Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Koyun Keçi Sütü Üreticileri Süt Fiyatlarından Memnun

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Kırklareli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bülent Oral, "Türkiye'nin hayvancılıkta Hollanda'sı olma yolunda ilerleyen Kırklareli'nde koyun sütü 2 lira 50 kuruş, keçi sütü ise 1 lira 70 kuruş olarak satılacak. Bu fiyatlar Türkiye geneline bakıldığında çok iyi, hatta Türkiye'de üreticinin ürettiğini bu fiyata sattığı tek il." dedi.
Kırklareli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başakanı Bülent ORAL yaptığı açıklamada, süt üreticilerinin mağdur olmaması ve hak ettiğini kazanması için çalıştıklarını söyledi.
Kentte üretilen sütün kalitesi ve lezzetinin Avrupa standartlarında olduğunu belirten Oral, "Türkiye'nin hayvancılıkta Hollanda'sı olma yolunda ilerleyen Kırklareli'nde koyun sütü 2 lira 50 kuruş, keçi sütü ise 1 lira 70 kuruş olarak satılacak. Bu fiyatlar Türkiye geneline bakıldığında çok iyi, hatta Türkiye'de üreticinin ürettiğini bu fiyata sattığı tek il. İzmir, Balıkesir, Çanakkale bu fiyatlara yakındır." ifadesini kullandı.
Koyun ve keçi sütü üreticilerinin fiyatlardan son derece memnun olduğunu vurgulayan Oral, bu rakamların örnek olacağına inandığını bildirdi.
 

Hayvancılığın Sorunları Çözülür mü?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurası gerçekleştirdi. Hayvancılık şurası  gerçekleştirilirken şuradan öne çıkan başlıklar ise dikkatlari çekti. 
Hayvancılık şurasından çözüm başlıkları  ise şöyle
 
Hayvancılık Şurasından Öne Çıkan Başlıklar
Küçük aile işletmeleri desteklenmeli,
Optimum işletme ölçeği belirlenmeli
Referans laboratuvarları yaygınlaştırmalı,
Atıl tesisler ekonomiye kazandırılmalı
Islah programları geliştirilmeli,
Suni tohumla uygulaması yaygınlaştırılmalı,
Emriyo transferi ve damızlıklarda geneomik seleksiyon özendirilmeli,
Cinsiyeti belirlenmiş sperma Kullanımı teşvik edilmeli,
Süt kalitesine artırılmasına yönelik uygulamalar desteklenmeli
Atık süt imhasına ilişkin mevzuat oluşturulmalı
Süt ürünleri ihracaatı artırılmalı
Finansman sorunu çözülmeli
Mera ıslah projeleri hızlandırılmalı
Kaliteli kaba yem üretimi artırılmalı
Kaba yem borsaları kurulmalı
Yeme bitkileri tohum ıslahı programları geliştirilmeli
Gençler hayvancığa özendirilmeli
Üretici örgütleri ve kooperatifler teşvik edilmeli
Üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görev tanımları netleştirilmeli
Süt ile ilgili kamu spotları hazırlanmalı
Hayvansal ürünler konusundaki bilgi kirliliği giderilmeli
Çiğ süt mevzuatına ayıkırı satışlar engellenmeli
Hayvancılık işletmelerinin ruhsatlandırılması sorunları çözülmeli
Havza bazlı üretim modeli geliştirilmeli
TKDK hibe programlarında bürokrasi azaltılmalı
İklim değişikliklerinden kaynaklanan olumsuzlaklara yönelik tedbirler alınmalı
Piyasada fiyat istikrarı sağlanmalı
Damızlık hayvan üretim merkezleri artırılmalı
Buzağı kayıplarını azaltmak için ulusal düzeyde eylem planı hazırlanmalıdır
Çiğ süt kaliteye göre fiyatlandırılmalı
Üretim girdileri düşürülmeli
Sözleşmeli yem bitkisi üretimi teşvik edilmeli
Ari işletmelerin sayıları artırılmalı
Damızlık düve ihracatı desteklenmeli
Yem katkı maddelerinin yurt içinde üretimi desteklenmeli
Süt karşılığı yem uygulamasının önüne geçilmeli
 
Peki bu başıklar hayvancığa köklü çözümler getirebilirmi? Yani bu başıklar hayvancılığın sorunlara köklü çözümler getirirde bu uygulamalar faaliyete geçermi? Sorusunu  akıllara getiriyor. Gıda Tarım ve Hayavncılık Bakanlığı uzun yıllar sonra hayvancığın sorunlarını köklü çözümler getirmek için büyük bir organizasyonla  bir çok kesimden kişileri bir araya getirdi. Şurada öne çıkan bir çok başlık hayvancılıkta yaşanan sorunlarıda dile getirmiş oldu. 2018 yılı tarım ve hayvancılık açısından diğer yıllara göre farklılık gösterecek.  İşte bu farklılıklardan bir tanesi de 2018 yılının Buzağı Yılı ilan edilmesi. Ancak bu farklılıkların yaşanabilmesi için gerek şuradan öne çıkan başlıkların gerekse kamu oyunda söylenenlere bence kulak kabartılmalı. Gelecek yüz yılın en önemli konularından birisi gıda.  Gıdayı, Tarım ve Hayvancılıkla entegre ederek bir çok hammaddeyi oluşturabiliyoruz.  O zaman tarım ve hayvancıllıkta geçmişte yaşanan sorunları dikkate alarak belirlenen bu çözüm önerileri ivedilikle faaliyete koyulmalı. Tarım ve Hayvancılık  üreticinin, yetiştiricinin sadece geçim kaynağı değil aynı zamanda para kazandığı, istihdam sağladığı, milli gelire katkı sağladığı, tüketiciye sağlıklı besinler ürettiği gibi görülmelidir.
Tarım olmadan yaşam olmayacağını, canlı olmayacağını sadece söylemlerde değil filiyata geçirerek hem bu sektörde hizmet eden eli nasırlı üreticinin yüzünü güldürmeyi hemde sağlıklı besinler üreterek ülkemizin geleceğine ışık tutmaktır. (Muhammet Oluklu’nun Kaleminden)
 
 

