Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Tarımda Ortak Fikir Kendine Yetebilme

Türkiye 24 Haziran seçimlerine doğru giderken seçime giren partilerin seçim beyannamelerine bir göz atalım istedik. Tarım ile ilgili seçim beyannamesinde genel olarak partilerin ortak fikri tarımda kendine yetebilme.
 
Seçime giren partilerin tarım ilgili beyannameleri.
 
Ak Parti : Hedef 40 milyar dolar ihracat
 
    Tarım ürünlerinde net ihracatçı konumu geliştirilecek.
• Hayvancılıkta kendine yeterli hale gelinecek, bitkisel üretimde verimlilik ve rekabet gücü üst düzeye çıkacak. 
• 2023 yılında Tarımsal GZYİH 150 milyar dolara, tarımsal ihracat 40 milyar dolara çıkacak.
• Arazi toplulaştırmada kümülatif 8.5 milyon hektara çıkılacak.
• Tarımsal destekler asgari 3 yıllık dönem için açıklanacak.
• 81 il ve 250 köyde Birlikte Üretim Modelini hayata geçirilecek.
• TİGEM ile Sudan Hükümeti ortaklığında kurulan şirket aracılığıyla Sudan’da kiralanan 780 bin hektar tarım arazisini Türk girişimcilerin yatırımına açılacak. 
• Hayvan varlığını artırılarak, kırmızı ette kendine yeterli konuma gelinecek. 
• Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek. 
• KOBİ’ler gıda üretiminde markalaşmaya yönelik desteklenecek.
 
CHP: Tarımsal destek artırılacak
 
• Türkiye tarımda ithalatçı olmaktan çıkarıp, ihracatçı haline getirilecek. 
• Tarımsal destek GSYH’nin yüzde 2’sine çıkarılacak, tarımsal girdilerin verileri düşürülecek.
• Çiftçilerin tarımsal kredi borçlarının faizleri silinecek. 
• Tüm tarımsal ve hayvansal üretimi kayıt altına alan, Üretici Kayıt Sistemi oluşturulacak.
• Tarımsal destekler 1 yıl önce açıklanacak.
• Tüm tarımsal KİT’lerin özelleştirme süreçleri durdurulacak, şeker fabrikaları özelleştirmesi iptal edilecek.
• Biyoyakıtlar ÖTV ve KDV’den muaf olacak.
• Arazi Edindirme Ofisi ile arazi toplulaştırma faaliyetleri 5 yıl içinde tamamlanacak.
• Karadeniz’de fındık borsası kurulacak, çay kotası kalacak
• Hayvan varlığını artırmak için KOBİ’ler yaygınlaştırılacak.
 
MHP: Tarımsal ihracata odaklanılmalı
 
• Tarım sanayi entegrasyonunun sağlanacağı tarım kentleri kurulmalı:
• Tohum, fide, fidanda dışa bağımlılığı önlenmeli.
• Tarım ürünleri piyasasında denetim etkinleştirilmeli.
• Tarımsal üretimde ihracatçılığa odaklanılmalı.
• Tarım sektörü, ülke insanını besleyebilen ve ihracat kapasitesi yüksek düzeye getirilmeli. 
• Hububat, tütün, et, şeker ve süt piyasalarında denetim etkinleştirilmeli, gıda güvenliği çağdaş normlara ulaştırılmalı. 
• Yüksek verim ve kalitede tohum, fide ve fidan üretimi desteklenerek dışa bağımlılığa son verilmeli. 
• Tarımsal üreticilerin en kısa zincir ile pazara ulaşımı sağlanmalı.
• Vadeli işlem borsaları etkinleştirilerek, ürün borsaları geliştirilmeli, lisanslı depo kullanımı yaygınlaştırılmalı. 
• Stratejik öneme sahip buğday, mısır, pamuk, soya, ayçiçeği, fındık, üzüm, incir, kayısı, zeytin, yer fıstığı ve enerji bitkileri gibi ürünler için özel destekleme programları ve fiyat garanti sistemi getirilmeli.
 
HDP: İhracatçı konuma gelinecek

• Tarımda kendine yeterlik sağlanarak ihracatçı konuma getirilecek. 
• Tarım işçilerinin tamamı iş yasası ve sosyal güvence kapsamına alınacak.
• Küçük çiftçilere su ve elektrik ücretsiz verilecek
• GDO yasaklanacak.
• Et ve et ürünleri ithalatı yerine yerli üretim artırılacak
• Köyler canlı birer yaşam ve üretim merkezi haline getirilecek. 
• Kooperatifler Yasası geçimlik tarımdan yana olacak biçimde yeniden düzenlenecek. 
• Küçük çiftçiler için üretim girdilerinden kullandıkları mazottan ve gübreden vergi alınmayacak.
• Tarım toprakları korunacak, amaç dışı kullanılamayacak, kirletilemeyecek. 
• Mayınlı araziler temizlenerek geçimlik tarıma açılacak.
 

Tarımın Temsilcilerine Milletvekilleri Aday Listelerinde Yer verilsin

Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan milletvekili genel seçim ile ilgili bir basın açıklaması yaparak kamuoyuna  önemli bir çağrıda bulundu. TAGYAD’tan yapılan yazılı açıklamada, “Dünyanın ve Türkiye'nin en stratejik sektörü tarım ve gıdada hem bilgi hem fikir sahibi gerçek temsilcilerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde artık söz sahibi olması gerekmiyor mu? Siyasi partiler başta çiftçilerimiz olmak üzere veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri ile birlikte akademisyenler, teknikerler, diyetisyenler, su ürünleri mühendisleri ve tarımsal sanayi temsilcilerini daha ne zamana kadar görmezden gelecekler?” denildi.
 
Türkiye 24 Haziran 2018 tarihinde milletvekili genel seçimlerine gidiyor. Bizler de Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TAGYAD) olarak kamouyuna önemli bir çağrıda bulunmak istiyoruz.
 
Tarım Temsilcilerine Milletvekilliği aday listelerinde yer verilsin
 
Dünyanın ve Türkiye'nin en stratejik sektörü tarım ve gıdada hem bilgi hem fikir sahibi gerçek temsilcilerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde artık söz sahibi olması gerekmiyor mu? Siyasi partiler başta çiftçilerimiz olmak üzere veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri ile birlikte akademisyenler, teknikerler, diyetisyenler, su ürünleri mühendisleri ve tarımsal sanayi temsilcilerini daha ne zamana kadar görmezden gelecekler?
 
Belki seçimlere çok az bir sürenin kaldığı düşünülebilir, ancak tarım ve gıda sektörü bir an önce harekete geçmeli ve siyasi partilere karşı bu çok önemli konuda açık tavır koymalıdır. TAGYAD'ın "Tarım Temsilcileri Meclise" çağrısı bu büyük sektör mensuplarınca mutlaka etkin bir kampanyaya dönüştürülmelidir.
 
Aksi takdirde yine her seçim öncesi olduğu gibi siyasi partiler, tarım ve gıda sektörüne ve özellikle çiftçiye verdikleri önemden bahsedecekler fakat bunun gereğini yapmayacaklar!
 
Son sözümüz şudur; TARIM TEMSİLCİLERİNE milletvekili aday listelerinde mutlaka seçilecek sıralarda yer verilmelidir!
 
 

İthalat Patladı Tarım Sektörü Tehlikede

Dünya Gazetesi’nden Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, konuşmalarında çok sıklıkla tarım ve gıda üretiminin bir ülke için bağımsızlığın olmazsa olmaz şartı olduğuna vurgu yapıyor. Daha üç gün önceki konuşmasında gıdaya ulaşmanın gün geçtikçe daha önemli hale geldiğini belirterek: "Böyle bir ortamda kendi gıdasını üretemeyen hiçbir devlet bağımsızlıktan söz edemez. Son zamanlarda gördük, tırlar dolusu doları olan ülkeler gıdaları olmayınca ne duruma düştüler" dedi.
Fakıbaba'nın söylediklerine aynen katılıyoruz. Ancak, kendisinin bakanlığı döneminde tarım ürünlerinde, hayvancılıkta, gıdada hemen her alanda ithalat rekorları kırılıyor. İthalat arttıkça ülkenin bağımsızlığı tehlikeye giriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 yılının ilk üç aylık dönemine ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Genel olarak ihracattaki artış yüzde 7.7 seviyesinde, ithalattaki artış ise yüzde 12.7 oldu.
İlk 3 aylık dönemde tarımda ithalat deyim yerindeyse patladı. 2018 Ocak-Şubat-Mart döneminde kırmızı et ithalatında yüzde 675, canlı hayvanda yüzde 142, buğdayda yüzde 148 artış oldu.
En çok artış kırmızı et ve hayvancılıkta
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık'ın Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgilere göre, ithalatta en büyük artış canlı hayvan ve kırmızı ette yaşanıyor. Türkiye 2017 yılında 1.2 milyar dolar karşılığında 896 bin baş sığır ithal etti.
Mart 2018 itibarıyla 329 bin baş sığır ithal edildi. İthal edilen sığır karşılığında dışarıya ödenen döviz 395.4 milyon dolar. Geçen yılın aynı dönemine göre ithalattaki artış yüzde 142. Geçen yıl ilk 3 ayda 136 bin baş sığır ithalatı için 169.6 milyon dolar ödenmişti.
Koyun ithalatında da durum pek farklı değil. 2018 Mart ayı itibarıyla 125 bin baş koyun ithal edilerek 15.2 milyon dolar başka ülke çiftçilerine ödendi. Geçen yılın aynı dönemine göre tam 28 katlık artış var. Geçen yıl ilk 3 ayda 4 bin 466 baş koyun ithalatı için 565 bin dolar ödendi.
2017 yılında toplamda 281 bin baş koyun ithalatına 37.3 milyon dolar ödendi.
Geçen yıl toplamda 18 bin 879 ton büyükbaş hayvan eti ithalatı yapan ve 85.3 milyon dolar ödeyen Türkiye, 2018 Mart ayı itibarıyla 12 bin 714 ton büyük baş hayvan eti ithal ederek 63,3 milyon dolar ödedi. Geçen yıl ilk üç ayda 1.640 ton büyük baş hayvan eti ithalatı için 6,5 milyon dolar ödenmişti. Büyük baş hayvan eti ithalatı 2018 yılında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 675 arttı.
Buğdaydaki artış yüzde 148
Türkiye, 2018'in ilk 3 aylık döneminde 1 milyon 987 bin ton buğday ithal etti. Bunu karşılığında 421,5 milyon dolar ödendi. Geçen yılın aynı döneminde 801 bin ton buğday ithalatı için 167,6 milyon dolar ödenmişti. Buğday ithalatındaki artış ilk 3 ayda yüzde 148 oldu. 2017 yılında toplamda 5 milyon ton buğday ithalatına 1 milyar dolar ödemişti.
Buğday alanlarındaki daralma saman üretimine de olumsuz yansıması nedeniyle saman ithalatı da artıyor. Saman ithalatı 2013 yılında miktar olarak 64 bin ton değer olarak 14.2 milyon dolar olarak gerçekleşirken, 2017 yılında 25 bin ton saman ithalatı için 3.8 milyon dolar ödendi. Bu yılın ilk üç ayında ise 5 bin ton civarında saman ithalatı için 555 bin dolar döviz ödendi.
Mısır ithalatı 10 kat arttı
Türkiye 2017 yılında ilk 3 ayda 103 bin ton mısır ithalatı için 30.3 milyon dolar döviz öderken bu yıl aynı dönemde ithalat 10 kattan daha fazla artarak 1 milyon 41 bin tona ulaştı. Bu ithalat için ödenen döviz ise 206.1 milyon dolar. Türkiye, 2017 yılında 2.1 milyon ton mısır ithalatına 429 milyon dolar ödedi.
GDO denetimi soya ithalatını engelledi
Bir çok üründe ilk 3 aylık dönemde ithalat artarken soya ithalatı geçen yıl ile aynı seviyede kaldı. Türkiye 2017 yılında 2.3 milyon ton soya ithalatına 948 milyon dolar öderken, bu yılın ilk üç ayında 462 bin ton soya ithal edilerek karşılığında 190 milyon dolar ödendi. Geçen yılın aynı döneminde 437 bin ton soya ithalatı için 185,5 milyon dolar ödenmişti. Soya ithalatı geçen yılın aynı dönemi ile hemen hemen aynı. Bunun en önemli nedeni ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "genetiği değiştirilmiş ürünler konusunda daha hassas olacağız" açıklaması ile ithal edilen soyada denetimlerin artırılması ve içeriye sokulmasının engellenmesi.
Pamuk ve ayçiçeği ithalatı
Türkiye, 2018'in ilk 3 aylık döneminde 230 bin ton pamuk ithalatı karşılığında 412.1 milyon dolar öderken, geçen yılın aynı döneminde 187 bin ton pamuk ithalatı için 322,8 milyon dolar ödenmişti. Pamuk ithalatındaki artış geçen yılın ilk 3 ayına göre yüzde 23 arttı. Türkiye 2017 yılında 914 bin ton pamuk ithalatına 1,7 milyar dolar ödemişti.
Bu yılın ilk 3 aylık döneminde ayçiçeği ithalatı 290 bin tona ulaşırken bunun karşılığında 135.9 milyon dolar ödendi. 2017'nin aynı döneminde 225 bin ton ayçiçeği ithalatı için 121.4 milyon dolar ödendi. Ayçiçeği ithalatındaki artış ilk üç ayda yüzde 29 civarında. 2017 yılında toplamda 640 bin ton ayçiçeği ithalatı yapılarak karşılığında 443,8 milyon dolar ödendi.
Özetle, Fakıbaba çok haklı. Gıdasını üretmeyen ülke bağımsız olamaz. Fakat bunu şu anda Türkiye'de söyleyecek en son kişi Tarım Bakanı olmalı. Bu ithalat rakamları ile Türkiye bağımsız olabilir mi?
 
 

Tarım'da İç Anadolu'nun Sorunları Masada!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin dünkü grup toplantısında seçimlere ilişkin yaptığı açıklamanın ardından tarım sektörünün en çok sıkıntı yaşanan illere yönelik çalışmalara ve sorunlara yönelik Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba İç Anadolu Bölgesinin Milletvekilleri ile bir araya geldi. 
Toplantı basına kapalı yapılırken; edinilen bilgiye göre İç Anadolu Bölgesinin Milletvekilleri ile bölgenin sorunları ve yatırımların değerlendirilmesi bekleniyor. Geçtiğimiz günlerde Niğde Bor şeker fabrikası ve Kırşehir Fabrikaları satılmıştı. Bunun üzerine bölgede şeker pancarı üreticisinin 2018 yılında gerçekleştirilecek seçimlere yönelik kırsalda yaşayan ve alın terini tarladan elde eden üreticiyi bir nebze memnun etmek için adımlar atılıyor. İç Anadolu Bölgesinde bazı illerin besi ve hayvancılık üzerine geçim kaynağı sağlarken Niğde ve Nevşehir illeri ise Patates ve diğer sorunlara ilişkin bir durum değerlendirilmesi yapılması düşünülüyor.
Ancak kırsalda yaşayan çiftçinin tarım sektörünün her alanda sorunlar yaşaması ve sorunlarında giderek büyümesi üreticiyi de her geçen gün tedirgin etmeye devam ediyor.
Ekonomi Bakanlığı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının geçtiğimiz günler de sıfır vergili ithalatında gündemde olması bukez de  yerli besiciyi ve üreticiyi tedirgin etmeye başladı. Kasaplık karkas etin gündeme gelmesi ile  özellikle İç Anadolu’nun  yerli beside öncü ve lokomotif görevi gören Kırşehirli üreticileri tedirgin ederken Bakan Fakıbaba’nın bölge Milletvekilleri ile bugün gerçekleştirdiği istişare toplantısında da masaya yatırılması bekleniyor.
 

Genç Çiftçide Son Başvurular 30 Nisan

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında genç çiftçi projelerinin desteklenmesi hakkındaki tebliğin Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından 2 Nisan’da başlayan başvurular, 30 Nisan 2018 tarihinde bitecek.
18-40 yaş arasındaki kırsal alanda yaşayan genç çiftçilerin mahallinde uygulayacağı bitkisel, hayvansal, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelerden, başvurusu kabul edilip onaylanan genç çiftçilere 30 bin TL'ye kadar hibe ödeme yapılacak.
1milyar lira yakın hibe 31bin Genç çiftçiye verildi
 
Başvurular ilçe müdürlüklerinde kurulan genç çiftçi proje yürütme birimi tarafından kabul edilecek.
Genç Çiftçi Projesi ile tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesi amaçlanıyor. 


