Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Bakan'dan Çatı Marka Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yüksek kalite yerli ve milli ürünlerin uluslararası alanda pazarlanması için "çatı marka" oluşturma hedefleri olduğunu belirterek, "Bu markayı yılın ilk yarısını bitirmeden açıklamış oluruz." dedi.
Pakdemirli, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Türkiye'nin tarımsal hasılada Avrupa'da birinci olduğunu anlatan Pakdemirli, ancak ülkenin işlenmiş gıdada aynı başarıyı sağlayamadığını kaydetti.
Türkiye menşeli ürünlerin kendi özelliklerinin yanı sıra ambalaj, kalite ve tüketici açısından önemine işaret eden Pakdemirli, "Bizim ürünlerimize mutlaka bir hikaye ekleyip bunu satmayı öğrenmemiz lazım. Diğer taraftan işlenmiş gıdalara da bir anlam yüklememiz gerekiyor. Bakanlık olarak Türk ürünleriyle ilgili uluslararası bir çatı marka kurma hedefimiz var. Yüksek kalite yerli ve milli ürünleri yurt dışında sergileme, bunlar için talep oluşturma ve söz konusu ürünleri yüksek fiyatla satmayı planlıyoruz." diye konuştu.
Özel sektör eliyle marka yaratmanın zorluğuna da değinen Pakdemirli, "Devletin derdi kendi cebine para girsin değil. Özel sektörün cebine para girerse Türkiye'ye para girmiş olacak. Bu markayı, yılın ilk yarısını bitirmeden açıklamış oluruz." değerlendirmesinde bulundu.

Pakdemirli, satışa sunulacak ürünlere ilişkin çerçevenin de çatı markayla birlikte açıklanacağını belirterek, "Bu ürünlerin içerisine lokum girecekse lokum, zeytinyağımız girecekse zeytinyağımız, incirimiz girecekse incirimiz girecek. Fındığımız girecekse fındık veya işlenmiş olacaksa o şekilde girecek. Bunlarla ilgili genel çerçeveyi açıklayacağız. Bu genel çerçevede ürünün çok premium bir ürün olması, gıdanın sağlıklı gıda olması çok önemli. İşte bunların hepsi, premium bir şekilde pazarlanacak." ifadelerini kullandı.

"ÇİFTÇİMİZİ YENİ SEZON ÖNCESİ RAHATLATTIK"
Bakanlığın renkli pamuk hamlesine ilişkin de açıklamalarda bulunan Pakdemirli, Türkiye'nin tarımsal üretimini çeşitlendirmesi gerektiğini kaydetti.
Bakan Pakdemirli, çiftçilerin borçlarını ortadan kaldırma hedefiyle bu yılın ilk üç ayında yaklaşık 9 milyar liralık tarımsal desteğin öne çekilerek verildiğini hatırlatarak, "Çiftçimizi, üreticimizi yeni sezonda hasattan önce rahatlatma hedefimizi ortaya koymuştuk, bunu da Sayın Cumhurbaşkanımızın desteğiyle gerçekleştirmiş bulunuyoruz." dedi.

"METEOROLOJİ REKOLTE TAHMİNİ DE YAPACAK"
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün polen tahminlerini yayınlama konusundaki çalışmasına değinen Pakdemirli, "Alerjisi olan birçok kesim var. Alerjisi olanlar için evden çıkarken ne yapacağı bile önemli, belki ilacını alacak, belki almayacak. O anlamda da hava, yağış durumu gibi meteorolojik bilgi yanında bir de polen bilgisini veriyor olmamız toplumda son derece memnuniyetle karşılandı." diye konuştu.
Pakdemirli, kurumun birçok sektöre destek sağladığını ve bu hizmetlerin devam edeceğini, fakat tarımın her zaman öncelikleri olacağını söyledi. Bakan Pakdemirli, "Tarım sektörü için hava durumundan çok geleceğe yönelik matematiksel tahmin ve modellemeler ile rekolte ve ürün fiyatları tahminleri konusunda da meteorolojimiz çalışıyor." açıklamasında bulundu.

KATAR İLE TARIMSAL İŞ BİRLİĞİ
İş insanlarıyla Katar'a bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Pakdemirli, iki ülke arasında tarımsal faaliyetlerin ve yatırımların artırılması üzerine görüşmeler gerçekleştirildiğini anlattı.
Bakan Pakdemirli, "Katar biliyorsunuz iki yıl evvel bir ambargo yaşadı. Bu ambargodan büyük bir ders almış gözüküyorlar, üretimlerini de yüzde 400 artırmışlar ama seracılık alanında bizim Türkiye olarak onlara verebileceğimiz Batı'dan çok daha fazla şey var. Bunların da altını çizerek söyledik. Hem seracılık, hem hayvancılık, hem de kanatlı ette yapabileceklerimizi ortaya koyduk." değerlendirmesinde bulundu.
 
 
25.3.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Destekleme Prim Müjdesi

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Adıyaman'a giden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, AK Parti il teşkilatı tarafından düzenlenen toplantıya katıldı. Adıyaman Belediyesini ziyaret eden Bakan Pakdemirli, daha sonra Ziraat Odası'nda çiftçiler ile düzenlenen toplantıya katıldı. Toplantının ardından gazetecilere açıklama yapan Pakdemirli, üreticilere destekleme primlerinin yarın akşam itibariyle ödeneceğini ifade ederek, şöyle dedi:

"2018 yılı 3'üncü dönem besi desteğini ödüyoruz. 34 bin 835 yetiştirici için 196 bin büyük baş hayvanı için 49 milyon lira besi desteğini 22 Mart Cuma günü saat 18'den sonra tek seferde ödüyoruz. Ayrıca 2018 yılı süt analiz desteğini veriyoruz. 8217 işletmemize 310 bin 832 baş hayvan için 46,7 milyon lira süt analiz desteğini tekrar 22 Mart Cuma akşamı saat 18'den sonra bunu da tek seferde ödüyor olacağız. 2018 anaç manda desteğini 10 bin 797 yetiştiricimizin 68 bin 150 hayvan için 18 milyon lira anaç manda desteğini tekrar 22 Mart Cuma günü 18 itibariyle ödüyoruz. 2018 yılı büyük baş desteklerini ödüyoruz 8 bin 569 yetiştiricimizin 32 bin 207 baş mala için 8 milyon lira desteğini 22 Mart Cuma günü tekrar tek seferde 18'de ödüyoruz. Ayrıca 2018 yılı sürü yöneticisi istisnamı kamuoyunda bilinen çoban desteğini 7 bin 23 işletmeye 35 milyon lira çoban desteğini de tekrar 22 Mart Cuma akşamı hepsini ödüyor olacağız. Yani 22 Mart akşam saatleri itibariyle de toplam 156,7 milyon lira yetiştiricilerimizin hesabına yatırmış olacağız."
 
 
21.3.2019
Devamı

Yem Bitkileri Destekleri Ödeniyor

Tarım Orman Bakanlığınca 2018 yılı yem bitkileri desteklemesi ödemeleri yarın gerçekleşiyor.
2018 Yılı Yem Bitkileri ödemeleri T.C. kimlik numarası 8 ile başlayanlar yarın mesai bitiminden sonra alırken; T.C. Kimlik numarası 4 ve 6 ile başlayanlar ise 29 Mart Cuma günü mesai bitiminde hesaplarına ödenmiş olacak.  T.C. Kimlik numarası 0 ve 2 ile başlayanlar ise 5 Nisan günü mesai bitiminde ödenmiş olacak.
 
21.3.2019
Devamı

IPARD'da 5. Çağrı Lansman Toplantısı Gerçekleşti

TKDK tarafından IPARD II 5. başvuru çağrı proje lansman tanıtım programı Erzurum Ticaret Borsasında düzenlenen törenle gerçekleştirildi.
Erzurum Ticaret Borsası ev sahipliğinde, Tarım ve Kırsal kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Erzurum il Koordinatörlüğü'nün çalışmaları, Erzurum Ticaret Borsası'nın destekleri ile hazırlanan IPARD II 5.Başvuru Çağrısı Tanıtım Programı düzenlenen program çerçevesinde gerçekleştirildi.
Tanıtım toplantısına; Erzurum Valisi Okay Memiş, TKDK İl Koordinatörü Dr. Atilla Özlü, Erzurum Ticaret Borsası Yönetim kurulu Başkanı Hakan Oral, Tarım ve Orman İl Müdürü Osman Akar, Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Merkezi Müdürü Şerafettin Çakal, Ticaret İl Müdürü Muhammed Güneş Ziraat Bankası Bölge Yönetici Eroğlu Er, Ziraat Bankası Erzurum Şubesi Müdürü Ümmet Bilmez, Erzurum Ticaret Borsası Meclis Başkanı Yavuz Güney, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muammer Aydın ile Yönetim Kurulu ve Meclis Üyelerimiz, Kamu Kurum Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri ve üreticiler ile çiftçiler katıldı.
Vali Memiş: "Tarım ve Hayvancılık uzmanlarımız, çiftçilerimize devlet kaynaklarından yararlanma konusunda destek olmalı"
Saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başlayan proje tanıtım programının açılışında bir konuşma gerçekleştiren Erzurum Valisi Okay Memiş, yaptığı konuşmada Tarım ve hayvancılığın önündeki engelleri devletimizin destekleri ile aşmaya devam ettiklerini vurgulayarak, "Yaklaşık 5 aydır Erzurum Valisi olarak görev yapmaktayım. Görev yaptığım süre zarfında, devlet kaynaklarımızı çarçur etmeden, tarım ve hayvancılık odaklı çalışmayı kendimize görev edindik. Sayın Cumhurbaşkanımızın özel bir önem verdiği Erzurum'da şimdiye kadar yaklaşık 30 Milyon TL'lik bir kaynağı tarım ve hayvancılık yapan çiftçilerimizin kullanımı için Tarım il Müdürlüğümüzü görevlendirdik. Bizler sizlere hizmet için buradayız. Çiftçilerimizin her daim Tarım İl Müdürlüklerimiz ile irtibatlı olmalarını istiyoruz. Çünkü desteklerden ve hibe programlarından ziyadesi ile faydalanmalarını istiyoruz. Bu konuda da tarım ve hayvancılık uzmanlarımıza büyük görev düşüyor. Uzmanlarımız çiftçilerimize kılavuz olmak zorunda. Yani Devlet kaynaklarından nasıl yararlanacakları konusunda kendilerine yol göstermelerini istiyorum." dedi.
Başkan Oral: "Süt sektöründe yaşanan problemlerin ortadan kaldırılması demek, et sektöründeki sorunların ortadan kalkması demektir"
Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, tarım ve hayvancılığın önündeki engellerin destek ve hibelerle aşılabileceğine vurgu yaparak sözlerine şöyle devam etti. "Bildiğiniz üzere Erzurum İli Tarım ve Hayvancılık yönünden Türkiye'nin önde gelen illeri arasındadır. Erzurum ilinde hayvancılıkla uğraşan ve ürün işleyen üreticilerimizin mevcut koşullarının iyileştirilmesi gerekmektedir. IPARD proje hazırlama aşaması, üreticilerimiz ve yatırımcılarımız açısından süreci zorlaştıran önemli bir faktördür. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin imzaladığı IPARD Projesi hazırlama işbirliği protokolü kapsamında Erzurum Ticaret Borsası olarak, üreticimizden ve yatırımcımızdan ücret talep etmeksizin danışmanlık hizmeti sunmaya başlıyoruz. Tüm yatırımcılarımızı da davet ediyoruz. Erzurum Ticaret Borsası olarak yürütücülüğünü yapmış olduğumuz "Erzurum İli Süt Sektörü Soğuk Zincir Kurulumu Projesi" kapsamında, bütçemiz 4.618.500,00 TL olup, Erzurum İlinde süt sektöründe yaşanan en önemli sorun olan kaliteli çiğ süt elde edilmemesi hususunun ortadan kaldırılmasını hedeflemekteyiz. Süt sektöründe yaşanan problemlerin ortadan kaldırılması demek, et sektöründeki sorunların ortadan kalkması demektir. Dolayısıyla tüm tarım sektörünün direk ve endirekt desteklemiş olmanın haklı gururunu hep birlikte yaşamış olacağız. Yine tarım ve hayvancılığa dayalı olan, üreticilerimizi yakından ilgilendiren ve kalite standardının sürdürülebilirliği açısından (süt ve süt ürünleri; et ve et ürünleri; bal gibi hayvansal ürünler ile tarımsal ürünler) gerekli bütün analizlerin yapılması amacıyla geliştirilen, Romanya Ticaret Odası ile ortak yürütülen (Euro Chambers) tarafından bütçelendirilen 150.000,00 Euro'luk modernizasyon projemiz devam etmektedir. Yine Borsamız tarafından Borsa Kompleksi Projemizin 1. etap bütçesi 10.000.000,00 TL olup, ajansa başvurusu yapılmıştır. Bu projemizle üreticilerimizin tarımsal ürünlerinin gerçek piyasa fiyatı ve uygun satış zamanının sağlanabilmesi amacıyla depolama hizmeti verilecektir. Projenin 2. etabı ise, Lisanslı Depoculuğa geçiş sürecidir. Erzurum İlindeki ziraatçimizin ve üreticimizin devletimiz tarafından verilen Lisanslı Depoculuk teşviklerinden yararlanmaları sağlanacaktır. Kadın çiftçilerimizin kalkınmalarını hedeflediğimiz Erzurum İlinde solucan gübresi üretiminin yaygınlaştırılması amacıyla sunmuş olduğumuz projemizin bütçesi 655.500,00 TL olup, Atatürk Üniversitesi ile ortaklaşa gerçekleştirilecektir. Geri dönüşüm kapsamı taşıyan projemizde, Atatürk Üniversitesinde üretim merkezi kurularak, Erzurum'da çiftçimize yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Atatürk Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttüğümüz "Erzurum İli'nde Doğru Yem Bitkisi Haritası" Projemiz devam etmektedir. Ayrıca Başvuruda bulunacağımız projelerimiz ise Örnek Köy Et Sektörü, Örnek Köy Süt Sektörü ve Ortak Pazarlama Merkezi Projelerimizdir." şeklinde konuştu.

TKDK Koordinatörü Özlü: "Lokomotif Sektörlerden biri olan hayvancılığı desteklemeye devam ediyoruz."

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) İl Koordinatörü Atilla Özlü ise 2019 yılı çiftçilerimiz için yeni bir fırsat olduğunu vurgulayarak, Erzurum İli'nin lokomotif sektörlerinden biri olan hayvancılığa yönelik yatırımları desteklemeye devam ettiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili kuruluşu olan TKDK, 16 Şubat 2019 tarihinde yayınladığı çağrı ilanında 42 ilde yapılacak Tarımsal İşletmelerin ve Tarım ve Balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasıyla ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlar için 250 milyon avro (1.5 Milyar TL) bir destek bütçesi ayırdığını duyurdu.

Bu çağrı ilanında desteklemelerin IPARD II Programı kapsamında olup hibe oranlarının %40-70 arasında değiştiği ve toplam yatırım süresinin 18 ay ile sınırlı olduğu bildirildi. Söz konusu proje çağrısında hayvancılık (büyükbaş ve küçükbaş, kaz, hindi ve broyler) sektörü için proje başvurularının 8 Nisan 2019 - 17 Mayıs 2019 tarihleri arasında, diğer sektörler için ise 8 Nisan 2019 - 24 Mayıs 2019 tarihleri arasındadır. Her iki yatırım başlığı içinde oldukça ciddi bir destek bütçesinin bulunduğunu ve bu bütçeden ilimiz yatırımcılarının daha fazla yararlanması için bütün yatırımcıları projeleriyle birlikte il koordinatörlüğüne davet ettiğini ifade etti.

Özlü, 5. Başvuru çağrısı için 250 milyon avro'luk bütçenin %68'lik (170 milyon avro) kısmının manda yetiştiriciliği de dahil olmak üzere büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık sektörü kapsamında "süt ve besi" ahır ve ağıllarının yeniden yapımına veya mevcutlarının yenilenmesine, kanatlı et sektörün de "hindi ve kaz" yetiştiriciliği için yeni ve mevcut işletmelerin kurulumuna, "broyler" yetiştiriciliği ve "yumurta tavukçuluğunda" ise kapasite artırımı olmadan aktif ve mevcut işletmelerin modernizasyonuna ayrıldığını belirtti. Ayrıca katma değer oluşturan Tarım ve Balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik sektörlere de 80 milyon avro'luk bir bütçenin ayrıldığını ifade etti. Bu kapsamda kırmızı ve kanatlı eti işleme, süt işleme, su ürünleri işleme, meyve-sebze işleme ve paketleme tesislerinin, süt toplama merkezlerinin ve soğuk hava depolarının kurulumunun desteklenecek.

Bu dönemde üretici örgütlerine yönelik önemli bir fırsat sunulduğunu böylece üretici örgütlerinin kendilerinin veya ortağı oldukları tüzel kişiliklerin ahır yapımında ve süt toplama merkezlerinin kurulumunda hibe desteğinden faydalanabileceklerini belirtti. Ayrıca, üretici gruplarının dahil oldukları projelerin hibe destek oranlarının özel ve tüzel kişiliklere oranla daha yüksek olduğunu ifade ederek üretici örgütlerinin böyle bir fırsatı kaçırmamaları gerekmektedir. Tüm yatırımlarda uygulanmak üzere yatırımlara ait uygun harcama tutarları üzerinden KDV muafiyeti uygulanacağını da belirterek böylece yatırımcılar için hibe destek oranlarının daha karlı bir duruma geleceğini vurguladı. Diğer taraftan yine tüm yatırımlar kapsamında mevzuata uygun mevcut ya da kurulacak yeni işletmeler için 300 kW'ye kadar olan yenilenebilir enerji yatırımlarının da destek kapsamında olduğunu söyledi. Bu nedenle projelerinde enerji yatırımı bulundurmak isteyen yatırımcıların Lisanssız Elektrik Yönetmeliğinin 7. Maddesi uyarınca yenilenebilir enerji yatırımı kapsamında "muafiyet belgesi" almak için 25 Mart 2019 tarihine kadar bir dilekçe ile Erzurum İl Koordinatörlüğüne başvurmalarının gerektiğini belirtti.
Ayrıca Koordinatör Özlü hibe ve destek programları için detaylı bilgi almak isteyen tüm yatırımcılarımızın vakit geçirmeden İl Koordinatörlüğümüzle irtibata geçmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.
 
 
 
21.3.2019
Devamı

Acıpayam'da Deprem Hayvanlar Göçük Altında

Denizli’nin Acıpayam ilçesinde yaşanan depremde hayvanlar göçük altında kaldı.
Merkez üssü Denizli’nin Acıpayam olan 5.5 büyüklüğündeki depremde Acıpayam ilçesine bağlı Yeniköy, Karahöyük, Uçarı, Gedikli ve Yeşildere mahallerinde 50 ev hazar gördü.

Denizli Valiliğinden yapılan açıklamaya göre Eski toprak bazı yapıların yıkıldığı. Hasar tespit çalışmaların ise devam ettiği söylendi.

Öte yandan Toprak yapılarda hayvanlar göçük altında kalırken kurtarma çalışmalarının ise devam edildiği kaydedildi.



 
20.3.2019
Devamı

Bakanlık Gıda Alışverişleri Konusun'da Uyardı

Gıdada yapılan hilelere karşı Bakanlık uyardı: Ambalajsız ya da ambalajı bozulmuş besinleri almayın
Tarım ve Orman Bakanlığı'nca, gıda alışverişi yaparken dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin uyarıda bulunuldu. Buna göre;

 Ambalajsız besinler ile ambalajı yırtılmış veya bozulmuş besinler alınmamalı.
 Özellikle ambalajın bombeleşmemiş olmasına dikkat edilmelİ
 Her besinin, sıcaklık, nem ve ışık gibi kendine özgü muhafaza koşullarında satışa sunulup sunulmadığı dikkate alınmalı.
 Kaynağı bilinmeyen, denetimsiz sokak sütü alınmamalı. Pastörize ve uzun ömürlü sütler (UHT) tercih edilmeli.

 Kırık, çatlak, kirli yumurtalar satın alınmamalı ve yumurtalar kullanılmadan önce yıkanmalı. Tahıl, kuru baklagiller, sert kabuklu yemişler ve yağlı tohumların küflü, böcek yenikli, kırık taneli olmamasına özen gösterilmeli.

Hayvansal besinlerin etiketinde oval şekilde ve içinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen işletme onay numarasının bulunduğu "tanımlama işareti" aranmalı, diğer ürünler için ise yine Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kayıt altına alınan gıda işletmelerine verilen "İşletme Kayıt Numarası" (İKN) bulunan besinler tercih edilmeli.
 
 
20.3.2019
Devamı

Türkiye'nin Et ve Süt Merkezi Van Olacak

Tarım ve Orman Bakanlığınca Van'da kurulmasına onay verilen Tarıma Dayalı İhtisas Organize Hayvancılık Bölgesi'nde (TDİOHB),12 bin büyükbaş hayvan yetiştirilecek, et işleme ve yem fabrikaları bulunacak ve binlerce kişi istihdam edilecek.
Valilik öncülüğünde hazırlanan, Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Van Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, İpekyolu, Tuşba, Gevaş, Gürpınar belediyeleri, Van Ticaret Borsası, Van Kırmızı Et Üreticileri Birliği ve Van Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin de paydaş olduğu TDİOHB projesi, Tarım ve Orman Bakanlığınca onaylandı.
Edremit, Gevaş ve Gürpınar ilçelerinin kesiştiği noktada 80 bin dönüm alanda inşa edilecek organize hayvancılık bölgesinde, 50 ile 500 büyükbaş hayvan kapasiteli 100 besi işletmesi kurulacak, yılda 12 bin büyükbaş besi hayvanı yetiştirilecek.
Günlük 4 ton et işleme, deri işleme ve yem fabrikalarının kurulacağı bölgede, ayrıca hayvan gübrelerinden de elektrik enerjisi üretilerek işletmelerin maliyetleri düşürülecek.
Ürünlerin işlenmesine dayalı sanayi tesislerinin, muhafazası ve pazarlanmasına yönelik işletmelerin kurulacağı proje sayesinde doğrudan ve dolaylı binlerce kişinin iş sahibi olması sağlanacak.

"TÜRKİYE'YE ÖRNEK TEŞKİL EDECEK"
Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, proje ile kent merkezindeki hayvancılığı kent dışına çıkarmayı ve kentte modern besicilik faaliyetini geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Bilmez, şu bilgileri verdi:
"Burada et kesimhanemiz, et işleme tesisimiz ve yem fabrikamız olacak. Et ve et mamullerinin depolandığı 2 büyük hava deposu yapılacak. Besiciler için yıllık 4 bin 500 ton yonca üretimi yapılacak. Hayvan atıklarından elektrik üretimi gerçekleştirilecek. Her yönüyle bu işletmemiz Türkiye'ye örnek teşkil edecek. Binlerce insan istihdam imkanı bulacak. Bölgemiz hayvancılığın ciddi bir merkezi. Artık eski aile işletmeciliğinden modern hayvancılığa geçmek istiyoruz. Kent merkezindeki hayvancılığı da kentin dışına çıkartarak toplulaştırmayı amaçlıyoruz. Proje, kentteki şehirleşme sürecine de katkı sunacak."
Van'da aile işletmeciliği şeklindeki hayvancılığı modern hale getirerek daha çok istihdam alanı yaratmak istediklerini kaydeden Bilmez, meralarıyla, bitki örtüleriyle ciddi potansiyele sahip Van'da, 1970'li yıllarda 7,5 milyon küçükbaş hayvan yetiştirildiğini anımsatarak, bu rakamların üstüne çıkmayı hedeflediklerini belirtti.
İşletmelerde önceliği kent merkezindeki hayvan yetiştiricilerine vereceklerini anlatan Bilmez, şöyle devam etti:
"Burada direkt ve dolaylı binlerce insan iş sahibi olacak. 3 ilçenin ortasında sulama konusunda da sıkıntısı olmayan büyük bir alan. Buranın hepsi tahsise uygun hale getirildi. Biz Türkiye'nin et ve süt deposu olmaya talibiz. 12 ay boyunca hayvan beslenen ender illerden biriyiz. Havanın sıcak olduğu illerde hayvanları yazın yaylalara çıkarmadığınız zaman köyde besleyemezsiniz ama burada Van'ın her yerinde hayvan beslenebiliyor. Bunu değerlendirmek gerekiyor. Daha fazla verimin elde edildiği modern tesislerin kurulmasını amaçlıyoruz. Hayvan sayıları Van için çok az, önceki yıllardaki rakamları yakalamamız lazım."

"5 BİN DÖNÜM ALAN YEM BİTKİSİ ÜRETİMİNDE DEĞERLENDİRİLECEK"
Proje koordinatörü Yusuf Taşkın ise projenin esas çıkış noktasının kent merkezinde hayvancılık yapan işletmelere yatırım ortamı sağlamak, hayvancılığa yatırım yapmak isteyenlere de entegre bir tesis kazandırmak olduğunu söyledi.
Hayvancılığın katma değerini, et ürünleri üreterek yükseltmeyi, böylece kent ekonomisini de canlandırmayı amaçladıklarını kaydeden Taşkın, "Türkiye'de 20 yerde bu şekilde kurulan tesisler var. Burayı özellikli kılan, diğer bölgelerden ayıran en önemli özellik, yem bitkilerinin de üretilecek olması. Hayvancılıkta kaba yemde dışa bağımlıysanız rekabet imkanınız olmuyor. Burada 5 bin dönüm alan yem bitkisi üretiminde değerlendirilecek. Verimsiz araziler ilk etapta hayvanlardan elde edilecek gübrelerle ıslah edilerek, sonrasında da kaba yem ihtiyacının karşılanmasında kullanılacak." ifadesini kullandı.
Hayvanlardan elde edilecek gübrenin de tüzel kişiliğin kuracağı şirket tarafından yönetileceğini anlatan Taşkın, şirketin her işletmenin gübresini bir yerde toplayacağını ve kurulacak biyometan tesislerinde enerjiye dönüştüreceğini aktardı.
Buradan elde edilecek değerli gübrenin piyasaya arz edileceğini belirten Taşkın, şunları kaydetti:

"Enerjiden atıl ısı çıkacak bununla da 50 dekara yetecek sera ısıtılabilecek. Ahırların çatısına kurulacak güneş enerjisi panelleri ile işletmelerin elektrik ihtiyaçlarının bir kısmı da buradan karşılanacak. Sanayi entegreli olduğu için katma değer artacak. Çok boyutlu, kent için önemli bir proje olacak. Bölgenin en önemli iktisadi faaliyet alanı hayvancılık. Proje ile üretilen ürünler yerinde katma değeri yüksek ürünlere dönüşecek. Sucuk, salam gibi ürünler elde edilecek ve ihracat imkanı da olacak. Şu an ilin hayvancılığının yüzde 8'i burada yapılabilecek. İlerleyen dönemlerde bu yüze 20'ye çıkacak. Bu çok önemli bir oran. "
 
 
 
19.3.2019
Devamı

Gübre Sektörüne Rekabet Soruşturması

Rekabet Kurumu; Gübretaş, Bagfaş ve Ege Gübre'nin aralarında bulunduğu 6 firmaya soruşturma açtı.
Rekabet Kurumu, gübre sektöründeki fiyat artışlarına yönelik olarak re'sen yürütülen ön araştırma sonucunda altı firma hakkında soruşturma açıldığını duyurdu.
Rekabet Kurumu'nun internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, soruşturma açılan şirketler arasında Bandırma Gübre Fabrikaları, Ege Gübre, Gemlik Gübre, Gübre Fabrikaları, İstanbul Gübre Sanayii ile Toros Tarım bulunuyor.
Öte yandan kurum, Türk Telekom aleyhinde de toptan sabit genişbant internet hizmetleri pazarında hakim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığını tespit amacıyla soruşturma başlattı.
Kaynak: Reuters
 
 
19.3.2019
Devamı

Çiğ Süt Desteğinden Kimler Yararlanıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 Yılında Yapılacak Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nda yer alan destekleme ödemelerine ilişkin usul ve esasları belirledi.
Tarım ve Orman Bakanlığının Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesi Uygulama Tebliği (No: 2019/22), 14 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlandı.
 
Çiğ süt üretimi ve kalitesi ile uygulanan hayvancılık politikalarının etkinliğini artırmak suretiyle çiğ süt üretiminde sürdürülebilirliği sağlamak üzere yetiştiricilerin desteklenmesi amacıyla çıkartıan Tebliğ, 817 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan 2019 Yılında Yapılacak Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Kararda yer alan destekleme ödemelerine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.

Çiğ süt desteklemesi
Buna göre, çiğ süt desteklemesi; üretmiş olduğu çiğ sütü, Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren süt işleme tesislerine, fatura/E-Fatura ve/veya müstahsil makbuzları karşılığında kendisi, yetiştirici/üretici örgütü veya bunların %50’nin üzerinde paya sahip oldukları ortaklıkları vasıtasıyla satan ve BSKS veri tabanına aylık olarak kaydettiren bir yetiştirici/üretici örgütüne üye olan yetiştiricilere ödenecek.
Destekleme, hazırlanan ödeme icmalleri esas alınarak; inek, manda, koyun ve keçi sütü ile soğutulmuş inek sütü ve üretici örgütleri kanalı ile pazarlanan soğutulmuş inek sütüne, Bakanlığın belirleyeceği dönemler ve birim fiyatlar üzerinden ödenecek. Döneminde başvurusunu ve evraklarını tamamlamayanlar desteklemeden yararlandırılmayacak.



ESK’ya satan üreticiler de yararlanacak
Üretmiş olduğu çiğ sütü, üretici örgütleri aracılığı ile süt tozu olarak Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne satan üreticiler de desteklemeden yararlandırılacak. Desteklemede Bakanlıkça belirlenen 1 kg süt tozu eşdeğeri süt miktarı esas alınacak.
Çiğ Sütün Arzına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2017/20) kapsamında hastalıktan ari işletme belgeli süt üreten işletmeler, ürettikleri çiğ sütü, faaliyet alanında sütün arzı/satışı bulunan işletme kayıt belgesine sahip ve BSKS’ye kayıtlı yerel perakendecilere, işletme kayıt belgesine sahip BSKS’ye kayıtlı süt dolum tesislerine fatura/müstahsil makbuzu karşılığında satmaları şartıyla çiğ süt desteklemesinden yararlandırılacak.
Çiğ süt desteklemesinden yararlanmak isteyen üreticiler; BSKS’ye veri girişi için yetkilendirilmiş bir yetiştirici/üretici örgütüne üye ise bu yetiştirici/üretici örgütüne, BSKS’ye veri girişi yetkisi bulunmayan bir yetiştirici/üretici örgütüne üye ise örgüt aracılığı ile il/ilçe müdürlüklerine başvuracaklar.
1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere satılan çiğ sütlere ait fatura/E-Fatura ve/veya müstahsil makbuzları, yetiştirici/üretici örgütlerine teslim edilecek.
Çiğ süt desteklemesinden yararlanacakların işletmesi ve sütün elde edildiği hayvanların TÜRKVET’e kayıtlı olması gerekecek.
Destekleme icmallerinin hazırlanması, askıya çıkartılması, gönderilmesi ve ödeme ile ilgili çalışma takvimi Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) tarafından belirlenecek.

Üye yetiştiricilerden kesinti
Merkez birliğini kurmuş olan; ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri, üretici birlikleri ve/veya 1163 sayılı Kanuna göre kurulmuş tarımsal amaçlı kooperatif üyelerinden, hak ettikleri desteklerden çiftçi örgütlerini güçlendirme adı altında sistem üzerinden kesinti yapılacak. Kalan miktar yetiştirici/üreticilerin hesabına ödenecek.
Destekleme ödemelerinin denetimini sağlayacak tedbirleri almaya ve Tebliğin uygulamasında ortaya çıkan sorunlar ve öngörülmeyen durumlarda HAYGEM, genelge ve talimat çıkarmaya yetkili olacak. Destekleme ödemelerinin amacına uygun ve gerçek hak sahiplerine ödenmesi için, il müdürlüğü gerekli tedbirleri alacak.
Çiğ süt desteğinde ortaya çıkabilecek sorunlara ilişkin konularda Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği hükümlerine göre kurulan İl/İlçe Tahkim Komisyonları yetkili olacak.
Desteklemelerden Tebliğde belirlenen hükümlere uymayanlar, Gerçeğe aykırı beyanda bulunan ve/veya belge ibraz edenler, Kamu kurum ve kuruluşları yararlanamayacak.

Tamamlanamayan işlemler
8/5/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2018/21) hükümlerine göre başvuruları yapılmış ve sonuçlandırılamamış işlemler söz konusu Tebliğ hükümlerine göre sonuçlandırılacak.
Destekleme ödemelerinde kullanılan kayıt sistemlerinin Bakanlıkça yeniden oluşturulması halinde yürütülecek iş ve işlemler talimatla belirlenecek.
Tebliğ 1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
 
 
 
15.3.2019
Devamı

Tarım Üfe Verileri Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu, şubat ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı. Buna göre, şubatta bir önceki aya göre yüzde 2,73 artışla 157,84 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,79 ve 12 aylık ortalamalara göre de yüzde 14,34 yükseldi.
Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık yüzde 2,85, balıkçılıkta yüzde 6,32 artış gerçekleşirken ormancılık ürünlerinde yüzde 7,13 azalış gerçekleşti.
Bir önceki aya göre değişimde, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 2,31, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 7,44 ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,01 artış kaydedildi.

Alt tarım gruplarından, turunçgiller yüzde 9,11, diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler yüzde 3,14, çeltik yüzde 1,92, tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 2,67 artış gösterirken, lifli bitkiler yüzde 2,45, canlı kümes hayvanları ve yumurtalar yüzde 0,15 azaldı.
Şubat ayında endekste kapsanan 86 maddeden, 65'inin fiyatlarında artış, 17'sinin fiyatlarında azalış, 4'ünün fiyatlarında ise değişim olmadığı görüldü.
 
 
15.3.2019
Devamı

Anaç Koyun Keçi Destekleri Ödeniyor

2018 yılı anaç koyun keçi destekleme ödemeleri 15 Mart 2019 tarihinde mesai bitiminden hemen sonra yetiştiricilerin hesabına yatırılmaya başlanacak. Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli tarafından yapılan açıklamada 187 bin 209 küçükbaş hayvan yetiştiricisinin 21 milyon 495 bin hayvanı için 537 milyon 385 lira anaç koyun keçi destekleme ödemesi yapılacağı belirtilmişti.

Buna göre T.C. Kimlik numarası 8 i başlayanlar 15 Mart 2019 Cuma günü mesai bitiminde hesaplarına yatırılmış olacak. T.C. Kimlik numarası 4ve 6 olanlar 22 Mart 2019 tarihinde alırken; T.C. Kimlik numarası 02 ile başlayanlar ise 29 Mart 2019 günü mesai bitiminde hesaplarına ödenmiş olacak.
 
14.3.2019
Devamı

Gümrük Vergisiz 200 Bin Ton Patates İthalatı

Patates ithalatında 200 bin tona kadar tarife kontenjanı açıldı. Gümrük vergisiz  patates ithalatı 20 Nisan'a kadar yapılabilecek.
Ticaret Bakanlığı'nın Patates İthalatın da Tarife Kontenjanı Uygulanmasına İlişkin Tebliği ve konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete 'de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.
Buna göre, 200 bin tona kadar patates ithalatında gümrük vergisi alınmayacak. Tarife kontenjanı 20 Nisan'a kadar geçerli olacak.

Patates ithalatında uygulanacak tarife kontenjanının dağıtım yöntemiyle başvuru, kullanım usul ve esasları Ticaret Bakanlığının tebliğiyle belirlendi.
Kararda yer almayan hususlarda, İthalat Rejimi Kararı ve diğer ilgili mevzuat hükümleri uygulanacak.

Tebliğ, tarife kontenjanı kapsamında ithalatı gerçekleşecek eşyanın ithalatının tabi olduğu diğer mevzuat hükümlerinin uygulanmasını engellemeyecek.
 
 
 
12.3.2019
Devamı

Büyüme Rakamları Açıklandı

Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 19,1 artarak 3 trilyon 700 milyar 989 milyon TL oldu.

Gayrisafi Yurt İçi Hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2018 yılında zincirlenmiş hacim endeksi olarak tarım sektörünün katma değeri yüzde 1,3, sanayi sektörü yüzde 1,1 arttı, inşaat sektörü ise yüzde 1,9 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 5,6 arttı.

Kişi başına Gayrisafi Yurt İçi Hasıla 2018 yılında 45 463 TL oldu

2018 yılında kişi başına GSYH cari fiyatlarla 45 463 TL, ABD Doları cinsinden 9 632 Dolar olarak hesaplandı.

GSYH 2018 yılı dördüncü çeyreğinde yüzde 3 azaldı

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla dördüncü çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak (2009=100), 2018 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3 azaldı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2018 yılının dördüncü çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 13,4 artarak 1 trilyon 10 milyar 114 milyon TL oldu.

Gayrisafi Yurt İçi Hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2018 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; tarım sektörü toplam katma değeri yüzde 0,5, sanayi sektörü yüzde 6,4 ve inşaat sektörü yüzde 8,7 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 0,3 azaldı.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2018 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,2 azaldı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,4 azaldı.

11.3.2019
Devamı

Bakan Yardımcısı Özkaldı: İlacımızı Kendimiz Üreteceğiz

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, Türkiye’nin kendi ilacını üretme konusunda çalışmalara başladığını belirtti. 

Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde AK Parti İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen toplantıya katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Özkaldı, “İlçemizde bulunan Alkaloid Fabrikasında morfini nasıl üretiyorsak ilacı da kendimiz üreteceğiz. Bununla ilgili fizibilite çalışmaları başlamıştır. Ayrıca enerji gideri yüksekolacağından atık su arıtma tesisleri için büyük bir güneş enerjisi üsleri kuracağız. Enerji gideri de kendi kendini karşılayacaktır” ifadelerini kullandı.

Haşhaş üretimini de internetten takip edeceklerini belirten Özkaldı, ilçede haşhaş ekiminin iki katına çıktığını bildirdi. Hükümet tarafından ilçeye yapılan yatırımları anlatan Akif Özkaldı, “Bu hizmetler ekip işi. Bugüne kadar bu hizmetler nasıl yapıldı? Güçlü iktidar, güçlü hükümet ve istikrarlı ekonomi ile yapıldı. Bu gemi bizim, batacaksak bu gemide batalım. Dolayısıyla iyi günde de, kötü günde de hep birlikte olmamız lazım. Güçlü bir belediye olursa biz de hep birlikte bu projelerimizi kaldığımız yerden devam ederiz. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Bakanlarımızın da desteklerini alarak Afyonkarahisar ve Bolvadin’de büyük işlere imza atacağız” dedi.

Daha sonra ilçe esnafını ziyaret eden Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, vatandaşların hal ve hatırlarını sorarak notlar aldı. 
 
11.3.2019
Devamı

TMO Mahsullere Yüzde 30 Fazla Ödeyecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, döviz dalgalanmalarından en çok etkilenen sektörün tarım olduğunu belirterek "Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) olarak sizlerin mahsullerinizi, ürünlerinizi en az yüzde 25-30 daha fazla ödeyerek alacağız." dedi.

Türkiye’nin ekonomisine yönelik yurt dışı kaynaklı bir operasyon düzenlendiğini aktaran Pakdemirli, bu süreçten sonra alınan yerinde tedbirlerle kontrolün sağlandığını söyledi. Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Döviz dalgalanmalarından en çok etkilenen sektör tarım sektörü oldu ama bu sene TMO olarak sizlerin mahsullerinizi, ürünlerinizi en az yüzde 25-30 daha fazla ödeyerek alacağız. Ayrıca sizleri biraz rahatlatmak adına bütün desteklerinizi ödeyeceğiz. 2018'den kalan elimize ulaşmış hiçbir destek ödemeniz kalmayacak."
Kaynak:AA

 

 

11.3.2019
Devamı

Üretici Pancarı Hayvan Yemi Yaptı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada buluştuğu pancar  üreticilerinin sorunlarını dinledi. Gürer, “Üretici, pancarı fabrikaya vermek yerine hayvan yemi olarak kullanmaya başladı. Besiciler artık küspe olarak pancardan yararlanıyor, yem fiyatı arttı. Pancardan para kazanamayan üreticiler, pancarı da hayvan yemi yaptı” dedi.
Gürer, çiftçinin fabrika ile yıllık ekim anlaşması yaptığını hatırlatarak, “Çiftçi geçen yıl taahhüt ettiği pancarı fabrikaya veremedi. Kota doldurulamayınca çiftçiye 30-40 bin lirayı bulan kota cezaları çıktı. Çiftçi perişan. Kota cezalarının kaldırılmaması halinde önümüzdeki dönemde çok sayıda üretici pancar ekimi yapamayacak” dedi. Gürer, şunları söyledi.

ÜRÜN TARLADA KALDI
“Şeker pancarı tohumunun fabrika satış fiyatı 150 lira ama daha çok verim alabilmek için üretici 350 liralık ithal tohuma yöneldi. Fabrikanın verdiği tohumun fiyatı düşük olmasına rağmen eski tohum olduğu için çiftçi kullanmak istemiyor. Tohumdan hasata girdi fiyatları da arttı. Nisan ayı ekim zamanı ama kota cezaları silinmezse pancar ekemeyecek.”
100 kilogram şeker pancarından ortalama 16 kilogram şeker elde edildiğini hatırlatan Gürer, “Fabrika çiftçinin ürününü olabildiğince düşük fiyatla almanın yolunu arıyor. Şeker pancarı ekim alanının hazırlanması, çapalanması, sulanması, ekimi, ot alımı, tarladan çekimi, çiftçi için büyük yük ve emek gerektiriyor. Eylül ayında hasadı yapılan şeker pancarının bir bölümü de tarlada kaldı” diye konuştu.

Gürer'e dert yanan üreticiler de, “Bizi ekim yapmama noktasına getirdiler. Bugüne kadarki pancar paralarını da alamadık. Kota cezaları nedeniyle mağduruz. Cezalar kaldırılmazsa, önümüzdeki dönem ekim yapamayız. Pancarı fabrikaya vermek yerine artık hayvan yemi olarak kullanıyoruz. Yem fiyatları çok arttı” dediler.
 
 
11.3.2019
Devamı

Çiftçiye Mart Ayında Destek Müjdesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde" programında, mart ayında 3 milyar 716 milyon liralık destekleme ödemesi yapılacağını açıkladı.
 
Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde "Türkiye'nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde" programında konuştu. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

TARIM VE HAYVANCILIK DESTEĞİ

"2019 yılı destekleme ödemelerini hızla gerçekleştiriyoruz. Yılın ilk iki ayında 5 milyar liralık destekleme ödemesini yaptık. Mart ayında yapılacak desteklerin de müjdesini paylaşmak istiyorum. Mart ayı içinde alan bazlı desteklerde 2 milyar lira, buzağı desteklerinde 730 milyon lira, diğer hayvancılık desteklerinde 198 milyon lira, yem bitki desteklerinde 98 milyon lira, sulama desteğinde de 148 milyon lira olmak üzere 3 milyar 716 milyon liralık destekleme ödemesi yapacağız. böylece yılın ilk 3 ayında üreticilerimize 8 milyar 770 milyon liralık desteği sağlamış olacağız.
Tarım ve hayvancılığın ülkemiz bakımından taşıdığı önemi çok iyi bilen bir yönetimiz. Türkiye 2002 yılında tarımsal milli gelir bakımından 37 milyar lirayı bulmayan bir büyüklüğe sahipti. Tarımsal destek 1,8 milyar lirayı ancak buluyordu. Bugün artık ülkemiz tarımsal hasıla bakımından Avrupa'da ilk sırada yer alıyor.

"VATANA İHANET EDERİZ"
Arazi toplulaştırması projesinin ilk başladığı 1960 yılından 2002 yılına kadar toplam 450 bin hektar toplulaşması yapılabilmiştir. Biz 10 yılda 6,1 milyon hektar alanda arazi toplulaşmasını tamamladık. Halen 3,6 milyon hektar alanda da tescil işlemleri sürüyor. Genç çiftçilerimize 30 bin lira hibe desteği veriyoruz. Hayvancılıktan bitkisel üretime kadar geniş alana yayılan bu uygulama ile 48 bine yakın çiftçimizi destekledik. Tarım ve hayvancılık yapılan ovalarımızı sit alanı ilan ediyoruz. Tarım alanlarına beton yığınlarını dikersek bu vatana ihanet ederiz. 258 ovamızı sit alanı ilan etmiş durumdayız. Bu sayıyı 300'e çıkarıyoruz.

"TÜM ÜLKEME SESLENİYORUM..."
Tarım sektöründe de para çok önemli. Geçtiğimiz yıl çiftçilerimize Ziraat Bankası aracılığıyla 32 milyar lira, Tarım Kredi Kooperatifiyle 6,4 milyar lira kredi kullandırdık. Bu kredilerin geri dönüş oranı yüzde 98 oranında olmasını önemli görüyorum.
Spekülatörlerin gayesi üreticinin hakkını korumak değil, bir kısmı kar hırsıyla hareket ederken, bir kısmı daha derin emeller güdüyor. Bu tür tezgahları bozmaya devam edeceğiz. Tüm ülkeme sesleniyorum, hiç kimsenin ne üreticimizin alınterine, ne tüketicimizin sofrasına göz dikmesine izin vermeyeceğiz. Tıpkı teröristler gibi spekülatörlere muamele ediyoruz.
Ülkemizde en çok tartışılan hususlardan birisi hayvancılıktır. Maalesef vatandaşlarımıza istediğimiz fiyat seviyelerinden et sunamadığımızı itiraf etmemiz gerekiyor. Üretimdeki artışlar sayesinde kişibaşı süt tüketimi 122 litreden 258 litreye yükseldi. Kırmızı et tüketimi 6,1 kilodan 15 kiloya çıktı. Yapmamız gereken girdi maliyetlerini düşürerek, üretimi teşvik etmektir. Planlı üretime geçerek ithalatı azaltmayı, ihracatı artırmayı amaçlıyoruz.
 
