Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Çiftçinin Beklediği Mazot Desteği Başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çiftçiye mazot müjdesini Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde "Çiftçilerimiz Milletin Evinde Cumhurbaşkanımız ile Buluşuyor" programında vermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "mazotun yarısı devletten" müjdesi bugün uygulamaya geçiriliyor.
Tarım sektöründe canlanmaya neden olan mazot desteği uygulaması bugün itibariyle başlıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olan ve dosyalarını teslim eden üreticiler, 23 Şubat (bugün) tarihinden itibaren tarım arazilerinde kullandıkları ve kullanacakları mazot bedenin yarısını geri alabilecek. Çiftçiye mazot iadesi, kullanılan yakıt miktarı ve ürün desenine göre değişecek.

SİSTEME KAYITLI OLANLAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Külliye'de buluştuğu çiftçilere verdiği mazot müjdesi bugünden itibaren uygulamaya konuluyor. Her yıl nisan ve ekim aylarında yapılan ödemeler, bu yıla özel olarak dosyaların Gıda, Tarım ve Hayvancılık müdürlüklerine tesliminden itibaren başlayacak. Halihazırda devletten mazot, gübre gibi destekler alan üreticiler, ÇKS'de kayıtlı olan üretim bilgileri esas alınarak akaryakıt iadesi alacak.

DOSYALAR VERİLİYOR
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri, ÇKS'ye kayıtlı çiftçilerin bul yıl yapacakları üretim bilgisini sisteme girmiş olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: Üreticinin ne kadar araziye hangi ürünü ekeceği sistemimizde mevcut. Bu bilgiler esas alınarak işlem yapılacak. Dosyalarını henüz vermemiş olanlar da bugünden itibaren uygulamadan yararlanabilecek. Örneğin bin dekar alanda pamuk eken/ekecek olan üreticinin ne kadar akaryakıt harcayacağı biliniyor. Gerekli hesaplamalar yapıldıktan sonra mazot tutarının yarısı banka hesabına yatırılacak.

SEKTÖR CANLANACAK
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı ve aynı zamanda üretici olan Mehmet Akın Doğan, 2 yıldır bekledikleri müjdeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiğini belirterek, "En büyük girdi kalemimiz mazot. Tarlada, bahçede her şey mazotla çalışıyor. 400 dönüm narenciye bahçemde ilaçlamadan arazi kontrolüne kadar her yerde mazot kullanıyoruz. Yarısını devlet karşılayınca çiftçimiz rahata kavuşacak. Hükümetimiz sağ olsun elimizi rahatlattı. Çiftçinin cebine biraz daha fazla para girince sektör canlanacaktır" dedi.

MORALİMİZ YÜKSELDİ
Yaklaşık 2 bin dönüm alanda narenciye, pamuk, soğan, buğday ve soya üreten Şevket Uludağ da "Geçen yıl 150 bin lira civarında mazot parası ödedim. Bu yıl da benzer bir rakam söz konusu. Devletimizin desteği çiftçi için bir hediyedir. Harcadığım akaryakıtın yarısını iade edecek. Üreticiler olarak hepimiz çok mutlu olduk. Biz her şart altında üretmeye devam ederiz ama böyle destekler moralimizi yükseltiyor" diye konuştu.
 

Tarım ve Sulamada Köklü Değişiklikler

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı, çiftçileri doğrudan ilgilendiren ve radikal kararları içeren yasal düzenleme hazırlıyor.
‘Arazi toplulaştırması’ yeni kurulacak Tarım ve Su Reformu Genel Müdürlüğü çatısı altından tek elden yürütülecek. Tarla içi sulamada, “yağmurlama ve damlama” sistemleri zorunlu hale getirilecek...
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, çiftçileri rahatlatacak ve merakla beklenen köklü düzenlemeler konusunda hazırlanan yasa düzenlemesini TBMM Tarım Komisyonu’na anlattı. Eroğlu’nun komisyonun verdiği bilgiye göre, sayısı 2 bin 500’ü geçen sulama birlikleri kapatılmayacak ancak Gıda ve Tarım Bakanlığı’ndan alınarak DSİ’ye devredilecek. Komisyonda Eroğlu, “Sulama birlikleri bazı yerlerde çok iyi çalışıyor ama vatandaşlardan çok şikâyet var. Yani denetim eksikliği vardı, biz denetlemeye başladık. En azından DSİ el atsın, ciddiyet gelsin. Bazı yerlerde, bazı kanalların bakımı yapılamıyor. Dolayısıyla, para yeteri kadar toplanamıyor, borçları var. Burada esas DSİ tarafından sıkı şekilde denetlensin, işletme bakımı yapılsın, paralar adil şekilde toplansın, borçlar da belli bir süre içinde tasfiye edilsin şeklinde bir düşüncemiz var” diye konuştu.
Arazi toplulaştırılması
Gıda ve Tarım Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın yürüttüğü, “arazi toplulaştırması” da yeni kurulacak Toprak ve Su Genel Müdürlüğü çatısı altından tek elden yürütülecek. Böylece toplulaştırma yapılan yerlerde su olmaması sorunu çözülecek. Su ile arazi toplulaştırmasının çakışması sağlanacak, toprak ve su verimli kullanılacak.Eroğlu’nun anlattığı yasa düzenlemesindeki bir başka değişiklik ise orman alanlarındaki yatırıma ilişkin. Özel orman kuran şirketlerin bu yerlerde yatırım yapamamalarının önü açılacak.
Yağmurlama ve damlama
Hükümet, büyük su kaybına yol açan tarla sulamasında radikal değişikliğe gidiyor. Yeni düzenlemeye göre tarımsal sulamada israfı önlemek için tarla sulamasında kullanılan, “yağmurlama ve damlama” sistemleri zorunlu hale getirilecek. Eroğlu, TBMM’deki sohbetinde ise konuya ilişkin olarak, kuraklık yaşanan bugünlerde tarımsal sulama konusunda radikal adımlar atılacağını, tarla içi sulamada daha tasarruflu olduğu için, “yağmurlama ve damlama” sistemlerinin zorunla hale getirileceğini kaydetti. Şanlıurfa'da çiftçilerle buluşmasında yeni düzenlemeyi açıklayacağını belirten Eroğlu, şunları söyledi: “Çiftçilerimizin suyu iyi kullanması lazım. Çok su tarlayı çoraklandırır, tuzlanma yapıyor, çoraklanma olur. Biz düzenlemede damlama ve yağmurlama yapılmasını şart koşuyoruz. Çiftçilerle birlikte muhtar ve çiftçilerle toplantı yapacağım, su yönetimi ile ilgili. Tarla içi sulamayı çiftçilerle beraber biz yöneteceğiz. Projesini biz hazırlayacağız gerekirse yüzde 50’sini destekleyeceğiz gerisini de Ziraat Bankasından faizsiz kredi ile tarla içinde boruların çekilmesi yağmurlama ve damlama yapılmasını sağlayacağız. Böylece hem tuzlanma önlenecek hem çoraklaşma olmayacak, hem az su ile daha çok alanı sulayacak. Sudan tasarruf olacak. Maliyet gerektirir ama 3-4 yılda amorti ediyor. Suyu enerji ile götürüyorsun yani. Bu bakımdan önemli maliyeti ne olursa olsun suyumuz sınırsız değil. Suyumuz ancak 8.5 milyon hektarı sulayacak kadar yetiyor. Devlet teşviğini vereceğiz. Projesini biz yapacağız vanasına kadar biz getireceğiz borusunu kendisi çekecek. Birinci önceliğimiz GAP. Orada arazi çok su az.”
‘Şehirler de israf etmesin’
Kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle su tüketimine dikkat edilmesi uyarısında da bulunan Eroğlu şöyle devam etti:“Şehirlerimizi 2018’de de kuraklığa rağmen susuz bırakmayacağız. Şehirlerde su kullanımıyla ilgili problem yok, istediği gibi kullansınlar ama israf etmesinler. Bizim her şey için planımız var. Ankara’da muazzam büyük bir tünel geliyor. Bu yıl içinde bitecek tünel, Gerede’nin suyunu buna aktaracağız.” 
 

Tarım Ürünleri İhracatına Üç Engel

AB, ABD ve Sudan'ın aldığı kararlar tarım ve gıda ürünleri ihracatını olumsuz etkileyecek. Ekonomi Bakanlığı konuyla ilgili ihracatçı birliklerine uyarıda bulunarak gerekli önlemlerin alınmasını istedi.
Dünya Gazetesi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Tarım ve gıda ürünleri ihracatı her geçen gün zorlaşıyor. Yaşanan yoğun rekabet, ülkelerin kendi üreticisini korumaya yönelik önlemleri tarım ve gıda ürünleri ihraç edenleri her gün yeni uygulamalarla karşı karşıya bırakıyor. Son olarak AB, ABD ve Sudan'ın aldığı kararlar tarım ve gıda ürünleri ihracatını olumsuz etkileyecek nitelikte.
Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü'nden ilgili ihracatçı birliklerine gönderilen yazıda, 540 / 2011 sayılı AB Yönetmeliği uyarınca başta üzüm olmak üzere kayısı, limon, kiraz, çilek, domates, biber, patlıcan ve hıyar gibi çok sayıda üründe ruhsatlı "Iprodione” aktif maddesinin 2018 yılında dolan izin süresinin uzatılmaması kararının alındığı; bu kapsamda söz konusu mevzuat çerçevesinde tüm meyve ve sebzelerde bahse konu aktif maddede azami kalıntı limiti (MRL)'nin tespit seviyesi olan 0,01 ppm'e indirilmesinin beklendiği ifade edildi. Söz konusu yönetmeliğin incelenmesinden, üye ülkelerce geçiş süreci bitiminin, 5 Haziran 2018 tarihini geçmemek şartıyla mümkün olan en erken tarih olacak şekilde belirlenmesinin gerektiği belirtiliyor. Uygulama değişikliğinin kısa vadede AB'ye ihracatı olumsuz yönde etkilememesi için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile koordineli bir şekilde gerekli girişimlerde bulunulduğu ifade edildi.
 
 

Deniz kaynaklarını koruma altına alan Milletlerarası anlaşma Resmi Gazete'de yayımlandı

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) çerçevesinde düzenlenen "Yasa Dışı, Kayıt Dışı ve Düzenlenmemiş Balıkçılığı Önleme, Caydırma ve Ortadan Kaldırmaya Yönelik Liman Devleti Tedbirlerine Dair Anlaşma" onaylanarak Resmi Gazete'de yayımlandı.
Roma'da 22 Kasım 2009'da düzenlenen anlaşmada, tarafların BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Anayasası'nın 14. maddesi uyarınca FAO çerçevesinde uluslararası bir anlaşma imzalama gereğini kabul ederek mutabık kaldığı hususlar yer alıyor.
Etkin liman devleti önlemlerinin uygulanması yoluyla yasa dışı, kayıt dışı ve düzenlenmemiş balıkçılığı önlemeyi, caydırmayı ve ortadan kaldırmayı ve bu yolla canlı deniz kaynaklarının ve deniz ekosistemlerinin uzun vadeli korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını sağlamayı amaçlayan anlaşma, uygulama, uluslararası hukuk ve diğer uluslararası araçlarla ilişki, ulusal düzeyde entegrasyon ve koordinasyon, iş birliği ve bilgi alışverişi, limanların kullanımı, denetim ve izleme faaliyetlerinin yürütülmesi gibi konulara dair genel hüküm ve hususları içeriyor.
 
