Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Sevakin Adasının 12 Bin Hektari TİGEM'e Açılıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN 'ın önceki hafta gerçekleştirdiği Afrika turu, Türk işadamları açısından yeni pazarlara giriş için anahtar oldu. Sudan'da Sevakin Adası Türkiye'ye tahsis edilirken 12 bin hektarı TİGEM'e olmak üzere Türkler için 780 bin hektarlık alanın tahsisi için süreç hızlandı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Sudan İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Korkmaz, bu alanın işletmeye alınmasıyla birlikte mevcutta Türkiye'nin sahip olduğu tarımsal rekoltenin iki katı üretimin Sudan'da yapılabileceğini belirterek, ülke ile ticaret hedefi olan 10 milyar doların da rahatlıkla tutturulabileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Çad, Tunus ve Sudan'ı ziyareti sonrası Afrika kıtasıyla olan ticaret hacminin artırılması için Türk yatırımcılar rotasını bu ülkelere çevirdi. DEİK Sudan Başkanı Korkmaz, 200 dolayında işadamının Sudan'da yapılan iş forumuna katılım gösterdiğini belirterek, elektronik, savunma, güvenlik, sağlık ve tarımsal faaliyetler başlığı altında çok sayıda görüşme gerçekleştirdiklerini ifade etti.
HEDEF 10 MİLYAR DOLAR
Ticari ve sınai faaliyetler yönüyle Türk işadamlarının Afrika'ya ilgisinin fazla olduğunu kaydeden Korkmaz, "Sudan ile resmi kayıtlara göre 500 milyon dolarlık bir ticaret hacmimiz var. Ancak pamuk, susam ithal ettiğimiz için Sudan'a karşı cari açık veriyoruz. 500 milyon doları önümüzdeki yıl 1, sonraki yıl 2, daha sonra 10 milyar dolara kadar çıkarma hedefimiz var" dedi.
Sudan ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde 12 bin hektarı TİGEM'e olmak üzere toplamda 780 bin hektarlık bir alanın Türk yatırımcının hizmetine sunulacağını anlatan Korkmaz, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bunu yönlendirecek olursa yağ fabrikalarından iplik fabrikalarına varıncaya kadar Türklerin bölgede yatırımları olacaktır. Büyükelçiliğimiz, TİGEM ve bakanlık burada ortak hareket etmeli" diye konuştu.
TARIMSAL REKOLTENİN İKİ KATI
780 bin hektarın işletmeye alınmasıyla birlikte Türkiye'nin yıllık gerçekleştirdiği tarımsal rekoltenin bu ülkede üretilebileceğini söyleyen Korkmaz, böylece pek çok ülkeye ihracat yapılabileceğini anlattı. Sudan'la ortak bir şirket ve komisyon kurma çalışmalarının sürdüğünü anlatan Korkmaz, böylece hangi koşul ve sürelerde bu ülkede iş yapılabileceğinin netleştirileceğini söyledi. Korkmaz, projenin hayata geçmesi ile birlikte Türkiye'nin dünyada sözü geçen ülkeler liginde daha da üst sıralara çıkacağını belirtti.
 
 

2018 Yılı Yeni Projelerin Ortaya Çıktığı Bir Yıl Olacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba marketlerdeki uygun et satışına yönelik sorularını yanıtladı. Bu konuda önemli olanın sürdürülebilirlik olduğunu dile getirirken Fakıbaba, piyasayı takip ettiklerini, maliyetleri hesapladıklarını aktardı. Fakıbaba, fiyatları arttırabilecekleri gibi azaltabileceklerini de bildirerek, "Bakıyoruz, belki de 14,5 lira değil de 15 lira, 15,5 lira değil de 16 lira yapabiliriz. 50 kuruşlarla yükseltiriz alçaltırız, girdinin durumuna göre. Girdiler ucuzlarsa ucuzlar. Ama girdide artış olursa 29,5 lira, 30 lira olur. Artık piyasa belli. Bu fiyatlar güzel" diye konuştu.
Öte yandan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
 Fakıbaba ayrıca  ekmek israfı konusunda ise ekmeğin gramajının düşmesine yönelik uygulamanın 1 Ocak'ta yürürlüğe gireceğini ve ekmeğin çöpe gittiğini, ekmekte müthiş israf olduğunu aktardı.
Fakıbaba, ekmek fiyatlarının artıp artmayacağına yönelik soruyu yanıtlarken, fiyatların genelde illerde ayarlandığına işaret etti. Fakıbaba, "Tek amacımız var; israfı önlemek. Bu bağlamda fiyatlar da ona göre ayarlanır " dedi.

