Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

İthalat Patladı Tarım Sektörü Tehlikede

Dünya Gazetesi’nden Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, konuşmalarında çok sıklıkla tarım ve gıda üretiminin bir ülke için bağımsızlığın olmazsa olmaz şartı olduğuna vurgu yapıyor. Daha üç gün önceki konuşmasında gıdaya ulaşmanın gün geçtikçe daha önemli hale geldiğini belirterek: "Böyle bir ortamda kendi gıdasını üretemeyen hiçbir devlet bağımsızlıktan söz edemez. Son zamanlarda gördük, tırlar dolusu doları olan ülkeler gıdaları olmayınca ne duruma düştüler" dedi.
Fakıbaba'nın söylediklerine aynen katılıyoruz. Ancak, kendisinin bakanlığı döneminde tarım ürünlerinde, hayvancılıkta, gıdada hemen her alanda ithalat rekorları kırılıyor. İthalat arttıkça ülkenin bağımsızlığı tehlikeye giriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 yılının ilk üç aylık dönemine ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Genel olarak ihracattaki artış yüzde 7.7 seviyesinde, ithalattaki artış ise yüzde 12.7 oldu.
İlk 3 aylık dönemde tarımda ithalat deyim yerindeyse patladı. 2018 Ocak-Şubat-Mart döneminde kırmızı et ithalatında yüzde 675, canlı hayvanda yüzde 142, buğdayda yüzde 148 artış oldu.
En çok artış kırmızı et ve hayvancılıkta
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık'ın Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgilere göre, ithalatta en büyük artış canlı hayvan ve kırmızı ette yaşanıyor. Türkiye 2017 yılında 1.2 milyar dolar karşılığında 896 bin baş sığır ithal etti.
Mart 2018 itibarıyla 329 bin baş sığır ithal edildi. İthal edilen sığır karşılığında dışarıya ödenen döviz 395.4 milyon dolar. Geçen yılın aynı dönemine göre ithalattaki artış yüzde 142. Geçen yıl ilk 3 ayda 136 bin baş sığır ithalatı için 169.6 milyon dolar ödenmişti.
Koyun ithalatında da durum pek farklı değil. 2018 Mart ayı itibarıyla 125 bin baş koyun ithal edilerek 15.2 milyon dolar başka ülke çiftçilerine ödendi. Geçen yılın aynı dönemine göre tam 28 katlık artış var. Geçen yıl ilk 3 ayda 4 bin 466 baş koyun ithalatı için 565 bin dolar ödendi.
2017 yılında toplamda 281 bin baş koyun ithalatına 37.3 milyon dolar ödendi.
Geçen yıl toplamda 18 bin 879 ton büyükbaş hayvan eti ithalatı yapan ve 85.3 milyon dolar ödeyen Türkiye, 2018 Mart ayı itibarıyla 12 bin 714 ton büyük baş hayvan eti ithal ederek 63,3 milyon dolar ödedi. Geçen yıl ilk üç ayda 1.640 ton büyük baş hayvan eti ithalatı için 6,5 milyon dolar ödenmişti. Büyük baş hayvan eti ithalatı 2018 yılında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 675 arttı.
Buğdaydaki artış yüzde 148
Türkiye, 2018'in ilk 3 aylık döneminde 1 milyon 987 bin ton buğday ithal etti. Bunu karşılığında 421,5 milyon dolar ödendi. Geçen yılın aynı döneminde 801 bin ton buğday ithalatı için 167,6 milyon dolar ödenmişti. Buğday ithalatındaki artış ilk 3 ayda yüzde 148 oldu. 2017 yılında toplamda 5 milyon ton buğday ithalatına 1 milyar dolar ödemişti.
Buğday alanlarındaki daralma saman üretimine de olumsuz yansıması nedeniyle saman ithalatı da artıyor. Saman ithalatı 2013 yılında miktar olarak 64 bin ton değer olarak 14.2 milyon dolar olarak gerçekleşirken, 2017 yılında 25 bin ton saman ithalatı için 3.8 milyon dolar ödendi. Bu yılın ilk üç ayında ise 5 bin ton civarında saman ithalatı için 555 bin dolar döviz ödendi.
Mısır ithalatı 10 kat arttı
Türkiye 2017 yılında ilk 3 ayda 103 bin ton mısır ithalatı için 30.3 milyon dolar döviz öderken bu yıl aynı dönemde ithalat 10 kattan daha fazla artarak 1 milyon 41 bin tona ulaştı. Bu ithalat için ödenen döviz ise 206.1 milyon dolar. Türkiye, 2017 yılında 2.1 milyon ton mısır ithalatına 429 milyon dolar ödedi.
GDO denetimi soya ithalatını engelledi
Bir çok üründe ilk 3 aylık dönemde ithalat artarken soya ithalatı geçen yıl ile aynı seviyede kaldı. Türkiye 2017 yılında 2.3 milyon ton soya ithalatına 948 milyon dolar öderken, bu yılın ilk üç ayında 462 bin ton soya ithal edilerek karşılığında 190 milyon dolar ödendi. Geçen yılın aynı döneminde 437 bin ton soya ithalatı için 185,5 milyon dolar ödenmişti. Soya ithalatı geçen yılın aynı dönemi ile hemen hemen aynı. Bunun en önemli nedeni ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "genetiği değiştirilmiş ürünler konusunda daha hassas olacağız" açıklaması ile ithal edilen soyada denetimlerin artırılması ve içeriye sokulmasının engellenmesi.
Pamuk ve ayçiçeği ithalatı
Türkiye, 2018'in ilk 3 aylık döneminde 230 bin ton pamuk ithalatı karşılığında 412.1 milyon dolar öderken, geçen yılın aynı döneminde 187 bin ton pamuk ithalatı için 322,8 milyon dolar ödenmişti. Pamuk ithalatındaki artış geçen yılın ilk 3 ayına göre yüzde 23 arttı. Türkiye 2017 yılında 914 bin ton pamuk ithalatına 1,7 milyar dolar ödemişti.
Bu yılın ilk 3 aylık döneminde ayçiçeği ithalatı 290 bin tona ulaşırken bunun karşılığında 135.9 milyon dolar ödendi. 2017'nin aynı döneminde 225 bin ton ayçiçeği ithalatı için 121.4 milyon dolar ödendi. Ayçiçeği ithalatındaki artış ilk üç ayda yüzde 29 civarında. 2017 yılında toplamda 640 bin ton ayçiçeği ithalatı yapılarak karşılığında 443,8 milyon dolar ödendi.
Özetle, Fakıbaba çok haklı. Gıdasını üretmeyen ülke bağımsız olamaz. Fakat bunu şu anda Türkiye'de söyleyecek en son kişi Tarım Bakanı olmalı. Bu ithalat rakamları ile Türkiye bağımsız olabilir mi?
 
 

Merkez Birliğinde Sular Durulmuyor mu?