 
6.3.2019
Devamı

Başkan Erdoğan "Hayvancılıkta yem, tarla bitkilerinde gübre konusunda yaşanan sıkıntıları biliyoruz"

Türkiye’nin en büyük Çiftçi ailesi Milletin evinde
Başkan Erdoğan’dan Tarıma Yönelik işte satır başları

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hayvancılıkta yem, tarla bitkilerinde gübre konusunda yaşanan sıkıntıları biliyoruz. Her iki üründe de dışa bağımlılık söz konusudur. Türkiye, bu konularda ithalatçı değil ihracatçı olmalıdır. Millî Tarım Projemizin hedeflerinden biri de budur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hiç kimsenin, ne üreticimizin alın terine ne de tüketicimizin ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz. Tarım sektöründeki spekülatörleri, sınırlarımıza dayanan teröristler gibi, bir millî güvenlik sorunu olarak görüyor ve ona göre muamele ediyoruz.”

“Tarım ve hayvancılığın ülkemiz bakımından taşıdığı önemi çok iyi bilen bir yönetimiz. Çiftçilerimize bugüne kadar yaptığımız 126,8 milyar liralık destek ödemesi, bunun en somut ifadesidir.”
 
6.3.2019
Devamı

Genç Çiftçide İkinci Dalga

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın çiftçiyi desteklemek amacıyla başlattığı 'Genç Çiftçiye Hibe Hayvan Verilmesi' projesini suistimal ederek, çok sayıda vatandaşı dolandırıp, devleti zarara uğratan şüphelilere yönelik bu sabah ikinci dalga operasyonu yapıldı. Ardahan merkezli operasyonda 10 ilde 13'ü veteriner 23 şüpheli gözaltına alındı. 15 Ocak'ta yapılan ilk operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 17'si tutuklanmıştı.

Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre; 'Genç Çiftçi Hibe Desteği' projesi kapsamında, işi ihalesiz alan yüklenici şirketlerin; teknik şartnamede belirtilen özelliklere uymayan hayvanlardan temin ettiği, kulak küpeleri ve pasaportları rüşvet karşılığında bazı veterinerlere ürettirerek talep sahiplerine, 'küpe kayıtlarında şartnameye uyan ancak fiziken uymayan' hayvanları vermeye çalıştıkları, böylelikle devleti ve projeden faydalanmak isteyen vatandaşları dolandırmaya çalıştıkları yönündeki iddialar üzerine harekete geçildi.
Başsavcılık koordinesinde, Jandarma Genel Komutanlığı KOM Daire Başkanlığı ve Ardahan İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 2018 yılı Ekim ayından itibaren suç örgütüne yönelik fiziki takip başlattı. 15 Ocak günü de Ankara, Erzurum, Kars, Van, Aydın ve Ardahan'da belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonda 9 şirket çalışanı, 7 hayvan toplayıcısı, 12 veteriner ve 2 veteriner teknikeri olmak üzere toplam 30 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden 17’si tutuklanırken, 13’ü adli kontrol ile serbest bırakıldı.

GENÇ ÇİFTÇİ’DE İKİNCİ DALGA

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüt faaliyeti kapsamında rüşvet almak-vermek, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında, bugün ikinci dalga operasyonu yapıldı. Ardahan, Kars, Erzurum, Van, Diyarbakır, Sivas, Niğde, Yozgat, Çorum ve Sinop'ta yapılan eş zamanlı operasyonda, 13’ü kamu görevlisi veteriner olmak üzere 23 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda hayvan küpesi ele geçirildi.  

 GENÇ ÇİFTÇİ PROJESİ: Tarım ve Orman Bakanlığı, Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında 'Genç Çiftçi Projesini' uygulamaya soktu. 2018 yılında tamamlanmak üzere proje kapsamında 44 bin 50 büyükbaş ve 132 bin 431 küçükbaş hayvanın hibe yoluyla ihtiyaç sahibi çiftçilere dağıtımı planlandı. Projenin yürütülmesi için Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü(TİGEM) ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü görevlendirildi. Proje amacı doğrultusunda 2 kurum ile yüklenici şirketler arasında projenin yürütülmesine ait detayları içeren protokol daha önce hayata geçirilmişti.
Kaynak:DHA
 
 
 
6.3.2019
Devamı

Sınır'da Ekin Yasağı

Hatay Valiliği 1'inci ve 2'nci derece kara askeri yasak bölge ve güvenlik bölgelerinde, kısa boylu ürünler haricinde boyu 1 metreyi aşan mısır ve ayçiçeği gibi sınır emniyetini zafiyete uğratan bitkilerin ekiminin yapılmasına izin verilmeyeceğini duyurdu.

Valilik sitesinden yapılan açıklamada, Suriye'de yaşanan iç karışıklık ve otorite boşluğu nedeniyle il sınır güvenliğinin sağlanması için alınan tedbirlerden etkilenen 1'inci ve 2'nci derece kara askeri yasak bölge ve güvenlik bölgesi içerisinde tarım arazisi bulunan çiftçilerin tarımsal faaliyetlerinin bazı usul ve esaslara göre yapmalarının uygun görüldüğü bildirildi.
 
 
6.3.2019
Devamı

Şeker Pancarında Sözleşme

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, şeker fabrikalarının, bu yılki ekim dönemi öncesinde çiftçilerle üretim sözleşmesi imzalamaya başladığı belirtildi.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Şeker Kanunu gereğince pancar tarımı "sözleşmeli" yapılıyor.
Bu kapsamda, 2019 yılının ekim dönemi öncesinde, tüm fabrikalar çiftçilerle üretim sözleşmesi imzalıyor. Pancar çiftçisi ile şeker fabrikası, ekim öncesinde sözleşme yaparken, üretim şartları ile alım usul ve esasları bu sözleşmede belirleniyor. Sözleşmeyle tarafların hak ve sorumlulukları güvence altına alınıyor.
Sözleşme kapsamında, çiftçilerin tohum ve gübreleri fabrikalar tarafından teslim edilmeye başlandı. Böylece pancar tarımının sürdürülebilirliği sağlanıyor.
Fabrikalar, hasat öncesinde bakım, sulama, söküm gibi adlar altında çiftçilere avans ödemesi yapıyor. Pancar çiftçisi, daha hasat gerçekleşmeden ürün bedelinin yaklaşık yüzde 40'ını peşin olarak alıyor.

Pancar üretiminde artış beklentisi
Kanun gereğince uygulanan kota sistemiyle şeker üretiminde arz ve talep dengesi tesis ediliyor, üretim planlanıyor ve istikrar sağlanıyor. Kota sistemiyle üretimde dalgalanmaların önüne geçilerek, pancar çiftçisinin refahı istikrarlı şekilde korunuyor.
Ayrıca, nişasta bazlı şeker kotalarının yüzde 2,5'e indirilmesi çiftçiler tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanırken, bu yıl pancar üretiminde büyük artış bekleniyor.
Şeker üretiminde en büyük pay yüzde 37 ile pancar ekicileri kooperatiflerine ait fabrikalarda bulunuyor. Kamuya ait Türk Şeker AŞ halen 15 şeker fabrikasıyla sektörün yüzde 34'üne hakim görünüyor. Böylece, başka hiçbir üründe olmayan düzeyde üretim çiftçi kooperatiflerince yapılıyor ve kamu şeker üretimine güçlü bir şekilde devam ediyor.
Kaynak: AA
 
 
5.3.2019
Devamı

Kayseri Tarım Fuarına 900 Yerli ve Yabancı Firma

7-10 Mart tarihleri arasında Kayseri OSB Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenecek olan 14. Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı’na yerli ve yabancı bin 900 firmanın katılacağı açıklandı. 

Kayseri OSB Hizmet Binasında düzenlenen toplantıda 14. Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı konusunda bilgiler veren Kayseri OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Nursaçan, "Kayseri OSB’nin 1 Mart tarihinde gerçekleştirmiş olduğu 17. Olağan Genel Kurul sonucunun, başta sanayimiz olmak üzere, ilimiz ve ülkemiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bu seçimin kaybedeni yoktur. Seçimi Kayseri sanayisi / sanayicisi kazanmıştır. OSB yönetimi olarak hiçbir ayrım gözetmeden herkesi kucaklayacağız. Zira bizler, OSB’ni sahiplenmeye değil, Organize Sanayi Bölgesi’nin sahiplerine hizmet etmek için buradayız.

İş dünyası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devletimizin emrinde, milletimizin hizmetinde olacağız. Üstlenmiş olduğumuz sorumluluk da bunu gerektiriyor. Allah, birliğimizi, beraberliğimizi daim etsin" dedi.

Nursaçan, "Milli iradenin hakim olduğu, yani , daha önce olduğu gibi, sadece parmak kaldırma yerine, üyelerimizin huzuruna sandık konulmak suretiyle ve herkese örnek olacak şekilde, demokratik, hür ve şeffaf bir seçim olmuştur. Bu yeni dönemde, yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla birlikte, örnek alan değil, örnek alınan; edilgen değil, etken OSB olma yolunda, belirlenen hedeflere tek tek ulaşacağız inşallah.
Bu hedeflere ulaşmada; basınımızın da önemli katkı sağladığını burada özellikle belirtmek isterim. Kendilerine huzurunuzda teşekkür ediyorum.
Fuarların tüm sektörlerin gelişime katkı sağladığı yadsınamaz bir gerçektir.” ifadesinde bulundu.
Başkan Nursaçan konuşmasında; “Yenilikleri ve teknolojiyi takip etmek, kendimizi geliştirmek, ileriye dönük çalışmalar için bir öngörüye sahip olmak anlamında fuarlar; Üreticilerle müşterileri buluşturan önemli bir köprüdür" diyerek şunları söyledi:
"Günümüzde sadece kaliteli mal üretip pazara sürmek, satış yapabilmek için yeterli değildir. Doğru yerde, doğru zamanda ve doğru bir organizasyonla katılımcılarla iletişim kurabilmek te önemlidir.
Fuarlar, serbest ticaretin dünyamıza kazandırdığı, en önemli pazarlama ve tanıtım ortamlarından biridir. Fuarların önemi, sayılamayacak kadar fazladır.
Hepinizin Bildiği Üzere; sanayicilerimizden gelen yoğun talep üzerine Fuar projesine karar verdik. 15. Genel Kurulumuzdan aldığımız onayla, 2017 Nisan ayı başında temelini attık.
Allah'a Hamdolsun 22 ayda tamamladık. Fuarın, 1. etabı olan 18 bin m2’lik kısmı bir kaç gün sonra hizmete girecektir. İkinci etap 12 bin metrekarenin ise, temeli atılmış olup, 2020 yılında tamamlanmasıyla 30 bin metrekareye ulaşmış olunacaktır.
Tüm etaplarının tamamlanmasıyla toplamda 60 bin metrekarelik kapalı alanıyla, şehrimizin ve sanayicimizin hizmetinde olacaktır.
İşletilmesi konusunda sektörün lideri konumda TÜYAP ile anlaşma sağlanmıştır.
Şehrimiz ticareti bu sayede büyük bir canlılık kazanacaktır. Yılda yaklaşık olarak 2 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapacaktır.

7-10 Mart tarihleri arasında “14. Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı” nın hep birlikte açılışını yapacağız, inşallah. Fuara yaklaşık 1900 yerli ve yabancı marka katılacaktır.
Gördüğünüz üzere; hem konuşuyoruz, hem de projelerimizi tek tek hayata geçiriyoruz. Zira, kaybedecek zamanımız yoktur. Allah bütün bu hayırlı hizmetlerin devamını nasip etsin.
Kayseri OSB tarafından planlanan Fuar ve Kongre Merkezi yatırımı, OSB’nin sanayicilere destek ve hizmet misyonuna uygun nitelikte hizmet sunacaktır. Bu önemli, büyük ve örnek projenin, sanayicimiz, ilimiz ve ülkemiz için hayır uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum.
Bu münasebetle; fuarın çevre düzenlemesine katkıda bulunan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Çelik Bey’e ve Belediyenin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Katkı ve destekleri her türlü takdirin üzerindedir.
Ülkemizin kalkınması ve gelişmesi için iş dünyamıza her türlü desteği sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Hükümetimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Bu vesile ile; 7 Mart Perşembe günü açılışı yapılacak olan 14. Kayseri Tarım Hayvancılık ve Gıda Fuarının hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum. Huzurunuzda bu organizasyonda emeği geçen Atlas Fuarcılık yetkilisi Sayın Fevzi Atasagun Bey’e, İl Tarım ve Orman Müdürü Sayın Mustafa Şahin Bey’e, Kocasinan Ziraat Odası Başkanı Sayın Abdulkadir Güneş Bey’e ve organizasyonda emeği geçen herkese başarılar diliyorum. “
Atlas Fuarcılık yetkilisi Fevzi Atasagun ve Kocasinan Ziraat Odası Başkanı Abdulkadir Güneş ise; günümüzde fuar organizasyonlarının önemi ve bu fuara ait detaylar hakkında bilgiler verdi. Söz konusu fuara ülke çapında bilinen markaların katılacağı, 350 bin ila 400 bin arasında ziyaretçinin geleceği, diğer vilayetlerde de benzeri fuarların düzenlendiği, ancak Kayseri OSB Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek bu fuarın farklı bir ses getireceği “ ifade edildi. 
 
5.3.2019
Devamı

Tarıma Yüzde 12 İndirimli Elektrik Dönemi

Hatırlanacağı üzere Mart ayının ilk gününde Resmi Gazete'de elektrik tüketim desteğine dair karar yayımlanmıştı. Bu karara göre devlet sosyal yardım alan muhtaç ailelere elektrik tüketim desteği sağlayacak. Devlet tarafından atılan bu adım tarım ve hayvancılıkta da uygulanmaya hazırlanıyor. 

Hayvancılık İçin Yüzde 12 İndirimli Elektirik

Ekonomi gündemine oldukça yer tutan elektrik desteğine dair son gelişme ise Tarım ve Hayvancılık alanında geldi. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez yapmış olduğu bir konuşmasında hayvancılığın gelişimi adına yeni bir destek başlayacağını söyledi. Enerji Bakanlığı'nca sağlanacak bu destek ile hem tarımsal üretim hem de hayvancılığı geliştirilmesi amaçlanıyor. 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez bu konuya ilişkin detaylı bir açıklamada bulundu. Bu kapsamda çalışmaların bittiğini ve kurul kararınında bu hafta içerisinde çıkacağını dile getiren Bakan Fatih Dönmez şu ifadeleri kullandı. 

"Bununla ilgili çalışmalar bitti, önümüzdeki hafta kurul kararı da çıkacak. Tarımsal sulama gurubuna, sulamanın yanı sıra sera, hayvancılık küçükbaş, büyükbaş, kanatlı hayvancılık, süt toplayıcıları ve işleyicileri dahil olmak üzere tarımsal faaliyetlerin hemen hemen tamamını içeren bir düzenleme yapıyoruz. Bunlar dana önce iç ticari işletme grubunda yer almaktaydı. Kilovatsaat elektrik ücretleri görece daha yüksekti. Bu uygulamadan sonra yüzde 12 civarında indirimden yararlanmış olacaklar. Biz bu uygulamayla hayvancılığı da desteklemiş olacağız. İnşallah hem yereldeki destekler hem hükümetimizin yapmış olduğu bu desteklerle tarımı hayvancılığı da kalkındırmış olacağız."
 
4.3.2019
Devamı

Türkiye Dünya'yı Doyuran Ülke Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Önümüzdeki 20 sene içerisinde Türkiye dünyayı doyuran ülke olacak” dedi. 
Karabük’te Tarım ve Orman Sektörü değerlendirme toplantısına katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, zor bir ev ödevlerinin olduğunun altını çizerek, “ 20 25 yıl içerisinde üretimimizi yüzde 50 arttıracağız. Türkiye’de yeterince yiyecek ekmek buzdolabı dolu olacak. Bunun başka çaresi yok. Bunu mutlaka yapmamız lazım. Bu savunma sanayisi kadar çok önemli” diye konuştu.
İşçi lokalinde düzenlenen toplantıda konuşan Pakdemirli, Türkiye’nin 1990’lı yıllarda koalisyon prangasının eline düştüğünü belirterek, “ 2000’li yıllarla beraber istikrarlı bir büyüme ve istikrar sayesinde bu iktidar da ciddi hizmetlerde bulundu. Türkiye’nin koalisyon üretmeyen bir sisteme ihtiyacı var. Bundan sonra da buna kavuşmuş olduk. Bununla beraber yeni dönemde millete hizmet etmemiz gerekiyor. Millete hizmet ancak bürokrasiyi azaltmakla olur. Bürokrasiyi azaltmak için bakanlıklarımızın sayısı azaldı. Her bakanlığımız ayrı bir tarafa bir yerlere çekiyordu. Tarım ve orman bakanlığı ayrı idi. Suyu ve toprağı ayrı yönetiyorduk. Suyu ve toprağı ayrı yönettiğimiz zaman bir yere baraj yapıyorduk ama sulaması yoktu. Şimdi toprağı ve suyu birlikte yöneteceğiz. Tarımı ve ormanı birlikte yöneteceğiz. Karabük için orman önemli. Orman alanlarının da tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerde kullanıyor olmamız lazım” dedi.

“Türkiye dünyayı doyuran ülke olacak”

20 yıl içerisinde Türkiye’nin dünyayı doyuran ülke olacağını da kaydeden Pakdemirli, “ Yüzde 50 daha fazla gıdaya ihtiyacımız var. Bugün ne üretiyorsak daha fazlasını üretmemiz lazım. O yüzden bu bilinçle mutlaka daha fazla gıda üretecek şekilde programlamamız lazım. Ormanlık alanlarımızı daha düzgün kullanmamız lazım. Toprağın ve tarımın siyasetinin olmaması lazım ama Türkiye’de bugün toprak ve tarım siyasete en kolay alet edilen konudur. Muhalif kanallarında çoğunda her gün tarımı yerin dibine vuruyorlar. Aslında Türkiye’nin durumu böyle değil. Çok entelektüel dediğimiz eski bakanlık yapmış insanlar bile bana telefon edip sen kafana takma, ‘Türkiye saman ithal etmiş’ diyorlar. Yani bize diyorlar ki, Türkiye’yi samana muhtaç ediyorsunuz. Rakamlara bakıyorum, Türkiye’nin saman ithalatı 150 bin dolar veya 9 bin ton. Türkiye’nin kaba yem ihtiyacı 66 milyon ton. Bu kadar ucuz siyaset ile üstümüze geliyorlar. Tabi ki bulunduğumuz yeri beğenmeyeceğiz. Daha iyiye doğru gitmemiz lazım. Daha iyiye gitmeden önce de bulunduğumuz yerle ilgili fotoğrafını da çekmek lazım. Türkiye tarımsal hasıla da birinci sırada dünyada 7. sıradayız. Toprak kaynağı olarak 17 sırada olmamıza rağmen dünyada biz 7. sırayı yakalamışız. Türkiye kendine şöyle bir hedef koydu, her alanda ilk 10’a girmek. Biz Tarım alanında ilk 10’a hatta ilk 7’ye girmişiz. Küçük baş hayvan varlığında Türkiye Avrupa’da birinci sırada. Süt sığırcılığında Avrupa’da birinci, büyükbaş hayvan varlığında Fransa’dan sonra ikinci sıradayız. Bütün bu rakamlar baktığımızda fevkalade iyi. Tavuk ihracatında 400 milyon dolar, balık ihracatında 1 milyon dolar civarında ihracatımız var. Et noktasında henüz ihracatımız yok. İnşallah 2022 yılı itibari ile et ihracatı yapan ülke haline mutlaka geleceğiz. Su ürünleri üreticiliği noktasında ülkemiz dünyada en hızla büyüyen ilk üç ülke haline gelirken, Avrupa’da yedinci sıradan ikinci sıraya yükseldik. 2017 yılında 276 bin ton, 2018’de 315 bin ton su ürünleri üretimimiz var” diye konuştu.

“Zor bir ev ödevimiz var”

Yerli tohum konusunun Türkiye’de çok konuşulan ve eleştirilen bir konu olduğunu da dile getiren Bakan Pakdemirli, “2002’de 150 bin yerli tohumumuz varken, bugün üretimimiz 1 milyon 50 bine gelmiş. 150 tane üretici varken 850 üreticiye ulaşmışız. Zor bir ev ödevimiz var. 20 25 yıl içerisinde üretimimizi yüzde 50 arttıracağız. Türkiye’de yeterince yiyecek ekmek buzdolabı dolu olacak. Bunun başka çaresi yok. Bunu mutlaka yapmamız lazım. Bu savunma sanayisi kadar çok önemli” ifadesinde bulundu.

Pakdemirli, ayrıca tanzim satış noktalarının ihtiyaç olmadığı takdirde kaldıracaklarını, eğer ihtiyaç süreklilik gerektirirse sürekli hale getirmenin yollarını arayacaklarını belirtti.
Darbe dönemlerini de anımsatan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Millet olarak her şeyi çabuk unutuyoruz. Bizde darbe oluyor ertesi gün hayat normale dönüyor. Başka bir ülkede veya batılı ülkede böyle bir şey olmaz. Bunun iyi tarafları var hayat akıyor, kötü tarafları da var çabuk unutuyoruz. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu istikrarsızlıkla ilgili tehditleri hep birlikte düşünsek AK Parti’nin oy oranı 100’de yüze çıkar. Herkesin gönlünde bir parti olabilir. Bugün itibari ile Türkiye’nin sistematik olarak istikrarsızlaştırıldığı ile ilgili tespiti var. Bu tespitte hem fikiriz. Koalisyonlarda Türkiye paramparça, ülkeye hizmet gitmemiş. Türkiye’de hakikaten zamanla bir yarışımız var. Türkiye olarak biz Osmanlı döneminde endüstri devrimini kaçırmışız. Bizim Avrupa’yı muasır medeniyetleri yakalamamız lazım. Bunu yakalamak için başkaları bir çalışırken bizim iki çalışmamız lazım. Bizim ayağımızın taşa asla takılmaması lazım ve bunun içinde siyasi istikrar lazım. Allah’a şükür koalisyon çıkarmayan bir sistem geldi. 2023’e kadar AK Parti’nin devam etmesi lazım. Ondan sonra kimi beğeniyorsanız verin. Hangi parti gelip size benim projem var, ben daha iyiyim diyorsa oyunuzu ona verin. Bu demokrasi. Ama AK Parti’nin 2023’e kadar devam etmesi lazım. Bu seçimde AK Parti’nin oylarında olacak düşüş, muhalefet şöyle yapacak, ‘Başımızda boza pişirecek.’ Diyecekler ki, 2023’e kadar sen gitme seçime gidelim. Türkiye’nin seçime ihtiyacı yok. 16 yılda iktidarda olduğu halde 13 kez seçime gitmiş. Onun için bu seçimi çok önemsiyoruz. Bu aynı zamanda yerelde AK Parti’yi seçmeniz, aynı zamanda AK Parti’nin tasdiki ve devamı için vatandaşın desteğinin bir göstergesi olacak” diye konuştu. 
 
1.3.2019
Devamı

Yumurta Rekor Kırdı

Türkiye’nin üretim alt yapısını sürekli geliştirerek ve kalitesini yükselterek dünya yumurta üretiminde önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Derya Pala “Yumurta sektörü 22 milyar adet üretimi ile dünyada dokuzuncu, her yıl artan ihracatı ile üçüncü sırada yer alıyor. Yumurta ihracatı, 2018’de yaşanan maliyet ve enflasyon artışlarına rağmen 430,7 milyon dolara ulaştı. Bu rakam ile son on yılın rekorunu kırdık” dedi.
Sürdürülebilir bir yapıya sahip Türk yumurta sektörünün hem kendi insanının hayvansan protein ihtiyacını karşıladığını hem de birçok ülkeye yaptığı ihracat ile insanlığın beslenmesine katkı sunduğunu ifade eden Pala, “Yumurta üreticileri olarak başarımızı gelecek yıllarda da artırarak sürdürmek istiyoruz. Bunun için kamu otoritelerinden öncelikli beklentimiz; haksız rekabete yol açan kayıt dışı tavukçuluğun önlenmesi, nüfus artışı, kişi başına tüketim ve ihracat potansiyelini temel alan bir üretim planlamasına gidilmesidir. Bir diğer talebimiz ise yumurtanın birincil üretim ve temel bir gıda maddesi olduğu gerçeğinden hareketle yumurtada KDV’nin yüzde 1’e düşürülmesi ve tüketicinin daha ucuz yumurta tüketmesinin sağlanmasıdır” dedi. 


“Yumurta fiyatlarındaki artış da düşüş de arz-talep dengesine bağlıdır”

Yumurta fiyatlarındaki artışın da düşüşün de arz-talep dengesine göre oluştuğunu belirten Pala, “Yumurtanın üretimi, paketlenmesi ve pazarlanması mevzuatla belirlenmiş olup yumurtanın rafta kalma süresi 21, tüketim süresi ise 28 gündür. Üretici yüksek maliyetler ile üretimini sürdürme çabası içinde olup bir an önce ürününü paraya çevirme derdindedir. Üreticiyi ciddi anlamda etkileyen maliyet kalemlerindeki fiyat artışları da yumurta fiyatlarına yansıyamamaktadır.
Yumurta stoklanabilen bir ürün olmadığı için üretici yumurtasını günlük paketlemekte ve pazara sunmaktadır. Dolayısıyla şunu net olarak ifade etmek isterim ki; yumurta fiyatlarındaki artış da düşüş de arz-talep dengesine bağlıdır. Arz yani üretim kısa sürede artıp azalmaz, ancak dönemsel olarak talebin artışı ya da azalması fiyat artışına ya da düşüşüne sebep olur. Ancak bu noktada bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum, üreticinin makul kârla sattığı ürünü aracı tüccar ve marketlerin de makul kâr ile satmaları gerekiyor.” dedi.

“Nerede, kim tarafından nasıl üretildiği belli olmayan yumurtaları satın almayın”

Yumurta yetiştirme metodları ve kodları hakkında da bilgi veren Pala, “16 Nisan 2018 tarihinden itibaren yetiştirme metodu kodu ile işletme ve kümes numarasının yumurta kabuğu üzerine damgalanması zorunlu hale geldi. A sınıfı yumurtaların etiketleri üzerinde üretim yöntemine dair yer alan ifadeler şu anlama geliyor:
0: Organik Yumurta Üretimi (Organik yemlerle beslenen, açık havaya da erişimi olan, sertifikalandırılmış işletmelerden elde edilen yumurta)
1: Açık havaya da erişimi olan kümeste yetişen tavuklardan elde edilen yumurta
2: Kapalı kümeste, serbest dolaşabilen tavuklardan elde edilen yumurta
3: Kafeste yaşayan tavuklardan elde edilen yumurta.
Tüketicilerin yumurta satın alırken etiketlere dikkat etmesi gerektiğini belirten Pala, “Yetiştirme metodu kodu ile işletme ve kümes numarasının yumurta kabuğu üzerinde damgalanması zorunluluğu, gıda güvenirliğinin sağlanması ve gıda zincirinde izlenebilirliğin oluşturulması açısından son derece önemli. Etiketlere mutlaka dikkat edilmeli, nerede, kim tarafından nasıl üretildiği belli olmayan yumurtaları satın almayın” dedi.

Son yıllarda ülkemizde yumurta sektöründe kayıt dışı üretim gözle görülür şekilde arttığını ifade eden Pala, “Serbest dolaşan tavuklardan elde edilen yumurta toplam üretimin yaklaşık %1’idir. Organik yumurta üretimi ise toplam üretimin yüzde 0,4'üdür. Organik yumurta üretiminin azlığını dikkate alırsak tüketicilerimizin organik yumurta alırken dikkatli olması ve mutlaka organik ürün sertifikasını sorması gerekiyor. Tavuk pisliğine bulanmış yumurtalar saman içine konarak “köy yumurtası” “gezen tavuk yumurtası” “organik yumurta” gibi adlarla ve 3-4 misli fiyatla satılıyor. Bu durum hem tüketicileri yanıltıyor, hem de vergisini ödeyen kayıtlı üreticiler açısından haksız rekabet oluşturuyor” dedi.

“Yumurtanın besleyici değeri aynıdır”
Yumurta üretimi yapmak ve pazarlamak isteyen her üreticinin Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan onay almak, tavuklarını sağlıklı yemlerle beslemek, izinli ilaç ve aşı kullanmak zorunda olduğunun altını çizen Pala, “Yetiştirme metodu (organik, serbest, kafeste, kümeste) ne olursa olsun Bakanlıkça kayıtlı işletmelerde üretilen yumurtalar sağlıklıdır ve yumurtaların hepsinde ilaç vs. kullanımı kesinlikle yasaktır. Ne yazık ki özellikle sosyal medyada dolaşan bazı bilgilerde 2 ve 3 numaralı yetiştirme modellerinde hormon ve antibiyotik kullanımının yasak olmadığına, dolayısıyla bu tip yumurtaların en sağlıksız ve tüketilmemesi gereken yumurtalar olduğuna dair son derece yanlış bilgiler dolaşmakta. Hiçbir yetiştirme şeklinde hormon ve izinsiz ilaç kullanılmamaktadır, kayıtlı işletmelerin tamamında sürekli numune alınarak Bakanlık tarafından kontroller yapılmaktadır. Burada sağlıksız olduğundan şüphe edilmesi gereken tek yumurta üzerinde işletme numarası olmayan, kayıtsız ve denetimsiz üretilen yumurtalardır. Kafeslerde yetişen tavuklar da serbest dolaşan tavuklar da mısır, buğday, soya, ayçiçeği gibi doğal olan aynı yemlerle beslenmektedir. Sadece organik yetiştirilen tavukların organik yem yeme zorunluluğu vardır. Kısacası rengi, büyüklüğü, yetiştirme yöntemi ne olursa olsun yumurtanın besleyici değeri aynıdır. Dolayısıyla yapay yem, endüstri yumurtası gibi tabirlerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktur, tamamen tüketicide algı yanılgısı yaratmaya dönüktür.
 
 
1.3.2019
Devamı

Bakanlıktan Aşırı Tuz Tüketimi Protokolü

Sağlık Bakanlığında ”Tuz Azaltma Rehberi Tanıtım Toplantısı” düzenlendi. Toplantıya sektörü temsilen Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu da katıldı, toplantı sonucunda protokol imzalandı.
Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe, ”Kronik hastalıkların önlenmesinde yiyecek ve içeceklerde sodyum tuz alımının azaltılması önemlidir” dedi.
Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat İşbirliği Platformu çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu tarafından Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Protokolü imzalandı. Protokol ile birlikte gıda ve içecek sektörüne yönelik oluşturulan, Protokol Uygulama ve Tuz Azaltma Rehberi Tanıtım Toplantısı’nda tuz tüketiminin azaltılmasının sağlıklı nesiller için çok önemli olduğuna değinildi.
 
 
28.2.2019
Devamı

Yağışlar Çiftçi ve Yetiştiricilerinin Beklentisini Artırdı

Türkiye'nin önemli tahıl ile küçükbaş hayvan üretim merkezlerinden olan ve "GAP'ın başkenti" olarak adlandırılan Şanlıurfa'da, sonbahardan itibaren etkili olan yağışlar, çiftçi ve besicinin rekolte beklentisini yükseltti. 

Tarım alanı bakımından ülkede ilk sıralarda yer alan Şanlıurfa'da, Türkiye'de üretilen mercimeğin yüzde 36'sı, buğdayın yüzde 8'i, arpanın ise yüzde 11'i yetiştiriliyor. Yaklaşık 6 milyon 393 bin 49 dekar alanda hububat tarımının yapıldığı kentte, sulama imkanı olmayan birçok çiftçi, kuru tarımla üretim yapıyor. 
Geçen yıl özellikle sulama imkanının olmadığı yerlerde kuraklık nedeniyle sıkıntı yaşayan hububat üreticisi, bu yıl şimdiye kadar etkili olan yağışlar sayesinde bereketli bir sezon geçirmeyi umuyor. 

Yaklaşık 2 milyon küçükbaş hayvanın bulunduğu kentte, sonbahardan itibaren etkisini gösteren yağmurlar, meraların da yeşermesini sağladı. Tek Tek Dağları bölgesi, Siverek, Viranşehir ve Hilvan ilçesi bölgelerinde hayvancılıkla uğraşan vatandaşların bol yağışla yüzleri güldü. 

"CİDDİ VERİM ARTIŞI BEKLİYORUZ" 

Harran Üniversitesi (HRÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hububat üreticisinin bu yıl verimli bir dönem geçireceğini söyledi. 

Geçen yıl kuraklığın buğday verimini ortalama 2 milyon ton düşürdüğünü hatırlatan Çullu, "Şimdiye kadar etkili olan yağışların, mart ve nisan ayında sürmesi durumunda özellikle kuru alanlardaki hububat, ortalama verimin üzerinde olacaktır. Bu anlamda ciddi verim artışı bekliyoruz." diye konuştu. Çullu, yağışların çiftçinin yanı sıra besiciyi de çok ilgilendirdiğini belirterek, yağışlar sayesinde meraların iyice geliştiğini, bu durumun da üreticiyi memnun ettiğini vurguladı. 

Meralardaki durumun, süt üretimini olumlu etkileyeceğine dikkati çeken Çullu, "Yeşeren meralar hayvan yetiştiricilerini sevindirdi. Yem fiyatlarının yüksek olması hayvancılığın karlılığını olumsuz etkilemekteydi. Geçen yılın kurak geçmesi hayvancılığa da yansıdı. Bu yıl ki yüksek yağışlar ise mera hayvancılığı
için umut oluşturdu. Meralardaki canlanma süt üretimini de olumlu etkileyecektir." değerlendirmesinde bulundu. 

BESİCİLER UMUTLU 

Şanlıurfa Canlı Hayvan Pazarı Derneği Başkanı İzzet Çiftçi de bölgede hayvancılığın, daha çok meraya bağlı olduğunun altını çizerek, bu anlamda yıllık yağış miktarının besiciyi yakından ilgilendirdiğini söyledi. 

Şanlıurfa ve bölgedeki besicilerin ülke ekonomisine ciddi katkı sağladığına değinen Çiftçi, şöyle devam etti:
 
"Geçen yıl yağışlar çok kötüydü. Bu nedenle besiciler açısından büyük sıkıntılar yaşandı. Ama sonbahardan itibaren yağışlar etkili olmaya başladı. Bu da meraların gelişmesini sağladı. Otlar iyi olunca hayvanlar kışın merada doymaya başladı. Bu durum bizleri sevindirdi. İnşallah bu durum ilkbahara kadar devam eder ve üreticimiz bereketli bir sezon geçirir." 
 
28.2.2019
Devamı

Ette Tanzim Satışa Gerek Yok

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Tanzim satış yerlerinde kıyma ve kuşbaşının da satılması yönündeki soruları cevaplandıran Pakdemirli, “Ette tanzime gerek yok" dedi.

Buna gerekçe olarak Et ve Süt kurumu'nun (ESK) satış noktalarının mevcut olduğunu ve bu noktaların haricinde üç zincir mağazada ucuz kırmızı et satıldığını dile getiren Pakdemirli, tanzim satış noktalarının et için hem hijyen hem de diğer açıklardan uygun olmadığını kaydetti. Pakdemirli, “Bu nedenle kırmızı ette tanzim satışına şu aşamada gerek yok" dedi.
 
 
27.2.2019
Devamı

Dünyaya İhraç Edebileceğimiz Ürünlerden Biri Kırmızı Et

Sakarya Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mustafa Yıldız, ülkemizde kırmızı et tüketiminin yıllara bağlı olarak değişmekle beraber 12,4 kilogram olduğunu açıkladı. Başkan Yıldız,  “Üreticiye olan destekler artırılmalı, ithalat durdurulmalıdır. Orta ölçekli işletmelerin sayıları Avrupa’da olduğu gibi bizde de artırılmalı, teşvik edilmelidir. Üretimi yetersiz olan yem bitkilerinin, üretimi artırılmalı desteklenmelidir. Kaçak hayvan girişi önlenmelidir. Üretici maliyet fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki fark azaltılmalıdır. Ülkemizde uygun kalıcı yerel tarım ve de hayvancılık politikaları oluşturmalıyız. Dünyaya en kolay ihraç edeceğimiz ürünlerden biride kırmızı ettir.”



Sakarya Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mustafa Yıldız, başta Türkiye olmak üzere, Avrupa ve Amerika kıtasındaki ortalama kırmızı et tüketimi rakamlarını açıkladı. Yıldız, “Ülkemizde et tüketimi yıllara bağlı değişmekle beraber 12,4 kilogramdır. Bazı yıllar bu rakam 15 kilogramı buluyor. Dünya’dan örnek verecek olursak en çok Amerika Birleşik Devletleri et tüketiyor. Yılda ortalama kişi başına tüketilen et miktarı 116,7 kilogramdır. Bu rakam Avrupa kıtasında 80100 kilogram, Arjantin’de ise 99,5 kilogramdır” dedi.

Rakamları açıklamasındaki nedeninin, hayvancılık sektöründe gerek ülkemiz gerekse dünyada çok ciddi bir açık pazar olduğunu söyleyen Yıldız, “Hayvancılık sektöründe gerek ülkemiz gerekse dünyada çok ciddi bir pazar var. Pazar çok büyüktür, pazarı milyarlarca dolar olarak açıklarsak yanılmış olmayız. Yapılması gereken tek eylem, üretmek üretmektir. Anadolu coğrafyasında eğer siz üretmiyorsanız ticarette böyle bir potansiyeli kullanmamış olursunuz” diye konuştu.

Türkiye’de kırmızı et üretmek için gerekli olan her şeye sahip olunduğunu ve uygun kalıcı yerel tarım ile hayvan politikaları oluşturulması gerektiğini belirten Mustafa Yıldız, “Bununla birlikte mutlaka, üreticiye olan destekler artırılmalı, ithalat durdurulmalıdır. Orta ölçekli işletmelerin sayıları Avrupa’da olduğu gibi bizde de artırılmalı, teşvik edilmelidir. Üretimi yetersiz olan yem bitkilerinin, üretimi artırılmalı desteklenmelidir. Kaçak hayvan girişi önlenmelidir. Üretici maliyet fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki fark azaltılmalıdır. Ülkemizde uygun kalıcı yerel tarım ve de hayvancılık politikaları oluşturmalıyız. Dünyaya en kolay ihraç edeceğimiz ürünlerden biride kırmızı ettir. Kırmızı et üretmek için gerekli olan her şeye sahibiz. Hayvancılık için ihtiyaç duyulan araziden tutunda ihtiyaç duyulan teknik insanlara kadar her şeye fazlasıyla sahibiz. Anadolu coğrafyası iklimi hayvancılık için gerekli olan her türlü imkanı bize sunmaktadır. Bizim tek yapmamız gereken eyleme geçmektir” şeklinde konuştu. 
 
26.2.2019
Devamı

Çiftçim Markette Hem Üretici Hemde Tüketici Korunuyor

İzmir  Bornova'da kurulan Çiftçim Market'te et, süt ve bakliyat gibi ürünler, aracısız olarak tüketiciyle buluşuyor. Tarım Grubu Başkanı Mahmut Eskiyörük, market sayesinde hem üreticinin hem de tüketicinin kazandığını söyledi.
İzmir Tarım Grubu Başkanı Mahmut Eskiyörük, Çiftçim Market olarak adlandırdıkları ve Bornova'da İl Tarım Müdürlüğü girişinde açtıkları tanzim satış noktasında, üreticilerin et, süt ve bakliyat ürünlerini aracısız olarak tüketiciye ulaştırdıklarını söyledi.
Üreticinin kalkınması için çabaladıklarını ve kooperatiflerin bu süreçte önemli bir misyon üstlendiklerini kaydeden Mahmut Eskiyörük, oluşturdukları tanzim satış noktasının, önemli bir kırsal kalkınma modeli olduğunu söyledi. Eskiyörük, "Biz üreticiyi kurtarmadan, tüketiciyi kurtaramayız. Önce üreticiyi kurtarmamız gerekiyor. Biz bunu sağladık. Şu anda ortaklarımızın bütün ihtiyaçlarını karşılayarak onların düşük maliyetli bir üretim yapmalarının yolunu açarak, ürün kalitesini iyileştirip pazar yerini arttırarak, ürünlerinin hammaddesini mamule dönüştürerek bir model yarattık. Şimdi tüketiciyi korumak için de Çiftçim Market'i oluşturduk. Buranın farklı bir yönü var. Biz ürünü alıp satmıyoruz. Biz üretip satıyoruz. Marketimizdeki tüm ürünler, üretici örgütlerinin ürünleri. Özel sektörün hiçbir ürününü burada göremezsiniz" dedi.

ÜRETİCİ İÇİN DESTEK İSTEDİ
Bu markette İzmir'deki kooperatiflerin et, süt ve bakliyat ürünlerinin bulunduğunu belirten Mahmut Eskiyörük, "Buradan kazandığımız parayla da üreticiyi güçlendiriyoruz. Üretici memnun, tüketici memnun. Tüketici en azından güvenilir gıda elde ediyor. Güvenerek tüketiyor. Bir güven oluştu. İşin doğrusu bu" diye konuştu. Tanzim satış formülü konusunda da değerlendirmelerde bulunan Eskiyörük, şunları söyledi: "Niyet iyi ama yöntem yanlış. Biz üreticiyi ve tüketiciyi korumak istiyorsak, onlara daha uygun fiyata güvenilir gıda sunmak istiyorsak, bunlar kooperatifler kanalıyla yapılmalı. Ne yapılmalı? Belediyelerdeki uygun yerler ve Milli Emlak Müdürlüklerine ait yerler kooperatiflere tahsis edilmeli. Burada üretici ile tüketici buluşturulmalı. O aradaki haksız kazanç sağlayanlar ortadan kaldırılmalı. Böylece hem üreticinin yüzünü hem de tüketicinin yüzünü güldürebiliriz. Doğru model bu, bunları çoğaltmak gerekiyor. Biz böyle örnek model yarattık. Çok da benimsendi. İzmir buraya sahip çıktı. İnsanlar buradan ürün temin etmekle emeği ile üreten insanları desteklemiş oluyor. Bunlara ticari bakmamak gerekiyor."

'AMAÇ HEM ÜRETİCİYİ HEM DE TÜKETİCİYİ KORUMAK'
Ürünlerin satıldığı marketi, Milli Emlak'tan yıllık 30 bin lira karşılığında kiraladıklarını da aktaran Mahmut Eskiyörük, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu rakamı bugün bir kooperatif tabii ki kaldıramaz. Bunlar bedava tahsis edilsin. Amacımız burada ticaret yapmak değil. Hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumak. Üretimden tüketicinin cebine girene kadar ürün bedelinin en az yüzde 40'ı arada gidiyor. Biz bunu yüzde 20'ye düşürebilsek, burada doğacak olan yüzde 20, yüzde 25'lik bir artı ile yüzde 10-15 düşük maliyetli ürün sağlayabiliriz. Üreticinin cebine yüzde 10 daha fazla para girer, onlar üretmeye devam eder, yerinde yaşamaya devam eder. Hak eden insanlar kazanmış olur."
 
 
 
26.2.2019
Devamı

Konya Bir kez daha Yıldız'ını Seçti

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin 9 olağan Genel Kurulu yetiştiricilerinin yoğun ilgisi ile yeniden Yıldız dedi.
 Konya DSYB’nin 9 olağan Genel Kurulunda 2 dönemdir başkanlık yapan ve Konya’da Süt İşletme Tesisi, Damızlık Düve Merkezi gibi önemli projelere imza atan Edip Yıldız ve ekibi kazandı.
Seçimde iki aday yarışırken beyaz listede yarışan Konya DSYB Başkanı Yıldız 2483 yetiştiricinin oyunu alarak 3 dönemde ’de Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin Başkanı oldu. Mavi listede yarışan Mustafa Türk ise 323 oy aldı. 3008 oyun kullanıldığı seçimde 26 oyda geçersiz sayıldı.



Başkan Yıldız Genel Kurulda yetiştiricilere seslenerek şu sözlere yer verdi.

“Eli nasırlı üreten cefakâr ve vefakâr yetiştiricilerimiz bugün sizin gününüzdür. Geçmişte seçildiğimiz günden bu yana Süt İşletme tesisi, Damızlık Düve Merkezi gibi söz verdiğimiz önemli projeleri sizlerin desteği ve teveccühü ile gerçekleştirdik. Bugün 9 olağan Genel Kurulu sizlerle birlikte gerçekleştirmekteyiz. Bizim listemiz beyaz liste. Tıpkı ürettiğiniz sütünüz gibi Ak ve beyazdır. Bundan sonraki hedefimizde Birliğimizin ve yine emek veren alın teri ile kazanan yetiştiricilerimizin büyük ihtiyaç duyduğu Et entegre tesisini de en kısa sürede sizlerin hizmetine aşmaktır.” dedi.


