Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Hayvancılık Sorunlardan Kurtulacakmı?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurasını gerçekleştirirken şuradan öne çıkan başlıklar ise dikkat çekiyor. Hayvancılık şurasından çözüm başlıkları şöyle

 Hayvancılık Şurasından İşte Öne çıkan başlıklar
 
Küçük aile işletmeleri desteklenmeli
Optimum işletme ölçeği belirlenmeli
Referans laboratuvarları yaygınlaştırmalı
Atıl tesisler ekonomiye kazandırılmalı
Islah programları geliştirilmeli
Suni tohumla uygulaması yaygınlaştırılmalı
Emriyo transferi ve damızlıklarda geneomik seleksiyon özendirilmeli
Cinsiyeti belirlenmiş sperma Kullanımı teşvik edilmeli
Süt kalitesine artırılmasına yönelik uygulamalar desteklenmeli
Atık süt imhasına ilişkin mevzuat oluşturulmalı
Süt ürünleri ihracaatı artırılmalı
Finansman sorunu çözülmeli.... ayrıntılar geliyor
Mera ıslah projeleri hızlandırılmalı
Kaliteli kaba yem üretimi artırılmalı
Kaba yem borsaları kurulmalı
Yeme bitkileri tohum ıslahı programları geliştirilmeli
Gençler hayvancığa özendirilmeli
Üretici örgütleri ve kooperatifler teşvik edilmeli
Üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görev tanımları netleştirilmeli
Süt ile ilgili kamu spotları hazırlanmalı
Hayvansal ürünler konusundaki bilgi kirliliği giderilmeli
Çiğ süt mevzuatına ayıkırı satışlar engellenmeli
Hayvancılık işletmelerinin ruhsatlandırılması sorunları çözülmeli
Havza bazlı üretim modeli geliştirilmeli
TKDK hibe programlarında bürokrasi azaltılmalı
İklim değişikliklerinden kaynaklanan olumsuzlaklara yönelik tedbirler alınmalı
Piyasada fiyat istikrarı sağlanmalı
Damızlık hayvan üretim merkezleri artırılmalı
Buzağı kayıplarını azaltmak için ulusal düzeyde eylem planı hazırlanmalıdır
Çiğ süt kaliteye göre fiyatlandırılmalı
Üretim girdileri düşürülmeli
Sözleşmeli yem bitkisi üretimi teşvik edilmeli
Ari işletmelerin sayıları artırılmalı
Damızlık düve ihracatı desteklenmeli
Yem katkı maddelerinin yurt içinde üretimi desteklenmeli
Süt karşılığı yem uygulamasının önüne geçilmeli
 
 

Bakanlıktan Hayvancılığa Köklü Çözüm

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurasına hazırlanıyor. Edinilin bilgiye göre Hayvancılık Genel Müdürlüğünün (HAYGEM) uhtesinde Antalya’da gerçekleştirilecek olan hayvancılık şurası büyük baş, küçük baş ve kırmızı ete yönelik bir çalıştay olacağı ifade ediliyor. Bir çok farklı kesimden davetlinin katılacağı şuraya yaklaşık 170 kişinin ve bazı STK temsilcilerinin de davetli olduğu belirtiliyor. Öte yandan Antalya’da düzenlenecek olan Hayvancılık şurası 8 Ocak 13 Ocak tarihleri arasında gerçekleşekken basına kapalı yapılmasıda dikkatleri çekiyor.  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın Şuranın açılış gününede katılacağı bekleniyor
 