Merkez Birliğinde Sular Durulmuyor mu?
1998 yılında büyük emek ve zahmetlerle kurulan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği bugün 20.yılında kazanımlarını kaybediyor mu? 20 yıl önce temelleri atılan TDSYMB ıslah konusunda üreticinin ve yetiştiricinin vizyonu, misyonu olmuştur. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Hayvancılık ’ta Türkiye’nin en büyük ve güçlü sivil toplum örgütü iken bugün gelinen noktada her geçen gün geriye doğru gitmektedir.
Bu konuda Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan ne gibi çalışmalar yapar?
TDSYMB ‘nin Ankara’da güzel bir misafirhanesi var. Genel Başkan Kamil Özcan Ankara’ya geldiğinde bu misafirhane de kalır mı? Yoksa otelde mi konaklama yapar? Otel giderlerini kendimi karşılar? Yoksa Merkez Birliğinden mi karşılanır?
2018 yılında yönetim kurulunun günlük harcırahı 150 TL dir.  Hem harcırah alıp hem de Merkez Birliği yemek giderlerinizi karşılıyor mu?
Merkez Birliğinizin 06 TMB 48 plakalı Mercedes marka aracın 2018 yılı trafik cezaları var mıdır? Bu trafik cezaları ne şekilde ödenmektedir?
Merkez Birliğinizde hali hazırda yönetim kurulu üyesi olup hapiste veya yargılanan yönetim kurulu üyeniz var mıdır?
Merkez Birliğinde yönetim kurulu üyesi olup İl Birliğine haciz giden yönetim kurulu üyeniz var mıdır?
Merkez Birliği Genel Başkanı siyasi emelleri için Merkez Birliğini kullanıyor mu? İhmal mi ediyor? Öğrenmek istiyoruz.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ilgili denetim birimlerini ve kontrolörlerini incelemeye yapmaya davet ediyor ve  bekliyoruz.

Kamuoyunun merak ettiği bu sorular ve buna benzer soruların açığa çıkması açısından muhataplarına sorumlu yayıncılık anlayışı gereği buradan sorulmak zorunda kalınmıştır. Eli nasırlı üreticiler, yetiştiriciler ve kamuoyu adına Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan’dan bu soruların ve bir önceki soruların cevaplarını beklemekteyiz.
 

300 Damızlık Koyun Projesinin Sonuçları Açıklandı

300 Damızlık Koyun Projesi başvuru sonuçları tam isim listesi açıklandı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) resmi internet sitesinde Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık 300 Koyun Projesi ön değerlendirme sonuçlarının açıklandığı duyuruldu.

Kamuoyunda "300 Koyun Projesi" olarak bilinen "Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi" ön değerlendirme sonuçları açıklandı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) internet sitesinden yapılan duyuruda, "Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi (300 Koyun) kapsamında TİGEM tarafından yapılan ön değerlendirme sonucunda oluşan listeler üreticilerimizin bağlı bulunduğu İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine gönderilmiştir" denildi.

300 koyun projesi kapsamında TİGEM tarafından yapılan ön değerlendirme sonucunda oluşan listeler üreticilerin bağlı bulunduğu İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine gönderilmesinin ardından aynı zamanda  bu listede ismi yer alan üreticilerin e posta adreslerine ve telefonlarına bilgi mesajları iletildi.Bilgi mesajı gelen üreticiler, projeden faydalanabilmek için başvuru yaptığı İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine en geç 24 Nisan 2018 tarihi mesai bitimine kadar istenilen evrakları eksiksiz olarak teslim etmeleri gerekiyor. 

Ette İstişare Toplantısı

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin istişare toplantısı Alanya’da başladı. Programa Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı HAYGEM Genel Müdürü Durali Koçak, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Müslüm Beyazgül Tarım Reformu Genel Müdür yardımcısı Faruk Fıratoğlu ve Kırmızı Et Üreticileri Birliklerin Birlik Başkanları katıldı. Programda bir açılış konuşması yapan Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç “Et sektöründe yaşanan sorunlara değinerek çalışıyoruz emek veriyoruz. Kırmızı et fiyatının yüksekliğinden üretici sorumlu değildir. Üretici zor şartlarda besleyip büyüttüğü hayvanları neredeyse maliyetine satmakta ve birçok soruna rağmen özverili bir şekilde üretmeye devam etmektedir. Besicimizin sorunları çözülmelidir”. dedi. Daha sonra kürsüye gelen HAYGEM Genel Müdürü Durali Koçak ise “Hayvancılık sabır isteyen bir iştir. Biyoloji ve ekoloji diyoruz her hayvan her yerde yetişmiyor. Bizim bu ürüne ihtiyacımız var. Hayvan varlığı bakımından baktığımızda kırsalda nüfus azalıyor buna rağmen hayvansal üretimde artış var. Her ne kadar zorluklardan geçsek de Ülkenin hayvancılığı gelişiyor. Avrupa’dan sonra 2 sırada yer alıyoruz.  Ülkemizin refah seviyesi artıkça ete rağbet artıyor. Ne olursa olsun Sektörümüzün önü açık”. Dedi. Genel Müdür koçak ayrıca üretim ile ilgili ise “biz ürünü üretiyoruz her üretimin bir maliyeti var bu maliyeti ya üretici yada tüketici yada devlet karşılayacak bir gerçek var ki üretimin değerini yani gerçek fiyatını tüketici öder alan ödemelidir. üreticin alın terini ödenmeli. Dedi.

Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin toplantısı 2 oturum halinde devam ederken öğleden sonraki oturuma Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın katılımı bekleniyor.
 
 

Uluslararası Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım Ve Teknolojileri Fuarı

Bu yıl 7.'si düzenlenen Uluslararası Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım ve Teknolojileri Fuarı Afyonkarahisar'da açıldı. ART Fuarcılık tarafından organize edilen Afyonkarahisar Valiliği, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası, Afyonkarahisar Ziraat Odası ve Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından desteklenen fuar, Afyonkarahisar Belediyesi fuar alanında açıldı.
Çeşitli illerden firmaların da aralarında bulunduğu 128 firmanın katıldığı fuarda, hayvancılık ve tarım teknolojileri ile malzemeleri sergileniyor.
Fuarın açılış töreninde konuşan Afyonkarahisar Valisi Mustafa Tutulmaz, fuarın bu yıl uluslararası olarak düzenlendiğini belirterek, "Fuarımızın uluslararası olması bizim için mutluluk kaynağı oldu. Ancak bunun lafta uluslararası olarak kalmamasını diliyoruz. Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım ve Teknolojileri Fuarı'nın Türkiye'nin ve bölgemizin en önemli organizasyonu olmasını istiyoruz. Bunun için gerek alt yapı olarak, gerekse katılımcılar ve ziyaretçiler olarak güçlü bir fuara dönüşmesini arzu ediyoruz. Bunun için her türlü yardıma hazırız." diye konuştu.
Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ise, Afyonkarahisar’a yeni yapılacak fuar merkezinin biraz gecikebileceğini dile getirdi.
Çoban, şöyle konuştu "Ben daha önceki konuşmalarımda da dile getirmiştim. Termal turizm alanımızda otellerin yanında en az 100 bin metrekarelik bir alanı termal yatırım alanı olan toplam 150 bin metrekarelik bir alanın fuar alanı yapacaktık. Bununla ilgili de belediye olarak tüm çalışmaları tamamlayarak ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden de gerekli plan değişikliklerini gerçekleştirmiştik. Ancak orada devletimizin özellikle Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin çok büyük bir Termal Sağlık Projesi yapacağından dolayı fuar alanı projemiz gerçekleşmeyecek. Fuar alanına Afyonkarahisar’a şimdiye kadar yapılan tüm yatırımlardan daha büyük bir yatırıma ayrıldı. Biz belki bu alanda veya başka bir alanda daha güzel daha büyük bir fuar alanı yapacağız" dedi.
Afyonkarahisar Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İbrahim Acar da, kentin potansiyeli ile ilgili bilgiler verdi.
Acar, Tarımsal potansiyel olarak Afyonkarahisar’ın Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olduğunu hatırlatarak, "Afyonkarahisar ili olarak bizim nüfusumuzun yaklaşık yüzde 50’si bizzat tarımla uğraşıyor. Geçimin tarımdan veya tarıma dayalı sanayiden sağlayan insanlarımızı düşündüğümüz zaman bu oran yüzde 50’nin çok daha üzerinde. Dolayısıyla tarım Afyonkarahisar için en önemli sektörlerden." şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri, birlikte kurdele keserek fuarın açılışını gerçekleştirdi.
Vali Tutulmaz ve Belediye Başkanı Çoban ile birlikte fuardaki stantları gezdi.Tutulmaz ve Çoban, yerli olarak üretilen bir traktörün üstüne çıkarak fotoğraf çektirdi.Uluslararası Afyonkarahisar Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 15 Nisan'a kadar ziyaret edilebilecek.
 
