Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

“2.TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” Sahiplerine Veridi

Anadolu İzlenimleri Dergimizin düzenlemiş olduğu “2.TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” programı Ankara Bilkent Otel’de gerçekleşti. Dergi olarak 12’ci yılımızda tarım sektörüne hizmet eden başta Anadolu’muzun eli nasırlı üreticisi ve yetiştiricileri olmak üzere bu toprağa emek veren herkese değer vermiş ve bu değeri göstermek için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın destekleriyle gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

Törene katılan TBMM Başkanvekili Ahmet AYDIN, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet DANİŞ, AK Parti Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Mustafa ILICALI, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi AK. Parti Erzurum Milletvekili Orhan DELİGÖZ, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi AK. Parti Kırklareli Milletvekili Selahattin MİNSOLMAZ, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanılığı Müsteşar Yardımcıları Nihat PAKDİL ve Ahmet GÜLDAL, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman UZUN, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ ATALAY, HAYGEM Genel Müdür Yardımcısı Burhan DEMİROK, Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Faruk RIRATOĞLU, çok sayıda sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve üreticiler katıldı.

Program Dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Muhammet OLUKLU’nun açış konuşması ile başladı. OLUKLU “Türk Tarım sektörünün sesi olan dergimiz; güzel Anadolu’nun daha kaliteli üretim elde etmesi ve bu bereketli toprakların hak ettiği değeri görebilmesi için sizler gibi bizlerde emek harcamaktayız.”dedi.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın,ise  iş üretmeye çalışanlara pek çok destek bulunduğunu belirterek, "Bir hedef koyun ortaya ve samimi şekilde, ayakları yere basan bir projeyle hangi bakanlığa giderseniz gidin özellikle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında muazzam destekler var." dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet DANİŞ de kırsalda çalışmaktan imtina edilen bir dönemin yaşandığını belirterek, "Hükümet olarak ne kadar destek verirseniz verin kırsalda üretmek isteyen insanınız varsa tarımın bir anlamı var." değerlendirmesinde bulundu.

“2.TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” törenimizde; ilgili gıda tarım ve hayvancılık kuruluşları, sivil toplum örgütleri, basın mensupları, Ziraat Bankası, üretici ve yetiştiricilerimiz kendi alanlarında ödüllerini almışlardır.

Ödül törenimiz;

Konya DSYB Başkanı Edip Yıldız 2018 yılı Buzağı projesine önce başlayan ve 13 Bine yakın üyesiyle Türkiye’nin en büyük birliği olarak, Erzurum DKKYB Başkanı Emrullah Akpunar Türkiye’de ilk kez kurulan ‘Damızlık Yetiştirme Merkezi’ ve ‘5 Yıldızlı Hayvan Pazarı’ ile, Kırklareli DSYB Başkanı Ali Dermenci Türkiye’de damızlık gebe düve ihracatı yapan ilk birlik ve bölgede kurulan tam teşekküllü ilk hayvan hastanesi ile, Balıkesir DSYB Başkanı Cemalettin Özden bölgesinde üreticiyi kaliteli süte yönlendiren öncü birlik, Avrupa Normlarında ICAR onaylı Akredite Labaratuvarı ile, Adıyaman DSYB Başkanı Sırrı Öztürk GAP Süt Sığırcılığı Projelerini bölgesinde en iyi yürüten ve çok yüksek başarı sağlan birlik olarak, DİYARBAKIR DKKYB Başkanı Abdullah Çetinkaya keçi sütünü dondurma ile değerlendiren ve hayvan taşımacılığına en sağlıklı ve özenli hareketi gösteren birlik olarak “2.TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” verildi.

Öte yandan Diyarbakır Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fahri SAYLAK arı, ana arı, arı sütü, propolis, polen ve bal üretiminde sağladığı yüksek kalite ile, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) Başkanı Bülent Tunç yerli üretim lideri ve Türk besicisinin sesi olarak, Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Kamil Yılmaz Türkiye tohumculuğunun öncü kuruluşu olması ile ödüllerini alırken, Onur Ödülü Et ve Süt Kurumuna verilirken, Kırsal Kalkınma projelerinin takibinde yönlendirilmesinde çiftçinin doğru bilgilendirilmesinde sorunların çözümünde sektörün yanında ve yardımcı olan Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Faruk FIRATOĞLU’na verilmiştir.

Anadolu İzlenimleri Özel Ödülleri ise Ulusal Süt Konseyi adına Ulusal Süt Konseyi Genel Sekreteri Selçuk AYDIN, tohuma ve tohumculuğa verilmiş bir ömür Fahri HARMANŞAH’a, Tarım ve hayvancılığa adanmış hayat ise Hüseyin VELİOĞLU’na veridi.

TRAKYA BİRLİK ise Türkiye’de 2017 yılında ayçiçeği rekoltesi 1 milyon 400 bin tonun üzerinde gerçekleşerek, son yıllarda en yüksek üretim seviyesine erişmesiyle ödüllerini aldılar.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız tarafından yürütülen genç çiftçi projesi kapsamında, 40 arılı kovan malzemeleri projesinden faydalanmış; İsmihan TERZİ, Ezgi OZAN genç çiftçi, Kontrollü Örtü altı projesinden faydalanmış; Oğuz AYGÜN, Sibel GÜRBÜZ ve Sevgi SÜTÇÜ sera çiftçiliği ödüllerini başarılı olmalarından dolayı ödüllerini almışlardır.

Türk tarımının ve üreticisinin en büyük destekçisi olan Ziraat Bankası adına Tarım Politikaları Bölüm Başkanı Ferhat Pişmaf Tarım Bankacılığı ödülünü aldı.

Tarımda basın ödülleri ise NTV Sokağın Ekonomisi Programı Berfu GÜVEN, KÖY TV Ankara Temsilcisi Harun GÖKSEL, ANADOLU AJANSI Tarım ve Ekonomi Muhabiri Merve ÇAKIR, BLOOMBERG Tarım Analiz Programı İrfan DONAT, DÜNYA GAZETESİ Tarım Yazarı Ali Ekber YILDIRIM, HABER TÜRK Ekonomi Muhabiri Esra NEHİR, BEREKET TV Gündemin Bereketi Programı ile Umut ÖZDİL “2.TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” tarımda basın ödüllerini almışlardır.

"Fakir fukaramız da et yiyecek"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 50 lira olan eti fakir fukaranın yiyemediğini, bu düşünmenin gerekli olduğunu söyleyerek “Fakir fukaramız da et yiyecek” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Fakir fukaramız da et yiyecek. En tabii hakkı. 50 lira bir eti, hakikaten fakir, fukara yiyemiyor. Bunu düşünmemiz lazım. Bunu yaparken de üreticiye saygı duyuyoruz. Onun da kazanması gerektiğine inanıyoruz ve bu dengeleri gözeteceğiz inşallah.” dedi.

Fakıbaba, çeşitli incelemelerde bulunmak üzere geldiği Yozgat’ta Vali Kemal Yurtnaç’ı ziyaret etti.

Bakan Fakıbaba, burada bir gazetecinin, “Et üreticileri, geçen hafta Yozgat’ta düzenlenen bir toplantıda kesimlerin azaldığını belirterek sıkıntılarını dile getirdi. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?” şeklindeki sorusu üzerine, geldiği günden beri üreticinin, sanayinin, esnafın ve son taraf olan tüketicinin hep yanında ve dengede olacaklarını söylediğini anımsattı.

Piyasada regülasyon görevi yapacaklarını belirten Fakıbaba, “Mesela en basitinden söyleyeyim; Biz normal üreticiye 3 dolar 95 sente vermiş olduğumuz besilik hayvanı, daha ucuza aldık diye 3 dolar 70 sente veriyoruz. 25 sent, onlar hiçbir şey istemeden… Amacımız gerçekten üreticinin mutlu olması. Yani dengeyi kurabilmemiz. Üretimimizi koruyacağız, bir taraftan sanayiciyi de koruyacağız ama et yeme hakkı olan 80 milyon insanın da vebali var, onu da koruyacağız.” diye konuştu.

Fakıbaba, dengeli bir şekilde kazan-kazan olacağını, hiçbir zaman tek taraflı kazanç olmayacağını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Herkes fedakarlık edecek. Bu fedakarlık olduğu zaman da dengeli bir kazanç elde edilir. Bu hem dinimiz için hem ülkemiz için hem geleceğimiz için çok önemli. Bakın dört tarafımız düşmanla çevrili ve mücadele veriyoruz. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız, her yerde mücadele veriyoruz. Yani fakir fukaramız da et yiyecek. En tabii hakkı. 50 lira bir eti, hakikaten fakir, fukara yiyemiyor. Bunu düşünmemiz lazım. Bunu yaparken de üreticiye saygı duyuyoruz. Onun da kazanması gerektiğine inanıyoruz ve bu dengeleri gözeteceğiz inşallah.”

Bakan Fakıbaba'dan Okul Üzümü Açıklaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, okullarda dağıtımına başlanacak okul üzümüne ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Bakan Fakıbaba, 32 bin okulda, 6 milyon öğrenciye 4 bin 200 ton okul üzümü dağıtılacağını belirterek, şunları kaydetti: 

"Bakanlığımız koordinasyonunda, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütülen 'Okul Öncesi ve Temel Eğitim Birinci Kademe Okullara Kuru Üzüm Dağıtımı Programı' uygulanmaya devam ediyor. Uygulama ile öğrencilerimize kuru meyve tüketim alışkanlığı kazandırmayı, öğrencilerin yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. İlk olarak 2015 yılı Şubat-Haziran döneminde Tariş Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri kanalıyla temin edilen kuru üzümlerin dağıtımı ile başlanan uygulamayla yaklaşık 604 ton kuru üzüm dağıtımı yapılmıştı. Daha sonra 2016 yılı içerisinde TMO kanalıyla 2.606 ton kuru üzüm dağıtımını gerçekleştirdik. 2017 yılı içerisinde ise okullarda kuru üzüm dağıtım görevi Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğine verildi. Bu kapsamda 2017 yılı Şubat-Haziran döneminde 4.121 ton kuru üzüm dağıtımı yapıldı. 

Yeni başlayan 2017/2018 eğitim döneminin ilk bölümü için de Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ile gerekli planlamaları yaptık. Bu kapsamda okul sütü yapılmayan diğer iki günde 25 gr paketler halinde toplam 4 bin 200 ton okul üzümünün 14 hafta boyunca dağıtımı yapılacak. Bugün okullarda dağıtımına başlanacak olan bu uygulamadan, anaokulu, uygulama sınıfı, anasınıfı ve temel eğitim birinci kademede (ilkokul) 81 ildeki 32 bin okulda öğretim gören yaklaşık 6 milyon öğrencimiz yararlanacak."

45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi Devam Ediyor

29 Eylül’de İstanbul Kongre Merkezi’nde başlayan ve 4 Ekim tarihine kadar sürecek olan 45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi yoğun ilgi görüyor.

Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yaptığı 45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi, 29 Eylül’de İstanbul Kongre Merkezi’nde başladı. Açılışa Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin, Apimondia-Dünya Arıcılar Birliği Başkanı Philip McCabe, Balparmak, Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak ve sektörün önde isimleri, il birlikleri ve üreticiler katıldı.

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin “ Türkiye’de 7 milyon 500 bin arılı kovan bulunuyor. Tüm kovanlar AKS diye projelendirdiğimiz Arıcılık Kayıt Sistemi içinde akreditedir. Bu uygulama dünyada ilk ve tek olan bir uygulamadır. Ülkemizde bulunan 80 bin arıcılık işletmemizde yıllık toplam 103 bin ton bal üretiliyor. Dünya çam balının %90’ının üretildiği Türkiye, dünyada tanımlanmış olan arı ırklarının %20’sine de ev sahipliği yapıyor. Biyolojik zenginlik bakımından da bulunduğumuz coğrafyadan kaynaklanan önemli farklılıklarımız var. Ülkemizde yedi farklı coğrafi bölgede farklı iklimler yaşanıyor. Bu zenginlik arıcılığın yaygın olmasına ve yıl boyunca arıcılık yapılmasına olanak tanıyor. Her bölgede arıcılık yapılırken, ülkemizdeki arıcıların yüzde 80’i bölgeler arası göçer arıcılık yapıyor, yıl boyunca 4-5 konaklama noktası değiştirerek çalışmalarını tamamlıyorlar. Ülkemizde arıcılık sektörü son yıllarda göçer arıcılığın yaygınlaşmasına paralel olarak gelişme gösteriyor. Özellikle son yıllarda yaşanan arı ölümleri polinasyona katkısı üzerine dikkat çekilmesini sağladı. Gerek ülkemizde gerekse dünyada bal arılarının arı ürünlerinden ziyade polinasyona olan katkısı ön planda tutulmaya başlandı. Bu bilincin gelişmesine paralel olarak pek çok sorunun da çözümü gerçekleşiyor. Ancak, yeterli olduğunu söyleyemeyiz" dedi.
 