Su Ürünleri Mühendislerinin Kadro isyanı

Su ürünleri mühendisleri Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlığı’Nın su ürünleri mezunlarını istihdam etmemesi mühendisleri isyan ettirdi.. Bir açıklama yayınlayan Su Ürünleri Mühendisleri, “Acaba bakanlık bünyesinde sadece Ziraat Mühendisleri ve Veteriner Hekimler atanma hakkı var?” diye sorarak Bakan Fakıbaba’ya seslendi.
  İşte Su Ürünleri Mühandislerinin o açıklaması;
 “GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI’NIN İSMİ Mİ DEĞİŞİYOR?
Üç tarafı denizlerle çevrili güzel ülkemizde Su Ürünleri Mühendisleri işsizdir.Üç tarafı denizlerle çevrili,iç sular tarafından zengin olan ülkemizde Su ürünleri Mühendislerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.Yurt dışına ihraç edilen hayvansal üretim sadece su ürünleridir.Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yanlış politikaları yüzünden ,Su Ürünleri Mühendislerinin yapacağı işe ve atanacağı yerlere maalesef farklı meslek gruplarının atanması Su Ürünleri Mühendislerinin istihdamını zora sokmuştur. 4 yıl okuyup, o kadar emek harcayarak işsiz kalan meslek grubu herhalde Su Ürünleri Mühendisleridir.Sn Bakanımız Ahmet Eşref Fakıbaba’dan bu haksızlıkların giderilmesini umurak artık adil atama bekliyoruz.2016 yılı kpss’nde gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık,alımların 2018 kpss öncesi yapılmasını değerli bakanımızdan istirham ediyoruz.Sn Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanımız 3500 alım olacağını söylemiştir,ancak Veteriner Hekim ve Ziraat Mühendislerini telaffuz ederek ,Su Ürünleri Mühendisleri ile ilgili herhangi bir telaffuzu olmamıştır(Bakanlık görevine geldiğinden beri Su Ürünler Mühendisleri ve su ürünleri sektörü ile ilgili her hangi bir şey söylememiştir).Acaba bakanlık bünyesinde sadece Ziraat Mühendisleri ve Veteriner Hekimler atanma hakkı var da Su Ürünleri Mühendislerinin atanma hakkı yok mudur?Her zaman haksızlığa uğrayan hep Su Ürünleri Mühendisleri olmuştur.
1. Su ürünleri sektörü Türkiye‘nin önde gelen ve geliştirilmesi gereken temel sektörlerindendir. Ülkemizin protein ihtiyacını karşılamada önemli rolü olan, Avrupa‘ya ihracat yapabildiğimiz sektörün sağlıklı gelişmesini sürdürebilmesi için Su Ürünleri Mühendisleri sektörde hak ettiği yeri almalıdır. Balıkçılık, tarım alanında yapılan bir mühendislik hizmetidir. Bu hizmet, balıkçı gemilerinde Su Ürünleri Mühendislerinin istihdam edilmesini önemli bir zorunluluk haline getirmektedir.
Su Ürünleri Mühendisleri su ürünleri yetiştiriciliği ve hastalıkları konusunda tek yetkin meslek grubu olmasına rağmen, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nca çıkarılan ‘‘5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu‘‘ ve yönetmeliklerinde yetkilendirilmemişlerdir. Bu durumun yarattığı mağduriyet giderilmeli kanun ve yönetmeliklerde Su Ürünleri Mühendisleri uzmanlık alanı olan konularda yetkilendirilmelidir.
2. Kamuda istihdam edilen Su Ürünleri Mühendisi sayısı 600-650 kişidir. Kamu kurumlarına yapılan mühendis atamalarında ise 3 tarafı deniz ile çevrili ve iç su kaynakları yaygın olan ülkemizde her atama sürecinde 20 ve 30`lu sayılarda mühendis ataması yapılmaktadır. Bu rakam diğer meslek örgütleri ile karşılaştırılmayacak kadar düşük bir sayıdır ve arttırılmalıdır.
Ülkemizin üç tarafı denizlerle kaplı iken, Su ürünleri mühendisleri neden görmezden geliniyor? Su ürünlerinin değerlendirilmesi, projelerin üretilmesi, su ürünlerinde dünya pazarında yer almak su ürünleri mühendislerinin işidir. Ülkemizin su ürünleri potansiyeli göz önüne alındığında bu bölümlerin önemi daha da iyi anlaşılacaktır. Günümüzde Türkiye çapında 24 üniversitede su ürünleri eğitimi verilmektedir. Bu üniversitelerin her birinde Su Ürünleri, Deniz Bilimleri ve Teknolojisi, Deniz Bilimleri veya Ziraat Fakültesine bağlı bir su ürünleri bölümü bulunmaktadır. Bunların yanında, 3 üniversitede Deniz Bilimleri Enstitüsü bulunmaktadır. Su Ürünleri Fakülteleri / Meslek Yüksek Okullarında su ürünleri eğitimi 3 anabilim dalında (Temel bilimler+yetiştiricilik+avcılık-işleme) verilmektedir: Bu üniversitelerden mezun olanlar, su ürünleri mühendisi unvanlarını almaktadır. Yüksek Öğretim Kurumu Başkanlığı’nın almış olduğu karar gereği Su Ürünleri Fakültelerine öğrencileri teşfik amaçlı ilk üç tercihden bölümümüzü tercih eden ve kazanan öğrencilere karşılıksız 12 ay öğrenimleri boyunca 600 TL burs verileceği kararlaştırılmış,ancak öğrenciler su ürünleri fakültelerini tercih yapmadığı için yine kontenjanlar dolmamıştır.Nedeni ise bölümümüzden mezun olanların işsiz kalmasıdır.Şuan Su ürünleri Fakülteleri kapanmanın eşiğindedir.Devlet büyüklerimiz bizleri hep görmezden gelmiştir.
3. 2011 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde kurulan Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, kurulumundan itibaren yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen yapılanmasını tamamlayamamış, ilgilendiği alanda öğrenim görmüş olan Su Ürünleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendislerini gerekli istihdamı etmemiştir.Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün görev tanımında olması gereken ancak diğer Genel Müdürlüklere verilmiş birçok yetki, düzenlemeler Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü görev tanımına alınmalıdır.
4. Su ürünleri çiftliklerinin ekolojik ve faaliyetsel olarak belli dönemlerde denetlenmesi, çiftliklerin çevresel etkilerinin azaltılarak kontrol altına alınması, önemli türlerin korunmasına dair çalışmalar, olta balıkçılığının denetlenmesi, açık deniz balıkçılığının geliştirilmesi ve avcılık sektörünün gelişmesi için etkin görüş alımı, girişimci köylüye bilimsel teknik destek sunma projeleri, ihracat yönetiminde kalitenin korunması, iç piyasada kalite artırımı, çevresel kaynakların ve su kaynaklarının korunmasında alternatif çözümler gibi birçok konuda Su Ürünleri Mühendislerinin istihdamı gereklidir.
5. Su Ürünleri Mühendisleri su ürünleri yetiştiriciliği ve hastalıkları konusunda tek yetkin meslek grubu olmasına rağmen, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nca çıkarılan ‘‘5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu‘‘ ve yönetmeliklerinde yetkilendirilmemişlerdir. 4 yıl boyunca su ürünleri hastalıkları ile ilgili teorik ve uygulamalı dersleri Su Ürünleri Mühendisleri almasına rağmen imza yetkisi Veteriner Hekimlerdedir.Bu durumun yarattığı mağduriyet giderilmeli kanun ve yönetmeliklerde Su Ürünleri Mühendisleri uzmanlık alanı olan konularda yetkilendirilmelidir.
6. Deniz ve iç su ekolojisi kapsamında; alınması planlanan koruma önlemlerinde Su Ürünleri Mühendisleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri yerine diğer (Ziraat, Veterinerlik, Çevre, Kimya, Biyoloji) meslek gruplarının ilgili kamu kurumlarında görevlendirilmesi ve yetkilendirilmesinin sektöre negatif etkisi yansımaktadır. 2017 yılı içerisinde Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nce yapılan denetimlerin (Su ürünleri üretimi, dağıtımı, avcılığı ve işlenmesi alanlarında) diğer meslek gruplarına (Ziraat, Veterinerlik, Gıda, Kimya, Biyoloji Bölümleri) yaptırılıyor olması Su Ürünleri Mühendileri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendislerinin istihdamında mağduriyet yaratmakla kalmayıp sağlıklı denetim de yapılamamaktadır.
7. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 28000’den fazla ortağı bulunan 523 Su Ürünleri Kooperatifine ve Su Ürünleri üretiminin yoğun olduğu bölgelere yönelik projelerle devlet destekli Su Ürünleri Mühendisi ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi istihdamı yaratması sektörün gelişimi için gereklidir ki görüş alındığında buna benzer birçok proje hayata geçirilmek için hazır beklemektedir.Su Ürünleri Kooperatiflerinde, doğru kayıt sistemini geliştirme adına, sözleşmeli Tarım Danışmanı olarak Su Ürünleri Mühendisleri görevlendirilmelidir.
8. Yüksek Öğretim Kurumu Başkanlığı’nın almış olduğu karar neticesinden Su Ürünleri Mühendisleri ile Ziraat Fakültelerinin Hayvansal Üretim Bölümü eş değer sayılmış,ancak uygulamada eşdeğerlilik tek taraflı kullanılmaktadır.Hayvansal Üretim mezunları Su Ürünleri Mühendis kadrolarına başvuru yapabilmekte iken,Su Ürünleri Mühendisleri Hayvansal Üretim kadrolarına başvuru yapamamaktadır.Burada olduğu gibi her zaman Su Ürünleri Mühendisleri görmezden gelinip haksızlıklar yapılmış ve yapılmaya da devam edilmektedir.Bu haksızlıkların giderilmesini istemekteyiz.Denklik ya karşılıklı olarak kullanılmalı ya da iptal edilmelidir.Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’na ve Devlet Personel Başkanlığı’na da mağduriyetimiz ile ilgili ne kadar yazı yazsakta yardımcı olmamışlardır.Aklımıza gelen soru Ziraat Mühendislerinin daha baskın olmasından dolayı mı bizler dikkate alınmayarak, mağdur ediliyoruz?
9. Su Ürünleri Mühendislerinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı dışında da çalışma alanlarımız olduğu halde atama yapılmamakta, bizim hakkımız olan kadrolara başka meslek grupları atanmaktadır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı,Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,Denizcilik Müsteşarlığı ve Belediyeler gibi kamu kurum ve kuruluşlarında çalışma hakkımız olduğu halde maalesef atamamız yapılmamaktadır.
10. 2014 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bünyesinde 43 tane Su Ürünleri Şube Müdürlüğü kurulmuştur.Şube Müdürlüklerinin bünyesinde farklı meslek gruplarının atanması Su Ürünleri Mühendisleri’nin atanmasını zorlaştırmıştır.Bakanlık bünyesinde her branş kendi işini yapması gerekmekte olup, hakkımız olan kadrolara Su Ürünleri Mühendisleri yerleştirilmelidir.
Devletimizin sürdürülebilir balıkçılık ve su ürünleri politikasının temellerini atmak konusunda daha fazla geç kalması görev aşkıyla bekleyen biz mühendisleri üzmektedir. Su Ürünleri Mühendisleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri ise çözüm için istihdam beklemektedir.
 Meslek aşkımız ve taleplerimiz satırlara sığmayacak kadar fazla olup hükümetimizden gerçek ve kararlı adımlar beklemekteyiz.
 Saygılarımızla,
 
 

Okul Sütü İhalesine Onay

​Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından yapılan okul sütü ihalesi onaylandı.
Öğrencilere süt içme alışkanlığı kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amacıyla 2012 yılında başlatılan Okul Sütü Programı kapsamında, 2017-2018 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde, yaklaşık 32 bin bağımsız anaokulu, anasınıfı ve ilkokulda 6 milyon öğrenciye, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri olmak üzere hafta üç gün, 200 ml sade, yağlı UHT içme sütü dağıtılacak. Eğitim-öğretim dönemi sonuna kadar toplam 254 milyon 368 bin 800 kutu süt dağıtımı gerçekleştirilecek.
Hayvancılık Genel Müdürlüğünün açıklamasında, dağıtılacak okul sütlerinin temini amacıyla 14 Aralık 2017 tarihinde yapılan ihalede;  1. Kısım ( Ege-Doğu Anadolu bölgesi illeri) için Yörükoğlu Süt Ve Süt Ür. A.Ş. , 2. Kısım ( İç Anadolu-Güneydoğu Anadolu bölgesi illeri) için Pınar-Dimes İş ortaklığı, 3. Kısım (Marmara-Karadeniz bölgesi illeri) için Pınar-Dimes İş Ortaklığı, 4. Kısım (Akdeniz bölgesi illeri) için Güney Süt San. Gıda. A.Ş. firmalarının en düşük teklifi verdikleri bildirildi.
Açıklamada, “İhale kararı, İhale Yetkilisince onaylanmış olup, yasal itiraz sürelerinin tamamlanmasına müteakip ilgili firmalarla sözleşme imzalanacaktır” denildi.
 
