Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Genetik'te Banka Atılımı

Türkiye ‘gen’ zenginliğini korumak ve geleceğe taşımak için koruma tedbirlerini teknolojik olarak çeşitlendiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı bu çerçevede Tohum, arazi, meyve - asma ve hayvan gen bankalarını devreye aldı. Tohum gen bankalarında 3 bin 144 tür ve 121 bin 220 tohum tescil ettirildi. 4 bine yakın endemik bitki türü koruma altına alındı.
121 BİN TOHUMUN ATASI EMİN ELLERDE
Türkiye'nin biri İzmir'de biri de Ankara'da olmak üzere iki tohum gen bankası bulunuyor. Ankara'daki tohum gen bankası dünyanın üçüncü büyük tohum gen bankası konumunda. Tohum gen bankalarında 3 bin 144 tür ve 121 bin 220 tohum tescil ettirildi. Bakanlık, böylece biyolojik çeşitliliğe sahip çıkıyor ve gelecek nesillerin gıda güvenliğini garanti altına alıyor. Türkiye'nin arazi gen bankası da bulunuyor. Arazi gen bankası bünyesinde 17 meyve ve asma gen bankasında 107 türün 9 bin 597 DNA'sı saklanıyor. 6 geofit gen bankasında bin 200 türde 300 bin bitki çeşidi bulunuyor.
5 TÜRDEN HAYVANIN DNA'SI SAKLANIYOR
Türkiye ulusal biyo çeşitliliğin ve gen kaynaklarının korunması hedefleri doğrultusunda 5 türde 88 bin 484 örnek hayvan geni saklanıyor. Hayvanlardan toplanan DNA örnekleri, hayvanların yok olma tehlikesine karşı klonlanıyor. Bakanlığın bünyesinde 7 enstitüde 12 ırk, 3 hatta 2 bin 331 baş, 50 kovan, 3 ipek böceği hattının genetik kaynağı koruma altına saklanıyor. 25 enstitüde 24 ırkta 13 bin 900 baş, 10 bin koloni halk elinde (sığır, manda, koyun, keçi, arı) korunuyor. Boğa test merkezi ve gen bankasında 5 tür ve 30 ırka ait genetik materyal korunuyor.
TARIMSAL ARGE’YE 1,6 MİLYAR TL

Türkiye’de 12 binden fazla bitki türü mevcut ve bunların da 4 bine yakını endemik bitki türü olarak tescil ettirildi. 62 yerli ırk, tip, hat ve hibrit evcil hayvan tescil komitesi tarafından 4 tür su ürünleri genetik kaynakları tescil ulusal komitesi tarafından tescil edildi. Bakanlık, AR-GE harcamaları içerisinde tarımsal AR-GE’nin payını yüzde 7’ye çıkardı. Tarımsal AR-GE harcamaları yüzde yüz artarak 1,6 milyar TL’ye yükseldi. Tarımsal AR-GE harcamalarında özel sektörünün payını 2023’te yüzde 30’a sonrasında da yüzde 50 çıkması hedefleniyor.
KAYNAK: YENİ ŞAFAK
 
 

Artık Etiket Yapıştırılmayacak

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının tebliği ve Türk Standartları Enstitüsünün belirlediği standartlar çerçevesinde, meyve ve sebzelerin üzerine etiket yapıştırılamayacak, damga vurulamayacak.

Bakanlığın 3 Ekim’de Resmi Gazete’de yayımlanan “Sebze ve Meyvelerin Toptan ve Perakende Ticaretinde Uyulması Gereken Standart Uygulamalara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliği”yle yaş meyve ve sebze için ambalaj ve soğuk zincir zorunluluğu getirilirken, uygulamada TSE’nin belirlediği standartların esas alınacağı belirtilmişti.

TSE yetkililerinden edinilen bilgilere göre, kurumun, meyve ve sebzelerin depolanması, soğukta muhafazası, taşınması ve ambalajlanması konularında 38 standardı bulunuyor. Bu standartlar; karnabahar, patates, kuşkonmaz, turunçgil, avokado, taze biber, çilek, erik, sarımsak, kiraz, vişne, pırasa, kültür mantarı, üzümsü meyveler, şeftali, armut, muz, kayısı, hıyar, marul, baş lahana ve domates gibi ürünler için uygulanıyor.