 
 

Bakan Fakıbaba ‘Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir’

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesinin ev sahipliğinde Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi öncülüğünde başlayan ‘Türkiye’de Tarım Politikaları ve Ülke Ekonomisine Katkıları’ konulu uluslararası sempozyuma  katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Şu açıklamalarda bulundu.  
“Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir”
Bakan Fakıbaba, bakanlık olarak tarım alanında yaptıkları çalışmaları anlattı. Tarımı, stratejik ve iktisadi bir sektör olarak ele aldıklarını, çiftçiyi de bu stratejinin merkezine alarak projeler belirlediklerini dile getiren Bakan Fakıbaba, “AK Parti Hükumetlerimizin yapmış olduğu çalışmalar sonucu Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir. Türk tarımına ve Türk çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği biz verdik. 20 milyon insanımızın, tarımda istihdam edilen 5 buçuk milyon vatandaşımızın daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış 3.7 milyar dolardan 16.2 milyar dolara çıktı. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir” dedi.
 Son günlerin tartışma konusu olan et fiyatlarına da değinen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvansal ürünler ithalatını bitireceklerini söyleyerek, “Her zaman ve her yerde söylüyorum, ana olmadan dana olmaz, dana olmadan da et olmaz. İşte bu bilinç ve şiarla 250 bin damızlık düve projesi, 300 damızlık koyun projesi. Birlikte yürüttüğümüz müşterek diğer proje ve çalışmalarımızla orta ve uzun vadede inanıyoruz ki hayvan ithal eden değil ihraç eden ülke konumuna geleceğiz” diye konuştu.

 
 

Tarımsal Arazi Edinme Usulleri Belirlendi

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda öngörülen tarımsal arazi edindirme iş ve işlemlerine yönelik usul ve esaslar belirlendi. Tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca gerçekleştirilecek.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, Tarımsal Arazi Edindirme İş ve İşlemleri Hakkında Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı. 
Yönetmelikle Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda öngörülen, tarım amaçlı arazi ediniminin kolaylaştırılması, tarımsal arazi piyasasının düzenlenmesi, mülkiyetten kaynaklanan ihtilafların giderilmesi, tarım arazilerinin değerinin tespiti, tarımsal üretimde kullanılmayan arazilerin üretime kazandırılması, arazi sahiplerinin satış, alıcıların alım taleplerinin değerlendirilerek tarafların birbirleriyle ilişkilendirilmesi ve işletmelerin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğüne ulaştırılması veya daha da artırılması amacıyla tarımsal arazi edindirme iş ve işlemlerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi. 
Buna göre, tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri, gerçek ve tüzel kişilere ait tarım arazilerinde Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak, tarım arazilerinin değeri ve kira bedelleri Bakanlıkça belirlenecek.
Hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafı, tarımsal faaliyete son verilmesi ve göç gibi nedenlerle işlenmeyen ve tarımsal üretimde kullanılmayan, ekonomik olarak işletilememesi nedeniyle sahipleri tarafından satışa çıkarılmak istenen, kiralama, ortakçılık veya yarıcılık şeklinde değerlendirilmesi talep edilen, intikali yapılmamış, hisseliliğin giderilemediği ve intikal işlemleri çözülemeyen gerçek ve tüzel kişilere ait tarım arazileri tespit edilecek. 
Tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri kapsamında tespit edilen tarım parselleri, maliklerinin veya hissedarların talebi üzerine muvafakat alınmak kaydıyla mülkiyet bilgilerine de yer verilerek "Satışa Çıkarılacak Parseller" veya "Kiralama Yapılacak Parseller" listesine eklenecek. Bu listeler, Bakanlığın kurumsal internet sitesinde ve mahallinde 15 gün ilan edilecek. 
İlan edilen listelerdeki parselleri satın almak veya kiralamak isteyen gerçek ya da tüzel kişilikler belirlenerek alıcı ve kiracı listeleri oluşturulacak. Satışa ve kiraya çıkarılan parsellerle alıcı ve kiracıların eşleştirildiği liste, Bakanlığın belirleyeceği usullerle 15 gün süreyle ilan edilecek. 
Alıcı, satıcı veya vekilleri tarafından mahalli tapu müdürlüklerinde devir işlemleri gerçekleştirilecek. Tarafların talebi halinde, satışa çıkarılacak parseller listesindeki taşınmazların alıcısıyla satıcıları arasındaki satış işleminin gerçekleşmesine yönelik il/ilçe gıda tarım ve hayvancılık müdürlüğünce aracılık işlemleri yapılacak. 
Tarım arazilerinin gelir değeri, değerleme tarihinde, arazilerin optimum koşullarda işletilmesi halinde elde edilecek yıllık ortalama net gelire göre hesaplanacak. 
Üretim dönemlerine ait gayrisafi üretim değerlerinin hesaplanmasında, çiftçi eline geçen ürün fiyatlarıyla verimler dikkate alınacak. 
Yönetmelik kapsamında tarım işletmelerinin ölçeğinin büyütülmesi ve ekonomik açıdan verimli kılınması amacıyla yapılan devirlerde, Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik ve Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği kapsamındaki uygulamalar kısıtlamalara yol açmayacak.
 
 

Meclis Bu Hafta Çiftçi İçin Mesaide

Meclis, çiftçileri, ve üreticileri çok yakından ilgilendiren tasarı için yoğun mesai yapacak. Tasarıyla, Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğüne veriliyor.
TBMM Genel Kurulunda bu hafta, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda, görüşmeleri iki kez ertelendikten sonra kabul edilen, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülecek.
Tasarıyla, DSİ Genel Müdürlüğü'nün, su tahsisi yapmaya görevli ve yetkili olduğuna dair hüküm açık şekilde kanuna yazılıyor.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğü'ne veriliyor. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkili olacak.
Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek.
Orman Genel Müdürlüğü, devlet ormanlarında arkeolojik kazı yapılmasına; odun kömürü, katran, sakız gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocakların açılmasına ve yeraltında depolama alanı kurulmasına, bedeli karşılığında 29 yıla kadar izin verebilecek.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na ait taşınırlar, taşıtlar, araç, gereç ve malzemeler ile makine ve teçhizatlar DSİ'ye devredilecek.
Kamu kurumlarının ihtiyaçları ile fayda görülen hallerde, her türlü orman ürünü piyasa fiyatı üzerinden satılabilecek.
Sulama Birliği, amacına ulaşamayacağının tespit edilmesi durumunda DSİ'nin teklifi üzerine feshedilecek. Su kullanıcısı olma vasfını kaybedenlerin üyelikleri sonlandırılacak.
Denetimlerde maksadına ulaşamayacağı tespit edilen sulama birlikleri, başka bir birlikle birleştirilebilecek.
Ziyaretçiler milli parklara ücret ödemeden giremeyecek. Bu yerlere ücret ödemeden giriş yaptığı tespit edilenlere, giriş ücretinin on katı tutarında idari para cezası verilecek.
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı ile Şeker Dairesi Başkanlığı kurulacak.
Hayvan sahiplerinden, hayvanların tanımlanmasında kullanılan kulak küpesi ve mikroçip gibi tanımlama araçlarının bedeli alınmayacak.
İHTİSAS KOMİSYONLARI
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu, 12 Nisan Perşembe günü gerçekleştireceği toplantıda, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Tasarısını ele alacak.
FOREX Piyasasındaki Aracı Kurumların Bireysel Yatırımcıları Mağdur Ettikleri İddialarının Araştırılması Alt Komisyonu, 11 Nisan Çarşamba günü toplanacak.
Toplantıda, Maliye, Adalet ile Gümrük ve Ticaret Bakanlıkları,Borsa İstanbul A.Ş, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, SPK, BBDK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği'nin temsilcileri sunum yapacak.
KİT Komisyonu denetimlerine devam edecek.
Komisyon 11 Nisan günü, Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü ve Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü'nün, 12 Nisan günü ise Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü'nün hesaplarını inceleyecek.
 
 

İklim Değişikliği Tarımı Etkiliyor mu?

İklim değişikliğinin, küresel ve bölgesel anlamda bir takım etkilerinin olması kaçınılmazdır. Nitekim küresel iklim değişikliğinin tarım, orman ve bitki örtüsü, temiz su kaynakları, deniz seviyesi, enerji, insan sağlığı ve biyolojik çeşitlilik üzerinde etkilerinin ortaya çıkması bilinmektedir.
Küresel iklim değişikliğinin sosyal ve ekonomik yaşamda bir takım zincirleme etkilerinin görülmesi de söz konusudur. İklim değişikliği sonucu azalan yağışlar, artan sıcaklıklar zirai faaliyetleri oldukça etkiliyor. Çavdar, mısır, arpa ve buğday, değişen iklim koşullarından olumsuz etkilenen tarım ürünleri arasında ilk sıradalar.
Dünya nüfustaki artış ve insan refahının yükselmesi neticesinde, iklim değişikliği tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini tehdit eder duruma getirmiştir. Tarımsal üretim ve gıda güvenliği iklim değişikliği ile önem derecesini arttırarak daha da ön plana çıkmaktadır.
Sayılan tüm bu olumsuzluklar, öncelikle geçimini topraktan sürdüren insanların yaşam koşullarını daha da zorlaştırırken, sonrasında gıda güvenliğini riske sokarak tüm insanların sağlığını tehdit edebilmektedir. Gıda güvenliği Dünya Tarım Örgütü tarafından tüm insanların aktif ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik olarak erişimi olarak tanımlanmaktadır. Yaşanacak olası bir gıda krizi ve gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi ise küresel ölçekte ekonomik, sosyal ve siyasal alanda daha büyük sorunlara yol açacaktır. Bu durumlarla başa çıkabilmek, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerini azaltma ve bu olumsuz durumlara uyum sağlayabilmekle mümkün olacaktır.
 

Tarımda İhracat Yüzde 4 Arttı

Ege’den yapılan tarım ürünleri ihracatı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4 artarak milyar doları aştı. Ege’den tarım ürünleri en çok ABD ye ihraç edildi.
170 ÜLKEYE İHRACAT
Ege bölgesin den yapılan tarım  ürünlerinin ihracat hacmi büyüdü. 2017 yılına göre yüzde 4 artış sağlanan tarım ürünleri ihracatı, 4 milyar doları aştı. Ege İhracatçıBirlikleri'nden (EİB) yapılan açıklamaya göre, EİB, 2017 yılında 170 ülkeye 4 milyar 24 milyon dolar değerinde gıda ve tarım ürünü gönderdi.
EN ÇOK ABD'YE GİTTİ
Ege Bölgesi'nden tarım ürünleri en çok ABD'ye gönderildi. ABD'ye 419 milyon dolarlık gıda ihracatı yapıldığını kaydeden EİB, Almanya 'ya 374 milyon dolar, Irak'a ise 286 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Seyyar, "Turkish Cargo ile indirim anlaşması yaptık. 1 milyar dolar ihracata ulaşmayı hedefliyoruz" dedi.
 
 

Dünya Bankasından 500 Milyon Dolarlık Bahçe Kredisi

Dünya Bankası, Özbekistan'da çiftçilere ve tarımsal girişimcilere bahçe tarımı alanında 500 milyon dolarlık kredi desteği verileceğini açıkladı. Yarım milyar dolarlık kredinin Dünya Bankası'na bağlı kuruluşlardan olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası tarafından verileceği öğrenildi.
Dünya Bankası'nın bu krediyi duyurduğu "Seracılık Sektöründe Kalkınma için Ek Finansman" adlı proje kapsamında vereceği belirtildi. Bu proje ile birlikte Özbekistan tarımında sera ürünlerinin yerel ve global pazarlardaki verimliliği arttırılacağı ve rekaber gücünün yukarıya çekileceği açıklandı. 
Dünya Bankası Özbekistan Müdürü Hideki Mori: "Tarımsal ve kırsal kalkınma Özbekistan'daki değişimin merkezinde yer alıyor. Seracılığa geçiş de hükümetin yatırım stratejinin önemli bir parçası. Özbekistan pamuğa dayalı tarımdan daha çeşitliliğe sahip bir tarıma geçişin ne kadar önemli olduğunu farketti. Özellikle katma değeri yüksek olan tarım ürünlerinin Özbekistan'da üretimi ve kırsal bölgelerde yeni iş alanları ve istihdam yaratması hedefleniyor." açıklamasında bulundu. 
Ülkede seracılık alt sektörü özellikle mevsimsel işçilik yerine 4 mevsim çalışabilmenin önünü açıyor. Özellikle kadınların istihdamı açısından da önem arz ettiği belirtiliyor. Dünya Bankası, Özbekistan'a 16 proje dahilinde toplam 2 milyar dolar kredi desteği sağlıyor.
 
 

Türkiye'nin Tek Çıkışı Tarım ve Hayvancılıkta Saniyeleşme

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım ve hayvancılıkta uygulanan yanlış politikaları eleştirdi, çözüm önerilerini sundu. Ömer Fethi Gürer, “Türkiye, tarım ve hayvancılıkta sanayileşirse geleceğini kurtarır” dedi. Gürer çiftçi ve besicilerle görüştü. Tarım ve hayvancılıkta yaşanan sorunlara değindi. Et, süt ile yaşanan sıkıntılar yanında çiftçi sorunlarının katladığını ifade etti. ÇKS ve Tarsim dışı olan çiftçilerinde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Kuraklık ve don riski ile 2018 yılında sorunların artabileceğini ifade eden Gürer yerel ve yerli olan ürün ve hayvan ile sorunların çözüleceğini ifade etti.
Hayvancılığın gelişimi için girdi fiyatlarının düşmesi gerektiğini söyleyen Gürer, yem sorunun da önemine değindi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında toprakların yüzde 56’sının mera alanı iken bugün bu oranın yüzde 14’ler seviyesine indiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Mera alanları korunmalı, ıslah edilmeli, Mera alanlarının yetersiz olması nedeniyle besiciler yılın 12 ayı, hayvanları kapalı alanda beslemek zorunda kalıyor. Sürekli hazır yem tüketiliyor. Yem fiyatları arttıkça maliyet katlıyor. Verimli mera alanlarımızı yok ede ede bu duruma geldik. Mera alanları başka amaçlar için tahsis edilmiş ya da ıslah edilmediği için yok olma noktasına gelmiş, böyle olunca 12 ay boyunca yem tüketilmesi hayvancılığın yapılmasını zora sokuyor” şeklinde konuştu.
Gürer Hükümetin sürekli bir tarım politikası olmadığını, bakan değiştikte arayışın değiştiğini, sorunların AKP hükümetinde zirve yaptığını belirtip, ”Sapı kısa buğday ekip daha çok verim almak isterken samansız kaldık. Her alanda plansızlık almış başını gidiyor. Hesapsız kitapsız işler yapılıyor, kısa saplı buğdayın yaratacağı saman açığı düşünülmemiş, böyle ekim yapıldığı için Türkiye’nin samanı bile ithal eder duruma geldi, tarımda hayvancılıkta ciddi sorun yaşıyoruz. Et sorun, süt sorun, ürün sorun. Tohum ithal, ilaç ithal, gübre ithal, et ithal, saman ithal. Türkiye’nin tarımda hayvancılıkta stratejik olarak hangi noktada olması konusunda kafaların netleşmesi lazım. Serbest piyasa ekonomisiyle birlikte daha büyük çiftliklerin önü açıldı. Yabancıların da bu alanda yer almasından sonra çözümü burada aradık. Oysa Türkiye gibi nüfusu 80 milyona dayanmış bir ülkede bizim köylerimizi ayağa kaldırmamız gerekiyor. Köyler bu sebeplerden dolayı boşaldı. Eğer bizler aile tipi işletmelere dönersek hayvancılığı ve aile tipini de geliştirirsek bu ülkenin sorunlarını çözer ithal etmez ihraç ederiz. Tarımda yurtdışına ihracat yapıldığı söyleniyor ama buğdayı ithal ediyoruz. İthal edilen buğdayı işleyip un haline getirdikten sonra unu ihraç ettiğimizi söylüyorlar. Bu anlamda üretmez iseniz yok olursunuz” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Köylerimiz şehir olsun dediler su deposuna varıncaya kadar taş döşediler parke yaptılar. İyi güzelde köyde yaşam bitiyor önce köyde yaşayanı köyde kalması için teşvik lazımdı. Gençlerimiz çiftçilik ve hayvancılığa özendirilmeli idi. Köylerimizde nerede ise elinde bastonu olanlardan başka kimse kalmadı. Köy okulları boşaldı. Tarım yapılabilecek alanlarda besicilik yapılacak alanlarda o desteği sağlamazsanız teşvikleri doğru kişilere vermezseniz kâğıt üzerindeki planları yaşama gerçekçi biçimde aktaramazsınız. Bundan sonra da dışa muhtaç hale gelirsiniz” açıklamasında bulundu.
 