 

2018 Yılı Yeni Projelerin Ortaya Çıktığı Bir Yıl Olacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba marketlerdeki uygun et satışına yönelik sorularını yanıtladı. Bu konuda önemli olanın sürdürülebilirlik olduğunu dile getirirken Fakıbaba, piyasayı takip ettiklerini, maliyetleri hesapladıklarını aktardı. Fakıbaba, fiyatları arttırabilecekleri gibi azaltabileceklerini de bildirerek, "Bakıyoruz, belki de 14,5 lira değil de 15 lira, 15,5 lira değil de 16 lira yapabiliriz. 50 kuruşlarla yükseltiriz alçaltırız, girdinin durumuna göre. Girdiler ucuzlarsa ucuzlar. Ama girdide artış olursa 29,5 lira, 30 lira olur. Artık piyasa belli. Bu fiyatlar güzel" diye konuştu.
Öte yandan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
 Fakıbaba ayrıca  ekmek israfı konusunda ise ekmeğin gramajının düşmesine yönelik uygulamanın 1 Ocak'ta yürürlüğe gireceğini ve ekmeğin çöpe gittiğini, ekmekte müthiş israf olduğunu aktardı.
Fakıbaba, ekmek fiyatlarının artıp artmayacağına yönelik soruyu yanıtlarken, fiyatların genelde illerde ayarlandığına işaret etti. Fakıbaba, "Tek amacımız var; israfı önlemek. Bu bağlamda fiyatlar da ona göre ayarlanır " dedi.

 
 

Okul Sütün’de Pazarlık Usulüne Dönüş


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Okul Sütü Programı kapsamında, 2017-2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde dağıtılacak okul sütünün temini için yeni ihale tarihini 28 Kasım olarak belirledi. 25 Ekim’de açık ihale usulü ile yapılan ihale, verilen tekliflerin tamamı yaklaşık maliyetin üzerinde olduğundan iptal edilmişti. İhale bu kez, pazarlık usulü ile yapılacak.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ortaklığında yürütülen Okul Sütü Programı kapsamında dağıtılacak okul sütünün tedariki için yeni ihale, 28 Kasım 2017 tarihinde yapılacak.
Okul Sütü dağıtımı 5 Şubat’ta başlayacak
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlğı  Hayvancılık Genel Müdürlüğünden edinilen bilgiye göre, Okul Sütü Programı kapsamında yaklaşık 32 bin bağımsız anaokulu, anasınıfı ve ilkokulda 6 milyon öğrenciye, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günlerinde, haftada 3 gün süreyle 200 ml sade, yağlı UHT içme sütü dağıtılacak.
Okul Sütü dağıtımı, 2017-2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin başlangıç tarihi olan 05.02.2018 tarihinde başlayacak.
Okul Sütü Programı ile öğrencilere süt içme alışkanlığını kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amaçlanıyor.
Açık ihaleden, pazarlık usulüne dönüş
Bu kapsamda, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 200 ml yağlı sade UHT içme sütü temini için 25 Ekim 2017 tarihinde, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunun 19. Maddesine göre açık ihale usulüyle yapılan ihale, verilen tekliflerin tamamı yaklaşık maliyetin üzerinde olduğundan iptal edilmişti.
Duyuruya göre, programın aksamaması ve devamı amacıyla yeniden yapılacak olan Okul Sütü alım ihalesi, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 21’inci maddesine göre bu kez Pazarlık Usulü ile 28 Kasım 2017 Salı günü, saat 14.00’da Bakanlıkta yapılacak.
 

Bakanlıktan Et İthalatına İlişkin Açıklama

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sığır eti ithalatı hakkındaki tebliğe ilişkin, “İlk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır” açıklamasında bulundu.

Dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan “Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliği” ile ilgili olarak bazı basın yayın organları ile haber sitelerinde yanlış değerlendirmelerin yapılması üzerine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından bir basın açıklaması yapıldı.

Bakanlığın açıklamasında, “Dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan sığır eti ithalatındaki sağlık ve teknik şartları düzenleyen Tebliğ, 2012 yılında yayımlanan tebliğde yer alan denetim ile ilgili hususların detaylandırılması amacıyla hazırlanmıştır. Kemiksiz et ithalatı hususu da bu amaçla Tebliğe dahil edilmiştir.

Bu Tebliğle ilk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Zira Tebliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının “b” bendindeki ifadeler, bu konuda daha önceden uygulanan 2010 ve 2012 yıllarındaki tebliğlerde de aynen yer almıştır.

Dolayısıyla özel sektörün ithalat yapabilmesiyle ilgili kurallar yeni değildir. Bunun yanı sıra 5. maddede, ithalatın gerçekleştirilebilmesinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınacak Kontrol Belgesi ile mümkün olabileceği belirtilmektedir.

Özel sektöre 2012 yılından bu yana Kontrol Belgesi düzenlenmemiştir. İthalat, sadece Et ve Süt Kurumu tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla bu tebliğ, özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme değildir” denildi.

Fındık Sorunu Bakana İletilecek

MÜSİAD Düzce Şubesi Başkanı İsa Şengüloğlu fındık konusundaki sorunları istişare toplantısında dosya halinde Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya iletileceğini söyledi.

Geçtiğimiz günlerde MÜSİAD Düzce Şube Başkanı İsa Şengüloğlu’nun yapmış olduğu İstişare toplantısında, Düzce’deki tarımsal sorunların dile getirileceği açıklamasının ardından gerek telefonla gerekse derneği ziyaret ederek birçok vatandaşın sorunlarını dile getirdiği bildirildi.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda Düzce’deki en önemli tarımsal sorunun fındık olduğu ve üreticinin bu yıl yaşanan olumsuz fiyat dalgalanmalarından dolayı mağdur olduğu tespit edildi.

Bu konunun istişare toplantısında Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya iletileceğini söyleyen MÜSİAD Başkanı İsa Şengüloğlu, “Bunun dışında bize ulaşan diğer talep ve sorunlar hakkında da bakanımızla istişarelerde bulunacağız. Özellikle fındık konusunda toplantı gününe kadar bazı çalışmalar yapıp bakanımıza dosya şeklinde sunmaya gayret edeceğiz. Özellikle fındığın kilogram başına üreticiye maliyeti ve devlet desteklerinin bu konudaki önemine işaret edeceğiz. Bu yıl vatandaşların TMO’ya olan ilgisinin devletimizin bu desteği güçlendirmesi durumunda daha da artacağını, bu sayede Dünya’nın en önemli fındık üreticisi olan Türkiye’nin elinin daha çok güçleneceğini sayın bakanımıza ileteceğiz. Karadeniz bölgesinin en önemli gelir kaynağı olan fındığın gerekli itibarı kazanmasının ancak kamu eliyle olacağı konusunda çalışmalarımızı yapıp bakanımıza teslim edeceğiz. Sadece üyelerimizin değil, tüm vatandaşlarımızın sorunlarını gündeme getirmek, sorunların çözümünde katkı sağlamak ve çözüm arayışlarında bulunmak bizim dernek olarak asli görevlerimizdendir” ifadelerini kullandı.

MÜSİAD Genel İstişare Kurulu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın katılımlarıyla gerçekleştirilecek.

Süt Tozu Desteklemesinde Karmaşa!