Arıcıların, koloni kayıplarına karşı kayıtsız kalamayacaklarını belirten Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Tarım alanlarında yılda milyonlara varan arı kolonisini kaybettiğimizi bu nedenle, arıcılar olarak, bu kayıplara duyarsız kalmayacağımızın da bilinesini isteriz. Konuşmama son verirken bu vesileyle, yüz milyon yıldır doğa ve bizler için cefakar bir şekilde çiçekten çiçeğe konarak bin bir emekle bal toplayıp, polinasyon yaparak bizlere katkıda bulunan tüm bal arılarınına; pestisitlerin ve zirai ilaçların olmadığı doğal alanlarda bal toplamalarını ve sağlıklı yaşam sürmelerini diliyorum.

Dağlarda zorluklar içerisinde yaşayan, doğaya katkı sağlamak noktasında tarihsel ve evrensel bir görev yürüten arıcılara sağlıklı ve kaliteli arı ürünleri üretmelerini ve emeklerinin karşılığını almalarını temenni ediyorum. Ayrıca 45. Apimondia İstanbul’un dünya arıları ve arıcıları için yeni bir başlangıç olmasını diliyorum.”

45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresine katılan Bakan Fakıbaba , “İki ayı doldurduğum yeni bir bakan olarak sizlerle fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Hekim olarak göreve başladım, belediye başkanı oldum, sonra milletvekili ve baktım ki Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı olmuşum. Sağlık sektörü ile uğraşırken, hastalar ve hasta yakınları ailem idi, milletvekili olunca, tüm Türkiye beni ilgilendiriyordu. Ama şimdi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olunca benim şu anda 80 milyon ailem var. Kongrelerin bana öğrettiği çok şeyler var. Arıcılık ile ilgili bugün bu kongreye katılmam büyük şans oldu. Arıcılığın önemini çok daha iyi kavrama fırsatı buldum. Ve şuna emin olun ki gıda, tarım ve hayvancılıkta her bir birime destek verirken, arıcılığa çok daha fazla destek vereceğime emin olabilirsiniz.

Nedenlerim var. Öncelikle bilmemek değil, öğrenmemek ayıp ve öğrenmek zorunda olduğumun farkındayım. Ve bugün burada kültür ve medeniyetlerin beşiği, eşsiz doğası ve mimarisi ile dünyanın güzide şehirlerinden biri olan İstanbul’da 45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresine ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum ve sizlerle beraber olmaktan büyük mutluluk duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Arıcılık sadece tarımsal ve kırsal bir ekonomik faaliyet değildir. Aynı zamanda bitkilerin polinasyonuna sağladıkları katkılarla birlikte ekosistemin devamlılığı için son derece önemli olduğunu öğrenmiş oldum.

Bilindiği üzere bal arıları doğadaki en büyük tozlayıcı böcek grubunu oluşturuyor. Bu nedenle bilim adamı Albert Einstein eğer arılar yer yüzünden kaybolursa insanlık sadece 4 yıl hayatını sürdürebilir diyerek arıların polinasyondaki önemini vurgulamıştır. Bunun için diyorum ki arıcılara Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanınız olarak çok destek vereceğim. Arılar vasıtasıyla biz insanlara armağan edilen bal besleyici faydaları ve insan sağlığına olumlu etkileri tartışılmaz bir gerçektir” dedi.

Bakan Fakıbaba'dan Domates Tohumu Konusuna Düzeltme

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, domates tohumunun İsrail’den alınmasıyla ilgili olarak yanlış anlaşılma olduğunu belirterek “Zaman zaman alabiliriz ama biz İsrail’e domates tohumu ihraç ediyoruz.” açıklamasında bulundu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kahramanmaraş’taki araştırma enstitüsünün açılışında domates tohumuyla ilgili olarak konuştu.

Ülkede kullanılan tohumlarla ilgili yanlış inanışların olduğunu ancak Türkiye’nin son dönemlerde Ar-Ge çalışmalarıyla yerli tohum üretiminde önemli yerlere geldiğini söyleyen Bakan Fakıbaba, bu konuda özellikle İsrail tohumlarıyla ilgili yanlış inanışlar bulunduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Ülkemizde üretilen tohumların yüzde 70’i bakanlığımızca geliştirilmektedir. Bazen arkadaşlar domatesin tohumunu bile dışarıdan ithal ettiğimizi söylüyorlar. Bırakın Tarım Bakanı olarak, bir Türk vatandaş olarak bu durum beni çok üzüyor.”

Konuşması sırasında önceki gün gerçekleştirdiği bazı ziyaretlerde gördüğü laboratuvarlarla ilgili izlenimlerini de paylaşan Bakan Fakıbaba, “Bizim bakanlığa bağlı çalışmalarını devam ettiren, Ar-Ge çalışmaları yapan 50’ye yakın enstitümüz bulunmakta. Bilim adamlarımızla beraber kendi tohumunu üreten, ihraç eden ve zaman zaman da doğal olarak ithal ettiğimiz ürünler de olacak ama ihracatımızın çok daha fazla olduğunu bilmenizi arzu ediyorum. Yanlış anlaşılan ve vatandaşın kafasında yer eden bazı şeyler var, ‘biz tarımda domates tohumunu bile İsrail’den alıyoruz…’ Zaman zaman alabiliriz ama biz İsrail’e domates tohumu ihraç ediyoruz. Bunun özellikle bilinmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

Her İle 3 Örnek Köy Kurulacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, her ile 3 örnek köy kurulacağını, buralarda yönetimin toplulaştırılacağını, böylece daha düşük girdi maliyeti ile tarım yapmanın mümkün olacağını söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’de her ilde 3 tane “örnek köy” kurulacağını, bu kapsamda belediye başkanlarına her türlü desteği vereceğini söyledi.

Fakıbaba, “Hakikaten insanların kırsalda kalıp daha mutlu olup, daha fazla üretmesi ve tarımın gelişmesinin küçük ve orta ölçekli çiftçiliklere, ailelere bağlı olduğuna inanan bir kişiyim. Bu bağlamda her türlü desteği vereceğiz. 81 ilimiz var, 3 tane örnek köy, 81 ilde 245-250 civarında bir köy yapar. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak bu konuda bütün belediye başkanlarına destek vereceğim, örnek 250 köy çıkaralım. Yani toplulaştırma ile ilgili zaten bakanlığımız çok ciddi çalışmalar yapıyor. Bu 250 köyle de örnek köyler, yani toplulaştırmanın olmadığı yerlerde yani yönetimin toplulaştırması diyorum ben buna. Yönetimi toplulaştırdığımız zaman girdiler daha ucuza mal olacak, bir defa fark edelim bir köyde 10 traktör varsa bu bire veya ikiye düşecek, girdiler maliyeti çok düşecek ve ürünü çok daha pahalıya satabileceğiz.” şeklinde konuştu.

Söz konusu projenin, Türkiye tarımında özellikle ithalatın azalması, ihracatın artmasının önemli bir nedeni olacağına inandığını anlatan Fakıbaba, “Özellikle hayvancılıkta da bu konuda arkadaşlarla çalışmalarımız var. Ben buradan söylüyorum; bütün belediye başkanlarımıza bana 3 tane köy ama yönetim toplulaşacak. Bu dernek, kooperatif, özel sektör olabilir, belki bizim TMO olabilir, bunlarla oturup konuşmak lazım. Yönetimin toplulaştırılmasıyla ben çiftçi kardeşlerimizin çok daha mutlu olacağını, çok daha fazla para kazanacaklarına yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

 

Bakan Fakıbaba'dan Et Fiyatına Yeni Önlem

Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, Et ve Süt Kurumu tarafından büyük market zincirlerine kurulacak reyonlarda halka ucuz ve sağlıklı et sunacaklarını duyurdu

Bir televizyon kanalında konuşan Fakıbaba, Et ve Süt Kurumunun büyük marketlerde reyon kiralayacağını, bu reyonlarda vatandaşa uygun fiyata et satışının yapılacağını kaydetti.

Fakıbaba, bu konuda talimatın bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verildiğini belirtti

Eğitim İşi de Sulama İşi de Bizim İşimiz

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Biz Allah'ın izniyle toprağı suyla, çiftçiyi eğitimle buluşturmak zorundayız. Eğitim işi de sulama işi de bizim işimiz. İnşallah hep beraber el ele verdiğimizde çok güzel şeyler olacağına yürekten inanıyorum." dedi.

Fakıbaba, Başbakan Binali Yıldırım'ın katılımıyla Çorum Valiliğince Anitta Otel'de düzenlenen Kanaat Önderleri ve STK Buluşması toplantısında yaptığı konuşmada, sivil toplum örgütlerinin katkılarıyla Çorum'un 2002'den bu yana eğitimden, sağlığa, sulamadan tarıma, gençlik spordan, kültür turizme, her alanda büyüdüğünü belirtti.

Sivil toplum örgütlerinin önemine vurgu yapan Fakıbaba, ülkenin zor zamanlarında sivil toplum örgütlerinin birlik ve beraberliğe katkı sağladığına işaret etti.

Fakıbaba, sivil toplum örgütlerinin kendilerine gösterdiği desteklerinden dolayı teşekkür etti.

FETÖ'nün 15 Temmuz'da yapmak istediği darbe girişimine karşı toplumun her kesiminin olduğu gibi sivil toplum örgütlerinin de dik durduğunu ve birlik ve bareberlik sağladığını belirten Fakıbaba, "Çorum'u ile Urfa'sı ile Trabzon'u Antalya'sı ile Türkiye bir kardeş. Allah'ın izniyle bu birlik ve beraberliğimiz devam ettiği müddetçe Allah'tan başka bizi kimse ayıramayacaktır." ifadelerini kullandı.

AK Parti hükümetleri ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'a teşekkür eden Bakan Fakıbaba, 2002 yılından 2017'ye kadar her alanda bir çok yatırım yapıldığına dikkati çekti.

Fakıbaba, şöyle konuştu:

"Sadece tarım alanında Cumhuriyet döneminden 2002 yılına kadar çok küçük paylar olmasına rağmen bu 15 yılda 1 milyar 100 milyon lira tarıma para aktarılmış. Bu bağlamda hükümetlerimize Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza yürekten teşekkür ediyorum. Biz hep sizin emrinizdeyiz. Sizin hizmetkarınız olmaktan gurur duyuyoruz. Emin olun her zaman yanınızdayız."

Tarım il ve ilçe müdürlüklerinin, çiftçilerin ve üreticilerin evi olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Bakın burada müdür arkadaşım dinliyor beni. Orada dinlenmek ve çay kahve içmek için oraya sizi davet ediyorum. Biz Allah'ın izniyle toprağı suyla, çiftçiyi eğitimle buluşturmak zorundayız. Eğitim işi de sulama işi de bizim işimiz. İnşallah hep beraber el ele verdiğimizde çok güzel şeyler olacağına yürekten inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Bakan Fakıbaba'dan Okul Sütü Açıklaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 25 Ekim günü ihalesi gerçekleştirilecek olan okul sütü programına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Bu yıl, 32 bin okulda, 6 milyon öğrenciye 60 bin ton okul sütü dağıtılacağını duyuran Bakan Fakıbaba, şunları kaydetti:

"Geleceğin yetişkinleri olacak anasınıfı ve ilkokul çağındaki öğrencilerimize süt içme alışkanlığını kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amacıyla Okul Sütü Programı uygulanmaktadır. Türkiye'deki toplam süt üretim miktarımız yıllık 18,5 milyon tondur. Bu sütün yaklaşık 9 milyon tonu sanayiye gitmektedir. Okul Sütü Programında ise yılda yaklaşık 60 bin ton süt kullanılmaktadır. Okul Sütü Programını Bakanlığımız koordinasyonunda, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca ortaklaşa olarak ülkesel ölçekte 2011-2012 eğitim öğretim yılından itibaren uyguluyoruz. 6 yıldır başarıyla uygulanan bu program kapsamında toplam 1 milyar 500 milyon kutu (300 bin ton süt) süt dağıtımı gerçekleştirildi. Bu uygulama döneminde ise yaklaşık 32 bin 128 okulda 6 milyon 56 bin 400 öğrenciye 60 bin ton okul sütü dağıtımını planlıyoruz. Programın 7. uygulama yılındaki okul sütü dağıtımı, 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci döneminin başlangıç tarihi olan 05 Şubat 2018 tarihinde başlayacak ve dönem boyunca devam edecek. 200 ml sade, yağlı UHT içme sütü, öğrencilerimize pazartesi, çarşamba ve cuma günlerinde, haftada 3 gün süreyle dağıtılacak."

İhale 25 Ekim'de 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, okul sütü programı ihalesiyle ilgili "2017-2018 eğitim öğretim yılında başlayacak olan Okul Sütü temini, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 19'uncu maddesine göre 'Açık İhale' usulüyle 25 Ekim 2017 Çarşamba günü saat 14.30'da Bakanlığımızda yapılacaktır. İhale dokümanlarına 'Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü 4. Kat 417 Nolu Oda Eskişehir Yolu 9. Km. Lodumlu-Ankara' adresinden veya 'https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/' internet adresinden ulaşılabilmektedir" denildi.

Buğday Üretiminde Beklenti, 21 Milyon 800 Bin Ton

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 2017 yılı buğday üretiminin 21 milyon 800 bin ton olmasının beklendiğini söyledi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’nin buğday üretimine ilişkin değerlendirmede bulundu.

