Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Ramazan’da Sağlıklı Beslenme ve Önlemler

Ramazan Ayı ile birlikte yaz sıcaklarının yaklaştığı şu günlerde, dengeli ve sağlıklı beslenmek daha fazla önem kazandı. Oruç tutarken sıcak ve susuzlukla baş etmek isteyen kişilerin yedikleri kadar yemedikleri de çok önemli. Anadolu İzlenimleri sizler için Ramazan ayına girerken nasıl sağlıklı ve dengeli beslenebiliriz? sorularını sizler için araştırdı.
Ramazan Ayı ile birlikte yaz sıcaklarının yaklaştığı şu günlerde, dengeli ve sağlıklı beslenmek daha fazla önem kazandı. Oruç tutarken sıcak ve susuzlukla baş etmek isteyen kişilerin yedikleri kadar yemedikleri de çok önemli.
Ramazan ayında besin tüketim saatlerinin kısıtlı oluşu nedeniyle beslenme alışkanlıklarının da değiştiğini ifade eden Diyetisyenler, sadece dengeli beslenmenin önemine değil, sıcak, susuzluk ve uzun süre yaşanan açlığın ardından tüketilen besinlerde nelere dikkat etmek gerektiğinin vurgusunu yapıyor.
 Sıcak ve nemli havalar su kaybettirir
 Özellikle sıcaklık ve nem artışı ile birlikte vücutta terleme daha fazla olmaktadır. Bununla birlikte artan sıvı ihtiyacını iftar ve sahur saatleri arasında tamamlamak için 2-2,5 litre (10-14 bardak) su içilmesi gerekmektedir.
Çay ve kahve ile meyve suyu tüketimi azaltılmalı
 Aşırı çay kahve tüketimi vücudun sıvı ihtiyacını arttıracağından Ramazan ayında tüketimi kısıtlanmalıdır. Sıvı kaynağı olarak ayrıca ayran ve maden suyu tüketilebilir. Ancak meyve suları ve gazlı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Özellikle kilo problemi veya kan şekeri değerlerinde yükseklik yaşayanların meyve suyu tüketmemesi gerekmektedir. Gazlı içeceklerin içinde bulunan şeker oranı ve kafein nedeni ile de tüketilmemesi önerilmektedir.
Sahura kalkmak önemli
 Oruç tutarken sahura kalkmak Ramazan ayında sağlıklı beslenmeyi sürdürmek için çok önemlidir. Sahura kalkmamak ya da sadece su içip yatmak uzayan açlık süresini 20 saatin üstüne çıkarmaktadır. Bunun sonucu olarak açlık kan şekeri daha hızlı düşeceğinden gün içinde verimsizliğe sebep olmaktadır.
Sahurda tok tutucu hafif bir kahvaltı yapılmalı
Sahur öğününde kalori içeriği fazla olan besinleri tüketmek iftar saatine kadar vücudu sağlıksız kılar. Sahur öğününde hafif bir kahvaltı içeriğine tok tutucu özelliği olan ve kaliteli protein içeren yumurtanın dahil edilmesi iftara kadar olan açlık hissinin azalmasına yardımcı olacaktır. Aynı zamanda meyve tüketimi, gün içerisinde vücut için gerekli vitamin-mineral desteğini sağlamaya yardımcı olacaktır.
İftar ve sahur arasına üç öğün konulmalı
Gün boyu çok uzun süre aç kalan vücudun düşen metabolizma hızını yükseltmek için iftar ve sahur arasında kalan sürede en az üç öğün besin tüketilmesi gerekmektedir. 1 kase çorba ile açılacak iftar öğününe en az 15-20 dakika mola verilip sonra ana yemek tüketilirse hazımsızlık, şişkinlik yaşanmaz. Ayrıca tüketilen besinlerin çoğunlukla yağ olarak depolanması engellenmiş olur. Ana yemek tüketiminden ortalama 1,5 saat sonrası küçük bir ara öğün yapmak da kilo koruma açısından etkili olacaktır.
İftarda kan şekeri dengelenmeli
İftar öğününde kan şekerini dengeli olarak yükseltecek besin tercihleri yapılmalıdır. Örneğin pirinç pilavı, beyaz ekmek gibi glisemik indeksi yüksek tercihler yapmak yerine bulgur pilavı, tam tahıllı ekmek veya kepekli makarna gibi sağlıklı seçimler yapılmalıdır.
Sağlıklı besin seçimi yapılmalı
 Ramazan ayında kilo almayı engellemek için sağlıklı besin seçimi önem kazanmaktadır. Kızartma ve kavurma gibi sağlıklsız pişirme yöntemleri yerine ızgara, haşlama, buğlama ve fırında pişirme yöntemleri ile yapılmış besinleri tercih edilmelidir.
Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar
 İftar saatine kadar düşen kan şekeri sebebi ile artan tatlı tüketme ihtiyacında da, sağlıklı seçimler yapmak önem taşımaktadır. Şerbetli ağır tatlılar yerine porsiyon miktarları dengelenerek sütlü tatlı, güllaç, meyve tatlıları veya dondurma yemek daha sağlıklı seçimler olacaktır.
Kabızlık sorun olmasın
 Beslenme düzenindeki değişiklikler ve gün içine dağılmış sıvı tüketimi olamayacağından kabızlık da Ramazan ayında sık görülen bir sindirim problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kabızlığı önlemek için öğünlerde posa içeriği yüksek besinler (kurubaklagiller, salatalar), ara öğünlerde de meyve tüketimini ihmal etmemek gerekmektedir.
Yürüyüş sindirim sistemini çalıştırır
İftar öğününden 2 saat sonra yapılacak hafif tempolu yürüyüş sindirim sisteminin çalışmasına yardımcı olmakla birlikte kan basıncını yani tansiyonu dengeler, aynı zamanda kilo kontrolünü sağlamaya yardımcı olur.
 

