Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Gıda Enflasyonu Yüzde 13' Yükseldi

Yıl Sonu Gıda Enflasyonu Yüzde 7'den Yüzde 13'e yükseldi.

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, enflasyon raporunu açıkladı. Raporda en dikkat çeken tahminlerden biri de yılsonu gıda enflasyonunun yüzde 7'den yüzde 13'e çıkması oldu.
Merkez Bankası 2018 yılı üçüncü enflasyon raporunu açıkladı. MB Başkanı Murat Çetinkaya  yüzde 8.4 olan yılsonu enflasyon tahminini 13.4 olarak güncellediklerini açıkladı. Çetinkaya 2019 sonu için yüzde 6.5 olan enflasyon tahminini de yüzde 9.3'e yükselttiklerini söyledi. Raporda en dikkat çeken tahminlerden biri de yıl sonu gıda enflasyonunun yüzde 7'den yüzde 13'e çıkması oldu.
Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya'nın konuyla ilgili açıklamalarından satır başları şöyle:
KREDİLERİN BÜYÜME HIZI GERİLEDİ
Kredilerin büyüme hızı ikinci çeyrekte gerilemeye devam etti
Enflasyondaki yükseliş alt gruplar genelinde yaygın...
İktisadi faaliyet ikinci çeyrek itibarıyla dengelenme eğiliminde
Temmuz Para Politikası Kurulu'nda iç talep koşullarındaki yavaşlama ve para politikasının gecikmeli etkilerini izlemek için politika faizini sabit tuttuk
Getiri eğrisi negatif eğimle daha sıkı parasal koşullar ima eden görünüm sergiledi
 
 

Tarım ve Orman Bakanlığında Yeni Dönem Yol Ajandası Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oluşturuldu. Buna göre Bakan Pakdemirli brifingleri hızlandırırken Tarım ve Orman Bakanlığının’ yeni dönem yol haritası da belirlendi. Yeni dönemde “Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri” hayata geçirilecek. GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek. Orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekar alan sulamaya açılacak. Konya Ovası’nda 2019 sonuna kadar 11 milyon dekar arazi, Doğu Anadolu Projesiyle de 2,3 milyon dekar arazi sulamaya açılacak.
 
Tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek. Özellikle yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern teknikler desteklenecek.
 Tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.

 Gelecek dönemde 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak.
 Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak,
teminat sorunları hafifletilecek, atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak.

 Tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe devam edecek, 81 il ve 250 köyde “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.

IPARD-II kapsamında 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak.

 Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan’daki arazi, Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.

Özel sektöre, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.

 Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak.

 Kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak.
 
 Üretimin artması için atıl araziler değerlendirilecek, yüksek verim için teknolojik tarıma geçilecek
 Teşvikler artık 3 yıllığına verilecek, hibe destekleriyle “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.
 
 Ürün kaybının engellenmesi için özel sektöre de, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.
 Et ihtiyacı için damızlık hayvan desteği sürecek. Yem fabrikaları ve meralar devreye alınacak.
 
 
Milli Tarım Projesi ile sürdürülebilir tarım ve hayvancılık anlayışı politikaların çerçevesini oluştururken, 2003-2017 döneminde 5,6 milyon hektar alanda arazi toplulaştırması tamamlandı.
Söz konusu dönemde çiftçilere 2018 yılı haziran sonu itibarıyla toplam 113,1 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapıldı. Bu dönemde, genç çiftçilere, küçük aile işletmelerine, çoban istihdamına, tarıma dayalı işletme yatırımlarına özel destekler sağlanırken, ilk defa çiftçilerin kullandığı mazotun maliyetinin yarısı destek olarak çiftçiye ödendi, tarım sigortalarının kapsamı genişletilerek birçok ürün doğal felaketlere karşı teminat altına alındı.
Çiğ süt fiyatlarının dengelenmesi için müdahale alımları yapılırken, et fiyatlarını spekülatif hareketlerden korumak amacıyla da Et ve Süt Kurumunca (ESK) tedarik edilen ithal etlerin marketlerde ucuza satılması uygulaması hayata geçirildi.
Öte yandan bu dönemde gıda enflasyonunun hava koşullarının yanı sıra spekülatif hareketlerin ve ürün zincirindeki problemlerin etkisiyle aşırı yükselmesi hem enflasyonu tetikledi hem de daha fazla tarım ürünleri ithalatının kapısını araladı.
TARIMSAL DESTEKLER 3 YILLIK PLANLANACAK
Yeni dönemde Tarım ve Orman Bakanlığınca planlı tarım ve çağdaş hayvancılık uygulamalarına yönelik gerekli yapısal dönüşümler, tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek.
Bakanlığın iki önemli ayağından biri olan tarım alanında öncelikle tarımsal desteklerin sayısı azaltılarak daha etkin destekleme politikası izlenecek, tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.
Gelecek dönemde kümülatif olarak 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak. Tarım sanayi entegrasyonunu sağlamak için tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe vermeye devam edilecek, 81 il ve 250 köyde "Birlikte Üretim Modeli" hayata geçirilecek.
Ayrıca 2020 yılına kadar IPARD-II kapsamındaki destekler sürdürülecek, 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak. Yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern tarımsal tekniklerin yatırımları desteklenecek.
Özellikle gıda enflasyonunun kontrol altına alınması için tarımsal destekler şekillendirilirken, Türkiye'nin arz dengesi ve dış ticaret politikaları da dikkate alınacak. Tarımsal desteklemelerde ürün deseni ve su potansiyeli uyumu gözetilerek, sertifikalı üretim yöntemlerine önem verilecek.
Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan'da kiralanan arazi TİGEM'in öncülüğünde Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.
Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşması ve gelişmesi için uzun süreli kiralama garantisi kapsamında özel sektöre lisanslı depo yaptırılacak.
Hazine arazilerinde tarım yapan çiftçilerin kullanımlarına ilişkin iyileştirmeler ve satın alma olanakları getirilecek.
Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak, Doğu Anadolu Bölgesinde entegre tesislerin kurulması desteklenecek.
Yetiştiricilere 250 bin damızlık gebe düve, 300 başa kadar olmak üzere toplamda 500 bin baş damızlık koyun desteği ve süt piyasasının regülasyonu uygulamasına devam edilecek.
 
GAP KAPSAMINDAKİ BÖLGELERİN TAMAMI SULAMAYA AÇILACAK
 
Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek. Kurulma aşamasındaki 17 Araştırma ve Eğitim Merkezi ile Ar-Ge çalışmalarına hız verilecek.
GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek, orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekarın tamamı sulamaya açılacak, Konya Ovası Projesi (KOP) ile Akdeniz’e boşa akan suların Konya Ovası’na yönlendirilmesi, vahşi yer altı sulamalarının yağmurlama veya damlamalı sulama usullerine dönüştürülmesiyle su ve enerji sarfiyatında tasarruf sağlanacak. KOP'ta 2019 sonuna kadar hedeflenen 11 milyon dekar arazinin tamamı, Doğu Anadolu Projesi’yle 2,3 milyon dekar arazi daha sulamaya açılacak.
Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak, teminat sorunları hafifletilecek, arazi bankacılığı gibi modellerle atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak, hayvancılık üretiminin artırılması için kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak, küçükbaş hayvancılığın gelişimi için meraların kullanımı teşvik edilecek, bu konuda büyük yatırım yapmak isteyen yatırımcılara yer temin edilecek.
Yeni sistem ile tarım ve ormancılık politikaları yerlilik ve millilik ekseninde oluşturulacak. Kaynakların daha verimli ve adil kullanımını sağlamak için yeni çalışmalar yapılacak.
 
AĞAÇLANDIRMADA 4 MİLYARI AŞKIN FİDAN TOPRAKLA BULUŞTU
 
Bakanlığın diğer önemli ayağı olan ormancılık alanında da son 16 yılda Türkiye'deki doğal sit alanı ve milli parklar gibi korunan alanların sayısı 175’ten 558’e çıkarıldı.
Hidrolik enerji, sulama, içme suyu ve taşkın koruma alanlarında, 2003 yılından 2017 sonuna kadar yaklaşık 126 milyar lira yatırım gerçekleştirildi.
Söz konusu dönemde 525’i baraj, 527’si HES, 336’sı gölet, bin 232’si sulama tesisi, 207’si içme ve kullanma suyu temini tesisi, 17’si atıksu arıtma tesisi ve 4 bin 640’ı taşkın koruma tesisi olmak üzere toplam 7 bin 484 tesis hayata geçirildi. Toplam ekonomik sulanabilir 85 milyon dekar arazinin, 65 milyon dekarı sulamaya açıldı.
 
İçme suyu eylem planları ile şehirlerin 2071 yılına kadar su ihtiyacı planlandı.
Ağaçlandırma kapsamında 4 milyarı aşkın fidan toprakla buluştu. 2015-2019 dönemini kapsayan "5 Bin Köye, 5 Bin Gelir Getirici Orman" projesi yürütüldü.
Orman kadastro çalışmaları tamamlandı, Ulusal Çölleşme Risk Haritası hazırlandı ve Toprak Bilgi Sistemi kuruldu, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanteri projesini 54 ilde tamamlandı.
Hayvanları Koruma Kanunu, sokak hayvanlarının rehabilitasyonu maksadıyla 2004 yılında yürürlüğe girdi, 81 yaban hayatı geliştirme sahası aktifleştirildi.
 
KORUNAN ALANLARIN SAYISI 653'E ÇIKARILACAK
 
Yeni dönemde Türkiye'nin ekonomik sulanabilir arazilerinin tamamı 2023 sonuna kadar sulamaya açılacak.
Arıtılmış atık suların ekonomiye yeniden kazandırılması amacıyla yüzde 1,2 olan yeniden kullanım oranı 2023 yılına kadar yüzde 5’e çıkarılacak.
Korunan alanlarda, tabiat eğitim merkezleri, yaz okulu ve gençlik kampları tesis ederek tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütülecek. Korunan alanların sayısı 2023 sonunda 653’e çıkarılacak.
Türkiye'deki mağaralar araştırılacak, veriler ışığında mağaralar tabiat varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alınacak.
Yer üstü ve yer altı su kaynaklarını kapsayacak şekilde su havzaları koruma altına alacak, "Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi Modeli"ne geçilecek. Ulusal Su Planı ve Ulusal Su Güvenliği Planı yayınlanacak.
Şehir ormanları sayısı 2019 yılına kadar 160’a çıkarılacak, 2019 sonuna kadar ormanların tamamının tapu ve tescil işlemleri gerçekleştirilecek.
 
Felaketlerin önlenmesi için 2023 yılına kadar 25 Çığ Kontrol Projesi ve Çığ Tehlike Haritası, 35 Heyelan Kontrol Projesi ve Heyelan Tehlike Haritası, 250 alanda sel kontrol projesi hayata geçirilecek.
Orman alanlarını çoğaltmak, erozyonu önlemek, ceviz, badem, zeytin gibi ürünlerin üretimini desteklemek üzere 10 bin dönüme kadar Hazine taşınmazı gerçek ve tüzel kişilere kiralama amaçlı arz edilecek.


 
 

Bakan Fakıbaba ‘Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir’

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesinin ev sahipliğinde Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi öncülüğünde başlayan ‘Türkiye’de Tarım Politikaları ve Ülke Ekonomisine Katkıları’ konulu uluslararası sempozyuma  katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Şu açıklamalarda bulundu.  
“Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir”
Bakan Fakıbaba, bakanlık olarak tarım alanında yaptıkları çalışmaları anlattı. Tarımı, stratejik ve iktisadi bir sektör olarak ele aldıklarını, çiftçiyi de bu stratejinin merkezine alarak projeler belirlediklerini dile getiren Bakan Fakıbaba, “AK Parti Hükumetlerimizin yapmış olduğu çalışmalar sonucu Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir. Türk tarımına ve Türk çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği biz verdik. 20 milyon insanımızın, tarımda istihdam edilen 5 buçuk milyon vatandaşımızın daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış 3.7 milyar dolardan 16.2 milyar dolara çıktı. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir” dedi.
 Son günlerin tartışma konusu olan et fiyatlarına da değinen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvansal ürünler ithalatını bitireceklerini söyleyerek, “Her zaman ve her yerde söylüyorum, ana olmadan dana olmaz, dana olmadan da et olmaz. İşte bu bilinç ve şiarla 250 bin damızlık düve projesi, 300 damızlık koyun projesi. Birlikte yürüttüğümüz müşterek diğer proje ve çalışmalarımızla orta ve uzun vadede inanıyoruz ki hayvan ithal eden değil ihraç eden ülke konumuna geleceğiz” diye konuştu.

 
 

Tarımsal Arazi Edinme Usulleri Belirlendi

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda öngörülen tarımsal arazi edindirme iş ve işlemlerine yönelik usul ve esaslar belirlendi. Tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca gerçekleştirilecek.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, Tarımsal Arazi Edindirme İş ve İşlemleri Hakkında Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı. 
Yönetmelikle Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda öngörülen, tarım amaçlı arazi ediniminin kolaylaştırılması, tarımsal arazi piyasasının düzenlenmesi, mülkiyetten kaynaklanan ihtilafların giderilmesi, tarım arazilerinin değerinin tespiti, tarımsal üretimde kullanılmayan arazilerin üretime kazandırılması, arazi sahiplerinin satış, alıcıların alım taleplerinin değerlendirilerek tarafların birbirleriyle ilişkilendirilmesi ve işletmelerin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğüne ulaştırılması veya daha da artırılması amacıyla tarımsal arazi edindirme iş ve işlemlerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi. 
Buna göre, tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri, gerçek ve tüzel kişilere ait tarım arazilerinde Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak, tarım arazilerinin değeri ve kira bedelleri Bakanlıkça belirlenecek.
Hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafı, tarımsal faaliyete son verilmesi ve göç gibi nedenlerle işlenmeyen ve tarımsal üretimde kullanılmayan, ekonomik olarak işletilememesi nedeniyle sahipleri tarafından satışa çıkarılmak istenen, kiralama, ortakçılık veya yarıcılık şeklinde değerlendirilmesi talep edilen, intikali yapılmamış, hisseliliğin giderilemediği ve intikal işlemleri çözülemeyen gerçek ve tüzel kişilere ait tarım arazileri tespit edilecek. 
Tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri kapsamında tespit edilen tarım parselleri, maliklerinin veya hissedarların talebi üzerine muvafakat alınmak kaydıyla mülkiyet bilgilerine de yer verilerek "Satışa Çıkarılacak Parseller" veya "Kiralama Yapılacak Parseller" listesine eklenecek. Bu listeler, Bakanlığın kurumsal internet sitesinde ve mahallinde 15 gün ilan edilecek. 
İlan edilen listelerdeki parselleri satın almak veya kiralamak isteyen gerçek ya da tüzel kişilikler belirlenerek alıcı ve kiracı listeleri oluşturulacak. Satışa ve kiraya çıkarılan parsellerle alıcı ve kiracıların eşleştirildiği liste, Bakanlığın belirleyeceği usullerle 15 gün süreyle ilan edilecek. 
Alıcı, satıcı veya vekilleri tarafından mahalli tapu müdürlüklerinde devir işlemleri gerçekleştirilecek. Tarafların talebi halinde, satışa çıkarılacak parseller listesindeki taşınmazların alıcısıyla satıcıları arasındaki satış işleminin gerçekleşmesine yönelik il/ilçe gıda tarım ve hayvancılık müdürlüğünce aracılık işlemleri yapılacak. 
Tarım arazilerinin gelir değeri, değerleme tarihinde, arazilerin optimum koşullarda işletilmesi halinde elde edilecek yıllık ortalama net gelire göre hesaplanacak. 
Üretim dönemlerine ait gayrisafi üretim değerlerinin hesaplanmasında, çiftçi eline geçen ürün fiyatlarıyla verimler dikkate alınacak. 
Yönetmelik kapsamında tarım işletmelerinin ölçeğinin büyütülmesi ve ekonomik açıdan verimli kılınması amacıyla yapılan devirlerde, Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik ve Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği kapsamındaki uygulamalar kısıtlamalara yol açmayacak.
 
 

Bakan Fakıbaba'dan Et Fiyatına İlişkin Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba et fiyatlarına yönelik olarak açıklamalarda bulundu.
"Hayvanı sakla fiyatlar artsın hayvanı yağlandır ondan sonra da vatandaşlar fazla fiyatla yesin, bunlara hükümetimiz müsaade etmemektedir. Bazı süreçler geçiçi olarak ithatlar yapılabiliyor ancak bunlar yapılırken hep besici ve çiftçi kardeşlerimizi özellikle anadan babadan uğraşan varsa üretim yapan hayvancılık yapan kardeşlerimizi ön planda tutuyoruz.
Birinci derecede onları ve halkımızı düşünerek hükümetimiz tarafından bazı önlemler alınabilmektedir. Bu spekülatif hareketlerle piyasalarda kimse et fiyatlarında oynama yapmasın yükselttiği taktirde mutlaka ama mutlaka hükümetimizin alacak kararları vardır.
Bu konularda hükümetimiz çalışmalarına devam etmektedir ve mutlaka ama mutlaka üreticilerimizin mağdur olmayacğaı ve onların Allah razı olsun diyebileceği ve diğer yandan tüketici vatandaşlarımızın bu et çok pahalı yiyemiyorum demeyeceği bir fiyatta karar kılacağız"dedi.

 

Türkiye ve KKTC Arasında Tarım Alanında İşbirliği Protokolü İmzalandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) tarımda daha güçlü ve etkin olmasının Türkiye için çok önemli olduğunu belirterek, "Tarımsal anlamda her türlü desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz." dedi.
Türkiye ile KKTC arasında "Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptı"nın imzalanması dolayısıyla Bakanlığın Toplantı Salonu'nda tören düzenlendi. Mutabakat zaptını, Fakıbaba ile KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali imzaladı.
Fakıbaba, buradaki konuşmasında, yavru vatan Kıbrıs'ın değerli Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Şahali'yi ağırlamaktan mutluluk duyduğunu söyledi.KKTC'nin tarımda daha güçlü ve etkin olmasının Türkiye için çok önemli olduğunun altını çizen Fakıbaba, "İki tarım bakanı olarak birlikte hangi çalışmaları yürüteceğimizin detaylarını konuştuk.Yavru vatan Kıbrıs'ı, ülkemizin bir parçası olarak görüyoruz. Bugüne kadar Kıbrıs ile birçok projeye ve birçok ortak işbirliğine imza attık. Tarımsal anlamda her tür desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Şimdi imza atacağımız anlaşma ile tarımsal işbirliğimiz daha da güçlenecektir." dedi.
Fakıbaba, mutabakatın her iki ülke için hayırlı olması temennisinde bulundu.
Şahali de imzalanan mutabakatla iki ülke arasındaki ilişkilerin ileri boyuta taşınacağını belirterek, "Tarım, bilimsel olarak ele alınması gereken bir üretim alanı. Bu doğrultuda Türkiye çok mesafeler katetti. Türkiye'nin deneyimlerinden faydalanmak bizim için çok önemli." diye konuştu.Tarım ve kırsal kalkınma alanında ekonomik ve teknik işbirliğinin geliştirilmesi için uygun şartların oluşturulması amacıyla imzalanan anlaşmayla tarım, bitkisel üretim, bitki koruma, hayvancılık, hayvan sağlığı, balıkçılık, sulama ve kırsal kalkınma alanlarında işbirliği yapma hususlarında mutabakata varıldı.
 
 

Örnek Köy Projesi" Tanıtıldı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen, hayvancılık ve bitkisel üretimin geliştirilmesini amaçlayan "Örnek Köy Projesi" Altunhisar ilçesine bağlı Yeşilyurt köyü sakinlerine anlatıldı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen, hayvancılık ve bitkisel üretimin geliştirilmesini amaçlayan "Örnek Köy Projesi" Altunhisar ilçesine bağlı Yeşilyurt köyü sakinlerine anlatıldı.
Niğde Valisi Yılmaz Şimşek, beraberindeki İl Emniyet Müdürü Salim Cebeloğlu, İl Genel Meclis Başkanı Bülent Küçüktuna, Ak Parti İl Başkanı Mahmut Peşin ve ilgili kurum müdürleriyle Kınık Höyüğü kazı çalışmaları başta olmak üzere ilçenin tarihi ve tarımsal alanlarını inceledi.
Ziyaret kapsamında Sıra Çakıl Hanı, Han Köprüsü, Belediye Kültür Evi, Osman Gözcü Evi, Ömerli deresi ve Zindan Vadisine gezen Vali Şimşek ve beraberindekiler, Yeşilyurt köyünde düzenlenen toplantıya katıldı.
Gıda, Tarım ve hayvancılık İl Müdürü Asım Baş, toplantıda proje hakkında bilgi verdi.
Vali Şimşek, yaptığı konuşmada, birlikte üretimin önemine değinerek "Örnek Köy Projesi'ne hayvansal ve bitkisel üretim yapan çiftçilerimiz dahil olacak. Proje toplu hayvancılık ve bitkisel üretim alanlarının oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görülüyor." dedi.
Daha sonra Vali Şimşek, köy sakinlerinin sorun, görüş ve taleplerini dinledi, çözüme kavuşturulması noktasında ilgili korum müdürlerine talimat verdi.
 

Mevsimlik Tarım İşçilerine Yeni Proje

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba "gözümüz" diye nitelendirdiği mevsimlik tarım işçilerinin insanca yaşayabilecekleri, eğitim, sağlık hizmeti alabilecekleri bir projeyi bu ay içinde Polatlı'da hayata geçireceklerini duyurdu.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, AK Parti Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu   başkanlığında toplandı.
Katırcıoğlu, hukuk devletinin olmazsa olmazı, yargı erkinin temel taşı, en büyük güvencesi olan savunmanın en önemli unsuru avukatların, Avukatlar Günü'nü kutladı.
Afrin'deki askerleri minnetle andığını ifade eden Katırcıoğlu, ordunun başarılı olması için dualarını eksik etmediklerini, şehit olan askerlere Allah'tan rahmet diledi.
Komisyonda daha sonra Fakıbaba, kırsal alanda kadının güçlendirilmesi ve kırsalda kadın girişimciliğinin desteklenmesine yönelik sunum yaptı.
Fakıbaba, bakanlığın misyonunun, sürdürülebilir tarımsal üretimi, yeterli ve güvenilir gıdaya erişimi, kırsal kalkınmayı, rekabet edilebilirliği sağlamak amacıyla yenilikçi politikalar belirlemek, uygulamak, izlemek ve değerlendirmek olduğunu belirtti.
Ahmet Eşref Fakıbaba, temel görevlerini, bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretiminin geliştirilmesi, tarım sektörünün geliştirilmesine, tarım politikalarının oluşturulmasına yönelik araştırmalar yapılması, gıda üretimi, güvenliği, güvenirliğinin sağlanması, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması, verimli kullanımının sağlanması şeklinde sıraladı.
Ayrıca çiftçinin örgütlenmesini, bilinçlendirilmesini, tarımsal desteklemelerin etkin şekilde yönetilmesini, tarımsal piyasaların düzenlenmesini sağladıklarını vurgulayan Fakıbaba, gıda, tarım ve hayvancılığa yönelik genel politikaları belirlediklerini, uygulamasını izlediklerini ve denetlediklerini söyledi.
Fakıbaba, bakanlığın merkez biriminde 2 bin 466 erkek, bin 338 kadın; taşrada 43 bin 728 erkek, 14 bin 783 kadının çalıştığını; merkez yönetici kadrolarında 196 erkek, 17 kadın, taşrada 858 erkek, 39 kadın yöneticinin görev aldığını bildirdi.
Bu rakamların kendisini üzdüğünü dile getiren Fakıbaba, bu sayının mutlaka daha dengeli olması gerektiğini kaydetti. Fakıbaba, bakanlığına bağlı kurumlarla birlikte 77 bin personelin çalıştığını, bunun yüzde 24'ünün kadın olduğunu, Türkiye ortalaması olan yüzde 27'nin altında yer aldığını aktardı.
-"Ne şehirde ne Türkiye'de kalkınma olur"
Kırsal alanda kadını güçlendirmeye yönelik stratejileri hakkında bilgi veren Fakıbaba, kırsalda kalkınma olmadığı takdirde ne şehirlerde ne Türkiye'de kalkınma olabileceğine işaret etti.
Bakanlığın adının Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olduğuna işaret eden Fakıbaba, buna kırsal kalkınmayı da eklemeleri gerektiğini söyledi. Fakıbaba, kırsal kalkınmaya, genel müdürlük seviyesinde değil daha üst seviyede görev vermeleri gerektiğini dile getirdi.
Köyden şehirlere göç edildiğini ancak nüfusun yüzde 20'sinin halen kırsalda olduğuna dikkati çeken Fakıbaba, "Kırsaldaki yüzde 20'yi şehirlere getirmemeyi hedeflersek, ayrıca şehirde mutsuz olan insanları köylerine geri döndürmeyi hedeflersek bu sayı artar. Bu hem şehirleri rahatlatacak, kırsalda, dolayısıyla ülkede kalkınma olacaktır." dedi.
Fakıbaba, kurgularının, "Kırsal kalkınma nasıl olabilir? Ne yapabiliriz?" üzerinde olduğunu ifade ederek, 2018-2022 dönemi stratejik planlarında, tarımsal altyapı ve kırsal kalkınmanın, alan olarak belirlendiğini vurguladı. Fakıbaba, bu alan altındaki hedeflerinin, kırsal ekonomiyi geliştirmek, kırsalda yaşayan insanların ekonomik gelirlerini artırmak olduğunu ifade etti.
-"Kırsal alanda kadın ve genç istihdamını artırmak"
Stratejilerinin, kırsal alanda kadın ve gençlerin istihdamını artırmaya yönelik sürdürülebilir projeleri desteklemek olduğunu bildiren Fakıbaba, tarımın, hizmet sektöründen sonra en fazla kadın istihdamı sağlayan sektör olduğunu anlattı.
Kırsalda kadının tarımsal, ekonomik ve sosyal yönden güçlenmesine yönelik çalışmaların, tarım politikaları içinde kadın emeğinin göz ardı edilmediğinin göstergesi olduğuna dikkati çeken Fakıbaba, kırsalda kadın girişimciliğinin güçlendirilmesi, kadınların kooperatif kurmasının özendirilmesi, kooperatif ortaklıklarının artırılması, aktif rol almalarını sağlamaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini anlattı.
Fakıbaba, kırsalda yaşayan kadınlar için gelir getirici, mesleki beceri kazandırıcı, çalışma koşullarını iyileştirici, faaliyet çeşitliliğini artırıcı, sosyo ekonomik yönden güçlendirici projelerin uygulandığını söyledi.
-2 milyon kadın çiftçiye eğitim
Kırsalda yaşan kadınlara bilgi aktarmak, yeni teknikler öğretmek, becerilerini geliştirmek, sosyal ve ekonomik statüsünü yükseltebilmek için bakanlığının eğitim ve yayım hizmeti verdiğini anlatan Fakıbaba, 2003'ten bugüne kadar kırsalda kadına yönelik farklı tarımsal konularda 197 bin faaliyette, 2 milyondan fazla kadın çiftçiye eğitim verildiğini bildirdi.
Fakıbaba, 2017'de 16 bin 110 faaliyete, 104 bin 623 kadın çiftçiye eğitim verildiğini dile getirerek, bakanlığınca kadın çiftçiler tarımsal yayın projesi kapsamında 2015'ten itibaren kırsalda kadına yönelik 3 program yürütüldüğünü belirtti. Fakıbaba, bunların, "kadın çiftçiler tarımsal yeniliklerle buluşuyor", "tarımda kadın girişimciliğinin güçlendirilmesi" ve kadın çiftçilere yönelik il özel proje programı olduğunu ifade etti.
-3,5 milyarlık hibe desteği
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, kırsal kalkınma destekleriyle 2006-2017 yılları arasında 3,5 milyar lira hibe desteği verildiğini, bu kapsamda 8 bin 483 tarımsal sanayi tesisinin tamamlandığını, 69 bin 742 kişiye istihdam sağlandığını vurguladı.
Fakıbaba, 2017'de 16 bin 67 genç çiftçinin 9 bin 843'ünün kadın çiftçi olduğunu, 480 milyon lira desteğin 295 milyon lirasının kadın çiftçilere kullandırıldığını belirterek, şunları kaydetti: 
"Bakanlığımızca verdiğimiz eğitimler, destek programları, desteklemelerde pozitif ayrımcılık ile üretilen projeler sonucunda kırsalda yaşayan kadınlarımızın iyi birer girişimci olabileceğini ortaya koyuyoruz. Kadın girişimciliğini geliştiriyoruz, güçlendiriyoruz, statülerinde bir değişim oluşturuyoruz, üretimlerini ekonomiye kazandırıyoruz. Bu bana göre yeterli değil. Daha fazla kadına destek vermeliyiz."
Fakıbaba, daha sonra komisyon üyelerinin sorularını yanıtladı.
-"Ödeyecekleri taksitlerle satmak lazım"
CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen, Hazine arazilerini ecrimisil yoluyla işleten çiftçilere, belli bedel çıkarılarak, satın almaları, satın almamaları halinde ihaleyle üçüncü şahıslara satılacağına dair yazılar gönderildiğini söyledi.
Fakıbaba, Türkmen'in sözlerine şöyle karşılık verdi: 
"Ecrimisil ile oturuyor. O kardeşlerimin hakları olduğunu, alması gerektiğine inanıyorum. Orada 81 milyonun, sizin de hakkınız var. Sizin adınıza, 'hadi bu bedava olsun' diyemem. Sizin de dememeniz lazım. Bir başkasına 50 kuruşa satarken, acaba bu arkadaşa 25 kuruşa nasıl verebilirim veya onun alabileceği fiyatlarla, taksitlendirmelerle çözmek lazım. 'Şu tarlamı alamadım, başkası geldi aldı' diyenle karşılaşmadım. 40 yıldan beri oturuyor, ağaç dikmiş, emek vermiş, onun olması lazım.1970'li yıllarda tarım reformundan dolayı adamın elinde arazisi alınmış, 'benim dedemden kaldı, bunu alacağım' diyor. Biz de araya giriyoruz, 'Senin dedenden kaldı ama bu adam da 40 yıldır çalıştırıyor, emek vermiş, aranızı bulalım' diyoruz. Dışarıdan göründüğü gibi hemen çözülecek bir olay da değil. Mümkün olduğu kadar bu arkadaşların ödeyebileceği taksitlerle bunu satmak lazım. Tapusunu alması lazım."
-"TİGEM'de hantal yapı var"
Bir soru üzerine Fakıbaba, TİGEM'de hantal bir yapı olduğunu, kurumun 30 milyar lira değerinde bir yapıya sahip bulunduğunu söyledi. Fakıbaba, "Bunun hakkını verebiliyor muyuz, bana göre de tam değil. Ama vermek için çok büyük gayretlerimiz var. Kısa zamanda göreceksiniz." dedi.
Bakanlığı ile FAO arasında Suriyeli mültecilere yönelik proje yürütüldüğünü dile getiren Fakıbaba, ilk aşamasının geçen yıl bittiğini, 900 kişinin eğitildiğini vurguladı.
Fakıbaba, tarım ve hayvancılığa, gençlerin, kadınların sahip çıkması çağrısında bulundu.
Bir organizasyon eksikliği bulunduğunu da dile getiren Fakıbaba, il özel idarelerinin, birçok bakanlığın, Hazinenin tarıma destek verdiğini ancak bunların ortak havuzda toplanması halinde daha iyi olacağını vurguladı.
-Çadırlarında kaldı
Fakıbaba, tarım işçilerini ziyaret ettiğini, çadırlarında kaldığını, şartlarının hiç hoş olmadığını gözlemlediğini söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ve Şanlıurfa milletvekilleriyle, Eskişehir, Polatlı, Kayseri, Malatya'ya gittiğini, zaman zaman işçilerin çadırlarında kaldıklarını anlatan Fakıbaba, şöyle devam etti: 
"Nisan ayında başlangıç yapıyoruz. Polatlı'da insanca yaşayabilecekleri çok güzel bir proje çıkardık. Gelecek tarım işçileri, çok farklı şekilde çalışma imkanı bulacak. Daha temiz, lavabosu, banyosu, odaları farklı olan, rahat edebilecekleri, eğitim, sağlık hizmeti alabileceği alanlar oluşturduk. Bunu bütün şehirlere yaymayı düşünüyoruz. Tarım işçileri bizim gözümüz. Polatlı'ya gittim, bu tarlayı kim yapıyor, 'Urfalılar', burası kime ait, 'Burayı da Urfalılar yapıyor.' Helal olsun dedim ama şartları iyi değil. Bu insanlar o şartlardan daha mükemmelini hak ediyor. Bunları hep beraber el ele verip düzeltmemiz lazım. Onlar bizim çocuklarımız. Sizi Polatlı'da yeni yapılan projeye davet edebiliriz. Samimiyetimizi test edebilirsiniz."
 

