Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Et Süt Yem Kardeşliği Olacak mı?

Tarım ve Orman Bakanlığı üreticinin en büyük girdisi olan yem fiyatlarının artışını durdurmaya yönelik düğmeye bastı.  Cumhurbaşkanlığı Gıda Sağlık Kurulu, Tarım ve Orman Bakanlığı ve sektörün paydaşları ile bir araya gelinerek hayvancılık sektöründe en büyük sorun haline gelen artan yem fiyatlarını masaya yatırdı.



ATO  ‘da gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanlığı Gıda Sağlık Kurulu üyesi Prof. Dr. Zümrüt Begüm’ün yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı’nı temsilen Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü,  Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politakalar Genel Müdürlüğü’nden Üst düzey Yöneticiler Katıldı.  Et, Süt, Yem kardeşliği başlıklı toplantıda sektör temsilcilerinin ve tüm tarafların yer aldığı toplantıda hayvancılık sektörünün en büyük girdisi olan yeme yönelik çözümler aranıyor.
 

Tarıma Milli Holding Geliyor

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın hazırladığı “Tarımda Milli Birlik Projesi”nin ayrıntıları ortaya çıktı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarımda Milli Birlik Projesi Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunuldu. "Sağlıklı beslenme temel insan hakkıdır" ilkesinin öne çıkarıldığı projenin sunumunda "Tarımda Milli Birlik Projesi; herkesin sağlıklı beslenmesini makul fiyatlar ve hakkaniyetli bir değer zinciriyle sağlayarak ülkemizin uluslararası alanda rekabetçi bir güç olmasını merkeze alır" bilgisine yer verildi.

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, konunun ayrıntılarını kaleme aldı.
Tarımda bütüncül bir perspektifle yapısal reformlara ihtiyaç olduğu vurgulanarak israf, maliyetler, gıda enflasyonu ve adaletsizlik başlığı altında yapılan durum tespiti şöyle: "Tarladan sofraya kadar uzanan ürün değer zincirlerinde yüzde 50'ye varan israf ve verimsizlikler yaşanmaktadır. Ölçek problemi nedeniyle tarımsal maliyetler oldukça yüksektir. Plansızlık ve yetersiz veri nedeniyle gıda fiyatlarında suni dalgalanmalar ve fiyat artışları yaşanmaktadır. Değer zinciri kopuktur. Katma değer hakkaniyetli dağıtılmamaktadır."

YENİ DEĞER ZİNCİRİ: YALIN SİSTEM
Tarımda Milli Birlik Projesi'nde daha önce hiç konuşulmayan, Tarımda Milli Birlik Projesi neler getiriyor? Gündemde olmayan yeni bir sistemden söz ediliyor. "Yeni Değer Zincirimiz: Yalın Sistem" başlığı ile anlatılan bu sistem bir piramit şeklinde sunuluyor. Piramidin en altında çiftçiler, ormancılar ve balıkçılar yer alıyor. İkinci katmanda Milli Birlik Kooperatifi var. Milli Birlik Kooperatifi'nin oluşumu şöyle ifade ediliyor: "Bakanlık Taşra Teşkilatı ve Tarım Kredi Kooperatifi konsolide edilerek üreticilerin girdileri, toprak/su gibi kaynakları, üretim ve pazarlama ihtiyaçları makro planlama perspektifi ile organize edilecektir."
 
 

Milli Birlik Projesi 25 Nisan'da Açıklanıyor

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Milli Birlik Projesinin külliyede yapılacağını söyledi. Bakan Pakdemirli; Ben buradan ilk defa açıklıyorum. Yeni dönemde, 25 Nisan’da Külliye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile tarımda Mili Birlik Projemizi açıklayacağız. Bugüne kadar tarımı alt üst eden ve daha farklı bir bakış açısı ile bir tarımda önümüzdeki 5 yılı, 20 yılı ve 50 yılın haritası olabilecek, Cumhurbaşkanımızdan da ışığını aldığımız, Cumhurbaşkanımızın vizyonundan etkilenerek yazdığımız bir proje. İnşallah yeni dönemde tarımda her konuyu ele alacağız. Bütün bu konuları ele alırken de fındık gibi stratejik bir ürünü ele almamak olmaz." dedi.
 

Soğutulmuş Süt'ün Fiyatı Belli Oldu

Ulusal Süt Konseyi 1 Nisan’dan geçerli olmak üzere 1 litre soğutulmuş sütün litre fiyatını belirlemek üzere Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş’un başkanlığında toplanarak bir araya geldi.

Aylardır Süt üreticisinin gözü, kulağı Ulusal Süt Konseyinden çıkacak bu kararı bekledi.

Nihayet soğutulmuş Sütün litre fiyatı belli oldu.


 Sütün litre fiyatı 2 TL olurken; sütün soğutmadan kaynaklı bedelleri ise belirlenen 2TL fiyatın içinde ödenmiş olacak.
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulusal Süt Konseyinin toplantısının ardından Süt fiyatlarına ve Süt desteklerine yönelik açıklama yaptı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada; “Bilindiği üzere Ulusal Süt Konseyi çiğ sütün tavsiye fiyatını 2018 yılı Temmuz ayında Litre başı 1,70 TL olarak belirlemişti.

Geçen süreç içerisinde Bakanlığımız, üretimde sürdürülebilirlik ile arz/talep dengesinin sağlanması için süt destek primi fiyatlarını 2018 yılı son dört ayında 15 Krş, 2019 yılı Ocak Şubat Mart ve Nisan dönemi için ise 25 Krş olarak belirlemişti.

Bu kapsamda Ulusal Süt Konseyi üretim maliyetlerini göz önünde bulundurarak, 
1 Mayıs 2019’tan geçerli olmak üzere “Soğutulmuş Çiğ Sütün” tavsiye fiyatını litre başı 2 TL olarak belirlemiştir.

Bu sürece katkı yapan, üreticilerimize, örgütlerimizin başkanlarına ve yönetimlerine teşekkür ediyorum.

Açıklanan süt tavsiye fiyatı, 1 milyon 200 bin işletmemize, üreticimize hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum”dedi.


 

Sabiha Nine Bu Kez Mutluluktan Ağladı

Denizli’de ineği uçurumdan düşerek telef olan 70 yaşındaki Sabiha nine için Bakanlık harekete geçti. Bakan Pakdemirli nineye buzağılı inek hediye etti.
Denizli'nin Merkezefendi ilçesinde geçtiğimiz gün ineği uçurumdan düşerek telef olan Sabiha Özel'in (70), ineğinin arkasından döktüğü gözyaşları tüm Türkiye'nin yüreğini sızlattı. Sabiha ninenin acısına ortak olmak isteyen yetkililer ve yardımsever vatandaşlar, Sabiha nineye 2 inek ve 2 buzağı hediye etti. Sabiha nineyi basında gören Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Sabiha nineye yeni bir inek alınarak gerekli tüm eksiklerinin tamamlanması konusunda Denizli Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne talimat verdi.

Talimat üzerine harekete geçen Tarım ve Orman il Müdürü Yılmaz Erkaya, Merkezefendi İlçe Tarım Müdürü Nurdoğan Yaşar ve beraberindekiler, buzağılı bir inek alarak Sabiha nineye hediye etti. Sabiha ninenin acısına kayıtsız kalmayan Denizli Trafik ve Yaşam grubu üyeleri sosyal medya üzerinden aralarında para toplayarak, Özel'e bir buzağılı inek daha hediye etti. Sabiha nine ile telefonda görüntülü konuşan Bakan Pakdemirli, "Hiç merak etme ne gerekiyorsa yapılacak. Senin ellerinden öpüyorum, sizler var oldukça bizle de var oluyoruz. Devlet şefkatli kollarıyla her zaman yanınızda" dedi. Yapılan yardımlardan dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Bakan Pakdemirli'ye, İl Müdürü Erkaya'ya ve yardımsever vatandaşlara teşekkür eden Sabiha nine ise, yeni ineklerine kavuşmanın mutluluğunu yaşadı. Hayvanları çok sevdiğini belirten Sabiha nine, ineklerine kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyledi. Küçük yaştan beri hayvancılık yapan Sabiha nine, kendisine hediye edilen inek ve buzağıları tek tek sevdi. Tarım ve Orman İl Müdürü Yılmaz Erkaya, Sabiha ninenin tüm eksiklerinin giderilip inekler için yem desteği sağlanacağın ve evi için gerekli çalışmaların yapılacağını aktardı. Sabiha nineye Önümüzdeki günlerde hayırsever vatandaşların da Sabiha nineye inek hediye edeceği öğrenildi.
 

Genç Çiftçi Projesi İle Kocaeli'nde İş Kadını Oldu

Kocaeli’nde Genç Çiftçi Programı kapsamında 2018 yılında Mandacılık Projesine başvuru yaparak hibe almaya hak kazanan Merve AKKUZU Kandıra ilçesi  Selim köyde ikamet ediyor. Eşi ile birlikte küçük aile işletmesi bulunan AKKUZU, aldığı destekleme ile kandıra ve çevre yerleşim yerlerinde meşhur kandıra yoğurdu yapıp pazara sunarak aile geçimine ciddi katkıda bulunduğunu söylüyor.

Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlükleri tarafından sağlık ve denetim amaçlı dönemsel olarak yapılan işletme ziyaretinde işletmelerinin eksikliklerini anlatan AKKUZU, köyde yapılan işlerin devam ettirilmesi, çocukları için gelecek vaat edebilmesi için kırsal bölgede yaşayan ve sanayii bölgesinde daha da önem kazanan küçük aile işletmeciliğin sürdürülebilmesi için devlet desteklemelerinin devam etmesi gerektiğini söyledi.



 6 adet sağılır inek, 5 adet manda ve köy tavuğu yanında sebze ve meyve yetiştiriciliği yaparak geçimini sağlayan aile, özellikle mandacılık konusunda yeni destekleme modellerini merakla beklediklerini, yerleşim bölgelerinden çok az sayıda aile kaldığını ve ancak desteklemelerle köy yerlerini cazip hale getirilmesi sonucunda üretimin artacağını ve birlik ve kooperatif kurularak işletmede üretilen köy ürünlerinin pazara yaklaştırılmasının kolaylaştırılacağını söyledi. Akkuzu gibi daha birçok ailenin Genç Çiftçi Projesi sayesinde bir başlangıç yaparak üretime katkı sağlayacaklarını kaydetti.
 

Bakanlık'tan Kamuoyundaki İddialara Kitapçıkla Yanıt

Tarım ve Orman Bakanlığı, kendi alanıyla ilgili kamuoyunda tartışılan konulara hazırladığı kitapçıkla yanıt verdi.
Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan bir kitapçıkla, tarımsal destekler, saman, buğday ve tohum üretim ile patates ekim alanları gibi konularda gündeme gelen iddialar cevaplandı.

Bakanlık, faaliyet alanındaki sıkça tartışılan konulara ilişkin, "Kamuoyunda Gündeme Gelen Asılsız İddialar ve Gerçekler" adında bir kitapçık hazırlayarak, kamuoyuyla paylaştı. 
Kitapçıkta yer alan bilgilere göre, tarımda net ithalatçı olduğu görüşlerine karşın Türkiye, 51,8 milyar dolarlık tarımsal hasılasıyla Avrupa'da birinci sırada bulunurken, 2002'de 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracat, 2018'de 17,7 milyar dolara yükseldi. 



Tarla bitkileri ile meyve ve sebze üretimine yönelik bitkisel üretim miktarı, aynı dönemde 98 milyon tondan, 117 milyon tona çıktı. 

