Gıdada Tağşişin bahşişe dönüşmesi biter mi?| Anadolu İzlenimler

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Gıdada Tağşişin bahşişe dönüşmesi biter mi?

Habertürk yazarı Güntay Şimşek, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın taklit ve tağşiş yaptıkları gerekçesiyle 173 firmaya ait 282 parti ürünü kamuoyuna açıkladığını ancak topu vatandaşa attığını belirterek konuyu yeniden gündeme getirdi. Şimşek, hileli gıda konusunda var olan  yasanın sorunlu olduğuna, düzeltilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Çünkü tağşiş yapanlar ilgili yerlere bahşiş gibi cezalarını ödeyip, yollarına devam ediyorlar. Tıpkı tüketiciyi değil, üreticiyi koruyan problemli ‘Tüketici Yasası’ gibi" diye yazdı. 
"Daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor"
En yetkili makamların dahi tağşiş edilmiş gıdaları misafirlerine ikram ettiğini hatırlatan yazar, " Dikkatsizlik ve yasalara uyum bu derece sıkıntılıyken daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor" dedi. "Gıdada tağşişin bahşişe dönüşmesi biter mi?" sorusunu yönelten Güntay Şimşek'in yazısının ilgili kısmı şöyle: 
"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çeşitli gıda ürünlerinde taklit ve tağşiş yapanları uzun süredir ifşa ediyor. Bakanlık bu yılın başlarında da kesinleşen 173 firmaya ait 282 parti ürünü kamuoyuna açıklayarak, topu vatandaşa atmıştı. Ben de bu gelişme üzerine şunları yazmıştım:
“2012’de gerçekleşen bir yasal düzenlemeyle, tüketiciler kanalıyla, üreticiler üzerinde denetim kurulması maksadıyla bu uygulama yapılıyormuş. 2012’den bu yana da 769 firmanın, bin 605 parti, taklit ve tağşiş ürünü ifşa edilmiş. Bakanlığımıza ve emeği geçenlere teşekkür ederiz. Fakat son partide açıklanan şirket sayısı ortada olduğuna göre bu iş, bu şekilde nereye kadar yürüyebilir?”
Ve gelelim günümüze. Konya Karatay’da kabak çekirdeği yetiştiriciliği yapan çiftçiler, hasat zamanı ürünlerini asfalta serip kurutuyorlarmış. Tağşişe falan gerek var mı? Güneydoğu’da biberlerin nasıl kurutulduğu da ayrı bir hikaye. Tarım ülkesinde ilgili bakanlığın bu işlere odaklanmak yerine ifşaatı tercih etmesi ne kadar doğru? Netice de alamıyor. Çünkü tağşiş yapanlar ilgili yerlere bahşiş gibi cezalarını ödeyip, yollarına devam ediyorlar.
İlginçtir; Gaziantep’te ayçiçeği yağına soya karıştıran üreticiye 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası verilmesi sebebiyle ‘hileli gıda’ cezalarında yeni bir dönem başlayacağına dair inanç artmış. Halbuki 2012’de ifşayla bu meselenin önüne geçilmesi amaçlanan yasa sorunlu. O yasanın acilen düzeltilmesi lazım. Tıpkı tüketiciyi değil, üreticiyi koruyan problemli ‘Tüketici Yasası’ gibi.
Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, kararın gıda güvenliği için emsal niteliğinde olduğunu belirterek, “Cezayı öder, yoluma devam ederim’ devri bitti” şeklinde yorumlamış ama o yasa değişmediği takdirde pek de öyle gözükmüyor.
Hasılı kelam; BYSD ve Tarım İl Müdürlüğü, mahkemeye başvurmuş, mahkeme de tağşiş yapan hakkında kararını vermiş. Peki mahkemeye verilmeyenler ne olacak? Burada dikkat çeken husus şu: Şimdiye kadar benzer davalarda ‘Kabahatler Kanunu’ kapsamında cezalar veriliyormuş. Gıdada hileli karışım, ilk kez ‘halk sağlığını tehdit’ suçundan TCK’nın 186. maddesine göre değerlendirilip, ceza verilmiş.
Daha önceki yazılarımda okudunuz. Ülkemizde en yetkili makamlar bile tağşiş edilmiş gıdaları misafirlerine ikram etmişlerdi. Dikkatsizlik ve yasalara uyum bu derece sıkıntılıyken daha ağır önlemler, kanunlar gerekiyor. İşte o zaman bu ülkenin gıdaları sağlıklı olur, ihracatını yaptığı tarım ürünleri de kıymetli hale gelir. Doğru iş yapanlar korunur ve rekabetçi bir piyasa oluşur."