Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Çin'e İlk Kez İhraç Edilecek!

İki yıldır devam eden görüşmeler anlaşmayla sonuçlanırken 9 firmaya bu ülkeye ihracat izni verildi. Çinliler Türk kirazı ile ağustos ayı başında tanışmış olacak. Hedef ise bu sezon 15-20 ton ihracat yapmak.

Türkiye yılda ortalama 400 bin tonluk üretimle dünyadaki kiraz üretiminin yaklaşık beşte birini karşılıyor. Bu üretimin 70 bin tonu başta Avrupa ve Rusya olmak üzere çeşitli ülkelere ihraç ediliyor.

Uzakdoğu pazarı ise henüz Türk kirazının yeteri kadar giremediği bir pazar. Çin, Japonya ve Tayland gibi ülkelerin özel şartları nedeniyle bu ülkelere şimdiye kadar hiç ihracat yapılamazken, Singapur, Hong Kong ve Malezya’ya ise ufak miktarlarla da olsa ürün gönderimi yapılabiliyor.
 

Yıllık 100 bin ton ithalat ile kiraz açısından en önemli pazarlardan birisi olan Çin’e ise artık ihracat kapısı açıldı. 2015 yılında yapılan G20 zirvesi sırasında iki ülke arasında başlayan görüşmeler aradan geçen dönemde heyetlerin çeşitli temaslarının ardından anlaşma ile sonuçlandı.

Çin hükümeti yaklaşık 10 gün önce, kayıtlı bahçesi, soğuk hava deposu ve paketleme tesisleri olan toplam 9 Türk firmasına kendilerine ihracat yapabilmesi için resmi yetki verdi.İhracat yapma yetkisi alan firmalardan Alanar Tarım Genel Müdürü Hamdi Taner, haberturk.com’a

yaptığı açıklamada, Çin’e ihracatın çok önemli bir gelişme olduğunu ve sektöre büyük bir kapı açabileceğine dikkat çekti. Çin’e kiraz ihracatının çok büyük bölümünü ABD ve Şili’nin yaptığını anlatan Taner, doğru bir strateji ile Türkiye’nin yaz dönemi ihracatında ABD’nin yerini alabileceğini belirtti.

Bu ülkeye ihracat yapabilmek için bazı şartların gerekli olduğunu ve şimdilik 9 firmaya yetkinin verildiğini anlatan Taner, şöyle konuştu:

Hedef ABD'nin Yerini Almak

“Öncelikle kirazların Türkiye’de 16 gün soğuk hava deposunda 1 derecenin altında kalması gerekiyor. Bu uygulamanın amacı meyvenin içinde meyve sineği veya larva varsa ölmesi. Türkiye’de böyle bir risk olmasa da Çin zorunlu tutuyor ve bu zararlıların riskini almak istemiyor. İhracat ancak bundan sonra gerçekleşecek.

Biz ilk ihracatı Ağustos ayı başında gerçekleştireceğimiz tahmin ediyoruz. Firma olarak bu sezonda 5-6 ton ihracat yapabileceğimizi düşünüyoruz. Diğer firmalarla birlikte toplamda 15-20 ton arası ihracat olabileceğini tahmin ediyorum.”

Çin pazarı için uzun yıllardır hazırlık yaptıklarını ve buna uygun deneme üretimleri gerçekleştirdiklerini anlatan Taner, “Türkiye’de en çok ihraç edilen kiraz cinsi Ziraat 900. Bunun yanında daha dayanıklı olan Regina ve Royal King çeşitleri de var. Hepsinden göndereceğiz.

İlk yıla bir deneme gibi bakıyoruz. Asıl olarak önümüzdeki seneden itibaren ağırlık vereceğiz. Türk firmaları olarak hedefimiz Çin pazarına her yıl yaz döneminde 40-50 bin ton kiraz ihraç eden ABD’nin hegamonyasını kırmak ve Çinlileri Türk kirazına alıştırmak” dedi.

 

Fındıkta Külleme Rekolteyi Düşürür Mü?

Türkiye’nin önemli ihracat ürünlerinden olan fındıkta yeni sezon öncesi merakla beklenen rekolte açıklaması öncesi külleme hastalığı baş göstermeye başladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in açıklaması beklenen fındık rekoltesi öncesi bazı kesimler tarafından açıklanan 700 bin ton rekolteye tepki üreticiler tepki gösteren Giresun Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Tirebolu Ziraat Odası Başkanı Erim Yaman, tekelcilerin fındığın fiyatını belirlemek için yeni sezon öncesi de çabaya girdiğini söyledi.

Resmi olarak açıklanmayan ve tahmini olarak ise piyasaya yansıtılmaya çalışan 700 bin ton rekoltenin doğruluk payının son bir haftada külleme hastalığı yüzünden gerçeği yansıtmayacak şekilde düştüğünü ifade eden Yaman, “Fındığın rekoltesini yüksek göstererek fiyatı aşağıya çekmeye çalışıyorlar. Resmi olmayan bir 700 bin ton rekolte söylentisi, son bir haftada yaşanan külleme dökülmeleriyle darbeye uğradı. Resmi olarak rekolte açıklamasını Sayın Bakanımız Faruk Çelik’in açıklanmasını bekliyoruz” dedi.

Sezon öncesi fındık fiyatının 9 lira seviyesinde seyrettiğini belirten Yaman, “Sayın Başbakan Yardımcımız Nurettin Canikli’de açıklamalarında, ‘Fındık fiyatı üreticinin istediği düzeyde olmazsa TMO’yu devreye sokacağız’ demişti. Üreticiler olarak bu sene fiyatın tekelcilerin elinde değil devletin kontrolünde olacağını düşünüyoruz. TMO’nun devreye girmesi geçtiğimiz sezon için bekleneni sağlayamadı ama bu sene için tek umudumuz TMO oldu. İhracatçı milletin fındığını ucuza almaya çalışıyor, biz devletimize güveniyoruz. Devletimizde bizi mağdur etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Şeftali Üretiminde Rekor!

Türkiye’nin en önemli şeftali üretim merkezlerinden Bursa’nın İnegöl İlçesi’nde, ismini, yetiştirildiği İsaören Mahallesinden alan, 6 gün raf ömrü olan tüylü ve tüysüz olarak özel olarak yetiştirilen şeftalide bu yıl üretim rekor kırıldı.

İsaören Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne ait soğuk hava deposunda muhafaza edilen şeftali hasat dönemini değerlendiren Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, İnegöl ürün deseni bakımından zengin bir ilçe. Diğer ilçelerde iki üç tür ürün yetiştirilirken, bizde çok çeşitli ürün üretimi yapılıyor. İsaören mahallemizde yıllardan bu yana şeftali üretimi yapılıyor. İnegölün bazı köylerinde de şeftali üretiliyor ama İsaören mahallemizde üretim daha fazla. İnegölde 15 bin ton şeftali üretiminin 6 bin tonunu İsaören karşılıyor. Şeftalinin kilosu 1 liraya satılıyor. Bizim beklentimiz 1.6- 1.7 TL arasındaydı. Bu fiyatlarla çiftçimiz para kazanamaz. Bursa Büyükşehir Belediyesine bağlı Tarım A.Ş.den isteğimiz olacak. Bursada siyah İncirin pazarlamasında daralma olduğu zaman nasıl ki el atıyorlarsa, aynı şekilde de bizde şeftali konusunda destek isteyeceğiz. Bursanın en çok Şeftali üretimi İnegölde yapılmaktadır. İnegöl şeftalisi Bursanın parlayan yıldızı dedi.

İsaören Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Erhan Ulu ise Bizler mahallemizde 50 yıldan bu yana şeftali üretimi yapıyoruz. Hasadımız başladı. Çok zor şartlarda ürün yetiştirmeye çalışıyoruz. Çocuklarımızla birlikte yağmurda çamurda ürün yetiştirmeye çalışıyoruz. Fakat bu sene şeftali fiyatları çok dibe vurdu. Bu sene şeftali fiyatlarında 1.6 veya 1.7 TL arasında bir beklentimiz vardı. Şu anda bir liraya şeftali satışı yapıyoruz. Geçen yıl kilosunu 50 kuruşa aroma fabrikalarına satış yapıyorduk, bu yıl aroma fiyatları da 30 kuruşa düştü. Bazı üreticilerimiz ürünlerini toplamıyor bile. Bizim tek geçim kaynağımız şeftali. Bu gün ürettiğimiz şeftaliyi 1 liraya satıyoruz ama pazarda bu fiyat 2 ila 2.5 lira arasında değişiyor. Aradaki sorunların kalkması gerekiyor diye konuştu.

İsaörende üretilen şeftalinin raf ömrünün uzun olduğuna dikkat çeken Ulu, Ürettiğimiz şeftalinin en büyük özelliği de, diğer bölgelerde üretilen şeftalilere göre raf ömrü uzun. Allahın bir nimeti bu. Normalde bir şeftalinin raf ömrü 2 veya 3 gündür ama bizim ürettiğimiz şeftalinin raf ömrü 6 gündür ifadelerini kullandı.
 

2017 Buğday Fiyatları Açıklandı!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik Konya Sarayönü'nde 2017 yılı buğday alım fiyatını açıkladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "2017 yılı için Anadolu ekmeklik kırmızı sert buğdayın alım fiyatı, ton başına 940 lira olarak belirlenmiştir. Açıklanan fiyatlara, kaliteye göre yüzde 5'e kadar da ilave artış uygulanacaktır." dedi.

Çelik, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce, Gözlü Tarım İşletmesinde düzenlenen 67. Geleneksel Hasat Bayramı'nda yaptığı konuşmada, geçen yıla göre bereketli bir yıl yaşandığını söyledi.

Hububat üretimi için iki güzel gelişmenin yaşandığına işaret eden Çelik, üretimin ve kalitenin arttığını dile getirdi.

Çelik, geçen yıla göre hububatta yüzde 4,5'lik artışla toplamda 37 milyon ton hububat üretimi beklediklerini belirterek, "Bu yıl kalitede yüzde 10'luk bir artış olduğunu belirtmek istiyorum. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) mayısta başlayan hasat dönemiyle beraber 6 Haziran'dan itibaren üreticilere depolama ve finansman sağlamak amacıyla emanet ürün alımlarına başladı." diye konuştu. 

TMO'nun bugüne kadar 400 bin ton emanet ürün alımı gerçekleştirdiğini dile getiren Çelik, çiftçilerin teslim etmek üzere randevu aldığı miktarın ise 1,2 milyon ton civarında olduğunu belirtti.

Çelik, hasat başlangıcından bugüne kadar piyasaları yakından takip ettiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Hasadın yoğunluğuna ve yüksek rekolteye bağlı olarak piyasa fiyatlarının gevşemesi sonucu bugün itibarıyla TMO'nun müdahale fiyatını açıklaması ihtiyaç. Bunu gidermek için açıklamayı yapma zarureti doğmuştur. Bazı bölgelerde ekmeklik buğday 980 liranın üzerinde işlem görmektedir. Bazı bölgelerde de 850 ila 900 lira arasında işlem görmeye başladığını müşahade etmiş bulunuyoruz. Bunu dikkate alarak Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğdayın fiyatı tabii ki bir taban fiyat. Bu taban fiyat üzerinde değer bulacak, buna inanıyoruz. 2017 yılı için Anadolu ekmeklik kırmızı sert buğdayın alım fiyatı, ton başına 940 lira olarak belirlenmiştir. Açıklanan fiyatlara, kaliteye göre yüzde 5'e kadar da ilave artış uygulanacaktır. Bu durumda üreticimiz kalitesine göre buğdaylarını 990 liraya kadar TMO'ya satabileceklerdir."

Saymakla Bitmeyen Faydaları Var

Yaz meyvesi olan karpuz fiyatının da düşmesiyle birlikte sofralarımızı süslemeyi sürdürüyor. Kimi zaman sokak arasında çığırtkan manavdan, kimi zaman da büyük marketlerin süslü raflarından aldığımız karpuz saymakla bitmeyen şifayı da içerisinde barındırıyor.

Hemen hemen birçok kişinin hayır diyemediği karpuz, antioksidan özellikleri sayesinde kanseri önlemeye yardımcı oluyor. Karpuz, saç ve deri hastalıkları gibi birçok sağlık problemine karşı doğal bir koruma sağlayarak, yüzde 92’lіk su oranıyla ferahlatıcı bir etkiyi de bizlere sunuyor.

Uzmanlar tarafından yapılan analizlere göre karpuz; protein, magnezyum, vitamin B ve iyi yağ içermektedir. Bunun yanı sıra karpuz, vücut sisteminde gerekli olan zengin lif ve mineral kaynakları bakımından da zengindir. Karpuzun tohumları gıda ürünlerinde kullanıldığında, önemli tıbbi, sağlık ve ekonomik faydalar sağlamaktadır.

                                   Karpuzun faydaları nelerdir?

• Su içerdiği için günlük tüketmemiz gereken sıvı ihtiyacını karşılar.

• Kırmızı meyvelerde antosiyanin ve likopen yüksektir ve bunlar kalp hastalıkları, kalp krizi ve bazı kanser türlerine (özellikle prostat) karşı koruyucudur.

• Lif içerdiği için bağırsakları çalıştırır.

• C vitamini ve folik asit yüksektir. C vitamini hastalıklara karşı koruyucu en iyi antioksidan vitaminlerden biridir.

• Kırmızı meyveler inflamasyonu azaltır ve antioksidan özelliklere sahip bazı flavonoidler içerir. Karpuzun bu nedenle hastalıklara karşı koruyucu ve bağışıklığı güçlendirici etkisi vardır.

Göllerimiz Yavru Balıklarla Buluşacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, balıklandırma çalışmaları kapsamında 5 milyon yavru sazan balığını göl ve göletlere bırakmaya başladıklarını belirterek, “Bakanlık olarak, su ürünleri kaynaklarımızın ve su ürünlerinin sürdürülebilir kullanılması ve gelecek nesillere miras olarak bırakılmasının sağlanabilmesi, deniz ve iç sularımızdaki su ürünleri stoklarının takviyesi amacıyla “Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi”ni yürütüyoruz" dedi.

5 milyon adet yavru sazan balığının belli başlı göllere bırakılacağını belirten Bakan Çelik, "Proje kapsamında, Bakanlığımıza bağlı Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü Kepez Üretim Tesisleri’nde üretimi devam eden 5 milyon adet yavru sazan balığının Eğirdir, Beyşehir, İznik ve Uluabat gölleri başta olmak üzere 59 ilde yer alan 591 göl ve gölete bırakılmasına başlandı. Geçen hafta başlayan balıklandırma çalışması Ekim ayında tamamlanacak" ifadelerini kullandı.

Anadolu’muzun ekonomik ve tabii türleri arasında yer alan ve vatandaşlar için için kaliteli bir protein ve balıkçılar için önemli bir gelir kaynağı olacağını söyleyen Bakan Çelik şunları söyledi:

"Sazan balığıyla beraber her yıl ortalama toplam 5 milyon adet kalkan, mersin ve karadeniz alabalığı yavruları göl ve göletlere bırakılıyor. Bu yıl yapılacak balıklandırma çalışmalarıyla birlikte 2002 yılından bu yana toplam 80 milyon adet yavru balık, göl ve göletlere bırakılmış olacak. Balıkçılığımızın sürdürülebilir olması kurallara bağlı avcılık ile mümkün. Tüm balık türleri stoklarının gelecek nesillere aktarılabilmesi için av aracı, balık boyu, av zamanı ve yer yasaklarına uyulması ve en az bir kez üremelerine imkân tanınması, sürdürülebilir balıkçılık yönetimi açısından büyük önem arz ediyor.Gelecek yıllarda da yeni balık türlerini iç sulara bırakarak, vatandaşlarımızın sağlıklı ve kaliteli proteine ulaşmasına yönelik çalışmalar sürdürülecektir.”
 

Malatya Kayısısına Avrupa Vizesi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Malatya kayısısının AB tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildiğini belirterek, “AB’de coğrafi işaret olarak tescil edilen bin 401 adet gıda ve tarım ürünün 3’ü Türkiye’den. Bunlar Antep baklavası, Aydın inciri ve Malatya kayısısı. Artık sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da incir dediğiniz zaman Aydın, baklava dediğiniz zaman Gaziantep, kayısı dediğiniz zaman Malatya akla gelecek” dedi.

Malatya kayısısının Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaret olarak tesciline ilişkin sertifika töreni Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Küçük Ev Toplantı Salonu bahçesinde gerçekleşti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, AB ile ilgili yolculuğun 1963 Ankara Anlaşması'yla başladığını anlatarak, “Avrupa Parlamentosu çok farklı tavsiye kararları alsa da komisyonun o süreçte bile Türkiye’de faaliyetleri sürdürmesi takdire şayandır. İnişli çıkışlı bir seyir izleyen Türkiye AB ilişkilerinde pozitif bir gündemle sizleri Bakanlığımda ağırlamaktan gerçekten büyük memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

“Geçen yıl 314 milyon dolar civarında yaş ve kuru kayısı ihracatı gerçekleştirdik”

Besin değeri oldukça yüksek ve vitaminler bakımından zengin olan kayısının dünyada yaklaşık 510 bin hektarlık bir alanda üretiminin gerçekleştiğini ve toplam üretim miktarının ise 3.4 milyon ton civarında olduğunu bildiren Çelik, “Ülkemizde ise 123 bin hektarlık alanda yaklaşık 730 bin ton yaş kayısı üretimi gerçekleştiriliyor. Türkiye dünyada birinci sıra konumundadır. Geçen yıl 314 milyon dolar civarında yaş ve kuru kayısı ihracatı gerçekleştirdik. Bunun yüzde 50’si AB ülkelerine gerçekleştirildi. Bu nedenle AB’nin coğrafi işaret tescili bizim için son derece önemli” şeklinde konuştu.