Cumhuriyet Tarihinde İlk Defa Süt Yem Paritesi 1.3 Seviyesini Yakalamıştır

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik KESKİN Ulusal Süt Konseyinde (USK) referans fiyatı olarak belirlenen süt fiyatı ile ilgili Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Koordintörümüz Muhammet OLUKLU’ya açıklamalarda bulundu. Başkan KESKİN, “Her nekadar üreticilerimiz bu fiyatı sineye çekselerde bu fiyatın tüm üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim. Belirlenen bu fiyat Avrupa piyasaları ile kıyaslandığında hala çok düşük kalmaktadır. Avrupalı süt üreticisi çok daha düşük maliyetlerle çok daha yüksek fiyatlara süt satmaktadır. Fakat üreticilerimiz sürdürülebilir hayvancılık açısından minimum fiyatlarla asgari kazançla üretmeye devam etmektedir.”dedi. KESKİN Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ürün bazlı desteklemelerinede değinirek  “Bakanlığımızın ürün bazlı destekleme modeline artarak devam etmeli ,verimli üreten kazansın ürettiği ürünü ekonomiye kazandıran kazansın şeklinde olmalıdır. Son zamanlarda çıkan asılsız haberlerden biride ürün bazlı desteklemelerin kaldırılacak olması çok büyük bir yanlış olmaktadır.Üreten ile üretmeyeni biz bir sayamayız aynı desteği veremeyiz. Burada gerçek üreticiler büyük mağduriyet yaşayacaklardır.” Özellikle şunu belirtmek isterimki Cumhuriyet tarihinde ilk defa süt yem paritesi 1.3 seviyesini yakalamış bulunmaktadır.Ülke ekonomisinin gelişiminede büyük katkı sağlayacağına inandığım bu gelişme üreticinin üretimini sürdürebilir bir hale getirmiştir.” Dedi. Genel Başkan KESKİN süt sektörü ve süt fiyatları ile ilgili şunları söyledi.
 
 
 “Ulusal süt konseyine 16/01/2018 tarihinde Ankarada gerçekleştirilen toplantı sonucu çiğ inek sütü referans fiyatı 1.44 TL olarak belirlenmiştir. Her nekadar üreticilerimiz bu fiyatı sineye çekselerde bu fiyatın tüm üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim. Belirlenen bu fiyat Avrupa piyasaları ile kıyaslandığında hala çok düşük kalmaktadır,Avrupalı süt üreticisi çok daha düşük maliyetlerle çok daha yüksek fiyatlara süt satmaktadır.Fakat üreticilerimiz sürdürülebilir hayvancılık açısından minimum fiyatlarla asgari kazançla üretmeye devam etmektedir.
 
Üreticilerimize bundan ötürü ayrıca teşekkür etmemiz gerekmektedir. Zor şartlarda üretim yaparak Ülke ekonomisine büyük katkılar sağlamaktadırlar. Burada desteklemelerdeki en önemli husus kayıtlılıktır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın ürün bazlı olarak vermiş olduğu çiğ süt desteklemeleri ile üreticilerimize katkı sağlamaya çalışmaktadır.Bakanlığımızın ürün bazlı destekleme modeline artarak devam etmeli ,verimli üreten kazansın ürettiği ürünü ekonomiye kazandıran kazansın şeklinde olmalıdır. Son zamanlarda çıkan asılsız haberlerden biride ürün bazlı desteklemelerin kaldırılacak olması çok büyük bir yanlış olmaktadır.Üreten ile üretmeyeni biz bir sayamayız aynı desteği veremeyiz. Burada gerçek üreticiler büyük mağduriyet yaşayacaklardır. Hem kayıt dışı ekonomi açısından hemde verimli üretim açısından ürün bazlı desteklemeler çok önem arz etmektedir.Kayıtlılık ile beraber haksız rekabet ortadan kalkmakla piyasa düzene girmekte ve devletimizde bununla beraber kayıt dışı ekonomiyi önlemektedir.Kayıtlılık ile devletimizin kazandığı vergi miktarı örneğin sütte yaklaşık olarak 1.5 milyar TL iken üreticilere ödenen süt desteği yaklaşık olarak 600 milyon TL dir ki bu üretilen sütün % 50 sidir verilen desteklemelerin artması ve kayıtlılığın artması ile üreticimiz ve devletimiz kazanacaktır.
Özellikle şunu belirtmek isterimki Cumhuriyet tarihinde ilk defa süt yem paritesi 1.3 seviyesini yakalamış bulunmaktadır.Ülke ekonomisinin gelişiminede büyük katkı sağlayacağına inandığım bu gelişme üreticinin üretimini sürdürebilir bir hale getirmiştir,bunun önemini bu nun meyvelerini önümüzdeki yıllarda ülke olarak alacağımızı belirtmek isterim.Bu güzel gelişmenin oluşumunda katkısı olan ve büyük emeği geçen başta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Dr.Ahmet Eşref FAKIBABA ya ve kurmaylarına teşekkürü Merkez Birliğimiz Yönetim ,Denetim ve üreticilerimiz adına bir borç biliriz.”dedi.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Yetiştiriciyi Sektörde Tutmak Gerekir

