Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Sütte Yeni Fiyat Dönemi

Ulusal Süt Konseyi süt fiyatını belirlemek üzere bir araya geldi. 1 Şubat 2018 den geçerli olmak üzere soğutulmuş 1litre süt fiyatı 1.53 kuruşa çıkarıldı. 1litre soğutulmuş sütün maliyeti 1.18 kuruş olarak belirlenirken  (USK) 1 şubattan geçerli olacak olan 1 litre sütün referans fiyatı 1.53 kuruş olarak belirlendi. 1,53 kuruşluk referans fiyatının 9 kuruşu birliklere yada kooperattiflere hizmet bedeli olarak kesilecek.
1 şubat 30 haziran tarihleri arasında geçerli olacak bu referans fiyatı firmalar ve üreticiler açısından tartışmalara neden oldu. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı  Tevfik KESKİN Ulusal Süt Konseyin toplantısında  şu sözlere yer verdi.
 “ Hepimiz sektörün içerisinden geliyoruz.Öncelikle anlaşarak ve bir orta yolu bularak karar vermeliyiz. Her toplantıda dünya fiyatları, yem fiyatları ve iç piyasa şartları konuşuluyor. Birde bu ülkenin bir gerçeği var. Köylerde hayvan kalmadı bu işleri yapacak insanda kalmadı. Zaman zaman üreticiyi ezdiğinizide biliyorum. Biz her zaman konseyi baz aldık. Koseyin açıkladığı fiyat üzerinden süt satışlarını gerçekleştirdik. Yeri geldiğinde sütü almıyoruz bırakıyoruz diyerek üreticiyi ezdİğiniz dönemleride yaşadık Hatta başka şeylerde yapıyorsunuz ben burada bunları konuşmak istemiyorum.  Ben burada 300bin üreticim adına konuşuyorum. Artık şu gerçeği görelim Devletin bir kurumu var Türkiye İstatistik Kurumu açıklamış sütün fiyatını ne demiş? 1,55 kuruş olarak açıklamış bu bizim değil devletin istatistiği söylüyor ben söylemiyorum.  Bizde diyoruzki 1,55 kuruş artı prim diyoruz. Bu konuda artık gerçekleri görelim üreticinin omuzuna binerek bu işlerden vaz geçelim ayrıca şu konulardan da  vaz geçelim artık zaman zaman benden şu kadar yem alırsan senden sütü alırım gibi söylemlerede işleyişlerdende uzak duralım.”Dedi.

 Daha sonra Türkiye Damızlık Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil ÖZCAN ise şu sözlere yer verdi. Üretim diyoruz. Üretici diyoruz. Biz şimdi burada köyde üreticinin ürettiği sütün pazarlığını yapıyoruz. Bu üreticinin bu üretimi yapabilmesi için para kazanması gerekiyor. Eğer üretici üretmesse biz burada olmayız siz de süt bulamassınız. Siz simdi burada  neyin pazarlığını yapacaksınız?  Ayrıca yüzde 8 prim tutarının ayrı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Son günlerde birliklerle alakalı  karalama kampanyası başlatıldı. Birlikler lüks arabalara biniyor. Birlikler yolsuz işlere giriyor. Birlikler çok kesinti yapıyor gibi söylemler var biz bu karalama kampanyasını haketmiyoruz.” Dedi
Özcanın konuşmasının ardından Ulusal Süt Konseyi 10 dk ara vererek sanayici ve üretici ile ortak bir noktada karar kılınarak 1Şubattan geçerli 1 litre soğutulmuş sütün fiyatı 1,53 kuruş olarak belirlendi.
Öte yandan açıklanan 1,53 kuruşluk soğutulmuş sütün 9 kuruşu birliklere ve kooperatiflere kesinti olarak yansırken üreticinin eline 1 litre soğutulmuş süt 1,44 kuruş oalrak geçecek.
 

Hayvancılığa 250 Lira Mazota Yüzde Elli İndirim Başlıyor

Hayvancılığı geliştirilerek ülkedeki kırmızı et ihtiyacı sorununu çözmek isteyen hükümet, 2018 yılında yeni projeler hayata geçiriyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bu yıl 200 büyükbaşa kadar hayvan varlığı olan besicilere, hayvan başına 250 lira destek verecek. Küçük aile işletmeleri uygun kredilerle desteklenecek. Bu projeden halen hayvancılık yapan veya işletmesi bulunan, ancak hayvanı bulunmayan üreticileri yararlandırılacak.

MAZOTU KARŞILANACAK
Yerli besiciliği korumak için Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından, uygun taban fiyattan alım garantisi sağlanacağı gibi 2018'de girdilere yönelik mazot, gübre, tohum ve yem bitkileri destekleri de devam edecek. Bu kapsamda mazot desteğini 2003'te ilk kez hayata geçiren hükümet, şimdi ise ürün bazında mazot maliyetinin yarısını karşılayacak.