“Malatya kayısısı AB tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildi”

Özellikleri veya üretim yöntemi bakımından belirli bir yöre ile özdeşleşmiş ürünün benzer diğer ürünlerden farklarını kayıt altına alarak korumak için yapılan tescil işlemine coğrafi işaret denildiğini söyleyen Bakan Çelik, şunları kaydetti:
 

“Coğrafi işaret demek tarım ürünlerinde markalaşma demektir. Markalaşma derken bir kişinin ya da firmanın tekelinde değil coğrafi işaret o yöredeki tüm üreticileri altına alan bir şemsiye misali kırsal kalkınma için çok önemlidir. Ülkemizdeki ürünlerin coğrafi işaret tescili işlemi Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yapılmaktadır. Bu çerçevede ülkemizde hali hazırda 209 ürünün ulusal olarak coğrafi işaret tescili alınmış, 319 ürün için ise başvuru süreci devam etmektedir. Malatya kayısısının coğrafi işaret tescili 2001 yılında gerçekleştirilmişti. Bugün bu tescili AB sathına yaygınlaştırıyoruz. 2014 yılında Malatya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yapılan müracaat bugün itibariyle tamamlandı ve Malatya kayısısı AB tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildi. Hayırlı uğurlu olsun. AB’de coğrafi işaret olarak tescil edilen bin 401 adet gıda ve tarım ürünün 3’ü Türkiye’den. Bunlar Antep baklavası, Aydın inciri ve Malatya kayısısı. Artık sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da incir dediğiniz zaman Aydın, baklava dediğiniz zaman Gaziantep, kayısı dediğiniz zaman Malatya akla gelecek. Avrupa’nın en büyük tarımsal gücü olan Türkiye’nin iklimi, ürün çeşitliliği, bolluğu sunduğu lezzetler dikkate alınınca 3 sayısı elbette yetersizdir. Hali hazırda Türkiye’de 9 ürün için daha AB’deki coğrafi işaret tescili devam ediyor. Bunlar Afyon ve Kayseri pastırması, Afyon ve Kayseri sucuğu, Kayseri mantısı, İnegöl köftesi, Bayramiç beyazı, Aydın kestanesi ve Taşköprü sarımsağı. Dünyada coğrafi işaretli ürünlerin piyasası da git gide artıyor 200 milyar doları aşmış bulunmaktadır. Bu alandaki çalışmalarımızı Bakanlık olarak yoğunlaştıracağımızı ifade etmek istiyorum.”

Törene Bakan Çelik’in yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, AB Tarım ve Kırsal Kalkınma Komiseri Phil Hogan, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan, Malatya Valisi Ali Kaban, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç, AB ülkelerinin büyükelçileri, AB Türkiye Delegasyonu ve bakanlık yetkilileri katıldı.

Konuşmaların ardından AB Tarım ve Kırsal Kalkınma Komiseri Phil Hogan, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç ve Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan’a tescil belgesini takdim etti.

Daha sonra Bakan Çelik ve beraberindekiler kayısıların tadına baktı. 

 

Et Fiyatlarını 5-6 Firma Yükseltiyor

Et fiyatlarında oynama yaparak haksız kazanç sağlayan firmaları tespit ettiklerini belirten Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Haksız kazançla 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlarla mücadelemiz var. Onlar zannediyorlar ki biz izlenmiyoruz. Biz biliyoruz, bunlar açık söylüyorum 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Bunun bedelini 80 milyona ödetmeye çalışanlar bunun bedelini ödeyecekler” dedi.

Proteinin herkesin alması gereken bir ihtiyaç olduğunu kaydeden Çelik şunları söyledi: “Siz, 22 liraya bir karkas etin maliyeti var ise nasıl 45’e satıyorsunuz. Bana izah eder misiniz, biri gelsin söylesin. Nasıl kıymayı 40 liraya, kuşbaşını 45 liraya satıyorsunuz? Böyle insafsızlık, vicdansızlık, kâr anlayışı olur mu. Anlayan anlar, anlamayan bildiği yoldan devam edecek. Ona da anlatmamızı bileceğimizi buradan ifade ediyorum.”

Oran'da Çiğ Süt Satış Noktası Hizmete Girdi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz.
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz." dedi.

Çelik, Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı kuruluşlardan Soğuk Hava Deposu İşletmeciliğinin (BELSO) Oran'daki "Süt Satış Noktası"nın tanıtımına katıldı.

Bakan Çelik, burada yaptığı konuşmada, çiğ sütün tüketiciye sağlıklı yoldan ulaşmasını amaçladıklarını ve kontrollü satışına yönelik bir düzenleme yaptıklarını hatırlatarak, bunun o dönem çeşitli eleştirilere konu olduğunu ifade etti. Çelik, Bakanlık olarak bir taraftan gıda arzını yeterince sağlama zorunlulukları, diğer taraftan da gıdaya sağlıklı erişimi düzenlemek durumunda bulunduklarını söyledi.

Çelik, tanıtımı yapılan süt satış noktasında "Sütmatik" cihazının bulunduğunu belirterek, sütün hangi işletmeden, hangi saatte geldiğinin bu makineler üzerinde yarından itibaren görülebileceğini ifade etti.

Bu cihaz üzerinde ürünün adı, üreticinin adı soyadı veya ticari unvanı, adresi, hayvancılık işletme numarası, sütün sağım tarihi ve son kullanma tarihine ilişkin bilgilerin yer alacağına işaret eden Çelik, cihaz üzerinde ayrıca "Kullanmadan önce kaynatın" ve "0-4 santigrat derecede buzdolabında muhafaza ediniz" uyarılarının bulunacağını bildirdi.

Çelik, Türkiye'nin 19 milyon ton süt üretimi olduğuna ancak bunun sadece 1,5 milyon tonunun ari işletmelerden elde edilebildiğine dikkati çekerek, "Sütmatik"te hastalıklardan arındırılmış çiftliklerden elde edilen sütün satıldığını söyledi.

Amaçlarının bu yolla ari işletmeleri teşvik etmek olduğunu vurgulayan Çelik, sütün kalitesinin artması için ari işletmelerin artması gerektiğini dile getirdi. Çelik, üreticilerin çiğ sütü piyasada 1,30 liradan sattığını belirterek, 2 liralık satış fiyatının üretici için de iyi olduğunu ve söz konusu işletmelerin artmasını teşvik edeceğini ifade etti.

Çelik, hayvancılığın geleceğinin de sütle ilgili olduğunu, hayvansal ürünlerin güvenli üretilip tüketilmesi için el birliği yapacaklarını söyledi.



Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, bir soruya yanıt verirken Kurban Bayramı'nda dişi hayvanların kesinlikle kesilmeyeceğini söyledi. Çelik, şöyle konuştu: 

"Ama laktasyon dönemini tamamlamak üzere olan hayvanlarla ilgili veterinerlerimiz kontrollerini yapacaklar. Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz. Herkes tedbirini bugünden alsın. Şu anda stoklarımızda 1 milyon 200 bin kurbanlığa hazır büyükbaş hayvan, 4 milyon civarında da küçükbaş hayvan var. Kurban ile ilgili herhangi bir sorun, sıkıntı yok ama maalesef ramazan ayına girerken spekülatif oyuncular hemen devreye giriyorlar. Et fiyatlarıyla oynamaya kalktılar. Şimdi kilogramı 25-26 liraya karkas et satışı oluyor da neden 28-29 liraya kadar fiyatları çıkardınız? Bunlar tespit ediliyor. Biz ESK olarak regülasyona başlayalı daha 1 yıl oldu. Biz üreticinin karını kesinlikle güvence altına alıyoruz. Bunu herkes bilsin. Üretici ile ilgili bir sorun kesinlikle yok. Haksız kazanç sağlayanlar ve piyasada 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlar var. Onları biz izliyoruz ve bunlar 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz."

Çiğ sütün litresi 2,5 lira

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de hastalıktan ari i·şletmelerden elde edilen çiğ sütü Ankara'nın değişik noktalarında halka ulaştırmak için adım atıldığını, buradan alınan sütün 24 saat boyunca satışa hazır olduğunu ifade etti.

Gökçek, üreticiden litresini 2 liraya aldıkları sütü, tüketiciye 2,5 liradan sattıklarını belirterek, üreticiye daha çok gelir sağladıklarını, aracıyı ortadan kaldırdıklarını söyledi. Gökçek, şu an Ankara'da 13 noktada çiğ süt satışı yaptıklarını, bu rakamı artıracaklarını bildirdi.

Konuşmaların ardından Bakan Çelik ve Gökçek, Sütmatik'ten çiğ süt aldı.

Cihazdan çiğ süt alan tüketici Ayşe Baş da dışarıdan temin edilen sütlerde katkı maddesi olduğunu düşündüğünü, buradan aldıkları sütün güvenilir olduğunu bildiklerini ifade etti.

Çiğ sütü yoğurt yapmak için aldığını belirten Baş, sütün tadının çok güzel, fiyatının da iyi olduğunu kaydetti.

NBŞ’de Kota Sıkıntısı Üretimi Olumsuz Etkiliyor

Şeker ve nişasta bazlı şeker sanayi kuruluşları, kota artışının halen belirlenmemiş olması nedeniyle üretimlerini yavaşlattıkları, bu durumun şekerli ve gazlı içecek üreticilerine de yansımaya başladığı uyarısını yaparak, kota artışının bir an önce belirlenmesi çağrısı yaptılar.

Türkiye’de şeker üretiminde uygulanan kotalardaki belirsizliğin başta nişasta bazlı şeker sanayi olmak üzere gıda ve içeçek sanayinde üretimi yavaşlattığını dile getiren sektör temsilcileri, ortaya çıkacak üretim açığının, başta şekerli mamul ve içecek sanayi olmak üzere gıda sektörünün üretiminde sıkıntıya yol açacağı uyarısında bulundular.

Şekerli Mamul Sanayicileri Derneği (ŞEMAD), Susam, Tahin, Helva ve Reçel İmalatçıları Derneği (SUTHER) ile Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD) Türkiye’nin şeker üretiminde uygulanan kotalardaki belirsizlik ile ilgili ortak bir basın açıklamasında bulundu. Sektör temsilcileri, Şeker Kanunu ile üretimleri kotayla sınırlandırılan şeker ve nişasta bazlı şeker sanayi kuruluşları, kota artışının halen belirlenmemiş olması nedeniyle üretimlerini yavaşlatırken, bu durumun üretimlerinde bu ürünleri kullanan gıda ve içecek sanayicilerini de sıkıntıya soktuğunu kaydetti.

Şeker Kanunu ile tanınan ve her yıl artırılan kota kapsamında üretimlerini yapan sanayiciler, 2017 pazarlama yılına ilişkin kota artışının netleşmemesi nedeniyle üretimlerini yavaşlatırken, bu durum şekerli mamul ve gazlı içecek üreticisi sanayi kuruluşlarına da yansımaya başladı. NBŞ sanayinin üretiminde yaşanacak olası bir daralmanın, önümüzdeki dönemde başta şekerli mamul sektörü olmak üzere gıda ve içecek sanayinin ham madde maliyetlerinin yükselmesine ve üretimde aksamalara yol açacağı uyarısında bulunan sektör temsilcileri, kota artışının bir an önce belirlenerek, açıklanması çağrısı yaptılar.

AB Eylül 2017’de kota uygulamasını kaldıracak

AB’nin Eylül 2017 itibariyle şeker üretiminde kota uygulamasını tamamen kaldıracağına dikkat çeken sektör temsilcileri, bu durumda glikoza ve şekere kota uygulanan tek ülkenin Türkiye olacağına işaret ederek, şeker sektörünün ayakta kalması için nihai çözümün, artık ömrünü dolduran kotaların kalkması ve serbest piyasa düzenine geçilmesi olduğunu kaydettiler. Gıda sanayinin öncü ve itici gücü şekerli mamul sektörü ve gazlı içecek sektörü, Türkiye’nin toplam gıda ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. Sektör temsilcileri son olarak, her iki sektöre uygun maliyetli ham madde tedarik eden nişasta bazlı şeker sanayi üretimindeki daralmanın, söz konusu sektörlerde üretim düşüşü ile birlikte, ihracatı da sekteye uğratma tehlikesinin bulunuduğunu belirtti.

Siyah Pirinçte ve Etçi Damızlık Tavukta Büyük Başarı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “yerli tavuk Anadolu T” ile dünyadaki 4’üncü etçil hatın artık Türkiye olduğunu belirterek, “Bu proje için 20 milyon TL harcama yapıldı. Bu gelişme dışa bağımlılığı azaltacak ve orta vadede de dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak” dedi. Bakan Çelik, besin değeri daha yüksek olan siyah pirinçte de çalışmaların tamamlandığını ve önümüzdeki yıldan itibaren üretimine başlanacağını açıkladı.

Türkiye’de ilk kez geliştirilen “etçi damızlık tavuk” ve “siyah pirinç” ile ilgili tanıtım toplantısı düzenlendi. Basın mensuplarıyla bir araya gelen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Tavuk eti sektörünün dünyadaki ekonomik büyüklüğü 200 milyar dolardır. Dünyada kanatlı et üretiminin yüzde 90’ını tavuk eti oluşturmaktadır. Türkiye 2 milyon yılda tavuk eti üretmektedir. Dünyada ABD, Brezilya ve Çin ise tavuk eti üretiminde ilk 3 sırayı paylaşırken, Türkiye 9’uncu sıradadır. İhracata ise 11’inci sıradayız ve 2016 yılında 337 bin ton tavuk eti ihraç etmiş bulunmaktayız. Dünyadaki et tüketiminin yüzde 37’sini kanatlı et oluşturuyor ve Türkiye’deki kişi başı tavuk eti tüketimi yıllık 22 kilogram civarında ve dünyadaki tüketimde de 7’inci sıradayız” dedi.

Yerli tavuk Anadolu T

Kanatlı sektörünün en hassas konusunun damızlık materyali geliştirilmesi ve temini olduğunu dile getiren Bakan Çelik, dünyada kendi etçi damızlık hayvanını geliştirmiş ülke sayısının sadece 3 olduğunu belirterek, “Bu ülkeler Almanya, Amerika ve Fransa’dır. Dünya tavuk eti üretiminin yüzde 90’ını bu ülkelerden karşılamaktadır. Bu ülkelerdeki firmalardan hatlar alınarak tavuk üretimi gerçekleşmektedir. Şuan dünyada dördüncü bir hat şuan yok. Biz de sektörde söz sahibi olmak adına yürüttüğümüz bu çalışmaların sonucunu bugün almış bulunuyoruz ve dünyadaki 4’üncü etçil hat bugün itibariyle Türkiye olmuştur. Kendi Ar-Ge’mizden kendi damızlık tavuğumuzu geliştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu proje için 20 milyon TL harcama yapıldı. Bu gelişme dışa bağımlılığı azaltacak ve orta vadede de dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak. Geliştirilen etçi tavuklarımızda 42 günde elde edilen canlı ağırlık 2 kilo 850 gram ile 2 kilo 920 gram arasındadır. Günde 1.6 kilogram yem ile 1 kilo et aldığı da düşünülerek şuanda piyasadaki eş değer tavuklarla yarışabilir haldedir. Geliştirilen etçi tavuk özel sektörle de paylaşıldı ve talepler alınmaya başlandı. 2017 Aralık ayından itibaren özel sektöre etlik ebeveynler verilmeye başlanacaktır. Ayda takriben 16 bin, yılda ise 200 bin ebeveyn verilmesini öngörüyoruz. İlk etapta sektördeki yüzde 10’luk paya ulaşmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda 200 bin tonu karşılayacak başlangıçla piyasaya girmiş oluyoruz. Artık bu konuda ithalata son veren ve kendi kendine etçi tavuğunu üretebilen bir ülke haline gelmiş bulunuyoruz. Maliyeti açısından ithal edilen civcivlerin fiyatı 4 euro iken, bizim piyasaya süreceğimizin fiyatı 4 TL’dir, yani 4’te bir fiyatına temin edilebilecektir. Yılda 15 milyon damızlık civciv veya yumurta ithal ettiğimiz göz önüne alınırsa bu kapsamda büyük bir açık kapanmış olacak. Bu ürünü elde etmemizden dolayı büyük mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Siyah pirinç artık Türk sofralarında da yer alacak

Dünyada 480 milyon ton pirinç üretildiğini ve bunun 40 milyon tonunun ticarete konu olduğunu dile getiren Bakan Çelik, “Ülkemizde 2016 yılında 920 bin ton pirinç üretimi gerçekleştirilmiştir ve dünyada ilk 3 ülke arasında yer almaktayız. 30 yıl önce çeltik üretimindeki tohumu yurt dışından ithal ederken, bugün yüzde 80’i yerli kaynaklardan karşılanmaktadır. Besin değeri daha yüksek olan ve diyetlerde de tavsiye edilen siyah pirinç çalışmalarını tamamlamış bulunuyoruz ve önümüzdeki yıldan itibaren üretimine başlayacağız. Siyah pirinç protein değeri, çinko, demir, kalsiyum, fosfor ve B vitamini açısından zengin bir ürün. Ayrıca karbonhidrat ve enerji oranı düşük olduğundan şeker hastaları açısından önemli bir besin. Siyah pirinci hem üretime hem de piyasaya sunacağız. 2017 sonuna kadar yeni bir siyah pirinç tescili sunulması için çalışmalarımız da devam ediyor. Bu durum üreticilerimiz açısından da çok önemli. Yanık çeltik çiftçilerimizin büyük bir sorunuydu. Bu pirinç, bu gibi hastalıklara karşı da daha dirençli” diye konuştu.