 
 

Elit Kuzular Ceylanpınar'da Yetişiyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinde "elit" damızlık koyunlardan her yıl yaklaşık 40 bin üstün özellikli "İvesi" cinsi kuzu elde ediliyor.
Yüksek süt verimi ve etinin lezzetiyle bilinen İvesi cinsi koyunlar, Şanlıurfa'nın Suriye sınırındaki Ceylanpınar ilçesindeki işletmede damızlık olarak besleniyor. 
Her yıl ihaleyle yüksek fiyattan besicilere satılan koyunlar, hayvancılık sektörüne önemli katkı sağlıyor. 
Yaklaşık 50 bin koyunun bulunduğu işletmede, yüksek verimli hayvanların doğal yollarla döllenmesiyle elde edilen üstün özellikli yaklaşık 40 bin kuzu, veteriner hekim, sağlık teknisyeni ve 300 civarında çoban tarafından özenle büyütülüyor. Doğumların başlamasıyla kuzu seslerinin yankılandığı işletmede, yavruların sabah ve akşam belli saatlerde annelerini emmeleri sağlanıyor. 
Gün boyunca sürekli kontrol altında tutulan "özel kuzular", üç aydan sonra sütten kesilerek besiye alınıyor. 
Kuzulardan büyük bir bölümü daha sonra ihale ile satılırken, kuzular, damızlık olarak yetiştirildikten sonra sürüye dahil ediliyor. 
Ceylanpınar Tarım İşletmesinde yetiştirilen ve "drone" ile görüntülenen kuzuların yüzlerce koyun arasında annelerini bulmaları güzel görüntüler oluşturdu. 
"İKİZ DOĞUM ORANIMIZ YÜZDE 26'NIN ÜZERİNDE" 
İşletme şefi Bora Sarıçam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni doğan kuzularla birlikte 85 bin küçükbaş hayvana ev sahipliği yaptıklarını belirterek, kuzularla özel olarak ilgilendiklerini söyledi. 
Günde iki defa kuzuların süt emmelerini sağladıklarını ifade eden Sarıçam, "Sağımdan çıkan koyunlarımız kuzularla buluşuyorlar. Bir mucize gibi kuzular yüzlerce koyunun arasından annesini bulabiliyor." dedi. 
İşletmede 300'ün üzerinde çobanla çalıştıklarını, görevlilerin kuzuların açlık durumundan hastalığa kadar her şeyiyle ilgilendiğini anlatan Sarıçam, doğumların ise veteriner hekim ve teknisyenlerin kontrolünde gerçekleştiğini aktardı. 
Sarıçam, doğumların bu ay içinde biteceğini dile getirerek, bu yıl 32 bin kuzunun dünyaya geldiğini, doğum süreci sonunda 40 bin kuzu elde etmeyi amaçladıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: 
"Teknik personelimiz günde üç vardiya şeklinde 24 saat çalışıyor, doğumlarla tek tek ilgileniyoruz. İkiz doğum oranımız yüzde 26'nın üzerinde. İvesi popülasyonu için oldukça iyi bir rakam. Kuzularımız da gayet sağlıklı. Yaklaşık üç ay boyunca kuzular süt emer, daha sonra sütten keseriz. Sonrasında damızlığa uygun erkek ve dişileri ayırıyoruz, boy, cüsse, renk, anne ve babasının özelliklerine göre. Annelerinin ikizlik oranı, süt verimine bakıyoruz. Buna göre ayırıyoruz ve bu sayede kuzunun gelecekteki performansını belirliyoruz. Geriye kalanları ise ihaleyle satıyoruz." 
 
 

TİGEM, Safkan Arap Tayların'dan 3 milyon kazandı

TİGEM, Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilen 15 safkan Arap tayının açık artırma usulüyle yapılan satışından 2 milyon 980 bin lira gelir elde etti.

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilen safkan Arap taylarının satışını gerçekleştirdi.

TİGEM Genel Müdür Yardımcısı Salih Başparmak, Veliefendi Hipodromu'nda açık artırma usulüyle yapılan satış öncesinde, TİGEM'in ülkenin bitkisel ve hayvansal üretimini artırmak, çeşitlendirmek ve ürün kalitesini iyileştirmek amacıyla çalışmalar yürüttüğünü dile getirdi.