 
 

Fakıbaba: Tarımda Büyük Gelişme Var

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba "Kim ne derse desin tarımda büyük gelişmeler var. Yıllara baktığımız zaman tarımda geldiğimiz çok önemli noktalar var. Yeterli mi? Yeterli değil. Gece gündüz demeden ben ve arkadaşlarımız ekip olarak, hükümet olarak ciddi bir şekilde çalışıyoruz" dedi.
Bakan Fakıbaba, 9. Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması ödül törenine katıldı. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Basın Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen törende konuşan Fakıbaba, tarımın sadece bir avuç buğday veya boynu bükük bir ayçiçeğinden ibaret olmadığını belirterek, tarımın toprağa düşen bir damla suyun tohumla buluşmasıyla başlayan ve tüm canlılara ulaşan serginin adı olduğunu söyledi. Tarımın sanatında mahir olan insanın elleriyle tabiatın bir şekilde işlenmesi olduğunu dile getiren Fakıbaba, bu yüzden tarım ve insanın hayatın ta kendisi olduğunu kaydetti.
 "Kim ne derse desin tarımda büyük gelişmeler var"
Bakan Fakıbaba, her gittiği yerde mutlaka tarımın iyi örneklerini görmek istediğini anlatarak, "Oraya gittiğim zaman sadece Tarım Bakanı olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir evladı olarak derim ki ne kadar güzel insanlar var, tarım o kadar ilerliyor ki, tarım o kadar güzel ellerde ki. Kim ne derse desin tarımda büyük gelişmeler var. Yıllara baktığımız zaman tarımda geldiğimiz çok önemli noktalar var. Yeterli mi? Yeterli değil. Gece gündüz demeden ben ve arkadaşlarımız ekip olarak, hükümet olarak ciddi bir şekilde çalışıyoruz. Fotoğraf sanatının bütün Türkiye'de tarım alanlarında yayılacağını görür gibiyim. Her biri ayrı bir hayat, ayrı bir hikaye, hepsi çok güzel çekilmiş fotoğraflar. Anı çok güzel yakalamışsınız. Sizleri, sanatçı arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Bu heyecanınızdan vazgeçmeyin ve fotoğraf makinenizi yanınızdan ayırmayın" diye konuştu.
"Keşke ben de fotoğrafçı olsaydım ve gittiğim her güzellikleri çekebilseydim" diyen Fakıbaba, "Dün Gaziantep'teydik. O kadar güzel bir çiftlik gezme imkanım oldu ki hayran kaldım. O çiftliğin sahibi beni gezdirirken o kadar mutluydu ki bunun izahı yok. Bu bir sevgi, bu bir aşk. Para kazanmak falan değil. Sadece ve sadece ürettikleri ürünleri, hayvanları gösteriyor ve ona o kadar büyük mutluluk veriyor ki, bana göre ondan daha fazla mutlu olabileceği bir şey yok. Ben o mutluluğu gözlerinde hissediyorum" ifadelerini kullandı.
"Herkesin et yemesini sağladınız"
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Akarca ise dün fotoğrafların panolara yerleştirilmesi sırasında fotoğrafları görme fırsatı yakaladığını belirterek, "Hakikaten uluslararası hangi yarışmaya girerse girsin ödül alacak çok fotoğraf var burada. Bu sergimiz, fotoğrafçılık alanında yepyeni bir nefes, yepyeni bir soluk getirdi. Sergiyi çok beğendim. Buraya kadar olan konuşmamı genel müdür olarak yaptım. Şimdi bir vatandaş olarak konuşuyorum. Az gelirli, orta gelirli insanları etle buluşturdunuz, herkesin et yemesini sağladınız. Bundan dolayı size müteşekkir olduğumu söylemek istiyorum" dedi.
Yarışmada dereceye giren fotoğrafçılara ödüllerini veren Bakan Fakıbaba, daha sonra dereceye giren fotoğrafların yer aldığı sergiyi gezdi.
 
 

Ankara'nın Tarımdaki Payı Yüzde 2,8

Ankara Kalkınma Ajansı  tarafından hazırlanan ‘İstatistiklerle Ankara 2017’ çalışmasında Başkent’e ilişkin kapsamlı veriler derlendi. Çalışmaya göre, Ankara'nın, Türkiye nüfusunun yüzde 6,7'sini barındırdığı görülüyor. İlçelerdeki nüfus değerlendirildiğinde Çankaya, Keçiören, Yenimahalle, Mamak, Etimesgut, Sincan ve Altındağ, Ankara nüfusunun büyük bir bölümüne ev sahipliği yapan ilçeler olarak öne çıkıyor. Göç göstergeleri incelendiğinde, Ankara’nın en çok 20-24 yaş grubunda göç aldığı ve verdiği anlaşılıyor. Başkent, son beş yılda en çok İstanbul, Çorum ve Yozgat illerinden göç alırken; İstanbul, İzmir ve Konya illerine göç veriyor. Sağlık alanında yüz bin kişi başına 344 yatağın düştüğü Ankara’da, yüz bin kişi başına 371 hekim
düşüyor.
ABD, ÇİN VE IRAK İLK ÜÇTE
 
Bölgelere göre Gayrı Safi Katma Değer (GSKD) üretiminde Türkiye’nin 2. büyük kenti olan Ankara’da, bölge GSKD’sinde hizmet sektörünün yüzde 71,5, sanayinin yüzde 25,7 ve tarım sektörünün yüzde 2,8 oranında payı bulunduğu görülüyor. Ankara’nın son beş yılda en fazla ihracat yaptığı ülkeler ABD, Çin, Irak, Almanya ve İtalya olarak sıralanıyor. Son beş yılda en fazla ithalat yapılan ülkelerin ise ABD, Çin, Irak, Almanya, İtalya olduğu görülüyor. Düzey 1 bölgelerinde yoksulluk ve gelir dağılımı verileri incelendiğinde Ankara’nın da içinde bulunduğu TR5 Batı Anadolu Bölgesi’nde, yoksulluk oranı 2015 yılında yüzde 20 olarak belirleniyor.
 
İLK 5 ÜNİVERSİTEDEN ÜÇÜ BAŞKENT’TE
 
Beşeri sermayenin oldukça güçlü olduğu Ankara'da, yüksekokul veya fakülte mezunlarının oranı 21.3 ile 14.06 olan Türkiye ortalamasının hayli üstünde seyrediyor. 16 yükseköğretim kurumunun bulunduğu Ankara'da toplam lisans ve ön lisans düzeyinde toplam 217 bin 584 öğrenci ile 19 bin 390 öğretim elemanı yaşıyor. Öte yandan, Ankara'da 6 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 2,6'sının okuma yazma bilmediği, bu oranın kadınlarda yüzde 4,4, erkeklerde ise yüzde 0,7 olduğu görülüyor. Ankara’nın, 21 üniversitesi, 8 teknoparkı, 11 OSB’si ve çok sayıda araştırma merkezi ile yüksek bir beşeri sermaye ve güçlü bir teknolojik altyapıya sahip olduğu görülüyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılan ‘Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksleri Sıralaması’nda ilk 5 üniversitenin 3’ü Ankara üniversiteleriyken, devlet desteklerinde de yine Ankara ilinin ağırlığı dikkat çekiyor.
 
 

Buzağı Desteklemesinden Faydalanabilmek için Son 2 gün

2018 yılında buzağı desteklemelerinden faydalabilmek için son 2 gün kaldı. Yetiştiricinin 2018 yılında buzağı desteklemesinden faydalanabilmesi için İl ilçe Tarım müdürlükleri, Damızlık birlikleri,Süt birlikleri, Haykoop ve Tar koop gibi kuruluşlara başvurması gerekiyor. Yetiştirici son 2 iş gününde birliklere yada il yada ilçe tarım müdürlüklerine   başvurmadığı takdirde 2018 yılındaki Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının buzağı desteklemesinden faydalanamıyacak. Öte yandan buzağı desteklemesinden faydalanmak için başvuru yapan yetiştiriciler 750 TL ye kadar destekleme alacak.

 

Tarım'ın Suya İhtiyacı Var

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Konya Ovası Projesi’nin (KOP) tamamlanınca tarımda parlayan yıldız olacağını bildirerek, “Tarım arazilerinin 5’te 1’inin bulunduğu KOP’ta, susuzluktan tarım alanlarının yüzde 27.1’i nadasa ayrılıyor. Sulama yatırımları tamamlanır, nadas bitirilirse üretim patlar” dedi.
Bayraktar, KOP kapsamındaki 8 ilin (Konya, Yozgat, Niğde, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Karaman, Kırıkkale) 94 bin 959 kilometrekare yüzölçümü ile ülke yüzölçümünün yüzde 12.2’sine, 46 bin 276 kilometrekare çayır ve mera hariç tarım alanıyla ülke tarım alanlarının yüzde 19.5’ine sahip olduğunu belirtti. Bayraktar, “Bu büyük bir zenginliktir. KOP illerinde yüzölçümünün yüzde 48.7’sini tarım alanları oluşturmaktadır ki bu olağanüstü yüksek bir orandır” dedi. 243 projeden sadece 26’sı tamamlanabildi GAP, DAP ve DOKAP gibi KOP’un da acilen, vakit kaybetmeden bitirilmesi gereken bir proje olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi.
“KOP Eylem Planı kapsamında 243 proje yer almaktadır. Plan kapsamında yer alan projelerden Yatırım Programı’na alınanlardan 26 proje tamamlanmıştır. 143 proje halen devam etmektedir. 74 proje ise hali hazırda başlamamıştır. Bölge tarım arazisinin yüzde 68'ini tarla arazisi, yüzde 27.1'ini nadas, yüzde 3.2'sini meyve, yüzde 1.7’sini sebze alanları oluşturmaktadır. Tarla ziraatında buğday, arpa, şeker pancarı, patates, nohut, kuru fasulye, çavdar, meyvede elma, sebzede havuç öne çıkmaktadır. Bölge hayvancılık ve kanatlı yetiştiriciliğinde de önemli bir yerdedir. Bütün bunlara rağmen, bölgenin potansiyeli tam olarak kullanılamamaktadır. Olağanüstü bir tarım alanı potansiyeli bulunmasına karşın su kaynakları kısıtlıdır. Arazilerin ancak 3’te 1’i sulanabilmektedir.





 

Et, Canlı Hayvan, Buğday, Arpa ve Mısırda Vergi İndirimi

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, enflasyonla mücadele gerekçesiyle, canlı hayvanlarda yüzde 135’den yüzde 26’ya, karkas ette yüzde 100’den yüzde 40’a, buğdayda yüzde 130’dan yüzde 45’e, arpada yüzde 130’dan yüzde 35’e, mısırda yüzde 130’dan yüzde 25’e indirilen gümrük vergileriyle ilgili olarak, “et, canlı hayvan, buğday, arpa ve mısırda gümrük vergisi indiriminin, üreticiyi etkilememesi mümkün değil” dedi.

Bayraktar, tarımın yapısal sorunları henüz çözülmeden, çoğu üründe verim rakamları yükseltilmeden, girdi fiyatları düşürülmeden, tarladan markete pazarlama kanallarındaki sorun çözülmeden ithalat kapılarını açmanın gıda fiyatlarını çok fazla etkilemeyeceği gibi, çiftçide de üretimde de sıkıntı yaratacağını belirtti.

Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Gıda Komitesi’nin çalışmalarını basından takip ettiklerini, enflasyonun sorumlusu olarak öne sürülen gıdadaki fiyat artışlarını kontrol altına almak için bir takım tedbirlerden bahsedildiğini ama kendilerine konuyla ilgili bilgi verilmediğini vurguladı. Tüketici fiyatlarının düşmesini, tüketicinin daha makul fiyatlarla tüketmesini kendilerinin de istediğini vurgulayan Bayraktar, “hal böyleyken, üreticiyi ilgilendiren bir konuda, üreticinin temsilcisi TZOB’dan görüş alınmadan, istişare edilmeden karar verilmesi problemin esas kaynağıdır. Gümrük vergilerinin indirilmesiyle ilgili kararda üreticimizin maliyetleri dikkate alınmamıştır” dedi.

 

-“Üretici market fiyatlarına yönelmek, zinciri kırmak gerekir”-

Gıda kontrol mekanizmasıyla enflasyonda 1,5-2 puanlık bir olumlu yansıma beklendiğinin söylendiğine dikkati çeken Bayraktar, gıda fiyatlarının yüksek olmasının sebebinin belli olduğunu, tarladan markete çoğu üründe 2 kattan, 5-6 kata varan artışlar görüldüğünü, TZOB’un her ay düzenli olarak yaptığı üretici market araştırmasında bunun ortaya konulduğunu belirtti. Bu konuya eğilmek, tarladan markete uzayan zinciri kırmak ve üreticinin makul fiyatlarla hatta bazen maliyetinin altında sattığı ürünü tüketicinin de makul fiyatlarla satın alabilmesini sağlamak gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:

“Market fiyatlarının yüksek seyretmesinin müsebbibinin üreticimiz olmadığını araştırmalarımız göstermektedir. Üreticimiz, çoğu zaman maliyetini zor karşılamakta, bazen de maliyetinin altında ürün satabilmektedir. Yumurta buna iyi bir örnektir. Bugünlerde 22-23 kuruşla yumurtayı üreten üreticimiz, yumurtayı 20 kuruşa ancak satabilmektedir. Buna karşın tüketicimiz, bu yumurtaya 35 kuruş fiyat ödemektedir. Sorunun çözümü bellidir. Örgütlenmeyi güçlendirmek, bu yolla üretim planlaması yapmak, üretici maliyetlerini düşürmek, destekleri artırmak, hem üreticiyi korumak hem tüketicinin makul fiyatlarla ürün tüketebilmesini sağlamak gerekir. Aradaki zincir kırılır, maliyetler düşürülür, destekler artırılırsa bu sorun çözülür.”

 

-“Girdi fiyatları yüksek, verim düşük, yapısal sorunlar önemli ”-

Girdi fiyatlarının tarımda gelişmiş çoğu ülkeden yüksek seyrettiğini, ABD’de litresi 2 lira 38 kuruş, Rusya’da 2 lira 22 kuruş olan mazotun Türkiye fiyatının 4 lira 37 kuruşu bulduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“ABD’de toptan fiyatlarla DAP gübresinin tonu 1100 lira, Avrupa’da 1270 lirayken, Türkiye’de ise 1665 liraya çıkmaktadır.

Bizim, bunların dışında, Avrupa’ya göre çok daha fazla sulama maliyetimiz var. Elektrik ve yem fiyatları rekabet ettiğimiz ülkelerden daha yüksek. Tarım alanlarımız çok parçalı olduğu için kültürel işlemler daha da maliyetli. Hayvancılıkta en ucuz yem kaynağı meraları çok iyi kullanamıyoruz. Bütün bunlar maliyetlerimizi artırıyor.

Bununla birlikte verim rakamlarımız da yetersiz. Ülkemizde dekar başına 270 kilogram buğday alınırken, bu rakam, Litvanya’da 456, Meksika’da 519, Fransa’da 735, Almanya’da 862,  Belçika’da 941 kilogramı buluyor. Sığırda karkas verimi Türkiye’de 237,6 kilogramken, İngiltere’de 328,6, ABD’de 371,2 kilograma ulaşmaktadır.

TZOB olarak yerli üretimin desteklenmesi, verim artışı, ekilmeyen alanların ekilmesi, sulanamayan alanların sulamaya açılması gerektiğine inanıyoruz. İthalatın üreticide bir tedirginliğe, önünü görememeye yol açacağı da unutulmalıdır.”