Bakan Çelik TMO'nun İftarına Katıldı

TMO sektör temsilcileriyle iftar gerçekleştiren Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik: "Toprağı korumak bilinciyle 192 ovayı tarımsal sit alanı ilan ettik, bu sayı 300 olacak" dedi."

TMO sektör temsilcileriyle bir araya gelen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, "TMO'nun uzun dönem konuştuğu lisanslı depoculuk konusu bu dönem sona eriyor. 3 milyon ton lisanslı deponun yapımı için düğmeye basıldı" ifadelerini kullandı. 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik Toprak Mahsülleri Ofisi tarafından düzenlenen iftar yemeğine katıldı. TMO Tesislerinde gerçekleştirilen programa çok sayıda çiftçi, sanayici ve sektör temsilcileri katıldı. Açılış konuşmasını gerçekleştiren TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, hasat döneminin başladığını hatırlatarak çiftçiler ve bütün sektör paydaşları için bereket getirmesini dileyerek sözü Bakan Çelik'e bıraktı. Çelik, Kadir Gecesi vesilesiyle Cenabı Hakkın herkese hayırlı ömür nasi etmesi temennisinde bulundu.

TMO'nun Türkiye'nin son derece önemli kuruluşlardan birisi olduğuna dikkat çeken Bakan Çelik. TMO'nun Türkiye'nin çok sayıda sektör temsilcilerini bünyesinde barındırdığını belirterek Genel Başkan'a programdan ötürü teşekkür etti.

"Önümüzdeki yıla bir buçuk milyon ton lisanslı depo yetiştireceğiz"

Tarım bildiğiniz gibi stratejik bir sektör, önemi ve kıymeti her gün daha iyi anlaşılıyor. Bir kaç hafta önce meydana gelen Katar krizini bile düşündüğünüzde, tarımın bir ülke için ne kadar önemli olduğunu anlamak yeterli. Katar'a ambargo uygulanmaya başlandı, toplam kendilerine ait nüfus 400 bin ama 2 buçuk milyon civarındaki Katar halkı evlerin, teknolojinin değil marketlerdeki yiyeceklerin içeceklerin önem arzettiği bir tabloyla karşı karşıya kaldılar. Bunlar yaşanan ve ders çıkarmamız gereken olaylardır. Ülkemizdeki tarım ve hayvancılıkla ilgili atılması gereken adımlar noktasında başta hükümet ve sonrasında sorumlu bakan olarak doğruları yapmak durumundayız. Tarım dediğiniz zaman akla toprak gelir, bizim toprağımız şehit kanlarıyla sulanmış olan kutsal topraklardır. 80 milyonu doyurmanın yanında sürekli kendi bünyesindeki sığınmacıları da barındırmaktadır. Ayrıca bizden beklentide olan açlıkla savaşan ülkeler var, 21'inci yüzyılda açlık artarak devam ediyor çünkü topraklar azalıyor. Toprakların korunamadığı bir dünyada yaşıyoruz. Bu yüzden bakanlık olarak biz toprağı korumak bilinciyle 192 ovayı tarımsal sit alanı ilan ettik ve önümüzdeki günlerde bu sayı 300 olacak. Ayrıca toprakların verimliliği için kimyasalların ve suyun kullanımı konusunda çiftçilerimiz eğitilecek. Bu alanda çalışmalarımız devam ediyor. TMO'nun uzun dönem konuştuğu lisanslı depoculuk konusu bu dönem sona eriyor. Şuanda 3 milyon ton lisanslı deponun yapımı için düğmeye basılmış bulunuyor. Önümüzdeki yıla bir buçuk milyon tonu yetiştireceğiz" şeklinde konuştu.

"Buzağı ölümlerini engellersek ithalata gerek kalmayacak"

Köyden şehire göç yaşanmasıyla birlikte köylerin boşaldığını, dolayısıyla hayvan ithal edildiğini belirten Çelik konuşmasına şu şekilde devam etti: 

"Meralar bomboş ama dışarıdan Hans'ın, bilmem kimin ürettiği hayvanı getiriyoruz. Buna son vermek için milli tarım projesinde önemli adımlar attık. Damızlık merkezlerini 38 ilde kuruyoruz amaç kendi hayvanımızı kendi coğrafyamızda arttırmak. Buralarda hayvan sayısını arttıramazsanız dışarıdan taşıma suyla değirmen dönmez. 3-4 yıl içinde çark hızlı bir şekilde dönünce, hayvan ithalatımız azalacak. Ayrıca dişi hayvan ne kurbanda ne de diğer dönemlerde kesilmemeli. Anasını keserseniz, danasını nerde bulacaksınız. Bu konuda da buzağılara destek verme çalışmalarına başladık, buzağı ölümlerini engellersek ithalata gerek kalmayacak. 73 bin Tarım Bakanlığı çalışanıyla nu hedeflerimizi gerçekleştireceğiz."

