Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Hepimiz Aynı Geminin Yolcularıyız

Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Hayvancılık Genel Müdürü Dr.Durali Koçak, üretici ve sanayicilere “Hepimiz aynı geminin yolcularıyız” diye seslendi, “Sektörün önü açık” mesajı verdi.
Süt sektörünün tüm taraflarını çatısı altında toplayan Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu, 12 Aralık’ta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kampüsündeki Atatürk toplantı salonunda yapıldı.
İlk olarak USK’yı oluşturan Kamu Alt Grubu, Üretici Alt Grubu, Sanayici Alt Grubu ile Araştırma Kuruluşları, Meslek Odaları ve STK Alt Grubu delege seçimlerinin gerçekleştirildiği genel kurul, yeni atanan Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, Genel Müdür Yardımcıları Burhan Demirok ve Salih Çelik ile Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürü Osman Uzun’un katılımıyla yapıldı.
Ulusal Süt  Konseyi  başkanlığında iki dönemi doldurduğu için mevzuat gereği aday olmayan USK Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, genel kurulu açılış konuşmasında, ana kuruluş sebeplerinden birisi çiğ süt maliyetini, yem, fiyatlarını, işçilikleri göz önünde tutarak çiğ süt tavsiye fiyatını belirlemek olan Konseyin, geride kalan dört dönem boyunca, çiğ süt fiyatını belirleyip tavsiye fiyatı uygulamaya çalıştığını söyledi. Çallı, şöyle devam etti:
“Bu dönemlerde konjonktürün getirdiği sıkıntılar olmuştur ama her zaman üreticinin lehine olan işler yapmaya çalıştık, üreticinin zarar etmeyeceği bir fiyatı belirlemeye çalıştık.
Konseyimizin tavsiye niteliğinde çiğ süt fiyatını belirlemenin dışında çalışmaları da var. Uluslararası Karşılaştırmalı Çiftlik Veri Ağı (IFCN) toplantılarında, dünyada süt üreticiliği nasıl yapılıyor görüyoruz. USK olarak Uluslararası Sütçülük Federasyonu’nun (IDF toplantılarına da katılıyoruz. Dünya sütçülüğünün nerede olduğunu, kendimizin nerede olduğunu görme fırsatımız oluyor.”
“Hepimiz aynı geminin yolcularıyız”
Konuşmasına, süt sektörünün tam paydaşlarının salonda olduğunu belirterek başlayan Hayvancılık Genel Müdürü Dr. Durali Koçak ise USK’yı hiç kimsenin küçümsememesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Taraf ifadesi doğru olmayabilir ama tarafları bir araya getirmek çok önemli. Hepimiz anı geminin yolcularıyız. Birbirimize o kadar bağımlıyız ki, kim önce, kim sonra bu bile tartışılabilir. Üreticinin, sanayicinin, onlara rehberlik eden akademisyenlerin ve kamunun bir arada olduğu bir yapı burası. Eleştiriler olabilir. Her zaman daha iyiyi yapmanın yolları vardır. Ama bu kurumu küçümsemek doğrul değil.
“Sorumluluk bilene aittir”
Şunu hepimizin kabul etmesi lazım. Her insanın sorumluluğu vardır. Bizler, bu sektörde sorumluluğu en ağır olan grubu oluşturuyoruz. En başta ben sorumluyum, çünkü benim sektörüm. Ailemize, kurumumuza, ülkemize karşı sorumluluğumuz var. Ama bir de ekmek parası kazandığımız sektör sorumluluğumuz var. Önce bunu kabul etmemiz lazım.
Önceki tarım bakanlarımızdan Sami Beyin (Sami Güçlü) ifadesidir; ‘Sorumluluk bilene aittir.’ Bilmiyorsa, cahil bilmiyor dersiniz. Kim biliyorsa, sorumluluk bilene aittir. Sorumluluk makamında olup da kendi sorumluluğuna müdrik olmamak olmaz. Birbirimizi doğru bilgilendirmemiz lazım. Şimdi sorumluluk makamındayız. Bu bir emanet iştir, ne kadar devam eder bilmem ama sorumluluğumuzu yerine getireceğiz.
“Bir tarafta sağ kolum, bir tarafta sol kolum”
Üreticiler, sanayiciler; bir tarafta sağ, bir tarafta sol kolum var. Hangi birinden vazgeçebiliriz? Ne ondan ne bundan… Sayın Bakanımızın dediği gibi, yapılacak olan, oturacağız masanın etrafına, her taraf düşüncelerini aktaracak, ortak aklı işleterek en doğruyu herkesin menfaatine olacak şekilde bulacağız. Eğer ortak aklı işletirsek, daima doğruya ulaşacağımızdan, doğru kararlar alacağımızdan hiç şüphem yok.
“Sektörün önü açık”
Son zamanlarda biraz sanki çok sıkıntılı, zor bir dönemden geçiyoruz gibi bir algı oluştu. Sıkıntısız dünya, problemsiz sektör yok. Hele canlıyla uğraşıyorsanız, süt işinde iseniz, bunu en iyi siz anlarsınız. Sorunlar çok, ona itirazım yok, ama konjonktürel olarak sıkıntılı olsa da bu sektörün önü açık. Bir üründe arz talebi karşılamıyorsa, fiyat bakımından, gelecek bakımından o ürünün önü açıktır. Bu sektörün ürettiği ürünlerle ilgili arzın talebi karşılamadığını görüyoruz. Bu, sektörün önünün açık olduğunu göstermektedir. Moralinizi bozmayın derim.”dedi.
 
 
13.12.2017
Devamı

Hibe Edilen Hayvanlar Standartlara Uymayınca Hayvanlar İade Edildi

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde, Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe edilen danalar, çiftçiler tarafından kabul edilmedi. Hayvanların sözleşmeye aykırı olarak cılız ve piyasa fiyatının çok altında olduğunu belirten çiftçiler, durumun düzeltilmesini istedi.
Şanlıurfa Tarım Kredi Kooperatifi Bölge Birliği Müdürlüğü tarafından Kızıltepe hayvan pazarında teslim edilmek üzere getirilen danalar, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü bünyesinde kurulan komisyon ile yetiştiriciler tarafından kontrol edildi. Hayvanların proje şartnamesi ve hayvan alım sözleşmesi standartlarına uygun olmadığı, hayvanların çok zayıf ve cılız olduğu ve ırk özelliği taşımadığı gerekçesiyle tutanak tutulup teslim alınmadı.
Çiftçiler ile Şanlıurfa Tarım Kredi Kooperatifi Bölge Birliği Müdürlüğü yetkilileri arasında hararetli tartışmaların yaşadığı gözlemlendi. Tarım İlçe Komisyonunun tutanak tutması, çiftçilerin de danaları teslim almaması nedeniyle hibe edilen hayvanlar geri gönderildi.
"Bunları kabul etmiyoruz"
Devletin kendilerine 15 bin TL değerinde dana verdiğini ama gelen danaların bu değerde olmadığını öne süren Habip Akgün, "Bize gönderilen hayvanlar 6 bin değerinde. En iyilerini seçerseniz en fazla 7 bin TL eder. Devletimiz bize bir fırsat tanımış.İnsan hayatında ancak bir defa alabilir. Ben bu gece heyecandan yatamadım. devletimiz bize güzel hayvan verecek diye. Ama bize gelen öyle değil. Devlet bu hayvanlar için 15 bin TL ödeme yapıyor yalnız çiftçilere ulaşan sadece 6-7 bin TL değerinde. Eğer bu paranın devlete kalacağını bilsem aldığıma dair imza atarım, devletime kalsın ama öyle bir şey yok. Bu para aracılara kalıyor. 15 genç çiftçiyiz. Biz bunları kabul etmiyoruz. Almadığımıza dair tutanak tutup imzaladık. Bunlar bizim üzerimize 3 seneye kadar ipotektir. Bunları beslesek de bir kâr alamayız. Onun için Fakıbaba’dan yardım bekliyoruz." dedi.
Çiftçilerden Hamdullah Baran ise Batı ve Doğu bölgelerinde hibe edilen hayvanların eş değer olmadığını, Doğu'ya değeri düşük hayvanların verildiğini iddia etti.
Yaptıkları sözleşmeye göre danaların yurt dışından getirilmesi gerektiğini ancak danaların Kars’tan getirildiklerini ve gerekli ırkı taşımadıklarını savunan Mehmet Ali Bayram, durumun düzeltilmesini talep etti.
"Genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir"
Kızıltepe İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerinden konuya ilişkin alınan bilgilere göre çiftçilerin mağdur edilmeyeceği belirtildi.
Yetkililer, "Her bir genç çiftçiye 30 bin TL değerinde hibe desteği verildi. Bunun yarısı inşaat, kalan diğer yarısı ise hayvan desteğidir. Gelen hayvanlar çiftçilere teslim edilmeden önce İlçe Tarım bünyesinde kurulan komisyon tarafından kontrol ediliyor. Çiftçiler kabul etse bile komisyonun yaptığı kontrollerde hayvanlarda belirtilen şartlar bulunmasa kabul etmiyoruz. Bugün gelen danaların yetiştiriciler ve komisyon tarafından müştereken kabul edilmediği yönünde rapor tutuldu ve gelen danalar geri gönderildi.  Bu konuda genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir.” ifadelerine yer verdi. Kaynak: İLKHA




 
11.12.2017
Devamı

Ekonomi On bir nokta bir Büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK), üçüncü çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı.Buna göre türkiye ekonomisi Temmuz-Ağustos-Eylül aylarını kapsayan üçüncü çeyrekte yüzde 11.1 oranında büyüdü. 
Türkiye'nin bu oranla Hindistan ve Çin'i geride bıraktığı bildirildi. 
Gayrisafi yurtiçi hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde 2017 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre tarım sektörü toplam katma değeri %2,8, sanayi sektörü %14,8 ve inşaat sektörü %18,7 arttı.
Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise %20,7 arttı.
Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2017 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %9,6 arttı.Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre %1,2 arttı.
 
 
11.12.2017
Devamı

Üretici Birlikleri Kapanmanın Eşiğinde


Enflasyonun üzerinde artış gösteren tarımsal ürün fiyatları Türkiye'nin gündemine otururken, sektörden soruna kalıcı çözüm için cumhuriyet ile yaşıt olan kooperatiflerin ve üretici birliklerinin güçlendirilmesi, çiftçi örgütleri marketler zinciri kurulması önerisi yapıldı.
Bir taraftan bu öneriler gündeme gelirken Türkiye’de üretici birlikleri ise bakanlığın tutumundan dolayı kan kaybetmeye ve kapanmaya doğru gidiyor. 2016 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının almış olduğu bir kararla bilindiği gibi desteklemeler birliklere değil üretici hesaplarına yatırılmıştı. O günden bugüne gelinen noktada birlikler ve kooperatifler kapanma noktasına geldi. Oysaki bu birlik ve kooperatifler üreticinin temsilciliğinin yanı sıra üretisicine girdi maliyetlerini düşürme noktasında ucuz ürün temini gibi bir çok konuda hizmet veriyordu. Ayrıca çalıştırdığı ziraat mühendisi, veteriner hekim, veteriner teknikeri gibi bir çok kişiyide istihdam ederek hem ülke kalkınıyordu hemde istihdam sahaları genişliyordu. Bugün gelinen noktada üretici birlikleri kapanmanın eşiğinde. Üreticinin temsilciğini yapan bu örgütlere bir çözüm yolu getirilmesse 1995 yıllarında temelleri atılan bir çocuk gibi gelişip ülke menfaatine üretim,yatırım ve iş istihdamı sağlayan bu örgütler kapandığında tarım’da, hayvancılıkta ve bitkisel üretimde başlanan noktaya geri dönülecektir.
Öte yandan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanılığının son günlerde küpeleme, aşılama gibi konularda bedelsiz yapacağız gibi  açıklamalarında hem üreticiyi hemde bu alanda üreticisine uzun yıllardır bu alanda hizmet vermeye çalışan sivil toplum örgütlerini tedirgin ediyor ve akla şu soru işaretleri getiriyor. Bakanlık üretici birliklerini gözdenmi çıkarıyor? Bakanlık üretici birliklerinin kapanmasınımı istiyor? Oysaki bugün Avrupa’da bu konular tam tersi. Avrupa’da  üretici birlikleri üreticisin ürettiği üründen tutunki bir çok konuya kadar  devlet eliyle yaptırılıyor umuyorizki üretici birliklerine  biran önce bir çözüm yolu bulunurda eskiden olduğu gibi hem üretim hem istihdam hemde girdi maliyelerinin düşürülmesi konusunda bir misyon görevi gören  bu birliklerin  önünü açarlar.
 
8.12.2017
Devamı

Türkiye’de 306 Tarım Satış Kooperatifi, 324 Bin Üreticiye Hizmet Götürmekte

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, 38 türde, yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife hizmet sunduklarını belirterek, "Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi 38 türde, yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife hizmet sunduklarını belirterek, "Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor. Kooperatifleri daha hızlı ve verimli hale getirebilmek adına Türkiye bunu başarabilmeli." dedi.

Tüfenkci, Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenen 2. Türkiye Kooperatifler Fuarı'nın açılışında, 4 gün sürecek organizasyonun kooperatifçilik sektöründe bilgi ve deneyimlerin paylaşılması için fırsat sağlayacağını söyledi.

Türkiye'deki kooperatifçiliği geliştirmek, uluslararası alanda benzer kuruluşların birbiriyle iletişim kurmalarını sağlamak için fuarın önemli olduğunu ifade eden Tüfenkci, yaklaşık 40 ilden, tarımdan hediyelik eşyaya, sigortadan gıdaya, kredi kefaletten lojistiğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren 100'den fazla kooperatif ve üst kuruluşun fuarda bir araya geldiğini bildirdi.

Tüfenkci, kooperatifçiliğin merkezinde "insan" ve "topluma hizmet" anlayışı olduğuna işaret ederek, Türkiye kooperatifçiliğini güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler yapısına ulaştırmak için gayret gösterdiklerini dile getirdi.

Bakanlık olarak, tarım satış, kredi ve kefalet, motorlu taşıyıcılar, tüketim, küçük sanat, üretim ve pazarlama kooperatifleri başta olmak üzere 38 türde yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife doğrudan ve dolaylı hizmet sunduklarını anlatan Tüfenkci, "Ülkemizde bu kooperatiflerin 3 bakanlık çatısı altında örgütlendiğini görüyoruz. Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor. Kooperatifleri daha hızlı ve verimli hale getirebilmek, yeknesaklığı sağlayabilmek ve yönetim bütünlüğünü oluşturabilmek adına Türkiye bunu başarabilmelidir." diye konuştu.

"Kooperatifler yerel kalkınmanın anahtarı"

Tüfenkci, kooperatiflerin sermayenin tabana yayılması noktasında yerel kalkınmanın anahtarı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: 

"Kooperatifler aynı zamanda küçük işletmeleri büyük işletmelere dönüştürerek bulundukları bölgenin sanayisinde söz sahibi olabilmektedir. Türkiye 'nin 500 büyük sanayi kuruluşu arasında Konya Şeker, Kayseri Şeker, Trakyabirlik, Marmarabirlik, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin iştiraki Gübretaş gibi pek çok kooperatifle iştirakleri yer alıyor. Kooperatiflerin önünü açmak istiyoruz. İnanıyoruz ki kooperatifler, dayanışmanın sembolü olduğu gibi ticari işletmelerdir. Üyelerin kar elde edeceği işletmeleri oluşturmak önemli."

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatif Birlikleri Merkez Birliğinin de ülke ekonomisine önemli katkıları olduğunu belirten Tüfenkci, bu alanda yeni finans modelleri üzerinde çalışılması gerektiğini söyledi.

Tarım satış kooperatifleri 6 bin kişiye istihdam sağlıyor"

Tüfenkci, tarım satış kooperatiflerinin ise ürün ticareti ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesine öncülük ettiğine dikkati çekerek, "Ülkemizde 306 tarım satış kooperatifi, 324 bin üreticiye hizmet götürmekte ve yaklaşık 6 bin kişiye de istihdam sağlamaktadır. Bu kooperatiflerimiz kuru üzüm, kuru incir, zeytin, zeytinyağı ve gül gibi ürünlerde gerçekleştirdikleri ihracatla ülkemize önemli döviz girdisi sağlamaktadır. Bu ürünlerde birliklerimiz tarafından zaman zaman 100 milyon dolar seviyesinde ihracat yapılmaktadır." ifadesini kullandı.

"Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı"nı güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler niteliğini kazanmış bir kooperatifçilik yapısına ulaşma hedefiyle 2012'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde kamuoyuna açıkladıklarını ve çalışmaları tamamladıklarını anlatan Tüfenkci, 2018'de yeni bir eylem planı için çalışmalar yapacaklarını bildirdi.

Tüfenkci, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yapılan son değişikliklerle kooperatiflere iktisadi işletme kurulması şartıyla muafiyetleri bozulmadan ortak dışı işlem yapabilme imkanı getirildiğini hatırlatarak, yanlış uygulamalara sebep olan demirbaşların satımının ortak dışı işlem sayılmayacağına, kooperatiflerin elde ettikleri kazancın ve bunun ortaklara dağıtılmasının muafiyeti kaldırmayacağına ilişkin de düzenlemeler yapıldığını belirtti.

Ortak dışı işlem yapma düşüncesinde olan ve katıldıkları diğer kurumlardan elde ettikleri kazancı ortaklarına dağıtmak isteyen kooperatiflerin de muafiyetleri korunarak ticari hayatta önlerinin açılmasını sağladıklarını dile getiren Tüfenkci, kooperatiflerin ilgili kurumdan izin almak kaydıyla tütün işleme tesisi kurabilmelerine ve ticaretini yapabilmelerine de imkan tanıdıklarını kaydetti.
 
 
8.12.2017
Devamı

Havza Bazlı Destekleme Modeli Başlıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından çalışmaları yürütülen "Türkiye Milli Tarım Destekleme Modeli" kapsamındaki havza bazında desteklenecek ürünlerin dağılımı belirlendi.
Bitkisel üretim faaliyetlerinin planlanması, toprakların boşa ekilmemesi, üretilen ürünlerin elde kalmaması ve arz talep dengesizliğinin yaşanmaması için hayata geçirilecek bu model ile belirlenen 941 tarım havzasının ürün listeleri 18 Temmuz 2017 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayınlandı. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Van Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İbrahim Görentaş, piyasada ihtiyaç fazlası ürün ekildiğinde çiftçilerin pazarda karşılık bulamadığını ve bu durumdan dolayı üreticilerin mağduriyet yaşadığını belirtti. Havza bazlı üretim modelinin faydalarından bahseden İl Müdürü Görentaş, Havza Bazlı Destekleme Modeli sayesinde sadece ihtiyaç olan ve yöreye uygun olan ürünün ekileceğini ve üreticilerin pazar sorunu yaşamayacağını kaydetti. Ekim yapacak çiftçilerin kendi ilçeleri için Bakanlık tarafından belirlenmiş olan ürünleri ekmeleri gerektiğini ifade eden Görentaş, “Çiftçilerimizin havza bazlı üretim modeli kapsamındaki ilimiz ekolojisine uygun ürünleri ekmeleri durumunda, ilgili tüm desteklemelerden azami şekilde yararlanacaklar. Çiftçilerimizin bu konuda il ve ilçe müdürlüklerinden detaylı bilgi alabilirler. Van ili sınırları içerisinde desteklenecek ürünler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır” denildi.
8.12.2017
Devamı

İzmir'deTarım Konulu Resim Şiir Yarışması

 İzmir Ticaret Borsası (İTB) ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile düzenlenen "Çocuk Gözüyle Tarım" konulu resim yarışmasına İzmir ili genelindeki resmi ve özel ilkokul kurumlarında öğrenim gören tüm birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri katılabilecek. Yarışmanın şu ana kadar gördüğü ilgiden memnuniyet duyduklarını belirten İTB Başkanı Işınsu Kestelli, "Çocuklarımıza tarımın ve toprağın değerini anlatmak, tarım sevgisini aşılamak amacıyla yola çıktığımız 'Toprak ve Çocuk' programımız kapsamında düzenlediğimiz faaliyetler sayesinde topraktan, tarladan, bahçeden uzaklaşan çocuklarımıza yeşili, toprağı, tarlayı sevdirmek ve onlara tarımla iç içe bir yaşam felsefesi aşılamak istiyoruz" dedi.
"Çocuk Gözüyle Tarım" konulu resim yarışmasına katılmak için son başvuru tarihi 15 Aralık 2017. Yarışmaya gönderilen ve sergilenmeye uygun bulunan eserler ise yarışma sonrasında İzmir Ticaret Borsası binasında ziyarete açılacak ve derece alanlara tablet, mini tablet, fotoğraf makinası, MP4 çalar gibi ödüller verilecek.
 
 
 
7.12.2017
Devamı

Gıdayı Kontrol Eden Dünya’yı Kontrol Eder


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin düzenlemiş olduğu Ticaret Borsalarını konsey toplanatısına katıldı. Bakan Fakıbaba toplantıda şu sözlere yer verdi."Ülkemizde, hasat dönemlerinde yaşanan ürün fiyatlarındaki düşüşler lisanslı depoculuk sistemi ile birlikte ortadan kalkacaktır. Ürün ihtisas borsalarının da devreye girmesiyle tarım piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağını düşünüyoruz" dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba,Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde gerçekleştirilen Ticaret Borsaları Konsey Toplantısına katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Fakıbaba, tarımın insanlık için önemli sektörlerden biri olduğunu dikkat çekerek, "Dünya nüfusu artarken, tüketim nedeniyle şehirlere göç artmakta, buna karşılık kullanılan tarım toprakları azalmaktadır. Her geçen gün daha az kişi, daha çok insanı beslemek için üretmek zorunda kalmakta, tarım ve gıda daha kritik hal almaktadır. Ülkemiz, üretim potansiyeli ve jeopolitik konumu itibariyle insanını beslemenin yanında bölgesel ihtiyacı sağlayacak güce sahiptir. Türkiye 'yi tarım ve hayvancılık bölgesinde üs, ticarette köprü, üretimde lider bir ülke olarak görüyoruz ve bunu hep birlikte yapacağımıza yürekten inanıyoruz. Hükümetlerimizde bu yaklaşımla tarımı hep öncelikli sektör olarak kabul etmiştir. Tarımın sorunlarına yönelik çok sayıda temel mevzuat düzenlemesi hükümetimiz döneminde yapılmıştır" açıklamasında bulundu

"Gıdayı kontrol eden dünyayı da kontrol eder" anlayışıyla çalıştıklarına dikkat çeken Fakıbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Kendi gıdasını üretemeyen ülkeler bağımsız ülke olamaz. Bugün 39 ülkede gıdaya, 80 ülkede suya erişimde sorun yaşanmaktadır. Yaklaşık 800 milyon insan açlıkla mücadele etmektedir. Yaşanması muhtemel küresel kuraklık sebebiyle 2030 yılında 700 milyon insanın yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalacağı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, açlık ve yoksulluğun hakim olduğu günümüzün dünyasında her yıl 1,3 milyar ton israf edilmektedir. Buna rağmen dünyada halen herkesi besleyecek tarım ürünü mevcuttur. Açlık çeken 800 milyon insanı besleyecek üretim söz konusudur. Ana sorun ise gıdaya erişim ve gelir dağılımı adaletsizliğidir. Bizim Türkiye olarak inancımız gereği bu tabloya kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Onun için daha fazla çalışmamız gerekmektedir." Lisanslı depoculuğun önemine vurgu yapan Fakıbaba, "Tarımsal ürünlerin piyasaya arzı bir, iki ay içerisinde gerçekleşirken, bu ürünlere olan talep 12 ay süresince devam etmektedir. Bu durum hasat dönemlerinde, tarımsal ürünlerin düşük fiyattan işlem görmesine, dolayısıyla üreticilerin kazançlarının azalmasına neden olmaktadır. Dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinde tarımsal ürünlerin arz talep dengesi lisanslı depoculuk sistemi ile çözüme kavuşturulmuş ve istikrarlı bir piyasa oluşturulmuştur. Ülkemizde, hasat dönemlerinde yaşanan ürün fiyatlarındaki düşüşler bu sistemle birlikte ortadan kalkacaktır. Ürün ihtisas borsalarının da devreye girmesiyle tarım piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağını düşünüyoruz. Ticaret borsalarına lisanslı depoculuk için önemli görevler düşmektedir. Türkiye de şu an faaliyet gösteren 113 ticaret borsası bulunuyor. 2016 sonu itibariyle 113 ticaret borsasının işlem hacmi 213 milyar Türk Lirası düzeyindedir. Ticaret borsalarının işlem hacimleri her geçen yıl artmaktadır. Lisanslı depoculuğa bakanlığımız da büyük önem ve destek vermektedir. Lisanslı depo yapımını özendirmekte ve TMO alımlarını lisanslı depolara yaptırmaktayız. Bu kapsamda, Cumhuriyet döneminin en büyük lisanslı depoculuk hamlesini hep beraber başlatmış bulunuyoruz. TMO'nun uzun süreli kiralama garantili depo yapım projesiyle hayata geçirilen 3.5 milyon ton kapasiteli lisanslı depoların yapımı devam etmektedir" diyerek sözlerini sonlandırdı.

Türkiye'de, tarımdaki sıkıntıların kaynağının yapısal olduğuna dikkat çeken TOBB Başkanı Rıfat HİSARCIKLIOĞLU, toplantıda yaptığı açıklamada, "Sistemin tamamını, bütüncül bir şekilde yeniden düşünmek gerekiyor. Tarım sektörüne, tarımsal desteklere, ticarete yeni bir bakış açısı kazandırmalıyız. Yüksek teknolojili ve inovatif üretim altyapısını geliştirmeliyiz. Tarım sektörünü küresel rekabete uyumlu hale getirmeliyiz. Yani sanayideki gibi tarım sektörünü de dönüştürmeliyiz. TOBB olarak, ticaret borsalarımızla birlikte, tarım ve hayvancılık sektörünü daha da geliştirecek, projeler ve çalışmalar yürütüyoruz. Borsalarımızdaki elektronik satış salonlarımızla, akredite laboratuvarlarımızla, canlı hayvan borsalarımızla ve lisanslı depolarımızla tarım ve hayvancılık sektörüne hizmet ediyoruz" diye konuştu. - 
 
7.12.2017
Devamı

Tarım Kredi'de Görev Değişimi

 Tarım Kredi Kooperatifleri Yeni Genel Müdürü Fahrettin Poyraz görevi teslim aldı. POYRAZ görev devir tesliminde şu sözlere yer verdi. Ulusal güvenlik anlamında en önemli kurumlarımızdan bir tanesi Tarım Kredi Kooperatifleri ve ona bağlı şirketlerdir. Bunun farkında olmamız lazım. Eğer bugün Türkiye dimdik ayakta duracaksa, güçlü olacaksa; gıda güvenliği noktasında güçlü olmak zorunda. Bunun alt yapısını hazırlamak ve bu sistemi işler vaziyette tutmak zorunda. Bu çalışmayı sadece kendisi için değil, ülke coğrafyası ve mümkünse tüm dünyada da ulaşabildiği her alanda başarmak zorunda. Bu bağlamda kurumumuzun öneminin farkında olmamız gerekiyor.” dedi.
Gelecek nesillere üreten ve güçlü bir Türkiye bırakmak zorunda olduklarını vurgulayan Poyraz,  65. Hükümet’in öncelik verdiği sektörlerin başında tarım ve hayvancılığın geldiğini söyledi. Poyraz, tarımın dünyada ve ülkemizde artan önemine dikkat çekerek sözlerini; “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini yaptığı “Milli Tarım Projesi’ni bu anlamda önemsiyorum. Dünyada 7 milyardan fazla insan yaşıyor, bunların beslenmesi gerekiyor. Su, ekmek, gıdanın olmaması durumunda dünyanın halini hayal bile edemeyiz. Bu haliyle birçok ülke kendi kendine yetemiyor. Yeni bir dünya hayal edebilirsiniz ama gıdasız hayal edemezsiniz. Bugün dünyada 34 ülke gıda, 80 ülke ise su sıkıntısı çekiyor. Bütün bu sıkıntılar bizde yok. Önce şükredeceğiz, elimizdekinin kıymetini iyi bileceğiz. Ardından da yarınımızı şimdiden görüp, hesap edip tedbir alacağız. Hazine değerinde verimli topraklarımız var ama bu yetmez. Alın teriyle sulanmayan hiçbir toprak bereketini sofraya taşıyamaz. Sofranın bereketini arttırmak için çalışacağız” diye sürdürdü.
“Adı konmamış bir mücadele içindeyiz”
Kamuoyunun Tarım Kredi Kooperatiflerinden yeterince haberdar olmadığını ifade eden Poyraz, “Kurumumuz nasıl algılanıyor. Öneminin kim, ne kadar farkında. Bu noktada karar vericiler, yöneticiler tarafından masaya yatırılması gerekiyor.” dedi. Tarım Kredi Kooperatiflerinin kuruluşundan bu güne kadar emeği geçenlere teşekkür eden Poyraz şunları söyledi: “Daha yapacak çok işimiz var. Adı konmamış bir mücadele içindeyiz. Türkiye şu anda dünyanın en büyük ve güçlü ülkeleri arasında yer almak durumunda. Bu mücadele sırasında Tarım Kredi Kooperatifleri tüm teşkilatlarıyla birlikte üzerine düşeni yapmak zorundadır. Çok köklü ve geleneklerine bağlı bir kuruluşuz. Ancak bu geleneklerin geleceği inşa etme noktasındaki çabaları engellememesi gerekiyor” dedi.
“Bu kurumun mesuliyetinin ağır olduğunun farkındayım”
Tarım Kredi Kooperatiflerinin 5 milyon çiftçiye, aynı zamanda da gıda arzı noktasında 80 milyon insana ulaşma kapasitesine sahip bir kurum olduğunu ifade eden Genel Müdür Poyraz, kurumun inanılmaz bir çalışma alanına sahip olduğunu ve artık bu alanı beraber işleyeceklerini kaydederek; “Üzerimizde bir beklenti var ve bu beklentiyi çalışmalarımızla hayata geçirmemiz gerekiyor. Türkiye eğer 2023 hedeflerine ulaşacaksa, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olacaksa; Tarım Kredi Kooperatifleri de bu süreçte üzerine düşeni yapacak. Ve inşallah şimdikinin bir kaç katı büyüklüğe ulaşarak hem tarım sanayisi hem de vatandaşa ulaşma anlamında sorumluluklarını yerine getirecektir” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin en birikimli kadrolarının Tarım Kredi Kooperatiflerinin bünyesinde olduğunu vurgulayan Poyraz konuşmasını; “Hep birlikte başarılı işlere imza atacağız. Kurum çalışanları olarak herhangi bir aksaklık görüyorsanız, bize ulaştırmanız yeterli. Sistemin içinde olan sizlerin önerilerinizi her zaman dinlemeye hazırız ve her zaman sizlere kapımız açık. Bize deli dolu çalışanlar lazım, bu vatan için memleket için kendini feda edebilecek çalışanlar lazım. Biz görev süremiz boyunca bu bayrağı daha ileriye taşımaya çalışacağız. Emaneti üstlendik, bu kurumun mesuliyetinin ağır olduğunun farkındayım. Tek taraflı bir yönetim anlayışından çok, birlikte yönetim ve tecrübeleri paylaşma anlamında bir çalışma ortamı oluşturabilirsek daha başarılı olacağımıza inanıyorum. Sözlerime son verirken, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırıma,  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba’ya, Yönetim ve Denetim kurulu üyelerimize bize olan inançları ve güvenleri için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.” sözleri ile sonlandırdı.
 
 
7.12.2017
Devamı

Türkiye'nin Su Ürünleri Üretiminde Kat Ettiği Mesafe Alkışlanabilir Düzeyde

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Nevzat Birişik, Türkiye'nin su ürünleri üretiminde kat ettiği mesafenin alkışlanabilir düzeyde olduğunu belirterek, "Bugün kırmızı et ithal ediyoruz ama beyaz et yani balık ve kanatlı eti ihraç ediyoruz." dedi.
Elazığ'da Rezervuar ve Göllerde Ağ Kafeslerde Balık Yetiştiriciliği Bölgesel Eğitimi Programı düzenlendi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Birişik, bir otelde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, Elazığ'ın son 15 yılda kat ettiği mesafe ile iç sularda farklı su ürünleri yetiştirerek ülke açısından önemli bir merkez haline geldiğini vurguladı.
Su ürünleri üretimini yıllar itibarıyla katlayarak arttıran Elazığ'ın su ürünleri ihracatı yapan bir sektöre sahip olduğuna dikkati çeken Birişik, "Tüm dünyada elde edilen su ürünleri miktarının yüzde 70’i avcılıktan, yüzde 30’u yetiştiricilikten geliyor. Türkiye’de ise yüzde 50’si avcılıktan, yüzde 50’si yetiştiricilikten geliyor. Bu da yaklaşık olarak yılda 500-600 ton ediyor. Dolayısıyla içeride 300 ton civarında üretim yapıyoruz. Bu rakam gelecek yıllarda hızla değişecek ve çok büyük bir kısmı yetiştiricilikten gelecek." diye konuştu.
Birişik, Türkiye'nin su ürünleri yetiştiriciliğinde büyük bir tecrübeye sahip olduğunu ve bu tecrübeyi yurt dışından gelen kursiyerlerle paylaştıklarını dile getirdi.
Su ürünleri yetiştiriciliğinde ülkenin son 10 yılda büyük bir gelişme sağladığını vurgulayan Birişik, "Türkiye'nin su ürünleri üretiminde kat ettiği mesafe alkışlanabilir düzeyde. Bugün kırmızı et ithal ediyoruz ama beyaz et yani balık ve kanatlı eti ihraç ediyoruz. Tabii burada önemli olan bunu sürdürebilir kılmak." ifadelerini kullandı.
Elazığ Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Özkan Özbay ise eğitim programı ile Orta Asya ve Kafkas ülkeleri arasında su ürünleri ve su kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda mevcut deneyimlerin paylaşılmasını öngördüklerini söyledi.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından desteklenen eğitim programına Azerbaycan, Ukrayna, Kırgızistan, Tacikistan, Gürcistan, Özbekistan, Ermenistan, Kazakistan ve Türkmenistan'dan 25 kursiyer katıldı. A.A
 
 
6.12.2017
Devamı

Beş yüzbin Buzağı Et İthalatının Önüne Geçer

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Antalya’da düzenlenen Hayvan Hastalıkları ile Mücadele ve Hayvan Hareketleri Kontrolü Programı 2017 Değerlendirme Toplantısı'na katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba ilk olarak 10 dakikası basına açık olan toplantıyı, 'bizim gizleyeceğimiz bir şey yok' diyerek basına açık hale getirdi. Basın mensuplarının yerini almasıyla birlikte konuşmaya başlayan Fakıbaba, hayvan hastalıklarıyla mücadele ve buzağı ölümlerinin önüne geçebilmek için buzağı ölümlerini azaltmaya yönelik çalışma içerisine girdiklerini söyledi. 2018 yılında buzağı ölüm oranını yüzde 15'ten 5'e düşürmeyi hedeflediklerini açıklayan Fakıbaba, elde edilecek 500 bin buzağı kazancıyla Türkiye'nin et ithalinin önüne geçeceklerini kaydetti.
"HAYVANLARIN DÜKKANLARDA SATILMASINI VALLAHİ DOĞRU BULMUYORUM"
Hayvanların dükkanlarda satılmasını doğru bulmadığını söyleyen Bakan Fakıbaba, "Bugün bana soruyorlar, hayvanların dükkanlarda satılması doğru mu? Vallahi değil. Biz yaratılanı yaratandan dolayı seven bir mantalitenin değerleriyiz. Bir köle gibi hayvanı al sat, bunlar doğru bir olay değil ama bunları kapattığınız zaman da merdiven altında neler olacak o da doğru değil. Bunları oturup konuşmamız lazım. Yerel yönetimler bu konuda nasıl yardımcı olabilirler, acaba çiftlik hayvanlarını veteriner arkadaşların sağlığını yaptırtıp, aşılarını yaparak ailelere ücretsiz vermesi sunmak kaydıyla doğru olmaz mı" diye konuştu.
"BİR ÇOCUK ÖLÜMÜ NEYSE, BUZAĞI DA ÖYLE"
Bakan olarak yapılan tüm çalışmaları yakından takip edeceğini belirten Fakıbaba, tüm şehirlerde bakanlığa bağlı görevlilerin hayvan sağlığı ve ölümlerinin oranını düşürme konusunda yarışması gerektiğini vurguladı. Fakıbaba, "Hamile bir annenin bakımı neyse, düvenin bakımı da o, bir buzağının bakımı neyse, yeni doğan çocuğun bakımı da o. Bir çocuk ölümü neyse, buzağı ölüm oranı o. Esasında bir annenin takibi nasılsa bir gebe düvenin takibi de böyle. Farklı bir şey mi? Aynı, hiç değişen bir şey yok. Biz tek tek gebe düveleri takip edeceğiz, zimmetleyeceğiz" dedi.
"ABD YAPMIŞSA BİZ DE YAPARIZ"
Hayvan hastalıklarıyla mücadeleyi arttırıp, buzağı kaybını önlemek istediklerini kaydeden Fakıbaba, "Bunu Amarika yapmışsa, yüzde 2'lerdeyse, benim arkadaşlarım yapar, başarır bunu. Başarmaması için bir neden var mı? Yok. Biz ortada kalıyoruz, acaba yapsak mı, yapmasak mı diye. Küpeleri parasız veriyoruz, aşılar bedava ve veteriner arkadaşların alın teri olan parayı da artık biz kendimiz ödeyeceğiz. 2018 1 Ocak'tan itibaren başlıyor. En kutsal mesleklerden birisi olan veteriner hekim arkadaşlarım kimseyle muhatap olmadan hayvana bakacaklar, muayene edecekler, hastalıkları belirleyecekler, aşıları yapacaklar, çantalarını kapıp arabalarına binip evlerine gidecekler" diye konuştu.
BUZAĞI ÖLÜM ORANINDA HEDEF YÜZDE 5
Türkiye'de hayvancılığın problemlerini aşmak ve tedbirleri yüksek önem düzey uygulayacaklarını kaydeden Bakan Fakıbaba, bu konuda da 2018 hedefini açıklayarak, "Bu konuda ilk önceliğimiz etkili çalışmalar yaparak, buzağı ölümlerini sonlandırmak olacaktır. Sonlanmaz ama yüzde 5'e düşürür müyüz? Düşürürüz. 2018'de hedefi söylüyorum. Büyük işletmelerde değil, onlarda yüzde 1 veya 0 olabilir. ABD den iyiler ama küçük ve orta ölçekli işletmelerde bu oran yüzde 5 kabul edilebilir bir orandır. Şu anda bu oran Türkiye geneli yüzde 15 civarında. Bunu öncelikle yüzde 5'e indirmek, daha sonra da daha aşağıya çekmek olacaktır. Hayvan sayıları çalışmalarında, buzağı kaybını önlemede bir seferberlik başlatıyoruz. Tek başına ben bir şey yapamam hep birlikte bunu yapacağız" dedi.
"Sağlık Bakanlığı Gibi Olmalıyız”
Hayvan hastalıklarıyla mücadelede ve buzağı ölümleri konusunda sağlık Bakanlığı gibi olunması gerektiğini vurgulayan Bakan Fakıbaba, "Esasında sağlık bakanlığı gibi olmamız gerekiyor. sağlıkbakanlığı ne yapıyor? Buradan kutluyorum hem şimdiki Sağlık Bakanımızı hem de ondan önceki bakanımızı. Bir tek çocuk ölüm oranı olduğunda anında kaydediliyor. Bakan cep telefonundan nerede çocuk kaybı var, niye bu çocuk kaybı oldu, nasıl oldu, neden oldu onların araştırmasını yapıyor. Arkadaşlar ben de, sizler de bunu yapacağız. Çocuk ölüm oranları nasıl düştüyse, buzağı ölüm oranları ve anne ölüm oranları da düşecek" ifadelerini kaydetti.
"500 BİN BUZAĞI ET İTHALATININ ÖNÜNE GEÇER"
Buzağı ölümünün yüzde 5'e düşürülmesi durumunda 500 bin buzağı kar edeceklerini ve et ithalatının önüne geçilebileceğini ifade eden Fakıbaba, "Vatandaş diyor ki; 'et ithalatı ne zaman duracak? Bu ölümler durduğu zaman duracak. Dışarıdan almış olduğumuz hayvan sayısı 500 bin. Bunu biz yapacağız. Bu kabahat bizim. 500 bin yavru kayboluyor, bırakın et ithalatını bu yavru ya. Biz bu 500 bini kurtarabiliriz. Oraya gidiyoruz bizden et alın buraya gidiyoruz bizden alın deyip duruyorlar. Ayıptır. Yakışmıyor bize, şu koca ülkeye yakışmıyor. Biz eğer 750 binden 500 bini kurtaramıyorsak yazıklar olsun bize" şeklinde konuştu.
"İNEKLER KESİLMEYECEK"
İneklerin kesilmemesiyle ilgili gerekli talimatları verdiğini aktaran Fakıbaba, şunları söyledi:
"Arkadaşlarıma ineklerin kesilmemesiyle talimatı verdim, eğer insanlar mecburiyetten dolayı kesmek zorunda kalıyorsa ilk uçağa atlayıp bize geleceksiniz. Burada esasında her ilin sağlık bakanı sizsiniz. Damızlık değeri olan dişi hayvan kesiminin önlenmesi için, kesimhanelerin sık sık denetlenmesi ve kesimhanelerde görev yapan veterinerlerin bu konudaki hassasiyetlerinin takip edilmesi gerekmektedir. Eğer gerçekten altına deforme olmuş inek deyip gerçekten bir annenin ölümüne bir veteriner hekim imza atıyorsa o veteriner değildir. İtirazı olan var mı? Deforme olmamış, herhangi bir hastalığı falan yoksa sadece ve sadece hayvanı kesimhanede buna bir ad uydurayım diyerek imza atıyorsa o veteriner hekim değildir, onun diplomasından şüphe, onun hayvana olan sevgisinden, milli duygularından şüphe duyarım. Çünkü o hayvan benim için önemlidir, çünkü o hayvan bana 10 tane yavru getirecek, en az 7 hayvan getirecektir. Ben o hayvanı nasıl kestiririm?"
Son olarak Bakan Fakıbaba, "31 Aralık 2017'ye kadar benim hayvan mevcudiyetim elimde olacak ve aslanlar gibi çıkacağım TÜİKe senin rakamların yanlıştır diyeceğim. Tarım bakanlığı bir malvarlığını bilemiyorsa, iş yapıyorsunuz ama sermayenizi bilmiyorsunuz. Ne kadar üreteceğim, ne kadar ithal edeceğim, fiyat nasıl olmalı. 3 sene sonraki projeksiyon nedir, bunları bilmeden hayvan sayısını, buzağı, koçu tekeyi bilmeden nasıl yapacaksınız. Ortada sayı yok. TÜİK başka bir şey söylüyor, ben başka bir şey söylüyorum" diyerek, işletmelerin 31Aralık 2017'ye kadar kayıt yaptırmaları gerektiğini söyledi.
 
 
6.12.2017
Devamı

Tarım'ın Suya İhtiyacı Var

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Konya Ovası Projesi’nin (KOP) tamamlanınca tarımda parlayan yıldız olacağını bildirerek, “Tarım arazilerinin 5’te 1’inin bulunduğu KOP’ta, susuzluktan tarım alanlarının yüzde 27.1’i nadasa ayrılıyor. Sulama yatırımları tamamlanır, nadas bitirilirse üretim patlar” dedi.
Bayraktar, KOP kapsamındaki 8 ilin (Konya, Yozgat, Niğde, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Karaman, Kırıkkale) 94 bin 959 kilometrekare yüzölçümü ile ülke yüzölçümünün yüzde 12.2’sine, 46 bin 276 kilometrekare çayır ve mera hariç tarım alanıyla ülke tarım alanlarının yüzde 19.5’ine sahip olduğunu belirtti. Bayraktar, “Bu büyük bir zenginliktir. KOP illerinde yüzölçümünün yüzde 48.7’sini tarım alanları oluşturmaktadır ki bu olağanüstü yüksek bir orandır” dedi. 243 projeden sadece 26’sı tamamlanabildi GAP, DAP ve DOKAP gibi KOP’un da acilen, vakit kaybetmeden bitirilmesi gereken bir proje olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi.
“KOP Eylem Planı kapsamında 243 proje yer almaktadır. Plan kapsamında yer alan projelerden Yatırım Programı’na alınanlardan 26 proje tamamlanmıştır. 143 proje halen devam etmektedir. 74 proje ise hali hazırda başlamamıştır. Bölge tarım arazisinin yüzde 68'ini tarla arazisi, yüzde 27.1'ini nadas, yüzde 3.2'sini meyve, yüzde 1.7’sini sebze alanları oluşturmaktadır. Tarla ziraatında buğday, arpa, şeker pancarı, patates, nohut, kuru fasulye, çavdar, meyvede elma, sebzede havuç öne çıkmaktadır. Bölge hayvancılık ve kanatlı yetiştiriciliğinde de önemli bir yerdedir. Bütün bunlara rağmen, bölgenin potansiyeli tam olarak kullanılamamaktadır. Olağanüstü bir tarım alanı potansiyeli bulunmasına karşın su kaynakları kısıtlıdır. Arazilerin ancak 3’te 1’i sulanabilmektedir.





 
5.12.2017
Devamı

Tropikal Meyveler Gıda Ticaretinin Yeni Yıldızı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), bu meyvelerin ticaret hacminin yıl sonunda geçen yıla göre miktar bazında yüzde 5,2 artarak 7 milyon tona ulaşacağını, değer bazında ise 10 milyar doları bulacağını öngördü. FAO'nun Gıda Görünümü raporundan derlenen bilgilere göre, mango, ananas, avokado ve papaya gibi taze tropikal meyveler, ticari anlaşmalar ve ulaşımdaki gelişmelerle tüketici tercihlerindeki değişim sayesinde uluslararası gıda ticaretinde hızlı bir büyüme gösterdi.
Raporda, tropikal meyvelerin tarımsal gıda ürünleri arasında en değerli kalemi oluşturduğu ifade edildi. Tropikal meyvelerin Türkiye'nin gıda ticaretindeki varlığı da son yıllarda artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bu meyvelerde dış ticaret hacmi 2012 yılında 5 milyon 991 bin 30 dolarlık kısmı ithalat, 33 bin 553 dolarlık kısmı ihracat olmak üzere 6 milyon 24 bin 583 dolar olarak kayıtlara geçti. Dış ticaret hacmi, geçen yıl 2012'ye göre yaklaşık yüzde 20 artışla 7 milyon 226 bin 669 dolara ulaştı. Antalya'da 24 çeşit tropikal meyve yetiştiriliyor.
Alanya'dan Adana'ya kadar uzanan kıyı şeridinin iklimi ve toprağı; muz, papaya, pitahaya, avokado ve kivi yetişmesine imkan sağlıyor. Üreticiler, teşviklerle bu alanda ihracatın artabileceğine dikkat çekiyor.
 
 
5.12.2017
Devamı

Çiftçinin Marulları Tarla'da Kaldı

Şırnak'ın Silopi ilçesinde çiftçi Halil Saloci'ye ait 5 dönümlük alanda ekili yaklaşık 20 bin marul, alıcı çıkmayınca tarlada kaldı. Zor durumda kalan Saloci, yetkililerden yardım istedi.
Silopi’de ilçesinde çiftçi Halil Saloci, Gürümlü beldesi yolu karşısında kendisine ait 5 dönüm arazide yaklaşık 20 bin marul ekimi yaptı. Tarladaki marullarına yetiştikten sonra alıcı bulamayan Saloci’nin ürünü elinde kaldı. Antalya ve farklı illerden getirilen maruldan daha ucuza satmak istediği ürününe talep bulmayan Saloci, yetkililerden yardım istedi. Tarlada çürüyen ürünleri teker teker sökerek çobanlara dağıtan çiftçi Saloci, zararının yaklaşık 15 bin lira civarında olduğunu belirterek, şöyle dedi:
"20 bin marul ektik. 95 gündür sürekli bakımlı bir şekilde besliyoruz. Tam satış haftasına geldik. Kimse marulumuzu almıyor. Çarşıda marul 2 lira biz burada 50 kuruşa hala satamıyoruz. Yani ilahim bize bu işi yapmayın diyorlar. Ne yapalım yani sahiplenmemek çok acı bir şey. Biz zarardan vazgeçtik ama heba olan emeğe üzülüyorum. Evinin önünde, gözünün önünde sen bu malı yetiştiriyorsun, malı piyasaya sokuyorsun ama alıcısı çıkmıyor. Ne diyeceğimizi bilemiyoruz." DHA
 
 
5.12.2017
Devamı

Yılbaşı Öncesi Gıda Denetimleri Artırıldı

Ankara Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, başkentlilerin sağlığı için gıda denetimlerine aralıksız devam ediyor. Yılbaşı öncesi gıda denetimlerinin hız kazandığı Ankara'da, gıda üretimi ve satışı yapan işletmelere 11 ayda 6 milyon 806 bin 660 lira idari para cezası uygulandı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan edinilen bilgiye göre, Ankara Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünce bu yıl aralık ayına kadar gıda üretim yerlerinde 10 bin 217, gıda satış yerlerinde 27 bin 666 ve toplu üretim yerlerinde 25 bin 894 denetim yapıldı. Bu dönemde toplam 63 bin 777 denetim sonucunda bin 519 işletmeye toplam 6 milyon 806 bin 660 lira idari para cezası kesildi, 3 işletme hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

ANKARA’LILAR ENDİŞE ETMESİN
Ankara Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl  Müdürü Bülent Korkmaz, özellikle yılbaşı öncesi denetimleri artırdıklarını ve başkentlilerin gıda güvenliği konusunda herhangi bir endişe duymamaları için 24 saat esasına göre çalışma yürüttüklerini söyledi. Korkmaz, denetlenen işletmelerin imalathane ve sunum yapılan reyonlarının incelendiği belirtti.
 
4.12.2017
Devamı

Çiftçi Tefecinin Eline'mi Düşüyor

Türkiye'de 2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesi, tarımsal destekleme programlarının finansmanının, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanacağını ve bütçeden ayrılacak kaynağın Gayrisafi Millî Hasıla'nın (GSMH) yüzde birinden az olamayacağını hükmediyor.
Sözcü Gazetesinin haberine  Yasaya göre 2007'den bu yana 10.5 yılda çiftçinin yasal destek hakkı 171.5 milyar lirayı bulması gerekirken, 84 milyar lirada kaldı. Çiftçiye verilen finansal destek 87.5 milyar lira eksik yapıldı. Bu yıl da çiftçi, devletten yasa ile alması gereken 26 milyar lira desteğin, 12.8 milyar lirasını alabildi. Bununla beraber, 2017 başında kullandırılan tarım kredileride 89 milyar 703 milyon liraya çıktı. Birçok çiftçinin tarımsal üretimi terk ederek köyden kente göç etmek durumunda kaldığını söyleyen CHP Edirne Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, “AKP, çiftçiye hak ettiği desteği vermeyerek, bir şekilde onları bankaların, aracı ve tefecilerin kucağına itti. Eksik yapılan 87.5 milyar TL'lik ödemenin çiftçilere ödenmemesi sonucu çiftçimiz ciddi anlamda borçlandı” dedi.
BANKALARA BORÇ ÇOĞALDI
Bankacılık sektörü ile yapılan görüşmelerden tarımda kredi kullanımından daha acı bir tablonun olduğunu söyleyen Gaytancıoğlu, adına aracı-tefeci denilen bazı kişilerin tarım piyasalarında ciddi anlamda bulunduğu hatta banka kredilerinden daha fazla kredi kullandırıldığı bilgisini verdi.
Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne eksik yapılan 87.5 milyar TL'lik ödemenin yapılmaması sonucu çiftçiler ciddi anlamda borçlandı. Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2007'de tarımsal nakit kredi kullanımı 6.9 milyar TL iken, 2017 yılı Eylül ayı itibarıyla sadece bankaların çiftçiye kredi kullandırımı toplamı 82 milyar 403 milyon TL'ye ulaştı. Tarım Kredi Kooperatifleri'ne olan borç ise 7 milyar 300 milyon lira oldu. Ayrıca bankaların tarım kredilerinden 2007 yılı Ocak ayında 353 milyon TL alacağı takipte iken, bu tutar 2.2 milyar liraya çıkmış durumda. Bunun yanında, tarım sektöründe 1.9 milyar TL de gayri nakdi kredi kullanımı söz konusu.
DIŞA BAĞIMLILIK ARTIYOR
Yasanın öngördüğü desteğin verilmemesi ve uygulanan yanlış politikalar çiftçiyi toprağına küstürürken, ülkenin tarımda dışa bağımlılığı da giderek artıyor. Çiftçi Kayıt Sistemi'nde (ÇKS) son 10 yılda kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 613 binden, 2 milyon 267 bine gerilediği görülüyor. 10 yılda 346 bin çiftçi daha toprağından kopmuş. Öte yandan TÜİK verilerine göre en fazla tarım alanı kaybı da ‘tahıllar ve diğer bitkisel ürünler'de gerçekleşti. 2006'da 17 milyon 440 bin hektar alan, yüzde 11 azalarak 15 milyon 574 bin hektara geriledi. Gaytancıoğlu, “Türkiye'de çiftçilerin artan borç yükünün borcu borçla çevirebilmek için kullandığını gösteren bir tablo ortaya çıkıyor” diye konuştu.
 
 
4.12.2017
Devamı

Doğal Afet Çiftçi Borçlarını Erteledi

Doğal afetler nedeniyle zor dönemler yaşayan çiftçilere afetten etkilenen çiftçi borçları 1 yıl ertelendi.
Başbakanlık’tan, “Çiftçilerimize zor gün desteği” başlığı ile yapılan yazılı açıklamada, “Başbakanımız Binali Yıldırım’ın talimatları ile çiftçilerimizin borçları 1 yıl ertelenmiştir. Bu yıl yaşanan doğal afetler nedeniyle zarar gören çiftçilerimizin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarına Bakanlar Kurulu kararı ile 1 yıllık erteleme imkanı getirilmiştir. 80 bin çiftçinin bu yapılanmadan yararlanması öngörülmektedir. Ayrıca Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri de borçlarını ödeme zorluğu çeken çiftçilerimize, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması için, mevcut kredi borçlarını, 5 yıla yayılan taksitlendirme imkanı verecektir” denildi.
Türkiye genelindeki afetlerden etkilenen bütün çiftçilerin, borç ertelemesi imkanından faydalanabilmek için il/ilçe hasar tespit komisyonlarına ve borçlu olunan Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatiflerine müracaat etmeleri gerekiyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, sene başından bugüne kadar afetlerden 70 ilde, 470 ilçede, 9 bin 146 köyde, 331 bin 604 çiftçiye ait 7 bin 525 dekar kapalı alan ile 12 milyon 805 bin 153 dekar açık alanın etkilendi. 743 üreticiye ait bin 827 dekar sera, 813 dekar açık alan olmak üzere toplam 2 bin 640 dekar alandaki sebze, meyve, narenciye ve zeytin bahçelerinde, 530 arılı kovanda ve 40 ton paketlenmiş narenciyede afet zararı görülürken, sigortalı çiftçilere 10 milyon liralık hasar tazminatı ödendi.
 
 
4.12.2017
Devamı

Baklagiller’de İthal Geliyor

İthal et ve ithal hayvandan sonra Kuru fasulye, barbunya, nohut ve börülcede aracıların fiyatları yükseltmesinin önüne geçilmesi amacıyla gümrük vergisi oranları sıfıra indirildi.
Bakanlar Kurulunun ‘İthalat Rejimi Kararına Ek Karar’ı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, kuru baklagillerden tohumluk olmayan fasulye türleri, barbunya, nohut ve börülce ithalatında AB, EFTA, Bosna-Hersek, Güney Kore, Malezya, D-8 ülkeleri ve diğer ülkelerden yapılacak ithalatta gümrük vergisi oranı sıfır olarak uygulanacak.
 
 
4.12.2017
Devamı

Yetiştirici Zor Durumda


Hergün güzel şeyler olması için hem devlet hem millet uğraş vermeye devam ediyor. muhammet oluklu'nun kaleminden

Uğraş vermesine veriyoruzda bir tarafı düzeltirken bir diğer tarafıda geri bozuyoruz.
Gelelim yaptığımız şeylere; Ne mi yaptık? vatandaşa ucuz et yedirmek için  lop et getirdik; getirmeye de devam ediyoruz. Peki ithal et kimlere yaradı? Kimlere yaramadı?  sorularının cevaplarını gelin birlikte arıyalım. İthal et kimlere yaradı önce bu sorunun cevabını verelim.
İthal et fakir fukaranın garip gurabanın evinde bazen ayda bazen yılda bir alabildiği bazende hiç alamayanların işine yaradı. Ne dedi Bakan Fakıbaba Plan bütçe komisyonunda işte şu sözlere yer verdi. “Biz o etleri dar gelirli insanları korumak adına oraya koyuyoruz. Esasında benim hakkım yok onu tüketmeye, sizin de hakkınız yok. Esasında sizin bize teşekkür etmeniz lazım, fakir insanları etle buluşturuyoruz." diye konuşmuştu. Sanırım ilk sorunun cevabını vermiş olduk.
Gelelim ikinci sorunun cevabına; işte bu sorunun cevabı hem zordur hemde kolay. Biz de en  zor olandan başlayalım. Zor durumda kalan ilk besicilerimizdir. Besicilerimizin yani üreticilerimizin yazı olmaz, kışı olmaz, bayramı olmaz, seyranı olmaz kısacası 7/24 hayvanlarının yanındadır.Tam bir emekçidir alın terini dökmeden sofraya oturmayandır. Peki bu kadar emek veren bu üretici bir buzağıyı  tıpkı bir çocuk gibi büyütür, yetiştirir ve besi durumuna geldiğinde ise 2 yıl aradan sonra hayvanını satar. Siz 2 yıl emek verip çocuğunuz gibi baktığınız hayvanları yada besilerinizi kaça satmak isterseniz?  Devlet bizim devletimiz çok parada gözümüz yok zarar etmeyelim yeter diyor eli nasırlı üretici.
Bugün gelinen noktada yerli üretici zor durumdadır. Hayvan satışları durdu. Hayvancılık sektörü zor günlerden geçiyor. Buna bağlı olarak kasaplar ve serbes piyasada dolaylı iş yapanların hepsi zor durumda ve biran önce çözüm bekleniyor. Biz de umut ediyoruz ki mevcut üreticimize devletimizin ilgili kuruluşları el atar da bu sıkıntılardan feraha kavuşurlar.  
 
1.12.2017
Devamı

2018 Yılı Buzağı Yılı


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba,“Buzağı Kayıplarının Önlenmesi” konulu çalıştay sonuç değerlendirme toplantısına katıldı.  Ataköşk Hotel otelde gerçekleştirilen toplantıda buzağıların önemine değinirken; 2018 yılında damızlık ve buzağılara yönelik projelerimiz ivme kazanacak dedi. Fakıbaba konuşmasında şu sözlere yer verdi. “Buzağı ölümlerimiz oldukça fazla bunların önüne birlikte geçeceğiz gerek analar gerekse buzağılara yönelik 2018 yılı içerisinde güzel projeler hazırlıyoruz. Biraz sabırlı olmamız gerekiyor. Göreve geldiğimizden beri bunun önemli ollduğunun farkındayım. Adımlarımızıda buna yönelik atıyoruz. 2018 yılını buzağıları korumaya yönelik büyük adımlar atacağız.” Dedi.  
Öte yandan Konya Damızlık Sığır Yetişticirileri Birliğinin bir kaç ay önce başlattığı buzağılara yönelik '2018 yılının buzağı yılı projesi' ilan etmesi de doğru bir adım olduğu kanıtlanmış oldu.
 
 
1.12.2017
Devamı

Okul Sütü İkinci Kez İptal Edildi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017-2018 eğitim döneminde, haftada üç gün yaklaşık 32 bin bağımsız anaokulu, ana sınıfı ve ilkokulda okuyan 6 milyon öğrenciye haftada 3 gün dağıtılmak üzere gerçekleştirilen 200 mililitre sade yağlı 254 milyon 368 bin 800 kutu UHT okul sütü alımı ihalesi ikinci kez iptal edildi.
4 TEKLİF VERİLMİŞTİ
Okul sütü ihalesinde, en düşük teklifi, birinci kısım için 35 milyon 176 bin 222,54 lira ile Yörükoğlu Süt ve Ürünleri Sanayi, Ticaret AŞ, ikinci kısım için 57 milyon 329 bin 173,44 lira ile Pınar Süt Mamulleri AŞ - Dimes AŞ ortaklığı, üçüncü kısım için 60 milyon 443 bin 51,26 lira ile Paksüt Süt Sanayi ve Ticaret AŞ, dördüncü kısım için de 21 milyon 410 bin 29,83 lira ile Güney Süt Sanayi ve Gıda Maddeleri Tic. AŞ vermişti.
.
 
1.12.2017
Devamı

Yetiştiricinin Düve Alım Desteğinde bu kezde Süre Engeli

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı  düve alım desteklemesi projesi  kapsamında  türkvete kayıtlı sığır işletmesi olan ve şahıs ve tüzel kişi yetiştiricilere vereceği askari 20 baş azami 200 başlık kombina veya etçi ırk düve alım bedelinin yüzde 30 hibe verilmesini amaçıyordu. Ancak, yüzde 30 hibe desteklemesi kapsamında verilen 37 günlük süreyi yetiştirici sağlayamadığından bu destekten faydalanamıyor. Yetiştiricinin %30 hibe desteklemesinden 2017 yılı içinde yararlanabilmesi için sürenin minumum 45 gün olması gerekeyir.
Yüzde 30 düve alım  Desteklemesi alacak iller
Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bitlis, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane,  Iğdır, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Malatya, Muş, Ordu, Rize, Samsun, Sivas, Şırnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van ve Yozgat olmak üzere 30 il faydalanabiliyor. Bu illerin yetiştiricileri %30 düve alım desteğinden faydalabilmesi için karantina şartlarının 42 günü bulmasından dolayı  bakanlığın belirlemiş olduğu 37 günlük sürenin  minumum 45 gün olmasını bekliyor.
Öte yandan edinilen bilgiye göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yüzde 30 düve alım hibe desteğini 2018 ve 2019 yılı içerisin de de devam edeceğini öngörüyor.
 
30.11.2017
Devamı

Çiftçi İcralık

CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt veren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarım kredi kooperatiflerine borçlarını ödeyemeyen çiftçi sayısının 6 bin 609 olduğunu açıkladı.
Çiftçilerin uygulanan yanlış politikalar yüzünden yaşayamaz duruma geldiğini ifade eden Gürer, ‘Bu rakamlar tarımın bitirildiğinin kanıtıdır’ dedi.
CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına; borçlu çiftçiler ve ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayılarıyla ilgili iki ayrı soru önergesi yöneltti. Ömer Fethi Gürer, önergesinde, “Tarım Kredi Kooperatifi tarafından kredi alarak ödeyemediği için takipte olan çiftçi sayısı kaçtır? Takipteki çiftçilere uygulanan faiz nedir? Vadesi geçmiş, idari takibe alınmış, borçları ödeyemediği için icra uygulanan çiftçi sayısı kaçtır?” şeklindeki sorulara yanıt istedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye genelinde vadesi geçmiş, idari takibe alınmış, borçları ödeyemediği için icra uygulanan çiftçi sayısı 6 bin 609 olduğunu açıkladı. Tarım Kredi Kooperatiflerince, icra takibinde olan ortaklar da dâhil olmak üzere, Kooperatiflere vadesi geçen borçlarını ödeme istek ve gayreti içerisinde olan ortaklarına, borçlarını ödeyebilmelerini teminen ödemede kolaylığı sağlandığını belirten Bakan Fakıbaba, “Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredilerin geri dönüş oranları da önemli seviyede artmıştır. Türkiye genelinde kredi geri dönüş oranı 2002 yılında % 71 iken, 2016 yılında % 97,3'eyükselmiştir” dedi.
 
 
29.11.2017
Devamı

Almanya’da Tarım Bakanına Tepki


Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Tarım Bakanı svhmid’in AB’de yabancı ot ilacı glifosat kullanımının uzatılması için evet oyu kullanmasına tepki gösterdi. A.A haberine göre
Almanya’nın, Avrupa Birliği’nde (AB) yabancı ot ilacı glifosat kullanımının uzatılmasına "evet" oyu vermesi hükümeti oluşturan Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri ile Sosyal Demokrat Partisi (SPD) arasında ihtilafa yol açtı.
SPD, Hristiyan Sosyal Birlik Partili (CSU) Tarım Bakanı Christian Schmidtin koalisyonda alınan karara rağmen AB'de glifosat ilacının kullanımı konusunda "evet" oyu kullanmasını eleştirdi.
SPD'nin ilacın kullanımının uzatılması konusunda AB'de "Hayır" oyu kullanılmasını istediği, bundan dolayı Schmidt’in koalisyon protokolüne göre AB’de çekimser kalması gerektiğine işaret edildi.
Partinin Federal Meclis Grubu Başkanı Andrea Nahles, Schmidt’in SPD’nin onayı olmadan AB’de kendi kararıyla hareket etmesinin koalisyonda görüşülmesi gerektiğini belirterek, "Bu, hükümet içinde ağır güven kaybıdır." dedi.
 
 
29.11.2017
Devamı

GTHB 2018 de Uluslararası Standartlarda Hizmet Üretmeyi Planlıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlığının geçtiğimiz günlerde TBMM de Plan ve Bütçe komisyonunda 2018 yılı bütçesi değerlendirildi. Buna göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018 yılı bütçesi 21 milyar 676 milyon 673 bin lira  olarak ön görüldü. GTHB  2018 yılında üreticiye nasıl destek olacak; hangi yeni projeleri hayata geçireceğinin ayrıntılarını bakan Fakıbaba komisyonda anlattı.  Bakan Fakıbaba “Uluslararası standartlarda hizmet üreten bir Bakanlık olmayı amaçlıyoruz.”dedi.

 Fakıbaba şunları söyledi. “2017ve 2018 yılında, çiftçinin alın teriyle ürettiği ürünlerin katma değerini yükseltecek yeni projelerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz.
Bakanlık olarak yürüttüğümüz işlerin planlanması ve üreticilere sunduğumuz hizmetlerde etkinliğin artırılması için “Kalite Yönetim Sistemine” geçiyoruz.
Uluslararası standartlarda hizmet üreten bir Bakanlık olmayı amaçlıyoruz.
Yerli sebze tohumculuğunun geliştirilmesi çalışmalarına hız vereceğiz.
Sebzecilik sektörünün tohum ihtiyacını büyük ölçüde yurtiçi üretimden karşılayacağız.
Öncelikli olarak domates, biber, patlıcan, hıyar ve kavunda çalışmalar başlattık.
Lif bitkisi üreticilerinin kârlılığını arttırmak ve pamuk üretimini tekstil sanayisinin beklentisini karşılayacak kaliteye çıkarmak için çalışacağız.
Bağcılık sektöründe ülkemizin rekabet gücünün artırılması amacıyla kapasiteyi geliştireceğiz.
Hayvan hastalıklarının ve buzağı ölümlerinin önlenmesi amacıyla ürettiğimiz yeni projeleri uygulamaya sokacağız.
Su ürünleri yetiştiriciliğinde, çevre dostu üretim teknikleri ve sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde yeni yetiştiricilik alanları belirleyeceğiz.
Adana, Mersin ve Osmaniye illerini kapsayan Doğu Akdeniz ile      Kastamonu, Sinop ve Bartın illerini kapsayan Batı Karadeniz Bölgelerinde yeni bir kalkınma projesi uygulayacağız.
Proje 45 bin hane halkını doğrudan ilgilendiriyor.Bütçesi ise 96 milyon avro.
Yatırımlar 2018’de başlayacak.Tarımda ikili ve uluslararası ilişkilerimizi geliştirmek ve dış pazarları artırmak için yoğun çaba sarf edecek, çiftçimizin ürettiğini tüm dünyaya satmanın yollarını arayacağız.
Yeni Tarıma Dayalı İhtisas Besi ve Sera Organize Sanayi Bölgeleri kurulması için çalışmalarımıza hız vereceğiz.
Hayvancılığı kalkındırmanın aile işletmelerinden geçtiğini bilerek, küçük aile işletmelerine var gücümüzle destek vereceğiz.
Tarımsal potansiyelimizi daha iyi değerlendirebilmek için üretici ve tüketicilerle daha fazla iş birliği yapacağız.
Bakanlığımızın 2018 yılı bütçesi 21 milyar 676 milyon 673 bin lira olarak öngörülmüştür.
Bunun 14 milyar 514 milyon lirası, yani bütçemizin %  67’si tarımsal desteklemeler olarak çiftçimize, üreticimize ayrılmıştır.
İnanıyorum ki Türkiye;Gıda, tarım ve hayvancılıkla daha hızlı kalkınacak,
Tarımda dünyada çok önemli bir yerde olacak,Ciddi bir tahıl ambarı ve gıdanın merkezi haline gelecek,Sadece kendi vatandaşlarının değil, dünyanın çeşitli bölgelerinde gıdaya erişim sorunu yaşayan insanların da destekçisi olmaya devam edecek,  Gıda arz sorunu yaşamayacak ve gelecek kuşaklara daha üretken ve daha müreffeh bir ülke bırakmış olacağız.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
27.11.2017
Devamı

Elektrik ile Sulama Yapan Çiftçiye Kötü Haber


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğine göre, elektrikte kayıp kaçak oranı yüksek illerin başında gelen Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak’ta tarımsal sulamada kullanılan elektrikten kaynaklanan borcu olan çiftçilere verilecek 2017 ekilişi fark destek ödemelerine bloke konulacak. 

Çiftçiye ödeme yapılabilmesi için, elektrik dağıtım şirketinin borcun ödendiğini bankaya bildirmesi gerekecek. Bildirimden sonra destekleme ödemesi hak sahibine yapılacak. Çiftçi, borcun karşılığı bedelin elektrik dağıtım şirketinin hesabına aktarılmasını da talep edebilecek. 

Düzenlenecek muvafakatnameyle destekleme tutarından borç miktarı kadar olan bölüm, elektrik dağıtım şirketinin hesabına aktarılacak. Bu işlemden sonra varsa kalan tutar çiftçiye ödenecek. Şirket, borçlulara ait bilgileri ve miktarlarını gösteren listeleri, ödeme yapılmadan en geç 3 iş günü önceden bankaya iletecek. 



 
 


 
27.11.2017
Devamı

Destek Devlet’ten Üretmek Bizden

Tekirdağ Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ergin DURGUN  birliğin küpeleme ve çiği süt analiz laboratuarları ile igili çalışmaları Anadolu İzlenimleri’ne değerlendirdi. Başkan DURGUN;  “Çiğ süt analiz çalışmalarımız 10 baş ve üzeri ineğe sahip işletmelerde yapılmaktadır. Ayrıca ilimize bağlı olarak Kırklareli ve Edirne illeri ile yapmış olduğumuz çiğ süt analizi çalışmaları ile ilgili protokol imzaladık. Süt analiz çalışmalarına hız kesmeden  devam etmekteyiz. Bizim üeticimiz hizmetin en iyisine layiktir. Çiftcilemizin üretimlerini daha hijyenik daha sağlıklı ve daha kaliteli süt üretebilmek adına Trakya’mızın bütün sütlerini birliğimizin çiğ süt analiz laboratuarında gerçekleştirmekteyiz dedi.” Başkan DURGUN mesajında şunları söyledi. “Bende bir üreticiyim biz üretiyoruz ürettiğimizin ve çabalarımızın karşılığınıda almak istiyoruz. Ülke olarak sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Ama biz biriz beraberiz birlikte güçlüyüz. O yüzden Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bir vecize sözü var “Köylü milletin efendisidir.” İşte biz üreterek bu sözlerin ta kendisiyiz. O yüzden devletimiz üreticisine, birliklerine sahip çıkıp destek versinki bizlerde istihdam sağlamaya ve herşeyin en iyisine layık olan üreticilerimize hizmet etmeye devam edebilelim.”dedi
Sayın başkan  birliğinizden kısaca bahsedermisiniz?
Öncelikle Anadolu İzlenimleri Dergisine bize bu fırsatı tanıdığı için teşekkür ediyorum. Birliğimiz 1995 yılında kuruldu. 1995 yılından bugüne üreticimize hizmet için varız.Biz göreve 2016 yılında geldik.Geldiğimiz günden beride hizmet anlayışı  ile birliğimizde 6 Veteriner Hekim ve 5 Teknisyen ile ilimizde üyelerimize suni tohumlama ve veterinerlik hizmetleri vermekteyiz. İl genelinde birliğimizin 7 şubesi ve toplamda 42 personelimizle  10060 işletmeye ve 1830 üyeye hizmet etmeye çalışıyoruz.
İlimizde aynı zamanda ortalama 62.500 baş anaç inek ve toplamda 145.000 hayvan mevcudu bulunmaktadır. Birliğimize bağlı üye işletmelerde  ise ortalama 25.500 baş anaç inek ve 60.000 baş hayvan varlığına sahiptir.
 
Sayın başkan birlikte ne gibi hizmetler veriyorsunuz?
 
Bildiğiniz gibi  2013 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Çiğ Süt Kalitesinin Desteklenmesi Projesi kapsamında 5 ilde (Balıkesir, Bursa, İzmir, Ankara ve Tekirdağ) kuruluna çiğ süt analiz laboratuarlarında analiz çalışmalarına başlanmıştı. Bizlerde bu yönde ilimizde birliğimiz bünyesinde kurulan çiğ süt analiz laboratuarında saatte 400 numune bakma kapasiteli süt analiz cihazımız bulunmaktadır.   Çiğ süt analiz çalışmalarımızı 10 baş ve üzeri ineğe sahip işletmelerde,  saha personelimiz işletmeye giderek hayvandan alınan süt örneklerini  analiz labaratuavarına getiriyor ve labaratuvarda bu çalışmaları  gerçekleştiriyoruz.  Ayrıca ilimize bağlı olarak Kırklareli ve Edirne illerindeki Damızlık Sığır Yetiştirici birlikleri  ile yapmış olduğumuz  protokol çerçevesinde çiğ süt analiz çalışmalarına hız kesmeden devam etmekteyiz. Süt analiz çalışmalarına katılan üyelerimizin hayvanlarından alınan numuneler analiz yapıldıktan sonra analiz sonuçları bakanlığın belirlemiş olduğu; işletmeden alınan bireysel ineklere ait süt değerlerinin ortalama değerleri; Protein oranı 3.0 , Yağ oranı 3,20 ve somatik hücre oranı 400.000 olan işletmeler 2017 yılında kayıtlı olarak dökmüş oldukları süt miktarı üzerinden litre başına 2 Krş. Destekleme ödemesi bakanlık tarafından yapılmaktadır.
Bunların dışında birliğimizin ayrıca hayvan hastanesi bulunmaktadır. Birlik olarak il genelinde üye olan veya olmayan tüm işletmelerde doğan buzağıların küpeleme çalışmaları da birliğimiz tarafından yapılmaktadır.
 
Sayın  başkan buradan bir mesajınızı almak gerekirse neler söyleyebilirsiniz?
 
Öncelikle bizlere göstermiş olduğunuz bu ilgiden dolayı bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum.  Bizler üretmeye, çalışmaya mecburuz. Eli nasırlı emekçi üreticimiz hizmetin en iyisine layıktır. Bende bir üreticiyim biz üretiyoruz ürettiğimizin ve çabalarımızın karşılığınıda almak istiyoruz. Ülke olarak sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Ama biz biriz beraberiz birlikte güçlüyüz. O yüzden Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bir vecize sözü var “Köylü milletin efendisidir.” İşte biz üreterek bu sözlerin ta kendisiyiz. O yüzden devletimiz üreticisine, birliklerine sahip çıksınki bizlerde istihdam sağlamaya ve herşeyin en iyisine layık olan üreticilerimize hizmet edebilelim.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
24.11.2017
Devamı

DAKA BİZE UMUT OLDU

                                         
Van’ın Erçek beldesinde hayvancılıkla uğraşan Fahrettin HANDİL hayvancılık sektörünü  Anadolu İzlenimlerine anlattı. Üretici Fahrettin Handil; “ DAKA bize  nasıl umut olduysa umutlarımız sönmeden tekrardan bize umut  olmasını bekliyoruz.”dedi.
Van’ın Erçek beldesinde  ipek yolu mahallesinde  hayvancılıkla uğraşmaktayım. 2010 yılında Doğu Anadolu Kalkınma Ajansından aldığımız %50 süt sığırcılığı hibe projesi kapsamında  30 büyük baş ithal gebe düveleri  işeletmeme getirerek  başladım.   Bugün işletmemizde 55 tane simental vardır. Kendi çabalarımız ve uğraşlarımız neticesinde buraya kadar gelebildik. Devletimiz sağolsun bizlere destek oldu.  ancak Bugün geldiğimiz noktada yemi karşılayamıyoruz.
Gerek saman gerekse arpa çok pahalı olduğundan  işletmenin giderlerini karşılayamaz hale geldik. 2010 yılında bizimle birlikte DAKA dan proje alanların bir çoğu battı.  Bizlerde 7 yıldır dayanmaya çalışıyoruz. Ancak  süt sığırcılığı bu bölgede para etmiyor kaldı ki  sütte para etmiyor bugün 0,90 kuruşa süt satarak  maliyetleri karşılayamayız. Bu gördüğünüz işletmede 7 yıldır hiçbir eleman sigortasız çalışmamıştır.  600 hanelik bu köyde ilk projeyi başlatıp diğer üreticimize örnek olduk. Bu köyde ilk projeyi başlatarak Doğu Anadolu kırmızısı olan yerli ırktan bugün simantale geçiş vardır. Diyebilirimki % 80  hayvan ırkının değişimine katkımız oldu.
Şimdi devletimizden şunu bekliyoruz. Geriye dönük vermiş olduğu projelerin takipcisi olsunlar, yem desteği versin, kaba yeme destek bekliyoruz. Samanın kğ 80kuruş nakliyesi ile birlikte 1Tl buluyur  Devletimiz bizim babamızdır biz ise onun çocuklarıyız. DAKA nasıl bize umut olduysa umutlarımız sönmeden tekrardan bize umut  olmasını bekliyoruz. bizlerde hayatımızı idam etme anlamında besiciliği dönüş yapacağız.
 
24.11.2017
Devamı

Erzincan DSYB Kadın Yetiştiricileri Biliçlendiriyor

Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Faruk GÜNAY  Erzincan’da kadın üreticilere yönelik “Hayvancılık Sektörünü Kayıt Altına Alıyoruz.” Projesini Anadolu İzlenimlerinde değerlendirdi. Başkan GÜNAY; “ Yıllardır birliğimizin yürüttüğü her bir proje ayrı bir öneme sahiptir bizler için yani proje destekleri olmazsa olmazdır. Hangi resmi kurum olursa olsun aldığımız finansal destek ile birliğimiz bu güne gelmiş, basamak basamak gelir seviyesini artırarak 49 çalışanı ile hizmetine devam etmektedir.” Dedi. Başkan GÜNAY projenin içeriği konusunda  ise şu sözlere yer verdi. “Sizinde bildiğiniz gibi Kadınlarımız önce annedir. Sonrasında  hepsi birer emekçidir ve sonrasında yaşam alanlarımızın her yerinde bir kadın vardır. Kadın elinin değdiği her yerde masumiyet ve samimiyet vardır. Bizlerde bu düşüncelerle birlik olarak yetiştiricilik yapan cefakar ve vefekar eli öpülesi  yetiştirici kadınlarımızı  “HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜ KAYIT ALTINA  ALIYORUZ” projesinde eğitimler verdik. Bu projede amacımız Kayıtlı İstihdamın Teşviki Hibe Programı kapsamında yürütülen projelerde kayıt dışı istihdam ile mücadelede yerel çözümlerin üretilmesi, sosyal diyaloğun kuvvetlendirilmesi, kayıtlı istihdamı destekleyecek nitelikte mesleki eğitimler ile sosyal güvenlik kültürü oluşturulması ve kayıtlı istihdam alanında bilinç artırımı hedeflenmiştir.” Dedi.
 
Sayın başkan projenin çalışmalarından bahsedermisiniz?
 
Öncelikle birliğimizin bu çalışmasının ulusal mecralarda duyurmanızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum.  Yıllardır birliğimizin yürüttüğü her bir proje ayrı bir öneme sahiptir bizler için yani proje destekleri olmazsa olmazdır. Hangi resmi kurum olursa olsun aldığımız finansal destek ile birliğimiz bu güne gelmiş, basamak basamak gelir seviyesini artırarak 49 çalışanı ile hizmetine devam etmektedir. 2014 yılı içerisinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı AB Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı Kayıtlı İstihdamın Teşviki II Hibe Programı kapsamında sunmuş olduğumuz “Hayvancılık Sektörünü Kayıt Altına Alıyoruz”  projesi onaylandı. 2016 Mayıs ayı içerisinde ise sözleşme imzaladık.  Bu projeki amacımız kayıtlı İstihdamın Teşviki Hibe Programı kapsamında yürütülen projelerde kayıt dışı istihdam ile mücadelede yerel çözümlerin üretilmesi, sosyal diyaloğun kuvvetlendirilmesi, kayıtlı istihdamı destekleyecek nitelikte mesleki eğitimler ile sosyal güvenlik kültürü oluşturulması ve kayıtlı istihdam alanında bilinç artırımını hedeflemiştik.
 
Sayın Başkan proje içeriğinde başka neler vardır?
 