TİGEM'in sahip olduğu gen kaynakları ve arazi büyüklüğü, deneyimi ve teknolojisiyle sertifikalı tohum, damızlık hayvan ve safkan Arap atı üretiminde ülkenin önemli kuruluşlarından olduğunu ifade eden Başparmak, "Kurumumuzda safkan Arap yetiştiriciliği Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarına dayanır. Osmanlı'dan günümüze düzenli olarak tutulan kayıtlar, soy kütükleriyle safkan Arap atı yetiştiriciliği gen kaynağı açısından dünyanın en köklü kuruluşudur." dedi.

İhalede, 2015 doğumlu 16 safkan Arap tayı satışa sunuldu. Satışı gerçekleşen 15 tay, 70 ila 450 bin lira arasında değişen fiyatlardan alıcı buldu.

İhalenin en pahalı tayı, 445 bin lira ile Beyhanefe oldu. Karamustafa isimli tay, 440 bin, Bülent isimli tay da 270 bin liraya alıcı buldu. İhalede, Demirmünir isimli tay da 70 bin liraya satıldı.

Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilerek satışa çıkan 16 taydan 15'i alıcı bulurken, tayların satışından toplam 2 milyon 980 bin lira gelir elde edildi.

Türkiye İsrail’e Tohumluk İhraç Ediyor

Tarım İşletmeleri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taşan, “Geçmişte ‘Türkiye, tüm tohum ihtiyacını İsrail’den alıyor’ diye söylemler vardı. O söylemlerin geçerliliği kalmadı. Türkiye artık İsrail’e tohumluk ihraç ediyor.” dedi.

Tarım İşletmeleri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taşan, Samsun 3. Tarım Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı’nda gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’deki tohum üretimi hakkında bilgi verdi.

Türkiye’de tohum denince ilk akla gelen kamu kurumunun Tarım işletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) olduğuna işaret eden Taşan, “Ancak son 15 yıldır özellikle sertifikalı tohumluk kullanan ve tohumluk üretene de destek verilmeye başlandıktan sonra özel sektör hububat, yem bitkieri ve sebze tohumculuğu konusunda büyük yatırımlar yaptı. Sebze tohumculuğunda Türkiye’de kullanılan tohumun yüzde 50’sini biz üretir hale geldik. Ayrıca sebze tohumu ihraç etmeye de başladık. Tabii bu ne demek? Yüzde 50 de açığımız bulunuyor. Bu da yaklaşık yüz milyon dolar civarında açığımız var demektir.” ifadesini kullandı.

TİGEM arazilerinde özel sektören tohumluk üretim talebi olduktan sonra onlara yer tahsisi de yaptıklarını vurgulayan Taşan, 50 bin dekar civarında tohum üretimi için özel sektöre kiraya arazi verdiklerini ve özellikle patates tohumu konusunda Türkiye’nin ihtiyacı olan yüzde 25’lik tohum ihtiyacının bu arazilerde özel sektör tarafından üretildiğini dile getirdi.

Taşan, Türkiye’de geçmişte yerleşmiş bazı sözlerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek, şunları kaydetti:

“Geçmişte ‘Türkiye, tüm tohum ihtiyacını İsrail’den alıyor’ diye söylemler vardı. O söylemlerin geçerliliği kalmadı. Türkiye artık İsrail’e tohumluk ihraç ediyor. On yıl sonra belki tamamen sebze tohumu ihtiyacımızı karşılar duruma geleceğiz. Biz belki yüzde 50 tohumu ithal ediyoruz ama ihracatımız da var sebze tohumunda. Ancak sebze tohumunda halen dışa bağımlığımız devam ediyor. Zaman içinde yerli ürünler teşvik edildikçe artık kendi tohumumuzu kendimiz üretir hale gelebileceğiz.”

