Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Ramazan’da Sağlıklı Beslenme ve Önlemler

Ramazan Ayı ile birlikte yaz sıcaklarının yaklaştığı şu günlerde, dengeli ve sağlıklı beslenmek daha fazla önem kazandı. Oruç tutarken sıcak ve susuzlukla baş etmek isteyen kişilerin yedikleri kadar yemedikleri de çok önemli. Anadolu İzlenimleri sizler için Ramazan ayına girerken nasıl sağlıklı ve dengeli beslenebiliriz? sorularını sizler için araştırdı.
Ramazan Ayı ile birlikte yaz sıcaklarının yaklaştığı şu günlerde, dengeli ve sağlıklı beslenmek daha fazla önem kazandı. Oruç tutarken sıcak ve susuzlukla baş etmek isteyen kişilerin yedikleri kadar yemedikleri de çok önemli.
Ramazan ayında besin tüketim saatlerinin kısıtlı oluşu nedeniyle beslenme alışkanlıklarının da değiştiğini ifade eden Diyetisyenler, sadece dengeli beslenmenin önemine değil, sıcak, susuzluk ve uzun süre yaşanan açlığın ardından tüketilen besinlerde nelere dikkat etmek gerektiğinin vurgusunu yapıyor.
 Sıcak ve nemli havalar su kaybettirir
 Özellikle sıcaklık ve nem artışı ile birlikte vücutta terleme daha fazla olmaktadır. Bununla birlikte artan sıvı ihtiyacını iftar ve sahur saatleri arasında tamamlamak için 2-2,5 litre (10-14 bardak) su içilmesi gerekmektedir.
Çay ve kahve ile meyve suyu tüketimi azaltılmalı
 Aşırı çay kahve tüketimi vücudun sıvı ihtiyacını arttıracağından Ramazan ayında tüketimi kısıtlanmalıdır. Sıvı kaynağı olarak ayrıca ayran ve maden suyu tüketilebilir. Ancak meyve suları ve gazlı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Özellikle kilo problemi veya kan şekeri değerlerinde yükseklik yaşayanların meyve suyu tüketmemesi gerekmektedir. Gazlı içeceklerin içinde bulunan şeker oranı ve kafein nedeni ile de tüketilmemesi önerilmektedir.
Sahura kalkmak önemli
 Oruç tutarken sahura kalkmak Ramazan ayında sağlıklı beslenmeyi sürdürmek için çok önemlidir. Sahura kalkmamak ya da sadece su içip yatmak uzayan açlık süresini 20 saatin üstüne çıkarmaktadır. Bunun sonucu olarak açlık kan şekeri daha hızlı düşeceğinden gün içinde verimsizliğe sebep olmaktadır.
Sahurda tok tutucu hafif bir kahvaltı yapılmalı
Sahur öğününde kalori içeriği fazla olan besinleri tüketmek iftar saatine kadar vücudu sağlıksız kılar. Sahur öğününde hafif bir kahvaltı içeriğine tok tutucu özelliği olan ve kaliteli protein içeren yumurtanın dahil edilmesi iftara kadar olan açlık hissinin azalmasına yardımcı olacaktır. Aynı zamanda meyve tüketimi, gün içerisinde vücut için gerekli vitamin-mineral desteğini sağlamaya yardımcı olacaktır.
İftar ve sahur arasına üç öğün konulmalı
Gün boyu çok uzun süre aç kalan vücudun düşen metabolizma hızını yükseltmek için iftar ve sahur arasında kalan sürede en az üç öğün besin tüketilmesi gerekmektedir. 1 kase çorba ile açılacak iftar öğününe en az 15-20 dakika mola verilip sonra ana yemek tüketilirse hazımsızlık, şişkinlik yaşanmaz. Ayrıca tüketilen besinlerin çoğunlukla yağ olarak depolanması engellenmiş olur. Ana yemek tüketiminden ortalama 1,5 saat sonrası küçük bir ara öğün yapmak da kilo koruma açısından etkili olacaktır.
İftarda kan şekeri dengelenmeli
İftar öğününde kan şekerini dengeli olarak yükseltecek besin tercihleri yapılmalıdır. Örneğin pirinç pilavı, beyaz ekmek gibi glisemik indeksi yüksek tercihler yapmak yerine bulgur pilavı, tam tahıllı ekmek veya kepekli makarna gibi sağlıklı seçimler yapılmalıdır.
Sağlıklı besin seçimi yapılmalı
 Ramazan ayında kilo almayı engellemek için sağlıklı besin seçimi önem kazanmaktadır. Kızartma ve kavurma gibi sağlıklsız pişirme yöntemleri yerine ızgara, haşlama, buğlama ve fırında pişirme yöntemleri ile yapılmış besinleri tercih edilmelidir.
Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar
 İftar saatine kadar düşen kan şekeri sebebi ile artan tatlı tüketme ihtiyacında da, sağlıklı seçimler yapmak önem taşımaktadır. Şerbetli ağır tatlılar yerine porsiyon miktarları dengelenerek sütlü tatlı, güllaç, meyve tatlıları veya dondurma yemek daha sağlıklı seçimler olacaktır.
Kabızlık sorun olmasın
 Beslenme düzenindeki değişiklikler ve gün içine dağılmış sıvı tüketimi olamayacağından kabızlık da Ramazan ayında sık görülen bir sindirim problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kabızlığı önlemek için öğünlerde posa içeriği yüksek besinler (kurubaklagiller, salatalar), ara öğünlerde de meyve tüketimini ihmal etmemek gerekmektedir.
Yürüyüş sindirim sistemini çalıştırır
İftar öğününden 2 saat sonra yapılacak hafif tempolu yürüyüş sindirim sisteminin çalışmasına yardımcı olmakla birlikte kan basıncını yani tansiyonu dengeler, aynı zamanda kilo kontrolünü sağlamaya yardımcı olur.
 

