Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

KİT Komisyonu TİGEM Ceylanpınar'da İncelemelerde Bulundu

TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu üyeleri, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinde incelemelerde bulundu..
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinde incelemelerde bulunmak üzere ilçeye gelen, AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir başkanlığındaki KİT Komisyonu üyelerini Ceylan Konuk Evinde Belediye Başkanı Menderes Atilla, AK Parti ilçe Başkanı Halid Şimşek, İlçe Kaymakamı Ahmet Karatepe karşıladı. Ceylanpınar İşletmesinin farklı üretim birimlerini gezen Komisyon üyeleri burada işletme yetkililerinden bilgi aldı. İşletmede yapılan incelemenin ardından Ceylan Konuk evinde göçerlerle bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda TİGEM sınırları içerisinde yaşayan göçerlerin sorunları dinlendi.
Ziyaretler kapsamında komisyon üyeleri Suriye sınırında bulunan Ateşoğlu karakolunu da ziyaret ederek görev yapan askerlere çeşitli hediyeler verildi.
KİT Komisyonunun AK Partili üye vekilleri incelemelerin ardından AK Parti İlçe Başkanlığını ziyaret etti. Burada parti üye ve gönüllüleriyle bir araya gelen vekiller partililerle hasbıhal etti. İlçe Başkanı Halid Şimşek, Ceylanpınar’ın müstesna bir yer olduğunu belirterek Ak Parti kurulduktan sonra ilk ak parti belediyesinin Ceylanpınar belediye olduğunu ayrıca HDP’den seçimle Belediyeyi alan ilk yer olduğunu söyledi. Belediye HDP’den alındıktan sonra ilçede yapılmadık hizmet kalmadığını aktaran Şimşek, komisyon üyelerine teşriflerinden dolayı teşekkür etti. Belediye Başkanı Menderes Atilla da AK Parti camiası içerisinde bedel ödemeyen kimsenin olmadığını söyledi. 4 yıllık süreçte 5 kez suikast atlattığını belirten Başkan Atilla, "Biz hiç bir zaman yılmadık. Dedik ki bu vatan bizimdir, bu topraklar bizimdir. Sonucu ne olursa olsun bizler sonuca katlanmaya razıyız" dedi. Ceylanpınar’da zorlu bir seçim süreci atlattıklarını aktaran Başkan Atilla, "2014’te yapılan demokratik seçimi hazmedemeyen HDP’liler AK Partiye gönül verenlerin dükkanlarını yaktı, evlerini ve araçlarını yaktı. Olaylardan sonra Valilik vatandaşlarımıza dedi ki, gelin zararınızı karşılayalım. Ancak Ceylanpınarlı kardeşlerimizin hiç birisi tazminat için başvurmadılar. Hepsi şunu dedi, bu vatan olmasaydı evim, arabam, dükkanım olmayacaktık. Başıma ne gelmişse vatanım için geldi" dedi.
Ceylanpınar’da yeterli bütçeleri olmamasına rağmen 4 yılda ilçeye 84 Milyon TL hizmet kazandırdıklarını ifade eden Başkan Atilla, "Mutluyum ve huzurluyum. Ceylanpınar’ın çehresini değiştirdim. Böylece hem ilçemize hizmet ettik, hem de teröristler Sur’u, Nusaybin’i, Cizre’yi yakarken biz çukur siyaseti döneminde ilçemize bir kazma bile vurdurmadık" ifadelerini kullandı. Başkan Atilla, Ceylanpınar’ın denizi olmayan bir ada gibi olduğunu söyleyerek, "TİGEM’den arazi talep ettik. Sizlerinde yardımlarına ihtiyacımız var. 87 bin nüfuslu bir ilçeyiz ancak otogarımız yok, hayvan pazarımız yok, buğday pazarımız yok. Paramız ve projemiz hazır ancak bunları yapacak yerimiz yok. İleride bu konu önünüze geldiğinde Ceylanpınarlılar adına bu desteği sizlerden bekliyoruz" diye konuştu.
 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba: 'Çiftçilere 100 bin TL faizsiz kredi verilecek'