 

-“Tarım en önemli ürünlerinden buğday, arpa ve mısırda ithalat kapılarını açmak yerli üretime zarar verir”-

Tarımın en önemli ürünlerinden buğday, arpa ve mısırda ithalat kapılarını açmanın yerli üretime zarar vereceğini bildiren Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Özellikle buğday ve arpada hasat devam ederken, böyle bir karar verilmesi iç piyasayı olumsuz etkileyecektir. Üreticimiz zarar görecektir. Dahilde işleme rejimi (DİR) kapsamında ithalat yapılmakta, işlenen ürün ihraç edilmektedir. Ülkemiz makarna, un ihracatında dünyada ilk iki sırada yer almakta, ayrıca büyük miktarlarda bisküvi, pastacılık ürünleri satmaktadır. Buğdaydaki sorun kalitedir. Bu sorun, üretim alanları artırılarak, daha kaliteli daha fazla üreterek, maliyetler düşürülerek çözülür.

Buğdayı Rusya’dan TÜİK verilerine göre 207 dolara almaktayız. Bunun Türk Lirası karşılığı 730,8 lirayı bulmaktadır. Yüzde 45 gümrük vergisi dahil 1060 liraya mal olan ithal buğday, her ne kadar iç piyasa fiyatlarıyla aynı seviyelerde de olsa, kalite nedeniyle ithal ürün sanayiciler tarafından tercih edilecektir. Hasadın sürdüğü bugünlerde  yerli buğday fiyatları ister istemez düşecektir. Böyle olunca da üretici gelecek sezon üretimden kaçınacak, yerli üretim olumsuz yönde etkilenecektir.

Arpada, yurtdışı fiyatları Mayıs ayı itibarıyla ton başına 167 dolar, TL olarak 587 lira 84 kuruştur. Yüzde 35 gümrük vergisiyle bu rakam ton başına 793 lira 58 kuruş olmaktadır. Arpanın tonu iç piyasada 850-900 lira civarında satılmaktadır. Hasat yapılırken ve üretimde yüzde 11,9 artış beklenirken, arpada ithalat yolunu açmak, üreticimize zarar verir.”

 

-“Mısırda üreticimiz yüzde 130 gümrük vergisiyle ancak korunmuştur”-

Son 10 yılda mısır üretiminin yüzde 81 oranında arttığını belirten Bayraktar, şunları kaydetti:

“Bu artışın en önemli nedenlerinden birinin, gümrük vergi oranının yüksek tutulması, üretimin yetmediği durumlarda TMO yetkisinde kontrollü ithalat yapılmasıdır. Bu durum, iç piyasayı bozmamış üretimi artırmıştır. Ülkemizin ihtiyacı olan üretim artışının sağlandığı bir dönemde, mısırda gümrük vergilerinin düşürülmesi üretici açısından kabul edilebilir bir durum değildir. İndirilen gümrük vergi oranıyla yapılan ithalat, iç piyasada üretici fiyatlarının düşmesine neden olacaktır.

Şöyle ki 2016 yılında sıfır gümrükle ithal edilen mısırın ortalama ton maliyeti 209 dolar veya 627 liradır. 2016 yılı mısır maliyetinin kilogramı 70 kuruş iken, TMO’nun geçen yılki mısır alım fiyatı 74 kuruştur. İthalatın 2016’da dahilde işleme rejimi (DIR) kapsamında gerçekleştirilmesi ve hasat döneminde ve yılın tamamında fazla ithalat yapılmaması nedeniyle iç piyasada fiyatlar fazla etkilenmemiştir. Görüldüğü üzere 2016 yılında ithal maliyeti, üretici maliyetinin altında kalmış, yüzde 130 gümrük vergi uygulamasıyla mısır üreticisi korunmuştur.

Gümrük vergisi yüzde 25 olarak uygulandığı ve özel sektöre açıldığı takdirde mısır ithalat fiyatları iç piyasa fiyatlarının oldukça altında kalacağı için ithalat fazla olacaktır. Ayrıca, ithalat, Rusya, Sırbistan, Bosna Hersek ve Romanya’dan daha ucuz mısır satan ama GDO’lu üretim yapan ABD ve Arjantin gibi ülkelere de kayabilecektir. Yemlik mısırda izin verilen standartlara uygun olmak şartıyla GDO’lu üretilmiş ürünün ithalatı yapılabilmektedir. Ukrayna’da mısırın tonu 170 dolarken, ABD’de 158, Arjantin’de 148 dolardır. Arjantin fiyatı baz alındığında mısırın yüzde 25 gümrük vergisiyle ton ithal fiyatı 651 lira 20 kuruşta kalacaktır. Navlunu ve diğer masrafları dahil etsek bile mısırın ton ithal maliyeti, en az 770 lira olacağı beklenen üretici maliyetlerin altında olacaktır.

Üstelik, Mayıs ayında TMO’ya sıfır gümrük vergisiyle 500 bin tonluk mısır ithalatı izni verilmiştir. Bu yetkiyle TMO sektörün ihtiyacını karşılayacak şekilde ithalat yapabilecekken, mısır hasadına 2 ay kala böyle bir karar alınması uygun olmamıştır.”

 

-Canlı hayvan ve karkas ette gümrük vergisi indirimi-

Son yıllarda kırmızı et üretiminin hızla arttığını, ülkenin çok daha fazla üretim yapma potansiyeli bulunduğunu bildiren Bayraktar, “ette ithalat, üreticimizi tedirgin etmektedir. Üreticimiz, en az 8 ay sonrasını görmeli, planını ona göre yapmalı ki sorun çıkmasın. İthalat yapılacaksa besilik hayvanla sınırlı kalmalıdır. 2016 yılında karkasa verilen 200 liralık besi desteğinin kaldırılacağına yönelik söylentiler de ortadadır. En azından bu destek korunmalıdır. Böyle bir ortamda alınan bu kararlar, üreticimizi etkiler, ülke olarak ithalatçı olmaya devam ederiz. Üretimi de geriletiriz. Yeterli destek verildiğinde, ithalat yapılmadığında üretimin arttığı görülmüştür. Politikanın bu şekilde devam etmesi hem çiftçimizin hem ülkemizin yararınadır. Üreticiyi, üretimden küstürecek veya vazgeçirecek uygulamalardan şiddetle kaçınılmalıdır” dedi.

Türkiye’de perakende et fiyatlarının düşmesi için ithalat söylem ve uygulamalarından kaçınılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesine yönelik tedbir ve desteklerin hayata geçirilmesi gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“Kırmızı ette besi materyali, maliyetin yüzde 60’ını, yem, maliyetin yüzde 30’unu oluşturmaktadır. Bugün Et ve Süt Kurumu, karkası sıfır gümrükle 4 avroya, TL olarak 15 lira 64 kuruşa ülkeye getiriyor. Bunu 22 lira 50 kuruşa piyasaya sürüyor. Aynı eti benzer fiyatla mal edecek özel sektör, yüzde 40 gümrük vergisiyle eti piyasaya karkas olarak en fazla 25 liraya sürebilecektir.

Piyasada 3 avroya kadar karkas ithal edilebileceği söylenmektedir. Özel sektör, daha ucuza et alıp, piyasaya üretici maliyetinin çok altında mal satabilir.

Yerli üreticimiz karkası ortalama 26 lira 80 kuruşa mal ediyor, 28 lira 23 kuruştan satıyor. İthalat korkusu, üreticinin maliyetinin altında karkas satmasına yol açabilir. Sektörde en az parayı kazanan kesim üreticilerimizdir, ithalat doğrudan üreticimizi vuracaktır.

Kasaplık olarak ithal edildiğinde, Avrupa menşeli hayvan yüzde 26 gümrükle en az yüzde 50 karkas randımanıyla 6,8 avroya, TL olarak 26 lira 59 kuruşa mal edilecektir. Oysa, Et ve Süt Kurumu, sıfır gümrükle bunu 5,4 avroya, TL olarak 21 lira 11 kuruşa getirmektedir. Kasaplıkta da özel sektör Et ve Süt Kurumu’nun altında bir fiyatla ithalat yaparsa, aynı sıkıntı burada da yaşanacaktır. Geçmişte olduğu gibi et ithalatı doğrudan üreticimizi olumsuz etkileyecek, sektöre zarar verecek ama perakende fiyatlarında beklenenin tersine çok büyük değişikliğe sebep olmayacaktır. Et fiyatlarını düşürmeyecektir. 2008-2009 süt krizi sonrası 2010 yılında ithalat kapıları açıldı ve bu tecrübeyi yaşadık. O günden bugüne perakende fiyatları konuşmaya devam ediyoruz. Üstelik bu durum, yurtdışına 5 milyar doları aşkın döviz ödememize mal oldu.”

 

-“Tarım Bakanlığı ithalat kontrol belgesi vermesin”-

Karkasta kaliteye göre fiyatlar arasındaki farkın kilogram başına 1 avroya kadar değiştiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Özel sektör ister istemez kaliteye önem vermeyecek, eti daha ucuza mal etmeye çalışacaktır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın, hem ette hem kasaplık hayvanda hem de buğday, arpa ve mısırda ithalat kontrol belgesi vermemesi, yerli üretimi desteklemesi gerekir.

Sorunu ithalatla çözmeye kalkışmak yüzeysel, geçici bir çözüm olacaktır. Asıl sorun üretimden tüketime kadarki süreçte yaşanan verimliliktedir. İşletme yapıları, besleme yanlışlıkları, hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri, pazarlama sıkıntıları,  hayvan başı verim, piyasa istikrarsızlığı gibi birçok konu verimliliği doğrudan etkilemektedir. Dolayısıyla bunları çözmeye yönelik politikalar geliştirilmeli, kaynak ayırarak belli bir takvim çerçevesinde bu sorunlar çözümlenmeye çalışılmalıdır.”

Dünyada hangi ülkede böyle bir uygulama olduğunun da söylenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, “artan enflasyon ve gıda fiyatlarını üreticileri etkilemeden, üretimi riske atmadan ithalatla düşürülebilmiş bir ülke var mıdır? İthalat silahını kullanmak yapısal sorunları göz ardı etmek anlamına gelmektedir. Sorunu ithalatla çözmeye çalışmak orta ve uzun vadede daha büyük maliyetlerle karşılaşmamıza neden olacaktır. Bizim yapmamız gereken yapısal sorunlara kaynak aktarmak ve en kısa zamanda çözüme kavuşturmaktır. Aksi takdirde sektöre rekabetçi bir yapı kazandırmak, sektörden kopan üreticileri de geri getirmek mümkün olmayacaktır” dedi.

Bayraktar, Ekonomi Bakanlığı’nın ağırlıklı yönlendirmesiyle alındığını düşündükleri bu karardan, üretici ve ülke zarar görmeden acilen vazgeçilmesi gerektiğini bildirdi.

Mart'ta 5 Milyonluk İstihdam

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımda Şubat ayında 5 milyon 36 bin olan istihdamın, Mart ayında 49 bin artışla 5 milyon 85 bine yükseldiğini bildirdi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2016 Mart ayında 5 milyon 93 bin, geçen ay 5 milyon 36 bin olan tarımda istihdamın 2017 Mart ayında 5 milyon 85 bin olduğunu belirtti. Mart ayında 27 milyon 489 bin olan toplam istihdamın yüzde 18,5’ini tarımın karşıladığına, bu rakamın geçen Şubat ayında yüzde 18,7 olduğunu bildiren Bayraktar, tarım istihdam içindeki payının Mart ayında toplam istihdamın, Şubat ayına göre 533 bin artarak 26 milyon 956 binden 27 milyon 489 bine çıkmasından kaynaklandığını vurguladı.

Şemsi Bayraktar, 2017 Mart ayında tarımda 2 milyon 868 bin erkek ve 2 milyon 218 bin kadının istihdam edildiğini bildirdi. Erkeklerin yüzde 15,1’inin, kadınların yüzde 26,1’inin tarımda çalıştığını, tarımın işsizliği önemli oranda aşağıya çektiğini vurgulayan Bayraktar, “Mart ayında tarımın kadınlarda işsizliği 4 puan düşürerek yüzde 18,3’den yüzde 14,8’e, erkeklerde 1,3 puan düşürerek yüzde 11,8’den yüzde 10,5’e, toplamda işsizliği 2 puan düşürerek yüzde 13,7’den yüzde 11,7’ye indirdiğini belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, her yıl Ocak-Şubat aylarında en düşük düzeye indiğini, Mart ayının ikinci yarısından sonra tarımda istihdamın yoğunlaştığını, hasadın ardından azalmaya başladığını vurguladı.

Tarım ve Hayat Erzurum’da

Tarım ve Hayat her hafta olduğu gibi bu hafta da doludizgin bir içerikle izleyicilerin karşısında olacak.

Dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Muhammed Oluklu’nun hazırlayıp sunduğu Tarım ve Hayat Erzurum’dan eşsiz güzellikleri sizlerle buluşturacak.

 Erzurum’un tarihi yerlerini, yemek kültürünü, hayvancılığını elen alan Tarım ve Hayat 9 Temmuz Pazar günü saat 12.30’da kanal A ekranlarında olacak.

Erzurum Tarım İl Müdürlüğü'nün, Erzurum İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği'nin ve Erzurum DSYB’nin katkılarıyla gerçekleştirilen program, Erzurum’un sosyal yaşantısının yanında ekonomik kaynakları ile tarihi geçmişini ekranlara taşıyacak.

Erzurum’u yakından tanımak izleyenlere ve Erzurum meraklılarına, Erzurum’u yaşama fırsatı sunacak olan Tarım ve Hayat’ı mutlaka izlemelerini öneriyoruz.
 

 

Türk Tohumları Moğolistan’da Filizlenecek

türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) tarafından, Moğolistan’da Hayvan Yemi Yetiştiriciliği Pilot Bölge Uygulaması Projesi başlatıldı.

Moğolistan’da yaklaşık 60 milyon hayvan bulunması sebebiyle hayvancılık sektörü ülke ekonomisi için en önemli sektörlerin başında geliyor. Moğolistan’da hayvan yemi yetiştiriciliğine yönelik ekonomik altyapı oluşturabilmesi amacıyla TİKA tarafından Moğolistan’ın tarıma uygun ve çeşitli toprak yapısına sahip bölgelere Hayvan Yemi Yetiştiriciliği Pilot Bölge Uygulaması projesi başlatıldı.

TİKA tarafından gerçekleştirilen proje kapsamında, Türk tarım uzmanlarının Moğolistan’da yaptığı fizibilite çalışma raporu doğrultusunda önerilen Moğolistan iklim şartlarına uygun yem bitkisinin yetiştirilmesi için TİGEM’de üretilen Türk korunga ve yonca tohumlarının Moğolistan’ın Selenge, Darhan-Uul ve Töv vilayetlerinde valilikler işbirliğinde deneme ekimi gerçekleştirildi.

Aynı zamanda Ulanbator Büyükşehir Belediyesi Nalayh İlçe Belediyesi işbirliğinde Nalayh bölgesinde, Moğolistan Ziraat Üniversitesi işbirliğinde Töv vilayeti Batsumber ve Bornuur ilçelerinde, Bulgan vilayetinde deneme ekimleri yapılmış olup kontrolleri yapılarak proje devam ettirilecek.

Yem Bitki Yetiştiriciliği Pilot Bölge Uygulaması Projesi sonucunda Moğolistan tarım ekonomisine olumlu katkı yapılmasının yanı sıra Türkiye’nin bu alandaki tecrübesinin paylaşılmasına imkan sağlayacak. Moğolistan’da et ve et ürünleri ihracatın artırılmasına, aracılığın desteklenmesine ve Moğol çiftçilerin en düşük maliyetle kaba yem ihtiyacının karşılanmasına katkıda bulunacak. Proje Moğolistan’ın farklı illerde ve farklı toprak türlerinde sulu ve susuz olarak tarımı yapılacak olan deneme ekimlerinin akabinde en verimli alanlarda sonraki süreçte daha etkin tarım yapılması sağlanmış olacak.
 

Tarım İşçileri Ramazanda da Durmak Bilmiyor!

Karadeniz'de tarım işçileri, sıcaklığın 35 dereceyi bulduğu seralarda çalışarak ekmek parası için ter döküyor. Tarım işçileri, ramazanda da sabahın erken saatinde başladıkları mesailerini akşam saatlerine kadar sürdürüyor.

Türkiye'nin önemli ovalarından Çarşamba Ovası'nda sebze yetiştirilen seralarda çalışan tarım işçileri, sabahın erken saatinde başladıkları mesailerini akşama kadar sürdürüyor.

2 çocuk babası 38 yaşındaki Fırat Gürükçü, uzun süredir tarım işçisi olarak çalıştığını anlattı.

Serada budama, ilaçlama ve mahsulün toplanması işlerinde çalıştıklarını belirten Gürükçü, sera içinde sıcaklığın 35 dereceyi bulduğunu, yine de oruç tutarak ibadetlerini yapmaya çalıştıklarını söyledi.