Söz konusu standartlarda yer alan ortak hükümlere göre, tüketicilere yönelik “küçük” ve “büyük dış” olmak üzere iki tip ambalaj bulunacak. Ambalajlar taşıma, muhafaza ve pazarlama süresince ürünleri en iyi şekilde koruyacak ve sağlığa zarar vermeyecek nitelikte ahşap, mukavva veya diğer malzemeden hazırlanmış kasa, kutu, tabla, sandık ve sepet şeklinde olabilecek.

AMBALAJLARIN AĞIRLIKLARI 50 KİLOGRAMI AŞAMAYACAK.

Büyük dış ambalajlar, alıcının aksine bir isteği bulunmadıkça 80×120 veya 100×120 santimetre boyutlarındaki paletlere uygun ölçüde yapılacak.

Ambalajlarda kullanılan malzemeyle içine konulacak oluklu mukavva, delikli kağıt ve benzeri malzemenin temiz, kuru ve kokusuz olması gerekecek. Bunların üzerine yazılacak yazılarda kullanılacak mürekkep ve boyayla etiketlerin yapıştırılmasında kullanılacak zamk insan sağlığına zararlı madde içermeyecek. Basılı kağıt kullanıldığında, yazılı kısmın dışa gelmesine ve ürünle temas etmemesine dikkat edilecek.

Meyvelerin üzerine doğrudan etiket yapıştırılamayacak veya damga vurulamayacak. Ambalajların içinde hiçbir yabancı madde bulunmayacak.

AMBALAJA AÇMA KAPAMA AYARI

Ambalajların üzerine veya etiketlerine, ürüne ilişkin bilgiler silinmeyecek ve bozulmayacak şekilde okunaklı yazılacak. Ambalajın ağzı
açıldığında tekrar kapatılmayacak veya kapatıldığında bu durum belli olacak şekilde kullanılacak. Ambalajın üzerinde, imalatçı firmanın bilgileri, üretim yeri, net kütlesi gibi bilgiler yer alacak.

Ürünler ve ambalajları işleme yerlerinde, depolarda ve taşıtlarda kötü koku yayan ve bunları kirletecek ilaçlar ve maddelerle bir arada bulundurulmayacak, yağış altında, aşırı sıcak ve dondurucu soğuklarda yüklenip boşaltılmayacak.

“PAYDAŞLAR YOL HARİTASINI BİRLİKTE OLUŞTURSUN”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Ambalaj Meclisi Başkanı Mustafa Tacir de düzenlemenin, toplum sağlığı ve israfın önlenmesine büyük yarar sağlayacağını belirterek, “Kayıt dışını önleme, raf ömrünün uzatılması, nakliye verimliliği ve kolay saklama gibi avantajlar da getirecek. Ambalajlanmayan ürünlerde üreticiden tüketiciye intikal süresinde kaybın yüzde 30’lar civarı olması, bu konunun önemini gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde bu uygulamalar 30-40 yıl öncesine dayanıyor. Her ne kadar gecikmiş bir proje olarak görülse de bundan sonra yaratacağı tasarruf ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır.” dedi.

Ambalaj sektörünün, yıllardır gelişmiş ülkelere bu tip ambalaijları ihraç ettiğini ve konuya yabancı olmadığını dile getiren Tacir, yeterli bilgi, teknoloji ve kapasiteye sahip olduklarını söyledi.

Tacir, uygulama altyapısının oluşmasının kolay bir süreç olmayacağına işaret ederek, “En önemli konu, üreticiden tüketiciye kadar olan sürecin iyi planlanması ve yönetilmesidir. Bu konuda tavsiyem, süreci yönetecek paydaşların biraraya gelerek yol haritasını oluşturmalarıdır.” diye konuştu.

Meyve ve Sebzede Üretim Arttı

Üretim miktarları, 2017 yılının ilk tahmininde bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde %4,4, meyvelerde %9,7 oranında artış gösterdi. Üretim miktarlarının 2017 yılında yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 68,2 milyon ton, sebzelerde 30,3 milyon ton ve meyvelerde 20,8 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.
 