 
 
24.2.2019
Devamı

Bakan Açıkladı:Tarım'da İndirimli Enerji Tarifesi Geliyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez Şanlıurfalı çiftçilere hayvancılık sektörünün tarımsal enerji tarifesinden faydalanacağı açıkladı.
Bakan Dönmez, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, il protokolü ve partililer tarafından Şanlıurfa GAP Havalimanında karşılandı.
Beraberindeki bakanlık bürokratlarından oluşan heyetle Şanlıurfa Valiliğini ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Valilik şeref defterini imzaladıktan sonra Vali Erin tarafından makamında ağırlandı.

Dönmez, Şanlıurfa’nın kadim kültürümüzün en önemli şehirlerinden biri olduğunu ve fırsat buldukça bölgeye geldiğini ifade ederek, “Bakanlığımızın faaliyet alanlarıyla ilgili ilimizin sorunlarını, taleplerini dinlemek, sorunlara yerinde çözüm üretmek maksadıyla temaslarda bulunacağız. Şanlıurfa’da sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle de konuyu ayrıntılı masaya yatıracağız.” dedi.

Şanlıurfa’nın tarımda çok güçlü bir şehir olduğunu kaydeden Bakan Dönmez, sulamada kullanılan indirimli elektrik tarifesi için geçen yıl karar çıktığını hatırlatarak, bugünkü temaslarında ilgili kararın uygulamasıyla ilgili yerinde bilgiler alacaklarını ve çiftçilerin görüşlerini alacaklarını söyledi.
Tarımda indirimli elektrik enerjisi tarifesi uygulamasını, hayvancılık sektörü için de uygulanmasına yönelik bir karar aldıklarını ve hazırlıklarını tamamladıklarını kaydeden Dönmez, “Bu uygulamamız ile özellikle hayvancılık faaliyetiyle ilgilenen üreticilerimiz de tarımsal elektrik tarifesinden faydalanmış olacaklar. Gerekli hazırlıkları tamamladık, en geç bir ay içerisinde uygulamaya başlamış olacağız. Bu uygulamayı da Şanlıurfa’daki çiftçi kardeşlerimizle paylaşmış olalım” diye konuştu.

Şanlıurfa’nın güneş enerjisi potansiyelinin farkında olduklarını ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Güneş Enerji Santrali (YEKA GES) projelerinden birini de Şanlıurfa için planladıklarını kaydeden Dönmez, yaklaşık 500 megavatlık bir potansiyelin söz konusu olduğunu, aynı şekilde Niğde Bor ve Hatay’da da uygun kapasiteler olduğunu ifade etti. Dönmez, çiftçilerin tarımsal amaçlı kullanacakları elektrik enerjisini, uygun yerlere kuracakları güneş enerjisi santralleriyle karşılamaları için de desteklediklerini ve prosedürleri de mümkün olduğunca hafiflettiklerini söyledi.
Valilik ziyaretinin ardından AK Parti İl Başkanlığını ziyaret eden ve cuma namazını Dergah Camii’nde kılan Bakan Dönmez, öğleden sonraki programında Şanlıurfa’da faaliyet gösteren elektrik ve gaz dağıtım şirketi yetkilileri ve STK temsilcilerinin katılımı ile düzenlenen toplantıya katıldı.

Bakan Dönmez ve beraberindeki heyeti Şanlıurfa’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirten Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, “Sayın Bakanımız bir günlerini Şanlıurfa’ya ayırdılar. Gün boyu programlar gerçekleştireceğiz. Şanlıurfa’mızın enerji sektöründe yaşadığı sıkıntı ve problemlere yönelik çözümleri müzakere edeceğiz.” diye konuştu.
Şanlıurfa’ya hükümetlerin 15-16 yıldır çok büyük kaynaklar aktardığını hatırlatan Vali Erin, enerji alanında da Şanlıurfa’nın altın devrini yaşadığını, yaşanan sıkıntıların da zaman içerisinde giderek azaldığını ve alınacak tedbirlerle sorunların tamamen çözüleceğine inandığını söyledi.
Kaynak: İLK HA





 
23.2.2019
Devamı

İhtisas Sera Organize Sanayi Sanayi Bölgesi Hayata Geçiyor

Tarıma dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi hayata geçiyor. Zonguldak’ta bir ilk geçekleştirilerek Tarıma Dayalı Sera İhtisas Organize Sanayi Bölgesi hayata geçecek.
Konu ile ilgili bir açıklama yapan AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, “Zonguldak’ta bir ilki gerçekleştirerek  Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesini hayata geçirdiklerini söyledi.
​​​​​​

Çolakoğlu yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi: “Zonguldak’ta bir ilki gerçekleştiriyoruz, Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesini hayata geçiriyoruz. 52 hektar alana kurulacak organize sera bölgesinde 30 adet sera işletme faaliyet gösterecek ve sebze üretimi yapılacak.
Proje ile 500 kişi iş sahibi olacak. Yüksek teknolojili sera sahası olacak olan Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesini hayata geçiriyoruz. Proje ile Zonguldak’ta seracılık işletmeleri bu bölgede toplanacak.  2019 yılı yatırım programına Zonguldak-Çaycuma tarıma dayalı ihtisas sera organize sanayi bölgesinin yeni proje olarak alındığının müjdesini vermek istiyorum. Projeye ilişkin Revize Fizibilite Etüdünün onaylanmasından hemen sonra temelini atacağız Zonguldaklıların hiç şüphesi olmasın ki şehrimizin ihtiyacı olan tüm projeleri tek tek yerine getiriyoruz ve getirmeye de devam edeceğiz.”



 
22.2.2019
Devamı

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 yılı ilk dönem buzağı ödemesi tarihi belli oldu.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin geçtiğimiz günlerde açıkladığı 821 milyon TL buzağı desteği çiftçiye ödeniyor.  Buna göre T.C. Kimlik numarası son hanesi 8 olanlar 22 Şubat 2019 günü mesai bitiminden sonra hesaplara geçecek.

T.C. Kimlik numarası 4 ve 6 olanlara ise 1 Mart 2019 günü mesai bitiminde ödenmiş olacak. T.C. Kimlik numarası son hanesi 02 bitenlere ise  8 Mart 2019 Cuma günü mesai bitiminde ödenmiş olacak. Böylece Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 yılı ilk dönem buzağı desteğinin 821 Milyon TL si Çiftçiye ödenmiş olacak.
 
 
21.2.2019
Devamı

İthalatı Çözüm Görüyoruz Nerede Kaldı Bizim Irklarımız

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hükümetin tarım politikasını eleştirerek, bitki tohumlarında ve hayvanlarda artık yerli ırkların kalmadığını belirterek, 'Yerli Karası' isimli büyükbaş hayvanın yerini Amerika'nın Brangusu, “sert yayla” isimli buğday tohumunun yerini, çılgın tohum diye tanıtılan glosanın aldığını, patates tohumlarının ise madalyn, agata, jeli, agriya, gibi isimlerden oluştuğunu ifade etti.


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Genel Kurulu'nda konuşmasında, Aksaray, Konya ve Niğde'de görüştüğü çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlere değindi. Ömer Fethi Gürer, ithal gübre, ilaç ve tohumun yanı sıra elektrik ve mazottaki fiyat artışlarının çiftçileri kaygılandırdığını anlatan Gürer, çitçiler ve üreticilerin gelecek yıl nasıl üretim yapacaklarını kara kara düşündüğünü vurguladı.



NEREDE BİZİM YERLİ IRKLARIMIZ?
Ziyaret ettiği yerleşim birimlerindeki hayvan ırkı isimlerinden bahseden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Anadolu'muzda, Orta Anadolu Yerli Karası, az ot ve samanla beslenir ve etiyle sütüyle isteğimizi sağlardı. Trakya'nın Boz ırkı, Torosların Güney Doğu Anadolu Kırmızısı ve Doğu Anadolu Kırmızısı diye anılan büyükbaş hayvanlarımız vardı. Şimdi, Anadolu'daki büyükbaş hayvanların isimlerini sordum: Hollanda'nın Holstein'i, Belçika'nın Mavisi, İskoç'un Angusu, Hindistan'ın Brahmanı, Amerika'nın Brangusu, Fransız'ın Şarolesi ve Montofon, Limuzin, Simental adıyla büyükbaş hayvanlarımız var. Doğal olarak, bu hayvanlarımızı daha çok süt almak için, daha çok et almak için ülkemize ithal etmişiz ama bunların yerine yerli ırkları geliştirip… Bu kadar üniversitesi olan, tarımla uğraşan, bilgi ve bilimsellikle buluşmuş kişisi bulunan ülkemizde ne yazık ki dışarıyı, ithali kendimiz için çözüm gibi görüyoruz” şeklinde konuştu.

BUĞDAY TOHUMUNUN ADI BİLE YABANCI

Ülkemizin 1937 yılında 'akyayla sert' isimli buğday tohumu geliştirdiğini hatırlatan Gürer, Tarım Kredi Kooperatifinin "çılgın tohum" diye tanıttığı buğday tohumunun adının "glosa" olduğunu, bunun yanında esperia isimli tohum ekiminin yapıldığını vurguladı.

Patates isimlerine vurgu yapan Gürer, "Patatesin tohumlarının ismi ne diye baktım: Belmanda, madalyn, agata, jeli, agriya, marabel, melodi, esteralla. İyi ki Niğde Patates Enstitüsü şimdi bir denemeye başladı, onunla ilgili bir çalışma yürüyor, onun dışında yerli patates tohumumuz dahi yok” ifadelerini kullandı.
 
 
21.2.2019
Devamı

Gaziantep'te 350 Çiftçiye 70 Ton Nohut Tohumu

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulamaya konulan Baklagil Üretimini Geliştirme Projesi kapsamında 350 çiftçiye 70 ton nohut tohumu dağıtıldı. 
Büyükşehir Belediyesi Suludere Şantiyesi’nde nohut tohumu dağıtım törenine Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Davut Gül, il protokolü ve çiftçiler katıldı.

Kurum: “Gönül Belediyeciliğini net bir şekilde görüyoruz”
Törende konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin tarım ülkesi olduğunu hatırlatarak, “Her zaman tarım sektörünü desteklememiz gerekiyor. Fatma başkanımız bu noktada belediye olarak çiftçiye tohum dağıtıyor. Bu Türkiye’ye örnek bir belediyecilik anlayışıdır. 2014 yılında başladılar bugüne kadar yaklaşık 1 milyon 100 bin lira harcayarak bin çiftçimize 200 ton tohum dağıttılar. Böylece hem çiftçiye destek oldular hem de bir belediye başkanı olarak çiftçinin gönlüne girmeye başardı Fatma başkanımız burada gönül belediyeciliğini net bir biçimde bizlere gösteriyor. Bu çalışmalar tüm Türkiye’ye örnek olacaktır. Sosyal belediyecilik anlayışını gönül belediyeciliğine götüren süreci en güzel şekilde burada hep birlikte iştigal edeceğiz. Çiftçinin harmanın da ne varsa bizim torbamızda o var. Çiftçimiz ne ekiyorsa biz onu yiyoruz. Ekonomik savaşla başa çıkamayanlar bugünlerde gıdayla alakalı halde üreticinin 2 liraya sattığı malı marketlerde 910 liraya kadar satmaya çalışıyorlar. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bütün belediyelerimiz tanzim satış noktalarında çalışmaları başlattı belediyelerimiz hem çiftçimizin hem de vatandaşları mağdur etmeyecek bu çalışmaları yürüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı seçim manifestosunu hatırlatan Bakan Kurum, “15 maddelik seçim manifestosunun 8’i Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve belediyelerimizi direkt ilgilendiren konulardır. Artık şehir planları, 50100 yıl süreç içeren ve içerisinde hakkaniyet çerçevesinde vatandaşın rızası doğrultusunda yapılacak. Bu şehir planlaması da bütün şehrin geleceğini ilgilendirecek şekilde bir çalışma yapılmasıydı. İkinci önemli bir madde ise kentsel dönüşümdü. Geçen günlerde Kartal’da 21 tane canımız gitti. Göçükten annesinin kucağındaki yavrusuyla annesini çıkardık. Çok üzüldük, bütün Türkiye çok üzüldü. 2012 yılında cumhurbaşkanımızın başlattığı kentsel dönüşüm seferberliğinde bugüne kadar 590 bin konutun dönüşümünü sağladık. Hedefimiz, 5 yılda 1,5 milyon konutun dönüşümünü sağlamaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye’de riskli bina kalmayacak”
Belediyelerin kentsel dönüşümle alakalı büyük bir çalışma yürüttüklerini aktaran Bakan, “Manifesto çerçevesinde zaten bütün belediyelerimiz bütün başkanlarımız bakanlarımız kentsel dönüşümle alakalı her yerde her noktada çalışmaya gayret gösteriyoruz. Ve dün itibariyle 81 ilimize bir genelge yolladık. Neydi bu genelgenin içeriği genelgenin içerisinde şehirde riskli bina varsa vatandaşın canını malını riske atan bir durum söz konusuysa 3 ay içinde bütün belediye başkanlarımız bu riskli alanları tespit edecekler, bu riskli alanların öncelik sırasına göre de bir kentsel dönüşüm strateji planı getirecekler” ifadelerini kullandı. Bu strateji planı çerçevesinde de şehirlerimizde kentsel dönüşümü inşallah hızlı etkin bir şekilde cumhurbaşkanı hükumet sistemi ruhuna uygun bir şekilde vatandaşımızı mağdur etmeyecek şekilde bu dönüşüm işini inşallah gerçekleştirmiş olacağız. Hedefimiz 20 yılda Türkiye’deki 6,7 milyon konutun dönüşümünü gerçekleştirmek. Bu noktada biz bakanlık olarak her türlü fedakarlığa hazırız. Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde arkadaşlarımız tüm Türkiye’ye ilişkin planlarını yaptılar ve belediyelerimizle birlikte İnşallah bu süreci yöneteceğiz. Ve önümüzdeki 20 yıllık süreçte de artık Türkiye’de riskli bina kalsın istemiyoruz ve deprem riski taşıyan vatandaşımız olsun istemiyoruz. Çünkü istiyoruz ki biz bir daha analar ağlamasın bir daha başka ocaklara ateş düşmesin diyoruz ve buna ilişkin de gerçekten kararlıyız. 81 ilimizde de bu çalışmayı kararlı bir şekilde yürüteceğiz. Biliyorsunuz şehirlerdeki yaşam kalitesini arttırmak adına biz 81 ilimizde en az bir tane millet bahçesi projemiz var. Bu millet bahçesi projesiyle birlikte de kişi başı yeşil alan miktarını arttırıyoruz ve bu yeşil alan miktarıyla birlikte gencimiz çocuklarımız, yaşlılarımız bu alanlarda vakit geçirebilecekler. Bu alanlarda genci çocuğu yaşlısı 7 gün 24 saat huzurlu bir şekilde yaşam sürecekler. Marka şehirler adına bu projelerimiz önemli. Bu vesileyle biliyorsunuz Antep’te biz 2 tane millet bahçesi yapıyoruz. Daha önce yaptığımız açtıklarımız Şahinbey’de bitirdiğimiz büyük bir kent ormanı var. Bunu artık saymıyoruz bitirdiğimiz için ama yeni 2 tane millet bahçemiz var. İnşallah bugün birinin ziyaretini gerçekleştireceğiz. Değerli iş adamımız Hasan Celal Güzel’in adını taşıdığı bir millet bahçemiz var. Bir de Gaziantep stadının olduğu alanda bir millet bahçesi yapıyoruz ve bu millet bahçeleriyle birlikte vatandaşımız burada huzurlu bir şekilde yaşamını sürdürecek. Şehirlerin yaşam kalitesini arttırmak adına altyapıdan üst yapıya bütün şehrin ihtiyaçları olan atık su arıtma tesisleri düzenli depolama tesislerini de 2023 yılı hedefimiz tüm Türkiye’deki nüfusumuzun tamamına İnşallah 2023 yılı sonu itibarıyla hizmet vermek. Bu çerçevede zaten belediye başkanlarımızla projelerimizi yürütüyoruz. Gaziantep’imizin önemli bir ihtiyacı sosyal konut işi. Başkanımız ifade ettiler geneyikte bayramlıda ve kuzey şehirde 3 bölgede biz hem sosyal konut, hem orta gelir düzeyi konut hem emeklilerimize hem de çalışan memurlarımıza yönelik projeler yürütüyoruz ve biliyorsunuz bir ay önce ben buradaydım. Tüm bakanlık çalışanlarımızla belediye başkanlarımızla şehrin ihtiyacı olan işleri konuştuk. Ve burada kararlar aldık. Kentsel dönüşüm noktasında sosyal konut ihtiyacı noktasında ve bunların da uygulamalarına başladık. İnşallah çok yakın süreçte de sahada artık projeleri inşa ediyor olacağız.”

Artık şehirlerimize çöp kamyonu girsin istemiyoruz 
Çevre bilincini geliştirmek için birçok proje geliştirdiklerini sıfır atık projesinin de bunlardan bir tanesi olduğunu sözlerine ekleyen Kurum, “Artık şehirlerimize ve köylerime çöp kamyonu girsin istemiyoruz. Köylerimizde çöp diye bir şey yoktu, sütümüz sağılırdı peynir olurdu, bir atığı yoktu, şehirden alış veriş yapılırdı karpuzun kabuğu hayvanlarımıza verilirdi. Aslında çöp kendi içerisinde dönüşümünü sağlıyordu. Çöp olmuyordu bez torbalarımızla pazarlardan alışverişlerimiz yapardık. Bu noktada kararlıyız, şehirlerin yaşam kalitesini artırmak, çiftçimizin yaşam kalitesini artırmak, sanayicimizin yaşam kalitesini artırmak için de bu çalışmaları yapacağız. Kentsel dönüşümü, şehir planlamasını yaparken şehir trafiğini dahi düşünerek yapıyoruz. Organize sanayi bölgesi çalışanları daha uzağa gitmesin yakında otursunlar diye kuzey şehir projesini yaptık. Hem trafik sorunun halledelim hem de sosyal konut sorununu halledelim düşüncesiyle hemen organize sanayi bölgesinin yanında konut üretiyoruz. Bundan sonra şehirlerimiz daha planlı büyüyecek, gelecek nesillere daha doğru dürüst şehirler bırakacağız. Biz her gönüle dokunmak zorundayız, çiftçimize, sanayicimize, turizmcimize dokunmak zorundayız, bunların gönlüne girmek zorundayız. Onların kalplerine dokunamıyorsak bizim yaptığımız belediyecilik te bakanlık ta boşa. Bu anlayışla hepinize geleceğiz. Fatma Şahin başkanlığında gelecek doğru projelere destek vermeye devam edeceğiz” dedi.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de eli nasırlı çiftçileri yalnız bırakmadığını söyleyerek, ”Eğer bugün Kuzey Şehir, Geneyik ve Bayramlı gibi bu şehrin en önemli konut meselesiyle ilgili bir umut varsa cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde sizin bakanlığınızın vermiş olduğu destekten dolayıdır. Burası bereketli hilal, Mezopotamya Doğu Akdeniz arasında toprak kıpkırmızı, çevreyi korumak, toprağı korumak, suyu korumak, havayı korumak en büyük görevimizdir, bunlar Allah’ın bize verdiği emanettir. Bu emanetlerle uğraşan çiftçilerimiz de bizim gözümüzün nurudur. Bütün çiftçileri çok özel seviyoruz. Cumhurbaşkanımızla çıktığımız yolda; ‘işçiyi çiftçiden, zengini fakirden, işvereni hiç kimseden ayırt etmeyeceğiz, herkes birinci sınıf vatandaş olacak, işçinin derdi bizim derdimiz çiftçinin derdi bizim derdimiz, işçi huzurluysa çiftçi huzurluysa biz huzurlu ve mutluyuz’ dedik. Milletimle kader birliği yaptık” ifadelerine yer verdi.

“Tarımda da çok iddialıyız”
Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığının Türkiye’ye bir model olduğunu anlatan Şahin ise, “Bereketli hilalin nimetini rakamlara baktığımız zaman sanayide gıdaya dayalı üretimde en iyilerden bir tanesiyiz. Niye başta bu işi sağlam tuttuk, toprak anadır toprak yardır, toprak tevazudur, toprak berekettir. Cumhurbaşkanımız, ‘bu ülkede savunma sanayi ne kadar önemliyse gıda güvenliği de o kadar önemlidir’ diyor. Eğitimle ilgili kısmı Eğitim Bakanlığından, sağlıkla ilgili kısmı Sağlık Bakanlığından tarımla ilgili kısmı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından bekleyemeyiz, artık yeni bir belediyecilik var. Artık altyapı belediyeciliği bitmiştir. Artık sosyal belediyecilikte yetim, yoksul, yaşlı, mağdur, muhtaç hayat bulmaktadır. Sosyal devletten kimsenin haberi yoktu. Devletin şefkat yüzü, rahmet ve merhamet yüzü cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde 1990’lı yıllarda tanıştık. Bugün açtığımız alzheimer merkeziyle yetkin koordinasyon merkeziyle engelsiz yaşam merkeziyle örneğiz, lideriz. Tarımda da çok iddialıyız, lezzetin başkentiyiz. Bu bir zincir bu zinciri nasıl oluşturacağız, sof domatesi üretemezsen, Nurdağı’nın İslahiye’nin kırmızı biberini üretemezsen, o tat ne olacak, o salça olmazsa, o lezzet olmazsa, o baharat olmazsa, nohut, mercimek olmazsa nasıl olacak? İthalatı önlemenin yolu yerli ve milli üretimi desteklemekten geçiyor” dedi.

“31 Mart akşamında ektiğimizi biçeceğiz”

Şahin,”Artık belediyeler her şeye dahil, ilk nefes ve son nefes arasında. Gönül belediyeciliği topluma dokunabilmektir. ‘Önce millet önce memleket’, ‘memleket işi gönül işi’ diyen Cumhurbaşkanımıza çok güçlü gitmeliyiz. Çiftçilerimizden yüzde 90 destek istiyorum, bunu hak ettiğimize inanıyorum. Bugün harman zamanı, 5 senedir biz size çalışıyoruz, artık 31 Mart akşamında ektiğimizi biçeceğiz. Daha güçlü Türkiye, daha güçlü bir Gaziantep olacağız. Sandığımızda yeni bir destan yazacağız, alnımız ak başımız dik Cumhurbaşkanımıza gideceğiz ve ‘gazi şehir, çiftçimiz çok sağlam durdu size sonucu getirdik’ diyeceğiz. Sizlere güveniyorum inanıyorum, birlikte başaracağız, başarımızı birlikte tescil edeceğiz” diye konuştu.
Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı İbrahim Yılmaz, büyükşehir belediyesi olarak tarıma önemli desteklerde bulunduklarını belirterek, Kahramanmaraş’ta geliştirilen tamamen yerli olan 70 ton nohut tohumunu 350 çiftçiye dağıtacaklarını söyledi.
Konuşmaların ardından, Şahinbey Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak, çiftçilere verdikleri destekten dolayı Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e plaket takdim etti.
Bakan Kurum ve başkan Şahin, çiftçilere nohut tohumu dağıttı. 
 
21.2.2019
Devamı

Hayvancılık'ta Yüzde Elli Hibe Esasları Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığının GAP, DAP, DOKAP ve KOP Kapsamındaki İllerde Yatırımlarının Hayvancılık  Desteklenmesi Uygulama Hayvancılık Tebliği, Resmi Gazetede yayımlandı.
Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile söz konusu illerdeki hayvancılık yatırımlarına yönelik destekler, 2019-2023 yıllarını kapsayacak şekilde yeniden yürürlüğe girmişti. Bugün yayımlanan tebliğle de projenin uygulanmasına ilişkin esaslar belirlendi.

Söz konusu 4 kalkınma bölgesindeki 41 ilde, 2019-2023 yıllarında en az 1 yıldır hayvancılık kayıt sistemlerine kayıtlı işletmesi bulunan ve aktif hayvancılık yapan, büyükbaşta 10-50 baş ve küçükbaşta 100-200 baş arasında anaç varlığına sahip üreticiler için yeni ahır/ağıl yapımı ile tadilatlarına, damızlık boğa, koç/teke alımları ve gübre sıyırıcısı sistemi ile seyyar süt sağım makinesi alımlarına bakanlık tarafından belirlenecek üst limitler dahilinde yüzde 50 hibe verilecek.

İnşaat  yatırımı ile makina ve ekipman alımı yapmak isteyenler, yatırımı gerçekleştireceği yerdeki il müdürlüğüne, damızlık boğa ve koç-teke alımı hibe desteğinden yararlanmak isteyenler il/ilçe müdürlüklerine, her üç yatırımı da yapmayı planlayanlar ise il müdürlüğüne başvuracak.
Başvurular her yıl 1 Ocak-31 Mart döneminde alınacak. Gerekli görüldüğü takdirde başvuru süresi uzatılıp kısaltılabilecek veya yıl içinde yeniden başvuru çağrısı yapılabilecek.
Başvurular, yıl için geçerli olacak, yatırıma alınamadığı takdirde sonraki yıllar için yeniden başvuru yapılması gerekecek. Geçmiş yıllarda başvurusu onaylanıp yatırımı yapmaktan vazgeçenlerin, yeniden başvurmaları halinde puanlamasında eksi puan verilecek.

Yatırımcı ile il müdürlüğü arasında, yatırımcının aynı yatırım konusunda bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca uygulanan faiz indirimi veya hibe desteği programlarından yararlanmadığına, yararlanmış ise karar kapsamındaki hibe desteğinin iptal edileceğini kabul ettiğine dair taahhütname imzalanacak.
İnşaat  yatırımları, makine alet ve ekipman alımları  ile  damızlık boğa ve koç-teke alımı başvurularında istenecek belgeler, bakanlıkça belirlenecek ve uygulama rehberiyle yayımlanacak.
Tebliğ, 1 Ocak'tan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
 
 
21.2.2019
Devamı

Gıda Fiyatları Çiftçi Örgütlenirse Düşer

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üretici örgütlenmesinin güçsüzlüğünün Türkiye'de tarım sektörünün en önemli sorunu olduğunu belirtti.

Çiftçilerin ürünlerini pazara doğrudan ulaştıramamalarının fiyat artışına yol açtığını dile getiren Selışık, "Spekülasyon, fırsatçılar ve aracılar dünyanın her yerinde var fakat çiftçiler kurumsallaşıp pazara erişim kapasiteleri arttıkça karları artacak, çiftçinin tüketiciye doğrudan ulaşması ekonomiye katkı sağlayacaktır" diye konuştu.

Tarım sektörünün gelişmesi için Türkiye'de yasal altyapının yeterli olduğunu ifade eden Selışık, şöyle devam etti:

"Türkiye, üretim çeşitliliği ve yeni teknolojilerin aktarılması anlamında çok zengin bir ülke. Biraz daha planlı ve örgütlü çalışmaya ihtiyaç var. Gıda fiyatlarının ucuzlaması ve üretici kazancının artması için çiftçi örgütlenmesinin güçlenmesi gerekiyor. Tarım danışmanlığının ve ziraat mühendislerinin çiftçiye nasıl ulaşacağına dair yasal altyapı Türkiye'de mevcut. Sadece bu daha da aktifleştirilmeli ve güçlendirilmeli."

"ARACI, FİYATLARI MANİPÜLE EDEBİLİYOR"

Uluslararası ve ulusal ölçekteki müdahalelerin gıda fiyatlarını etkileyen en önemli unsur olduğunu anlatan Selışık, aracıların, özellikle stokçuluk yaparak, fiyatların artmasına yol açtıklarını söyledi.

Selışık, "Aracı, stoklama imkanı varsa, fiyatları manipüle edebiliyor ya da ürüne talep olduğunda stoklarını kullanıyor" açıklamasında bulundu.

Küçük ölçekli çiftçiler desteklendiğinde fiyatların da dengeleneceğini kaydeden Selışık, fiyatların dengede tutulması adına özel sektör ve kamunun farklı bir model yaratmalarının ve birbirleriyle iletişim halinde olmalarının önemine işaret etti.

"ARACILAR TAMAMEN ORTADAN KALKMAZ"
Selışık, çiftçiler pazara doğrudan ulaşsalar bile aracıların tamamen ortadan kalkmayacağını belirterek, buna karşın örgütlenme yoluyla çiftçilerin maliyetlerinin bir miktar üzerinde kazanabileceklerini ifade etti.

Gıda kaynaklı atıkların azaltılmasının da ekonomiye ciddi katkı sağlayacağını anlatan Selışık, "Tarladan sofraya kadar geçen sürede ciddi bir gıda israfı var. Bunun azaltılması da çiftçinin cebine girecek olan paraya katkı sağlayacaktır" diye konuştu.

FAO olarak gıda fiyatlarının hesaplanması açısından dünya genelinde temel besin ihtiyaçlarının üretimini takip ettiklerini belirten Selışık, verileri toplayıp analizinin yapılmasının yanında tüketici taleplerini ve maliyetlerini dikkate alan fiyat analizi yaptıklarını da sözlerine ekledi.
 
20.2.2019
Devamı

Ziraat Bankası Hasar Gören Seraları Ayağa Kaldırmak İstiyor

Ziraat Bankası Tarım Politikaları Bölüm Başkanı Ferhat Pişmaf, seracılık kredileri ilse hasar gören seraları ayağa kaldırmak istediklerini ve yeni seraların kurulmasına öncülük etmek istediklerini bildirdi. 

Ziraat Bankası Seracılık Toplantıları, Antalya’da kent merkezindeki bir otelde, ziraat odaları, ticaret oda ve borsaları, Tarım ve Orman Bakanlığı İlçe Müdürlükleri, tarım kredi kooperatifleri, üretici örgütleri ve çok sayıda üreticinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıda katılımcılara bilgiler veren Ziraat Bankası Tarım Politikaları Bölüm Başkanı Ferhat Pişmaf, 2011, 2018 döneminde kredi kullanan üretici sayısının 3 milyona ulaştığını söyledi.
Pişmaf, kredisi devam eden üretici sayısının ise 676 bin olduğunu belirterek, bu 7 yıllık dönemde artışın ise yüzde 30 olduğunu vurguladı.
Her 100 kişiden 98.5’unun kredisi ödediğini 1.5’unun ise gecikmeli olarak ödediğine değinen Pişmaf, erteleme ve yapılandırma şartlarının dışında üreticilerle baş başa görüşüp çiftçilerin sorununu çözmeye çalıştıklarını kaydetti. 
Antalya’da yayla seracılığına kayışın olduğunu ifade eden Pişmaf, cam örtüden ise naylon örtüye geçişin olduğunu söyledi. 

"Amaçları"
Seralarda ağırlıklı olarak domates,salatalık, biber patlıcan, karpuz ve muz üretildiğini bildiren Pişmaf,“ Verdiğimiz kredinin yüzde 80’i Akdeniz bölgesinde, bununda yüzde 50’sini Antalya oluşturuyor. Mersin ve Muğla takip eden iller. 770 bin dönüm kadar kayıtlı örtü altı olduğu belirtiliyor. Amacımız örtü altı tarımın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, kapasite kullanımın arttırılması, jeotermal kaynakların kullanılmasını arttırma, üretimde verimlilik ve karlılığın arttırılması, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğinin sağlanmasıdır."ifadelerine yer verdi.

"Yüzde 75'ini banka karşılayacak"
Pişmaf Üreticinin hangi harcamalarına kredi verileceğini, ise şöyle açıkladı,“ Yeni sera yapımı, kurulu sera alımı, modernizasyon ve onarım, ısıtma, soğutma nemlendirme, serada kullanılan ekipmanlar, kullanım ömrü 24 aydan uzun olan demirbaşlar. İşletme kredileri ise, tohum, fide, gübre, ilaç, enerji, ısıtma,soğutma, işçilik, nakliye gibi. Yatırım harcamalarının yüzde 75’ine kadar kredi vereceğiz. Yüzde 25’in ise üreticinin kendi karşılayacak.”

"Ödeme koşulları"
Ödemelerden bahseden Pişmaf, “ Yatırım kredileri 2 yıla kadar ana para ödemesiz dönem, toplam yedi yıla kadar vade veriyoruz. Bu krediler yılda bir ödemeli, eşit ana para taksitli ödemeli, eşit taksit ödeme, esnek ödemeli olarak gerçekleşecek. Faizi yüzde 11 uyguluyoruz ama hazinenin desteğiyle bu oran yüzde 8.25 olarak gerçekleşiyor.” diye konuştu.
Pişmaf, kredi değerlendirmelerinde yapı ruhsatı aranması uygulamasını kaldırdıklarını kaydetti.
Amaçlarının hasar gören seraların biran önce ayağa kaldırılması ve üreticilerin yoluna devam etmesini sağlamak olduğunun altını çizen Pişmaf, yeni seraların ve yayladaki seraların kurulmasını teşvik etmek olduğunu kaydetti.
Pişmaf, sübvansenin ise 2020 yılına kadar geçerli olduğunu sözlerine ekledi.

"Kayıt önemli"
Tarsim Antalya Bölge Müdürü Mustafa Değer, Örtü Altı Kayıt Sistemi’ne kayıtlı bulunan her üreticinin sigortadan faydalanabileceğini kaydetti.
Değer, en çok karşılaştıkları risklerin ise dolu, fırtına, hortum ve su baskınının başı çektiğini ifade etti.


 
20.2.2019
Devamı

Çiftçi Borçlarını da İlgilendiren Torba Yasa Geçti

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi alacaklarından, 31 Aralık 2018 itibarıyla borçları takibe düşenler ile borçları çeşitli afetler nedeniyle ertelenenler, tarımsal kredi borçlarını yapılandırabilecek.
 
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi alacaklarından, 31 Aralık 2018 itibarıyla borçları takibe düşenler ile borçları çeşitli afetler nedeniyle ertelenenler, tarımsal kredi borçlarını yapılandırabilecek.

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.
Teklifle, Petrol Piyasası Kanunu'nda yer alan "Bir tüketim tesisinde her bir cins üründen yılda 20 bin ton ve üzeri akaryakıt kullanan serbest kullanıcılar, tüketimlerinin 15 günlük kısmını karşılayacak miktarda kendi depolarında stok bulundurmak mecburiyetindedir ve bunlar ulusal petrol stoku içinde mütalaa edilir." hükmü, metinden çıkarılıyor.
Serbest kullanıcı lisansı sahiplerinin, ulusal petrol stok yükümlülüğünün kaldırılması hedefleniyor.

Teklife göre, konusu suç teşkil etmemek kaydıyla, bu maddenin yürürlük tarihine kadar personelinin çocukları için kreş ve gündüz bakımevi hizmetini bütçesinden hizmet alımı yoluyla karşılayan belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşlarının yetkili ve görevli personeli hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacak, başlamış olanlar işlemden kaldırılacak.
Hazineye ait deniz ve iç sularda ya da buralardan yararlanılarak karada yapılacak su ürünleri üretiminde, üretim hakkının Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca kiralanmasına ilişkin uygulamanın süresi 1 Ocak 2020'ye kadar uzatılacak.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda değişiklik yapılarak, tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde görev yapan C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının ve çok tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde hizmet veren B sınıfı iş güvenliği uzmanlarının hizmet verme süreleri, kamu kurumları ve 50'nin altında çalışanı olan az tehlikeli iş yerlerinin hizmet alma yükümlülüğünün yürürlük tarihi ile eşleştiriliyor.
Teklifle, tarımsal üretime devam etmeleri şartıyla; Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi alacaklarından 31 Aralık 2018 itibarıyla tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılanlar ile borçları çeşitli afetler nedeniyle ilgili mevzuat kapsamında ertelenmiş olan borçlular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar banka/kooperatife başvuruda bulunarak tarımsal kredi borçlarını yapılandırabilecek.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, yapılandırılan ve ödemeleri halihazırda devam eden krediler, bu madde hükmünden etkilenmeyecek ancak başvurmaları durumunda bu madde hükümlerinden faydalandırılabilecek.

 
20.2.2019
Devamı

Et Üreticileri TANZİM İstiyor

Son zamanlarda sebze-meyve fiyatlarındaki fahiş artışın önüne geçmek amacıyla, büyükşehirler başta olmak üzere şehirlerin meydanlarında, tanzim satış noktaları kuruldu.
Geçtiğimiz hafta pazartesi günü başlayan uygulama; tüketiciyi memnun ederken, fiyatlarda da yüzde 50'ye yakın düşüş oldu.

ET ÜRETİCİLERİ DE İSTİYOR

Sebze-meyvedeki olumlu gelişmelerin ardından Kırmızı Et Üreticileri Birliği de kırmızı et için tanzim satış noktası kurulmasını istiyor.

ŞARKÜTERİ YÜZDE 50 UCUZLAR

Üreticiler, kendi alanlarında da aracıların aradan çıkacağı bu sistemde, şarküteri ürünlerinin yüzde 50, karkas etin ise yüzde 30 ucuzlayacağı düşüncesinde.
Öte yandan Kırmızı Et Üreticileri, Et ve Süt Kurumu üzerinden ve marketler üzerinden yapılan ucuz et satışının ise yetersiz olduğu görüşünde.
Et ve Süt Kurumu'nun (ESK) sınırlı sayıdaki satış noktasıyla vatandaşa ulaşamadığını, ucuz eti de ucuzcu zincir marketlere verdiğini dile getiren Tunç, "ESK ithal et satışı da yapıyor. Biz aracı olmadan ucuz yerli eti vatandaşa ulaştırmak için tanzim satışa başlamak istiyoruz" dedi. Gerekirse ESK bünyesinde de bu işi yapabileceklerinin altını çizen Tunç, sadece üretici ve tüketicinin olacağı bir modelle fiyatların ciddi oranda düşebileceğini kaydetti.

'ARACILAR KAZANIYOR'

Ette tanzim satışı başlarsa karkasta yüzde 30, şarküteride yüzde 50'ye varan indirimin söz konusu olabileceğinin altını çizen Tunç, "İlerleyen zamanlarda fiyatı 3'e katlanan süt ürünlerini de sisteme dahil edebiliriz" dedi.
Mevcut sistemin aracılara kazandırdığını ve bu işte inanılmaz bir rant olduğunu ifade eden Tunç, "Başkan Erdoğan'a görüşme talebimizi ilettik. Bu iş için düşünülecek her modele hazırız. Yeter ki üretici birlikleri bu işin içine dahil olsun" diye konuştu. Tunç, konunun detaylarını netleştirmek için yarın üreticilerle de bir araya geleceklerini kaydetti.
 
 
 
20.2.2019
Devamı

Fındığa 2 Milyon Kalite Farkı

Türk fındığının yaklaşık üçte birini satın alan Ferrero Fındık'ın Genel Müdürü Bamsı Akın, fındığa bakış açılarının kalite bazlı olduğunu belirterek, "Türkiye'de bu sezon için fındığa 2 milyon lira kalite farkı ödedik" dedi. Ferrero'nun cirosunun 10 yılda ikiye katlandığını ifade eden Akın, "Bu fındık talebimizin de arttığını gösteriyor. Fındık tarımının sadece veriminin değil, kalitesinin de arttırılması gerekiyor" diye konuştu.

VERİM ARTMALI
Fındıkta verimi arttırmak ve sosyal, çevresel konularda çiftçileri bilgilendirmek amacıyla uygulamaya koyduğu projelere 25 milyonluk yatırım yaptıklarını belirten Akın, Değerli Tarım Uygulamaları adını verdikleri projeye ilişkin, "Türkiye'de şu an dekar başına ortalama 80-100 kilogram ürün alınıyor. Biz model bahçelerimizde dekarda 300-350 kg ürün alabiliyoruz. Profesyonel fındık tarımı için yılda 120 gün bahçede çalışmak gerekiyor. Türkiye'de bu süre ortalama 30 gün. Ferrero olarak uzun vadeli projelere açığız" açıklamasında bulundu.

FINDIK ELÇİSİYİZ
Fındık için en önemli merkezin Türkiye olduğuna değinen Akın, şunları söyledi: "Dünyada toplam 1 milyon ton kabuklu fındık üretimi var, iç fındık bunun yarısı eder. Türkiye'de üretim 600-700 bin ton civarında. Türkiye'nin fındık elçisi olduğumuzu söylüyoruz. Soramartec'in yani Ferrero Ar-Ge Bölümü'nün Türkiye'de de bir ofisi var. Tarım il müdürlükleriyle, üniversitelerle, ziraat odalarıyla, Giresun Tarımsal Araştırmalar ile Türk fındığının gelişmesine yönelik ortak yürüttüğümüz ya da katkı sağladığımız projeler oluyor. Ayrıca, TOÇEV ve AYDER gibi sivil toplum kuruluşları ile sosyal projeler yürütüyoruz."dedi.
 
20.2.2019
Devamı

Gübre'de Mazotta Tanzim Satış Açıklaması Çiftçiyi Sevindirdi

Antalya'nın Kaş ilçesinde düzenlenen Geniş Katılımlı Buluşma Programı'nda konuşan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu çiftçi için de gübre, ilaç ve tohum gibi girdilerin maliyetinin yüksek olduğunu, bunu düşürmek için de bir çalışma yaptıklarını belirterek, "Gerekirse bu girdiler için de tanzim satış yapabiliriz." Dedi.
Çavuşoğlu’nun sözleri çiftçileri heyecanlandırdı. Mardinli çiftçiler, tanzim kararının bir an önce yürürlüğe girmesini istiyor.

"Çiftçiler olarak tanzim satışına çok sevindik"

Çiftçilikte girdi maliyetinin yüksek olduğundan yakınan Mardinli  çiftçi Hasan Yılmaz, "Bu yıl buğday ekiminde gübrenin tonu bin 800 TL’ye aynı şekilde tohumun tonunu da bin 800 TL’ye aldım. Tabi ilaç da almamız lazım. Ektiğimiz arazi yabancı otla dolmuş bu yabancı ot için ilaçlamanın yapılması gerekir. İlaçlama yapılmasa hiçbir ürün alamayız. İlaç, gübre, tohum, mazot hepsi pahalıdır. Çiftçi arazisini nadasa bırakmak istemediği için ekiyor. Çünkü girdiler ile geliri hesapladığınızda hemen hemen baş başa çıkıyor yani çiftçiye pek fazla bir şey kalmıyor. Meyve sebzede uygulanan tanzim satışı gübre, ilaç ve tohumda da yapılırsa biz çiftçilere iyi bir yardım olur ve rahat bir nefes alırız. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun gübre, ilaç ve tohumda tanzim satışa gidileceğini açıkladığında çiftçiler olarak çok sevindik. Çünkü bizde böyle şey istiyorduk." diye konuştu.
"İnşallah tanzim kararı bir an önce yürürlüğe girer"
 
 
19.2.2019
Devamı

TZOB'da İmparatorluk mu?

TZOB Mayıs ayında yapılacak Merkez Birliği seçimlerine hazırlanıyor.
Tarımdan Haber’den Sadettin İnanın Haberine göre Bayraktar'ın karşısına yine kimse aday olamayacak. Bayraktar'ı seçecek 300 üst kurul delegesi, TOBB, sendikalar ve hiçbir meslek örgütünde olmayan seçim sisteminden dolayı özel olarak seçilecek. Özel olarak seçilecek 300 delege ise Bayraktar'ı yeniden Başkan koltuğuna oturtacak.
Tarımdan Haber’ den Sadettin İnan yaklaşan TZOB seçimleri ile ilgili yazısında şunlara değindi.
 
Ülke tarımı can çekişirken, çiftçinin en önemli meslek örgütü olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) yönetimi ise koltuk peşinde. TZOB, çiftçinin örgütlü yapısından ziyade Bayraktar imparatorluğuna dönüştürülmüş durumda. 16 yıldır TZOB Başkanlığını yapan Şemsi Bayraktar, Mayıs ayında yapılacak seçimlerde yeniden aday olacak. TZOB seçimlerinde Türkiye genelindeki bütün odalar temsil edilmezken, mevcut seçim sistemine göre de Bayraktar'ın karşısına kimse aday çıkamıyor.

ÇİFTÇİ SAHİPSİZ DURUMDA

Ülke tarımı ithalat ve girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı can çekişirken, çiftçide üretimden çekiliyor. TZOB gibi örgütlü bir yapı bulunmasına rağmen, koltuk kaygısından dolayı çiftçi şu anda sahipsiz durumda. Çiftçi, girdi maliyetlerinin yüksekliği, finans sorunu, ithalat ve ağır borç yükü altında ezilirken, bu sorunların çözümü konusunda TZOB güçlü bir lobi faaliyeti yürütemiyor. Ülke tarımı ve çiftçi her geçen gün kan kaybederken, TZOB Başkanı Bayraktar 16 yıllık koltuğunu kaybetmemek için Mayıs ayında yapılacak seçimlerde yeniden aday olacak. Demokratik olmayan seçim sisteminden dolayı da Bayraktar'ın karşısına yine aday çıkamayacak.

4.5 MİLYON ÜYESİ VAR BAŞKANI 300 DELEGE SEÇİYOR!

TZOB seçimlerinde çiftçi tam anlamıyla temsil edilmezken, demokratik olmayan bu seçim sistemine ise yıllardır göz yumuluyor. TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, TZOB'un gücünü göstermek için 4.5 milyon üyesinin bulunduğunu söylemesine rağmen, seçimlere sadece 300 delege katılabiliyor. TZOB'un üst kuruluna katılacak 300 delege de Mart ayında yapılan özel bir seçimle belirlenecek.