İklim Değişikliğinin Bitkisel Üretim üzerine Etkileri

Fahri Harmanşah
TİGEM Emekli Dai. Bşk

GİRİŞ

İklim değişiklikleri ve bunun sonunda yaşanan iklim âfetleri (sel, dolu, aşırı kuraklı vb.) dünyada pek çok ülkeyi olumsuz etkilediği gibi, ülkemizi de etkilemektedir. Kısa aralıklarla başta İstanbul olmak üzere yaşanan sel, su baskını ve dolu âfeti dikkatleri bu konu üzerine çekmiş ve herkesi düşünmeye sevk etmiştir. Son yıllarda yaz aylarında Ankara gibi ılıman iklime sahip bir Orta Anadolu şehrinde, Temmuz – Ağustos aylarında hava sıcaklığı uzun yıllar ortalamalarının çok üstünde 38 – 40 ºC’lerde günlerce seyretmiş olması gözlerden kaçmamıştır. Bilim insanlarının tespitlerine göre, enerji üretiminde kullanılan fosil yakıtların (petrol, doğalgaz, kömür) saldıkları karbondioksitin ortaya çıkardığı sera etkisiyle, atmosferde 1980’den bu yana, dünyada ortalama 1,1 ºC’lik ısı artışı olduğu, yeni tedbirler alınmadığı takdirde 2030 yılında dünya ısı artış ortalamasının 2 ºC’ye varacağı hesaplanmaktadır. Bunun ötesinin insanlık için bir felaket olacağı iddia edilmektedir. Buzulların erimesi sebebiyle denizlerde su seviyesinin yükseleceği, bazı yerlerin yaşanmaz hale geleceği söyenedursun, bu konuyu, konu bilim insanlarının tartışmalarına bırakıp; biz tarım uzmanı gözü ile iklim değişikliği bitkisel üretimi nasıl etkilemektedir ve biz ne yapmalıyız sorularına cevap arayalım.
 
2.YÜKSEK SICAKLIĞIN ETKİLERİ VE SONUÇLARI
 
Mevsim özelliği ve gidişatına bağlı olarak, sıcaklık değerleri dışında ani sıcaklık yükselmeleri bitki gelişimini nasıl etkilemektedir?
 
Ani sıcaklık yükselmeleri bitki gelişimini olumsuz etkilemekte, verim ve kalitesini düşürmektedir. Şöyle ki: Bahar aylarında meyve ağaçları çiçek açıp meyve bağlarken ani sıcaklık yükselmesi durumunda dişicik tepesindeki sıvıyı kurutmakta, dişicik tepesinde tutunamayan erkek çiçek tozu polen çim borusu salma ve dölleme imkanı bulamamakta, dolayısıyla meyve bağlamamaktadır.
 
İlkbahardan sonra bastıran ani sıcaklarda meyve dökümleri artar ve meyve yanıklıkları meydana gelir. Böyle yıllarda bilhassa Antep fıstığı, badem ve asmalarda meyve dökümleri kendini gösterir. Sebzelerde yapraklar çabuk bozulur ve verim azalır.
 
Sıcaklık bitkilerin büyümesi ve ürün vermesi için optimum dereceleri aşınca, zararlı etkiler yapmaya başlar. Genel olarak 35 ºC’nin üstünde büyüme durur ve daha yüksek sıcaklıklarda zarar başlar. 40 ºC’yi aşan uzun süreli sıcaklıklarda su ihtiyacı artar, topraktaki nemin azalması ile yapraklarda terleme ile kaybedilen suyu yeterince karşılayamayınca, yaprak yanıklıkları meydana gelir. Beton ve asfaltın hakim olduğu büyük şehir bulvarlarında bilhassa at kestanesi, adi akça ağaç gibi iri yapraklı ve su tüketimi fazla ağaçlarda daha Ağustos ayı başlarında yapraklar kavrulur.
 
Yüksek sıcaklık etkisiyle büyümedeki duraklamalar, bir sene sonra bize meyve verecek ve Haziran ayında teşekkül etmeye başlayan meyve gözlerinde gelişmeleri yavaşlatır ve gelişme sonbahara kalır. Bu nedenle aşırıya kaçmamak şartıyla sonbahar sulamalarının önemi ve mahsuldarlık üzerinde olumlu etkileri ortaya çıkmaktadır. Ancak ceviz ve kayısı gibi ağaçlarda sonbahar sulamaları ile pişkinleşemeyen sürgünler daha kış başlarında ve ilk donlarda zarar görmektedir. Buradan çıkartılacak sonuç, tür ve çeşide göre sonbahar sulamalarına dikkat edilmelidir.
 
Kısa süreli aşırı yağış ve sel baskını, sıkça karşılaşılan iri dolu daneleri tarım ürünlerine ve ağaçlarda ciddi zararlara sebep olmaktadır. İri dolu daneleri tarla ürünlerini mahvettiği gibi meyve ve orman ağaçlarında dal yaralanmalarına yol açmakta, hastalık etmenlerinin gelişmesine imkan yaratmaktadır. Dolu afetinin ağaçlar üzerinde açtığı yaralar uzun zaman içerisinde telafi edilebilmektedir.
 
