Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Örnek Köy Projesi" Tanıtıldı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen, hayvancılık ve bitkisel üretimin geliştirilmesini amaçlayan "Örnek Köy Projesi" Altunhisar ilçesine bağlı Yeşilyurt köyü sakinlerine anlatıldı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen, hayvancılık ve bitkisel üretimin geliştirilmesini amaçlayan "Örnek Köy Projesi" Altunhisar ilçesine bağlı Yeşilyurt köyü sakinlerine anlatıldı.
Niğde Valisi Yılmaz Şimşek, beraberindeki İl Emniyet Müdürü Salim Cebeloğlu, İl Genel Meclis Başkanı Bülent Küçüktuna, Ak Parti İl Başkanı Mahmut Peşin ve ilgili kurum müdürleriyle Kınık Höyüğü kazı çalışmaları başta olmak üzere ilçenin tarihi ve tarımsal alanlarını inceledi.
Ziyaret kapsamında Sıra Çakıl Hanı, Han Köprüsü, Belediye Kültür Evi, Osman Gözcü Evi, Ömerli deresi ve Zindan Vadisine gezen Vali Şimşek ve beraberindekiler, Yeşilyurt köyünde düzenlenen toplantıya katıldı.
Gıda, Tarım ve hayvancılık İl Müdürü Asım Baş, toplantıda proje hakkında bilgi verdi.
Vali Şimşek, yaptığı konuşmada, birlikte üretimin önemine değinerek "Örnek Köy Projesi'ne hayvansal ve bitkisel üretim yapan çiftçilerimiz dahil olacak. Proje toplu hayvancılık ve bitkisel üretim alanlarının oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görülüyor." dedi.
Daha sonra Vali Şimşek, köy sakinlerinin sorun, görüş ve taleplerini dinledi, çözüme kavuşturulması noktasında ilgili korum müdürlerine talimat verdi.
 

KİT Komisyonu TİGEM Ceylanpınar'da İncelemelerde Bulundu

TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu üyeleri, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinde incelemelerde bulundu..
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinde incelemelerde bulunmak üzere ilçeye gelen, AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir başkanlığındaki KİT Komisyonu üyelerini Ceylan Konuk Evinde Belediye Başkanı Menderes Atilla, AK Parti ilçe Başkanı Halid Şimşek, İlçe Kaymakamı Ahmet Karatepe karşıladı. Ceylanpınar İşletmesinin farklı üretim birimlerini gezen Komisyon üyeleri burada işletme yetkililerinden bilgi aldı. İşletmede yapılan incelemenin ardından Ceylan Konuk evinde göçerlerle bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda TİGEM sınırları içerisinde yaşayan göçerlerin sorunları dinlendi.
Ziyaretler kapsamında komisyon üyeleri Suriye sınırında bulunan Ateşoğlu karakolunu da ziyaret ederek görev yapan askerlere çeşitli hediyeler verildi.
KİT Komisyonunun AK Partili üye vekilleri incelemelerin ardından AK Parti İlçe Başkanlığını ziyaret etti. Burada parti üye ve gönüllüleriyle bir araya gelen vekiller partililerle hasbıhal etti. İlçe Başkanı Halid Şimşek, Ceylanpınar’ın müstesna bir yer olduğunu belirterek Ak Parti kurulduktan sonra ilk ak parti belediyesinin Ceylanpınar belediye olduğunu ayrıca HDP’den seçimle Belediyeyi alan ilk yer olduğunu söyledi. Belediye HDP’den alındıktan sonra ilçede yapılmadık hizmet kalmadığını aktaran Şimşek, komisyon üyelerine teşriflerinden dolayı teşekkür etti. Belediye Başkanı Menderes Atilla da AK Parti camiası içerisinde bedel ödemeyen kimsenin olmadığını söyledi. 4 yıllık süreçte 5 kez suikast atlattığını belirten Başkan Atilla, "Biz hiç bir zaman yılmadık. Dedik ki bu vatan bizimdir, bu topraklar bizimdir. Sonucu ne olursa olsun bizler sonuca katlanmaya razıyız" dedi. Ceylanpınar’da zorlu bir seçim süreci atlattıklarını aktaran Başkan Atilla, "2014’te yapılan demokratik seçimi hazmedemeyen HDP’liler AK Partiye gönül verenlerin dükkanlarını yaktı, evlerini ve araçlarını yaktı. Olaylardan sonra Valilik vatandaşlarımıza dedi ki, gelin zararınızı karşılayalım. Ancak Ceylanpınarlı kardeşlerimizin hiç birisi tazminat için başvurmadılar. Hepsi şunu dedi, bu vatan olmasaydı evim, arabam, dükkanım olmayacaktık. Başıma ne gelmişse vatanım için geldi" dedi.
Ceylanpınar’da yeterli bütçeleri olmamasına rağmen 4 yılda ilçeye 84 Milyon TL hizmet kazandırdıklarını ifade eden Başkan Atilla, "Mutluyum ve huzurluyum. Ceylanpınar’ın çehresini değiştirdim. Böylece hem ilçemize hizmet ettik, hem de teröristler Sur’u, Nusaybin’i, Cizre’yi yakarken biz çukur siyaseti döneminde ilçemize bir kazma bile vurdurmadık" ifadelerini kullandı. Başkan Atilla, Ceylanpınar’ın denizi olmayan bir ada gibi olduğunu söyleyerek, "TİGEM’den arazi talep ettik. Sizlerinde yardımlarına ihtiyacımız var. 87 bin nüfuslu bir ilçeyiz ancak otogarımız yok, hayvan pazarımız yok, buğday pazarımız yok. Paramız ve projemiz hazır ancak bunları yapacak yerimiz yok. İleride bu konu önünüze geldiğinde Ceylanpınarlılar adına bu desteği sizlerden bekliyoruz" diye konuştu.
 

DSİ Kanunu Tasarısı Tarım Komisyonu'nda Kabul Edildi

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
Tasarıya göre baraj, gölet ve kanal gibi su yüzeyleri ile rezervuar alanında azami su kotu ile işletme kotu arasında kalan yerlerde güneş enerji sistemlerinin kurulmasına yönelik DSİ Genel Müdürlüğüne gelen taleplerden uygun görülenleri bedeli karşılığında kiralamak, DSİ'nin görevleri arasına ekleniyor.
DSİ Genel Müdürlüğünün, su tahsisi yapmaya görevli ve yetkili olduğuna dair hüküm açık şekilde kanuna yazılıyor.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğüne veriliyor. Böylece, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile sulama faaliyetlerinin birlikte yürütülmesi ve bu hizmetlerin kamusal faydasının artırılması hedefleniyor.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine ilişkin görev ve yetkilerini yerine getirmek üzere DSİ bünyesinde yeni hizmet birimleri kurulacak; genel müdür yardımcısı sayısı dörtten beşe çıkarılacak.
DSİ Genel Müdürlüğü, yargı harçları dahil her türlü harçtan, tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan döner sermaye hizmet bedellerinden; görevleri dolayısıyla yapacağı işlemler yönünden damga vergisi ve gelir vergisinden ve paydan; sahip olduğu bina, arsa ve araziden dolayı bina ve arazi vergisinden; görevlerin ifası için gerekli olup ithal edilecek binek araçları hariç motorlu vasıtalar ile motorlu, motorsuz makine, cihaz, araç-gereç ve bunların yedek parçalarının her türlü vergi ve harçlarından muaf olacak.
SU KAYNAKLARININ TAHSİSİ
İlgili kanunların verdiği yetkiye istinaden su kaynaklarının diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan tahsis, kira, ruhsat gibi işlemlerinde DSİ'nin görüşü alınacak. Bu durumda, DSİ tarafından ayrıca tahsis işlemi yapılmayacak.
Genel Müdürlüğün görev ve sorumluluklarının yerine getirilmesinden dolayı haklarında ceza davası açılmış olanların; vekalet verdikleri avukata ödedikleri ücretler ile davayla ilgili yaptıkları masraflar, kesinleşmiş mahkumiyet kararı halinde geri alınmak kaydıyla karşılanabilecek.
ARAZİ TOPLULAŞTIRMA
Tasarıyla, arazi toplulaştırılması yapılacak.
Buna göre; arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması maksadıyla arazi toplulaştırması yapılacak.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamalar, hak sahiplerinin iznine tabi olmayacak.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülen alanlarda tarımsal faaliyetleri kısıtlamaya DSİ veya proje idaresi yetkili olacak.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri muhtevasında yapılacak duyurular, DSİ veya özel arazi toplulaştırmasını gerçekleştiren proje idaresinin internet sayfalarında ve ayrıca köy veya mahalle muhtarının çalışma yerinde 30 gün süreyle ilan edilecek.
DSİ veya proje idaresi, gerekli hallerde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri toplulaştırabilecek veya kamulaştırabilecek.
Arazi toplulaştırması uygulamalarında, tahsisli araziler asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki araziler ile birleştirilerek asgari büyüklükte yeni tarımsal araziler oluşturulabilecek. Bu suretle oluşturulan araziler; öncelikle arazi toplulaştırmasına veya kamulaştırma konusu olan arazi maliklerine, bu kişiler satın almadığı takdirde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünde tarım arazisi bulunmayan yöre çiftçilerine rayiç bedeli üzerinden satılacak.
SULAMA İŞLETMELERİ
Sulama kooperatiflerinin kurulmasına izin vermek, sulama kooperatiflerini denetlemek, bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak neticelendirilmesi için gerekli tedbirleri almak DSİ'nin yetkisinde olacak.
DSİ'nin sulama tesislerini işleten kooperatiflerden finansal ve mali yapısının sürdürülemez olduğu tespit edilenlerle yapılmış olan devir sözleşmeleri, DSİ'nin teklifi ve Orman ve Su İşleri Bakanı'nın onayıyla feshedilecek.
Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek.
Sulama tesislerini devralan idareler, bu tesislerin inşa maksatlarına uygun olarak işletme, bakım ve onarım hizmetlerini yapmakla, bu tesislerin proje alanında DSİ tarafından gerekli görülen sulama ve drenaj maksatlı ilave yapıları projelendirip inşa etmekle, tesislerin rehabilitasyonunu yapmak veya yaptırmakla, sulama tesisinden faydalananlardan alınacak su kullanım hizmet bedelini belirlemekle görevli olacak.
Sulama tesisleri, DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle işlettirilebilecek.
Genel Müdürlüğün mühendis kadrolarına ilk defa açıktan atanacak personel, KPSS (B) Grubu puan sırasına göre her bir unvan için boş kadro sayısının dört katına kadar çağrılacak adaylar arasından Genel Müdürlükçe yapılan sözlü veya uygulamalı sınav başarı sırasına göre atanacak.
 
 
 

Bakan Fakıbaba'dan "Erken Destek" Müjdesi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, çiftçiye verilen tarımsal desteklemelerin bu yıl olduğu gibi gelecek yıl da erken ödenmesinin planlandığını bildirdi.
Fakıbaba, Türkiye'nin verimli tarım arazileriyle dünyanın en önemli gıda üretim merkezlerinin başında geldiğini söyledi.
Ülkenin tarım alanlarının daha iyi değerlendirilebilmesi için üretici ve tüketicilerle daha fazla iş birliği yapmayı planladıklarını ifade eden Fakıbaba, bu anlamda hem üreticiyi hem de tüketiciyi daha fazla rahatlatmaya çalıştıklarını belirtti.
Fakıbaba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım ile yaptıkları görüşmelerin ardından, çiftçiye ödenen tarımsal desteklemelerin tarihinde değişikliğe gittiklerine dikkati çekti.
Bu yıl şubat ayında yaptıkları destekleme ödemelerini gelecek yıl da erken ödemeyi planladıklarını vurgulayan Fakıbaba, şöyle devam etti: 
"Tarımsal desteklemeler eskiden altıncı ve yedinci aylarda verilirdi, bu yıl şubatta verildi, seneye de aynısını yapacağız. Her gittiğim yerde çiftçi arkadaşlarım 'Allah razı olsun, biz eskiden haziranda, temmuzda bu destekleri alırken, şimdi şubat ayında alıyoruz' diyor, teşekkür ediyorlar. Allah'ın izniyle, çiftçi kardeşlerim benim ailem. Yani gıda, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kim varsa benim ailem. Tabii 81 ilimizdeki her vatandaş benim kardeşim ama açık konuşmam gerekirse özellikle benim ailem bunlardır."
"Sürekli hizmet talimatı alıyoruz"
Fakıbaba, çok yoğun bir tempo ile çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların temsilcileriyle sık sık bir araya gelerek yürütülecek çalışmalara ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını aktaran Fakıbaba, mümkün olduğunca da üretici ve tüketiciyle yüz yüze görüşme gayretinde olduklarını söyledi.
Fakıbaba, görevini en iyi şekilde sürdürmenin gayretinde olduğunu vurgulayarak, "Bütün halkımızın emrindeyiz ve hizmetkarıyız. AK Parti'den almış olduğumuz talimat budur. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızdan sürekli hizmet talimatı alıyoruz. Haftada en az üç yere gidiyorum, gerekli çalışmaları yapıyorum. Yapabileceklerimiz için söz veriyoruz, yapamayacaklarımız için ise özür diliyoruz. İnşallah her geçen gün daha iyiye doğru gidiyoruz." diye konuştu.
Şanlıurfalı çiftçilerden Mehmet Nuri Albayrak da desteklemelerin erken ödenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Çiftçinin arazisini daha rahat ürüne hazırlayabildiğini anlatan Albayrak, "Desteklemenin erken ödenmesi çiftçi açısından önemlidir. En azından zor duruma düşmez. Erken ödenmesi çiftçinin işine geliyor. Dolayısıyla ister istemez zor durumda kaldığı dönemlerde erken aldığı ödeme sayesinde kendini daha rahat hissediyor. Tarla bakımını ve arazi sürümünü daha iyi yapıyor. Bu dönemde verilmesi çiftçilerimizi memnun etmiştir." şeklinde konuştu.
Çiftçi Hüseyin Öztürk ise erken ödemeler sayesinde borçlanmadan arazilerine bakım yapabildiklerini söyledi.
Desteklemenin erkene çekilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Öztürk, emeği geçen hükümet yetkililerine teşekkür etti.
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Yeni Bir Liste Daha Yayınladı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bazı firma ve restoranlara, hileli ürünler sattıkları gerekçesiyle ceza kesip isimlerini internet sitesinde yayınladı. Yayınlanan listede İzmir'de bulunan iki restoran öne çıkıyor.
İzmir’in Bornova ilçesinde, ağırlıklı olarak Ege Üniversitesi öğrencilerinin yaşadığı Kazım Dirik Mahallesi’nde bulunan iki işletmeye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ceza kesildi. Restoranlardan biri isim ve konsept değişikliğine gitmeyi seçerken, diğer restoranın ise hiçbir değişik yapmadan servise devam ettiği görüldü. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çeşitli aralıklarda, tüketicinin sağlığı ve menfaatinin korunması ile sektörde haksız rekabetin önlenmesine yönelik olarak taklit veya tağşiş (karışım) ürün sattığı tespit edilen firmaların ve restoranların teşhir listesini yayınlamayı sürdürüyor.
İki Restoran Dikkat Çekiyor
Geçen hafta yayınlanan listede, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, bitkisel yağ, bal, takviye edici gıdalar, çikolata ve enerji içeceği gibi ürünleri üreten 173 firma ve bu firmalara ait 282 parti ürünün ismi yer aldı. Listede, Bornova ilçesinde bulunan ve genellikle Ege Üniverisitesi öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı Kazım Dirik Mahallesi’ndeki 2 restoran dikkat çekti. Küçükpark’ta bulunan ve öğrenciler tarafından sıklıkla tercih edilen ‘Sarmala Dürüm Evi’ ve ‘Londra 1 Dumanlı Köfte’ isimli restoranlar da, bakanlığın açıkladığı listede yer aldı. Sarmala Dürüm Evi, isim ve menü değişikliğine gitmeden, işlerine olduğu gibi devam etmeyi seçerken, Londra 1 Dumanlı Köfte’nin listenin yayınlanmasından 2 gün sonra el değiştirdiği iddia edildi. Eski tabelanın indirilip yerine ‘Küçükpark Ocakbaşı’ yazılı tabelanın asılması da dikkat çekti. Sarmala Dürüm Evi’nin işletmecisi A.S., söz konusu durumun kendisinden önce işletmecilerle ilgili olduğunu, ürünlerine güvendiklerini ve satışlarda herhangi bir olumsuz etkilenmenin gerçekleşmediğini söyledi
 
 