Proje kapsamında birlik personeline 3 gün süren  ISO 9001 eğitimleri  verildi. Eğitiminin temel hedefi birliğimizin faaliyetlerine katma değer kazandırmaktır. Birliğimizin çalışanları, kalite standardartlarının hizmet sektörlerinde nasıl uygulandığını, kendi birliklerinde neler yapmaları gerektiğini bu eğitimle daha iyi anladılar. Birlikler için önem arz eden bir durum daha var ki buda üye sadakati sağlamanın ve yeni üyeler çekmenin en iyi yolunu öğrenerek birliğimizin kurumsal kapasitesini artırmaya yönelik bu bu eğitimler  çok faydalı olmuştur. Ayrıca birliğimize üye 100 kadına Süt Sığırı Yetiştiriciliği Eğitimi, İş Sağlığı ve Güvenliği ve girişimcilik eğitimleri de verilmiştir.
Sayın Günay bu eğitimler nasıl verildi?
Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak Halk Eğitim Merkezi ile yapılan protokol çerçevesinde başlatılan Süt Sığırı Yetiştiriciliği kursu açtık. Bu kursda 100 kişiye verilecek eğitimler, alınan müracaatlara göre gruplandırılarak Yaylabaşı, Çağlayan, Akyazı Beldelerinde ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl müdürlüğü toplantı salonunda birliğimiz Veteriner hekimleri tarafından gerçekleştirdik. Kursumuz 20 gün sürdü. Bunun yanı sıra kadınların hayvancılıkta  mevcut verimlerini üst düzeylere çıkarılması, değişik metot ve yöntemleri görebilmeleri adına Erzincan’da örnek bir çiftlik olan Gökbay Süt Ürünleri Hayv. Tarım ve Gıda Ltd. Şti. ziyaret edilerek  uygulamalı eğitimler verdik. İşletme sorumlusu kadın girişimci Gökay Karadoğan hayvancılık sektöründe yaşamış oldukları deneyimlerini üretici kadınlar ile paylaşmıştır. Yapılan program tam manası ile uygulanarak katılımcıların faydalanabileceği bilgi kapasitesine erişilmesi sağlanmıştır. Ayrıca birliğimizin kullandığı binanın alt katında gerekli tadilatlar yapılarak 84 kişilik Mesleki Eğitim Merkezi  salonu oluşturduk.  Bu eğitim salonumuz için gerekli tüm ekipmanlar son sistem ile donatılmıştır. 100 kadın İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerini ve Girişimcilik Eğitimlerini Mesleki Eğitim merkezimizde almışlardır. Alınan bu eğitimler sonucunda üreticilerimiz ürünlerinin daha hijyenik, daha güvenli ve daha kaliteli olmasına azami özen göstereceklerdir. Kendi işlerini bilinçli bir şekilde sürdüreceklerdir. İş hayatında kadınlarımız etkin bir şekilde yer alacaklardır. Bu da hem bütün üyelerimizin hem de yerel kamuoyunun beğenisini ve takdirini kazanacaktır. Projemiz sonrasında üyelerimize çeşitli eğitimler, seminerler Mesleki Eğitim Merkezimizde verilmeye devam etmektedir. 
Sayın başkan kadın yetiştiricilere yönelik başka neler yapmaktasınız?
Sizinde bildiğiniz gibi Kadınlarımız önce annedir. Sonrasında  hepsi birer emekçidir ve sonrasında yaşam alanlarımızın her yerinde bir kadın vardır. Kadın elinin değdiği her yerde masumiyet ve samimiyet vardır. Bizlerde bu düşüncelerle birlik olarak yetiştiricilik yapan cefakar ve vefekar eli öpülesi  yetiştirici kadınlarımız için yurtiçi yurt dışı teknik geziler düzenlendik. Bu gezilerimizi Sütaş (Aksaray ve Bursa seyahati) teknik gezisi 2 grup halinde (17-21 Eylül) ve (24-28 Eylül) tarihleri arasında gerçekleştirdik. Sütaşın eğitim merkezinde toplamda 28 kadın eğitim aldı.
Ayrıca Yurtdışı teknik gezi için katılmak isteyen kadınlar arasından kura çekilerek belirlenen 8 kadının pasaport ve vize işlemleri başlatıldı. Vize sonuçlarına göre vizesi çıkan 2 kadın ve birliğimiz personellerinden 2 kişi ile yurtdışı seyahati gerçekleştirdik. Hollanda’da Özgazi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Aktürk ile yapılan görüşmeler neticesinde işletmeye misafir oldular.  Yaklaşık 20 yıllık işletme olan Özgazi peynir işleme tesisi Erzincanlı kadın yetiştiricilerimiz misafir oldular.  
Sayın başkan seminerleri kimlerle yürütüyorsunuz?
Seminer faaliyetlerimizi Erzincan Üniversitesi Meslek Yüksek Okulundan Öğretim üyeleri Doç. Dr. Murat ÇETİN ile Yrd. Doç Dr. Enver SÜMER ve Erzincan SGK İl Md. Nail Van katılımları  ile düzenlenmiştir. Kayıt dışı çalışma ve Girişimcilik konularında seminerlerimiz Erzincan’ın Kemah, Refahiye, Çayırlı, Tercan ve Üzümlü ilçelerinde 23,24 ve 26 Eylül tarihlerinde gerçekleştirildi.
Projemizin son ayağı olan Konferans ise Erzincan SGK İl Md. Nail Van, Erzincan Belediyesi Toplantı Salonunda Atatürk üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Armağan HAYIRLI, Doç. Dr. Mehmet CENGİZ ve Erzincan Üniversitesi Meslek Yüksek Okulundan Öğretim üyeleri Doç. Dr. Murat ÇETİN katılımı ile 29 Eylül tarihinde gerçekleştirdik. SGK il müdürü tarafından Kayıtdışı İstihdamın Türleri, Nedenleri ve Olumsuz Sonuçları, kayıtlı İstihdamın Faydaları hakkında bilgi verilerek proje kapsamında 15 kadının Tarım Sigortalarının birliğimiz tarafından 1 yıl süresince yatırıldığına değinilmiştir. Bu uygulamanın örnek teşkil ettiği Tarım ve Hayvancılık sektöründe sigortalı çalışan kadınların sayısının artması gerektiğine vurgu yapılmıştır.
Sayın başkan son bir mesajınızı almak gerekirse neler söyleye bilirisiniz?
Hayvancılık sektörüne her alanda sahip çıkmalıyız. Bizler üretiyoruz Ürettiğimizinde karşılığını almamız gerekir.Yetiştiriciye devletimizin sahip çıkması gereklidir. Hayvan hastalıkları ile mücadele konularında eğitimler verilmelidir. Buzağı ölümlerinin önüne ancak böyle geçebiliriz. Kaldıki bildiğiniz gibi şuan ithal hayvan getiriyoruz. Gerekli koşulların iç piyasada sağlanması ile birlikte bizim üreticimize destek verilerek biz üretelim, biz kazanalım, gelecek yarınlara umutla bakalım istiyoruz. Yarın çok geç olmadan birlikte el ele hayvancılıkta hep ileriye diyoruz bu sözde değil filiyata geçmesi gerekiyor. Eli nasırlı yetiştiricilerimize de sizin aracılığınız ile bereketli günler diliyorum.
 
 
 
24.11.2017
Devamı

Mevcut Yetiştirici Koruyalım Üretim Devam Etsin

       
  Van Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nurhan DAYAN Birliğin çalışmalarını ve yapılan hizmetleri Anadolu İzlenimlerine değerlendirdi. Başkan DAYAN;  “ Mevcut üreticiyi korumak gerekir, gerekirse üreticinin bağkur ve SSK giderlerinin devlet tarafından desteklenmesi gerekir. Bu tür çalışmalar devlet tafarından eğer gerçekleştirilirse üreticiyi üretime teşvik eder; ülkede üretim artar, hemde kırsaldan göçü engellemiş oluruz. Ayrıca önemli bir husus daha varki ülke hayvancılığımızı dışa bağımlılıktan kurtarmış oluruz.” dedi.
 
             Sayın Başkan Birliğin kuruluşundan bahsedermisiniz?
 
 Öncelikle Tarımın ve Hayvancılığın ve özellikle Damızlık Sığır Birliklerinin çalışmalarını yakından takip eden her fırsatta bizlerin sesi, gözü, kulağı olan derginize ve derginizin Genel Yayın Yönetmeni Muhammet OLUKLU’ya şahsınızda teşekkür ediyorum. Birliğimiz 1998 yılında kurulmuştur. 1998 yılından 2004 yılında kadar gerek ekonomik açıdan gerekse üreticinin talebi olmayışından bir faaliyet gerçekleştiremedi. 2004 yılında hemen sonra tabela birliği olarak devam eden birliğimiz 2011 yılında bildiğiniz üzere Van büyük bir depremle karşı karşıya kalmıştı. Depremin hemen sonrası devletimizin ve o dönemde Tarım Bakanlığımızın üreticimize yapmış olduğu desteklerden sonra devlet millet el ele bizlerde birlik olarak suni tohumlama ve küpeleme faaliyetlerine başladık.
 
               Sayın Başkan birlikte ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
 
 Faaliyetlere geçmeden önce Birliğimizde; 6 hizmet aracı, 1 sorumlu müdür ziraat mühendisi 5tarımsal danışman, 2 ziraat mühendisi, 2 veteriner hekim,  6 veteriner sağlık teknikeri ve teknisyeni bunun yanı sıra 9 büro elamanı olmakla beraber toplam 25 kişiyi istihdam etmekteyiz. Ayrıca birliğin merkez şubesinin yanı sıra Erciş, Muradiye ve Gevaş ilçelerinde de şubeleri olup üreticilerimize oralarda da Van’a gelmesine gerek kalmadan tüm işlemlerini orada yürütmekteyiz. Bildiğiniz üzere Damızlık birlikleri ıslah amaçlıdır. Islah bizim olmassa olmazlarımızdandır. Bunun dışında da Van genelinde 182 bin büyük baş hayvan varlığı olan bu ilde 21 bin işletmeye hizmet veriyoruz.
 
             Sayın Dayan üreticiye yönelik birliğinizin hizmetleri nelerdir.?
 
 Birliğimizin 1045 üyesi bulunmaktadır. Van’ın ise 13 ilçesi vardır. İl genelinde birlik olarak 13 ilçenin tamamında  üyemiz veya üye olmayan tüm yetiştircilere suni tohumlama ve küpeleme hizmeti vermekteyiz. İl genelinde 21bin işletmede 182 bin büyük baş  hayvana küpeleme ve suni tohumlama hizmeti vermekteyiz. 2017 yılı içerisinde birlik olarak 3bin suni tohumlama gerçekleştirdik. Bizimle baraber Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü suni tohumlama yapmaktadır. Onların yaptığı suni tohumlama miktarı ile il genelinde 8bin suni tohumla gerçekleştirilmiştir. Alın teri ile kazanan üreticimiz hizmetin en iyisine layiktir. İl genelinde genç nüfus yoğunluktadır.Üretime ve üretene destek olunması gerekmektedir.
               Sayın başkan Hayvancılık bu bölge de nasıl yapılıyor.?

 Bu sorunuz için çok teşekkür ediyorum. Vanda öncelikle az öncede ifade etmiştim genç nüfusumuz fazladır. İl genelinde %63 oranında mera hayvancılığı yapılmaktadır. yerli ırk dediğimiz doğu anadolu kırmızısı ile hayvancılık yapılmakta idi. Üreticilerimizde artık  hayvancılıkta karlı dediğimiz hem et açısından hem süt açısından değerlendirildiğinde  simantal’e doğru büyük bir hızla dönüş başlamıştır. İlde yoğun şekilde besicilik yapılmaktadır. İşletmelerimiz ise genelde aile işletmeleridir. İlimiz çayır mera varlığı  ülkemizin çayır mera varlığının %10 dur. Bu son derece önemli bir potansiyeldir. Mevcut  haliyle hayvancılık ilimiz ve bölgemiz için sosyal ve  ekonomik yönü ağır basan bir sektördür. Yatırım yapmak için geniş mera varlığı ile  koyunculukta ve büyük baş hayvan besiciliği için önemli bir potansiyel taşımaktadır. İlde  1.359000  hektar mera bulunuyor. Geniş meralarda  yem bitkilerinin üretiminin  yapılması özellikle süt sığırcılığı için avantaj oluşturmaktadır. İl genelinde 104 bin hektar yem bitkileri üretilmektedir.
 
             Sayın Dayan; buradan bizim aracılığımız ile gerek üreticilerinize gerekse Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına neler söyleyebilirsiniz.?
 
Öncelikle mesajım Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ve devletimizin ilgili kurumlarına yönelik olacaktır.  Hayvancılıkta önceliğimiz mevcudu korumaya yönelik olmasıdır. Mevcudu destekler ona sahip çıkarsak üreticimizde üretmeye ve üretimi artırmaya devam edecektir.  Mevcut üreticimizi korumanın yanı sıra önemli bir konu daha vardırki üretenlerin kaldıki en büyük sorunudur bu söyleyeceğim iki şey  Bağkur ve SSK primleridir.  Üreticilerimizle her zaman bir aradayız. Hepsinin üretmekten yanı sıra kimisi Bağkur ve SSK prim borçlarından, kimisi ise güvencesi olmayaşından dem vurmaktadır.  Şunu söylemek gerekir bu konuda: Üreticimize devletimiz Bağkur ve SSK primler konusunda destek versin hatta devlet primlerini karşılasın üreten Türkiye’nin üreticisi sadece üretmeye yönelsin hayvancılığı nasıl geliştiririm onu düşünsün şimdilerde üretici borç düşünmektedir. Primlerini yatıramamaktadır. Devlet bizim babamızdır biz ise çocuklarıyız. Çocuklara ne kadar çok sahip çıkar koruyup kollarsak çocuk babaya o kadar daha faydalı olur. Eğer bu söylediklerimi devletimiz gerçekleştirirse ülke hayvancılığımız dışa bağımlılıktan kurtulur. Sizlerde buraya kadar gelip bizim ve üreticilerimizin tercümanı olduğunuz için üyelerim adına teşekkür ediyorum.
 
             
 
              
 
 
 
24.11.2017
Devamı

Okul Sütün’de Pazarlık Usulüne Dönüş


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Okul Sütü Programı kapsamında, 2017-2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde dağıtılacak okul sütünün temini için yeni ihale tarihini 28 Kasım olarak belirledi. 25 Ekim’de açık ihale usulü ile yapılan ihale, verilen tekliflerin tamamı yaklaşık maliyetin üzerinde olduğundan iptal edilmişti. İhale bu kez, pazarlık usulü ile yapılacak.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ortaklığında yürütülen Okul Sütü Programı kapsamında dağıtılacak okul sütünün tedariki için yeni ihale, 28 Kasım 2017 tarihinde yapılacak.
Okul Sütü dağıtımı 5 Şubat’ta başlayacak
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlğı  Hayvancılık Genel Müdürlüğünden edinilen bilgiye göre, Okul Sütü Programı kapsamında yaklaşık 32 bin bağımsız anaokulu, anasınıfı ve ilkokulda 6 milyon öğrenciye, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günlerinde, haftada 3 gün süreyle 200 ml sade, yağlı UHT içme sütü dağıtılacak.
Okul Sütü dağıtımı, 2017-2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin başlangıç tarihi olan 05.02.2018 tarihinde başlayacak.
Okul Sütü Programı ile öğrencilere süt içme alışkanlığını kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amaçlanıyor.
Açık ihaleden, pazarlık usulüne dönüş
Bu kapsamda, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 200 ml yağlı sade UHT içme sütü temini için 25 Ekim 2017 tarihinde, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunun 19. Maddesine göre açık ihale usulüyle yapılan ihale, verilen tekliflerin tamamı yaklaşık maliyetin üzerinde olduğundan iptal edilmişti.
Duyuruya göre, programın aksamaması ve devamı amacıyla yeniden yapılacak olan Okul Sütü alım ihalesi, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 21’inci maddesine göre bu kez Pazarlık Usulü ile 28 Kasım 2017 Salı günü, saat 14.00’da Bakanlıkta yapılacak.
 
23.11.2017
Devamı

Mera Vasfını Yitirmiş Araziler Ağaçlandırılacak


Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, bozuk meraları ağaçlandıracaklarını belirterek, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımızla oturduk, konuştuk. Dedik ki 'Bozuk meralar var, hiç mera vasfı yok. Müsaade edin bunları ağaçlandıralım.' Bu şekilde il bazında bir hazırlık yapıyoruz. Topluca bunları bize verecek ve mera olarak kullanılmayan bozuk meraları tamamen ağaçlandıracağız" dedi.
Eroğlu, Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2018 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Eroğlu, meraları üçe ayırdıklarını belirterek, şunları söyledi: "Birincisi 'çok iyi mera' bu kesinlikle korunacak. Meraları koruma kanunu var başka maksatla kullanılamıyor. İkincisi 'mera vasfı bozuk fakat hayvancılık açısından kullanılması önemli olanları' da hem Orman Bakanlığı hem de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı buraları ıslah edecek. Üçüncüsü de 'mera olarak kullanılması mümkün olmayan dik yamaçlar, bozkırlar gibi hayvancılık yapılmayan meralar. Bunları toptan alıp ağaçlandırmak maksadıyla bir mutabakata vardık."
 
 
23.11.2017
Devamı

Limonun Bilinmeyen Bir Özelliği Daha

 Limon bir çok şeye faydalıdır C vitamininin bağışıklık sitemi, kalp damar sağlığı ve hastalıklardan daha çabuk kurtulmak için ne kadar önemli bir vitamin olduğunu hepimiz biliyoruz. Limonun diğer faydalarını bir kenara bıraksak bile, kabuğu soyulmuş bir adet limon yemek, günlük C vitamini ihtiyacının yarısını karşılıyor.
Limon sadece gıda olarak tüketildiğinde değil, saç ve cilt bakımında veya ağız sağlığını korumak için önerilen çeşitli bitkisel reçetelerde kullanıldığında da oldukça faydalıdır.
Limonun bir başka önemli özelliği ise bağırsakları, böbrekleri ve karaciğeri temizleyen etkisiyle vücudu serbest radikallere karşı koruması ve buna bağlı olarak görülen pek çok hastalığa yakalanma riskini düşürmesidir.
Bunun yanı sıra Limon uyumanızada fayda vermektedir. Bir limonu dört eşit  parçayı bölünüz içine biraz tuz atarak yatağınıza yakın bi yerde bırakınız. Özelikle uyku düzeni olmayan uykuya geç girenler üzerinde pozitif netice verildiğini uzmanlar söylüyor .
 
 
22.11.2017
Devamı

Susurluk Ayranı ve Tostu Belirli Özelliklerde Üretilecek


İstanbul'u Edremit Körfezi'ne, İzmir ve diğer Ege illerine bağlayan güzergah üzerinde bulunan  susurluk'taki tesislerde mola verenlerin ilk tercihlerinden biri olan susurluk tostu ve susurluk ayranı , yurt içinde olduğu kadar yurt dışından gelen birçok turist tarafından da biliniyor.
Ünü sınırları aşan bu ürünlerin tescillenmesiyle ilgili uzun süredir çalışmalar yürüten Susurluk Ticaret Odası'nın Başkanı İlker Kurt, coğrafi işaret alınması için Türk Patent ve Marka Kurumuna ilk başvuruyu Şubat 2013'te yaptıklarını söyledi.
Ankara'da Türk Patent ve Marka Kurumunda düzenlenen törenle kendilerine, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik tarafından her iki ürünün coğrafi işaret belgelerinin takdim edildiğini vurgulayan Kurt, Susurluk Tostu ile Susurluk Ayranı'nın bundan sonra her yerde aynı kalitede yapılacağını kaydetti.
ÜRÜNLER KORUMA ALTINDA
Ürünlerin tescil edilmesinin önemli olduğunu anlatan Kurt şöyle konuştu: "2013'ten bu yana geçen süreçte çalışmalarımızı özenle devam ettirerek Susurluk Tostu ile Susurluk Ayranı'nı tescillendirmiş olduk. Belgelerimizi alırken orada yaklaşık bin kişiye Susurluk Ayranı'nı tattırdık. Çok güzel bir program gerçekleşti. Hem ayranımızı, tostumuzu tanıttık hem de coğrafi işaretlerimizi aldık. Bu süreç içinde Malatya'nın kayısısı, Aydın'ın inciri, Ayvalık'ın zeytini gibi artık Susurluk Tostu ve Susurluk Ayranı da coğrafi işaretler listesine girdi. Bu tescil, bölgede ayran ve tostumuzun kalitesinin devamını sağlayacak. Bu ürünlerin satış garantisi olacak. Yani bu ürünlerin Ticaret Odası olarak koruma garantisini aldık. Bundan sonra tüm Türkiye'de Susurluk Tostu ve Susurluk Ayranı belirli özeliklere sahip şekilde üretilecek."
Süreç içinde ürünlerini defalarca analize gönderdiklerini dile getiren Kurt, "Peynirinden tutun ekmeğine, sucuğuna yani belirli standartları tutturabilmek için her şeyine özen gösterdik. Aynı şekilde yoğurdumuzu, suyumuzu gönderdik analize. İçindeki tuz oranına kadar analizler yapıldı. İlgili kurumların bu konuda gerçekten çok titiz çalıştığını gördük" dedi.
Tescillemeyle tost ve ayrana bir standardın getirildiğini ifade eden Kurt, belirlenen standartların dışında üretim yapan tesis ve iş yerlerinin Susurluk Tostu veya Susurluk Ayranı adını kullanamayacağını aktardı.
 
 
22.11.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba; 1milyon yerli besi Hayvanına destek vereceğiz


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Koordinatörümüz Muhammet Oluklu’nun sorularını TBMM yanıtladı. Bakan Fakıbaba;   Yem fiyatları ve süt konusunu değerlendirirken yetiştiriciyede müjdeler verdi. Bakan Fakıbaba “Ne kadar ot o kadar et ve süt tarım böyle birşey bazen çok zarar ediyorsunuz bazen kar ediyorsunuz ama necitede biz piyasayı regüle ediyoruz.”dedi. Bakan  Fakıbaba,  küçük aile işletmelerine destek vereceklerine değinirken; aile işletmelerine yönelik desteklerin en geç 1 ocak 2018 e kadar tamamlanmış olacağını söyledi.

Sayın Bakanım yem fiyatlarına son bir kaç ayda yüzde yüz zam söz konusu bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Biz zatan dışardan yapmış olduğumuz ithalatla arpaları 770 kuruştan kapıya kadar getiriyoruz. Şuanda arpa fiyatları 930-940 kuruşa satılıyor ama bizim arpayı getirmediğimizi düşündükleri  anda bir bakıyorsunuz 1,10 kuruşa çıkmış. Biz ihtiyaç olan yerlere TMO aracılığı ile 770 kuruştan kapılarına arpa teslim ediyoruz. Bu nedir piyasayı regüle etme olayıdır. Biz bu regülasyona devam edeceğiz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak ette yaptığımız regülasyonun aynısını yem bitkilerinede ihtiyaç duyuldukça  fiyatlar normale binene kadar yapmaya devam edecektir. Hiç bir kimse stokçuluğa fırsatçılığa kalkışmasın.  Bu fiyatları artıran fırsatçılardır. Hiç bir zaman stokçulara fırsatçılara meydan vermeyeceğiz.
Sayın Bakanım Kasaplar federasyonun  kasaplara yönelik Kırmızı et çağrısını nasıl değerlendirirsiniz?
Önemli olan insanların bütçelerine yönelik uygun neyi almak istiyorlarsa onu almalarıdır. Bu onların takdiridir.  Ben kasap kardeşlerimi de seviyorum. Olabilir ama biz yerliyi korumak adına kısa zamanda özelikle küçük aile işletmelerine  yönelik destek vereceğiz.
Sayın Bakanım küçük aile işletmelerine yönelik nasıl bir destek vereceksiniz?
Küçük aile işletmelerine yönelik özelikle 50 başa kadar aile işletmelerine destek vereceğiz. Bu destek en geç 1 ocak 2018 e kadar hayata geçmiş olacak. Yaklaşık olarak 1 milyon besi hayvanına destek verileceğini tahmin ediyoruz. 50 başın altındaki yetiştirici yüzde 80 oranında bu önemli bir rakam  demek ki küçük hayvan işletmelerinin hayvancılıkla  iştigal edenlerinin  yüzde 80 ini desteklemiş olacağız. Bildiğiniz gibi TBMM plan ve Bütçe komisyonunda 2018 yılına yönelik bütçemiz geçti ancak bütçede bir artışa gitmedik buna rağmen fedekarlık böyle bir şey bir yerlerden  kesip öbür yerleri yamamak.
Sayın Bakanım Organize hayvancılık ve süt ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Organize hayvancılıkla ilgili çalışmalar devam ediyor.  Ne kadar ot o kadar et ve süt. Tarım öyle bir şey bazen zarar ediyorsunuz bazen kar ediyorsunuz  ama neticede biz piyasayı regüle edecek çözümler  bulmak zorundayız. Dedi.
 
 
 
 
 
 
22.11.2017
Devamı

HAY-GEP Projesi Niğde Yetiştiricisinin Yüzünü Güldürecek


Niğde’de İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Niğde Süt Üreticileri Birliği, Niğde Ziraat Odası ve Niğde Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin ortaklaşa çalışmalarını yürüttükleri HAY-GEP projesi Niğde de hayvancılığa umut veriyor.
 Edinilen bilgiye göre HAY- GEP Projesi  kapsamında ilk etapta Niğdenin Konaklı, Çukurkuyu ve Edikli Kasabalarında  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Niğde’de yürütülen toplulaştırma çalışmaları neticesinde 1.sınıf tarım arazilerinin yerine başvuru sahiplerine, 3. ve 4. sınıf arazilerde ise her kasabanın belli bölgelerine hayvancılık merkezleri oluşturulurken, bu bölgelerde yer tespit çalışmalarının başlatılıp hak sahiplerine teslim edildiği ifade edildi.
 
İLK ETAPTA 390 HAK SAHİBİ FAYDALANACAK
 
HAY-GEP projesinden  ilk etapta Edikli kasabasında 170, Konaklı Kasabasında 70 ve Çukurkuyu Kasabasında 150 hak sahibi faydalanacak. HAY-GEB projesi ile  büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin üretim alt yapısını geliştirerek, modern üretim alanları, üretimde verimliliği artırmak ve yaşanabilir bir çevre oluşturarak, Niğde’nin büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde merkez haline gelmesi hedefleniyor.
 
 
 
20.11.2017
Devamı

Arapların Tarım ve Hayvancılık yatırımları Umut Olacak


Katar kriziyle gıda tedarikinin önemini anlayan Körfez ülkeleri, özellikle Türkiye’de  Doğu-Güneydoğu Anadolu bölgelerinde tarım ve hayvancılık yatırımları için düğmeye bastı.
Son yıllarda finanstan sağlığa, gayrimenkulden turizme kadar birçok sektörde Türkiye’deki yatırımlarını hızlandıran Arap sermayedarlarının yeni gözdesi tarım ve hayvancılık oldu. Suudi Arabistan’ın başını çektiği Katar krizinin ardından gıda teminini güvence altına almanın yollarını arayan Körfez ülkeleri, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde büyük çapta tarım yatırımları için düğmeye bastı.

100 MİLYAR $’LIK POTANSİYEL
Hükûmetin cazibe merkezleri programı kapsamında Doğu illerinde sağladığı teşvikler en çok Arap iş adamlarını cezbederken, bu alanda yapılacak yatırımlar için 100 milyar dolarlık bir potansiyelden bahsediliyor. Mresco Türkiye Ceo’su Oya Zingal, tüm Körfez coğrafyasının son zamanlarda yaşanan gelişmeler sebebiyle ülkeleri için süreklilik sağlayan gıda tedarikinin önemini anladığını belirtti.

ARAZİ ARAYIŞINDALAR
Gıda konusunda stratejik rezerv oluşturmayı hedefleyen Körfez ülkelerinin tarım yatırımları için hazırlıklarını sürdürdüğünü ifade eden Zingal “Gıdada ithalata bağımlı olan Orta Doğu ülkelerinden büyük çaplı yatırımcılar tarım ve hayvancılık açısından iklimi en elverişli ülke olan Türkiye’de arazi arayışına girdiler. Ciddi tutarlarda yatırım akışının olmasını bekliyoruz” dedi. 

TEŞVİKLER İŞTAHI ARTIRDI
Güneydoğu’nun tarım ve hayvancılık anlamında önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Oya Zingal “Burada geniş bir topluluğu besleyen potansiyel var. Tarım, hayvancılık ve ticaret alanında çok önemli fırsatlar barındıran bölgede iş gücü sıkıntısı da yok. Devletin sağladığı teşvikler de Körfezli yatırımcıların iştahını artırıyor” diye konuştu. Suudi Arabistan’da yerleşik bir yatırımcının geçtiğimiz günlerde Gaziantep yakınlarında 5 milyon dolar başlangıç sermayeli bir yatırımına tanık olduklarını anlatan Zingal “Bizler Murabahat olarak Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu’na yönelecek bu ilgiyi destekliyor ve memnuniyet duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye’yi zeytinyağında marka yapacak
 Kuveyt’in en büyük gruplarından Murabahat Yatırım, ülkemiz pazarına 2008 yılında Mresco Türkiye ile giriş yaptı ve Hacer Tower dairelerinin satışıyla tanındı. 1,3 milyar dolarlık portföy büyüklüğüne sahip grubun Türkiye haricinde Mısır, Mekke ve Kuveyt’te gayrimenkul, perakende ile IT sektörlerinde de yatırımları var. Konjonktürün değişmesi ve Körfez vatandaşlarının Türkiye’ye ilgisi sebebiyle şirket ülkemizde, farklı alanlarda da yatırım yaptı. Mresco Türkiye, Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Geyikli beldesinde Olivoyage markasıyla zeytinyağı üretimine başladı. Mresco Türkiye CEO’su Oya Zingal “Murabahat Yatırım’ın tarım sektöründe de arayışları başlayınca aklıma ilk gelen zeytin ve zeytinyağı oldu” dedi. Şirketin, satın aldığı zeytinliklerle 2016 yılında faaliyetlere başladığını dile getiren Zingal “Hedeflerimiz arasında öncelikle bir sıkım tesisi ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir tadım yeri kurulması var. Türkiye’yi zeytinyağı alanında dünyanın önde gelen üreticilerinden biri hâline getirmeyi planlıyoruz” diye konuştu. 
 
 
 
20.11.2017
Devamı

İcralık Çiftçi Sayısı Açıklanmıyor


Ziraat Bankası’nda tarımsal nitelikli kredi alıp ödeme yapamadığı için icralık olan çiftçi sayısıyla ilgili soru önergesini yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, icralık çifti sayısının ‘sırların saklanması’ kapsamında olduğu için paylaşılamayacağını açıkladı.
CHP Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, son yıllarda ciddi oranda artış gösteren, icra takipli dosya sayılarını TBMM gündemine taşıdı. Tarımsal nitelikli kredi çeken çiftçilerin, banka borçlarınız ödeyememesi sonucu ortaya çıkan tablonun resmi olarak belirlenmesi amacıyla Başbakan Binalı Yıldırım tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi veren Gürer, önergesinde “T.C Ziraat Bankasından, halen kredi ve benzer ödeme alarak borçlanmış kaç çiftçi vardır? T.C Ziraat Bankasından kredi alpta, geri ödeme yapamadığı için dava açılan çiftçi var mıdır? T.C Ziraat bankasından 2016 ve 2017 yıllarında kredi ödemelerini gerçekleştiremeyip, bu kapsamda icra yoluyla tahsilat yapılan çiftçi sayısı kaçtır?” şeklindeki sorulara yanıt istedi. Soruları Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek yanıtladı. Şimşek, “Kamuya açıklanan Bankamız finansal tabloları, denetim raporları ve faaliyet raporlarında yer alan veriler haricinde talep edilen detay bilgilerin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun "Sırların saklanması" başlıklı 73. maddesi kapsamında banka sırrı olduğu mütalaa edildiğinden paylaşılması mümkün bulunmamaktadır”



 
17.11.2017
Devamı

Ekmek 200 grama Düşüyor


Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, Federasyon Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın ekmekle ilgili hazırladığı yönetmeliğe ilişkin açıklamalarda bulundu.
Ekmeğin 2002 yılından 2008'e kadar 200 gram olarak, 2008'de 300 gramdan başlayarak 50'şer gram ve katları olarak üretildiğini anımsatan Balcı, tüketiciden gelen küçük ekmek talebi doğrultusunda 2012'den sonra 250 gram ve 50 gram katları olarak ekmek üretiminin yapıldığını söyledi.

Balcı, günlük 90 milyon 900 bin adet ekmek üretildiğine işaret ederek, yapılan çalışmalarla günlük ekmek israfının 6 milyondan 4 milyon 900 bin adede kadar düşürüldüğünü bildirdi. 

Özellikle büyükşehirlerde tüketicilerden 200 gramlık ekmek talebi geldiğini vurgulayan Balcı, şöyle devam etti: 

"Yeni düzenlemede ekmeğin 200 gramdan başlayarak 10 gram ve katları olarak üretilebilmesi için çalışma yapılmıştır. 10 gram ve katları olarak yapılmasına sebep; ekmekte bir fiyat değişikliğine gidilmesi durumunda, 400 gram ekmeği 350 grama düşürmek zorunda kalmayarak enflasyon oranında gerekirse 20-30 gram aşağı çekerek uygulamanın daha sağlıklı olacağı göz önünde bulundurulmuştur." 

Söz konusu düzenlemenin ekmek israfının önlenmesine de katkı sağlayacağına işaret eden Balcı, ilgili kurumların da çalışmalarıyla ekmek israfını yüzde 30 düşürmeyi hedeflediklerini dile getirdi. 

Balcı, vatandaşların özellikle büyükşehirlerde 200 gram ve 400 gram arasında değişen ekmek alabileceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Kesinlikle gizli bir zam söz konusu değildir yani 200 gram ekmek üreten bir işletmenin gizli zam yapması söz konusu değildir. Ekmeğin fiyatına bakacağımız zaman kilogram fiyatını baz alırız yani bugün ekmek 200 gram da olsa kilogram fiyatının 5 liranın üzerine çıkması söz konusu değildir. Bugün 250 gram ekmek 1,25 liradan satılıyorsa 200 gram ekmek yapacak esnaf bunu 1 liradan satacaktır. Bugün itibarıyla 2018'in 6. ayına kadar kilogramı 5 liranın üzerinde ekmek fiyatı düşünülmemektedir."

 
 
17.11.2017
Devamı

Veteriner Tıbbı Yönetmeliğinde Değişiklik


Veteriner tıbbi ürünlerin toptan ve perakende satış yerlerinin denetiminde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il müdürlükleri yanında ilçe müdürlükleri de yetkili kılındı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, veteriner tıbbi ürünlerin üretimi, kullanımı, satışı, kontrolü ve temini gibi konulara ilişkin uygulamaları düzenleyen "Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, Bakanlık, üniversite, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve Bakanlıktan izinli üretim yerlerindeki araştırma ve teşhis faaliyetlerinde kullanılacak ürünler veya başlangıç maddelerinin üretimi, ithali veya kullanımına, ticarete konu olmamaları ve miktarlarının uygun görülmesi kaydıyla, pazarlama izni şartı aranmadan izin verebilecek.
Veteriner ecza depolarına ruhsat verilmesiyle ilgili bürokratik işlemleri azaltmak ve işlemlerin daha hızlı yürütülmesini sağlamak amacıyla veteriner ecza deposu ruhsatı düzenleme yetkisi il müdürlüklerine verilecek.
Veteriner tıbbi ürünlerin toptan ve perakende satış yerlerinin denetiminde il müdürlükleri yanında ilçe müdürlükleri de yetkili olacak.
Ayrıca, salgın hastalıklar için gerektiğinde Genel Müdürlük onayıyla veteriner hekim raporuna dayanılarak üretim yeri izni bulunan tesislerde ve biyogüvenlik seviyesine uygun üretim alanlarında otovaksin (öz aşı) üretimine izin verilecek.
Ürün sahipleri, şap, brusella, koyun ve keçi vebası, antraks ve mavi dil, koyun ve keçi çiçek aşıları, sığırların nodüler ekzantemi ve üç gün hastalığı aşıları ile tüberkülin ve mallein testleriyle otovaksinlerin üretimi için 24 Aralık 2019'a kadar "iyi üretim uygulamaları belgesi" almak zorunda olacak.
 
 
17.11.2017
Devamı

Genç Çiftçi Projesi Boşalan Ahırları Dolduruyor


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın başlattığı 'Genç Çiftçiler Projesi' kapsamında, Kars'ta yaşayan orta ve dar gelirlilerle köylerine dönen çiftçilere 6'şar düve verildi.
 
Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Hüseyin Düzgün, bakanlığın 2 yıldan bu yana süren 'Genç Çiftçiler Projesi' kapsamında, yetiştiricilerin desteklenmesinin amaçlandığını belirterek, 8-10 aylık düvelerin dağıtımını yaptıklarını söyledi. Proje ile boşalan ahırların dolduğunu hem de göç edenlerin köylülerine dönüp, üretime devam etmelerinin sağlandığını dile getiren Düzgün, şöyle dedi:
 
"Proje, üretimimizi artırmaya, çiftçimizi kazandırmaya yönelik. Özellikle de orta ve dar gelirli çiftçilerimize sağlanan bir proje. Bu manada, bu yıl için biz, 218 yetiştiricimize küçükbaş, büyükbaş, kanatlı, arıcılık ve bitkisel üretim olarak desteklemede bulunduk. Bu, 30 bin TL'lik bir projeydi. Büyükbaş olarak da toplamda 130 kişi başvurdu. 8-12 aylık 780 adet genç düveyi çiftçilerimize, 6'şar adet dağıtıyoruz. Bu projeden yararlanan orta ve dar gelirli çiftçilerimiz, bu hayvanlara bakacaklar. Ahırlarında varsa 1-2 hayvanla artırmış olacak yoksa yeniden ahırlarını doldurarak köylerinde üretmeye başlayacaklar. Gelir kazanacaklar ve kazançlarını artıracaklar."
 
"HAYVANLARI ALDIKTAN SONRA SİGORTALATACAKLAR"
 
Hayvanların alındıktan sonra sigortalanacağını anlatan Düzgün, şunları söyledi:
"Bu hayvanları aldıktan sonra önce sigortalatacaklar. Sigortalattıktan sonra belki 3-5 ay gibi kısa süre içinde iyi bakarsa zaten bunlar kızgınlığa gelip, tohumlanacak ve her geçen yıl inşallah, hayvanlarını artırarak, ahırlarını dolduracaklar. Gelirlerine gelir katıp, kazançlarını artıracaklar. Böylelikle köylerinde üretim yapan mutlu çiftçilerimizin inşallah sayılarını bu şekilde artırmış olacağız. Seneye de inşallah, aynı şekilde devam edeceğiz. Bugün merkezdeki köylerimizde 24 aileye dağıttık. Toplamda da 130 aileyi ilçelerimiz dahil merkezdeki tüm köylerimize dağıtımı yapacağız. İnşallah başta şehrimiz olmak üzere ülkemize hayırlar getirmesini, çiftçilerimizin kazançlarının artmasını ve bereketli olmasını temenni ediyorum."
 
 
 
 
17.11.2017
Devamı

Tarımdaki İstihdam Umut veriyor


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektörünün ağustosta sanayiden 516 bin kişi daha fazla istihdam sağladığını belirterek, "Tarım, mayıs, haziran, temmuz ayında olduğu gibi ağustosta da sanayiden çok daha fazla istihdam sağladı, sanayiye yarım milyondan fazla fark attı." değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, tarımda istihdamın bu yıl ağustosta bir önceki aya göre 68 bin kişi azalmasına rağmen geçen yılının ağustos ayına göre 193 bin kişi arttığını bildirdi.
Tarımın mayısta 5 milyon 577 bin, haziranda 5 milyon 757 bin, temmuzda ise 6 milyon 21 bin kişilik istihdam sağladığını belirten Bayraktar, "Geçen yıl ağustosta 5 milyon 760 bin olan tarımda istihdam, bu yıl ağustosta 5 milyon 953 bine yükseldi." ifadesini kullandı.
Bayraktar, temmuzda sanayiden 658 bin kişi daha fazla istihdam sağlayan tarım sektörünün, ağustosta da sanayiden 516 bin kişi istihdam fazlalığı bulunduğunu aktardı.
Ağustosta 28 milyon 828 bin olan toplam istihdamın yüzde 20,7’sini tarımın karşıladığını bildiren Bayraktar, bu rakamın geçen yılın ağustos ayında yüzde 21 olduğuna işaret etti. Bayraktar, tarımın istihdam içindeki payının geçen yılın aynı ayına göre gerilemesinde temel sebebin Ağustos 2016'da 27 milyon 473 bin olan toplam istihdamın bir yıllık sürede 1 milyon 355 bin artması olduğunu ifade etti.
İstihdamda tarımın payı yüzde 20,7 iken, sanayinin payının yüzde 18,9’da, inşaatın payının ise yüzde 7,9’da kaldığına dikkati çeken Bayraktar, istihdamda en büyük payın yüzde 52,6 ile hizmetler sektöründe olduğunu belirtti.
Tarımın işsizliği aşağıya çeken en önemli sektörlerden biri olduğunu vurgulayan Bayraktar, "Ağustosta tarım kadınlarda işsizliği 5,3 puan düşürerek yüzde 20,3'ten yüzde 15'e, erkeklerde 1,3 puan düşürerek yüzde 9,7'den yüzde 8,4'e indirdi. Tarım, ağustosta işsizliği 2,2 puan düşürerek yüzde 12,8'den yüzde 10,6'ya çekti.
 
 
 
16.11.2017
Devamı

Sarı Saman Altınlamı Yarışıyor


Türkiyede et ithalatından sonra saman ithalatıda gerçekleşiyor. Bu sene mevsimin kurak geçmesi ile otun olmayışından dem vuran yetiştirici samanda da sıkıntı çekiyor.
 Edinilen bilgiye göre  mevsimin kurak geçmesi ile birlikte yetiştirici yeterli otu oluşturamadığından içi piyasada samanın yetersiz kaldığını söylüyor. Bazı ilerde Damızlık Sığır Yetiştirici Birlikleri  üyelerinin kış ayında mağdur kalmamaları için yurt dışından özellikle bulgaristandan saman ithalatına hızla devam etmek zorunda kaldı. Samanın bazı  bölgelerde 1TL geçtiğini ifade eden üretici bazı bölgelerde ise 70kuruş ile 80kuruş arasında olduğunu ancak nakliye ile çok pahalıya geldiğinin vurgusunu yapıyor. Ayrıca her geçen gün hem motorine hemde diğer maliyetlerin artmasından endişe eden üretici maliyetlerin çok fazlaca arttığını üretemez hale geldiklerinden yanı sıra yetkililerden biran önce önlem almalarını ve çiftçi  borçlarının ertelenmesini istiyor.
 
15.11.2017
Devamı

ANTALYALI ÇİFTÇİLERİN  BORÇLARI ERTELENİYOR


Gıda, Tarım ve hayvancılık bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Antalya'da hortumdan etkilenen çiftçilerin borçlarının erteleneceğini açıkladı. Fakıbaba, sigorta kapsamındaki hasarların da en kısa sürede karşılacağını söyledi
 
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Antalya'nın Demre, Kumluca, Finike, Kaş ve Serik ilçelerinde yaşanan hortum ve dolu kaynaklı afetle ilgili yazılı açıklama yaptı. Fakıbaba, hortum ve dolunun, 5 ilçede seralar başta olmak üzere tarımsal alanlara zarar verdiğini, narenciye bahçelerinin de hasar gördüğünü söyledi.
Bölgede hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü belirten Fakıbaba, hortum ve dolunun tarım sigortaları kapsamında olduğunu hatırlattı ve tespit edilecek sigorta kapsamındaki hasarların kısa sürede ödeneceğini anlattı. 2017'de afetten etkilenen çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri'ne olan borçlarının ertelenmesine yönelik kararnamenin Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını belirten Fakıbaba, Antalya'daki çiftçilerin de erteleme imkanından yararlanacağını vurguladı.

 
15.11.2017
Devamı

Gıda Denetimlerini Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Yeterli Bulmadı


Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, ucuza et satan işletmelerin yeterince denetlenmediği için et adı altında başka ürünler sattığını belirledi.
Bakanlık gıda sektörüyle ilgili hazırladığı raporda son yıllarda hamburger, pizza, tost, kumpir gibi fast food tarzı işletmelerin yüzde 98 oranında büyüme kaydettiğine dikkat çekildi.
Hürriyet Gazetesi'nden Erdinç Çelikkan'ın haberine göre hamburger, pizza ve piknik işletmelerinde satılan ürünlerde en fazla kullanılan girdi maddesinin et olduğu belirtilen raporda sektörle ilgili şu görüşlere yer verildi: “Etlerdeki kalite farklılıkları ve özellikle köftenin içeriğinde kullanılan etin mahiyeti hem tüketici hem de esnaf için önemli bir konudur. Satılan köftenin ve etin kalitesi, işletmeden işletmeye değişmektedir. Özellikle köfte yapımında kullanılan ürünlerin yeterince denetlenmemesi, sağlıksız ürünlerin satılmasına sebebiyet vermektedir. Bazı işletmeler dondurulmuş hazır ürünler kullanmakta bazı işletmeler ise günlük üretim yapmaktadır."
Et ve et ürünleri konusunda diğer bir konunun et fiyatlarının yüksek olması sonucu ucuza ürün satan işletmelerin kaliteden taviz vermesi olduğuna dikkat çekilen raporda, "Ucuza satmak isteyen bazı işletmeler, bu konuda yeterince denetim olmaması sebebiyle et ürünleri adı altında başka ürünler satmaktadır. Buna bağlı olarak sektörde üretimin ete bağlı olmasından dolayı et fiyatlarının artmasına bağlı olarak maliyet sorunları yaşandığı, kayıt dışı işletmelerin çoğaldığı, donmuş et ürünleri kullanan işletmelerde kalite sorunları ortaya çıktığı belirlendi” denildi. 
 
 
15.11.2017
Devamı

Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi 2018 de Uygulamaya Giriyor


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gıda ürünlerinde uzun yıllardır ertelenen “ürün doğrulama ve takip sisteminin” 2018’de birlikte uygulamaya girmesi bekleniyor.
İlk aşamada, takviye edici gıdalar, bal, enerji içecekleri, siyah çay, bitkisel sıvı yağlar, bebek mamaları ve ek gıdalarda uygulanacak sistemin temeli, gıda ürünlerine yapıştırılacak tek kullanımlık etiketlere dayanıyor. Böylece tüketiciler, gıda maddelerine ilişkin bilgileri internet, mobil uygulamalar, SMS ve otomatik sesli yanıt sistemiyle öğrenebilecek.
Hürriyet'in haberine göre tüketiciler, satın aldıkları ürün üzerindeki etiketi sorgulayarak, ürünün kim tarafından üretildiğini ya da ithal edildiğini, ne zaman üretildiğini, son kullanma tarihinin geçip geçmediğini ürünlerin zorunlu etiket bilgilerini ve ürün hakkındaki özel uyarıları görebilecek.
 
 
15.11.2017
Devamı

Türkiye Tarım Ürünleri Oscarları İstanbul'da

 “Türkiye tarım ürünleri oscarları” yarışmanın 2.’nci etab elemeleri 15 kasım da İstanbul maltepe’de gerçekleşecek. Tarım alanında üretim yapan ve tarımsal kalkınma özelliği taşıyan ürünlerini uluslar arası lansman projesi çerçevesinde sergileyerek, bulundukları ilin tarımsal üretim tanıtımını yapmak, pazar ağı içerisinde yer alma olanağına kavuşmak ve tarım turizminde ürün temsilleriyle şehrin tarım, kültür ve turizm ticaretine ivme kazandırmak amacıyla, küçük ve orta ölçekli üreticilerin büyük tarım ürünleri konulu "TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ OSCARLARI" yarışması 2.ci etap elemeleri 15 Kasım 2017 tarihinde İstanbul Maltepe'de bulunan TR Shop AVM'de gerçekleşecek. 81 ili kapsayan yarışmaya illerin Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri himayesinde ve her il'den en fazla 10 üretici katılabilecek. Yarışmaya uluslararası kuruluşların yanı sıra ticaret, kültür ve turizm ataşeleri ve elçileri jüri üyesi olarak katılacak olup, değerlendirme sonucunda dereceye giren şehirler ve kuruluşların uluslararası lansman çalışmalarında tanıtımları yapılacağı bildirildi.
 
 
14.11.2017
Devamı

Putin: Türkiye'den mahsul ithalatımız tekrar başladı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin  Rusya'nın Soçi kentinde bir araya geldi.  Soçi kentinde yapılan görüşmede tarım ürünleri konusu da gündemdeydi. Putin tarım ürünleri ile ilgili şu sözlere yer verdi.
"Bu toplantıyı ikili ilişkilerimizin bugünkü durumunu ele almak açısından önemli görüyorduk. İkili ilişkilerimizde, kriz öncesi seviyelere tekrar ulaşıldı."İnanıyoruz ki geçen yıl meydana gelen düşüşü, bu yılın sonuna kadar telefi edebiliriz."
"Sayın Erdoğan ile varmış olduğumuz anlaşma gereği, Türkiye'den mahsul ithalatımız tekrar başladı. Kalan sınırlandırmaların kaldırılmasına dair konuları bugün ele aldık." "Görüşmelerimiz, seri şekilde bürokrasiden uzak samimi olarak devam etmektedir."dedi.
 
 
14.11.2017
Devamı

Motorine yapılan zamlar’dan Üretici de mağdur


Motorine ardı ardına yapılan zamlar üreticiyide mağdur ediyor. Son günlerde morine yapılan zamların ardından  tarım kesiminde motorin tüketenlerin maliyetleri de artmaya başladı. Tarım kesiminde edinilin bilgiye göre yılda 3 milyon ton motorin kullanılıyor. Yılbaşında bu tarafa mtorine yapılan zam 50 kuruşu geçti.
Tarım kesimin de motorin kullanan üreticininde 1,5 milyar TL gibi girdilerine bir girdi daha eklenmiş oldu. Üretmenin hergeçen gün zorlaştığının altını çizen üreticiler girdi maliyetlerinin çok fazla olduğunu ve birde motorine gelen bu zamlarında etkilemesi ile ekimin ve üretimin yapılamaz hale geldiğinin altını çiziyor. Üretici yine kendi sorunun çözümünüde kendisi söylüyor. Diyorki Balıkçılara yapılan ucuz mazotun üreticiye verilsin biz üretiyoruz devletimizde daha çok üretmenin önündeki engeli kaldırsın diye serzenişte bulunuyor. Devlet, çiftçiye dekar başına, farklı ürünlerde farklı oranlarda mazot desteği veriyor. Ancak bu yılın destekleri gelecek yıl ödenecek. Buğdayda dekar başı 7 litre mazot kullanılıyor. Şimdilerde 7 litre mazot 35 TL, devlet desteği 13 TL.
Pamuk ve çeltikte dekar başı 20 litreden fazla mazot kullanılıyor. Dekar başı mazot gideri 100 TL. Devlet desteği 36 TL.
 
 
 
14.11.2017
Devamı

1500 yıllık Zeytin ağacı Mersinde


Mersin’in Mut ilçesinde 5 yıl önce yol çalışması sırasında sökülen ve bin 500 yıllık olduğu belirtilen zeytin ağacı, merkez Mezitli ilçesinde yeniden toprakla buluşturulurken, belediye tarafından 'anıt ağaç' olarak tescillenmesi için girişim başlatıldı.
Mezitli Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından Menderes Mahallesi’ndeki Demokrasi Meydanı’na dikilen bin 500 yıllık zeytin ağacı, Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından kayıt altına alındı. Yetkililer tarafından yapılan ölçümler doğrultusunda 6 metre 48 santim çapında olduğu belirlenen asırlık ağaçtan alınan teknik bilgiler ve ölçümler rapor haline getirilerek, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne sunuldu.
Yapılan incelemeler ve alınan envanterler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından değerlendirilerek uygun görüldüğü takdirde anıt ağaç olarak tescillenecek. Belediye yetkilileri tarafından özenle bakılan ağaç, bölge sakinlerinin beğenisi kazandı. Etrafı çitle örülen ve yapılan çevre düzenlemesiyle eşsiz bir görünüm kazanan ağacın gövdesi büyük ilgi topluyor. Devasa büyüklükteki gövdeye sahip olan ağacı görenler, merakla yakından inceleyerek, fotoğraf çekmeyi de ihmal etmiyor.
 
 
10.11.2017
Devamı

Bakan Zeybekçi’den Tarım Ürünlerindeki Gümrük Vergileri ilgili açıklama


Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Bakanlığının 2018 yılı bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.  Zeybekçi “Bazı tarım ve hayvancılık ürünlerinde gümrük vergisi oranlarının düşürülmesiyle ilgili, 'Spekülasyonu engellemek adına böyle bir girişimde bulunduk dedi. Bu tarz uygulamalarımız  bakanlık olarak devam edecek.” dedi.
 
Zeybekci, Bakanlığının 2018 yılı bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.
Özgürlük ve ekonomi arasında yüzde 100 ilişki bulunduğunu dile getiren Zeybekci, TBMM çatısı altında kimsenin bunun aksini iddia edeceğini düşünmediğini söyledi.
Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne sadık kalmak, Türk bayrağından başka bayrakların peşine düşmemek, ülkenin birlik ve beraberliğiyle ilgili terörist eylemlere girişmemek kaydıyla insanlar hakkında düşüncelerin paylaşılmasının özgürlük sınırları içinde olduğunu dile getiren Zeybekci, "Bugün çoğunlukla Suriye ve Irak dünyadaki birçok gücün güç gösterisi yeri haline geldi. Orada kalkıp da başka bağımsızlıklar ya da başka şeyler söylemek, başka bir ülke kurulmuş da o ülke Türkiye'ye komşu olmuş gibi söylemek yanlış." diye konuştu.
Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerinin arkasında olduklarını ve belirlenen hedeflerin de üzerinde rakamlara ulaşacaklarını vurgulayan Zeybekci, esprili bir ifadeyle, "Bu sene 153 milyar dolar ihracatı, 155,6 milyar dolara revize ettik. Maalesef tutmayacak 157,6 milyar doları da aşacağız. OVP'deki büyüme hedefleri de maalesef yine tutmayacak, yukarıya doğru revize ettik." açıklamasında bulundu.
Bazı tarım ve hayvancılık ürünlerinde gümrük vergilerinin düşürülmesi
Bazı tarım ve et ürünleri ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesiyle ilgili soruları da yanıtlayan Zeybekci, yaptıkları düzenlemeden önce ülkede kesimlik büyükbaş hayvan üretiminin yüzde 135, besilik büyükbaş hayvan üretiminin yüzde 10, karkas sığır etinin yüzde 100, buğday, arpa ve mısırın yüzde 130 düzeyinde gümrük vergileriyle korunduğunu kaydetti.
Et ithalatında da büyükbaşta gümrük vergisini yüzde 135'ten yüzde 26'ya, karkas sığır etinde de yüzde 100'den yüzde 40'a düşürdüklerini hatırlatan Zeybekci, bu tarz uygulamaları gerek tüketiciyi korumak gerekse spekülasyonun önünde durmak adına sürdüreceklerinin altını çizdi.
Zeybekci, Türkiye'de sığır eti tüketiminin arttığını ancak koyun ve keçi eti gibi küçükbaş hayvan eti tüketimi alışkanlığından da uzaklaşıldığını, bunun da beraberinde sığır etinde ithalatı getirdiğini söyledi.
 
 
10.11.2017
Devamı

FAKIBABA TEZEK ÜZERİNDEN SİYASET YAPILMASI ÜZÜNTÜ VERİCİDİR


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık'ın  önceki gün TBMM'de düzenlediği basın toplantısında söylediği sözlerle ilgili olarak bakan fakıbaba şu sözlere yer verdi. “Bakanlık olarak 24 saat, tüketicimiz, üreticimiz, esnafımız, hülasa 80 milyon vatandaşımız için iyi, güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ancak buna karşın birilerinin de 'tezek' üzerinden seviyesiz siyaset çabası içinde olması üzüntü vericidir. Bu şekildeki olumsuz yaklaşımların değerlendirmesini milletimizin takdirine bırakıyorum" dedi.
 
"Sayın Vekil, düzenlediği basın toplantısında verdiği bilgilerle kamuoyunu yanlış bilgilendirmiş ve kendisine hiç de yakışmayan birtakım ifadelerde bulunmuştur.
8 aylık dananın fiyatının 6 bin lira ve 10 aylık yem giderinin de 4 bin TL olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Zira ülkemiz genelinden alınan canlı besilik sığır fiyat ortalaması 15,30 TL/Kg'dır. Besi materyali olarak değerlendirilen erkek sığırlar 250 Kg canlı ağırlığa sahiptir. Buna göre satın alınan besilik sığırın canlı fiyatı, 6 bin lira değil, 3.825 liradır.
Besicilerimiz, satın aldıkları hayvanları, kaba ve kesif yem kaynaklarını kullanarak 10 ay değil, 7-8 ay beslemektedir. 7 aylık bir besi süresince kaba ve kesif yem maliyeti 4 bin lira değil, 2.255 liradır. Dolayısıyla canlı besilik hayvan alımı ve yem giderleri toplamı 10 bin lira değil, 6 bin liradır.
Bakanlık olarak besicilerimizin gelirini artırmak ve hayvancılığımızı daha da geliştirmek amacıyla ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Bu doğrultuda damızlık hayvan sayısını artırmak amacıyla, düve, koç-teke ve manda üretim merkezleri kurulması çalışmalarımız devam ediyor. Üretim merkezlerinin kurulacağı bu illerde canlı hayvan alımına, fiziksel yapıya ve alet-ekipman alımına % 50 hibe desteği veriyoruz. 30 ilimizi de mera hayvancılığı yetiştirici bölgesi olarak belirledik. Bu illerde de et verimi yüksek düve alımına %30 hibe desteği veriyoruz. Buzağı kayıplarını azaltmak amacıyla programlı aşılarını yaptırmış 4 ay ve üzeri yaştaki buzağılara da 750 liraya kadar destek veriyoruz.
Hayvancılığın en önemli girdilerinden biri olan yem bitkisi ekilişlerine de önemli desteğimiz söz konusudur. Girdi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla önümüzdeki yıl bu kapsamdaki destekleri artırdık. Hayvancılık yapan küçük aile işletmelerinin, yeni kredilerle desteklenmesine yönelik çalışmalarımız da devam ediyor.
Hükümetlerimiz döneminde verilen destekler ve yürütülen projelerle hayvan varlığımızda ciddi artışlar yaşandı. 2002-2016 döneminde kırmızı et üretimimiz % 179 artışla 421 bin tondan 1 milyon 173 bin tona yükseldi.
Sayın Vekil, Sırbistan'dan yapılması planlanan et ithalatı ile ilgili kamuoyunu yanıltıcı ifadeler kullanmıştır. Zira ithal edilen ya da edilecek sığırların kesimi, parçalanması ve paketlenmesi gibi sağlık muayene işlemleri, Bakanlığımızca resmi olarak görevlendirilmiş veteriner hekimlerin gözetiminde İslami usullere göre yapılmaktadır.
Dolayısıyla Sayın Vekilin, kamuoyunu yanlış bilgilendirici ve gübrenin kullanılacağı adres üzerinden negatif algı oluşturmaya dönük yakışıksız açıklamalarını doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.
Bakanlık olarak 24 saat, tüketicimiz, üreticimiz, esnafımız, hülasa 80 milyon vatandaşımız için iyi, güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ancak buna karşın birilerinin de 'tezek' üzerinden seviyesiz siyaset çabası içinde olması üzüntü vericidir. Bu şekildeki olumsuz yaklaşımların değerlendirmesini milletimizin takdirine bırakıyorum"
 
 
10.11.2017
Devamı

Şanlıurfada 2 miyon ağaç toprakla buluşuyor


Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan ’Sizin de Dikili Bir Ağacınız Olsun’ kampanyası çerçevesinde 2 milyon ağaç ve bitki toprakla buluşturulacak. Kampanyanın startını Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, "Herkesi ağaç kampanyasına davet ediyorum" dedi.

Daha Yeşil bir Şanlıurfa için çalışmalarını aralıksız bir şekilde sürdüren Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Sizin de Bir Dikili Ağacınız Olsun kampanyası başlattı. Kampanya çerçevesinde 2018 Mayıs sonuna kadar 2 milyon ağaç ve bitki toprakla buluşturulacak. GAP Vadisi 2. etap projesi alanında başlatılan kampanya çalışmasına Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi’nin yanı sıra belediye meclis üyeleri ile vatandaşlar katıldı. Başkan Çiftçi, çukur kazılan alana ağaç dikerek can suyu verdi. Kampanyanın ilk ağaç dikim törenine katılan Başkan Çiftçi, diktiği ağaca can suyu vererek kampanyanın startını verdi. Sizin de Dikili Bir Ağacınız Olsun ağaçlandırma kampanyası kapsamında, çınar, erguvan, oya, dut, nar, defne, akasya, palmiye, lale ağacı, zeytin, mavi selvi, çam, pramit nazı ile alev çalısı gibi 2 milyon ağaç ve bitki örtüsü toprakla buluşacak.
Şanlıurfa’da ilk kez büyük bir kampanya kapsamında parklar ve şehir ormanında ağaçlandırma ve bitki örtüsü dikmek için önemli bir çalışma yaptıklarını ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, amaçlarının 2 milyon ağaç ve bitkiyi toprakla buluşturmak olduğunu söyledi. Başkan Çiftçi "Bu yıl Şanlıurfa’da güzel bir kampanyanın startını veriyoruz. Şanlıurfa’mız iklimsel olarak kurak bir kuşaktadır onun için hızlı bir şekilde ağaçlandırmaya ihtiyacı var. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin kadroları olarak orta refüj, parklar ve şehir ormanlarımız öncelikli olmak üzere yine yapmış olduğumuz mesire alanlarında kampanyamızı başlatıyoruz. Ağaçlandırma sezonu başladı ve bu gün itibariyle kampanya çalışmamıza başlıyoruz. Şanlıurfa’mızın nüfusu 1 milyon 942 bin ve bizde 2 milyon ağaç ve bitki örtüsü hedefiyle ağaçlandırma çalışması yapıyoruz. Ağaçlandırma çalışmamız 2018 mayıs sonuna kadar devam edecektir. Şehrimizi seviyoruz ve inancımız şudur ’Eğer yarın kıyamet kopacağını bilseniz dahi muhakkak suretle elinizdeki ağacı dikiniz’ bu topraklara sevdalı bir kadroyuz. Şanlıurfa’ya yepyeni bir vizyon kazandıran GAP Vadisi 2. etabı bitireceğiz ve ardından GAP Vadisi 3. etap ile devam edeceğiz. GAP Vadisi etaplarının ağaçlandırmasını tamamlayacağız ve Şanlıurfa’nın nefes alabileceği ve Şanlıurfa’ya hayat verebilecek Halil-ür Rahman Şehir Ormanını da Ağaçlandıracağız" dedi.
İlçelerde tamamlanan parklarda ağaçlandırma çalışması yapılacak
Şanlıurfa’nın bir çok ilçesinde park yapımının tamamlandığını ve kampanya kapsamında ağaçlandırma çalışmasına başlayacaklarını ifade eden Başkan Çiftçi, "Sadece merkezde değil ilçelerimizde hazır olan parklarımız var Suruç ilçesinde 4 parkımız hazır ve arkadaşlarımız bu parkların ağaçlandırması ve bitkilendirmesini yapacaklar. Halfeti’de şehir parkımız hazır ve onun ağaçlandırmasını sağlayacağız. Eyyübiye ilçemizde 106 dönümlük mesire alanımız hazır ve onun ağaçlandırması sağlanacak. Akçakale, Ceylanpınar, Viranşehir ilçemizde orta refüjlerde çalışmalar yapılacak. İnşallah sezon sonunda da ihalesini yapmış olduğumuz ve başladığımız Siverek Selimpınar’da yapacağımız parkında bu kampanyanın sonunda ağaçlandırmasını yapacağız. Şehirler insanların yaşadığı mekanlardır. Bu ağaçlar bizim için oksijen üretiyor ve ne kadar ağaçlandırmaya önem verirsek Şanlıurfa’da yaşayan kardeşlerimize, insanımıza ve vatandaşlarımıza önem veriyoruz. Sürekli olarak bu ilke ile hareket ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Başkan Çiftçi, vatandaşları kampanyaya davet etti
2 milyon ağaç ve bitki örtüsünün toprakla buluşacağı kampanyanın açılış töreninde vatandaşları ağaçlandırma seferberliğine davet eden Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, "Ben dahil olmak üzere Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin tüm çalışanları olarak muhakkak bu park alanına geleceğiz ve kurumsal olarak birer ağaç dikeceğiz. Biz AK Belediyeleriz ve tüm teşkilatlarımızı ağaçlandırma alanına davet ediyoruz. Okullarımız, STK’lar, kanaat önderlerimiz, esnaflarımız ve Şanlıurfa’nın tamamı eğer ağaç dikmek istiyorsanız GAP Vadisi ve Halil-ür Rahman Şehir ormanına gelerek burada ağaç dikebilirsiniz. Eğer biz gençlerimize ve evlatlarımıza iyi bir gelecek bırakmak istiyorsak şimdiden toprağın hakkını vermemiz gerekiyor. Tüm halkımızı ağaçlandırma kampanyasına davet ediyorum. Ben Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bu gün ağacımı diktim ve yarın da gelip ağacımı dikeceğim. Sizlerde gelin bu alanda ağacınızı dikin" diye konuştu.
 
10.11.2017
Devamı

ÇİFTÇİ HASAT YAPMADAN TAHSİLAT YAPILMASIN

 
Meclis Genel Kurulu’nda söz alan Niğde Milletvekil Ömer Fethi Gürer,  Niğde de üreticilerin yaşadığı sorunları meclis genel kurulunda ele aldı Gürer üretici hasat yapmadan enerji borçlarının ödenmesini isteyen elektrik dağıtım şirketinin çiftçiler üzerinde oluşturduğu baskıyı dile getirdi.. 
CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’de elektrik dağıtım şirketinin, çiftçiler hasat yapmadan enerji borçlarını tahsil etmeye yönelik uygulamasının, üreticileri büyük bir sıkıntının içine ittiğini anlattı. Özel dağıtım firmasının tahsilat için bir kriter koyduğunu, borcunu hasat döneminden önce ödemeyen çiftçinin tarlada ürünün kurumasını göze alarak müdahale ettiğini kaydeden Gürer, bu yönde gerçekten ciddi mağduriyet yaşadığını kaydetti. 
ÇİFTÇİ ÖDEME GÜÇLÜĞÜ İÇİNDE
CHP Milletvekili Gürer, “TEDAŞ'tan gelen yani Şu anda geçmişten gelen borçlarla ilgili yapılandırma yapılsa dahi çiftçi, ödeme güçlüğü içinde olduğu için o anaparayı da ödeyemiyor çünkü şubatta da çıktı bununla ilgili bir süreç. O anlamda, bunların tasfiyesine yönelik bir uygulama gerekiyor çünkü çoğu hacizli, evindeki eşya hacizli, traktörü hacizli. Çiftçinin ürettiği ürün değer bulmadığı takdirde sulama suyu enerjiyle çıkan bölgelerde büyük bir mağduriyet var” diye konuştu. 
KALKINMA BAKANLIĞINA GÖREV DÜŞÜYOR
Kalkınma Bakanlığının bu bölgelerde sulama suyunu enerjiyle değil de başka yöntemlerle elde etmesini sağlayacak projelere destek vermesi gerektiğine işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sulama suyunun çoğunun denize akıp gittiğini yapılan göletlerin de yeterli olmadığını vurguladı. 
HASAT SONRASI ÖDEME YAPILSIN
CHP Niğde Milletvekili Gürer, yeraltından enerjiyle su çıkarmanın maliyeti artırdığı gibi ödeme güçlüğü yarattığına da vurgu yaparak” Çiftçi, daha ürününü hasat etmeden enerjisi  bedeli ödemesi isteniyor bir süre sonra ise enerji kesiliyor bu durumda çiftçi çiftçilik yapamaz duruma getiriyor. Bu iki durumun müdahaleyle düzeltilmesi gerekiyor. Yani hasat dönemi sonunda ödemiyorsa enerji alan çiftçi, enerji bedeli tahakkuk ettirilmeli. Böyle bir düzenlemeye de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum” dedi. 
 
 
10.11.2017
Devamı

 Ucuz Et’e Vatandaş’tan Hucum


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Ucuz et' satışı hızlı başladı. bugün beşinci gününde devam eden satışlar, iki büyük market zinciri A101 ve BİM de yapılmaya devam ediyor. Vatandaşın ilgisinin 4 gündür yoğun olarak sürdüğünü belirten market çalışanları, öğle saatlerine kadar ürünlerin büyük çoğunluğunun tükendiğini anlatıyor.
İki zincir markette 'ucuz et' olarak satılan kıyma ve dana kuşbaşı yarım kiloluk paketlerde bulunuyor. BİM'de 'Emin' firması tarafından paketli satışı yapılan ürünler, A101'de ise 'Kombinet' firması tarafından sağlanıyor. Ürünlerin üzerinde bulunan uyarılarda, "Bu ürün Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ilgili kuruluşu Et ve Süt Kurumu tarafından temin edilen karkas etlerden üretilmiştir' ibaresi yer alıyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye'nin önemli bir sorunu olan kırmızı ete ulaşım seferberliğini başlatarak, vatandaşın uygun fiyata et yiyeceğini söylemişti. Bunun üzerine yapılan çalışmalarla kilosu 29 liradan kıyma ve 31 liradan dana kuşbaşı satışlarının başlatılacağı açıklanmıştı.
 
 
8.11.2017
Devamı

Yetiştiriciden Oğlak etini Sevdirme Kampanyası


Ankara  Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından düzenlenen, Türkiye’yi yeniden oğlak etiyle tanıştıran ve oğlak etine değer kazandıran proje olarak anılan “dolsa da yesek” adlı kampanya bu yıl 4.kez Ankaralı yetiştiriciler tarafından yaşama geçirilecek.
 
Dört yıl önce başlayan dört yıl boyunca Kasım ve Aralık aylarında devam eden dolsa da yesek adlı kampanya ile yakaladıkları başarının altını çizen Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç: “Biz Ankara’da oğlak eti tüketimini artırmak amacıyla yola çıktık. Tüm Türkiye’yi kapsayan bir tanıtım yaptık. Sadece Ankara’da değil tüm Türkiye’de büyük bir başarı yakaladık. Küçükbaş hayvancılık ile ilgili toplantılarda “Dolsa da yesek” kampanyasının Türkiye’yi yeniden oğlak eti ile buluşturan, oğlak etine değer kazandıran kampanya diye bahsedilmesi bizleri onurlandırıyor” dedi.
“Kampanyadan önce Ankaralı tüketiciler oğlak eti gibi değerli bir protein kaynağında bihaberken yetiştirici de oğlak satma sorunu yaşıyordu” diyen Başkan Kılınç: “4 yıl önce yetiştiricilerin oğlak satamama sorunu vardı. Ankara’da karkas oğlak eti fiyatı ise 12- 13 TL’ydi. Kampanyadan ilk yıl da büyük bir sonuç aldık hem oğlak eti tüketiminde gözle görülür bir artış sağlandı hem de oğlak eti ciddi anlamda değer kazandı. İlk yıl fiyatı 20 TL’ye yükseldi. Kasım ayı her sene oğlak etinin değer kazandığı bir dönem oldu” dedi.
Türk mutfağı tarihinde ziyafet ve şölen yemeği olarak bilinen oğlak dolması yemeğinin tanıtımı ile birlikte oğlak etinin üstün özellikleri konusunda farkındalık yaratmayı başardıklarını söyleyen Hasan Kılınç: “İlk yıl zincir marketler ile anlaşma yaptık. İki zincir marketlerin sonbahar aylarında oğlak etini birlik olarak karşıladık. Bu kampanya sayesinde Ankara’nın üretmiş olduğu oğlaklar tüm Türkiye’de tüketici ile buluştu. İkinci yıl Ankara’da Göksu, Eyvan gibi ünlü restoranlar mönüsüne ekledi” dedi. 
KUTU İÇİ:
Hem lezzetli hem ekonomik
“Dolsa da yesek” adlı kampanya ile Türk mutfağının ziyafet ve şölen yemeği olarak bilininen “Oğlak Dolması”nın tanıtımını yaptıklarını bu tanıtım sayesinde de oğlak etinin üstün özellikleri konusunda farkındalık yaratmayı hedeflediklerini belirten Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç: “Oğlak eti kampanya ile birlikte yüzde 200’e yakın değer kazansa da günümüzde hala daha ekonomik bir protein kaynağı. Aynı zamanda yeryüzünün en kaliteli ve sağlıklı kırmızı etlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Oğlak Dolması kalabalık aile yemekleri için en ideal ana yemek diyebilirim. Bir oğlak dolması ile çok rahat 10 – 13 kişi doyabilir. Görüntü ve sunum ile sadece mideye değil göze ve gönle de hitap ediyor” dedi.
Ankara Keçisinden elde edilen Ankara Oğlağının coğrafi işaret değeri taşıdığını da vurgulayan Başkan Kılınç: “Oğlak eti genel anlamda çok sağlıklı ve lezzetli bir et. Oğlak etindeki kolesterol ve yağ seviyesi diğer etlere göre daha düşüktür. Özellikle doymamış yağ asitleri bakımından zengindir ve doymuş yağ asitleri de diğer kırmızı etlerle kıyaslandığında daha düşüktür. Keçi ve oğlak etindeki B1, B2 ve B3 vitamin miktarının diğer etlere nazaran daha yüksek olduğu bilim insanlarınca sürekli gündeme getirilmektedir. Ankara Keçisinden elde edilen oğlak eti ise diğer oğlak etleri içinde ayrıcaklı bir yere sahip. Ankara Keçisi en zorlu kış aylarında bile hazır yem tüketmeyen gıda ihtiyacını tamamen doğadan karşılayan bir hayvan. Her gün 10 km alan içinde çoban ile birlikte dolaşır. Temel besini tiftik yapmak konusunda eğilimi olan Ankara Keçisi aynı zamanda diğer oğlak etlerinden de ayrılan gevreksi bir tada sahiptir” dedi.  
 
 
8.11.2017
Devamı

 Yerli besiciye Kargas Et Alım Garantisi

 
 Yerli besiciye Kargas Et  Garantisi
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı;  Et ve Süt Kurumu aracılığı ile Besicilere alım garantisi verdi.
İthal et’in gelmesi ve gündemde yer alması ile birlikte yerli besiciler hayvan pazarlarında satış yapamaz duruma geldi. Bakan Fakıbaba Et ve Süt Kurumunu devreye sokarak  yerli besiciyi destekleme anlamında  karkas kesimi yaptıramayan besicilere 25 tl alım garantisi verdi. Hayvanları elde kalan ve satamayan üreticilere yönelik olan bu çalışma karkas ette kğ da 25 tl den Et ve Süt Kurumu alım yaparak piyasayı regüle etmeye ve yerli besiciyi ayakta tutmaya çalışıyor. 
Öte yandan edinilen bilgiye göre yerli besiciye yönelik destekleme çalışmalarının devam ettiği ve Maliye bakanlığının da kabul etmesi doğrultusunda yerli besiciye 200tl ile 250 tl arası destek verileceğide Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gündeminde yer alması devam ediyor.
 
7.11.2017
Devamı

Et’te Küçük Aile İşletmelerimi Devreye giriyor?

Et’te Küçük Aile İşletmelerimi Devreye giriyor?
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref FAKIBABA gündemde olan İthal et ve satışına yönelik basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bakan Fakıbaba “Bundan sonraki süreçte et üretim noktasında küçük aile işletmeleri devreye girecektir. Dedi”.  Fakıbaba şu sözlere yer verdi.
 
“Et konusunda bütün vatandaşlarımıza yönelik faydalı olmaya çalışıyoruz. Ucuz  et satışı konusunda 6 tondan 10 tona çıkabiliriz. Marketler arasında taraf tutmuyoruz.  İhale yapılırken 81 ilde şubesi olan marketlerle ihaleye girildi. İlerleyen zamanlarda göreceksiniz vatandaşda kazanacak  kasaplarımızda. Biz ucut et’e başladığımızdan beri diğer marketlerdede et fiyatları düşmeye başlamıştır. Önümüzdeki günlerde piyasalarda et fiyatları normole dönecektir. Bundan sonraki süreçte et üretim noktasında küçük aile işletmeleri devreye girecektir. Dedi”
 
6.11.2017
Devamı

Polatlı’dan Cumhurbaşkanına Mektup


 
PolatlıZiraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu, Ankara’nın en büyük tarım havzası olan Polatlı çiftçisinin sorunlarını kapsayan bir mektubu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdi.
Köseoğlu, Polatlı Ziraat Odası’nın 8 bin 500 üyesi olduğunu belirterek, ilçedeki çiftçilerin 500 milyon liralık borcunun faizlerinin silinerek anaparanın taksitlendirilmesini talep ettiklerini söyledi.
Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu ve çok sayıda muhtar ilçenin tarımsal sorunlarını devletin zirvesine mektupla bildirdi. Köseoğlu, mektubunda ilçede 2017 yılı içinde iki kez doğal afet görüldüğünü ve 1305 çiftçinin büyük zarara uğradığını, bu çiftçilerin kısmen destek aldığını ve bunun yeterli olmadığını dile getirdi. Tarımsal girdilerin çok yüksek olması, üretimin ekonomik karşılığını bulamaması nedeniyle çiftçilerin büyük zarar ettiğini iddia eden Köseoğlu, şöyle dedi:
"Sadece Polatlı çiftçisinin Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifii ve özel bankalara toplam borcu yaklaşık 500 milyon liradır. Böylesine bir borç yükü altında üretim yapmak güçleşiyor. Bizler borç faizlerinin silinmesini, anaparanın ise taksitlendirilmesini talep etmekteyiz.”

Polatlı İlçesi'nde 2 milyon 200 bin dekar tarımsal arazi olduğunu, bunun 900 bin dekarının Hazine'ye ait olması nedeniyle Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) yazılamadığını belirten Köseoğlu, parçalı tarım arazilerinin toplulaştırma yöntemiyle daha üretken hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Sakarya Nehri ve Porsuk Çayı Havzası'nda vahşi sulama nedeniyle her yıl kuraklığın yaşandığını hatırlatan Köseoğlu, "Polatlı’da Sakarya Nehri ve Porsuk Çayı’nı besleyecek ökpınar Barajı’nın acilen bitirilmesi gerekmektedir. Bu barajdan ayrıca Polatlı’ya yılda 24 milyon metreküp içme suyu verilmesi öngörülmektedir” dedi.

Polatlı Ziraat Odası Başkanlığı tarafından hazırlanan tarımsal envanter ve çiftçilerin sorunları ilçedeki çok sayıda muhtar tarafından CHP Ankara Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Bülent Kuşoğlu’na iletildi. Kuşoğlu, komisyonda özelde Polatlı, genelde ise Türk çiftçisinin ekonomik sorunlarını ve taleplerini Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’e ilettiğini bildirdi.
 
6.11.2017
Devamı

Bayraktar;  Yerli   Besiciye acil Destek Verilsin


TZOB Genel Başkanı Bayraktar “ ithal et yerli üreticiyi olumsuz etkiledi.Besiye alınan hayvan başına 1000 lira destek verilmelidir. Hükümetimizden acil bir hamle bekliyoruz”dedi.
“1000 liralık desteğin tutarı 315 milyon dolarda kalır. İthalata 5 milyar doların üzerinde döviz ödendiğini düşünürsek, bu paranın çok da büyük olmadığını görürüz”
Kurban Bayramı sonrası talepte yaşanan düşme, ‘ette gümrük vergilerinin indirilmesi, lop et ithali ve anlaşma yapılacak marketlerde ithal etle ucuz et yedirme’ kararları ve söylemleri sektörü olumsuz etkilemiştir”
“Ekim ayında, kırmızı ette üretici fiyatları düşerken, market fiyatları arttı”
“Üreticimiz hayvan başına 495 lira 93 kuruş zarar ediyor”
“Hayvan pazarlarında yaprak kımıldamıyor. Besici hayvanını satamıyor”
“Süper ve hipermarketlerin hiçbir sınıra tabi olmadan açılması, yüzbinlerce esnafımızın dükkan kapatmasına yol açmıştır. Bu uygulamalar sonucunda, ülkemizde faaliyet gösteren ve sayıları 50 bine yaklaşan kasap esnafımız nasıl ayakta kalacaktır?”
“12 ilde kombinası bulunan ESK, kalan 69 ilde ve çok sayıda ilçe merkezinde nasıl alım yapacaktır?”
“ESK’nın, yerli besi hayvanı ile besicilik yapan üreticiyi ithalata karşı korumak için açıkladığı karkasta kilogram başına 25 liralık alım fiyatını artırması gerekir”
“Zincir marketler ithal ucuz et satarsa, kasaplar kırmızı et satamazsa, üreticimiz hayvanını kime kestirecektir?”
“Yemde KDV indirimi üreticiye fayda sağlamadı”
“Sütte üretici 3 yılda 9 kuruş zam alırken, süt ürünlerinin fiyatı 2 ayda yüzde 20’ye varan oranlarda arttı” acil hükümetten önlemlerin alınmasını bekliyoruz dedi.
 
 
3.11.2017
Devamı

TESK’ den Ucuz Et’in  Dağıtımına Tepki


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından halka et satılması için Türkiye genelinde faaliyet gösteren zincir marketlerden ikisine dağıtım yetkisi tanınmasını küçük esnaf adına olumsuz bir gelişme olarak değerlendiren TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Her geçen gün biraz daha zor duruma düşen kasaplık faaliyetinde bulunan esnaf ve sanatkarlarımız yönünden üzüntü verici bir gelişme olmuştur. Bu uygulama, esnaf ve sanatkarı korumayı ve kollamayı öngören anayasanın 173'üncü maddesine aykırı olduğu gibi, piyasada satış faaliyetinde bulunan işletmeler arasında ayrım yapılmış olması yönünden de rekabet hukuku kurallarına aykırı olmuştur" dedi.
Sorunun temelden çözümünün üretimin artırılmasına dönük tedbirlerle aşılabileceğini de anlatan Palandöken, şunları söyledi
"Sorunun temelinde üretim yetersizliğinin olduğu bu alanda faaliyet gösteren bütün kesimlerce kabul edelen bir husustur. Halkımıza ucuz et satılabilmesi, bizim de öteden beri arzu ettiğimiz bir konudur. Ancak bunun, bir kesimi mağdur eden bir uygulama ile yapılmaması gerekir. Talebimiz ülke genelinde faaliyet gösteren 26 bin kasap iş yerine de bu imkanın tanınmasıdır. Bu yolda olumlu bir sonuç elde edebilmek ve konunun acilen çözümü için Rekabet Kurumu'na gidiyoruz."
 
3.11.2017
Devamı

GTHB 2018 YILI  BÜTÇESİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılı bütçesi TBMM Plan ve Bütçe komisyonunda görüşmelere başlandı. GTHB bütçesi Bakan Fakıba’nın sunumu ile başladı. Fakıbaba sunumunda şunları söyledi.
“İnsanoğlunun varlığını sürdürmesini sağlayan tarım ve gıda üretimi, artık sadece günümüzün değil geleceğin de meselesi haline gelmiştir.
Özellikle sanayi devriminden sonra dünyada;
  • Şehirler büyüdü,
  • Endüstri gelişti,
  • Nüfus hızla arttı,
  • Küresel ısınmanın olumsuz etkileri artık kendini iyiden iyiye göstermeye başladı.
  • Bütün bu gelişmelere mukabil, su ve toprak kaynaklarının önemi ve korunması gereği de giderek artmaya başladı. 
Bu dönemde maalesef insanoğlu hızla gelişmenin ve modernleşmenin peşine düşerken, gıdasını sağlayan toprağını ihmal etti.
Dünyada toplam toprak alanı 13 milyar hektardır ve bu alanın sadece 5 milyar hektarlık kısmı tarım alanıdır.
Bu alanın da 1,5 milyar hektarlık bölümü işlenen tarım alanı olarak kullanılıyor.
Tarıma elverişli olan bu araziler hızla azalıyor.
Gıdayı üretebilmek ve karnımızı doyurabilmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Geleceğin dünyasında gıda ve tarım bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacak.
Bu sebeple tarımı çok önemsiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki gıdayı kontrol eden dünyayı da kontrol edecek;
  • 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyara dayanacak.
  • Oluşacak bu nüfusu besleyebilmek içinse tarımsal üretimimizi %  60 artırmamız gerekiyor.
  • Bugün 39 ülkede gıdaya, 80 ülkede suya erişimde sorun yaşanıyor.
  • 800 milyon insan açlıkla mücadele ediyor.
  • Dünyada her 25 dakikada bir kişi açlık sınırının altına düşüyor.
  • Gelecekte ise kuraklık nedeniyle 2030 yılına kadar 700 milyon insanın yaşadığı yeri terk edeceği tahmin ediliyor.
  • Bunun için küresel düzeyde tedbirler almak gerekiyor.
  • Tedbir alınmadığı takdirde, tarım ürünlerinden aldığımız verimin de %  25’lere varan oranlarda düşeceği bildiriliyor.
  • Aslında mesele sadece ürettiğimiz ürünün bize yetmemesi değil.
  • Bir de üretilen ürünün kıymetinin bilinmemesi ve israf edilmesi konusu var.
  • Dünyada her yıl 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor.
  • Bu konu beni çok üzüyor.
  • İsraf eden iflas eder.
  • İnsanlar aşırı tükettikçe insanlık tükeniyor maalesef.
  • Bir tarafta açlığın, diğer tarafta israfın bir arada olduğu bir zamanda yaşıyoruz.
  • Adaletsizliğin, gıda paylaşımına fazlasıyla bulaştığı bu yüzyılda, insanoğlu hem kendi hakkaniyetine hem de geleceğine daha dikkatli bakmalıdır.
Kısacası, gelecek yüzyılın en önemli meselesi tarım ve gıdadır”. Dedi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçe görüşmeleri  geç saatelere kadar devam edeceği ön görülüyor.
 
 
2.11.2017
Devamı

Yerli besiciye destek yolda


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yerli besiciye  destek verecek.  Edinilien bilgiye göre GTHB  2018 yılı içerisinde yerli besicilik yapan küçük işletmelere destek verecek.   Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık  Genel Müdürlüğü proje üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Edinilin bilgiye göre  yerli besiciye destek projesinin genel bütçesininde şuan olmadığı yönünde. Önümüzdeki günlerde preje tam anlamı ile  bittiğinde  Bakan Fakıbaba bakanlar kurulunun onayına sunacak.
 
1.11.2017
Devamı

Turunçgil üreticisi  girdi maliyetlerinden dem vuruyor


Adana Turunçgil Üreticileri Birliği (ADATÜB) Başkanı Rıfat Karabucak, turunçgilin ekonomiye 1 milyar dolarlık katkısı olduğunu belirterek, sektördeki yoğun rekabete karşı, girdi maliyetlerinin mutlaka düşürülmesi gerektiğini savundu.
Turunçgil üreticilerinin rekabet sorunu ve beklentilerine değinen Karabucak, dünya genelinde 120 milyon ton turunçgil üretimi gerçekleştirildiğini, sektörde yoğun bir rekabet yaşandığını, bundan dolayı en büyük sıkıntılarının da maliyetlerden kaynaklandığını ifade etti.
Üretim, gıda güvenliği, paketleme, depolama, nakliye, gümrükleme, vergilendirme, üretim ve ihracat maliyetleriyle pazarlama sorunlarının turunçgil üreticisinin rekabet gücünü azalttığını belirten Karabucak, "Her geçen gün artan girdi maliyetlerinin yanı sıra yetersiz desteklemelerle üretici rekabette zorlanmaktadır. Maliyetlerin düşürülmesiyle ilgili bir an önce adım atılmasını bekliyoruz" dedi.

