Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Gıda Güvenliği İçin İki Bakanlık Arasında Protokol

Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki erbaş ve erlerin sağlıklı, güvenli beslenmesini sağlamak, yerli ürün temin etmek ve çiftiye destek olmak amacıyla Milli Savunma Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı arasında yarın protokol imzalanacak.
Edinilen bilgiye göre, kışlalardaki gıda zehirlenmesi olaylarının ardından Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli tarafından çalışma başlatıldı. Bakanlık tarafından uzun süredir devam eden çalışmada sona gelindi. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri'nce kullanılan gıda maddelerinin alımına yönelik Milli Savunma Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı arasında iş birliği yapılacak.
AA'nın aktardığına göre, bununla ilgili iki bakanlık arasında yarın düzenlenecek törenle iş birliği protokolü imzalanacak. Protokolle erbaş ve erlerin sağlıklı, güvenli ve dengeli beslenmesinin sağlanması, yerli ürün temin etmek ve çiftiye destek olunması amaçlanıyor.
TSK nin ihtiyaç duyduğu gıda maddeleri, protokol kapsamında, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı ve ilgili kuruluşlar ile bakanlığın denetimi altındaki üst birlikler ve kooperatiflerden Milli Savunma Bakanlığı'nca sağlanacak.
Yarın Milli Savunma Bakanlığı'nda yapılması planlanan törende Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli'nin iş birliği protokolüne imza atması bekleniyor.
Son dönemde kışlalarda yaşanan gıda zehirlenmelerinden dolayı yüzlerce asker etkilenmişti. Manisa'da yaşanan gıda zehirlenmelerinde 1000'in üzerinde asker etkilenmiş, 1 asker şehit düşmüştü. 
 
 

GTHB 2018 de Uluslararası Standartlarda Hizmet Üretmeyi Planlıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlığının geçtiğimiz günlerde TBMM de Plan ve Bütçe komisyonunda 2018 yılı bütçesi değerlendirildi. Buna göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018 yılı bütçesi 21 milyar 676 milyon 673 bin lira  olarak ön görüldü. GTHB  2018 yılında üreticiye nasıl destek olacak; hangi yeni projeleri hayata geçireceğinin ayrıntılarını bakan Fakıbaba komisyonda anlattı.  Bakan Fakıbaba “Uluslararası standartlarda hizmet üreten bir Bakanlık olmayı amaçlıyoruz.”dedi.

 Fakıbaba şunları söyledi. “2017ve 2018 yılında, çiftçinin alın teriyle ürettiği ürünlerin katma değerini yükseltecek yeni projelerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz.
Bakanlık olarak yürüttüğümüz işlerin planlanması ve üreticilere sunduğumuz hizmetlerde etkinliğin artırılması için “Kalite Yönetim Sistemine” geçiyoruz.
Uluslararası standartlarda hizmet üreten bir Bakanlık olmayı amaçlıyoruz.
Yerli sebze tohumculuğunun geliştirilmesi çalışmalarına hız vereceğiz.
Sebzecilik sektörünün tohum ihtiyacını büyük ölçüde yurtiçi üretimden karşılayacağız.
Öncelikli olarak domates, biber, patlıcan, hıyar ve kavunda çalışmalar başlattık.
Lif bitkisi üreticilerinin kârlılığını arttırmak ve pamuk üretimini tekstil sanayisinin beklentisini karşılayacak kaliteye çıkarmak için çalışacağız.
Bağcılık sektöründe ülkemizin rekabet gücünün artırılması amacıyla kapasiteyi geliştireceğiz.
Hayvan hastalıklarının ve buzağı ölümlerinin önlenmesi amacıyla ürettiğimiz yeni projeleri uygulamaya sokacağız.
Su ürünleri yetiştiriciliğinde, çevre dostu üretim teknikleri ve sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde yeni yetiştiricilik alanları belirleyeceğiz.
Adana, Mersin ve Osmaniye illerini kapsayan Doğu Akdeniz ile      Kastamonu, Sinop ve Bartın illerini kapsayan Batı Karadeniz Bölgelerinde yeni bir kalkınma projesi uygulayacağız.
Proje 45 bin hane halkını doğrudan ilgilendiriyor.Bütçesi ise 96 milyon avro.
Yatırımlar 2018’de başlayacak.Tarımda ikili ve uluslararası ilişkilerimizi geliştirmek ve dış pazarları artırmak için yoğun çaba sarf edecek, çiftçimizin ürettiğini tüm dünyaya satmanın yollarını arayacağız.
Yeni Tarıma Dayalı İhtisas Besi ve Sera Organize Sanayi Bölgeleri kurulması için çalışmalarımıza hız vereceğiz.
Hayvancılığı kalkındırmanın aile işletmelerinden geçtiğini bilerek, küçük aile işletmelerine var gücümüzle destek vereceğiz.
Tarımsal potansiyelimizi daha iyi değerlendirebilmek için üretici ve tüketicilerle daha fazla iş birliği yapacağız.
Bakanlığımızın 2018 yılı bütçesi 21 milyar 676 milyon 673 bin lira olarak öngörülmüştür.
Bunun 14 milyar 514 milyon lirası, yani bütçemizin %  67’si tarımsal desteklemeler olarak çiftçimize, üreticimize ayrılmıştır.
İnanıyorum ki Türkiye;Gıda, tarım ve hayvancılıkla daha hızlı kalkınacak,
Tarımda dünyada çok önemli bir yerde olacak,Ciddi bir tahıl ambarı ve gıdanın merkezi haline gelecek,Sadece kendi vatandaşlarının değil, dünyanın çeşitli bölgelerinde gıdaya erişim sorunu yaşayan insanların da destekçisi olmaya devam edecek,  Gıda arz sorunu yaşamayacak ve gelecek kuşaklara daha üretken ve daha müreffeh bir ülke bırakmış olacağız.
 
 
 
 
 
 
 
 
 

"Fakir fukaramız da et yiyecek"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 50 lira olan eti fakir fukaranın yiyemediğini, bu düşünmenin gerekli olduğunu söyleyerek “Fakir fukaramız da et yiyecek” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Fakir fukaramız da et yiyecek. En tabii hakkı. 50 lira bir eti, hakikaten fakir, fukara yiyemiyor. Bunu düşünmemiz lazım. Bunu yaparken de üreticiye saygı duyuyoruz. Onun da kazanması gerektiğine inanıyoruz ve bu dengeleri gözeteceğiz inşallah.” dedi.

Fakıbaba, çeşitli incelemelerde bulunmak üzere geldiği Yozgat’ta Vali Kemal Yurtnaç’ı ziyaret etti.

Bakan Fakıbaba, burada bir gazetecinin, “Et üreticileri, geçen hafta Yozgat’ta düzenlenen bir toplantıda kesimlerin azaldığını belirterek sıkıntılarını dile getirdi. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?” şeklindeki sorusu üzerine, geldiği günden beri üreticinin, sanayinin, esnafın ve son taraf olan tüketicinin hep yanında ve dengede olacaklarını söylediğini anımsattı.

Piyasada regülasyon görevi yapacaklarını belirten Fakıbaba, “Mesela en basitinden söyleyeyim; Biz normal üreticiye 3 dolar 95 sente vermiş olduğumuz besilik hayvanı, daha ucuza aldık diye 3 dolar 70 sente veriyoruz. 25 sent, onlar hiçbir şey istemeden… Amacımız gerçekten üreticinin mutlu olması. Yani dengeyi kurabilmemiz. Üretimimizi koruyacağız, bir taraftan sanayiciyi de koruyacağız ama et yeme hakkı olan 80 milyon insanın da vebali var, onu da koruyacağız.” diye konuştu.

Fakıbaba, dengeli bir şekilde kazan-kazan olacağını, hiçbir zaman tek taraflı kazanç olmayacağını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Herkes fedakarlık edecek. Bu fedakarlık olduğu zaman da dengeli bir kazanç elde edilir. Bu hem dinimiz için hem ülkemiz için hem geleceğimiz için çok önemli. Bakın dört tarafımız düşmanla çevrili ve mücadele veriyoruz. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız, her yerde mücadele veriyoruz. Yani fakir fukaramız da et yiyecek. En tabii hakkı. 50 lira bir eti, hakikaten fakir, fukara yiyemiyor. Bunu düşünmemiz lazım. Bunu yaparken de üreticiye saygı duyuyoruz. Onun da kazanması gerektiğine inanıyoruz ve bu dengeleri gözeteceğiz inşallah.”

TDSYMB Yönetimi Bakan Fakıbaba'yı Ziyaret Etti

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim ve Denetleme Kurulu temsilcileri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir araya geldi.

Bakan Fakıbaba ile yapılan toplantıya, Yönetim Kurulu Genel Başkanı Kamil Özcan, Genel Başkan Yardımcısı Yunus Baydar, Yönetim Kurulu  Muhasip Üyesi Mehmet Aldemir, Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Ercüment Serkan Çelikkaya, Yönetim Kurulu Üyeleri Hacı Selvi, Tuncay Aytın, Serhat Vayısoğlu, Denetleme Kurulu Üyeleri Mehmet Sedat Güngör ve Cemal Karakoç katıldı.

Anayasa Komisyon Başkanvekili  Reşat Petek’in de katıldığı ve bir saate yakın süren toplantı çerçevesinde, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan tarafından Türkiye’de Bakanlık ile müşterek olarak yürütülen başta ırk ıslahı çalışmaları olmak üzere; Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliklerinin yürüttüğü faaliyetler, İl Birliklerinin, Türkiye’nin büyükbaş hayvancılıkğındaki rolü, destekleme modelinin değişmesine bağlı olarak son dönemde Birliklerin yaşamış olduğu problemler ve ekonomik sıkıntılar görüşüldü.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği ve üye İl Birliklerinin hayvancılık sektörü açısından önemli kurumlar olduğunu ve hayvancılık sektörünün yaşadığı sorunların çözümünde Bakanlık tarafından önemsenen bir Sivil Toplum Kuruluşu olduğunu ifade etti. Buna istinaden Genel Başkan Kamil Özcan tarafından, özellikle kırmızı et üretimi açısından yaşanan sıkıntıların ve ithalatın, Birliklerin gerçekleştireceği ıslah çalışmaları ile tamamen ortadan kaldırılabileceği belirtildi.

Bakan Fakıbaba, Birliklerin ekonomik durumlarının düzeltilmesi için çaba sarf edeceklerini, bu kapsamda hayvancılık destekleme ödemeleri içerisinden Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliklerinin hizmetlerinin karşılığı olan bedelin kesilerek Birliklere ödenmesi konusunu değerlendireceklerini, Birlikleri üyeleri ile parasal konuda karşı karşıya getirmeyecek şekilde bir çalışma yapacaklarını söyledi.
 
 

Bakanlıktan Et İthalatına İlişkin Açıklama

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sığır eti ithalatı hakkındaki tebliğe ilişkin, “İlk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır” açıklamasında bulundu.

Dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan “Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliği” ile ilgili olarak bazı basın yayın organları ile haber sitelerinde yanlış değerlendirmelerin yapılması üzerine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından bir basın açıklaması yapıldı.

Bakanlığın açıklamasında, “Dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan sığır eti ithalatındaki sağlık ve teknik şartları düzenleyen Tebliğ, 2012 yılında yayımlanan tebliğde yer alan denetim ile ilgili hususların detaylandırılması amacıyla hazırlanmıştır. Kemiksiz et ithalatı hususu da bu amaçla Tebliğe dahil edilmiştir.

Bu Tebliğle ilk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Zira Tebliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının “b” bendindeki ifadeler, bu konuda daha önceden uygulanan 2010 ve 2012 yıllarındaki tebliğlerde de aynen yer almıştır.

Dolayısıyla özel sektörün ithalat yapabilmesiyle ilgili kurallar yeni değildir. Bunun yanı sıra 5. maddede, ithalatın gerçekleştirilebilmesinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınacak Kontrol Belgesi ile mümkün olabileceği belirtilmektedir.

Özel sektöre 2012 yılından bu yana Kontrol Belgesi düzenlenmemiştir. İthalat, sadece Et ve Süt Kurumu tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla bu tebliğ, özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme değildir” denildi.

Bakan Fakıbaba'dan Okul Üzümü Açıklaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, okullarda dağıtımına başlanacak okul üzümüne ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Bakan Fakıbaba, 32 bin okulda, 6 milyon öğrenciye 4 bin 200 ton okul üzümü dağıtılacağını belirterek, şunları kaydetti: 

"Bakanlığımız koordinasyonunda, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütülen 'Okul Öncesi ve Temel Eğitim Birinci Kademe Okullara Kuru Üzüm Dağıtımı Programı' uygulanmaya devam ediyor. Uygulama ile öğrencilerimize kuru meyve tüketim alışkanlığı kazandırmayı, öğrencilerin yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. İlk olarak 2015 yılı Şubat-Haziran döneminde Tariş Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri kanalıyla temin edilen kuru üzümlerin dağıtımı ile başlanan uygulamayla yaklaşık 604 ton kuru üzüm dağıtımı yapılmıştı. Daha sonra 2016 yılı içerisinde TMO kanalıyla 2.606 ton kuru üzüm dağıtımını gerçekleştirdik. 2017 yılı içerisinde ise okullarda kuru üzüm dağıtım görevi Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğine verildi. Bu kapsamda 2017 yılı Şubat-Haziran döneminde 4.121 ton kuru üzüm dağıtımı yapıldı. 

Yeni başlayan 2017/2018 eğitim döneminin ilk bölümü için de Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ile gerekli planlamaları yaptık. Bu kapsamda okul sütü yapılmayan diğer iki günde 25 gr paketler halinde toplam 4 bin 200 ton okul üzümünün 14 hafta boyunca dağıtımı yapılacak. Bugün okullarda dağıtımına başlanacak olan bu uygulamadan, anaokulu, uygulama sınıfı, anasınıfı ve temel eğitim birinci kademede (ilkokul) 81 ildeki 32 bin okulda öğretim gören yaklaşık 6 milyon öğrencimiz yararlanacak."

45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi Devam Ediyor

29 Eylül’de İstanbul Kongre Merkezi’nde başlayan ve 4 Ekim tarihine kadar sürecek olan 45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi yoğun ilgi görüyor.

Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yaptığı 45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi, 29 Eylül’de İstanbul Kongre Merkezi’nde başladı. Açılışa Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin, Apimondia-Dünya Arıcılar Birliği Başkanı Philip McCabe, Balparmak, Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak ve sektörün önde isimleri, il birlikleri ve üreticiler katıldı.

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin “ Türkiye’de 7 milyon 500 bin arılı kovan bulunuyor. Tüm kovanlar AKS diye projelendirdiğimiz Arıcılık Kayıt Sistemi içinde akreditedir. Bu uygulama dünyada ilk ve tek olan bir uygulamadır. Ülkemizde bulunan 80 bin arıcılık işletmemizde yıllık toplam 103 bin ton bal üretiliyor. Dünya çam balının %90’ının üretildiği Türkiye, dünyada tanımlanmış olan arı ırklarının %20’sine de ev sahipliği yapıyor. Biyolojik zenginlik bakımından da bulunduğumuz coğrafyadan kaynaklanan önemli farklılıklarımız var. Ülkemizde yedi farklı coğrafi bölgede farklı iklimler yaşanıyor. Bu zenginlik arıcılığın yaygın olmasına ve yıl boyunca arıcılık yapılmasına olanak tanıyor. Her bölgede arıcılık yapılırken, ülkemizdeki arıcıların yüzde 80’i bölgeler arası göçer arıcılık yapıyor, yıl boyunca 4-5 konaklama noktası değiştirerek çalışmalarını tamamlıyorlar. Ülkemizde arıcılık sektörü son yıllarda göçer arıcılığın yaygınlaşmasına paralel olarak gelişme gösteriyor. Özellikle son yıllarda yaşanan arı ölümleri polinasyona katkısı üzerine dikkat çekilmesini sağladı. Gerek ülkemizde gerekse dünyada bal arılarının arı ürünlerinden ziyade polinasyona olan katkısı ön planda tutulmaya başlandı. Bu bilincin gelişmesine paralel olarak pek çok sorunun da çözümü gerçekleşiyor. Ancak, yeterli olduğunu söyleyemeyiz" dedi.
 

Arıcıların, koloni kayıplarına karşı kayıtsız kalamayacaklarını belirten Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Tarım alanlarında yılda milyonlara varan arı kolonisini kaybettiğimizi bu nedenle, arıcılar olarak, bu kayıplara duyarsız kalmayacağımızın da bilinesini isteriz. Konuşmama son verirken bu vesileyle, yüz milyon yıldır doğa ve bizler için cefakar bir şekilde çiçekten çiçeğe konarak bin bir emekle bal toplayıp, polinasyon yaparak bizlere katkıda bulunan tüm bal arılarınına; pestisitlerin ve zirai ilaçların olmadığı doğal alanlarda bal toplamalarını ve sağlıklı yaşam sürmelerini diliyorum.

Dağlarda zorluklar içerisinde yaşayan, doğaya katkı sağlamak noktasında tarihsel ve evrensel bir görev yürüten arıcılara sağlıklı ve kaliteli arı ürünleri üretmelerini ve emeklerinin karşılığını almalarını temenni ediyorum. Ayrıca 45. Apimondia İstanbul’un dünya arıları ve arıcıları için yeni bir başlangıç olmasını diliyorum.”

45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresine katılan Bakan Fakıbaba , “İki ayı doldurduğum yeni bir bakan olarak sizlerle fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Hekim olarak göreve başladım, belediye başkanı oldum, sonra milletvekili ve baktım ki Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı olmuşum. Sağlık sektörü ile uğraşırken, hastalar ve hasta yakınları ailem idi, milletvekili olunca, tüm Türkiye beni ilgilendiriyordu. Ama şimdi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olunca benim şu anda 80 milyon ailem var. Kongrelerin bana öğrettiği çok şeyler var. Arıcılık ile ilgili bugün bu kongreye katılmam büyük şans oldu. Arıcılığın önemini çok daha iyi kavrama fırsatı buldum. Ve şuna emin olun ki gıda, tarım ve hayvancılıkta her bir birime destek verirken, arıcılığa çok daha fazla destek vereceğime emin olabilirsiniz.

Nedenlerim var. Öncelikle bilmemek değil, öğrenmemek ayıp ve öğrenmek zorunda olduğumun farkındayım. Ve bugün burada kültür ve medeniyetlerin beşiği, eşsiz doğası ve mimarisi ile dünyanın güzide şehirlerinden biri olan İstanbul’da 45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresine ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum ve sizlerle beraber olmaktan büyük mutluluk duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Arıcılık sadece tarımsal ve kırsal bir ekonomik faaliyet değildir. Aynı zamanda bitkilerin polinasyonuna sağladıkları katkılarla birlikte ekosistemin devamlılığı için son derece önemli olduğunu öğrenmiş oldum.

Bilindiği üzere bal arıları doğadaki en büyük tozlayıcı böcek grubunu oluşturuyor. Bu nedenle bilim adamı Albert Einstein eğer arılar yer yüzünden kaybolursa insanlık sadece 4 yıl hayatını sürdürebilir diyerek arıların polinasyondaki önemini vurgulamıştır. Bunun için diyorum ki arıcılara Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanınız olarak çok destek vereceğim. Arılar vasıtasıyla biz insanlara armağan edilen bal besleyici faydaları ve insan sağlığına olumlu etkileri tartışılmaz bir gerçektir” dedi.

Bakan Fakıbaba'dan Domates Tohumu Konusuna Düzeltme

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, domates tohumunun İsrail’den alınmasıyla ilgili olarak yanlış anlaşılma olduğunu belirterek “Zaman zaman alabiliriz ama biz İsrail’e domates tohumu ihraç ediyoruz.” açıklamasında bulundu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kahramanmaraş’taki araştırma enstitüsünün açılışında domates tohumuyla ilgili olarak konuştu.

Ülkede kullanılan tohumlarla ilgili yanlış inanışların olduğunu ancak Türkiye’nin son dönemlerde Ar-Ge çalışmalarıyla yerli tohum üretiminde önemli yerlere geldiğini söyleyen Bakan Fakıbaba, bu konuda özellikle İsrail tohumlarıyla ilgili yanlış inanışlar bulunduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Ülkemizde üretilen tohumların yüzde 70’i bakanlığımızca geliştirilmektedir. Bazen arkadaşlar domatesin tohumunu bile dışarıdan ithal ettiğimizi söylüyorlar. Bırakın Tarım Bakanı olarak, bir Türk vatandaş olarak bu durum beni çok üzüyor.”

Konuşması sırasında önceki gün gerçekleştirdiği bazı ziyaretlerde gördüğü laboratuvarlarla ilgili izlenimlerini de paylaşan Bakan Fakıbaba, “Bizim bakanlığa bağlı çalışmalarını devam ettiren, Ar-Ge çalışmaları yapan 50’ye yakın enstitümüz bulunmakta. Bilim adamlarımızla beraber kendi tohumunu üreten, ihraç eden ve zaman zaman da doğal olarak ithal ettiğimiz ürünler de olacak ama ihracatımızın çok daha fazla olduğunu bilmenizi arzu ediyorum. Yanlış anlaşılan ve vatandaşın kafasında yer eden bazı şeyler var, ‘biz tarımda domates tohumunu bile İsrail’den alıyoruz…’ Zaman zaman alabiliriz ama biz İsrail’e domates tohumu ihraç ediyoruz. Bunun özellikle bilinmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

Her İle 3 Örnek Köy Kurulacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, her ile 3 örnek köy kurulacağını, buralarda yönetimin toplulaştırılacağını, böylece daha düşük girdi maliyeti ile tarım yapmanın mümkün olacağını söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’de her ilde 3 tane “örnek köy” kurulacağını, bu kapsamda belediye başkanlarına her türlü desteği vereceğini söyledi.

Fakıbaba, “Hakikaten insanların kırsalda kalıp daha mutlu olup, daha fazla üretmesi ve tarımın gelişmesinin küçük ve orta ölçekli çiftçiliklere, ailelere bağlı olduğuna inanan bir kişiyim. Bu bağlamda her türlü desteği vereceğiz. 81 ilimiz var, 3 tane örnek köy, 81 ilde 245-250 civarında bir köy yapar. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak bu konuda bütün belediye başkanlarına destek vereceğim, örnek 250 köy çıkaralım. Yani toplulaştırma ile ilgili zaten bakanlığımız çok ciddi çalışmalar yapıyor. Bu 250 köyle de örnek köyler, yani toplulaştırmanın olmadığı yerlerde yani yönetimin toplulaştırması diyorum ben buna. Yönetimi toplulaştırdığımız zaman girdiler daha ucuza mal olacak, bir defa fark edelim bir köyde 10 traktör varsa bu bire veya ikiye düşecek, girdiler maliyeti çok düşecek ve ürünü çok daha pahalıya satabileceğiz.” şeklinde konuştu.

Söz konusu projenin, Türkiye tarımında özellikle ithalatın azalması, ihracatın artmasının önemli bir nedeni olacağına inandığını anlatan Fakıbaba, “Özellikle hayvancılıkta da bu konuda arkadaşlarla çalışmalarımız var. Ben buradan söylüyorum; bütün belediye başkanlarımıza bana 3 tane köy ama yönetim toplulaşacak. Bu dernek, kooperatif, özel sektör olabilir, belki bizim TMO olabilir, bunlarla oturup konuşmak lazım. Yönetimin toplulaştırılmasıyla ben çiftçi kardeşlerimizin çok daha mutlu olacağını, çok daha fazla para kazanacaklarına yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

 

Bakan Fakıbaba'dan Et Fiyatına Yeni Önlem

Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, Et ve Süt Kurumu tarafından büyük market zincirlerine kurulacak reyonlarda halka ucuz ve sağlıklı et sunacaklarını duyurdu

Bir televizyon kanalında konuşan Fakıbaba, Et ve Süt Kurumunun büyük marketlerde reyon kiralayacağını, bu reyonlarda vatandaşa uygun fiyata et satışının yapılacağını kaydetti.

Fakıbaba, bu konuda talimatın bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verildiğini belirtti

Eğitim İşi de Sulama İşi de Bizim İşimiz

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Biz Allah'ın izniyle toprağı suyla, çiftçiyi eğitimle buluşturmak zorundayız. Eğitim işi de sulama işi de bizim işimiz. İnşallah hep beraber el ele verdiğimizde çok güzel şeyler olacağına yürekten inanıyorum." dedi.

Fakıbaba, Başbakan Binali Yıldırım'ın katılımıyla Çorum Valiliğince Anitta Otel'de düzenlenen Kanaat Önderleri ve STK Buluşması toplantısında yaptığı konuşmada, sivil toplum örgütlerinin katkılarıyla Çorum'un 2002'den bu yana eğitimden, sağlığa, sulamadan tarıma, gençlik spordan, kültür turizme, her alanda büyüdüğünü belirtti.

Sivil toplum örgütlerinin önemine vurgu yapan Fakıbaba, ülkenin zor zamanlarında sivil toplum örgütlerinin birlik ve beraberliğe katkı sağladığına işaret etti.

Fakıbaba, sivil toplum örgütlerinin kendilerine gösterdiği desteklerinden dolayı teşekkür etti.

FETÖ'nün 15 Temmuz'da yapmak istediği darbe girişimine karşı toplumun her kesiminin olduğu gibi sivil toplum örgütlerinin de dik durduğunu ve birlik ve bareberlik sağladığını belirten Fakıbaba, "Çorum'u ile Urfa'sı ile Trabzon'u Antalya'sı ile Türkiye bir kardeş. Allah'ın izniyle bu birlik ve beraberliğimiz devam ettiği müddetçe Allah'tan başka bizi kimse ayıramayacaktır." ifadelerini kullandı.

AK Parti hükümetleri ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'a teşekkür eden Bakan Fakıbaba, 2002 yılından 2017'ye kadar her alanda bir çok yatırım yapıldığına dikkati çekti.

Fakıbaba, şöyle konuştu:

"Sadece tarım alanında Cumhuriyet döneminden 2002 yılına kadar çok küçük paylar olmasına rağmen bu 15 yılda 1 milyar 100 milyon lira tarıma para aktarılmış. Bu bağlamda hükümetlerimize Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza yürekten teşekkür ediyorum. Biz hep sizin emrinizdeyiz. Sizin hizmetkarınız olmaktan gurur duyuyoruz. Emin olun her zaman yanınızdayız."

Tarım il ve ilçe müdürlüklerinin, çiftçilerin ve üreticilerin evi olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Bakın burada müdür arkadaşım dinliyor beni. Orada dinlenmek ve çay kahve içmek için oraya sizi davet ediyorum. Biz Allah'ın izniyle toprağı suyla, çiftçiyi eğitimle buluşturmak zorundayız. Eğitim işi de sulama işi de bizim işimiz. İnşallah hep beraber el ele verdiğimizde çok güzel şeyler olacağına yürekten inanıyorum." ifadelerini kullandı.

Bakan Fakıbaba'dan Okul Sütü Açıklaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 25 Ekim günü ihalesi gerçekleştirilecek olan okul sütü programına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Bu yıl, 32 bin okulda, 6 milyon öğrenciye 60 bin ton okul sütü dağıtılacağını duyuran Bakan Fakıbaba, şunları kaydetti:

"Geleceğin yetişkinleri olacak anasınıfı ve ilkokul çağındaki öğrencilerimize süt içme alışkanlığını kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amacıyla Okul Sütü Programı uygulanmaktadır. Türkiye'deki toplam süt üretim miktarımız yıllık 18,5 milyon tondur. Bu sütün yaklaşık 9 milyon tonu sanayiye gitmektedir. Okul Sütü Programında ise yılda yaklaşık 60 bin ton süt kullanılmaktadır. Okul Sütü Programını Bakanlığımız koordinasyonunda, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca ortaklaşa olarak ülkesel ölçekte 2011-2012 eğitim öğretim yılından itibaren uyguluyoruz. 6 yıldır başarıyla uygulanan bu program kapsamında toplam 1 milyar 500 milyon kutu (300 bin ton süt) süt dağıtımı gerçekleştirildi. Bu uygulama döneminde ise yaklaşık 32 bin 128 okulda 6 milyon 56 bin 400 öğrenciye 60 bin ton okul sütü dağıtımını planlıyoruz. Programın 7. uygulama yılındaki okul sütü dağıtımı, 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci döneminin başlangıç tarihi olan 05 Şubat 2018 tarihinde başlayacak ve dönem boyunca devam edecek. 200 ml sade, yağlı UHT içme sütü, öğrencilerimize pazartesi, çarşamba ve cuma günlerinde, haftada 3 gün süreyle dağıtılacak."