 

İçeceklerde ÖTV Uygulamasına İlişkin Tebliğ Yayınlandı

Maliye Bakanlığı, Torba Yasa uyarınca 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle başlayan bazı içeceklerde yüzde 10 ÖTV uygulamasına ilişkin uygulama tebliğini yayınladı.
Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen, 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile makaronlar da sigara ve diğer tütün mamulleri gibi ÖTV kapsamına alınırken, 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren sade gazozlar, meyveli gazozlar, limonatalar, nektarlar, alkolsüz biralar, enerji içerecekleri, soğuk çay, meyveli içeceklerden de yüzde 10 ÖTV alınması hükmü getirilmişti.
ÖTV alınacak içecekler
Buna göre, Özel Tüketim Vergisi (III) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nin “Kolalı gazozlar ve alkollü içkiler”i kapsayan A Cetveli, “Alkollü içkiler, Kolalı, meyvalı ve sade gazozlar, Alkolsüz biralar, ambalajlanmış ve/veya toptan teslime konu edilen; meyve nektarları, meyveli içecekler, limonatalar, enerji içecekleri, sporcu içecekleri, soğuk çay, soğuk kahve, tonik ve tatlandırılmış veya aromalandırılmış benzeri içecekler” şeklinde düzenlendi.
ÖTV’ye tabi olmayanlar
Buna karşın etil alkol ve ilave şeker veya diğer tatlandırıcı maddeler katılmamış veya lezzetlendirilmemiş sular (tabii veya suni mineral sular ve gazlı sular dahil) söz konusu listede yer almadığından, sebze suları ile Türk Gıda Kodeksine göre %100 meyve suyu sayılan meyve suları ve doğal mineralli doğal maden suyu ile üretilmiş, tatlandırılmış, aromalandırılmış meyveli gazlı içecekler parantez içi hükümle kapsam dışı bırakıldığından ÖTV’ye tabi olmayacak.
Toptan ve perakende teslim
A Cetvelindeki bazı içecekler için verginin kapsamının belirlenmesi açısından öngörülen toptan teslim, teslimi yapılan içeceklerin aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar ile işletmelerinde kullanacak olanlara teslimi için kullanılırken, bunlar dışındakilere yapılan teslim, perakende teslim sayılacak. İçeceğin ticari amaçla satılmak ya da işletmede kullanılmak üzere ithali de toptan teslim sayılacak.
Hazır ambalajlı içecekler
Tebliğe göre, ambalajlanmış içecekten maksat, Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’nde tanımı yapılan şekilde hazır ambalajlı gıda kapsamında teslime konu edilen içecek. Her durumda açılmadan veya değiştirilmeden içeriği değiştirilemeyecek şekilde, içeceği tamamen kaplayan bir ambalajın içine konulmak suretiyle, son tüketiciye veya toplu tüketim yerlerine sunulmak üzere teslime konu edilen hazır ambalajlı içecekler, verginin kapsamında olacak. Öte yandan, toptan teslime konu edilenler hariç olmak üzere, perakendeci tarafından doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş içeceklerin teslimi ise ÖTV’ye tabi olmayacak.
Örneğin, içecek imalatçısı tarafından ambalajlanmış veya ambalajlanmamış olarak toptan teslime konu edilen limonata, meyve nektarı gibi içecekler ÖTV’ye tabi iken, bu içeceklerin pastane işletmesi tarafından imalathanesinde imal edilip, pastanede doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş şekilde perakende satışa sunulması ÖTV’ye tabi olmayacak. Aynı şekilde, soğuk kahve imalatçısı tarafından ambalajlanmış olarak toptan veya perakende satışa konu edilen soğuk kahve içeceği ÖTV’ye tabi iken, kafe işletmesi tarafından imalathanesinde imal edilip, kafede perakende satışa sunulan soğuk kahve ÖTV’ye tabi olmayacak.
Makaron düzenlemesi
Torba Yasa ile getirilen düzenleme doğrultusunda uygulama tebliğinin üçüncü paragrafında yer alan “tütün mamulleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve makaron” ibaresi eklendi.
Öte yandan, mallardan bazılarının sadece ambalajlanmış olanları verginin konusuna alındığından, teslime konu edilen içeceğin hazır ambalajlı gıda kapsamında olup olmadığı; Türk Gıda Kodeksine göre %100 meyve suyu sayılan meyve suları (Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliğinde tanımlanan meyve suyu ve konsantreden meyve suyu) kapsam dışında olduğundan, teslime konu edilen içeceğin %100 meyve suyu niteliğini haiz olup olmadığı hususları, Türk Gıda Kodeksine göre ilgili mevzuatta yapılan belirleme ve açıklamalar çerçevesinde tespit edilecek.
 III sayılı listenin (A) cetvelinde yer alan içeceklerden bazılarının sadece ambalajlanmış ve/veya toptan teslime konu edilenleri verginin kapsamında olduğundan, söz konusu içecekleri imal etmekle birlikte; imal ettiği içecekleri toptan teslime konu edenlerin, söz konusu içecekleri ambalajlanmamış (dökme halinde) olarak satışa konu etseler dahi, imal ettikleri içecekleri hazır ambalajlı gıda kapsamında teslime konu edenlerin, hiç toptan teslimi söz konusu olmasa dahi mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekecek.
İmal ettikleri içecekleri ambalajlanmamış olarak veya doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş olarak sadece perakende teslime konu edenlerin, başkaca ÖTV’ye tabi mal satışı bulunmaması halinde, ÖTV mükellefiyeti tesis ettirmesine ise gerek olmayacak.
B bölümünde yer alan; “perakende satışa sunulan sigaraların birim ambalajı içinde yer alan her bir sigara” ibaresi, “perakende satışa sunulan sigaraların ve makaronların birim ambalajı içinde yer alan her bir sigara veya her bir makaron” şeklinde, “20 adet sigaradan” ibaresi “20 adet sigaradan, 50 adet makarondan” şeklinde değiştirildi.
Makaronda verginin hesabı
Makaronun vergilendirilmesinde, perakende satış fiyatına bu mallar için geçerli olan ÖTV oranı uygulanarak nispi ÖTV tutarı hesaplanacak. Ancak hesaplanan tutar, birim paket içindeki her bir makaron için belirlenen asgari maktu vergi tutarına göre hesaplanan vergi tutarından az olamayacak.
 
 
 
 

Dünya Gıda Günü'nde "Göç" Teması Öne Çıkıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Yuriko Shoji, 16 Ekim'de kutlanacak Dünya Gıda Günü'nün bu yılki temasının "göç" olacağını belirterek, "Sürdürülebilir kırsal kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına yatırım, mevcut göç sorununa karşı küresel cevabın önemli bir parçası" dedi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü  (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Yuriko Shoji, bu yıl "Göçün geleceğini değiştirin, gıda güvenliği ve kırsal  kalkınmaya yatırım yapın" sloganıyla kutlanacak Dünya Gıda Günü'ne ilişkin  açıklamalarda bulundu.

FAO'nun göç kavramını, nedeni, süresi ve isteğe bağlı olup  olmadığından bağımsız olarak her türlü hareketliliği belirtmek için kullandığını  dile getiren Shoji, söz konusu kavramın göçmen işçiler, mülteciler, sığınmacılar,  ülkelerinde yerinden olmuş kişiler ve iklim kaynaklı göçmenleri kapsadığını  bildirdi.

Shoji, dünyadaki hareketlilik nedeniyle bu senenin temasını göç olarak  seçtiklerini anlatarak, "Artan çatışmalar ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle  İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana insanlar daha fazla evlerinden kaçmak zorunda  kaldı. Göçe neden olan diğer önemli faktörler ise açlık, yoksulluk ve iklim  değişikliğiyle bağlantılı aşırı hava olaylarındaki artış." diye konuştu.

Göçün nedenleri ve etkilerinin FAO'nun açlıkla mücadele, gıda  güvenliğini sağlama, kırsal yoksulluğu azaltma ve doğal kaynakların  sürdürülebilir kullanımı gibi küresel amaçlarıyla yakından ilişkili olduğunu  belirten Shoji, FAO'nun kırsal alanlarda daha iyi koşulların oluşturulması ve  dayanıklı geçim kaynaklarını destekleme konusundaki deneyiminden dolayı kırsal  göçü azaltmada benzersiz bir role sahip olduğunu söyledi.

Shoji, sadece 2015'te 65,3 milyon insanın çatışma ve zulüm nedeniyle  zorla yerlerinden edildiğine ve 19 milyondan fazla kişinin de doğal afetler  nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kaldığına işaret ederek, "Ortalama 26,4  milyon insan 2008-2015 arasında iklim veya havayla ilgili afetler nedeniyle  yerinden oldu." dedi.

Tarım ve kırsal kalkınmanın göçün temel nedenlerinden olan kırsal  yoksulluk, gıda güvensizliği, eşitsizlik, işsizlik ve doğal kaynakların tükenmesi  gibi sorunlara çözüm sunabileceğine dikkati çeken Shoji, "Sürdürülebilir kırsal  kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına  yatırım, mevcut göç sorununa karşı küresel cevabın önemli bir parçası. Koşulları  iyileştirerek ve kaynak ülkelerde alternatif yaşam seçenekleri yaratarak felaket  göçlerinin temel nedenlerini çözmeye ve kaynak ile varış ülkeleri için göçün  kalkınma fırsatlarından yararlanmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Shoji, insanları ve topraklarını iklim değişikliği ve doğal afetlere  bağlı şoklardan kurtarmanın yolunun onları bunlara karşı hazırlamak olduğunu  aktararak, toprakların korunmasının önemli olduğunu ve onlara sürdürülebilir bir  şekilde toprak işleme ve ürün yetiştirmelerini sağlayacak "İklim-Akıllı Tarım"  tekniklerini öğreterek yardım ettiklerini anlattı.

GIDAYA ERİŞİM KAMP DIŞINDAKİ SURİYELİLER İÇİN DAHA ZOR

Geçen yıl yetersiz beslenen insan sayısının 815 milyona yükseldiğine  işaret eden Shoji, aşırı gıda güvensizliği ve dengesiz beslenme sorunlarının  çatışmaların kuraklık ve sel gibi doğal afetlerle birleştiği bölgelerde daha da  artma eğiliminde olduğunu, gıda güvenliğinin Sahraaltı AfrikaGüneydoğu ve Batı  Asya'nın bazı bölgelerinde gözle görülür biçimde kötüye gittiğini vurguladı.

Shoji, Türkiye'nin 3 milyondan fazla Suriyeliye ev sahipliği yaptığını  hatırlatarak, şöyle konuştu: "Türkiye'deki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 10'u hükümet tarafından  kurulan geçici konaklama merkezlerinde kalıyor ve geri kalan kısım kendi  kaynakları ya da insani ve kalkınma yardımlarıyla kamp dışında yaşıyor. Dünya  Gıda Programı verilerine göre, kamplarda hane halklarının yüzde 94'ü 'kabul  edilebilir' gıda tüketimi düzeyine sahip olarak sınıflandırılmış. Ancak kampların  dışında ikamet eden Suriyelilerde bu oran yüzde 82. Bu durum, gıdaya erişimin  kamp dışında yaşayan Suriyeliler için daha büyük bir zorluk olduğunu gösteriyor."

Yeterli ve besleyici gıdaya ekonomik erişimin Suriyeliler için endişe  kaynağı olduğunu dile getiren Shoji, FAO'nun yeni projesiyle Türkiye'deki  Suriyeliler için istihdam fırsatları sağlayarak tarım sektörüne katkılarını  geliştirmeyi amaçladığını anlattı.

Shoji, FAO'nun "Türkler ve Suriyeliler İçin Tarımsal Mesleki eğitim Projesi"yle ŞanlıurfaAdanaMersinGaziantep ve Isparta gibi 5 ana tarım  ilinde, bölgelerin ihtiyaçlarına dayalı çeşitli tarımsal alanlarda Suriyelilerin  ve ev sahibi toplulukların mesleki becerilerin geliştirilmesini hedeflediğini  belirterek, "Projenin ilk aşamasında yaklaşık 900 kişiye istihdam olanakları  sağlamayı amaçlıyoruz. Proje ayrıca yaratılan istihdamla hane halkı gelirlerini  artırarak ve daha iyi yiyecek tüketimine katkıda bulunarak, Suriyeliler ve ev  sahibi topluluk arasındaki sosyal bütünlüğü de geliştirmeyi hedefliyor." diye  konuştu.