Türkiye, Fırat Kalkanı Bölgesini Tarımsal Destekle Kalkındırıyor

Cerablus ve El-Bab ilçelerinde halkın yeni bir hayata başlaması için her türlü desteği sağlayan Türkiye, tarım ve hayvancılığın canlanması için de çalışmalarına devam ediyor.
Cerablus ve El-Bab'ta tarım teşkilatının ayağa kaldırılması için koordinatör olarak görevlendirilen Gaziantep Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ekipleri, bölgede bir yandan yıllardır mücadelesi yapılmayan şap, koyun ve keçi vebası ile brusella'ya karşı aşılama yaparken, diğer yandan da çiftçilere ilaçlamadan ürünlerinin satın alınmasına kadar birçok destekte bulunuyor.
Bugüne kadar 2 milyon liranın üzerinde destek ve hizmet sunulan bölge, insanların kaçtığı yer konumundan göç alan bir yerleşim yeri haline geldi.
Öncelikli ihtiyaçlar tespit ediliyor
Gaziantep Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mehmet Karayılan, Fırat Kalkanı Harekatı ile terör örgütlerinden temizlenen Cerablus ve El-Bab ilçelerinin tarım teşkilatlarının ayağa kaldırılması ve tarımsal üretimin canlandırılması için kendilerine koordinatörlük görevi verilmesinin ardından bölgeye giderek bitkisel ve hayvansal üretim alanlarında incelemeler yaptıklarını ve öncelikli ihtiyaçları tespit ettiklerini söyledi.
Bölgedeki yerleşim birimlerinin iklimi, toprak yapısı ve ürün deseninin Gaziantep ile benzerlik gösterdiği için çalışmaları daha rahat yürüttüklerini dile getiren Karayılan, "Cerablus'ta 546 bin dekar alanda arpa ve buğday başta olmak üzere kimyon, mercimek ve nohut, 140 bin dekar alanda ise Antep fıstığı, zeytin ve badem üretildi. Bölgede bir yılı aşkın süredir görev yapan 5 veteriner hekim köylerin neredeyse tamamına ulaşarak ocak-mart döneminde 11 bin 555 küçükbaş ve 2 bin 781 büyükbaşa şap, 10 bin 425 koyun ve keçiye veba aşısı yaptı" diye konuştu.
Tarım binasının yapımına başlandı
Karayılan, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017-2018 yıllarında Cerablus merkez ve köylerinde insani yardım ve bölge kalkınması amacıyla 150 ton gübre, 7 bin 200 fide, 52 ton kanatlı yemi, 7 bin 200 yumurtacı tavuk, 3 bin 200 litre tarım ilacı, 4 bin 650 fidan ile çeşitli tarım araçların dağıtıldığını vurguladı.
Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla yetiştiricilerden 16 ton nohut ve 545 ton mercimek alımı yapılarak, 827 bin lira ödeme yapıldığını dile getiren Karayılan, şöyle konuştu:
"Cerablus kesimhanesinde görevli veteriner hekimlerimiz, kesimi yapılan hayvanlardan sağlıklı olanların kasaplarda ve lokantalarda satışına izin vermektedir. Gıda kontrol ekiplerimiz tarafından da günlük kontrol yapılmaktadır. 2018 yılında 45 işletmeye idari para cezası uygulanmıştır. Cerablus Mahalli Meclisi tarafından tarımın geliştirilmesi amacıyla 25 ton buğday tohumu ve 10 ton üre gübresi alınarak, kar amacı gütmeden çiftçilere satışı yapılmıştır. Cerablus’ta çiftçilerimize daha iyi hizmet vermek amacıyla Bakanlığımız tarafından tarım binasının yapım çalışmalarına başlanmıştır."
Bab çiftçisinin 5 milyon liralık ürünü satın alındı
Karayılan, El-Bab'ta ise 210 bin dekar tarım arazisinde genel olarak arpa ve buğday yetiştirildiğini belirtti.
İlçede 95 bin küçükbaş, yaklaşık 2 bin 500 büyükbaş varlığı bulunduğunu belirten Karayılan, bölge çiftçisinin desteklenmesi için yerel tarım ofisi ve bakanlığın ortak çalışmasıyla 2017 yılında 150 ton kimyevi gübre, 33 ton kanatlı yemi ve 4 bin 400 tavuk temin edilerek çiftçilere dağıtıldığını bildirdi.
Karayılan, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla çiftçilerin yetiştirdiği arpa, buğday, mercimek ve nohudun satın alınarak, yaklaşık 5 milyon lira destek sağlandığını, böylece bölge çiftçisine hem alım güvencesi verildiğini, hem de bahsi geçen ürünler için taban fiyat oluşması sağlanarak ürünlerin "yok pahasına" satılmasının önüne geçildiğini vurguladı.
Geçen yıl alımı yapılan 4 ürün çeşidinin 2018 yılında bölgede üretilen ürünlerin tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesi yönündeki çalışmaların devam ettiğini belirten Karayılan, haziran öncesinde ilgili yönetmeliğin çıkmasının beklendiğini söyledi. 
"Cerablus ve Bab cazibe ve ticaret merkezi haline geldi"
Karayılan, bölgede daha kaliteli ürün elde etmek için üretimi TİGEM tarafından yapılan buğday, arpa ve mercimek tohumlarından demonstrasyon parselleri oluşturulmasının planlandığını dile getirerek, şunları söyledi:
"Bu yıl 2 bin 800 litre zirai ilaç temin edilerek çiftçilere dağıtımı yapılmıştır. Ayrıca, 11 tarım aracı yerel tarım ofisinin kontrolünde çiftçilere hizmet vermektedir. Bölgede arıcılığın geliştirilmesi için arıcılıkla uğraşan çiftçilere bin 66 arılı kovan dağıtımı başladı. Aynı zamanda karabuğday ve lavanta için demonstrasyon çalışmalarına başlanmıştır. Bitkilerin bölgeye uyum sağlaması durumunda bu bitkilerin ekim alanları genişletilerek hem arıcılık desteklenecek hem de çiftçiler için alternatif ürünler sağlanmış olacaktır."
Hayvancılığın tamamına yakınını oluşturan küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin desteklenmesi için önceliğin yıllardır mücadelesi yapılmayan hastalıkların önlenmesi için aşılama çalışmalarında olduğuna dikkati çeken Karayılan, "Bab bölgesindeki yetiştiricilerin tamamına ulaşarak hayvanlarının aşılaması yapıldı. 2017 yılı ilkbahar döneminde 104 bin hayvana şap aşısı, sonbahar döneminde 65 bin şap, 70 bin veba, 5 bin brusella aşısı yapıldı. Nisan ayı aşı programının tekrarlanması planlanıyor" diye konuştu.
Karayılan, Cerablus ve El-Bab ilçelerine sadece il müdürlüklerince sağlanan hizmetlerin parasal değerinin 2 milyon liranın üzerinde olduğunu vurgulayarak, "İl müdürlüğümüzce bölgede tarım teşkilatının kurulması, tarımsal üretimin canlandırılması için yapılan faaliyetler sonucunda bu iki yerleşim yeri cazibe ve ticaret merkezi haline gelmiştir. İnsanların kaçtığı bir yer konumundan göç alan bir yerleşim yeri konumuna gelen bölgede, sadece El-Bab’ın nüfusu 5 binden 100 binin üzerine çıkmıştır" dedi.
 
 
 

Son 15 Yılda Hayvancılığa Yaklaşık 25 Milyar TL Destek Sağlandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvancılık alanında yapılan yatırımlardan bahsederek, “son 15 yılda hayvancılığa yaklaşık 25 milyar TL destek veridi” dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sakarya'nın Sapanca ilçesindeki bir otelde Sakarya tarım sektörü raporu sunumu ve çiftçi eğitim sertifika dağıtım törenine katıldı.
Hayvancılık alanındaki yatırımlardan bahseden Bakan Fakıbaba, "Yediğimiz her gıda bizim sağlığımızı en yakından ilgilendiriyor. Destekleme politikalarımızı dahi üreticileri esas alarak değiştirdik. 'Üretici kazanmazsa hiç kimse kazanamaz' dedik. Bu zamana kadar toplam 110 milyar TL nakit hibe verdik. Bu yıl 14 buçuk milyar TL bütçemiz mevcut, önümüzdeki yıl bunun 19 buçuk milyar olması için gerekli çalışmaları başlattık. Son 15 yılda hayvancılığa yaklaşık 25 milyar TL destek verdik. Elimizde TİGEM’leri çok etkili şekilde kullanacağız. Organizasyonlarda bazı sıkıntılar olsa da bu sorunları çok hızlıca aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
"Vatandaşımızın yaşam kalitesini artıracağız"
Bakan Fakıbaba, Türkiye'deki tarım ve hayvancılık çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Türkiye'nin büyümesinde çiftçilerin büyük katkısı olduğunu söyleyen Fakıbaba, şöyle devam etti:"Sofralarımızda tükettiğimiz her gıdada çiftçilerimizin alın teri ve emeği vardır. Yaz kış demeden üretim yapan fedakar Türk çiftçisi bu toprakların gerçek sahibidir. Avrupa’nın en büyüğü, dünyanın 7. büyük tarım gücü haline bu arkadaşlarımızla geldik. Bu topraklar ilk kez tarımın yapıldığı topraklardır. Bu sebeple Anadolu tarımda çok özel bir yere sahiptir. Türk tarımına ve çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği her zaman sağladık ve sağlamaya devam edeceğiz. Çiftçilerimizin daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Çiftçimizi gerçekten yaptığımız projelerin merkezine aldık."
"Kırsalda iyi yaşam sağlayacak, şehre göçü önleyeceğiz"
Bakan Fakıbaba, kırsalda kalkınma olmadan Türkiye'nin kalkınamayacağını ifade ederek, şunları söyledi:
"Kalkınma yerelden başlar ve yerel her şeyi bilir. Bugün burada çıkan raporun özetini okudum ve bu çalışmayı yapan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Maddeler çok hızlı şekilde yapılabilecek şeyleri barındırıyor ama yapamıyoruz. Sanırım bunda benimde sorumluluğum var. Kırsalda iyi yaşamı sağlayacak ve şehre göçü önleyeceğiz. Kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın yaşam kalitesini arttıracağız. Bu bağlamda eski bir belediyeci olarak bu yetkileri yerel yönetimlere vermiş olsak çok daha hızlı olarak sorunların çözüleceğini inanıyoruz."
"Talep olmayan ürünleri üretmemeliyiz" 
"Özellikle et ithalatına baktığımızda görüyoruz ki en fazla besicilikle uğraşmışız. Ülkede 1 milyon düve eksiğimiz var ve düve üreten insanlara hayranlıkla bakıyorum. Et eksiğimizin ve et fiyatlarının yüksek olmasının sebebi olan düve eksiğimizi karşılamak için çalışan 

Yeni Yem Uygulaması, Et Fiyatlarını Düşürecek

Şanlıurfa’nın pilot il seçildiği kışlık yem uygulamasıyla Türkiye’nin hayvansal yem ihtiyacının giderilmesi amaçlanıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu uygulamasının Türkiye’deki et fiyatlarını da düşürmesi bekleniyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hayvanların yem maliyetini düşürmek amacıyla Şanlıurfa’da bir pilot uygulaması başlattı. Bu yıl başlatılan uygulamayla çiftçilerin hayvanlarının kışlık yem ihtiyacını düşük maliyette elde edebilmeleri için tritikale, fiğ, yem bezelyesi ve arpa karışımı tohum dağıtıldı. Çiftçiler, bu tohumları kış ayında boş kalan arazilerine ekerek hayvanlarının ihtiyacını karşılayacak.
Harran Üniversitesi de bu uygulamaya bilimsel yönden destek veriyor. Üniversitenin Veterinerlik Fakültesi Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık İşletmesinin bahçesine bakanlığın dağıttığı kışlık yem bitkisi ekildi. İşletmedeki hayvanlar, yemler belli bir büyüklüğe eriştiğinde otlamaları için araziye bırakılıyor. Bu sayede kışlık yem bitkisinin gelişimi ve hayvan üzerindeki etkisi bilimsel olarak takip ediliyor. Elde edile verilerin, üründen elde edilecek verime katkı sunacağı belirtildi.
Şanlıurfa Pilot İl Seçildi
Şanlıurfa’nın uygulamada pilot il seçildiğini dile getiren Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi ve Ziraat Fakültesi Döner Sermaye İşletmesi Müdürü Prof. Dr. İzzet Açar, "Buradaki alan, bizim Eyyübiye kampüsünde, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık işletmemizin bulunduğu bir yerdeyiz. Bu arkada gördünüz yeşil alanda arpa ve fiğ karışımı ekildi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımızın Şanlıurfa’da başlattığı bir pilot uygulamaydı. 20-25 bin dekar alanda çiftçilere birinci pamuk söküldükten sonra kışlık yem bitkisi olarak bu karışımlardan tohum dağıtıldı. Tritikale, fiğ, yem bezelyesi ve arpa bunlar değişik vagonlarda karıştırılarak çiftçilerimiz tarafından ekilmek üzere bakanlığımızca dağıtıldı" dedi.
Uygulamada önemli sonuçlar aldıklarını söyleyen Prof. Dr. Açar, "500 kilogram ağırlığındaki bir hayvanın günlük yem tüketimi kuru madde bazında 20 kilogram civarındadır. Tabi yaş olduğu zaman siz onun suyunu içerisinden düşürmek zorundasınız. Bizde de hayvancılıkta yem çok ciddi bir katkı, et fiyatlarının yükselmesinde de çok önemli bir problem. Bakanımız yem açığını gidermek için bu noktada bir pilot uygulaması başlatmıştı. Pamuk söküldükten sonra yeni pamuk ekilinceye kadar arada kışlık yem bitkilerinde yem açığımızı kapatabilir miyiz düşüncesi, burada biz çok önemli sonuçlar aldık” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nın Kaba Yem İhtiyacı Giderilecek
Uygulama sayesinde Türkiye’nin kaba yem ihtiyacının büyük ölçüde giderileceğini belirten Prof. Dr. Açar, "Buradaki gördüğünüz alanda doğrudan doğruya otlatma yapıyoruz ama Osmanbey kampüsünde tritikale, fiğ karışımı, yem bezelyesi, arpa karışımı, arpa fiğ karışımı yem bitkileri ektik. Onları da normal pamuk ekiminden önce biçerek dekara kuru ot verimleri ne kadardır, o noktada bir veri üretme şeklinde bu projenin çıktılarını ortaya koymuş olacağız. Çünkü bir süt ineğinin günlük yüzde 55-60 kilogram kaba yem tüketmesi gerekiyor. Çok ciddi bir girdi. 365 günle çarptığınız zaman çok ciddi rakamlar ortaya çıkıyor. Hem toprağa faydalı, kendinden sonra gelen ürünün daha iyi verim vermesini sağlıyor, toprağı dinlendiriyor, hem de bu bir milyon dönüm üzerindeki alan, sadece Şanlıurfa için diyorum. Harran Ovası bazında düşündüğümüz zaman, bu kadar alanda, ki biz Şanlıurfa’nın tamamını düşündüğümüz zaman 2 buçuk, 3 milyon dönüme yakın bir alana tekabül ediyor bu kadar bir alanda siz yem bitkisi üreterek Türkiye’nin kaba yem açığına katkı verilmiş olacaksınız" şeklinde konuştu.
Et Fiyatları Düşecek
Ucuza mal edilen yemin et fiyatlarını da düşüreceğini söyleyen Prof. Dr. Açar, "Üretim yaptığınız zaman maliyetleriniz yüksekse mecbur bu üretim maliyetlerini satış fiyatlarına yansıtmak zorunda kalıyorsunuz. Kimse zarar etmek üzere bir işletmecilik yapmaz. Biz de devlet olmamıza rağmen döner sermaye işletmesi mantığında zarar etmek yoktur. Yani siz sermayenizi döndürmek zorundasınız. Dolayısıyla çok olmasa da bir miktar kar etmek zorundasınız. Bunun için de çok çok önemli. Yemi ucuza mal ederseniz üretim maliyetiniz ucuz olacak. Yani bir kilogram eti ürettiğiniz fiyat size maliyeti düşük olduğu zaman da bunu daha ucuz fiyatla piyasaya, vatandaşa verme şansınız olacak. Bu noktada çok önemli ve önemsenen bir proje” diye konuştu.
 
 

740 Baş Akkaraman Koyunu Genç Çiftçilere Teslim Edildi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız tarafından, tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesini sağlamak amacıyla 2016 yılında uygulamaya konulan Genç Çiftçi Projesi kapsamında 2017 yılında başvuru yaparak hibe desteği alma hakkını kazanan 20 çiftçimize toplam 740 baş Akkaraman ırkı koyunlar teslim edildi.
Genç çiftçi projesi kapsamında İlimizde 2016 ve 2017 yıllarında 256 genç çiftçimizin projesi kabul edilerek 7 milyon 680 bin TL destekleme ödemesi yapılmıştır. Bu kapsamda 2017 yılı Genç Çiftçi başvurularında hak sahibi olan ve küçükbaş hayvan destekleme konusunda hibe projesi onaylanan İlimiz Merkezde 10, Ayrancı 4, Sarıveliler 4, Kâzımkarabekir 1, Başyayla 1, Ermenek 1 olmak üzere toplam 20 genç çiftçiye 35’er adet koyun ve 2’şer adet koç olmak üzere 740 adet Akkaraman koyunu teslim edilmiştir.
Kabul edilen küçükbaş hayvancılık projelerinde yer alan hayvanların dağıtımında İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Orhan ÖZÇALIK, tarımsal nüfusun gençleşmesi ve ülkemizin kalkınmasında büyük öneme sahip olan proje kapsamında 2016 ve 2017 yıllarında ilimizde toplam 256 çiftçimizin genç çiftçi projesinden yararlandığını ifade ederek projenin 2018 yılında da devam edeceğini belirtti. Konu ile ilgili Tebliğin Resmi Gazetenin 24 Mart 2018 Tarihli ve 30370 Sayılı nüshasında yayımlandığını ifade eden İl Müdürü ÖZÇALIK, Tebliğ kapsamında genç çiftçilerimizin başvurularının alınmaya başlanacağını söyledi.
26 Mart 2018 tarihinde gerçekleştirilen Akkaraman ırkı koyunların dağıtımında hak sahibi genç çiftçileri tebrik eden ÖZÇALIK, genç çiftçi projesi kapsamında teslim edilen koyun ve koçların genç çiftçilerimize ve ilimize hayırlı olmasını diledi.
 