Toplantının ardından basın mensuplarına siyah pirinçten pilav ikram edildi.

Düve Kesimi Yasaklandı!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kurban pazarlarına dişi hayvan götürülmesine de dişi hayvanların kesilmesine de izin verilmeyeceğini söyledi.

Çelik, "Damızlık düveyi kesiyorsanız bu ülke ekonomisi için günahtır dişi düve kesimi, kurban pazarına sokmayacağız." dedi. 

TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Yaşar Taşkın Koç'un konuğu olan Çelik, et ve tahıl ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesini de değerlendirdi.

Çelik sözlerini şöyle sürdürdü; 

"Gerek et ile ilgili gerek hububat ile ilgili aldığımız kararlarda üreticimizi mağdur edecek bir durum kesinlikle söz konusu değil. Kesinlikle üreticimizin maliyet ve karını düşünmeden bir ithalat politikası olmayacaktır."

Faruk Çelik, yerli üreticiye de seslendi.

Gönül rahatlığı ile üretime devam edilmesini isteyen Çelik,  "Aman ha ağıllarınızı ahırlarınızı doldurun. Bakanlık olarak hükümet olarak yanınızdayız" dedi. 

Patates Fiyatları Düşüyor

Patateste fiyatların hızla düşmesiyle zor durumda kalan üreticiler, “Ya toprakta çürüme riskini göze alacağız, ya da zararına satacağız” diyor.

Patateste hasat mevsimi sıkıntılarla başladı. Ürünün başlıca üretim üslerinden biri olan İzmir-Ödemiş’te üreticiler 20 kuruşa kadar düşen fiyatlardan yakınırken, zor günler geçiren patates piyasası TBMM gündemine kadar taşındı.

Baharda yaşanan yağışlar nedeniyle ekimlerin geciktiği patateste hasat sezonu kg başına 70-80 kuruştan açılmıştı. Ancak ilerleyen günlerde 20 kuruşa kadar düşen fiyatlar üreticiyi zor duruma sokuyor.

En az 60 kuruş olmalı

Aniden düşüşe geçen fiyatların maliyetleri karşılayamadıklarını söyleyen Ödemişli üreticiler, zararına satış yapmak ile ürünün çürümesi ikilemiyle karşı karşıya. Üreticiler kâr edip yeniden ekim yapabilmek için fiyatların en az 60 kuruş civarında olması gerektiğini söylüyor.

Üretici söküm yapamıyor

Şubat başına kadar yağışların etkisiyle tarlaların suyla dolduğunu ve bu nedenle ekim yapamadıklarını söyleyen üreticilerden Mutlu Cengiz, “Yağışların Haziran başına kadar devam etmesiyle Mayıs ayında yapılması gereken söküm de gecikti. Şimdi ise havalar aniden ısındı. Söküm yapamıyoruz” diye konuştu.

Ev Sahibi Ülke Anlaşması İmzalandı

Bakan Faruk Çelik, Birleşmiş Milletleri (BM) Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 40. Genel Konferansı dolayısıyla FAO'nun genel merkezinin bulunduğu Roma'ya gitti. Çelik, IFAD Başkanı Gilbert Houngbo ile IFAD Genel Merkezi'nde bir araya geldi. Türkiye-IFAD ilişkilerinin ele alındığı görüşmede, Çelik ve Houngbo, ilerleyen dönemde Ankara'da bir IFAD ofisinin açılması konusunda mutabakata vardı. Bakan Çelik ve Houngbo, Türkiye-IFAD Ev Sahibi Ülke Anlaşması'nı da imzaladı.

IFAD Türkiye Ofisi Açılacak

Faruk Çelik, "Yakın gelecekte IFAD'ın Türkiye ofisi açılmış olacak. Böylece projeleri, programları, imkanları, uluslararası kuruluşlarla birlikte daha sağlıklı şekilde değerlendirme, özellikle kırsal kalkınma projeleriyle ilgili Türkiye'nin deneyimlerini hem uluslararası kuruluşlara hem de ilgili ülkelere aktarma konusunda IFAD ofisinin Türkiye'de olması son derece önemli” diye konuştu.
 

“Türkiye, sorunlar yumağı dediğimiz, sorunların yoğun yaşandığı bir coğrafyada bulunuyor” diyen Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye uluslararası kuruluşların da ötesinde bu yardımları gerçekleştiriyor. TİKA vasıtasıyla yardımlar konusunda dünyada ikinci sıradayız ve 6 milyar dolarlık bir yardım gerçekleştiriyoruz. 3 milyon Suriyeliyi bünyesinde barındırıyor ve bugüne kadar 30 milyar dolarlık bir harcama gerçekleştirmiş. İşte böyle kritik bir coğrafyada olan, Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya'nın ortasında bulunan Türkiye'de, IFAD'ın bir bölgesel merkezinin kurulmasının doğru olacağı anlayışıyla bir çalışmayı da birlikte yürüteceğimiz konusunda mutabık kaldık. Öncelikle IFAD ofisi kurulacak. Arkasından da bunun bölgesele dönüşmesi konusunda çalışmamızı sürdüreceğiz."

Türkiye'den FAO'ya20 Milyon Dolarlık Katkı

Çelik, "FAO ile birlikte yaptığımız Türkiye-FAO ortak programları var. Bu programların birincisi tamamlanmıştı. 7 ülke, 28 proje gerçekleştirdik. O dönem birinci program çerçevesinde FAO'ya 10 milyon dolarlık bir katkı payı olmuştu. Şimdi ise ikinci programın tanıtımını FAO bünyesinde gerçekleştiriyoruz. Bu dönemde de Türkiye'nin FAO'ya 20 milyon dolarlık bir katkısı söz konusu olacak ve bu programın tanıtımını yapmış olacağız” diye konuştu.

"Hiçbir Üreticimizin Endişe Etmesine Gerek Yoktur"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kesimlik hayvan ve karkas et ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesi konusunda yaptığı açıklamada, "Hiçbir üreticimizin, yetiştiricimizin endişe etmesine gerek yoktur” dedi.

Yurt dışından kesimlik hayvan ve karkas et ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girdiğini belirten Bakan Çelik şunları söyledi:

"Bu karar sonrasında, üreticilerimizi, yetiştiricilerimizi endişeye sevk edici bazı spekülatif değerlendirmelerin yapıldığı görülmektedir. Hiçbir üreticimizin, yetiştiricimizin endişe etmesine gerek yoktur. Zira kesimlik hayvan ve karkas et ithalatı, son Bakanlar Kurulu kararı öncesinde olduğu gibi Bakanlığımızın yetkisi ve kontrolü çerçevesinde yürütülecektir.
 
Banklar kurulu kararının yerli üreticiye olumsuz bir etkisinin olmayacağını ifade eden Çelik, "Yerli üretimin daralmasına sebep olacak ithalat uygulamalarına kesinlikle izin verilmeyecektir. İthalat kaynaklı fiyat oluşumlarında, yurtiçi üretim maliyetleri dikkate alınacak ve üretici mağduriyetlerine asla müsaade edilmeyecektir. Üreticilerimiz, yetiştiricilerimiz rahat olsunlar; üretmeye, ağıllarını, ahırlarını doldurmaya devam etsinler. Üreticilerimizi korumaya da, spekülatörlerle mücadele etmeye de aralıksız devam edeceğiz. Nihai hedefimiz, ülkemizin, coğrafyamızın hayvan varlığını artırarak, kendi kendine yeten bir ülke haline gelmesidir” ifadelerini kullandı.
 
 

Zeytin İçin Önemli Atılım

Zeytin varlıklarında artışın sağlanmasıyla Zeytin Koleksiyon ve Gen Bankası’nı İzmir'de hizmete sokuluyor. Merkezde, tescilli 1.200 çeşit zeytinin gen kaynakları toplanarak korunacak.

İspanya ve Fas'tan sonra Türkiye'yi dünyanın en büyük zeytin ülkesi yapacak bir projeyi hayata geçiriyor. Hazırlıkları süren "Zeytin Koleksiyonu" ve "Zeytin Gen Bankası" bu yıl içinde hizmete girecek. Zeytin çeşitliliğini geliştirecek olan projeyle dünya zeytin gen kaynaklarının Doğu Akdeniz havzasında koruma altına alınması amaçlanıyor. 

3.8 Milyar Dolarlık Katkı  

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, zeytin sektöründe uluslar arası işbirliğinin teşvik edilmesi, zeytin ve zeytinyağı tüketiminin arttırılması ve ticaretinde belli bir standardizasyonun sağlanması amacıyla dünyanın 3’üncü büyük Zeytin Koleksiyon ve Gen Bankası’nı bu yıl İzmir’de hizmete sokacak. Dünyanın bütün zeytin çeşitlerinin bir arada bulunacağı, gen bankası niteliği taşıyacak olan merkezde, tescilli bin 200 çeşit zeytinin gen kaynakları toplanarak korunacak. Toplanan veriler dünya mirası olarak gelecek kuşaklara bırakılırken, 2023 yılında zeytin ve zeytinyağı ihracatının ekonomiye 3.8 milyar dolar katkı sağlaması hedefleniyor.

Yeni araştırmacılar yetişecek

Kurulacak merkez, hem dünya zeytinciliğine hem de Türkiye ekonomisine destek sağlayacak. Zeytin koleksiyonunun kurulmasının diğer bir amacı ise,  bilim dünyasına kaynak oluşturmak. Modern yetiştirme teknikleri, modelleri ve farklı adaptasyon koşullarında araştırma yapılırken; yurt dışı ile yapılacak işbirlikleri sayesinde uzman kişiler bir araya getirilecek ve yeni araştırmacıların yetişmesi sağlanacak.

 171 Milyona Yükseldi 

AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye’nin zeytin ağacı varlığı 100 milyon iken, başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumların verdiği destekle bu rakam 2005'te 113, bu yıl ise 170 milyona yükseldi. Bu veri ısrarla bazıları tarafından görmezden geliniyor. 

Yoğurtta Proteinin Artırılması Gündemde

Üreticiler, normal yoğurttaki protein oranının artırılmasını gündeme taşımaya hazırlanıyor.  Talep kabul görürse, üretilecek tüm yoğurtlar daha kıvamlı olacak ve yoğurt tüketiminden sağlanacak protein miktarı artacak.

 

Yoğurttaki proteinin artırılması talebi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın görüşe açtığı fermente süt ürünleri tebliği taslağı sonrasında başladı. Taslağı değerlendiren Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Tarık Tezel, genel olarak düzenlemeleri olumlu bulduklarını söyledi. Taslakta yoğurdun üretim standartlarının açık ve net bir şekilde yer almasını önemli bulduklarını ifade eden Tezel şöyle devam etti:

Sulu yoğurt bitecek

“Süzme yoğurdun tanımının ve ürün özelliklerinin, konsantre fermente süt ürünlerinden ayrıldığı ve kendine özgü değerlerinin belirlendiği görülüyor. Özellikle bu son düzenleme, yani süzme yoğurdun konsantre fermente süt ürünlerinden ayrılarak, ülkemize özgü kendi değerlerinin belirlenmiş olması son derece memnuniyet verici. Ancak yoğurdun mevcut tebliğde ‘en az yüzde 3’ olan protein değeri, tebliğ taslağında da korunmuş. Oysa ki tebliğ çalışmaları sırasında da müzakere edilen ‘en az yüzde 4’ protein seviyesinin taslağa yansımasını tercih ederdik. Çünkü bu oran, ülkemiz yoğurdunun kıvam özelliğinin korunmasına, ülkemiz süt üreticisinin ekonomik gelişimine yardımcı olunmasına ve tüketicimizin beslenme ve sağlığına daha çok katkıda bulunacaktır.”
 

Daha önceki tebliğ taslağı çalışmalarında yer alan ve süt ve süt ürünleri çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr Emel Sezgin de, yoğurdun protein miktarının artırılmasının doğru olacağını söyledi. Böyle bir düzenlemenin yoğurdun kalitesini artıracağını, biyolojik özellikleri açısından da kusurlarının azaltılması anlamına geleceğini ifade eden Sezgin, “Daha önceden Türkiye’de de protein miktarı yüzde 4’tü. Ancak 2009 yılında anlaşılmayan bir nedenle yüzde 3’e düşürüldü. Tekrar yüzde 4’e çıkarılması herkes için faydalı bir düzenleme olur” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan bir yetkili, normal yoğurttaki proteinin artırılması talebinin değerlendirilebileceğini söyledi. Yoğurdun niteliklerini de içeren tebliğ taslağının görüşe açıldığını ifade eden aynı yetkili, “Gelen görüşlere göre inceleme ve değerlendirme yapılır. Bir önyargı söz konusu olmaz” diye konuştu.

Ayran ve Yoğurda Düzenleme Yolda

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi Fermente Süt Ürünleri Tebliği’ni değiştirmeye hazırlanıyor.

Söz konusu değişiklikle ayranın tuz miktarı yüzde 20 azaltılacak, yoğurtta bulunan protein arttırılacak ve etiketlerde sadece ‘doğal’ ifadesi yer alabilecek.

Hürriyet Gazetesi'nden Hacer Boyacıoğlu'nun haberine göre yoğurt ve ayran başta olmak üzere fermente süt ürünlerine, yeni kurallar geliyor.

Kurallar arasında ayranın tuz miktarının azaltılması ve 'köy yoğurdu' gibi ifade ve tanımların etiketlerde yasaklanması da yer alıyor.

Sektörle yapılan görüşmeler sonrasında son şekli verilen ve görüşe açılan taslakta, birçok önemli düzenleme yer alıyor. Ağustos ayına kadar görüş verilebilecek tebliğle, getirilen düzenlemelerin başında ayran geliyor. Ayranda bugüne kadar yüzde bir olan tuz oranı, yüzde 0.80’e indiriliyor. Yetkililer, sağlık için alınan bu kararın, ayranın dayanıklılığına dönük bir etki yapmayacağını ifade ediyor. 

Bir diğer düzenleme ise süzme yoğurtla ilgili. Tebliğ taslağı görüşe açıldığı şekliyle hayata geçerse, süzme yoğurtta bulunan süt proteini miktarı ciddi oranda artırılacak.

Halen süzme yoğurtta, yoğurdun ağırlığının minimum yüzde 5.6’sı kadar süt proteini bulunması gerekiyor. Taslağa göre bu oran en az yüzde 8 olacak. Bu da süzme yoğurdun yapılacağı süt miktarının artması anlamına geliyor. Yoğurtta ise minimum yüzde 3 düzeyinde süt proteini bulunmasıyla ilgili düzenleme devam edecek.

Yoğurt ve ayran ürünleri etiketleriyle ilgili kurallar da değişecek. Değiştirilecek kurallardan biri sıkça kullanılan ‘ev tipi-köy-geleneksel’ ifadeleriyle ilgili. Bundan sonra yoğurt ve ayran etiketlerinde, doğal ibaresi hariç, “köy yoğurdu/ayranı”, “ev tipi yoğurt/ayran”, “geleneksel yoğurt/ayran”, “çiftlik yoğurdu/ayranı”, “yüz 100” gibi ifadelere yer verilmesi yasak olacak.

Ayrıca süt ürünlerinde kullanılan hayvan görselleri sınırlandırılacak. Tek bir hayvan türüne ait sütün yüzde 100 kullanıldığı üretimlerde, sütün ait olduğu hayvan türü, ürün adıyla birlikte kullanılabilecek. Ancak üründe farklı hayvan türlerine ait sütler kullanıldıysa, bu durumda ürün etiketinde inek, koyun, keçi gibi görsellere yer verilemeyecek. Etikete ise kullanılan sütün elde edildiği türlerin adlarının yazılması zorunlu olacak.

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Genel Sekreteri Burhan Sakkaoğlu, taslağın olumlu yönlerinin bulunduğunu söyledi. Ayrandaki tuz miktarının azaltılmasının insan sağlığı açısından olumlu yönleri bulunduğunu belirten Sakkaoğlu, “Ayrıca getirilen düzenlemelerle, başta ayran ve yoğurt olmak üzere süt ürünlerine yeni kurallar konulması taklit ve tağsişle yapılan mücadeleye katkı sağlayacaktır. Merdiven altı işletmelerin tüketiciyi yanıltmasının önüne geçecektir” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bir süredir gıda maddelerinde kullanılan tuz miktarının azaltılması için çalışma yürütüyor. Daha önce de peynir ve zeytinde tuzun azaltılması için yapılan çalışmalar yürürlüğe sokulmuştu. Dünya Sağlık Örgütü, günlük tüketilmesi gereken tuz miktarını kişi başı 5 gram olarak belirlerken, Türkiye’de ise bu oranın ortalama 15 gram olduğu belirtiliyor.

"Faizin Yüzde 50’sini Devleti Karşılanacak"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, TMO’nun emanet hububat alımına ilişkin açıklamalar yaptı.
 
Buğday ve arpa hasadına 15 Mayıs itibarıyla başlandığını söyleyen bakan Çelik, "Güneydoğu Anadolu bölgemizden başlanan hasatta henüz %3 seviyesine ulaşılmıştır" dedi.
 