Son olarak gündeme ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Çelik et fiyatları konusunda, "Fiyatlarda şuan herhangi bir sorun yok, kendisini dengeliyor" dedi. Gıda denetimi kapsamında Manisa'daki asker zehirlenmesine ilişkin, bakanlığa ait denetim elemanlarının devreye girdiğini ve önümüzdeki günlerde bu durumun gıda ile ilişkisinin neticelerini laboratuarlardan alınacağı bilgisini verdi. Yem fiyatlarına da kafasına göre ayar çekenlerin bedellerini ödeyeceklerini dile getirdi.
 

Çobanlar İftarda Buluştu

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ( TÜDKİYEB) kuruluşundan bugüne kadar geçen 11 yıllık süreçte ilk defa Ankara’da Çobanlar iftarı düzenledi. İftar programına; Milletvekilleri, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bürokratları, Sivil Toplum Örgütlerinin Başkanları, Birlik başkanları ile Türkiye’nin dört bir yanından çobanlar katıldı.

İftar programında ilk olarak TÜDKİYEB’in tanıtım filmi gösterildi. Filmde, TÜDKİYEB’in kuruluş aşaması, kronolojik gelişimi ve çobanlara verdiği hizmetlerin kapsamlı anlatımı yer aldı.  Film gösteriminin ardından kürsüye gelen TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, "Bugün bazılarımızın hayatında belki ilk defa Başkent Ankara’mızı görme fırsatı bulan ve cennet ülkemizin dört bir köşesinden davetimize icabet ederek bizleri şereflendiren çoban kardeşlerimiz ve siz kıymetli misafirlerimize ev sahipliğini yaptığımız bu iftarda bir arada olmaktan son derece mutluluk duymaktayım” dedi.

Başkan Çelik çobanlara atfen yaptığı konuşmasında Peygamberlerin de çobanlık yaptığını hatırlatarak konuşmasını şöyle sürdürdü: "Peygamber efendimizin bir hadisinde ‘’ “Hepiniz çobansınız ve hepiniz elinizin altındakilerden sorumlusunuz. Yönetici, bir çobandır. Erkek, aile halkının çobanıdır. Kadın, kocasının evi ve çocukları için çobandır. Hepiniz çobansınız ve hepiniz çobanlık yaptıklarınızdan sorumlusunuz.” denilmektedir. Çobanların görevi, her ne kadar sürüsünü yönetmek gibi bilinse de Peygamber efendimizin hadisinde çok derin manalar içermektedir. Buradaki hikmet hem bir tevazu talimi, hem mahlûkatın hissiyatını anlayıp  merhameti öğrenme, hem de insanları sevk ve idarenin ana kriterlerini kavrama olayıdır. Dolayısıyla İnsan olarak tevazu sahibi, yani alçak gönüllü olmalıyız. Basit şeylerden keyif almayı alçak gönüllülük- tevazu- sayesinde ancak başarabiliriz. Aynı şekilde, tevazu sayesinde hayatın zorluklarıyla da mücadele edecek gücü kendimizde buluruz. Alçak kelimesi, gönül kelimesine eklenince inanın çok yüce olur. Alçakgönüllü olan bir kimse ise tevazu sahibi olacağı gibi, insanlara, doğaya, hayvanlara tüm mahlûkata karşı merhametli olur. İşte bu merhametli, bir o kadar da gönlü yüce çoban kardeşlerimizi bugün bir çoğunuzun ilk defa gördükleri Başkentimizde Ramazan ayının feyiz ve bereketin bulunduğu bir iftar sofrası etrafında ağırlamaktan son derece onurluyuz. Yanında huzur bulacağımız gerçek dostlarımız çobanlarımızdır. Onlar, dürüsttür, adildir, anlayışlıdır, cömert ve vatanperverdir.  Her zaman onlarla beraber olmak bizim için en büyük servettir. Çünkü çobanlarımız, küçükbaş hayvancılığın sürdürülebilir olmasının en temel faktörüdür."

Çobanları Yüreği temiz, kalpleri merhametli, alçakgönüllü, yanlarında huzur bulunan kimseler olarak niteleyen Nihat Çelik sözlerini şöyle tamamladı:

"Biz çok iyi biliyoruz ki; siz kardeşlerimizin ne gecesi, ne gündüzü, ne hafta sonları, ne de tatilleri vardır. Onun için yılda bir defa olmak üzere ülkemiz genelinde ‘Çobanlar Günü’ ilan edilmesini hedefliyoruz."

Haber: Ali suzi Doğan