Haycancılık sektörü sizinde bildiğiniz gibi 2017 yılını kötü geçirdi. Yetiştiricinin tek geçim kaynağı olan süte geçtiğimiz günlerde  Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından  yeniden bir referans fiyatı belirlenerek 1,53 kuruşa çıkarıldı. Bu gelişme üretici bakımından sevindirici bir durumdu. Ancak süt üretimi yapan yetiştiriciyi tatmin edermi? Etmezmi?  Sorularıda akıllara gelmiyor değil. Süt fiyatı artıyor arkasından hemen yem fiyatları  ve diğer girdi maliyetlerinede zam yapılıyor. Muhammet oluklu'nun kaleminden
 Ulusal Süt Konseyi 1 litre soğutulmuş sütün maliyetini 1,18 kuruş olarak söylemişti. 1,53 kuruş olarak açıklanan 1 litre soğutulmuş sütün 0,9 kuruşu soğutmadan kaynaklı hizmet bedeli olarak yansıyacak. Yani masraflar ve girdi maliyetleri çıktıktan sonra üreticinin litre bazında eline geçen rakam 0,26 kuruş.  0,26 kuruşluk bir  gelirin üzerine girdi maliyetlerindeki bir artış söz konusu olursa üretici yine sütten zarar edebilir. Bir çok yetiştirici işletme giderlerini iyi hesaplamaya çalışıyor.  (USK) toplantısında firmaların üretici kısmına  bir serzenişleri vardı. Bu serzeniş sütteki yağ oranı ile ilgiliydi. İşte sütteki yağ oranın 4,2 olması yönünde bir açıklama gelsede üretici pencerisinden baktığımızda yetiştirici sütten para kazanabilmeliki hayvanına iyi bakarak sütteki yağ oranını artırabilsin.  Bu konuda gerek süt işleyen firmaların gerekse hayvancılık sektörüne girdi sağlayan kuluşların bunoktayı iyi irdelemesi gerek. Çünkü üretici geçim kaynağını karşılayamadığı durumda sektörden geri çekiliyor. Geçtiğimiz yıla tekrar geri dönüp baktığımızda  köyler boşalmış üretici hayvancılığı terketmiştir. Tekrar sektöre geri dönülmesi açısından gerek destekler gerekse yeni projeler üretilsede giden artık geri dönmeyebiliyor. Bu yüzden eli nasırlı yedi dört çalışan emek veren yetiştiriciyi memnun etmek gerekirki karşımıza birde 2018 yılında süt ithalatı çıkmasın.
 

GAP Süt Sığırcılığında Projeler Zengini Adıyaman

Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Sırrı ÖZTÜRK birlik olarak Adıyamanda yapmış oldukları çalışmları ve projeleri değerlendirdi. Başkan ÖZTÜRK : “Güneydoğuda GAP  süt sığırcılığı projeleri uygulandı. Bu illerden bir taneside Adıyaman dır. GAP süt sığırcılığı projelerini ayakta tutma, yaşatma ve  geliştirme anlamında Adıyaman yüzde 90 la GAP Süt sığırcılığının başkenti  olmuştur. Bizler  bugün geldiğimiz noktada kendi ürettiğimiz sütü de kendimiz pazarlıyoruz. Son iki yıldır Adıyaman’da sütlerin üretimden tüketimine kadar kalite konusunda hiç ödün vermiyoruz. Bölgemizde yerel firmalarımızın dışında ulusal firmalarda süt alımı yapıyr 3-5 tonla başlamıstık süt toplama işine  bugün ise 60 tonlardayız hedefimiz 2018 de  80 ton dur. 2023 te ise Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak süt toplama noktasında 150 tonu hedefliyoruz. “Dedi.   ÖZTÜRK, buzağılara yönelik projelerinede değinirken “Adıyamanda buzağı ölümlerine yönelik 2017 yılında  “Buzağılar ölmesin ithal hayvan gelmesin” diye bir proje başlatmıştık.” Diye söyledi.
 
Sayın başkan birliğinizden kısaca bahsedermisiniz?
Öncelikle Anadolu İzlenimleri Dergimize teşekkür ediyorum. Dergimiz diyorum çünkü hayvancılığın ve yetiştiricinin sesine kulak vererek daima yanında olmanızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum. 2004 yılında Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğini 7 üye ile kurmuştuk. 14 yıl geçti. Bizler 14 yılda çok zahmetler ve emeklerle bugünlere getirdik. Birlikler tamamen gönüllük ihtisasına dayalı yerlerdir.  Birlikler ticari amaçlı yerler değildir. Bizler buralara emek veriyoruz projeler yapıyoruz. Buralarda yapılan hizmetler para ile ölçülemez. Bugün geldiğimiz noktada 3 şubemiz, 15 personelimiz ile Adıyaman genelinde 800 üyeye hizmet veriyoruz.
Sayın başkan projelerinizden ve çalışmalarınızdan bahsedermisiniz?
Projelere geçmeden önce bir kaç şeyi öncelikle vurgulamak istiyorum. Adıyaman DSYB olarak 14’cü  yılımızdayız. Bölgede en iyi çalışan ve en iyi hizmet veren birliklerden birisiyiz. TUIK rakamlarına göre ilimizin 117 bin hayvan varlığı var. Bizler buna rağmen bölgemizde en iyi hizmet eden birliklerden birisiyiz. Hayvan varlığının azlığına rağmen birliğimize bağlı 800 üyeye hizmet veriyoruz. Bildiğiniz gibi son dönemlerdeki gelişmelere rağmen bir çok birlikte personel çıkarılırken Adıyaman DSYB olarak  hiç eleman çıkarmadık. Aksine yeni yapmış olduğumuz projeler çerçevesinde hem üye sayımızı hemde buna bağlı olarak personel istihdamımızı artırmayı planlıyoruz. Adıyamanda Kahta Gölbaşı ve merkezde olmak üzere 3 şubede hizmet veriyoruz. Ayrıca    47 noktada süt toplama merkezimiz var. Bu süt toplama merkezlerindeki tankların bir kısmı üreticimizin kendi tankıdır. Bunun dışında 6 ayrı noktada ise süt dökme merkezi kurduk. Bu dökme merkezlerinde yetiştiricinin getirdiği sütlerin değerleri ölçülüyor.  Süte başladığımızda önce kaliteye önem verdik.  Son iki yıldır Adıyaman’da sütlerin üretimden tüketime kadar kalite konusunda ise hiç ödün vermiyoruz.  Güney doğu Anadolu bölgesinde GAP süt sığırcılığı projeleri uygulandı. Bu illerden bir taneside Adıyaman dır GAP süt sığırcılığı projelerini aykta tutma,  yaşatma ve geliştirme anlamında Adıyaman yüzde 90 la ayakta kalmıştır. Bizden hemen sonra ise GAP süt sığırcılığı projesinde bizi takip eden il ise Gaziantepdir.  Adıyaman, GAP süt sığırcılığın öncüsü lokomatifi olmuştur. Bizler kendi ürettiğimiz sütü de kendimiz pazarlıyoruz. Süt toplama işine  başladığımızda 3-5 tonlardaydık bugün ise 60 tonlardayız hedefimiz 2018 de  80 ton dur. 2023 te ise Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak süt toplama noktasında 150 tonu hedefliyoruz. Biz bunları gerçekleştirirken gerçekten bu işi yapan gerçekten bu işten ekmek yiyen bu hayvancılığı görev adledenlerle yapıyoruz. Hayvancılıkta zayıf halka bu işi bırakıyor. Ama bu işi iş olarak gören ise geliyor. Birlikte üyelerimizin bir kısmı bu işleri bırakırken bir taraftanda yeni üyelerimiz geliyor. Bırakanlardan yanı sıra yeni gelen üye sayımız çok daha fazladır. Bizler yeni üye yaparken öncelikle bu işi yapabilirliğine bakıyoruz. Sonra nerede yapacağını analiz ediyoruz. Sonrasında ise bu işletmenin sütünü alabilirliğine bakıyoruz. Neden süt diyoruz? Çünkü sütün satışını garanti altına alamassanız gerek işletmenin gerekse hayvancılığın akıbeti kötü olur. Bu işlemleri göz önüne alarak sonrasında kişiyi birliği üye yaparak istenirse kredi kullandırma, hayvan alımı gibi durumlarını gerçekleştiriyoruz.
/public/upload/img/files/7.JPG
Sayın başkan nasıl bir kredi kullandırıyorsunuz?
Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıllarda bende merkez birliği üyesi idim o dönemde gerek merkez birliği yönetimimizin çabaları gerekse o dönemdeki genel sekreterin girişimleri ile ziraat bankası ile görüşmelerimiz olmuştu. Bu görüşme çerçevesinde Damızlık birlikleri üyelerine yönelik pozitif bir ayrımcılık olmasını istemiştik. Ziraat bankası da bu talebi göz ardı etmeden ortak yapılan bir anlaşma çerçevesinde damızlık birlikleri üyelerine 150 bin lira gibi 0 faizsiz kredi uygulayabiliyoruz. Gerçi bu döneme baktığımızda 150 bin lira  az görünsede yetiştiriciye bir nefes aldırıyor. Bizde Adıyaman DSYB olarak bu krediyi en iyi şekilde kullanıyoruz. Bugüne kadar Adıyaman DSYB olarak 14429865 bin TL 0 faizsiz sübvansiyon temlik kredi kullandırmışız. Tabi bu arada krediye başvurup alamayanda olmuştur. Bunların bir kısmı yerinin müsait olmamasından kimi ise kendisi çekilmiştir. Bu çerçevede Adıyaman’a  1800 adet yerli damızlık  hostain ırkını kazandırdık. Bu çalışmalar neticesinde Adıyaman sütte trendini yakalamıştır. Önemli bir husus daha varki 200 aile işletmesi bu sistemle hayvancığa geri dönmüştür.
 