Haziran ayında verilmeye başlanan süt tozu desteğinin bu gün itibariyle kaldırıldığı iddia edildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çiğ sütün değerlendirilmesine yönelik destekleme uygulama esasları kapsamında süt tozu üretiminde üreticiye destek verme kararı almıştı. Haziran ayından itibaren devam eden süt tozu desteklerinin kaldırıldığı iddia edildi.

Edinilen bilgilere göre, Türkiye’nin belirli bölgelerdeki Et ve Süt Kurumu (ESK) yetkilileri, İl Birliklerini arayarak sözlü olarak bilgi verdi. Buna göre ESK, süt tozu üretimi için aldığı sütü, bugün mesai bitiminden sonra almayacak.

Süt, 1.30 TL'den Ucuz Olursa Destekleme Devam Edecek

Et Süt Kurumu ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü yetkilerinden edinilen bilgiye göre, sütün  1 lira 30 Kuruş’un altında satılması durumunda söz konusu bölgelere süt tozu desteğinin devam edeceği ifade edildi.

1 Ekim 2017’den itibaren 1 lira 40 kuruş olacak olan süt fiyatı göz önünde tutulursa, süt ve süt tozuna ilişkin fiyat karmaşası devam edecek gibi görünüyor.

Çiğ Süt Üreticisine Verilen Destek Kalkacak mı?

Çiğ süt arzının fazla olması, süt tozu üreticisine verilen destekleme kapsamına, 'süt tozunun doğrudan ihracatının desteklenmesi' hükmünün eklenmesini zorunlu kılmıştı. Süt tozuna ihracat yolunun görünmesi hem üreticiyi hem de sanayiciyi memnun etmişti.

Çiğ süt üreticisinin almayı beklediği desteklemeler 7 aydır yatırılmıyor. Bu gecikme akıllara, çiğ süt üreticisine verilen desteğin de mi kaldırılacağı sorusunu  getiriyor.

İhraç Fazlası Süt Tozu İç Piyasaya mı Sürülecek?

Geçtiğimiz günlerde Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 lira 40 kuruşa çıkarılan süt fiyatını aşağı çekmek isteyen sanayicilerin, ihraç fazlası süt tozunu piyasaya sürerek süt fiyatını ucuzlatmak istediği üretici temsilcileri tarafından dillendirilmeye başladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, süt fiyatını ucuzlatma politikasına karşı önlem alması gerektiğinin altı çizildi.

Süt Fiyatı Yeniden Belirlenmişti

Ulusal Süt Konseyinin, süt fiyatlarını tekrar görüşmek üzere toplanarak, 1 Ekim 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere çiğ sütün referans fiyatını 1 lira 30 kuruştan, 1 lira 40 kuruşa çıkarması beklentileri karşılamamış, üreticileri memnun etmemişti.

Üreticiyi korumak amacıyla, süt fiyatının 1.30’un altına düşmesi durumunda Et ve Süt Kurumunun duruma müdahale edip sütleri toplayacak olması 'süt bulamıyoruz' diyen sanayicileri rahatsız etmişti. Sanayicinin bu şikâyetini dikkate alan ESK, alım-satım konusunda serbesti sağlayarak orta yolu bulmaya çalışmıştı.

Yeni Müsteşar Mehmet Hamdi Tunç Oldu

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2 aydır beklenen müsteşar değişikliğini yaptı.

26 Ocak 2016 tarihinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarlığına atanan Dr. Nusret Yazıcı görevden alındı.

Yazıcı'nın yerine, Mehmet Hadi Tunç atandı. Tunç, Bakanlıkta Müsteşar yardımcısı olarak görev yapıyordu.

 

Veteriner Aşılama Ücretine Devlet Desteği Yolda

Kasım ayından sonra veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerinin aşılamadan alacakları ücretin devlet tarafından karşılanması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca çalışmalar yürütülüyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba pazar günü Bakanlık il müdürleri ile gerçekleştirdiği toplantının ardından, bazı internet sitelerinde, tarım il ve ilçe müdürlüklerinde çalışan veteriner hekimlerin hayvan aşılama karşılığında üreticiden aldığı el emeği ücretinin kaldırılacağına ilişkin haberler yer aldı.

Bu haberler üzerine Bakan Fakıbaba ile görüşen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Talat Gözet, söz konusu haberler üzerine sayısı 25 bine ulaşan veteriner hekimlerin manen yıkıldığını ifade ederek, haberin, alınan ücreti “bıçak parası”na benzeterek mesleki camiayı rencide ettiğini söyledi.

Görüşmelerinin kendisini memnun ettiğini dile getiren Gözet, Bakan Fakıbaba’nın veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerinin bu ücretleri ile ilgili bürokratlarına çalışma yapılması, performans değerlendirmesi gerçekleştirilmesi ve çalışanların özlük haklarında iyileştirme yapılması için talimat verdiğini aktardı.

Gözet, bu konuda Bakan Fakıbaba’nın mesleğe önem verdiğini gördüklerini ifade ederek, “Meslektaşlarımız rahat olsun, Sayın Bakanımız bir meslektaşımız olarak bizimle birlikte özlük haklarımızı koruyucu düzenlemeler yapılması konusunda söz verdi.” dedi.

“Aşılama ücretleri bıçak parası ile karşılaştırılamaz”

Veteriner hekimlere ödenen aşılama ücretlerinin Bakanlığın ilgili genel müdürlüğü tarafından belirlendiğine dikkati çeken Gözet, bu ücretlerin bıçak parasıyla kıyaslanamayacak kadar küçük olduğunu dile getirdi.

Gözet, örneğin aşılamada veteriner hekimlere ödenen paranın bir koyun için 25 kuruş, büyükbaş hayvan için 75 kuruş olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“Sayın Bakanımız, görüşmelerimiz neticesinde kasım ayından sonra veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerinin aşılamadan alacakları ücretin devlet tarafından karşılanması için çalışmalar yürüteceklerinin sözünü verdi. Ayrıca özlük haklarımız içerisinde sağlık hizmetlerinde çalışanların fiili hizmetlerini de konuştuk. Onlarda da mesleki camiamıza sahip çıkacağı konusunda görüş birliğine vardık. Bakanlığın ilgili bürokratları ile birlikte çalışacağız. Bakanlığın bütçesinden ödenecek meslektaşların aşılamadan alacakları para bir performans kriteri tespit edilerek ona göre belirlenecek.”

“Hayvancılık Sektörü Kurultayı gerçekleştireceğiz”

Daha sonra Bakanlık ile çeşitli çalışmalar yürüteceklerinin altını çizen Gözet, üretim potansiyeli olan bir ülkenin ithalata bağımlı olmadan üretimini sürdürmesi için Hayvancılık Sektörü Kurultayı gerçekleştireceklerini ve bunu çalıştaylarla destekleyeceklerini bildirdi.

Gözet, hayvan varlığının artırılması için uzun vadeli politikalar gerektiğini dile getirerek, kırsalda yaşayan genç nüfusun özellikle de aile işletmelerinin desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Aile işletmelerinin ölçek sayısı baz alınarak desteklemek suretiyle geliştirilmesi gerektiğini belirten Gözet, böylelikle üreticilerin girdi maliyetlerinin de düşeceğini ve daha çok kazanç ile daha fazla üretime yönlenebileceğini kaydetti.

Bakan Fakıbaba Şehit Aileleriyle Bayramlaştı

Kurban Bayramı dolayısıyla Şanlıurfa'da bulunan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Vali Abdullah Erin ile bayramlaşma gezilerini şehit aileleriyle devam ettirdi.

Gap Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü personeliyle bayramlaşan Bakan Fakıbaba, Vali Erin ve beraberindekiler, daha sonra Şanlıurfa'nın Eyyübiye ilçesinde açılan Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesine taşınan hastanelerden boşalan binalarda inceleme yaptılar.
 