Bakan Fakıbaba'dan "Erken Destek" Müjdesi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, çiftçiye verilen tarımsal desteklemelerin bu yıl olduğu gibi gelecek yıl da erken ödenmesinin planlandığını bildirdi.
Fakıbaba, Türkiye'nin verimli tarım arazileriyle dünyanın en önemli gıda üretim merkezlerinin başında geldiğini söyledi.
Ülkenin tarım alanlarının daha iyi değerlendirilebilmesi için üretici ve tüketicilerle daha fazla iş birliği yapmayı planladıklarını ifade eden Fakıbaba, bu anlamda hem üreticiyi hem de tüketiciyi daha fazla rahatlatmaya çalıştıklarını belirtti.
Fakıbaba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım ile yaptıkları görüşmelerin ardından, çiftçiye ödenen tarımsal desteklemelerin tarihinde değişikliğe gittiklerine dikkati çekti.
Bu yıl şubat ayında yaptıkları destekleme ödemelerini gelecek yıl da erken ödemeyi planladıklarını vurgulayan Fakıbaba, şöyle devam etti: 
"Tarımsal desteklemeler eskiden altıncı ve yedinci aylarda verilirdi, bu yıl şubatta verildi, seneye de aynısını yapacağız. Her gittiğim yerde çiftçi arkadaşlarım 'Allah razı olsun, biz eskiden haziranda, temmuzda bu destekleri alırken, şimdi şubat ayında alıyoruz' diyor, teşekkür ediyorlar. Allah'ın izniyle, çiftçi kardeşlerim benim ailem. Yani gıda, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kim varsa benim ailem. Tabii 81 ilimizdeki her vatandaş benim kardeşim ama açık konuşmam gerekirse özellikle benim ailem bunlardır."
"Sürekli hizmet talimatı alıyoruz"
Fakıbaba, çok yoğun bir tempo ile çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların temsilcileriyle sık sık bir araya gelerek yürütülecek çalışmalara ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını aktaran Fakıbaba, mümkün olduğunca da üretici ve tüketiciyle yüz yüze görüşme gayretinde olduklarını söyledi.
Fakıbaba, görevini en iyi şekilde sürdürmenin gayretinde olduğunu vurgulayarak, "Bütün halkımızın emrindeyiz ve hizmetkarıyız. AK Parti'den almış olduğumuz talimat budur. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızdan sürekli hizmet talimatı alıyoruz. Haftada en az üç yere gidiyorum, gerekli çalışmaları yapıyorum. Yapabileceklerimiz için söz veriyoruz, yapamayacaklarımız için ise özür diliyoruz. İnşallah her geçen gün daha iyiye doğru gidiyoruz." diye konuştu.
Şanlıurfalı çiftçilerden Mehmet Nuri Albayrak da desteklemelerin erken ödenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Çiftçinin arazisini daha rahat ürüne hazırlayabildiğini anlatan Albayrak, "Desteklemenin erken ödenmesi çiftçi açısından önemlidir. En azından zor duruma düşmez. Erken ödenmesi çiftçinin işine geliyor. Dolayısıyla ister istemez zor durumda kaldığı dönemlerde erken aldığı ödeme sayesinde kendini daha rahat hissediyor. Tarla bakımını ve arazi sürümünü daha iyi yapıyor. Bu dönemde verilmesi çiftçilerimizi memnun etmiştir." şeklinde konuştu.
Çiftçi Hüseyin Öztürk ise erken ödemeler sayesinde borçlanmadan arazilerine bakım yapabildiklerini söyledi.
Desteklemenin erkene çekilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Öztürk, emeği geçen hükümet yetkililerine teşekkür etti.
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Yeni Bir Liste Daha Yayınladı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bazı firma ve restoranlara, hileli ürünler sattıkları gerekçesiyle ceza kesip isimlerini internet sitesinde yayınladı. Yayınlanan listede İzmir'de bulunan iki restoran öne çıkıyor.
İzmir’in Bornova ilçesinde, ağırlıklı olarak Ege Üniversitesi öğrencilerinin yaşadığı Kazım Dirik Mahallesi’nde bulunan iki işletmeye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ceza kesildi. Restoranlardan biri isim ve konsept değişikliğine gitmeyi seçerken, diğer restoranın ise hiçbir değişik yapmadan servise devam ettiği görüldü. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çeşitli aralıklarda, tüketicinin sağlığı ve menfaatinin korunması ile sektörde haksız rekabetin önlenmesine yönelik olarak taklit veya tağşiş (karışım) ürün sattığı tespit edilen firmaların ve restoranların teşhir listesini yayınlamayı sürdürüyor.
İki Restoran Dikkat Çekiyor
Geçen hafta yayınlanan listede, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, bitkisel yağ, bal, takviye edici gıdalar, çikolata ve enerji içeceği gibi ürünleri üreten 173 firma ve bu firmalara ait 282 parti ürünün ismi yer aldı. Listede, Bornova ilçesinde bulunan ve genellikle Ege Üniverisitesi öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı Kazım Dirik Mahallesi’ndeki 2 restoran dikkat çekti. Küçükpark’ta bulunan ve öğrenciler tarafından sıklıkla tercih edilen ‘Sarmala Dürüm Evi’ ve ‘Londra 1 Dumanlı Köfte’ isimli restoranlar da, bakanlığın açıkladığı listede yer aldı. Sarmala Dürüm Evi, isim ve menü değişikliğine gitmeden, işlerine olduğu gibi devam etmeyi seçerken, Londra 1 Dumanlı Köfte’nin listenin yayınlanmasından 2 gün sonra el değiştirdiği iddia edildi. Eski tabelanın indirilip yerine ‘Küçükpark Ocakbaşı’ yazılı tabelanın asılması da dikkat çekti. Sarmala Dürüm Evi’nin işletmecisi A.S., söz konusu durumun kendisinden önce işletmecilerle ilgili olduğunu, ürünlerine güvendiklerini ve satışlarda herhangi bir olumsuz etkilenmenin gerçekleşmediğini söyledi
 
 

Türkiye, Fırat Kalkanı Bölgesini Tarımsal Destekle Kalkındırıyor

Cerablus ve El-Bab ilçelerinde halkın yeni bir hayata başlaması için her türlü desteği sağlayan Türkiye, tarım ve hayvancılığın canlanması için de çalışmalarına devam ediyor.
Cerablus ve El-Bab'ta tarım teşkilatının ayağa kaldırılması için koordinatör olarak görevlendirilen Gaziantep Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ekipleri, bölgede bir yandan yıllardır mücadelesi yapılmayan şap, koyun ve keçi vebası ile brusella'ya karşı aşılama yaparken, diğer yandan da çiftçilere ilaçlamadan ürünlerinin satın alınmasına kadar birçok destekte bulunuyor.
Bugüne kadar 2 milyon liranın üzerinde destek ve hizmet sunulan bölge, insanların kaçtığı yer konumundan göç alan bir yerleşim yeri haline geldi.
Öncelikli ihtiyaçlar tespit ediliyor
Gaziantep Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mehmet Karayılan, Fırat Kalkanı Harekatı ile terör örgütlerinden temizlenen Cerablus ve El-Bab ilçelerinin tarım teşkilatlarının ayağa kaldırılması ve tarımsal üretimin canlandırılması için kendilerine koordinatörlük görevi verilmesinin ardından bölgeye giderek bitkisel ve hayvansal üretim alanlarında incelemeler yaptıklarını ve öncelikli ihtiyaçları tespit ettiklerini söyledi.
Bölgedeki yerleşim birimlerinin iklimi, toprak yapısı ve ürün deseninin Gaziantep ile benzerlik gösterdiği için çalışmaları daha rahat yürüttüklerini dile getiren Karayılan, "Cerablus'ta 546 bin dekar alanda arpa ve buğday başta olmak üzere kimyon, mercimek ve nohut, 140 bin dekar alanda ise Antep fıstığı, zeytin ve badem üretildi. Bölgede bir yılı aşkın süredir görev yapan 5 veteriner hekim köylerin neredeyse tamamına ulaşarak ocak-mart döneminde 11 bin 555 küçükbaş ve 2 bin 781 büyükbaşa şap, 10 bin 425 koyun ve keçiye veba aşısı yaptı" diye konuştu.
Tarım binasının yapımına başlandı
Karayılan, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017-2018 yıllarında Cerablus merkez ve köylerinde insani yardım ve bölge kalkınması amacıyla 150 ton gübre, 7 bin 200 fide, 52 ton kanatlı yemi, 7 bin 200 yumurtacı tavuk, 3 bin 200 litre tarım ilacı, 4 bin 650 fidan ile çeşitli tarım araçların dağıtıldığını vurguladı.
Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla yetiştiricilerden 16 ton nohut ve 545 ton mercimek alımı yapılarak, 827 bin lira ödeme yapıldığını dile getiren Karayılan, şöyle konuştu:
"Cerablus kesimhanesinde görevli veteriner hekimlerimiz, kesimi yapılan hayvanlardan sağlıklı olanların kasaplarda ve lokantalarda satışına izin vermektedir. Gıda kontrol ekiplerimiz tarafından da günlük kontrol yapılmaktadır. 2018 yılında 45 işletmeye idari para cezası uygulanmıştır. Cerablus Mahalli Meclisi tarafından tarımın geliştirilmesi amacıyla 25 ton buğday tohumu ve 10 ton üre gübresi alınarak, kar amacı gütmeden çiftçilere satışı yapılmıştır. Cerablus’ta çiftçilerimize daha iyi hizmet vermek amacıyla Bakanlığımız tarafından tarım binasının yapım çalışmalarına başlanmıştır."
Bab çiftçisinin 5 milyon liralık ürünü satın alındı
Karayılan, El-Bab'ta ise 210 bin dekar tarım arazisinde genel olarak arpa ve buğday yetiştirildiğini belirtti.
İlçede 95 bin küçükbaş, yaklaşık 2 bin 500 büyükbaş varlığı bulunduğunu belirten Karayılan, bölge çiftçisinin desteklenmesi için yerel tarım ofisi ve bakanlığın ortak çalışmasıyla 2017 yılında 150 ton kimyevi gübre, 33 ton kanatlı yemi ve 4 bin 400 tavuk temin edilerek çiftçilere dağıtıldığını bildirdi.
Karayılan, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla çiftçilerin yetiştirdiği arpa, buğday, mercimek ve nohudun satın alınarak, yaklaşık 5 milyon lira destek sağlandığını, böylece bölge çiftçisine hem alım güvencesi verildiğini, hem de bahsi geçen ürünler için taban fiyat oluşması sağlanarak ürünlerin "yok pahasına" satılmasının önüne geçildiğini vurguladı.
Geçen yıl alımı yapılan 4 ürün çeşidinin 2018 yılında bölgede üretilen ürünlerin tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesi yönündeki çalışmaların devam ettiğini belirten Karayılan, haziran öncesinde ilgili yönetmeliğin çıkmasının beklendiğini söyledi. 
"Cerablus ve Bab cazibe ve ticaret merkezi haline geldi"
Karayılan, bölgede daha kaliteli ürün elde etmek için üretimi TİGEM tarafından yapılan buğday, arpa ve mercimek tohumlarından demonstrasyon parselleri oluşturulmasının planlandığını dile getirerek, şunları söyledi:
"Bu yıl 2 bin 800 litre zirai ilaç temin edilerek çiftçilere dağıtımı yapılmıştır. Ayrıca, 11 tarım aracı yerel tarım ofisinin kontrolünde çiftçilere hizmet vermektedir. Bölgede arıcılığın geliştirilmesi için arıcılıkla uğraşan çiftçilere bin 66 arılı kovan dağıtımı başladı. Aynı zamanda karabuğday ve lavanta için demonstrasyon çalışmalarına başlanmıştır. Bitkilerin bölgeye uyum sağlaması durumunda bu bitkilerin ekim alanları genişletilerek hem arıcılık desteklenecek hem de çiftçiler için alternatif ürünler sağlanmış olacaktır."
Hayvancılığın tamamına yakınını oluşturan küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin desteklenmesi için önceliğin yıllardır mücadelesi yapılmayan hastalıkların önlenmesi için aşılama çalışmalarında olduğuna dikkati çeken Karayılan, "Bab bölgesindeki yetiştiricilerin tamamına ulaşarak hayvanlarının aşılaması yapıldı. 2017 yılı ilkbahar döneminde 104 bin hayvana şap aşısı, sonbahar döneminde 65 bin şap, 70 bin veba, 5 bin brusella aşısı yapıldı. Nisan ayı aşı programının tekrarlanması planlanıyor" diye konuştu.
Karayılan, Cerablus ve El-Bab ilçelerine sadece il müdürlüklerince sağlanan hizmetlerin parasal değerinin 2 milyon liranın üzerinde olduğunu vurgulayarak, "İl müdürlüğümüzce bölgede tarım teşkilatının kurulması, tarımsal üretimin canlandırılması için yapılan faaliyetler sonucunda bu iki yerleşim yeri cazibe ve ticaret merkezi haline gelmiştir. İnsanların kaçtığı bir yer konumundan göç alan bir yerleşim yeri konumuna gelen bölgede, sadece El-Bab’ın nüfusu 5 binden 100 binin üzerine çıkmıştır" dedi.
 
 
 

Son 15 Yılda Hayvancılığa Yaklaşık 25 Milyar TL Destek Sağlandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvancılık alanında yapılan yatırımlardan bahsederek, “son 15 yılda hayvancılığa yaklaşık 25 milyar TL destek veridi” dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sakarya'nın Sapanca ilçesindeki bir otelde Sakarya tarım sektörü raporu sunumu ve çiftçi eğitim sertifika dağıtım törenine katıldı.
Hayvancılık alanındaki yatırımlardan bahseden Bakan Fakıbaba, "Yediğimiz her gıda bizim sağlığımızı en yakından ilgilendiriyor. Destekleme politikalarımızı dahi üreticileri esas alarak değiştirdik. 'Üretici kazanmazsa hiç kimse kazanamaz' dedik. Bu zamana kadar toplam 110 milyar TL nakit hibe verdik. Bu yıl 14 buçuk milyar TL bütçemiz mevcut, önümüzdeki yıl bunun 19 buçuk milyar olması için gerekli çalışmaları başlattık. Son 15 yılda hayvancılığa yaklaşık 25 milyar TL destek verdik. Elimizde TİGEM’leri çok etkili şekilde kullanacağız. Organizasyonlarda bazı sıkıntılar olsa da bu sorunları çok hızlıca aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
"Vatandaşımızın yaşam kalitesini artıracağız"
Bakan Fakıbaba, Türkiye'deki tarım ve hayvancılık çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Türkiye'nin büyümesinde çiftçilerin büyük katkısı olduğunu söyleyen Fakıbaba, şöyle devam etti:"Sofralarımızda tükettiğimiz her gıdada çiftçilerimizin alın teri ve emeği vardır. Yaz kış demeden üretim yapan fedakar Türk çiftçisi bu toprakların gerçek sahibidir. Avrupa’nın en büyüğü, dünyanın 7. büyük tarım gücü haline bu arkadaşlarımızla geldik. Bu topraklar ilk kez tarımın yapıldığı topraklardır. Bu sebeple Anadolu tarımda çok özel bir yere sahiptir. Türk tarımına ve çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği her zaman sağladık ve sağlamaya devam edeceğiz. Çiftçilerimizin daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Çiftçimizi gerçekten yaptığımız projelerin merkezine aldık."
"Kırsalda iyi yaşam sağlayacak, şehre göçü önleyeceğiz"
Bakan Fakıbaba, kırsalda kalkınma olmadan Türkiye'nin kalkınamayacağını ifade ederek, şunları söyledi:
"Kalkınma yerelden başlar ve yerel her şeyi bilir. Bugün burada çıkan raporun özetini okudum ve bu çalışmayı yapan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Maddeler çok hızlı şekilde yapılabilecek şeyleri barındırıyor ama yapamıyoruz. Sanırım bunda benimde sorumluluğum var. Kırsalda iyi yaşamı sağlayacak ve şehre göçü önleyeceğiz. Kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın yaşam kalitesini arttıracağız. Bu bağlamda eski bir belediyeci olarak bu yetkileri yerel yönetimlere vermiş olsak çok daha hızlı olarak sorunların çözüleceğini inanıyoruz."
"Talep olmayan ürünleri üretmemeliyiz" 
"Özellikle et ithalatına baktığımızda görüyoruz ki en fazla besicilikle uğraşmışız. Ülkede 1 milyon düve eksiğimiz var ve düve üreten insanlara hayranlıkla bakıyorum. Et eksiğimizin ve et fiyatlarının yüksek olmasının sebebi olan düve eksiğimizi karşılamak için çalışan 

Yeni Yem Uygulaması, Et Fiyatlarını Düşürecek

Şanlıurfa’nın pilot il seçildiği kışlık yem uygulamasıyla Türkiye’nin hayvansal yem ihtiyacının giderilmesi amaçlanıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu uygulamasının Türkiye’deki et fiyatlarını da düşürmesi bekleniyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hayvanların yem maliyetini düşürmek amacıyla Şanlıurfa’da bir pilot uygulaması başlattı. Bu yıl başlatılan uygulamayla çiftçilerin hayvanlarının kışlık yem ihtiyacını düşük maliyette elde edebilmeleri için tritikale, fiğ, yem bezelyesi ve arpa karışımı tohum dağıtıldı. Çiftçiler, bu tohumları kış ayında boş kalan arazilerine ekerek hayvanlarının ihtiyacını karşılayacak.
Harran Üniversitesi de bu uygulamaya bilimsel yönden destek veriyor. Üniversitenin Veterinerlik Fakültesi Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık İşletmesinin bahçesine bakanlığın dağıttığı kışlık yem bitkisi ekildi. İşletmedeki hayvanlar, yemler belli bir büyüklüğe eriştiğinde otlamaları için araziye bırakılıyor. Bu sayede kışlık yem bitkisinin gelişimi ve hayvan üzerindeki etkisi bilimsel olarak takip ediliyor. Elde edile verilerin, üründen elde edilecek verime katkı sunacağı belirtildi.
Şanlıurfa Pilot İl Seçildi
Şanlıurfa’nın uygulamada pilot il seçildiğini dile getiren Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi ve Ziraat Fakültesi Döner Sermaye İşletmesi Müdürü Prof. Dr. İzzet Açar, "Buradaki alan, bizim Eyyübiye kampüsünde, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık işletmemizin bulunduğu bir yerdeyiz. Bu arkada gördünüz yeşil alanda arpa ve fiğ karışımı ekildi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımızın Şanlıurfa’da başlattığı bir pilot uygulamaydı. 20-25 bin dekar alanda çiftçilere birinci pamuk söküldükten sonra kışlık yem bitkisi olarak bu karışımlardan tohum dağıtıldı. Tritikale, fiğ, yem bezelyesi ve arpa bunlar değişik vagonlarda karıştırılarak çiftçilerimiz tarafından ekilmek üzere bakanlığımızca dağıtıldı" dedi.
Uygulamada önemli sonuçlar aldıklarını söyleyen Prof. Dr. Açar, "500 kilogram ağırlığındaki bir hayvanın günlük yem tüketimi kuru madde bazında 20 kilogram civarındadır. Tabi yaş olduğu zaman siz onun suyunu içerisinden düşürmek zorundasınız. Bizde de hayvancılıkta yem çok ciddi bir katkı, et fiyatlarının yükselmesinde de çok önemli bir problem. Bakanımız yem açığını gidermek için bu noktada bir pilot uygulaması başlatmıştı. Pamuk söküldükten sonra yeni pamuk ekilinceye kadar arada kışlık yem bitkilerinde yem açığımızı kapatabilir miyiz düşüncesi, burada biz çok önemli sonuçlar aldık” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nın Kaba Yem İhtiyacı Giderilecek
Uygulama sayesinde Türkiye’nin kaba yem ihtiyacının büyük ölçüde giderileceğini belirten Prof. Dr. Açar, "Buradaki gördüğünüz alanda doğrudan doğruya otlatma yapıyoruz ama Osmanbey kampüsünde tritikale, fiğ karışımı, yem bezelyesi, arpa karışımı, arpa fiğ karışımı yem bitkileri ektik. Onları da normal pamuk ekiminden önce biçerek dekara kuru ot verimleri ne kadardır, o noktada bir veri üretme şeklinde bu projenin çıktılarını ortaya koymuş olacağız. Çünkü bir süt ineğinin günlük yüzde 55-60 kilogram kaba yem tüketmesi gerekiyor. Çok ciddi bir girdi. 365 günle çarptığınız zaman çok ciddi rakamlar ortaya çıkıyor. Hem toprağa faydalı, kendinden sonra gelen ürünün daha iyi verim vermesini sağlıyor, toprağı dinlendiriyor, hem de bu bir milyon dönüm üzerindeki alan, sadece Şanlıurfa için diyorum. Harran Ovası bazında düşündüğümüz zaman, bu kadar alanda, ki biz Şanlıurfa’nın tamamını düşündüğümüz zaman 2 buçuk, 3 milyon dönüme yakın bir alana tekabül ediyor bu kadar bir alanda siz yem bitkisi üreterek Türkiye’nin kaba yem açığına katkı verilmiş olacaksınız" şeklinde konuştu.
Et Fiyatları Düşecek
Ucuza mal edilen yemin et fiyatlarını da düşüreceğini söyleyen Prof. Dr. Açar, "Üretim yaptığınız zaman maliyetleriniz yüksekse mecbur bu üretim maliyetlerini satış fiyatlarına yansıtmak zorunda kalıyorsunuz. Kimse zarar etmek üzere bir işletmecilik yapmaz. Biz de devlet olmamıza rağmen döner sermaye işletmesi mantığında zarar etmek yoktur. Yani siz sermayenizi döndürmek zorundasınız. Dolayısıyla çok olmasa da bir miktar kar etmek zorundasınız. Bunun için de çok çok önemli. Yemi ucuza mal ederseniz üretim maliyetiniz ucuz olacak. Yani bir kilogram eti ürettiğiniz fiyat size maliyeti düşük olduğu zaman da bunu daha ucuz fiyatla piyasaya, vatandaşa verme şansınız olacak. Bu noktada çok önemli ve önemsenen bir proje” diye konuştu.
 