 

Ulusal Ekmek Çalıştayı Yapıldı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, TMO, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu ve Konya Ticaret Borsası’nın ortaklaşa düzenlediği Ulusal Ekmek Çalıştayı,  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda Kontrol Müdürü Muharrem Selçuk, Konya Ticaret Borsa Başkanı Hüseyin Çevik, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı ve konu uzmanların katılımıyla gerçekleştirildi.  
Çalıştay’da konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, ekmeğin tarihçesine değinerek ekmeğin insanoğlunun tarih sahnesine çıkışından itibaren uğruna en çok mücadele verdiği gıdalardan bir tanesi olduğunu söyledi. Daniş, “Bakanlığımız yakın zamanda ekmekle ilgili birçok düzenleme yaptı. Kısaca değinecek olursak ekmek yapımında kullanılan buğday unları ekmeklik buğday unu adıyla tek sınıfa indirgenmesini ifade edebiliriz. Ekmeklik buğday ununda kepek oranının yüzde 60 artırıldığını söyleyebiliriz. Tuz miktarının yüzde 25 düşürülmesi, ekmek satılan her yerde tam buğday ekmeği ve kepek ekmeğinin satılmasının zorunlu hale getirilmesi, hijyen şartlarının getirilmesi, ambalajsız ekmek dağıtımının ve satışının yasaklanması, çalışan personelin eğitilmesi, buğday ununda C vitamini dışında bütün katkı maddelerinin yasaklanmış olması gibi çalışmalar gerçekleştirildi” dedi.
Gıda Üretenler Vicdani Sorumluluk Taşımalı
Konya Ticaret Borsa Başkanı Hüseyin Çevik ise, ülke genelindeki tüketimden bahsederek “Türkiye’de, insanların gündelik hayatlarında tükettikleri enerjinin yüzde 66’sı tahıllardan, bu oranın yüzde 56’lık kısmı yalnız başına ekmekten karşılanmaktadır. Ülkemizde, kişi başına günde yaklaşık olarak 250-300 gr ekmek tüketilmektedir. Ekmek, bazılarının sandığı gibi sadece karbonhidrat içeren boş kalori kaynağı bir besin değildir. Halkımızın temel besinidir ve günlük alınan enerjinin ortalama %45’i, proteinin %47’si ekmekten sağlanır. Ekmek gibi en önemli besin maddesi üzerinden spekülasyon yapılmasına izin verilmemelidir.” dedi. Ülke olarak yaklaşık 20 milyon ton üretim yapıldığına dikkat çeken Çevik, “Ülkemizde tescilli ve üretim izinli iki yüzün üzerinde ekmeklik buğday çeşidi mevcuttur. Ancak üretimde bulunan çeşit sayısı onlarla ifade edilebilecek düzeydedir. Bilhassa buğday üretimin büyük kısmının gerçekleştirildiği İç Anadolu ve Geçit Bölgelerinde üretimde eski birkaç çeşidin hakimiyetini yeni çeşitler kıramamış, yeni çeşitlerin üretimde aldıkları pay kısıtlı kalmıştır. Bunca yıl, emek ve maliyetle yürütülen ıslah çalışmaları sonucu elde edilen çeşitlerin üretimde yer almaması ekonomik bir kayıp olarak görülmektedir. Ülkemizde, yılda yaklaşık 20 milyon ton buğday üretimi oluyor. Ama kalitede yıllara göre dalgalanmalar oluyor. Buğdayda kalite dendiği zaman akla para gelmelidir. Çünkü kaliteli buğday iyi para demektir. Çünkü kaliteli buğdaydan kaliteli un, kaliteli undan kaliteli ekmek elde ediliyor. Un sektörü kaliteli ürün için, kaliteli hammaddeyi ülke kaynaklarından karşılama çabasındadır.” ifadelerini kullanarak, gıda üreten firmaların ve çalışanların yaptıkları iş dolayısıyla vicdani olarak sorumluluk duymaları gerektiğinin altını çizdi.
Gıda Kontrol Müdürü Muharrem Selçuk ise, açıklamalarında ekmeğin kültürümüzdeki yerini anlattı. Ekmeğin içerisindeki besinlerin bilinenin aksine olduğunu söyleyen Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı da, “Geçmiş yıllarda günde 6 milyon ekmek israf ediliyordu. Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar doğrultusunda bu israf günde 4 milyon 900 bine düştü” şeklinde konuştu. Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu un üretimi ve israfın maddi boyutuna değindi.
İki gün boyunca devam Ulusal Ekmek Çalıştayı’nda konunun uzmanları tarafından  ekmeğe dair tüm konular ele alındı.
 
 

Tarım Bakanı Fakıbaba: Hedefimiz Türkiye'nin Bir Milyon Düve Açığını Kapamak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Hedefimiz, Türkiye'nin bir milyon düve açığını kapamak. Bunu kapatacağımıza inanıyorum" dedi
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 500 bin anaç koyun ve 250 bin düve projesine ait protokolün Salı günü Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası arasında imzalanacağını söyledi.
Proje kapsamında üreticiye yılda 500 bin anaç koyun vereceklerini belirten Fakıbaba, şöyle devam etti:
"300'e kadar koyun dedik. Söylediklerimiz aynı şekilde geçerlidir. 3 yıl içerisinde Tarım Kredi olarak 250 bin düve vereceğiz. Bunlar 100 bin liralık olacak. İnşallah 75 binini bu yıl için planladık. Bunu 3 yıl içerisinde 250 bine tamamlayacağız. Bizim hedefimiz Türkiye'nin bir milyon düve açığını kapatmak. Bunu kapatacağımıza inanıyorum. Tabii zaman istiyorum."
Son 2 günde Niğde ve Afyonkarahisar'da temaslarda bulunduğunu ifade eden Fakıbaba, "Gerçekten çok mükemmel işletmeler var. Emeği geçen bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) olarak, Bakanlık olarak destekledik" diye konuştu.
Gıda, tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmaların çok daha başarılı seviyeye geldiğini görmekten büyük mutluluk duyduğunu anlatan Fakıbaba, "Önümüz açık. İnşallah çok daha güzel işletmeler ortaya çıkacaktır" ifadelerini kullandı.
"Her önümüze çıkana 'al bunu' deme şansımız yok"
Fakıbaba, 300 koyun projesiyle ilgili kriterleri açıkladıklarına işaret ederek, şunları söyledi:
"300 koyuna kadar diyoruz. Bu işi yapanlar diyoruz. Farz edelim sizin ahırınız 300 kapasiteli. Damızlık koyununuz var. 250 tane vereceğiz. Meranız olacak. Bizim her önümüze çıkana 'al bunu' deme şansımız yok ama ne yapacağız? Sigortasının parasını ödeyeceğiz, asgari ücretini vereceğiz, ilaç gerektiğinde ilacını vereceğiz. Tarım Bakanlığının hekimlerine zimmetleyeceğiz, onlar ücretsiz olarak bu hayvanlara bakacak. En sonunda bunlara avans olarak veriyoruz. Bir yılın sonunda 300 tane koyundan ne kadar yavru alıyoruz, en az 300 tane. Şu anki fiyatı nedir, 120 bin lira. Ne kadar avans vermişiz, ortalama 80-85 bin lira düşünüyoruz. Asgari ücretini aldıktan sonra geriye ne kalıyor, 35 bin lira. 35 lirasını da çıkarıp kardeşimize iade edeceğiz."
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından ESK Hakkında Çıkan İddialara Yanıt!

Bosna Hersek'ten getirildiği ifade edilen sığır karkas etlerle alakalı olarak Milletvekili tarafından Meclis'te verilen soru önergesinin algı oluşturabileceği ifade edilerek kamuoyunun bilgilenmesi adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Et ve Süt Kurumu hakkında ki iddialara ilişkin açıklama yapıldı.
Söz konusu bir Milletvekili tarafından Meclis'te verilen soru önergesi içerisinde yer alan detaylara göre Bosna Hersek'ten getirilen sığır karkas etlerle ilgili olarak algı oluşturabileceği ifade edildi ve Bakanlık tarafından yazılı açıklama yapılarak kamuoyunun konuyla alakalı olarak bilgi paylaşımı yapıldı.
"Bir milletvekili tarafından Bosna Hersek'ten getirilen sığır karkas etlerle ilgili verdiği soru önergesi bazı medya organlarına olumsuz algı doğurabilecek şekilde yansımıştır. Soru önergesinde yer alan iddialarla ilgili olarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi bakımından aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur:
"Bilindiği üzere Kurumumuz, Bakanlar Kurulu tarafından verilen tarife kontenjanları kapsamında et ithalatı gerçekleştirmektedir.
İthal edilen etlerin, getirilen ülkede kesimi, parçalanması ve paketlenmesi gibi işlemler Bakanlığımızca görevlendirilmiş veteriner hekimlerin gözetiminde bizim belirlediğimiz kurallara göre yapılmaktadır. Ülkemize girişi gerçekleşen etler de yine veteriner hekimlerimiz tarafından Veteriner Sınır Kontrol Noktalarında gerekli analiz ve kontrollere tabi tutulmaktadırlar. Yani ithalat uygulamalarımızdaki bütün işlemlerde gereken hassasiyet gösterilmekte, sağlık açısından risk taşıyan hiçbir ürünün ya da hayvanın ülkemize girişine müsaade edilmemektedir.
Bosna Hersek'ten getirilen etler de Veteriner Sınır Kontrol Noktası'nda gerekli kontrollere tabi tutulmuştur. Yapılan bu kontrollerde bu etlerin sadece bir partisinde sağlık sorunu olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçları çıkana kadar bu etler depolarımızda muhafaza altına alınmış, iddia edildiği gibi piyasaya sürülüp vatandaşların tüketimine sunulmamıştır.
Söz konusu etlerin imha işlemleri, ithalatçı firmanın, imhaya ilişkin itirazıyla ilgili yasal prosedürlerin tamamlanmasından sonra Erzincan Kombinamız rendering tesislerinde gerçekleştirilmiştir. Depolarımızda incelemesi devam eden ve olumsuz raporu olan başka parti et ürünü bulunmamaktadır.
Ayrıca, konuyla ilgili milletvekillerinden gelen soru önergeleri ile vatandaşlardan gelen bilgi edinme başvurularının tamamına cevap verilmiştir. Dolayısıyla bu konuda kamuoyundan bilgi saklanması söz konusu değildir.
Bu konuyla alakalı olarak 23 ve 25 Ocak 2018 tarihlerinde Kurum resmi internet sitemizde gerekli açıklamalar zaten yapılmıştır. Bu açıklamalarda, söz konusu iddiaların asılsız ve tamamen Kurumumuzu karalamaya yönelik olduğu ifade edilmiştir.
Kamuoyunun bilgisine sunulur." ifadelerine yer verildi.
 

Türkiye ile Katar Arasındaki Ticaret Hacminde Artış Bekleniyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Katar, çok önemli bir devlettir. Biz de kendisiyle iş birliği yapmak ve halkı ile hükümetine yardım etmek için hazırız." dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacminin yakın gelecekte 5 milyar dolara ulaşmasını beklediğini söyledi.
6. Uluslararası Katar Tarım Fuarı "Agriteq 2018" etkinlikleri sırasında Katar resmi haber ajansı QNA'ya açıklamalarda bulunan Fakıbaba, kardeş iki ülke olan Türkiye ile Katar'ın şimdi olduğu gibi gelecekte de tüm alanlarda iş birliği yapmaya devam edeceğini belirtti.
Her iki ülkenin ortak yatırım ve projeleri hayata geçirme konusunda çalışmalar yürüteceğini, bunun sadece Türkiye ve Katar ile sınırlı kalmayacak şekilde farklı ülkeleri de kapsayacağını dile getiren Fakıbaba, "Katar, çok önemli bir devlettir. Biz de kendisiyle iş birliği yapmak ve halkı ile hükümetine yardım etmek için hazırız." dedi.
Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacminin yakın gelecekte 5 milyar dolara ulaşmasını beklediğini kaydeden Fakıbaba, iki ülkeyi farklı konularda birbirine bağlayan ilişkilerden de övgüyle söz etti.
Bugün açılışı yapılan ve üç gün sürecek fuara 36 ülkeden 313 şirket katılıyor.
Fuara Türkiye'den de yaklaşık 40 şirket katılırken, Türk Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı için özel bir köşe ayrıldı.
Bakan Fakıbaba, açılış öncesinde Türk iş adamlarıyla bir toplantı gerçekleştirmişti.
Fuarda tarıma ilişkin konuların görüşüleceği oturumlar, rapor sunumları, gelişmekte olan ülkelerde tarım sektörünü destekleyecek son teknikler ve imkanlara ilişkin sunumlar yapılacağı kaydedildi.
 

Kazık Değil, Güvenilir Gıda

TBMM'de verilen soru önergesi, organik tarım sektöründe yapılan denetimlerin ciddiyetini ortaya koydu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, organik ürünlerin satışının yapıldığı dükkân, süpermarket/hipermarket vb. mağazalar ile semt pazarlarında yapılan denetimler sonucunda son üç yılda organik tarım mevzuatına aykırı davrandığı tespit edilen, organik ürün üreten ve pazarlayanlara 509 bin TL idari para cezası uygulandığını açıkladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in organik ürün satışı yapılan yerlere ve ürün satışının denetimine ilişkin soru önergesini yanıtlamak üzere yapılan açıklamada denetimlerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlükleri kontrol görevlilerince yapıldığı belirtildi.
Verilen para cezası ne ifade ediyor?
Denetimler sonucu verilen para cezalarının bir bölümü, organik tarım ile ilgisi olmayan, organik ürünlerin popülerliğinden faydalanarak tüketiciyi yanıltmaya çalışan, organik adı altında konvansiyonel ürün pazarlayan kişi veya firmalara kesildi. Söz konusu cezaların bir kısmı ise sadece sahtekarlık ve hile yapan üretici veya pazarlamacılara değil, belgelendirme ve bildirim gibi konularda çeşitli kusurlara yönelik verilen cezalardı.
Bakanlıkça yapılan denetimler sonucu kesilen cezalar, gıdada kontrol ve denetim mekanizmalarının ne denli gerekli olduğunu ve organik sektöründeki denetimlerin ciddiyetini ortaya koyuyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2011 – 2016 yılları arasında İl Müdürlüklerince organik tarım mevzuatları çerçevesinde çiftçi, firma, pazar ve satış yerlerinde 30 bin 80 ayrı denetim yapıldı. Bu sayı yılda ortalama 5 bin denetim anlamına geliyor. Sonuç olarak son üç yılda yapılan yaklaşık 15 bin denetimde kesilen toplam cezanın 509 bin lira olması, cezaların yüksek meblağlar olduğu göz önüne alındığında, sahtecilik yapan veya kusurlu bulunan üretici ve satış noktasının az olduğunu ortaya koyuyor.
Haksız yargılar!
Fakıbaba'nın yanıtının, bazı medya kuruluşları tarafından organik üretimin güvenilir olmadığı şeklinde yorumlanıp, "organik kazık" başlıklarıyla yansıtılması da tüketiciyi yanlış yönlendirip kafa karışıklığına neden oluyor. Oysa şu sorulara vereceğimiz yanıtlar, haksız yargıları ve kafa karışıklığını giderebilir: Hiçbir denetimin yapılmadığı ya da hiçbir cezanın kesilmediği bir gıda sektörü mü daha güven verici, yoksa İl müdürlükleri tarafından hem üreticilere, hem pazarlama noktalarına yönelik yapılan habersiz denetimlerde hile yapanların tespit edilip cezalandırıldığı bir gıda sektörü mü?
Yapılan denetimlerde kesilen cezaların bir bölümünün organikle ilgisi olmayan ve organiğin adını kullanan sahtecilere yönelik olması, tüketicilere de sorumluluk yüklüyor. Alışverişlerde her organik denilene kanmamak, ambalajlı ürünlerdeki etikette bakanlığın organik tarım logosu ile sertifika firmasının logosunu aramak, taze sebze meyve gibi tezgahtan satılan ürünlerde ise organik sertifikayı ve faturasını sormak gerekiyor.
Denetimler nasıl yapılıyor?
Ekolojik (organik, biyolojik) tarım -en basit tabiriyle- üretiminde ve işlenmesinde insan ve çevre sağlığına zararlı kimyasallar, işlemler ve yöntemler kullanılmayan üretim şeklidir. Türkiye'de ekolojik tarım sektörüne yönelik uygulamalar ve kurallar, 5262 sayılı "Organik Tarım Kanunu" ve "Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik" ile belirlenmiştir. Ülkemizde organik tarım yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler bu yönetmelik hükümlerine uymak zorundadır. Bu konudaki denetimler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca yetkilendirilmiş kontrol ve sertifika kuruluşlarınca ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından haberli/habersiz şekilde gerçekleştirilmektedir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, sayısı 30'u aşan kontrol ve sertifikasyon kuruluşu, çiftliklerde ve üretimin her aşamasında haberli ve habersiz denetimler yaptıktan, ürünlerden numune alarak laboratuar analizleri yaparak ekolojik ürünlerde yönetmeliğe aykırı herhangi bir maddenin kullanılmadığından emin olduktan sonra ekolojik ürün sertifikasını veriyor. Her üreticinin üretimine yönelik tohum, fide, yetiştirme teknikleri, kullanılan organik sertifikalı gübreler ve preparatlar, arazi, depo, hasat ve stok verileri kayıt altında tutuluyor; her bir parti satış çiftlikten satış noktasına kadar ayrıca belgelendirilerek tam bir izlenebilirlik sistemi uygulanıyor. Tüm ekolojik ürünlerin bu sıfat ile işlenmesi, taşınması, depolanması, etiketlenmesi ve pazarlanabilmesi için süresi geçerli organik ürün sertifikasının bulunması gerekiyor.
Organik üreticiler zorlu şartlara rağmen vazgeçmiyor
Denetimlerde kesilen cezaları, organik sektörün güvenilir olmadığı şeklinde yorumlamak, her geçen gün yaygınlaşan bütün bir organik ürün sektörünü ve sayısı 70 bine yaklaşan dürüst organik tarım üreticisini zan altında bırakıyor. Aynı zamanda üreticilerin maddi-manevi zarara uğramasına neden oluyor.
Ayrıca, organik üretimin yaygınlaşması ve herkesin sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için çabalayan, bu konuda farkındalık yaratmaya çalışan sivil toplum örgütlerinin ve organik pazar açarak vatandaşları sağlıklı ürünlerle buluşturan yerel yönetimlerin emeğini değersizleştiriyor.
Olumsuz örnekler sektöre maledilmemeli!
Her üretim ve hizmet sektöründe kötüye kullanmalar, hatalar, kusurlar, gözden kaçanlar vardır. Ama birkaç kişi veya kurum yüzünden koskaca bir sektörü hedef almak, birçok insanın sağlıklı beslenmesinin güvencesi olan bu ürünlere yönelik güveni sarsmak, sektöre, dürüst üreticilere ve sağlıklı beslenmek isteyen tüketiciye zarar verir. Üstelik gerçek ve sağlıklı gıdaya ulaşmak bu kadar zorken, piyasada pek çok ürünün nereden geldiği, içeriğindeki katkı maddeleri, GDO'lu olup olmadığı tartışılırken, tezgâhlar tonlarca zirai ilaç kullanılan ürünlerle doluyken, limiti aşan kimyasal kalınıtılar nedeniyle yurt dışından iade edilen ürünler söz konusuyken, gıda ürünlerinde tağşiş bu kadar yaygınken; talep eden herkesi kapsayacak bir alternatif sunmadan, ekosisteme, toprak, su ve canlı sağlığına verilen desteği, insanlarda haksız yere şüphe yaratarak engellemek, doğa dostu üretim ve kullanım yolunda verilen çabalara zarar veriyor.
Ekolojik tarım sektörünün gelişimi ve yaygınlaşması gelecek kuşaklara da yaşanabilir bir dünya, ekosistem, toprak ve su kaynağı bırakmak anlamına geliyor. Gerçek belge ve bilgilere dayanarak ve bunları tarafsızca sorgulayıp yorumlayarak yapacağımız tercihler, gelecek nesillerin hayatı demektir

Tarım Bakanı, Çiftlik Bank İddialarını Yalanladı

Tarım Bakanı Fakıbaba, "Çiftlik Bank'ın Tarım Bakanlığı ile ne bir ilgisi var, ne bir izni var, ne verdiği bir hibe var. Bu söylentiler tamamen yanlış ve ocak ayında biz 'Çiftlik Bank'ta vatandaşlar kandırılıyor' diye Bakanlık olarak savcılığa dilekçe vermişiz." dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, bakanlığının Çiftlik Bank'a hibe verdiği yönündeki iddiaları yalanladı.
"Çiftlik Bank'ın önünde sadece 'çiftlik' olduğu için millet zannediyor ki Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile bir ilgisi var. Çiftlik Bank'ın Tarım Bakanlığı ile ne bir ilgisi var, ne bir izni var, ne verdiği bir hibe var. Bu söylentiler tamamen yanlış ve ocak ayında biz 'Çiftlik Bank'ta vatandaşlar kandırılıyor' diye Bakanlık olarak savcılığa dilekçe vermişiz." diyen Fakıbaba şöyle konuştu:
"Ama bir tek şey var. O da açılışa davet etmişler. Genel olarak her açılışta, 'işlerimiz yoğun, gelemedik' deriz. Öyle bir telgrafımız olmuştur. Bunun dışında Çiftlik Bank nedir? Nasıldır? Ama sonradan bunun gerçekten vatandaşlarımızı kandırdığını anladığımız an ocak ayı içinde Çiftlik Bank'la ilgili savcılığa müracaat etmişiz. 'Bunu araştırın, bir şeyler var' diye. Çiftlik Bank ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ne ilgisi olabilir ? 'Yüzde 30 hibe vermiş', böyle bir şey yok. Tamamen dolandırıcılık. Mutlaka hükümetimiz bu bağlamda çalışmalar yapıyor."
 