 

2020'de Şap Hastalığı Tamamen Bitecek

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hayvanlarda şap hastalığının tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalarına devam ediyor. Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından, şap hastalığının yok edilmesine yönelik olarak İzmir’de kapsamlı bir eğitim gerçekleştirildi.
Şap hastalığının tamamen ortadan kaldırılması çalışmaları kapsamında düzenlenen ve beş gün süren “Tam Zamanlı Saha Tatbikatı ve Salgın Yönetimi” eğitimi, İzmir’in Menemen ilçesinde bulunan Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde (UTAEM) yapıldı.
Önce teorik eğitim
Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Ayşe Şener Denizli’nin açılışını yaptığı eğitimde, Bakanlık ve Şap Enstitüsünde görevli konunun uzmanı personel tarafından sunumlar gerçekleştirildi.
“Tam Zamanlı Saha Tatbikatı ve Salgın Yönetimi” konulu eğitimde olası bir şap salgınının etkin bir şekilde nasıl kontrol edileceği ve hastalığın nasıl yok edileceği ile salgın sırasında ve sonrasında uygulanacak prosedürleri içeren Acil Eylem Planı hakkında ilgili personel bilgilendirildi ve planın uygulama aşamaları anlatıldı.
Uygulamalı saha tatbikatı
Teorik eğitimlerin ardından İl ve İlçe Müdürlüklerinde görevli teknik personel ile Ankara, İzmir, Manisa, Kütahya, Malatya, Zonguldak, Isparta, Eskişehir, Muğla, Edirne, Antalya, Ordu, Hatay, Uşak, Amasya, Şanlıurfa, Burdur, Afyon ve Sivas İllerinden görevli 92 Resmi Veteriner Hekimin katılımıyla kapsamlı bir tatbikat da gerçekleştirildi.
Gerçekleştirilen tatbikat sayesinde olası Şap hastalığı salgınında ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlar ve bunlarla ilgili çözüm yolları uygulamalı olarak gösterildi ve en hızlı şekilde hastalık teşhisinden başlayarak, yayılmasının önüne geçilmesi ve tedavisi için izlenecek prosedürler hakkında da bilgiler verildi.
Şap hastalığı, 2020 yılında tamamen ortadan kalkacak
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan “Şap Hastalığından Arilik Genelgesi” kapsamında, 2020 yılına kadar ülkemizde şap hastalığının tamamen ortadan kaldırılması hedefleniyor. Çalışmalar sonucunda 2020 yılında Trakya Bölgesinin “Aşısız Arilik”, Batı Anadolu Bölgesinin ise “Aşılı Arilik” statüsü kazanması planlanıyor.
 
 

Yeni Hayvancılık Projeleri Hayvancılığın Kaderini Değiştirebilir

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kopuz, yeni hayvancılık desteklerinin Türkiye hayvancılığının kaderini değiştirebileceğini belirtti.
İSTİB'in şubat ayı meclis toplantısında konuşan Kopuz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın hayvancılık konusunda yeni bir desteği hayata geçireceklerini açıkladığını anımsattı.
Bu desteğin çok önemli olduğunu ifade eden Kopuz, bu projenin kendileri için önemli olduğunu çünkü İstanbul Ticaret Borsası olarak her zaman savundukları küçük aile işletmelerine yönelik bir destek olduğunu ifade etti. Destekler kapsamında 500 bin düve ithal edilerek küçük aile işletmelerine verileceğini aktaran Kopuz, şunları kaydetti:
"Burada önemli bir konu var; çiftçilere para verilmeyecek, düve verilecek. Aile başına 100 bin TL'lik destek için iki yılı ödemesiz, 5 yılı faizsiz olmak üzere 7 yılda geri ödeme imkânı tanınacak.
Yine köye dönüş projesi ile aile başına 300 koyun verilmesi ile ilgili bir proje var. Ödemeler ise yavrular alındıktan sonra başlıyor. Ülkemizde küçükbaş hayvan varlığını artırmaya yönelik önemli bir proje. Geçtiğimiz yıl Trakya'dan, doğu illerimize kuzu satıldığını duymuştuk. Giderek azalan küçükbaş hayvan varlığımızın artırılmasına dönük bu gibi projeleri destekliyoruz. Bu projenin sadece şehirden köye dönen aileler için değil köylerde yaşayan çiftçilerimiz için de hayata geçirilmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz.
İnşallah Bakanlığımızın aldığı bu önlemler neticesinde, önümüzdeki yıllarda et ve canlı hayvan ithalatı gündemimizden çıkar. Bu vesile ile Sayın Bakanımız Ahmet Eşref Fakıbaba'yı bu çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum."
Kopuz, yeni hayvancılık desteklerinin Türkiye hayvancılığının kaderini değiştirebileceğini belirtti.
 
 