TMO’nun, AB ile Türkiye arasında yapılan ikili anlaşma kapsamında tarife kontenjanının 230 bin tonluk kısmı için yüksek kaliteli ekmeklik buğday ithalatı yaptığını söyleyen Fakıbaba, şunları kaydetti:

“TÜİK verilerine göre, ülkemizin 2016 yılı buğday üretimi 20 milyon 600 bin tondur. Buna karşılık buğday tüketimimizin 19 milyon ton seviyelerinde olduğu göz önüne alındığında üretimimizin iç tüketimimizi rahatlıkla karşıladığı görülmektedir. Ülkemiz, 2015-2016 döneminde buğday üretiminde yüzde 113,6 yeterlilik oranına sahiptir. 2017 yılı 1. tahmin verilerine göre buğday üretimi 21 milyon 800 bin ton olarak beklenmektedir”

Türkiye’nin buğday ithalatını iç piyasada üretim yetersizliğinden değil, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında mamul madde ihracatı amacıyla gerçekleştirdiğine değinen Fakıbaba, Türkiye’nin un, makarna, bisküvi, bulgur, irmik ve benzeri ürün ticaretinde net ihracatçı olduğuna dikkati çekti.

"İstikrarlı bir hububat piyasası amaçlanıyor"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Buğday üretimi konusunda kendine yeterliliği oldukça yüksek düzeyde olan ülkemiz, 2015-2016 döneminde buğday üretiminde yüzde 113,6 yeterlilik oranına sahiptir" dedi.

Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) faaliyet alanına giren ürünlere yönelik iç ve dış piyasa fiyatlarını yakından takip ettiğini belirten Fakıbaba, piyasa fiyatlarının üreticilerin aleyhine seyretmesi durumunda hububat alım fiyatı açıklandığını, bu uygulama ile istikrarlı bir hububat piyasası kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

TMO'nun, AB ile Türkiye arasında yapılan ikili anlaşma kapsamında tarife kontenjanının 230 bin tonluk kısmı için yüksek kaliteli ekmeklik buğday ithalatı yaptığını, bu miktarın iç piyasa tüketimi dikkate alındığında çok küçük bir parti olarak değerlendirilebileceğini vurgulayan Fakıbaba, şunları kaydetti:

"TÜİK verilerine göre, ülkemizin 2016 yılı buğday üretimi 20 milyon 600 bin tondur. Buna karşılık buğday tüketimimizin 19 milyon ton seviyelerinde olduğu göz önüne alındığında üretimimizin iç tüketimimizi rahatlıkla karşıladığı görülmektedir. Buğday üretimi konusunda kendine yeterliliği oldukça yüksek düzeyde olan ülkemiz, 2015-2016 döneminde buğday üretiminde yüzde 113,6 yeterlilik oranına sahiptir. 2017 yılı 1. tahmin verilerine göre buğday üretimi 21 milyon 800 bin ton olarak beklenmektedir."

Türkiye'nin buğday ithalatını iç piyasada üretim yetersizliğinden değil, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında mamul madde ihracatı amacıyla gerçekleştirdiğine değinen Fakıbaba, Türkiye'nin un, makarna, bisküvi, bulgur, irmik ve benzeri ürün ticaretinde net ihracatçı olduğuna dikkati çekti.


Bakan Fakıbaba’dan Fındık Üreticisine Müjde

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Bugün karar aldık. Artık 40’ın altındaki randımanlı fındıkları da alacağız. Üreticinin hep yanında olacağız” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Ankara Ticaret Odasının (ATO) düzenlediği “Sürdürülebilir Besicilik Paneli”ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Fakıbaba, “İthalat hepimizi üzüyor. Biz 2002 yıllarında birbirimize yeterken niye 2017’lerde yetmemeye başladık. O zaman nüfusumuz azdı, kişi başına düşen kırmızı et kilogramı azdı. Refah seviyesi ve nüfus arttıkça yetmemeye başladı. Aynı oranda üretim de olmadı. Et ve Süt Kurumunun sadece düzenleme ve denetleme görevi yapması doğrudur. Besicilik hayvanı bence Et ve Süt Kurumunun getirmemesi lazım. Elinde karkas et olması lazım ve gerektiğinde piyasaya hızlı bir şekilde karkas etle müdahale etmesi lazım. Müdahale etmesi gerekir mi? Gerekmez. Etik kurallar içerisinde üretici ile sanayici birbirleriyle iyi anlaştıkları takdirde, et fiyatları iyi olduğu takdirde Tarım Bakanlığının başka işi yok niye et alsın, et satsın. Tarım Bakanlığı, bir üniversite gibi sanayicisine öğretmesi lazım. Bunu diğer ülkelerde nasıl yapıyorlar” dedi.

“Tarım Bakanlığı olarak hiçbir zaman ete, süte, buğdaya müdahale etme niyetinde değiliz” diyen Fakıbaba, fındıkta yeni bir düzenleme yapıldığı müjdesini vererek, “Geldiğim günden beri etle ve fındıkla uğraşıyorum. Ben isteyerek mi uğraşıyorum? Bunların artık normal piyasada yerine oturması lazım. Fındıkla ilgili bugün yeni bir düzenleme yapıyoruz. Fındıkta 40 ve 40’ın üzerindeki randıman alınıyor. Fırsatçılar. Açık ve net konuştuğum zaman ‘sen niye böyle konuşuyorsun’ diyorlar. Şimdi 39-38 olunca 6-7 liradan üreticinin elinden alıyorlar. Bu adam bu kadar emek vermiş, alın teri dökmüş. TMO yüzde 40’ın altında almıyor diye bu üreticinin elinden 6-7 liraya mal toplamak vicdanen senin işine geliyor mu? 7 liraya alıyor, Giresun fındığını karıştırıyor ve tekrar onu TMO’ya 10 liraya satıyor. Bugün karar aldık. Artık 40’ın altındaki randımanlı fındıkları da alacağız. Üreticinin hep yanında olacağız. Samimi ve dürüst iş adamı benim canımdır, onun yanında olacağız, üreticinin, tüketicinin, 80 milyon ailemin yanında olacağım” diye konuştu.

Aile çiftçiliğine geçileceğini kaydeden Fakıbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunların baş patronu kadınlar olacak. Analarımız, eşlerimizin bizlerin her şeyi değil mi? Başarılı erkeğin yanında başarılı bir kadın vardır. Eğer bu kardeşiniz başarılıysa bu başarımın yüzde 51’i benim eşime aittir.”

Tarımda sulamanın önemine dikkat çeken Fakıbaba, suyun iyi kullanılması gerektiğini, suyla ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi. Su olmadığı takdirde otun olmayacağını, otun olmadığı takdirde ise etin ve sütün olmayacağını belirten Fakıbaba, “Suyu akıllı bir şekilde toprakla buluşturacaksınız. Eğer bir işi yapıyorsak en iyisini yapacağız, işimize aşık olacağız. O suyun eğitimini biz vermemişiz. Çiftçiye bilgiyi verdikte çiftçi mi kullanmadı. Biz suçlu değil miyiz? Bu konuda sivil toplum örgütleri, DSİ, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve üniversiteler suçludur” diye konuştu.

"Üreticilerimizi pek çok kalemde destekliyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, çiftçiye verilen desteklerin ithalatı önlemede katkı sağladığına işaret ederek, "Tarım ve hayvancılık alanında diyebilirsiniz ki; hala ithalatımız var, bu doğrudur ama bunu önlemek bizim yine elimizde olacaktır. Eğer bu destekler olmamış olsaydı acaba şu anda hangi konumda olabilirdik. Onu da bir zahmet düşünmemiz lazım." dedi.

İki aylık bakanlığı süresince yaptığı çalışmalar ışığında Türkiye'nin tarım konusunda kendine yetecek seviyeye ulaşacağına inandığını söyleyen Fakıbaba, "Yeter ki biz toprağı suyla, çiftçiyi de bilgiyle buluşturalım. Bunu başarmamak için hiçbir engel yok." diye konuştu.

Gıda, tarım ve hayvancılık sektörlerini Türkiye'nin olmazsa olmazlarındandiye niteleyen Fakıbaba, kendi gıdasını üretemeyen ülkelerin bağımsız ve özgür olamayacağını kaydetti.

Hükümetin gıda, tarım ve hayvancılık konularında son yıllarda gösterdiği kararlılığın "Kendi kendine yeten bir Türkiye'yi"inşa edeceğini aktaran Fakıbaba, gıdanın küresel yarışta stratejik bir konuma geldiğini söyledi.

Fakıbaba şunları kaydetti:

"Yarın savaşlar petrolden değil, sudan dolayı çıkacak. Niye sudan dolayı? Su olmazsa ot olmaz, ot olmazsa et olmaz, süt olmaz… Vallahi hiçbir şey olmaz. Hayat olmaz. Onun için toprağın, suyun ne olduğunun, bunların nasıl bir öneme sahip olduğunun bir hekim kardeşiniz olarak farkındayım, bunu bilmenizi istiyorum.

Nüfus artışı, tarım arazilerinin yok olması, iklim değişikliği ve su kaynaklarının azalması gibi faktörler tarımın ne kadar stratejik ve hayati bir sektör olduğunu bizlere net olarak gösteriyor. Geleceğin dünyasında gıda ve tarım bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacak. Savaş nedenleri olacak ve biz bunları görüyoruz ve şimdiden mutlaka ve mutlaka buna göre plan yapmak zorundayız."

- "Üreticilerimizi pek çok kalemde destekliyoruz"

Türkiye'de tarım ve hayvancılık alanında stratejik dönüşüm yaşandığını anlatan Fakıbaba, "Ülkemizin değişim ve dönüşümünü en hızlı yaşayan ve yaşatan sektörlerin başında tarım gelmektedir. Hükümetlerimiz döneminde kaydedilen gelişmelerle tarımın  önemini daha da artırarak stratejik bir sektör yapısına kavuşturduk. Üreticilerimizi pek çok kalemde destekliyor, finansman ihtiyaçlarının karşılanması için de düşük faizli krediler sağlıyoruz." diye konuştu.

- "Çiftçilerimize son 15 yılda 105 milyar liranın üzerinde destek ödemesi yaptık"

Fakıbaba, AK Parti hükümetleri olarak son 15 yılda tarım ve hayvancılığa destek sağladıklarını belirterek, şöyle konuştu:

"Tarım ve hayvancılık alanında diyebilirsiniz ki; hala ithalatımız var, bu doğrudur ama bunu önlemek bizim yine elimizde olacaktır. Eğer bu destekler olmamış olsaydı acaba şu anda hangi konumda olabilirdik. Onu da bir zahmet düşünmemiz lazım.

2002 yılında 1 milyar 800 milyon lira olan tarım desteklerini 13 milyar liraya çıkarmışız. Çiftçilerimize son 15 yılda 105 milyar liranın üzerinde nakit hibe destek ödemesi yaptık. Bu çalışmalar meyvesini verdi ve son 15 yılda pek çok bitkisel ve hayvansal üründe cumhuriyet tarihinin üretim rekorları kırıldı.

Bitkisel üretimimiz 97 milyon tondan 117 milyon tona ulaştı. Bu artışlarla beraber tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde de artış sağladık. Tarımsal ihracatımız 4 milyar dolardan 16 milyar dolara ulaştı. 2016'da tarım sektörü 161 milyar lira hasılayla toplam gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) yüzde 6'lık önemli bir katkı sağladı. Bu katkıda payı olan tüm paydaşlarımıza buradan bir kez daha teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Çiftçilerimiz böyle çalışıp üretirken, bizler de hükümet olarak onların yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz."

Terör örgütlerinin Türkiye'de hak arayışı yaptığını öne süren maşalar olduğunu ifade eden Fakıbaba, Türkiye'nin terörle mücadelede başarıya ulaşacağını söyledi. Fakıbaba, "PKK'nın amacı Kürt halkının haklarını korumak mıdır? Asla değildir. Kürt halkını ben çok iyi tanıyorum. Onlar bayrağına, milletine sadık insanlar. Allah'ın izniyle biz bunlarla mücadele edeceğiz. Biz her alanda kendimize güveniyoruz. Çalıştığımızda her konunun üstesinden gelebiliriz." dedi.

Kıyı Balıkçılığı Destekleme Kapsamına Alındı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Geleneksel balıkçılık yöntemleri ile avcılık yapan küçük ölçekli balıkçılar da destekleme kapsamına alındı" dedi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, geleneksel kıyı balıkçılığının kayıt altına alınması ve desteklenmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Denizlerde ve içsularda geleneksel kıyı balıkçılığı verilerinin güncellenerek kayıt altına alınması ve sürdürülebilir yönetiminin sağlanması amacıyla balıkçı teknesi sahiplerine yapılacak desteklemeye ilişkin iş ve işlemlerle ilgili usul ve esasları düzenleyen "Geleneksel Kıyı Balıkçılığının Kayıt Altına Alınması ve Desteklenmesi Tebliği” 13 Eylül tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı" dedi.