‘Toprağı suyla çiftçiyi bilgiyle buluşturmalıyız’

Bakan Fakıbaba,Türkiye’nin daha çok çalışan veteriner ve ziraat mühendislerine ihtiyacının olduğunu söyledi. Kendisinin de yeni bir bakan olmasına rağmen dersine çok çalıştığını belirten Fakıbaba, “Bizim toprağı suyla, çiftçiyi de bilgiyle buluşturmamız lazım. Bu da sizin ve bizim görevimizin başında geliyor. Bunun finansını sağlamak benim görevim ama çiftçiyi bilgilendirmek sizin göreviniz. Eğer siz çiftçiyle bilgiyi buluşturamazsanız, eğer o çiftçi sulamayı nasıl yapacağını, hangi ürünü ekeceğini, buğdaydan 100 kilo alacağını 900 kiloya nasıl çıkaracağını siz anlatmazsanız adam bilemez” diye konuştu. Mühendislerden çiftçilerin ayağına gitmelerini isteyen Fakıbaba, kendilerinin halkın, mühendislerin de çiftçilerin hizmetkarı olduğunu ifade etti. Çiftçilerin bilgilenmesinin üretime büyük katkı sağlayacağını vurgulayan Fakıbaba, “Bakıyoruz fındık dekar başına 80 kilogram alınıyor, Amerika’da 400 kilogram alınıyor. O zaman demek ki ben burada görevimi yapamıyorum. Bunun için daha iyi çalışmalar yürütmeliyiz” şeklinde konuştu.   

İncelemeleri sırasında bölge esnafı ve vatandaşlarla da bayramlaşan Bakan Fakıbaba ve Vali Erin şehit aileleriyle de bayramlaştı. Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde vatani görevini yaparken şehit olan Hüseyin Koroç'un babaevini ziyaret eden heyet aileyle bayramlaştıktan sonra, 15 Temmuz'da şehit olan Şanlıurfalı Şefik Şefkatlioğlu'nun ailesini ziyaret etti. Şehitlerin emaneti olan ailelerin, devlet ve millet için kutsal olduğunu kaydeden Vali Erin, her zaman şehit ailelerinin yanında olacaklarını belirtti.

Bayram ziyaretleri sırasında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin'e ilgili kurum amirleri de eşlik etti.

Kurbanlık Rehberine Dikkat!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yayınladığı 'Kurban Rehberi'nde “Sağlıklı sığırda omuzlar geniş, vücut çıkıntıları belirsiz, deri yumuşak ve elastiki, bakışları canlı, kıllar ince ve parlaktır” ifadeleri kullanıldı.

Rehberde, kurban olabilmesi için sığır ve mandaların 2 yaşını, devenin 5 yaşını, keçi ve koyunların bir yaşını bitirmiş olması gerektiği belirtildi. Manda ve sığırların 2 yaşını tamamlayıp tamamlamadığını ve 3 yaşına girdiğini anlamak için iki ön kesici süt dişlerinin yerini kalıcı dişlerin alması gerektiği vurgulandı. 

Sığırda butların yuvarlak olması gerektiği anlatılan rehberde, "Sağlıklı sığırda omuzlar geniş, vücut çıkıntıları belirsiz, deri yumuşak ve elastiki, bakışları canlı, kıllar ince ve parlaktır. Ayrıca, göz, burun, ağız, meme ve arkasında anormal akıntılar, bacak ve ayaklarında topallık, deri ve memelerinde hastalık belirtisi, şişkinlik, renk değişimi ve yara bulunmaz" dendi.

Kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün hayvanların kurban olarak seçilmemesi gerektiğini kaydeden bakanlık, kör, boynuzları kırık, kulaklarının ve memelerinin yarısı kesik hayvanların kurban olarak tercih edilmemesi gerektiğini ifade etti. 

Rehberde, kurbanlık olarak satın alınacak küçükbaş ve büyükbaş hayvanların bakanlık tarafından kurulan bilgisayar destekli veri tabanlarında kayıtlı olduğunu gösteren kulak küpelerinin bulunması gerektiği vurgulandı. Büyükbaş hayvanlar için pasaport, küçükbaş hayvanlar için nakil belgesinin olup olmadığının da kontrol edilmesi önerildi.

Bakan Fakıbaba'dan Kurbanlık Açıklaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, bu yıl kurbanlık fiyatlarının yükseleceğini düşünmediğini dile getirerek, "Özellikle vatandaşların hayvan satın alma konusunda çok acele etmemesi lazım" dedi.

Fakıbaba, beraberinde TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Vali Nurullah Naci KalkancıAK Parti Adıyaman milletvekilleri Adnan BoynukaraSalih Fırat ve İbrahim Halil Fırat ile özel bir şirketin hayvan çiftliğini ziyaret etti.

Ziyaret sonrası gazetecilere açıklama yapan Fakıbaba, Adıyaman'dan çevre illere hayvan gitmesinin il için güzel bir gelişme olduğunu ve bunun kentin hayvancılık anlamında bir merkez durumuna geldiğini gösterdiğini belirtti.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerini tarım ve hayvancılığın merkezi haline getirmek için çaba gösterdiklerini ifade eden Fakıbaba, şunları söyledi: 

"Şu anda çok önemli bir yerdeyiz. Bayramdan sonra hayvanlar yine besi amacıyla buraya gelecektir. Besleyecektir ve satacaktır. Kurbanlıkların Adıyaman'dan başka yere gitmesi, kurbanlık fiyatlarının düşmesine de neden oluyor. Bu sene kurbanlık fiyatlarının yükseleceğini ben düşünmüyorum. Özellikle vatandaşların hayvan satın alma konusunda çok acele etmemesi lazım. Kurban Bayram'ının çok daha rahat geçeceğini kendime ve arkadaşlarıma güvenerek söyleyebilirim. Ben kurbanımı Kızılay vasıtasıyla kestiriyorum. 740 liradan bir eşime ve bir de kendime Kızılaydan kestiriyorum. Geçen yılın fiyatlarına baktığımız zaman çok yüksek fiyat değil. Hemen hemen aynı fiyat. Bayramın ikinci ve üçüncü günü de bu fiyatların üzerine çıkmayacağını düşünüyorum."

"Satılmayan hayvanlar devletin güvencesi altındadır"

Bayramda satılmayan hayvanların devletin güvencesi altında olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Biz satın alacağız. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu durumdan da bütün üreticinin haberi olmasını istiyorum. Tüketicinin mağdur olmaması için de valilik, belediye ve tarım il müdürlüklerinde gerekli önlemler alınmıştır. Kurban Bayramı'nın son günün kadar bu önlemler devam edecektir. Kurallara uymayanlara yönelik cezalar ve denetimler yapılacaktır." diye konuştu.

Bakan Fakıbaba, temaslarının ardından Adıyaman'dan ayrıldı.

Bakan Fakıbaba Sırbistan Ziyaretini Değerlendirdi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sırbistan'ın önemli bir ülke olduğunu belirterek, "Biz de elimizden geldiği kadar, iş adamlarıyla beraber Türkiye olarak buraya yatırım yapma gayreti içerisindeyiz" dedi.

Fakıbaba, Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'na katılmak üzere geldiği Belgrad'da, CumhurbaşkanıAleksandar Vucic, Başbakan Ana Brnabic ve Ticaret, Turizm ve Telekomünikasyon Bakanı Rasim Ljajic ile görüştü.

Temaslarının ardından değerlendirmede bulunan Fakıbaba, misafirperverlikleri için Sırp makamlarına teşekkür ederek, "Çok faydalı olacağına inandığımız görüşmeler oldu." dedi.

Fakıbaba, Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'nun amaçlarından birinin de yakın zamanda Sırbistan'a gelmesi beklenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaretinin hazırlıklarını yapmak olduğunu ifade etti.

İki ülke arasındaki ilişkilerin her geçen gün çok daha ileriye gittiğini görmekten duydukları memnuniyeti dile getiren Fakıbaba, "Sırbistan, önemli bir ülke. Biz de elimizden geldiği kadar, iş adamlarıyla beraber Türkiyeolarak buraya yatırım yapma gayreti içerisindeyiz." diye konuştu.