Küpeleme'nin ve Aşılamanın Çözüm Yolu

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba geçtiğimiz günlerde çeşitli incelemeler için gittiği izmirde büyük baş hayvanların aşı ve küpelemesine yönelik bir açıklama yaparak küpede ve aşıda eski sisteme dönmenin sinyalini verdi. Buna bağlı olarak eski sistemde küpeleme işlemlerini Damızlık sığır yetiştiricileri birlikleri yapıyordu. Damızlık birliklerin yapmadığı il ve ilçelerde ise süt birlikleri bu işlevi gerçekleştiriyordu. Bakan Fakıbaba’nın izmirde yaptığı bu açıklamaya göre aşı ve küpede eski sisteme dönülerek yine birlikler üzerinden aşı ve küpe işlemleri devam edecek. Edinilen bilgiye göre hayvan üreticilerinin mağdur olmaması için bir çok ilde küpeleme işlemleri birlikler üzerinden gerçekleştiriliyor.  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 1 Ocak’tan itibaren bakanlık personeli veterinerlerin aşı ve küpe hizmeti karşılığında üreticilerden aldıkları ücretleri 1 kuruşa indirdi.
Daha önce 25 kuruş ile 2,50 lira arasında değişen aşılama ve küpeleme ücretlerinin 1 kuruşa düşürülmesinin ardından küpeleme işlerinin kimin yapacağı konusu netleşmemişti. Yapılan görüşmeler sonucunda üreticinin mağdur olmaması için bu iş netleşene kadar küpelemeleri eskiden olduğu gibi damızlık birlikleri üstlenecek. Ancak bir muamma varki küpeleme faaliyetinden bulunan damızlık birlikleri üreticiden para almadığı için hali hazırda elindeki küpeleri kullanıyor. Peki bu kullanan küpelerin parası nasıl temin edilecek.
İşte cevabı
Bakanlık küpe takana 1 lira küpe desteği veriyor bu küpe desteği ise yeterli değil. Bu desteğin artırılırak hem aşı hemde küpe desteğide  içine alınarak 20 lira yada 25 lira gibi bir destek verilerek ne yetiştirici mağdur olacak nede küpe işlevi yapan birlikler mağdur olmayacak. Bu işlevin yapılmasının ardından aynı zaman Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’da küpe ve aşı konusunda üreticiye vermiş olduğu ücretsiz sözünü tutmuş olacak. Eğer bu işlev biran önce faaliyete geçmediği takdirde bir çok hayvan küpesiz ve aşısız kalmadan dolayı yine bizim üretici mağdur olacak


 
 

Küpeleme İşlemini Kimler Yapacak

Hayvan üreticilerinin mağdur olmaması için küpeleme işlemlerini büyükbaş hayvanlarda edinilen bilgiye göre Damızlık birlikleri ve süt birlikleri yapacak.Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 1 Ocak’tan itibaren bakanlık personeli veterinerlerin aşı ve küpe hizmeti karşılığında üreticilerden aldıkları ücretleri 1 kuruşa indirdi.
Hayvan üreticilerinin mağdur olmaması için küpeleme işlemlerini büyükbaş hayvanlarda damızlık birlikleri ve süt birlikleri yapacak.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 1 Ocak’tan itibaren bakanlık personeli veterinerlerin aşı ve küpe hizmeti karşılığında üreticilerden aldıkları ücretleri 1 kuruşa indirdi. Daha önce 25 kuruş ile 2,50 lira arasında değişen aşılama ve küpeleme ücretlerinin 1 kuruşa düşürülmesinin ardından küpeleme işlerinin kimin yapacağı konusu netleşmemişti. Yapılan görüşmeler sonucunda üreticinin mağdur olmaması için bu iş netleşene kadar küpelemeleri süt birlikleri yapacak.
Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Yenişehir İznik Süt üreticileri Birliği Başkanı Nazif Tuna, “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018 yılından itibaren hayvan üreticilerinden küpe parası alınmayacağını açıklaması üzerine küpeleme işlemlerini kimin yapacağı hususu netleşmemişti. Vatandaşların mağdur olmaması için Bursa İl Tarım Müdürlüğü ile yapılan protokol çevresinde bu işlemi Yenişehir ve İznik’te birlik olarak büyükbaş hayvanlarda biz yapacağız. Diğer ilçelerde ise süt birlikleri küpe takma işlemlerini gerçekleştirecek” diye konuştu.
Küpeleme işlemleri için vatandaşların birliklere müracaat etmesini gerektiğini söyleyen Başkan Tuna, "Bu işlemlerden ücret alınmayacaktır. Aynı zamanda şu anda Yenişehir’de günlük 170 ton süt çıkıyor. Son yapılan zam ile sütün brüt litre fiyatı 1lira 53 kuruştan satılıyor. Süt üreticileri üyelerimiz adına birlik olarak biz süt firmaları ile sözleşme yapıyoruz. Birliğe üye olmayan üreticiler destekleme alamayacak" dedi.
 
 

Yerli Çoban Sıkıntısı Afganlılara İstihdam Sağlıyor

Ülke ekonomisinin olmazsa olmazı olan tarım ve hayvancılık sektöründe son zamanlarda baş gösteren çoban sıkıntısı sektörü olumsuz yönde etkiliyor.
3 ile 5 bin TL arasında maaş artı sigorta, ayrıca yiyecek, içecek ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmasına rağmen yerli çoban bulamayan üreticiler, kapılarını Afganistanlılara açtı.
Çobanlık mesleğinin hayvancılık sektörünün olmazsa olmazı, vazgeçilmezi olduğuna dikkat çeken Aksaray Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mahmut Aktürk, artık kimsenin çobanlık yapmak istemediğini söyledi. Özellikle yeni nesilde bu mesleğe karşı aşırı antipati olduğunu vurgulayan Aktürk, köyden kente göçün de artması ile çobanlık mesleğinin yok olmayla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