BÜTÜN ODALAR TEMSİL EDİLMİYOR

TZOB'un Türkiye genelinde 750 civarında odası bulunmasına rağmen, bu odaların tamamı Başkan seçimlerinde temsil edilmiyor. Normalde her oda başkanı veya Meclis Başkanı'nın Merkez Birliği'nin seçimlerine katılması gerekirken, seçim sistemi buna müsaade etmiyor. Demokratik olmayan ve çiftçinin tam manasıyla temsil edilmediği seçim sistemi ise yıllardır değiştirilmiyor.

BAŞKANI SEÇEÇEK 300 DELEGE ÖZEL SEÇİLİYOR!

TZOB'un Mayıs ayında yapılacak seçimlerine katılacak üst kurul delegeleri, ilçe oda seçimlerinde değil, Mart ayında Ankara'da yapılacak özel bir seçimde belirlenecek. TOBB, sendikalar ve diğer meslek örgütlerinde görülmeyen bu seçim sisteminden dolayı TZOB, Bayraktar imparatorluğuna dönüştürülmüş durumda. TZOB Başkanını seçecek 300 delegenin belirlenmesi için Mart ayında yapılacak seçimlere ise ilçe odalarının üye sayılarına göre delege gönderiliyor. Ankara'ya muhalif olabilecek delegeler bu seçimlere gönderilmezken, gönderilen de eleniyor. Zaten Merkez Birliği'nin istediği adayların gönderilmemesi durumunda Ankara'nın o odaya müfettiş gönderme yetkisi bulunuyor. Yani Mayıs ayında yapılacak seçimlerde Bayraktar'ın karşısına aday olabilecek isimler, Mart ayında yapılacak seçimlerle tamamen elenmiş olacak.

BAYRAKTAR'A DOĞAL ÜYE AYRICALIĞI

Diğer yandan TZOB Başkanı Bayraktar ile yönetim kurulu üyelerinin doğal üye ayrıcalığı bulunuyor. Bu ayrıcalıktan dolayı Bayraktar ve yönetim kurulu üyeleri, ilçelerinden seçilmeden Merkez Birliği seçimlerine aday olabiliyorlar. Yani Bayraktar, seçim bölgesi olan Sakarya Akyazı'dan seçime girmeden TZOB Başkanı seçilebiliyor. Doğal üye hakkı ise 750 oda başkanının hiç birinde bulunmuyor.
 
 
 
19.2.2019
Devamı

Rusya’dan Patates İthalatı Gerçekleştirilecek mi?

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu TBMM’de Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Gaytancıoğu’nun soru önergesinde Et ve Et ürünlerinin yanı sıra Patates ithalatı önergesi de dikkat çekti.
CHP’li Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu bakana yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti;
 
Rusya’dan et ve et ürünleri ithalatının yanında patates ithalatı da gerçekleştirilecek midir?
Eğer Rusya’dan patates ithalatı  gerçekleştirilecekse miktarı ne olacaktır?
Türkiye'de patates ekimlerine ne zaman izin verilecektir?
Patateste yerli üretimi arttırabilmek için bir politikanız ve üretim planlamanız var mıdır?

Öte yandan Gaytancıoğlu soru önergesine yönelik şu açıklamayı kaydetti.

  “Son zamanlarda çeşitli illerde patates depo baskınları ve arkasından sözde hastalık riski nedeni ile 25 ana üretici ilde yasaklanan patates  üretiminin ana nedeninin Rusya ile yapılan et, et ürünleri, canlı hayvan, süt tozu, süt ve süt ürünleri yanında patateste olduğu şeklinde kamuoyuna da yansımıştır” dedi.
 
 
18.2.2019
Devamı

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kırklareli Üniversitesi'nde düzenlenen 'Tarım ve Orman Sektörü Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Çiftçinin merakla beklediği destek ödemeleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Pakdemirli, “Dün Sayın Cumhurbaşkanımız da müjdesini verdi, ben de detaylarını vereceğim" dedi.

Ocak ayında 2,3 milyar lira destek ödemelerini yaptıklarını hatırlatan Pakdemirli, "Ocak ayında 2,3 milyar lira, eski parayla 2,3 katrilyon destek ödemelerini yaptık" diye konuştu.
Mart ayında ise ödemelerin devam edeceğini dile getiren Pakdemirli, şunları kaydetti: “Alan bazlı destekler 1 katrilyon 855 milyar 977 milyon, buzağı desteklemeleri ödemeleri 510 milyon, diğer hayvancılık ödemeleri 133 milyon 650 bin, fark ödemeleri 260 milyon, yem bitkileri desteği 120 milyon diğer tarımsal desteklemeler 144 milyon 527 bin. Toplam 3 milyar 24 milyon 154 bin eski parayla 3 katrilyondan daha fazla bir paranın destek ödemesi olarak cebinize giriyor; üretici olarak bu da hayırlı olsun."
 
 
18.2.2019
Devamı

Tarım Kredi Katılım Bankacılığında Kararlı

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, katılım bankacılığında kararlı olduklarını belirterek, "Biz bunu çalışıyoruz ve inşallah yakın zamanda da projemizi Cumhurbaşkanı'na sunacağız" dedi.
Poyraz, tarım sektöründe katılım bankacılığı ihtiyacına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bir ürünün tarladan tüketiciye gelirken geçtiği süreçlerde birçok aşamada finansmana ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Poyraz, finansman sağlamada kullanılan kredinin faiz maliyetlerinin ürünlerin fiyatlarına eklendiğini anlattı.

Poyraz, gübre alım satımı üzerinden örnek vererek, "Tarım Kredi olarak gübreyi alırken bizim de çok ciddi anlamda finansman ihtiyacımız var, bunun için bankadan kredi kullanıyoruz. Çiftçiye bunu satarken çiftçi de parası yoksa kredi kullanıyor. Sonrasında ürün üretiliyor. Bu ürünün 1 ay içinde alınması ve işleme tabi tutulması gerekiyor. Milyonlarca tonla ifade edilen ürün alınırken de kredi kullanarak çiftçiye parası ödeniyor. Sonrasında da çiftçi bize, biz de kredi kullandığımız yere ödüyoruz. Bütün bu katmanların her birinde ayrı ayrı finansman kullanıldığı için burada çok ciddi bir faiz yükü var" ifadelerini kullandı.
Faiz yükünün maliyetleri bu kadar etkilediği bir durumda alternatif bir sistem oluşturulması gerektiğini vurgulayan Poyraz, tarım sektörünün katılım bankalarının yatırım yapmalarına müsait olduğunu ve fırsatlar sunduğunu anlattı.

Poyraz, örnek olması için bir katılım bankasıyla ticaret yaptıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Fıstık ve badem işleme tesisimizde işlemek üzere vatandaşımızdan fıstık ve badem alırken parasını ödüyoruz. Parayı öderken bankadan borçlanıyoruz. Katılım bankasına dedik ki '50 milyon lira siz, 50 milyon lira biz koyalım, ortaklarımızdan aldığımız ürünün bedelini ödeyelim. Sonra fabrikada bunları işleyip satalım, dönem sonunda bir hesap yapalım. Fabrikadaki masrafları düşelim, ne kadar kaldı ikiye bölelim' dedik."
Tarım Kredi'nin katılım bankası kurma yönünde kararlı olduğunun altını çizen Poyraz, şöyle devam etti: "Bu işe sermaye koymak isteyen yabancı ortaklarla ya da Türkiye'de bu işe yatırım yapmak isteyen, bu işe varız diyen katılım bankalarıyla veya en nihayetinde biz biraz daha küçük başlayalım ama biz başlayalım dersek de bu işe başlayabiliriz.
Biz bunu çalışıyoruz ve inşallah yakın zamanda da bu projemizi Cumhurbaşkanı'na sunacağız. Yani ete kemiğe büründüğünü söyleyebilirim. İllaki biz yapalım demiyoruz." 
 
 
18.2.2019
Devamı

e Çiftçi Portalı Devrede

Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen e-Çiftçi Portalı ile çiftçiler, pek çok konuda bilgiye ulaşmanın yanında, destekleme başvurularını da buradan gerçekleştirebilecek.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, uygulamanın çiftçilere kolaylık sağlayacağını bildirdi.
Pakdemirli, "e-Çiftçi, tarımsal alanda faaliyet gösteren çiftçilerin işletmeleriyle ilgili bilgilerin yer aldığı ve bu bilgilere, bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinden erişebilmelerine imkan sağlayan bir portaldır. Bu portal üzerinden e-Çiftçi Portalı'na giriş yapan kullanıcı, işletmesinde kayıtlı tarım arazileri, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün ile sahip oldukları hayvanların ırk, yaş ve cinsiyet bilgilerine ulaşabilecek. Ayrıca kullanıcılar, işletmelerinde kayıtlı büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile ilgili doğum, ölüm, hastalık, satış gibi bildirimlerini uygulama üzerinden yapabilecek ve hayvanlara yönelik tüm veteriner işlemlerini de takip edebilecek." ifadelerini kullandı.
Portal üzerinden girilen bildirimlerin anlık olarak bakanlığın ilgili birimine ulaşacağına işaret eden Pakdemirli, bu sayede çiftçilerin zamandan kazanacağını ve çiftçiler ile bakanlık arasında etkili iletişim sağlanacağını vurguladı.

"DÜNYANIN EN KAPSAMLI TARIM BİLİŞİM ALTYAPISI"

Pakdemirli, çiftçilerin, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerine yönelik destekleme başvurularını portal üzerinden yapabileceğine ve aldığı tüm destekleme bilgilerine ulaşabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Gelişen teknoloji ve vatandaşlarımızdan gelen talepler bu portal içinde entegre edilerek çiftçilerin kullanımına sunulacak. Çiftçiler, yapmış olduğu tarımsal faaliyetlere ait geçmişten bugüne kadar olan bilgilerini portal üzerinden raporlayabilecek. Bakanlık birimleri, bu uygulama üzerinden gerekli duyduğu konularda çiftçilere bildirimler göndererek onlarla anlık iletişim kurabilecek. Portal, 2 milyon 132 bin işletme, 33 milyon tarım parseli ve 64 milyon 700 bin baş (büyükbaş ve küçükbaş) hayvan varlığıyla birlikte kayıtlı ürün çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda dünyanın en geniş ve en kapsamlı tarım bilişim altyapılarından biri olma özelliğine sahip. Sisteme, bakanlık internet sitesi ile e-Devlet Kapısı üzerinden girilebilecek. Ayrıca e-Çiftçi Mobil Uygulaması, android telefonlar için uygulama mağazasından indirilebilecek. Çok yakında diğer mobil mağazalarda da yerini alacak."
.
 
18.2.2019
Devamı

Hayvancılık Desteklerinde Ana Olmadan Dana Olmaz

Türkiye’de tarımsal desteklerin tutarı ve veriliş şekli ile yerindeliği hemen her zaman çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Türkiye’de tarımsal destekler yakın zamanda gündeme gelmiş değildir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana şu ya da bu şekilde tarımsal destekler gündemde olmuştur. Öyleki hem temel işlevi destekleme olan birçok kurum oluşturulmuş, hem de bu konulara ilişkin çok sayıda yasal düzenleme yapılmıştır. Hatta bunlar da yeterli olmamış olacak ki, tarımsal destekler zaman zaman Türkiye ile uluslararası kuruluşların müzakere ettikleri konular arasında da yer almıştır.

Tarımsal Destek Nedir?
Tarımsal ürün üreten, işleyen ve tüketenlere doğrudan ya da dolaylı biçimde kullandırılan kamu kaynakları “tarımsal destek” adı altında toplanabilir. Mesele bu şekilde ele alındığında günümüzde tarımsal destek kapsamında sayılabilecek uygulamaların bir kısmını;
  • Faizsiz yatırım kredisi,
  • Mazot, gübre, toprak analizi desteği,
  • Çevre amaçlı tarım arazilerinin koruma programı desteği,
  • Fark ödemeleri destekleri,
  • Anaç sığır, anaç manda, anaç koyun-keçi desteği,
  • Buzağı desteği,
  • Süt primi,
  • Yem bitkileri üretimi desteği vb. şeklinde sıralamak mümkündür.
Tarım ve Orman Bakanlığının internet sayfasında destek verilen alanlar sıralanmıştır. Burada hayvancılık desteklemeleri başlığı altında 20, onların altında da yaklaşık 35 alt başlık saymak mümkündür . Kısaca; sığırdan su ürünlerine, hayvan sağlığından yem üretimine oldukça geniş bir çerçevede olmak üzere hayvancılığa 50’ye yakın başlık altında destek verilmektedir.

Tarım Desteklerinin Amacı
Tarıma verilen desteklerin birçok amacı vardır. Bunlar arasında ilk sırayı şüphesiz üretimin devamlılığı ve yeterliliğini sağlamak alır. Üretimin devamlılığı; üretici refahı ile başta toprak olmak üzere üretim unsurlarını korumayı gerektirir. Besin nitelikli tarım ürünleri söz konusu olduğunda, üretimin sürekliliğinin esas tetikleyicilerinden olan talep her zaman olacaktır. En azından tarımsal ürünler olmadan yaşamın olamayacağı ve dünya nüfusunun önemli bir bölümünün (yaklaşık % 10) açlıkla karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Bu olumsuzluklara ek olarak hem yetersiz hem de aşırı beslenen çok sayıda insanın varlığından da söz etmek gerekir.
Özetle tarımsal üretim hem dünya hem de Türkiye için önemlidir. Ama Türkiye için hayvansal ürünler üretimini artırmak yaşamsal öneme sahiptir. Türkiye’nin hayvansal protein üretiminin yarıya yakını sütten elde edilir. Türkiye’nin süt üretimine katkıda bulunan türler de; sığır, koyun, keçi ve mandadır. Ama süt üretiminin yaklaşık %91.2’si sığırdan elde edilmektedir. Türkiye’nin hayvan kökenli protein üretimine katkı yapan ürünlerden kanatlı eti ikinci, sığır eti de üçüncü sırayı almaktadır. Bahsettiğimiz bu hususlardan tahmin edileceği üzere, Türkiye hayvansal protein üretiminin yarıdan çoğu (yaklaşık %62) sığırdan elde edilmektedir.



Sığırın Türkiye süt ve kırmızı et üretiminin en önemli kaynağı haline gelmesinde, onun biyolojik avantajları yanında, Türkiye’de yıllardır hayvansal üretimde ilgili sorunların çözüm anahtarı olarak görülen entansif üretime, diğer memelilerden daha uygun olmasının da payı vardır. Bu avantajlarına son yıllarda, yatırımcıların başta faizsiz ya da düşük faizli yatırım kredileri vb. özendirici unsurlarla desteklenmeleri de eklenince, entansif süt sığırı ve sığır besiciliği yatırımları artmıştır. Bu değişimin ülke üretimine doğrudan artış olarak yansıyıp yansımadığı konusunda net ifadeler kullanmak pek mümkün değildir. Ama sığır eti üretiminde çok önemli artışlar olmadığı, hatta beklenmemesi gerektiği de, bilinmelidir.
Genelde tarım, özelde de hayvansal üretime verilen desteklerin yetersizliğinden şika­yetçi olanlar yanında, dağınıklığından, dağıtımında adil davranılmamasından, birçok hileye imkan vermesinden, hatta kesinti ve masrafların yüksekliğinden söz edenler de vardır. En azından çok çeşitli olması ve dağınıklığı konularında tereddüt yoktur.

Hayvancılık Neden Desteklemelidir?

İnsanların beslenmesi ve çeşitli sanayi kollarına hammadde sağlaması başta olmak üzere toplumlar için vazgeçilmez olan hayvansal üretimin desteklenmesinin birçok nedeni vardır.

Hayvansal Üretimi Artırmak

Ülkede yetersiz olduğu veya gelecekte yetersiz kalacağı saptanan ürün ve ürünlerin üretimini artıracak tedbirlerin alınması yönetimlerin önemli bir görevi kabul edilmelidir. Türkiye bu açıdan değerlendirildiğinde ilk dikkat çeken hayvansal ürünler kırmızı et grubunda yer alanlardır.
 
Üretici Örgütleri Desteklenmesi Gerek

Ürün satış fiyatları ile üretim girdilerinin temin fiyatları üretimden sağlanan gelirin ana unsurlarıdır. Bunların üretici lehine oluşmasına üretici örgütleri katkı sağlayabilir. Bu nedenle üretici örgütlerinin bu tip faaliyetlerde bulunmalarını mümkün kılacak yasal düzenlemeler yanında, onları ekonomik açıdan güçlü kılacak desteklemelere de ihtiyaç vardır. Kısaca, refahın yükseltilmesi için sadece üreticileri değil, bunlara hizmet veren örgütlerini de uygun biçimde desteklemek gerekir.
Tarımsal desteklerin şeffaf ve izlenebilir olması oldukça önemlidir. Bu tip desteklerin hak edildiğinden; ne desteği alan, ne desteği veren ne de üçüncü kişiler kuşku duymalıdır. Bunun için de doğru tasarlanmış ve gerçeği yansıtacak biçimde işleti­lebilen veri tabanları ya da bilgi sistemlerine ihtiyaç vardır.
Kısacası Hayvancılık desteklerinde yerinde ve zamanında verilerek daha etkin sonuçlar alınmalıdır. Özellikle buzağı desteklemesinden vaz geçilerek tekrardan anaya verilmelidir. Çünkü ana olmadan dana olmaz. Umut ediyoruz ki hayvancılıkta sağlıklı anneler kazandırılarak ithalata bağımlı olmaktan kurtuluruz. Aynı zamanda bu sağlıklı anneler ’den sağlıklı buzağılar elde edilerek hayvancılıktaki en büyük çıkmaz olan yetiştiricinin aynı zamanda ülkemizin ve ekonomimizin belini büken bu ithalat bağımlığından kurtuluruz.
Hayvancılıkta analarımıza sahip çıkmak dileği ile.
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Koordintörü
muhammetoluklu@gmail.com
 

 
 
 
 
 
15.2.2019
Devamı

Çiftçi Borçlarını Yapılandırılması TBMM Sunuldu

Çiftçi borçları yapılandırılmasını ve kitaplardaki KDV'nin sıfırlanmasını içeren 18 maddelik torba Meclis Başkanlığı'na sunuldu. 
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, düzenlediği basın toplantısında, çiftçilerin Ziraat Bankası ile Tarım Kredi'ye olan borçlarının yeniden yapılandırılması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı, kitaplarda KDV oranının sıfıra indirilmesini de içeren 18 maddelik torba kanunun Meclis Başkanlığı'na sunulduğunu ifade etti. Ak Parti Grup Başkanvekili Muş, “Bu yüzde 15’in 5 puanını hazine karşılayacak, 10 puanını çiftçi karşılayarak yapılandırma sağlanacak” ifadelerine yer verdi. Emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramında verilen 1000 TL’lik ikramiyenin gelir testi uygulamasına dahil edilmeyeceğine ilişkin bir maddenin de teklifte yer aldığının altını çizen Mehmet Muş, “Dahil edildiği zaman gelir hesaplamasında gelir yükseldiği için engelli yardımı alan bazı vatandaşlarımızın engelli yardımının kesilebileceğini gördük. Bu 2 bin liranın gelir testine dahil edilmemesi ile alakalı da bir düzenleme de teklifte mevcut” şeklinde konuştu.

3600 ek göstergeyle ilgili sorulara yanıt veren Ak Parti Grup Başkanvekili Muş, 3600'ün masada olduğunu, “Ancak bu çalışmalar tamamlandıktan sonra adım atılabilir. Bu AK Parti’nin masasında ajandasında olan bir konudur. 3600 ile ilgili çalışmanın seçim öncesi alelacele getirilmesini etik olarak çok doğru bulmuyoruz” dedi. Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili bir çalışmanın olmadığını ve Hal Yasası, Askerlik Yasası ile Hayvanları Koruma Yasası gibi düşünülen konuların ise şu anda yasalaşmasının mümkün olmadığını söyleyerek sıkışık Meclis takvimi nedeniyle ileriki zamanları işaret etti.

Yapılması gereken diğer düzenlemeler ise şöyle:
 Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesini ismi Adana Alparslan Türkeş Üniversitesi olarak değiştirilecek. 

 Çevre Kanuna göre, alınan geri kazanım katılım paylarının beyan edildikleri ayın son gününe kadar ödenecek.
 Özel Tüketim Kanunu ekli 4 sayılı listede yer alan cep telefonu ile diğer alıcısı bulunan verici portatif telsiz telefon cihazlarının vergi oranlarının belirlenmesinde ÖTV vergisi matrahları esas alınarak farklı dilimler ihdas edilmesi yönünde düzenleme yapılıyor.
Petrol piyasası Kanununda değişiklik yapılarak serbest kullanıcı lisansı sahiplerinin ulusal petrol stok bulundurma yükümlülüğü kaldırılıyor. Yasa teklifinin gerekçesinde, bu kapsamda yer alan lisans sahibi sayısının sınırlı olması ve tutulan stok miktarının düşük olması nedeniyle ülkenin ulusal stok miktarında kayda değer bir azalmanın olmayacağı belirtildi.
Teklifle tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde hizmet vermekte olan C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde hizmet vermekte olan B sınıfı iş güvenliği uzmanlarının hizmet verme sürelerinin kamu kurumları ile 50’nin altında çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinin hizmet alma yükümlülüğünün yürürlük tarihi eşleştirilerek, iş güvenliği uzmanları için iş gücü piyasasının daralmanın önüne geçilmekte.
 
 
 
15.2.2019
Devamı

Tarımsal Üretim Projesinde Pilot İl'de İmzalar Atıldı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kırşehir'de Ak Parti'nin seçim bürosunun açılışını yaptı. Burada 31 Mart seçimlerinin önemine dikkat çeken Pakdemirli, tarım ve hayvancılıkta üreticilere ve çiftçilere verdikleri destekleri anlattı.

Burada çiftçiye, “Derdinizi, sıkıntılarınızı biliyoruz” diye konuşan Pakdemirli, tarım girdilerinin dövizden kaynaklanan artışlar nedeniyle arttığını kaydetti. Bunları mümkün mertebe imkanları çerçevesinde yardımcı olacaklarını dile getiren Pakdemirli, “Artan girdi maliyetlerini azaltmaya çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz. Tarım ve hayvancılık desteklerini bu ay içerisinde bitireceğiz. Yem fiyatlarını da aşağı çekmeye çalışıyoruz" diye konuştu.

Diğer yandan Ürün Alım Garantili Tarımsal Üretim Projesi, pilot il olarak belirlenen Kırşehir'de Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz ve Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci tarafından imzalanan protokolle hayata geçirildi.

Bakan Pakdemirli şunları kaydetti: "Sözleşmeli tarımda daha çok üreticinin hakkını koruyacak bir kanun tasarısı üzerinde çalışıyoruz. Sanayici bir malı alırken fiyat aleyhinde geliştiği zaman sözleşmeyi bir kenara bırakıyor, serbest piyasadan alıyor. Bunu karşılıkı olarak düzenleyeceğiz. Üreticiler baştan alacağı parayı bilecek, hesabını kitabını ona göre yapacak. Sözleşmeli tarım bu açıdan çok önemli. Burada da bunun iş birliği protokolü imzalanacak. Kooperatifler var, biz varız. Değerli belediyemiz var. 18 bin dekar arazide sözleşmeli tarım yapılıyor olacak. Bunun da Kırşehir'imize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum”
 
 
15.2.2019
Devamı

Fırsatçılar Yola Geldiğinde Tanzim Satışlar Sona Erecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Esnaf Buluşması Toplantısında konuştu. Erdoğan tanzim satışlarla ilgili, "Fırsatçıların yola geldiğini gördüğümüzde, uygulama sona erecek" dedi.

YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALARIN AMACI ESNAFI RAHATLATMAK

Aile içindeki sıkıntının bize etkisi ne ise esnaftaki sıkıntının etkisi de aynıdır. Esnaf kardeşlerimizle yapmış olduğumuz sohbetin ve içmiş olduğumuz bir bardak çayın keyfini başka hiçbir şeyde bulamadım.
 Esnaf kredilerinin faiz oranını yüzde 47'den yüzde 4-5 seviyelerine indiren iktidarız. Esnaf ve sanatkarlarımızın borçlarını yeniden yapılandırarak önlerini görmelerini temin ettik. Ticari araçlardaki ÖTV ve KDV indirimini Mart ayı sonuna kadar uzattık. Vergi konusunda esnafımızın yükünü azaltmak için çalışmalar yaptık. Vergisini düzenli ödeyene 5 puan indirim sağladık. Yaptığımız bütün çalışmaların bir amacı var o da esnafımızı rahatlatmaktır.
Fırsatçılar her yerde karşımıza çıkabiliyor. Milletimiz bunlar karşısında haklı olarak çok öfkeli. Biz de öyleyiz. İşte bu yüzden tanzim satış uygulamasını başlattık. Şu anda fiyatlar yarı yarıya indi. Bundan sonraki süreçte yani seçim sonrasında belediyelerimizin organizasyonunda bakanlığımızın kontrolünde bu işin en ücra köşelere kadar yapılmasına yönelik adımlar da atacağız. Sadece buralarda sebze meyve değil temizlik ürünlerine kadar pek çok şeyi buralarda vatandaşımıza ucuza satma arzusu içindeyiz. Amacımız asla esnafa rakip olmak değildir. İşlerin normale döndüğünü gördüğümüzde artık bu tür yöntemlere gerek kalmayacak. Bizim işimiz zaten bu değil ki. Biz şu anda bu işi yoluna sokalım diye bu adımları attık.

FIRSATÇILAR YOLA GELDİĞİNDE TANZİM SATIŞLAR SONA ERECEK

Fırsatçılara ikazlarımızı yaptık. Karlarını makul seviyelere çekmeleri yönünde çağrıda bulunduk. Fırsatçıların yola geldiğini gördüğümüzde tanzim satış uygulaması sona erecek. Bu ekonomik tetikçilere de sağlamından bir Osmanlı tokadını hep birlikte vuracağız.

BUGÜNKÜ MESELE SOFRAYI DONATMAK MESELESİDİR

Bugünkü mesele kuru ekmek bulmak değil sofrayı donatmak meselesidir. Bu hayat standartlarını talep etmek vatandaşlarımızın hakkıdır. Bizim de bu standartlarımızı sağlamak görevimizdir. Biz milletimizi dünyanın en ileri ülkelerinin standartlarına çıkarma sözü veriyoruz. İcraatlarımıza yetişemeyenler aradaki farkı göremezler.
 
 
 
14.2.2019
Devamı

KÜÇÜKBAŞLARDA KOYUN-KEÇİ VEBASI (PPR)  VE ÇİÇEK  HASTALIĞI

 
Türkiye, koyun-keçi yetiştiriciliği için uygun şartlara ve coğrafi özelliklere sahip bir ülkedir. Bunu birçok uzman veya hayvan yetiştiricisi bilir ve her yerde  vurgular. Memleketimizin doğusunda meşelikler ve meralar, Orta Anadolu’da uçsuz bucaksız bozkırlar, batıda sulu-susuz araziler küçükbaş yetiştiricileri için caziptir ve nice fırsatlar sunar. Aile işletmeciliği adına bir çok insana iş sahası ve gelir kaynağı oluşturan bir sektördür.

Fakat son zamanlarda ülkemizin bazı bölgelerinde küçükbaş hayvanlarda Koyun-Keçi Vebası “Peste des Petits Ruminants” (PPR)  ya da Çiçek hastalığı tespit edildiğine dair haberler bulunmaktadır.  Böylesi şeyler zaman zaman hem üreticilerimiz, hem de sektörde çalışanlar için bir baskı unsuru olup can sıkıcı sonuçlar doğurabilmektedir. Bahsedilen hastalıklar sadece bizde değil, pek çok ülkede de sorun oluşturmaktadır. Ortadoğu ülkeleri, Orta Afrika, Arap Yarımadası, Hindistan, Pakistan ve Afganistan’da da sıklıkla görülmektedir. İtalya, Kıbrıs, Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde de rastlanmıştır. Koyun Keçi Vebası (PPR) Türkiye'de 2000 yılından itibaren ortaya konulmuş, önemli ekonomik kayıplara yol açmıştır. 2005-2015 yılları arasında PPR vakaları yönünden incelendiğinde, en fazla Marmara bölgesinde (%32), daha sonra Ege, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgelerinde (%22) görüldüğü bildirilmiştir.



İl bazında 12 ilde hastalık bildirimi yapılmışken, bu dönemde en fazla hastalık çıkan şehir İzmir olmuş, onu Konya ve Adana izlemiştir. Sonraki yıllarda başka şehirlerden de hastalık bildirimleri tek tük gelmiştir. Veba hastalığı koyunlara nazaran keçilerde daha fazla görülür.  Erginlere göre oğlaklar daha duyarlıdır. Hastaların gözyaşı, burun akıntısı, salya ve dışkılarında yüksek düzeyde virusa  rastlanır. Bir hayvandan diğerine yakın temas ve ağız-burun akıntılarıyla bulaşır. Yine etkenin bulaştığı yem ve sular da hastalığı yaymada büyük rol oynar. Özellikle kalabalık sürülerde hastalık hızlı yayılır. Yüksek ateş, iştahsızlık, durgunlukla başlar. Başlangıçta berrak karakterde göz ve burun akıntısı varken, hastalık ilerledikçe sümüksü akıntılar irinli bir hal alır.  Bir kaç gün sonra diş etlerinde, dudaklarda, dilde, damakta kepek serpilmiş tarzda bir görüntü ve burun içinde yaralar şekillenir. İleriki zamanlarda yaralar ülserleşir. Ağızdan oldukça pis ve kötü kokular gelmeye başlar. Öksürük çok sık rastlanan başka  bir belirtidir. Akciğerlerde pnömoni (iltihaplanma) ile karakterizedir. İshalin başlaması ile beden ısısı düşer. Bu dönemde gebe hayvanlarda yavru atmalar meydana gelebilir. Bir hafta içinde ölümler başlar. Ancak hastalığı kendi kendine atlatan hayvanlar da olabilir. Genç hayvanlarda gerek bulaşma ve gerekse ölüm oranı çok daha fazladır.

            Koyun ve keçi vebası bir yerde tespit edilir edilmez, derhal yetkili mercilere bildirmeli ve acil tedbirler alınmalıdır. Hastalığı bir an evvel söndürmek için genel tedbirler alındığı gibi, özel ilave tedbirlere de baş vurulur. Hastalık çıkan yer ve yakın çevresi Tarım Orman Müdürlüğü yetkilileri tarafından derhal karantinaya alınır. Yine bu bölgede küçükbaş hayvan satışları yasaklanır. Karantina süresince hayvan sevkiyatına da izin verilmez. Hastalığın bulaşma riskine karşı yakın çevredeki tüm küçükbaşlar PPR aşısı ile aşılanırlar. Vebadan ölenlere kesinlikle otopsi yapılmaz, öylece derin çukurlara gömülür. Ancak gerektiğinde uzmanlar tarafından hastalık şüphesiyle otopsi yapılacak olursa, otopsi sonrası hayvanlara ait kadavralar ya yakılarak imha edilmeli ya da çok derin çukurlara gömülmeli ve üzerine güçlü dezenfektanlar, çamaşır suyu ya da sönmemiş kireç gibi kimyasallar dökülerek kapatılmalıdır. Son olarak hastalıklı veya şüpheli hayvanlarla temas eden kişiler ellerini, elbiselerini, ayakkabılarını ve ayrıca kullandıkları aletleri, malzemeleri ve ağılın her yerini mutlaka dezenfekte etmelidir. Karantina tedbirleri, son ölüm vakasından ya da iyileşmeden 30 gün geçtikten sonra yetkililerce kaldırılacaktır.
            Çiçek hastalığına gelince; Asya, Afrika ve Ortadoğu’da sıklıkla görülür. Virus solunum, salya ve çiçeğe ait deri döküntüleri yoluyla ya da süt ile çevreye saçılır. Hayvandan hayvana aynı ortamda bulunmakla bulaşır ve genç hayvanlar hastalığa daha duyarlı olsa da, hemen her yaştaki koyunları da etkileyebilir.
            Yüksek ateş, nabız ve solunum  sayısında  artış, gözlerde şişme görülür. Burundan sümüksü bir akıntı gelir. Enfeksiyonun birinci gününden itibaren derinin kılsız bölgelerinde, burun ,dudaklar, göğüs, bacak arası, meme ve karın altında içi su dolu kabarcıklar veya kabuklar görülür.  Daha sonra bu kabarcıklar patlar, kabuklaşır. Kabuklar da döküldükten sonra yerlerinde izler kalır. Bazen döküntüler irinleşirler. Hastalığın şiddetli seyrettiği durumlarda kuzularda akciğer iltihaplanması (bronkopnömoni) meydana gelir.  Bu durumda 1-2 haftada içinde ölümler başlar. Ayrıca meme iltihabı (mastitis) ve yavru atmalar olur. Hastalığın seyri sırasında bakım, beslenme ve hijyen koşullarının etkisi çok büyüktür. Özellikle kuzularda ölüm oranı % 80’ e çıkabilir. Bu hastalıkla mücadelede yapılması gerekenler  yukarıda vebada belirtilen tedbirlere benzer. İşe enfeksiyon çıkan bölgede yer alan tüm koyun ve keçiler en kısa sürede aşılama yapılarak başlanmalıdır. Bütün viral hastalıklarda olduğu gibi, hastalıkların bulaşmasını engellemek, ölümlerden kurtulmak istiyorsak, aşılamalara yeterince önem verilmelidir. Bu kurala dikkat etmek gerçekten son derece hayatidir. Her iki enfeksiyonda kullanılan aşıları özetlemek gerekirse;

Koyun-Keçilerde Veba Aşısı (PPR): Normalde aşılama faaliyetleri sonbaharda (Eylül-Kasım) her yaş ve kilodaki koyun ve keçilerin deri altına, 1 ml dozda yapılır. Gebe hayvanlara da uygulanabilir. Eğer altı aydan büyüklere yapılacaksa tek doz olarak, 6 aydan küçüklere uygulanacaksa 3-6 ay arayla iki defada yapılır. Aşı daha sonra yılda bir tekrarlanır. Koruyucu bağışıklık 21 günün sonunda başlar. Yaptırılması gereken aşılar içindedir. O sebeple bu aşıyı yaptırmayan ve hayvan sevki talep eden hayvan sahiplerine Veteriner Sağlık Raporu verilemez.

Koyun-Keçi Çiçek Aşısı: Bu aşı genellikle ilkbaharda (Mart-Nisan) kuzu ve koyunlarda koltuk altından, oğlak ve keçilerde de kuyruk dibindeki kılsız bölgeden deri altına yapılır. 6-12 haftalık kuzu ve oğlaklarda 0.2 ml, 3 aydan büyüklerde de 0.5 ml miktarında uygulanır. Gebe koyun-keçilerde gebeliğin son üçte birlik dönemiyle, doğumu takip eden ilk ayda ve hastalık çıkmayan yerlerde de 6 haftalıktan küçük kuzu-oğlaklara aşı yapılmamalıdır. Yirmi bir gün sonra başlayan bağışıklık en az sekiz ay sürmektedir.

            Sonuç olarak; hayvan yetiştiricileri tarafından yaptırılması zorunlu olan bu iki aşıyı, hastalık çıkmasını beklemeden, sürü sahipleri düzenli olarak kendileri  yaptırmalıdır. Aşı yaptırdıktan sonra bölgede bir salgın çıkması halinde üretici dikkatli davranmalı. Ağılın giriş-çıkışları kontrol altına alınarak, yabancı insanların ve hayvanların girmesi engellenmeli veya kısıtlanmalıdır. Ağıl kapısına dezenfeksiyon havuzları oluşturup içine klorlu, florlu sular katıldıktan sonra ayaklar dezenfekte edilerek içeri alınıp, dışarı çıkarılmalıdır. Hastalıklı sürülerin otlatıldığı mera veya otlaklara salgın geçene kadar hayvanlar sokulmamalı, en az bir ay boyunca tedbirler boşluk bırakılmaksızın sürdürülmelidir. Unutmayalım ki alınacak her tedbir bizi ve hayvanlarımızı koruduğu gibi, maddi kayıpları da en aza indirecektir. Hastalıksız, sorunsuz ve bereketli bir yıl geçirilmesi dileklerimle...
 
1- N. ALTUĞ, R. ÖZDEMİR, Z. CANTEKİN: Ruminantlarda Koruyucu Hekimlik: I. Aşı Uygulamaları. Erciyes Üniv. Vet. Fak. Derg. 10(1) 33-44, 2013)
2- Dollvet Veteriner Aşı, İlaç, Biyolojik Madde Üretimi Sanayi Ticaret A.Ş. https://www.dollvet.com.tr/urun-detay/Poxdoll.html /PestdollS.html
3- VETAL Hayvan Sağlığı Ürünleri A.Ş.http://www.vetal.com.tr/urun/PESTVAC-K /POXVAC
4- U. ÇAYANOĞLU. Adana ve Konya illerinde 2005-2015 yılları arasında görülen ppr (peste des petits ruminants) olgularının seyri ve patolojik yönden değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi. Konya -2016
5- S. GÜMÜŞOVA, Y. Selim MEMİŞ. Bazı Keçi Irklarında Küçük Ruminant Vebası Aşısı Sonrası Antikor Dağılımı. Kocatepe Vet J (2014) 7(1):53-55.
6- S. ÇERİBAŞI, M. ÖZKARACA, A. O. ÇERİBAŞI, H. ÖZER. Elazığ Yöresinde Pnömonili Keçi Akciğerlerinde Küçük Ruminant Vebası (PPR) Viral Antijeninin İmmunohistokimyasal Olarak Belirlenmesi.
7- C.N. AYTUĞ, Ü. ÖZKOÇ. Koyun Keçi Hastalıkları ve Yetiştiriciliği. Tüm Vet. Hayvancılık Hizmetleri Yayını 1990 İstanbul.
 
Dr Öğr Üyesi Hakan KEÇECİ
            Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı
 
 
14.2.2019
Devamı

Komşu'da İthal Et Kararı

İran, ekonomik krizle fiyatı çok artan kırmızı etin fiyatını düşürebilmek için Avustralya, Brezilya ve Kırgızistan ve daha birçok ülkeden canlı hayvan ve hazır et ithalatı yapacak.
İran'da ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra yerel para birimi tümenin dolar karşısında değer kaybetmesi nedeniyle oluşan ekonomik krizden en fazla etkilenen sektörlerin biri de hayvancılık ve bununla bağlantılı olarak kırmızı et fiyatı oldu. 


Coğrafya, tabiat ve iklim şartlarının uygun olması nedeniyle hayvancılık alanında bölge ülkelerine göre iyi durumda olan İran, 11 Şubat 1979 devriminin 40'ıncı yılını kutladığı bu günlerde kırmızı et krizine çözüm arıyor.   
Komşu ülkelerden Kuveyt, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkmenistan'a canlı hayvan ihraç eden İran'da, besicilerin ülke içerisinde sattıkları etten kar etmedikleri gerekçesiyle hayvanları kaçak yollarla komşu devletlere satması, kırmızı et fiyatının 2 katına çıkmasına ve hükümetin fiyatları düşürmek için Kırgızistan, Brezilya ve Avustralya başta olmak üzere dünyanın birçok yerinden et ithal etmesine yol açıyor. 

Tahran'da geçen yıl bu aylarda 50 bin tümen olan kırmızı etin kilosu, şimdi kasaplarda ve marketlerde 100 bin tümenden satılıyor. Hükümetin yabancı ülkelerden ithal edip belediye pazarlarında sattığı kırmızı etin kilosu ise 40 ila 50 bin tümen arasında değişiyor. Fiyatların yarı yarıya fark etmesi, belediye pazarları ve ithal ucuz etin satıldığı diğer satış noktalarında uzun kuyrukların oluşmasına neden oluyor. 

Ülkede kesilen hayvan sayısının önceki yıla göre yüzde 20 azalmasıyla et fiyatlarında oluşan  artışın önemli bir faktör olduğu belirtiliyor. 
Ülkenin hayvancılık ve tarım alanında en güçlü ve zengin bölgesi olan kuzeydoğudaki Kuzey Horasan eyaletinin Teavün Odası temsilcisi  Emin Receppur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İran yerel para biriminin değerini kaybetmesi ve diğer ülkelere göre kazancın az olması nedeniyle besicilerin hayvanları kaçak yollarla Türkmenistan, Irak ve diğer Arap ülkelerine sattığını" söyledi. 
Sadece Kuzey Horasan'da 2 milyon 55 bin küçük baş ve 78 binden fazla da büyük baş hayvanın bulunduğunu aktaran Receppur, şunları anlattı:
"Kuzey Horasan eyaletindeki köylülerin tek meşguliyeti ve geçim kaynağı hayvancılıktır. Bölgenin 500'den fazla köyünde halk hayvancılıkla uğraşıyor. Eyalet, havası, suyu ve coğrafyasının uygun olması nedeniyle hayvancılık ve tarım alanında İran'ın en zengin ve güçlü bölgesidir.

Receppur, Kuzey Horasan'da yaygın olan hayvancılık faaliyetleri nedeniyle önceki yıllarda bu eyaletin kırmızı et konusunda kendisine fazlasıyla yettiğini ve ülkenin birçok yerine et satışı yaptığını dile getirdi. 
Receppur, "Kuzey Horasan'dan yurt dışına resmi ya da kaçak yollarla çok fazla küçük baş hayvan satılıyor ve bu durum birkaç sene sonrası için çok daha büyük bir tehlike meydana getirecek. Halkımızın bu konuda daha fazla zorlanacağını düşünüyorum. Çünkü hayvancılığın gelişebilmesi için hayvanların doğurması ve süt vermesi gerekir." dedi.

Güvenlik güçlerinin kaçak et ticaretini önlemek için birçok tedbir aldığını ve sürekli olarak operasyon düzenlediğini aktaran Receppur, bu kapsamda birçok kişinin yakalandığını aktardı. 
Başkent Tahran'ın kuzeybatısındaki Kerec kentinde havaalanına inişi sırasında geçen ay düşen ve 14'ü asker 15 kişinin ölümüne neden olan orduya ait kargo uçağı, Kırgısiztan'dan İran'a kırmızı et taşıyordu. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, konuyla ilgili yaptığı açıklamada halkın ihtiyacını karşılayabilmek için dışarıdan et ithal etmek zorunda kaldıklarını ifade etmişti.

İran Hayvancılığı Destekleme Şirketi Genel Müdürü Hamit Purnasiri, 26 Ocak'ta yaptığı açıklamada haftada 50 bin canlı küçük baş hayvan ithal etmek için program hazırlandığını ve bu sayede kırmızı etin kilosunun 40 bin tümenden piyasaya arz edileceğini aktarmıştı.
 
 
 
13.2.2019
Devamı

Tanzim Fiyatlar Geçici

Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz soruları yanıtladı. Poyraz tanzim satış için iki buçuk aylık bir planlama yapıldığını söylerken fiyatların ‘geçici fiyat’ olduğuna vurgu yaptı. Poyraz, “Bunlara geçici fiyat demek lazım. İstisnai olan şeyi devletin tüm kuruluşlarıyla kısmi bir müdahale gibi görmek lazım. Sosyal sorumluluk bu.” diye konuştu.
Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Poyraz; AA ekonomi masasına şunları kaydetti.

4 milyon insan kamu kurumlarında çalışıyor. Bir kısmı tek öğün bir kısmı iki öğün yemek yiyorlar .Kamu hizmeti gereği günde 3 öğün yemek çıkaran yerler var. Hansateneler cezaevleri. Bunların hepsi gıda temini notkasında ihaleler yapıyorlar. Kamu oyundan binlerce gıda çekiyorlar. Enflasyonist baskı nerede olur açık ihale fiyatlar aşağı iniyor diyebilirsiniz. Ama ben tedarikçi olarak A'dan ihale aldığım zaman Cuma günü vereceksem ürünü ne yaparım Cuma gününe kadar ürünü piyasadan temin etmek zorundayım o an fiyatına bakmam.

PİYASA BOZUCU OLMAK İSTEMİYORUZ

Firma olarak bu riske göze almayacağım için kendi yöremde fiyatına bakmaksızın ilgili kuruma teslim etmem lazım. Piyasada bozucu bir etki yapalım gibi bir iddiamız yok.

KAMU İHALE KURUMUNDA TADİLAT

2018 yılında 6 milyar TL alım yapmış kamu kurumları. Bunun tedarik noktasında üretici birlikleri doğrudan alım olarak sisteme dahil edilirlerse kamu ihale kurumunun 3A maddesine bir ekleme yapmak. O zaman kamu kurumları ihtiyaç duymaları halinde. Üretici birliğinden de tedarik edebilirler. Burada yüzde 10 gibi bir avantaj olsa. 6 milyarda 600 milyon TL yapar. Eleştiriler gelebilir her yere niye burnunuzu sokuyorsunuz diye. Şu an kooperatiflerin güçlendirilmesi için ufak tefek pozitif ayrımcılık yapılmalı. Dikkat çeken ürünler üzerine yoğunlaşıldı. Ürün çeşitliliği talebi olursa dikkate alınır. Sizin malınızı şu fiyatta alıyoruz yok. Onlar piyasa koşulları ne gerekiyorsa ondan verecekler. Şu anda sadece Antalya'dan almıyoruz Mersin'de de alım yaptık. Yörelere göre de fiyatlar farklılık arz edebiliyor. Belediyelerimize sevkini yaptık. Açıkta üretilenler piyasaya girince fiyatlar ürün bolluğundan gevşeyecek.

