Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Şarbon Şimdide Kasapları Vurdu

Kurban bayramından ardından kırmızı ette çıkan ''Şarbon hastalığı'' iddiaları ve ete gelen yüzde 10 zam kasapları da zor durumda bıraktı. "Satış yapamıyorduk, hem zam, hem şarbon hastalığı satışları iyice bitirdi'' diyen esnaf, çareyi ise ürünlerin getirildiği yerleri belgelemekte buldu.
Sözcü Gazetesinden Seda Önceler ve Fatma vurgunun haberine göre Bakırköy’de yıllardır kasaplık yapan Fahrettin Ensari, şarbon hastalığının gündeme gelmesinden bu yana vatandaşların kırmızı etlere karşı tereddütlü yaklaştığını söyleyerek “Sadece kırmızı et satışlarımız değil, beyaz et satışlarımız da düştü. Vatandaş korkuyor” dedi.
 
“SATIŞLARIN DÜŞMESİ DÖRT NEDENE BAĞLI”
Kırmızı ve beyaz et satışının düşmesinde en büyük sebebinin “Şarbon” olduğunu söyleyen Ensari, “Diğer üç nedenden birisi ekonominin kötü gidişatıdır. İnsanların cebinde para yok. Et ve tavuk yemek adeta bir lüks haline geldi. Şarbon korkusu ve pahalılık, balık mevsiminin açılmasıyla vatandaşı balığa yöneltti. Diğer etken ise kurban bayramından yeni çıkmış olmamız. Vatandaş kurban kesemese bile bir şekilde evine et girdi. Kurban kesen vatandaşlar ise, gelecek bayrama kadar o etlerle idare ediyor” diye konuştu.
Kadıköy’de hizmet veren kasap İlhan Öykenek de, şarbon hastalığının hem vatandaşı hem de kendilerini etkilediğini söyleyerek, “Satışlarımız yüzde 70 düştü. Zaten vatandaşlar et alamıyordu. Şimdi alabilen de bu güvensizlikten dolayı almıyor. Biz çareyi belge asmakta bulduk. Müşteriye bu belgeleri gösteriyoruz. Ne yazık ki yine de çok etkili olmuyor.” dedi.
Bir diğer esnaf Ahmet Özaslan ise konuyla ilgili olarak: “Neredeyse hiç satış yapamaz hale geldik. Bunun sebebi sadece ithal edilen etler mi bilemiyorum ancak birileri çıkıp gerçekçi açıklamalar yapmalı. Sadece kırmızı et değil, beyaz et için de aynı söylentiler başladı. Durumumuz gerçekten çok zor” değerlendirmesinde bulundu.
 
 

Karkas Et Yerine Canlı Hayvan İthalatı Sakatat Fiyatlarını Düşürüyormu ?