2017 yılında bir önceki yıla göre buğday üretiminde %6, arpa üretiminde %12 artış beklendiğini ifade eden Çelik Şunları söyledi:
 
"Fiyatı önümüzdeki süreçte açıklayacağız. Bu süreçte piyasayı yakından takip ediyoruz; üreticilerimizin mağduriyet yaşamaması için her türlü tedbiri alıyoruz.  TMO, bugünden geçerli olmak üzere üreticilerin depolama ve finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla emanet alımlara başlayacak. Üreticilerimiz, ÇKS’de kayıtlı üretim miktarının tamamını randevu almak suretiyle TMO işyerlerine emanete bırakabilirler. İsteyen üreticilerimiz, emanete bıraktığı ürün karşılığında geçen yılki müdahale alım fiyatı üzerinden %30 oranında avans kullanabilirler. Emanete bırakılan ürünlerden, fiyat açıklanıncaya kadar depo kira ücreti alınmayacaktır. TMO, Lisanslı Depolarla ürün alımı için protokol imzalamakta, lisanslı depolara konulan ürünlere alım garantisi vermektedir."
 
Bakan Çelik, lisanslı depolara ürün teslim eden üreticilerin, yüzde 2 stopaj ve SGK kesintisinden muaf tutulacağını, ürününü teminat göstererek ürün bedelinin yüzde 75’ine kadar kredi kullanabileceğini ve bu krediye ait faizin yüzde 50’sini devletin karşılanacağını belirterek,"Üreticilerimizin, belirtmiş olduğumuz bu avantajlarından istifade edebilmeleri ve ürünlerini uygun fiyatlarda istedikleri zaman satabilmeleri için lisanslı depoları kullanmaları menfaatlerine olacaktır. Amacımız, üreticilerimizin ürünlerini memnun olacakları fiyatlardan satabilmesidir. Hasadın yoğunlaşması ve piyasa şartlarına göre ilave adımlar atılacaktır" dedi.
 
 

Büyük Üreticiye Destek Artacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, et, meyve-sebze dâhil tarımsal üretimin artması, Türkiye'nin belli ürünlerinin yurtdışından ithalinin önlenmesi için 3 önemli adım atacaklarını açıkladı. Bu adımlar aynı zamanda gıda fiyatlarındaki artışı da önlemeyi hedefliyor. Bazı gazetecilerle sohbet eden Çelik, önümüzdeki dönemde hayata geçirecekleri projeleri açıkladı.

Köyler İşletilecek

Anadolu'da köylerinin büyük bir bölümünün boş olduğuna dikkat çeken Çelik, bu arazilerin bir bütün olarak işletmeciye verilip köylüye de kirasını verilebileceğini söyledi. Çelik, "Mesela burada işletmeci 200 hayvan yetiştirebilir. Köylüye de kira öder. Hayvancılık ile ilgili ciddi desteklerimiz var. Ancak büyük işletmeleri desteklemeyi de planlıyoruz" dedi. 10 bin baş hayvanın bulunduğu yerlerin üretim merkezi haline gelmesini hedeflediklerini aktaran Çelik, bu kapsamda büyük üreticiye destek vereceklerini kaydetti.

Gönüllü Toplulaştırma

Valilerle toplulaştırma için bir görüşme yapacaklarını anlatan Çelik, "Bir köyün 200 hanesi ve 3-5-8 dönümlük yeri var. Bir köyün 2 bin dekor yeri var. Burayı bütünleştirerek ekip, elde edilen mahsulü de araziye oranlayarak paylaştıracağız. Bu gönüllü toplulaşmayla maliyetler düşecek" diye konuştu.
 

Kuzu Etinde Problem İthalatla mı Çözülecek?

Tarım Bakanı Faruk Çelik, kuzu etinde yaşanan fiyat artışına karşı ithalat sinyali verdi. İthalatın çözüm olmadığını söyleyen sektör temsilcileri “Bu durum hayvancılığa büyük zarar verir” dedi.

Son dönemde kuzu etinde yaşanan yüzde 30'luk fiyat artışı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nı harekete geçirdi. Bakan Faruk Çelik, düzenlediği sohbet toplantısında kuzu eti ile ilgili kısmı bir sıkıntı yaşandığını, fiyatların düşürülmesi için gerekirse ithalat yapabilecekleri mesajını verdi. Bakanın açıklamasını değerlendiren sektör temsilcileri "Hayvancılık biter" diyor. Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Nihat Çelik, "İthalatla kırmızı et açığının kapatılacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Dışa bağımlı olmak sorunu çözmez" dedi. Çelik, sıkıntının aşılması için şu öneride bulundu: "Ülkede bir an önce erken buzağı, oğlak ve dişi kuzuların kesimi yasaklanmalı. Dişi kuzuları kesmek ülke ekonomisine darbe vurmaktır. Biz hiçbir zaman ithalattan yana olmadık. Kırmızı et açığı küçük baş hayvancılığın desteklenip gelişmesiyle aşılır." Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği Başkanı Ahmet Yücesan ise "Her sıkıştığımızda ithalata sığınmayalım. Kısa süreli çözüm için getirilen geçici ithalat serberstisi sektörü rahatlatabilir. Ancak kalıcı hale gelirse sektöre büyük zarar verir" dedi.

Fiyatlar nasıl düşecek?

Bakan Çelik, Türkiye'nin yıllık 150 bin ton kırmızı et açığının bulunduğunu, turist sayısındaki artışların da talebi yükselttiğini söyledi. Türkiye'nin hayvan varlığını hızla artırması gerektiğine dikkat çeken Çelik, bunun için gerekli adımların atıldığını, sonuç almasının ise birkaç yıl sürebileceğini belirtti. Çelik, et fiyatlarının düşmesi için yemin ucuzlaması gerektiğini, bunun için de Türkiye genelinde yem bitkisi ekimine izin verildiğini kaydetti.

Meyve-Sebzeye Domates Ayarı

Bazı ürünlerde seradan tarlaya geçişte belli aylarda fiyat artışı olduğunu belirten Bakan Çelik, buna örnek olarak domatesi gösterdi. Çelik, "Mesela domates fiyatları son 5 yıl içinde nisanda artmış. Bazı ürünlerde de o yıl rekolte düşük kalabiliyor" dedi. Gıda Komitesi'nde bu konunun ele alındığına dikkat çeken Çelik, "Meyve ve sebzede, mevsimsel fiyat yükselişlerinin olduğu aylarda ihracat teşviki verilmeyecek. İhracat cazip olmayacağı için ürün iç piyasaya gidecek. Böylece fiyatlar da çok yükselmeyecek" diye konuştu. Ekonomi Bakanlığı'nın tüm tarım ürünleriyle ilgili ihracat teşviklerini Tarım Bakanlığı'nın arz-talep dengesini dikkate alarak vereceğine dikkat çeken Çelik, rekoltenin o yıl Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşımaya yetmeyeceği ortaya çıkarsa ilgili ürün için ihracat desteği verilmeyeceğinin altını çizdi.

240 Bin Kesimlik Var

Türkiye'nin et ihtiyacını karşılamak için besilik hayvan ithal ettiğine dikkat çeken Faruk Çelik, geçen yıl ekimde 42 bin 600, kasımda 66 bin, aralıkta ise 130 bin besilik hayvan geldiğini belirterek, "240 bin hayvan kesilebilecek durumda. 14 milyon yerli hayvandan 6 milyon damızlığı çıkartırsanız yaklaşık 8 milyon arasında ciddi oranda kesilecek hayvan var" dedi.

Spekülatör Yakın Takipte

Çelik, haziran ayı içinde ayrıca 32 bin baş hemen kesilecek kasaplık hayvan geleceğine dikkat çekerek alınacak önlemleri şöyle sıraladı: "Aldığımız bilgiye göre kesim ayı geldiği halde fiyatlar artsın diye hayvanlarını bekletenler var. Kesimi gelmesine rağmen buna yanaşmayan işletmelere ne ithalat ne de Et Süt Kurumu aracılığı ile hayvan temini yapılmayacak."
 
 

"Dünya, Uzayda Bitki Üretimi ile Meşgul!"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, anamuhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, tarım konusunda CHP Grup Toplantısı’nda dile getirdiği eleştirilerini yanıtlamak üzere kameraların karşısına geçti.

“Ülkeyi yönetmeye talip olamaz”

Anamuhalefet partisinin genel başkanının tarımla ilgili değerlendirmelerde bulunduğunu, kamuoyunun yanlış bilgilendirilmemesi adına açıklama yapma gereği duyduğunu bildiren Çelik, şöyle devam etti:

“Sayın Kılıçdaroğlu, tarımla ilgili gerçeklerle ilgisi olmayan değerlendirmelerde bulundu.  Tarım stratejik bir sektör. Bu sektörle ilgili söz alacaksanız, görüş beyan edecekseniz, bilgi ve belgeye dayalı olması gerekiyor. Bilgisiz ve ilgisiz değerlendirmelerine üzüldüğümü ifade etmek istiyorum.

Türkiye’yi yönetmeye talipseniz, bu konularla ilgili değerlendirmeler;  gerçekten altyapısı olan, dayanağı olan, bilgiye dayalı, belgeye dayalı değerlendirmeler olmalı. Ne yazık ki Kılıçdaroğlu yaptığı değerlendirmelerle, ülke yönetimine hiçbir zaman talip olamayacağını açık ve net bir şekilde ortaya koymuş oldu.

Bu değerlendirmelerinden dolayı Sayın Kılıçdaroğlu’na bir tavsiyemiz var. Kılavuzlarını, özellikle tarımla ilgili kılavuzlarını gözden geçirmesinden yarar var.”

Sudan’da arazi kiralanması

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sudan’da toprak kiralanmasına ilişkin eleştirilerine karşılık, bunun bir vizyon meselesi olduğunu belirten Çelik, “Dünya, uzayda bitki üretimi ile meşgul olurken, tarımsal üretimi artırmak adına bir vizyonunuz yoksa vay halinize. Bugün başta ABD ve Çin olmak üzere, dünyada 202 milyon hektar tarım arazisi kiralandı, satın alındı” dedi.

2010 yılında Sudan’la imzalanan tarım işbirliği anlaşmasına, TBMM’de CHP’lilerin de destek verdiğini hatırlatarak, “Önce bu sözleşmeye devam verecek, sonra yalan yanlış ifadeler kullanacaksınız” diyen Çelik,  Sudan’da TİGEM’e tahsis edilen 12.500 hektar alanda kurulacak çiftliğin özel sektörün kullanımına da açılacağını kaydetti.

Antalya’da 54 ülkeden 50 bakan ve 2 cumhurbaşkanının katılımıyla yapılan Türkiye-Afrika Tarım İş Forumu’nda, Afrika’nın verimli arazilerinin nasıl değerlendirileceğini konuştuklarını hatırlatan Bakan Çelik, “Forumda bir Afrikalı bakan bana, ‘Bizde balıklar yaşlılıkta ölüyor’ dedi. Bu taleplere bigane kalmanız söz konusu olamaz. İnşallah özel sektörümüz o bölgedeki fırsatları kullanacaktır” diye konuştu.

Atıl durumdaki tarım arazileri kullanılacak

Yurt dışında tarım alanlarındaki gelişmeleri takip ederken, ülkemizde bir karış toprağın zayi olmaması için de çalışmalar yürüttüklerini bildiren Çelik, atıl durumdaki tarım arazilerinin üretime kazandırılmasına ilişkin tasarının Meclis’e geleceğini söyledi, “Kılıçdaroğlu’ndan destek bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Mazot desteği Şubat 2018’de ödenecek

Kılıçdaroğlu’nun kılavuzlarının yanlış yönlendirmesiyle çiftçiye mazot desteği konusunda da gerçekle ilgisi olmayan değerlendirmeler yaptığını vurgulayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, şunları söyledi:

“Mazot desteği, ilk kez bizim iktidarımızda 2003 yılında başlamıştır. Bugün mazot maliyetinin yüzde 16’sını çiftçiye destek olarak veriyoruz. Milli Tarım Projesi kapsamında sayın başbakanımızla beraber İzmir’de yaptığımız açıklamada, ürün bazında mazot desteğini yüzde 50 olarak 2018’de verileceğini açıkladık.

Bunun neyini tenkit ediyor sayın Kılıçdaroğlu? ‘Efendim, verilmedi’ diyor. Bu konudaki tarımsal desteklerin 2018’de verileceğini bilmeyecek kadar bilgi yoksunu bir anamuhalefet partisi genel başkanı. Ona bu bilgileri verenlerin sıradan bir uygulamanın farkında olmayan kişiler olduğu ortaya çıkıyor. Mazot desteği yüzde 50’dir ve Şubat 2018’de ödenecektir. Çiftçi bunu biliyor. Keşke kılavuzlarına soracağına bir çiftçiye sorsaydı söylerdi. Ne yazık ki kılavuzlar yanıltmaya devam ediyorlar.”

“Et ithalatı bugünün meselesi değil”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Türkiye’nin tarımsal Gayri Safi Milli Hasıla’da Avrupa’da birinci, dünyada 9’uncu olduğunu görmesi gerektiğini belirten Çelik, et ithalatına ilişkin sözlerine de şu karşılığı verdi:

“Et ithalatı bugünün meselesi değil. 1969’dan alırsak, o yıl 90 bin dolarlık et, 560 bin dolarlık canlı hayvan ithalatı yapılırken, 1983’de 46 milyon dolar, 1995’de 420 milyon dolar, geçen yıl ise 420 milyon dolarlık ithalat yapılmış.

Biz Milli Tarım Projesi ile hayvancılıkta yerli üretimi destekleyen bir modeli ortaya koyduk. Bu modelle ithalata kademeli olarak son verilecek. Dışa bağımlılığımız her yıl daha da azalacak.”

Ramazan’da et fiyatları

Kılıçdaroğlu’nun üç konudaki eleştirilerinin üçünün de aslı astarı olmadığını bildiren Çelik, Ramazan’da et fiyatlarının seyrine ilişkin bir soru üzerine, Haziran-Temmuz aylarında kesime hazır besi hayvanı olarak ithal edilen 240 bin baş hayvan olduğunu, ayrıca AB ile anlaşmalar çerçevesinde 19 bin ton dondurulmuş karkas et alımının da devrede olduğunu söyledi.

Kurban Bayramı’na kadar 1 milyon 400 bin baş kesimlik hayvan bulunduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Vatandaşa iftar sofrasını zehir etmesinler”

“Kısmi sorunlar yaratılmaya çalışıldığını, kesim zamanı gelmiş hayvanların Kurban düşünülerek kesime gönderilmediğini görüyoruz. Bunları tespit ettiğimizde bizden bir daha besilik hayvan almaları söz konusu olmayacak.

Et fiyatları birçok yerde 33-36 lira olarak gidiyor. Et fiyatlarını bir anda çok düşürmek mümkün ama üreticiyi memnun edecek fiyat düzeyinin oluşması önemli. Oyun içinde olanlara ilişkin tespitlerimizi yapıyoruz. Spekülatörler, vatandaşlarımızın iftar sofralarını zehir etmeye kalkmasınlar.”

Zeytinlik sahaların yatırıma açılması

Üretim Reform Paketi’ndeki zeytinlik sahalara yönelik düzenlemelere ilişkin bir soru üzerine Çelik, şunları kaydetti:
“Tarım Bakanlığı olarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile konuyla ilgili görüşlerimizi paylaştık. Tasarıya göre zeytinlik alanlar kamu yararı için ortadan kaldırıldığında, iki misli kadar alan tesis edilecek.

Kamu yararına gelecek şeyler olabilir. Bir kişiye, şirkete, zümreye değil, kamu yararına kullanılması kurul kararıyla olacak. Orada en sağlıklı uygulamanın olacağı kanaatindeyim. Zeytinlik kullanılırsa telafisi misliyle gerçekleşecek.

Tarımsal desteklemeler

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Maliye Bakanlığı ile tarımsal desteklemeler konusunda uzlaşmaya vardıklarını, üreticinin yüzünü güldürecek düzenlemenin kısa sürede Resmi Gazete’de yayımlanacağını da açıkladı.
 
 

Anaç Koyun/Keçi Destek Ödemeleri Üreticinin Cebinde

Desteklememe politikasını hayvansal ve bitkisel üretim üzerine inşa eden bakanlık, bu yolla üreticilerin girdi maliyetlerinin dolaylı olarak düşürülmesini amaçlıyor.

Desteklerin artarak sürdüğünü belirten Çelik,"Hayvancılık yatırımlarının desteklenmesi amacıyla inşaat veya tadilat konusunda yüzde 50, damızlık koç ve teke alımında yüzde 80 oranlarında hibe desteği uygulanıyor. Hayvancılığımıza verilmekte olan destekler ve uygulanan projeler küçükbaş hayvancılığımızın özellikle altyapısının gelişmesine hizmet ediyor” dedi. Çelik, anaç hayvan başına yılda bir kez 25 TL ödendiğini kaydetti.

Çoban desteği uygulaması kapsamında, 250 büyükbaş ve üzeri (koyun-keçi) anaç hayvan varlığına sahip işletmelere 5 bin TL ödendiğini dile getiren şunları kaydetti: “Hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi amacıyla uygulanan proje kapsamındaki yetiştiricilere, koruma ve geliştirme sürüleri için büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda farklı olmak üzere hayvan başına destekleme ödemesi yapılıyor. Üreticilerimizin finansman ihtiyaçlarının uygun şartlarda sağlanması amacıyla uygun şartlarda işletme ve yatırım kredisi kullandırıyoruz."