Fakıbaba, iş adamlarının da bu isteğe sahip olduğunu gördüklerini ifade ederek, "Gittikçe bu ilişkilerin çok daha üst seviyeye geleceğine ben şahsen yürekten inanıyorum." dedi.

Sırp mevkidaşı Branislav Nedimovic ile bugün imzaladıkları Eylem Planı'na da değinen Fakıbaba, bu konuda çalışmaların yapılıp iki ülkenin cumhurbaşkanı ve başbakanları ile görüşüleceğini ifade etti.

Fakıbaba, bugün bir araya geldiği Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ve Başbakan Brnabic'i Türkiye'ye karşı son derece samimi bulduğunu söyleyerek, "Bu karşılık dostluk ve iyi ilişkinin devam edeceğini düşünüyorum." dedi.

Halkbank Sırbistan'daki şube sayısını artıracak

Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'nun sponsoru Halkbank'ın Genel Müdürü Osman Arslan da iki yıldır faaliyet gösterdikleri Sırbistan'da 31 şubeleri olduğunu ifade ederek, Türk iş adamlarının Sırbistan'a yapacağı yatırımlarla bankanın da buradaki etkinliğinin artacağını söyledi.

Arslan, bankanın Sırbistan'daki varlığını büyüteceklerini belirterek, "Halkbank, ikili ticaretin artmasında ciddi bir fonksiyon üstlenecektir." dedi.

Bankanın Sırbistan'da yeni şubeler açmayı planladığını ifade eden Arslan, Sırbistan'ın tüm büyük kentlerinde faaliyet göstermeyi hedefledikleri kaydetti.

Fakıbaba, Belgrad'daki temasları kapsamında bugün ayrıca mevkidaşı Branislav Nedimovic ile görüştü, Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'nun açılışında iki ülkenin iş adamlarına hitap etti.

"Türk Yumurtası Zehirli Değil"

Kayseri Yumurta Üreticileri Birliği (Yum-Bir) Başkanı İbrahim Afyon, Avrupa’daki zehirli yumurta zincirinin Türk yumurtasını da etkilediği söylentilerinin gerçeği yansıtmadığını söyledi.

Yum-Bir Başkanı İbrahim Afyon, Avrupa’daki toksik yumurta zincirinden Türkiye’nin de etkilendiği söylentilerinin Türk yumurta ve beyaz et sektörüne zarar vermek için kasıtlı olarak yayıldığını ifade etti. Avrupa’da skandala neden olan ve tavukların yaşam alanlarının temizliği için kullanılan fipronil aktif maddesinin Türkiye’de istense bile bulunamayacağını belirten İbrahim Afyon, “Fipronil aktif maddesi ülkemizde yok. Veteriner ilaçları listemizde olmayan fipronili istesek de bulamayız. O nedenle tüketicilerimizin endişeleneceği bir durum söz konusu değil. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının devamlı surette gözetimi altındayız. Tarladan sofraya kadar yedi noktada haberli ve habersiz denetim altındayız. Avrupa’da yaşanan olaydaki gibi zehirli yumurta üretimi kesinlikle bizde olmaz” diye konuştu.

Türkiye’de fipronil kullanımı yok

Tavukların yaşam alanlarını temizlemek için kullanılan dezenfektanların da Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından denetlendiğini belirten Afyon, “Türkiye’de tavukların yaşam alanlarını temizlemek için fipronil yerine bitkisel ve organik ürünler kullanıyoruz. Bu ürünler, insanların da bina, yer, ekipman temizliğinde kullandığı ozon içerikli, o nedenle fipronil gibi bir etkisinin olması mümkün değil” dedi.

İbrahim Afyon, son olarak vatandaşlara menşei, işletme numarası belli olan paketli ürünleri satın almaları uyarısında bulundu.

Fipronil nedir?

Hayvanlardaki pire, bit ve keneleri yok etmek için kullanılan bir böcek ilacı olan fipronil, hayvanlara temas etmesi durumunda tüy ve deri tarafından emilerek yumurtaya bulaşır. Fipronil maddesi Dünya Sağlık Örgütü tarafından ‘orta derecede tehlikeli’ olarak tanımlıyor ve yüksek miktarlarda tüketildiğinde böbrek, karaciğer ve tiroit bezlerinde olumsuz etkilere neden oluyor.

Tarımsal İlaçlara Sıkı Denetim

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tarım ilaçlarının kullanılmasıyla ilgili tartışmaları ortadan kaldırmak için harekete geçti. Bakanlık, yönetmelik değişikliğine giderek ‘bitki koruma ürünleri takip sistemi’ni devreye almaya hazırlanıyor.

Tarım ilaçları artık merkezi bir sistemden takibe alınacak. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın hazırladığı yeni düzenlemenin amacı, tarım ilaçlarının kullanılmasıyla ilgili tartışmaları ortadan kaldırmak olarak gösteriliyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2011 yılında çıkarılan “Bitki koruma ürünlerinin toptan ve perakende satılması ile depolanması” hakkındaki yönetmeliği değiştirmeye hazırlanıyor.

Sektörün görüşüne açılan yeni yönetmelik taslağında, bitki koruma ürünleri takip sistemi de yer alıyor. Bakanlık tarafından çalışmaları tamamlanan sistem, yeni yönetmeliğin ana hatlarından biri olacak. Bu sistem, tarım ilaçlarının üretim veya ithalattan başlayarak toptancı, bayi ve son kullanıcıya kadar geçen tüm aşamalarının kayıt altına alınarak, bitki koruma ürünlerinin takibini sağlayacak mekanizma olarak tanımlanıyor.

Bildirmek zorunlu

Yönetmeliğin uygulamaya geçmesinin ardından, tarımsal ilaç bayileri ve toptancılar, bitki tohumu ürünlerinin alışı, satışı, alındığı firma gibi bilgileri sisteme eklemekle yükümlü olacak. Son kullanma tarihi geçmiş ya da bozulmuş tarımsal ilaçların da takip sistemine bildirilmesi zorunlu olacak. Sistemde yer alan tarım ilacının alıcısı ile, bayi veya toptancı tarafından düzenlenen belgede belirtilen alıcının aynı olması gerekecek.

Yönetmelik taslağıyla, tarımsal ilaç bayi ve toptancılarının yer değiştirmesi, bu firmaların ara vermesi veya devredilmesi de sıkı kurallara bağlanıyor. Bir bayi veya toptancı bulunduğu il içinde başka bir adrese veya başka ile gidecekse eski izin belgesi iptal edilecek. Yeni adres bilgileri kapsamında yeni bir izin belgesi verilecek.  Bayi veya toptancı yaptığı işe ara vermek istiyorsa da il müdürlüğüne müracat etmekle yükümlü olacak. İl müdürlüğünün yapacağı değerlendirmenin ardından da, izin belgesi askıya alınabilecek.

Bayiler veya toptancılar, artık  bakanlıkça yasaklanan veya kullanımı sonlandırılan tarımsal ilaç satarlarsa, il müdürlüğü veya ilçe müdürlüğüne bilgi vermeden adres değişikliği yaparlarsa veya bilgi vermeden faaliyetlerini sonlandırırlarsa, yetki belgeleri iptal edilecek. Aynı yıl içinde bazı idari cezaların tekrarlanması durumunda da yetki belgesi iptali söz konusu olacak. Yeni yönetmeliğe uyum süresi ise bir yıl olarak öngörülüyor.

Tarımsal ilaçların kullanımı, sürekli tartışılan konuların başında geliyor. Fazla ilaç kullanımı, meyve ve sebzelerde sağlığa zarar veren zirai ilaç kalıntısına neden olurken, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı da son yıllarda bu alandaki denetimini artırdı. Yeni yönetmelikle tüm Türkiye’de zorunlu hale gelecek olan bitki koruma ürünleri takip sistemi ve e-reçete gibi uygulamaların ise, tarımsal ilaçların gözlemlenmesini önemli ölçüde kolaylaştıracağı belirtiliyor. Böylece tarımsal ilaçların yerinde ve doğru bir şekilde kullanılmasının sağlanabileceği ifade ediliyor. Yönetmelik taslağına sonbaharda son şekli verilecek.