BESİ DESTEĞİ VERİLECEK
Önceki yıllarda olduğu gibi 2018'de de çiğ süt, süt regülasyon, buzağı, koyun keçi, besilik erkek sığır, tiftik, malak ve çoban istihdamı gibi çeşitli desteklerle hayvancılığın geliştirilmesi sağlanacak. DAP, GAP, KOP ve DOKAP Projesi kapsamındaki illerde hayvancılık yatırımları desteklenirken, kalkınma bölgelerindeki 41 ilde ahır, ağıl yapımı ve tadilatı için yüzde 50 hibe, damızlık boğa, koç ve teke alımlarına yüzde 80 hibe desteği başvurularıda devam ediyor.
 

Ahır ve Ağıl için Yüzde Elli Hibe Desteği Başvuruları Başladı

Hayvancılıkta modern ahır veya ağıl projeler için verilen yüzde 50 hibe desteğine başvuruları başladı.

Edinilen bilgiye göre , modern ahır ve ağıl projeleri için sağlanan yüzde 50 hibe desteği için başvuruların 2-31 Ocak 2018 tarihleri arasında Gıda Tarım ve Hayvancılık il müdürlüklerine başvuru yapabilecekler.

Başvuru yapanlarda, öncelikle en az 1 yıl öncesine dayanan Hayvancılık Bilgi Sistemine kayıt yaptırmış olma şartı aranacak. Bu ön koşula sahip en az 10, en fazla 49 baş anaç sığır veya en az 100, en fazla 200 baş anaç koyun-keçi kapasiteli aktif işletmesi olan yetiştiricilerin başvuruda bulunabileceği aktarıldı.



 
 

Konya DSYB 2018 Buzağı Yılı Eğitim Toplantılarına start Verdi

   Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından  geçtiğimiz aylarda başlatılan 2018 yılı buzağı yılı projesine yönelik çalışmalar hız kazandı. Artan buzağı ölümlerine ve yetiştiricinin sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla Konya DSYB 2018'i Buzağı Yılı ilan ederek eğitim başta olmak üzere bir takım faaliyetler organize etmeyi şimdiden hedefliyor.  2018 Buzağı Yılı kapsamında Konya DSYB ilk eğitim toplantısını Konya Merkezde ikamet eden yetiştiricilere yönelik eğitim toplantısı gerçekleştirdi.
Eğitim toplantısına Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürülüğü, Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Süleymen Özcan, Meram İlçe Müdürü Mahir Keleş, Karatay İlçe Müdürü Esat Altuntaş, Meram Ziraat Odası Başkanı Ali Ataiyibiner, Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliği yönetim kurulu başkanı Nazif Karabulut, Karatay Süt Üreticileri Birliği yönetim kurulu başkanı Ali Kalaycı, Konya DSYB yönetim kurulu başkanı Edip Yıldız ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte çok sayıda yetiştirici katıldı.
Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin ev sahipliğinde bir açılış konuşması yapan Başkan Edip Yıldız, neden böyle bir organizasyon gerçekleştirildiğini ve Birliğin genel çalışmaları hakkında bilgi verdi. Yıldız, "Buzağılar işletme gelirinin %40’ını oluşturmaktadır. Sadece buzağı kayıplarının önüne geçebilirsek, zaman içerisinde ithalata da gerek kalmayacaktır. Ülkemizde ki yıllık buzağı kayıpları, İsrail, Estonya, Malta’nın da aralarında bulunduğu 30’dan fazla ülkenin sığır varlığından fazladır. Normal şartlar altında bir işletmede yıllık buzağı ölümleri %5’e kadar tolere edilebilir kabul edilse de, ülkemizde bu oran %15’i geçmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı buzağı ölümleri ülke hayvancılığı için en önemli konu başlıkları arasında yerini almalıdır" dedi.
Damızlık Düve Merkezi Büyüyor
Edip Yıldız konuşmasında yönetim kurulunun iki dönemdir görev üstlendiklerini ve söz verdikleri gibi ikinci dönemin yatırımlarla dolu geçtiğinin altını çizdi. Yıldız "Yetiştiricilerimizin yüksek verimli ve kaliteli gebe düvelerle üretim yapmasını sağlamak ve piyasaya göre uygun fiyata damızlık materyale ulaşabilmesi amacıyla 570 baş kapasiteye sahip olan Damızlık Düve Merkezimizi büyütüyoruz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı desteği ile 500 başlık yeni bir tesis daha yaparak toplam kapasitemizi 1070 başa çıkarıyoruz. Bu proje kapsamında Konya’da başka örneği olmayan Damızlık Düve Merkezimizin ülkemiz geneline örnek olacak. Artık daha fazla yetiştiricimize hizmet etme fırsatı bulacağız" dedi. 
Edip Yıldız'ın açılış konuşmasının ardından sözü Konya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube  Müdürü Süleyman Özcan aldı. Özcan ise  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yeni dönemdeki çalışmaları hakkında Konyalı yetiştiricilere bilgi verdi. Konuşmalarının ardından Veteriner Hekim Emrah Erbay Buzağı Bakım ve Beslemesi hakkında sunumunu gerçekleştirirken sunumundan hemen sonra  soruları cevaplandırdı ve toplantı sona erdi. 
 