Sakatat fiyatlarında son zamanlarda yaşanan artış ile ilgili karkas et ithalatını öne süren stokçulara karşı bakanlıktan ters köşe hamle geldi. Et ithalatında karkas et yerine canlı hayvan ithalatı modeline geçildi. Bakanlığın sürpriz hamlesini değerlendiren sektör temsilcileri ise fiyatlarla ilgili yüzde 40’lara varacak indirime işaret etti.
Geçtiğimiz günlerde çok sık gündeme gelen sakatat fiyatlarında yaşanan ciddi artış ile ilgili Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı stokçuları işaret ederken, artışın perde arkasına yönelik et ithalatını öne sürenlere yönelik ise bakanlık karkas et yerine canlı hayvan ithalatı ile cevap verecek. Canlı hayvan ithalatı ile yurt dışında kesilen hayvanların etlerinin Türkiye’ye getirilip sakatatlarının ise yurt dışında bırakılmasından kaynaklı fiyat artışları yaşandığı iddiası da bu hamle ile tamamen boşa çıkarılmış olacak. Sektör temsilcileri ise son hamle ile fiyatların yüzde 40 oranında gerileyebileceğine dikkat çekiyor.
BAKANI DA İSYAN ETTİRDİ: ANLAM VEREMİYORUM
Türkiye’nin et talebini karşılamak üzere gerçekleştirdiği yüzde 5’lik et ithalatını fırsat bilen stokçular harekete geçti. Son zamanlarda sıklıkla gündeme gelen sakatat fiyatlarındaki ciddi orandaki artışlar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’yı da isyan ettirdi.
2017 yılında 1 milyon 250 bin ton olan et ithalatına ilave 75 bin ton bakanlar kurulundan et ithalatı için izin alıp rakamı 2018'de 1 milyon 300 bin ton olarak revize ettiklerinin altını çizen Bakan Fakıbaba, toplam talebin yüzde 5’ine tekabül eden et ithalatının nasıl olur da sakatat fiyatlarını arttırdığına anlam veremediğine vurgu yaptı.
ARTIŞIN PERDE ARKASINDAKİ 3 ETKEN
Sakatat fiyatlarındaki artışı ve bakanlığın canlı hayvan ithaline yönelik hamlesini değerlendiren İşkembe Çorbacıları ve Sakatatçılar Kokoreççiler ve Tavuk Satıcıları Esnaf Odası Başkanı Fevzi Uluceviz, sakatat fiyatlarını arttıran 3 etkeni açıkladı.
Uluceviz fiyat artışlarının arkasındaki en önemli etkenin perakendeci kasap ve marketlerin sakatat satmamaları, arz-talep dengesizliği ve mevsim dolayısı ile canlı hayvan kesiminde yaşanan azalış olduğuna dikkat çekti.
KİLOSU 50 TL’YE KADAR ÇIKMIŞ DURUMDA
Sakatat fiyatlarının geldiği son noktayı da dile getiren Uluceviz, sakatatın en değerlisi olarak bilinen karaciğerde kuzunun toptan fiyatının 44 TL olduğunu, perakende fiyatının ise 50 TL’ye kadar çıktığını, dana da ise rakamın toptanda 30, perakende de ise 38 TL’ye kadar çıkabildiğini ifade etti. Öte yandan sığır işkembe fiyatlarına da değinen Uluceviz orada ise rakamların toptanda 12.00 - 13.00 TL perakende de ise 15.00 - 18.00 TL arasında gezindiğini söyledi.
1/3 FORMÜLÜ KULLANILIYORDU
Sakatat fiyatları için daha önceleri oda tarafından 1/ 3 oranının kullanıldığının da altını çizen Uluceviz bu formülü ise şu sözlerle açıkladı: ‘’Yani etin fiyatı 30.00 TL iken sakatatın fiyatı 10.00 TL idi. Bugünkü şartlarda et fiyatları ortalama 40.00 - 50.00 TL arasında seyrederken sakatatın fiyatı ise örneğin kuzu karaciğerinin kilosu perakende tarafta 50 TL’dir.’’ dedi.
FİYATLARI YÜZDE 40 DÜŞÜRECEK
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın canlı hayvan alımı ile ilgili de değerlendirme de bulunan Uluceviz, canlı hayvan kesiminin arttırılması ile fiyatların yüzde 40 oranında düşeceğine dikkat çekti. Uluceviz bunun yanı sıra kesilecek kuzudan çıkarılacak bağırsakların da kokoreç fiyatlarını aşağıya çekebileceğine işaret etti.
İSTANBUL İÇİN GÜNLÜK KESİM 5 BİN ADET!
Ne kadar canlı hayvan kesimi ile ihtiyacın karşılanabildiği sorusuna da cevap veren Uluceviz, İstanbul için günlük kuzu kesiminin 5 bin adet, aylık ise 150 bin adet, dana ciğeri sarfı için günlük 6 bin adet aylık ise 180 bin adet olduğunu belirtti. Uluceviz, sakatatların genellikle Anadolu ve Marmara bölgesinde kesim yapan entegrelerden alındığını da söyledi.
 