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba: "Çiftçilere 100 bin TL faizsiz kredi verilecek" 
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Hayata geçirdiğimiz proje ile çiftçilerimize 100 bin TL faizsiz kredi kullandırılacak. Proje sonunda ihtiyacımız olan damızlık anaç sayısının artmasına katkı sağlanacak, 7 yılda yaklaşık 1,5 milyon damızlık sığır sayısına ulaşılacak. Böylece, işletme kapasitelerin doluluk oranı artırılmış olacaktır" dedi.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, TİGEM ve Ziraat Bankası arasında, "500 bin Anaç Koyun ve 250 bin Düve Projesi Protokolü" gerçekleştirildi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında, Bakan Fakıbaba'nın katılımlarıyla gerçekleştirilen iş birliği protokolü ile, hem çiftçilerin gelirinin arttırılması hem de tüketicilerin uygun fiyatla kaliteli kırmızı et ve süt tüketimi sağlayabilmesi hedefleniyor. Programda konuşan Fakıbaba, küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi ve ihtiyaç olan anaç koyun sayısını elde etmek için, TİGEM aracılığıyla, “Sözleşmeli Üretim Modeli” Projesini başlattıklarını ifade ederek, "Bu projeden, kredibilitesi yeterli, Bakanlık Kayıt Sistemine kayıtlı, barınak kapasitesi yeterli, mera varlığı olan ve/veya kaba yem teminini sağlayabilen yetiştiricilerimiz arasından, puanlama usulüyle seçilenler faydalanabilecektir. Bu proje ile; her bir yetiştiricimize, 300 başa kadar anaç koyun temin edilecektir. Doğacak kuzulara taban fiyat ile alım garantisi veriyoruz. Kredi ile avansların geri ödemesi, doğan kuzuların bedelinden düşülerek, kalan meblağ üreticiye ödenecektir. Kredinin geri ödemesi ise ilk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli, toplam 7 yıl olacaktır. Ayrıca proje sonunda yetiştiricilerimize, 2018 yılı sonuna kadar, toplamda 500 bin baş damızlık koyun vermeyi, ve sekizinci yılda yaklaşık 5 milyon baş damızlık dişi koyun sayısına ulaşmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu.
"250 bin düve projesi" Eş zamanlı olarak büyükbaş hayvancılığın geliştirilmesi ve ihtiyaç olan düve sayısına ulaşabilmek içinse Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı ile “250 Bin Düve” Projesi başlatıldı. Bu projeden de tecrübeli ve kapasite açığı bulunan kooperatif üyesi çiftçiler yararlanabilecek. Proje ile çiftçilere 100 bin TL faizsiz kredi verileceğini kaydeden Fakıbaba, "Bu kredinin yüzde 80’ i düve, yüzde 20’si yem tedariki için kullandırılacaktır. Kredinin geri ödemesi ise, ilk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli, toplam 7 yıl olacaktır. Proje sonunda ihtiyacımız olan damızlık anaç sayısının artmasına katkı sağlanacak, 7 yılda yaklaşık 1,5 milyon damızlık sığır sayısına ulaşılacak. Böylece, işletme kapasitelerin doluluk oranı artırılmış olacaktır" diye konuştu.
Konuşmaların ardından Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, TİGEM ve Ziraat Bankası arasında protokol imzalandı. İmza törenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fakıbaba, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin yapılan eleştiriler hakkında, "Ben Başbakanımızın verdiği kararın doğru olduğuna inanıyorum, kendisi çok zeki bir büyüğümüz bizim. Bu bağlamda Başbakanımızın verdiği kararın altına ben imzamı atarım" ifadelerinde bulundu.
 