“Ülkemizde ciddi anlamda bir çoban sıkıntısı var”
Türkiye'de olduğu gibi Aksaray’da da ciddi anlamda çoban sıkıntısı olduğunu belirten Aktürk, “Hem ilimizde hem ülkemizde gerçekten ciddi bir çoban sıkıntısı yaşanıyor. Yeni nesil çobanlık yapmak istemiyor. Şu anda kendi milletimizden çobanlık yapanlar 60-70 yaşlarında. Onlar da bu işi bıraktıktan sonra gerçekten yerli vatandaşlarımızdan çoban bulamayacağız. Onun yerine Afganistan’dan göçen Özbek kardeşlerimiz bu işe soyundular. Özellikle büyükbaş işletmelerinde yoğun olarak çalışıyorlardı. Şimdi küçükbaş işletmelerde de hayvanlarımızı meralarda otlatmak için Afganlı kardeşlerimizi kullanıyoruz. Türk insanının ekonomik seviyesinin iyileşmesi ve köylerde yaşamamak istememesi, şehirlere göçün artması bu sektörün yapılmamasının en önemli etkenlerinden bir tanesi. 3-4 bin lira maaş almasına rağmen bu işi yapmak istemiyorlar. Herkes çocuğunu okutmak, mühendis olsun, avukat olsun, doktor olsun istiyor. Eğer okutamazsa da ‘meslek sahibi olsun’ diyor. Ama hiç kimse çocuğunun çoban olmasını istemiyor” dedi.
“Çobanlık mesleği yok olmayla karşı karşıya”
Mesleğin yok olmayla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Aktürk, “Çobanlık mesleği yok olmayla karşı karşıya. Küçükbaş hayvancılığın yaygınlaştırılması, sayısının, verimin, üretimin artırılması, Türkiye’deki et açığının kapatılması için küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi lazım. Biz de bunun için gayret gösteriyoruz. Ama çoban bulamazsak, bu hayvanları işletmelere kapatırsak bu işten para kazanılması mümkün değil. O yüzden çobanlık mesleğinin devam ettirilmesi gerekir diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
“Severek, isteyerek ve uyumlu çalışıyorlar”
Afganistanlıların severek, isteyerek ve özverili bir şekilde çobanlık mesleğini icra ettiklerine değinen Aktürk, “Afganistan’dan göç eden Özbek kardeşlerimiz, Afgan diyoruz ama bunlar Özbek kökenli, çok daha uyumlu, çok daha mütevazi. Bu işi de biliyorlar, yapıyorlar. Çünkü Türk milletinin genlerinde çobanlık var. Biz Anadolu’nun düzlüklerine Orta Asya’dan koyunlarla, keçilerle geldik. Bunlar da Orta Asya’dan geldiler. Bu işi zaten orada da yapıyorlardı. Severek, isteyerek yapıyorlar, uyumlu da çalışıyorlar. Bizim insanımız da misafirperverdir. Hem maaşlarını düzgün ödüyorlar. Barınmalarını temin ediyorlar, yiyecek içeceklerini veriyorlar. Herkes memnun” diye konuştu.
“Bu insanların çalışma izinleri çözülmeli”
Afganistanlı işçilerin çalışma problemi olduğunun altını çizen Aktürk, bu sorunun sektör için giderilmesi ve bir çözüm üretilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bu kardeşlerimizin çalışma izinleri noktasında sıkıntılar var. Bunların giderilmesi lazım. Eğer çalışma izinleri noktasında sıkıntılar çözülmezse bu iş bizi de etkileyecek. Özellikle küçükbaş hayvan yetiştiricisini çok ciddi anlamda etkileyecek. Suriye’den gelen misafirlerimiz de var. Onlardan da ufak tefek olsa çobanlık mesleğine başlayanlar oldu. Bir şekilde bu işi sürdürmek istiyoruz. Çobanlık mesleğinin devamı için de inşallah bu kardeşlerimizin önü açılır diye düşünüyorum” dedi.
“Türkiye’ye çalışıp para kazanmaya geldim”
Afganistan’da yaşayan ve ailesine maddi gelir sağlamak için Aksaray’a gelen 24 yaşındaki Afganistanlı Aziz Özbek, “5 ay önce geldim ve burada çalışmaya başladım. Kendim Afganistanlıyım. Buraya çalışmak için geldim. Çobanlık, hayvancılık, büyükbaş, küçükbaş işi yapıyorum. Türkiye’ye geldiğimize çok seviniyoruz şu anda. Türkiye bizleri bırakmadı. Memlekette iş yok, plan yok. O yüzden para kazanmak için buraya geldik. Ailemin hepsi Afganistan’da. Kazandığım parayı oraya gönderiyorum. Buradan aldığımı da oraya gönderiyorum, kendileri yemek, içmek için kullanıyorlar” dedi.
“Yerli çoban yetişmiyor, Afganlılarla çalışıyoruz”
Hayvan üreticisi Ahmet Erkek ise, yerli çobanın yetişmediğini belirterek, “Türkiye’de yerli çoban bulma şansımız yok. Yetişmiyor çünkü. Yerli çobanlar yetişmediği için şimdi Afganlılar ile çalışıyoruz. Yerli çobana 3 bin lira da aylık versen azımsıyor. Sigortasını yapıyorum, 3 bin lira aylık veriyorum ama yine gelmiyor adam. ‘Ben yatacağım’ diyor, ‘bana devlet bakıyor’ diyor. Onun için biz de Afganlılarla çalışıyoruz. Ben şu anda üç tane Afganlı çoban çalıştırıyorum. Memnunum, Allah razı olsun. Afganlılara da 3 bin lira maaş veriyoruz. Yemesi, içmesi hep bize ait. İzinleri de var. Yerliler çalışmayı istemiyor. Zenginlemişlerdir belki de” ifadelerini kullandı. Kaynak:İHA
 
 
 

Türkiye'nin Tek Çıkışı Tarım ve Hayvancılıkta Saniyeleşme

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım ve hayvancılıkta uygulanan yanlış politikaları eleştirdi, çözüm önerilerini sundu. Ömer Fethi Gürer, “Türkiye, tarım ve hayvancılıkta sanayileşirse geleceğini kurtarır” dedi. Gürer çiftçi ve besicilerle görüştü. Tarım ve hayvancılıkta yaşanan sorunlara değindi. Et, süt ile yaşanan sıkıntılar yanında çiftçi sorunlarının katladığını ifade etti. ÇKS ve Tarsim dışı olan çiftçilerinde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Kuraklık ve don riski ile 2018 yılında sorunların artabileceğini ifade eden Gürer yerel ve yerli olan ürün ve hayvan ile sorunların çözüleceğini ifade etti.
Hayvancılığın gelişimi için girdi fiyatlarının düşmesi gerektiğini söyleyen Gürer, yem sorunun da önemine değindi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında toprakların yüzde 56’sının mera alanı iken bugün bu oranın yüzde 14’ler seviyesine indiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Mera alanları korunmalı, ıslah edilmeli, Mera alanlarının yetersiz olması nedeniyle besiciler yılın 12 ayı, hayvanları kapalı alanda beslemek zorunda kalıyor. Sürekli hazır yem tüketiliyor. Yem fiyatları arttıkça maliyet katlıyor. Verimli mera alanlarımızı yok ede ede bu duruma geldik. Mera alanları başka amaçlar için tahsis edilmiş ya da ıslah edilmediği için yok olma noktasına gelmiş, böyle olunca 12 ay boyunca yem tüketilmesi hayvancılığın yapılmasını zora sokuyor” şeklinde konuştu.
Gürer Hükümetin sürekli bir tarım politikası olmadığını, bakan değiştikte arayışın değiştiğini, sorunların AKP hükümetinde zirve yaptığını belirtip, ”Sapı kısa buğday ekip daha çok verim almak isterken samansız kaldık. Her alanda plansızlık almış başını gidiyor. Hesapsız kitapsız işler yapılıyor, kısa saplı buğdayın yaratacağı saman açığı düşünülmemiş, böyle ekim yapıldığı için Türkiye’nin samanı bile ithal eder duruma geldi, tarımda hayvancılıkta ciddi sorun yaşıyoruz. Et sorun, süt sorun, ürün sorun. Tohum ithal, ilaç ithal, gübre ithal, et ithal, saman ithal. Türkiye’nin tarımda hayvancılıkta stratejik olarak hangi noktada olması konusunda kafaların netleşmesi lazım. Serbest piyasa ekonomisiyle birlikte daha büyük çiftliklerin önü açıldı. Yabancıların da bu alanda yer almasından sonra çözümü burada aradık. Oysa Türkiye gibi nüfusu 80 milyona dayanmış bir ülkede bizim köylerimizi ayağa kaldırmamız gerekiyor. Köyler bu sebeplerden dolayı boşaldı. Eğer bizler aile tipi işletmelere dönersek hayvancılığı ve aile tipini de geliştirirsek bu ülkenin sorunlarını çözer ithal etmez ihraç ederiz. Tarımda yurtdışına ihracat yapıldığı söyleniyor ama buğdayı ithal ediyoruz. İthal edilen buğdayı işleyip un haline getirdikten sonra unu ihraç ettiğimizi söylüyorlar. Bu anlamda üretmez iseniz yok olursunuz” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Köylerimiz şehir olsun dediler su deposuna varıncaya kadar taş döşediler parke yaptılar. İyi güzelde köyde yaşam bitiyor önce köyde yaşayanı köyde kalması için teşvik lazımdı. Gençlerimiz çiftçilik ve hayvancılığa özendirilmeli idi. Köylerimizde nerede ise elinde bastonu olanlardan başka kimse kalmadı. Köy okulları boşaldı. Tarım yapılabilecek alanlarda besicilik yapılacak alanlarda o desteği sağlamazsanız teşvikleri doğru kişilere vermezseniz kâğıt üzerindeki planları yaşama gerçekçi biçimde aktaramazsınız. Bundan sonra da dışa muhtaç hale gelirsiniz” açıklamasında bulundu.
 