 

740 Baş Akkaraman Koyunu Genç Çiftçilere Teslim Edildi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız tarafından, tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesini sağlamak amacıyla 2016 yılında uygulamaya konulan Genç Çiftçi Projesi kapsamında 2017 yılında başvuru yaparak hibe desteği alma hakkını kazanan 20 çiftçimize toplam 740 baş Akkaraman ırkı koyunlar teslim edildi.
Genç çiftçi projesi kapsamında İlimizde 2016 ve 2017 yıllarında 256 genç çiftçimizin projesi kabul edilerek 7 milyon 680 bin TL destekleme ödemesi yapılmıştır. Bu kapsamda 2017 yılı Genç Çiftçi başvurularında hak sahibi olan ve küçükbaş hayvan destekleme konusunda hibe projesi onaylanan İlimiz Merkezde 10, Ayrancı 4, Sarıveliler 4, Kâzımkarabekir 1, Başyayla 1, Ermenek 1 olmak üzere toplam 20 genç çiftçiye 35’er adet koyun ve 2’şer adet koç olmak üzere 740 adet Akkaraman koyunu teslim edilmiştir.
Kabul edilen küçükbaş hayvancılık projelerinde yer alan hayvanların dağıtımında İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Orhan ÖZÇALIK, tarımsal nüfusun gençleşmesi ve ülkemizin kalkınmasında büyük öneme sahip olan proje kapsamında 2016 ve 2017 yıllarında ilimizde toplam 256 çiftçimizin genç çiftçi projesinden yararlandığını ifade ederek projenin 2018 yılında da devam edeceğini belirtti. Konu ile ilgili Tebliğin Resmi Gazetenin 24 Mart 2018 Tarihli ve 30370 Sayılı nüshasında yayımlandığını ifade eden İl Müdürü ÖZÇALIK, Tebliğ kapsamında genç çiftçilerimizin başvurularının alınmaya başlanacağını söyledi.
26 Mart 2018 tarihinde gerçekleştirilen Akkaraman ırkı koyunların dağıtımında hak sahibi genç çiftçileri tebrik eden ÖZÇALIK, genç çiftçi projesi kapsamında teslim edilen koyun ve koçların genç çiftçilerimize ve ilimize hayırlı olmasını diledi.
 
 

Üreticinin Umudu Sözleşmeli Tarım

Tarım Bakanı Fakıbaba’nın sözleşmeli tarıma geçileceği açıklaması patates üreticisini umutlandırdı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın, Niğde  ziyareti sırasında ülke genelinde sözleşmeli tarıma geçileceği yönündeki açıklamaları patates üreticilerini umutlandırdı. Sözleşmeli olarak üretilecek ürünler, alım ve fiyat garantisi olacağı için çiftçi herhangi bir sıkıntı yaşamadan emeğinin karşılığını alacak. Bu sayede patatesin depolarda çürümesinin de önüne geçilecek.
Uygulamaya Geçmeli
Niğde Ziraat Odası Başkanı Veli Kenar, sözleşmeli tarımın, çiftçinin geleceğe umutla bakması anlamına geldiğini belirterek, "Sözleşmeli tarımda bölgelerin kendine has yetiştirdiği ürünler var. Her bölgede bu uygulama sanırım birkaç üründe yapılacak. Örneğin Niğde Türkiye'nin en fazla patates üreten illerinin başında geliyor. Ürün bir yıl çiftinin yüzünü güldürse birkaç yıl sıkıntı yaşatıyor. Bu yıl da sıkıntılı. Bunları yaşamamak için sözleşmeli tarımın bir an önce uygulamaya geçirilmesini bekliyoruz" dedi. Üreticilere fiyat ve alım garantisi verilmesinin tarımda önemli bir gelişme olduğunu dile getiren üretici ve tüccar Ünal Topal de şunları söyledi: "Patates üreticisi neredeyse her yıl aynı sıkıntıyı yaşıyor. Binlerce ton patates, pazarlanamadığı için depolarda bekliyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba'nın açıkladığı uygulama hayata geçirildiğinde üretici açısından çok önemli bir adım atılmış olarak. Sözleşmeli tarım bir an önce hayata geçsin ve yaygınlaştırılsın. Biz üretici olarak bunu istiyoruz."
Her Yerde Ortak Olmalı
Kentte 18 yıldır patates üretimi ve tüccarlık yapan Serdar Baştürk ise sözleşmeli tarım uygulaması hakkında tereddütleri olduğunu söyledi. Baştürk, "Geçtiğimiz yıllarda yemeklik patatesi üç yılda bir ekmemiz önerildi. Ama Ödemiş yılda iki kez ürün aldı. Her kente farklı uygulama olursa başarılı olamaz. Ulusal anlamda her ürünün aynı şekilde değerlendirilmesi gerekir" şeklinde konuştu.
 

Ulusal Ekmek Çalıştayı Yapıldı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, TMO, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu ve Konya Ticaret Borsası’nın ortaklaşa düzenlediği Ulusal Ekmek Çalıştayı,  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda Kontrol Müdürü Muharrem Selçuk, Konya Ticaret Borsa Başkanı Hüseyin Çevik, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı ve konu uzmanların katılımıyla gerçekleştirildi.  
Çalıştay’da konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, ekmeğin tarihçesine değinerek ekmeğin insanoğlunun tarih sahnesine çıkışından itibaren uğruna en çok mücadele verdiği gıdalardan bir tanesi olduğunu söyledi. Daniş, “Bakanlığımız yakın zamanda ekmekle ilgili birçok düzenleme yaptı. Kısaca değinecek olursak ekmek yapımında kullanılan buğday unları ekmeklik buğday unu adıyla tek sınıfa indirgenmesini ifade edebiliriz. Ekmeklik buğday ununda kepek oranının yüzde 60 artırıldığını söyleyebiliriz. Tuz miktarının yüzde 25 düşürülmesi, ekmek satılan her yerde tam buğday ekmeği ve kepek ekmeğinin satılmasının zorunlu hale getirilmesi, hijyen şartlarının getirilmesi, ambalajsız ekmek dağıtımının ve satışının yasaklanması, çalışan personelin eğitilmesi, buğday ununda C vitamini dışında bütün katkı maddelerinin yasaklanmış olması gibi çalışmalar gerçekleştirildi” dedi.
Gıda Üretenler Vicdani Sorumluluk Taşımalı
Konya Ticaret Borsa Başkanı Hüseyin Çevik ise, ülke genelindeki tüketimden bahsederek “Türkiye’de, insanların gündelik hayatlarında tükettikleri enerjinin yüzde 66’sı tahıllardan, bu oranın yüzde 56’lık kısmı yalnız başına ekmekten karşılanmaktadır. Ülkemizde, kişi başına günde yaklaşık olarak 250-300 gr ekmek tüketilmektedir. Ekmek, bazılarının sandığı gibi sadece karbonhidrat içeren boş kalori kaynağı bir besin değildir. Halkımızın temel besinidir ve günlük alınan enerjinin ortalama %45’i, proteinin %47’si ekmekten sağlanır. Ekmek gibi en önemli besin maddesi üzerinden spekülasyon yapılmasına izin verilmemelidir.” dedi. Ülke olarak yaklaşık 20 milyon ton üretim yapıldığına dikkat çeken Çevik, “Ülkemizde tescilli ve üretim izinli iki yüzün üzerinde ekmeklik buğday çeşidi mevcuttur. Ancak üretimde bulunan çeşit sayısı onlarla ifade edilebilecek düzeydedir. Bilhassa buğday üretimin büyük kısmının gerçekleştirildiği İç Anadolu ve Geçit Bölgelerinde üretimde eski birkaç çeşidin hakimiyetini yeni çeşitler kıramamış, yeni çeşitlerin üretimde aldıkları pay kısıtlı kalmıştır. Bunca yıl, emek ve maliyetle yürütülen ıslah çalışmaları sonucu elde edilen çeşitlerin üretimde yer almaması ekonomik bir kayıp olarak görülmektedir. Ülkemizde, yılda yaklaşık 20 milyon ton buğday üretimi oluyor. Ama kalitede yıllara göre dalgalanmalar oluyor. Buğdayda kalite dendiği zaman akla para gelmelidir. Çünkü kaliteli buğday iyi para demektir. Çünkü kaliteli buğdaydan kaliteli un, kaliteli undan kaliteli ekmek elde ediliyor. Un sektörü kaliteli ürün için, kaliteli hammaddeyi ülke kaynaklarından karşılama çabasındadır.” ifadelerini kullanarak, gıda üreten firmaların ve çalışanların yaptıkları iş dolayısıyla vicdani olarak sorumluluk duymaları gerektiğinin altını çizdi.
Gıda Kontrol Müdürü Muharrem Selçuk ise, açıklamalarında ekmeğin kültürümüzdeki yerini anlattı. Ekmeğin içerisindeki besinlerin bilinenin aksine olduğunu söyleyen Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı da, “Geçmiş yıllarda günde 6 milyon ekmek israf ediliyordu. Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar doğrultusunda bu israf günde 4 milyon 900 bine düştü” şeklinde konuştu. Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu un üretimi ve israfın maddi boyutuna değindi.
İki gün boyunca devam Ulusal Ekmek Çalıştayı’nda konunun uzmanları tarafından  ekmeğe dair tüm konular ele alındı.
 
 

Bakan Fakıbaba: "Yatırımcılarımıza Yüzde 50 Hibe Desteği Veriyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı ile yatırımcılarımıza yüzde 50 hibe desteği veriyoruz" dedi.
Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı ile ilgili yazılı bir açıklama yapan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "2006 yılından beri uyguladığımız Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) ile yatırımcılarımıza yüzde 50 hibe desteği veriyoruz. Programla doğal kaynaklar ve çevrenin korunması, kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi entegrasyonunun sağlanması, tarımsal pazarlama altyapısının geliştirilmesi, gıda güvenirliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsal toplumda belirli bir kapasitenin oluşturulmasına yönelik uygulamaları hayata geçiriyoruz" dedi.
Program kapsamında 2006-2018 yılları arasında uygulanan 11 etapta 8 bin 462 tarıma dayalı ekonomik yatırım için 2,2 milyar TL, 261 bin 147 makine ekipman için 993 milyon TL ve 16 bin 989 bireysel sulama ekipmanı için 256 milyon TL olmak üzere toplam 3,4 milyar TL hibe desteği sağladıklarını belirten Fakıbaba, bu desteklerle hayata geçirilen yatırımlarla kırsal alanda 68 bin kişiye istihdam sağladıklarını açıkladı. Fakıbaba, programın 12. etabı ile ilgili çalışmaların başladığını ve bu etap ile ilgili tebliğin 13 Eylül 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığını kaydederek, "Tebliğ doğrultusunda yapılan başvuruları değerlendiren illerdeki il proje değerlendirme komisyonları, bin 88'i alt yapı ve bin 881'i ekonomik yatırım olmak üzere toplam 2 bin 969 projeyi uygun bularak Bakanlığımıza bildirdi" ifadelerini kullandı.
Merkez Değerlendirme Komisyonunun yaptığı değerlendirmeler sonucu 2 bin 723 projeyi programa aldıklarını dile getiren Bakan Fakıbaba, "Programa alınan bu projeler için 841 milyon TL hibe ödeyeceğiz. Yüzde 50 yatırımcı katkısını da dikkate aldığımızda 1,7 milyar TL'lik yatırım gerçekleşmiş olacaktır. Yatırımcılarımıza kolaylık sağlamak için 24 Mart Cumartesi günkü Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğ değişikliği ile 1 Ekim 2018 olan iş bitirme süresini 31 Mayıs 2019 tarihine kadar uzattık. Kırsal kalkınma olmadan ülke kalkınması olmaz anlayışı doğrultusunda kırsal alandaki kalkınmamızı sağlamamız amacıyla üreticilerimize ve sektöre yönelik desteğimiz artarak devam edecek" dedi.
 

Türkiye Un İhracatında Dünya Birincisi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, "Türkiye'de ciddi bir un sanayimiz var. Dünyada un ihracatında birinci sıradayız. Bu büyük bir sektörü ifade ediyor" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Konya'da bir otelde düzenlenen "Ulusal Ekmek Çalıştayı"nda, ekmeğin insanlara verilen en önemli nimet olduğunu söyledi.
Ekmeğin tarihsel süreç içerisindeki önemini örneklerle anlatan Daniş, Türk kültürü ve sofrasının parçası ekmeğin günümüzde en çok tartışılan gıdaların başında geldiğini aktardı.
Daniş, obezitenin en büyük sebebinin ekmek olduğu yönünde iddiaların dile getirildiğini belirterek, "Çalışmalarda, bilimsel araştırmalarda, doğal olarak üretilen ekmeğin besleyici ve mineral kaynağı olduğu ifade ediliyor. Bu çalıştaya çok görev düşüyor. Bakanlık olarak sonuçlarını hayata geçirmeye çalışacağız. Türkiye'de ciddi bir un sanayimiz var. Dünyada un ihracatında birinci sıradayız. Bu büyük bir sektörü ifade ediyor." diye konuştu.
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu ise tarım arazilerinin yarısında buğday üretimi yapıldığını dile getirdi.
Ekmeğin ham maddesi buğdayın yaklaşık 2 milyon çiftçinin geçim kaynağı olduğuna dikkati çeken Kemaloğlu, bunun 81 milyonun ekmeğini karşılayan bir sektör olduğunu bildirdi.
"İsraf edilen ekmeğin parasal değeri yılda 1,6 milyar liradır"
Kemaloğlu, 2008'de yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de üretilen ekmeğin her gün yüzde 5'inin israf edildiğine işaret ederek, şöyle devam etti:
"2013'te ekmek israfını önlemeye yönelik bir kampanya başladı ve 900 civarında etkinlik gerçekleştirildi. Yüzde 20'ye yakın israf önlendi. Parasal değer 300 milyon lira. İsraf edilen ekmeğin parasal değeri yılda 1,6 milyar liradır. BM'de dünyada israfı önlemeye dönük en güzel çalışmalardan biri gösterildi. Yeterli mi? Bu kutsalımız, en çok israf ettiğimiz şey. Dolayısıyla toplum olarak daha fazla önem vermemiz gerektiği görülüyor."
Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik de ekmek üretiminde teknoloji kullanımının yaygınlaştığını ifade etti.
Yetişmiş insan gücü eksikliğinin bu sektörde de kendini gösterdiğinin altını çizen Çevik, "Ham maddeyi tanıyan, iş akışına hakim, dünya ile entegre olarak bilgiye ulaşabilen, teorik eğitimi pratik ile taçlandıran faydalı elemanlara her zaman ihtiyaç duyulmaktadır. Bu açıdan Borsamız, Sanayi Odamız, Ticaret Odamız, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu ve Orta Anadolu Un Sanayicileri Derneği ile Necmettin Erbakan Üniversitesi bünyesinde kurulan Değirmencilik Bölümüne desteğimiz sürecektir." diye konuştu.
 

500 Bin Anaç Koyun ve 250 Bin Düve Projelerinde İmzalar Atıldı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 500 Bin Anaç Koyun ve 250 Bin Düve projeleriyle temel amaçlarının, hayvan popülasyonunu artırmak ve et ithalatını önlemek olduğunu belirtti.
Fakıbaba, Bakanlıkta düzenlenen "500 Bin Anaç Koyun ve 250 Bin Düve Projesi Protokol İmza Töreni"ne katıldı.
Protokol, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım İşletmeleri (TİGEM) Genel Müdürü İsmail Şanlı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın tarafından imzalandı.
Törende konuşan Fakıbaba, hayvancılıktaki hedeflere ulaşmak için anaç hayvan sayısının artırılması gerektiğini vurguladı.
Bu projelerin başlangıç olduğunu dile getiren Fakıbaba, "Çiftçilerimiz Milletin Evinde Cumhurbaşkanımızla Buluşuyor' programında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın müjdelerini verdiği, '500 Bin Anaç Koyun' ve '250 Bin Düve' projelerini, bugün hayata geçiriyoruz. Bu projelerle hem çiftçilerin geliri artırılacak, hem de tüketicilerin uygun fiyatla kaliteli kırmızı et ve süt tüketimi sağlanmış olacak." diye konuştu.
"Hayalim kırsal kalkınma"
Fakıbaba, ülke kalkınmasının kırsal kalkınma olmadan gerçekleşmeyeceğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: 
"Önce kırsalı kalkındırmak zorundayız. Elimden gelmiş olsa, Tarım Bakanlığının adına 'Kırsal Kalkınma Bakanlığı' diye ilave ederim. Köylüyü kırsalda tutmanın yolu sadece para kazanılması değil, insanca yaşama şartlarını orada mutlak sağlamamız lazım. Gencimizin yüzebileceği havuzu, gideceği kütüphanesi, kalacağı güzel konutu olması lazım. Bunlar yavaş yavaş gelecek. Esas hedeflerimizde de bunlar var. Hayalim bu, 10-15 yıl sonra Türkiye'nin kırsalını da böyle görüyorum."
"Bunlar sosyal proje değil"
Halk arasında "300 koyun projesi" olarak bilinen projeyle, herkese 300 koyun verilecekmiş gibi algı oluştuğuna da işaret eden Fakıbaba, şu değerlendirmede bulundu: 
"Daha önce böyle hayvanlar verilmiş ama biz hala et ithal ediyoruz. Mutlaka ve mutlaka bu işi, anlayan arkadaşa vermek zorundayız. Bunlar sosyal proje değil, 'biz verelim de işi olsun, gücü olsun, para kazansın' değil. Bu projelerde amacımız, hayvan popülasyonumuzu artırmak, et ithalatını önlemek. Yoksa gönül ister ki her gelene bir şeyler vermek ama değil. Verildiği zaman da bu insanlar bu işten anlamadığı takdirde iyi niyetle başlıyor, üç ay sonra ya satıyor ya da kesime gönderiyor. Ahırı olacak, ahırda kapasitesi olacak, içinde hayvanı olacak ve biz bunu 300'e tamamlayacağız. İnsanlara puanlama sırasına göre vermek zorundayız."
Fakıbaba, proje kapsamındaki dağıtımı nisan ayında Şanlıurfa'da başlatacaklarını bildirdi.
500 Bin Anaç Koyun Projesine değinen Fakıbaba, "Her sene bunu devam ettireceğiz, ne zamana kadar, ithalat bitene kadar. Her bir yetiştiricimize, 300 başa kadar anaç koyun temin edilecek. Yetiştiricilerimize, 2018 sonuna kadar toplamda 500 bin baş damızlık koyun vermeyi hedefliyoruz." dedi.
"2 yıl ödemesiz, 7 yıl vadeli kredi"
Fakıbaba, Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı başlatılan 250 Bin Düve Projesi'nden, tecrübeli ve kapasite açığı bulunan kooperatif üyesi çiftçilerin yararlanacağını belirterek, söz konusu proje kapsamında çiftçilere 100 bin lira kredi kullandırılacağını söyledi.
Bu kredinin yüzde 80'inin düve, yüzde 20'sinin yem tedariki için kullandırılacağına dikkati çeken Fakıbaba, "Adamın cebinde yem alacak parası yok. Onun için bu hayvanı kesime gönderiyorum. Onun için biz önümüzdeki yıl anne adayı olacak kuzuya destek vermeyi düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.
"Boş ahırları dolduracağız"
Fakıbaba, kredinin ilk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli, toplam 7 yıl vadeli olacağının altını çizerek, "7 yılda yaklaşık 1,5 milyon damızlık sığır sayısına ulaşılacak. Böylece işletme kapasitelerin doluluk oranı artırılmış olacaktır. Boş ahırları dolduracağız." dedi.
Projelerde finans kaynağı olarak Ziraat Bankasından kredi kullandırılacağına işaret eden Fakıbaba, üreticilerin kendi hayvanını seçeceğini, hayvanlara Tarım Sigortaları Havuzu  (TARSİM) sigortası yapılacağını, veterinerlik hizmetleri, aşı ve küpeleme işlemlerinin Bakanlık tarafından ücretsiz karşılanacağını anlattı.
Fakıbaba, bu projelere yenilerini eklemeye devam edeceklerinin kaydetti.
Gazetecilerin, projeler kapsamında verilecek hayvanların ithal edilip edilmeyeceğine yönelik sorusu üzerine Fakıbaba, "Birinci amacımız yurt içinden bunu tedarik etmek ama eğer yurt içindeki arkadaşlar fiyatı yükseltecek olurlarsa, ellerine gelen bu şansı iyi değerlendiremezlerse mecburen ithalata yönelebiliriz." diye konuştu.

"Köylünün Hayat Standardını Yükseltmek İçin Çalışıyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kırsal kesime yönelik projeleri artıracaklarını belirterek, "Elimizden geldiği, kadar özellikle köyde yaşayan kardeşlerimizin hayat standartlarını yükseltmek, onların gelirlerini artırmak için çalışıyoruz. 250 köy projemiz (Örnek Köy Projesi) ve diğer benzer projelerin üzerinde daha çok duracağız." dedi.
Fakıbaba, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin tarım ve hayvancılık potansiyelini daha iyi kullanabilmek için çok yönlü çalışma yaptıklarını söyledi.
Özellikle Anadolu köylerinde yaşayan vatandaşlara sahip çıkmayı temel düstur edindiklerini vurgulayan Fakıbaba, bu kapsamda kısa, orta ve uzun vadeli farklı projeleri hayata geçirmeyi planladıklarını dile getirdi.
Türkiye'de tarımın önünün açık olduğunu anlatan Fakıbaba, ürün planlaması yaparak arz ve talep dengesini sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.
Fakıbaba, tarımda değişimin ve dönüşümün ilk adımını "Örnek Köy Projesi"yle başlatacaklarına dikkati çekerek, "Üretimde sistemli bir planlama yapacağız. Arz ve talep dengesini üretimde gözeteceğiz. Talebe göre üretim yapacağız. Ürünün fazlasının ihracını daha iyi planlayacağız. Bunlar basit konular gibi gözükse de inanın bu, Türkiye'nin tarımsal geleceği açısından büyük önem arz ediyor." diye konuştu.
Her şehre 3 örnek köy
Fakıbaba, Örnek Köy Projesi ile tarım ve hayvancılığın kalkındırılmasının amaçlandığını belirtti.
Proje sayesinde kırsal nüfusu ve tarımsal üretimde verimliliği artıracaklarını vurgulayan Fakıbaba, "Yaptığımız bütün işler önce insan için. Biz elimizden geldiği kadar, özellikle köyde yaşayan kardeşlerimizin hayat standartlarını yükseltmek, onların gelirlerini artırmak için çalışıyoruz. 250 köy projemiz (Örnek Köy Projesi) ve diğer benzer projelerin üzerinde daha çok duracağız. Şu anda iki köyde başladık, diğer illerimizde de yıl sonuna kadar başlayıp bitireceğiz. Tek tek hayata geçiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Fakıbaba, proje kapsamında her ilde 3 örnek köy kurulmasının planlandığını sözlerine ekledi.
 

Tarım Bakanı Fakıbaba: Hedefimiz Türkiye'nin Bir Milyon Düve Açığını Kapamak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Hedefimiz, Türkiye'nin bir milyon düve açığını kapamak. Bunu kapatacağımıza inanıyorum" dedi
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 500 bin anaç koyun ve 250 bin düve projesine ait protokolün Salı günü Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası arasında imzalanacağını söyledi.
Proje kapsamında üreticiye yılda 500 bin anaç koyun vereceklerini belirten Fakıbaba, şöyle devam etti:
"300'e kadar koyun dedik. Söylediklerimiz aynı şekilde geçerlidir. 3 yıl içerisinde Tarım Kredi olarak 250 bin düve vereceğiz. Bunlar 100 bin liralık olacak. İnşallah 75 binini bu yıl için planladık. Bunu 3 yıl içerisinde 250 bine tamamlayacağız. Bizim hedefimiz Türkiye'nin bir milyon düve açığını kapatmak. Bunu kapatacağımıza inanıyorum. Tabii zaman istiyorum."
Son 2 günde Niğde ve Afyonkarahisar'da temaslarda bulunduğunu ifade eden Fakıbaba, "Gerçekten çok mükemmel işletmeler var. Emeği geçen bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) olarak, Bakanlık olarak destekledik" diye konuştu.
Gıda, tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmaların çok daha başarılı seviyeye geldiğini görmekten büyük mutluluk duyduğunu anlatan Fakıbaba, "Önümüz açık. İnşallah çok daha güzel işletmeler ortaya çıkacaktır" ifadelerini kullandı.
"Her önümüze çıkana 'al bunu' deme şansımız yok"
Fakıbaba, 300 koyun projesiyle ilgili kriterleri açıkladıklarına işaret ederek, şunları söyledi:
"300 koyuna kadar diyoruz. Bu işi yapanlar diyoruz. Farz edelim sizin ahırınız 300 kapasiteli. Damızlık koyununuz var. 250 tane vereceğiz. Meranız olacak. Bizim her önümüze çıkana 'al bunu' deme şansımız yok ama ne yapacağız? Sigortasının parasını ödeyeceğiz, asgari ücretini vereceğiz, ilaç gerektiğinde ilacını vereceğiz. Tarım Bakanlığının hekimlerine zimmetleyeceğiz, onlar ücretsiz olarak bu hayvanlara bakacak. En sonunda bunlara avans olarak veriyoruz. Bir yılın sonunda 300 tane koyundan ne kadar yavru alıyoruz, en az 300 tane. Şu anki fiyatı nedir, 120 bin lira. Ne kadar avans vermişiz, ortalama 80-85 bin lira düşünüyoruz. Asgari ücretini aldıktan sonra geriye ne kalıyor, 35 bin lira. 35 lirasını da çıkarıp kardeşimize iade edeceğiz."
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından ESK Hakkında Çıkan İddialara Yanıt!

Bosna Hersek'ten getirildiği ifade edilen sığır karkas etlerle alakalı olarak Milletvekili tarafından Meclis'te verilen soru önergesinin algı oluşturabileceği ifade edilerek kamuoyunun bilgilenmesi adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Et ve Süt Kurumu hakkında ki iddialara ilişkin açıklama yapıldı.
Söz konusu bir Milletvekili tarafından Meclis'te verilen soru önergesi içerisinde yer alan detaylara göre Bosna Hersek'ten getirilen sığır karkas etlerle ilgili olarak algı oluşturabileceği ifade edildi ve Bakanlık tarafından yazılı açıklama yapılarak kamuoyunun konuyla alakalı olarak bilgi paylaşımı yapıldı.
"Bir milletvekili tarafından Bosna Hersek'ten getirilen sığır karkas etlerle ilgili verdiği soru önergesi bazı medya organlarına olumsuz algı doğurabilecek şekilde yansımıştır. Soru önergesinde yer alan iddialarla ilgili olarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi bakımından aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur:
"Bilindiği üzere Kurumumuz, Bakanlar Kurulu tarafından verilen tarife kontenjanları kapsamında et ithalatı gerçekleştirmektedir.
İthal edilen etlerin, getirilen ülkede kesimi, parçalanması ve paketlenmesi gibi işlemler Bakanlığımızca görevlendirilmiş veteriner hekimlerin gözetiminde bizim belirlediğimiz kurallara göre yapılmaktadır. Ülkemize girişi gerçekleşen etler de yine veteriner hekimlerimiz tarafından Veteriner Sınır Kontrol Noktalarında gerekli analiz ve kontrollere tabi tutulmaktadırlar. Yani ithalat uygulamalarımızdaki bütün işlemlerde gereken hassasiyet gösterilmekte, sağlık açısından risk taşıyan hiçbir ürünün ya da hayvanın ülkemize girişine müsaade edilmemektedir.
Bosna Hersek'ten getirilen etler de Veteriner Sınır Kontrol Noktası'nda gerekli kontrollere tabi tutulmuştur. Yapılan bu kontrollerde bu etlerin sadece bir partisinde sağlık sorunu olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçları çıkana kadar bu etler depolarımızda muhafaza altına alınmış, iddia edildiği gibi piyasaya sürülüp vatandaşların tüketimine sunulmamıştır.
Söz konusu etlerin imha işlemleri, ithalatçı firmanın, imhaya ilişkin itirazıyla ilgili yasal prosedürlerin tamamlanmasından sonra Erzincan Kombinamız rendering tesislerinde gerçekleştirilmiştir. Depolarımızda incelemesi devam eden ve olumsuz raporu olan başka parti et ürünü bulunmamaktadır.
Ayrıca, konuyla ilgili milletvekillerinden gelen soru önergeleri ile vatandaşlardan gelen bilgi edinme başvurularının tamamına cevap verilmiştir. Dolayısıyla bu konuda kamuoyundan bilgi saklanması söz konusu değildir.
Bu konuyla alakalı olarak 23 ve 25 Ocak 2018 tarihlerinde Kurum resmi internet sitemizde gerekli açıklamalar zaten yapılmıştır. Bu açıklamalarda, söz konusu iddiaların asılsız ve tamamen Kurumumuzu karalamaya yönelik olduğu ifade edilmiştir.
Kamuoyunun bilgisine sunulur." ifadelerine yer verildi.
 