300 Koyun Projesine 10 MİLYONLUK Rekor Başvuru

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM) tarafından sözleşme imzalanacak yetiştiricilere verilecek olan 300 koyun projesi için rekor başvuru yapıldı. Edinilen bilgiye göre 300 Koyun Projesi için başvuruların 330bini aştığı, verilecek 500bin küçükbaş damızlık koyun isteyenlerin ise yapılan başvurular sonucunda 10milyonu aştığı saptandı.
TİGEM'den edinilen bilgilere göre, koyun sayısının ve et üretiminin artırılması amacıyla başlatılan ‘Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ kapsamında sözleşmeli üretim modeline başvurular  devam ediyor. Devem eden başvuruların 330bini bulduğu belirtildi.
Proje için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM) Projeler değerlendirilirken; müracaat edilen il veya ilçenin mera kapasitesi, küçükbaş hayvan varlığı gibi kriterler göz önünde bulundurulacak.
Üreticiler değerlendirilirken; üretim yapacağı yerin mera alanı, kaba yem üretebilirliği, hayvan varlığı, cinsiyeti ve yaşı, hayvan barınağına sahip olması, halen hayvancılıkla uğraşıyor olması gibi kriterlere bakılacak.
Mera alanı kriteri, atıl kapasiteye sahip mera alanlarının aktif kullanılmasını sağlamak, kaba yem üretimi için arazi varlığının olması kriteri ise sürdürülebilir ve karlı bir hayvancılık yapılmasını sağlamak amacıyla isteniyor. 300 damızlık koyun başvuruları TİGEM’in internet sitesi üzerinden bu gün mesai bitimine kadar devem edecektir.
 

300 Koyun Projesinin Detayları Bakan Fakıbaba Tarafından Açıklandı!

Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba 300 koyun projesinin yanlış anlaşıldığını belirterek,"Hayvan vereceğimiz
çiftçinin merası ve ahırı olacak, aynı zamanda bu işi yapan kişi olacak" dedi. Peki 300 koyun projesi nedir? 
Ülkemizde bilindiği üzere köyden şehre göç uzun süredir devam etmekte olup bu durum köylerin yok olmasına sebep olmaktadır. Öyle ki son 20 - 30 yılda yüzlerce köyün nüfusu neredeyse yok olma düzeyine geldi ve hayvancılıkta pek çok bölgede yapılmamaya başlandı. Buna göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı harekete geçerek köylerine dönen ailelere 300 koyun verileceği müjdesini açıkladı. Yeni açıklamasında bu projenin detaylarını açıkladı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "300 koyun" projesine açıklık getirdi. Fakıbaba, "Bir yanlış anlaşılma oldu 'sanki herkese dağıtacağız gibi'. Hayvan vereceğimiz çiftçinin merası ve ahırı olacak, aynı zamanda bu işi yapan kişi olacak. 300 koyunluk ahırı vardır ama 100 koyunu var, biz bunu 300'e tamamlayacağız, 50 tane vardır biz bunu da 300'e tamamlayacağız" diye konuştu ve ekledi: "Emin olun 500 bin anaç koyun 5 yıl sonra 5 milyon ediyor ve bu 500 bin her yıl devam edecek ve bunun yanı sıra 250 bin düve vereceğiz. Bunlar yarın bizim ihtiyacımızı karşılayacak. Et ithal etmemizin esas nedeni ananın azlığıdır, biz anayı nasıl çoğaltırız onun hesaplarını yapıyoruz. TİGEM'le de farklı bir şekilde damızlık konusunda çalışmalarımız olacak"
 

"Bakanlığımızla Birlikte Çok Önemli Çalışmalar Yapıyoruz"

Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Muhammet Oluklu, TİGEM Genel Müdürü Mehmet Taşan’ı makamında ziyaret etti ve gündeme dair sorular yöneltti. TİGEM'in 2 önemli projesi olan “Embriyo Transferi İle Kombine Irk Damızlık Üretim Projesi” ve  “Yerli Sebze Tohumculuğunun Geliştirilmesi Projesi” üzerine gerçekleştirilen sohbette Taşan çok önemli açıklamalar yaptı. 
 