500 ila 1000 lira arasında destekleme

Bakan Fakıbaba konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu Tebliğle, geleneksel balıkçılık yöntemleri ile avcılık yapan 10 metreden küçük boylardaki ruhsatlı balıkçı tekne sahiplerine 500 ila 1000 lira arasında destekleme ödemesi yapılmasını sağlayacak düzenlemeyi hayata geçirdik. Ülkemiz balıkçılık filosunda, denizlerde ve içsularımızda ticari amaçlı su ürünleri avcılığı yapmak üzere ruhsatlandırılmış 18 bin 494 adet balıkçı teknesi bulunuyor. Bu teknelerin yüzde 10’nunu gırgır ve trol diye tabir edilen endüstriyel balıkçılık faaliyetinde bulunan büyük balıkçı tekneleri, yüzde 90’lık kısmını ise geleneksel kıyı balıkçılığı yapan, 10 metreden daha küçük boylardaki balıkçı tekneleri oluşturuyor" diye konuştu.

Desteklemeler Teknenin boyutuna göre değişiyor

01 Ocak 2017 tarihinde geçerli bir ruhsata sahip, iç sularda avcılık yapan tüm balıkçı teknesi sahipleri ile denizlerde avcılık yapan 10 metreden küçük balıkçı teknesi sahiplerini, tekne boyuna bağlı olarak destekleyeceklerini ifade eden Bakan Fakıbaba, Buna göre, "5 metrenin altındakilere 500 TL, 5 ila 7,99 metre arasındakilere 750 TL ve 8 ila 9,99 metre arasındaki deniz balıkçı tekneleri ile 8 metre ve daha büyük boylardaki içsu balıkçı teknelerine 1000 TL destekleme ödemesi yapacağız" ifadelerine yer verdi. 

Başvurular il / ilçe müdürlüklerine yapılacak

Balıkçıların, yaptıkları avcılığa ve sosyoekonomik durumlarına ilişkin tebliğde yer alan formları doldurarak 03 Kasım 2017 tarihine kadar il / ilçe müdürlüklerine başvuru yapmaları halinde bu desteklerden faydalanabileceklerini söyleyen Bakan Fakıbaba şunları söylediledi:

"Bu kapsamdaki ödemeleri 2017 yılı sonunda yapacağız. Başlattığımız bu uygulama ile geleneksel kıyı balıkçılarını ilk kez destekleme kapsamına almış olduk. Bu uygulamadan yaklaşık 16 bin balıkçı teknesi faydalanacak. Bu sayede, deniz ve içsulardaki nimeti bin bir zahmetle bizlere ulaştıran balıkçılarımızı, sosyo-ekonomik durumları itibariyle kayıt altına alırken, ekonomik açıdan da desteklemiş olacağız. Diğer taraftan, 10 metre ve üzeri balıkçı teknesi sahiplerine, teknelerini av filolarından gönüllülük esasına göre çıkarmaları durumunda verdiğimiz destekleme ödemeleri devam edecek. Bu kapsamda yer alan balıkçılarımıza bugüne kadar 161 milyon TL ödeme yaptık. Ayrıca Hükümetimiz tarafından da balıkçılara bugüne kadar 1 milyar 500 milyon TL’den fazla ÖTV’siz mazot desteği yapıldı. Balıkçılarımız, ÖTV’siz mazot desteği ile Ziraat Bankası’nın düşük faizli kredi uygulamalarından faydalanmaya devam edecekler.”

Üzüm 4 TL’nin Altına İnmeyecek

Yaş üzümde 4 milyon 200 bin ton, çekirdeksiz kuru üzümde ise 310 bin tonluk bir rekoltenin beklendiğini ifade eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, üreticinin çekirdeksiz kuru üzümünü kilogramı 4 liradan almak üzere çalışma yaptıklarını bildirdi.

Yaş üzümde geçen yıl rekoltenin 4 milyon ton olduğunu belirten Fakıbaba, “Bu sene 4 milyon 200 bin ton. Kuru üzümde ise geçen yıl rekolte 313 bin tondu, bu sene ise 310 bin ton. Bunlar güvenilir rakamlardır” dedi.

Muhtaç etmeyeceğiz

Üreticinin ürünününü değerinde satamayacağı yönünde kaygılanmasına gerek olmadığını belirten Fakıbaba, “Sayın Cumhurbaşkanımız bana talimat verdi, ‘üzüm 4 liranın altında olamaz, gideceksin bu işi çözeceksin’ dedi. Üzümünüzü 4 liranın altında sattırmayacağız. Şu an hazırlıklarına başladık, depo arayışımız devam ediyor, 9 numara kalitedeki üzümü istediğimiz kadar 4 liradan alacağız ve 15 gün içinde paranızı ödeyeceğiz. Güven her şeyin üzerindedir. Rahat olun, üzümünüzü alacağız, sınırsız bir şekilde alacağız, sizi kimseye muhtaç etmeyeceğiz” diye konuştu.

Vahşi sulama

Türkiye’nin tarımı iyi uygulayan bir ülke olduğu takdirde dünyada söz sahibi olacağına dikkati çeken Fakıbaba, en büyük amacının kapalı devre sulama sistemini yaygınlaştırmak olduğuna işaret etti. Fakıbaba, “Vahşi sulama ile toprağı rezil etmişiz, Fakıbaba dönemi denince akla gelecek ilk şey kapalı devre sulama olacak” ifadelerini kullandı.

Bakan Fakıbaba'dan Manisa Ziyareti

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yerel yönetimlerin tarımsal faaliyetlerine dikkat çekerek, "Tarıma bağlı sanayinin gelişmesini sağlamak, yerel yönetimlerin en önemli görevleri arasında olmaya başladı" dedi. 

Bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Manisa'ya gelen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, sabah namazıyla başladığı Manisa programında adeta ayak basmadık yer bırakmadı.

Sabah namazını Hatuniye Camisi'nde kılan Bakan Fakıbaba, sonrasında sırasıyla; il müdürlüğü, Beydere Tohum ve Sertifikasyon Test Müdürlüğü, Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Manisa İl Koordinatörlüğü, Manisa Valiliği, Şehzadeler ve Yunusemre Belediyelerini ziyaret etti. Fakıbaba, ayrıca 2017 kurum üzüm rekoltesini ve üzüm alımları için taban fiyatı açıkladı. Çarşı esnafını da ziyaret eden Fakıbaba, esnafın kendilerinden bir isteğinin olup olmadığını sordu. Esnaf ziyaretinde eline bıçağı alarak, döner kesen Bakan Fakıbaba, Manisa Kebabının da tadına baktı.

Şehzadeler Belediyesine ziyaret

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref FakıbabaManisa temasları kapsamında Şehzadeler Belediyesini ziyaret etti. Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik tarafından kapıda çiçeklerle karşılanan Bakan Fakıbaba, zabıta personelini selamladıktan sonra makama çıktı. Şehzadeler ilçesindeki tarımsal faaliyetler hakkında bilgi veren Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik, "Çok verimli topraklara sahip bir ilçeyiz. Şehzadeler Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden bu zaman kadar birçok imkansızlıklara rağmen tarıma destek sağladık. Belediye olarak yasal bir zorunluluğumuz olmamasına rağmen 2 bin 500 kilometrenin üzerinde malzemeli ve malzemesiz ova yolu bakımı yaptık. Üreticilerimizin ürünlerine kışın zarar gelmesin diye iki tane erken uyarı sistemini kurduk. Türkiye'nin en modern üretici pazarını kiraz üretiminin yoğun olduğu bölgemizde kurduk. Şehzadeler Belediyesi olarak biz tarımı ve çiftçiyi önemsiyoruz. Ülkemizin önemli bir dinamiği olduğuna inanıyor ve bu noktada da gerekli olan tüm destekleri sağlıyoruz" dedi.

Halkın hizmetkarı olduklarını aktaran Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Bakan olmak, milletvekili veya belediye başkanı olmak bunların hiçbiri önemli değil. Önemli olan halk ile birlikte, içe olabilmektir" dedi. Ziyaret esnasında Başkan Çelik, Bakan Fakıbaba'ya Mesir Macunu ve çeşitli hediyeler takdim etti.

Bakan Fakıbaba'dan Yunusemre'nin projelerine destek

Bakan Fakıbaba, Şehzadeler Belediyesinin ardından Yunusemre Belediyesini ziyaret etti. Bakan Fakıbaba'yı kapıda karşılayan Başkan Çerçi, Manisa'nın en büyük ilçesi olan Yunusemre ve belediyenin yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. 65'i kırsal olmak üzere 89 mahalleden oluşan ilçede kırsal kalkınmayı önemsediklerini aktaran Başkan Çerçi, "İlçe olarak yaklaşık 100 bin dekar tarım arazisine sahibiz. Bu arazilerde üzüm, zeytin, buğday, mısır, arpa, domates ve Antep fıstığı tarımı yapılıyor. 30 bin küçükbaş, 12 bin civarı büyükbaş hayvan varlığımız var. Belediyemiz sınırları içinde 65 kırsal mahallemiz var. Önemli ölçüde tarımsal çalışmalar yapıyoruz. Belediye olarak tarıma desteklerde bulunuyoruz. Kurulduğumuz andan itibaren 3 yıl içerisinde 16 bin 500 adet aşısız Antep fıstığı, 22 bin 500 adet aşılı ceviz, 5 bin 500 adet badem, 700 adet nar, 15 bin adet zeytin fidanı, 13 bin adet lavanta fidesi dağıttık. Menengiç ağaçlarına Antep fıstığı aşılaması yapıyoruz. 3 yılda 129 bin 400 adet göz aşı yaptık. Palamut ve armut ağaçlarına da aşılama yapılıyor. 100 adet Saanen ırkı oğlak dağıttık. 11 mahallemizde süt toplama merkezi kurduk. Kırsal Kalkınma çalışmalarını yürütmek için ayrı bir müdürlük kurduk ve çok ciddi desteklemelerimiz var" diye konuştu.

Bakan Fakıbaba'dan destek sözü

Yunusemre Belediyesinin kırsal kalkınma projelerine hayran kalan Bakan Fakıbaba ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak projelere destek vermeye hazır olduklarını söyledi. Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, "Eski bir belediye başkanı olarak başta büyükşehir yasasının zor olacağını düşünüyordum. Ama şu an sahaya çıkıp belediye başkanlarımızın heyecanını gördüğümde, kırsal mahallelere yaptıkları yatırımı öğrenince yasanın ne kadar önemli ve yerinde bir karar olduğunu gördüm. Belediyecilik yol ve kaldırım yapmak değil; sosyal işlerde faal olmak, köyden şehre göçü önlemek, orada yaşayan kardeşlerimize destek verebilmek, tarım ve hayvancılığın gelişmesini sağlamaktır. O bölgede tarıma bağlı sanayinin gelişmesini sağlamak, yerel yönetimlerin en önemli görevleri arasında olmaya başladı. Bakan olarak bu beni çok mutlu etmektedir. Bu anlamda her türlü desteği vermeye de hazırım. Sizi yürekten kutluyor; başarılarınızın devamını diliyorum" dedi.

Üzüm ve hayvancılık işletmelerini ziyaret etti

Belediye ziyaretlerinin ardından Bakan Fakıbaba, öğleden sonraki programı çerçevesinde Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde Tarım Kredi Kooperatifini ziyaret ederek, üzüm üreticileriyle bir araya geldi. Fakıbaba, üzüm fiyatları ve rekolte hakkında üreticilerle görüştü. Bakan Fakıbaba daha sonra Osman Akça'ya ait üzüm işletmesi ve Hasan Türek'e ait hayvancılık işletmelerini ziyaret ederek, incelemelerde bulundu.

Yapılan ziyaretlerde Bakan Fakıbaba'ya, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Murat BaybaturAK Parti Manisa Milletvekilleri Recai BerberUğur Aydemirİsmail BilenAK Parti Manisa İl Başkanı Berk MersinliAK Parti Şehzadeler İlçe Başkanı Ahmet Tonguç, AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı Zafer İkinci, belediye meclis üyeleri ve ziraat odası başkanları eşlik etti.

"İthalat Beni Vicdanen Rahatsız Ediyor"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, gelecek 30 yılda dünyanın en büyük problemlerinden birisinin gıda sorunu olacağını öngördüklerini, Türkiye'nin söz konusu sorunla karşılaşmaması için önlemini önceden alması gerektiğini söyledi. 

Tarımın dünya açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak dışarıdan gıda ve hayvan ithal etmem, tarım ürünleri ithal etmem beni vicdanen çok rahatsız etmektedir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının adının Üretim Bakanlığı olarak değiştirmek lazım. Üreteceğiz, ihraç edeceğiz insanlar zengin olacak, ülkemiz daha büyük bir ülke olacak" dedi.

Çiftçinin, üreticinin bilinçlendirilmesini önemsediklerini vurgulayan Fakıbaba, kısa süre içinde daha detaylı bilgilendirmelerin yapılması için de çeşitli projelerin oluşturulmasının planlandığını ifade etti.

Sertifikalı tohum kullanımını da yaygınlaştırmak istediklerini anlatan Fakıbaba, verimli ürünlerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarına da ağırlık vereceklerine dikkati çekti.

