Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Emeğin Yerini Robot Alacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş,  robotik çağına geçildiği belirterek, "Artık emeğin yerini robot alacak. Tarımda da aynı olayı yaşıyoruz. Akıllı makineler daha da gelişiyor. Dünyayla rekabet edebilmek için, bu makineleri kullanabilmek ve planlamasını yapabilmek için de insan gücüne ihtiyacımız var" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Edirne'nin İpsala ilçesinde belediye tarafından yaptırılan 20 bin tonluk lisanslı depoculuk ve özel bir tekstil fabrikasının temel atma törenine katıldı, Keşanilçesinde ise ticaret ve sanayi odası ile ticaret borsası yöneticileriyle toplantıda bölgenin sorunlarını dinledi.
Keşan Ticaret ve Sanayi Odası salonunda gerçekleşen toplantıya, Mehmet Daniş'in yanı sıra Keşan Kaymakamı Nuri Özder, Ak Parti Edirne İl Başkanı İlyas Akmeşe, Ak Parti Keşan İlçe Başkanı Hüseyin Boyalık ile oda ve borsa yöneticileri katıldı. Mehmet Daniş, toplantıda yaptığı konuşmada, robotik çağına geçildiği belirterek, "Artık emeğin yerini robot alacak. Tarımda da aynı olayı yaşıyoruz. Akıllı makineler daha da gelişiyor. Dünyayla rekabet edebilmek için, bu makineleri kullanabilmek ve planlamasını yapabilmek için de insan gücüne ihtiyacımız var. Acaba bunları mevcut müfredat içerisinde 4 yıllık liselerde mi modellemek lazım ya da bazı merkezler oluşturularak, eğitimler de verilebilir. Bakanlık olarak TAGEM bünyesinde bunun üzerine çalışıyoruz" dedi.
Daniş “Et Açığımız Var”
Türkiye'nin et ithalatı yaptığını hatırlatan Daniş, "Et açığımız var. Oysa biz dişi hayvanımızı, anaçımızı çoğaltabilsek. Bizim yaklaşık 5 buçuk milyon anaçımız var. Bunu 6 buçuk-7 milyon yaptığımız an bizim et ithalatımız biter. Dişi buzağı ölümleri ve dişi hayvanların kesilmesi, bunlarla ilgili hassasiyetimiz var. Maalesef birçok sahte raporla hayvanların kesildiği bize rapor ediliyor. Bunu zorlaştırmaya çalışıyoruz"  Mehmet Daniş, toplantının ardından Keşan'dan ayrıldı.
 

Rusya'ya Domates İhracatı Başladı

Rusya'nın Türkiye'den alımını 2 yıl boyunca durdurduğu tarım ürünlerinden biri olan domateste yasağın kalkmasının ardından onay alan iki firma daha Rusya'ya ilk ihracatını bugün gerçekleştirdi. Manisa Salihli'de yer alan iki serada üretilen domatesler özel ambalajlar ile Rusya'ya gönderildi.
Manisa’nın Salihli ilçesinde topraksız iki serada üretilen domateslerin Rusya’ya ihracatı başladı.
Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi’nin, Türkiye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı garantisi altında Rusya’ya domates gönderme iznini vermesinin ardından, Salihli’deki topraksız serada domates üreten Lider Gıda ve Bostan Tarım, domates ihracatına başladı.
Salihli’den, Rusya’ya domates ihracatının başladığını ifade eden Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Ali Demir, "Rusya Federasyonu’na domates ihracatı konusunda Bakanlığımız ve Rusya Federasyonu Federal Veterinerlik ve Bitki Karantina Servisi yetkililerince daha önce Lider Gıda ve Bostan Tarım’a ait ilçemizdeki domates seralarında yapılan denetimlerin ardından, iki seraya Türkiye Cumhuriyeti’nden Rusya Federasyonu’na domates ihracatına izni verilmiş olup, Müdürlüğümüz İnspektörlerince kontrol ve denetimleri yapılan domateslerin Rusya Federasyonu’na ihracatları başlamıştır. İhracat başta Salihli olmak üzere, tüm ülkemize hayırlı olsun" dedi.
 

Tarımda 120 Ton Ürün Üretildi!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hasan Özlü, Türkiye'de 5,5 milyon kişinin tarımda istihdam edildiğini ve 120 milyon ton ürün üretildiğini belirtti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Hasan Özlü, Türkiye'de 5,5 milyon kişinin tarımda istihdam edildiğini belirterek, "Türkiye, tarım ihracatı yapan bir ülke konumunda. Yaklaşık 12 milyar ithalat, 17 milyar dolarlık ihracat ile 5 milyar dolarlık net ihracatçı konumundayız. Tarımda, 120 milyon tonluk üretimimiz var." dedi.
İklim değişikliği en çok tarımı etkiliyor
Bakanlık olarak iklim değişikliği ve küresel ısınmanın tarıma etkileri üzerine çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirten Özlü, "Türkiye'nin yüz ölçümü 78 milyon hektar. Bunun 24 milyon hektarı tarım arazisi." ifadesini kullandı.
Nadas alanlarını azaltma konusunda yeni politikalar geliştirdiklerini anlatan Özlü, şunları kaydetti:
"Nadas alanlarına özellikle yem bitkisi ekimi yapılması halinde ilave destekler vereceğiz. Destek politikamıza bunu da koyduk. Ülkemizde 5,5 milyon kişi tarımda istihdam ediliyor. Türkiye, tarım ihracatı yapan bir ülke konumunda. Yaklaşık 12 milyar ithalat, 17 milyar dolarlık ihracat ile 5 milyar dolarlık net ihracatçı konumundayız. Tarımda, 120 milyon tonluk üretimimiz var. Bunun 68 milyon tonu tarladan geliyor. 2017'de meyve 22, sebze üretimi 30 milyon ton olarak gerçekleşti."
Özlü, küresel ısınma olgusunun bir şehir efsanesi olmadığını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Küresel ısınmanın neticesi olarak iklimlerin, yağış dağılımının, hepsinin bir parça da olsa değişmekte olduğunu görüyoruz. Bu değişimin bir kısmı insan faaliyetleriyle olsa da hiçbir insan faaliyeti olmadan da doğal olarak küresel ısınma olacak. Küresel ısınma sonrasında artan sıcaklıklar, yağışlar, seller, taşkınlar, beklenmeyen fırtınalar, su kaynaklarında azalma, kuraklık artışı, toprak kalitesinin bozulması, ekolojik çeşitliliğin azalması, hem bitkisel hem hayvansal üretimde hastalık ve zararlıların artışı, tarımsal üretimde azalma ve sonunda gıda güvenliği konusunda büyük bir risk oluşuyor. Su kaynaklarının yüzde 70'ini tarım sektörü kullanıyor. Tarımda modern sulama sistemlerinin mutlaka geliştirilmesi gerekiyor."
Küresel ısınma sonucu meydana gelen iklim değişikliğinin yağışları da etkilediğini aktaran Özlü, "Yağış dağılımında kuzey kesimler, iyi durumda. İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde sıkıntılar var. Yağışların önümüzdeki dönemde maalesef bu bölgelerde azalacağı tahmin ediliyor. Sıcaklık değişimi, öncelikle İç Anadolu Bölgesi, daha sonra Güneydoğu Anadolu Bölgesi, Ege ve Akdeniz Bölgesi'ni sırasıyla etkileyecek. Buralarda sıcaklıkların artıp yağışların azalacağına dair senaryolar ortaya konuyor." diye konuştu.
"Türkiye Tarımsal Kuraklık Mücadele Stratejisi Eylem Planı" olarak adlandırılan 2018-2022 yıllarını kapsayan 3. kuraklık eylem planını yayınladıklarını anımsatan Özlü, planın içinde su kaynakları üretimi, kuraklığa toleranslı çeşitlerin yetiştirilmesi gibi tüm konuların bulunduğunu söyledi.
Kırmızı et üretimini artırmak için tedbirler aldıklarını ifade eden Özlü, hem damızlık üretimi hem küçükbaş hayvan sayısını artırma anlamında çalışmalarının olduğunu kaydetti.
 

Uluslararası Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım Ve Teknolojileri Fuarı

Bu yıl 7.'si düzenlenen Uluslararası Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım ve Teknolojileri Fuarı Afyonkarahisar'da açıldı. ART Fuarcılık tarafından organize edilen Afyonkarahisar Valiliği, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası, Afyonkarahisar Ziraat Odası ve Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından desteklenen fuar, Afyonkarahisar Belediyesi fuar alanında açıldı.
Çeşitli illerden firmaların da aralarında bulunduğu 128 firmanın katıldığı fuarda, hayvancılık ve tarım teknolojileri ile malzemeleri sergileniyor.
Fuarın açılış töreninde konuşan Afyonkarahisar Valisi Mustafa Tutulmaz, fuarın bu yıl uluslararası olarak düzenlendiğini belirterek, "Fuarımızın uluslararası olması bizim için mutluluk kaynağı oldu. Ancak bunun lafta uluslararası olarak kalmamasını diliyoruz. Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım ve Teknolojileri Fuarı'nın Türkiye'nin ve bölgemizin en önemli organizasyonu olmasını istiyoruz. Bunun için gerek alt yapı olarak, gerekse katılımcılar ve ziyaretçiler olarak güçlü bir fuara dönüşmesini arzu ediyoruz. Bunun için her türlü yardıma hazırız." diye konuştu.
Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ise, Afyonkarahisar’a yeni yapılacak fuar merkezinin biraz gecikebileceğini dile getirdi.
Çoban, şöyle konuştu "Ben daha önceki konuşmalarımda da dile getirmiştim. Termal turizm alanımızda otellerin yanında en az 100 bin metrekarelik bir alanı termal yatırım alanı olan toplam 150 bin metrekarelik bir alanın fuar alanı yapacaktık. Bununla ilgili de belediye olarak tüm çalışmaları tamamlayarak ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden de gerekli plan değişikliklerini gerçekleştirmiştik. Ancak orada devletimizin özellikle Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin çok büyük bir Termal Sağlık Projesi yapacağından dolayı fuar alanı projemiz gerçekleşmeyecek. Fuar alanına Afyonkarahisar’a şimdiye kadar yapılan tüm yatırımlardan daha büyük bir yatırıma ayrıldı. Biz belki bu alanda veya başka bir alanda daha güzel daha büyük bir fuar alanı yapacağız" dedi.
Afyonkarahisar Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İbrahim Acar da, kentin potansiyeli ile ilgili bilgiler verdi.
Acar, Tarımsal potansiyel olarak Afyonkarahisar’ın Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olduğunu hatırlatarak, "Afyonkarahisar ili olarak bizim nüfusumuzun yaklaşık yüzde 50’si bizzat tarımla uğraşıyor. Geçimin tarımdan veya tarıma dayalı sanayiden sağlayan insanlarımızı düşündüğümüz zaman bu oran yüzde 50’nin çok daha üzerinde. Dolayısıyla tarım Afyonkarahisar için en önemli sektörlerden." şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri, birlikte kurdele keserek fuarın açılışını gerçekleştirdi.
Vali Tutulmaz ve Belediye Başkanı Çoban ile birlikte fuardaki stantları gezdi.Tutulmaz ve Çoban, yerli olarak üretilen bir traktörün üstüne çıkarak fotoğraf çektirdi.Uluslararası Afyonkarahisar Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 15 Nisan'a kadar ziyaret edilebilecek.
 
 

Bakan Fakıbaba'dan Et Fiyatına İlişkin Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba et fiyatlarına yönelik olarak açıklamalarda bulundu.
"Hayvanı sakla fiyatlar artsın hayvanı yağlandır ondan sonra da vatandaşlar fazla fiyatla yesin, bunlara hükümetimiz müsaade etmemektedir. Bazı süreçler geçiçi olarak ithatlar yapılabiliyor ancak bunlar yapılırken hep besici ve çiftçi kardeşlerimizi özellikle anadan babadan uğraşan varsa üretim yapan hayvancılık yapan kardeşlerimizi ön planda tutuyoruz.
Birinci derecede onları ve halkımızı düşünerek hükümetimiz tarafından bazı önlemler alınabilmektedir. Bu spekülatif hareketlerle piyasalarda kimse et fiyatlarında oynama yapmasın yükselttiği taktirde mutlaka ama mutlaka hükümetimizin alacak kararları vardır.
Bu konularda hükümetimiz çalışmalarına devam etmektedir ve mutlaka ama mutlaka üreticilerimizin mağdur olmayacğaı ve onların Allah razı olsun diyebileceği ve diğer yandan tüketici vatandaşlarımızın bu et çok pahalı yiyemiyorum demeyeceği bir fiyatta karar kılacağız"dedi.

 

Türkiye ve Kırgızistan Arasında Tarım Anlaşması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sooronbay Jeenbekov Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu. Ziyaret sırasında; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve Kırgız mevkidaşı Tarım, Gıda Sanayisi ve Arazi Islahı Bakanı Nurbek Murashev; Ankara'da "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı"nı imzaladılar.
Tarım alanında iş birliği mutabakat zaptında İki ülke arasında tarımsal ilişkilerin geliştirilmesine yönelik temel anlaşma olma özelliğini taşıyan bu Mutabakat ta hayvancılık, balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği ve iç sularda kaynak yönetimi gibi birçok konuda anlaşmaya varıldı.
Öte yandan bitkisel üretim ve bitki koruma, tarımsal üretimin mekanizasyonu ve otomasyonu, arazi ıslahı ve modern sulama sistemleri, tarımsal ürünlerin işlenmesi, üretici örgütlenmesi gibi konularda ise Türkiye ve Kırgızistan ortak araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) konularında işbirliğinin geliştirilmesinde ortak hareket edecek.
Anlaşmanın iki ülkeler arasında ki ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesi, doğrudan yatırımın çekilmesi için düzenleyici bir yasal çerçevenin oluşturulması, yatırımların istikrarlı ve adil bir şekilde muamele edilmesi hayvancılık, balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği ve iç sularda kaynak yönetimi, bitkisel üretim ve bitki koruma ve daha birçok alanda ki gelişiminin sağlanması bekleniyor.

 

Türkiye ve KKTC Arasında Tarım Alanında İşbirliği Protokolü İmzalandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) tarımda daha güçlü ve etkin olmasının Türkiye için çok önemli olduğunu belirterek, "Tarımsal anlamda her türlü desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz." dedi.
Türkiye ile KKTC arasında "Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptı"nın imzalanması dolayısıyla Bakanlığın Toplantı Salonu'nda tören düzenlendi. Mutabakat zaptını, Fakıbaba ile KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali imzaladı.
Fakıbaba, buradaki konuşmasında, yavru vatan Kıbrıs'ın değerli Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Şahali'yi ağırlamaktan mutluluk duyduğunu söyledi.KKTC'nin tarımda daha güçlü ve etkin olmasının Türkiye için çok önemli olduğunun altını çizen Fakıbaba, "İki tarım bakanı olarak birlikte hangi çalışmaları yürüteceğimizin detaylarını konuştuk.Yavru vatan Kıbrıs'ı, ülkemizin bir parçası olarak görüyoruz. Bugüne kadar Kıbrıs ile birçok projeye ve birçok ortak işbirliğine imza attık. Tarımsal anlamda her tür desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Şimdi imza atacağımız anlaşma ile tarımsal işbirliğimiz daha da güçlenecektir." dedi.
Fakıbaba, mutabakatın her iki ülke için hayırlı olması temennisinde bulundu.
Şahali de imzalanan mutabakatla iki ülke arasındaki ilişkilerin ileri boyuta taşınacağını belirterek, "Tarım, bilimsel olarak ele alınması gereken bir üretim alanı. Bu doğrultuda Türkiye çok mesafeler katetti. Türkiye'nin deneyimlerinden faydalanmak bizim için çok önemli." diye konuştu.Tarım ve kırsal kalkınma alanında ekonomik ve teknik işbirliğinin geliştirilmesi için uygun şartların oluşturulması amacıyla imzalanan anlaşmayla tarım, bitkisel üretim, bitki koruma, hayvancılık, hayvan sağlığı, balıkçılık, sulama ve kırsal kalkınma alanlarında işbirliği yapma hususlarında mutabakata varıldı.
 
 

Bayraktar: Tarımın Yükünü de Kadınlar Çekiyor

TÜRKİYE Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın yükünü de kadınların çektiğini bildirerek, "Tarımda çalışan 2,4 milyona yakın kadın, ev işlerinin yanı sıra tarımsal üretimin de merkezinde yer alıyor. Tarımda üretimin yarıdan fazlasını karşılayan, günde 16-17 saat çalışan kadın çiftçilerimiz, tarımımızın da belkemiğidir." dedi.
Şemsi Bayraktar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, çalışma hayatının her alanında olduğu gibi kadınların tarıma da büyük katkıları olduğunu belirtti. Bayraktar, son rakamlara göre, tarımda çalışan 5 milyon 297 bin kişinin yüzde 45’ini kadınların oluşturduğunu, tarımda 2 milyon 382 bin kadının üretimde yer aldığını vurguladı. Buna rağmen, tarımda çalışan kadınların yüzde 93,7’sinin sigorta kaydı olmadan, yüzde 79,2’sinin ise herhangi bir ücret almadan çalıştığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti: "Tarımda çalışan 2 milyon 382 bin kadının 1 milyon 887 bini ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. 260 bini kendi hesabına, 229 bini ücretli veya yevmiyeli olarak istihdam ediliyor. Tarımda işveren olarak bulunan kadın sayısı 6 binde kalıyor. Ücretsiz aile işçilerinin 1 milyon 780 bininin, kendi hesabına çalışanların 249 bininin, ücretli veya yevmiyelilerin 199 bininin, işverenlerin ise 4 bininin sigorta kaydı yok. Kadınlar, sigortalı olmak yerine, primleri ödemekte güçlük çektikleri için eşleri üzerinden sağlık hizmeti alıyorlar"
Kadın Çiftçilere  Pozitif Ayrımcılık
"Kadın çiftçilerimizin koşullarını iyileştirmek, pozitif ayrımcılık yapmak zorundayız. Tarımda çalışan kadınların sosyal güvenlik primlerinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanmalıdır. Çiftçilerimizin, 2018’de 25 olan prim ödeme gün sayısı, yeniden 2008’deki rakama 15 güne indirilmeli, çalıştıkları her yıl için 90 gün (4 yıla 1 yıl hesabıyla) yıpranma payı ilave edilmelidir"
Kadın Çiftçi Eğitimi
Erkeklerden çok daha fazla, hemen her gün 16-17 saat çalışan, evdeki işlerinin yanı sıra tarlada, bahçede, ahırda, ağıldaki işleri yüklenen kadınların, çoğu zaman geçmişten öğrendikleri geleneksel yöntemlerle üretime katkı sağladıklarını vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi: "Tarımda çiftçimiz, özellikle de üstlendikleri fonksiyonlar dolayısıyla kadın çiftçilerimiz eğitilmeden verimlilik sağlanamaz. Bu bilinçle ülke çapında ‘Kadın Çiftçi Eğitimi’ programını sürdürüyoruz. 2012 yılında Türkiye Ziraat Odaları Birliği ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasında imzalanan ‘Kadın Çiftçi Eğitim İşbirliği’ protokolü çerçevesinde eğitimler gerçekleştiriliyor. Bu çerçevede kadın çiftçilere, sosyal güvenlik, kooperatifçilik, girişimcilik ve liderlik, kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, iklim değişikliği ana eğitim konuları yanında, her türlü tarımsal faaliyetlerle ilgili eğitim veriliyor. TZOB ve Ziraat Odaları son birkaç yılda 174 bin kadın çiftçimize eğitim verdi" Bayraktar, kadın çiftçilerin sorunlarını her platformda dile getirmeye devam 

Tarım Sigortası Yaptıranlar Artıyor

Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranının yüzde 20 olduğunu dile getiren Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Engürülü, bu rakamda sürekli artış olduğunu söyledi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Bekir Engürülü, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranının yüzde 20 olduğunu, sigortalılık oranın devamlı arttığını bildirdi.
TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonuna sunum yapan Engürülü, tarımsal zarar meydana geldiği zaman, ilk yapılan incelemeye itiraz edildiği zaman ikinci bir ekspertizin gönderildiğini ifade etti.
İkinci ekspertize de itiraz edilirse, çiftçinin uzun yargılamada mağdur olmaması için beş ayda bitmesi gereken tahkimin yolunun açıldığını belirten Engürülü, "Çiftçi eğer tahkimden de mutmain olmazsa mahkemeye gidebilir." dedi.
Uygulamanın başladığı günden bu yana 8,5 milyon sigorta poliçesi üretildiğini aktaran Engürülü, "Mahkemelik olduğumuz çiftçi sayısı on binde birdir. Diğer sigorta branşlarına bakılırsa bu oranın çok düşük olduğu görülecektir." ifadesini kullandı.
Van'da sigortalılık oranı yüzde 25'e çıktı
Engürülü, tarım sigortasında popülizm yapılırsa sistemin sürdürülebilir olamayacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Sigortayla ilgili tanıtım yapıyoruz. Bakanlığımızın il, ilçe müdürlükleri zaten bu konuda görevli ama biz, başımıza bir musibet gelmeden sigorta yapma gerekliliğini maalesef pek hissetmiyoruz. Van depreminde yüzde 9’du konutlarda sigortalılık oranı, Van’da şimdi sigortalılık oranı yüzde 25’e çıktı. Anlatılsa da çiftçi, başına gelmeden maalesef sigorta yaptırma ihtiyacı hissetmiyor. DASK’ta zorunluluk olmasına rağmen penetrasyon oranı yüzde 40’tır. Motorlu taşıtlarda yüzde 67’dir.
Şu anda sigortalılık oranı, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranı yüzde 20. Sigortalılık oranında devamlı yükseliş var, değişkenlik yok; iniş çıkışlar olmadan artış var. Bu yüzde 20 ölçeği bize yeterli mi? Tabii ki yeterli değil ama Türkiye’ye model olarak mukayese edebileceğimiz, ekolojisi de uyan bir ülke olması itibarıyla İspanya 40 yılda yüzde 35’e ulaşmıştır. Türkiye ise on yılda yüzde 20’ye ulaşmıştır, bunu daha hızlı geliştireceğiz."
 

Tarım İçin Gümrük Birliği Uyarısı!

Türkiye-AB Gümrük Birliği Anlaşması’nın tarım da dahil edilerek genişletilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Tam üye olmadan tarımda gümrük birliğine girilirse, hem ortak tarım politikası belirlenirken masada olmayacak, müzakere edemeyecek hem AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına (STA) uymak zorunda kalacak. Türkiye, AB üyelerinin yanı sıra üçüncü ülkelere karşı da tarımını koruyamayacaktır” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı ve Türkiye-AB KİK Üyesi Şemsi Bayraktar, Adana’da AB Bakanı ve Baş müzakereci Ömer Çelik’in katılımıyla yapılan Türkiye- Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi (AB KİK) 37. Toplantısı’nda, “Genişletilecek Gümrük Birliğinde Tarımda İzlenmesi Gereken Politikalar” konulu bir konuşma yaptı.
Gümrük Birliği’nin Genişletilmesi
Tarım ve hizmetler sektörünü kapsayacak şekilde gümrük birliğinin genişletilmesi konusunun, müzakerelerde en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri olduğuna dikkati çeken Şemsi Bayraktar, şöyle konuştu:
“Gümrük birliğinin tarım ürünlerini içine alacak biçimde genişletilmesi; işlenmemiş tarım ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerinde AB ve Türkiye’nin birbirine karşı gümrük vergilerini kaldırması, üçüncü ülkelere karşı ise Türkiye’nin, AB Ortak Gümrük Tarifesini kabul etmesi demektir.
Ancak, tam üyelikten farklı olarak Türkiye, gümrük birliğine girerek Ortak Tarım Politikasına uyum sağlasa dahi tarımsal fonlardan yararlanamayacak ve AB’nin tarıma ilişkin karar alma süreçlerine de katılamayacaktır.
Bilindiği gibi AB’nin bütçesinden en büyük payı, Ortak Tarım Politikası nedeniyle tarım almaktadır. AB, 2017 yılında 142,9 milyar avroluk toplam bütçesinin 57,7 milyar avrosunu tarıma ayırmıştır. Türkiye, tarımda, tam üye olmadan gümrük birliğine girerse, Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’nın (IPA) bileşeni Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) hariç bu bütçeden yararlanamayacak, tarım sektörünü kendi bütçesiyle finanse edilecektir.
“Türkiye Tarımını Koruyamayacak”
Tam üye olmadan tarımda gümrük birliğine girilirse, hem ortak tarım politikası belirlenirken masada olmayacak, müzakere edemeyecek hem AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına (STA) uymak zorunda kalacak, AB üyelerinin yanı sıra üçüncü ülkelere karşı da tarımını koruyamayacaktır.
Bugün AB, kendi üretiminin yetersiz olduğu çoğu üründe STA’larla gümrük vergilerini düşük tutmaktadır. Bu ürünlerden cevizde, yeterli üretimi olmayan AB; ABD, Meksika, Şili gibi ülkelere yüzde 4 gümrük vergisi uygulamaktadır. Ülkemiz ise cevizden yüzde 43,2 gümrük vergisi almaktadır. Türkiye, buna göre, ABD, Meksika, Şili gibi ülkelere yüzde 4 gümrük vergisi uygulamak zorunda kalacağı için ceviz üretimini sürdürmesi imkansız hale gelecektir. Benzer şekilde muzda AB yüzde 16, Türkiye yüzde 145,8, çayda AB yüzde 0, Türkiye yüzde 145, Antep fıstığında AB yüzde 1,6, Türkiye yüzde 43,2 gümrük uygulamaktadır. Diğer bazı ürünlerde de aynı durum söz konusudur. Bu sorunun çözülmesi için, AB’nin STA imzaladığı ülkeleri Türkiye ile de anlaşma yapmaya zorlaması, ortak tarım politikasını belirlerken Türkiye’yi de göz önünde tutması gerekir.”
Türkiye ile AB Tarımındaki Yapısal Farklılıklar 
Türkiye’nin ile AB’nin tarımsal yapısında; kırsal nüfus ve tarımsal işletme yapısı, örgütlenme, destekleme politikası, teknoloji kullanımı, verimlilik, kalite ve standartlar açısından farklılıklar bulunduğunu vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Ülkemizde mevcut tarım işletmelerinin büyük çoğunluğu ekonomik ölçeklere göre küçük ve çok parçalı araziye sahip, verimli üretim koşulları olmayan işletmelerdir. İşletmelerde görülen küçük ve çok parçalı arazi yapısını düzeltmek için 2014 yılında Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu çıkarılmış, uygulama başlamıştır. Arazi toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir.
Bunun yanı sıra, sulama yatırımları tamamlanmaya çalışırken, sulama altyapısı yenilemekte, basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmaktadır.
Tarımda tekniğine uygun girdi ve yeni üretim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, modern bilgi ve teknoloji kullanımıyla birlikte verimlilik rakamları artmaktadır.
Telafisi mümkün olmayan sorunlar çıkmaması için, üretim maliyetleri düşürüldükten, yapısal sorunlar çözüldükten, verimlilik düzeyi AB ortalamasına yaklaştırıldıktan, temel gıda maddeleri ve bazı stratejik ürünlerde kendine yeterlilik sağlandıktan, AB standartlarında üretime ulaşıldıktan sonra tarım sektörü gümrük birliğine girebilir. Bu sorunların çözümü için, hem zamana hem de büyük miktarlarda mali kaynağa ihtiyaç bulunmaktadır.
Rekabet Üstünlüğü Olan Ürünler
Mevcut durumda, yaş meyve ve sebze, tütün, pamuk, fındık, incir, kayısı, çekirdeksiz kuru üzüm, koyun ve keçi eti gibi bir kısmı AB tarımını tamamlayıcı durumda olan ürünlerde, AB ülkeleri karşısında rekabet üstünlüğümüz vardır.
Etki analizi çalışmalarına göre, tarımın gümrük birliğine dahil edilmesiyle, buğday, mısır, arpa, pirinç, süt ve tereyağı, sığır eti, ceviz, ayçiçeği ve palm yağı, karma yem, tamamen/kısmen sapları koparılmış, damarı çıkarılmış tütün, mercimek ve nohut ithalatımızda artış olacağı öngörülmektedir.
Ülkemizin ekili alanlarının yüzde 70’ini oluşturan buğday, arpa ve mısırda üretici maliyetleri, dolayısıyla fiyatları Avrupa Birliği’nin üzerindedir. Trakya, Çukurova gibi bazı bölgelerimiz hariç, bu ürünlerde ortalama verim de Avrupa Birliği ortalamalarının altındadır. Buğday, arpa ve mısırda dünyanın önemli üretici ve ihracatçı bölgesi olan Avrupa Birliği ile bu alanda rekabet, tarımımızın aleyhinde olacaktır. Bu ürünleri üreten çok sayıda çiftçimizin üretim dışına çıkmasının ekonomik ve sosyal yükü önemli boyutlara ulaşacaktır.”
“Tarım Sektörü Üçüncü Ülkelerin Rekabetiyle Karşı Karşıya Kalacak”
Diğer yandan Ortak Tarım Politikası’na geçileceği için tarım sektörünün sadece Avrupa Birliği’nin değil, üçüncü ülkelerin sıkı rekabetiyle de karşı karşıya kalacağına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bu duruma en iyi örnekler, ithalat da yaptığımız, pirinç, nohut, mercimek, tütün, muz, ceviz, sığır eti ve süttür. Bu ürünlerde başlıca üretici ve ihracatçı ülkeler, şu anda uygulanan gümrüklerin çok altında gümrük vergileriyle ülkemize ihracat yapacaklardır.
Ayçiçeği tohumu, şark tipi tütün, kuru kayısı, üzüm, tavuk eti, incir, portakal, zeytin, patates, kuru soğan, domates, hıyar ve kornişon ticaretinde ise önemli bir değişiklik beklenmemekte, buna karşın, fındık, kiraz, limon, yumurta ve elmada AB’ye ihracatımızın artacağı tahmin edilmektedir.
Dünya Bankası’nın 2014 raporuna göre, tarımın gümrük birliğine dahil edilmesiyle, buğdayda yüzde 97,4, tahıllarda yüzde 61,2, bitkisel yağlarda yüzde 49,5, kırmızı ette yüzde 27,1, süt ürünlerinde ise yüzde 1169,9 ithalat artışı olacaktır. Görüldüğü gibi çoğu üründe ithalatımız artacaktır. Ticarete konu olan bütün tarım ürünlerinde etki analizleri bundan sonra da düzenli olarak yapılmalıdır.
AB’nin gıdada dışa bağımlı olduğu çok sayıda ürün vardır. Sebze, meyvede önemli miktarda ithalat yapılmaktadır. Sorunlarımızı çözmüş bir şekilde tarımda gümrük birliğine girersek, AB’nin ithalatçı olduğu ürünlerde açığı kapatabilir, AB ihtiyacını karşılayabiliriz. Bu durum, AB’nin de menfaatine olacaktır. Türkiye, sebze meyve cenneti olan bir ülkedir. Tek başına AB’nin sebze üretiminin yüzde 40’ı kadar sebze üretmektedir. Türkiye, tarımda önemli bir ülkedir, tarımsal hasılada da Avrupa birincisidir.
Sorunlarını çözmeden, hazırlıklarını bitirmeden AB’ye üye olan, gümrük birliğine giren ülkelerin gördükleri zarar ve yıkımı biliyoruz. Özellikle Doğu Avrupa’daki kimi ülkelerin aradan geçen bu kadar zamana rağmen, ekonomilerini bir türlü Avrupa Birliği ortalamalarına yaklaştırmadığı görüldü. Bu ülkelerde sorunlu sektörler olağanüstü yardımlara rağmen ayakta kalamadı, üretimini sürdüremedi, yüz binlerce kişi de işinden oldu.
Nitekim Dünya Bankası’nın 2014 raporunda, tarımın gümrük birliğine dahil edilmesinin Türkiye’de tarımsal nüfusta yüzde 3,25 ile yüzde 5 arasında istihdam kaybına neden olacağı vurgulanmıştır.”
“AB’nin Gıda Güvencesine Katkı Sağlarız”
Bu durumun yaşanmaması, yüz binlerce kişinin işsiz kalmaması için her türlü önlemin alınması gerektiğine değinen Bayraktar, “Günümüzde 1 milyara yakın insan yetersiz besleniyor. Önümüzdeki yıllarda daha zor ve pahalı hale gelecek. Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 2 milyar artarak 9,6 milyara ulaşması beklenmektedir. BM Gıda ve Tarım Örgütü, 2050 yılına kadar mevcut gıda tüketiminin yüzde 60 oranında artacağını tahmin ediyor. Tarımı hızlı bir şekilde geliştirirsek, meyve ve sebze başta olmak üzere Avrupa’nın gıda güvencesine büyük katkı sağlarız. Daha fazla ve daha kaliteli üretmek zorundayız. Unutmayalım ki bilgi toplumu olsak da insanlar acıkacak ve torunlarımızın iştahı, bizden daha az olmayacaktır” dedi.
 
 
 

Yetiştiricinin Düve Alım Desteğinde bu kezde Süre Engeli

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı  düve alım desteklemesi projesi  kapsamında  türkvete kayıtlı sığır işletmesi olan ve şahıs ve tüzel kişi yetiştiricilere vereceği askari 20 baş azami 200 başlık kombina veya etçi ırk düve alım bedelinin yüzde 30 hibe verilmesini amaçıyordu. Ancak, yüzde 30 hibe desteklemesi kapsamında verilen 37 günlük süreyi yetiştirici sağlayamadığından bu destekten faydalanamıyor. Yetiştiricinin %30 hibe desteklemesinden 2017 yılı içinde yararlanabilmesi için sürenin minumum 45 gün olması gerekeyir.
Yüzde 30 düve alım  Desteklemesi alacak iller
Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bitlis, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane,  Iğdır, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Malatya, Muş, Ordu, Rize, Samsun, Sivas, Şırnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van ve Yozgat olmak üzere 30 il faydalanabiliyor. Bu illerin yetiştiricileri %30 düve alım desteğinden faydalabilmesi için karantina şartlarının 42 günü bulmasından dolayı  bakanlığın belirlemiş olduğu 37 günlük sürenin  minumum 45 gün olmasını bekliyor.
Öte yandan edinilen bilgiye göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yüzde 30 düve alım hibe desteğini 2018 ve 2019 yılı içerisin de de devam edeceğini öngörüyor.
 

Tarımdaki İstihdam Umut veriyor


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektörünün ağustosta sanayiden 516 bin kişi daha fazla istihdam sağladığını belirterek, "Tarım, mayıs, haziran, temmuz ayında olduğu gibi ağustosta da sanayiden çok daha fazla istihdam sağladı, sanayiye yarım milyondan fazla fark attı." değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, tarımda istihdamın bu yıl ağustosta bir önceki aya göre 68 bin kişi azalmasına rağmen geçen yılının ağustos ayına göre 193 bin kişi arttığını bildirdi.
Tarımın mayısta 5 milyon 577 bin, haziranda 5 milyon 757 bin, temmuzda ise 6 milyon 21 bin kişilik istihdam sağladığını belirten Bayraktar, "Geçen yıl ağustosta 5 milyon 760 bin olan tarımda istihdam, bu yıl ağustosta 5 milyon 953 bine yükseldi." ifadesini kullandı.
Bayraktar, temmuzda sanayiden 658 bin kişi daha fazla istihdam sağlayan tarım sektörünün, ağustosta da sanayiden 516 bin kişi istihdam fazlalığı bulunduğunu aktardı.
Ağustosta 28 milyon 828 bin olan toplam istihdamın yüzde 20,7’sini tarımın karşıladığını bildiren Bayraktar, bu rakamın geçen yılın ağustos ayında yüzde 21 olduğuna işaret etti. Bayraktar, tarımın istihdam içindeki payının geçen yılın aynı ayına göre gerilemesinde temel sebebin Ağustos 2016'da 27 milyon 473 bin olan toplam istihdamın bir yıllık sürede 1 milyon 355 bin artması olduğunu ifade etti.
İstihdamda tarımın payı yüzde 20,7 iken, sanayinin payının yüzde 18,9’da, inşaatın payının ise yüzde 7,9’da kaldığına dikkati çeken Bayraktar, istihdamda en büyük payın yüzde 52,6 ile hizmetler sektöründe olduğunu belirtti.
Tarımın işsizliği aşağıya çeken en önemli sektörlerden biri olduğunu vurgulayan Bayraktar, "Ağustosta tarım kadınlarda işsizliği 5,3 puan düşürerek yüzde 20,3'ten yüzde 15'e, erkeklerde 1,3 puan düşürerek yüzde 9,7'den yüzde 8,4'e indirdi. Tarım, ağustosta işsizliği 2,2 puan düşürerek yüzde 12,8'den yüzde 10,6'ya çekti.
 
 
 

Nihat Zeybekçi: Domates Yasağı Kalkıyor

Rusya Devlet başkanı Vladimir Putin dün akşam Ankara'ya gerçekleştirdiği çalışma ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile başbaşa ve heyetlerarası görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmede bölgesel gelişmelerin yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler ile 2015 Kasım ayında bir Rus uçağının Türkiye-Suriye sınırında düşürülmesinin ardından Türkiye'den ithal edilen bazı ürünlere getirilen kısıtlamalar da ele alındı.

DOMATES YASAĞI KALKIYOR

Putin'in Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyaret sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, domates ithalatına uygulanan yasağın kalktığına dair Putin'den sözlü teyit alındığını belirtti.

Yasağın 1 Ekim'den önce kalkıp kalkmayacağının sorulması üzerine ise "İnşallah, teknik anlamda onu göreceğiz 1-2 gün içinde" cevabını verdi. "Yasak kalkıyor mu?" sorusuna "Kalkıyor" diyerek yanıt veren Zeybekci, yasağın 1 Ekim'den önce kalkıp kalkmayacağının sorulması üzerine ise "İnşallah, teknik anlamda onu göreceğiz 1-2 gün içinde. Bunun kararını duyduk ama resmi olarak da teyit edilmesini istiyoruz. (Bu konu) Çözüldü diyebiliriz, teyidini devlet başkanının (Putin) ağzından duyduk ama ilk yüklemeyi yapana kadar bekleyeceğiz" dedi.

"Kolumuzu Değil Canımızı Ortaya Koyacağız"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kurbanlık fiyatlarına ilişkin, "Fiyatları rahatlatmak için kolumuzu değil, vücudumuzu, canımızı ortaya koyacağız. Yeter ki, hem üreticimiz hem tüketicimiz kazansın. Havadan para kazanmak isteyenler hayal kırıklığına uğrayacak, buna müsaade etmeyeceğiz." dedi.

Fakıbaba, Latanya Hotel'de düzenlenen, Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Olağanüstü Genel Kuruluna katıldı.

Türkiye'nin gıda, tarım ve hayvancılıkta çok başarılı olacağına inandığını belirten Fakıbaba, her zaman üreticinin yanında duracağını söyledi.

Olağanüstü Genel Kurula konuşmak için gelmediğini dile getiren Fakıbaba, "Buraya başkanla toplantı yapmak için geldim, hepimiz o eli öpülesi çobanla çalışacağız. Siz toplumun ilacısınız. Hep haktan, eşitlikten yanayım. Üretici üretecek, insan gibi parasını kazanacak ama tüketicimize de sahip çıkacağız. Bu dengeyi kurmak zorundayız. Yetiştirici, çoban arkadaşım emek verirken, birileri parasının varlığına güvenip stok yapacak, ondan sonra gariban adam da ezilecek, yok öyle bir şey. Bu Fakıbaba'nın kitabında yazmaz, stokçuluk yaparak bedavadan para kazanmak yok." diye konuştu.

 "Haklı olan bütün isteklerinizi yapacağız"

Fakıbaba, köylerin birer cennet olduğunu ve insanların oralarda hayatlarını sürdürebilmelerini sağlamayı amaçladıklarına işaret ederek, "Bunu nasıl sağlayacağız, o çoban arkadaşımız başımızın tacı olacak. Herkes memura kız vermek istiyor. Biz ne zaman başarılı olacağız, çobana kız vermeye çalışan insanlar olduğunda." ifadelerini kullandı.

Çobanların, Türkiye'nin sigortası ve efendisi olduğunu dile getiren Fakıbaba, şöyle devam etti:

"Kırsaldan kente göçü önlemenin yolu, çoban sayısını artırmaya bağlı. Toprağı ve yeşili korumanın yolu, köyde yaşayan kardeşlerimin kıymetini bilmemize bağlı. Faruk Bey bana önemli bir bayrak devretti, şimdi sıra Fakıbaba'da. Sizlerle beraber samimi, el ele, haklı olan bütün isteklerinizi yapacağız. Benim sizlerden istediğim, hak ettiğimiz şeyi elde edeceğiz, fazlasını istemeyeceğiz, fazlası da tüketicinin olacak."

"Havadan para kazanmaya müsaade etmeyeceğiz"

Fakıbaba, kurbanlık fiyatlarına ilişkin bir soru üzerine de bu konuda samimi şekilde üretici ve tüketicinin haklarını koruyan bir çalışma yapacaklarını belirterek, "Cumhurbaşkanımız özellikle 'Fakir fukaraya gerekli desteği vereceksin Fakıbaba.' dedi, ben de 'Emriniz olur efendim.' dedim. Kurbanlık fiyatlarını rahatlatmak için kolumuzu değil, vücudumuzu, canımızı ortaya koyacağız. Yeter ki hem üreticimiz hem tüketimiz kazansın. Havadan para kazanmak isteyenler, hayal kırıklığına uğrayacak, buna müsaade etmeyeceğiz." dedi.

Stok yaparak vatandaşı zor durumda bırakanların malının elinde kalacağını vurgulayan Fakıbaba, tüketici hak ettiği fiyata ürün alırken, üreticinin de kazanacağını söyledi.

TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik de geçen yıl nisan ayında göreve başladığını dile getirerek, Birliğin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ülke için çalışmaya devam edeceklerini söyleyen Çelik, "Bakanım, siz geminin kaptanısınız, biz mürettebatıyız ve her zaman emrinizdeyiz." ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından Çelik, Fakıbaba'ya plaket takdim etti.

Çin'e İlk Kez İhraç Edilecek!

İki yıldır devam eden görüşmeler anlaşmayla sonuçlanırken 9 firmaya bu ülkeye ihracat izni verildi. Çinliler Türk kirazı ile ağustos ayı başında tanışmış olacak. Hedef ise bu sezon 15-20 ton ihracat yapmak.

Türkiye yılda ortalama 400 bin tonluk üretimle dünyadaki kiraz üretiminin yaklaşık beşte birini karşılıyor. Bu üretimin 70 bin tonu başta Avrupa ve Rusya olmak üzere çeşitli ülkelere ihraç ediliyor.

Uzakdoğu pazarı ise henüz Türk kirazının yeteri kadar giremediği bir pazar. Çin, Japonya ve Tayland gibi ülkelerin özel şartları nedeniyle bu ülkelere şimdiye kadar hiç ihracat yapılamazken, Singapur, Hong Kong ve Malezya’ya ise ufak miktarlarla da olsa ürün gönderimi yapılabiliyor.
 

Yıllık 100 bin ton ithalat ile kiraz açısından en önemli pazarlardan birisi olan Çin’e ise artık ihracat kapısı açıldı. 2015 yılında yapılan G20 zirvesi sırasında iki ülke arasında başlayan görüşmeler aradan geçen dönemde heyetlerin çeşitli temaslarının ardından anlaşma ile sonuçlandı.

Çin hükümeti yaklaşık 10 gün önce, kayıtlı bahçesi, soğuk hava deposu ve paketleme tesisleri olan toplam 9 Türk firmasına kendilerine ihracat yapabilmesi için resmi yetki verdi.İhracat yapma yetkisi alan firmalardan Alanar Tarım Genel Müdürü Hamdi Taner, haberturk.com’a

yaptığı açıklamada, Çin’e ihracatın çok önemli bir gelişme olduğunu ve sektöre büyük bir kapı açabileceğine dikkat çekti. Çin’e kiraz ihracatının çok büyük bölümünü ABD ve Şili’nin yaptığını anlatan Taner, doğru bir strateji ile Türkiye’nin yaz dönemi ihracatında ABD’nin yerini alabileceğini belirtti.

Bu ülkeye ihracat yapabilmek için bazı şartların gerekli olduğunu ve şimdilik 9 firmaya yetkinin verildiğini anlatan Taner, şöyle konuştu:

Hedef ABD'nin Yerini Almak

“Öncelikle kirazların Türkiye’de 16 gün soğuk hava deposunda 1 derecenin altında kalması gerekiyor. Bu uygulamanın amacı meyvenin içinde meyve sineği veya larva varsa ölmesi. Türkiye’de böyle bir risk olmasa da Çin zorunlu tutuyor ve bu zararlıların riskini almak istemiyor. İhracat ancak bundan sonra gerçekleşecek.

Biz ilk ihracatı Ağustos ayı başında gerçekleştireceğimiz tahmin ediyoruz. Firma olarak bu sezonda 5-6 ton ihracat yapabileceğimizi düşünüyoruz. Diğer firmalarla birlikte toplamda 15-20 ton arası ihracat olabileceğini tahmin ediyorum.”

Çin pazarı için uzun yıllardır hazırlık yaptıklarını ve buna uygun deneme üretimleri gerçekleştirdiklerini anlatan Taner, “Türkiye’de en çok ihraç edilen kiraz cinsi Ziraat 900. Bunun yanında daha dayanıklı olan Regina ve Royal King çeşitleri de var. Hepsinden göndereceğiz.

İlk yıla bir deneme gibi bakıyoruz. Asıl olarak önümüzdeki seneden itibaren ağırlık vereceğiz. Türk firmaları olarak hedefimiz Çin pazarına her yıl yaz döneminde 40-50 bin ton kiraz ihraç eden ABD’nin hegamonyasını kırmak ve Çinlileri Türk kirazına alıştırmak” dedi.

 

Fındıkta Külleme Rekolteyi Düşürür Mü?

Türkiye’nin önemli ihracat ürünlerinden olan fındıkta yeni sezon öncesi merakla beklenen rekolte açıklaması öncesi külleme hastalığı baş göstermeye başladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in açıklaması beklenen fındık rekoltesi öncesi bazı kesimler tarafından açıklanan 700 bin ton rekolteye tepki üreticiler tepki gösteren Giresun Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Tirebolu Ziraat Odası Başkanı Erim Yaman, tekelcilerin fındığın fiyatını belirlemek için yeni sezon öncesi de çabaya girdiğini söyledi.

Resmi olarak açıklanmayan ve tahmini olarak ise piyasaya yansıtılmaya çalışan 700 bin ton rekoltenin doğruluk payının son bir haftada külleme hastalığı yüzünden gerçeği yansıtmayacak şekilde düştüğünü ifade eden Yaman, “Fındığın rekoltesini yüksek göstererek fiyatı aşağıya çekmeye çalışıyorlar. Resmi olmayan bir 700 bin ton rekolte söylentisi, son bir haftada yaşanan külleme dökülmeleriyle darbeye uğradı. Resmi olarak rekolte açıklamasını Sayın Bakanımız Faruk Çelik’in açıklanmasını bekliyoruz” dedi.

Sezon öncesi fındık fiyatının 9 lira seviyesinde seyrettiğini belirten Yaman, “Sayın Başbakan Yardımcımız Nurettin Canikli’de açıklamalarında, ‘Fındık fiyatı üreticinin istediği düzeyde olmazsa TMO’yu devreye sokacağız’ demişti. Üreticiler olarak bu sene fiyatın tekelcilerin elinde değil devletin kontrolünde olacağını düşünüyoruz. TMO’nun devreye girmesi geçtiğimiz sezon için bekleneni sağlayamadı ama bu sene için tek umudumuz TMO oldu. İhracatçı milletin fındığını ucuza almaya çalışıyor, biz devletimize güveniyoruz. Devletimizde bizi mağdur etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Şeftali Üretiminde Rekor!

Türkiye’nin en önemli şeftali üretim merkezlerinden Bursa’nın İnegöl İlçesi’nde, ismini, yetiştirildiği İsaören Mahallesinden alan, 6 gün raf ömrü olan tüylü ve tüysüz olarak özel olarak yetiştirilen şeftalide bu yıl üretim rekor kırıldı.

İsaören Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne ait soğuk hava deposunda muhafaza edilen şeftali hasat dönemini değerlendiren Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, İnegöl ürün deseni bakımından zengin bir ilçe. Diğer ilçelerde iki üç tür ürün yetiştirilirken, bizde çok çeşitli ürün üretimi yapılıyor. İsaören mahallemizde yıllardan bu yana şeftali üretimi yapılıyor. İnegölün bazı köylerinde de şeftali üretiliyor ama İsaören mahallemizde üretim daha fazla. İnegölde 15 bin ton şeftali üretiminin 6 bin tonunu İsaören karşılıyor. Şeftalinin kilosu 1 liraya satılıyor. Bizim beklentimiz 1.6- 1.7 TL arasındaydı. Bu fiyatlarla çiftçimiz para kazanamaz. Bursa Büyükşehir Belediyesine bağlı Tarım A.Ş.den isteğimiz olacak. Bursada siyah İncirin pazarlamasında daralma olduğu zaman nasıl ki el atıyorlarsa, aynı şekilde de bizde şeftali konusunda destek isteyeceğiz. Bursanın en çok Şeftali üretimi İnegölde yapılmaktadır. İnegöl şeftalisi Bursanın parlayan yıldızı dedi.

İsaören Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Erhan Ulu ise Bizler mahallemizde 50 yıldan bu yana şeftali üretimi yapıyoruz. Hasadımız başladı. Çok zor şartlarda ürün yetiştirmeye çalışıyoruz. Çocuklarımızla birlikte yağmurda çamurda ürün yetiştirmeye çalışıyoruz. Fakat bu sene şeftali fiyatları çok dibe vurdu. Bu sene şeftali fiyatlarında 1.6 veya 1.7 TL arasında bir beklentimiz vardı. Şu anda bir liraya şeftali satışı yapıyoruz. Geçen yıl kilosunu 50 kuruşa aroma fabrikalarına satış yapıyorduk, bu yıl aroma fiyatları da 30 kuruşa düştü. Bazı üreticilerimiz ürünlerini toplamıyor bile. Bizim tek geçim kaynağımız şeftali. Bu gün ürettiğimiz şeftaliyi 1 liraya satıyoruz ama pazarda bu fiyat 2 ila 2.5 lira arasında değişiyor. Aradaki sorunların kalkması gerekiyor diye konuştu.

İsaörende üretilen şeftalinin raf ömrünün uzun olduğuna dikkat çeken Ulu, Ürettiğimiz şeftalinin en büyük özelliği de, diğer bölgelerde üretilen şeftalilere göre raf ömrü uzun. Allahın bir nimeti bu. Normalde bir şeftalinin raf ömrü 2 veya 3 gündür ama bizim ürettiğimiz şeftalinin raf ömrü 6 gündür ifadelerini kullandı.
 

2017 Buğday Fiyatları Açıklandı!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik Konya Sarayönü'nde 2017 yılı buğday alım fiyatını açıkladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "2017 yılı için Anadolu ekmeklik kırmızı sert buğdayın alım fiyatı, ton başına 940 lira olarak belirlenmiştir. Açıklanan fiyatlara, kaliteye göre yüzde 5'e kadar da ilave artış uygulanacaktır." dedi.

Çelik, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce, Gözlü Tarım İşletmesinde düzenlenen 67. Geleneksel Hasat Bayramı'nda yaptığı konuşmada, geçen yıla göre bereketli bir yıl yaşandığını söyledi.

Hububat üretimi için iki güzel gelişmenin yaşandığına işaret eden Çelik, üretimin ve kalitenin arttığını dile getirdi.

Çelik, geçen yıla göre hububatta yüzde 4,5'lik artışla toplamda 37 milyon ton hububat üretimi beklediklerini belirterek, "Bu yıl kalitede yüzde 10'luk bir artış olduğunu belirtmek istiyorum. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) mayısta başlayan hasat dönemiyle beraber 6 Haziran'dan itibaren üreticilere depolama ve finansman sağlamak amacıyla emanet ürün alımlarına başladı." diye konuştu. 

TMO'nun bugüne kadar 400 bin ton emanet ürün alımı gerçekleştirdiğini dile getiren Çelik, çiftçilerin teslim etmek üzere randevu aldığı miktarın ise 1,2 milyon ton civarında olduğunu belirtti.

Çelik, hasat başlangıcından bugüne kadar piyasaları yakından takip ettiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Hasadın yoğunluğuna ve yüksek rekolteye bağlı olarak piyasa fiyatlarının gevşemesi sonucu bugün itibarıyla TMO'nun müdahale fiyatını açıklaması ihtiyaç. Bunu gidermek için açıklamayı yapma zarureti doğmuştur. Bazı bölgelerde ekmeklik buğday 980 liranın üzerinde işlem görmektedir. Bazı bölgelerde de 850 ila 900 lira arasında işlem görmeye başladığını müşahade etmiş bulunuyoruz. Bunu dikkate alarak Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğdayın fiyatı tabii ki bir taban fiyat. Bu taban fiyat üzerinde değer bulacak, buna inanıyoruz. 2017 yılı için Anadolu ekmeklik kırmızı sert buğdayın alım fiyatı, ton başına 940 lira olarak belirlenmiştir. Açıklanan fiyatlara, kaliteye göre yüzde 5'e kadar da ilave artış uygulanacaktır. Bu durumda üreticimiz kalitesine göre buğdaylarını 990 liraya kadar TMO'ya satabileceklerdir."

Saymakla Bitmeyen Faydaları Var

Yaz meyvesi olan karpuz fiyatının da düşmesiyle birlikte sofralarımızı süslemeyi sürdürüyor. Kimi zaman sokak arasında çığırtkan manavdan, kimi zaman da büyük marketlerin süslü raflarından aldığımız karpuz saymakla bitmeyen şifayı da içerisinde barındırıyor.

Hemen hemen birçok kişinin hayır diyemediği karpuz, antioksidan özellikleri sayesinde kanseri önlemeye yardımcı oluyor. Karpuz, saç ve deri hastalıkları gibi birçok sağlık problemine karşı doğal bir koruma sağlayarak, yüzde 92’lіk su oranıyla ferahlatıcı bir etkiyi de bizlere sunuyor.

Uzmanlar tarafından yapılan analizlere göre karpuz; protein, magnezyum, vitamin B ve iyi yağ içermektedir. Bunun yanı sıra karpuz, vücut sisteminde gerekli olan zengin lif ve mineral kaynakları bakımından da zengindir. Karpuzun tohumları gıda ürünlerinde kullanıldığında, önemli tıbbi, sağlık ve ekonomik faydalar sağlamaktadır.

                                   Karpuzun faydaları nelerdir?

• Su içerdiği için günlük tüketmemiz gereken sıvı ihtiyacını karşılar.

• Kırmızı meyvelerde antosiyanin ve likopen yüksektir ve bunlar kalp hastalıkları, kalp krizi ve bazı kanser türlerine (özellikle prostat) karşı koruyucudur.

• Lif içerdiği için bağırsakları çalıştırır.

• C vitamini ve folik asit yüksektir. C vitamini hastalıklara karşı koruyucu en iyi antioksidan vitaminlerden biridir.

• Kırmızı meyveler inflamasyonu azaltır ve antioksidan özelliklere sahip bazı flavonoidler içerir. Karpuzun bu nedenle hastalıklara karşı koruyucu ve bağışıklığı güçlendirici etkisi vardır.

Göllerimiz Yavru Balıklarla Buluşacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, balıklandırma çalışmaları kapsamında 5 milyon yavru sazan balığını göl ve göletlere bırakmaya başladıklarını belirterek, “Bakanlık olarak, su ürünleri kaynaklarımızın ve su ürünlerinin sürdürülebilir kullanılması ve gelecek nesillere miras olarak bırakılmasının sağlanabilmesi, deniz ve iç sularımızdaki su ürünleri stoklarının takviyesi amacıyla “Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi”ni yürütüyoruz" dedi.

5 milyon adet yavru sazan balığının belli başlı göllere bırakılacağını belirten Bakan Çelik, "Proje kapsamında, Bakanlığımıza bağlı Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü Kepez Üretim Tesisleri’nde üretimi devam eden 5 milyon adet yavru sazan balığının Eğirdir, Beyşehir, İznik ve Uluabat gölleri başta olmak üzere 59 ilde yer alan 591 göl ve gölete bırakılmasına başlandı. Geçen hafta başlayan balıklandırma çalışması Ekim ayında tamamlanacak" ifadelerini kullandı.

Anadolu’muzun ekonomik ve tabii türleri arasında yer alan ve vatandaşlar için için kaliteli bir protein ve balıkçılar için önemli bir gelir kaynağı olacağını söyleyen Bakan Çelik şunları söyledi:

"Sazan balığıyla beraber her yıl ortalama toplam 5 milyon adet kalkan, mersin ve karadeniz alabalığı yavruları göl ve göletlere bırakılıyor. Bu yıl yapılacak balıklandırma çalışmalarıyla birlikte 2002 yılından bu yana toplam 80 milyon adet yavru balık, göl ve göletlere bırakılmış olacak. Balıkçılığımızın sürdürülebilir olması kurallara bağlı avcılık ile mümkün. Tüm balık türleri stoklarının gelecek nesillere aktarılabilmesi için av aracı, balık boyu, av zamanı ve yer yasaklarına uyulması ve en az bir kez üremelerine imkân tanınması, sürdürülebilir balıkçılık yönetimi açısından büyük önem arz ediyor.Gelecek yıllarda da yeni balık türlerini iç sulara bırakarak, vatandaşlarımızın sağlıklı ve kaliteli proteine ulaşmasına yönelik çalışmalar sürdürülecektir.”
 

En Büyük Bahçede Hasat Dönemi!

Yozgat’ın Kadışehri ilçesine bağlı Kabalı köyünde, vatandaşların tarlalarını birleştirerek Türkiye’nin en büyük meyve bahçesi haline getirdikleri arazide kiraz hasadı başladı.

Yozgat’ın Kadışehri ilçesine bağlı Kabalı köyünde, vatandaşların tarlaları birleştirilerek 5 bin dekar alanda Türkiye’nin en büyük meyve bahçelerinden biri haline getirdiği arazinin bin 200 dekarında yetiştirilen 52 bin kiraz ağacında hasat başladı.

Kabalı köyü sakinleri, uygulamaya koydukları Deveci Havzası Meyvecilik Entegrasyon Projesi kapsamında tarlalarını birleştirerek 10 bin 920 dekar tarım alanı ortaya çıkardı. 5 bin dönümlük kısmında meyve üretimi yapılan bahçede, elma, armut, şeftali ve kiraz yetiştiriliyor.

 Arazilerini kiraya veren köylülerin maaş alarak çalıştığı meyve bahçesi, yöre halkından yüzlerce kişiye iş imkanı sağlıyor.

Meyve bahçesinde incelemelerde bulunan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, bu tür uygulamaları desteklediklerini söyleyerek, “Yıllar önce Kadışehri ilçemizin Kabalı köyünde 5 bin dönümlük bir arazide çeşitli meyveler dikilmiş.

Türkiye Dünya Lideri

2016 verilerine göre Türkiye 535 bin ton ile kiraz üretiminde dünya birincisi konumunda. Türkiye’yi üretimde 345 bin ton ile ABD, 220 bin ton ile Çin takip ediyor.

Yeni bir toplulaştırma projesi gibi yapılmış. Bunun sonucunda bir firma gelmiş buradaki tüm hasadı alıp götürüyor. Bu da Yozgat’ta üretimin bir merkez haline gelmesi demektir” dedi.

 Bu proje ile Kabalı köyünde göçün tersine döndüğünü vurgulayan Vali Yurtnaç, Kabalı’dan başka illere çalışmaya gidenlerin artık hem kendi köylerinde hem de sigortalı olarak belli bir ücret dahilinde çalışacaklarını da söyledi.

 Vali Yurtnaç, Kabalı projesi gibi üç köyde daha çalışma yaptıklarına değinerek şu ifadelere yer verdi:

“Bunların kimisinde vişne olacak, kimisinde ayva, kimisinde ise üzüm olacak. Yozgat’ı özellikle ihracatçılar için bir merkez haline getirmeye çalışıyoruz. Bu sadece Yozgat için değil tüm Türkiye için örnek olması gereken bir proje.

Biz bu projeyi yaygınlaştıracağız, destekleyeceğiz daha büyütmeye gayret edeceğiz. Türkiye’de tarımdaki gelişmenin yolu toplu üretimlerdir, toplu üretim olunca toplu satış da oluyor. Burası bir pazar merkezi haline geliyor. Yozgat’ı bu manada tarım ve hayvancılıkta pazar yeri haline getirmeye gayret ediyoruz”

Kaynak:www.sozcu.com.tr

Malatya Kayısısına Avrupa Vizesi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Malatya kayısısının AB tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildiğini belirterek, “AB’de coğrafi işaret olarak tescil edilen bin 401 adet gıda ve tarım ürünün 3’ü Türkiye’den. Bunlar Antep baklavası, Aydın inciri ve Malatya kayısısı. Artık sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da incir dediğiniz zaman Aydın, baklava dediğiniz zaman Gaziantep, kayısı dediğiniz zaman Malatya akla gelecek” dedi.

Malatya kayısısının Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaret olarak tesciline ilişkin sertifika töreni Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Küçük Ev Toplantı Salonu bahçesinde gerçekleşti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, AB ile ilgili yolculuğun 1963 Ankara Anlaşması'yla başladığını anlatarak, “Avrupa Parlamentosu çok farklı tavsiye kararları alsa da komisyonun o süreçte bile Türkiye’de faaliyetleri sürdürmesi takdire şayandır. İnişli çıkışlı bir seyir izleyen Türkiye AB ilişkilerinde pozitif bir gündemle sizleri Bakanlığımda ağırlamaktan gerçekten büyük memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

“Geçen yıl 314 milyon dolar civarında yaş ve kuru kayısı ihracatı gerçekleştirdik”

Besin değeri oldukça yüksek ve vitaminler bakımından zengin olan kayısının dünyada yaklaşık 510 bin hektarlık bir alanda üretiminin gerçekleştiğini ve toplam üretim miktarının ise 3.4 milyon ton civarında olduğunu bildiren Çelik, “Ülkemizde ise 123 bin hektarlık alanda yaklaşık 730 bin ton yaş kayısı üretimi gerçekleştiriliyor. Türkiye dünyada birinci sıra konumundadır. Geçen yıl 314 milyon dolar civarında yaş ve kuru kayısı ihracatı gerçekleştirdik. Bunun yüzde 50’si AB ülkelerine gerçekleştirildi. Bu nedenle AB’nin coğrafi işaret tescili bizim için son derece önemli” şeklinde konuştu.

“Malatya kayısısı AB tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildi”

Özellikleri veya üretim yöntemi bakımından belirli bir yöre ile özdeşleşmiş ürünün benzer diğer ürünlerden farklarını kayıt altına alarak korumak için yapılan tescil işlemine coğrafi işaret denildiğini söyleyen Bakan Çelik, şunları kaydetti:
 

“Coğrafi işaret demek tarım ürünlerinde markalaşma demektir. Markalaşma derken bir kişinin ya da firmanın tekelinde değil coğrafi işaret o yöredeki tüm üreticileri altına alan bir şemsiye misali kırsal kalkınma için çok önemlidir. Ülkemizdeki ürünlerin coğrafi işaret tescili işlemi Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yapılmaktadır. Bu çerçevede ülkemizde hali hazırda 209 ürünün ulusal olarak coğrafi işaret tescili alınmış, 319 ürün için ise başvuru süreci devam etmektedir. Malatya kayısısının coğrafi işaret tescili 2001 yılında gerçekleştirilmişti. Bugün bu tescili AB sathına yaygınlaştırıyoruz. 2014 yılında Malatya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yapılan müracaat bugün itibariyle tamamlandı ve Malatya kayısısı AB tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildi. Hayırlı uğurlu olsun. AB’de coğrafi işaret olarak tescil edilen bin 401 adet gıda ve tarım ürünün 3’ü Türkiye’den. Bunlar Antep baklavası, Aydın inciri ve Malatya kayısısı. Artık sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da incir dediğiniz zaman Aydın, baklava dediğiniz zaman Gaziantep, kayısı dediğiniz zaman Malatya akla gelecek. Avrupa’nın en büyük tarımsal gücü olan Türkiye’nin iklimi, ürün çeşitliliği, bolluğu sunduğu lezzetler dikkate alınınca 3 sayısı elbette yetersizdir. Hali hazırda Türkiye’de 9 ürün için daha AB’deki coğrafi işaret tescili devam ediyor. Bunlar Afyon ve Kayseri pastırması, Afyon ve Kayseri sucuğu, Kayseri mantısı, İnegöl köftesi, Bayramiç beyazı, Aydın kestanesi ve Taşköprü sarımsağı. Dünyada coğrafi işaretli ürünlerin piyasası da git gide artıyor 200 milyar doları aşmış bulunmaktadır. Bu alandaki çalışmalarımızı Bakanlık olarak yoğunlaştıracağımızı ifade etmek istiyorum.”

Törene Bakan Çelik’in yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, AB Tarım ve Kırsal Kalkınma Komiseri Phil Hogan, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan, Malatya Valisi Ali Kaban, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç, AB ülkelerinin büyükelçileri, AB Türkiye Delegasyonu ve bakanlık yetkilileri katıldı.

Konuşmaların ardından AB Tarım ve Kırsal Kalkınma Komiseri Phil Hogan, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç ve Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan’a tescil belgesini takdim etti.

Daha sonra Bakan Çelik ve beraberindekiler kayısıların tadına baktı. 

 

Et Fiyatlarını 5-6 Firma Yükseltiyor

Et fiyatlarında oynama yaparak haksız kazanç sağlayan firmaları tespit ettiklerini belirten Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Haksız kazançla 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlarla mücadelemiz var. Onlar zannediyorlar ki biz izlenmiyoruz. Biz biliyoruz, bunlar açık söylüyorum 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Bunun bedelini 80 milyona ödetmeye çalışanlar bunun bedelini ödeyecekler” dedi.

Proteinin herkesin alması gereken bir ihtiyaç olduğunu kaydeden Çelik şunları söyledi: “Siz, 22 liraya bir karkas etin maliyeti var ise nasıl 45’e satıyorsunuz. Bana izah eder misiniz, biri gelsin söylesin. Nasıl kıymayı 40 liraya, kuşbaşını 45 liraya satıyorsunuz? Böyle insafsızlık, vicdansızlık, kâr anlayışı olur mu. Anlayan anlar, anlamayan bildiği yoldan devam edecek. Ona da anlatmamızı bileceğimizi buradan ifade ediyorum.”

Oran'da Çiğ Süt Satış Noktası Hizmete Girdi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz.
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz." dedi.

Çelik, Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı kuruluşlardan Soğuk Hava Deposu İşletmeciliğinin (BELSO) Oran'daki "Süt Satış Noktası"nın tanıtımına katıldı.

Bakan Çelik, burada yaptığı konuşmada, çiğ sütün tüketiciye sağlıklı yoldan ulaşmasını amaçladıklarını ve kontrollü satışına yönelik bir düzenleme yaptıklarını hatırlatarak, bunun o dönem çeşitli eleştirilere konu olduğunu ifade etti. Çelik, Bakanlık olarak bir taraftan gıda arzını yeterince sağlama zorunlulukları, diğer taraftan da gıdaya sağlıklı erişimi düzenlemek durumunda bulunduklarını söyledi.

Çelik, tanıtımı yapılan süt satış noktasında "Sütmatik" cihazının bulunduğunu belirterek, sütün hangi işletmeden, hangi saatte geldiğinin bu makineler üzerinde yarından itibaren görülebileceğini ifade etti.

Bu cihaz üzerinde ürünün adı, üreticinin adı soyadı veya ticari unvanı, adresi, hayvancılık işletme numarası, sütün sağım tarihi ve son kullanma tarihine ilişkin bilgilerin yer alacağına işaret eden Çelik, cihaz üzerinde ayrıca "Kullanmadan önce kaynatın" ve "0-4 santigrat derecede buzdolabında muhafaza ediniz" uyarılarının bulunacağını bildirdi.

Çelik, Türkiye'nin 19 milyon ton süt üretimi olduğuna ancak bunun sadece 1,5 milyon tonunun ari işletmelerden elde edilebildiğine dikkati çekerek, "Sütmatik"te hastalıklardan arındırılmış çiftliklerden elde edilen sütün satıldığını söyledi.

Amaçlarının bu yolla ari işletmeleri teşvik etmek olduğunu vurgulayan Çelik, sütün kalitesinin artması için ari işletmelerin artması gerektiğini dile getirdi. Çelik, üreticilerin çiğ sütü piyasada 1,30 liradan sattığını belirterek, 2 liralık satış fiyatının üretici için de iyi olduğunu ve söz konusu işletmelerin artmasını teşvik edeceğini ifade etti.

Çelik, hayvancılığın geleceğinin de sütle ilgili olduğunu, hayvansal ürünlerin güvenli üretilip tüketilmesi için el birliği yapacaklarını söyledi.



Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, bir soruya yanıt verirken Kurban Bayramı'nda dişi hayvanların kesinlikle kesilmeyeceğini söyledi. Çelik, şöyle konuştu: 

"Ama laktasyon dönemini tamamlamak üzere olan hayvanlarla ilgili veterinerlerimiz kontrollerini yapacaklar. Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz. Herkes tedbirini bugünden alsın. Şu anda stoklarımızda 1 milyon 200 bin kurbanlığa hazır büyükbaş hayvan, 4 milyon civarında da küçükbaş hayvan var. Kurban ile ilgili herhangi bir sorun, sıkıntı yok ama maalesef ramazan ayına girerken spekülatif oyuncular hemen devreye giriyorlar. Et fiyatlarıyla oynamaya kalktılar. Şimdi kilogramı 25-26 liraya karkas et satışı oluyor da neden 28-29 liraya kadar fiyatları çıkardınız? Bunlar tespit ediliyor. Biz ESK olarak regülasyona başlayalı daha 1 yıl oldu. Biz üreticinin karını kesinlikle güvence altına alıyoruz. Bunu herkes bilsin. Üretici ile ilgili bir sorun kesinlikle yok. Haksız kazanç sağlayanlar ve piyasada 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlar var. Onları biz izliyoruz ve bunlar 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz."

Çiğ sütün litresi 2,5 lira

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de hastalıktan ari i·şletmelerden elde edilen çiğ sütü Ankara'nın değişik noktalarında halka ulaştırmak için adım atıldığını, buradan alınan sütün 24 saat boyunca satışa hazır olduğunu ifade etti.

Gökçek, üreticiden litresini 2 liraya aldıkları sütü, tüketiciye 2,5 liradan sattıklarını belirterek, üreticiye daha çok gelir sağladıklarını, aracıyı ortadan kaldırdıklarını söyledi. Gökçek, şu an Ankara'da 13 noktada çiğ süt satışı yaptıklarını, bu rakamı artıracaklarını bildirdi.

Konuşmaların ardından Bakan Çelik ve Gökçek, Sütmatik'ten çiğ süt aldı.

Cihazdan çiğ süt alan tüketici Ayşe Baş da dışarıdan temin edilen sütlerde katkı maddesi olduğunu düşündüğünü, buradan aldıkları sütün güvenilir olduğunu bildiklerini ifade etti.

Çiğ sütü yoğurt yapmak için aldığını belirten Baş, sütün tadının çok güzel, fiyatının da iyi olduğunu kaydetti.

NBŞ’de Kota Sıkıntısı Üretimi Olumsuz Etkiliyor

Şeker ve nişasta bazlı şeker sanayi kuruluşları, kota artışının halen belirlenmemiş olması nedeniyle üretimlerini yavaşlattıkları, bu durumun şekerli ve gazlı içecek üreticilerine de yansımaya başladığı uyarısını yaparak, kota artışının bir an önce belirlenmesi çağrısı yaptılar.

Türkiye’de şeker üretiminde uygulanan kotalardaki belirsizliğin başta nişasta bazlı şeker sanayi olmak üzere gıda ve içeçek sanayinde üretimi yavaşlattığını dile getiren sektör temsilcileri, ortaya çıkacak üretim açığının, başta şekerli mamul ve içecek sanayi olmak üzere gıda sektörünün üretiminde sıkıntıya yol açacağı uyarısında bulundular.

Şekerli Mamul Sanayicileri Derneği (ŞEMAD), Susam, Tahin, Helva ve Reçel İmalatçıları Derneği (SUTHER) ile Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD) Türkiye’nin şeker üretiminde uygulanan kotalardaki belirsizlik ile ilgili ortak bir basın açıklamasında bulundu. Sektör temsilcileri, Şeker Kanunu ile üretimleri kotayla sınırlandırılan şeker ve nişasta bazlı şeker sanayi kuruluşları, kota artışının halen belirlenmemiş olması nedeniyle üretimlerini yavaşlatırken, bu durumun üretimlerinde bu ürünleri kullanan gıda ve içecek sanayicilerini de sıkıntıya soktuğunu kaydetti.

Şeker Kanunu ile tanınan ve her yıl artırılan kota kapsamında üretimlerini yapan sanayiciler, 2017 pazarlama yılına ilişkin kota artışının netleşmemesi nedeniyle üretimlerini yavaşlatırken, bu durum şekerli mamul ve gazlı içecek üreticisi sanayi kuruluşlarına da yansımaya başladı. NBŞ sanayinin üretiminde yaşanacak olası bir daralmanın, önümüzdeki dönemde başta şekerli mamul sektörü olmak üzere gıda ve içecek sanayinin ham madde maliyetlerinin yükselmesine ve üretimde aksamalara yol açacağı uyarısında bulunan sektör temsilcileri, kota artışının bir an önce belirlenerek, açıklanması çağrısı yaptılar.

AB Eylül 2017’de kota uygulamasını kaldıracak

AB’nin Eylül 2017 itibariyle şeker üretiminde kota uygulamasını tamamen kaldıracağına dikkat çeken sektör temsilcileri, bu durumda glikoza ve şekere kota uygulanan tek ülkenin Türkiye olacağına işaret ederek, şeker sektörünün ayakta kalması için nihai çözümün, artık ömrünü dolduran kotaların kalkması ve serbest piyasa düzenine geçilmesi olduğunu kaydettiler. Gıda sanayinin öncü ve itici gücü şekerli mamul sektörü ve gazlı içecek sektörü, Türkiye’nin toplam gıda ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. Sektör temsilcileri son olarak, her iki sektöre uygun maliyetli ham madde tedarik eden nişasta bazlı şeker sanayi üretimindeki daralmanın, söz konusu sektörlerde üretim düşüşü ile birlikte, ihracatı da sekteye uğratma tehlikesinin bulunuduğunu belirtti.

Siyah Pirinçte ve Etçi Damızlık Tavukta Büyük Başarı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “yerli tavuk Anadolu T” ile dünyadaki 4’üncü etçil hatın artık Türkiye olduğunu belirterek, “Bu proje için 20 milyon TL harcama yapıldı. Bu gelişme dışa bağımlılığı azaltacak ve orta vadede de dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak” dedi. Bakan Çelik, besin değeri daha yüksek olan siyah pirinçte de çalışmaların tamamlandığını ve önümüzdeki yıldan itibaren üretimine başlanacağını açıkladı.

Türkiye’de ilk kez geliştirilen “etçi damızlık tavuk” ve “siyah pirinç” ile ilgili tanıtım toplantısı düzenlendi. Basın mensuplarıyla bir araya gelen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Tavuk eti sektörünün dünyadaki ekonomik büyüklüğü 200 milyar dolardır. Dünyada kanatlı et üretiminin yüzde 90’ını tavuk eti oluşturmaktadır. Türkiye 2 milyon yılda tavuk eti üretmektedir. Dünyada ABD, Brezilya ve Çin ise tavuk eti üretiminde ilk 3 sırayı paylaşırken, Türkiye 9’uncu sıradadır. İhracata ise 11’inci sıradayız ve 2016 yılında 337 bin ton tavuk eti ihraç etmiş bulunmaktayız. Dünyadaki et tüketiminin yüzde 37’sini kanatlı et oluşturuyor ve Türkiye’deki kişi başı tavuk eti tüketimi yıllık 22 kilogram civarında ve dünyadaki tüketimde de 7’inci sıradayız” dedi.

Yerli tavuk Anadolu T

Kanatlı sektörünün en hassas konusunun damızlık materyali geliştirilmesi ve temini olduğunu dile getiren Bakan Çelik, dünyada kendi etçi damızlık hayvanını geliştirmiş ülke sayısının sadece 3 olduğunu belirterek, “Bu ülkeler Almanya, Amerika ve Fransa’dır. Dünya tavuk eti üretiminin yüzde 90’ını bu ülkelerden karşılamaktadır. Bu ülkelerdeki firmalardan hatlar alınarak tavuk üretimi gerçekleşmektedir. Şuan dünyada dördüncü bir hat şuan yok. Biz de sektörde söz sahibi olmak adına yürüttüğümüz bu çalışmaların sonucunu bugün almış bulunuyoruz ve dünyadaki 4’üncü etçil hat bugün itibariyle Türkiye olmuştur. Kendi Ar-Ge’mizden kendi damızlık tavuğumuzu geliştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu proje için 20 milyon TL harcama yapıldı. Bu gelişme dışa bağımlılığı azaltacak ve orta vadede de dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak. Geliştirilen etçi tavuklarımızda 42 günde elde edilen canlı ağırlık 2 kilo 850 gram ile 2 kilo 920 gram arasındadır. Günde 1.6 kilogram yem ile 1 kilo et aldığı da düşünülerek şuanda piyasadaki eş değer tavuklarla yarışabilir haldedir. Geliştirilen etçi tavuk özel sektörle de paylaşıldı ve talepler alınmaya başlandı. 2017 Aralık ayından itibaren özel sektöre etlik ebeveynler verilmeye başlanacaktır. Ayda takriben 16 bin, yılda ise 200 bin ebeveyn verilmesini öngörüyoruz. İlk etapta sektördeki yüzde 10’luk paya ulaşmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda 200 bin tonu karşılayacak başlangıçla piyasaya girmiş oluyoruz. Artık bu konuda ithalata son veren ve kendi kendine etçi tavuğunu üretebilen bir ülke haline gelmiş bulunuyoruz. Maliyeti açısından ithal edilen civcivlerin fiyatı 4 euro iken, bizim piyasaya süreceğimizin fiyatı 4 TL’dir, yani 4’te bir fiyatına temin edilebilecektir. Yılda 15 milyon damızlık civciv veya yumurta ithal ettiğimiz göz önüne alınırsa bu kapsamda büyük bir açık kapanmış olacak. Bu ürünü elde etmemizden dolayı büyük mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Siyah pirinç artık Türk sofralarında da yer alacak

Dünyada 480 milyon ton pirinç üretildiğini ve bunun 40 milyon tonunun ticarete konu olduğunu dile getiren Bakan Çelik, “Ülkemizde 2016 yılında 920 bin ton pirinç üretimi gerçekleştirilmiştir ve dünyada ilk 3 ülke arasında yer almaktayız. 30 yıl önce çeltik üretimindeki tohumu yurt dışından ithal ederken, bugün yüzde 80’i yerli kaynaklardan karşılanmaktadır. Besin değeri daha yüksek olan ve diyetlerde de tavsiye edilen siyah pirinç çalışmalarını tamamlamış bulunuyoruz ve önümüzdeki yıldan itibaren üretimine başlayacağız. Siyah pirinç protein değeri, çinko, demir, kalsiyum, fosfor ve B vitamini açısından zengin bir ürün. Ayrıca karbonhidrat ve enerji oranı düşük olduğundan şeker hastaları açısından önemli bir besin. Siyah pirinci hem üretime hem de piyasaya sunacağız. 2017 sonuna kadar yeni bir siyah pirinç tescili sunulması için çalışmalarımız da devam ediyor. Bu durum üreticilerimiz açısından da çok önemli. Yanık çeltik çiftçilerimizin büyük bir sorunuydu. Bu pirinç, bu gibi hastalıklara karşı da daha dirençli” diye konuştu.

Toplantının ardından basın mensuplarına siyah pirinçten pilav ikram edildi.

Düve Kesimi Yasaklandı!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kurban pazarlarına dişi hayvan götürülmesine de dişi hayvanların kesilmesine de izin verilmeyeceğini söyledi.

Çelik, "Damızlık düveyi kesiyorsanız bu ülke ekonomisi için günahtır dişi düve kesimi, kurban pazarına sokmayacağız." dedi. 

TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Yaşar Taşkın Koç'un konuğu olan Çelik, et ve tahıl ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesini de değerlendirdi.

Çelik sözlerini şöyle sürdürdü; 

"Gerek et ile ilgili gerek hububat ile ilgili aldığımız kararlarda üreticimizi mağdur edecek bir durum kesinlikle söz konusu değil. Kesinlikle üreticimizin maliyet ve karını düşünmeden bir ithalat politikası olmayacaktır."

Faruk Çelik, yerli üreticiye de seslendi.

Gönül rahatlığı ile üretime devam edilmesini isteyen Çelik,  "Aman ha ağıllarınızı ahırlarınızı doldurun. Bakanlık olarak hükümet olarak yanınızdayız" dedi. 

Patates Fiyatları Düşüyor

Patateste fiyatların hızla düşmesiyle zor durumda kalan üreticiler, “Ya toprakta çürüme riskini göze alacağız, ya da zararına satacağız” diyor.

Patateste hasat mevsimi sıkıntılarla başladı. Ürünün başlıca üretim üslerinden biri olan İzmir-Ödemiş’te üreticiler 20 kuruşa kadar düşen fiyatlardan yakınırken, zor günler geçiren patates piyasası TBMM gündemine kadar taşındı.

Baharda yaşanan yağışlar nedeniyle ekimlerin geciktiği patateste hasat sezonu kg başına 70-80 kuruştan açılmıştı. Ancak ilerleyen günlerde 20 kuruşa kadar düşen fiyatlar üreticiyi zor duruma sokuyor.

En az 60 kuruş olmalı

Aniden düşüşe geçen fiyatların maliyetleri karşılayamadıklarını söyleyen Ödemişli üreticiler, zararına satış yapmak ile ürünün çürümesi ikilemiyle karşı karşıya. Üreticiler kâr edip yeniden ekim yapabilmek için fiyatların en az 60 kuruş civarında olması gerektiğini söylüyor.

Üretici söküm yapamıyor

Şubat başına kadar yağışların etkisiyle tarlaların suyla dolduğunu ve bu nedenle ekim yapamadıklarını söyleyen üreticilerden Mutlu Cengiz, “Yağışların Haziran başına kadar devam etmesiyle Mayıs ayında yapılması gereken söküm de gecikti. Şimdi ise havalar aniden ısındı. Söküm yapamıyoruz” diye konuştu.

Ev Sahibi Ülke Anlaşması İmzalandı

Bakan Faruk Çelik, Birleşmiş Milletleri (BM) Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 40. Genel Konferansı dolayısıyla FAO'nun genel merkezinin bulunduğu Roma'ya gitti. Çelik, IFAD Başkanı Gilbert Houngbo ile IFAD Genel Merkezi'nde bir araya geldi. Türkiye-IFAD ilişkilerinin ele alındığı görüşmede, Çelik ve Houngbo, ilerleyen dönemde Ankara'da bir IFAD ofisinin açılması konusunda mutabakata vardı. Bakan Çelik ve Houngbo, Türkiye-IFAD Ev Sahibi Ülke Anlaşması'nı da imzaladı.

IFAD Türkiye Ofisi Açılacak

Faruk Çelik, "Yakın gelecekte IFAD'ın Türkiye ofisi açılmış olacak. Böylece projeleri, programları, imkanları, uluslararası kuruluşlarla birlikte daha sağlıklı şekilde değerlendirme, özellikle kırsal kalkınma projeleriyle ilgili Türkiye'nin deneyimlerini hem uluslararası kuruluşlara hem de ilgili ülkelere aktarma konusunda IFAD ofisinin Türkiye'de olması son derece önemli” diye konuştu.
 

“Türkiye, sorunlar yumağı dediğimiz, sorunların yoğun yaşandığı bir coğrafyada bulunuyor” diyen Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye uluslararası kuruluşların da ötesinde bu yardımları gerçekleştiriyor. TİKA vasıtasıyla yardımlar konusunda dünyada ikinci sıradayız ve 6 milyar dolarlık bir yardım gerçekleştiriyoruz. 3 milyon Suriyeliyi bünyesinde barındırıyor ve bugüne kadar 30 milyar dolarlık bir harcama gerçekleştirmiş. İşte böyle kritik bir coğrafyada olan, Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya'nın ortasında bulunan Türkiye'de, IFAD'ın bir bölgesel merkezinin kurulmasının doğru olacağı anlayışıyla bir çalışmayı da birlikte yürüteceğimiz konusunda mutabık kaldık. Öncelikle IFAD ofisi kurulacak. Arkasından da bunun bölgesele dönüşmesi konusunda çalışmamızı sürdüreceğiz."

Türkiye'den FAO'ya20 Milyon Dolarlık Katkı

Çelik, "FAO ile birlikte yaptığımız Türkiye-FAO ortak programları var. Bu programların birincisi tamamlanmıştı. 7 ülke, 28 proje gerçekleştirdik. O dönem birinci program çerçevesinde FAO'ya 10 milyon dolarlık bir katkı payı olmuştu. Şimdi ise ikinci programın tanıtımını FAO bünyesinde gerçekleştiriyoruz. Bu dönemde de Türkiye'nin FAO'ya 20 milyon dolarlık bir katkısı söz konusu olacak ve bu programın tanıtımını yapmış olacağız” diye konuştu.

"Hiçbir Üreticimizin Endişe Etmesine Gerek Yoktur"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kesimlik hayvan ve karkas et ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesi konusunda yaptığı açıklamada, "Hiçbir üreticimizin, yetiştiricimizin endişe etmesine gerek yoktur” dedi.

Yurt dışından kesimlik hayvan ve karkas et ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girdiğini belirten Bakan Çelik şunları söyledi:

"Bu karar sonrasında, üreticilerimizi, yetiştiricilerimizi endişeye sevk edici bazı spekülatif değerlendirmelerin yapıldığı görülmektedir. Hiçbir üreticimizin, yetiştiricimizin endişe etmesine gerek yoktur. Zira kesimlik hayvan ve karkas et ithalatı, son Bakanlar Kurulu kararı öncesinde olduğu gibi Bakanlığımızın yetkisi ve kontrolü çerçevesinde yürütülecektir.
 
Banklar kurulu kararının yerli üreticiye olumsuz bir etkisinin olmayacağını ifade eden Çelik, "Yerli üretimin daralmasına sebep olacak ithalat uygulamalarına kesinlikle izin verilmeyecektir. İthalat kaynaklı fiyat oluşumlarında, yurtiçi üretim maliyetleri dikkate alınacak ve üretici mağduriyetlerine asla müsaade edilmeyecektir. Üreticilerimiz, yetiştiricilerimiz rahat olsunlar; üretmeye, ağıllarını, ahırlarını doldurmaya devam etsinler. Üreticilerimizi korumaya da, spekülatörlerle mücadele etmeye de aralıksız devam edeceğiz. Nihai hedefimiz, ülkemizin, coğrafyamızın hayvan varlığını artırarak, kendi kendine yeten bir ülke haline gelmesidir” ifadelerini kullandı.
 
 

Zeytin İçin Önemli Atılım

Zeytin varlıklarında artışın sağlanmasıyla Zeytin Koleksiyon ve Gen Bankası’nı İzmir'de hizmete sokuluyor. Merkezde, tescilli 1.200 çeşit zeytinin gen kaynakları toplanarak korunacak.

İspanya ve Fas'tan sonra Türkiye'yi dünyanın en büyük zeytin ülkesi yapacak bir projeyi hayata geçiriyor. Hazırlıkları süren "Zeytin Koleksiyonu" ve "Zeytin Gen Bankası" bu yıl içinde hizmete girecek. Zeytin çeşitliliğini geliştirecek olan projeyle dünya zeytin gen kaynaklarının Doğu Akdeniz havzasında koruma altına alınması amaçlanıyor. 

3.8 Milyar Dolarlık Katkı  

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, zeytin sektöründe uluslar arası işbirliğinin teşvik edilmesi, zeytin ve zeytinyağı tüketiminin arttırılması ve ticaretinde belli bir standardizasyonun sağlanması amacıyla dünyanın 3’üncü büyük Zeytin Koleksiyon ve Gen Bankası’nı bu yıl İzmir’de hizmete sokacak. Dünyanın bütün zeytin çeşitlerinin bir arada bulunacağı, gen bankası niteliği taşıyacak olan merkezde, tescilli bin 200 çeşit zeytinin gen kaynakları toplanarak korunacak. Toplanan veriler dünya mirası olarak gelecek kuşaklara bırakılırken, 2023 yılında zeytin ve zeytinyağı ihracatının ekonomiye 3.8 milyar dolar katkı sağlaması hedefleniyor.

Yeni araştırmacılar yetişecek

Kurulacak merkez, hem dünya zeytinciliğine hem de Türkiye ekonomisine destek sağlayacak. Zeytin koleksiyonunun kurulmasının diğer bir amacı ise,  bilim dünyasına kaynak oluşturmak. Modern yetiştirme teknikleri, modelleri ve farklı adaptasyon koşullarında araştırma yapılırken; yurt dışı ile yapılacak işbirlikleri sayesinde uzman kişiler bir araya getirilecek ve yeni araştırmacıların yetişmesi sağlanacak.

 171 Milyona Yükseldi 

AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye’nin zeytin ağacı varlığı 100 milyon iken, başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumların verdiği destekle bu rakam 2005'te 113, bu yıl ise 170 milyona yükseldi. Bu veri ısrarla bazıları tarafından görmezden geliniyor. 

Yoğurtta Proteinin Artırılması Gündemde

Üreticiler, normal yoğurttaki protein oranının artırılmasını gündeme taşımaya hazırlanıyor.  Talep kabul görürse, üretilecek tüm yoğurtlar daha kıvamlı olacak ve yoğurt tüketiminden sağlanacak protein miktarı artacak.

 

Yoğurttaki proteinin artırılması talebi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın görüşe açtığı fermente süt ürünleri tebliği taslağı sonrasında başladı. Taslağı değerlendiren Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Tarık Tezel, genel olarak düzenlemeleri olumlu bulduklarını söyledi. Taslakta yoğurdun üretim standartlarının açık ve net bir şekilde yer almasını önemli bulduklarını ifade eden Tezel şöyle devam etti:

Sulu yoğurt bitecek

“Süzme yoğurdun tanımının ve ürün özelliklerinin, konsantre fermente süt ürünlerinden ayrıldığı ve kendine özgü değerlerinin belirlendiği görülüyor. Özellikle bu son düzenleme, yani süzme yoğurdun konsantre fermente süt ürünlerinden ayrılarak, ülkemize özgü kendi değerlerinin belirlenmiş olması son derece memnuniyet verici. Ancak yoğurdun mevcut tebliğde ‘en az yüzde 3’ olan protein değeri, tebliğ taslağında da korunmuş. Oysa ki tebliğ çalışmaları sırasında da müzakere edilen ‘en az yüzde 4’ protein seviyesinin taslağa yansımasını tercih ederdik. Çünkü bu oran, ülkemiz yoğurdunun kıvam özelliğinin korunmasına, ülkemiz süt üreticisinin ekonomik gelişimine yardımcı olunmasına ve tüketicimizin beslenme ve sağlığına daha çok katkıda bulunacaktır.”
 

Daha önceki tebliğ taslağı çalışmalarında yer alan ve süt ve süt ürünleri çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr Emel Sezgin de, yoğurdun protein miktarının artırılmasının doğru olacağını söyledi. Böyle bir düzenlemenin yoğurdun kalitesini artıracağını, biyolojik özellikleri açısından da kusurlarının azaltılması anlamına geleceğini ifade eden Sezgin, “Daha önceden Türkiye’de de protein miktarı yüzde 4’tü. Ancak 2009 yılında anlaşılmayan bir nedenle yüzde 3’e düşürüldü. Tekrar yüzde 4’e çıkarılması herkes için faydalı bir düzenleme olur” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan bir yetkili, normal yoğurttaki proteinin artırılması talebinin değerlendirilebileceğini söyledi. Yoğurdun niteliklerini de içeren tebliğ taslağının görüşe açıldığını ifade eden aynı yetkili, “Gelen görüşlere göre inceleme ve değerlendirme yapılır. Bir önyargı söz konusu olmaz” diye konuştu.

Ayran ve Yoğurda Düzenleme Yolda

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi Fermente Süt Ürünleri Tebliği’ni değiştirmeye hazırlanıyor.

Söz konusu değişiklikle ayranın tuz miktarı yüzde 20 azaltılacak, yoğurtta bulunan protein arttırılacak ve etiketlerde sadece ‘doğal’ ifadesi yer alabilecek.

Hürriyet Gazetesi'nden Hacer Boyacıoğlu'nun haberine göre yoğurt ve ayran başta olmak üzere fermente süt ürünlerine, yeni kurallar geliyor.

Kurallar arasında ayranın tuz miktarının azaltılması ve 'köy yoğurdu' gibi ifade ve tanımların etiketlerde yasaklanması da yer alıyor.

Sektörle yapılan görüşmeler sonrasında son şekli verilen ve görüşe açılan taslakta, birçok önemli düzenleme yer alıyor. Ağustos ayına kadar görüş verilebilecek tebliğle, getirilen düzenlemelerin başında ayran geliyor. Ayranda bugüne kadar yüzde bir olan tuz oranı, yüzde 0.80’e indiriliyor. Yetkililer, sağlık için alınan bu kararın, ayranın dayanıklılığına dönük bir etki yapmayacağını ifade ediyor. 

Bir diğer düzenleme ise süzme yoğurtla ilgili. Tebliğ taslağı görüşe açıldığı şekliyle hayata geçerse, süzme yoğurtta bulunan süt proteini miktarı ciddi oranda artırılacak.

Halen süzme yoğurtta, yoğurdun ağırlığının minimum yüzde 5.6’sı kadar süt proteini bulunması gerekiyor. Taslağa göre bu oran en az yüzde 8 olacak. Bu da süzme yoğurdun yapılacağı süt miktarının artması anlamına geliyor. Yoğurtta ise minimum yüzde 3 düzeyinde süt proteini bulunmasıyla ilgili düzenleme devam edecek.

Yoğurt ve ayran ürünleri etiketleriyle ilgili kurallar da değişecek. Değiştirilecek kurallardan biri sıkça kullanılan ‘ev tipi-köy-geleneksel’ ifadeleriyle ilgili. Bundan sonra yoğurt ve ayran etiketlerinde, doğal ibaresi hariç, “köy yoğurdu/ayranı”, “ev tipi yoğurt/ayran”, “geleneksel yoğurt/ayran”, “çiftlik yoğurdu/ayranı”, “yüz 100” gibi ifadelere yer verilmesi yasak olacak.

Ayrıca süt ürünlerinde kullanılan hayvan görselleri sınırlandırılacak. Tek bir hayvan türüne ait sütün yüzde 100 kullanıldığı üretimlerde, sütün ait olduğu hayvan türü, ürün adıyla birlikte kullanılabilecek. Ancak üründe farklı hayvan türlerine ait sütler kullanıldıysa, bu durumda ürün etiketinde inek, koyun, keçi gibi görsellere yer verilemeyecek. Etikete ise kullanılan sütün elde edildiği türlerin adlarının yazılması zorunlu olacak.

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Genel Sekreteri Burhan Sakkaoğlu, taslağın olumlu yönlerinin bulunduğunu söyledi. Ayrandaki tuz miktarının azaltılmasının insan sağlığı açısından olumlu yönleri bulunduğunu belirten Sakkaoğlu, “Ayrıca getirilen düzenlemelerle, başta ayran ve yoğurt olmak üzere süt ürünlerine yeni kurallar konulması taklit ve tağsişle yapılan mücadeleye katkı sağlayacaktır. Merdiven altı işletmelerin tüketiciyi yanıltmasının önüne geçecektir” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bir süredir gıda maddelerinde kullanılan tuz miktarının azaltılması için çalışma yürütüyor. Daha önce de peynir ve zeytinde tuzun azaltılması için yapılan çalışmalar yürürlüğe sokulmuştu. Dünya Sağlık Örgütü, günlük tüketilmesi gereken tuz miktarını kişi başı 5 gram olarak belirlerken, Türkiye’de ise bu oranın ortalama 15 gram olduğu belirtiliyor.

Gıda İthalat Vergisi Düşecek

Ekonomi Bakanı Zeybekci, yerli çiftçiyi korumak için ithal tarım ürünlerine uygulanan gümrük vergisinin yüzde 130’dan yüzde 20 seviyelerine düşürecek düzenlemenin bir kaç gün içinde Bakanlar Kurulundan çıkacağını söyledi.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, tarım ürünlerinde yerli üreticiyi korumak için kullanılan ve yüzde 130’lara ulaşan ithalat vergilerinin çok yüksek olduğunu, bu oranları yüzde 20-30 seviyelerine indirecek Bakanlar Kurulu kararının bir iki güne çıkacağını söyledi.

Zeybekci, kararın gıda fiyatlarının spekülatif olarak yükselebileceği eşiği aşağı çekeceğini ve fiyatların aşırı dalgalanmasının önüne geçeceğini belirterek, yeni yapının enflasyonla mücadele açısından önemli olduğunu belirtti.

“Artık koruma bu kadar yukarıda olmayacak. Gıda fiyatlarının aşırı dalgalanmasına müsaade etmeyecek bir noktada olacak. Fiyatlar belirlemiş olduğumuz noktaya geldiğinde otomatik olarak ithalat devreye girecek” diyen Zeybekci şunları kaydetti:

“Yüzde 130 olarak koruduğumuz gıda ürünlerinde yaklaşık yüzde 20 ile 30 arasına indiriyoruz. Dolayısıyla gıda fiyatlarındaki oynaklık bu tavana geldiğinde ithalat sistemi otomatik olarak devreye gidecek. Herhangi bir ithalat iznine ve müdahaleye gerek olmayacak. Bu yapıyı enflasyonla mücadelede çok önemli görüyoruz. Bakanlar Kurulu kararı da bir iki güne kadar çıkar.”

"Faizin Yüzde 50’sini Devleti Karşılanacak"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, TMO’nun emanet hububat alımına ilişkin açıklamalar yaptı.
 
Buğday ve arpa hasadına 15 Mayıs itibarıyla başlandığını söyleyen bakan Çelik, "Güneydoğu Anadolu bölgemizden başlanan hasatta henüz %3 seviyesine ulaşılmıştır" dedi.
 
2017 yılında bir önceki yıla göre buğday üretiminde %6, arpa üretiminde %12 artış beklendiğini ifade eden Çelik Şunları söyledi:
 
"Fiyatı önümüzdeki süreçte açıklayacağız. Bu süreçte piyasayı yakından takip ediyoruz; üreticilerimizin mağduriyet yaşamaması için her türlü tedbiri alıyoruz.  TMO, bugünden geçerli olmak üzere üreticilerin depolama ve finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla emanet alımlara başlayacak. Üreticilerimiz, ÇKS’de kayıtlı üretim miktarının tamamını randevu almak suretiyle TMO işyerlerine emanete bırakabilirler. İsteyen üreticilerimiz, emanete bıraktığı ürün karşılığında geçen yılki müdahale alım fiyatı üzerinden %30 oranında avans kullanabilirler. Emanete bırakılan ürünlerden, fiyat açıklanıncaya kadar depo kira ücreti alınmayacaktır. TMO, Lisanslı Depolarla ürün alımı için protokol imzalamakta, lisanslı depolara konulan ürünlere alım garantisi vermektedir."
 
Bakan Çelik, lisanslı depolara ürün teslim eden üreticilerin, yüzde 2 stopaj ve SGK kesintisinden muaf tutulacağını, ürününü teminat göstererek ürün bedelinin yüzde 75’ine kadar kredi kullanabileceğini ve bu krediye ait faizin yüzde 50’sini devletin karşılanacağını belirterek,"Üreticilerimizin, belirtmiş olduğumuz bu avantajlarından istifade edebilmeleri ve ürünlerini uygun fiyatlarda istedikleri zaman satabilmeleri için lisanslı depoları kullanmaları menfaatlerine olacaktır. Amacımız, üreticilerimizin ürünlerini memnun olacakları fiyatlardan satabilmesidir. Hasadın yoğunlaşması ve piyasa şartlarına göre ilave adımlar atılacaktır" dedi.
 
 

Büyük Üreticiye Destek Artacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, et, meyve-sebze dâhil tarımsal üretimin artması, Türkiye'nin belli ürünlerinin yurtdışından ithalinin önlenmesi için 3 önemli adım atacaklarını açıkladı. Bu adımlar aynı zamanda gıda fiyatlarındaki artışı da önlemeyi hedefliyor. Bazı gazetecilerle sohbet eden Çelik, önümüzdeki dönemde hayata geçirecekleri projeleri açıkladı.

Köyler İşletilecek

Anadolu'da köylerinin büyük bir bölümünün boş olduğuna dikkat çeken Çelik, bu arazilerin bir bütün olarak işletmeciye verilip köylüye de kirasını verilebileceğini söyledi. Çelik, "Mesela burada işletmeci 200 hayvan yetiştirebilir. Köylüye de kira öder. Hayvancılık ile ilgili ciddi desteklerimiz var. Ancak büyük işletmeleri desteklemeyi de planlıyoruz" dedi. 10 bin baş hayvanın bulunduğu yerlerin üretim merkezi haline gelmesini hedeflediklerini aktaran Çelik, bu kapsamda büyük üreticiye destek vereceklerini kaydetti.

Gönüllü Toplulaştırma

Valilerle toplulaştırma için bir görüşme yapacaklarını anlatan Çelik, "Bir köyün 200 hanesi ve 3-5-8 dönümlük yeri var. Bir köyün 2 bin dekor yeri var. Burayı bütünleştirerek ekip, elde edilen mahsulü de araziye oranlayarak paylaştıracağız. Bu gönüllü toplulaşmayla maliyetler düşecek" diye konuştu.
 

Kuzu Etinde Problem İthalatla mı Çözülecek?

Tarım Bakanı Faruk Çelik, kuzu etinde yaşanan fiyat artışına karşı ithalat sinyali verdi. İthalatın çözüm olmadığını söyleyen sektör temsilcileri “Bu durum hayvancılığa büyük zarar verir” dedi.

Son dönemde kuzu etinde yaşanan yüzde 30'luk fiyat artışı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nı harekete geçirdi. Bakan Faruk Çelik, düzenlediği sohbet toplantısında kuzu eti ile ilgili kısmı bir sıkıntı yaşandığını, fiyatların düşürülmesi için gerekirse ithalat yapabilecekleri mesajını verdi. Bakanın açıklamasını değerlendiren sektör temsilcileri "Hayvancılık biter" diyor. Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Nihat Çelik, "İthalatla kırmızı et açığının kapatılacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Dışa bağımlı olmak sorunu çözmez" dedi. Çelik, sıkıntının aşılması için şu öneride bulundu: "Ülkede bir an önce erken buzağı, oğlak ve dişi kuzuların kesimi yasaklanmalı. Dişi kuzuları kesmek ülke ekonomisine darbe vurmaktır. Biz hiçbir zaman ithalattan yana olmadık. Kırmızı et açığı küçük baş hayvancılığın desteklenip gelişmesiyle aşılır." Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği Başkanı Ahmet Yücesan ise "Her sıkıştığımızda ithalata sığınmayalım. Kısa süreli çözüm için getirilen geçici ithalat serberstisi sektörü rahatlatabilir. Ancak kalıcı hale gelirse sektöre büyük zarar verir" dedi.

Fiyatlar nasıl düşecek?

Bakan Çelik, Türkiye'nin yıllık 150 bin ton kırmızı et açığının bulunduğunu, turist sayısındaki artışların da talebi yükselttiğini söyledi. Türkiye'nin hayvan varlığını hızla artırması gerektiğine dikkat çeken Çelik, bunun için gerekli adımların atıldığını, sonuç almasının ise birkaç yıl sürebileceğini belirtti. Çelik, et fiyatlarının düşmesi için yemin ucuzlaması gerektiğini, bunun için de Türkiye genelinde yem bitkisi ekimine izin verildiğini kaydetti.

Meyve-Sebzeye Domates Ayarı

Bazı ürünlerde seradan tarlaya geçişte belli aylarda fiyat artışı olduğunu belirten Bakan Çelik, buna örnek olarak domatesi gösterdi. Çelik, "Mesela domates fiyatları son 5 yıl içinde nisanda artmış. Bazı ürünlerde de o yıl rekolte düşük kalabiliyor" dedi. Gıda Komitesi'nde bu konunun ele alındığına dikkat çeken Çelik, "Meyve ve sebzede, mevsimsel fiyat yükselişlerinin olduğu aylarda ihracat teşviki verilmeyecek. İhracat cazip olmayacağı için ürün iç piyasaya gidecek. Böylece fiyatlar da çok yükselmeyecek" diye konuştu. Ekonomi Bakanlığı'nın tüm tarım ürünleriyle ilgili ihracat teşviklerini Tarım Bakanlığı'nın arz-talep dengesini dikkate alarak vereceğine dikkat çeken Çelik, rekoltenin o yıl Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşımaya yetmeyeceği ortaya çıkarsa ilgili ürün için ihracat desteği verilmeyeceğinin altını çizdi.

240 Bin Kesimlik Var

Türkiye'nin et ihtiyacını karşılamak için besilik hayvan ithal ettiğine dikkat çeken Faruk Çelik, geçen yıl ekimde 42 bin 600, kasımda 66 bin, aralıkta ise 130 bin besilik hayvan geldiğini belirterek, "240 bin hayvan kesilebilecek durumda. 14 milyon yerli hayvandan 6 milyon damızlığı çıkartırsanız yaklaşık 8 milyon arasında ciddi oranda kesilecek hayvan var" dedi.

Spekülatör Yakın Takipte

Çelik, haziran ayı içinde ayrıca 32 bin baş hemen kesilecek kasaplık hayvan geleceğine dikkat çekerek alınacak önlemleri şöyle sıraladı: "Aldığımız bilgiye göre kesim ayı geldiği halde fiyatlar artsın diye hayvanlarını bekletenler var. Kesimi gelmesine rağmen buna yanaşmayan işletmelere ne ithalat ne de Et Süt Kurumu aracılığı ile hayvan temini yapılmayacak."
 
 

"Dünya, Uzayda Bitki Üretimi ile Meşgul!"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, anamuhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, tarım konusunda CHP Grup Toplantısı’nda dile getirdiği eleştirilerini yanıtlamak üzere kameraların karşısına geçti.

“Ülkeyi yönetmeye talip olamaz”

Anamuhalefet partisinin genel başkanının tarımla ilgili değerlendirmelerde bulunduğunu, kamuoyunun yanlış bilgilendirilmemesi adına açıklama yapma gereği duyduğunu bildiren Çelik, şöyle devam etti:

“Sayın Kılıçdaroğlu, tarımla ilgili gerçeklerle ilgisi olmayan değerlendirmelerde bulundu.  Tarım stratejik bir sektör. Bu sektörle ilgili söz alacaksanız, görüş beyan edecekseniz, bilgi ve belgeye dayalı olması gerekiyor. Bilgisiz ve ilgisiz değerlendirmelerine üzüldüğümü ifade etmek istiyorum.

Türkiye’yi yönetmeye talipseniz, bu konularla ilgili değerlendirmeler;  gerçekten altyapısı olan, dayanağı olan, bilgiye dayalı, belgeye dayalı değerlendirmeler olmalı. Ne yazık ki Kılıçdaroğlu yaptığı değerlendirmelerle, ülke yönetimine hiçbir zaman talip olamayacağını açık ve net bir şekilde ortaya koymuş oldu.

Bu değerlendirmelerinden dolayı Sayın Kılıçdaroğlu’na bir tavsiyemiz var. Kılavuzlarını, özellikle tarımla ilgili kılavuzlarını gözden geçirmesinden yarar var.”

Sudan’da arazi kiralanması

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sudan’da toprak kiralanmasına ilişkin eleştirilerine karşılık, bunun bir vizyon meselesi olduğunu belirten Çelik, “Dünya, uzayda bitki üretimi ile meşgul olurken, tarımsal üretimi artırmak adına bir vizyonunuz yoksa vay halinize. Bugün başta ABD ve Çin olmak üzere, dünyada 202 milyon hektar tarım arazisi kiralandı, satın alındı” dedi.

2010 yılında Sudan’la imzalanan tarım işbirliği anlaşmasına, TBMM’de CHP’lilerin de destek verdiğini hatırlatarak, “Önce bu sözleşmeye devam verecek, sonra yalan yanlış ifadeler kullanacaksınız” diyen Çelik,  Sudan’da TİGEM’e tahsis edilen 12.500 hektar alanda kurulacak çiftliğin özel sektörün kullanımına da açılacağını kaydetti.

Antalya’da 54 ülkeden 50 bakan ve 2 cumhurbaşkanının katılımıyla yapılan Türkiye-Afrika Tarım İş Forumu’nda, Afrika’nın verimli arazilerinin nasıl değerlendirileceğini konuştuklarını hatırlatan Bakan Çelik, “Forumda bir Afrikalı bakan bana, ‘Bizde balıklar yaşlılıkta ölüyor’ dedi. Bu taleplere bigane kalmanız söz konusu olamaz. İnşallah özel sektörümüz o bölgedeki fırsatları kullanacaktır” diye konuştu.

Atıl durumdaki tarım arazileri kullanılacak

Yurt dışında tarım alanlarındaki gelişmeleri takip ederken, ülkemizde bir karış toprağın zayi olmaması için de çalışmalar yürüttüklerini bildiren Çelik, atıl durumdaki tarım arazilerinin üretime kazandırılmasına ilişkin tasarının Meclis’e geleceğini söyledi, “Kılıçdaroğlu’ndan destek bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Mazot desteği Şubat 2018’de ödenecek

Kılıçdaroğlu’nun kılavuzlarının yanlış yönlendirmesiyle çiftçiye mazot desteği konusunda da gerçekle ilgisi olmayan değerlendirmeler yaptığını vurgulayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, şunları söyledi:

“Mazot desteği, ilk kez bizim iktidarımızda 2003 yılında başlamıştır. Bugün mazot maliyetinin yüzde 16’sını çiftçiye destek olarak veriyoruz. Milli Tarım Projesi kapsamında sayın başbakanımızla beraber İzmir’de yaptığımız açıklamada, ürün bazında mazot desteğini yüzde 50 olarak 2018’de verileceğini açıkladık.

Bunun neyini tenkit ediyor sayın Kılıçdaroğlu? ‘Efendim, verilmedi’ diyor. Bu konudaki tarımsal desteklerin 2018’de verileceğini bilmeyecek kadar bilgi yoksunu bir anamuhalefet partisi genel başkanı. Ona bu bilgileri verenlerin sıradan bir uygulamanın farkında olmayan kişiler olduğu ortaya çıkıyor. Mazot desteği yüzde 50’dir ve Şubat 2018’de ödenecektir. Çiftçi bunu biliyor. Keşke kılavuzlarına soracağına bir çiftçiye sorsaydı söylerdi. Ne yazık ki kılavuzlar yanıltmaya devam ediyorlar.”

“Et ithalatı bugünün meselesi değil”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Türkiye’nin tarımsal Gayri Safi Milli Hasıla’da Avrupa’da birinci, dünyada 9’uncu olduğunu görmesi gerektiğini belirten Çelik, et ithalatına ilişkin sözlerine de şu karşılığı verdi:

“Et ithalatı bugünün meselesi değil. 1969’dan alırsak, o yıl 90 bin dolarlık et, 560 bin dolarlık canlı hayvan ithalatı yapılırken, 1983’de 46 milyon dolar, 1995’de 420 milyon dolar, geçen yıl ise 420 milyon dolarlık ithalat yapılmış.

Biz Milli Tarım Projesi ile hayvancılıkta yerli üretimi destekleyen bir modeli ortaya koyduk. Bu modelle ithalata kademeli olarak son verilecek. Dışa bağımlılığımız her yıl daha da azalacak.”

Ramazan’da et fiyatları

Kılıçdaroğlu’nun üç konudaki eleştirilerinin üçünün de aslı astarı olmadığını bildiren Çelik, Ramazan’da et fiyatlarının seyrine ilişkin bir soru üzerine, Haziran-Temmuz aylarında kesime hazır besi hayvanı olarak ithal edilen 240 bin baş hayvan olduğunu, ayrıca AB ile anlaşmalar çerçevesinde 19 bin ton dondurulmuş karkas et alımının da devrede olduğunu söyledi.