 

Yeni Yıla Tarım Sektörü Yeni Uygulamalarla Girecek

Tarım sektörü yeni yıla yeni uygulamalarla girecek. Hükümetin daha önce aldığı kararlar doğrultusunda 2018 yılında mazot, gübre, hayvancılık, et ve tohum konusunda yeni uygulamalar devreye girecek. Bu yeni uygulamalarla tarımsal üretim ve dış ticaret şekillenecek.
Özellikle girdilerle ilgili ve hayvancılık konusunda devreye girecek yeni uygulamalar tarımsal üretimi, ticareti ve fiyatları doğrudan etkilemesi bekleniyor.
Hükümetin daha önce aldığı kararlar doğrultusunda 2018’de uygulamaya başlanacak mazot desteğinin yüzde 50’ye kadar çıkarılması, gübre denetiminde DNA barkod uygulamasına geçilmesi, tohumda sertifikalı tohum kullanmayan üreticilere destek verilmemesi, hayvancılıkta ve kırmızı ette yeni desteklerin devreye girmesinin tarım sektörüne yeni bir yön vermesi bekleniyor.
aşbakan Binali Yıldırım’ın Milli Tarım Politikası’nı açıklarken “çiftçinin kullandığı mazotun yarısı bizden” sözü 2018’de uygulamaya geçiyor. Mazot desteğinin yaklaşık 3 kat artırılmasını öngören uygulama çerçevesinde ilk ödemenin 2018 yılı Mart-Nisan döneminde yapılması bekleniyor. Buna göre 2015 yılında 700 milyon, 2016’da 740 milyon ve 2017’de 723 milyon lira öngörülen mazot desteği 2018 yılı tarımsal destekleme bütçesine 1.9 milyar lira olarak girdi.
Mazottaki yeni destekleme uygulaması çerçevesinde ürün bazında verilecek destek miktarları belirlendi. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017 üretim yılı için belirlenen ve 2018’de ödenecek ürün bazında mazot desteğinde en yüksek ödeme pamuk ve çeltik üreticilerine yapılacak. Pamuk ve çeltik üreten çiftçilere dekar başına 36 lira mazot desteği verilecek. Ayçiçeği, soya, dane mısır ve patates için çiftçilere dekar başına 17 lira, buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale üretenlere dekar başına 13 lira aspir, nohut,mercimek ve kuru fasulye üreten çiftçilere dekar başına 11 lira, fındık, yem bitkileri, çay, soğan, kanola ve havza modeli kapsamındaki 21 ürünün dışındaki diğer ürünlere ise dekar başına 9 lira mazot desteği ödemesi yapılacak.Tarlasını ekmeyerek nadasa bırakan çiftçiler dekar başına 5 lira mazot desteği alacak. 
Gübrede Kerakod ve DNA Barkod uygulaması
Yeni yılın ilk gününden itibaren gübre sektörünü derinden etkileyecek Karekod ve DNA Barkod uygulaması başlıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 6 Nisan 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ” kapsamında 1 Ocak 2018 itibariyle tüm gübre çeşitleri Karekod ve DNA Barkod uygulaması ile izlemeye alınıyor. Gübre üreticileri ve dağıtıcılarının karşı çıktığı ve “uygulanamaz” dedikleri yeni uygulama, gübrede maliyeti artıracak olması çiftçileri de olumsuz etkileyecek.
Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ, tarımda kullanılan kimyevi gübrelerin, organik, organomineral gübreler ve toprak düzenleyiciler ile mikrobiyal, enzim içerikli ve organik kaynaklı diğer ürünlerin son kullanıcıya kadar takibine yönelik içerik ve ambalajların işaretlenmesi ile gübre dağıtıcılarının depo ve/veya satış yerlerine kamera takılmasına ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Tebliğ ile gübre üreticileri piyasaya arz edilecek gübrelerde izlenebilirliği sağlayacak şekilde Karekod ve DNA Barkod içeren işaretleyici etiketli takip sistemini kurmak ve uygulama zorunluluğu getiriliyor. İşaretleyici etiket ve karekod bulunmayan ürünler, 4703 sayılı Kanun kapsamında “güvensiz ürün” olarak değerlendirilecek. Ambalajlara Karekod uygulaması da getiren Tebliğ’in “ambalaj içindeki ürüne işaretleyici etiket uygulanması” gübre üreticileri ve ithalatçıları tarafından “uygulanamaz” olarak değerlendiriliyor.
Uygulama ilk kez Türkiye’de Yapılacak