Türkiye ile Katar Arasındaki Ticaret Hacminde Artış Bekleniyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Katar, çok önemli bir devlettir. Biz de kendisiyle iş birliği yapmak ve halkı ile hükümetine yardım etmek için hazırız." dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacminin yakın gelecekte 5 milyar dolara ulaşmasını beklediğini söyledi.
6. Uluslararası Katar Tarım Fuarı "Agriteq 2018" etkinlikleri sırasında Katar resmi haber ajansı QNA'ya açıklamalarda bulunan Fakıbaba, kardeş iki ülke olan Türkiye ile Katar'ın şimdi olduğu gibi gelecekte de tüm alanlarda iş birliği yapmaya devam edeceğini belirtti.
Her iki ülkenin ortak yatırım ve projeleri hayata geçirme konusunda çalışmalar yürüteceğini, bunun sadece Türkiye ve Katar ile sınırlı kalmayacak şekilde farklı ülkeleri de kapsayacağını dile getiren Fakıbaba, "Katar, çok önemli bir devlettir. Biz de kendisiyle iş birliği yapmak ve halkı ile hükümetine yardım etmek için hazırız." dedi.
Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacminin yakın gelecekte 5 milyar dolara ulaşmasını beklediğini kaydeden Fakıbaba, iki ülkeyi farklı konularda birbirine bağlayan ilişkilerden de övgüyle söz etti.
Bugün açılışı yapılan ve üç gün sürecek fuara 36 ülkeden 313 şirket katılıyor.
Fuara Türkiye'den de yaklaşık 40 şirket katılırken, Türk Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı için özel bir köşe ayrıldı.
Bakan Fakıbaba, açılış öncesinde Türk iş adamlarıyla bir toplantı gerçekleştirmişti.
Fuarda tarıma ilişkin konuların görüşüleceği oturumlar, rapor sunumları, gelişmekte olan ülkelerde tarım sektörünü destekleyecek son teknikler ve imkanlara ilişkin sunumlar yapılacağı kaydedildi.
 

Uluslararası Katar Tarım Fuarı Başladı

Uluslararası Katar Tarım Fuarı "Agriteq 2018" altıncı kez kapılarını açtı.
Katar'ın başkenti Doha'daki Doha Sergi ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Agriteq 2018" fuarına Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, Katar Başbakanı ve İçişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Nasır bin Halife Al Sani, Katar belediye ve Çevre Bakanı Muhammed bin Abdullah er-Rımeyhi ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba katıldı.
Üç gün sürecek fuarda 36 ülkeden 313 katılımcı şirket açtıkları standlarda yerlerini aldı.
Fuara Türkiye'den de yaklaşık 40 şirket katılırken, Türk Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı için özel bir köşe ayrıldı.
Bakan Fakıbaba, açılış öncesinde Türk iş adamlarıyla toplantı gerçekleştirdi.
Fuarda tarıma ilişkin konuların görüşüleceği oturumlar, rapor sunumları, gelişmekte olan ülkelerde tarım sektörünü destekleyecek son teknikler ve imkanlara ilişkin sunumlar yapılacağı kaydedildi.
 

Devletten Genç Çiftçiye Rekor Destek

Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı çerçevesinde geçen yıl sonu itibarıyla toplam 931 milyon lira destek verildi..
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerinden yaptığı derlemeye göre, kırsal kalkınma destekleri kapsamında projelerini uygulamaya koyan 18-40 yaşındaki genç çiftçilere 30 bin lira hibe desteği veriliyor.
Bu hibeyi kazanan hak sahibi gençlere projelerini tamamlamaları karşılığında ödemeler yapılıyor. İcmaller, Bakanlığın il müdürlüklerine geldikçe bütçe imkanları dahilinde hibe tutarları çiftçilerin hesabına aktarılıyor.
İlk kez 2016 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla verilmeye başlanan söz konusu hibeler kapsamında genç çiftçilere 2016'da 449 milyon 90 bin 297 lira destek sağlanırken, geçen yıl bu rakam yüzde 7,3 artışla 482 milyon 10 bin liraya yükseldi. Bu rakamın yüzde 57'sine denk gelen 275 milyon 520 bin liralık kısmı büyükbaş hayvan yetiştiriciliği veya işletmelerine yönelik projelere verildi.
Destekten 31 Bin 45 Genç Çiftçi Yararlandı
Proje kapsamında geçen yıl sonuna kadar genç çiftçilere toplam 931 milyon 100 bin 297 lira destek sağlandı.
Bu desteğin yaklaşık 530,9 milyon lirası büyükbaş, 192,1 milyon lirası küçükbaş hayvan yetiştiriciliği veya işletmeleriyle ilgilenen genç çiftçi projelerine verilirken, 110,7 milyon lirası arıcılık ve kanatlı sektörüyle ilgili projelere, 97,4 milyon lirası da bitkisel üretim yapanlara aktarıldı.
Söz konusu desteklerden 31 bin 45 genç çiftçi yararlanırken, bunların yarısından fazlasını büyükbaş yetiştiriciliği yapan üreticiler oluşturdu.
 

Bakan Fakıbaba, ATO’da Yem ve Hayvancılık Sektör Temsilcileriyle Buluştu

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Ankara ticaret Odası’nda (ATO) yem ve hayvancılık sektörlerinin temsilcileriyle bir araya gelerek sektörlerin bu günü ve geleceği üzerine istişarelerde bulundu.
Bakan Fakıbaba, istişare toplantılarının ilgili kurum ve kuruluşlardan katılımlar sağlanarak devam etmesini istedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) yem ve hayvancılık sektörlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, ATO VIP Salonu’nda gerçekleşen istişare toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, bitkisel ve hayvansal üretimin stratejik sektörler olduğunu belirterek, hükümetin bu alanlarda üretimi artırmaya yönelik desteklerinin önemli olduğunu kaydetti.
Son dönemde çeşitli kesimler tarafından et fiyatları ve et ithalatı konularında değişik görüşlerin dile getirildiğini hatırlatan Baran, "Bitkisel ve hayvansal üretim başlığı altındaki konular, ülke nüfusunun tamamını birebir etkiliyor" dedi.
Baran, Bakan Fakıbaba’ya, yem ve hayvancılık sektörlerinde faaliyet gösteren ATO üyelerinin sektörlere ilişkin görüş ve önerilerini aktarmak istediklerini söyledi.
Sektörlerin bugünü ve geleceği üzerine istişarelerde bulunan Bakan Fakıbaba ise istişare toplantılarının ilgili kurum ve kuruluşlardan katılımlar sağlanarak devam etmesini istedi. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanlığı görevini de yürüten ATO Yönetim Kurulu Üyesi M. Ülkü Karakuş da toplantıda bir sunum yaparak yem sektörüne ait gelişmeleri anlattı.
Toplantıda ATO üyeleri, yem ve damızlık hayvan temininde yaşanan sıkıntılar başta olmak üzere, sektörlere ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı.
Toplantıya, Tarım Bakanlığı Müsteşarı Mehmet Hadi Tunç, Müsteşar Yardımcısı Nihat Pakdil, TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Gıda Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk, Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdür Yardımcısı Fevzi Yücetepe, ATO Başkan Yardımcısı Mustafa Deryal, Yönetim Kurulu Üyesi M. Ülkü Karakuş ile ATO Meclis ve Komite üyeleri katıldı.
 

Tarlada Su Saati Dönemi mi Başlıyor !

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Her tarlanın başına saat getirilecek. Bu da suyun israf edilmeden kullanılmasını sağlayacak. Çiftçi de ne kadar su kullandığını görecek. Parasını ödemeyenin ise suyu kesilecek" dedi.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinde yetkiyi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alıp Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı DSİ’ye veren tasarı, dün TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. 
Yetki alanı ile ilgili görüş ayrılığı yaşadıkları iddia edilen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, komisyonda birlikte görüntü verip, muhalefetin eleştirilerine karşı düzenlemeyi beraber savundu. Fakıbaba, getirilen düzenleme ile suyun israf edilmeden kullanılması için her tarlanın başına saat getirileceğini, evlerdeki gibi parasını ödemeyenin de suyunun kesileceğini söyledi. CHP, 59 maddelik tasarının 9-10 maddesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gitme sinyali verirken, MHP de tasarının yeniden gözden geçirilmesini talep etti. 
Komisyonda, tasarıya ilişkin sunum yapan Eroğlu, “Su zengini bir ülke değiliz, bilinçli kullanmalıyız. Fazla su, fazla ürün değildir. Hem lüzumsuz su, hem lüzumsuz para harcanıyor. Bunların önüne geçilecek” dedi.
Tasarı ile içme suyu tesisleri nedeniyle DSİ’ye borcu olan belediyelerin, bu borçlarını Maliye Bakanlığı veya İller Bankası tarafından kesinti yapılarak DSİ’ye ödenmesinin sağlanacağını söyleyen Eroğlu, “Baraj, gölet projelerinde yatırım bedeli olarak çiftçilerden ücret alınıyordu, bu uygulamayı kaldırıyoruz. Çiftçilerin üzerindeki ağır yükleri alıyoruz” diye konuştu.
Çiftçiyle Su Sözleşmesi
Bakan Fakıbaba da hükümet adına yaptığı konuşmada, “Tarla içi sulama için sözleşme imzalanacak. Her tarlanın başına saat getirilecek. Bu da suyun israf edilmeden kullanılmasını sağlayacak. Çiftçi de ne kadar su kullandığını görecek. Parasını ödemeyenin ise suyu kesilecek. Evlerde nasıl uygulanıyorsa tarım alanlarında da aynı uygulama geçerli olacak. Yapılan değişiklikleri doğru buluyorum” dedi.
Fakıbaba, “Çiftçimiz suyu pahalı alıyor, gelin indirelim, diyebilirsiniz ama birisi borcunu öderken birisi ödemiyorsa devlet bunun gereğini yapmalı” diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 59 maddelik tasarıda 9 ya da 10 madde ile ilgili muhalefetin çekinceleri olduğunu söyledi. MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da özellikle sulama birlikleri ve su kullanımına ilişkin icra, iflas ile ilgili düzenlemelerin çiftçilerin aleyhine olacağını savundu.
 

Bakan Fakıbaba'dan Rusya'dan Et, Süt ve Deniz Ürünü İthalatı Konusunda Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Rusya'dan et ithalatı konusuna ilişkin, "Türkiye'nin çok büyük et ihtiyacından değil genelde siyasi amaçlı olarak ihracat yaptığınız ülkelerden ithalatta yapmak zorunda olduğunuzdan dolayı bazı kalemlerde böyle şeyler gündeme gelebiliyor. Anlaşma yok. İthal edilecek olsa dahi bu çok büyük seviyelerde değil küçük seviyelerde olan ithallerdir" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Eşitlik için konuş! Şimdi Tam Zamanı" adlı Dünya Kadınlar Günu etkinliğine katılmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Rusya Tarım Bakanı Aleksandr Tkaçev'ın açıklaması hatırlatarak, kırmızı et, süt ve deniz ürünleri konusunda Türkiye'nin böyle bir ithalatı başlatıp başlatmayacağı sorusuna Fakıbaba, "Su ürünleri konusunda bizim 2023 hedefimiz 1 milyar dolar ihracattı. Biz çok şükür 2018'de 850 milyon dolar oldu ve 2018' de biz inşallah 1 milyarı geçmeyi hedefliyoruz. Ülkeler bazen siyasi olarak birbirleriyle alışveriş yapmak zorunda kalıyorlar. Gittiğiniz ülkede şunu söylüyorlar, diyorlar ki, 'sizden bizden bu kadarlık mal alıyoruz siz bizden ne alacaksınız?' Bu konuda Türkiye'nin bazen sıkıştığı durumlar oluyor. En fazla bu et konusunda oluyor. Et gündeme geliyor. Genelde ülkelere gittiğimizde mutlaka ihracat ve ithalat şeması ortaya çıkıyor ve ülkelerle oturup bir yerde anlaşmak zorunda kalıyorsunuz. Genelde halkın sandığı gibi Türkiye'nin çok büyük et ihtiyacından değil genelde siyasi amaçlı olarak ihracat yaptığınız ülkelerden ithalatta yapmak zorunda olduğunuzdan dolayı bazı kalemlerde böyle şeyler gündeme gelebiliyor" diye konuştu.
"Yerli üretici vazgeçilmezimizdir" ifadesini kullanan Fakıbaba, "Desteklerimiz devam ediyor. 14.5 milyar desteğimiz var. Mart'ın ortasını bulduk. 5 milyar desteğimizi ödemişiz. Ödemeye devam edeceğiz. 2019'da da üreticilerimizi mutlaka ve mutlaka desteklemek adına çok daha güzel şeyler yapacağız. Hiç olmayan şeyleri de veriyoruz. Mesela et ithal ederken et süt kurumu 23 lira 820 kuruştan almış olduğu etin fiyatını 25.5 liraya çıkardı. Hiç yokken hayvan başı 250 TL destekleme verdi. Üreticilerimizin tarım bakanlığının yapmış olduğu desteklemelerden memnun olduğunu görüyorum. Yeterli mi? yeterli olması için de her defasında çalışmalarımızı arttırıyoruz" açıklamasında bulundu.
"Anlaşma yok"
Rusya'dan et ithalatı konusunda anlaşmanın olup olmadığının sorulması üzerine Fakıbaba, şöyle konuştu: 
"Hayır anlaşma yok. İhracat ve ithalat şemasına baktığımızda eğer sizin ihracat oranınız fazlaysa o ithal olan ülke şunu soruyor, biz sizden çok fazla alıyoruz siz ne alabilirsiniz ve bu bağlamda bazı görüşmeler olabilir. Ama Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının böyle bir görüşmesi olmamıştır. İthal edilecek olsa dahi bu çok büyük seviyelerde değil küçük seviyelerde olan ithallerdir. Küçük rakamlarla mümkün olduğu kadar dengeyi bulmaya çalışıyoruz."
"Hem çiftçi hem Türkiye için faydalı olacağına inanıyorum"
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda ise Bakan Fakıbaba, " Özelleştirmeyle ilgili olarak zaten elimizde 25 fabrikamız var. 8 tane özel bazı kooperatiflerin elinde. 25 tane de devletin elinde var. Bu 8 tane özel fabrika 1 milyon ton şeker üretiyor. Bizim elimizde olan 25 tane fabrika da 1 milyon 400 bin ton şeker üretiyor. Özel sektörle yarışmak zorundasınız devlet olarak. Biz Türkiye'deki bütün özel sektörleri kapatalım. Özel medyayı da kapatalım sadece devlet basını ve televizyonları olsun bu doğru bir olay mıdır? Rekabetin olması lazım. Bana sorarsanız bütün şeker fabrikaları özelleştirilmesin mi? hayır. Stratejik ürünlerde mutlaka ve mutlaka devletin regülasyon görevini yapması lazım. Çiftçilere bu fırsat tanınmayacaksa, çiftçiler şeker pancarı yetiştiremeyeceklerse küspe elde edemeyeceklerse haklı ama özelleştirildiğinde ben sayının daha fazla artacağına inanıyorum. Küspenin daha fazla üretileceğine inanıyorum. Bu işle iştigal eden çiftçi kardeşlerimizin sayılarının artacağına inanıyorum. Özelleştirmeyle fiyatların daha fazla düşeceğine inanıyorum. Daha Şeker fiyatlarının düşeceğine inanıyorum. Şeker fiyatlarının düştüğünden dolayı Avrupa ile yarışabilir bir hale geleceğimize inanıyorum. Bunun hem çiftçi hem ülkemiz için hem Türkiye için faydalı olacağına inanıyorum. Özel sektörün girdiği her yerde güzel işler yapmıştır. Ette, sütte, şekerde, buğdayda olsun devlet regülasyon görevini mutlaka yapmalıdır, her şeyi özel sektöre bırakmamalıdır. Ama benim bildiğim ve olacak olan şey küspe miktarı artacaktır. Özelleştirilen fabrikalara belirli kotalar verilecektir. Fabrikalar bu kotaları kullanmadıkları takdirde bu kotalar tekrar devletin fabrikalarına geçecektir. Oradan çalışan işçilerin haklarına hiçbir şey olmayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
"Belki Tarım Kredi olarak birkaç fabrikayı biz almayı düşünüyoruz"
Hangi fabrikaların kar edip etmediklerini bilmediğini söyleyen Fakıbaba, şunları kaydetti: 
"Devlet mutlaka Türkiye'nin çıkarlarını düşünerek hareket edecektir. Tarım Kredi olarak Tarım Bakanlığı olarak da bizde talipli olacağız. Eğer şartlarımız uyduğu takdirde. Belki Tarım Kredi olarak birkaç fabrikayı biz almayı düşünüyoruz. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AK Parti Hükümeti mutlaka halkın lehine olan kararları alan bir hükümettir. Bu kararların doğru olduğuna inanıyorum. Nişasta bazlı şekerle rekabet oranımız çok daha iyi olacaktır. İhtiyaç çok daha fazla azalacaktır nişasta bazı şekere. Bu şekilde özelleştirmenin Türkiye'ye çiftçiye zararı yoktur, faydası vardır."
Tarım Kredi Kooperatifinin de ihaleye girip girmeyeceği sorusuna Fakıbababa, "Onun şartlarına bakıyoruz" dedi

Şeker Fabrikaları Kotayı Doldurmazsa Geri Alınacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, özelleştirme sonucunda şeker fabrikalarının zarar değil, kar elde edeceğini söyledi. Özelleştirmeden sonra fabrikaların kendilerine konulan kotaların altında kalması durumundaysa devlet tarafından geri alınacağını söyleyen Fakıbaba, "Halkımız daha ucuz şeker yiyebilecek" dedi.
Gıda ,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Özelleştirme kararı alınan şeker fabrikalarının sözleşmede belirtilen kotaları doldurmaması, üretime yeteri kadar katkıda bulunmaması halinde devlet tarafından daha önce belirlenen ücretle geri alınacağını söyledi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Adıyaman'da bakanlığın çalışmaları ve özellikle şeker fabrikalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Şeker üretimi konusunda AB ülkeleriyle rekabet edilemediğini, şekerin daha pahalıya üretildiğini söyleyen Fakıbaba, şeker de asıl maksadın zarar değil Türkiye'yi kâr'a geçirmek olduğunu söyledi.
Bakan Fakıbaba, "Cumhurbaşkanımız açıkladı, şekerde bizim amacımız zarar vermek değil Türkiye'yi kara geçirmek. Yani özel sektör böyle bir fabrika açmış, ne kadar güzel bir olay. Özel sektör bu memleketin düşmanı mıdır yani. Bu memlekette özel sektör alıyor ve memleketi daha farklı yerlere götürüyor. Bakın biraz önce Akoturka dediğimiz arkadaşımız 42 milyonluk organik ürün ihraç ediyor. Nereye yapıyor, Amerika ve Avrupa'ya ediyor. Yani bu 42 milyonu Türk insanına getiriyor.
Yani özel sektör denilince neden insanlar bu kadar şey yaparlar ama stratejik ürünlerde nasıl bir ette reklasyonu sağladık, sütte reklasyonu sağlıyorsak şekerde de öyledir, tütünde de öyledir. Biz bu reklasyonları sağlamak zorundayız. Devlet mutlaka ama mutlaka bunun içerisinde olması lazım. Onun için elimizde gerçekten çok iyi 11 tane şeker fabrikamız kalacak ama diğerleri satılıp da kapatılmayacak. Satılıp da imara verilmeyecek. Daha fazla üretim yapılacak. Şuanda Avrupa'yla rekabet edecek konumda değiliz ve şekeri pahalıya üretiyoruz. Amaç şekeri daha ucuza üretip Avrupa'yla daha rekabet edebilecek duruma getire bilmek halkımıza daha ucuz şeker yedire bilmek" dedi.
Özelleştirilen fabrikaların 1 sene içerisinde kendileri için belirlenen kotayı doldurmadığı zaman geri alınacağını söyleyen Fakıbaba, fabrika bahçelerinin özelleştirilmeyeceğini de hatırlattı.
 

Bakan Fakıbaba, "Türkiye'de Yılda 1,7 Milyar Ekmek İsraf Ediliyor"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba yılda 1,7 milyar ekmeğin israf edildiğini belirterek "Belki insanlar açlıktan ölürken, maalesef ve maalesef 1,7 milyar ekmeğin israf edilmesi, bırakın Türkiye'yi insanlık adına acı" dedi. Fakıbaba ayrıca, muhalefetin buğday ithali iddialarını da eleştirerek, Türkiye'nin buğday ithal etmediğini tam tersi ihraç ettiğini söyledi.
Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından düzenlenen 14. Uluslararası Kongre ve Sergisi, Antalya Serik ilçesi Belek turizm merkezindeki bir otelde gerçekleşti. Un sektörüyle alakalı dünyada düzenlenen ilk 10 kongrenin içerisinde yer alan kongrenin bu seneki ana konusu "Buğday ve Ekmeğin Aşkı: Un" olarak belirlendi. Kongrenin açılışına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfekci  ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıoğlu katıldı.
Kongre açılışında konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, buğday, un ve ekmekle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Fakıbaba, Türkiye'nin buğday ithal ettiği yönündeki iddialara ise yanıt verdi.
"Dünya hububat ticareti Türkiye etrafında dönmeye başladı"
Tarım denince akla hububatın geldiğini belirten Bakan Fakıbaba, 2017-2018 döneminde dünya hububat üretiminin 2,6 milyar ton, ticaretinin ise 400 milyon ton seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti. Son 5 yılda dünyada hububat üretiminin rekor seviyede olduğuna dikkat çeken Fakıbaba, "Hububat, dünyada az sayıda ülkenin net ihracatçı olduğu, çok sayıda ülkenin ise ithalatçı olduğu bir ürün gurubudur. Son 15 yıldaki gelişmelere baktığımızda dünya hububat ticaretinin Türkiye'nin etrafında görmekteyiz. Hububat aynı zamanda 81 milyon insanımızın ekmeği, hayvanlarımızın yem kaynağıdır. Asla ve asla vazgeçemeyeceğimiz stratejik bir alandır. 2018 yılı kışlık hububat ekilişleri tamamlandı, bugün itibariyle bitki gelişiminde herhangi bir olumsuzluk Allah'a çok şükür yaşanmamaktadır. İnşallah önümüzdeki birkaç ay içerisinde yeterli yağış alındığında bereketli bir hasat sezonu yaşayacağımıza inanıyorum" dedi.
"Türkiye buğday ithal etmemektedir"
Buğdayla ilgili düzenlenen kongre vasıtasıyla kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine ihtiyaç duyduğunu belirten Fakıbaba, Türkiye'nin buğday ithal ettiği yönündeki söylentilere yanıt vererek, "Ülkemiz kendi ihtiyacı için buğday ithal eden ülke değildir. Zaman zaman konuşuluyor, işte 'buğdaya bile muhtaç duruma getirdiler bizi' diye. Muhalefet bunu çok söylüyor. Ama Allah'a çok şükür ki, biz buğday ithal eden değil, ihraç eden bir ülkeyiz. Türkiye buğday ithal etmemektedir. Ancak bunu tamamen buğdaya dayalı mamul maddi ihracatı için yapmaktadır. Burada çok değerli iş adamlarımız ve ihracatçılarımız var. Türkiye artık ihracatçılarının sayesinde, iş adamlarının sayesinde para kazanmasını da biliyor. Biz tabi ki ithal edeceğiz ama ithal ettiğimize katma değer kazandırıp ondan para kazanacağız ve ihraç da edeceğiz. Onun için ben iş adamlarımızla gurur duyuyorum. Biz iş adamlarımızın hep yanındayız, hizmetindeyiz. Ben geldiğim günden beri, bütün bürokrat arkadaşlarıma 'Aman işleri zorlaştırmayın ve basit şeyler için iş adamlarımızın önünü tıkamayın' diye söyledim. Çünkü onlar bu ülkeye gerçekten çok büyük hizmet veriyorlar, istihdam sağlıyorlar. Bu memleketin gerçekten bunlar ak yüzü insanlar. Onlara hizmet etmeyi, AK Parti hükümetleri olarak bir ibadet olarak görüyoruz" diye konuştu.
Fakıbaba, son birkaç yılda Türkiye'de 3 milyon ton buğday üretiminin mamul madde ihracatı için kullanıldığını hatırlatarak, "Dolayısıyla Türkiye buğdayda kendine yettiği gibi, çiftçimizin ürettiği buğdayla un, bulgur, bisküvi, makarna ihracatı da yapmaktadır. Anadolu toprakları buğdayın anavatanıdır. Dünyanın en kaliteli makarna buğdayı bu coğrafyada yetişmektedir. Ülkemiz makarna ihracatında kullandığı buğdayın yarıdan fazlasını içerideki üretimle karşılamaktadır. Nitekim son 10 yıla baktığımızda 41,4 milyon ton buğday ithalatına karşılık, 48,5 milyon ton ihracat gerçekleşmiştir. Bu durumda ülkemiz buğdayda net ihracatçı konumdadır" dedi.
"Un ihracatında birinci, makarnada ise ikinciyiz"
Tarım, gıda, su ve enerji konularında dünya ülkeleri arasında büyük rekabet yaşandığına dikkat çeken Fakıbaba, Türkiye'nin coğrafi konumundan dolayı bu konuda avantajlı olduğuna işaret etti. Türkiye'nin un ihracatında dünyada birinci makarna ihracatında ise ikinci sırada sırada yer aldığını belirten Fakıbaba, "120 ülkeye un ve bulgur ihracatı, 150 ülkeye makarna ihracatı yapmaktayız" dedi.
"Ekmek yemediğim zaman doyamıyorum"
Türk insanın beslenmesinde ekmeğin yerinin büyük olduğunu ifade eden ve "Ben şahsen ekmek yemediğim zaman doymuyorum" diyen Fakıbaba, bakanlık olarak 2012 yılında ekmek ve ekmek çeşitlerindeki tuz miktarını azalttıklarını hatırlattı. 25 yıldan bu yana çayda şeker kullanmadığı yönünde açıklama yaptığını söyleyen Fakıbaba, "Bugün de hiç tuz kullanmadığımı söyleyebilirim. Bir hekim olarak gerçekten ekmekte tuz oranını azaltmamız, insan sağlığı açısından çok önemli olduğuna inanıyorum. Ekmek satılan her yerde tam buğday ekmeği ve kepekli ekmek bulunmasını sağladık. Ekmek üretiminde, dağıtımında ve satışında çalışan tüm personelin hijyen eğitimi almasını zorunlu hale getirdik" dedi.
"Ekmekteki kepek arttırma oranı devam edecek"
Bir hekim olarak ekmek ve buğdayın sağlığa olan etkisinden bahseden Fakıbaba, "Yapılan araştırmalarda ülkemizde yetersiz beslenmede ekonomik güçlüklerden daha ziyade bilgi eksikliği ve uygulamada yapılan hataların etken olduğu ortaya çıkmıştır. Un üretimi ve teknolojisinde insan için sağlıklı olan kepek oranını arttırdık, arttırmak zorundayız ve gittikçe de bu artacaktır. Yaptığımız ve yapacağımız düzenlemelerle obeziteyle mücadelede ve aşırı tuz tüketimine bağlı olarak görülen hastalık sayısında azalma sağlanacaktır" diye konuştu.
"İsraf eden, iflas eder"
Ekmekte israf konusuna da değinen Fakıbaba, yılda 1,7 milyar ekmek israf edildiğini kaydetti. Fakıbaba, "Belki insanlar açlıktan ölürken, maalesef ve maalesef 1,7 milyar ekmeğin israf edilmesi, bırakın Türkiye'yi insanlık adına acı olduğuna benden daha fazla üzüldüğünü düşünüyorum. Bunu mutlaka önlemek zorundayız. El ele vereceğiz ve bunu mutlaka önleyeceğiz. Çünkü israf eden her zaman iflas eder" ifadelerini kullandı.
 