Damızlık Koçlar Verimi Artıracak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca başlatılan "Koyun ve Keçilerde Verimliliği Artırma" projesi kapsamında yetiştirilen merinos koçlar, Edirne'de üreticilere dağıtıldı.

Bursa'nın Karacabey ilçesindeki devlet üretme çiftliğinde yetiştirilen merinos ırkı damızlık koçlar, Edirne Ticaret Borsası canlı hayvan satış tesisine getirildi.Projeye başvuran üreticilere kura yöntemiyle 95 damızlık koç teslim edildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Orhan Sarı, gazetecilere yaptığı açıklamada, koçların devletin üretme çiftliğinde saf ırk olarak yetiştirildiğini söyledi. Damızlık koçların verimi artıracağını belirten Sarı, "Koçlar bakanlık kontrolünde tüm kontrolleri yapılarak sağlıklı şekilde Edirne'ye getirildi. İlimizde yüzde 30 merinos ırkı koyunumuz var. Bu koyunların ıslahıyla et ve süt üretimini kaliteli şekilde yaparak tüketicilerin hizmetine sunmak istiyoruz." diye konuştu.

Sarı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın her bir koçta bin 100 lira destek verdiğini, 400 lira civarında da çiftçi katkısı bulunduğunu kaydetti. Üretici İsmail Dirik de merinosun küçükbaşta saf ve güzel bir ırk olduğunu söyledi.

Sürüsünü merinosa çevireceğini aktaran Dirik, "Bazı üretici arkadaşlarımız bakımsız oldukları için memnun değil ama ben sürümün merinos olması için, ırkı değişsin diye alacağım. Bu nedenle de mutluyum, tebrik ediyorum." dedi.

Üretici Sezgin Dağdeviren ise çok büyük olmamasına rağmen damızlık koçları değerlendireceklerini kaydetti. Dağdeviren, projeyle normalde satış fiyatı 2 bin lira olan koçu, 450 liraya aldıklarını belirtti.

Fındıkta Rekolte Belirleme Çalışmaları Başlıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca 2017 yılı fındık rekoltesini belirlemek üzere oluşturulan komisyon üyeleri, yarından itibaren bahçelerde inceleme yaparak rekolte tespitinde bulunacak.

Ordu Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Kemal Yılmaz, "Fındık üretimi yapılan illerde eş zamanlı başlayacak rekolte tespit çalışmaları 10 gün sürecek." dedi.

Komisyon üyeleri tarafından 10 gün içinde hazırlanacak raporun Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na sunulacağını belirten Yılmaz, 2017 yılı tahmini rekoltesinin bakanlık tarafından kamuoyuna açıklanacağını söyledi.

Temmuz ayı içerisinde 2017 yılı tahmini fındık rekoltesinin kamuoyu ile paylaşılmış olacağını aktaran Yılmaz, çalışmaların titizlikle yürütüleceğini belirterek, "Bu kapsamda komisyon üyelerine, görevlendiren bir harita mühendisi de eşlik edecek. Bu harita mühendisi hangi bölgelerde, hangi bahçede rekolte tespiti yapıldı, bunun koordinatlarını belirleyecek. Gerektiğinde rekolteye itirazı olanlar, belirlenen bu bahçelere gidip, kendileri de inceleme yapabilecek." şeklinde konuştu.

Yılmaz, çotanakların sayımı ile yapılan rekolte tespit çalışmalarının önce sahil kesimde yürütüleceğini, ardından da orta ve yüksek kesimli bölgelerde devam edeceğini aktardı.

Tarım il ve ilçe müdürlüklerinin koordinasyonunda yürütülecek çalışmada en doğru tespitin oluşturulması için herkesin elinden geleni yapacağından kimsenin şüphesinin olmaması gerektiğini vurgulayan Yılmaz, komisyonda ziraat odaları, FİSKOBİRLİK, ihracatçılar birliği ve borsalar gibi paydaşların temsilcilerinin yer alacağını sözlerine ekledi.

Yaşam Süremiz Biraz da Bizim Elimizde

İnsanoğlu çağlar boyunca yaşamak ve neslini devam ettirebilmek için çok ciddi çaba göstermiştir. Var olması öncelikle yemesi gereken yiyeceklerin var olmasına bağlıydı. İlk önceleri yiyeceğin var olup olmaması önemliyken daha sonraları bu yiyeceklerin yani gıdaların niteliği önem kazanmaya başladı.
 
Günümüz koşullarında yediğimiz her yiyecek yani vücudumuza giren her gıda yaşam kalitemizi doğrudan ilgilendirmektedir. Bu gıdalar yaşamımızın devamı için son derece elzemken ve yaşamımızı sürdürmemizi sağlarken bir taraftan da yaşamımızı sınırladığının pek farkında değil gibiyiz.
 
Vücuda giren her gıda aynı zamanda bünyemize sirayet eden bir zehir konumunda olabilmektedir. Neden mi?
 
Çünkü kararında alınmayan ve gerekli nitelikte olmayan gıdalar vücuda girdikten sonra  bir dizi biyokimyasal reaksiyonlar sonrası meydana gelen istenmeyen son ürünler yaşam kalitemizi ve süremizi ne yazık ki sınırlamaktadır.
 
RAMAZAN AYINDA BESLENME
 
Toplumsal hayatımızda önemli bir yer teşkil eden Ramazan ayında dini bir vecibeyi yerine getirmek için oruç tutulmakta ve bununla birlikte bireylerin günlük yaşantılarında önemli değişiklikler olmaktadır. Ramazan ayında yapılan en önemli beslenme değişiklikleri arasında oruç tutan kişilerin günlük beslenme şekli ve öğün sayısını değiştirip üç ana öğün olan günlük beslenme düzeninin iki öğüne indirilmesi ve özellikle hamur işleri, tatlılar, kırmızı et, ekmek, pilav ve makarna tüketiminin artması yer almaktadır. Oysa oruç tutarken sağlıklı ve çeşitli besin seçenekleri ile yeterli ve dengeli beslenmenin sağlanması esas olmalıdır. Ramazan ayında bireylerin yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivitelerine göre günlük almaları gereken enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranlarının değişmediği ve bu süre zarfında da sağlığın korunması açısından yeterli ve dengeli beslenmenin gerekli olduğu unutulmamalıdır.

Bu yıl Ramazan ayının sıcak yaz günlerine rastlaması nedeni ile oruç tutanların sağlıklarına daha fazla önem vermeleri, iftar ve sahur menüleri konusunda daha dikkatli olmaları gerekmektedir. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısı artmakta ve metabolizma bu yeni duruma uyum sağlamaya çalışmaktadır. Sıcaklıkların etkisiyle artan terleme ile birlikte yeterince sıvı alınmazsa su ve mineral kaybı sonucu, bayılma hissi, bulantı, baş dönmesi gibi sağlık problemleri yaşanabilmektedir.
 
Yeterli ve dengeli beslenmenin ramazan ayında da sürdürülebilmesi için günün oruç tutulmayan bölümünde en az üç öğünü tamamlamak ve sahur öğününü atlamamak gerekir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce yemek yemenin zararlı olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu beslenme tarzı yaklaşık 12 saat olan açlığı, ortalama 18 saate çıkarmaktadır. Bu da açlık kan şekerinin daha erken saatlerde düşmesine ve buna bağlı olarak günün daha verimsiz geçmesine neden olmaktadır. Bu durumun aksine eğer sahur öğünü, ağır yemeklerden oluşursa gece metabolizma hızı düştüğü için yemeklerin yağa dönüşme hızı ve kilo alma riski artmaktadır. Bu nedenle sahura mutlaka kalkılmalı ve bu öğünde süt, yoğurt, peynir gibi besinlerden oluşan bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve kurubaklagil yemeklerinden oluşan bir öğün tercih edilmelidir.
 