Sayın Öztürk buzağılarla ilgili neler yapıyorsunuz?
Adıyaman genelinde  buzağı ölümlerine yönelik 2017 yılında  “Buzağılar Ölmesin İthal Hayvan Gelmesin” diye bir proje başlatmıştık. Bu projemiz hala gelişerek büyüyor. Hayvancılıkta biliyorsunuzki buzağının yeri çok farkldıdır.  Tıpkı çocuk ölümleri gibidir.  Geleceğimiz açısından çocuklar nasıl önem taşıyorsa hayvancılığın geleceği açısından da buzağılar büyük önem taşıyor. Buzağı ölümlerini dünya satndartlarının altına çekilmesi gerekmektedir. Bu konuda bizde Dicle  Üniversitesi Veteriner Fakültesi mikro biyoloji kürsüsü ile bağlantıya geçtik  bu konuda bir projede hazırlıyoruz bölgemizde buzağıların ölümlerini güncelliyeceğiz. Buzağılar neden ölüyor? Bugün buzağılar septisemi bağlı nedenlerden ölürken bir başka günde başka nedenlerden  ölebiliyor. 2017 de başlattığımız buzağıların ölüm sebeplerini 2018 de ise il müdürlüğümüzünde desteği ile buzağıların ölmemesi için seminerler gerçekleştireceğiz. Bir işletmenin geleceği açısından bir buzağının ne kadar önemli olduğunuda  yetiştiricimizede anlatacağız.
 
A.İ: Sayın başkan bir mesaj vermeniz gerekir ise neler söyleyebilirsiniz?
Bir ülkede hayvancılığın iyi bir yere gelmesini istiyorsak üreterek ve üretimi artırarak  ithal hayvanların önünü kesebilriz. Birliklerin bu konuda özellikle çok ciddi çalışmaları gerekir. Ancak bu üretmekle olur.  Biz kendi bölgemizde acizane büyük gayretin içerisine girdik.  Devletimizin imkanlarına proje yaparak üretici lehine birşeyler yapıyoruz. Hayvan üretimini artırıyoruz. Süt üretimini artırıyoruz. Biz başda önce bölgemize sonra ülkemize model olabiliriz.  Suni tohumlama yaptık model oldu. süt üretiminde model oldu. Kullandığımız sübvansiyonlu kredi kulandırdık model olduk. Şuan da bütün birliklerin sıkıntı çektiği noktada biz projelerle büyüdük.  Ülkemizi seviyoruz üretmek istiyoruz. Devletimiz’de özellikle bakanlığımızın yanımızda olmasını, arkamızda olmasını istiyoruz. Taşranın sesine kulak versin istiyoruz. Adıyaman diğer illere diğer birliklere model olabilir.
 
 
 
 
 
 
 

Sütte Yeni Fiyat Dönemi

Ulusal Süt Konseyi süt fiyatını belirlemek üzere bir araya geldi. 1 Şubat 2018 den geçerli olmak üzere soğutulmuş 1litre süt fiyatı 1.53 kuruşa çıkarıldı. 1litre soğutulmuş sütün maliyeti 1.18 kuruş olarak belirlenirken  (USK) 1 şubattan geçerli olacak olan 1 litre sütün referans fiyatı 1.53 kuruş olarak belirlendi. 1,53 kuruşluk referans fiyatının 9 kuruşu birliklere yada kooperattiflere hizmet bedeli olarak kesilecek.
1 şubat 30 haziran tarihleri arasında geçerli olacak bu referans fiyatı firmalar ve üreticiler açısından tartışmalara neden oldu. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı  Tevfik KESKİN Ulusal Süt Konseyin toplantısında  şu sözlere yer verdi.
 “ Hepimiz sektörün içerisinden geliyoruz.Öncelikle anlaşarak ve bir orta yolu bularak karar vermeliyiz. Her toplantıda dünya fiyatları, yem fiyatları ve iç piyasa şartları konuşuluyor. Birde bu ülkenin bir gerçeği var. Köylerde hayvan kalmadı bu işleri yapacak insanda kalmadı. Zaman zaman üreticiyi ezdiğinizide biliyorum. Biz her zaman konseyi baz aldık. Koseyin açıkladığı fiyat üzerinden süt satışlarını gerçekleştirdik. Yeri geldiğinde sütü almıyoruz bırakıyoruz diyerek üreticiyi ezdİğiniz dönemleride yaşadık Hatta başka şeylerde yapıyorsunuz ben burada bunları konuşmak istemiyorum.  Ben burada 300bin üreticim adına konuşuyorum. Artık şu gerçeği görelim Devletin bir kurumu var Türkiye İstatistik Kurumu açıklamış sütün fiyatını ne demiş? 1,55 kuruş olarak açıklamış bu bizim değil devletin istatistiği söylüyor ben söylemiyorum.  Bizde diyoruzki 1,55 kuruş artı prim diyoruz. Bu konuda artık gerçekleri görelim üreticinin omuzuna binerek bu işlerden vaz geçelim ayrıca şu konulardan da  vaz geçelim artık zaman zaman benden şu kadar yem alırsan senden sütü alırım gibi söylemlerede işleyişlerdende uzak duralım.”Dedi.

 Daha sonra Türkiye Damızlık Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil ÖZCAN ise şu sözlere yer verdi. Üretim diyoruz. Üretici diyoruz. Biz şimdi burada köyde üreticinin ürettiği sütün pazarlığını yapıyoruz. Bu üreticinin bu üretimi yapabilmesi için para kazanması gerekiyor. Eğer üretici üretmesse biz burada olmayız siz de süt bulamassınız. Siz simdi burada  neyin pazarlığını yapacaksınız?  Ayrıca yüzde 8 prim tutarının ayrı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Son günlerde birliklerle alakalı  karalama kampanyası başlatıldı. Birlikler lüks arabalara biniyor. Birlikler yolsuz işlere giriyor. Birlikler çok kesinti yapıyor gibi söylemler var biz bu karalama kampanyasını haketmiyoruz.” Dedi
Özcanın konuşmasının ardından Ulusal Süt Konseyi 10 dk ara vererek sanayici ve üretici ile ortak bir noktada karar kılınarak 1Şubattan geçerli 1 litre soğutulmuş sütün fiyatı 1,53 kuruş olarak belirlendi.
Öte yandan açıklanan 1,53 kuruşluk soğutulmuş sütün 9 kuruşu birliklere ve kooperatiflere kesinti olarak yansırken üreticinin eline 1 litre soğutulmuş süt 1,44 kuruş oalrak geçecek.
 

Et ve Sütte KDV Sıfırlansın

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, ette ve sütte KDV'nin sıfıra indirilmesini önerdi.
Tezel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, et ve sütün temel hayvansal protein kaynağı olduğunu ve bunların lüks tüketim olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Hayvansal ürünler üzerinden katma değere yönelik bir tüketim vergisi alınmasını sektör olarak doğru bulmadıklarını anlatan Tezel, "Toplumumuzun sağlıklı nesillere kavuşmasının en önemli unsuru hayvansal proteinle beslenebilmek. Dolayısıyla burada hayvansal protein ve sağlıklı beslenme odaklı bir anlayışın geliştirilmesi gerekiyor. Bunun için SETBİR olarak önerimiz, ette ve sütte KDV'nin sıfırlanması." diye konuştu.
Tezel, hayvansal ürünlerde KDV'nin sıfırlanmasının sağlanması halinde sektörde kayıt dışılığın da önemli ölçüde ortadan kaldırılacağına inandıklarını, ayrıca tüketicilerin de temel ihtiyaçlarına daha rahat ulaşabileceklerini ifade etti.
-"Et, süt, yumurta ve ekmeğin eşit bir KDV oranıyla..."
Türkiye'de et ve sütü işleyen işletmecilerin en temel sorununun kayıt dışı üretim olduğunu vurgulayan Tezel, şunları kaydetti:
"Her iki sektörün de belli bir düzen altına alınması lazım. Bunun temel çıkış noktalarından biri temel tüketim. Temel besin kaynağı olan et süt yumurta ve ekmeğin eşit bir KDV oranıyla, hatta sıfırlanmış bir KDV oranına sahip olarak gerek haksız rekabetin ortadan kaldırılması, gerekse kayıt dışının kayıt altına alınarak, hem bir taraftan gelir vergisi kazanımlarını elde ediyor olmamız lazım hem de diğer taraftan sahadaki haksız rekabetin önüne geçilerek tüketicimize daha sağlıklı, iyi işlenmiş ürünler ulaştırıyor olmamız lazım."
Tezel, Türkiye'de üretilen sütün yaklaşık yüzde 50'sinin kayıt dışı tüketildiğini, kalan yüzde 50'sinin ise hijyen altında, kontrol altındaki tesislerde üretilerek tüketicilere ulaştırıldığını vurgulayarak, ette de yakın oranların bulunduğunu aktardı.
Ette ve sütte KDV'nin sıfırlanması konusunda SETBİR olarak gerekli girişimlerde bulunduklarını da anlatan Tezel, "Bunu Bakanlığımızla (Gıda, Tarım ve Hayvancılık) paylaştık, olumlu bir reaksiyon aldık. Bu konuda Ekonomi ve Maliye bakanlıklarıyla çalışmakta olduklarını, bunu değerlendirdiklerini biliyoruz." ifadelerini kullandı.
 