Gürükçü, "Sıcak nedeniyle çok terliyoruz. Bu da susuzluğa neden oluyor. Bulunduğumuz yörede rutubet de var. Emek harcıyoruz ama Allah kolaylığını veriyor." diye konuştu.

İşçilerden Saffet Günarslan ise çalışırken en çok susuzluğun kendilerini zorladığını vurgulayarak şunları dile getirdi:

"Susuzluk başka bir şey. Ramazan ayında oruçlu çalışmak zor. Serada sıcaklık yüksek ama çalışmak zorundayız. Her işin bir zorluğu var. Sabahın erken saatlerinde sıcaklığı çok hissetmiyorsunuz ama öğlene doğru sıcaklık artıyor. Havalandırma olsa da serada sıcaklık daha yoğun hissediliyor ancak işverenlerimiz bize yardımcı oluyor."

İşçilerden 53 yaşındaki Nihal Özdemir ise tüm zorluklara rağmen çalışmak zorunda olduklarını anlattı. İki çocuğundan birinin üniversitede, diğerinin ise lisede okuduğunu belirten Özdemir, aile ekonomisine katkı sağlamak için çalıştığını kaydetti.

Özdemir, "Sabah 04.00 gibi kalkıp evin işlerini yapıyorum. İftar hazırlığı yapıyorum. Çocukları okula gönderdikten sonra seraya geliyorum. Çok şükür halimize. Zor olsa da çalışmak zorundayız." ifadelerini kullandı.

Serada çalışan işçilerden 3 çocuk annesi 42 yaşındaki Hülya Özdemir de sabahın erken saatlerinde kalkıp evdeki işlerini tamamladıktan sonra seraya çalışmaya geldiklerini söyledi.

Sabah saatlerinde sıcaklığın az olduğunu ancak öğlen saatlerine doğru bunun arttığını belirten Özdemir, ramazanda sıcak ve susuzluk nedeniyle biraz halsizlik hissettiklerini ancak işlerini bitirmeye çalıştıklarını dile getirdi.

 

Hangi Ülke Tarım Uydusu Fırlatacak?

Edinilen bilgiye  göre, İsrail Uzay ve Havacılık Enstitüsü (IAI) tarafından geliştirilen Venüs uydusu, dünya yörüngesinde, İsrail topraklarında çevre şartlarının değişmesi, su kaynakları, bitki örtüsü ve ormanların durumu, tarım arazilerinin özellikleri konusunda dış uzaydan bilgi toplayacak.

İsrail'in tarım ve çevre konusunda bilgi toplamak için tasarladığı ilk uydu olan Venüs uydusu, 1 Ağustos'ta Fransız Guyanası'ndan fırlatılacak. Dört yıl üç ay hizmet süresi olan Venüs uydusu Fransız Uzay ve Havacılık Enstitüsü (CNES) ile yapılan işbirliği ile üretildi.

Uydu, Fransız Arianespace şirketinin roketi ile uzaya fırlatılacak. Projede yer alan diğer İsrail firmalarından ELBIT uydunun teleskop sistemlerini geliştirirken, RAFAEL, yön ve itici roketleri imal etti.
 
 

Tarımda Yeni İstihdam Hedefleniyor

AB'nin "Katılım Öncesi Yardım Aracı" desteklerinin ikinci döneminde 5 yıl içerisinde 1,4 miyar euroluk kaynağın çiftçilere aktarılması ve bu süreçte 110 bin yeni istihdam oluşturulması hedefleniyor.

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPARD) desteklerinde ikinci döneme başladı. IPARD II Programının birinci çağrısı sonucunda ilk imzalar atıldı. 2014-2020 yıllarını içeren ikinci uygulama döneminde tarım sektörünün ve kırsal alanların sürdürülebilir kalkınması için desteklenen sektörlere yenileri eklendi, hibe oranları artırıldı.

TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı, kurumun, IPARD I Programında verilen hibelerle 2,3 milyar euroluk bir yatırım gerçekleştirildiğini ifade etti. Bu program sonucunda 57 bin kişiye istihdam sağladıklarını dile getiren Antalyalı, yaklaşık 10 bin 650 yatırımcı ile sözleşme imzaladıklarını kaydetti.

110 bin istihdam hedefleniyor

Antalyalı, IPARD-II Programı dahilinde 5 yıl içerisinde yaklaşık 1 milyar 45 milyon euroluk kaynağı yararlanıcılar ile buluşturacaklarını belirterek, "Bu dönemde yararlanıcı sayımızı 20 bine, yeni istihdam sayısını da en az 110 bine çıkarmayı hedefliyoruz." diye konuştu.

IPARD II'nin ilk proje çağrısında 8 bin 789 proje başvurusu aldıklarını, aralarından bin 639 projeyi desteklenmek üzere seçtiklerini ifade eden Antalyalı, "İlk çağrıda 16 farklı sektörü destekliyoruz ve vatandaşlarımıza 853 milyon lira hibeyi bugün itibarıyla kullandırmaya başlıyoruz. Buradan yaklaşık 1,4 milyar liralık yatırım gerçekleşecek." ifadelerini kullandı.

Tarımsal işletmelerin fiziki yatırımlarına 811 milyon lira hibe

Bu desteklemede lokomotif alanın "tarımsal işletmelerin fiziki varlıklarına yönelik yatırımlar" olduğuna dikkati çeken Antalyalı, bu alanda 536 proje desteklediklerini, 811 milyon liralık yatırım gerçekleştirileceğini ve 553 milyon liralık hibe verileceğini söyledi.

Antalyalı, özellikle Milli Tarım Projesi çerçevesinde de kırmızı et üretimini öncelikli sektör gördüklerini, bunun ilk adımı olarak 291 projeye 300 milyon lira destek vereceklerini dile getirerek, şunları kaydetti:

"Aynı tedbir kapsamında 173 süt üretimi, 65 kanatlı eti ve 7 yumurta tavukçuluğu projesi desteklenecek ve söz konusu sektörlerde toplamda 256 milyon liralık bir kaynağı yararlanıcılarımızla buluşturacağız. Gıda fiyatlarının düzenlenmesi için çok önemli yer tutan soğuk hava depolama tesislerine yatırım tutarı yaklaşık 93 milyon lira olan 35 tesis kurulacak, söz konusu projelere yaklaşık 47 milyon lira hibe sağlanacak. Aynı tedbir altında 22 süt işleme, 8 et işleme, 1 kanatlı eti işleme, 2 su ürünleri işleme yatırımı da uygun bulundu ve bunların hepsinin sözleşmelerinin imzalanma süreci kısa zamanda bitecek."

Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Yatırımları" tedbirinin de istihdam açısından çok önemli olduğunun altını çizen Antalyalı, hacmi daha küçük projelerin desteklendiği söz konusu tedbirde de toplam yatırım tutarının 201 milyon lira olduğunu, bin 35 projenin sözleşme imzalamaya hak kazandığını ve söz konusu yatırımlara 100 milyon liranın üzerinde hibe sağlanacağını vurguladı. Antalyalı, bu kapsamda Kurumun, bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi ve bitkisel ürünlerin işlenmesi ve pazarlanması sektöründen 575, arıcılık ve arı ürünlerinin üretimi, işlenmesi ve pazarlanması sektöründen 256, zanaatkarlık ve katma değerli yöresel ürünler sektöründen 57, kırsal turizm sektöründen 75, kültür balıkçılığı sektöründen 6 projeyi destekleyeceklerini bildirdi.

Antalyalı ayrıca, IPARD-II Programının yeni sektörlerinden olan makine parkları ve yenilenebilir enerji yatırımlarını da bu tedbir kapsamında desteklemeye başladıklarına işaret ederek, "İlk çağrı sonucunda 22 makine parkı ve 44 yenilenebilir enerji yatırımı sözleşme imzalamaya hak kazanmıştır. Bu tedbir kapsamında 75 projenin desteklendiği kırsal turizm sektörüne de 56 milyon lira aktarılacak." ifadelerini kullandı.

"İlk çağrı sonucu yapılacak yatırımlarda 10 bin kişi istihdam edilecek"

Söz konusu programı 42 ilde uyguladıklarına dikkati çeken Antalyalı, ilk çağrıya en çok Elazığ, Sivas, Ankara ve Afyon'dan başvuru geldiğini söyledi.

Antalyalı, ilk çağrı sonucu verilecek hibelerle 10 binin üzerinde kişiye istihdam sağlanacağını da kaydetti.
 
 

Tarımda Lise Projesi

Bir dizi proje ile tarımsal eğitime destek vermeye odaklandıklarını ifade eden Bursa Ticaret Borsası (BTB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, 100 dönümlük bir arazide Tarım Meslek Lisesi kurulması için Bursa İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile görüşmelere başladıklarını duyurdu.

Bizler iş adamları olarak sanayi ve tarım yatırımları ile insanımızın eğitimi konusunda üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Önemli bir tarım bölgesi olan Bursa’da bu anlamda bir okul açmak ve yeni teknolojileri anlayan, kullanabilen, alanındaki hızlı değişime uyum sağlayabilen ve karşılaştığı sorunları çözebilen bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz” dedi.

Bizler iş adamları olarak sanayi ve tarım yatırımları ile insanımızın eğitimi konusunda üzerimize düşeni yapmaya çalışıyoruz. Önemli bir tarım bölgesi olan Bursa’da bu anlamda bir okul açmak ve yeni teknolojileri anlayan, kullanabilen, alanındaki hızlı değişime uyum sağlayabilen ve karşılaştığı sorunları çözebilen bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz” dedi.

Borsamızın da ana faaliyet konuları arasında yer alan tarım ve hayvancılık sektörleri için Hükümetimiz tarafından açıklanan 'Milli Tarım Politikası' kararlarının kısa ve orta vadede etkisini fazlasıyla göreceğiz diye düşünüyorum. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bundan sonraki süreçte uzun soluklu tarım reformları ile destekleme politikaları, tarım sektörüne ayrı bir ivme katacak ve Türkiye’de tarım sektörü bundan sonraki süreçte daha öngörülebilir hale gelecektir” diye konuştu.
 
24.5.2017
Devamı tarım lisesi

Önemli Kongre Başladı!

Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet İstanbulluoğlu, "Birleşmiş Milletler Gıda Programı verilerine göre, yaklaşık 1 milyar insan temel besin kaynaklarına ulaşamamaktan dolayı yetersiz beslenmekte." dedi.

Trakya Üniversiteler Birliği adına Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından düzenlenen "2. Uluslararası Balkan Tarım Kongresi", Tekirdağ'da başladı.

Prof. Dr. İstanbulluoğlu, rektörlük konferans salonundaki açılışta, bu tür kongrelerde tarımdaki sorunların dile getirildiğini ve çözüm için önerilerin sunulduğunu söyledi.

Tarımda çalışanların oranının Amerika Birleşik Devletlerinde yüzde 2-3, Avrupa Birliği ve Japonya yüzde 4-5, Türkiye'de yüzde 21 ve Çin'de yüzde 50 civarında olduğunu aktaran İstanbulluoğlu, "Geçen yüzyıla baktığımızda nüfusun çoğu kırsal kesimde yaşamaktaydı. Günümüzde ise kentsel nüfus, tarımla uğraşan nüfusu geçmiştir. Dünya nüfusu tarım sektöründe azalırken üretilen tarım ürünlerinin toplamı, dünyanın her yerindeki açlık sıkıntısını ortadan kaldırmaya yetecek kadardır." diye konuştu.

İstanbulluoğlu, gelişmiş ülkelerin ellerindeki ürünleri çürütmek pahasına stoklaması nedeniyle birçok insanın temel besin kaynaklarına ulaşamama sebebiyle yetersiz beslendiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Birleşmiş Milletler Gıda Programı verilerine göre, yaklaşık 1 milyar insan temel besin kaynaklarına ulaşamamaktan dolayı yetersiz beslenmektedir. Tarım, çeşitli besin maddelerini üreten, bunları işleyerek çeşitlendiren bireylerin ve toplumların sağlığı ve sosyoekonomik kalkınma üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Tarım, araziyi kullanırken toprağı yok etmeyen, onu üretken kılan ve yaşam güvencesi sağlayan bir sektördür."

Kongrenin açılışına, Tekirdağ Vali Yardımcısı Suat Yıldız, Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat, Arnavutluk, Kosova, Bulgaristan, Yunanistan, Romanya ve Makedonya'dan temsilciler katıldı.
 
 

Tarım Kredi Kooperatifleri 500 Personel Alımı Yapacak

Tarım Kredi Kooperatifleri 500  personel alımı yapılacağını duyurdu. Açıklamada "FETÖ Terör Örgütü ve diğer Terör Örgütleri ile irtibatlı olanların ve emekli olanların ayrılması ile oluşan yeni ihtiyaçlar ve norm kadro çalışması beklenilmiş olup, daha önce 400 olarak belirlenen alım sayısı 500 olarak revize edilmiştir" denildi.

Tarım Kredi Kooperatifleri 10-25 Mayıs 2017 tarihleri arasında yapılacak olan personel alım başvurusuna ilişkin yaptığı açıklamada, "17 Bölge Birliğimize bağlı Kooperatiflerde 286 Kooperatif Görevlisi ile 204 Ziraat Mühendisi, Merkez Birliğimiz Rehberlik ve Teftiş Kurulu Başkanlığına 10 Müfettiş Yardımcısı, olmak üzere toplam 500 personel (FETÖ Terör Örgütü ve diğer Terör Örgütleri ile irtibatlı olanların ve emekli olanların ayrılması ile oluşan yeni ihtiyaçlar ve norm kadro çalışması beklenilmiş olup, daha önce 400 olarak belirlenen alım sayısı 500 olarak revize edilmiştir) alımı yapılacaktır. Kooperatif Görevlisi ve Ziraat Mühendisi alımları için başvurular 10-25 Mayıs 2017 tarihleri arasında yapılacaktır. Müfettiş Yardımcısı alımı başvuru tarihleri ile koşulları sitemizden bilahare yayınlanacaktır" açıklamalarına yer verdi.

Adaylarda aranan genel şartlar

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,

Medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olmak,

Sınav tarihi itibariyle 30 yaşından büyük olmamak (Sınav tarihleri Tablo III'de belirtilmiştir),

Erkeklerde askerlikle ilişkisi olmamak veya tecilli olmak (halen askerlik görevini yapanlar başvuruda bulunabilecek ve sınava katılabileceklerdir),

Kamu haklarından mahrum bulunmamak,

Taksirli suçlar hariç, ağır hapis veya altı ay ya da daha fazla hapis ya da affa uğramış olsalar bile yağma, hırsızlık,dolandırıcılık, hileli iflas, sahtecilik, zimmet, irtikap, rüşvet gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyeti kırıcı fiiller, görevi kötüye kullanma, güveni kötüye kullanma, kaçakçılık, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, kara para aklama, devlet sırlarını açığa vurma, terör eylemlerine katılma ve bu gibi eylemleri tahrik ve teşvik suçları ile kamunun sağlığına ve kamu güvenine karşı işlenen suçlardan biriyle hüküm giymiş olmamak,

Görevini yapmaya mani akli ve bedeni hastalığı bulunmamak,

Yurdun her yerinde çalışmayı kayıtsız ve şartsız kabul etmek.

Özel şartlara ilişkin açıklama

Personel istihdamı Bölgesel olup, başvuruda bulunacak adayların, kendisinin veya ailesinin (bekâr adaylar için anne/baba, evli adaylar için eşin ikametgâhı kabul edilmektedir) son 6 aydır, tercih edecekleri Bölge Birliğine bağlı illerden (Tablo III'de belirtilmiştir) birinde ikamet ettiğini ibraz etmesi gerekmektedir. (Nüfus Müdürlüğünden alınacak adres bilgileri raporu)

Lisans mezunu adayların, ÖSYM tarafından 22 Mayıs 2016 tarihinde yapılmış olan 2016-KPSS (Lisans) sınavına girmiş ve KPSS-P3 puan türünden en az 60 puan almış olması, ayrıca adayların, Üniversitelerin Siyasal Bilgiler, Hukuk, İktisat, İşletme, İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri ile bunlara denkliği Yükseköğretim Kurulu tarafından kabul edilen yurtdışındaki en az dört yıl süreli fakültelerden mezun olması gerekmektedir.