‘GEÇİCİ FİYAT’

Taban fiyat oluşuyor. Bunlara geçici fiyat demek lazım. İstisnai olan şeyi devletin tüm kuruluşlarıyla kısmi bir müdahale gibi görmek lazım. Sosyal sorumluluk bu. Kalıcı bir fiyat oluşturmak biçiminde değil. Piyasada fiyatların kendi mekanizmasında oluşması gerekir. Sıradışı zamanlarda bir takım suiistimallerin önlenmesi gerekiyor.
 
 
13.2.2019
Devamı

Tanzim satışa ek üretici pazarları da açılmalı

1973’de İhsan Alyanak’ın İzmir’inde açılan TANSA’ların başarısı, tarladan sofraya uzanan gıda maddesi ticaretinde, nakliyeci, komisyoncu, tüccar, kabzımal gibi aracıları aradan çıkartmasıydı.
 
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın talimatı, Sayın Berat Albayrak’ın bilgisiyle, büyükşehirlerde kurulacak tanzim satışlar da, sebze, meyveyi direk tarladan alıp, tüketiciye tek elden ulaştırabilirse, yüzde 30-40 ucuzluk sağlanabilir.
 
Eğer sebze, meyve fiyatlarını ucuzlatmak istiyorsanız, tarladan sofraya uzanan yoldaki, aracıları kaldırın. Komisyoncuları, tüccarları, kabzımalları, aradan çıkartın. Bırakın marketler, domatesi, patatesi, tarladan direk alsın. 
Tanzim satışlara ek, üretici pazarları da açın. Böylelikle, hem çilekeş çiftçi, emeğinin karşılığını alabilir, hem de büyükşehirdeki tüketiciler, gıdasını yüzde 30-40 daha ucuza temin edebilir.

Kadir ERCAN / GAZETECİ
 
KURU SOĞAN’A, patatese, domatese, buğdaya, mısıra,  ete muhtaç hale gelince, hal yasasını ve tanzim satışları konuşmaya başladık.
İstanbul, Ankara gibi büyük şehir belediyelerinin önemli görevlerinden biri de sosyal belediyecilik kapsamında, hemşerileri ucuza doyurmaktır. Hiç kimse aç açıkta kalmamalı, kimse soğukta üşümemelidir.
 
İzmir’in efsane Belediye Başkanı merhum İhsan Alyanak, 1973 yılında, dar ve orta gelirlilere ucuz temel gıda maddeleri temin etmek için TANSA (Tanzim Satış Mağazaları) kurunca Türkiye’de sosyal belediyecilik modelinde önemli mesafe kat etmiş oldu. 
Kuru fasulye, pirinç, bulgur, et, süt, çay, şeker, ekmek, zeytin, yağ, domates, patates, soğan gibi sebze, meyve, temel gıda maddelerini ucuza satmakla ün salan TANSA, güzel İzmir’i, büyükşehirler arasında tartışmasız en ucuz kent haline getirdi.

TANSAŞ YENİDEN TÜRKİYE’NİN UMUDU OLDU
 
Alyanak’tan sonra başkanlık görevini devralan Burhan Özfatura, Yüksel Çakmur, bu organizasyonu bir marka haline getirdi. TANSAŞ artık dünyanın en büyük alışveriş market zincirlerinden biriydi.

ALBAYRAK, “TANZİM SATIŞ MAĞAZALARI AÇACAĞIZ”

İzmir’de 44 yıl önce temeli atılan ve 25 yıl boyunca başarıyla yürütülen belediyelerin işlettiği ve halka ucuz gıda maddesi sunan tanzim satış mağazaları modeli, ucuz gıda için yeniden Türkiye’nin umudu oldu.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tanzim satış mağazaları açacaklarını söyledi. Albayrak, "Önümüzdeki hafta ilk etapta İstanbul'da 50, Ankara'da 30'dan fazla noktada, hakiki değerinde olacak şekilde süreci başlatacağız" dedi. Albayrak’ı, kutluyorum.

TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ ÖNCE GÜBREYİ UCUZLATSIN!

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, belediyelerin tanzim satış mağazalarında satılacak ürünleri çiftçilerden almaya başladıklarını belirterek, "Üreticiden alabildiğimiz kadar makul fiyata alıp, bu ürünleri dağıtımın noktasındaki belediyenin yetkililerine teslim edeceğiz. Özel sektör mantığıyla düşünmediğimiz için hemen hemen hiç kar koymayacağız" dedi.
Tanzim satış, Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz’a bırakılırsa, yandık demektir. Çünkü, Poyraz’ın yönettiği Tarım Kredi kooperatiflerinde 50 kiloluk gübre fiyatı fahiş zamlarla 1 yılda 50TL’den 100TL’ye çıkmış durumda. Poyraz, öncelikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarını yerine getirsin, gübre ve yem zamlarını geri alsın. Öncelikle, kendi ortakları olan çiftçinin, besicinin girdilerini düşürsün. Tarım Kredi’yi örnek kooperatif modeli haline getirsin.



MARKETLER DOMATESİ  TARLADAN ALABİLSİN

TBMM, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç, hal yasası değişince, zincir marketlerin hal sistemine dahil olacağını ve tarladan mal alamayacağını söyledi.
BU NE PERHİZ NE LAHANA TURŞUSU?
Tarladaki ürünün, sadece zincir marketler ve tüccarlar aracılığıyla değil aynı zamanda komisyoncular üzerinden de tüketiciye ulaştırıldığını söyleyen Yunus Kılıç, “Komisyoncular, aldıkları ürünü yasalara aykırı olarak yüzde 8 karla başka komisyonculara satıyor. Ürün el değiştirdikçe fiyat da artıyor. Mevcut sistemde üreticiler, perakende satışını elinde tutan zincir marketler, büyük tüccarlar ve komisyoncuların insafına kalmış durumda. Buna seyirci kalamayız” dedi.
Sormazlar mı şimdi, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” diye, Hem aracı sayısı arttıkça, ürünün fiyatı artıyor diyeceksiniz, hem de marketlerin direk tarladan domates, patates, almasını engelleyip, aradaki tüccarları koruyacaksınız?
Yeni Hal Kanunu’yla, hal sayısının 170’den  70’e indirilmesi planlanıyor. Eğer, marketler, manavlar, pazarcılar, malı direk tarladan alabilecekse, bu engel teşkil etmeyebilir. Ancak, yine de üretici bölgelerinde çiftçinin ürününün değerlendirildiği hallerin sayısı azaltılmamalı. Üreticiler ürünlerini buralarda da satabilmeli.

ÜRETİCİ PAZARLARI AÇILMALI

Eğer sebze, meyve fiyatlarını ucuzlatmak istiyorsanız, tarladan sofraya uzanan yoldaki, aracıları kaldırın. Komisyoncuları, tüccarları, kabzımalları, aradan çıkartın.
Bırakın marketler, tanzim satış mağazaları, manavlar, sebze, meyveyi, tarladan direk alabilsin. Dağından, dalından, tarladan sofraya projesi gerçekleşebilsin. Böylelikle, hem çilekeş çiftçi, emeğinin karşılığını alabilsin, hem de büyükşehirlerde yaşayan tüketici gıdasını yüzde 30-40 daha ucuza temin etsin.
Kuzey Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90 . Türkiye'de ise, sadece binde 6.
İşte Türkiye’deki bu çarpık düzeni değiştirmek, tarım ürünlerini tarladan sofraya tek elden ulaştırıp, hem çiftçinin alın terinin karşılığını vermek, hem de mutfağın ucuzlatılması amacıyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Hal Yasası yenileniyor.

Tarlada kilosu 50-60 kuruş olan soğan, Ankara, İstanbul’a geldiğinde nasıl oluyor da 5-6 kat zamlı fiyattan satılıyor?
 Bin bir güçlükle, çileyle, tohum, mazot, gübre, sulama, tarımsal ilaç, emek harcayıp, güç bela tarlasından senede yalnızca 1 kamyon hasat yapabilen çiftçiye kilo başına sadece 5-10 kuruş bırakılırken, aradaki tüccar, komisyoncu, halci, pazarcı, market zincirleri, günde 1 kamyon mal satıp, üreticinin 300-500 katı yıllık kazanç elde edebiliyor.  İstanbul, Ankara’daki toptancı hallerindeki kabzımallar ise günde 3-5 kamyon mal satıp daha fazla kazanç elde edebiliyor.
Avrupa’daki gibi, üretici pazarları açılırsa, sebze ve meyvede, üretici bölgesindeki toptancı halinde kesilen yüzde 13 komisyon, tüketici halinde kesilen yüzde 17’lik komisyon olmak üzere toplamda yüzde 30 ucuzluk sağlanabilir.
Ayrıca toptancı hallerinde, komisyon, rüsum, hamaliye, KDV’ye ek olarak, “kasa, ambalaj maliyeti” denilerek, kilo başına eklenen 1’er liralar da alınmaz ise, gıda fiyat indirimleri daha da iyi hale gelebilir.
Kadir ERCAN
Sürekli Basın Kartı Sahibi Gazeteci
Kadirercan09@gmail.com
 
 
13.2.2019
Devamı

Mili Tarım Yerli Tohum Projesi Yüz Güldürdü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı Yerli Tohum Deneme Ekimleri Projesi kapsamında bugüne kadar 175 dönüm alanda buğday, pirinç, ayçiçeği, mısır, başta olmak üzere birçok farklı bitki türünde ekim gerçekleştirdi. İstanbul'un tarıma elverişli arazilerinin bulunduğu Silivri, Çatalca, Şile, Beykoz gibi ilçeler başta olmak üzere 2018 yılında toplam 26 farklı bölgede, 9 farklı türde, toplam 52 çeşitte yerli tohum deneme ekimleri yapıldı. Deneme ekimlerinde toplam 2 bin 640 kilogram yerli tohum kullanıldı.

Proje kapsamında yerli tohumun bilinilirliği arttığı için çiftçilerin yerli tohuma talebi de yükseldi. Deneme ekimlerinde yerli tohumların araziye daha uygun olduğu ve ithal tohuma nazaran veriminin daha yüksek olduğu tespit edildi. Yerli tohum kullanımını yaygınlaştırmak için 2019 yılında da deneme ekimlerine başlandı.
AA muhabirine konuşan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Muhtarlıklar Gıda Tarım ve Hayvancılık Daire Başkanlığı Tarım ve Su Ürünleri Müdürlüğü'nde Ziraat Mühendisi Abdurrahman Eşref Özbey, Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı Milli Tarım Yerli Tohum Projesi'yle ilgili bilgi verdi.

Bu proje çerçevesinde çiftçilerle görüştüklerini ve yerli tohum bilinirliğine baktıklarını, köylerde yerli tohuma ilginin yeterli seviyede olmadığını tespit ettiklerini anlattı. Araştırmalar sonucunda yerli tohumla ilgili bir çalışma başlattıklarını belirten Özbey, şunları kaydetti:

"Ülkemizde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı araştırma enstitüleri var. Bu enstitülerle görüşerek tohumları istedik ve onlar da kabul etti. Konuyla ilgili önder çiftçilerimizle de görüştük ve projemizi anlattık. Proje kapsamında da yerli tohum deneme ekimlerine çiftçilerimizin kabul etmesi üzerine başladık. 2017 yılında başlatılan Milli Tarım Yerli Tohum Projesi kapsamında Silivri, Çatalca ve Beykoz başta olmak üzere, 26 bölgede 175 dekar (dönüm) alanda yerli tohum denemeleri yaptık. Bu denemelerde 9 farklı türde 52 çeşit ekim yapıldı. Şu ana kadar yapılan deneme sonuçları başarılı."
Çevre koşullarının tarımda çok önemli olduğuna değinen Özbey, "Yerli tohumlardan aldığımız sonuçlar çok olumlu. Çiftçiye tohumlarımızı deneme ekimlerinde dolayı ücretsiz veriyoruz. Önder çiftçilerle istişarelerde bulunup daha sonra onların arazilerinde deneme ekimleri yapılıyor. Uygun çeşidi tespit edene kadar deneme ekimlerimiz devam ediyor. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz ekimlerde, 400 kilogram verim alınırken, yerli tohum ekiminde 600 kilogramın üzerine çıktık. Bu da yerli tohumla üretim ve verimde yüzde 50 artış olduğunu gösteriyor. Mısırda da Beykoz, Silivri ve Çatalca'da yaptığımız denemelerde, yüzde 20-30 oranında mısır hasadında verim artışını sağladık." diye konuştu.

Projenin 2. yılında olumlu sonuçlar aldıklarına dikkati çeken Özbey, "Yerli tohum denemeleri yeni türlerde de olacak. Örneğin nohut, sebze tohumu, yulafta da denemeler başladı." dedi.
Özbey, amaçlarının yerli tohumda çiftçinin maksimum verim alabilmesi olduğunu anlatarak, "Bunun için çiftçimizin ekebileceği bütün çeşit ürünlerde, varsa yerli tohuma teşvik etmeyi hedefliyoruz. Çiftçilerimiz bu deneme ekimlerini yapmak istiyorlarsa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Tarım ve Su Ürünleri Müdürlüğü'ne başvurmaları yeterli olacak." ifadelerini kullandı.
Yerli tohumun tarımda maliyetleri düşürdüğünden dolayı, meyve ve sebze fiyatlarının düşmesine de neden olabileceğine dikkati çeken Özbey, şöyle konuştu:
"Yöreye uygun çeşitleri tespit edip, onlarla devam edersek, üründe verim artışı sağlanacak. Verim artışının da gıda fiyatlarına tabiki etkisi olacak. Doğru yerde doğru çeşidin ekimini yaparsak, bu verimin artmasına sebep olur. Yerli tohumda da amaçladığımız budur. Uygun çeşitleri bulup, yöre çiftçisine onu önermek, onu en güzel şekilde alabilmek. Bu da bize ürün maliyetlerini düşürüyor, piyasaya ürün daha uygun fiyatta sunulabiliyor. Yerli tohumda uygun çeşitleri tespit ettiğimiz zaman her halükarda, gıda fiyatları düşecektir."

YERLİ TOHUM ÇİFTÇİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRDÜ

Çiftçi Sami Subaşı, Silivri'de Büyük Kılıçlı Köyü'nde babadan kalma çiftçiliğe devam ettiğini dile getirerek, yerli tohum deneme ekimini tarlasında gerçekleştirdiğini söyledi. Subaşı, şöyle konuştu:
"Geçen sene kendi tarlamda 5 çeşit yerli tohum denedim ve memnun kaldım. Yerli tohumlardan beğendiğim 2'sini seçtim ve bu sene 60 dönüm tarlama, tamamen yerli tohum ektim. Üretim ve verimlilikte yerli tohum farklılık gösterdi. Önceki seneler tarlamıza ithal tohum ekiyorduk daha sonra yerli tohum Milli Tarım Projesi'ne katıldık. Yerli tohumun ilaçlamada faydası var ve verimlilikte yaklaşık yüzde 40-60, ithal tarıma göre çok daha verimi yüksek oldu. Yerli olarak buğday çeşidi tohumlardan ektim. Çiftçilere yerli tohum ekmelerini tavsiye ederim çünkü verim fazla. Verim fazla olunca, kazanç fazla oluyor. Diğer çiftçilere tavsiye ediyorum, yerli tohumdan ithal tohuma göre yüksek verim alıyoruz."
Yerli tohumun sebze ve meyve fiyatlarında düşüşe neden olabileceğine dikkati çeken Subaşı, "Yerli tohuma dönmek üretim arttıkça gıda fiyatlarını da etkileyecektir. Bolluk olursa fiyatlar düşer. Arz ve talep meselesi." dedi.
 
 
12.2.2019
Devamı

İNTERNET'TEN MEYVE SEBZE SİPARİŞİ VERİLEBİLECEK

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Keçiören'de kurulan tanzim satış çadırını ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi.

Havaların çok soğuk gitmesi, güneşin olmaması ve birtakım felaketlerle ister istemez fiyatlarda artış yaşandığına işaret eden Pakdemirli, bunun yanında bazı fırsatçıların fiyatlara etki ettiğini dile getirdi.
Tanzim satış yerlerinin 4 günlük bir organizasyonla hayata geçirildiğini dile getiren Pakdemirli, bu uygulamanın üreticiye karşı yapılmadığını söyledi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, internet üzerinden meyve sebze siparişinin verilebileceğini belirterek, "Vatandaşın evine internetten siparişle meyve ve sebzesini ulaştırıyor olacağız. Türkiye çapında EPTTAVM, vatandaşların evine bu süreçte ücretsiz ya da cüzi ücretlerle ürünleri hızlı, ucuz ve kaliteli şekilde taşıyacak” dedi.
Tanzim satış çadırındaki fiyatlar hakkında da açıklamada bulunan Pakdemirli, domatesin 3 lira, patlıcanın 4,5 lira, biberin 6 lira, soğan ve patatesin de 2'şer liradan satışa sunulduğunu bildirdi.
 
 
12.2.2019
Devamı

Üretici Birlikleri Tanzim Satışlarda Hem Yer ALSIN Hem ’de Ürün Yelpazesi Genişletilsin

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik KESKİN Başkan Erdoğan’ın artan sebze ve meyve fiyatlarını düşürmek için hayata geçirdiği “Tanzim Satış” noktası projesine Süt Üreticilerinden tam destek geldi. Genel Başkan KESKİN “Tanzim Satış” noktalarına ilişkin Anadolu İzlenimleri ’ne yaptığı açıklama şunları kaydetti. “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın artan sebze ve meyve fiyatlarını düşürmek için hayata geçirdiği tanzim satış noktası projesini üretici birlikleri olarak destekliyor, bu projenin içinde olmayı ve üreticilerimizin ürettikleri ürünleri tanzim noktalarında satılması için devletimizin vereceği görevleri yapmaya hazır olduğumuzu bildiriyoruz. Enflasyonla topyekûn mücadele de üreticiden tüketiciye direk ürün satışı yapılması noktasında üretici birliklerinin de mutlaka bunun içinde yer alması gerekmektedir.” Dedi. KESKİN ayrıca; “ Üretici ’den tüketiciye vakit birlik vaktidir. Vakit üretme vaktidir”. Dedi.
 
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik KESKİN “Tanzim Satış” noktaları ile ilgili Anadolu İzlenimleri ‘ne şunları söyledi.
“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın artan sebze ve meyve fiyatlarını düşürmek için hayata geçirdiği tanzim satış noktası projesini üretici birlikleri olarak destekliyor, bu projenin içinde olmayı ve üreticilerimizin ürettikleri ürünleri tanzim noktalarında satılması için devletimizin vereceği görevleri yapmaya hazır olduğumuzu bildiriyoruz.” Dedi. Keskin sözlerine şöyle devam etti.
 
Üretici Birlikleri ’de “Tanzim Satış” ta Yer alsın
 
“Enflasyonla topyekûn mücadele de üreticiden tüketiciye direk ürün satışı yapılması noktasında üretici birliklerinin de mutlaka bunun içinde yer alması gerekmektedir.
Bu uygulamayla Üreticilerimizi korurken tüketicilerimizin de direk üreticilerimizin emeğinin başka ellerden kar marjını dönüştürülmeden ve fırsata çevrilmeden ürünlerinin satılması, ülkemiz ekonomisi için büyük önem taşımaktadır.” Diye kaydetti.
Keskin; “Tanzim Satış noktalarına ilişkin ürün yelpazesini arttırmak için Süt Birlikleri ve diğer üretici birlikleri olarak ülkemizin refahı için Türkiye’nin güçlü kararlı ve azimli süt üreticileri olarak bu mücadelede devletimizi ve milletimizi yalnız bırakmayacağımızı belirttirmek istiyoruz.” Ayrıca Keskin sözlerini şöyle sürdürdü.
“Türk Çiftçisi ve Türkiye Süt Üreticileri olarak birlik, beraberlik ruhu ve Vatan sevgisi sorumluluğuyla üretmeye devam edecek, süt ve süt ürünleri üreticiden direk tüketiciye ulaştırmak için ülkemizin her noktasından, süt üreticileri olarak tüketicilerimize desteklerimizi vereceğimizi bir kez daha dile getirmek istiyorum. Çünkü “Üreticiden Tüketiciye Vakit Birlik Vaktidir. Vakit Üretme Vaktidir.” Dedi.
 
 
 
12.2.2019
Devamı

Hazine Destekli Kredi Paketi Seracılara

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tarımsal üretimi artırmak ve gıdada fiyat istikrarını sağlamak için tüm alanlarda yoğun bir programı hayata geçireceklerini belirterek, "Seracılık altyapısının güçlenmesine ve verimliliğin artırılmasına önemli katkı sağlayacak olan Hazine destekli Ziraat Bankası kredi paketi hayırlı olsun." ifadesini kullandı.
Albayrak, Twitter hesabından "Seracılık Kredi Paketi"ne ilişkin değerlendirmede bulundu.

Tarımsal üretimi artırmak ve gıdada fiyat istikrarını sağlamak için tüm alanlarda yoğun bir programı hayata geçireceklerini vurgulayan Albayrak, Hazine destekli Ziraat Bankası kredi paketinin seracılık altyapısının güçlenmesine ve verimliliğin artırılmasına önemli katkı sağlayacağını bildirdi.
Albayrak, "tweet"inde kredi paketinin detaylarına ilişkin bir de infografik paylaştı.
Devlet bankalarının tarıma desteğinin Ziraat Bankası tarafından açıklanan yeni kredi paketiyle devam ettiği belirtilen infografikte, yatırım kredisinden faydalananların ayrıca 14 ay vadeli piyasa koşullarıyla uyumlu işletme kredisinden de faydalanabileceği vurgulandı.
Paket kapsamında, yüzde 8,25 faizli, yapılan yatırımın yüzde 75'ine kadar kapsayan, toplamda 7 yıla kadar vadeli, 2 yıla kadar ödemesiz, 10 milyon liraya kadar olan yatırımlar için Hazine desteği verileceği kaydedildi. Kaynak A.A.
 
 
11.2.2019
Devamı

Su Ürünleri Yetiştiriciliğine İyi Tarım Desteği

Tarım ve Orman Bakanlığının "Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde İyi Tarım Uygulamaları Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ"i, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Tebliğ, iyi tarım uygulamalarının geliştirilmesi, doğal kaynakların korunması, hayvan refahının, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ile güvenilir ürün arzının sağlanması için su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları yapan yetiştiricilerin desteklenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlandı.
Düzenleme, Bakanlıktan onaylı Su Ürünleri Yetiştiricilik Belgesi ile Bakanlıkça yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarından alınmış İyi Tarım Uygulamaları (İTU) Sertifikası'na sahip, Tarım Bilgi Sistemi'ne kayıtlı yetiştiricilere yapılacak su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları desteğine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Buna göre, su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları destekleme çalışmaları, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ve il/ilçe müdürlükleriyle yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından yürütülecek.

BAŞVURULAR 8 MART'A KADAR YAPILACAK

İyi tarım desteğine, su ürünleri yetiştiriciliğini yavrudan hasada kadar İyi Tarım Uygulamaları Hakkında Yönetmelik kapsamında gerçekleştiren, 1 Ocak-31 Aralık 2018'de düzenlenen ve 2018'de geçerli olan İTU Sertifikası'na sahip üreticiler ile balıkları işletmesine yavru balık olarak değil, daha büyük ve değişik ağırlıklarda temin etmek suretiyle yetiştiricilik yapan, geçen yıl düzenlenen ve 2018 yılında geçerli olan İTU Sertifikası'na sahip üreticiler başvurabilecek.
Desteklemeden yararlanmak isteyenler, Destekleme Talep Formu'nu doldurarak, 8 Mart'a kadar yetiştiriciliğin yapıldığı il/ilçe müdürlüğüne müracaat edecek.
Bir yetiştirici/üreticinin, su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları desteğinden faydalanabileceği miktar çipura, levrek ve alabalık türlerinin toplamı için en fazla 250 bin kilogramla sınırlı olacak.

DESTEK MİKTARI KİLOGRAM BAŞINA 25 KURUŞ

Çipura, levrek ve alabalık türlerinde destek miktarı kilogram başına 25 kuruş olarak belirlendi. Yetiştirici/üreticinin birden fazla yetiştiricilik işletmesi varsa bu işletmeler tek işletme olarak kabul edilecek ve destekleme ödemesi buna göre yapılacak.
Tebliğ, 1 Ocak 2018'den geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
.
 
11.2.2019
Devamı

Sarımsak Depoda Çürüdü

Şanlıurfalı çiftçinin Harran Ovası’nda ektiği sarımsak, 50 kuruştan bile alıcı bulmayınca depolarda çürüdü. Çiftçi İsmail ve Hasun Acar kardeşler, ürünü defalarca hal pazarına götürdüklerini belirterek, 50 kuruştan dahi alıcı bulamadıklarını söyledi. 
Şanlıurfa’nın Harran ilçesine bağlı kırsal Parapara Mahallesi'nde, 20 yıllık çiftçi İsmail ve Hasun Acar kardeşler 8 ay önce 15 dönüm arazi üzerine sarımsak ekti. Yaklaşık 15 ton ütün elde eden Acar kardeşler 50 kuruşa dahi alıcı bulamadı. Hasat sonrası hal pazarında alıcı bulamadıklarını belirten çiftçi kardeşler, yol kenarlarına kurdukları tezgahlarda yaklaşık 1 ton sarımsağı kilosunu 50 kuruş ile 1 lira arasında sattı. Yaklaşık 14 ton sarımsaktan sürekli numune alarak hal pazarında komisyonculara sunduklarını aktaran Acar kardeşler, sürekli erteleme sonucu ürünün depoda filizlenerek çürüdüğünü söyledi. 
Tohum, gübre ve işçilik ücretleri ile birlikte zararlarının yaklaşık 40 bin lira civarında olduğunu dile getiren kardeşler, yetkililerden yardım istedi.

Tonlarca Sarımsak depoda çürüdü

20 yıllık çiftçi İsmail Acar, “Geçen yıl daha fazla ekmiştik, bu yıl 12 dönüm ektik. 15 ton civarında sarımsağımız vardı. Şanlıurfa’da hal pazarına götürdük. Hal pazarında komisyoncular yarın gel, bir hafta sonra gel, bir ay sonra gel para eder diye diye ürün elimizde kaldı. En sonunda bize kimse almıyor dediler ve ürün filizlenerek çürüdü. Depoda çürüyen sarımsağın çocuğunu tahliye kanalına attık, bir kısmını da potasyum özelliği var dediler gübre niyetine tarlamıza döktük. Hem sarımsaktan zarar ettik hem de sarımsaktan sonra ikinci ürün olarak pamuk ektiğimizden dolayı pamuk desteklemesinin yarısını alacağız. Yani hem pamuktan hem de sarımsaktan çifte zarara uğradık. İkinci ürün desteklemesi alacağız. İşçi tutmuştuk, işçi parası olsun, gübre parası olsun tohum olsun, zararımız 40 bin lira civarındadır. Bizde her ailenin en az 1011 çocuğu var. Ortada kalmışız, ne yapacağımız bilmiyoruz. Tek isteğimiz pamuk desteklememizin tam olarak bize verilmesidir. Yetkililerin bizim durumumuza bir el atmasını istiyoruz” dedi.
Kardeşi ile birlikte sarımsak eken Hasun Acar ise “Benim de 7 ton ürünüm vardı. Pazarlara götürdük kimse almadı. Hal pazarına götürdüm kimse istemedi. Bize bekleyin belki para yapar diye diye ürün çürüdü. Birkaç sefer tezgahlarda kendimiz satmaya kalktık, 50 kuruş ile 1 lira arasında satışa sunduk, satamadık. En son filiz atınca sarımsağı attık” diye konuştu.
Çiftçi kardeşler, çürüyen sarımsak ürününün çoğunu tahliye kanalına attıklarını, geri kalan kısmını ise gübre niyetine tarlaya döktüklerini aktardı. 
 
11.2.2019
Devamı

Tanzim Satış ’ta Tarım Krediler’ de Var

Hükümet sebze meyve fiyatlarındaki vurguna karşı piyasayı düzenleyecek halk gıda modelini hayata geçiriyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde grup toplantısında dikkat çektiği belediyelerde ekmek uygulamasına benzer çalışmanın sebze ve meyvede de yapılması için harekete geçildi.

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, sebze meyve fiyatlarındaki fahiş artışı önlemek amacıyla hayata geçirilecek tanzim satış mağazalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Tarım Kredi Kooperatifleri olarak belediyelerin tanzim satış mağazalarında satılacak ürünleri çiftçilerden almaya başladıklarını vurgulayan Poyraz, şöyle konuştu:
"Bu konuda çalışmalarımız başladı. Üreticiden alabildiğimiz kadar makul fiyata alıp bu ürünleri dağıtımın noktasındaki belediyenin yetkililerine teslim edeceğiz. Özel sektör mantığıyla düşünmediğimiz için buna hemen hemen hiç kar koymayacağız. Bu işlerle her aracı kendi karını eklediği için, ne kadar aracı olursa fiyat da o kadar artar. Biz üreticiden aldığımız fiyata sadece nakliyesini ekleyeceğiz. Bir tarafta üreticimiz olacak diğer tarafta satış yapacak yetkililer olacak."

"HANGİ ÜRÜNE İHTİYAÇ VARSA SEZONUNA GÖRE TEMİN EDECEĞİZ"

Poyraz, çiftçiye ürünlerini Tarım Kredi'ye satmaları için zorlama yapılmayacağının altını çizerek, "Biz zaten piyasadayız. Geçen sene çiftçilerden 800 milyon liralık ürün almışız. Hububat ve bakliyat ağırlıklı olarak gerçekleştirdiğimiz işi, şimdi önceden kısmi olarak yaptığımız yaş sebze meyvede de sürdüreceğiz. Piyasada hangi ürüne ihtiyaç varsa sezonuna göre temin edip göndereceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Tarım Kredi yetkililerinin yaş sebze meyve alımı konusunda çalışmalara devam ettiğine dikkati çeken Poyraz, "Sistem çok kısa süre içerisinde işlemeye başlayacak." dedi.

"KAMUNUN GIDA ALIMLARINDA KOOPERATİFLER DEVREYE GİRMELİ"

Poyraz, Tarım Kredi olarak Kredi Yurtlar Kurumu ve Milli Savunma Bakanlığına ürün verdiklerini de anımsatarak, kamu kurumlarının ciddi manada gıda alımı yaptıklarını ve bunun da tartışılması gerektiğini söyledi.
Kamu kuruluşlarına gıda temini yapmak için ihaleyi alan firmaların piyasayı etkilediklerine işaret eden Poyraz, "Firmalar kamu ihalesine girdiği zaman milyonlarla ifade edilen rakamlarla piyasadan mal çekmek zorunda kalıyor. Halbuki biz bir ihale olmadığı için, o günkü borsa fiyatları neyse kamu kurumlarına o fiyatlarından verebiliyoruz. Burada enflasyonist bir baskı oluşturmuyoruz. Kamu kurumlarının gıda alımlarında da kooperatiflerin devreye girmesi lazım. Yani kooperatiflerin üreticiden aldığı, işlediği veya işlettiği ürünleri de bu anlamda sisteme dahil etmek lazım." diye konuştu

"FAHİŞ FİYATLARI AŞAĞIYA ÇEKER"

Poyraz, kamu kurumlarına gıda temininde bulunan firmaların da aracılık sisteminden ürün almak zorunda kaldığının altını çizerek, şunları kaydetti:
"İhaleyi alanlar aracılardan alıyor ve piyasayı etkiliyorlar. Bu işin ticaretini yapıyorlar, burada aracılık sistemi çalışıyor. Burada da kooperatiflerin devreye girmesi için belki düzenleme yapmak gerekiyor. Kooperatiflerin önünü açmak gerekiyor. Kamu kurumların uygun kooperatiflerden doğrudan doğruya ihalesiz alım yapabilmesi lazım. Kooperatiflerden alsın demiyoruz ama alınan ürünlerin kamu kurumlarına verilmesinin yolu açılırsa piyasayı regüle eder, fahiş fiyatlar varsa da bu fiyatları aşağı çeker."
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tanzim satış mağazalarına ilişkin açıklamasında, "Önümüzdeki hafta ilk etapta İstanbul'da 50, Ankara'da 30'dan fazla noktada, hakiki değerinde olacak şekilde süreci başlatacağız." bilgisini paylaşmıştı.
 
 
 
8.2.2019
Devamı

Halk Gıda Haftaya Geliyor

Hükümet sebze meyve fiyatlarındaki vurguna karşı piyasayı düzenleyecek halk gıda modelini hayata geçiriyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın salı günü grup toplantısında dikkat çektiği belediyelerde ekmek uygulamasına benzer çalışmanın sebze ve meyvede de yapılması için harekete geçildi.

Son Bakanlar Kurulu toplantısında da halkın kaliteli ve ucuz gıdaya erişimi için başta İstanbul, Ankara gibi büyükşehirler olmak üzere birçok yerde "Tanzim Satış Noktaları" kurulmasının masaya yatırıldığı öğrenildi. Uygulama ile üreticiden pazara gelene kadar fiyatı yüzde 410'a kadar artan gıda ürünlerinin spekülasyon malzemesi yapılmasının da önüne geçilecek.

Satıcı fiyatlarının yükselmesini önlemek ve bazı malların tüketiciye daha uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlamak amacıyla uygulamaya geçecek tanzim satışlar ile suni olarak fiyatı yükseltilen ürünler belediye veya kamu kuruluşları eliyle uygun fiyat etiketleriyle satışa sunulacak. Başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere ilgili kamu kurumları ile temasa geçildi. Fahiş fiyatla ürün satan fırsatçıların hevesini kursağında bırakacak uygulama ile komisyoncular devreden çıkartılarak, üreticiden çıkan ürün direkt tüketiciye ulaştırılacak. Böylece tarladan sofraya uzanacak zincir içinde, üreticinin memnun olduğu, tüketicinin mağdur edilmediği aradaki simsarların ise haksız kazanç sağlamasının önüne geçildiği bir sistem işletilecek.
 
8.2.2019
Devamı

Tarım Zirvesi 7 Ülkenin Tarım Bakanı İle Gerçekleşti

İzmir'de 14. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Tarım Zirvesi'nde 7 ülkenin tarım bakanları bir araya geldi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Tarımda sineğin yatırımını çıkarmamız lazım" dedi.
İzmir'de 14. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Tarım Zirvesi'nde 7 ülkenin tarım bakanları bir araya geldi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Tarımda sineğin yatırımını çıkarmamız lazım” dedi. 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın dört büyük tarım fuarından biri olan 14. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nda 6 ülkenin tarım bakanları ile Tarım Zirvesi'nde bir araya geldi. Zirveye Pakdemirli’nin yanı sıra Azerbaycan’dan Goshgar Tahmazlı, Gürcistan’dan Levan Davitashvili, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) Erkut Şahali, Sırbistan’dan Branislav Nedimovic, Slovenya’dan Aleksandra Pivec ve Somali’den Siad Hussein katıldı. Zirvede konuşan Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, “Tarımda sineğin yağını çıkarmamız lazım. İyi bir planlama ile hasılayı artırabiliriz. Optimizasyonla tarlamızda neyi ne kadar yetiştireceğimizi bilerek en fazla hasılayı alacağımız ürünleri üretmemiz lazım” diye konuştu.

Bir araya gelerek bu zor ev ödevini yapabiliriz”

Tarımın savunmadan daha önemli olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü: 
“Bir ülkenin teknolojisi, savunma sanayi önemli ama eğer üretim yoksa, karnımız açsa bunların anlamı yok. Tüm teknolojilere sahip olduğumuz halde yiyeceğe sahip değilseniz savaş, tabi afet durumunda aç kalmanız içten değil. Nüfus artışı ve kentleşme, çölleşme tüm dünyada problem. Dünyada 2050’de yüzde 75 kentleşme olacak ve gıdayı artırmamız lazım. 3,5 trilyon doları her yıl yanlış beslenmeye harcıyoruz. 1.4 milyar ton gıdayı israf ediyoruz. Bugün 39 ülkenin gıda, 80 ülkenin su sıkıntısı var. Yarın gıda ve su savaşlarının olmayacağının garantisi yok. Tarım arazileri dünya çapında yok oluyor. Su ve toprak kaynakları kirleniyor. Neredeyse yarıya varan bir israf söz konusu. Tarımın geleceği tehdit altında. Zor ev ödevini tek ülke ile yapma imkanımız yok. Tüm ülkeler bir araya gelerek bu zor ev ödevini yapabiliriz.”

Gelecek Tarımda”

Aile işletmelerini korumanın yanı sıra endüstrileşme ve mekanizasyonun da şart olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, “Tarım 4.0 uygulamalarını hayata geçirmemiz lazım. Geçmiş günlerce Türkiye’de ineklerin kulaklarını küpelemekle ilgili proje yaptık. Devlet olarak sübvanse edeceğiz; hayvan nerede, karantinaya mı ihtiyacı var takip etmeye başlayacağız. Bunların üreticilere de faydası olacak, gıda arz güvenliği sağlamak için bilgi alt yapısı da sağlayacak. Tarım büyüyen bir sektör. İşin geleceği tarımda. Dünyada elektrikli traktör yok ama biz bunun üzerinde prototip çalışması yapıyoruz. Mart ayında Cumhurbaşkanımızı bu traktöre bindirmeyi hedefliyoruz. Bunu yaparsak dünyaya daha az karbon gazı salacağız ve mazot derdinden üreticilerimizi kurtarıyor olacağız” ifadelerini kullandı. 
 
 
8.2.2019
Devamı

Gaytancıoğlu :Türkiye, 1,5 milyar dolarlık buğday ithal edip; 1 milyar dolarlık un ihracatı yapıyor

TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyonu, 27.Dönem ilk toplantısını gerçekleştirdi. İslam Güvenliği Teşkilatı Tüzüğü’nün onaylanmasına ilişkin yasa teklifini görüşmek üzere toplanan komisyon, CHP’li üyelerin sert tartışmalarına şahit oldu.
Komisyonun işlevsel olmadığına ve tarımın güncel sorunları ile alakalı toplanmadığına dikkat çeken  Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, Türk tarımını ayağa kaldırmak için İslam ülkeleri gıda güvenliğini konuşmak yerine; çiftçinin sorunlarını, yem fiyatlarını ucuzlatmayı, çiftçinin eline geçen destekleri ve yanlış politikalar sebebiyle artan ithalatın konuşulması gerektiğine vurgu yaptı.

CHP’li Gaytancıoğlu, Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonunda şunları kaydetti;



Türkiye, 1,5 milyar dolarlık buğday ithal edip; 1 milyar dolarlık un ihracatı yapıyor

Hayvancılık bitmiş, fiyatlar yükselmiş, gübrede sıkıntı var, çiftçi gübre kullanamamış.
Bizim Türk tarımını ayağa kaldırmamız ve bu yüzden acilen toplantılar yapmanız gerekiyor. Senede bir toplanan komisyonda öncelikle İslam ülkeleri gıda güvenliğini konuşmak yerine; çiftçinin sorunlarını, yem fiyatlarını ucuzlatmayı, çiftçinin eline geçen destekleri arttırmayı, ithalatı konuşmalıyız.
Bu ülke yaklaşık iki yıldan beri gümrük vergilerinden para kazanamıyor. Hükümet olarak AKP, harıl harıl vergileri yeniden yapılandırmaya çalışıyor, askerliği bedelli yapıyor, bütün vergileri yeniden yapılandırmaya çalışıyor ama gümrük vergisi toplayamıyor. Gıda fiyatları bir türlü dengeye giremiyor, her şey ithalatla çözülüyor.
Nişasta bazlı şekerin kotası düşürüldü; denetleyen kurum kapatıldı. Bakanlık hala bir denetleme raporu yayınlayamadı. Dün bir rapor çıktı, şeker kotası 2 milyon 700 bin ton. Ne kadarı nişasta bazlı üretiliyor, ne kadarı tüketiliyor, neden NBŞ üreticileri hiç itiraz etmiyorlar, destek de vermiyorlar, ne olduğu belli değil?
Her getirilen torba yasada bir mera talanı var. Gelişmiş ülkelere ya da hayvancılığı iyi ülkelere bakıldığında meraların korunduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Türkiye’de ise termik santralleri meralara yapılıyor, mineral madenleri oralarda aranıyor, haberleşme, baz istasyonları meralara konabiliyor.
 
Çiftçinin Tefeciye Borcu 100 Milyarın Üzerinde

Resmî rakam 110 milyar lira ama 100 milyar liranın üzerinde de tefecide var. Türkiye’nin dış borcu ise 470 milyar dolarlara geldi.

Türkiye Yedi Yıldan beri Net Et İthalatçısı

Kıyma fiyatı 18 liraydı şimdi 50 lira. Et ithalatının fiyatlara bir yansıması olmuş mu, fiyatları düşürmüş mü? Ama yandaşlara destek olmuş. Birkaç tane yandaş türemiş, onlar büyümüş, büyümüş, stoklar dolu şu anda. Bir besicinin hayvanı varsa inanın iki ay sıra bekliyor. Fiyat düşüyor.


Rusya'dan 1,5 Liraya Buğday Alıyoruz

Biz kendi çiftçimizi korumayacağız da başka ülkelerin çiftçilerini mi koruyacağız? Yani kendi çiftçimiz daha 1 liradan buğday satamadı, biz Rusya'dan 1,5 liraya buğday alıyoruz. Bunun neresi akıllı bir ticaret?
Buzağı Maması Adı Altında Süt Tozu İthalatı mı Yapılıyor

Ciddi anlamda sütte sıkıntı var. Yem ve süt paritesi çok bozuldu. Yem fiyatları süt fiyatlarını geçti ve nedense süt hayvanları da kesilmesine rağmen biz bu konuda bir destek yapmıyoruz. Şu anda piyasalarda süt nasıl bulunuyor?

"Buzağı maması" adı altında süt tozu ithal edildiğine yönelik bilgiler var. Daha önce Faruk Çelik döneminde, fazla olan sütü alıp süz tozu yapıyorlardı, buna karşıydık ama bu bir şekilde, fazla olan sütün değerlendirilmesine yol açıyordu. Şimdi tamamen süt tozu ithalatı yapıyoruz ve bunu da "buzağı maması" adı altında yapıyoruz. Ayrıca bazı süt ürünlerinde ciddi anlamda hile yapıldığı söyleniyor. Burada "sütte oyun" diyebiliriz. Örneğin, ne yapıyorlar? Fazla olan sütün içilmesi, yardıma muhtaç kesimlere okul sütü olarak değerlendirilmesi gerekirken biz şunları yapıyoruz: Birçok süt ürününde süt kullanılmıyormuş. Örneğin, piyasada kemik unu ve nişasta ağırlıklı olarak -süt de tabii katılıyor- böyle bir karışımdan peynir yiyoruz. Bunlar basında yer aldığı için söylüyorum. Bu konuda denetimlerimiz var mıdır?



Ekilmeyen 50 milyon Dönüm Arazi Var

Ekilmeyen 50 milyon dönüm arazi var, aşağı yukarı bir 45 milyon dönüm de nadas arazisi var. Daha 1980'li yıllarda Türkiye bu sorunu çözmüşken, nadas arazilerinde nohut ve mercimek nadas alanlarının daraltılması projesi gerçekleştirilmişken biz nohudu, mercimeği alıp yiyoruz, hiçbir sanayi ürününe de çevirmiyoruz. Onun dışında arpa ithal ediyoruz. Politika geliştiremediğimiz için ithalat yapıyoruz. Oysaki dünya veriminin üzerinde verime sahibiz.

9,5 Katrilyon Değerindeki Çiftlikler Çürümeye Mahkum

TKDK'dan bahsettik, IPART desteklerinden bahsettik. Bir sürü yatırım yapılmış, paraları ödenmiş, beton olarak duruyor. İnternete girin "satılık çiftlik" yazın, sadece Trakya bölgesinde 200'e yakın, Kırklareli'nde çok fazla, bin başlık devasa çiftlikler, içinde hayvan yok, içinde süt kazanları var, çürümeye terk edilmiş, içinde beton binalar var, çürümeye terk edilmiş. Bedeli ne kadar? 9,5 katrilyon. Bu 2014 rakamları. 9,5 katrilyonunu gömmüşüz "hayvancılığı geliştireceğiz" adı altında sıfır faizli kredi vermişiz. O kredileri küçük çiftçilere versek, 3'er, 4'er tane ineğinin yanına 2'şer tane daha ilave edebilseydik, onlar bakabilseydiler ne köyden kente göç ederlerdi, köylerinde kalırlardı, üretime de devam ederlerdi, en azından hayvan varlığımızı artırırdık.

 
7.2.2019
Devamı

Koyun'da Veba ve Çiçek Hastalığı Alarmı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla uyguladığı 'Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi' ve 'Genç Çiftçi Projesi' kapsamında hayvan dağıtımları mercek altına alındığı ileri sürüldü.
Özellikle, Genç Çiftçi Projesi kapsamında geçmişte yapılan koyun ithalatının hastalığın kaynağı olduğu iddia edilirken, sektör temsilcileri koyun vebası ve çiçek hastalığının bu iki proje uygulanmadan önce de zaman zaman ortaya çıktığını ifade ediyor. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ise, hayvanların ithalatla temin edilmesi yerine yurt içinden karşılanması için Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ile protokol imzaladı.

HASTALIK İTHAL KOYUNLARLA MI GELDİ?