İhale 25 Ekim'de 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, okul sütü programı ihalesiyle ilgili "2017-2018 eğitim öğretim yılında başlayacak olan Okul Sütü temini, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 19'uncu maddesine göre 'Açık İhale' usulüyle 25 Ekim 2017 Çarşamba günü saat 14.30'da Bakanlığımızda yapılacaktır. İhale dokümanlarına 'Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü 4. Kat 417 Nolu Oda Eskişehir Yolu 9. Km. Lodumlu-Ankara' adresinden veya 'https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/' internet adresinden ulaşılabilmektedir" denildi.

Buğday Üretiminde Beklenti, 21 Milyon 800 Bin Ton

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 2017 yılı buğday üretiminin 21 milyon 800 bin ton olmasının beklendiğini söyledi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’nin buğday üretimine ilişkin değerlendirmede bulundu.

TMO’nun, AB ile Türkiye arasında yapılan ikili anlaşma kapsamında tarife kontenjanının 230 bin tonluk kısmı için yüksek kaliteli ekmeklik buğday ithalatı yaptığını söyleyen Fakıbaba, şunları kaydetti:

“TÜİK verilerine göre, ülkemizin 2016 yılı buğday üretimi 20 milyon 600 bin tondur. Buna karşılık buğday tüketimimizin 19 milyon ton seviyelerinde olduğu göz önüne alındığında üretimimizin iç tüketimimizi rahatlıkla karşıladığı görülmektedir. Ülkemiz, 2015-2016 döneminde buğday üretiminde yüzde 113,6 yeterlilik oranına sahiptir. 2017 yılı 1. tahmin verilerine göre buğday üretimi 21 milyon 800 bin ton olarak beklenmektedir”

Türkiye’nin buğday ithalatını iç piyasada üretim yetersizliğinden değil, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında mamul madde ihracatı amacıyla gerçekleştirdiğine değinen Fakıbaba, Türkiye’nin un, makarna, bisküvi, bulgur, irmik ve benzeri ürün ticaretinde net ihracatçı olduğuna dikkati çekti.

"İstikrarlı bir hububat piyasası amaçlanıyor"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Buğday üretimi konusunda kendine yeterliliği oldukça yüksek düzeyde olan ülkemiz, 2015-2016 döneminde buğday üretiminde yüzde 113,6 yeterlilik oranına sahiptir" dedi.

Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) faaliyet alanına giren ürünlere yönelik iç ve dış piyasa fiyatlarını yakından takip ettiğini belirten Fakıbaba, piyasa fiyatlarının üreticilerin aleyhine seyretmesi durumunda hububat alım fiyatı açıklandığını, bu uygulama ile istikrarlı bir hububat piyasası kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

TMO'nun, AB ile Türkiye arasında yapılan ikili anlaşma kapsamında tarife kontenjanının 230 bin tonluk kısmı için yüksek kaliteli ekmeklik buğday ithalatı yaptığını, bu miktarın iç piyasa tüketimi dikkate alındığında çok küçük bir parti olarak değerlendirilebileceğini vurgulayan Fakıbaba, şunları kaydetti:

"TÜİK verilerine göre, ülkemizin 2016 yılı buğday üretimi 20 milyon 600 bin tondur. Buna karşılık buğday tüketimimizin 19 milyon ton seviyelerinde olduğu göz önüne alındığında üretimimizin iç tüketimimizi rahatlıkla karşıladığı görülmektedir. Buğday üretimi konusunda kendine yeterliliği oldukça yüksek düzeyde olan ülkemiz, 2015-2016 döneminde buğday üretiminde yüzde 113,6 yeterlilik oranına sahiptir. 2017 yılı 1. tahmin verilerine göre buğday üretimi 21 milyon 800 bin ton olarak beklenmektedir."

Türkiye'nin buğday ithalatını iç piyasada üretim yetersizliğinden değil, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında mamul madde ihracatı amacıyla gerçekleştirdiğine değinen Fakıbaba, Türkiye'nin un, makarna, bisküvi, bulgur, irmik ve benzeri ürün ticaretinde net ihracatçı olduğuna dikkati çekti.


Bakan Fakıbaba’dan Fındık Üreticisine Müjde

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Bugün karar aldık. Artık 40’ın altındaki randımanlı fındıkları da alacağız. Üreticinin hep yanında olacağız” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Ankara Ticaret Odasının (ATO) düzenlediği “Sürdürülebilir Besicilik Paneli”ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Fakıbaba, “İthalat hepimizi üzüyor. Biz 2002 yıllarında birbirimize yeterken niye 2017’lerde yetmemeye başladık. O zaman nüfusumuz azdı, kişi başına düşen kırmızı et kilogramı azdı. Refah seviyesi ve nüfus arttıkça yetmemeye başladı. Aynı oranda üretim de olmadı. Et ve Süt Kurumunun sadece düzenleme ve denetleme görevi yapması doğrudur. Besicilik hayvanı bence Et ve Süt Kurumunun getirmemesi lazım. Elinde karkas et olması lazım ve gerektiğinde piyasaya hızlı bir şekilde karkas etle müdahale etmesi lazım. Müdahale etmesi gerekir mi? Gerekmez. Etik kurallar içerisinde üretici ile sanayici birbirleriyle iyi anlaştıkları takdirde, et fiyatları iyi olduğu takdirde Tarım Bakanlığının başka işi yok niye et alsın, et satsın. Tarım Bakanlığı, bir üniversite gibi sanayicisine öğretmesi lazım. Bunu diğer ülkelerde nasıl yapıyorlar” dedi.

“Tarım Bakanlığı olarak hiçbir zaman ete, süte, buğdaya müdahale etme niyetinde değiliz” diyen Fakıbaba, fındıkta yeni bir düzenleme yapıldığı müjdesini vererek, “Geldiğim günden beri etle ve fındıkla uğraşıyorum. Ben isteyerek mi uğraşıyorum? Bunların artık normal piyasada yerine oturması lazım. Fındıkla ilgili bugün yeni bir düzenleme yapıyoruz. Fındıkta 40 ve 40’ın üzerindeki randıman alınıyor. Fırsatçılar. Açık ve net konuştuğum zaman ‘sen niye böyle konuşuyorsun’ diyorlar. Şimdi 39-38 olunca 6-7 liradan üreticinin elinden alıyorlar. Bu adam bu kadar emek vermiş, alın teri dökmüş. TMO yüzde 40’ın altında almıyor diye bu üreticinin elinden 6-7 liraya mal toplamak vicdanen senin işine geliyor mu? 7 liraya alıyor, Giresun fındığını karıştırıyor ve tekrar onu TMO’ya 10 liraya satıyor. Bugün karar aldık. Artık 40’ın altındaki randımanlı fındıkları da alacağız. Üreticinin hep yanında olacağız. Samimi ve dürüst iş adamı benim canımdır, onun yanında olacağız, üreticinin, tüketicinin, 80 milyon ailemin yanında olacağım” diye konuştu.

Aile çiftçiliğine geçileceğini kaydeden Fakıbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunların baş patronu kadınlar olacak. Analarımız, eşlerimizin bizlerin her şeyi değil mi? Başarılı erkeğin yanında başarılı bir kadın vardır. Eğer bu kardeşiniz başarılıysa bu başarımın yüzde 51’i benim eşime aittir.”

Tarımda sulamanın önemine dikkat çeken Fakıbaba, suyun iyi kullanılması gerektiğini, suyla ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi. Su olmadığı takdirde otun olmayacağını, otun olmadığı takdirde ise etin ve sütün olmayacağını belirten Fakıbaba, “Suyu akıllı bir şekilde toprakla buluşturacaksınız. Eğer bir işi yapıyorsak en iyisini yapacağız, işimize aşık olacağız. O suyun eğitimini biz vermemişiz. Çiftçiye bilgiyi verdikte çiftçi mi kullanmadı. Biz suçlu değil miyiz? Bu konuda sivil toplum örgütleri, DSİ, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve üniversiteler suçludur” diye konuştu.

"Üreticilerimizi pek çok kalemde destekliyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, çiftçiye verilen desteklerin ithalatı önlemede katkı sağladığına işaret ederek, "Tarım ve hayvancılık alanında diyebilirsiniz ki; hala ithalatımız var, bu doğrudur ama bunu önlemek bizim yine elimizde olacaktır. Eğer bu destekler olmamış olsaydı acaba şu anda hangi konumda olabilirdik. Onu da bir zahmet düşünmemiz lazım." dedi.

İki aylık bakanlığı süresince yaptığı çalışmalar ışığında Türkiye'nin tarım konusunda kendine yetecek seviyeye ulaşacağına inandığını söyleyen Fakıbaba, "Yeter ki biz toprağı suyla, çiftçiyi de bilgiyle buluşturalım. Bunu başarmamak için hiçbir engel yok." diye konuştu.

Gıda, tarım ve hayvancılık sektörlerini Türkiye'nin olmazsa olmazlarındandiye niteleyen Fakıbaba, kendi gıdasını üretemeyen ülkelerin bağımsız ve özgür olamayacağını kaydetti.

Hükümetin gıda, tarım ve hayvancılık konularında son yıllarda gösterdiği kararlılığın "Kendi kendine yeten bir Türkiye'yi"inşa edeceğini aktaran Fakıbaba, gıdanın küresel yarışta stratejik bir konuma geldiğini söyledi.

Fakıbaba şunları kaydetti:

"Yarın savaşlar petrolden değil, sudan dolayı çıkacak. Niye sudan dolayı? Su olmazsa ot olmaz, ot olmazsa et olmaz, süt olmaz… Vallahi hiçbir şey olmaz. Hayat olmaz. Onun için toprağın, suyun ne olduğunun, bunların nasıl bir öneme sahip olduğunun bir hekim kardeşiniz olarak farkındayım, bunu bilmenizi istiyorum.

Nüfus artışı, tarım arazilerinin yok olması, iklim değişikliği ve su kaynaklarının azalması gibi faktörler tarımın ne kadar stratejik ve hayati bir sektör olduğunu bizlere net olarak gösteriyor. Geleceğin dünyasında gıda ve tarım bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacak. Savaş nedenleri olacak ve biz bunları görüyoruz ve şimdiden mutlaka ve mutlaka buna göre plan yapmak zorundayız."

- "Üreticilerimizi pek çok kalemde destekliyoruz"

Türkiye'de tarım ve hayvancılık alanında stratejik dönüşüm yaşandığını anlatan Fakıbaba, "Ülkemizin değişim ve dönüşümünü en hızlı yaşayan ve yaşatan sektörlerin başında tarım gelmektedir. Hükümetlerimiz döneminde kaydedilen gelişmelerle tarımın  önemini daha da artırarak stratejik bir sektör yapısına kavuşturduk. Üreticilerimizi pek çok kalemde destekliyor, finansman ihtiyaçlarının karşılanması için de düşük faizli krediler sağlıyoruz." diye konuştu.

- "Çiftçilerimize son 15 yılda 105 milyar liranın üzerinde destek ödemesi yaptık"

Fakıbaba, AK Parti hükümetleri olarak son 15 yılda tarım ve hayvancılığa destek sağladıklarını belirterek, şöyle konuştu:

"Tarım ve hayvancılık alanında diyebilirsiniz ki; hala ithalatımız var, bu doğrudur ama bunu önlemek bizim yine elimizde olacaktır. Eğer bu destekler olmamış olsaydı acaba şu anda hangi konumda olabilirdik. Onu da bir zahmet düşünmemiz lazım.

2002 yılında 1 milyar 800 milyon lira olan tarım desteklerini 13 milyar liraya çıkarmışız. Çiftçilerimize son 15 yılda 105 milyar liranın üzerinde nakit hibe destek ödemesi yaptık. Bu çalışmalar meyvesini verdi ve son 15 yılda pek çok bitkisel ve hayvansal üründe cumhuriyet tarihinin üretim rekorları kırıldı.

Bitkisel üretimimiz 97 milyon tondan 117 milyon tona ulaştı. Bu artışlarla beraber tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde de artış sağladık. Tarımsal ihracatımız 4 milyar dolardan 16 milyar dolara ulaştı. 2016'da tarım sektörü 161 milyar lira hasılayla toplam gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) yüzde 6'lık önemli bir katkı sağladı. Bu katkıda payı olan tüm paydaşlarımıza buradan bir kez daha teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Çiftçilerimiz böyle çalışıp üretirken, bizler de hükümet olarak onların yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz."

Terör örgütlerinin Türkiye'de hak arayışı yaptığını öne süren maşalar olduğunu ifade eden Fakıbaba, Türkiye'nin terörle mücadelede başarıya ulaşacağını söyledi. Fakıbaba, "PKK'nın amacı Kürt halkının haklarını korumak mıdır? Asla değildir. Kürt halkını ben çok iyi tanıyorum. Onlar bayrağına, milletine sadık insanlar. Allah'ın izniyle biz bunlarla mücadele edeceğiz. Biz her alanda kendimize güveniyoruz. Çalıştığımızda her konunun üstesinden gelebiliriz." dedi.

Kıyı Balıkçılığı Destekleme Kapsamına Alındı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Geleneksel balıkçılık yöntemleri ile avcılık yapan küçük ölçekli balıkçılar da destekleme kapsamına alındı" dedi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, geleneksel kıyı balıkçılığının kayıt altına alınması ve desteklenmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Denizlerde ve içsularda geleneksel kıyı balıkçılığı verilerinin güncellenerek kayıt altına alınması ve sürdürülebilir yönetiminin sağlanması amacıyla balıkçı teknesi sahiplerine yapılacak desteklemeye ilişkin iş ve işlemlerle ilgili usul ve esasları düzenleyen "Geleneksel Kıyı Balıkçılığının Kayıt Altına Alınması ve Desteklenmesi Tebliği” 13 Eylül tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı" dedi.


500 ila 1000 lira arasında destekleme

Bakan Fakıbaba konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu Tebliğle, geleneksel balıkçılık yöntemleri ile avcılık yapan 10 metreden küçük boylardaki ruhsatlı balıkçı tekne sahiplerine 500 ila 1000 lira arasında destekleme ödemesi yapılmasını sağlayacak düzenlemeyi hayata geçirdik. Ülkemiz balıkçılık filosunda, denizlerde ve içsularımızda ticari amaçlı su ürünleri avcılığı yapmak üzere ruhsatlandırılmış 18 bin 494 adet balıkçı teknesi bulunuyor. Bu teknelerin yüzde 10’nunu gırgır ve trol diye tabir edilen endüstriyel balıkçılık faaliyetinde bulunan büyük balıkçı tekneleri, yüzde 90’lık kısmını ise geleneksel kıyı balıkçılığı yapan, 10 metreden daha küçük boylardaki balıkçı tekneleri oluşturuyor" diye konuştu.

Desteklemeler Teknenin boyutuna göre değişiyor

01 Ocak 2017 tarihinde geçerli bir ruhsata sahip, iç sularda avcılık yapan tüm balıkçı teknesi sahipleri ile denizlerde avcılık yapan 10 metreden küçük balıkçı teknesi sahiplerini, tekne boyuna bağlı olarak destekleyeceklerini ifade eden Bakan Fakıbaba, Buna göre, "5 metrenin altındakilere 500 TL, 5 ila 7,99 metre arasındakilere 750 TL ve 8 ila 9,99 metre arasındaki deniz balıkçı tekneleri ile 8 metre ve daha büyük boylardaki içsu balıkçı teknelerine 1000 TL destekleme ödemesi yapacağız" ifadelerine yer verdi. 

Başvurular il / ilçe müdürlüklerine yapılacak

Balıkçıların, yaptıkları avcılığa ve sosyoekonomik durumlarına ilişkin tebliğde yer alan formları doldurarak 03 Kasım 2017 tarihine kadar il / ilçe müdürlüklerine başvuru yapmaları halinde bu desteklerden faydalanabileceklerini söyleyen Bakan Fakıbaba şunları söylediledi:

"Bu kapsamdaki ödemeleri 2017 yılı sonunda yapacağız. Başlattığımız bu uygulama ile geleneksel kıyı balıkçılarını ilk kez destekleme kapsamına almış olduk. Bu uygulamadan yaklaşık 16 bin balıkçı teknesi faydalanacak. Bu sayede, deniz ve içsulardaki nimeti bin bir zahmetle bizlere ulaştıran balıkçılarımızı, sosyo-ekonomik durumları itibariyle kayıt altına alırken, ekonomik açıdan da desteklemiş olacağız. Diğer taraftan, 10 metre ve üzeri balıkçı teknesi sahiplerine, teknelerini av filolarından gönüllülük esasına göre çıkarmaları durumunda verdiğimiz destekleme ödemeleri devam edecek. Bu kapsamda yer alan balıkçılarımıza bugüne kadar 161 milyon TL ödeme yaptık. Ayrıca Hükümetimiz tarafından da balıkçılara bugüne kadar 1 milyar 500 milyon TL’den fazla ÖTV’siz mazot desteği yapıldı. Balıkçılarımız, ÖTV’siz mazot desteği ile Ziraat Bankası’nın düşük faizli kredi uygulamalarından faydalanmaya devam edecekler.”

Üzüm 4 TL’nin Altına İnmeyecek

Yaş üzümde 4 milyon 200 bin ton, çekirdeksiz kuru üzümde ise 310 bin tonluk bir rekoltenin beklendiğini ifade eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, üreticinin çekirdeksiz kuru üzümünü kilogramı 4 liradan almak üzere çalışma yaptıklarını bildirdi.

Yaş üzümde geçen yıl rekoltenin 4 milyon ton olduğunu belirten Fakıbaba, “Bu sene 4 milyon 200 bin ton. Kuru üzümde ise geçen yıl rekolte 313 bin tondu, bu sene ise 310 bin ton. Bunlar güvenilir rakamlardır” dedi.

Muhtaç etmeyeceğiz

Üreticinin ürünününü değerinde satamayacağı yönünde kaygılanmasına gerek olmadığını belirten Fakıbaba, “Sayın Cumhurbaşkanımız bana talimat verdi, ‘üzüm 4 liranın altında olamaz, gideceksin bu işi çözeceksin’ dedi. Üzümünüzü 4 liranın altında sattırmayacağız. Şu an hazırlıklarına başladık, depo arayışımız devam ediyor, 9 numara kalitedeki üzümü istediğimiz kadar 4 liradan alacağız ve 15 gün içinde paranızı ödeyeceğiz. Güven her şeyin üzerindedir. Rahat olun, üzümünüzü alacağız, sınırsız bir şekilde alacağız, sizi kimseye muhtaç etmeyeceğiz” diye konuştu.

Vahşi sulama

Türkiye’nin tarımı iyi uygulayan bir ülke olduğu takdirde dünyada söz sahibi olacağına dikkati çeken Fakıbaba, en büyük amacının kapalı devre sulama sistemini yaygınlaştırmak olduğuna işaret etti. Fakıbaba, “Vahşi sulama ile toprağı rezil etmişiz, Fakıbaba dönemi denince akla gelecek ilk şey kapalı devre sulama olacak” ifadelerini kullandı.

Bakan Fakıbaba'dan Manisa Ziyareti

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yerel yönetimlerin tarımsal faaliyetlerine dikkat çekerek, "Tarıma bağlı sanayinin gelişmesini sağlamak, yerel yönetimlerin en önemli görevleri arasında olmaya başladı" dedi. 

Bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Manisa'ya gelen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, sabah namazıyla başladığı Manisa programında adeta ayak basmadık yer bırakmadı.

Sabah namazını Hatuniye Camisi'nde kılan Bakan Fakıbaba, sonrasında sırasıyla; il müdürlüğü, Beydere Tohum ve Sertifikasyon Test Müdürlüğü, Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Manisa İl Koordinatörlüğü, Manisa Valiliği, Şehzadeler ve Yunusemre Belediyelerini ziyaret etti. Fakıbaba, ayrıca 2017 kurum üzüm rekoltesini ve üzüm alımları için taban fiyatı açıkladı. Çarşı esnafını da ziyaret eden Fakıbaba, esnafın kendilerinden bir isteğinin olup olmadığını sordu. Esnaf ziyaretinde eline bıçağı alarak, döner kesen Bakan Fakıbaba, Manisa Kebabının da tadına baktı.

Şehzadeler Belediyesine ziyaret

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref FakıbabaManisa temasları kapsamında Şehzadeler Belediyesini ziyaret etti. Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik tarafından kapıda çiçeklerle karşılanan Bakan Fakıbaba, zabıta personelini selamladıktan sonra makama çıktı. Şehzadeler ilçesindeki tarımsal faaliyetler hakkında bilgi veren Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik, "Çok verimli topraklara sahip bir ilçeyiz. Şehzadeler Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden bu zaman kadar birçok imkansızlıklara rağmen tarıma destek sağladık. Belediye olarak yasal bir zorunluluğumuz olmamasına rağmen 2 bin 500 kilometrenin üzerinde malzemeli ve malzemesiz ova yolu bakımı yaptık. Üreticilerimizin ürünlerine kışın zarar gelmesin diye iki tane erken uyarı sistemini kurduk. Türkiye'nin en modern üretici pazarını kiraz üretiminin yoğun olduğu bölgemizde kurduk. Şehzadeler Belediyesi olarak biz tarımı ve çiftçiyi önemsiyoruz. Ülkemizin önemli bir dinamiği olduğuna inanıyor ve bu noktada da gerekli olan tüm destekleri sağlıyoruz" dedi.

Halkın hizmetkarı olduklarını aktaran Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Bakan olmak, milletvekili veya belediye başkanı olmak bunların hiçbiri önemli değil. Önemli olan halk ile birlikte, içe olabilmektir" dedi. Ziyaret esnasında Başkan Çelik, Bakan Fakıbaba'ya Mesir Macunu ve çeşitli hediyeler takdim etti.

Bakan Fakıbaba'dan Yunusemre'nin projelerine destek

Bakan Fakıbaba, Şehzadeler Belediyesinin ardından Yunusemre Belediyesini ziyaret etti. Bakan Fakıbaba'yı kapıda karşılayan Başkan Çerçi, Manisa'nın en büyük ilçesi olan Yunusemre ve belediyenin yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. 65'i kırsal olmak üzere 89 mahalleden oluşan ilçede kırsal kalkınmayı önemsediklerini aktaran Başkan Çerçi, "İlçe olarak yaklaşık 100 bin dekar tarım arazisine sahibiz. Bu arazilerde üzüm, zeytin, buğday, mısır, arpa, domates ve Antep fıstığı tarımı yapılıyor. 30 bin küçükbaş, 12 bin civarı büyükbaş hayvan varlığımız var. Belediyemiz sınırları içinde 65 kırsal mahallemiz var. Önemli ölçüde tarımsal çalışmalar yapıyoruz. Belediye olarak tarıma desteklerde bulunuyoruz. Kurulduğumuz andan itibaren 3 yıl içerisinde 16 bin 500 adet aşısız Antep fıstığı, 22 bin 500 adet aşılı ceviz, 5 bin 500 adet badem, 700 adet nar, 15 bin adet zeytin fidanı, 13 bin adet lavanta fidesi dağıttık. Menengiç ağaçlarına Antep fıstığı aşılaması yapıyoruz. 3 yılda 129 bin 400 adet göz aşı yaptık. Palamut ve armut ağaçlarına da aşılama yapılıyor. 100 adet Saanen ırkı oğlak dağıttık. 11 mahallemizde süt toplama merkezi kurduk. Kırsal Kalkınma çalışmalarını yürütmek için ayrı bir müdürlük kurduk ve çok ciddi desteklemelerimiz var" diye konuştu.

Bakan Fakıbaba'dan destek sözü

Yunusemre Belediyesinin kırsal kalkınma projelerine hayran kalan Bakan Fakıbaba ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak projelere destek vermeye hazır olduklarını söyledi. Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, "Eski bir belediye başkanı olarak başta büyükşehir yasasının zor olacağını düşünüyordum. Ama şu an sahaya çıkıp belediye başkanlarımızın heyecanını gördüğümde, kırsal mahallelere yaptıkları yatırımı öğrenince yasanın ne kadar önemli ve yerinde bir karar olduğunu gördüm. Belediyecilik yol ve kaldırım yapmak değil; sosyal işlerde faal olmak, köyden şehre göçü önlemek, orada yaşayan kardeşlerimize destek verebilmek, tarım ve hayvancılığın gelişmesini sağlamaktır. O bölgede tarıma bağlı sanayinin gelişmesini sağlamak, yerel yönetimlerin en önemli görevleri arasında olmaya başladı. Bakan olarak bu beni çok mutlu etmektedir. Bu anlamda her türlü desteği vermeye de hazırım. Sizi yürekten kutluyor; başarılarınızın devamını diliyorum" dedi.

Üzüm ve hayvancılık işletmelerini ziyaret etti

Belediye ziyaretlerinin ardından Bakan Fakıbaba, öğleden sonraki programı çerçevesinde Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde Tarım Kredi Kooperatifini ziyaret ederek, üzüm üreticileriyle bir araya geldi. Fakıbaba, üzüm fiyatları ve rekolte hakkında üreticilerle görüştü. Bakan Fakıbaba daha sonra Osman Akça'ya ait üzüm işletmesi ve Hasan Türek'e ait hayvancılık işletmelerini ziyaret ederek, incelemelerde bulundu.

Yapılan ziyaretlerde Bakan Fakıbaba'ya, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Murat BaybaturAK Parti Manisa Milletvekilleri Recai BerberUğur Aydemirİsmail BilenAK Parti Manisa İl Başkanı Berk MersinliAK Parti Şehzadeler İlçe Başkanı Ahmet Tonguç, AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı Zafer İkinci, belediye meclis üyeleri ve ziraat odası başkanları eşlik etti.

"İthalat Beni Vicdanen Rahatsız Ediyor"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, gelecek 30 yılda dünyanın en büyük problemlerinden birisinin gıda sorunu olacağını öngördüklerini, Türkiye'nin söz konusu sorunla karşılaşmaması için önlemini önceden alması gerektiğini söyledi. 

Tarımın dünya açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak dışarıdan gıda ve hayvan ithal etmem, tarım ürünleri ithal etmem beni vicdanen çok rahatsız etmektedir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının adının Üretim Bakanlığı olarak değiştirmek lazım. Üreteceğiz, ihraç edeceğiz insanlar zengin olacak, ülkemiz daha büyük bir ülke olacak" dedi.

Çiftçinin, üreticinin bilinçlendirilmesini önemsediklerini vurgulayan Fakıbaba, kısa süre içinde daha detaylı bilgilendirmelerin yapılması için de çeşitli projelerin oluşturulmasının planlandığını ifade etti.

Sertifikalı tohum kullanımını da yaygınlaştırmak istediklerini anlatan Fakıbaba, verimli ürünlerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarına da ağırlık vereceklerine dikkati çekti.

Verimli tarım arazilerinin suyla buluşturulmasına çok büyük önem verdiklerini vurgulayan Fakıbaba, "Suyu toprakla buluşturduğunuz zaman emin olun 7-8 problemi biz çözmüş oluyoruz. Ürün elde ettikçe tarıma dayalı sanayi bu sefer kendiliğinden gelecektir çünkü ana maddenin olduğu yer Güneydoğu'dur yani bütün Türkiye'nin tarım bakanıyım ama bu bölge bereketli hilaldir, bu bölgeye göz dikmelerinin nedeni Petrol  falan değil, bu bölgenin bereketli hilalinden, toprağından dolayıdır. Bu Güneydoğu coğrafyası bereketli toprağın tam merkezidir, biz bu toprağı harekete geçirir buna fonksiyon verirsek emin olun bu bölge bütün Türkiye'yi ve Avrupa'yı besler" diye konuştu.

Bakan Fakıbaba: Türkiye'de Fipronilli Yumurta Yok


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, tüm kontrollerin sürekli yapıldığını, Türkiye'de fipronilli yumurta tespit edilmediğini söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, şu ana kadar Türkiye'de fipronilli yumurta tespit edilmediğini belirterek, "Batıda yumurta sektörü zor durumda, bu sektöre sürülen leke gibi sanki Türkiye'yi de içine katarak ekonomik olarak vurmaya çalışıyorlar." dedi.

Fakıbaba, Polatlı'da düzenlenen Ankara Tarımsal Sulama Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, suyun, yaşamın vazgeçilmez unsuru olduğunu belirterek, suyu ve toprağı yanlış kullanan toplumların tarih sahnesinden silinip gittiğini söyledi.

Sulamanın uygun yapılmaması halinde, çoraklaşmayla mevcut arazilerin üretim dışı kalmasının kaçınılmaz olacağına işaret eden Fakıbaba, "Bazı yıllar tekrar eden kuraklık ve su sıkıntısı ülkemizin pek çok bölgesinde tarımsal üretimi sınırlayan en önemli faktörlerin başında gelmektedir. Bu nedenle gerek Bakanlığımız gerekse Orman ve Su İşleri Bakanlığı, sulama yatırımlarına büyük önem vermektedir. Başlıca hedefimiz, etkin bir sulama ve verimlilik için toprağı suyla çiftçiyi bilgiyle buluşturmak olacaktır." diye konuştu.