Konu ile ilgili açıklamada bulunan Ak Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, “Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Bitkisel üretim yapan çiftçilere alan bazlı destekleme ödemeleri yapılırken, hayvancılıkla uğraşan çiftçilerimize de hayvan başı ödemeleri yapılmaktadır" dedi.

Özçelik, "Hayvancılık destekleme ödemeleri adı altında Tarım Bakanlığımız tarafından her yıl yapılan hayvan başı ödemeleri 2017 yılında da Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen takvime göre yapılmaya başlandı" ifadelerini kullandı.

 

Genç Çiftçi Projelerinin Başvuru Değerlendirme Sonuçları Açıklandı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, genç çiftçilere 30’ar bin liralık hibe desteği sağlayacak programa gençlerin yoğun ilgi gösterdiğini belirterek, desteklerden faydalanmak için müracaatta bulunan 161 bin 529’unun değerlendirilmesi işleminin tamamlanarak hibe almaya hak kazanan 16 bin 67 genç çiftçi projesinin askıya çıktığını duyurdu.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, genç çiftçi projelerinin desteklenmesi ile ilgili basın açıklaması yaptı. "Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı" kapsamında 2017 yılı için faydalanacak başvuru sahiplerinin belirlenmesinin sonlandırıldığını belirten Çelik açıklamasında şunları kaydetti:

"2017 yılı için yapılan başvuruların, illerde kurulan Değerlendirme Komisyonları tarafından yapılan değerlendirilmesi 29 Mayıs 2017 tarihi itibariyle sona erdi. 161.529 genç çiftçinin başvurusunun değerlendirilmesi sonucunda 16 bin 67 adedi hibe almaya hak kazandı. Bugün saat 13:00’ten sonra projeden faydalanacak bu genç çiftçilerin hak ediş listeleri ilan edilecek olup Genç Çiftçi Projeleri uygulama takvimine göre 30 Mayıs-5 Haziran 2017 tarihleri arasında beş iş günü tüm il ve ilçe müdürlüklerinde askıda kalacak. Başvuru yapan genç çiftçiler, il ve ilçe müdürlüklerine başvurarak veya “https://gencciftci.tarim.gov.tr” adresinden durumlarını öğrenebilecekler. Hibe almaya hak kazanan genç çiftçiler, 06-13 Haziran tarihleri arasında il ve ilçe müdürlükleri ile yapacakları sözleşmelerden sonra projelerini faaliyete geçirmeye başlayacaklar. 2017 yılı için hibe verilecek 16 bin 67 projenin; 8.375’i büyükbaş hayvancılık (sığır), 165’i manda, 2 bin 860’ı küçükbaş hayvancılık (koyun-keçi), 1.020’si büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık tesisi ve hayvan alımı, bin 423’ü arıcılık, 513’ü kanatlı yetiştiriciliği tesisi, 50’si ipekböceği yetiştiriciliği tesisi, 359’u bağcılık ve kapama meyve bahçesi tesisi, 411’i mantar üretimi tesisi, 732’si örtü altı tesisi, 67’si fide-fidan süs bitkisi üretimi tesisi ve 92’si de tıbbi aromatik ve coğrafi işaretli ürünler alanlarında uygulanacak. 2016 yılında başlattığımız ve üç yıl sürecek olan bu program kapsamında geçen sene 15 bin genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 450 milyon liralık hibe kullandırmıştık. Bu yıl ise 16 bin 67 genç çiftçimize 483 milyon TL’lik hibe kullandıracağız. Bu projeler içerisinde yer alan büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık projeleri kapsamında 165 bin 400 adet hayvan dağıtımı gerçekleştirilecek. Genç çiftçi projeleriyle ilgili verdiğimiz bu hibeler, kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerimizin sadece bir parçası. Bu destekteki amacımız, hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak. Verilecek bu desteğimiz, genç çiftçilerimize ve ülkemiz tarımına şimdiden hayırlı olsun.”
 

Ramazanda Fırsatçılara Göz Açtırılmayacak!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, geçen sene ramazan ayında Türkiye genelinde gıda üretim, satış ve sunum yerlerine toplam 74 bin 619 denetim gerçekleştirildiğini, 2015 yılının ayı dönemine göre gıda denetimlerinde yüzde 7,58’lik artış olduğunu belirterek, "Bu yılki ramazan ayında da aynı hassasiyet içerisinde 6 bin 728 personelle denetimlerimizi gerçekleştireceğiz. Tüketim artışını fırsat bilerek uygun olmayan gıda ürünlerinin üretim ve satışını yapanlara fırsat vermeyeceğiz." dedi.

Bakan Çelik, Bakanlığın gıdaların üretim ve tüketiminde her aşamada güvenilirliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların kesintisiz olarak sürdürdüğünü ifade etti.

Çelik, bu doğrultuda Türkiye genelinde faaliyet gösteren gıda, gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri üreten, satan, toplu tüketime sunan onay ve kayıt kapsamındaki gıda işletmelerinin denetim ve kontrol hizmetlerini, merkezde Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, 81 il müdürlüğüyle yetkilendirilmiş ilçe müdürlüklerinde görevli toplam 6 bin 728 gıda kontrol görevlisiyle birlikte yürüttüklerini kaydetti.

Geçen yılın tamamında üretim, satış ve toplu tüketim yerlerine yaklaşık 894 bin denetim yapıldığını dile getiren Çelik, bu denetimlerde gıda mevzuatına uygun faaliyet göstermeyen gıda işletmelerine 14 bin 75 idari para cezası uygulandığını, 102 iş yeri için savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ve kesilen toplam idari para cezası tutarının 73 milyon 725 bin 289 lira olduğunu bildirdi.

Çelik, söz konusu denetimlerin yaklaşık 146 bininin gıda üretim yerleri, 391 bininin gıda satış yerleri ve 357 bininin toplu gıda tüketim yerlerinde gerçekleştiğine dikkati çekti. Geçen yıl Bakanlık tarafından en çok resmi kontrol yapılan gıda işletmelerini 33 bin 229'la ekmek ve ekmek çeşitleri üretim yerlerinin oluşturduğunu ifade eden Çelik, bunu 22 bin 836 ile unlu mamuller üretim yeri, 20 bin 527 ile pasta, börek, hamur ve sütlü tatlılar gibi her türlü pastacılık ürünleri üreten iş yeri, 10 bin 410 ile hazır yemek üretim yerinin takip ettiğini kaydetti.

En çok idari para cezası uygulanan gıda işletmelerinin 5 bin 90'la gıda satış yerleri, 4 bin 876'la üretim yerleri ve 4 bin 109'la toplu tüketim yerleri olduğuna işaret eden Çelik, "Gıda üretim yeri olarak 814 adetle ekmek ve ekmek üretim yerleri, 561 adetle hazır yemek, tabldot yemek üretim yerleri, 452 adetle her türlü pastacılık ürünleri üreten iş yerleri ve 437 adetle unlu mamuller üretim yerleri, en çok idari para cezası uygulanan işletmelerin başında geliyor. Gıda satış yeri olarak ise 2 bin 374 adetle her türlü market, 718 adetle kasap ve gıda toplu tüketim yeri olarak da 1 bin 643 adetle lokanta ve restoran ile 496 adetle kafe-bar işletmesi yine en çok idari para cezası uygulanan işletmeler oldu." diye konuştu.

Çelik, 1 Ocak-23 Mayıs 2016 tarihlerinde gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerlerine toplam 334 bin 476 denetim yapılmışken, 2017 yılının aynı döneminde gıda denetim sayısının yüzde 11,4 artış göstererek 372 bin 672'ye ulaştığını belirtti.

Bakan Çelik, geçen yıl yapılan ramazan ayı denetimleri kapsamında Türkiye genelinde gıda üretim, satış ve sunum yerlerinde toplam 74 bin 619 denetim gerçekleştirildiğini söyledi.

Çelik, "ramazan paketi" adı altında muhtelif gıdaların bir arada yer aldığı paketlerin satış ve dağıtımının yapıldığı iş yerlerine yönelik denetimlerde, paket içeriğinde bulunan gıdaların son tüketim tarihi ile etiket bilgilerinin de kontrol edildiğini vurguladı.

İnsan hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek gıdaları üretenlere ve bunları piyasaya sürenlere verilen idari para cezalarının artırılması ve bu işletmelerin uzun süreyle faaliyetten men edilmesiyle ilgili düzenlemede değişikliğe gideceklerinin altını çizen Çelik, gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş yapanlara yönelik idari para cezalarının caydırıcı hale getirilmesini içeren bu mevzuat değişikliği sürecinin devam ettiğini, düzenleme hayata geçtiğinde, caydırıcılığa bağlı olarak gıda üretiminde yanlış yapanların oranında bir azalma yaşanacağını vurguladı.

Faruk Çelik’ten Müjdeli Haber

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’ten müjdeli bir açıklama geldi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına alınacak 2500 personelle ilgili detayları sosyal medya üzerinden Faruk Çelik bildirdi.

2500 Personel Alımı Yapılacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden attığı tweetlerle personel alımı bekleyen vatandaşlara müjdeli haberi verdi. Bakan Çelik , "Personel alımı hususunda Maliye Bakanlığımız ile yaptığımız görüşmelerde belirli bir aşamaya vardığımızın müjdesini vermek istiyorum. Bakanlık olarak inşallah bir hafta içinde belirli bir oranda personel alımı için süreci başlatmış olacağız. Şimdiden hayırlı olsun!" ifadelerine yer verdi.
 

Bakandan Kutlama!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik Dünya Çiftçiler Günü'nü kutladı, çiftçilere önemli mesajlar verdi. Milli projelerle ilgili çalışmaların geldiği noktayı söyleyen Bakan Çelik, "Birkaç sene içerisinde etteki konuşulan ithalat ve benzeri hususları ortadan kaldıracak bir noktaya gelmiş olacağız" ifadelerini kullandı.
 
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nü kutlayan Faruk Çelik, devletin çiftçilere verdiği teşviklerle ilgili bilgiler verdi. Çelik, "Çiftçilerimizin emeği olmadan sofranın bereketi olmaz. Çiftçi tarımının teminatı, tarım da yarınımızın teminatıdır. Onun için biz hükümet olarak 16 yıllık bir dönem içerisinde çok yoğun bir şekilde çiftçilerimize teşviklerimizi sürdürüyoruz. 13 milyar liralık bir desteği çiftçilerimize vermiş bulunuyoruz. Çiftçilerimize ne tür desteği versek azdır. Bundan sonra da çiftçilere desteğimizin süreceğini belirtmek istiyorum." dedi.

Ette ithalatı kardıracak noktaya geleceğiz
 
Bakan Çelik, Milli Tarım Projesi ile ilgili de bilgiler verdi. Çelik, "Ülkede bitkisel üretimde havza bazlı üretime geçtik. Yani planlı üretime geçtik. Çiftçilerimize buna yönlendirmiş bulunmaktayız. Aynı şekilde hayvansal üretimde de yerli hayvancılığı, yani kırmızı et ihtiyacımızı, kendi yetiştirdiğimiz hayvanlardan karşılama noktasında da yaygın bir şekilde hayvancılık desteklerini de devreye koymuş bulunuyoruz. İnanıyorum ki birkaç sene içerisinde bu projeler meyvesini vermeye başlayacak. Etteki konuşulan ithalat ve benzeri hususları ortadan kaldıracak bir noktaya gelmiş olacağız. Yani başka ülkenin çiftçisini zengin eden bir anlayış değil, kendi ülkesinin çiftçisini kalkındıran politikaları hızlandırmış bulunuyoruz. Bundan sonra hedeflerimiz çok daha büyük. Biz inanıyoruz ki çiftçinin yüzü gülerse milletin yüzü güler." dedi.
 

Cumhurbaşkanı'nın Afrika Gezisinden Olumlu Sinyal Alındı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrika’ya düzenlediği gezinin ardından, Afrika’nın Türkiye’yi muhabbetle karşıladığı, ilişkileri geliştirmeye yönelik adımların atılmasına hız verileceği belirtildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Türkiye'de 54 Afrika ülkesinin cumhurbaşkanı ve bakan düzeyinde katıldığı tarımsal iş forumu yapıldığını hatırlatarak, "Cumhurbaşkanımızın Afrika gezisinde oluşan muhabbet nedeniyle Türkiye'ye büyük ilgi var" dedi.Bakan Çelik, Afrika forumuna katılan bazı bakanların imkânları olmadığı için balık tutamadıklarını, ülkelerindeki balıkların bu nedenle yaşlanarak öldüğünü anlattığını söyledi.

 Süttozu ihracatı için Çin'e gidilecek

Çelik, ülkelerin tek tek hangi alanlarda işbirliğine uygun olduğunu çıkardıklarını belirterek, "Sadece bir ülkede 8 milyon hektar arazi, iki nehir arasında bulunmasına karşın işlenemiyor. Orada bir işadamı suyu alıp tarlaya getirecek. Bir devlet kadar büyük arazi tarıma açılacak" dedi. Çelik, bazı yerlere TİGEM olarak girip daha sonra özel sektörün işletmesine açılabileceğini belirtti. Çelik, önümüzdeki günlerde Çin'e de gideceklerini belirterek, "Çin ile eğer süttozu bağlantısını kurarsak Türkiye'de hayvancılık rayına girer, uçar" dedi.

Afrika'ya dönük yeni bir planı devre soktuklarını, 54 Afrika ülkesine ziyaret trafiği başlatacaklarını ifade edenBakan Çelik, "İşadamlarını da yanımızda götüreceğiz; balıkçılıksa balıkçılık, tarımsa tarım. İşadamlarımızı irtibatlandırıp döneceğiz" dedi.
 

Milli Tarım Projesi Kapsamında Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekliyoruz

Gıda, Tarım ve Hayvancılık bakanı Faruk Çelik, tarımsal ihracata ilişkin olarak, "2002'de 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 2016'da 16,3 milyar dolara çıkmıştır, 2016 ithalatımız 11 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir" dedi.

Bakan Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerini sorularını cevapladı. Çelik, hayvansal üretimin arttırılmasına ilişkin soruya, "Hayvancılığa 2003-2016 yılları arasında yaklaşık 22 milyar TL destek sağladık, sadece 2016 yılında 3 milyar TL destek sağlandı, 2017 yılında ise 3,8 milyar TL destek vereceğiz. Hayvancılığın gelişmesi için 2016 yılında yeni destekleri devreye koymuş bulunuyoruz. 4 ay ve üzeri buzağı ilk kez destek kapsamına alındı ve 350 TL ila 750 TL arasında destek vermeye başladık. Hayvancılık desteklerinin üreticilere doğrudan ödenmesini gerçekleştirdik, birliklere ayrıca kendi prim payları ödenmektedir" ifadelerini kullandı.

Yemde yüzde 8 Katma Değer Vergisi'nin kaldırıldığını söyleyen Çelik, "Milli Tarım Projesi kapsamında hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modelini başlattık. 30 ili mera hayvancılığı yetiştiriciliği bölgesi olarak belirledik ve bu 30 ilde meraları ıslah etmek şartıyla ve hayvancılık yapmak şartıyla çok cüzi bedelle meraların hayvancılığa tahsisi sağlanacaktır. Et sığırcılığına uygun 200 başa kadar düve alımında ise yüzde 30 hibe verilecektir. Yıllık 400 bin baş buzağı ölmektedirTürkiye'de, bu ölümleri önlediğimiz zaman şu anda gerçekleştirdiğimiz ithalatın da söz konusu olmayacağını belirtme adına bu desteklerimizi bu kaleme çevirmiş bulunmaktayız" şeklinde konuştu.

38 ilin damızlık düve üretim merkezi olarak belirlendiğini belirten Çelik, "En az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve üretim merkezleri için inşaat yatırımlarına, alet, ekipman ve damızlık düve alımlarına yüzde 50 hibe vermekteyiz. Ayrıca, 31 ilimiz de damızlık koç, teke üretim merkezi olarak belirlendi. Burada da yine aynı şekilde 500 baş kapasiteli damızlık koç, teke, gebe üretim merkezleri için ağıl yapımına, alet-ekipman alımına ve erkek damızlık hayvana yüzde 50 hibe vermekteyiz. 13 ilimizde de damızlık manda üretim merkezi kurmuş bulunmaktayız. Böylece hayvancılıkta bir distribütör şeklinde değil, bir bayilik şeklinde, yurt dışından getirip, hayvanları burada altı yedi ay besleyip kesime gönderme anlayışından çıkan, kendi hayvan varlığını ve kendi besi varlığını kendi bünyesinde üreten bir yapıya hızlı bir şekilde kavuşacağımızı burada belirtmek istiyorum" diye konuştu.

Tarımsal destekler hakkında bilgi veren Çelik, "2016 yılında 11,2 milyar TL tarımsal destek ödedik. 2003-2016 yılları arasında 90 milyar TL desteködemiş bulunuyoruz. İç Anadolu Bölgesine'ne 18 milyar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne 16 milyar, Karadeniz Bölgesi'ne 14 milyar,Ege Bölgesi'ne 12 milyar 800 milyon, Marmara Bölgesi'ne 12 milyar 500 milyon, Akdeniz Bölgesi'ne ise 9 milyar 400 milyon, Doğu Anadolu Bölgesi'ne ise 7 milyar 700 milyon TL'lik tarımsal destekler on dört yılda gerçekleşmiş bulunmaktadır. 2017 bütçemiz 12,8 milyar TL'dir ve 2017'nin ilk dört ayında da 7,7 milyar TL'lik destek ödemeleri gerçekleşmiş bulunmaktadır" dedi.