Amonyum nitratlı gübrelerin patlayıcı yapımında kullanılmasını önlemek amacıyla tüm gübrelerin DNA Barkod ile izlenmeye alınmasını eleştiren gübre üreticileri, ithalatçıları, dağıtıcıları ve satıcıları bu tebliğin uygulanamayacağı, uygulanırsa kaos doğuracağı endişesini yaşıyor. Gübre sektörü temsilcileri, "Türkiye’de yüzlerce gübre çeşidi var. Bunların içinde patlama riski olan sadece iki çeşit var. O iki çeşit için yasak geldi. Fakat, Ankara’da masa başında alınan bir kararla tüm gübre çeşitlerinin izlenmesi için 1 Ocak 2018 itibariyle 'DNA Barkod' uygulaması başlatılacak. Gübrelerin içine DNA Barkod etiketi konularak izlenmesi sektörü işlemez duruma getirecek. Bu uygulama dünyada yok. İlk kez Türkiye’de denecek” bilgisini verdi.
Sertifikalı tohum kullanmayana destek verilmeyecek
Yeni yılda başlayacak bir başka uygulama ise tarımın temeli olan tohumculukta olacak. Sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak için 2018 üretim yılında sertifikalı tohum kullanmayana tarımsal destek verilmeyecek. Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in gündeme getirdiği uygulama kapsamında çiftçiler tarımsal destekten yararlanmak için sertifikalı tohum kullanmak zorunda. Sadece 5 dekarın altında üretim yapanlar için bu şart aranmayacak. 
Türkiye’de yılda 2 milyon 700 bin ton tohum toprakla buluşurken, bunun 1 milyon tonu sertifikalı. 2018 yılında sertifikalı tohum ekmeyene destek vermeme uygulaması bir çok çiftçinin mağdur olmasına yol açabilir. Tohumculuk sektörü ise bu konuda farklı görüşler dile getiriyor. Sektör temsilcilerinden bazıları uygulamanın sektör açısından çok önemli olduğunu ve sertifikalı tohum üretimini artıracağını ve buna bağlı olarak tarımda verimin artacağını savunuyor. Bir diğer görüş ise, çiftçinin sertifikalı tohum ekmeye zorlamanın yanlış olacağını ve yeterli tohum olmayacağı için çiftçinin mağdur olacağını belirterek,uygulamanın geri çekilebileceğini ifade ediyor.
Küçük aile işletmeleri sözleşmeli üretim yapacak
Yeni yılda hayvancılık politikası deyim yerindeyse bir kez daha değişecek. Büyük işletmelerin teşvik edilmesi yerine 2018 yılından itibaren en az 3 yıl sürecek yeni bir proje ile sözleşmeli üretim yapacak küçük aile işletmeleri desteklenecek. Milli Hayvancılık Politikası temel alınarak hazırlanan proje ile küçük aile işletmeciliği, besicilik ve küçükbaş hayvancılığına yönelik destekler artırılırken, 2018 yılında 20 bin işletmenin rehabilitasyonu öngörülüyor. Bakanlığın 2018 yılında uygulayacağı hayvancılık politikası kapsamında canlı hayvan ve et ithalatı devem edecek. Ancak, bir yandan da üretimi artırmaya yönelik destekler sağlanacak.
Besi desteği bir yıllık aradan sonra yeniden başlayacak
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2016 yılında; yerli besilik hayvandan üretilen, 190 Kg ve üstü karkas et veren erkek hayvanlara hayvan başına 200 lira destek verirken, 2017’de bu destek kaldırıldı. 2018’de besi desteği yeniden uygulanacak. Yeni yılda 50 başa kadar kapasiteye sahip küçük aile işletmelerinin, yerli hayvanlardan ürettikleri karkas et için hayvan başına 250 lira destekleme yapılacak. Küçükbaş hayvan sayısını arttırmak ve küçükbaş hayvanlardan elde edilen et miktarını yüzde 10’dan yüzde 25’e yükseltmek için; erken kuzu oğlak kesimlerini engelleyerek birim karkas ağırlığını arttırmak için kuzu ve oğlaklara 2018 yılında destek verilecek. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılını aynı zamanda Buzağı Yılı ilan etti. 2018’de buzağı ölümlerinin yüzde 15’ten yüzde 5’e kadar düşürülmesi ve hayvan hastalıkları ile mücadele edilmesi hedefleniyor.
Aşı ve küpe ücretsiz olacak
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bakanlık bütçesi üzerine yaptığı konuşmada 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren hayvancılıkta küpe ve aşı bedelini kaldıracaklarını söyledi. Fakıbaba, ”Aşıların hepsi bedava, veteriner hekim bakımı bedava. Kulak küpesi bedava; bakın, ilk defa kulak küpeleri bedava. Aile hekimliğini getiriyoruz” dedi.
 