Limonun Bilinmeyen Bir Özelliği Daha

 Limon bir çok şeye faydalıdır C vitamininin bağışıklık sitemi, kalp damar sağlığı ve hastalıklardan daha çabuk kurtulmak için ne kadar önemli bir vitamin olduğunu hepimiz biliyoruz. Limonun diğer faydalarını bir kenara bıraksak bile, kabuğu soyulmuş bir adet limon yemek, günlük C vitamini ihtiyacının yarısını karşılıyor.
Limon sadece gıda olarak tüketildiğinde değil, saç ve cilt bakımında veya ağız sağlığını korumak için önerilen çeşitli bitkisel reçetelerde kullanıldığında da oldukça faydalıdır.
Limonun bir başka önemli özelliği ise bağırsakları, böbrekleri ve karaciğeri temizleyen etkisiyle vücudu serbest radikallere karşı koruması ve buna bağlı olarak görülen pek çok hastalığa yakalanma riskini düşürmesidir.
Bunun yanı sıra Limon uyumanızada fayda vermektedir. Bir limonu dört eşit  parçayı bölünüz içine biraz tuz atarak yatağınıza yakın bi yerde bırakınız. Özelikle uyku düzeni olmayan uykuya geç girenler üzerinde pozitif netice verildiğini uzmanlar söylüyor .
 
 

Meyvelerden şifa nasıl sağlanır?

Mevsimlere özgü tüketirken porsiyonlara ve miktarına dikkat etmek gerekiyor. Yemeklerden hemen önce veya hemen sonra meyve tüketmek ise kilo kontrolünü negatif yönde etkiliyor.
 
Hiç meyve yememek kadar beslenmede meyvelerin fazla yer tutmasının da vücudumuz için zararlı olabileceği bilinen bir gerçektir.  

Meyveler vücutta enerji olarak harcanmadığında meyvenin içeriğindeki şeker yağ olarak depolanıyor. Bu nedenle sağlıklı diye sınırsızca meyve tüketmek fazla kilo almaya neden olabiliyor. Kontrollü tüketim için, kadınların günde 2 porsiyon, erkeklerin ise 3 porsiyon meyve tüketmesi idealdir. Bir küçük elma, ortaya boy portakal, yarım muz, 12 adet kiraz ve bir büyük boy mandalina bir porsiyon meyveye karşılık geliyor. Her kişinin enerji ihtiyacı boy, kilo, yaş, cinsiyet gibi çeşitli faktörlere göre değişiklik gösterir. Bu doğrultuda meyve tüketiminin kişinin enerji ihtiyacına göre artırılabilir.



Meyve suyunu tercih etmek doğru mudur?

Meyvelerin lifli yapıları bağırsak sağlığının korunmasına da yardımcı oluyor. Bu sayede, kabızlık başta olmak üzere sindirim sistemindeki birçok rahatsızlığın önüne geçilmesi sağlanabiliyor. Ayrıca kilo kontrolüne de yardımcı olmasıyla hem metabolizmanın düzenli çalışmasına katkıda bulunuyor, hem de kolon kanserine yakalanma riskini azaltabiliyor. Bunun yanında meyve suyu yerine meyvenin kendisini yemek sağlık açısından önemli… Çünkü bir bardak meyve suyunu elde edebilmek için 3 porsiyon meyve kullanılıyor ki bu da porsiyon miktarının artmasına neden oluyor. Bunun yanı sıra yararlı olan posalı kısmı da çöpe atılmış oluyor.
 
Kahvaltıda hangi meyveler tüketilmelidir?
 