 

Hepimiz Aynı Geminin Yolcularıyız

Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Hayvancılık Genel Müdürü Dr.Durali Koçak, üretici ve sanayicilere “Hepimiz aynı geminin yolcularıyız” diye seslendi, “Sektörün önü açık” mesajı verdi.
Süt sektörünün tüm taraflarını çatısı altında toplayan Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu, 12 Aralık’ta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kampüsündeki Atatürk toplantı salonunda yapıldı.
İlk olarak USK’yı oluşturan Kamu Alt Grubu, Üretici Alt Grubu, Sanayici Alt Grubu ile Araştırma Kuruluşları, Meslek Odaları ve STK Alt Grubu delege seçimlerinin gerçekleştirildiği genel kurul, yeni atanan Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, Genel Müdür Yardımcıları Burhan Demirok ve Salih Çelik ile Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürü Osman Uzun’un katılımıyla yapıldı.
Ulusal Süt  Konseyi  başkanlığında iki dönemi doldurduğu için mevzuat gereği aday olmayan USK Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, genel kurulu açılış konuşmasında, ana kuruluş sebeplerinden birisi çiğ süt maliyetini, yem, fiyatlarını, işçilikleri göz önünde tutarak çiğ süt tavsiye fiyatını belirlemek olan Konseyin, geride kalan dört dönem boyunca, çiğ süt fiyatını belirleyip tavsiye fiyatı uygulamaya çalıştığını söyledi. Çallı, şöyle devam etti:
“Bu dönemlerde konjonktürün getirdiği sıkıntılar olmuştur ama her zaman üreticinin lehine olan işler yapmaya çalıştık, üreticinin zarar etmeyeceği bir fiyatı belirlemeye çalıştık.
Konseyimizin tavsiye niteliğinde çiğ süt fiyatını belirlemenin dışında çalışmaları da var. Uluslararası Karşılaştırmalı Çiftlik Veri Ağı (IFCN) toplantılarında, dünyada süt üreticiliği nasıl yapılıyor görüyoruz. USK olarak Uluslararası Sütçülük Federasyonu’nun (IDF toplantılarına da katılıyoruz. Dünya sütçülüğünün nerede olduğunu, kendimizin nerede olduğunu görme fırsatımız oluyor.”
“Hepimiz aynı geminin yolcularıyız”
Konuşmasına, süt sektörünün tam paydaşlarının salonda olduğunu belirterek başlayan Hayvancılık Genel Müdürü Dr. Durali Koçak ise USK’yı hiç kimsenin küçümsememesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Taraf ifadesi doğru olmayabilir ama tarafları bir araya getirmek çok önemli. Hepimiz anı geminin yolcularıyız. Birbirimize o kadar bağımlıyız ki, kim önce, kim sonra bu bile tartışılabilir. Üreticinin, sanayicinin, onlara rehberlik eden akademisyenlerin ve kamunun bir arada olduğu bir yapı burası. Eleştiriler olabilir. Her zaman daha iyiyi yapmanın yolları vardır. Ama bu kurumu küçümsemek doğrul değil.
“Sorumluluk bilene aittir”
Şunu hepimizin kabul etmesi lazım. Her insanın sorumluluğu vardır. Bizler, bu sektörde sorumluluğu en ağır olan grubu oluşturuyoruz. En başta ben sorumluyum, çünkü benim sektörüm. Ailemize, kurumumuza, ülkemize karşı sorumluluğumuz var. Ama bir de ekmek parası kazandığımız sektör sorumluluğumuz var. Önce bunu kabul etmemiz lazım.
Önceki tarım bakanlarımızdan Sami Beyin (Sami Güçlü) ifadesidir; ‘Sorumluluk bilene aittir.’ Bilmiyorsa, cahil bilmiyor dersiniz. Kim biliyorsa, sorumluluk bilene aittir. Sorumluluk makamında olup da kendi sorumluluğuna müdrik olmamak olmaz. Birbirimizi doğru bilgilendirmemiz lazım. Şimdi sorumluluk makamındayız. Bu bir emanet iştir, ne kadar devam eder bilmem ama sorumluluğumuzu yerine getireceğiz.
“Bir tarafta sağ kolum, bir tarafta sol kolum”
Üreticiler, sanayiciler; bir tarafta sağ, bir tarafta sol kolum var. Hangi birinden vazgeçebiliriz? Ne ondan ne bundan… Sayın Bakanımızın dediği gibi, yapılacak olan, oturacağız masanın etrafına, her taraf düşüncelerini aktaracak, ortak aklı işleterek en doğruyu herkesin menfaatine olacak şekilde bulacağız. Eğer ortak aklı işletirsek, daima doğruya ulaşacağımızdan, doğru kararlar alacağımızdan hiç şüphem yok.
“Sektörün önü açık”
Son zamanlarda biraz sanki çok sıkıntılı, zor bir dönemden geçiyoruz gibi bir algı oluştu. Sıkıntısız dünya, problemsiz sektör yok. Hele canlıyla uğraşıyorsanız, süt işinde iseniz, bunu en iyi siz anlarsınız. Sorunlar çok, ona itirazım yok, ama konjonktürel olarak sıkıntılı olsa da bu sektörün önü açık. Bir üründe arz talebi karşılamıyorsa, fiyat bakımından, gelecek bakımından o ürünün önü açıktır. Bu sektörün ürettiği ürünlerle ilgili arzın talebi karşılamadığını görüyoruz. Bu, sektörün önünün açık olduğunu göstermektedir. Moralinizi bozmayın derim.”dedi.
 
 

Okul Sütü İkinci Kez İptal Edildi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017-2018 eğitim döneminde, haftada üç gün yaklaşık 32 bin bağımsız anaokulu, ana sınıfı ve ilkokulda okuyan 6 milyon öğrenciye haftada 3 gün dağıtılmak üzere gerçekleştirilen 200 mililitre sade yağlı 254 milyon 368 bin 800 kutu UHT okul sütü alımı ihalesi ikinci kez iptal edildi.
4 TEKLİF VERİLMİŞTİ
Okul sütü ihalesinde, en düşük teklifi, birinci kısım için 35 milyon 176 bin 222,54 lira ile Yörükoğlu Süt ve Ürünleri Sanayi, Ticaret AŞ, ikinci kısım için 57 milyon 329 bin 173,44 lira ile Pınar Süt Mamulleri AŞ - Dimes AŞ ortaklığı, üçüncü kısım için 60 milyon 443 bin 51,26 lira ile Paksüt Süt Sanayi ve Ticaret AŞ, dördüncü kısım için de 21 milyon 410 bin 29,83 lira ile Güney Süt Sanayi ve Gıda Maddeleri Tic. AŞ vermişti.
.
 