 
 

Hayvancılığın Sorunları Çözülür mü?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurası gerçekleştirdi. Hayvancılık şurası  gerçekleştirilirken şuradan öne çıkan başlıklar ise dikkatlari çekti. 
Hayvancılık şurasından çözüm başlıkları  ise şöyle
 
Hayvancılık Şurasından Öne Çıkan Başlıklar
Küçük aile işletmeleri desteklenmeli,
Optimum işletme ölçeği belirlenmeli
Referans laboratuvarları yaygınlaştırmalı,
Atıl tesisler ekonomiye kazandırılmalı
Islah programları geliştirilmeli,
Suni tohumla uygulaması yaygınlaştırılmalı,
Emriyo transferi ve damızlıklarda geneomik seleksiyon özendirilmeli,
Cinsiyeti belirlenmiş sperma Kullanımı teşvik edilmeli,
Süt kalitesine artırılmasına yönelik uygulamalar desteklenmeli
Atık süt imhasına ilişkin mevzuat oluşturulmalı
Süt ürünleri ihracaatı artırılmalı
Finansman sorunu çözülmeli
Mera ıslah projeleri hızlandırılmalı
Kaliteli kaba yem üretimi artırılmalı
Kaba yem borsaları kurulmalı
Yeme bitkileri tohum ıslahı programları geliştirilmeli
Gençler hayvancığa özendirilmeli
Üretici örgütleri ve kooperatifler teşvik edilmeli
Üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görev tanımları netleştirilmeli
Süt ile ilgili kamu spotları hazırlanmalı
Hayvansal ürünler konusundaki bilgi kirliliği giderilmeli
Çiğ süt mevzuatına ayıkırı satışlar engellenmeli
Hayvancılık işletmelerinin ruhsatlandırılması sorunları çözülmeli
Havza bazlı üretim modeli geliştirilmeli
TKDK hibe programlarında bürokrasi azaltılmalı
İklim değişikliklerinden kaynaklanan olumsuzlaklara yönelik tedbirler alınmalı
Piyasada fiyat istikrarı sağlanmalı
Damızlık hayvan üretim merkezleri artırılmalı
Buzağı kayıplarını azaltmak için ulusal düzeyde eylem planı hazırlanmalıdır
Çiğ süt kaliteye göre fiyatlandırılmalı
Üretim girdileri düşürülmeli
Sözleşmeli yem bitkisi üretimi teşvik edilmeli
Ari işletmelerin sayıları artırılmalı
Damızlık düve ihracatı desteklenmeli
Yem katkı maddelerinin yurt içinde üretimi desteklenmeli
Süt karşılığı yem uygulamasının önüne geçilmeli
 
Peki bu başıklar hayvancığa köklü çözümler getirebilirmi? Yani bu başıklar hayvancılığın sorunlara köklü çözümler getirirde bu uygulamalar faaliyete geçermi? Sorusunu  akıllara getiriyor. Gıda Tarım ve Hayavncılık Bakanlığı uzun yıllar sonra hayvancığın sorunlarını köklü çözümler getirmek için büyük bir organizasyonla  bir çok kesimden kişileri bir araya getirdi. Şurada öne çıkan bir çok başlık hayvancılıkta yaşanan sorunlarıda dile getirmiş oldu. 2018 yılı tarım ve hayvancılık açısından diğer yıllara göre farklılık gösterecek.  İşte bu farklılıklardan bir tanesi de 2018 yılının Buzağı Yılı ilan edilmesi. Ancak bu farklılıkların yaşanabilmesi için gerek şuradan öne çıkan başlıkların gerekse kamu oyunda söylenenlere bence kulak kabartılmalı. Gelecek yüz yılın en önemli konularından birisi gıda.  Gıdayı, Tarım ve Hayvancılıkla entegre ederek bir çok hammaddeyi oluşturabiliyoruz.  O zaman tarım ve hayvancıllıkta geçmişte yaşanan sorunları dikkate alarak belirlenen bu çözüm önerileri ivedilikle faaliyete koyulmalı. Tarım ve Hayvancılık  üreticinin, yetiştiricinin sadece geçim kaynağı değil aynı zamanda para kazandığı, istihdam sağladığı, milli gelire katkı sağladığı, tüketiciye sağlıklı besinler ürettiği gibi görülmelidir.
Tarım olmadan yaşam olmayacağını, canlı olmayacağını sadece söylemlerde değil filiyata geçirerek hem bu sektörde hizmet eden eli nasırlı üreticinin yüzünü güldürmeyi hemde sağlıklı besinler üreterek ülkemizin geleceğine ışık tutmaktır. (Muhammet Oluklu’nun Kaleminden)
 
 

Hayvancılık Yatırımları Artıyor

Hayvancılık yatırımları geçen yıl yüzde 164 arttı. Fiyatları aşağı çekmek amacıyla başlatılan ucuz et ithalatı caydırıcı olmaya devam etmekle birlikte girişimciler, kalıcı çözüm olarak hayvancılık yatırımlarını artırıyor. Tarım sektörüne yatırımlar geçen yıl yüzde 150.4 artış gösterdi. Toplamda 2 milyar lirayı aştı. Bu yatırımların 1.3 milyar lirası hayvancılık konusunda. Ekonomi Bakanlığı’nın teşvik verilerine göre 100 hayvancılık projesi belge aldı. Bunların ağırlığını büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yatırımları oluşturuyor. 2015 yılında bu alana yatırımlar 350 milyon lirada kalmıştı. 2016’da kıpırdadı ve 487 milyon liraya çıktı. Geçen yıl yüzde 164 artışla 1 milyar 300 milyon liraya ulaştı.
Sektöre en büyük yatırımlardan birini Şimşek Bisküvi yapıyor. Bu şirket 4 bin 500 adet / dönem kapasitede yatırım gerçekleştirecek. Bu yatırımın değeri 41 milyon lirayı geçiyor. Aytar Tarım 40 milyon liralık yatırımla 4 bin 200 adet/ dönem kapasitede yatırım yapacak. Yine Ekur Et Entegre 2 bin 978 adet/dönem kapasite yatırım yapacak. Yatırımların büyük çoğunluğu damızlık konusunda, ikinci büyük ağırlık et yönlü besicilikte. Süt ile ilgili  yatırımlar ise daha az gözüküyor.
 