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım'ın yazısına göre, CHP Tarımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa'da 'Genç Çiftçi Projesi' kapsamında 50 üreticiye 1700 koyun dağıtıldığını belirterek, koyunların dağıtımından 10-15 gün sonra ölümlerin başladığını ve 50 koyunun öldüğünü söyledi. Yaptıkları incelemelerde ölümlerin koyun vebasından olduğunu vurgulayan Sarıbal, vebanın genç çiftçi projesi kapsamında ithal edilerek dağıtılan koyunlardan bulaştığını iddia etti. Sarıbal, koyunlarla birlikte hastalığın da ithal edildiğini öne sürerek insan ve hayvan sağlığının tehdit altında olduğunu ifade etti.
Zonguldak'ın Alaplı İlçesi Gümeli beldesinde bir üreticinin koyunlarında görülen veba hastalığı nedeniyle belde 21 günlük karantinaya alındı. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Alaplı ilçesine bağlı Gümeli beldesinde bir üreticiye ait 2 küçükbaş hayvanda koyun vebası görüldü. Veteriner hekimlerin çabalarına rağmen iyileşmeyen hayvanlar için Alaplı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne bilgi verildi. Koyunlardan alınan örnekler Ankara'daki Merkez Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsü Laboratuvarı'nda incelendikten sonra veba olduğu tespit edildi. Bulaşma riski nedeniyle belde 3 haftalığına karantinaya alındı. Hayvanlar aşılandı ve beldeye hayvan giriş çıkışı yasaklandı.

DENİZLİ'DE ÇİÇEK HASTALIĞI

Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yaygın olduğu illerden biri olan Denizli'de ise çiçek hastalığı görüldü. Denizli Çivril'de Kocakaya Mahallesi'nde bir besicilik işletmesinde koyun-keçi çiçek hastalığı görüldü.
Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe alarak besicilik yapan Mehmet Ali-Tuğba Erdoğdu çiftine ait işletmede görülen hastalık nedeniyle işletme karantinaya alındı. Çivril Belediyesi ise hastalığın yayılmaması için Çivril Hayvan Pazarı'nı 3 haftalığına kapatıldığını duyurdu. İhlas Haber Ajansı'nın bölgeden verdiği habere göre, Genç Çiftçi Projesi ile besiciliğe başlayan ve İŞKUR tarafından verilen engelli hibe desteğiyle sürüsünü büyüten Tuğba Erdoğdu, Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğüne başvurarak yardım istedi.
Erdoğdu, koyunları kuzulamaya başladıktan sonra mahallede ortaya çıkan çiçek hastalığı yüzünden her gün bir koyununun ölmeye başladığını dile getirdi. Hibe yoluyla alınan hayvanların üç yıl boyunca devlet kontrolünde olduğunu belirten besici Tuğba Erdoğdu "Ölen hayvanın yerine yenisini alıyorum üç gün sonra o da ölüyor. Hayvanlar, TARSİM tarafından sigortalı. Ölümler başlayınca müracaat ederek durumu bildirdik ama bize ‘çiçek hastalığı kapsam dışında' dediler. Her gün bir koyunum ölüyor. Elimden hiçbir şey gelmiyor" dedi.

KOYUN İTHAL EDİLMEYECEK

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Çelik, küçükbaş hayvanlarda görülen hastalığın sadece genç çiftçi veya 300 koyun projesine bağlanmasının doğru olmadığını belirterek Dünya'ya şu bilgileri verdi:

“Büyükbaş hayvanlarda olduğu gibi küçükbaş hayvanlarda da zaman zaman hastalıklar görülüyor. Bunu uygulanan projelere bağlamak doğru değil. Biz birlik olarak 300 koyun projesinde başından beri görev aldık.Bu proje kapsamında 30 bin koyun dağıttık ve bir tek koyun ithal edilmedi. Türkiye'nin ithalata ihtiyacı var mı? Damızlık materyalinde elit sürülerden temin etmek şartıyla ithalata ihtiyacı var. Fakat biz birlik olarak bunu yapmadık. Biz ithalata karşıyız. Romanya'dan, Bulgaristan'dan ithalat yapılmasına karşıyız. Ayrıca döviz artışı nedeniyle geçen yazdan bu yana ithalat yapılamıyor. Hastalık şimdi çıkmış. Genç çiftçi projesindeki koyun temininde düne kadar biz yoktuk. Ama biz olmadık diye kimseyi suçlayamayız. Yanlışlar yapılmış olabilir. Önemli olan bunları tespit ederek sektöre zarar vermeden ilerlemektir. TİGEM ile bir protokol yaptık. Genç Çiftçi Projesi kapsamında ihtiyaç olan küçükbaş hayvanları yurt içinden temin edeceğiz. Bir tek ithal koyun vermeyeceğiz.” dedi.
 
 
7.2.2019
Devamı

Gıda Fiyatlarına Önümüzde'ki Hafta Adım Atılacak

Ankara'da gazetecilerle bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak; 'Gıda fiyatlarıyla ilgili önümüzdeki hafta adım atacağız' açıklamasında bulundu.
Ankara'da gazetecilerle bir araya gelen Albayrak, yüzde 2.3'lük büyüme hedefinin tutturulacağını öngördü. Bakan Albayrak; '2008 krizinden büyük ders çıkarıldı, seçimden sonra daha iyi olacağız' dedi. 

Haftaya Adım Atılacak

Bakan Albayrak gıda fiyatlarına ilişkin şunları kaydetti. “Fiyatlara karşı haftaya önemli adımlar atacağız. Gıda terörünün perde arkasına baktık. Gördük ki felaket tellallığı yapanlar bazı siyasi partilerden aday. 
 Şaşırmamak lazım ülkenin canına kasteden terör örgütlerine destek olanlar mutfağına mı kast etmeyecek. Dedi.
 
 
 
7.2.2019
Devamı

Türkiye'de 30 Milyon Dekar Araziyi Çiftçiler Yanlış Politikalar Nedeniyle Ekmiyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, gıda fiyatlarının artış sebepleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.
CHP’li Gaytancıoğlu yaptığı açıklamada şunları kaydetti;
 
Üretim Tepeden Tırnağa Dışa Bağımlı

Türkiye'de son dönemde temel gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışı tüketicilerin tepkisini çekiyor. Sorun çiftçide ve ürettiği ürünlerde değil, üretimi tepeden tırnağa dışa bağımlı hale getiren AKP yaklaşımındadır. 

Türk çiftçisi dünyanın en pahalı mazotunu, elektriğini, gübresini ve yemini kullandığı için maliyetler bir türlü düşmemektedir. Tarımsal ürün piyasalarını düzenleyecek TMO, TEKEL, SEK, EBK, ÇAYKUR vb. devlet kurumları da özelleştirme, piyasa etkin rol oynamama gibi nedenlerle devre dışı bırakıldığı için çiftçi ciddi anlamda plansız bir üretim  yapmaktadır. Çiftçi destekleneceğine, Türkiye'de yetiştirilen buğday, arpa, mısır, soya, tütün, ayçiçeği, nohut, mercimek, pirinç gibi bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı ette ithalat rekorları kırıldı ve Türk tarımı dışa bağımlı hale geldi. Kur artışları sonucu ithalat pahalılaşırken, çiftçinin maliyeti katlandı. Diğer yandan yüksek fiyatları düşürebilmek için her seferinde ithalat öne sürüldü. Son olarak kuru soğan ve ardından domates konservesi, buğday, arpa, mısır, pirinç ve bakliyata ithalat kapısı açıldı.


Kuru soğan ithalatında yüzde 49,5 olan gümrük vergisi Şubat sonuna kadar sıfırlandı.

Domates konservesi ithalatı için de 31 Mayıs'a kadar 25 bin ton sıfır gümrük vergili tarife kontenjanı tanındı.

Toprak Mahsulleri Ofisi'ne (TMO) bu yıl 1 milyon ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç ve 100 bin ton bakliyat ithalatı yetkisi verildi.

Enflasyon Yüzde 20,3 Artarken, Gıda Enflasyonunda Artış Yüzde 25,1 Oldu

İthalat kararı, iç piyasada fiyatların aşırı derecede artmasının önüne geçmek için gerekçe gösteriliyor. Ancak bu fiyat artışlarını çözecek bir önlem olmadığı gibi fiyatlar kısa bir düşüşün ardından yeniden yükselişe geçmektedir. Enflasyon yüzde 20,3 artarken, gıda enflasyonunda artış yüzde 25,1 oldu. Fiyatı en çok artan ürün yüzde 184 ile kuru soğan olarak açıklandı. Kuru soğanı yüzde 91 ile salça, yüzde 75 ile patates izledi.

Peki Fiyatlar Neden Artıyor?

Tarımda yapısal sorunlar düzeltilemediği gibi AKP bu sorunları daha da ağırlaştırdı. Örneğin sulama altyapısı bir türlü tamamlanamadı. Altyapı eski ve 8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın 2,15 milyon hektarı sulanamıyor. Bu nedenle yağlı tohumlar üretim açığı veriyor ve ithal ediliyor. Sulama tamamlanmadığı için 8 milyon hektar nadasa bırakılıyor. Ayrıca, tarım arazileri çok parselli. Türkiye'de ortalama tarım arazisi büyüklüğü 61 dekar iken Almanya'da 457, Amerika'da 1817, İngiltere'de 538, Fransa'da 521 dekar. Üstelik bu 61 dekar da 10 parçaya ayrılıyor. Bu nedenle üretim verimli olmuyor ve parseller ekilmemeye başlanıyor. Bir diğer yapısal sorun, ekonomik anlamda örgütlenmenin olmaması. Kooperatifler olmadığı için çiftçi üretimini planlayamıyor, ürününü düzgün bir biçimde pazarlayamıyor, dolayısıyla fiyatlar istikrar kazanmıyor. Tarımsal  girdilerde de ithalata bağımlı bir ülke olmamız yapısal sorunları ağırlaştırmaktadır. Raylı ulaşım olmadığı için ulaşım maliyetleri de yüksektir. Örneğin Antalya’dan İstanbul'a nakliye kamyondaki üründen fazladır. Bu yapısal sorunlar çözülmeden fiyatlarda dalgalanma devam edecektir. Girdi fiyatlarındaki artış ve dövizdeki yükselişi tarım ürünlerine gelen zamlarda etkili  olmaktadır. Sıfır gümrüklü ithalat yerine yerli üretici desteklenmelidir. Hayvan ithalatı, et ithalatı, buğday ithalatı, çeltik ithalatı yurtiçindeki fiyatları bugüne dek düşürmedi. Fiyat artışları sürdü. Gümrük sıfırlamalarıyla çiftçi üretimden caydırıldı. Şu an Türkiye'de 30 milyon dekar araziyi çiftçiler bu yanlış politikalar nedeniyle ekmiyor. 50 milyon dekar arazide nadas nedeniyle boşta. Yanı neredeyse 2 Trakya büyüklüğünde bir araziyi kullanmıyoruz. Fiyat artışları üretici ve tüketici arasındaki zincirin çok uzun oluşuna bağlıdır. Buna göre, üretici ürününü doğrudan tüketiciye ulaştıramadığı için tarladan sofraya fiyatlarda 6-7 kat fark oluşuyor. Yaş meyve-sebze, üreticiden, zincirin son halkası olan tüketiciye gelene kadar hal dışı tüccarlar, toptancı komisyoncular fiyatı belirliyor. Kısacası gıda fiyatlarının artmasında çiftçi suçlu değildir. Üretimi planlayamayan ve rantçılara teslim olan AKP baş suçludur. Dedi.
 
6.2.2019
Devamı

Avrupa'nın Dördüncü Büyük Tarım Fuarı Bugün Açılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, 7-10 Şubat'ta İzmir'de gerçekleştirilecek fuarın açılışına Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de katılacak. 130 bin metrekare alanda düzenlenecek fuara, yurt dışından üreticiler, tarım ve hayvancılık firmaları, yerli ve yabancı traktör üreticileri gibi sektör paydaşları katılım sağlayacak.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Pakdemirli, farklı ülkelerden iş insanları, özel sektör temsilcileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının fuarda bir araya geleceğini, organizasyon sayesinde tarımda potansiyel işbirliği alanlarında yeni fırsatların ortaya çıkacağını belirtti.

Pakdemirli, fuarda bu yıl ilk kez Tarım Bakanları Zirvesinin de gerçekleştirileceğine işaret ederek, "Fuara dünyanın farklı ülkelerinden 16 bakan ve bakan yardımcısı, uluslararası kuruluş temsilcileri ile 30'dan fazla üst düzey delege katılım sağlayacak. Fuar ihracat açısından Türk tarım ve hayvancılık sektörüne büyük katkı sağlayacak." ifadelerini kullandı.
 
 
6.2.2019
Devamı

Sebze Fiyatlarına Ayar Geliyor

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Dünkü AK Parti Grup Toplantısı'nda  Gıda fiyatlarındaki artışa yönelik açıklama yaptı. Erdoğan, "Üreticiden tüketiciye kadar, arada bu komisyoncular var ya, vurgunu bunlar vuruyor. Herkes karını alıyor. Bu işte farklı adımlar atmak suretiyle üreticiden çıkıp tüketiciye gelen süreci sağlamak gayreti içinde olacağız. Her şeyde bu fiyatlara gerekirse ayar çekme kararını aldık, adımlarımızı atacağız" ifadelerini kullandı.
 
 
6.2.2019
Devamı

Meyve Suyunda Ham Madde Tarım Krediden

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri (Tarım Kredi) ile Meyve Suyu Endüstri Derneği (MEYED) arasında iş birliği protokolü imzalandı. Protokolle, MEYED üyesi meyve suyu üreticilerinin hammadde ihtiyacı olan vişne, kayısı, şeftali ve kiraz Tarım Kredi Kooperatifi ortağı çiftçilerin üretiminden karşılanacak.

Tarım Kredi Kooperatiflerinin 17 bölge birliği, 1625 kooperatif, 206 hizmet bürosu, 13 şirketi, 8 bin 597 çalışanı, 25 milyar TL aktif büyüklüğü ile yalnız 850 bin ortağının değil, aynı zamanda da gıda arzı noktasında 80 milyon insana ulaşma kapasitesine sahip büyük bir aile olduğunu belirten Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, bir tarafta çiftçilere hizmet etmeyi hedeflerken, bir taraftan da 82 milyon nüfusa ulaşan bir kuruluş olduklarını kaydetti.

Faaliyet alanlarında çiftçilerin ihtiyacı olan tarımsal girdilerinin temini noktasında çalışma yaparken aynı zamanda da çiftçilerin ürettiği ürünleri değerinde alınması ve pazara ulaştırılması noktasında sorumluluk üstlendiklerini ifade eden Poyraz, "40'ın üzerinde ürünü çiftçilerden alıp tüketicilerle buluşturduk. 2018 yılında çiftçilerimizden 772 milyon TL bedel ile 620 bin ton tarımsal ürün alarak, şirketlerimiz ve özel sektör firmalarına satışını yaptık. Öncelikli hedefimiz kısa vadede bu rakamı 1,5 milyar TL'ye çıkarmak. Daha sonra da 5 milyar TL'ye ulaşmak" dedi.

Poyraz şunları kaydetti. "Ürün ve üretim planlaması noktasında ne yazık ki kopukluk var. Bir taraftan vatandaş üretici olarak 'ürün para etmiyor' diye şikayetçi diğer taraftanda tüketici de 'niye ürünü bu fiyattan alıyoruz' diye şikayetçi. Aynı zamanda sanayicimiz de bu konudan şikayetçi. Çünkü bugünkü sistemimizde bir aracı problemimiz var. Bunun konuşulması ve yerine sağlıklı bir sistemin konulması gerekiyor. Ürünün pazarın ihtiyaçları doğrultusunda üretilmesi, süreçlerin planlanması ve piyasa fiyatlarında herkesin kazanç sağlayacağı şekilde fiyatlandırılması son derece önemli. Tarım Kredi olarak bu dengesizliğin ortadan kaldırılması için sorumluluklarımızı artıracağız. Temel prensibimiz talebe bağlı üretim modeli oluşturmak istiyoruz” dedi

MEYED Yönetim Kurulu Başkanı İlker Güney de, sektörde hammadde tedariği güvenliğinin önemine dikkati çekerek, “Her yıl yaklaşık 1 milyon ton meyve sanayiciler tarafından işlenmek üzere alınmakta. Dünyada Türk meyvesine büyük bir talep var. Biz de bunu değerlendirmek istiyoruz” diye konuştu.
 
 
 
5.2.2019
Devamı

Ocak Ayı'nın Zam Şampiyonu

Çarliston biber yüzde 87,87'lik fiyat artışıyla Ocak ayının zam şampiyonu oldu. Tüketici fiyatları bazında ocak ayında bir önceki aya göre en yüksek fiyat artışı, yüzde 87,87 ile çarliston biberde oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, fiyat artışında çarliston biberi, yüzde 80,94 ile patlıcan, yüzde 67,63 ile ıspanak izledi.
Ocakta fiyatı en çok artan diğer ürünler arasında yüzde 63,84 ile sivri biber, yüzde 53,31 ile taze fasulye, yüzde 44,31 ile salatalık, yüzde 38,75 ile domates, yüzde 36,03 ile havuç, yüzde 28,41 ile kabak, yüzde 23,31 ile ulaşım araçlarıyla ilgili hizmetler yer aldı.
 
 
 
5.2.2019
Devamı

Başkan Erdoğan: Yeni Hal Yasası Gıda Fiyatlarındaki Artışın Önüne Geçecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni hal yasası ile gıda fiyatlarındaki artışın önüne geçileceğini belirterek, "Fiyatlar aracılardan kaynaklanıyor. Bu işi böyle götürmek mümkün değil." dedi.
TRT canlı yayınında gündeme ilişkin sorular yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hazırlıkları yapılan yeni hal yasasıyla birçok sorunun önüne geçileceğini açıklayarak, "Üretici ile tüketici arasındaki istasyonlar maliyeti artırıyor. Fiyatlar aracılardan kaynaklanıyor. Bu işi böyle götürmek mümkün değil." dedi.
 
4.2.2019
Devamı

Kışın Patlıcan Yemeyin

Sağlıklı yeme içme konusunda kamuoyuyla paylaştığı görüşleri ve kaleme aldığı kitaplarla yankı uyandıran Prof. Dr. Canan Karatay, bir kanala konuk oldu. Soruları yanıtlayan Prof. Karatay, insanların doğal besinleri tüketmesiyle olası hastalıkların önüne geçebileceğini kaydetti.
Karatay, mevsiminde yetişen sebzelerin tüketilmesi gerektiğine işaret edekek "Kışın patlıcan tüketmeyin" diye konuştu.
Karatay'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"MISIR ŞURUBU TOZ ŞEKERDEN 7 KAT DAHA FAZLA ZARARLI"

Şekerli ve gazlı içecekler alkol kadar değil; alkolden daha zararlı. Çünkü 3 yaşındaki, 5 yaşındaki çocuklara verildiği için bunu söylüyorum. Kota falan değil tamamen yasaklanması lazım. Beyaz şekerin bütün hücrelere etkisi var. Mısır şurubu şekerin vücuda normal şekerden 7 kat daha fazla zararı var. Anneler çocuklara şekeri kesinlikle vermemeli. Madem çocuklara tatlı bir şey verecek, biraz meyve suyu verebilir.

"HAMİLEYKEN ŞEKERLİ SU TESTİ YAPMAK KESİNLİKLE YASAKLANMALI"

Gebelik şekerini tespit etmek için şekerli su veriyorlar, hatta kutularla mısır şurubu veriyorlar. Bu yanlıştır ve yasaklanması lazımdır. Doğru olan hamileliği anladığımız andan itibaren, açlık bir kan tahliliyle ortaya çıkabiliyor zaten. Teşhis koyulabiliyor. Bu da erken doğumlar, sakat doğumlar, 3 aylık bebekte yetişkin diyabet hastalıkları çıkıyor. Anne de mahvoluyor, çocuk da mahvoluyor.

"HAMİLELİK ANNE VE BABAYNIN YAŞADIĞI ORTAK SÜREÇTİR"

Anne ve babalarının 6 aylık hamilelikte kendilerini toparlamaları lazım. 6 ay en erken. Yurt dışında 3 ay diyorlar. Anne baba idrarda iyot baktıracaklar, şeker baktıracaklar. Birlikte baktıracaklar.

"ÇOCUKLARINIZA KÖY YUMURTASI BULUN VERMELİSİNİZ"

İnsan vücudunun yüzde 60'ı sudur, yüzde 20'si hayvansal proteindir, yüzde 19'u yağdır. Yüzde 1'den aşağısı karbonhidrattır. Siz karbonhidrat yükleyeceksiniz. Çocuklarımıza yumurta vereceğiz. Köy yumurtası bulacaksınız. Serbest gezen tavukların yumurtalarını bulacaksınız. Yumurtayı haşlayıp, çocuklarınıza vereceksiniz.Milli Eğitim Bakanlığı okullardaki kantinleri yasaklamalıdır.

"BENİM HAYATIM YAĞ YEMEKLE GEÇTİ! DÖNERDE TRANS YAĞ OLMAMALI"

Dönerde yağ kısıtlaması olmaz. Yalnız trans yağ kullanılmayacak. Benim hayatım yağ yemekle geçti. Bütün yemeklerin lezzeti yağdan gelir. O uzun yaşayan insanlar hayatları boyunca Trabzon yağı yemişler. Tavuk döner diye bir şey olmaz. Çünkü tavuklar süni yemle besleniyorlar. Yağlar bozulmamış, işlenmemiş, tahşiş edilmemiş olarak vücuda girecektir.

"YÜKSEK KOLESTROLDAN KORKMA! KAN ŞEKERİNDEN KORK!"

Kolestrol diye bir hastalık yok. Kollestrolu çıkaran hekimler değil ilaç firmalarıdır. İyi kolestrol, kötü kolestrol diye bir şey yok. Kolestroldan korkmayın. Kolestrolu olan hanımlar ve beyler daha uzun yaşıyorlar. Çok büyük bir tıp yalanı uyduruldu. Yüksek kolestrolden korkmayın. Karaciğeri yağlandıran kan şekerinden kork! Kolestrol yağ değil hormondur.

"KOLESTROL VÜCUTTAKİ YANGINI SÖNDÜRMEYE GİDEN HORMONDUR"

İtfayie arabaları giderler. Yangını onlar mı çıkarırlar? Hayır. Onlar yangını söndürmeye giderler. İşte vücutta da çıkan yangını söndürmeye giden kolestrollerdir. Kötü şeker vücutta trigliseriti yükseltir. Beyaz şekerden, tatlılardan, gazlı içecekleri ağzımıza koyduğumuz anda kan şekeri yükselir. Bu dolaşıma karıştığı anda bütün hücreleri bozar.

"TANSİYON YÜKSEKLİĞİNDEN ÇEŞİTLİ KANSERLERE KADAR"

Trigliseritler 22 tür hastalık üretiyor. Tansiyon yüksekliği, kan yağlarının altüst olması, damar tıkanıklığı, damar sertliği ve kanserler. O halde tehlikeli olan kolestrol falan değil trigliserittir.

"KIZARTMA YİYORSANIZ, SİGARA İÇİYORSANIZ BİTTİ ZATEN!"

Yağlar margarin olduğu anda trans yağ olur. Zeytinyalğ çok sağlıklıdır, ama işlem gördüğü zaman trans yağdır. İşlenmemiş, doğal gıdalara yönelinmelidir. İnsan vücudunu okyanus ve uzay gibi düşünün. Bir tek kolestrol tek başına zararlı olamaz. Sigara içiyorsanız, kızartma yiyorsanız, fabrikadan çıkan her şeyi yiyorsanız bitti zaten... Ev yoğurdu, köy yumurtası hakiki besinlerdir. Ekmek besin değildir, sizi kandırıyor. Ekmek yediğiniz için acıkıyorsunuz.

"GÜNÜMÜZDEKİ EKMEKLER HİBRİT BUĞDAYDAN İMAL EDİLİYOR"

Şimdiki buğday eski buğday değil. Un fabrikalarına gönderilen buğday cüce buğdaydır. Bunlar hibrittir. Fazla ürün alalım diye hibrit yapılmışlar. O yüzden çok tehlikelidir. Buğdayda bulunan glutenin antikoru var. Fabrikadan gelen buğdayda çok büyük katkı maddeleri var. Pankreasa insülün salgılatıyor. Sizi acıktıran o. Acıktırdıkça yiyorsunuz, yedikçe acıkıyorsunuz. Bu ekmek firmaları için bulunmaz bir pazar.

"YUMURTA, KIRMIZI ET, YAĞ, YOĞURT VÜCUDA FAYDALIDIR"

Mısır şurubu şekeri ekmekte de var. Nişasta bazlı şeker. Karaciğeri 7 kat daha fazla yağlandırıyor. Şeker uyuşturucuur, kokain gibi bağımlılıktır. Benim söylediğim yeni şeyler değil. Büyüklerimizin uyguladığı şeylerdir. Yumurta sağlıklıdır, yasaklayamazsınız. Kırmızı et, tam yağlı peynir, tam yağlı yoğurt vücudumuzun ihtiyacıdır.

"GÜNDE İKİ ÖĞÜN SAĞLIKLIDIR ÜÇ ÖĞÜN HASTALIKTIR"

24 saat içinde ilk yediğimiz öğün kahvaltıdır. Sık sık yemek değil, acıkınca yiyeceksiniz. Acıkmayı bekleyceksiniz. İbn-i Sina söylemiş, iki öğün sağlıklı, üç öğün hastalıktır. Hz. Muhammet de aynı şeyi söylüyor. Çünkü insan vücudu ona göre programlanmıştır. Siz sürekli yerseniz hormonlar şaşırır. Siz mutlu olacağım diye ona buna saldırıyorsunuz.

"İDEAL BİR SABAH KAHVALTISI NASIL OLMALADIR?"

Kaçta kalkarsanız kalkın doğal yağ, doğal fındık fıstık, doğal yumurta yerseniz açıkmayacaksınız. Arada çok bol su içeceksiniz, Türk kahvesi de içebilirsiniz. Sonra acıkınca vücut 'artık ben hazırım bana besin gönder' diyecektir. Yumurta yiyin, az pişmiş olacak. Bir gün omlet, bir gün rafadan, bir gün kayısı gibi yiyeceksiniz. Kalori hesabı yapılmayacak. Kalori hesabı tehlikelidir. Tereyağında kırılmış yumurta, doğal peynir. Turp yiyebilirsiniz.

"YEMEKTEN SONRA İÇİLEN SEBEP KRONİK KANSIZLIK SEBEBİDİR"

Yumurta, yoğurt, süt, fındık, fıstık çok önemli. İlle marketten bir şey almak mecburiyetinde değiliz. Çay yeni çıkmış bir alışkanlıktır. Geçmişte böyle bir şey yoktu. Seneler önce kahve içilirdi. Ben çaya karşı değilim. Ama yemek yedikten sonra hemen içilmemelidir. 4 saat sonra içilmelidir. Hemen içilmeli kronik kansızlık sebebidir. Demir eksikliğine yol açar.

"PATLICAN HABERİ YAPMAYIN! PATLICAN YERİNE YUMURTA YİYİN"

Mevsiminde ne varsa onu yiyin diyorum. Oturup da ocak ayında patlıcan yemeyin diyorum. Doğal olduktan sonra aşırıya kaçmamak kaydıyla meyve yenebilir. Elma, portakalın kurtlusu, organik, doğal olanını yiyebilirsiniz. Diğerlerinde tarım zehri var. Medya kışın patlıcan haberi yapmasın. Peki ne yiyeceğiz derseniz. Yumurta yiyin. Yaz ayında güneşin en dik, gölgenin en kısa olduğu zamanında 20 dakika durursanız faydası çok fazla.

"HAYVANSAL YAĞLAR TÜKETMEDEN İNSAN BEYNİ ÇALIŞMAZ"

Suç duyurusunda bulunurken bana hakaret ediliyor. Suç duyurusu savcılığa yapılır. Tabipler Birliği savcı olarak çalışıyor. Tabipler Birliği demesi gerekir ki, "Bu bizi ilgilendirmez savcılığa başvurun" demesi lazım. Veganlık, vejetaryenlik aynı değil. Veganlar tamamen insan doğasına aykırı oluyor. Yalnız baklagillerle, kuruyumeşle besleniyorlar. Doğal sağlıklı hayvansal yağların ve hayvansal proteine ihtiyacı var insanın. Hayvansal yağ olmadan beyin çalışmaz.
(Habertürk)
 
 
4.2.2019
Devamı

Tarım Ürünlerinde En Büyük Pay Ege'nin

Türkiye'nin 2018 yılında gerçekleştirdiği 22,6 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının yüzde 22'lik dilimine Egeli ihracatçılar imza attı.
Ege İhracatçı Birlikleri verilerinden yapılan derlemeye göre 2017 yılında 4 milyar 514 milyon dolar olan tarım ürünleri ihracatı, 2018 yılında yüzde 11'lik artışla 5 milyar 2 milyon dolara yükseldi.

EİB'nin ihracatında tarım ürünlerinin payı yüzde 38

Türkiye'nin 2018 yılında gerçekleştirdiği 168,1 milyar dolarlık ihracatta tarım ürünleri ihracatı yüzde 13,4 ile temsil edilirken, EİB'nin 2018 yılında kayda aldığı 13 milyar 324 milyon dolarlık toplam ihracattan tarım ürünleri ihracatının aldığı pay yüzde 38 oldu.

Tütün sektörü ihracatta lider oldu

Ege Tütün İhracatçıları Birliği'nin tütün ve tütün mamulleri ihracatı 990 milyon dolarlık tutarla tarım ürünleri içerisinde en büyük dilimi temsil ederken, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği'nin su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı ise; 989 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.
Türkiye'nin geleneksel ihraç ürünleri çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı ihracatı yapan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin 2018 yılı ihracatı ise; yüzde 11'lik artışla 870 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 234 milyon doları yaş meyve sebze, 598 milyon doları meyve sebze mamulleri olmak üzere 832 milyon dolarlık ihracat rakamı ile 52 yıllık tarihinin en yüksek ihracat rakamına 2018 yılında imza attı.
Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 2018 yılında yüzde 8'lik artışla 600 milyon dolar ihracat rakamına ulaştı.

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ihracat artış rekortmeni oldu

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ise; 2017 yılında 292 milyon dolar olan ihracatını, 2018 yılında yüzde 37'lik artışla 402 milyon dolara taşıdı ve EİB bünyesinde yer alan 7 tarım birliği içinde ihracat artış rekortmeni oldu.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ise; ihracatta başarılı geçen bir sezonun ardından yüzde 15'lik ihracat artış hızı yakaladı ve 290 milyon dolarlık dövizi Türkiye'ye kazandırdı.

Tarım ürünleri ihracatında katma değer Türkiye'de kalıyor

Tarım ürünleri ihracatında ithal girdi oranının çok sınırlı olduğunu belirten Ege İhracatçı Birlikleri 
 
Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, Ege Bölgesi'nden gerçekleştirdiği 5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının tamamına yakınının katma değerinin Türkiye'de kaldığına dikkati çekti.
Tarım sektörünün hak ettiği değeri alamadığı uyarısında bulunan Celep, "Tarım sektörü 1970'li yıllarda Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'dan yüzde 30 pay alırken bugün yüzde 6 civarında pay alabiliyor. İstihdamımızın yüzde 19 unu sağlayan tarımın, GSYIH'dan yüzde 6 pay alması, çiftçilerin refah düzeyleri açısından da önemli bir göstergedir. Tarım sektörü refahını arttırdığımız takdirde üretici, üretim bölgelerinde kalır ve üretmeye devam eder. Politikalarımızı bu sonuca ulaşacak şekilde kurgulamamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

Tarım ürünleri ihracatında ABD zirvede yer aldı

Ege Bölgesi'nden tarım ürünleri ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 490 milyon dolar ile zirvede yer alırken, Almanya 401 milyon dolarlık Türk tarım ürünleri tercih ederken, zirvenin üçüncü basamağı ise 343 milyon dolarlık tarım ürünleri ihracatı ile İngilterenin oldu. EİB'den tarım ürünleri ihracatı yapılan ülke sayısı 175'e ulaştı.

Çekirdeksiz kuru üzüm en çok ihraç edilen ürün oldu

En çok ihraç edilen tarım ürünleri incelendiğinde çekirdeksiz kuru üzüm 488 milyon dolar ile ilk sırada yer aldı. Tütün mamulleri 461 milyon dolarlık tutarla ikinci olurken, taze soğutulmuş balıklar 389 milyon dolar ile üçüncü sıranın sahibi oldu. En çok ihraç edilen diğer tarım ürünleri ise; yaprak tütün, kuru incir, konserve, yumurta, fileto balık, kanatlı eti, kuru kayısı, bitkisel yağ, zeytinyağı, zeytin, odundışı orman ürünleri ve yağlı tohumlar oldu.
 
 
1.2.2019
Devamı

Çiftçiye Verilen Kredilerin Geri Ödemesi Temmuz Sonuna Ertelendi

Ziraat Bankası toplam 530 bin çiftçinin 30 milyar liraya yakın çiftçi kredisi temmuz sonrasına ötelendi. Sabah'tan Hazal Ateş'in haberine göre banka, çiftçilere kredi ödemelerinde yapılandırma, erteleme, yeniden vade imkânı da sunmaya devam ediyor.
Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında, tarımsal kredi kullanan, geçici olarak gelir-gider dengesi bozulan üreticilere tarımsal faaliyetlerinin devamını sağlamak için 30 Haziran'a kadar süre verildi. Bu tarihe kadar olan işletme ve yatırım kredileri vade tarihinden itibaren 12 aya kadar yeniden vadelendiriliyor.
Çiftçiye destek kapsamında 530 bin çiftçinin yaklaşık 30 milyar liralık çiftçi kredisi de temmuz sonrasına ötelendi. Mevcut en düşük maliyetli faizin altyapısı korunarak bu tarihe kadar rahatlamaları sağlandı.
Hükümet çiftçilere nakit hibe desteğini bu yıl yüzde 10.7 artırarak 16.1 milyar liraya çıkardı. Böylece son 16 yılda üreticilere verilen nakit hibe desteği yaklaşık 118 milyar lira oldu. Bu yılın bütçesinde yatırım ödenekleri dahil tarıma ayrılan kaynak toplamı 26.5 milyar liraya ulaştı.
 
Tarımsal destek programları için 16.1 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 5.1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale alımları, ihracat ve diğer tarımsal destekler için de 5.3 milyar liralık destek sağlanacak.

850 BİN ÇİFTÇİYE FAİZ DESTEĞİ

Türkiye'nin kaliteli üretimle tarım ve hayvancılıkta katma değeri yüksek bir üretim-pazarlama üssü olması hedefleniyor. Küçük çiftçilerin ürettiği ürünleri tüketiciye doğrudan satışında, vergisel düzenlemelerden kaynaklanan engeller kalkacak. Çiftçilerin tarımsal üretime yönelik finansman ihtiyacını uygun koşullarda sağlayabilmesi amacıyla faiz desteği sürerken, uygulamadan yararlanan çiftçi sayısı 850 bine ulaştı.

EKONOMİYE 384 MİLYARLIK KATKI SAĞLIYOR

Ziraat Bankası ekonomiye 384 milyar TL kredi kanalıyla destek sağlıyor. Banka, çiftçilerin yanı sıra küçük işletmelere, altyapı ve enerji projelerine, vatandaşlara kredi kullandırıyor.
 
 
31.1.2019
Devamı

Bakan Pekdemirli'den Bir Çok Konuya Açıklık

Tarım ve Orman  Bakanı Bekir Pakdemirli AHaber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. 
Bakan Pakdemirli'nin konuşmasından satır başları şöyle:
Fiyatlar mevsim normallerinde değil. Piyasalarda her gün daha fazla denetim yapıyoruz. Özellikle en güzel denetim vatandaşın denetimidir. Vatandaş bakacak, mevsimi olmayan meyve sebze pahalıysa mevsime göre tüketim yaparsa ürünlerde dengeleme oluşacaktır. Hangi market ucuzsa ürünleri oradan almaya yönelirse fiyatlar dengeye ulaşır. Fahiş fiyat varsa gerekli cezaları kesiyoruz. Sebze meyve gıda artışları düşük olur. Yıl içerisinde birbirini dengeliyor. Enflasyona olan olumsuz katkıları şu an için öyledir, ancak geçen yıl, ondan önceki yıl, ondan önceki yıl da öyleydi.
Gıda Komitesi
Gıda komitesi özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile çok ciddi çalışmaya başladı. 3 bakan anlık kararları alıyoruz. Birbirimize dokunduğumuz noktalarda çok hızlı kararlar alıyoruz. Birçok konuda geç kalmamış oluyoruz. Hal yasası tabii ki yüzde 30-40. Aynı zamanda parekende yasasını da ele almamız lazım.
Küçükbaş ve büyükbaş tüketicinin tercihidir. Büyükbaş hayvan tercih edilmeye başlandı. Eskiden de küçükbaş ihracatı yapan bir ülkeydik ve yapma isteğimiz devam ediyor. Hayvan nüfusunu artıracak proje de hazırlandı. Kaynağı da ilgili bakanlıklar ayarladı. Bu kadar hayvana ihtiyacımız yok ama ihracat yapma düzeyine geldi. 2022 yılında Türkiye küçükbaş hayvan ihracatına başlar.
ET İHRACATI
Ortadoğu’ya ihraç etme çalışmalarımız devam ediyor. 2021’den itibaren bir hayvanın doğması büyümesi gelişmesi 3-4 yıl alıyor. 2002’de 1 yılda 6 kilo et yiyen vatandaşlar bugün 15 kilo et tüketmeye başladı. Balıkta hiç büyümedik. Tavukta 10 kilogramdan 26 kilograma ilerlemişiz. Balıktaki tavuktaki ihracatı düşündüğümüzde ithalat önemli bir rakam değil.
Etle ilgili tüketicinin tercihi varsa eksikleri tamamlamak için planımızı ortaya koyduk ve bu durum 2021 itibariyle sorun olmaktan çıkacaktır. Piyasaları dengelemek için yurt dışı daha ucuz olacaksa tercih etmeliyiz. Burada önemli olan tüketicinin daha ucuza yemesidir, üretici için de karlılığı belli düzeyde tutulacak şekilde yapılması gerekiyor.
HAYVAN HAKLARI 
Hayvanlara yönelik çalışmalarda ölü bir hayvan gördüğümüzde bakıp, bu işin suç mu doğal kaynaklı mı bakalım dedik, o anlamda bir yönümüz oldu. Parasal cezaları misliyle artıracağız. Hayvan sahipleri, hayvanlarına sahip çıkmak zorunda kalacak. Yazlık bölgelerde özellikle görüyoruz.
KENEVİR EKİM HEDEFİ
Kenevir kontrollü yapılması açısından çok faydalı. Yağlı tohumlar arasında, sağlıklı yağlar arasında yer almaktadır. Endüstride kullanıldığı çok alan var. Özellikle yaptığımız ithalat var. Buradan 200-300 milyon dolar para kazanma durumumuz var. İhraç edecek vaziyete gelirsek çok iyi olacak.. Yetiştirilmesi kolay bir bitki. Türkiye'nin her tarafından başvuru ve talepler geliyor. Topluyoruz, değerlendikten sonra ürünün üretilebilecek alanlarında geliştirmeyi düşünüyoruz. Başvuruları topluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla değerlendireceğiz.
BARAJLARDA SON DURUM
Kar stoğumuz var, barajlarımız dolu.
TARIM SİGORTASI
Devletten hemen beklentiye giriliyor. Koşullar uygunsa zararın tamamını alıyorsunuz. Felaket oldu geçen hafta, bu hafta 35 milyon para ödüyor olacağız. Teşekkür ediyorum, yaraların sarılması için gereği yapıldı. Tarım sigortasını yapanlar gece rahat uyuyor diye düşünüyorum.
 
 
 
31.1.2019
Devamı

Komşu Romanya'dan Günlük 50 bin Koyun İthal Edecek

İran Küçükbaş Hayvancılık Birliği Başkanı Ali Asger Meleki, İranlı İşçiler Haber Ajansı ILNA'ya yaptığı açıklamada, Romanya'dan günlük 50 bin koyun ithalatı gerçekleştireceklerini, bunun ülkedeki et fiyatlarında kısmi bir düşüş sağlayacağını söyledi.
Meleki, İran iç pazarında yasa dışı yollarla ülkeye sokulan etlerin satışının yapıldığını ve bunun önüne geçmek istediklerini dile getirdi.
İran'da yaptırımlar nedeniyle bozulan ekonominin olumsuz etkileri, gıda sektöründe özellikle kırmızı et üretim ve tüketiminde kendini göstermeye başladı.
Ülkede kırmızı et fiyatlarında meydana gelen artış halkı zor durumda bıraktı.
İran'da kırmızı etin kilogram fiyatının 110 bin tümene (25 dolar) yükselmesi ve et stoklarında meydana gelen azalma İran halkının et satış kooperatifleri önünde kuyruk oluşturmasına neden olmuştu.
Halk, kırmızı et yerine devletin daha uygun fiyata sattığı dondurulmuş beyaz ete yöneldi ve et satış kooperatifleri önünde uzun kuyruklar oluşturmuştu.
Asgari ücretin 1 milyon 115 bin tümen olduğu İran'da, doların aşırı yükselişi karşısında 10 Nisan'da alınan kararla dolar kuru 4 bin 200 tümene sabitlenmişti.
İran'da resmi kura rağmen serbest piyasada bir dolar 12 bin tümenden işlem görüyor.

TAVUK İHRACATI 2 AY YASAKLANDI

Öte yandan, Piyasa Düzenleme Kurulu tarafından alınan kararla 2 ay boyunca tavuk etinin ihracatı yasaklandı.
Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Rahmani'nin başkanlığında Piyasa Düzenleme Kurulu'nun 23'üncü oturumunda iç piyasada tavuk et fiyatının düşmesini sağlamaya yönelik 20 şubat ile 20 nisan arasında tavuk eti ihracatına yasak getirildi. Kurul, tavuk miktarını arttırmak için ise bir günlük civcivlerin ithalatına izin verdi.
 
 
30.1.2019
Devamı

Son Yaşanan Afetler Çiftçiyi Sigortaya Yönlendirdi

Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi AŞ (TARSİM) Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkede yaşanan doğal afetlere karşı üreticilere tarım sigortalarını yaptırmaları yönünde uyarıda bulundu.
Küresel ısınma, iklim değişikliği nedeniyle tarım sigortasının artık zorunluluk haline geldiğini dile getiren Satoğlu, üreticilerin bunu bir maliyet olarak değil, ihtiyaç olarak görmelerini istedi.
Tarım yapabilmek için gübre, tohum, ilaca ihtiyaç duyan üreticinin tarım sigortasını da aynı şekilde yaptırması gerektiğini belirten Satoğlu, "Artık Türk tarımında sigorta zorunluluğu yerleşmeli. Üreticilerimizin ne kadar zor şartlarda üretim yaptıklarını biliyoruz. Dolayısıyla bir afette tüm yıllık emeklerinin gitmesi kabul edilebilecek bir durum değil. O nedenle sürdürülebilir bir tarım faaliyeti için mutlaka ve mutlaka tarım sigortalarını yaptırmaları gerekiyor." dedi.
Tarım sigortasının devlet destekli bir sistem olduğuna işaret eden Satoğlu, prime yüzde 67'ye kadar devlet desteği sağlandığını kaydetti. Poliçelerin en az yüzde 50'sinin devlet tarafından karşıladığını vurgulayan Satoğlu, amaçlarının ticari bir faaliyet değil, tarım ekonomisinin sürdürülebilir olmasını sağlamak olduğunu belirtti.
Çiftçiyi korumaya yönelik çalışma yürütüldüğünü anlatan Satoğlu, şunları söyledi:
"Bitkisel ürün sigortalarında Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı olan alanların yaklaşık yüzde 20'si sigortalı. 12 yıllık süreçte önemli bir rakama ulaşmış durumdayız ama henüz istediğimiz durumda değiliz. Biraz daha zamana ihtiyacımız var. Afetler oluştukça, çiftçilerimizin, hasarları ve hasardan dolayı poliçesi olan üreticilere zararların ödendiğini gördükçe, poliçe yaptırma istekleri giderek artıyor. Bunu çok yakından gözlemliyoruz."
Üreticilerin ürünün ekonomik değerine göre de tarım sigortasına ilgi gösterdiklerini dile getiren Satoğlu, ekonomik değeri yüksek, daha stratejik üzüm, kayısı, fındık gibi ürünlerde ve doğal afetlere karşı hassasiyeti daha yüksek ürünlerde sigortalılık oranının arttığını ifade etti.

"Hayvan hayat sigortasına ilgi düşük"

Büyükbaş, küçükbaş, kümes hayvanları, arı kovanları ve balık çiftliklerinin hayvan hayat sigortası kapsamında değerlendirildiğini anlatan Satoğlu, TARSİM'in bu alanda da yüzde 50 devlet desteği ile poliçeler düzenlediğini bildirdi. Bu alanda sigorta sayısının düşük olduğunu belirten Satoğlu, "Hayvancılıkta işletme büyüklükleri arttıkça sigortalılık oranı da artıyor. 100 baş üzerine işletmelerde sigortalılık oranı yüzde 40'lara kadar yükseliyor ancak 100 başın altında bu oran yüzde 3-5'lere kadar düşüyor." diye konuştu.
Yusuf Cemil Satoğlu, hayvan hayat sigortasına ilginin bitkisel ürünlere göre daha düşük olduğunu bildirdi.
Tarımsal faaliyetin yoğun yapıldığı Trakya, Ege, Akdeniz bölgelerindeki üreticilerin tarım sigortasına daha duyarlı olduklarını söyleyen Satoğlu, Karadeniz Bölgesi'nde ise özellikle fındık üreticilerin tarım sigortasına daha duyarlı yaklaştıklarını kaydetti.
Ülkede doğal afetler yaşanmaması temennisinde bulunan Satoğlu, "Bu dönem tarımsal açıdan son derece bereketli güzel bir yıl olur inşallah." ifadesini kullandı.
 