Bakan Fakıbaba'dan Şeker Fabrikalarına İlişkin Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait 14 fabrikanın özelleştirilmesine ilişkin, "Sadece daha fazla şeker üretmek adına özelleştiriliyorsa ki zaten öyle oluyor, bu özelleştirmenin yanındayım." dedi.
Fakıbaba, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi VetAnka Öğrenci Topluluğu'nun düzenlediği '5. Kariyer Günleri ve Sektörle Buluşma" etkinliğinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Türkşeker'e ait 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin soru üzerine Fakıbaba, henüz bu konunun Bakanlar Kuruluna sunulmadığını söyledi.
Fakıbaba, şeker sektöründeki 8 özel fabrikanın 1 milyon tonluk üretim yaptığını, Türkşeker'e bağlı 25 fabrikanın ise 1 milyon 400 bin ton üretim gerçekleştirdiğini belirterek, "14'ü özelleştirildiğinde, stratejik olarak 11'i elimizde kaldığında, bu özelleştirmenin faydası vardır, zararı yoktur. Çünkü 14'ünün çok fazla şeker üreteceğine ben inanıyorum. Esasında hekim olarak şekerin tümüne karşıyım ama NBŞ'ye daha fazla karşıyım. Bizim şeker pancarından daha fazla şeker üretmemiz demek NBŞ'nin yerine şeker pancarından üretilen şekerin geçmesi, daha ucuza mal olması, Avrupa ile daha rahat yarışabilmemiz anlamına gelir. Bu bağlamda buna sıcak bakıyorum, anormal olarak görmüyorum. " diye konuştu.
Amacın sadece fabrika özelleştirmeleri olduğuna işaret eden Fakıbaba, arsalarının satılmayacağını vurguladı.
Fakıbaba, vatandaşın bu konuda yanlış bir algısı olduğunu belirterek, "Sanki orada bulunan tüm alanlar özelleştiriliyor, oralara farklı binalar yapılacak, imara açılacak algısı var. Böyle bir şey varsa ben de buna karşıyım ama sadece daha fazla şeker üretmek adına özelleştiriliyorsa ki zaten öyle oluyor, bu özelleştirmenin yanındayım." dedi.
Söz konusu özelleştirmede kesinlikle işçi çıkarma olmayacağını dile getiren Fakıbaba, şunları kaydetti: 
"İşçi arkadaşlarımızın bütün hakları baki kalacak, hiçbir işçinin hakkı zayi olmayacak. Böyle olduğunda şeker fabrikalarının 14'ünün özelleştirilmesinin... belki de bunun birkaçı Tarım Kredi Kooperatiflerinin elinde olabilir. Devletin stratejik bir ürün olarak şekere de yerinde müdahale edebilmesi bağlamında elinde yeterli sayıda şeker fabrikaları olmuş olacak ama imara açılmamak kaydıyla ki öyle bir şey yok. Ben bunun yanında olduğumu belirtmek isterim."
Bakan Fakıbaba, bir başka soru üzerine de NBŞ kotasının artmasının söz konusu olmadığını bildirdi.
 

Tarım Sigortası Yaptıranlar Artıyor

Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranının yüzde 20 olduğunu dile getiren Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Engürülü, bu rakamda sürekli artış olduğunu söyledi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Bekir Engürülü, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranının yüzde 20 olduğunu, sigortalılık oranın devamlı arttığını bildirdi.
TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonuna sunum yapan Engürülü, tarımsal zarar meydana geldiği zaman, ilk yapılan incelemeye itiraz edildiği zaman ikinci bir ekspertizin gönderildiğini ifade etti.
İkinci ekspertize de itiraz edilirse, çiftçinin uzun yargılamada mağdur olmaması için beş ayda bitmesi gereken tahkimin yolunun açıldığını belirten Engürülü, "Çiftçi eğer tahkimden de mutmain olmazsa mahkemeye gidebilir." dedi.
Uygulamanın başladığı günden bu yana 8,5 milyon sigorta poliçesi üretildiğini aktaran Engürülü, "Mahkemelik olduğumuz çiftçi sayısı on binde birdir. Diğer sigorta branşlarına bakılırsa bu oranın çok düşük olduğu görülecektir." ifadesini kullandı.
Van'da sigortalılık oranı yüzde 25'e çıktı
Engürülü, tarım sigortasında popülizm yapılırsa sistemin sürdürülebilir olamayacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Sigortayla ilgili tanıtım yapıyoruz. Bakanlığımızın il, ilçe müdürlükleri zaten bu konuda görevli ama biz, başımıza bir musibet gelmeden sigorta yapma gerekliliğini maalesef pek hissetmiyoruz. Van depreminde yüzde 9’du konutlarda sigortalılık oranı, Van’da şimdi sigortalılık oranı yüzde 25’e çıktı. Anlatılsa da çiftçi, başına gelmeden maalesef sigorta yaptırma ihtiyacı hissetmiyor. DASK’ta zorunluluk olmasına rağmen penetrasyon oranı yüzde 40’tır. Motorlu taşıtlarda yüzde 67’dir.
Şu anda sigortalılık oranı, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranı yüzde 20. Sigortalılık oranında devamlı yükseliş var, değişkenlik yok; iniş çıkışlar olmadan artış var. Bu yüzde 20 ölçeği bize yeterli mi? Tabii ki yeterli değil ama Türkiye’ye model olarak mukayese edebileceğimiz, ekolojisi de uyan bir ülke olması itibarıyla İspanya 40 yılda yüzde 35’e ulaşmıştır. Türkiye ise on yılda yüzde 20’ye ulaşmıştır, bunu daha hızlı geliştireceğiz."
 

Adıyaman’da Buzağı Ölümleri Ele Alındı

Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığı ile özel bir firma tarafından, “Suni Tohumlama, Döl Verimi ve Buzağı Ölümleri” konulu eğitim programı düzenlendi.Özel bir otelin toplantı salonunda gerçekleştirilen eğitim programına, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Erdoğan, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Uslu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Adil Alan, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, Adıyaman Veteriner Hekimler Odası Başkanı Orhan Öztürk ile çok sayıda hayvan üreticisi katıldı.Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, “ Tarım ve hayvancılık insanların beslenmesinde temel esastır.Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığı ile özel bir firma tarafından, “Suni Tohumlama, Döl Verimi ve Buzağı Ölümleri” konulu eğitim programı düzenlendi.
Özel bir otelin toplantı salonunda gerçekleştirilen eğitim programına, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Erdoğan, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Uslu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Adil Alan, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, Adıyaman Veteriner Hekimler Odası Başkanı Orhan Öztürk ile çok sayıda hayvan üreticisi katıldı.
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, “ Tarım ve hayvancılık insanların beslenmesinde temel esastır. Bu üretimin devam ettirilmesi sadece ülkelerin geleceği için değil insanlığın geleceği için de gereklidir. Üretmek sevgi, bilgi ve ilgi ister. Üreticinin bu sevdasından vazgeçmemesi için göçün önlenmesi ülkelerin kalkınması ve gelecek nesillerin daha sağlıklı yetişmesi için tarım ve hayvancılık alanında üretmek zorundayız” dedi.
Günlük olarak Adıyaman’da, 70 bin ton süt üretildiğini dile getiren Başkan Öztürk, “Günlük elde ettiğimiz 70 bin ton sütün kalite kontrolleri yaptırılarak Türkiye şartlarında şuanda en yüksek fiyata süt satmaktayız" ifadelerini kullandı.
Daha sonra konuşan AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Erdoğan ise, “ Türkiye’de en önemli hususun koruyucu hekimlik olduğunun bilincindeyiz. Eğer gıdadaki hijyeni sağlayamazsak, üretimi artıramazsak, bu canlılığımızı koruyamazsak üreticilerimizi kalkındıramazsak hem mesleğimiz hem de insanların sağlıklı gıdaya ulaşması noktasında ne kadar zorluk çekeceğimizin bilincindeyiz. O yüzden sağlıklı ve kaliteli üretim yapmamız gerekmektedir. Bu anlamda bu programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim” şeklinde konuştu.
Adıyaman Veteriner Hekimler Odası Başkanı Orhan Öztürk ise konuşmasında, programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ettiğini belirterek sağlıklı ve kaliteli üretimin yapılabilmesi için elimizden gelen bütün gayreti göstermekte olduklarını söyledi.
Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Adil Alan ise, 2023 yılına kadar Adıyaman’da süt üretiminin günlük olarak 300 bin ton olarak hedeflediklerini belirterek, “ Sütlerimiz gerçekten çok kaliteli hem kurumdaki veteriner hekim arkadaşlarımız hem de serbest veteriner hekim arkadaşlarımızla birlikte hareket ederek belirli bir noktaya gelmiş olduk. Şuan bölgede en fazla sütü satan il Adıyaman. Bütün ulusal ve yerel özel firmalara sütlerimizi satıyoruz. Bundan sonrada inşallah bu satışımız artarak devam edecek. Hedefimiz 2023 yılında günlük 300 bin ton süte ulaşmak. Önümüzdeki yıl hedefimiz ise 150 bin ton, şuan ise günlük 70 bin tondayız” cümlelerini kullandı.
Yapılan konuşmaların ardından Sürü Sağlığı ve Yönetimi Uzmanı Veteriner Hekim Özgür Yıldırım tarafından programa katılan katılımcılara “Suni Tohumlama, Döl Verimi ve Buzağı Ölümleri” konulu eğitim verildi.
 

TİGEM 300 Koyun Başvuruları Sona Eriyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM) tarafından sözleşme imzalanacak yetiştiricilere satılacak 300 koyun projesi için başvurular bu gün sona eriyor.
TİGEM'den edinilen bilgilere göre, koyun sayısının ve et üretiminin artırılması amacıyla başlatılan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi kapsamında sözleşmeli üretim modeline başvurular devam ediyor.
Söz konusu hayvanların alımı için başvurular, TİGEM'in internet sitesinden (www.tigem.gov.tr) alınıyor. Proje için bu gün son başvurular alınacak.
Proje kapsamında Akkaraman, Morkaraman, Merinos, İvesi, Karayaka, Hemşin, Eşme koyunu, Halep keçisi ve kıl keçisi elektronik ortamda müracaat eden yetiştiriciler tarafından tercih edilebiliyor. Başvuru sahipleri en fazla 3 ırk tercihinde bulunabiliyor.Yerli ırk küçükbaş hayvanlar yurt içinden, diğerlerinin Türkiye'den karşılanamayan kısmı yurt dışından getirilecek.
Proje kapsamındaki koyunlardan doğan kuzular için TİGEM tarafından alım garantisi verilecek. TİGEM'den, fiyatlar ve alım kriterlerinin, hayvanların bir yıl sonra doğum yapacağı göz önüne alınarak daha sonra açıklanacağı belirtildi. Fiyat tespitinde yetiştiricinin zarar etmeyeceği bir fiyatın baz alınacağı bildirildi.
Üretici başına 300 küçükbaşa kadar hayvanın verileceği projeyle 500 bin anaç hayvan temin edilmesi planlanıyor.
Projeyle 8. yılın sonunda küçükbaş dişi sayısının ilave 5 milyon başa ulaşması ve yaklaşık 3 milyon 250 bin baş erkek kesimiyle 52 bin 300 ton et üretimi hedefleniyor.
Üretici seçimi kriterleri
Projeler değerlendirilirken; müracaat edilen il veya ilçenin mera kapasitesi, küçükbaş hayvan varlığı gibi kriterler göz önünde bulundurulacak.
Üreticiler değerlendirilirken; üretim yapacağı yerin mera alanı, kaba yem üretebilirliği, hayvan varlığı, cinsiyeti ve yaşı, hayvan barınağına sahip olması, halen hayvancılıkla uğraşıyor olması gibi kriterlere bakılacak.
Mera alanı kriteri, atıl kapasiteye sahip mera alanlarının aktif kullanılmasını sağlamak, kaba yem üretimi için arazi varlığının olması kriteri ise sürdürülebilir ve karlı bir hayvancılık yapılmasını sağlamak amacıyla isteniyor
 
 

Gıda Enflasyonuyla Mücadele İçin Paket Açıklanacak

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini minimize etmek üzere önemli bir paketin yakında açıklanacağını söyledi.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini minimize etmek üzere önemli bir paket ile enerji alanında akü ve depolama konusunda kritik bir yatırımın yakında açıklanacağını söyledi, ayrıca tekstil sektörüne yönelik teşvik düzenlemeleri yapacaklarını ifade etti.
Zeybekci, "İnşallah birkaç hafta içinde enerji saklama ve akü ile ilgili, bunun yüzde 100'ünün Türkiye'de üretilmesiyle ilgili çok önemli bir yatırımı da Türkiye'ye kazandırdığımızı göreceksiniz" dedi.
Enflasyonla mücadele edeceklerini belirten Zeybekci, "Özellikle aşırı oynak gıda fiyatlarının enflasyon üzerindeki etkisini minimize etmek için çok önemli bir paketi inşallah yakında Başbakanımız Binali Yıldırım'ın açıklayacak" diye konuştu.
Tekstil, hazır giyim ve konfeksiyonla ilgili de teşvik düzenlemeleri yapacaklarını dile getiren Zeybekci, daha önce verilen teşvikleri güncelleyen, modernizasyon, yenileme ve kapasiteyle ilgili destekleri içine alan kombinasyonları yeniden hayata geçireceklerini bildirdi.
 

Çiftçinin Beklediği Mazot Desteği Başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çiftçiye mazot müjdesini Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde "Çiftçilerimiz Milletin Evinde Cumhurbaşkanımız ile Buluşuyor" programında vermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "mazotun yarısı devletten" müjdesi bugün uygulamaya geçiriliyor.
Tarım sektöründe canlanmaya neden olan mazot desteği uygulaması bugün itibariyle başlıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olan ve dosyalarını teslim eden üreticiler, 23 Şubat (bugün) tarihinden itibaren tarım arazilerinde kullandıkları ve kullanacakları mazot bedenin yarısını geri alabilecek. Çiftçiye mazot iadesi, kullanılan yakıt miktarı ve ürün desenine göre değişecek.

SİSTEME KAYITLI OLANLAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Külliye'de buluştuğu çiftçilere verdiği mazot müjdesi bugünden itibaren uygulamaya konuluyor. Her yıl nisan ve ekim aylarında yapılan ödemeler, bu yıla özel olarak dosyaların Gıda, Tarım ve Hayvancılık müdürlüklerine tesliminden itibaren başlayacak. Halihazırda devletten mazot, gübre gibi destekler alan üreticiler, ÇKS'de kayıtlı olan üretim bilgileri esas alınarak akaryakıt iadesi alacak.

DOSYALAR VERİLİYOR
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri, ÇKS'ye kayıtlı çiftçilerin bul yıl yapacakları üretim bilgisini sisteme girmiş olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: Üreticinin ne kadar araziye hangi ürünü ekeceği sistemimizde mevcut. Bu bilgiler esas alınarak işlem yapılacak. Dosyalarını henüz vermemiş olanlar da bugünden itibaren uygulamadan yararlanabilecek. Örneğin bin dekar alanda pamuk eken/ekecek olan üreticinin ne kadar akaryakıt harcayacağı biliniyor. Gerekli hesaplamalar yapıldıktan sonra mazot tutarının yarısı banka hesabına yatırılacak.

SEKTÖR CANLANACAK
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı ve aynı zamanda üretici olan Mehmet Akın Doğan, 2 yıldır bekledikleri müjdeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiğini belirterek, "En büyük girdi kalemimiz mazot. Tarlada, bahçede her şey mazotla çalışıyor. 400 dönüm narenciye bahçemde ilaçlamadan arazi kontrolüne kadar her yerde mazot kullanıyoruz. Yarısını devlet karşılayınca çiftçimiz rahata kavuşacak. Hükümetimiz sağ olsun elimizi rahatlattı. Çiftçinin cebine biraz daha fazla para girince sektör canlanacaktır" dedi.

MORALİMİZ YÜKSELDİ
Yaklaşık 2 bin dönüm alanda narenciye, pamuk, soğan, buğday ve soya üreten Şevket Uludağ da "Geçen yıl 150 bin lira civarında mazot parası ödedim. Bu yıl da benzer bir rakam söz konusu. Devletimizin desteği çiftçi için bir hediyedir. Harcadığım akaryakıtın yarısını iade edecek. Üreticiler olarak hepimiz çok mutlu olduk. Biz her şart altında üretmeye devam ederiz ama böyle destekler moralimizi yükseltiyor" diye konuştu.
 

Tarım ve Sulamada Köklü Değişiklikler

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı, çiftçileri doğrudan ilgilendiren ve radikal kararları içeren yasal düzenleme hazırlıyor.
‘Arazi toplulaştırması’ yeni kurulacak Tarım ve Su Reformu Genel Müdürlüğü çatısı altından tek elden yürütülecek. Tarla içi sulamada, “yağmurlama ve damlama” sistemleri zorunlu hale getirilecek...
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, çiftçileri rahatlatacak ve merakla beklenen köklü düzenlemeler konusunda hazırlanan yasa düzenlemesini TBMM Tarım Komisyonu’na anlattı. Eroğlu’nun komisyonun verdiği bilgiye göre, sayısı 2 bin 500’ü geçen sulama birlikleri kapatılmayacak ancak Gıda ve Tarım Bakanlığı’ndan alınarak DSİ’ye devredilecek. Komisyonda Eroğlu, “Sulama birlikleri bazı yerlerde çok iyi çalışıyor ama vatandaşlardan çok şikâyet var. Yani denetim eksikliği vardı, biz denetlemeye başladık. En azından DSİ el atsın, ciddiyet gelsin. Bazı yerlerde, bazı kanalların bakımı yapılamıyor. Dolayısıyla, para yeteri kadar toplanamıyor, borçları var. Burada esas DSİ tarafından sıkı şekilde denetlensin, işletme bakımı yapılsın, paralar adil şekilde toplansın, borçlar da belli bir süre içinde tasfiye edilsin şeklinde bir düşüncemiz var” diye konuştu.
Arazi toplulaştırılması
Gıda ve Tarım Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın yürüttüğü, “arazi toplulaştırması” da yeni kurulacak Toprak ve Su Genel Müdürlüğü çatısı altından tek elden yürütülecek. Böylece toplulaştırma yapılan yerlerde su olmaması sorunu çözülecek. Su ile arazi toplulaştırmasının çakışması sağlanacak, toprak ve su verimli kullanılacak.Eroğlu’nun anlattığı yasa düzenlemesindeki bir başka değişiklik ise orman alanlarındaki yatırıma ilişkin. Özel orman kuran şirketlerin bu yerlerde yatırım yapamamalarının önü açılacak.
Yağmurlama ve damlama
Hükümet, büyük su kaybına yol açan tarla sulamasında radikal değişikliğe gidiyor. Yeni düzenlemeye göre tarımsal sulamada israfı önlemek için tarla sulamasında kullanılan, “yağmurlama ve damlama” sistemleri zorunlu hale getirilecek. Eroğlu, TBMM’deki sohbetinde ise konuya ilişkin olarak, kuraklık yaşanan bugünlerde tarımsal sulama konusunda radikal adımlar atılacağını, tarla içi sulamada daha tasarruflu olduğu için, “yağmurlama ve damlama” sistemlerinin zorunla hale getirileceğini kaydetti. Şanlıurfa'da çiftçilerle buluşmasında yeni düzenlemeyi açıklayacağını belirten Eroğlu, şunları söyledi: “Çiftçilerimizin suyu iyi kullanması lazım. Çok su tarlayı çoraklandırır, tuzlanma yapıyor, çoraklanma olur. Biz düzenlemede damlama ve yağmurlama yapılmasını şart koşuyoruz. Çiftçilerle birlikte muhtar ve çiftçilerle toplantı yapacağım, su yönetimi ile ilgili. Tarla içi sulamayı çiftçilerle beraber biz yöneteceğiz. Projesini biz hazırlayacağız gerekirse yüzde 50’sini destekleyeceğiz gerisini de Ziraat Bankasından faizsiz kredi ile tarla içinde boruların çekilmesi yağmurlama ve damlama yapılmasını sağlayacağız. Böylece hem tuzlanma önlenecek hem çoraklaşma olmayacak, hem az su ile daha çok alanı sulayacak. Sudan tasarruf olacak. Maliyet gerektirir ama 3-4 yılda amorti ediyor. Suyu enerji ile götürüyorsun yani. Bu bakımdan önemli maliyeti ne olursa olsun suyumuz sınırsız değil. Suyumuz ancak 8.5 milyon hektarı sulayacak kadar yetiyor. Devlet teşviğini vereceğiz. Projesini biz yapacağız vanasına kadar biz getireceğiz borusunu kendisi çekecek. Birinci önceliğimiz GAP. Orada arazi çok su az.”
‘Şehirler de israf etmesin’
Kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle su tüketimine dikkat edilmesi uyarısında da bulunan Eroğlu şöyle devam etti:“Şehirlerimizi 2018’de de kuraklığa rağmen susuz bırakmayacağız. Şehirlerde su kullanımıyla ilgili problem yok, istediği gibi kullansınlar ama israf etmesinler. Bizim her şey için planımız var. Ankara’da muazzam büyük bir tünel geliyor. Bu yıl içinde bitecek tünel, Gerede’nin suyunu buna aktaracağız.” 
 

Tarım Ürünleri İhracatına Üç Engel

AB, ABD ve Sudan'ın aldığı kararlar tarım ve gıda ürünleri ihracatını olumsuz etkileyecek. Ekonomi Bakanlığı konuyla ilgili ihracatçı birliklerine uyarıda bulunarak gerekli önlemlerin alınmasını istedi.
Dünya Gazetesi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Tarım ve gıda ürünleri ihracatı her geçen gün zorlaşıyor. Yaşanan yoğun rekabet, ülkelerin kendi üreticisini korumaya yönelik önlemleri tarım ve gıda ürünleri ihraç edenleri her gün yeni uygulamalarla karşı karşıya bırakıyor. Son olarak AB, ABD ve Sudan'ın aldığı kararlar tarım ve gıda ürünleri ihracatını olumsuz etkileyecek nitelikte.
Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü'nden ilgili ihracatçı birliklerine gönderilen yazıda, 540 / 2011 sayılı AB Yönetmeliği uyarınca başta üzüm olmak üzere kayısı, limon, kiraz, çilek, domates, biber, patlıcan ve hıyar gibi çok sayıda üründe ruhsatlı "Iprodione” aktif maddesinin 2018 yılında dolan izin süresinin uzatılmaması kararının alındığı; bu kapsamda söz konusu mevzuat çerçevesinde tüm meyve ve sebzelerde bahse konu aktif maddede azami kalıntı limiti (MRL)'nin tespit seviyesi olan 0,01 ppm'e indirilmesinin beklendiği ifade edildi. Söz konusu yönetmeliğin incelenmesinden, üye ülkelerce geçiş süreci bitiminin, 5 Haziran 2018 tarihini geçmemek şartıyla mümkün olan en erken tarih olacak şekilde belirlenmesinin gerektiği belirtiliyor. Uygulama değişikliğinin kısa vadede AB'ye ihracatı olumsuz yönde etkilememesi için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile koordineli bir şekilde gerekli girişimlerde bulunulduğu ifade edildi.
 
 

Deniz kaynaklarını koruma altına alan Milletlerarası anlaşma Resmi Gazete'de yayımlandı

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) çerçevesinde düzenlenen "Yasa Dışı, Kayıt Dışı ve Düzenlenmemiş Balıkçılığı Önleme, Caydırma ve Ortadan Kaldırmaya Yönelik Liman Devleti Tedbirlerine Dair Anlaşma" onaylanarak Resmi Gazete'de yayımlandı.
Roma'da 22 Kasım 2009'da düzenlenen anlaşmada, tarafların BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Anayasası'nın 14. maddesi uyarınca FAO çerçevesinde uluslararası bir anlaşma imzalama gereğini kabul ederek mutabık kaldığı hususlar yer alıyor.
Etkin liman devleti önlemlerinin uygulanması yoluyla yasa dışı, kayıt dışı ve düzenlenmemiş balıkçılığı önlemeyi, caydırmayı ve ortadan kaldırmayı ve bu yolla canlı deniz kaynaklarının ve deniz ekosistemlerinin uzun vadeli korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını sağlamayı amaçlayan anlaşma, uygulama, uluslararası hukuk ve diğer uluslararası araçlarla ilişki, ulusal düzeyde entegrasyon ve koordinasyon, iş birliği ve bilgi alışverişi, limanların kullanımı, denetim ve izleme faaliyetlerinin yürütülmesi gibi konulara dair genel hüküm ve hususları içeriyor.
 