Verimli tarım arazilerinin suyla buluşturulmasına çok büyük önem verdiklerini vurgulayan Fakıbaba, "Suyu toprakla buluşturduğunuz zaman emin olun 7-8 problemi biz çözmüş oluyoruz. Ürün elde ettikçe tarıma dayalı sanayi bu sefer kendiliğinden gelecektir çünkü ana maddenin olduğu yer Güneydoğu'dur yani bütün Türkiye'nin tarım bakanıyım ama bu bölge bereketli hilaldir, bu bölgeye göz dikmelerinin nedeni Petrol  falan değil, bu bölgenin bereketli hilalinden, toprağından dolayıdır. Bu Güneydoğu coğrafyası bereketli toprağın tam merkezidir, biz bu toprağı harekete geçirir buna fonksiyon verirsek emin olun bu bölge bütün Türkiye'yi ve Avrupa'yı besler" diye konuştu.

Bakan Fakıbaba: Türkiye'de Fipronilli Yumurta Yok


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, tüm kontrollerin sürekli yapıldığını, Türkiye'de fipronilli yumurta tespit edilmediğini söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, şu ana kadar Türkiye'de fipronilli yumurta tespit edilmediğini belirterek, "Batıda yumurta sektörü zor durumda, bu sektöre sürülen leke gibi sanki Türkiye'yi de içine katarak ekonomik olarak vurmaya çalışıyorlar." dedi.

Fakıbaba, Polatlı'da düzenlenen Ankara Tarımsal Sulama Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, suyun, yaşamın vazgeçilmez unsuru olduğunu belirterek, suyu ve toprağı yanlış kullanan toplumların tarih sahnesinden silinip gittiğini söyledi.

Sulamanın uygun yapılmaması halinde, çoraklaşmayla mevcut arazilerin üretim dışı kalmasının kaçınılmaz olacağına işaret eden Fakıbaba, "Bazı yıllar tekrar eden kuraklık ve su sıkıntısı ülkemizin pek çok bölgesinde tarımsal üretimi sınırlayan en önemli faktörlerin başında gelmektedir. Bu nedenle gerek Bakanlığımız gerekse Orman ve Su İşleri Bakanlığı, sulama yatırımlarına büyük önem vermektedir. Başlıca hedefimiz, etkin bir sulama ve verimlilik için toprağı suyla çiftçiyi bilgiyle buluşturmak olacaktır." diye konuştu.

"Su kıtlığının bir nedeni de tarımda yanlış sulama"

Fakıbaba, kuraklığın dışında su kıtlığının bir başka ana nedeninin de tarımda yanlış sulama teknikleri olduğunun altını çizerek, "Ülkemizde sulanan alanların yüzde 60 gibi önemli oranı su kayıplarına neden olan vahşi sulama metotlarıdır." ifadesini kullandı.

Suyu tasarruflu kullanmanın, Bakanlığının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını hatırlatan Fakıbaba, bu kapsamda, damlama ve yağmurlama sulama gibi su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerinin desteklendiğini, çiftçilere tasarruflu sulama sistemlerini kullanması halinde yüzde 50'lere varan hibeler verildiğini anlattı.

Fakıbaba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Türkiye tarım ve hayvancılıkta ilerleyemediği takdirde ilerlemiş bir ülke olamaz." sözünü anımsatarak, şöyle devam etti:

"Bu bağlamda, biz toprağı suyla buluşturmak zorundayız. Toprağı suyla, çiftçiyi bilgiyle buluşturmadığımız takdirde Türkiye'nin gelişmesi mümkün değildir. Ekonomik olarak sulanabilir tarım arazilerinin sulamaya açılmasıyla ürün deseni ve tarımsal üretim kalitesi artacak, ithalatımız çok azalacak, ihracatımız müthiş şekilde yükselecek, ilerlemiş ülkeler arasında olmanın gurur ve sevincini yaşayacağız. Bunun sonucu olarak, çiftçilerin gelir seviyesi yükselecek ve kırsal kalkınmanın gelişmesiyle köyden kente göçün önlenmesine katkı sağlanacaktır. Toprağın ve su kaynaklarımızın korunması, etkin kullanımı ve gelecek nesillere bırakılması ortak sorumluluk haline gelmiştir. Bu sorumluluğun yerine getirilmesinde toplumun her kesimine görev düşüyor."

"Türkiye'de fipronilli yumurta tespit edilmedi"

Çalıştayın ardından gazetecilerin "fipronilli yumurta" iddialarına ilişkin sorularını yanıtlayan Fakıbaba, Batı'daki ajansların Türkiye'de de bu yumurtalardan çıktığını söylediklerini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Ben bir hekim olarak insan sağlığının ne kadar önemli olduğunu bilen bir kişiyim. En ufak şüphem olmuş olsa size söylerim. Yarın ne olur onu bilemeyiz. Bizim bildiğimiz tek şey var, bu sofralık yumurtalarda oluyor, biz zaten bunu ihraç ediyoruz. Yıllık ihracatımız 248 milyon dolar. Bizim aldığımız yumurta, ana damızlık yumurta ve civciv üretmek için. Bunların da kontrollerini yapıp ülkeye ona göre alıyoruz. Kontrollerimizi elden bırakmış değiliz, yapıyoruz ve şu ana kadar fipronilli yumurta tespit olayı olmamıştır."

Türkiye'nin ihraç ettiği yumurtalarda da sıkıntı olmadığını vurgulayan Fakıbaba, "İthal ettiğimiz yumurtalar da damızlık yumurta; civciv üretiyoruz. Civcivden sonra yumurta elde ediyoruz. Bunlar da devamlı bizim kontrolümüz altında. Şu ana kadar yapmış olduğumuz araştırmalarda herhangi bir fipronil maddesine rastlanmadı" diye konuştu

"Mevsimlik tarım işçilerinin şartları iyileştirilecek"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, mevsimlik tarım işçilerin yaşam şartlarına ilişkin, "Göreceksiniz seneye benim hemşehrilerim tuvaleti, banyosu ve mutfağı olan insanca yaşayabilecekleri çamuru olmayan yerlerde yaşayabilecekler. Ankara'da örnek bir proje başlayacak, adım adım da diğer illere yayılacak" dedi.
 
Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ile Ankara'nın Polatlı ilçesinde mevsimlik işçileri ziyaret ettiklerini hatırlattı. İşçilerin taleplerini yerinde dinleyip, çözüm önerileri konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Fakıbaba, işçilerin şartlarını daha da iyileştirebilmek için yeni adımlar atacaklarını dile getirdi.

Başbakan Yıldırım'dan talimat

Başbakan Binali Yıldırım tarafından mevsimlik işçilerin sorunlarının yakından takip edildiğine değinen Fakıbaba, kendi bakanlığının yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının ortak bir çalışma yaptığını kaydetti. Fakıbaba, Başbakan Yıldırım'ın üç bakanlığa da "Mevsimlik işçilerin sorununu giderin" yönünde talimat verdiğini aktararak, her bakanlığın kendi bünyesinde işçiler için farklı projeler hazırladığını söyledi.
"Mevsimlik işçi profili değişecek"

Vatandaşın problemlerini giderebilmek için hükümet olarak yoğun çaba gösterdiklerinin altını çizen Fakıbaba, sorunların çözümü için biraz zamana ihtiyaç duyduklarını dile getirdi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki verimli tarım arazilerinin büyük bir bölümünü suya kavuşturmayı planladıklarını anlatan Fakıbaba, bölgenin sulamaya açılmasıyla da binlerce kişiye yeni istihdam alanlarının oluşturmasının öngörüldüğünü bildirdi.

Fakıbaba, tarım işçilerinin problemlerinin çözümü için kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:
"İşçilerimizle gittik görüştük şu anda projeler yapıldı. Göreceksiniz seneye benim hemşehrilerim tuvaleti, banyosu, mutfağı olan ve insanca yaşayabilecekleri çamuru olmayan yerlerde yaşayabilecekler. Ankara'da örnek bir proje başlayacak, adım adım da diğer illere yayılacak. İnşallah bizim sulama projelerimiz tamamlandığında da mevsimlik işçi profili zaten değişecek. O zaman Şanlıurfalı, Batmanlı, Mardinli ve Diyarbakırlı kardeşlerimiz gitmeyecek ama başka gidenler olacak. O zaman da
 gidenler yine benim kardeşim onlar da insanca yaşama hakkını elde edecek. Eğitim durumları düzelecek oraya sağlık merkezleri açılacak, gençler için oyun sahaları yapılacak. İnşallah bu projeyi Polatlı kaymakamımızla beraber Jülide Bakanı'mız, ben ve Süleyman bey beraber takip ediyoruz, bize verilen talimat o." 

"Üreten insanın her zaman elini öperim"

Bu projenin daha sonra Türkiye sathına yayılacağına işaret eden Fakıbaba, "El emeğine çok saygı duyan bir kardeşinizim üreten insanın her zaman ben elini öperim. Çünkü onlar üretmediği zaman biz yiyemeyiz. Yiyemeyen insan da büyüyemez, gelişemez. Gıda güvenliğinin, hayvancılığın ve tarımın ne olduğunu vallahi 45 günlük süreçte bana arkadaşlarım çok iyi öğretti. Gerçekten bunun da tıpla çok yakın ilişkisi olduğunu öğrendim ve inandığım için ekip olarak çok başarılı olacağımıza inanıyorum." ifadelerini kullandı.
 
 

"Bakanlığın Adı 'Üretim Bakanlığı' Olarak Değiştirilmeli"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarım ürünleri ithal edilmesinin kendisini çok rahatsız ettiğini belirtti ve bakanlığın adının ‘Üretim Bakanlığı' olarak değiştirilmesini önerdi.

Bakan Fakıbaba Türkiye'nin tarım potansiyelinin tam kapasiteyle Milli Tarım Projesi sayesinde kullanılmasının planlandığını söyledi.

Çiftçinin, üreticinin bilinçlendirilmesini önemsediklerini vurgulayan Fakıbaba, kısa süre içindedaha detaylı bilgilendirmelerin yapılması için de çeşitli projelerin oluşturulmasının planlandığını ifade etti.

Sertifikalı tohum kullanımını da yaygınlaştırmak istediklerini anlatan Fakıbaba, verimli ürünlerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarına da ağırlık vereceklerine dikkati çekti

'BEREKETLİ TOPRAĞA GÖZ DİKİLİYOR'

Verimli tarım arazilerinin suyla buluşturulmasına çok büyük önem verdiklerini vurgulayan Fakıbaba, "Suyu toprakla buluşturduğunuz zaman emin olun 7-8 problemi biz çözmüş oluyoruz. Ürün elde ettikçe tarıma dayalı sanayi bu sefer kendiliğinden gelecektir çünkü ana maddenin olduğu yer Güneydoğu'dur yani bütün Türkiye'nin tarım bakanıyım ama bu bölge bereketli hilaldir, bu bölgeye göz dikmelerinin nedeni petrol falan değil, bu bölgenin bereketli hilalinden, toprağından dolayıdır. Bu Güneydoğu coğrafyası bereketli toprağın tam merkezidir, biz bu toprağı harekete geçirir buna fonksiyon verirsek emin olun bu bölge bütün Türkiye'yi ve Avrupa'yı besler." diye konuştu.

'İTHALAT VİCDANEN RAHATSIZ EDİYOR'

Fakıbaba, gelecek 30 yılda dünyanın en büyük problemlerinden birisinin de gıda sorunu olacağını öngördüklerini, Türkiye'nin söz konusu sorunla karşılaşmaması için önlemini önceden alması gerektiğini dile getirdi. AK Parti iktidarı döneminde tarım alanında önemli mesafelerin alındığına işaret eden Fakıbaba, şu anda yaklaşık 50 milyar dolarlık tarımsal hasılaya ulaştıklarına değindi.

Tarımın dünya açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak dışarıdan gıda ve hayvan ithal etmem, tarım ürünleri ithal etmem beni vicdanen çok rahatsız etmektedir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının adının Üretim Bakanlığı olarak değiştirmek lazım Üreteceğiz, ihraç edeceğiz insanlar zengin olacak, ülkemiz daha büyük bir ülke olacak." dedi.

Bakan Fakıbaba'dan Yolsuzluk Uyarısı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, usulsüz fatura ile destekleme primi alıp yolsuzluk yapanları uyardı, “Benden önce yolsuzluklar varmış ve usulsüz faturalar ile destekleme alanlar olmuş. Bu geride kaldı. Erkek olan şimdi yolsuzluk yapsın, göreyim bakayım” dedi.

Kurban Bayramı’nı memleketi Şanlıurfa’da geçiren Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kentteki tarım sorunlarını görüşmek üzere Güneydoğu Anadolu Projesi Tarım Araştırma Eğitim Merkezi’nde (GAPTEM) toplantı yaptı. Toplantıya, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, AK Parti Milletvekili Mahmut Kaçar, kurum müdürleri, bakanlık yetkilileri ve çiftçiler katıldı.
“Sulamada kapalı sisteme geçmemiz lazım”

Konuşmasında kentte tarımın sorunlarını çözmeye çalıştıklarını bildiren Fakıbaba, Suruç’ta taban suyu yükselmesiyle ilgili çalışma yapılacağını belirterek, şöyle konuştu:

“Suruç’ta yaşanan sorunla ilgili çok şikayet aldım. Burada acil olarak kapalı sisteme geçmemiz gerekiyor. Şanlıurfa’nın geleceği tarım, hayvancılık ve gıdadır. Eğer gerçekten toprağa kaybetmek istemiyorsak, toprağın tuzlanmasını istemiyorsak, erozyonu istemiyorsak, toprağımızın başka ülkelere gitmesini istemiyorsak, kapalı sisteme geçmek zorundayız. Kapalı sistem için projeler yapılmalıdır. Bunun için bakanlığımız yüzde 50 destek veriyor.

Suruç örneği benim hakikaten kalbimi yakıyor. Suruç problemini çok acı bir problem olarak görüyorum. Suruç’un çok acil bir şekilde düzeltilmesi gerekiyor. Devlet katrilyonlar harcadı, maalesef gelen fotoğraflara bakıyorum, Suruç’ta yarım metrede su çıkıyor. Bu bizi çok üzüyor. İnşallah Ankara’ya gider gitmez Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu bakanımızla bu konuyu görüşeceğim. Burada çok kısa sürede kapalı sisteme geçmemiz lazım yoksa çok ciddi toprakta kayıplar olacağını ben şimdiden görüyorum.”

“Tarım arazisinde betonlaşmaya geçit vermeyeceğiz”

Şanlıurfa’da son zamanlarda tarım arazilerinde hızla yükselen beton yapılara geçit vermeyeceklerini ifade eden Ahmet Eşref Fakıbaba, “Tarım arazisinde betonlaşmaya geçit vermeyeceğiz. Burada Toprak Koruma Kurulu kurulmuş ve başkanı da sayın valimizdir. Bundan sonra çok samimi olarak söylüyorum. Belediye başkanlığından beni tanırlar, tarım arazisine bina yapmayın. Boşuna masraf etmeyin. Neye mal olursa olsun yıkılacaktır. Toprak Kurulu ciddi bir şekilde çalışacaktır. Yine bu projelerde kadınlarımıza da ağırlık vereceğiz” diye konuştu.
 

“Erkek olan şimdi yolsuzluk yapsın”

Konuşmasında üreten insanlara destek vereceklerini altını çizen Fakıbaba, usulsüz ve sahte faturayla destek alanları da uyarıp, şöyle konuştu:

“Bizim için üreten adam önemlidir. Tapu sahibi İstanbul’da başka bir işle uğraşıyor. Ama ben gübre, mazot primlerini tapu sahibine veriyorum. Halbuki tarlayı işleten farklı bir insan. Bundan niye vazgeçildi?

Benden önce yolsuzluklar varmış ve usulsüz faturalar ile destekleme alanlar olmuş. Bu geride kaldı, ben bunun takipçisiyim. Erkek olan şimdi yolsuzluk yapsın, göreyim bakayım. Fatura yolsuzluğu yapsın, onun cezasının ne olduğunu sayın valim ona gösterecektir. Onun için yolsuzluk yok kardeşim. Biz üreticiye vereceğiz. Eğer yolsuzluk yapan beş, on kuruşa aldanan ve sahte bir firmadan fatura alan insan da suçludur. O sahte faturayı veren şebekede suçludur. Bu konuda gerekli tedbirleri alacağız.”

Eti Kesildikten 6 Saat Sonra Dondurun!

Vatandaşlar bugünden itibaren kurbanlarını kesmeye başlarken, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan kurban etlerini dinlendirme ve saklama ipuçları geldi. Buna göre, etler, sıcak ve taze olduğu için 14-20 derecede 5-6 saat dinlendirilmeli. 

Kullanım şekline göre 

Direkt soğutucuya koyulan sıcak etlerin bozulma riski bulunuyor. Büyük parça etlerin ise içleri donmayacağı için dondurucuya konulmamalı. Etin hemen dondurucuya yerleştirilmesi sertleşmesine neden olur. Sıcak etler oda sıcaklığında dinlendirilmeden soğutucuya konursa, etlerdeki kasılmadan dolayı iç ısısı yeterince düşmeyeceği için et sıcak kalır ve birkaç gün sonra içlerinden bozulmaya başlar. Etler 12 saat olgunlaştıktan sonra tüketilmeye başlanmalı. Kıymalık, kızartmalık ve haşlamalık etler ayrılmalı. Kullanım miktarlarına göre ambalajlanmalı ve 4 derecede soğutulmalı. Etler dondurucunun en soğuk bölmesine yerleştirilmeli. 

Kıymayı 3 ay, danayı 10 ay saklayın

Etler dondurucunun en soğuk bölmesine yerleştirilmeli. Derin dondurucudan çıkan etleri tekrar dondurulmazken, etlerin donunun çözülme işlemi de buzdolabında yapılmalı. Yeşillenip kokuşan etler tüketilmemelidir. Derin dondurucuda saklama süreleri hakkında da bilgi veren yetkililer koyun parça etlerinin 4-8 ay, kıymasının ise 1-3 ay; dana parça etlerinin 6-10 ay, kıymasının 1-3 ay; sığır parça etleri 8-12 ay, kıymasının 1-3 ay bekletilmesi gerektiğini söylediler. 

"Tarımda Vahşi Sulamaya Son Verilecek"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarımda vahşi sulamaya son verileceğini belirterek,"Toprağımızı suyla çiftçimizi bilgiyle buluşturacağız. Tarım Bakanlığı olarak çizeceğimiz yol hep kapalı sistem olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı bu oldu. Vahşi sulamaya son az olacak ama temiz olacak. Bundan sonra suyun ve toprağın kıymetini bileceğiz" dedi. 

Sivas Kongresi'nin 98'inci yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Sivas Kongre Merkezi ve Fuar Alanı'nda AGRO Sivas 4. Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nın açılışı yapıldı. Fuara Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Sivas Valisi Davut Gül, AK Parti Sivas milletvekilleri Hilmi Bilgin, Selim Dursun, Cumhuriyet Halk Partisi Sivas Milletvekili Ali Akyıldız, diğer il protokolü üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda konuşan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz,"Tarım stratejik bir sektör enerji güvenliği ne kadar önemliyse ondan daha önemli gıda güvenliğidir ve gıda güvenliği de her geçen gün artacaktır. İnşallah bundan sonra bizim hedefimiz toprağı suyla, çiftçiyi bilgiyle buluşturacağız. Toprak suyla buluşursa, çiftçi bilgiyle buluşursa inşallah bereket gelir. Tarım meşakkatli ve zordur. Hazanda gazel, baharda umuttur.Tarlaya atılan bir çekirdekten bin bostan bitirmek Alllah'ın rahmetinin tezahürüdür. Bundan dolayı da çiftçi bu milletin orta direğidir. Medeniyet toprağı işlemekle başlar. İnsan tarım sayesinde üretmenin bahtiyarlığına erer. Tarımla 80 milyon nüfusumuzu besliyoruz. Yurdumuzda misafir olanları besliyoruz. Ama onun dışında da ihraç ediyoruz. Ülkemiz birçok tarım ürünün de kendisine yetiyor inşallah bundan sonrada bunu daha da çok geliştireceğiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye'yi de Sivas'ı da tarımda hak ettiği yere getireceğiz. Tarımda verimliği sağlamak lazım. Aksi halde verimsiz olarak insanınızı tarımda tutarsanız gizli işsizlik olur" dedi.

"Suyun, toprağın kıymetini bileceğiz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ise," Probleminiz nedir dediğimde hemen hemen bütün şehirlerde su ve eğitim deniliyor. Eğer su olursa suyu biz toprakla buluşturursak bizim çiftçi arkadaşlarımızın neler yapabileceğini ben çok iyi biliyorum. Çok çalışmamız gerektiğine inanıyoruz eğer biz toprağı suyla buluşturursak eğer biz insanları eğittiğimiz de, çiftçileri eğittiğimiz de Türkiye'nin önü açılacaktır. Allah'ın izniyle Türkiye'nın hızını kimse engelleyemez. Biz üreteceğiz, çalışacağız. İstişare edeceğiz, güveneceğiz, çalışacağız. Biz üretene de saygı duyacağız. Katma değer sağlayan arkadaşlara saygı duyuyorum. Tarım olmazsa yaşam olmaz. Gıdayı üreteceğiz, tarımı üreteceğiz. Gece gündüz çalışıyoruz. Hiç durmadan çalışacağız. Toprağımızı suyla çiftçimizi bilgiyle buluşturacağız. Tarım Bakanlığı olarak çizeceğimiz yol hep kapalı sistem olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı bu oldu. Vahşi sulamaya son az olacak ama temiz olacak. Bundan sonra suyun ve toprağın kıymetini bileceğiz" diye konuştu.

Konuşmalarında ardından Bakan Fakıbaba ve Yılmaz ile beraberindekiler fuarın açılışını gerçekleştirdi. Bakanlar fuarda kurulan stantları gezdi. Bakan Fakıbaba yavru Kangal Köpeği'ni kucağına alarak fotoğraf çekildi.

Bakan Fakıbaba'dan Sırp Mevkidaşına Ziyaret

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sırbistan'daki resmi ziyaretleri kapsamında mevkidaşı Branislav Nedimovic ile görüştü.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba,  resmi ziyaret kapsamında gerçekleştirdiği yurtdışı gezisinde Sırbistan'a gitti.  Sırp mevkidaşı Branislav Nedimovic ile görüşen Bakan Fakıbaba, iki ülke arasındaki dayanışma ve işbirliği kapsamında olumlu temasların gerçekleştiğinin sinyallerini verdi. 

Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu dolayısıyla Sırbistan'a gelen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sırbistan Tarım Bakanı Branislav Nedimovic ile bir araya geldi. Bakan Fakıbaba ve Sırp mevkidaşı görüşmede iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirdi. 

"Bir Şeyi Söylemeden Yapmak Önemli"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Et fiyatlarında herkesin mutlu olabileceği planlarımız var" dedi.
 

da Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Deseniz ki bu et fiyatlarından insanların hepsi mutlu mu, değil. Bunu ben çok iyi biliyorum. Bazıları mutlu, bazıları mutsuz. Onun için herkesin mutlu olabileceği kazan, kazan, kazan dediğimiz planlarımız var" dedi.

Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, Eskişehir'in Sivrihisar İlçesine bağlı daha önce köy olan İlören Mahallesi'ndeki mevsimlik tarım işçilerini ziyaret etti. Mevsimlik işçilerin su, elektrik, eğitim ve ulaşım sorunlarını çözmeye çalışacaklarını ifade eden Fakıbaba, bir gazetecinin et fiyatları ile ilgili bir planlamalarının olup olmadığını sorması üzerine şöyle konuştu:

"Ben et fiyatları ile ilgili geldiğimden beri hiçbir şey söylemiyorum. Kesinlikle söylemeyeceğim. Esasından bir şeyi söylemeden yapmak önemli. Ama şu var, et fiyatlarını söylemem, biz hem 2017 yılını 4 ayını planladık, hem de 2018 yılını planladık. Yani biz planlı çalışırız. Bizim hem 2017 yılı planlarımız var, hem 2018 planlarımız var. Bu palanlarımız iyi midir, kötü müdür halkımız karar verecek. Biraz, 2 ay, 2.5 ay bana müsaade etsinler, iyi olursa tabi ki alkışı hak etmiş oluruz, valla kötü olursa hakikaten üzücü bir olaydır. En çok ben üzülürüm. Çünkü ben başarısızlığı hayatımda kabul etmeyen kişiyim. Arkadaşların, sizlerin duasını istiyoruz. Samimi bir şekilde burada yine hem üretici, hem ortadaki sanayiciyi esnafı, ithalatçıyı herkesi kucaklayan, sonunda tüketiciye giden, tüketicinin de mutlu olabildiği, kazan, kazan, kazan dediğim, insanların mutlu olduğu bir formülü bulmamız lazım. Deseniz ki bu et fiyatlarından insanların hepsi mutlu mu, değil. Bunu ben çok iyi biliyorum. Bazıları mutlu, bazıları mutsuz. Onun için herkesin mutlu olabileceği kazan, kazan, kazan dediğimiz planlarımız var. 4 aylık planımızı yaptık. Bizim amacımız 80 milyon insanın mutlu olması. bu konuda başarılı olacağımıza inanıyorum."

"Avuçlarını Yalatacağım"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Ramazan Bayramı öncesi et fiyatlarını yükseltmeye çalışacak kişilere “Hayvan, et fiyatı yükselecek diyenler hayal kırıklığına uğrayacak, fırsatçılara avuçlarını yalatacağım” dedi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba,  bir televizyon programına katılarak gündeme dair açıklamalarda bulundu. Fakıbaba, bakan oluşu ve gündeme ilişkin konularda açıklamalar yaptı. Kendisinin her zaman hizmet için çabalayacağını anlatan Fakababa, Faruk Çelik'ten aldığı bakanlık bayrağını daha yukarılara taşımak için gece gündüz çalışacağının mesajını verdi.

Avuçlarını Yalayacaklar

Kurban bayramının yaklaşmasıyla birlikte ortaya çıkan söylentiler ile kurban fiyatlarını yükseltmek isteyen fırsatçılara izin vermeyeceklerini vurgulayan Bakan Fakıbaba şöyle dedi:

"Son zamanlarda; 'hayvan alımı serbest olacak, Avrupa'da şimdiden hayvan fiyatı arttı' denildiğini duyuyorum. Bunu söyleyen fırsatçılar beni tanımıyorlar. Ben öyle ters köşeye yatırırım ki hiç neye uğradıklarını şaşırırlar. Ben gerçek üreticinin, tüketicinin ve ticaret yapanın yanındayım. Fırsat kollayıp 'yarın nasılsa etin ve hayvanın fiyatı yükselecek' diyenler hayal kırıklığına uğrayacak. Boş konuşmuyorum, fırsatçılara avuçlarını yalatacağım. Namuslu insanlar da dua edecek."

"Et İthal Etmeyeceğiz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik üç önemli açıklama yaptı. Yeni bir çalışma içinde olduklarını belirten Fakıbaba, 2,5 - 3 yıl içinde et ithal eden bir ülke olmayacaklarını belirtti. Fakıbaba, üreticiyi tefeciye mahkum etmeyeceklerini, yılda iki kez destek vereceklerini belirtirken, buğday ithal edilmediğini de söyledi.

Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu'nun buğday ithalatında gümrük vergisinin düşürülmesinin çiftçiyi zorda bıraktığına ilişkin konuyu gündeme getirmesine karşılık Bakan Fakıbaba, "Şu anda buğday ithalatı var mı? Yok. Olduğu zaman biz ne güne duruyoruz burada. Biz her zaman üreticinin ve tüketicinin yanındayız" diye cevap verdi. Bakan Fakıbaba, çiftçilere üçüncü müjdeyi de tarımsal desteklemeler konusunda verdi. Fakıbaba, daha önce yılda bir kez ödenen desteklemelerin sonbahar ve ilkbaharda olmak üzere iki defada ödeneceğini belirterek, Çiftçiye paranın lazım olduğu zamanda üreticimizi tefeciye mahkum etmeyeceğiz" dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Polatlı'da çiftçilerle bir araya geldi. Bakanlık olarak üreticinin ve tüketicinin emeklerinin ve haklarının korunmasına yönelik çalışmalar hakkında açıklamalar yapan Fakıbaba, "Kendi gıdasına üretemeyen ülkeler hiçbir zaman bağımsız olduğunu iddia edemez" diyerek bu ilke çerçevesinde çalışmalar başlattıklarını vurguladı. Tarım ve hayvancılık alanında var olan sorunları samimi bir şekilde çalışarak çözeceklerini belirten Bakan Fakıbaba, "Ben bu işin bakanı olarak sorunları çözmekten zevk alıyorum ve çözeceğiz. Ama hep birlikte taşın altına elimizi koyarak. Siz elinizi, biz gövdemizi koyacağız" dedi.

Yılda iki kez destek vereceğiz

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, bakanlık olarak üretimde dengeyi sağlayacak bir politika izleyeceklerini vurguladı. Tarımsal destek ödemelerini yılda iki kez yapacaklarını söyleyen Fakıbaba, Desteklemeleri ürünü ekmeden önce size vereceğiz, yılda bir kez ÿdeğil iki kez vereceğiz. Bir sonbaharda bir ilkbaharda. Niye tefecilerin eline çiftçiler düşmesin" diye konuştu.

Buğday İthal Etmiyoruz

Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu'nun, buğday ithalatında verginin düşürülmesiyle piyasaların olumsuz etkilendiğini ve üreticinin zarar ettiğini gündeme getirdi. Bakan Fakıbaba ÿise, "Buğday ithal eden var mı? Yok.. Olduğu zaman biz ne güne duruyoruz. Bizim duruşumuz belli, biz her zaman üreticinin tüketicinin ÿyayındayız. Denge olmak için zaten piyasada varız" diye konuştu.

Et ithal etmeyeceğiz

Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, hayvancılık sektörüyle ilgili olarak dersini iyi çalıştığını, yeni bir çalışma içinde olduklarını ve önümüzdeki 2,5 - 3 yıl içinde et ithal etmeyecek duruma geleceklerini vurguladı. Hayvancılık sektörünün desteklenmesiyle birlikte kırsaldaki nüfusu korumayı ve artırmayı amaçladıklarını söyleyen Fakıbaba, Üretmeyen ülkeler bağımsız olamaz, üreten insanların elini öpeceğiz, desteğimiz mutlaka ve mutlaka devam edecektir" dedi.

Konuşmasının son bölümünde 15 Temmuz darbe girişimine vurgu yapan Fakıbaba, "Rahat ve sakin olun, kolay değil. Dünya bizimle uğraşıyor. 15 Temmuz'u yaşadık, sizin gibi kahraman insanlarımız olmasaydı burada olmayacaktık. AB ülkeleri Türkiye'yi nasıl zor duruma düşürürüz diye çalışıyorlar. Başka ülke olsaydı ÿbu kadar saldırıyı atlatamazdı. Onun için beraber olacağız. 2023'e kadar çok büyük çalışmalara imza atacağız. Biz 80 milyonluk bir aileyiz" diye konuştu.

Bakan Fakıbaba Mevsimlik İşçilere Ziyaret Etti

Mevsimlik tarım işçilerinin taleplerini dinlemek ve sorunlarını gidermek amacıyla Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Ankara’nın Polatlı ilçesindeki mevsimlik tarım işçilerinin kaldığı çadırları gezen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, “Çalışan çocuk meselesi hem dünyanın hem de ülkemizin gündemi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın da en önemli mücadele alanlarından bir tanesi. Biz buna imkan vermeyeceğiz” dedi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki mevsimlik tarım işçilerinin kaldığı çadırları ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Sarıoba, Şabanözü ve Karacaahmet mahallelerini ziyaret eden Bakanlar, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını dinledi. Bakanlara, Ankara Valisi Ercan Topaca, AK Parti Şanlıurfa milletvekilleri, Polatlı Kaymakamı Mahmut Nedim Tunçer ve Polatlı Belediye Başkan Vekili Eşref Yücel eşlik etti.

Mevsimlik işçiler Bakan Fakıbaba ve Sarıeroğlu’ndan yol, su, eğitim, elektrik ve çadır talebinde bulundu.

Sarıeroğlu ve Fakıbaba, mevsimlik işçilerin talebi üzerine yaşam standartlarının daha üst seviyeye çıkartılması için içinde mutfak, tuvalet ve banyo olan çadırların yapılacağının sözünü verdi. Ziyaretlerin ardından Fakıbaba ve Sarıeroğlu basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sarıeroğlu, “Şu anda Ankara’mızda halihazırda 9 bin 266 mevsimlik tarım işçisi bulunuyor. Bunun 3 bin 677’si Polatlı ilçemizde farklı mahallelerimizde halihazırda çalışmalarına devam ediyor. Bizler mevsimlik tarım işçilerimizi yerinde ziyaret ederek hem çalışma hem de yaşam şartları ile ilgili bazı değerlendirmelerde bulunduk. Biliyorsunuz, Nisan ayında çok önemli Başbakanlık Genelgesi çıktı. Şanlıurfa milletvekili Mahmut Kaçar tarafından kapsamlı değerlendirmelerin yapıldığı, onlar tarafından revize edilen bir Başbakanlık Genelgesi’dir. Bizler de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak mevsimlik işçiler ile ilgili çalışmalar yapmaktayız. Bakanlığımız tarafından 96 milyon TL ödenek ayrılmış ve bizler ülkemizin hemen birçok yerinde projelerimizi gerçekleştirmeye başladık. Biz bu genelgenin kağıt üstünde kalmaması için tam olarak sahada uygulanabilir hale gelmesi için Tarım Bakanımız ile birlikte aslında bir başlangıç yaptık. Çalışan çocuk meselesi hem dünyanın hem de ülkemizin gündemi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın da en önemli mücadele alanlarından bir tanesi. Biz buna imkan vermeyeceğiz. Bu bağlamda çocuklarımızın eğitimden uzaklaşmaması adına bazı önlemleri tekrardan gözden geçirdik. Diğer taraftan da su, elektrik, alt yapı çalışmalarıyla ilgili neler yapabileceğimizi konuştuk ve bir görev dağılımı yaptık. İlaçlama ile ilgili talepleri de bir takvime bağladık. Yerleşim yerlerinin çadır mı yoksa konteyner mı olacağını mevsimlik tarım işçilerimizle istişare ederek onların görüşleri doğrultusunda belirlemek gibi usulleri ortaya koyduk ve önümüzdeki dönemde bugün konuştuğumuz bütün konularla ilgili bütün adımları hızlı bir şekilde atacağız. Duyarsız kalamayacağımız bir konudur” ifadelerini kullandı.

Bakan Fakıbaba ise, “Çok verimli bir toplantı oldu. Eğitimden, sağlıktan, barınmadan, sosyal haklarına kadar hepsiyle ilgili çalışmalar yapılmış ve Şanlıurfa milletvekili Mahmut Kaçar başkanlığında bir komisyon tarafından zaten dokümante edilmiş. Ancak biz bunun kağıt üzerinde kalmaması adına Sayın Başbakanımıza arz ettiğimizde Sayın Başbakanımız bize derhal bu arkadaşlarımızın hayat standartlarını yükseltme emrini aldık. İnsan bizim için çok önemli. Nerede olursa olsun o insanı bulup yaşam standartlarını yükseltmek bizim görevimizdir. Bu konuda başarılı olacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Üretici Bizim Canımız!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, buğdayda gümrük vergisinin indirilmesinin üreticinin moralini bozmaması gerektiğini belirterek, "Gümrük vergisinin indirilmesinin sebebi spekülatörleri önlemek ve fırsatçılara fırsat vermemek." dedi.

Tekirdağ temasları kapsamında AK Parti İl Başkanlığı'nı ziyaret eden Fakıbaba, sonrasında Renkly Fuarcılık tarafından düzenlenen 10. Çorlu Tarım Fuarı’nın açılışına katıldı.

Burada bir konuşma yapan Fakıbaba, Türkiye'nin doğusu, batısı, güneyi ve kuzeyi ile cennet gibi bir ülke olduğunu kaydederek, ülkenin tüm insanlarını sevdiğini, görevlerinin halka hizmet etmek olduğunu söyledi.

Makamların gelip geçici olduğunu dile getiren Fakıbaba, "Önemli olan bir şeyler bırakmaktır. En önemli silah gıdadır, tarımdır, hayvancılıktır. Biz bunun bilinci ile çalışacağız." diye konuştu.

Fakıbaba, AK Parti olarak iktidara geldikleri günden bu yana çok şeyler yaptıklarını ve yapmaya da devam edeceklerini belirterek, hayvancılıkta, gıdada, tarımda, yaklaşan Kurban Bayramı'nda, bayram sonrasında ne yapabileceklerini hep düşündüklerini anlattı.

Uzun vadede neler yapabileceklerini de sürekli konuştuklarını ve tartıştıklarını aktaran Fakıbaba, tarım ve hayvancılıkta ithalatı azaltmaya yönelik çalışmalar yapacaklarını vurguladı.

"Spekülatörleri önlemek için gümrük vergisini düşürdük"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in buğday, arpa ve mısırda gümrük vergisinin indirilmesinin üreticiyi üzdüğü yönündeki konuşmasına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sayın vekilim haklı olarak dedi ki; 'Vergi duvarlarını kaldırdınız üreticinin morali bozuldu'. Sayın vekilim üretici bizim canımız, her şeyimiz. Üretici olmazsa biz olmayız. Bakın bütün Tekirdağ, Çorlu sizin olsa ekmeğiniz aşınız olmasa ne kadar dayanırsınız. En fazla 25-30 gün. En son bir tabak yemeğe tüm Tekirdağ'ı verirsiniz. Biz bunun gerçekten farkındayız. Onun için üreticinin, üreten insanın hep yanında olacağız, onları hep destekleyeceğiz. Vergi duvarlarındaki azalma üretici arkadaşlarımın moralini bozmasın. Yılda 3-4 milyon buğday ihraç ediyoruz ancak bu buğdayı alıp iç piyasaya sürmüyoruz. Un, bisküvi, makarna olarak tekrar ihracat yapmak için alıyoruz."

Fakıbaba, gümrük vergisinin indirilmesinin sebebinin spekülatörleri önlemek ve fırsatçılara fırsat vermemek olduğunu vurguladı.

Üreticiyi hep destekleyeceklerini dile getiren Fakıbaba, üretmeyi ibadet gibi kabul ettiklerini anlattı.

"Arazilerinizi satmayın"

Fakıbaba, Türkiye'nin son dönemde tarım arazilerinin azaldığına yönelik bir söylem üzerine, "Çok dikkatli olalım arkadaşlar. arazilerinizi satmayın, fırsatçılara vermeyin. Bu araziler çok değerli." dedi.

Gelirken kendisine bu bölgedeki tarım arazilerinin satıldığını söylendiğini aktaran Fakıbaba, gelecek 15 yılın en büyük silahının gıda, tarım ve hayvancılık olacağının altını çizdi.

Ahmet Eşref Fakıbaba, Katar'ın her ülkeye tırlar dolusu para gönderebileceğini ancak tarım ürünü gönderemeyeceğini kaydederek, "Demek ki para her şeyi halletmiyor. Hep beraber üreteceğiz, üreteni destekleyeceğiz, çalışacağız." diye konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım'ın kendisine ilk direktiflerinden birisinin tarım girdilerinin, mazot ve gübrenin maliyetinin düşürülmesi olduğunu dile getiren Fakıbaba, "İnşallah bu konuda da bu kardeşiniz elinden gelen her türlü imkanı halkın refahı için kullanacaktır." ifadesini kullandı.

"Tekirdağ tarım ve hayvancılığın başkenti"

Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan, Tekirdağ’ın ülkenin önemli bir tarım merkezi olduğunu belirterek, "Aynı zamanda sanayi, gıda sanayisi ve tarım makinelerinin üretimi konusunda Türkiye'nin öncü şehirlerinden." dedi.

Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Tekirdağ'ın Türkiye'de tarım ve hayvancılığın başkenti olduğunu belirterek, bu şehirde üretilen ayçiçeği, buğday, kanola gibi ürünlerden bahsetti.

Tekirdağ'da üretilen süt miktarının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu dile getiren Albayrak, "Tekirdağ'ın tarımına Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğümüz ile beraber çalışarak katkıda bulunduk." dedi.

Albayrak, tarım ve hayvancılık alanında yaptıkları çalışmalardan bahsederek, Tekirdağ'ın bu alanda ülkenin parlayan yıldızı olduğunu sözlerine ekledi.

 

Çölyak Hastalarına Müjdeli Haber!

Daha önce otel ve lokantalara “porsiyonları küçültün” çağrısı yapan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tüketicilere de, “Lüks yerlerde ihtiyacınızdan fazla gelen, artan yemekleri paketletip, evinize götürün” diye seslendi. Fakıbaba, özel gıdalarla beslenmesi zorunlu olan Çölyak hastalarına ucuz gıda temini için firmalarla diyaloga geçeceği müjdesini de verdi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, gazetecilerle sohbetinde, “porsiyonlar küçülmeli” sözüne açıklık getirdi, Çölyak hastalarına da müjde verdi.
 

“Bir porsiyon üç kişilik geliyor”

Dünyada yaşayan 7 milyar insanın 4 milyar ton gıda tükettiğini ve 1.3 miyar ton gıdanın çöpe gittiğini yineleyen Fakıbaba, lüks yerlerde yemek yerken bir porsiyon sipariş edildiğinde, üç kişilik geldiğini vurguladı. Fakıbaba, “Kardeşim günah değil mi, yarım porsiyon getirirsin, doymazsa çeyrek porsiyon daha getirip fiyatını ona göre yazarsın” dedi.

“Porsiyonlar küçülmeli’ sözüm yanlış anlaşılmasın”

İsrafın sonunun iflas olduğunu da yineleyen Bakan Fakıbaba, bu kapsamda söylediği “Porsiyonlar küçülmeli” sözünün de yanlış anlaşılmamasını istedi. Fakıbaba şöyle devam etti:

“Lüks yerlerde ihtiyacımızdan fazla gelen yemeğin hepsini yiyemiyoruz. Ne olabilir? Gelmiştir, kalanı paketletip alır evinize götürüp, evinizde değerlendirirsiniz. Ben bunu yapıyorum, yapmaya başladım. Pilavı, karpuzu, eti ayrı paketletiyorum. Tertemiz paketleniyor. Ben yiyemiyorum ama yiyecek çok insan var. Çöp kutusundan topluyor insanlar. Çöp kutusundan toplayacağına ben ona veririm.”

Porsiyon konusunun bir kampanyaya da dönüşebileceğini bildiren Fakıbaba, bunun sadece yiyecek değil, başka birçok şey için de geçerli olduğunun altını çizdi. Ahmet Eşref Fakıbaba, “Benim ihtiyacım olan iki elbise. Üç elbisem varsa birisi gitsin. Bunu bir yaşam tarzı haline getirmek gerekiyor. Bu çok zor değil. Kültüre de, dinimize de, her şeye çok uygun” ifadelerini kullandı.
 

Çölyak hastalarına müjde

Daha önce TBMM’de Çölyak hastalarıyla ilgili kurulan komisyonda yer aldığını, belediye başkanlığı döneminde de bu hastalıkla mücadele edenlere destek verdiğini de kaydeden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, “Madem Gıda Bakanlığı yapıyorum, bu insanlara nasıl yardım ederiz diye de düşünüyorum. O insanların beslenmesi özel. Alacakları gıda ürünü 5 lira ise Gıda Bakanı olarak diyalog kuracağım firmalardan daha ucuza alır, o hastalara daha ucuza verebiliriz” diye konuştu.

Desteklemelere Revizyon

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kısa süre içerisinde tarım, hayvancılık ve gıda alanında yeni düzenlemelere gideceklerini bildirdi.

Öncelikli olarak tarımsal desteklemelere yoğunlaştıkları ifade eden Fakıbaba, şunları kaydetti:

"Desteklemelerde düzenlemelere gidilecek. Örneğin, ürün ülke için çok elzem bir üründür fakat çiftçi ürettiği zaman zarar ediyordur onun için devlet destek verir. O ürünün kalitesini ve miktarını artırır. Eğer böyle bir ürün yoksa desteğin de olmaması lazım. Örneğin pamuk bizim ürettiğimiz bir ürün ve tüketime kafi gelmiyor, dışarıdan ithal ediyoruz. O zaman pamuk desteklenecek ki dışarıdan ithal etmeyelim. Yeni bir destekleme modeli çıkacak, bu modelde çiftçi de üretici de tüketici de rahatlayacak, bu konuda kapsamlı çalışma yapılıyor."

FAO-Türkiye Ortaklık Programı Gerçekleşti

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Avrupa ve Orta Asya'dan sorumlu Genel Direktör Yardımcısı Vladimir Rakhmanin, Türkiye'nin tarım sektöründe en büyük üreticilerden biri olduğunu belirterek, "Türkiye'nin tarım sektörü son yıllarda ortalama yüzde 5 büyüdü. Ülkenin tarımsal nüfusu azalmasına rağmen üretimde daimi bir artış gösterdi." dedi.

FAO-Türkiye Ortaklık Programı'nın (FTPP) ikinci aşamasının ulusal tanıtım toplantısı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın katılımıyla CerModern'de gerçekleştirildi.

Rakhmanin, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bölgede gıda güvenliğini ve tarımsal kalkınmayı desteklediğini söyledi.

FAO ve Türkiye'nin, Ortaklık Programı'nın ikinci aşaması konusunda gerekli müzakereleri yürüttükten sonra bir anlaşmaya vardığını ifade eden Rakhmanin, "Hedefimiz bu aşamada Türkiye'nin deneyimini bölgedeki ülkelerle paylaşmak ve katılımcı ülkeler arasındaki mevcut olan uluslararası iş birliğini geliştirmek." diye konuştu.

Rakhmanin, söz konusu programın ilk aşamasının başarılı bir şekilde tamamlandığını kaydederek, bu kapsamda toplam 28 projenin uygulandığı ve bunların 10 milyon dolarlık bir bütçesi bulunduğu bilgisini verdi.

Türkiye'nin tarım sektöründe en büyük üreticilerden biri olduğunu vurgulayan Rakhmanin, "Türkiye'nin tarım sektörü son yıllarda ortalama yüzde 5 büyüdü. Ülkenin tarımsal nüfusu azalmasına rağmen üretimde daimi bir artış gösterdi." ifadelerini kullandı.

Rakhmanin, 2020'ye kadar sürecek programa büyük önem verdiklerinin altını çizerek, "İnanıyoruz ki mevcut iş birliğimizi geliştirecek bir çalışma olacak. Açlığa karşı mücadelemizi birlikte yürüteceğiz. Gıda güvenliğini arttırırken özellikle de iklim değişiminin yaşandığı şu dönemde sürdürülebilir tarımsal kalkınmayı artırmış, doğal kaynakaların sürüdürülebilir kullanımını geliştirmiş olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye, Suriyeli mültecilerin korunmasına yönelik tutarlı çaba gösteriyor"

Türkiye'nin Suriyeli mültecilerin korunmasına yönelik tutarlı bir çaba gösterdiğini belirten Rakhmanin, FAO'nun Türkiye ile yakın iş birliği içerisinde Suriyeli mültecileri desteklemek konusunda tarım alanında çalışmalar yürüttüğünü hatırlattı.

Rakhmanin, FAO'nun 2018'de Uluslararası Göç Örgütü ile birlikte Birleşmiş Milletler Küresel Göç grubunun eş başkanlığını yürüteceğine dikkati çekti. Gelecek yıl Türkiye'nin FAO üyesi olmasının 70. yıl dönümünü kutlayacaklarını söyleyen Rakhmanin, bunun Türkiye'nin dünyadaki gıda güvenliğine ne kadar katkı sunduğunu hatırlamak için iyi bir fırsat olduğunu dile getirdi.

Konuşmaların ardından Rakhmanin ve Fakıbaba program kapsamında açılan fotoğraf sergisini gezdi.

Söz konusu program, Orta Asya ve Kafkaslar'daki ülkelerde gıda güvenliğini sağlamaya ve kırsal yoksullukla mücadeleye odaklanıyor.

Türkiye, 2006'da başlayan ve 5 yıllık bir dönem için 28 projeyi kapsayan programa 10 milyon dolar katkıda bulunmuştu. Programın ikinci aşaması için Türkiye 20 milyon dolarlık daha katkı sunmayı taahhüt etmiş, böylece Türkiye'nin toplam katkısı 30 milyon dolara yükselmişti.

Bakan Fakıbaba,Rumen Porodzanov Bir Araya Geldi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Bulgaristan Tarım, Gıda ve Ormancılık Bakanı Rumen Porodzanov ve beraberindeki heyetle Bakanlıkta bir araya geldi.

Göreve yeni geldiğini söyleyerek başlayan Fakıbaba, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki iş birliği ve dostluğun tarihin köklerine kadar gittiğini dile getirdi.

İki ülke arasındaki dış ticaret hacmine işaret eden Fakıbaba, bunu yeterli görmediklerini belirtti. Fakıbaba, tarım sektöründeki bazı problemleri dost ve müttefik ülkeler olarak aşabileceklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Taze sebze ve meyve ihracatımızın yüzde 90'ı Bulgaristan kapısından geçmektedir. Buradaki kontrollerden dolayı bazı sıkıntılar yaşanıyor. Öte yandan AB'den ithal ettiğimiz canlı hayvanların Türkiye'ye girişi de Bulgaristan'dan yapılmaktadır. Burada beklemeden dolayı bazı sıkıntılarımız var ama doktor ve finansçı olan iki tarım bakanının bu sorunları çözeceğine ve ilişkileri çok daha iyi yerlere getireceğine yürekten inanıyorum."

"Biraz zaman istiyoruz ancak bu çok uzun bir süreyi kapsamıyor"

Fakıbaba, gazetecilerin Kurban Bayramı ve et fiyatlarına ilişkin sorularını cevaplarken de göreve dün başladığını tekrarladı. İlk gün saat 02.00'ye kadar Bakanlıktaki yetkililerle görüş alışverişinde bulunduklarını anlatan Fakıbaba, şöyle konuştu:

"Mutlaka ve mutlaka (et fiyatları konusunda) önlem almamız gerektiğini biliyoruz. Hem üreticiyi hem tüketiciyi mutlu etmek devlet, bakanlık ve hükümet olarak bizlerin görevi ama benim bugün Ahmet Fakıbaba olarak ilk günden peşinen bir şey söylemem doğru olmaz. Halkımız her şeyin en güzelini hak ediyor. Biraz zaman istiyoruz ancak bu çok uzun bir süreyi kapsamıyor. Bu konuda mutlaka tedbirlerimizi alacağız ve kısa zamanda halkımıza açıklayacağız. Onun için 'biraz sabır' diyorum. Kurban Bayramı'nda bütün vatandaşlarımızın bütçelerine uygun kurban kesimi yapmaları da hepimizin arzusu."

"Tarım ve hayvancılık dünyanın en önemli sektörlerinden biri"

Konuk bakan Porodzanov da Bakanlık görevini devralması nedeniyle Fakıbaba'yı tebrik etti.

Tarım ve hayvancılığın dünyanın en önemli sektörlerinden biri olduğuna dikkati çeken Porodzanov, bu alanlarda büyük tecrübe sahibi olan iki ülke için ziyaretin çok önemli olduğunu söyledi.

Porodzanov, Fakıbaba'nın ilk dış kabulü olması nedeniyle bu görüşmenin kendileri için de güzel bir tesadüf olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bizim gayemiz bugüne kadar iyi gelişen ikili ilişkilerin bundan sonra daha üst seviyelere taşınmasıdır. İki ülkenin buna ortak çaba göstereceğine inancımız tam. Bulgar ve Türk hükümetlerinin çok sağlam zemine oturmuş ilişkileri var. Bundan sonra da daha iyi bir iş birliğine imza atacağımıza eminim. Size ve ekibinize yeni görevinizde başarılar dilerim."

Bakan Fakıbaba, konuşmaların ardından göreve başlaması nedeniyle konuklara ve basın mensuplarına gül takdim etti.

Toplantı daha sonra basına kapalı sürdü.