Tahıl üretimini 2017 yılında artacak

Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2017 yılında bir önceki yıla göre %4,4 oranında artarak yaklaşık 36,8 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Bir önceki yıla göre buğday üretiminin %5,8 oranında artarak 21,8 milyon ton, arpa üretiminin %11,9 oranında artarak 7,5 milyon ton, çavdar üretiminin %6,7 oranında artarak 320 bin ton, yulaf üretiminin %11,1 oranında artarak 250 bin ton olması öngörüldü.

Baklagillerin önemli ürünlerinden yemeklik baklanın %10,7 oranında artarak yaklaşık 7 bin ton, kırmızı mercimeğin  %7,2 oranında artarak 370 bin ton, yumru bitkilerden patatesin ise %0,6 oranında artarak yaklaşık 4,8 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Yağlı tohumlardan soya üretiminin %9,1 oranında azalış göstererek 150 bin ton olması öngörüldü.

Tütün üretiminde değişim olmayarak 70 bin ton, şeker pancarı üretiminin ise %4,5 oranında artarak yaklaşık 20,5 milyon ton olarak gerçekleşeceği tahmin edildi.

2017 yılında sebze üretimi önceki yılla aynı olacak

Sebze ürünleri üretim miktarının 2017 yılında bir önceki yıla göre önemli bir değişim olmayarak yaklaşık 30,3 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Sebze ürünleri alt gruplarında üretim miktarları incelendiğinde, yumru ve kök sebzelerin %0,8 oranında  azalacağı, başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzelerde ise %0,4 oranında artış olacağı öngörüldü.

Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden karpuzda %3,3, salçalık kapya biberde %12,1, havuçta %2,4 oranında artış, domatesde %1,6, kuru soğanda %2,8, kavunda %1,2 oranında azalış olacağı tahmin edildi. 
                                                                      
2017 yılında meyve üretimi bir önceki yıla göre artacak
Meyve ürünlerinin üretim miktarının 2017 yılında bir önceki yıla göre %9,7 oranında artarak yaklaşık 20,8 milyon ton olacağı tahmin edildi.

Meyveler içinde önemli ürünlerin üretim miktarlarına bakıldığında, bir önceki yıla göre elmada %17,5, şeftalide %6,3, kirazda %7, kayısıda %34,9 oranında artış, greyfurtta ise %13,5 oranında azalış olacağı öngörüldü.

Turunçgil meyvelerinden mandalinanın %14,2 oranında artacağı, sert kabuklu meyvelerden antep fıstığının ise %50 oranında azalacağı tahmin edildi.

Üzüm üretiminde %7,5, muz da ise %3,9 oranında artış olacağı öngörüldü.
Konuya ilişkin bir sonraki öngörü bülteni 27 Ekim 2017’de açıklanacak.
 

Meyvelerden şifa nasıl sağlanır?

Mevsimlere özgü tüketirken porsiyonlara ve miktarına dikkat etmek gerekiyor. Yemeklerden hemen önce veya hemen sonra meyve tüketmek ise kilo kontrolünü negatif yönde etkiliyor.
 
Hiç meyve yememek kadar beslenmede meyvelerin fazla yer tutmasının da vücudumuz için zararlı olabileceği bilinen bir gerçektir.  

Meyveler vücutta enerji olarak harcanmadığında meyvenin içeriğindeki şeker yağ olarak depolanıyor. Bu nedenle sağlıklı diye sınırsızca meyve tüketmek fazla kilo almaya neden olabiliyor. Kontrollü tüketim için, kadınların günde 2 porsiyon, erkeklerin ise 3 porsiyon meyve tüketmesi idealdir. Bir küçük elma, ortaya boy portakal, yarım muz, 12 adet kiraz ve bir büyük boy mandalina bir porsiyon meyveye karşılık geliyor. Her kişinin enerji ihtiyacı boy, kilo, yaş, cinsiyet gibi çeşitli faktörlere göre değişiklik gösterir. Bu doğrultuda meyve tüketiminin kişinin enerji ihtiyacına göre artırılabilir.



Meyve suyunu tercih etmek doğru mudur?