Büyümenin Yolu Kırsaldan Geçiyor

Küçük aile çiftçiliğinin desteklenmesini öneren Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, şehirleşmenin küçük ölçekli milyonlarca aile çiftliği için büyük zorlukları beraberinde getirdiğini bildirdi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 9 Ekim’de açıkladığı Gıda ve Tarımın Durumu 2017 Raporu’na göre, gelişmekte olan ülkeler için kalkınmanın yolu kırsaldan geçiyor. Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyümenin anahtarı uzun yıllar yoksulluğun sebebi olarak görülen kırsal bölgeler olduğu belirtilen raporda küçük aile çiftçiliğinin desteklenmesi isteniyor…

Gelişmekte olan ülkelerde gelecek yıllarda, işgücüne katılmaya hazır milyonlarca genç insanın yoksulluktan kurtulmak için kırsal bölgeleri terk etmesine gerek olmadığı belirtilen raporda: “Ancak daha genç ve kalabalık bir gezegenin beslenmesi ve istihdamına yardım etmek için kırsal bölgelerin potansiyellerini ortaya çıkaracak çok geniş ve köklü dönüşümler gerekiyor” bilgisine yer verildi.

Kırsal bölgelerin, gıda üretimi ile ilgili sabitlenmiş ekonomik büyüme için geniş bir potansiyel olduğu vurgulanan raporda özetle şu görüşlere yer verildi: “Dünyadaki yoksul ve aç insanların çoğunluğu bu bölgelerde yaşarken, 2030 kalkınma gündeminin başarıya ulaşması çoğu zaman ihmal edilen bu potansiyelin ortaya çıkarılmasına bağlı olacak. Bunu yapmak; geçimlik tarımda düşük verimlilik, birçok yerde sınırlı endüstrileşme, hızlı nüfus artışı ve şehirleşmeden oluşan oldukça zorlu bir bileşimin üstesinden gelmeyi gerektiriyor. Bunların hepsi gelişmekte olan milletlerin kendini besleme ve yurttaşlarını istihdam etme konularında büyük zorluklar oluşturuyor.”

Şehirlerin gıda talebi ve kırsala etkileri

Gıda ve Tarımın Durumu raporunda; kırsal ekonomilerde ihtiyaç duyulan dönüşümlerin, gıda sistemlerini çeşitlendirmek ve çiftlik dışı tarıma bağlı faaliyetlerde yeni ekonomik fırsatlar yaratmak için kentsel bölgelerde artan gıda talebini harekete geçirilebileceği ifade ediliyor.Raporda: ” Bu; işleyen veya arıtan, paketleyen veya taşıyan ve gıdayı depolayan, pazarlayan veya satan işletmelerin yanı sıra tohum, araç gereç ve gübre veya sulama veya diğer hizmetlere dair üretim girdilerini arz eden işyerlerini içeriyor. Kentlerdeki gıda pazarlarından gelen giderek artan talebin şu an ulusal gıda arzının yüzde 70’ine kadarını tüketiyor. Bu geniş kırsal nüfusa sahip ülkeler için bile geçerli.” bilgisine yer verildi.

Küçük aile çiftçiliği desteklenmeli

Şehirleşmenin bir taraftan tarım için “altın bir fırsat” sağlarken diğer taraftan küçük ölçekli milyonlarca aile çiftçileri için büyük zorlukları da beraberinde getirdiği belirtilen Raporda,daha fazla kar getiren pazarlar gıda üretiminin büyük ticari çiftliklerde yoğunlaşmasına; tedarik zincirlerinin büyük işleyiciler ve perakendeciler tarafından kontrol edilmesine ve küçük çiftlik sahiplerinin dışarıda bırakılmasına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.

Küçük aile çiftçiliğinin önemine değinilen raporda, “Destekleyici kamu politikaları ve yatırımları; dönüştürücü ve adil büyümenin bir motoru olarak kentsel talebi dizginlemenin anahtarı olacaktır. Küçük ölçekli aile çiftçilerinin pazara katılımını garanti altına alacak tedbirler bu politikalarda çok sıkı şekilde yer almalıdır.” görüşü dile getirildi.

Üç eylem planı önerisi

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Gıda ve Tarımın Durumu 2017 Raporu’nda önerilen 3 eylem planı ise şöyle:

Birincisi; küçük ölçekli üreticilerin kentsel gıda talebini karşılamaya tamamen katılabilmelerini garanti altına alacak birtakım politikaların devreye sokulmasını içeriyor. Arazi kullanım haklarını güçlendirecek, tedarik sözleşmelerinde eşitliği sağlayacak veya krediye erişimi iyileştirecek tedbirler başlıca birkaç seçeneği oluşturuyor.

İkincisi; kırsal ve kentsel pazarları birbirine bağlayacak gerekli altyapının oluşturulması. Birçok gelişmekte olan ülkede kırsal yollar, elektrik nakil hatları şebekeleri, depolama imkanları ve soğuk taşıma sistemlerinin eksikliği; kentlerdeki taze sebze, meyve, et ve süt ürünlerine talebi çiftçilerin avantajlarına çevirmelerine büyük bir engel teşkil ediyor.

Üçüncüsü ise, mega kentlerin kırsal-şehirsel ekonomilere daha iyi bağlanmalarını değil, aynı zamanda daha küçük, kentsel alanların dışında daha yayılmış bir örgüyü kapsıyor. Rapor küçük kentsel merkezlerin daha fazla gözden kaçmış gıda pazarlarını temsil ettiğinin altını çiziyor. Gelişmekte olan ülkelerde kent sakinlerinin yarısı 500 binden daha düşük nüfuslu şehir ve kasabalarda yaşıyor.

Kırsalın stratejik önemi 

Rapor; canlı gıda sistemleri inşa etmek ve özellikle küçük ve orta ölçekli şehirler gibi kentsel alanlara bağlı tarımsal sanayileri desteklemek için kırsal bölgelere politika desteği ve yatırımı hedeflemenin stratejik bir hamle olacağını vurguluyor; öyle bir girişimin neden kırsal bölgelerde istihdam yaratacağı, daha fazla insanın yerinde kalmasını sağlayacağı ve insanların gelişimine katkıda bulunacağının önemine dikkat çekiyor.rapora göre, dönüştürülen kırsal ekonomiler insanların yer değiştirmesine yol açan tüm baskıları çözen her derde deva bir ilaç olmayacak, ancak ihtiyaç duyulan işlerin çoğunu üretecek ve göçü, bir zorunluluk olmaktan çıkarıp bir seçeneğe dönüştürmeye katkıda bulunacak.

Küçük şehir ve kasabaların kırsal için önemi

FAO Genel Direktörü General José Graziano da Silva raporun önsüzünde “Bu durum politika yapıcılar ve planlamacılar tarafından çok sık ihmal edilmiştir: Küçük şehirlerin ve kasabaların bölgesel ağları kırsal insanlar için referans noktasıdır—bu ağlar, buradaki insanların tohumlarını satın aldığı, çocuklarını okula gönderdiği, sağlık ve diğer hizmetlere ulaştığı yerlerdir.” diye yazdı.

FAO Genel Direktörü “Politika yapıcılar; küçük şehirlerin ve kasabaların kırsal-şehir bağlantısına aracılık etmek ve küçük ölçekli çiftçilere ürünlerini pazarlamak ve ekonomik büyümenin faydalarından pay almaları için daha fazla fırsatlar sağlamada harekete geçirici olumlu bir rolleri olduğunu kabul etmeli.” diye ekledi.

Temel veriler:

 Kırsal dönüşüm 1990’lardan bu yana gerçekleşiyor; bu tarihten itibaren kırsalda yaşayan 750 milyon ilave insan günlük kişi başı 3,1 Amerikan Doları olan makul yoksulluk sınırının üstünde gelire sahip.

 1960’ta gelişmekte olan ülkelerin nüfusunun yüzde 22’si (460 milyon insan) şehirlerde ve kasabalarda yaşarken bu oran 2015’te yüzde 49’a (3 milyar insan) yükseldi.

 Gelişmekte olan ülkelerin kırsal nüfusu 1960 (1,6 milyar insan) ile 2015 (3,1 milyar insan) arasında yaklaşık 1,5 milyar arttı.

 Güney Asya’da 1 milyon ve Sahra Altı Afrika’da 2,2 milyon genç insan 2010 ile 2015 yılları arasında iş piyasasına girdi.

 Nüfusu 5-10 milyon arasında olan büyük şehirler ve nüfusu 10 milyondan fazla olan mega kentlerin sakinleri dünyanın kent nüfusunun sadece yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor.

– Gelişmekte olan ülkelerde çoğu kentsel alan görece küçüktür. Kentsel nüfusun yaklaşık yüzde 50’si bu da 1,45 milyar insan demek—nüfusu 500 binden düşük şehir ve kasabalarda yaşıyor.

 Bugün dünya nüfusunun yaklaşık yarısı nüfusu 500 binden az şehirlerde veya onu çevreleyen kırsal alanlarda yaşamaktadır.

 Küresel olarak küçük kentsel alanlar günümüzde kentsel gıda talebinin yaklaşık yüzde 60’nı teşkil ediyor.

 2030 yılına gelindiğinde dünyanın az gelişmiş bölgelerindeki kentsel nüfus 4 milyar olacak.
Bu kent sakinlerinin yüzde 80’i Afrika, Asya ve Latin Amerika’da yaşıyor olacak.

– 2030’da dünya kent nüfusunun çoğunluğu 1 milyondan düşük nüfuslu şehirlerde bulunacak; bunlardan yüzde 80’i 500 binden düşük nüfuslu şehirlerde yaşayacak.

 Sahra Altı Afrika’daki kentsel gıda pazarının değeri 2010-2030 yılları arasında büyük ihtimalle 4 kat artarak 313 milyon Amerikan dolarından 1 trilyon Amerikan dolarına ulaşacak.

 Doğu ve Güney Afrika’da gıda pazarından alışveriş yapan şehirli tüketicilerin payı şimdiden yüzde 52 ve bunun 2040 yılında yüzde 67’ye yükselmesi bekleniyor.

Küçükbaşa Destek Yüzde 50 Artırılacak

Et ve Süt Kurumu (ESK) etteki fiyatı düşürmek için ithal et getirip, marketlerde reyon kiralayıp, satış yapmaya hazırlanırken, hükümet de destekleri artırma yolunda. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, yerli üretimi artırmak için küçükbaş hayvancılığa verdikleri destekleri yüzde 50 artıracaklarını ifade etti. Daniş, bu yolla Türkiye’nin küçükbaş hayvan sayısının da yüzde 50 artırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

Müstakil Sanayiciler ve İş adamları Derneği (MÜSİAD) 97’ncisini düzenlediği Genel İdare Kurulu toplantısını Aksaray’da gerçekleştirdi. Toplantıya; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Aksaray Vailisi Aykut Pekmez, Aksaray Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı, MÜSİ- AD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, MÜSİAD Aksaray Başkanı Eyüp Dağdaş ve Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Koçaş’ın yanı sıra MÜSİAD Şube Başkanları ve üyeleri katıldı.

Toplantıda MÜSİAD’ın gıda, tarım ve hayvancılık konusunda sorun ve çözüm önerilerinin yer aldığı ve 31 şube ve temsilciliğinin katılımıyla hazırladığı “İyi Ekonomide Gıda, Tarım ve Hayvancılık” kitapçığı bakanlık temsilcilerine verildi.

Toplantıda konuşan Bakan Yardımcısı Daniş, sanayi devriminin ardından yaratılan tüketim toplumuyla birlikte tüm dünyanın tarımı geri plana attığını dile getirdi. Dünyanın bu yanlıştan çabuk döndüğünü kaydeden Daniş, “2. Dünya Savaşı’nın ardında Avrupa’da tarım arazileri birleştirildi. Biz ise bunu başaramadık. Ayrıca arazilerimizi suyla da buluşturamadık. Toprakların miras yoluyla bölünmesinin önüne Ak Parti Hükümeti geçti” dedi. Tarımın vazgeçilemeyecek bir sektör olduğunu ifade eden Daniş, kendi gıdasını üretemeyen ülkelerin tam bağımsız olamayacağını savundu.

Türkiye’nin tarım alanı varlığı konusunda dünyada 15’inci sırada olduğunu anlatan Daniş, şöyle devam etti: “34.5 milyon hektar alanda tarım yapıyoruz ama yapısal sorunlarımız var. Bir çiftçimizin toplan tarım yaptığı alan 60 dekar. O da tek parselde değil. Avrupa’da bir çiftçi en az 110 dekar alanda tarım yapıyor. Hedefimiz 2023 yılına kadar toplulaşma işini çözmek. Aynı zamanda parsel büyütme çalışmamız da var. Öte yandan 8.5 milyon hektar arazimizi suyla buluşturacağız.”