 
M.O: Sayın Taşan, geçtiğimiz günlerde Sayın Faruk Çelik basın mensuplarına iki yeni projenin başlatıldığını duyurdu. Bu projeler neler?
M.T: Sayın Bakanımızın ilan ettiği bu iki projeden biri “Embriyo Transferi İle Kombine Irk Damızlık Üretim Projesi”, diğeri ise  “Yerli Sebze Tohumculuğunun Geliştirilmesi Projesi”. TİGEM iki esas faaliyet alanında iki önemli projeye imza atacak.
Bildiğiniz gibi bizim ana faaliyet alanlarımız sertifikalı tohumculuk ve damızlık hayvan yetiştiriciliğidir.  Bazılarının tarihi Osmanlının ilk yıllarına dayanan işletmelerinde bizzat tarımsal üretimin içinde yer alan TİGEM, suyun toprakla, teknolojinin tarla ile buluştuğu örnek ve önder bir kuruluştur.
Kısacası TİGEM bir yandan tarımda eşsiz ve köklü bir kültür ve deneyime sahipken, diğer yandan gelişen teknolojinin tüm imkânlarını tarımla buluşturmaktadır. Bu iki proje de tam olarak bu birlikteliğin örnekleridir.
M.O: Sebze tohumluğu projesinden başlayacak olursak, bu projeyi bize biraz anlatır mısınız?
M.T: Tarımsal üretimin nüvesi tohum ve damızlıktır. Biz, ülkemizin ve dünyanın en büyük sertifikalı tohumluk üreticisi olarak, sertifikalı tohumluk kullanımının yaygınlaşması adına Bakanlığımızla birlikte önemli çalışmalar yapıyoruz. Tohumculuk alanında belli bir noktaya gelmek için 2005 yılından bu yana Bakanlığımız üreticiye 1,4 milyar TL’lik sertifikalı tohum, fide ve fidan desteği vermiştir. Sebze üreticilerimizin kullandıkları fideleri ilk defa destekleme kapsamına alınmıştır. Neticede sertifikalı tohum üretimimiz 145 bin tondan 1 milyon tona ulaşmış, 70 ülkeye tohum ihraç eder hale gelinmiştir.
TİGEM, Türkiye’nin sertifikalı buğday tohumu üretiminin %36’sını, sertifikalı arpa tohumu üretiminin %27’sini ve sertifikalı yem bitkileri tohumu üretiminin %50’sini karşılamaktadır. Ülke olarak hububat tohumluğu ihtiyacının %80’ini yerli üretimle karşılayan Türkiye’de, sebze tohumculuğunda bu oran %50’dir. Sebze tohumculuğunda yılda 90 milyon Dolar, sebze tohumu ithalatına harcanmaktadır. İşte tam da bu veriler doğrultusunda biz, yerli hububat tohumu üretimindeki başarımızı, sebze tohumunda da yakalamak amacındayız. Bu nedenle TİGEM ilk defa yerli sebze tohumu üretimi yapmak için hazırlıklarını tamamlamıştır.
Genel Müdürlüğümüze bağlı Antalya/Boztepe İşletmesinde uygulanacak olan bu projede, 11 dekar sera ve 10 dekar tarla arazisinde domates, biber, patlıcan, hıyar ve kavun çeşitlerinde yeni hat ve çeşitler geliştirilecektir. Daha sonra bu hat ve çeşitler çoğaltılarak, üreticilerimizin ihtiyacına sunulacaktır. Böylece hem ülkemizin ihtiyaç duyduğu sebze tohumunun yerli üretimden karşılanması yönünde önemli bir adım atılmış olacak, hem de Türkiye’nin bu kulvardaki ihracat kapasitesi artacaktır.
Ülkemizin tohumculuk alanında hedefleri büyümüştür. Dünyada tohum alanında söz sahibi olan ülkelerin, aynı zamanda tarım sektörünün de söz sahibi ülkeleri olduğu görülmektedir. Türkiye önemli bir tarım ülkesi olarak tohumculuğa daha büyük önem vermek durumundadır. Bu nedenle Sayın Bakanımızın da açıkladıkları gibi 2018 yılından itibaren sertifikalı tohum kullanım mecburiyeti getirecektir. Bu süreçte Bakanlığımız ve TİGEM, özel sektörle birlikte sertifikalı tohum temini için çalışmalarını yoğunlaştıracaktır.
M.O: Sayın Taşan, embriyo transferi projesi tam olarak nedir ve ülke için önemi ne boyuttadır?
M.T: Embriyo transferi, dünyada çok yaygın bir şekilde uygulanmasına rağmen ülkemizde henüz üretimde uygulanan bir yöntem değildir. Daha çok araştırma düzeyinde kalmıştır.
Embriyo transferi, yüksek vasıflı bir dişi sığırdan alınan çok sayıda yumurtanın döllenmesiyle elde edilen embriyoların, taze ya da dondurulmuş olarak çok sayıda taşıyıcı anne adayı ineğe nakledilmesi şeklindeki üretim metodudur.