 
 

Politika Herkesi Memnun Etme Sanatıdır

Türkiye Kasaplar Federasyonu Genel Başkanı Fazlı Yalçındağ, gündeme dair et ithalatını ve Kasaplar Fedarasyonu olarak başlatmış oldukları yerli et kampanyasını Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Koordinatörümüz  Muhammet Oluklu’ya değerlendirdi.  Başkan Yalçındağ; “Üretici, tederikci, parakendeci ve tüketici ayrılmaz bir halkanın parçasıyız. Kasap varsa besici var besici varsa kasap var . kasap esnafınında bu piyasadan çekildiğini düşünürsek kime kalacak bu piyasa? istediği gibi karteller bu piyasada  at oynatacak.”dedi. Başkan Yalçındağ sözlerini şöyle sürdürdü.  Türkiye’de girdi maliyetleri çok yüksek. Önce bu maliyet faktörünü aşağa çekmek gerek. Birde deniyorki biz bu kadar et getirdik. Bu piyasada haksız rekabati oluşturmaz. Yemek sanayicileri birliği açıklama yapıyor. Türkiye’de üretilen etin yüzde 30’nu biz kullanıyoruz. Diyelimki yüzde 10 nunuda sucuk salam sanayi kullanıyor. Ettimi yüzde 40. Bunun yüzde 30’nu kebapcı dönerci vs kullanıyor. Geriye yüzde 30 kaldı. Bunun rakamsal karsılığı 300 bin tondur. Siz dışardan 100 bin ton et gerirseniz haksız rekabetin dik alasını yapmış olursunuz. Bu memleketin siyasetçisi siyaset yaparken herşeyi düşünerek yapmalı politakacı herkesi memnun etme sanatıdır” Dedi. Genel Başkan Yalçındağ; Yayın Kordinatörü Muhammet Oluklu’nun sorularını şöyle yanıtladı.
 