Önlisans mezunu adayların, ÖSYM tarafından 16 Ekim 2016 tarihinde yapılmış olan 2016-KPSS (Önlisans) sınavına girmiş ve KPSS-P93 puan türünden en az 60 puan almış olması, ayrıca Tablo-I'de belirtilen bölümlerden herhangi birinden mezun olması gerekmektedir.

Ziraat Mühendisleri adaylardan, Bitki Koruma Ürünleri Bayilik veya Toptancı izin Belgesi olanlar Bölüm ve KPSS şartı aranmaksızın müracaat edebileceklerdir.

Bitki Koruma Ürünleri Bayii veya Toptancı İzin Belgesi bulunmayanlar Kamu Personeli Seçme Sınavı puanı ile başvuruda bulunabileceklerdir. Kamu Personeli Seçme Sınavı puanı ile başvuruda bulunan Ziraat Mühendislerinin ÖSYM tarafından 22 Mayıs 2016 tarihinde yapılmış olan 2016-KPSS (Lisans) sınavına girmiş ve KPSS-P3 puan türünden en az 60 puan almış olması gerekmektedir. Mülakat neticesinde başarılı bulunarak göreve başlatılmaları halinde, başlatıldıkları tarihten sonra T.C. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılacak olan ilk iki Bitki Koruma Ürünleri Bayi Veya Toptancılık Sınavından birinde başarılı olmaları ve Bitki Koruma Ürünleri Bayii veya Toptancı İzin Belgesini Kuruma ibraz etmeleri gerekmektedir. Bu durumdaki Ziraat Mühendislerinden sınav sonucunda alacakları Belgeyi Kuruma ibraz edeceğine dair Taahhütname alınacak olup, taahhütnamenin şartlarını yerine getiremeyen adayların iş sözleşmeleri sonlandırılacaktır.

KPSS'de yüksek puan almak işe başlatılmalarda tek başına bir hak teşkil etmeyecektir. Yanlış, yanıltıcı veya yalan beyanda bulunanlar ile bilgilerindeki tutarsızlıklar yüzünden yerleştirmesi yapılamayan adaylar bu durumdan dolayı bir hak iddia edemeyecektir. İlan ve ekinde yer alan iş talep formlarının açıklama bölümünde belirtilen niteliklere sahip olmayan adaylar, yerleştirmeden doğan tüm haklarını kaybedeceklerdir.
 

Dev Rezidanslarda Tarım Yapılacak!

Nurol GYO, konut ve ofis projelerine insan odaklı çözümler sunacağını açıkladı.

İnsanların ihtiyaçlarının dört duvar olmadığını söyleyen Nurol GYO Yönetim Kurulu Üyesi Ceyda Çarmıklı Kılıçaslan, “Gayrimenkulü sadece bir yatırım aracı olarak görmek çok yanlış. Bu işin özünde insan olduğunu unutmamak lazım. Yaşadığımız ev veya çalıştığımız ofis bir sığınaktan daha ötesi. Sektöre biçilen elbiseyi giymeyi kabul etmiyoruz” dedi. Geliştirdiği insan odaklı yaklaşımlarını, ‘N Çözümleri’ başlığı altında toplayan şirket, doğal gün ışığı, hacim ve eko-yerleşke ile ilgili standartlarını belirledi. 

Kılıçaslan, “Gün ışığını iç mekanlara maksimum taşımaya yönelik çözümümüz ‘N-Light’ (Nurol Işık Çözümü), insanlara ferah hissettirecek iç ve dış mekan tasarım çözümümüz ‘N-Space’ (Nurol Hacim Çözümü), doğayla uyumlu bir yaşam kültürünü oluşturan çözümümüz ‘N-Green’i (Nurol Doğa Çözümü) bilimsel verilerle ortaya koyuyoruz. Permakültür uzmanları ile projeden ev alanlara tarım eğitimi verip yeşil alanlar yaratmalarını sağlayacağız” dedi. Nurol GYO Genel Müdürü Samim Hatipoğlu ise, “Seyrantepe’deki Nurol Life’ta satış yüzde 55’e, Mecidiyeköy’deki Nurol Tower’da yüzde 75’e, Basın Ekspress’teki Nurol Park’ta yüzde 80’lere geldi” dedi. 

KAYNAK: hurriyet.com
 

Dünyada Açlık Sınırının Altındaki Nüfusun Yüzde 30’u Afrika’da

Antalya’da başlayan Türkiye-Afrika 1. Tarım Bakanları Toplantısı ve Tarım İş Forumu’nun açılışında konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, tarım sektörünün insanlara gıda, sanayiye ham madde temin eden stratejik bir sektör olduğunu söyledi.

Dünya nüfusunun yüzde 15’ine, dünyadaki tarıma elverişli arazilerin yüzde 25’ine sahip olan Afrika’nın, küresel ekonomideki payının sadece yüzde 3 olduğuna vurgu yapan Çelik, “Geniş ve verimli arazileri, zengin doğal kaynakları ve insan kapasitesiyle Afrika, dostlarıyla beraber bu makus talihini yenecek güce ve bilgeliğe sahiptir. Türkiye olarak, Afrika’nın bu gayretinde daima güvenilir bir partner olduk ve olmaya devam edeceğiz” dedi.

“Her Yıl 12 Milyon Hektar Arazini Tarım Dışına Çıkıyor”

Dünya nüfusunun 2050 yılında 9 milyarı aşacağının tahmin edildiğini, en fazla nüfus artışının Sahraaltı Afrika’da yaşanacağının öngörüldüğünü belirten Çelik, dünya nüfusunu beslemek için kullanılan tarım alanının 1,4 milyar hektar olduğunu, her yıl 12 milyon hektar arazinin çeşitli nedenlerle tarım dışına çıktığını bildirdi.

2050’ye kadar küresel tarımsal hâsılasının yüzde 60 oranında artırılması gerektiğini, aksi takdirde dünyanın çok büyük siyasi, iktisadi, sosyal ve insani krizlerle karşı karşıya kalacağını kaydeden Çelik, şöyle devam etti:

“Ülkeler için gıda arz güvenliği artık ulusal güvenlik meselesi haline gelmiştir. Afrika’da ise biraz daha kritik bir durumla karşı karşıyayız. Afrika’nın 1,1 milyar hektarlık kısmı tarıma elverişli. Bunun da sadece 270 milyon hektarı tarımda kullanılıyor ve 16 milyon hektarlık kısmı ancak sulanabiliyor. Bugün dünyada açlık sınırının altındaki nüfusun da yüzde 30’u Afrika ülkelerinde yaşıyor.

Afrika’da açlıktan ölümler yaşanırken, Uluslararası Hububat Konseyi küresel tahıl stoklarının 500 milyon tonu aştığını açıkladı. Afrika’yı sömüren, kemiren ve nihayetinde semirenler şimdilerde kasalarını, ambarlarını doldurma derdinde. Gerçek dostları olarak biz Afrika’nın hep yanında olduk ve yanında olmaya devam edeceğiz. Kıtanın yüksek tarımsal potansiyeli doğru değerlendirildiğinde, kendi gıda ihtiyacını fazlasıyla karşılayacağına inanıyoruz. İki gün boyunca yapacağımız görüşmelerde ‘Afrika sorunlarına Afrika çözümleri’ üretmek için kafa yoracağız.”

“Her ülke kendi milli tarım projesini oluşturmalı”

Türkiye’nin Afrika ile tarımsal ticaretinin 2003’te 480 milyon dolar iken, geçen yıl 2,5 milyar dolara yükseldiğine işaret eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, Afrika tarımında sorunlar giderildikçe, tarımın gelişeceğine ve tarımsal ticaret kapasitesinin de artacağına inandıklarını bildirdi. Çelik, bu amaçla Türkiye ve Afrika’dan 800’e yakın iş adamının katılımıyla düzenledikleri Türkiye-Afrika Tarım İş Forumu’nu, bir dönüm noktası olarak gördüklerini vurguladı.

Avrupa’nın en büyük tarımsal gücü olan Türkiye’nin önemli bir tarım potansiyeline sahip olduğunun altını çizen Çelik, “Ürettiklerimizi sadece 80 milyon vatandaşımızla değil, ülkemize sığınan 3 milyonu aşkın Suriyeli ve Iraklı göçmenlerle ve mazlumlarla paylaşıyoruz” ifadesini kullandı.

Afrika ülkeleriyle iş birliğini uzun vadeli stratejik bir plan olarak gördüklerini belirten Çelik, bu nedenle her ülkenin kendi milli tarım projesini oluşturması ve hayata geçirmesinde her türlü teknik desteği vereceklerini söyledi.
 

TMO’nun Müdahalesi Arpa Fiyatını Düşürdü

Arpa fiyatlarının armasıyla birlikte Toprak Mahsulleri Ofisi, Ukrayna’dan gelen 25 bin ton arpayı yem sanayicilerine ve besicilere dağıtmak amacıyla gerekli kontrolleri gerçekleştirdi.

İç piyasada arpanın değeri 1000 TL’ye kadar yükselmişti. İthal edilen 25 bin ton arpa çeşitli şehirlere sevk edilmek üzere kamyonlara yüklenmeye başladı.

Ukrayna’dan gelen arpayı yerli tüketicilere ulaştırmak için seferber olan Toprak Mahsulleri Ofisi Bandırma Şube Müdürü Suat Ünlü, “Ukrayna’dan Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından ithal edilen 25 bin ton arpayı yem sanayicilerine ve besicilere ulaştırıyoruz. TMO olarak artan arpa fiyatlarına denge getirerek, piyasayı düzenliyoruz. Piyasadaki fiyat istikrarını sağlamak için aynı ithal uygulamasını en kısa zamanda mısır için de hayata geçireceğiz. Artan fiyatlar karşısında bu uygulama ile istikrarı sağlayacağız” dedi.

TMO’nun fiyatların düşmesinde önemli bir aktör olduğunu belirten Ünlü sözlerini şöyle sürdürdü:

“TMO’nun varlığı ürün fiyatlarında istikrarı sağlıyor. Tüketiciler ve sanayiciler açısından oldukça olumlu katkılarda bulunuyoruz. Şöyle ki son zamanlarda arpa fiyatlarının bin lira seviyelerine ulaşmasının ardından, TMO’nun arpa ithal etmesiyle arpa fiyatları 750-760 lira bandına geriledi. Bu da arpa tüketicilerine, yem sanayicilerine, besicilere ve kanatlı hayvan üreticilerine çok olumlu şekilde yansıdı“ ifadelerini kullandı.

Gelen ürünlerin GDO’lu olabileceği yönündeki söylentilere açıklık getiren söylentilerine Ünlü, "Bu hususta çok fazla titiz davranıyoruz. Gemiyi yanaştırmadan önce alınan numuneleri önce Bandırma’da, daha sonra da Balıkesir, İzmir ve Konya’da bulunan laboratuarlarımızda dört kez tahlil ettiriyoruz. Bütün değerler normal çıktığı takdirde geminin limana yanaşmasına ve ürünün boşaltılmasına izin veriyoruz” dedi.

KAYNAK:İHA
 

Tarımda Türkiye-Afrika İş Birliği


Türkiye'nin ve Afrika ülkelerinin üst düzey temsilcileri, Tarım Bakanları 1. Toplantısı ve Tarım İş Forumu kapsamında tarım sektöründe iki ülkenin iş birliğini ve ticaretini geliştirmek için Antalya'da bir araya gelecek.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca Türkiye ile Afrika ülkeleri arasında "Tarım Bakanları 1. Toplantısı ve Tarım İş Forumu" düzenlenerek Afrika ülkeleriyle tarım konusunda kapsamlı görüşmeler yapacak. Buna göre, tarım konusunda işbirliği ve tarımsal ürünlerin ticaretinin iyileştirmesi için brifingler verilecek.

27-28 Nisan tarihlerinde Antalya'da gerçekleştirilecek forumda ana konu, "Gıda Güvenliğinin Sağlanmasında Türkiye-Afrika Kırsal Kalkınma Ortaklığı" olarak belirlendi. Foruma, Afrika ülkelerinin tarım, kırsal kalkınma ve balıkçılıktan sorumlu bakanlarıyla birlikte büyükelçilerin; uluslararası kuruluşlar ve özel sektör temsilcileri ile birlikte 300’e yakın üst düzey yetkilinin katılması bekleniyor.

Forum süresince, ülkeler arası tarımsal finansman ve krediler, tarımsal mekanizasyon ve sulama sistemleri, iklim değişikliği dayanıklılığı, tarımsal ticaret ve yatırım, tarımsal girdiler, tarımsal sanayi, gençlerin istihdamı gibi konular ele alınacak. Ayrıca, kırsal kalkınmada kadın, gıda ve beslenme güvenliği gibi konular masaya yatırılacak.

Tarımsal ürünlerin ticaretinin artırılması hedefleniyor

Forumda, iş adamlarının ikili görüşmelerde de bulunarak ve Afrika ile Türkiye arasındaki tarım ticaretinin artırılmasına dönük istişare toplantılarının yapılması hedefleniyor. Bu yolla ticaret hacminin artırılması ve yatırımlara ivme kazandırılması planlanıyor.

Organizasyon kapsamında, Afrika ülkeleri ve Türk tarımının tanıtıldığı sergiler açılacak.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yanı sıra ana paydaşları Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, Türk Hava Yolları ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği olan etkinlik, Afrika ülkeleriyle forum ve bakanlar toplantısının bir arada yapılması bakımından ilk olma özelliği taşıyor.

Türk tarım sektörünün üst düzey temsilcilerinin katılacağı toplantı ve foruma, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik'in de iştirak etmesi bekleniyor.

KAYNAK: AA
 

Son 15 Yılda Ne Kadar Tarım Arazisi Toplulaştırıldı?

Türkiye'de son 15 yılda yürütülen çalışmalarla 5 milyon hektar tarım arazisinin toplulaştırılması gerçekleşti. 2002 yılına kadar sadece 450 bin hektar toplulaştırma gerçekleşmişti. 2023 yılına kadar 7 milyon hektar toplulaştırılmanın gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, 8. Ortadoğu Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk ve Süt Endüstrisi Fuarı’nın gerçekleştirildiği Diyarbakır teması sırasında AA muhabirine bir dizi açıklamalarda bulundu. 8. Ortadoğu Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk ve Süt Endüstrisi Fuarı’na katılımın yoğun olduğunu belirterek, "Tarımda dönüşümü ve üretimi artırmak zorundayız" dedi.

‘1 milyar insanın yoksullukla, 800 milyon insanın ise açlıkla karşı karşıya’

Tarım üretiminin önemine vurgu yapan Mehmet Hamdi Tunç, dünya genelinde 1 milyar insanın yoksullukla, 800 milyon insanın ise açlıkla karşı karşıya olduğunu belirterek, yılda 1.4 milyar ton gıdanın israf edildiğini belirtti. Obeziteye de değinen Tunç şöyle devam etti:

"Sefalet ile sefahat yan yana. Tarımda dönüşümü ve üretimi artırmak zorundayız. Tarımı stratejik ve rekabete dayalı iktisadi bir sektör olarak ele alıyor, yeni dönemde önemli projeleri hayata geçiriyoruz." dedi.

Son yıllarda uygulanan doğru tarım politikalarıyla tarımda büyük gelişmeler gösterildiğini belirten Tunç, tarımsal ürün ihracatının 16,3 milyar dolara çıktığını ifade etti. Tunç, "2023 yılında 40 milyar dolarlık tarımsal ürün ihracatı hedefliyoruz ve çalışmalarımızı bu vizyonla sürdürüyoruz" diye konuştu.

‘2 milyon hektar alanda toplulaştırma sürüyor’

Türkiye'de ilk olarak 1961 yılında Konya'da başlatılan uygulamayla 2002 yılına kadar 450 bin hektar arazide toplulaştırmanın tamamlandığını kaydeden Tunç; bu çalışmalar sayesinde 5 milyon hektar arazinin toplulaştırılmasının sağlandığını, 2 milyon hektar alanda da bu uygulamanın sürdüğünü ifade etti.

Bakanlık olarak tarım arazilerinin toplulaştırılmasına büyük önem verdiklerini ifade eden Tunç sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hedef, 2023 yılına kadar 7 milyon hektar alanda toplulaştırmayı tamamlamaktır. Diyarbakır'da 225 milyon lira kaynak kullanarak 645 hektar alanda toplulaştırma sağlandı, 4 bin hektar arazinin toplulaştırılması sürüyor. Hedefimiz 2023 yılına kadar Diyarbakır'da 717 bin hektar alanda toplulaştırmayı tamamlamaktır."