Biz bu proje ile üstün niteliklere sahip kombine verimli ineklerden elde edilecek yavru sayısını arttırmayı, hayvan ıslahı çalışmalarına hız kazandırmayı, ihtiyaç duyulduğunda cinsiyeti önceden belirlenmiş embriyoların transferi ile damızlıkta kullanılabilecek dişi yavru üretimini artırmayı amaçlamaktayız.
Bu proje özetle, kimi zaman süt, kimi zaman et yönünde olabilen ülkenin hayvancılıkta değişen ihtiyaçlarına göre, istenen ırkta ve cinsiyette hayvan elde etme imkanına kavuşmamız anlamına gelmektedir.
M.O: Böyle bir projeye neden ihtiyaç duyulmuştur?
M.T: Yetiştiricilerden yoğun şekilde Simmental ırkı damızlık talebi gelmektedir. Bizim yurt içerisinde yeterli sayıda Simmental ırkı damızlık hayvanımızın olmaması da fiyatların yüksek olmasına sebep olmaktadır. Yine Avrupa’da hızla yayılan Schmallenberg ve Mavi Dil hastalıkları nedeniyle bu ırkın Avrupa’dan temininde de sıkıntılar yaşanmaktadır.
Bu projede, TİGEM’in 6 işletmesindeki çeşitli ırklardan 15.000 baş taşıyıcı anne adayı Simmental ırkı embriyolar ile tohumlanarak gebe bırakılacaktır. Bu şekilde ülkemizin ihtiyacı olan kombine Simmental ırkı damızlıklar elde edilecektir  (hedef ilk etapta 10.000 baş).
Hali hazırda 12 işletmesinde, Simmental, Siyah Alaca, Esmer, Jersey ve Limousin ırklarından oluşan toplam 32 bin baş hayvan varlığı ile damızlık büyükbaş yetiştiriciliği yapan TİGEM, taze ve dondurulmuş embriyo üretim merkezi haline getirilecek ve embriyo transferinin hayvancılık sektöründe yaygınlaşmasında örnek ve önder olacaktır.
Hem ülkemiz yetiştiricisinin talep ettiği etçi veya kombine sığır ırklarının ithalatına yönelik taleplere yurt içi üretimle cevap verilecek, hem de kapasite arttıkça da yetiştiricilere ıslah amaçlı hizmet sağlanacaktır.
M.O: Son olarak embriyo transferi projesinin ülke hayvancılığına çözüm olacağını söyleyebilir miyiz?
M.T: Hiçbir proje tek başına tüm sorunların çözümü değildir. Bunun için Bakanlığımızın çalışmalarına toplu olarak bakmak gerekir. Evet, hayvancılık alanında Bakanlığımızca yürütülen çalışma ve projeleri bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, hayvancılıkta çok önemli gelişmeler sağlayacağımızı ve sorunlarımızın büyük oranda giderileceğine inanmaktayım.
Bildiğiniz gibi ülkemizde büyükbaş hayvancılığın gelişmesi, kendi kendine yetebilir hale gelmesi için yoğun mesai harcanmaktadır. Hayvancılığın temeli damızlığa dayanmaktadır. Damızlık varlığımızın nicelik ve niteliği hayvancılığımızın sürdürülebilirliğini belirlemektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı Milli Tarım Projesi kapsamında 33 ilimiz Damızlık Düve Üretim Merkezi ilan edilmiş, 26 ilde koç-teke, 30 ilde mera hayvancılığı merkezleri oluşturulacaktır. Buralarda en az 500 baş kapasiteli damızlık düve üretim merkezleri kurulacaktır.
Sayın Bakanımızın da açıkladığı gibi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu merkezlerin kurulacağı illerin tamamında ahır-ağıl yapımına, damızlık hayvana ve alet ekipman alımına yüzde 50 hibe verecek; bu merkezler Ziraat Bankasından kredi kullanımına uygun olacağından hayvan almak isteyen üreticilerimiz rahatlıkla kredi kullanabileceklerdir. Hayvancılık yapmak isteyen vatandaşlarımız damızlık ihtiyaçlarını aracısız bu merkezlerden karşılayabilecektir.
Bu üretim merkezleri ve embriyo transferi projesi ile ülkemiz hayvancılığının sınıf atlayacağı inancındayız. Buradaki amaç kendi hayvan varlığımızı artırmaktır. Bir yandan damızlık düve ihtiyacımız, dolayısıyla et ihtiyacımız artmaya devam ederken, biz yerli hayvan üretimini maksimum düzeye çıkararak bu artan talebi yerli üretimden karşılamanın çabası içerisindeyiz.
 