Sayın başkan yerli et kampanyasını neden başlattınız?
“Niye başlattınız? Çok güzel bir soru teşekkür ediyorum. Devlet bir karar aldı. Et ithalatı için  Bu ithalat için karar aldı ama ithalata başladığı zaman bizim maliyetlerimizin cok altında getirdi. Yani burada  satılan  ithal et gümrük vergisiz giriş yapıyor Gümrük vergisiz giren et ise ucuza mal edilmiş oluyor.İç piyasada bizim tercih ettiğimiz etler ise girdi maliyelerinin çok olmasından dolayı aşağı çekilemiyor. Bunun yanı sıra bu ithal et ile ilgili dedik ki  gelen ithal etlerinin üzerine ithal et’tir diye  üzerinde bi ibare yazssın ancak bu da olmadı.   Bizi bu kampanyaya bu afişi yapmaya zorunda bırakıldık. Bu kampanyayıda bildiğiniz gibi gerçekleştirdik ve devam ediyoruz. Ne dedik afişimizde. Sırbistan eti alma yerli eti al hem kasabına hemde çiftçine sahip çık dedik. İthal et ile ilgili Sırbistan’dan anlaşma yapılmadımı? Yanlış bişeymi söyledik. Yüksek maliyet le hayvandan elde ettiğimiz eti satıyoruz. Herşeyi gazete haberi gibi yapamayız bu yüzden bu afişi hazırladık.  İthal et’ten 1kğ yiyeceğin yerde yerliden 750grm al hem çiftçin kazansın hemde yerli mal kazansın dedik. Çiftçine sahip çık üreticine sahip çık dedik. Esnaf sanatkar kapanırsa, üretici kilit vurursa ne olacak. İstanbul parekendeciler derneği geçtiğimiz günlerde bir açıklamasında  et satışları yüzde 45 azaldı diye bir açıklama yapmış aynı şey küçük esnafdada yaşanırsa esnaf ne yapıcak. Bizim ette %15 açığımız var bunu sadece büyük baş hayvandan kapatamassın.”
Sayın Başkan büyük başa alternatif ne olmalıdır?
“Etteki yüzde 10 yüzde 15 açığa gelmeden önce bir hususa da değinmek istiyorum. Biz avrupa gibi domuz eti yemiyoruz.  Elhamdülillah müslümanız ve müslüman bir ülkede yaşıyoruz. onlar kırmızı etin yüzde 50 sini domuzdan karşılıyor peki biz nereden karşılamız gerekir bizde büyük başın yanında et ıhtıyacını karşılıyabilme adına  küçük başa yönelmeliyiz küçük baştan çok rahat karşılarız. Projeler yapıcaz,geliştireceğiz, küçük başı sevdirme kampanyaları yapıcaz. yani küçük baş etini sevdirerek koyun, kuzu ve keçiden et üretimimizi artırıcağız.Böylelikle et ihtiyacını karşılanabilir bir seviyeye gelecek. Bunun dışında mevcut koyun keçi varlığınında sürdürebilirliğinin yanında  mevcu üretimide artırmaya yönelik çalışmaların olması gerek. Hem üretim artacak hemde tüketim artacak. ülkemiz  sürekli gelişen sürekli artan bir nüfusun yanı sıra  refah seviyeside her geçen gün artmaktadır. Bu kapsamda hayvancılık’ta kombine ırkları da destekleyerek eti de besiyi de çözmüş oluruz. Beslenecek erkek buzağaya  ihtiyaç var. Bunun zamanında karşılanması gerekiyor. İhyiyaç sahibinin zamanında ahırına girmesi gereklidir.Her konuda planlama olması gerek hem üretim hemde tüketim planlaması gerek.  Aile işletmeleri tekrar hayata geçirilsin. Sayın bakanı ziyaret etmıştik bu ziyarette aynı düsüncelerde olmamız bızı mutlu etmışti. Türkiye’de girdi maliyetleri çok yüksek önce bu maliyet faktörünü aşağa çekmek gerek. Birde deniyorki biz bu kadar et getirdik bu piyasada haksız rekabati oluşturmaz. Yemek sanayicileri birliği açıklama yapıyor. Türkiye’de üretilen etin yüzde 30unu biz kullanayoruz diyelimki yüzde 10 nuda sucuk salam sanayi kullanıyor. Etti yüzde 40. Bunun yüzde 30unu kebapçı dönerci vs kullanıyor. Geriye yüzde 30 kaldı. Bunun rakamsal karsılığı 300bın tondur. siz dısardan 100bin ton et gerirseniz haksız rekabetin dik alasını yapmış olursunuz. İşte gözden kaçan bu.
Bizim esnaf yarın kepenk kapatırsa ne olacak? Bu memleketin siyasetçisi siyaset yaparken herşeyi düşünerek yapmalı. Politakacı herkesi memnun etme sanatıdır.Bu işlerin yapılmasında kimlerin memnun olduğunuda biliyoruz. İthalatı yapan kurum kim?  Et ve Süt Kurumu bu memnunmu? Memnun çünkü 10 liraya alıyor 20 liraya veriyor diğeri ne yapıyor? 20 liraya alıyor oda 30’a satıyor diğer işleyen’de paketleyende memnun hemde oldukça memnun . Lütfedip çağırırsalar anlatırız bunuda. Memnun olmayan kim? Üretici, Esnaf sanatkar ve Parekendeci.  Bu afişıde gerekirse bir daha dağıtırız.  Esnaf hiçi bir zaman devleti ile karşı karşıya gelmemiştir. Her zaman devletinin yanında olmuştur. Ama devlet tarafından da sırtının sıvazlanmasını bekliyor. Piyasayı kendi dinamiklerine bıraksınlar.”dedi.
 
 

At ve Eşek Kasaplarına Şok Baskın!