Su yaşamamız için elzemdir. Vücuttaki su oranın yeterli düzeyde tutulması hayati önem taşıdığından vücuttan kaybolan miktarda suyun mutlaka alınması zorunludur. Günde ortalama en az 2- 2,5 litre (12-14 su bardağı) su içmeye, bununla birlikte Ramazan ayında sıvı ihtiyacını da karşılayacak ayran, taze sıkılmış meyve suları, soda, sebze suları vd. sık sık tüketmeye özen gösterilmelidir. Çok sıcak havalarda aşırı beden hareketi yapılması durumunda vücuttan su ve tuz kaybı daha da artar. Bu gibi durumlarda tuzlu ayran içilmesi önerilir. Çocuklar sıvı-elektrolit dengesine daha duyarlı oldukları için çok daha dikkatli ve tedbirli davranılmalıdır. Çocuklar su ihtiyaçlarını fark etmeyecekleri ve ifade edemeyecekleri için sık sık kaynatılmış ve soğutulmuş su içirmekte fayda vardır.
 
Ramazan'ın yemek kültürü açısından en bilinen özelliği iftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluktur. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2-3 kat fazlası bulunabilmektedir. Kan şekeri çok düşük olduğundan kısa sürede çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. Yapılan en büyük hatalardan birisi de çok hızlı bir şekilde, çok yüksek miktarda besin tüketmektir. Beyin doyma emrini yemekten 15-20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yendiğinde bu süre zarfında yüksek miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilebilir ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar.
 
ORUÇ TUTUP KİLO ALMAMAK İÇİN
 
-Sakın gece yatarken niyet edip uyumayın, mutlaka sahura kalkın.
-İftarda midenizi çok doldurup tüm gün yemeniz gerekenleri tek bir öğüne sığdırmayın.
-Bol su içmeyi unutmayın.
-Tatlı tercihlerinizi sütlü tatlı olarak yapın.
-Meyve ve sebze tüketiminizi artırın.
-Haftada iki kez sütlü tatlı tüketip diğer günlerde meyve veya kuru meyveyi tatlı olarak kullanın.
-İftardan 1- 2 saat sonra hafif yürüyüş yapmaya çalışın.
-İftariyelikler genelde yüksek yağ içerir, bu sebeple her gün tek bir seçim yapın. Örneğin bir gün tereyağı - bal diğer gün 2-3 dilim sucuk sonraki gün peynir-zeytin gibi.
-Yemeklerin suyunu tüketmemeye çalışın bu şekilde daha az yağ almış olursunuz.
-Yavaş yemeye çalışın ve mutlaka iyi çiğneyin.
-Sıvı ihtiyacını karşılamak için az şekerli komposto veya şeker yerine  bal ilave edilmiş soğuk içecekler  tercih edin.
 
RAMAZAN BAYRAMINDA BESLENME
 
Sağlığın korunması ve geliştirilmesinde hayatımızın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme en önemli faktörlerden biridir. Ancak, Ramazan ayı boyunca oruç tutan kişiler, günlük öğün sayısını azaltmaları ve beslenme düzeninde meydana gelen değişiklikler nedeniyle, bayramda normal yeme düzenine geçtiklerinde psikolojik olarak daha fazla yemek yeme eğilimine girmektedirler. Kimi kişiler hala kendilerini oruç tutuyor zannederken, kimi kişiler ise 'oruç bitti şimdi yeme zamanı' diyerek aşırı miktarda besin tüketirler. Bayram sonrası aşırı yemek yeme ile bazı problemler kaçınılmaz olur. Bunların en önemlisi hazımsızlık ve mide problemleridir. Ayrıca, gelenek üzere bayramda tatlı tüketimi de artmaktadır. Bayramda birdenbire aşırı yemek yemek, şeker, çikolata, ağır hamur işleri ve diğer tatlıları aşırı tüketmek, sindirim sisteminde ve diğer organlarda çeşitli rahatsızlıklara yol açacaktır. Vatandaşların bu nedenle bayram ziyaretlerinde sunulan ikramlara dikkat etmeleri gerekmektedir. Ramazan bayramı ve sonrasında sağlıklı beslenmeye yönelik öneriler aşağıda belirtilmiştir.
 
Bayramda ve bayram sonrası sağlıklı beslenme önerileri
 
-Yaşamın her döneminde yeterli ve dengeli beslenme sağlığın korunması için esastır. Bu nedenle, dört besin grubunda bulunan çeşitli besinler en az 3 ana ve 2 ara öğünde yeterli miktarlarda alınmalıdır. Süt grubunda yer alan süt, yoğurt, et grubunda yer alan et, tavuk, yumurta, peynir, kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ve tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç vb. besinlerin her öğünde yeterli miktarlarda tüketilmesi önerilmektedir.
 -Hafif bir kahvaltı ile güne başlanmalı ve gün boyu öğün atlanmamalıdır.
-Besinler iyi çiğnenmeli, yavaş yavaş, azar azar ve sık yenilmelidir.
-Ramazan bayramı boyunca tatlı, çikolata tüketimine dikkat edilmeli, çevrenin ısrarcı -tutumlarından ve aşırı yeme eğiliminden mümkün olduğunca uzak kalınmalıdır. Eğer tatlı tüketmek çok isteniyorsa hamurlu, şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir.
-Bayram süresince ve bayramdan sonra da sıvı alımı arttırılmalı, günde yaklaşık 1.5- 2 litre su içilmeli, sıvı tüketimini artırmak amacıyla öğünlere ayran, komposto gibi sıvı gıdalar eklenmelidir.
-Ramazan ayı süresince oruç tutma nedeniyle yaşanan kabızlık gibi bazı sindirim sistemi rahatsızlıklarının önlenmesi açısından mevsiminde bol sebze ve meyve tüketimi önemlidir. Yetişkin bireylerin imkanlar dahilinde günde 5 porsiyon sebze ve meyve tüketmeleri önerilmektedir.
-Şeker, kalp ve yüksek tansiyon hastaları ile kronik hastaların, sürdürdükleri diyete bayram süresince de özen göstermeleri önemlidir. Ayrıca, 0-12 yaş grubu bebek ve çocukların, büyüme ve gelişime katkısı olmayan, boş kalori kaynağı şeker ve şekerli besinlerden uzak tutulmaları, bu tür besinlerin tüketiminden sonra diş temizliğine özen gösterilmesi gerekmektedir.
-Özellikle yaşlılar ve tansiyon hastalarının gün boyu kahve ve çay tüketimlerine dikkat etmeleri, bitki çaylarını tercih etmeleri, günde 2 fincandan fazla kahve tüketmekten kaçınmaları önerilmektedir.
-Ramazan boyunca önerilen sahur yemekleri ramazan sonrası gece yemek seklinde sürdürülmemeli, gece öğününde meyve, yoğurt gibi besinlerin tüketimi tercih edilmelidir.
-Şeker ve şekerli ürünleri satın alırken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan izinli olmasına, son kullanma tarihi geçmemiş ve ambalajı bozulmamış olmasına dikkat edilmelidir.
-Her gün düzenli yapılan fiziksel aktivite, fiziksel ve zihinsel sağlığı olumlu yönde etkilemekte, oruç tutma nedeniyle azalan metabolizma hızının artmasına imkan sağlamaktadır. Bu nedenle, "yaşam stili aktiviteleri" olarak adlandırılan yürüyüş, bahçe işi ile uğraşma, araba yıkama, bisiklete binme, merdiven kullanma vb. gibi aktivitelerle aktif bir yaşama başlamaya karar verilerek düzenli aktivite yaşamın bir parçası haline getirilmelidir.

Yaşam kalitemiz bütünüyle bizim elimizde atalarımızın dediği gibi “azı karar çoğu zarar” ayrıca sevgili Peygamberimizin dediği gibi “acıkmadan yemeyen, doymadan kalkan bir ümmetin doktora ihtiyacı olmaz” düsturunu kendimize rehber edebilirsek inanıyorum ki birçok sağlık sorunumuzdan kurtulur ve yaşam kalitemizi artırmış oluruz.

Mehmet BEYKAYA
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müşaviri