Bakan Fakıbaba; 1milyon yerli besi Hayvanına destek vereceğiz


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Koordinatörümüz Muhammet Oluklu’nun sorularını TBMM yanıtladı. Bakan Fakıbaba;   Yem fiyatları ve süt konusunu değerlendirirken yetiştiriciyede müjdeler verdi. Bakan Fakıbaba “Ne kadar ot o kadar et ve süt tarım böyle birşey bazen çok zarar ediyorsunuz bazen kar ediyorsunuz ama necitede biz piyasayı regüle ediyoruz.”dedi. Bakan  Fakıbaba,  küçük aile işletmelerine destek vereceklerine değinirken; aile işletmelerine yönelik desteklerin en geç 1 ocak 2018 e kadar tamamlanmış olacağını söyledi.

Sayın Bakanım yem fiyatlarına son bir kaç ayda yüzde yüz zam söz konusu bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Biz zatan dışardan yapmış olduğumuz ithalatla arpaları 770 kuruştan kapıya kadar getiriyoruz. Şuanda arpa fiyatları 930-940 kuruşa satılıyor ama bizim arpayı getirmediğimizi düşündükleri  anda bir bakıyorsunuz 1,10 kuruşa çıkmış. Biz ihtiyaç olan yerlere TMO aracılığı ile 770 kuruştan kapılarına arpa teslim ediyoruz. Bu nedir piyasayı regüle etme olayıdır. Biz bu regülasyona devam edeceğiz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak ette yaptığımız regülasyonun aynısını yem bitkilerinede ihtiyaç duyuldukça  fiyatlar normale binene kadar yapmaya devam edecektir. Hiç bir kimse stokçuluğa fırsatçılığa kalkışmasın.  Bu fiyatları artıran fırsatçılardır. Hiç bir zaman stokçulara fırsatçılara meydan vermeyeceğiz.
Sayın Bakanım Kasaplar federasyonun  kasaplara yönelik Kırmızı et çağrısını nasıl değerlendirirsiniz?
Önemli olan insanların bütçelerine yönelik uygun neyi almak istiyorlarsa onu almalarıdır. Bu onların takdiridir.  Ben kasap kardeşlerimi de seviyorum. Olabilir ama biz yerliyi korumak adına kısa zamanda özelikle küçük aile işletmelerine  yönelik destek vereceğiz.
Sayın Bakanım küçük aile işletmelerine yönelik nasıl bir destek vereceksiniz?
Küçük aile işletmelerine yönelik özelikle 50 başa kadar aile işletmelerine destek vereceğiz. Bu destek en geç 1 ocak 2018 e kadar hayata geçmiş olacak. Yaklaşık olarak 1 milyon besi hayvanına destek verileceğini tahmin ediyoruz. 50 başın altındaki yetiştirici yüzde 80 oranında bu önemli bir rakam  demek ki küçük hayvan işletmelerinin hayvancılıkla  iştigal edenlerinin  yüzde 80 ini desteklemiş olacağız. Bildiğiniz gibi TBMM plan ve Bütçe komisyonunda 2018 yılına yönelik bütçemiz geçti ancak bütçede bir artışa gitmedik buna rağmen fedekarlık böyle bir şey bir yerlerden  kesip öbür yerleri yamamak.
Sayın Bakanım Organize hayvancılık ve süt ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Organize hayvancılıkla ilgili çalışmalar devam ediyor.  Ne kadar ot o kadar et ve süt. Tarım öyle bir şey bazen zarar ediyorsunuz bazen kar ediyorsunuz  ama neticede biz piyasayı regüle edecek çözümler  bulmak zorundayız. Dedi.
 
 
 
 
 
 

Yoğurtta Proteinin Artırılması Gündemde

Üreticiler, normal yoğurttaki protein oranının artırılmasını gündeme taşımaya hazırlanıyor.  Talep kabul görürse, üretilecek tüm yoğurtlar daha kıvamlı olacak ve yoğurt tüketiminden sağlanacak protein miktarı artacak.

 

Yoğurttaki proteinin artırılması talebi, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın görüşe açtığı fermente süt ürünleri tebliği taslağı sonrasında başladı. Taslağı değerlendiren Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Tarık Tezel, genel olarak düzenlemeleri olumlu bulduklarını söyledi. Taslakta yoğurdun üretim standartlarının açık ve net bir şekilde yer almasını önemli bulduklarını ifade eden Tezel şöyle devam etti:

Sulu yoğurt bitecek

“Süzme yoğurdun tanımının ve ürün özelliklerinin, konsantre fermente süt ürünlerinden ayrıldığı ve kendine özgü değerlerinin belirlendiği görülüyor. Özellikle bu son düzenleme, yani süzme yoğurdun konsantre fermente süt ürünlerinden ayrılarak, ülkemize özgü kendi değerlerinin belirlenmiş olması son derece memnuniyet verici. Ancak yoğurdun mevcut tebliğde ‘en az yüzde 3’ olan protein değeri, tebliğ taslağında da korunmuş. Oysa ki tebliğ çalışmaları sırasında da müzakere edilen ‘en az yüzde 4’ protein seviyesinin taslağa yansımasını tercih ederdik. Çünkü bu oran, ülkemiz yoğurdunun kıvam özelliğinin korunmasına, ülkemiz süt üreticisinin ekonomik gelişimine yardımcı olunmasına ve tüketicimizin beslenme ve sağlığına daha çok katkıda bulunacaktır.”
 

Daha önceki tebliğ taslağı çalışmalarında yer alan ve süt ve süt ürünleri çalışmalarıyla bilinen Prof. Dr Emel Sezgin de, yoğurdun protein miktarının artırılmasının doğru olacağını söyledi. Böyle bir düzenlemenin yoğurdun kalitesini artıracağını, biyolojik özellikleri açısından da kusurlarının azaltılması anlamına geleceğini ifade eden Sezgin, “Daha önceden Türkiye’de de protein miktarı yüzde 4’tü. Ancak 2009 yılında anlaşılmayan bir nedenle yüzde 3’e düşürüldü. Tekrar yüzde 4’e çıkarılması herkes için faydalı bir düzenleme olur” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan bir yetkili, normal yoğurttaki proteinin artırılması talebinin değerlendirilebileceğini söyledi. Yoğurdun niteliklerini de içeren tebliğ taslağının görüşe açıldığını ifade eden aynı yetkili, “Gelen görüşlere göre inceleme ve değerlendirme yapılır. Bir önyargı söz konusu olmaz” diye konuştu.