 
 

Hayvancılık Sorunlardan Kurtulacakmı?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurasını gerçekleştirirken şuradan öne çıkan başlıklar ise dikkat çekiyor. Hayvancılık şurasından çözüm başlıkları şöyle

 Hayvancılık Şurasından İşte Öne çıkan başlıklar
 
Küçük aile işletmeleri desteklenmeli
Optimum işletme ölçeği belirlenmeli
Referans laboratuvarları yaygınlaştırmalı
Atıl tesisler ekonomiye kazandırılmalı
Islah programları geliştirilmeli
Suni tohumla uygulaması yaygınlaştırılmalı
Emriyo transferi ve damızlıklarda geneomik seleksiyon özendirilmeli
Cinsiyeti belirlenmiş sperma Kullanımı teşvik edilmeli
Süt kalitesine artırılmasına yönelik uygulamalar desteklenmeli
Atık süt imhasına ilişkin mevzuat oluşturulmalı
Süt ürünleri ihracaatı artırılmalı
Finansman sorunu çözülmeli.... ayrıntılar geliyor
Mera ıslah projeleri hızlandırılmalı
Kaliteli kaba yem üretimi artırılmalı
Kaba yem borsaları kurulmalı
Yeme bitkileri tohum ıslahı programları geliştirilmeli
Gençler hayvancığa özendirilmeli
Üretici örgütleri ve kooperatifler teşvik edilmeli
Üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görev tanımları netleştirilmeli
Süt ile ilgili kamu spotları hazırlanmalı
Hayvansal ürünler konusundaki bilgi kirliliği giderilmeli
Çiğ süt mevzuatına ayıkırı satışlar engellenmeli
Hayvancılık işletmelerinin ruhsatlandırılması sorunları çözülmeli
Havza bazlı üretim modeli geliştirilmeli
TKDK hibe programlarında bürokrasi azaltılmalı
İklim değişikliklerinden kaynaklanan olumsuzlaklara yönelik tedbirler alınmalı
Piyasada fiyat istikrarı sağlanmalı
Damızlık hayvan üretim merkezleri artırılmalı
Buzağı kayıplarını azaltmak için ulusal düzeyde eylem planı hazırlanmalıdır
Çiğ süt kaliteye göre fiyatlandırılmalı
Üretim girdileri düşürülmeli
Sözleşmeli yem bitkisi üretimi teşvik edilmeli
Ari işletmelerin sayıları artırılmalı
Damızlık düve ihracatı desteklenmeli
Yem katkı maddelerinin yurt içinde üretimi desteklenmeli
Süt karşılığı yem uygulamasının önüne geçilmeli
 
 

2018 Buzağı Yılı Olacak

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Edip YILDIZ birlik olarak ülke hayvancığının olmazsa olmazı olan buzağılara yönelik yapmış oldukları çalışmaları Anadolu İzlenimleri’nde değerlendirdi. Başkan YILDIZ; “Hiç şüphesiz büyükbaş hayvancılığın geleceği buzağılarımıza bağlıdır, bilinçli bir buzağı bakım ve beslemesiyle üretimimiz artırabildiğimiz gibi bunun tam tersi durum yaşandığında ise önemli ölçü de üretim açığı ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde son yıllarda buzağı ölümleri de hızlı bir artış göstermekle birlikte özellikle et üretimi ülkemizin ihtiyacına cevap veremez hale gelmiştir. Ülkemizde her yıl üretime dahil olmadan yani et ve süt veriminden faydalanılamadan kaybedilen buzağı sayısı 450 bininin üzerindedir. Verebileceği et ve süt verimi dahil edilmeksizin basit bir hesapla buzağı kayıplarının ülkemize maliyeti 2 milyar TL’yi geçmektedir. Kaybedilen her buzağı yetiştiricimizin de karlılığını düşürmektedir çünkü buzağılar işletme gelirinin %40’ını oluşturmaktadır.”dedi. Yıldız ayrıca; “Ülkemizde yoğun bir şekilde hayvan itahalatı gerçekleştirilyor. İthalatın önüne geçebilmek adına Sadece buzağı kayıplarının önleyebilirsek , zaman içerisinde ithalata da gerek kalmayacaktır. Eli nasırlı emekçi yetiştiricimizin alın teri olan hayvancılığa birlikte sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü nasıl çocuklarımız bizim geleceğimizin teminatı ise hayvancılık sektöründe ise geleceğimizin teminatı buzağılar dır.” Dedi. Başkan YILDIZ projelerini şöyle değerlendirdi.
 
“Öncelikle ülke hayvancılığına ve özellikle Damızlık Birliklerine yönelik yapmış olduğunuz yayınlardan ötürü sizlere teşekkür ediyorum. Ülkemiz biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin bir mirasa sahiptir. Tarım ve hayvancılık alanında bu zenginliklerimizi her zamankinden daha fazla, en verimli şekilde israf etmeden değerlendirmemiz gerekir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hayvansal protein en önemli gıda maddesi olma özelliğini korumaktadır. Bu nedenle tarım ve hayvancılıkta verimliliğimizi artırarak dışa bağımlılığımızı azaltıcı daha çok proje üretmek zorundayız. Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak bizde ülkemizin kaynaklarını en verimli şekilde kullanılması için bir yandan üreticimize hizmet ederken bir yandan da tüketicimizin en sağlıklı şekilde gıdaya ulaşması için projeler üretiyoruz.
Hiç şüphesiz büyükbaş hayvancılığın geleceği buzağılarımıza bağlıdır, bilinçli bir buzağı bakım ve beslemesiyle üretimimiz artırabildiğimiz gibi bunun tam tersi durum yaşandığında ise önemli ölçü de üretim açığı ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde son yıllarda buzağı ölümleri de hızlı bir artış göstermekle birlikte özellikle et üretimi ülkemizin ihtiyacına cevap veremez hale gelmiştir. Ülkemizde her yıl üretime dahil olmadan yani et ve süt veriminden faydalanılamadan kaybedilen buzağı sayısı 450 bininin üzerindedir. Verebileceği et ve süt verimi dahil edilmeksizin basit bir hesapla buzağı kayıplarının ülkemize maliyeti 2 milyar TL’yi geçmektedir. Kaybedilen her buzağı yetiştiricimizin de karlılığını düşürmektedir çünkü buzağılar işletme gelirinin %40’ını oluşturmaktadır. Sadece buzağı kayıplarının önüne geçebilirsek, zaman içerisinde ithalata da gerek kalmayacaktır. Ülkemizde ki yıllık buzağı kayıpları, İsrail, Estonya, Malta’nın da aralarında bulunduğu 30’dan fazla ülkenin sığır varlığından fazladır. Normal şartlar altında bir işletmede yıllık buzağı ölümleri %5’e kadar tolere edilebilir kabul edilse de, ülkemizde bu oran %15’i geçmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı buzağı ölümleri ülke hayvancılığı için en önemli konu başlıkları arasında yerini almalıdır.
Her koşulda yetiştiricimizin refah seviyesini ve ülke hayvancılığının geleceğini düşünen bir düstura sahip olan sivil toplum kuruluşu olarak, hayvancılık politikalarına destek vermek ve konuyla alakalı kamuoyunda bir farkındalığın oluşması amacıyla yeni bir kampanyayı başlatmış bulunmaktayız. Bu amaç doğrultusunda önümüzdeki seneyi 2018 Buzağı Yılı” olarak ilan ederek, yıl içerisinde sivil toplum kuruluşlarımızla ve sektör paydaşlarımızla istişarelerde bulunacağız. Kampanyanın önce bölgemiz, ardından da ülke hayvancılığına örnek olacağına inanıyorum. Kampanyanın en önemli ayağını eğitim oluşturmaktadır, bu nedenle ilimizin 31 ilçesinde mahalle düzeyinde hatta işletme düzeyinde eğitim programları düzenleyerek yetiştiricimizin bilinç düzeyini artırmaya başladık. Ayrıca pratikte karşılaşılan sorunların değerlendirilmesi ve çözüm yollarının oluşturulması için çalıştaylar düzenleyerek, etkinliklerimizle kampanyayı güçlendirmeyi hedeflemekteyiz. Böylelikle kampanya, ulusal ve uluslararası platformlarda da karşılık bulacaktır.
Sektörümüzün önemli sorunlarından birini çözmek amacıyla çıkmış olduğumuz bu yolda, sektör paydaşlarımızla birlikte hareket ederek ülkemizin kanayan bir yarasına merhem olmak istiyoruz. Hayvancılığın başkenti Konya’da bunu birlikte başarabilirsek bu anlamda Konya’nın da tanıtımına da katkı sağlamış olacağız. Kampanyamız başarıya ulaştığı takdirde şehrimiz ekonomisine de her yıl en az 160 milyon TL kazandırmış olacağız.
Eli nasırlı emekçi yetiştiricimizin alın teri olan hayvancılığa birlikte sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü nasıl çocuklarımız bizim geleceğimizin teminatı ise hayvancılık sektöründe ise geleceğimizin teminatı buzağılardır.Yetiştiricimizin nazarında önemli bir farkındalık çalışması olan “2018 Buzağı Yılı” kampanyasına sizinde de yayın desteğinizden dolayı birkez daha yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum.”dedi.
 