Kurban Bayramı’na kadar 1 milyon 400 bin baş kesimlik hayvan bulunduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Vatandaşa iftar sofrasını zehir etmesinler”

“Kısmi sorunlar yaratılmaya çalışıldığını, kesim zamanı gelmiş hayvanların Kurban düşünülerek kesime gönderilmediğini görüyoruz. Bunları tespit ettiğimizde bizden bir daha besilik hayvan almaları söz konusu olmayacak.

Et fiyatları birçok yerde 33-36 lira olarak gidiyor. Et fiyatlarını bir anda çok düşürmek mümkün ama üreticiyi memnun edecek fiyat düzeyinin oluşması önemli. Oyun içinde olanlara ilişkin tespitlerimizi yapıyoruz. Spekülatörler, vatandaşlarımızın iftar sofralarını zehir etmeye kalkmasınlar.”

Zeytinlik sahaların yatırıma açılması

Üretim Reform Paketi’ndeki zeytinlik sahalara yönelik düzenlemelere ilişkin bir soru üzerine Çelik, şunları kaydetti:
“Tarım Bakanlığı olarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile konuyla ilgili görüşlerimizi paylaştık. Tasarıya göre zeytinlik alanlar kamu yararı için ortadan kaldırıldığında, iki misli kadar alan tesis edilecek.

Kamu yararına gelecek şeyler olabilir. Bir kişiye, şirkete, zümreye değil, kamu yararına kullanılması kurul kararıyla olacak. Orada en sağlıklı uygulamanın olacağı kanaatindeyim. Zeytinlik kullanılırsa telafisi misliyle gerçekleşecek.

Tarımsal desteklemeler

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Maliye Bakanlığı ile tarımsal desteklemeler konusunda uzlaşmaya vardıklarını, üreticinin yüzünü güldürecek düzenlemenin kısa sürede Resmi Gazete’de yayımlanacağını da açıkladı.
 
 

Anaç Koyun/Keçi Destek Ödemeleri Üreticinin Cebinde

Desteklememe politikasını hayvansal ve bitkisel üretim üzerine inşa eden bakanlık, bu yolla üreticilerin girdi maliyetlerinin dolaylı olarak düşürülmesini amaçlıyor.

Desteklerin artarak sürdüğünü belirten Çelik,"Hayvancılık yatırımlarının desteklenmesi amacıyla inşaat veya tadilat konusunda yüzde 50, damızlık koç ve teke alımında yüzde 80 oranlarında hibe desteği uygulanıyor. Hayvancılığımıza verilmekte olan destekler ve uygulanan projeler küçükbaş hayvancılığımızın özellikle altyapısının gelişmesine hizmet ediyor” dedi. Çelik, anaç hayvan başına yılda bir kez 25 TL ödendiğini kaydetti.

Çoban desteği uygulaması kapsamında, 250 büyükbaş ve üzeri (koyun-keçi) anaç hayvan varlığına sahip işletmelere 5 bin TL ödendiğini dile getiren şunları kaydetti: “Hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi amacıyla uygulanan proje kapsamındaki yetiştiricilere, koruma ve geliştirme sürüleri için büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda farklı olmak üzere hayvan başına destekleme ödemesi yapılıyor. Üreticilerimizin finansman ihtiyaçlarının uygun şartlarda sağlanması amacıyla uygun şartlarda işletme ve yatırım kredisi kullandırıyoruz."

Konu ile ilgili açıklamada bulunan Ak Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, “Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Bitkisel üretim yapan çiftçilere alan bazlı destekleme ödemeleri yapılırken, hayvancılıkla uğraşan çiftçilerimize de hayvan başı ödemeleri yapılmaktadır" dedi.

Özçelik, "Hayvancılık destekleme ödemeleri adı altında Tarım Bakanlığımız tarafından her yıl yapılan hayvan başı ödemeleri 2017 yılında da Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen takvime göre yapılmaya başlandı" ifadelerini kullandı.

 

Genç Çiftçi Projelerinin Başvuru Değerlendirme Sonuçları Açıklandı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, genç çiftçilere 30’ar bin liralık hibe desteği sağlayacak programa gençlerin yoğun ilgi gösterdiğini belirterek, desteklerden faydalanmak için müracaatta bulunan 161 bin 529’unun değerlendirilmesi işleminin tamamlanarak hibe almaya hak kazanan 16 bin 67 genç çiftçi projesinin askıya çıktığını duyurdu.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, genç çiftçi projelerinin desteklenmesi ile ilgili basın açıklaması yaptı. "Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı" kapsamında 2017 yılı için faydalanacak başvuru sahiplerinin belirlenmesinin sonlandırıldığını belirten Çelik açıklamasında şunları kaydetti:

"2017 yılı için yapılan başvuruların, illerde kurulan Değerlendirme Komisyonları tarafından yapılan değerlendirilmesi 29 Mayıs 2017 tarihi itibariyle sona erdi. 161.529 genç çiftçinin başvurusunun değerlendirilmesi sonucunda 16 bin 67 adedi hibe almaya hak kazandı. Bugün saat 13:00’ten sonra projeden faydalanacak bu genç çiftçilerin hak ediş listeleri ilan edilecek olup Genç Çiftçi Projeleri uygulama takvimine göre 30 Mayıs-5 Haziran 2017 tarihleri arasında beş iş günü tüm il ve ilçe müdürlüklerinde askıda kalacak. Başvuru yapan genç çiftçiler, il ve ilçe müdürlüklerine başvurarak veya “https://gencciftci.tarim.gov.tr” adresinden durumlarını öğrenebilecekler. Hibe almaya hak kazanan genç çiftçiler, 06-13 Haziran tarihleri arasında il ve ilçe müdürlükleri ile yapacakları sözleşmelerden sonra projelerini faaliyete geçirmeye başlayacaklar. 2017 yılı için hibe verilecek 16 bin 67 projenin; 8.375’i büyükbaş hayvancılık (sığır), 165’i manda, 2 bin 860’ı küçükbaş hayvancılık (koyun-keçi), 1.020’si büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık tesisi ve hayvan alımı, bin 423’ü arıcılık, 513’ü kanatlı yetiştiriciliği tesisi, 50’si ipekböceği yetiştiriciliği tesisi, 359’u bağcılık ve kapama meyve bahçesi tesisi, 411’i mantar üretimi tesisi, 732’si örtü altı tesisi, 67’si fide-fidan süs bitkisi üretimi tesisi ve 92’si de tıbbi aromatik ve coğrafi işaretli ürünler alanlarında uygulanacak. 2016 yılında başlattığımız ve üç yıl sürecek olan bu program kapsamında geçen sene 15 bin genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 450 milyon liralık hibe kullandırmıştık. Bu yıl ise 16 bin 67 genç çiftçimize 483 milyon TL’lik hibe kullandıracağız. Bu projeler içerisinde yer alan büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık projeleri kapsamında 165 bin 400 adet hayvan dağıtımı gerçekleştirilecek. Genç çiftçi projeleriyle ilgili verdiğimiz bu hibeler, kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerimizin sadece bir parçası. Bu destekteki amacımız, hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak. Verilecek bu desteğimiz, genç çiftçilerimize ve ülkemiz tarımına şimdiden hayırlı olsun.”
 

Ramazanda Fırsatçılara Göz Açtırılmayacak!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, geçen sene ramazan ayında Türkiye genelinde gıda üretim, satış ve sunum yerlerine toplam 74 bin 619 denetim gerçekleştirildiğini, 2015 yılının ayı dönemine göre gıda denetimlerinde yüzde 7,58’lik artış olduğunu belirterek, "Bu yılki ramazan ayında da aynı hassasiyet içerisinde 6 bin 728 personelle denetimlerimizi gerçekleştireceğiz. Tüketim artışını fırsat bilerek uygun olmayan gıda ürünlerinin üretim ve satışını yapanlara fırsat vermeyeceğiz." dedi.

Bakan Çelik, Bakanlığın gıdaların üretim ve tüketiminde her aşamada güvenilirliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların kesintisiz olarak sürdürdüğünü ifade etti.

Çelik, bu doğrultuda Türkiye genelinde faaliyet gösteren gıda, gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri üreten, satan, toplu tüketime sunan onay ve kayıt kapsamındaki gıda işletmelerinin denetim ve kontrol hizmetlerini, merkezde Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, 81 il müdürlüğüyle yetkilendirilmiş ilçe müdürlüklerinde görevli toplam 6 bin 728 gıda kontrol görevlisiyle birlikte yürüttüklerini kaydetti.

Geçen yılın tamamında üretim, satış ve toplu tüketim yerlerine yaklaşık 894 bin denetim yapıldığını dile getiren Çelik, bu denetimlerde gıda mevzuatına uygun faaliyet göstermeyen gıda işletmelerine 14 bin 75 idari para cezası uygulandığını, 102 iş yeri için savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ve kesilen toplam idari para cezası tutarının 73 milyon 725 bin 289 lira olduğunu bildirdi.

Çelik, söz konusu denetimlerin yaklaşık 146 bininin gıda üretim yerleri, 391 bininin gıda satış yerleri ve 357 bininin toplu gıda tüketim yerlerinde gerçekleştiğine dikkati çekti. Geçen yıl Bakanlık tarafından en çok resmi kontrol yapılan gıda işletmelerini 33 bin 229'la ekmek ve ekmek çeşitleri üretim yerlerinin oluşturduğunu ifade eden Çelik, bunu 22 bin 836 ile unlu mamuller üretim yeri, 20 bin 527 ile pasta, börek, hamur ve sütlü tatlılar gibi her türlü pastacılık ürünleri üreten iş yeri, 10 bin 410 ile hazır yemek üretim yerinin takip ettiğini kaydetti.

En çok idari para cezası uygulanan gıda işletmelerinin 5 bin 90'la gıda satış yerleri, 4 bin 876'la üretim yerleri ve 4 bin 109'la toplu tüketim yerleri olduğuna işaret eden Çelik, "Gıda üretim yeri olarak 814 adetle ekmek ve ekmek üretim yerleri, 561 adetle hazır yemek, tabldot yemek üretim yerleri, 452 adetle her türlü pastacılık ürünleri üreten iş yerleri ve 437 adetle unlu mamuller üretim yerleri, en çok idari para cezası uygulanan işletmelerin başında geliyor. Gıda satış yeri olarak ise 2 bin 374 adetle her türlü market, 718 adetle kasap ve gıda toplu tüketim yeri olarak da 1 bin 643 adetle lokanta ve restoran ile 496 adetle kafe-bar işletmesi yine en çok idari para cezası uygulanan işletmeler oldu." diye konuştu.

Çelik, 1 Ocak-23 Mayıs 2016 tarihlerinde gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerlerine toplam 334 bin 476 denetim yapılmışken, 2017 yılının aynı döneminde gıda denetim sayısının yüzde 11,4 artış göstererek 372 bin 672'ye ulaştığını belirtti.

Bakan Çelik, geçen yıl yapılan ramazan ayı denetimleri kapsamında Türkiye genelinde gıda üretim, satış ve sunum yerlerinde toplam 74 bin 619 denetim gerçekleştirildiğini söyledi.

Çelik, "ramazan paketi" adı altında muhtelif gıdaların bir arada yer aldığı paketlerin satış ve dağıtımının yapıldığı iş yerlerine yönelik denetimlerde, paket içeriğinde bulunan gıdaların son tüketim tarihi ile etiket bilgilerinin de kontrol edildiğini vurguladı.

İnsan hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek gıdaları üretenlere ve bunları piyasaya sürenlere verilen idari para cezalarının artırılması ve bu işletmelerin uzun süreyle faaliyetten men edilmesiyle ilgili düzenlemede değişikliğe gideceklerinin altını çizen Çelik, gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş yapanlara yönelik idari para cezalarının caydırıcı hale getirilmesini içeren bu mevzuat değişikliği sürecinin devam ettiğini, düzenleme hayata geçtiğinde, caydırıcılığa bağlı olarak gıda üretiminde yanlış yapanların oranında bir azalma yaşanacağını vurguladı.

Faruk Çelik’ten Müjdeli Haber

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’ten müjdeli bir açıklama geldi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına alınacak 2500 personelle ilgili detayları sosyal medya üzerinden Faruk Çelik bildirdi.

2500 Personel Alımı Yapılacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden attığı tweetlerle personel alımı bekleyen vatandaşlara müjdeli haberi verdi. Bakan Çelik , "Personel alımı hususunda Maliye Bakanlığımız ile yaptığımız görüşmelerde belirli bir aşamaya vardığımızın müjdesini vermek istiyorum. Bakanlık olarak inşallah bir hafta içinde belirli bir oranda personel alımı için süreci başlatmış olacağız. Şimdiden hayırlı olsun!" ifadelerine yer verdi.
 

Bakandan Kutlama!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik Dünya Çiftçiler Günü'nü kutladı, çiftçilere önemli mesajlar verdi. Milli projelerle ilgili çalışmaların geldiği noktayı söyleyen Bakan Çelik, "Birkaç sene içerisinde etteki konuşulan ithalat ve benzeri hususları ortadan kaldıracak bir noktaya gelmiş olacağız" ifadelerini kullandı.
 
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nü kutlayan Faruk Çelik, devletin çiftçilere verdiği teşviklerle ilgili bilgiler verdi. Çelik, "Çiftçilerimizin emeği olmadan sofranın bereketi olmaz. Çiftçi tarımının teminatı, tarım da yarınımızın teminatıdır. Onun için biz hükümet olarak 16 yıllık bir dönem içerisinde çok yoğun bir şekilde çiftçilerimize teşviklerimizi sürdürüyoruz. 13 milyar liralık bir desteği çiftçilerimize vermiş bulunuyoruz. Çiftçilerimize ne tür desteği versek azdır. Bundan sonra da çiftçilere desteğimizin süreceğini belirtmek istiyorum." dedi.

Ette ithalatı kardıracak noktaya geleceğiz
 
Bakan Çelik, Milli Tarım Projesi ile ilgili de bilgiler verdi. Çelik, "Ülkede bitkisel üretimde havza bazlı üretime geçtik. Yani planlı üretime geçtik. Çiftçilerimize buna yönlendirmiş bulunmaktayız. Aynı şekilde hayvansal üretimde de yerli hayvancılığı, yani kırmızı et ihtiyacımızı, kendi yetiştirdiğimiz hayvanlardan karşılama noktasında da yaygın bir şekilde hayvancılık desteklerini de devreye koymuş bulunuyoruz. İnanıyorum ki birkaç sene içerisinde bu projeler meyvesini vermeye başlayacak. Etteki konuşulan ithalat ve benzeri hususları ortadan kaldıracak bir noktaya gelmiş olacağız. Yani başka ülkenin çiftçisini zengin eden bir anlayış değil, kendi ülkesinin çiftçisini kalkındıran politikaları hızlandırmış bulunuyoruz. Bundan sonra hedeflerimiz çok daha büyük. Biz inanıyoruz ki çiftçinin yüzü gülerse milletin yüzü güler." dedi.
 

Cumhurbaşkanı'nın Afrika Gezisinden Olumlu Sinyal Alındı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrika’ya düzenlediği gezinin ardından, Afrika’nın Türkiye’yi muhabbetle karşıladığı, ilişkileri geliştirmeye yönelik adımların atılmasına hız verileceği belirtildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Türkiye'de 54 Afrika ülkesinin cumhurbaşkanı ve bakan düzeyinde katıldığı tarımsal iş forumu yapıldığını hatırlatarak, "Cumhurbaşkanımızın Afrika gezisinde oluşan muhabbet nedeniyle Türkiye'ye büyük ilgi var" dedi.Bakan Çelik, Afrika forumuna katılan bazı bakanların imkânları olmadığı için balık tutamadıklarını, ülkelerindeki balıkların bu nedenle yaşlanarak öldüğünü anlattığını söyledi.

 Süttozu ihracatı için Çin'e gidilecek

Çelik, ülkelerin tek tek hangi alanlarda işbirliğine uygun olduğunu çıkardıklarını belirterek, "Sadece bir ülkede 8 milyon hektar arazi, iki nehir arasında bulunmasına karşın işlenemiyor. Orada bir işadamı suyu alıp tarlaya getirecek. Bir devlet kadar büyük arazi tarıma açılacak" dedi. Çelik, bazı yerlere TİGEM olarak girip daha sonra özel sektörün işletmesine açılabileceğini belirtti. Çelik, önümüzdeki günlerde Çin'e de gideceklerini belirterek, "Çin ile eğer süttozu bağlantısını kurarsak Türkiye'de hayvancılık rayına girer, uçar" dedi.

Afrika'ya dönük yeni bir planı devre soktuklarını, 54 Afrika ülkesine ziyaret trafiği başlatacaklarını ifade edenBakan Çelik, "İşadamlarını da yanımızda götüreceğiz; balıkçılıksa balıkçılık, tarımsa tarım. İşadamlarımızı irtibatlandırıp döneceğiz" dedi.
 

Personel Alım Talebi Başbakanlığa İletildi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bakanlığın personel alımı talepleri ve gelişmeler konusunda mecliste bilgi verdi. Buna göre Tarım Bakanlığı 2500 personel alımı talebinde bulundu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, binlerce adayın merakla beklediği personel alımı konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9 Mayıs 2017 tarihli dördüncü oturumunda soru önergelerini cevaplayan Bakan Çelik, Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in 6/704 sayılı sözlü soru önergesine verdiği yanıtta 2500 personel alımı ile ilgili önemli bir detayı açıkladı.

Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, soru önergesinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına 2017 yılında yapılacak personel alımını sordu. Bakan Faruk Çelik bu soruyu, personel alımı talebinin bakanlıklarla görüşüldüğünü ve Başbakanlığa iletildiğini belirterek yanıtladı. Önergenin sahibi Gürer'in, personel alımının kaç kişi olacağı yönündeki soruya karşılık ise Bakan Faruk Çelik, 2 bin 500 kişilik talebi işaret etti.
 

Milli Tarım Projesi Kapsamında Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekliyoruz

Gıda, Tarım ve Hayvancılık bakanı Faruk Çelik, tarımsal ihracata ilişkin olarak, "2002'de 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 2016'da 16,3 milyar dolara çıkmıştır, 2016 ithalatımız 11 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir" dedi.

Bakan Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerini sorularını cevapladı. Çelik, hayvansal üretimin arttırılmasına ilişkin soruya, "Hayvancılığa 2003-2016 yılları arasında yaklaşık 22 milyar TL destek sağladık, sadece 2016 yılında 3 milyar TL destek sağlandı, 2017 yılında ise 3,8 milyar TL destek vereceğiz. Hayvancılığın gelişmesi için 2016 yılında yeni destekleri devreye koymuş bulunuyoruz. 4 ay ve üzeri buzağı ilk kez destek kapsamına alındı ve 350 TL ila 750 TL arasında destek vermeye başladık. Hayvancılık desteklerinin üreticilere doğrudan ödenmesini gerçekleştirdik, birliklere ayrıca kendi prim payları ödenmektedir" ifadelerini kullandı.

Yemde yüzde 8 Katma Değer Vergisi'nin kaldırıldığını söyleyen Çelik, "Milli Tarım Projesi kapsamında hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modelini başlattık. 30 ili mera hayvancılığı yetiştiriciliği bölgesi olarak belirledik ve bu 30 ilde meraları ıslah etmek şartıyla ve hayvancılık yapmak şartıyla çok cüzi bedelle meraların hayvancılığa tahsisi sağlanacaktır. Et sığırcılığına uygun 200 başa kadar düve alımında ise yüzde 30 hibe verilecektir. Yıllık 400 bin baş buzağı ölmektedirTürkiye'de, bu ölümleri önlediğimiz zaman şu anda gerçekleştirdiğimiz ithalatın da söz konusu olmayacağını belirtme adına bu desteklerimizi bu kaleme çevirmiş bulunmaktayız" şeklinde konuştu.

38 ilin damızlık düve üretim merkezi olarak belirlendiğini belirten Çelik, "En az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve üretim merkezleri için inşaat yatırımlarına, alet, ekipman ve damızlık düve alımlarına yüzde 50 hibe vermekteyiz. Ayrıca, 31 ilimiz de damızlık koç, teke üretim merkezi olarak belirlendi. Burada da yine aynı şekilde 500 baş kapasiteli damızlık koç, teke, gebe üretim merkezleri için ağıl yapımına, alet-ekipman alımına ve erkek damızlık hayvana yüzde 50 hibe vermekteyiz. 13 ilimizde de damızlık manda üretim merkezi kurmuş bulunmaktayız. Böylece hayvancılıkta bir distribütör şeklinde değil, bir bayilik şeklinde, yurt dışından getirip, hayvanları burada altı yedi ay besleyip kesime gönderme anlayışından çıkan, kendi hayvan varlığını ve kendi besi varlığını kendi bünyesinde üreten bir yapıya hızlı bir şekilde kavuşacağımızı burada belirtmek istiyorum" diye konuştu.

Tarımsal destekler hakkında bilgi veren Çelik, "2016 yılında 11,2 milyar TL tarımsal destek ödedik. 2003-2016 yılları arasında 90 milyar TL desteködemiş bulunuyoruz. İç Anadolu Bölgesine'ne 18 milyar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne 16 milyar, Karadeniz Bölgesi'ne 14 milyar,Ege Bölgesi'ne 12 milyar 800 milyon, Marmara Bölgesi'ne 12 milyar 500 milyon, Akdeniz Bölgesi'ne ise 9 milyar 400 milyon, Doğu Anadolu Bölgesi'ne ise 7 milyar 700 milyon TL'lik tarımsal destekler on dört yılda gerçekleşmiş bulunmaktadır. 2017 bütçemiz 12,8 milyar TL'dir ve 2017'nin ilk dört ayında da 7,7 milyar TL'lik destek ödemeleri gerçekleşmiş bulunmaktadır" dedi.

Yabancılara satılan tarım arazilerine ilişkin olarak Bakan Çelik, "2644 sayılı Tapu Kanunu'na göre yabancı uyruklu kişiler tarımsal proje yapılması şartıyla tarım arazisi edinebilmektedir ancak yabancı gerçek kişiler ilçe bazında özel mülkiyete konu arazilerin yüzde 10'unu geçemeyecek şekilde 30 hektara kadar tarım arazisi edinebilmektedir. Tarımsal proje verilmediği, verilen projenin gerçekleşmediği veya amaç dışı kullanımı halinde yabancı kişilerin arazisi Maliye Bakanlığınca tasfiye edilmektedir" ifadelerini kullandı.