Türkiye’de büyükbaş hayvan etinin daha fazla tercih edildiğini dile getiren Mehmet Daniş, küçükbaş hayvan etinin tüketiminin artırılması gerektiğini belirtti. Küçükbaş hayvana verilen devlet desteğinin yüzde 50 oranında artırılacağını vurgulayan Daniş, bu yolla küçükbaş hayvan varlığının da aynı oranda artırılmasının hedeflendiğine dikkat çekti.

“Hayvan sayısı yüzde 50 artmazsa, et fiyatları düşmez"

Son dönemde kamuoyunu sıkça meşgul eden et fiyatlarıyla ilgili konuşan MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, küçükbaş hayvan sayısında yüzde 50 artışın sağlanamaması halinde fiyatların düşmeyeceğini savundu.

Hayvancılıkla ilgili verilerin tam anlamıyla tatmin etmemesine karşın, sektörde sevindirici gelişmeler yaşandığını söyleyen Kaan, “Yerli et üretimini artırmak noktası, bu gelişmelerden biri. Ette ithalatın son bulması fikrini önemsiyoruz. Çünkü ilk etapta bizim kendi tüketimimizi karşılayıp, ardından ihracatımızla dünyadaki önemli et üreticilerinin karşısındaki yerimizi almalıyız. 2016 yılında Türkiye’de 14,3 büyükbaş, 44 milyon ise küçükbaş hayvan bulunuyordu. Bu sayıyı mümkün olduğunca artırmalıyız. Et ve süt sektörü birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Süt hayvancılığında kombine ırklara geçilerek, daha verimli süt ve et ihtiyacını karşılayabiliriz. Uluslararası piyasalarda etkin bir aktör olarak yer almak üzere, geçen sene süt ürünlerinde uygulanan ihracat desteğinin devam ettirilmesini özellikle tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

“Tohumları sertifikalandırmak şart”

2016 verilerine göre son 10 yılda gıda, tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatının 8 milyar dolardan 16,2 milyar dolara yükseldiğini anlatan Kaan, gelecek 10 yılda ise bu rakamı 40 milyar dolara yükseltme hedefi olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin doğal tohum ve embriyo açısından oldukça zengin olmasının, doğal organik tarımda önemli bir fırsat olduğunu belirten Kaan, şunları anlattı:

“4000 civarında endemik tohum ve lezzet çeşitliliğimiz üzerinden yapılacak organik tarım, ekonomimize farklı bir boyut ve katma değer sağlayacaktır. Aynı zamanda organik tarımda biyo-çeşitlilik sağlanmalı ve bunu sürdürülebilir bir hale getirilmeliyiz. Bunu başardığımızda, kalitesiyle diğer pazarlara göre çok daha ileride olan memleketimizin ürünleri, uluslararası pazarda rekabet edebilecektir. Bunun için de, ürünlerimizi ve tohumlarımızı sertifikalandırmak zorundayız.”

"Akıllı tarıma önem vermeliyiz"

Küresel pazarda yer almak için arazi ve iş gücü verimliliği, pazara yönelik ve pazarın beklentilerine göre organize olmuş ‘akıllı tarım’ uygulamalarına önem vermek gerektiğini ifade eden MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, “Daha önce gelmiş olan ‘Makro Havzalar Modeli’ açılımının bir versiyonu mesafesinde kalan ‘Milli Tarım Projesi’nin ötesinde, felsefesi, vizyonu, kalkınma planı ve programı olan köklü bir reform söz konusu olmalı. Hem konvansiyonel tarım hem de fonksiyonel tarım yaklaşımını bir arada kurgulamak zorundayız. Dışa bağımlı kaynaklarda rasyonel ve rekabetçi bir bakış açısıyla planlanacak verimliliği önceleyen teşvik politikasıyla konvansiyonel; doğal/yerli kaynaklarda ise milli ve destekleyici bakış açısıyla planlanacak ürün çeşitliliğini önceleyen teşvik politikalarımızla da fonksiyonel tarımı bir arada kurgulamak zorundayız. Bu, ülkemizi uluslararası rekabete hazırlıklı kılacaktır” dedi.

Bakanlıktan Sığır İthalatına İlişkin Açıklama

 Gıda, Tarım ve Hayvacılık Bakanlığınca, "Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliğ"in özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme olmadığı bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Resmi Gazete'de yayımlanan söz konusu tebli̇ğe ilişkin bazı basın yayın organlarında yanlış değerlendirmelerin yapıldığına işaret edildi.

Sığır eti ithalatındaki sağlık ve teknik şartları düzenleyen tebliğin, 2012 yılında yayımlanan tebliğde yer alan denetim ile ilgili hususların detaylandırılması amacıyla hazırlandığı belirtilerek, kemiksiz et ithalatı hususunun da bu amaçla düzenlemeye dahil edildiği vurgulandı.

Tebliğ ile ilk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiasının gerçeği yansıtmadığı bildirilerek, iddialara konu olan tebliğin ilgili maddesindeki ifadelerin, daha önce uygulanan 2010 ve 2012 yıllarındaki tebliğlerde de aynen yer aldığı, dolayısıyla özel sektörün ithalat yapabilmesiyle ilgili kuralların yeni olmadığı kaydedildi.

İthalatın gerçekleştirilebilmesinin Bakanlıktan alınacak kontrol belgesi ile mümkün olabileceğinin altı çizilerek, "Özel sektöre 2012 yılından bu yana kontrol belgesi düzenlenmemiştir. İthalat, sadece Et ve Süt Kurumu tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla bu tebliğ, özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme değildir." ifadeleri kullanıldı.

"Sağlık Şartları Üst Seviyede"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Japonya’ya kanatlı eti ihracatının, sektörün ulaştığı sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun bir göstergesi olduğunu söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’den Japonya’ya kanatlı eti ihracatının başlayacak olmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Japonya’ya kanatlı eti ihracatına dönük çalışmalar kapsamında Türkiye’de yetiştirilen hayvanların sağlığıyla ilgili detaylı bilgilendirmelerin yapıldığını ifade eden Fakıbaba, Japonya Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyetin Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve talep edilen tüm bilgi ve belgelerin ilgili ülke resmi makamlarına iletildiğini belirtti.

Fakıbaba, “Bakanlıklar tarafından yürütülen ortak çalışmalar neticesinde, ülkemizin hayvan sağlığı statüsü ve veteriner sağlık sertifikası karşılıklı müzakere edilmiştir. Bu süreçte ülkemizden Japonya’ya kanatlı eti ihracatına başlanabilmesiyle ilgili tüm engeller kaldırılmıştır. Japon Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı tarafından kanatlı eti ithalatında kullanılacak sağlık sertifikası kabul edilmiş, ihracat başvurusu yapan firmalara ihracat izni verilmiştir.” diye konuştu.

Japonya’ya ihracatın, sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Fakıbaba, şunları söyledi:

“Ürünlerimizi Irak, Gürcistan, Rusya Federasyonu ve Gümrük Birliği ülkelerinin de dahil olduğu toplam 57 ülkeye ihraç ediyoruz. Bu ülkeler grubuna, gıda güvenilirliği konusunda çok hassas olduğu bilinen Japonya’yı da dahil etmiş olmamız, sektörümüz açısından sevindirici bir gelişmedir. Japonya’nın ülkemizden kanatlı eti ithalatını başlatmış olması, aynı zamanda kanatlı eti üretiminde sağlamış olduğumuz sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun da göstergesidir.”

Desteklemeler Yarın Yatırılıyor!

2017 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında çiğ süt destekleri ve buzağı destekleri yarın yetiştiricilerin hesaplarına yatırılacak.

Hayvancılığı destekleme kapsamında yapılacak ödemeler

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017 yılı hayvancılık desteklemeleri kapsamında Türkiye genelinde: Çiğ süte 320 milyon TL, buzağıya 445 milyon TL, süt tozuna 15 milyon TL, çiftlik ürünlerine 5 milyon TL ve malak üreticisine 4,2 milyon TL destekleme ödemesi yapılacak.

Tarım sigortalarını destekleme ve KKYDP kapsamında yapılacak ödemeler

Tarım sigortalarını destekleme kapsamında toplamda 105 milyon TL’lik ödeme yapılacak. Bunun yanı sıra, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında (KKYDP) 11,3 milyon TL’lik ödeme yetiştiricilerin hesabına yatırılacak.

Genç çifti projesi ile genç nüfusun istihdamına yönelik yapılan proje kapsamında ise 13 milyon TL’lik ödeme yapılacak.

Desteklemeler nereye yatırılacak?

Yetiştiricileri ekonomik anlamda rahatlatması beklenen desteklemeler, 6 Ekim 2017’de mesai bitimine kadar Ziraat Bankası Şubelerine yatırılacak. Üreticiler Kimlik Numaralarına (TC) yatırılacak olan desteklemeleri yarından itibaren kullanabilecekler.

2017 desteklemelerinin yüzde kaçı ödendi?

2017 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında, 6 Ekim 2017’de yapılacak ödemelerin toplamı 918.5 milyon TL’ye tekabül ediyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2017 yılının Ocak ayından itibaren toplamda 10,5 Milyar TL’lik destekleme yaptı. Bu da, 2017 desteklemelerinin yüzde 82’sinin ödendiği anlamına geliyor.
 

İzmir'den Japonya'ya Kanatlı Hayvan Uçacak!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığının ortak çalışmaları neticesinde Japonya ile kanatlı et ihracatı prosedürü onaylandı. Çalışmalar neticesinde 3 milyar dolarlık pazar kapısı Türk firmalarına açıldı.

İki bakanlığın ortak yürüttüğü çalışma hakkında bilgi veren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, 'Eylül sonu itibariyle kanatlı etin Japonya'ya ithalatı mümkün hale geldi. Türkiye'nin önceki senelerde muhtelif hayvan hastalıkları nedeniyle Japonya'ya kanatlı eti ihraç edemiyordu diye belirterek, '2015'ten bu yana Japon tarafıyla teknik müzakereler yürütülüyordu. Teknik ticari heyetlerimiz Japonya'ya gönderildi. Japonya'nın kanatlı et ithalatının tamamına yakınını gerçekleştiren firmalardan "Japonya Et Ürünleri Ticari Birliği" ile görüşmeler yapıldı. Bu çerçevede Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızla yakın iş birliği içinde ve Bakanlığımız girişimleri neticesinde dün itibarıyla kanatlı etin Japonya'ya ihracatı mümkün hale geldi' diye konuştu.

Konu hakkında açıklamalarda bulunan Ticaret Borsası Kümes Hayvancılığı ve Yumurtacılık Meslek Komitesi Başkanı Bedri Girit, İzmir'de kümes hayvancılığının Türkiye'deki üretim payı arasında %20'ye sahip olduğunu belirterek, Japonya ile başlayacak ihracatta İzmir'in %25'lik paya sahip olacağını vurgulayarak, 'Japonların Türklere oranla kanatlı et tüketimindeki payı daha fazla. Bu yüzden Japonya ile ihracat Türkiye için önemli bir paya sahip' dedi.

Prosedürler uygulanınca 10 gün içinde ihracat başlayacak

Türkiye'nin Japonya ile uzun zamandan bu yana yeni pazar alanı olarak çalışmayı planladığını söyleyen İTB Kümes Hayvancılığı ve Yumurtacılık Meslek Komitesi Başkanı Bedri Girit, Japonya'nın dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olduğunu belirterek, 'Japonya ile yıllardır yürütülmek istenen prosedürler tamamlandı. İthalat kararı çıktı. Ama şu an beklemedeyiz. Küçük bir prosedürün onaylanmasını bekliyoruz. O tamamlanınca iki hafta içerisinde ihracatımız başlayacak. Bir hükümetle diş ticaret yapabilmek için ülkeler arasında belirli koşullar var. Koşullar yerine getirildikten sonra siyasi otoriteler ön çalışmaları yapıp, imzaları atar. Hayvansal mamüllerde sağlık sertifikası protokolünün olması gerekiyor. Şu an ithalatın başlaması bu protokolün onaylanmasına bağlı. İki ülke ile ilgili Tarım il müdürlüklerine ve gümrük kapılarına bilgilendirme yapıldı. Artık prosedürlerin uygulanma aşamasına geçiliyor. O süreçteyiz' diye kaydetti.