Meyveleri tüketmek için en uygun zaman ara öğünlerdir. Yemeklerden hemen önce veya hemen sonra meyve tüketmek kilo aldırır. Özellikle çalışan kişilerin tercih ettiği kahvaltıda meyve tüketimi sağlıklı bir seçenektir. 3-4 yemek kaşığı yulaf, 1 porsiyon taze meyve, 1 bardak süt ile yapılan bir kahvaltı ülkemizde de sıklıkla tüketilmeye başlanan bir kahvaltıdır. Ancak klasik Türk kahvaltılarına meyve eklenmek isteniyorsa, meyvenin sağlayacağı enerji de düşünülerek ekmek tüketiminin kısıtlanması gerekiyor. Porsiyon kontrollü meyve tüketiminin kalp sağlığını korumada da önemli görevleri var. Ayrıca meyveler sıvı ihtiyacımızı da karşılar.
 

  
                             
Meyve suyunu tercih etmek doğru mudur?
 
Meyvelerin lifli yapıları bağırsak sağlığının korunmasına da yardımcı oluyor. Bu sayede, kabızlık başta olmak üzere sindirim sistemindeki birçok rahatsızlığın önüne geçilmesi sağlanabiliyor. Ayrıca kilo kontrolüne de yardımcı olmasıyla hem metabolizmanın düzenli çalışmasına katkıda bulunuyor, hem de kolon kanserine yakalanma riskini azaltabiliyor. Bunun yanında meyve suyu yerine meyvenin kendisini yemek sağlık açısından önemli… Çünkü bir bardak meyve suyunu elde edebilmek için 3 porsiyon meyve kullanılıyor ki bu da porsiyon miktarının artmasına neden oluyor. Bunun yanı sıra yararlı olan posalı kısmı da çöpe atılmış oluyor.
 
Kahvaltıda hangi meyveler tüketilmelidir?
 
Meyveleri tüketmek için en uygun zaman ara öğünlerdir. Yemeklerden hemen önce veya hemen sonra meyve tüketmek kilo aldırır. Özellikle çalışan kişilerin tercih ettiği kahvaltıda meyve tüketimi sağlıklı bir seçenektir. 3-4 yemek kaşığı yulaf, 1 porsiyon taze meyve, 1 bardak süt ile yapılan bir kahvaltı ülkemizde de sıklıkla tüketilmeye başlanan bir kahvaltıdır. Ancak klasik Türk kahvaltılarına meyve eklenmek isteniyorsa, meyvenin sağlayacağı enerji de düşünülerek ekmek tüketiminin kısıtlanması gerekiyor. Porsiyon kontrollü meyve tüketiminin kalp sağlığını korumada da önemli görevleri var. Ayrıca meyveler sıvı ihtiyacımızı da karşılar.
 
 

Kefirin İnanılmaz Faydaları

1 bardağı ortalama 100 kalori olan kefir, protein başta olmak üzere, kalsiyum, fosfor, magnezyum, selenyum, A, E, B1, B12 vitamini ve birçok yararlı mikroorganizma içeriyor.

Bağışıklığı kuvvetlendiriyor: İçeriğinde bulunan betakaroten bağışıklık sistemini güçlendiriyor, vücutta oluşan toksin maddelerin üremesini durdurarak, bağışıklık sistemini zayıflatan mikroorganizmaları yok ediyor.

Mide ülserini önlemede etkili: Mide ülserine neden olan ‘helicobakter pilori’ isimli bakterinin öldürülmesine yardımcı oluyor. Antibiyotik etkisiyle de mide ülserinin oluşmasının engellenmesinde ve tedavisinde destekleyici role sahip.

Sindirimi kolaylaştırıyor: Yararlı mikroorganizmalar, bağırsaklarda zararlı mikroorganizmaların oluşmasının ve çoğalmasının önüne geçerek bağırsak florasını düzenliyor. Besinlerin sindirilmesine ve emilmesine katkıda bulunuyor. Bağırsaklarda bu mikroorganizma dengesi bozulduğunda ishal, kabızlık, emilim bozuklukları oluşabilirken, kefir içeriğindeki doğal mikroorganizmayla bu dengeyi sağlıyor.

Kemikleri güçlendiriyor: Yüksek oranda içerdiği kalsiyumla kemiklerin gelişmesini sağlayan kefir, büyüme dönemindeki çocukların ve yaşlıların artan kalsiyum ihtiyacını karşılamakta en etkili kaynaklardan. Vücut, ihtiyacı olan kalsiyumu besinlerle alamadığında gereksinmeyi kemiklerden sağladığından, kemik yumuşaması ve kırılmaları, diş dökülmeleri oluşabiliyor. Günlük tüketilen 2 su bardağı kefir günlük kalsiyum ihtiyacının ortalama yüzde 60’nı sağlıyor.

