Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

TİGEM, Safkan Arap Tayların'dan 3 milyon kazandı

TİGEM, Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilen 15 safkan Arap tayının açık artırma usulüyle yapılan satışından 2 milyon 980 bin lira gelir elde etti.

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilen safkan Arap taylarının satışını gerçekleştirdi.

TİGEM Genel Müdür Yardımcısı Salih Başparmak, Veliefendi Hipodromu'nda açık artırma usulüyle yapılan satış öncesinde, TİGEM'in ülkenin bitkisel ve hayvansal üretimini artırmak, çeşitlendirmek ve ürün kalitesini iyileştirmek amacıyla çalışmalar yürüttüğünü dile getirdi.

TİGEM'in sahip olduğu gen kaynakları ve arazi büyüklüğü, deneyimi ve teknolojisiyle sertifikalı tohum, damızlık hayvan ve safkan Arap atı üretiminde ülkenin önemli kuruluşlarından olduğunu ifade eden Başparmak, "Kurumumuzda safkan Arap yetiştiriciliği Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarına dayanır. Osmanlı'dan günümüze düzenli olarak tutulan kayıtlar, soy kütükleriyle safkan Arap atı yetiştiriciliği gen kaynağı açısından dünyanın en köklü kuruluşudur." dedi.

İhalede, 2015 doğumlu 16 safkan Arap tayı satışa sunuldu. Satışı gerçekleşen 15 tay, 70 ila 450 bin lira arasında değişen fiyatlardan alıcı buldu.

İhalenin en pahalı tayı, 445 bin lira ile Beyhanefe oldu. Karamustafa isimli tay, 440 bin, Bülent isimli tay da 270 bin liraya alıcı buldu. İhalede, Demirmünir isimli tay da 70 bin liraya satıldı.

Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilerek satışa çıkan 16 taydan 15'i alıcı bulurken, tayların satışından toplam 2 milyon 980 bin lira gelir elde edildi.

Türkiye İsrail’e Tohumluk İhraç Ediyor

Tarım İşletmeleri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taşan, “Geçmişte ‘Türkiye, tüm tohum ihtiyacını İsrail’den alıyor’ diye söylemler vardı. O söylemlerin geçerliliği kalmadı. Türkiye artık İsrail’e tohumluk ihraç ediyor.” dedi.

Tarım İşletmeleri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taşan, Samsun 3. Tarım Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı’nda gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’deki tohum üretimi hakkında bilgi verdi.

Türkiye’de tohum denince ilk akla gelen kamu kurumunun Tarım işletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) olduğuna işaret eden Taşan, “Ancak son 15 yıldır özellikle sertifikalı tohumluk kullanan ve tohumluk üretene de destek verilmeye başlandıktan sonra özel sektör hububat, yem bitkieri ve sebze tohumculuğu konusunda büyük yatırımlar yaptı. Sebze tohumculuğunda Türkiye’de kullanılan tohumun yüzde 50’sini biz üretir hale geldik. Ayrıca sebze tohumu ihraç etmeye de başladık. Tabii bu ne demek? Yüzde 50 de açığımız bulunuyor. Bu da yaklaşık yüz milyon dolar civarında açığımız var demektir.” ifadesini kullandı.

TİGEM arazilerinde özel sektören tohumluk üretim talebi olduktan sonra onlara yer tahsisi de yaptıklarını vurgulayan Taşan, 50 bin dekar civarında tohum üretimi için özel sektöre kiraya arazi verdiklerini ve özellikle patates tohumu konusunda Türkiye’nin ihtiyacı olan yüzde 25’lik tohum ihtiyacının bu arazilerde özel sektör tarafından üretildiğini dile getirdi.

Taşan, Türkiye’de geçmişte yerleşmiş bazı sözlerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek, şunları kaydetti:

“Geçmişte ‘Türkiye, tüm tohum ihtiyacını İsrail’den alıyor’ diye söylemler vardı. O söylemlerin geçerliliği kalmadı. Türkiye artık İsrail’e tohumluk ihraç ediyor. On yıl sonra belki tamamen sebze tohumu ihtiyacımızı karşılar duruma geleceğiz. Biz belki yüzde 50 tohumu ithal ediyoruz ama ihracatımız da var sebze tohumunda. Ancak sebze tohumunda halen dışa bağımlığımız devam ediyor. Zaman içinde yerli ürünler teşvik edildikçe artık kendi tohumumuzu kendimiz üretir hale gelebileceğiz.”

TİGEM Sertifikalı Hububat Tohumluk Fiyatlarını Belirlendi

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından üretimi yapılan sertifikalı hububat tohumluk fiyatları belirlendi.

TİGEM Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taşan, yaptığı yazılı açıklamada, TİGEM genelinde 31 buğday, 9 arpa, 3 tritikale ve bir yulaf olmak üzere 44 çeşit sertifikalı hububat tohumluğu üretimi yapıldığını ifade etti.

2016-2017 yılı güzlük üretim sezonunda Orta Anadolu bölgesinde ekim sonrası ve bahar aylarında tarımsal kuraklık yaşandığına değinen Taşan, ancak nisan, mayıs ve haziran aylarında iklimin serin ve yağışlı seyretmesi, TİGEM genelindeki üretimlerde önemli derecede bir düşme olmaması nedeniyle genel olarak sertifikalı tohumluk üretiminde önemli bir düşüş olmayacağını belirtti.

Taşan, "TİGEM üretmiş olduğu sertifikalı tohumluk fiyatlarını mümkün olduğu kadar mahsul fiyatına yakın makul seviyede tutmaya çalışmaktadır. TİGEM tohumluk fiyatlarının açıklanmasıyla birlikte kamu ve özel sektör kuruluşları tohumluk fiyatlarını TİGEM fiyatlarını baz alarak belirlemektedirler ve tohumluk piyasasının fiyatları buna göre şekillenmektedir. TİGEM damızlıkta olduğu gibi tohumculukta da öncü ve önderlik görevini sürdürmektedir" ifadelerine yer verdi.

 

MAKARNALIK BUĞDAY TOHUMLUĞU: 138
 
I. GRUP EKMEKLİK BUĞDAY TOHUMLUĞU 135
 
II. GRUP EKMEKLİK BUĞDAY TOHUMLUĞU 133
 
ARPA TOHUMLUĞU 122
 
TRİTİKALE TOHUMLUĞU 125
 
YULAF TOHUMLUĞU 125

"Bakanlığımızla Birlikte Çok Önemli Çalışmalar Yapıyoruz"

Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Muhammet Oluklu, TİGEM Genel Müdürü Mehmet Taşan’ı makamında ziyaret etti ve gündeme dair sorular yöneltti. TİGEM'in 2 önemli projesi olan “Embriyo Transferi İle Kombine Irk Damızlık Üretim Projesi” ve  “Yerli Sebze Tohumculuğunun Geliştirilmesi Projesi” üzerine gerçekleştirilen sohbette Taşan çok önemli açıklamalar yaptı. 
 
 
M.O: Sayın Taşan, geçtiğimiz günlerde Sayın Faruk Çelik basın mensuplarına iki yeni projenin başlatıldığını duyurdu. Bu projeler neler?
M.T: Sayın Bakanımızın ilan ettiği bu iki projeden biri “Embriyo Transferi İle Kombine Irk Damızlık Üretim Projesi”, diğeri ise  “Yerli Sebze Tohumculuğunun Geliştirilmesi Projesi”. TİGEM iki esas faaliyet alanında iki önemli projeye imza atacak.
Bildiğiniz gibi bizim ana faaliyet alanlarımız sertifikalı tohumculuk ve damızlık hayvan yetiştiriciliğidir.  Bazılarının tarihi Osmanlının ilk yıllarına dayanan işletmelerinde bizzat tarımsal üretimin içinde yer alan TİGEM, suyun toprakla, teknolojinin tarla ile buluştuğu örnek ve önder bir kuruluştur.
Kısacası TİGEM bir yandan tarımda eşsiz ve köklü bir kültür ve deneyime sahipken, diğer yandan gelişen teknolojinin tüm imkânlarını tarımla buluşturmaktadır. Bu iki proje de tam olarak bu birlikteliğin örnekleridir.
M.O: Sebze tohumluğu projesinden başlayacak olursak, bu projeyi bize biraz anlatır mısınız?
M.T: Tarımsal üretimin nüvesi tohum ve damızlıktır. Biz, ülkemizin ve dünyanın en büyük sertifikalı tohumluk üreticisi olarak, sertifikalı tohumluk kullanımının yaygınlaşması adına Bakanlığımızla birlikte önemli çalışmalar yapıyoruz. Tohumculuk alanında belli bir noktaya gelmek için 2005 yılından bu yana Bakanlığımız üreticiye 1,4 milyar TL’lik sertifikalı tohum, fide ve fidan desteği vermiştir. Sebze üreticilerimizin kullandıkları fideleri ilk defa destekleme kapsamına alınmıştır. Neticede sertifikalı tohum üretimimiz 145 bin tondan 1 milyon tona ulaşmış, 70 ülkeye tohum ihraç eder hale gelinmiştir.
TİGEM, Türkiye’nin sertifikalı buğday tohumu üretiminin %36’sını, sertifikalı arpa tohumu üretiminin %27’sini ve sertifikalı yem bitkileri tohumu üretiminin %50’sini karşılamaktadır. Ülke olarak hububat tohumluğu ihtiyacının %80’ini yerli üretimle karşılayan Türkiye’de, sebze tohumculuğunda bu oran %50’dir. Sebze tohumculuğunda yılda 90 milyon Dolar, sebze tohumu ithalatına harcanmaktadır. İşte tam da bu veriler doğrultusunda biz, yerli hububat tohumu üretimindeki başarımızı, sebze tohumunda da yakalamak amacındayız. Bu nedenle TİGEM ilk defa yerli sebze tohumu üretimi yapmak için hazırlıklarını tamamlamıştır.
Genel Müdürlüğümüze bağlı Antalya/Boztepe İşletmesinde uygulanacak olan bu projede, 11 dekar sera ve 10 dekar tarla arazisinde domates, biber, patlıcan, hıyar ve kavun çeşitlerinde yeni hat ve çeşitler geliştirilecektir. Daha sonra bu hat ve çeşitler çoğaltılarak, üreticilerimizin ihtiyacına sunulacaktır. Böylece hem ülkemizin ihtiyaç duyduğu sebze tohumunun yerli üretimden karşılanması yönünde önemli bir adım atılmış olacak, hem de Türkiye’nin bu kulvardaki ihracat kapasitesi artacaktır.
Ülkemizin tohumculuk alanında hedefleri büyümüştür. Dünyada tohum alanında söz sahibi olan ülkelerin, aynı zamanda tarım sektörünün de söz sahibi ülkeleri olduğu görülmektedir. Türkiye önemli bir tarım ülkesi olarak tohumculuğa daha büyük önem vermek durumundadır. Bu nedenle Sayın Bakanımızın da açıkladıkları gibi 2018 yılından itibaren sertifikalı tohum kullanım mecburiyeti getirecektir. Bu süreçte Bakanlığımız ve TİGEM, özel sektörle birlikte sertifikalı tohum temini için çalışmalarını yoğunlaştıracaktır.
M.O: Sayın Taşan, embriyo transferi projesi tam olarak nedir ve ülke için önemi ne boyuttadır?
M.T: Embriyo transferi, dünyada çok yaygın bir şekilde uygulanmasına rağmen ülkemizde henüz üretimde uygulanan bir yöntem değildir. Daha çok araştırma düzeyinde kalmıştır.
Embriyo transferi, yüksek vasıflı bir dişi sığırdan alınan çok sayıda yumurtanın döllenmesiyle elde edilen embriyoların, taze ya da dondurulmuş olarak çok sayıda taşıyıcı anne adayı ineğe nakledilmesi şeklindeki üretim metodudur.