"Su kıtlığının bir nedeni de tarımda yanlış sulama"

Fakıbaba, kuraklığın dışında su kıtlığının bir başka ana nedeninin de tarımda yanlış sulama teknikleri olduğunun altını çizerek, "Ülkemizde sulanan alanların yüzde 60 gibi önemli oranı su kayıplarına neden olan vahşi sulama metotlarıdır." ifadesini kullandı.

Suyu tasarruflu kullanmanın, Bakanlığının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını hatırlatan Fakıbaba, bu kapsamda, damlama ve yağmurlama sulama gibi su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerinin desteklendiğini, çiftçilere tasarruflu sulama sistemlerini kullanması halinde yüzde 50'lere varan hibeler verildiğini anlattı.

Fakıbaba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Türkiye tarım ve hayvancılıkta ilerleyemediği takdirde ilerlemiş bir ülke olamaz." sözünü anımsatarak, şöyle devam etti:

"Bu bağlamda, biz toprağı suyla buluşturmak zorundayız. Toprağı suyla, çiftçiyi bilgiyle buluşturmadığımız takdirde Türkiye'nin gelişmesi mümkün değildir. Ekonomik olarak sulanabilir tarım arazilerinin sulamaya açılmasıyla ürün deseni ve tarımsal üretim kalitesi artacak, ithalatımız çok azalacak, ihracatımız müthiş şekilde yükselecek, ilerlemiş ülkeler arasında olmanın gurur ve sevincini yaşayacağız. Bunun sonucu olarak, çiftçilerin gelir seviyesi yükselecek ve kırsal kalkınmanın gelişmesiyle köyden kente göçün önlenmesine katkı sağlanacaktır. Toprağın ve su kaynaklarımızın korunması, etkin kullanımı ve gelecek nesillere bırakılması ortak sorumluluk haline gelmiştir. Bu sorumluluğun yerine getirilmesinde toplumun her kesimine görev düşüyor."

"Türkiye'de fipronilli yumurta tespit edilmedi"

Çalıştayın ardından gazetecilerin "fipronilli yumurta" iddialarına ilişkin sorularını yanıtlayan Fakıbaba, Batı'daki ajansların Türkiye'de de bu yumurtalardan çıktığını söylediklerini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Ben bir hekim olarak insan sağlığının ne kadar önemli olduğunu bilen bir kişiyim. En ufak şüphem olmuş olsa size söylerim. Yarın ne olur onu bilemeyiz. Bizim bildiğimiz tek şey var, bu sofralık yumurtalarda oluyor, biz zaten bunu ihraç ediyoruz. Yıllık ihracatımız 248 milyon dolar. Bizim aldığımız yumurta, ana damızlık yumurta ve civciv üretmek için. Bunların da kontrollerini yapıp ülkeye ona göre alıyoruz. Kontrollerimizi elden bırakmış değiliz, yapıyoruz ve şu ana kadar fipronilli yumurta tespit olayı olmamıştır."

Türkiye'nin ihraç ettiği yumurtalarda da sıkıntı olmadığını vurgulayan Fakıbaba, "İthal ettiğimiz yumurtalar da damızlık yumurta; civciv üretiyoruz. Civcivden sonra yumurta elde ediyoruz. Bunlar da devamlı bizim kontrolümüz altında. Şu ana kadar yapmış olduğumuz araştırmalarda herhangi bir fipronil maddesine rastlanmadı" diye konuştu

"Mevsimlik tarım işçilerinin şartları iyileştirilecek"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, mevsimlik tarım işçilerin yaşam şartlarına ilişkin, "Göreceksiniz seneye benim hemşehrilerim tuvaleti, banyosu ve mutfağı olan insanca yaşayabilecekleri çamuru olmayan yerlerde yaşayabilecekler. Ankara'da örnek bir proje başlayacak, adım adım da diğer illere yayılacak" dedi.
 
Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ile Ankara'nın Polatlı ilçesinde mevsimlik işçileri ziyaret ettiklerini hatırlattı. İşçilerin taleplerini yerinde dinleyip, çözüm önerileri konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Fakıbaba, işçilerin şartlarını daha da iyileştirebilmek için yeni adımlar atacaklarını dile getirdi.

Başbakan Yıldırım'dan talimat

Başbakan Binali Yıldırım tarafından mevsimlik işçilerin sorunlarının yakından takip edildiğine değinen Fakıbaba, kendi bakanlığının yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının ortak bir çalışma yaptığını kaydetti. Fakıbaba, Başbakan Yıldırım'ın üç bakanlığa da "Mevsimlik işçilerin sorununu giderin" yönünde talimat verdiğini aktararak, her bakanlığın kendi bünyesinde işçiler için farklı projeler hazırladığını söyledi.
"Mevsimlik işçi profili değişecek"

Vatandaşın problemlerini giderebilmek için hükümet olarak yoğun çaba gösterdiklerinin altını çizen Fakıbaba, sorunların çözümü için biraz zamana ihtiyaç duyduklarını dile getirdi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki verimli tarım arazilerinin büyük bir bölümünü suya kavuşturmayı planladıklarını anlatan Fakıbaba, bölgenin sulamaya açılmasıyla da binlerce kişiye yeni istihdam alanlarının oluşturmasının öngörüldüğünü bildirdi.

Fakıbaba, tarım işçilerinin problemlerinin çözümü için kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:
"İşçilerimizle gittik görüştük şu anda projeler yapıldı. Göreceksiniz seneye benim hemşehrilerim tuvaleti, banyosu, mutfağı olan ve insanca yaşayabilecekleri çamuru olmayan yerlerde yaşayabilecekler. Ankara'da örnek bir proje başlayacak, adım adım da diğer illere yayılacak. İnşallah bizim sulama projelerimiz tamamlandığında da mevsimlik işçi profili zaten değişecek. O zaman Şanlıurfalı, Batmanlı, Mardinli ve Diyarbakırlı kardeşlerimiz gitmeyecek ama başka gidenler olacak. O zaman da
 gidenler yine benim kardeşim onlar da insanca yaşama hakkını elde edecek. Eğitim durumları düzelecek oraya sağlık merkezleri açılacak, gençler için oyun sahaları yapılacak. İnşallah bu projeyi Polatlı kaymakamımızla beraber Jülide Bakanı'mız, ben ve Süleyman bey beraber takip ediyoruz, bize verilen talimat o." 

"Üreten insanın her zaman elini öperim"

Bu projenin daha sonra Türkiye sathına yayılacağına işaret eden Fakıbaba, "El emeğine çok saygı duyan bir kardeşinizim üreten insanın her zaman ben elini öperim. Çünkü onlar üretmediği zaman biz yiyemeyiz. Yiyemeyen insan da büyüyemez, gelişemez. Gıda güvenliğinin, hayvancılığın ve tarımın ne olduğunu vallahi 45 günlük süreçte bana arkadaşlarım çok iyi öğretti. Gerçekten bunun da tıpla çok yakın ilişkisi olduğunu öğrendim ve inandığım için ekip olarak çok başarılı olacağımıza inanıyorum." ifadelerini kullandı.
 
 

"Bakanlığın Adı 'Üretim Bakanlığı' Olarak Değiştirilmeli"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarım ürünleri ithal edilmesinin kendisini çok rahatsız ettiğini belirtti ve bakanlığın adının ‘Üretim Bakanlığı' olarak değiştirilmesini önerdi.

Bakan Fakıbaba Türkiye'nin tarım potansiyelinin tam kapasiteyle Milli Tarım Projesi sayesinde kullanılmasının planlandığını söyledi.

Çiftçinin, üreticinin bilinçlendirilmesini önemsediklerini vurgulayan Fakıbaba, kısa süre içindedaha detaylı bilgilendirmelerin yapılması için de çeşitli projelerin oluşturulmasının planlandığını ifade etti.

Sertifikalı tohum kullanımını da yaygınlaştırmak istediklerini anlatan Fakıbaba, verimli ürünlerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarına da ağırlık vereceklerine dikkati çekti

'BEREKETLİ TOPRAĞA GÖZ DİKİLİYOR'

Verimli tarım arazilerinin suyla buluşturulmasına çok büyük önem verdiklerini vurgulayan Fakıbaba, "Suyu toprakla buluşturduğunuz zaman emin olun 7-8 problemi biz çözmüş oluyoruz. Ürün elde ettikçe tarıma dayalı sanayi bu sefer kendiliğinden gelecektir çünkü ana maddenin olduğu yer Güneydoğu'dur yani bütün Türkiye'nin tarım bakanıyım ama bu bölge bereketli hilaldir, bu bölgeye göz dikmelerinin nedeni petrol falan değil, bu bölgenin bereketli hilalinden, toprağından dolayıdır. Bu Güneydoğu coğrafyası bereketli toprağın tam merkezidir, biz bu toprağı harekete geçirir buna fonksiyon verirsek emin olun bu bölge bütün Türkiye'yi ve Avrupa'yı besler." diye konuştu.

'İTHALAT VİCDANEN RAHATSIZ EDİYOR'

Fakıbaba, gelecek 30 yılda dünyanın en büyük problemlerinden birisinin de gıda sorunu olacağını öngördüklerini, Türkiye'nin söz konusu sorunla karşılaşmaması için önlemini önceden alması gerektiğini dile getirdi. AK Parti iktidarı döneminde tarım alanında önemli mesafelerin alındığına işaret eden Fakıbaba, şu anda yaklaşık 50 milyar dolarlık tarımsal hasılaya ulaştıklarına değindi.

Tarımın dünya açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak dışarıdan gıda ve hayvan ithal etmem, tarım ürünleri ithal etmem beni vicdanen çok rahatsız etmektedir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının adının Üretim Bakanlığı olarak değiştirmek lazım Üreteceğiz, ihraç edeceğiz insanlar zengin olacak, ülkemiz daha büyük bir ülke olacak." dedi.

Bakan Fakıbaba'dan Yolsuzluk Uyarısı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, usulsüz fatura ile destekleme primi alıp yolsuzluk yapanları uyardı, “Benden önce yolsuzluklar varmış ve usulsüz faturalar ile destekleme alanlar olmuş. Bu geride kaldı. Erkek olan şimdi yolsuzluk yapsın, göreyim bakayım” dedi.

Kurban Bayramı’nı memleketi Şanlıurfa’da geçiren Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kentteki tarım sorunlarını görüşmek üzere Güneydoğu Anadolu Projesi Tarım Araştırma Eğitim Merkezi’nde (GAPTEM) toplantı yaptı. Toplantıya, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, AK Parti Milletvekili Mahmut Kaçar, kurum müdürleri, bakanlık yetkilileri ve çiftçiler katıldı.
“Sulamada kapalı sisteme geçmemiz lazım”

Konuşmasında kentte tarımın sorunlarını çözmeye çalıştıklarını bildiren Fakıbaba, Suruç’ta taban suyu yükselmesiyle ilgili çalışma yapılacağını belirterek, şöyle konuştu:

“Suruç’ta yaşanan sorunla ilgili çok şikayet aldım. Burada acil olarak kapalı sisteme geçmemiz gerekiyor. Şanlıurfa’nın geleceği tarım, hayvancılık ve gıdadır. Eğer gerçekten toprağa kaybetmek istemiyorsak, toprağın tuzlanmasını istemiyorsak, erozyonu istemiyorsak, toprağımızın başka ülkelere gitmesini istemiyorsak, kapalı sisteme geçmek zorundayız. Kapalı sistem için projeler yapılmalıdır. Bunun için bakanlığımız yüzde 50 destek veriyor.

Suruç örneği benim hakikaten kalbimi yakıyor. Suruç problemini çok acı bir problem olarak görüyorum. Suruç’un çok acil bir şekilde düzeltilmesi gerekiyor. Devlet katrilyonlar harcadı, maalesef gelen fotoğraflara bakıyorum, Suruç’ta yarım metrede su çıkıyor. Bu bizi çok üzüyor. İnşallah Ankara’ya gider gitmez Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu bakanımızla bu konuyu görüşeceğim. Burada çok kısa sürede kapalı sisteme geçmemiz lazım yoksa çok ciddi toprakta kayıplar olacağını ben şimdiden görüyorum.”

“Tarım arazisinde betonlaşmaya geçit vermeyeceğiz”

Şanlıurfa’da son zamanlarda tarım arazilerinde hızla yükselen beton yapılara geçit vermeyeceklerini ifade eden Ahmet Eşref Fakıbaba, “Tarım arazisinde betonlaşmaya geçit vermeyeceğiz. Burada Toprak Koruma Kurulu kurulmuş ve başkanı da sayın valimizdir. Bundan sonra çok samimi olarak söylüyorum. Belediye başkanlığından beni tanırlar, tarım arazisine bina yapmayın. Boşuna masraf etmeyin. Neye mal olursa olsun yıkılacaktır. Toprak Kurulu ciddi bir şekilde çalışacaktır. Yine bu projelerde kadınlarımıza da ağırlık vereceğiz” diye konuştu.
 

“Erkek olan şimdi yolsuzluk yapsın”

Konuşmasında üreten insanlara destek vereceklerini altını çizen Fakıbaba, usulsüz ve sahte faturayla destek alanları da uyarıp, şöyle konuştu:

“Bizim için üreten adam önemlidir. Tapu sahibi İstanbul’da başka bir işle uğraşıyor. Ama ben gübre, mazot primlerini tapu sahibine veriyorum. Halbuki tarlayı işleten farklı bir insan. Bundan niye vazgeçildi?

Benden önce yolsuzluklar varmış ve usulsüz faturalar ile destekleme alanlar olmuş. Bu geride kaldı, ben bunun takipçisiyim. Erkek olan şimdi yolsuzluk yapsın, göreyim bakayım. Fatura yolsuzluğu yapsın, onun cezasının ne olduğunu sayın valim ona gösterecektir. Onun için yolsuzluk yok kardeşim. Biz üreticiye vereceğiz. Eğer yolsuzluk yapan beş, on kuruşa aldanan ve sahte bir firmadan fatura alan insan da suçludur. O sahte faturayı veren şebekede suçludur. Bu konuda gerekli tedbirleri alacağız.”

"Tarımda Vahşi Sulamaya Son Verilecek"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarımda vahşi sulamaya son verileceğini belirterek,"Toprağımızı suyla çiftçimizi bilgiyle buluşturacağız. Tarım Bakanlığı olarak çizeceğimiz yol hep kapalı sistem olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı bu oldu. Vahşi sulamaya son az olacak ama temiz olacak. Bundan sonra suyun ve toprağın kıymetini bileceğiz" dedi. 

Sivas Kongresi'nin 98'inci yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Sivas Kongre Merkezi ve Fuar Alanı'nda AGRO Sivas 4. Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nın açılışı yapıldı. Fuara Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Sivas Valisi Davut Gül, AK Parti Sivas milletvekilleri Hilmi Bilgin, Selim Dursun, Cumhuriyet Halk Partisi Sivas Milletvekili Ali Akyıldız, diğer il protokolü üyeleri ve vatandaşlar katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan programda konuşan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz,"Tarım stratejik bir sektör enerji güvenliği ne kadar önemliyse ondan daha önemli gıda güvenliğidir ve gıda güvenliği de her geçen gün artacaktır. İnşallah bundan sonra bizim hedefimiz toprağı suyla, çiftçiyi bilgiyle buluşturacağız. Toprak suyla buluşursa, çiftçi bilgiyle buluşursa inşallah bereket gelir. Tarım meşakkatli ve zordur. Hazanda gazel, baharda umuttur.Tarlaya atılan bir çekirdekten bin bostan bitirmek Alllah'ın rahmetinin tezahürüdür. Bundan dolayı da çiftçi bu milletin orta direğidir. Medeniyet toprağı işlemekle başlar. İnsan tarım sayesinde üretmenin bahtiyarlığına erer. Tarımla 80 milyon nüfusumuzu besliyoruz. Yurdumuzda misafir olanları besliyoruz. Ama onun dışında da ihraç ediyoruz. Ülkemiz birçok tarım ürünün de kendisine yetiyor inşallah bundan sonrada bunu daha da çok geliştireceğiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye'yi de Sivas'ı da tarımda hak ettiği yere getireceğiz. Tarımda verimliği sağlamak lazım. Aksi halde verimsiz olarak insanınızı tarımda tutarsanız gizli işsizlik olur" dedi.

"Suyun, toprağın kıymetini bileceğiz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ise," Probleminiz nedir dediğimde hemen hemen bütün şehirlerde su ve eğitim deniliyor. Eğer su olursa suyu biz toprakla buluşturursak bizim çiftçi arkadaşlarımızın neler yapabileceğini ben çok iyi biliyorum. Çok çalışmamız gerektiğine inanıyoruz eğer biz toprağı suyla buluşturursak eğer biz insanları eğittiğimiz de, çiftçileri eğittiğimiz de Türkiye'nin önü açılacaktır. Allah'ın izniyle Türkiye'nın hızını kimse engelleyemez. Biz üreteceğiz, çalışacağız. İstişare edeceğiz, güveneceğiz, çalışacağız. Biz üretene de saygı duyacağız. Katma değer sağlayan arkadaşlara saygı duyuyorum. Tarım olmazsa yaşam olmaz. Gıdayı üreteceğiz, tarımı üreteceğiz. Gece gündüz çalışıyoruz. Hiç durmadan çalışacağız. Toprağımızı suyla çiftçimizi bilgiyle buluşturacağız. Tarım Bakanlığı olarak çizeceğimiz yol hep kapalı sistem olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatı bu oldu. Vahşi sulamaya son az olacak ama temiz olacak. Bundan sonra suyun ve toprağın kıymetini bileceğiz" diye konuştu.

Konuşmalarında ardından Bakan Fakıbaba ve Yılmaz ile beraberindekiler fuarın açılışını gerçekleştirdi. Bakanlar fuarda kurulan stantları gezdi. Bakan Fakıbaba yavru Kangal Köpeği'ni kucağına alarak fotoğraf çekildi.

Bakan Fakıbaba Sırbistan Ziyaretini Değerlendirdi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sırbistan'ın önemli bir ülke olduğunu belirterek, "Biz de elimizden geldiği kadar, iş adamlarıyla beraber Türkiye olarak buraya yatırım yapma gayreti içerisindeyiz" dedi.

Fakıbaba, Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'na katılmak üzere geldiği Belgrad'da, CumhurbaşkanıAleksandar Vucic, Başbakan Ana Brnabic ve Ticaret, Turizm ve Telekomünikasyon Bakanı Rasim Ljajic ile görüştü.

Temaslarının ardından değerlendirmede bulunan Fakıbaba, misafirperverlikleri için Sırp makamlarına teşekkür ederek, "Çok faydalı olacağına inandığımız görüşmeler oldu." dedi.

Fakıbaba, Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'nun amaçlarından birinin de yakın zamanda Sırbistan'a gelmesi beklenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyaretinin hazırlıklarını yapmak olduğunu ifade etti.

İki ülke arasındaki ilişkilerin her geçen gün çok daha ileriye gittiğini görmekten duydukları memnuniyeti dile getiren Fakıbaba, "Sırbistan, önemli bir ülke. Biz de elimizden geldiği kadar, iş adamlarıyla beraber Türkiyeolarak buraya yatırım yapma gayreti içerisindeyiz." diye konuştu.

Fakıbaba, iş adamlarının da bu isteğe sahip olduğunu gördüklerini ifade ederek, "Gittikçe bu ilişkilerin çok daha üst seviyeye geleceğine ben şahsen yürekten inanıyorum." dedi.

Sırp mevkidaşı Branislav Nedimovic ile bugün imzaladıkları Eylem Planı'na da değinen Fakıbaba, bu konuda çalışmaların yapılıp iki ülkenin cumhurbaşkanı ve başbakanları ile görüşüleceğini ifade etti.

Fakıbaba, bugün bir araya geldiği Sırbistan Cumhurbaşkanı Vucic ve Başbakan Brnabic'i Türkiye'ye karşı son derece samimi bulduğunu söyleyerek, "Bu karşılık dostluk ve iyi ilişkinin devam edeceğini düşünüyorum." dedi.

Halkbank Sırbistan'daki şube sayısını artıracak

Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'nun sponsoru Halkbank'ın Genel Müdürü Osman Arslan da iki yıldır faaliyet gösterdikleri Sırbistan'da 31 şubeleri olduğunu ifade ederek, Türk iş adamlarının Sırbistan'a yapacağı yatırımlarla bankanın da buradaki etkinliğinin artacağını söyledi.

Arslan, bankanın Sırbistan'daki varlığını büyüteceklerini belirterek, "Halkbank, ikili ticaretin artmasında ciddi bir fonksiyon üstlenecektir." dedi.

Bankanın Sırbistan'da yeni şubeler açmayı planladığını ifade eden Arslan, Sırbistan'ın tüm büyük kentlerinde faaliyet göstermeyi hedefledikleri kaydetti.

Fakıbaba, Belgrad'daki temasları kapsamında bugün ayrıca mevkidaşı Branislav Nedimovic ile görüştü, Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu'nun açılışında iki ülkenin iş adamlarına hitap etti.

Bakan Fakıbaba'dan Sırp Mevkidaşına Ziyaret

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sırbistan'daki resmi ziyaretleri kapsamında mevkidaşı Branislav Nedimovic ile görüştü.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba,  resmi ziyaret kapsamında gerçekleştirdiği yurtdışı gezisinde Sırbistan'a gitti.  Sırp mevkidaşı Branislav Nedimovic ile görüşen Bakan Fakıbaba, iki ülke arasındaki dayanışma ve işbirliği kapsamında olumlu temasların gerçekleştiğinin sinyallerini verdi. 

Türkiye-Sırbistan Tarım İş Forumu dolayısıyla Sırbistan'a gelen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sırbistan Tarım Bakanı Branislav Nedimovic ile bir araya geldi. Bakan Fakıbaba ve Sırp mevkidaşı görüşmede iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirdi. 

"Bir Şeyi Söylemeden Yapmak Önemli"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Et fiyatlarında herkesin mutlu olabileceği planlarımız var" dedi.
 

da Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Deseniz ki bu et fiyatlarından insanların hepsi mutlu mu, değil. Bunu ben çok iyi biliyorum. Bazıları mutlu, bazıları mutsuz. Onun için herkesin mutlu olabileceği kazan, kazan, kazan dediğimiz planlarımız var" dedi.

Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, Eskişehir'in Sivrihisar İlçesine bağlı daha önce köy olan İlören Mahallesi'ndeki mevsimlik tarım işçilerini ziyaret etti. Mevsimlik işçilerin su, elektrik, eğitim ve ulaşım sorunlarını çözmeye çalışacaklarını ifade eden Fakıbaba, bir gazetecinin et fiyatları ile ilgili bir planlamalarının olup olmadığını sorması üzerine şöyle konuştu:

"Ben et fiyatları ile ilgili geldiğimden beri hiçbir şey söylemiyorum. Kesinlikle söylemeyeceğim. Esasından bir şeyi söylemeden yapmak önemli. Ama şu var, et fiyatlarını söylemem, biz hem 2017 yılını 4 ayını planladık, hem de 2018 yılını planladık. Yani biz planlı çalışırız. Bizim hem 2017 yılı planlarımız var, hem 2018 planlarımız var. Bu palanlarımız iyi midir, kötü müdür halkımız karar verecek. Biraz, 2 ay, 2.5 ay bana müsaade etsinler, iyi olursa tabi ki alkışı hak etmiş oluruz, valla kötü olursa hakikaten üzücü bir olaydır. En çok ben üzülürüm. Çünkü ben başarısızlığı hayatımda kabul etmeyen kişiyim. Arkadaşların, sizlerin duasını istiyoruz. Samimi bir şekilde burada yine hem üretici, hem ortadaki sanayiciyi esnafı, ithalatçıyı herkesi kucaklayan, sonunda tüketiciye giden, tüketicinin de mutlu olabildiği, kazan, kazan, kazan dediğim, insanların mutlu olduğu bir formülü bulmamız lazım. Deseniz ki bu et fiyatlarından insanların hepsi mutlu mu, değil. Bunu ben çok iyi biliyorum. Bazıları mutlu, bazıları mutsuz. Onun için herkesin mutlu olabileceği kazan, kazan, kazan dediğimiz planlarımız var. 4 aylık planımızı yaptık. Bizim amacımız 80 milyon insanın mutlu olması. bu konuda başarılı olacağımıza inanıyorum."

"Avuçlarını Yalatacağım"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Ramazan Bayramı öncesi et fiyatlarını yükseltmeye çalışacak kişilere “Hayvan, et fiyatı yükselecek diyenler hayal kırıklığına uğrayacak, fırsatçılara avuçlarını yalatacağım” dedi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba,  bir televizyon programına katılarak gündeme dair açıklamalarda bulundu. Fakıbaba, bakan oluşu ve gündeme ilişkin konularda açıklamalar yaptı. Kendisinin her zaman hizmet için çabalayacağını anlatan Fakababa, Faruk Çelik'ten aldığı bakanlık bayrağını daha yukarılara taşımak için gece gündüz çalışacağının mesajını verdi.

Avuçlarını Yalayacaklar

Kurban bayramının yaklaşmasıyla birlikte ortaya çıkan söylentiler ile kurban fiyatlarını yükseltmek isteyen fırsatçılara izin vermeyeceklerini vurgulayan Bakan Fakıbaba şöyle dedi:

"Son zamanlarda; 'hayvan alımı serbest olacak, Avrupa'da şimdiden hayvan fiyatı arttı' denildiğini duyuyorum. Bunu söyleyen fırsatçılar beni tanımıyorlar. Ben öyle ters köşeye yatırırım ki hiç neye uğradıklarını şaşırırlar. Ben gerçek üreticinin, tüketicinin ve ticaret yapanın yanındayım. Fırsat kollayıp 'yarın nasılsa etin ve hayvanın fiyatı yükselecek' diyenler hayal kırıklığına uğrayacak. Boş konuşmuyorum, fırsatçılara avuçlarını yalatacağım. Namuslu insanlar da dua edecek."

"Et İthal Etmeyeceğiz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarım ve hayvancılık sektörüne yönelik üç önemli açıklama yaptı. Yeni bir çalışma içinde olduklarını belirten Fakıbaba, 2,5 - 3 yıl içinde et ithal eden bir ülke olmayacaklarını belirtti. Fakıbaba, üreticiyi tefeciye mahkum etmeyeceklerini, yılda iki kez destek vereceklerini belirtirken, buğday ithal edilmediğini de söyledi.

Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu'nun buğday ithalatında gümrük vergisinin düşürülmesinin çiftçiyi zorda bıraktığına ilişkin konuyu gündeme getirmesine karşılık Bakan Fakıbaba, "Şu anda buğday ithalatı var mı? Yok. Olduğu zaman biz ne güne duruyoruz burada. Biz her zaman üreticinin ve tüketicinin yanındayız" diye cevap verdi. Bakan Fakıbaba, çiftçilere üçüncü müjdeyi de tarımsal desteklemeler konusunda verdi. Fakıbaba, daha önce yılda bir kez ödenen desteklemelerin sonbahar ve ilkbaharda olmak üzere iki defada ödeneceğini belirterek, Çiftçiye paranın lazım olduğu zamanda üreticimizi tefeciye mahkum etmeyeceğiz" dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Polatlı'da çiftçilerle bir araya geldi. Bakanlık olarak üreticinin ve tüketicinin emeklerinin ve haklarının korunmasına yönelik çalışmalar hakkında açıklamalar yapan Fakıbaba, "Kendi gıdasına üretemeyen ülkeler hiçbir zaman bağımsız olduğunu iddia edemez" diyerek bu ilke çerçevesinde çalışmalar başlattıklarını vurguladı. Tarım ve hayvancılık alanında var olan sorunları samimi bir şekilde çalışarak çözeceklerini belirten Bakan Fakıbaba, "Ben bu işin bakanı olarak sorunları çözmekten zevk alıyorum ve çözeceğiz. Ama hep birlikte taşın altına elimizi koyarak. Siz elinizi, biz gövdemizi koyacağız" dedi.

Yılda iki kez destek vereceğiz

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, bakanlık olarak üretimde dengeyi sağlayacak bir politika izleyeceklerini vurguladı. Tarımsal destek ödemelerini yılda iki kez yapacaklarını söyleyen Fakıbaba, Desteklemeleri ürünü ekmeden önce size vereceğiz, yılda bir kez ÿdeğil iki kez vereceğiz. Bir sonbaharda bir ilkbaharda. Niye tefecilerin eline çiftçiler düşmesin" diye konuştu.