 
30.1.2019
Devamı

2021 den İtibaren Et İthal Edilmeyecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli,  Hendek 2. Organize Sanayi Bölgesi'nde Suriyeli bir işadamının kurduğu süt ürünleri fabrikasını ziyaret eden Pakdemirli, Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Almanfush ve yetkililerden bilgi aldı. Daha sonra Hendek ilçesinde bir otelde Sakarya Ticaret Borsası'nca (STB) düzenlenen mini sektör toplantısında iş adamı ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelen Pakdemirli, burada yaptığı konuşmada, tarımı olmayan ülkenin mutfağı olmayan eve benzeyeceğini söyledi.

"Türkiye 2021 sonu itibariyle et ithal etmeyecek"

Toprağın ve tarımın siyaseti olmayacağını vurgulayan Pakdemirli, "Tarım, savunma sanayisinden daha önemlidir. Neden? Çünkü her şeyiniz olabilir. Roketleriniz, uçaklarınız, her türlü teknolojiniz olabilir ama evde buzdolabı boşsa, insanların karnı açsa burada yapacak bir şey yok. En temel ihtiyacımız tarım ve gıda. Bu anlamda tarımı her zaman her şeyden daha önemli konumda olduğunu söylüyorum." dedi. Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin küçükbaş hayvan ve süt sığırı varlığında Avrupa Birliği'nde (AB) birinci, büyükbaş hayvan varlığında ise Fransa'dan sonra ikinci sırada bulunduğuna işaret ederek, Avrupa'da en büyük tarımsal hasılaya sahip ülke olarak kaynakları çok iyi kullandıklarını, çok daha iyi kullanılması gerektiğini kaydetti.

"2021'den itibaren et ithal edilmeyecek"

Tarımda üretim artışlarına değinen Pakdemirli, zaman zaman etle ilgili birtakım problemlerin yaşandığını ifade etti. 2002'de kişi başına bir yılda 6,1 kilogram et tüketildiğini, 2017'debunun 14 kilograma çıktığını kaydeden Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yani et tüketimimiz öyle bir artmış ki hayvancılıktaki et üretim miktarımız buna yetmemiş. Tavuk 10 kilogramdan 26'ya çıkmış, bu tarafta ihracatımız var. Balık 6,7 kilogramdan 5,5 kilograma düşmüş. Demek ki fazla ete yönelmişiz. Balık sağlıklı olduğu için her zaman balığın tüketilmesini tavsiye ediyorum. Etle ilgili şu anda Türkiye'nin önemli bir ihtiyacı yok, bir ihtiyaç olursa tekrar ithalata gireriz. Ama bugün itibariyle Türkiye'nin belirli bir süre daha aşağı yukarı ekim-kasım gibi söylemiştim, en az 6 ay daha et ihtiyacımız yok. Şu anda da belli süre daha ihtiyacımız yok, bunun planlamasını da gerekirse yaparız. İnşallah 2021 sonu itibariyle Türkiye bir daha kasaplık et ya da canlı hayvan ithal eden bir konumda olmayacak."dedi.
 
 
30.1.2019
Devamı

Döner ve Köftenin Standardında Değişiklik

Tarım ve Orman Bakanlığının "Türk Gıda Kodeksi Et, Hazırlanmış Et Karışımları ve Et Ürünleri Tebliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, "fermente sucuk" olarak adlandırılan ürünün adı, tüketici tarafından anlaşılamadığı gerekçesiyle "sucuk" olarak güncellendi.
Türkiye'de et üretiminde kullanımına izin verilmeyen, mekanik yöntemlerle kanatlı hayvanların karkaslarından ayrılan etlerin (MAKE), kalsiyum limitleri çerçevesinde sadece ısıl işlem görmüş emülsifiye kanatlı eti ürünlerinde etikette belirtilmesi kaydıyla kullanımına olanak sağlandı.
Böylece yıllık üretim miktarı yaklaşık 160 bin tonu bulan MAKE'nin yurt içi üretimde de kullanılmasıyla ciddi bir ekonomik kaybın önüne geçilmesi hedefleniyor.
Tebliğ kapsamında yer alan, MAKE kullanılmayan ürünlerde kalsiyum miktarı çiğ kanatlı eti ve kanatlı kıymada kilogram başına 150 miligramı, hazırlanmış kanatlı eti karışımlarında 250 miligramı ve ısıl işlem emülsifiye kanatlı eti ürünleri dahil olmak üzere diğer kanatlı eti ürünlerinde 350 miligramı geçemeyecek. Etiketlerinde MAKE kullanıldığı bildirilen kanatlı emülsifiye et ürünlerinde ise kalsiyum miktarı 750 miligramı aşamayacak.
Emülsifiye et ürünleri, evcil tırnaklı hayvan veya kanatlı hayvan etlerinden özel bir teknik işlem uygulanarak elde edilen karışımın doğal veya yapay kılıflara doldurulup ısıl işlem görmesiyle üretilen salam, sucuk gibi ürünleri kapsıyor.

Köfte’de üretim sınırı kaldırıldı

Kasap, market gibi perakende işletmelerde köfte üretiminde günlük 10 kilogram olarak belirlenen miktar kısıtlaması da kaldırıldı. Hazırlanmış kırmızı et karışımı olarak sadece pişmemiş köfte ve yöresel ürünler (tantuni, Kilis tava, kağıt kebabı gibi), büyükbaş ve/veya küçükbaş hayvan karkas etlerinden günlük olarak üretilip satışa sunulabilecek.
Soğuk zincirin kırılması halinde gıda güvenliği açısından riskli görülen tavuk kıymanın dondurulmuş olarak piyasaya sunulmasına, uygun teknik ve hijyenik şartların sağlanması şartıyla izin verilecek.
Tebliğ kapsamında yer alan çiğ et, kıyma, kanatlı kıyma, hazırlanmış et karışımları, mekanik ayrılmış kanatlı eti ve et ürünlerinin üretiminde, "ürün" ismi "tür" ismiyle birlikte ifade edilebilecek.

Dönerin yağ oranı

Dönerin içerdiği yağ oranı kütlece en çok yüzde 25, kanatlı eti dönerinin içerdiği yağ oranı ise kütlece en çok yüzde 20 olarak belirlendi.
Et ürünleri için belirlenmiş ürün özelliklerinde, toplam et proteinindeki kolajen bağ doku proteini oranı esas alınacak. Kurutulmuş jambonda nem miktarı kütlece en çok yüzde 50 olacak.
Baş eti, ilgili mevzuatta belirtilen şartları sağlaması halinde sadece emülsifiye et ürünlerinin üretiminde kullanılabilecek.
Gıda işletmecilerine bu hükümlere uyum sağlayabilmeleri için 31 Aralık'a kadar süre tanındı.
 
 
 
 
30.1.2019
Devamı

Konya DSYB'den Süt İşletme Tesisi

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin  Süt işletme tesisi coşkuyla açılışı gerçekleşti. Konya DSYB’nin Süt İşletme Tesisi açılışına Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin, Ak Parti Konya Milletvekili Halil ETYEMEZ, Ak Parti Konya Milletvekili Ömer Ünal Ak Parti İl Başkanı Hasan Angı ve çok sayıda üretici ve yetiştiriciler açılış programına eşlik etti.
Programda bir açılış konuşması yapan Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Edip Yıldız şunları kaydetti.



“Bugün üreticimize vermiş olduğumuz sözü yerine getirmenin mutluluğu içerisindeyiz. 
Süt işleme tesisinde kase yoğurt, süzme yoğurt, beyaz peynir, tereyağı, rulo kaymak, kahvaltılık kaymak üretilmeye başlanmış olup tüketici talepleri doğrultusunda yeni çeşitler geliştirilecektir. Konya DSYB Süt İşleme Tesisinde üretilen ürünler başta merkez ilçeler olmak üzere birçok taşra ilçesinde market reyonlarında yerini almıştır.” Dedi.
 
 
 
30.1.2019
Devamı

Yaş Çay Fark Desteği Resmi Gazete'de Yayımlandı

Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeline Göre Yaş Çay Üreticilerine 2018 Yılı Yaş Çay Ürünü İçin Fark Ödemesi Desteği Yapılmasına Dair Tebliğ, dünkükü Resmi Gazete'de yayınlandı.
Tebliğ2/4/2012 tarihli ve 2012/3067 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Çay Tarım Alanlarının Belirlenmesi ve Bu Alanlarda Çay Tarımı Yapan Üreticilere Ruhsatname Verilmesine Dair Karar ile belirlenen ve üretime izin verilen çay alanlarında Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAY-KUR) tarafından düzenlenip kontrolleri yapılan ruhsatlı çay alanlarında 2018 yılı üretim sezonunda yaş çay yaprağı üreterek satışını yapan ruhsatlı üreticilerin desteklenmesini kapsıyor.
Ödemeler ruhsatlı üretici olup Karardan önceki yaş çay ürünü destekleme ödemelerine ilişkin kararnameler doğrultusunda yaş çay ürünü destekleme ödemelerinden faydalanmak için kamu ve/veya özel sektör işletmelerine başvuruda bulunan ve ruhsatını yenileyen, 2018 yılı üretim sezonunda da üreticiliği devam eden ruhsatlı üreticiler ile ilk defa 2018 yılı üretim sezonunda yaş çay yaprağı üreterek satışını yapan ruhsatlı üreticilere yapılacak. Ruhsatlı üreticilere 2018 yılı yaş çay ürünü için kg ram başına 13 kuruş yaş çay fark ödemesi desteği yapılır.

Fark ödemesi desteği, T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü tarafından, Bakanlığın ilgili kuruluşu olan ÇAY-KUR aracılığı ile üreticilere ödenecek.
 
 
30.1.2019
Devamı

NBŞ Yüzde2,5 Çekiliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, il seçim işleri başkanları toplantısında yaptığı açıklamada nişasta bazlı şeker kotasının yüzde 5'den yüzde 2.5'e indirildiğini söyledi. Bilindiği üzere nişasta bazlı şekerlerin kotası 2018 yılının Mart ayında yüzde 10'dan yüzde 5'e düşürülmüştü.
Nişasta bazlı şekerlerin kotası geçtiğimiz yıl şeker fabrikalarının özelleştirme kararının hemen ardından yüzde 10'dan yüzde 5'e düşürülmüştü. Hükümetin bu kararı halk sağlığı ve pancar üretimi açısından sevinçle karşılanmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl düşürülen kotanın yeniden düşürüleceğini açıkladı. Buna göre 135 bin ton kotası bulunan nişasta bazlı şekerlerin kotası yüzde 2.5'e yani 67.5 bin tona indirilecek. Nişasta bazlı şekerlerden alınan 67.5 bin ton şeker kotası da şeker fabrikalarına dağıtılacak. Kota dağıtımının nasıl olacağı ise yayınlanacak Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belli olacak.
 
 
30.1.2019
Devamı

Garip Tavukçuluk Garip Kalmayacak

Adana'da bölgenin ihracat şampiyonu olan 40 yıllık tavuk firması Garip Tavukçuluk, yüksek faiz oranları ve yem ham maddesi stokçuluğundan kaynaklı Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurarak konkordato talep etmişti. İşlerini kaybetmek istemeyen işçiler ve yetkililer, açlıktan telef olma riskiyle karşı karşıya olan 3 milyon canlı tavuğun olduğunu belirterek firma önünde eylem yapmıştı.
Planlama Şefi Serkan Dönmez, ekonomik sıkıntılardan dolayı konkordato talebinde bulunduklarını kaydederek, “Talebimiz kabul edildi fakat gerekli desteği alamadık. Sahada canlı hayvanlarımız mevcut fakat onlara maddi imkânsızlıklardan dolayı yem gönderemedik. Onları yemsiz bırakmak zorunda kaldık. O hayvanların ölüm riski mevcut. Yaklaşık 650 çalışanımız ve bunların aileleri herkesin bir mağduriyeti söz konusu. Bizim tek derdimiz firmamız kapanmasın. Çalışanlarımızdan memnunuz, insanlar burada ekmek yemeye devam etsin. Bu konuda devlet büyüklerimizden destek bekliyoruz” şeklinde konuşmuştu.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli gerekli girişimde bulunarak bakanlığın ilgili bürokratlarına talimat verdi. Bakan Pakdemirli Twitter hesabından konu ile ilgili şu açıklamayı yaptı.
“Adana’da tavuk üretimi ile ilgili basına da yansıyan ve hepimizi derinden üzen görüntüler vardı. Bu konuyla ilgili görüşmelerimiz oldu ve nihayet bu sorun çözüldü. Ekonomik sorunlar yaşayan bir firmanın, bu işte fason üreticilere yem desteği sağlayamadığını gördük. Bakanlık Bürokratlarımıza gereken talimatları verdim ve Adana Valimiz Sayın Mahmut Demirtaş ile de sabah görüştüm. Akşam saatlerinde Valimiz beni çok mutlu eden haberi verdi. Bakanlığımız tarafından yapılan girişim ve protokollerden sonra artık yem desteğinin sağlanacağını ve civcivlerimizin yaşayacağı müjdesini vermek istiyorum. Bu gelişme hem şahsımın, hem Bakanlık Bürokratlarımızın hem de tüm kamuoyunun vicdanını rahatlattı.” Açıklamasında bulundu.
 
 
29.1.2019
Devamı

Özelleştirme'nin Çiftçiye Getirisi İcra, İflas, Haciz

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin ardından iflas ve icra pancar çiftçisinin kaderi oldu. Yozgat’ta pancarı tarlada kalan bir çiftçi borçlu olduğu kişiye ödeme taahhüdünü yerine getiremediği için hapis cezası aldı.
Bir Gün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre Hükümetin 14 şeker fabrikasını özelleştirme kararı işçilerin yansıra çiftçileri de mağdur etti. Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın “Hiç kimse mağdur olmayacak” sözüne karşın 11 bin işçi ve yaklaşık 50 bir çiftçiyi işsizlik ve yoksullukla karşı karşıya. Özelleştirmelerin ardından Yozgat’ta ürünü tarlada kalan, iflas eden bir çiftçi sonunda borçlarını ödeyemediği için hapis cezasına çarptırıldı.
Yerköy, Karacaahmet köyünde 350 dekar alana 800 ton pancar eken Ali İhsan Yılmaz, söküm için avans alamadığından ürününü toplayamadı. Hava koşullarının da kötüleşmesiyle Yılmaz’ın pancarının tamamına yakını kar altında kaldı ve çürüdü. Çorum Şeker Fabrikası’nı satın alan Safi Katı Yakıt Şirketi’nin söküm avansını ödemeyerek bu mağduriyeti yaşamasının sorumlusu olduğunu ifade eden Yılmaz, çürümekten kurtulan az miktardaki pancarını elleriyle sökerek satmaya başladı.
300-330 TL’ye satabileceği pancarı 100 TL’ye satmak zorunda kaldığını anlatan Yılmaz, özelleştirme öncesinde söküm öncesi avanslarını alıp hasata başladıklarını söyledi. Bu yıl ise fabrikayı satın alan şirketin taahhütlerini yerine getirmediğini ifade eden Yılmaz, “Pancarlara güvenip borçlandık üretim yaptık ancak şirket bizi yüzüstü bıraktı. Devletten de yüzümüze bakan olmadı. Bunun sonucunda benim gibi birçok arkadaşımız borca battı” dedi.

“HER ŞEYİME HACİZ GELDİ”

Çiftçilerin bir bir iflas ettiğini anlatan Yılmaz, “Aklınıza gelecek her mal varlığıma haciz geldi. Son olarak ödeme taahhüdünü yerine getiremedim. Bu nedenle ‘taahhüdü ihlal’ suçu işlediğim için Yerköy İcra Ceza Mahkemesi tarafından hapis cezasına çarptırıldım. Özelleştirme kararı beni cezaevine gönderecek” dedi.

“PANCARI BIRAKIYORUZ”

35 yıldır pancar ektiğini, kendisinden önce babasının ve dedesinin de pancar üreticisi olduğunu bildiren Yılmaz, gelecek yıldan itibaren pancar ekmeyeceğini dile getirdi. Yılmaz, “Pancarları şeker olsun diye ektik, farelere ve domuzlara yem oldu. Gelecek yıl ekip yine iflas edersek bu kez intihar etmek zorunda kalırız. Bu nedenle önümüzdeki yıldan itibaren gübresiz arpa ekeceğiz. Pancar ekim alanının her ilde hızla düşeceğini ve nişasta bazlı şekere muhtaç olacağımızı yetkililer de biliyor” şeklinde konuştu.
 
 
28.1.2019
Devamı

Mendereste'de Tarım Arazileri Sular Altın'da

İzmir'de Cuma gününden beri etkili olan sağanak yağış nedeniyle tarım arazileri sular altında kaldı. Küçük Menderes Nehri'nde taşkınlar, arazileri göle çevirdi. Havadan da görüntülenen arazilerde bulunan elektrik direkleri, suyun yükselen seviyesini gözler önüne serdi. Bölgede çiftçilik yapan vatandaşlar yağış miktarının toprağı suya doyurduğunu belirtirken, yağışların bu seviyede devam etmesi halinde ekim zamanı sorun olacağını söyledi.
 Menderes ilçesinde tarımla uğraşan Mehmet Coşkun, "Arazilerimiz su altında. Yetkililerden suların çekilmesi için yardım bekliyoruz. Biz çiftçiyiz. Pamuk ekeceğiz, mısır ekeceğiz. Bu sular çekilmediği müddetçe ekimlerimiz geç kalıyor" dedi. Bölgede çiftçilik yaptığını söyleyen Mehmet Gülcan, "Şu an arazilerimiz sular altında. Su bizi sevindirdi. Çünkü yer altı sularımız çok düştü. Yağışlar güzel oldu, bize faydası var ancak sonu ne olur bilemiyoruz. Su ihtiyacımız karşılandı. Ancak bu suyun denize gittiği söyleniyor. Bunun önüne geçilmesi ve suyun korunmasını istiyoruz" diye konuştu. Bu yıl arazilerinin yeteri kadar yağış aldığını belirten çiftçi Musa Meslioğlu ise, "Bu su bizim için şimdi faydalı ama nisan, mayıs aylarında böyle yağış olursa biz bu araziyi ekemeyiz" dedi.
 
 
28.1.2019
Devamı

Kayseri Şekerin Uygulamaları Pancar Tarımına İlgiyi Artırıyor

Kayseri Şeker tarafından, Turhal Şeker Fabrikası ile sözleşmeli pancar ekimi yapan Dokuz bölgeden birisi olan Zile Bölgesinde çiftçi eğitim seminerine yoğun katılım sağlandı. 
Zile çiftçi eğitim seminerine, Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Kayseri Pancar Kooperatifi ve Kayseri Şeker Fabrikası Yönetim ve Denetim Kurulu üyeleri, Genel Müdür yardımcıları, Tokat ve Turhal Taşıyıcılar Kooperatifi Başkanları, Köy Muhtarları ve Pancar ekicileri katıldı.
2018 2019 Kampanya döneminde Zile Bölgesine bağlı 39 Köyde 1347 çiftçi pancar ekimi yapmış olup Kayseri Şeker’in Turhal Şeker Fabrikasındaki 85 nci kampanya süresi içerisinde yapmış olduğu başarılı uygulamalar sayesinde 20192020 kampanya dönemi için Zile Bölgesinde 54 Köyde yaklaşık 2 bin çiftçi ile pancar ekim sözleşmesi yapılarak yüzde 35’lik bir artış hedeflendiği belirtildi.
Bölge Müdürü Ali Görkem Kolat’ın Pancar tarımını geliştirme konusunda sunum yaptıktan sonra Çiftçilerden gelen soruları cevaplandırdı.
Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay’da yapmış olduğu konuşmasında, Zile bölgesi çiftçileri olarak çiftçi eğitim seminerine göstermiş olduğunuz katılımdan dolayı teşekkür etti.
Başkan Akay sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu toplantıların amacı çiftçileri bilgilendirmektir. Bu eğitim çalışmalarını bahar aylarına girmeden, ekim faaliyeti başlamadan önce bütün bölgelerimizde 8 yıldan beri yapmaktayız. Bu eğitimlerden çiftçimizin faydalandığını gördüğümüz gibi bizler de faydasını görmekteyiz. Bu sayede çiftçilerimiz üretim, başarı ve verimlilik konusunda önemli gelişmeler kaydettiler. Sizlerin de yakın ilginiz ve meseleye sahiplenmeniz sonucunda kısa bir süre içerisinde Kayseri ve Boğazlıyan Şeker fabrikaları ile sözleşmeli pancar ekimi yapan çiftçilerin yakalamış olduğu gelişmeleri burada elde etmeyi ümit ediyoruz.”
Başkan Akay, Kayseri Şeker’in eğitim seminerleri ve tarla günleri gibi çeşitli vesilelerle çiftçi ile bir araya gelerek bilgilenme ve bilgilendirme yapması, sorunların görüşülerek çözüm üretilmesinin üretimdeki başarıya katkısının önemine dikkat çekti ve “Kayseri Şeker bir çiftçi kuruluşudur. Bizim önceliğimiz Çiftçi ve çiftçinin işidir. Bizim için çiftçi de değerli işi de değerlidir. O nedene bu sürecin iyi yönetilmesi ve iyi yönlendirilmesi gerekmektedir. İşte bu nedenle Çiftçi bilgilendirme toplantılarını icra ediyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
28.1.2019
Devamı

Antalya'da Sağanak ve Fırtına Seralara Zarar Verdi

Antalya'da dün akşam başlayan sağanak ile saatteki hızı 100,5 kilometreyi bulan fırtına kent merkezinde ve ilçelerde hayatı felç etti. Kumluca ve Finike ilçelerindeki hortum ise bölgedeki yerleşim yerleri ile tarım ve sera alanlarına zarar verdi. Kumluca'da Berivan Karakeçi (13), rüzgarın çatıdan uçurduğu sac parçasının başına çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Finike ASAT Hizmet Birimi'nde görevli personelin öğle arası dolayısıyla binanın yakınındaki konteyner önünde beklediği sırada çıkan hortumun uçurduğu işçilerden Devrim Bayram Demir, tedavi gördüğü Kumluca'daki hastanede yaşamını yitirdi, ölü sayısı 2'ye yükseldi. Kemer'de kaybolan Buse Acar'ın bulunması için çalışmalar bugün devam ediyor.

Antalya’da önceki gün akşam başlayan sağanak ile fırtına, kent merkezinde ve ilçelerde hayatı olumsuz etkiledi. Kent merkezinde saatteki hızı 100 kilometreyi bulan fırtına nedeniyle Konyaaltı sahilinde dev dalgalar oluştu, çok sayıda tabela uçtu, küçük ağaçlar ve direkler devrildi. Bazı yollar da trafiğe kapatıldı. Kumluca ve Finike ilçelerindeki hortum ise bölgedeki yerleşim yerleri ile tarım ve sera alanlarına zarar verdi. Kumluca’da Berivan Karakeçi (13), rüzgarın çatıdan uçurduğu sac parçasının başına çarpması sonucu yaşamını yitirdi, Finike’de ise 5 kişi yaralandı. Fırtına, Kemer, Kaş ve Korkuteli ilçelerinde de etkili oldu. Phaselis bölgesinde denizde oluşan hortumda otomobil, dereye uçtu. Araçtaki Buse Acar’ın bulunması için çalışma başlatıldı.
 
 
 
25.1.2019
Devamı

TİGEM ve TÜDKİYEB'ten 36 Milyonluk Genç Çiftçi Protokolü

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği arasında Genç Çiftçi Hibe Projeleri kapsamında yaklaşık 36 milyon tutarında yurt içi hayvan alımı sözleşmesi imzalandı.
 Dün akşam saatlerinde imzalanan protokolle 36 milyon tutar yurt içinde Türkiye Damızlık Koyun Keçi Birliğine bağlı üye İl Birlikleri ve üyelerinden temin edilerek TİGEM’in yürüttüğü Genç Çiftçi Hibe Projesi kapsamında dağıtılacak.

Genç Çiftçi Hibe Projesi protokolü TİGEM Genel Müdürü Ayşe Ayşin IŞIKGECE ile TÜDKİYEB Başkanı Nihat ÇELİK arasında imza altına alındı.
 Öte yandan TÜDKİYEB sosyal medya hesabından  “TİGEM Genel Müdürü Ayşe Ayşin IŞIKGECE ve TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat ÇELİK Genç Çiftçi Hibe Projeleri kapsamında yaklaşık 36 milyon tutarında Yurt İçi Hayvan Alımı Sözleşmesi imzaladılar. Ülkemize ve Yetiştiricilerimize hayırlı uğurlu olsun.” Diye duyruldu.
 
 
24.1.2019
Devamı

Eylül, Ekim ve Kasım Ayı Çiğ Süt Desteklemeleri Ödeniyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ının Tarımsal Destekler Ocak ayında ödenecek açıklamasının ardından süt üreticisinin 2018 Yılından kalan  Eylül, Ekim ve Kasım dönemine ait çiğ süt destekleme ödemeleri de 25 Ocak’ta ödenecek.
Buna göre T.C. Kimlik numaraları son haneleri 6 ve 8 olanlar 25 Ocak 2019 saat 18 den sonra üretici hesaplarına yatırılmış olacak.
T.C. Kimlik numarası son hanesi 0, 2 ve 4 ile bitenler ise 1şubat 2019 tarihin ’de mesai bitiminden sona üretici hesaplarına yatırılmış olacak.
 
23.1.2019
Devamı

Bitki Çaylarının Ne Zararı Olur Demeyin

Bitkisel çaylar son yıllarda her zamankinden daha fazla günlük yaşama girmiştir. Eskiden yalnızca aktarlarda bulunan ve hazırlaması daha zahmetli olan bitki çayları, günümüzde hazırlanmış şekilde ve hazırlaması daha kolay marketlerde de bulunmaktadır. Kalp rahatsızlığı olan kişilerde ada çayının bir fincanı bile yan etki yapabilir.
Toplum olarak bitkisel çay söz konusu olduğunda zararlarının da olabileceği akla getirilmemektedir. Uzmanlar, son yıllarda bitki çaylarının çok fazla tüketildiği ve bu çayların içerisinde sağlığa yararlı birçok maddenin olduğunu bildirmektedirler.
Bitki çaylarında bağışıklık sistemini güçlendirici ve hastalıklara karşı koruyucu antioksidanlar bulunmaktadır. Zencefil, zerdeçal, ıhlamur gibi çayların şeker ile değil bal ile içilmesinin antioksidan etkisini arttırdığı için bu çayların bal ile içilmesi önerilmektedir fakat bazı bitki çayları bazı hastalarda ve hamilelerde yan etkiye neden olabilir.

BİTKİ ÇAYLARI FAYDALI MI?
Bitkisel çaylar son yıllarda her zamankinden daha fazla günlük yaşama girmiştir. Eskiden yalnızca aktarlarda bulunan ve hazırlaması daha zahmetli olan bitki çayları, günümüzde hazırlanmış şekilde ve hazırlaması daha kolay marketlerde de bulunmaktadır. Kalp rahatsızlığı olan kişilerde ada çayının bir fincanı bile yan etki yapabilir.
Toplum olarak bitkisel çay söz konusu olduğunda zararlarının da olabileceği akla getirilmemektedir. Uzmanlar, son yıllarda bitki çaylarının çok fazla tüketildiği ve bu çayların içerisinde sağlığa yararlı birçok maddenin olduğunu bildirmektedirler.
Bitki çaylarında bağışıklık sistemini güçlendirici ve hastalıklara karşı koruyucu antioksidanlar bulunmaktadır. Zencefil, zerdeçal, ıhlamur gibi çayların şeker ile değil bal ile içilmesinin antioksidan etkisini arttırdığı için bu çayların bal ile içilmesi önerilmektedir fakat bazı bitki çayları bazı hastalarda ve hamilelerde yan etkiye neden olabilir.
BİTKİ ÇAYLARI ZARARLI MI?
Zararlı olabilecek bazı bitki çaylarından örnek verecek olursak; ada çayı kış mevsiminde çok tüketilen bir çaydır ve solunum sistemi hastalıklarına, bronşlara faydalıdır fakat ada çayını tansiyon hastalarının ve hamilelerin tüketmeleri durumunda tansiyon yüksekliği ve çarpıntıya neden olduğu bilinmektedir.
Yeşil çay son yıllarda çok fazla tüketilmektedir. Yeşil çay çok fazla tüketildiği zaman nabız yükselmesine ve çarpıntıya yol açabilir.
Papatya çayı ve yeşil çay süt çocuklarında demir emilimini azaltabilir, bu nedenle uzmanlar tansiyon, karaciğer ve böbrek hastalarının ve hamilelerin bu tür çayları daha az ve dikkatli tüketmeleri gerektiğini vurgulamaktadIrlar. Kronik hastalıkları olan ve sürekli ilaç içen kişilerde bitki çaylarının fazla tüketilmesi ilaçlar ile etkileşim yapar ve ilaç tedavisinin etkisini düşürebilir.
BİTKİ ÇAYLARI HAMİLELERE ZARAR VERİR Mİ?
Hamilelerin çok fazla bitki çayı tüketmeleri durumunda erken doğum, düşük riski ve bebek için sakıncalı olduğuna dair bilgiler vardır.  Hamilelerin özellikle ada çayı, papatya çayı, yeşil çay gibi çayları tüketme konusunda dikkatli olmaları gerekir. Hamileler günde ne kadar ve ne tür bitki çayları içebileceklerini mutlaka doktorlarına danışmalıdır. Ayrıca hamilelik döneminde bilmedikleri ve daha önce içmedikleri aktarlardan alınan bitki çaylarını içmeden önce yine doktorlarına danışmaları son derece önemlidir.
 
BİTKİ ÇAYLARI NASIL HAZIRLANMALI?
Bitki çaylarının hazırlanış şekli de önemlidir. Bitki çaylarının çoğu kaynamış suyun içerisine koyularak demlenmeli ve bitkiler çayın içinde 3-5 dakika ve bitkisine göre en geç iki saat içerisinde içilmeli, fazla bekletilmemeli ve taze taze içilmelidir.
Gün boyu bekleterek ve ısıtıp tekrar içilen çaylar faydadan çok zarar verebilir. Çok çeşitli çaylar günümüzde karışık olarak ve hazır bardak poşet olarak da bulunmaktadır fakat karışık bitki çaylarını uzmanlar önermemektedir. Bitki çayı bile olsa tek ve kararında tüketmek gerekir. 
ÇAYI İÇİLEN BİTKİLERİN FAYDALARI VE ZARARLARI
Yeşil çayın faydası nedir? Yeşil çay içeriğinde bulunan kateşinler sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirmede, sinirleri yatıştırmada ve vücut direncini arttırmada yardımcıdır.
Zencefil ve ıhlamur çayının faydası nedir? 
Nefes darlığı, astım, bronşit ve soğuk algınlığında etkilidirler. Ayrıca gevşetici, sakinleştirici, bağırsakları yumuşatıcı ve terletici özellikleri vardır.
Nane çayının faydası nedir? 
Mide ve bağırsak spazmını yatıştırır. Gaz söktürmede, hazımsızlık ta, mide bulantısında, migren ağrılarında, uykusuzlukta, baş dönmesinde faydalı etkiye sahiptir. Nefes almayı kolaylaştırdığı için grip, öksürük, astım ve bronşit durumlarında nefesi rahatlatır fakat nane çayının çok fazla içilmesi hamilelerde olumsuz etki edebilir, bu nedenle hamileler nane çayı içerken ölçülü olmalı ya da doktorlarına danışmalıdırlar.
Rezene çayının faydası nedir? Mide ve bağırsak hareketlerini artırır. Uçucu yağı, düz kasların spazmlarını gidermede kullanılır. Bronş mukozası üzerindeki salgıları arttırır ve iltihap giderici özelliği vardır.
Papatya çayının faydası nedir? Boğaz, solunum yolu, mide ve bağırsak iltihap ve ağrılarında etkilidir. Bebeklerde ve çocuklarda gaz söktürücü olarak kullanılır fakat süt çocuklarında çok fazla kullanılması durumunda demir emilimini düşürücü etkiye sahip olduğu için dikkatli kullanılmalıdır.
Melisa çayının faydası nedir? Melisa yaprakları sakinleştirici, gaz giderici, terletici ve antiseptik etkilere sahiptir. Huzursuzluk, sıkıntı hali, baş dönmesi,  baş ağrısı, kulak çınlaması gibi şikayetlerde faydalıdır.
Limon çayının faydası nedir? Limon çayı içerisinde A,B,C ve D vitaminleri barındırır. Soğuk algınlığında, nane ile birlikte demlenir ise mide bulantısına, hazımsızlık şikayetlerine, tansiyonu düşürmede ve sinirleri sakinleştirmede etkilidir.
Ihlamur çayının faydası nedir? 
Ihlamur çayının kan dolaşımını düzenlemede ve yatıştırıcı etkisi vardır. Öksürük, grip, soğuk algınlığı, boğaz ağrısı gibi şikayetler için yıllardır kullanilmaktadir. Göğsü yumuşatma, balgam söktürme, terlemeyi sağlama gibi etkilere sahiptir. Ihlamur ödem giderici özelliği sayesinde böbreklere zarar vermeden ödem gidermede etkilidir.
Anason çayının faydası nedir? 
Yıllardan bu yana mide ve bağırsak gazlarında faydalı olduğu bilinmektedir. Adet kanamalarının düzenli olması üzerinde etkilidir. Sakinleştirici özelliği ile sinirleri yatıştırmada ve uykuyu düzenlemede etkilidir. Kan dolaşımı düzeni üzerinde ve sakinleştirici özelliği vardır.
Kantaron çayının faydası nedir?
 Kantaron, içerisinde bulunan hiperisin maddesi sayesinde depresyona karşı etkilidir. Özellikle menopoz döneminde oluşan sıkıntı ve endişede faydalıdır. Kantaron içerdiği biyoflavonitler ve hiperforin maddesinden dolayı yatıştırıcı ve sakinleştirici özelliğe sahiptir. Kaynak:sağlıkocağım.net
 
 
 
23.1.2019
Devamı

Umutla Beklediğimiz 2019 İlk Ayı

2018 yılında Ülke olarak zor günler geçirdik. 2018 yılında 2019 yılından güzel dilek ve temennilerle beklentilerimiz, dualarımız da bu yönde oldu. Ülkemizin doğusunda tabiri caizse kar, kış, kıyamet derken batısında ise sağanak yağışlarla birlikte sel baskınları sonucunda ekili tarım arazileri seralar ve tarımdan elde ettiğimiz birçok ürünler sular altında kaldı.
Türkiye’nin örtü altı üretim üssü olan illerden Adana, Hatay ve Mersini sular seller basarak yetiştirilen tarımsal ürünler sularla birlikte yok oldu. Bir diğer taraftan örtü altı üretim üssü olan Antalya’da ise domates, patlıcan, kabak ve salatalık fiyatlarının yanında yeşillik olarak tabir edilen, roka, dereotu, maydanoz, yeşil soğanın fiyatları da ciddi şekilde yükseldi. Özellikle hale erken saatlerde, az miktarda gelen yeşil soğan yok satıyor. Kilosu 15 liraya kadar alıcı bulan yeşil soğanı üretici yetiştiremiyor. Örtü altı yetiştiriciler yeşil soğanın üretiminin zahmetli olması nedeniyle seraların sadece kenarlarına az ekildiğine dikkat çekiyorlar. Adana, Hatay, Tarsus ve Mersin’de bazı yeşillik ekili tarım alanlarının selden zarar görmesi nedeniyle Antalya’da az miktarda yetiştirilen yeşillikler ise değer kazandı.
Sonuç olarak hem üretici hem de tüketici 2019 yılına iyi başlamadı. Henüz 2019 yılının ilk ayındayız. Bizleri önümüzde bekleyen koskoca bir On Bir ay var. Hem üreticilerimiz hem de Tarım ve Hayvancılık sektörümüzün bütün paydaşları 2019 yılından umutla güzel şeyler bekliyor. Temennimiz şudur ki Tarım ve Hayvancılık sektörü bu sıkıntılı günleri atlatarak huzur ve refaha kavuşmasıdır.
 
 
23.1.2019
Devamı

KENEVİR VE BİLİNMEYENLERİ

Türkiye'de uzun yıllardır yasaklı olan ve 2016 yılında 19 ilde yetiştirilmesi kontrollü olarak serbest bırakılan sanayi keneviri bitkisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Tarım Bakanlığımız bir çalışmanın içerisine giriyor ve bu adımları atacağız. Yeniden bunu üreteceğiz açıklamasıyla tekrar gündeme geldi.
Kâğıt, oksijen, ip, urgan, biyopolimer maddeler, enerji, ilaç, gıda, petrokimyanın kullanıldığı her alanda kullanılan ve büyük faydalar sağlayan sanayi kenevirinin tanınmasına katkı sağlaması için çalışmalar devam ediyor.
Kenevirin birçok alanda kullanıldığına değinen ve böyle bir bitkinin kullanımının yasaklanmasının ülkemiz için büyük bir kayıp olduğu yorumunda bulunan Gıda Araştırmaları Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Şükrü Karataş, “Sanayi keneviri M.Ö. 2700’li yıllarda Çin’de keşfedildi. 2200 yıldır da Avrupa‘da ve Ortadoğu’da ekimi yapılmaktadır. Türkiye’de ise bu alanda yapılan bu çalışmalar neticesinde kenevir bitkisinin ekimin yaygınlaştırılması ve tarıma kazandırılması amaçlanmaktadır. Sanayi keneviri çok amaçlı kullanılan bir bitkidir. Kullanım alanı bu kadar geniş olan bir bitkinin kullanımının yasaklanmış olması, ülkemiz için ekonomik girdi anlamında büyük bir kayıptır” dedi.
Sanayi kenevirinin sıkıntılı bir bitki olması nedeniyle bilimsel çalışmalarda kullanılamadığına da değinen Prof. Dr. Karataş, “Özelikle ilaç yapımında kullanılan bu bitkinin; tekstil, gıda, tarım sanayinde geniş bir kullanım alanı vardır. Kontrollü bir şekilde bilimsel çalışmaların yapılması da sağlanmalıdır. Dört ayda yetişen bir dönümlük kenevir bitkisi, yirmi beş dönümlük ağacın sağladığı oksijeni sağlıyor. Bunun yanı sıra gıda alanına da baktığımızda kenevirin içinde omega 3, omega 6, omega 9 ve E vitamini bulunmaktadır. Osmanlı döneminde tıp alanında kenevirin, günümüzde kötü amaçlı kullanılması nedeniyle kontrollü ve sınırlı bir şekilde kullanımına izin veriliyor. Nitekim ağırlıklı olarak ilaç sektöründe kullanılan kenevirin diğer sektörlerde de kullanımını yaygınlaştırmamız lazım” açıklamalarında bulundu.

KENEVİR ELLİ BİN ÜRÜNE DESTEK ÇIKIYOR

  Kenevir alanında yaptıkları çalışmaları toplumla ve bilim dünyasıyla tanıştırmak istediklerini söyleyen Araştırmacı Yazar Dr. Yalçın Koçak, “2017 yılında yapılan kenevir çalışmalarıyla 1971 yılında yasaklanan ve unutulan bu ürünü Türkiye yeniden keşfetti. Kenevir elli bin ürüne destek çıkıyor. Böylesine çok çeşitli ve iki bin yıllık geçmişi olan bir bitkiyi Anadolu topraklarında yasaklamış olmamız akıllıca değildir. Biz kenevire ‘Yeşil Hazine, Yeşil Enerji’ diyoruz. Bu amaçla yaptığımız panelde; kenevirin ekim alanlarını nasıl büyütebileceğimizi ve kenevirin zararlı imajını nasıl ortadan kaldırabileceğimizi tartışacağız” dedi.

KENEVİR YAĞINDAN İKİ YÜZ ELLİ İLAÇ YAPILABİLİR

  Kenevirin yasaklanmasının ekonomiye zarar verdiğini de ifade eden Dr. Koçak, “Kenevirin dişisinden afyon dediğimiz esrar yapılıyor. Kullanım alanının kötüye kullanılması nedeniyle erkek kenevir de 'zararlı' etiketlemesine maruz kalmıştır. Kenevirin erkeği elli bin sınaî ürününde kullanılabilir. Ayrıca yine erkek kenevir yağından iki yüz elli cins ilaç elde ediliyor. Bunlar çok büyük rakamlar. Bugünkü bilimsel toplantımızın amacı, Türkiye’nin kırk yedi yıldır kaybetmiş olduğu bu değeri tekrar kazanmasıdır. Kenevirin kullanımının durdurulması, bakıldığında ekonomimize de zarar vermiştir” dedi.
Dünyada organik tarım furyası başladığını ve yönetmeliğe göre organik tarımda üretilenlerin organik kenevir çuvalında muhafaza edilmesi gerektiğini de ifade eden Dr. Koçak, “Ancak maalesef Türkiye’nin organik çuval fabrikaları yok. Biz tekrar kenevirle birlikte bu kaybettiğimiz sınaî, sanayi ve endüstriyel tesisleri de kazanmak istiyoruz. Amasya’da, Samsun’da Trabzon’da bu alanda fabrikalarımız var. Ancak ham maddemiz olmadığı için kapandı. Afyon Bolvadin’de alkaloid tesislerimiz var. O tesisler bugün Türkiye’nin vergi rekortmeni. Kenevir ekim alanlarını düzenlemeliyiz. Hatta Trakya’yı da bu işin içine sokmalıyız. Avrupa Komisyonu, Bulgaristan’da otuz bin dekarlık kenevir ekimi için fon veriyor. Bizim bunlarla rekabet etmemiz lazım. Trakya’yı kenevir alanında ayrı bir cazibe merkezi haline getirmemiz gerekiyor” yorumlarında bulundu.
 
 
 
 
23.1.2019
Devamı

Rusya'dan Domates Karşılığı 5 Bin Ton ET İthalatı

Rusya Federasyonu ile yapılan yeni anlaşma ile bu ülkeden sıfır gümrükle 5 bin ton kırmızı et ithal edilecek. Anlaşmaya göre Rusya Federasyonu ise Türkiye’den aldığı 50 bin ton domates kotasını 100 bin tona çıkardı.
Dünya Gazetesinden Ali Ekber Yıldırım’ın haberine göre Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında tarım ürünleri ticaretinde yeni bir anlaşma yapıldı. Türkiye Rusya Federasyonu’na 50 bin ton olan domates ihracat kotasını 100 bin tona çıkardı. Buna karşılık Rusya’dan 5 bin ton karkas et sıfır gümrükle ithal edilecek. Daha sonra bu miktarın artırılması öngörülüyor.
Anlaşmanın kazananı Rusya
Yapılan anlaşma iki tarafın üreticilerine yarar sağlıyor görünse de aslında kazanan taraf Rusya oldu. Çünkü, Rusya’nın domates ithalatına ihtiyacı var. Fakat, Türkiye’nin et ithalatına ihtiyacı yok. Depolarda 25 bin tonu aşan etin ihraç edilmesi için pazar aranırken 5 bin ton daha kırmızı et ithal edilecek.
300 bin ton ihraç ederken 50 bin tona sevinir olduk
Türkiye, Suriye sınırında Rusya’ya ait bir savaş uçağını 24 Kasım 2015’te düşürdü. Büyük bir krize neden olan bu uçak düşürülmeden önce Türkiye’nin Rusya Federasyonu’na domates ihracatı 300 bin ton civarındaydı. Uçak krizinden sonra Rusya’nın domates dahil 24 ürüne yasak getirmesi ile bu ülkeye domates ihracatı sıfırlandı. İki yıllık görüşmeler sonucunda 1 Aralık 2017’den itibaren Rusya, Türkiye’den 50 bin ton domates ithalatına izin verdi. Bunun karşılığında Türkiye’den bazı tavizler istendi. Onlardan birisi de canlı hayvan ve et ithalatıydı.
Berlin’de açıklandı
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Almanya’nın başkenti Berlin’de 11. Dünya Gıda ve Tarım Forumu’nda Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev ile görüşmesinde anlaşmaya varıldı. Bu görüşme sonucunda Pakdemirli’nin yaptığı açıklamaya göre,Türkiye’nin Rusya’ya yapacağı domates ihracat kotası 50 bin tondan 100 bin tona çıkarıldı. Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev domatesteki thalat kotasının 50 bin ton artırıldığını buna karşılık Türkiye’ye 5 bin ton kırmızı eti sıfır gümrükle ihraç edeceklerini duyurdu.
Domatese karşı et ithal edilecek
Türkiye, 2015’teki uçak krizinden önce 300 bin ton domates ihraç ettiği Rusya’ya 50 bin ton kota aldı diye sevinirken, ihtiyacı olmadığı halde bu ülkeden 5 bin ton kırmızı et alacak.
Depolarda biriken 25 bin ton kırmızı eti ihraç etmek için pazar arayan Türkiye, Rusya’dan gümrüksüz 5 bin ton karkas et ithal ederek stoklarını artıracak.
Buğday ithalatı yüzde 40 arttı
Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev’in yaptığı açıklamalara göre iki ülke arasında tarım ürünleri ticareti 2018’de yüzde 7 büyüyerek 3 milyar dolara ulaştı. Rus Haber Ajansı Sputnik’in haberine göre, Rusya’dan Türkiye’ye tarım ürünleri ihracatı 2018’de 1.9 milyar dolar oldu.Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev, 2018’de Türkiye’ye buğday ihracatının yüzde 40 artışla 930 milyon dolar olarak gerçekleştiğini söyledi. Türkiye’nin Rus buğdayının en büyük tüketicilerinden biri olduğunu kaydeden Patruşev:”2018’de Türkiye’ye buğday sevkiyatı yüzde 40 oranında artarak 930 milyon dolara ulaştı. Rus buğday üreticilerinin Türkiye’ye sevkiyatı gelecekte artırmaya ve çeşit listesini de genişletmeye ilgi duyuyor” dedi.
 