Tarımsal desteklerin kırsala ulaşmadığı iddialarına da yanıt verilen kitapçığa göre, kırsal kalkınma alanında gerçekleştirilen 25 bin proje ve 9 milyar liralık hibe ödemesiyle 200 bin kişiye istihdam sağlandı. Bu yıl başlayan Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi'yle de 45 ilçe ve 2 bin 162 köydeki çiftçilere 98 milyon avro destek sağlanacak. 

Kitapçıkta tarımsal desteklerdeki artışa da işaret edildi. Bu kapsamda 2002'de 1,8 milyar lira olan destek miktarı, 8 katına çıkarak geçen yıl 14,5 milyar liraya ulaştı. Hayvancılık destekleri de bu dönemde 45 katına yükselerek 83 milyon liradan, 3,7 milyar liraya çıktı. 

Tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla da 2002-2017 döneminde 37 milyar liradan 213 milyar liraya yükseldi. 

İTHAL SAMAN, ÜRETİMİN 10 BİNDE 4'Ü

Kitapçıkta, saman üretimine ilişkin veriler de paylaşıldı. Buna göre, Tükiye'nin yıllık saman üretimi ortalama 25 milyon ton civarında ikenithal edilen saman miktarı ise üretimin 10 binde 4'üne karşılık gelen 9 bin 525 ton oldu. İthalatın toplam değeri de 1 milyon doların altında bulunuyor. 

Türkiye'nin tohumluk üretimi de 2002'de 145 bin ton iken geçen yıl 1 milyon 59 bin ton oldu. 2002'de 17 milyon dolar olan tohum ihracatı, geçen yıl 151 milyon dolara çıktı. 

Kitapçıkta, Türkiye'nin yeşil alan varlığının azaldığı iddialarına da yanıt verildi. Bu çerçevede son 16 yılda dünyada orman varlığı azalırken, Türkiye, söz konusu varlığını artıran nadir ülkelerden oldu. Orman alanlarındaki ağaç sayısı 2002'de 16,1 milyar iken 2018'de 21,8 milyara ulaştı. 

Şeker pancarı üretimi de 2002'de 16,5 milyon ton iken geçen yıl 19 milyon ton oldu. 15 yılda pancar üretiminde dekar başına verimde yüzde 41 artış sağlandı. Nişasta bazlı şeker kotası indirilirken, şeker pancarı üretimi artırıldı. 

Öte yandan Türkiye'de tüketilen şekerin tamamı yurt içinde üretilirken, bu şekerin yüzde 95'i pancardan elde ediliyor, 2019-2020 pazarlama yılında bu oran yüzde 97,5'e çıkarılacak. 
Türkiye, un ihracatında dünyada birinci sırada yer alıyor. Ancak buğdayda ihracat bazlı ithalat yapılıyor. Bu buğday, ihracat amacıyla makarna ve irmik üretiminde kullanılıyor. Son 16 yılda mamul maddenin (un, makarna, irmik) buğday karşılığı dahil toplam buğday dış ticaret rakamlarına göre, 53,4 milyon tonluk ithalata karşılık, 68,1 milyon tonluk ihracat yapıldı. 

Kitapçığa göre, büyükbaş hayvan sayısı 2002'de 10 milyon iken, geçen yıl 17 milyon oldu. Bu dönemde küçükbaş hayvan sayısı 32 milyondan 46 milyona çıktı. Kanatlı sayısı da 251 milyondan 356 milyona ulaştı. 

PATATES YERİNE DİĞER ÜRÜNLER EKİLEBİLİYOR

Kitapçıkta, son dönemde gündeme gelen patates ekim alanlarının yasaklandığı iddialarına da yer verildi. 

Buna göre, patateste siğil hastalığının kimyasal mücadelesi bulunmadığı için toprakta uzun süre etkileri devam ediyor. Bu alanlarda ekim yapılmaya devam edilmesi nedeniyle, diğer üretim alanlarına da bulaşarak yayılma tehlikesi bulunurken, sadece bulaşık alanlarda karantina tedbirleri alınıyor. Hastalık bulgusu bulunmayan alanlarda ise söz konusu tedbirler kaldırılıyor. Bu alanlarda diğer ürünler ise ekilebiliyor. Karantinaya alınan alanlarda hububat, baklagil, yem bitkileri ekimi teşvik edilirken, çiftçinin gelir kaybını önlemek için de 3 yılda bir dekara 110 lira destekleme ödemesi yapılıyor. 

Kitapçıkta yer alan bilgi ve değerlendirmeler dikkate alındığında Türkiye'de gıda amaçlı GDO'lu ürün ithalatına izin verilmezken, gıda amaçlı GDO'lu ürün ithalatı onaylanmıyor. 

GDO'lu tohumlukların yurda girişine de müsaade edilmiyor. Geçen yıl ithalat aşamasında GDO'ya yönelik resmi kontrollerde yüzde 1 olumsuzluk tespit edilirken, GDO varlığı tespit edilen gıdaların yurda girişi engellendi. 
 
 

Yem Bitkileri Destekleri Ödeniyor

Tarım Orman Bakanlığınca 2018 yılı yem bitkileri desteklemesi ödemeleri yarın gerçekleşiyor.
2018 Yılı Yem Bitkileri ödemeleri T.C. kimlik numarası 8 ile başlayanlar yarın mesai bitiminden sonra alırken; T.C. Kimlik numarası 4 ve 6 ile başlayanlar ise 29 Mart Cuma günü mesai bitiminde hesaplarına ödenmiş olacak.  T.C. Kimlik numarası 0 ve 2 ile başlayanlar ise 5 Nisan günü mesai bitiminde ödenmiş olacak.
 

Bakanlık Gıda Alışverişleri Konusun'da Uyardı

Gıdada yapılan hilelere karşı Bakanlık uyardı: Ambalajsız ya da ambalajı bozulmuş besinleri almayın
Tarım ve Orman Bakanlığı'nca, gıda alışverişi yaparken dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin uyarıda bulunuldu. Buna göre;

 Ambalajsız besinler ile ambalajı yırtılmış veya bozulmuş besinler alınmamalı.
 Özellikle ambalajın bombeleşmemiş olmasına dikkat edilmelİ
 Her besinin, sıcaklık, nem ve ışık gibi kendine özgü muhafaza koşullarında satışa sunulup sunulmadığı dikkate alınmalı.
 Kaynağı bilinmeyen, denetimsiz sokak sütü alınmamalı. Pastörize ve uzun ömürlü sütler (UHT) tercih edilmeli.

 Kırık, çatlak, kirli yumurtalar satın alınmamalı ve yumurtalar kullanılmadan önce yıkanmalı. Tahıl, kuru baklagiller, sert kabuklu yemişler ve yağlı tohumların küflü, böcek yenikli, kırık taneli olmamasına özen gösterilmeli.

Hayvansal besinlerin etiketinde oval şekilde ve içinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen işletme onay numarasının bulunduğu "tanımlama işareti" aranmalı, diğer ürünler için ise yine Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kayıt altına alınan gıda işletmelerine verilen "İşletme Kayıt Numarası" (İKN) bulunan besinler tercih edilmeli.
 
 

Çiğ Süt Desteğinden Kimler Yararlanıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 Yılında Yapılacak Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nda yer alan destekleme ödemelerine ilişkin usul ve esasları belirledi.
Tarım ve Orman Bakanlığının Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesi Uygulama Tebliği (No: 2019/22), 14 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlandı.
 
Çiğ süt üretimi ve kalitesi ile uygulanan hayvancılık politikalarının etkinliğini artırmak suretiyle çiğ süt üretiminde sürdürülebilirliği sağlamak üzere yetiştiricilerin desteklenmesi amacıyla çıkartıan Tebliğ, 817 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan 2019 Yılında Yapılacak Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Kararda yer alan destekleme ödemelerine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.

Çiğ süt desteklemesi
Buna göre, çiğ süt desteklemesi; üretmiş olduğu çiğ sütü, Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren süt işleme tesislerine, fatura/E-Fatura ve/veya müstahsil makbuzları karşılığında kendisi, yetiştirici/üretici örgütü veya bunların %50’nin üzerinde paya sahip oldukları ortaklıkları vasıtasıyla satan ve BSKS veri tabanına aylık olarak kaydettiren bir yetiştirici/üretici örgütüne üye olan yetiştiricilere ödenecek.
Destekleme, hazırlanan ödeme icmalleri esas alınarak; inek, manda, koyun ve keçi sütü ile soğutulmuş inek sütü ve üretici örgütleri kanalı ile pazarlanan soğutulmuş inek sütüne, Bakanlığın belirleyeceği dönemler ve birim fiyatlar üzerinden ödenecek. Döneminde başvurusunu ve evraklarını tamamlamayanlar desteklemeden yararlandırılmayacak.



ESK’ya satan üreticiler de yararlanacak
Üretmiş olduğu çiğ sütü, üretici örgütleri aracılığı ile süt tozu olarak Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne satan üreticiler de desteklemeden yararlandırılacak. Desteklemede Bakanlıkça belirlenen 1 kg süt tozu eşdeğeri süt miktarı esas alınacak.
Çiğ Sütün Arzına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2017/20) kapsamında hastalıktan ari işletme belgeli süt üreten işletmeler, ürettikleri çiğ sütü, faaliyet alanında sütün arzı/satışı bulunan işletme kayıt belgesine sahip ve BSKS’ye kayıtlı yerel perakendecilere, işletme kayıt belgesine sahip BSKS’ye kayıtlı süt dolum tesislerine fatura/müstahsil makbuzu karşılığında satmaları şartıyla çiğ süt desteklemesinden yararlandırılacak.
Çiğ süt desteklemesinden yararlanmak isteyen üreticiler; BSKS’ye veri girişi için yetkilendirilmiş bir yetiştirici/üretici örgütüne üye ise bu yetiştirici/üretici örgütüne, BSKS’ye veri girişi yetkisi bulunmayan bir yetiştirici/üretici örgütüne üye ise örgüt aracılığı ile il/ilçe müdürlüklerine başvuracaklar.
1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere satılan çiğ sütlere ait fatura/E-Fatura ve/veya müstahsil makbuzları, yetiştirici/üretici örgütlerine teslim edilecek.
Çiğ süt desteklemesinden yararlanacakların işletmesi ve sütün elde edildiği hayvanların TÜRKVET’e kayıtlı olması gerekecek.
Destekleme icmallerinin hazırlanması, askıya çıkartılması, gönderilmesi ve ödeme ile ilgili çalışma takvimi Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) tarafından belirlenecek.

Üye yetiştiricilerden kesinti
Merkez birliğini kurmuş olan; ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri, üretici birlikleri ve/veya 1163 sayılı Kanuna göre kurulmuş tarımsal amaçlı kooperatif üyelerinden, hak ettikleri desteklerden çiftçi örgütlerini güçlendirme adı altında sistem üzerinden kesinti yapılacak. Kalan miktar yetiştirici/üreticilerin hesabına ödenecek.
Destekleme ödemelerinin denetimini sağlayacak tedbirleri almaya ve Tebliğin uygulamasında ortaya çıkan sorunlar ve öngörülmeyen durumlarda HAYGEM, genelge ve talimat çıkarmaya yetkili olacak. Destekleme ödemelerinin amacına uygun ve gerçek hak sahiplerine ödenmesi için, il müdürlüğü gerekli tedbirleri alacak.
Çiğ süt desteğinde ortaya çıkabilecek sorunlara ilişkin konularda Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği hükümlerine göre kurulan İl/İlçe Tahkim Komisyonları yetkili olacak.
Desteklemelerden Tebliğde belirlenen hükümlere uymayanlar, Gerçeğe aykırı beyanda bulunan ve/veya belge ibraz edenler, Kamu kurum ve kuruluşları yararlanamayacak.