Buğday İthal Etmiyoruz

Polatlı Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu'nun, buğday ithalatında verginin düşürülmesiyle piyasaların olumsuz etkilendiğini ve üreticinin zarar ettiğini gündeme getirdi. Bakan Fakıbaba ÿise, "Buğday ithal eden var mı? Yok.. Olduğu zaman biz ne güne duruyoruz. Bizim duruşumuz belli, biz her zaman üreticinin tüketicinin ÿyayındayız. Denge olmak için zaten piyasada varız" diye konuştu.

Et ithal etmeyeceğiz

Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, hayvancılık sektörüyle ilgili olarak dersini iyi çalıştığını, yeni bir çalışma içinde olduklarını ve önümüzdeki 2,5 - 3 yıl içinde et ithal etmeyecek duruma geleceklerini vurguladı. Hayvancılık sektörünün desteklenmesiyle birlikte kırsaldaki nüfusu korumayı ve artırmayı amaçladıklarını söyleyen Fakıbaba, Üretmeyen ülkeler bağımsız olamaz, üreten insanların elini öpeceğiz, desteğimiz mutlaka ve mutlaka devam edecektir" dedi.

Konuşmasının son bölümünde 15 Temmuz darbe girişimine vurgu yapan Fakıbaba, "Rahat ve sakin olun, kolay değil. Dünya bizimle uğraşıyor. 15 Temmuz'u yaşadık, sizin gibi kahraman insanlarımız olmasaydı burada olmayacaktık. AB ülkeleri Türkiye'yi nasıl zor duruma düşürürüz diye çalışıyorlar. Başka ülke olsaydı ÿbu kadar saldırıyı atlatamazdı. Onun için beraber olacağız. 2023'e kadar çok büyük çalışmalara imza atacağız. Biz 80 milyonluk bir aileyiz" diye konuştu.

Bakan Fakıbaba Mevsimlik İşçilere Ziyaret Etti

Mevsimlik tarım işçilerinin taleplerini dinlemek ve sorunlarını gidermek amacıyla Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Ankara’nın Polatlı ilçesindeki mevsimlik tarım işçilerinin kaldığı çadırları gezen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, “Çalışan çocuk meselesi hem dünyanın hem de ülkemizin gündemi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın da en önemli mücadele alanlarından bir tanesi. Biz buna imkan vermeyeceğiz” dedi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Ankara’nın Polatlı ilçesindeki mevsimlik tarım işçilerinin kaldığı çadırları ziyaret etti. Ziyaret kapsamında Sarıoba, Şabanözü ve Karacaahmet mahallelerini ziyaret eden Bakanlar, mevsimlik tarım işçilerinin sorunlarını dinledi. Bakanlara, Ankara Valisi Ercan Topaca, AK Parti Şanlıurfa milletvekilleri, Polatlı Kaymakamı Mahmut Nedim Tunçer ve Polatlı Belediye Başkan Vekili Eşref Yücel eşlik etti.

Mevsimlik işçiler Bakan Fakıbaba ve Sarıeroğlu’ndan yol, su, eğitim, elektrik ve çadır talebinde bulundu.

Sarıeroğlu ve Fakıbaba, mevsimlik işçilerin talebi üzerine yaşam standartlarının daha üst seviyeye çıkartılması için içinde mutfak, tuvalet ve banyo olan çadırların yapılacağının sözünü verdi. Ziyaretlerin ardından Fakıbaba ve Sarıeroğlu basın toplantısı düzenledi.

Basın toplantısında konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sarıeroğlu, “Şu anda Ankara’mızda halihazırda 9 bin 266 mevsimlik tarım işçisi bulunuyor. Bunun 3 bin 677’si Polatlı ilçemizde farklı mahallelerimizde halihazırda çalışmalarına devam ediyor. Bizler mevsimlik tarım işçilerimizi yerinde ziyaret ederek hem çalışma hem de yaşam şartları ile ilgili bazı değerlendirmelerde bulunduk. Biliyorsunuz, Nisan ayında çok önemli Başbakanlık Genelgesi çıktı. Şanlıurfa milletvekili Mahmut Kaçar tarafından kapsamlı değerlendirmelerin yapıldığı, onlar tarafından revize edilen bir Başbakanlık Genelgesi’dir. Bizler de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak mevsimlik işçiler ile ilgili çalışmalar yapmaktayız. Bakanlığımız tarafından 96 milyon TL ödenek ayrılmış ve bizler ülkemizin hemen birçok yerinde projelerimizi gerçekleştirmeye başladık. Biz bu genelgenin kağıt üstünde kalmaması için tam olarak sahada uygulanabilir hale gelmesi için Tarım Bakanımız ile birlikte aslında bir başlangıç yaptık. Çalışan çocuk meselesi hem dünyanın hem de ülkemizin gündemi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın da en önemli mücadele alanlarından bir tanesi. Biz buna imkan vermeyeceğiz. Bu bağlamda çocuklarımızın eğitimden uzaklaşmaması adına bazı önlemleri tekrardan gözden geçirdik. Diğer taraftan da su, elektrik, alt yapı çalışmalarıyla ilgili neler yapabileceğimizi konuştuk ve bir görev dağılımı yaptık. İlaçlama ile ilgili talepleri de bir takvime bağladık. Yerleşim yerlerinin çadır mı yoksa konteyner mı olacağını mevsimlik tarım işçilerimizle istişare ederek onların görüşleri doğrultusunda belirlemek gibi usulleri ortaya koyduk ve önümüzdeki dönemde bugün konuştuğumuz bütün konularla ilgili bütün adımları hızlı bir şekilde atacağız. Duyarsız kalamayacağımız bir konudur” ifadelerini kullandı.

Bakan Fakıbaba ise, “Çok verimli bir toplantı oldu. Eğitimden, sağlıktan, barınmadan, sosyal haklarına kadar hepsiyle ilgili çalışmalar yapılmış ve Şanlıurfa milletvekili Mahmut Kaçar başkanlığında bir komisyon tarafından zaten dokümante edilmiş. Ancak biz bunun kağıt üzerinde kalmaması adına Sayın Başbakanımıza arz ettiğimizde Sayın Başbakanımız bize derhal bu arkadaşlarımızın hayat standartlarını yükseltme emrini aldık. İnsan bizim için çok önemli. Nerede olursa olsun o insanı bulup yaşam standartlarını yükseltmek bizim görevimizdir. Bu konuda başarılı olacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Üretici Bizim Canımız!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, buğdayda gümrük vergisinin indirilmesinin üreticinin moralini bozmaması gerektiğini belirterek, "Gümrük vergisinin indirilmesinin sebebi spekülatörleri önlemek ve fırsatçılara fırsat vermemek." dedi.

Tekirdağ temasları kapsamında AK Parti İl Başkanlığı'nı ziyaret eden Fakıbaba, sonrasında Renkly Fuarcılık tarafından düzenlenen 10. Çorlu Tarım Fuarı’nın açılışına katıldı.

Burada bir konuşma yapan Fakıbaba, Türkiye'nin doğusu, batısı, güneyi ve kuzeyi ile cennet gibi bir ülke olduğunu kaydederek, ülkenin tüm insanlarını sevdiğini, görevlerinin halka hizmet etmek olduğunu söyledi.

Makamların gelip geçici olduğunu dile getiren Fakıbaba, "Önemli olan bir şeyler bırakmaktır. En önemli silah gıdadır, tarımdır, hayvancılıktır. Biz bunun bilinci ile çalışacağız." diye konuştu.

Fakıbaba, AK Parti olarak iktidara geldikleri günden bu yana çok şeyler yaptıklarını ve yapmaya da devam edeceklerini belirterek, hayvancılıkta, gıdada, tarımda, yaklaşan Kurban Bayramı'nda, bayram sonrasında ne yapabileceklerini hep düşündüklerini anlattı.

Uzun vadede neler yapabileceklerini de sürekli konuştuklarını ve tartıştıklarını aktaran Fakıbaba, tarım ve hayvancılıkta ithalatı azaltmaya yönelik çalışmalar yapacaklarını vurguladı.

"Spekülatörleri önlemek için gümrük vergisini düşürdük"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, CHP Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer'in buğday, arpa ve mısırda gümrük vergisinin indirilmesinin üreticiyi üzdüğü yönündeki konuşmasına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sayın vekilim haklı olarak dedi ki; 'Vergi duvarlarını kaldırdınız üreticinin morali bozuldu'. Sayın vekilim üretici bizim canımız, her şeyimiz. Üretici olmazsa biz olmayız. Bakın bütün Tekirdağ, Çorlu sizin olsa ekmeğiniz aşınız olmasa ne kadar dayanırsınız. En fazla 25-30 gün. En son bir tabak yemeğe tüm Tekirdağ'ı verirsiniz. Biz bunun gerçekten farkındayız. Onun için üreticinin, üreten insanın hep yanında olacağız, onları hep destekleyeceğiz. Vergi duvarlarındaki azalma üretici arkadaşlarımın moralini bozmasın. Yılda 3-4 milyon buğday ihraç ediyoruz ancak bu buğdayı alıp iç piyasaya sürmüyoruz. Un, bisküvi, makarna olarak tekrar ihracat yapmak için alıyoruz."

Fakıbaba, gümrük vergisinin indirilmesinin sebebinin spekülatörleri önlemek ve fırsatçılara fırsat vermemek olduğunu vurguladı.

Üreticiyi hep destekleyeceklerini dile getiren Fakıbaba, üretmeyi ibadet gibi kabul ettiklerini anlattı.

"Arazilerinizi satmayın"

Fakıbaba, Türkiye'nin son dönemde tarım arazilerinin azaldığına yönelik bir söylem üzerine, "Çok dikkatli olalım arkadaşlar. arazilerinizi satmayın, fırsatçılara vermeyin. Bu araziler çok değerli." dedi.

Gelirken kendisine bu bölgedeki tarım arazilerinin satıldığını söylendiğini aktaran Fakıbaba, gelecek 15 yılın en büyük silahının gıda, tarım ve hayvancılık olacağının altını çizdi.

Ahmet Eşref Fakıbaba, Katar'ın her ülkeye tırlar dolusu para gönderebileceğini ancak tarım ürünü gönderemeyeceğini kaydederek, "Demek ki para her şeyi halletmiyor. Hep beraber üreteceğiz, üreteni destekleyeceğiz, çalışacağız." diye konuştu.

Başbakan Binali Yıldırım'ın kendisine ilk direktiflerinden birisinin tarım girdilerinin, mazot ve gübrenin maliyetinin düşürülmesi olduğunu dile getiren Fakıbaba, "İnşallah bu konuda da bu kardeşiniz elinden gelen her türlü imkanı halkın refahı için kullanacaktır." ifadesini kullandı.

"Tekirdağ tarım ve hayvancılığın başkenti"

Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan, Tekirdağ’ın ülkenin önemli bir tarım merkezi olduğunu belirterek, "Aynı zamanda sanayi, gıda sanayisi ve tarım makinelerinin üretimi konusunda Türkiye'nin öncü şehirlerinden." dedi.

Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Tekirdağ'ın Türkiye'de tarım ve hayvancılığın başkenti olduğunu belirterek, bu şehirde üretilen ayçiçeği, buğday, kanola gibi ürünlerden bahsetti.

Tekirdağ'da üretilen süt miktarının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu dile getiren Albayrak, "Tekirdağ'ın tarımına Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğümüz ile beraber çalışarak katkıda bulunduk." dedi.

Albayrak, tarım ve hayvancılık alanında yaptıkları çalışmalardan bahsederek, Tekirdağ'ın bu alanda ülkenin parlayan yıldızı olduğunu sözlerine ekledi.

 

Çölyak Hastalarına Müjdeli Haber!

Daha önce otel ve lokantalara “porsiyonları küçültün” çağrısı yapan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tüketicilere de, “Lüks yerlerde ihtiyacınızdan fazla gelen, artan yemekleri paketletip, evinize götürün” diye seslendi. Fakıbaba, özel gıdalarla beslenmesi zorunlu olan Çölyak hastalarına ucuz gıda temini için firmalarla diyaloga geçeceği müjdesini de verdi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, gazetecilerle sohbetinde, “porsiyonlar küçülmeli” sözüne açıklık getirdi, Çölyak hastalarına da müjde verdi.
 

“Bir porsiyon üç kişilik geliyor”

Dünyada yaşayan 7 milyar insanın 4 milyar ton gıda tükettiğini ve 1.3 miyar ton gıdanın çöpe gittiğini yineleyen Fakıbaba, lüks yerlerde yemek yerken bir porsiyon sipariş edildiğinde, üç kişilik geldiğini vurguladı. Fakıbaba, “Kardeşim günah değil mi, yarım porsiyon getirirsin, doymazsa çeyrek porsiyon daha getirip fiyatını ona göre yazarsın” dedi.

“Porsiyonlar küçülmeli’ sözüm yanlış anlaşılmasın”

İsrafın sonunun iflas olduğunu da yineleyen Bakan Fakıbaba, bu kapsamda söylediği “Porsiyonlar küçülmeli” sözünün de yanlış anlaşılmamasını istedi. Fakıbaba şöyle devam etti:

“Lüks yerlerde ihtiyacımızdan fazla gelen yemeğin hepsini yiyemiyoruz. Ne olabilir? Gelmiştir, kalanı paketletip alır evinize götürüp, evinizde değerlendirirsiniz. Ben bunu yapıyorum, yapmaya başladım. Pilavı, karpuzu, eti ayrı paketletiyorum. Tertemiz paketleniyor. Ben yiyemiyorum ama yiyecek çok insan var. Çöp kutusundan topluyor insanlar. Çöp kutusundan toplayacağına ben ona veririm.”

Porsiyon konusunun bir kampanyaya da dönüşebileceğini bildiren Fakıbaba, bunun sadece yiyecek değil, başka birçok şey için de geçerli olduğunun altını çizdi. Ahmet Eşref Fakıbaba, “Benim ihtiyacım olan iki elbise. Üç elbisem varsa birisi gitsin. Bunu bir yaşam tarzı haline getirmek gerekiyor. Bu çok zor değil. Kültüre de, dinimize de, her şeye çok uygun” ifadelerini kullandı.
 

Çölyak hastalarına müjde

Daha önce TBMM’de Çölyak hastalarıyla ilgili kurulan komisyonda yer aldığını, belediye başkanlığı döneminde de bu hastalıkla mücadele edenlere destek verdiğini de kaydeden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, “Madem Gıda Bakanlığı yapıyorum, bu insanlara nasıl yardım ederiz diye de düşünüyorum. O insanların beslenmesi özel. Alacakları gıda ürünü 5 lira ise Gıda Bakanı olarak diyalog kuracağım firmalardan daha ucuza alır, o hastalara daha ucuza verebiliriz” diye konuştu.

Desteklemelere Revizyon

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kısa süre içerisinde tarım, hayvancılık ve gıda alanında yeni düzenlemelere gideceklerini bildirdi.

Öncelikli olarak tarımsal desteklemelere yoğunlaştıkları ifade eden Fakıbaba, şunları kaydetti:

"Desteklemelerde düzenlemelere gidilecek. Örneğin, ürün ülke için çok elzem bir üründür fakat çiftçi ürettiği zaman zarar ediyordur onun için devlet destek verir. O ürünün kalitesini ve miktarını artırır. Eğer böyle bir ürün yoksa desteğin de olmaması lazım. Örneğin pamuk bizim ürettiğimiz bir ürün ve tüketime kafi gelmiyor, dışarıdan ithal ediyoruz. O zaman pamuk desteklenecek ki dışarıdan ithal etmeyelim. Yeni bir destekleme modeli çıkacak, bu modelde çiftçi de üretici de tüketici de rahatlayacak, bu konuda kapsamlı çalışma yapılıyor."

Bakan Fakıbaba'dan Müjde

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kurban Bayramı’nda üreticinin de tüketicinin de fiyatlardan memnun olacağını söyledi.

Şanlıurfa’da çeşitli ziyaretlerde bulunan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kurbanlıkla ilgili çalışmaların yapıldığını ancak bir fiyat telaffuz edemeyeceğini belirterek, “Fiyatın ne olacağı konusunda bir şey söylemem mümkün değil. İşi rakamlarla ifade etmem ama Fakıbaba olarak, samimi bir şekilde cumhurbaşkanımızın bana direktifi herkesin mutlu olabileceği, üreticinin, tüketicinin, esnafın, kasabın, sanayicinin, üretenin herkesin dengeyi bulabileceğimiz bir sistem bulacaksın dedi. Ben de emrin olur dedim ve arkadaşlarla birlikte onun için çalışıyoruz ama kurbanda fiyatlar böyle olacak, şöyle olacak demem bana göre doğru olmaz. Biraz beklemek lazım ama şunu söyleyebilirim, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak benden önceki bütün arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. Bir bayrak teslim aldım. Amacım bu bayrağı en iyi şekilde, en hızlı şekilde benden sonra gelen arkadaşıma vermektir. Bu süreç içerisinde de Allah’ın izniyle takım olarak başta cumhurbaşkanımız, başbakanımız, bakanlarımız, milletvekillerimiz, hep birlikte bu halkın daha mutlu, daha sağlıklı yaşayabilmesi için elimizden geleni yapacağız. Üreticinin de tüketicinin de mutlu olabileceği çalışmamız yapılıyor. Genelgelerimizde ne varsa uygulanır. Devlette devamlılık esastır. O devamlılıkta ne varsa onlar muhakkak uygulanır” ifadelerini kullandı.

FAO-Türkiye Ortaklık Programı Gerçekleşti

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Avrupa ve Orta Asya'dan sorumlu Genel Direktör Yardımcısı Vladimir Rakhmanin, Türkiye'nin tarım sektöründe en büyük üreticilerden biri olduğunu belirterek, "Türkiye'nin tarım sektörü son yıllarda ortalama yüzde 5 büyüdü. Ülkenin tarımsal nüfusu azalmasına rağmen üretimde daimi bir artış gösterdi." dedi.

FAO-Türkiye Ortaklık Programı'nın (FTPP) ikinci aşamasının ulusal tanıtım toplantısı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın katılımıyla CerModern'de gerçekleştirildi.

Rakhmanin, toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin bölgede gıda güvenliğini ve tarımsal kalkınmayı desteklediğini söyledi.

FAO ve Türkiye'nin, Ortaklık Programı'nın ikinci aşaması konusunda gerekli müzakereleri yürüttükten sonra bir anlaşmaya vardığını ifade eden Rakhmanin, "Hedefimiz bu aşamada Türkiye'nin deneyimini bölgedeki ülkelerle paylaşmak ve katılımcı ülkeler arasındaki mevcut olan uluslararası iş birliğini geliştirmek." diye konuştu.

Rakhmanin, söz konusu programın ilk aşamasının başarılı bir şekilde tamamlandığını kaydederek, bu kapsamda toplam 28 projenin uygulandığı ve bunların 10 milyon dolarlık bir bütçesi bulunduğu bilgisini verdi.

Türkiye'nin tarım sektöründe en büyük üreticilerden biri olduğunu vurgulayan Rakhmanin, "Türkiye'nin tarım sektörü son yıllarda ortalama yüzde 5 büyüdü. Ülkenin tarımsal nüfusu azalmasına rağmen üretimde daimi bir artış gösterdi." ifadelerini kullandı.

Rakhmanin, 2020'ye kadar sürecek programa büyük önem verdiklerinin altını çizerek, "İnanıyoruz ki mevcut iş birliğimizi geliştirecek bir çalışma olacak. Açlığa karşı mücadelemizi birlikte yürüteceğiz. Gıda güvenliğini arttırırken özellikle de iklim değişiminin yaşandığı şu dönemde sürdürülebilir tarımsal kalkınmayı artırmış, doğal kaynakaların sürüdürülebilir kullanımını geliştirmiş olacağız." değerlendirmesinde bulundu.

"Türkiye, Suriyeli mültecilerin korunmasına yönelik tutarlı çaba gösteriyor"

Türkiye'nin Suriyeli mültecilerin korunmasına yönelik tutarlı bir çaba gösterdiğini belirten Rakhmanin, FAO'nun Türkiye ile yakın iş birliği içerisinde Suriyeli mültecileri desteklemek konusunda tarım alanında çalışmalar yürüttüğünü hatırlattı.

Rakhmanin, FAO'nun 2018'de Uluslararası Göç Örgütü ile birlikte Birleşmiş Milletler Küresel Göç grubunun eş başkanlığını yürüteceğine dikkati çekti. Gelecek yıl Türkiye'nin FAO üyesi olmasının 70. yıl dönümünü kutlayacaklarını söyleyen Rakhmanin, bunun Türkiye'nin dünyadaki gıda güvenliğine ne kadar katkı sunduğunu hatırlamak için iyi bir fırsat olduğunu dile getirdi.

Konuşmaların ardından Rakhmanin ve Fakıbaba program kapsamında açılan fotoğraf sergisini gezdi.

Söz konusu program, Orta Asya ve Kafkaslar'daki ülkelerde gıda güvenliğini sağlamaya ve kırsal yoksullukla mücadeleye odaklanıyor.

Türkiye, 2006'da başlayan ve 5 yıllık bir dönem için 28 projeyi kapsayan programa 10 milyon dolar katkıda bulunmuştu. Programın ikinci aşaması için Türkiye 20 milyon dolarlık daha katkı sunmayı taahhüt etmiş, böylece Türkiye'nin toplam katkısı 30 milyon dolara yükselmişti.

Bakan Fakıbaba,Rumen Porodzanov Bir Araya Geldi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Bulgaristan Tarım, Gıda ve Ormancılık Bakanı Rumen Porodzanov ve beraberindeki heyetle Bakanlıkta bir araya geldi.

Göreve yeni geldiğini söyleyerek başlayan Fakıbaba, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki iş birliği ve dostluğun tarihin köklerine kadar gittiğini dile getirdi.

İki ülke arasındaki dış ticaret hacmine işaret eden Fakıbaba, bunu yeterli görmediklerini belirtti. Fakıbaba, tarım sektöründeki bazı problemleri dost ve müttefik ülkeler olarak aşabileceklerini belirterek, şöyle devam etti:

"Taze sebze ve meyve ihracatımızın yüzde 90'ı Bulgaristan kapısından geçmektedir. Buradaki kontrollerden dolayı bazı sıkıntılar yaşanıyor. Öte yandan AB'den ithal ettiğimiz canlı hayvanların Türkiye'ye girişi de Bulgaristan'dan yapılmaktadır. Burada beklemeden dolayı bazı sıkıntılarımız var ama doktor ve finansçı olan iki tarım bakanının bu sorunları çözeceğine ve ilişkileri çok daha iyi yerlere getireceğine yürekten inanıyorum."

"Biraz zaman istiyoruz ancak bu çok uzun bir süreyi kapsamıyor"

Fakıbaba, gazetecilerin Kurban Bayramı ve et fiyatlarına ilişkin sorularını cevaplarken de göreve dün başladığını tekrarladı. İlk gün saat 02.00'ye kadar Bakanlıktaki yetkililerle görüş alışverişinde bulunduklarını anlatan Fakıbaba, şöyle konuştu:

"Mutlaka ve mutlaka (et fiyatları konusunda) önlem almamız gerektiğini biliyoruz. Hem üreticiyi hem tüketiciyi mutlu etmek devlet, bakanlık ve hükümet olarak bizlerin görevi ama benim bugün Ahmet Fakıbaba olarak ilk günden peşinen bir şey söylemem doğru olmaz. Halkımız her şeyin en güzelini hak ediyor. Biraz zaman istiyoruz ancak bu çok uzun bir süreyi kapsamıyor. Bu konuda mutlaka tedbirlerimizi alacağız ve kısa zamanda halkımıza açıklayacağız. Onun için 'biraz sabır' diyorum. Kurban Bayramı'nda bütün vatandaşlarımızın bütçelerine uygun kurban kesimi yapmaları da hepimizin arzusu."

"Tarım ve hayvancılık dünyanın en önemli sektörlerinden biri"

Konuk bakan Porodzanov da Bakanlık görevini devralması nedeniyle Fakıbaba'yı tebrik etti.

Tarım ve hayvancılığın dünyanın en önemli sektörlerinden biri olduğuna dikkati çeken Porodzanov, bu alanlarda büyük tecrübe sahibi olan iki ülke için ziyaretin çok önemli olduğunu söyledi.

Porodzanov, Fakıbaba'nın ilk dış kabulü olması nedeniyle bu görüşmenin kendileri için de güzel bir tesadüf olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Bizim gayemiz bugüne kadar iyi gelişen ikili ilişkilerin bundan sonra daha üst seviyelere taşınmasıdır. İki ülkenin buna ortak çaba göstereceğine inancımız tam. Bulgar ve Türk hükümetlerinin çok sağlam zemine oturmuş ilişkileri var. Bundan sonra da daha iyi bir iş birliğine imza atacağımıza eminim. Size ve ekibinize yeni görevinizde başarılar dilerim."

Bakan Fakıbaba, konuşmaların ardından göreve başlaması nedeniyle konuklara ve basın mensuplarına gül takdim etti.

Toplantı daha sonra basına kapalı sürdü.

"Kolumuzu Değil Canımızı Ortaya Koyacağız"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kurbanlık fiyatlarına ilişkin, "Fiyatları rahatlatmak için kolumuzu değil, vücudumuzu, canımızı ortaya koyacağız. Yeter ki, hem üreticimiz hem tüketicimiz kazansın. Havadan para kazanmak isteyenler hayal kırıklığına uğrayacak, buna müsaade etmeyeceğiz." dedi.

Fakıbaba, Latanya Hotel'de düzenlenen, Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Olağanüstü Genel Kuruluna katıldı.

Türkiye'nin gıda, tarım ve hayvancılıkta çok başarılı olacağına inandığını belirten Fakıbaba, her zaman üreticinin yanında duracağını söyledi.

Olağanüstü Genel Kurula konuşmak için gelmediğini dile getiren Fakıbaba, "Buraya başkanla toplantı yapmak için geldim, hepimiz o eli öpülesi çobanla çalışacağız. Siz toplumun ilacısınız. Hep haktan, eşitlikten yanayım. Üretici üretecek, insan gibi parasını kazanacak ama tüketicimize de sahip çıkacağız. Bu dengeyi kurmak zorundayız. Yetiştirici, çoban arkadaşım emek verirken, birileri parasının varlığına güvenip stok yapacak, ondan sonra gariban adam da ezilecek, yok öyle bir şey. Bu Fakıbaba'nın kitabında yazmaz, stokçuluk yaparak bedavadan para kazanmak yok." diye konuştu.

 "Haklı olan bütün isteklerinizi yapacağız"

Fakıbaba, köylerin birer cennet olduğunu ve insanların oralarda hayatlarını sürdürebilmelerini sağlamayı amaçladıklarına işaret ederek, "Bunu nasıl sağlayacağız, o çoban arkadaşımız başımızın tacı olacak. Herkes memura kız vermek istiyor. Biz ne zaman başarılı olacağız, çobana kız vermeye çalışan insanlar olduğunda." ifadelerini kullandı.

Çobanların, Türkiye'nin sigortası ve efendisi olduğunu dile getiren Fakıbaba, şöyle devam etti:

"Kırsaldan kente göçü önlemenin yolu, çoban sayısını artırmaya bağlı. Toprağı ve yeşili korumanın yolu, köyde yaşayan kardeşlerimin kıymetini bilmemize bağlı. Faruk Bey bana önemli bir bayrak devretti, şimdi sıra Fakıbaba'da. Sizlerle beraber samimi, el ele, haklı olan bütün isteklerinizi yapacağız. Benim sizlerden istediğim, hak ettiğimiz şeyi elde edeceğiz, fazlasını istemeyeceğiz, fazlası da tüketicinin olacak."

"Havadan para kazanmaya müsaade etmeyeceğiz"

Fakıbaba, kurbanlık fiyatlarına ilişkin bir soru üzerine de bu konuda samimi şekilde üretici ve tüketicinin haklarını koruyan bir çalışma yapacaklarını belirterek, "Cumhurbaşkanımız özellikle 'Fakir fukaraya gerekli desteği vereceksin Fakıbaba.' dedi, ben de 'Emriniz olur efendim.' dedim. Kurbanlık fiyatlarını rahatlatmak için kolumuzu değil, vücudumuzu, canımızı ortaya koyacağız. Yeter ki hem üreticimiz hem tüketimiz kazansın. Havadan para kazanmak isteyenler, hayal kırıklığına uğrayacak, buna müsaade etmeyeceğiz." dedi.

Stok yaparak vatandaşı zor durumda bırakanların malının elinde kalacağını vurgulayan Fakıbaba, tüketici hak ettiği fiyata ürün alırken, üreticinin de kazanacağını söyledi.

TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik de geçen yıl nisan ayında göreve başladığını dile getirerek, Birliğin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ülke için çalışmaya devam edeceklerini söyleyen Çelik, "Bakanım, siz geminin kaptanısınız, biz mürettebatıyız ve her zaman emrinizdeyiz." ifadesini kullandı.

Konuşmaların ardından Çelik, Fakıbaba'ya plaket takdim etti.

Çin'e İlk Kez İhraç Edilecek!

İki yıldır devam eden görüşmeler anlaşmayla sonuçlanırken 9 firmaya bu ülkeye ihracat izni verildi. Çinliler Türk kirazı ile ağustos ayı başında tanışmış olacak. Hedef ise bu sezon 15-20 ton ihracat yapmak.

Türkiye yılda ortalama 400 bin tonluk üretimle dünyadaki kiraz üretiminin yaklaşık beşte birini karşılıyor. Bu üretimin 70 bin tonu başta Avrupa ve Rusya olmak üzere çeşitli ülkelere ihraç ediliyor.

Uzakdoğu pazarı ise henüz Türk kirazının yeteri kadar giremediği bir pazar. Çin, Japonya ve Tayland gibi ülkelerin özel şartları nedeniyle bu ülkelere şimdiye kadar hiç ihracat yapılamazken, Singapur, Hong Kong ve Malezya’ya ise ufak miktarlarla da olsa ürün gönderimi yapılabiliyor.
 

Yıllık 100 bin ton ithalat ile kiraz açısından en önemli pazarlardan birisi olan Çin’e ise artık ihracat kapısı açıldı. 2015 yılında yapılan G20 zirvesi sırasında iki ülke arasında başlayan görüşmeler aradan geçen dönemde heyetlerin çeşitli temaslarının ardından anlaşma ile sonuçlandı.

Çin hükümeti yaklaşık 10 gün önce, kayıtlı bahçesi, soğuk hava deposu ve paketleme tesisleri olan toplam 9 Türk firmasına kendilerine ihracat yapabilmesi için resmi yetki verdi.İhracat yapma yetkisi alan firmalardan Alanar Tarım Genel Müdürü Hamdi Taner, haberturk.com’a

yaptığı açıklamada, Çin’e ihracatın çok önemli bir gelişme olduğunu ve sektöre büyük bir kapı açabileceğine dikkat çekti. Çin’e kiraz ihracatının çok büyük bölümünü ABD ve Şili’nin yaptığını anlatan Taner, doğru bir strateji ile Türkiye’nin yaz dönemi ihracatında ABD’nin yerini alabileceğini belirtti.

Bu ülkeye ihracat yapabilmek için bazı şartların gerekli olduğunu ve şimdilik 9 firmaya yetkinin verildiğini anlatan Taner, şöyle konuştu:

Hedef ABD'nin Yerini Almak

“Öncelikle kirazların Türkiye’de 16 gün soğuk hava deposunda 1 derecenin altında kalması gerekiyor. Bu uygulamanın amacı meyvenin içinde meyve sineği veya larva varsa ölmesi. Türkiye’de böyle bir risk olmasa da Çin zorunlu tutuyor ve bu zararlıların riskini almak istemiyor. İhracat ancak bundan sonra gerçekleşecek.

Biz ilk ihracatı Ağustos ayı başında gerçekleştireceğimiz tahmin ediyoruz. Firma olarak bu sezonda 5-6 ton ihracat yapabileceğimizi düşünüyoruz. Diğer firmalarla birlikte toplamda 15-20 ton arası ihracat olabileceğini tahmin ediyorum.”

Çin pazarı için uzun yıllardır hazırlık yaptıklarını ve buna uygun deneme üretimleri gerçekleştirdiklerini anlatan Taner, “Türkiye’de en çok ihraç edilen kiraz cinsi Ziraat 900. Bunun yanında daha dayanıklı olan Regina ve Royal King çeşitleri de var. Hepsinden göndereceğiz.

İlk yıla bir deneme gibi bakıyoruz. Asıl olarak önümüzdeki seneden itibaren ağırlık vereceğiz. Türk firmaları olarak hedefimiz Çin pazarına her yıl yaz döneminde 40-50 bin ton kiraz ihraç eden ABD’nin hegamonyasını kırmak ve Çinlileri Türk kirazına alıştırmak” dedi.

 

Fındıkta Külleme Rekolteyi Düşürür Mü?

Türkiye’nin önemli ihracat ürünlerinden olan fındıkta yeni sezon öncesi merakla beklenen rekolte açıklaması öncesi külleme hastalığı baş göstermeye başladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in açıklaması beklenen fındık rekoltesi öncesi bazı kesimler tarafından açıklanan 700 bin ton rekolteye tepki üreticiler tepki gösteren Giresun Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı ve Tirebolu Ziraat Odası Başkanı Erim Yaman, tekelcilerin fındığın fiyatını belirlemek için yeni sezon öncesi de çabaya girdiğini söyledi.

Resmi olarak açıklanmayan ve tahmini olarak ise piyasaya yansıtılmaya çalışan 700 bin ton rekoltenin doğruluk payının son bir haftada külleme hastalığı yüzünden gerçeği yansıtmayacak şekilde düştüğünü ifade eden Yaman, “Fındığın rekoltesini yüksek göstererek fiyatı aşağıya çekmeye çalışıyorlar. Resmi olmayan bir 700 bin ton rekolte söylentisi, son bir haftada yaşanan külleme dökülmeleriyle darbeye uğradı. Resmi olarak rekolte açıklamasını Sayın Bakanımız Faruk Çelik’in açıklanmasını bekliyoruz” dedi.

Sezon öncesi fındık fiyatının 9 lira seviyesinde seyrettiğini belirten Yaman, “Sayın Başbakan Yardımcımız Nurettin Canikli’de açıklamalarında, ‘Fındık fiyatı üreticinin istediği düzeyde olmazsa TMO’yu devreye sokacağız’ demişti. Üreticiler olarak bu sene fiyatın tekelcilerin elinde değil devletin kontrolünde olacağını düşünüyoruz. TMO’nun devreye girmesi geçtiğimiz sezon için bekleneni sağlayamadı ama bu sene için tek umudumuz TMO oldu. İhracatçı milletin fındığını ucuza almaya çalışıyor, biz devletimize güveniyoruz. Devletimizde bizi mağdur etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Şeftali Üretiminde Rekor!

Türkiye’nin en önemli şeftali üretim merkezlerinden Bursa’nın İnegöl İlçesi’nde, ismini, yetiştirildiği İsaören Mahallesinden alan, 6 gün raf ömrü olan tüylü ve tüysüz olarak özel olarak yetiştirilen şeftalide bu yıl üretim rekor kırıldı.

İsaören Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ne ait soğuk hava deposunda muhafaza edilen şeftali hasat dönemini değerlendiren Ziraat Odası Başkanı Sezai Çelik, İnegöl ürün deseni bakımından zengin bir ilçe. Diğer ilçelerde iki üç tür ürün yetiştirilirken, bizde çok çeşitli ürün üretimi yapılıyor. İsaören mahallemizde yıllardan bu yana şeftali üretimi yapılıyor. İnegölün bazı köylerinde de şeftali üretiliyor ama İsaören mahallemizde üretim daha fazla. İnegölde 15 bin ton şeftali üretiminin 6 bin tonunu İsaören karşılıyor. Şeftalinin kilosu 1 liraya satılıyor. Bizim beklentimiz 1.6- 1.7 TL arasındaydı. Bu fiyatlarla çiftçimiz para kazanamaz. Bursa Büyükşehir Belediyesine bağlı Tarım A.Ş.den isteğimiz olacak. Bursada siyah İncirin pazarlamasında daralma olduğu zaman nasıl ki el atıyorlarsa, aynı şekilde de bizde şeftali konusunda destek isteyeceğiz. Bursanın en çok Şeftali üretimi İnegölde yapılmaktadır. İnegöl şeftalisi Bursanın parlayan yıldızı dedi.

İsaören Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Erhan Ulu ise Bizler mahallemizde 50 yıldan bu yana şeftali üretimi yapıyoruz. Hasadımız başladı. Çok zor şartlarda ürün yetiştirmeye çalışıyoruz. Çocuklarımızla birlikte yağmurda çamurda ürün yetiştirmeye çalışıyoruz. Fakat bu sene şeftali fiyatları çok dibe vurdu. Bu sene şeftali fiyatlarında 1.6 veya 1.7 TL arasında bir beklentimiz vardı. Şu anda bir liraya şeftali satışı yapıyoruz. Geçen yıl kilosunu 50 kuruşa aroma fabrikalarına satış yapıyorduk, bu yıl aroma fiyatları da 30 kuruşa düştü. Bazı üreticilerimiz ürünlerini toplamıyor bile. Bizim tek geçim kaynağımız şeftali. Bu gün ürettiğimiz şeftaliyi 1 liraya satıyoruz ama pazarda bu fiyat 2 ila 2.5 lira arasında değişiyor. Aradaki sorunların kalkması gerekiyor diye konuştu.

İsaörende üretilen şeftalinin raf ömrünün uzun olduğuna dikkat çeken Ulu, Ürettiğimiz şeftalinin en büyük özelliği de, diğer bölgelerde üretilen şeftalilere göre raf ömrü uzun. Allahın bir nimeti bu. Normalde bir şeftalinin raf ömrü 2 veya 3 gündür ama bizim ürettiğimiz şeftalinin raf ömrü 6 gündür ifadelerini kullandı.
 

2017 Buğday Fiyatları Açıklandı!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik Konya Sarayönü'nde 2017 yılı buğday alım fiyatını açıkladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "2017 yılı için Anadolu ekmeklik kırmızı sert buğdayın alım fiyatı, ton başına 940 lira olarak belirlenmiştir. Açıklanan fiyatlara, kaliteye göre yüzde 5'e kadar da ilave artış uygulanacaktır." dedi.

Çelik, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce, Gözlü Tarım İşletmesinde düzenlenen 67. Geleneksel Hasat Bayramı'nda yaptığı konuşmada, geçen yıla göre bereketli bir yıl yaşandığını söyledi.

Hububat üretimi için iki güzel gelişmenin yaşandığına işaret eden Çelik, üretimin ve kalitenin arttığını dile getirdi.

Çelik, geçen yıla göre hububatta yüzde 4,5'lik artışla toplamda 37 milyon ton hububat üretimi beklediklerini belirterek, "Bu yıl kalitede yüzde 10'luk bir artış olduğunu belirtmek istiyorum. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) mayısta başlayan hasat dönemiyle beraber 6 Haziran'dan itibaren üreticilere depolama ve finansman sağlamak amacıyla emanet ürün alımlarına başladı." diye konuştu. 

TMO'nun bugüne kadar 400 bin ton emanet ürün alımı gerçekleştirdiğini dile getiren Çelik, çiftçilerin teslim etmek üzere randevu aldığı miktarın ise 1,2 milyon ton civarında olduğunu belirtti.

Çelik, hasat başlangıcından bugüne kadar piyasaları yakından takip ettiklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"Hasadın yoğunluğuna ve yüksek rekolteye bağlı olarak piyasa fiyatlarının gevşemesi sonucu bugün itibarıyla TMO'nun müdahale fiyatını açıklaması ihtiyaç. Bunu gidermek için açıklamayı yapma zarureti doğmuştur. Bazı bölgelerde ekmeklik buğday 980 liranın üzerinde işlem görmektedir. Bazı bölgelerde de 850 ila 900 lira arasında işlem görmeye başladığını müşahade etmiş bulunuyoruz. Bunu dikkate alarak Anadolu kırmızı sert ekmeklik buğdayın fiyatı tabii ki bir taban fiyat. Bu taban fiyat üzerinde değer bulacak, buna inanıyoruz. 2017 yılı için Anadolu ekmeklik kırmızı sert buğdayın alım fiyatı, ton başına 940 lira olarak belirlenmiştir. Açıklanan fiyatlara, kaliteye göre yüzde 5'e kadar da ilave artış uygulanacaktır. Bu durumda üreticimiz kalitesine göre buğdaylarını 990 liraya kadar TMO'ya satabileceklerdir."

Saymakla Bitmeyen Faydaları Var

Yaz meyvesi olan karpuz fiyatının da düşmesiyle birlikte sofralarımızı süslemeyi sürdürüyor. Kimi zaman sokak arasında çığırtkan manavdan, kimi zaman da büyük marketlerin süslü raflarından aldığımız karpuz saymakla bitmeyen şifayı da içerisinde barındırıyor.

Hemen hemen birçok kişinin hayır diyemediği karpuz, antioksidan özellikleri sayesinde kanseri önlemeye yardımcı oluyor. Karpuz, saç ve deri hastalıkları gibi birçok sağlık problemine karşı doğal bir koruma sağlayarak, yüzde 92’lіk su oranıyla ferahlatıcı bir etkiyi de bizlere sunuyor.

Uzmanlar tarafından yapılan analizlere göre karpuz; protein, magnezyum, vitamin B ve iyi yağ içermektedir. Bunun yanı sıra karpuz, vücut sisteminde gerekli olan zengin lif ve mineral kaynakları bakımından da zengindir. Karpuzun tohumları gıda ürünlerinde kullanıldığında, önemli tıbbi, sağlık ve ekonomik faydalar sağlamaktadır.

                                   Karpuzun faydaları nelerdir?

• Su içerdiği için günlük tüketmemiz gereken sıvı ihtiyacını karşılar.

• Kırmızı meyvelerde antosiyanin ve likopen yüksektir ve bunlar kalp hastalıkları, kalp krizi ve bazı kanser türlerine (özellikle prostat) karşı koruyucudur.

• Lif içerdiği için bağırsakları çalıştırır.

• C vitamini ve folik asit yüksektir. C vitamini hastalıklara karşı koruyucu en iyi antioksidan vitaminlerden biridir.

• Kırmızı meyveler inflamasyonu azaltır ve antioksidan özelliklere sahip bazı flavonoidler içerir. Karpuzun bu nedenle hastalıklara karşı koruyucu ve bağışıklığı güçlendirici etkisi vardır.

Göllerimiz Yavru Balıklarla Buluşacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, balıklandırma çalışmaları kapsamında 5 milyon yavru sazan balığını göl ve göletlere bırakmaya başladıklarını belirterek, “Bakanlık olarak, su ürünleri kaynaklarımızın ve su ürünlerinin sürdürülebilir kullanılması ve gelecek nesillere miras olarak bırakılmasının sağlanabilmesi, deniz ve iç sularımızdaki su ürünleri stoklarının takviyesi amacıyla “Su Kaynaklarının Balıklandırılması Projesi”ni yürütüyoruz" dedi.

5 milyon adet yavru sazan balığının belli başlı göllere bırakılacağını belirten Bakan Çelik, "Proje kapsamında, Bakanlığımıza bağlı Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü Kepez Üretim Tesisleri’nde üretimi devam eden 5 milyon adet yavru sazan balığının Eğirdir, Beyşehir, İznik ve Uluabat gölleri başta olmak üzere 59 ilde yer alan 591 göl ve gölete bırakılmasına başlandı. Geçen hafta başlayan balıklandırma çalışması Ekim ayında tamamlanacak" ifadelerini kullandı.

Anadolu’muzun ekonomik ve tabii türleri arasında yer alan ve vatandaşlar için için kaliteli bir protein ve balıkçılar için önemli bir gelir kaynağı olacağını söyleyen Bakan Çelik şunları söyledi:

"Sazan balığıyla beraber her yıl ortalama toplam 5 milyon adet kalkan, mersin ve karadeniz alabalığı yavruları göl ve göletlere bırakılıyor. Bu yıl yapılacak balıklandırma çalışmalarıyla birlikte 2002 yılından bu yana toplam 80 milyon adet yavru balık, göl ve göletlere bırakılmış olacak. Balıkçılığımızın sürdürülebilir olması kurallara bağlı avcılık ile mümkün. Tüm balık türleri stoklarının gelecek nesillere aktarılabilmesi için av aracı, balık boyu, av zamanı ve yer yasaklarına uyulması ve en az bir kez üremelerine imkân tanınması, sürdürülebilir balıkçılık yönetimi açısından büyük önem arz ediyor.Gelecek yıllarda da yeni balık türlerini iç sulara bırakarak, vatandaşlarımızın sağlıklı ve kaliteli proteine ulaşmasına yönelik çalışmalar sürdürülecektir.”
 

En Büyük Bahçede Hasat Dönemi!

Yozgat’ın Kadışehri ilçesine bağlı Kabalı köyünde, vatandaşların tarlalarını birleştirerek Türkiye’nin en büyük meyve bahçesi haline getirdikleri arazide kiraz hasadı başladı.

Yozgat’ın Kadışehri ilçesine bağlı Kabalı köyünde, vatandaşların tarlaları birleştirilerek 5 bin dekar alanda Türkiye’nin en büyük meyve bahçelerinden biri haline getirdiği arazinin bin 200 dekarında yetiştirilen 52 bin kiraz ağacında hasat başladı.

Kabalı köyü sakinleri, uygulamaya koydukları Deveci Havzası Meyvecilik Entegrasyon Projesi kapsamında tarlalarını birleştirerek 10 bin 920 dekar tarım alanı ortaya çıkardı. 5 bin dönümlük kısmında meyve üretimi yapılan bahçede, elma, armut, şeftali ve kiraz yetiştiriliyor.

 Arazilerini kiraya veren köylülerin maaş alarak çalıştığı meyve bahçesi, yöre halkından yüzlerce kişiye iş imkanı sağlıyor.

Meyve bahçesinde incelemelerde bulunan Yozgat Valisi Kemal Yurtnaç, bu tür uygulamaları desteklediklerini söyleyerek, “Yıllar önce Kadışehri ilçemizin Kabalı köyünde 5 bin dönümlük bir arazide çeşitli meyveler dikilmiş.

Türkiye Dünya Lideri

2016 verilerine göre Türkiye 535 bin ton ile kiraz üretiminde dünya birincisi konumunda. Türkiye’yi üretimde 345 bin ton ile ABD, 220 bin ton ile Çin takip ediyor.

Yeni bir toplulaştırma projesi gibi yapılmış. Bunun sonucunda bir firma gelmiş buradaki tüm hasadı alıp götürüyor. Bu da Yozgat’ta üretimin bir merkez haline gelmesi demektir” dedi.

 Bu proje ile Kabalı köyünde göçün tersine döndüğünü vurgulayan Vali Yurtnaç, Kabalı’dan başka illere çalışmaya gidenlerin artık hem kendi köylerinde hem de sigortalı olarak belli bir ücret dahilinde çalışacaklarını da söyledi.

 Vali Yurtnaç, Kabalı projesi gibi üç köyde daha çalışma yaptıklarına değinerek şu ifadelere yer verdi:

“Bunların kimisinde vişne olacak, kimisinde ayva, kimisinde ise üzüm olacak. Yozgat’ı özellikle ihracatçılar için bir merkez haline getirmeye çalışıyoruz. Bu sadece Yozgat için değil tüm Türkiye için örnek olması gereken bir proje.

Biz bu projeyi yaygınlaştıracağız, destekleyeceğiz daha büyütmeye gayret edeceğiz. Türkiye’de tarımdaki gelişmenin yolu toplu üretimlerdir, toplu üretim olunca toplu satış da oluyor. Burası bir pazar merkezi haline geliyor. Yozgat’ı bu manada tarım ve hayvancılıkta pazar yeri haline getirmeye gayret ediyoruz”

Kaynak:www.sozcu.com.tr

Malatya Kayısısına Avrupa Vizesi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Malatya kayısısının AB tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildiğini belirterek, “AB’de coğrafi işaret olarak tescil edilen bin 401 adet gıda ve tarım ürünün 3’ü Türkiye’den. Bunlar Antep baklavası, Aydın inciri ve Malatya kayısısı. Artık sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da incir dediğiniz zaman Aydın, baklava dediğiniz zaman Gaziantep, kayısı dediğiniz zaman Malatya akla gelecek” dedi.

Malatya kayısısının Avrupa Birliği (AB) tarafından coğrafi işaret olarak tesciline ilişkin sertifika töreni Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Küçük Ev Toplantı Salonu bahçesinde gerçekleşti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, AB ile ilgili yolculuğun 1963 Ankara Anlaşması'yla başladığını anlatarak, “Avrupa Parlamentosu çok farklı tavsiye kararları alsa da komisyonun o süreçte bile Türkiye’de faaliyetleri sürdürmesi takdire şayandır. İnişli çıkışlı bir seyir izleyen Türkiye AB ilişkilerinde pozitif bir gündemle sizleri Bakanlığımda ağırlamaktan gerçekten büyük memnuniyet duyuyorum” ifadelerini kullandı.

“Geçen yıl 314 milyon dolar civarında yaş ve kuru kayısı ihracatı gerçekleştirdik”

Besin değeri oldukça yüksek ve vitaminler bakımından zengin olan kayısının dünyada yaklaşık 510 bin hektarlık bir alanda üretiminin gerçekleştiğini ve toplam üretim miktarının ise 3.4 milyon ton civarında olduğunu bildiren Çelik, “Ülkemizde ise 123 bin hektarlık alanda yaklaşık 730 bin ton yaş kayısı üretimi gerçekleştiriliyor. Türkiye dünyada birinci sıra konumundadır. Geçen yıl 314 milyon dolar civarında yaş ve kuru kayısı ihracatı gerçekleştirdik. Bunun yüzde 50’si AB ülkelerine gerçekleştirildi. Bu nedenle AB’nin coğrafi işaret tescili bizim için son derece önemli” şeklinde konuştu.

“Malatya kayısısı AB tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildi”

Özellikleri veya üretim yöntemi bakımından belirli bir yöre ile özdeşleşmiş ürünün benzer diğer ürünlerden farklarını kayıt altına alarak korumak için yapılan tescil işlemine coğrafi işaret denildiğini söyleyen Bakan Çelik, şunları kaydetti:
 

“Coğrafi işaret demek tarım ürünlerinde markalaşma demektir. Markalaşma derken bir kişinin ya da firmanın tekelinde değil coğrafi işaret o yöredeki tüm üreticileri altına alan bir şemsiye misali kırsal kalkınma için çok önemlidir. Ülkemizdeki ürünlerin coğrafi işaret tescili işlemi Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yapılmaktadır. Bu çerçevede ülkemizde hali hazırda 209 ürünün ulusal olarak coğrafi işaret tescili alınmış, 319 ürün için ise başvuru süreci devam etmektedir. Malatya kayısısının coğrafi işaret tescili 2001 yılında gerçekleştirilmişti. Bugün bu tescili AB sathına yaygınlaştırıyoruz. 2014 yılında Malatya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından yapılan müracaat bugün itibariyle tamamlandı ve Malatya kayısısı AB tarafından coğrafi işaret olarak tescil edildi. Hayırlı uğurlu olsun. AB’de coğrafi işaret olarak tescil edilen bin 401 adet gıda ve tarım ürünün 3’ü Türkiye’den. Bunlar Antep baklavası, Aydın inciri ve Malatya kayısısı. Artık sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da incir dediğiniz zaman Aydın, baklava dediğiniz zaman Gaziantep, kayısı dediğiniz zaman Malatya akla gelecek. Avrupa’nın en büyük tarımsal gücü olan Türkiye’nin iklimi, ürün çeşitliliği, bolluğu sunduğu lezzetler dikkate alınınca 3 sayısı elbette yetersizdir. Hali hazırda Türkiye’de 9 ürün için daha AB’deki coğrafi işaret tescili devam ediyor. Bunlar Afyon ve Kayseri pastırması, Afyon ve Kayseri sucuğu, Kayseri mantısı, İnegöl köftesi, Bayramiç beyazı, Aydın kestanesi ve Taşköprü sarımsağı. Dünyada coğrafi işaretli ürünlerin piyasası da git gide artıyor 200 milyar doları aşmış bulunmaktadır. Bu alandaki çalışmalarımızı Bakanlık olarak yoğunlaştıracağımızı ifade etmek istiyorum.”

Törene Bakan Çelik’in yanı sıra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, AB Tarım ve Kırsal Kalkınma Komiseri Phil Hogan, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan, Malatya Valisi Ali Kaban, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç, AB ülkelerinin büyükelçileri, AB Türkiye Delegasyonu ve bakanlık yetkilileri katıldı.

Konuşmaların ardından AB Tarım ve Kırsal Kalkınma Komiseri Phil Hogan, Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç ve Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Prof. Dr. Habip Asan’a tescil belgesini takdim etti.

Daha sonra Bakan Çelik ve beraberindekiler kayısıların tadına baktı. 

 

Et Fiyatlarını 5-6 Firma Yükseltiyor

Et fiyatlarında oynama yaparak haksız kazanç sağlayan firmaları tespit ettiklerini belirten Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Haksız kazançla 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlarla mücadelemiz var. Onlar zannediyorlar ki biz izlenmiyoruz. Biz biliyoruz, bunlar açık söylüyorum 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz. Bunun bedelini 80 milyona ödetmeye çalışanlar bunun bedelini ödeyecekler” dedi.

Proteinin herkesin alması gereken bir ihtiyaç olduğunu kaydeden Çelik şunları söyledi: “Siz, 22 liraya bir karkas etin maliyeti var ise nasıl 45’e satıyorsunuz. Bana izah eder misiniz, biri gelsin söylesin. Nasıl kıymayı 40 liraya, kuşbaşını 45 liraya satıyorsunuz? Böyle insafsızlık, vicdansızlık, kâr anlayışı olur mu. Anlayan anlar, anlamayan bildiği yoldan devam edecek. Ona da anlatmamızı bileceğimizi buradan ifade ediyorum.”

Oran'da Çiğ Süt Satış Noktası Hizmete Girdi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz.
 

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz." dedi.

Çelik, Ankara Büyükşehir Belediyesine bağlı kuruluşlardan Soğuk Hava Deposu İşletmeciliğinin (BELSO) Oran'daki "Süt Satış Noktası"nın tanıtımına katıldı.

Bakan Çelik, burada yaptığı konuşmada, çiğ sütün tüketiciye sağlıklı yoldan ulaşmasını amaçladıklarını ve kontrollü satışına yönelik bir düzenleme yaptıklarını hatırlatarak, bunun o dönem çeşitli eleştirilere konu olduğunu ifade etti. Çelik, Bakanlık olarak bir taraftan gıda arzını yeterince sağlama zorunlulukları, diğer taraftan da gıdaya sağlıklı erişimi düzenlemek durumunda bulunduklarını söyledi.

Çelik, tanıtımı yapılan süt satış noktasında "Sütmatik" cihazının bulunduğunu belirterek, sütün hangi işletmeden, hangi saatte geldiğinin bu makineler üzerinde yarından itibaren görülebileceğini ifade etti.

Bu cihaz üzerinde ürünün adı, üreticinin adı soyadı veya ticari unvanı, adresi, hayvancılık işletme numarası, sütün sağım tarihi ve son kullanma tarihine ilişkin bilgilerin yer alacağına işaret eden Çelik, cihaz üzerinde ayrıca "Kullanmadan önce kaynatın" ve "0-4 santigrat derecede buzdolabında muhafaza ediniz" uyarılarının bulunacağını bildirdi.

Çelik, Türkiye'nin 19 milyon ton süt üretimi olduğuna ancak bunun sadece 1,5 milyon tonunun ari işletmelerden elde edilebildiğine dikkati çekerek, "Sütmatik"te hastalıklardan arındırılmış çiftliklerden elde edilen sütün satıldığını söyledi.

Amaçlarının bu yolla ari işletmeleri teşvik etmek olduğunu vurgulayan Çelik, sütün kalitesinin artması için ari işletmelerin artması gerektiğini dile getirdi. Çelik, üreticilerin çiğ sütü piyasada 1,30 liradan sattığını belirterek, 2 liralık satış fiyatının üretici için de iyi olduğunu ve söz konusu işletmelerin artmasını teşvik edeceğini ifade etti.

Çelik, hayvancılığın geleceğinin de sütle ilgili olduğunu, hayvansal ürünlerin güvenli üretilip tüketilmesi için el birliği yapacaklarını söyledi.



Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Çelik, bir soruya yanıt verirken Kurban Bayramı'nda dişi hayvanların kesinlikle kesilmeyeceğini söyledi. Çelik, şöyle konuştu: 

"Ama laktasyon dönemini tamamlamak üzere olan hayvanlarla ilgili veterinerlerimiz kontrollerini yapacaklar. Artık üreme durumu olmayan veya laktasyon dönemini tamamlayan hayvanlarla ilgili kesim tabii ki raporla olacak ama genel itibarıyla kurban alanlarına biz dişi hayvanların sokulmayacağını bugünden söylüyoruz. Herkes tedbirini bugünden alsın. Şu anda stoklarımızda 1 milyon 200 bin kurbanlığa hazır büyükbaş hayvan, 4 milyon civarında da küçükbaş hayvan var. Kurban ile ilgili herhangi bir sorun, sıkıntı yok ama maalesef ramazan ayına girerken spekülatif oyuncular hemen devreye giriyorlar. Et fiyatlarıyla oynamaya kalktılar. Şimdi kilogramı 25-26 liraya karkas et satışı oluyor da neden 28-29 liraya kadar fiyatları çıkardınız? Bunlar tespit ediliyor. Biz ESK olarak regülasyona başlayalı daha 1 yıl oldu. Biz üreticinin karını kesinlikle güvence altına alıyoruz. Bunu herkes bilsin. Üretici ile ilgili bir sorun kesinlikle yok. Haksız kazanç sağlayanlar ve piyasada 80 milyonun çok daha pahalı tüketimine vesile olanlar var. Onları biz izliyoruz ve bunlar 5-6 firmadan ibarettir. Bunlara müsaade etmeyeceğiz."

Çiğ sütün litresi 2,5 lira

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek de hastalıktan ari i·şletmelerden elde edilen çiğ sütü Ankara'nın değişik noktalarında halka ulaştırmak için adım atıldığını, buradan alınan sütün 24 saat boyunca satışa hazır olduğunu ifade etti.

Gökçek, üreticiden litresini 2 liraya aldıkları sütü, tüketiciye 2,5 liradan sattıklarını belirterek, üreticiye daha çok gelir sağladıklarını, aracıyı ortadan kaldırdıklarını söyledi. Gökçek, şu an Ankara'da 13 noktada çiğ süt satışı yaptıklarını, bu rakamı artıracaklarını bildirdi.

Konuşmaların ardından Bakan Çelik ve Gökçek, Sütmatik'ten çiğ süt aldı.

Cihazdan çiğ süt alan tüketici Ayşe Baş da dışarıdan temin edilen sütlerde katkı maddesi olduğunu düşündüğünü, buradan aldıkları sütün güvenilir olduğunu bildiklerini ifade etti.

Çiğ sütü yoğurt yapmak için aldığını belirten Baş, sütün tadının çok güzel, fiyatının da iyi olduğunu kaydetti.

NBŞ’de Kota Sıkıntısı Üretimi Olumsuz Etkiliyor

Şeker ve nişasta bazlı şeker sanayi kuruluşları, kota artışının halen belirlenmemiş olması nedeniyle üretimlerini yavaşlattıkları, bu durumun şekerli ve gazlı içecek üreticilerine de yansımaya başladığı uyarısını yaparak, kota artışının bir an önce belirlenmesi çağrısı yaptılar.

Türkiye’de şeker üretiminde uygulanan kotalardaki belirsizliğin başta nişasta bazlı şeker sanayi olmak üzere gıda ve içeçek sanayinde üretimi yavaşlattığını dile getiren sektör temsilcileri, ortaya çıkacak üretim açığının, başta şekerli mamul ve içecek sanayi olmak üzere gıda sektörünün üretiminde sıkıntıya yol açacağı uyarısında bulundular.

Şekerli Mamul Sanayicileri Derneği (ŞEMAD), Susam, Tahin, Helva ve Reçel İmalatçıları Derneği (SUTHER) ile Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneği (NÜD) Türkiye’nin şeker üretiminde uygulanan kotalardaki belirsizlik ile ilgili ortak bir basın açıklamasında bulundu. Sektör temsilcileri, Şeker Kanunu ile üretimleri kotayla sınırlandırılan şeker ve nişasta bazlı şeker sanayi kuruluşları, kota artışının halen belirlenmemiş olması nedeniyle üretimlerini yavaşlatırken, bu durumun üretimlerinde bu ürünleri kullanan gıda ve içecek sanayicilerini de sıkıntıya soktuğunu kaydetti.

Şeker Kanunu ile tanınan ve her yıl artırılan kota kapsamında üretimlerini yapan sanayiciler, 2017 pazarlama yılına ilişkin kota artışının netleşmemesi nedeniyle üretimlerini yavaşlatırken, bu durum şekerli mamul ve gazlı içecek üreticisi sanayi kuruluşlarına da yansımaya başladı. NBŞ sanayinin üretiminde yaşanacak olası bir daralmanın, önümüzdeki dönemde başta şekerli mamul sektörü olmak üzere gıda ve içecek sanayinin ham madde maliyetlerinin yükselmesine ve üretimde aksamalara yol açacağı uyarısında bulunan sektör temsilcileri, kota artışının bir an önce belirlenerek, açıklanması çağrısı yaptılar.

AB Eylül 2017’de kota uygulamasını kaldıracak

AB’nin Eylül 2017 itibariyle şeker üretiminde kota uygulamasını tamamen kaldıracağına dikkat çeken sektör temsilcileri, bu durumda glikoza ve şekere kota uygulanan tek ülkenin Türkiye olacağına işaret ederek, şeker sektörünün ayakta kalması için nihai çözümün, artık ömrünü dolduran kotaların kalkması ve serbest piyasa düzenine geçilmesi olduğunu kaydettiler. Gıda sanayinin öncü ve itici gücü şekerli mamul sektörü ve gazlı içecek sektörü, Türkiye’nin toplam gıda ihracatının yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. Sektör temsilcileri son olarak, her iki sektöre uygun maliyetli ham madde tedarik eden nişasta bazlı şeker sanayi üretimindeki daralmanın, söz konusu sektörlerde üretim düşüşü ile birlikte, ihracatı da sekteye uğratma tehlikesinin bulunuduğunu belirtti.

Siyah Pirinçte ve Etçi Damızlık Tavukta Büyük Başarı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “yerli tavuk Anadolu T” ile dünyadaki 4’üncü etçil hatın artık Türkiye olduğunu belirterek, “Bu proje için 20 milyon TL harcama yapıldı. Bu gelişme dışa bağımlılığı azaltacak ve orta vadede de dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak” dedi. Bakan Çelik, besin değeri daha yüksek olan siyah pirinçte de çalışmaların tamamlandığını ve önümüzdeki yıldan itibaren üretimine başlanacağını açıkladı.

Türkiye’de ilk kez geliştirilen “etçi damızlık tavuk” ve “siyah pirinç” ile ilgili tanıtım toplantısı düzenlendi. Basın mensuplarıyla bir araya gelen Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, “Tavuk eti sektörünün dünyadaki ekonomik büyüklüğü 200 milyar dolardır. Dünyada kanatlı et üretiminin yüzde 90’ını tavuk eti oluşturmaktadır. Türkiye 2 milyon yılda tavuk eti üretmektedir. Dünyada ABD, Brezilya ve Çin ise tavuk eti üretiminde ilk 3 sırayı paylaşırken, Türkiye 9’uncu sıradadır. İhracata ise 11’inci sıradayız ve 2016 yılında 337 bin ton tavuk eti ihraç etmiş bulunmaktayız. Dünyadaki et tüketiminin yüzde 37’sini kanatlı et oluşturuyor ve Türkiye’deki kişi başı tavuk eti tüketimi yıllık 22 kilogram civarında ve dünyadaki tüketimde de 7’inci sıradayız” dedi.

Yerli tavuk Anadolu T

Kanatlı sektörünün en hassas konusunun damızlık materyali geliştirilmesi ve temini olduğunu dile getiren Bakan Çelik, dünyada kendi etçi damızlık hayvanını geliştirmiş ülke sayısının sadece 3 olduğunu belirterek, “Bu ülkeler Almanya, Amerika ve Fransa’dır. Dünya tavuk eti üretiminin yüzde 90’ını bu ülkelerden karşılamaktadır. Bu ülkelerdeki firmalardan hatlar alınarak tavuk üretimi gerçekleşmektedir. Şuan dünyada dördüncü bir hat şuan yok. Biz de sektörde söz sahibi olmak adına yürüttüğümüz bu çalışmaların sonucunu bugün almış bulunuyoruz ve dünyadaki 4’üncü etçil hat bugün itibariyle Türkiye olmuştur. Kendi Ar-Ge’mizden kendi damızlık tavuğumuzu geliştirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu proje için 20 milyon TL harcama yapıldı. Bu gelişme dışa bağımlılığı azaltacak ve orta vadede de dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak. Geliştirilen etçi tavuklarımızda 42 günde elde edilen canlı ağırlık 2 kilo 850 gram ile 2 kilo 920 gram arasındadır. Günde 1.6 kilogram yem ile 1 kilo et aldığı da düşünülerek şuanda piyasadaki eş değer tavuklarla yarışabilir haldedir. Geliştirilen etçi tavuk özel sektörle de paylaşıldı ve talepler alınmaya başlandı. 2017 Aralık ayından itibaren özel sektöre etlik ebeveynler verilmeye başlanacaktır. Ayda takriben 16 bin, yılda ise 200 bin ebeveyn verilmesini öngörüyoruz. İlk etapta sektördeki yüzde 10’luk paya ulaşmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda 200 bin tonu karşılayacak başlangıçla piyasaya girmiş oluyoruz. Artık bu konuda ithalata son veren ve kendi kendine etçi tavuğunu üretebilen bir ülke haline gelmiş bulunuyoruz. Maliyeti açısından ithal edilen civcivlerin fiyatı 4 euro iken, bizim piyasaya süreceğimizin fiyatı 4 TL’dir, yani 4’te bir fiyatına temin edilebilecektir. Yılda 15 milyon damızlık civciv veya yumurta ithal ettiğimiz göz önüne alınırsa bu kapsamda büyük bir açık kapanmış olacak. Bu ürünü elde etmemizden dolayı büyük mutluluk duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Siyah pirinç artık Türk sofralarında da yer alacak

Dünyada 480 milyon ton pirinç üretildiğini ve bunun 40 milyon tonunun ticarete konu olduğunu dile getiren Bakan Çelik, “Ülkemizde 2016 yılında 920 bin ton pirinç üretimi gerçekleştirilmiştir ve dünyada ilk 3 ülke arasında yer almaktayız. 30 yıl önce çeltik üretimindeki tohumu yurt dışından ithal ederken, bugün yüzde 80’i yerli kaynaklardan karşılanmaktadır. Besin değeri daha yüksek olan ve diyetlerde de tavsiye edilen siyah pirinç çalışmalarını tamamlamış bulunuyoruz ve önümüzdeki yıldan itibaren üretimine başlayacağız. Siyah pirinç protein değeri, çinko, demir, kalsiyum, fosfor ve B vitamini açısından zengin bir ürün. Ayrıca karbonhidrat ve enerji oranı düşük olduğundan şeker hastaları açısından önemli bir besin. Siyah pirinci hem üretime hem de piyasaya sunacağız. 2017 sonuna kadar yeni bir siyah pirinç tescili sunulması için çalışmalarımız da devam ediyor. Bu durum üreticilerimiz açısından da çok önemli. Yanık çeltik çiftçilerimizin büyük bir sorunuydu. Bu pirinç, bu gibi hastalıklara karşı da daha dirençli” diye konuştu.

Toplantının ardından basın mensuplarına siyah pirinçten pilav ikram edildi.

Düve Kesimi Yasaklandı!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kurban pazarlarına dişi hayvan götürülmesine de dişi hayvanların kesilmesine de izin verilmeyeceğini söyledi.

Çelik, "Damızlık düveyi kesiyorsanız bu ülke ekonomisi için günahtır dişi düve kesimi, kurban pazarına sokmayacağız." dedi. 

TRT Haber ve Spor Yayınları Dairesi Başkanı Yaşar Taşkın Koç'un konuğu olan Çelik, et ve tahıl ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesini de değerlendirdi.

Çelik sözlerini şöyle sürdürdü; 

"Gerek et ile ilgili gerek hububat ile ilgili aldığımız kararlarda üreticimizi mağdur edecek bir durum kesinlikle söz konusu değil. Kesinlikle üreticimizin maliyet ve karını düşünmeden bir ithalat politikası olmayacaktır."

Faruk Çelik, yerli üreticiye de seslendi.

Gönül rahatlığı ile üretime devam edilmesini isteyen Çelik,  "Aman ha ağıllarınızı ahırlarınızı doldurun. Bakanlık olarak hükümet olarak yanınızdayız" dedi. 

Patates Fiyatları Düşüyor

Patateste fiyatların hızla düşmesiyle zor durumda kalan üreticiler, “Ya toprakta çürüme riskini göze alacağız, ya da zararına satacağız” diyor.

Patateste hasat mevsimi sıkıntılarla başladı. Ürünün başlıca üretim üslerinden biri olan İzmir-Ödemiş’te üreticiler 20 kuruşa kadar düşen fiyatlardan yakınırken, zor günler geçiren patates piyasası TBMM gündemine kadar taşındı.

Baharda yaşanan yağışlar nedeniyle ekimlerin geciktiği patateste hasat sezonu kg başına 70-80 kuruştan açılmıştı. Ancak ilerleyen günlerde 20 kuruşa kadar düşen fiyatlar üreticiyi zor duruma sokuyor.

En az 60 kuruş olmalı

Aniden düşüşe geçen fiyatların maliyetleri karşılayamadıklarını söyleyen Ödemişli üreticiler, zararına satış yapmak ile ürünün çürümesi ikilemiyle karşı karşıya. Üreticiler kâr edip yeniden ekim yapabilmek için fiyatların en az 60 kuruş civarında olması gerektiğini söylüyor.

Üretici söküm yapamıyor

Şubat başına kadar yağışların etkisiyle tarlaların suyla dolduğunu ve bu nedenle ekim yapamadıklarını söyleyen üreticilerden Mutlu Cengiz, “Yağışların Haziran başına kadar devam etmesiyle Mayıs ayında yapılması gereken söküm de gecikti. Şimdi ise havalar aniden ısındı. Söküm yapamıyoruz” diye konuştu.

Ev Sahibi Ülke Anlaşması İmzalandı

Bakan Faruk Çelik, Birleşmiş Milletleri (BM) Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) 40. Genel Konferansı dolayısıyla FAO'nun genel merkezinin bulunduğu Roma'ya gitti. Çelik, IFAD Başkanı Gilbert Houngbo ile IFAD Genel Merkezi'nde bir araya geldi. Türkiye-IFAD ilişkilerinin ele alındığı görüşmede, Çelik ve Houngbo, ilerleyen dönemde Ankara'da bir IFAD ofisinin açılması konusunda mutabakata vardı. Bakan Çelik ve Houngbo, Türkiye-IFAD Ev Sahibi Ülke Anlaşması'nı da imzaladı.

IFAD Türkiye Ofisi Açılacak

Faruk Çelik, "Yakın gelecekte IFAD'ın Türkiye ofisi açılmış olacak. Böylece projeleri, programları, imkanları, uluslararası kuruluşlarla birlikte daha sağlıklı şekilde değerlendirme, özellikle kırsal kalkınma projeleriyle ilgili Türkiye'nin deneyimlerini hem uluslararası kuruluşlara hem de ilgili ülkelere aktarma konusunda IFAD ofisinin Türkiye'de olması son derece önemli” diye konuştu.
 

“Türkiye, sorunlar yumağı dediğimiz, sorunların yoğun yaşandığı bir coğrafyada bulunuyor” diyen Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye uluslararası kuruluşların da ötesinde bu yardımları gerçekleştiriyor. TİKA vasıtasıyla yardımlar konusunda dünyada ikinci sıradayız ve 6 milyar dolarlık bir yardım gerçekleştiriyoruz. 3 milyon Suriyeliyi bünyesinde barındırıyor ve bugüne kadar 30 milyar dolarlık bir harcama gerçekleştirmiş. İşte böyle kritik bir coğrafyada olan, Balkanlar, Orta Doğu, Orta Asya'nın ortasında bulunan Türkiye'de, IFAD'ın bir bölgesel merkezinin kurulmasının doğru olacağı anlayışıyla bir çalışmayı da birlikte yürüteceğimiz konusunda mutabık kaldık. Öncelikle IFAD ofisi kurulacak. Arkasından da bunun bölgesele dönüşmesi konusunda çalışmamızı sürdüreceğiz."

Türkiye'den FAO'ya20 Milyon Dolarlık Katkı

Çelik, "FAO ile birlikte yaptığımız Türkiye-FAO ortak programları var. Bu programların birincisi tamamlanmıştı. 7 ülke, 28 proje gerçekleştirdik. O dönem birinci program çerçevesinde FAO'ya 10 milyon dolarlık bir katkı payı olmuştu. Şimdi ise ikinci programın tanıtımını FAO bünyesinde gerçekleştiriyoruz. Bu dönemde de Türkiye'nin FAO'ya 20 milyon dolarlık bir katkısı söz konusu olacak ve bu programın tanıtımını yapmış olacağız” diye konuştu.

"Hiçbir Üreticimizin Endişe Etmesine Gerek Yoktur"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kesimlik hayvan ve karkas et ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesi konusunda yaptığı açıklamada, "Hiçbir üreticimizin, yetiştiricimizin endişe etmesine gerek yoktur” dedi.

Yurt dışından kesimlik hayvan ve karkas et ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girdiğini belirten Bakan Çelik şunları söyledi:

"Bu karar sonrasında, üreticilerimizi, yetiştiricilerimizi endişeye sevk edici bazı spekülatif değerlendirmelerin yapıldığı görülmektedir. Hiçbir üreticimizin, yetiştiricimizin endişe etmesine gerek yoktur. Zira kesimlik hayvan ve karkas et ithalatı, son Bakanlar Kurulu kararı öncesinde olduğu gibi Bakanlığımızın yetkisi ve kontrolü çerçevesinde yürütülecektir.
 
Banklar kurulu kararının yerli üreticiye olumsuz bir etkisinin olmayacağını ifade eden Çelik, "Yerli üretimin daralmasına sebep olacak ithalat uygulamalarına kesinlikle izin verilmeyecektir. İthalat kaynaklı fiyat oluşumlarında, yurtiçi üretim maliyetleri dikkate alınacak ve üretici mağduriyetlerine asla müsaade edilmeyecektir. Üreticilerimiz, yetiştiricilerimiz rahat olsunlar; üretmeye, ağıllarını, ahırlarını doldurmaya devam etsinler. Üreticilerimizi korumaya da, spekülatörlerle mücadele etmeye de aralıksız devam edeceğiz. Nihai hedefimiz, ülkemizin, coğrafyamızın hayvan varlığını artırarak, kendi kendine yeten bir ülke haline gelmesidir” ifadelerini kullandı.
 
 

Zeytin İçin Önemli Atılım

Zeytin varlıklarında artışın sağlanmasıyla Zeytin Koleksiyon ve Gen Bankası’nı İzmir'de hizmete sokuluyor. Merkezde, tescilli 1.200 çeşit zeytinin gen kaynakları toplanarak korunacak.

İspanya ve Fas'tan sonra Türkiye'yi dünyanın en büyük zeytin ülkesi yapacak bir projeyi hayata geçiriyor. Hazırlıkları süren "Zeytin Koleksiyonu" ve "Zeytin Gen Bankası" bu yıl içinde hizmete girecek. Zeytin çeşitliliğini geliştirecek olan projeyle dünya zeytin gen kaynaklarının Doğu Akdeniz havzasında koruma altına alınması amaçlanıyor. 

3.8 Milyar Dolarlık Katkı  

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, zeytin sektöründe uluslar arası işbirliğinin teşvik edilmesi, zeytin ve zeytinyağı tüketiminin arttırılması ve ticaretinde belli bir standardizasyonun sağlanması amacıyla dünyanın 3’üncü büyük Zeytin Koleksiyon ve Gen Bankası’nı bu yıl İzmir’de hizmete sokacak. Dünyanın bütün zeytin çeşitlerinin bir arada bulunacağı, gen bankası niteliği taşıyacak olan merkezde, tescilli bin 200 çeşit zeytinin gen kaynakları toplanarak korunacak. Toplanan veriler dünya mirası olarak gelecek kuşaklara bırakılırken, 2023 yılında zeytin ve zeytinyağı ihracatının ekonomiye 3.8 milyar dolar katkı sağlaması hedefleniyor.

Yeni araştırmacılar yetişecek

Kurulacak merkez, hem dünya zeytinciliğine hem de Türkiye ekonomisine destek sağlayacak. Zeytin koleksiyonunun kurulmasının diğer bir amacı ise,  bilim dünyasına kaynak oluşturmak. Modern yetiştirme teknikleri, modelleri ve farklı adaptasyon koşullarında araştırma yapılırken; yurt dışı ile yapılacak işbirlikleri sayesinde uzman kişiler bir araya getirilecek ve yeni araştırmacıların yetişmesi sağlanacak.

 171 Milyona Yükseldi 

AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılında Türkiye’nin zeytin ağacı varlığı 100 milyon iken, başta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olmak üzere ilgili kurumların verdiği destekle bu rakam 2005'te 113, bu yıl ise 170 milyona yükseldi. Bu veri ısrarla bazıları tarafından görmezden geliniyor. 

Yoğurtta Proteinin Artırılması Gündemde

Üreticiler, normal yoğurttaki protein oranının artırılmasını gündeme taşımaya hazırlanıyor.  Talep kabul görürse, üretilecek tüm yoğurtlar daha kıvamlı olacak ve yoğurt tüketiminden sağlanacak protein miktarı artacak.

 

Yoğurttaki proteinin artırılması talebi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın görüşe açtığı fermente süt ürünleri tebliği taslağı sonrasında başladı. Taslağı değerlendiren Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Tarık Tezel, genel olarak düzenlemeleri olumlu bulduklarını söyledi. Taslakta yoğurdun üretim standartlarının açık ve net bir şekilde yer almasını önemli bulduklarını ifade eden Tezel şöyle devam etti:

Sulu yoğurt bitecek

“Süzme yoğurdun tanımının ve ürün özelliklerinin, konsantre fermente süt ürünlerinden ayrıldığı ve kendine özgü değerlerinin belirlendiği görülüyor. Özellikle bu son düzenleme, yani süzme yoğurdun konsantre fermente süt ürünlerinden ayrılarak, ülkemize özgü kendi değerlerinin belirlenmiş olması son derece memnuniyet verici. Ancak yoğurdun mevcut tebliğde ‘en az yüzde 3’ olan protein değeri, tebliğ taslağında da korunmuş. Oysa ki tebliğ çalışmaları sırasında da müzakere edilen ‘en az yüzde 4’ protein seviyesinin taslağa yansımasını tercih ederdik. Çünkü bu oran, ülkemiz yoğurdunun kıvam özelliğinin korunmasına, ülkemiz süt üreticisinin ekonomik gelişimine yardımcı olunmasına ve tüketicimizin beslenme ve sağlığına daha çok katkıda bulunacaktır.”
 

Daha önceki tebliğ taslağı çalışmalarında yer alan ve süt ve süt ürünleri çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr Emel Sezgin de, yoğurdun protein miktarının artırılmasının doğru olacağını söyledi. Böyle bir düzenlemenin yoğurdun kalitesini artıracağını, biyolojik özellikleri açısından da kusurlarının azaltılması anlamına geleceğini ifade eden Sezgin, “Daha önceden Türkiye’de de protein miktarı yüzde 4’tü. Ancak 2009 yılında anlaşılmayan bir nedenle yüzde 3’e düşürüldü. Tekrar yüzde 4’e çıkarılması herkes için faydalı bir düzenleme olur” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan bir yetkili, normal yoğurttaki proteinin artırılması talebinin değerlendirilebileceğini söyledi. Yoğurdun niteliklerini de içeren tebliğ taslağının görüşe açıldığını ifade eden aynı yetkili, “Gelen görüşlere göre inceleme ve değerlendirme yapılır. Bir önyargı söz konusu olmaz” diye konuştu.

Ayran ve Yoğurda Düzenleme Yolda

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi Fermente Süt Ürünleri Tebliği’ni değiştirmeye hazırlanıyor.

Söz konusu değişiklikle ayranın tuz miktarı yüzde 20 azaltılacak, yoğurtta bulunan protein arttırılacak ve etiketlerde sadece ‘doğal’ ifadesi yer alabilecek.

Hürriyet Gazetesi'nden Hacer Boyacıoğlu'nun haberine göre yoğurt ve ayran başta olmak üzere fermente süt ürünlerine, yeni kurallar geliyor.

Kurallar arasında ayranın tuz miktarının azaltılması ve 'köy yoğurdu' gibi ifade ve tanımların etiketlerde yasaklanması da yer alıyor.

Sektörle yapılan görüşmeler sonrasında son şekli verilen ve görüşe açılan taslakta, birçok önemli düzenleme yer alıyor. Ağustos ayına kadar görüş verilebilecek tebliğle, getirilen düzenlemelerin başında ayran geliyor. Ayranda bugüne kadar yüzde bir olan tuz oranı, yüzde 0.80’e indiriliyor. Yetkililer, sağlık için alınan bu kararın, ayranın dayanıklılığına dönük bir etki yapmayacağını ifade ediyor. 

Bir diğer düzenleme ise süzme yoğurtla ilgili. Tebliğ taslağı görüşe açıldığı şekliyle hayata geçerse, süzme yoğurtta bulunan süt proteini miktarı ciddi oranda artırılacak.

Halen süzme yoğurtta, yoğurdun ağırlığının minimum yüzde 5.6’sı kadar süt proteini bulunması gerekiyor. Taslağa göre bu oran en az yüzde 8 olacak. Bu da süzme yoğurdun yapılacağı süt miktarının artması anlamına geliyor. Yoğurtta ise minimum yüzde 3 düzeyinde süt proteini bulunmasıyla ilgili düzenleme devam edecek.

Yoğurt ve ayran ürünleri etiketleriyle ilgili kurallar da değişecek. Değiştirilecek kurallardan biri sıkça kullanılan ‘ev tipi-köy-geleneksel’ ifadeleriyle ilgili. Bundan sonra yoğurt ve ayran etiketlerinde, doğal ibaresi hariç, “köy yoğurdu/ayranı”, “ev tipi yoğurt/ayran”, “geleneksel yoğurt/ayran”, “çiftlik yoğurdu/ayranı”, “yüz 100” gibi ifadelere yer verilmesi yasak olacak.

Ayrıca süt ürünlerinde kullanılan hayvan görselleri sınırlandırılacak. Tek bir hayvan türüne ait sütün yüzde 100 kullanıldığı üretimlerde, sütün ait olduğu hayvan türü, ürün adıyla birlikte kullanılabilecek. Ancak üründe farklı hayvan türlerine ait sütler kullanıldıysa, bu durumda ürün etiketinde inek, koyun, keçi gibi görsellere yer verilemeyecek. Etikete ise kullanılan sütün elde edildiği türlerin adlarının yazılması zorunlu olacak.

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Genel Sekreteri Burhan Sakkaoğlu, taslağın olumlu yönlerinin bulunduğunu söyledi. Ayrandaki tuz miktarının azaltılmasının insan sağlığı açısından olumlu yönleri bulunduğunu belirten Sakkaoğlu, “Ayrıca getirilen düzenlemelerle, başta ayran ve yoğurt olmak üzere süt ürünlerine yeni kurallar konulması taklit ve tağsişle yapılan mücadeleye katkı sağlayacaktır. Merdiven altı işletmelerin tüketiciyi yanıltmasının önüne geçecektir” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bir süredir gıda maddelerinde kullanılan tuz miktarının azaltılması için çalışma yürütüyor. Daha önce de peynir ve zeytinde tuzun azaltılması için yapılan çalışmalar yürürlüğe sokulmuştu. Dünya Sağlık Örgütü, günlük tüketilmesi gereken tuz miktarını kişi başı 5 gram olarak belirlerken, Türkiye’de ise bu oranın ortalama 15 gram olduğu belirtiliyor.

"Faizin Yüzde 50’sini Devleti Karşılanacak"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, TMO’nun emanet hububat alımına ilişkin açıklamalar yaptı.
 
Buğday ve arpa hasadına 15 Mayıs itibarıyla başlandığını söyleyen bakan Çelik, "Güneydoğu Anadolu bölgemizden başlanan hasatta henüz %3 seviyesine ulaşılmıştır" dedi.
 
2017 yılında bir önceki yıla göre buğday üretiminde %6, arpa üretiminde %12 artış beklendiğini ifade eden Çelik Şunları söyledi:
 
"Fiyatı önümüzdeki süreçte açıklayacağız. Bu süreçte piyasayı yakından takip ediyoruz; üreticilerimizin mağduriyet yaşamaması için her türlü tedbiri alıyoruz.  TMO, bugünden geçerli olmak üzere üreticilerin depolama ve finansman ihtiyacını karşılamak amacıyla emanet alımlara başlayacak. Üreticilerimiz, ÇKS’de kayıtlı üretim miktarının tamamını randevu almak suretiyle TMO işyerlerine emanete bırakabilirler. İsteyen üreticilerimiz, emanete bıraktığı ürün karşılığında geçen yılki müdahale alım fiyatı üzerinden %30 oranında avans kullanabilirler. Emanete bırakılan ürünlerden, fiyat açıklanıncaya kadar depo kira ücreti alınmayacaktır. TMO, Lisanslı Depolarla ürün alımı için protokol imzalamakta, lisanslı depolara konulan ürünlere alım garantisi vermektedir."
 