Hücreleri yeniliyor: E vitamini ve selenyumdan zengin olan kefir güçlü bir antioksidandır. Hücre yıkımına sebep olan toksin maddelerin oluşumunu ve çoğalmasını engelleyerek hücre yenilenmesine katkı sağlar.

Limonun Saymakla Bitmeyen Faydaları


Limonun faydalarını saymaya hemen başlayalım:

Bir kaç damla limon suyunu sıcak suya ekleyip içtiğinizde sindirim sistemi sorunlarına iyi gelir ve karaciğeri temizler.

İçindeki asitle enfeksiyonlarla savaşır. Kalp krizi, kalp-damar rahatsızlıkları ve kanser gibi hastalıklardan vücudu koruyan bir antioksidandır.
 

Çok az miktarda gliserin ile uygulandığında limon suyu kuru ciltlere iyi gelir. Tansiyonu düşürür ve iyi kolesterolü arttırır.

Limon suyu deniz canlıları ve et üzerine sıkıldığında bakterileri öldürür. Bu sayede sindirim sistemi sorunlarını önler. Kolon, prostat ve göğüs kanserini azaltan bir anti-kanserojen besindir.

Hücrelerdeki metabolizma sorunlarını giderir ve bu sayede kanser oluşumunu engeller. Güneş altında kurutulmuş ve ardından öğütülmüş limon kabuğu saçlara uygulandığında vücudu serinletir ve baş ağrısını alır.Sivilcelere uygulandığında akneleri kurutur.

Limon suyu saçların rengini açar ve cildi beyazlaştırır.Limon suyu dildeki iltihaplara iyi gelir. Soğuk algınlığını iyileştirir. İdrar yollarında görülen enfeksiyonlara karşı etkilidir. Limon suyu cilde parlaklık kazandırır. Limon suyu gargara yapmak için de kullanılır.

Plakları temizler, dişleri beyazlatır ve diş minesini güçlendirir.Bazı böcek ve sineklerin soktuğu bölgelerde panzehir görevi görür ve ağrıyı alır.

Limon suyuna koyulan bir tutam tuz her sabah içildiğinde kolesterolü düşürür ve zayıflatır. Limon suyu susuzluk ve ishale karşı etkilidir. Her gün bir yemek kaşığı limon suyu astıma iyi gelir.

 

Doğal Şifa Kaynağı: Keçiboynuzu

Keçiboynuzu, ülkemizde Akdeniz ikliminin yaygın olduğu bölgelerde yetişen çekirdekli ve yassı bir yapıya sahip olan bir gıda olup, baklagiller ailesine yer alır. Keçiboynuzu aktarlarda sıkça karşılaştığımız ve bazen toz halinde bazen pekmezi bazense dalından koparılarak kurutulmuş biçimde satılan bir besindir. Keçiboynuzu ülkemizde bolca bulunmakla beraber tüketilmesinde bir çok hastalığa iyi gelen bir mucizedir.
Keçiboynuzu özellikle mide ve bağırsak rahatsızlıklarında midedeki şişliği aldığından tedavi edici bir özelliği vardır. Bunun yanında diş ve diş eti hastalıklarında, öksürük ve balgam sorunu olanlarda da fayda göstermektedir. Kansızlık sorunu yaşayanların keçiboynuzu pekmezi tüketmesi hem kanın temizlenmesi hem de kansızlığa iyi gelmesi açısından çok faydalıdır. Keçiboynuzu tozunun iştah açıcı özelliği de bulunmaktadır. Bunun yanı sıra keçiboynuzunun hafıza güçlendirme ve dikkat sorununa da iyi geldiği bilinmektedir. Keçiboynuzu ara öğün olarak meyve ya da çerezin yanında atıştırabileceğiniz bir gıda olması yanında sıcak suyun içinde biraz parçalayarak da sıvı halde tüketmeniz de gerekmektedir. Kemik erimesi yaşayan kişilerin de keçiboynuzu tüketmesi bu sürecin yavaşlatılmasında yarar sağlar. Düzenli bir şekilde keçiboynuzu tüketirseniz akciğer kanserine yakalanma riskiniz de azalır.
Keçiboynuzunu tüketmekte zorluk çekiyorsanız yumuşatılmış keçiboynuzunu,  ya da tozunu süt ve bal ile karıştırarak da tüketebilirsiniz. Kış aylarında bolca keçiboynuzu tüketmeniz bağışıklık sisteminizin daha güçlü olmasını ve hastalıkları yenmenizde size yardımcı olan baş gıdalardandır. Sağlıklı bir yaşam için bol miktarda keçiboynuzu tüketmelisiniz. Keçiboynuzu hastalıklarla savaştığı gibi gün içerisinde daha dinamik olmanıza da yardımcı olur.
Keçiboynuzunun 10 Muhteşem Faydası
Keçiboynuzu anti alerjik ve antibakteriyel olan galik asit içermesiyle bağışıklık sistemini güçlendiriyor, alerjinin neden olduğu nefes darlığı problemine karşı etkili bir ilaç görevi görüyor. Alerjik nefes darlığı problemi olanlar için keçiboynuzu pekmezi oldukça fayda sağlıyor.
Afrodizyak özelliği taşır. Sertleşme sorunu ve iktidarsızlık probleminin giderilmesine yardımcı oluyor. Bu cinsel probleme sahip erkeklerin keçiboynuzu kürü yapması tavsiye ediliyor. Aynı zamanda keçiboynuzu sperm sayısını arttırarak çocuk sahibi olamama riskini azaltıyor.
İçerdiği yüksek ham selüloz sayesinde bağırsak hastalıklarıyla savaşıyor, bağırsak kurdu, tenya gibi bağırsak parazitlerinin yok olmasını sağlıyor. Çocuklarda ve yetişkinlerde ishale karşı kullanılabiliyor
Balgam söktürücü özelliğiyle sigara içenler için son derece fayda sağlıyor. Göğsü yumuşatıyor ve bronşları açıyor.
Fosfor ve kalsiyum açısından zengin olması bakımından kemik erimesine karşı etkili bir koruma sağlıyor.
Barındırdığı vitamin ve minerallerle diş ve diş eti hastalıklarıyla savaşıyor.
Mide ve bağırsak gazlarını dışarı atarak şişkinliği gideriyor.
Kanın zehirli maddelerini temizliyor ve kansızlığı gideriyor.
Hafızayı güçlendiriyor ve konsantrasyonu arttırıyor
Düzenli şekilde yenilen keçiboynuzu akciğer kanserine yakalanma riskini azaltıyor.
 

