Narenciye Üreticisi Zor Günler Geçiriyor| Anadolu İzlenimler

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Narenciye Üreticisi Zor Günler Geçiriyor

Ekonomisi büyük ölçüde narenciyeye dayalı olan Hatay’ın Erzin ilçesinde üreticiler zor günler geçiriyor. Maliyetlerin artmasına rağmen yıllardır düşük tutulan narenciye fiyatı bu yıl 25 kuruşa kadar düştü. Evrensel ’den Volkan Pekal’ın haberine göre  Erzin’de narenciye üreticileri, borçlu olmayan, takipte olmayan üreticinin kalmadığı yönünde. Erzin Ziraat Odası Başkanı Ahmet Keskin, tüccarın parasını faize yatırarak kârına kâr kattığını, ürünü alınmayan, malları ipotekli, borç altındaki üreticinin ise kullanacak kredi limitinin kalmadığını söyledi.
Erzin Ziraat Odası Başkanı Ahmet Keskin, birkaç ay önce 60-70 kuruş olarak gerçekleşen narenciye fiyatlarının artmasını beklerken, Akdeniz meyve sineği zararlısının bahane edilerek narenciyelerin Rusya’dan dönmesinin ardından fiyatların düşerek 25 kuruşa kadar gerilediğini ifade etti.
KİLOSU 25 KURUŞA DÜŞTÜ
25 kuruşa narenciye satacak alıcı da bulamadıklarını dile getiren Keskin, “Faizler yükselince büyük tüccar, ihracatçı parasını faize yatırıyor. Niye yüzde 20-25 faiz almak varken parasını yaş meyveye yatırarak riske girsin ki!” diye konuştu. Dolardaki yükseliş ve yüksek faizin çiftçilere yansımasının yıkım olduğunu ifade eden Keskin, “2016’da çekleri karşılıksız çıkan ihracatçı bir holding tarafından dolandırılan, bu yıl zarar eden, önümüzdeki yıl maliyeti artacak olan çiftçi nasıl borç ödesin, nasıl ayakta kalsın? Doların yükselmesine bağlı olarak önümüzdeki yıl narenciye üretim maliyetlerinin iki katına çıkacağı tahmin ediliyor. Zirai ilacı, gübresi, mazot fiyatları geçen yıla göre en az iki kat arttı. Bu yıl narenciye üretim maliyeti 40-45 kuruştu. Önümüzdeki yıl 90 kuruşla 1.2 lira arasında olacağı tahmin ediliyor. Artık takipte olmayan çiftçi yok. Yüksek faiz olduğu için borçlarını yapılandıramıyor. Sezon başında borçlanan çiftçi borçlarına ödeyemeyecek duruma geldi” dedi.
KREDİ LİMİTİ DOLU, MALLAR İPOTEKLİ’
Ekim ayında yağan dolu ile bölgedeki ürünün yüzde 40’ının kaybedildiğini ifade eden Keskin, “Kalan mal da elde kaldı. Çiftçi ağaçların bakımı için çektiği kredileri ödeyemeyecek. Artık düşük faizle kredi çekme şansları yok. Ziraat Bankası’ndaki kredi limitleri doldu. Diğer bankalardan kredi çekmek zorunda kalacak. Yüzde 2-3’ü ödeyemeyen çiftçi, yüzde 20-25, masrafları ile yüzde 30’ları bulacak krediyi nasıl ödeyecek? Ya da banka malı mülkü diğer bankaya ipotekli çiftçiye niye kredi versin? Çiftçi krediyi alabilse de altından kalkabilecek mi? Yüzde 20 para kazanmıyor. Kazanamaz hale getiriliyor. Nasıl yüzde 30 para alsın da masraf etsin?” diye sordu.
‘HÜKÜMET ÇİFTÇİ İÇİN DE BİR ŞEYLER YAPSIN’
Bu sistemde aracının kazandığını, aracı kârlı görmediğinde de mallarının ellerinde kaldığını ifade eden Keskin, “Hal yasasının değişmesi lazım. İnsanları birilerine mecbur etmesinin manası yok. Birliklerin yetkilendirilmesi lazım. Alma satma yetkilerinin olması gerekiyor. İktidar piyasaya sürülmesi gereken soğana karşıma hakkını kendinde görüyorsa çiftçinin durumunu düzeltmek için bir şeyler yapması lazım” dedi. Bölgede üretilecek narenciyeyi katma değeri yüksek mamul haline getirmenin bir başka çözüm olduğunu dile getiren Keskin, “Kurulacak bir fabrikaya satış garantimiz olursa bu fiyatı da belirler” dedi.
ÜRETİCİ TOPRAK SATARAK BORCUNU ÖDÜYOR
Zarar eden üreticinin toprak satarak borçlarını ödeme yoluna gittiğini söyleyen Yeşilkent Sulama Kooperatifi Başkanı Mustafa Vural, “Ama toprak da artık para etmiyor. 10 sene önce 30 bin lira olan yer şimdi de 30 bin lira. Borcu ödeyebilmek için toprak satacak. O da alıcı bulursa. Narenciyenin para etmemesi, faizlerin yüksek olması buna neden oluyor. Biz Ziraat Bankası’ndan aldığımız krediyi ödeyemeyince üretici, sigortası varsa erteleyecek ama ertelemenin de bir faizi var” dedi.