Tamamlanamayan işlemler
8/5/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2018/21) hükümlerine göre başvuruları yapılmış ve sonuçlandırılamamış işlemler söz konusu Tebliğ hükümlerine göre sonuçlandırılacak.
Destekleme ödemelerinde kullanılan kayıt sistemlerinin Bakanlıkça yeniden oluşturulması halinde yürütülecek iş ve işlemler talimatla belirlenecek.
Tebliğ 1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
 
 
 

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 yılı ilk dönem buzağı ödemesi tarihi belli oldu.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin geçtiğimiz günlerde açıkladığı 821 milyon TL buzağı desteği çiftçiye ödeniyor.  Buna göre T.C. Kimlik numarası son hanesi 8 olanlar 22 Şubat 2019 günü mesai bitiminden sonra hesaplara geçecek.

T.C. Kimlik numarası 4 ve 6 olanlara ise 1 Mart 2019 günü mesai bitiminde ödenmiş olacak. T.C. Kimlik numarası son hanesi 02 bitenlere ise  8 Mart 2019 Cuma günü mesai bitiminde ödenmiş olacak. Böylece Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 yılı ilk dönem buzağı desteğinin 821 Milyon TL si Çiftçiye ödenmiş olacak.
 
 

e Çiftçi Portalı Devrede

Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen e-Çiftçi Portalı ile çiftçiler, pek çok konuda bilgiye ulaşmanın yanında, destekleme başvurularını da buradan gerçekleştirebilecek.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, uygulamanın çiftçilere kolaylık sağlayacağını bildirdi.
Pakdemirli, "e-Çiftçi, tarımsal alanda faaliyet gösteren çiftçilerin işletmeleriyle ilgili bilgilerin yer aldığı ve bu bilgilere, bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinden erişebilmelerine imkan sağlayan bir portaldır. Bu portal üzerinden e-Çiftçi Portalı'na giriş yapan kullanıcı, işletmesinde kayıtlı tarım arazileri, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün ile sahip oldukları hayvanların ırk, yaş ve cinsiyet bilgilerine ulaşabilecek. Ayrıca kullanıcılar, işletmelerinde kayıtlı büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile ilgili doğum, ölüm, hastalık, satış gibi bildirimlerini uygulama üzerinden yapabilecek ve hayvanlara yönelik tüm veteriner işlemlerini de takip edebilecek." ifadelerini kullandı.
Portal üzerinden girilen bildirimlerin anlık olarak bakanlığın ilgili birimine ulaşacağına işaret eden Pakdemirli, bu sayede çiftçilerin zamandan kazanacağını ve çiftçiler ile bakanlık arasında etkili iletişim sağlanacağını vurguladı.

"DÜNYANIN EN KAPSAMLI TARIM BİLİŞİM ALTYAPISI"

Pakdemirli, çiftçilerin, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerine yönelik destekleme başvurularını portal üzerinden yapabileceğine ve aldığı tüm destekleme bilgilerine ulaşabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Gelişen teknoloji ve vatandaşlarımızdan gelen talepler bu portal içinde entegre edilerek çiftçilerin kullanımına sunulacak. Çiftçiler, yapmış olduğu tarımsal faaliyetlere ait geçmişten bugüne kadar olan bilgilerini portal üzerinden raporlayabilecek. Bakanlık birimleri, bu uygulama üzerinden gerekli duyduğu konularda çiftçilere bildirimler göndererek onlarla anlık iletişim kurabilecek. Portal, 2 milyon 132 bin işletme, 33 milyon tarım parseli ve 64 milyon 700 bin baş (büyükbaş ve küçükbaş) hayvan varlığıyla birlikte kayıtlı ürün çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda dünyanın en geniş ve en kapsamlı tarım bilişim altyapılarından biri olma özelliğine sahip. Sisteme, bakanlık internet sitesi ile e-Devlet Kapısı üzerinden girilebilecek. Ayrıca e-Çiftçi Mobil Uygulaması, android telefonlar için uygulama mağazasından indirilebilecek. Çok yakında diğer mobil mağazalarda da yerini alacak."
.
 

Tanzim satışa ek üretici pazarları da açılmalı

1973’de İhsan Alyanak’ın İzmir’inde açılan TANSA’ların başarısı, tarladan sofraya uzanan gıda maddesi ticaretinde, nakliyeci, komisyoncu, tüccar, kabzımal gibi aracıları aradan çıkartmasıydı.
 
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın talimatı, Sayın Berat Albayrak’ın bilgisiyle, büyükşehirlerde kurulacak tanzim satışlar da, sebze, meyveyi direk tarladan alıp, tüketiciye tek elden ulaştırabilirse, yüzde 30-40 ucuzluk sağlanabilir.
 
Eğer sebze, meyve fiyatlarını ucuzlatmak istiyorsanız, tarladan sofraya uzanan yoldaki, aracıları kaldırın. Komisyoncuları, tüccarları, kabzımalları, aradan çıkartın. Bırakın marketler, domatesi, patatesi, tarladan direk alsın. 
Tanzim satışlara ek, üretici pazarları da açın. Böylelikle, hem çilekeş çiftçi, emeğinin karşılığını alabilir, hem de büyükşehirdeki tüketiciler, gıdasını yüzde 30-40 daha ucuza temin edebilir.

Kadir ERCAN / GAZETECİ
 
KURU SOĞAN’A, patatese, domatese, buğdaya, mısıra,  ete muhtaç hale gelince, hal yasasını ve tanzim satışları konuşmaya başladık.
İstanbul, Ankara gibi büyük şehir belediyelerinin önemli görevlerinden biri de sosyal belediyecilik kapsamında, hemşerileri ucuza doyurmaktır. Hiç kimse aç açıkta kalmamalı, kimse soğukta üşümemelidir.
 
İzmir’in efsane Belediye Başkanı merhum İhsan Alyanak, 1973 yılında, dar ve orta gelirlilere ucuz temel gıda maddeleri temin etmek için TANSA (Tanzim Satış Mağazaları) kurunca Türkiye’de sosyal belediyecilik modelinde önemli mesafe kat etmiş oldu. 
Kuru fasulye, pirinç, bulgur, et, süt, çay, şeker, ekmek, zeytin, yağ, domates, patates, soğan gibi sebze, meyve, temel gıda maddelerini ucuza satmakla ün salan TANSA, güzel İzmir’i, büyükşehirler arasında tartışmasız en ucuz kent haline getirdi.

TANSAŞ YENİDEN TÜRKİYE’NİN UMUDU OLDU
 
Alyanak’tan sonra başkanlık görevini devralan Burhan Özfatura, Yüksel Çakmur, bu organizasyonu bir marka haline getirdi. TANSAŞ artık dünyanın en büyük alışveriş market zincirlerinden biriydi.

ALBAYRAK, “TANZİM SATIŞ MAĞAZALARI AÇACAĞIZ”

İzmir’de 44 yıl önce temeli atılan ve 25 yıl boyunca başarıyla yürütülen belediyelerin işlettiği ve halka ucuz gıda maddesi sunan tanzim satış mağazaları modeli, ucuz gıda için yeniden Türkiye’nin umudu oldu.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tanzim satış mağazaları açacaklarını söyledi. Albayrak, "Önümüzdeki hafta ilk etapta İstanbul'da 50, Ankara'da 30'dan fazla noktada, hakiki değerinde olacak şekilde süreci başlatacağız" dedi. Albayrak’ı, kutluyorum.

TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ ÖNCE GÜBREYİ UCUZLATSIN!

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, belediyelerin tanzim satış mağazalarında satılacak ürünleri çiftçilerden almaya başladıklarını belirterek, "Üreticiden alabildiğimiz kadar makul fiyata alıp, bu ürünleri dağıtımın noktasındaki belediyenin yetkililerine teslim edeceğiz. Özel sektör mantığıyla düşünmediğimiz için hemen hemen hiç kar koymayacağız" dedi.
Tanzim satış, Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz’a bırakılırsa, yandık demektir. Çünkü, Poyraz’ın yönettiği Tarım Kredi kooperatiflerinde 50 kiloluk gübre fiyatı fahiş zamlarla 1 yılda 50TL’den 100TL’ye çıkmış durumda. Poyraz, öncelikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarını yerine getirsin, gübre ve yem zamlarını geri alsın. Öncelikle, kendi ortakları olan çiftçinin, besicinin girdilerini düşürsün. Tarım Kredi’yi örnek kooperatif modeli haline getirsin.



MARKETLER DOMATESİ  TARLADAN ALABİLSİN

TBMM, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç, hal yasası değişince, zincir marketlerin hal sistemine dahil olacağını ve tarladan mal alamayacağını söyledi.
BU NE PERHİZ NE LAHANA TURŞUSU?
Tarladaki ürünün, sadece zincir marketler ve tüccarlar aracılığıyla değil aynı zamanda komisyoncular üzerinden de tüketiciye ulaştırıldığını söyleyen Yunus Kılıç, “Komisyoncular, aldıkları ürünü yasalara aykırı olarak yüzde 8 karla başka komisyonculara satıyor. Ürün el değiştirdikçe fiyat da artıyor. Mevcut sistemde üreticiler, perakende satışını elinde tutan zincir marketler, büyük tüccarlar ve komisyoncuların insafına kalmış durumda. Buna seyirci kalamayız” dedi.
Sormazlar mı şimdi, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” diye, Hem aracı sayısı arttıkça, ürünün fiyatı artıyor diyeceksiniz, hem de marketlerin direk tarladan domates, patates, almasını engelleyip, aradaki tüccarları koruyacaksınız?
Yeni Hal Kanunu’yla, hal sayısının 170’den  70’e indirilmesi planlanıyor. Eğer, marketler, manavlar, pazarcılar, malı direk tarladan alabilecekse, bu engel teşkil etmeyebilir. Ancak, yine de üretici bölgelerinde çiftçinin ürününün değerlendirildiği hallerin sayısı azaltılmamalı. Üreticiler ürünlerini buralarda da satabilmeli.

ÜRETİCİ PAZARLARI AÇILMALI

Eğer sebze, meyve fiyatlarını ucuzlatmak istiyorsanız, tarladan sofraya uzanan yoldaki, aracıları kaldırın. Komisyoncuları, tüccarları, kabzımalları, aradan çıkartın.
Bırakın marketler, tanzim satış mağazaları, manavlar, sebze, meyveyi, tarladan direk alabilsin. Dağından, dalından, tarladan sofraya projesi gerçekleşebilsin. Böylelikle, hem çilekeş çiftçi, emeğinin karşılığını alabilsin, hem de büyükşehirlerde yaşayan tüketici gıdasını yüzde 30-40 daha ucuza temin etsin.
Kuzey Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90 . Türkiye'de ise, sadece binde 6.
İşte Türkiye’deki bu çarpık düzeni değiştirmek, tarım ürünlerini tarladan sofraya tek elden ulaştırıp, hem çiftçinin alın terinin karşılığını vermek, hem de mutfağın ucuzlatılması amacıyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Hal Yasası yenileniyor.