Biz bu proje ile üstün niteliklere sahip kombine verimli ineklerden elde edilecek yavru sayısını arttırmayı, hayvan ıslahı çalışmalarına hız kazandırmayı, ihtiyaç duyulduğunda cinsiyeti önceden belirlenmiş embriyoların transferi ile damızlıkta kullanılabilecek dişi yavru üretimini artırmayı amaçlamaktayız.
Bu proje özetle, kimi zaman süt, kimi zaman et yönünde olabilen ülkenin hayvancılıkta değişen ihtiyaçlarına göre, istenen ırkta ve cinsiyette hayvan elde etme imkanına kavuşmamız anlamına gelmektedir.
M.O: Böyle bir projeye neden ihtiyaç duyulmuştur?
M.T: Yetiştiricilerden yoğun şekilde Simmental ırkı damızlık talebi gelmektedir. Bizim yurt içerisinde yeterli sayıda Simmental ırkı damızlık hayvanımızın olmaması da fiyatların yüksek olmasına sebep olmaktadır. Yine Avrupa’da hızla yayılan Schmallenberg ve Mavi Dil hastalıkları nedeniyle bu ırkın Avrupa’dan temininde de sıkıntılar yaşanmaktadır.
Bu projede, TİGEM’in 6 işletmesindeki çeşitli ırklardan 15.000 baş taşıyıcı anne adayı Simmental ırkı embriyolar ile tohumlanarak gebe bırakılacaktır. Bu şekilde ülkemizin ihtiyacı olan kombine Simmental ırkı damızlıklar elde edilecektir  (hedef ilk etapta 10.000 baş).
Hali hazırda 12 işletmesinde, Simmental, Siyah Alaca, Esmer, Jersey ve Limousin ırklarından oluşan toplam 32 bin baş hayvan varlığı ile damızlık büyükbaş yetiştiriciliği yapan TİGEM, taze ve dondurulmuş embriyo üretim merkezi haline getirilecek ve embriyo transferinin hayvancılık sektöründe yaygınlaşmasında örnek ve önder olacaktır.
Hem ülkemiz yetiştiricisinin talep ettiği etçi veya kombine sığır ırklarının ithalatına yönelik taleplere yurt içi üretimle cevap verilecek, hem de kapasite arttıkça da yetiştiricilere ıslah amaçlı hizmet sağlanacaktır.
M.O: Son olarak embriyo transferi projesinin ülke hayvancılığına çözüm olacağını söyleyebilir miyiz?
M.T: Hiçbir proje tek başına tüm sorunların çözümü değildir. Bunun için Bakanlığımızın çalışmalarına toplu olarak bakmak gerekir. Evet, hayvancılık alanında Bakanlığımızca yürütülen çalışma ve projeleri bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, hayvancılıkta çok önemli gelişmeler sağlayacağımızı ve sorunlarımızın büyük oranda giderileceğine inanmaktayım.
Bildiğiniz gibi ülkemizde büyükbaş hayvancılığın gelişmesi, kendi kendine yetebilir hale gelmesi için yoğun mesai harcanmaktadır. Hayvancılığın temeli damızlığa dayanmaktadır. Damızlık varlığımızın nicelik ve niteliği hayvancılığımızın sürdürülebilirliğini belirlemektedir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı Milli Tarım Projesi kapsamında 33 ilimiz Damızlık Düve Üretim Merkezi ilan edilmiş, 26 ilde koç-teke, 30 ilde mera hayvancılığı merkezleri oluşturulacaktır. Buralarda en az 500 baş kapasiteli damızlık düve üretim merkezleri kurulacaktır.
Sayın Bakanımızın da açıkladığı gibi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu merkezlerin kurulacağı illerin tamamında ahır-ağıl yapımına, damızlık hayvana ve alet ekipman alımına yüzde 50 hibe verecek; bu merkezler Ziraat Bankasından kredi kullanımına uygun olacağından hayvan almak isteyen üreticilerimiz rahatlıkla kredi kullanabileceklerdir. Hayvancılık yapmak isteyen vatandaşlarımız damızlık ihtiyaçlarını aracısız bu merkezlerden karşılayabilecektir.
Bu üretim merkezleri ve embriyo transferi projesi ile ülkemiz hayvancılığının sınıf atlayacağı inancındayız. Buradaki amaç kendi hayvan varlığımızı artırmaktır. Bir yandan damızlık düve ihtiyacımız, dolayısıyla et ihtiyacımız artmaya devam ederken, biz yerli hayvan üretimini maksimum düzeye çıkararak bu artan talebi yerli üretimden karşılamanın çabası içerisindeyiz.