3.GELELİM DÜŞÜK SICAKLIKLARA
 
Mevsim normalleri dışında sıcaklık değerlerinin bölge mevsim normallerinin altına düşmesi ile bitkiler kış soğuklarından zarar görebilmektedir. Bunun en bariz örneği 3-4 yıldan beri birçok ilde ceviz ağaçlarında sürgünler ve ince dallar soğuktan yanmak suretiyle ciddi zararlar meydana gelmiştir.
 
Ani düşük sıcaklıkların en yoğun zararı, ilkbaharda çiçek açmış kayısı, badem gibi erken çiçeklenen ağaçlar başta olmak üzere meyve ağaçlarında meydana getirdikleri çiçek donu zararıdır. Hemen hemen 4-5 yıldan beri Malatya, Niğde, Nevşehir, Kırşehir gibi kayısı üretiminin önemli olduğu illerde çiçek donu zararı meydana gelmektedir. Üst üste gelen çiçek donu zararı son yıllarda daha da artmıştır.
 
Seller ve donun meydana getirdiği zararlar için, bütün bu iklim olumsuzluklarına karşı bizler ne yapmalıyız? Ne gibi tedbirler almalıyız?
 
ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER 
 
Tür ve çeşit seçimi açısından iklim değişikliklerini gözden geçirmeliyiz. İklim değişimi streslerine (sıcaklık ve soğuk) dayanıklı tür ve çeşit seçimine ağırlık vermeliyiz. Bu konuda ar-ge ve ıslah çalışmalarını artırmalıyız. (Örneğin buğdayda erkenci çeşitlerin önemi gibi)
 
Tür ve çeşit seçiminde bulvar ağaçlamalarında sıcaklık stresine dayanıklı Ailantus (kokar ağaç) sofora, dişbudak gibi sıcaklık stresine dayanıklı ağaçların seçilmesi önemlidir. Vadi, boğaz gibi hava almayan yerlerde sıcaklık ve soğuk stresine dayanabilecek tür ve çeşitleri seçmek doğru olacaktır. Ekolojik şartlara göre tür ve çeşit seçiminin ne denli önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.
 
Aşırı sıcaklarda bitki su tüketimi artacağından sulama aralığını buna göre artırmalıyız. Su kaynaklarımızı daha efektif şekilde kullanmalıyız.
 
İklim afetlerine karşı tarım sigortalarının genişletilmesi ve gerektiğinde Bakanlıkça sağlanan destek priminin artırılmasında yarar olacaktır. Zarar tespitinde eksperlerin sigorta lehine işlem yapmaları uygulamasından vazgeçilmelidir. Üretici zararının telafisi ve üretim devamlılığı esas alınmalıdır. Aksi davranış, üreticiyi üretimden uzaklaştırabilir.
 
İlkbahar donlarını önlemede çiftçi eğitimi ve dona karşı tedbirlerin alınmasına önem verilmelidir. Don zararına karşı uygulanacak teknolojiler Bakanlıkça desteklenmeli ve teşvik edilmelidir.
 
Yeşil alanların fazlalığı iklimden kaynaklı afetleri ve olumsuz etkileri azaltmaktadır. Hem şehirleşmede hem de ülke genelinde doğru seçilmiş tür ve çeşitler ile ağaçlandırmalar yapmak ve yeşil alan oluşumlarını artırmanın ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.
 
Bütün bu gelişmeler tarıma yön veren sorumlu ve yetkililerin, tarım uzmanlarının bazı tedbirleri almalarını zorunlu kılmaktadır. Büyük şehirler başta olmak üzere ülke genelinde ağaçlandırma ve yeşil alan oluşturma projelerinin ne kadar hayati önem taşıdıkları ertelenemeyecek bir gerçektir.
 
Tür ve çeşit seçiminde bu tür iklim değişim streslerine dayanıklı olanların, ekolojik şartların, yetiştirme alanlarının bu çerçevede yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Aksi halde, bu işle geçimini sağlamaya çalışan üreticilerin zarar görmesi ve karınlarının doymaması gibi hale düşmelerini hüzünle seyretmek durumunda kalabiliriz.
 