 

2018 Yılı Yeni Projelerin Ortaya Çıktığı Bir Yıl Olacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba marketlerdeki uygun et satışına yönelik sorularını yanıtladı. Bu konuda önemli olanın sürdürülebilirlik olduğunu dile getirirken Fakıbaba, piyasayı takip ettiklerini, maliyetleri hesapladıklarını aktardı. Fakıbaba, fiyatları arttırabilecekleri gibi azaltabileceklerini de bildirerek, "Bakıyoruz, belki de 14,5 lira değil de 15 lira, 15,5 lira değil de 16 lira yapabiliriz. 50 kuruşlarla yükseltiriz alçaltırız, girdinin durumuna göre. Girdiler ucuzlarsa ucuzlar. Ama girdide artış olursa 29,5 lira, 30 lira olur. Artık piyasa belli. Bu fiyatlar güzel" diye konuştu.
Öte yandan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
 Fakıbaba ayrıca  ekmek israfı konusunda ise ekmeğin gramajının düşmesine yönelik uygulamanın 1 Ocak'ta yürürlüğe gireceğini ve ekmeğin çöpe gittiğini, ekmekte müthiş israf olduğunu aktardı.
Fakıbaba, ekmek fiyatlarının artıp artmayacağına yönelik soruyu yanıtlarken, fiyatların genelde illerde ayarlandığına işaret etti. Fakıbaba, "Tek amacımız var; israfı önlemek. Bu bağlamda fiyatlar da ona göre ayarlanır " dedi.

 
 

ÇKS Süresi Uzatıldı

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kaydını yaptıramayan çiftçiler için müracaat süresi 31 Aralık 2017'ye uzatıldı.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, "Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak, 30 Haziran'dan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.Buna göre, 2017 üretim yılı ÇKS kaydını 30 Haziran'a kadar yaptıramayan çiftçiler için süre 31 Aralık 2017'ye kadar uzatıldı.Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, ÇKS'nin çiftçilerin kayıt altına alındığı tarımsal veri tabanı olarak hazırlandığı hatırlatıldı.ÇKS Yönetmeliği'ne göre, üretim yılına ilişkin çiftçi başvurularının 30 Haziran'da sona erdiği belirtilen açıklamada, "Çiftçilerin bu tarihten sonra sahip oldukları veya kiraladıkları tarım arazileri hariç ÇKS'ye yeni bir çiftçi ve arazi kaydı yapılmamaktadır." ifadesi kullanıldı.
 
 

Üzümler soğuklara karşı karaviçeyle korunuyor

Manisa’nın sarı altını olan çekirdeksiz sultaniye üzümü sarıgöl ilçesinde  soğuklara karşı üzüm üreticileri karaviçeli bir maddeyle korumaya çalışıyor.15 yıldır bu yöntemle korumaya çalışan üreticiler sultaniye üzümünü bu yöntemle yıl sonuna kadar koruyup ihracat yapıyor.
 

27 Çeşit Buğdayla Deneme

Edirneli üretici Ahmet Yürük, bölge topraklarına en uygun buğday ve ayçiçeği çeşitlerini bulmak için 27 çeşit buğday ve 5 çeşit ayçiçeği deneme ekimi yaptı.
 
Edirne'nin Küçükdöllük köyünde yaşayan ve hayatını tarımsal çalışmalara adayan Yürük, haftada 3 gün tarlalarını ziyaret ederek çeşitlerin başak, yaprak ve boylarını inceliyor, hastalıklara ve yabani otlara karşı dayanma güçlerini not ediyor.
 
Çalışma ofisinde tohumları inceleyen Yürük, ektiği çeşitlerin toprak ve iklim şartları karşısındaki durumlarını da bir ziraat mühendisi gibi araştırıyor.
 
Üretici Yürük, yaptığı çalışmalardan mali bir beklentisi olmadığını ve çalışmalarını gönüllü olarak yaptığını söyledi.
 
Emekli olduktan sonra tarımsal faaliyetlere ağırlık verdiğini, bölge ve ülke tarımına katkıda bulunmak için çalışmalar yürüttüğünü belirten Yürük, "30 yıldır tarımla uğraşıyorum. 2008 yılında öğretmenlikten emekli olduktan sonra tarım çalışmalarına yöneldim. Bu arada buğday ve ayçiçeği üzerine tohum, ilaç ve gübre denemeleri yapıyorum." dedi.
 
Bu yıl 27 dönümlük alanda 27 çeşit buğday denemesi yaptığını belirten Yürük, şunları kaydetti:
 
"Hasat sonrasında alacağımız verim ve kalite oranlarına göre ektiğimiz çeşitler arasından topraklarımıza en uygun çeşitleri seçmeye çalışacağız. Türkiye olarak geçtiğimiz yıllarda buğday anlamında kendimize yeten bir ülkeydik. Son yıllarda dışarıdan buğday ithal etme durumunda kaldık. O yüzden de verimin arttırılmasına yönelik çalışmalar yapıyorum. Edindiğim bilgi ve tecrübeyle çiftçilerimize katkıda bulunacağımı düşünüyorum. Çiftçilerimize de tavsiyem ekim öncesi toprak tahliliyle yola çıkmalılar. Tohum seçimi ve toprak hazırlığı çok önemli. Bunların ardından gübreleme ve ilaçlama süreçleri çok önemli."
 