‘MALIMIZA SAHİP ÇIKALIM’
Pamukta 35-40 lira olan dönüm başına desteğin narenciyede 12 lira olduğunu ifade eden Vural, “Hükümetin çok büyük destek vermesi olası görünmüyor. Biz kendimize güvenmemiz lazım. Bir, kooperatifleşmemiz gerekir; iki, kendi malımıza sahip çıkmalıyız. Su ücretinin düşürülmesi için elektrik fiyatlarının düşürülmesi gerekir. En azından KDV düşürülmeli. Krediyi ertelesek çözüm değil. Arazimize bakabilmek için kredi limitini arttırılması gerekir. Dönüm başına 2 bin 600’dü, en az 4 bine yükseltmeli” dedi.
‘ERNAR İYİ İŞLETİLMELİ’
1984 yılında kurulan Hatay Erzin Ernar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin ilk yıllarda zaafları olsa da çalışan bir kuruluş halinde olduğunu dile getiren Vural, “Ama en az 6 yıldır tamamen iyi işletilemedi. İyi işlemesi için zaman zaman toplantılar yapıldı ama sonuç alamadık. Kooperatifleşip paketleme fabrikası ile iyi sonuçlar elde edebiliriz” dedi. Sezon başladığında ürünü depolama imkanı olmadığı için üreticinin mahsulü bir an önce satma derdine düştüğünü ile getiren Vural, “İki ayda sattın sattın, satamazsan yağmurda da sıcakta da olumuz etkilenir. Kendi malımıza sahip çıkamıyoruz. Bu yüzden fiyatlar 10 yıldır aynı, hiç yükselmedi. Ekimde dolu vurdu, bu ayın 20’sinden sonra da don vuracak. O yüzden bu yıl narenciyeden bir şey beklemek artık gerçekçi değil. Bundan sonra malımıza sahip çıkmamız lazım. Çiftçi kendine güvenip kooperatifine sahip çıkmalı. Narenciye Erzin ekonomisi için önemli. Nakliyesinden toplanmasına 6 ay boyunca istihdam imkanı yaratıyor” dedi.
‘BURADA 3 KURUŞA VERDİĞİM PORTAKALI İSTANBUL’DA 9 LİRAYA ALDIM’
Narenciye üreticisi Mehmet Nuri Özarslan, fiyatların artmasını beklerken hiç ürün satamadığını belirterek, “Bir kilo bile mal veremedim. Yarısı doluda gitti, çürüdü. 300 ton 150 tona düştü. Sulama Kooperatifine, gübreciye, ilaççıya verdiğim para öylece duruyor. Zarar ettik. İyi ki emekli maaşım var yoksa eve ekmek parası da götüremeyecektim” dedi.
‘HÜKÜMET ÇİFTÇİYE SAHİP ÇIKMIYOR’
Savaş oldu, uçak düştü derken tüccarın mallarını almadığını, fiyatları düşürdüğünü ifade eden Özarslan, “Öyle olunca 30 kuruşa düştü. Burada 30 kuruşa verdiğim malı İstanbul’da torunum portakal istediği zaman 9 liraya aldım. Aradakini kim kazanıyor? Çiftçinin cebine girmiyor. Tüccar da zarar ettim diyor. Sen de zarar ettiysen bu fiyata nasıl çıkıyor? Sen oraya mal götürebilsen, 2 liraya satsan vatandaş 5 kilosunu da alır 10 kilosunu da alır. Malımız elde kalmaz. Hükümet çiftçiye sahip çıkmıyor. Bir ilacın kilosu 70 kuruştan 370 kuruşa fırladı. Birçok ilaca yüzde 300 zam geldi. Dolar yükselince fırladı, biraz düştü ama fiyatlar aynı kaldı” dedi.
‘ELEKTRİĞE, MAZOTA BU KADAR ZAM OLUR MU?’
Öte yandan üretim yapılan tarım arazilerine sanayi ve termik santraller kurulduğunu dile getiren Özarslan, “Bu da çiftçiyi tamamen öldürüyor. Elektriğe bu kadar zam olur mu, mazota bu kadar zam olur mu? Benim malımı da zamlandır o zaman. Seneye ne gübre alacağım ne ilaç alacağım. Geceni gündüzüne katıyorsun. Devlet bunları narenciyeye teşvik verip fabrika kurdurmadıktan sonra, narenciye işleme tesisi kurulmadıktan sonra narenciye para etmez” dedi.
‘SENEYE HİÇBİR ŞEY YAPMAYACAĞIM’
İspanya’da  9 dönümün hobi bahçeleri olarak kullandığını ifade eden üretici Osman Özdemir, “Bizde 9 dönüm insanlar için geçim kaynağı. Asıl tarım orada yapılıyor. Devlet çiftçisini destekliyor. Sanayiye yönelik üretim yapılıyor” dedi. 2 tona yakın meyvesinin yarısının doluda gittiğini ifade eden Özdemir, “Dolu vurduktan sonra dalında bekliyor. Alan yok. Bu sene zarar ettik. Seneye elimden gelse hiçbir şey yapmayacağım. Yapacak bir şey olsa yapacağız. Devlet herkes başının çaresine baksın diyor” dedi.
 
 
 
25.12.2018