Meyvelerin lifli yapıları bağırsak sağlığının korunmasına da yardımcı oluyor. Bu sayede, kabızlık başta olmak üzere sindirim sistemindeki birçok rahatsızlığın önüne geçilmesi sağlanabiliyor. Ayrıca kilo kontrolüne de yardımcı olmasıyla hem metabolizmanın düzenli çalışmasına katkıda bulunuyor, hem de kolon kanserine yakalanma riskini azaltabiliyor. Bunun yanında meyve suyu yerine meyvenin kendisini yemek sağlık açısından önemli… Çünkü bir bardak meyve suyunu elde edebilmek için 3 porsiyon meyve kullanılıyor ki bu da porsiyon miktarının artmasına neden oluyor. Bunun yanı sıra yararlı olan posalı kısmı da çöpe atılmış oluyor.
 
Kahvaltıda hangi meyveler tüketilmelidir?
 
Meyveleri tüketmek için en uygun zaman ara öğünlerdir. Yemeklerden hemen önce veya hemen sonra meyve tüketmek kilo aldırır. Özellikle çalışan kişilerin tercih ettiği kahvaltıda meyve tüketimi sağlıklı bir seçenektir. 3-4 yemek kaşığı yulaf, 1 porsiyon taze meyve, 1 bardak süt ile yapılan bir kahvaltı ülkemizde de sıklıkla tüketilmeye başlanan bir kahvaltıdır. Ancak klasik Türk kahvaltılarına meyve eklenmek isteniyorsa, meyvenin sağlayacağı enerji de düşünülerek ekmek tüketiminin kısıtlanması gerekiyor. Porsiyon kontrollü meyve tüketiminin kalp sağlığını korumada da önemli görevleri var. Ayrıca meyveler sıvı ihtiyacımızı da karşılar.
 

  
                             
Meyve suyunu tercih etmek doğru mudur?
 
Meyvelerin lifli yapıları bağırsak sağlığının korunmasına da yardımcı oluyor. Bu sayede, kabızlık başta olmak üzere sindirim sistemindeki birçok rahatsızlığın önüne geçilmesi sağlanabiliyor. Ayrıca kilo kontrolüne de yardımcı olmasıyla hem metabolizmanın düzenli çalışmasına katkıda bulunuyor, hem de kolon kanserine yakalanma riskini azaltabiliyor. Bunun yanında meyve suyu yerine meyvenin kendisini yemek sağlık açısından önemli… Çünkü bir bardak meyve suyunu elde edebilmek için 3 porsiyon meyve kullanılıyor ki bu da porsiyon miktarının artmasına neden oluyor. Bunun yanı sıra yararlı olan posalı kısmı da çöpe atılmış oluyor.
 
Kahvaltıda hangi meyveler tüketilmelidir?
 
Meyveleri tüketmek için en uygun zaman ara öğünlerdir. Yemeklerden hemen önce veya hemen sonra meyve tüketmek kilo aldırır. Özellikle çalışan kişilerin tercih ettiği kahvaltıda meyve tüketimi sağlıklı bir seçenektir. 3-4 yemek kaşığı yulaf, 1 porsiyon taze meyve, 1 bardak süt ile yapılan bir kahvaltı ülkemizde de sıklıkla tüketilmeye başlanan bir kahvaltıdır. Ancak klasik Türk kahvaltılarına meyve eklenmek isteniyorsa, meyvenin sağlayacağı enerji de düşünülerek ekmek tüketiminin kısıtlanması gerekiyor. Porsiyon kontrollü meyve tüketiminin kalp sağlığını korumada da önemli görevleri var. Ayrıca meyveler sıvı ihtiyacımızı da karşılar.
 
 

25 Milyar Nasıl Çöpe Gidiyor?

Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci, 25 milyar liralık meyve ve sebzenin çöpe gittiğini açıkladı.