Yürük, 27 çeşit buğdayın yanı sıra 8 dönümlük tarlasına 5 çeşit ayçiçeği deneme ekimi yaptı.
 
Ayçiçeğinin bölge çiftçisi için önemli olduğunu ifade eden Yürük, "Yaptığımız deneme ekimleriyle çeşitlerin farklı özelliklerini, hastalıklara dayanma durumlarını görüyoruz. Şu an itibarıyla ektiğim 5 çeşit de gayet iyi görünüyor. Hasattan sonra her çeşidin ayrı ayrı verimine bakacağız. Laboratuvarda yağ oranlarını ölçeceğiz. Aldığımız sonuçlara göre değerlendirmemizi veriler ışığında yapacağız. Ben gönüllü olarak araştırmalar ve çalışmalar yapıyorum." diye konuştu. 

 Kaynak: haberturk.com
 

Yaş Çayda Beklenen Taban Fiyat Açıklaması!

Çaykur Genel Müdürlüğü'nde konuyla ilgili açıklama yapan Bakan Faruk Çelik, üreticiye yaş çay için 2 lira taban fiyat ve 13 kuruş da destekleme primi olmak üzere kilo başına 2.13 lira ödeme yapılacağını söyledi. Yaş çaya geçen yıl 1.77 lira taban fiyat, 13 kuruş da destekleme pirimi olmak üzere 1.90 lira ödeme yapılmıştı.

Çay tarımı yapan bölgeler

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Rize, Artvin, Trabzon ve Giresun illerinde yaklaşık 830 bin dekar alanda 1 milyon üretici aile tarafından yapılan yaş çay tarımında yıllık 1 milyon ila 1 milyon 200 bin ton arasında değişen miktarda ürün elde ediliyor. Üretilen yaş çay, 151’ i özel sektör, 46’sı ÇAYKUR’ a ait fabrikalarda işlenerek yılda ortalama 200 ila 230 bin ton arasında kuru çay elde ediliyor.

Çay Üreticisi Taban Fiyatın Belirlenmesini İstiyor!

Doğu Karadeniz’de yaklaşık 204 bin aileyi ilgilendiren yaş çay alım kampanyasında yaş çay hasadına başlandı. ÇAYKUR’A bağlı 46 yaş çay fabrikasında hazırlıkların tamamlandığı ancak hava sıcaklığının mevsim normallerinin altında olmasının hasat toplamayı olumsuz etkilediği belirtiliyor.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Rize ağırlıkta olmak üzere Trabzon ve Artvin illerinde 2017 yılının ilk yaş çay hasadına başlandı.

Geçtiğimiz günlerde yaş çay alımlarına başlayacağının duyurması ile yaş çayı toplama olgunluğuna erişen çay üreticileri bahçelerine girdi. Ancak çay fiyatlarında taban sınırının belirlenmemesi üreticide endişe yaratmaya başladı.

Yağışların yeterli olduğunu belirten üreticiler, Sezonun verimli geçeceğini düşünüyor. Henüz taze olan çay havaların tamamen ısınmasıyla tamamen toplanmaya başlanacak. Hava şartlarının hasat toplamaya tam manasıyla uygun olmaması nedeniyle henüz hasada başlanmadı. Geçtiğimiz yıl üretici kg fiyatının 2 TL’nin altında olmasını talep etmişti. Ancak bu yıl hasadın ve satışların başlamış olmasına rağmen taban fiyatının belirlenmemiş olması üreticinin endişelerini artırıyor.

Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç ise yaptığı açıklamada, "Sezonun verimli geçmesini diliyoruz. Havalar biraz soğuk gittiği için çay hasadı biraz gecikti. Şu anda da çok taze. Ancak havaların iyi gitmesi ile birkaç günde tamamen toplanacak olgunluğa ulaşır. Çay taban fiyatı henüz belirlenmedi. Ancak ülke şartlarını da göz önüne alarak kilo başına 2 20 fiyat verilmesinin uygun olacağını düşünüyoruz. Çay, Rizeli’yi ilgilendirdiği kadar ülkemiz için de altın değerindedir. Üreticimiz yağmur çamur demeden tarlasına girip hasadını yapıyor bu anlamda dileğimiz üreticinin mağdur edilmemesidir" ifadelerini kullandı.

Yerli Domates mi Melez(Hibrid) Domates mi?


Anayurdu Orta ve Güney Amerika olan domates, patlıcangiller ailesinden yoğun olarak yetiştirilen bir yenidünya bitki türüdür.
 
16. yüzyılın ilk yarısında Meksika'dan Avrupa'ya yayılmış olduğu varsayılan domatesin zamanla farklı türden kültürlenerek yüzlerce türü ortaya konulmuştur. Kaç çeşit kültürlendiği tam olarak bilinmeyen domates, günümüzde önemli bir tüketim meyvesi olarak sofralarımızdaki yerini almıştır.
 
Dünyada hemen hemen her kültürde yerini alan domatesin en büyük üreticisi İtalya’dır. Türkiye’de de farklı türlerin gelişlimi kültürlenerek geliştirilip arttırılmaktadır. Türkiye’de yaygın olarak yetiştirilen ve ‘yerel domates’ olarak adlandırılan bazı türler; ticari amacına, yetiştirilme şekline ve lezzetine ilişkin belirli isimler almıştır.
 
Yerli domates çeşitleri:
 
Sırık Domates; Pazarda satılmak üzere, ömrü uzun ve pazar tezgâhlarına dayanıklı olan domates türüdür. Kendi içinde farklı tohum türleri vardır. Bu türler, Elif 190 F1, Gökçe 191 F1, Gülle F1, Target F1, Opera F1, Polaris F1, Astone F1, Mog F1'dir. 
 
Yer Sofralık Domates; Bitki yapısı bakımından oldukça güçlüdür. Bu gücü sayesinde meyveyi tamamen örterek güneşe karşı korur. Ortalama 210- 230 gr ağırlığında, kırmızı, yuvarlak yassı meyveli domateslerdir. Türleri arasında Sadık F1, Elegro F1 sayılabilir. 
 
Sanayi tipi Domates; Salça yapımında kullanılan domates türüdür. Güçlü bitki yapısına sahiptir.  Meyveleri tam yuvarlak olmaz. Nakliyeye dayanıklıdırlar. Rio Grande türü domatesler sanayi tipi, salçalık domates türleridir.   
 
Hibrid (melez) domates çeşitleri:
 
Adonis F1; Sıcak iklim isteyen orta güçte bir domates türüdür. Meyvelerinin ağırlığı 180-200 gram civarındadır. Bu türde meyveler sapları ile birlikte toplanabilmektedir. Az ya da çok tüylü yaprakları keskin kokuludur. Domates yetiştiriciliğinin yapıldığı her iklim ve bölgede yüksek performans göstererek bol ürün verir

Süper Red F1; Orta erkenci hibrid domates çeşididir. Orta erkenci diğer domates çeşitlerine göre daha büyük ve serttir. Yatay gelişen bir bitki türü olup yaprakları meyvelerini örter.  Domates yetiştiriciliğinin yapılabildiği yer alanda rahatça yetiştirilebilir. Nakliyeye uygun domates türlerinden biridir. 
 
Oturak Domates; Egemen F1; Çalı tipi domates türlerindendir. Yoğun yaprak oluşumu olan bu türde salkımda 3 ila 5 domates bulunur. Çatlamaya dirençli bir türdür. Meyveleri hafif yuvarlak ve parlak renklidir. 
 
Cevahir F1Örtü altı yetiştiriciliğine uygun, raf ömrü uzun, pazara yönelik domates türüdür. Bahar dönemi yetiştiriciliği daha verimli olur. Salkımında 3-4 meyvesi olur.Yoğun yaprak örtüsü olan bir türdür. Diğer tüm domates türlerinde olduğu gibi önce sıcak yastıklarda üretilir. Sonra asıl fide yerlerine geçirilerek şaşırtılır. Yüksek verimli bir domates çeşididir. 250-350 gram ağırlığında, meyveleri hafif yuvarlak, dilimli, şekli düzgün ve parlak kırmızı renklidir. 
 
Beton F1; Sonbahar yetiştiriciliğine uygun domates türüdür.. Orta güçlü bir bitki olan beton F1 türü domateslerde örtü altı yetiştiriciliği yapılır. Salkımında 5-7 meyve bulunur. Erkenci bir türdür. Ortalama meyve ağırlığı 160-170 gram kadardır. Sarı yaprak virüsüne karşı dayanıklıdır. 
 
Yeşim F1; Güz, bahar ve bahar sezonu boyunca yetiştirilebilir. Ortalama meyve ağırlığı 250-350 gram kadardır. Nakliyeye uygun, raf ömrü uzun bir domates çeşididir. Salkımında 3-5 meyve bulunur. Salkımları oluşturan çiçekleri 2 cm çapında ve sarı renklidir. Toprak açısından çok seçici değildir. Keskin bir kokusu ve tadı vardır. Ege, Marmara ve Akdeniz bölgelerinde üretimi yaygındır. 



Haber: Ali Suzi Doğan

Üreticiler Buzağı Yetiştiriciliğine Destek Projesi'nden Memnun

Türkiye'nin en önemli hayvancılık merkezlerinden Doğu Anadolu'daki besiciler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının başlattığı "Buzağı Yetiştiriciliğine Destek Projesi" sayesinde hem daha iyi ahır ve ağıllarda buzağı yetiştirmenin hem buzağı ölümlerinin önüne geçilmesi sebebiyle fazla kazanç sağlamanın hem de ülke ekonomisine katkı sağlamanın mutluluğunu yaşıyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, buzağı ölümlerinin önüne geçilmesi, yerli hayvan üretiminin teşvik edilmesi ve besicilerinin bilinçlendirilmesi amacıyla bir süre önce ülke genelinde "Buzağı Yetiştiriciliğine Destek Projesi" başlattı.