Karabucak, bölge turunçgil üreticileri olarak Avrupa standartlarında üretim yaptıklarını, hem ürün yelpazesi hem de dekara üretim açısından oldukça iyi durumda olduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Üreticiler olarak bizler hep elimizi taşın altına koymaktayız. Don önleyici pervaneler, damlama sulamaya geçiş gibi yatırımlarla ürün kayıplarını asgariye indirmeye çalışıyoruz. Ancak üretimdeki katlanan maliyet artışları üreticinin belini bükmektedir. Buna rağmen ürünlerimizi son 5-6 yıldır hep aynı fiyatlara satıyoruz. Fakat mazot, gübre, ilaç ve işçilik giderlerimiz neredeyse her yıl yüzde 50 artıyor."

KDV düştü, üreticiye yansımadı
Rıfat Karabucak, maliyetlerin artmasıyla budama yapamayan, yeterli gübre-ilaç kullanamayan üreticilerin kaliteli üretim yapamayacağı gibi verim kayıplarının da olabileceği endişesi duyduğunu ifade ederek, "Geçen yıl gübrenin KDV'si düşürüldü fakat bu üreticiye yansımadı, üzerine zam geldi. İhracat ürünü yetiştiriyor olmamızdan dolayı ülkemizin dış politikasında yaşanan küçük krizlerden çok çabuk etkilenebiliyoruz. Rusya ile yaşanan uçak krizi üreticinin ürünlerinin satışını çok olumsuz etkiledi. Bu kriz aşıldı fakat bu yıl da tam erkenci mandalinaların hasat zamanında ihracatın yüzde 22'sinin yapıldığı Irak ile yaşanan kriz olumsuz etkiledi. Fiyatlar aniden düştü ve hatta üretici malını satmakta zorlanır hale geldi. Kur artışı ihracatçılar için avantaj olduğu halde ürün fiyatlarına yansımadı. Fakat girdi maliyetlerimizi yükselttiği için üretici olumsuz etkilendi" diye konuştu. 
 
 
1.11.2017
Devamı

Üzümler soğuklara karşı karaviçeyle korunuyor

Manisa’nın sarı altını olan çekirdeksiz sultaniye üzümü sarıgöl ilçesinde  soğuklara karşı üzüm üreticileri karaviçeli bir maddeyle korumaya çalışıyor.15 yıldır bu yöntemle korumaya çalışan üreticiler sultaniye üzümünü bu yöntemle yıl sonuna kadar koruyup ihracat yapıyor.
 
1.11.2017
Devamı

TMO, Elektronik Ürün Senedi Alımı Yaptı

TMO, fındık lisanslı deposu üzerinden 82 bin 752 kilogram karşılığı 64 Elektronik Ürün Senedi alımı yaptı.

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO), Giresun Ticaret Borsasınca (GTB) hayata geçirilen Fındık Lisanslı Deposu ve Spot Borsası projesi ile lisanslı depo üzerinden 12 Ekim’de, 64 Elektronik Ürün Senedi alımı gerçekleştirdiği bildirildi.

GTB’den yapılan yazılı açıklamada, TMO’nun lisanslı depo üzerinden 22 Eylül’den itibaren salı ve perşembe günleri işlem gerçekleştirdiği belirtildi.

Buna göre ofisin 12 Ekim’de 82 bin 752 kilogram karşılığı 64 Elektronik Ürün Senedi alımı yaptığı ifade edilen açıklamada, ofisin fındık lisanslı deposu üzerinden aldığı fındığın kilogramına, randımanına göre 10,10 ile 11,70 lira arasında fiyat verdiği kaydedildi.

Açıklamada, TMO’nun 12 Ekim’deki senet alımlarının maliyetinin 899 bin 150 lira olduğu vurgulandı.

16.10.2017
Devamı

Dünya Gıda Günü'nde "Göç" Teması Öne Çıkıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Yuriko Shoji, 16 Ekim'de kutlanacak Dünya Gıda Günü'nün bu yılki temasının "göç" olacağını belirterek, "Sürdürülebilir kırsal kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına yatırım, mevcut göç sorununa karşı küresel cevabın önemli bir parçası" dedi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü  (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Yuriko Shoji, bu yıl "Göçün geleceğini değiştirin, gıda güvenliği ve kırsal  kalkınmaya yatırım yapın" sloganıyla kutlanacak Dünya Gıda Günü'ne ilişkin  açıklamalarda bulundu.

FAO'nun göç kavramını, nedeni, süresi ve isteğe bağlı olup  olmadığından bağımsız olarak her türlü hareketliliği belirtmek için kullandığını  dile getiren Shoji, söz konusu kavramın göçmen işçiler, mülteciler, sığınmacılar,  ülkelerinde yerinden olmuş kişiler ve iklim kaynaklı göçmenleri kapsadığını  bildirdi.

Shoji, dünyadaki hareketlilik nedeniyle bu senenin temasını göç olarak  seçtiklerini anlatarak, "Artan çatışmalar ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle  İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana insanlar daha fazla evlerinden kaçmak zorunda  kaldı. Göçe neden olan diğer önemli faktörler ise açlık, yoksulluk ve iklim  değişikliğiyle bağlantılı aşırı hava olaylarındaki artış." diye konuştu.

Göçün nedenleri ve etkilerinin FAO'nun açlıkla mücadele, gıda  güvenliğini sağlama, kırsal yoksulluğu azaltma ve doğal kaynakların  sürdürülebilir kullanımı gibi küresel amaçlarıyla yakından ilişkili olduğunu  belirten Shoji, FAO'nun kırsal alanlarda daha iyi koşulların oluşturulması ve  dayanıklı geçim kaynaklarını destekleme konusundaki deneyiminden dolayı kırsal  göçü azaltmada benzersiz bir role sahip olduğunu söyledi.

Shoji, sadece 2015'te 65,3 milyon insanın çatışma ve zulüm nedeniyle  zorla yerlerinden edildiğine ve 19 milyondan fazla kişinin de doğal afetler  nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kaldığına işaret ederek, "Ortalama 26,4  milyon insan 2008-2015 arasında iklim veya havayla ilgili afetler nedeniyle  yerinden oldu." dedi.

Tarım ve kırsal kalkınmanın göçün temel nedenlerinden olan kırsal  yoksulluk, gıda güvensizliği, eşitsizlik, işsizlik ve doğal kaynakların tükenmesi  gibi sorunlara çözüm sunabileceğine dikkati çeken Shoji, "Sürdürülebilir kırsal  kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına  yatırım, mevcut göç sorununa karşı küresel cevabın önemli bir parçası. Koşulları  iyileştirerek ve kaynak ülkelerde alternatif yaşam seçenekleri yaratarak felaket  göçlerinin temel nedenlerini çözmeye ve kaynak ile varış ülkeleri için göçün  kalkınma fırsatlarından yararlanmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Shoji, insanları ve topraklarını iklim değişikliği ve doğal afetlere  bağlı şoklardan kurtarmanın yolunun onları bunlara karşı hazırlamak olduğunu  aktararak, toprakların korunmasının önemli olduğunu ve onlara sürdürülebilir bir  şekilde toprak işleme ve ürün yetiştirmelerini sağlayacak "İklim-Akıllı Tarım"  tekniklerini öğreterek yardım ettiklerini anlattı.

GIDAYA ERİŞİM KAMP DIŞINDAKİ SURİYELİLER İÇİN DAHA ZOR

Geçen yıl yetersiz beslenen insan sayısının 815 milyona yükseldiğine  işaret eden Shoji, aşırı gıda güvensizliği ve dengesiz beslenme sorunlarının  çatışmaların kuraklık ve sel gibi doğal afetlerle birleştiği bölgelerde daha da  artma eğiliminde olduğunu, gıda güvenliğinin Sahraaltı AfrikaGüneydoğu ve Batı  Asya'nın bazı bölgelerinde gözle görülür biçimde kötüye gittiğini vurguladı.

Shoji, Türkiye'nin 3 milyondan fazla Suriyeliye ev sahipliği yaptığını  hatırlatarak, şöyle konuştu: "Türkiye'deki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 10'u hükümet tarafından  kurulan geçici konaklama merkezlerinde kalıyor ve geri kalan kısım kendi  kaynakları ya da insani ve kalkınma yardımlarıyla kamp dışında yaşıyor. Dünya  Gıda Programı verilerine göre, kamplarda hane halklarının yüzde 94'ü 'kabul  edilebilir' gıda tüketimi düzeyine sahip olarak sınıflandırılmış. Ancak kampların  dışında ikamet eden Suriyelilerde bu oran yüzde 82. Bu durum, gıdaya erişimin  kamp dışında yaşayan Suriyeliler için daha büyük bir zorluk olduğunu gösteriyor."

Yeterli ve besleyici gıdaya ekonomik erişimin Suriyeliler için endişe  kaynağı olduğunu dile getiren Shoji, FAO'nun yeni projesiyle Türkiye'deki  Suriyeliler için istihdam fırsatları sağlayarak tarım sektörüne katkılarını  geliştirmeyi amaçladığını anlattı.

Shoji, FAO'nun "Türkler ve Suriyeliler İçin Tarımsal Mesleki eğitim Projesi"yle ŞanlıurfaAdanaMersinGaziantep ve Isparta gibi 5 ana tarım  ilinde, bölgelerin ihtiyaçlarına dayalı çeşitli tarımsal alanlarda Suriyelilerin  ve ev sahibi toplulukların mesleki becerilerin geliştirilmesini hedeflediğini  belirterek, "Projenin ilk aşamasında yaklaşık 900 kişiye istihdam olanakları  sağlamayı amaçlıyoruz. Proje ayrıca yaratılan istihdamla hane halkı gelirlerini  artırarak ve daha iyi yiyecek tüketimine katkıda bulunarak, Suriyeliler ve ev  sahibi topluluk arasındaki sosyal bütünlüğü de geliştirmeyi hedefliyor." diye  konuştu.

16.10.2017
Devamı

Sosyal Medyada Buzağı Yarışması

Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinden 'buzağı yarışması’ düzenleneceğini duyurdu.

Belirli aralıklarla düzenlenecek olan buzağı yarışmasına katılmak isteyen yetiştiricilerin, belirlenen kurallar kapsamında yarışmacı olabileceği belirtildi.

Yarışma kurallarına ilişkin yapılan açıklamada,” Artık belirli aralıklarla Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Facebook hesabından yapacağımız buzağı yarışmasına katılarak eşsiz hediyelerimizi kazanma fırsatı bulabilirsiniz. Tek yapmanız gereken ; söz konusu yarışmaya ilişkin o güne dair açıklanan katılım şartlarına sahip olduktan sonra, buzağınızın aydınlık bir ortamda fotoğrafını çekerek bu paylaşımı yorumlar kısmına eklemek olacaktır” denildi.

Yarışmaya Katılma Şartları

1- Yarışmaya sadece DSYB üyeleri katılabilir.
2- Bu hafta sadece Holstein buzağılar arasında yarışma yapılacaktır.
3- Yarışmaya sadece suni tohumlamadan doğan buzağılar katılacak ve küpe numaraları belirtilecektir.
4- Buzağılar 0-6 ay arasında olması gerekir.
5- Buzağılar fotoğrafta göründüğü şekliyle fotoğrafı çekilerek yorumlar kısmına sadece bir fotoğrafı yüklenmesi gerekir
6- Yorumlara eklenen buzağılardan en çok beğeni alan buzağı birinci seçilerek ödül verilecektir
7- Yarışma katılımcıları sadece bir fotoğraf yüklemesi yapabilir.

Birinci Olan Buzağı Ödüllendirilecek

Buzağıların, buzağı küpesi üzerinden yarışmaya uygunluğunun kontrol edilip, birinci olan buzağıya sponsor firma tarafından ödül verileceğini belirten açıklamada, ”Yarışma saat 10:00’da başlayacak olup saat 18:00'de sona erecektir. Saat 18:00'den sonraki beğeniler dikkate alınmayacaktır. Buzağı küpesi üzerinde yarışma şartlarına uygunluğu kontrol edilerek, birinci en çok beğeni alan buzağı olacaktır. Yarışma sonucunda birinci seçilen buzağı sponsor firma tarafından buzağı geliştirme tozuyla ödüllendirilecektir" İfadelerine yer verildi.
 
 
16.10.2017
Devamı

"Fakir fukaramız da et yiyecek"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 50 lira olan eti fakir fukaranın yiyemediğini, bu düşünmenin gerekli olduğunu söyleyerek “Fakir fukaramız da et yiyecek” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Fakir fukaramız da et yiyecek. En tabii hakkı. 50 lira bir eti, hakikaten fakir, fukara yiyemiyor. Bunu düşünmemiz lazım. Bunu yaparken de üreticiye saygı duyuyoruz. Onun da kazanması gerektiğine inanıyoruz ve bu dengeleri gözeteceğiz inşallah.” dedi.

Fakıbaba, çeşitli incelemelerde bulunmak üzere geldiği Yozgat’ta Vali Kemal Yurtnaç’ı ziyaret etti.

Bakan Fakıbaba, burada bir gazetecinin, “Et üreticileri, geçen hafta Yozgat’ta düzenlenen bir toplantıda kesimlerin azaldığını belirterek sıkıntılarını dile getirdi. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?” şeklindeki sorusu üzerine, geldiği günden beri üreticinin, sanayinin, esnafın ve son taraf olan tüketicinin hep yanında ve dengede olacaklarını söylediğini anımsattı.

Piyasada regülasyon görevi yapacaklarını belirten Fakıbaba, “Mesela en basitinden söyleyeyim; Biz normal üreticiye 3 dolar 95 sente vermiş olduğumuz besilik hayvanı, daha ucuza aldık diye 3 dolar 70 sente veriyoruz. 25 sent, onlar hiçbir şey istemeden… Amacımız gerçekten üreticinin mutlu olması. Yani dengeyi kurabilmemiz. Üretimimizi koruyacağız, bir taraftan sanayiciyi de koruyacağız ama et yeme hakkı olan 80 milyon insanın da vebali var, onu da koruyacağız.” diye konuştu.

Fakıbaba, dengeli bir şekilde kazan-kazan olacağını, hiçbir zaman tek taraflı kazanç olmayacağını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Herkes fedakarlık edecek. Bu fedakarlık olduğu zaman da dengeli bir kazanç elde edilir. Bu hem dinimiz için hem ülkemiz için hem geleceğimiz için çok önemli. Bakın dört tarafımız düşmanla çevrili ve mücadele veriyoruz. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız, her yerde mücadele veriyoruz. Yani fakir fukaramız da et yiyecek. En tabii hakkı. 50 lira bir eti, hakikaten fakir, fukara yiyemiyor. Bunu düşünmemiz lazım. Bunu yaparken de üreticiye saygı duyuyoruz. Onun da kazanması gerektiğine inanıyoruz ve bu dengeleri gözeteceğiz inşallah.”

16.10.2017
Devamı

Uludağ Eteklerinde Çin Kazı Yetiştirilecek

Bursa’da Uludağ’ın güney eteklerindeki Harmancık ilçesinde bir girişimci, kuracağı çiftlikte Türk kazına oranla daha fazla yumurta veren “Çin kazı” üretecek.

Bursa’nın Uludağ eteklerindeki Harmancık ilçesinde bir iş adamı, kuracağı kaz çiftliğinde sezonda 80 yumurta veren Çin kazı üretimi yapacak.

İlçeye bağlı Gedikören kırsal mahallesinde iş adamı İsmail Aygün’ün girişimleriyle yaklaşık 1,5 ay sonra faaliyete geçmesi planlanan çiftlikte üretilecek kazların eti ve diğer ürünleri, iç piyasanın yanı sıra çeşitli ülkelere gönderilecek.

Harmancık Kaymakamı Enis Aslantatar ve AK Parti eski Bursa Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu’na tesisin yapılacağı bölgeyi ve yatırımını anlatan Aygün yaptığı açıklamada, doğduğu yere yatırım yapacak olmanın kendisini mutlu ettiğini söyledi.

Bursa’da enerji sektöründe faaliyet gösterdiklerini ancak her zaman doğduğu kırsal mahalleye de yatırım yapmak istediğini anlatan Aygün, “İlçemiz yıllardır göç verdi. Zamana ayak uyduramadı. Göçün önüne de bir türlü geçilemedi. Bunun ancak burada yapılacak yatırımlarla önüne geçileceğini düşünüyorum. Bunun için de yıllardır ilçeme yatırım yapmayı hayal ediyordum.” dedi.

Aygün, tamamen rastlantı sonucu Uygur Türkü olan Çin vatandaşı veteriner Muhammed Ataman ile tanıştıklarını ve bu kişinin kaz üretimi konusunda uzman olduğunu öğrendiğini anlattı. Aygün, “Bu kişi ile yaptığımız uzun görüşmeler neticesinde kaz çifitliği kurmaya karar verdik. Yaptığımız araştırmalar sonucunda da Türkiye’de resmi kaz çiftliğinin olmadığını gördük. Resmi olarak ilk kaz çiftliğini Harmancık’ta biz kuracağız.” diye konuştu.

İlk olarak çiftliği doğduğu yer olan kırsal mahalleye kurmayı kararlaştırdıklarını dile getiren Aygün, şöyle devam etti:
“Muhammed Ataman’ı Türkiye’ye getirdik. İşin başında o bulunuyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile gerekli yazışmalarımızı, görüşmelerimizi yaptık. Yasal izinlerimizi aldık. Projelerimizi hazırlattık ve işe başlamış olduk. 1,5 ay sonra faaliyete geçecek Türkiye’nin ilk resmi damızlık kaz çiftliği, damızlık, üretim ve kuluçkahene olarak 3 bloktan oluşacak. Bir sezonda Türk kazından 40-50, Çin kazından ise 80 yumurta alabiliyorsunuz. Bunun için ilk etapta biz de Çin kazı üreteceğiz. Ardından farklı ırklar da gelecek. Burası bir yıl içinde 20-30 bin kaz nüfusuna sahip olacak. Bu da ciddi bir ekonomidir.”  Aygün, kaz etine dış pazarda büyük ilgi olduğunu söyledi.

ETİNDEN, TÜYÜNDEN VE CİĞERİNDEN FAYDALANILACAK

Aygün, şunları kaydetti:  “Biz bu işe girerken ülke ülke epey dolaştık. Almanya’da bunun sosisi, sucuğu bile yapılıyor. Kazın etinden, tüyünden ve ciğerinden faydalanacağız. Kaz ciğeri Fransa’da ilaç sektöründe, şeker ilaçları için kullanılıyor. Tüyü önemli yerlerde, montlarda kullanılıyor. Eti zaten 5 yıldızlı otellerde, restoranlarda büyük talep görüyor. Daha üretime geçmeden iç ve dış pazardan talepleri almaya başladık. Özellikle dış pazardan büyük ilgi var.”

Harmancık Kaymakamı Enis Aslantatar da bu projenin ilçelerinde gerçekleştirilmesinden büyük mutluluk duyduklarını dile getirerek, “Öncelikle Türkiye’de bir ilk olacak. Bunun yanı sıra bölgemize istihdam sağlayacak. İlçemizden 30 kişi burada çalışacak. Burasının bölgemize örnek olacağını düşünüyorum.” ifadesini kullandı.

Anbarcıoğlu da yatırımcı İsmail Aygün’e teşekkür ederek, “Bölgemiz için önemli bir girişim. Oldukça getirisi olan bir alan. Bugüne kadar resmi olarak böyle bir çiftlik kurulmamış. 2 bin kazla başlayıp üretimi bir yılda 20 bine çıkarmayı planlıyorlar. Bölgemize de girişimcimize de hayırlı olsun.” dedi.

16.10.2017
Devamı

"Dünya İkincisi Olduk"

Edremit Ziraat Odası Meclis Başkanı Cahit Çetin, “Türkiye bugüne kadar tarihinde gördüğü en yüksek rekolteyi üretmiş durumdadır. Zeytinyağında dünya ikincisi konumundayız” dedi.

Edremit Ziraat Odası Meclis Başkanı Cahit Çetin, ülkede üretilen zeytinyağında en yüksek rekolteye ulaşıldığını belirterek, “Zeytinyağında dünya ikincisi konumundayız.” dedi.

Çetin, Ziraat Odası toplantı salonunda düzenlediği basın toplantısında, zeytin hasat dönemine başlandığını anlatarak, ülke genelinde zeytinyağı rekoltesinde önemli bir artış olduğunu söyledi.

Markalaşarak dünya pazarında kalıcı olunması gerektiğinin altını çizen Çetin, “Zeytinyağı politikaları konusunda sadece üretmek yetmiyor. Dünya pazarlarında köprü başı tutmak lazım, markalaşmak lazım. Dünyanın en nadide zeytinyağını dünyanın en iyi yerlerinde, en iyi biçimde pazarlamamız lazım.” diye konuştu.

Çetin, bu yıl için rekolte tahmin çalışmalarının yapıldığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Şunu söyleyebilirim, Türkiye bu güne kadar tarihinde gördüğü en yüksek rekolteyi üretmiş durumdadır. Türkiye bu güne kadar tarihinde gördüğü en yüksek rekolteyi üretmiş durumdadır. Zeytinyağında dünya ikincisi konumundayız. Tabii ki bölge bölge rakamlarını tespit heyeti açıklayacaktır. Türkiye bu sene 300 bin ton rekolte ile karşı karşıyadır. Bu durum, önümüzdeki senelerde yaşanacak olan katlanarak büyümenin bir habercisidir. Üreticilerimizin bu durumda markalaşma konusunda çok ciddi adımlar atması ve ellerini çabuk tutmalarını istiyoruz. Dünya pazarı için markalaşma ve pazarlama konuları hayati önem taşımaktadır.”

16.10.2017
Devamı

"İthalat Yerli Üretimi Bitirir"

Sincan Hayvancılık Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Birol Mermer, "Et ithalatı devam ettiği sürece yerli üretim bitecektir" dedi.

Sincan Hayvancılık Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Birol Mermer, "Et ithalatı devam ettiği sürece yerli üretim bitecektir. Binlerce hayvan üreticisi büyük zararlar ile sektörden çekilmek zorunda kalacaktır" dedi.

Mermer, Ankara'nın Sincan ilçesinde faaliyet gösteren besicilerle Sincan Hayvancılık Bölgesi'nde bir basın toplantısı düzenledi. Mermer, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca hazırlanan ve 7 Ekim tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliğ" ile kemiksiz et ithalatına izin verilmesine tepki gösterdi.

Türkiye'nin 1980 öncesinde et ve canlı hayvan ihracatçısıyken şimdi ithalatçı konumuna geldiğini belirten Mermer, son 15 yılda Türkiye'nin refah seviyesinin artmasından dolayı et tüketim miktarında bir artışın yaşandığını kaydetti.

Besicilerin yeni yatırımlar ile üretim miktarını artırmış olmalarına rağmen, et üretiminde yıllık 150 bin ton civarında açığın ortaya çıktığına dikkati çeken Mermer, "Biz besiciler olarak, Sayın Cumhurbaşkanımıza buradan seslenmek istiyoruz; mevcutta olan et açığının direkt karkas ve lop et ithalatı ile karşılanmak istenmesi hayvancılık sektörüne onarımı imkansız zararlar vermektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Mermer, 2010'da et ithalatının çözüm olarak düşünüldüğünü ancak yerli üretimin bitme noktasına geldiğinin görülmesi üzerine bundan vazgeçildiğini hatırlatarak, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının şu an aynı yanlışı tekrarladığını savundu.

"Biz de ucuz et sağlamak istiyoruz"

"Tüketicilerimize ucuz et sağlamayı bizler de arzu ediyoruz ancak ülkemizdeki hayvan besleme maliyetleri ile biz üreticilerin ithal et ile rekabet etme şansı yoktur" diyen Mermer, şöyle konuştu: 

"Yöneticilerimiz şu an kısa süreliğine piyasaya ucuz et sürüp yerli üretimi kökten bitirmek mi yoksa yerli üretimi de destekleyerek et arzının milli imkanlarla sürdürülebilirliğini sağlamak mı istiyor? Bunun kararının verilmesi gerekiyor. Şu anki et ithalatı devam ettiği sürece yerli üretim bitecektir. Binlerce hayvan üreticisi büyük zararlar ile sektörden çekilmek zorunda kalacaktır. Bunun için besicilerin kısa vadede çözüm önerisi, et açığının karkas et ithalatı ile değil, besilik hayvan varlığının artırılarak sağlanması, uzun vadede ise et ırkı damızlık üretiminin desteklenerek arttırılmasıdır."

Mermer, üreticilerin mağdur olmaması için piyasaya sürülen ithal et fiyatının 1,5-2 lira artırılarak, "haksız rekabetin önlenmesini" istedi.

16.10.2017
Devamı

TDSYMB Yönetimi Bakan Fakıbaba'yı Ziyaret Etti

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim ve Denetleme Kurulu temsilcileri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir araya geldi.

Bakan Fakıbaba ile yapılan toplantıya, Yönetim Kurulu Genel Başkanı Kamil Özcan, Genel Başkan Yardımcısı Yunus Baydar, Yönetim Kurulu  Muhasip Üyesi Mehmet Aldemir, Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Ercüment Serkan Çelikkaya, Yönetim Kurulu Üyeleri Hacı Selvi, Tuncay Aytın, Serhat Vayısoğlu, Denetleme Kurulu Üyeleri Mehmet Sedat Güngör ve Cemal Karakoç katıldı.

Anayasa Komisyon Başkanvekili  Reşat Petek’in de katıldığı ve bir saate yakın süren toplantı çerçevesinde, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan tarafından Türkiye’de Bakanlık ile müşterek olarak yürütülen başta ırk ıslahı çalışmaları olmak üzere; Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliklerinin yürüttüğü faaliyetler, İl Birliklerinin, Türkiye’nin büyükbaş hayvancılıkğındaki rolü, destekleme modelinin değişmesine bağlı olarak son dönemde Birliklerin yaşamış olduğu problemler ve ekonomik sıkıntılar görüşüldü.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği ve üye İl Birliklerinin hayvancılık sektörü açısından önemli kurumlar olduğunu ve hayvancılık sektörünün yaşadığı sorunların çözümünde Bakanlık tarafından önemsenen bir Sivil Toplum Kuruluşu olduğunu ifade etti. Buna istinaden Genel Başkan Kamil Özcan tarafından, özellikle kırmızı et üretimi açısından yaşanan sıkıntıların ve ithalatın, Birliklerin gerçekleştireceği ıslah çalışmaları ile tamamen ortadan kaldırılabileceği belirtildi.

Bakan Fakıbaba, Birliklerin ekonomik durumlarının düzeltilmesi için çaba sarf edeceklerini, bu kapsamda hayvancılık destekleme ödemeleri içerisinden Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliklerinin hizmetlerinin karşılığı olan bedelin kesilerek Birliklere ödenmesi konusunu değerlendireceklerini, Birlikleri üyeleri ile parasal konuda karşı karşıya getirmeyecek şekilde bir çalışma yapacaklarını söyledi.
 
 
13.10.2017
Devamı

Palamut Balıkçıları Sevindiriyor

Ordu’da gece saatlerinde Karadeniz’e açılan balıkçılar, sabaha karşı kasalar dolusu palamutla limana döndüler.

Doğu Karadeniz sahilinde bulunan Ordu balıkçı barınağından gece yarısı avlanmaya çıkan balıkçılar, teknelerinde kasalarca palamutla döndüler. Balıkçı barınağına yanaşan tekneler, alıcılar tarafından karşılandı. Tanesi 5-10 TL arasında satılan palamutlar hem satıcıların hem de alıcıların yüzünü güldürdü.

Balık sezonunda palamut ve hamsinin bol ve lezzetli olduğunu belirten balıkçı Mustafa Mollaoğlu, “Ordu açıklarında avlanmaya devam ediyoruz. Bereketli bir palamut avı gerçekleştiriyoruz. Vatandaşların ucuz balık yemeleri için hep denizlerdeyiz. Biz işimizi severek yapıyoruz. Bu sezon palamut yine bol olacak. Fiyatları da buna bağlı olarak düşecektir. Ekim ayına girmemize rağmen palamut balığında bu kadar bolluk beklemiyorduk. Halkımızın balık yemesi için varız. Zor bir mücadelemiz var. Yaklaşık bin kasa palamut yakaladık. Trabzon, Ordu, Samsun ve Giresun illerine tuttuğumuz balıkları göndereceğiz. Halkımız bize güvensin biz onlar için varız” diye konuştu.

13.10.2017
Devamı

Ağustosta 1.6 milyar adet tavuk yumurtası üretildi

TÜİK verilerine göre ağustos ayında tavuk yumurtası üretimi bir önceki aya kıyasla yüzde 2,9 artarak 1.6 milyar adet olarak gerçekleşti.

TÜİK, ağustos ayı kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, ağustosta 1,6 milyar adet tavuk yumurtası üretildi. Tavuk yumurtası üretimi söz konusu dönemde bir önceki aya göre yüzde 2,9, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,3 arttı.

Kesilen tavuk sayısı 111 milyon, kesilen hindi sayısı ise 516 bin adet oldu. Kesilen tavuk sayısı ağustosta bir önceki aya göre yüzde 3,3 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,5 arttı. Bu ayda kesilen hindi sayısı ise bir önceki aya göre yüzde 0,3 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,7 artış gösterdi.

Tavuk eti üretimi 193 bin 123 ton, hindi eti üretimi ise 5 bin 367 ton olarak gerçekleşti Tavuk eti üretimi ağustos ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 1,4 gerilerken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,9 arttı. Söz konusu ayda hindi eti üretimi ise bir önceki aya göre yüzde 2,7 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10 arttı.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış seriye göre tavuk eti üretimi bir önceki aya göre yüzde 0,5 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış seriye göre ise tavuk eti üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,4 yükseldi.

13.10.2017
Devamı

Toplanan İnek Sütü Miktarı Azaldı

Ticari süt işletmelerince Ağustos ayında 754 bin 635 ton inek sütü toplandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılı Ağustos ayı süt ve süt ürünleri üretimi istatistiklerini açıkladı. Buna göre; toplanan inek sütü miktarı Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,2 azaldı.

Ağustos ayında ticari süt işletmeleri tarafından içme sütü üretimi 112 bin 742 ton olarak gerçekleşti ve bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,1 artış gösterdi. İnek peyniri üretimi 56 bin 954 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,5 arttı. Koyun, keçi, manda ve karışık sütlerden elde edilen peynir çeşitleri ise 2 bin 508 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 52,8 arttı.

Yoğurt üretimi 116 bin 453 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,9 arttı. Ayran üretimi ise 70 bin 647 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 artış gösterdi.

Ağustos ayında ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü yağ oranı ortalama yüzde 3,4, protein oranı ise ortalama yüzde 3,3 olarak tespit edildi.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,02 azaldı.

13.10.2017
Devamı

Küresel Açlık Yükselişte

Birleşmiş Milletler’in Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu 2017 raporuna göre küresel açlığın 2016’da bir önceki yıla kıyasla 38 milyon kişi artarak 815 milyon insanı etkilediği ortaya çıktı.

Interpress’in medyada konu ile ilgili yapmış olduğu incelemeye göre şiddetli çatışmaların ve iklim kaynaklı şokların çoğalmasından kaynaklanan bu artışın dünya nüfusunun yüzde 11’ine karşılık geldiği belirlendi. Medyaya açlık ve gıda yetersizliği ile ilgili yılbaşından bu yana 140 binden fazla haber yansıması dikkat çekti.

İklim değişikliği ve savaş tetikledi

Rapor açlığın ve birçok kötü beslenme türünün yeniden ortaya çıkmasının arkasındaki ana sebeplerden birisi olarak iklim değişikliği ve  son 10 yılda ciddi bir şekilde artış gösteren çatışmaları işaret ederken, dünyada gıda güvensizliği ve kötü beslenmeye maruz kalan çocukların çoğunluğunun çatışma bölgelerinde yoğunlaşmasına vurgu yapıldı. Yaklaşık 10 yılı aşkın süreden beri istikrarlı şekilde düşen küresel açlık yeniden yükselişe geçtiği açıklanan raporda hava olayının da etkisiyle bazı bölgelerde daha sakin kuraklık ve sellerin yanı sıra küresel ekonomik durgunluğun gıda güvenliği ve beslenmeyi kötüleştirebileceği uyarısında bulunuldu.

En fazla açlık yaşanan bölgeler Asya ve Afrika

Dünyadaki aç insanların genel toplamı 815 milyon kişi olarak belirlenirken bu sayının 520 milyonunun Asya’da, 243 milyonunun Afrika’da ve 42 milyonunun ise Latin Amerika ve Karayipler’de yaşadığı belirlendi. Dünyada açlık çeken 815 milyon insandan çatışmalardan etkilenen ülkelerde yaşayanların sayısının 489 milyon olduğu saptanırken, uzun süren çatışmalardan etkilenen bu ülkelerde yaşayan insanların diğer yerlerdekilere göre yaklaşık 2 buçuk kez daha az beslendiği ortaya çıktı.

13.10.2017
Devamı

TMO Arpa İhalesinde Alım Yapmadı

TMO, 96 bin ton arpa alım ihalesinde fiyatları yüksek bulduğu için alım yapmadı.

Toprak Mahsülleri Ofisi (TMO) açmış olduğu 96 bin ton yemlik arpa ihalesinde alım yapmazken, ticaret kaynakları, ihalede fiyatların çok yüksek bulunduğunu söyledi.

Ticaret kaynakları ihale ile ilgili daha önce verdikleri bilgide, en düşük teklifin navlun dahil, sigorta maliyetleri hariç ton başına 789.9 lira (214.5 dolar) olduğunu söylemişti.

Kaynaklar ayrıca, TMO’nun henüz nihai alım kararını vermediğine ve genelde fiyatları düşürmek için birkaç tur pazarlık yaptığına dikkat çekmişti.

Kıbrıs Rum kesimi ve Suriye dışındaki Karadeniz, Ege ve Akdeniz limanlarından yükleme isteyen TMO teslimatın 17 Ekim ile 7 Kasım arasında yapılmasını talep ediyordu.

12.10.2017
Devamı

Artık Etiket Yapıştırılmayacak

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının tebliği ve Türk Standartları Enstitüsünün belirlediği standartlar çerçevesinde, meyve ve sebzelerin üzerine etiket yapıştırılamayacak, damga vurulamayacak.

Bakanlığın 3 Ekim’de Resmi Gazete’de yayımlanan “Sebze ve Meyvelerin Toptan ve Perakende Ticaretinde Uyulması Gereken Standart Uygulamalara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliği”yle yaş meyve ve sebze için ambalaj ve soğuk zincir zorunluluğu getirilirken, uygulamada TSE’nin belirlediği standartların esas alınacağı belirtilmişti.

TSE yetkililerinden edinilen bilgilere göre, kurumun, meyve ve sebzelerin depolanması, soğukta muhafazası, taşınması ve ambalajlanması konularında 38 standardı bulunuyor. Bu standartlar; karnabahar, patates, kuşkonmaz, turunçgil, avokado, taze biber, çilek, erik, sarımsak, kiraz, vişne, pırasa, kültür mantarı, üzümsü meyveler, şeftali, armut, muz, kayısı, hıyar, marul, baş lahana ve domates gibi ürünler için uygulanıyor.

Söz konusu standartlarda yer alan ortak hükümlere göre, tüketicilere yönelik “küçük” ve “büyük dış” olmak üzere iki tip ambalaj bulunacak. Ambalajlar taşıma, muhafaza ve pazarlama süresince ürünleri en iyi şekilde koruyacak ve sağlığa zarar vermeyecek nitelikte ahşap, mukavva veya diğer malzemeden hazırlanmış kasa, kutu, tabla, sandık ve sepet şeklinde olabilecek.

AMBALAJLARIN AĞIRLIKLARI 50 KİLOGRAMI AŞAMAYACAK.

Büyük dış ambalajlar, alıcının aksine bir isteği bulunmadıkça 80×120 veya 100×120 santimetre boyutlarındaki paletlere uygun ölçüde yapılacak.

Ambalajlarda kullanılan malzemeyle içine konulacak oluklu mukavva, delikli kağıt ve benzeri malzemenin temiz, kuru ve kokusuz olması gerekecek. Bunların üzerine yazılacak yazılarda kullanılacak mürekkep ve boyayla etiketlerin yapıştırılmasında kullanılacak zamk insan sağlığına zararlı madde içermeyecek. Basılı kağıt kullanıldığında, yazılı kısmın dışa gelmesine ve ürünle temas etmemesine dikkat edilecek.

Meyvelerin üzerine doğrudan etiket yapıştırılamayacak veya damga vurulamayacak. Ambalajların içinde hiçbir yabancı madde bulunmayacak.

AMBALAJA AÇMA KAPAMA AYARI

Ambalajların üzerine veya etiketlerine, ürüne ilişkin bilgiler silinmeyecek ve bozulmayacak şekilde okunaklı yazılacak. Ambalajın ağzı
açıldığında tekrar kapatılmayacak veya kapatıldığında bu durum belli olacak şekilde kullanılacak. Ambalajın üzerinde, imalatçı firmanın bilgileri, üretim yeri, net kütlesi gibi bilgiler yer alacak.

Ürünler ve ambalajları işleme yerlerinde, depolarda ve taşıtlarda kötü koku yayan ve bunları kirletecek ilaçlar ve maddelerle bir arada bulundurulmayacak, yağış altında, aşırı sıcak ve dondurucu soğuklarda yüklenip boşaltılmayacak.

“PAYDAŞLAR YOL HARİTASINI BİRLİKTE OLUŞTURSUN”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Türkiye Ambalaj Meclisi Başkanı Mustafa Tacir de düzenlemenin, toplum sağlığı ve israfın önlenmesine büyük yarar sağlayacağını belirterek, “Kayıt dışını önleme, raf ömrünün uzatılması, nakliye verimliliği ve kolay saklama gibi avantajlar da getirecek. Ambalajlanmayan ürünlerde üreticiden tüketiciye intikal süresinde kaybın yüzde 30’lar civarı olması, bu konunun önemini gösteriyor. Gelişmiş ülkelerde bu uygulamalar 30-40 yıl öncesine dayanıyor. Her ne kadar gecikmiş bir proje olarak görülse de bundan sonra yaratacağı tasarruf ülke ekonomisine katkı sağlayacaktır.” dedi.

Ambalaj sektörünün, yıllardır gelişmiş ülkelere bu tip ambalaijları ihraç ettiğini ve konuya yabancı olmadığını dile getiren Tacir, yeterli bilgi, teknoloji ve kapasiteye sahip olduklarını söyledi.

Tacir, uygulama altyapısının oluşmasının kolay bir süreç olmayacağına işaret ederek, “En önemli konu, üreticiden tüketiciye kadar olan sürecin iyi planlanması ve yönetilmesidir. Bu konuda tavsiyem, süreci yönetecek paydaşların biraraya gelerek yol haritasını oluşturmalarıdır.” diye konuştu.

12.10.2017
Devamı

Rusya Tarım Bakanından Flaş Açıklama

Rusya Tarım Bakanı Aleksander Tkaçev, Türkiye'nin Rusya'nın tarım ürünlerine uyguladığı yeni kısıtlamalara karşılık verileceğini aktardı.

Rus haber ajansı TASS'tan aktarılan habere göre Tkaçev, ''Bunu hiç beklemiyorduk, tam tersine gümrük rejiminin kolaylaştırılması gerek. Dolayısıyla bu tür gelişmeler olunca sebze, meyve, mandalina ve portakal gibi narenciye ithalatına uygun karşılığı vereceğiz'' dedi.

Anadolu Ajansı'nın haberine göre Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Ekonomi Bakanlığı'nın 9 Ekim itibariyle Rusya'dan ithal edilen yedi tarım ürünü için konsolosluk ya da ticari ateşe onay şartı aramaya başladığını söylemişti.

Bu ürünler arasında buğday, ham ayçiçek yağı, mısır, kuru bezelye, çeltik, ayçiçeği küspesi ve makarnalık buğday yer alıyor.

Rusya Tarım Bakanı Tkaçev, bu uygulamanın 'daha çok bürokratik' olduğunu ve ayrı bir yük getireceğini sözlerine ekledi.

12.10.2017
Devamı

Bakanlıktan Et İthalatına İlişkin Açıklama

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı sığır eti ithalatı hakkındaki tebliğe ilişkin, “İlk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır” açıklamasında bulundu.

Dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan “Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliği” ile ilgili olarak bazı basın yayın organları ile haber sitelerinde yanlış değerlendirmelerin yapılması üzerine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından bir basın açıklaması yapıldı.

Bakanlığın açıklamasında, “Dünkü Resmi Gazete’de yayımlanan sığır eti ithalatındaki sağlık ve teknik şartları düzenleyen Tebliğ, 2012 yılında yayımlanan tebliğde yer alan denetim ile ilgili hususların detaylandırılması amacıyla hazırlanmıştır. Kemiksiz et ithalatı hususu da bu amaçla Tebliğe dahil edilmiştir.

Bu Tebliğle ilk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Zira Tebliğin 5. maddesinin birinci fıkrasının “b” bendindeki ifadeler, bu konuda daha önceden uygulanan 2010 ve 2012 yıllarındaki tebliğlerde de aynen yer almıştır.

Dolayısıyla özel sektörün ithalat yapabilmesiyle ilgili kurallar yeni değildir. Bunun yanı sıra 5. maddede, ithalatın gerçekleştirilebilmesinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınacak Kontrol Belgesi ile mümkün olabileceği belirtilmektedir.

Özel sektöre 2012 yılından bu yana Kontrol Belgesi düzenlenmemiştir. İthalat, sadece Et ve Süt Kurumu tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla bu tebliğ, özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme değildir” denildi.

11.10.2017
Devamı

Erkenci Mandalina Tüccarların İlgisini Bekliyor

Türkiye’nin önde gelen narenciye üretim bölgesi Güney Ege’de yetişen erkenci mandalinalar, satılacak pazar bulunamadığı için tüccarlardan ve tüketiciden ilgi bekliyor.

Ortaca ilçesinde yetiştirilen dış kabuğu yeşil, bol sulu erkenci mandalina, kendine has aromasıyla da tüketicinin ilgisini çeken mandalinalar tücarlardan ve esnaftan ilgi bekliyor. Okitsu mandalina türleri dalında, kalitesine göre 60 ila 80 kuruşa satılıyor.

Bölge üreticisinin limon, nar ve domates haricinde çeşitli ürünlere yönelmesini istediklerini aktaran Ortaca Ziraat Odası Başkanı Salim Çöllü, “Öncelikle pazar araştırması yapılması gerekiyor. Bahçelerimizde erkenci mandalina gelişmiş vaziyette ama pazarlamada üreticimiz sıkıntı çekiyor” dedi. Ürün yetiştirildiğini ancak ürünü satacak pazar bulunamadığını anlatan Çöllü, “Tüccarlar, bölgemizde yetiştirilen bu ürünlere de ilgi gösterirse ürünler yayılarak devam eder. Ürünler artarak devam ederse de ilerde pazarlaması daha kolay olur. Bu bahçede 10 ton erkenci mandalina var. Üreticimiz pazarlamada sıkıntı çekmekte, hasat yapamıyor” dedi. Ziraat Odası olarak pazarlamaya yardımcı olmaya çalıştıklarını belirten Çöllü, şunları kaydetti: “Çiftçimiz inşallah ürününü değerinde satar ve pazarlamada yaşanan sıkıntılar aşılır. Pazarcılarımızın ve tüccarlarımızın bu ürüne ilgi göstererek bizlere yardımcı olmasını istiyoruz.”

11.10.2017
Devamı

TİGEM, Safkan Arap Tayların'dan 3 milyon kazandı

TİGEM, Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilen 15 safkan Arap tayının açık artırma usulüyle yapılan satışından 2 milyon 980 bin lira gelir elde etti.

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilen safkan Arap taylarının satışını gerçekleştirdi.

TİGEM Genel Müdür Yardımcısı Salih Başparmak, Veliefendi Hipodromu'nda açık artırma usulüyle yapılan satış öncesinde, TİGEM'in ülkenin bitkisel ve hayvansal üretimini artırmak, çeşitlendirmek ve ürün kalitesini iyileştirmek amacıyla çalışmalar yürüttüğünü dile getirdi.

TİGEM'in sahip olduğu gen kaynakları ve arazi büyüklüğü, deneyimi ve teknolojisiyle sertifikalı tohum, damızlık hayvan ve safkan Arap atı üretiminde ülkenin önemli kuruluşlarından olduğunu ifade eden Başparmak, "Kurumumuzda safkan Arap yetiştiriciliği Osmanlı Devleti'nin kuruluş yıllarına dayanır. Osmanlı'dan günümüze düzenli olarak tutulan kayıtlar, soy kütükleriyle safkan Arap atı yetiştiriciliği gen kaynağı açısından dünyanın en köklü kuruluşudur." dedi.

İhalede, 2015 doğumlu 16 safkan Arap tayı satışa sunuldu. Satışı gerçekleşen 15 tay, 70 ila 450 bin lira arasında değişen fiyatlardan alıcı buldu.

İhalenin en pahalı tayı, 445 bin lira ile Beyhanefe oldu. Karamustafa isimli tay, 440 bin, Bülent isimli tay da 270 bin liraya alıcı buldu. İhalede, Demirmünir isimli tay da 70 bin liraya satıldı.

Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilerek satışa çıkan 16 taydan 15'i alıcı bulurken, tayların satışından toplam 2 milyon 980 bin lira gelir elde edildi.

11.10.2017
Devamı

Rusya'dan ithal 9 tarım ürününe onay şartı

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Ekonomi Bakanlığı'nın 9 Ekim itibariyle Rusya'dan ithal edilen dokuz tarım ürünü için konsolosluk ya da ticari ateşe onay şartı aramaya başladığını söyledi.Bakan Tüfenkci, Rusya'nın Türkiye'den ithal edilen bazı ürünlerde konsolosluk ve ticari ateşelikten onay şartı aradığını belirtti.

Herhangi bir kısıtlama olmadığını ancak Rusya bu tedbiri aldığı için Türkiye'nin de mütekabiliyet esası çerçevesinde aynı adımı attığını dile getiren Tüfenkci, Ekonomi Bakanlığı'nın kararı çerçevesinde 9 Ekim'den itibaren Rusya'dan buğday, ham ayçiçek yağı, mısır, kuru bezelye, çeltik, ayçiçeği küspesi ve makarnalık buğday ithalatı için konsolosluk veya ticari ateşelikten onay şartı getirildiğini bildirdi. 

11.10.2017
Devamı

İthal Sığır Etinin Depolama Kriterleri Belirledi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ithal sığır etinin depolama kriterlerini belirledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının “Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliğ” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, ithalatı yapılacak kontrolü ve denetimi tamamlanmış etler kesim, parçalama, paketleme, etiketleme ve yükleme aşamasında aynı depoda farklı zamanlarda veya ayrı depolarda muhafaza edilecek. İthalatı yapılmayacak etler veya farklı hayvan türlerinin etleri aynı depo veya nakliye aracında tutulamayacak.

Her bir kesimhane ve parçalama tesisinde her vardiya için Bakanlıkça en az bir resmi veteriner hekim görevlendirilecek.

Söz konusu veteriner hekim tarafından kesimhaneye gelen hayvanların kulak küpeleri ve eşlik eden belgeleri kontrol edilecek.

Tüm hayvanların klinik muayeneleri, hayvanların kesimhaneye varışından sonra 24 saat içinde ve kesimden önce en geç 24 saat içinde gerçekleştirilecek. Veteriner hekim herhangi bir zamanda muayene yapılmasına karar verebilecek.

Şüpheli hayvanların kesimine izin verilmeyecek. Karkaslar ve eşlik eden sakatat, kesimden sonra vakit kaybetmeden kesim sonrası muayeneye tabi tutulacak.

Veteriner hekim tarafından kesim, parçalama, paketleme ve yükleme esnasındaki sıcaklık şartları kontrol edilecek.

10.10.2017
Devamı

Sıcaklar Yer Fıstığını Vurdu

Türkiye’de yer fıstığı üretiminin üçte ikisinin karşılandığı Adana’da aşırı sıcaklardan dolayı yüzde 15 oranında verim düşüklüğü yaşandığı bildirildi.

Türkiye genelinde 440 bin dekarda üretilen yer fıstığının 285 bin dekarı Adana’da yetiştiriliyor. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, eylülden itibaren başlayan hasadın devam ettiğini söyledi. Adana’nın yer fıstığı üretimi bakımından ilk sırada olduğunu belirten Doğan, “Her ne kadar fıstıkta Osmaniye adı bilinmekteyse de, fıstığın ana yurdu Adana’dır. Bu yıl Adana’da fıstıkta yüzde 10-15 civarında verim düşüklüğü var. Bunun nedeni de yazın havaların çok sıcak gitmesi” ifadelerini kullandı.

Fıstık veriminin geçen yıllarda dönüm başına 600 kilogram olduğunu bu sene ise verim düşüklüğünden dolayı bu rakama çiftçilerin ulaşamadığını anlatan Doğan, “Bu yıl dönüm başına 450-550 kilogram arasında verim bekliyoruz. Geçen yıl bu rakamlar daha fazlaydı. Yer fıstığının kilogram fiyatı şu anda 4 lira ile 5 lira arasında değişmekte. Fıstığın içi dolgunsa 5 lira, içi eğer ortaysa 4 buçuk lira arasında alıcı buluyor” şeklinde konuştu.

Yer fıstığı kalbi koruyor

Yer fıstığı baklagiller familyasından olup tohumlarında yüzde 45-60 oranında yağ, yüzde 20-30 oranında protein, yüzde 18 oranında karbonhidrat, vitaminler ve madensel maddeler içerir. Özellikle yağ sanayi ve çerez yapımı kullanım alanlarının başında geliyor. Sapı kuru ot ve kabuğu da çeşitli şekillerde değerlendiriliyor. İçeriğinde E vitamini, B grubu vitaminler ile fosfor, magnezyum, potasyum, sodyum ve kalsiyum mineralleri bulunuyor ve bu nedenle yer fıstığı vücuda kuvvet ve enerji verip kalbi korumaktadır.

10.10.2017
Devamı

Şekilli Meyvede İhracat Hedefi

Türkiye’de üretilen kalp, küp ve yıldız şeklindeki karpuz, kavun, elma, limon ve salatalığın Katar ve İtalya’ya ihracatı için görüşmeler sürüyor. Adet olarak satışa sunulan kavun ve karpuz 180, elma 23, limon 20, salatalık ise 7 liradan iç pazarda alıcı buluyor.

Türkiye’de üretilen kalp, küp ve yıldız şeklindeki karpuz, kavun, elma, limon ve salatalığın ihracatını hedefleyen girişimci, talep aldığı Katar ve İtalya’yla yurt dışı pazarına açılmayı hedefliyor.

Orman mühendisi iş adamı İsmail Yanarateş, katma değeri düşük bir ürünü, katma değeri yüksek bir ihracat ürünü haline getirdiklerini ve yüzlerce kişiye istihdam sağladıklarını, bunun da kendileri için son derece değerli olduğunu belirtti.

2 milyon liralık Ar-Ge yatırımı ve 4 yıllık çalışma sonunda Türkiye’de patentini aldıkları kalp, küp ve yıldız şeklindeki PVC meyve-sebze kalıplarıyla üretim gerçekleştirdiklerini ifade eden Yanarateş, ürünlerinde yüksek kalite ve verim elde etmek ve rekabette öne geçmek için yerinde üretim modeliyle hareket ettiklerini dile getirdi. Yanarateş, bu kapsamda, Adana’da limon, İstanbul’da kavun, karpuz ve salatalık, Mersin, Kahramanmaraş ve Niğde’de elma, Osmaniye’de de kavun ve karpuz üretimi yaptıklarına dikkati çekti.

Yanarateş, şöyle devam etti:

“Ailemiz dört nesildir tarımla uğraşıyor. Japonya seyahatim sırasında şekilli meyveleri görmüştüm. Bu ürünlerin Rusya, Avrupa ve Körfez ülkelerine ihracatı yapılıyor. Japonya ve Amerika pazara hakim durumda. Ülkemiz, coğrafi konum itibarıyla pazara çok yakın. Bu nedenlerle üretime başladık. Böylelikle, dünyada 2,5 milyar dolarlık ihracat hacmine sahip şekilli meyve pazarında Türkiye de yerini alacak. Şu anda İtalya ve Katar’la görüşmelerimiz sürüyor. En yakın zamanda ihracata başlamayı hedefliyoruz.”

Yanarateş, ürünlerini adet olarak satışa sunduklarını belirterek, kalp ve küp şeklindeki kavun ve karpuzun 180, elmanın 23, limonun 20, kalp ve yıldız şeklindeki salatalığın ise 7 liradan iç pazarda alıcıyla buluştuğunu söyledi.

Yanarateş, “Hangi meyve hangi ilde daha kaliteli üretiliyorsa üretimi orada gerçekleştiriyoruz. Doğal yöntemlerle üretim yapıyoruz. Türkiye’de şekilli meyve üretimine ilk biz başladık ve şu anda başka üretici yok.” diye konuştu.

Ürünlerinin, seçkin market, restoran ve otellerde yer aldığını aktaran Yanarateş, “Bu ürünler yemek sunumunda tasarım amaçlı kullanıyor. Marketlerden ve online satış sitemizden satın alınarak hediye amaçlı da kullanılabiliyor. Yılda ortalama 60 bin adet karpuz-kavun, 20’şer bin adet limon ve elma ile 100 bin adet salatalık üretiyoruz.” ifadelerini kullandı.

10.10.2017
Devamı

Büyümenin Yolu Kırsaldan Geçiyor

Küçük aile çiftçiliğinin desteklenmesini öneren Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü, şehirleşmenin küçük ölçekli milyonlarca aile çiftliği için büyük zorlukları beraberinde getirdiğini bildirdi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 9 Ekim’de açıkladığı Gıda ve Tarımın Durumu 2017 Raporu’na göre, gelişmekte olan ülkeler için kalkınmanın yolu kırsaldan geçiyor. Gelişmekte olan ülkelerde ekonomik büyümenin anahtarı uzun yıllar yoksulluğun sebebi olarak görülen kırsal bölgeler olduğu belirtilen raporda küçük aile çiftçiliğinin desteklenmesi isteniyor…

Gelişmekte olan ülkelerde gelecek yıllarda, işgücüne katılmaya hazır milyonlarca genç insanın yoksulluktan kurtulmak için kırsal bölgeleri terk etmesine gerek olmadığı belirtilen raporda: “Ancak daha genç ve kalabalık bir gezegenin beslenmesi ve istihdamına yardım etmek için kırsal bölgelerin potansiyellerini ortaya çıkaracak çok geniş ve köklü dönüşümler gerekiyor” bilgisine yer verildi.

Kırsal bölgelerin, gıda üretimi ile ilgili sabitlenmiş ekonomik büyüme için geniş bir potansiyel olduğu vurgulanan raporda özetle şu görüşlere yer verildi: “Dünyadaki yoksul ve aç insanların çoğunluğu bu bölgelerde yaşarken, 2030 kalkınma gündeminin başarıya ulaşması çoğu zaman ihmal edilen bu potansiyelin ortaya çıkarılmasına bağlı olacak. Bunu yapmak; geçimlik tarımda düşük verimlilik, birçok yerde sınırlı endüstrileşme, hızlı nüfus artışı ve şehirleşmeden oluşan oldukça zorlu bir bileşimin üstesinden gelmeyi gerektiriyor. Bunların hepsi gelişmekte olan milletlerin kendini besleme ve yurttaşlarını istihdam etme konularında büyük zorluklar oluşturuyor.”

Şehirlerin gıda talebi ve kırsala etkileri

Gıda ve Tarımın Durumu raporunda; kırsal ekonomilerde ihtiyaç duyulan dönüşümlerin, gıda sistemlerini çeşitlendirmek ve çiftlik dışı tarıma bağlı faaliyetlerde yeni ekonomik fırsatlar yaratmak için kentsel bölgelerde artan gıda talebini harekete geçirilebileceği ifade ediliyor.Raporda: ” Bu; işleyen veya arıtan, paketleyen veya taşıyan ve gıdayı depolayan, pazarlayan veya satan işletmelerin yanı sıra tohum, araç gereç ve gübre veya sulama veya diğer hizmetlere dair üretim girdilerini arz eden işyerlerini içeriyor. Kentlerdeki gıda pazarlarından gelen giderek artan talebin şu an ulusal gıda arzının yüzde 70’ine kadarını tüketiyor. Bu geniş kırsal nüfusa sahip ülkeler için bile geçerli.” bilgisine yer verildi.

Küçük aile çiftçiliği desteklenmeli

Şehirleşmenin bir taraftan tarım için “altın bir fırsat” sağlarken diğer taraftan küçük ölçekli milyonlarca aile çiftçileri için büyük zorlukları da beraberinde getirdiği belirtilen Raporda,daha fazla kar getiren pazarlar gıda üretiminin büyük ticari çiftliklerde yoğunlaşmasına; tedarik zincirlerinin büyük işleyiciler ve perakendeciler tarafından kontrol edilmesine ve küçük çiftlik sahiplerinin dışarıda bırakılmasına yol açabileceği uyarısı yapılıyor.

Küçük aile çiftçiliğinin önemine değinilen raporda, “Destekleyici kamu politikaları ve yatırımları; dönüştürücü ve adil büyümenin bir motoru olarak kentsel talebi dizginlemenin anahtarı olacaktır. Küçük ölçekli aile çiftçilerinin pazara katılımını garanti altına alacak tedbirler bu politikalarda çok sıkı şekilde yer almalıdır.” görüşü dile getirildi.

Üç eylem planı önerisi

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) Gıda ve Tarımın Durumu 2017 Raporu’nda önerilen 3 eylem planı ise şöyle:

Birincisi; küçük ölçekli üreticilerin kentsel gıda talebini karşılamaya tamamen katılabilmelerini garanti altına alacak birtakım politikaların devreye sokulmasını içeriyor. Arazi kullanım haklarını güçlendirecek, tedarik sözleşmelerinde eşitliği sağlayacak veya krediye erişimi iyileştirecek tedbirler başlıca birkaç seçeneği oluşturuyor.

İkincisi; kırsal ve kentsel pazarları birbirine bağlayacak gerekli altyapının oluşturulması. Birçok gelişmekte olan ülkede kırsal yollar, elektrik nakil hatları şebekeleri, depolama imkanları ve soğuk taşıma sistemlerinin eksikliği; kentlerdeki taze sebze, meyve, et ve süt ürünlerine talebi çiftçilerin avantajlarına çevirmelerine büyük bir engel teşkil ediyor.

Üçüncüsü ise, mega kentlerin kırsal-şehirsel ekonomilere daha iyi bağlanmalarını değil, aynı zamanda daha küçük, kentsel alanların dışında daha yayılmış bir örgüyü kapsıyor. Rapor küçük kentsel merkezlerin daha fazla gözden kaçmış gıda pazarlarını temsil ettiğinin altını çiziyor. Gelişmekte olan ülkelerde kent sakinlerinin yarısı 500 binden daha düşük nüfuslu şehir ve kasabalarda yaşıyor.

Kırsalın stratejik önemi 

Rapor; canlı gıda sistemleri inşa etmek ve özellikle küçük ve orta ölçekli şehirler gibi kentsel alanlara bağlı tarımsal sanayileri desteklemek için kırsal bölgelere politika desteği ve yatırımı hedeflemenin stratejik bir hamle olacağını vurguluyor; öyle bir girişimin neden kırsal bölgelerde istihdam yaratacağı, daha fazla insanın yerinde kalmasını sağlayacağı ve insanların gelişimine katkıda bulunacağının önemine dikkat çekiyor.rapora göre, dönüştürülen kırsal ekonomiler insanların yer değiştirmesine yol açan tüm baskıları çözen her derde deva bir ilaç olmayacak, ancak ihtiyaç duyulan işlerin çoğunu üretecek ve göçü, bir zorunluluk olmaktan çıkarıp bir seçeneğe dönüştürmeye katkıda bulunacak.

Küçük şehir ve kasabaların kırsal için önemi

FAO Genel Direktörü General José Graziano da Silva raporun önsüzünde “Bu durum politika yapıcılar ve planlamacılar tarafından çok sık ihmal edilmiştir: Küçük şehirlerin ve kasabaların bölgesel ağları kırsal insanlar için referans noktasıdır—bu ağlar, buradaki insanların tohumlarını satın aldığı, çocuklarını okula gönderdiği, sağlık ve diğer hizmetlere ulaştığı yerlerdir.” diye yazdı.

FAO Genel Direktörü “Politika yapıcılar; küçük şehirlerin ve kasabaların kırsal-şehir bağlantısına aracılık etmek ve küçük ölçekli çiftçilere ürünlerini pazarlamak ve ekonomik büyümenin faydalarından pay almaları için daha fazla fırsatlar sağlamada harekete geçirici olumlu bir rolleri olduğunu kabul etmeli.” diye ekledi.

Temel veriler:

 Kırsal dönüşüm 1990’lardan bu yana gerçekleşiyor; bu tarihten itibaren kırsalda yaşayan 750 milyon ilave insan günlük kişi başı 3,1 Amerikan Doları olan makul yoksulluk sınırının üstünde gelire sahip.

 1960’ta gelişmekte olan ülkelerin nüfusunun yüzde 22’si (460 milyon insan) şehirlerde ve kasabalarda yaşarken bu oran 2015’te yüzde 49’a (3 milyar insan) yükseldi.

 Gelişmekte olan ülkelerin kırsal nüfusu 1960 (1,6 milyar insan) ile 2015 (3,1 milyar insan) arasında yaklaşık 1,5 milyar arttı.

 Güney Asya’da 1 milyon ve Sahra Altı Afrika’da 2,2 milyon genç insan 2010 ile 2015 yılları arasında iş piyasasına girdi.

 Nüfusu 5-10 milyon arasında olan büyük şehirler ve nüfusu 10 milyondan fazla olan mega kentlerin sakinleri dünyanın kent nüfusunun sadece yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor.

– Gelişmekte olan ülkelerde çoğu kentsel alan görece küçüktür. Kentsel nüfusun yaklaşık yüzde 50’si bu da 1,45 milyar insan demek—nüfusu 500 binden düşük şehir ve kasabalarda yaşıyor.

 Bugün dünya nüfusunun yaklaşık yarısı nüfusu 500 binden az şehirlerde veya onu çevreleyen kırsal alanlarda yaşamaktadır.

 Küresel olarak küçük kentsel alanlar günümüzde kentsel gıda talebinin yaklaşık yüzde 60’nı teşkil ediyor.

 2030 yılına gelindiğinde dünyanın az gelişmiş bölgelerindeki kentsel nüfus 4 milyar olacak.
Bu kent sakinlerinin yüzde 80’i Afrika, Asya ve Latin Amerika’da yaşıyor olacak.

– 2030’da dünya kent nüfusunun çoğunluğu 1 milyondan düşük nüfuslu şehirlerde bulunacak; bunlardan yüzde 80’i 500 binden düşük nüfuslu şehirlerde yaşayacak.

 Sahra Altı Afrika’daki kentsel gıda pazarının değeri 2010-2030 yılları arasında büyük ihtimalle 4 kat artarak 313 milyon Amerikan dolarından 1 trilyon Amerikan dolarına ulaşacak.

 Doğu ve Güney Afrika’da gıda pazarından alışveriş yapan şehirli tüketicilerin payı şimdiden yüzde 52 ve bunun 2040 yılında yüzde 67’ye yükselmesi bekleniyor.

10.10.2017
Devamı

Kanser Tedavisinde Kullanılacak Yumurta!

Japon bilim insanları tavukların kanser ve hepatit tedavisinde kullanılabilecek maddeler içeren yumurtalar vermesini başardı.

Gen teknolojisiyle yumurtalarda interferon beta denilen bağışıklık sistemini güçlendiren bir protein üretildi. Interferon beta, deri kanseri ve hepatit tedavisinde kullanılıyor.

Normal şartlarda interferon betanın birkaç mikrogramını üretmenin maliyeti 900 doları buluyor. Yeni yöntemle önce bu maliyetin yarı yarıya indirilmesi, ilerleyen zamanlarda ise şimdiki fiyatının yüzde 10’undan daha az bir maliyette satılması hedefleniyor.

10.10.2017
Devamı

Nihat Çelik: Sistematik Projeler Ortaya Koyacağız

Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Muhammet Oluklu, Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ( TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik’i, yeni Genel Merkez binasındaki makamında ziyaret etti.

Sohbet toplantısı havasında geçen ziyarette Genel Başkan Nihat Çelik, yeni Genel Merkez binasının ihtiyaçlara cevap verecek şekilde düşünüldüğünü belirterek,” Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği olarak İl Birliklerimizin de desteği ile her geçen gün gelişim gösteriyoruz. Merkez birliği olarak gösterdiğimiz bu gelişim, küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi için yeni projeler üretmemizi de zorunlu kılıyor. Bu anlamda önümüzdeki dönemler için belirli planlar oluşturuyoruz. Bu planlar dâhilinde, küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi için Merkez Birliği olarak, Genel Merkezimizde oluşturacağımız teknik birimler olacak. Bu birimler, küçükbaş hayvancılığın sistematik bir şekilde yapılması için Türkiye genelindeki yetiştiricilerimize destek verecek” dedi.

Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği olarak belirlenen projeleri gerçekleştirmek üzere çalışmalar yürütüldüğünü söyleyen Çelik” TÜDKİYEB’in Genel Başkanlık görevine geldiğimde belirli hedefler ortaya koydum. Bu hedeflerim her zaman gerçekçi, yapılması mümkün olan şeylerdi. Genel başkanlık görevime başladığım günden itibaren ortaya koyduğumuz bazı hedeflerimizi gerçekleştirdik, hala da gerçekleştirmeye devam ediyoruz. Gerçekleşmesinden mutluk duyduğumuz projelerimiz gün geçtikçe artıyor. Bu projelere cevap verebilmek adına kolektif çalışmalar yürütmemiz gerekiyor. Dolayısıyla mekânsal anlamda da ihtiyaçlarımız artıyor. Bu nedenle Genel Merkezimizi çalışmaya daha elverişli bir mekâna taşıdık.  Yeni Genel Merkez binamızın bütün birliklerimize ve üyelerimize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

Ziyaretin ardından TÜDKİYEB Genel Merkez binasını gezen Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Muhammet Oluklu, TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik’e hayırlı olsun temennisinde bulundu.
 

 
 
9.10.2017
Devamı

Solucan Gübresinden Büyük Kazanç!

Tekirdağ'ın Çorlu İlçesi’nde Mehmet Büyükyılmaz, kurduğu tesislerde 5 milyon solucandan elde ettiği gübrelerin tonunu 2 ile 2 bin 500 lira arasında değişen fiyatlarla satıyor.

Çorlu’da yaşayan 35 yaşındaki Mehmet Büyükyılmaz, pazarcılık yaparken, Sarılar Mahallesi’nde solucan gübresi üretmek için 2 yıl önce tesis kurdu. Tesiste tek başına çalışarak 100 bin solucan ile gübre üretmeye başlayan Büyükyılmaz, gübreye ilginin artması üzerine solucan sayısını 5 milyona çıkardı. Büyükyılmaz, “İki seneden beri solucan gübresi işletmeciliği yapmaktayım. İlk 100 bin solucanla başladım. Şu anda 5 milyonu aşkın solucanım var. Ürettiğimiz gübreyi Çorlu ve bölgedeki üreticilere, seracılara satmaktayız. Sektör güzel bir sektör ama uğraşması zor. Evde çocuğunuzla nasıl ilgileniyorsanız, bunlarla da ilgileneceksiniz. Nemini, suyunu kontrol edeceksiniz, yemsiz bırakmayacaksınız” dedi.

Büyükyılmaz, tesislerine ayda 10-11 ton civarında solucan gübresi elde ettiğini belirterek, “Tabii bu, mevsim şartlarına göre değişiyor. Çok soğuk olduğu zaman daha düşüyor. Çok sıcaklarda düşüyor. Şu anki ortam onlar için ideal bir ortam. Tonunu 2 ile 2 bin 500 lira arasında değişen fiyatlarla satıyoruz. Potansiyel var. Şu ana kadar ürettiğimiz tüm gübreyi sattık, hepsi gitti. Daha da siparişlerimiz var. Daha çok ilkbahar, yaz fide işi ve seracıların büyük talepleri var. Solucanları beslemek için ise semt pazarlarında toplanan atıklar ile yapıyoruz” diye konuştu.

9.10.2017
Devamı

Pancarın Zahmetli Yolculuğu Başladı

Türkiye’nin şeker ihtiyacının önemli bir bölümünün karşılandığı Çorum’da pancarın tarladan sofraya zahmetli yolculuğu başladı.
Genellikle modern tarım tekniklerinin kullanıldığı bölgede bazı çiftçiler hala geleneksel yöntemleri tercih ediyor.

Tarladan fabrikaya getirilen pancarlar, çeşitli işlemlerden geçirilip yaklaşık 1,5 günlük çalışmayla şekere dönüştürülüyor. Hasat edildikten sonra traktör veya kamyonlarla fabrikaya getirilen pancarlar, kantara boşaltıldıktan sonra polar ölçümü yapılarak bant sistemi ile yıkanacağı bölüme taşınıyor. Pancarlar burada su içinde yıkama kanallarına gönderiliyor. Kanalda otlardan ve taşlardan arındırılan pancarlar, yine bant sistemi ile işleme alanına getiriliyor. Burada cips haline dönüştürülen pancarlardan şerbet elde ediliyor. Şerbet buhar kazanlarından geçirilerek koyulaştırıldıktan sonra pişirme kazanlarında lapa haline getiriliyor. Lapalar soğutucularda soğutulup kristalleşmesi sağlanıyor. Yaş halde elde edilen şeker elenip kurutuluyor. İşlemlerin tamamlanmasının ardından ortaya çıkan şeker torbalanıp, stoklanıyor.

Çorum Şeker Fabrikasının ekonomiye katkısı 400 milyon lira

Çorum’un en büyük kamu yatırımı olan şeker fabrikasında kristal şekerin yanı sıra yan ürün olarak melas ve yaş pancar posası üretimi yapılıyor. Fabrikaya bağlı merkez, Alaca, İskilip, Osmancık, Sungurlu ve Yerköy olmak üzere 6 bölge şefliği bulunurken, 147 köyde 3 bin 40 çiftçi tarafından 97 bin 950 dekarlık alanda pancar ekimi yapıldı. Bu alandan elde edilecek ürün miktarı 525 bin ton olup, fabrikanın Bor, Kırşehir ve Çarşamba Şeker Fabrikalarından alacağı 220 bin ton pancar ile işleyeceği pancar miktarının 710 bin ton olacağı belirtildi. Şeker fabrikasında işlenen pancardan yaklaşık 97 bin ton kristal şeker, 31 bin ton melas, 180 bin ton yaş pancar posası üretimi beklenirken, işletmenin bu yıl yapacağı üretim faaliyetlerinden bölgeye sağlanacak parasal değer 400 milyon lira.

Pancarın tarladan şekere uzanan yolculuğu hakkında bilgi veren Şeker İş Sendikası Başkanı Sefer Kahraman, pancarın münavebeli ekilen bir bitki olduğunu belirterek, “Pancarın ne kadar ekileceğini, hangi bölgelere ekim yapılacağını, kotasını, tohum ekildikten sonraki süreçte sulamasından gübrelemesine yetişip sökülmesi anına kadarki süreci fabrikamızdaki ekim söküm çavuşları vasıtasıyla kontrol ederek çiftçilerin iyi bir verim alması sağlanır. Daha sonra modern tarım teknikleriyle çiftçilerimiz bu pancarları söküyorlar. Söküldükten sonra pancarları fabrikamıza getirerek teslim ediyorlar” dedi.

Çiftçilerin pancarların şeker oranı ve fire tespiti konusunda kendilerine sürekli sorular yönelttiğini dile getiren Kahraman, “Çiftçilerimiz müsterih olsun. Hiçbir çiftçimizin hakkı yenmez. Otomatik olarak el değmeden polar ölçümleri yapılıyor. Otomatik olarak da fire tespiti yapılıyor. Bazen çiftçilerimiz aynı tarladan getirdiğimiz pancarlarda farklı farklı şeker oranı çıkıyor diyorlar. Bu durum gübrelemeden topraktaki su birikintisine ve çiftçilerin yaptığı bakıma kadar değişebilir. Bir de pancarların otomatik makinelerde numunesi alınıyor. Bu alım sırasında tamamen el değmiyor. Çorum Şeker Fabrikası olarak çiftçilerimizin tarladan buraya getirdikleri göz nuru olan pancarlarını hakları ve hukuklarını koruyarak ambarlarımıza şeker olarak teminini sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.


Nişasta bazlı şekerler hakkında da açıklamada bulunan Kahraman, “Nişasta bazlı şekerlerin kotasının artması pancar çiftçisinin tarlasındaki ekim alanlarının daha az olması demektir. Avrupa Birliği ülkelerinde Hollanda tamamen sıfırladı, Fransa sıfırladı. Almanya yüzde 2 ila 3 seviyesi arasında. Ülkemizde şuanda yüzde 15 ama gayriresmi olarak yüzde 30’lara kadar çıktı. Bu da ne demektir; ülkemizdeki çıkan, üretilen şeker miktarının yüzdesine göre bunu değerlendiriyoruz. 2 milyon ton şeker elde ediyorsak, bunun yüzde 2’si ne kadar yaparsa o kadar nişasta bazlı şeker üretilmesi lazım. 1998 yılından bugüne kadar sürekli artırılıyor. Bu da ülkemizin, çiftçimizin pancar ekim alanlarının azalmasına neden oluyor. Bir diğer yönü de sağlık. Nişasta bazlı şekerlerdeki fruktoz olayı doğal olmadığı için bilim adamlarından öğrendiğimiz, eğitim programlarında gördüğümüz konu obezite ve değişik rahatsızlıklara sebebiyet verdiği söyleniyor. Halkımızdan doğal ürünlerden yana olmalarını istiyoruz. Elmayı kaynatırsak reçel olur. Pancarı kaynatırsak pekmez olur. Mısırı kaynatırsak hiçbir şey olmaz. Ülkemizde mısırdan nişasta bazlı şeker üretiliyor. Bunu da halkımızın kendi değerlendirmesi gerekir. Fruktoz dediğimiz NBŞ’lerden uzak durmaları gerekir" diye konuştu.

“Kadro sorunumuz çözülmeli, bacalarımızın tütmesini istiyoruz”

Çorum Şeker Fabrikası ve fabrika çalışanlarının kadro sorunu hakkında da bilgi veren Kahraman, şunları kaydetti:
“Bu sezon Çorum Şeker Fabrikasında 710 bin ton pancar işlenecek fabrikamızda. Bundan 90 bin ton kristal şeker üretimi, 180 bin ton küspe, 30 bin ton civarında melas elde edeceğiz. Çorum Şeker Fabrikasının istihdamla birlikte bölgeye sağladığı katma değer 400 milyon lira. Fabrika Çorum’un tek sanayi kuruluşu. Bölgedeki tüm esnafa katkısı olan bir kuruluş. Çorum Şeker Fabrikasının sanayideki en büyük sorunu yetersiz eleman sayısı. 15 yıl önce 600 işçimiz vardı, bugün fabrikanın 300 işçisi var. Bunun 110 tanesi geçici işçi. Bu çalışanların kadro sorunu var. Kadro sorunları halledilerek şeker sanayisine yeniden eleman alınması en büyük beklentimiz. Taşeron işçi gündeme geliyor, çözülsün, ülkenin kanayan yarası. Bizim de personel sorunu çözülmeli, arkasından yeni eleman alınmalı. Fabrikamızın bacaları tütmeli. Ülkemize katma değer ve istihdam sağlamaya devam etmeli.”
9.10.2017
Devamı

Küçükbaşa Destek Yüzde 50 Artırılacak

Et ve Süt Kurumu (ESK) etteki fiyatı düşürmek için ithal et getirip, marketlerde reyon kiralayıp, satış yapmaya hazırlanırken, hükümet de destekleri artırma yolunda. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, yerli üretimi artırmak için küçükbaş hayvancılığa verdikleri destekleri yüzde 50 artıracaklarını ifade etti. Daniş, bu yolla Türkiye’nin küçükbaş hayvan sayısının da yüzde 50 artırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

Müstakil Sanayiciler ve İş adamları Derneği (MÜSİAD) 97’ncisini düzenlediği Genel İdare Kurulu toplantısını Aksaray’da gerçekleştirdi. Toplantıya; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Aksaray Milletvekili İlknur İnceöz, Aksaray Vailisi Aykut Pekmez, Aksaray Belediye Başkanı Haluk Şahin Yazgı, MÜSİ- AD Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, MÜSİAD Aksaray Başkanı Eyüp Dağdaş ve Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Koçaş’ın yanı sıra MÜSİAD Şube Başkanları ve üyeleri katıldı.

Toplantıda MÜSİAD’ın gıda, tarım ve hayvancılık konusunda sorun ve çözüm önerilerinin yer aldığı ve 31 şube ve temsilciliğinin katılımıyla hazırladığı “İyi Ekonomide Gıda, Tarım ve Hayvancılık” kitapçığı bakanlık temsilcilerine verildi.

Toplantıda konuşan Bakan Yardımcısı Daniş, sanayi devriminin ardından yaratılan tüketim toplumuyla birlikte tüm dünyanın tarımı geri plana attığını dile getirdi. Dünyanın bu yanlıştan çabuk döndüğünü kaydeden Daniş, “2. Dünya Savaşı’nın ardında Avrupa’da tarım arazileri birleştirildi. Biz ise bunu başaramadık. Ayrıca arazilerimizi suyla da buluşturamadık. Toprakların miras yoluyla bölünmesinin önüne Ak Parti Hükümeti geçti” dedi. Tarımın vazgeçilemeyecek bir sektör olduğunu ifade eden Daniş, kendi gıdasını üretemeyen ülkelerin tam bağımsız olamayacağını savundu.

Türkiye’nin tarım alanı varlığı konusunda dünyada 15’inci sırada olduğunu anlatan Daniş, şöyle devam etti: “34.5 milyon hektar alanda tarım yapıyoruz ama yapısal sorunlarımız var. Bir çiftçimizin toplan tarım yaptığı alan 60 dekar. O da tek parselde değil. Avrupa’da bir çiftçi en az 110 dekar alanda tarım yapıyor. Hedefimiz 2023 yılına kadar toplulaşma işini çözmek. Aynı zamanda parsel büyütme çalışmamız da var. Öte yandan 8.5 milyon hektar arazimizi suyla buluşturacağız.”

Türkiye’de büyükbaş hayvan etinin daha fazla tercih edildiğini dile getiren Mehmet Daniş, küçükbaş hayvan etinin tüketiminin artırılması gerektiğini belirtti. Küçükbaş hayvana verilen devlet desteğinin yüzde 50 oranında artırılacağını vurgulayan Daniş, bu yolla küçükbaş hayvan varlığının da aynı oranda artırılmasının hedeflendiğine dikkat çekti.

“Hayvan sayısı yüzde 50 artmazsa, et fiyatları düşmez"

Son dönemde kamuoyunu sıkça meşgul eden et fiyatlarıyla ilgili konuşan MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, küçükbaş hayvan sayısında yüzde 50 artışın sağlanamaması halinde fiyatların düşmeyeceğini savundu.

Hayvancılıkla ilgili verilerin tam anlamıyla tatmin etmemesine karşın, sektörde sevindirici gelişmeler yaşandığını söyleyen Kaan, “Yerli et üretimini artırmak noktası, bu gelişmelerden biri. Ette ithalatın son bulması fikrini önemsiyoruz. Çünkü ilk etapta bizim kendi tüketimimizi karşılayıp, ardından ihracatımızla dünyadaki önemli et üreticilerinin karşısındaki yerimizi almalıyız. 2016 yılında Türkiye’de 14,3 büyükbaş, 44 milyon ise küçükbaş hayvan bulunuyordu. Bu sayıyı mümkün olduğunca artırmalıyız. Et ve süt sektörü birbirinin ayrılmaz parçasıdır. Süt hayvancılığında kombine ırklara geçilerek, daha verimli süt ve et ihtiyacını karşılayabiliriz. Uluslararası piyasalarda etkin bir aktör olarak yer almak üzere, geçen sene süt ürünlerinde uygulanan ihracat desteğinin devam ettirilmesini özellikle tavsiye ediyoruz” diye konuştu.

“Tohumları sertifikalandırmak şart”

2016 verilerine göre son 10 yılda gıda, tarım ve hayvancılık ürünleri ihracatının 8 milyar dolardan 16,2 milyar dolara yükseldiğini anlatan Kaan, gelecek 10 yılda ise bu rakamı 40 milyar dolara yükseltme hedefi olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin doğal tohum ve embriyo açısından oldukça zengin olmasının, doğal organik tarımda önemli bir fırsat olduğunu belirten Kaan, şunları anlattı:

“4000 civarında endemik tohum ve lezzet çeşitliliğimiz üzerinden yapılacak organik tarım, ekonomimize farklı bir boyut ve katma değer sağlayacaktır. Aynı zamanda organik tarımda biyo-çeşitlilik sağlanmalı ve bunu sürdürülebilir bir hale getirilmeliyiz. Bunu başardığımızda, kalitesiyle diğer pazarlara göre çok daha ileride olan memleketimizin ürünleri, uluslararası pazarda rekabet edebilecektir. Bunun için de, ürünlerimizi ve tohumlarımızı sertifikalandırmak zorundayız.”

"Akıllı tarıma önem vermeliyiz"

Küresel pazarda yer almak için arazi ve iş gücü verimliliği, pazara yönelik ve pazarın beklentilerine göre organize olmuş ‘akıllı tarım’ uygulamalarına önem vermek gerektiğini ifade eden MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, “Daha önce gelmiş olan ‘Makro Havzalar Modeli’ açılımının bir versiyonu mesafesinde kalan ‘Milli Tarım Projesi’nin ötesinde, felsefesi, vizyonu, kalkınma planı ve programı olan köklü bir reform söz konusu olmalı. Hem konvansiyonel tarım hem de fonksiyonel tarım yaklaşımını bir arada kurgulamak zorundayız. Dışa bağımlı kaynaklarda rasyonel ve rekabetçi bir bakış açısıyla planlanacak verimliliği önceleyen teşvik politikasıyla konvansiyonel; doğal/yerli kaynaklarda ise milli ve destekleyici bakış açısıyla planlanacak ürün çeşitliliğini önceleyen teşvik politikalarımızla da fonksiyonel tarımı bir arada kurgulamak zorundayız. Bu, ülkemizi uluslararası rekabete hazırlıklı kılacaktır” dedi.

9.10.2017
Devamı

Bakanlıktan Sığır İthalatına İlişkin Açıklama

 Gıda, Tarım ve Hayvacılık Bakanlığınca, "Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliğ"in özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme olmadığı bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Resmi Gazete'de yayımlanan söz konusu tebli̇ğe ilişkin bazı basın yayın organlarında yanlış değerlendirmelerin yapıldığına işaret edildi.

Sığır eti ithalatındaki sağlık ve teknik şartları düzenleyen tebliğin, 2012 yılında yayımlanan tebliğde yer alan denetim ile ilgili hususların detaylandırılması amacıyla hazırlandığı belirtilerek, kemiksiz et ithalatı hususunun da bu amaçla düzenlemeye dahil edildiği vurgulandı.

Tebliğ ile ilk kez özel sektöre sığır eti ithalat izni verileceği iddiasının gerçeği yansıtmadığı bildirilerek, iddialara konu olan tebliğin ilgili maddesindeki ifadelerin, daha önce uygulanan 2010 ve 2012 yıllarındaki tebliğlerde de aynen yer aldığı, dolayısıyla özel sektörün ithalat yapabilmesiyle ilgili kuralların yeni olmadığı kaydedildi.

İthalatın gerçekleştirilebilmesinin Bakanlıktan alınacak kontrol belgesi ile mümkün olabileceğinin altı çizilerek, "Özel sektöre 2012 yılından bu yana kontrol belgesi düzenlenmemiştir. İthalat, sadece Et ve Süt Kurumu tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla bu tebliğ, özel sektöre et ithalatının önünün açılmasıyla ilgili bir düzenleme değildir." ifadeleri kullanıldı.

9.10.2017
Devamı

Baydar: Kuraklık Yem Fiyatlarını Vurdu

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkan Yardımcısı Yunus Baydar, yaptığı açıklamada, bu yıl ülke genelinde kurak bir dönem yaşandığını ancak kuraklığın özellikle Doğu Anadolu Bölgesi’nde daha çok hissedildiğini söyledi.

Kuraklığın, büyükbaş hayvancılığın merkezlerinden Ardahan’da kaba yem ihtiyacı açısından en derin şekilde hissedildiğini belirten Baydar, bu nedenle hayvancılığa destek için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından destek talep ettiklerini ifade etti.