25 milyarlık meyve-sebze çöpe gidiyor

Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci, Türkiye’de yaklaşık 100 milyar liralık meyve-sebze ticareti yapıldığını belirterek, “Sebze ve meyve ticaretinde prim oranlarının çok yüksek olduğunu biliyoruz. Yaklaşık yüzde 25 oranında asgari bir fire olduğunu düşündüğümüzde bu 25 milyarı çöpe atıyoruz demektir. Biz istiyoruz ki bu 25 milyar, hem satıcının hem üreticinin hem de tüketicinin cebinde kalsın. Düzenleme mantığımız bunun üzerinde gidiyor” dedi.
Merkez Nilüfer ilçesindeki Bursa Kent Hali esnafını ziyaret eden Tüfenkci, Türkiye’nin sebze üretiminde Avrupa 4’üncüsü, meyve üretiminde dünya 10’uncusu olduğunu belirtti.     
 
 
Soğuk hava depoları lazım
 
Tüfenkci, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kazanç ve ticaret bakımından istediğimiz oranda üreticiye, bu işin ticaretini yapanlara ve tüketiciye yansımadığını görüyoruz. Sebze-meyve ihracatımızdaki sıkıntıları giderme adına yapmış olduğumuz çalışmalar bir yana, özellikle kamu standardından tutun da ürünün tarlada kazanabilmesi, ekiminden emin ellerde toplanmasına kadar, kamu ve ambalaj standartlarının belirlenmesine kadar, soğuk hava depolarının oluşması noktasında, biz haldeyiz ve soğuk hava depolarımızın olması lazım. Bunun için buralara sadece yükümlülük değil, teşvik de para da vereceğiz. Belki yüzde 50’sini, 70’ini hükümet olarak destekleyip yüzde 30’u için sizler elinizi taşın altına koyacaksınız. Yine araçlarda sebze-meyvenin soğuk zincirle taşınmasını sağlayacağız. Buradan da marketlere yine soğuk zincir içerisinde gitmesinin yolunu açacağız.” 
 
 
Ticaret merkezi oluruz
 
GÜMRÜK ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye Ürün İhtisas Borsasının tarım ürünleri ticaretini geliştireceğini belirterek, “Ülkemiz tarım ürünleri ticaretinin merkezi haline gelecek ve bu piyasada dünyanın lider ülkelerinden biri olacak” dedi. Lisanslı depolarda korunan tarım ürünlerini temsil edecek elektronik ürün senetlerinin işlem göreceği, uluslararası düzeyde faaliyette bulunacak Türkiye Ürün İhtisas Borsasının, ürün kalitesinin artışına da vesile olacağını vurgulayan Tüfenkci, “Bu adım ülkemizin tarım ürünlerinin uluslararası piyasalara ulaşmasını sağlayacak devrim niteliğinde bir gelişmedir. Üreticilerimiz, sanayicilerimiz, yatırımcılarımız, ticaret borsalarımız çok uzun süredir bu gelişmeyi bekliyordu.
 
Ülkemize hayırlı olsun” diye konuştu. 100 milyon lira sermayeyle anonim şirket statüsünde kurulan Türkiye Ürün İhtisas Borsasına, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Toprak Mahsulleri Ofisi, Borsa İstanbul, Takasbank, Merkezi Kayıt Kuruluşu, Ziraat Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası, Türkiye Halk Bankası ve 33 ticaret borsasının ortaklığıyla kuruldu.
 
Kaynak: hürriyet.com

Çin'i Pazar Yapmanın Yolları Aranıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 1.3 milyar nüfuslu Çin pazarına peynir, süt tozu, meyve ve sebze satmanın yollarını arayacaklarını söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Türkiye’de 190’ın üzerinde peynir çeşidi bulunduğunu belirterek, “190’ın üzerinde peynir çeşidi olan bir ülkenin ürünlerinin dünya piyasalarında yeteri kadar yer bulmadığını tespit ettik. O halde yapmamız gerekenler var” dedi. Çelik, Çanakkale’de düzenlenen Ulusal Peynir Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, süt ve süt ürünlerinin tarımın en önemli alt sektörlerinden olduğunu vurguladı.

Her şeyin modasının geçtiğini, çağların değiştiğini fakat ne olursa olsun tarımın öneminin hiçbir zaman değişmediğini anlatan Çelik, “Türkiye’de 19 milyon ton süt üretimi gerçekleşiyor. Bunun yarısı, yaklaşık 9 milyon tonu sanayide işleniyor ve 5 milyon ton sütle de 660 bin ton peynir elde ediyoruz. Bu çalıştay, bu kapsamda çizebileceğimiz potansiyelimiz açısından son derece önemli. 46 bin ton peynir ihracatı, 10 bin ton da peynir ithalatı gerçekleştiriyoruz. İhracatımızla 150 milyon dolarlık bir değer elde ediyoruz” dedi.