Hayvansal ve Bitkisel Ürünleri Reytinge Alet Etmeyin!

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Süt Teknolojisi Bölümü tarafından, Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) ve Et ve Süt Kurumu'nun (ESK) desteği ile düzenlenen 1. Ulusal Sütçülük Kongresi dün başladı bügün de devam edecek.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Nusret Yazıcı, Ankara Üniversitesi'nde düzenlenen kongrede yaptığı konuşmada, Türkiye'nin yıllık süt üretiminin yaklaşık 19 milyon ton olduğunu, bunun artırılması için gerekli çalışmaların yapıldığını anlattı.

Hayvansal ve bitkisel ürünlerin tüketimi konusunda her kafadan ses çıktığına dikkati çeken Yazıcı, "Bundan çok rahatsızız. İnsanımızın sofrasındakinin reyting aracı yapılmasını hoş bulmuyoruz." dedi.

Yazıcı, çiğ sütün marketlerde satılabilmesi için önemli bir düzenlemeyi hayata geçirdiklerine işaret ederek, "Evlerde çiğ süt isteniyor. Marketlerden çiğ süt alınabilmesinin önünü açtık." ifadesini kullandı.

"Toplum bilinçlendirilmeli"

Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erkan İbiş ise dünyanın en önemli başlıklarının toplumları şekillendiren su, enerji, sağlık ve gıda olduğunu vurguladı.

Türkiye'de süt ve süt ürünleri kullanımı konusunda toplumun bilinçlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken İbiş, söz konusu kongrenin sektöre fayda sağlayacağına inandığını kaydetti.

SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel de süt üretiminin son 10 yılda önemli ölçüde arttığını belirterek, "Bu seviyeye gelebilmek için son yıllarda sektörümüzde, üretimde, fiyatlandırmada ve ihracatta, istikrar adına pek çok adım atıldı." değerlendirmesinde bulundu.

İki gün sürecek kongrede, "Gençler Süt Ürünlerini Yeteri Oranda Tüketiyor mu?", "Süte Uygulanan Teknolojik İşlemlerin Süt Alerjisine Etkisi", "Süt Tüketimi, Beslenme ve Sağlıktaki Rolü" ve "Yoğurt Bileşenlerinin Sağlık Üzerine Etkisi" gibi konular ele alınacak.

Çin'i Pazar Yapmanın Yolları Aranıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 1.3 milyar nüfuslu Çin pazarına peynir, süt tozu, meyve ve sebze satmanın yollarını arayacaklarını söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Türkiye’de 190’ın üzerinde peynir çeşidi bulunduğunu belirterek, “190’ın üzerinde peynir çeşidi olan bir ülkenin ürünlerinin dünya piyasalarında yeteri kadar yer bulmadığını tespit ettik. O halde yapmamız gerekenler var” dedi. Çelik, Çanakkale’de düzenlenen Ulusal Peynir Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada, süt ve süt ürünlerinin tarımın en önemli alt sektörlerinden olduğunu vurguladı.

Her şeyin modasının geçtiğini, çağların değiştiğini fakat ne olursa olsun tarımın öneminin hiçbir zaman değişmediğini anlatan Çelik, “Türkiye’de 19 milyon ton süt üretimi gerçekleşiyor. Bunun yarısı, yaklaşık 9 milyon tonu sanayide işleniyor ve 5 milyon ton sütle de 660 bin ton peynir elde ediyoruz. Bu çalıştay, bu kapsamda çizebileceğimiz potansiyelimiz açısından son derece önemli. 46 bin ton peynir ihracatı, 10 bin ton da peynir ithalatı gerçekleştiriyoruz. İhracatımızla 150 milyon dolarlık bir değer elde ediyoruz” dedi.

Çelik, potansiyele göre ihracatın yeterli düzeyde olmadığına dikkati çekerek, “Bu potansiyelin daha çok ihracat, pazarlarda daha çok yer alması gerektiği gerçeğiyle karşı karşıyayız. 190’ın üzerinde peynir çeşidi olan Türkiye’nin ürünlerinin dünya piyasalarında yeteri kadar yer bulmadığını da tespit ettik. O halde yapmamız gerekenler var” ifadelerini kullandı.

Bu konuda markalaşmanın önemine değinen Çelik, ürünlere coğrafi işaretleme yapılması için zaman kaybedilmemesi gerektiğini bildirdi. Kimyasallarla fazla haşır neşir olan toprağın sofralara yansımasının, insanları hastanelere taşıdığını dile getiren Çelik, şunları kaydetti: “Bu çerçevede, Peynir Üretim Tebliği’ni 2015’te yayınladık. Geçtiğimiz ayda da çiğ sütün marketlerde nasıl satılabileceğiyle ilgili bir tebliğ yayınladık.”

Çin’i pazar yapmanın yöntemleri aranacak

Tarıma bakışta değişime ihtiyaç olduğunu ifade eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Artık uluslararası pazarlarda, ekmek ağızda değil, aslanın midesinde. Oradan da pazar payı alacaksınız. Nasıl alacaksınız? Peynir, süt, süt tozu, bitkisel ürünler, meyveler, sebzeler, nasıl dünya pazarlarında nasıl yer alacak? Yer alabilmesi için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak iş forumları başlattık ve 6 ülkeyle iş formu yaptık. Nedir iş forumu? Gidiyorsunuz İran’da 250-300 işadamımızla, onlardan da 250-300 işadamı katılıyor ve birlikte imkanlarınız neyse konuşuluyor, paylaşılıyor ve bağlantılar kuruluyor. Bu iş forumlarının sonuncusunu Afrika kıtasıyla yaptık.”

Afrika’nın tarımda çok geride olduğunu ve Türkiye’nin deneyimlerine ihtiyaç duyduğunu aktaran Çelik, “Afrika ülkelerine eğer bizim iş adamlarımız, el atabilse hem üretim hem pazara mal sürme konusunda son derece büyük imkanlar var. Üretebilirsiniz ama pazarınız yoksa bir şey ifade etmez” dedi.

Çelik, mayıs ayı içinde Çin’e gideceğine de değinerek, Çin pazarına süt tozu, meyve ve sebze vermenin yollarını arayacaklarını söyledi.

KAYNAK: dünya.com