Bakan Çelik, lisanslı depolara ürün teslim eden üreticilerin, yüzde 2 stopaj ve SGK kesintisinden muaf tutulacağını, ürününü teminat göstererek ürün bedelinin yüzde 75’ine kadar kredi kullanabileceğini ve bu krediye ait faizin yüzde 50’sini devletin karşılanacağını belirterek,"Üreticilerimizin, belirtmiş olduğumuz bu avantajlarından istifade edebilmeleri ve ürünlerini uygun fiyatlarda istedikleri zaman satabilmeleri için lisanslı depoları kullanmaları menfaatlerine olacaktır. Amacımız, üreticilerimizin ürünlerini memnun olacakları fiyatlardan satabilmesidir. Hasadın yoğunlaşması ve piyasa şartlarına göre ilave adımlar atılacaktır" dedi.
 
 

Büyük Üreticiye Destek Artacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, et, meyve-sebze dâhil tarımsal üretimin artması, Türkiye'nin belli ürünlerinin yurtdışından ithalinin önlenmesi için 3 önemli adım atacaklarını açıkladı. Bu adımlar aynı zamanda gıda fiyatlarındaki artışı da önlemeyi hedefliyor. Bazı gazetecilerle sohbet eden Çelik, önümüzdeki dönemde hayata geçirecekleri projeleri açıkladı.

Köyler İşletilecek

Anadolu'da köylerinin büyük bir bölümünün boş olduğuna dikkat çeken Çelik, bu arazilerin bir bütün olarak işletmeciye verilip köylüye de kirasını verilebileceğini söyledi. Çelik, "Mesela burada işletmeci 200 hayvan yetiştirebilir. Köylüye de kira öder. Hayvancılık ile ilgili ciddi desteklerimiz var. Ancak büyük işletmeleri desteklemeyi de planlıyoruz" dedi. 10 bin baş hayvanın bulunduğu yerlerin üretim merkezi haline gelmesini hedeflediklerini aktaran Çelik, bu kapsamda büyük üreticiye destek vereceklerini kaydetti.

Gönüllü Toplulaştırma

Valilerle toplulaştırma için bir görüşme yapacaklarını anlatan Çelik, "Bir köyün 200 hanesi ve 3-5-8 dönümlük yeri var. Bir köyün 2 bin dekor yeri var. Burayı bütünleştirerek ekip, elde edilen mahsulü de araziye oranlayarak paylaştıracağız. Bu gönüllü toplulaşmayla maliyetler düşecek" diye konuştu.
 

Kuzu Etinde Problem İthalatla mı Çözülecek?

Tarım Bakanı Faruk Çelik, kuzu etinde yaşanan fiyat artışına karşı ithalat sinyali verdi. İthalatın çözüm olmadığını söyleyen sektör temsilcileri “Bu durum hayvancılığa büyük zarar verir” dedi.

Son dönemde kuzu etinde yaşanan yüzde 30'luk fiyat artışı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nı harekete geçirdi. Bakan Faruk Çelik, düzenlediği sohbet toplantısında kuzu eti ile ilgili kısmı bir sıkıntı yaşandığını, fiyatların düşürülmesi için gerekirse ithalat yapabilecekleri mesajını verdi. Bakanın açıklamasını değerlendiren sektör temsilcileri "Hayvancılık biter" diyor. Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Nihat Çelik, "İthalatla kırmızı et açığının kapatılacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Dışa bağımlı olmak sorunu çözmez" dedi. Çelik, sıkıntının aşılması için şu öneride bulundu: "Ülkede bir an önce erken buzağı, oğlak ve dişi kuzuların kesimi yasaklanmalı. Dişi kuzuları kesmek ülke ekonomisine darbe vurmaktır. Biz hiçbir zaman ithalattan yana olmadık. Kırmızı et açığı küçük baş hayvancılığın desteklenip gelişmesiyle aşılır." Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği Başkanı Ahmet Yücesan ise "Her sıkıştığımızda ithalata sığınmayalım. Kısa süreli çözüm için getirilen geçici ithalat serberstisi sektörü rahatlatabilir. Ancak kalıcı hale gelirse sektöre büyük zarar verir" dedi.

Fiyatlar nasıl düşecek?

Bakan Çelik, Türkiye'nin yıllık 150 bin ton kırmızı et açığının bulunduğunu, turist sayısındaki artışların da talebi yükselttiğini söyledi. Türkiye'nin hayvan varlığını hızla artırması gerektiğine dikkat çeken Çelik, bunun için gerekli adımların atıldığını, sonuç almasının ise birkaç yıl sürebileceğini belirtti. Çelik, et fiyatlarının düşmesi için yemin ucuzlaması gerektiğini, bunun için de Türkiye genelinde yem bitkisi ekimine izin verildiğini kaydetti.

Meyve-Sebzeye Domates Ayarı

Bazı ürünlerde seradan tarlaya geçişte belli aylarda fiyat artışı olduğunu belirten Bakan Çelik, buna örnek olarak domatesi gösterdi. Çelik, "Mesela domates fiyatları son 5 yıl içinde nisanda artmış. Bazı ürünlerde de o yıl rekolte düşük kalabiliyor" dedi. Gıda Komitesi'nde bu konunun ele alındığına dikkat çeken Çelik, "Meyve ve sebzede, mevsimsel fiyat yükselişlerinin olduğu aylarda ihracat teşviki verilmeyecek. İhracat cazip olmayacağı için ürün iç piyasaya gidecek. Böylece fiyatlar da çok yükselmeyecek" diye konuştu. Ekonomi Bakanlığı'nın tüm tarım ürünleriyle ilgili ihracat teşviklerini Tarım Bakanlığı'nın arz-talep dengesini dikkate alarak vereceğine dikkat çeken Çelik, rekoltenin o yıl Türkiye'nin ihtiyaçlarını karşımaya yetmeyeceği ortaya çıkarsa ilgili ürün için ihracat desteği verilmeyeceğinin altını çizdi.

240 Bin Kesimlik Var

Türkiye'nin et ihtiyacını karşılamak için besilik hayvan ithal ettiğine dikkat çeken Faruk Çelik, geçen yıl ekimde 42 bin 600, kasımda 66 bin, aralıkta ise 130 bin besilik hayvan geldiğini belirterek, "240 bin hayvan kesilebilecek durumda. 14 milyon yerli hayvandan 6 milyon damızlığı çıkartırsanız yaklaşık 8 milyon arasında ciddi oranda kesilecek hayvan var" dedi.

Spekülatör Yakın Takipte

Çelik, haziran ayı içinde ayrıca 32 bin baş hemen kesilecek kasaplık hayvan geleceğine dikkat çekerek alınacak önlemleri şöyle sıraladı: "Aldığımız bilgiye göre kesim ayı geldiği halde fiyatlar artsın diye hayvanlarını bekletenler var. Kesimi gelmesine rağmen buna yanaşmayan işletmelere ne ithalat ne de Et Süt Kurumu aracılığı ile hayvan temini yapılmayacak."
 
 

"Dünya, Uzayda Bitki Üretimi ile Meşgul!"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, anamuhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, tarım konusunda CHP Grup Toplantısı’nda dile getirdiği eleştirilerini yanıtlamak üzere kameraların karşısına geçti.

“Ülkeyi yönetmeye talip olamaz”

Anamuhalefet partisinin genel başkanının tarımla ilgili değerlendirmelerde bulunduğunu, kamuoyunun yanlış bilgilendirilmemesi adına açıklama yapma gereği duyduğunu bildiren Çelik, şöyle devam etti:

“Sayın Kılıçdaroğlu, tarımla ilgili gerçeklerle ilgisi olmayan değerlendirmelerde bulundu.  Tarım stratejik bir sektör. Bu sektörle ilgili söz alacaksanız, görüş beyan edecekseniz, bilgi ve belgeye dayalı olması gerekiyor. Bilgisiz ve ilgisiz değerlendirmelerine üzüldüğümü ifade etmek istiyorum.

Türkiye’yi yönetmeye talipseniz, bu konularla ilgili değerlendirmeler;  gerçekten altyapısı olan, dayanağı olan, bilgiye dayalı, belgeye dayalı değerlendirmeler olmalı. Ne yazık ki Kılıçdaroğlu yaptığı değerlendirmelerle, ülke yönetimine hiçbir zaman talip olamayacağını açık ve net bir şekilde ortaya koymuş oldu.

Bu değerlendirmelerinden dolayı Sayın Kılıçdaroğlu’na bir tavsiyemiz var. Kılavuzlarını, özellikle tarımla ilgili kılavuzlarını gözden geçirmesinden yarar var.”

Sudan’da arazi kiralanması

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Sudan’da toprak kiralanmasına ilişkin eleştirilerine karşılık, bunun bir vizyon meselesi olduğunu belirten Çelik, “Dünya, uzayda bitki üretimi ile meşgul olurken, tarımsal üretimi artırmak adına bir vizyonunuz yoksa vay halinize. Bugün başta ABD ve Çin olmak üzere, dünyada 202 milyon hektar tarım arazisi kiralandı, satın alındı” dedi.

2010 yılında Sudan’la imzalanan tarım işbirliği anlaşmasına, TBMM’de CHP’lilerin de destek verdiğini hatırlatarak, “Önce bu sözleşmeye devam verecek, sonra yalan yanlış ifadeler kullanacaksınız” diyen Çelik,  Sudan’da TİGEM’e tahsis edilen 12.500 hektar alanda kurulacak çiftliğin özel sektörün kullanımına da açılacağını kaydetti.

Antalya’da 54 ülkeden 50 bakan ve 2 cumhurbaşkanının katılımıyla yapılan Türkiye-Afrika Tarım İş Forumu’nda, Afrika’nın verimli arazilerinin nasıl değerlendirileceğini konuştuklarını hatırlatan Bakan Çelik, “Forumda bir Afrikalı bakan bana, ‘Bizde balıklar yaşlılıkta ölüyor’ dedi. Bu taleplere bigane kalmanız söz konusu olamaz. İnşallah özel sektörümüz o bölgedeki fırsatları kullanacaktır” diye konuştu.

Atıl durumdaki tarım arazileri kullanılacak

Yurt dışında tarım alanlarındaki gelişmeleri takip ederken, ülkemizde bir karış toprağın zayi olmaması için de çalışmalar yürüttüklerini bildiren Çelik, atıl durumdaki tarım arazilerinin üretime kazandırılmasına ilişkin tasarının Meclis’e geleceğini söyledi, “Kılıçdaroğlu’ndan destek bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Mazot desteği Şubat 2018’de ödenecek

Kılıçdaroğlu’nun kılavuzlarının yanlış yönlendirmesiyle çiftçiye mazot desteği konusunda da gerçekle ilgisi olmayan değerlendirmeler yaptığını vurgulayan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, şunları söyledi:

“Mazot desteği, ilk kez bizim iktidarımızda 2003 yılında başlamıştır. Bugün mazot maliyetinin yüzde 16’sını çiftçiye destek olarak veriyoruz. Milli Tarım Projesi kapsamında sayın başbakanımızla beraber İzmir’de yaptığımız açıklamada, ürün bazında mazot desteğini yüzde 50 olarak 2018’de verileceğini açıkladık.

Bunun neyini tenkit ediyor sayın Kılıçdaroğlu? ‘Efendim, verilmedi’ diyor. Bu konudaki tarımsal desteklerin 2018’de verileceğini bilmeyecek kadar bilgi yoksunu bir anamuhalefet partisi genel başkanı. Ona bu bilgileri verenlerin sıradan bir uygulamanın farkında olmayan kişiler olduğu ortaya çıkıyor. Mazot desteği yüzde 50’dir ve Şubat 2018’de ödenecektir. Çiftçi bunu biliyor. Keşke kılavuzlarına soracağına bir çiftçiye sorsaydı söylerdi. Ne yazık ki kılavuzlar yanıltmaya devam ediyorlar.”

“Et ithalatı bugünün meselesi değil”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Türkiye’nin tarımsal Gayri Safi Milli Hasıla’da Avrupa’da birinci, dünyada 9’uncu olduğunu görmesi gerektiğini belirten Çelik, et ithalatına ilişkin sözlerine de şu karşılığı verdi:

“Et ithalatı bugünün meselesi değil. 1969’dan alırsak, o yıl 90 bin dolarlık et, 560 bin dolarlık canlı hayvan ithalatı yapılırken, 1983’de 46 milyon dolar, 1995’de 420 milyon dolar, geçen yıl ise 420 milyon dolarlık ithalat yapılmış.

Biz Milli Tarım Projesi ile hayvancılıkta yerli üretimi destekleyen bir modeli ortaya koyduk. Bu modelle ithalata kademeli olarak son verilecek. Dışa bağımlılığımız her yıl daha da azalacak.”

Ramazan’da et fiyatları

Kılıçdaroğlu’nun üç konudaki eleştirilerinin üçünün de aslı astarı olmadığını bildiren Çelik, Ramazan’da et fiyatlarının seyrine ilişkin bir soru üzerine, Haziran-Temmuz aylarında kesime hazır besi hayvanı olarak ithal edilen 240 bin baş hayvan olduğunu, ayrıca AB ile anlaşmalar çerçevesinde 19 bin ton dondurulmuş karkas et alımının da devrede olduğunu söyledi.

Kurban Bayramı’na kadar 1 milyon 400 bin baş kesimlik hayvan bulunduğunu belirten Çelik, şöyle devam etti:

“Vatandaşa iftar sofrasını zehir etmesinler”

“Kısmi sorunlar yaratılmaya çalışıldığını, kesim zamanı gelmiş hayvanların Kurban düşünülerek kesime gönderilmediğini görüyoruz. Bunları tespit ettiğimizde bizden bir daha besilik hayvan almaları söz konusu olmayacak.

Et fiyatları birçok yerde 33-36 lira olarak gidiyor. Et fiyatlarını bir anda çok düşürmek mümkün ama üreticiyi memnun edecek fiyat düzeyinin oluşması önemli. Oyun içinde olanlara ilişkin tespitlerimizi yapıyoruz. Spekülatörler, vatandaşlarımızın iftar sofralarını zehir etmeye kalkmasınlar.”

Zeytinlik sahaların yatırıma açılması

Üretim Reform Paketi’ndeki zeytinlik sahalara yönelik düzenlemelere ilişkin bir soru üzerine Çelik, şunları kaydetti:
“Tarım Bakanlığı olarak Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile konuyla ilgili görüşlerimizi paylaştık. Tasarıya göre zeytinlik alanlar kamu yararı için ortadan kaldırıldığında, iki misli kadar alan tesis edilecek.

Kamu yararına gelecek şeyler olabilir. Bir kişiye, şirkete, zümreye değil, kamu yararına kullanılması kurul kararıyla olacak. Orada en sağlıklı uygulamanın olacağı kanaatindeyim. Zeytinlik kullanılırsa telafisi misliyle gerçekleşecek.

Tarımsal desteklemeler

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Maliye Bakanlığı ile tarımsal desteklemeler konusunda uzlaşmaya vardıklarını, üreticinin yüzünü güldürecek düzenlemenin kısa sürede Resmi Gazete’de yayımlanacağını da açıkladı.
 
 

Anaç Koyun/Keçi Destek Ödemeleri Üreticinin Cebinde

Desteklememe politikasını hayvansal ve bitkisel üretim üzerine inşa eden bakanlık, bu yolla üreticilerin girdi maliyetlerinin dolaylı olarak düşürülmesini amaçlıyor.

Desteklerin artarak sürdüğünü belirten Çelik,"Hayvancılık yatırımlarının desteklenmesi amacıyla inşaat veya tadilat konusunda yüzde 50, damızlık koç ve teke alımında yüzde 80 oranlarında hibe desteği uygulanıyor. Hayvancılığımıza verilmekte olan destekler ve uygulanan projeler küçükbaş hayvancılığımızın özellikle altyapısının gelişmesine hizmet ediyor” dedi. Çelik, anaç hayvan başına yılda bir kez 25 TL ödendiğini kaydetti.

Çoban desteği uygulaması kapsamında, 250 büyükbaş ve üzeri (koyun-keçi) anaç hayvan varlığına sahip işletmelere 5 bin TL ödendiğini dile getiren şunları kaydetti: “Hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi amacıyla uygulanan proje kapsamındaki yetiştiricilere, koruma ve geliştirme sürüleri için büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda farklı olmak üzere hayvan başına destekleme ödemesi yapılıyor. Üreticilerimizin finansman ihtiyaçlarının uygun şartlarda sağlanması amacıyla uygun şartlarda işletme ve yatırım kredisi kullandırıyoruz."

Konu ile ilgili açıklamada bulunan Ak Parti Burdur Milletvekili Bayram Özçelik, “Tarım Gıda ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Bitkisel üretim yapan çiftçilere alan bazlı destekleme ödemeleri yapılırken, hayvancılıkla uğraşan çiftçilerimize de hayvan başı ödemeleri yapılmaktadır" dedi.

Özçelik, "Hayvancılık destekleme ödemeleri adı altında Tarım Bakanlığımız tarafından her yıl yapılan hayvan başı ödemeleri 2017 yılında da Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen takvime göre yapılmaya başlandı" ifadelerini kullandı.

 

Genç Çiftçi Projelerinin Başvuru Değerlendirme Sonuçları Açıklandı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, genç çiftçilere 30’ar bin liralık hibe desteği sağlayacak programa gençlerin yoğun ilgi gösterdiğini belirterek, desteklerden faydalanmak için müracaatta bulunan 161 bin 529’unun değerlendirilmesi işleminin tamamlanarak hibe almaya hak kazanan 16 bin 67 genç çiftçi projesinin askıya çıktığını duyurdu.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, genç çiftçi projelerinin desteklenmesi ile ilgili basın açıklaması yaptı. "Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı" kapsamında 2017 yılı için faydalanacak başvuru sahiplerinin belirlenmesinin sonlandırıldığını belirten Çelik açıklamasında şunları kaydetti:

"2017 yılı için yapılan başvuruların, illerde kurulan Değerlendirme Komisyonları tarafından yapılan değerlendirilmesi 29 Mayıs 2017 tarihi itibariyle sona erdi. 161.529 genç çiftçinin başvurusunun değerlendirilmesi sonucunda 16 bin 67 adedi hibe almaya hak kazandı. Bugün saat 13:00’ten sonra projeden faydalanacak bu genç çiftçilerin hak ediş listeleri ilan edilecek olup Genç Çiftçi Projeleri uygulama takvimine göre 30 Mayıs-5 Haziran 2017 tarihleri arasında beş iş günü tüm il ve ilçe müdürlüklerinde askıda kalacak. Başvuru yapan genç çiftçiler, il ve ilçe müdürlüklerine başvurarak veya “https://gencciftci.tarim.gov.tr” adresinden durumlarını öğrenebilecekler. Hibe almaya hak kazanan genç çiftçiler, 06-13 Haziran tarihleri arasında il ve ilçe müdürlükleri ile yapacakları sözleşmelerden sonra projelerini faaliyete geçirmeye başlayacaklar. 2017 yılı için hibe verilecek 16 bin 67 projenin; 8.375’i büyükbaş hayvancılık (sığır), 165’i manda, 2 bin 860’ı küçükbaş hayvancılık (koyun-keçi), 1.020’si büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık tesisi ve hayvan alımı, bin 423’ü arıcılık, 513’ü kanatlı yetiştiriciliği tesisi, 50’si ipekböceği yetiştiriciliği tesisi, 359’u bağcılık ve kapama meyve bahçesi tesisi, 411’i mantar üretimi tesisi, 732’si örtü altı tesisi, 67’si fide-fidan süs bitkisi üretimi tesisi ve 92’si de tıbbi aromatik ve coğrafi işaretli ürünler alanlarında uygulanacak. 2016 yılında başlattığımız ve üç yıl sürecek olan bu program kapsamında geçen sene 15 bin genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 450 milyon liralık hibe kullandırmıştık. Bu yıl ise 16 bin 67 genç çiftçimize 483 milyon TL’lik hibe kullandıracağız. Bu projeler içerisinde yer alan büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık projeleri kapsamında 165 bin 400 adet hayvan dağıtımı gerçekleştirilecek. Genç çiftçi projeleriyle ilgili verdiğimiz bu hibeler, kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerimizin sadece bir parçası. Bu destekteki amacımız, hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak. Verilecek bu desteğimiz, genç çiftçilerimize ve ülkemiz tarımına şimdiden hayırlı olsun.”
 

Hayvansal ve Bitkisel Ürünleri Reytinge Alet Etmeyin!

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü tarafından, Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) ve Et ve Süt Kurumu'nun (ESK) desteği ile düzenlenen 1. Ulusal Sütçülük Kongresi dün başladı bügün de devam edecek.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Nusret Yazıcı, Ankara Üniversitesi'nde düzenlenen kongrede yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yıllık süt üretiminin yaklaşık 19 milyon ton olduğunu, bunun artırılması için gerekli çalışmaların yapıldığını anlattı.

Hayvansal ve bitkisel ürünlerin tüketimi konusunda her kafadan ses çıktığına dikkati çeken Yazıcı, "Bundan çok rahatsızız. İnsanımızın sofrasındakinin reyting aracı yapılmasını hoş bulmuyoruz." dedi.

Yazıcı, çiğ sütün marketlerde satılabilmesi için önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerine işaret ederek, "Evlerde çiğ süt isteniyor. Marketlerden çiğ süt alınabilmesinin önünü açtık." ifadesini kullandı.

"Toplum bilinçlendirilmeli"

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ise dünyanın en önemli başlıklarının toplumları şekillendiren su, enerji, sağlık ve gıda olduğunu vurguladı.

Türkiye'de süt ve süt ürünleri kullanımı konusunda toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken İbiş, söz konusu kongrenin sektöre fayda sağlayacağına inandığını kaydetti.

SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel de süt üretiminin son 10 yılda önemli ölçüde arttığını belirterek, "Bu seviyeye gelebilmek için son yıllarda sektörümüzde, üretimde, fiyatlandırmada ve ihracatta, istikrar adına pek çok adım atıldı." değerlendirmesinde bulundu.

İki gün sürecek kongrede, "Gençler Süt Ürünlerini Yeteri Oranda Tüketiyor mu?", "Süte Uygulanan Teknolojik İşlemlerin Süt Alerjisine Etkisi", "Süt Tüketimi, Beslenme ve Sağlıktaki Rolü" ve "Yoğurt Bileşenlerinin Sağlık Üzerine Etkisi" gibi konular ele alınacak.

Ramazanda Fırsatçılara Göz Açtırılmayacak!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, geçen sene ramazan ayında Türkiye genelinde gıda üretim, satış ve sunum yerlerine toplam 74 bin 619 denetim gerçekleştirildiğini, 2015 yılının ayı dönemine göre gıda denetimlerinde yüzde 7,58’lik artış olduğunu belirterek, "Bu yılki ramazan ayında da aynı hassasiyet içerisinde 6 bin 728 personelle denetimlerimizi gerçekleştireceğiz. Tüketim artışını fırsat bilerek uygun olmayan gıda ürünlerinin üretim ve satışını yapanlara fırsat vermeyeceğiz." dedi.

Bakan Çelik, Bakanlığın gıdaların üretim ve tüketiminde her aşamada güvenilirliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların kesintisiz olarak sürdürdüğünü ifade etti.

Çelik, bu doğrultuda Türkiye genelinde faaliyet gösteren gıda, gıda ile temasta bulunan madde ve malzemeleri üreten, satan, toplu tüketime sunan onay ve kayıt kapsamındaki gıda işletmelerinin denetim ve kontrol hizmetlerini, merkezde Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, 81 il müdürlüğüyle yetkilendirilmiş ilçe müdürlüklerinde görevli toplam 6 bin 728 gıda kontrol görevlisiyle birlikte yürüttüklerini kaydetti.

Geçen yılın tamamında üretim, satış ve toplu tüketim yerlerine yaklaşık 894 bin denetim yapıldığını dile getiren Çelik, bu denetimlerde gıda mevzuatına uygun faaliyet göstermeyen gıda işletmelerine 14 bin 75 idari para cezası uygulandığını, 102 iş yeri için savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu ve kesilen toplam idari para cezası tutarının 73 milyon 725 bin 289 lira olduğunu bildirdi.

Çelik, söz konusu denetimlerin yaklaşık 146 bininin gıda üretim yerleri, 391 bininin gıda satış yerleri ve 357 bininin toplu gıda tüketim yerlerinde gerçekleştiğine dikkati çekti. Geçen yıl Bakanlık tarafından en çok resmi kontrol yapılan gıda işletmelerini 33 bin 229'la ekmek ve ekmek çeşitleri üretim yerlerinin oluşturduğunu ifade eden Çelik, bunu 22 bin 836 ile unlu mamuller üretim yeri, 20 bin 527 ile pasta, börek, hamur ve sütlü tatlılar gibi her türlü pastacılık ürünleri üreten iş yeri, 10 bin 410 ile hazır yemek üretim yerinin takip ettiğini kaydetti.

En çok idari para cezası uygulanan gıda işletmelerinin 5 bin 90'la gıda satış yerleri, 4 bin 876'la üretim yerleri ve 4 bin 109'la toplu tüketim yerleri olduğuna işaret eden Çelik, "Gıda üretim yeri olarak 814 adetle ekmek ve ekmek üretim yerleri, 561 adetle hazır yemek, tabldot yemek üretim yerleri, 452 adetle her türlü pastacılık ürünleri üreten iş yerleri ve 437 adetle unlu mamuller üretim yerleri, en çok idari para cezası uygulanan işletmelerin başında geliyor. Gıda satış yeri olarak ise 2 bin 374 adetle her türlü market, 718 adetle kasap ve gıda toplu tüketim yeri olarak da 1 bin 643 adetle lokanta ve restoran ile 496 adetle kafe-bar işletmesi yine en çok idari para cezası uygulanan işletmeler oldu." diye konuştu.

Çelik, 1 Ocak-23 Mayıs 2016 tarihlerinde gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerlerine toplam 334 bin 476 denetim yapılmışken, 2017 yılının aynı döneminde gıda denetim sayısının yüzde 11,4 artış göstererek 372 bin 672'ye ulaştığını belirtti.

Bakan Çelik, geçen yıl yapılan ramazan ayı denetimleri kapsamında Türkiye genelinde gıda üretim, satış ve sunum yerlerinde toplam 74 bin 619 denetim gerçekleştirildiğini söyledi.

Çelik, "ramazan paketi" adı altında muhtelif gıdaların bir arada yer aldığı paketlerin satış ve dağıtımının yapıldığı iş yerlerine yönelik denetimlerde, paket içeriğinde bulunan gıdaların son tüketim tarihi ile etiket bilgilerinin de kontrol edildiğini vurguladı.

İnsan hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek gıdaları üretenlere ve bunları piyasaya sürenlere verilen idari para cezalarının artırılması ve bu işletmelerin uzun süreyle faaliyetten men edilmesiyle ilgili düzenlemede değişikliğe gideceklerinin altını çizen Çelik, gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş yapanlara yönelik idari para cezalarının caydırıcı hale getirilmesini içeren bu mevzuat değişikliği sürecinin devam ettiğini, düzenleme hayata geçtiğinde, caydırıcılığa bağlı olarak gıda üretiminde yanlış yapanların oranında bir azalma yaşanacağını vurguladı.

Faruk Çelik’ten Müjdeli Haber

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’ten müjdeli bir açıklama geldi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına alınacak 2500 personelle ilgili detayları sosyal medya üzerinden Faruk Çelik bildirdi.

2500 Personel Alımı Yapılacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, sosyal paylaşım sitesi Twitter üzerinden attığı tweetlerle personel alımı bekleyen vatandaşlara müjdeli haberi verdi. Bakan Çelik , "Personel alımı hususunda Maliye Bakanlığımız ile yaptığımız görüşmelerde belirli bir aşamaya vardığımızın müjdesini vermek istiyorum. Bakanlık olarak inşallah bir hafta içinde belirli bir oranda personel alımı için süreci başlatmış olacağız. Şimdiden hayırlı olsun!" ifadelerine yer verdi.
 

Bakandan Kutlama!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik Dünya Çiftçiler Günü'nü kutladı, çiftçilere önemli mesajlar verdi. Milli projelerle ilgili çalışmaların geldiği noktayı söyleyen Bakan Çelik, "Birkaç sene içerisinde etteki konuşulan ithalat ve benzeri hususları ortadan kaldıracak bir noktaya gelmiş olacağız" ifadelerini kullandı.
 