Bakan Fakıbaba, ATO’da Yem ve Hayvancılık Sektör Temsilcileriyle Buluştu

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Ankara ticaret Odası’nda (ATO) yem ve hayvancılık sektörlerinin temsilcileriyle bir araya gelerek sektörlerin bu günü ve geleceği üzerine istişarelerde bulundu.
Bakan Fakıbaba, istişare toplantılarının ilgili kurum ve kuruluşlardan katılımlar sağlanarak devam etmesini istedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) yem ve hayvancılık sektörlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, ATO VIP Salonu’nda gerçekleşen istişare toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, bitkisel ve hayvansal üretimin stratejik sektörler olduğunu belirterek, hükümetin bu alanlarda üretimi artırmaya yönelik desteklerinin önemli olduğunu kaydetti.
Son dönemde çeşitli kesimler tarafından et fiyatları ve et ithalatı konularında değişik görüşlerin dile getirildiğini hatırlatan Baran, "Bitkisel ve hayvansal üretim başlığı altındaki konular, ülke nüfusunun tamamını birebir etkiliyor" dedi.
Baran, Bakan Fakıbaba’ya, yem ve hayvancılık sektörlerinde faaliyet gösteren ATO üyelerinin sektörlere ilişkin görüş ve önerilerini aktarmak istediklerini söyledi.
Sektörlerin bugünü ve geleceği üzerine istişarelerde bulunan Bakan Fakıbaba ise istişare toplantılarının ilgili kurum ve kuruluşlardan katılımlar sağlanarak devam etmesini istedi. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanlığı görevini de yürüten ATO Yönetim Kurulu Üyesi M. Ülkü Karakuş da toplantıda bir sunum yaparak yem sektörüne ait gelişmeleri anlattı.
Toplantıda ATO üyeleri, yem ve damızlık hayvan temininde yaşanan sıkıntılar başta olmak üzere, sektörlere ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı.
Toplantıya, Tarım Bakanlığı Müsteşarı Mehmet Hadi Tunç, Müsteşar Yardımcısı Nihat Pakdil, TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Gıda Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk, Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdür Yardımcısı Fevzi Yücetepe, ATO Başkan Yardımcısı Mustafa Deryal, Yönetim Kurulu Üyesi M. Ülkü Karakuş ile ATO Meclis ve Komite üyeleri katıldı.
 

Bakan Fakıbaba'dan Rusya'dan Et, Süt ve Deniz Ürünü İthalatı Konusunda Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Rusya'dan et ithalatı konusuna ilişkin, "Türkiye'nin çok büyük et ihtiyacından değil genelde siyasi amaçlı olarak ihracat yaptığınız ülkelerden ithalatta yapmak zorunda olduğunuzdan dolayı bazı kalemlerde böyle şeyler gündeme gelebiliyor. Anlaşma yok. İthal edilecek olsa dahi bu çok büyük seviyelerde değil küçük seviyelerde olan ithallerdir" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Eşitlik için konuş! Şimdi Tam Zamanı" adlı Dünya Kadınlar Günu etkinliğine katılmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Rusya Tarım Bakanı Aleksandr Tkaçev'ın açıklaması hatırlatarak, kırmızı et, süt ve deniz ürünleri konusunda Türkiye'nin böyle bir ithalatı başlatıp başlatmayacağı sorusuna Fakıbaba, "Su ürünleri konusunda bizim 2023 hedefimiz 1 milyar dolar ihracattı. Biz çok şükür 2018'de 850 milyon dolar oldu ve 2018' de biz inşallah 1 milyarı geçmeyi hedefliyoruz. Ülkeler bazen siyasi olarak birbirleriyle alışveriş yapmak zorunda kalıyorlar. Gittiğiniz ülkede şunu söylüyorlar, diyorlar ki, 'sizden bizden bu kadarlık mal alıyoruz siz bizden ne alacaksınız?' Bu konuda Türkiye'nin bazen sıkıştığı durumlar oluyor. En fazla bu et konusunda oluyor. Et gündeme geliyor. Genelde ülkelere gittiğimizde mutlaka ihracat ve ithalat şeması ortaya çıkıyor ve ülkelerle oturup bir yerde anlaşmak zorunda kalıyorsunuz. Genelde halkın sandığı gibi Türkiye'nin çok büyük et ihtiyacından değil genelde siyasi amaçlı olarak ihracat yaptığınız ülkelerden ithalatta yapmak zorunda olduğunuzdan dolayı bazı kalemlerde böyle şeyler gündeme gelebiliyor" diye konuştu.
"Yerli üretici vazgeçilmezimizdir" ifadesini kullanan Fakıbaba, "Desteklerimiz devam ediyor. 14.5 milyar desteğimiz var. Mart'ın ortasını bulduk. 5 milyar desteğimizi ödemişiz. Ödemeye devam edeceğiz. 2019'da da üreticilerimizi mutlaka ve mutlaka desteklemek adına çok daha güzel şeyler yapacağız. Hiç olmayan şeyleri de veriyoruz. Mesela et ithal ederken et süt kurumu 23 lira 820 kuruştan almış olduğu etin fiyatını 25.5 liraya çıkardı. Hiç yokken hayvan başı 250 TL destekleme verdi. Üreticilerimizin tarım bakanlığının yapmış olduğu desteklemelerden memnun olduğunu görüyorum. Yeterli mi? yeterli olması için de her defasında çalışmalarımızı arttırıyoruz" açıklamasında bulundu.
"Anlaşma yok"
Rusya'dan et ithalatı konusunda anlaşmanın olup olmadığının sorulması üzerine Fakıbaba, şöyle konuştu: 
"Hayır anlaşma yok. İhracat ve ithalat şemasına baktığımızda eğer sizin ihracat oranınız fazlaysa o ithal olan ülke şunu soruyor, biz sizden çok fazla alıyoruz siz ne alabilirsiniz ve bu bağlamda bazı görüşmeler olabilir. Ama Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının böyle bir görüşmesi olmamıştır. İthal edilecek olsa dahi bu çok büyük seviyelerde değil küçük seviyelerde olan ithallerdir. Küçük rakamlarla mümkün olduğu kadar dengeyi bulmaya çalışıyoruz."
"Hem çiftçi hem Türkiye için faydalı olacağına inanıyorum"
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda ise Bakan Fakıbaba, " Özelleştirmeyle ilgili olarak zaten elimizde 25 fabrikamız var. 8 tane özel bazı kooperatiflerin elinde. 25 tane de devletin elinde var. Bu 8 tane özel fabrika 1 milyon ton şeker üretiyor. Bizim elimizde olan 25 tane fabrika da 1 milyon 400 bin ton şeker üretiyor. Özel sektörle yarışmak zorundasınız devlet olarak. Biz Türkiye'deki bütün özel sektörleri kapatalım. Özel medyayı da kapatalım sadece devlet basını ve televizyonları olsun bu doğru bir olay mıdır? Rekabetin olması lazım. Bana sorarsanız bütün şeker fabrikaları özelleştirilmesin mi? hayır. Stratejik ürünlerde mutlaka ve mutlaka devletin regülasyon görevini yapması lazım. Çiftçilere bu fırsat tanınmayacaksa, çiftçiler şeker pancarı yetiştiremeyeceklerse küspe elde edemeyeceklerse haklı ama özelleştirildiğinde ben sayının daha fazla artacağına inanıyorum. Küspenin daha fazla üretileceğine inanıyorum. Bu işle iştigal eden çiftçi kardeşlerimizin sayılarının artacağına inanıyorum. Özelleştirmeyle fiyatların daha fazla düşeceğine inanıyorum. Daha Şeker fiyatlarının düşeceğine inanıyorum. Şeker fiyatlarının düştüğünden dolayı Avrupa ile yarışabilir bir hale geleceğimize inanıyorum. Bunun hem çiftçi hem ülkemiz için hem Türkiye için faydalı olacağına inanıyorum. Özel sektörün girdiği her yerde güzel işler yapmıştır. Ette, sütte, şekerde, buğdayda olsun devlet regülasyon görevini mutlaka yapmalıdır, her şeyi özel sektöre bırakmamalıdır. Ama benim bildiğim ve olacak olan şey küspe miktarı artacaktır. Özelleştirilen fabrikalara belirli kotalar verilecektir. Fabrikalar bu kotaları kullanmadıkları takdirde bu kotalar tekrar devletin fabrikalarına geçecektir. Oradan çalışan işçilerin haklarına hiçbir şey olmayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
"Belki Tarım Kredi olarak birkaç fabrikayı biz almayı düşünüyoruz"
Hangi fabrikaların kar edip etmediklerini bilmediğini söyleyen Fakıbaba, şunları kaydetti: 
"Devlet mutlaka Türkiye'nin çıkarlarını düşünerek hareket edecektir. Tarım Kredi olarak Tarım Bakanlığı olarak da bizde talipli olacağız. Eğer şartlarımız uyduğu takdirde. Belki Tarım Kredi olarak birkaç fabrikayı biz almayı düşünüyoruz. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AK Parti Hükümeti mutlaka halkın lehine olan kararları alan bir hükümettir. Bu kararların doğru olduğuna inanıyorum. Nişasta bazlı şekerle rekabet oranımız çok daha iyi olacaktır. İhtiyaç çok daha fazla azalacaktır nişasta bazı şekere. Bu şekilde özelleştirmenin Türkiye'ye çiftçiye zararı yoktur, faydası vardır."
Tarım Kredi Kooperatifinin de ihaleye girip girmeyeceği sorusuna Fakıbababa, "Onun şartlarına bakıyoruz" dedi

Şeker Fabrikaları Kotayı Doldurmazsa Geri Alınacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, özelleştirme sonucunda şeker fabrikalarının zarar değil, kar elde edeceğini söyledi. Özelleştirmeden sonra fabrikaların kendilerine konulan kotaların altında kalması durumundaysa devlet tarafından geri alınacağını söyleyen Fakıbaba, "Halkımız daha ucuz şeker yiyebilecek" dedi.
Gıda ,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Özelleştirme kararı alınan şeker fabrikalarının sözleşmede belirtilen kotaları doldurmaması, üretime yeteri kadar katkıda bulunmaması halinde devlet tarafından daha önce belirlenen ücretle geri alınacağını söyledi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Adıyaman'da bakanlığın çalışmaları ve özellikle şeker fabrikalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Şeker üretimi konusunda AB ülkeleriyle rekabet edilemediğini, şekerin daha pahalıya üretildiğini söyleyen Fakıbaba, şeker de asıl maksadın zarar değil Türkiye'yi kâr'a geçirmek olduğunu söyledi.
Bakan Fakıbaba, "Cumhurbaşkanımız açıkladı, şekerde bizim amacımız zarar vermek değil Türkiye'yi kara geçirmek. Yani özel sektör böyle bir fabrika açmış, ne kadar güzel bir olay. Özel sektör bu memleketin düşmanı mıdır yani. Bu memlekette özel sektör alıyor ve memleketi daha farklı yerlere götürüyor. Bakın biraz önce Akoturka dediğimiz arkadaşımız 42 milyonluk organik ürün ihraç ediyor. Nereye yapıyor, Amerika ve Avrupa'ya ediyor. Yani bu 42 milyonu Türk insanına getiriyor.
Yani özel sektör denilince neden insanlar bu kadar şey yaparlar ama stratejik ürünlerde nasıl bir ette reklasyonu sağladık, sütte reklasyonu sağlıyorsak şekerde de öyledir, tütünde de öyledir. Biz bu reklasyonları sağlamak zorundayız. Devlet mutlaka ama mutlaka bunun içerisinde olması lazım. Onun için elimizde gerçekten çok iyi 11 tane şeker fabrikamız kalacak ama diğerleri satılıp da kapatılmayacak. Satılıp da imara verilmeyecek. Daha fazla üretim yapılacak. Şuanda Avrupa'yla rekabet edecek konumda değiliz ve şekeri pahalıya üretiyoruz. Amaç şekeri daha ucuza üretip Avrupa'yla daha rekabet edebilecek duruma getire bilmek halkımıza daha ucuz şeker yedire bilmek" dedi.
Özelleştirilen fabrikaların 1 sene içerisinde kendileri için belirlenen kotayı doldurmadığı zaman geri alınacağını söyleyen Fakıbaba, fabrika bahçelerinin özelleştirilmeyeceğini de hatırlattı.
 