Tarlada kilosu 50-60 kuruş olan soğan, Ankara, İstanbul’a geldiğinde nasıl oluyor da 5-6 kat zamlı fiyattan satılıyor?
 Bin bir güçlükle, çileyle, tohum, mazot, gübre, sulama, tarımsal ilaç, emek harcayıp, güç bela tarlasından senede yalnızca 1 kamyon hasat yapabilen çiftçiye kilo başına sadece 5-10 kuruş bırakılırken, aradaki tüccar, komisyoncu, halci, pazarcı, market zincirleri, günde 1 kamyon mal satıp, üreticinin 300-500 katı yıllık kazanç elde edebiliyor.  İstanbul, Ankara’daki toptancı hallerindeki kabzımallar ise günde 3-5 kamyon mal satıp daha fazla kazanç elde edebiliyor.
Avrupa’daki gibi, üretici pazarları açılırsa, sebze ve meyvede, üretici bölgesindeki toptancı halinde kesilen yüzde 13 komisyon, tüketici halinde kesilen yüzde 17’lik komisyon olmak üzere toplamda yüzde 30 ucuzluk sağlanabilir.
Ayrıca toptancı hallerinde, komisyon, rüsum, hamaliye, KDV’ye ek olarak, “kasa, ambalaj maliyeti” denilerek, kilo başına eklenen 1’er liralar da alınmaz ise, gıda fiyat indirimleri daha da iyi hale gelebilir.
Kadir ERCAN
Sürekli Basın Kartı Sahibi Gazeteci
Kadirercan09@gmail.com
 
 

Su Ürünleri Yetiştiriciliğine İyi Tarım Desteği

Tarım ve Orman Bakanlığının "Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde İyi Tarım Uygulamaları Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ"i, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Tebliğ, iyi tarım uygulamalarının geliştirilmesi, doğal kaynakların korunması, hayvan refahının, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ile güvenilir ürün arzının sağlanması için su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları yapan yetiştiricilerin desteklenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlandı.
Düzenleme, Bakanlıktan onaylı Su Ürünleri Yetiştiricilik Belgesi ile Bakanlıkça yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarından alınmış İyi Tarım Uygulamaları (İTU) Sertifikası'na sahip, Tarım Bilgi Sistemi'ne kayıtlı yetiştiricilere yapılacak su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları desteğine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Buna göre, su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları destekleme çalışmaları, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ve il/ilçe müdürlükleriyle yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından yürütülecek.

BAŞVURULAR 8 MART'A KADAR YAPILACAK

İyi tarım desteğine, su ürünleri yetiştiriciliğini yavrudan hasada kadar İyi Tarım Uygulamaları Hakkında Yönetmelik kapsamında gerçekleştiren, 1 Ocak-31 Aralık 2018'de düzenlenen ve 2018'de geçerli olan İTU Sertifikası'na sahip üreticiler ile balıkları işletmesine yavru balık olarak değil, daha büyük ve değişik ağırlıklarda temin etmek suretiyle yetiştiricilik yapan, geçen yıl düzenlenen ve 2018 yılında geçerli olan İTU Sertifikası'na sahip üreticiler başvurabilecek.
Desteklemeden yararlanmak isteyenler, Destekleme Talep Formu'nu doldurarak, 8 Mart'a kadar yetiştiriciliğin yapıldığı il/ilçe müdürlüğüne müracaat edecek.
Bir yetiştirici/üreticinin, su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları desteğinden faydalanabileceği miktar çipura, levrek ve alabalık türlerinin toplamı için en fazla 250 bin kilogramla sınırlı olacak.

DESTEK MİKTARI KİLOGRAM BAŞINA 25 KURUŞ

Çipura, levrek ve alabalık türlerinde destek miktarı kilogram başına 25 kuruş olarak belirlendi. Yetiştirici/üreticinin birden fazla yetiştiricilik işletmesi varsa bu işletmeler tek işletme olarak kabul edilecek ve destekleme ödemesi buna göre yapılacak.
Tebliğ, 1 Ocak 2018'den geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
.
 

Rusya'dan Domates Karşılığı 5 Bin Ton ET İthalatı

Rusya Federasyonu ile yapılan yeni anlaşma ile bu ülkeden sıfır gümrükle 5 bin ton kırmızı et ithal edilecek. Anlaşmaya göre Rusya Federasyonu ise Türkiye’den aldığı 50 bin ton domates kotasını 100 bin tona çıkardı.
Dünya Gazetesinden Ali Ekber Yıldırım’ın haberine göre Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında tarım ürünleri ticaretinde yeni bir anlaşma yapıldı. Türkiye Rusya Federasyonu’na 50 bin ton olan domates ihracat kotasını 100 bin tona çıkardı. Buna karşılık Rusya’dan 5 bin ton karkas et sıfır gümrükle ithal edilecek. Daha sonra bu miktarın artırılması öngörülüyor.
Anlaşmanın kazananı Rusya
Yapılan anlaşma iki tarafın üreticilerine yarar sağlıyor görünse de aslında kazanan taraf Rusya oldu. Çünkü, Rusya’nın domates ithalatına ihtiyacı var. Fakat, Türkiye’nin et ithalatına ihtiyacı yok. Depolarda 25 bin tonu aşan etin ihraç edilmesi için pazar aranırken 5 bin ton daha kırmızı et ithal edilecek.
300 bin ton ihraç ederken 50 bin tona sevinir olduk
Türkiye, Suriye sınırında Rusya’ya ait bir savaş uçağını 24 Kasım 2015’te düşürdü. Büyük bir krize neden olan bu uçak düşürülmeden önce Türkiye’nin Rusya Federasyonu’na domates ihracatı 300 bin ton civarındaydı. Uçak krizinden sonra Rusya’nın domates dahil 24 ürüne yasak getirmesi ile bu ülkeye domates ihracatı sıfırlandı. İki yıllık görüşmeler sonucunda 1 Aralık 2017’den itibaren Rusya, Türkiye’den 50 bin ton domates ithalatına izin verdi. Bunun karşılığında Türkiye’den bazı tavizler istendi. Onlardan birisi de canlı hayvan ve et ithalatıydı.
Berlin’de açıklandı
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Almanya’nın başkenti Berlin’de 11. Dünya Gıda ve Tarım Forumu’nda Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev ile görüşmesinde anlaşmaya varıldı. Bu görüşme sonucunda Pakdemirli’nin yaptığı açıklamaya göre,Türkiye’nin Rusya’ya yapacağı domates ihracat kotası 50 bin tondan 100 bin tona çıkarıldı. Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev domatesteki thalat kotasının 50 bin ton artırıldığını buna karşılık Türkiye’ye 5 bin ton kırmızı eti sıfır gümrükle ihraç edeceklerini duyurdu.
Domatese karşı et ithal edilecek
Türkiye, 2015’teki uçak krizinden önce 300 bin ton domates ihraç ettiği Rusya’ya 50 bin ton kota aldı diye sevinirken, ihtiyacı olmadığı halde bu ülkeden 5 bin ton kırmızı et alacak.
Depolarda biriken 25 bin ton kırmızı eti ihraç etmek için pazar arayan Türkiye, Rusya’dan gümrüksüz 5 bin ton karkas et ithal ederek stoklarını artıracak.
Buğday ithalatı yüzde 40 arttı
Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev’in yaptığı açıklamalara göre iki ülke arasında tarım ürünleri ticareti 2018’de yüzde 7 büyüyerek 3 milyar dolara ulaştı. Rus Haber Ajansı Sputnik’in haberine göre, Rusya’dan Türkiye’ye tarım ürünleri ihracatı 2018’de 1.9 milyar dolar oldu.Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev, 2018’de Türkiye’ye buğday ihracatının yüzde 40 artışla 930 milyon dolar olarak gerçekleştiğini söyledi. Türkiye’nin Rus buğdayının en büyük tüketicilerinden biri olduğunu kaydeden Patruşev:”2018’de Türkiye’ye buğday sevkiyatı yüzde 40 oranında artarak 930 milyon dolara ulaştı. Rus buğday üreticilerinin Türkiye’ye sevkiyatı gelecekte artırmaya ve çeşit listesini de genişletmeye ilgi duyuyor” dedi.
 
 

Hal Yasası, “Tarladan sofraya” projesini gerçekleştirebilecek mi?

Hal Yasası, “Tarladan sofraya” projesini gerçekleştirebilecek mi?

Soğanın kilosu tarlada 50-60 kuruş, Ankara İstanbul’da 4-6 lira. Limon, portakalın kilosu tarlada 50 kuruş, Ankara, İstanbul’da 5-6 lira.
Domatesin kilosu Antalya halinden 3-4 liradan kamyona yükleniyor, Ankara İstanbul’da 8-9 liradan satılıyor. Fındık Karadeniz’de 12 lira, Ankara, İstanbul’da 50-60 lira. Hatta 80 liradan satan var.
Çiftçi üretmek için 1 yıl uğraşıyor kilo başı 10 kuruş zor kazanıyor. Her gün tonlarcasını alıp satan aracılar, çiftçinin 1 yıllık kazancından fazlasını 1 günde kazanıyor. 
Kuzey Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90 . Türkiye'de ise, sadece binde 6
İşte bu çarpık düzeni değiştirmek, tarım ürünlerini tarladan sofraya tek elden ulaştırıp, hem çiftçinin alın terinin karşılığını vermek, hem de mutfağın ucuzlatılması amacıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Hal Yasası yenileniyor.
Dileriz bu, Sporda Şiddetin Önlenmesi Yasası’na benzemez. Yıllardır sporda şiddetin önlenmesi için yasa çıkar durur ama bir türlü şiddet önlenemez. İnşallah bu kez, tarladan-sofraya köprüsü kurulur. 
 