Sağlıklı Yaşamın Sırrı: Aç Karnına Su İçmek !

Doğanın bize sunduğu bu önemli, etkili ve sağlıklı maddeden kolay bir şekilde yararlanabiliriz. İşte aç karnına su içmek için 10 sebep;

- Kahvaltıdan önce 1 ya da 2 bardak su içmek toksinlerden kurtulmak ve vücudumuzun ihtiyaç duymadığı maddelerin atılımını sağlamak için idealdir. Bu sayede, her günün başlangıcında su, metabolizmamızı hızlandırır ve hastalıklardan korunmamıza yardımcı olur.

- Gece boyunca, vücudumuz hücrelerimizi tamir etmek ve kendini yenilemek için çalışır. Bu nedenle sabahları aç karnına bir bardak su içmek atık maddelerin idrar yoluyla atılmasını sağlayacağından çok faydalıdır.

- Aç karnına bir ya da birkaç bardak su içmek; alkol, tütün, kirlilik, kötü beslenme sonucunda vücudumuza giren zararlı maddelerin etkisini azaltmaya yardım eder.

- Su cildimizin en iyi dostlarından birisidir ve cilt sağlığı için çok faydalıdır. Aç karnına 2 bardak su içmek cildimizin esnekliğini ve gerginliğini korumasına yardımcı olur ve erken kırışıkların oluşmasını engeller.

- Sabahları su içmek, yaşamsal organlarımızın su ihtiyacını karşılar ve sağlıklı bir şekilde işlemelerine yardım eder.

- Aç karnına 2-3 bardak su içmek kilo vermeye yardımcı olur. Su, vücuttaki toksinleri atmak dışında yağ ve kalori yakımına da katkı da bulunur. Ayrıca, açlık hissini bastırarak gereksiz ve fazla yemenin önüne geçer.

- Sabahları su içmek lenf bezlerimizin ve bağırsak yolumuzun sağlığını koruyarak ve kortizol değerlerimizi kontrol etmemize yardımcı olarak bizi enfeksiyonlardan korur ve genel sağlığımıza katkıda bulunur.

- Aç karnına bir bardak ılık su içmek, güne enerjiyle başlamanın iyi bir yoludur. Sabahları karşılaşabileceğimiz uyku halini ve yorgunluğu gidermeye yardımcı olur.

- Kahvaltıdan önce su içmek, bağırsak hareketlerimizi canlandırarak kabızlığı önlemeye yardım eder.

- Eğer gastrit ve benzeri sorunlar yaşıyorsanız su en iyi yardımcılarınızdan birisi olabilir. Aç karnına en az 3 bardak su içmek midenizdeki asit düzeyini düşürmeye ve gastrite neden olan krampları gidermeye yardımcı olacaktır.

21.2.2017
Devamı sağlık su

Gıda Etiketleri Artık Daha Şeffaf !

Tüketicilerin temel bilgi kaynağı gıda etiketleri ile ilgili düzenleme olan Etiketleme Yönetmeliği, "Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği" ve "Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliği" adı altında ikiye ayrılarak yeniden düzenlendi. Söz konusu düzenleme, Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tüketicilerin gıda hakkında en doğru ve açıklayıcı şekilde bilgilendirilerek daha bilinçli seçimler yapması sağlanacak.

Sorumluluk alanı belirlendi

Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği ile gıda zinciri içinde yer alan bütün gıda işletmecilerinin sorumlulukları belirlendi. Gıda zincirinin tüm aşamalarında yer alan gıda işletmecileri (üretici, ambalajlayıcı, perakendeci, toplu tüketim yeri, ithalatçı vb.) kontrolleri altında yürüttükleri faaliyetlerin gerektirdiği ölçüde tüketiciyi bilgilendirmeden sorumlu olacak.

Gıdaların etiketinde enerji ve besin öğelerinin miktarı yer alacak

Mevcut durumda isteğe bağlı olarak veya gıdanın belirli şartları sağlaması durumunda yapılan beslenme yönünden etiketleme yeni düzenleme ile hazır ambalajlı bütün gıda etiketlerinde zorunlu hale getiriliyor. Hazır ambalajlı gıdaların etiketlerinde gıdanın 100 g veya 100 ml'sinde enerji değeri ile birlikte besin öğelerinin (yağ, doymuş yağ, trans yağ, karbonhidrat, şeker, protein ve tuz) miktarının yer alması zorunlu olacak.

Toplu tüketim yerlerinde yeni uygulamalar

Lokanta, restoran ve kafe gibi gıda toplu tüketim yerlerinde tüketicilere arz edilen gıdanın adı ve alerjen bileşenlerin belirtilmesi zorunlu hale getiriliyor. Ayrıca gıdanın bileşiminde etil alkol ve/veya domuzdan elde edilen madde bulunması durumunda da aynı şekilde tüketiciler bilgilendirilecek. Bu bilgiler tüketicilerin kolayca görebileceği şekilde menüler, yazı tahtaları, broşür benzeri araçlar vasıtasıyla son tüketiciye sunulacak.

Uzaktan iletişim yoluyla satış

Uzaktan iletişim yoluyla (internet, tv, radyo vb.) satılan gıdalarla ilgili olarak son tüketim tarihi veya tavsiye edilen tüketim tarihi hariç tüm zorunlu bilgiler ve gıdanın bileşiminde etil alkol ve/veya domuzdan elde edilen madde bulunması durumunda buna ilişkin bilgilendirmenin satın alma işlemi sonuçlanmadan önce tüketiciye sunulması sağlanacak. Teslimat sırasında ise tüm zorunlu etiket bilgileri  (gıdanın adı, bileşen listesi, alerjen maddeler, gıda işletmecisi, işletme kayıt no, menşe ülke, beslenme bildirimi vb.) tüketiciye sunulacak.

Beslenme ve sağlık beyanlarının kapsamı genişleyecek

Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliği ile gıdalarda 12 beslenme beyanı ve 203 sağlık beyanı kullanılabilecek.

Beslenme Beyanı "Bir gıdanın içerdiği enerji, besin öğeleri veya diğer öğeleri nedeniyle beslenme yönünden yararlı özelliklere sahip olduğunu belirten, ileri süren veya ima eden herhangi bir mesaj" olarak tanımlanıyor. Sağlık beyanı ise "Herhangi bir gıda grubunun, gıdanın veya gıdanın bileşiminde bulunan öğelerin sağlıkla ilişkisini belirten, ileri süren veya ima eden beyan" olarak tanımlanıyor.

203 sağlık beyanının dağılımı aşağıdaki şekilde:

 -12 ayrı vitamin ile ilgili 71 sağlık beyanı,

-14 ayrı mineral ile ilgili 66 sağlık beyanı,

-44 diğer besin öğesine ilişkin 66 sağlık beyanı.

Gıdanın veya bileşiminde bulunan öğelerin sağlıkla ilişkisini belirten sağlık beyanları, tedavi amaçlı olmayıp vücudun normal fonksiyonlarını devam ettirmesi yönünde olacak.

Herhangi bir gıdada sağlık beyanı yapılabilmesi için, gıdada beyan yapılan bileşen miktarı Yönetmelikte belirlenen şartlara uygun ve günlük normal olarak tüketilmesi beklenen miktarlarda olmalıdır.