 

TİGEM Sertifikalı Hububat Tohumluk Fiyatlarını Belirlendi

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından üretimi yapılan sertifikalı hububat tohumluk fiyatları belirlendi.

TİGEM Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taşan, yaptığı yazılı açıklamada, TİGEM genelinde 31 buğday, 9 arpa, 3 tritikale ve bir yulaf olmak üzere 44 çeşit sertifikalı hububat tohumluğu üretimi yapıldığını ifade etti.

2016-2017 yılı güzlük üretim sezonunda Orta Anadolu bölgesinde ekim sonrası ve bahar aylarında tarımsal kuraklık yaşandığına değinen Taşan, ancak nisan, mayıs ve haziran aylarında iklimin serin ve yağışlı seyretmesi, TİGEM genelindeki üretimlerde önemli derecede bir düşme olmaması nedeniyle genel olarak sertifikalı tohumluk üretiminde önemli bir düşüş olmayacağını belirtti.

Taşan, "TİGEM üretmiş olduğu sertifikalı tohumluk fiyatlarını mümkün olduğu kadar mahsul fiyatına yakın makul seviyede tutmaya çalışmaktadır. TİGEM tohumluk fiyatlarının açıklanmasıyla birlikte kamu ve özel sektör kuruluşları tohumluk fiyatlarını TİGEM fiyatlarını baz alarak belirlemektedirler ve tohumluk piyasasının fiyatları buna göre şekillenmektedir. TİGEM damızlıkta olduğu gibi tohumculukta da öncü ve önderlik görevini sürdürmektedir" ifadelerine yer verdi.

 

MAKARNALIK BUĞDAY TOHUMLUĞU: 138
 
I. GRUP EKMEKLİK BUĞDAY TOHUMLUĞU 135
 
II. GRUP EKMEKLİK BUĞDAY TOHUMLUĞU 133
 
ARPA TOHUMLUĞU 122
 
TRİTİKALE TOHUMLUĞU 125
 
YULAF TOHUMLUĞU 125

Türk Tohumları Moğolistan’da Filizlenecek

türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından, Moğolistan’da Hayvan Yemi Yetiştiriciliği Pilot Bölge Uygulaması Projesi başlatıldı.

Moğolistan’da yaklaşık 60 milyon hayvan bulunması sebebiyle hayvancılık sektörü ülke ekonomisi için en önemli sektörlerin başında geliyor. Moğolistan’da hayvan yemi yetiştiriciliğine yönelik ekonomik altyapı oluşturabilmesi amacıyla TİKA tarafından Moğolistan’ın tarıma uygun ve çeşitli toprak yapısına sahip bölgelere Hayvan Yemi Yetiştiriciliği Pilot Bölge Uygulaması projesi başlatıldı.

TİKA tarafından gerçekleştirilen proje kapsamında, Türk tarım uzmanlarının Moğolistan’da yaptığı fizibilite çalışma raporu doğrultusunda önerilen Moğolistan iklim şartlarına uygun yem bitkisinin yetiştirilmesi için TİGEM’de üretilen Türk korunga ve yonca tohumlarının Moğolistan’ın Selenge, Darhan-Uul ve Töv vilayetlerinde valilikler işbirliğinde deneme ekimi gerçekleştirildi.

Aynı zamanda Ulanbator Büyükşehir Belediyesi Nalayh İlçe Belediyesi işbirliğinde Nalayh bölgesinde, Moğolistan Ziraat Üniversitesi işbirliğinde Töv vilayeti Batsumber ve Bornuur ilçelerinde, Bulgan vilayetinde deneme ekimleri yapılmış olup kontrolleri yapılarak proje devam ettirilecek.

Yem Bitki Yetiştiriciliği Pilot Bölge Uygulaması Projesi sonucunda Moğolistan tarım ekonomisine olumlu katkı yapılmasının yanı sıra Türkiye’nin bu alandaki tecrübesinin paylaşılmasına imkan sağlayacak. Moğolistan’da et ve et ürünleri ihracatın artırılmasına, aracılığın desteklenmesine ve Moğol çiftçilerin en düşük maliyetle kaba yem ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunacak. Proje Moğolistan’ın farklı illerde ve farklı toprak türlerinde sulu ve susuz olarak tarımı yapılacak olan deneme ekimlerinin akabinde en verimli alanlarda sonraki süreçte daha etkin tarım yapılması sağlanmış olacak.
 