TÜRKİYE soğan deposu baskınları ve soğan ithalatını konuşuyor. Tarlada kilosu 50-60 kuruş olan soğan, Ankara, İstanbul’a geldiğinde nasıl oluyor da 5-6 kat zamlı fiyattan satılıyor? Bin bir emekle, tohum, mazot, gübre, sulama, tarımsal ilaç, iş gücü harcayıp, güç bela tarlasından senede yalnızca 1 kere hasat yapabilen çiftçiye kilo başına sadece 5-10 kuruş bırakılırken, aracı, stokçu, komisyoncu, halci, pazarcı, market zincirleri, üreticinin 3-5 katı günlük kazanç elde ediyor. 
AYDIN’DAN 60 KURUŞA YÜKLENİYOR. ANKARA’DA 3 LİRADAN SATILIYOR
Limon, portakal mandalinanın kilosu, Aydın’da, Antalya’da, Adana’da, Köyceğiz’deki üretici hallerinden 50-80 kuruş aralığında kamyona yükleniyor. Peki Ankara, İstanbul’da, niçin 3-5 liradan satılıyor?
HALCİ YÜZDE 8, BELEDİYE YÜZDE 3 KOMİSYON ALIYOR
Antalya üretici halinden kilosu 3 liradan 20-25 ton domates kamyona sarılıyor. Halci yüzde 8 komisyon, belediye ise yüzde 3 rüsum vergisi alıyor. KDV ve tüm kesintiler yüzde 13’ü buluyor. Domatesin Antalya üretici halinden çıkış maliyeti yüzde 13 Komisyonla birlikte 3 lira 39 kuruş.
KAMYONCU ANTALYA’DAN ANKARA’YA 20 TON MALI 600 LİRAYA TAŞIYOR
Kamyoncu 20-25 ton domatesi 600 liraya Ankara’ya taşıyor. Nakliye maliyeti kilo başı 40 kuruş olduğunu varsayarsak, domatesin Ankara tüketici haline inişi 3,39 liraya 0,40 kuruş eklenince 3 Lira 89 Kuruşa Ankara haline iniyor. 
FİYATLAR ANTALYA’DA DEĞİL, ANKARA, İSTANBUL’DA ŞİŞİRİLİYOR 
İşte ne oluyorsa, Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde oluyor. Üretici halinde faturalandırılıp vergisi ödenen tarım ürünleri, Ankara, İstanbul’da tekrar hale sokulup, tekrar indir bindir yapılıp, yüzde 13 komisyon, rüsum, hamaliye, vergiler tekrar alınıyor.
Tarım ürünleri ticaretinde, hem Antalya halinde %13, hem Ankara’da %13 olmak üzere toplam %26 kesinti yapılıyor. Bu durumda, üretici hali olan Antalya’dan 3 liradan kamyona yüklenen domatesin  kilosu yüzde 26 kesinti ve nakliyeyle birlikte Ankara halinde 4 lira 40 kuruşa satılması gerekiyor. Ama öyle olmuyor.  
Ankara ve İstanbul’daki kabzımal, bu fiyatların üzerine yaklaşık 1 lira hava parası ekleyebiliyor. Yani domates, İstanbul ve Ankara halinden manava 4,40 liradan çıkması gerekirken, 5,40 liradan çıkıyor.
Ankara’daki bir komisyoncu, “domatesin konulduğu plastik kasanın tanesi 20 lira. Bunları bir kısmı geri gelmiyor. Hamal çalıştırıyoruz. İndir bindir sırasında, sebze meyveler telef oluyor. Dükkanın hava parası en az 900 bin lira, ekmek yemeyelim mi? “ dedi.
Manav, tüketici halinden 5,5 liraya aldığı domatesi, tezgahta 7-9 liradan satıyor. Bir manav, “Malı, satıp bitirene kadar çürük, çarık, ezilme gibi kayıplarımız oluyor. Kira, elektrik, su vergi ödüyoruz. Yanımızda sigortalı eleman çalıştırıyoruz. Masraflar ağır” dedi. 

 

ÇİFTÇİYE 5 KURUŞ, HALCİYE 1 LİRA 25 KURUŞ!
Çilekeş çiftçi, soğan yetiştirmek için 1 yıl boyunca tarlasını eşeleyip, traktör, ekipman, tohum, mazot, gübre, sulama, ilaç, ot yoldurmak, amele, hasat masraflarını yaptığı için kilosunu 60-75 kuruşa sattığı soğandan ancak 10-15 kuruşu kendisine kar olarak kalıyor. Çiftçi senede ancak yarım kamyon veya en fazla 1 kamyon soğan üretebiliyor.
Ama aynı soğanı her gün 1 kamyon satan  Ankara, İstanbul’daki toptancı halci veya aracılar, kilo başı 1 lira 25 kuruş kazanabiliyor.   İşte sistemdeki çarpıklıklardan biri bu. Ankara, İstanbul’daki halcinin hava parası en az 900 bin lira olurken, gariban çiftçi kredilerini ödeyemez durumda.

ÇİFTE VERGİLENDİRME KALDIRILMALI

Market zincirleri, tarım ürünlerini direk tarladan alsa bile, mevcut hal yasasına göre, toptancı hallerinde dükkan açıp, faturayı, yine halden geçmiş gibi, belediye rüsumu gibi vergileri ödüyor.  Oysa, marketler, domatesi, portakalı, limonu, direk tarladan alıp satabilirse, maliyetleri yüzde 26 ucuzlayabilir.

TÜRKİYE KURU SOĞANA MUHTAÇ HALE GELDİ 


Tarım ürünlerinin fiyatlarının önceden açıklanması, soğan fiyatındaki fahiş artış ve depo baskınlarını da ortadan kaldırabilir. Soğanı tarladan 0.60 kuruşa alıp 3-4 liraya satan tüccarın deposunu basmak yerine, tıpkı ekmek fiyatındaki gibi, tarla maliyeti, çiftçi karı, depolama, nakliye, hamaliye ve çürüyüp telef olma maliyetleri düzgün hesaplanıp, markete, “Sen bu soğanı en fazla 2 lira 60 kuruştan satabilirsin, yoksa ceza uygularım” denebilir.
Kaldı ki üretim planlaması yapılmadığından, 2 yıl önce soğan, patates üretimi fazla oldu. Alan satan olmadığından tarlada çürüdü. Çiftçi zarar etti, soğan, patatesi yollara döküp, ertesi yıl yetiştirmedi.
Bu yıl, soğan ithalatı gümrük vergisini sıfırlayıp, tarım ülkesine soğan ithal eder olduk! Oysa dolar kıtlığında, soğanı bile dolarla alıp, yabancı ülke çiftçisini fonlayacağımıza, kendi çiftçimizi destek primi verip teşvik etmek daha iyi olmaz mı?

ÜRETİCİ PAZARLARI, AVRUPA’DA YÜZDE 90, TÜRKİYE’DE BİNDE 6 !

Kuzey Avrupa ülkelerinde ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90'lar seviyesinde. Avrupa Birliği ülkelerinin ortalaması yüzde 50'yi buluyor. Türkiye'de ise, üreticilerin ve üretici birliklerinin hallerdeki ve tüketici pazarlarındaki payı sadece binde 6'da kaldı.
Üretici pazarlarını çoğaltmadan, tarladan sofraya projesi gerçekleşmiyor. Tıpkı Avrupa ülkelerindeki gibi, büyük şehirlerde sadece üreticiler ve üretici birliklerinden oluşan Pazar yerleri açılabilmeli. Mevcut pazar yerlerinde ve yeni kurulacak hallerde, üreticilere ve üretici birliklerine daha fazla yer verilmeli. Üreticiler, ürünü ucuza satıp piyasayı dengeleyecek, fiyat istikrarı sağlanmalı. Hallerde, açık ve kapalı pazar yerlerinde üreticilere ayrılacak bölüm oranı arttırılmalı.
Halci, komisyoncu, pazarcı baskısıyla, “üreticiler, kendi ürettiklerinden başka ürün satamaz” deniyor. Niye satamasın? Köylü, komşusunun yetiştirdiği diğer tarım ürünlerini de eskiden beri satmıyor muydu? Avrupa’da satıyor da biz de niye satamasın?  Pazarcı, halci tek ürün mü satıyor? 

Mevcut hal yasasında, üreticilere hallerde az da olsa yer verilmesine rağmen, büyük şehirlerdeki, bazı pazarcı, halci esnafının, “Bu pazarda yer kalmadı. Sen daha ucuza satıp, bizi batıracak mısın?” gibi tepkileri nedeniyle, üreticiler bazı pazarlara girememiş, girenler da çıkmak durumunda kalmıştı. Dileriz yeni yasayla bu fiilen gerçekleşebilsin.
Bu konuda bir havuç üreticisi, “Konyalılar olarak, tarlada ürettiğimiz havuçları, ilk elden İzmir halinde ucuza satmaya başladık. Bazı halciler, bizi iflas ettirmek mi istiyorsunuz diye tepki gösterdi. Ya çekip gidecektik, yada fiyatları eşitleyecektik. Dövüş kavga olmasın diye fiyatları eşitlemek durumunda kaldık” dedi.

HAL SAYISINI 175’DEN 30’A İNDİRMEK SAKINCALI

Yeni hal yasasıyla, Türkiye’deki hal sayısının 175 den 30’a indirilecek olması sakıncalı. Ege ve Akdeniz’deki ilçelerden toptancı hallerini kapatmanın ne yararı olacak? Çiftçi, traktörüne yüklediği portakalı, lahanayı, domatesi, 10-20 Km ötedeki üretici haline götürebiliyorken, bu kez 60 Km öteye taşınan hale varana kadar, daha fazla mazot yakacak. Hem fazla zaman kaybedecek, hem de olgunlaşmış domatesin, çileğin, şeftalinin, kayısının, daha fazla ezilip telef olmasına sebep olacak.

FINDIĞI KOMİSYONCU MU ALIP SATIYOR?

Yeni yasayla, komisyonculuğun tüccara dönüştürülmek istenmesine eleştiren bir üretici, “Fındığın kilosu Karadeniz’de, 12 liradan alınıyor da komisyoncu mu var arada? Tüccar alıp satıyor fındığı. Eee Ankara, İstanbul’da, 60 lira 1 kg fındık. Kuruyemişçide 80 lira. Ha komisyoncu, ha tüccar, ne farkediyor ki? Aracıya kar marjı konmalı, denetlenmeli. En önemlisi üretici pazarları çoğaltılmalı” dedi.
 
 
HALLERDE ÜRETİCİ BİRLİKLERİ İÇİN KİRALAR DAHA DÜŞÜK OLACAK
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türkiye'de yıllık üretilen 50 milyon ton yaş sebze ve meyvenin yaklaşık yüzde 30'unun zayi olduğuna dikkati çekti.
Pekcan, çıkarılacak yeni hal yasası ile üreticiyi ve tüketiciyi korumaya, sistemi kayıt altına almaya ve zayiatı azaltmaya çalıştıklarını vurgulayarak, şöyle dedi:
"Bu, hem sağlıklı ürün hem gıda güvenliği hem de enflasyonla mücadele yolunda hizmet veren bir paket. Bunun üretici bölgesi hal tarafı, tüketici bölgesi toptan hal tarafı var. İki tarafta da soğuk hava depoları, soğuk zincir, ambalaj standardı konusunda çalışmalarımızı tamamladık. Buralarda sadece sebze meyve değil, et ve süt ürünleri, kanatlı hayvan, çiçek ve gerektiğinde diğer gıda ürünleri de yer alacak."
Pekcan, üretici birliklerinin kooperatifleşmesi için destek vereceklerini de belirterek, "Tüketici toptancı halinde üretici birlikleri için kiralar çok daha düşük olacak. Onlara yüzde 75 indirim sağlayacağız. Hal rüsumunu kaldıracağız. Vergi oranı herkese yüzde 4 ise üretici birliklerine yüzde 2 olarak uygulayacağız. Herhangi bir ticaret erbabının, esnafın zarar görmesini kesinlikle istemeyiz. Şu anki durumda her şey üreticinin sırtında. Mevcut sistemin ne üreticiye faydası var ne tüketiciye. Biz bunu düzgün kurguladığımız zaman herkesin memnun olacağı bir sistem olacak." dedi.
Bu açıklamadan sonra, toptancı hal komisyoncuları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’la, görüşüp kaygılarını ilettiler. Halci, komisyoncu, kabzımalların talebi doğrultusunda, yasa yeniden değiştirilip, son şekli verilmeye çalışılıyor.
 
KABZIMALLAR TÜCCAR OLACAK MI?
Yeni hal yasası taslağında öne çıkan düzenlemelerden bazıları şöyle:
1- Türkiye genelindeki 175 sebze ve meyve hal sayısı 30'a indirilecek
2- Sebze ve meyve hallerinin kurulması, yönetimi, işletilmesi yetkisi belediyelerden alınıp Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği koordinasyonunda, yerel kurumlara verilecek
3-Hal komisyonculuğu kaldırılacak. Komisyoncular tüccar olarak faaliyetlerine devam edebilecek
4- Ürün tasnifi, standartlaşma ve bölgesel ürünlerin markalaşmasını sağlayacak altyapı kurulacak,
5-Üretim bölgelerinde ihtiyaca uygun olarak ürün toplama merkezleri kurulacak.
6- Ürün fiyatını üreticiler ve üretici birlikleri belirleyecek.