Baydar, şunları kaydetti:

“Bu yıl, Doğu Anadolu’da son 50 yılın en kurak sezonu oldu. Hayvanlar kışın 5-6 ay da içeride bakılacak. Kuraklıktan dolayı en zor yılını yaşayan besicimiz kışın ayrıca zorlanacak çünkü yem üretimi açısından mahsulünü gerektiği şekilde alamadı. Önceki yıllara göre kuraklıktan dolayı yaptığımız çalışmalar da gösteriyor ki mahsulde yüzde 60-65 oranında azalma oldu. Yem bitkisi ve kaba yem noktasında Ardahan ve çevre illerde sıkıntı yaşandı. Doğu Anadolu’nun kuzeyinin büyük bir kesiminde kaba yem noktasında ciddi eksiklik var.”

“Ot ve saman fiyatları da arttı”

Baydar, bu sebeple kilosu 50 kuruş olan ot ve saman fiyatının da yüzde 50 arttığını ifade ederek, besicinin zararının yöredeki gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüklerince de tespit edildiğine işaret etti.

Bu konuda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile yapılan görüşmelerin olumlu geçtiğini söyleyen Baydar, şunları kaydetti:

“İlgili bakanlıktan talebimiz üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflere olan borçların yapılanmasıydı, Ardahan da bu kapsama alınan illerden birisiydi. Talebimiz olumlu karşılandı. Biz tabii ki bunun bir an evvel Bakanlar Kurulu kararında çıkmasını, yürürlüğe girmesini istiyoruz. Bu destek üreticimize bir nebze de olsa soluk aldıracaktır. Büyükbaş hayvanın en büyük ihtiyacı kaba yem ve kuraklık bu açıdan bizi olumsuz etkiledi.”

Baydar, devletin besiciye yardım yapacağı konusunda ümitli olduklarını ve bu yardımın eylül ayında sonuçlanmasını beklediklerini belirtti.

6.10.2017
Devamı

"Sağlık Şartları Üst Seviyede"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Japonya’ya kanatlı eti ihracatının, sektörün ulaştığı sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun bir göstergesi olduğunu söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’den Japonya’ya kanatlı eti ihracatının başlayacak olmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Japonya’ya kanatlı eti ihracatına dönük çalışmalar kapsamında Türkiye’de yetiştirilen hayvanların sağlığıyla ilgili detaylı bilgilendirmelerin yapıldığını ifade eden Fakıbaba, Japonya Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı yetkililerinden oluşan bir heyetin Türkiye’yi ziyaret ettiğini ve talep edilen tüm bilgi ve belgelerin ilgili ülke resmi makamlarına iletildiğini belirtti.

Fakıbaba, “Bakanlıklar tarafından yürütülen ortak çalışmalar neticesinde, ülkemizin hayvan sağlığı statüsü ve veteriner sağlık sertifikası karşılıklı müzakere edilmiştir. Bu süreçte ülkemizden Japonya’ya kanatlı eti ihracatına başlanabilmesiyle ilgili tüm engeller kaldırılmıştır. Japon Sağlık, Çalışma ve Refah Bakanlığı tarafından kanatlı eti ithalatında kullanılacak sağlık sertifikası kabul edilmiş, ihracat başvurusu yapan firmalara ihracat izni verilmiştir.” diye konuştu.

Japonya’ya ihracatın, sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun bir göstergesi olduğunu ifade eden Fakıbaba, şunları söyledi:

“Ürünlerimizi Irak, Gürcistan, Rusya Federasyonu ve Gümrük Birliği ülkelerinin de dahil olduğu toplam 57 ülkeye ihraç ediyoruz. Bu ülkeler grubuna, gıda güvenilirliği konusunda çok hassas olduğu bilinen Japonya’yı da dahil etmiş olmamız, sektörümüz açısından sevindirici bir gelişmedir. Japonya’nın ülkemizden kanatlı eti ithalatını başlatmış olması, aynı zamanda kanatlı eti üretiminde sağlamış olduğumuz sağlık şartlarının ne kadar üst seviyede olduğunun da göstergesidir.”

6.10.2017
Devamı

Kırmızı Et Üreticilerinden Ankara'ya Yürüme Kararı

Et ve Süt Kurumu’nun besilik danaları maliyetinin altında kendilerinden alırken şimdi bir de ithal eti marketlerde satmaya hazırlanması üzerine et üreticileri harekete geçti. Bu şartlarda üretimden çekilebileceklerini belirten üreticiler, sorunlarını dile getirmek üzere Ankara’ya yürümeyi planlıyor.

Antalya’da ette ithalatın artırılmasına tepki gösteren et üreticileri, Et ve Süt Kurumu’nun da kırmızı et fiyatını düşürmek için, market zincirlerinde reyon kiralayacağını duyurmasının ardından, üretimin biteceğini açıkladı. Kırmızı Et Üreticileri Birliği Antalya Şube Başkanı İlhan Ayhan, “Bakanlığımıza deriz ki, gerekirse etin ithalatını siz yaparsınız, biz üretimden çekiliriz. Bu konuda genel merkezimizle ciddi bir çalışma yürütüyoruz, Ankara’ya yürüyeceğiz” diye konuştu.

Kırmızı Et Üreticileri Birliği Antalya Şube Başkanı İlhan Ayhan, et fiyatının ithalatla terbiye edilemeyeceğini kaydederek, ithal etin sadece günü kurtaracağını dile getirdi. Asıl çözümün, üreticinin eti ucuz imal etmesi olduğunu vurgulayan Ayhan, “Bugünkü şartlara göre üretici 55 TL’ye yem, yüksek fiyattan saman alıyor, bunlar da göz önünde bulundurulmalı” dedi. Ayhan, limuzin, şarole, angus gibi et bakımından verimli ırkların yaygınlaştırılması gerektiğini de kaydetti.

‘Üretici, danasını kestiremiyor’

İthal et alımının besiciliği de yok ettiğine dikkat çeken Başkan Ayhan, “Üreticinin danası var, kestiremiyor. Et ve Süt Kurumu, üreticiye 23 bin TL fiyat veriyor, dananın üreticisine maliyeti 28 bin TL, bu intihar. Maliyetin altında üretimin devam etmesi mümkün değil, özellikle de genç yaşta besici bu sene zarar ederse seneye yapmaz” dedi.

‘Üretimden çekilmeyi düşünüyoruz’

Devletin et fiyatını düşürmek için ithal et alımını çoğaltmasıyla birlikte Et ve Süt Kurumu’nun marketlerde reyon kiralayarak ucuz et satacağını duyurmasının çok yanlış olduğunu dile getiren Ayhan, “30 yılda üç kez aynı oyun oynandı, üçü de olmadı. İthal bağımlısı olup çıkacağız, böyle giderse üretimden çekilmeyi düşünüyoruz. İthal etin üretimizi zayıflattığı günden itibaren genel merkezimizle istişare içindeyiz, farklı şehirlerdeki birlikte Ankara’ya yürüyeceğiz. Bakanlığımız farklı bir opsiyon getirmezse deriz ki, siz ithalatınızı yaparsınız, biz üretimden çekiliriz” ifadelerine yer verdi.

‘İlerisi iyice karanlık’

Antalya Ticaret Borsası Meclis Üyesi ve Sönmez Et’in sahibi üretici Ata Sönmez de dünyada et fiyatlarının düşük olmasına rağmen Türkiye’de yüksek olmasını su yoksunluğuna bağladı. Sönmez, “Bizim su kaynaklarımız yeterli olmadığı için mera olmuyor, mera olmazsa besicilik, ucuz et olmaz. Batı bölgelerinde mera alanları hep imara açıldı. Etin fiyatının yüksek olmasının; birinci nedeni susuzluk, ikinci nedeni imar. Doğuda da PKK olayı nedeniyle gerginlik var ve bu da hayvancılığı etkiliyor. Oradaki meralara hayvan çıkaramıyorlar. Eskiden doğuya tedarikçi diyorduk, şimdi dışarıdan alıyoruz” dedi.

Et ve Süt Kurumu’nun ucuz et satabilmek için bulunduğu girişimlere de değinen Sönmez, “Bu proje daha çok etin ithal edileceği anlamına gelir, böylece üretim biter. Üretici ucuz et fiyatına etinin fiyatını düşüremez, ilerisi iyice karanlık” açıklamasında bulundu.

Torba yasa, meralara sanayi yatırımı riskini artırıyor

Meralarda sanayi yatırımının önünü açacak hükümlerin kamuoyu tepkisi üzerine Üretim Reformu Paketi’nden çıkarılmasının ardından, benzer hükümler geçtiğimiz hafta TBMM’ye gönderilen 130 maddelik torba yasaya konuldu. Tasarının 61’inci maddesi ile endüstri bölgeleri, organize sanayi bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri, serbest bölgeler ile sanayi sitesi ve bunların ilave alanları için mera vasfının değiştirilmesi durumunda ödenecek olan ot bedelinden muafiyet getirilmesi öngörülüyor.

Aynı tasarının 53’üncü maddesinde ise Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamındaki uygulama alanlarında yer alan tarım arazilerinin, tarım dışı amaçlarla kullanım talepleri hakkında, 5403 sayımı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerinin uygulanması hükme bağlanıyor. Maddede, tarım arazilerinin zorunlu sebepler olması halinde tarım dışı amaçla kullanılabileceği ifadesi yer alıyor.

Yeterli tonaj gelirse, et fiyatları aşağı iner

Market zincirlerinde Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) reyon kiralayarak et satacağına dair yapılan açıklama perakendecilerden olumlu karşılık buldu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın geçtiğimiz günlerde Et ve Süt Kurumu’nun ülke genelinde yaygın market zincirlerinde reyon kiralayarak kıyma ve kuşbaşı et satacağını söylemişti. Türkiye Perakendeciler Fedarasyonu Başkanı Mustafa Altunbilek, “Gelen etin menşeini bilmesek bile ESK etiketli ürünleri marketlerimizde satmak istiyoruz” dedi.

Gıda Perakendeciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Songör de ESK karkas et getirip, yeteri tonajı piyasaya verirse fiyatlarda geri çekilme olacağını, ancak yeterli tonaj yakalanamaz ve talep karşılanmazsa fiyatların şimdikinden de yukarı çıkacağını söyledi.

İndirimli vergi dönemi bitiyor, köyde yaşamak zorlaşıyor

2012 yılında çıkarılan ve büyükşehirlerin sayısını artıran yasal düzenleme ile birlikte tüzel kişiliği sona erdirilen köylerde, yasayla getirilen indirimli vergi ve su kullanım dönemi bu yıl bitiyor. Öte yandan, hayvan varlığı yetersiz olan Türkiye’de, hayvan sayısı artırılması yerine, Büyükşehir Yasası ile birlikte, köylerde hayvan yetiştirme de fiilen yasaklanıyor.

Büyükşehir Yasası ile birlikte köylerde daha önce ücretsiz olarak kullanılan sular için sayaç takılması öngörülmüştü. Ancak yasanın 32’nci maddesiyle birlikte bu yerlerde içme ve kullanma suları için alınacak ücret beş yıl süreyle en düşük tarifenin yüzde 25’ini geçmeyecek şekilde belirlenmesi hükme bağlanmıştı. Köylerde indirimli tarife üzerinden su kullanılmasını öngören madde, 31 Aralık 2017 tarihinden itibaren yürürlükten kalkacak ve buralarda artık normal tarife üzerinden bu bedeli alınacak.

Hayvan yetiştirme yasaklanıyor!

Büyükşehir Yasası köylerin mahalleye dönüştürülerek belediyeye bağlanmasıyla birlikte, küçük çapta hayvancılık yapan köylülerin de ahırlarını şehir dışına taşımaları zorunluluğu ortaya çıktı. Artık mahalleye dönüşen köyler, 1593 sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanunu’na tabi oldular. Bu kanun, ilçe merkezlerinde hayvan yetiştirilmesini yasaklarken, kenar mahallelerde en fazla iki hayvan yetiştirilmesine izin veriyor. Ayrıca hayvanların yerleşim yeri içinde otlatılması ve sulanması da yasaklanıyor.

Prof.Dr. Gülçubuk: Köyde yaşamanın maliyeti arttı

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Bülent Gülçubuk, bu düzenlemeyle birlikte köyde yaşamanın maliyetinin arttığını belirterek, bunun da göç hareketleriyle somut şekilde ölçülebildiğini aktardı. Köye ait çayır, mera, otlak gibi taşınmazların da belediyelere geçtiğine dikkat çeken Gülçubuk, bazı yasalarla sınırlama getirilse de düzenlemenin mera ve otlakların, tarım dışı amaçla kullanımını kolaylaştırdığının, bazı belediyelerin yasa ile getirilen su indirimini bile kullandırmadığının altını çizdi.

‘Kasaplar için de haksız rekabet’

ESK’nın ithal eti marketlerde satma planını değerlendiren Türkiye Ziraatçiler Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş şöyle dedi: “Kasaplar ne yapacak? Onlara da haksız rekabet. Bu, yerli üreticiyi yok eder. Kırsalda çiftçiyi nasıl tutacağız? Her tarafta böyle oluyor. Bitkisel ürünlerde de böyle, hayvansal ürünlerde de… Rusya’da 2.38, ABD’de 2.30 olan mazot Türkiye’de 5 lira. Hayvan yemi 60 lira. Yonca 90 kuruş. Ne kadar dayanabilirsiniz? Küçük aile işletmelerine daha büyük sıkıntı olacak” dedi.

6.10.2017
Devamı

Fıstıkta Rekolte ve Fiyat Üreticiyi Memnun Etti

Siirt fıstığı hem verimi hem de fiyatıyla bu yıl üreticisinin yüzünü güldürdü.

19 milyon fıstık ağacının bulunduğu ilde, bu ağaçların yüzde 60'ının ürün vermeye başlamasıyla kentin fıstık üretiminde artış oldu.

Bu yıl 14 bin ton fıstık yetiştiren Siirtli üreticiler, kilogramını yaklaşık 30 liradan sattıkları bu ürünle 400 milyon lira gelir sağladı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İzzet Murat yaptığı açıklamada, Siirt fıstığının kent için önemli bir bitkisel ürün olduğunu söyledi.

Bu yıl iklim şartlarının uygunluğu sayesinde yüksek rekolte elde edildiğini belirten Murat, "Fıstık verimimiz bu yıl gayet güzel. Fıstık toptan 30, perakende 45-50 liradan satılıyor. Bu da fıstıktan yaklaşık 400 milyon liralık toplam hasılanın olduğunu gösteriyor. Bölgedeki diğer illerde fıstığın az olması Siirt’teki fıstığa rağbeti artırdı. Üreticimiz çok mutlu. Üreticimizin para kazanması bizleri de memnun ediyor." dedi.

Fıstığın kentin tarımsal hasılasında ilk sırada yer aldığını ifade eden Murat, "3 dönümden 400 dönüme kadar farklı büyüklükte bahçelere sahip üreticilerimiz var. İlimizin kırsalında yaşayan, tarımla uğraşan insanlarımızın çoğunluğu fıstıktan para kazanıyor." diye konuştu.

Siirt Ziraat Odası Başkanı Gündüz Tanık da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Valiliğin fıstık üretimi için çiftçiye büyük destek sağladığını belirterek, "Fıstık artık Siirt ekonomisinin lokomotifidir. Yetkililere katkıları için teşekkür ediyoruz." ifadesini kullandı.

Fıstık satıcısı Hacı Özalp de kilogramını toptan 30 liraya aldığı fıstığı kavurduktan sonra 50 liraya sattığını söyledi. Özalp, "Fıstığı 50 liranın altında sattığımız takdirde kazanç elde edemiyoruz. Fiyat yüksek olmasına rağmen çok yoğun bir talep var. Hakkari'den Edirne'ye her gün fıstık gönderiyoruz." dedi.

6.10.2017
Devamı

Desteklemeler Yarın Yatırılıyor!

2017 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında çiğ süt destekleri ve buzağı destekleri yarın yetiştiricilerin hesaplarına yatırılacak.

Hayvancılığı destekleme kapsamında yapılacak ödemeler

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017 yılı hayvancılık desteklemeleri kapsamında Türkiye genelinde: Çiğ süte 320 milyon TL, buzağıya 445 milyon TL, süt tozuna 15 milyon TL, çiftlik ürünlerine 5 milyon TL ve malak üreticisine 4,2 milyon TL destekleme ödemesi yapılacak.

Tarım sigortalarını destekleme ve KKYDP kapsamında yapılacak ödemeler

Tarım sigortalarını destekleme kapsamında toplamda 105 milyon TL’lik ödeme yapılacak. Bunun yanı sıra, Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında (KKYDP) 11,3 milyon TL’lik ödeme yetiştiricilerin hesabına yatırılacak.

Genç çifti projesi ile genç nüfusun istihdamına yönelik yapılan proje kapsamında ise 13 milyon TL’lik ödeme yapılacak.

Desteklemeler nereye yatırılacak?

Yetiştiricileri ekonomik anlamda rahatlatması beklenen desteklemeler, 6 Ekim 2017’de mesai bitimine kadar Ziraat Bankası Şubelerine yatırılacak. Üreticiler Kimlik Numaralarına (TC) yatırılacak olan desteklemeleri yarından itibaren kullanabilecekler.

2017 desteklemelerinin yüzde kaçı ödendi?

2017 yılı tarımsal destekleme ödemeleri kapsamında, 6 Ekim 2017’de yapılacak ödemelerin toplamı 918.5 milyon TL’ye tekabül ediyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2017 yılının Ocak ayından itibaren toplamda 10,5 Milyar TL’lik destekleme yaptı. Bu da, 2017 desteklemelerinin yüzde 82’sinin ödendiği anlamına geliyor.
 
5.10.2017
Devamı

Yaş meyve ve sebze ihracatında yüzde 15 artış

Türkiye’nin yaş meyve ve sebzede 9 aylık ihracatı, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla miktarda yüzde 15, değerde yüzde 12 artış göstererek 1,31 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Türkiye Yaş Meyve ve Sebze Sektör Kurulu ve Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kavak, ocak-eylül dönemi yaş meyve ve sebze ihracatına ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kavak, “Yaş meyve sebze ihracatında 9 aylık dönemde ülkemize toplamda 1,31 milyar dolar döviz girdisi sağladık. Bu alandaki ihracatımızda bir önceki yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 15, değerde yüzde 12 artış oldu.” dedi.

Kavak, aynı dönemde alt ürün gruplarında narenciye ihracatında değerde yüzde 9 düşüş olmasına rağmen taze sebze ihracatında ise değerde yüzde 22, taze meyvede de yine yüzde 22 artışın elde edildiğini bildirdi.

En çok domates, kiraz, vişne, limon, üzüm ve biber ihraç edildi

Bu dönemde en çok domates, kiraz, vişne, limon, üzüm ve biberin ihraç edildiğini belirten Kavak, en çok ihracat yapılan ülkelerin ise Rusya Federasyonu, Almanya, Irak, Romanya, Belarus ve Suudi Arabistan olduğunu kaydetti.

Öte yandan Kavak, yılın üçüncü çeyreğinde Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) kanalıyla yapılan yaş meyve sebze ihracatının 540,3 milyon dolar olduğunu aktarak, bu rakamla AKİB’in tüm ihracatçı birlikleri arasında yüzde 41’lik payla en çok katkıyı sağlayan birlik olduğunu ifade etti.

5.10.2017
Devamı

Gül rekoltesi yüzde 30 arttı

Bu sezon hasat mevsiminin uzaması ve artan dikim alanlarıyla gül rekoltesi yüzde 30 artarak 9 bin tona çıktı. GÜLBİRLİK, kilosu 8,70 liradan alıma başladı.

Dünya gül yağı üretiminin yüzde 65’ini karşılayan Isparta ve çevresinde gül çiçeği hasadını tamamlayan üreticiler 9 bin ton ürün aldı.

Gülyağı ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (GÜLBİRLİK) Genel Müdürü Hasan Çelik, gül çiçeği hasat mevsiminin sona erdiğini ve ürün bedellerinin ödenmesi noktasına gelindiğini söyledi.

Bu yıl 60 gün süreyle hasat yapıldığını, verimli bir sezon geçirdiklerini ifade eden Çelik, birlik olarak 50’ye yakın alım merkezinde gül çiçeği alımlarını gerçekleştirdiklerini belirtti.

Çelik, geçen yıla oranla rekoltenin arttığını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Isparta ve çevresinde hasatı yapılan çiçeklerden yıl itibariyle 9 bin ton civarında rekolte gerçekleşti. Bu rakam geçen yılın rekoltesinin üzerinde. Geçen yıl rekolte 7 bin ton civarındaydı. Bu yıl yüzde 30’luk bir artış oldu. Bu sadece Türkiye açısından gerçekleşen bir artış değildi. Bulgaristan’da da hasat mevsimi çok güzel geçti. Orada da geçen yıla oranla kendi rakamlarının üzerinde yüzde 25’lik rekolte artışı oldu. Ülkemizdeki rekolte artışı dolayısıyla gül çiçeklerinin işlenmesinden elde edilen gül yağı, gül konkreti gibi ihracat ürünlerinin üretimlerinde de artış oldu. Bu artışın bir diğer sebebi de geçmiş yıllarda gül çiçeği dikim alanlarının sürekli genişlemesidir.”

Gül çiçeği alım fiyatı 8,70 lira

Son yıllarda dünya genelinde gül yağı fiyatlarının gerilediğine de değinen Çelik, “Hesaplarımızı yaptık ve 1 kilogram gül çiçeğinin bedelini 8,70 lira olarak belirledik. Fiyat açıklanmasının ardından bir hafta sonra ürün bedellerinin dağıtımını da yapıyoruz.” diye konuştu.

5.10.2017
Devamı

Tarım ve Hayvancılıkta Lider Ülke: Hollanda

Hollanda, yüz ölçümü bakımından küçük bir coğrafyada yer almasına karşın tarım ve hayvancılık konusunda dünyanın lider ülkeleri arasında yer alıyor. Hiç kuşkusuz, bu başarıyı teknolojiye yaptıkları yatırımlarla elde eden Hollanda'da 1948 yılında kurulan çiftlik otomasyon sistemleri üreticisi Lely, son 5 yıldır Türkiye'de de faaliyet gösteriyor.

Lely Türkiye Genel Müdürü Jülide İyigün, çiftlik teknolojileri ve Türkiye'de hayvancılığın genel görünümüne ilişkin DÜNYA'ya değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de hayvan sayısının Avrupa'ya kıyasla yüksek olduğunu, ancak çiftlik ölçekleri ve verimliliklerinin düşük kaldığını söyleyen İyigün, Türkiye'de 6 milyon kadar süt sığırı, 1 milyondan fazla da çiftlik bulunduğuna dikkat çekerek çiftliklerde ortalama 5 civarında hayvan bulunduğunun altını çizdi. İyigün, büyük çiftlik sayısının ise 20 bin kadar olduğunu aktardı.

Ülkenin batısında, 100 baş ve üzeri süt sığırına sahip çiftliklerde yaptıkları bir araştırmaya göre; çiftçilerin yüzde 69'unun aynı zamanda başka bir iş yaptığı ve çiftçiliği ek iş olarak gördükleri, yüzde 30'unun da çiftçiliği yatırım olarak değerlendirdiği sonucuna ulaştıklarını söyleyen İyigün, "Sonuçlara bakınca; ekipman, makine var ama hayvancılık konusunda bilgi eksiği var. Aileden çiftçi olan gençleri keşke kaybetmesek, bunu sürdürseler. O zaman çiftçilik bilgisi ile teknoloji bir araya gelmiş olur" dedi.

Günümüz teknolojisiyle hayvanların 7 gün 24 saat takip edilebildiğini belirten Jülide İyigün, Türkiye'de ise çiftçilikte veri kullanımının yetersizlik olduğunu söyledi. Bu konuda kendi sistemlerinin sunduğu olanakları anlatan İyigün şöyle konuştu: "Bizim sistemlerimiz sürekli olarak veri toplayan ve karşılaştırmalar yapabileceğiniz bir altyapıya sahip. Bir çiftçi, herhangi bir ülkede kendi ölçeğindeki çiftliğin verilerine ulaşarak karşılaştırmalar yapabilir. Robotla sağım yaptığınızda; sütten veri toplanıyor, sensörler hayvanın geviş getirme sayısını, hareketlerini analiz ediyor. Bunlar bir hastalığın belirtilerini yakalamanızı sağlıyor, süt kalitesindeki değişimleri size bildiriyor, buzağılama aralıklarını sağlıklı şekilde takip edebiliyorsunuz. Tarım teknolojilerinde geride değiliz, ülkemize teknoloji geliyor. Önemli olan onu kullanacak bilgi birikimi ve istekliliğe sahip olmak. Çiftçiler geleneksel metotlarla iş yapmak istiyor. Değişim, diğer alanlar kadar hızlı olmuyor. Ancak, elbette jenerasyon değiştikçe teknolojiye olan ilgi artıyor, bu anlamda genç çiftçiler daha ilgili."

"Otomasyon ile stres azalıyor, verim artıyor"

Otomasyon sistemleri ile insan hatasının ortadan kalktığını aktaran İyigün, buna en iyi örnek olarak süt sağım robotu Astronaut'u gösterdi. İyigün, bu ürünü ve faydalarını şu sözlerle aktardı: "Ortamda insan olmaması hayvanların stresinin azalmasında önemli bir faktör. Stres, süt kalitesi ve miktarını doğrudan etkiliyor. Astronaut ile süt sağımı, hayvanın kendi ortamında yapılıyor. İnek, günde 3 kez makineye kendisi giriyor, süt sağımı otomatik olarak gerçekleşiyor."

Astronaut süt sağım robotunun 65 sağmalla fizibil olduğu bilgisini veren İyigün, "Bu da yaklaşık 100 baş hayvana denk geliyor. Avrupa'da verimin daha yüksek olmasından ötürü gerekli sağmal sayısı 30'a kadar düşebiliyor" dedi.

5.10.2017
Devamı

İzmir'den Japonya'ya Kanatlı Hayvan Uçacak!

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Ekonomi Bakanlığının ortak çalışmaları neticesinde Japonya ile kanatlı et ihracatı prosedürü onaylandı. Çalışmalar neticesinde 3 milyar dolarlık pazar kapısı Türk firmalarına açıldı.

İki bakanlığın ortak yürüttüğü çalışma hakkında bilgi veren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, 'Eylül sonu itibariyle kanatlı etin Japonya'ya ithalatı mümkün hale geldi. Türkiye'nin önceki senelerde muhtelif hayvan hastalıkları nedeniyle Japonya'ya kanatlı eti ihraç edemiyordu diye belirterek, '2015'ten bu yana Japon tarafıyla teknik müzakereler yürütülüyordu. Teknik ticari heyetlerimiz Japonya'ya gönderildi. Japonya'nın kanatlı et ithalatının tamamına yakınını gerçekleştiren firmalardan "Japonya Et Ürünleri Ticari Birliği" ile görüşmeler yapıldı. Bu çerçevede Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızla yakın iş birliği içinde ve Bakanlığımız girişimleri neticesinde dün itibarıyla kanatlı etin Japonya'ya ihracatı mümkün hale geldi' diye konuştu.

Konu hakkında açıklamalarda bulunan Ticaret Borsası Kümes Hayvancılığı ve Yumurtacılık Meslek Komitesi Başkanı Bedri Girit, İzmir'de kümes hayvancılığının Türkiye'deki üretim payı arasında %20'ye sahip olduğunu belirterek, Japonya ile başlayacak ihracatta İzmir'in %25'lik paya sahip olacağını vurgulayarak, 'Japonların Türklere oranla kanatlı et tüketimindeki payı daha fazla. Bu yüzden Japonya ile ihracat Türkiye için önemli bir paya sahip' dedi.

Prosedürler uygulanınca 10 gün içinde ihracat başlayacak

Türkiye'nin Japonya ile uzun zamandan bu yana yeni pazar alanı olarak çalışmayı planladığını söyleyen İTB Kümes Hayvancılığı ve Yumurtacılık Meslek Komitesi Başkanı Bedri Girit, Japonya'nın dünyanın en büyük ithalatçılarından biri olduğunu belirterek, 'Japonya ile yıllardır yürütülmek istenen prosedürler tamamlandı. İthalat kararı çıktı. Ama şu an beklemedeyiz. Küçük bir prosedürün onaylanmasını bekliyoruz. O tamamlanınca iki hafta içerisinde ihracatımız başlayacak. Bir hükümetle diş ticaret yapabilmek için ülkeler arasında belirli koşullar var. Koşullar yerine getirildikten sonra siyasi otoriteler ön çalışmaları yapıp, imzaları atar. Hayvansal mamüllerde sağlık sertifikası protokolünün olması gerekiyor. Şu an ithalatın başlaması bu protokolün onaylanmasına bağlı. İki ülke ile ilgili Tarım il müdürlüklerine ve gümrük kapılarına bilgilendirme yapıldı. Artık prosedürlerin uygulanma aşamasına geçiliyor. O süreçteyiz' diye kaydetti.

Kümes hayvancılığında İzmir %20'lik paya sahip

Japonya ile ihracatta İzmir'in de büyük paya sahip olacağına dikkat çeken Girit, 'Bu tür yeni başlayan anlaşmalarda ticaret birden yüksek meblalara ulaşmaz. İlk başta kontrollü bir ihracat yapılır. 6 ay içinde büyük bir artış olmaz. Sistem tamamen 1 yıllık bir zaman diliminde rayına oturur. Belli süre geçtikten sonra ne kadarlık ihrac yapılacağı belli olur. İzmir'de kümes hayvancılığının Türkiye'deki üretim payı %20'ye sahip. Japonya ile başlayacak ihracatta ise İzmir'in ihracataki payı % 25'i bulacaktır' diye konuştu.

Yasak kalktı denilemez, prosedür ilk defa uygulandı

Bazı haber kaynaklarında Japonya'yla yeni onaylanan kanatlı et ihracatıyla ilgili yasakların kalkmış olmasıyla ilgili kullanılanr ifadelerin yanlış beyan olduğuna dikkat çeken Girit şöyle belirtti, 'Yasak vardı denilemez. Yasağın kalkmış olması için daha önceden yapılan bir prosedür olması ve prosedüre yasak gelmiş, ihracatın yasaklanmış olması gerekiyor. Bizim Japonyaya kanatlı et ihracatıyla ilgili ilk defa prosedürümüz oldu. Olmayan bir ticaretin yasağı olmaz. Daha önce Japonya'ya kanatlı etimiz gitmiyordu. İlk defa gidecek.'
5.10.2017
Devamı

Saman Fiyatı İthalatla Kontrol Altına Alındı

Hayvancılığın önemli girdilerinden samanda hızla yükselişe geçen fiyatlar, ithalatla kontrol altına alındı.

İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin Bulgaristan'dan 9 bin tonluk saman ithal etmek üzere anlaşma yaptığı haberleriyle duran fiyatlar, ilk ürün sevkiyatının İzmir Limanı'na yapılmaya başlamasıyla düşüşe geçti.

Birlik Başkanı Ahmet Kocaağa yaptığı açıklamada, bu yıl kuraklık nedeniyle saman üretiminin azaldığını, piyasanın tüccarların elinde olması nedeniyle fiyatların hızla tırmanışa geçtiğini belirtti.

Aynı senaryoyu 2013'de de yaşadıklarını, o dönemde bunun hayvancılık için krize dönüştüğünü anlatan Kocaağa, "Piyasa tüccarın elinde. Tüccar da her gün fiyat artırıyor. Verilen siparişler dahi iptal edilmeye başladı. Samanda sezona tonu 300-350 lirayla başladık, bir haftada 700-750 liraya çıktı. Şimdi tekrar 600-625 lira seviyesine geldi. Bizim ithalat anlaşmamız 9 bin ton. Çiftçiye tonu 525 liradan saman veriyorum. Bu yetmezse ithalata devam edeceğiz ama ithalatın haberi bile rantçılara yetti. Bir iki hafta öncesine kadar çiftçinin telefonlarına çıkmayanlar şimdi malını pazarlamanın derdine düştü." diye konuştu.

Kocaağa, yemde de ithalat yapmak için çalışma yaptıklarını, mısır ve soya küspesi gibi ürünler için ekip kurduklarını belirtti.

Kendisinin de çiftçi olduğunu ve yıllardır Ödemiş Ziraat Odası Başkanlığı görevini yürüttüğünü kaydeden Kocaağa, "Bir ziraat odası başkanı olarak ithalat yapmak kanıma dokundu ama spekülatörün oyununu başka türlü bozamazdık." dedi.

Sektöre dışardan girenler

Günlük ortalama 2 bin ton süt alımı yapan Tire Süt Kooperatifi'nin başkanı Mahmut Eskiyörük ise samanın yanı sıra sılaj ve yonca gibi girdilerde de fiyat artışlarının yaşandığını belirterek saman ithal etmenin Türkiye'ye yakışmadığını söyledi.

Hayvancılıkla ilgisi olmayan kesimlerin bu alana girmesiyle dengenin bozulduğunu savunan Eskiyörük, "Her çiftçi, hayvanlarına yetecek kadar otunu, samanını, mısırını kendisi eker biçerdi. Ancak hayvancılığa dışarıdan gelen firmalar, hiç üretimleri olmadan piyasaya girince ne saman yetti ne sılaj ne de yonca." dedi.

Bölgede sılajlık mısır alanlarının bir bölümünün pamuk ekimine ayrılması ve kuraklık nedeniyle saman üretiminin de düşmesiyle fiyat artışının kaçınılmaz olduğunu dile getiren Eskiyörük, "İthalat çözüm değil. Bundan kurtulmalıyız ama ithalat yaparak da ithalattan kurtulunmaz. Elimizde tüm Türkiye'yi doyuracak tarım alanımız var. Bunu doğru planlasak yeter. Tüketiciyi korumak için önce üreticiyi korumak zorundayız. Sürekli ithalat yaparsak gelecekte Türkiye et gibi süt ürünleri de ithal etmeye başlar." diye konuştu.

Maliyet artışı katlanarak yansır

Eskiyörük, Türkiye'de dağıtıcı, tüccar ve bayi gibi aracıların ürünlerdeki maliyet artışlarının rafa daha yüksek oranlarda yansıttığını savunarak, "Fiyatlar yükseliyor, tüketici de sanıyor ki bu hayvancının cebine giriyor. Süt üreticiden alım fiyatı yüzde 10, raf fiyatı yüzde 20 artıyor. Bunun önüne geçmek için ülke genelinde kooperatifleşmenin desteklenmesi gerekiyor." değerlendirmesini yaptı.

Tire'de saman alım satımı yapan Salim Pamuk ise fiyatların ithalat sayesinde dengeye kavuştuğunu belirterek, "İthal gelmezse işimiz çok zordu. Fiyatlar şimdi normale geldi. İthalat olmazsa kışın bin lirayı görür. O zaman da hayvancılık için çok zor bir ortam olur." ifadelerini kullandı.

Bir hayvanın günde ortalama 2-3 kilogram saman, 25 kilogram sılaj ve 8-10 kilogram yem tükettiğini anlatan Pamuk, samanın yanı sıra sılajın da maliyetinin arttığını, çiğ süt fiyatlarına gelen son artışın, bu maliyetlerin altında kaldığını savundu.

5.10.2017
Devamı

Hayvancılık Küresel Isınmayı Artırıyor

Hayvanların gaz çıkarması ve dışkıları, küresel ısınmayı artırıyor. 29 Eylül'de Carbon Balance and Management'ta yayımlanan çalışma, bu katkının büyüklüğünü şimdiye kadar hafife almış olduğumuzu ortaya çıkardı. Araştırmaya göre, geçmişteki tahminler, hayvancılıktan kaynaklanan metan gazı salınımının %10 civarında olduğu bulgusuna ulaştı. Fakat yeni hesaplamalar, insanların, hayvancılık yapma biçimlerindeki değişiklikleri de göz önüne alarak yeni ve daha tutarlı tahminleri ortaya koyuyor.

Metan gazı, sindirimin doğal bir sonucudur ve yenilen besinleri parçalayan ve fermente eden mikroplar tarafından üretilir. Sindirim sonucu çıkarılan gazların, ana bileşeni metandır ancak bu gazları pis kokulu yapan metan değil yapısındaki sülfür içerikli bileşiklerdir. Öte yandan, metan gazı, sıcaklığın Dünya atmosferinde tutulmasını sağlayarak iklim değişimine neden olan sera etkisine büyük katkıları olan bir gazdır. Küresel ısınma için, genellikle karbondioksit gazı sebep gösterilir, ancak karbondioksitten çok daha hızlı ayrışmasına rağmen ısının tutulması söz konusu olduğunda metan gazı, karbondioksit gazından 85 kat daha güçlüdür. Güncel verilerle, %37'lik bir artışla 2011 yılı hayvancılığının yaklaşık 120 milyon gram metan gazının sorumlusu olduğu sonucuna ulaşıldı.

5.10.2017
Devamı

Rusya, Domates İçin Tarih Verdi

Rusya, Türkiye’den domates ithalatının 2018’de kısmen yeniden başlayabileceğini açıkladı.

Rusya Başbakan Yardımcısı Arkadiy Dvorkoviç yaptığı açıklamada “Türkiye’den domates ithalatı ancak 2018’de kısmen yeniden başlayabilir. Türkiye’den domates ithalatı 50 bin tondan fazla olmaz” diye konuştu. Uçak krizi öncesinde Rusya’nın Türkiye’den domates ithalatı 346 bin 747 ton seviyesindeydi. Yani Rusya’nın şu an açıkladığı 50 bin tonun tam 7 katını ihraç ediyorduk.

2015 Kasım ayında bir Rusa uçağının Türkiye-Suriye sınırında düşürülmesinin ardından Türkiye/Rusya ekonomik ve ticari ilişkileri zarar görmüştü. Rusya, Türkiye’den ithal edilen bazı ürünlere kısıtlama getirmişti. İki ülke geçen yıl yaz aylarında sağlanan normalleşme ile birlikte birçok ürün üzerindeki engeli kalksa da Türk domateslerinin Rus pazarlarına ithalatı hala yasaktı. Geçen hafta Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye ziyaretinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ikili görüşmeler yapılmış, ticari kısıtlamalar da ele alınmıştı.

 

4.10.2017
Devamı

Meyve ve Sebzede ‘Ambalaj’ Standardı Belirlendi

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, meyve ve sebzelerin ambalajlanması, dağıtımı, depolaması ve satışında uyulması gereken standartları belirledi.

Gümrük ve Ticaret Bakanlığının, Sebze ve Meyvelerin Toptan ve Perakende Ticaretinde Uyulması Gereken Standart Uygulamalara İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, malların ambalajlanmasında tek kullanımlık veya tekrar kullanılabilir ambalajlar kullanılacak. Mallar uygun şartlarda korunması ve taşınması sağlanacak şekilde ambalajlanacak. Ambalajlar bütün yabancı maddelerden arındırılacak.

Tekrar kullanılabilir ambalajlar modüler ve katlanabilir şekilde olup, her kullanımda gıda güvenilirliğine uygun olarak dezenfekte edilecek. Dolu ambalajlar en çok 30 kilogram ağırlığında olacak.

Patates, kuru soğan ve tatlı patateslere yönelik ambalajlar file, jüt çuval, torba, kasa veya kutu şeklinde olup en çok 50 kilogram ağırlığında olacak. Malların taşınmasında kullanılacak ambalajlar soğuk zincire uygun olacak.

Birbirlerine zarar verebilecek mallar aynı araçta taşınmayacak

Malların üretim yerindeki toptancı hallerinden veya tasnifleme ve ambalajlama tesisinden tüketim yerlerine taşınmasında soğuk zincirin korunması esas olacak.

Farklı malların aynı araçlarda taşınması esnasında birbirlerine zarar vermelerini engelleyecek önlemler alınacak. Birbirlerine zarar verebilecek mallar aynı araçta taşınmayacak.

Depolama standartları

Mallar, soğuk hava depolarında, malların bozulmasına veya kalite kaybına sebep olmayacak uygun ısı ve nem ortamlarına sahip alanlarda depolanacak. Soğuk hava depolarının nitelikleriyle buralarda yapılacak depolama faaliyetine ilişkin iş ve işlemlere yönelik mal bazında Türk Standartları Enstitüsünce belirlenen standartlar ve kriterler uygulanacak.

Söz konusu mallar, alışveriş merkezleri, büyük ve zincir mağazalarda bulunan perakende satış yerlerinde soğutuculu reyonlarda ambalajlarından çıkarılmadan satışa sunulacak.

4.10.2017
Devamı

Muş'ta Yeni Bitki Türü Keşfedildi

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Eğitim Fakültesi Biyoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Mehmet Fırat, Muş’un Varto ilçesinde yeni bir bitki türü keşfederek, bilim dünyasına tanıttı.

Muş’un Varto ilçesinde 2014 yılında yaptığı arazi çalışmalarında topladığı bitkilerden örnekler alan ve daha sonra mikroskopla yaptığı araştırmalarda yeni bir tür olduğunu keşfeden Araştırma Görevlisi Mehmet Fırat, keşfedilen bitkiye ‘Verbascum gimgimense’ ismini verirken, bitki Yeni Zelanda’da da yayın yapan Phytotaxa adlı uluslararası prestijli bir bilim dergisinde yayımlandı. Konuyla ilgili İHA muhabirine konuşan ünlü botanikçi Mehmet Fırat, keşfedilen bitkinin Sığırkuyruğu cinsinin Türkiye’deki 282’inci türü olduğunu belirterek, biyomas çalışması yapan bazı kimyagerlerin, bu bitkinin farklı türlerinden petrolün ham maddesini elde ettiğine dikkat çekti.

2014 yılında Muş’un Varto ilçesinde yaptığı arazi çalışması sırasında ilginç bir bitki bulduğunu ifade eden Fırat, “Sığırkuyrukların ilginç bir çeşidiydi. Bilindiği üzere bütün sığırkuyrukları sarıdır ve ancak çiçek ve tüy durumu mikroskopla ayırt edilir. Fakat Türkiye’de 281 tane türü var. Bu 281 türün tamamı dışarından birbirinin aynı görünür. Fakat bilim insanları mikroskop altında farklarını ayırıp, ona göre sınıflandırırız. Hatta bu farklı dediğimizde bölge halkı bizimle nazire ederler bu bitki her yerde var derler. Yaptığım incelemeler sonunda bitkinin farklı olduğunu ve uzmanlarla yaptığımız tartışmalar sonucunda bir dergiye makale olarak yazdım” dedi.

Bitkiye Varto ilçesinin yöresel ismi olan ‘Gımgım’ adını verdiğini söyleyen Fırat, bitki türünün balık tutmada da kullanıldığını ifade ederek, “Bitkiye de ‘Verbascum gimgimense’ Muş Varto’nun yöresel ismi olan ‘Gımgım’ adını verdim. Aslında ben başka bir bitki için gitmiştim. Fakat tesadüfen kısa günün kârıydı. Bitkiyi yayınladık ve bilim dünyasına tanıttık. Türkiye’de 282’inci bitki türünü de keşfetmiş olduk. Şu an herhangi bir kullanım amacı yoktur. Fakat bunun akrabaları olan ki bunda da o özellik var. Balık tutmada kullanılıyor” diye konuştu.

“BU BİTKİ PETROLÜN HAM MADDESİDİR”

Gen merkezi Anadolu olan “Verbascum” cinsinin aynı zamanda kimyager tarafından petrolün ham maddesi elde ettiğine dikkat çeken Fırat, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gen merkezi Anadolu’dur. Verbascum diye bir cinstir. Bütün dünyada 360 küsur tür var. Türkiye’de özellikle step bitkisi İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da yoğundur. Gen merkezi buralar olduğu için bu bitki çok önemlidir. Çoğu da endemik olan bu bitki, endemizm oranı yüzde 80 civarındadır. Biyomas çalışması yapan bazı kimyagerler, bu bitkiden petrolün ham maddesini elde etmiştir. Çok yüksek maliyetlerle elde ediyorsunuz ama sonuçta bilimin böyle bir özelliği var. Sanırım 2 bin dolara 100 miligram petrol elde etmişlerdi.”

“GÜVENLİK SIKINTISINA RAĞMEN ÇALIŞMALARIMIZI SÜRDÜRÜYORUZ”

Bölgenin güvenlik probleminden dolayı botanikçilerin çok sık çalışma yapamadığını ve bu yüzden keşfedilmemiş birçok bitki türünün olduğunu kaydeden Fırat, “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da üzerinde çok yoğun çalışmalarım var. Başka yeni bitki türlerim de var. Hatta bu gruptan da başka yeni bitki türlerim var. Aslında bölge çok bakirdir. Bunun iki sebebi var; birincisi botanikçiler çok sık bu bölgeye gelip çalışma yapmıyorlar. Bu yüzden ülkemizin doğu kısmı biraz zayıf çalışılmıştır. Ben ise bölge üniversitesinde çalıştığım için bu bölgelere zaman ayırıyorum. İkincisi de güvenlik sorunları var. İnsanlar güvenlikten dolayı her yere gidemiyor. Bizler de bilim ve memleket uğruna güvenlik sıkıntısına rağmen çalışmalarımızı sürdürüyoruz” şeklinde konuştu.

4.10.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Okul Üzümü Açıklaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, okullarda dağıtımına başlanacak okul üzümüne ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Bakan Fakıbaba, 32 bin okulda, 6 milyon öğrenciye 4 bin 200 ton okul üzümü dağıtılacağını belirterek, şunları kaydetti: 

"Bakanlığımız koordinasyonunda, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütülen 'Okul Öncesi ve Temel Eğitim Birinci Kademe Okullara Kuru Üzüm Dağıtımı Programı' uygulanmaya devam ediyor. Uygulama ile öğrencilerimize kuru meyve tüketim alışkanlığı kazandırmayı, öğrencilerin yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunmayı amaçlıyoruz. İlk olarak 2015 yılı Şubat-Haziran döneminde Tariş Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri kanalıyla temin edilen kuru üzümlerin dağıtımı ile başlanan uygulamayla yaklaşık 604 ton kuru üzüm dağıtımı yapılmıştı. Daha sonra 2016 yılı içerisinde TMO kanalıyla 2.606 ton kuru üzüm dağıtımını gerçekleştirdik. 2017 yılı içerisinde ise okullarda kuru üzüm dağıtım görevi Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğine verildi. Bu kapsamda 2017 yılı Şubat-Haziran döneminde 4.121 ton kuru üzüm dağıtımı yapıldı. 

Yeni başlayan 2017/2018 eğitim döneminin ilk bölümü için de Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ile gerekli planlamaları yaptık. Bu kapsamda okul sütü yapılmayan diğer iki günde 25 gr paketler halinde toplam 4 bin 200 ton okul üzümünün 14 hafta boyunca dağıtımı yapılacak. Bugün okullarda dağıtımına başlanacak olan bu uygulamadan, anaokulu, uygulama sınıfı, anasınıfı ve temel eğitim birinci kademede (ilkokul) 81 ildeki 32 bin okulda öğretim gören yaklaşık 6 milyon öğrencimiz yararlanacak."

4.10.2017
Devamı

Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi Başlama Tarihi Değişti

GIDA Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi (ÜDTS) uygulamasına başlama tarihini 31 Aralık 2017 olarak değiştirdi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı internet sitesinde yayınlanan Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü duyurusunda, Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği'nin 49. maddesinde yer alan "Bakanlık tarafından belirlenen ürün takip sisteminin uygulanacağı gıda veya gıda grupları ile uygulama süresi Bakanlık tarafından belirlenerek Bakanlık internet sitesinde yayımlanır" hükmünün bulunduğu anımsatıldı.

Söz konusu hüküm gereği hazırlanan Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi'nin (ÜDTS), daha önce 2 Ekim 2017 olarak belirlenen uygulamaya son başlama tarihinin 31 Aralık 2017 olarak değiştirildiği vurgulanan duyuruda, bu tarihten önce piyasaya arz edilen ürünlerin raf ömrü boyunca piyasada kalabileceği kaydedildi. Duyuruya göre, ÜDTS, şu ürün gruplarında uygulanacak, "Takviye edici gıdalar, Bal, Enerji içecekleri, Siyah çay, Bitkisel sıvı yağlar, Bebek mamaları, formülleri, ek gıdalar."

"ÜDTS TAMAMEN KALKMALI"

İstanbul, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi'nin (ÜDTS) başlangıç tarihinin 31 Aralık'a ertelenmesini değerlendiren Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik, sektör olarak uygulamada yaşanacak olası sorunlar nedeniyle ÜDTS'nin uygulamaya geçilmeden tamamen kaldırılması gerektiğini söyledi.

"UYGULAMADA SORUN YAŞANACAK"

Sektör temsilcileri olarak kısa süre önce Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'yı ziyaretlerinde, sistemin uygulanması halinde yaşanacak olası sorunları, Bakan Fakıbaba'ya ilettiklerini bildiren Menlik, "Yıllar önce duyurulan sistemin hazırlık aşamasında gıda sektörü paydaşlarının görüşleri alınmadı.  Sistemin uygulanmasında ortaya çıkacak sorunları birebir yaşayacak sektör temsilcileri olarak, ziyaretimizde konuyu sayın Bakan'a detaylarıyla arz ettik. Sayın Bakan, sistem konusunda sektörün görüşlerinin de alınması talimatını vermişti. Bakanlığımızın bu yaklaşımla, ÜDTS uygulamasını ertelemesini olumlu buluyoruz. Sektör olarak beklentimiz, tağşiş, izlenebilirlik ve ürün güvenliğine katkı sağlamak amacıyla hazırlandığı belirtilen, ancak gerçekte amaca hizmet etmeyecek sistemin, uygulamaya girmeden kaldırılmasıdır" ifadelerini kullandı.
4.10.2017
Devamı

Ucuz Et Seferberliğinde Hedef Küçükbaş

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, vatandaşın ucuza et yemesi için düğmeye basarken, küçükbaş hayvan seferberliği başlıyor.

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı köylere teker teker inerek küçükbaş üretimini destekleyecek. Önümüzdeki dönemde Ankara keçisi, Karaman koyunu başta olmak üzere, Türkiye'ye özgü küçükbaş hayvancılık özel destekler alacak. Geçtiğimiz yıl 6 bin 700 küçükbaş hayvan üreticisine 1 milyon 61 bin hayvan için 52 milyon liralık destek verilirken, Tarım Bakanlığı bu yıl 7 bin 200 küçükbaş hayvan üreticisine ulaşarak 54 milyon liralık destek vermeyi hedefliyor.

Destekler kapsamında 10 yılda toplamda 245 milyon liralık destek üreticiye ulaştırıldı. Anadolu mandası için de bakanlık özel destek başlattı. 2017'nin sonuna kadar 27 milyon liralık desteğin üreticilere ulaştırılması hedefleniyor.
4.10.2017
Devamı

Karadenizli Balıkçılar Seferden Boş Döndü

Avlanma yasağının sona ermesiyle 1 Eylül’de denize açılan Karadenizli balıkçılar, ilk aylarında umduklarını bulamadı.

Perşembe Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Ünal Karadeniz, yaptığı açıklamada, av sezonunda ilk ayın hüsranla geçtiğini söyledi.

Özellikle palamut azlığının kendilerini şaşırttığını dile getiren Karadeniz, “Geçen yıllarla kıyaslandığında palamut avcılığı gerçekleştiremedik.

Durum böyle olunca birçok tekne kıyıya boş döndü. Hava şartları da buna eklenince ilk ayımızda umduğumuzu bulamadık.” dedi.
Karadeniz, şu ana kadar sadece 300 kasa çingene palamudu, 200 kasa istavrit, 350 kasa hamsi avı gerçekleştirdiklerini ifade ederek, bu sayının geçen yıllara oranla çok düşük olduğunu dile getirdi.

Balık az olunca tezgahların boş kaldığını, fiyatların da yükseldiğini kaydeden Karadeniz, “Bundan sonraki ümidimiz hamsi. Deniz suyunun soğumasıyla hamsi avının artmasını bekliyoruz. İnşallah palamut ve istavritte göremediğimiz bolluğu hamside görürüz. Aksi durumda hepimizi kötü bir sezon bekliyor olacak.” diye konuştu.

Ünal Karadeniz, geçen sezonun ilk ayında 500 bin liralık balık satışı yaptıklarını, bu sezonun ilk ayındaki kazançlarının ise sadece 60 bin lira olduğunu sözlerine ekledi.

Kumbaşı Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Şahin Aydemir ise av sezonunun ilk aylarının çok kötü geçtiğini belirterek, “Bol ve bereketli başlangıç düşünürken hiçbir şey beklediğimiz gibi olmadı. Denizden istediğimizi alamayınca fiyatlar da yüksek oldu.

Vatandaş henüz ucuz balık tüketmeye başlamadı. Şu anda palamudun tanesi 10 ile 20 lira arasında değişiyor. İstavritin kilosu 10, hamsinin ise 20 lira.” dedi.

Aydemir, bazı Karadeniz illerinde avlanan balık miktarının zaman zaman arttığını ancak bunun da yetersiz olduğunu söyledi.

3.10.2017
Devamı

İlk Parti Samanlar İzmir Limanına Ulaştı

İzmir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin geçtiğimiz ay başında artan saman fiyatları ve üyelerinin saman bulamamasından dolayısıyla Bulgaristan’dan saman ithalatı yapma kararı aldıklarını açıklamıştı. Bu gelişmenin ardından ilk ürünler İzmir Alsancak Limanından kente geldi.

İzmir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, saman fiyatları ve üyelerinin saman bulamaması dolayısıyla Bulgaristan’dan 9 bin ton saman anlaşması yapıldığını duyurmuştu. Geçtiğimiz ay yapılan bu açıklamanın ardından ilk parti samanlar İzmir’e geldi. Samanlar, İzmir Alsancak Limanından kente giriş yaptı.

İzmir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ahmet Kocaağa, üyelerinin mağdur olmasından duyduğu üzüntüyü dile getirerek, üyelerine kaliteli ve ihtiyaçlarını karşılayacak miktardaki samanı piyasanın altında fiyatlarla getirmenin boyunlarının borcu olduğunu söyledi.

“Üyelerimiz parasıyla bile saman bulamıyorlardı”

Kocaağa, maliyetlerin yüksek olduğunu dile getirerek, bunu aşağı çekmek için her türlü çözümün içinde yer alacaklarını belirtti ve şunları söyledi:

“Zaten girdi maliyetleri yüksek. Maliyetleri aşağıya çekmek için her türlü çözümün içinde yer alacağız. Saman fiyatlarının ikiye katlanması nedeniyle, saman ithal etmeye karar verdik. Bu çerçevede Bulgaristan ile yaptığımız görüşmeler sonucu, birlik üyelerimize daha ucuz yem temin etme kapsamında 9 bin ton saman anlaşmayı yapmıştık. Bu samanlar 3-4 parti halinde İzmir Alsancak Limanına getirilerek, çiftçilerimize dağıtımını yapacağız. İlk partisi 1 Ekim 2017 tarihinde İzmir Alsancak Limanına indi. Üretici parasıyla saman bulamıyordu. Saman ithalatı tabi ki bizim de istediğimiz bir şey değil; ama üyelerimiz parasıyla bile saman bulamıyorlardı. Tüccarların eline bakmaktan bıktılar. Biz de önce kendi üyelerimizin, sonra İzmir içi üreticilerinin, en son da Ege Bölgesinde saman talebi olanların taleplerini elimizden geldiğince karşılamaya çalışacağız. İkinci parti samanımız da önümüzdeki günlerde İzmir’de olacak.”

3.10.2017
Devamı

Ege Narenciyesinde Beklenti Düşük

Ege Bölgesi’ndeki narenciye ürünleri rekoltesinde geçen yıla göre yüzde 23 azalış bekleniyor. 2017/18 sezonu Ege Bölgesi narenciye rekoltesi 428 bin 493 ton olarak tespit edildi. Geçen sezon ise narenciye rekoltesi 555 bin 149 ton idi.

Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Ege Bölgesi Narenciye Rekoltesi’nin tespiti amacıyla Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü’ne rekolte çalışması yaptırdı. Ege Bölgesi illeri İzmir, Aydın, Muğla ve Balıkesir’de yapılan rekolte çalışmasına göre Muğla, 277 bin 754 ton narenciye rekoltesiyle ilk sırada yer alırken, İzmir 78 bin 766 ton, Aydın 65 bin 813 ton ve Balıkesir 6 bin 161 ton narenciye rekoltesine sahip olacak.

En dramatik düşüş mandalina rekoltesinde

Ege Bölgesi’nde 2017/18 sezonunda 272 bin 437 ton portakal rekoltesi bekleniyor. Portakal, rekoltesi 2016/17 sezonunda 303 bin 998 ton olmuştu. Portakal rekoltesindeki düşüş yüzde 11 seviyesinde gerçekleşti.

Ege Bölgesi Narenciye Rekoltesi’nde en dramatik düşüş mandalina da yaşandı. 2016/17 sezonunda 193 bin 551 ton olan mandalina rekoltesi, bu sezon yüzde 47’lik düşüşle 101 bin 997 ton’a geriledi.

Limon rekoltesi, 53 bin ton’dan 50 bin ton’a düşerken, Altıntop (Greyfurt) rekoltesi ise 4 bin 223 ton’dan, 2 bin 526 ton’a indi.

Çiçeklenme dönemindeki sıcaklar rekolteyi düşürdü

Narenciye rekoltesindeki düşüşün çiçeklenme dönemindeki mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları olduğu bilgisini paylaşan Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Rıza Seyyar, narenciye ürünlerinin kalitesindeki yüksekliğin ise sevindirici olduğunu, ihracatçıların ihraç edecek ürün bulmada sıkıntı yaşamayacaklarını kaydetti.

Akdeniz Bölgesi’ndeki narenciye rekoltesinde bir düşüş gözlemlenmediğini anlatan Seyyar, “Türkiye genelinde hem ihracat, hem de iç piyasa için narenciye temininde çok sorun yaşanacağını öngörmüyoruz. İzmir mandalinasının fiyatında bir miktar hareketlilik olabilir” diye konuştu.

Mandalina ihracatta limonu geçti

Türkiye, 2016 yılında 880 milyon dolarlık narenciye ihracatına imza atarken, narenciye ihracatı 2015 yılında 840 milyon dolar olmuştu. Narenciye ihracatı yüzde 5 artış gösterirken, Mandalina 313 milyon dolarlık ihracatla uzun yıllardır ilk sırada yer alan limonu geçti ve ilk sırada yer aldı.

Türkiye’nin limon ihracatı 2016 yılında 306 milyon dolar olurken, Portakal ihracatından 173 milyon dolar döviz girdisi sağlandı. Greyfurt ihracatımız ise yüzde 16’lık artışla 88 milyon dolara çıktı.

Narenciye ihracatında ülkeler bazında ise; Rusya 271 milyon dolarlık tutarla ilk sırada yer aldı. Türkiye’nin Narenciye ürünleri ihracatının yüzde 31’i Rusya’ya yapıldı. Rusya’yı 188 milyon dolarlık narenciye ürünleri ihracatı ile Irak ve 87 milyon dolarlık tutarla Ukrayna izledi.

3.10.2017
Devamı

İngiliz Aile,Sofralık Zeytinlerini Kendileri Hazırlıyor

Aydın’ın Didim ilçesinde yaşayan İngiliz aile, sofralarında tükettikleri sofralık zeytini kendileri hazırlıyor.

Didim ilçesine 9 yıl önce yerleştiklerini belirten Rob ve Calor Thomas çifti, Türkçeyi öğrendiklerini, sıcak ve soğuk içeceklerin yer aldığı bir mekanı 6 yıldır işleterek geçinmeye çalıştıklarını belirttiler.

Calor Thomas, ilçenin yerel ürünlerine alıştıklarını, daha önce satın aldıkları işlenmiş sofralık zeytini artık kendi imkanları ile doğal ortamlarda hazırladıklarını ifade etti.

Doğal dane zeytini tanıdık zeytin üreticilerin bahçelerine giderek zeytini ağacında görerek satın aldığını kaydeden Thomas, 3 yıldır ailece tükettikleri sofralık zeytini artık kendi elleriyle hazırladıklarını sözlerine ekledi.

3.10.2017
Devamı

Eylül Ayı Enflasyon Rakamları !

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), eylül ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Eylül ayında TÜFE aylık olarak yüzde 0,65 yıllık olarak ise yüzde 11,20 artış kaydetti.

YÜZDE 0,65 ARTMASI BEKLENİYORDU

Finans Enflasyon Beklenti Anketi'ne katılan ekonomistler, eylül ayında Tüketici Fiyat Endeksi'nin (TÜFE) yüzde 0,65 artmasını bekliyordu. Ekonomistlerin eylül ayı enflasyon beklentilerinin ortalamasına göre, bir önceki ay yüzde 10,68 olan yıllık enflasyonun, yüzde 11,20'ye yükseleceği hesaplanıyor.

TÜFE’de (2003=100) 2017 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 0,65, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 7,29, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,20 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 9,98 artış gerçekleşti.

AYLIK EN YÜKSEK ARTIŞ YÜZDE 2,08 İLE EĞİTİM GRUBUNDA OLDU

Ana harcama grupları itibariyle 2017 yılı Eylül ayında endekste yer alan gruplardan, ulaştırmada yüzde 1,58, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 1,34, lokanta ve otellerde yüzde 1,02 ve giyim ve ayakkabıda yüzde 0,80 artış gerçekleşti.

AYLIK DÜŞÜŞ GÖSTEREN TEK GRUP YÜZDE 0,23 İLE GIDA VE ALKOLSÜZ İÇECEKLER OLDU

Ana harcama grupları itibariyle 2017 yılı Eylül ayında endekste yer alan gruplardan sadece gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yüzde 0,23 oranında düşüş gerçekleşti.

YILLIK EN FAZLA ARTIŞ YÜZDE 16,10 İLE ULAŞTIRMA GRUBUNDA GERÇEKLEŞTİ

TÜFE’de, bir önceki yılın aynı ayına göre gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 12,50, çeşitli mal ve hizmetler yüzde 12,06, sağlık yüzde 11,90 ve eğlence ve kültür yüzde 11,85 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama gruplarıdır.

AYLIK EN YÜKSEK ARTIŞ YÜZDE 1,08 İLE İZMİR’DE OLDU

İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması (İBBS) 2. Düzey’de bulunan 26 bölge içinde, bir önceki yılın Aralık ayına göre en yüksek artış yüzde 8,49 ile TR52 (Konya, Karaman) bölgesinde, bir önceki yılın aynı ayına göre en yüksek artış yüzde 12,89 ile TRC1 (Gaziantep, Adıyaman, Kilis) bölgesinde ve on iki aylık ortalamalara göre en yüksek artış yüzde 11,52 ile TR81 (Zonguldak, Karabük, Bartın) bölgesinde gerçekleşti.

Eylül 2017’de endekste kapsanan 414 maddeden; 61 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 281 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 72 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.

3.10.2017
Devamı

Üretici: 'Devletin markette ithal et satışı üretimi bitirir'

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ESK'nın marketlerde satış yapacağını, böylelikle et fiyatının ucuzlayacağını duyurmasının ardından üreticiler tepki göstermeye başladı. İthal etin piyasaya sürülerek fiyatların ucuzlatılmaya çalışacağını ifade eden üreticiler," Eğer fiyatlar ucuzlatılmak isteniyorsa maliyet düşütrülmeli, üretici düşük maliyetle üretim yapmalı. Dışa bağımlı bir ucuzlatma politikası hem yerli üreticiyi bitirir hemde uzun soluklu bir politika olmaz" diyerek tepki gösterdi. 

ESK'nın marketlerde satış yapmaya 2018'den itibaren başlayacağını belirten ve konuya ilişkin uzun bir yazı kaleme alkan Dünya gazetesi Ali Ekber Yıldırım, şunları söylüyor:

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kırmızı et fiyatını düşürmek için Et ve Süt Kurumu’nun (ESK) ülke genelinde yaygın market zincirlerinde reyon kiralayarak kıyma ve kuşbaşı et satacağını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu yönde talimat verdiğini anlatan Fakıbaba, et satışının en geç 2018’de başlayacağını söyledi.

DÜNYA’nın edindiği bilgilere göre, ESK karkas et ithal ederek özel sektöre fason olarak paketlemesini yaptıracak. Paketlenen kıymanın kilosu 24 liradan, kuşbaşı etin ise 27 liradan tüketiciye satılması planlanıyor.

“Ucuz için yerli maliyetler düşürülmeli”

Devletin karkas et ithal ederek, paketledikten sonra market zincirlerinde satacak olmasından büyük endişe duyduklarını belirten kırmızı et üreticileri, besiciler ve kasaplar bu uygulamanın Türkiye’de hayvancılığın sonu olacağını iddia etti. ESK’nın piyasayı düzenle görevini bırakarak ticarete atıldığını ve devletin gücüyle kasaplık yapacağını ifade eden kırmızı et üreticileri bu uygulama ile yerli üretimin tamamen biteceğini, bundan sonra daha çok ithalat yapılacağını ileri sürdü. Üreticiler, halkın ucuz et tüketmesi için maliyetlerin düşürülmesi ve üretimin artırılması gerektiğini dile getirdi.

Mağazalar kapatıldı

ESK’nın 2011’de kırmızı et fiyatını düşürmek amacıyla milyarlarca lira harcayarak, bayilik ve franchising ile 100’den fazla mağaza açtığını hatırlatan üreticiler: “Bu mağazalar açıldığında da tüketici ucuz et yiyecek denilmişti. Birileri zengin olurken tüketici ucuz et yiyemedi. Ama çok sayıda üretici sektörden çekilmek zorunda kaldı. Geçtiğimiz aylarda bu mağazaların hepsi kapatıldı. ESK’nın kendisine ait 12 mağazası kaldı. Şimdi ülke genelinde yaygın market zincirlerinde et satılacağı söyleniyor. Devlet, ESK ile karkas et ithal edecek bunu fason olarak paketlettirecek ve market zincirlerinde tüketiciye satacak. Bu yerli üreticinin sonu olur. Devlet, kasaplık ve marketçilik yapacak. Bizim devlet gücü ile rekabet şansımız yok” görüşünü dile getirdi.

“Üretici ithalata feda edilmesin”

Tüketicinin ucuz et tüketmesini istediklerini ve yıllardır bunun için çalıştıklarını belirten Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Bülent Tunç şu değerlendirmeyi yaptı: “Bizde tüketicinin ucuza et tüketmesini istiyoruz. Bunun yolu karkas et ithalatı değildir. Üreticimi artırırsanız fiyat düşer. Üretimi artırmak için maliyetleri düşürmek gerekiyor. Yemi ucuzlatırsanız, mazotu ucuzlatırsanız maliyet düşer, et fiyatı da düşer. Üretici olarak biz önümüzü görmek istiyoruz. Karkas et ithal edilerek market zincirlerinde satılacak. İçerdeki besici için, üretici için planınız nedir? Bize bunu açıklasınlar. Biz 6 ay sonra,1 yıl sonra ne olacağını bilmek istiyoruz. Sayın Bakanımızın söylediğine göre 1 milyon 50 bin ton kırmızı et üretimimiz, 150 bin ton açığımız var. Bütün zorluklara, ithalat baskısına rağmen 1 milyon 50 bin ton üretim yapan besicimiz, üreticimiz ithal ete feda edilmemeli. Bize desinler ki, üretmeyin, üretmenizi istemiyoruz. Biz de o zaman başımızın çaresine bakarız.”

Besilik dana 5 ayda, et 10 günde ithal ediliyor

Et ve Süt Kurumu’na beşinci ayda besilik dana almak için başvurduklarını ancak hayvanların 9. ayın sonunda getirilebildiğini ve bu sürede ahırların boş kaldığını, büyük zarar gördüklerini iddia eden Ökçe: “Aynı ESK imalatçılara gelince donmuş karkas et ithalatını ve kesimlik hayvan ithalatını 10 gün içerisinde yapıyor. Üreticiye 5 ay da işlem yapan ESK’nın imalatçılar için bu acelesi ne? Birileri hem üreticileri hem vatanımızı hem de bakanımızı felakete sürüklüyor. Yarın bunun altından neler çıkacağı belli değildir. Ne kadar başarılı bürokratlar ve müdürler ki besilik danayı 5 ayda, donmuş et ve kesimlik hayvanı 10 günde getirebiliyorlar. Birileri bu durumdan vurgun vuruyor. Durum bunu gösteriyor” dedi.

Bakanlığa yazılı başvuru yapıldı

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Bülent Tunç, kırmızı et sektöründe yaşanan belirsizlik ve yaşanan sıkıntıları yazılı olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü’ne gönderdi. Birlik Başkanı Bülent Tunç imzasıyla gönderilen yazıda özetle şu görüşlere yer verildi: “Bakanlar Kurulu kararları ile kırmızı et ve kesimlik hayvan gümrük vergilerinin düşürülmesi ve en son Avrupa Birliği menşeili ette sıfırlanmasını müteakip, ülkemize miktarı bilinmeyen ve kimlere dağıtıldığı belli olmayan yoğun kırmızı et ithalatının gerçekleştiği malumunuzdur. Bu kararnameler çıkarıldığında tepki gösteren üreticiye gerektiğinde kullanılacağı, hatta kullanılmayacağı sözleri verilmişken son zamanlarda yoğun bir şekilde yapılan kırmızı et ithalatı üreticilerimizi endişelenmesi ve ümitsizliğe kapılmasına neden olmaktadır.

Ortada bir belirsizlik söz konusudur. Üretici ne yapacağını bilmez bir şekilde yetkili ağızlardan açıklama beklemektedir. Politika, plan veya program nedir? Ne kadar süre et ithalatı yapılacaktır? Kaç ton ithalat yapılması düşünülmektedir? İthal et kimlere neye göre verilmektedir? İthal et verilen kurum ve kişiler istihkaklarının bir bölümünü başkalarına nasıl verebilmektedir? Yurt içi maliyetler ortada iken ithal et getirilip fiyatların hangi seviyeler düşmesi hedeflenmektedir? Bu fiyat, yurt içi maliyetler göz önüne alındığında sabit kalabilecek midir? Kamuoyu ve üretici bunu bilmek istemektedir.”

Hayvan kesimi durdu

Kurban Bayramı’ndan sonra et tüketiminin zaten çok azaldığını ve karkas etin üreticide 27 liradan 23.5- 24 liraya düştüğünü, üretici zarar ederken tüketicinin ucuza et alamadığını belirten Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ökçe, et ithalatıyla bugüne kadar fi yat düşürülemediğini kaydetti. Ökçe şunları söyledi: “Bu üreticilerin hali ne olacak? Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba üreticilere üvey babalığını yaptı. Gelir gelmez 15 günde Türkiye’yi donmuş karkas et ve kesimlik hayvan ile doldurdu. Bu müdürler Tarım Bakanı’na ya tuzak kuruyorlar ya da biz üreticileri kendi çıkarları veya birilerinin çıkarları için satıyorlar. Kurban Bayramı’ndan önce 27 TL’ye kesilen hayvanlarımız şimdi 23.5-24 TL ‘ye düştü. Ödeme ise 2-3 aya çıktı. Zaten imalatçıya ESK donmuş karkas et satıyordu. Şimdi de sağ olsun Bakanımız market reyonların da satış yapılacağını duyurdu. Peki, bu durumda bizim yetişmiş danalarımız ne olacak? Onları da ihraç mı edecekler. Neden sürekli hayvan üreticisi mağdur ediliyor?”

Kaynak: www.dunya.com

3.10.2017
Devamı

C Şekerinin Satış Fiyatı Belirlendi

C şekeri satışlarında uygulanacak ortalama fiyat 21-30 Eylül döneminde 361,87 dolar/ton oldu.

Şeker Kurumu, 21-30 Eylül dönemi için C şekeri satışlarında uygulanacak ortalama fiyatı 361,87 dolar/ton olarak açıkladı. Bir önceki 10 günlük dönemde fiyat 370,96 olarak açıklanmıştı.

İhracatçılara rekabet gücü kazandırılması amacıyla, 2006’ya kadar, DTM’nin Dahilde İşleme Rejimi çerçevesinde ”ihracat öncesi şeker teslimi” şeklinde yürütülüyordu. Ancak, düşük fiyatla alınan şekerin ihraç edilecek üründe kullanılması yerine yasal olmayan yollarla yurt içine yüksek fiyatla satılması ve ihraç taahhüdünün yerine getirilmemesi gibi sorunlara neden olması nedeniyle, sistem, 2007’den itibaren Şeker Kurumunca yürütülmekte olan ”ihracat sonrası şeker tahsisi”ne dönüştürüldü.

C şekeri nedir?

Sistem uyarınca, şekerli mamul ihracatının gerçekleştirilmesinden sonra, ihraç edilen mamulde kullanılan miktarda şeker, dünya fiyatları dikkate alınarak ihracatçıya tahsis ediliyor. İhracatçı firmalara tahsis edilen bu şekere ”C şekeri” deniyor. Bu şekerin, ihraç edilecek şekerli mamullerin üretiminde kullanılması gerekiyor. Şeker Kurumu, C şekeri satışlarında uygulanacak fiyatları, 10 günlük dünya ortalamalarını dikkate alarak belirliyor

2.10.2017
Devamı

10 Bin Ton Hasat Bekleniyor

Bitlis’in Ahlat ilçesinde yaklaşık 30 bin dekar ekim alanından 10 bin ton kuru fasulye hasadının beklendiği belirtildi.

Türkiye’nin yüzde 6 kuru fasulye ihtiyacını Bitlis’in Ahlat ilçesinin karşıladığı belirtilirken, üretilen kuru fasulye tadı ve lezzetiyle de oldukça beğeniliyor. Ahlat Ziraat Odası (AHZO) Başkanı Necat Demirden, fasulye hasadının yapıldığı alanları gezerek çiftçileri ziyaret etti.

Oldukça verimli ve kaliteli bir ürün elde edildiğini anlatan Demirden, Ahlat fasulyesinin tadı ve lezzetinin yöreye has olduğunu belirterek her geçen gün kaliteli ve leziz Ahlat fasulyesine rağbetinde arttığını söyledi. Bu yılki ürün verimlilik ve kalitesinden memnun olduklarını ifade eden Demirden Ahlat’ta fasulye hasadında son günlerin yaklaştığını ve çiftçilerin büyük bir özveri ile çalıştıklarını belirterek,”Ahlat ovasında yaklaşık 30 bin dekar alanda kuru fasulye hasadı yapıldı. Dekar başına ortalama 350 kilogram ürün elde edilmektedir. Bu yıl 10 bin ton fasulye hedefliyoruz. Ülke ekonomisine ise 50 milyon liralık bir katkı sağlıyoruz. Buda Türkiye de beyaz fasulye üretiminin yüzde 6’sına tekabül ediyor ve Ahlat olarak bu oranı karşıladığımızı gösteriyor. Özellikle teknolojik araç ve gereçlerle hasat yapılırken, yüzlerce insan için tarım alanlarımız ekmek kapısı oldu. Tüm çiftçilerimizin bereketli ve bol ürün elde etmelerini temenni ediyorum” dedi.

Öte yandan tarlalarda toplanan kuru fasulyeler birçok araç ve gereçlerle ayıklama, eleme ve çeşitli işlemlerden geçirildikten sonra piyasaya satışa sunuluyor.

2.10.2017
Devamı

En Çok Artış Yeşil Soğanda

İTO, eylül ayında İstanbul’da perakende fiyatı en fazla artan ürünün yüzde 31,44’le yeşil soğan, en fazla azalan ürünün ise yüzde 24,75’le erik olduğunu açıkladı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), bu yılın eylül ayında İstanbul’da perakende fiyatı en fazla artan ürünün yüzde 31,44’le yeşil soğan olduğunu bildirdi.

İTO tarafından, Eylül 2017 döneminde İstanbul’da perakende fiyatı en fazla artan ve azalan harcama kalemleri açıklandı.

Buna göre, eylülde perakende fiyatlar, İTO’nun İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksinde yer alan 242 üründen 75’inde artarken, 27’sinde azaldı, 140’ında ise değişmedi.

Bu dönemde, gıda harcamaları yaş kuru sebze ve meyveler grubunda yer alan yeşil soğanın fiyatı yüzde 31,44 arttı. Yeşil soğan bu oranla eylül ayında fiyatı en fazla artan ürün olurken, bu ürünü yüzde 17,97’yle kültür, eğitim ve eğlence grubundan kurşun kalem izledi.

Fiyatında artış yaşanan diğer ürünler ise yüzde 17,78’le tiyatro giriş bilet ücreti, yüzde 17,38’le limon ve yüzde 16,03’le de okul çantası oldu.

FİYATI EN FAZLA AZALAN ÜRÜN ERİK  

Eriğin fiyatı bu yılın eylül ayında yüzde 24,75 geriledi. Böylece erik, eylülde fiyatı en fazla azalan ürün oldu.

Aynı dönemde fiyatında azalış görülen diğer harcama kalemleri ise yüzde 16,22’yle armut, yüzde 14,37’yle balık, yüzde 13,49’la yaş üzüm ve yüzde 12,65’le de şeftali şeklinde sıralandı.

2.10.2017
Devamı

45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi Devam Ediyor

29 Eylül’de İstanbul Kongre Merkezi’nde başlayan ve 4 Ekim tarihine kadar sürecek olan 45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi yoğun ilgi görüyor.

Türkiye’nin ilk kez ev sahipliği yaptığı 45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi, 29 Eylül’de İstanbul Kongre Merkezi’nde başladı. Açılışa Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin, Apimondia-Dünya Arıcılar Birliği Başkanı Philip McCabe, Balparmak, Balparmak Yönetim Kurulu Başkanı Özen Altıparmak ve sektörün önde isimleri, il birlikleri ve üreticiler katıldı.

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin “ Türkiye’de 7 milyon 500 bin arılı kovan bulunuyor. Tüm kovanlar AKS diye projelendirdiğimiz Arıcılık Kayıt Sistemi içinde akreditedir. Bu uygulama dünyada ilk ve tek olan bir uygulamadır. Ülkemizde bulunan 80 bin arıcılık işletmemizde yıllık toplam 103 bin ton bal üretiliyor. Dünya çam balının %90’ının üretildiği Türkiye, dünyada tanımlanmış olan arı ırklarının %20’sine de ev sahipliği yapıyor. Biyolojik zenginlik bakımından da bulunduğumuz coğrafyadan kaynaklanan önemli farklılıklarımız var. Ülkemizde yedi farklı coğrafi bölgede farklı iklimler yaşanıyor. Bu zenginlik arıcılığın yaygın olmasına ve yıl boyunca arıcılık yapılmasına olanak tanıyor. Her bölgede arıcılık yapılırken, ülkemizdeki arıcıların yüzde 80’i bölgeler arası göçer arıcılık yapıyor, yıl boyunca 4-5 konaklama noktası değiştirerek çalışmalarını tamamlıyorlar. Ülkemizde arıcılık sektörü son yıllarda göçer arıcılığın yaygınlaşmasına paralel olarak gelişme gösteriyor. Özellikle son yıllarda yaşanan arı ölümleri polinasyona katkısı üzerine dikkat çekilmesini sağladı. Gerek ülkemizde gerekse dünyada bal arılarının arı ürünlerinden ziyade polinasyona olan katkısı ön planda tutulmaya başlandı. Bu bilincin gelişmesine paralel olarak pek çok sorunun da çözümü gerçekleşiyor. Ancak, yeterli olduğunu söyleyemeyiz" dedi.
 

Arıcıların, koloni kayıplarına karşı kayıtsız kalamayacaklarını belirten Şahin konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Tarım alanlarında yılda milyonlara varan arı kolonisini kaybettiğimizi bu nedenle, arıcılar olarak, bu kayıplara duyarsız kalmayacağımızın da bilinesini isteriz. Konuşmama son verirken bu vesileyle, yüz milyon yıldır doğa ve bizler için cefakar bir şekilde çiçekten çiçeğe konarak bin bir emekle bal toplayıp, polinasyon yaparak bizlere katkıda bulunan tüm bal arılarınına; pestisitlerin ve zirai ilaçların olmadığı doğal alanlarda bal toplamalarını ve sağlıklı yaşam sürmelerini diliyorum.

Dağlarda zorluklar içerisinde yaşayan, doğaya katkı sağlamak noktasında tarihsel ve evrensel bir görev yürüten arıcılara sağlıklı ve kaliteli arı ürünleri üretmelerini ve emeklerinin karşılığını almalarını temenni ediyorum. Ayrıca 45. Apimondia İstanbul’un dünya arıları ve arıcıları için yeni bir başlangıç olmasını diliyorum.”

45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresine katılan Bakan Fakıbaba , “İki ayı doldurduğum yeni bir bakan olarak sizlerle fikirlerimi paylaşmak istiyorum. Hekim olarak göreve başladım, belediye başkanı oldum, sonra milletvekili ve baktım ki Tarım, Gıda ve Hayvancılık Bakanı olmuşum. Sağlık sektörü ile uğraşırken, hastalar ve hasta yakınları ailem idi, milletvekili olunca, tüm Türkiye beni ilgilendiriyordu. Ama şimdi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olunca benim şu anda 80 milyon ailem var. Kongrelerin bana öğrettiği çok şeyler var. Arıcılık ile ilgili bugün bu kongreye katılmam büyük şans oldu. Arıcılığın önemini çok daha iyi kavrama fırsatı buldum. Ve şuna emin olun ki gıda, tarım ve hayvancılıkta her bir birime destek verirken, arıcılığa çok daha fazla destek vereceğime emin olabilirsiniz.

Nedenlerim var. Öncelikle bilmemek değil, öğrenmemek ayıp ve öğrenmek zorunda olduğumun farkındayım. Ve bugün burada kültür ve medeniyetlerin beşiği, eşsiz doğası ve mimarisi ile dünyanın güzide şehirlerinden biri olan İstanbul’da 45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresine ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum ve sizlerle beraber olmaktan büyük mutluluk duyduğumu özellikle belirtmek istiyorum. Arıcılık sadece tarımsal ve kırsal bir ekonomik faaliyet değildir. Aynı zamanda bitkilerin polinasyonuna sağladıkları katkılarla birlikte ekosistemin devamlılığı için son derece önemli olduğunu öğrenmiş oldum.

Bilindiği üzere bal arıları doğadaki en büyük tozlayıcı böcek grubunu oluşturuyor. Bu nedenle bilim adamı Albert Einstein eğer arılar yer yüzünden kaybolursa insanlık sadece 4 yıl hayatını sürdürebilir diyerek arıların polinasyondaki önemini vurgulamıştır. Bunun için diyorum ki arıcılara Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanınız olarak çok destek vereceğim. Arılar vasıtasıyla biz insanlara armağan edilen bal besleyici faydaları ve insan sağlığına olumlu etkileri tartışılmaz bir gerçektir” dedi.

2.10.2017
Devamı

Fındık Sorunu Bakana İletilecek

MÜSİAD Düzce Şubesi Başkanı İsa Şengüloğlu fındık konusundaki sorunları istişare toplantısında dosya halinde Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya iletileceğini söyledi.

Geçtiğimiz günlerde MÜSİAD Düzce Şube Başkanı İsa Şengüloğlu’nun yapmış olduğu İstişare toplantısında, Düzce’deki tarımsal sorunların dile getirileceği açıklamasının ardından gerek telefonla gerekse derneği ziyaret ederek birçok vatandaşın sorunlarını dile getirdiği bildirildi.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda Düzce’deki en önemli tarımsal sorunun fındık olduğu ve üreticinin bu yıl yaşanan olumsuz fiyat dalgalanmalarından dolayı mağdur olduğu tespit edildi.

Bu konunun istişare toplantısında Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya iletileceğini söyleyen MÜSİAD Başkanı İsa Şengüloğlu, “Bunun dışında bize ulaşan diğer talep ve sorunlar hakkında da bakanımızla istişarelerde bulunacağız. Özellikle fındık konusunda toplantı gününe kadar bazı çalışmalar yapıp bakanımıza dosya şeklinde sunmaya gayret edeceğiz. Özellikle fındığın kilogram başına üreticiye maliyeti ve devlet desteklerinin bu konudaki önemine işaret edeceğiz. Bu yıl vatandaşların TMO’ya olan ilgisinin devletimizin bu desteği güçlendirmesi durumunda daha da artacağını, bu sayede Dünya’nın en önemli fındık üreticisi olan Türkiye’nin elinin daha çok güçleneceğini sayın bakanımıza ileteceğiz. Karadeniz bölgesinin en önemli gelir kaynağı olan fındığın gerekli itibarı kazanmasının ancak kamu eliyle olacağı konusunda çalışmalarımızı yapıp bakanımıza teslim edeceğiz. Sadece üyelerimizin değil, tüm vatandaşlarımızın sorunlarını gündeme getirmek, sorunların çözümünde katkı sağlamak ve çözüm arayışlarında bulunmak bizim dernek olarak asli görevlerimizdendir” ifadelerini kullandı.

MÜSİAD Genel İstişare Kurulu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın katılımlarıyla gerçekleştirilecek.