Kümes hayvancılığında İzmir %20'lik paya sahip

Japonya ile ihracatta İzmir'in de büyük paya sahip olacağına dikkat çeken Girit, 'Bu tür yeni başlayan anlaşmalarda ticaret birden yüksek meblalara ulaşmaz. İlk başta kontrollü bir ihracat yapılır. 6 ay içinde büyük bir artış olmaz. Sistem tamamen 1 yıllık bir zaman diliminde rayına oturur. Belli süre geçtikten sonra ne kadarlık ihrac yapılacağı belli olur. İzmir'de kümes hayvancılığının Türkiye'deki üretim payı %20'ye sahip. Japonya ile başlayacak ihracatta ise İzmir'in ihracataki payı % 25'i bulacaktır' diye konuştu.

Yasak kalktı denilemez, prosedür ilk defa uygulandı

Bazı haber kaynaklarında Japonya'yla yeni onaylanan kanatlı et ihracatıyla ilgili yasakların kalkmış olmasıyla ilgili kullanılanr ifadelerin yanlış beyan olduğuna dikkat çeken Girit şöyle belirtti, 'Yasak vardı denilemez. Yasağın kalkmış olması için daha önceden yapılan bir prosedür olması ve prosedüre yasak gelmiş, ihracatın yasaklanmış olması gerekiyor. Bizim Japonyaya kanatlı et ihracatıyla ilgili ilk defa prosedürümüz oldu. Olmayan bir ticaretin yasağı olmaz. Daha önce Japonya'ya kanatlı etimiz gitmiyordu. İlk defa gidecek.'

Ucuz Et Seferberliğinde Hedef Küçükbaş

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, vatandaşın ucuza et yemesi için düğmeye basarken, küçükbaş hayvan seferberliği başlıyor.

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı köylere teker teker inerek küçükbaş üretimini destekleyecek. Önümüzdeki dönemde Ankara keçisi, Karaman koyunu başta olmak üzere, Türkiye'ye özgü küçükbaş hayvancılık özel destekler alacak. Geçtiğimiz yıl 6 bin 700 küçükbaş hayvan üreticisine 1 milyon 61 bin hayvan için 52 milyon liralık destek verilirken, Tarım Bakanlığı bu yıl 7 bin 200 küçükbaş hayvan üreticisine ulaşarak 54 milyon liralık destek vermeyi hedefliyor.

Destekler kapsamında 10 yılda toplamda 245 milyon liralık destek üreticiye ulaştırıldı. Anadolu mandası için de bakanlık özel destek başlattı. 2017'nin sonuna kadar 27 milyon liralık desteğin üreticilere ulaştırılması hedefleniyor.

Tüccarlar Fındığın Fiyatını Aşağı Çekiyor!

TMO’nun fındık fiyatlarını belirlemesinin ardından fındık üreticisi, TMO tarafından belirlenen fiyata tepki göstermişti. Üreticiler belirlenen fiyatı farklı şekillerde protesto etmişti.

Fındık fiyatının 8 TL’ye kadar düşmesiyle devreye giren TMO; Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın talimatıyla fındık alımlarına başlamıştı.

TMO’nun 10 TL olarak belirlediği fındık fiyatını aşağı çekmeye çalışan tüccarların, fındığın kilosunu 8,5 TL’den aldığı iddiaları göz önünde bulundurulursa, üreticilerin bu tür spekülatörlere itibar etmemesi oldukça önemli görünüyor.

Bu arada TMO, çeşitli bölgelerde oluşturduğu lisanslı depolar aracılığıyla fındık alımına devam ediyor.

TMO Genel Genel Müdürü İsmail  Kemaloğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın talimatı doğrultusunda, TMO olarak fındık alımına devam ettiklerini, TMO olarak fındık alımlarında, çürük oranını yüzde 3’ten 5’e, çatlak oranını ise yüzde 2’den 7’ye çıkardıklarını, ürün bedel ödemeleri ise 15 günden 1 haftaya indirdiklerini kaydetmişti.



 

Bakanlıktan Domates Açıklaması

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türkiye-Rusya Tarım Yürütme Komitesi 1. Dönem Toplantısı’nda Rusya’nın domates ithalatına karşılık Türkiye’ye et ithalatı şartı getirdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bir gazetede yayımlanan “Domatesin yolunu, et ithalatı açtı” başlıklı habere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye-Rusya Tarım Yürütme Komitesi 1. Dönem Toplantısı’nda Rusya’nın domates ithalatına karşılık Türkiye’ye et ithal etme şartı getirdiği ve Ankara’nın da bu talebe onay verdiği şeklinde bir haberin yer aldığı belirtildi.
İddialar üzerine açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edilerek, 13-14 Eylül 2017 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen toplantıda veteriner izleme ve hayvan sağlığı; balıkçılık ve su ürünleri; bitkisel üretim ve bitki karantina; kırsal kalkınma; tarımsal araştırmalar; tarımsal ticaret konu başlıklarının görüşüldüğü kaydedildi.

Toplantıda ayrıca başta meyve sebze ihracatı olmak üzere beyaz et, kırmızı et, domates, patlıcan ve nar ticareti konularında görüşmeler yapıldığı belirtilerek, Türk ve Rus tarafının karşılıklı olarak et ve et ürünleri ile hayvan yemi ve yem materyali ticareti konusundaki taleplerini ifade ettikleri kaydedildi. “Domates konusunda da Rusya Federasyonu hükümet kararnamesi ile karantinayla ilgili teknik hususlarda yaşanan sıkıntıların giderilmesi noktasında olumlu görüşmeler gerçekleştirilmiştir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada şunlar kaydedildi:

“Toplantı neticesinde hazırlanan ve iki ülkenin talep ve isteklerinin bir araya getirildiği ortak mutabakat metni, her iki ülkenin bakan yardımcıları tarafından imzalanmıştır. Görüldüğü üzere söz konusu toplantıda domates ihracatıyla et ithalatı konularının birbiriyle ilişkilendirilmesi söz konusu olmamıştır. Dolayısıyla toplantıdaki görüşme sürecinin haberde iddia edildiği gibi olmadığı açıklıkla görülmektedir. Et ithalatı uygulaması ancak önümüzdeki süreçte ihtiyaç duyulması, akabinde gerekli sağlık şartlarını taşıması ve Türkiye tarafından uygunluğu tespit edilmesi durumunda ayrıca değerlendirilebilecektir.”

Kaynak: İHA

Damızlık Düve Desteğinde Değişiklik!

Damızlık düve yetiştiriciliği desteklerinde değerlendirmeye alınan “damızlık dişi buzağı” tanımı yeniden düzenlendi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan Damızlık Düve Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dai̇r Tebliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, tebliğe konu olan “damızlık dişi buzağı” tanımında değişikliğe gidildi.

Daha önce “Bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı en fazla 8 aylık dişi buzağıyı” kapsayan tanım, “teknik ve sağlık şartları Bakanlıkça belirlenecek, TÜRKVET kayıt sistemine kayıtlı dişi sığır” olarak yeniden düzenlendi.

Ankara'da Tarım Fuarı Heyecanı

Agrotec 2017 Uluslararası Tarım ve Tarım Teknolojileri Fuarı bugün yapılan açılışla Ankara Altınpark’ta görücüye açıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil açılışta yaptığı konuşmasında, tarımın teknolojiden faydalanan bir sektör olduğunu vurguladı.

Fuarın açılışında, tarımın ve gıdanın tüm insanlığı ilgilendirdiğini belirten Pakdil,"Tarım sektörü insanların beslenmesi, istihdamı, ihracat potansiyeli ve ekonomiye katkısı bakımından önemlidir. Hayatta değişen birçok hususla birlikte yaşam alanları da değişti.  Dolayısıyla ihtiyaçlarımız da değişti.  Ancak değişmeyen bir husus var. Bu da gıda yani beslenme ihtiyacı. Tarım sektörü birçok sektöre ham madde üretmekle birlikte asıl sorumlu olduğu alan gıda üretmesidir.  Bu sektörün geliştirilmesi ve güçlendirilmesi ülkemizdeki insanların bugün ve gelecekte olan gıda güvenliğinin sağlanması acısından önemlidir" dedi.

Tarıma elverişli alanlara sahip ülkelerin diğer insanlara karşı da sorumlu olduğunu ifade eden Pakdil, "Dünyanın bütün alanları tarımsal faaliyet için elverişli değildir. Bu acıdan baktığımızda toprakları ekip biçmeye ve hayvancılığa uygun olan ülkeler, sadece kendi İnanlarına değil aynı zamanda başka ülkelerden insanlara karşı da sorumluluk sahibidir. Komşunuz aç ise bizim huzurlu olmamız mümkün değildir" ifadelerine yer verdi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, herkesi ilgilendiren bir bakanlık olduğunun altını çizen Pakdil şunları söyledi:

"Bizim bakanlığımız sadece çiftçi il ilgilenen bir bakanlık değildir. Herkes beslenmek durumunda olduğuna göre, bizde herkesi ilgilendiren bir bakanlığız. Gıda bizim sorumluluğumuz altında. Amaçlarımızdan biri de sağlıklı gıda arzını sunmak. Olmazsa olmazımız gıdanın sağlıklı olmasıdır. İlmin ve bilimin belirlediği çerçevede üretilecek gıdanın yaygınlaştırılması bizim için önemlidir. Gıda güvenliği, gıdanın temini açısından sağlıklı olup olmadığı da son derece elzemdir. Elden geldiğince tarım sektörünün gelişmesi; genişleyerek sürdürülebilir hale getirilmesi gerekmektedir."

Tarımsal üretimde, teknolojinin maliyeti düşürüp üretimi artırma konusunda önemli bir unsur olduğunu söyleyen Pakdil,  "Bütün bu tarımsal faaliyetler yapılırken, tarım sektörü de teknolojiyi kullanan bir sektör. Doğal kaynakların yanı sıra bilimin ve teknolojinin de gerekli olduğunu görüyoruz. Maliyeti düşürerek daha fazla üretim yapmak hayatidir. Ulusal ve uluslar arası fuarlar da işte bu teknolojilerin sağladığı yararları ortaya koymaya çalışan faaliyettir. Bu fuarımızın da çiftçilerimize ve üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.

Tarım sektöründen birçok firmanın katılığı 21. Uluslararası Tarım ve Tarım Teknolojileri Fuarı 17 Eylül’de sona erecek.


 

Küresel gıda fiyatları ağustosta düştü

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünce (FAO) gıda fiyat endeksinin ağustosta bir önceki aya göre yüzde 1,3 düştüğü bildirildi.

FAO'dan yapılan açıklamaya göre, küresel gıda fiyatlarının düşmesinde tahıl hasadının bol olacağı tahminleri etkili oldu. FAO gıda fiyat endeksi geçen ay temmuza göre yüzde 1,3 azalarak 176,6 puan seviyesine geriledi. Bu durum, tahıl fiyat endeksinin yüzde 5,4 gerilemesinden kaynaklandı.

Küresel tahıl üretim tahmini 2 milyar 611 milyon ton olarak belirlenirken bu seviye tüm zamanların rekoru olarak kayıtlara geçti. Bunun gerçekleşmesi halinde küresel tahıl stokları da 2018 sezonunun kapanmasıyla tüm zamanların en yüksek değerine erişecek.

Pirinç üretim miktarı da dünya genelinde yıl sonunda yeni bir rekora ulaşacak.