 

İçeceklerde ÖTV Uygulamasına İlişkin Tebliğ Yayınlandı

Maliye Bakanlığı, Torba Yasa uyarınca 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle başlayan bazı içeceklerde yüzde 10 ÖTV uygulamasına ilişkin uygulama tebliğini yayınladı.
Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen, 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile makaronlar da sigara ve diğer tütün mamulleri gibi ÖTV kapsamına alınırken, 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren sade gazozlar, meyveli gazozlar, limonatalar, nektarlar, alkolsüz biralar, enerji içerecekleri, soğuk çay, meyveli içeceklerden de yüzde 10 ÖTV alınması hükmü getirilmişti.
ÖTV alınacak içecekler
Buna göre, Özel Tüketim Vergisi (III) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nin “Kolalı gazozlar ve alkollü içkiler”i kapsayan A Cetveli, “Alkollü içkiler, Kolalı, meyvalı ve sade gazozlar, Alkolsüz biralar, ambalajlanmış ve/veya toptan teslime konu edilen; meyve nektarları, meyveli içecekler, limonatalar, enerji içecekleri, sporcu içecekleri, soğuk çay, soğuk kahve, tonik ve tatlandırılmış veya aromalandırılmış benzeri içecekler” şeklinde düzenlendi.
ÖTV’ye tabi olmayanlar
Buna karşın etil alkol ve ilave şeker veya diğer tatlandırıcı maddeler katılmamış veya lezzetlendirilmemiş sular (tabii veya suni mineral sular ve gazlı sular dahil) söz konusu listede yer almadığından, sebze suları ile Türk Gıda Kodeksine göre %100 meyve suyu sayılan meyve suları ve doğal mineralli doğal maden suyu ile üretilmiş, tatlandırılmış, aromalandırılmış meyveli gazlı içecekler parantez içi hükümle kapsam dışı bırakıldığından ÖTV’ye tabi olmayacak.
Toptan ve perakende teslim
A Cetvelindeki bazı içecekler için verginin kapsamının belirlenmesi açısından öngörülen toptan teslim, teslimi yapılan içeceklerin aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar ile işletmelerinde kullanacak olanlara teslimi için kullanılırken, bunlar dışındakilere yapılan teslim, perakende teslim sayılacak. İçeceğin ticari amaçla satılmak ya da işletmede kullanılmak üzere ithali de toptan teslim sayılacak.
Hazır ambalajlı içecekler
Tebliğe göre, ambalajlanmış içecekten maksat, Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’nde tanımı yapılan şekilde hazır ambalajlı gıda kapsamında teslime konu edilen içecek. Her durumda açılmadan veya değiştirilmeden içeriği değiştirilemeyecek şekilde, içeceği tamamen kaplayan bir ambalajın içine konulmak suretiyle, son tüketiciye veya toplu tüketim yerlerine sunulmak üzere teslime konu edilen hazır ambalajlı içecekler, verginin kapsamında olacak. Öte yandan, toptan teslime konu edilenler hariç olmak üzere, perakendeci tarafından doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş içeceklerin teslimi ise ÖTV’ye tabi olmayacak.
Örneğin, içecek imalatçısı tarafından ambalajlanmış veya ambalajlanmamış olarak toptan teslime konu edilen limonata, meyve nektarı gibi içecekler ÖTV’ye tabi iken, bu içeceklerin pastane işletmesi tarafından imalathanesinde imal edilip, pastanede doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş şekilde perakende satışa sunulması ÖTV’ye tabi olmayacak. Aynı şekilde, soğuk kahve imalatçısı tarafından ambalajlanmış olarak toptan veya perakende satışa konu edilen soğuk kahve içeceği ÖTV’ye tabi iken, kafe işletmesi tarafından imalathanesinde imal edilip, kafede perakende satışa sunulan soğuk kahve ÖTV’ye tabi olmayacak.
Makaron düzenlemesi
Torba Yasa ile getirilen düzenleme doğrultusunda uygulama tebliğinin üçüncü paragrafında yer alan “tütün mamulleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve makaron” ibaresi eklendi.
Öte yandan, mallardan bazılarının sadece ambalajlanmış olanları verginin konusuna alındığından, teslime konu edilen içeceğin hazır ambalajlı gıda kapsamında olup olmadığı; Türk Gıda Kodeksine göre %100 meyve suyu sayılan meyve suları (Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliğinde tanımlanan meyve suyu ve konsantreden meyve suyu) kapsam dışında olduğundan, teslime konu edilen içeceğin %100 meyve suyu niteliğini haiz olup olmadığı hususları, Türk Gıda Kodeksine göre ilgili mevzuatta yapılan belirleme ve açıklamalar çerçevesinde tespit edilecek.
 III sayılı listenin (A) cetvelinde yer alan içeceklerden bazılarının sadece ambalajlanmış ve/veya toptan teslime konu edilenleri verginin kapsamında olduğundan, söz konusu içecekleri imal etmekle birlikte; imal ettiği içecekleri toptan teslime konu edenlerin, söz konusu içecekleri ambalajlanmamış (dökme halinde) olarak satışa konu etseler dahi, imal ettikleri içecekleri hazır ambalajlı gıda kapsamında teslime konu edenlerin, hiç toptan teslimi söz konusu olmasa dahi mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekecek.
İmal ettikleri içecekleri ambalajlanmamış olarak veya doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş olarak sadece perakende teslime konu edenlerin, başkaca ÖTV’ye tabi mal satışı bulunmaması halinde, ÖTV mükellefiyeti tesis ettirmesine ise gerek olmayacak.
B bölümünde yer alan; “perakende satışa sunulan sigaraların birim ambalajı içinde yer alan her bir sigara” ibaresi, “perakende satışa sunulan sigaraların ve makaronların birim ambalajı içinde yer alan her bir sigara veya her bir makaron” şeklinde, “20 adet sigaradan” ibaresi “20 adet sigaradan, 50 adet makarondan” şeklinde değiştirildi.
Makaronda verginin hesabı
Makaronun vergilendirilmesinde, perakende satış fiyatına bu mallar için geçerli olan ÖTV oranı uygulanarak nispi ÖTV tutarı hesaplanacak. Ancak hesaplanan tutar, birim paket içindeki her bir makaron için belirlenen asgari maktu vergi tutarına göre hesaplanan vergi tutarından az olamayacak.
 
 
 
 

Dünya Gıda Günü'nde "Göç" Teması Öne Çıkıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Yuriko Shoji, 16 Ekim'de kutlanacak Dünya Gıda Günü'nün bu yılki temasının "göç" olacağını belirterek, "Sürdürülebilir kırsal kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına yatırım, mevcut göç sorununa karşı küresel cevabın önemli bir parçası" dedi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü  (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Yuriko Shoji, bu yıl "Göçün geleceğini değiştirin, gıda güvenliği ve kırsal  kalkınmaya yatırım yapın" sloganıyla kutlanacak Dünya Gıda Günü'ne ilişkin  açıklamalarda bulundu.

FAO'nun göç kavramını, nedeni, süresi ve isteğe bağlı olup  olmadığından bağımsız olarak her türlü hareketliliği belirtmek için kullandığını  dile getiren Shoji, söz konusu kavramın göçmen işçiler, mülteciler, sığınmacılar,  ülkelerinde yerinden olmuş kişiler ve iklim kaynaklı göçmenleri kapsadığını  bildirdi.

Shoji, dünyadaki hareketlilik nedeniyle bu senenin temasını göç olarak  seçtiklerini anlatarak, "Artan çatışmalar ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle  İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana insanlar daha fazla evlerinden kaçmak zorunda  kaldı. Göçe neden olan diğer önemli faktörler ise açlık, yoksulluk ve iklim  değişikliğiyle bağlantılı aşırı hava olaylarındaki artış." diye konuştu.

Göçün nedenleri ve etkilerinin FAO'nun açlıkla mücadele, gıda  güvenliğini sağlama, kırsal yoksulluğu azaltma ve doğal kaynakların  sürdürülebilir kullanımı gibi küresel amaçlarıyla yakından ilişkili olduğunu  belirten Shoji, FAO'nun kırsal alanlarda daha iyi koşulların oluşturulması ve  dayanıklı geçim kaynaklarını destekleme konusundaki deneyiminden dolayı kırsal  göçü azaltmada benzersiz bir role sahip olduğunu söyledi.

Shoji, sadece 2015'te 65,3 milyon insanın çatışma ve zulüm nedeniyle  zorla yerlerinden edildiğine ve 19 milyondan fazla kişinin de doğal afetler  nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kaldığına işaret ederek, "Ortalama 26,4  milyon insan 2008-2015 arasında iklim veya havayla ilgili afetler nedeniyle  yerinden oldu." dedi.

Tarım ve kırsal kalkınmanın göçün temel nedenlerinden olan kırsal  yoksulluk, gıda güvensizliği, eşitsizlik, işsizlik ve doğal kaynakların tükenmesi  gibi sorunlara çözüm sunabileceğine dikkati çeken Shoji, "Sürdürülebilir kırsal  kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına  yatırım, mevcut göç sorununa karşı küresel cevabın önemli bir parçası. Koşulları  iyileştirerek ve kaynak ülkelerde alternatif yaşam seçenekleri yaratarak felaket  göçlerinin temel nedenlerini çözmeye ve kaynak ile varış ülkeleri için göçün  kalkınma fırsatlarından yararlanmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Shoji, insanları ve topraklarını iklim değişikliği ve doğal afetlere  bağlı şoklardan kurtarmanın yolunun onları bunlara karşı hazırlamak olduğunu  aktararak, toprakların korunmasının önemli olduğunu ve onlara sürdürülebilir bir  şekilde toprak işleme ve ürün yetiştirmelerini sağlayacak "İklim-Akıllı Tarım"  tekniklerini öğreterek yardım ettiklerini anlattı.

GIDAYA ERİŞİM KAMP DIŞINDAKİ SURİYELİLER İÇİN DAHA ZOR

Geçen yıl yetersiz beslenen insan sayısının 815 milyona yükseldiğine  işaret eden Shoji, aşırı gıda güvensizliği ve dengesiz beslenme sorunlarının  çatışmaların kuraklık ve sel gibi doğal afetlerle birleştiği bölgelerde daha da  artma eğiliminde olduğunu, gıda güvenliğinin Sahraaltı AfrikaGüneydoğu ve Batı  Asya'nın bazı bölgelerinde gözle görülür biçimde kötüye gittiğini vurguladı.

Shoji, Türkiye'nin 3 milyondan fazla Suriyeliye ev sahipliği yaptığını  hatırlatarak, şöyle konuştu: "Türkiye'deki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 10'u hükümet tarafından  kurulan geçici konaklama merkezlerinde kalıyor ve geri kalan kısım kendi  kaynakları ya da insani ve kalkınma yardımlarıyla kamp dışında yaşıyor. Dünya  Gıda Programı verilerine göre, kamplarda hane halklarının yüzde 94'ü 'kabul  edilebilir' gıda tüketimi düzeyine sahip olarak sınıflandırılmış. Ancak kampların  dışında ikamet eden Suriyelilerde bu oran yüzde 82. Bu durum, gıdaya erişimin  kamp dışında yaşayan Suriyeliler için daha büyük bir zorluk olduğunu gösteriyor."

Yeterli ve besleyici gıdaya ekonomik erişimin Suriyeliler için endişe  kaynağı olduğunu dile getiren Shoji, FAO'nun yeni projesiyle Türkiye'deki  Suriyeliler için istihdam fırsatları sağlayarak tarım sektörüne katkılarını  geliştirmeyi amaçladığını anlattı.

Shoji, FAO'nun "Türkler ve Suriyeliler İçin Tarımsal Mesleki eğitim Projesi"yle ŞanlıurfaAdanaMersinGaziantep ve Isparta gibi 5 ana tarım  ilinde, bölgelerin ihtiyaçlarına dayalı çeşitli tarımsal alanlarda Suriyelilerin  ve ev sahibi toplulukların mesleki becerilerin geliştirilmesini hedeflediğini  belirterek, "Projenin ilk aşamasında yaklaşık 900 kişiye istihdam olanakları  sağlamayı amaçlıyoruz. Proje ayrıca yaratılan istihdamla hane halkı gelirlerini  artırarak ve daha iyi yiyecek tüketimine katkıda bulunarak, Suriyeliler ve ev  sahibi topluluk arasındaki sosyal bütünlüğü de geliştirmeyi hedefliyor." diye  konuştu.

Büyümenin Yolu Kırsaldan Geçiyor

Küçük aile çiftçiliğinin desteklenmesini öneren Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, şehirleşmenin küçük ölçekli milyonlarca aile çiftliği için büyük zorlukları beraberinde getirdiğini bildirdi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 9 Ekim’de açıkladığı Gıda ve Tarımın Durumu 2017 Raporu’na göre, gelişmekte olan ülkeler için kalkınmanın yolu kırsaldan geçiyor. Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyümenin anahtarı uzun yıllar yoksulluğun sebebi olarak görülen kırsal bölgeler olduğu belirtilen raporda küçük aile çiftçiliğinin desteklenmesi isteniyor…

Gelişmekte olan ülkelerde gelecek yıllarda, işgücüne katılmaya hazır milyonlarca genç insanın yoksulluktan kurtulmak için kırsal bölgeleri terk etmesine gerek olmadığı belirtilen raporda: “Ancak daha genç ve kalabalık bir gezegenin beslenmesi ve istihdamına yardım etmek için kırsal bölgelerin potansiyellerini ortaya çıkaracak çok geniş ve köklü dönüşümler gerekiyor” bilgisine yer verildi.

Kırsal bölgelerin, gıda üretimi ile ilgili sabitlenmiş ekonomik büyüme için geniş bir potansiyel olduğu vurgulanan raporda özetle şu görüşlere yer verildi: “Dünyadaki yoksul ve aç insanların çoğunluğu bu bölgelerde yaşarken, 2030 kalkınma gündeminin başarıya ulaşması çoğu zaman ihmal edilen bu potansiyelin ortaya çıkarılmasına bağlı olacak. Bunu yapmak; geçimlik tarımda düşük verimlilik, birçok yerde sınırlı endüstrileşme, hızlı nüfus artışı ve şehirleşmeden oluşan oldukça zorlu bir bileşimin üstesinden gelmeyi gerektiriyor. Bunların hepsi gelişmekte olan milletlerin kendini besleme ve yurttaşlarını istihdam etme konularında büyük zorluklar oluşturuyor.”

Şehirlerin gıda talebi ve kırsala etkileri

Gıda ve Tarımın Durumu raporunda; kırsal ekonomilerde ihtiyaç duyulan dönüşümlerin, gıda sistemlerini çeşitlendirmek ve çiftlik dışı tarıma bağlı faaliyetlerde yeni ekonomik fırsatlar yaratmak için kentsel bölgelerde artan gıda talebini harekete geçirilebileceği ifade ediliyor.Raporda: ” Bu; işleyen veya arıtan, paketleyen veya taşıyan ve gıdayı depolayan, pazarlayan veya satan işletmelerin yanı sıra tohum, araç gereç ve gübre veya sulama veya diğer hizmetlere dair üretim girdilerini arz eden işyerlerini içeriyor. Kentlerdeki gıda pazarlarından gelen giderek artan talebin şu an ulusal gıda arzının yüzde 70’ine kadarını tüketiyor. Bu geniş kırsal nüfusa sahip ülkeler için bile geçerli.” bilgisine yer verildi.

Küçük aile çiftçiliği desteklenmeli

Şehirleşmenin bir taraftan tarım için “altın bir fırsat” sağlarken diğer taraftan küçük ölçekli milyonlarca aile çiftçileri için büyük zorlukları da beraberinde getirdiği belirtilen Raporda,daha fazla kar getiren pazarlar gıda üretiminin büyük ticari çiftliklerde yoğunlaşmasına; tedarik zincirlerinin büyük işleyiciler ve perakendeciler tarafından kontrol edilmesine ve küçük çiftlik sahiplerinin dışarıda bırakılmasına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.

Küçük aile çiftçiliğinin önemine değinilen raporda, “Destekleyici kamu politikaları ve yatırımları; dönüştürücü ve adil büyümenin bir motoru olarak kentsel talebi dizginlemenin anahtarı olacaktır. Küçük ölçekli aile çiftçilerinin pazara katılımını garanti altına alacak tedbirler bu politikalarda çok sıkı şekilde yer almalıdır.” görüşü dile getirildi.

Üç eylem planı önerisi

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Gıda ve Tarımın Durumu 2017 Raporu’nda önerilen 3 eylem planı ise şöyle:

Birincisi; küçük ölçekli üreticilerin kentsel gıda talebini karşılamaya tamamen katılabilmelerini garanti altına alacak birtakım politikaların devreye sokulmasını içeriyor. Arazi kullanım haklarını güçlendirecek, tedarik sözleşmelerinde eşitliği sağlayacak veya krediye erişimi iyileştirecek tedbirler başlıca birkaç seçeneği oluşturuyor.

İkincisi; kırsal ve kentsel pazarları birbirine bağlayacak gerekli altyapının oluşturulması. Birçok gelişmekte olan ülkede kırsal yollar, elektrik nakil hatları şebekeleri, depolama imkanları ve soğuk taşıma sistemlerinin eksikliği; kentlerdeki taze sebze, meyve, et ve süt ürünlerine talebi çiftçilerin avantajlarına çevirmelerine büyük bir engel teşkil ediyor.

Üçüncüsü ise, mega kentlerin kırsal-şehirsel ekonomilere daha iyi bağlanmalarını değil, aynı zamanda daha küçük, kentsel alanların dışında daha yayılmış bir örgüyü kapsıyor. Rapor küçük kentsel merkezlerin daha fazla gözden kaçmış gıda pazarlarını temsil ettiğinin altını çiziyor. Gelişmekte olan ülkelerde kent sakinlerinin yarısı 500 binden daha düşük nüfuslu şehir ve kasabalarda yaşıyor.

Kırsalın stratejik önemi 

Rapor; canlı gıda sistemleri inşa etmek ve özellikle küçük ve orta ölçekli şehirler gibi kentsel alanlara bağlı tarımsal sanayileri desteklemek için kırsal bölgelere politika desteği ve yatırımı hedeflemenin stratejik bir hamle olacağını vurguluyor; öyle bir girişimin neden kırsal bölgelerde istihdam yaratacağı, daha fazla insanın yerinde kalmasını sağlayacağı ve insanların gelişimine katkıda bulunacağının önemine dikkat çekiyor.rapora göre, dönüştürülen kırsal ekonomiler insanların yer değiştirmesine yol açan tüm baskıları çözen her derde deva bir ilaç olmayacak, ancak ihtiyaç duyulan işlerin çoğunu üretecek ve göçü, bir zorunluluk olmaktan çıkarıp bir seçeneğe dönüştürmeye katkıda bulunacak.

Küçük şehir ve kasabaların kırsal için önemi

FAO Genel Direktörü General José Graziano da Silva raporun önsüzünde “Bu durum politika yapıcılar ve planlamacılar tarafından çok sık ihmal edilmiştir: Küçük şehirlerin ve kasabaların bölgesel ağları kırsal insanlar için referans noktasıdır—bu ağlar, buradaki insanların tohumlarını satın aldığı, çocuklarını okula gönderdiği, sağlık ve diğer hizmetlere ulaştığı yerlerdir.” diye yazdı.

FAO Genel Direktörü “Politika yapıcılar; küçük şehirlerin ve kasabaların kırsal-şehir bağlantısına aracılık etmek ve küçük ölçekli çiftçilere ürünlerini pazarlamak ve ekonomik büyümenin faydalarından pay almaları için daha fazla fırsatlar sağlamada harekete geçirici olumlu bir rolleri olduğunu kabul etmeli.” diye ekledi.

Temel veriler:

 Kırsal dönüşüm 1990’lardan bu yana gerçekleşiyor; bu tarihten itibaren kırsalda yaşayan 750 milyon ilave insan günlük kişi başı 3,1 Amerikan Doları olan makul yoksulluk sınırının üstünde gelire sahip.

 1960’ta gelişmekte olan ülkelerin nüfusunun yüzde 22’si (460 milyon insan) şehirlerde ve kasabalarda yaşarken bu oran 2015’te yüzde 49’a (3 milyar insan) yükseldi.

 Gelişmekte olan ülkelerin kırsal nüfusu 1960 (1,6 milyar insan) ile 2015 (3,1 milyar insan) arasında yaklaşık 1,5 milyar arttı.

 Güney Asya’da 1 milyon ve Sahra Altı Afrika’da 2,2 milyon genç insan 2010 ile 2015 yılları arasında iş piyasasına girdi.

 Nüfusu 5-10 milyon arasında olan büyük şehirler ve nüfusu 10 milyondan fazla olan mega kentlerin sakinleri dünyanın kent nüfusunun sadece yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor.

– Gelişmekte olan ülkelerde çoğu kentsel alan görece küçüktür. Kentsel nüfusun yaklaşık yüzde 50’si bu da 1,45 milyar insan demek—nüfusu 500 binden düşük şehir ve kasabalarda yaşıyor.

 Bugün dünya nüfusunun yaklaşık yarısı nüfusu 500 binden az şehirlerde veya onu çevreleyen kırsal alanlarda yaşamaktadır.

 Küresel olarak küçük kentsel alanlar günümüzde kentsel gıda talebinin yaklaşık yüzde 60’nı teşkil ediyor.

 2030 yılına gelindiğinde dünyanın az gelişmiş bölgelerindeki kentsel nüfus 4 milyar olacak.
Bu kent sakinlerinin yüzde 80’i Afrika, Asya ve Latin Amerika’da yaşıyor olacak.

– 2030’da dünya kent nüfusunun çoğunluğu 1 milyondan düşük nüfuslu şehirlerde bulunacak; bunlardan yüzde 80’i 500 binden düşük nüfuslu şehirlerde yaşayacak.

 Sahra Altı Afrika’daki kentsel gıda pazarının değeri 2010-2030 yılları arasında büyük ihtimalle 4 kat artarak 313 milyon Amerikan dolarından 1 trilyon Amerikan dolarına ulaşacak.

 Doğu ve Güney Afrika’da gıda pazarından alışveriş yapan şehirli tüketicilerin payı şimdiden yüzde 52 ve bunun 2040 yılında yüzde 67’ye yükselmesi bekleniyor.

Küçükbaşa Destek Yüzde 50 Artırılacak

Et ve Süt Kurumu (ESK) etteki fiyatı düşürmek için ithal et getirip, marketlerde reyon kiralayıp, satış yapmaya hazırlanırken, hükümet de destekleri artırma yolunda. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, yerli üretimi artırmak için küçükbaş hayvancılığa verdikleri destekleri yüzde 50 artıracaklarını ifade etti. Daniş, bu yolla Türkiye’nin küçükbaş hayvan sayısının da yüzde 50 artırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

Müstakil Sanayiciler ve İş adamları Derneği (MÜSİAD) 97’ncisini düzenlediği Genel İdare Kurulu toplantısını Aksaray’da gerçekleştirdi. Toplantıya; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Aksaray Vailisi Aykut Pekmez, Aksaray Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı, MÜSİ- AD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, MÜSİAD Aksaray Başkanı Eyüp Dağdaş ve Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Koçaş’ın yanı sıra MÜSİAD Şube Başkanları ve üyeleri katıldı.

Toplantıda MÜSİAD’ın gıda, tarım ve hayvancılık konusunda sorun ve çözüm önerilerinin yer aldığı ve 31 şube ve temsilciliğinin katılımıyla hazırladığı “İyi Ekonomide Gıda, Tarım ve Hayvancılık” kitapçığı bakanlık temsilcilerine verildi.

Toplantıda konuşan Bakan Yardımcısı Daniş, sanayi devriminin ardından yaratılan tüketim toplumuyla birlikte tüm dünyanın tarımı geri plana attığını dile getirdi. Dünyanın bu yanlıştan çabuk döndüğünü kaydeden Daniş, “2. Dünya Savaşı’nın ardında Avrupa’da tarım arazileri birleştirildi. Biz ise bunu başaramadık. Ayrıca arazilerimizi suyla da buluşturamadık. Toprakların miras yoluyla bölünmesinin önüne Ak Parti Hükümeti geçti” dedi. Tarımın vazgeçilemeyecek bir sektör olduğunu ifade eden Daniş, kendi gıdasını üretemeyen ülkelerin tam bağımsız olamayacağını savundu.

Türkiye’nin tarım alanı varlığı konusunda dünyada 15’inci sırada olduğunu anlatan Daniş, şöyle devam etti: “34.5 milyon hektar alanda tarım yapıyoruz ama yapısal sorunlarımız var. Bir çiftçimizin toplan tarım yaptığı alan 60 dekar. O da tek parselde değil. Avrupa’da bir çiftçi en az 110 dekar alanda tarım yapıyor. Hedefimiz 2023 yılına kadar toplulaşma işini çözmek. Aynı zamanda parsel büyütme çalışmamız da var. Öte yandan 8.5 milyon hektar arazimizi suyla buluşturacağız.”

Türkiye’de büyükbaş hayvan etinin daha fazla tercih edildiğini dile getiren Mehmet Daniş, küçükbaş hayvan etinin tüketiminin artırılması gerektiğini belirtti. Küçükbaş hayvana verilen devlet desteğinin yüzde 50 oranında artırılacağını vurgulayan Daniş, bu yolla küçükbaş hayvan varlığının da aynı oranda artırılmasının hedeflendiğine dikkat çekti.

“Hayvan sayısı yüzde 50 artmazsa, et fiyatları düşmez"

Son dönemde kamuoyunu sıkça meşgul eden et fiyatlarıyla ilgili konuşan MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, küçükbaş hayvan sayısında yüzde 50 artışın sağlanamaması halinde fiyatların düşmeyeceğini savundu.

Hayvancılıkla ilgili verilerin tam anlamıyla tatmin etmemesine karşın, sektörde sevindirici gelişmeler yaşandığını söyleyen Kaan, “Yerli et üretimini artırmak noktası, bu gelişmelerden biri. Ette ithalatın son bulması fikrini önemsiyoruz. Çünkü ilk etapta bizim kendi tüketimimizi karşılayıp, ardından ihracatımızla dünyadaki önemli et üreticilerinin karşısındaki yerimizi almalıyız. 2016 yılında Türkiye’de 14,3 büyükbaş, 44 milyon ise küçükbaş hayvan bulunuyordu. Bu sayıyı mümkün olduğunca artırmalıyız. Et ve süt sektörü birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Süt hayvancılığında kombine ırklara geçilerek, daha verimli süt ve et ihtiyacını karşılayabiliriz. Uluslararası piyasalarda etkin bir aktör olarak yer almak üzere, geçen sene süt ürünlerinde uygulanan ihracat desteğinin devam ettirilmesini özellikle tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

“Tohumları sertifikalandırmak şart”

2016 verilerine göre son 10 yılda gıda, tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatının 8 milyar dolardan 16,2 milyar dolara yükseldiğini anlatan Kaan, gelecek 10 yılda ise bu rakamı 40 milyar dolara yükseltme hedefi olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin doğal tohum ve embriyo açısından oldukça zengin olmasının, doğal organik tarımda önemli bir fırsat olduğunu belirten Kaan, şunları anlattı:

“4000 civarında endemik tohum ve lezzet çeşitliliğimiz üzerinden yapılacak organik tarım, ekonomimize farklı bir boyut ve katma değer sağlayacaktır. Aynı zamanda organik tarımda biyo-çeşitlilik sağlanmalı ve bunu sürdürülebilir bir hale getirilmeliyiz. Bunu başardığımızda, kalitesiyle diğer pazarlara göre çok daha ileride olan memleketimizin ürünleri, uluslararası pazarda rekabet edebilecektir. Bunun için de, ürünlerimizi ve tohumlarımızı sertifikalandırmak zorundayız.”

"Akıllı tarıma önem vermeliyiz"

Küresel pazarda yer almak için arazi ve iş gücü verimliliği, pazara yönelik ve pazarın beklentilerine göre organize olmuş ‘akıllı tarım’ uygulamalarına önem vermek gerektiğini ifade eden MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, “Daha önce gelmiş olan ‘Makro Havzalar Modeli’ açılımının bir versiyonu mesafesinde kalan ‘Milli Tarım Projesi’nin ötesinde, felsefesi, vizyonu, kalkınma planı ve programı olan köklü bir reform söz konusu olmalı. Hem konvansiyonel tarım hem de fonksiyonel tarım yaklaşımını bir arada kurgulamak zorundayız. Dışa bağımlı kaynaklarda rasyonel ve rekabetçi bir bakış açısıyla planlanacak verimliliği önceleyen teşvik politikasıyla konvansiyonel; doğal/yerli kaynaklarda ise milli ve destekleyici bakış açısıyla planlanacak ürün çeşitliliğini önceleyen teşvik politikalarımızla da fonksiyonel tarımı bir arada kurgulamak zorundayız. Bu, ülkemizi uluslararası rekabete hazırlıklı kılacaktır” dedi.

Bakanlıktan Sığır İthalatına İlişkin Açıklama

 Gıda, Tarım ve Hayvacılık Bakanlığınca, "Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliğ"in özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme olmadığı bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Resmi Gazete'de yayımlanan söz konusu tebli̇ğe ilişkin bazı basın yayın organlarında yanlış değerlendirmelerin yapıldığına işaret edildi.

Sığır eti ithalatındaki sağlık ve teknik şartları düzenleyen tebliğin, 2012 yılında yayımlanan tebliğde yer alan denetim ile ilgili hususların detaylandırılması amacıyla hazırlandığı belirtilerek, kemiksiz et ithalatı hususunun da bu amaçla düzenlemeye dahil edildiği vurgulandı.