Bakan Fakıbaba, "Türkiye'de Yılda 1,7 Milyar Ekmek İsraf Ediliyor"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba yılda 1,7 milyar ekmeğin israf edildiğini belirterek "Belki insanlar açlıktan ölürken, maalesef ve maalesef 1,7 milyar ekmeğin israf edilmesi, bırakın Türkiye'yi insanlık adına acı" dedi. Fakıbaba ayrıca, muhalefetin buğday ithali iddialarını da eleştirerek, Türkiye'nin buğday ithal etmediğini tam tersi ihraç ettiğini söyledi.
Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından düzenlenen 14. Uluslararası Kongre ve Sergisi, Antalya Serik ilçesi Belek turizm merkezindeki bir otelde gerçekleşti. Un sektörüyle alakalı dünyada düzenlenen ilk 10 kongrenin içerisinde yer alan kongrenin bu seneki ana konusu "Buğday ve Ekmeğin Aşkı: Un" olarak belirlendi. Kongrenin açılışına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfekci  ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıoğlu katıldı.
Kongre açılışında konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, buğday, un ve ekmekle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Fakıbaba, Türkiye'nin buğday ithal ettiği yönündeki iddialara ise yanıt verdi.
"Dünya hububat ticareti Türkiye etrafında dönmeye başladı"
Tarım denince akla hububatın geldiğini belirten Bakan Fakıbaba, 2017-2018 döneminde dünya hububat üretiminin 2,6 milyar ton, ticaretinin ise 400 milyon ton seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti. Son 5 yılda dünyada hububat üretiminin rekor seviyede olduğuna dikkat çeken Fakıbaba, "Hububat, dünyada az sayıda ülkenin net ihracatçı olduğu, çok sayıda ülkenin ise ithalatçı olduğu bir ürün gurubudur. Son 15 yıldaki gelişmelere baktığımızda dünya hububat ticaretinin Türkiye'nin etrafında görmekteyiz. Hububat aynı zamanda 81 milyon insanımızın ekmeği, hayvanlarımızın yem kaynağıdır. Asla ve asla vazgeçemeyeceğimiz stratejik bir alandır. 2018 yılı kışlık hububat ekilişleri tamamlandı, bugün itibariyle bitki gelişiminde herhangi bir olumsuzluk Allah'a çok şükür yaşanmamaktadır. İnşallah önümüzdeki birkaç ay içerisinde yeterli yağış alındığında bereketli bir hasat sezonu yaşayacağımıza inanıyorum" dedi.
"Türkiye buğday ithal etmemektedir"
Buğdayla ilgili düzenlenen kongre vasıtasıyla kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine ihtiyaç duyduğunu belirten Fakıbaba, Türkiye'nin buğday ithal ettiği yönündeki söylentilere yanıt vererek, "Ülkemiz kendi ihtiyacı için buğday ithal eden ülke değildir. Zaman zaman konuşuluyor, işte 'buğdaya bile muhtaç duruma getirdiler bizi' diye. Muhalefet bunu çok söylüyor. Ama Allah'a çok şükür ki, biz buğday ithal eden değil, ihraç eden bir ülkeyiz. Türkiye buğday ithal etmemektedir. Ancak bunu tamamen buğdaya dayalı mamul maddi ihracatı için yapmaktadır. Burada çok değerli iş adamlarımız ve ihracatçılarımız var. Türkiye artık ihracatçılarının sayesinde, iş adamlarının sayesinde para kazanmasını da biliyor. Biz tabi ki ithal edeceğiz ama ithal ettiğimize katma değer kazandırıp ondan para kazanacağız ve ihraç da edeceğiz. Onun için ben iş adamlarımızla gurur duyuyorum. Biz iş adamlarımızın hep yanındayız, hizmetindeyiz. Ben geldiğim günden beri, bütün bürokrat arkadaşlarıma 'Aman işleri zorlaştırmayın ve basit şeyler için iş adamlarımızın önünü tıkamayın' diye söyledim. Çünkü onlar bu ülkeye gerçekten çok büyük hizmet veriyorlar, istihdam sağlıyorlar. Bu memleketin gerçekten bunlar ak yüzü insanlar. Onlara hizmet etmeyi, AK Parti hükümetleri olarak bir ibadet olarak görüyoruz" diye konuştu.
Fakıbaba, son birkaç yılda Türkiye'de 3 milyon ton buğday üretiminin mamul madde ihracatı için kullanıldığını hatırlatarak, "Dolayısıyla Türkiye buğdayda kendine yettiği gibi, çiftçimizin ürettiği buğdayla un, bulgur, bisküvi, makarna ihracatı da yapmaktadır. Anadolu toprakları buğdayın anavatanıdır. Dünyanın en kaliteli makarna buğdayı bu coğrafyada yetişmektedir. Ülkemiz makarna ihracatında kullandığı buğdayın yarıdan fazlasını içerideki üretimle karşılamaktadır. Nitekim son 10 yıla baktığımızda 41,4 milyon ton buğday ithalatına karşılık, 48,5 milyon ton ihracat gerçekleşmiştir. Bu durumda ülkemiz buğdayda net ihracatçı konumdadır" dedi.
"Un ihracatında birinci, makarnada ise ikinciyiz"
Tarım, gıda, su ve enerji konularında dünya ülkeleri arasında büyük rekabet yaşandığına dikkat çeken Fakıbaba, Türkiye'nin coğrafi konumundan dolayı bu konuda avantajlı olduğuna işaret etti. Türkiye'nin un ihracatında dünyada birinci makarna ihracatında ise ikinci sırada sırada yer aldığını belirten Fakıbaba, "120 ülkeye un ve bulgur ihracatı, 150 ülkeye makarna ihracatı yapmaktayız" dedi.
"Ekmek yemediğim zaman doyamıyorum"
Türk insanın beslenmesinde ekmeğin yerinin büyük olduğunu ifade eden ve "Ben şahsen ekmek yemediğim zaman doymuyorum" diyen Fakıbaba, bakanlık olarak 2012 yılında ekmek ve ekmek çeşitlerindeki tuz miktarını azalttıklarını hatırlattı. 25 yıldan bu yana çayda şeker kullanmadığı yönünde açıklama yaptığını söyleyen Fakıbaba, "Bugün de hiç tuz kullanmadığımı söyleyebilirim. Bir hekim olarak gerçekten ekmekte tuz oranını azaltmamız, insan sağlığı açısından çok önemli olduğuna inanıyorum. Ekmek satılan her yerde tam buğday ekmeği ve kepekli ekmek bulunmasını sağladık. Ekmek üretiminde, dağıtımında ve satışında çalışan tüm personelin hijyen eğitimi almasını zorunlu hale getirdik" dedi.
"Ekmekteki kepek arttırma oranı devam edecek"
Bir hekim olarak ekmek ve buğdayın sağlığa olan etkisinden bahseden Fakıbaba, "Yapılan araştırmalarda ülkemizde yetersiz beslenmede ekonomik güçlüklerden daha ziyade bilgi eksikliği ve uygulamada yapılan hataların etken olduğu ortaya çıkmıştır. Un üretimi ve teknolojisinde insan için sağlıklı olan kepek oranını arttırdık, arttırmak zorundayız ve gittikçe de bu artacaktır. Yaptığımız ve yapacağımız düzenlemelerle obeziteyle mücadelede ve aşırı tuz tüketimine bağlı olarak görülen hastalık sayısında azalma sağlanacaktır" diye konuştu.
"İsraf eden, iflas eder"
Ekmekte israf konusuna da değinen Fakıbaba, yılda 1,7 milyar ekmek israf edildiğini kaydetti. Fakıbaba, "Belki insanlar açlıktan ölürken, maalesef ve maalesef 1,7 milyar ekmeğin israf edilmesi, bırakın Türkiye'yi insanlık adına acı olduğuna benden daha fazla üzüldüğünü düşünüyorum. Bunu mutlaka önlemek zorundayız. El ele vereceğiz ve bunu mutlaka önleyeceğiz. Çünkü israf eden her zaman iflas eder" ifadelerini kullandı.
 

Bakan Fakıbaba'dan Şeker Fabrikalarına İlişkin Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait 14 fabrikanın özelleştirilmesine ilişkin, "Sadece daha fazla şeker üretmek adına özelleştiriliyorsa ki zaten öyle oluyor, bu özelleştirmenin yanındayım." dedi.
Fakıbaba, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi VetAnka Öğrenci Topluluğu'nun düzenlediği '5. Kariyer Günleri ve Sektörle Buluşma" etkinliğinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Türkşeker'e ait 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin soru üzerine Fakıbaba, henüz bu konunun Bakanlar Kuruluna sunulmadığını söyledi.
Fakıbaba, şeker sektöründeki 8 özel fabrikanın 1 milyon tonluk üretim yaptığını, Türkşeker'e bağlı 25 fabrikanın ise 1 milyon 400 bin ton üretim gerçekleştirdiğini belirterek, "14'ü özelleştirildiğinde, stratejik olarak 11'i elimizde kaldığında, bu özelleştirmenin faydası vardır, zararı yoktur. Çünkü 14'ünün çok fazla şeker üreteceğine ben inanıyorum. Esasında hekim olarak şekerin tümüne karşıyım ama NBŞ'ye daha fazla karşıyım. Bizim şeker pancarından daha fazla şeker üretmemiz demek NBŞ'nin yerine şeker pancarından üretilen şekerin geçmesi, daha ucuza mal olması, Avrupa ile daha rahat yarışabilmemiz anlamına gelir. Bu bağlamda buna sıcak bakıyorum, anormal olarak görmüyorum. " diye konuştu.
Amacın sadece fabrika özelleştirmeleri olduğuna işaret eden Fakıbaba, arsalarının satılmayacağını vurguladı.
Fakıbaba, vatandaşın bu konuda yanlış bir algısı olduğunu belirterek, "Sanki orada bulunan tüm alanlar özelleştiriliyor, oralara farklı binalar yapılacak, imara açılacak algısı var. Böyle bir şey varsa ben de buna karşıyım ama sadece daha fazla şeker üretmek adına özelleştiriliyorsa ki zaten öyle oluyor, bu özelleştirmenin yanındayım." dedi.
Söz konusu özelleştirmede kesinlikle işçi çıkarma olmayacağını dile getiren Fakıbaba, şunları kaydetti: 
"İşçi arkadaşlarımızın bütün hakları baki kalacak, hiçbir işçinin hakkı zayi olmayacak. Böyle olduğunda şeker fabrikalarının 14'ünün özelleştirilmesinin... belki de bunun birkaçı Tarım Kredi Kooperatiflerinin elinde olabilir. Devletin stratejik bir ürün olarak şekere de yerinde müdahale edebilmesi bağlamında elinde yeterli sayıda şeker fabrikaları olmuş olacak ama imara açılmamak kaydıyla ki öyle bir şey yok. Ben bunun yanında olduğumu belirtmek isterim."
Bakan Fakıbaba, bir başka soru üzerine de NBŞ kotasının artmasının söz konusu olmadığını bildirdi.
 

Tarım Sigortası Yaptıranlar Artıyor

Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranının yüzde 20 olduğunu dile getiren Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Engürülü, bu rakamda sürekli artış olduğunu söyledi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Bekir Engürülü, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranının yüzde 20 olduğunu, sigortalılık oranın devamlı arttığını bildirdi.
TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonuna sunum yapan Engürülü, tarımsal zarar meydana geldiği zaman, ilk yapılan incelemeye itiraz edildiği zaman ikinci bir ekspertizin gönderildiğini ifade etti.
İkinci ekspertize de itiraz edilirse, çiftçinin uzun yargılamada mağdur olmaması için beş ayda bitmesi gereken tahkimin yolunun açıldığını belirten Engürülü, "Çiftçi eğer tahkimden de mutmain olmazsa mahkemeye gidebilir." dedi.
Uygulamanın başladığı günden bu yana 8,5 milyon sigorta poliçesi üretildiğini aktaran Engürülü, "Mahkemelik olduğumuz çiftçi sayısı on binde birdir. Diğer sigorta branşlarına bakılırsa bu oranın çok düşük olduğu görülecektir." ifadesini kullandı.
Van'da sigortalılık oranı yüzde 25'e çıktı
Engürülü, tarım sigortasında popülizm yapılırsa sistemin sürdürülebilir olamayacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Sigortayla ilgili tanıtım yapıyoruz. Bakanlığımızın il, ilçe müdürlükleri zaten bu konuda görevli ama biz, başımıza bir musibet gelmeden sigorta yapma gerekliliğini maalesef pek hissetmiyoruz. Van depreminde yüzde 9’du konutlarda sigortalılık oranı, Van’da şimdi sigortalılık oranı yüzde 25’e çıktı. Anlatılsa da çiftçi, başına gelmeden maalesef sigorta yaptırma ihtiyacı hissetmiyor. DASK’ta zorunluluk olmasına rağmen penetrasyon oranı yüzde 40’tır. Motorlu taşıtlarda yüzde 67’dir.
Şu anda sigortalılık oranı, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranı yüzde 20. Sigortalılık oranında devamlı yükseliş var, değişkenlik yok; iniş çıkışlar olmadan artış var. Bu yüzde 20 ölçeği bize yeterli mi? Tabii ki yeterli değil ama Türkiye’ye model olarak mukayese edebileceğimiz, ekolojisi de uyan bir ülke olması itibarıyla İspanya 40 yılda yüzde 35’e ulaşmıştır. Türkiye ise on yılda yüzde 20’ye ulaşmıştır, bunu daha hızlı geliştireceğiz."
 

Adıyaman’da Buzağı Ölümleri Ele Alındı

Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığı ile özel bir firma tarafından, “Suni Tohumlama, Döl Verimi ve Buzağı Ölümleri” konulu eğitim programı düzenlendi.Özel bir otelin toplantı salonunda gerçekleştirilen eğitim programına, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Erdoğan, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Uslu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Adil Alan, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, Adıyaman Veteriner Hekimler Odası Başkanı Orhan Öztürk ile çok sayıda hayvan üreticisi katıldı.Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, “ Tarım ve hayvancılık insanların beslenmesinde temel esastır.Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığı ile özel bir firma tarafından, “Suni Tohumlama, Döl Verimi ve Buzağı Ölümleri” konulu eğitim programı düzenlendi.
Özel bir otelin toplantı salonunda gerçekleştirilen eğitim programına, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Erdoğan, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Uslu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Adil Alan, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, Adıyaman Veteriner Hekimler Odası Başkanı Orhan Öztürk ile çok sayıda hayvan üreticisi katıldı.
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, “ Tarım ve hayvancılık insanların beslenmesinde temel esastır. Bu üretimin devam ettirilmesi sadece ülkelerin geleceği için değil insanlığın geleceği için de gereklidir. Üretmek sevgi, bilgi ve ilgi ister. Üreticinin bu sevdasından vazgeçmemesi için göçün önlenmesi ülkelerin kalkınması ve gelecek nesillerin daha sağlıklı yetişmesi için tarım ve hayvancılık alanında üretmek zorundayız” dedi.
Günlük olarak Adıyaman’da, 70 bin ton süt üretildiğini dile getiren Başkan Öztürk, “Günlük elde ettiğimiz 70 bin ton sütün kalite kontrolleri yaptırılarak Türkiye şartlarında şuanda en yüksek fiyata süt satmaktayız" ifadelerini kullandı.
Daha sonra konuşan AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Erdoğan ise, “ Türkiye’de en önemli hususun koruyucu hekimlik olduğunun bilincindeyiz. Eğer gıdadaki hijyeni sağlayamazsak, üretimi artıramazsak, bu canlılığımızı koruyamazsak üreticilerimizi kalkındıramazsak hem mesleğimiz hem de insanların sağlıklı gıdaya ulaşması noktasında ne kadar zorluk çekeceğimizin bilincindeyiz. O yüzden sağlıklı ve kaliteli üretim yapmamız gerekmektedir. Bu anlamda bu programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim” şeklinde konuştu.
Adıyaman Veteriner Hekimler Odası Başkanı Orhan Öztürk ise konuşmasında, programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ettiğini belirterek sağlıklı ve kaliteli üretimin yapılabilmesi için elimizden gelen bütün gayreti göstermekte olduklarını söyledi.
Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Adil Alan ise, 2023 yılına kadar Adıyaman’da süt üretiminin günlük olarak 300 bin ton olarak hedeflediklerini belirterek, “ Sütlerimiz gerçekten çok kaliteli hem kurumdaki veteriner hekim arkadaşlarımız hem de serbest veteriner hekim arkadaşlarımızla birlikte hareket ederek belirli bir noktaya gelmiş olduk. Şuan bölgede en fazla sütü satan il Adıyaman. Bütün ulusal ve yerel özel firmalara sütlerimizi satıyoruz. Bundan sonrada inşallah bu satışımız artarak devam edecek. Hedefimiz 2023 yılında günlük 300 bin ton süte ulaşmak. Önümüzdeki yıl hedefimiz ise 150 bin ton, şuan ise günlük 70 bin tondayız” cümlelerini kullandı.
Yapılan konuşmaların ardından Sürü Sağlığı ve Yönetimi Uzmanı Veteriner Hekim Özgür Yıldırım tarafından programa katılan katılımcılara “Suni Tohumlama, Döl Verimi ve Buzağı Ölümleri” konulu eğitim verildi.
 

TİGEM 300 Koyun Başvuruları Sona Eriyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM) tarafından sözleşme imzalanacak yetiştiricilere satılacak 300 koyun projesi için başvurular bu gün sona eriyor.
TİGEM'den edinilen bilgilere göre, koyun sayısının ve et üretiminin artırılması amacıyla başlatılan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi kapsamında sözleşmeli üretim modeline başvurular devam ediyor.
Söz konusu hayvanların alımı için başvurular, TİGEM'in internet sitesinden (www.tigem.gov.tr) alınıyor. Proje için bu gün son başvurular alınacak.
Proje kapsamında Akkaraman, Morkaraman, Merinos, İvesi, Karayaka, Hemşin, Eşme koyunu, Halep keçisi ve kıl keçisi elektronik ortamda müracaat eden yetiştiriciler tarafından tercih edilebiliyor. Başvuru sahipleri en fazla 3 ırk tercihinde bulunabiliyor.Yerli ırk küçükbaş hayvanlar yurt içinden, diğerlerinin Türkiye'den karşılanamayan kısmı yurt dışından getirilecek.
Proje kapsamındaki koyunlardan doğan kuzular için TİGEM tarafından alım garantisi verilecek. TİGEM'den, fiyatlar ve alım kriterlerinin, hayvanların bir yıl sonra doğum yapacağı göz önüne alınarak daha sonra açıklanacağı belirtildi. Fiyat tespitinde yetiştiricinin zarar etmeyeceği bir fiyatın baz alınacağı bildirildi.
Üretici başına 300 küçükbaşa kadar hayvanın verileceği projeyle 500 bin anaç hayvan temin edilmesi planlanıyor.
Projeyle 8. yılın sonunda küçükbaş dişi sayısının ilave 5 milyon başa ulaşması ve yaklaşık 3 milyon 250 bin baş erkek kesimiyle 52 bin 300 ton et üretimi hedefleniyor.
Üretici seçimi kriterleri
Projeler değerlendirilirken; müracaat edilen il veya ilçenin mera kapasitesi, küçükbaş hayvan varlığı gibi kriterler göz önünde bulundurulacak.
Üreticiler değerlendirilirken; üretim yapacağı yerin mera alanı, kaba yem üretebilirliği, hayvan varlığı, cinsiyeti ve yaşı, hayvan barınağına sahip olması, halen hayvancılıkla uğraşıyor olması gibi kriterlere bakılacak.
Mera alanı kriteri, atıl kapasiteye sahip mera alanlarının aktif kullanılmasını sağlamak, kaba yem üretimi için arazi varlığının olması kriteri ise sürdürülebilir ve karlı bir hayvancılık yapılmasını sağlamak amacıyla isteniyor
 
 

Okullarda Kuru Üzüm Dağıtılacak

Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenecek anaokulu, uygulama sınıfı ve ilkokullardaki tüm öğrencilere haftada 2 gün, 25'er gramlık paketlerle sultani çekirdeksiz kuru üzüm dağıtılacak.
Bakanlar Kurulunun, "Okullara Kuru Üzüm Dağıtımı Programı Uygulama Esasları Hakkında Kararı" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, Gıda, Tarım ve Hayvancılık ile Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıklarınca yürütülecek Okullara Kuru Üzüm Dağıtımı Programı kapsamında bu yıl anaokulu, uygulama sınıfı, ilkokul öğrencilerine sultani çekirdeksiz kuru üzüm dağıtımı yapılacak. Programla öğrencilere kuru meyve tüketim alışkanlığının kazandırılması, çocukların yeterli ve dengeli beslenmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.
Eşdeğer kuru üzüm tüketmesi sağlanan öğrenciler, velilerin isteğiyle program dışı tutulabilecek. Ayrıca aile hekimleri, öğretmenler ve/veya veliler tarafından kuru üzüme karşı duyarlılığı tespit edilen ve kuru üzüm tüketimini kabul etmeyen öğrenciler de okul yönetimlerince program dışı bırakılacak.
Kurum üzümün temini ve dağıtımı için Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği görevlendirildi.
Birlik, yapılacak alım, muhafaza, nakliye, paketleme, kiralama ve ilgili bakanlıkların görüşünü alarak dağıtıma ilişkin usul ve esasları belirlemeden sorumlu olacak. 
Gıda Bakanlığınca genel bütçeden tahsis edilen ödenekten karşılanacak
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, programın koordinasyonundan sorumlu olacak.
Program süresince kuru üzümün teslim alınması, muhafazası ve tüketimiyle ilgili kayıtların tutulması, oluşturulacak modüle kaydedilmesi, verilerin düzenli ve erişebilir olması Milli Eğitim Bakanlınca sağlanacak.
Dağıtılacak üzümün ortalama ürün alım maliyeti, ürün işleme-paketleme, dağıtım, depolama, stok maliyeti, tanıtım masraflarıyla diğer işletme giderleri toplamına yüzde 8 oranında hizmet bedeli eklendikten sonra oluşan tutar üzerine katma değer vergisi ilave edilerek faturalandırılan toplam tutar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca genel bütçeden tahsis edilen ödenekten karşılanacak.
Söz konusu karara ilişkin denetimler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca yapılacak. Gerekli hallerde, bakanlığın talebi üzerine ilgili diğer bakanlıkların denetim personeli de incelemelerde görevlendirilebilecek.
 