KAYNAK: AA
 

Asıl Neden Politik-Ekonomik Sorunlar!

Rusya’nın önemli ekonomi uzmanlarından Prof. Dr. Nikita Kriçevski, Türkiye ile Rusya arasında devam eden tarım ürünleri ihracatı problemine ilişkin olumlu değerlendirmelerde bulundu.

Rusya ile Türkiye'nin tarım köy ürünleriyle ilgili sorunları çözeceğine inandığını söyleyen Kriçevski: “Bence Rusya ve Türkiye arasındaki tarım köy ürünleri sorunları büyük siyasi ekonomi anlaşmazlığın bir parçası olmakta. Şuanda domates savaşı bir bahane gibi. İki ülke arasındaki büyük anlaşmazlıklar çözülür çözülmez biz Türk domates ve diğer tarım ürünlerini tüketmeye devam edeceğiz. Dolayısıyla benim bu konudaki fikrim kesinlikle olumlu” dedi.

İşin perde arkasında politik sorunların bulunduğunu ifade eden Kriçevski sözlerini şöyle sürdürdü:

“Burada politik ekonomik sorunlar var. Öncelikle doğalgaz, ikincisi de nükleer santral inşaatı ile konular. Evet, Türkiye bu projelere yeşil ışık yaktı, ama sanki bir yerlerde takıldı kaldı gibi. Ama sorunların çözüleceğine inanıyorum.”
 

Yeni Düzenleme Resmi Gazete’de Yayımlandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Damızlık Koç Teke Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı. Damızlık koç, teke, manda düvesi, kaz ve hindi yetiştiriciliğiyle arıcılık ve ipekböcekçiliği desteklerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Damızlık Koç Teke Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu tebliğin esasına göre desteklerden; birlikler ve damızlık koç, teke alan birlik üyesi yetiştiriciler yararlanabilecek.

Desteklemelerden yararlanmak isteyen birlikler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenmiş illerde, il müdürlüğüne müracaat edecek. Tebliğ kapsamında kurulacak işletmelere yönelik hibe desteği, söz konusu işletmelerden damızlık koç ve teke satın alan birlik üyesi yetiştiricilere alım tutarının yüzde 50’si kadar uygulanacak.

Yatırım yapan birlikler ağıl inşaatı, kapasite artırımı, iyileştirme, makine, alet ve ekipman alımı desteklerinden bir kez yararlanabilecek. Koç ve teke alımı desteklemesinden birlikler yararlanamayacak. Yetiştiricilerin satın alacağı damızlık koç ve tekelerin uygulama rehberinde belirlenmiş teknik ve sağlık şartlarını taşıması gerekecek. Damızlık olarak yetiştirilecek hayvanlar bölgedeki hâkim ırk olacak.

Bu kapsamdaki hibe desteğinden, projesi onaylanan ve belirtilen süre içinde yatırımını tamamlayan birlikler yararlanacak. Her 50 baş dişi manda için 1 baş manda boğası Bakanlığın Damızlık Manda Düvesi Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme kapsamındaki desteklerden yeni yatırım, iyileştirme veya kapasite artırımı projeleriyle başvuran yatırımcılar yararlanacak. Tebliğ kapsamında kurulacak işletmelere, inşaat yatırımına, damızlık dişi manda ve manda boğası alımına, yem karma ve dağıtma makinesi ve gübre sıyırıcı alımına yüzde 50 tutarında hibe desteği sağlanacak.

Karar kapsamında, gerçek veya tüzel kişiler hibe desteğinden bir kez yararlandırılacak. Kurulacak işletmelerde her 50 baş dişi manda için 1 baş manda boğası olacak. En az 30 arılı kovana sahip olma koşulu Arıcılık, İpekböcekçiliği, Kaz ve Hindi Yetiştiriciliği Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliği de Resmi gazete'de yayımlandı. Üretim potansiyeline göre Bakanlıkça belirlenecek illerde 2017-2019 yılları arasında söz konusu yatırımların desteklenmesine ilişkin usul ve esasları kapsayan düzenleme kapsamında, Arıcılık Kayıt Sistemine kayıtlı en az 30 arılı kovana sahip veya arı yetiştiriciliği konusunda eğitim aldığını belgeleyen kişiler desteklemelerden yararlandırılacak. Arıcılık için destekleme konuları bal süzme makinesi, bal eritme ve dinlendirme kazanı, sır alma teknesi, polen tuzaklı boş kovan, elektrik üreten güneş enerjisi sistemi, seyyar arıcı barakası, bal sağım çadırı malzemelerini kapsayacak. Yetiştiriciler, 3 yıl süreyle faaliyetini sürdüreceğine ve almış olduğu makine, alet ve ekipmanı bu süre boyunca işletmesinde faal tutacağına dair taahhütname verecek. 

“Tarım Hiç Eskimeyen Stratejik Bir Alan”

Bu yıl dördüncüsü düzenlenen  “Şanlıurfa Gıda Tarım ve Hayvancılık Fuarı” Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in katılımıyla bugün saat 14.00'te açıldı.

Açılış törenine; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarı Nusret Yazıcı, Şanlıurfa Valisi Güngör Azim Tuna, Şanlıurfa Belediye başkanı Nihat Çiftçi, Şanlıurfa Tarım il Müdürü Murat Çakmaklı ve pek çok ziyaretçi katıldı.

Tarımın hiç eskimeyen stratejik bir alan olduğunu belirten Faruk Çelik, “Tarım hiçbir zaman modası geçmeyecek bir alan. Çok ciddi bir tarım potansiyeline sahibiz. Bu tarım potansiyelinin en akılcı ve en rasyonel biçimde kullanılması noktasında üzerimize düşeni yapacağız. Bu potansiyelin rasyonel kullanılmasının araçlarından birisi de fuarlardır. Fuarlar vasıtasıyla potansiyelimizi nasıl kullanacağımızı, nasıl verime dönüştüreceğimizi bu alanlar bize öncülük ederek gösterecektir” dedi.

Şanlıurfa Ticaret Borsası ve Ziraat Odası ile Start Fuarcılık işbirliğiyle düzenlenen  Şanlıurfa Gıda Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapılarını katılımcılara yarın açacak.

Faruk Çelik’in katılımıyla açılan fuar pazari akşamına kadar ziyaretçilerine açık olacak. Şimdiye kadar organize edilen tarım fuarlarının en kapsamlısı olması nedeniyle yoğun ziyaretçi katılımının olması bekleniyor. Şanlıurfalı katılımcıların dışında, çevre illerden gelecek olan katılımcılarında Şanlıurfa’ya akın ettiği görülüyor.

12-15 Nisan tarihleri arasında 10.00-18.00 saatleri arası ziyaretçilere olan fuarda, birçok konu fuarın gündemini belirleyecek.
Çiftçinin bölgesel teşvikler ve hibe programlarından nasıl yararlanabileceği; Türkiye’de en fazla pamuk, mercimek ve antepfıstığının Şanlıurfa’da yetişiyor olması ve bunların üretiminin daha da artırılmasına dönük nasıl bir planlamanın yapılacağı; tarımsal ürün çeşitliliğine sahip olduğu halde, tarımsal sanayi konusunda neden gelişme gösteremediği; makarnalık buğdayın dünyadaki gen merkezi olması ve bunun geliştirilmesi; GAP’ın olanaklarının daha verimli kullanılması; jeotermal kaynaklara sahip olması, güneşli gün sayısının ve güneşlenme süresinin yüksek olması gibi avantajları sebebiyle seracılık açısından Türkiye'nin parlayan yıldızı olması; Türkiye'nin en fazla organik tarıma elverişli toprak varlığına sahip olması gibi gündem maddeleri hakkında istişareler yapılarak bu konulara ışık tutulacak.

Dünya Tarım ve Gıda İş Birliği Zirvesi'nin Tanıtım Toplantısı, Latanya Otel'de Gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kamuoyu ile paylaştığı 'Milli Tarım Projesi' hedef ve çağrılarına, 2023-2071 vizyonuna katkı sağlayabilmek ve gösterilen hedeflere hizmet edebilmek amacıyla gerçekleştirileceği belirtilen toplantı, Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu öncülüğünde yapılacak. 

Ankara'da 1-4 Mart 2018 tarihleri arasında düzenlenecek 'Dünya Tarım ve Gıda İş Birliği Zirvesi'nin tanıtım toplantısı, Latanya Otel'de gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Tarım meselesi milli meseledir' sözünden yola çıkılan projede; Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu, proje paydaşları, AvrasyaKültür İşbirliği ve İş Lobisi Vakfı, Dünya Ticareti İş Geliştirme Konseyi, Türk-Arap Ekonomi ve Stratejik İşbirliği Derneği, Şangay İşbirliği Örgütü İş Kulübü Gıda Tarım ve Gıda İşbirliği Zirvesi yer aldı. Katılımcı ülkelerden seçkin sektör temsilcileri, yatırımcıları, tarım ve gıda sektöründeki ihracat, ithalat, imalat ve hammadde üretici firmaları, iş adamları, işletmeler, üretici ve tüketici kooperatifleri, birlikler, sivil toplum kuruluşları, akademisyenlerin katılımının sağlanacağı faaliyetin bir yıl sürmesinin beklendiği ifade edildi. Gerçekleştirilecek proje ile ülke tarım ve gıda ihracat hacmini genişletebilmek adına yabancı yatırımcı ve yerli üreticilerin bir araya getirilmesinin amaçlandığı belirtildi.

Uluslararası Tarım ve Gıda Konfederasyonu Genel Başkanı Hakan Yüksel,  Yüksel, "Dünya Tarım ve Gıda İşbirliği Zirvesi'ne, dünyanın en büyük tarım üreticisi olan Türkiye'nin ev sahipliğinde, tüm dünya ülkelerine dünya tarım ve gıda sektöründe söz sahibi bir ülke olduğumuzu göstermek amacındayız. 'Gelin bize yatırımcı olun' çağrıları yapacağız. Ülkelerin neden yatırımcı olması gerektiğini gelip bu zirvede anlatmalarını isteyeceğiz. Bütün dünya iş adamlarını Türkiye'nin başkenti Ankara'da bir araya getirerek, sektörümüze bir hareketlilik kazandırmayı ve tarımın önemini dünyaya anlatmaya çalışacağız.

Etobur Çiçek: Sinekkapan

Bilimsel olarak anlatmak gerektiğinde; Sinekkapan bitkisi veya Venüs Sinek yani asıl adı Venüs Flytrap, Dionaeamuscipula familyasından, ABD'nin güneydoğusundaki sulak alanlarda yetişen, böcek ve örümcekgiller ile beslenen çok yıllık bir bitki olan sinekkapan, etçil bir bitkidir.
Dikenli yapraklarını kapatarak, yaprağın üzerinde bulunan avını sıkıştırır. Özel sindirici sıvı salgılayarak avını öldürür ve beş ila yirmi gün arasında sindirir. Araştırmalar sonucunda böcekkapan bitkisinde elektrik içeren bir mekanizmanın olduğu iddia edilmiştir. Bitki yapraklarının iki ucunda yer alan üçgen şeklindeki üçer tüyün, fiziksel uyarımları elektriksel uyarılara dönüştürebilme özelliği olduğu ve avın yaprak üzerindeki hareketi ile bitkinin elektrik mekanizmasını kullanarak avını yakalayabildiği saptanmıştır.
Bakımı
Aslında bakımı kolay bir bitkidir. Bütün vitamini yakaladığı avlardan alır. Besin kaynağı olmayan peatmoss yani Baltık torfunda yetişir. Yine vitaminsiz sularla büyür ve en çok güneşi sever.
Sulara örnek verdiğimizde saf su, yağmur suyu veya evlerdeki arıtma suları kullanılabilir. Bunların dışında tabi ki hazır sular kullanılabilir ama ölçümleri iyi yapılmalı.
Suyu her zaman alttan veriyoruz bitkiye toprağı ise hep nemli olacak şekilde ve suyu bittikçe ekliyoruz 2,3 cm arası su bulunmalı.
Işık ise günde 4-6 saat arası gün ışığı almalıdır. Bunun dışında yapay ışıkla da büyütülebilir o da 16 saat verilmelidir. Yüksek lümenli ampul kullanılmalı.
Ampulleri alırken herkes voltuna göre alır ve parlaklığını o zanneder. Aslında alınan ampullerin üstünde Lümen yada LM gibi kısaltmayla bir rakam yazar ne kadar yüksek olursa o kadar parlaklık veril volt ise sadece elektrik harcamasıyla ilgilidir. 1500 LM civarı kullanılabilir.
Tropikal bir bitki olduğu için sıcağı sever ama Türkiye şartlarında bu çok mümkün değil. Bitki daha uzun yaşamak için ve kendini soğuktan korunmak için dormancy yani kış uykusuna yatarlar. Bu dönemde daha az ışık daha az su ve 0/10 derece arasında bir sıcaklıkta tutulmalıdır. Çiçeği besleyenler öldüğünü zannederler aslında onlar ilkbaharda çok daha büyümüş şekilde çiçek açarlar.
Kış aylarında sine böcek bulmak hayli zor ama bitkinin illa bir şey yemesine ihtiyacı yoktur. Aldığı ışık ve su onu büyütür. Zaten yaz aylarında sinekleri çeken bir kokusu olduğunda siz bitkinize bir şey yedirmeden o kendisi yakalayacaktır.
 
Sinekkapan bitkisini nasıl yetiştirebiliriz?
Tohum
Venusflytrap’ı tohumdan yetiştirmek kolay olduğu kadar aynı zamanda sabır gerektiren bir süreçtir. Sinekkapan bitkisi dormancy’den çıkarken çiçek üretir. Sinek Kapan tohumu ise genelde nisan ile haziran ayları arasında oluşur. Yani haziranın sonu temmuzun başında en taze sinekkapan tohumları bulma şansınız daha yüksektir. Sinekkapan tohumdan çoğaltma işlemini yılın her dönemi yapabilirsiniz
Etçil bitki tohumlarının maliyeti yüksektir. O yüzden etobur bitki tohumu alırken dikkatli olun. Bilmediğiniz yerden alacağınız etobur bitki tohumlarının sahte olma olasılıkları oldukça yüksektir.
Sinekkapan tohumdan çoğaltma işleminin adımlarını da şu şekilde açıklayayım:
Çiçekten yetiştirme
Sinekkapan bitkisini çiçek sapından çoğaltma işlemi oldukça basittir. Bitki dormancy kış bakımından çıktıktan sonra çiçek sapı üretmeye başlayacaktır. Çiçek sapının 4-5 santime kadar uzamasını bekleyin. Daha sonar çiçek sapını rizoma olabildiğince yakın bir yerden kesin. Kestiğiniz çiçek sapını hazırladığınız toprak karışımına dikiniz. Yetişkin bir venusfly trap yetiştireceğiniz toprak karışımının aynısını kullanabilirsiniz. Sphagnummoss kullanırsanız başarı oranınız biraz daha artacaktır. Çiçek sapını dik bir şekilde 1-2 santim gömün. Daima ıslak tutun ve bolca ışık verin. Çoğalmayı gözlemleyebilmeniz 2 ayı bulabilir o yüzden sabırlı olun.
Çelikten yetiştirme
Sinekkapan bitkinizi yapraktan çekerek çoğaltmak için öncelikle bitkinizi saksıdan çıkarmalısınız. Daha sonra yaprak ile rizomun (soğanın) bağlandığı yerin sağlıklı olduğu bir yaprak seçmelisiniz. Yaprağı sıkıca soğanın yakınından tutun ve aşağı doğru çekin. Yaprak çekerken olabildiğince rizomun beyaz kısmından almaya çalışın. Rizomdan gelen beyaz kısım olmazsa çoğaltma yapamazsınız.
Sinekkapan yapraktan çoğaltma işlemi için yetişkin bir venusfly trap yetiştireceğiniz toprak karışımının aynısını kullanabilirsiniz. Sphagnummoss kullanırsanız başarı oranınız biraz daha artacaktır. Toprağı daima ıslak tutun ve bitkiye bolca ışık verin. Çoğalmayı gözlemleyebilmeniz 2 ayı bulabilir o yüzden sabırlı olun.
Yapraktan sinek kapan çoğaltma işlemini bahar başında saksınızı veya toprağınızı değiştirirken yapmak daha sağlık olacaktır. Aynı zaman etçil bitkiniz dormancy kış bakımından çıkacağı için zaten bir bakım yapmanız gerekecek. Eski kuruyan kapanları keserken bitkinizin yapraklarını ziyan etmeyin. Bu yaprakları sinek kapan çoğaltmak için rahatlıkla kullanabilirsiniz.
 