Tebliğ ile ilk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiasının gerçeği yansıtmadığı bildirilerek, iddialara konu olan tebliğin ilgili maddesindeki ifadelerin, daha önce uygulanan 2010 ve 2012 yıllarındaki tebliğlerde de aynen yer aldığı, dolayısıyla özel sektörün ithalat yapabilmesiyle ilgili kuralların yeni olmadığı kaydedildi.

İthalatın gerçekleştirilebilmesinin Bakanlıktan alınacak kontrol belgesi ile mümkün olabileceğinin altı çizilerek, "Özel sektöre 2012 yılından bu yana kontrol belgesi düzenlenmemiştir. İthalat, sadece Et ve Süt Kurumu tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla bu tebliğ, özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme değildir." ifadeleri kullanıldı.

"Sağlık Şartları Üst Seviyede"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Japonya’ya kanatlı eti ihracatının, sektörün ulaştığı sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun bir göstergesi olduğunu söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’den Japonya’ya kanatlı eti ihracatının başlayacak olmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Japonya’ya kanatlı eti ihracatına dönük çalışmalar kapsamında Türkiye’de yetiştirilen hayvanların sağlığıyla ilgili detaylı bilgilendirmelerin yapıldığını ifade eden Fakıbaba, Japonya Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyetin Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve talep edilen tüm bilgi ve belgelerin ilgili ülke resmi makamlarına iletildiğini belirtti.

Fakıbaba, “Bakanlıklar tarafından yürütülen ortak çalışmalar neticesinde, ülkemizin hayvan sağlığı statüsü ve veteriner sağlık sertifikası karşılıklı müzakere edilmiştir. Bu süreçte ülkemizden Japonya’ya kanatlı eti ihracatına başlanabilmesiyle ilgili tüm engeller kaldırılmıştır. Japon Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı tarafından kanatlı eti ithalatında kullanılacak sağlık sertifikası kabul edilmiş, ihracat başvurusu yapan firmalara ihracat izni verilmiştir.” diye konuştu.

Japonya’ya ihracatın, sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Fakıbaba, şunları söyledi:

“Ürünlerimizi Irak, Gürcistan, Rusya Federasyonu ve Gümrük Birliği ülkelerinin de dahil olduğu toplam 57 ülkeye ihraç ediyoruz. Bu ülkeler grubuna, gıda güvenilirliği konusunda çok hassas olduğu bilinen Japonya’yı da dahil etmiş olmamız, sektörümüz açısından sevindirici bir gelişmedir. Japonya’nın ülkemizden kanatlı eti ithalatını başlatmış olması, aynı zamanda kanatlı eti üretiminde sağlamış olduğumuz sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun da göstergesidir.”

Desteklemeler Yarın Yatırılıyor!

2017 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında çiğ süt destekleri ve buzağı destekleri yarın yetiştiricilerin hesaplarına yatırılacak.

Hayvancılığı destekleme kapsamında yapılacak ödemeler

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017 yılı hayvancılık desteklemeleri kapsamında Türkiye genelinde: Çiğ süte 320 milyon TL, buzağıya 445 milyon TL, süt tozuna 15 milyon TL, çiftlik ürünlerine 5 milyon TL ve malak üreticisine 4,2 milyon TL destekleme ödemesi yapılacak.

Tarım sigortalarını destekleme ve KKYDP kapsamında yapılacak ödemeler

Tarım sigortalarını destekleme kapsamında toplamda 105 milyon TL’lik ödeme yapılacak. Bunun yanı sıra, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında (KKYDP) 11,3 milyon TL’lik ödeme yetiştiricilerin hesabına yatırılacak.

Genç çifti projesi ile genç nüfusun istihdamına yönelik yapılan proje kapsamında ise 13 milyon TL’lik ödeme yapılacak.

Desteklemeler nereye yatırılacak?

Yetiştiricileri ekonomik anlamda rahatlatması beklenen desteklemeler, 6 Ekim 2017’de mesai bitimine kadar Ziraat Bankası Şubelerine yatırılacak. Üreticiler Kimlik Numaralarına (TC) yatırılacak olan desteklemeleri yarından itibaren kullanabilecekler.

2017 desteklemelerinin yüzde kaçı ödendi?

2017 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında, 6 Ekim 2017’de yapılacak ödemelerin toplamı 918.5 milyon TL’ye tekabül ediyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2017 yılının Ocak ayından itibaren toplamda 10,5 Milyar TL’lik destekleme yaptı. Bu da, 2017 desteklemelerinin yüzde 82’sinin ödendiği anlamına geliyor.
 

İzmir'den Japonya'ya Kanatlı Hayvan Uçacak!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığının ortak çalışmaları neticesinde Japonya ile kanatlı et ihracatı prosedürü onaylandı. Çalışmalar neticesinde 3 milyar dolarlık pazar kapısı Türk firmalarına açıldı.

İki bakanlığın ortak yürüttüğü çalışma hakkında bilgi veren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, 'Eylül sonu itibariyle kanatlı etin Japonya'ya ithalatı mümkün hale geldi. Türkiye'nin önceki senelerde muhtelif hayvan hastalıkları nedeniyle Japonya'ya kanatlı eti ihraç edemiyordu diye belirterek, '2015'ten bu yana Japon tarafıyla teknik müzakereler yürütülüyordu. Teknik ticari heyetlerimiz Japonya'ya gönderildi. Japonya'nın kanatlı et ithalatının tamamına yakınını gerçekleştiren firmalardan "Japonya Et Ürünleri Ticari Birliği" ile görüşmeler yapıldı. Bu çerçevede Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızla yakın iş birliği içinde ve Bakanlığımız girişimleri neticesinde dün itibarıyla kanatlı etin Japonya'ya ihracatı mümkün hale geldi' diye konuştu.

Konu hakkında açıklamalarda bulunan Ticaret Borsası Kümes Hayvancılığı ve Yumurtacılık Meslek Komitesi Başkanı Bedri Girit, İzmir'de kümes hayvancılığının Türkiye'deki üretim payı arasında %20'ye sahip olduğunu belirterek, Japonya ile başlayacak ihracatta İzmir'in %25'lik paya sahip olacağını vurgulayarak, 'Japonların Türklere oranla kanatlı et tüketimindeki payı daha fazla. Bu yüzden Japonya ile ihracat Türkiye için önemli bir paya sahip' dedi.

Prosedürler uygulanınca 10 gün içinde ihracat başlayacak

Türkiye'nin Japonya ile uzun zamandan bu yana yeni pazar alanı olarak çalışmayı planladığını söyleyen İTB Kümes Hayvancılığı ve Yumurtacılık Meslek Komitesi Başkanı Bedri Girit, Japonya'nın dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olduğunu belirterek, 'Japonya ile yıllardır yürütülmek istenen prosedürler tamamlandı. İthalat kararı çıktı. Ama şu an beklemedeyiz. Küçük bir prosedürün onaylanmasını bekliyoruz. O tamamlanınca iki hafta içerisinde ihracatımız başlayacak. Bir hükümetle diş ticaret yapabilmek için ülkeler arasında belirli koşullar var. Koşullar yerine getirildikten sonra siyasi otoriteler ön çalışmaları yapıp, imzaları atar. Hayvansal mamüllerde sağlık sertifikası protokolünün olması gerekiyor. Şu an ithalatın başlaması bu protokolün onaylanmasına bağlı. İki ülke ile ilgili Tarım il müdürlüklerine ve gümrük kapılarına bilgilendirme yapıldı. Artık prosedürlerin uygulanma aşamasına geçiliyor. O süreçteyiz' diye kaydetti.

Kümes hayvancılığında İzmir %20'lik paya sahip

Japonya ile ihracatta İzmir'in de büyük paya sahip olacağına dikkat çeken Girit, 'Bu tür yeni başlayan anlaşmalarda ticaret birden yüksek meblalara ulaşmaz. İlk başta kontrollü bir ihracat yapılır. 6 ay içinde büyük bir artış olmaz. Sistem tamamen 1 yıllık bir zaman diliminde rayına oturur. Belli süre geçtikten sonra ne kadarlık ihrac yapılacağı belli olur. İzmir'de kümes hayvancılığının Türkiye'deki üretim payı %20'ye sahip. Japonya ile başlayacak ihracatta ise İzmir'in ihracataki payı % 25'i bulacaktır' diye konuştu.

Yasak kalktı denilemez, prosedür ilk defa uygulandı

Bazı haber kaynaklarında Japonya'yla yeni onaylanan kanatlı et ihracatıyla ilgili yasakların kalkmış olmasıyla ilgili kullanılanr ifadelerin yanlış beyan olduğuna dikkat çeken Girit şöyle belirtti, 'Yasak vardı denilemez. Yasağın kalkmış olması için daha önceden yapılan bir prosedür olması ve prosedüre yasak gelmiş, ihracatın yasaklanmış olması gerekiyor. Bizim Japonyaya kanatlı et ihracatıyla ilgili ilk defa prosedürümüz oldu. Olmayan bir ticaretin yasağı olmaz. Daha önce Japonya'ya kanatlı etimiz gitmiyordu. İlk defa gidecek.'

Ucuz Et Seferberliğinde Hedef Küçükbaş

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, vatandaşın ucuza et yemesi için düğmeye basarken, küçükbaş hayvan seferberliği başlıyor.

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı köylere teker teker inerek küçükbaş üretimini destekleyecek. Önümüzdeki dönemde Ankara keçisi, Karaman koyunu başta olmak üzere, Türkiye'ye özgü küçükbaş hayvancılık özel destekler alacak. Geçtiğimiz yıl 6 bin 700 küçükbaş hayvan üreticisine 1 milyon 61 bin hayvan için 52 milyon liralık destek verilirken, Tarım Bakanlığı bu yıl 7 bin 200 küçükbaş hayvan üreticisine ulaşarak 54 milyon liralık destek vermeyi hedefliyor.

Destekler kapsamında 10 yılda toplamda 245 milyon liralık destek üreticiye ulaştırıldı. Anadolu mandası için de bakanlık özel destek başlattı. 2017'nin sonuna kadar 27 milyon liralık desteğin üreticilere ulaştırılması hedefleniyor.

Tüccarlar Fındığın Fiyatını Aşağı Çekiyor!

TMO’nun fındık fiyatlarını belirlemesinin ardından fındık üreticisi, TMO tarafından belirlenen fiyata tepki göstermişti. Üreticiler belirlenen fiyatı farklı şekillerde protesto etmişti.

Fındık fiyatının 8 TL’ye kadar düşmesiyle devreye giren TMO; Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın talimatıyla fındık alımlarına başlamıştı.

TMO’nun 10 TL olarak belirlediği fındık fiyatını aşağı çekmeye çalışan tüccarların, fındığın kilosunu 8,5 TL’den aldığı iddiaları göz önünde bulundurulursa, üreticilerin bu tür spekülatörlere itibar etmemesi oldukça önemli görünüyor.

Bu arada TMO, çeşitli bölgelerde oluşturduğu lisanslı depolar aracılığıyla fındık alımına devam ediyor.

TMO Genel Genel Müdürü İsmail  Kemaloğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın talimatı doğrultusunda, TMO olarak fındık alımına devam ettiklerini, TMO olarak fındık alımlarında, çürük oranını yüzde 3’ten 5’e, çatlak oranını ise yüzde 2’den 7’ye çıkardıklarını, ürün bedel ödemeleri ise 15 günden 1 haftaya indirdiklerini kaydetmişti.



 

Bakanlıktan Domates Açıklaması

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türkiye-Rusya Tarım Yürütme Komitesi 1. Dönem Toplantısı’nda Rusya’nın domates ithalatına karşılık Türkiye’ye et ithalatı şartı getirdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bir gazetede yayımlanan “Domatesin yolunu, et ithalatı açtı” başlıklı habere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye-Rusya Tarım Yürütme Komitesi 1. Dönem Toplantısı’nda Rusya’nın domates ithalatına karşılık Türkiye’ye et ithal etme şartı getirdiği ve Ankara’nın da bu talebe onay verdiği şeklinde bir haberin yer aldığı belirtildi.
İddialar üzerine açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edilerek, 13-14 Eylül 2017 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen toplantıda veteriner izleme ve hayvan sağlığı; balıkçılık ve su ürünleri; bitkisel üretim ve bitki karantina; kırsal kalkınma; tarımsal araştırmalar; tarımsal ticaret konu başlıklarının görüşüldüğü kaydedildi.

Toplantıda ayrıca başta meyve sebze ihracatı olmak üzere beyaz et, kırmızı et, domates, patlıcan ve nar ticareti konularında görüşmeler yapıldığı belirtilerek, Türk ve Rus tarafının karşılıklı olarak et ve et ürünleri ile hayvan yemi ve yem materyali ticareti konusundaki taleplerini ifade ettikleri kaydedildi. “Domates konusunda da Rusya Federasyonu hükümet kararnamesi ile karantinayla ilgili teknik hususlarda yaşanan sıkıntıların giderilmesi noktasında olumlu görüşmeler gerçekleştirilmiştir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada şunlar kaydedildi:

“Toplantı neticesinde hazırlanan ve iki ülkenin talep ve isteklerinin bir araya getirildiği ortak mutabakat metni, her iki ülkenin bakan yardımcıları tarafından imzalanmıştır. Görüldüğü üzere söz konusu toplantıda domates ihracatıyla et ithalatı konularının birbiriyle ilişkilendirilmesi söz konusu olmamıştır. Dolayısıyla toplantıdaki görüşme sürecinin haberde iddia edildiği gibi olmadığı açıklıkla görülmektedir. Et ithalatı uygulaması ancak önümüzdeki süreçte ihtiyaç duyulması, akabinde gerekli sağlık şartlarını taşıması ve Türkiye tarafından uygunluğu tespit edilmesi durumunda ayrıca değerlendirilebilecektir.”

Kaynak: İHA

Damızlık Düve Desteğinde Değişiklik!

Damızlık düve yetiştiriciliği desteklerinde değerlendirmeye alınan “damızlık dişi buzağı” tanımı yeniden düzenlendi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan Damızlık Düve Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dai̇r Tebliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, tebliğe konu olan “damızlık dişi buzağı” tanımında değişikliğe gidildi.

Daha önce “Bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı en fazla 8 aylık dişi buzağıyı” kapsayan tanım, “teknik ve sağlık şartları Bakanlıkça belirlenecek, TÜRKVET kayıt sistemine kayıtlı dişi sığır” olarak yeniden düzenlendi.

Ankara'da Tarım Fuarı Heyecanı

Agrotec 2017 Uluslararası Tarım ve Tarım Teknolojileri Fuarı bugün yapılan açılışla Ankara Altınpark’ta görücüye açıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil açılışta yaptığı konuşmasında, tarımın teknolojiden faydalanan bir sektör olduğunu vurguladı.

Fuarın açılışında, tarımın ve gıdanın tüm insanlığı ilgilendirdiğini belirten Pakdil,"Tarım sektörü insanların beslenmesi, istihdamı, ihracat potansiyeli ve ekonomiye katkısı bakımından önemlidir. Hayatta değişen birçok hususla birlikte yaşam alanları da değişti.  Dolayısıyla ihtiyaçlarımız da değişti.  Ancak değişmeyen bir husus var. Bu da gıda yani beslenme ihtiyacı. Tarım sektörü birçok sektöre ham madde üretmekle birlikte asıl sorumlu olduğu alan gıda üretmesidir.  Bu sektörün geliştirilmesi ve güçlendirilmesi ülkemizdeki insanların bugün ve gelecekte olan gıda güvenliğinin sağlanması acısından önemlidir" dedi.

Tarıma elverişli alanlara sahip ülkelerin diğer insanlara karşı da sorumlu olduğunu ifade eden Pakdil, "Dünyanın bütün alanları tarımsal faaliyet için elverişli değildir. Bu acıdan baktığımızda toprakları ekip biçmeye ve hayvancılığa uygun olan ülkeler, sadece kendi İnanlarına değil aynı zamanda başka ülkelerden insanlara karşı da sorumluluk sahibidir. Komşunuz aç ise bizim huzurlu olmamız mümkün değildir" ifadelerine yer verdi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, herkesi ilgilendiren bir bakanlık olduğunun altını çizen Pakdil şunları söyledi:

"Bizim bakanlığımız sadece çiftçi il ilgilenen bir bakanlık değildir. Herkes beslenmek durumunda olduğuna göre, bizde herkesi ilgilendiren bir bakanlığız. Gıda bizim sorumluluğumuz altında. Amaçlarımızdan biri de sağlıklı gıda arzını sunmak. Olmazsa olmazımız gıdanın sağlıklı olmasıdır. İlmin ve bilimin belirlediği çerçevede üretilecek gıdanın yaygınlaştırılması bizim için önemlidir. Gıda güvenliği, gıdanın temini açısından sağlıklı olup olmadığı da son derece elzemdir. Elden geldiğince tarım sektörünün gelişmesi; genişleyerek sürdürülebilir hale getirilmesi gerekmektedir."

Tarımsal üretimde, teknolojinin maliyeti düşürüp üretimi artırma konusunda önemli bir unsur olduğunu söyleyen Pakdil,  "Bütün bu tarımsal faaliyetler yapılırken, tarım sektörü de teknolojiyi kullanan bir sektör. Doğal kaynakların yanı sıra bilimin ve teknolojinin de gerekli olduğunu görüyoruz. Maliyeti düşürerek daha fazla üretim yapmak hayatidir. Ulusal ve uluslar arası fuarlar da işte bu teknolojilerin sağladığı yararları ortaya koymaya çalışan faaliyettir. Bu fuarımızın da çiftçilerimize ve üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.

Tarım sektöründen birçok firmanın katılığı 21. Uluslararası Tarım ve Tarım Teknolojileri Fuarı 17 Eylül’de sona erecek.


 

Küresel gıda fiyatları ağustosta düştü

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünce (FAO) gıda fiyat endeksinin ağustosta bir önceki aya göre yüzde 1,3 düştüğü bildirildi.

FAO'dan yapılan açıklamaya göre, küresel gıda fiyatlarının düşmesinde tahıl hasadının bol olacağı tahminleri etkili oldu. FAO gıda fiyat endeksi geçen ay temmuza göre yüzde 1,3 azalarak 176,6 puan seviyesine geriledi. Bu durum, tahıl fiyat endeksinin yüzde 5,4 gerilemesinden kaynaklandı.

Küresel tahıl üretim tahmini 2 milyar 611 milyon ton olarak belirlenirken bu seviye tüm zamanların rekoru olarak kayıtlara geçti. Bunun gerçekleşmesi halinde küresel tahıl stokları da 2018 sezonunun kapanmasıyla tüm zamanların en yüksek değerine erişecek.

Pirinç üretim miktarı da dünya genelinde yıl sonunda yeni bir rekora ulaşacak.

Fiyatlarda düşüş, stok ve ticarette artış

Gıda fiyatlarının ağustosta düşmesiyle üç aydan beri süren yükselişin sona erdiği kaydedilen açıklamada, "Buna rağmen uluslararası pazarlarda tahıl, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şekerden oluşan beş ana gıda maddesinin fiyatları ve ticareti takip edilerek belirlenen endeks geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 6 yükseldi." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, tahılların yanı sıra et fiyatlarının da geçen ay yüzde 1,2 düştüğü, şeker fiyatlarının ise Brezilya, Tayland ve Hindistan gibi önde gelen üreticilerin hasat beklentileri ve Çin ile Hindistan'ın koyduğu yüksek gümrük tarifelerinin gölgesinde gerçekleşen zayıf uluslararası talebin etkisiyle yüzde 1,7 gerilediği belirtildi.

Öte yandan açıklamada, ağustosta bitkisel yağ fiyatlarının yüzde 2,5, süt ürünleri fiyatlarının yüzde 1,4 arttığı belirtildi.

Dünya tahıl stoklarının 719 milyon tonla yeni bir rekor kıracağı ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bu da sezon açılırken zaten en yüksek değerine ulaştığı noktadan yüzde 2'lik bir artış anlamına geliyor. Rusya'daki buğday ve Brezilya'daki mısır stoklarının da belirgin şekilde artması bekleniyor. Dünya tahıl ticaretinin yüzde 2'nin üzerinde genişleyerek 403 milyon tona varması bekleniyor ki bu da yeni bir rekor demek. Çin, Brezilya, Avrupa Birliği, İran ve Meksika'dan beklenen sağlamlaştırıcı ithalat talebinin etkisiyle FAO'nun son öngörüsü bir öncekinden 8 milyon ton daha yüksek gerçekleşti."

Kanatlı Hayvan Üreticileri Uzlaşı Bekliyor

Kanatlı Hayvan Et Üreticiler Merkez Birliği ile sektörün öncü markalarından Banvit, üretim krizini aşmak için cuma günü masaya oturacak. “Artık bıçak kemiği deldi, geçti” serzenişinde bulunan Birlik Başkanı Koç, “Anlaşamazsak üretimi durdururuz” diye konuştu.

Büyük markalar için tavuk yetiştiren üreticilerin yaşadığı sıkıntılar, üretimi durma noktasına getirdi. Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği’nin maliyetleri kurtarmadığı gerekçesiyle üretimi 30 Ağustos’tan itibaren durduracağını duyurması, sektörde yeni bir krize kapı araladı. Maliyetlerin altında üretim yaptıklarından yakınan üreticiler, “İki yıl önceki fiyatlarla yem alamıyoruz, beyaz ette kuş gribi dönemindeki olumsuz şartlar düzeldi, sektör büyüyor ancak bu bize yansımadı” görüşünde… Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği, 18 büyük firmanın kendi aralarında anlaşarak, üreticiye verilecek yetiştirme bedelinin artmaması yönünde hareket ettiğini öne sürüyor.

Taraflar görüşme halinde

4 bin 800 yetiştiriciyi temsil eden Birlik ile sektörün öncü marklarından Banvit, yaşanan krizi aşmak için görüşme halinde. 16 Ağustos’ta bir araya gelen taraflar, cuma günü yeniden buluşacak. Bu toplantıda nihai bir karara varılması bekleniyor. Bu arada sorunun çözümü için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’da devreye girdi.

“Artık bıçak kemiği deldi geçti”

Yaşanan süreçle ilgili değerlendirmede bulunan Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Abdullah Koç, “Firma ile görüşmelerimiz devam ediyor. Cuma günü bir araya geleceğiz. Taleplerimiz karşılanmazsa Banvit için tavuk yetiştirmeyi durduracağız” dedi. 18 büyük firma içinde tavuk yetiştirmeme yönündeki kararın ilk olarak Banvit için alındığını ancak bununla sınırlı kalınmayacağını ifade eden Koç, “Banvit’le başladı, çünkü onlar diyaloğa daha soğuk ve yüzde 15 daha az kazandırıyorlar” diye konuştu.

Türkiye’nin beyaz ette dünyanın en büyük 8. üreticisi olduğu bilgisini veren Koç, “Sektörün büyüklüğünü düşününce üretimi durdurmak kolay değil, ama artık bıçak kemiği deldi geçti” ifadelerini kullandı. Türkiye’de günlük 4 milyon 700 bin adet civciv üretildiğini belirten Koç, “Biz almazsak o kadar civcivi koyacakları başka tesis yok” dedi.

30 Ağustos’a kadar anlaşma sağlanamaması durumunda Banvit ile ilişkilerini askıya alacaklarını söyleyen Koç, üretimi durdurma yönünde karar alırlarsa bunu üye olmayan üreticilerin de izleyeceğine dikkat çekti.

Beyaz et üreticileri ‘kimlik’ istiyor

Öte yandan sektörün bir diğer sorunu da yönetmelik eksikliği olarak gösteriliyor. Türkiye’deki yaklaşık 14 bin tavuk üreticisi işletmenin ‘kimliksiz’ çalıştığını, bu işletmelerin en küçüğünün 2 milyon liralık yatırımla kurulduğunu ve sektörün 90 bin kadar kişiyi istihdam ettiği belirten Abdullah Koç, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan söz konusu işletmeleri tanımlayan bir yönetmelik çıkarmalarını beklediklerini ifade etti.

Eski Bakan Faruk Çelik ile sürecin belli bir noktaya getirildiğini kaydeden Koç, “8 aydır bunun için çalışıyoruz. Bakan değişince süreç doğal olarak aksadı. Şu an kimliği olmayan insan durumundayız” dedi. Kendilerine ilişkin bir tanımlama olmadığı için son olarak Ziraat Bankası’na olan çiftçi borçlarının ertelenmesi kararından yararlanamadıklarını bildiren Koç, “Yönetmeliğimiz olmadığı için sektördeki 18 büyük şirket istediğini yapıyor” şeklinde konuştu. Koç, eski Bakan Faruk Çelik ile durumun ehemmiyetini yeni Bakan Eşref Fakıbaba’ya iletmesi için görüştüklerini, ayrıca bir de üçlü görüşme gerçekleştirdikleri bilgisini de verdi.

Bakanlıktan Zehirli Yumurtaya Karşı Takip

Avrupa'nın bazı ülkelerinde üretilen yumurtalarda "fipronil" maddesinin bulunduğu iddialarıyla başlayan krizinden sonra Türkiye kendi yumurtalarını takibe aldı.

Türkiye, Avrupa'nın bazı ülkelerinde üretilen yumurtalarda "fipronil" maddesinin bulunduğu iddialarıyla başlayan krizi yakından takip ediyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, krizle ilgili izleme çalışması başlattı.
 

Bakanlığa bağlı laboratuvarlara Türkiye'deki yumurtalarda da söz konusu maddenin var olup olmadığının tespit edilmesi için analiz yapılması talimatı verildi. Söz konusu talimat çerçevesinde yumurta üretiminin yoğun olduğu yerlerden numuneler alınarak gerekli analizler gerçekleştirilecek.

İnsan sağlığına zararlı "fipronil" maddesinin bazı Avrupa ülkelerindeki yumurtalarda tespit edilmesi üzerine söz konusu yumurtaların üretildiği çiftliklerin faaliyetleri durduruldu, yumurtalar da raflardan kaldırılarak imha edildi.

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından aldığı bilgiye göre Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye mevzuatı gereği fipronilin gıda değeri olan hayvanlarda kullanımına izin verilmiyor. Türkiye'de bu madde; kedi, köpek gibi gıda değeri olmayan hayvanlarda antiparaziter olarak kullanılmak üzere, sprey veya deriye damlatma formlarında ruhsatlandırılıyor.
 

Bitki koruma ürünü olarak ise 500 g/l fipronil aktif maddesini ihtiva edenler tohum ilaçlaması olarak Mısır ve ayçiçeğinde ruhsatlı olarak kullanılabiliyor.

Her türlü hayvan barınaklarında uygulanan böcek ilaçları biyosidal ürün olarak sağlık Bakanlığınca ruhsatlandırılıyor, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu amaçla ruhsatlandırılmış bir ürünü ise bulunmuyor.

Türkiye, 2005 yılından itibaren AB'nin direktifiyle uyumlaştırılmış yönetmelik esaslarına göre Ulusal Kalıntı İzleme Planı (UKİP) yürütüyor. UKİP, hayvansal birincil ürünlerin AB'ye ihracı için AB Konseyi tarafından alınan kararla tüm ihracatçı ülkelerce uygulanması mecburi tutulan bir plan statüsünde bulunuyor ve bir önceki yılın üretim verileri esas alınarak her yıl yeniden hazırlanıyor, düzenlenen planlar mart ayı sonuna kadar AB'ye gönderiliyor. Türkiye, 2006 yılından itibaren kanatlı hayvanlar, su ürünleri, süt ve balda UKİP'i kabul edilen üçüncü ülkeler listesinde yer alırken, 2010 yılında plana yumurta da dahil edildi.