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nü kutlayan Faruk Çelik, devletin çiftçilere verdiği teşviklerle ilgili bilgiler verdi. Çelik, "Çiftçilerimizin emeği olmadan sofranın bereketi olmaz. Çiftçi tarımının teminatı, tarım da yarınımızın teminatıdır. Onun için biz hükümet olarak 16 yıllık bir dönem içerisinde çok yoğun bir şekilde çiftçilerimize teşviklerimizi sürdürüyoruz. 13 milyar liralık bir desteği çiftçilerimize vermiş bulunuyoruz. Çiftçilerimize ne tür desteği versek azdır. Bundan sonra da çiftçilere desteğimizin süreceğini belirtmek istiyorum." dedi.

Ette ithalatı kardıracak noktaya geleceğiz
 
Bakan Çelik, Milli Tarım Projesi ile ilgili de bilgiler verdi. Çelik, "Ülkede bitkisel üretimde havza bazlı üretime geçtik. Yani planlı üretime geçtik. Çiftçilerimize buna yönlendirmiş bulunmaktayız. Aynı şekilde hayvansal üretimde de yerli hayvancılığı, yani kırmızı et ihtiyacımızı, kendi yetiştirdiğimiz hayvanlardan karşılama noktasında da yaygın bir şekilde hayvancılık desteklerini de devreye koymuş bulunuyoruz. İnanıyorum ki birkaç sene içerisinde bu projeler meyvesini vermeye başlayacak. Etteki konuşulan ithalat ve benzeri hususları ortadan kaldıracak bir noktaya gelmiş olacağız. Yani başka ülkenin çiftçisini zengin eden bir anlayış değil, kendi ülkesinin çiftçisini kalkındıran politikaları hızlandırmış bulunuyoruz. Bundan sonra hedeflerimiz çok daha büyük. Biz inanıyoruz ki çiftçinin yüzü gülerse milletin yüzü güler." dedi.
 

Cumhurbaşkanı'nın Afrika Gezisinden Olumlu Sinyal Alındı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afrika’ya düzenlediği gezinin ardından, Afrika’nın Türkiye’yi muhabbetle karşıladığı, ilişkileri geliştirmeye yönelik adımların atılmasına hız verileceği belirtildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Türkiye'de 54 Afrika ülkesinin cumhurbaşkanı ve bakan düzeyinde katıldığı tarımsal iş forumu yapıldığını hatırlatarak, "Cumhurbaşkanımızın Afrika gezisinde oluşan muhabbet nedeniyle Türkiye'ye büyük ilgi var" dedi.Bakan Çelik, Afrika forumuna katılan bazı bakanların imkânları olmadığı için balık tutamadıklarını, ülkelerindeki balıkların bu nedenle yaşlanarak öldüğünü anlattığını söyledi.

 Süttozu ihracatı için Çin'e gidilecek

Çelik, ülkelerin tek tek hangi alanlarda işbirliğine uygun olduğunu çıkardıklarını belirterek, "Sadece bir ülkede 8 milyon hektar arazi, iki nehir arasında bulunmasına karşın işlenemiyor. Orada bir işadamı suyu alıp tarlaya getirecek. Bir devlet kadar büyük arazi tarıma açılacak" dedi. Çelik, bazı yerlere TİGEM olarak girip daha sonra özel sektörün işletmesine açılabileceğini belirtti. Çelik, önümüzdeki günlerde Çin'e de gideceklerini belirterek, "Çin ile eğer süttozu bağlantısını kurarsak Türkiye'de hayvancılık rayına girer, uçar" dedi.

Afrika'ya dönük yeni bir planı devre soktuklarını, 54 Afrika ülkesine ziyaret trafiği başlatacaklarını ifade edenBakan Çelik, "İşadamlarını da yanımızda götüreceğiz; balıkçılıksa balıkçılık, tarımsa tarım. İşadamlarımızı irtibatlandırıp döneceğiz" dedi.
 

Personel Alım Talebi Başbakanlığa İletildi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bakanlığın personel alımı talepleri ve gelişmeler konusunda mecliste bilgi verdi. Buna göre Tarım Bakanlığı 2500 personel alımı talebinde bulundu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, binlerce adayın merakla beklediği personel alımı konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Türkiye Büyük Millet Meclisinin 9 Mayıs 2017 tarihli dördüncü oturumunda soru önergelerini cevaplayan Bakan Çelik, Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in 6/704 sayılı sözlü soru önergesine verdiği yanıtta 2500 personel alımı ile ilgili önemli bir detayı açıkladı.

Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, soru önergesinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına 2017 yılında yapılacak personel alımını sordu. Bakan Faruk Çelik bu soruyu, personel alımı talebinin bakanlıklarla görüşüldüğünü ve Başbakanlığa iletildiğini belirterek yanıtladı. Önergenin sahibi Gürer'in, personel alımının kaç kişi olacağı yönündeki soruya karşılık ise Bakan Faruk Çelik, 2 bin 500 kişilik talebi işaret etti.
 

Milli Tarım Projesi Kapsamında Hayvancılıkta Yerli Üretimi Destekliyoruz

Gıda, Tarım ve Hayvancılık bakanı Faruk Çelik, tarımsal ihracata ilişkin olarak, "2002'de 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 2016'da 16,3 milyar dolara çıkmıştır, 2016 ithalatımız 11 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir" dedi.

Bakan Çelik, TBMM Genel Kurulu'nda milletvekillerini sorularını cevapladı. Çelik, hayvansal üretimin arttırılmasına ilişkin soruya, "Hayvancılığa 2003-2016 yılları arasında yaklaşık 22 milyar TL destek sağladık, sadece 2016 yılında 3 milyar TL destek sağlandı, 2017 yılında ise 3,8 milyar TL destek vereceğiz. Hayvancılığın gelişmesi için 2016 yılında yeni destekleri devreye koymuş bulunuyoruz. 4 ay ve üzeri buzağı ilk kez destek kapsamına alındı ve 350 TL ila 750 TL arasında destek vermeye başladık. Hayvancılık desteklerinin üreticilere doğrudan ödenmesini gerçekleştirdik, birliklere ayrıca kendi prim payları ödenmektedir" ifadelerini kullandı.

Yemde yüzde 8 Katma Değer Vergisi'nin kaldırıldığını söyleyen Çelik, "Milli Tarım Projesi kapsamında hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modelini başlattık. 30 ili mera hayvancılığı yetiştiriciliği bölgesi olarak belirledik ve bu 30 ilde meraları ıslah etmek şartıyla ve hayvancılık yapmak şartıyla çok cüzi bedelle meraların hayvancılığa tahsisi sağlanacaktır. Et sığırcılığına uygun 200 başa kadar düve alımında ise yüzde 30 hibe verilecektir. Yıllık 400 bin baş buzağı ölmektedirTürkiye'de, bu ölümleri önlediğimiz zaman şu anda gerçekleştirdiğimiz ithalatın da söz konusu olmayacağını belirtme adına bu desteklerimizi bu kaleme çevirmiş bulunmaktayız" şeklinde konuştu.

38 ilin damızlık düve üretim merkezi olarak belirlendiğini belirten Çelik, "En az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve üretim merkezleri için inşaat yatırımlarına, alet, ekipman ve damızlık düve alımlarına yüzde 50 hibe vermekteyiz. Ayrıca, 31 ilimiz de damızlık koç, teke üretim merkezi olarak belirlendi. Burada da yine aynı şekilde 500 baş kapasiteli damızlık koç, teke, gebe üretim merkezleri için ağıl yapımına, alet-ekipman alımına ve erkek damızlık hayvana yüzde 50 hibe vermekteyiz. 13 ilimizde de damızlık manda üretim merkezi kurmuş bulunmaktayız. Böylece hayvancılıkta bir distribütör şeklinde değil, bir bayilik şeklinde, yurt dışından getirip, hayvanları burada altı yedi ay besleyip kesime gönderme anlayışından çıkan, kendi hayvan varlığını ve kendi besi varlığını kendi bünyesinde üreten bir yapıya hızlı bir şekilde kavuşacağımızı burada belirtmek istiyorum" diye konuştu.

Tarımsal destekler hakkında bilgi veren Çelik, "2016 yılında 11,2 milyar TL tarımsal destek ödedik. 2003-2016 yılları arasında 90 milyar TL desteködemiş bulunuyoruz. İç Anadolu Bölgesine'ne 18 milyar, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne 16 milyar, Karadeniz Bölgesi'ne 14 milyar,Ege Bölgesi'ne 12 milyar 800 milyon, Marmara Bölgesi'ne 12 milyar 500 milyon, Akdeniz Bölgesi'ne ise 9 milyar 400 milyon, Doğu Anadolu Bölgesi'ne ise 7 milyar 700 milyon TL'lik tarımsal destekler on dört yılda gerçekleşmiş bulunmaktadır. 2017 bütçemiz 12,8 milyar TL'dir ve 2017'nin ilk dört ayında da 7,7 milyar TL'lik destek ödemeleri gerçekleşmiş bulunmaktadır" dedi.

Yabancılara satılan tarım arazilerine ilişkin olarak Bakan Çelik, "2644 sayılı Tapu Kanunu'na göre yabancı uyruklu kişiler tarımsal proje yapılması şartıyla tarım arazisi edinebilmektedir ancak yabancı gerçek kişiler ilçe bazında özel mülkiyete konu arazilerin yüzde 10'unu geçemeyecek şekilde 30 hektara kadar tarım arazisi edinebilmektedir. Tarımsal proje verilmediği, verilen projenin gerçekleşmediği veya amaç dışı kullanımı halinde yabancı kişilerin arazisi Maliye Bakanlığınca tasfiye edilmektedir" ifadelerini kullandı.

Tohumculukta çeşit geliştirme çalışmalarına verdikleri desteğin on kat arttığına dikkat çeken Çelik, "Ar-Ge çalışmaları proje bazlı 300 bin TL'den 3 milyon TL'ye çıkarılmış bulunmaktadır ve Ar-Ge'de özel sektörle iş birliği yapıyoruz. Burası son derece önemli, tüm enstitülerimizi özel sektöre açmış bulunuyoruz. Bakanlık olarak özel sektörün Ar-Ge yatırımlarına 630 milyon TL destek vereceğiz, 900 milyon TL de özel sektörün yatırım yapmasını bekliyoruz, toplam AR-GE yatırımlarını tarımda 1,5 milyon TL'ye çıkması konusunda gerekli altyapıdaki tüm imkanlarımızı seferber etmiş bulunmaktayız" diye konuştu.

Tarımsal ihracata ilişkin soru üzerine Çelik, "2002'de 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız 2016'da 16,3 milyar dolara çıkmıştır, 2016 ithalatımız 11 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.Türkiye tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı bir ülkedir. Son on beş yılda toplam 58 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik. 2016 yılında 195 ülkeye tarım ve gıda ürün ihracatı yapılmıştır. Tarım sektörümüz 2002-2015 yılları arasında ortalama yüzde 3,2 büyüme göstermiş bulunmaktadır. 2002-2015 döneminde 28 AB ülkesinde tarım ortalama binde 5 olarak büyüdü, 2016 dahil edildiğinde AB büyümesi yüzde 0,4. 2002-2015 döneminde OECD ülkeleri tarımı ise ortalama yüzde 1,1 seviyesinde büyüme göstermiştir" dedi.
 

Genç Çiftçi Projesine Yoğun İlgi Var

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, bu sene için Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı'nın bütçesini 483 milyon lira olarak belirlediklerini ve bu kaynağı 16 bin 100 genç çiftçiye kullandıracaklarını belirterek, projeye yoğun ilgi olduğunu söyledi.
 
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2017 yılı için bugüne kadar yaklaşık 195 bin başvuru yapıldığını kaydetti. 
 
Bakan Çelik, yaptığı açıklamada, 2016-2018 yıllarını kapsayacak şekilde genç çiftçi projelerine 30 bin lira hibe verilmesini öngören Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı'nın 2017 yılı başvurularına yoğun ilgi olduğunu söyledi.
 
Geçen sene yaklaşık 15 bin genç çiftçiye çeşitli projeleri karşılığı olarak 450 milyon liralık hibe kullandırdıklarını hatırlatan Çelik, bu sene için ise programın bütçesini 483 milyon lira olarak belirlediklerini ve bu kaynağı 16 bin 100 genç çiftçi için kullandıracaklarını ifade etti. 
 
Çelik, bu yılki bütçenin 330 milyon liralık kısmını en az 11 bin genç çiftçiye, büyükbaş ve küçükbaş projeleri kapsamında vermeyi planladıklarının altını çizerek, bu kapsamda genç çiftçilere manda dâhil en az 51 bin büyükbaş ve 100 bin küçükbaş hayvan dağıtılacağını bildirdi. Bu hayvanların geçen yıl olduğu gibi bu sene de Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından temin edileceğine dikkati çeken Çelik, "Bütçenin kalan diğer kısmı ise ana hatlarıyla ağıl ve ahır yapımı ile arıcılık, kanatlı, ipek böceği yetiştiriciliği, meyvecilik, seracılık ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği konularında verilecek. Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak en az bin adet modüler sistem büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık tesisi yapımı konusu da projeler içerisinde yer alacak ve ayrıca genç çiftçilerin finans ihtiyacını gidermek amacı ile Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği tarafından daha etkin kredi kullanımı ve anahtar teslim proje gerçekleştirmeleri sağlanacak." ifadelerini kullandı.
 
Genç çiftçi projeleriyle ilgili verdikleri bu hibelerin kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerinin sadece bir parçası olduğunu vurgulayan Çelik, bu destekteki amaçlarının hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak olduğunu belirtti. Çelik, "Genç çiftçilerimizin başvurulardaki yoğun ilgisi, bu amacımızın gerçekleşmesi bakımından bizleri sevindirmektedir." dedi.
 
Başvurular ücretsiz
 
Hibe desteğinden faydalanacak çiftçilerde, 41 yaşından gün almamış, ücretli çalışan, gerçek ve basit usulde vergi mükellefi, daha önceden Bakanlığın diğer hibe programından faydalanmış olmamak şartı aranıyor.
 
Projelerle ilgili ön başvurular, internet üzerinden, kesin başvurular ise yerleşim biriminin bağlı olduğu il ve ilçe müdürlüklerine şahsen yapılıyor. Bu başvurularda çiftçilerden hiçbir ücret talep edilmiyor.
 
 

2017 Kamp Başvuruları Başladı!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2017 yılı eğitim ve dinlenme tesisi kamp başvuruları başladı. Başvuru sürecine ilişkin başvuru detaylarına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın web sitesinden ulaşmak mümkün.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı resmi sitesinde yayımlanan duyuru ile 2017 kamp başvurularının başladığını duyurdu. 
Başvurular için başvuru formu doldurularak 28 Nisan 2017'ye kadar ilgili birimlere teslim edilecek.

 Konuya ilişkin yayımlanan duyuruda:

"Bakanlığımız Merkez ve Taşra Teşkilatı, Bağlı ve İlgili Kuruluş çalışanları, emeklileri ile bunların alt ve üst soylarının faydalanmaları amacıyla, İzmir Foça, İzmir Urla ve Mersin Alata Eğitim ve Dinlenme Tesisleri, 19 Haziran 2017 tarihinden itibaren dönemler halinde kamp amaçlı olarak hizmete açılacaktır. Eğitim ve Dinlenme Tesisleri Talimatına uygun olarak doldurulan onaylı Kamp Başvuru Formlarının, ilgili birimlerce en geç 28 Nisan 2017 Cuma gününe kadar Başkanlığımızda olacak şekilde gönderilmesi gerekmektedir.”
 

Fındık Üreticilerine Sevindirici Haber

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik AA muhabirine yaptığı açıklamada tekelci uygulamanın fındık üreticilerini mağdur ettiğini belirtti.

Fındık fiyatlarıyla ilgili soruya cevap veren Bakan Çelik şunları söyledi:

"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak TMO bünyesinde önümüzdeki hafta fındık alımını gerçekleştireceğimizi buradan ifade ediyorum. Üreticinin alın teriyle, üreticinin emeğiyle uğraşanlara bu anlamda gerekli cevabı vermiş olacağız. Fındığın hak ettiği değeri alacağı şekilde, üreticimizi memnun kılacak şekilde piyasada olacağımızı herkesin bilmesini istiyorum. Üreticilerimiz rahat olsunlar. Hükümetimiz, devletimiz her konuda olduğu gibi fındık konusunda da üreticimizin yanındadır."


 

Meraların Yeşermesi Üreticinin Yüzünü Güldürdü

Sonbahar aylarında bazı illere yağışların az düşmesi nedeniyle endişelenen üreticiler, son dönemde etkili olan yağışların ardından meraların da yeşermesi sayesinde rahat bir nefes aldı.

Yem fiyatlarının yüksek olması nedeniyle kış aylarında hayvanlarına yeterince arpa veremediklerini belirten besiciler, hayvanlarını merada daha çok tutarak gelişmelerini sağlamak istediklerini ifade ediyor. 

Gübre ve yemde KDV'nin kaldırılmasına rağmen sanayicilerin yem ve gübreye yapmış oldukları zam sebebiyle üretici durumdan hiç memnun değil. Üreticiler hayvanları merada daha çok tutarak maliyeti düşürmeyi hedefliyor. Bu sebeple yağışların artması ve meraların yeşillenmesi üreticilerin yüzünü güldürdü.

Sonbahar ve kış mevsimi boyunca az yağış alan meralarda otların güçlükle yeşermesi üreticide, hayvanlarına sürekli yem bulamama kaygısı yaşattı. Hayvanlarını satmak korkusu yaşayan üreticiler, baharın yağışlı geçmesiyle hem sütteki artışı hem de hayvanlarının tavlanmasını olumlu karşıladı.

​​​​​​​Hayvanların tam manasıyla doyuma ulaştığı bahar dönemine paralel olarak süt üretiminde gözlemlenen artış üreticinin emeğinin karşılığını alarak rahat nefes almasını sağladı.
 
 

GTHB'de FETÖ Operasyonu !

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda 102 personel hakkında FETÖ üyesi olmak suçlamasıyla başlatılan soruşturmada 30 kişi gözaltına alındı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, şüpheli ifadelerinden hareketle ve Bylock kullanıcı olduğu tepit edilen Tarım Bakanlığı'nda çalışan 102 kişi hakkında operasyon başlattı.

Ankara merkezli 27 ilde eş zamanlı yapılan operasyonda 30 şüpheli gözaltına alındı. 36 şüphelinin ise yakalama çalışmaları sürüyor. Şüphelilerden 32'sinin başka dosyalardan tutuklu olduğu, 4'ünün ise yurtdışında bulunduğu tespit edildi.

11.3.2017
Devamı GTHB FETÖ

GTHB Norm Kadroları Güncellemesi Bugün Tamamlanıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından illere bir yazı gönderildi. Gönderilen yazıda 28 Şubat tarihine kadar güncel veriler ışığında norm kadroların güncellenmesi istendi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il ve ilçelerde çalışan teknik ve sağlık personelinin normlarını güncelleme çalışması başlattı. Söz konusu çalışmalar sona erdiğinde güncel bilgiler ışığında normlar düzenlenecektir.

Çalışanların özellikle norm doluluğundan dolayı tayin döneminde açılmayan illerin ve mazeretleri olduğu halde norm kadronun dolu olmasından dolayı tayin istekleri karşılanamayan illerde normların artışı beklentisi bulunmaktadır. 

GTHB'de Revizyon Devam Ediyor ! Sırada Et ve Süt Kurumu ...

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda uzun bir süredir geniş çaplı bir revizyon beklentisi vardı. Geçtiğimiz günlerde Eğitim Yayım ve Yayınlar Daire Başkanı Şevket Barca, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Resul Durmaz ve Bakan Faruk Çelik'in Özel Kalem Müdürü Rıfat Kayaoğlu'nun görev yerleri değiştirilirken, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünde Daire Başkanı Zeki Karakoç ve Personel Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Güven görevden alınmıştı.

Görevden alınan bir başka isim de Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Mehmet Ünal Yılmaz oldu..
 

GTHB'de Taşlar Yerinden Oynamaya Devam Ediyor ! Şimdi de ...


24 Şubat 2017 tarihli ve 29989 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren kararlara göre;

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Dr. İbrahim Özcan başka bir göreve atanmak üzere görevinden alındı.

Özcan'ın yanı sıra GTHB Personel Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Güven, Zonguldak İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Necmi Çelik de başka görevlere atanmak üzere bu görevlerinden alındı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Volkan Mutlu Coşkun ise açık bulunan birinci derece kadrolu Bakanlık Müşavirliğine getirildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Sözleşmeli Personel Alımı Başladı !

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 20 Şubat 2017 tarihli Devlet Personel Başkanlığı tarafından yapmış olduğu duyurusu ile sözleşmeli personel alımlarının başladığını belirtti. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ayrı ayrı 2 alım ilanı yayınladı. Duyuruya göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı alacağı personellerden Kamu Personeli Seçme Sınavı şartı arayacak. Her iki duyuru için 2016 yılı KPSS B grubu KPSSP2 puan türünden puan aranacak. 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yaptığı ilk duyurusunda, 2 adet sözleşmeli veteriner ve 1 adet sözleşmeli Ziraat Mühendisi alacak. Ziraat Mühdislerinin Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü mezunu olmuş olmak şartı ve veteriner Hekim adaylarından Veteriner Fakültesi Mezunu olmak şartı aranacaktır. 
 

GTHB'de Taşlar Yerinden Oynadı !

GTHB'de taşlar yerinden oynadı ve revizyon devam ediyor.  Bakanlığın önemli birimlerinde bazı isimler görevden alınırken bazı isimlerin de yeri değiştirildi.

Buna göre;
Eğitim Yayım ve Yayınlar Daire Başkanı Şevket Barca, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Resul Durmaz ve Bakan Faruk Çelik'in Özel Kalem Müdürü Rıfat Kayaoğlu'nun görev yerleri değiştirilirken, Tarım Reformu Genel Müdürlüğünde Daire Başkanı Zeki Karakoç ve Personel Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Güven görevinden alındı.

Eğitim Yayım ve Yayınlar Daire Başkanı Şevket Barca, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüne vekaleten Genel Müdür Yardımcısı yapıldı.

Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Resul Durmaz, vekaleten Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcılığına getirildi.

Bakan Faruk Çelik'in Özel Kalem Müdürü Rıfat Kayaoğlu da vekaleten Personel Genel Müdür Yardımcılığına getirildi.

Tarım Reformu Genel Müdürlüğünde Organize Tarım ve Hayvancılık Bölgeleri Daire Başkanı Zeki Karakoç ile Personel Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emin Güven görevinden alındı.

9.2.2017
Devamı GTHB

GTHB'de Deprem! İstifa...


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda Ali Koyuncu şoku yaşanıyor. GTHB Müşaviri Ali Koyuncu görevinden sessiz sedasız istifa etti. Emekliye ayrıldığı öğrenilen Koyuncu'nun bu ani ayrılışı uzun süre konuşulacağa benziyor.

Bilindiği üzere geçtiğimiz zaman diliminde ' Canlı Hayvan Yolsuzluğu ' ile gündeme gelen Koyuncu'nun istifası akıllarda soru işareti bıraktı. 

Basına yansıyan bu yöndeki haberlerden kısa bir zaman sonra, GTHB Müşaviri Ali Koyuncu’nun istifa etmesi, akıllara bu iddiaların doğruluğu yönünde şüpheleri de beraberinde getirdi.



 

GTHB'ye 2 Yeni Genel Müdürlük


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde iki yeni Genel Müdürlük kurulurken Tarım Reformu Genel Müdürlüğü kaldırılıyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca hazırlanarak ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerine açılan Çiftçi Mallarının Korunması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı Taslağında Tarım Reformu Genel Müdürlüğü kapatılarak yerine Toprak Su Genel Müdürlüğü ile Tarımsal Kalkınma ve Örgütlenme Genel Müdürlüğü kurulması öngörülüyor.

Kanun Tasarısı taslağında kurulması öngörülen Toprak Su Genel Müdürlüğünün görevleri şu şekilde:

1) 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve 22/11/1984 tarihli ve 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu ile verilen görevleri yapmak.

2) Toprak ve sulama suyu analiz laboratuvarlarının kuruluş esaslarını belirlemek; arazi, toprak, su kaynakları ile ilgili analizleri ve arazi, toprak ve su sınıflandırmasını yapmak.

3) Tarım arazilerinin bölünmesini önlemek, arazi edindirme işlemleri, arazi düzenlemesi ve arazi toplulaştırması yapmak ve yaptırmak.

4) Tarımsal sulamada verimliliği arttırmak, uygun sulama tekniklerinin kullanılmasını sağlamak, sulama tesislerini yapmak ve yaptırmak, bunların işletilmelerini sağlamak, toprak kaynaklarını korumak ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmek.

5) Sularda tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan nitrat kirliliğinin izlenmesi, önlenmesi ve azaltılması, kuraklık, küresel iklim değişikliği ve çevre dostu tarımsal uygulamalara yönelik çalışmalar yapmak ve yaptırmak.

6) Tarım arazilerinde ıslah işlerini yapmak ve yaptırmak.

7) İşletmeye açılmış sulama tesislerinin işletme, bakım onarım ve rehabilitasyon işlerini yapmak ve yaptırmak.

8) Yeni sulamaya açılacak alanlardaki depolama ve su alma yapıları ile ana kanallar hariç dağıtım tesislerini yapmak ve yaptırmak.

9) Baraj ve elektrik üretimi amaçlı gölet veya regülatör inşası dışında kalan, çiftlik göletleri ve küçük sulama tesislerini yapmak ve yaptırmak.

10)Tarım sektörünü ilgilendiren konularda, toprak ve su kaynaklarının korunması ve kullanımı ile ilgili uluslararası antlaşmaların yükümlüklerinin takip edilmesi ve yerine getirilmesi için gerekli iş ve işlemleri yapmak ve yaptırmak.

11) Faaliyet alanları ile ilgili bilgi sistemlerini kurmak ve kullanılmasını sağlamak.

12) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.
 

Tarımsal Kalkınma ve Örgütlenme Genel Müdürlüğünün görevleri ise taslakta şu şekilde:

1) Rekabetçi bir tarım sektörünün oluşturulması, fiziki potansiyelin, çevre ve arazinin geliştirilmesi, kırsal alanlardaki yaşam kalitesinin ve ekonomik çeşitliliğin iyileştirilmesi, yerel kırsal kalkınma kapasitesinin oluşturulması için programlar hazırlamak, uygulamak ve izlemek.

2) Tarım sektörüne ve kırsal kesimlere verilecek desteklere ilişkin çalışmalar yapmak, teklifte bulunmak,18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu uyarınca kurulan Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulunun sekretarya hizmetlerini yürütmek.

3) Tarımsal ve kırsal kalkınma desteklerin uygulanmasına ilişkin gerekli işlemleri yapmak, kontrol etmek ve ödemeler arasındaki uyumu sağlamak.

4) Avrupa Birliği kaynakları ile ulusal ve uluslararası diğer kaynaklarla yürütülen kırsal kalkınma programlarına ilişkin projeleri yürütmek ve koordinasyonu sağlamak.

5) 4/5/2007 tarihli ve 5648 sayılı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun uyarınca kurulan İzleme Komitesinin sekretarya işlemlerini yürütmek.

6) Üreticilerin bilgi düzeyini yükseltmek; kooperatif, sulama birliği, üretici birliği ve diğer üretici örgütlerinin kurulmalarına izin vermek, desteklemek; bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak sonuçlandırılması için gerekli tedbirleri almak.

7) Tarım alanında yatırım yapmak isteyen ulusal ve uluslararası yatırımcılara, ülkemizdeki yatırım fırsatları, destekler ve hibeler hakkında bilgiler vermek, bunları yönlendirmek.

8) Tarımsal ürünlerin pazarlanmasının geliştirilmesine dair çalışmalar yapmak.

9) Tarımsal afetler ve tarım sigortası ile ilgili hizmetleri yürütmek, tabii afetlerden zarar gören çiftçilere mevzuatında yer alan esaslar çerçevesinde yardım yapmak.

10) Entegre idare ve kontrol sistemi dahil olmak üzere, görev alanına giren konularda bilgi sistemleri kurmak, işletmek ve güncel tutmak.

11) Tarımsal ürünlere ilişkin verileri derlemek ve istatistikleri oluşturmak.

12) 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun 26/A maddesi hükümleri ile verilen görevleri yapmak.

13) Çiftlik muhasebe veri ağını kurmak ve işletmek.

14) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak.