Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Türkiye’de 306 Tarım Satış Kooperatifi, 324 Bin Üreticiye Hizmet Götürmekte

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, 38 türde, yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife hizmet sunduklarını belirterek, "Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi 38 türde, yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife hizmet sunduklarını belirterek, "Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor. Kooperatifleri daha hızlı ve verimli hale getirebilmek adına Türkiye bunu başarabilmeli." dedi.

Tüfenkci, Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenen 2. Türkiye Kooperatifler Fuarı'nın açılışında, 4 gün sürecek organizasyonun kooperatifçilik sektöründe bilgi ve deneyimlerin paylaşılması için fırsat sağlayacağını söyledi.

Türkiye'deki kooperatifçiliği geliştirmek, uluslararası alanda benzer kuruluşların birbiriyle iletişim kurmalarını sağlamak için fuarın önemli olduğunu ifade eden Tüfenkci, yaklaşık 40 ilden, tarımdan hediyelik eşyaya, sigortadan gıdaya, kredi kefaletten lojistiğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren 100'den fazla kooperatif ve üst kuruluşun fuarda bir araya geldiğini bildirdi.

Tüfenkci, kooperatifçiliğin merkezinde "insan" ve "topluma hizmet" anlayışı olduğuna işaret ederek, Türkiye kooperatifçiliğini güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler yapısına ulaştırmak için gayret gösterdiklerini dile getirdi.

Bakanlık olarak, tarım satış, kredi ve kefalet, motorlu taşıyıcılar, tüketim, küçük sanat, üretim ve pazarlama kooperatifleri başta olmak üzere 38 türde yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife doğrudan ve dolaylı hizmet sunduklarını anlatan Tüfenkci, "Ülkemizde bu kooperatiflerin 3 bakanlık çatısı altında örgütlendiğini görüyoruz. Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor. Kooperatifleri daha hızlı ve verimli hale getirebilmek, yeknesaklığı sağlayabilmek ve yönetim bütünlüğünü oluşturabilmek adına Türkiye bunu başarabilmelidir." diye konuştu.

"Kooperatifler yerel kalkınmanın anahtarı"

Tüfenkci, kooperatiflerin sermayenin tabana yayılması noktasında yerel kalkınmanın anahtarı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: 

"Kooperatifler aynı zamanda küçük işletmeleri büyük işletmelere dönüştürerek bulundukları bölgenin sanayisinde söz sahibi olabilmektedir. Türkiye 'nin 500 büyük sanayi kuruluşu arasında Konya Şeker, Kayseri Şeker, Trakyabirlik, Marmarabirlik, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin iştiraki Gübretaş gibi pek çok kooperatifle iştirakleri yer alıyor. Kooperatiflerin önünü açmak istiyoruz. İnanıyoruz ki kooperatifler, dayanışmanın sembolü olduğu gibi ticari işletmelerdir. Üyelerin kar elde edeceği işletmeleri oluşturmak önemli."

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatif Birlikleri Merkez Birliğinin de ülke ekonomisine önemli katkıları olduğunu belirten Tüfenkci, bu alanda yeni finans modelleri üzerinde çalışılması gerektiğini söyledi.

Tarım satış kooperatifleri 6 bin kişiye istihdam sağlıyor"

Tüfenkci, tarım satış kooperatiflerinin ise ürün ticareti ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesine öncülük ettiğine dikkati çekerek, "Ülkemizde 306 tarım satış kooperatifi, 324 bin üreticiye hizmet götürmekte ve yaklaşık 6 bin kişiye de istihdam sağlamaktadır. Bu kooperatiflerimiz kuru üzüm, kuru incir, zeytin, zeytinyağı ve gül gibi ürünlerde gerçekleştirdikleri ihracatla ülkemize önemli döviz girdisi sağlamaktadır. Bu ürünlerde birliklerimiz tarafından zaman zaman 100 milyon dolar seviyesinde ihracat yapılmaktadır." ifadesini kullandı.

"Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı"nı güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler niteliğini kazanmış bir kooperatifçilik yapısına ulaşma hedefiyle 2012'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde kamuoyuna açıkladıklarını ve çalışmaları tamamladıklarını anlatan Tüfenkci, 2018'de yeni bir eylem planı için çalışmalar yapacaklarını bildirdi.

Tüfenkci, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yapılan son değişikliklerle kooperatiflere iktisadi işletme kurulması şartıyla muafiyetleri bozulmadan ortak dışı işlem yapabilme imkanı getirildiğini hatırlatarak, yanlış uygulamalara sebep olan demirbaşların satımının ortak dışı işlem sayılmayacağına, kooperatiflerin elde ettikleri kazancın ve bunun ortaklara dağıtılmasının muafiyeti kaldırmayacağına ilişkin de düzenlemeler yapıldığını belirtti.

Ortak dışı işlem yapma düşüncesinde olan ve katıldıkları diğer kurumlardan elde ettikleri kazancı ortaklarına dağıtmak isteyen kooperatiflerin de muafiyetleri korunarak ticari hayatta önlerinin açılmasını sağladıklarını dile getiren Tüfenkci, kooperatiflerin ilgili kurumdan izin almak kaydıyla tütün işleme tesisi kurabilmelerine ve ticaretini yapabilmelerine de imkan tanıdıklarını kaydetti.
 
 

''Tarım Ürünlerinde İstikrar, Lisanslı Depolarla Sağlanacak"

Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci, "Tarım ürünlerinde istikrarı yakalayabilmek adına, arzın yüksek olduğu zamanlarda çiftçimizin ürünlerini sağlıklı şekilde depolayarak yıl içerisine bu ticareti yaymak istiyoruz. Dolayısıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığıyla yakın çalışarak lisanslı depoların yaygınlaşmasını sağlıyoruz" dedi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, tarım ürünlerinde istikrarı yakalayabilmek adına lisanslı depoları yaygınlaştırdıklarını belirterek, "Türkiye genelinde 93 firmamız lisanslı depoculuğa başvurdu ve bunun 35'i faaliyete geçti. Bu çok önemli bir rakam. 93 firmanın tamamı faaliyete geçtiğinde Türkiye'de 10 milyon tonun üzerinde bir lisanslı depo hacmine kavuşmuş olacağız" dedi.

Tüfenkci, yaptığı açıklamada, tarımsal ürünleri sadece üretmenin yetmediğini, üretileni satarak paraya çevirmenin de büyük önem taşıdığını söyledi.

Daha önce buğday, arpa, pamuk, zeytin gibi depoların faaliyette olduğunu, son olarak da "Giresun Fındık Lisanslı Deposu"nun hayata geçtiğini anlatan Tüfenkci, "Aldığımız tedbir ve teşviklerle lisanslı depoları yurt çapında yaymak istiyoruz. Tarımdaki ticaretin önünü açmak, farklı bir borsa oluşturmak amacıyla lisanslı depoları Türkiye çapında yaygınlaştırıyoruz." diye konuştu.

Tüfenkci, tarımda arzın bol olduğu zaman fiyatların ister istemez düştüğünü gördüklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Tarım ürünlerinde istikrarı yakalayabilmek adına arzın yüksek olduğu zamanlarda çiftçimizin ürünlerini sağlıklı şekilde depolayarak yıl içerisine bu ticareti yaymak istiyoruz. Dolayısıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığıyla yakın çalışarak lisanslı depoların yaygınlaşmasını sağlıyoruz. Bugüne kadar Türkiye genelinde 93 firmamız lisanslı depoculuğa başvurdu ve bunun 35'i faaliyete geçti. Bu çok önemli bir rakam. 93 firmanın tamamı faaliyet geçtiğinde Türkiye'de 10 milyon tonun üzerinde bir lisanslı depo hacmine kavuşmuş olacağız."

"Ürünlerinin farklı alıcılarla buluşmasını sağlayacağız"

Lisanslı depoculuğu önemsediklerini ve bu konudaki çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Tüfenkci, şunları kaydetti:

"Lisanslı depoların tek başına faaliyete geçmesi yetmez. 'Ürün İhtisas Borsası'nın da hayata geçmesi lazım. Bunlarla ilgili tüm çalışmaları tamamladık. İnşallah şirketin kuruluşunu da sağladığımızda Türkiye'ye yeni bir borsa kazandırmış olacağız. Böylelikle tarım ticaretinde derinliği olan ve bu derinliği sağlayan bir borsayı oluşturarak, örneğin Malatya kayısının artık uluslararası piyasada herkes tarafından elektronik ortamda işlem görmesini sağlayacağız. Malatya'da depolanan bir kayısıyı ABD'deki bir satıcı internet üzerinden alacak. Bu özellikle alıcılarda çeşitlilik sağladığı gibi üreticilerin de ürünlerinin farklı alıcılarla buluşmasını sağlayacağız."

Lisanslı depolar 5. bölge teşviklerinden yararlanıyor

Tüfenkci, üreticilerin ürünlerini lisanslı depoya koyma noktasında yüzde 50 kira desteğinin bulunduğunu hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şimdi bunu üretici birlikleri ve köylülerin ürünlerinde yüzde 100'e kadar çıkarma imkanı var ve yakında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından imzalandığında bu hayata geçecek. Lisanslı depoları nerede kurarsanız kurun, Türkiye'nin her bir yerinde 5. bölge teşviklerinden faydalanılmasını sağladık. Bu da önemli bir teşvikti. Özellikle o ürünlerin laboratuvar sınıflandırma ücretlerini de hükümet olarak bizler karşılıyoruz, nakliye bedelini de bizler karşılıyoruz. Dolayısıyla bu noktada önemli bir adımı atmış olduk."

Gıda Gümrük Vergileri Düzene Sokulacak

Özellikle işlenmemiş gıda fiyatlarının enflasyona etkisine dikkat çeken Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, arz eksikliği olan ürünlerde gümrük vergilerini piyasanın gidişatına göre ayarlayacak bir mekanizmanın kurulacağını belirtti.

TMO ile Et ve Süt Kurumu’nun sıfır gümrüklü ithalatla piyasaya doğrudan müdahale edeceğini söyledi. Tüfenkci’ye göre alınan tedbirlerin enflasyon üzerinde yaklaşık 1,5-2 puanlık bir etkisi olacak.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, gıda fiyatlarındaki dalgalanmaların önüne geçilmesi için alınan tedbirlerden Gümrük Birliği Anlaşması’nın güncellenmesine kadar çeşitli konularda açıklamalarda bulundu. Tüfenkçinin açıklamaları genel hatlarıyla şu şekilde:

Gıda fiyatlarına yönelik tedbirler

“Gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki baskısını ve ağırlığını biliyoruz. Gıda fiyatlarının özellikle tüketiciye yansıması noktasında ve tüketicinin pahalı tüketme konusundaki şikâyetlerini de biliyoruz. Özellikle sebze ve meyve fiyatları ile beraber işlenmemiş gıda fiyatların ve onun enflasyona etkisi herkesi malumu.

Bunun yükünü azaltma anlamında, enflasyonu gıda fiyatlarında düşürme noktasında bildiğiniz gibi gıda komitesi kuruldu ve başbakan yardımcımızın başkanlığında ilgili bakanların da katılımıyla düzenli bir şekilde toplanıyor ve kararlar alıyor.

Gümrük vergileri

Kısa vadede etki edecek tedbirler var. Örneğin arz eksikliği olan ve gümrük vergileri ile koruduğumuz bazı ürünler var. Bunlar da gümrük vergilerini piyasanın gidişatına göre ayarlayacak bir mekanizmayı hayata geçirdik ve bu anlamıyla TMO ile Et ve Süt Kurumu’nun işlevlerini, kotalarını artıracak, arpa buğday veya diğer tarım ürünlerinde gerektiğinde sıfır gümrükle ithal edecek ve bunu piyasaya kısa sürede arz edecek bir mekanizmanın oluşturulması kararı alındı.

Bunun yansıması nasıl olacak? Diyelim ki buğdayda anormal bir artış gözlendi, stokçuluk olduğu gözlendi, hemen buna müdahale edilerek piyasaya belirlenen fiyatta arzı, bu noktada iç piyasada üretim azlığı varsa kıza zamanda bunu yurt dışından ithal ederek piyasaya sıfır gümrükle arzı gibi bir takım tedbirler var.

İhracat teşvikleri düzenlemesi

Sebze ve meyvede orta vadede yapmamız gerekenler var. Özellikle arzın az olduğu dönemlerde ihracat teşviklerini kısma gibi bir tedbirimiz var. Diyelim ki sera üretimlerinin Türkiye’de başladığı ve yurt dışına ihracının arttığı dönemlerde eğer piyasada bu anlamıyla arz azlığından dolayı sebze ve meyvede fiyat oynaklığı varsa ihracat teşviklerini de keserek o malların yurt içi piyasalara verilmesini sağlamış olacağız. Bu da kısa vadeli tedbirlerimiz içerisinde. En az yüzde 1,5-2 oranında enflasyona yansıması olacak. Hedefimiz Türkiye’nin yılsonu itibariyle tek haneli enflasyon rakamlarını yakalaması. Bu konuda umutluyuz, çünkü atmış olduğumuz adımları biliyoruz yaptıklarımızı biliyoruz. Bunların piyasaya yansımalarını bekliyoruz.

Gümrük Birliği’nin güncellenmesi

Geçtiğimiz günlerde Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Brüksel’de siyasi direktörler düzeyinde siyasi diyalog toplantısı yapıldı. Bu toplantıda yol haritamız belirlendi. Taraflar katılım müzakereleri sürecini, gümrük vergi oranlarının yeniden ele alınması gibi gümrük birliğini, dış politika, enerji, güvenlik, uyum, düzensiz göç, radikalleşme ve yabancı düşmanlığı, terörle mücadele gibi konuları ele aldılar. Yaz sonu itibariyle AB ile Gümrük Birliği güncellenmesi müzakerelerinin başlayacağını umut ediyoruz.

Bu noktada ekonomi ve ulaştırma gibi alanlarda iş birliğini AB ile arttırmak istiyoruz. Çünkü Gümrük Birliğinin güncellenmesi, Türkiye için çok önemli. Baktığımız zaman Gümrük Birliği Türkiye açısından sistematik bir sorun olmaya başladı. Türkiye’nin Gümrük Birliğinin karar alma sürecinin içinde yer almaması sebebiyle biz 3. ülkelerle yapılan SETA anlaşmalarının hep dışında kaldık ve bu Türkiye aleyhine bir sonuç doğurmaya başladı. Çünkü onların serbest ticaret anlaşması yaptığı ülkelerin ürettikleri mallar, Türkiye’ye gümrüksüz girmeye başladı. Türkiye’nin ürettiği ve yurt dışına sattığı mallara da gümrük vergileri devam etti. Dolayısıyla bu noktada Türkiye aleyhine bir durum oluştu. İşte Gümrük Birliğinin güncellemesi bu noktada önemli.”