İMKB GİBİ, SEBZE FİYATLARI İNTERNETTEN GÖRÜLEBİLMELİ
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndaki hisse fiyatlarını, internetten takip edebildiğimiz gibi, tarım ürünlerinin üretici hallerindeki fiyatlarıyla, tüketici hallerindeki fiyatlarını internetten takip edebileceğimiz bir sistem oluşturulmalı. Pazar yerlerinde de bu fiyatları gösteren ekranlar kurulmalı.
 
ÜRETİCİLER MARKETLERE DOĞRUDAN TEDARİKÇİ OLABİLMELİ
Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Başkanı Fehmi Kiraz, tarım ürünlerin tarladan son tüketiciye ulaşana kadar 3 ila 7 kat arasında fiyat artışına uğradığını belirterek, “Üretici birlikleri, marketlere doğrudan tedarikçi olabilmeleri durumunda, hem üreticiler emeğinin karşılığını alabilecek, hem de tüketici daha ucuza sebze meyve yiyebilecek.  Gıdada enflasyon düşecek” dedi.

Kadir Ercan 
Sürekli Basın Karti Sahibi/ Gazeteci
 

 

Tarımsal Ticaret Zaptı İmzalandı

Türkiye ile Almanya arasında tarım alanında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı imzalandı. Mutabakat zaptına göre, iki ülke arasında tarımsal ticaretin önündeki teknik engellerin kısa sürede aşılması için “Tarım Çalışma Grubu” oluşturulacak. Tarımsal teknoloji ve kooperatifçilik alanlarında teknik iş birliği ve bilgi değişimi hedefleniyor.
Türkiye ile Almanya arasında tarımda iş birliği anlaşması imzalandı. Bu yıl 11'inci kez düzenlenen "Dünya Gıda ve Tarım Forumu"nun, Almanya’nın başkenti Berlin’de başlaması dolayısıyla Messe Berlin’de resepsiyon verildi.
Forumda Türkiye’yi temsil eden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de resepsiyona katılarak, diğer ülkelerden gelen mevkidaşları ile sohbet etti.  Resepsiyondan sonra, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Almanya Federal Cumhuriyeti Gıda ve Tarım Federal Bakanlığı arasında tarımda iş birliğini öngören mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaya, Türkiye adına Pakdemirli, Almanya adına Gıda ve Tarım Bakanı Julia Klöckner imza attı.
Mutabakat zaptı kapsamında, iki ülke arasında tarımsal ticaretinin önündeki teknik engellerin kısa sürede aşılması için “Tarım Çalışma Grubu” oluşturulacak. Aynı zamanda, tarımsal teknoloji ve kooperatifçilik alanlarında teknik iş birliği ve bilgi değişimi hedefleniyor.  İmzalar atıldıktan sonra Pakdemirli, Alman bakan ile bir süre görüştü. Görüşmede iki bakan birbirlerine hediye takdim etti.
 
 

Okul ve Çocuklar Sütsüz mü Kalıyor

Bundan yaklaşık 6-7 yıl önce okul sütü projesine merhaba demiştik. Hem geleceğimizin teminatı minik öğrenciler hem de veliler okul sütü projesini benimsemişti. Her yıl Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında Ekim Kasım ve Aralık aylarında okul sütü ihalesi gerçekleşir bizlerde okul sütü ihalesini kim? Nerde? Aldı diye merakla beklerdik. İhale sonuçlarını.
Okul zilleri bugün son kez çalıyor ve yaklaşık 5miyon öğrenci yarı yıl tatiline giriyor. Yarıyıl tatili hemen bitiminde Geleceğimizin teminatı çocuklar, 6-7 yıl önce başlamış olan Okul sütünden mahrum kalacak.
Okul Sütü ’ne Ne oldu İhale Neden Yapılmadı
 “Akıl Küpü Okul Sütü” üstündeki yazılarla da çocukların sevgisine mazhar olan okul sütünü hem öğrenciler hem de veliler bekliyor olacak.  Konuya ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığın’ dan henüz bir açıklama gelmezken;  temennimiz geleceğimizin teminatı çocuklara daha sağlıklı daha güzel beslenmesi için bol proteinli okul sütünden yoksun bırakılmaması.
 
 
 

Hangi İllerde Kenevir Yetiştirilecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  kenevir ekimi yapacağız açıklamasının ardından gözler kenevir yetiştiriciliği yapılacak illere çevrildi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 29 Eylül 2016 tarihli Kenevir Yetiştiriciliği ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik'i ile Türkiye'de 19 ilde kenevir yetiştirilmesine izin veriliyor.
Türkiye'de 2016 yılında yayımlanan yönetmelikle kenevir ekimi için şu illere izin çıktı:
Amasya, Antalya, Bartın, Burdur, Çorum, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak.
 
 

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, geçtiğimiz gün Ak Parti grubunda buzağı desteklemelerini ödüyoruz. Açıklamasının ardından 2017 yılı 3. Dönem buzağı desteklemeleri Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından T.C. kimlik numarası son hanesi 4,6,8 ile başlayanlar 11 Ocak 2019 günü mesai bitiminden sonra üreticilerin hesaplarına yatırılacak. T.C. Kimlik numarası son  iki hanesi 0 ve 2 ile başlayanlara ise 18 Ocak 2019 günü mesai bitiminden sonra üreticilerin hesaplarına geçmiş olacak.
Böylece 2017 yılı 3. Dönem buzağı desteklemesi ödemesi olan 525 milyon TL üretici hesaplarına gönderilmiş olacak.
Öte yandan edinilin bilgiye göre çiğ süt desteklemeleri olan 340 Milyon TL için ödemeler ise Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çalışmaların son aşamaya geldiği yönünde. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde ise çiğ süt desteklerinin de üretici hesaplarına ödenmiş olacak.
 
 
 
 

Bakanlıktan Hileli Kıyma İncelemesi

Tarım ve Orman Bakanlığı, bazı basın yayın organlarında yer alan "hileli kıyma" iddiaları üzerine haberlere konu edilen satış noktalarındaki ürünlerde inceleme başlattığını bildirildi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, gerek sosyal medyada gerekse bazı basın yayın organlarında yer alan "hileli kıyma" iddiaları üzerine Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ekiplerince harekete geçildiği belirtildi.
Haberlere konu edilen satış noktalarında bahsi geçen ürün grubu ile ilgili numune alma işleminin gerçekleştirildiğinin ifade edildiği açıklamada, şu bilgilere yer verildi:
"Rutin olarak yapılmakta olan gıda kontrol ve denetim çalışmalarına ek olarak toplanan numuneler, Bakanlığımız laboratuvarlarında analiz için işleme alınmıştır. İlk analiz sonucuna göre, 'kıymada boya kullanıldığı' bulgusuna rastlanılmamıştır. Ayrıca 9 ilde kıyma ve kuşbaşı üretimi yapan 10 et parçalama tesisinden ve Türkiye genelinde 33 ildeki satış noktalarından numune alınmış olup analiz için laboratuvarlara gönderilmiştir. Çıkacak olan detaylı laboratuvar analiz sonuçları da kamuoyuyla ayrıca paylaşılacaktır".
Açıklamada, laboratuvar analizlerinde, kıymada yağ oranı, cinsiyet tayini, boya, protein oranı gibi detayların incelendiği aktarılarak, halk sağlığı ve gıda güvenliğini ilgilendiren her türlü bilgi, belge ve iddianın Tarım ve Orman Bakanlığınca hassasiyetle ve titizlikle dikkate alındığının altı çizildi.
Bakanlık tarafından yürütülen rutin gıda kontrol ve denetim faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması için vatandaşların da sürece dahil olmasının son derece önemli olduğunun ifade edildiği açıklamada, "Tüketicilerimizin alışveriş yaparken, satın aldıkları ürünlerin ambalaj bütünlüğünün bozulmamış olmasına, etiket üzerindeki son tüketim tarihine, işletme onay numarasına, ürünün etikette belirtilen muhafaza şartlarını taşıyıp taşımadıkları gibi kriterlere dikkat etmeleri gerekmektedir. Şüpheli bir durumda Alo 174 gıda hattına veya en yakın il/ilçe müdürlüklerimize bildirmeleri, ihbarda bulunmaları hassasiyetle rica olunur" değerlendirmesinde bulunuldu.
 
 

50 Hayvancılık Projesine 37 Milyon liralık Destek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 50 hayvancılık projesine toplam 37 milyon lira hibe desteği verileceğini belirterek “Bu projeler sayesinde kırsalda yaklaşık 77 milyon liralık yatırım yapılacak.” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı-Kırsal Kalkınma Programı (IPARD II) 3. çağrı ilanı kapsamında 50 hayvancılık projesine toplam 37 milyon lira hibe desteği verileceğini belirterek, “Bu projeler sayesinde kırsalda yaklaşık 77 milyon liralık yatırım yapılacak.” ifadesini kullandı.
Yazılı açıklamasında Pakdemirli, TKDK IPARD-II 3. çağrı ilanı kapsamında bugün 6. grupta yer alan 50 hayvancılık projesini onaylayarak hibe sözleşmelerinin imzalanma sürecini başlattıklarını bildirdi.
50 hayvancılık projesine toplam 37 milyon lira hibe desteği verileceğini belirten Pakdemirli, şunları söyledi:
“Bu projeler sayesinde kırsalda yaklaşık 77 milyon liralık yatırım yapılacak. 6. grupta yer alan bu projelerle birlikte IPARD-II 3. çağrı kapsamında desteklenecek tüm projeleri açıkladık. Böylece toplamda onaylanan 2 bin 316 projeye 781 milyon lira hibe sağladık. Bu hibelerle birlikte kırsalda yaklaşık 1,5 milyar lira tutarında yatırım gerçekleştirilmiş olacak.”
 Bu tesislerde 7 binin üzerinde yeni istihdam oluşmasını beklediklerini ifade eden Pakdemirli, TKDK üzerinden kırsal kalkınma projelerini desteklemeye devam edeceklerini vurguladı.
 

Besilik Hayvan İthalatı Durduruldu

Kırmızı ette yaşanan sıkıntıları çözmek içim Tarım ve Orman Bakanlığı düğmeye basarak besilik ithalatını durdurdu. Hayvancılık Genel Müdürlüğünün talimatıyla 25 Aralık'tan itibaren besilik hayvan ithalatı için kontrol belgesinin verilmeyeceği duyuruldu.

Sektör temsilcileri besilik hayvan ithalatının durdurulmasını olumlu karşıladıklarını belirttiler. Karkas kesim fiyatlarının artan yem ve diğer girdi maliyetlerine rağmen 24 ile 25 lirada seyretmesinin ülke hayvancılığına büyük zarar verdiğine dikkat çeken sektör temsilcileri, “Tarım ve Orman Bakanlığının aldığı kararla besilik ithalatının durdurması sektörde yaşanan sorunlara bir nebze çözüm olacaktır. Bakanlıktan üreticinin önünü görecek politikaları hayata geçirmesini bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundular.
 
 

5 Tarım İlacına Kademeli Yasak

Tarım ve Orman Bakanlığı, arı kolonilerini zehirleyip öldürdüğü gerekçesiyle 5 tarım ilacına kademeli yasak getirdi.
Yaklaşık 8 milyon arı kovanına sahip olan Türkiye'de, her yıl ortalama 150 bin kovan arı, pestisitler,, yani tarım ilaçları nedeniyle ölüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı,, arıların koloni halinde ölümüne yol açtığı iddiasıyla 5 tarım ilacına kademeli yasak getirdi.