Örneğin ceviz için sağlık beyanı yapılabilmesi için gıdanın, günlük tüketim miktarının 30 g ceviz içermesi gerekir. Tüketiciye, faydalı etkinin günde 30 g ceviz alındığında sağlanacağı bilgisi verilir.

Sağlık Beyanı Örnekleri

•    Kalsiyum için ; "Kalsiyum normal kemiklerin korunması için gereklidir"  veya "Kalsiyum normal dişlerin korunması için gereklidir" vb. beyanı yapılabilecek.

•  D vitamini için; "D vitamini bağışıklık sisteminin normal fonksiyonuna katkıda bulunur" beyanı yapılabilecek.

•  Et veya balık için; "Et veya balık, demir içeren diğer gıdalarla birlikte tüketildiğinde demir emiliminin iyileşmesine katkıda bulunur" beyanı yapılabilecek.

•  Ceviz için; "Ceviz damarların esnekliğinin artmasına katkıda bulunur" beyanı yapılabilecek.

•  Arpa beta-glukanları için; "Arpa beta-glukanları kan kolesterolünü azaltır/düşürür. Yüksek kolesterol koroner kalp rahatsızlıklarının gelişiminde bir risk faktörüdür"  şeklinde hastalık riskinin azaltılmasına ilişkin beyan yapılabilecek.

•  Fosfor için; "Fosfor çocuklarda normal büyüme ve kemik gelişimi için gereklidir" şeklinde çocukların gelişimi ve sağlığına ilişkin beyan yapılabilecek.

Gıdaların etiketinde kullanılmasına izin verilen beslenme ve sağlık beyanları, Yönetmelik hükümlerine uymak kaydıyla gıdanın tanıtımı ve reklâmında da kullanılabilecek. Beyan ve beyan koşuluna ilişkin bilgi, etiketin aynı görüş alanında ve bir arada yer alacak.

Yönetmelik kapsamında hastalık riskinin azaltılmasına ilişkin sağlık beyanları (13 sağlık beyanı) ve çocukların gelişimi ve sağlığına ilişkin beyanlar da (11 sağlık beyanı) bulunuyor.

Her gıda için sağlık beyanı yapılamayacak

Gıdanın etiketi, tanıtımı veya reklâmında sağlık beyanı yapılabilmesi için gıdanın besin öğesi profili aşağıdaki şartların en az ikisine bir arada sahip olacak. Hacmen %1,2'den fazla alkol içeren içeceklerde hiçbir şekilde sağlık beyanı yapılamayacak.

•    Gıdanın bileşiminde en fazla 100 mg/100 kcal sodyum bulunacak.

•    Gıdanın içerdiği enerjinin en fazla %10'u doymuş yağ asitlerinden gelecek.

•    Gıdanın içerdiği enerjinin en fazla %10'u ilave şekerden gelecek.

•    Gıdanın bileşiminde doğal olarak en az 55 mg/100 kcal kalsiyum bulunacak.

Sağlık beyanlarının kullanımına ilişkin kısıtlamalar

•    Gıdanın tüketilmemesi durumunda sağlığın olumsuz etkilenebileceğini ileri süren beyanlar,

•    Kilo/ağırlık kaybının miktarına veya oranına atıfta bulunan beyanlar,

•    Bireysel olarak doktorların veya sağlık profesyonellerinin tavsiyelerine atıfta bulunan beyanlar,

kullanılamayacak.

Yeni sağlık beyanları için başvuru yapılabilecek

Beslenme ve Sağlık Beyanları Yönetmeliğinde yer almayan ya da değişiklik gerektirecek sağlık beyanları ile ilgili olarak Bakanlığa gelen talepler için başvuru sürecine ilişkin kurallar belirlendi. Bilimsel çalışmaları yapılan sağlık beyanı başvuruları Bakanlığa yapılabilecek. Başvurular Bilimsel Komisyonlarda risk değerlendirmesi yapılarak sonuçlandırılacak.

Uyum süreci

Halen faaliyet gösteren gıda işletmelerine Yönetmeliklere uyum sağlayabilmeleri için 3 yıl süre verilecek. Bu süre içerisinde Bakanlığımızca sektör ve tüketicilere yönelik geniş kapsamlı eğitim ve bilgilendirme toplantıları yapılacak.

Buna göre, etiketlerdeki bilgilendirmeler, gıdanın başta doğası, özellikleri, bileşimi, miktarı, dayanıklılığı, menşe ülkesi, imalat veya üretim metodu olmak üzere başlıca nitelikleri açısından yanıltıcı biçimde olamayacak.

Bilgilendirmenin doğru, açık ve tüketici için kolay anlaşılır olması sağlanacak. Gıdanın sahip olmadığı etkilere veya özelliklere atıfta bulunarak bilgilendirme yapılmayacak.