 


 
 

Yeni Düzenleme Resmi Gazete’de Yayımlandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Damızlık Koç Teke Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Damızlık koç, teke, manda düvesi, kaz ve hindi yetiştiriciliğiyle arıcılık ve ipekböcekçiliği desteklerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Damızlık Koç Teke Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu tebliğin esasına göre desteklerden; birlikler ve damızlık koç, teke alan birlik üyesi yetiştiriciler yararlanabilecek.

Desteklemelerden yararlanmak isteyen birlikler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenmiş illerde, il müdürlüğüne müracaat edecek. Tebliğ kapsamında kurulacak işletmelere yönelik hibe desteği, söz konusu işletmelerden damızlık koç ve teke satın alan birlik üyesi yetiştiricilere alım tutarının yüzde 50’si kadar uygulanacak.

Yatırım yapan birlikler ağıl inşaatı, kapasite artırımı, iyileştirme, makine, alet ve ekipman alımı desteklerinden bir kez yararlanabilecek. Koç ve teke alımı desteklemesinden birlikler yararlanamayacak. Yetiştiricilerin satın alacağı damızlık koç ve tekelerin uygulama rehberinde belirlenmiş teknik ve sağlık şartlarını taşıması gerekecek. Damızlık olarak yetiştirilecek hayvanlar bölgedeki hâkim ırk olacak.

Bu kapsamdaki hibe desteğinden, projesi onaylanan ve belirtilen süre içinde yatırımını tamamlayan birlikler yararlanacak. Her 50 baş dişi manda için 1 baş manda boğası Bakanlığın Damızlık Manda Düvesi Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme kapsamındaki desteklerden yeni yatırım, iyileştirme veya kapasite artırımı projeleriyle başvuran yatırımcılar yararlanacak. Tebliğ kapsamında kurulacak işletmelere, inşaat yatırımına, damızlık dişi manda ve manda boğası alımına, yem karma ve dağıtma makinesi ve gübre sıyırıcı alımına yüzde 50 tutarında hibe desteği sağlanacak.

Karar kapsamında, gerçek veya tüzel kişiler hibe desteğinden bir kez yararlandırılacak. Kurulacak işletmelerde her 50 baş dişi manda için 1 baş manda boğası olacak. En az 30 arılı kovana sahip olma koşulu Arıcılık, İpekböcekçiliği, Kaz ve Hindi Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği de Resmi gazete'de yayımlandı. Üretim potansiyeline göre Bakanlıkça belirlenecek illerde 2017-2019 yılları arasında söz konusu yatırımların desteklenmesine ilişkin usul ve esasları kapsayan düzenleme kapsamında, Arıcılık Kayıt Sistemine kayıtlı en az 30 arılı kovana sahip veya arı yetiştiriciliği konusunda eğitim aldığını belgeleyen kişiler desteklemelerden yararlandırılacak. Arıcılık için destekleme konuları bal süzme makinesi, bal eritme ve dinlendirme kazanı, sır alma teknesi, polen tuzaklı boş kovan, elektrik üreten güneş enerjisi sistemi, seyyar arıcı barakası, bal sağım çadırı malzemelerini kapsayacak. Yetiştiriciler, 3 yıl süreyle faaliyetini sürdüreceğine ve almış olduğu makine, alet ve ekipmanı bu süre boyunca işletmesinde faal tutacağına dair taahhütname verecek. 

TÜİK Açıkladı: Küçükbaş Azaldı Büyükbaş Arttı !

TÜİK büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısını açıkladı. Buna göre; 

Büyükbaş hayvan sayısı 2016 yılında bir önceki yıla göre %0,7 artarak 14 milyon 222 bin baş olarak gerçekleşti. Büyükbaş hayvanlar arasında yer alan sığır sayısı %0,6 artarak 14 milyon 80 bin baş olurken, manda sayısı %6,2 artış ile 142 bin 73 baş olarak gerçekleşti.

Küçükbaş hayvan sayısı 2016 yılında bir önceki yıla göre %1,4 oranında azalarak 41 milyon 329 bin baş olarak gerçekleşti. Küçükbaş hayvanlar arasında yer alan koyun sayısında bir önceki yıla göre %1,7 oranında bir azalma meydana geldi ve 30 milyon 983 bin baş olarak gerçekleşti. Keçi sayısında ise yine bir önceki yıla göre %0,7 oranında bir azalma meydana geldi ve 10 milyon 345 bin baş olarak gerçekleşti.

Toplam süt üretimi 18 milyon 489 bin ton oldu

Toplam süt üretimi 2016 yılında bir önceki yıla göre %0,9 azalarak 18 milyon 489 bin ton olarak gerçekleşti. Bu miktarın %90,8‘ini inek sütü, %6,3’ünü koyun sütü, %2,6’sını keçi sütü ve %0,3’ünü manda sütü oluşturdu.

Yapağı ve tiftik üretimi artarken kıl, bal, balmumu ve yaş ipek kozası üretimi azaldı

Bir önceki yıla göre yapağı üretimi %5,6, tiftik üretimi %4,9 artarken kıl üretimi %2,2 azaldı.
Bal üretimi 2016 yılında bir önceki yıla göre %2,2 azalarak 105 bin 727 ton, balmumu üretimi ise %6,6 azalarak 4 bin 440 ton oldu.

İpekböcekçiliği faaliyeti yapan köy sayısı bir önceki yıla göre %21,5 artarak 576 oldu. İpekböcekçiliğiyle uğraşan aile sayısı da %2,3 oranında artarak 2 bin 1 adet oldu. Açılan tohum kutusu sayısı bir önceki yıla göre %13,4 artarak 5 bin 303 adet, yaş ipek kozası ise bir önceki yıla göre %10,4 azalarak 103 ton olarak gerçekleşti.

Toplam kümes hayvanları sayısı bir önceki yıla göre %5,4 arttı

Yıl sonu itibariyle et tavuğu sayısı %3,1 artışla 220 milyon 322 bin adet olurken, yumurta tavuğu sayısı %10,2 artışla 108 milyon 689 bin adet oldu. Hindi sayısı ise %12,6 artışla 3 milyon 183 bin adet oldu. 2016 yılında ördek sayısı %3,9, kaz sayısı ise %9,7 arttı.