 
 
 
 

2018 Yılında Hayvancığa Verilecek Olan Destek Üreticiyi Memnun Edecek mi?

2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararın yürürlüğe konulması; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 20 Şubat /2018 tarihli ve  538457 sayılı yazısı üzerine, 5488 sayılı Tarım Kanununun 19’uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 21 Şubat 2018 tarihinde kararlaştırıldı ve bugünkü resmi gazetede yayımlanmasının ardından hayvancılığa yapılan destekleme kalemlerinde artış yapılmadığı görüldü. 
Buna göre: 4 aylık Buzağaya hayvan başı 350 TL, soy kütüğüne kayıtlı Buzağaya 500 TL, döl kontrollü boğa yavrusuna ilave 50 TL, yetiştiricilik bölgesi illere ilave 200 TL, anaç manda 250 TL, soy kütüğüne kayıtlı manda 400 TL, malak 150 TL, soy kütüğüne kayıtlı malak 400 TL olarak belirlendi.
Bunun yanı sıra büyükbaş aşı ve küpe uygulaması 1,50 TL,  küçükbaş aşı ve küpe uygulaması 1,00 TL olarak veridi.
Halk elinden ıslah projesi kapsamında koyun/keçilere elit sürüde 70 TL, taban sürüde ise 40TL verildi. Damızlık erkek koç tekeye hayvan başı 20 TL verilirken, damızlığa ayrılan manda/düve/tosuna ise 200 TL verildi. Öte yandan bu desteklerin buzağı, malak, manda ve koyun, keçi desteğinin %3’ü il birliklerine, bu yüzde 3’ün içerisinde ki %5’lik dilim ise merkez birliklerine verildi.
 
 

2018 Tarımsal Destekler Yayımlandı

2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararın yürürlüğe konulması; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 20 Şubat /2018 tarihli ve 538457 sayılı yazısı üzerine, 5488 sayılı Tarım Kanununun 19’uncu maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 21 Şubat 2018 tarihinde kararlaştırıldı ve bugünkü resmi gazetede yayımlandı.
2018  yılında yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin karar çevreye duyarlı tarımsal üretimi yaygınlaştırmak, verimi ve kaliteyi yükseltmek, araştırma ve geliştirme projelerini desteklemek, uygulanan politikaların etkinliğini sağlamak, sektörün öncelikli problemlerinin çözümüne katkıda bulunmak, sürdürülebilirliği sağlamak ve tarımsal kayıtların güncel tutulması amacıyla hazırlanmış olup, 2018 yılında uygulanacak olan tarımsal desteklemelere ilişkin hususları kapsar.
Alan bazlı destekler; 2018 yılı ÇKS kayıtlarına göre tarımda kullanılan mazot ve gübre desteği için, aşağıda belirlenen miktarda alan bazlı destek ödemesi yapılır.
Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli kapsamında desteklenen; yağlık  ayçiçeği, kütlü pamuk, soya fasulyesi, kanola (kolza), aspir, dane mısır, buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale, çeltik, kuru fasulye, mercimek, nohut, yaş çay, fındık, yem bitkileri, patates ve kuru soğan ürünlerinin dışında kalan diğer bütün ürünlere, “Diğer Ürünler” kategorisinde belirtilen miktar kadar Mazot ve Gübre Destekleme ödemesi yapılır. Detaylı bilgiler için aşağıdaki link tıklayınız
  Karar Dosyasını İndirmek İçin Tıklayınız

Çiftçinin Beklediği Mazot Desteği Başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çiftçiye mazot müjdesini Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde "Çiftçilerimiz Milletin Evinde Cumhurbaşkanımız ile Buluşuyor" programında vermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "mazotun yarısı devletten" müjdesi bugün uygulamaya geçiriliyor.
Tarım sektöründe canlanmaya neden olan mazot desteği uygulaması bugün itibariyle başlıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olan ve dosyalarını teslim eden üreticiler, 23 Şubat (bugün) tarihinden itibaren tarım arazilerinde kullandıkları ve kullanacakları mazot bedenin yarısını geri alabilecek. Çiftçiye mazot iadesi, kullanılan yakıt miktarı ve ürün desenine göre değişecek.

SİSTEME KAYITLI OLANLAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Külliye'de buluştuğu çiftçilere verdiği mazot müjdesi bugünden itibaren uygulamaya konuluyor. Her yıl nisan ve ekim aylarında yapılan ödemeler, bu yıla özel olarak dosyaların Gıda, Tarım ve Hayvancılık müdürlüklerine tesliminden itibaren başlayacak. Halihazırda devletten mazot, gübre gibi destekler alan üreticiler, ÇKS'de kayıtlı olan üretim bilgileri esas alınarak akaryakıt iadesi alacak.

DOSYALAR VERİLİYOR
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri, ÇKS'ye kayıtlı çiftçilerin bul yıl yapacakları üretim bilgisini sisteme girmiş olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: Üreticinin ne kadar araziye hangi ürünü ekeceği sistemimizde mevcut. Bu bilgiler esas alınarak işlem yapılacak. Dosyalarını henüz vermemiş olanlar da bugünden itibaren uygulamadan yararlanabilecek. Örneğin bin dekar alanda pamuk eken/ekecek olan üreticinin ne kadar akaryakıt harcayacağı biliniyor. Gerekli hesaplamalar yapıldıktan sonra mazot tutarının yarısı banka hesabına yatırılacak.

SEKTÖR CANLANACAK
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı ve aynı zamanda üretici olan Mehmet Akın Doğan, 2 yıldır bekledikleri müjdeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiğini belirterek, "En büyük girdi kalemimiz mazot. Tarlada, bahçede her şey mazotla çalışıyor. 400 dönüm narenciye bahçemde ilaçlamadan arazi kontrolüne kadar her yerde mazot kullanıyoruz. Yarısını devlet karşılayınca çiftçimiz rahata kavuşacak. Hükümetimiz sağ olsun elimizi rahatlattı. Çiftçinin cebine biraz daha fazla para girince sektör canlanacaktır" dedi.

MORALİMİZ YÜKSELDİ
Yaklaşık 2 bin dönüm alanda narenciye, pamuk, soğan, buğday ve soya üreten Şevket Uludağ da "Geçen yıl 150 bin lira civarında mazot parası ödedim. Bu yıl da benzer bir rakam söz konusu. Devletimizin desteği çiftçi için bir hediyedir. Harcadığım akaryakıtın yarısını iade edecek. Üreticiler olarak hepimiz çok mutlu olduk. Biz her şart altında üretmeye devam ederiz ama böyle destekler moralimizi yükseltiyor" diye konuştu.
 

Tarım ve Sulamada Köklü Değişiklikler

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı, çiftçileri doğrudan ilgilendiren ve radikal kararları içeren yasal düzenleme hazırlıyor.
‘Arazi toplulaştırması’ yeni kurulacak Tarım ve Su Reformu Genel Müdürlüğü çatısı altından tek elden yürütülecek. Tarla içi sulamada, “yağmurlama ve damlama” sistemleri zorunlu hale getirilecek...
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, çiftçileri rahatlatacak ve merakla beklenen köklü düzenlemeler konusunda hazırlanan yasa düzenlemesini TBMM Tarım Komisyonu’na anlattı. Eroğlu’nun komisyonun verdiği bilgiye göre, sayısı 2 bin 500’ü geçen sulama birlikleri kapatılmayacak ancak Gıda ve Tarım Bakanlığı’ndan alınarak DSİ’ye devredilecek. Komisyonda Eroğlu, “Sulama birlikleri bazı yerlerde çok iyi çalışıyor ama vatandaşlardan çok şikâyet var. Yani denetim eksikliği vardı, biz denetlemeye başladık. En azından DSİ el atsın, ciddiyet gelsin. Bazı yerlerde, bazı kanalların bakımı yapılamıyor. Dolayısıyla, para yeteri kadar toplanamıyor, borçları var. Burada esas DSİ tarafından sıkı şekilde denetlensin, işletme bakımı yapılsın, paralar adil şekilde toplansın, borçlar da belli bir süre içinde tasfiye edilsin şeklinde bir düşüncemiz var” diye konuştu.
Arazi toplulaştırılması
Gıda ve Tarım Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın yürüttüğü, “arazi toplulaştırması” da yeni kurulacak Toprak ve Su Genel Müdürlüğü çatısı altından tek elden yürütülecek. Böylece toplulaştırma yapılan yerlerde su olmaması sorunu çözülecek. Su ile arazi toplulaştırmasının çakışması sağlanacak, toprak ve su verimli kullanılacak.Eroğlu’nun anlattığı yasa düzenlemesindeki bir başka değişiklik ise orman alanlarındaki yatırıma ilişkin. Özel orman kuran şirketlerin bu yerlerde yatırım yapamamalarının önü açılacak.
Yağmurlama ve damlama
Hükümet, büyük su kaybına yol açan tarla sulamasında radikal değişikliğe gidiyor. Yeni düzenlemeye göre tarımsal sulamada israfı önlemek için tarla sulamasında kullanılan, “yağmurlama ve damlama” sistemleri zorunlu hale getirilecek. Eroğlu, TBMM’deki sohbetinde ise konuya ilişkin olarak, kuraklık yaşanan bugünlerde tarımsal sulama konusunda radikal adımlar atılacağını, tarla içi sulamada daha tasarruflu olduğu için, “yağmurlama ve damlama” sistemlerinin zorunla hale getirileceğini kaydetti. Şanlıurfa'da çiftçilerle buluşmasında yeni düzenlemeyi açıklayacağını belirten Eroğlu, şunları söyledi: “Çiftçilerimizin suyu iyi kullanması lazım. Çok su tarlayı çoraklandırır, tuzlanma yapıyor, çoraklanma olur. Biz düzenlemede damlama ve yağmurlama yapılmasını şart koşuyoruz. Çiftçilerle birlikte muhtar ve çiftçilerle toplantı yapacağım, su yönetimi ile ilgili. Tarla içi sulamayı çiftçilerle beraber biz yöneteceğiz. Projesini biz hazırlayacağız gerekirse yüzde 50’sini destekleyeceğiz gerisini de Ziraat Bankasından faizsiz kredi ile tarla içinde boruların çekilmesi yağmurlama ve damlama yapılmasını sağlayacağız. Böylece hem tuzlanma önlenecek hem çoraklaşma olmayacak, hem az su ile daha çok alanı sulayacak. Sudan tasarruf olacak. Maliyet gerektirir ama 3-4 yılda amorti ediyor. Suyu enerji ile götürüyorsun yani. Bu bakımdan önemli maliyeti ne olursa olsun suyumuz sınırsız değil. Suyumuz ancak 8.5 milyon hektarı sulayacak kadar yetiyor. Devlet teşviğini vereceğiz. Projesini biz yapacağız vanasına kadar biz getireceğiz borusunu kendisi çekecek. Birinci önceliğimiz GAP. Orada arazi çok su az.”
‘Şehirler de israf etmesin’
Kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle su tüketimine dikkat edilmesi uyarısında da bulunan Eroğlu şöyle devam etti:“Şehirlerimizi 2018’de de kuraklığa rağmen susuz bırakmayacağız. Şehirlerde su kullanımıyla ilgili problem yok, istediği gibi kullansınlar ama israf etmesinler. Bizim her şey için planımız var. Ankara’da muazzam büyük bir tünel geliyor. Bu yıl içinde bitecek tünel, Gerede’nin suyunu buna aktaracağız.” 
 

Küçükbaşa Destek Yüzde 50 Artırılacak

Et ve Süt Kurumu (ESK) etteki fiyatı düşürmek için ithal et getirip, marketlerde reyon kiralayıp, satış yapmaya hazırlanırken, hükümet de destekleri artırma yolunda. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, yerli üretimi artırmak için küçükbaş hayvancılığa verdikleri destekleri yüzde 50 artıracaklarını ifade etti. Daniş, bu yolla Türkiye’nin küçükbaş hayvan sayısının da yüzde 50 artırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

Müstakil Sanayiciler ve İş adamları Derneği (MÜSİAD) 97’ncisini düzenlediği Genel İdare Kurulu toplantısını Aksaray’da gerçekleştirdi. Toplantıya; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Aksaray Vailisi Aykut Pekmez, Aksaray Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı, MÜSİ- AD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, MÜSİAD Aksaray Başkanı Eyüp Dağdaş ve Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Koçaş’ın yanı sıra MÜSİAD Şube Başkanları ve üyeleri katıldı.

Toplantıda MÜSİAD’ın gıda, tarım ve hayvancılık konusunda sorun ve çözüm önerilerinin yer aldığı ve 31 şube ve temsilciliğinin katılımıyla hazırladığı “İyi Ekonomide Gıda, Tarım ve Hayvancılık” kitapçığı bakanlık temsilcilerine verildi.

Toplantıda konuşan Bakan Yardımcısı Daniş, sanayi devriminin ardından yaratılan tüketim toplumuyla birlikte tüm dünyanın tarımı geri plana attığını dile getirdi. Dünyanın bu yanlıştan çabuk döndüğünü kaydeden Daniş, “2. Dünya Savaşı’nın ardında Avrupa’da tarım arazileri birleştirildi. Biz ise bunu başaramadık. Ayrıca arazilerimizi suyla da buluşturamadık. Toprakların miras yoluyla bölünmesinin önüne Ak Parti Hükümeti geçti” dedi. Tarımın vazgeçilemeyecek bir sektör olduğunu ifade eden Daniş, kendi gıdasını üretemeyen ülkelerin tam bağımsız olamayacağını savundu.

Türkiye’nin tarım alanı varlığı konusunda dünyada 15’inci sırada olduğunu anlatan Daniş, şöyle devam etti: “34.5 milyon hektar alanda tarım yapıyoruz ama yapısal sorunlarımız var. Bir çiftçimizin toplan tarım yaptığı alan 60 dekar. O da tek parselde değil. Avrupa’da bir çiftçi en az 110 dekar alanda tarım yapıyor. Hedefimiz 2023 yılına kadar toplulaşma işini çözmek. Aynı zamanda parsel büyütme çalışmamız da var. Öte yandan 8.5 milyon hektar arazimizi suyla buluşturacağız.”

Türkiye’de büyükbaş hayvan etinin daha fazla tercih edildiğini dile getiren Mehmet Daniş, küçükbaş hayvan etinin tüketiminin artırılması gerektiğini belirtti. Küçükbaş hayvana verilen devlet desteğinin yüzde 50 oranında artırılacağını vurgulayan Daniş, bu yolla küçükbaş hayvan varlığının da aynı oranda artırılmasının hedeflendiğine dikkat çekti.

“Hayvan sayısı yüzde 50 artmazsa, et fiyatları düşmez"

Son dönemde kamuoyunu sıkça meşgul eden et fiyatlarıyla ilgili konuşan MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, küçükbaş hayvan sayısında yüzde 50 artışın sağlanamaması halinde fiyatların düşmeyeceğini savundu.

Hayvancılıkla ilgili verilerin tam anlamıyla tatmin etmemesine karşın, sektörde sevindirici gelişmeler yaşandığını söyleyen Kaan, “Yerli et üretimini artırmak noktası, bu gelişmelerden biri. Ette ithalatın son bulması fikrini önemsiyoruz. Çünkü ilk etapta bizim kendi tüketimimizi karşılayıp, ardından ihracatımızla dünyadaki önemli et üreticilerinin karşısındaki yerimizi almalıyız. 2016 yılında Türkiye’de 14,3 büyükbaş, 44 milyon ise küçükbaş hayvan bulunuyordu. Bu sayıyı mümkün olduğunca artırmalıyız. Et ve süt sektörü birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Süt hayvancılığında kombine ırklara geçilerek, daha verimli süt ve et ihtiyacını karşılayabiliriz. Uluslararası piyasalarda etkin bir aktör olarak yer almak üzere, geçen sene süt ürünlerinde uygulanan ihracat desteğinin devam ettirilmesini özellikle tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

“Tohumları sertifikalandırmak şart”

2016 verilerine göre son 10 yılda gıda, tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatının 8 milyar dolardan 16,2 milyar dolara yükseldiğini anlatan Kaan, gelecek 10 yılda ise bu rakamı 40 milyar dolara yükseltme hedefi olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin doğal tohum ve embriyo açısından oldukça zengin olmasının, doğal organik tarımda önemli bir fırsat olduğunu belirten Kaan, şunları anlattı:

“4000 civarında endemik tohum ve lezzet çeşitliliğimiz üzerinden yapılacak organik tarım, ekonomimize farklı bir boyut ve katma değer sağlayacaktır. Aynı zamanda organik tarımda biyo-çeşitlilik sağlanmalı ve bunu sürdürülebilir bir hale getirilmeliyiz. Bunu başardığımızda, kalitesiyle diğer pazarlara göre çok daha ileride olan memleketimizin ürünleri, uluslararası pazarda rekabet edebilecektir. Bunun için de, ürünlerimizi ve tohumlarımızı sertifikalandırmak zorundayız.”

"Akıllı tarıma önem vermeliyiz"

Küresel pazarda yer almak için arazi ve iş gücü verimliliği, pazara yönelik ve pazarın beklentilerine göre organize olmuş ‘akıllı tarım’ uygulamalarına önem vermek gerektiğini ifade eden MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, “Daha önce gelmiş olan ‘Makro Havzalar Modeli’ açılımının bir versiyonu mesafesinde kalan ‘Milli Tarım Projesi’nin ötesinde, felsefesi, vizyonu, kalkınma planı ve programı olan köklü bir reform söz konusu olmalı. Hem konvansiyonel tarım hem de fonksiyonel tarım yaklaşımını bir arada kurgulamak zorundayız. Dışa bağımlı kaynaklarda rasyonel ve rekabetçi bir bakış açısıyla planlanacak verimliliği önceleyen teşvik politikasıyla konvansiyonel; doğal/yerli kaynaklarda ise milli ve destekleyici bakış açısıyla planlanacak ürün çeşitliliğini önceleyen teşvik politikalarımızla da fonksiyonel tarımı bir arada kurgulamak zorundayız. Bu, ülkemizi uluslararası rekabete hazırlıklı kılacaktır” dedi.