Tarımsal Araştırma Enstitüleri, Uzmanlık Alanlarına Göre Yapılandırılacak

Tarımsal Araştırma Enstitüleri, Uzmanlık Alanlarına Göre Yapılandırılacak
 
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, her tarımsal enstitüsünün görev alanına giren çalışma konularını ve ürünlerini, Milli Tarım Projesi perspektifinde yeniden belirlediklerini, bu çerçevede enstitülerin kendi sorumluluk alanlarında uzmanlaşacaklarını belirtti.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne (TAGEM) bağlı 48 araştırma enstitüsü ve Türkiye Milli Botanik Bahçesinin görev ve yetkileriyle ilgili düzenlemeye gidiyor. Bu adımla, Türkiye'nin tarım alanında ihtiyacı olan bilgi ve teknolojinin üretilerek, inovasyonun gerçekleştirilmesi hedefleniyor.
Çelik, Milli Tarım Projesi kapsamında havza, konu ve ürün bazında uzmanlaşması, inovasyon kapasitesinin artırılmasına yönelik enstitülerde yapılacak revizyonla, kendi görev alanında ulusal ve uluslararası anlamda uzmanlaşmış bir kurum oluşturulacağını vurguladı.
Her enstitünün görev alanına giren çalışma konularını ve ürünlerini Milli Tarım Projesi perspektifinde yeniden belirlediklerini belirten Çelik, mevcut yapıda enstitülerin çok sayıda araştırma konusu üzerine çalıştığını, aynı konuda birçok kurumun görevlendirildiğini anlattı. Bu durumun, hem insan kaynağı hem de gereksiz altyapı kurulması ihtiyacından dolayı bütçe israfına yol açtığına dikkati çeken Çelik, şöyle konuştu:
"Bu nedenle, ülkesel ve bölgesel ihtiyaçları dikkate alarak her enstitünün, hangi konuda, hangi üründe Ar-Ge faaliyeti yürüteceğini belirledik. Dolayısıyla enstitülerimiz kendi sorumluluk alanlarında uzmanlaşacaklar. Örneğin, tarım ekonomisi araştırmaları, belirlediğimiz 12 enstitü liderliğinde yürütülecek. Diğer enstitüler de ihtiyaç duyulması halinde bu çalışmalara destek olacaklar. Bitki sağlığı araştırmaları konusunda 8, tıbbi, aromatik ve boya bitkilerinde 8, tarım makinalarında 4 enstitümüz uzmanlaşacak. Bu şekilde her enstitümüzün çalışma alanlarını ve yetkili oldukları bölgeleri yeniden belirledik."
"Ar-Ge ve İnovasyon Ofisi kurulacak"
Çelik, enstitülerin ilgili kamu ve özel sektör kurumlarıyla çalışabilecek düzeye ulaştırılmasının hedeflendiğine işaret ederek, bu amaçla en kısa sürede tüm enstitülerde "Özel Sektör Araştırma Ofisleri" açılacağını bildirdi.
Araştırma enstitüleriyle özel sektörün iş birliğini artırmak ve daha fazla ortak proje yapmalarına imkân sağlamak için Ar-Ge ve İnovasyon Ofisi kurulacağını ifade eden Çelik, bu düzenlemeyle, özel sektörün araştırma yapmaya teşvik edilmesi ve kaynakların etkin kullanılması için enstitülerde inovasyon kabiliyetinin geliştirilmesiyle Ar-Ge uygulama bağını güçlendirmenin de hedeflendiğini kaydetti.
Çelik, bu amaçlar doğrultusunda özel sektörün Ar-Ge projeleri için Bakanlık veya ilgili enstitüyle koordineli olarak uygun şartlarda çalışabilmesi için araştırma enstitülerinde gerekli iletişim ağı ve büro malzemelerinin olacağı, uzmanlarla toplantı yapılmasına imkân sağlayacak, ofis olarak kullanılabilecek bir mekânın oluşturulacağını vurguladı.
"21 Ar-Ge ve Mükemmeliyet Merkezi kurma çalışmaları sürüyor"
Enstitülerin altyapılarını geliştirerek, ileri Ar-Ge ve Mükemmeliyet Merkezleri kurulması yönündeki çalışmalarının da devam ettiğini anlatan Çelik, bu kapsamda 2016 yılı içinde Meyvecilik Araştırma Eğitim Merkezi, Soğuğa Dayanıklılık Test Merkezi, Bitki Islahı ve Generasyon Atlatma Merkezi olmak üzere 3 yeni Ar-Ge merkezi kurulduğuna işaret etti.
Bunların yanı sıra 21 merkezin daha kurulma çalışmalarının devam ettiğini belirten Çelik, öne çıkan en önemli projelerden birisinin etçi damızlık tavuk ıslahı çalışmaları olduğunu bildirdi. Çelik, yürütülen çalışmalar sonucunda, 2016 yılında elde edilen ilk yerli etçi damızlıkların bu sene içinde üreticilerin kullanımına sunulacağını açıkladı.
Biyolojik Mücadele Araştırma Merkezi sayesinde, bitki hastalıklarıyla mücadelede biyolojik yöntemlerin kullanılmasına yönelik çalışmaların hız kazandığını, bu sayede kimyasal ilaç kullanımının azaltılacağını da belirten Çelik, şunları kaydetti:
"Ülkemizin dışa bağımlı olduğu konulardan bir tanesi gıda sanayinde kullanılan starter kültürler. Bursa'da kurduğumuz yeni Ar-Ge merkezimiz sayesinde bu konuda da dışa bağımlılığımız tamamen engellenecek. Bunların yanında sektörümüzün ihtiyaç duyduğu pek çok üründe yeni tohum ve fidan çeşitleri geliştirilerek üreticilerimizin kullanımına sunuldu. İlk defa 2016 yılında seçilen 25 üründe politika dokümanları hazırlanmaya başlandı. Bu dokümanlar, o ürünle ilgili geçmişteki durum, mevcut durum, önümüzdeki 5 ve 20 yıllık tahminlerle öngörüleri içerecek. Bu sayede karar vericiler için çok önemli sektörel politika dokümanları oluşturulacak."
 

Tarım Ürünleri İthalatı Azaldı... Canlı Hayvan İthalatı 2 Katına Çıktı !


Türkiye'de geçen yıl tarım ürünleri ithalatı bir önceki yıla göre 204 milyon dolar gerileyerek 11 milyar 40 milyon dolar oldu. Çok tartışılan hububat ithalatı gerilerken, canlı hayvan ithalatında 2 kata yakın artış yaşandı.
​​​​​​​





Ekonomi Bakanlığı verilerine göre bazı ürün gruplarında ithalat rakamları şöyle gerçekleşti;

-Canlı hayvan ithalatı için 604 milyon dolar harcandı. Bu rakam bir önceki yıl 323 milyon dolar seviyesindeydi.

-175 milyon dolarlık balık ve denizde yaşayan diğer hayvanlar ithal edildi. Bu rakam 2015'te 244 milyon dolar olmuştu.

-Süt ürünleri, yumurta ve bal ithalatı 2015'teki 148 milyon dolar seviyesinden 110 milyon dolara indi.

-457 milyon dolarlık sebze ithalatı yapıldı. Bir önceki yıl da 456 milyon dolar ile yakın seviyede ithalat gerçekleştirilmişti.

-Meyve ithalatı ise 2015'teki 465 milyon seviyesinden 541 milyon dolara çıktı.

-Kahve ve çay ithalatı bir önceki yıla göre 16 milyon dolar artarak 216 milyon dolar oldu.

-Tarım ürünleri içerisinde en büyük ithalat kalemlerinden biri olan hububatta 1 milyar 151 milyon dolarlık ithalat yapıldı. 2015'te bu rakam 1 milyar 664 milyon dolar olmuştu.

-Şeker ve şeker mamulleri ithalatı ise bir önceki yıla göre 91 milyon dolar artarak 257 milyon dolara çıktı.
 

Tarımı Kurtarma Operasyonu !

Tarım Bakanlığı, son 25 yılda 4 milyon üzerinde tarım alanı kaybına yol açan gelişmeleri önemli ölçüde durdurabilecek bir çalışma başlattı. Önce tehlike altındaki 184 ovanın, “Büyük Ova” statüsüne alınması için tespitler yapıldı. Arkasından 28 ova için daha çalışma başlatıldı. Böylece toplam 212 ovanın “büyük ova” statüsüne alınması planlandı. Bu çalışmalar kapsamında 141 ovanın işlemleri tamamlandı ve Bakanlar Kurulu’nda imzaya sunuldu.

Kararın çıkmasının ardından 141 ovanın statü değişmiş olacak. Ovaların, Bakanlar Kurulu kararı ile “Büyük Ova” olarak ilan edilmesi bu alanların “Tarımsal Sit” kapsamına alınması anlamına geliyor. Böylelikle tarım için büyük önemde olan bu ovaların amaç dışı ve yanlış kullanımlar sonucu yok olması büyük ölçüde önlenebiliyor.

TZOB açıklamasına göre Türkiye, 1990 yılından bu yana 4 milyon hektarın üzerinde tarım alanını kaybetti. Bu dönemde Türkiye’nin nüfusu Yunanistan’ın iki katı (23 milyon!) artarken, Yunanistan’ın tarım topraklarının 1.5 katı alan tarım dışına çıkarıldı. Kişi başına tarım alanı 4.9 dekardan 3 dekara indi. İşte bu kötü gidişe dur demek için çok önemli bir çalışma yürütülüyor.

"Tarımsal Sit" Ne Getirecek ? 
 

- Tarımsal sit mantığı çerçevesinde, tarımsal potansiyeli yüksek önemli tarım arazileri korunacak.

- Tarım topraklarının bitkisel üretim amacı dışında kullanılması anlamına gelen tarımsal amaçlı yapılar da ova bütünlüğünü korumak amacıyla ova sınırı dışına yönlendirilecek.

- Mevcut yerleşimler muhafaza edilecek, nüfus projeksiyonuna dayanılarak yerleşim yerlerinin çeperinde gelişme alanı belirlenecek, bu alanların dışında yeni yerleşimlere kesinlikle izin verilmeyecek, böylelikle bu konudaki baskı azaltılmış olacak. Amaç dışı kullanımlar önlenecek.

- Ova içindeki arazilerin tarım dışı amaçlı kullanılmayacağı kabulünden hareketle tarım arazilerinin spekülatif yatırım amaçlı alınıp satılması önlenerek zorunlu olarak tarımsal üretimde kullanılması sağlanacak.

2016'da Kuru Soğan Bereketi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2016 yılındaki bitkisel üretime ait veriler paylaşıldı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından açıklanan 2016 yılındaki bitkisel üretim verilerine göre en fazla üretim kuru soğanda yaşandı.

Verilere göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerdeki üretim miktarı önceki yıllara göre yüzde 0,2, sebzelerde yüzde 2,4, meyvelerde ise yüzde 6,8 oranında artış gösterdi. 2016 yılında 65 milyon 184 bin ton tahıl ve diğer bitkisel ürünler, 30 milyon 267 bin ton sebze ve 18 milyon 972 bin ton meyve üretimi gerçekleştirildi.

Tahıl Üretimi Yüzde 9 Geriledi

2016 yılında tahıl üretimi bir önceki yıla göre yüzde 8,7 oranında azalarak 35 milyon 281 bin tonda kaldı. Buğday üretimi yüzde 8,8 oranında, arpa üretimi de yüzde 16,3 oranında azalarak önceki yılın gerisinde kaldı. Tütün üretimi 2015 yılına göre yüzde 3 oranında artarak 70 bin tona çıkarken, şeker pancarı üretimi de yüzde 21,5 gibi yüksek bir oranda artarak 19 milyon 485 bin tona çıktı.

Sebze Ve Meyve Üretiminde Artış Sürüyor

Sebze ürünlerindeki üretim bir önceki yıla göre yüzde 2,4 oranında artarken, meyve ürünlerinde bu oran yüzde 6,8 olarak gerçekleşti. Sebze ürünlerindeki en büyük üretim artışı kuru soğanda olurken, meyve ürünlerinde liderliği yüzde 13,9 artış ile elma aldı.

"En Riskli Sektör Tarım !"


Ekonomi Bakanı Zeybekci, Avrupa Birliği’nin (AB), Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmaları konusunda yetki alma aşamasına gelmesi üzerine, konuya yönelik olarak Bakanlar Kurulu’na sunum yaptı.

Bakan Zeybekçi, Türkiye için en riskli alanın tarım olduğunu vurgulayarak, “Tarımda bizim de avantajlı olduğumuz alanlar var. Yaş meyve sebzede, tahılda ve turunçgilde avantajlı oluruz, ette dezavantajlı oluruz" dedi.

Zeybekci, Türkiye'nin bugüne kadar tarımı yüksek gümrükle koruduğunu ifade ederken, çiftçinin artık AB'deki gibi desteklerle korunacağını söyledi. Zeybekci, halkın tarımsal ürünlerle kalite ve fiyatta AB standartlarına kavuşacağını dile getirdi.

Birinci Senaryoda Tarıma Tedbir Var

Zeybekci, Bakanlar Kurulu’na güncellemenin kapsamına ilişkin dört alternatifle ilgili bilgi verdiğini anlatırken, bu senaryoları şöyle sıraladı: “Birinci alternatifte, Gümrük Birliği güncellensin ama tarımda yüzde 50 tedbirli davranalım. İkinci alternatifte, tarım dahil tam anlamıyla güncelleme yapılsın. Hizmetler, kamu alımları sektörleri ile karar alma mekanizmalarına dahil olma ve üçüncü ülkelerle yapılan serbest ticaret anlaşmalarına (STA) taraf olmak da kapsamda olacak. Üçüncü alternatif, Gümrük Birliği’nin kapsamının bir STA’ya dönüştürülmesi. Bu STA, hizmetler, kamu alımları ve tarım sektörlerini de kapsayacak. Her alanla ilgili ayrı ayrı gümrük tarifesi belirlenecek. Dördüncüsü de şu anki mevcut Gümrük Birliği anlaşması, sadece tek başına sanayi ürünleriyle STA’ya dönüşecek. Bu da şu andaki halden geri gitmek demek. Tüm bunları değerlendirdik.”

Tarım Sigortalarında Neler Değişiyor?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2017 yılında tarıma bağlı sigortanın kapsamlarını geliştirerek yenilikler yapılacağını açıkladı.
 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik yeni çıkacak kararın çıkması ile birlikte 2017 yılında birçok yenilik yapacaklarını ve bu sayede tarım sigorta oranın artmasına katkıda bulunacağını açıkladı. Çelik, yapmış olduğu açıklamada, çiftçilerimiz tarafından gelen talep doğrultusunda tarım sigortalarında iyileştirmeler yapıldığını ve tarım sigorta kapsamının içeriğini genişlettikleri açıklamasında bulundu.

Bitkisel ürünlerle ilgili yaptığı açıklamada Bakan Çelik, 2017 yılı içerisinde dolu, sel, deprem, heyelan, fırtına, yangın ve su riskleri gibi tarımı olumsuz etkileyen etkenlerin yanı sıra tarım sigortamızda isteğe bağlı olarak açık ortamda yetiştirilen meyvelerin don olaylarına karşıda sigorta kapsamında olacağını söyledi. Bakan Çelik, 2016 yılında don, fırtına, yangın, sel gibi olumsuz etmenlerin meyvelerin ve asmanın olgunlaşma sürecinde uğramış olduğu bu zararların ilk kez teminat alındığını açıkladı.

Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılığında Tarım Sigortası ile ilgili olarak da açıklama yapan Bakan Çelik, geçtiğimiz yıllarda küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkta ölüm olduğu zamanlarda tarım sigortası kapsamında teminat altına alındıkları söyledi. Fakat hırsızlık gibi bazı durumlarda çiftçilerin mağdur olduğuna değinen Bakan Çelik, 2017 yılında hırsızlık sonucu hayvanda oluşan maddi hasarı da tarım sigortası kapsamında ilk kez teminat altına alınacağını söyledi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, kümes hayvancılığında kapalı devre sistemlerinde uygulanan kümes hayvancılığında biogüvenlik ve hijyen şartlarını sağlayan işletmelerde hayvan ölümlerinin gelecekte dönemde yine ilk defa teminat altına alınacağı açıklamasında bulundu.

Riskler ve ürünler ile ilgili prim desteği 2017’de aynen devam edeceğini sözlerine ekledi.