Fiyatlarda düşüş, stok ve ticarette artış

Gıda fiyatlarının ağustosta düşmesiyle üç aydan beri süren yükselişin sona erdiği kaydedilen açıklamada, "Buna rağmen uluslararası pazarlarda tahıl, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şekerden oluşan beş ana gıda maddesinin fiyatları ve ticareti takip edilerek belirlenen endeks geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 6 yükseldi." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, tahılların yanı sıra et fiyatlarının da geçen ay yüzde 1,2 düştüğü, şeker fiyatlarının ise Brezilya, Tayland ve Hindistan gibi önde gelen üreticilerin hasat beklentileri ve Çin ile Hindistan'ın koyduğu yüksek gümrük tarifelerinin gölgesinde gerçekleşen zayıf uluslararası talebin etkisiyle yüzde 1,7 gerilediği belirtildi.

Öte yandan açıklamada, ağustosta bitkisel yağ fiyatlarının yüzde 2,5, süt ürünleri fiyatlarının yüzde 1,4 arttığı belirtildi.

Dünya tahıl stoklarının 719 milyon tonla yeni bir rekor kıracağı ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bu da sezon açılırken zaten en yüksek değerine ulaştığı noktadan yüzde 2'lik bir artış anlamına geliyor. Rusya'daki buğday ve Brezilya'daki mısır stoklarının da belirgin şekilde artması bekleniyor. Dünya tahıl ticaretinin yüzde 2'nin üzerinde genişleyerek 403 milyon tona varması bekleniyor ki bu da yeni bir rekor demek. Çin, Brezilya, Avrupa Birliği, İran ve Meksika'dan beklenen sağlamlaştırıcı ithalat talebinin etkisiyle FAO'nun son öngörüsü bir öncekinden 8 milyon ton daha yüksek gerçekleşti."

Kanatlı Hayvan Üreticileri Uzlaşı Bekliyor

Kanatlı Hayvan Et Üreticiler Merkez Birliği ile sektörün öncü markalarından Banvit, üretim krizini aşmak için cuma günü masaya oturacak. “Artık bıçak kemiği deldi, geçti” serzenişinde bulunan Birlik Başkanı Koç, “Anlaşamazsak üretimi durdururuz” diye konuştu.

Büyük markalar için tavuk yetiştiren üreticilerin yaşadığı sıkıntılar, üretimi durma noktasına getirdi. Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği’nin maliyetleri kurtarmadığı gerekçesiyle üretimi 30 Ağustos’tan itibaren durduracağını duyurması, sektörde yeni bir krize kapı araladı. Maliyetlerin altında üretim yaptıklarından yakınan üreticiler, “İki yıl önceki fiyatlarla yem alamıyoruz, beyaz ette kuş gribi dönemindeki olumsuz şartlar düzeldi, sektör büyüyor ancak bu bize yansımadı” görüşünde… Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği, 18 büyük firmanın kendi aralarında anlaşarak, üreticiye verilecek yetiştirme bedelinin artmaması yönünde hareket ettiğini öne sürüyor.

Taraflar görüşme halinde

4 bin 800 yetiştiriciyi temsil eden Birlik ile sektörün öncü marklarından Banvit, yaşanan krizi aşmak için görüşme halinde. 16 Ağustos’ta bir araya gelen taraflar, cuma günü yeniden buluşacak. Bu toplantıda nihai bir karara varılması bekleniyor. Bu arada sorunun çözümü için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’da devreye girdi.

“Artık bıçak kemiği deldi geçti”

Yaşanan süreçle ilgili değerlendirmede bulunan Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Abdullah Koç, “Firma ile görüşmelerimiz devam ediyor. Cuma günü bir araya geleceğiz. Taleplerimiz karşılanmazsa Banvit için tavuk yetiştirmeyi durduracağız” dedi. 18 büyük firma içinde tavuk yetiştirmeme yönündeki kararın ilk olarak Banvit için alındığını ancak bununla sınırlı kalınmayacağını ifade eden Koç, “Banvit’le başladı, çünkü onlar diyaloğa daha soğuk ve yüzde 15 daha az kazandırıyorlar” diye konuştu.

Türkiye’nin beyaz ette dünyanın en büyük 8. üreticisi olduğu bilgisini veren Koç, “Sektörün büyüklüğünü düşününce üretimi durdurmak kolay değil, ama artık bıçak kemiği deldi geçti” ifadelerini kullandı. Türkiye’de günlük 4 milyon 700 bin adet civciv üretildiğini belirten Koç, “Biz almazsak o kadar civcivi koyacakları başka tesis yok” dedi.

30 Ağustos’a kadar anlaşma sağlanamaması durumunda Banvit ile ilişkilerini askıya alacaklarını söyleyen Koç, üretimi durdurma yönünde karar alırlarsa bunu üye olmayan üreticilerin de izleyeceğine dikkat çekti.

Beyaz et üreticileri ‘kimlik’ istiyor

Öte yandan sektörün bir diğer sorunu da yönetmelik eksikliği olarak gösteriliyor. Türkiye’deki yaklaşık 14 bin tavuk üreticisi işletmenin ‘kimliksiz’ çalıştığını, bu işletmelerin en küçüğünün 2 milyon liralık yatırımla kurulduğunu ve sektörün 90 bin kadar kişiyi istihdam ettiği belirten Abdullah Koç, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan söz konusu işletmeleri tanımlayan bir yönetmelik çıkarmalarını beklediklerini ifade etti.

Eski Bakan Faruk Çelik ile sürecin belli bir noktaya getirildiğini kaydeden Koç, “8 aydır bunun için çalışıyoruz. Bakan değişince süreç doğal olarak aksadı. Şu an kimliği olmayan insan durumundayız” dedi. Kendilerine ilişkin bir tanımlama olmadığı için son olarak Ziraat Bankası’na olan çiftçi borçlarının ertelenmesi kararından yararlanamadıklarını bildiren Koç, “Yönetmeliğimiz olmadığı için sektördeki 18 büyük şirket istediğini yapıyor” şeklinde konuştu. Koç, eski Bakan Faruk Çelik ile durumun ehemmiyetini yeni Bakan Eşref Fakıbaba’ya iletmesi için görüştüklerini, ayrıca bir de üçlü görüşme gerçekleştirdikleri bilgisini de verdi.

Bakanlıktan Zehirli Yumurtaya Karşı Takip

Avrupa'nın bazı ülkelerinde üretilen yumurtalarda "fipronil" maddesinin bulunduğu iddialarıyla başlayan krizinden sonra Türkiye kendi yumurtalarını takibe aldı.

Türkiye, Avrupa'nın bazı ülkelerinde üretilen yumurtalarda "fipronil" maddesinin bulunduğu iddialarıyla başlayan krizi yakından takip ediyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, krizle ilgili izleme çalışması başlattı.
 

Bakanlığa bağlı laboratuvarlara Türkiye'deki yumurtalarda da söz konusu maddenin var olup olmadığının tespit edilmesi için analiz yapılması talimatı verildi. Söz konusu talimat çerçevesinde yumurta üretiminin yoğun olduğu yerlerden numuneler alınarak gerekli analizler gerçekleştirilecek.

İnsan sağlığına zararlı "fipronil" maddesinin bazı Avrupa ülkelerindeki yumurtalarda tespit edilmesi üzerine söz konusu yumurtaların üretildiği çiftliklerin faaliyetleri durduruldu, yumurtalar da raflardan kaldırılarak imha edildi.

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından aldığı bilgiye göre Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye mevzuatı gereği fipronilin gıda değeri olan hayvanlarda kullanımına izin verilmiyor. Türkiye'de bu madde; kedi, köpek gibi gıda değeri olmayan hayvanlarda antiparaziter olarak kullanılmak üzere, sprey veya deriye damlatma formlarında ruhsatlandırılıyor.
 

Bitki koruma ürünü olarak ise 500 g/l fipronil aktif maddesini ihtiva edenler tohum ilaçlaması olarak Mısır ve ayçiçeğinde ruhsatlı olarak kullanılabiliyor.

Her türlü hayvan barınaklarında uygulanan böcek ilaçları biyosidal ürün olarak sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılıyor, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu amaçla ruhsatlandırılmış bir ürünü ise bulunmuyor.

Türkiye, 2005 yılından itibaren AB'nin direktifiyle uyumlaştırılmış yönetmelik esaslarına göre Ulusal Kalıntı İzleme Planı (UKİP) yürütüyor. UKİP, hayvansal birincil ürünlerin AB'ye ihracı için AB Konseyi tarafından alınan kararla tüm ihracatçı ülkelerce uygulanması mecburi tutulan bir plan statüsünde bulunuyor ve bir önceki yılın üretim verileri esas alınarak her yıl yeniden hazırlanıyor, düzenlenen planlar mart ayı sonuna kadar AB'ye gönderiliyor. Türkiye, 2006 yılından itibaren kanatlı hayvanlar, su ürünleri, süt ve balda UKİP'i kabul edilen üçüncü ülkeler listesinde yer alırken, 2010 yılında plana yumurta da dahil edildi.

UKİP kapsamında; veteriner ilaç kalıntısı, pestisit, bulaşan ve kullanımı yasaklı maddelerin analizleri yapılıyor. Planlanan numune sayısı, üretim verileri esas alınarak AB direktifine göre belirleniyor ve ABtarafından onaylandıktan sonra uygulamaya başlanıyor.

Fipronil; karıncalar, böcekler, hamam böcekleri, pireler, keneler, termitler, bitki zararlıları, kök kurtları, zararlı böcekleri ve diğer böcekleri kontrol amacıyla kullanılıyor. Bu maddeden, mısır ve ayçiçeği üretiminde de tel kurtlarıyla mücadelede yararlanılıyor.

Dünya Sağlık Örgütü, fipronil maddesini "orta derecede tehlikeli" olarak tanımlıyor. Almanya Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü, yumurtada tespit edilen 1,2 mg/kg f ibronille çocuklar için geçerli "İnsan sağlığı üzerinde kayda değer bir sağlık riski yaratmayan tek bir öğünle alınabilecek miktar (Akut Referans Doz) değeri"nin aşıldığı sonucuna vardı. Bu durum, söz konusu ilacın bulaştığı tavuk yumurtalarını tüketen çocukların bir sağlık riskiyle karşılaşmalarının muhtemel olduğuna işaret ediyor.

Türkiye'de Kurbanlık Hayvan Sayısında Son Durum Ne?

Türkiye’de 1 milyon 150 bini büyükbaş olmak üzere toplam 5 milyon 150 bin kurbanlık hayvan bulunuyor. Geçen yıl Kurban Bayramı’nda 920 bin büyükbaş, 2 milyon 950 bin küçükbaş kesimi gerçekleştirilmişti.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de toplam 117 ruhsatlı hayvan pazarı ve 18 hayvan borsası olmak üzere, toplam 135 ruhsatlı hayvan satış noktası bulunuyor. Toplam 59 ilde hayvan pazarı, 15 ilde de hayvan borsası faaliyet gösteriyor.

Türkiye’de geçen yıl Kurban Bayramı’nda 920 bin büyükbaş, 2 milyon 950 bin küçükbaş kesimi gerçekleşirken, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, bu yıl için 1 milyon 150 bini büyükbaş, 4 milyonu küçükbaş olmak üzere kurbanlık hayvan şartlarına haiz toplam 5 milyon 150 bin hayvan varlığı tespit edildi.

Öte yandan geçen yıl itibarıyla Türkiye’de büyükbaş varlığı 14 milyon 222 bin 228, küçükbaş varlığı da 41 milyon 329 bin 232 olarak belirlendi.

Kaynak:www.dunya.com

Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü mü Kuruluyor?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Türkiye’nin dört bir tarafında arazi toplulaştırma faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor.

Toplulaştırma alanında ciddi işler yapılırken kamuoyunda da Bölge Müdürlükleri’nin kurulup kurulmayacağı ile ilgili soru işaretleri yerini koruyor.

Başbakan yardımcısı ve aynı zamanda Erzurum milletvekili Recep Akdağ, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile Erzurum’a Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü’nün kurulacağının sinyallerini verdi.

Erzurum’da kurulması beklenen tarım reformu bölge müdürlüğüne ilişkin ilk paylaşım Başbakan Yardımcısı Akdağ’dan geldi. Recep Akdağ sosyal medya hesabından şu sözlere yer verdi:  

“Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü Erzurum'da kuruluyor. Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba ve Başbakanımıza Doğu Anadolu Bölgemize destekleri için teşekkürler.”