Özel beslenme amaçlı gıdalarla ilgili mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla, gıdanın bir hastalığı önleme, tedavi etme veya iyileştirme özelliğine sahip olduğuna yönelik bilgilendirme yapılamayacak. Bu tür özelliklere de atıfta bulunulmayacak. Söz konusu kurallar, gıdanın reklamı, görünüşü veya ambalajı için de uygulanacak.

Sorumluluklar

Gıda hakkında bilgilendirmeden, gıdayı kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecisi sorumlu olacak. İthal edilen gıda hakkında bilgilendirmeden ise ithalatçı sorumlu olacak. Gıda işletmecileri, sahip oldukları bilgiler çerçevesinde, yürürlükteki gıda hakkında bilgilendirme mevzuatına uygun olmayan gıdaları tedarik etmeyecek.

İşletmeciler, faaliyetleri kapsamında, tüketiciyi yanıltacak veya bilinçli seçim yapma şansını azaltacak şekilde gıdaya ilişkin bilgilerde değişiklik yapamayacak.

Gıdaya ilişkin bildirimler

Gıda işletmecileri, hazır ambalajlı gıdaların piyasaya arz edildiği dış ambalaj üzerinde gıdanın adı, tavsiye edilen tüketim tarihi veya son tüketim tarihi, özel muhafaza veya kullanım şartlarıyla işletmecinin adı ve adres bilgilerinin yer almasını sağlayacak.

İstisnalar saklı kalmak kaydıyla gıdanın adı, net miktarı, menşe ülke, beslenme bildirimi, bileşenleri, alerjiye veya intoleransa neden olan maddeler, bileşenlerin miktarı, tavsiye edilen veya son tüketim tarihleri, muhafaza ve kullanım şartları, gıda işletmecisinin adı ve adresi, işletme kayıt numarası, uygun şekilde tüketimi mümkün değilse gıdanın kullanım talimatı, hacim bazında yüzde 1,2'den fazla alkol içeren içeceklerde alkol derecesi bilgilerinin belirtilmesi de zorunlu olacak.

Bakanlıkça onay şartı getirilen gıdaların etiketinde gıda onay numarasının yazılması zorunlu olacak.

Gıda hakkında zorunlu bilgilendirmenin, tüm gıdalar için hazır bulunması ve kolayca erişilebilir olması sağlanacak. Bilgilendirme, hazır ambalajlı gıdalarda doğrudan ambalajın üzerinde, yapıştırılmış veya iliştirilmiş bir etiket üzerinde bulunacak.

Hazır ambalajlı hale getirilmeksizin satılan veya satış yapılan işletmede tüketicinin talebi doğrultusunda paketlenerek satılanlarla doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş gıdalarda, talep edilmesi halinde, alıcılar zorunlu bilgilerin tümü hakkında bilgilendirilecek.

Toplu tüketim yerlerinde son tüketiciye sunulan hazır ambalajlı olmayan gıdalarda gerekli bilgiler kolayca görülebilecek, açıkça okunabilecek şekilde menüler, yazı tahtaları, broşür benzeri araçlarla tüketiciye sunulacak.

Bilgilendirmelerde verilen bilgiler, diğer yazılı veya resimli unsurlar aracılığıyla herhangi bir şekilde gizlenemeyecek ve kesilemeyecek. Bu bilgilere ilişkin yazılar belirlenen ölçülere uygun şekilde olacak.

Bilgilendirmeler Türkçe olacak

Uzaktan iletişim araçlarıyla satışa arz edilen gıdalarda zorunlu bilgilerin tümü teslimat sırasında sunulacak.

Gıda hakkında zorunlu bilgilendirme Türkçe yapılacak. Bu bilgilendirme Türkçe'ye ilaveten diğer ülkelerin resmi dillerinde de yapılabilecek.

Silinmeyecek şekilde işaretlenmiş ve bu nedenle herhangi bir etiket taşımayan tekrar kullanılabilen cam şişelerde, sadece belirlenen bilgilerin verilmesi zorunlu olacak.

Zorunlu bilgilerde hiçbir ticari marka veya ürünün içeriğini yansıtmayan özel ad gıdanın adı yerine geçemeyecek.

Glutene vurgu yapılacak

Gıda, gluten içeriğine yönelik işlemden geçirilmiş ise atıf yapılan bilgilere ilave olarak, "gluten intoleransı olan bireyler için özel olarak formüle edilmiştir" veya "çölyak hastaları için özel olarak formüle edilmiştir" ifadeleri kullanılabilecek.

Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri, 31 Aralık 2019'a kadar bu hükümlere uymak zorunda olacak. Söz konusu tarihten önce etiketlenen veya piyasaya arz edilen gıdalar raf ömrü sonuna kadar piyasada bulunabilecek.