Yabancılara satılan tarım arazilerine ilişkin olarak Bakan Çelik, "2644 sayılı Tapu Kanunu'na göre yabancı uyruklu kişiler tarımsal proje yapılması şartıyla tarım arazisi edinebilmektedir ancak yabancı gerçek kişiler ilçe bazında özel mülkiyete konu arazilerin yüzde 10'unu geçemeyecek şekilde 30 hektara kadar tarım arazisi edinebilmektedir. Tarımsal proje verilmediği, verilen projenin gerçekleşmediği veya amaç dışı kullanımı halinde yabancı kişilerin arazisi Maliye Bakanlığınca tasfiye edilmektedir" ifadelerini kullandı.

Tohumculukta çeşit geliştirme çalışmalarına verdikleri desteğin on kat arttığına dikkat çeken Çelik, "Ar-Ge çalışmaları proje bazlı 300 bin TL'den 3 milyon TL'ye çıkarılmış bulunmaktadır ve Ar-Ge'de özel sektörle iş birliği yapıyoruz. Burası son derece önemli, tüm enstitülerimizi özel sektöre açmış bulunuyoruz. Bakanlık olarak özel sektörün Ar-Ge yatırımlarına 630 milyon TL destek vereceğiz, 900 milyon TL de özel sektörün yatırım yapmasını bekliyoruz, toplam AR-GE yatırımlarını tarımda 1,5 milyon TL'ye çıkması konusunda gerekli altyapıdaki tüm imkanlarımızı seferber etmiş bulunmaktayız" diye konuştu.

Tarımsal ihracata ilişkin soru üzerine Çelik, "2002'de 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 2016'da 16,3 milyar dolara çıkmıştır, 2016 ithalatımız 11 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.Türkiye tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı bir ülkedir. Son on beş yılda toplam 58 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik. 2016 yılında 195 ülkeye tarım ve gıda ürün ihracatı yapılmıştır. Tarım sektörümüz 2002-2015 yılları arasında ortalama yüzde 3,2 büyüme göstermiş bulunmaktadır. 2002-2015 döneminde 28 AB ülkesinde tarım ortalama binde 5 olarak büyüdü, 2016 dahil edildiğinde AB büyümesi yüzde 0,4. 2002-2015 döneminde OECD ülkeleri tarımı ise ortalama yüzde 1,1 seviyesinde büyüme göstermiştir" dedi.
 

Genç Çiftçi Projesine Yoğun İlgi Var

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bu sene için Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı'nın bütçesini 483 milyon lira olarak belirlediklerini ve bu kaynağı 16 bin 100 genç çiftçiye kullandıracaklarını belirterek, projeye yoğun ilgi olduğunu söyledi.
 
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2017 yılı için bugüne kadar yaklaşık 195 bin başvuru yapıldığını kaydetti. 
 
Bakan Çelik, yaptığı açıklamada, 2016-2018 yıllarını kapsayacak şekilde genç çiftçi projelerine 30 bin lira hibe verilmesini öngören Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı'nın 2017 yılı başvurularına yoğun ilgi olduğunu söyledi.
 
Geçen sene yaklaşık 15 bin genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 450 milyon liralık hibe kullandırdıklarını hatırlatan Çelik, bu sene için ise programın bütçesini 483 milyon lira olarak belirlediklerini ve bu kaynağı 16 bin 100 genç çiftçi için kullandıracaklarını ifade etti. 
 
Çelik, bu yılki bütçenin 330 milyon liralık kısmını en az 11 bin genç çiftçiye, büyükbaş ve küçükbaş projeleri kapsamında vermeyi planladıklarının altını çizerek, bu kapsamda genç çiftçilere manda dâhil en az 51 bin büyükbaş ve 100 bin küçükbaş hayvan dağıtılacağını bildirdi. Bu hayvanların geçen yıl olduğu gibi bu sene de Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından temin edileceğine dikkati çeken Çelik, "Bütçenin kalan diğer kısmı ise ana hatlarıyla ağıl ve ahır yapımı ile arıcılık, kanatlı, ipek böceği yetiştiriciliği, meyvecilik, seracılık ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularında verilecek. Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak en az bin adet modüler sistem büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık tesisi yapımı konusu da projeler içerisinde yer alacak ve ayrıca genç çiftçilerin finans ihtiyacını gidermek amacı ile Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği tarafından daha etkin kredi kullanımı ve anahtar teslim proje gerçekleştirmeleri sağlanacak." ifadelerini kullandı.
 
Genç çiftçi projeleriyle ilgili verdikleri bu hibelerin kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerinin sadece bir parçası olduğunu vurgulayan Çelik, bu destekteki amaçlarının hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak olduğunu belirtti. Çelik, "Genç çiftçilerimizin başvurulardaki yoğun ilgisi, bu amacımızın gerçekleşmesi bakımından bizleri sevindirmektedir." dedi.
 
Başvurular ücretsiz
 
Hibe desteğinden faydalanacak çiftçilerde, 41 yaşından gün almamış, ücretli çalışan, gerçek ve basit usulde vergi mükellefi, daha önceden Bakanlığın diğer hibe programından faydalanmış olmamak şartı aranıyor.
 
Projelerle ilgili ön başvurular, internet üzerinden, kesin başvurular ise yerleşim biriminin bağlı olduğu il ve ilçe müdürlüklerine şahsen yapılıyor. Bu başvurularda çiftçilerden hiçbir ücret talep edilmiyor.
 
 

Fındık Üreticilerine Sevindirici Haber

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik AA muhabirine yaptığı açıklamada tekelci uygulamanın fındık üreticilerini mağdur ettiğini belirtti.

Fındık fiyatlarıyla ilgili soruya cevap veren Bakan Çelik şunları söyledi:

"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak TMO bünyesinde önümüzdeki hafta fındık alımını gerçekleştireceğimizi buradan ifade ediyorum. Üreticinin alın teriyle, üreticinin emeğiyle uğraşanlara bu anlamda gerekli cevabı vermiş olacağız. Fındığın hak ettiği değeri alacağı şekilde, üreticimizi memnun kılacak şekilde piyasada olacağımızı herkesin bilmesini istiyorum. Üreticilerimiz rahat olsunlar. Hükümetimiz, devletimiz her konuda olduğu gibi fındık konusunda da üreticimizin yanındadır."


 

Buzağı Desteklemeleri ve Diğer Desteklemeler Bugün Hesaplara Yatıyor


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin şu açıklamayı yaptı:

2017 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında bugünden itibaren üreticilerimize toplam 4 milyar 210 milyon TL’lik ödeme yapılacak.

Ödemeler kapsamında; fındık üreticileri alan bazlı gelir desteği için 835 milyon TL, yağlı tohumlu bitkiler (pamuk, yağlık ayçiçeği, soya fasulyesi aspir, kanola) desteği için 1 milyar 492 milyon TL, dane mısır desteği için 120 milyon TL, yaş çay desteği için 169 milyon TL, hububat desteği için 360 milyon TL, yem bitkileri desteği için 88 milyon TL, su ürünleri desteği için 5 milyon TL, çiğ süt desteği için 120 milyon TL, buzağı desteği için 850 milyon TL, bombus arısı desteği için 8,5 milyon TL, büyük baş hayvan besi desteği için 75 milyon TL, çay budama masrafı için 2,5 milyon TL, sertifikalı tohum kullanım desteği için 60 milyon TL, sertifikalı fidan kullanım desteği için 10 milyon TL, kırsal kalkınma yatırımları desteği için 15,3 milyon TL olmak üzere toplam 4 milyar 210 milyon liralık hibe desteği verilecek.

Destek ödemeleri bugün 18.00’den sonra üreticilerimizin hesaplarına aktarılacak. Ödemeler, gelen icmallere ve TC kimlik numaralarına göre gerçekleştirilecek.

1 Ocak 2017 tarihinden itibaren başlayan ödemeler de dâhil edildiğinde üreticilerimize ödenen meblağ tutarı 7,1 milyar TL’yi bulacak.

Böylelikle 2017 yılı için üreticilerimize vermeyi planladığımız toplam 12,8 milyar TL’lik tarımsal hibe desteğinin yüzde 55,3’lük kısmını ödemiş olacağız.”

"Ekmekte GDO Tespit Edilmemiştir"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik GDO’lu ürünlerle ilgili olarak Şanlıurfa’da bir açıklamayı yaptı.
 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, yem sanayisinde kullanılan mısır ve soya hariç Türkiye’de GDO’lu hiçbir ürünün üretilmesinin söz konusu olmayacağını hatırlatarak ‘ekmekte GDO’ iddialarına ilişkin olarak "Adana’da ekmekte herhangi bir GDO tespit edilmemiştir." dedi.

Bakan Çelik, Şanlıurfa'da bir otelde düzenlediği basın toplantısında, Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların (GDO) bir şekilde ürüne müdahale olduğunu söyledi.

GDO'lu ürünlerin insan sağlığına ilişkin olumlu veya olumsuz net verilere dayalı etkilerinin tespit edilemediğini aktaran Çelik, verim artışına yönelik etkilerinin olabileceğini belirtti.

Çelik, dünyanın birçok yerinde GDO'lu ürünlerin yaygın olarak kullanıldığını ifade ederek, "İç piyasada ve ithal ürünlerle ilgili denetimler yapıyoruz. İç piyasada GDO ile ilgili yapılan denetim sayısı bir yılda 660'tır. Çok abartılı konuşuluyor, Bunu yapmayalım, doğru değil." diye konuştu.

Bir yıl içerisinde 7 çeşit soya kıymasında iç piyasadaki denetimlerde GDO tespit edildiğini, bununla ilgili de işlem yapıldığını anlatan Çelik, şöyle devam etti:

"İthal ürünler için ise yurt içine girmeden bu denetimi gerçekleştiriyoruz. Bir yıl içerisinde 11 bin 626 ithal ürün denetimi yapmışız. Bu denetimlerde de 105 GDO'lu ürüne ulaşılmıştır. Bunlar yurt içine sokulmadan menşei olduğu ülkelere gönderilmiştir. Çok sıkı bir denetimin olduğunu vurguluyorum. Gerek denetimler gerekse toplumsal duyarlılıklar neticesinde en ufak kapı aralanamayacaktır."

Çelik, "Ekmekte GDO" iddiaları üzerine birçok fırından örnekler aldıklarını söyledi. Katkı maddeleri üreten firmalardan da örnekler aldıklarını belirterek, "Yaptığımız tahliller ve analizleri paylaşmak istiyorum; Adana'da ekmekte herhangi bir GDO tespit edilmemiştir." dedi.

Geçmişte ve son dönemde yapılan incelemelerde de ekmekte GDO tespit edilmediğini vurgulayan Çelik, "Katkı maddesi üreten 5 firma var. Onlarla ilgili de gerekli incelemeyi yaptık. Onlardan da 4 firmada GDO söz konusu değildir. Katkı maddesi üretmek serbest ama GDO'suz olması kaydıyla üretebilirsiniz. Bu çerçevede yaptığımız son incelemede 5 firmanın 4'ünde rastlanmamıştır. Bahse konu bir firmayla ilgili GDO tespiti yapılmıştır, gerekli adli işlemler de yapılmıştır. Vatandaşlarımız bu konuda emin ve rahat olmalarını rica ediyorum." ifadelerini kullandı.

“Bundan sonra GDO’lu ürün kullanan firmaların da ifşası söz konusu olacak”

Bakan Çelik, Türkiye genelinde gıda güvenliğine ilişkin sıkı bir denetim mekanizması yürüttüklerini söyledi.

Denetimlerde uygunsuz ürünlerin ifşa edildiğini hatırlatan Çelik, bundan sonra GDO'lu ürün kullanan firmaların ifşasının da söz konusu olacağını belirtti.

Çelik, dünyanın birçok ülkesinde GDO'lu ürünlerin kullanıldığına dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"ABD'de GDO'lu ürünler kullanılıyor, AB ülkelerinde, Kanada'da, Japonya'da bu ürünlerin kullanıldığını görüyoruz. Özellikle gıda ve yem sanayisinde bu gelişmiş ülkelerde GDO'lu ürünlerin kullanıldığını belirtmek istiyorum. Tabi AB ülkelerinde bu ürünler kullanılırken etiketlere GDO'lu ürün diye yazma zorunluluğu söz konusudur. AB ve diğer ülkelerde bu zorunluluk söz konusu da değil, GDO'lu ürünlerin yem ve bitkilerde kullanılmasının serbest olduğunu söyleyelim. Türkiye'ye gelince, GDO'lu bitki ve hayvan üretmek kanunen yasaktır. 'GDO'lu üretim yaparım efendim' diyen olursa müeyyide olarak 5 yıl ila 10 yıl arasında hapis cezasının olduğunu bir kez daha ifade etmiş olalım. Türkiye'de üretmek yasak, zaten olursa da böyle bir müeyyide var. Birisi bir şekilde GDO'lu ürünü temin etmiş, başkası satmış, bir başkası da tüketiciye satmış ise bu sorumluluğu da içeren bir müeyyide olduğunu belirtmek istiyorum. Türkiye’de bu yasağın yanında sadece mısır ve soyanın yem sanayisinde kullanılmasına izin verilmiş bulunuyor. Yani yem sanayisinde mısır ve soyanın GDO'lu olmasına Biyogüvenlik Kurulu tarafından müsaade edilmiştir. Bunun sebebi ise ülkemizde besiciliğin fazla olması ve kesip yeme ihtiyacı var. Yem ihtiyacımız 21 milyon ton civarındadır. Bunun 14 milyonunu çeşitli ürünlerden üretiyoruz."

"Denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor"

Bakan Çelik, GDO'nun Türkiye'de sadece yemde katkı maddesi olarak kullanılabildiğini ifade etti.

Gıdalara karşı gereksiz şekilde kamuoyunun yanıltılmasının doğru olmadığını dile getiren Çelik, bu konuyla ilgili basın kuruluşlarının hassasiyet göstermesini beklediklerini kaydetti.

Çelik, güvenilir gıdaya erişimi sağlamada üzerlerine düşen görevi yerine getirmeye devam edeceklerini bildirdi.

Türkiye'de GDO'lu ürün üretilmediğini vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Türkiye'de GDO'lu ürünün üretilmesi söz konusu değildir. Bununla ilgili Biyogüvenlik Kurulunun verdiği izinle yemdeki kısmi ve cüzi açığımızı gidermeye yönelik girişimlerimiz söz konusudur. Kısa süre içinde bu alandaki GDO tartışmalarını ortadan kaldıracağımızı belirtmek istiyorum. Denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor. 6 bin 600 teknik personelimizle Türkiye genelinde yaygın bir şekilde gıda güvenliği denetimi yapıyoruz. Bir yıl içinde 2016'da gıdayla ilgili yaklaşık 1 milyon denetim gerçekleştirdik. Bir milyon denetim içinde 15 bin 500 uygunsuzluk tespit edilmiş, GDO ile ilgili değil farklı gerekli işlemler yapılmıştır."

Bakan Çelik GDO'lu Ürün Tartışmasına Son Noktayı Koydu !

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in GDO’lu ürünlere yönelik gerçekleştirilen gıda denetimleriyle ilgili bir açıklama yaptı.
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2016-2017 yıllarında yurt içinde 660 Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) denetimi gerçekleştirildiğini, bunların 7’sinde GDO'lu soya kıyması tespit edildiğini ve ilgililer hakkında yasal işlem yapıldığını belirterek, "Bunlar arasında ekmekte herhangi bir GDO izi tespit edilmedi. İthalatta ise 11 bin 626 üründe yapılan GDO denetimlerinin 105’inde GDO kaynaklı olumsuzluk tespit edilerek, bu ürünlerin ithalatına izin verilmedi." dedi.

GDO denetimleriyle ilgili olarak AA muhabirinin sorularını cevaplayan Çelik Türkiye’de GDO kullanımının Biyogüvenlik Kurulu’nun iznine tabi olduğuna dikkati çekti ve ülkede sadece GDO’lu mısır ve soyanın yem amacıyla kullanılmasına izin verildiğini söyledi.

Mısır ve soya haricindeki GDO’lu ürünlerin kullanılmasının kesinlikle yasak olduğunu ifade eden Çelik, Bakanlık tarafından ithalatta ve yurt içinde GDO’lu olması muhtemel tüm ürünlerde çok sıkı GDO denetimleri yapıldığını vurguladı.

Çelik, GDO analizlerinin 10'u Bakanlığa bağlı, 38'i de özel olmak üzere, 48 gıda laboratuvarında yapıldığını belirterek, şunları kaydetti:

"2016-2017 yıllarında yurt içinde 660 GDO denetimi gerçekleştirildi. Bunların 7’sinde GDO'lu soya kıyması tespit edildi ve ilgililer hakkında yasal işlem yapıldı. Bunlar arasında ekmekte herhangi bir GDO izi tespit edilmedi. İthalat denetimlerinde ise söz konusu dönemde 11 bin 626 üründe GDO denetimi yapıldı. Bunların 105’inde GDO kaynaklı olumsuzluk tespit edilerek, bu ürünlerin ithalatına izin verilmemiştir. Bu ürünler menşeine iade edilmiştir."

Bakan Çelik "75 milyon TL Para Cezası Kestik"

Bugün bir yayın organında ekmek konusunda yer alan haber üzerine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, şu açıklamayı yaptı:

Gıda arzı kadar güvenirliliği de son derece önemli bir konudur.