5 İLACA KADEMELİ YASAK 
O ilaçlardan en zararlıları olan Thiamethoxam ve Imidoclaprıd'in açık alanlarda kullanımı aralık ayı itibarıyla yasaklandı. Bu iki ilacın seralarda kullanımı ise devam edecek, ancak etiketlerinde uyarı yazıları yer alacak. Çiftçiler de dikkatli kullanmaları konusunda uyarılacak.
Habertürk'ten Esra Nehir'in haberine göre, bir diğer ilaç olan Chothianidin'in kullanımı 31 temmuz 2019'a kadar kademeli olarak devam edecek, o tarihten sonra yasaklanacak. Thiacloprid'in kullanımı da 30 nisan 2019'a kadar devam edecek. Nisan ayı sonunda, kullanılıp kullanılmayacağı yeniden değerlendirilecek...
Acetamibrid'in kullanımı ise devam edecek, ancak etiketinde uyarı yer alacak.
ETİKETLER DEĞİŞECEK
Tarım Bakanlığı yetkilileri, söz konusu ilaçların en zararlılarının yasaklandığını, diğerlerinin de kullanımının kısıtlandığını belirtti. Kullanımı kısıtlanan ilaçların etiketlerinde, "bu ürün arılara karşı çok zehirlidir. Kuru ve rüzgarlı havada ilaçlı tohum ekimi yapmayın, bombus arısı olan seralarda kullanmayın” uyarısı yer alacak. 5 ilaçla ilgili Avrupa Birliği uygulamaları takip edilecek ve aldıkları kararlar Türkiye'de de eş zamanlı uygulanacak.
 
 

Zirai Meteorolojik Gelişmeler Çiftçiye SMS Yolu İle Bildirilecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar zirai meteorolojik gelişmelerin SMS uygulamasıyla üreticilere bildirilmesi ve birlik üyelerine meteorolojik eğitim verilmesine ilişkin işbirliği protokolünü imzaladı.
Bu kapsamda zirai meteorolojik gelişmeler çiftçilere önceden SMS yoluyla bildirilecek.
 
 

Orman Alanların Otlatmaya Açılması Küçükbaş Hayvan Üreticisini Sevindiriyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığının desteklenmesi için hayvanların zarar veremeyeceği boya gelmiş ağaçların bulunduğu orman alanlarının tümünü otlatmaya açık hale getirdiklerini açıklaması hayvan yetiştiricilerinde sevinç yarattı. Bakan Pakdemirli’nin açıklamasına göre 12 milyon hektarlık alan otlatmaya açıldı. Antalya Damızlık Keçi ve Koyun Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, yem fiyatlarının arttığı şu günlerde ormanlık alanlarının hayvan otlatmasına açılmasının hayvan yetiştiricilerine umut olduğunu söyledi.
ORGANİK ET VE SÜT ÜRETİMİ
Birlik Başkanı Zeliha Öztürk, küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin orman alanlarının otlatmaya açılması için çok mücadele verdiklerini söyledi. Orman içi meraların otlatmaya açılması ile birlikte organik et ve süt üretiminin olacağını ifade eden Öztürk, “Yetiştiricilerin ürettikleri et ve süt organik olma özelliğini korumaya devam edecek. Alınan kararla ülkemizde yaşanan kırmızı et krizinin de biteceğini düşünüyoruz. En kısa zamanda da mevzuat değişikliği yapılarak düzenlemenin hayata geçmesini bekliyoruz” dedi. Öztürk, orman alanlarda hayvanların otlatılmasıyla birlikte çıkabilecek yangınların da önleneceğini söyledi.
ANTALYALI YETİŞTİRİCİLER
Antalya’da hayvan yetiştiricilerinin daha çok desteklenmesini istediklerini belirten Öztürk, “Antalya turizm bölgesi olduğu için kırsal alan desteklerinden tam olarak faydalanamıyor. Antalya’nın kırsal alan destekleme projelerine katılmasını istiyoruz. Sonuçta Antalya’da da 500 rakımdan 2 bin 500 rakıma kadar hayvancılık yapılıyor. Hayvancılık kan kaybeden bir sektör haline geldi. Antalya’nın hayvancısı diğer illerden farklı değil. Antalya’nın desteklerden tam olarak faydalanması gerekiyor” dedi. 
 
 

2019 da Tarım ve Hayvancılıkta Reform Hayata Geçecek

Hükümet önümüzdeki yıl tarım ve hayvancılık reformunu hayata geçiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı milli tarım ve yerli üretimi desteklemek için tarımsal reforma 17 milyar liraya yakın bütçe ayırdı.
Çiftçi, ormancı, balıkçı, seracı kısaca tarım ve hayvancılık alanında üretim yapan herkese teşvik verilecek.

ÜRETENİN GÜVENCESİ

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019'un tarımsal ve hayvancılık noktasında milli etiketle verimli üretimlerin yapıldığı, çiftçinin sorunlardan ziyade üretmeye odaklandığı bir yıl olacağını söyledi.
Bakan Pakdemirli, "Tarım ve hayvancılık kapsamında üretimi sil baştan ele alıyoruz. Tarım ve üretim desteğine yüzde 48 oranında toplam 16 milyar 700 milyon TL ayırdık. Yapacağımız reformlarla tarım ve hayvancılıktaki ithalatı bitireceğiz" dedi.
Bakan Pakdemirli, 2019'da hayata geçirilecek reformlar için özetle şunları söyledi:

- Bu yıl tarımsal desteğe yaptığımız maddi yardımı yüzde 10 artırdık. Önümüzdeki yıl adeta çiftçinin, tarım üreticisinin yılı olacak. Nakdi yardımlara ek olarak 2019'da 16 milyar TL tarımsal destek sağlayacağız. Ayrıca genç çiftçilere 503 milyon TL hibe, 53 tarımsal AR-Ge projesine toplam 40 milyon TL destek verilecek.
- Çiftçilik muhasebe veri ağı çalışmaları kapsamındaki destekler artırılacak ve 6 bin işletme daha destekleme kapsamına girecek.

- Erkek sığırları mevzuata uygun kesimhanelerde kesen yetiştiricilere 200 başa kadar hayvan başına 250 TL'ye kadar destekleme yapılacak.

- Orman köylüsüne üretim gideri olarak 1,9 milyarlık ödeme yapılacak.
ARAZİ BAŞVURULARI İÇİN  SON GÜN

Üreticiye her kapıyı açmak için harekete geçen hükümetin 'Hazine'ye ait tarım arazilerinin çiftçilere kiralanması' projesine başvuru sayısı 100 bini aştı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 100 günlük eylem planında da yer alan düzenlemeden faydalanmak için en fazla başvuru yapılan iller sırasıyla Adana, Hatay ve İzmir oldu. Hazine arazilerini ekip biçen çiftçilerin yüzünü güldüren düzenlemeye bugüne kadar Adana'dan 10 bin 5, Hatay'dan 7 bin 309, İzmir'den 4 bin 920 vatandaş başvurdu.

BALIKÇILAR 12 MİLYON ALACAK

Kıyı balıkçılığının artırılması için 2019'da 10-12 metre aralığındaki gemiler de destek kapsamına alınıyor.
Böylece kıyı balıkçılarına toplam 12 milyon TL destek verilecek

İŞTE ET İTHALATINI BİTİRECEK ADIMLAR

Bakan Pakdemirli, "Damızlık değer tespiti, soy kütüğü, süt kalitesinin desteklenmesi, mobil suni tohumlama sperma tahsis projesi ile 3 yılda kırmızı et ithalatını bitireceğiz. Hayvan yetiştiricilerine düşük faizli kredi vereceğiz. Koyun yetiştiricilerine destek olacağız" dedi
 

Brezilya'dan Getirilen Besilik Hayvanlara İzin Verilmedi

 Tarım ve Orman Bakanlığı, Brezilya’dan getirilen besilik hayvanlara ait veteriner sağlık sertifikasında “hayvanlarda yapılan testlerin istenilen zaman periyodu içinde yapılmadığının” tespit edilmesi üzerine Türkiye’ye girişlerine izin verilmediğini açıkladı.
 
Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Brezilya'dan Julia AK isimli gemi ile İzmir Limanı'na getirilen besilik hayvanlara ait veteriner sağlık sertifikasında ‘Hayvanlarda yapılan testlerin istenilen zaman periyodu içinde yapılmadığı' tespit edilmiş ve ülkeye giriş izni verilmemiştir. Brezilya veteriner otoritesi, hayvanlarda hastalık testlerinin istenilen zaman periyodunda yapılmadığını kabul etmekle birlikte hayvanların izolasyon süresi içerisinde gerekli test ve analizlerin yapıldığını, yüklemenin gecikmesi ile zaman periyodunun aşıldığını, gemiye yükleninceye kadar geçen sürede izolasyon şartlarının muhafaza edildiğini belirtmiştir. Ayrıca ülkemizin üyesi olduğu Dünya Hayvan Sağlığı (OIE) örgütü de ‘hayvan refahının' dikkate alınıp, hayvanların uygun izole alanlara alınmasını talep etmiştir. Brezilya veteriner otoritesinin bilgilendirmesi ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün (OIE) tavsiyeleri de dikkate alınarak bakanlığımızca ‘halk ve hayvan sağlığını' tehdit etmeyecek bir şekilde hayvanların izolasyon altına alınması, test ve analizlerin yapılması yönünde karar alınmıştır. Hayvan sahiplerinin İzmir ve civarında izolasyona uygun alan bulamamaları nedeniyle talepleri üzerine Julia AK isimli gemi İskenderun Limanı'na yönlendirilmiştir. Söz konusunu gemi, İskenderun Limanı'na yanaşmadan önce Sağlık Bakanlığı ve Bakanlığımız uzmanlarınca ‘halk ve hayvan sağlığı' yönünden gerekli tetkikler yapılmış, salgın ve bulaşıcı hastalık taşımadıkları, klinik olarak sağlıklı oldukları tespit edilmiştir. Bakanlığımızın öncelikli görevi ‘halk ve hayvan sağlığını korumaya yönelik' her türlü tedbiri almaktır” ifadelerine yer verdi.
 
 

Yerel Bitki Çeşitleri Kayıt Altına Alınacak

Tarım ve Orman Bakanlığınca, ülkedeki yerel bitki çeşitleri kayıt altına alınarak, denetim için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi oluşturulacak. Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne alınan çeşitler ve tohumluklarının çoğaltımı ve ticareti yapılabilecek.
Tarım ve Orman Bakanlığınca, ülkedeki yerel bitki çeşitleri kayıt altına alınarak, denetim için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi  oluşturulacak. Hazırlanacak Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne alınan çeşitlerin ve tohumlukların çoğaltımı ve ticareti yapılabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığının Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlamasına Dair Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tebliğ ile tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri ve diğer bitki türlerine ait yerel çeşitlerin genetik erozyonlarını engellemek amacıyla tohumluklarının çoğaltımı, pazarlanması, yerinde idamesi ve sürdürülebilir kullanımıyla ilgili kurallar getirerek, ticareti yapılacak yerel çeşitlerin kayıt altına alınması, tohumluk üretimi ve tohumluklarının piyasaya arzı ve bu konudaki denetimlere ilişkin usul ve esaslar belirlendi.
Bakanlıkça ülkedeki yerel bitki çeşitlerinin kayıt altına alınarak denetimi için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi oluşturulacak. Bu çeşitlerin tohumluklarının çoğaltımı ve ticareti Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne kaydedilerek yapılabilecek.
 