2.10.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Domates Tohumu Konusuna Düzeltme

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, domates tohumunun İsrail’den alınmasıyla ilgili olarak yanlış anlaşılma olduğunu belirterek “Zaman zaman alabiliriz ama biz İsrail’e domates tohumu ihraç ediyoruz.” açıklamasında bulundu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kahramanmaraş’taki araştırma enstitüsünün açılışında domates tohumuyla ilgili olarak konuştu.

Ülkede kullanılan tohumlarla ilgili yanlış inanışların olduğunu ancak Türkiye’nin son dönemlerde Ar-Ge çalışmalarıyla yerli tohum üretiminde önemli yerlere geldiğini söyleyen Bakan Fakıbaba, bu konuda özellikle İsrail tohumlarıyla ilgili yanlış inanışlar bulunduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:

“Ülkemizde üretilen tohumların yüzde 70’i bakanlığımızca geliştirilmektedir. Bazen arkadaşlar domatesin tohumunu bile dışarıdan ithal ettiğimizi söylüyorlar. Bırakın Tarım Bakanı olarak, bir Türk vatandaş olarak bu durum beni çok üzüyor.”

Konuşması sırasında önceki gün gerçekleştirdiği bazı ziyaretlerde gördüğü laboratuvarlarla ilgili izlenimlerini de paylaşan Bakan Fakıbaba, “Bizim bakanlığa bağlı çalışmalarını devam ettiren, Ar-Ge çalışmaları yapan 50’ye yakın enstitümüz bulunmakta. Bilim adamlarımızla beraber kendi tohumunu üreten, ihraç eden ve zaman zaman da doğal olarak ithal ettiğimiz ürünler de olacak ama ihracatımızın çok daha fazla olduğunu bilmenizi arzu ediyorum. Yanlış anlaşılan ve vatandaşın kafasında yer eden bazı şeyler var, ‘biz tarımda domates tohumunu bile İsrail’den alıyoruz…’ Zaman zaman alabiliriz ama biz İsrail’e domates tohumu ihraç ediyoruz. Bunun özellikle bilinmesini istiyorum” ifadelerini kullandı.

2.10.2017
Devamı

Her İle 3 Örnek Köy Kurulacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, her ile 3 örnek köy kurulacağını, buralarda yönetimin toplulaştırılacağını, böylece daha düşük girdi maliyeti ile tarım yapmanın mümkün olacağını söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’de her ilde 3 tane “örnek köy” kurulacağını, bu kapsamda belediye başkanlarına her türlü desteği vereceğini söyledi.

Fakıbaba, “Hakikaten insanların kırsalda kalıp daha mutlu olup, daha fazla üretmesi ve tarımın gelişmesinin küçük ve orta ölçekli çiftçiliklere, ailelere bağlı olduğuna inanan bir kişiyim. Bu bağlamda her türlü desteği vereceğiz. 81 ilimiz var, 3 tane örnek köy, 81 ilde 245-250 civarında bir köy yapar. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak bu konuda bütün belediye başkanlarına destek vereceğim, örnek 250 köy çıkaralım. Yani toplulaştırma ile ilgili zaten bakanlığımız çok ciddi çalışmalar yapıyor. Bu 250 köyle de örnek köyler, yani toplulaştırmanın olmadığı yerlerde yani yönetimin toplulaştırması diyorum ben buna. Yönetimi toplulaştırdığımız zaman girdiler daha ucuza mal olacak, bir defa fark edelim bir köyde 10 traktör varsa bu bire veya ikiye düşecek, girdiler maliyeti çok düşecek ve ürünü çok daha pahalıya satabileceğiz.” şeklinde konuştu.

Söz konusu projenin, Türkiye tarımında özellikle ithalatın azalması, ihracatın artmasının önemli bir nedeni olacağına inandığını anlatan Fakıbaba, “Özellikle hayvancılıkta da bu konuda arkadaşlarla çalışmalarımız var. Ben buradan söylüyorum; bütün belediye başkanlarımıza bana 3 tane köy ama yönetim toplulaşacak. Bu dernek, kooperatif, özel sektör olabilir, belki bizim TMO olabilir, bunlarla oturup konuşmak lazım. Yönetimin toplulaştırılmasıyla ben çiftçi kardeşlerimizin çok daha mutlu olacağını, çok daha fazla para kazanacaklarına yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

 

2.10.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Et Fiyatına Yeni Önlem

Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, Et ve Süt Kurumu tarafından büyük market zincirlerine kurulacak reyonlarda halka ucuz ve sağlıklı et sunacaklarını duyurdu

Bir televizyon kanalında konuşan Fakıbaba, Et ve Süt Kurumunun büyük marketlerde reyon kiralayacağını, bu reyonlarda vatandaşa uygun fiyata et satışının yapılacağını kaydetti.

Fakıbaba, bu konuda talimatın bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verildiğini belirtti

2.10.2017
Devamı

5 Yıl Aradan Sonra Saman İthalatı!

Son günlerde samanın karaborsaya düşmesi ve fiyatların yükselmesi ile birlikte, İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği kolları sıvadı ve Bulgaristan’dan saman ithal etti.

İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ahmet Kocaağa, "Samanı karaborsaya düşürme oyunlarını da biz bozmak için ithal yoluna gittik. 9 bin ton saman anlaşması yaptık. Bu samanlar 3-4 parti halinde İzmir Alsancak Limanına getirilerek, çiftçilerimize dağıtımını yapacağız" dedi.

Tarımsal üretimin yanı sıra son yıllarda hayvan besiciliğinin hızla artmasıyla, hayvanların beslenmesi için gerekli olan yeme olan talep artmaya başladı. İhtiyacın da artmasıyla fiyatlar da yükseldi ve saman karaborsaya düştü.

İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği de, samanların ithal edilmesi için harekete geçti. Birlik, Bulgaristan ile yapılan görüşmeler kapsamında 9 bin ton saman için anlaşma yaptı.

"Elimizde saman yok diyerek ya telefonları açmıyorlar"

Birlik başkanı Ahmet Kocaağa, samanların 3-4 parti halinde İzmir Alsancak Limanına getirileceğini ifade ederek, "İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak, son günlerde saman fiyatlarının ikiye katlanması nedeniyle, saman ithal etmeye karar verdik. Bu çerçevede Bulgaristan ile yaptığımız görüşmeler kapsamında, birlik üyelerimize daha ucuz yem temin etme kapsamında 9 bin ton saman anlaşması yaptık. Bu samanlar 3-4 parti halinde İzmir Alsancak Limanına getirilerek, çiftçilerimize dağıtımını yapacağız. Bulgaristan’dan getirttiğimiz saman hem fiyat yönünden, hem de ulaşım yönünden bizim için daha uygun. Türkiye içerisinde birlik üyelerimize saman temin etme konusunda taleplerimize bazı tüccarlar ellerinde saman olduğu halde ’saman yok’ diyerek fiyatları yükseltmeye başladılar. Samanı karaborsaya düşürme oyunlarını da biz bozmak için ithal yoluna gittik. Daha önce alışveriş yaptığımız adamlar elimizde saman yok diyerek ya telefonları açmıyorlar, ya da saman vermemek için daha önce alınan siparişleri bile iptal ediyorlar. Biz üreticimizi geçtiğimiz yıllarda Ödemiş Ziraat Odası olarak sahip çıktığımız gibi, şimdi de sahip çıkacağız. Üretici varsa biz varız. Onlar yoksa biz de yokuz" dedi.

Kocaağa, "Biz bu makamları koltukta oturmak için talip olmadık. Üreticimizin her türlü sorunlarının yanında yer almak için görevimizin başındayız. Bunu kimse unutmasın ki; üreticimizi kimseye peşkeş çektirmeyeceğiz. Zaten girdi maliyetleri yüksek. Maliyetleri aşağıya çekmek için her türlü çözümün içinde yer alacağız. Adamlar fiyatları 70 kuruşa çıkardı. Eğer biz müdahale etmeseydik bu fiyatlar 1 liraya çıkacaktı. Saman stokçuları piyasayı yükseltmeye devam ederlerse, biz de müdahaleye devam edeceğiz. Biz samana müdahale etmeye başlayınca onlar da kaba yem fiyatlarını yükseltmeye çalışıyorlar. Yonca, mısır, kanola ve soya, küspe yemde fiyatlar hareketlenmeye başladı. Maliyetleri artırmaya yönelik bu girişimleri ve oyunları bozmaya kararlıyız. Stokçulara sesleniyorum, geri adım atsınlar. Yoksa kaba yeme de müdahale ederek, maliyetleri ucuzlatacağız" şeklinde konuştu.
2.10.2017
Devamı

Süt Tozu Desteklemesinde Karmaşa!

Haziran ayında verilmeye başlanan süt tozu desteğinin bu gün itibariyle kaldırıldığı iddia edildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çiğ sütün değerlendirilmesine yönelik destekleme uygulama esasları kapsamında süt tozu üretiminde üreticiye destek verme kararı almıştı. Haziran ayından itibaren devam eden süt tozu desteklerinin kaldırıldığı iddia edildi.

Edinilen bilgilere göre, Türkiye’nin belirli bölgelerdeki Et ve Süt Kurumu (ESK) yetkilileri, İl Birliklerini arayarak sözlü olarak bilgi verdi. Buna göre ESK, süt tozu üretimi için aldığı sütü, bugün mesai bitiminden sonra almayacak.

Süt, 1.30 TL'den Ucuz Olursa Destekleme Devam Edecek

Et Süt Kurumu ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü yetkilerinden edinilen bilgiye göre, sütün  1 lira 30 Kuruş’un altında satılması durumunda söz konusu bölgelere süt tozu desteğinin devam edeceği ifade edildi.

1 Ekim 2017’den itibaren 1 lira 40 kuruş olacak olan süt fiyatı göz önünde tutulursa, süt ve süt tozuna ilişkin fiyat karmaşası devam edecek gibi görünüyor.

Çiğ Süt Üreticisine Verilen Destek Kalkacak mı?

Çiğ süt arzının fazla olması, süt tozu üreticisine verilen destekleme kapsamına, 'süt tozunun doğrudan ihracatının desteklenmesi' hükmünün eklenmesini zorunlu kılmıştı. Süt tozuna ihracat yolunun görünmesi hem üreticiyi hem de sanayiciyi memnun etmişti.

Çiğ süt üreticisinin almayı beklediği desteklemeler 7 aydır yatırılmıyor. Bu gecikme akıllara, çiğ süt üreticisine verilen desteğin de mi kaldırılacağı sorusunu  getiriyor.

İhraç Fazlası Süt Tozu İç Piyasaya mı Sürülecek?

Geçtiğimiz günlerde Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 lira 40 kuruşa çıkarılan süt fiyatını aşağı çekmek isteyen sanayicilerin, ihraç fazlası süt tozunu piyasaya sürerek süt fiyatını ucuzlatmak istediği üretici temsilcileri tarafından dillendirilmeye başladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, süt fiyatını ucuzlatma politikasına karşı önlem alması gerektiğinin altı çizildi.

Süt Fiyatı Yeniden Belirlenmişti

Ulusal Süt Konseyinin, süt fiyatlarını tekrar görüşmek üzere toplanarak, 1 Ekim 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere çiğ sütün referans fiyatını 1 lira 30 kuruştan, 1 lira 40 kuruşa çıkarması beklentileri karşılamamış, üreticileri memnun etmemişti.

Üreticiyi korumak amacıyla, süt fiyatının 1.30’un altına düşmesi durumunda Et ve Süt Kurumunun duruma müdahale edip sütleri toplayacak olması 'süt bulamıyoruz' diyen sanayicileri rahatsız etmişti. Sanayicinin bu şikâyetini dikkate alan ESK, alım-satım konusunda serbesti sağlayarak orta yolu bulmaya çalışmıştı.

29.9.2017
Devamı

Nihat Zeybekçi: Domates Yasağı Kalkıyor

Rusya Devlet başkanı Vladimir Putin dün akşam Ankara'ya gerçekleştirdiği çalışma ziyareti kapsamında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile başbaşa ve heyetlerarası görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmede bölgesel gelişmelerin yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkiler ile 2015 Kasım ayında bir Rus uçağının Türkiye-Suriye sınırında düşürülmesinin ardından Türkiye'den ithal edilen bazı ürünlere getirilen kısıtlamalar da ele alındı.

DOMATES YASAĞI KALKIYOR

Putin'in Ankara'ya gerçekleştirdiği ziyaret sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, domates ithalatına uygulanan yasağın kalktığına dair Putin'den sözlü teyit alındığını belirtti.

Yasağın 1 Ekim'den önce kalkıp kalkmayacağının sorulması üzerine ise "İnşallah, teknik anlamda onu göreceğiz 1-2 gün içinde" cevabını verdi. "Yasak kalkıyor mu?" sorusuna "Kalkıyor" diyerek yanıt veren Zeybekci, yasağın 1 Ekim'den önce kalkıp kalkmayacağının sorulması üzerine ise "İnşallah, teknik anlamda onu göreceğiz 1-2 gün içinde. Bunun kararını duyduk ama resmi olarak da teyit edilmesini istiyoruz. (Bu konu) Çözüldü diyebiliriz, teyidini devlet başkanının (Putin) ağzından duyduk ama ilk yüklemeyi yapana kadar bekleyeceğiz" dedi.

29.9.2017
Devamı

Eğitim İşi de Sulama İşi de Bizim İşimiz

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Biz Allah'ın izniyle toprağı suyla, çiftçiyi eğitimle buluşturmak zorundayız. Eğitim işi de sulama işi de bizim işimiz. İnşallah hep beraber el ele verdiğimizde çok güzel şeyler olacağına yürekten inanıyorum." dedi.

Fakıbaba, Başbakan Binali Yıldırım'ın katılımıyla Çorum Valiliğince Anitta Otel'de düzenlenen Kanaat Önderleri ve STK Buluşması toplantısında yaptığı konuşmada, sivil toplum örgütlerinin katkılarıyla Çorum'un 2002'den bu yana eğitimden, sağlığa, sulamadan tarıma, gençlik spordan, kültür turizme, her alanda büyüdüğünü belirtti.

Sivil toplum örgütlerinin önemine vurgu yapan Fakıbaba, ülkenin zor zamanlarında sivil toplum örgütlerinin birlik ve beraberliğe katkı sağladığına işaret etti.

Fakıbaba, sivil toplum örgütlerinin kendilerine gösterdiği desteklerinden dolayı teşekkür etti.

FETÖ'nün 15 Temmuz'da yapmak istediği darbe girişimine karşı toplumun her kesiminin olduğu gibi sivil toplum örgütlerinin de dik durduğunu ve birlik ve bareberlik sağladığını belirten Fakıbaba, "Çorum'u ile Urfa'sı ile Trabzon'u Antalya'sı ile Türkiye bir kardeş. Allah'ın izniyle bu birlik ve beraberliğimiz devam ettiği müddetçe Allah'tan başka bizi kimse ayıramayacaktır." ifadelerini kullandı.

AK Parti hükümetleri ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım'a teşekkür eden Bakan Fakıbaba, 2002 yılından 2017'ye kadar her alanda bir çok yatırım yapıldığına dikkati çekti.

Fakıbaba, şöyle konuştu:

"Sadece tarım alanında Cumhuriyet döneminden 2002 yılına kadar çok küçük paylar olmasına rağmen bu 15 yılda 1 milyar 100 milyon lira tarıma para aktarılmış. Bu bağlamda hükümetlerimize Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza yürekten teşekkür ediyorum. Biz hep sizin emrinizdeyiz. Sizin hizmetkarınız olmaktan gurur duyuyoruz. Emin olun her zaman yanınızdayız."

Tarım il ve ilçe müdürlüklerinin, çiftçilerin ve üreticilerin evi olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Bakın burada müdür arkadaşım dinliyor beni. Orada dinlenmek ve çay kahve içmek için oraya sizi davet ediyorum. Biz Allah'ın izniyle toprağı suyla, çiftçiyi eğitimle buluşturmak zorundayız. Eğitim işi de sulama işi de bizim işimiz. İnşallah hep beraber el ele verdiğimizde çok güzel şeyler olacağına yürekten inanıyorum." ifadelerini kullandı.

29.9.2017
Devamı

Pamukta Yakalanan Rüzgar Sürdürülsün!

Pamukta geçen sene yakalanan ivmenin önümüzdeki yıllarda sürmesini isteyen sektör temsilcileri bunun için atılması gereken adımların başında prim miktarının açıklanması ve bölgelere göre tohum kullanımının sağlanmasının geldiğini dile getirdiler.

Ege Bölgesi’nde mısır ve domates fiyatlarının düşmesi sonucu üreticinin yönlendiği pamukta geçen yıl olduğu gibi bu yıl da iyi bir sezon beklentisi oluştu. İzmir Ticaret Borsası (İTB) Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’nda sektör temsilcileri, iyiye gidişin önümüzdeki yıllarda da sürmesi için prim miktarının açıklanmasını ve bölgelere göre tohum kullanımı konusunda düzenleme yapılmasını istediler.

İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli’nin yönettiği toplantıda, 2016-2017 pamuk sezonunda üretici, çırçırcı, tekstilci ve konfeksiyoncu olmak üzere her kesimin iyi şekilde faydalandığını dile getiren İTB Aracılar Meslek Komitesi Başkanı Rifat Kınay, şunları kaydetti: “Güzel bir sezon geçirdik. Sezon başında düşük başlayan fiyatlar yılbaşından sonra arttı. Ege’de, mısırın eski gücünü kaybetmesi, pamuğun değerini bulmaya başlaması, dünyada pamuk ürünlerine talebin artması gibi nedenlerle ekim alanları yüzde 20 dolayında arttı.

Geçen sene 170 binlerde olan Ege rekoltesinin bu yıl yaklaşık 195-200 bin ton gerçekleşmesi bekleniyor. Türkiye’deki rekolte beklentisi ise 837 bin ton. Bu sezon pamuk tüketimi de 1.5 milyon tona ulaştı. 2 ay önce Türkiye’de pamuk bitti. Uzun yıllardır pamuğun bu kadar çabuk bittiğine şahit olmamıştık. Yeni sezona aybaşı itibari ile gireceğiz. Umarız önümüzdeki sene de talep artar, buda pamuk alanlarını artırır. ”

Uçak: Devlet desteği artmalı

İTB Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Bülent Uçak ise 2016-2017 sezonunda Ege’de 91 bin hektar pamuk ekim sahasında, 166 bin ton lif pamuk üretildiğini hatırlattı. 2017- 2018 sezonunda alan bazında yüzde 15-20 artışla 210 bin ton civarında lif üretimi beklendiğini ifade eden Uçak, şunları söyledi: “Üretimde kaliteyi artırmalıyız. Depolamadan kaynaklanan sorunları bertaraf etmeliyiz. Devletin de destekleri ile yapılabilir bu. Destekleri yeterli bulmuyoruz. Sanayicilerin belli bir destek almasının önünün açılmasını istiyoruz. Sanayicileri de bunun içine katarsak, pamuk ekim sahalarının genişlemesi sürdürülebilir hale gelir. Biz 1 milyon ton üretim eşiğinden bahsediyoruz, ama 1.5 milyon ton tüketimimiz var. Bütün paydaşların kar ettiği bir sektör olmalı. Umarım önümüzdeki yıl geçtiğimiz yıldan daha iyi olur. ”

Aynı bölgede çok sayıda çeşitte üretim yapılmasının sıkıntı yarattığına dikkat çeken Uçak, “Hafta sonu Söke’deydim. Herkesin kendi kafasına göre tohum kullandığı bir sistem var. Ama buna tarladan başlayamazsınız. Bu işe başlayacağınız yer Tarım Bakanlığı Tohum Tescil Daire Başkanlığı’dır. Her ay orada toplantılara katılıyoruz. Bizim, istediğimiz devlet desteklerinin toprağın genel yapısına uygun tohum çeşitlerine göre belirlenmesi ve bunun dışında tohum kullananlara destek verilmemesidir” dedi.

“Prim açıklaması pamuğu uçurur”

Geçen yıldan bu yana pamuğun iyi bir rüzgar yakaladığını vurgulayan İTB Yönetim Kurulu Üyesi Şeref İyiuyarlar, ise şunları söyledi: “Önümüzdeki sezonda Manisa ve Torbalı’da üretici yüzde 50-100’e varan artışlarla pamuğa dönecek.Mısır ve domatesin fiyatları dip noktaya düştü. Sebze fi yatları da düşük. Pamukta üretim patlaması olabilmesi için ufak bir kıvılcım lazım. Bakanlık önümüzdeki günlerde 2017-2018 ürününün prim miktarını açıklarsa, belki yüzde 100’lerin üzerinde artışla pamuk ekilecek. Önümüzdeki sezonda verilecek prim miktarının beyanını istiyoruz, parasını değil. Parayı yine Mayıs- Haziran’da versinler. Borsamızı temsilen Tarım Bakanlığı Tohum Tescil Şubesi’nin 8 üyesinden biriyim. Her tohum tescilinde çağırıyorlar. Genel tescillerde kıstaslar çerçevesinde her ürüne evet diyorum. Ama bunun dışındakilere şerh koyuyorum. ‘Bu pamuklar bizim sanayici ile aramızı açıyor, sanayici ithal ürüne yöneliyor’ diyorum. Ama Tarım Bakanlığı ‘ticaret serbesttir’ diyerek tescil ediyor.”

İTB Meclis Başkanı Barış Kocagöz de tohum konusunun önemine dikkat çekerek, “Eğer tohumlar bir süzgeçten geçmeyecekse komisyona ne gerek var. Tarım Bakanlığı’nda bir daireden müracaat yapılsın, tohumu kabul edilsin. Şu ovada bu tohum, bu ovada şu tohum diye firma isimleriyle belirtilmesi doğru değil. O serbest ticarete aykırı olur. Pamuk üretimimizde 5 yıllık plan yapılsın. Destekler 2017-2018 değil uzun vadeli açıklansın. Doğru ürünleri üretebilmemiz için uzun vadeli planlamalar yapmalıyız” diye konuştu.

29.9.2017
Devamı

Türkiye İsrail’e Tohumluk İhraç Ediyor

Tarım İşletmeleri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taşan, “Geçmişte ‘Türkiye, tüm tohum ihtiyacını İsrail’den alıyor’ diye söylemler vardı. O söylemlerin geçerliliği kalmadı. Türkiye artık İsrail’e tohumluk ihraç ediyor.” dedi.

Tarım İşletmeleri Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Taşan, Samsun 3. Tarım Hayvancılık ve Teknolojileri Fuarı’nda gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye’deki tohum üretimi hakkında bilgi verdi.

Türkiye’de tohum denince ilk akla gelen kamu kurumunun Tarım işletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) olduğuna işaret eden Taşan, “Ancak son 15 yıldır özellikle sertifikalı tohumluk kullanan ve tohumluk üretene de destek verilmeye başlandıktan sonra özel sektör hububat, yem bitkieri ve sebze tohumculuğu konusunda büyük yatırımlar yaptı. Sebze tohumculuğunda Türkiye’de kullanılan tohumun yüzde 50’sini biz üretir hale geldik. Ayrıca sebze tohumu ihraç etmeye de başladık. Tabii bu ne demek? Yüzde 50 de açığımız bulunuyor. Bu da yaklaşık yüz milyon dolar civarında açığımız var demektir.” ifadesini kullandı.

TİGEM arazilerinde özel sektören tohumluk üretim talebi olduktan sonra onlara yer tahsisi de yaptıklarını vurgulayan Taşan, 50 bin dekar civarında tohum üretimi için özel sektöre kiraya arazi verdiklerini ve özellikle patates tohumu konusunda Türkiye’nin ihtiyacı olan yüzde 25’lik tohum ihtiyacının bu arazilerde özel sektör tarafından üretildiğini dile getirdi.

Taşan, Türkiye’de geçmişte yerleşmiş bazı sözlerin gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirterek, şunları kaydetti:

“Geçmişte ‘Türkiye, tüm tohum ihtiyacını İsrail’den alıyor’ diye söylemler vardı. O söylemlerin geçerliliği kalmadı. Türkiye artık İsrail’e tohumluk ihraç ediyor. On yıl sonra belki tamamen sebze tohumu ihtiyacımızı karşılar duruma geleceğiz. Biz belki yüzde 50 tohumu ithal ediyoruz ama ihracatımız da var sebze tohumunda. Ancak sebze tohumunda halen dışa bağımlığımız devam ediyor. Zaman içinde yerli ürünler teşvik edildikçe artık kendi tohumumuzu kendimiz üretir hale gelebileceğiz.”

29.9.2017
Devamı

Rusya, Domates Yasağını Kaldırıyor mu?

Rusya Tarım Bakanı Yardımcısı Gromıko, Türkiye’den domates ithalatının devam etmesine yönelik tekliflerini hükümete ilettiklerini söyledi.

Rusya Tarım Bakanı Yardımcısı Yevgeniy Gromıko, başkent Moskova’da gazetecilere yaptığı açıklamada, yaptırımı devam eden Türkiye’den domates ithalatına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Rus Tarım Bakanlığının, Türkiye’den domates ithalatına ilişkin mekanizmalarla ilgili çalışmalarını tamamlandığına işaret eden Gromıko, “Bu konuya ilişkin tekliflerimizi hükümete ilettik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Ankara’da gerçekleştirilen görüşmede Rusya’nın yaptırıma devam ettiği domates ithalatının da ele alınması ve konunun neticelendirilmesi gündeme geldi.

29.9.2017
Devamı

Yeni Müsteşar Mehmet Hamdi Tunç Oldu

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2 aydır beklenen müsteşar değişikliğini yaptı.

26 Ocak 2016 tarihinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarlığına atanan Dr. Nusret Yazıcı görevden alındı.

Yazıcı'nın yerine, Mehmet Hadi Tunç atandı. Tunç, Bakanlıkta Müsteşar yardımcısı olarak görev yapıyordu.

 

28.9.2017
Devamı

Kadın Çiftçi Sayısı Artıyor

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, "Traktörlerde kadın çiftçilerimizi artık daha çok görüyoruz. Bu durumu gördüğümüz için projeksiyonumuzu ona göre yapıyoruz. Tarımın geleceği çiftçi kadınlarımızda" dedi.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, son yıllarda tarımdaki kadın çiftçi sayısının az da olsa artış gösterdiğini söyledi.

İleriki süreçte de kadın çiftçi sayısında artış beklediklerini belirten Bayraktar, "Bugün tarım sektörünün yüzde 46,5'i kadınlardan oluşuyor. Yaklaşık 2 milyon 678 bin bayan tarımda çalışıyor. Tarım göç veriyor ama daha ziyade tarımdaki erkekler göç ediyor. Tarımda çalışan erkekler büyük şehirlere gidiyor. Öyle anlaşılıyor ki biz önümüzdeki yıllarda tarımda üretimi bayan çiftçiler üzerinden sağlayacağız. Bu nedenle gerekli tedbirleri almamız lazım." diye konuştu.

28.9.2017
Devamı

Doğu Anadolu Hayvancılığına Destek

Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresince "Hayvancılık Altyapısının Geliştirilmesi Projesi" kapsamında, son 3 yılda bölgede meraya dayalı hayvancılık yapılan alanlara 25 bin 213 sıvat kurulduğu bildirildi.

DAP'tan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye'nin en büyük meralarının Doğu Anadolu Bölgesi'nde olması ve burada yaşayan nüfusun büyük bölümünün geçimini hayvancılık yaparak sağlaması nedeniyle tarım ve hayvancılık alanında verilen destekle çiftçilerin yanında olunduğu belirtildi.

Meradaki hayvanların su ihtiyacını karşılamak amacıyla 2015'te uygulamaya konulan projenin sürdüğü anlatılan açıklamada, projeye verilen destekle hayvanların temiz su ihtiyacının sıvatlarla karşılandığı kaydedildi.

Açıklamada, meraların daha etkin şekilde kullanılması amacıyla yürütülen projenin finansmanının tamamının DAP İdaresince karşılandığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi: 

"2015'te 9 bin 30 adet olarak başlayan sıvat dağıtımı, 2016'da 9 bin 960, 2017'de ise 6 bin 223 adet olarak gerçekleşti. Söz konusu çalışmayla 3 yılda bölgedeki il ve ilçelerde 14 bin 475 sac, 10 bin 738 beton olmak üzere toplam 25 bin 213 sıvat dağıtımı yapıldı. Sac ve beton sıvatlar, DAP İdaresine bağlı illerden gelen yoğun talep üzerine il özel idareleri ve belediyeler vasıtasıyla uygun olan meralara kuruluyor."

Su problemi olan meralarda, kar ve yağmur sularının depolandığı Hayvan İçme Suyu (HİS) Göleti projelerine de destek sağlandığı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi: 

"DAP İdaresi, 2017'de bu projelere 13 milyon lira ödenek tahsisi gerçekleştirdi. Bu yıl desteklenen 50 projeyle bugüne kadar bölge illerine toplam 166 HİS göleti kazandırıldı. Göletin gövde kısmından çıkış vanasıyla beton sıvatlara alınan suyun hayvanlara içirilmesiyle de hayvanların temiz su ihtiyacı karşılanmış oluyor."

28.9.2017
Devamı

Hamsi, Balıkçılara Umut Olacak

Yeni sezona ümitle başlayan Karadenizli balıkçılar, palamutta yaşadıkları hayal kırıklığını hamsi avıyla telafi etmeyi umuyor.

Perşembe Balıkçılar Kooperatifi Başkanı Ünal Karadeniz, Kışlaönü Balıkçı Limanı’nda gazetecilere yaptığı açıklamada, büyük hayallerle başladıkları sezonun şu ana kadar istedikleri gibi gitmediğini söyledi.

En büyük hayal kırıklığını palamutta yaşadıklarını belirten Karadeniz, “Geçen sezon palamut avı hayli bol ve bereketli geçmişti ancak bu sezon geçen sezonun dörtte bir oranında bile palamut avlayamadık.” dedi.

Av sezonunda yaklaşık bir ayın geride kaldığını ifade eden Karadeniz, “Balıkçılarımız adına sezon hakikaten çok kötü geçiyor. Palamudun bundan sonraki aylarda da artacağına inanmıyoruz. Palamut yönünden kısır bir sezon geçirdiğimizi söyleyebiliriz. Diğer balık türlerinde de benzer tablo yaşanıyor.” diye konuştu.
Karadeniz, hamsi avında ise az da olsa bir canlılık, kıpırdanma olduğunu gözlemlediklerini, şu günlerde denize açılan balıkçıların 50-100 kasa hamsiyle limanlara döndüğünü ifade etti.

Palamudun olmadığı bu sezon umutlarının hamsiden yana sürdüğünü dile getiren Karadeniz, ekim ayından sonra hamsi avının çok daha iyi olacağını tahmin ettiklerini, şu anki tablonun bunu gösterdiğini söyledi.
İlçede yaklaşık 20 yıldır balık satan Tuncay Bolat da sezonun istedikleri gibi geçmediğini söyledi.

Bolat, balık fiyatlarına ilişkin, “Palamudun tanesi 15 liradan satışa sunulurken, uskumru 15, istavrit 15, çupra 25, hamsinin ise fiyatı boylarına göre 12 lira ile 15 lira arasında değişiyor” dedi.

28.9.2017
Devamı

Sulama Bedelleri Belli Oldu

Tarımsal amaçlı sulama tesislerinde 2018 yılında uygulanacak su kullanım bedelleri Resmi Gazete’de duyuruldu.

Tarım arazilerinde 2018 yılı boyunca geçerli olacak su kullanımı hizmet bedelleri dün Resmi Gazete’de yayınlandı. Buna göre tarımsal sulama kullanılacak suyun metreküp ücreti bölgeye göre 5-20 kuruş arasında değişiyor.

2018 Yılında Sulama Birliklerince İşletilen Sulama Tesislerinde Uygulanacak Su Kullanım Hizmet Bedeli Tarifelerine İlişkin Karar’a göre hizmet bedelinin belirlenmesinde ürüne göre değişen işletme ve bakım ücretleri eşik değer olarak kabul edilecek. Çeltik dekar başına 40-102 TL arasındaki işletme ve bakım ücretiyle ilk sırada yer alırken onu 31-82 TL ile sera ürünleri takip ediyor.

Sulama alanı içinde üreticilerin sahip oldukları yeraltı suyu kuyuları ve tamamen kendi olanaklarıyla suladıkları sahalarda ise dekar başına 5 TL hizmet bedeli uygulanacak.

28.9.2017
Devamı

Katil Arılar Kestaneyi Uçurdu!

Uludağ’da Gal arıları yüzünden yüzlerce ağaç kururken, kestane dalında 10 liradan sezonu açtı. Kestanenin pazarda 15 lira olması bekleniyor.

Uludağ’ın eteklerindeki köylerde aşılı kestane hasadı başladı. Sarp arazilerde sabah erkenden ellerinde sırıklarla kestane ağaçlarına çıkan köylüler, adeta sincap gibi daldan dala sekerek kestaneleri düşürmeye çalışıyor. Sırıkla dikenli kabuklar yere düşürülüyor. Daha sonra dikenli kabuklarından kestaneler ayrılıyor. Toplanan kestanelerin bir kısmı kestane şekeri yapılmak üzere şekerlemecilere giderken, diğer kısmı ise pazarlarda satılmak üzere tüccara veriliyor. Kimi köylüler ise kestaneleri kendileri pazarda satıyor.

Bu sene Gal arılarının kestane ağaçlarını kurutması sebebiyle rekolte düştü. Kestane dalında 10 liradan satılıyor. Katil arıların kestane ağaçlarını kuruttuğunu ve verimi büyük ölçüde düşürdüğünü belirten Fidyekızık Kooperatifi Başkanı Ahmet Gültekin, “Bu yıl Gal arılarının kestane ağaçlarına verdiği zarardan dolayı kestane rekoltesinde yüzde 70 azalma var. 100 kilo topladığımız ağaçlardan bu yıl 30 kilo mahsul alıyoruz. Gal arılarına karşı alınan tedbirler yetersiz kaldığı için ağaçlarımız kuruyor. Bu yıl kestane dalında 10 lira. Üreticilerin aşılı kestane hasadı bitince diğer vatandaşlar dağa kestane toplamaya çıkmasın” dedi.

28.9.2017
Devamı

Dane Mısırdan Ekonomiye Büyük Katkı

Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürü Yavuz Ağı, , dane mısır üretiminin Türkiye ekonomisine katkısının geçen yılın verilerine göre yaklaşık 4,73 milyar lira olarak hesaplandığını bildirdi.

Sakarya’da Mısır Araştırma Enstitüsü bahçesinde düzenlenen “Tarla Günü” etkinliğinde çeşitli mısır türleri, kurulan stantlarda çiftçiye tanıtıldı.

Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürü Yavuz Ağı, programda yaptığı konuşmada, mısır üretiminin Türkiye tarımı açısından vazgeçilemeyecek öneme sahip olduğunu söyledi.

Dane mısır üretiminin Türkiye ekonomisine katkısının 2016 yılı verilerine göre yaklaşık 4,73 milyar lira olarak hesaplandığını aktaran Ağı, “Ülkemizde 2016 yılında 6,4 milyon ton üretime ulaşılmasına rağmen üretimin tüketimi karşılama oranı yüzde 90’lar civarında gerçekleşmiştir. Ülkemiz yaklaşık olarak yılda 1,5 milyon ton mısır ithal eder durumdadır. Geçen sene 500 bin ton civarında ithal edildi. İthalatın azaltılabilmesi için çiftçimizin ekmekte olduğu çeşitlerin verim potansiyellerinin yüksek olması gerekmektedir.” şeklinde konuştu.

Mısırın yem sanayisinde yoğun bir şekilde kullanılmasına rağmen diğer yem kaynaklarıyla kıyaslandığında daha düşük protein içeriğine sahip olduğunu dile getiren Ağı, “Türkiye Yem Sanayici Birliği’nin 2015 verilerine göre yıllık 13 bin ton toz ya da 15 bin ton likid meteolin ithalatının söz konusu olduğu bilinmektedir. Ülkemiz lizin ve meteolin aminoasitleri için yıllık 364 milyon lira yurt dışına para ödemektedir. Yurt dışına çıkan bu dövizi azaltmak amacıyla Antalya’da bulunan araştırma enstitümüzle meteolin ve lizin değerleri yüksek mısır çeşitleri geliştirmek için ortak bir proje yürütüyoruz.” diye konuştu.

Ağı, yerli melez mısır çeşitlerinin henüz üretimde pay almadığını, bu sorunun çözümü için enstitü ve özel sektör firmalarının geliştirdiği mısır hatlarının bir arada değerlendirilerek yerli mısır, hibrit mısır çeşitlerinin geliştirilmesi amacıyla iş birliği projelerinin başlatıldığını ifade etti.

Tohum firmalarıyla ortak çalışmalara devam edeceklerini aktaran Ağı, 2015’te üç ayrı firmayla çalışmlara başlattıklarını, aday melez mısır çeşitlerinin 2016-2017 verim denemelerinde yer aldığını ve üstün çeşitler geliştirerek tescile verileceğini sözlerine ekledi.

Sakarya İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Mehmet Erdemir de iklim olarak bakıldığında bazı bitkiler hariç tüm bitkilerin yetiştirebileceği bir alana sahip olduklarını aktardı.

Enstitünün çalışmalarına bakıldığında yaklaşık 400 bin dekar civarında mısır ekilişinin mevcut olduğunu belirten Erdemir, şöyle konuştu:

“Yağış rejimine bağlı olarak Türkiye ortalamasının üzerinde bin 200 kiloluk verimle en önde olan bir toprak yapısına sahibiz. Sadece verim, yağış ve toprakla değil, çeşitlilik de önemli. Bu verimli çeşitliliğin yetiştirilmesinde enstitülerin payı büyük. Son günlerde gündemde olan bir faktörümüz var. ‘Et fiyatları neden yüksek?’ diye. Et fiyatlarının yükselmesindeki en büyük faktör beside kullanılan yem fiyatının yüksekliği. Bu çeşitlerle yem fiyatını aşağı indirmiş, et fiyatlarının düşmesine yönelik bir faktör olarak değerlendirdiğimiz bir üründür mısır.”

Daha sonra enstitü bahçesinde kurulan stantları gezen protokol üyeleri ve çiftçiler sergilenen mısırlar hakkında uzmanlardan bilgi aldı.

28.9.2017
Devamı

Tunceli'de Bala Yoğun Talep

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ve Tunceli Arı Yetiştiricileri Birliği tarafından yürütülen "organik bal üretiminin desteklenmesi" çalışmaları kapsamında, 15 üreticiye 600 organik kovan, düzenlenen etkinlikle dağıtıldı.

Müdürlük bahçesinde yapılan etkinlikte gazetecilere açıklamada bulunan Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Orhan Kaya, organik kovan dağıtımının ikinci etabını gerçekleştirdiklerini söyledi.

Organik kovan dağıtımının, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Tunceli'de organik arıcılığın geliştirilmesi, üretimin artırılması amacıyla yürütüldüğünü ifade eden Kaya, "İlimiz özellikle bitki florasının zengin olması, iklim koşuları ve yine doğasının bakir olması nedeniyle arıcılık yönünden ön plana çıkarıyor. Tabi bu sebeplerle ilimizde organik arıcılığın tercih edilmesine neden oluyor. İlimizde şu anda 68 bin 500 arı kovanımız mevcut ve 2016 yılında biz 600-650 ton civarında bir bal üretimi gerçekleştirdik" dedi.

Tuncel'de organik arıcılığı yaygınlaştırmak için her yıl düzenli olarak çalışma yürüttüklerini vurgulayan Kaya, desteklenen üreticilerin ürünlerinin üç yıl boyunca sertifikasyon kuruluşu tarafından analizlerinin düzenli olarak yapıldığını ve hak eden üreticilerin organik arıcılık sertifikası aldığını belirtti.

Bu yıl organik arıcılığı desteklemek için üreticilere 600 adet organik kovan dağıttıklarını aktaran Kaya, yüzde 70'i hibe olarak verilen kovanlarla 15 üreticinin anlaşmalı sertifikasyon kuruluşundan 3 yıl organik bal üretimi konusunda eğitimler alacağını, ballarının düzenli olarak analizlerinin yapılacağını ve uygun görülmesinin ardından "organik bal üreticisi" sertifikasına sahip olacaklarını kaydetti.

Tunceli'de terörle mücadele kapsamında güvenlik bölgesi ilan edilen yerlerin, arıcılık faaliyetleri için üreticilere açıldığını dile getiren Kaya, "Jandarma bölge komutanımız ve valimizin çok büyük destekleriyle biz bu yıl güvenlik nedeniyle kapalı olan yerlerin yüzde 95'ini üreticimize açtık." diye konuştu.

 "Tunceli balının pazar sorunu yok"

Tunceli'de üretilen balların ülke genelinde "Tunceli balı", "Pülümür balı", "Ovacık balı", "Munzur balı" olarak tanındığını ve talep gördüğünü anlatan Kaya, talebin her yıl arttığını bildirdi.

Tunceli'de üretilen balın her yıl kalitesinin arttığını ifade eden Kaya, şunları söyledi:

"Balımızın pazar sorunu yok. Üreticilerle konuştuğumuzda bal elde kalmıyor, yetmiyor. Balımızın kaliteli olduğu bütün Türkiye'de biliniyor ve bu nedenle pazar sorunu yok. Üreticilerimiz piyasanın talebini yetiştiremiyor. Biz markalaşırsak, coğrafi işaretlemesini alırsak 40-50 lira olan balı biz 75-100 liraya satacağız ve bu çok daha iyi olacak. Biz bunu bütün Türkiye'ye tanıttığımızda ister istemez fiyatı da artacak. Amacımız da ilimizin özellikle organik balını tanıtarak üreticinin ürettiğinin karşılığını almasıdır."

 "Tunceli organik bal üretiminde Türkiye'de ilk 5'de"

Tunceli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kazım Doğan da Tunceli'de son 3 yıldır Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile beraber organik arıcılığı geliştirmek ve yaygınlaştırmak için yoğun bir şekilde gayret gösterdiklerini söyledi.

Tunceli'nin balının ülke genelinde tanındığını ve hak ettiği noktaya ulaşması için çalışmaların devam ettiğini belirten Doğan, "Türkiye'de organik bal üretimi noktasında ilk 5'e girdiğimizi öğrendik. 3 yılda bu aşamaya gelmek bizi mutlu ediyor. Bunun dışında ilimizde bu yıl 200 üreticimizin balını alını aldık ve tahlil ettirdik. Sonuçları yakında paylaşacağız. Ben bu çalışmadan dolayı İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü çalışanlarına teşekkür ediyorum." dedi.

Konuşmalar sonrasında Kaya ve Doğan, kovanların özellikleri hakkında yaptıkları bilgilendirmenin ardından arıcılara kovanlarını dağıttı.

27.9.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Okul Sütü Açıklaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 25 Ekim günü ihalesi gerçekleştirilecek olan okul sütü programına ilişkin yazılı bir açıklama yaptı.

Bu yıl, 32 bin okulda, 6 milyon öğrenciye 60 bin ton okul sütü dağıtılacağını duyuran Bakan Fakıbaba, şunları kaydetti:

"Geleceğin yetişkinleri olacak anasınıfı ve ilkokul çağındaki öğrencilerimize süt içme alışkanlığını kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amacıyla Okul Sütü Programı uygulanmaktadır. Türkiye'deki toplam süt üretim miktarımız yıllık 18,5 milyon tondur. Bu sütün yaklaşık 9 milyon tonu sanayiye gitmektedir. Okul Sütü Programında ise yılda yaklaşık 60 bin ton süt kullanılmaktadır. Okul Sütü Programını Bakanlığımız koordinasyonunda, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca ortaklaşa olarak ülkesel ölçekte 2011-2012 eğitim öğretim yılından itibaren uyguluyoruz. 6 yıldır başarıyla uygulanan bu program kapsamında toplam 1 milyar 500 milyon kutu (300 bin ton süt) süt dağıtımı gerçekleştirildi. Bu uygulama döneminde ise yaklaşık 32 bin 128 okulda 6 milyon 56 bin 400 öğrenciye 60 bin ton okul sütü dağıtımını planlıyoruz. Programın 7. uygulama yılındaki okul sütü dağıtımı, 2017-2018 eğitim öğretim yılı ikinci döneminin başlangıç tarihi olan 05 Şubat 2018 tarihinde başlayacak ve dönem boyunca devam edecek. 200 ml sade, yağlı UHT içme sütü, öğrencilerimize pazartesi, çarşamba ve cuma günlerinde, haftada 3 gün süreyle dağıtılacak."

İhale 25 Ekim'de 

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, okul sütü programı ihalesiyle ilgili "2017-2018 eğitim öğretim yılında başlayacak olan Okul Sütü temini, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 19'uncu maddesine göre 'Açık İhale' usulüyle 25 Ekim 2017 Çarşamba günü saat 14.30'da Bakanlığımızda yapılacaktır. İhale dokümanlarına 'Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü 4. Kat 417 Nolu Oda Eskişehir Yolu 9. Km. Lodumlu-Ankara' adresinden veya 'https://ekap.kik.gov.tr/EKAP/' internet adresinden ulaşılabilmektedir" denildi.

27.9.2017
Devamı

Tüccarlar Fındığın Fiyatını Aşağı Çekiyor!

TMO’nun fındık fiyatlarını belirlemesinin ardından fındık üreticisi, TMO tarafından belirlenen fiyata tepki göstermişti. Üreticiler belirlenen fiyatı farklı şekillerde protesto etmişti.

Fındık fiyatının 8 TL’ye kadar düşmesiyle devreye giren TMO; Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın talimatıyla fındık alımlarına başlamıştı.

TMO’nun 10 TL olarak belirlediği fındık fiyatını aşağı çekmeye çalışan tüccarların, fındığın kilosunu 8,5 TL’den aldığı iddiaları göz önünde bulundurulursa, üreticilerin bu tür spekülatörlere itibar etmemesi oldukça önemli görünüyor.

Bu arada TMO, çeşitli bölgelerde oluşturduğu lisanslı depolar aracılığıyla fındık alımına devam ediyor.

TMO Genel Genel Müdürü İsmail  Kemaloğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın talimatı doğrultusunda, TMO olarak fındık alımına devam ettiklerini, TMO olarak fındık alımlarında, çürük oranını yüzde 3’ten 5’e, çatlak oranını ise yüzde 2’den 7’ye çıkardıklarını, ürün bedel ödemeleri ise 15 günden 1 haftaya indirdiklerini kaydetmişti.



 
27.9.2017
Devamı

Veteriner Aşılama Ücretine Devlet Desteği Yolda

Kasım ayından sonra veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerinin aşılamadan alacakları ücretin devlet tarafından karşılanması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca çalışmalar yürütülüyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba pazar günü Bakanlık il müdürleri ile gerçekleştirdiği toplantının ardından, bazı internet sitelerinde, tarım il ve ilçe müdürlüklerinde çalışan veteriner hekimlerin hayvan aşılama karşılığında üreticiden aldığı el emeği ücretinin kaldırılacağına ilişkin haberler yer aldı.

Bu haberler üzerine Bakan Fakıbaba ile görüşen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Talat Gözet, söz konusu haberler üzerine sayısı 25 bine ulaşan veteriner hekimlerin manen yıkıldığını ifade ederek, haberin, alınan ücreti “bıçak parası”na benzeterek mesleki camiayı rencide ettiğini söyledi.

Görüşmelerinin kendisini memnun ettiğini dile getiren Gözet, Bakan Fakıbaba’nın veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerinin bu ücretleri ile ilgili bürokratlarına çalışma yapılması, performans değerlendirmesi gerçekleştirilmesi ve çalışanların özlük haklarında iyileştirme yapılması için talimat verdiğini aktardı.

Gözet, bu konuda Bakan Fakıbaba’nın mesleğe önem verdiğini gördüklerini ifade ederek, “Meslektaşlarımız rahat olsun, Sayın Bakanımız bir meslektaşımız olarak bizimle birlikte özlük haklarımızı koruyucu düzenlemeler yapılması konusunda söz verdi.” dedi.

“Aşılama ücretleri bıçak parası ile karşılaştırılamaz”

Veteriner hekimlere ödenen aşılama ücretlerinin Bakanlığın ilgili genel müdürlüğü tarafından belirlendiğine dikkati çeken Gözet, bu ücretlerin bıçak parasıyla kıyaslanamayacak kadar küçük olduğunu dile getirdi.

Gözet, örneğin aşılamada veteriner hekimlere ödenen paranın bir koyun için 25 kuruş, büyükbaş hayvan için 75 kuruş olduğunu ifade ederek, şöyle konuştu:

“Sayın Bakanımız, görüşmelerimiz neticesinde kasım ayından sonra veteriner hekim ve veteriner sağlık teknisyenlerinin aşılamadan alacakları ücretin devlet tarafından karşılanması için çalışmalar yürüteceklerinin sözünü verdi. Ayrıca özlük haklarımız içerisinde sağlık hizmetlerinde çalışanların fiili hizmetlerini de konuştuk. Onlarda da mesleki camiamıza sahip çıkacağı konusunda görüş birliğine vardık. Bakanlığın ilgili bürokratları ile birlikte çalışacağız. Bakanlığın bütçesinden ödenecek meslektaşların aşılamadan alacakları para bir performans kriteri tespit edilerek ona göre belirlenecek.”

“Hayvancılık Sektörü Kurultayı gerçekleştireceğiz”

Daha sonra Bakanlık ile çeşitli çalışmalar yürüteceklerinin altını çizen Gözet, üretim potansiyeli olan bir ülkenin ithalata bağımlı olmadan üretimini sürdürmesi için Hayvancılık Sektörü Kurultayı gerçekleştireceklerini ve bunu çalıştaylarla destekleyeceklerini bildirdi.

Gözet, hayvan varlığının artırılması için uzun vadeli politikalar gerektiğini dile getirerek, kırsalda yaşayan genç nüfusun özellikle de aile işletmelerinin desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Aile işletmelerinin ölçek sayısı baz alınarak desteklemek suretiyle geliştirilmesi gerektiğini belirten Gözet, böylelikle üreticilerin girdi maliyetlerinin de düşeceğini ve daha çok kazanç ile daha fazla üretime yönlenebileceğini kaydetti.

27.9.2017
Devamı

Türk Narenciyesi Uzak Doğu Yolunda

Narenciye üreticileri, artık sadece geleneksel pazarlara değil başta Japonya, Çin, Endonezya, Hindistan ve Malezya olmak üzere Uzak Doğu ülkelerine de ürün gönderecek.

Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz, yaptığı açıklamada, yaş sebze meyve ihracatı içinde narenciyenin önemli bir yeri olduğunu söyledi.

Türkiye’nin yaş sebze meyve üretim ve ihracatında yüzde 40’a varan bir bölümü narenciyenin oluşturduğunu belirten Kaçmaz, ihracatta iyi bir sezon beklediklerini dile getirdi.

Mayer ve enterdonat cinsi limon ile mandalina ihracatının başladığını ifade eden Kaçmaz, “Üreticimiz bilinçli üretim yapar hale geldi. Dünya kalitesinde ürünler üretiyoruz. Ambalaj sanayimiz gelişti. Bilinçli ihracat yapıyoruz. İyi bir sezon geçirmeyi umut ediyoruz. Çukurova bölgesinde gezdiğimiz bütün bahçelerde meyve kalitesi gerçekten üst düzeyde. Bu da bizi sevindiriyor. Bu yıl erkenci cins bazı türlerde üretim düşüklüğünden piyasalar iyi bir fiyatla açıldı. Umut ederiz ki fiyatlar bu şekilde devam etsin. Hem üretici hem ihracatçı mutlu olsun.” dedi.

FARKLI PAZARLARA DA GÖNDERECEĞİZ

Kaçmaz, turunçgil ihracatında 2023 hedeflerine ulaşmak için yürüttükleri çalışmaların meyvelerini almaya başladıklarını, artık sadece geleneksel pazarlara değil, farklı pek çok pazara ürün göndereceklerini anlattı.

Kemal Kaçmaz, “Uzak ülkelerle ilgili çalışmalarımız sürüyor. Oralara narenciyeyi nasıl gönderebiliriz bunun çalışmasını Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız ve Ekonomi Bakanlığımız öncülüğünde yürütüyoruz. Şu anda geldiğimiz noktada pazar çeşitlendirmesi yönünden gayet başarılıyız.” dedi.

2010 yılında greyfurtla Japonya pazarına girildiğini dile getiren Kaçmaz, şunları kaydetti:
“Artık limonla da Japonya pazarına girebileceğiz. Çin Halk Cumhuriyeti, Endonezya, Malezya ve Hindistan gibi ülkelere de ihracat için gerekli çalışmaları yapıyoruz. Buralarla ilgili altyapılar oluştu. Bazı firmalarımız bu ülkelere ürün göndermeye başlayacak.

Amacımız, Türk üreticinin, ihracatçısının ve Türkiye’nin kazanması. Narenciye sektörü net döviz girdisi sağlayarak cari açığın kapanmasına yardımcı oluyor. Bu da şu anlama geliyor; ekonomimizdeki cari açığın düşmesinde en büyük katkıyı yapan bizim sektörümüz. Yine istihdamda da büyük katkılar sağlıyoruz. Çukurova bölgesi bu ürünlerin en çok yetiştiği bölge. Bu bölgede de istihdama inanılmaz katkılar sağlıyoruz. Biz de bunun önemini bilerek gerekli çalışmaları sürdürüyoruz.”

Kaçmaz, Türk üreticisinin şu an üst düzey ürünler ürettiğini ve küresel bir oyuncu olduğunu da sözlerine ekledi.

27.9.2017
Devamı

Narenciye üreticileri, artık sadece geleneksel pazarlara değil başta Japonya, Çin, Endonezya, Hindistan ve Malezya olmak üzere Uzak Doğu ülkelerine de ürün gönderecek.

Ulusal Turunçgil Konseyi Başkanı Kemal Kaçmaz, yaptığı açıklamada, yaş sebze meyve ihracatı içinde narenciyenin önemli bir yeri olduğunu söyledi.

Türkiye’nin yaş sebze meyve üretim ve ihracatında yüzde 40’a varan bir bölümü narenciyenin oluşturduğunu belirten Kaçmaz, ihracatta iyi bir sezon beklediklerini dile getirdi.

Mayer ve enterdonat cinsi limon ile mandalina ihracatının başladığını ifade eden Kaçmaz, “Üreticimiz bilinçli üretim yapar hale geldi. Dünya kalitesinde ürünler üretiyoruz. Ambalaj sanayimiz gelişti. Bilinçli ihracat yapıyoruz. İyi bir sezon geçirmeyi umut ediyoruz. Çukurova bölgesinde gezdiğimiz bütün bahçelerde meyve kalitesi gerçekten üst düzeyde. Bu da bizi sevindiriyor. Bu yıl erkenci cins bazı türlerde üretim düşüklüğünden piyasalar iyi bir fiyatla açıldı. Umut ederiz ki fiyatlar bu şekilde devam etsin. Hem üretici hem ihracatçı mutlu olsun.” dedi.

FARKLI PAZARLARA DA GÖNDERECEĞİZ

Kaçmaz, turunçgil ihracatında 2023 hedeflerine ulaşmak için yürüttükleri çalışmaların meyvelerini almaya başladıklarını, artık sadece geleneksel pazarlara değil, farklı pek çok pazara ürün göndereceklerini anlattı.

Kemal Kaçmaz, “Uzak ülkelerle ilgili çalışmalarımız sürüyor. Oralara narenciyeyi nasıl gönderebiliriz bunun çalışmasını Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız ve Ekonomi Bakanlığımız öncülüğünde yürütüyoruz. Şu anda geldiğimiz noktada pazar çeşitlendirmesi yönünden gayet başarılıyız.” dedi.

2010 yılında greyfurtla Japonya pazarına girildiğini dile getiren Kaçmaz, şunları kaydetti:
“Artık limonla da Japonya pazarına girebileceğiz. Çin Halk Cumhuriyeti, Endonezya, Malezya ve Hindistan gibi ülkelere de ihracat için gerekli çalışmaları yapıyoruz. Buralarla ilgili altyapılar oluştu. Bazı firmalarımız bu ülkelere ürün göndermeye başlayacak.

Amacımız, Türk üreticinin, ihracatçısının ve Türkiye’nin kazanması. Narenciye sektörü net döviz girdisi sağlayarak cari açığın kapanmasına yardımcı oluyor. Bu da şu anlama geliyor; ekonomimizdeki cari açığın düşmesinde en büyük katkıyı yapan bizim sektörümüz. Yine istihdamda da büyük katkılar sağlıyoruz. Çukurova bölgesi bu ürünlerin en çok yetiştiği bölge. Bu bölgede de istihdama inanılmaz katkılar sağlıyoruz. Biz de bunun önemini bilerek gerekli çalışmaları sürdürüyoruz.”

Kaçmaz, Türk üreticisinin şu an üst düzey ürünler ürettiğini ve küresel bir oyuncu olduğunu da sözlerine ekledi.

27.9.2017
Devamı

Buğday Üretiminde Beklenti, 21 Milyon 800 Bin Ton

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 2017 yılı buğday üretiminin 21 milyon 800 bin ton olmasının beklendiğini söyledi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye’nin buğday üretimine ilişkin değerlendirmede bulundu.

TMO’nun, AB ile Türkiye arasında yapılan ikili anlaşma kapsamında tarife kontenjanının 230 bin tonluk kısmı için yüksek kaliteli ekmeklik buğday ithalatı yaptığını söyleyen Fakıbaba, şunları kaydetti:

“TÜİK verilerine göre, ülkemizin 2016 yılı buğday üretimi 20 milyon 600 bin tondur. Buna karşılık buğday tüketimimizin 19 milyon ton seviyelerinde olduğu göz önüne alındığında üretimimizin iç tüketimimizi rahatlıkla karşıladığı görülmektedir. Ülkemiz, 2015-2016 döneminde buğday üretiminde yüzde 113,6 yeterlilik oranına sahiptir. 2017 yılı 1. tahmin verilerine göre buğday üretimi 21 milyon 800 bin ton olarak beklenmektedir”

Türkiye’nin buğday ithalatını iç piyasada üretim yetersizliğinden değil, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında mamul madde ihracatı amacıyla gerçekleştirdiğine değinen Fakıbaba, Türkiye’nin un, makarna, bisküvi, bulgur, irmik ve benzeri ürün ticaretinde net ihracatçı olduğuna dikkati çekti.

27.9.2017
Devamı

Ağrı Şeker Fabrikası Yeniden Üretimde

Ağrı Şeker Fabrikası 3 yıl aradan sonra yeniden üretime geçti. Tesiste 569 kişi istihdam ediliyor.

Ağrı’nın tek sanayi kuruluşu olan ve 3 yıl aradan sonra tekrar faaliyete geçen Ağrı Şeker Fabrikası’nın 2017-2018 yılı pancar alım kampanyası başladı.

Ağrı Şeker Fabrikası Müdürü Ayhan Babacan, fabrikada Iğdır ve Muş illerinin katkılarıyla 168 bin ton şeker pancarı işleneceğini belirtti.

Şeker pancarının işlenme süresinin 48 gün olacağını aktaran Babacan, şunları kaydetti:

“İşlenecek pancardan 22 bin 500 ton şeker, 6 bin ton melas ve 54 bin ton yaş küspe elde edilecektir. Şeker pancarı için çiftçilere 5 milyon 598 bin lira avans verdik. Bunlara ilaveten ödenecek olan 26 milyon 880 bin lira pancar bedeli ile toplamda 32 milyon 478 bin lira ödenmiş olacak. Fabrikada 23 memur, 179 daimi işçi, 150 muvakkat işçi ve 217 taşeron elemanı olmak üzere toplam 569 kişi istihdam edilmektedir”

27.9.2017
Devamı

Kivide Rekolte Tespit Çalışmaları Başladı

Ordu Kivi Üreticileri Birliği Başkanı Uzunlar, kivi rekoltesinin tespitine yönelik çalışmaların başladığını belirterek, sürecin 15-20 gün devam edeceğini, ardından ortaya çıkacak rakamın kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.

Ordu Kivi Üreticileri Birliği Başkanı Yusuf Uzunlar, Altınordu ilçesinde bir kivi bahçesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, 2017 yılı kivi rekoltesinin tespitine dönük çalışmaların başlandığını bildirdi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü personeli ve Ordu Kivi Üreticileri Birliği çalışanlarından oluşan komisyonun rekolteyi belirlemek için sahada olduklarını ifade eden Uzunlar, hassas bir çalışma yürütüldüğünü dile getirdi.

Uzunlar, söz konusu çalışmanın kivi üretiminin gerçekleştiği tüm illeri kapsadığına işaret ederek, çalışmanın 15-20 gün süreceğini, ortaya çıkacak rakamın kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.

Türkiye’de kivi üretiminin en çok Orta ve Doğu Karadeniz’de gerçekleştirildiğini belirten Uzunlar, “Bunun dışında Mersin ve Çanakkale gibi illerimizde de üretim mevcut ancak en çok üretim yapılan il Yalova, Ordu ve Rize’dir. Buralardaki üretim diğer illere oranla çok çok fazladır.” dedi.

Bu yıl geçen yıla oranla daha yüksek rekolte beklediklerini de dile getiren Uzunlar, “Tahminimiz 7 bin ton civarında bir rekoltenin ortaya çıkması ancak net rakamlar 15-20 gün içinde belli olacak.” ifadesini kullandı.

26.9.2017
Devamı

"İstikrarlı bir hububat piyasası amaçlanıyor"

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Buğday üretimi konusunda kendine yeterliliği oldukça yüksek düzeyde olan ülkemiz, 2015-2016 döneminde buğday üretiminde yüzde 113,6 yeterlilik oranına sahiptir" dedi.

Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) faaliyet alanına giren ürünlere yönelik iç ve dış piyasa fiyatlarını yakından takip ettiğini belirten Fakıbaba, piyasa fiyatlarının üreticilerin aleyhine seyretmesi durumunda hububat alım fiyatı açıklandığını, bu uygulama ile istikrarlı bir hububat piyasası kurulmasının amaçlandığını ifade etti.

TMO'nun, AB ile Türkiye arasında yapılan ikili anlaşma kapsamında tarife kontenjanının 230 bin tonluk kısmı için yüksek kaliteli ekmeklik buğday ithalatı yaptığını, bu miktarın iç piyasa tüketimi dikkate alındığında çok küçük bir parti olarak değerlendirilebileceğini vurgulayan Fakıbaba, şunları kaydetti:

"TÜİK verilerine göre, ülkemizin 2016 yılı buğday üretimi 20 milyon 600 bin tondur. Buna karşılık buğday tüketimimizin 19 milyon ton seviyelerinde olduğu göz önüne alındığında üretimimizin iç tüketimimizi rahatlıkla karşıladığı görülmektedir. Buğday üretimi konusunda kendine yeterliliği oldukça yüksek düzeyde olan ülkemiz, 2015-2016 döneminde buğday üretiminde yüzde 113,6 yeterlilik oranına sahiptir. 2017 yılı 1. tahmin verilerine göre buğday üretimi 21 milyon 800 bin ton olarak beklenmektedir."

Türkiye'nin buğday ithalatını iç piyasada üretim yetersizliğinden değil, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında mamul madde ihracatı amacıyla gerçekleştirdiğine değinen Fakıbaba, Türkiye'nin un, makarna, bisküvi, bulgur, irmik ve benzeri ürün ticaretinde net ihracatçı olduğuna dikkati çekti.


26.9.2017
Devamı

Dünya'daki Arıcılar İstanbul'da Bir Araya Gelecek

Türkiye'nin ilk defa ev sahipliği yapacağı 45. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi 29 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılacak.

Dünya arıcılığının olimpiyatları olarak değerlendirilen 45'inci Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi için geri sayım başladı. 29 Eylül-4 Ekim 2017 tarihleri arasında İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılacak kongreye dünya bal üretiminde söz sahibi Türkiye gibi Çin, ABD, İran ve Rusya başta olmak üzere 100'ün üzerinde ülke katılması bekleniyor.

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin, 9-10 yıllık bir uğraşın ardından Dünya Arıcılık Kongresi'nin Türkiye'ye kazandırıldığını belirterek, "29 Eylül-4 Ekim arasında 45'inci Apimondia kongresi yapılacak. Bu kongrenin gelişi ile ilgili son derece hassasiyetlerimiz var. Kongrenin 120'nci yılını kutlayacağız, 45'incisini ülkemizde düzenleyeceğiz. Bu kongre bir olimpiyattır. Kongreyi arıcılığın olimpiyatları olarak görüyoruz. Bu olimpiyatları 60 bin arıcı ailemiz ile birlikte yapmak istiyoruz. Kongre 9-10 yıllık bir uğraştan sonra ülkemize kazandırılmış ve İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılacak. Bu kongrede hiçbir arıcımızı mağdur etmemek için çalışmalar yapıldı" dedi.

Kongre ile arıcılık kültürünü ve bal çeşitliliğini dünyaya tanıtacaklarını ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu kongre bizim için çok önemli ve biz bu kongrede ülkemizin çam balını ve kır çiçek ballarımızı bu kongrede düzenlenecek yarışmalarda olacaktır. İnovasyona son derece önem veren bir aracılık kültürümüz var. Arıcılarımızın bütün yeniliklerini bu kongre vesilesi ile sergileyeceğiz. Özellikle Türk ballarının tanıtılması amacıyla kongre salonumuzun girişinde saat 24.00'e kadar bal kültürümüzün, ballı tatlılarımızın tanıtılacağı bir arıcılık çadırı oluşturuyoruz. Arıcılarımızın bu kongreden eksik kalmamaları lazım. Bütün kongrelerde girişler ücretlidir. Biz kongreyi Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın destekleri ile açmak için çaba sarf ediyoruz. Türk aracısı 29 Eylül'den itibaren 5 gün süreyle kendisine zaman boşluğu yaratıp Türk bayrağının altında Dünya Aracılık Kongresi'nin heyecanını hep birlikte yaşayalım."

26.9.2017
Devamı

Palamut 5 TL'ye Satılıyor

1 Eylül’de avlanma yasağının kalkmasıyla birlikte balıkçı tezgahlarında satılan palamut balığı fiyatı 10 TL’den 5 TL’ye geriledi.

Batı Karadeniz Bölgesi’nde avlanmaya çıkan balıkçılar, palamut balığının az olması ve küçük olmasından dolayı bu sezon avın zayıf geçtiğini dile getirdiler. Balıkçılar, hamsi balığından umutlu olduklarını belirterek, “Bu sezon palamut olmadı, çok az ve küçük balıklar, ancak istavrit balığı bolluğu yaşanıyor. Hamsinin olmasını bekliyoruz” diye konuştular.

Balık tezgahlarında küçük palamut tanesi 10 liraya satılırken, fiyatı 5 liraya geriledi. İstavrit ve hamsi balığı 10 TL, mezgit ve barbun 20 TL, uskumru 30, levrek 20 TL’den alıcı buluyor. Vatandaşların ise en çok istavrit ve hamsiye ilgi gösterdikleri görüldü.

25.9.2017
Devamı

Beyaz Et Sektörü Büyüdü, Mısır Üretimi Arttı

Türkiye’nin yemlik dane mısır üretimi, devlet politikaları, etlik piliç endüstrisinin gelişmesiyle sürekli artan yem talebi dolayısıyla 10 yılda yüzde 81 arttı.

Türkiye’de özellikle etlik piliç endüstrisinin gelişmesiyle artan yem talebini karşılamak için yaygınlaşan dane mısır üretimi, son 10 yılda yüzde 81 artarak 6,4 milyon tona yükseldi.

Geçen yıl yaklaşık 6 milyon dekar arazide ekimi yapılan dane mısırda Adana, Mardin, Şanlıurfa, Sakarya, Osmaniye, Manisa, Mersin, Kahramanmaraş, Konya, Bursa, Aydın ve İzmir öne çıkan iller oldu.

Akdeniz, geçen yıl 2 milyon 148 bin tonla en fazla mısır üretiminin gerçekleştiği bölge olurken, bu bölgeyi 1 milyon 656 bin tonla Batı Anadolu ve Ege, 1 milyon 630 bin tonla Güneydoğu Anadolu izledi.

Yılda ortalama 200 bin ton dane mısır üretimin yapıldığı İzmir’de üretim, erken hasat avantajı ve dekar başına yüksek verimi dolayısıyla Küçük Menderes Ovası’nda yoğunlaşıyor.

Bölgenin önemli üretim merkezlerinden Torbalı ilçesinde 10 yıl önce 30 bin dekar arazide yaklaşık 29 bin ton gerçekleşen mısır üretiminde ekilen arazi miktarı, aradan geçen sürede neredeyse iki kat artarak 59 bin dekara, üretilen mısır ise yüzde 146 artarak 72 bin tona yükseldi.

Hasadın başladığı Torbalı’nın uçsuz bucaksız tarlalarında sabahın erken saatlerinde biçerdöverlerle kesilen mısırlar, tane haline getirildikten sonra kamyonlara yüklenerek kırmızı ve beyaz et sanayisi için yetiştirilen hayvanlara yem olmak üzere işleme tesislerine gönderiliyor.

Türkiye genelinde ise özellikle etlik piliç endüstrisinin gelişmesiyle artan yem talebini karşılamak için yaygınlaşan dane mısır üretimi, 10 yılda yüzde 81 artarak 6,4 milyon tona yükseldi.

Üretilenin yüzde 85’i yem sanayisine

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) Başkanı Ülkü Karakuş, Türkiye’de mısır üretiminin 2003 yılından bu yana düzenli bir şekilde arttığını, bunda mısır üretimini özendiren devlet politikaları ile sürekli büyüyen yem sektörünün etkili olduğunu söyledi.

Yem sanayisinin de beyaz et sektörüne paralel büyüdüğüne işaret eden Karakuş, “Şu an Türkiye’de üretilen ve 6,5 milyon tona yaklaşan yemlik mısırın, 1 milyon tonu nişasta sanayisinde kullanılıyor. Üretimin neredeyse yüzde 85’ine denk gelen 5,5 milyon tonu ise yem sektöründe kullanılıyor. Buna rağmen geçen yıl ihtiyacımızı karşılamak için 1,5 milyon ton mısır ithal ettik.” dedi.

Karakuş, mısırın daha çok tavuk yemi olarak kullanıldığına dikkati çekerek, “Beyaz et sektörünün talebi sürekli artıyor. Bu sene de talep artışı var. Bu taleple sektörümüz yüzde 10 civarında büyüyecek. Yem sektöründe yüzde 10 büyüme demek 500 bin ton mısır ihtiyacı demek” açıklamasında bulundu.

25.9.2017
Devamı

10 Kuruşluk Zam Üreticiyi Memnun Etmedi

Ulusal Süt Konseyi, çiğ süt referans fiyatını litre başına 10 kuruş artırarak 1 lira 40 kuruşa çıkardı.

Ulusal Süt Konseyinin süt fiyatlarını tekrar görüşmek üzere toplanarak, 1 Ekim 2017 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere çiğ sütün referans fiyatını 1 lira 30 kuruştan 1 lira 40 kuruşa çıkarması üreticiler tarafından büyük tepkiyle karşılandı.

Üretici temsilcilerinin en az 1 lira 45 kuruş olmasını istedikleri çiğ süt fiyatı Ulusal Süt Konseyi toplantısında “fabrika teslimi” olmak üzere 10 kuruş artışla 1 lira 40 kuruş oldu.

Üreticilerle sanayiciler arasında devam eden süt fiyatı gerginliği, Ulusal Süt Konseyi’nin süt fiyatını yeniden belirlemek üzere düzenlediği toplantıda da gündeme gelerek, üretici temsilcileriyle bakanlık temsilcileri arasında gerginlik yaşandığı iddia edildi.

Artış çiftçiye yansımayacak

Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenen 1 lira 40 kuruşluk çiğ süt referans fiyatı “fabrika teslim fiyatı” olduğu için gerçekte üretici açısından artış olmayacak. Fiyata “fabrika teslim fiyatı” ibaresi eklenerek nakliye, soğutma primi ve diğer bazı kalemler fiyatın içine konuldu. Sanayicinin ödediği bazı giderler çiğ süt üreten çiftçiye yüklenmiş oldu. Dolayısıyla fiyat 10 kuruş artmış görünse de çiftçiye yansıtılmayacak.

Fiyat 1.30’un altına düşerse müdahale olacak

Eski düzenlemeye göre süt fiyatının 1.30’un altına düşmesi durumunda Et ve Süt Kurumunun duruma müdahale edip sütleri toplayacak olması “ süt bulamıyoruz” diyen sanayicileri rahatsız etmişti. Sanayicilerin bu şikâyeti sonucunda gevşetilen bu durum para kazanamayan üretici tarafından hayretle karşılanmıştı. Ulusal Süt Konseyi’nde sanayicilerin bu isteği kısmen karşılanmış oldu. Et ve Süt Kurumu fiyat 1.39’un altına düştüğünde müdahale edecek.

Fatura ile ödeme farklı olacak

Çiğ süt üreticilerinin temsilcileri yapılan 10 kuruşluk artışın çiftçiye yansıması olmayacağını iddia ederek: “Süt alanlar üreticiye çiğ sütün litresini 1 lira 40 kuruş olarak fatura edecek, ancak ödeme daha düşük olacak.” görüşünü savunuyor.

 
 
25.9.2017
Devamı

2 Bin Ton Bal İhraç Edildi

Çin’den sonra kovan sayısı bakımından dünyanın ikinci büyük arıcılık ülkesi Türkiye’den bu yıl farklı ülkelere 2 bin ton bal ihraç edildi.

Uluslararası Bal Komisyonu Kongresi Yerel Organizasyon Komitesi Kongre Eş Başkanı Aslı Elif Tanuğur, Türkiye’de 7 milyon arılı kovan bulunduğunu ve kovan sayısı bakımından dünyada Çin’den sonra ikinci büyük arıcılık ülkesinin Türkiye olduğunu söyledi. Türkiye’de Kafkas, Yıgılca, Muğla ve Anadolu arısı çeşitleri bulunduğunu anlatan Tanuğur, balın elde ediliş kaynaklarına göre çiçek ve salgı balı olarak ikiye ayrıldığını aktardı. Tanuğur, şöyle dedi:

“Çiçek balları monoflora (tek çeşit çiçekten elde edilen) ve poliflora (birçok çiçekten elde edilen) şeklinde ikiye ayrılır. Ülkemizde pamuk, ayçiçek, kestane, narenciye, lavanta, kekik ağırlıklı olmak üzere monoflora ballar üretilmektedir. Poliflora ballar ise ülkemizin hemen her yerinde bahar ve yaz aylarında üretilebilmektedir.”

Çam Balının Yüzde 98'i Türkiye'de

Aslı Elif Tanuğur, çam ve sedir balının salgı balına örnek olduğunu belirterek, dünyada üretilen çam balının yüzde 98’inin ülkemizde, yüzde 2’sinin ise Yunanistan’da üretildiğine vurgu yaptı. Yıllık ortalama bal rekoltesinin yaklaşık 60 bin ton olduğunu anlatan Tanuğur, “Şu an çam balı üretimi devam etmektedir. Bu yıl rekolte geçen yıla göre biraz daha düşük olacak gibi görünüyor” dedi.

Yüzde 25'i Sahte Bal

Yıllık üretilen balın yüzde 25’inin ‘sahte bal’ olduğunun tahmin edildiğini kaydeden Tanuğur, bu yıl bugüne kadar yaklaşık 2 bin ton bal ihracatı olduğunu söyledi. Türkiye’de bal ithalatının üreticiyi korumak adına yasak olduğuna vurgu yapan Tanuğur, şöyle devam etti: “Şu anda Türkiye’de en pahalı bal Anzer balıdır ve kilosu 750 liradan satılmaktadır. Bunun yanında az miktarda üretildiğinden Karadeniz bölgesinin balları ve Hakkari ile Bingöl balları da yüksek fiyatlardan değer bulmaktadır.”

Uluslararası Bal Kongresi İlk Kez Türkiye'de

Aslı Elif Tanuğur, bilim insanlarının oluşturduğu Uluslararası Bal Komisyonu’nun her 2 yılda 1 farklı ülkede toplanarak yaptıkları bilimsel çalışma ve araştırma sonuçlarını paylaştığı kongrenin bu yıl Antalya’da gerçekleştirileceğini söyledi. Türkiye’de ilk defa düzenlenecek bu kongrede arı ürünlerinde hile ve kalıntı sorununun ele alınacağını kaydeden Tanuğur, “Özellikle bu konudaki son güncel gelişmelerin paylaşılacağı kongrede bilim insanlarının yanı sıra, yasal otoriteler ve bal alım satımı ve paketlemesi ile ilgilenen firmalar da yer alacak ve tüm sektörel sorunlar uluslararası boyutta değerlendirecek” dedi. Uluslararası Bal Komisyonu Kongresi 25-27 Eylül tarihleri arasında Belek’teki Maritim Pine Beach Otel’de düzenlenecek.

22.9.2017
Devamı

Güneydoğu, Gıda İhracatını Artırdı

Güneydoğu’dan bu yılın ocak-ağustos döneminde yapılan gıda ihracatı geçen yıla kıyasla yüzde 1,7 artarak 1 milyar 335 milyon 569 bin dolara ulaştı.

Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mahsum Altunkaya, sektördeki gelişmeler ve ihracat verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

151 ülkeye ihracat yaptıklarını söyleyen Altunkaya, “Türkiye’de hububat, bakliyat, yağlı tohumlar sektöründe en fazla ihracat Güneydoğu’dan yapılıyor. Bölgemizin sektördeki ihracatı geçen yılın ocak-ağustos döneminde 1 milyar 313 milyon 778 bin dolarken bu yılın aynı döneminde yüzde 1,7 artarak 1 milyar 335 milyon 569 bin dolara ulaştı.” dedi.

Altunkaya, 17 kalem ürün ihraç ettiklerini ifade ederek, bunların içerisinde buğday ununun en fazla dış satım yapılan ürün olduğunu kaydetti. 8 ayda 361 milyon 987 bin dolarlık un ihracatı yaptıklarını anlatan Altunkaya, 222 milyon 651 bin dolarlık bitkisel yağ, 201 milyon 335 bin dolarlık makarna, 137 milyon 147 bin dolarlık da bisküvi-pasta ihracatı yapıldığı bilgisini verdi.

İhracatta ilk sırada Irak var

İhracatın büyük bir kısmını Ortadoğu ülkelerine yaptıklarını belirten Altunkaya, buraya 1 milyar 10 milyon 311 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini kaydetti. Altunkaya, Afrika ülkelerine ise 242 milyon 713 bin dolar ihracat yaptıklarını bildirdi.

En çok ihracatın yapıldığı ülkenin 806 milyon 768 bin dolarla Irak olduğunu ifade eden Altunkaya, 106 milyon 270 bin dolarlık ihracatı da Suriye’ye yaptıklarını belirtti.

22.9.2017
Devamı

Tarımsal Kalkınmada Hibe İçin Son 5 Gün

Tarım ve Kırsal Kalkınma Kurumunun destekleri kapsamında 122.2 milyon euro hibenin verileceği ikinci çağrı dönemi için başvurular 26 Eylül’de sona erecek.

Tarım ve Kırsal Kalkınma Kurumunun (TKDK) destekleri kapsamında 122,2 milyon euro hibe verilecek, Avrupa Birliğine (AB) Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı II (IPARD II) Programı’nın çağrı dönemi için, 6 Eylül’de başlayan başvuruların sona ermesine 5 gün kaldı.

Kurumun “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması ile İlgili Fiziki Varlıklara Yönelik Yatırımlar Tedbiri” çerçevesinde, süt ve süt ürünleri, kırmızı et ve et ürünleri, kanatlı eti ve et ürünleri, su ürünleriyle meyve ve sebze ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yüzde 50 hibeyle desteklenecek sektörlere toplam 122 milyon 177 bin 559 euro bütçe ayrıldı.

Söz konusu destek için başvurular 26 Eylül Salı günü sona erecek ve başvurular sadece internet üzerinden yapılacak.

IPARD II ile 110 bin istihdam hedefleniyor

Kurumun IPARD I Programı’nda verilen hibelerle 2,3 milyar euroluk yatırım gerçekleştirildi. Bu program sonucu yaklaşık 10 bin 650 yatırımcıyla sözleşme imzalandı ve 57 bin kişiye istihdam sağlandı.

TKDK, IPARD II Programı’yla 5 yılda yaklaşık 1 milyar 45 milyon euroluk kaynağı yararlanıcılarla buluşturmayı, yararlanıcı sayısını 20 bine, yeni istihdam sayısını en az 110 bine çıkarmayı hedefliyor.

IPARD II’nin ilk proje çağrısında 8 bin 789 proje başvurusu alındı, bunlardan bin 639’u desteklenmek üzere seçildi.

İlk çağrıda 16 farklı sektör desteklenerek, vatandaşlara 853 milyon liralık hibe kullandırıldı. Bu desteklerle yaklaşık 1,4 milyar liralık yatırımın hayata geçirilmesi bekleniyor.

22.9.2017
Devamı

Büyükbaş Hayvancılığı Adına Büyük Kazanım!

İzmir’de düzenlenen Avrupa Simental-Felckvieh Federasyonu 32. Genel Kurul Toplantısı’nda, Türkiye ve Romanya’nın Avrupa Simental-Fleckvieh Federasyonu üyelik başvuruları değerlendirilerek üyelikleri oy birliği ile kabul edildi.

Türkiye için büyük bir kazanım sağlaması beklenen Simental-Felckvieh Toplantısı, ülkemizin en önemli meselelerinden biri olan büyükbaş hayvan yetiştiriciliği adına olumlu motivasyon aracı olma özelliği taşıyor.

Kurulduğu günden itibaren büyük baş hayvan yetiştiricilerinin temsilcisi olan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından desteklenerek hayvansal üretimin arttırılması amacıyla çeşitli projelere imza atıyor. Son olarak İzmir Simental-Felckvieh Toplantısının ülkemize kazandırılması açısından büyük gayret gösteren Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetimi üreticilerin umudu olmuş görünüyor.

İzmir Simental-Felckvieh Toplantısı, Hayvancılığın uluslar arası boyutta tartışılmasının yanı sıra, ülkemizin tanıtılması ve turizme vereceği destek anlamında da beğeni topluyor. 

 
22.9.2017
Devamı

''Tarım Ürünlerinde İstikrar, Lisanslı Depolarla Sağlanacak"

Gümrük ve Ticaret Bakanı Tüfenkci, "Tarım ürünlerinde istikrarı yakalayabilmek adına, arzın yüksek olduğu zamanlarda çiftçimizin ürünlerini sağlıklı şekilde depolayarak yıl içerisine bu ticareti yaymak istiyoruz. Dolayısıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığıyla yakın çalışarak lisanslı depoların yaygınlaşmasını sağlıyoruz" dedi.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, tarım ürünlerinde istikrarı yakalayabilmek adına lisanslı depoları yaygınlaştırdıklarını belirterek, "Türkiye genelinde 93 firmamız lisanslı depoculuğa başvurdu ve bunun 35'i faaliyete geçti. Bu çok önemli bir rakam. 93 firmanın tamamı faaliyete geçtiğinde Türkiye'de 10 milyon tonun üzerinde bir lisanslı depo hacmine kavuşmuş olacağız" dedi.

Tüfenkci, yaptığı açıklamada, tarımsal ürünleri sadece üretmenin yetmediğini, üretileni satarak paraya çevirmenin de büyük önem taşıdığını söyledi.

Daha önce buğday, arpa, pamuk, zeytin gibi depoların faaliyette olduğunu, son olarak da "Giresun Fındık Lisanslı Deposu"nun hayata geçtiğini anlatan Tüfenkci, "Aldığımız tedbir ve teşviklerle lisanslı depoları yurt çapında yaymak istiyoruz. Tarımdaki ticaretin önünü açmak, farklı bir borsa oluşturmak amacıyla lisanslı depoları Türkiye çapında yaygınlaştırıyoruz." diye konuştu.

Tüfenkci, tarımda arzın bol olduğu zaman fiyatların ister istemez düştüğünü gördüklerini dile getirerek, şöyle devam etti:

"Tarım ürünlerinde istikrarı yakalayabilmek adına arzın yüksek olduğu zamanlarda çiftçimizin ürünlerini sağlıklı şekilde depolayarak yıl içerisine bu ticareti yaymak istiyoruz. Dolayısıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığıyla yakın çalışarak lisanslı depoların yaygınlaşmasını sağlıyoruz. Bugüne kadar Türkiye genelinde 93 firmamız lisanslı depoculuğa başvurdu ve bunun 35'i faaliyete geçti. Bu çok önemli bir rakam. 93 firmanın tamamı faaliyet geçtiğinde Türkiye'de 10 milyon tonun üzerinde bir lisanslı depo hacmine kavuşmuş olacağız."