Haber: Ali Suzi Doğan
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Uyardı!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, protein tozu ve sporcu gıdalarının spor hocası ve diyetisyenlerin önerileri doğrultusunda kullanılması gerektiği belirtilerek "Spor hocası ve diyetisyen önerisiyle kullanın, kısa sürede yoğun kas için değil. Katkı içeren yurda sokulmuyor" dedi.

Edinilen bilgiye göre Bakanlık, söz konusu ürünlerin içerik denetimlerinde ilaç katkı maddesi tespit edilmediğini iddia ederken, olumsuzluk tespit edilen ürünlerin yurtiçine girişine izin verilmediğini de ifade etti. Yapılan denetimlerde içerik açısından mevzuata aykırı bir durum tespit edilemediği öne sürüldü. 

Kaynak:haberturk.com

Katar ile Tarım İşbirliği

Türkiye ile Katar arasındaki tarım alanında imzalanan mutabakat zaptı Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Türkiye adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Katar adına ise Belediye ve Çevre Bakanlığının uygulamasından sorumlu olduğu mutabakat zaptıyla tarım, bitkisel üretim ve bitki sağlığı, hayvancılık ve hayvan ıslahı, hayvan sağlığı, balıkçılık ile gıda sağlığı alanlarında iş birliği sağlanacak.

İki ülke, bilimsel ve teknik bilgi ile doküman, araştırma sonuçları, uzman mübadelesi yapacak, eğitim, seminer, konferans ve toplantı düzenleyecek, tarımsal pazarlamada özel sektör kuruluşları arasında iş birliği ve ortak yatırımları teşvik edecek, bitki besleme, iklim değişikliği ve tarımsal sulamada ortak projeler hazırlayacak, veteriner laboratuvarları arasında eşleştirme yapacak.

İş birliğini izlemek ve değerlendirmek üzere “Tarım Yürütme Komitesi” kurulacak. Komite, dönüşümlü olarak iki ülkeden birinde toplanacak. Mutabakat zaptı 5 yıl süreyle yürürlükte kalacak.

10 Yıl Boyunca Gıda Fiyatları Düşük Seyredecek

OECD ve FAO’nun Tarımsal Görünüm Raporu’na göre küresel gıda emtia fiyatları gelecek 10 yıl boyunca düşük seviyelerde kalmayı sürdürecek.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), talepte yavaş büyümenin etkisiyle küresel gıda fiyatlarının düşük seyredeceği tahmininde bulundu.

OECD ile FAO’nun ortaklaşa hazırladıkları 10 yıllık Tarımsal Görünüm Raporu’na göre, küresel gıda emtia fiyatları geçmiş yıllarda yaptığı zirvelere kıyasla gelecek 10 yıl boyunca düşük seviyelerde kalmayı sürdürecek. Bu durum, yükselen bazı ekonomilerde talep büyümesinin yavaşlayacağı beklentisi ve biyoyakıt politikalarının pazarlarlar üzerindeki azalan etkisinden oluşacak.

Hububat stoklarının son on yılda 230 milyon metrik ton ile ikmali ve diğer birçok emtia stoklarının bol oluşu şu an neredeyse 2007-2008 gıda fiyat krizinden önceki seviyelerine gerileyen küresel fiyatların artmasını sınırlandırmaya yardım edecek. Talepte yavaş büyümenin etkisiyle küresel gıda fiyatları düşük seyredecek.

Kişi başı gıda talebi büyük ölçüde yatay seyredecek. Sadece bazı gelişmiş ekonomiler buna istisna olabilecek. İlave kalori ve protein tüketiminin 10 yıl boyunca bitkisel yağ, şeker ve süt ürünlerinden gelmesi beklenirken et için talep büyümesi yavaşlayacak.

Ortalama kaloriye erişim 2026’da en az gelişmiş ülkelerde günde kişi başı 2 bin 450 kilokaloriye ulaşacak, gelişmekte olan diğer ülkelerde ise günde 3 bin kilokaloriyi geçecek.

Verimlilik mahsul üretimini artıracak

Mahsul üretiminde artış özellikle yüksek ürün veriminden sağlanacak. Mısır üretimindeki artışın yüzde 90’ının verim artışından, yüzde 10’nun ise ekim alanının genişlemesinden gelmesi bekleniyor. Et ve süt ürünlerindeki artış ise hayvan sürülerindeki genişlemeden ve hayvan başına daha yüksek verimden sağlanacak. Süt üretim artışı önceki 10 yılla kıyaslandığında hızlanacak ve bu büyük ölçüde Hindistan ve Pakistan’dan gelecek.

Raporun öngörülerine göre, su ürünleri yetiştiriciliği, balık sektöründe büyümede baskın olacak ve çiftlik balık üretimi raporda analiz edilen bütün emtialar içinde en hızlı büyüyen protein kaynağı olacak.

Et Fiyatlarını 5-6 Firma Yükseltiyor

Et fiyatlarında oynama yaparak haksız kazanç sağlayan firmaları tespit ettiklerini belirten Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Haksız kazançla 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlarla mücadelemiz var. Onlar zannediyorlar ki biz izlenmiyoruz. Biz biliyoruz, bunlar açık söylüyorum 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Bunun bedelini 80 milyona ödetmeye çalışanlar bunun bedelini ödeyecekler” dedi.

Proteinin herkesin alması gereken bir ihtiyaç olduğunu kaydeden Çelik şunları söyledi: “Siz, 22 liraya bir karkas etin maliyeti var ise nasıl 45’e satıyorsunuz. Bana izah eder misiniz, biri gelsin söylesin. Nasıl kıymayı 40 liraya, kuşbaşını 45 liraya satıyorsunuz? Böyle insafsızlık, vicdansızlık, kâr anlayışı olur mu. Anlayan anlar, anlamayan bildiği yoldan devam edecek. Ona da anlatmamızı bileceğimizi buradan ifade ediyorum.”

Oran'da Çiğ Süt Satış Noktası Hizmete Girdi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz.
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz." dedi.

Çelik, Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı kuruluşlardan Soğuk Hava Deposu İşletmeciliğinin (BELSO) Oran'daki "Süt Satış Noktası"nın tanıtımına katıldı.

Bakan Çelik, burada yaptığı konuşmada, çiğ sütün tüketiciye sağlıklı yoldan ulaşmasını amaçladıklarını ve kontrollü satışına yönelik bir düzenleme yaptıklarını hatırlatarak, bunun o dönem çeşitli eleştirilere konu olduğunu ifade etti. Çelik, Bakanlık olarak bir taraftan gıda arzını yeterince sağlama zorunlulukları, diğer taraftan da gıdaya sağlıklı erişimi düzenlemek durumunda bulunduklarını söyledi.

Çelik, tanıtımı yapılan süt satış noktasında "Sütmatik" cihazının bulunduğunu belirterek, sütün hangi işletmeden, hangi saatte geldiğinin bu makineler üzerinde yarından itibaren görülebileceğini ifade etti.

Bu cihaz üzerinde ürünün adı, üreticinin adı soyadı veya ticari unvanı, adresi, hayvancılık işletme numarası, sütün sağım tarihi ve son kullanma tarihine ilişkin bilgilerin yer alacağına işaret eden Çelik, cihaz üzerinde ayrıca "Kullanmadan önce kaynatın" ve "0-4 santigrat derecede buzdolabında muhafaza ediniz" uyarılarının bulunacağını bildirdi.

Çelik, Türkiye'nin 19 milyon ton süt üretimi olduğuna ancak bunun sadece 1,5 milyon tonunun ari işletmelerden elde edilebildiğine dikkati çekerek, "Sütmatik"te hastalıklardan arındırılmış çiftliklerden elde edilen sütün satıldığını söyledi.

Amaçlarının bu yolla ari işletmeleri teşvik etmek olduğunu vurgulayan Çelik, sütün kalitesinin artması için ari işletmelerin artması gerektiğini dile getirdi. Çelik, üreticilerin çiğ sütü piyasada 1,30 liradan sattığını belirterek, 2 liralık satış fiyatının üretici için de iyi olduğunu ve söz konusu işletmelerin artmasını teşvik edeceğini ifade etti.

Çelik, hayvancılığın geleceğinin de sütle ilgili olduğunu, hayvansal ürünlerin güvenli üretilip tüketilmesi için el birliği yapacaklarını söyledi.



Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, bir soruya yanıt verirken Kurban Bayramı'nda dişi hayvanların kesinlikle kesilmeyeceğini söyledi. Çelik, şöyle konuştu: 

"Ama laktasyon dönemini tamamlamak üzere olan hayvanlarla ilgili veterinerlerimiz kontrollerini yapacaklar. Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz. Herkes tedbirini bugünden alsın. Şu anda stoklarımızda 1 milyon 200 bin kurbanlığa hazır büyükbaş hayvan, 4 milyon civarında da küçükbaş hayvan var. Kurban ile ilgili herhangi bir sorun, sıkıntı yok ama maalesef ramazan ayına girerken spekülatif oyuncular hemen devreye giriyorlar. Et fiyatlarıyla oynamaya kalktılar. Şimdi kilogramı 25-26 liraya karkas et satışı oluyor da neden 28-29 liraya kadar fiyatları çıkardınız? Bunlar tespit ediliyor. Biz ESK olarak regülasyona başlayalı daha 1 yıl oldu. Biz üreticinin karını kesinlikle güvence altına alıyoruz. Bunu herkes bilsin. Üretici ile ilgili bir sorun kesinlikle yok. Haksız kazanç sağlayanlar ve piyasada 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlar var. Onları biz izliyoruz ve bunlar 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz."

Çiğ sütün litresi 2,5 lira

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de hastalıktan ari i·şletmelerden elde edilen çiğ sütü Ankara'nın değişik noktalarında halka ulaştırmak için adım atıldığını, buradan alınan sütün 24 saat boyunca satışa hazır olduğunu ifade etti.

Gökçek, üreticiden litresini 2 liraya aldıkları sütü, tüketiciye 2,5 liradan sattıklarını belirterek, üreticiye daha çok gelir sağladıklarını, aracıyı ortadan kaldırdıklarını söyledi. Gökçek, şu an Ankara'da 13 noktada çiğ süt satışı yaptıklarını, bu rakamı artıracaklarını bildirdi.

Konuşmaların ardından Bakan Çelik ve Gökçek, Sütmatik'ten çiğ süt aldı.

Cihazdan çiğ süt alan tüketici Ayşe Baş da dışarıdan temin edilen sütlerde katkı maddesi olduğunu düşündüğünü, buradan aldıkları sütün güvenilir olduğunu bildiklerini ifade etti.

Çiğ sütü yoğurt yapmak için aldığını belirten Baş, sütün tadının çok güzel, fiyatının da iyi olduğunu kaydetti.

Küresel Gıda Fiyatları Haziran'da Arttı

BM Gıda ve Tarım Örgütü Gıda Fiyat Endeksi’nin haziranda bir önceki aya göre 2,5 puan artarak 175,2 puana yükseldiğini açıklarken, endeksin yükselişinde tahıl, süt ürünleri ve et gruplarındaki fiyat artışı rol oynadığı belirtildi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda emtia fiyatlarının haziranda yükseldiğini duyurdu.

FAO, uluslararası piyasalarda tahıl, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şekerden oluşan 5 ana gıda grubunun ticaretinin takip edilerek belirlendiği Gıda Fiyat Endeksi’ni açıkladı.

Raporda, Gıda Fiyat Endeksi’nin haziranda bir önceki aya göre 2,5 puan (yüzde 1,4) artarak 175,2 puana yükseldiği, endeksin yükselişinde tahıl, süt ürünleri ve et gruplarındaki fiyat artışının rol oynadığı belirtildi.

Açıklamada, Tahıl Fiyat Endeksi’nin haziranda bir önceki aya göre 6,2 puan (yüzde 4,2) artarak 154,3 puana yükseldiği, endeksin son bir yılın en yüksek seviyesine ulaştığı vurgulandı.

Süt Ürünleri Fiyat Endeksi’nin haziranda bir önceki aya göre 15,9 puan (yüzde 8,3) yükselişle 209 puana, Et Fiyat Endeksi’nin de aynı dönemde 3,2 puan (yüzde 1,8) artışla 175,2 puana tırmandığı bildirildi.

Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi’nin haziranda bir önceki aya göre 6,5 puan (yüzde 3,9) düşerek 162,1 puana gerilediği belirtilen açıklamada, Şeker Fiyat Endeksi’nin de aynı dönemde 31 puan (yüzde 13,4) düşerek son 16 ayın en düşük seviyesi olan 197,3 puana indiği kaydedildi.

Küresel tahıl arzı beklentisi düşürüldü

Açıklamada, FAO’nun, bu yıla dair küresel tahıl arzı beklentisini 1,2 milyon ton aşağı çekerek dünya genelinde tahıl üretiminin bu yıl 2 milyar 593 milyon ton olmasını beklediği bildirildi.

FAO’nun küresel tahıl stoklarında artış olmasını öngördüğü, stokların bu yıl 704 milyon tona ulaşarak yeni bir rekor kırmasını beklediği kaydedilen açıklamada, FAO’nun küresel tahıl ticaretinin 2017-2018’de yaklaşık 395 milyon ton olmasını tahmin ettiği de belirtildi.

Başvuru Süresi 31 Temmuz’a Kadar Uzatıldı

Yetkilendirilmiş tohumculuk kuruluşlarının bitkisel üretim destekleme ödemesinden yararlanmaları için son başvuru süresi 31 Temmuz’a kadar uzatıldı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının “Bitkisel Üretime Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliiği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, daha önce 30 Haziran olarak belirlenen yetkilendirilmiş tohumculuk kuruluşlarının destekleme ödemesi için son başvuru tarihi 31 Temmuz oldu.

Yurt içi sertifikalı fidan üretim desteği için son başvuru tarihi de 31 Temmuz olarak güncellendi.

Tebliğ hükümleri 1 Ocak 2016’dan geçerli olmak üzere uygulanacak.

İhracat Üç Kat Arttı

Gümrük Bakanı Bülent Tüfenkci, 5 Haziran’dan bu yana Türkiye’nin Katar’a 32.5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, bu tutarın Türkiye-Katar ticaretinin normal seyri açısından üç kat olduğunu söyledi.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn başta olmak üzere bazı Basra Körfezi’ne kıyısı olan Arap ülkeleri bu ayın başında, terörizme destek verdiği iddiasıyla Katar’la diplomatik ilişkilerini kesmiş, Türkiye ise Katar konusunda bu ülkelerin yanlışa düştüğünü açıklayarak, Katar’a gıda ve malzeme sevkiyatını artırarak sürdürmüştü.

Gazetecilerle iftar yemeğinde bir araya gelen Tüfenkci bir soru üzerine, “5 Haziran’dan bu yana Katar’a 32.5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir. Bunun 12.5 milyon doları gıda. Bu rakam normalin üç katı” dedi.

Büyüme, Kur, DışTicaret

Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde de büyümeye devam edeceğini vurgulayan Tüfenkci, “Yıl sonu itibarıyla büyümede yüzde 5’leri yakalayacağız” diye konuştu.

Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde teşviklerin desteğiyle iç talep ve ihracat ödülünüzde yüzde 5 büyüme gerçekleştirmişti. Yıl sonu büyüme beklentisi de yukarı çekilmişti.

Döviz kuru ile ilgili de Tüfenkci, “Dolar son aylarda en düşük seviyelerinde seyrediyor. Yıl sonuna karar da stabil şekilde normal öngörülebilir şekilde seyretmesini bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Tüfenkci, “Dış ticaretimiz toparlanıyor, ihracatımız büyümeyi destekliyor… Mayıs ayında yüzde 9.5 oranında artan ihracat yılın ilk beş ayında yüzde 8.9 arttı… Son bir yılda yüzde 4.7 arttı” dedi.

Kredi Notu

Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının notlarına dönük de Tüfenkci, “Türkiye’nin alelacele notunu düşürmelerini anlamamıştık. Şimdi hatalarını düzeltmelerini bekliyoruz. Bu inandırıcılıklarını kaybetmemeleri için gerekli” ifadesini kullandı.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye için büyüme tahminini hafta içinde yüzde 4.7 olarak güncellemişti.

Tüfenkci faizlerin seviyesiyle ilgili ise, “Bankaların ticari kredilerini kullandırırken yatırımcı dostu olmasını bekliyoruz. Ancak tacir ve esnafımız da kendi aralarında vadeli satışlarda faiz oranlarını düşürmeli. Kendi aralarındaki faiz oranları da yüksek” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan sonra, Başbakan Binali Yıldırım da iki gün önceki açıklamasında bankaları makul bir faiz oranı konusunda uyarmıştı.

Taşınır Malların Rehni

Tüfenkci Taşınır Malların Rehni Kanunu’nun çıkarılmasının etkileri konusunda da, “Bu kanunla toplam 35 milyar liralık ticari hacme 5 ayda ulaşıldı. Bu imkandan daha çok KOBİ’ler yararlanıyor. Bireysel tacirler de sık sık kullanıyor” dedi.

Türkiye'den Giden Ürünler İçin Anons!

Suudi Arabistan’ın başını çektiği bazı Arap ülkelerinin uyguladığı siyasi ve ekonomik ambargonun ardından Katar, alternatif olarak Türkiye’den gıda ürünü almaya başladı.

Türkiye’den kargo uçaklarıyla gelen tavuk, yumurta, süt ve yoğurt gibi ürünlerin ulaştığını sosyal medya hesaplarından halka duyuran marketler, raflardaki Türk ürünlerinin altına da “Türkiye’den hava yoluyla gelen ürünler” diye yazdı.

Duyuru yaptılar

Doha’daki Al Meera marketler zincirinin sosyal medya hesabından yaptığı duyurunun ardından şehirdeki birçok markette halk Türk ürünlerinin olduğu rafların önünde yoğunluk oluşturdu. Market çalışanları, duyurunun yapmasının ardından gelen çok sayıda müşterinin Türk ürünlerini talep ettiğini söyledi. Al Meera marketler zincirinin sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, “Al Meera olarak Türkiye’den gelen ürünlerin ulaştığını müşterilerimize duyuruyoruz.

Müşterilerimizin günlük gıda ihtiyaçlarını karşılamak için süt, yoğurt, yumurta ve başka birçok ürün Türkiye’den geldi. Marketlerinde ürünleri bulabilirsiniz. Gelişmeler için bizi takip edin” ifadelerine yer verildi.

Her şey yolunda

Söz konusu paylaşımda Türk ürünlerinin market raflarındaki fotoğrafları da paylaşıldı. Katar’daki diğer birçok market de benzer paylaşımlarda bulunarak Türk ürünlerini raflarına dizdi. Çok sayıda Katarlı’nın da sosyal medya hesaplarında Türkiye’den gelen gıda ürünlerini paylaştığı görüldü.

Marketten alışveriş yapan Suheyl Avad isimli Katarlı avukat, yaptığı açıklamada “Katar’da her şey yolunda. Türk ürünlerini alıyoruz elhamdülillah. Oğlum bu vesileyle ilk kez Türkiye’den gelen sütü içmiş olacak” dedi. Krizin başladığı ilk günden itibaren Katar yönetiminin bu meseleyi kısa sürede çözeceğine inandığını söyleyen Avad, Türkiye’nin Katar’a destek açıklaması yapması ve gıda ürünleri göndermesi hakkında da, “Ülkeler arasında olması gereken gerçek ilişki bu. Umarım Arap ülkeleri de benzer ilişkileri geliştirir” diye konuştu.
Kaynak:hurriyet.com
 

FAO Raporu: 'Global Gıda Fiyatları Nisan Ayında 1,8 Geriledi'

Global gıda fiyatları nisan ayında 1,8 puan düşüş göstererek geriledi. 168 puana geriledi gerileme kaydedilirken, fiyatı artan tek ürün ise yüzde 1,7 ile et oldu.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından hazırlanan küresel gıda fiyatları endeksi nisan ayında yüzde 1,8 düşüş gösterdi.

FAO’dan yapılan açıklamaya göre, global gıda fiyatları endeksi 168 puan oldu.

Endeks 2017 Şubat ayında 2015 yılı Şubat ayından bu yana en yüksek seviyesini görmüştü.

Öte yandan endeks geçen yıla göre yüzde 10 yukarıda bulunuyor.

Raporda ana hatlarıyla şunlar sıralandı: 

– Tahıl fiyatları endeksi yüzde 1,2 düşüşle 146,0 puan oldu.

– Yağ fiyatları endeksi yüzde 3,9 düşüşle 161,1 puana geldi.

– Süt fiyatları endeksi yüzde 3,3 düşüşle 183,6 puan oldu.

– Et fiyatları endeksi yüzde 1,7 artışla 166,6 puana geldi ve tek artış gösteren ürün grubu oldu.

– Şeker fiyatları endeksi yüzde 23,3 düşüşle 233,3 puana geldi.

– Şeker fiyatları endeksi 12 ayın en düşük seviyesine geldi.

KAYNAK: dunya.com

Yeni Düzenleme Resmi Gazete’de Yayımlandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Damızlık Koç Teke Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Damızlık koç, teke, manda düvesi, kaz ve hindi yetiştiriciliğiyle arıcılık ve ipekböcekçiliği desteklerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Damızlık Koç Teke Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu tebliğin esasına göre desteklerden; birlikler ve damızlık koç, teke alan birlik üyesi yetiştiriciler yararlanabilecek.

Desteklemelerden yararlanmak isteyen birlikler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenmiş illerde, il müdürlüğüne müracaat edecek. Tebliğ kapsamında kurulacak işletmelere yönelik hibe desteği, söz konusu işletmelerden damızlık koç ve teke satın alan birlik üyesi yetiştiricilere alım tutarının yüzde 50’si kadar uygulanacak.

Yatırım yapan birlikler ağıl inşaatı, kapasite artırımı, iyileştirme, makine, alet ve ekipman alımı desteklerinden bir kez yararlanabilecek. Koç ve teke alımı desteklemesinden birlikler yararlanamayacak. Yetiştiricilerin satın alacağı damızlık koç ve tekelerin uygulama rehberinde belirlenmiş teknik ve sağlık şartlarını taşıması gerekecek. Damızlık olarak yetiştirilecek hayvanlar bölgedeki hâkim ırk olacak.

Bu kapsamdaki hibe desteğinden, projesi onaylanan ve belirtilen süre içinde yatırımını tamamlayan birlikler yararlanacak. Her 50 baş dişi manda için 1 baş manda boğası Bakanlığın Damızlık Manda Düvesi Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme kapsamındaki desteklerden yeni yatırım, iyileştirme veya kapasite artırımı projeleriyle başvuran yatırımcılar yararlanacak. Tebliğ kapsamında kurulacak işletmelere, inşaat yatırımına, damızlık dişi manda ve manda boğası alımına, yem karma ve dağıtma makinesi ve gübre sıyırıcı alımına yüzde 50 tutarında hibe desteği sağlanacak.

Karar kapsamında, gerçek veya tüzel kişiler hibe desteğinden bir kez yararlandırılacak. Kurulacak işletmelerde her 50 baş dişi manda için 1 baş manda boğası olacak. En az 30 arılı kovana sahip olma koşulu Arıcılık, İpekböcekçiliği, Kaz ve Hindi Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği de Resmi gazete'de yayımlandı. Üretim potansiyeline göre Bakanlıkça belirlenecek illerde 2017-2019 yılları arasında söz konusu yatırımların desteklenmesine ilişkin usul ve esasları kapsayan düzenleme kapsamında, Arıcılık Kayıt Sistemine kayıtlı en az 30 arılı kovana sahip veya arı yetiştiriciliği konusunda eğitim aldığını belgeleyen kişiler desteklemelerden yararlandırılacak. Arıcılık için destekleme konuları bal süzme makinesi, bal eritme ve dinlendirme kazanı, sır alma teknesi, polen tuzaklı boş kovan, elektrik üreten güneş enerjisi sistemi, seyyar arıcı barakası, bal sağım çadırı malzemelerini kapsayacak. Yetiştiriciler, 3 yıl süreyle faaliyetini sürdüreceğine ve almış olduğu makine, alet ve ekipmanı bu süre boyunca işletmesinde faal tutacağına dair taahhütname verecek.