Yerli hayvan üretiminin artırılarak hayvan ithalatının önüne geçilmesi, hayvan ahırlarının şartlarının iyileştirilmesi amaçlanan proje kapsamında Bakanlık, üreticilere süt ve buzağı hibe desteği veriyor.

Bu desteklerden yararlanan ve Türkiye'nin en önemli hayvancılık merkezlerinden olan Erzurum ve çevre illerdeki besiciler, bu sayede hem buzağı ölümlerini azalttı hem de üretimini yükseltip, gelirlerini artırdı.

Erzurum Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Osman Akar, buzağı yetiştiriciliğinde Doğu Anadolu'nun önemli bir bölge olduğunu söyledi.

Son yıllarda Bakanlığın buzağı desteğini artırdığını belirten Akar, 2016 yılında soy kütüğüne kayıtlı buzağılar için 350 lira, 2017 yılında da Doğu Anadolu Projesi ile yetiştirici ilan edilen illerde ise buzağı başına 750 lira destek verdiklerini ifade etti.

Bakanlığın desteğiyle ahırlarda yapılan iyileştirmelerle buzağı ölümlerinin azalmaya başladığını kaydeden Akar, "Buzağı ölümleri zaman zaman ülkemizde konuşuluyor ancak Erzurum ve bölgemizde yapılan desteklerle bu oran gittikçe düşüyor ve bu sevindirici durum. Bu ölümlerin temel sebepleri arasında ahır içindeki gaz ve beslenme şartlarının iyi olmamasını sayabiliriz. Bakanlığımızın desteğiyle buzağı ölümleri asgari seviyeye düşecek. Ölümlerin azalması aynı zamanda yurt dışından ithal ettiğimiz hayvan oranlarında da düşüş sağlayacak." diye konuştu.

Buzağı besicilerinden Yaşar Mutaf da buzağı desteğinden yararlandığını ifade ederek, "Bu destekten dolayı devletimize teşekkür ediyoruz. Tam da dananın doğma zamanında desteği devletimiz verdi. Bunlarla dananın yemini de ilacını da alırız çünkü bunlar çok pahalı ve sadece buzağıyı besleyebiliriz." dedi.

Buzağı 1 yaşına gelene kadar en az 300-400 lira ilaç parası ödediklerini belirten Mutaf, devletten bu konuda da destek istedi.

Kaynak: AA
 

Elektrik Borcu Olan Üreticiye Destek Yok !

Tarımsal sulamadan dolayı elektrik borcu bulunan çiftçiler, bu borçları ödenene kadar 2017 yılı tarımsal destekleme ödemelerinden yararlandırılmayacak.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, Tarımsal Sulamaya İlişkin Elektrik Borcu Bulunan Çiftçilere Bu Borçları Ödeninceye Kadar 2017 Yılında Tarımsal Destekleme Ödemesi Yapılmamasına İlişkin Uygulama Tebliği, 22 Şubat 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.

Tebliğ ile Dağıtım Sistemindeki Kayıpların Azaltılmasına Dair Tedbirler Yönetmeliğinde belirtilen yüksek kayıplı elektrik dağıtım şirketleri kapsamına giren ve Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak illerinde 2016 yılında tarımsal amaçlı sulamada kullanılan elektrik için; 2017 yılında ödenecek fark ödemesi desteklerine konu ürünlerde çiftçinin alacağı bitkisel üretime konu destek ödemelerine ödeme zamanında bloke konulması, çiftçinin muvafakati ile ilgili şirkete aktarılması ve kalan kısmın çiftçiye ödenmesine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Destekleme ödemelerinin yapılıp yapılmayacağına ilişkin uygulama kapsamında elektrik dağıtım şirketi ve/veya elektrik perakende satış şirketi, tarımsal sulamada elektrik kullanan ve alacaklı olduğu çiftçilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası ile beraber alacak tutarını Ziraat Bankası’na iletecek.

Bakanlık tarafından Bankaya iletilen tarımsal destekleme ödemesine esas icmallerdeki çiftçilere veya tüzel kişilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası ile Şirket tarafından Bankaya iletilen elektrik borcu bulunan tüketicilere ait Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarasının eşleşmesi halinde, 2016 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar uyarınca destekleme bedeli blokeli hale gelecek ve Banka bu bedelleri çiftçiye ödemeyecek.

Bloke konulmuş fark ödemesi desteklerine konu ürünlerde çiftçinin alacağı bitkisel üretim destekleme hakedişinin çiftçiye ödenebilmesi için, Şirketin borcun ödendiğini Bankaya bildirmesi gerekecek. Bu bildirim yapıldıktan sonra destekleme alacağı hak sahibine ödenecek.