"Ürünlerinin farklı alıcılarla buluşmasını sağlayacağız"

Lisanslı depoculuğu önemsediklerini ve bu konudaki çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Tüfenkci, şunları kaydetti:

"Lisanslı depoların tek başına faaliyete geçmesi yetmez. 'Ürün İhtisas Borsası'nın da hayata geçmesi lazım. Bunlarla ilgili tüm çalışmaları tamamladık. İnşallah şirketin kuruluşunu da sağladığımızda Türkiye'ye yeni bir borsa kazandırmış olacağız. Böylelikle tarım ticaretinde derinliği olan ve bu derinliği sağlayan bir borsayı oluşturarak, örneğin Malatya kayısının artık uluslararası piyasada herkes tarafından elektronik ortamda işlem görmesini sağlayacağız. Malatya'da depolanan bir kayısıyı ABD'deki bir satıcı internet üzerinden alacak. Bu özellikle alıcılarda çeşitlilik sağladığı gibi üreticilerin de ürünlerinin farklı alıcılarla buluşmasını sağlayacağız."

Lisanslı depolar 5. bölge teşviklerinden yararlanıyor

Tüfenkci, üreticilerin ürünlerini lisanslı depoya koyma noktasında yüzde 50 kira desteğinin bulunduğunu hatırlatarak, sözlerini şöyle tamamladı:

"Şimdi bunu üretici birlikleri ve köylülerin ürünlerinde yüzde 100'e kadar çıkarma imkanı var ve yakında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından imzalandığında bu hayata geçecek. Lisanslı depoları nerede kurarsanız kurun, Türkiye'nin her bir yerinde 5. bölge teşviklerinden faydalanılmasını sağladık. Bu da önemli bir teşvikti. Özellikle o ürünlerin laboratuvar sınıflandırma ücretlerini de hükümet olarak bizler karşılıyoruz, nakliye bedelini de bizler karşılıyoruz. Dolayısıyla bu noktada önemli bir adımı atmış olduk."

22.9.2017
Devamı

"Gıda İsrafından Kaçının"

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Gıda israfı, kendi cebimiz ve ülke ekonomisinde büyük kayıplara yol açıyor. Vatandaşımız bu sebeple tüketebileceği miktarda alışveriş yapmalı. Yılda bir kişi tabağında 144 kilogram yemek bırakıyor" dedi.

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Gıda israfı, kendi cebimiz ve ülke ekonomisinde büyük kayıplara yol açıyor. Vatandaşımız bu sebeple tüketebileceği miktarda alışveriş yapmalı" ifadesini kullandı.

Palandöken, yazılı açıklamasında, dünyada israf edilen 1,3 milyar tondan fazla yiyeceğin, 2 milyara yakın insanı doyurabileceğini belirtti.

Türkiye'de üretilen meyve sebzenin yüzde 40’ının israf edildiğini bildiren Palandöken, "Üretilen ürün, üretim ve dağıtım aşamasında da tüketim aşamasında da büyük kayba uğruyor. Sebze ve meyvenin yüzde 25-30'u daha soframıza gelmeden, yüzde 15’i ise evlerimizde israf oluyor." açıklamasında bulundu.

Palandöken, Birleşmiş Milletlere göre, çöpe giden yiyeceklerin dörtte birinin, dünya üzerindeki açlığı bitirebileceğini bildirdi.

Hallerde, dükkanlarda ve mutfaklarda çöpe giden gıdalara dikkati çeken Palandöken, şunları kaydetti:

"Gıda israfı, kendi cebimiz ve ülke ekonomisinde büyük kayıplara yol açıyor. Vatandaşımız bu sebeple tüketebileceği miktarda alışveriş yapmalı. Ülkemizde bir kişinin tabağında bıraktığı yemek yılda ortalama 114 kilogram ediyor. Bu şekilde israf edilen yiyecekler hayvan barınaklarına aktarılırsa yüzlerce hayvanın karnı doyabilir. Dükkanlarda son kullanım süresi geçmeye yakın ürünler büyük indirimlerle satılabilir. Bayatlayan ekmekler tatlı veya köfte yapılarak değerlendirilebilir."

22.9.2017
Devamı

Türkiye'de Tarım Alanları Azaldı

Türkiye'de bir önceki yıla göre tarım alanlarının yüzde 0,9 oranında azaldığı açıklandı. TÜİK Manisa Bölge Müdürü Dr. Mehmet Akyol, "Yüzde 16,9’unu nadas alanı, yüzde 3,4’ünü sebze bahçeleri alanı, yüzde 14,0’ını meyveler, içecek ve baharat bitkilerinin alanı ve binde 0,2’sini süs bitkileri alanı oluşturmaktadır" dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı tarım alanları istatistiklerini açıkladı. Bir önceki yıla göre ülke genelinde tarım alanlarının yüzde 0,9 oranında azaldığı açıklandı.

TÜİK Manisa Bölge Müdürü Dr. Mehmet Akyol, 2016 yılı tarım alanları istatistiklerini açıkladı. Akyol, 2015 yılında Türkiye’deki toplam tarım alanı 239 milyon 336 bin 141 dekar iken, 2016 yılı geçici verilerine göre bir önceki yıla göre yüzde 0,9 azalarak 237 milyon 108 bin 697 dekara indiğini bildirdi.

2016 yılı geçici verilerine göre Türkiye’deki tarım alanlarının yüzde 65,7’sinde tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin ekildiğini kaydeden Akyol, şunları söyledi:

“Yüzde 16,9’unu nadas alanı, yüzde 3,4’ünü sebze bahçeleri alanı, yüzde 14,0’ını meyveler, içecek ve baharat bitkilerinin alanı ve binde 0,2’sini süs bitkileri alanı oluşturmaktadır. 2016 yılı geçici verilerine göre ülkemizde toplam tarım alanı miktarı en yüksek olan 5 il sırasıyla 19 milyon 600 bin 279 dekarla Konya, 12 milyon 56 bin 242 dekarla Ankara, 11 milyon 543 bin 201 dekarla Şanlıurfa, 7 milyon 977 bin 432 dekarla Sivas, 6 milyon 56 bin 114 dekarla Yozgat’tır. Toplam tarım alanı miktarı en düşük olan 5 il ise sırasıyla Yalova, Ardahan, Artvin, Bingöl ve Hakkari olmuştur.”

Ege’de en fazla tarım alanı Manisa’da

Ege Bölgesi'nde 2015 yılında 27 milyon 953 bin 38 dekar olan toplam tarım alanı miktarının 2016 yılı geçici verilerine göre bir önceki yıla göre yüzde 0,8 azalış göstererek 27 milyon 742 bin 595 dekar olduğunu dile getiren Akyol, “Ege Bölgesi illerine bakıldığında toplam tarım alanı en büyük olan il 4 milyon 931 bin 399 dekar ile Manisa olurken, toplam tarım alanı en küçük olan il 2 milyon 176 bin 276 dekar ile Uşak ili olmuştur. Manisa ilinde 2015 yılında 4 milyon 924 bin 311 dekar olan toplam tarım alanı miktarı 2016 yılı geçici verilerine göre bir önceki yıla göre yüzde 0,1 artış göstererek 4 milyon 931 bin 399 dekar olmuştur. Manisa ili bu değer ile en fazla toplam tarım alanına sahip Türkiye’de 10’uncu, Ege Bölgesi illeri arasında da birinci il konumundadır. 2016 yılı geçici verilerine göre Manisa’daki tarım alanlarının yüzde 49,2’sini tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin ekilen alanı, yüzde 2,4’ünü nadas alanı, yüzde 6,8’ini sebze bahçeleri alanı, yüzde 41,6’sını meyveler, içecek ve baharat bitkilerinin alanı ve binde 0,2’sini de süs bitkileri alanı oluşturmaktadır” dedi.

22.9.2017
Devamı

İhracatta Yüzde 20 Artış

Türkiye’nin hava kargoyla balık ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artarak yaklaşık 53 milyon dolara ulaştı. Hava kargoyla 37 ülkeye yaklaşık 8 bin ton balık ihracatı gerçekleşti.

Türkiye, 37 ülkeye hava kargoyla balık ihracatı yaptı.

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamüller İhracatçıları Birliği verilerinden derlenen bilgiye göre, Türkiye, 2017’nin ilk 8 ayında 548 milyon dolarlık su ürünleri ihracatı gerçekleştirdi.

İhracatta en önemli payı, 88 milyon dolarlık ihracatla levrek aldı.

Türk Hava Yolları’nın (THY) kargo şirketi Turkish Cargo’yla 37 ülkeye gerçekleşen hava kargoyla balık ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artarak 53 milyon dolara ulaştı.

En çok ihracat ABD’ye

Hava kargoyla balık ihracatında ilk sırayı 19 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri (ABD) aldı. ABD’yi 8 milyon dolarla Birleşik Arap Emirlikleri, 7 milyon dolarla İsrail izledi.

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kızıltan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, navlun fiyatlarının ucuzlaması sonrası ihracatta artış yaşandığını söyledi.

Balık taze tüketildiğinde daha lezzetli olduğunu ifade eden Kızıltan, “Hava kargoyla balık ihracatı bu yüzden çok önemli. Özellikle uzak pazarlara balık ihracatımız hava kargoyla arttı.” dedi.

Uçakla 37 ülkeye 7 bin ton balık ihracatı 

Hava kargoyla 37 ülkeye 7 bin ton balık ihracatı yaptıklarını dile getiren Kızıltan, ilerleyen süreçte ülke sayısı ve ağırlıkta artış yaşanacağını, bu sayede ülkeye döviz girdisinin de artacağını tahmin ettiklerini ifade etti.

ABD’nin hava kargoyla balık ihracatında ilk sırada yer aldığını aktaran Kızıltan, “Amerikalılar Ege Denizi’nden çıkan levreğe bayılıyor. ABD pazarında levrekte rakibimiz yok desek yeridir. İsrail de bizden çipura talebinde bulunuyor.” diye konuştu.

Kızıltan, balık ihracatında Türkiye’nin Avrupa pazarında Norveç’ten sonra ikinci Ortadoğu’da ise ilk sırada yer aldığını söyledi.

Hava kargoyla daha çok levrek, çipura ve alabalık taşındığını dile getiren Kızıltan, “53 milyon dolar olan hava kargoyla balık ihracatımızın yıl sonunda 80 milyona yaklaşacağını tahmin ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

21.9.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba’dan Fındık Üreticisine Müjde

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Bugün karar aldık. Artık 40’ın altındaki randımanlı fındıkları da alacağız. Üreticinin hep yanında olacağız” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Ankara Ticaret Odasının (ATO) düzenlediği “Sürdürülebilir Besicilik Paneli”ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Fakıbaba, “İthalat hepimizi üzüyor. Biz 2002 yıllarında birbirimize yeterken niye 2017’lerde yetmemeye başladık. O zaman nüfusumuz azdı, kişi başına düşen kırmızı et kilogramı azdı. Refah seviyesi ve nüfus arttıkça yetmemeye başladı. Aynı oranda üretim de olmadı. Et ve Süt Kurumunun sadece düzenleme ve denetleme görevi yapması doğrudur. Besicilik hayvanı bence Et ve Süt Kurumunun getirmemesi lazım. Elinde karkas et olması lazım ve gerektiğinde piyasaya hızlı bir şekilde karkas etle müdahale etmesi lazım. Müdahale etmesi gerekir mi? Gerekmez. Etik kurallar içerisinde üretici ile sanayici birbirleriyle iyi anlaştıkları takdirde, et fiyatları iyi olduğu takdirde Tarım Bakanlığının başka işi yok niye et alsın, et satsın. Tarım Bakanlığı, bir üniversite gibi sanayicisine öğretmesi lazım. Bunu diğer ülkelerde nasıl yapıyorlar” dedi.

“Tarım Bakanlığı olarak hiçbir zaman ete, süte, buğdaya müdahale etme niyetinde değiliz” diyen Fakıbaba, fındıkta yeni bir düzenleme yapıldığı müjdesini vererek, “Geldiğim günden beri etle ve fındıkla uğraşıyorum. Ben isteyerek mi uğraşıyorum? Bunların artık normal piyasada yerine oturması lazım. Fındıkla ilgili bugün yeni bir düzenleme yapıyoruz. Fındıkta 40 ve 40’ın üzerindeki randıman alınıyor. Fırsatçılar. Açık ve net konuştuğum zaman ‘sen niye böyle konuşuyorsun’ diyorlar. Şimdi 39-38 olunca 6-7 liradan üreticinin elinden alıyorlar. Bu adam bu kadar emek vermiş, alın teri dökmüş. TMO yüzde 40’ın altında almıyor diye bu üreticinin elinden 6-7 liraya mal toplamak vicdanen senin işine geliyor mu? 7 liraya alıyor, Giresun fındığını karıştırıyor ve tekrar onu TMO’ya 10 liraya satıyor. Bugün karar aldık. Artık 40’ın altındaki randımanlı fındıkları da alacağız. Üreticinin hep yanında olacağız. Samimi ve dürüst iş adamı benim canımdır, onun yanında olacağız, üreticinin, tüketicinin, 80 milyon ailemin yanında olacağım” diye konuştu.

Aile çiftçiliğine geçileceğini kaydeden Fakıbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunların baş patronu kadınlar olacak. Analarımız, eşlerimizin bizlerin her şeyi değil mi? Başarılı erkeğin yanında başarılı bir kadın vardır. Eğer bu kardeşiniz başarılıysa bu başarımın yüzde 51’i benim eşime aittir.”

Tarımda sulamanın önemine dikkat çeken Fakıbaba, suyun iyi kullanılması gerektiğini, suyla ilgili çalışmaların devam ettiğini söyledi. Su olmadığı takdirde otun olmayacağını, otun olmadığı takdirde ise etin ve sütün olmayacağını belirten Fakıbaba, “Suyu akıllı bir şekilde toprakla buluşturacaksınız. Eğer bir işi yapıyorsak en iyisini yapacağız, işimize aşık olacağız. O suyun eğitimini biz vermemişiz. Çiftçiye bilgiyi verdikte çiftçi mi kullanmadı. Biz suçlu değil miyiz? Bu konuda sivil toplum örgütleri, DSİ, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve üniversiteler suçludur” diye konuştu.

21.9.2017
Devamı

Sanayiciler ve Marketler Fiyat Artırımına Gitti

TSUMB Genel Başkanı Keskin, üreticiden alınan sütün fiyatıyla tüketiciye satılan fiyat arasındaki makasın açıldığını, üretici aza kanaat etmek durumunda bırakılırken sanayici ve marketlerin fiyat artırımına gittiklerini söyledi.

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı (TSUMB) Tevfik Keskin, süt ve süt ürünlerinin perakende satış fiyatlarının artışına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Keskin, üreticiden alınan çiğ süt fiyatının hak ettiği değerin altında bulunduğunu belirterek, 2014 yılında soğutma primleriyle litresi 1,27 lira olan sütün 3 yıl sonra 1,30 lira seviyesinde bulunduğunu söyledi.

“Süt ve süt ürünlerinin tüketiciye satış fiyatlarında yapılan artışın sorumlusu süt üreticisi değildir.” diyen Keskin, şöyle konuştu:

“Son 3 yılda olması gerekenin çok altında bir zam yapıldı ve bu rakam enflasyonun kat kat altında. Buna karşın çiğ süt fiyatları market raflarında katlanarak artmaya devam ediyor. Üreticiden alınan sütün fiyatıyla tüketiciye satılan fiyat arasında makas açılıyor. Sanayiciler ve marketler kendi keseleri için fiyat artırımına giderken, üreticimiz aza kanaat etmek zorunda bırakılıyor.”

Et ve Süt Kurumunun (ESK) çiğ süt fiyatlarını sürdürülebilir seviyelerde tutmaya çalışmasının önemli olduğunu ifade eden Keskin, “Geçmiş dönemde eğer ESK’nın müdahalesi olmasaydı bugün ne sütü üretecek üretici kalırdı ne de sanayici süt bulabilirdi.” şeklinde konuştu.

21.9.2017
Devamı

Bakanlıktan Domates Açıklaması

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türkiye-Rusya Tarım Yürütme Komitesi 1. Dönem Toplantısı’nda Rusya’nın domates ithalatına karşılık Türkiye’ye et ithalatı şartı getirdiği iddialarının gerçeği yansıtmadığını bildirdi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bir gazetede yayımlanan “Domatesin yolunu, et ithalatı açtı” başlıklı habere ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, Türkiye-Rusya Tarım Yürütme Komitesi 1. Dönem Toplantısı’nda Rusya’nın domates ithalatına karşılık Türkiye’ye et ithal etme şartı getirdiği ve Ankara’nın da bu talebe onay verdiği şeklinde bir haberin yer aldığı belirtildi.
İddialar üzerine açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edilerek, 13-14 Eylül 2017 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirilen toplantıda veteriner izleme ve hayvan sağlığı; balıkçılık ve su ürünleri; bitkisel üretim ve bitki karantina; kırsal kalkınma; tarımsal araştırmalar; tarımsal ticaret konu başlıklarının görüşüldüğü kaydedildi.

Toplantıda ayrıca başta meyve sebze ihracatı olmak üzere beyaz et, kırmızı et, domates, patlıcan ve nar ticareti konularında görüşmeler yapıldığı belirtilerek, Türk ve Rus tarafının karşılıklı olarak et ve et ürünleri ile hayvan yemi ve yem materyali ticareti konusundaki taleplerini ifade ettikleri kaydedildi. “Domates konusunda da Rusya Federasyonu hükümet kararnamesi ile karantinayla ilgili teknik hususlarda yaşanan sıkıntıların giderilmesi noktasında olumlu görüşmeler gerçekleştirilmiştir” ifadelerinin yer aldığı açıklamada şunlar kaydedildi:

“Toplantı neticesinde hazırlanan ve iki ülkenin talep ve isteklerinin bir araya getirildiği ortak mutabakat metni, her iki ülkenin bakan yardımcıları tarafından imzalanmıştır. Görüldüğü üzere söz konusu toplantıda domates ihracatıyla et ithalatı konularının birbiriyle ilişkilendirilmesi söz konusu olmamıştır. Dolayısıyla toplantıdaki görüşme sürecinin haberde iddia edildiği gibi olmadığı açıklıkla görülmektedir. Et ithalatı uygulaması ancak önümüzdeki süreçte ihtiyaç duyulması, akabinde gerekli sağlık şartlarını taşıması ve Türkiye tarafından uygunluğu tespit edilmesi durumunda ayrıca değerlendirilebilecektir.”

Kaynak: İHA
21.9.2017
Devamı

Hamsi Bereketi!

Denizlerde av yasağının kalkmasıyla birlikte avlanmaya başlanan yerli hamsi tezgahları süslemeye başladı.

Havaların sıcak olmasına rağmen hamsi çıkmaya başladı. Sezonu 15 liradan açan hamsi 5 liraya kadar düştü. Bu sene bütün balıkların bol olduğunu belirten balıkçılar, havaların soğumasıyla vatandaşların balığa doyacağını söylediler.

“Palamuttan umudumuz var”

Bu sene bol balık beklediklerini belirten Saathane balıkçı esnaflarından Halit Bayrak, “Bu ara yerli hamsi bol miktarda. Hamsi hem iri hem taze. Vatandaşların da hamsiye ilgisi yoğun. Havalar soğusa daha güzel olacak. Hamsi sezona 15 liradan başladı. Bu gün 7 lira. Havalar soğuduğu zaman fiyatlar daha aşağı düşer. Bu sene bol balık var. Şimdiden belirtileri var. Balık fiyatlarına baktığımızda; mezgit 5 lira, istavrit, 5 lira, barbun 5 lira, çupra 20 lira, levrek 20 lira, somon 14 lira, kalkan 35-40 lira. Balık fiyatları uygun. Palamut sıcaklara rağmen var. Fiyatı düşük. Geçen seneyi aratmayacak diye umuyoruz” dedi.

21.9.2017
Devamı

"Üreticilerimizi pek çok kalemde destekliyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, çiftçiye verilen desteklerin ithalatı önlemede katkı sağladığına işaret ederek, "Tarım ve hayvancılık alanında diyebilirsiniz ki; hala ithalatımız var, bu doğrudur ama bunu önlemek bizim yine elimizde olacaktır. Eğer bu destekler olmamış olsaydı acaba şu anda hangi konumda olabilirdik. Onu da bir zahmet düşünmemiz lazım." dedi.

İki aylık bakanlığı süresince yaptığı çalışmalar ışığında Türkiye'nin tarım konusunda kendine yetecek seviyeye ulaşacağına inandığını söyleyen Fakıbaba, "Yeter ki biz toprağı suyla, çiftçiyi de bilgiyle buluşturalım. Bunu başarmamak için hiçbir engel yok." diye konuştu.

Gıda, tarım ve hayvancılık sektörlerini Türkiye'nin olmazsa olmazlarındandiye niteleyen Fakıbaba, kendi gıdasını üretemeyen ülkelerin bağımsız ve özgür olamayacağını kaydetti.

Hükümetin gıda, tarım ve hayvancılık konularında son yıllarda gösterdiği kararlılığın "Kendi kendine yeten bir Türkiye'yi"inşa edeceğini aktaran Fakıbaba, gıdanın küresel yarışta stratejik bir konuma geldiğini söyledi.

Fakıbaba şunları kaydetti:

"Yarın savaşlar petrolden değil, sudan dolayı çıkacak. Niye sudan dolayı? Su olmazsa ot olmaz, ot olmazsa et olmaz, süt olmaz… Vallahi hiçbir şey olmaz. Hayat olmaz. Onun için toprağın, suyun ne olduğunun, bunların nasıl bir öneme sahip olduğunun bir hekim kardeşiniz olarak farkındayım, bunu bilmenizi istiyorum.

Nüfus artışı, tarım arazilerinin yok olması, iklim değişikliği ve su kaynaklarının azalması gibi faktörler tarımın ne kadar stratejik ve hayati bir sektör olduğunu bizlere net olarak gösteriyor. Geleceğin dünyasında gıda ve tarım bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacak. Savaş nedenleri olacak ve biz bunları görüyoruz ve şimdiden mutlaka ve mutlaka buna göre plan yapmak zorundayız."

- "Üreticilerimizi pek çok kalemde destekliyoruz"

Türkiye'de tarım ve hayvancılık alanında stratejik dönüşüm yaşandığını anlatan Fakıbaba, "Ülkemizin değişim ve dönüşümünü en hızlı yaşayan ve yaşatan sektörlerin başında tarım gelmektedir. Hükümetlerimiz döneminde kaydedilen gelişmelerle tarımın  önemini daha da artırarak stratejik bir sektör yapısına kavuşturduk. Üreticilerimizi pek çok kalemde destekliyor, finansman ihtiyaçlarının karşılanması için de düşük faizli krediler sağlıyoruz." diye konuştu.

- "Çiftçilerimize son 15 yılda 105 milyar liranın üzerinde destek ödemesi yaptık"

Fakıbaba, AK Parti hükümetleri olarak son 15 yılda tarım ve hayvancılığa destek sağladıklarını belirterek, şöyle konuştu:

"Tarım ve hayvancılık alanında diyebilirsiniz ki; hala ithalatımız var, bu doğrudur ama bunu önlemek bizim yine elimizde olacaktır. Eğer bu destekler olmamış olsaydı acaba şu anda hangi konumda olabilirdik. Onu da bir zahmet düşünmemiz lazım.

2002 yılında 1 milyar 800 milyon lira olan tarım desteklerini 13 milyar liraya çıkarmışız. Çiftçilerimize son 15 yılda 105 milyar liranın üzerinde nakit hibe destek ödemesi yaptık. Bu çalışmalar meyvesini verdi ve son 15 yılda pek çok bitkisel ve hayvansal üründe cumhuriyet tarihinin üretim rekorları kırıldı.

Bitkisel üretimimiz 97 milyon tondan 117 milyon tona ulaştı. Bu artışlarla beraber tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde de artış sağladık. Tarımsal ihracatımız 4 milyar dolardan 16 milyar dolara ulaştı. 2016'da tarım sektörü 161 milyar lira hasılayla toplam gayri safi yurt içi hasılaya (GSYİH) yüzde 6'lık önemli bir katkı sağladı. Bu katkıda payı olan tüm paydaşlarımıza buradan bir kez daha teşekkür etmeyi bir borç biliyorum. Çiftçilerimiz böyle çalışıp üretirken, bizler de hükümet olarak onların yanında olduk ve olmaya devam edeceğiz."

Terör örgütlerinin Türkiye'de hak arayışı yaptığını öne süren maşalar olduğunu ifade eden Fakıbaba, Türkiye'nin terörle mücadelede başarıya ulaşacağını söyledi. Fakıbaba, "PKK'nın amacı Kürt halkının haklarını korumak mıdır? Asla değildir. Kürt halkını ben çok iyi tanıyorum. Onlar bayrağına, milletine sadık insanlar. Allah'ın izniyle biz bunlarla mücadele edeceğiz. Biz her alanda kendimize güveniyoruz. Çalıştığımızda her konunun üstesinden gelebiliriz." dedi.

21.9.2017
Devamı

TDSYMB'den İl Başkanları Toplantısı

Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği yeni dönemde ilk birlik başkanları toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıya Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Salih Çelik, Islah Daire Başkanı Bekir Ankaralı ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen İl Birlik Başkanları katıldı.

TDSYMB Genel başkanı Kamil Özcan toplantının açılış konuşmasını yaparak, kendisinden önceki başkana ve yönetim kuruluna teşekkür etti. Özcan Simmental Paneline atıfta bulunarak, "Böyle bir güzelliği hepimiz yaşadık. Geçmişte emeği geçenler bu seviyeye getirdi, bizde onlardan bayrağı devraldık. Simmental Paneli bizlere nasip oldu. 2016 yılındaki çabaların karşılığında bu mutluluğu hak ettik" dedi.

Göreve geldikten sonra yoğun bir şekilde çalıştıklarını söyleyen Özcan, "Birliklerimizin, üreticilerimizin sorunlarını biliyoruz. Bunlarla ilgili çalışmalar yapıyoruz.  Sayın Bakanımıza sunulmak üzere hem görsel hem de dosyalar halinde bilgilendirme sunumları hazırladık. Sayın Bakanımız bize zaman ayıramadığından bu sunumları değerlendirmek mümkün olmadı. Bir gün fındık için, bir gün üzüm için ziyaret gerçekleştiren sayın Bakanımızla orada konuşma fırsatı bulup, sayın bakandan zaman ayırmasını arz ettik. İlk randevusunda bunları detaylı bir şekilde sunacağız" diye konuştu.

Toplantının gündemi, düve hibe desteklemesi, süt analiz desteği ve analiz çalışmaları ile genel değerlendirme şeklinde devam etti. 




 
19.9.2017
Devamı

Dünya Simmental-Fleckvieh Konferansına Yoğun İlgi

Dünya Simmental-Fleckvieh Federasyonu’nun gerçekleştirdiği Konferansa bu yıl İzmir ev sahipliği yapiyor. 

Konferansın, ülkemizdeki simmental yetiştiriciliğinin yanı sıra, Türkiye’nin turistik açıdan uluslar arası alanda tanıtımına önemli bir katkı sağlama9sı bekleniyor. 

Konferansın gerçekleşmesinde önemli bir paya sahip olan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği uluslararası arenada Türkiyeyi temsil ediyor.

Yoğun bir katılıma sahip olan konferansta konuşma yapan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan, hayvancılığın uluslararası temsilcilerine hitap etti.

Türkiye'de sığır ıslahının gerçekleştirilmesi amacıyla 81 ilde faaliyet gösteren Damızlık Sığır Birlikleri'nin 1 milyondan fazla üye ile faaliyet gösterdiğinin altını çizdi.

Dünyanın geliştirdiği hayvancılık sistemine ayak uydurmak zorunda olduğumuzu ifade eden Özcan, "Uluslararası entegrasyon, yeniliklerin takip edilmesi amacıyla damızlık birliğimiz birçok uluslararası meslek kuruluşlarına üye olmuştur. ICAR,EHRC,WSFF, bunlardan bazılarıdır"dedi.

Konferansın, Türkiye'nin Dünya Simmental-Fleckvieh Federasyonuna üyeliğinden kısa süre sonra Türkiye'de yapılmasına oybirliğiyle karar alınmasını dile getiren Özcan, "Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliğinin Dünya Simmental-Fleckvieh Federasyonuna üyeliğinin üzerinden çok kısa bir zaman geçmiş olmasına rağmen, bu Konferansı 2017 yılında Türkiye'de yapma kararı diğer üye ülkeler tarafından oy birliği ile kabul edilmiştir"diye konuştu.

Konferansın turizme ve hayvancılığa büyük katkı sağlayacağını ifade eden Özcan şunları söyledi:

Avrupa'da Simmental Federasyonu Yönetim Kurulları başta olmak üzere 30'u aşkın ülkeden sektörün temsilcileri ve ileri gelenleri, üniversiteler akademisyenler olmak üzere birliğimiz bünyesinde 400'e yakın sektör temsilcisi bu konferansa katılmış bulunmaktadır. Konferansın hem hayvancılığa hem de ülkemizin turizmine katkı sağlaması beklenmektedir."

18.9.2017
Devamı

Bandırma Limanına Bereket Yağdı

Denizlerde av sezonunun başlaması ile balıkçıların yüzü güldü. Bandırma’dan denize açılan bir teknedekiler, 2 saat içerisinde 1250 kasa sardalya ile döndü. Balıkların konulduğu kasalar yetersiz olunca kasa takviyesi yapıldı.

Bandırmalı balıkçılar sardalya bereketi yaşıyor. Bandırma Limanı’ndan 35 tayfası ile denize açılan ‘Ağaoğulları 5’ teknesi denize bıraktığı ağlar ile sadece 2 saat içerisinde 1250 kasa sardalya yakalayınca dönmek zorunda kaldı. Balık dolu tekne ile iskeleye yanaşan balıkcılar “Bu bir rekor” derken, kasalar yetersiz olunca takviye yapıldı. İstiflenen balıklar üzerlerine buz konularak satılmak üzere Bandırma’nın yanı sıra İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Balıkesir’e gönderildi.

Bu yıl sardalyanın bol olduğunu söyleyen Balık Komisyoncuları Derneği Başkanı Harun Öner, “Yıllar sonra iyi bir sezon geçireceğiz. Şu andaki avlanmalar bunu gösteriyor. Sardalyada rekor kırdık. Darısı diğer balıklara” dedi.

Bandırma’da balıkcı tezgahlarında sardalya, istavrit, kolyos, sarıkanat’ın kilosu 10 liradan, lüferin tanesi 15- 20, palamutun teki ise 10 liradan satılıyor. Bndırma’da uskurmurun kilosu ise 25 lira.
 

15.9.2017
Devamı

Domates İçin İlk İmzalar Atıldı

Türkiye-Rusya arasında domates ihracatının önünün açılması yönünde protokol imzalandı. Ayrıca Rus Tarım Bakanlığı, domateste yasağın kaldırılması için altyapı hazırlıkları ve çalışmalarını da tamamladı.

Antalya’da bir otelde gerçekleştirilen, Türkiye-Rusya Tarım Yürütme Komitesi 1. Dönem Toplantısı tamamlandı. İki gündür süren toplantının sonunda, iki ülkenin talep ve isteklerinin bir araya getirildiği mutabakat metni hazırlandı. Metne, Türkiye adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Rusya Federasyonu adına Tarım Bakan Yardımcısı Evgeniy Gromiko imza koydu.

İmza töreninde konuşan Daniş, iki gündür süren toplantılar sonunda “ortak mutabakat metni” ortaya konulduğunu söyledi. Başta sebze ihracatı olmak üzere, beyaz ve kırmızı et ihracatı, domates, patlıcan, nar konularında özel görüşmelerde bulunduklarını ifade eden Daniş, genel çerçevede de görüşmeler yapıldığını söyledi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, “Beklentimiz, çok kısa bir sürede, özellikle önümüzdeki birkaç ay içerisinde bu konuyla ilgili Rusya hükümetinin kararnamede değişikliğe gitmesi ve domates ihracatının önünün açılması.” dedi.

Türkiye’den Rusya’ya domates ihracatı konusunda Rusya tarafının teknik hazırlıklarını tamamladığını ifade ettiğini belirten Daniş, şunları söyledi:

“Domatesin önündeki engel hala Rusya Federasyonu’nun hükümet kararnamesidir ve bu kararnamenin kalkması gerekiyor. Beklentimiz çok kısa bir sürede, özellikle önümüzdeki birkaç ay içerisinde bu konuyla ilgili Rusya hükümetinin kararnamede değişikliğe gitmesi ve domates ihracatının önünün açılması. Tabii bunun yanında karantina anlamında bazı birbirine karşılayan görüşmeler vardı. Bunların süratle çözülmesi için kararlar aldık. Dolayısıyla faydalı görüşmeler oldu, teknik anlamda tarafların birbirine daha fazla yaklaştığı, sorunların geride bırakıldığı tarım yürütme kurulu toplantısı oldu. Ümit ediyoruz ki bu görüşmeler her iki ülkenin üreticileri için de tüketicileri için de hayırlı olur.”

Domatesle ilgili alınan kararı normale döndürmek için çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Daniş, bunun yanında karşı tarafın karantina anlamında kendilerinden taleplerini olduğunu ve bu teknik meseleyle ilgili de çalışmalarının devam edeceğini söyledi.

Karşılıklı talepler konusunda her iki ülkenin üzerine düşeni yapması gerektiğinin altını çizen Daniş, “Birtakım sorunlarımızı geride bıraktık, umuyoruz ki önümüzdeki süreçte bu kısıtlamalar süratle kalksın, eskiden olduğu gibi ileriye gidilmesi için beklentimiz ve mutabakatımız var.” dedi.

“Dönüşte hükümetimize bildireceğiz”

Rusya Federasyonu Tarım Bakanı Yardımcısı Evgeniy Gromiko ise Türk Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri ve heyetinin kendilerine göstermiş oldukları misafirperverlikten dolayı teşekkür etti.

İki ülke arasında 2015 yaşanan talihsiz olayın ardından eski ticaret hacminin tesis edilmesi için çalıştıklarını ifade eden Gromiko, “Bununla ilgili kısıtlama malum hükümet kararnamesi ile Bakanlar Kurulu tarafından getirildi. Dolayısıyla kaldırılması için aynı usulde karar çıkması gerekiyor. Biz Rus Tarım Bakanlığı olarak, Türk Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile iş birliği içinde bunun önünü açacak, gerekli altyapı hazırlıkları, çalışmaları yaptık. Bu kısıtlamanın teknik yönden yani bitki güvenliği yönünden bir mahsuru olmadığına dair kanaatini dönüşümüzde hükümetimize bildireceğiz.” diye konuştu.

Domatesle ilgili bir takvim sunamamakla birlikte hükümetin bu konudaki kararı açıklamasıyla sorununun çözüleceğini belirten Gromiko, “Domates ihracatıyla ilgili somut bir tarih vermek zor ama makul bir sürede, aylar sürmeden bir karar alınacağı kanaatindeyiz. Çünkü bu konudaki üreticilerin de önünü görebilme adına net bir karar çıkması bekliyor. Yakın bir gelecekte bu sorunların çözümlenebileceğini düşünüyorum.” 

15.9.2017
Devamı

Kıyı Balıkçılığı Destekleme Kapsamına Alındı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Geleneksel balıkçılık yöntemleri ile avcılık yapan küçük ölçekli balıkçılar da destekleme kapsamına alındı" dedi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, geleneksel kıyı balıkçılığının kayıt altına alınması ve desteklenmesine ilişkin yaptığı açıklamada, “Denizlerde ve içsularda geleneksel kıyı balıkçılığı verilerinin güncellenerek kayıt altına alınması ve sürdürülebilir yönetiminin sağlanması amacıyla balıkçı teknesi sahiplerine yapılacak desteklemeye ilişkin iş ve işlemlerle ilgili usul ve esasları düzenleyen "Geleneksel Kıyı Balıkçılığının Kayıt Altına Alınması ve Desteklenmesi Tebliği” 13 Eylül tarihli Resmi Gazete'de yayımlandı" dedi.


500 ila 1000 lira arasında destekleme

Bakan Fakıbaba konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Bu Tebliğle, geleneksel balıkçılık yöntemleri ile avcılık yapan 10 metreden küçük boylardaki ruhsatlı balıkçı tekne sahiplerine 500 ila 1000 lira arasında destekleme ödemesi yapılmasını sağlayacak düzenlemeyi hayata geçirdik. Ülkemiz balıkçılık filosunda, denizlerde ve içsularımızda ticari amaçlı su ürünleri avcılığı yapmak üzere ruhsatlandırılmış 18 bin 494 adet balıkçı teknesi bulunuyor. Bu teknelerin yüzde 10’nunu gırgır ve trol diye tabir edilen endüstriyel balıkçılık faaliyetinde bulunan büyük balıkçı tekneleri, yüzde 90’lık kısmını ise geleneksel kıyı balıkçılığı yapan, 10 metreden daha küçük boylardaki balıkçı tekneleri oluşturuyor" diye konuştu.

Desteklemeler Teknenin boyutuna göre değişiyor

01 Ocak 2017 tarihinde geçerli bir ruhsata sahip, iç sularda avcılık yapan tüm balıkçı teknesi sahipleri ile denizlerde avcılık yapan 10 metreden küçük balıkçı teknesi sahiplerini, tekne boyuna bağlı olarak destekleyeceklerini ifade eden Bakan Fakıbaba, Buna göre, "5 metrenin altındakilere 500 TL, 5 ila 7,99 metre arasındakilere 750 TL ve 8 ila 9,99 metre arasındaki deniz balıkçı tekneleri ile 8 metre ve daha büyük boylardaki içsu balıkçı teknelerine 1000 TL destekleme ödemesi yapacağız" ifadelerine yer verdi. 

Başvurular il / ilçe müdürlüklerine yapılacak

Balıkçıların, yaptıkları avcılığa ve sosyoekonomik durumlarına ilişkin tebliğde yer alan formları doldurarak 03 Kasım 2017 tarihine kadar il / ilçe müdürlüklerine başvuru yapmaları halinde bu desteklerden faydalanabileceklerini söyleyen Bakan Fakıbaba şunları söylediledi:

"Bu kapsamdaki ödemeleri 2017 yılı sonunda yapacağız. Başlattığımız bu uygulama ile geleneksel kıyı balıkçılarını ilk kez destekleme kapsamına almış olduk. Bu uygulamadan yaklaşık 16 bin balıkçı teknesi faydalanacak. Bu sayede, deniz ve içsulardaki nimeti bin bir zahmetle bizlere ulaştıran balıkçılarımızı, sosyo-ekonomik durumları itibariyle kayıt altına alırken, ekonomik açıdan da desteklemiş olacağız. Diğer taraftan, 10 metre ve üzeri balıkçı teknesi sahiplerine, teknelerini av filolarından gönüllülük esasına göre çıkarmaları durumunda verdiğimiz destekleme ödemeleri devam edecek. Bu kapsamda yer alan balıkçılarımıza bugüne kadar 161 milyon TL ödeme yaptık. Ayrıca Hükümetimiz tarafından da balıkçılara bugüne kadar 1 milyar 500 milyon TL’den fazla ÖTV’siz mazot desteği yapıldı. Balıkçılarımız, ÖTV’siz mazot desteği ile Ziraat Bankası’nın düşük faizli kredi uygulamalarından faydalanmaya devam edecekler.”

15.9.2017
Devamı

Toplanan İnek Sütü Miktarı Yüzde 3,8 Azaldı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılı Temmuz ayında süt ve süt ürünleri üretimi istatistiklerini açıkladı. Buna göre; toplanan inek sütü miktarı Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,8 azaldı.

Temmuz ayında ticari süt işletmeleri tarafından içme sütü üretimi 102 bin 621 ton olarak gerçekleşti ve bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,8 artış gösterdi. İnek peyniri üretimi 53 bin 675 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10 arttı. Koyun, keçi, manda ve karışık sütlerden elde edilen peynir çeşitleri ise 3 bin 422 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 26,7 arttı.

Yoğurt üretimi 111 bin 444 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 arttı. Ayran üretimi ise 71 bin 893 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,9 artış gösterdi.

Temmuz ayında ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü yağ oranı ortalama yüzde 3,4, protein oranı ise ortalama yüzde 3,2 olarak tespit edildi.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı Temmuz ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,3 azaldı.

15.9.2017
Devamı

Yumurta Üretimi Yüzde 2,9 Arttı

Tavuk yumurtası üretimi, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 2,9 artarak 1,6 milyara yükseldi.

Türkiye’nin yumurta üretimi, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 2,9 artarak 1,6 milyara çıktı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, yumurta üretim miktarı temmuzda bir önceki aya göre yüzde 2,9, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,3 arttı. Temmuzda 1,6 milyar tavuk yumurtası üretildi.

Söz konusu ayda kesilen tavuk sayısı bir önceki aya göre yüzde 9,3, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20,1 artarak 115 milyon olarak hesaplandı. Kesilen hindi sayısı ise temmuzda bir önceki aya göre yüzde 20,6, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33,5 artış göstererek 518 bin oldu.

Tavuk eti üretimi, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 8,3, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 22,3 yükseldi ve 195 bin 941 ton olarak gerçekleşti. Hindi eti üretimi de temmuzda hazirana kıyasla yüzde 22,6 artışla 5 bin 514 tona çıkarken, geçen yılın aynı ayına göre de yüzde 41,2 artış kaydetti.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış seriye göre tavuk eti üretimi, bir önceki aya göre yüzde 0,6, takvim etkisinden arındırılmış seriye göre ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,7 artış olarak kayıtlara geçti.

15.9.2017
Devamı

Amik Ovası Pamukla Buluştu

Amik Ovasında, Yaklaşık 40 gün sürecek olan pamuk hasadından, 100 bin dönümden yaklaşık 400 bin ton pamuk rekoltesi bekleniyor.

Hatay’ın verimli topraklarından olan Amik Ovası’nda yaklaşık 100 bin dönümde ekilen pamuğun hasadına başlandı.

Bölge çiftçisinin yıllardır vazgeçemediği ve “beyaz altın” diye tabir edilen pamuk hasadı Amik Ovasında başlarken, çırçır fabrikalarında da hareketlilik yaşanıyor.

Pamuk üreticisi hasatla birlikte rahat bir nefes alsa da, hükümetin bir an evvel pamuk taban fiyatını belirlemesini bekliyor.

Sulanan arazilerde dönümüne yaklaşık 500 ila 600 kilo pamuk alan çiftçi hasattan memnun.

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde pamuk bir yandan insan gücüne dayalı elle, bir yandan da makinayla toplanıyor.

Üretici Mehmet Tekinalp, pamuk hasadının yeni başladığı ifade ederek, “Makine ile değil de elle toplama daha güzel oluyor, daha iyi verim alıyoruz. Devletimiz inşallah taban fiyatını da iyi verir, bizde bundan memnun kalırız” dedi.

Pamuk işçisi Ayşe Tekin, hasat zamanlarında günlük yevmiye ile çalışarak aile bütçesine katkıda bulunduğunu belirterek,”Günlük çalışıyoruz biz mevsimlik işçiyiz. Evimizin, çocuklarımızın rızkı için çalışmaktayız. Yaklaşık 40 lira civarı yevmiye alıyoruz, yaklaşık 9 saat çalışıyoruz. Ailemizi geçindiriyoruz, çocuklarımızı okutuyoruz” diye konuştu.

Pamuğu makine ile elle toplama arasında birçok fark olduğunu belirten çiftçi Bülent Zaroğlu, “Makine ile insan gücü arasındaki en önemli fark, bir günde 100 dönümü 500 kişiyle toplarken bugün bir makine 500 kişinin yaptığı işi bir günde yapıp çıkıyor. Zaman açısından çok kısa sürede toplanıyor, daha kaliteli ve yüksek randımanda pamuk alıyorsun” dedi.

Amik Ovasında, Yaklaşık 40 gün sürecek olan pamuk hasadından, 100 bin dönümden yaklaşık 400 bin ton pamuk rekoltesi bekleniyor.

15.9.2017
Devamı

Yer Fıstığı Hasadı Başladı

Osmaniye’de yer fıstığı hasadı başladı. Vali Ömer Faruk Coşkun, traktörle ilk yer fıstığı hasadını yaptı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İbrahim Sağlam, Cevdetiye beldesindeki Yağlı Tohumlar Araştırma Enstitüsü arazisindeki etkinlikte, gazetecilere yaptığı açıklamada, 2017’de yer fıstığının toplam ekim alanının 126 bin 140 dekar olduğunu, 47 bin 933 ton rekolte beklendiğini söyledi.

Türkiye yer fıstığı üretiminin yaklaşık yüzde 40’ının Osmaniye’de yapıldığını anlatan Sağlam, ”Türkiye’de üretilen yer fıstığının yüzde 90’ı Osmaniye’de işlenerek ülke geneline pazarlanmaktadır. Yer fıstığı, Osmaniye ekonomisi için vazgeçilmez konumda olan önemli bir üründür. Osmaniye’de tarımsal sanayinin temelini yer fıstığı oluşturmaktadır. İlimizde genelde yer fıstığının çerez olarak değerlendirilmesine yönelik sanayi tesisleri bulunmaktadır. Bu da sanayileşme ve ekonomiye katkı bakımından Osmaniyeyi sektörün merkezi konumuna getirmektedir. Zira bu sektörde yaklaşık 10 bin aile geçimini sağlamakta, irili ufaklı yaklaşık 350 işletmede 3 bin 500 aile çalışmaktadır” dedi.

Geçen yıl çiftçilerin yer fıstığından 151 milyon 118 bin 820 lira gelir elde ettiğini aktaran Sağlam, şunları kaydetti:

”Yer fıstığı üretimi yapan çiftçilerimize bu yıl dekara 9 lira mazot desteği, 4 lira gübre desteği, sertifikalı tohum kullanan üreticilere dekara 15 lira ve sertifikalı tohum üretimi yapan üreticilere de kilogram başına 0,8 lira destek verilmektedir. Ayrıca Kırsal Kalkınma Yatırımların Desteklenmesi Programı Ekonomik Yatırımlar kapsamında yer fıstığının işlenmesi, paketlenmesi ve değerlendirilmesi gibi konularda hibe desteği verilmektedir. 2006-2017 yıllarında Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı Ekonomik Yatırımlar kapsamında 23 adet yer fıstığı işletmesine toplam 5 milyon 599 bin 480 lira hibe ödemesi yapılmıştır.”

Açıklamanın ardından Osmaniye Valisi Ömer Faruk Coşkun, traktörle ilk yer fıstığı hasadını yaptı.

15.9.2017
Devamı

Damızlık Düve Desteğinde Değişiklik!

Damızlık düve yetiştiriciliği desteklerinde değerlendirmeye alınan “damızlık dişi buzağı” tanımı yeniden düzenlendi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan Damızlık Düve Yetiştiriciliğinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Esasları Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dai̇r Tebliği, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, tebliğe konu olan “damızlık dişi buzağı” tanımında değişikliğe gidildi.

Daha önce “Bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı en fazla 8 aylık dişi buzağıyı” kapsayan tanım, “teknik ve sağlık şartları Bakanlıkça belirlenecek, TÜRKVET kayıt sistemine kayıtlı dişi sığır” olarak yeniden düzenlendi.

14.9.2017
Devamı

Rus Heyet Domatesi Görüşmeye Geliyor

Rusya Federasyonu Tarım Bakanlığı yetkilileri domates ihracatında yaşanan sorunları görüşmek üzere Türkiye’ye gelecek.

TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Rıza Seyyar, 16-17 Eylül tarihlerinde Antalya’da Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının önderliğinde Rusya Federasyonu Tarım Bakanlığı yetkilileri, karantina uzmanları ve Rus iş adamlarından oluşan yaklaşık 20 kişilik bir heyeti ağırlayacaklarını söyledi.

Toplantıda, Rusya’nın ihracatını durdurduğu ürünlerin gündeme geleceğini ifade eden Seyyar, Türkiye’den de ihracatçıların ve yetkililerin de toplantıda hazır bulunacağını kaydetti.

Rusya’ya ihracatta genel anlamda bir artış olduğunu belirten Seyyar, uçak krizi sonrası yaşanan gerginliğin diplomatik ilişkilerin doğru yönetilmesiyle kısa sürede çözüldüğünü söyledi.

İhraç ürünlerinde yasaklı bir tek domatesin kaldığını ifade eden Seyyar, “Rus yetkililer ve iş adamlarıyla hafta sonu bir araya geleceğiz. Bütün konuları masaya yatıracağız. Toplantı sonucunda domates ihracatıyla alakalı epey yol alacağımızı tahmin ediyorum” diye konuştu.

Rusya’da devam eden “World Food Moskow 2017” fuarında Türk ihracatçısının ürünlerini sergilediğini aktaran Seyyar, “Moskova’da bulunan ihracatçılarımızla konuştum. Fuar, ihracatçımız açısından çok canlı geçiyor. İhracatçılarımız bu fuardan eli boş dönmeyecektir.” ifadelerini kullandı.

“Husumet olarak algılamak çok yanlış”

İstanbul Yaş Sebze ve Meyve İhracatçıları Birliği Başkanı Latif Ünal da Türk satıcılar ve Rus alıcılar arasında bir problem olmadığını, sorunun Rusya’nın yatırımlarıyla alakalı olduğunu dile getirdi.

Domatesin iki ülke arasında sembolik bir ürün olarak kaldığına dikkati çeken Ünal, şöyle konuştu:

“Rusya da kendi sebze üretimlerine yönelik çok ciddi yatırımlar yapıyor. Doğal olarak da kendi üretimini korumak, kollamak adına birtakım adımlar atabilir. Bu ürün kısıtlaması sadece Türklere yönelik değil. Bunu bize karşı bir husumet gibi algılamak çok yanlış. Bu tip korumacı tedbirler almak gayet normaldir.”

Uçak krizinin yaşandığı 24 Kasım 2015’ten önce Türk domatesinin en önemli pazarlarından olan Rusya’ya 2014 yılında 277 milyon dolar, 2015 yılında 259 milyon dolarlık ihracat gerçekleşmiş, geçen yıl ise ihracat 87 milyon dolarda kalmıştı. Geçen yıl 238 milyon dolar olan Türkiye’nin toplam domates ihracatı ise 2017’nin 8 ayında 211 milyon dolara ulaştı.

14.9.2017
Devamı

Bolluk Fiyatını Düşürdü!

Geçen balık mevsimini kilogramı 15 liradan kapatan istavritin fiyatı, bolluk nedeniyle 10 liraya kadar düştü.

Kilogramı 10 liradan satılan istavritin fiyatının daha da düşmesi bekleniyor.

Sezonun başlamasıyla denizlerdeki bereket tezgahlara da yansıdı. Sezon başında uskumruda görülen bolluk bugünlerde istavritte de yaşanıyor.

Ucuz balık hem vatandaşları hem de balıkçıları sevindirdi

Edirne Balık Pazarı balıkçılarından Hamza Köksoy, bu yıl sezonun çok güzel başladığını söyledi.

Bereketli bir dönem geçirdiklerini ifade eden Köksoy, “Bu sezon çok güzel başladı. Çok memnunuz. Sezon başlamasıyla uskumru bolluğu yaşadık. Uskumrudaki bolluk devam ediyor ve kilogramını 5 liraya satıyoruz. Şimdi sıra istavrite geldi. Denizlerde çok güzel istavrit bolluğu var. İstavritin kilogramını 10 liradan satıyoruz.” dedi.

“Böyle giderse daha da düşer”

Balıkçı Feridun Bisteren de istavritin kilogram fiyatının daha da düşmesini beklediklerini belirtti.

Tezgahlarda istavrit bereketi yaşandığını vurgulayan Bisteren, “Tezgahlarımızı istavrit süslüyor. İstavritin fiyatı geçtiğimiz sezon sonuna göre yüzde 50 düştü. Satışlar çok güzel. Vatandaşın ilgisi çok iyi. Denizlerimizin bereketini yaşıyoruz.” diye konuştu.

İstavrit satın alan vatandaşlardan Hasan Kara ise denizlerdeki balık bolluğunun vatandaşı memnun ettiğini kaydetti.

14.9.2017
Devamı

Ankara'da Tarım Fuarı Heyecanı

Agrotec 2017 Uluslararası Tarım ve Tarım Teknolojileri Fuarı bugün yapılan açılışla Ankara Altınpark’ta görücüye açıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil açılışta yaptığı konuşmasında, tarımın teknolojiden faydalanan bir sektör olduğunu vurguladı.

Fuarın açılışında, tarımın ve gıdanın tüm insanlığı ilgilendirdiğini belirten Pakdil,"Tarım sektörü insanların beslenmesi, istihdamı, ihracat potansiyeli ve ekonomiye katkısı bakımından önemlidir. Hayatta değişen birçok hususla birlikte yaşam alanları da değişti.  Dolayısıyla ihtiyaçlarımız da değişti.  Ancak değişmeyen bir husus var. Bu da gıda yani beslenme ihtiyacı. Tarım sektörü birçok sektöre ham madde üretmekle birlikte asıl sorumlu olduğu alan gıda üretmesidir.  Bu sektörün geliştirilmesi ve güçlendirilmesi ülkemizdeki insanların bugün ve gelecekte olan gıda güvenliğinin sağlanması acısından önemlidir" dedi.

Tarıma elverişli alanlara sahip ülkelerin diğer insanlara karşı da sorumlu olduğunu ifade eden Pakdil, "Dünyanın bütün alanları tarımsal faaliyet için elverişli değildir. Bu acıdan baktığımızda toprakları ekip biçmeye ve hayvancılığa uygun olan ülkeler, sadece kendi İnanlarına değil aynı zamanda başka ülkelerden insanlara karşı da sorumluluk sahibidir. Komşunuz aç ise bizim huzurlu olmamız mümkün değildir" ifadelerine yer verdi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, herkesi ilgilendiren bir bakanlık olduğunun altını çizen Pakdil şunları söyledi:

"Bizim bakanlığımız sadece çiftçi il ilgilenen bir bakanlık değildir. Herkes beslenmek durumunda olduğuna göre, bizde herkesi ilgilendiren bir bakanlığız. Gıda bizim sorumluluğumuz altında. Amaçlarımızdan biri de sağlıklı gıda arzını sunmak. Olmazsa olmazımız gıdanın sağlıklı olmasıdır. İlmin ve bilimin belirlediği çerçevede üretilecek gıdanın yaygınlaştırılması bizim için önemlidir. Gıda güvenliği, gıdanın temini açısından sağlıklı olup olmadığı da son derece elzemdir. Elden geldiğince tarım sektörünün gelişmesi; genişleyerek sürdürülebilir hale getirilmesi gerekmektedir."

Tarımsal üretimde, teknolojinin maliyeti düşürüp üretimi artırma konusunda önemli bir unsur olduğunu söyleyen Pakdil,  "Bütün bu tarımsal faaliyetler yapılırken, tarım sektörü de teknolojiyi kullanan bir sektör. Doğal kaynakların yanı sıra bilimin ve teknolojinin de gerekli olduğunu görüyoruz. Maliyeti düşürerek daha fazla üretim yapmak hayatidir. Ulusal ve uluslar arası fuarlar da işte bu teknolojilerin sağladığı yararları ortaya koymaya çalışan faaliyettir. Bu fuarımızın da çiftçilerimize ve üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum" diye konuştu.

Tarım sektöründen birçok firmanın katılığı 21. Uluslararası Tarım ve Tarım Teknolojileri Fuarı 17 Eylül’de sona erecek.


 
14.9.2017
Devamı

Rekolte Düştü Fiyat Arttı

Fıstığı ile meşhur Gaziantep’te mahsulün bu sene az olması nedeniyle kilogram fiyatı 120 TL’ye kadar yükseldi.

Fıstığın başkenti Gaziantep’te bu yıl kurak geçen mevsimin ardından rekolte düştü. Ürünün az olması nedeniyle fıstık fiyatları kalitesine göre fiyatı 75-120 TL arasında değişiyor.

Bu yılın yok yılı olduğunu söyleyen Fıstık Hali esnafı, “Bu yıl mahsul çok az oldu. Sebebi ise kuraklıktır. Bu sene istenilen yağış gelmedi dolayısıyla fıstık hasadı istenilen seviyede olmadı. Bu da fiyatlara yansıdı. Geçen sene 60 ila 80 TL arasında değişen fıstığın kilosu bu sene 75 ila 120 TL arasında değişiyor” dedi.

İthal fıstık korkusu

Antep fıstığının fiyatının yükselmesi en çok baklavacıları etkiledi. Kaliteli baklava yapan işletmeler, fıstığın fiyatından şikayetçi, ithal fıstığın gündeme geldiğini söyleyen hal esnafı, “İthal fıstık gelirse, fiyatı düşürmek zorunda kalacağız. Bu da az mahsulümüzün ucuza gitmesi demektir. Özellikle İran fıstığı gündemdedir. Eğer İran fıstığı gelirse, biz büyük zarar ederiz. İran fıstığı hiçbir zaman Antep fıstığı gibi kaliteli olamaz” diye konuştu.

13.9.2017
Devamı

Kayıt Yaptıranlara Destek Yolda!

2017 yılında yapılacak tarımsal desteklemeler kapsamında; deniz ve içsularda geleneksel kıyı balıkçılığı verilerinin güncellenerek kayıt altına alınması ve sürdürülebilir yönetiminin sağlanması amacıyla balıkçı gemisi sahiplerine destek verilecek.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan Geleneksel Kıyı Balıkçılığının Kayıt Altına Alınması ve Desteklenmesi Tebliği, 13 Eylül’de Resmi Gazete’de yayımlandı.

Balıkçı gemisi sahipleri desteklenecek

Tebliğ ile 2017 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Bakanlar Kurulu Kararı gereği, deniz ve içsularda geleneksel kıyı balıkçılığı verilerinin güncellenerek kayıt altına alınması ve sürdürülebilir yönetiminin sağlanması amacıyla balıkçı gemisi sahiplerine yapılacak desteklemeye ilişkin iş ve işlemlerle ilgili usul ve esaslar düzenlendi.

Tebliğ, su ürünleri avcılığı faaliyetinde bulunmak üzere; Su Ürünleri Bilgi Sistemi’nde (SUBİS) kayıtlı, 1/1/2017 tarihinde geçerli Balıkçı Gemileri İçin Su Ürünleri Ruhsat Tezkeresine sahip, denizlerde on metreden küçük (10 metre hariç) balıkçı gemileri ile içsulardaki tüm balıkçı gemilerini kapsıyor.

Başvurular için son tarih 3 Kasım

Buna göre, desteklemeden yararlanmak isteyen balıkçı gemisi sahipleri, Tebliğin yayımı tarihinden itibaren 3/11/2017 tarihi mesai saati bitimine kadar gemisinin ruhsat tezkeresinin düzenlendiği il/ilçe müdürlüklerine müracaat edecekler. Birden fazla balıkçı gemisi sahibi olanlar her bir balıkçı gemisi için ayrı ayrı başvuracak.

İl/ilçe müdürlüğü tarafından balıkçı gemisinin 1/1/2017 tarihinde; geçerli bir su ürünleri avcılık ruhsatına sahip olduğu, o tarihte balıkçı gemisi sahibi ve gemi boyu bilgileri, kayıtlardan ve SUBİS’ten kontrol edilecek. Desteklemeye uygun bulunarak işleme alınan balıkçı gemisinin müracaatı SUBİS’e kayıt edilecek.

Desteklemeler için gerekli kaynak, bütçede hayvancılığın desteklenmesi için 2017 yılında ayrılan ödenekten karşılanacak.

Bilgi güvenliği

Toplanan veriler geleneksel kıyı balıkçılığının yönetilebilmesi ve sürdürülebilirliğinin sağlanması amacı dışında kullanılamayacak.

Tebliğde yer almayan hususlarda, 2017 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararda ve Tebliğde belirtilen hususlara aykırı olmamak koşuluyla, il/ilçe müdürlükleri yetkili olacak.

Sahte belge ile idareyi yanıltmak suretiyle müracaat eden balıkçı gemisi sahipleri desteklemeye hak kazanmış olsa dahi desteklemeden yararlandırılmayacaklar. Haksız yere yapılan destekleme ödemeleri, ödeme tarihinden itibaren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da belirtilen gecikme zammı oranları dikkate alınarak hesaplanan kanunî faizi ile birlikte geri alınacak.

Tebliğ ile belirlenen destekleme ödemelerinden, idari hata sonucu düzenlenen belgelerle yapılan ödemeler hariç, haksız yere yararlandığı tespit edilenler ile idari hata sonucu sehven yapılan fazla ödemeyi iade etmeyenler 5 yıl süreyle Bakanlıkça sağlanan hiçbir destekleme programından yararlandırılmayacaklar.

13.9.2017
Devamı

Dalbastı Kiraz Üreticiyi Sevindirdi

Malatya’da kayısıdan sonra kentin önemli geçim kaynaklarından olan ve kendine has tadıyla bilinen dalbastı kirazında üreticiler bu yıl 2 milyon 500 bin liralık ihracat gerçekleştirdi.

Yeşilyurt ilçesinde üretilen kiraz, bu yıl çarşı-pazarda 4-6 liraya kadar alıcı buldu. Yaklaşık 570 ton kiraz ihraç edilirken iç piyasada yaklaşık 400 ton kiraz tüketildi. İhracatın büyük bölümü Avrupa ülkeleri yanı sıra Rusya ve Çin’e gerçekleştirildi.

Yeşilyurt Ziraat Odası Başkanı Doğan Solmaz, yaptığı açıklamada, bu yıl kirazın rekoltesinin ve kalitesinin yüksek olduğunu söyledi.

Solmaz, yörelerine özgü kirazın hem kalite hem de kalibre yönünden kaliteli bir tür olduğunu belirterek, kirazın ihracata da uygun olduğunu ifade etti.

İlçenin bulunduğu konum itibarıyla kiraz üretimi için elverişli, burada yetişen “dalbastı” diye adlandırılan kirazın da aroma ve tat bakımından farklı olduğunu aktaran Solmaz, şöyle devam etti:

“Yaz mevsiminde ilçe gündüzleri sıcak, geceleri ise serin bu durum kirazın aromasına farklı bir tat katarak, kirazımı aranan bir ürün yapıyor. Bu yıl ilçemizde 970 ton kiraz üretildi. Bunun 570 tonunu ihraç ettik, yaklaşık 400 tonu da iç piyasada değerlendirildi.

Yöremize özgü kiraz, yurt içi ve dışında yoğun talep görüyor. Kirazın tadını ve aromasını bilenler özellikle bizlerden kiraz talep ediyor. Bu yıl kiraz ihracatında üreticilerimiz yaklaşık 2 milyon 500 bin lira, iç piyasadan da ilçe yaklaşık 2 milyon lira gelir elde etti. Kirazımızın kilogramı piyasada 4 ila 6 lira arasında satıldı. Kiraz, kalibresi yüksek ve kaliteli olduğu için kolay alıcı buldu. Üreticilerimiz bu yılki üründen memnun.”

Solmaz, kiraz ihracatının daha çok Almanya, Belçika gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra Rusya ve Çin’e gerçekleştirildiği de sözlerine ekledi.

Üretici memnun

Üreticilerden Mehmet Aslan ise bu yıl ürünün kalitesinden ve rekolteden memnun olduklarını belirterek, maddi olarak da yüzlerinin güldüğünü söyledi.

Üretici Abuzer Arıkan da Yeşilyurt Ziraat Odasının ilçede kiraz bahçelerini toplu ilaçladığını dolayısıyla ürünlerinde kiraz sineği ile diğer hastalıkların görülmediğini anlatarak, bu yıl kaliteli kiraz ürettiklerini söyledi.

Kaliteli ürünün talebi de artırdığına dikkati çeken Arıkan, “Kirazlarımıza adeta gözümüz gibi baktık ve kaliteli ürünler ortaya çıktı. Kirazımız kaliteli ve kalibresi yüksek olduğu için de kolay alıcı buldu. Bu yıl dalbastı kirazını pazarlamada sıkıntı çekmedik. Elde ettiğimiz gelirden de son derece memnunuz.” diye konuştu.

Kaynak:www.hurriyet.com.tr

13.9.2017
Devamı

En Büyük Pay Et, Balık ve Deniz Ürünlerine

Türkiye genelinde geçen yıl toplam tüketim harcamasının yüzde 19,5’ini gıda ve alkolsüz içecekler oluşturdu. Gıda ve alkolsüz içeceklere yapılan harcamalarda en büyük pay yüzde 20,6 ile et, balık ve deniz ürünlerinde oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2016 yılı “Hanehalkı Bütçe Araştırması” sonuçlarına ilişkin bülten yayımladı.

Buna göre, toplam tüketim harcamasının yüzde 19,5’ini gıda ve alkolsüz içecekler oluşturdu. Gıda ve alkolsüz içeceklere yapılan harcamalarda en büyük payı yüzde 20,6 ile et, balık ve deniz ürünleri alırken, bunu yüzde 18,4 ile ekmek ve tahıllar, yüzde 15 ile sebzeler, yüzde 13,9 ile süt, peynir ve yumurta izledi.

En düşük paya sahip harcama grupları ise yüzde 2,2 ile diğer gıda ürünleri, yüzde 3,1 ile kahve, çay ve kakao, yüzde 4 ile alkolsüz içecekler olarak sıralandı.

En düşük gelire sahip yüzde 20’lik gelir dilimindeki hanelerin toplam tüketim harcamaları içinde gıda ve alkolsüz içeceklerin payı yüzde 28,9 olurken, en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik dilimdeki haneler toplam harcamalarının yüzde 14,2’sini gıda ve alkolsüz içeceklere ayırdı.

En düşük gelire sahip yüzde 20’lik gelir dilimindeki hanelerin toplam gıda harcamalarının yüzde 21,4’ünü ekmek ve tahıllar, yüzde 17,2’sini sebzeler, yüzde 16,9’unu et, balık ve deniz ürünleri oluşturdu. En yüksek yüzde 20’lik gelir dilimindeki hanelerde ise toplam gıda harcamalarının yüzde 23,9 et, balık ve deniz ürünlerinden, yüzde 15,5 ekmek ve tahıllardan, yüzde 13,9’u ise süt, peynir ve yumurtadan oluştu.

13.9.2017
Devamı

Üzüm 4 TL’nin Altına İnmeyecek

Yaş üzümde 4 milyon 200 bin ton, çekirdeksiz kuru üzümde ise 310 bin tonluk bir rekoltenin beklendiğini ifade eden Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, üreticinin çekirdeksiz kuru üzümünü kilogramı 4 liradan almak üzere çalışma yaptıklarını bildirdi.

Yaş üzümde geçen yıl rekoltenin 4 milyon ton olduğunu belirten Fakıbaba, “Bu sene 4 milyon 200 bin ton. Kuru üzümde ise geçen yıl rekolte 313 bin tondu, bu sene ise 310 bin ton. Bunlar güvenilir rakamlardır” dedi.

Muhtaç etmeyeceğiz

Üreticinin ürünününü değerinde satamayacağı yönünde kaygılanmasına gerek olmadığını belirten Fakıbaba, “Sayın Cumhurbaşkanımız bana talimat verdi, ‘üzüm 4 liranın altında olamaz, gideceksin bu işi çözeceksin’ dedi. Üzümünüzü 4 liranın altında sattırmayacağız. Şu an hazırlıklarına başladık, depo arayışımız devam ediyor, 9 numara kalitedeki üzümü istediğimiz kadar 4 liradan alacağız ve 15 gün içinde paranızı ödeyeceğiz. Güven her şeyin üzerindedir. Rahat olun, üzümünüzü alacağız, sınırsız bir şekilde alacağız, sizi kimseye muhtaç etmeyeceğiz” diye konuştu.

Vahşi sulama

Türkiye’nin tarımı iyi uygulayan bir ülke olduğu takdirde dünyada söz sahibi olacağına dikkati çeken Fakıbaba, en büyük amacının kapalı devre sulama sistemini yaygınlaştırmak olduğuna işaret etti. Fakıbaba, “Vahşi sulama ile toprağı rezil etmişiz, Fakıbaba dönemi denince akla gelecek ilk şey kapalı devre sulama olacak” ifadelerini kullandı.

13.9.2017
Devamı

Mısırda Verim Düşük

Diyarbakır ve bölge illerinde tahıl gelirlerinin düşmesi üzerine toprakları su ile buluşan çiftçiler, ikinci ürün olarak mısır ekimine yöneldi. Mazot, gübre ve sulama fiyatlarından dert yanan çiftçiler, mısır hasadında da beklediklerini alamadıklarını ifade etti.
Diyarbakır ve bölge illerinde zorlu mısır hasadı devam ediyor. Tahıl hasadından beklediğini alamayan çiftçiler, ikinci ürün olarak yöneldikleri mısırdan da beklediklerini alamadı. Bismil ilçesine bağlı Korukçu köyünde mısır hasadı gerçekleştiren biçerdöver sahibi ve tarım işletmecisi Ahmet Kaya, buğdaydan istedikleri verimi alamadıkları için çiftçilerin mısıra yönelmek zorunda kaldıklarını ifade etti.

“Mısırın da verim düşük”

Mısırın bu yıl veriminin geçtiğimiz yıla göre düşük kaldığını vurgulayan Kaya, “Buğdaydan verim alamıyoruz. Mazot, sulama, elektrik bunların hepsi pahalı olduğu için insanlar ikinci ürüne başlıyor artık. Mazot 4,5 lira. Millet ne yapsın, artık ikinci ürün ekiyorlar. Buğdaydan eskisi gibi verim alamıyoruz ve ucuz. Buğday geçen seneye göre çok farklı. Geçen sene sert buğdayın kilosu 1 lira 10 kuruştu, bu yıl 90 kuruş. Mısırın da bu sene verimi biraz düşük. Dönüm bazında geçen sene millet 1 ton 600 kilogram alıyordu bu sene 1 ton 400 kilogram civarında. Mısırın fiyatı iyi olsa millet sürekli ekmeye başlar ama fiyat kötü biraz. Bölgede ikinci ürün pek nadirdi millet artık buğday para etmediği için, sulama kanalları geldiği için millet artık mısıra yöneldi. Bir diğer ürün olarak da pamuk ekimi başladı. Şu anda Diyarbakır Adana’ya kafa tutabilir pamuk konusunda” dedi.

“Pamuk ile eşdeğer gelir elde ediyorsunuz”

30 yıldır çiftçilik yaptığını belirten İrfan Avşar, toprakların su ile buluşmasının ardından mısır ekimine başladıklarını ve yaklaşık 17 yıldır mısır ekimi yaptıklarını belirtti. Avşar, “Eskiden mısır yoktu. Mısır ekimini 2000’den beri yapıyoruz. Mısırın pamuğa oranla işçiliği kolay olduğu için bunu ekiyoruz. Eskiden pamuk elle toplanıyordu, işçi sıkıntısı çekiyorduk o yüzden mısıra geçtik. Aşağı yukarı gelirleri de aynı. Mısır iyi oldu mu pamukla eşdeğer bir gelir elde ediyorsunuz” diye konuştu.

“Sıcaklık mısır verimini olumsuz etkiledi”

Bölgedeki çiftçilerin ikinci ürün olarak mısır ekimine yöneldiklerini kaydeden Avşar, şunları kaydetti:

“Burada çiftçiler ikinci ürün olarak mısır ekiyorlar. Döllenme zamanında havaların sıcak geçmesi dolayı mısırı olumsuz etkiledi. O döllenme süresini etkiledi. Hava iyi olsaydı verim beklenenin üstünde bile olacaktı. Devlet desteklerinin arttırılması gerekiyor. Mısırda devlet desteği yok, mazot pahalıdır, gübre pahalıdır. Bu tür sorunlar var.”
13.9.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Manisa Ziyareti

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yerel yönetimlerin tarımsal faaliyetlerine dikkat çekerek, "Tarıma bağlı sanayinin gelişmesini sağlamak, yerel yönetimlerin en önemli görevleri arasında olmaya başladı" dedi. 

Bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Manisa'ya gelen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, sabah namazıyla başladığı Manisa programında adeta ayak basmadık yer bırakmadı.

Sabah namazını Hatuniye Camisi'nde kılan Bakan Fakıbaba, sonrasında sırasıyla; il müdürlüğü, Beydere Tohum ve Sertifikasyon Test Müdürlüğü, Bağcılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu Manisa İl Koordinatörlüğü, Manisa Valiliği, Şehzadeler ve Yunusemre Belediyelerini ziyaret etti. Fakıbaba, ayrıca 2017 kurum üzüm rekoltesini ve üzüm alımları için taban fiyatı açıkladı. Çarşı esnafını da ziyaret eden Fakıbaba, esnafın kendilerinden bir isteğinin olup olmadığını sordu. Esnaf ziyaretinde eline bıçağı alarak, döner kesen Bakan Fakıbaba, Manisa Kebabının da tadına baktı.

Şehzadeler Belediyesine ziyaret

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref FakıbabaManisa temasları kapsamında Şehzadeler Belediyesini ziyaret etti. Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik tarafından kapıda çiçeklerle karşılanan Bakan Fakıbaba, zabıta personelini selamladıktan sonra makama çıktı. Şehzadeler ilçesindeki tarımsal faaliyetler hakkında bilgi veren Şehzadeler Belediye Başkanı Ömer Faruk Çelik, "Çok verimli topraklara sahip bir ilçeyiz. Şehzadeler Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden bu zaman kadar birçok imkansızlıklara rağmen tarıma destek sağladık. Belediye olarak yasal bir zorunluluğumuz olmamasına rağmen 2 bin 500 kilometrenin üzerinde malzemeli ve malzemesiz ova yolu bakımı yaptık. Üreticilerimizin ürünlerine kışın zarar gelmesin diye iki tane erken uyarı sistemini kurduk. Türkiye'nin en modern üretici pazarını kiraz üretiminin yoğun olduğu bölgemizde kurduk. Şehzadeler Belediyesi olarak biz tarımı ve çiftçiyi önemsiyoruz. Ülkemizin önemli bir dinamiği olduğuna inanıyor ve bu noktada da gerekli olan tüm destekleri sağlıyoruz" dedi.

Halkın hizmetkarı olduklarını aktaran Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Bakan olmak, milletvekili veya belediye başkanı olmak bunların hiçbiri önemli değil. Önemli olan halk ile birlikte, içe olabilmektir" dedi. Ziyaret esnasında Başkan Çelik, Bakan Fakıbaba'ya Mesir Macunu ve çeşitli hediyeler takdim etti.

Bakan Fakıbaba'dan Yunusemre'nin projelerine destek

Bakan Fakıbaba, Şehzadeler Belediyesinin ardından Yunusemre Belediyesini ziyaret etti. Bakan Fakıbaba'yı kapıda karşılayan Başkan Çerçi, Manisa'nın en büyük ilçesi olan Yunusemre ve belediyenin yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi. 65'i kırsal olmak üzere 89 mahalleden oluşan ilçede kırsal kalkınmayı önemsediklerini aktaran Başkan Çerçi, "İlçe olarak yaklaşık 100 bin dekar tarım arazisine sahibiz. Bu arazilerde üzüm, zeytin, buğday, mısır, arpa, domates ve Antep fıstığı tarımı yapılıyor. 30 bin küçükbaş, 12 bin civarı büyükbaş hayvan varlığımız var. Belediyemiz sınırları içinde 65 kırsal mahallemiz var. Önemli ölçüde tarımsal çalışmalar yapıyoruz. Belediye olarak tarıma desteklerde bulunuyoruz. Kurulduğumuz andan itibaren 3 yıl içerisinde 16 bin 500 adet aşısız Antep fıstığı, 22 bin 500 adet aşılı ceviz, 5 bin 500 adet badem, 700 adet nar, 15 bin adet zeytin fidanı, 13 bin adet lavanta fidesi dağıttık. Menengiç ağaçlarına Antep fıstığı aşılaması yapıyoruz. 3 yılda 129 bin 400 adet göz aşı yaptık. Palamut ve armut ağaçlarına da aşılama yapılıyor. 100 adet Saanen ırkı oğlak dağıttık. 11 mahallemizde süt toplama merkezi kurduk. Kırsal Kalkınma çalışmalarını yürütmek için ayrı bir müdürlük kurduk ve çok ciddi desteklemelerimiz var" diye konuştu.

Bakan Fakıbaba'dan destek sözü

Yunusemre Belediyesinin kırsal kalkınma projelerine hayran kalan Bakan Fakıbaba ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak projelere destek vermeye hazır olduklarını söyledi. Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, "Eski bir belediye başkanı olarak başta büyükşehir yasasının zor olacağını düşünüyordum. Ama şu an sahaya çıkıp belediye başkanlarımızın heyecanını gördüğümde, kırsal mahallelere yaptıkları yatırımı öğrenince yasanın ne kadar önemli ve yerinde bir karar olduğunu gördüm. Belediyecilik yol ve kaldırım yapmak değil; sosyal işlerde faal olmak, köyden şehre göçü önlemek, orada yaşayan kardeşlerimize destek verebilmek, tarım ve hayvancılığın gelişmesini sağlamaktır. O bölgede tarıma bağlı sanayinin gelişmesini sağlamak, yerel yönetimlerin en önemli görevleri arasında olmaya başladı. Bakan olarak bu beni çok mutlu etmektedir. Bu anlamda her türlü desteği vermeye de hazırım. Sizi yürekten kutluyor; başarılarınızın devamını diliyorum" dedi.

Üzüm ve hayvancılık işletmelerini ziyaret etti

Belediye ziyaretlerinin ardından Bakan Fakıbaba, öğleden sonraki programı çerçevesinde Manisa'nın Saruhanlı ilçesinde Tarım Kredi Kooperatifini ziyaret ederek, üzüm üreticileriyle bir araya geldi. Fakıbaba, üzüm fiyatları ve rekolte hakkında üreticilerle görüştü. Bakan Fakıbaba daha sonra Osman Akça'ya ait üzüm işletmesi ve Hasan Türek'e ait hayvancılık işletmelerini ziyaret ederek, incelemelerde bulundu.

Yapılan ziyaretlerde Bakan Fakıbaba'ya, AK Parti MKYK Üyesi ve Manisa Milletvekili Murat BaybaturAK Parti Manisa Milletvekilleri Recai BerberUğur Aydemirİsmail BilenAK Parti Manisa İl Başkanı Berk MersinliAK Parti Şehzadeler İlçe Başkanı Ahmet Tonguç, AK Parti Yunusemre İlçe Başkanı Zafer İkinci, belediye meclis üyeleri ve ziraat odası başkanları eşlik etti.
13.9.2017
Devamı

‘Genç Çiftçiler’ Geri Döndü

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde “Genç Çiftçi Projesi”ne başvuran 9 genç, aldıkları 30’ar bin lira hibe desteğiyle kivi bahçeleri kuruyor.

Yalova’nın Çınarcık ilçesinde bu yıl içinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından finanse edilen Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamındaki “Genç Çiftçi Projesi”nden yararlanmaya hak kazanan 9 genç, kivi bahçesi kurmak için 30’ar bin lira hibe desteği alacak.

İş umuduyla ayrıldıkları köylerine geri dönen gençler, Türkiye’nin en kaliteli kivi üretiminin yapıldığı Çınarcık’a bağlı Kocadere köyünde kuracakları tarım tesislerinde üretim yapacak.

Çınarcık Kaymakamı Abdullah Çiftçi yaptığı açıklamada, Yalova’nın Türkiye’de kivi üretimi konusunda önde gelen yerlerden olduğunu söyledi.

55 proje, 1 milyon 650 bin liralık katma değer

İki yıldır uygulanan tarım projeleriyle ilçede önemli mesafeler alındığını dile getiren Çiftçi, şöyle konuştu:

“Çınarcık, iki yılda ‘Genç Çiftçi Projesi’nden 55 projeyle istifade etti. Türkiye ortalamasına bakıldığında çok iyi bir rakam. Bu 55 projeden 1 milyon 650 bin lira katma değer kazandırıldı. Gençlerin büyük şehirlere iş bulmak için göç ettiği durumlar yerine Genç Çiftçi Projesi’yle ilçemize geri dönüşler başladı. Gerek Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü gerek ilçe müdürlüğümüzdeki arkadaşlarımızın ciddi gayreti ve köylülerimizin de bilinçlenmesiyle beraber bu noktada önemli mesafeler alındı.”

Kivide 2 bin tonluk rekolte

Çiftçi, ilçedeki kivi rekoltesinin 2 bin ton civarında olduğunu belirterek, bu rakamı artırmayı istediklerini söyledi.

Özellikle Şenköy ve Kocadere bölgesinin, iklimi ve toprağı itibarıyla Türkiye’de kivi üretimi bakımından en verimli alanlardan olduğunu dile getiren Çiftçi, “Bu alana ağırlık vereceğiz. Genç Çiftçi Projesi bu noktada önemli bir destek sağladı.” dedi.

İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Suat Parıldar da “durmak yok, üretime devam” diyen çiftçilerin, gençlerin yanında olduklarını belirtti.

Parıldar, Yalova genelinde geçen yıl 119, bu yıl da 121 gencin projeden faydalandığını ifade ederek, gençlerin köylerine dönüşünün ve üretim katkısının sağlandığını söyledi.

Genç Çiftçi Projesi’nin köylere dönüşü hızlandırdığını vurgulayan Parıldar, “Genç Çiftçi Projesi’yle gerek büyük şehirlere göçmüş ancak aradığını bulamamış, geçimini istediği gibi sağlayamayan gençlerimizin köylere dönüşümünü sağladık. Gerekse de köyden kente göç eğiliminde olan gençlerimize de yine köyünde istihdam sağladık.” diye konuştu.

Genç çiftçiler destekten memnun

Kocadere köyüne geri dönen genç çiftçilerden Erdem Er de 2008’de Süleyman Demirel Üniversitesi Orman İşletmeciliği Bölümünden mezun olduğunu aktardı.

Aldığı hibeyle kivi bahçesi kurduğunu belirten Er, “Üniversiteyi bitirdikten sonra büyükşehirlerde iş aradım, umduğumu bulamadım. Bakanlığımızın uyguladığı Genç Çiftçi Projesi’nden yararlanmak için başvuru yaptım ve 30 bin liralık hibe aldım. Yalova kent merkezinde oturuyordum. Köyüme dönmek için Bakanlığımızın uygulamış olduğu Genç Çifti Projesinden yararlanmak için çalıştığım işimi bıraktım ve kendi işimi kurma çabasındayım.” dedi.

Diğer genç çiftçilerden Barış Varol da verilen destek için teşekkür ederek, “Yalova merkezde bir işte çalışıyordum. Bakanlığın desteğini duyunca başvurdum ve köyüme döndüm. Kocadere’de kurduğum 5 dönümlük tesiste 25 ton kivi üretmeyi hedefliyorum. Elmayı kilosu 50 kuruşa satıyorduk ama kivi en düşük 2,5 liradan alınıyor.” diye konuştu.

12.9.2017
Devamı

Gaziantep Biber Talebini Artırdı

Türkiye biber üretiminin yüzde 28’ini tek başına gerçekleştiren Gaziantep, bu oranı yüzde 50’ye çıkarmak için harekete geçti. Kentte aflotoksin sorunu kurutma tesisleri ile çözülürken, Büyükşehir Belediyesi de çiftçilere 3 yılda 8 milyon fide dağıttı.

Gastronomi kenti ünvanına sahip Gaziantep, dünyaca ünlü yöresel ürünlerinin tanıtımı için atağa geçti. Lezzetli yemeklerinde salça, baharat, sebze olarak çeşitli şekillerde kullanılan Gaziantep biberinin üretimin artırılması ve dünyaya tanıtılması için hem il yönetimi hem de firmalar yoğun gayret içerisinde.

Her yıl ortalama 25-30 bin dekar araziye biber ekimi yapılan Gaziantep’te, Türkiye’de üretilen pul ve toz biberin yüzde 28’i üretiliyor. Bu rakamı daha yukarılara taşımak ve çiftçileri üretime teşvik etmek için çok sayıda çalışma yürütülüyor. Biber üretimine yönelik yatırımlarını artıran firmalar, ihracat için de farklı arayışlar içerisinde. Başarılı projeler ile Türkiye biber üretiminin yüzde 50’sinin Gaziantep’te gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı İbrahim Yılmaz, Büyükşehir Belediyesi olarak, Gaziantep mutfağının vazgeçilmezlerinden olan, pek çok yemekte kullanılan biber üretiminde verimin artırılması için çok yoğun çalıştıklarını belirterek, “Gaziantep, Türkiye biber piyasasında etkin rol oynuyor. Türkiye’de yemeklere lezzet katmak için kullanılan pul ve toz biberin yüzde 28’i Gaziantep’te üretiliyor. Her yıl değişmekle beraber ortalama 25 ila 30 bin dekar arazide biber ekimi gerçekleştiriliyor” dedi.

Biber üretiminin ağırlıklı olarak İslahiye ve Nurdağı ilçelerinde yapıldığını vurgulayan Yılmaz, “Geçmiş yıllardan günümüze biber ekiminde yaşanan sıkıntılar var idi. Biberlerin toprakta kurutulmasının bir sonucu olarak topraktan bulaşan küf mantarlarından kaynaklanan ve kansorojen bir etkiye sahip olan aflotoksin çok ciddi bir problemdi. Gaziantep’te yaptığımız ihracatlarda bu karşımıza çıkabiliyordu. Gaziantep’e son 10 yıl içerisinde ciddi manada kurutma tesisleri kuruldu. Çiftçi eğitimleriyle bilinçlendirme sağlandı, ekim metodlarında değişiklikler yapıldı” diye konuştu.