TİGEM ve TAGEM'den Büyük Ortaklık

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yerli sebze tohumculuğunun geliştirilmesine yönelik ortak projelerin planlanması, yürütülmesi, uygulanması ve sonuçlarının paydaşlara tanıtılarak sektöre atılmasını amaçlayan işbirliği protokolü, 3 Mart itibariyle bugün imzalandı. 

Törene, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü ( TAGEM ) adına Genel Müdür Dr. Nevzat Birişik ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ( TİGEM ) adına Genel Müdür Mehmet Taşan katıldı. 

Protokol kapsamında;

- Sebzelerde çeşit ve hat geliştirme,
- Geliştirilen çeşitlerin sergi ve tarla günleri ile tanıtımı,
- Geliştirilen çeşit ve hatların sektöre satışı,

işbirliği alanı olarak belirlenmiştir.

İmzalanan protokol ile TAGEM Araştırma Enstitülerinde projelerin;

- Planlanması,
- Yürütülmesi,
- Uygulanması,
- Sonuçların değerlendirilmesi,
- Eğitim verilmesi

çalışmalarını yapacaktır.

TİGEM işletmelerinde projeler için ihtiyaç duyulan;

- Örtüaltı alanların planlanması,
- Açık arazilerin planlanması,
- Bu alanların inşası, bakımı, onarımı,
- Tohum hariç olmak üzere proje yürütülmesinde gerekli olan gübreve bitki sağlığı ürünlerinin temini,
- Proje yürütülmesinde kullanılacak olan diğer her türlü sarf malzemesi ve giderlerin karşılanması

görevlerini üstlenmiştir. 

​​​​​​​

Bakan Faruk Çelik TİGEM'de Önemli Açıklamalar Yaptı

 
Tarım Bakanı Faruk Çelik, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünde (TİGEM) "Yerli Sebze Tohumculuğunun Geliştirilmesi Projesi" ile "Damızlık Hayvanlara Embriyo Transferi Projesi" konularına ilişkin basın toplantısı düzenledi. Toplantıda GTHB Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Bakanlık müşaviri Nusret Yazıcı, TİGEM Genel Müdürü Mehmet Taşan da hazır bulundu.

TİGEM'in 3,6 milyon dekarlık arazisinde tarımsal faaliyet yürütüldüğünü ifade eden Bakan Çelik, hayvancılığın temelinin damızlığa dayandığına dair ifadelerde bulundu. Türkiye'de damızlıktan hayvan üretiminin gerçek olması döngüsünün sağlıklı yürütülemediğini, temel sorunun da buradan kaynaklandığıyla alakalı olarak açıklama yapan Bakan Çelik, nüfus artışına paralel olarak kırmızı et talebinin, dolayısıyla damızlık düve ihtiyacının da giderek artış gösterdiğini ifade etti.
Bakan Çelik, yetiştiricilerden gelen kombine damızlık düve talebinin karşılanması yönümde adımlar attıklarını, geçen yıl 130 bin damızlık düvenin Türkiye'ye giriş yaptığını ifade eden Çelik; "Bunların önemli bir kısmını genç çiftçilerimize hibe olarak dağıttık. Amacımız hayvancılıkta dışa bağımlılığı ortadan kaldırmak. Milli Tarım Projesi kapsamında 33 ilimizde Damızlık Düve Üretim Merkezi kuracağımızı ilan ettik. Buralarda en az 500 baş kapasiteli damızlık düve üretim merkezleri olması gerektiğini de söyledik. Bu merkezlerin kurulacağı illerimizin tamamında ahır-ağıl yapımına, damızlık hayvana ve alet ekipman alımına yüzde 50 hibe veriyoruz." ifadelerinde bulundu.

Bu merkezlerin ise Ziraat Bankasından çok daha kolay şekilde kredi kullanabileceğini ifade eden Çelik, hayvancılık yapmak isteyen vatandaşların ise damızlık ihtiyaçlarını aracısız olarak bu merkezlerden rahatlıkla karşılayabileceklerini belirtti.
 
Bakan Çelik, amaçlarının Türkiye'nin ihtiyaç duyduğu hayvan sayısının üretileceği tesislerle alakal olarak damızlık hayvan açığını, kırmızı et açığını bir an önce ortadan kaldırmak olduğunu ifade edecek; "Bu üretim merkezleriyle ülkemiz hayvancılığının sınıf atlayacağı inancındayız." açıklamasında bulundu.
 