Çelik, potansiyele göre ihracatın yeterli düzeyde olmadığına dikkati çekerek, “Bu potansiyelin daha çok ihracat, pazarlarda daha çok yer alması gerektiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. 190’ın üzerinde peynir çeşidi olan Türkiye’nin ürünlerinin dünya piyasalarında yeteri kadar yer bulmadığını da tespit ettik. O halde yapmamız gerekenler var” ifadelerini kullandı.

Bu konuda markalaşmanın önemine değinen Çelik, ürünlere coğrafi işaretleme yapılması için zaman kaybedilmemesi gerektiğini bildirdi. Kimyasallarla fazla haşır neşir olan toprağın sofralara yansımasının, insanları hastanelere taşıdığını dile getiren Çelik, şunları kaydetti: “Bu çerçevede, Peynir Üretim Tebliği’ni 2015’te yayınladık. Geçtiğimiz ayda da çiğ sütün marketlerde nasıl satılabileceğiyle ilgili bir tebliğ yayınladık.”

Çin’i pazar yapmanın yöntemleri aranacak

Tarıma bakışta değişime ihtiyaç olduğunu ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Artık uluslararası pazarlarda, ekmek ağızda değil, aslanın midesinde. Oradan da pazar payı alacaksınız. Nasıl alacaksınız? Peynir, süt, süt tozu, bitkisel ürünler, meyveler, sebzeler, nasıl dünya pazarlarında nasıl yer alacak? Yer alabilmesi için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak iş forumları başlattık ve 6 ülkeyle iş formu yaptık. Nedir iş forumu? Gidiyorsunuz İran’da 250-300 işadamımızla, onlardan da 250-300 işadamı katılıyor ve birlikte imkanlarınız neyse konuşuluyor, paylaşılıyor ve bağlantılar kuruluyor. Bu iş forumlarının sonuncusunu Afrika kıtasıyla yaptık.”

Afrika’nın tarımda çok geride olduğunu ve Türkiye’nin deneyimlerine ihtiyaç duyduğunu aktaran Çelik, “Afrika ülkelerine eğer bizim iş adamlarımız, el atabilse hem üretim hem pazara mal sürme konusunda son derece büyük imkanlar var. Üretebilirsiniz ama pazarınız yoksa bir şey ifade etmez” dedi.

Çelik, mayıs ayı içinde Çin’e gideceğine de değinerek, Çin pazarına süt tozu, meyve ve sebze vermenin yollarını arayacaklarını söyledi.

KAYNAK: dünya.com

Manav Reyonları Yaz Meyveleriyle Renklendi!

Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte, yaz sezonu meyveleri manavlarda yerini almaya başladı. Turfanda meyvelerin yavaş yavaş fiyatlarının azalmasıyla birlikte vatandaş da yaz meyvelerine rağbet gösterdi.

Çiftçiler, hava sıcaklığının artmasıyla birlikte ilk mahsullerini satma imkânı buldu. Hava sıcaklığındaki ani düşüşler kimi zaman fiyatların artmasına neden olsa da vatandaşlar yaz meyvelerini tatmaktan vazgeçmedi. 

Havaların ısınmasına paralel olarak piyasaya sürülecek meyvelerin artacağı ve fiyatların normal seviyede seyredeceği, vatandaşların bu yıl bol bol meyve yeme imkânı bulacağı çiftçiler tarafından ifade edildi.

Turfanda meyveler çıkmaya başladığında eriğin kilosu 200-250 TL civarında iken, fiyat makul seviyelere düşerek seyyar tezgâhlarda da satılmaya başlandı. 

Kış meyvesi olan portakal ve mandalina, manav reyonlarındaki yerini erik, çilek vb. meyvelere bıraktı. Buna paralel olarak vatandaşların alış veriş poşetlerinde de yaz meyveleri kış meyvelerinin yerini almaya başladı.