Yılmaz, şu anki üretim metotları ile çiftçinin 1 dekarda yaklaşık 3 ton verim alabildiğini ifade ederek, “Şu anda yaklaşık 3 ton alıyoruz ama önümüzdeki yıllarda hedefimiz dekardan 5 ton verim alabilmek. Bir dekardan 5 ton normunu yakaladığımız zaman Türkiye, biber üretiminin yüzde 50’sini Gaziantep’ten karşılayacak. Bu da ‘Türkiye’de biberin sözünü Gaziantep söyleyecek’ demektir. Bundan sonraki aşamalarda daha çok çiftçiye ulaşarak daha çok fide vermeyi amaçlıyoruz” dedi.

“Bulgaristan’dan ortaklık teklifi aldık”

Yalçınkaya Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Yalçınkaya, 3 kuşaktır baharat ve salça ürettiklerini ifade ederek, “Başta pul biber olmak üzere baharatın her çeşidi ürün yelpazemizde var. 2003 yılında salça üretimine başladık. Acı ve tatlı biber salçası ve domates salçası üretiyoruz. Günlük 10 ton pul biber, 25 ton salça üretiyoruz. Gaziantep dünyada “gastronomi kenti” unvanıyla ülkemizi temsil ediyor. Bu ünvanı almasındaki en önemli faktör yemeklerinde kullanılan baharat ve salçadır. Çok sayıda ülke bu yöresel lezzeti kopyalamaya çalışıyor ama biz kıymetini bilmiyoruz. Salçamıza özellikle yurt dışından çok fazla ilgi var.

Firmamızın Almanya’da depoları var. Oradan tüm Avrupa ülkelerine satış yapıyoruz. Zaman zaman yurt dışından ortaklık teklifleri alıyoruz. Örneğin yakın zamanda Bulgaristan’dan salça üretimi konusunda ortaklık teklifi aldık. Ama bizim tercihimiz ülkemizde, ilimizde ve köyümüzde kalmak ve buraya katma değer katmak. Beklentimiz de üreticinin sorunlarının yerinde tespiti. Mesela teneke ve cam kavanoz dışında ülkemize satış yapamıyoruz ama yurt dışına plastik ambalajda gönderebiliyoruz. Bu sorunlarımızın çözüme kavuşturulmasını istiyoruz” dedi.

“2 milyon dolarlık yatırım planlıyoruz”

Burçak Baharatları Yönetim Kurulu Başkanı Veli Ekinci, 20 yıldır baharat sektöründe faaliyet gösterdiklerini belirterek, “Gaziantep kırmızı pul biberin merkezi. Gaziantep’te kırmızı biberin yetiştiği ilçemiz olan İslahiye’de yeni kurulan OSB’de yer aldık. Burada kurutma tesisi kuruyoruz. Kırmızı pul biberimizi fason olarak ürettiriyorduk. 2018 yılında faaliyete geçmesini planladığımız tesisimizde kendi üretimimizi gerçekleştirmiş olacağız. Bunun yanında sumak ve naneyi de kendi bünyemizde üretmeyi planlıyoruz.

Bu yeni çalışmalarımız dahilinde makine ve ek tesisle birlikte yatırım bütçemiz 2 milyon doları bulacak. Üretimin yüzde 30’unu ihraç ediyoruz. Yurt dışında Avrupa ülkeleri ve Ortadoğu ülkelerine satışımız var. Gaziantep’e özgü ürünlerimiz yurt dışında oldukça talep görüyor. Başta biber olmak üzere yöresel ürünlerimizi yurt dışına tanıtmak için fuar türü etkinliklerimizi artırmayı planlıyoruz” şeklinde konuştu.

12.9.2017
Devamı

Fiyatı El Yakıyor

Türkiye’deki zincir marketlerde ve bazı gurme restoranlarda satışa sunulan şekilli meyveler tüketicilerden yoğun ilgi görüyor.

Fiyatları 7 lira ile 180 lira arasında değişen bu ürünler arasında salatalık, karpuz, kavun, elma ve liman bulunuyor. Daha çok hediyelik ürün olarak satılan bu şekilli meyveler Shaped Fruit markasının Türkiye’de kendi tarla ve bahçelerinde üretiliyor.

GDO’lu Değil

Projeyi 2 milyon liralık Ar-Ge yatırımı ile hayata geçirdiklerini anlatan İsmail Yanarateş, “Genetik oynama olmadığına dair sertifikamız mevcut. Yani ürünler GDO’lu değil. Her çiftçi gibi biz de ürünlerimizi hasat sonrası tarım bakanlığı testlerine tabi tutuyor ve satışa sonrasında çıkarıyoruz.

Karpuz-kavun Adana, limon Osmaniye, elma Mersin-Niğde-Maraş, salatalık İstanbul’dan. Meyvelere şekilleri ise olgunlaşma dönemine girerken tekniğine uygun özel kalıplarla veriyoruz” dedi.

12.9.2017
Devamı

Türkiye’nin Hayvan Varlığı Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) haziran ayına ilişkin “Hayvansal Üretim İstatistikleri” bültenini yayımladı.

Büyükbaş hayvan sayısı haziran ayı sonu itibariyle 14 milyon 817 bin baş, toplam küçükbaş hayvan sayısı ise 44 milyon 573 bin baş oldu.

Koyun sayısı 33 milyon 562 bin baş, keçi sayısı da 11 milyon 11 bin baş olarak gerçekleşti.

Kümes hayvanı sayısı 2017’nin Haziran ayında 351 milyon adet oldu

Et tavuğu sayısı, 2017 Haziran ayı sonu itibariyle 230 milyon 820 bin olurken, yumurta tavuğu sayısı 114 milyon 963 bin oldu. Hindi sayısı 3 milyon 534 bin, ördek sayısı 529 bin, kaz sayısı da 924 bin olarak gerçekleşti.

12.9.2017
Devamı

"Dünyada Hiçbir Malın Fiyatı, Tarım Ürünleri Kadar Artmadı"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Dünyada hiçbir malın fiyatı son 10 yılda tarım ve hayvancılık ürünlerinin arttığı kadar artmadı" dedi.

Hisarcıklıoğlu, Kırklareli Ticaret Borsası Canlı Hayvan Satış Tesislerinin açılış töreninde yaptığı konuşmada, Kırklareli'de bulunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi.

Kırklareli'nin Trakya'nın göz bebeği olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, Trakya'da tarım ve hayvancılığın çok önemli olduğunu vurguladı.

Trakya’nın hayvancılıkta üretim üssü bir yer olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Bu bölge tarım ve sanayinin, tarım ve hayvansal ile buna bağlı sanayinin önemli bir merkezidir. Bölgemizde tarım ve hayvancılığı daha da geliştirecek yatırımları önemsiyoruz. Kırklareli'de hayvancılık daha da gelişsin diye Canlı Hayvan Borsasını hizmete geçiren borsamı tebrik ediyorum.'' diye konuştu.

Türkiye'de borsaların, dünyada örnek borsalar haline geldiğini vurgulayan Hi̇sarcıklıoğlu, şunları kaydetti:

''Ülkemizdeki 113 borsa, modern borsacılık uygulamaları ile üyelerimize hizmetler sunuyor. Kırklareli de bu örnek borsalar arasında. Trakya'nın önü açık ve geleceği parlak. Çünkü tarım ve hayvancılığın önü açık. Sadece ülkemizde değil bütün dünya bu şekilde. Çünkü şu anda dünya nüfusu, devamlı artıyor. Her yıl Türkiye nüfusu kadar, dünya nüfusu artıyor. Aynı zamanda dünyada da zenginlik fazlalaşıyor, az gelirlilikten, orta gelirliliğe doğru bir artış var. Yaklaşık son 10 yılda 500 milyon kişi az gelirlilikten orta gelirlilik sınıfına geçti.

Orta gelirliliğe geçmekle beraber toprakla ilişkisi bitiyor, tüketmeye başlıyor. Dünyada geleceği en parlak meslek hangisi derseniz tarım ve hayvancılık işiyle uğraşandır. Dünyada hiçbir malın fiyatı son 10 yılda tarım ve hayvancılık ürünlerinin arttığı kadar artmadı. Onun için doğru düşüneceksiniz. Bir tek işin püf noktası birlik ve beraberlik.''

Programda Kırklareli Valisi Orhan Çiftçi, AK Parti Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz, Trakya Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mahmut Şahin, Ticaret Borsası Başkanı Turhan Altıntel de konuşma yaptı.

Programda Canlı Hayvan Satış Tesislerinin açılış ile protokol üyelerine plaket taktimi de gerçekleşti.

12.9.2017
Devamı

"Türkiye'nin Et Açığını Küçükbaş Hayvancılık Kapatır"

Aksaray Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mahmut Aktürk: "Bazı bilim adamlarımız, bazı doktorlarımız koyun tereyağı, koyun peyniri, koyun eti yemeyin, kolesterolü artırır, tansiyonunuzu artırır, kalp krizine neden olur diye insanları korkuttular.Türkiye'deki et açığının kapatılmasının tek alternatifi küçükbaş hayvancılıktır.Türkiye'de koyun etine karşı bir mukavemet vardı, çok şükür yavaş yavaş bu kırılmaya başladı"dedi.

Türk kültüründe önemli yer edinen küçükbaş hayvancılıkta yaşanan pazar sıkıntısı üreticileri tedirgin ederken, uzmanlar Türkiye'deki et açığının sadece küçükbaş hayvancılıkla kapatılabileceğini savunuyor. 

Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılık geçimini sağladığı Aksaray'da küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi kapsamında önemli faaliyetler gerçekleştirilirken, Aksaray Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mahmut Aktürk, Türkiye'de küçükbaş hayvancılığa karşı bir mukavemet yaşandığını söyledi. Son dönemlerde Türkiye'de pazar sorununun olmadığını, ancak önümüzdeki yıllarda ne olacağının hiçbir garantisinin olmadığını belirten Başkan Aktürk, "Türkiye'de pazar sorunumuz yok gibi görünüyor. Ama bu sadece bu yıla mahsus bir şey midir, önümüzdeki yıl sorun olur mu onu bilemiyoruz. Biz küçükbaş hayvancılıkta istikrar bekliyoruz. Yani vatandaş bu sene kuzusunu 500 TL'ye satabiliyorsa önümüzdeki sene de 500 TL civarında satabileceğini bilmelidir. Eğer yatırım yapan, üretici bunu bilirse yatırımını artırır, işletmesini çoğaltır, hayvan sayısını artırır, daha fazla aşı yapar, daha fazla besler, daha iyi güder, bakımını, beslenmesini daha iyi şartlarda yapar. Ama Türkiye'de bu yıl kuzu 500 TL etti, seneye 300 TL etmeyeceğini hiç kimse garanti etmiyor. veya 600 TL olmayacağını kimse garanti etmiyor. Bu noktada çok ciddi sıkıntılarımız var" dedi.

"Türkiye'de koyun etine karşı mukavemet kırılmaya başladı"

Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Aktürk, "Türkiye'de koyun etine karşı bir mukavemet vardı, çok şükür yavaş yavaş bu kırılmaya başladı" şeklinde konuşarak, "Çünkü bundan önceki dönemlerde bazı bilim adamlarımız, bazı doktorlarımız şunu söyledi: Koyun tereyağı yemeyin, koyun peyniri yemeyin, koyun eti yemeyin, kuzu eti yemeyin. İşte kolesterolü artırır, efendim tansiyonunuzu artırır, kalp krizine neden olur diye insanları korkuttular. Bu algı, çok ciddi anlamda küçükbaş hayvancılığa zarar verdi. Şu anda, özellikle 1-2 yıldır bu algı kırılmaya başladı. Eğer Türkiye'de küçükbaş hayvancılıktaki pazar sorunu ortadan tamamen kalkarsa, Türkiye'de et sorunu ortadan kakacak. Türkiye'de bir et açığı sıkıntımız var. Yılda 500 bin, 600 bin tane besilik dana veya damızlık inek ithal eden bir ülkeyiz. Türkiye'deki et açığının kapatılmasının tek alternatifi küçükbaş hayvancılıktır. Küçükbaş hayvancılıkta da hayvancılığı daha çok destekleme, Türk toplumuna, Türk mutfaklarına, sofralarına küçükbaş hayvan etini tekrar sokmak zorundayız. İnsanlara koyun keçi etini, kuzu etini sevdirmek zorundayız. Biz Orta Asya'nın dağlarından, yaylalarından Anadolu'nun düzlüklerine koyunlarla, keçilerle geldik. 10 binlerce yıl bu hayvanların etini yedik, sütünü içtik, yününde yattık, yününü gömlek yaptık giydik. Bu hayvanlar, bu hayvancılık bizde bir kültür. Bizim genlerimizde var. Biz bu işi severek yapıyoruz, isteyerek yapıyoruz, bu işi sürdürmek istiyoruz. Bu işi sürdürmek için de istikrarlı bir tarım ve hayvancılık politikası ve koyun keçi etini seven, koyun keçi etini tüketen bir toplum istiyoruz" ifadelerini kullandı.

Öte yandan, tarım ve hayvancılık alanında sektörün gelişmesi ve üreticilerin kazanması için hükümet sektöre birçok kalemde önemli destekler veriyor. Küçükbaş hayvancılıkta üreticilere her yıl koyun başına 'Anaç Koyun Keçi Desteklemesi' adı altında 25 TL destek sağlanırken, 'Halk Elinde Islah Projesi' kapsamında da üreticilere kuzu başına yıllık 40 TL destekleme veriliyor.a
12.9.2017
Devamı

"Tarım Reel Sektörün Temeli"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın reel sektörün temelini oluşturduğunu bildirerek, “ekonomik hayatın, ticaretin temelinde tarım vardır. Bütün ülkeler, istisnasız, tarımdan çıkan artı değeri kullanarak zenginleşmiştir. ABD’si, Almanya’sı, Fransa’sı, İngiltere’si, Hollanda’sı başta olmak üzere bütün gelişmiş ülkeler tarımla kalkındı. Kalkındıktan sonra da tarımı ihmal etmediler. Tarımda da dünyanın en büyükleri oldular” dedi.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, tarımın toplumda hak ettiği değeri almadığını, halkın tarımın sorunlarına yeterince ilgi göstermediğini belirtti. Tarımın, enerji ile birlikte hatta enerjinin de önünde stratejik sektörlerin başında geldiğini vurgulayan Bayraktar, dünyada gıda güvencesinden daha önemli bir şey olamayacağını kaydetti. 7,6 milyar olan dünya nüfusunun gıda ihtiyacının sürekli arttığını, beslenme eğilimlerinin değiştiğini, yapılan bilimsel çalışmalara göre 2050’de 9,8 milyara ulaşacak dünya nüfusunu beslemek için, şimdikinden yüzde 60 daha fazla gıda üretmek gerekeceğine dikkati çeken Bayraktar, “bütün bunlar tarımın öneminin azalmayacağını hatta çok daha fazla artacağını gösteriyor” dedi.

-Reel sektörün temelinde tarım var-

Sürekli “reel sektör reel sektör” denildiğini ama tarımın bu kapsamda görülmediğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“(Reel sektör reel sektör) deniliyor. Reel sektörün temelinde hangi sektör var? Tarım. İmalat sanayi içinde yer alan gıdanın yanı sıra, tekstil, içecek, tütün birinci derecede tarım sektörüyle bağlantılı. Tarım, sadece bununla da kalmıyor, ulaştırmadan finansa, yiyecek sektörüne, depolamadan, toptan ve perakende ticarete çok değişik sektörlere hammadde sağlamakta, kaynak aktarmaktadır. Milli gelire 52,3 milyar dolar katkı sağlayan tarım, 90 milyar dolara yaklaşan bitkisel, hayvan ve hayvansal ürün üretimiyle, 16-17 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatına imkan tanımasıyla, sağladığı 5,5 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla, çoğunlukla 5 milyonun altına inmeyen yaz aylarında sanayiden fazla olan istihdamıyla, işsizliği 2 puan düşürmesiyle çok daha fazla kıymeti hak ediyor. Tarıma dayalı sanayiler de dahil edildiğinde istihdam sayısı 8 milyonu aşıyor.

Bugün hala kırsalda 20 milyon kişinin geçim kaynağı tarım ise tarımın sorunları göz ardı edilmemeli, el üstünde tutulmalıdır. Bu ülkede 80 milyon nüfus, 5 milyonu aşkın sığınmacı ve yabancı, 40 milyona yakın turisti doyuran tarım, gerçek reel sektördür.”

Reel sektörün katma değeri

Gayri safi yurtiçi hasıla (GSYH) rakamlarına göre, tarımın yurtiçi hasıladan yüzde 6,1 pay aldığını bildiren Bayraktar, “imalat sanayi yüzde 16,7, toptan ve perakende ticaretin yüzde 11,5, inşaat sektörünün yüzde 8,2, ulaştırma, depolama sektörünün yüzde 7,9, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri yüzde 2,8, tarım gibi bizzat doğal kaynakları kullanarak üretimde bulunan sanayi kolları olan, elektrik, gaz, buhar ve havalandırma sistemi üretim ve dağıtımı yüzde 1,3, su temini; kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri yüzde 0,9, madencilik ve taş ocakçılığı yüzde 0,8 pay alıyor” dedi.

Sanayi, hammadde ve ara malında dışa bağımlı

Sanayinin, hammadde ve ara malında dışa bağımlı olduğunu, ihracat için ithalat yaptığını belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:

“Oysa, tarım bizzat doğada, toprağı işleyerek, çiftçinin emeğini katarak, mazot, gübre, ilaç hariç ithal ürün kullanmayarak ürün üretiyor, oransal olarak çok daha fazla katma değer sağlıyor. Bu da yetmiyor, sanayiye hammadde temin ediyor.

Gıda sanayi, imalat sanayi içinde yüzde 11 payıyla 24 sektör içinde birinci sırada gelmektedir. Tarım sektörü bu sanayinin hammaddesini sağlamaktadır. Pamuğu ve yünü işleyip ürün haline getiren tekstil sektörü de imalat sanayi içinde yüzde 9,9’luk paya sahiptir. Giyim sektörünün imalat sektöründeki payı yüzde 6,4’tür. Yine tütün sektörü, sanayi imalat sanayinde yaratılan katma değerden yüzde 0,7 pay alırken, tarıma dayalı sektörlerden deri sektörünün imalat sanayi içinde yüzde 0,8 payı bulunmaktadır. Bu imalat sanayinde yaratılan katma değerin yüzde 28,8’inin tarım kaynaklı olduğunu göstermektedir. Bu rakamın gayri safi yurtiçi gelirdeki karşılığı yüzde 4,81’i bulmaktadır.”

111 milyar dolarlık gıda ve alkolsüz içecek tüketimi

Türkiye’de hanehalkının bütçesinin yüzde 21,77’sini gıda ve alkolsüz içeceklere, yüzde 5,87’sini alkollü içecekler ve tütüne, yüzde 7,33’ünü giyim ve ayakkabıya, yüzde 8,05’ini lokanta ve otellere ayırdığını vurgulayan Bayraktar, “hanehalkının 2016 yılındaki 510,1 milyar dolarlık tüketiminin 111 milyar doları gıda ve alkolsüz içeceklere, 29,9 milyar doları alkollü içecekler ve tütüne, 37,4 milyar doları giyim ve ayakkabıya, 41,1 milyar doları lokanta ve otellere gidiyor. Bütün bu sektörlerin temelinde tarım var” dedi.

“Sanayiye verilen ilgi ve değeri, çiftçimize de gösterelim”

Sanayiciye sağlanan desteğin tarımdan esirgenmemesi gerektiğini belirten Bayraktar, “zor şartlarda üretim yapan, istihdam sağlayan, ihracat yapılmasına neden olan Türk çiftçisi, üvey evlat muamelesi görmemelidir” dedi.

İthal hammaddeye ihtiyaç duymadan üretim ve ihracat yapmak için sanayicilerin de tarımı ve çiftçiyi desteklemesi gerektiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Net ihracatçı olmak için stratejik bir sektör olan tarıma, sanayiciler tarafından daha fazla yatırım yapılmalı. Böylece tarım ürünlerine katma değer katılacak, hem çiftçimiz hem sanayici hem de ülkemiz kazanacaktır. Artık belli oldu ki dünyada savaşlar gıda ve sudan çıkacak. Bunu gören gelişmiş ülkeler, az gelişmiş ülkelerin topraklarına göz dikti. Toprak satın alıp, kiralayıp bu savaştan galip çıkmanın hesabını yapıyorlar. Kendi arazilerine de gözü gibi bakıyorlar.

Bu gerçeği görelim, çiftçimize, tarım sektörüne değer verelim. Tarım sektörünü şaha kaldıralım. Sadece ülkemizi doyurmakla yetinmeyelim, bölgemizin de gıda ambarı olalım. Sanayiye verilen ilgi ve değeri, çiftçimize de gösterelim.”

11.9.2017
Devamı

Zeytinde İlk Hasat Yapıldı

Türkiye’de meyvelerin ilk hasadının yapıldığı Mersin’in Silifke ilçesi, 25 bin dönüme ulaşan bahçelerde zeytin üretiminde de söz sahibi olmak istiyor.

Silifke Ziraat Odası Başkanı Cafer Doygun İlçesinde yapılan ilk hasada ilişkin: “İlçe genelindeki 25 bin dönüm zeytin bahçesinde sezonda 5 bin ton sofralık, bir o kadar da yağlık zeytin hasadı yapılacak” açıklamasında bulundu.

Silifke Ziraat Odası Başkanı Cafer Doygun, bir çok ürünün yetiştirildiği ilçede son yıllarda zeytin üretiminde de atağa geçildiğini söyledi.

Tüccarların zeytin bahçelerini gezmeye başladığını anlatan Doygun, “İlçe genelindeki 25 bin dönüm zeytin bahçesinde sezonda 5 bin ton sofralık, bir o kadar da yağlık zeytin hasadı yapılacak. Sofralık zeytinin kilogramı şu anda 5-6 lira civarında. Yağlık zeytinde de beklentimiz yüksek. Zeytinin yüzde 60’ı sofralık, yüzde 40’ı yağlık olarak değerlendiriliyor. İnşallah iyi bir hasat sezonu geçiririz ve üreticilerin yüzü güler. Şu anda da sofralık yeşil zeytin hasadına başlandı.” diye konuştu.

Doygun, Silifke’nin iklim özellikleri ve toprak yapısı sayesinde zeytinin bu yörede Türkiye’nin diğer illerine göre daha erken olgunlaşıp, toplanmaya başlandığını, çiftçilerin bu ürünü değerlendirmesi gerektiğini dile getirdi.

Zeytinciliğin son yıllarda Silifke tarımının en önemli dinamiklerinden biri olduğunu anlatan Doygun, “Eski yıllarda genellikle yabani delicelerin aşılanmasıyla yapıldığı için dağınık ve karma bahçeler şeklinde yapılan zeytin yetiştiriciliği son yıllarda kapama bahçeler kurulmasıyla daha bilinçli ve verimli hale dönüştü. Üretilen zeytinler ilçemizde bulunan zeytinyağı üretim tesislerinde yağa dönüştürülüyor.” ifadesini kullandı.

11.9.2017
Devamı

Rusya'dan Türk Domatesine Yeşil Işık

Rusya ile Türkiye arasında ilişkilerin tam anlamıyla normalleşmiş sayılabilmesi için Moskova ile Ankara arasında bir yılı aşkın pazarlık yapılan Rusya’ya Türk domatesi ihracatında ara formül ortaya çıkmaya başladı. 14 Eylülde yapılacak iki ülke heyetleri arasındaki görüşmelerde domatese Ekim-Mayıs ayları arasında 100 binden 300 bin tona kadar vize verileceği söylendi.

Rusya ile Türkiye arasında domates pazarlığının son aşamaya geldiğini Rus Kommesant gazetesi bugünkü sayısında duyurdu.

Rusya Tarım Bakanlığı ile Tarım Ürünleri Sıhhı Denetim Dairesi tarafından daha resmi açıklama yapılmamasına rağmen domates krizine iki tarafı tatmin edecek formül bulunduğunu kendi kaynaklarına dayanarak duyuran gazete, “Türk domatesleri Rusya’ya 1 Ekim tarihinden bir sonraki yılın Nisan veya Mayıs ayına kadar Rusya’ya girişine izin verilecek. Ara mevsim alımının 100 bin tonla 300 bin ton arasında olması planlanıyor. Böylece Türkiye, Rusya pazarında mevsimlik bile olsa 2015 öncesinde Rusya’ya yaptığı 338 bin ton ihracatı yeniden yakalamış olacak. Uçak krizi öncesi dönemden farklı olarak Türkiye’den isteyen üretici ve ihracatçı Rusya’ya domates satamayacak. Domates alımları sadece Rusya’dan uygunluk belgesi alan ve akreditasyonu bulunan birkaç firma tarafından yapılabilecek” dendi.

Bu arada Rusya’da geniş pazarlama ağları bulunan “Diksi” ve “Magnit” gibi süper market zincirlerinin Türk üreticilerle domates alımı konusunda ön görüşmeler başlattıkları da haber veriliyor.

Rusya, Türkiye’den domates alımını 24 Kasın 2015 uçak krizinden hemen sonra 1 Ocak 2016 tarihinden itibaren yasaklamıştı. 10 Ağustos 2016 liderler görüşmesinden sonra günümüze kademeli olarak bir dizi tarım ürününe tekrar Rusya vizesi verilirken domates kenarda bırakılmıştı.

11.9.2017
Devamı

Beyaz Altının Ekim Alanı Artırılmaya Çalışılıyor

Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden Çukurova’da, verilen devlet desteğiyle “beyaz altın” olarak bilinen pamuğun ekim alanı geçen yıla oranla yaklaşık yüzde 20 arttı.

Kentte 2011’den 2016’ya kadar kentte ekim alanı ve üretimi yarı yarıya düşen pamuk, tekrar bölge çiftçisinin gözdesi haline getirilmeye çalışılıyor.
Bu kapsamda kilogramına 80 kuruş verilen destek sayesinde katma değeri yüksek olan pamuğun ekim alanı, Adana’da geçen yıla göre yüzde 20 civarında artış göstererek 330 bin dekara yükseldi.

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, yaptığı açıklamada, pamuğun ekim alanının 2011’den geçen yıla kadar yüzde 52 civarında daralma gösterdiğini söyledi.

Buna bağlı olarak üretimde de yüzde 51 civarında azalma yaşandığını belirten Doğan, 2011’de 308 bin 560 ton hasat edilen pamuğun 2016 yılında 151 bin 880 tona düştüğünü vurguladı.

Doğan, son desteğin ardından Çukurova bölgesinde pamuk ekim alanının geçen yıla oranla yüzde 20 arttığını işaret ederek, “Adana’da 2016 yılında 273 bin 458 dekara pamuk ekimi yapıldı. Pamuğun kilogram fiyatına 80 kuruş verilen destekle bu yıl pamuk ekimi Adana’da yüzde 20 arttı. Destek devam ederse inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda pamuk ekimi daha fazla olacaktır. Bu destek geç açıklandığı için üreticilerimiz biraz tedirgin oldu. Destek biraz daha erken açıklansaydı beyaz altın pamuk Adana’da bu yıl yüzde 30 ile 35 arasında artış gösterecekti.” diye konuştu.

“Pamuk toplama araçlarıana destek bekliyoruz” 

Adana için pamuğun önemini anlatan Doğan, “Adana’nın ürünü pamuktur. Pamuk şu an tekrar geri döndü. Çiftçilerimiz bu yıl pamuktan memnun. Çünkü fiyatları iyi. Beyaz altın pamuğa rağbet gittikçe artmakta. Verilen destek çiftçimizi tatmin etmekte. Bu yıl dekar başına 500-600 kilogram verim bekleniyor.” dedi.

Ekim alanında yaşanan artıştan dolayı çiftçilerin pamuk toplama makinesi bulmakta zorlanacağını ifade eden Doğan, “Üreticilerimiz pamuk toplama makinelerini bulmakta biraz zorlanacak. Bu hasat makineleri çok pahalı olması nedeniyle çiftçilerimizin alım gücü yok. Hükümetimizden pamuk toplama makinelerine diğer tarım aletlerinde olduğu gibi destek verilmesini bekliyoruz. Pamuk toplama makinesiyle günde 80 ile 100 dönüm arasında ürün hasadı yapılmakta. Bu da tabii çiftçinin işini kolaylaştırmaktadır.” ifadelerini kullandı.

11.9.2017
Devamı

Arıcılara Uyarı

Muğla Ortaca İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, sonbahar ve kış aylarının yaklaşması ile birlikte ormanlık alanlarda konaklayan arıcılara, yerleşim yerlerine ve yollara yakın olmaları durumunda yaşanabilecek sorunlar hatırlatıldı.

Ortaca İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada gezgin arıcıların konaklayacağı noktaların daha önce belirlenmiş olan yerlerin haricinde başka bir noktaya konulmaması, yönetmelik hükümleri gereğince bölgeye gelen arıcıların konaklama işlemlerini yapabilmeleri için 5 gün içerisinde raporları ile birlikte İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine gitmeleri gerektiği belirtildi.

Ortaca İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Okan Bilgiç, arıcıların konaklama noktalarının görünür bir yerine telefon numaralarını yazmalarının önemini hatırlatarak "Arıcıların konaklama noktalarına kovan başına en az 2 litre temiz su koymaları arı kolonilerinin başka arı kolonileri ve diğer hayvanlara rahatsızlık vermemeleri bakımından önem taşımaktadır. Bu yüzden arılar noktalarına indirilmeden temiz ve yeterli miktarda suyun bulundurulması önemlidir. Arıların yerleşim yerlerine ve yollara yakın olması da zaman zaman farklı sorunlar ile karşılaşılmasına neden olur. Arı sokmaları bu sorunların başında gelir. Bu nedenle arıcıların arılarını ana yollar ve stabilize yollardan uzak tutmaları gerekir" dedi.

Yoğun trafiğin olduğu yere 200 metre

Arı kovanların yerini belirlemede İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinin yetkili olduğunu açıklayan Bilgiç "Yönetmelik gereğince arı kovanlarının konulacağı yerler trafiğin yoğun olduğu yollara 200 metre, stabilize ara yollara ise 30 metre uzaklıkta olmalıdır. Bölge olarak turizm ve tarımın yoğun olduğu bir yer olması nedeniyle doğanın korunması, olası bir yangına sebebiyet verilmemesi için arıcıların bal üretim zamanında arı kovanlarından alınmış olan süzülmüş ve kullanılmayan petekler, çöpler, cam kırıkları, poşetler, kullanılmayan kovanlar, ilaç kutuları gibi çevreyi kirleten maddelerin orman alanına bırakılmaması gerekiyor" dedi.

11.9.2017
Devamı

Dünya Hayvancılığının Kalbi İzmir'de Atacak

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin çabaları ile Dünya Simental Fleckvieh Federasyonu’nun 22.Konferansı ilk kez Türkiye’de, İzmir’in Selçuk ilçesinde yapılacak.

Türkiye dünya sığır ithalatında Amerika’dan sonra ikinci sırada yer alması nedeniyle hayvancılık sektörünün ilgi odağı oldu.

Dünya hayvancılığının geleceğine ilişkin politikaların tartışılacağı Dünya Simental Fleckvieh Federasyonu’nun 22.Konferansı ilk kez Türkiye’de gerçekleştiriliyor. İzmir’in Selçuk İlçesi’nde 17-21 Eylül 2017 tarihlerinde yapılacak konferansa dünya hayvancılığına yön veren ülkelerin temsilcileri katılacak. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin büyük çabaları sonucunda Federasyona üye ülkelerin oybirliği aldığı karar doğrultusunda Türkiye’de ilk kez böyle bir organizasyon yapılması hayvancılık sektörünün yanı sıra ülke tanıtımına da büyük katkı sağlaması bekleniyor.

Türkiye Damızlık Sığır yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan yapılacak konferansa ilişkin DÜNYA’ya şu bilgileri verdi: “Dünya Simental Fleckvieh Federasyonu tarihinde ilk kez Türkiye’de toplanacak. Bu ülkemiz hayvancılığı için bir milat olacaktır. Dünyada hayvancılık politikalarının geleceği burada tartışılacak ve çok önemli kararlar alınacak.Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak, Dünya Simental-Fleckvieh Federasyonu üyeliğimizin üzerinden çok kısa bir süre geçmesine rağmen, Federasyonu’nun 2017 yılında gerçekleştirilecek Konferansı’nın Türkiye’de yapılıyor olması ülkemiz sığırcılık tarihinde bir ilk olacak. İzmir Selçuk’ta 17 - 21 Eylül 2017 tarihleri arasında yapılacak konferans Federasyona üye ülkeler tarafından oy birliği ile kabul edilmesi ayrıca bizi çok gururlandırdı.”

Dünya devleri katılıyor

İzmir’de yapılacak Dünya Simental Fleckvieh Federasyonu’nun 22.Konferansı’na dünya hayvancılığına yön verenlerin katılacağını belirten Özcan:” Amerika Birleşik Devletleri, Meksika, Kolombiya, Avustralya, Almanya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, İsviçre, Fransa, İtalya, Romanya, Hırvatistan, Macaristan, Slovakya ve Polonya gibi dünya hayvancılığına yön veren 30’u aşkın ülkeden toplam 300 yabancı katılımcıya ilave olarak 81 İl birlik başkanımız yönetim kurulu üyeleri katılacak. Konferans ülkemiz hayvancılığına sağlayacağı önemli katkılarının yanı sıra, ülkemizin tanıtımına da önemli katkılar sağlayacaktır. İzmir Selçuk’ta gerçekleştirilecek olan konferans kapsamında bilimsel ve sektörel konuların yer aldığı iki günlük bir toplantı programının yanı sıra çiftlik ziyaretleri, kültür ve turizm etkinlikleri ile ham hayvancılığımızı hem de ülkemizi tanıtmış olacağız” dedi.

Program da neler var?

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, bakanlık üst düzey bürokratları, Üniversitelerin ve özellikle hayvancılıkla ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin de katılacağı Konferans kapsamında Dünya Simental Fleckvieh Federasyonu’nun Yönetim Kurulu Toplantısı, Avrupa Simental Federasyonu’nun Konsey Toplantısı ve Genel Kurulu İzmir’de yapılacak.

Dünya Simental konferansı neden İzmir'de yapılıyor?

Türkiye’de kırmızı et açığının yüksek olması nedeniyle son yıllarda süt ırkı Holstein’dan kombine ırk (et ve süt ırkı) Simental’e ciddi bir dönüş oldu. İthal edilen damızlık hayvanların önemli bölümü Simental ırkı. İki yıl önce İzmir’de Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği tarafından düzenlenen “Türkiye Simental Yetiştiriciliği Paneli” bu konuda bir dönüm noktası oldu. Simental ırkına olan bu dönüş dünya simental üreticilerinin de ilgisini çekti.

İthalatçı konumunda olan Türkiye’ye simental satmak için rekabete girdiler. Bu açıdan Dünya Simental Fleckvieh Federasyonu’nun 22.Konferansı’nın İzmir’de yapılacak olması hem Türkiye hayvancılığı hem de Simental üreticisi ülkeler için büyük önem taşıyor. Bu konferansla Simental üreticisi ülkeler Türkiye’yi daha yakından tanıyacak. Türkiye’deki üreticiler de simental konusunda daha sağlıklı bilgiler almış olacak.

Üye sayısı 1 milyona yaklaştı

Dünya Simental Fleckvieh Konferansı’nın İzmir’de yapılmasını sağlayan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, 1995 yılında itibaren Türkiye’ de sığır ırklarının ıslahı amacıyla faaliyet gösteriyor.81 İl’de örgütlü yapısı, 1.600 çalışanı ve 950 adet saha hizmet aracı ile ülke genelinde örgütlenmiş yapısı, yaklaşık 1 milyon üye ve 10 milyon baş kayıtlı sığır varlığı ile ulusal ve uluslar arası alanda önemli başarılara imza atmış, kar amacı gütmeyen, hizmet öncelikli ve önemli bir yetiştirici kuruluşu.

Uluslararası Hayvan Kayıt Komitesi (ICAR),Avrupa Holstein ve Kırmızı Holstein Konfederasyonu (EHRC), Dünya Holstein Friesian Federasyonu, Avrupa Esmer Federasyonu ve Dünya Simental-Fleckvieh Federasyonu (WSFF ) üyesi olan Merkez Birliği, 2007-2009 yıllarında Avrupa Holstein ve Kırmızı Holstein Konfederasyonu dönem başkanlığını yürütmüş ve 2009'da Avrupa Holstein ve Kırmızı Holstein Konfederasyonu kongresi ve konferansının İstanbul’da gerçekleştirilmesine ev sahipliği yapmıştı.

Hayvancılığa yön verenler katılacak

Hayvancılıkta dünyada söz sahibi olan ülkelerden Amerika Birleşik Devletleri, Meksika, Kolombiya, Avustralya,Almanya, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, İsviçre, Fransa, İtalya, Romanya, Hırvatistan, Macaristan, Slovakya ve Polonya gibi farklı ülke ve kıtalardan temsilcilerin yanı sıra Türkiye’den 81 ilin damızlık birliği başkanları ve yöneticileri katılacak.

Kaynak: www.dunya.com

11.9.2017
Devamı

Canlı Büyükbaş İthalatında Yeni Uygulama

İthalatta gözetim uygulamaları kapsamında birim gümrük kıymeti bazı canlı büyükbaş hayvanlarda kesimlik olanlarda ton başına 3 bin diğerleri için 3 bin 500 dolar olarak belirlendi.

Ekonomi Bakanlığının, İthalatta Gözetim Uygulamasına İlişkin Tebliğinde Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliği Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, yapılan değişiklikle birim gümrük kıymeti bazı canlı büyükbaş hayvanlar için kesimlik olanlarda ton başına 3 bin diğerleri 3 bin 500 doların altındaki ithalatta gözetim uygulanmasına karar verildi.

Tebliğ, 30 gün sonra yürürlüğe girecek.

8.9.2017
Devamı

Küresel gıda fiyatları ağustosta düştü

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünce (FAO) gıda fiyat endeksinin ağustosta bir önceki aya göre yüzde 1,3 düştüğü bildirildi.

FAO'dan yapılan açıklamaya göre, küresel gıda fiyatlarının düşmesinde tahıl hasadının bol olacağı tahminleri etkili oldu. FAO gıda fiyat endeksi geçen ay temmuza göre yüzde 1,3 azalarak 176,6 puan seviyesine geriledi. Bu durum, tahıl fiyat endeksinin yüzde 5,4 gerilemesinden kaynaklandı.

Küresel tahıl üretim tahmini 2 milyar 611 milyon ton olarak belirlenirken bu seviye tüm zamanların rekoru olarak kayıtlara geçti. Bunun gerçekleşmesi halinde küresel tahıl stokları da 2018 sezonunun kapanmasıyla tüm zamanların en yüksek değerine erişecek.

Pirinç üretim miktarı da dünya genelinde yıl sonunda yeni bir rekora ulaşacak.

Fiyatlarda düşüş, stok ve ticarette artış

Gıda fiyatlarının ağustosta düşmesiyle üç aydan beri süren yükselişin sona erdiği kaydedilen açıklamada, "Buna rağmen uluslararası pazarlarda tahıl, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şekerden oluşan beş ana gıda maddesinin fiyatları ve ticareti takip edilerek belirlenen endeks geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 6 yükseldi." değerlendirmesinde bulunuldu.

Açıklamada, tahılların yanı sıra et fiyatlarının da geçen ay yüzde 1,2 düştüğü, şeker fiyatlarının ise Brezilya, Tayland ve Hindistan gibi önde gelen üreticilerin hasat beklentileri ve Çin ile Hindistan'ın koyduğu yüksek gümrük tarifelerinin gölgesinde gerçekleşen zayıf uluslararası talebin etkisiyle yüzde 1,7 gerilediği belirtildi.

Öte yandan açıklamada, ağustosta bitkisel yağ fiyatlarının yüzde 2,5, süt ürünleri fiyatlarının yüzde 1,4 arttığı belirtildi.

Dünya tahıl stoklarının 719 milyon tonla yeni bir rekor kıracağı ifade edilen açıklamada şunlar kaydedildi:

"Bu da sezon açılırken zaten en yüksek değerine ulaştığı noktadan yüzde 2'lik bir artış anlamına geliyor. Rusya'daki buğday ve Brezilya'daki mısır stoklarının da belirgin şekilde artması bekleniyor. Dünya tahıl ticaretinin yüzde 2'nin üzerinde genişleyerek 403 milyon tona varması bekleniyor ki bu da yeni bir rekor demek. Çin, Brezilya, Avrupa Birliği, İran ve Meksika'dan beklenen sağlamlaştırıcı ithalat talebinin etkisiyle FAO'nun son öngörüsü bir öncekinden 8 milyon ton daha yüksek gerçekleşti."

8.9.2017
Devamı

Tarıma ve Balıkçılığa Yüzde 50 Hibe

Avrupa Birliği ve Türkiye’nin ortaklaşa finanse ettiği IPARD kapsamında “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması İle İlgili Fiziki Varlıklara Yönelik Yatırımlar” tedbiri kapsamında 42 ilde yüzde 50 hibe desteği sağlanacak.

Kırsal Kalkınma Yatırımlarının desteklenmesi amacıyla Türkiye ile Avrupa Birliği’nin (AB) ortaklaşa finanse ettiği Kırsal Kalkınma Hibe Destek Programı IPARD kapsamında 42 ilde tarım ve balıkçılıkta işleme ve pazarlama yatırımlarına yüzde 50 hibe desteği sağlanacak. Destek için başvurular 6 Eylül’de başladı ve 28 Eylül’de sona erecek.

Gıda, tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu olan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ndan (TKDK) yapılan açıklamaya göre, “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması ile İlgili Fiziki Varlıklara Yönelik Yatırımlar” tedbiri kapsamında 42 ilde yatırımcılara yüzde 50 hibe desteği sağlanacak. Destekten yararlanmak isteyenlerin başvuruları 28 Eylül 2017 günü saat 18.00’e kadar kabul edilecek.

Desteklenecek yatırımlar

IPARD Programı 2014-2020 dönemi kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından daha önce yayınlanan “İkinci Başvuru Çağrı İlanı”na göre, hibe desteğinin toplam bütçesi 122 milyon 177 bin euro. Başvurusu kabul edilen ve sözleşme imzalanacak yatırımcılara yüzde 50 oranında hibe desteği sağlanacak. Hibe desteğinden yararlandırılacak 5 yatırım konusu ise şöyle belirlendi: süt ve süt ürünleri, kırmızı et ve et ürünleri, kanatlı eti ve et ürünleri, su ürünleri, meyve ve sebze ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması.

Destek verilecek iller

Destek almak amacıyla başvuruların yapılacağı ve yatırımın uygulanacağı iller şöyle belirlendi: Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kastamonu, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak, Van ve Yozgat.

Nereye başvurulacak?

Başvurular 6 Eylül 2017 itibariyle başladı. Yatırımın uygulanacağı ilde bulunan TKDK İl Koordinatörlükleri'ne başvuru yapılabilir. Başvuruların son teslim tarihi 28 Eylül 2017 saat 18:00 olarak belirlendi. Ayrıca Online Proje Başvuru Sistemi 26 Eylül 2017 günü saat 21:00’e kadar açık olacak. Buradan da başvurular kabul edilecek.

Desteklenecek yatırımlar

Süt ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması
Kırmızı et ve et ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması
Kanatlı eti ve et ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması
Su ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması 
Meyve ve sebze ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması

Kaynak:www.dunya.com

8.9.2017
Devamı

Hasat Yapıldı Dönüş Başladı

Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Akın Çiftçi, "Genel olarak baktığımızda arıcılarımız sezondan çok memnun değil. Geçen sezona oranla yüzde 25 bir düşüş söz konusu. Bunun başında ise hava şartları geliyor" dedi.

İlkbaharda yaylalara göç eden Karadenizli arıcılar, bal hasadını tamamlamalarının ardından memleketlerine dönmeye başladı.

Ordu Arıcılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Akın Çiftçi, yaptığı açıklamada, 2 bin 500 Ordulu arıcının, mayıs ayında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine göç ettiğini söyledi.

Arıcıların yaklaşık 45 ilin yaylalarına giderek sezonu buralarda geçirdiğini dile getiren Çiftçi, sezonun bittiğini, birçok arıcının hasatlarını tamamlayarak memleketlerine dönmeye başladığını belirtti.

Çiftçi, dönüşlerin eylül sonuna kadar tamamlanmasını beklediklerini ifade ederek, "Genel olarak baktığımızda arıcılarımız sezondan çok memnun değil. Geçen sezona oranla yüzde 25 düşüş söz konusu. Bunun nedenlerinin başında hava şartları geliyor. Arıcılar için ilkbahar çok soğuk, yaz ise çok kurak geçti." dedi.

Dengesiz iklim şartlarının bal rekoltesine olumsuz etkilediğini kaydeden Çiftçi, hasadı tamamlayan arıcıların ballarının satışını yaptığını söyledi.

Çiftçi, toptan satışta süzme balın kilogramının 13 liradan alıcı bulduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Bal rekoltesinin düşmesi sonucu fiyatlarda da artış var ancak bu, arıcılarımızı memnun etmemektedir. Çünkü binlerce arıcımız yaylalara göç ederken bankalardan kredi kullanmıştı. Şimdi arıcılarımız bu kredilerini kapatmak için ballarını en iyi fiyattan satışa sunmak isteyecektir."

Sahte balın arıcıları mağdur ettiğine dikkati çeken Çiftçi, yetkililerin denetimlerini daha da sıklaştırmasını istedi.

Bal üreticisi Şerafettin Yıldırım ise sezonu 300 kovanla Erzurum'da geçirdiğini belirterek, "Bal hasadını tamamladıktan sonra memleketimize döndük. Açıkçası sezon bizim adımıza çok iyi geçti diyemeyiz. Çünkü olumsuz hava şartları arılarımızı olumsuz etkiledi. Bundan dolayı istediğimiz bal hasadını yapamadık" dedi.

8.9.2017
Devamı

Milyarlarca Dolarlık Fırsat

Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı (WorldFood Istanbul), Türk gıda sektöründeki en yeni ürün, hizmet ve teknolojileri bir araya getirdi.

ITE Turkey tarafından düzenlenen WorldFood Istanbul, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi'nde başladı. 10 Eylül'e kadar sürecek fuarda, ürün, hizmet ve teknolojileriyle gıdanın üretiminden tüketiciye ulaşmasına kadar tüm süreçlerinde bulunan firmalar yer alacak.

Çok sayıda ülkeden uluslararası satın alma heyetinin de ağırlandığı fuarda, yurt dışı perakende ve zincir market firmaları Türk şirketleriyle ikili iş görüşmeleri gerçekleştirecek. Aşçılar Derneği de etkinlik süresince ünlü şef ve aşçılarla özel sunumlar yapacak.

ITE Turkey Gıda Grup Direktörü Semi Benbanaste, fuara ilişkin değerlendirmesinde, Türk gıda sektörünün her yıl büyüme kaydettiğini belirterek, WorldFood Istanbul'da sektörün paydaşlarını bir araya getirerek yeni iş fırsatları oluşturmayı ve ziyaretçileri gıda alanındaki gelişmelerden haberdar etmeyi hedeflediklerini bildirdi.

İhracatçılar için bu alanda milyarlarca dolarlık fırsat bulunduğuna işaret eden Benbanaste, bunun avantajlarından yararlanmak isteyenlerin fuarda yiyecek ve içecek alıcılarıyla iletişime geçebileceğini belirtti.

Kaynak:AA

8.9.2017
Devamı

Kuru Üzüm, Yaş Üzümün Fiyatını Düşürdü

Manisa'nın sarı altını olarak bilinen kuru üzüm kilosu 3 lira 45 kuruşa kadar düşerken, bu durum Rusya ve AB ülkelerine gönderilen yaş üzüm fiyatlarını da etkiledi. Manisa Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Demran, tüccarın fiyat düşüşünü dolar fiyatlarındaki gerilemeye bağladığını ancak bunun doğru olmadığını belirterek, yaş üzüm fiyatlarının da 1 lira 50 kuruştan 80-90 kuruşlara düştüğünü duyurdu.

Manisa'dan dünyanın birçok yerine gönderilen ve kentin sarı altını üzümde fiyatlar üreticiyi üzdü. Kuru üzümün kilosu 3 lira 45 kuruştan satılırken, çiftçiler kadar sivil toplum kuruluşları da bu fiyatlara tepki gösterdi. Manisa Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Demran, bu yıl çok fazla bir üzüm üretimi olmadığını ancak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın hala rekolte açıklamadığını belirterek, eleştirdi. Demran, "1 Eylül'de kuru üzüm piyasası açılır. En az 15 gün önce açılmalıydı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı hala daha rekolteyi açıklayamadı.  Rusya pazarı açıldı, sofralık üzümde ihracat iyi gidiyor. Günde ortalama 120 TIR yaş üzüm Rusya ve Avrupa ülkelerine gönderiliyor. Buna rağmen fiyatların doların düşüşü bahane edilerek indirilmesi özellikle küçük üreticiyi perişan ediyor. Tüccar, fiyatların düşmesini doların düşüşe bağlıyor ama bu gerçek değil. 'Kur düştü, böyle oldu' diyorlar. Kilosu 5 lira 40 kuruş olan kuru üzümün fiyatı 3 lira 45 kuruşa düştüğü için yaş üzüm fiyatları da etkilendi. Yaş üzümün kilosu 1,5 liradan 80-90 kuruşlara düştü" dedi.

 FİYAT AÇIKLANMALI

Üreticinin yapması gerekenleri anlatan Demran, "Üretici sakin olsun, işletme önlerinde kuyruk olmasın. Elde kalacak bir ürün değil. Ayrıca Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı biran önce rekolteyi açıklamalı. Tariş üzümün yok yıllarında fiyat açıklarken, bu yıl fiyat açıklayamadı. TARİŞ'in derhal 5 liranın üzerinde taban fiyat açıklaması lazım. Alkol yapımında kullanılan çıkma üzümün 50 kuruştan aşağı olmamak üzere alımının yapılması gerekiyor. Çıkma üzüm olarak bilinen kalitesi düşük mahsül kilosu şu an 20-25 kuruşlardan satılıyor. Lisanslı depoculuk mevzuatı geçen yıl açıklandı. Ama şu an mevzuat olmasına rağmen hiçbir girişim yok. Biran önce hayata geçirilmeli. Tarım Kredi Kooperatifleri de kuru üzüm alım fiyatını 5 lira 50 kuruş olmak üzere hemen açıklamalı. Okul üzümü projesi de yeniden tüm Türkiye'ye yayılarak, dağıtım miktarı artırılmalı" diye konuştu.
8.9.2017
Devamı

"İthalat Beni Vicdanen Rahatsız Ediyor"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, gelecek 30 yılda dünyanın en büyük problemlerinden birisinin gıda sorunu olacağını öngördüklerini, Türkiye'nin söz konusu sorunla karşılaşmaması için önlemini önceden alması gerektiğini söyledi. 

Tarımın dünya açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak dışarıdan gıda ve hayvan ithal etmem, tarım ürünleri ithal etmem beni vicdanen çok rahatsız etmektedir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının adının Üretim Bakanlığı olarak değiştirmek lazım. Üreteceğiz, ihraç edeceğiz insanlar zengin olacak, ülkemiz daha büyük bir ülke olacak" dedi.

Çiftçinin, üreticinin bilinçlendirilmesini önemsediklerini vurgulayan Fakıbaba, kısa süre içinde daha detaylı bilgilendirmelerin yapılması için de çeşitli projelerin oluşturulmasının planlandığını ifade etti.

Sertifikalı tohum kullanımını da yaygınlaştırmak istediklerini anlatan Fakıbaba, verimli ürünlerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarına da ağırlık vereceklerine dikkati çekti.

Verimli tarım arazilerinin suyla buluşturulmasına çok büyük önem verdiklerini vurgulayan Fakıbaba, "Suyu toprakla buluşturduğunuz zaman emin olun 7-8 problemi biz çözmüş oluyoruz. Ürün elde ettikçe tarıma dayalı sanayi bu sefer kendiliğinden gelecektir çünkü ana maddenin olduğu yer Güneydoğu'dur yani bütün Türkiye'nin tarım bakanıyım ama bu bölge bereketli hilaldir, bu bölgeye göz dikmelerinin nedeni Petrol  falan değil, bu bölgenin bereketli hilalinden, toprağından dolayıdır. Bu Güneydoğu coğrafyası bereketli toprağın tam merkezidir, biz bu toprağı harekete geçirir buna fonksiyon verirsek emin olun bu bölge bütün Türkiye'yi ve Avrupa'yı besler" diye konuştu.

8.9.2017
Devamı

"Geleceğin Petrolü Tarım Ve Hayvancılık Olacak"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Geleceğin en önemli petrolü, altını ve doğalgazı tarım ve hayvancılık olacak" dedi.

TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, Sivas Ticaret Borsası’nın 25’inci kuruluş yıl dönümü etkinliğine katıldı. Sivas Ticaret Borsası’nın konferans salonunda düzenlenen programda konuşan Hisarcıklıoğlu, "3 gün önce 4 Eylül Sivas Kongre’sinin 98’inci yıl dönümünü kutladık. Sivas hem tarih hem de kültür kenti. Turizmde önemli bir potansiyeli var. İnşallah hızlı trenin gelişiyle de turizmde hak ettiği payı alacak. Bakın Türkiye’de kayıtlı çiftçi sayısı geçen yıla göre yüzde 1 azaldı. Sivas’ta ise yüzde 6 arttı. Sivas, tarım ve hayvancılıkta üretmeye devam ediyor. Zaten rakamlar da Sivas’ın liderliğini teyit ediyor. Sivas tohumluk patateste Türkiye 1’incisi, buğdayda Türkiye 3’üncüsü, yoncada Türkiye 5’incisi, şeker pancarında Türkiye 7’ncisi, kayısıda Türkiye 8’incisi ve arpada Türkiye 9’uncusudur" dedi.

Hisarcıklıoğlu geleceğin en önemli petrolü, altını ve doğalgazının tarım ve hayvancılık olacağını belirterek, "Artan nüfus artan refah ve zenginlik insanları yemeye ve daha fazla tüketmeye yönlendiriyor. Ortaklık kültürünü geliştirmemiz lazım. Ortaklık yapmadan işimizi büyütme şansımız yok. Arazilerimizi toplulaştırmadan büyüme şansımız yok. Katma değerli üretim tarım ve hayvancılıkta elde ettiğimiz ürünleri muhakkak tarıma dayalı sanayi ile buluşturuyor olmamız lazım. Beyaz eşya ve mobilyada Türkiye’de satışlar bir önceki yıla göre mukayese ettiğimiz zaman yüzde 30 arttı. Konutta yüzde 10 arttı. Yeter ki aramızda birbirimizi ötekileştirmeyelim. Birbirimizi mezhebiyle ırkıyla inancıyla farklı siyasi görüşüyle birbirimizi ötekileştirmeyelim. Ötekileştirmeden birbirimizi seversek Allah’ın izni ile kimse bizi kimse yıkamaz" ifadelerini kullandı.

Programa eski Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Kutbettin Arzu, Nevşehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Arif Parmaksız, Sivas Ticaret ve Borsası Başkanı Abdülkadir Hastaoğlu da katıldı. Etkinlik plaket dağıtımı ve pasta kesimi ile sona erdi.
8.9.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba: Türkiye'de Fipronilli Yumurta Yok


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, tüm kontrollerin sürekli yapıldığını, Türkiye'de fipronilli yumurta tespit edilmediğini söyledi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, şu ana kadar Türkiye'de fipronilli yumurta tespit edilmediğini belirterek, "Batıda yumurta sektörü zor durumda, bu sektöre sürülen leke gibi sanki Türkiye'yi de içine katarak ekonomik olarak vurmaya çalışıyorlar." dedi.

Fakıbaba, Polatlı'da düzenlenen Ankara Tarımsal Sulama Çalıştayı'nda yaptığı konuşmada, suyun, yaşamın vazgeçilmez unsuru olduğunu belirterek, suyu ve toprağı yanlış kullanan toplumların tarih sahnesinden silinip gittiğini söyledi.

Sulamanın uygun yapılmaması halinde, çoraklaşmayla mevcut arazilerin üretim dışı kalmasının kaçınılmaz olacağına işaret eden Fakıbaba, "Bazı yıllar tekrar eden kuraklık ve su sıkıntısı ülkemizin pek çok bölgesinde tarımsal üretimi sınırlayan en önemli faktörlerin başında gelmektedir. Bu nedenle gerek Bakanlığımız gerekse Orman ve Su İşleri Bakanlığı, sulama yatırımlarına büyük önem vermektedir. Başlıca hedefimiz, etkin bir sulama ve verimlilik için toprağı suyla çiftçiyi bilgiyle buluşturmak olacaktır." diye konuştu.

"Su kıtlığının bir nedeni de tarımda yanlış sulama"

Fakıbaba, kuraklığın dışında su kıtlığının bir başka ana nedeninin de tarımda yanlış sulama teknikleri olduğunun altını çizerek, "Ülkemizde sulanan alanların yüzde 60 gibi önemli oranı su kayıplarına neden olan vahşi sulama metotlarıdır." ifadesini kullandı.

Suyu tasarruflu kullanmanın, Bakanlığının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını hatırlatan Fakıbaba, bu kapsamda, damlama ve yağmurlama sulama gibi su tasarrufu sağlayan basınçlı sulama sistemlerinin desteklendiğini, çiftçilere tasarruflu sulama sistemlerini kullanması halinde yüzde 50'lere varan hibeler verildiğini anlattı.

Fakıbaba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, "Türkiye tarım ve hayvancılıkta ilerleyemediği takdirde ilerlemiş bir ülke olamaz." sözünü anımsatarak, şöyle devam etti:

"Bu bağlamda, biz toprağı suyla buluşturmak zorundayız. Toprağı suyla, çiftçiyi bilgiyle buluşturmadığımız takdirde Türkiye'nin gelişmesi mümkün değildir. Ekonomik olarak sulanabilir tarım arazilerinin sulamaya açılmasıyla ürün deseni ve tarımsal üretim kalitesi artacak, ithalatımız çok azalacak, ihracatımız müthiş şekilde yükselecek, ilerlemiş ülkeler arasında olmanın gurur ve sevincini yaşayacağız. Bunun sonucu olarak, çiftçilerin gelir seviyesi yükselecek ve kırsal kalkınmanın gelişmesiyle köyden kente göçün önlenmesine katkı sağlanacaktır. Toprağın ve su kaynaklarımızın korunması, etkin kullanımı ve gelecek nesillere bırakılması ortak sorumluluk haline gelmiştir. Bu sorumluluğun yerine getirilmesinde toplumun her kesimine görev düşüyor."

"Türkiye'de fipronilli yumurta tespit edilmedi"

Çalıştayın ardından gazetecilerin "fipronilli yumurta" iddialarına ilişkin sorularını yanıtlayan Fakıbaba, Batı'daki ajansların Türkiye'de de bu yumurtalardan çıktığını söylediklerini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Ben bir hekim olarak insan sağlığının ne kadar önemli olduğunu bilen bir kişiyim. En ufak şüphem olmuş olsa size söylerim. Yarın ne olur onu bilemeyiz. Bizim bildiğimiz tek şey var, bu sofralık yumurtalarda oluyor, biz zaten bunu ihraç ediyoruz. Yıllık ihracatımız 248 milyon dolar. Bizim aldığımız yumurta, ana damızlık yumurta ve civciv üretmek için. Bunların da kontrollerini yapıp ülkeye ona göre alıyoruz. Kontrollerimizi elden bırakmış değiliz, yapıyoruz ve şu ana kadar fipronilli yumurta tespit olayı olmamıştır."

Türkiye'nin ihraç ettiği yumurtalarda da sıkıntı olmadığını vurgulayan Fakıbaba, "İthal ettiğimiz yumurtalar da damızlık yumurta; civciv üretiyoruz. Civcivden sonra yumurta elde ediyoruz. Bunlar da devamlı bizim kontrolümüz altında. Şu ana kadar yapmış olduğumuz araştırmalarda herhangi bir fipronil maddesine rastlanmadı" diye konuştu

7.9.2017
Devamı

Kırsal Kalkınma’da Başvurular Başladı

TKDK’nin “Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) II Programı İkinci Başvuru Çağrı İlanı” kapsamında proje başvuru ve kabul işlemleri başladı.

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK), 12 Haziran’da çıktığı “Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) II Programı İkinci Başvuru Çağrı İlanı” kapsamında proje başvuru ve kabul işlemleri başladı.

TKDK’den yapılan yazılı açıklamada, “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması ile İlgili Fiziki Varlıklara Yönelik Yatırımlar Tedbiri” kapsamında süt ve süt ürünleri, kırmızı et ve et ürünleri, kanatlı eti ve et ürünleri, su ürünleriyle meyve ve sebze ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasının destekleneceği belirtildi.

12 Haziran’da çıkılan TKDK’nin IPARD II Programı’nın ikinci başvuru çağrısı kapsamında yüzde 50 hibe verilecek sektörlere toplam 122 milyon 177 bin 559 euro destek bütçesi ayrıldı.

Program için online proje başvuru sistemi 26 Eylül Salı günü saat 21.00’e kadar açık kalacak. Başvurulara ilişkin belgelerin il koordinatörlüklerine 28 Eylül Perşembe günü saat 18.00’e kadar teslim edilmesi gerekiyor.

Destekleme kapsamında şu iller yer alıyor:

Afyonkarahisar,  Ağrı,  Aksaray, Amasya, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kastamonu, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak, Van ve Yozgat.

7.9.2017
Devamı

Limon Fiyatında Düşüş Beklenmiyor

Olumsuz mevsim koşullarından dolayı veriminde yüzde 40 düşüş yaşanan limonun yeni hasada rağmen fiyatlarında düşüş olmayacağı ifade ediliyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ağustosta en çok fiyatı artan ürünler arasında yer alan limonun fiyatındaki yükselişin yeni hasada rağmen süreceği öngörülüyor.

Çukurova’da soğuk geçen kış ve yaz aylarında görülen poyrazın etkisiyle verimin yüzde 40 azalmasının da limon fiyatlarına olumsuz yansıması bekleniyor.

Limonun Çukurova bölgesinin vazgeçilmez ürünleri arasında olduğunu söyleyen Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Çukurova’da erkenci meyvelerin hasadının başladığını anımsatarak, limonda bu yıl mevsim koşulları nedeniyle yüzde 40 oranında verim düşüklüğü yaşandığını vurguladı.

Doğan, mayer cinsi limonun yurt dışında da rağbet görmeye başladığını aktararak, “Erkenci mayer limon daha önce iç piyasa malıydı. Şu anda ise hasat edilen limonlar Romanya, Polonya ve Ukrayna’ya gönderiliyor. Bundan sonra da enter limon kesimine başlanacak. Limon az olmasının yanı sıra ihraç da edildiğinden fiyatlar daha da yükselecek.” değerlendirmesini yaptı.

“Tüketici, limonu bu yıl da pahalı yiyecek”

Yeni hasada rağmen limon fiyatlarında düşüş olmayacağına işaret eden Doğan, şunları kaydetti:

“Geçen yıl ağaç başına aldığımız 200 kilogramlık ürün bu yıl 120 kilogram civarına geriledi. Hallerde limonun kilogramının toptan satışı 3 lira. Marketlerde tabii ki bunun 4-5 katı olmakta. Limon fiyatı yükselir ve düşmez. Tüketicilerimiz maalesef limonu bu yıl da pahalı yiyecek. Limonun kilogramı tarlada ise 1 lira 30 kuruş ve 1 lira 60 kuruş arasında değişiyor. Çiftçi için bu fiyatlar yüksek görünse de meyve az olduğu için pek kazanç değil. Biz daha fazla verim bekliyorduk. Bu bizi yanılttı. Limon bu yıl hem üreticiyi hem tüketiciyi üzdü.”

7.9.2017
Devamı

Yasak Kalktı Fiyatlar Düştü

Denizlerde 1 Eylül’de av yasağının sona ermesiyle palamut, mezgit, barbunyave istavritin tezgahlardaki yerini almasının ardından, balık fiyatlarında yarı yarıya düşüş yaşandı.

Bartın’ın Amasra ilçesinde av sezonu başlamasına rağmen, 1 Eylül’ün Kurban Bayramı’na denk gelmesi nedeniyle gecikmeli denize açılan balıkçı tekneleri, limana az miktarda da olsa avladıkları palamut, mezgit, barbunya ve istavrit ile döndü.

İlçede yaklaşık 40 yıldır balıkçılık yapan Alpay Anar, gece avında ay ışığı olmasının avlanmayı olumsuz etkilediğini ve gündüz avı için de havaların uygun olmadığını söyledi.

Bol miktarda av için 1 hafta 10 gün bekleyeceklerini ifade eden Anar, “Gece avı için ay ışığı olduğundan yakamoz olur ve av yapılamaz, gündüzleri de denizin soğuk olması lazım. Bunlar olmayınca biz de şu an av ve tekne tamirine devam ediyoruz. Şu anda trol avı yapanlar var, onlar da 1-2 kasa balıkla dönebiliyorlar. İlk etapta bol miktarda lüfer, palamut ve çinekop avlamayı umuyoruz. Kasım gibi de hamsi avı başlar. Ama şu anda ay karanlığını beklemek zorundayız.” diye konuştu.

Balıkçı Ali Çevik de av için ay karanlığını beklediklerini belirterek, şu anda sadece trol avı yapanların az miktarda av yapabildiğini söyledi.

İlçede balıkçılık yapan Necmettin Yılmaz, trol ve gırgırla istavrit, barbunya, palamut, mezgit avlandığını ve teknelerin de sayılı kasalarla dönebildiklerini söyledi.

Balığın bollaşması için havaların soğumasını beklediklerini ifade eden Yılmaz, “Tabii bolluk olmamasına rağmen fiyatlar yarı yarıya düştü. Sezondan önce 40 lira olan barbunya 20, 35 lira olan mezgit 20, 20 liradan satılan istavrit 7 buçuk liraya düştü. Etin kilosu 50 lirayken balık 7 buçuk lira. Maddi durumu olanın da olmayanın da en büyük gıdası.” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, vatandaşların balıkçı tezgahlarında yoğunluk oluşturduğu görüldü.

7.9.2017
Devamı

Gıda İsrafına Çözüm Türkiye'den

Sabancı Üniversitesi'nde geliştirilen ve gıdaların erken bozulmasını engelleyen ambalaj teknolojisi dünya gıda piyasalarında yankılandı.

Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü’ne (FAO) göre her yıl 1.3 milyar ton gıda çöpe gidiyor. Bunun parasal değeri 800 milyar dolar. Çöpe giden bu yiyecekler aslında 1.8 milyar insanın doymasına yetiyor. Dünyada yaklaşık 842 milyon insan kronik olarak yetersiz beslendiğini düşünürsek aslında çöptekiler insanların hayatta kalmasına yetiyor da artıyor. Her gün 5 yaşın altındaki 20 bin çocuk açlık ya da yetersiz beslenme sonucu hayatını kaybettiğini buna ekleyelim.

Sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde çiftçilerin ürettiği sebze ve meyvelerin yüzde 20 ila 40’ı yeterli korunmadığı için tüketimi yapılamadan çöpe gidiyor. Buzdolabı ve dondurucularda yeterince korunamayan işte bu gıdaların yıllık oluşturduğu atık miktarının ekonomik değeri dünyanın bir çok ülkesinden büyük. Son açıklanan 2010 verilerine göre tam 161 milyar dolar. Yani Türkiye’nin yıllık toplam ihracatından da fazla…

Çöpe giden parayla 171 bin okul yapılabilir

Peki Türkiye’de durum ne?

Bazı tahminlere göre  yılda  Tam tamına 214 milyar lira çöple buluşuyor. Yaklaşık 62 milyar dolar. Bu parayla Türkiye’de bu israfa 171 bin okul yapılabiliyor. 11 bin de hastane…

Hükümetler bunun için büyük çaba sarf ediyor. Örneğin yılda 22 milyon ton yiyeceği çöpe atıldığı Avrupa’nın en önemli ülkelerinden Fransa, yaşanan bu israfı önlemek adına gıda maddelerinin çöpe atılmasını yasakladı. Karar gereğince son kullanma tarihi geçen gıda mamullerinin hibe edilmesi ya da yeniden değerlendirilmesi mecburi. Satılmayan gıda maddeleri, ihtiyaç sahiplerine hibe ediliyor.

Kısa sürede çürüyen yiyecekleri hayatta tutmak için bilim insanları uzun süredir büyük bir çalışma içinde. Sonunda neredeyse umut belirdi ve gıdaların raf ve saklama ömrünü uzatabilen bir özel bir ürün geliştirdi.

7.9.2017
Devamı

TMO Fındık Alımına Başladı

TMO, daha önce açıklanan takvim doğrultusunda Ordu’da fındık alımına başladı.

Ordu’nun Altınordu ilçesine bağlı Karapınar Mahallesi’nde depo kiralayan Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), daha önce randevu verdiği üreticilerden Giresun kalite fındığın kilogramını 10,5, levant kalite fındığın kilogramını ise 10 liradan almaya başladı.

İlk gün 50 üretici tarafından TMO’ya fındık verilirken, üreticiler tarafından 500 kilogram ile 5 ton arasında fındık satışı yapıldı.

Altınordu Ziraat Odası Başkanı Selami Akarsu, TMO’nun Ordu’da daha önce verdiği takvim doğrultusunda ürünleri almaya başladığını belirterek, “Şu anda TMO’nun fındık alımı yoğun şekilde devam ediyor. İlk gün olmasına rağmen herhangi bir sıkıntının da yaşanmadığını gözlemledik. Her şey profesyonel şekilde yürütülüyor. TMO bu konudaki tecrübesini bir kez daha göstermiştir.” dedi.

Tüm üreticilerin rahatlıkla TMO’ya fındıklarını getirebileceklerini vurgulayan Akarsu, piyasanın dengelenmesi açısından Toprak Mahsulleri Ofisinin varlığının kendile için çok önemli olduğunu söyledi.

7.9.2017
Devamı

"Mevsimlik tarım işçilerinin şartları iyileştirilecek"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, mevsimlik tarım işçilerin yaşam şartlarına ilişkin, "Göreceksiniz seneye benim hemşehrilerim tuvaleti, banyosu ve mutfağı olan insanca yaşayabilecekleri çamuru olmayan yerlerde yaşayabilecekler. Ankara'da örnek bir proje başlayacak, adım adım da diğer illere yayılacak" dedi.
 
Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ile Ankara'nın Polatlı ilçesinde mevsimlik işçileri ziyaret ettiklerini hatırlattı. İşçilerin taleplerini yerinde dinleyip, çözüm önerileri konusunda görüş alışverişinde bulunduklarını belirten Fakıbaba, işçilerin şartlarını daha da iyileştirebilmek için yeni adımlar atacaklarını dile getirdi.

Başbakan Yıldırım'dan talimat

Başbakan Binali Yıldırım tarafından mevsimlik işçilerin sorunlarının yakından takip edildiğine değinen Fakıbaba, kendi bakanlığının yanı sıra Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile İçişleri Bakanlığının ortak bir çalışma yaptığını kaydetti. Fakıbaba, Başbakan Yıldırım'ın üç bakanlığa da "Mevsimlik işçilerin sorununu giderin" yönünde talimat verdiğini aktararak, her bakanlığın kendi bünyesinde işçiler için farklı projeler hazırladığını söyledi.
"Mevsimlik işçi profili değişecek"

Vatandaşın problemlerini giderebilmek için hükümet olarak yoğun çaba gösterdiklerinin altını çizen Fakıbaba, sorunların çözümü için biraz zamana ihtiyaç duyduklarını dile getirdi. Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki verimli tarım arazilerinin büyük bir bölümünü suya kavuşturmayı planladıklarını anlatan Fakıbaba, bölgenin sulamaya açılmasıyla da binlerce kişiye yeni istihdam alanlarının oluşturmasının öngörüldüğünü bildirdi.

Fakıbaba, tarım işçilerinin problemlerinin çözümü için kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:
"İşçilerimizle gittik görüştük şu anda projeler yapıldı. Göreceksiniz seneye benim hemşehrilerim tuvaleti, banyosu, mutfağı olan ve insanca yaşayabilecekleri çamuru olmayan yerlerde yaşayabilecekler. Ankara'da örnek bir proje başlayacak, adım adım da diğer illere yayılacak. İnşallah bizim sulama projelerimiz tamamlandığında da mevsimlik işçi profili zaten değişecek. O zaman Şanlıurfalı, Batmanlı, Mardinli ve Diyarbakırlı kardeşlerimiz gitmeyecek ama başka gidenler olacak. O zaman da
 gidenler yine benim kardeşim onlar da insanca yaşama hakkını elde edecek. Eğitim durumları düzelecek oraya sağlık merkezleri açılacak, gençler için oyun sahaları yapılacak. İnşallah bu projeyi Polatlı kaymakamımızla beraber Jülide Bakanı'mız, ben ve Süleyman bey beraber takip ediyoruz, bize verilen talimat o." 

"Üreten insanın her zaman elini öperim"

Bu projenin daha sonra Türkiye sathına yayılacağına işaret eden Fakıbaba, "El emeğine çok saygı duyan bir kardeşinizim üreten insanın her zaman ben elini öperim. Çünkü onlar üretmediği zaman biz yiyemeyiz. Yiyemeyen insan da büyüyemez, gelişemez. Gıda güvenliğinin, hayvancılığın ve tarımın ne olduğunu vallahi 45 günlük süreçte bana arkadaşlarım çok iyi öğretti. Gerçekten bunun da tıpla çok yakın ilişkisi olduğunu öğrendim ve inandığım için ekip olarak çok başarılı olacağımıza inanıyorum." ifadelerini kullandı.
 
 
6.9.2017
Devamı

"Bakanlığın Adı 'Üretim Bakanlığı' Olarak Değiştirilmeli"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarım ürünleri ithal edilmesinin kendisini çok rahatsız ettiğini belirtti ve bakanlığın adının ‘Üretim Bakanlığı' olarak değiştirilmesini önerdi.

Bakan Fakıbaba Türkiye'nin tarım potansiyelinin tam kapasiteyle Milli Tarım Projesi sayesinde kullanılmasının planlandığını söyledi.

Çiftçinin, üreticinin bilinçlendirilmesini önemsediklerini vurgulayan Fakıbaba, kısa süre içindedaha detaylı bilgilendirmelerin yapılması için de çeşitli projelerin oluşturulmasının planlandığını ifade etti.

Sertifikalı tohum kullanımını da yaygınlaştırmak istediklerini anlatan Fakıbaba, verimli ürünlerin geliştirilmesine yönelik Ar-Ge çalışmalarına da ağırlık vereceklerine dikkati çekti

'BEREKETLİ TOPRAĞA GÖZ DİKİLİYOR'

Verimli tarım arazilerinin suyla buluşturulmasına çok büyük önem verdiklerini vurgulayan Fakıbaba, "Suyu toprakla buluşturduğunuz zaman emin olun 7-8 problemi biz çözmüş oluyoruz. Ürün elde ettikçe tarıma dayalı sanayi bu sefer kendiliğinden gelecektir çünkü ana maddenin olduğu yer Güneydoğu'dur yani bütün Türkiye'nin tarım bakanıyım ama bu bölge bereketli hilaldir, bu bölgeye göz dikmelerinin nedeni petrol falan değil, bu bölgenin bereketli hilalinden, toprağından dolayıdır. Bu Güneydoğu coğrafyası bereketli toprağın tam merkezidir, biz bu toprağı harekete geçirir buna fonksiyon verirsek emin olun bu bölge bütün Türkiye'yi ve Avrupa'yı besler." diye konuştu.

'İTHALAT VİCDANEN RAHATSIZ EDİYOR'

Fakıbaba, gelecek 30 yılda dünyanın en büyük problemlerinden birisinin de gıda sorunu olacağını öngördüklerini, Türkiye'nin söz konusu sorunla karşılaşmaması için önlemini önceden alması gerektiğini dile getirdi. AK Parti iktidarı döneminde tarım alanında önemli mesafelerin alındığına işaret eden Fakıbaba, şu anda yaklaşık 50 milyar dolarlık tarımsal hasılaya ulaştıklarına değindi.

Tarımın dünya açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak dışarıdan gıda ve hayvan ithal etmem, tarım ürünleri ithal etmem beni vicdanen çok rahatsız etmektedir. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının adının Üretim Bakanlığı olarak değiştirmek lazım Üreteceğiz, ihraç edeceğiz insanlar zengin olacak, ülkemiz daha büyük bir ülke olacak." dedi.

6.9.2017
Devamı

Biyoyakıtta Türkiye’nin Yeni Alternatifi,Ketencik!

Ketencik bitkisinin Türkiye’deki ilk hasadı geçtiğimiz günlerde yapıldı. Bitkiden elde edilen yağ uçak yakıtı olarak başarılı denemelere konu olmuştu.

Biyoyakıt endüstrisinin en yeni hammaddelerinden biri olmaya aday ketencik bitkisi artık Türkiye’de de yetiştirilmeye başladı. Bu yıl ilk kez Denizli’nin Çivril ilçesinde 20 dönümde yapılan hasatta elde edilen sonuçlar Türkiye’nin bitkisel kaynaklı akaryakıt üretimi için umut veriyor.

Dünya genelinde geniş ölçekte üretime konu olan soya, mısır, kanola, aspir ve ayçiçeği gibi ürünler aynı zamanda biyodizel üretiminde de en çok kullanılan tarla bitkileri. Ancak son dönemde gıda endüstrisini de besleyen bitkiler yerine alternatif ürünler ön plana çıkmaya başladı. Uçak yakıtı olarak amaçlı denemelerde başarılı sonuçlar veren ketencik (Camelina sativa) de bunlardan biri.

Donanma uçağı ketencik yağıyla uçtu

“Yalancı keten” adıyla da bilinen ketencik bitkisi Avrupa, Asya ve Güney Amerika’da pek çok bölgede alternatif bir yağ kaynağı olarak sınırlı düzeyde de olsa yüzyıllardır yetiştiriliyor. Bitkinin zengin yağ içeriği ise onun biyoyakıt sanayisi tarafından adeta yeniden keşfedilmesini sağladı.

ABD’de yapılan araştırmalar ketencik bazlı jet yakıtlarının karbon emisyonlarını yüzde 80 oranında azaltabileceğini ortaya koydu. 2010 yılında UNESCO Dünya Günü’nde, ABD donanmasına ait ve deposu yarı yarıya ketencik yakıtı ile dolu bir jet uçağının yaptığı 45 dakikalık deneme uçuşu bitkinin geleceğinin parlak olduğunu kanıtladı.

Bitkisel yağ piyasasına fayda sağlayacak

Ketenciğin Türkiye coğrafyası ve iklim koşullarına uygun bir ürün olduğunu vurgulayan Afacan, “Ketencik aynı zamanda biyodizelcilerin ürettirdiği ancak ne yazık ki tağşişe kurban edilen bitkisel yağlardan kaynaklı yaşanan sorunlara karşı da önemli bir alternatif olacak” şeklinde konuşuyor.

6.9.2017
Devamı

Madenciliğe Alternatif, Tarım ve Hayvancılık

Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası (ZTSO) Başkanı Metin Demir, kentte maden sektörüne alternatif tarım ve hayvancılıkla ilgili Organize Sanayi Bölgeleri (OSB) kurarak yatırım alanları hedeflediklerini söyledi.

ZTSO Başkanı Metin Demir, Zonguldak’ın 170 yıllık bir madencilik kültürüne sahip olduğunu, son 20-25 yıldır dünyadaki ticaretin hızlanması ve gelişmesi nedeniyle madencilik sektörünün 1960-1970’li yıllardaki kadar stratejik öneme sahip olmadığını söyledi. Demir, madenciliğin eskisi kadar katma değer üreten karlı bir sektör olmaktan da gün geçtikçe geriye gittiğini, buna bağlı olarak bölgede istihdam yaratma kapasitesinde de ciddi bir gerilemenin yaşandığını ifade etti.

2011-2012 yıllarında özel sektörde faaliyet gösteren özel maden şirketlerinin 5 bin 500 çalışan ile yılda 1 milyon 100 bin ton üretim yaptığına dikkat çeken Demir, şöyle dedi:

"Özellikle Soma ve Ermenek kazalarının ardından çıkan Torba Yasası’nın getirdiği kriz nedeniyle 1500-2000 kişiye kadar düşen çalışan sayısıyla kömür üretimi 350-400 bin tona kadar düştü. Kömüre alternatif olarak tarım ve hayvancılık konusunda bölgede çalışmalar yapıyoruz. Seracılık ile ilgili Çaycuma İlçesi Bakacakkadı Beldesi’nde 524 dönümlük arazide yatırım programı hazırladık. Hayvancılık alanında da yine OSB mantığıyla hareket edeceğiz. 5-6 bin kapasiteli OSB  kurmayı planlıyoruz. Bununla ilgili yer seçim çalışmaları devam ediyor. Gökçebey ve Çaycuma’da alternatif yerler var. Hayvancılıkta da inşallah OSB olacak. Bu çalışmalar 1-2 yıla kadar fiiliyata geçmiş olacak."
6.9.2017
Devamı

Ağustos Ayının Zam Şampiyonu Yumurta Oldu

Ağustos ayında en yüksek fiyat artışı yüzde 16,85 ile yumurtada oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2017 yılı Ağustos ayı ‘Tüketici Fiyat Endeksi’ (TÜFE) verilerine göre söz konusu dönemde en yüksek fiyat artışı yüzde 16,85 ile yumurtada oldu. İkinci sırada yüzde 12,84 ile kayısı yer alırken, fiyat artışlarına göre yüzde 12,16 ile yeşil soğan, yüzde 11,81 ile spor müsabakalarına giriş ücreti, yüzde 10,51 ile özel üniversite ücreti, yüzde 8,83 ile LPG dolum ücreti, yüzde 7,55 ile limon, yüzde 6,48 ile yemek odası takımı ve yüzde 6,06 ile tüp gaz, yüzde 5,87 ile süt, yüzde 5,03 ile tereyağı (kahvaltılık), yüzde 4,97 ile yatak odası takımı, yüzde 4,48 ile kaşar peyniri, yüzde 3,87 ile beyaz peynir, yüzde 3,67 ile Antep fıstığı, yüzde 3,23 ile yurt içi bir hafta ve daha fazla süreli turlar, yüzde 3,16 ile tek kişilik yatak, yüzde 2,95 ile yurt ücretleri, yüzde 2,73 ile bulaşık makinesi, yüzde 2,66 ile mazot listede bulundu.

Sivri biber ucuzladı

Ağustos’ta en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 19,81 ile sivri biberde yaşandı. Fiyatı düşen ürünler şu şekilde sıralandı: ”Yüzde 19,72 ile armut, yüzde 12,42 ile erik, yüzde 12,06 ile domates, yüzde 10,31 ile elma, yüzde 9,96 ile üzüm, yüzde 9,2 ile patlıcan, yüzde 6,45 ile kadın tişörtü ve yüzde 6,12 ile karpuz”.

5.9.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Yolsuzluk Uyarısı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, usulsüz fatura ile destekleme primi alıp yolsuzluk yapanları uyardı, “Benden önce yolsuzluklar varmış ve usulsüz faturalar ile destekleme alanlar olmuş. Bu geride kaldı. Erkek olan şimdi yolsuzluk yapsın, göreyim bakayım” dedi.

Kurban Bayramı’nı memleketi Şanlıurfa’da geçiren Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kentteki tarım sorunlarını görüşmek üzere Güneydoğu Anadolu Projesi Tarım Araştırma Eğitim Merkezi’nde (GAPTEM) toplantı yaptı. Toplantıya, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, AK Parti Milletvekili Mahmut Kaçar, kurum müdürleri, bakanlık yetkilileri ve çiftçiler katıldı.
“Sulamada kapalı sisteme geçmemiz lazım”

Konuşmasında kentte tarımın sorunlarını çözmeye çalıştıklarını bildiren Fakıbaba, Suruç’ta taban suyu yükselmesiyle ilgili çalışma yapılacağını belirterek, şöyle konuştu:

“Suruç’ta yaşanan sorunla ilgili çok şikayet aldım. Burada acil olarak kapalı sisteme geçmemiz gerekiyor. Şanlıurfa’nın geleceği tarım, hayvancılık ve gıdadır. Eğer gerçekten toprağa kaybetmek istemiyorsak, toprağın tuzlanmasını istemiyorsak, erozyonu istemiyorsak, toprağımızın başka ülkelere gitmesini istemiyorsak, kapalı sisteme geçmek zorundayız. Kapalı sistem için projeler yapılmalıdır. Bunun için bakanlığımız yüzde 50 destek veriyor.