TİGEM'in ilk defa gerçekleştireceği embriyo transferi projesinde ise bu yönde yapılan çalışmaların önemli bir ayağını oluşturduğunu dile getiren Bakan Çelik, embriyo transferinin, dünya üzerinde çok yaygın bir şekilde uygulanmasına rağmen henüz Türkiye'de ağırlıklı olarak üniversitelerde araştırma seviyelerinde kaldığını belirtti.
 
Embriyo transferinin uygulanması işlemlerine bugünden itibaren başlanılacağını ifade eden Çelik bu ifadeleri kullandı:
 
"Halen TİGEM'in faal 17 işletmesinin 12'sinde büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılıyor. Buralarda simental, siyah alaca, esmer, jersey ve limuzin ırklarından oluşan toplam 32 bin baş hayvan varlığıyla damızlık yetiştiriliyor. Damızlık yetiştiriciliğinde embriyo transferiyle yeni bir dönem başlatıyoruz. TİGEM'in 6 işletmesinde çeşitli ırklardan 15 bin baş, taşıyıcı anne adayı kombine veya etçi ırklardan elde edilen embriyoların nakliyle gebe bırakılacak. Bunlardan kombine simental ırkı damızlık elde ederek hayvan varlığımızı artıracağız. TİGEM, bu projeyle taze ve dondurulmuş embriyo üretim merkezi haline gelecek. TİGEM, ilerleyen dönemlerde hayvan üreticilerimize ıslah amaçlı hizmet de sağlayacak." açıklamasını yaptı.
 
TİGEM'den Yerli Sebze Üretimi
 
Bakan Çelik, tohumculuk konusunada değinerek  bitkisel üretimin temelinin tohumculuğu oluşturduğunu açıklayan Çelik, tohumculuk alanı üzerinde 2005 yılından bu yana üreticilere 1,4 milyar liralık sertifikalı tohum, fide ve fidan desteği verdiklerini söyledi.
 
Sebze tohumu ihtiyaçlarının yüzde 50'sinin yerli üretimle beraber karşılandığına vurgu yapan Çelik, genelde bu oranın %80 oranında artış gösterebileceğini ifade etti.
 
Sertifikalı tohum üretiminin 2016 sonu itibariyle beraber 1 milyon tona ulaştığını, 70 ülkeye ise tohum ihracatı yapılacağına değinen Çelik, bu açıklamalarda bulundu:
 
"Buna karşın yılda 90 milyon dolarlık sebze tohumu ithal ediyoruz. Yerli hububat tohumu üretimindeki başarımızı, sebze tohumunda da göstermemiz gerektiği inancıyla TİGEM bu alanda çalışmalara başladı. TİGEM ilk defa yerli sebze tohumu üretimi yapmak için hazırlıklarını tamamlamış bulunuyor. Antalya Boztepe işletmesinde domates, biber, patlıcan, hıyar ve kavun çeşitlerinde yeni hat ve çeşitler geliştirilecek. Bu hat ve çeşitler çoğaltılarak, üreticilerimizin ihtiyacına sunulacak. Böylece hem ihtiyacımız olan sebze tohumunu karşılamış olacağız hem de bu alanda ihracat kapasitemizi daha da geliştireceğiz." açklamasını yaptı.
 
Bakan Çelik, 2018 yılından itibaren desteklemelerin yapılacağından dolayı sertifikalı tohum kullanım şartının uygulanacağını anımsatarak "Sertifikalı tohum açığımız var. Bunu kapatmak içn özel sektörle birlikte gerekli çalışmaları yürütüyoruz." açıklamasını yaptı.
 
Çelik, "Yerel tohumlardan vazgeçiliyormuş gibi değerlendirmeler yapılıyor. Bunlar kesinlikler doğru yaklaşımlar değil. Amacımız yerel tohumlarımızı sertifikalı tohuma dönüştürülmek." dedi.
 
Havzasında yerel tohum kullananların arazi büyüklüğüne bakılmaksızın destekleneceğini de belirten Çelik, yerel tohumların gen bankalarında muhafaza edildiğini, ihtiyaç halinde çoğaltılıp, talep edenlere verileceğini bildirdi.
 
Belli illeri, bölgeleri "organik tarım alanları" ilan edeceklerini anlatan Çelik, organik tarım yapanların, yerli tohum kullanmaları durumunda ilave destek alacağını söyledi.
 
15 ildeki TİGEM kuruluşlarının temsilcileri de video konferans yoluyla toplantıyı takip etti.