Bakanlık olarak 6 bin 600 personelle sürekli gıda denetimleri yapıyoruz.

2016 ve 2017 yıllarında 1 milyon 50 bine yakın gıda denetimi gerçekleştirdik.

Bunların sonucunda 15 bin 600 denetimde çeşitli uygunsuzluklar tespit edilmiştir.

Bu uygunsuzluklardan dolayı 75 milyon TL para cezası kesilmiştir.

Başta Avrupa ve Amerika olmak üzere pek çok ülkede Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) kullanımı belli ölçülerde serbesttir.

Buna karşın ülkemizde gıdalarda GDO kullanımı kesinlikle yasaktır.

Aykırı davrananlara 5 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir.

Bu çerçevede, 2016 ve 2017 yıllarında 12 bin 286 GDO denetimi yapmış bulunuyoruz.

Bu denetimlerde soya içeren 112 üründe GDO tespit edildi.

İlgililer hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulmuştur.

Bu arada, 2016 ve 2017 yıllarında Adana’da 29 GDO denetimi yapılmıştır.

Bunlardan, sadece birinde, etsiz kıyma olarak tarif edilen soya eti kıyması denetiminde GDO tespit edilmiştir ve öngörülen cezai işlemler yapılmıştır.

Öte yandan haberde bahsi geçen katkı maddesi üreten firmaya şimdiye kadar 8 gıda denetimi yapılmıştır.

Bu denetimlerde her hangi bir olumsuzluk tespit edilmemiştir.

Ayrıca bu firmaya, soya hammaddesi temin eden tedarikçi firmaya da GDO denetimi yapılmıştır.

Bu denetim neticesinde de her hangi bir olumsuzlukla karşılaşılmamıştır.

Bu arada, bugün gündeme gelen haber üzerine hem katkı maddesi üreten firmadan hem de ekmek ve unlu mamuller üreten işletmelerden numuneler alınmıştır.

En kısa zamanda laboratuar sonuçları belli olacak ve kamuoyumuzla paylaşılacaktır.

Vatandaşlarımız müsterih olsunlar.

Hiç kimsenin halkımızın en temel besin maddesi ekmek ile oynamasına izin vermeyiz.

Bakan Faruk Çelik Kadınlar Günü Etkinliğine Katıldı

Bakan Çelik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Ankara'da düzenlenen "Bu Toprağın Kadınları Buluşuyor" etkinliği için yurdun dört bir yanından gelen kadın üreticiler ile buluştu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Congresium ATO Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla “Bu Toprağın Kadınları Milli Tarım Ruhuyla Buluşuyor” etkinliği düzenlendi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen “Bu Toprağın Kadınları Milli Tarım Ruhuyla Buluşuyor” etkinliğinde konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, çiftçilerin önemli bir bölümünü kadınların oluşturduğuna dikkat çekerek, desteklerinde kadınlara pozitif ayrımcılık uyguladıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Bakanlık yetkilileri ve Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen kadınların katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Tarım Bakanı Faruk Çelik, Anadolu medeniyetinde kadının her zaman el üstünde tutulduğunu belirterek, “Kadına şiddet güçlülüğün değil suçluluğun göstergesidir” dedi.
 

“Toprakları el birliğiyle ekeceğiz, biçeceğiz, üreteceğiz”

Çelik, şöyle konuştu:

“Anadolu kadını ‘Yiğitlik erde değil, serdedir’ anlayışı ile 95 yıl önce Kurtuluş Savaşı destanı yazdı. ‘Verilmeyecek şeyler vardır, şan gibi, şeref gibi, namus gibi, toprak gibi, vatan gibi, ezan gibi’ diyerek, emperyaliste haddini bildirmiştir. Kadını ve erkeği ile vatan kıldığımız bu toprakları el birliğiyle ekeceğiz, biçeceğiz, üreteceğiz, büyüteceğiz. Namerde teslim de muhtaç da olmayacağız.”

Emine Erdoğan: Bacılarımın bilinci, toprağımızı güçlendirecektir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ise yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:

“Toprağımızı bilinçle ekerken, çocuklarımızın dimağlarını da bu bilinçle inşa etmeliyiz. Ben kadınlarımıza güveniyor, onların ferasetine ve basiretine, yol göstericiliğine ama en önemlisi kocaman yüreklerine inanıyorum. Eğitimli kadın toplumun ışığıdır. Bir kadının eğitimi, ailenin, yani toplumun eğitimi demektir. Tarımda da kadın girişimciliğinin güçlendirilmesini son derece önemli buluyorum. Bacılarımın bilinci, toprağımızı güçlendirecektir inşallah.

Modern tıp da bugün bitkilerle tedavi gerçeğini kabul etmektedir. Fakat bu işi merdiven altından çıkarıp bilimsel bir zemine kavuşturmamız gerekiyor. Anadolu’nun başka coğrafyalarla mukayese edilemeyecek bitki zenginliğini hem şifa hem de bir ekonomik değer olarak kullanmalıyız. Tabiat bize bir şifa kaynağı sunarken ona ilgisiz kalmak büyük ihanettir. Milli tarım politikasının bu konuda da yeni bir sayfa açacağına inanıyorum”

Desteklemeler Hesaplara Yatıyor !

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin şu açıklamayı yaptı:

"2017 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında bugünden itibaren üreticilerimize toplam 2 milyar 118 milyon TL’lik ödeme yapılacak.

Ödemeler kapsamında; mazot desteği için 722,7 milyon TL, gübre desteği için 877 milyon TL, hububat ve bakliyat desteği için 197 milyon TL, yem bitkileri desteği için 240 milyon TL, hayvan hastalıkları tazminatı için 10 milyon TL, hayvan gen kaynakları için 7 milyon TL, sertifikalı tohum kullanım desteği için 57 milyon TL, sertifikalı fidan kullanım desteği için 3 milyon TL ve lisanslı depoculuk desteği için 4 milyon TL olmak üzere toplam 2 milyar 118 milyon liralık hibe desteği verilecek.

Destek ödemeleri bugün 18.00’den sonra üreticilerimizin hesaplarına aktarılacak. Ödemelere, TC kimlik numarasının son hanesine göre önümüzdeki hafta da verilmeye devam edilecek.

1 Ocak 2017 tarihinden itibaren başlayan ödemeler de dâhil edildiğinde üreticilerimize ödenen meblağ tutarı 2.8 milyar TL’yi bulacak.

Böylelikle 2017 yılı için üreticilerimize vermeyi planladığımız toplam 12,8 milyar TL’lik tarımsal hibe desteğinin yüzde 22’lik kısmını ödemiş olacağız.”

Bakan Faruk Çelik Şap Seferberliğini Erzurum'da Başlattı

Erzurum Güncel- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Erzurum’dan şap aşılama seferberliğini başlatarak,
"Toprağınız sağlıklı değilse insan sağlığı da tehlikededir. Şap aşısını artık çok şükür kendimiz üretiyoruz. 50 milyon doz aşı ürettik. Yerinde oturan müdür istemiyorum" dedi.

Erzurum’un Aziziye ilçesine bağlı Çiğdemli Mahallesi’nde düzenlenen "Şap Aşılama Seferberliği Uygulamalı Açılış" programına katılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, şap aşı seferberliğini başlattıklarını söyledi. Üretilecek ilaçların tarımda kullanılması konusunda üniversitelerle çiftçilerin iş birliğine gitmesi gerektiğine işaret eden Bakan Çelik, hayvan ve toprak sağlığıyla insan sağlığının paralel olduğunu dile getirdi. 

Hayvan sağlığının, aynı zamanda insanın sofrasına gelen ürünlerin sağlıklı olması anlamı taşıdığını dile getiren Çelik, "Bu anlamda Türkiye önemli adımlar attı. Mesela şap aşısı konusunda dışarı bağımlıydık şimdi şap aşısı bizler tarafından yüzde 100 üretiliyor hatta komşu ülkelere de bu konuda destek veriyoruz, ihracat gerçekleştiriyoruz. 50 milyon doz şap aşısı ürettik" dedi.

"350-400 bin buzağı kaybediyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, hayvan ölümlerine de dikkat çekerek, "Türkiye'de yılda yaklaşık 350-400 bin buzağı kaybediyoruz. 500 bin de hayvan ithal ediyoruz. Bu buzağı ölümleri olmasa hayvan ithalatına gerek olmayacak" değerlendirmesinde bulundu.

"Yerinde oturan müdür istemiyorum"

Bakan Çelik, yerinde, makamında oturan il, ilçe tarım müdürü istemediğini ifade ederek, "Buradan sesleniyorum. Oturan müdür istemiyorum. Hepiniz işletmelerde, arazide olacaksınız" dedi.
 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Sözleşmeli Personel Alımı Başladı !

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 20 Şubat 2017 tarihli Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapmış olduğu duyurusu ile sözleşmeli personel alımlarının başladığını belirtti. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ayrı ayrı 2 alım ilanı yayınladı. Duyuruya göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı alacağı personellerden Kamu Personeli Seçme Sınavı şartı arayacak. Her iki duyuru için 2016 yılı KPSS B grubu KPSSP2 puan türünden puan aranacak. 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yaptığı ilk duyurusunda, 2 adet sözleşmeli veteriner ve 1 adet sözleşmeli Ziraat Mühendisi alacak. Ziraat Mühdislerinin Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü mezunu olmuş olmak şartı ve veteriner Hekim adaylarından Veteriner Fakültesi Mezunu olmak şartı aranacaktır. 
 

Okul Sütü Programı 6. Yılında

Okul Sütü Programı'nın 6. yılı nedeniyle Ankara Yenimahalle Kent Koop. İlköğretim Okulu’nda Bakan Çelik, Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Ankara Valisi Ercan Topaca, süt sektörü temsilcileri, öğretmen ve öğrencilerin katıldığı bir tören düzenlendi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bu yıl Okul Sütü Programı kapsamında 58 bin ton süt dağıtılacağını belirterek bugüne kadar 305 bin ton süt dağıtımı gerçekleştirildiğini bildirdi.

Açılışta konuşan Çelik, çocukların geleceğe sağlıklı hazırlanmaları için çaba gösterdiklerini dile getirerek, bu programın da söz konusu amaca hizmet ettiğini söyledi.

Sütün başta çocukluk çağı olmak üzere her yaşta tüketiminin alışkanlık haline getirilmesinin önem arz ettiğini vurgulayan Çelik, yarım litre sütün günlük ihtiyaç duyulan kalsiyumun yüzde 70'ini, fosforun yüzde 60'ını, iyotun yüzde 25'ini, B2 ve B12 vitaminlerinin yüzde 77’sini karşılayabildiğini kaydetti.

Çelik, Türkiye'de 19 milyon ton süt üretildiğinin altını çizerek üretimde sorun olmadığını ancak sütün yeterince tüketilmediğini belirtti.

AB ülkelerinde yılda ortalama kişi başı 80-100 litre süt tüketilirken Türkiye'de bu rakamın 25 litre olduğunu belirten Çelik, arada çok büyük fark bulunduğunu, bu açığı kapatmak, çocukluk yaşında süt tüketim alışkanlığının kazandırılması için söz konusu programı düzenlediklerini dile getirdi. Çelik, "Bu yıl Okul Sütü Programı kapsamında 58 bin ton süt dağıtacağız. Bugüne kadar 305 bin ton süt dağıtıldı. Bu güzel bir uygulama ama yeterli olmadığını düşünüyoruz." diye konuştu.

Gazlı, şekerli içeceklerden kaçınılması konusunda çocuklara uyarılarda bulunan Çelik, "Program kapsamında 34 bin okulda 6 milyon öğrencimize bu dağıtım gerçekleşecek." dedi.

- Okulların açık olduğu her dönemde süt dağıtılmalı

Ulusal Süt Konseyi Başkanı Harun Çallı, programı, hem süt tüketimi alışkanlığının geliştirilmesi hem de sektöre olan katkısı nedeniyle çok önemsediklerini belirterek okul sütlerinin market raflarında satılan sütlerden hiçbir farkının olmadığını ifade etti.

Çallı, okul sütü dağıtımının tek yarıyılda gerçekleştirildiğine dikkati çekerek, bunun okulların açık olduğu her döneme yayılması gerektiğini vurguladı.

Açılış konuşmalarının ardından Çelik, Akdağ ve Yılmaz ilköğretim öğrencilerine süt dağıttı.

- Bu sene 290 milyon kutu süt dağıtılacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca ortak yürütülen 2011-2012 eğitim öğretim yılından itibaren ülke genelinde uygulanan Okul Sütü Programı ile ana sınıfı ve ilkokul çağındaki öğrencilere süt içme alışkanlığını kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amaçlanıyor.

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, 'Bu yıl yaklaşık 30 binin üstündeki okulda 6 milyon öğrencimize 270 milyonun üzerinde içme sütü dağıtılacaktır. Pazartesi günü süt, Salı günü üzüm, Çarşamba günü süt, Perşembe günü üzüm ve Cuma günü tekrar süt olarak bu programı gerçekleştireceğiz' dedi.

Bakan Yılmaz, “ Daha iyi bir Türkiye, daha iyi bir gelecek ancak sağlıklı nesiller ile mümkündür. Sağlıklı nesiller de sağlıklı beslenecek, spor ile uğraşacak ve sağlığını koruyacak. Bu dönemde doğru beslenme alışkanlığının kazandırılması lazım. Beslenme hayatın her alanında olduğu gibi biraz özen, denge ve düzen istemektedir. Bu kazanım hem bizim sağlıklı olmamızı hem de hayatta daha başarılı olmamızı beraberinde getirecektir. Çocuklarınız bize emanettir. Bu emaneti yarınlara çok daha iyi bir şekilde taşıyacağız" diye konuştu.

Bakan Faruk Çelik "Dış Ticareti Kazan-Kazan İlkesi Temelinde Geliştirmeyi Amaçlıyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bakanlıkta Çekya Tarım Bakanı Marian Jureçka ile ortak basın toplantısı düzenledi. 

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulunun (DEİK) Ankara'da düzenlediği Türkiye-Çekya Tarım İş Forumu'nun açılışında konuşan Çelik, dünyada en fazla istihdam sağlayan sektörün tarım olduğuna dikkati çekerek, günümüzde tarım arazilerinin yok edildiği, doğal kaynakların kirletildiği ve hızla tüketildiği bir dönemde bulunulduğunu belirtti.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Çekya ile son yıllarda canlı hayvan ticaretinin arttığını, ihracatta ise işlenmiş gıda, yaş meyve-sebze, kuru meyve ve su ürünleri gibi kalemlerin öne çıktığını belirterek "Gürcistan, İran ve Ukrayna ile düzenlenen tarım iş forumlarını yaygınlaştırarak dış ticareti kazan-kazan ilkesi temelinde geliştirmeyi amaçlıyoruz" dedi.

Çelik, Türkiye-Çekya Tarım Komitesinin 5. Dönem Toplantısını gerçekleştirdiklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Rusya ile yaşadığımız ve kısmen geride kalan süreç bize tarımsal ticarette piyasa çeşitlendirmesinin önemini gösterdi. Benzer bir tecrübeyi, AB üyesi olması hasebiyle Çekya'nın da yaşadığını biliyoruz. Bu nedenle önümüzdeki süreçte Gümrük Birliğini daha iyi değerlendirerek tarımsal ticaretimizi geliştirebileceğimizi düşünüyorum

141 Büyük Ova, Koruma Alanı Olarak Belirlendi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, tarım arazilerinin korunması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında 49 ildeki 141 ovanın, koruma alanı ilan edildiğini belirterek "Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen bu ovalarımız artık 'tarımsal sit' gibi korunacak. Böylelikle tarımsal nitelik taşıyan ovalarımızın amaç dışı ve yanlış kullanımlar sonucu yok olmasını büyük ölçüde önlemiş olacağız." dedi.

Çelik, "Tarım arazilerinin korunması amacıyla yürüttükleri çalışmalar kapsamında 49 ildeki 141 ovanın koruma alanı ilan edildiğini söyleyen Çelik, "Hafta sonu Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararıyla tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği bu illerdeki ovalar artık koruma alanı olarak belirlendi. Ovaların sınırları içerisinde yer alan onaylı planlı alanlar ile kararın yayımı tarihi itibarıyla ilgili mevzuatı uyarınca tarımdışı kullanma izni verilmiş olan alanlar için alınmış kararlar geçerliliği koruyacak." diye konuştu.

"Ovalarımız artık 'tarımsal sit' gibi korunacak"

Amaç dışı ve yanlış kullanımlar sonucu tarım topraklarının zamanla yok olduğuna dikkati çeken Çelik, "Oysaki 1 santimetre toprağın yaklaşık bin yılda oluştuğu göz önüne alındığında bu konudaki önleyici çalışmaların önemi ortaya çıkıyor. Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenen bu ovalarımız artık 'tarımsal sit' gibi korunacaktır. Böylelikle tarımsal nitelik taşıyan ovalarımızın amaç dışı ve yanlış kullanımlar sonucu yok olmasını büyük ölçüde önlemiş olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Ovaların Bulunduğu İller

Karara göre, büyük ova koruma alanı olarak belirlenen 141 ovanın bulunduğu iller şöyle:

Adana, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Ankara, Ardahan, Balıkesir, Batman, Bilecik, Bingöl, Burdur, Çanakkale, Çankırı, Denizli, Diyarbakır, Düzce, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hakkari, Hatay, Iğdır, Isparta, İzmir, Kars, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kilis, Kütahya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Sakarya, Samsun, Sivas, Şırnak, Tokat, Uşak, Van ve Yozgat.