Bakanlıktan Sığır İthalatına İlişkin Açıklama

 Gıda, Tarım ve Hayvacılık Bakanlığınca, "Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliğ"in özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme olmadığı bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Resmi Gazete'de yayımlanan söz konusu tebli̇ğe ilişkin bazı basın yayın organlarında yanlış değerlendirmelerin yapıldığına işaret edildi.

Sığır eti ithalatındaki sağlık ve teknik şartları düzenleyen tebliğin, 2012 yılında yayımlanan tebliğde yer alan denetim ile ilgili hususların detaylandırılması amacıyla hazırlandığı belirtilerek, kemiksiz et ithalatı hususunun da bu amaçla düzenlemeye dahil edildiği vurgulandı.

Tebliğ ile ilk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiasının gerçeği yansıtmadığı bildirilerek, iddialara konu olan tebliğin ilgili maddesindeki ifadelerin, daha önce uygulanan 2010 ve 2012 yıllarındaki tebliğlerde de aynen yer aldığı, dolayısıyla özel sektörün ithalat yapabilmesiyle ilgili kuralların yeni olmadığı kaydedildi.

İthalatın gerçekleştirilebilmesinin Bakanlıktan alınacak kontrol belgesi ile mümkün olabileceğinin altı çizilerek, "Özel sektöre 2012 yılından bu yana kontrol belgesi düzenlenmemiştir. İthalat, sadece Et ve Süt Kurumu tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla bu tebliğ, özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme değildir." ifadeleri kullanıldı.

"Sağlık Şartları Üst Seviyede"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Japonya’ya kanatlı eti ihracatının, sektörün ulaştığı sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun bir göstergesi olduğunu söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’den Japonya’ya kanatlı eti ihracatının başlayacak olmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Japonya’ya kanatlı eti ihracatına dönük çalışmalar kapsamında Türkiye’de yetiştirilen hayvanların sağlığıyla ilgili detaylı bilgilendirmelerin yapıldığını ifade eden Fakıbaba, Japonya Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyetin Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve talep edilen tüm bilgi ve belgelerin ilgili ülke resmi makamlarına iletildiğini belirtti.

Fakıbaba, “Bakanlıklar tarafından yürütülen ortak çalışmalar neticesinde, ülkemizin hayvan sağlığı statüsü ve veteriner sağlık sertifikası karşılıklı müzakere edilmiştir. Bu süreçte ülkemizden Japonya’ya kanatlı eti ihracatına başlanabilmesiyle ilgili tüm engeller kaldırılmıştır. Japon Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı tarafından kanatlı eti ithalatında kullanılacak sağlık sertifikası kabul edilmiş, ihracat başvurusu yapan firmalara ihracat izni verilmiştir.” diye konuştu.

Japonya’ya ihracatın, sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Fakıbaba, şunları söyledi:

“Ürünlerimizi Irak, Gürcistan, Rusya Federasyonu ve Gümrük Birliği ülkelerinin de dahil olduğu toplam 57 ülkeye ihraç ediyoruz. Bu ülkeler grubuna, gıda güvenilirliği konusunda çok hassas olduğu bilinen Japonya’yı da dahil etmiş olmamız, sektörümüz açısından sevindirici bir gelişmedir. Japonya’nın ülkemizden kanatlı eti ithalatını başlatmış olması, aynı zamanda kanatlı eti üretiminde sağlamış olduğumuz sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun da göstergesidir.”

Desteklemeler Yarın Yatırılıyor!

2017 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında çiğ süt destekleri ve buzağı destekleri yarın yetiştiricilerin hesaplarına yatırılacak.

Hayvancılığı destekleme kapsamında yapılacak ödemeler

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017 yılı hayvancılık desteklemeleri kapsamında Türkiye genelinde: Çiğ süte 320 milyon TL, buzağıya 445 milyon TL, süt tozuna 15 milyon TL, çiftlik ürünlerine 5 milyon TL ve malak üreticisine 4,2 milyon TL destekleme ödemesi yapılacak.

Tarım sigortalarını destekleme ve KKYDP kapsamında yapılacak ödemeler

Tarım sigortalarını destekleme kapsamında toplamda 105 milyon TL’lik ödeme yapılacak. Bunun yanı sıra, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında (KKYDP) 11,3 milyon TL’lik ödeme yetiştiricilerin hesabına yatırılacak.

Genç çifti projesi ile genç nüfusun istihdamına yönelik yapılan proje kapsamında ise 13 milyon TL’lik ödeme yapılacak.

Desteklemeler nereye yatırılacak?

Yetiştiricileri ekonomik anlamda rahatlatması beklenen desteklemeler, 6 Ekim 2017’de mesai bitimine kadar Ziraat Bankası Şubelerine yatırılacak. Üreticiler Kimlik Numaralarına (TC) yatırılacak olan desteklemeleri yarından itibaren kullanabilecekler.

2017 desteklemelerinin yüzde kaçı ödendi?

2017 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında, 6 Ekim 2017’de yapılacak ödemelerin toplamı 918.5 milyon TL’ye tekabül ediyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2017 yılının Ocak ayından itibaren toplamda 10,5 Milyar TL’lik destekleme yaptı. Bu da, 2017 desteklemelerinin yüzde 82’sinin ödendiği anlamına geliyor.
 

İzmir'den Japonya'ya Kanatlı Hayvan Uçacak!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığının ortak çalışmaları neticesinde Japonya ile kanatlı et ihracatı prosedürü onaylandı. Çalışmalar neticesinde 3 milyar dolarlık pazar kapısı Türk firmalarına açıldı.

İki bakanlığın ortak yürüttüğü çalışma hakkında bilgi veren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, 'Eylül sonu itibariyle kanatlı etin Japonya'ya ithalatı mümkün hale geldi. Türkiye'nin önceki senelerde muhtelif hayvan hastalıkları nedeniyle Japonya'ya kanatlı eti ihraç edemiyordu diye belirterek, '2015'ten bu yana Japon tarafıyla teknik müzakereler yürütülüyordu. Teknik ticari heyetlerimiz Japonya'ya gönderildi. Japonya'nın kanatlı et ithalatının tamamına yakınını gerçekleştiren firmalardan "Japonya Et Ürünleri Ticari Birliği" ile görüşmeler yapıldı. Bu çerçevede Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızla yakın iş birliği içinde ve Bakanlığımız girişimleri neticesinde dün itibarıyla kanatlı etin Japonya'ya ihracatı mümkün hale geldi' diye konuştu.

Konu hakkında açıklamalarda bulunan Ticaret Borsası Kümes Hayvancılığı ve Yumurtacılık Meslek Komitesi Başkanı Bedri Girit, İzmir'de kümes hayvancılığının Türkiye'deki üretim payı arasında %20'ye sahip olduğunu belirterek, Japonya ile başlayacak ihracatta İzmir'in %25'lik paya sahip olacağını vurgulayarak, 'Japonların Türklere oranla kanatlı et tüketimindeki payı daha fazla. Bu yüzden Japonya ile ihracat Türkiye için önemli bir paya sahip' dedi.

Prosedürler uygulanınca 10 gün içinde ihracat başlayacak

Türkiye'nin Japonya ile uzun zamandan bu yana yeni pazar alanı olarak çalışmayı planladığını söyleyen İTB Kümes Hayvancılığı ve Yumurtacılık Meslek Komitesi Başkanı Bedri Girit, Japonya'nın dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olduğunu belirterek, 'Japonya ile yıllardır yürütülmek istenen prosedürler tamamlandı. İthalat kararı çıktı. Ama şu an beklemedeyiz. Küçük bir prosedürün onaylanmasını bekliyoruz. O tamamlanınca iki hafta içerisinde ihracatımız başlayacak. Bir hükümetle diş ticaret yapabilmek için ülkeler arasında belirli koşullar var. Koşullar yerine getirildikten sonra siyasi otoriteler ön çalışmaları yapıp, imzaları atar. Hayvansal mamüllerde sağlık sertifikası protokolünün olması gerekiyor. Şu an ithalatın başlaması bu protokolün onaylanmasına bağlı. İki ülke ile ilgili Tarım il müdürlüklerine ve gümrük kapılarına bilgilendirme yapıldı. Artık prosedürlerin uygulanma aşamasına geçiliyor. O süreçteyiz' diye kaydetti.

Kümes hayvancılığında İzmir %20'lik paya sahip

Japonya ile ihracatta İzmir'in de büyük paya sahip olacağına dikkat çeken Girit, 'Bu tür yeni başlayan anlaşmalarda ticaret birden yüksek meblalara ulaşmaz. İlk başta kontrollü bir ihracat yapılır. 6 ay içinde büyük bir artış olmaz. Sistem tamamen 1 yıllık bir zaman diliminde rayına oturur. Belli süre geçtikten sonra ne kadarlık ihrac yapılacağı belli olur. İzmir'de kümes hayvancılığının Türkiye'deki üretim payı %20'ye sahip. Japonya ile başlayacak ihracatta ise İzmir'in ihracataki payı % 25'i bulacaktır' diye konuştu.

Yasak kalktı denilemez, prosedür ilk defa uygulandı

Bazı haber kaynaklarında Japonya'yla yeni onaylanan kanatlı et ihracatıyla ilgili yasakların kalkmış olmasıyla ilgili kullanılanr ifadelerin yanlış beyan olduğuna dikkat çeken Girit şöyle belirtti, 'Yasak vardı denilemez. Yasağın kalkmış olması için daha önceden yapılan bir prosedür olması ve prosedüre yasak gelmiş, ihracatın yasaklanmış olması gerekiyor. Bizim Japonyaya kanatlı et ihracatıyla ilgili ilk defa prosedürümüz oldu. Olmayan bir ticaretin yasağı olmaz. Daha önce Japonya'ya kanatlı etimiz gitmiyordu. İlk defa gidecek.'

Ucuz Et Seferberliğinde Hedef Küçükbaş

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, vatandaşın ucuza et yemesi için düğmeye basarken, küçükbaş hayvan seferberliği başlıyor.

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı köylere teker teker inerek küçükbaş üretimini destekleyecek. Önümüzdeki dönemde Ankara keçisi, Karaman koyunu başta olmak üzere, Türkiye'ye özgü küçükbaş hayvancılık özel destekler alacak. Geçtiğimiz yıl 6 bin 700 küçükbaş hayvan üreticisine 1 milyon 61 bin hayvan için 52 milyon liralık destek verilirken, Tarım Bakanlığı bu yıl 7 bin 200 küçükbaş hayvan üreticisine ulaşarak 54 milyon liralık destek vermeyi hedefliyor.

Destekler kapsamında 10 yılda toplamda 245 milyon liralık destek üreticiye ulaştırıldı. Anadolu mandası için de bakanlık özel destek başlattı. 2017'nin sonuna kadar 27 milyon liralık desteğin üreticilere ulaştırılması hedefleniyor.

Tüccarlar Fındığın Fiyatını Aşağı Çekiyor!

TMO’nun fındık fiyatlarını belirlemesinin ardından fındık üreticisi, TMO tarafından belirlenen fiyata tepki göstermişti. Üreticiler belirlenen fiyatı farklı şekillerde protesto etmişti.

Fındık fiyatının 8 TL’ye kadar düşmesiyle devreye giren TMO; Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın talimatıyla fındık alımlarına başlamıştı.

TMO’nun 10 TL olarak belirlediği fındık fiyatını aşağı çekmeye çalışan tüccarların, fındığın kilosunu 8,5 TL’den aldığı iddiaları göz önünde bulundurulursa, üreticilerin bu tür spekülatörlere itibar etmemesi oldukça önemli görünüyor.

Bu arada TMO, çeşitli bölgelerde oluşturduğu lisanslı depolar aracılığıyla fındık alımına devam ediyor.

TMO Genel Genel Müdürü İsmail  Kemaloğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın talimatı doğrultusunda, TMO olarak fındık alımına devam ettiklerini, TMO olarak fındık alımlarında, çürük oranını yüzde 3’ten 5’e, çatlak oranını ise yüzde 2’den 7’ye çıkardıklarını, ürün bedel ödemeleri ise 15 günden 1 haftaya indirdiklerini kaydetmişti.



 

Bakanlıktan Domates Açıklaması

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türkiye-Rusya Tarım Yürütme Komitesi 1. Dönem Toplantısı’nda Rusya’nın domates ithalatına karşılık Türkiye’ye et ithalatı şartı getirdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bir gazetede yayımlanan “Domatesin yolunu, et ithalatı açtı” başlıklı habere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye-Rusya Tarım Yürütme Komitesi 1. Dönem Toplantısı’nda Rusya’nın domates ithalatına karşılık Türkiye’ye et ithal etme şartı getirdiği ve Ankara’nın da bu talebe onay verdiği şeklinde bir haberin yer aldığı belirtildi.
İddialar üzerine açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edilerek, 13-14 Eylül 2017 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen toplantıda veteriner izleme ve hayvan sağlığı; balıkçılık ve su ürünleri; bitkisel üretim ve bitki karantina; kırsal kalkınma; tarımsal araştırmalar; tarımsal ticaret konu başlıklarının görüşüldüğü kaydedildi.

Toplantıda ayrıca başta meyve sebze ihracatı olmak üzere beyaz et, kırmızı et, domates, patlıcan ve nar ticareti konularında görüşmeler yapıldığı belirtilerek, Türk ve Rus tarafının karşılıklı olarak et ve et ürünleri ile hayvan yemi ve yem materyali ticareti konusundaki taleplerini ifade ettikleri kaydedildi. “Domates konusunda da Rusya Federasyonu hükümet kararnamesi ile karantinayla ilgili teknik hususlarda yaşanan sıkıntıların giderilmesi noktasında olumlu görüşmeler gerçekleştirilmiştir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada şunlar kaydedildi:

“Toplantı neticesinde hazırlanan ve iki ülkenin talep ve isteklerinin bir araya getirildiği ortak mutabakat metni, her iki ülkenin bakan yardımcıları tarafından imzalanmıştır. Görüldüğü üzere söz konusu toplantıda domates ihracatıyla et ithalatı konularının birbiriyle ilişkilendirilmesi söz konusu olmamıştır. Dolayısıyla toplantıdaki görüşme sürecinin haberde iddia edildiği gibi olmadığı açıklıkla görülmektedir. Et ithalatı uygulaması ancak önümüzdeki süreçte ihtiyaç duyulması, akabinde gerekli sağlık şartlarını taşıması ve Türkiye tarafından uygunluğu tespit edilmesi durumunda ayrıca değerlendirilebilecektir.”

Kaynak: İHA

Damızlık Düve Desteğinde Değişiklik!

Damızlık düve yetiştiriciliği desteklerinde değerlendirmeye alınan “damızlık dişi buzağı” tanımı yeniden düzenlendi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan Damızlık Düve Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dai̇r Tebliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, tebliğe konu olan “damızlık dişi buzağı” tanımında değişikliğe gidildi.

Daha önce “Bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı en fazla 8 aylık dişi buzağıyı” kapsayan tanım, “teknik ve sağlık şartları Bakanlıkça belirlenecek, TÜRKVET kayıt sistemine kayıtlı dişi sığır” olarak yeniden düzenlendi.

Ankara'da Tarım Fuarı Heyecanı

Agrotec 2017 Uluslararası Tarım ve Tarım Teknolojileri Fuarı bugün yapılan açılışla Ankara Altınpark’ta görücüye açıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil açılışta yaptığı konuşmasında, tarımın teknolojiden faydalanan bir sektör olduğunu vurguladı.

Fuarın açılışında, tarımın ve gıdanın tüm insanlığı ilgilendirdiğini belirten Pakdil,"Tarım sektörü insanların beslenmesi, istihdamı, ihracat potansiyeli ve ekonomiye katkısı bakımından önemlidir. Hayatta değişen birçok hususla birlikte yaşam alanları da değişti.  Dolayısıyla ihtiyaçlarımız da değişti.  Ancak değişmeyen bir husus var. Bu da gıda yani beslenme ihtiyacı. Tarım sektörü birçok sektöre ham madde üretmekle birlikte asıl sorumlu olduğu alan gıda üretmesidir.  Bu sektörün geliştirilmesi ve güçlendirilmesi ülkemizdeki insanların bugün ve gelecekte olan gıda güvenliğinin sağlanması acısından önemlidir" dedi.

Tarıma elverişli alanlara sahip ülkelerin diğer insanlara karşı da sorumlu olduğunu ifade eden Pakdil, "Dünyanın bütün alanları tarımsal faaliyet için elverişli değildir. Bu acıdan baktığımızda toprakları ekip biçmeye ve hayvancılığa uygun olan ülkeler, sadece kendi İnanlarına değil aynı zamanda başka ülkelerden insanlara karşı da sorumluluk sahibidir. Komşunuz aç ise bizim huzurlu olmamız mümkün değildir" ifadelerine yer verdi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, herkesi ilgilendiren bir bakanlık olduğunun altını çizen Pakdil şunları söyledi:

"Bizim bakanlığımız sadece çiftçi il ilgilenen bir bakanlık değildir. Herkes beslenmek durumunda olduğuna göre, bizde herkesi ilgilendiren bir bakanlığız. Gıda bizim sorumluluğumuz altında. Amaçlarımızdan biri de sağlıklı gıda arzını sunmak. Olmazsa olmazımız gıdanın sağlıklı olmasıdır. İlmin ve bilimin belirlediği çerçevede üretilecek gıdanın yaygınlaştırılması bizim için önemlidir. Gıda güvenliği, gıdanın temini açısından sağlıklı olup olmadığı da son derece elzemdir. Elden geldiğince tarım sektörünün gelişmesi; genişleyerek sürdürülebilir hale getirilmesi gerekmektedir."

Tarımsal üretimde, teknolojinin maliyeti düşürüp üretimi artırma konusunda önemli bir unsur olduğunu söyleyen Pakdil,  "Bütün bu tarımsal faaliyetler yapılırken, tarım sektörü de teknolojiyi kullanan bir sektör. Doğal kaynakların yanı sıra bilimin ve teknolojinin de gerekli olduğunu görüyoruz. Maliyeti düşürerek daha fazla üretim yapmak hayatidir. Ulusal ve uluslar arası fuarlar da işte bu teknolojilerin sağladığı yararları ortaya koymaya çalışan faaliyettir. Bu fuarımızın da çiftçilerimize ve üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.

Tarım sektöründen birçok firmanın katılığı 21. Uluslararası Tarım ve Tarım Teknolojileri Fuarı 17 Eylül’de sona erecek.


 

Kanatlı Hayvan Üreticileri Uzlaşı Bekliyor

Kanatlı Hayvan Et Üreticiler Merkez Birliği ile sektörün öncü markalarından Banvit, üretim krizini aşmak için cuma günü masaya oturacak. “Artık bıçak kemiği deldi, geçti” serzenişinde bulunan Birlik Başkanı Koç, “Anlaşamazsak üretimi durdururuz” diye konuştu.

Büyük markalar için tavuk yetiştiren üreticilerin yaşadığı sıkıntılar, üretimi durma noktasına getirdi. Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği’nin maliyetleri kurtarmadığı gerekçesiyle üretimi 30 Ağustos’tan itibaren durduracağını duyurması, sektörde yeni bir krize kapı araladı. Maliyetlerin altında üretim yaptıklarından yakınan üreticiler, “İki yıl önceki fiyatlarla yem alamıyoruz, beyaz ette kuş gribi dönemindeki olumsuz şartlar düzeldi, sektör büyüyor ancak bu bize yansımadı” görüşünde… Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği, 18 büyük firmanın kendi aralarında anlaşarak, üreticiye verilecek yetiştirme bedelinin artmaması yönünde hareket ettiğini öne sürüyor.

Taraflar görüşme halinde

4 bin 800 yetiştiriciyi temsil eden Birlik ile sektörün öncü marklarından Banvit, yaşanan krizi aşmak için görüşme halinde. 16 Ağustos’ta bir araya gelen taraflar, cuma günü yeniden buluşacak. Bu toplantıda nihai bir karara varılması bekleniyor. Bu arada sorunun çözümü için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’da devreye girdi.

“Artık bıçak kemiği deldi geçti”

Yaşanan süreçle ilgili değerlendirmede bulunan Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Abdullah Koç, “Firma ile görüşmelerimiz devam ediyor. Cuma günü bir araya geleceğiz. Taleplerimiz karşılanmazsa Banvit için tavuk yetiştirmeyi durduracağız” dedi. 18 büyük firma içinde tavuk yetiştirmeme yönündeki kararın ilk olarak Banvit için alındığını ancak bununla sınırlı kalınmayacağını ifade eden Koç, “Banvit’le başladı, çünkü onlar diyaloğa daha soğuk ve yüzde 15 daha az kazandırıyorlar” diye konuştu.

Türkiye’nin beyaz ette dünyanın en büyük 8. üreticisi olduğu bilgisini veren Koç, “Sektörün büyüklüğünü düşününce üretimi durdurmak kolay değil, ama artık bıçak kemiği deldi geçti” ifadelerini kullandı. Türkiye’de günlük 4 milyon 700 bin adet civciv üretildiğini belirten Koç, “Biz almazsak o kadar civcivi koyacakları başka tesis yok” dedi.

30 Ağustos’a kadar anlaşma sağlanamaması durumunda Banvit ile ilişkilerini askıya alacaklarını söyleyen Koç, üretimi durdurma yönünde karar alırlarsa bunu üye olmayan üreticilerin de izleyeceğine dikkat çekti.

Beyaz et üreticileri ‘kimlik’ istiyor

Öte yandan sektörün bir diğer sorunu da yönetmelik eksikliği olarak gösteriliyor. Türkiye’deki yaklaşık 14 bin tavuk üreticisi işletmenin ‘kimliksiz’ çalıştığını, bu işletmelerin en küçüğünün 2 milyon liralık yatırımla kurulduğunu ve sektörün 90 bin kadar kişiyi istihdam ettiği belirten Abdullah Koç, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan söz konusu işletmeleri tanımlayan bir yönetmelik çıkarmalarını beklediklerini ifade etti.

Eski Bakan Faruk Çelik ile sürecin belli bir noktaya getirildiğini kaydeden Koç, “8 aydır bunun için çalışıyoruz. Bakan değişince süreç doğal olarak aksadı. Şu an kimliği olmayan insan durumundayız” dedi. Kendilerine ilişkin bir tanımlama olmadığı için son olarak Ziraat Bankası’na olan çiftçi borçlarının ertelenmesi kararından yararlanamadıklarını bildiren Koç, “Yönetmeliğimiz olmadığı için sektördeki 18 büyük şirket istediğini yapıyor” şeklinde konuştu. Koç, eski Bakan Faruk Çelik ile durumun ehemmiyetini yeni Bakan Eşref Fakıbaba’ya iletmesi için görüştüklerini, ayrıca bir de üçlü görüşme gerçekleştirdikleri bilgisini de verdi.

Bakanlıktan Zehirli Yumurtaya Karşı Takip

Avrupa'nın bazı ülkelerinde üretilen yumurtalarda "fipronil" maddesinin bulunduğu iddialarıyla başlayan krizinden sonra Türkiye kendi yumurtalarını takibe aldı.

Türkiye, Avrupa'nın bazı ülkelerinde üretilen yumurtalarda "fipronil" maddesinin bulunduğu iddialarıyla başlayan krizi yakından takip ediyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, krizle ilgili izleme çalışması başlattı.
 

Bakanlığa bağlı laboratuvarlara Türkiye'deki yumurtalarda da söz konusu maddenin var olup olmadığının tespit edilmesi için analiz yapılması talimatı verildi. Söz konusu talimat çerçevesinde yumurta üretiminin yoğun olduğu yerlerden numuneler alınarak gerekli analizler gerçekleştirilecek.

İnsan sağlığına zararlı "fipronil" maddesinin bazı Avrupa ülkelerindeki yumurtalarda tespit edilmesi üzerine söz konusu yumurtaların üretildiği çiftliklerin faaliyetleri durduruldu, yumurtalar da raflardan kaldırılarak imha edildi.

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından aldığı bilgiye göre Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye mevzuatı gereği fipronilin gıda değeri olan hayvanlarda kullanımına izin verilmiyor. Türkiye'de bu madde; kedi, köpek gibi gıda değeri olmayan hayvanlarda antiparaziter olarak kullanılmak üzere, sprey veya deriye damlatma formlarında ruhsatlandırılıyor.
 

Bitki koruma ürünü olarak ise 500 g/l fipronil aktif maddesini ihtiva edenler tohum ilaçlaması olarak Mısır ve ayçiçeğinde ruhsatlı olarak kullanılabiliyor.

Her türlü hayvan barınaklarında uygulanan böcek ilaçları biyosidal ürün olarak sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılıyor, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu amaçla ruhsatlandırılmış bir ürünü ise bulunmuyor.

Türkiye, 2005 yılından itibaren AB'nin direktifiyle uyumlaştırılmış yönetmelik esaslarına göre Ulusal Kalıntı İzleme Planı (UKİP) yürütüyor. UKİP, hayvansal birincil ürünlerin AB'ye ihracı için AB Konseyi tarafından alınan kararla tüm ihracatçı ülkelerce uygulanması mecburi tutulan bir plan statüsünde bulunuyor ve bir önceki yılın üretim verileri esas alınarak her yıl yeniden hazırlanıyor, düzenlenen planlar mart ayı sonuna kadar AB'ye gönderiliyor. Türkiye, 2006 yılından itibaren kanatlı hayvanlar, su ürünleri, süt ve balda UKİP'i kabul edilen üçüncü ülkeler listesinde yer alırken, 2010 yılında plana yumurta da dahil edildi.

UKİP kapsamında; veteriner ilaç kalıntısı, pestisit, bulaşan ve kullanımı yasaklı maddelerin analizleri yapılıyor. Planlanan numune sayısı, üretim verileri esas alınarak AB direktifine göre belirleniyor ve ABtarafından onaylandıktan sonra uygulamaya başlanıyor.

Fipronil; karıncalar, böcekler, hamam böcekleri, pireler, keneler, termitler, bitki zararlıları, kök kurtları, zararlı böcekleri ve diğer böcekleri kontrol amacıyla kullanılıyor. Bu maddeden, mısır ve ayçiçeği üretiminde de tel kurtlarıyla mücadelede yararlanılıyor.

Dünya Sağlık Örgütü, fipronil maddesini "orta derecede tehlikeli" olarak tanımlıyor. Almanya Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü, yumurtada tespit edilen 1,2 mg/kg f ibronille çocuklar için geçerli "İnsan sağlığı üzerinde kayda değer bir sağlık riski yaratmayan tek bir öğünle alınabilecek miktar (Akut Referans Doz) değeri"nin aşıldığı sonucuna vardı. Bu durum, söz konusu ilacın bulaştığı tavuk yumurtalarını tüketen çocukların bir sağlık riskiyle karşılaşmalarının muhtemel olduğuna işaret ediyor.

Türkiye'de Kurbanlık Hayvan Sayısında Son Durum Ne?

Türkiye’de 1 milyon 150 bini büyükbaş olmak üzere toplam 5 milyon 150 bin kurbanlık hayvan bulunuyor. Geçen yıl Kurban Bayramı’nda 920 bin büyükbaş, 2 milyon 950 bin küçükbaş kesimi gerçekleştirilmişti.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de toplam 117 ruhsatlı hayvan pazarı ve 18 hayvan borsası olmak üzere, toplam 135 ruhsatlı hayvan satış noktası bulunuyor. Toplam 59 ilde hayvan pazarı, 15 ilde de hayvan borsası faaliyet gösteriyor.

Türkiye’de geçen yıl Kurban Bayramı’nda 920 bin büyükbaş, 2 milyon 950 bin küçükbaş kesimi gerçekleşirken, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, bu yıl için 1 milyon 150 bini büyükbaş, 4 milyonu küçükbaş olmak üzere kurbanlık hayvan şartlarına haiz toplam 5 milyon 150 bin hayvan varlığı tespit edildi.

Öte yandan geçen yıl itibarıyla Türkiye’de büyükbaş varlığı 14 milyon 222 bin 228, küçükbaş varlığı da 41 milyon 329 bin 232 olarak belirlendi.

Kaynak:www.dunya.com

Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü mü Kuruluyor?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Türkiye’nin dört bir tarafında arazi toplulaştırma faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor.

Toplulaştırma alanında ciddi işler yapılırken kamuoyunda da Bölge Müdürlükleri’nin kurulup kurulmayacağı ile ilgili soru işaretleri yerini koruyor.

Başbakan yardımcısı ve aynı zamanda Erzurum milletvekili Recep Akdağ, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile Erzurum’a Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü’nün kurulacağının sinyallerini verdi.

Erzurum’da kurulması beklenen tarım reformu bölge müdürlüğüne ilişkin ilk paylaşım Başbakan Yardımcısı Akdağ’dan geldi. Recep Akdağ sosyal medya hesabından şu sözlere yer verdi:  

“Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü Erzurum'da kuruluyor. Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba ve Başbakanımıza Doğu Anadolu Bölgemize destekleri için teşekkürler.”

Haber: Ali Suzi Doğan
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Uyardı!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, protein tozu ve sporcu gıdalarının spor hocası ve diyetisyenlerin önerileri doğrultusunda kullanılması gerektiği belirtilerek "Spor hocası ve diyetisyen önerisiyle kullanın, kısa sürede yoğun kas için değil. Katkı içeren yurda sokulmuyor" dedi.

Edinilen bilgiye göre Bakanlık, söz konusu ürünlerin içerik denetimlerinde ilaç katkı maddesi tespit edilmediğini iddia ederken, olumsuzluk tespit edilen ürünlerin yurtiçine girişine izin verilmediğini de ifade etti. Yapılan denetimlerde içerik açısından mevzuata aykırı bir durum tespit edilemediği öne sürüldü. 

Kaynak:haberturk.com

Et Fiyatlarını 5-6 Firma Yükseltiyor

Et fiyatlarında oynama yaparak haksız kazanç sağlayan firmaları tespit ettiklerini belirten Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Haksız kazançla 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlarla mücadelemiz var. Onlar zannediyorlar ki biz izlenmiyoruz. Biz biliyoruz, bunlar açık söylüyorum 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Bunun bedelini 80 milyona ödetmeye çalışanlar bunun bedelini ödeyecekler” dedi.

Proteinin herkesin alması gereken bir ihtiyaç olduğunu kaydeden Çelik şunları söyledi: “Siz, 22 liraya bir karkas etin maliyeti var ise nasıl 45’e satıyorsunuz. Bana izah eder misiniz, biri gelsin söylesin. Nasıl kıymayı 40 liraya, kuşbaşını 45 liraya satıyorsunuz? Böyle insafsızlık, vicdansızlık, kâr anlayışı olur mu. Anlayan anlar, anlamayan bildiği yoldan devam edecek. Ona da anlatmamızı bileceğimizi buradan ifade ediyorum.”

Oran'da Çiğ Süt Satış Noktası Hizmete Girdi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz.
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz." dedi.

Çelik, Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı kuruluşlardan Soğuk Hava Deposu İşletmeciliğinin (BELSO) Oran'daki "Süt Satış Noktası"nın tanıtımına katıldı.

Bakan Çelik, burada yaptığı konuşmada, çiğ sütün tüketiciye sağlıklı yoldan ulaşmasını amaçladıklarını ve kontrollü satışına yönelik bir düzenleme yaptıklarını hatırlatarak, bunun o dönem çeşitli eleştirilere konu olduğunu ifade etti. Çelik, Bakanlık olarak bir taraftan gıda arzını yeterince sağlama zorunlulukları, diğer taraftan da gıdaya sağlıklı erişimi düzenlemek durumunda bulunduklarını söyledi.

Çelik, tanıtımı yapılan süt satış noktasında "Sütmatik" cihazının bulunduğunu belirterek, sütün hangi işletmeden, hangi saatte geldiğinin bu makineler üzerinde yarından itibaren görülebileceğini ifade etti.

Bu cihaz üzerinde ürünün adı, üreticinin adı soyadı veya ticari unvanı, adresi, hayvancılık işletme numarası, sütün sağım tarihi ve son kullanma tarihine ilişkin bilgilerin yer alacağına işaret eden Çelik, cihaz üzerinde ayrıca "Kullanmadan önce kaynatın" ve "0-4 santigrat derecede buzdolabında muhafaza ediniz" uyarılarının bulunacağını bildirdi.

Çelik, Türkiye'nin 19 milyon ton süt üretimi olduğuna ancak bunun sadece 1,5 milyon tonunun ari işletmelerden elde edilebildiğine dikkati çekerek, "Sütmatik"te hastalıklardan arındırılmış çiftliklerden elde edilen sütün satıldığını söyledi.

Amaçlarının bu yolla ari işletmeleri teşvik etmek olduğunu vurgulayan Çelik, sütün kalitesinin artması için ari işletmelerin artması gerektiğini dile getirdi. Çelik, üreticilerin çiğ sütü piyasada 1,30 liradan sattığını belirterek, 2 liralık satış fiyatının üretici için de iyi olduğunu ve söz konusu işletmelerin artmasını teşvik edeceğini ifade etti.

Çelik, hayvancılığın geleceğinin de sütle ilgili olduğunu, hayvansal ürünlerin güvenli üretilip tüketilmesi için el birliği yapacaklarını söyledi.



Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, bir soruya yanıt verirken Kurban Bayramı'nda dişi hayvanların kesinlikle kesilmeyeceğini söyledi. Çelik, şöyle konuştu: 

"Ama laktasyon dönemini tamamlamak üzere olan hayvanlarla ilgili veterinerlerimiz kontrollerini yapacaklar. Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz. Herkes tedbirini bugünden alsın. Şu anda stoklarımızda 1 milyon 200 bin kurbanlığa hazır büyükbaş hayvan, 4 milyon civarında da küçükbaş hayvan var. Kurban ile ilgili herhangi bir sorun, sıkıntı yok ama maalesef ramazan ayına girerken spekülatif oyuncular hemen devreye giriyorlar. Et fiyatlarıyla oynamaya kalktılar. Şimdi kilogramı 25-26 liraya karkas et satışı oluyor da neden 28-29 liraya kadar fiyatları çıkardınız? Bunlar tespit ediliyor. Biz ESK olarak regülasyona başlayalı daha 1 yıl oldu. Biz üreticinin karını kesinlikle güvence altına alıyoruz. Bunu herkes bilsin. Üretici ile ilgili bir sorun kesinlikle yok. Haksız kazanç sağlayanlar ve piyasada 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlar var. Onları biz izliyoruz ve bunlar 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz."

Çiğ sütün litresi 2,5 lira

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de hastalıktan ari i·şletmelerden elde edilen çiğ sütü Ankara'nın değişik noktalarında halka ulaştırmak için adım atıldığını, buradan alınan sütün 24 saat boyunca satışa hazır olduğunu ifade etti.

Gökçek, üreticiden litresini 2 liraya aldıkları sütü, tüketiciye 2,5 liradan sattıklarını belirterek, üreticiye daha çok gelir sağladıklarını, aracıyı ortadan kaldırdıklarını söyledi. Gökçek, şu an Ankara'da 13 noktada çiğ süt satışı yaptıklarını, bu rakamı artıracaklarını bildirdi.

Konuşmaların ardından Bakan Çelik ve Gökçek, Sütmatik'ten çiğ süt aldı.

Cihazdan çiğ süt alan tüketici Ayşe Baş da dışarıdan temin edilen sütlerde katkı maddesi olduğunu düşündüğünü, buradan aldıkları sütün güvenilir olduğunu bildiklerini ifade etti.

Çiğ sütü yoğurt yapmak için aldığını belirten Baş, sütün tadının çok güzel, fiyatının da iyi olduğunu kaydetti.

Başvuru Süresi 31 Temmuz’a Kadar Uzatıldı

Yetkilendirilmiş tohumculuk kuruluşlarının bitkisel üretim destekleme ödemesinden yararlanmaları için son başvuru süresi 31 Temmuz’a kadar uzatıldı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının “Bitkisel Üretime Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliiği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, daha önce 30 Haziran olarak belirlenen yetkilendirilmiş tohumculuk kuruluşlarının destekleme ödemesi için son başvuru tarihi 31 Temmuz oldu.

Yurt içi sertifikalı fidan üretim desteği için son başvuru tarihi de 31 Temmuz olarak güncellendi.

Tebliğ hükümleri 1 Ocak 2016’dan geçerli olmak üzere uygulanacak.