UKİP kapsamında; veteriner ilaç kalıntısı, pestisit, bulaşan ve kullanımı yasaklı maddelerin analizleri yapılıyor. Planlanan numune sayısı, üretim verileri esas alınarak AB direktifine göre belirleniyor ve ABtarafından onaylandıktan sonra uygulamaya başlanıyor.

Fipronil; karıncalar, böcekler, hamam böcekleri, pireler, keneler, termitler, bitki zararlıları, kök kurtları, zararlı böcekleri ve diğer böcekleri kontrol amacıyla kullanılıyor. Bu maddeden, mısır ve ayçiçeği üretiminde de tel kurtlarıyla mücadelede yararlanılıyor.

Dünya Sağlık Örgütü, fipronil maddesini "orta derecede tehlikeli" olarak tanımlıyor. Almanya Federal Risk Değerlendirme Enstitüsü, yumurtada tespit edilen 1,2 mg/kg f ibronille çocuklar için geçerli "İnsan sağlığı üzerinde kayda değer bir sağlık riski yaratmayan tek bir öğünle alınabilecek miktar (Akut Referans Doz) değeri"nin aşıldığı sonucuna vardı. Bu durum, söz konusu ilacın bulaştığı tavuk yumurtalarını tüketen çocukların bir sağlık riskiyle karşılaşmalarının muhtemel olduğuna işaret ediyor.

Türkiye'de Kurbanlık Hayvan Sayısında Son Durum Ne?

Türkiye’de 1 milyon 150 bini büyükbaş olmak üzere toplam 5 milyon 150 bin kurbanlık hayvan bulunuyor. Geçen yıl Kurban Bayramı’nda 920 bin büyükbaş, 2 milyon 950 bin küçükbaş kesimi gerçekleştirilmişti.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’de toplam 117 ruhsatlı hayvan pazarı ve 18 hayvan borsası olmak üzere, toplam 135 ruhsatlı hayvan satış noktası bulunuyor. Toplam 59 ilde hayvan pazarı, 15 ilde de hayvan borsası faaliyet gösteriyor.

Türkiye’de geçen yıl Kurban Bayramı’nda 920 bin büyükbaş, 2 milyon 950 bin küçükbaş kesimi gerçekleşirken, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, bu yıl için 1 milyon 150 bini büyükbaş, 4 milyonu küçükbaş olmak üzere kurbanlık hayvan şartlarına haiz toplam 5 milyon 150 bin hayvan varlığı tespit edildi.

Öte yandan geçen yıl itibarıyla Türkiye’de büyükbaş varlığı 14 milyon 222 bin 228, küçükbaş varlığı da 41 milyon 329 bin 232 olarak belirlendi.

Kaynak:www.dunya.com

Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü mü Kuruluyor?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Türkiye’nin dört bir tarafında arazi toplulaştırma faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor.

Toplulaştırma alanında ciddi işler yapılırken kamuoyunda da Bölge Müdürlükleri’nin kurulup kurulmayacağı ile ilgili soru işaretleri yerini koruyor.

Başbakan yardımcısı ve aynı zamanda Erzurum milletvekili Recep Akdağ, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile Erzurum’a Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü’nün kurulacağının sinyallerini verdi.

Erzurum’da kurulması beklenen tarım reformu bölge müdürlüğüne ilişkin ilk paylaşım Başbakan Yardımcısı Akdağ’dan geldi. Recep Akdağ sosyal medya hesabından şu sözlere yer verdi:  

“Tarım Reformu Bölge Müdürlüğü Erzurum'da kuruluyor. Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba ve Başbakanımıza Doğu Anadolu Bölgemize destekleri için teşekkürler.”

Haber: Ali Suzi Doğan
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Uyardı!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, protein tozu ve sporcu gıdalarının spor hocası ve diyetisyenlerin önerileri doğrultusunda kullanılması gerektiği belirtilerek "Spor hocası ve diyetisyen önerisiyle kullanın, kısa sürede yoğun kas için değil. Katkı içeren yurda sokulmuyor" dedi.

Edinilen bilgiye göre Bakanlık, söz konusu ürünlerin içerik denetimlerinde ilaç katkı maddesi tespit edilmediğini iddia ederken, olumsuzluk tespit edilen ürünlerin yurtiçine girişine izin verilmediğini de ifade etti. Yapılan denetimlerde içerik açısından mevzuata aykırı bir durum tespit edilemediği öne sürüldü. 

Kaynak:haberturk.com

Katar ile Tarım İşbirliği

Türkiye ile Katar arasındaki tarım alanında imzalanan mutabakat zaptı Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Türkiye adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Katar adına ise Belediye ve Çevre Bakanlığının uygulamasından sorumlu olduğu mutabakat zaptıyla tarım, bitkisel üretim ve bitki sağlığı, hayvancılık ve hayvan ıslahı, hayvan sağlığı, balıkçılık ile gıda sağlığı alanlarında iş birliği sağlanacak.

İki ülke, bilimsel ve teknik bilgi ile doküman, araştırma sonuçları, uzman mübadelesi yapacak, eğitim, seminer, konferans ve toplantı düzenleyecek, tarımsal pazarlamada özel sektör kuruluşları arasında iş birliği ve ortak yatırımları teşvik edecek, bitki besleme, iklim değişikliği ve tarımsal sulamada ortak projeler hazırlayacak, veteriner laboratuvarları arasında eşleştirme yapacak.

İş birliğini izlemek ve değerlendirmek üzere “Tarım Yürütme Komitesi” kurulacak. Komite, dönüşümlü olarak iki ülkeden birinde toplanacak. Mutabakat zaptı 5 yıl süreyle yürürlükte kalacak.

10 Yıl Boyunca Gıda Fiyatları Düşük Seyredecek

OECD ve FAO’nun Tarımsal Görünüm Raporu’na göre küresel gıda emtia fiyatları gelecek 10 yıl boyunca düşük seviyelerde kalmayı sürdürecek.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), talepte yavaş büyümenin etkisiyle küresel gıda fiyatlarının düşük seyredeceği tahmininde bulundu.

OECD ile FAO’nun ortaklaşa hazırladıkları 10 yıllık Tarımsal Görünüm Raporu’na göre, küresel gıda emtia fiyatları geçmiş yıllarda yaptığı zirvelere kıyasla gelecek 10 yıl boyunca düşük seviyelerde kalmayı sürdürecek. Bu durum, yükselen bazı ekonomilerde talep büyümesinin yavaşlayacağı beklentisi ve biyoyakıt politikalarının pazarlarlar üzerindeki azalan etkisinden oluşacak.

Hububat stoklarının son on yılda 230 milyon metrik ton ile ikmali ve diğer birçok emtia stoklarının bol oluşu şu an neredeyse 2007-2008 gıda fiyat krizinden önceki seviyelerine gerileyen küresel fiyatların artmasını sınırlandırmaya yardım edecek. Talepte yavaş büyümenin etkisiyle küresel gıda fiyatları düşük seyredecek.

Kişi başı gıda talebi büyük ölçüde yatay seyredecek. Sadece bazı gelişmiş ekonomiler buna istisna olabilecek. İlave kalori ve protein tüketiminin 10 yıl boyunca bitkisel yağ, şeker ve süt ürünlerinden gelmesi beklenirken et için talep büyümesi yavaşlayacak.

Ortalama kaloriye erişim 2026’da en az gelişmiş ülkelerde günde kişi başı 2 bin 450 kilokaloriye ulaşacak, gelişmekte olan diğer ülkelerde ise günde 3 bin kilokaloriyi geçecek.

Verimlilik mahsul üretimini artıracak

Mahsul üretiminde artış özellikle yüksek ürün veriminden sağlanacak. Mısır üretimindeki artışın yüzde 90’ının verim artışından, yüzde 10’nun ise ekim alanının genişlemesinden gelmesi bekleniyor. Et ve süt ürünlerindeki artış ise hayvan sürülerindeki genişlemeden ve hayvan başına daha yüksek verimden sağlanacak. Süt üretim artışı önceki 10 yılla kıyaslandığında hızlanacak ve bu büyük ölçüde Hindistan ve Pakistan’dan gelecek.

Raporun öngörülerine göre, su ürünleri yetiştiriciliği, balık sektöründe büyümede baskın olacak ve çiftlik balık üretimi raporda analiz edilen bütün emtialar içinde en hızlı büyüyen protein kaynağı olacak.

Et Fiyatlarını 5-6 Firma Yükseltiyor

Et fiyatlarında oynama yaparak haksız kazanç sağlayan firmaları tespit ettiklerini belirten Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Haksız kazançla 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlarla mücadelemiz var. Onlar zannediyorlar ki biz izlenmiyoruz. Biz biliyoruz, bunlar açık söylüyorum 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Bunun bedelini 80 milyona ödetmeye çalışanlar bunun bedelini ödeyecekler” dedi.

Proteinin herkesin alması gereken bir ihtiyaç olduğunu kaydeden Çelik şunları söyledi: “Siz, 22 liraya bir karkas etin maliyeti var ise nasıl 45’e satıyorsunuz. Bana izah eder misiniz, biri gelsin söylesin. Nasıl kıymayı 40 liraya, kuşbaşını 45 liraya satıyorsunuz? Böyle insafsızlık, vicdansızlık, kâr anlayışı olur mu. Anlayan anlar, anlamayan bildiği yoldan devam edecek. Ona da anlatmamızı bileceğimizi buradan ifade ediyorum.”

Oran'da Çiğ Süt Satış Noktası Hizmete Girdi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz.
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz." dedi.

Çelik, Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı kuruluşlardan Soğuk Hava Deposu İşletmeciliğinin (BELSO) Oran'daki "Süt Satış Noktası"nın tanıtımına katıldı.

Bakan Çelik, burada yaptığı konuşmada, çiğ sütün tüketiciye sağlıklı yoldan ulaşmasını amaçladıklarını ve kontrollü satışına yönelik bir düzenleme yaptıklarını hatırlatarak, bunun o dönem çeşitli eleştirilere konu olduğunu ifade etti. Çelik, Bakanlık olarak bir taraftan gıda arzını yeterince sağlama zorunlulukları, diğer taraftan da gıdaya sağlıklı erişimi düzenlemek durumunda bulunduklarını söyledi.

Çelik, tanıtımı yapılan süt satış noktasında "Sütmatik" cihazının bulunduğunu belirterek, sütün hangi işletmeden, hangi saatte geldiğinin bu makineler üzerinde yarından itibaren görülebileceğini ifade etti.

Bu cihaz üzerinde ürünün adı, üreticinin adı soyadı veya ticari unvanı, adresi, hayvancılık işletme numarası, sütün sağım tarihi ve son kullanma tarihine ilişkin bilgilerin yer alacağına işaret eden Çelik, cihaz üzerinde ayrıca "Kullanmadan önce kaynatın" ve "0-4 santigrat derecede buzdolabında muhafaza ediniz" uyarılarının bulunacağını bildirdi.

Çelik, Türkiye'nin 19 milyon ton süt üretimi olduğuna ancak bunun sadece 1,5 milyon tonunun ari işletmelerden elde edilebildiğine dikkati çekerek, "Sütmatik"te hastalıklardan arındırılmış çiftliklerden elde edilen sütün satıldığını söyledi.

Amaçlarının bu yolla ari işletmeleri teşvik etmek olduğunu vurgulayan Çelik, sütün kalitesinin artması için ari işletmelerin artması gerektiğini dile getirdi. Çelik, üreticilerin çiğ sütü piyasada 1,30 liradan sattığını belirterek, 2 liralık satış fiyatının üretici için de iyi olduğunu ve söz konusu işletmelerin artmasını teşvik edeceğini ifade etti.

Çelik, hayvancılığın geleceğinin de sütle ilgili olduğunu, hayvansal ürünlerin güvenli üretilip tüketilmesi için el birliği yapacaklarını söyledi.



Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, bir soruya yanıt verirken Kurban Bayramı'nda dişi hayvanların kesinlikle kesilmeyeceğini söyledi. Çelik, şöyle konuştu: 

"Ama laktasyon dönemini tamamlamak üzere olan hayvanlarla ilgili veterinerlerimiz kontrollerini yapacaklar. Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz. Herkes tedbirini bugünden alsın. Şu anda stoklarımızda 1 milyon 200 bin kurbanlığa hazır büyükbaş hayvan, 4 milyon civarında da küçükbaş hayvan var. Kurban ile ilgili herhangi bir sorun, sıkıntı yok ama maalesef ramazan ayına girerken spekülatif oyuncular hemen devreye giriyorlar. Et fiyatlarıyla oynamaya kalktılar. Şimdi kilogramı 25-26 liraya karkas et satışı oluyor da neden 28-29 liraya kadar fiyatları çıkardınız? Bunlar tespit ediliyor. Biz ESK olarak regülasyona başlayalı daha 1 yıl oldu. Biz üreticinin karını kesinlikle güvence altına alıyoruz. Bunu herkes bilsin. Üretici ile ilgili bir sorun kesinlikle yok. Haksız kazanç sağlayanlar ve piyasada 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlar var. Onları biz izliyoruz ve bunlar 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz."

Çiğ sütün litresi 2,5 lira

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de hastalıktan ari i·şletmelerden elde edilen çiğ sütü Ankara'nın değişik noktalarında halka ulaştırmak için adım atıldığını, buradan alınan sütün 24 saat boyunca satışa hazır olduğunu ifade etti.

Gökçek, üreticiden litresini 2 liraya aldıkları sütü, tüketiciye 2,5 liradan sattıklarını belirterek, üreticiye daha çok gelir sağladıklarını, aracıyı ortadan kaldırdıklarını söyledi. Gökçek, şu an Ankara'da 13 noktada çiğ süt satışı yaptıklarını, bu rakamı artıracaklarını bildirdi.

Konuşmaların ardından Bakan Çelik ve Gökçek, Sütmatik'ten çiğ süt aldı.

Cihazdan çiğ süt alan tüketici Ayşe Baş da dışarıdan temin edilen sütlerde katkı maddesi olduğunu düşündüğünü, buradan aldıkları sütün güvenilir olduğunu bildiklerini ifade etti.

Çiğ sütü yoğurt yapmak için aldığını belirten Baş, sütün tadının çok güzel, fiyatının da iyi olduğunu kaydetti.

Küresel Gıda Fiyatları Haziran'da Arttı

BM Gıda ve Tarım Örgütü Gıda Fiyat Endeksi’nin haziranda bir önceki aya göre 2,5 puan artarak 175,2 puana yükseldiğini açıklarken, endeksin yükselişinde tahıl, süt ürünleri ve et gruplarındaki fiyat artışı rol oynadığı belirtildi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), küresel gıda emtia fiyatlarının haziranda yükseldiğini duyurdu.

FAO, uluslararası piyasalarda tahıl, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şekerden oluşan 5 ana gıda grubunun ticaretinin takip edilerek belirlendiği Gıda Fiyat Endeksi’ni açıkladı.

Raporda, Gıda Fiyat Endeksi’nin haziranda bir önceki aya göre 2,5 puan (yüzde 1,4) artarak 175,2 puana yükseldiği, endeksin yükselişinde tahıl, süt ürünleri ve et gruplarındaki fiyat artışının rol oynadığı belirtildi.

Açıklamada, Tahıl Fiyat Endeksi’nin haziranda bir önceki aya göre 6,2 puan (yüzde 4,2) artarak 154,3 puana yükseldiği, endeksin son bir yılın en yüksek seviyesine ulaştığı vurgulandı.

Süt Ürünleri Fiyat Endeksi’nin haziranda bir önceki aya göre 15,9 puan (yüzde 8,3) yükselişle 209 puana, Et Fiyat Endeksi’nin de aynı dönemde 3,2 puan (yüzde 1,8) artışla 175,2 puana tırmandığı bildirildi.

Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi’nin haziranda bir önceki aya göre 6,5 puan (yüzde 3,9) düşerek 162,1 puana gerilediği belirtilen açıklamada, Şeker Fiyat Endeksi’nin de aynı dönemde 31 puan (yüzde 13,4) düşerek son 16 ayın en düşük seviyesi olan 197,3 puana indiği kaydedildi.

Küresel tahıl arzı beklentisi düşürüldü

Açıklamada, FAO’nun, bu yıla dair küresel tahıl arzı beklentisini 1,2 milyon ton aşağı çekerek dünya genelinde tahıl üretiminin bu yıl 2 milyar 593 milyon ton olmasını beklediği bildirildi.

FAO’nun küresel tahıl stoklarında artış olmasını öngördüğü, stokların bu yıl 704 milyon tona ulaşarak yeni bir rekor kırmasını beklediği kaydedilen açıklamada, FAO’nun küresel tahıl ticaretinin 2017-2018’de yaklaşık 395 milyon ton olmasını tahmin ettiği de belirtildi.

Başvuru Süresi 31 Temmuz’a Kadar Uzatıldı

Yetkilendirilmiş tohumculuk kuruluşlarının bitkisel üretim destekleme ödemesinden yararlanmaları için son başvuru süresi 31 Temmuz’a kadar uzatıldı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının “Bitkisel Üretime Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliiği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, daha önce 30 Haziran olarak belirlenen yetkilendirilmiş tohumculuk kuruluşlarının destekleme ödemesi için son başvuru tarihi 31 Temmuz oldu.

Yurt içi sertifikalı fidan üretim desteği için son başvuru tarihi de 31 Temmuz olarak güncellendi.

Tebliğ hükümleri 1 Ocak 2016’dan geçerli olmak üzere uygulanacak.

İhracat Üç Kat Arttı

Gümrük Bakanı Bülent Tüfenkci, 5 Haziran’dan bu yana Türkiye’nin Katar’a 32.5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini, bu tutarın Türkiye-Katar ticaretinin normal seyri açısından üç kat olduğunu söyledi.

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Bahreyn başta olmak üzere bazı Basra Körfezi’ne kıyısı olan Arap ülkeleri bu ayın başında, terörizme destek verdiği iddiasıyla Katar’la diplomatik ilişkilerini kesmiş, Türkiye ise Katar konusunda bu ülkelerin yanlışa düştüğünü açıklayarak, Katar’a gıda ve malzeme sevkiyatını artırarak sürdürmüştü.

Gazetecilerle iftar yemeğinde bir araya gelen Tüfenkci bir soru üzerine, “5 Haziran’dan bu yana Katar’a 32.5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir. Bunun 12.5 milyon doları gıda. Bu rakam normalin üç katı” dedi.

Büyüme, Kur, DışTicaret

Türkiye ekonomisinin yılın ikinci çeyreğinde de büyümeye devam edeceğini vurgulayan Tüfenkci, “Yıl sonu itibarıyla büyümede yüzde 5’leri yakalayacağız” diye konuştu.

Türkiye ekonomisi bu yılın ilk çeyreğinde teşviklerin desteğiyle iç talep ve ihracat ödülünüzde yüzde 5 büyüme gerçekleştirmişti. Yıl sonu büyüme beklentisi de yukarı çekilmişti.

Döviz kuru ile ilgili de Tüfenkci, “Dolar son aylarda en düşük seviyelerinde seyrediyor. Yıl sonuna karar da stabil şekilde normal öngörülebilir şekilde seyretmesini bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Tüfenkci, “Dış ticaretimiz toparlanıyor, ihracatımız büyümeyi destekliyor… Mayıs ayında yüzde 9.5 oranında artan ihracat yılın ilk beş ayında yüzde 8.9 arttı… Son bir yılda yüzde 4.7 arttı” dedi.

Kredi Notu

Uluslararası derecelendirme kuruluşlarının notlarına dönük de Tüfenkci, “Türkiye’nin alelacele notunu düşürmelerini anlamamıştık. Şimdi hatalarını düzeltmelerini bekliyoruz. Bu inandırıcılıklarını kaybetmemeleri için gerekli” ifadesini kullandı.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türkiye için büyüme tahminini hafta içinde yüzde 4.7 olarak güncellemişti.

Tüfenkci faizlerin seviyesiyle ilgili ise, “Bankaların ticari kredilerini kullandırırken yatırımcı dostu olmasını bekliyoruz. Ancak tacir ve esnafımız da kendi aralarında vadeli satışlarda faiz oranlarını düşürmeli. Kendi aralarındaki faiz oranları da yüksek” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan sonra, Başbakan Binali Yıldırım da iki gün önceki açıklamasında bankaları makul bir faiz oranı konusunda uyarmıştı.

Taşınır Malların Rehni

Tüfenkci Taşınır Malların Rehni Kanunu’nun çıkarılmasının etkileri konusunda da, “Bu kanunla toplam 35 milyar liralık ticari hacme 5 ayda ulaşıldı. Bu imkandan daha çok KOBİ’ler yararlanıyor. Bireysel tacirler de sık sık kullanıyor” dedi.

Türkiye'den Giden Ürünler İçin Anons!

Suudi Arabistan’ın başını çektiği bazı Arap ülkelerinin uyguladığı siyasi ve ekonomik ambargonun ardından Katar, alternatif olarak Türkiye’den gıda ürünü almaya başladı.

Türkiye’den kargo uçaklarıyla gelen tavuk, yumurta, süt ve yoğurt gibi ürünlerin ulaştığını sosyal medya hesaplarından halka duyuran marketler, raflardaki Türk ürünlerinin altına da “Türkiye’den hava yoluyla gelen ürünler” diye yazdı.

Duyuru yaptılar

Doha’daki Al Meera marketler zincirinin sosyal medya hesabından yaptığı duyurunun ardından şehirdeki birçok markette halk Türk ürünlerinin olduğu rafların önünde yoğunluk oluşturdu. Market çalışanları, duyurunun yapmasının ardından gelen çok sayıda müşterinin Türk ürünlerini talep ettiğini söyledi. Al Meera marketler zincirinin sosyal medya hesabında yaptığı paylaşımda, “Al Meera olarak Türkiye’den gelen ürünlerin ulaştığını müşterilerimize duyuruyoruz.

Müşterilerimizin günlük gıda ihtiyaçlarını karşılamak için süt, yoğurt, yumurta ve başka birçok ürün Türkiye’den geldi. Marketlerinde ürünleri bulabilirsiniz. Gelişmeler için bizi takip edin” ifadelerine yer verildi.

Her şey yolunda

Söz konusu paylaşımda Türk ürünlerinin market raflarındaki fotoğrafları da paylaşıldı. Katar’daki diğer birçok market de benzer paylaşımlarda bulunarak Türk ürünlerini raflarına dizdi. Çok sayıda Katarlı’nın da sosyal medya hesaplarında Türkiye’den gelen gıda ürünlerini paylaştığı görüldü.

Marketten alışveriş yapan Suheyl Avad isimli Katarlı avukat, yaptığı açıklamada “Katar’da her şey yolunda. Türk ürünlerini alıyoruz elhamdülillah. Oğlum bu vesileyle ilk kez Türkiye’den gelen sütü içmiş olacak” dedi. Krizin başladığı ilk günden itibaren Katar yönetiminin bu meseleyi kısa sürede çözeceğine inandığını söyleyen Avad, Türkiye’nin Katar’a destek açıklaması yapması ve gıda ürünleri göndermesi hakkında da, “Ülkeler arasında olması gereken gerçek ilişki bu. Umarım Arap ülkeleri de benzer ilişkileri geliştirir” diye konuştu.
Kaynak:hurriyet.com
 

FAO Raporu: 'Global Gıda Fiyatları Nisan Ayında 1,8 Geriledi'

Global gıda fiyatları nisan ayında 1,8 puan düşüş göstererek geriledi. 168 puana geriledi gerileme kaydedilirken, fiyatı artan tek ürün ise yüzde 1,7 ile et oldu.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından hazırlanan küresel gıda fiyatları endeksi nisan ayında yüzde 1,8 düşüş gösterdi.

FAO’dan yapılan açıklamaya göre, global gıda fiyatları endeksi 168 puan oldu.

Endeks 2017 Şubat ayında 2015 yılı Şubat ayından bu yana en yüksek seviyesini görmüştü.

Öte yandan endeks geçen yıla göre yüzde 10 yukarıda bulunuyor.

Raporda ana hatlarıyla şunlar sıralandı: 

– Tahıl fiyatları endeksi yüzde 1,2 düşüşle 146,0 puan oldu.

– Yağ fiyatları endeksi yüzde 3,9 düşüşle 161,1 puana geldi.

– Süt fiyatları endeksi yüzde 3,3 düşüşle 183,6 puan oldu.

– Et fiyatları endeksi yüzde 1,7 artışla 166,6 puana geldi ve tek artış gösteren ürün grubu oldu.

– Şeker fiyatları endeksi yüzde 23,3 düşüşle 233,3 puana geldi.

– Şeker fiyatları endeksi 12 ayın en düşük seviyesine geldi.

KAYNAK: dunya.com

Yeni Düzenleme Resmi Gazete’de Yayımlandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Damızlık Koç Teke Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Damızlık koç, teke, manda düvesi, kaz ve hindi yetiştiriciliğiyle arıcılık ve ipekböcekçiliği desteklerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Damızlık Koç Teke Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu tebliğin esasına göre desteklerden; birlikler ve damızlık koç, teke alan birlik üyesi yetiştiriciler yararlanabilecek.

Desteklemelerden yararlanmak isteyen birlikler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenmiş illerde, il müdürlüğüne müracaat edecek. Tebliğ kapsamında kurulacak işletmelere yönelik hibe desteği, söz konusu işletmelerden damızlık koç ve teke satın alan birlik üyesi yetiştiricilere alım tutarının yüzde 50’si kadar uygulanacak.

Yatırım yapan birlikler ağıl inşaatı, kapasite artırımı, iyileştirme, makine, alet ve ekipman alımı desteklerinden bir kez yararlanabilecek. Koç ve teke alımı desteklemesinden birlikler yararlanamayacak. Yetiştiricilerin satın alacağı damızlık koç ve tekelerin uygulama rehberinde belirlenmiş teknik ve sağlık şartlarını taşıması gerekecek. Damızlık olarak yetiştirilecek hayvanlar bölgedeki hâkim ırk olacak.

Bu kapsamdaki hibe desteğinden, projesi onaylanan ve belirtilen süre içinde yatırımını tamamlayan birlikler yararlanacak. Her 50 baş dişi manda için 1 baş manda boğası Bakanlığın Damızlık Manda Düvesi Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme kapsamındaki desteklerden yeni yatırım, iyileştirme veya kapasite artırımı projeleriyle başvuran yatırımcılar yararlanacak. Tebliğ kapsamında kurulacak işletmelere, inşaat yatırımına, damızlık dişi manda ve manda boğası alımına, yem karma ve dağıtma makinesi ve gübre sıyırıcı alımına yüzde 50 tutarında hibe desteği sağlanacak.

Karar kapsamında, gerçek veya tüzel kişiler hibe desteğinden bir kez yararlandırılacak. Kurulacak işletmelerde her 50 baş dişi manda için 1 baş manda boğası olacak. En az 30 arılı kovana sahip olma koşulu Arıcılık, İpekböcekçiliği, Kaz ve Hindi Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği de Resmi gazete'de yayımlandı. Üretim potansiyeline göre Bakanlıkça belirlenecek illerde 2017-2019 yılları arasında söz konusu yatırımların desteklenmesine ilişkin usul ve esasları kapsayan düzenleme kapsamında, Arıcılık Kayıt Sistemine kayıtlı en az 30 arılı kovana sahip veya arı yetiştiriciliği konusunda eğitim aldığını belgeleyen kişiler desteklemelerden yararlandırılacak. Arıcılık için destekleme konuları bal süzme makinesi, bal eritme ve dinlendirme kazanı, sır alma teknesi, polen tuzaklı boş kovan, elektrik üreten güneş enerjisi sistemi, seyyar arıcı barakası, bal sağım çadırı malzemelerini kapsayacak. Yetiştiriciler, 3 yıl süreyle faaliyetini sürdüreceğine ve almış olduğu makine, alet ve ekipmanı bu süre boyunca işletmesinde faal tutacağına dair taahhütname verecek.