Tohumculukta çeşit geliştirme çalışmalarına verdikleri desteğin on kat arttığına dikkat çeken Çelik, "Ar-Ge çalışmaları proje bazlı 300 bin TL'den 3 milyon TL'ye çıkarılmış bulunmaktadır ve Ar-Ge'de özel sektörle iş birliği yapıyoruz. Burası son derece önemli, tüm enstitülerimizi özel sektöre açmış bulunuyoruz. Bakanlık olarak özel sektörün Ar-Ge yatırımlarına 630 milyon TL destek vereceğiz, 900 milyon TL de özel sektörün yatırım yapmasını bekliyoruz, toplam AR-GE yatırımlarını tarımda 1,5 milyon TL'ye çıkması konusunda gerekli altyapıdaki tüm imkanlarımızı seferber etmiş bulunmaktayız" diye konuştu.

Tarımsal ihracata ilişkin soru üzerine Çelik, "2002'de 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 2016'da 16,3 milyar dolara çıkmıştır, 2016 ithalatımız 11 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.Türkiye tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı bir ülkedir. Son on beş yılda toplam 58 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik. 2016 yılında 195 ülkeye tarım ve gıda ürün ihracatı yapılmıştır. Tarım sektörümüz 2002-2015 yılları arasında ortalama yüzde 3,2 büyüme göstermiş bulunmaktadır. 2002-2015 döneminde 28 AB ülkesinde tarım ortalama binde 5 olarak büyüdü, 2016 dahil edildiğinde AB büyümesi yüzde 0,4. 2002-2015 döneminde OECD ülkeleri tarımı ise ortalama yüzde 1,1 seviyesinde büyüme göstermiştir" dedi.
 

Genç Çiftçi Projesine Yoğun İlgi Var

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bu sene için Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı'nın bütçesini 483 milyon lira olarak belirlediklerini ve bu kaynağı 16 bin 100 genç çiftçiye kullandıracaklarını belirterek, projeye yoğun ilgi olduğunu söyledi.
 
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2017 yılı için bugüne kadar yaklaşık 195 bin başvuru yapıldığını kaydetti. 
 
Bakan Çelik, yaptığı açıklamada, 2016-2018 yıllarını kapsayacak şekilde genç çiftçi projelerine 30 bin lira hibe verilmesini öngören Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı'nın 2017 yılı başvurularına yoğun ilgi olduğunu söyledi.
 
Geçen sene yaklaşık 15 bin genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 450 milyon liralık hibe kullandırdıklarını hatırlatan Çelik, bu sene için ise programın bütçesini 483 milyon lira olarak belirlediklerini ve bu kaynağı 16 bin 100 genç çiftçi için kullandıracaklarını ifade etti. 
 
Çelik, bu yılki bütçenin 330 milyon liralık kısmını en az 11 bin genç çiftçiye, büyükbaş ve küçükbaş projeleri kapsamında vermeyi planladıklarının altını çizerek, bu kapsamda genç çiftçilere manda dâhil en az 51 bin büyükbaş ve 100 bin küçükbaş hayvan dağıtılacağını bildirdi. Bu hayvanların geçen yıl olduğu gibi bu sene de Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından temin edileceğine dikkati çeken Çelik, "Bütçenin kalan diğer kısmı ise ana hatlarıyla ağıl ve ahır yapımı ile arıcılık, kanatlı, ipek böceği yetiştiriciliği, meyvecilik, seracılık ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularında verilecek. Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak en az bin adet modüler sistem büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık tesisi yapımı konusu da projeler içerisinde yer alacak ve ayrıca genç çiftçilerin finans ihtiyacını gidermek amacı ile Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği tarafından daha etkin kredi kullanımı ve anahtar teslim proje gerçekleştirmeleri sağlanacak." ifadelerini kullandı.
 
Genç çiftçi projeleriyle ilgili verdikleri bu hibelerin kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerinin sadece bir parçası olduğunu vurgulayan Çelik, bu destekteki amaçlarının hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak olduğunu belirtti. Çelik, "Genç çiftçilerimizin başvurulardaki yoğun ilgisi, bu amacımızın gerçekleşmesi bakımından bizleri sevindirmektedir." dedi.
 
Başvurular ücretsiz
 
Hibe desteğinden faydalanacak çiftçilerde, 41 yaşından gün almamış, ücretli çalışan, gerçek ve basit usulde vergi mükellefi, daha önceden Bakanlığın diğer hibe programından faydalanmış olmamak şartı aranıyor.
 
Projelerle ilgili ön başvurular, internet üzerinden, kesin başvurular ise yerleşim biriminin bağlı olduğu il ve ilçe müdürlüklerine şahsen yapılıyor. Bu başvurularda çiftçilerden hiçbir ücret talep edilmiyor.
 
 

Çilek Fideleri Çiftçilerin Yüzünü Güldürdü

Ordulu üreticilerin, fındık bahçelerinden ilave gelir sağlamaları için dağıtılan çilek fideleri yüzleri güldürdü.
 
Büyükşehir Belediyesinden yapılan yazılı açıklamada, kentte bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi ve çiftçilere gelir getirici yeni kaynaklar sağlanması amacıyla çalışmaların sürdüğü belirtildi.
 
Büyükşehir Belediyesi ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından "Çilek üretimini geliştirme" projesinin yürütüldüğü aktarılan açıklamada, il genelinde bu sene 40 dekar alanda çilek üretimi için 240 bin sertifikalı çilek fidesi dağıtıldığı kaydedildi.
 
Proje doğrultusunda, istihdam ve ekonomik kazancın artırılmasının da amaçlandığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
 
"Son yılların dikkat çeken tarımsal faaliyetlerinden çilek üretimi konusunda, Büyükşehir Belediyesinin yaptığı desteklemeler çiftçinin yüzünü güldürdü. Yapılan desteklemelerle küçük tarım işletmelerinde fındık haricinde alternatif ürün olarak çilek yetiştiriciliği teşvik edildi. Uygulanan modern tarım teknikleri ve fide destekleri sayesinde ilk hasattan itibaren ortalama 750-1200 kilogram ürün elde eden çiftçiler, il içi ve dışı toplu, perakende ürün satışı yaparak ekonomiye katkı sağladı. Çilek yetiştirilen alanlarda çalışan kişi sayısı da artarak istihdama ilave katkı sağlanmış oldu."
 
Açıklamada, 2015 yılında 60 dekar alan için 420 bin fide ve 2016 yılında 35 dekar alana 200 bin fide dağıtımının yapıldığına işaret edilerek, bu sene dağıtılan 240 bin fide ile üç yılda dağıtılan fide sayısının toplam 860 bine ulaştığına işaret edildi.
 
Açıklamada, destek kapsamında kurulan çilek bahçelerinde verimin beklenen düzeyde gerçekleştiği ve hava şartlarına bağlı olarak kasım ayına kadar ürün alınabildiği aktarıldı.
 

Uzlaşma İki Hafta İçinde Netlik Kazanacak

Türkiye ile Rusya arasında günlerdir devam eden tarım ürünleri ile ilgili gerginlik, Rusya Tarım Aleksandr Tkaçev’in bu konu ile ilgili bir uzlaşmanın olacağını söylemesi ile olumlu bir havaya büründü.

Tkaçev, Türkiye ile Rusya'yı memnun edecek bir anlaşmanın içerisinde olduklarını belirtti. Bu anlaşmanın iki hafta sonra neticeleneceğini sözlerine ekledi.

Moskova'da gazetecilere açıklama yapan Tkaçev, “tarım ürünleri ile ilgili konuların Türk yetkililerle görüşüldü. İki hafta içerisinde bir sonuca ulaşılacağını umut ediyorum” dedi.

Türkiye'nin Rusya'dan ithal ettiği tarım ürünlerine yönelik kısıtlama koyduğu yeni vergi düzenlemesine ilişkin resmi bilginin Rusya Tarım Bakanlığı'nın elinde olduğu iddia edilmişti.

Bu bilgilere göre Türkiye'nin Rusya'dan ithal edilen Buğday ve mısıra yüzde 130, pirince yüzde 45, ayçiçeği yağına yüzde 36, ayçiçeği küpesine 13.5 ve bakliyat ürünlerine 9.7 vergi artışı öngören düzenlemeye geçtiğini öne sürmüştü.

Rus federal gümrük servisi verilerine göre 2016 yılında Türkiye'ye 4.7 milyon tarım ürünü ihraç edildi. Rusya'nın Türkiye'den tavuk eti, hindi eti, domates, salatalık, turşu, üzüm, elma, armut, Çilek gibi ihraç ettiği ürünlere ithalat yasağı sürüyor.

KAYNAK: AA
 

Yüzde 18’lik KDV Kaldırılsın!

Süs bitkileri sektörünün temsilcileri, sektörde KDV’nin yüzde 8’e düşürülmesini, ayrıca süs bitkilerinin dâhilde işleme rejimi kapsamına alınmasını talep ediyor.

Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği OLAN  (SÜSBİR) ve Türkiye İstatistik Kurumu verileri, Türkiye’de geçen yıl toplam 48 bin 580 dekar alanda toplam 1,5 milyar adet süs bitkisinin üretildiğine işaret ediyor.
Türkiye’nin geçen yıl süs bitkileri ihracatı 81 milyon 614 bin dolar, ithalatı da 87 milyon 244 bin dolar oldu. 2016 yılında en çok ihracat yapılan ülkeler arasında ilk sırada 16,6 milyon dolar ile Hollanda bulunurken, bu ülkeyi İngiltere ve Türkmenistan izledi. İthalatta da 37 milyon dolar ile yine Hollanda birinci sırada yer alırken, bunu İtalya ve Almanya takip etti.
SÜSBİR Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dündar, üretim yapılacak nitelikli arazinin sektörde önemli bir sorun olduğuna dikkati çekti. Söz konusu üretim alanlarının parçalı olması dolayısıyla bu alanların yetersiz kaldığını ve sektörü olumsuz etkilediğini belirtti.

KDV’de indirim beklentisi

Süs bitkileri sektöründe KDV oranının yüzde 18 olduğunu dile getiren Dündar, “Süs bitkileri sektörünün gerek yurt içi üretimin artırılması gerekse uluslararası rekabet açısından güçlendirilmesi için KDV oranlarının yeniden düzenlenmesi ve yüzde 18’den yüzde 8’e çekilmesine ihtiyaç var” dedi.

‘Dahilde işleme rejimi kapsamına alınmalı’

Dündar, yerel yönetimlerin süsleme projelerinde talep ettikleri bitkilerin üreticinin elinde bulunmaması nedeniyle ithalatın arttığını belirtti. Yerel yönetimlerin her yıl çevre düzenlemelerinde kullanacakları bitkileri önceden ilan etmesi gerektiğini, üreticilerinde buna göre hazırlık ve planlama yaparak projeye müdahil olmasının sağlanmasına vurgu yaptı.
Tarım sigortasının bütün süs bitkilerini içine almasının önemini dile getirerek, bu durumun sektörün önünün açılmasında önem arz ettiğinin altını çizdi.
Kredi alırken ürünün teminat olarak gösterebilmesi gerektiğini ifade eden Dündar, tarım sigortalarının süs bitkilerinin tamamını içine alacak şekilde genişletilmesinin de sektörün önünü açacağını bildirdi.
Sektörün ihracatının artması için yapılması gerekenlere de değinen Dündar, “Süs bitkilerinin dahilde işleme rejimi kapsamına alınması, ihracat iadesi yardımlarından süs bitkilerinin tamamının faydalandırılması, ihracat aşamasında sektöre yönelik navlun desteklerinin hayata geçirilmesi ihracata ivme kazandıracaktır.” diye konuştu.
 
 

2017 Kamp Başvuruları Başladı!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2017 yılı eğitim ve dinlenme tesisi kamp başvuruları başladı. Başvuru sürecine ilişkin başvuru detaylarına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın web sitesinden ulaşmak mümkün.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı resmi sitesinde yayımlanan duyuru ile 2017 kamp başvurularının başladığını duyurdu. 
Başvurular için başvuru formu doldurularak 28 Nisan 2017'ye kadar ilgili birimlere teslim edilecek.

 Konuya ilişkin yayımlanan duyuruda:

"Bakanlığımız Merkez ve Taşra Teşkilatı, Bağlı ve İlgili Kuruluş çalışanları, emeklileri ile bunların alt ve üst soylarının faydalanmaları amacıyla, İzmir Foça, İzmir Urla ve Mersin Alata Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, 19 Haziran 2017 tarihinden itibaren dönemler halinde kamp amaçlı olarak hizmete açılacaktır. Eğitim ve Dinlenme Tesisleri Talimatına uygun olarak doldurulan onaylı Kamp Başvuru Formlarının, ilgili birimlerce en geç 28 Nisan 2017 Cuma gününe kadar Başkanlığımızda olacak şekilde gönderilmesi gerekmektedir.”
 

Fındık Üreticilerine Sevindirici Haber

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik AA muhabirine yaptığı açıklamada tekelci uygulamanın fındık üreticilerini mağdur ettiğini belirtti.

Fındık fiyatlarıyla ilgili soruya cevap veren Bakan Çelik şunları söyledi:

"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak TMO bünyesinde önümüzdeki hafta fındık alımını gerçekleştireceğimizi buradan ifade ediyorum. Üreticinin alın teriyle, üreticinin emeğiyle uğraşanlara bu anlamda gerekli cevabı vermiş olacağız. Fındığın hak ettiği değeri alacağı şekilde, üreticimizi memnun kılacak şekilde piyasada olacağımızı herkesin bilmesini istiyorum. Üreticilerimiz rahat olsunlar. Hükümetimiz, devletimiz her konuda olduğu gibi fındık konusunda da üreticimizin yanındadır."


 

Meraların Yeşermesi Üreticinin Yüzünü Güldürdü

Sonbahar aylarında bazı illere yağışların az düşmesi nedeniyle endişelenen üreticiler, son dönemde etkili olan yağışların ardından meraların da yeşermesi sayesinde rahat bir nefes aldı.

Yem fiyatlarının yüksek olması nedeniyle kış aylarında hayvanlarına yeterince arpa veremediklerini belirten besiciler, hayvanlarını merada daha çok tutarak gelişmelerini sağlamak istediklerini ifade ediyor. 

Gübre ve yemde KDV'nin kaldırılmasına rağmen sanayicilerin yem ve gübreye yapmış oldukları zam sebebiyle üretici durumdan hiç memnun değil. Üreticiler hayvanları merada daha çok tutarak maliyeti düşürmeyi hedefliyor. Bu sebeple yağışların artması ve meraların yeşillenmesi üreticilerin yüzünü güldürdü.

Sonbahar ve kış mevsimi boyunca az yağış alan meralarda otların güçlükle yeşermesi üreticide, hayvanlarına sürekli yem bulamama kaygısı yaşattı. Hayvanlarını satmak korkusu yaşayan üreticiler, baharın yağışlı geçmesiyle hem sütteki artışı hem de hayvanlarının tavlanmasını olumlu karşıladı.

​​​​​​​Hayvanların tam manasıyla doyuma ulaştığı bahar dönemine paralel olarak süt üretiminde gözlemlenen artış üreticinin emeğinin karşılığını alarak rahat nefes almasını sağladı.
 
 

Bakan Zeybekçi'den Rusya Çıkışı ! "Tarım Konusunu Görüşeceğiz"

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Rusya ile Türkiye arasındaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Kasım 2015’teki krizden önce Türk ürünlerinin Rusya’ya sıfır vergiyle tamamen serbest şekilde olmasa da girdiğini, Rusya’daki Türk firmalarının Türkiye’den istihdamına kısıtlama getirilmediğini ve nakliye şirketlerine yönelik yasakların olmadığını hatırlatan Zeybekci, uçak krizinden sonra iki ülke arasında gerilen ilişkilerin normalleşmesi için yüksek düzeyli toplantılar yapıldığını söyledi.

Türk tarım ürünlerinin alınmamasına karşılık Türkiye’nin Rusya’dan yaptığı 1 milyar 830 milyon dolarlık ithalatın 1.35 milyar dolarının Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİB) kapsamında getirildiğini bildiren Zeybekci, kalan kısmın ise vergileri ödenerek ithal edildiğini kaydetti.
 

Rusya ile görüşmelerde yasakların kaldırılmasına yönelik taleplerini ilettiklerini vurgulayan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, şöyle devam etti:

“DİB kapsamında bizden lisans alan ihracatçılarımız, buğday, makarnalık buğday, mısır, ham ayçiçek yağı ve diğer tarım ürünlerini bu kapsamda Rusya’dan değil, başka ülkelerden almak istiyorlar. Biz de onların bu taleplerini Ekonomi Bakanlığı olarak haklı gördük. Bizim kesinlikle bir yasağımız yok. Rusya’dan ürün almak isteyen herkes vergilerini ödeyerek ürünlerini getirebilir ama Rusya’nın yasak diye bir kelimesi var.

Rus tarafının DİB uygulamasıyla ilgili sorularına yazılı olarak cevap verdik. Türkiye olarak Rusya’ya hiçbir yasak koymadık ama ihracatçılarımıza verdiğimiz Rusya’ya yönelik DİB kapsamındaki bu imtiyaz, artık sürdürülebilir değil.”
Türk tarım ürünlerinin başta AB olmak üzere dünyanın birçok ülkesine ihraç edildiğine dikkat çeken Zeybekci, Türkiye’den Rusya’ya giden domateslerin imha edildiği haberlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirdi. Rusya’nın ithalat yasağı koyduğu Türk tarım ürünlerinin önemli bir kısmını üretemeyeceğine de işaret ederek, “Üretemez ki… Üzüm mü üretecek?” ifadelerini kullanan Zeybekci, “Rus bakanlarla telefonla görüştük. Cumhurbaşkanımızla gittiğimizde bu konuları gündeme getirdiğimiz için onları davet ettik. İnşallah yakında görüşürüz” diye konuştu.

Bakan Çelik'ten Sert Açıklama: " Ette Hile Yapanların Mali Açıdan Canlarını Yakacağız"

 
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, et fiyatlarında spekülasyon yapanları uyardı. Bakan, hile yapanları tespit ettiklerinde "canlarını yakacağız" dedi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik İstanbul'da katıldığı Tarım Zirvesi'nde konuştu. Çelik, et fiyatlarında son günlerdeki yaşanan artışa değindi. Spekülatörlerin refrandum sürecini fırsat bilerek hiç gereği olmadan et fiyatlarını yükselttiğine dikkat çeken Bakan Çelik Et ve Süt Kurumu'nun buna müdahale ettiğini açıkladı.

Çelik, "Bu referandum süreci ile uğraşırken arada baktık ki hiç gereği yokken birkaç lira et fiyatlarında bir artış söz konusu oldu. Yani 24 ila 24,50'ye kesilen hayvanların karkas olarak bir anda 27'ye kesilmeye başlandığını gördük. Bunun için Et ve Süt Kurumu'nun görevi piyasa regülasyonudur. O çerçevede sütte nasıl Ulusal Süt Konseyi'nin belirlediği fiyatın altına indiği an müdahale alımları yapıp süt tozunu dönüştürüyorsak aynı şekilde ette de hiç gereği yokken bu süreçten yararlanarak anlamsız rakamlara göre anlamlı bir artış yaparsanız Et ve Süt Kurumu da devreye girer ve girdik. Dedik ki 22,5 liraya karkas et veriyoruz kasap kardeşim. Entresan, burada da kasaplar itiraz ediyor. Sana ucuz et veriyorum sen niye itiraz ediyorsun? Bırak bunu başkası yapsın. Sen 27'ye alacağına ben 22 buçuğa veriyorum sana. Bu müdahaledir. Piyasayı regüle etme açısından bu Et ve Süt Kurumu'nun asli görevidir" dedi.

Yoksa Et ve Süt Kurumu şu anda 23,80’den hayvanı alıp kesimini yapıyor. O devam ediyor. Bizim üreticiyi mağdur etme gibi, üreticinin elindeki hayvanı görmezlikten gelme gibi bir yaklaşımımız yok. Biz onu destekliyoruz. 'Ahırını doldur, hayvan varlığını artır, biz yanındayız.' diyoruz. Ama ortada spekülatörler var. 10 bin hayvanı var, fiyatı yükseltmek için piyasadaki 500 veya bin hayvanı yüksek fiyattan topluyor, fiyatı yükselttikten sonra kendi 10 bin hayvanını piyasaya sürüyor uyanık adam... Bunların maliye açısından canlarını yakacağız. Buna hakları yok. Keyfi uygulamalara müsaade etmeyeceğiz.”
 
 

Bakan Çelik'ten Tarım İşçilerine Zam Müjdesi !

Faruk Çelik, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ile Koop-İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi kapsamında personel ücretlerine ortalama yüzde 12.5 oranında zam yapıldığı bilgisini paylaştı. 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ile Koop-İş Sendikası arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi imza törenine katıldı. İmza töreninde konuşma yapan Bakan Çelik, bugün itibarıyla bin 859 lira olan taban aylığın 2 bin 30 liraya ve bin 718 lira olan taban aylığın da bin 960 liraya çıkarıldığını duyurdu.

Faruk Çelik,  yapılan çalışma kapsamında 2017, 2018, 2019 yıllarını kapsayan ve yaklaşık 5 bin personeli ilgilendiren bir sözleşmede uzlaşıldığını kaydetti.

Yapılan sözleşme kapsamında, personel ücretlerine ortalama yüzde 12.5 oranında zam yapıldığını duyuran Çelik, farklı taban ücretlerinin 2018 yılında eşitlenmesi açısından bu sözleşmenin önemine vurgu yaptı. 2018 yılında taban aylığı farklılığının tamamen ortadan kalkmış olacağını dile getiren Faruk Çelik, sözleşmenin kooperatife yüklediği toplam maliyetin 62 milyon lira civarında olduğunu söyledi.

Bakan Faruk Çelik, emeğin kutsal olduğuna vurgu yaparak çalışanları mağdur etmeyecek koşulları oluşturmanın kendi görevleri arasında yer aldığını ifade etti. Tarım Kredi konusunda önemli değişimlerin yaşandığına dikkat çeken Faruk Çelik, bu değişimler kapsamında ilk olarak şirket birleştirmelerini gerçekleştirdiklerini söyledi. Bu doğrultuda 8 şirketi kapattıkları bilgisini veren Faruk Çelik, daha fonksiyonel olması açısından atılan adımların doğru olduğuna inandıklarını kaydetti.  Bakan Çelik son olarak, gübrede yüzde 35'lere ve yemde yüzde 20'lere varan indirim yaptıklarını ifade etti.  

Bakan Faruk Çelik Kadınlar Günü Etkinliğine Katıldı

Bakan Çelik 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Ankara'da düzenlenen "Bu Toprağın Kadınları Buluşuyor" etkinliği için yurdun dört bir yanından gelen kadın üreticiler ile buluştu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Congresium ATO Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla “Bu Toprağın Kadınları Milli Tarım Ruhuyla Buluşuyor” etkinliği düzenlendi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla düzenlenen “Bu Toprağın Kadınları Milli Tarım Ruhuyla Buluşuyor” etkinliğinde konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, çiftçilerin önemli bir bölümünü kadınların oluşturduğuna dikkat çekerek, desteklerinde kadınlara pozitif ayrımcılık uyguladıklarını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, Bakanlık yetkilileri ve Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen kadınların katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Tarım Bakanı Faruk Çelik, Anadolu medeniyetinde kadının her zaman el üstünde tutulduğunu belirterek, “Kadına şiddet güçlülüğün değil suçluluğun göstergesidir” dedi.
 