 

Tarım ve Ormanda Genel Müdür Yardımcıları Atamaları

Tarım ve Orman Bakanlığında, genel müdür yardımcılıklarına atamalar yapılmaya başlandı. Orman Genel Müdürlüğü ile Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nde, genel müdür yardımcıları tamamen değişirken, TAGEM, Tarım Reformu ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü'ne yeni genel müdür yardımcıları atandı. ÇEM'de de Daire Başkanı Özlem Yavuz Genel Müdür Yardımcısı oldu.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM)'e üç yeni genel müdür yardımcısı atandı. Kahramanmaraş'ta 6 yıl Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yapan ve bu görevinden geçtiğimiz Mayıs ayında ayrılan İhsan Emiralioğlu, Trabzon Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İlhan Aydın ve Sivas eski Tarım ve Orman İl Müdürü İhsan Aslan TAGEM Genel Müdür Yardımcısı oldu.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcılığını vekâleten yürüten Mesut Akdamar, Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcılığına atandı.
Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Burhan Demirok BÜGEM'e kaydırılırken yerine Ankara Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürü Erol Bulut, getirildi
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdür Yardımcıları Etem Boz, Hayrettin Yıldırım ve Osman Demirel görevden alınarak, yerlerine Bursa Doğa Koruma Milli Parklar Bölge Müdürü Mustafa Bulut, Konya Orman Bölge Müdürü Muhammet Çolak, Antalya Beydağları Milli Park Müdürü Erdem İsmetoğlu ve Orman Genel Müdürlüğü eski Daire Başkanı Hasan Kanca atandı.
Orman Genel Müdür Yardımcıları Mehmet Zeki Temur, Zekeriya Mere ve Yusuf Şahin görevden alınarak yerlerine Kastamonu Orman Bölge Müdürü Hayati Özgür, İzmir Orman Bölge Müdürü Şahin Aybal, Muğla Orman Bölge Müdürü Mehmet Çelik ve Giresun Orman Bölge Müdürü Mustafa Özkaya getirildi.
 

Tarım ve Orman Bakanlığında Yeni Dönem Yol Ajandası Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oluşturuldu. Buna göre Bakan Pakdemirli brifingleri hızlandırırken Tarım ve Orman Bakanlığının’ yeni dönem yol haritası da belirlendi. Yeni dönemde “Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri” hayata geçirilecek. GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek. Orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekar alan sulamaya açılacak. Konya Ovası’nda 2019 sonuna kadar 11 milyon dekar arazi, Doğu Anadolu Projesiyle de 2,3 milyon dekar arazi sulamaya açılacak.
 
Tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek. Özellikle yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern teknikler desteklenecek.
 Tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.

 Gelecek dönemde 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak.
 Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak,
teminat sorunları hafifletilecek, atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak.

 Tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe devam edecek, 81 il ve 250 köyde “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.

IPARD-II kapsamında 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak.

 Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan’daki arazi, Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.

Özel sektöre, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.

 Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak.

 Kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak.
 
 Üretimin artması için atıl araziler değerlendirilecek, yüksek verim için teknolojik tarıma geçilecek
 Teşvikler artık 3 yıllığına verilecek, hibe destekleriyle “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.
 
 Ürün kaybının engellenmesi için özel sektöre de, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.
 Et ihtiyacı için damızlık hayvan desteği sürecek. Yem fabrikaları ve meralar devreye alınacak.
 
 
Milli Tarım Projesi ile sürdürülebilir tarım ve hayvancılık anlayışı politikaların çerçevesini oluştururken, 2003-2017 döneminde 5,6 milyon hektar alanda arazi toplulaştırması tamamlandı.
Söz konusu dönemde çiftçilere 2018 yılı haziran sonu itibarıyla toplam 113,1 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapıldı. Bu dönemde, genç çiftçilere, küçük aile işletmelerine, çoban istihdamına, tarıma dayalı işletme yatırımlarına özel destekler sağlanırken, ilk defa çiftçilerin kullandığı mazotun maliyetinin yarısı destek olarak çiftçiye ödendi, tarım sigortalarının kapsamı genişletilerek birçok ürün doğal felaketlere karşı teminat altına alındı.
Çiğ süt fiyatlarının dengelenmesi için müdahale alımları yapılırken, et fiyatlarını spekülatif hareketlerden korumak amacıyla da Et ve Süt Kurumunca (ESK) tedarik edilen ithal etlerin marketlerde ucuza satılması uygulaması hayata geçirildi.
Öte yandan bu dönemde gıda enflasyonunun hava koşullarının yanı sıra spekülatif hareketlerin ve ürün zincirindeki problemlerin etkisiyle aşırı yükselmesi hem enflasyonu tetikledi hem de daha fazla tarım ürünleri ithalatının kapısını araladı.
TARIMSAL DESTEKLER 3 YILLIK PLANLANACAK
Yeni dönemde Tarım ve Orman Bakanlığınca planlı tarım ve çağdaş hayvancılık uygulamalarına yönelik gerekli yapısal dönüşümler, tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek.
Bakanlığın iki önemli ayağından biri olan tarım alanında öncelikle tarımsal desteklerin sayısı azaltılarak daha etkin destekleme politikası izlenecek, tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.
Gelecek dönemde kümülatif olarak 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak. Tarım sanayi entegrasyonunu sağlamak için tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe vermeye devam edilecek, 81 il ve 250 köyde "Birlikte Üretim Modeli" hayata geçirilecek.
Ayrıca 2020 yılına kadar IPARD-II kapsamındaki destekler sürdürülecek, 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak. Yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern tarımsal tekniklerin yatırımları desteklenecek.
Özellikle gıda enflasyonunun kontrol altına alınması için tarımsal destekler şekillendirilirken, Türkiye'nin arz dengesi ve dış ticaret politikaları da dikkate alınacak. Tarımsal desteklemelerde ürün deseni ve su potansiyeli uyumu gözetilerek, sertifikalı üretim yöntemlerine önem verilecek.
Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan'da kiralanan arazi TİGEM'in öncülüğünde Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.
Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşması ve gelişmesi için uzun süreli kiralama garantisi kapsamında özel sektöre lisanslı depo yaptırılacak.
Hazine arazilerinde tarım yapan çiftçilerin kullanımlarına ilişkin iyileştirmeler ve satın alma olanakları getirilecek.
Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak, Doğu Anadolu Bölgesinde entegre tesislerin kurulması desteklenecek.
Yetiştiricilere 250 bin damızlık gebe düve, 300 başa kadar olmak üzere toplamda 500 bin baş damızlık koyun desteği ve süt piyasasının regülasyonu uygulamasına devam edilecek.
 
GAP KAPSAMINDAKİ BÖLGELERİN TAMAMI SULAMAYA AÇILACAK
 
Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek. Kurulma aşamasındaki 17 Araştırma ve Eğitim Merkezi ile Ar-Ge çalışmalarına hız verilecek.
GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek, orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekarın tamamı sulamaya açılacak, Konya Ovası Projesi (KOP) ile Akdeniz’e boşa akan suların Konya Ovası’na yönlendirilmesi, vahşi yer altı sulamalarının yağmurlama veya damlamalı sulama usullerine dönüştürülmesiyle su ve enerji sarfiyatında tasarruf sağlanacak. KOP'ta 2019 sonuna kadar hedeflenen 11 milyon dekar arazinin tamamı, Doğu Anadolu Projesi’yle 2,3 milyon dekar arazi daha sulamaya açılacak.
Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak, teminat sorunları hafifletilecek, arazi bankacılığı gibi modellerle atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak, hayvancılık üretiminin artırılması için kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak, küçükbaş hayvancılığın gelişimi için meraların kullanımı teşvik edilecek, bu konuda büyük yatırım yapmak isteyen yatırımcılara yer temin edilecek.
Yeni sistem ile tarım ve ormancılık politikaları yerlilik ve millilik ekseninde oluşturulacak. Kaynakların daha verimli ve adil kullanımını sağlamak için yeni çalışmalar yapılacak.
 
AĞAÇLANDIRMADA 4 MİLYARI AŞKIN FİDAN TOPRAKLA BULUŞTU
 
Bakanlığın diğer önemli ayağı olan ormancılık alanında da son 16 yılda Türkiye'deki doğal sit alanı ve milli parklar gibi korunan alanların sayısı 175’ten 558’e çıkarıldı.
Hidrolik enerji, sulama, içme suyu ve taşkın koruma alanlarında, 2003 yılından 2017 sonuna kadar yaklaşık 126 milyar lira yatırım gerçekleştirildi.
Söz konusu dönemde 525’i baraj, 527’si HES, 336’sı gölet, bin 232’si sulama tesisi, 207’si içme ve kullanma suyu temini tesisi, 17’si atıksu arıtma tesisi ve 4 bin 640’ı taşkın koruma tesisi olmak üzere toplam 7 bin 484 tesis hayata geçirildi. Toplam ekonomik sulanabilir 85 milyon dekar arazinin, 65 milyon dekarı sulamaya açıldı.
 
İçme suyu eylem planları ile şehirlerin 2071 yılına kadar su ihtiyacı planlandı.
Ağaçlandırma kapsamında 4 milyarı aşkın fidan toprakla buluştu. 2015-2019 dönemini kapsayan "5 Bin Köye, 5 Bin Gelir Getirici Orman" projesi yürütüldü.
Orman kadastro çalışmaları tamamlandı, Ulusal Çölleşme Risk Haritası hazırlandı ve Toprak Bilgi Sistemi kuruldu, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanteri projesini 54 ilde tamamlandı.
Hayvanları Koruma Kanunu, sokak hayvanlarının rehabilitasyonu maksadıyla 2004 yılında yürürlüğe girdi, 81 yaban hayatı geliştirme sahası aktifleştirildi.
 
KORUNAN ALANLARIN SAYISI 653'E ÇIKARILACAK
 
Yeni dönemde Türkiye'nin ekonomik sulanabilir arazilerinin tamamı 2023 sonuna kadar sulamaya açılacak.
Arıtılmış atık suların ekonomiye yeniden kazandırılması amacıyla yüzde 1,2 olan yeniden kullanım oranı 2023 yılına kadar yüzde 5’e çıkarılacak.
Korunan alanlarda, tabiat eğitim merkezleri, yaz okulu ve gençlik kampları tesis ederek tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütülecek. Korunan alanların sayısı 2023 sonunda 653’e çıkarılacak.
Türkiye'deki mağaralar araştırılacak, veriler ışığında mağaralar tabiat varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alınacak.
Yer üstü ve yer altı su kaynaklarını kapsayacak şekilde su havzaları koruma altına alacak, "Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi Modeli"ne geçilecek. Ulusal Su Planı ve Ulusal Su Güvenliği Planı yayınlanacak.
Şehir ormanları sayısı 2019 yılına kadar 160’a çıkarılacak, 2019 sonuna kadar ormanların tamamının tapu ve tescil işlemleri gerçekleştirilecek.
 
Felaketlerin önlenmesi için 2023 yılına kadar 25 Çığ Kontrol Projesi ve Çığ Tehlike Haritası, 35 Heyelan Kontrol Projesi ve Heyelan Tehlike Haritası, 250 alanda sel kontrol projesi hayata geçirilecek.
Orman alanlarını çoğaltmak, erozyonu önlemek, ceviz, badem, zeytin gibi ürünlerin üretimini desteklemek üzere 10 bin dönüme kadar Hazine taşınmazı gerçek ve tüzel kişilere kiralama amaçlı arz edilecek.