Bakan Faruk Çelik TİGEM'de Önemli Açıklamalar Yaptı

 
Tarım Bakanı Faruk Çelik, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünde (TİGEM) "Yerli Sebze Tohumculuğunun Geliştirilmesi Projesi" ile "Damızlık Hayvanlara Embriyo Transferi Projesi" konularına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda GTHB Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Bakanlık müşaviri Nusret Yazıcı, TİGEM Genel Müdürü Mehmet Taşan da hazır bulundu.

TİGEM'in 3,6 milyon dekarlık arazisinde tarımsal faaliyet yürütüldüğünü ifade eden Bakan Çelik, hayvancılığın temelinin damızlığa dayandığına dair ifadelerde bulundu. Türkiye'de damızlıktan hayvan üretiminin gerçek olması döngüsünün sağlıklı yürütülemediğini, temel sorunun da buradan kaynaklandığıyla alakalı olarak açıklama yapan Bakan Çelik, nüfus artışına paralel olarak kırmızı et talebinin, dolayısıyla damızlık düve ihtiyacının da giderek artış gösterdiğini ifade etti.
Bakan Çelik, yetiştiricilerden gelen kombine damızlık düve talebinin karşılanması yönümde adımlar attıklarını, geçen yıl 130 bin damızlık düvenin Türkiye'ye giriş yaptığını ifade eden Çelik; "Bunların önemli bir kısmını genç çiftçilerimize hibe olarak dağıttık. Amacımız hayvancılıkta dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak. Milli Tarım Projesi kapsamında 33 ilimizde Damızlık Düve Üretim Merkezi kuracağımızı ilan ettik. Buralarda en az 500 baş kapasiteli damızlık düve üretim merkezleri olması gerektiğini de söyledik. Bu merkezlerin kurulacağı illerimizin tamamında ahır-ağıl yapımına, damızlık hayvana ve alet ekipman alımına yüzde 50 hibe veriyoruz." ifadelerinde bulundu.

Bu merkezlerin ise Ziraat Bankasından çok daha kolay şekilde kredi kullanabileceğini ifade eden Çelik, hayvancılık yapmak isteyen vatandaşların ise damızlık ihtiyaçlarını aracısız olarak bu merkezlerden rahatlıkla karşılayabileceklerini belirtti.
 
Bakan Çelik, amaçlarının Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu hayvan sayısının üretileceği tesislerle alakal olarak damızlık hayvan açığını, kırmızı et açığını bir an önce ortadan kaldırmak olduğunu ifade edecek; "Bu üretim merkezleriyle ülkemiz hayvancılığının sınıf atlayacağı inancındayız." açıklamasında bulundu.
 
TİGEM'in ilk defa gerçekleştireceği embriyo transferi projesinde ise bu yönde yapılan çalışmaların önemli bir ayağını oluşturduğunu dile getiren Bakan Çelik, embriyo transferinin, dünya üzerinde çok yaygın bir şekilde uygulanmasına rağmen henüz Türkiye'de ağırlıklı olarak üniversitelerde araştırma seviyelerinde kaldığını belirtti.
 
Embriyo transferinin uygulanması işlemlerine bugünden itibaren başlanılacağını ifade eden Çelik bu ifadeleri kullandı:
 
"Halen TİGEM'in faal 17 işletmesinin 12'sinde büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılıyor. Buralarda simental, siyah alaca, esmer, jersey ve limuzin ırklarından oluşan toplam 32 bin baş hayvan varlığıyla damızlık yetiştiriliyor. Damızlık yetiştiriciliğinde embriyo transferiyle yeni bir dönem başlatıyoruz. TİGEM'in 6 işletmesinde çeşitli ırklardan 15 bin baş, taşıyıcı anne adayı kombine veya etçi ırklardan elde edilen embriyoların nakliyle gebe bırakılacak. Bunlardan kombine simental ırkı damızlık elde ederek hayvan varlığımızı artıracağız. TİGEM, bu projeyle taze ve dondurulmuş embriyo üretim merkezi haline gelecek. TİGEM, ilerleyen dönemlerde hayvan üreticilerimize ıslah amaçlı hizmet de sağlayacak." açıklamasını yaptı.
 
TİGEM'den Yerli Sebze Üretimi
 
Bakan Çelik, tohumculuk konusunada değinerek  bitkisel üretimin temelinin tohumculuğu oluşturduğunu açıklayan Çelik, tohumculuk alanı üzerinde 2005 yılından bu yana üreticilere 1,4 milyar liralık sertifikalı tohum, fide ve fidan desteği verdiklerini söyledi.
 
Sebze tohumu ihtiyaçlarının yüzde 50'sinin yerli üretimle beraber karşılandığına vurgu yapan Çelik, genelde bu oranın %80 oranında artış gösterebileceğini ifade etti.
 
Sertifikalı tohum üretiminin 2016 sonu itibariyle beraber 1 milyon tona ulaştığını, 70 ülkeye ise tohum ihracatı yapılacağına değinen Çelik, bu açıklamalarda bulundu:
 
"Buna karşın yılda 90 milyon dolarlık sebze tohumu ithal ediyoruz. Yerli hububat tohumu üretimindeki başarımızı, sebze tohumunda da göstermemiz gerektiği inancıyla TİGEM bu alanda çalışmalara başladı. TİGEM ilk defa yerli sebze tohumu üretimi yapmak için hazırlıklarını tamamlamış bulunuyor. Antalya Boztepe işletmesinde domates, biber, patlıcan, hıyar ve kavun çeşitlerinde yeni hat ve çeşitler geliştirilecek. Bu hat ve çeşitler çoğaltılarak, üreticilerimizin ihtiyacına sunulacak. Böylece hem ihtiyacımız olan sebze tohumunu karşılamış olacağız hem de bu alanda ihracat kapasitemizi daha da geliştireceğiz." açklamasını yaptı.
 
Bakan Çelik, 2018 yılından itibaren desteklemelerin yapılacağından dolayı sertifikalı tohum kullanım şartının uygulanacağını anımsatarak "Sertifikalı tohum açığımız var. Bunu kapatmak içn özel sektörle birlikte gerekli çalışmaları yürütüyoruz." açıklamasını yaptı.
 
Çelik, "Yerel tohumlardan vazgeçiliyormuş gibi değerlendirmeler yapılıyor. Bunlar kesinlikler doğru yaklaşımlar değil. Amacımız yerel tohumlarımızı sertifikalı tohuma dönüştürülmek." dedi.
 
Havzasında yerel tohum kullananların arazi büyüklüğüne bakılmaksızın destekleneceğini de belirten Çelik, yerel tohumların gen bankalarında muhafaza edildiğini, ihtiyaç halinde çoğaltılıp, talep edenlere verileceğini bildirdi.
 
Belli illeri, bölgeleri "organik tarım alanları" ilan edeceklerini anlatan Çelik, organik tarım yapanların, yerli tohum kullanmaları durumunda ilave destek alacağını söyledi.
 
15 ildeki TİGEM kuruluşlarının temsilcileri de video konferans yoluyla toplantıyı takip etti.
 

Bakanlıktan Palm Yağına Araştırma !

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, "Palm yağı kullanılan ürünler konusunda bilimsel bir çalışma yapılması kararlaştırılmıştır. Yapılacak çalışmanın sonuçları kamuoyuyla paylaşılacak ve bilimsel veriler ışığında gerekli idari tedbirler alınacaktır" dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik yazılı açıklamasında, medyada palmiye yağının insan sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğuna yönelik haberlerin yer aldığını hatırlatarak, bu haberlerle ilgili kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla açıklama yapma ihtiyacı duyduklarını belirtti. 

Türkiye'de palmiye yağına ilişkin mevzuatın Türk Gıda Kodeksi-Bitki Adı İle Anılan Yağlar Tebliği ile belirlendiğini kaydeden Çelik, "Tebliğ ulusal ve uluslararası bilimsel çalışmalar ve veriler ışığında hazırlanmıştır. Söz konusu tebliğde palm yağının taşıması gereken fiziksel ve kimyasal özellikler yer alıyor. Bakanlığımızca bu konuda her türlü kontroller yapılmaktadır. Palm yağı bütün dünyada gıda sanayisinde yaygın bir şekilde kullanılmaktadır" ifadelerini kullandı.

 

Bazı ürünlerle ilgili basında yer alan haberler üzerine Türkiye'de palmiye yağı kullanılan ürünler konusunda bilimsel bir çalışma yapılmasının kararlaştırıldığını aktaran Çelik, şu ifadeleri kullandı:

"Yapılacak çalışmanın sonuçları kamuoyuyla paylaşılacak ve bilimsel veriler ışığında gerekli idari tedbirler alınacaktır. Gıda konusunda tüketici sağlığını en üst düzeyde korumak temel amaçlarımız arasındadır. Bu konudaki her türlü endişe ve hassasiyetleri dikkate alarak üzerimize düşen görev ve sorumlulukları eksiksiz yerine getirmeye devam edeceğiz."

Bakan Faruk Çelik'ten Flaş Ekmek Zammı Açıklaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik bugün bakanlık binası toplantı salonunda ekmek zammına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, un fiyatlarına yapılan yüzde 9'luk zammın ekmek fiyatlarını da etkileyeceği konusunda devam eden tartışmalarla ilgili "Buğday ve un fiyatlarında ekmeğe zammı gerektirecek bir artış yok" dedi.

Aynı zamanda Çelik, "Ekmek üretimi için iş yeri açma ruhsatı ibraz edemeyen, bakanlıktan kayıt belgesi alamayacak" açıklamasında da bulundu.

 


    

GTHB'de Deprem! İstifa...


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda Ali Koyuncu şoku yaşanıyor. GTHB Müşaviri Ali Koyuncu görevinden sessiz sedasız istifa etti. Emekliye ayrıldığı öğrenilen Koyuncu'nun bu ani ayrılışı uzun süre konuşulacağa benziyor.

Bilindiği üzere geçtiğimiz zaman diliminde ' Canlı Hayvan Yolsuzluğu ' ile gündeme gelen Koyuncu'nun istifası akıllarda soru işareti bıraktı. 

Basına yansıyan bu yöndeki haberlerden kısa bir zaman sonra, GTHB Müşaviri Ali Koyuncu’nun istifa etmesi, akıllara bu iddiaların doğruluğu yönünde şüpheleri de beraberinde getirdi.



 

GTHB'ye 2 Yeni Genel Müdürlük


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde iki yeni Genel Müdürlük kurulurken Tarım Reformu Genel Müdürlüğü kaldırılıyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca hazırlanarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerine açılan Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağında Tarım Reformu Genel Müdürlüğü kapatılarak yerine Toprak Su Genel Müdürlüğü ile Tarımsal Kalkınma ve Örgütlenme Genel Müdürlüğü kurulması öngörülüyor.

Kanun Tasarısı taslağında kurulması öngörülen Toprak Su Genel Müdürlüğünün görevleri şu şekilde:

1) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve 22/11/1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu ile verilen görevleri yapmak.

2) Toprak ve sulama suyu analiz laboratuvarlarının kuruluş esaslarını belirlemek; arazi, toprak, su kaynakları ile ilgili analizleri ve arazi, toprak ve su sınıflandırmasını yapmak.

3) Tarım arazilerinin bölünmesini önlemek, arazi edindirme işlemleri, arazi düzenlemesi ve arazi toplulaştırması yapmak ve yaptırmak.

4) Tarımsal sulamada verimliliği arttırmak, uygun sulama tekniklerinin kullanılmasını sağlamak, sulama tesislerini yapmak ve yaptırmak, bunların işletilmelerini sağlamak, toprak kaynaklarını korumak ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmek.

5) Sularda tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan nitrat kirliliğinin izlenmesi, önlenmesi ve azaltılması, kuraklık, küresel iklim değişikliği ve çevre dostu tarımsal uygulamalara yönelik çalışmalar yapmak ve yaptırmak.

6) Tarım arazilerinde ıslah işlerini yapmak ve yaptırmak.

7) İşletmeye açılmış sulama tesislerinin işletme, bakım onarım ve rehabilitasyon işlerini yapmak ve yaptırmak.

8) Yeni sulamaya açılacak alanlardaki depolama ve su alma yapıları ile ana kanallar hariç dağıtım tesislerini yapmak ve yaptırmak.

9) Baraj ve elektrik üretimi amaçlı gölet veya regülatör inşası dışında kalan, çiftlik göletleri ve küçük sulama tesislerini yapmak ve yaptırmak.

10)Tarım sektörünü ilgilendiren konularda, toprak ve su kaynaklarının korunması ve kullanımı ile ilgili uluslararası antlaşmaların yükümlüklerinin takip edilmesi ve yerine getirilmesi için gerekli iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak.

11) Faaliyet alanları ile ilgili bilgi sistemlerini kurmak ve kullanılmasını sağlamak.

12) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
 

Tarımsal Kalkınma ve Örgütlenme Genel Müdürlüğünün görevleri ise taslakta şu şekilde:

1) Rekabetçi bir tarım sektörünün oluşturulması, fiziki potansiyelin, çevre ve arazinin geliştirilmesi, kırsal alanlardaki yaşam kalitesinin ve ekonomik çeşitliliğin iyileştirilmesi, yerel kırsal kalkınma kapasitesinin oluşturulması için programlar hazırlamak, uygulamak ve izlemek.

2) Tarım sektörüne ve kırsal kesimlere verilecek desteklere ilişkin çalışmalar yapmak, teklifte bulunmak,18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu uyarınca kurulan Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulunun sekretarya hizmetlerini yürütmek.

3) Tarımsal ve kırsal kalkınma desteklerin uygulanmasına ilişkin gerekli işlemleri yapmak, kontrol etmek ve ödemeler arasındaki uyumu sağlamak.

4) Avrupa Birliği kaynakları ile ulusal ve uluslararası diğer kaynaklarla yürütülen kırsal kalkınma programlarına ilişkin projeleri yürütmek ve koordinasyonu sağlamak.

5) 4/5/2007 tarihli ve 5648 sayılı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca kurulan İzleme Komitesinin sekretarya işlemlerini yürütmek.

6) Üreticilerin bilgi düzeyini yükseltmek; kooperatif, sulama birliği, üretici birliği ve diğer üretici örgütlerinin kurulmalarına izin vermek, desteklemek; bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak sonuçlandırılması için gerekli tedbirleri almak.

7) Tarım alanında yatırım yapmak isteyen ulusal ve uluslararası yatırımcılara, ülkemizdeki yatırım fırsatları, destekler ve hibeler hakkında bilgiler vermek, bunları yönlendirmek.

8) Tarımsal ürünlerin pazarlanmasının geliştirilmesine dair çalışmalar yapmak.

9) Tarımsal afetler ve tarım sigortası ile ilgili hizmetleri yürütmek, tabii afetlerden zarar gören çiftçilere mevzuatında yer alan esaslar çerçevesinde yardım yapmak.

10) Entegre idare ve kontrol sistemi dahil olmak üzere, görev alanına giren konularda bilgi sistemleri kurmak, işletmek ve güncel tutmak.

11) Tarımsal ürünlere ilişkin verileri derlemek ve istatistikleri oluşturmak.

12) 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 26/A maddesi hükümleri ile verilen görevleri yapmak.

13) Çiftlik muhasebe veri ağını kurmak ve işletmek.

14) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.

Tarım Sigortalarında Neler Değişiyor?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2017 yılında tarıma bağlı sigortanın kapsamlarını geliştirerek yenilikler yapılacağını açıkladı.
 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik yeni çıkacak kararın çıkması ile birlikte 2017 yılında birçok yenilik yapacaklarını ve bu sayede tarım sigorta oranın artmasına katkıda bulunacağını açıkladı. Çelik, yapmış olduğu açıklamada, çiftçilerimiz tarafından gelen talep doğrultusunda tarım sigortalarında iyileştirmeler yapıldığını ve tarım sigorta kapsamının içeriğini genişlettikleri açıklamasında bulundu.

Bitkisel ürünlerle ilgili yaptığı açıklamada Bakan Çelik, 2017 yılı içerisinde dolu, sel, deprem, heyelan, fırtına, yangın ve su riskleri gibi tarımı olumsuz etkileyen etkenlerin yanı sıra tarım sigortamızda isteğe bağlı olarak açık ortamda yetiştirilen meyvelerin don olaylarına karşıda sigorta kapsamında olacağını söyledi. Bakan Çelik, 2016 yılında don, fırtına, yangın, sel gibi olumsuz etmenlerin meyvelerin ve asmanın olgunlaşma sürecinde uğramış olduğu bu zararların ilk kez teminat alındığını açıkladı.

Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılığında Tarım Sigortası ile ilgili olarak da açıklama yapan Bakan Çelik, geçtiğimiz yıllarda küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkta ölüm olduğu zamanlarda tarım sigortası kapsamında teminat altına alındıkları söyledi. Fakat hırsızlık gibi bazı durumlarda çiftçilerin mağdur olduğuna değinen Bakan Çelik, 2017 yılında hırsızlık sonucu hayvanda oluşan maddi hasarı da tarım sigortası kapsamında ilk kez teminat altına alınacağını söyledi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kümes hayvancılığında kapalı devre sistemlerinde uygulanan kümes hayvancılığında biogüvenlik ve hijyen şartlarını sağlayan işletmelerde hayvan ölümlerinin gelecekte dönemde yine ilk defa teminat altına alınacağı açıklamasında bulundu.

Riskler ve ürünler ile ilgili prim desteği 2017’de aynen devam edeceğini sözlerine ekledi.