Suruç örneği benim hakikaten kalbimi yakıyor. Suruç problemini çok acı bir problem olarak görüyorum. Suruç’un çok acil bir şekilde düzeltilmesi gerekiyor. Devlet katrilyonlar harcadı, maalesef gelen fotoğraflara bakıyorum, Suruç’ta yarım metrede su çıkıyor. Bu bizi çok üzüyor. İnşallah Ankara’ya gider gitmez Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu bakanımızla bu konuyu görüşeceğim. Burada çok kısa sürede kapalı sisteme geçmemiz lazım yoksa çok ciddi toprakta kayıplar olacağını ben şimdiden görüyorum.”

“Tarım arazisinde betonlaşmaya geçit vermeyeceğiz”

Şanlıurfa’da son zamanlarda tarım arazilerinde hızla yükselen beton yapılara geçit vermeyeceklerini ifade eden Ahmet Eşref Fakıbaba, “Tarım arazisinde betonlaşmaya geçit vermeyeceğiz. Burada Toprak Koruma Kurulu kurulmuş ve başkanı da sayın valimizdir. Bundan sonra çok samimi olarak söylüyorum. Belediye başkanlığından beni tanırlar, tarım arazisine bina yapmayın. Boşuna masraf etmeyin. Neye mal olursa olsun yıkılacaktır. Toprak Kurulu ciddi bir şekilde çalışacaktır. Yine bu projelerde kadınlarımıza da ağırlık vereceğiz” diye konuştu.
 

“Erkek olan şimdi yolsuzluk yapsın”

Konuşmasında üreten insanlara destek vereceklerini altını çizen Fakıbaba, usulsüz ve sahte faturayla destek alanları da uyarıp, şöyle konuştu:

“Bizim için üreten adam önemlidir. Tapu sahibi İstanbul’da başka bir işle uğraşıyor. Ama ben gübre, mazot primlerini tapu sahibine veriyorum. Halbuki tarlayı işleten farklı bir insan. Bundan niye vazgeçildi?

Benden önce yolsuzluklar varmış ve usulsüz faturalar ile destekleme alanlar olmuş. Bu geride kaldı, ben bunun takipçisiyim. Erkek olan şimdi yolsuzluk yapsın, göreyim bakayım. Fatura yolsuzluğu yapsın, onun cezasının ne olduğunu sayın valim ona gösterecektir. Onun için yolsuzluk yok kardeşim. Biz üreticiye vereceğiz. Eğer yolsuzluk yapan beş, on kuruşa aldanan ve sahte bir firmadan fatura alan insan da suçludur. O sahte faturayı veren şebekede suçludur. Bu konuda gerekli tedbirleri alacağız.”

5.9.2017
Devamı

Enflasyon Rakamları Açıklandı!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜFE Ağustos'ta aylık yüzde 0,52, yıllık yüzde 10,68 arttı.

TÜFE’de 2017 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,52, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 6,60, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,68 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 9,66 artış gerçekleşti.

AYLIK EN YÜKSEK ARTIŞ YÜZDE 2,79 İLE EĞİTİM GRUBUNDA

Ana harcama grupları itibariyle 2017 yılı Ağustos ayında endekste yer alan gruplardan, ulaştırmada yüzde 2,05, ev eşyasında yüzde 1,66, lokanta ve otellerde yüzde 1,03 ve konut ile çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 0,71 artış gerçekleşti.

AYLIK EN FAZLA DÜŞÜŞ GİYİM VE AYAKKABI

Ana harcama grupları itibariyle 2017 yılı Ağustos ayında endekste düşüş gösteren bir diğer grup ise yüzde 0,22 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu.

YILLIK EN FAZLA ARTIŞ ULAŞTIRMADA

TÜFE’de, bir önceki yılın aynı ayına göre gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 11,97, sağlık yüzde 11,66, eğlence ve kültür yüzde 11,19 ve lokanta ve oteller yüzde 11,07 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama grupları olarak sıralandı.

ÜRETİCİ FİYATLARINDA YÜZDE 16,3 ARTIŞ

Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE), 2017 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,85, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 9,52, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16,34 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 12,05 artış gösterdi.

Sanayinin dört sektörünün bir önceki aya göre değişimleri; madencilik ve taşocakçılığı sektöründe yüzde 0,89, imalat sanayi sektöründe yüzde 0,86, elektrik ve gaz sektöründe yüzde 0,77 ve su sektöründe yüzde 0,36 artış olarak gerçekleşti.

AYLIK EN FAZLA ARTIŞ KOK VE RAFİNE PETROL ÜRÜNLERİNDE

Bir önceki aya göre en fazla artış; yüzde 5,33 ile kok ve rafine petrol ürünleri, yüzde 4,03 ile ana metaller, yüzde 3,63 ile ham petrol ve doğal gazda gerçekleşti. Buna karşılık tütün ürünleri yüzde 1,65, deri ve ilgili ürünler yüzde 0,39 ve tekstil ürünleri yüzde 0,24 ile bir ay önceye göre endekslerin en fazla düştüğü alt sektörler oldu.

Ana sanayi grupları sınıflamasına göre 2017 yılı Ağustos ayında aylık en fazla artış enerji mallarında ve yıllık en fazla artış ara mallarında gerçekleşti.

5.9.2017
Devamı

Yerli Tohuma Büyük Rağbet

Tekirdağ’da geliştirilen “Rumeli” adlı buğday cinsi, rekor seviyede kalite ve yüksek verim verince, rakiplerinin yerini alarak bu yıl da yüksek taleple sattı.

Süleymanpaşa ilçesinde tohum ıslah çalışmaları yürüten Trakya Tarım firmasının sahibi İlhami Özcan Aygun yaptığı açıklamada, geliştirdikleri Rumeli çeşidinin tohumluğuna gösterilen ilginin çok yüksek olduğunu, depolarında tükendiğini söyledi.

İlhami Özcan Aygun, Türkiye’deki tüm çiftçilere gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür edip, 2018 sezonunu hayırlı ve bereketli geçirmeleri temennisinde bulunarak, “Sağ olsunlar bizi sevindirdiler. Yaklaşık olarak, Trakya’da 9 bin ton üretimimiz vardı. Bugün itibarı ile bütün ürünlerimizi satmış bulunuyoruz. Bu da şunu gösterdi ki, Türk çiftçisinin, Trakya Tarım’a ve yerli ıslaha güvendiğini gösteriyor. Bizde onların güvenini boşa çıkarmadık. Bu yıl ki satışlara baktığımızda, Rumeli Toprak Mahsulleri Ofisinde olsun, sanayicide olsun, tüccarda olsun en yüksek rakamlara satılması, bu yılki Rumeli çeşidimizin satışında bize destek oldu” dedi.

İlhami Özcan Aygun açıklamasının devamında, “Türkiye’deki tohumluk üretiminde söz sahibiyiz. Temennimiz, Türkiye’de tamamen yerli ıslahtan gelen ürünlerin kullanılmasıdır. Onun için de bir hedef koymuştuk. Biz demiştik ki, Türkiye’de buğday tohumunda bir numara olmak istiyoruz. AR-GE ekibimiz ve üretim ekibimizle beraber, onu başardık. O mutluluğu şu anda yaşıyoruz. Çiftçi tarafından, tarım kredi kooperatiflerinde, pancar kooperatiflerinde ve bayilerde her tarafta Rumeli çeşidi aranıyor. Maalesef üzülerek de Tohumumuz bittiğini onlarla paylaşıyoruz. Geldiğimiz noktada, yabancı çeşitlerin tahtını yıktık. İşte bu bizi mutlu ediyor” ifadelerini kullandı.

Trakya Tarım Firmasında AR-GE Müdürü Samet Duğan ise son yıllarda yerli ıslahların gitgide arandığını ifade ederek, “Bizde firma olarak, 2004 yılında başladığımız ıslah çalışmalarına ağırlık vererek, bugünlere geldik. Şu anda Rumeli diye bir çeşidimiz piyasada oldukça önemli bir yere sahip. Son yıllarda kuraklığın ve hastalıkların artması çok büyük bir risk faktörüdür. Bununla beraber Islah ekibi olarak, kuraklığa dayanıklı, hastalıklara dayanıklı, verim ve kalitesi yüksek çeşitleri geliştirmek için ıslah çalışmalarına devam ediyoruz. Rumeli çeşidimizle bunu başardığımıza inanıyoruz. Bunun yanında Maden diye bir çeşit geliştirdik. Maden çeşidi ise Rumeli gibi önümüzdeki yıllarda piyasalarda yer alacak, yabancı ürünlerin önünü keserek, yerli ıslahlıktan geliştirdiğimiz çeşitler hızla Türk çiftçisine ulaşmasını sağlayacağız. Bu sayede, çiftçilerimiz hem yüksek kalitede ürünler elde edecek hem de daha fazla kazanç elde edecekler. Buna bağlı olarak da, Türkiye’de yerli ıslah çalışmalarından gelen ürünlerle beraber, dışa bağımlılığı azaltarak, Türk ekonomisine katkı sağlamış olacağız” diye konuştu.

5.9.2017
Devamı

Kurbanlık Yetiştiricileri Mutlu!

Kurban bayramı dolayısıyla Bursa ve Balıkesir’de kurulan kurban pazarlarında hayvanlarının büyük bölümünü elinden çıkaran yetiştiriciler, satışların iyi gitmesi dolayısıyla memleketlerine mutlu döndü.

Kurban Bayramı dolayısıyla Bursa ve Balıkesir’de kurulan kurbanlık pazarlarında hayvanlarının neredeyse tamamını satan yetiştiricilerin yüzleri güldü.

Bursa’nın merkez Yıldırım ilçesinde kurulan İsabey Hayvan Pazarı’na kurbanlıklarını getiren çok sayıda yetiştirici, satışlar dolayısıyla adeta çifte bayram yaptı.

Pazar yerinde toplanan çadırlardan geriye kalan elindeki birkaç kurbanlığı satamayan üreticiler de hayvanları araçlara yükleyerek memleketlerine döndü. Bazı yetiştiriciler de tekrar nakliye masrafı ödememek için ellerinde kalan az sayıdaki hayvanı, bayramın üçüncü gününde, neredeyse yüzde 50’ye varan indirimlerle sattı.

“Allah bereket versin”

İsabey Hayvan Pazarı’na Muş’un Korkut ilçesinden gelen Mehmet Bulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 15 yıldır Bursa’ya kurbanlık büyükbaş getirdiğini söyledi.

Bu yıl pazara 22 büyükbaş hayvan getirdiğini belirten Bulut, “13 bin 500 lira ila 20 bin lira arasında değişen fiyatlardan hepsi satıldı. Allah’a şükürler olsun, mutluyuz, bayramı iyi geçirdik.” dedi.

Hayvanları kendisinin yetiştirdiğini dile getiren Bulut, “Pazarda kaliteli olan hayvanlar pek kalmadı, satıldı hepsi ama kaliteli olmayan mallar kaldı genelde. Bu sene çok şükür getirdiğimiz hayvanların hepsini sattık, Allah bereket versin.” diye konuştu.

Muş’un Varto ilçesinden gelen çiftçilerden Güven Aydın da 200 küçükbaş hayvan getirdiğini kaydetti.

Kurbanlıklarının tamamını sattığını dile getiren Aydın, “Mutlu bir şekilde memleketime dönüyorum. Getirdiğim kurbanlıklar etliydi, satmakta zorlanmadım. Bazı yetiştiriciler getirdiği zayıf hayvanları yüksek paralara satmaya çalıştı. Satamayıp son güne kalınca da zarar ettiğini iddia ediyor. Ben iyi mal sattım zarar etmedim. Kar ederek dönüyorum bu yüzden de mutluyum.” ifadesini kullandı.

İl dışından kurbanlık gelmeyen Balıkesir

Balıkesir’in Bigadiç Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Murat Değer, Balıkesir’e il dışından kurbanlık getirilmediğini, kentin potansiyelinin yeterli olduğunu söyledi.

5.9.2017
Devamı

Anadolu, Antalya'da Yaşatılacak!

Antalya Ticaret Borsası tarafından TOBB’un desteği ve “Sizin oraların nesi meşhur” sloganı ile düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, 13-17 Eylül tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek.

Fuarın açılışını, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır yapacak.

Antalya Ticaret Borsası tarafından Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteği ile organize edilen ve bu yıl 8’incisi düzenlenecek olan Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX), 13 Eylül 2017 Çarşamba günü Antalya’daki Anfaş Fuar Merkezi’nde açılıyor. “Sizin oraların nesi meşhur” sloganı ile düzenlenen fuar, 17 Eylül tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak.

Fuara Türkiye’nin tüm bölgelerinden katılım olacak. 70’in üzerinde ilden 100 oda-borsa, 15 kalkınma ajansı, yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri ve firmalar olmak üzere 400’ün üzerinde kurumsal katılım gerçekleşecek. 

Büyük ilgi gören fuarın açılışını; Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır yapacaklar. Geçen yıl 155 bin kişinin ziyaret ettiği fuarın ziyaretçi sayısının bu yıl 200 bine ulaşması bekleniyor.

COĞRAFİ İŞARETLERİN RESMİ GEÇİDİ

Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, üretildiği veya yetiştirildiği yörenin adıyla yani coğrafi işaretiyle anılan tarım ürünlerinin, gıda ürünlerinin, el sanatlarının ve sanayi ürünlerinin ulusal ve küresel ölçekte tanınmasına katkı sağlıyor. Fuarda, bu anlamda Anadolu’nun üretim ve yaratım kültürü görücüye çıkıyor.
Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, yaklaşık 12 bin yıllık tarihiyle Anadolu topraklarının eşsiz bir medeniyet hamuruna sahip olduğunu, YÖREX fikrinin de geçmişe sahip çıkma, 12 bin yıllık birikimi ekonomiye kazandırma ruhuyla Yöresel Ürünler Projesi’nin bir etabı olarak ortaya çıktığını söyledi. Yöresel ürünlerin aynı zamanda önemli bir ekonomik değer olduğuna dikkat çeken Çandır, YÖREX’in yöresel ürün farkındalığını artırdığını kaydetti.

YÖREX’LE COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN SAYISI KATLANDI 

YÖREX’le birlikte coğrafi işaretli ürün sayısında artış yaşandığını belirten Çandır, “Geçen 8 yıllık sürede yöresel ürünlerin korunmasında önemli bir mesafe kaydedildi. 112 olan coğrafi işaretli ürün sayısı 209’a ulaştı. Türkiye’de 2 bin 500’ün üzerinde coğrafi işaret ürün olduğunu göz önünde bulundurursak, potansiyelin oldukça yüksek olduğunu görürüz” dedi. 

Çandır, “Ülkemizde Finike portakalı, Malatya kayısısı, Kayseri ve Afyon pastırmaları, Antep baklavası, Aydın inciri, Adana kebabı, Antalya piyazı, Pervari balı gibi yüzlerce yöresel ürünümüz var. Bu ürünlerin coğrafi işaretle korunması, ürünlerin hak ettiği değerde ticari işlem görmesini sağlayacak” dedi.

DÜNYA ARENASINA ÇIKACAK

Bir yörenin özsermayesi olan yöresel ürünlerin ünlerini, ait oldukları bölgenin doğal kaynaklarla insanların becerisinin birleşiminden aldığını aktaran Çandır, 13-17 Eylül'de 8'incisi düzenlenecek YÖREX’te, yaklaşık 10 bin metrekarelik fuar alanında rengarenk bir Türkiye oluşturulacağını da anlattı. Çandır, önümüzdeki yıl uluslararası alanda, çok büyük bir gıda fuarının içinde yaklaşık 2 bin-2 bin 500 metrekarelik alanda Türkiye’nin yöresel tatlarını dünya insanına tattırmak istediklerini ve konuda girişimlerde bulunduklarını kaydetti.

100 MİLYAR DOLARLIK PAZAR

Ülkenin ciddi bir ekonomik değeri olan yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılması için çalıştıklarını kaydeden Çandır, “Coğrafi işaretli ürünlerin ticareti dünyada yaklaşık 100 milyar dolar civarında bir hacim oluşturuyor. Bunun büyük çoğunluğu Avrupa ülkelerinde. Türkiye’ye baktığımızda hane halkı tüketiminin 3’te 1’i coğrafi işaret alabilecek ürünlerden oluşuyor. Böylesine müthiş bir zenginliğin ticari hayata kazandırılması için coğrafi işaretle bunların tescillenmesi, daha sonra da dünyaya açılmasının sağlanması gerekiyor” dedi. 

Çandır, YÖREX’in amacının; yöresel ürünlerin ticarileştirme süreçlerini desteklemek, markalaşmayı sağlamak, katma değerini artırmak, işletmelerin kapasitelerini artırmak ve bu ürünlerin ulusal ve uluslararası pazarlarda tanınırlığını sağlamak olduğunu sözlerine ekledi.

KAYNAK:www.hurriyet.com

4.9.2017
Devamı

Av Yasağı Kalktı Tehgahlar Doldu

Av yasağının kalkmasıyla yakalanan ilk balıklar tezgahta yerlerini aldı. Palamudun tanesi 10 liradan, mezgit 15, istavrit 10 ve barbun 20-30 liradan alıcı buluyor.

Av sezonunun açılmasıyla denize açılan balıkçı tekneleri, az da olsa kıyıya palamut, mezgit, istavrit ve barbunla yanaştı. Tanesi 10 liradan satılan palamutlar pahalı olmasına rağmen tezgaha çıkar çıkmaz tükendi.

İlk günlerde az sayıda balık çıktığını ifade eden Akçakoca Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mustafa Karakaş, "Balıkçılar gece avlanma mesaisinin ardından gündüz Düzce'nin Akçakoca limanına döndüler. İkinci gün olmasına rağmen ne çok iyi ne de çok kötü diyebileceğimiz balık aldılar ancak ilerleyen günlerde hava şartlarına bağlı olarak iyi bir balık sezonu geçireceğimizi düşünüyorum." dedi.

Karakaş, şu anda palamudun fiyatının biraz yüksek olduğunu vurgulayarak, "Palamudun tanesi 10 liradan satılmakta. Mezgit 15, istavritin kilosu 10, barbun iriliğine göre 20-30 lira arasında satılmakta. İlerleyen günlerde balık bollaşınca fiyatlarda düşme olabileceğini tahmin ediyorum." ifadelerini kullandı.

 

4.9.2017
Devamı

Et ve Süt Üreticileri Dünyaya Açılıyor

Türkiye'nin önemli et ve süt üretim merkezlerinden Kırşehir'deki üreticiler, Ekonomi Bakanlığının desteğiyle dünyadaki entegre hayvancılık tesislerini inceliyor. Kırşehir TSO Başkanı Selahadden Ekicioğlu: -"UR-GE Projesi ile Kırşehir hayvancılığını dünyaya açıyoruz" dedi.

Türkiye'nin önemli et ve süt üretim merkezlerinden Kırşehir'deki üreticiler, Ekonomi Bakanlığının desteğiyle yaklaşık 800 bin avroluk projeyle dünyadaki üretim tesislerinde incelemeler yapıyor.

Yaklaşık 200 bin büyükbaş, 250 bin küçükbaş hayvan potansiyeliyle entegre hayvancılık tesislerinde et ve süt üretimi yapan üreticiler, Kırşehir Ticaret Odası (TSO) ve Ticaret Borsası iş birliğinde hazırlanan Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Projesi (UR-GE) ile ilk ziyareti Fransa'ya yaptı. Üreticiler, Fransa'daki hayvancılık tesislerini inceleyerek bilgi aldı.

Kırşehir TSO Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Ekicioğlu,  yaptığı açıklamada, il genelinde entegre hayvancılık tesislerinin sayısının giderek arttığını, bu potansiyeli et ve süt üretiminde daha verimli hale getirmek için projeler geliştirdiklerini söyledi.

UR-GE Projesi kapsamında Kırşehir hayvancılığını dünyaya açmayı planladıklarını aktaran Ekicioğlu, özellikle Ticaret Borsası üyelerinin projeyle yakından ilgilendiğini dile getirdi.

Ekicioğlu, Türkiye'nin et ve hayvan ithal eden değil, ihraç eden ülke haline gelmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle konuştu:

"UR-GE Projesi ile Kırşehir hayvancılığını dünyaya açıyoruz. Dünyada hayvan ithalatında Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri'nden sonra ikinci sırada. Büyük bir ihtiyacımızı, 350 bin ton kadar et ithalatını Avrupa'dan karşılıyoruz. Türkiye'nin hayvancılık potansiyelini ihracata dönüştürmeye gayret ediyoruz. İki yıldır bu projeyi yürütüyoruz. Ekonomi Bakanlığının desteklediği yaklaşık 800 bin avroluk bir proje. Kırşehir Ticaret Borsası üyesi arkadaşlarımız bu projeyle yakından ilgileniyor. Borsa üyelerimizi dünyayı gezdiriyoruz. Fransa'ya gittiler. Sırada İsviçre var. Daha sonra da Amerika Birleşik Devletleri ve Güney Amerika ülkelerindeki tesisler gezilecek. 'Dünyada hayvancılık nasıl yapılıyor, biz nasıl yapalım' diye incelemelerde bulunuyorlar."

Ekicioğlu, Ekonomi Bakanlığı yetkilileriyle vardıkları mutabakat çerçevesinde gelecek yıl sona erecek projenin 2 yıl daha uzatılmasının planlandığını kaydetti.

4.9.2017
Devamı

Kurban Satışlarında Son Durum!

Kurbanlık koyun ve keçi satıcıları henüz kurban bayramı gelmeden hayvanların çoğunun satıldığını vurgulayarak, küçükbaşların bayramda kara borsaya düşebileceğini bildirdi. 

Bazı illerde kurban fiyatları

Kurban Bayramı'na sayılı günler kala kentteki boş alanlara kurbanlık satış merkezleri kuruldu. Çukurova ilçesindeki Türkmenbaşı Bulvarı'ndaki hayvan pazarında satış yapan Hüseyin Göde, ürettiği koyunların 2 bin 900 rakımlı Tufanbeyli ilçesindeki Çatalçam köyünde yetiştiğini ve kekik, nane gibi doğal besinlerle beslendikleri için oldukça iri ve etinin lezzetli olduğunu söyledi.

Kangal cinsi koyunların piyasada çok hızlı satıldığına değinen Göde, satışlar hakkında şu bilgileri verdi:

“Kangallar diğerlerinden kiloludur, uzundur ve eti yüzde 40 fire verir. Yani, 100 kilodan 60 kilo et verir. Bu durum vatandaşı memnun ediyor ki 25 senelik müşterilerim var, hala alışveriş yaparlar. Çadırımdaki 80 malın 55'i 2 günde satıldı. 200 müşterim daha hayvan bekliyor. Fiyatlar ise 850 ile 2 bin lira arasında her bütçeye uygun. Geçen seneye göre fiyatlar yüzde 10 arttı. Bunun sebebi yer kirası, yem masrafı gibi unsurlardır. Pazarlıkta elimiz sıkı değil ancak vatandaşın eli sıkı. Vatandaş elini çabuk tutsun yoksa geçen sene olduğu gibi bu sene de kara borsaya düşecek.”

Mehmet Burgaç isimli alıcı ise kangal cinsi koyunların doğal beslendiği için etinin adeta 'kuş' lezzetinde olduğunu savundu.

Ankara'da kurbanlık satışları

Anadolu'nun dört bir yanından kurban satıcılarının geldiği Yakacık'taki kurban satış ve kesim alanında büyükbaş kurban fiyatları 7 ile 18 bin, küçükbaş fiyatları ise 750 ile bin 500 lira arasında değişiyor

Anadolu'nun dört bir yanından kurban satıcılarının geldiği Yakacık'taki kurban satış ve kesim alanında büyükbaş kurbanlıklar 7 ile 18 bin, küçükbaşlar ise 750 ile bin 500 lira arasında satılıyor.

Yenimahalle Yakacık'taki kurban satış ve kesim alanına Çorum'dan gelen kurban satıcısı Ahmet Doğan, bazı vatandaşların kurban fiyatlarını pahalı, bazılarını ise makul bulduğunu söyledi. Büyükbaş kurbanlık fiyatlarının 7 ile 15 bin lira arasında değiştiğini belirten Doğan, her yıl en çok satışı hafta sonları yaptıklarını, gelecek hafta sonunda satışların artacağını düşündüklerini ifade etti.

Ankara'ya 35 hayvanıyla Kars'tan gelen Atilla Çeyil ise genel olarak satış fiyatlarının kendilerini memnun etmediğini, maliyetin yüksek olmasından dolayı tatmin edici fiyatlarla satış yapamadıklarını söyledi. Çeyil, büyükbaş kurbanlıklarını için 9 ile 12 bin lira arasında satışa çıkardığını söyledi.

Pazara Kars'tan gelen Yunus Sağlam, bu sene ekinlerin az olması nedeniyle geçen seneye oranla fiyatların biraz daha yüksek olduğunu, büyükbaş kurbanlıkları 9 ile 18 bin lira arasında sattığını anlattı. Bu yıl satışların çok iyi gittiğini belirten Sağlam, Ankara'ya 40 kurbanlık ile geldiklerini, 32 kurbanlığı şimdiden sattıklarını ifade etti.

Küçükbaş kurbanlık satan Hüseyin Ak, küçükbaş kurbanlıkların fiyatlarının 750 ile bin 500 lira arasında değiştiğini belirterek, pazardan elindeki 165 küçükbaş kurbanlığın hepsini satarak ayrılmak istediğini söyledi.

Alana 6 bin 300 kurbanlık giriş yaptı

Yakacık'taki kurban satış ve kesim alanından sorumlu Yenimahalle Belediyesi Zabıta Müdür Yardımcısı İshak Yardımcıel, kurbanlık alanının 300 çadır kapasiteli olduğunu, bunlardan 270 çadırın tahsis edildiğini bildirdi. Alana bugüne kadar 3 bin 500 büyükbaş, 2 bin 800 küçükbaş hayvanın getirildiğini kaydeden Yardımcıel, "Büyükbaş sayısının 7 bine, küçükbaş sayısının da 10 bine ulaşmasını bekliyoruz." diye konuştu.

Otomatik kesimhaneler vatandaşa kolaylık sağlayacak

Yardımcıel, kurban alışverişi yapan vatandaşların, kurbanlıklarının kesimlerini alandaki otomatik kesimhanelerde yaptırabileceğini hatırlatarak, kesimi yapılan hayvanların vatandaşlara ücretsiz olarak poşetler içinde teslim edileceğini söyledi.

Kütahya'nın Aslanapa, Altıntaş ve Gediz ilçelerinde kurban bayramı yaklaşırken canlı hayvan fiyatlarında kilogram başı yaklaşık 4 TL'lik artış olduğu açıklandı.

Aslanapa'lı hayvan üreticisi Ahmet Berber geçtiğimiz haftalarda canlı hayvan kilogram fiyatının 38 lira civarında olduğunu ancak kurban pazarlarının yoğunlaşmasıyla bu fiyatın bu hafta 42 liraya kadar çıktığını ve daha fazla artmasının beklendiğini söyledi.

Berber, “Büyükbaş hayvanların fiyatları kilogramına göre 6 ile 15 bin lira arasında değişiyor. Vatandaşlar fiyatların artmasından oldukça rahatsız. Geçen hafta 1150 liraya sattığımız küçükbaş kurbanlığı bu hafta 1400 liraya kadar satabiliyoruz. Fiyat artışları bizim açımızdan sevindirici olsa da kurbanlık alan vatandaşlarımızı maddi açıdan oldukça zorluyor” ifadelerini kullandı.

Otomobil fiyatına kurbanlık

Adıyaman Belediyesi kurbanlık pazarına Adıyamanlı üreticinin getirdiği 900 kilogram ağırlığındaki "Melek" adlı boğaya vatandaşlar ilgi gösterdi. Pazarın en büyük kurbanlık hayvanı olan boğa, 18 bin liradan satışa çıkarıldı.

Hayvanın sahibi Yunus Aydınlık (35), gazetecilere yaptığı açıklamada, şu an için fiyatların normal olduğunu söyledi. "Melek" adlı kurbanlığın fiyatının 18 bin lira olduğunu ifade eden Aydın, şunları kaydetti:

"Melek adlı boğanın alıcısını bekliyoruz. 2,5 yaşında simental cinsi bir kurban. Sabah, bin 100 kilogram civarında bir kurbanı 22 bin liraya sattık. Melek'e ilgi oldukça fazla. Alıcısına şimdiden hayırlı olsun. Canlı olarak 850-900 kilogram arası geliyor. Hayvanın eti de 450-500 kilogram geliyor. Adıyaman'da otomobil fiyatına kurbanlık satılıyor."

Kesimi yasaklanan dişi hayvanlar pazara sokulmuyor

Diyarbakır’da yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle satışa çıkarılan kurbanlıkların fiyatı cep yakıyor. Fiyatların bu sene 18 bin TL’ye kadar çıktığını ifade eden besiciler, dişi hayvan kesiminin yasaklanmasından memnun değil.

Kurban Bayramı'na az bir zaman kala kurbanlık hayvanlarını pazarlara getiren besiciler dişi hayvan kesiminin yasaklanmasının kendilerini olumsuz etkilediğini ve dişi hayvanların fiyatının danaya göre iki kat daha düşük olduğunu belirterek, bu durumun alıcıları da etkilediğini söyledi. Diyarbakır’da kurbanlık büyükbaş hayvanların ortalama fiyatları da 6 bin TL ile 18 bin TL arasında değişiyor.

“Fiyatları 18 bin TL’ye kadar çıkıyor”

Çocukluğundan beri hayvancılıkla uğraştığını dile getiren Cihan Karabulut, “Kurbanlıkların ağırlıkları 1 tona kadar çıkıyor. Bu senenin kurbanlıkları bunlar. Kilogram fiyatlarımız da 19 TL’ye kadar çıkıyor. Numune mallar da falan değişiyor. Ton üzerine çıktığı zaman fiyatlar değişiyor biraz. Diyarbakır’ın malı da bence Avrupa’ya göre, Türkiye’ye göre en kaliteli mal. Toplam fiyatları 12-13 bin TL’den 18 bin TL’ye kadar çıkıyor. Alıcısı çok ama dışarıya bakarsanız onu bilmem. Şu anda belli değil. Bayrama doğru satışlarımız belli olacak” dedi.

“Dişi hayvanlar pazara sokulmuyor”

20 senedir hayvancılıkla uğraşan Sezai Ayverdi ise, kesimlerinin yasaklanmasından sonra dişi hayvanların pazarlara sokulmadığını ifade ederek, “Geriye dana kalıyor. Fiyatları normaldir. Geçen senenin bir üstüdür. Büyüklerin kilogramı 16,5 TL civarında ve yüzde 8 firesi var. 250-300 kilogramlık danalarında kilogramı 20 TL’ye kadar çıkıyor. Onların da yüzde 8 firesi var. Dişilerin fiyatları daha düşük olduğu için kesiminin yasaklanması alıcıları etkiledi” diye konuştu.

“İşler biraz durdu”

Mahmut Kandemir de durumu iyi olan alıcıların dana alabildiğini aktararak, “Ama durumu olmayanlar alamıyor. Çünkü düve dananın yarı fiyatı kadardır. Hükümet bunu yasak edince işler biraz durdu. Sonuçta illaki kesilecek yani. Bugün kesilmezse yarın, yarın kesilmezse öbür gün. Sevki yasak olduğu için kimse hayvan pazarına getiremiyor o yüzden yerinden kıpırdayamıyor hayvan. Getiren yok” şeklinde konuştu. Van Erciş’ten geldiğini ve Diyarbakır’dan mal aldığını anlatan Mehmet Ölmez ise şunları kaydetti:

"Piyasa her tarafta aynı. Her tarafı geziyorum. Hem kendim için alıyorum hem de satıyorum. Dişilerin kesiminin yasaklanmasından dolayı bazı arkadaşlarımız mağdur. Elimde 70 tane düve var. Kurbana da göndermedik. Çıkış olmadı. Mağdur kaldık."

Kurban pazarı hareketlendi

Muğla’nın Ortaca ilçesindeki canlı hayvan pazarında yaklaşan Kurban Bayramı öncesi hareketlilik arttı. Karaburun Mahallesindeki canlı hayvan pazarında, bayram öncesi yoğunluk yaşanıyor. Sıkı pazarlıkların ilginç görüntüler oluşturduğu pazarda, küçükbaş hayvanlar 800 ila bin 500 liradan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

Canlı hayvan pazarının, her sene Kurban Bayramına 15 gün kala açıldığını belirten besici Erdem Aşkın, “Kurbanlık pazarımız açıldı. Günlük 8 ila 10 hayvan satışımız oluyor. Pazarlıklar ise 800 ve bin 500 lira arasında değişen fiyatlar ile başlıyor” diye konuştu.

Kurbanlık fiyatlarında arife günü düşüş yaşanacağı yönünde yanılgılar olduğunu belirten Aşkın, “Kurbanlık alacak vatandaşların arife gününe kalmamasını tavsiye ederim. Onlar için daha iyi olacaktır. Arife günü fiyatlar düşmez. Hayvanların iyileri ise önceden satılmış olur” dedi.

3.9.2017
Devamı

Acemi Kasap Vakalarında Bilanço Ağır!

Kurban Bayramı’nın ilk gününde yurt genelinde kurbanlıklarını kesmek isteyen 3 bin 704 kişi hastanelik oldu.Türkiye genelinde, kurban kesmeye çalışırken yaralanan kişiler, 112 Acil Servis ekiplerinin yanı sıra ve kendi imkanlarıyla hastanelere başvurdu.

Bayramın ilk gününde, saat 16.00 itibarıyla yurt genelinde kurbanlıklarını kesmek isterken yaralanan 3 bin 704 kişi, hastanelerin acil servislerinde yoğunluk oluşturdu.

Ankara’da kurban keserken yaralanan yaklaşık 650 kişi hastanelerin acil servislerinde tedavi edildi. Bayramın ilk günü kurban ibadetini yerine getiren vatandaşlardan bazıları, hayvanların darbesi ve kesici aletlerle yaralandı. Özel araçları veya ambulanslarla hastanelere ulaşan yaralılara acil servislerde müdahale edildi. Bu kişilerin en çok parmak, el, kol ve bacaklarındaki yaralanmalar nedeniyle hastanelere başvurduğu, tedavileri ayakta yapılan yaralıların taburcu edildiği belirtildi.

Bursa Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliğinden alınan bilgiye göre, kentte kesimhane ve boş alanlarda bayram namazı sonrası kurbanlıklarını keserken vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralanan 550 kişi, özel araçlar ve sağlık görevlilerince kentteki hastanelere taşındı. Yaralıların büyük bölümü ayaktaki tedavilerinin ardından taburcu edildi.

Eskişehir’de 115, Yalova’da 22, Kütahya’da 93, Bilecik’te 50, Balıkesir’de 37 ve Çanakkale’de de 10 kişi, el ve ayakta kesi ya da kurbanlıkların darbesiyle yaralanma sonucu hastanelerde kaldırıldı.

Kocaeli’de kurban keserken yaralanan 15 kişi, 112 Acil Servis ve özel araçlarla kentteki hastanelere kaldırıldı. Yaralananlardan Selim Sezgin, gazetecilere yaptığı açıklamada, Suadiye’de 30 yıldır kasaplık yaptığını ifade ederek, bu süreçte parmağını dahi kesmediğini söyledi. Kurbanlık keserken elemanın arka cebine koyduğu bıçağın baldırını kestiğini dile getiren Sezgin, baldırına yaklaşık 20 dikiş atıldığını belirtti. Sezgin, "Acemi eleman kurbanı oldum." diyerek vatandaşları arka ceplerine bıçak koymamaları konusunda uyardı.

Sakarya’da kurban kesimi sırasında parmağı kopan 1 kişi Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisindeki ilk tedavisinin ardından Kocaeli’ye sevk edildi. Zonguldak’ta 27, Bolu’da da 17 kişi kesici alet yaralanması sonucu hastanelere başvurdu.

İÇ ANADOLU BÖLGESİ

Konya’daki çeşitli hastanelerin acil servislerinde, dikkatsizlik sonucu kendisini yaralayan "acemi kasaplar" yoğunluk oluşturdu. Kurbanlıklarını kesmeye çalışırken el, kol, ayak ve bacaklarında kesik oluşanlar ile büyükbaş hayvanları kontrol etmeye çalışırken yaralananlar, hastanelerin acil servislerine geldi.

Konya’da 100, Aksaray’da 75, Afyonkarahisar’da 50, Karaman’da ise 180 kişinin çeşitli hastanelere başvurduğu öğrenildi Kayseri, Sivas, Kırıkkale, Nevşehir, Niğde ve Yozgat’ta kurban keserken yaralanan kişiler hastanelere başvurdu.
Kayseri’de 76, Sivas’ta 283, Kırıkkale’de 100, Yozgat’ta 48, Niğde 45 ve Nevşehir’de 27 acemi kasaptan birçoğu ayakta tedavi olduktan sonra taburcu edildi.

KARADENİZ BÖLGESİ

Karadeniz Bölgesi’nde ise kurbanını keserken yaralanan 216 kişi hastanelere başvurdu. Trabzon’da 15, Giresun’da 13, Rize’de 43, Bayburt’ta 38, Artvin’de 22, Ordu’da 15, Tokat’ta 50 ve Çorum’da 20 kişi, hastanelerde yoğunluk oluşturdu.

AKDENİZ VE EGE BÖLGESİ

Adana’da kesim sırasında yaralanarak, özel araç ve ambulanslarla kent genelindeki hastanelere gelen 70 "acemi kasap", tedavilerinin ardından taburcu edilirken, Kahramanmaraş’ta ise 100 kişi yaralanarak hastanelerde tedavi edildi. Uşak’ta kurban kesmeye çalışan bazı vatandaşlar, acemiliklerinin kurbanı oldu. Yaralanan 18 kişi, çeşitli hastanelere kaldırıldı. Denizli’de de 116 kişi, kesim sırasında oluşan yaralanmalar nedeniyle hastanelere başvurdu. Büyük kesiklerin dikiş atılarak tedavi edildiği hastanelerde yaralılar yoğunluk oluşturdu.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADDOLU BÖLGELERİ

Besiciliğin yaygın yapıldığı Doğu Anadolu’daki 7 ilde kurban kesmeye çalışırken yaralanan 167 acemi kasap, hastanelere müracaat etti. Bölgede Erzurum’da 65, Iğdır’da 3, Tunceli’de 2, Kars’ta 35, Erzincan’da 30, Ağrı’da 23 ve Ardahan’da da 9 acemi kasap hastanede tedavi edildi. Gaziantep, Malatya, Şanlıurfa, Adıyaman ve Kilis’te 400’den fazla kişi kurban kesimi sırasında yaralanarak hastanelik oldu. Gaziantep’teki çeşitli hastanelere yaralanmaya bağlı yapılan başvuru sayısının 100’ü geçtiği bildirildi. Malatya’daki yaralı sayısının 100, Şanlıurfa’da 70, Adıyaman’da 90, Kilis’te 40 ve Kahramanmaraş’ta ise 100’ü bulduğu öğrenildi. 

TRAKYA

Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ’da 46 kişi kurban kesimi sırasında çeşitli yerlerinden yaralanarak hastanelik oldu. Edirne’de 35, Kırklareli’nde 7, Tekirdağ’da 4 olmak üzere yaklaşık 46 kişi hastanelere başvurdu.

Kaynak:www.posta.com.tr
3.9.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba Şehit Aileleriyle Bayramlaştı

Kurban Bayramı dolayısıyla Şanlıurfa'da bulunan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Vali Abdullah Erin ile bayramlaşma gezilerini şehit aileleriyle devam ettirdi.

Gap Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü personeliyle bayramlaşan Bakan Fakıbaba, Vali Erin ve beraberindekiler, daha sonra Şanlıurfa'nın Eyyübiye ilçesinde açılan Şanlıurfa Eğitim ve Araştırma Hastanesine taşınan hastanelerden boşalan binalarda inceleme yaptılar.
 

‘Toprağı suyla çiftçiyi bilgiyle buluşturmalıyız’

Bakan Fakıbaba,Türkiye’nin daha çok çalışan veteriner ve ziraat mühendislerine ihtiyacının olduğunu söyledi. Kendisinin de yeni bir bakan olmasına rağmen dersine çok çalıştığını belirten Fakıbaba, “Bizim toprağı suyla, çiftçiyi de bilgiyle buluşturmamız lazım. Bu da sizin ve bizim görevimizin başında geliyor. Bunun finansını sağlamak benim görevim ama çiftçiyi bilgilendirmek sizin göreviniz. Eğer siz çiftçiyle bilgiyi buluşturamazsanız, eğer o çiftçi sulamayı nasıl yapacağını, hangi ürünü ekeceğini, buğdaydan 100 kilo alacağını 900 kiloya nasıl çıkaracağını siz anlatmazsanız adam bilemez” diye konuştu. Mühendislerden çiftçilerin ayağına gitmelerini isteyen Fakıbaba, kendilerinin halkın, mühendislerin de çiftçilerin hizmetkarı olduğunu ifade etti. Çiftçilerin bilgilenmesinin üretime büyük katkı sağlayacağını vurgulayan Fakıbaba, “Bakıyoruz fındık dekar başına 80 kilogram alınıyor, Amerika’da 400 kilogram alınıyor. O zaman demek ki ben burada görevimi yapamıyorum. Bunun için daha iyi çalışmalar yürütmeliyiz” şeklinde konuştu.   

İncelemeleri sırasında bölge esnafı ve vatandaşlarla da bayramlaşan Bakan Fakıbaba ve Vali Erin şehit aileleriyle de bayramlaştı. Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde vatani görevini yaparken şehit olan Hüseyin Koroç'un babaevini ziyaret eden heyet aileyle bayramlaştıktan sonra, 15 Temmuz'da şehit olan Şanlıurfalı Şefik Şefkatlioğlu'nun ailesini ziyaret etti. Şehitlerin emaneti olan ailelerin, devlet ve millet için kutsal olduğunu kaydeden Vali Erin, her zaman şehit ailelerinin yanında olacaklarını belirtti.

Bayram ziyaretleri sırasında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin'e ilgili kurum amirleri de eşlik etti.

3.9.2017
Devamı

Eti Kesildikten 6 Saat Sonra Dondurun!

Vatandaşlar bugünden itibaren kurbanlarını kesmeye başlarken, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan kurban etlerini dinlendirme ve saklama ipuçları geldi. Buna göre, etler, sıcak ve taze olduğu için 14-20 derecede 5-6 saat dinlendirilmeli. 

Kullanım şekline göre 

Direkt soğutucuya koyulan sıcak etlerin bozulma riski bulunuyor. Büyük parça etlerin ise içleri donmayacağı için dondurucuya konulmamalı. Etin hemen dondurucuya yerleştirilmesi sertleşmesine neden olur. Sıcak etler oda sıcaklığında dinlendirilmeden soğutucuya konursa, etlerdeki kasılmadan dolayı iç ısısı yeterince düşmeyeceği için et sıcak kalır ve birkaç gün sonra içlerinden bozulmaya başlar. Etler 12 saat olgunlaştıktan sonra tüketilmeye başlanmalı. Kıymalık, kızartmalık ve haşlamalık etler ayrılmalı. Kullanım miktarlarına göre ambalajlanmalı ve 4 derecede soğutulmalı. Etler dondurucunun en soğuk bölmesine yerleştirilmeli. 

Kıymayı 3 ay, danayı 10 ay saklayın

Etler dondurucunun en soğuk bölmesine yerleştirilmeli. Derin dondurucudan çıkan etleri tekrar dondurulmazken, etlerin donunun çözülme işlemi de buzdolabında yapılmalı. Yeşillenip kokuşan etler tüketilmemelidir. Derin dondurucuda saklama süreleri hakkında da bilgi veren yetkililer koyun parça etlerinin 4-8 ay, kıymasının ise 1-3 ay; dana parça etlerinin 6-10 ay, kıymasının 1-3 ay; sığır parça etleri 8-12 ay, kıymasının 1-3 ay bekletilmesi gerektiğini söylediler. 

1.9.2017
Devamı

Korsan Kasaplara İtibar Etmeyiniz!

Türkiye Kasaplar Federasyonu ve Ankara Kasaplar Odası Başkanı Fazlı Yalçındağ, vatandaşları korsan kasaplara karşı uyardı.

Korsan ve acemi kasapların hayvana hem eziyet çektirebileceğini, hem de et israfına neden olabileceğini söyleyen Yalçındağ, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın geçen sene ruhsatsız yerlerde kıyma çekimi yapılmasını yasakladığını hatırlatarak şunları söyledi: 

ACİLLER DOLMASIN

“Bayramdan bayrama bıçağı eline alan vatandaşımız, kurbanı kendi kesmek isterken kendini kesebiliyor ve acil servisleri dolduruyor. Kasaplık ehliyeti olmadan kasabım diye gezenler de hayvanlara eziyet edebiliyor. Etin temiz yerde ve kuralına uygun parçalanmaması da et israfına sebep oluyor. Vatandaşlar kurbanlarını uzman kasaplara kestirmeli.

BAKANLIK YASAKLADI

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, geçen sene et satışı, hazırlanmasına ilişkin olarak et reyonu ruhsatı olmayan yerlerde kurban etinin hazırlanması ve kıyma çekimini yasaklandı. Yani, merdiven altı kıyma çekimi yasak. Bazı kişiler senede bir kere kullandığı ve kömürlüğe, depoya kaldırdığı kıyma makinasını çıkarıyor, kıyma çekimi yapıyor. Hiç alakasız kişilerce yapılması sakıncalıdır, makinadaki kirlilik veya etteki en ufak kirlilik etin tamamına yayılır. Özellikle bu sıcak yaz aylarında ciddi anlamında halk sağlığını tehdit eder. Bu işlemlerin kasap dükkanında ve et reyonunda yapılması önemli. 

TEMİZ YERDE KESİLMELİ

Kurban kesimi çok önemli, kesimden sonraki aşamalar da çok önemli. Kurbanın kesileceği alanın temiz olması gerekiyor. Vatandaşlarımız kapılarının önleri veya boş araziler yerine belediyelerin hazırlamış olduğu kurban kesim alanlarında kesimlerini yaptırmalılar. Ete bulaşan en küçük bir yabancı parça etin bozulmasına neden olabilir. 

KENDİ HALİNDE SOĞUTULMALI

Kurbanın derisi yüzüldükten sonra soğumasını beklenmeli, soğuduktan sonra parçalara ayrılan et uzun süreli muhafaza edilir. Et kendi sıcaklığıyla üst üste konulduğu zaman kısa sürede bozulmaya başlar. Etler eve getirildikten sonra güneş görmeyen bir yerde üst üste konmadan her tarafı soğuyacak şekilde bekletilmeli. Soğumadan naylon poşet ve kova içinde buzdolabına koymak çok risklidir. Sıcak bir şekilde dolaba değil derin dondurucuya konsa bile et bozulur. Et, gölgede kendi halinde soğuduktan sonra dolabal kaldırılmalıdır.”

KANALİZASYONA ATMAYIN

ASKİ yetkilileri de vatandaşları, kurbanlıklarından arta kalan parçaları kanalizasyon ve yağmur suyu kanallarına atmamaları konusunda uyardı. Kanallara atılan artıklardan altyapının zarar gördüğünü hatırlatan yetkililer, atıkların kanalları tıkadığını ve alt yapıla zarar verdiğinin altını çizerek, yağışlarda da atıklarla hatların tıkanmasından dolayı su baskınları olduğu uyarısında bulundu.

Kaynak:www.hurriyet.com.tr

1.9.2017
Devamı

Kurbanlık Rehberine Dikkat!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yayınladığı 'Kurban Rehberi'nde “Sağlıklı sığırda omuzlar geniş, vücut çıkıntıları belirsiz, deri yumuşak ve elastiki, bakışları canlı, kıllar ince ve parlaktır” ifadeleri kullanıldı.

Rehberde, kurban olabilmesi için sığır ve mandaların 2 yaşını, devenin 5 yaşını, keçi ve koyunların bir yaşını bitirmiş olması gerektiği belirtildi. Manda ve sığırların 2 yaşını tamamlayıp tamamlamadığını ve 3 yaşına girdiğini anlamak için iki ön kesici süt dişlerinin yerini kalıcı dişlerin alması gerektiği vurgulandı. 

Sığırda butların yuvarlak olması gerektiği anlatılan rehberde, "Sağlıklı sığırda omuzlar geniş, vücut çıkıntıları belirsiz, deri yumuşak ve elastiki, bakışları canlı, kıllar ince ve parlaktır. Ayrıca, göz, burun, ağız, meme ve arkasında anormal akıntılar, bacak ve ayaklarında topallık, deri ve memelerinde hastalık belirtisi, şişkinlik, renk değişimi ve yara bulunmaz" dendi.

Kötürüm derecesinde hasta, zayıf ve düşkün hayvanların kurban olarak seçilmemesi gerektiğini kaydeden bakanlık, kör, boynuzları kırık, kulaklarının ve memelerinin yarısı kesik hayvanların kurban olarak tercih edilmemesi gerektiğini ifade etti. 

Rehberde, kurbanlık olarak satın alınacak küçükbaş ve büyükbaş hayvanların bakanlık tarafından kurulan bilgisayar destekli veri tabanlarında kayıtlı olduğunu gösteren kulak küpelerinin bulunması gerektiği vurgulandı. Büyükbaş hayvanlar için pasaport, küçükbaş hayvanlar için nakil belgesinin olup olmadığının da kontrol edilmesi önerildi.

1.9.2017
Devamı

Açıkta Satılan Gıda Ürünlerine Dikkat!

Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) Gıda Komisyonu Başkanı Sinan Vargı, semt pazarlarında sıkı bir denetimin gerekli olduğunu belirterek, "Açıkta satılan, üreticisi belli olmayan markasız tereyağı, peynir ve ballar tehlike saçmaya devam ediyor" dedi.

Tüketici Dernekleri Federasyonu, Gıda Komisyonu olarak haftada bir çeşitli semt pazarlarına ve marketlere giderek, tüketici adına piyasada incelemeler yaptıklarını belirten TÜDEF Başkanı Sinan Vargı, "Ne yazık ki sonuçlar tüketici açısından ürkütücü boyutlarda. Yazın hava sıcaklığının 40 dereceye vardığı günlerde, pazar tezgahlarında üreticisi belli olmayan her türlü gıda mevzuatına aykırı mallar serbestçe satılıyor. Naylon torbalara konmuş, erimiş tereyağları, hiçbir soğutucu tedbir alınmadan ıslak örtülerin altında soğutulmaya çalışılan peynirler ve üreticisi belli olmayan markasız ballar piyasada serbestçe satılıyor. Tüketici sağlığı ve güvenliği açısından durum oldukça vahim" dedi.
 

"SATICININ KÂRI YÜKSELDİKÇE, TÜKETİCİNİN ZARARI ARTIYOR"


Sinan Vargı, daha önce pazarlarda açıkta satılan markasız tereyağları konusunda yapılan denetimlerde, margarine patates nişastası, tereyağı esansı ve tereyağı asidi karıştırılarak tereyağı görünümü verildiğini, ürünün sahte ve etiketsiz olarak satıldığının tespit edildiğini hatırlattı. Vargı, "Mar­garinin içine tereyağı aroması ve te­reyağı asidi katılarak kokusu, hatta tadı tamamen tereyağına benzetilebilmektedir. Tüketen kişi yediğinde de, pişirdiğinde de hileyi anlayama­yabilir. Yüzde 80 margarin, yüzde 20 tereyağı karışımları genel olarak açıkta satılan ürünlerdir. Satıcının kârı yükseldikçe, tüketicinin de zararı yükseliyor. Tereyağına patates katıl­ması ve küfle­nen tereyağlarının eritilip tekrar piyasa­ya sürülmesi çok kulla­nılan yöntemlerdir. Hile yapan kişi ve kuruluşların kamuoyuna açıklanmaması da gıda da hile yapanları cesaretlendiriyor" dedi.
 
TÜDEF Gıda Komisyonu Başkanı Sinan Vargı, alınan tüm önlemlere ve yasal mevzuat düzenlemelerine rağmen yeterli kontrol yapılmadığı için tahşiş ve hilenin devam ettiğini kaydetti. Vargı, "Semt pazarlarında peynirler 10 derece soğutulan buzdolaplarında satılması gerekirken, yazın sıcaklığın 40 dereceye vardığı günlerde ıslatılmış örtülerin altında serin tutulmaya çalışılıyor. Bütün açıklamalara rağmen halen piyasada markası, üreticisi belli olmayan balların rahatlıkla satıldığını fotoğraflarla belgeledik. Balmumu petek ve mısır şurubu şerbetinin birlikte kaynatılması ve bal parfümü katılarak elde edilen balların bir kilosunun maliyeti kavanozu da dahil 5 lira. Bu ballar 40 liraya satılıyor. Piyasada kim tarafından üretildiği belli olmayan markasız şekerlemeler de halen rahatlıkla satılıyor" dedi.
 
"HAKSIZ REKABET YARATIYOR"

Açıkta satılan bu gıda maddelerinin tamamı sağlığa aykırı olduğunu kaydeden Vakfı, "Yetkilileri semt pazarlarında bu tür malları daha sıkı bir şekilde  denetlemeye çağırıyoruz. Bizler gördüğümüz aksaklıkları ilgili mercilere bildiriyoruz. Bu tür mallar, dürüst mal üreten firmalar için de haksız bir rekabet yaratıyor. Ancak en önemlisi, tüketici sağlığı için çok zararlı. Tüketicilerimize bu tür markasız, açıkta satılan, kimin tarafından üretildiği belli olmayan ürünleri satın almamayı öğütlüyoruz" dedi
1.9.2017
Devamı

Eziyet edene 546 TL uygunsuz kesene 5 bin TL Ceza

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nca yapılan düzenlemelere göre, hayvanlara kötü muamelede bulunanlar hakkında da idari para cezası uygulanacak. Hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranan, acımasız ve zalimce işlem yapan, döven, aç ve susuz bırakan, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakan, bakımlarını ihmal eden, fiziksel ve psikolojik acı çektirenlere 546 lira para cezası verilecek. Barınma yerlerine ilişkin esaslara aykırı hareket edenlere hayvan başına 100 lira, nakillerle ilgili esaslara uymayanlara bin lira ceza verilecek. Kesim öncesi ve kesim sırasındaki esaslara aykırı hareket edenlere 2 bin lira, Bakanlıktan onaylı kesim yerleri dışında cadde ve sokaklarda, kaldırım kenarlarında kesim yapanlara 5 bin lira idari para cezası kesilecek.  

Bu Alanların Dışında Kesmek Yasak
 

Ankara’da yarından itibaren 4 gün süreyle vatandaşlar kurbanlarını kesecek. Belediyeler bu yıl da ‘uygunsuz yer ve şartlarda’ kurban kesilmemesi için, kurban kesim alanlarındaki son hazırlıklarını tamamladı. Belirlenen yerler dışında kesim yapana 5 bin, hayvana eziyet edene ise 546 lira ceza kesilecek.
Kurban Bayramı’nda, belediyelerin belirledikleri alanlar dışında kesim yapanları 5 bin liralık ceza bekliyor. Hürriyet Ankara, yarın itibarıyla 4 gün boyunca kurbanlarını kesecek olan Ankaralılar için Altındağ, Çankaya, Etimesgut, Gölbaşı, Keçiören, Mamak ve Yenimahalle ilçelerinde yer alan kurban kesim alanlarını gezdi. Belediyeler, kurban kesim alanlarında pratik kesim sistemleri hazırladı. Öte yandan kurban satış ve kesim yerleri dışında kesim yerleri de belirlendi. İşte ilçe ilçe belediyelerin kurban kesim alanları:

İskitler ve Site-Yıldız

Altındağ Belediyesi’nin, Karapürçek’de 200 dönüm arazi üzerine kurulu ve 362 hayvan barınağının yer aldığı satış ve kesim yerinde 7 bin 500 büyük ve küçükbaş hayvan satışa sunuldu. Vatandaşlar, Karapürkçek’in yanı sıra İskitler Semt Pazarı ile Site-Yıldız Semt Pazarı’nda da kesim yapabilecek.

Çankaya'da Tek Adres Mühye 

Çankaya Belediyesi, Mühye Köyü’ndeki kurban satış alanı içinde hizmet veriyor. 120 çadırın yer aldığı alanda ultrason cihazı ile hayvanlara gebelik kontrolü yapılıyor. Belediye kaçan kurbanlıklar için yakalama timi de kurdu. Çankaya’da Mühye Köyü’ndeki kesim alanı dışında her hangi bir yerde kesime izin verilmeyecek. 

Yakacık'ta 5 Dakikada Kesim

Yenimahalle Belediyesi’ne ait Yakacık Kurban Satış ve Kesim Alanı’nda bu yıl 330’a yakın çadır kuruldu, 10 bin küçük, 7 bin büyükbaş hayvan görücüye çıktı. Yakacıkta kurbanlıklar, otomatik kesimhanelerde işinin ehli kasaplar tarafından 5 dakikada kesilecek ve vatandaşlara ücretsiz poşetler içinde teslim edilecek. Öte yandan İlçe sakinleri, Yakacık’ın yanı sıra, Andaç Pazar Yeri, Ergazi Pazar Yeri, Şentepe Kapalı Pazar Yeri, Demetevler Pazar Yeri, Turgut Özal Pazar Yeri, Serhat Pazar Yeri, Çamlıca Pazar Yeri ve Aşağı Yahyalar Pazar Yeri’nde rahatlıkla kurbanlarını kesebilecek.

Eski pazar yeri hazır
 

Mamak Belediyesi de Ortaköy Kurban Satış ve Kesim Alanı’nında bayram için hazırlıklarını tamamladı. Şu ana kadar 5 bin büyükbaş, bin küçükbaş hayvanın giriş yaptığı Ortaköy’de, belediye ekipleri de bir sorun yaşanmaması için tüm önlemleri aldı. Belediye, Ortaköy’ün yanı sıra  Mamak Eski Pazaryeri’nde kesim yapılmasına izin verdi. 

Veteriner,sağlık ekibi ve ambulabs hizmeti

Keçiören Belediyesi 712 çadırın kurulduğu Ovacık Kurban Satış Alanı’nda hizmet veriyor. Satış alanında, kurbanlık alırken ve kesim yapılırken dikkat edilecek hususlarla ilgili hazırlanan el broşürleri de dağıtılarak vatandaşların bilinçlendirilmesi amaçlanıyor. Acil vakalara anında müdahale etmek amacıyla 24 saat hizmet veren sağlık ve veterinerlik hizmet kabinlerinin de kurulduğu alanda, veteriner hekimler ile sağlık ekibinin yanı sıra bir ambulans da hizmet veriyor. Ayrıca kaçan kurbanlıkların yakalanması için de alanda kurban yakalama ekibi hazır bulunduruluyor. Ovacık semtinde bulunan Keçiören Belediyesi’ne ait tesislerdeki modern mezbahanelerde günde bin adet kurban kesimi yapılacak.

24 Saat teyakkuz

Etimesgut Belediyesi, bayram süresince sağlık ve güvenlik konusunda 24 saat esasına göre kurban pazarında çalışma yapıyor. Ayyıldız Mahallesi eski Taş Ocağı mevkiine kurduğu kurban satış ve kesim yerinde, alıcı ve satıcıların mağdur olmaması için bütün tedbirleri aldı. Etimesgutlu vatandaşlar ayrıca, Ayyıldız Mahallesi Kurban Satış Yeri, Eryaman 1. Etap Kapalı Pazaryeri, Elvankent Kapalı Pazaryeri, Topçu Mahallesi Pazaryeri, Alsancak Pazaryeri ile Atayurt Mahallesi Kapalı Pazaryeri’nde kurbanlarını kesebilecekler.  
 

Sincan Belediyesi, mobil kurban uygulamasıyla küpe numarasını okutarak vatandaşların kurbanlıklar hakkında bilgi sahibi olmasına olanak sağlıyor. Ayrıca, kesim sırasını bekleyen vatandaşlar için de bilgilendirme mesajı atıyor. Vatandaşlar, Yeniçimşit Kurban Satış ve Kesim Yeri’nin yanı sıra Tandoğan, Osmanlı, İstasyon, Plevne, Mevlana, Yunus Emre, G.O.P, Fatih Tuğra Anıtı Arkası, Pınarbaşı ile Temelli mahalleleri pazaryerlerinin yanı sıra Yenikent Kurban Pazarı, Canlı Hayvan Borsası Kombinası’nda kesimleri gerçekleştirebilecek. 

Ücretsiz ulaşım

Gölbaşı Belediyesi, Gölbaşı-Haymana yolunun 11. kilometresinde Yavrucuk Mahallesi’nde kurulan kurban satış ve kesim alanındaki tedbirlerini tamamladı. Vatandaşların rahat bir ortamda kurbanlarını alarak kesebilmeleri amacıyla 80 bin metrekare açık alana kurulan kurban pazarına bugün saat 10.00, 13.00, 15.00 ve 17.00’de ücretsiz otobüs kaldırılacak.

31.8.2017
Devamı

''Satılamayan Kurbanlıkları Değeri Üzerinden Et Ve Süt Kurumu Alacak''

Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ( TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Kurban Bayramı münasebetiyle yetiştiricilerin elinde kalacak olan kurbanlıkların Et ve Süt Kurumu tarafından değerinden satın alınacağını belirterek, bu kararı alan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’ya yetiştiriciler adına teşekkürlerini iletti.

Genel Başkan Çelik Bayram tatilini geçirmek üzere geldiği Van’ın Erciş ilçesinde önemli açıklamalarda bulundu. Dini bayramların önemine değinen Çelik, Kurban Bayramının manasını en iyi şekilde idrak ederek vatandaşlarımızın dini vecibelerini yerine getirmesi temennisinde bulundu.

Ülke genelinde 117 ruhsatlı hayvan pazarı, 18 hayvan borsası toplamda ise 135 ruhsatı hayvan satış notasında kurbanlık satışlarının halen gerçekleştirildiğini ayrıca, 59 il merkezinde hayvan pazarı, 15 il merkezinde ise hayvan borsası oluşturulduğunu, hayvan pazarı bulunmayan il ve ilçelerde de belediyelerin satıcılara ücretsiz yer tahsisi yaptığını anlatan Çelik, "Öncelikle idrak edeceğimiz Kurban Bayramının ülkemizin her karış toprağında huzur içinde geçmesini yüce Allah’tan niyaz ediyorum. Burada sektörümüz adına gururunu yaşadığımız durum şüphesiz ise Hazret-i İbrahim Allah’a olan sadakat ve tevekkülünü göstermek için oğlu Hazret-i İsmail’i kurban etmek istemiştir. Hazret-i İsmail (AS)’de, emre rıza gösterip büyük bir teslimiyetle bu teklifi kabul etmiştir. Hazret-i İbrahim (AS), Hazret-i İsmail’i (AS) tam kurban edecekken; Allah (CC) bu sadakat ve tevekkülün karşılığı olarak gökten bir koç indirmiş ve Hazret-i İbrahim’e (AS) koçu kesmesini emretmiştir. Dolayısıyla koçun Kurban Bayramının simgesi haline gelmiş olması da sektörümüz adına gurur vericidir. Küçükbaş hayvancılığı en iyi yerlere taşımak ise bizlerin boynunun borcudur’’ dedi.

Yetiştiricilerin kurbanlık hayvanlarını satana kadar en iyi şekilde bakım ve beslemelerini yaparak vatandaşlara satmaları, helal kazancın bir göstergesi olacağını da anlatan Çelik, ‘’Vatandaşlarımızdan isteğimiz, kurban kesiminde ve sonrasında çevreye karşı duyarlı olmaları, çirkin görüntülere sebebiyet vermemeleridir. Çünkü bu kötü görüntüler maalesef İslam alemine mal edilmektedir. Bu görüntülere meydan vermeden lütfen usulüne uygun kurbanlarımızı keselim. Kesilen veya kesilmeyen hayvanların küpe numaralarının ise bayram sonrası mutlaka il ve ilçe tarım müdürlüklerine iletmelerini talep ediyoruz. Allah kestiğimiz kurbanları yüce katında şimdiden makbul ve kabul eylesin’’ şeklinde konuştu.

"Elde kalan hayvanları değerince Et ve Süt Kurumu satın alacaktır"

Elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumunca değerlendirileceği hususunda önemli bir mağduriyetin giderileceğine de işaret eden Genel Başkan Çelik, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba yaptığı açıklamada; kurbanlıklarını satamayıp elinde kalan yetiştiricilerden değerince Et ve Süt Kurumu tarafından satın alınacağını ifade etmiştir. Bu durum sektörümüz adına bizleri fazlasıyla memnun etmiştir. 260 bin küçükbaş hayvan yetiştiricisi ve aileleriyle birlikte 4-5 milyonluk bir kesim adına Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum. Temennimiz ise, yetiştiricilerimizin pazarlara sunduğu kurbanlıkların hepsi satmaları ve mağduriyet yaşamamalarıdır. Sayın Bakanımızın yetiştiricimizin mağduriyet yaşanmaması adına yaptığı bu açıklamayı gönülden destekliyor ve başta kendisine, Et ve Süt Kurumu mensuplarına en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Kurban Bayramının bayram tadında geçmesi dileklerimle şimdiden İslam alemi ve tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramlarını tebrik ediyorum’’ ifadelerini kullandı.
31.8.2017
Devamı

Bayram Telaşı Başladı!

Yenimahalle Belediyesi'nin hizmete sunduğu Ankara'nın en modern, en büyük kurban satış ve kesim alanlarından biri olan Yakacık'ta, Kurban Bayramı telaşı başladı. Türkiye'nin dört bir yanından gelen kurban satıcıları, çadırlarını kurmaya devam ederken, yaklaşık 4 bin 700 kurbanlık alana giriş yaptı.

Yenimahalle Belediyesine bağlı 330 çadır kapasiteli Yakacık'ta bu yıl yaklaşık 7 bin büyükbaş, 10 bin küçükbaş hayvan görücüye çıkacak. Şu ana kadar bin 700 büyükbaş, 3 bin küçükbaş hayvanın giriş yaptığı Yakacık'ta, belediye ekipleri de bir sorun yaşanmaması için tüm önlemleri aldı. Bu kapsamda kurbanlık alanına getirilen hayvanları taşıyan araçlar, alan girişinde ilaçlama ekipleri tarafından ilaçlanarak dezenfekte edildi. 

Yenimahalle Belediyesi Veterinerlik Müdürlüğü, Yenimahalle İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Veteriner Hekimliği ekiplerinin hazır bulunduğu alanda, gebe ve damızlık değeri yüksek dişi hayvanların yanı sıra 2 yaşını doldurmayan, üretici belgesi, hayvan pasaportu, kulak-küpe bilgisi olmayan kurbanlıkların satışının yapılmasına izin verilmeyecek.

Mescitten, kafeteryaya, duşlardan, lokantaya kadar tüm ihtiyaçların düşünüldüğü alanda, belediye temizlik araçları, bayram süresince çevre kirliliği ve koku olmaması için gün aşırı temizlik ve ilaçlama da yapacak. Güvenlik ve zabıta ekipleri ise 24 saat hizmet verecek.
 
Öte yandan son teknoloji otomatik kesimhaneler, yine vatandaşa büyük kolaylık sağlayacak. Kurbanlıklar modern üniformaları ile işinin ehli kasaplar tarafından otomatik kesimhanelerde 5 dakikada kesilecek ve vatandaşlara ücretsiz poşetler içinde teslim edilecek.

Ayrıca belediye 23 araçlık et taşıma filosu ve 200 et taşıma sepeti ile de vatandaşların işini kolaylaştıracak. Kurban kesim ve satış yerinde trafik sorunu çözmek amacıyla da bir dizi önlem alan belediye, 10 bin araç kapasiteli otoparkıyla da hizmet verecek. Vatandaşların araçları alana alınmayacak, ekipler vatandaşları kurban alanına servis araçları ile taşıyacak. Kesimi yapılan kurbanlıklar da yine belediye servis araçları ile alandan çıkarılarak vatandaşlara teslim edilecek.
31.8.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Kurbanlık Açıklaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, bu yıl kurbanlık fiyatlarının yükseleceğini düşünmediğini dile getirerek, "Özellikle vatandaşların hayvan satın alma konusunda çok acele etmemesi lazım" dedi.

Fakıbaba, beraberinde TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın, Vali Nurullah Naci KalkancıAK Parti Adıyaman milletvekilleri Adnan BoynukaraSalih Fırat ve İbrahim Halil Fırat ile özel bir şirketin hayvan çiftliğini ziyaret etti.

Ziyaret sonrası gazetecilere açıklama yapan Fakıbaba, Adıyaman'dan çevre illere hayvan gitmesinin il için güzel bir gelişme olduğunu ve bunun kentin hayvancılık anlamında bir merkez durumuna geldiğini gösterdiğini belirtti.

Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerini tarım ve hayvancılığın merkezi haline getirmek için çaba gösterdiklerini ifade eden Fakıbaba, şunları söyledi: 

"Şu anda çok önemli bir yerdeyiz. Bayramdan sonra hayvanlar yine besi amacıyla buraya gelecektir. Besleyecektir ve satacaktır. Kurbanlıkların Adıyaman'dan başka yere gitmesi, kurbanlık fiyatlarının düşmesine de neden oluyor. Bu sene kurbanlık fiyatlarının yükseleceğini ben düşünmüyorum. Özellikle vatandaşların hayvan satın alma konusunda çok acele etmemesi lazım. Kurban Bayram'ının çok daha rahat geçeceğini kendime ve arkadaşlarıma güvenerek söyleyebilirim. Ben kurbanımı Kızılay vasıtasıyla kestiriyorum. 740 liradan bir eşime ve bir de kendime Kızılaydan kestiriyorum. Geçen yılın fiyatlarına baktığımız zaman çok yüksek fiyat değil. Hemen hemen aynı fiyat. Bayramın ikinci ve üçüncü günü de bu fiyatların üzerine çıkmayacağını düşünüyorum."

"Satılmayan hayvanlar devletin güvencesi altındadır"

Bayramda satılmayan hayvanların devletin güvencesi altında olduğunu vurgulayan Fakıbaba, "Biz satın alacağız. Bu konuda hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu durumdan da bütün üreticinin haberi olmasını istiyorum. Tüketicinin mağdur olmaması için de valilik, belediye ve tarım il müdürlüklerinde gerekli önlemler alınmıştır. Kurban Bayramı'nın son günün kadar bu önlemler devam edecektir. Kurallara uymayanlara yönelik cezalar ve denetimler yapılacaktır." diye konuştu.

Bakan Fakıbaba, temaslarının ardından Adıyaman'dan ayrıldı.

29.8.2017
Devamı

İklim Değişikliğinin Bitkisel Üretim üzerine Etkileri

Fahri Harmanşah
TİGEM Emekli Dai. Bşk

GİRİŞ

İklim değişiklikleri ve bunun sonunda yaşanan iklim âfetleri (sel, dolu, aşırı kuraklı vb.) dünyada pek çok ülkeyi olumsuz etkilediği gibi, ülkemizi de etkilemektedir. Kısa aralıklarla başta İstanbul olmak üzere yaşanan sel, su baskını ve dolu âfeti dikkatleri bu konu üzerine çekmiş ve herkesi düşünmeye sevk etmiştir. Son yıllarda yaz aylarında Ankara gibi ılıman iklime sahip bir Orta Anadolu şehrinde, Temmuz – Ağustos aylarında hava sıcaklığı uzun yıllar ortalamalarının çok üstünde 38 – 40 ºC’lerde günlerce seyretmiş olması gözlerden kaçmamıştır. Bilim insanlarının tespitlerine göre, enerji üretiminde kullanılan fosil yakıtların (petrol, doğalgaz, kömür) saldıkları karbondioksitin ortaya çıkardığı sera etkisiyle, atmosferde 1980’den bu yana, dünyada ortalama 1,1 ºC’lik ısı artışı olduğu, yeni tedbirler alınmadığı takdirde 2030 yılında dünya ısı artış ortalamasının 2 ºC’ye varacağı hesaplanmaktadır. Bunun ötesinin insanlık için bir felaket olacağı iddia edilmektedir. Buzulların erimesi sebebiyle denizlerde su seviyesinin yükseleceği, bazı yerlerin yaşanmaz hale geleceği söyenedursun, bu konuyu, konu bilim insanlarının tartışmalarına bırakıp; biz tarım uzmanı gözü ile iklim değişikliği bitkisel üretimi nasıl etkilemektedir ve biz ne yapmalıyız sorularına cevap arayalım.
 
2.YÜKSEK SICAKLIĞIN ETKİLERİ VE SONUÇLARI
 
Mevsim özelliği ve gidişatına bağlı olarak, sıcaklık değerleri dışında ani sıcaklık yükselmeleri bitki gelişimini nasıl etkilemektedir?
 
Ani sıcaklık yükselmeleri bitki gelişimini olumsuz etkilemekte, verim ve kalitesini düşürmektedir. Şöyle ki: Bahar aylarında meyve ağaçları çiçek açıp meyve bağlarken ani sıcaklık yükselmesi durumunda dişicik tepesindeki sıvıyı kurutmakta, dişicik tepesinde tutunamayan erkek çiçek tozu polen çim borusu salma ve dölleme imkanı bulamamakta, dolayısıyla meyve bağlamamaktadır.
 
İlkbahardan sonra bastıran ani sıcaklarda meyve dökümleri artar ve meyve yanıklıkları meydana gelir. Böyle yıllarda bilhassa Antep fıstığı, badem ve asmalarda meyve dökümleri kendini gösterir. Sebzelerde yapraklar çabuk bozulur ve verim azalır.
 
Sıcaklık bitkilerin büyümesi ve ürün vermesi için optimum dereceleri aşınca, zararlı etkiler yapmaya başlar. Genel olarak 35 ºC’nin üstünde büyüme durur ve daha yüksek sıcaklıklarda zarar başlar. 40 ºC’yi aşan uzun süreli sıcaklıklarda su ihtiyacı artar, topraktaki nemin azalması ile yapraklarda terleme ile kaybedilen suyu yeterince karşılayamayınca, yaprak yanıklıkları meydana gelir. Beton ve asfaltın hakim olduğu büyük şehir bulvarlarında bilhassa at kestanesi, adi akça ağaç gibi iri yapraklı ve su tüketimi fazla ağaçlarda daha Ağustos ayı başlarında yapraklar kavrulur.
 
Yüksek sıcaklık etkisiyle büyümedeki duraklamalar, bir sene sonra bize meyve verecek ve Haziran ayında teşekkül etmeye başlayan meyve gözlerinde gelişmeleri yavaşlatır ve gelişme sonbahara kalır. Bu nedenle aşırıya kaçmamak şartıyla sonbahar sulamalarının önemi ve mahsuldarlık üzerinde olumlu etkileri ortaya çıkmaktadır. Ancak ceviz ve kayısı gibi ağaçlarda sonbahar sulamaları ile pişkinleşemeyen sürgünler daha kış başlarında ve ilk donlarda zarar görmektedir. Buradan çıkartılacak sonuç, tür ve çeşide göre sonbahar sulamalarına dikkat edilmelidir.
 
Kısa süreli aşırı yağış ve sel baskını, sıkça karşılaşılan iri dolu daneleri tarım ürünlerine ve ağaçlarda ciddi zararlara sebep olmaktadır. İri dolu daneleri tarla ürünlerini mahvettiği gibi meyve ve orman ağaçlarında dal yaralanmalarına yol açmakta, hastalık etmenlerinin gelişmesine imkan yaratmaktadır. Dolu afetinin ağaçlar üzerinde açtığı yaralar uzun zaman içerisinde telafi edilebilmektedir.
 
3.GELELİM DÜŞÜK SICAKLIKLARA
 
Mevsim normalleri dışında sıcaklık değerlerinin bölge mevsim normallerinin altına düşmesi ile bitkiler kış soğuklarından zarar görebilmektedir. Bunun en bariz örneği 3-4 yıldan beri birçok ilde ceviz ağaçlarında sürgünler ve ince dallar soğuktan yanmak suretiyle ciddi zararlar meydana gelmiştir.
 
Ani düşük sıcaklıkların en yoğun zararı, ilkbaharda çiçek açmış kayısı, badem gibi erken çiçeklenen ağaçlar başta olmak üzere meyve ağaçlarında meydana getirdikleri çiçek donu zararıdır. Hemen hemen 4-5 yıldan beri Malatya, Niğde, Nevşehir, Kırşehir gibi kayısı üretiminin önemli olduğu illerde çiçek donu zararı meydana gelmektedir. Üst üste gelen çiçek donu zararı son yıllarda daha da artmıştır.
 
Seller ve donun meydana getirdiği zararlar için, bütün bu iklim olumsuzluklarına karşı bizler ne yapmalıyız? Ne gibi tedbirler almalıyız?
 
ALINMASI GEREKEN TEDBİRLER 
 
Tür ve çeşit seçimi açısından iklim değişikliklerini gözden geçirmeliyiz. İklim değişimi streslerine (sıcaklık ve soğuk) dayanıklı tür ve çeşit seçimine ağırlık vermeliyiz. Bu konuda ar-ge ve ıslah çalışmalarını artırmalıyız. (Örneğin buğdayda erkenci çeşitlerin önemi gibi)
 
Tür ve çeşit seçiminde bulvar ağaçlamalarında sıcaklık stresine dayanıklı Ailantus (kokar ağaç) sofora, dişbudak gibi sıcaklık stresine dayanıklı ağaçların seçilmesi önemlidir. Vadi, boğaz gibi hava almayan yerlerde sıcaklık ve soğuk stresine dayanabilecek tür ve çeşitleri seçmek doğru olacaktır. Ekolojik şartlara göre tür ve çeşit seçiminin ne denli önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.
 
Aşırı sıcaklarda bitki su tüketimi artacağından sulama aralığını buna göre artırmalıyız. Su kaynaklarımızı daha efektif şekilde kullanmalıyız.
 
İklim afetlerine karşı tarım sigortalarının genişletilmesi ve gerektiğinde Bakanlıkça sağlanan destek priminin artırılmasında yarar olacaktır. Zarar tespitinde eksperlerin sigorta lehine işlem yapmaları uygulamasından vazgeçilmelidir. Üretici zararının telafisi ve üretim devamlılığı esas alınmalıdır. Aksi davranış, üreticiyi üretimden uzaklaştırabilir.
 
İlkbahar donlarını önlemede çiftçi eğitimi ve dona karşı tedbirlerin alınmasına önem verilmelidir. Don zararına karşı uygulanacak teknolojiler Bakanlıkça desteklenmeli ve teşvik edilmelidir.
 
Yeşil alanların fazlalığı iklimden kaynaklı afetleri ve olumsuz etkileri azaltmaktadır. Hem şehirleşmede hem de ülke genelinde doğru seçilmiş tür ve çeşitler ile ağaçlandırmalar yapmak ve yeşil alan oluşumlarını artırmanın ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır.
 
Bütün bu gelişmeler tarıma yön veren sorumlu ve yetkililerin, tarım uzmanlarının bazı tedbirleri almalarını zorunlu kılmaktadır. Büyük şehirler başta olmak üzere ülke genelinde ağaçlandırma ve yeşil alan oluşturma projelerinin ne kadar hayati önem taşıdıkları ertelenemeyecek bir gerçektir.
 
Tür ve çeşit seçiminde bu tür iklim değişim streslerine dayanıklı olanların, ekolojik şartların, yetiştirme alanlarının bu çerçevede yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır. Aksi halde, bu işle geçimini sağlamaya çalışan üreticilerin zarar görmesi ve karınlarının doymaması gibi hale düşmelerini hüzünle seyretmek durumunda kalabiliriz.
 
 
29.8.2017
Devamı

Et Nasıl Pişirilir?

Etin kaliteli, lezzetli ve sağlıklı olması, öncelikle temin edildiği hayvanın ırkı ve nasıl beslendiği ile doğrudan orantılıdır.

Kurban bayramının yaklaşmasıyla birlikte sofralarımızdan eksik etmeyeceğimiz et, lezzet kaybına uğratılmada nasıl pişirilir? Sağlık açısından et pişirilirken nelere dikkat edilmelidir? Anadolu İzlenimleri Dergisi olarak kurban bayramı öncesinde sizler için derlediğimiz ete dair püf noktaları sizlerle paylaşıyoruz.

Et, doğası nedeniyle kendiliğinden yağlı bir gıda olduğu için pişirme esnasında yağ kullanılmasından kaçınılabilir.

Etin marine edilme işlemi esnasında, etin gramajına göre zeytinyağı uygulanarak etin yumuşaması sağlanabilir. 

Yoğurt suyu ile terbiye ederseniz yoğurt suyu da asitli olduğu için etin yumuşamasını sağlayacaktır.

Tuz et piştikten sonra ilave edilmeli aksi takdirde et sertleşir.

Sonradan eklenen yağın, direkt olarak tavaya uzun süreli maruz kalması engellenmeli. Yoksa etteki yağ, trans yağa dönüşecektir, böylelikle trans yağın zararları ortaya çıkacaktır.

Taze veya kuru kekik, popüler kullanımı açısından etin besin değerlerini kurutabilir ve aynı zamanda etin suyunu çekerek sertleşmesine neden olabilir. Bu nedenle, direkt olarak kekik uygulamanın aksine, kekik suyu etin performansını artıracaktır.

Et pişirme için döküm tava veya granit tava, sağlık açısından daha olumlu olacaktır. Teflon tavalar veya seramik tavalar aşırı ısıya karşı dayanıksız olduğu için yüzeyinde ve alt tabanında dökülmeler oluşabilir.

Eti yavaş pişirmek en sağlıklı yöntemdir.
 
 
29.8.2017
Devamı

Kurban Kesecek Olanlar Dikkat!

Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte kurban pazarları da renkli pazarlıklara ev sahipliği yapıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının düve kesimini yasaklamasıyla birlikte kurbanlıklarda küçükbaş veya büyükbaş hayvan seçenekleri her yıl olduğu gibi bu yıl da alıcılarını bekliyor.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın, kurban kesmek isteyen vatandaşların duymak istediği “Kurban fiyatlarında herhangi bir artış yok” açıklaması ile birlikte kurbanlıklara olan talebin artacağı yönündeki beklentileri de gündeme getirdi.

Öte yandan kurban bayramı, tatlı telaşı ile birlikte vatandaşları kurban pazarlarında fiyat araştırması yapmaya yönlendirirken, kurbanlıkları yakından görmek isteyen vatandaşların kafasında, her yıl olduğu gibi bu yıl da kurban tercihlerinde nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda soru işaretlerine neden oluyor. Peki, kurban alırken nelere dikkat etmek gerekiyor?

Kurbanlık Alırken Neler Dikkat Edilmelidir?

Kurban edilecek hayvanın gebe olup olmadığı kontrol edilmelidir. Eğer hayvan ileri derecede gebe ise kurban edilmemelidir.

Gebe olup olmadığı konusunda emin olunmayan hayvanların gebelik kontrolünü tekrardan yaptırmak daha sağlıklı olacaktır.

Hayvanların gözlerine bakarak, o hayvanın dirençli olup olmadığını muhakkak çıplak gözle kontrol ediniz. Sağlıklı olmadığını düşündüğünüz kurbanlığı almayınız.

Hayvanın göğüs çevresinin geniş olması, kuyruk sokumu ve kalçanın dolgun ve yuvarlak olması, sırt çizgisinin düz ve dolgun olması ve boynun kısa ve etle dolu olması gibi hususlara dikkat edilmesi gerektiği uzmanların altını çizdiği hususlar olarak karşımıza çıkıyor.

Kurban kesilirken nelere dikkat edilmelidir?

Öncelikle kurban bayramında kurban kesilmesi hem Kuran'ı Kerim, hem de sünnet ile sabittir. Kurban kesilmesi ile alakalı Kuran'ı Kerim'de ayetler mevcuttur. Kurban kesmek, durumu olan her müminin yapması gereken bir ibadettir.

Kurban keserken, usulüne göre bir kesim yapmış olmak için hayvanın yemek ve nefes borularıyla, iki atardamarından en az birinin kesilmesi gerekir. Bu şekilde yapılan bir kesim sırasında, hayvanın omuriliğinin kesilmesi mekruhtur. Bu konuda etlik kesim ile kurbanlık kesim arasında bir fark yoktur.

Hayvanın canı çıkmadan başının gövdesinden ayrılmamasına özen gösterilmelidir.

Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet edilmemelidir. Bu nedenle hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve kesim işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir.

Çevre temizliği için gerekli tedbirler alınmalıdır.

Aynı şekilde, hayvanların bir diğerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına azami özen gösterilmelidir. 

Ne Zamana Kadar Kurban Kesilebilir?

Kurban kesim vakti, bayram namazının kılındığı yerlerde, namazın bitiminde, kılınmayan yerlerde ise, sabah namazından sonra başlayarak bayramın 3. gününün akşamına kadar devam eder. Bu süre zarfında hem gece hem de gündüz kurban kesilebilir, ancak gü