Demokrasinin Teminatı Genç Yetiştiriciler Ödüllerine Kavuştu

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricleri Merkez Birliği ve Ankara Üniversitesi Rektörlüğü'nün ortaklaşa düzenlediği ve 2009 yılından itibaren gerçekleştirilen çiftçi çocuklarının  katıldığı resim ve şiir yarışmasında ödüller sahibini buldu. Bu sene '15 Temmuz' temalı resimler çizen ve şiirler yazan çocuklar ödüllerini alırken, aileleri de bu sevinçlerine ortak oldu. Ödül törenine TİGEM Genel Müdürü Mehmet Taşan, GTHB Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Burhan Demirok, TDSYMB Genel Başkanı Cemalettin Özden, TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, TDSYMB Yönetim Kurulu üyeleri, Tarım İl Müdürleri, birlik başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, ödül alan çocuklar ve aileleri katıldı.

Açılış konuşmasını TDSYMB Genel Başkanı Cemalettin Özden yarışmaya katılan tüm çocukları ve ödül alanları kutlarken şunları söyledi: " Bu tür sosyal sorumluluk projelerini Merkez Birliği olarak desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Hayvansal üretimin süreklilik kazanması adına her türlü projeyi desteklemeye devam edeceğiz. Bu genç arkadaşlarımızın da ilerleyen zamanlarda bu sektör içinde katkıda bulunacaklarına herhangi bir şüphem bulunmuyor. Onlara her zaman ihtiyacımız olacak. " dedi.
Daha sonra Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof Dr. Mehmet Akan konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi. Akan " Hayvansal üretim dünyada çok önemli bir yere sahip. Çok zahmetli ve zor bir iş. Yetiştiricinin gösterdiği emek desteklenmeye devam etmeli. Yüksek üretim düşük maliyeti sağlamak çok önemli. Ankara Üniversitesi olarak sektörle iç içe olarak tüketicilerin sağlığını korumak en önemli görevlerimizden biridir.Daha fazla üretim ve bağlı olarak daha fazla tüketim çok önemlidir. Demokrasinin Teminatı Genç Yetiştiriciler konulu bu yarışmaya katılan tüm çocuklarımıza da teşekkür ediyor, ödül alanları kutluyor ve bu çalışmada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" diyerek konuşmasını tamamladı. 

Son olarak TİGEM Genel Müdürü Mehmet Taşan konuşmasını yapmak üzere kürsüye geldi. Taşan da konuşmasında " TİGEM olarak geçtiğimiz günlerde bakanımız Faruk Çelik'in yaptığı açıklamada olduğu gibi TİGEM olarak çok önemli 2 projeye imza atmaya hazırlanıyoruz. "Yerli Sebze Tohumculuğunun Geliştirilmesi Projesi" ile "Damızlık Hayvanlara Embriyo Transferi Projesi" ... Üretime katkımızın oldukça artacağını söyleyebilirim. Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu hayvan sayısının üretileceği tesislerle alakalı olarak damızlık hayvan açığını, kırmızı et açığını bir an önce ortadan kaldırmak olduğunu ifade eden Taşan; "Bu üretim merkezleriyle ülkemiz hayvancılığının sınıf atlayacağı inancındayız." açıklamasında bulundu.
Bu tür projelerin de üretime katkı sağladığını belirten Taşan " Katılan tüm çocuklarımıza ve ailelerine de teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum" dedi.

Daha sonra yapılan ödül töreninin ardından çekilen hatıra fotoğrafıyla tören sona erdi.