Adana’da Ramazan ayı öncesi at ve eşek kasaplarına yönelik operasyonda 13 eşek, 3 at ve 3 sıpa kesilmekten kurtarıldı. Ahırda ise at ve eşek etleri ile birlikte kanlı motorlu testere bulundu.

Bir ihbarı değerlendiren Yüreğir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, polis desteğinde ve veteriner hekimle birlikte ilçeye bağlı Ali Hocalı Mahallesi, Cumhuriyet Caddesi'nde bir ahıra operasyon düzenledi. Ekipler, Ramazan ayı öncesi kesime hazırlanan 13 eşek, 3 at ve 3 sıpayı kurtardı. Cumhuriyet savcının talimatı üzerine ahırda bulunan at ve eşeklere el konuldu.

Kanlı Testere Bulundu

Ahır ve çevresinde yapılan araştırmada at ve eşeklere ait 10 karaciğer, 30 kalp, 10 kilo parçalanmış et ve üzeri kanlı motorlu testere bulundu. At kasaplarının motorlu testere ile hayvanları kesip parçaladıkları tahmin ediliyor.
Ahırın sahibi F.E, "Hayvanları ismini bilmediğim bir kişi tarafından 8 bin liraya satın aldım. Hayvan alım-satım işi yapıyorum" diyerek suçlamaları kabul etmedi. Diğer zanlı R.A'nın ise "Etleri köpeklere vermek için saklıyorduk, bunları kesinlikle satmıyoruz" dediği öğrenildi.

Tahlil yapılması için numune alınan etler imha edildi. Kesilmekten son anda kurtarılan hayvanlar ise Adana Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerine teslim edildi.

Kasaplar Tepkili

Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur, at ve eşek kesenlerin insan olamayacağını ifade ederek, "Bunlar insan olamaz cezalar az olduğu için bu işi yapıyorlar. Biz bunların ağır şekilde cezalandırılmasını istiyoruz. Bunun cezası Kabahatler Kanununa göre 82 lira. Bu kesimleri yapanlar bu parayı ödeyip çıkıyorlar" dedi.

At ve eşek kesenlerin bunları büyük lokantalar, okullar ve yurtlara normal et gibi sattıklarını ileri süren Yağmur şunları kaydetti:

"Kesinlikle 20 metrelik bir kasabın bunu yapacağını düşünmüyorum ben bütün esnafıma kefilim. Herhangi bir kasapta böyle bir şey olursa onu sanattan men ederim ardından da hakkında şikayetçi olurum. Yarın Emniyet Müdürlüğüne gidip bununla ilgili yapanlar kimse odamız adına davacı olacağım burada insan sağlığı önemli."

Kasap Bekir Arı ise Adana'da at ve eşek kesilerek piyasaya sürülmesinin kendi işlerini de olumsuz etkilediğini ifade ererek, "Bu durumdan çok rahatsız oluyoruz. Bunu yapanlara ağır cezalar verilmediği için sürekli yapıyorlar. Polis ve zabıta yakalıyor adam 82 lira ödeyip serbest kalıyor. Buna mutlaka ağır cezalar verilmeli" diye konuştu.

Kasap olarak bu tür olaylardan çok etkilendiklerini söyleyen Arı, şöyle devam etti:

"Müşterimiz geliyor bize soruyor bu ne eti at eti mi dana eti mi diye. İnsanlar etten anlamadıkları için şüpheyle yaklaşıyor. Biz kasap sucuğu yapıyoruz onun içindekileri soruyorlar at eti mi eşek eti mi diye ama biz kendilerine izah ediyoruz. Adamlar tavuk sucuğu yapıyor 5- 10 liraya satılacakken 20 liraya veriyor bizim sucuklarda 45-50 lira olduğu zaman insanların tuhafına gidiyor. Bilinçli şekilde davranan insanlar bizden alışveriş yapıyor. Bu durumdan bütün esnafımız çok rahatsız."