“Toprakları el birliğiyle ekeceğiz, biçeceğiz, üreteceğiz”

Çelik, şöyle konuştu:

“Anadolu kadını ‘Yiğitlik erde değil, serdedir’ anlayışı ile 95 yıl önce Kurtuluş Savaşı destanı yazdı. ‘Verilmeyecek şeyler vardır, şan gibi, şeref gibi, namus gibi, toprak gibi, vatan gibi, ezan gibi’ diyerek, emperyaliste haddini bildirmiştir. Kadını ve erkeği ile vatan kıldığımız bu toprakları el birliğiyle ekeceğiz, biçeceğiz, üreteceğiz, büyüteceğiz. Namerde teslim de muhtaç da olmayacağız.”

Emine Erdoğan: Bacılarımın bilinci, toprağımızı güçlendirecektir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ise yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:

“Toprağımızı bilinçle ekerken, çocuklarımızın dimağlarını da bu bilinçle inşa etmeliyiz. Ben kadınlarımıza güveniyor, onların ferasetine ve basiretine, yol göstericiliğine ama en önemlisi kocaman yüreklerine inanıyorum. Eğitimli kadın toplumun ışığıdır. Bir kadının eğitimi, ailenin, yani toplumun eğitimi demektir. Tarımda da kadın girişimciliğinin güçlendirilmesini son derece önemli buluyorum. Bacılarımın bilinci, toprağımızı güçlendirecektir inşallah.

Modern tıp da bugün bitkilerle tedavi gerçeğini kabul etmektedir. Fakat bu işi merdiven altından çıkarıp bilimsel bir zemine kavuşturmamız gerekiyor. Anadolu’nun başka coğrafyalarla mukayese edilemeyecek bitki zenginliğini hem şifa hem de bir ekonomik değer olarak kullanmalıyız. Tabiat bize bir şifa kaynağı sunarken ona ilgisiz kalmak büyük ihanettir. Milli tarım politikasının bu konuda da yeni bir sayfa açacağına inanıyorum”

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Sözleşmeli Personel Alımı Başladı !

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 20 Şubat 2017 tarihli Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapmış olduğu duyurusu ile sözleşmeli personel alımlarının başladığını belirtti. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ayrı ayrı 2 alım ilanı yayınladı. Duyuruya göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı alacağı personellerden Kamu Personeli Seçme Sınavı şartı arayacak. Her iki duyuru için 2016 yılı KPSS B grubu KPSSP2 puan türünden puan aranacak. 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yaptığı ilk duyurusunda, 2 adet sözleşmeli veteriner ve 1 adet sözleşmeli Ziraat Mühendisi alacak. Ziraat Mühdislerinin Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü mezunu olmuş olmak şartı ve veteriner Hekim adaylarından Veteriner Fakültesi Mezunu olmak şartı aranacaktır. 
 

Organik Gıda İnanılmaz Rakamlara Ulaştı !

Uluslararası Organik Tarım Hareketleri Federasyonu (IFOAM) ve FIBL Araştırma Enstitüsü tarafından yayımlandı.

Şubat 2017 raporuna göre dünyada 2,4 milyon üretici 51 milyon hektar alanda organik tarım yapıyor. Vahşi toplama alanları ve tarım dışı alanlar ise 40 milyon hektarı buluyor.

2015 yılının sonu baz alınarak açıklanan son verilere göre, dünyada organik gıda ve içeceklerin perakende pazar payı 81,6 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Bu da 2014 yılında 75 milyar dolar olan pazarın yaklaşık yüzde 9 büyüdüğü anlamına geliyor.

2000 yılında küresel organik gıda ve içecek pazarının 18 milyar dolar olduğunu hatırlarsak, son 16 yılda pazarın 4 kattan fazla büyüdüğü görülüyor.

Bu rakamlar da gösteriyor ki tüketici beklentilerindeki değişim ile birlikte organik tarım ürünleri satışı hızla artıyor.

Dünyada organik tarım yapılan ülkelerin sayısı 179’a çıkarken, bunların 87’si organik standartlara sahip durumda. 17 ülke ise mevzuat taslağı hazırlanma sürecinde.

En fazla organik tarım arazisine sahip ülkelerin başında 22.7 milyon hektar ile Avustralyageliyor. Onu 3.1 milyon hektar ile Arjantin ve 2 milyon hektar ile ABD izliyor.
 

Peki Türkiye özelinde organik tarımın durumu ne?

Türkiye, 70 bin üretici ile organik gıda üreticisi sayısı açısından dünyanın en büyük ilk 10 ülkesi arasında yer alıyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı‘nın verilerine göre 2015 itibariyle Türkiye’de 69 bin 967 üretici, toplam 515 bin 268 hektar alanda 197 çeşit ürün ile organik tarım yapıyor.

Ancak organik tarım alanı, üretici sayısı ve ürün çeşidinde bir önceki yıla göre bir gerileme söz konusu.

Bir önceki yıl üretici sayısı 71 bin 400’ü aşıyor, toplam alan 842 bin hektarı geçiyor ve organik ürün çeşidi 208’i buluyordu.

Bugün Türkiye’de toplam tarımsal alan içerisinde organik tarım yapılan alan yüzde 1,95’lik bir paya sahip.

Organik olarak yetiştirilen ürünler arasında fındık, ceviz, antepfıstığı, kuru incir, kuru kayısı, kuru üzüm öne çıkıyor.

Yine baklagiller, tıbbi aromatik bitkiler, pamuk ve zeytin gibi ürünler de yine organik üretim açısından yoğun olan ürünler arasında yer alıyor.

Bitkisel üretimin yanısıra organik hayvansal üretim de son yıllarda oldukça revaçta. Et, süt, peynir, yoğurt, yumurta ve bal organik pazarda yerini alıyor.

Organik tarım denilince öne çıkan bölgelere baktığımızda Doğu Anadolu yüzde 57 pay ile ilk sırada yer alıyor. Bu bölgeyi yüzde 23,7 ile Ege, yüzde 6,4 ile Güneydoğu Anadolu bölgesi izliyor.

Çiftçi sayısı açısından baktığımız da ise yüzde 32,2 ile Ege ilk sırada bulunuyor. Bu bölgeyi yüzde 30,3 ile Doğu Anadolu ve yüzde 25,1 ile Karadeniz izliyor.

Türkiye’de organik tarım ürünü pazarı 500 milyon dolar seviyesinde. Organik gıda üretiminin önemli bir kısmı ihraç ediliyor.

İhracat yapılan ülke sayısı 26 civarında. İhracat, Avrupa yoğunluklu olmakla birlikte ABD, Japonya, İngiltere ve Kanada da diğer ihracat pazarları ve bu pastanın büyümesi açısından büyük potansiyel vaat eden ülkeler.

 

 

Tarımsal Sulama İki Bakanlığa Emanet !

Tarımda sulama suyunun verimli kullanılması, su tasarrufunun sağlanması, kayıpların azaltılması ve izinsiz kullanımların önlenmesine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği yönetmelik, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı ile Orman ve Su İşleri Bakanı tarafından ortak olarak yürütülecek.
 

Yönetmelik; sulama suyu teminine ve kullanımına ilişkin hizmetleri yürüten Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, il özel idareleri, büyükşehir belediyeleri ve belediyeler ile tarımsal sulama faaliyeti gerçekleştiren su kullanıcı teşkilatları ve gerçek ya da tüzel kişiliğe sahip kullanıcı tarafından aynı su kaynağından faydalanılarak 100 hektarın üzerinde alanın sulandığı halk sulamalarına ilişkin sulama suyu temininde, iletiminde, dağıtımında, mevcut şebekelerin yenilenmesinde ve kullanımında verimliliğin artırılması, su tasarrufunun sağlanması ile su kayıplarının azaltılmasına ve izinsiz kullanımların önlenmesine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.

Buna göre, mevcut sulama tesislerinde, yenileme projelerinde ve yeni sulama tesisleri yatırımlarında;

Sulama tesislerinin sürdürülebilir kullanımını sağlayacak tedbirlerin alınması, Su tasarrufu sağlayan uygun modern sulama usullerinin kullanılması, Sulama tesislerinin sürdürülebilir kullanımı ve doğru sulama uygulamaları için gerekli planlama, izleme ve değerlendirme faaliyetlerinin Coğrafi Bilgi Sistemleri de kullanılarak yapılması, Su kullanıcılarının sulamada, su dağıtım planında gerçek ihtiyaçlara göre öngörülen miktardan fazla su kullanmasının önlenmesi, Sulama randımanını yüksek düzeyde tutacak tedbirlerin alınması, Sulamada yerüstü su kaynaklarına öncelik verilmesi, Yeni projelerde cazibeli ve düşük pompajlı olanlara öncelik verilmesi, Sulama sistemlerinde su kayıplarının azaltılması ve kaçak kullanımların önlenmesine ilişkin tedbirlerin alınması esas olacak.

Su kullanımı hizmet bedelleri; tesisin işletme, bakım, onarım ve yönetimini garanti altına alacak, sürdürülebilir kullanımını sağlayacak düzeyde belirlenecek.

Sulama tesisinin faaliyetlerini tam anlamıyla yerine getirebilmesi ve su kayıp kaçaklarının önlenmesi amacıyla, ihtiyaç duyulan bakım ve onarım çalışmaları zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirilecek.

 

Bakan Zeybekçi "Türk Tarımı Kazançlı Çıkacak"

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin Türk ekonomisi adına dönüm noktası olduğunu söyledi. Zeybekci “Türkiye olarak biz de tarımı Gümrük Birliği'ne dahil ettiğimiz zaman bir dönüşüm yaşayacağız. Hiç kimse endişe etmesin hazırlıklarımızı da bu yönde yapıyoruz” dedi.

Zeybekci, yaptığı açıklamada, Gümrük Birliği'nin güncellenmesinin Türkiye için çok önemli olduğunu kaydetti. Gümrük Birliği anlaşmasının mevcut halinden AB ve Türkiye'nin kazançlı çıktığına işaret eden Zeybekci, anlaşmanın karar mekanizmalarında bulunmamanın Türkiye'yi rahatsız ettiğini söyledi. Zeybekci, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi süreci hakkında da bilgi vererek, “Yapılan bir çok görüşmenin ardından en son 2016 yılının sonunda AB'nin Bakanlar Kurulu diyeceğimiz kurulun yetki istemesi oldu, o da oy birliğiyle geçti. Bu son derece olumlu ve pozitif bir gelişmeydi.” diye konuştu.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, güncelleme ile Türk tarımının kazançlı çıkacağını söyledi. Zeybekci, tarım konusunda AB uyumu ile farklı bir karakter kazanacağını söyledi. Zeybekçi, sektörü değiştirecek çalışma için şunları söyledi: “AB ile Türkiye'nin tarım politikaları arasında büyük farklar var. Biz tarımı, çiftçiyi, tarımsal ürünleri sağlarken gümrük duvarları ile koruma politikaları güdüyoruz. Çiftçinin alması gereken o fiyatı, gümrük duvarlarıyla koruyarak tüketiciye ödettiriyoruz. Yani 20-25 liraya tüketeceği eti 40-50 liraya tükettirerek parasını tüketiciye ödetiyoruz.

Buğday dünyada 200 lirayken, biz buğdaya burada 400 lira fiyat vererek yine farkı tüketiciye ödetiyoruz. Bu yanlış değil doğru ama farklı bir doğruyu AB yapıyor. Piyasalarını açıyor, vatandaş ucuz tüketiyor. Diğer taraftan da et, süt yumurta, tarım ürünleri üretene belirlemiş olduğu politikalarla bütçeden direk destek veriyor. Türkiye olarak biz de tarımı Gümrük Birliği'ne dahil ettiğimiz zaman böyle bir dönüşüm yaşayacağız. Bununla ilgili her aşamada hükümetimize, başbakanımıza ve cumhurbaşkanımıza bilgi arz ediyoruz. Onların da bu konudaki yetkilerini alıyoruz. Hiç kimse endişe etmesin hazırlıklarımızı da bu yönde yapıyoruz.”

 

Tarım ÜFE Aralık Ayında Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı aralık ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı.

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım ÜFE), aralıkta bir önceki aya göre yüzde 3,51, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 1,33 artış gösterdi.
 

Buna göre, aralıkta bir önceki aya göre yüzde 3,51 artarak 137,12 değerini alan Tarım ÜFE, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 1,33 artış gösterdi. Tarım ÜFE, 12 aylık ortalamalara göre ise yüzde 2,89 yükseldi.

Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık değişim yüzde 3,37, balıkçılıkta yüzde 13,90 artış şeklinde olurken, ormancılık ürünlerinde yüzde 1,34 azalış meydana geldi.

Bir önceki aya göre değişim, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 7,46, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,17 artarken, çok yıllık bitkisel ürünler ana grubunda ise yüzde 5,68 azalış gerçekleşti.

Alt tarım gruplarından canlı kümes hayvanları ve yumurtalar yüzde 30,29, sebzeler yüzde 16,01, çeltik yüzde 5,77, yağlı meyveler yüzde 2,50 artış gösterirken, turunçgiller yüzde 5,39, diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler yüzde 1,75 azaldı.

GTHB'de Deprem! İstifa...


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda Ali Koyuncu şoku yaşanıyor. GTHB Müşaviri Ali Koyuncu görevinden sessiz sedasız istifa etti. Emekliye ayrıldığı öğrenilen Koyuncu'nun bu ani ayrılışı uzun süre konuşulacağa benziyor.

Bilindiği üzere geçtiğimiz zaman diliminde ' Canlı Hayvan Yolsuzluğu ' ile gündeme gelen Koyuncu'nun istifası akıllarda soru işareti bıraktı. 

Basına yansıyan bu yöndeki haberlerden kısa bir zaman sonra, GTHB Müşaviri Ali Koyuncu’nun istifa etmesi, akıllara bu iddiaların doğruluğu yönünde şüpheleri de beraberinde getirdi.



 

Muğla İl Tarım Müdürü Değişti!

Muğla Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Nazif Ekici, yayınlanan kararname ile Ankara’ya atandı.

Muğla Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Nazif Ekici, gelen kararname ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesine Ankara’ya ataması gerçekleştirildi.

Ankara’ya ataması yapılan Ekici’nin yerine vekaleten, Muğla Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Yardımcısı Muhammed Sevinç getirildi.

 

GTHB'ye 2 Yeni Genel Müdürlük


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde iki yeni Genel Müdürlük kurulurken Tarım Reformu Genel Müdürlüğü kaldırılıyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca hazırlanarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerine açılan Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağında Tarım Reformu Genel Müdürlüğü kapatılarak yerine Toprak Su Genel Müdürlüğü ile Tarımsal Kalkınma ve Örgütlenme Genel Müdürlüğü kurulması öngörülüyor.

Kanun Tasarısı taslağında kurulması öngörülen Toprak Su Genel Müdürlüğünün görevleri şu şekilde:

1) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve 22/11/1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu ile verilen görevleri yapmak.

2) Toprak ve sulama suyu analiz laboratuvarlarının kuruluş esaslarını belirlemek; arazi, toprak, su kaynakları ile ilgili analizleri ve arazi, toprak ve su sınıflandırmasını yapmak.

3) Tarım arazilerinin bölünmesini önlemek, arazi edindirme işlemleri, arazi düzenlemesi ve arazi toplulaştırması yapmak ve yaptırmak.

4) Tarımsal sulamada verimliliği arttırmak, uygun sulama tekniklerinin kullanılmasını sağlamak, sulama tesislerini yapmak ve yaptırmak, bunların işletilmelerini sağlamak, toprak kaynaklarını korumak ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmek.

5) Sularda tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan nitrat kirliliğinin izlenmesi, önlenmesi ve azaltılması, kuraklık, küresel iklim değişikliği ve çevre dostu tarımsal uygulamalara yönelik çalışmalar yapmak ve yaptırmak.

6) Tarım arazilerinde ıslah işlerini yapmak ve yaptırmak.

7) İşletmeye açılmış sulama tesislerinin işletme, bakım onarım ve rehabilitasyon işlerini yapmak ve yaptırmak.

8) Yeni sulamaya açılacak alanlardaki depolama ve su alma yapıları ile ana kanallar hariç dağıtım tesislerini yapmak ve yaptırmak.

9) Baraj ve elektrik üretimi amaçlı gölet veya regülatör inşası dışında kalan, çiftlik göletleri ve küçük sulama tesislerini yapmak ve yaptırmak.

10)Tarım sektörünü ilgilendiren konularda, toprak ve su kaynaklarının korunması ve kullanımı ile ilgili uluslararası antlaşmaların yükümlüklerinin takip edilmesi ve yerine getirilmesi için gerekli iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak.

11) Faaliyet alanları ile ilgili bilgi sistemlerini kurmak ve kullanılmasını sağlamak.

12) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
 

Tarımsal Kalkınma ve Örgütlenme Genel Müdürlüğünün görevleri ise taslakta şu şekilde:

1) Rekabetçi bir tarım sektörünün oluşturulması, fiziki potansiyelin, çevre ve arazinin geliştirilmesi, kırsal alanlardaki yaşam kalitesinin ve ekonomik çeşitliliğin iyileştirilmesi, yerel kırsal kalkınma kapasitesinin oluşturulması için programlar hazırlamak, uygulamak ve izlemek.

2) Tarım sektörüne ve kırsal kesimlere verilecek desteklere ilişkin çalışmalar yapmak, teklifte bulunmak,18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu uyarınca kurulan Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulunun sekretarya hizmetlerini yürütmek.

3) Tarımsal ve kırsal kalkınma desteklerin uygulanmasına ilişkin gerekli işlemleri yapmak, kontrol etmek ve ödemeler arasındaki uyumu sağlamak.

4) Avrupa Birliği kaynakları ile ulusal ve uluslararası diğer kaynaklarla yürütülen kırsal kalkınma programlarına ilişkin projeleri yürütmek ve koordinasyonu sağlamak.

5) 4/5/2007 tarihli ve 5648 sayılı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca kurulan İzleme Komitesinin sekretarya işlemlerini yürütmek.

6) Üreticilerin bilgi düzeyini yükseltmek; kooperatif, sulama birliği, üretici birliği ve diğer üretici örgütlerinin kurulmalarına izin vermek, desteklemek; bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak sonuçlandırılması için gerekli tedbirleri almak.

7) Tarım alanında yatırım yapmak isteyen ulusal ve uluslararası yatırımcılara, ülkemizdeki yatırım fırsatları, destekler ve hibeler hakkında bilgiler vermek, bunları yönlendirmek.

8) Tarımsal ürünlerin pazarlanmasının geliştirilmesine dair çalışmalar yapmak.

9) Tarımsal afetler ve tarım sigortası ile ilgili hizmetleri yürütmek, tabii afetlerden zarar gören çiftçilere mevzuatında yer alan esaslar çerçevesinde yardım yapmak.

10) Entegre idare ve kontrol sistemi dahil olmak üzere, görev alanına giren konularda bilgi sistemleri kurmak, işletmek ve güncel tutmak.

11) Tarımsal ürünlere ilişkin verileri derlemek ve istatistikleri oluşturmak.

12) 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 26/A maddesi hükümleri ile verilen görevleri yapmak.

13) Çiftlik muhasebe veri ağını kurmak ve işletmek.

14) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.

Tarım Öğreniminin 171. Yılı

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) tarafından Türkiye'de tarım öğreniminin 171'inci yılı dolayısıyla "Türkiye'nin hayvansal üretimi" sempozyumu düzenlendi. Fakültenin konferans salonunda gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Çelik, dünya nüfusunun arttığını, tarım arazilerinin ise giderek azaldığını dile getirerek, tarım arazilerinin yok olmasının, amaç dışı kullanımının önüne geçmek gerektiğini söyledi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, tarım sektörünün büyümesi, gelişmesi için devletin mali bir seferberlik içerisinde bulunduğunu belirterek, 2003-2016 arasında hayvancılığa 20,7 milyar lira olmak üzere toplam 90,2 milyar lira tarımsal destek verdiklerini bildirdi.

Arazi toplulaştırmasının hızlandırılması gerektiğini ifade eden Çelik, bugüne kadar 5,3 milyon hektar tarımsal arazinin toplulaştırmasının gerçekleştirildiğini belirtti.
Çelik, sulama ve toplulaştırma faaliyetlerinin farklı bakanlıklarda olduğuna dikkati çekerek, "Sulama ve toplulaştırmayı tek elde toplayarak, aynı anda projelendirip çalışmaların daha da süratlenmesini sağlayacak bir sürecin yaşanması için hazırladığımız yasal düzenlememiz Meclise intikal etmek üzere Bakanlığımızdan çıktı." dedi.

Ankara Üniversitesi Rektörü Erkan İbiş de sağlık, enerji, su ve gıdanın bugün olduğu gibi yarın da toplum refahı için en önemli faktörler olacağının altını çizerek, birçok yapılanmanın da bu sektörler üzerine gerçekleştiğini, tarımsal üretimin artırılması, kırsal kalkınma programlarının uygulanmasının Türkiye için çok önem taşıdığını vurguladı.

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Söylemezoğlu da Türkiye'nin, modern teknolojinin kullanıldığı, dünyanın en büyük tarım ekonomilerinden biri olduğuna dikkati çekerek, bunun gerçekleşmesinde ziraat mühendislerinin çok büyük katkısı olduğunu belirtti.

 

TAGYAD Genel Kurulu Ankara'da Gerçekleştirildi

Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği ‘nin (TAGYAD) yeni yönetim kurulu belli oldu.

Türkiye'de tarım ve gıda medyasının etkinliğini artırmak ve bu alanda temsil gücü yaratmak amacıyla 2012 yılında Ankara'da kurulan Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TAGYAD) genel kurulu bugün Ankara'da gerçekleştirildi. Gündeme dair konuları tartışan dernek üyeleri daha sonra yeni yönetim kurulu üyelerini seçti.

Buna göre oluşan yeni yönetim kurulu üyeleri şöyle: 

Yönetim Kurulu Başkanı:         İsmail Uğural
Yönetim Kurulu Başkan Yrd:    Assiye Yıldırım
Yönetim Kurulu Üyeleri :         Cengiz Bostancı - Erdem Ak - Dr. Erhan Ekmen

Denetleme Kurulu Başkanı :    Muhammet Oluklu
Denetleme Kurulu Üyeleri:       Kerem Demirel – Tahir Yavuz