 
22.1.2019
Devamı

BU YIL TARIMDA MEMNUNİYET SAĞLANACAK MI?

   Geçtiğimiz yıl hemen her sektörde inişli çıkışlı bir sezon geçirdik. Bulunduğumuz coğrafya itibariyle pek çok olaya şahit olduk. Etrafımızdaki savaş çemberi ve onun getirdiği nice sıkıntılar bizleri, hem ekonomik hem de sosyal açıdan zor durumda bıraktı ve hala bırakmaya devam ediyor. Aslında sayamadığımız sorunlarımız ve daha bilemediğimiz bir sürü dert var. Bunlar, Osmanlı'dan beri yaşanan şeyler. Aslında yerimizde başka bir devlet ya da ülke olsaydı, şimdiye çoktan dağılıp gitmişti. Tozla dumana karışmıştı. Ama çok şükür ki, bizler son derece dayanıklı, dirençli, bir o kadar da güçlü durumdayız ve ayaktayız. Böylesi zamanlarda birlik ve beraberlik içinde sıkıntılarımızı çözmeye çalışıyor ve onlardan kurtulmak için elimizden geleni yapıyoruz. Anlayacağınız, bu yıl da aynı şekilde olaylar olacak ve benzer sorunlarla karşılaşacağız. İnşallah tez zamanda bunları atlatır, bu  problemlerden kurtuluruz diye umut etmekten başka çaremiz de yok.

            Şimdi, geçen yılı tarım ve hayvancılık sektörü açısından bir gözden geçirirsek;  ülkemiz, 2018 yılı Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, 1 milyon 160 bin ton et, 21 milyon ton süt, 2.3 milyon ton kanatlı eti, 20.4 milyar adet yumurta üretimi gerçekleştirmiştir. Ayrıca, verilen destekler yönüyle 2018 yılında; 14.5 milyar TL tarımsal destek verilmiş, 16 bin 733 genç çiftçiye 530 milyon TL hibe uygulanmış, 29 ilde 2060 kadın çiftçiye iş imkanı sunulmuş ve yerel yatırımlar yönünden IPARD-II'de 3. çağrıda 2.316 kırsal kalkınma projesi için 1.5 milyar TL yatırıma, 781 milyon lira destek sağlandığı bildirilmiştir. 117 milyon ton bitkisel üretim gerçekleştirilmiş, fındık, kiraz, incir ve kayısı üretiminde dünya birincisi olmuşuz. Ülkemizin sulanabilir arazi varlığı 65.3 milyon dekara ulaşmış, sertifikalı tohum üretiminde firma sayımız 863’e yükselmiş, 1225 ton sertifikalı yem bitkisi tohumu ile145 bin ton sertifikalı hububat tohumu satışı yapılmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi de üreticilerimizden 2.8 milyon ton ürün alıp, 3.2 milyar TL ödeme yapmıştır. Özellikle, balıkçılıkta 2023 hedefleri yakalanarak 1 milyar TL balık ihracatı gerçekleşmiştir. Bu arada sokak hayvanları da unutulmamış, onların korunması adına 61 adet yerel idareye 32 milyon TL destek sağlanmıştır. Tüm bunlar gerçekten hoş ve gerçekten güzel uygulamalar. Bakanlıkça her geçen yıl verilen desteklemeler imkanlar ölçüsünde artırılmaya çalışılıyor. Hem çiftçi, hem yatırımcı, hem de diğer paydaşların takdirini almak için büyük çabalar sarf ediliyor. Ama çıtayı yukarı taşıdıkça, hedefleri büyüttükçe, insanların beklentileri de bir o kadar artıyor. Aslında istediğiniz kadar ve istediğiniz ölçüde hedefinizi yükseltebilirsiniz bu sorun değil. Önemli olan hedefleri tutturabilmek ve insanları da memnun edebilmektir.
 
            İşte, buradan hareketle 2019 yılında da bir çok kişinin aklındaki en önemli sorulardan biri Maliyetler, diğeri de Memnuniyet nasıl sağlanacak? Bu hususta hükümet çok ciddi çabalar sarf edecek ve etmeli de. Maliyetleri sabit tutmak adına hamle üstüne hamleler yapılıyor, bunu biliyoruz. Özellikle, ham madde girişi dövize bağlı olduğu için, bu alanda dövizi belli bir düzeyde tutmak gerekiyor. Bunda da kısmen başarılı oluyor diyebiliriz. Herkesin malumu, dünya ticaretinde kullanılan para birimi Amerikan Doları ve Dolar/TL kuru belli aralıklar içinde sabitlenmeli ki;  mısır, soya fasulyesi, buğday, arpa vs. bağlı olarak hayvanların yem fiyatları coşmasın. Ya da çiftçinin olmazsa olmazlarından ilaç, gübre ve akaryakıt fiyatları makul seviyelerde kalsın. Bazıları "Tarım Bakanlığı mazot-gübre desteği zaten veriyor, bu yetmiyor mu?" diyebilir. Buna verilecek cevap; "Yetmiyor !". Neden? Çünkü, devletin verdiği küçük bir yardım, küçük bir destek. Doyumluk değil, tadımlık yani. Ama öyle de olsa yukarıdaki verilere bakıldığında, hazine adına büyük bir bütçe ve büyük bir yük getiriyor. Amaç, sadece teşvik. Köylü ve çiftçiye sorarsanız yetmediğinden bahsediyor, zaten. Ama ne yaparsın? Gerek devletin gücü, gerekse dünya ticaret kuralları gereği daha fazla vermek de mümkün olmuyor. Burada yeri gelmişken belirteyim. Bakanlık bir ürünü desteklemek için rastgele fiyat belirleyemiyor. O ürünün gerçek maliyeti önce hesaplanıyor. Daha sonra da bunun en fazla yüzde 10'u kadar destek verilebiliyor. Örneğin; buğdayın bir kilogramının üretim maliyeti 800 kuruş olsun. Size maksimum ödenebilecek devlet teşviki 80 kuruşu geçemez. Bunun üstüne çıkılması durumunda, buğday veya buğday mamulleri (un vs) gibi ihraç ürünlerine Dünya Ticaret Örgütü veya ilgili kuruluşlar tarafından "haksız rekabet oluşturacağı" gerekçesiyle engeller veya kısıtlamalar getirilebiliyor. Bu nokta gerçekten çok hassas, gerçekten çok önemli. O yüzden daha fazlasını isterken, birilerini suçlamak yerine, mevcudu iyi bir şekilde bilmeli ve ona göre istekte bulunmalıyız. Evet, çiftçimiz, hayvancımız, üreticimiz zor zamanlardan geçiriyor. Dengeleri sağlamak, onca verilen paraya ve desteğe rağmen ayakta durabilmek oldukça zor. Bunlara bir de afetler (fırtına, kar, yağmur, dolu, don vs) eklenince, yapabilecekleri fazla bir şey de kalmıyor. Dolayısıyla her şeyi devletten beklemeye başlıyor insanlar. Çünkü kendi güçleriyle, kendi emekleri ve sermayeleriyle ayakta durmayı başaramıyorlar bu kardeşlerimiz. Onlara ve devlet yetkililerine bu noktada bir takım önerilerden başka bir şey diyemeyeceğim. O da kendi güç ve sermayelerine göre hareket etmeleri ve ürettiklerini aracısız satabilmelerinin yollarını bulmalıdır, diyorum. Artık hedeflerini büyüterek sadece yurtiçi değil, yurt dışına da kendi ürettiklerini ister bitkisel olsun, ister hayvansal olsun pazarlama kanallarını bulmaları gerekiyor. Hatta canlı hayvan ihraç etmeli. Kendi ürettikleri bal, et, süt, yumurtayı kooperatifler, dernekler, vakıflar her ne var ise bir araya gelerek satmayı sağlamalıdır. Artık kimse tek başına bir şey yapabilecek durumda değil. Devir birlik ve beraberlik devri. Bir kaç kişi bir araya gelerek küçük sermayeli şirketler oluşturmalı, ne yapıp edip ihracat yollarını bulmalıdır. Bu gibi şirket veya KOBİ'lere de verilen devlet destekleri çoğaltılarak teşvik edilmelidir. Yoksa Memnuniyet hayal olacaktır. Hem devlet, hem de halk adına memnuniyet olmalı ki, ülkede sükunet olsun, huzur olsun. Devlet adil olsun, güçlü olsun ki bizler de rahatlık içinde yaşayalım. Bütün çiftçimize ve üreticilerimize 2019 yılının hayırlar ve bol kazançlar getirmesini diliyorum…
 
Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
       Bingöl Üniversitesi
 Veteriner İç Hastalıkları ABD   

 
 
22.1.2019
Devamı

Pamuk Tarla'da Kaldı

Güneydoğu Anadolu Projesi'yle (GAP) sulu tarımın yaygınlaşmasının ardından ekim alanı her yıl genişleyen ve bölgede ‘Beyaz altın’ olarak nitelendirilen pamuk, erken gelen ve ara ara devam eden yağışlar nedeniyle bu yıl üreticisini memnun edemedi. Çiftçi, kredi ile aldığı tohum, gübre ve mazot parasını ödeyemediğini belirterek, devletten destek beklediklerini söyledi. 
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ilk sırada, Harran Ovası olmak üzere ekim ayından itibaren başlayan yağışlar nedeniyle çok sayıda çiftçi, hala ürününü toplayamadı. Hasat için güneşli günleri bekleyen üreticiler, fiyatı düşen ürünün toplanması halinde işçilik parasının ancak çıkarıldığını ifade ediyor.
Türkiye'de üretilen pamuğun yaklaşık yüzde 50’sinin üretildiği Şanlıurfa’da tarlada kalan pamuk ile ülke ekonomisinin de ciddi anlamda zarara uğradığı belirtildi. Bölgede üretilen pamuğun yüzde 40’nın Harran Ovası’nda halen toplanmadığı bildirildi.

“Pamuk tarlada Kaldı”

Şanlıurfalı çiftçi Eyüp Demir, üreticiler olarak bir çıkmazda olduklarını aktararak, “Biz çiftçi olarak bu sene mağdur olduğumuz kadar hiçbir zaman mağdur olmadık. Pamuğumuz tarlada, yoğun yağışlardan dolayı aralıksız yağışlardan dolayı toplayamadık. Şimdi tohum parası duruyor, mazot parası duruyor, gübre ve ilaç gibi borçlar bizden isteniyor. Borçlarımızı şu an ödeyemiyoruz. Burada Akçakale'de Harran olarak her bir aile 1015 kişiliktir. Tek geçim kaynağı ise pamuktur. Pamuğun da hasadında çok geç kalındı. Göründüğü gibi pamuklar halen yerde duruyor. Zaten bu saatten sonra toplanacak pamuk para etmiyor. Normal şartlarda bu pamuğu toplasak dahi masrafını kurtarmıyor. Şu anda bitmiş, tükenmiş durumdayız. Üstelik yerdeki pamuğu fabrika sahipleri de almıyor. Bu pamuk tarlada öldü. Gerçekten ne yapacağımızı bilemiyoruz. Çiftçiler olarak çıkmazdayız. Yetkililerden istirhamımız bir an önce çiftçilere bir destek çıkmalarını istiyoruz” diye konuştu. 
 
22.1.2019
Devamı

Hal Yasası, “Tarladan sofraya” projesini gerçekleştirebilecek mi?

Hal Yasası, “Tarladan sofraya” projesini gerçekleştirebilecek mi?

Soğanın kilosu tarlada 50-60 kuruş, Ankara İstanbul’da 4-6 lira. Limon, portakalın kilosu tarlada 50 kuruş, Ankara, İstanbul’da 5-6 lira.
Domatesin kilosu Antalya halinden 3-4 liradan kamyona yükleniyor, Ankara İstanbul’da 8-9 liradan satılıyor. Fındık Karadeniz’de 12 lira, Ankara, İstanbul’da 50-60 lira. Hatta 80 liradan satan var.
Çiftçi üretmek için 1 yıl uğraşıyor kilo başı 10 kuruş zor kazanıyor. Her gün tonlarcasını alıp satan aracılar, çiftçinin 1 yıllık kazancından fazlasını 1 günde kazanıyor. 
Kuzey Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90 . Türkiye'de ise, sadece binde 6
İşte bu çarpık düzeni değiştirmek, tarım ürünlerini tarladan sofraya tek elden ulaştırıp, hem çiftçinin alın terinin karşılığını vermek, hem de mutfağın ucuzlatılması amacıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Hal Yasası yenileniyor.
Dileriz bu, Sporda Şiddetin Önlenmesi Yasası’na benzemez. Yıllardır sporda şiddetin önlenmesi için yasa çıkar durur ama bir türlü şiddet önlenemez. İnşallah bu kez, tarladan-sofraya köprüsü kurulur. 
 
TÜRKİYE soğan deposu baskınları ve soğan ithalatını konuşuyor. Tarlada kilosu 50-60 kuruş olan soğan, Ankara, İstanbul’a geldiğinde nasıl oluyor da 5-6 kat zamlı fiyattan satılıyor? Bin bir emekle, tohum, mazot, gübre, sulama, tarımsal ilaç, iş gücü harcayıp, güç bela tarlasından senede yalnızca 1 kere hasat yapabilen çiftçiye kilo başına sadece 5-10 kuruş bırakılırken, aracı, stokçu, komisyoncu, halci, pazarcı, market zincirleri, üreticinin 3-5 katı günlük kazanç elde ediyor. 
AYDIN’DAN 60 KURUŞA YÜKLENİYOR. ANKARA’DA 3 LİRADAN SATILIYOR
Limon, portakal mandalinanın kilosu, Aydın’da, Antalya’da, Adana’da, Köyceğiz’deki üretici hallerinden 50-80 kuruş aralığında kamyona yükleniyor. Peki Ankara, İstanbul’da, niçin 3-5 liradan satılıyor?
HALCİ YÜZDE 8, BELEDİYE YÜZDE 3 KOMİSYON ALIYOR
Antalya üretici halinden kilosu 3 liradan 20-25 ton domates kamyona sarılıyor. Halci yüzde 8 komisyon, belediye ise yüzde 3 rüsum vergisi alıyor. KDV ve tüm kesintiler yüzde 13’ü buluyor. Domatesin Antalya üretici halinden çıkış maliyeti yüzde 13 Komisyonla birlikte 3 lira 39 kuruş.
KAMYONCU ANTALYA’DAN ANKARA’YA 20 TON MALI 600 LİRAYA TAŞIYOR
Kamyoncu 20-25 ton domatesi 600 liraya Ankara’ya taşıyor. Nakliye maliyeti kilo başı 40 kuruş olduğunu varsayarsak, domatesin Ankara tüketici haline inişi 3,39 liraya 0,40 kuruş eklenince 3 Lira 89 Kuruşa Ankara haline iniyor. 
FİYATLAR ANTALYA’DA DEĞİL, ANKARA, İSTANBUL’DA ŞİŞİRİLİYOR 
İşte ne oluyorsa, Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde oluyor. Üretici halinde faturalandırılıp vergisi ödenen tarım ürünleri, Ankara, İstanbul’da tekrar hale sokulup, tekrar indir bindir yapılıp, yüzde 13 komisyon, rüsum, hamaliye, vergiler tekrar alınıyor.
Tarım ürünleri ticaretinde, hem Antalya halinde %13, hem Ankara’da %13 olmak üzere toplam %26 kesinti yapılıyor. Bu durumda, üretici hali olan Antalya’dan 3 liradan kamyona yüklenen domatesin  kilosu yüzde 26 kesinti ve nakliyeyle birlikte Ankara halinde 4 lira 40 kuruşa satılması gerekiyor. Ama öyle olmuyor.  
Ankara ve İstanbul’daki kabzımal, bu fiyatların üzerine yaklaşık 1 lira hava parası ekleyebiliyor. Yani domates, İstanbul ve Ankara halinden manava 4,40 liradan çıkması gerekirken, 5,40 liradan çıkıyor.
Ankara’daki bir komisyoncu, “domatesin konulduğu plastik kasanın tanesi 20 lira. Bunları bir kısmı geri gelmiyor. Hamal çalıştırıyoruz. İndir bindir sırasında, sebze meyveler telef oluyor. Dükkanın hava parası en az 900 bin lira, ekmek yemeyelim mi? “ dedi.
Manav, tüketici halinden 5,5 liraya aldığı domatesi, tezgahta 7-9 liradan satıyor. Bir manav, “Malı, satıp bitirene kadar çürük, çarık, ezilme gibi kayıplarımız oluyor. Kira, elektrik, su vergi ödüyoruz. Yanımızda sigortalı eleman çalıştırıyoruz. Masraflar ağır” dedi. 

 

ÇİFTÇİYE 5 KURUŞ, HALCİYE 1 LİRA 25 KURUŞ!
Çilekeş çiftçi, soğan yetiştirmek için 1 yıl boyunca tarlasını eşeleyip, traktör, ekipman, tohum, mazot, gübre, sulama, ilaç, ot yoldurmak, amele, hasat masraflarını yaptığı için kilosunu 60-75 kuruşa sattığı soğandan ancak 10-15 kuruşu kendisine kar olarak kalıyor. Çiftçi senede ancak yarım kamyon veya en fazla 1 kamyon soğan üretebiliyor.
Ama aynı soğanı her gün 1 kamyon satan  Ankara, İstanbul’daki toptancı halci veya aracılar, kilo başı 1 lira 25 kuruş kazanabiliyor.   İşte sistemdeki çarpıklıklardan biri bu. Ankara, İstanbul’daki halcinin hava parası en az 900 bin lira olurken, gariban çiftçi kredilerini ödeyemez durumda.

ÇİFTE VERGİLENDİRME KALDIRILMALI

Market zincirleri, tarım ürünlerini direk tarladan alsa bile, mevcut hal yasasına göre, toptancı hallerinde dükkan açıp, faturayı, yine halden geçmiş gibi, belediye rüsumu gibi vergileri ödüyor.  Oysa, marketler, domatesi, portakalı, limonu, direk tarladan alıp satabilirse, maliyetleri yüzde 26 ucuzlayabilir.

TÜRKİYE KURU SOĞANA MUHTAÇ HALE GELDİ 


Tarım ürünlerinin fiyatlarının önceden açıklanması, soğan fiyatındaki fahiş artış ve depo baskınlarını da ortadan kaldırabilir. Soğanı tarladan 0.60 kuruşa alıp 3-4 liraya satan tüccarın deposunu basmak yerine, tıpkı ekmek fiyatındaki gibi, tarla maliyeti, çiftçi karı, depolama, nakliye, hamaliye ve çürüyüp telef olma maliyetleri düzgün hesaplanıp, markete, “Sen bu soğanı en fazla 2 lira 60 kuruştan satabilirsin, yoksa ceza uygularım” denebilir.
Kaldı ki üretim planlaması yapılmadığından, 2 yıl önce soğan, patates üretimi fazla oldu. Alan satan olmadığından tarlada çürüdü. Çiftçi zarar etti, soğan, patatesi yollara döküp, ertesi yıl yetiştirmedi.
Bu yıl, soğan ithalatı gümrük vergisini sıfırlayıp, tarım ülkesine soğan ithal eder olduk! Oysa dolar kıtlığında, soğanı bile dolarla alıp, yabancı ülke çiftçisini fonlayacağımıza, kendi çiftçimizi destek primi verip teşvik etmek daha iyi olmaz mı?

ÜRETİCİ PAZARLARI, AVRUPA’DA YÜZDE 90, TÜRKİYE’DE BİNDE 6 !

Kuzey Avrupa ülkelerinde ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90'lar seviyesinde. Avrupa Birliği ülkelerinin ortalaması yüzde 50'yi buluyor. Türkiye'de ise, üreticilerin ve üretici birliklerinin hallerdeki ve tüketici pazarlarındaki payı sadece binde 6'da kaldı.
Üretici pazarlarını çoğaltmadan, tarladan sofraya projesi gerçekleşmiyor. Tıpkı Avrupa ülkelerindeki gibi, büyük şehirlerde sadece üreticiler ve üretici birliklerinden oluşan Pazar yerleri açılabilmeli. Mevcut pazar yerlerinde ve yeni kurulacak hallerde, üreticilere ve üretici birliklerine daha fazla yer verilmeli. Üreticiler, ürünü ucuza satıp piyasayı dengeleyecek, fiyat istikrarı sağlanmalı. Hallerde, açık ve kapalı pazar yerlerinde üreticilere ayrılacak bölüm oranı arttırılmalı.
Halci, komisyoncu, pazarcı baskısıyla, “üreticiler, kendi ürettiklerinden başka ürün satamaz” deniyor. Niye satamasın? Köylü, komşusunun yetiştirdiği diğer tarım ürünlerini de eskiden beri satmıyor muydu? Avrupa’da satıyor da biz de niye satamasın?  Pazarcı, halci tek ürün mü satıyor? 

Mevcut hal yasasında, üreticilere hallerde az da olsa yer verilmesine rağmen, büyük şehirlerdeki, bazı pazarcı, halci esnafının, “Bu pazarda yer kalmadı. Sen daha ucuza satıp, bizi batıracak mısın?” gibi tepkileri nedeniyle, üreticiler bazı pazarlara girememiş, girenler da çıkmak durumunda kalmıştı. Dileriz yeni yasayla bu fiilen gerçekleşebilsin.
Bu konuda bir havuç üreticisi, “Konyalılar olarak, tarlada ürettiğimiz havuçları, ilk elden İzmir halinde ucuza satmaya başladık. Bazı halciler, bizi iflas ettirmek mi istiyorsunuz diye tepki gösterdi. Ya çekip gidecektik, yada fiyatları eşitleyecektik. Dövüş kavga olmasın diye fiyatları eşitlemek durumunda kaldık” dedi.

HAL SAYISINI 175’DEN 30’A İNDİRMEK SAKINCALI

Yeni hal yasasıyla, Türkiye’deki hal sayısının 175 den 30’a indirilecek olması sakıncalı. Ege ve Akdeniz’deki ilçelerden toptancı hallerini kapatmanın ne yararı olacak? Çiftçi, traktörüne yüklediği portakalı, lahanayı, domatesi, 10-20 Km ötedeki üretici haline götürebiliyorken, bu kez 60 Km öteye taşınan hale varana kadar, daha fazla mazot yakacak. Hem fazla zaman kaybedecek, hem de olgunlaşmış domatesin, çileğin, şeftalinin, kayısının, daha fazla ezilip telef olmasına sebep olacak.

FINDIĞI KOMİSYONCU MU ALIP SATIYOR?

Yeni yasayla, komisyonculuğun tüccara dönüştürülmek istenmesine eleştiren bir üretici, “Fındığın kilosu Karadeniz’de, 12 liradan alınıyor da komisyoncu mu var arada? Tüccar alıp satıyor fındığı. Eee Ankara, İstanbul’da, 60 lira 1 kg fındık. Kuruyemişçide 80 lira. Ha komisyoncu, ha tüccar, ne farkediyor ki? Aracıya kar marjı konmalı, denetlenmeli. En önemlisi üretici pazarları çoğaltılmalı” dedi.
 
 
HALLERDE ÜRETİCİ BİRLİKLERİ İÇİN KİRALAR DAHA DÜŞÜK OLACAK
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türkiye'de yıllık üretilen 50 milyon ton yaş sebze ve meyvenin yaklaşık yüzde 30'unun zayi olduğuna dikkati çekti.
Pekcan, çıkarılacak yeni hal yasası ile üreticiyi ve tüketiciyi korumaya, sistemi kayıt altına almaya ve zayiatı azaltmaya çalıştıklarını vurgulayarak, şöyle dedi:
"Bu, hem sağlıklı ürün hem gıda güvenliği hem de enflasyonla mücadele yolunda hizmet veren bir paket. Bunun üretici bölgesi hal tarafı, tüketici bölgesi toptan hal tarafı var. İki tarafta da soğuk hava depoları, soğuk zincir, ambalaj standardı konusunda çalışmalarımızı tamamladık. Buralarda sadece sebze meyve değil, et ve süt ürünleri, kanatlı hayvan, çiçek ve gerektiğinde diğer gıda ürünleri de yer alacak."
Pekcan, üretici birliklerinin kooperatifleşmesi için destek vereceklerini de belirterek, "Tüketici toptancı halinde üretici birlikleri için kiralar çok daha düşük olacak. Onlara yüzde 75 indirim sağlayacağız. Hal rüsumunu kaldıracağız. Vergi oranı herkese yüzde 4 ise üretici birliklerine yüzde 2 olarak uygulayacağız. Herhangi bir ticaret erbabının, esnafın zarar görmesini kesinlikle istemeyiz. Şu anki durumda her şey üreticinin sırtında. Mevcut sistemin ne üreticiye faydası var ne tüketiciye. Biz bunu düzgün kurguladığımız zaman herkesin memnun olacağı bir sistem olacak." dedi.
Bu açıklamadan sonra, toptancı hal komisyoncuları, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’la, görüşüp kaygılarını ilettiler. Halci, komisyoncu, kabzımalların talebi doğrultusunda, yasa yeniden değiştirilip, son şekli verilmeye çalışılıyor.
 
KABZIMALLAR TÜCCAR OLACAK MI?
Yeni hal yasası taslağında öne çıkan düzenlemelerden bazıları şöyle:
1- Türkiye genelindeki 175 sebze ve meyve hal sayısı 30'a indirilecek
2- Sebze ve meyve hallerinin kurulması, yönetimi, işletilmesi yetkisi belediyelerden alınıp Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği koordinasyonunda, yerel kurumlara verilecek
3-Hal komisyonculuğu kaldırılacak. Komisyoncular tüccar olarak faaliyetlerine devam edebilecek
4- Ürün tasnifi, standartlaşma ve bölgesel ürünlerin markalaşmasını sağlayacak altyapı kurulacak,
5-Üretim bölgelerinde ihtiyaca uygun olarak ürün toplama merkezleri kurulacak.
6- Ürün fiyatını üreticiler ve üretici birlikleri belirleyecek.

İMKB GİBİ, SEBZE FİYATLARI İNTERNETTEN GÖRÜLEBİLMELİ
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndaki hisse fiyatlarını, internetten takip edebildiğimiz gibi, tarım ürünlerinin üretici hallerindeki fiyatlarıyla, tüketici hallerindeki fiyatlarını internetten takip edebileceğimiz bir sistem oluşturulmalı. Pazar yerlerinde de bu fiyatları gösteren ekranlar kurulmalı.
 
ÜRETİCİLER MARKETLERE DOĞRUDAN TEDARİKÇİ OLABİLMELİ
Türk Ziraat Yüksek Mühendisleri Birliği Başkanı Fehmi Kiraz, tarım ürünlerin tarladan son tüketiciye ulaşana kadar 3 ila 7 kat arasında fiyat artışına uğradığını belirterek, “Üretici birlikleri, marketlere doğrudan tedarikçi olabilmeleri durumunda, hem üreticiler emeğinin karşılığını alabilecek, hem de tüketici daha ucuza sebze meyve yiyebilecek.  Gıdada enflasyon düşecek” dedi.

Kadir Ercan 
Sürekli Basın Karti Sahibi/ Gazeteci
 

 
21.1.2019
Devamı

Prof.Dr. Oyan : Çiftçi Zamların Sorumlusu Değil, Mağduru!

Eski Tariş Genel Müdürü Prof. Dr. Oğuz Oyan, gıda ürünlerinde sebze ve meyvede yaşanan fiyat artışlarının dışa bağımlılıktan kaynaklandığını bildirdi. Oyan çiftçilerin zamların sorumlusu değil mağduru olduğunu söyledi.
Son dönemde temel gıda ürünleri ile sebze ve meyvede fiyatlar önemli ölçüde yükseldi. Hükümet temel gıda maddeleri ile sebze ve meyve fiyatlarındaki artışlardan toptancıları ve aracıları sorumlu tutarken, üreticiler ise tarım üretiminde dışa bağımlılığı öne çıkarıyorlar. Eski TARİŞ Genel Müdürü Prof. Dr. Oğuz Oyan Aydınlık’a yaptığı açıklamada, geçmişte IMF ve Dünya Bankası’yla yapılan anlaşmalara dikkat çekti.
Dünya Bankası ve IMF’nin tarıma desteği engelleyerek Türk tarımının çökertilmesi ve dışa bağımlı olmasının yolunu açtıklarını kaydeden Oyan şunları söyledi:
“Geçmişte Dünya Bankası ve IMF’nin dayattığı politikalar AKP tarafından sadık bir şekilde uygulanarak tarımda destekler azaltıldı. Tarım kanununun öngördüğü milli gelirin yüzde biri destek bile verilmiyor. Önümüzdeki yılın bütçesine bakarsak bu oran yüzde 38’lerde. Yasal zorunluluk olan miktarın yarısı bile değil. Buna bir de ithal girdilerin zamları eklenirse çiftçinin yapacak bir şeyi kalmıyor. İktidar kendi hatalarını çiftçinin, toptancının üzerine atarak sıyrılmaya çalışıyor. Çiftçiler zamların sorumlusu değil, mağdurudur.
Hükümet’in 2019 bütçesinden 16 milyar lira ayırdığını anımsatan Prof. Dr. Oyan, “Hükümet yerel seçimleri nedeniyle bu paranın 10 milyar lirasını 31 Mart seçimlerine kadar dağıtmayı planlıyor. Sonrası ise düşünülmüyor. 31 Mart seçimleri sonrasında çiftçiyi daha zor günler bekliyor” ifadesini kullandı.
Antalyalı turfanda sebze üreticileri Ramazan Topal ve Rüstem Dündar komisyoncu ve aracı sorununun yeni bir durum olmadığını, yılların sorunu olduğunu vurgularken, girdi maliyetlerindeki artışlara dikkat çektiler. Çiftçinin temel girdilerinden tohum, ilaç, gübre, fiyatlarında TÜİK’in açıkladığı enflasyonun çok çok üstünde zam olduğunu kaydeden Topal ve Dündar, “Tamamı ithal olan bu ürünlerin fiyatları döviz kurlarındaki patlama ile paralel olarak yükseldi. Çiftçinin kullandığı mazot da aynı. Ülke tarımı bu kadar dışa bağımlı olursa tapacak bir şey yok. ya fiyatlar yükselecek, ya da ekim yapmayacağız” dedi.
MALİYETLER KATLANDI
Konya Karapınar İlçesi’nden buğday çiftçileri Yakup Karapınarlı, Mustafa Özek, Muhammet Yağız da ithal girdilerde yaşanan zamlar nedeniyle bu yılki ekimlerde taban gübresi atamadıklarını ifade ederek, “Sade bizim bölge değil, birçok çiftçi aynı durumda. Ayrıca iyi tohum da ekemedik. Onlar ithal ve pahalı. Dolayısıyla gelecek sene üretim düşecek. Üretim düşünce de fiyatlar artacak. Devletin gübre fabrikaları satıldı, kapandı. Dışa bağımlılık hem bizi, hem ülkeyi batırıyor” diye konuştular.
Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör de yaptığı değerlendirmede tarımda dışa bağımlılığın maliyetleri sürekli artırdığını, çiftçinin ekim yapmakta zorlanır hale geldiğini bildirdi. Güngör tarım sorunlarına çare bulamayan hükümetin çıkışı ithalatta bulduğunu bunun da çiftçiye öldürücü darbe anlamına geldiğini söyledi.
POLİTİKALAR YANLIŞ
Çiftçi Sendikaları Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Abdullah Aysu da DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada, girdi fiyatlarındaki artış ve dövizdeki yükselişin tarım ürünlerine gelen zamlarda etkili olduğunu belirtti. Aysu, “Buğday, arpa, pirinç, domateste sıfır gümrüklü ithalat yerine yerli üretici desteklenmeli. Hayvan ithalatı, et ithalatı, buğday ithalatı, çeltik ithalatı içerde fiyatları bugüne dek düşürmedi. Fiyat artışları sürdü. Gümrük sıfırlamalarıyla çiftçi üretimden caydırıldı. Şu an Türkiye’de 3 milyon 200 bin hektar araziyi çiftçiler bu yanlış politikalar nedeniyle ekmiyor. İthalat politikası fiyat artışlarının önüne geçmenin aksine fiyatları daha da artıracak. Yaşananlar ilk yanlış değil. En büyük yanlış çiftçilere girdi sağlayan KİT’lerin, tarım satış kooperatiflerinin ve çiftçiye kredi sağlayan TARİŞBANK’ın özelleştirilmesi” ifadelerini kullandı.
 
 
21.1.2019
Devamı

Tarımsal Ticaret Zaptı İmzalandı

Türkiye ile Almanya arasında tarım alanında iş birliğine ilişkin mutabakat zaptı imzalandı. Mutabakat zaptına göre, iki ülke arasında tarımsal ticaretin önündeki teknik engellerin kısa sürede aşılması için “Tarım Çalışma Grubu” oluşturulacak. Tarımsal teknoloji ve kooperatifçilik alanlarında teknik iş birliği ve bilgi değişimi hedefleniyor.
Türkiye ile Almanya arasında tarımda iş birliği anlaşması imzalandı. Bu yıl 11'inci kez düzenlenen "Dünya Gıda ve Tarım Forumu"nun, Almanya’nın başkenti Berlin’de başlaması dolayısıyla Messe Berlin’de resepsiyon verildi.
Forumda Türkiye’yi temsil eden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de resepsiyona katılarak, diğer ülkelerden gelen mevkidaşları ile sohbet etti.  Resepsiyondan sonra, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Almanya Federal Cumhuriyeti Gıda ve Tarım Federal Bakanlığı arasında tarımda iş birliğini öngören mutabakat zaptı imzalandı. Anlaşmaya, Türkiye adına Pakdemirli, Almanya adına Gıda ve Tarım Bakanı Julia Klöckner imza attı.
Mutabakat zaptı kapsamında, iki ülke arasında tarımsal ticaretinin önündeki teknik engellerin kısa sürede aşılması için “Tarım Çalışma Grubu” oluşturulacak. Aynı zamanda, tarımsal teknoloji ve kooperatifçilik alanlarında teknik iş birliği ve bilgi değişimi hedefleniyor.  İmzalar atıldıktan sonra Pakdemirli, Alman bakan ile bir süre görüştü. Görüşmede iki bakan birbirlerine hediye takdim etti.
 
 
19.1.2019
Devamı

Genç Çiftçi Projesinde 17 Tutuklama

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ülke genelinde uyguladığı 'Genç Çiftçi Hibe Desteği' projesi kapsamında, işi ihalesiz alan yüklenici şirketlerin; teknik şartnamede belirtilen özelliklere uymayan hayvanlardan temin ettiği, kulak küpeleri ve pasaportları rüşvet karşılığında bazı veterinerlere ürettirerek talep sahiplerine, 'küpe kayıtlarında şartnameye uyan ancak fiziken uymayan' hayvanları vermeye çalıştıkları, böylelikle devleti ve projeden faydalanmak isteyen vatandaşları dolandırmaya çalıştıkları yönündeki iddialar üzerine Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatmıştı. Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatlarıyla Ardahan İl Jandarma Komutanlığı ile Jandarma Genel komutanlığı KOM Daire Başkanlığı ekipleri harekete geçmişti.
Projeyi suistimal ederek suç işlemek amacı ile örgüt kurmak, örgüt faaliyeti kapsamında rüşvet almak- vermek, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçları kapsamında Ardahan'da başlatılan soruşturmada yeni bir gelişme yaşandı.

17 TUTUKLAMA

Operasyon kapsamında geçtiğimiz günlerde gözaltına alınan 30 şüpheliden aralarında şirket sahipleri, çalışanları ve kamu görevlisi veteriner hekimlerin bulunduğu 17'si işlemleri ardından tutuklu yargılanmak üzere Ardahan cezaevine gönderildi.
11'i ise tutuksuz yargılanmak üzere mahkeme tarafından adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.
Bilindiği gibi Tarım Bakanlığı Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında 2018 yılında tamamlanmak üzere 'Genç Çiftçi Projesini' uygulamaya soktu. Proje kapsamında 44 bin 50 büyükbaş ve 132 bin 431 küçükbaş hayvanın hibe yoluyla ihtiyaç sahibi çiftçilere dağıtımı planlandı.
Tarım Bakanlığı projenin yürütülmesi için Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğünü görevlendirmiş ve proje amacı doğrultusunda iki kurum arasında projenin yürütülmesine ait detayları içeren protokol hayata geçirildi.
Fiziki takibi yapılan suç örgütünce Ardahan, Erzurum, Kars ve Yozgat illerinde yapılan operasyonlarda 2bin 940 adet hayvan kulak küpesi, 350 adet hayvan pasaportu ve 11 adet hayvan kulak küpesi pensesi ele geçirildi.
Projenin vatandaş gözünde yanlış algılanmasını sağlayan, projeyi suiistimal ederek haksız kazanç sağlayan ve devleti zarara uğratan suç örgütüne yönelik Jandarma Genel Komutanlığı KOM Daire Başkanlığı ve Ardahan İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince 15 Ocak 2019 tarihinde Ankara, Erzurum, Kars, Van, Aydın ve Ardahan illerinde eş zamanlı operasyon icra edilmiş, 9 şirket çalışanı, 7 hayvan toplayıcısı, 12 veteriner hekim ve 2 veteriner teknikeri olmak üzere toplam 30 şahıs gözaltına alınmıştı.
Konuyla ilgili Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüt faaliyeti kapsamında rüşvet almak/vermek, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık şüphesiyle soruşturma yürütülmekte…
 
 
19.1.2019
Devamı

Edebiyat Öğretmeni Ama Geçimini Hayvancılıkla Sağlıyor

Sivas'ta yaşayan, KPSS'den 83 puan almasına rağmen atanamayan edebiyat öğretmeni 34 yaşındaki İbrahim Çamcı, hayvancılık yaparak geçimini sağlıyor.
2008 yılında Cumhuriyet Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanan İbrahim Çamcı, 4 yıl sonra başarıyla buradan mezun oldu. Daha sonra Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi'nden formasyon eğitimini tamamlayıp belgesini ala Çamcı öğretmenlik yapmaya hak kazandı. Yıllardır KPSS sınavlarına giren genç öğretmen adayı, atanamayınca Sivas'ın Yıldızeli ilçesi Mumcuçiftliği köyüne yerleşti. Babasından kalma 4 inek ile burada çobanlık yaparak hayatını idame ettiriyor.

ATANAMAYINCA KÖYÜNE DÖNDÜ 

İbrahim Çamcı, yıllardır atanamadığı ve köyüne döndüğünü belirterek, “2008 yılında Cumhuriyet Üniversitesine giriş yaptığım Türk Dili ve edebiyatı bölümünden 2012 yılında mezun oldum. 2013 yılında Tokat’ta formasyon belgemi aldım. 2013 yılından bu yıla kadar atanamadım. Bu yılda KPSS’den 83,5 puan almama rağmen atanamıyorum. Ben de baktım olacak gibi değil köy kültürlü olduğum için köye dönüş yaptım. Köyümde ise babadan kalma 3 ineğim ve 1 buzağımla geçimimi sağlıyorum” ifadelerini kullandı.

5 YIL ÜNİVERSİTE OKUDU

Çamcı, beş yıl üniversite okuduğunu ve yapacak bir şeyin olmadığını ifade ederek, “Köydeki evimde tek başıma kalıyorum annem ve babam İstanbul’da yaşıyor. Bende burada köyde ineklerim, tavuklarım ve hayvanlarım ile vakit geçiriyorum. Yapacak bir şey yok 5 yıl üniversite okumuşum. Geriye dönüp de sil baştan da yapamıyorsun. Yapacağım tek çare burada hayvanları beslemek. Yine de Rabbime şükürler olsun ama atanmayınca da olmuyor. Yıllarca emek vermişsin, çalışmışsın, didinmişsin ve benim gibi milyonlarca genç var. En azından benim geriye döndüğümde yapacağım bir iş var” ifadelerini kullandı.

ÖĞRETMEN OLMAK HAYALİYDİ

Çamcı, öğretmen olmanın hayalı olduğunu söyleyerek, “Devletten, Cumhurbaşkanımız ve bakanımızdan eğer sesimi duyarlarsa isteğim temennim 3 ineğim var, eğer uygun koşullarda imkan sağlarlarsa ben hayvanlarımı çoğaltmak istiyorum. Gönül ister ki atanayım ama olmuyor. Eğer imkan sağlarlarsa işletmemi büyütüp vatana, millete hayırlı bir genç olmaya çalışacağım. Öğretmen olmak açıkçası hayalimdi. Annem ve babam bize çok emek verdi. Diğer 3 ağabeyim öğretmen, gönül isterdi ki bende öğretmen olayım. Okuduk öğretmenliği ama olmadı. Geçmişte verdiğimiz emeklerin karşılığını alamamak insanın zoruna gidiyor. İnsanlar diyorlar ki; ‘Sen 4 yıl üniversite okudun, buraya tekrar niye geldin' anlam veremiyorlar. Benimle beraber okuyan arkadaşların sosyal medyada paylaşımlarını gördükçe zoruma gidiyor. İnsan 'Keşke benim de öğrencilerim olsaydı' diyor. Ama bu halime de şükürler olsun mutluyum” şeklinde konuştu.
 
 
18.1.2019
Devamı

Okul ve Çocuklar Sütsüz mü Kalıyor

Bundan yaklaşık 6-7 yıl önce okul sütü projesine merhaba demiştik. Hem geleceğimizin teminatı minik öğrenciler hem de veliler okul sütü projesini benimsemişti. Her yıl Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında Ekim Kasım ve Aralık aylarında okul sütü ihalesi gerçekleşir bizlerde okul sütü ihalesini kim? Nerde? Aldı diye merakla beklerdik. İhale sonuçlarını.
Okul zilleri bugün son kez çalıyor ve yaklaşık 5miyon öğrenci yarı yıl tatiline giriyor. Yarıyıl tatili hemen bitiminde Geleceğimizin teminatı çocuklar, 6-7 yıl önce başlamış olan Okul sütünden mahrum kalacak.
Okul Sütü ’ne Ne oldu İhale Neden Yapılmadı
 “Akıl Küpü Okul Sütü” üstündeki yazılarla da çocukların sevgisine mazhar olan okul sütünü hem öğrenciler hem de veliler bekliyor olacak.  Konuya ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığın’ dan henüz bir açıklama gelmezken;  temennimiz geleceğimizin teminatı çocuklara daha sağlıklı daha güzel beslenmesi için bol proteinli okul sütünden yoksun bırakılmaması.
 
 
 
18.1.2019
Devamı

HİSARCIKLIOĞLU: Tarım Ülkemizde Döviz Kazandırıcı Sektördür

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ‘Kelkit Havzası'nda Küçükbaş Hayvancılığı ve Kooperatifçiliği Geliştirme Çalıştayı'na katıldı. Hisarcıklıoğlu, çalıştayın tarım ve hayvancılığa bölgede ivme kazandıracak fevkalade önemli bir adım olduğunu belirterek, bölgenin kalkınması ve zenginleşmesinin yolunun tarım ve hayvancılıktan geçtiğine işaret etti.

Başkan Hisarcıklıoğlu Şunları kaydetti. "Bugün tedbir almazsak şimdi ucuz diye ithal etmeye kalkarsak boğazımızdan dışa bağlı hale geliriz.
Ülke olarak baktığımızda tarımsal milli gelirde geldiğimiz durum da Avrupa'da birinciyiz. Dünyada 8'inci sıradayız. Tarım ülkemizde net döviz kazandırıcı sektördür. Tarım ve hayvancılık sektörümüz aynen sanayi sektörü gibi küresel rekabete hazırlamalıyız. Sıkıntımız bu. Küresel rekabete tarım ve hayvancılığı hazırlamamız lazım. Bunun için yeni politikalara ihtiyaç var. Zira tarım ve hayvancılık başka sektörlere benzemez. Eğer bugün tedbir almazsak şimdi ucuz diye ithal etmeye kalkarsak boğazımızdan dışa bağlı hale geliriz. Gıda güvenliğimiz de baktığımız zaman tehlikeli hale gelir” dedi.

Birlikte rahmet ve bereket, ayrılıkta azap vardır

Tarım ve hayvancılığı geliştiren, üretimi artıran bir diğer alanın da kooperatifçilik olduğuna değinen Hisarcıklıoğlu, “Kooperatifçilik için bizim kültürümüzde çok güzel bir söz var. Birlikte rahmet ve bereket, ayrılıkta azap vardır. Kooperatifçilik bir araya gelmektir. Eğer çok üretemezsen, çok satamazsan söz sahibi olamazsın. Bireysel olarak hepimiz kırılganız ama kooperatif olarak bir araya geldiğimiz zaman dayanışma ile, ortaklık kültürü ile ileriye gidebilme şansımız var. Koperatfiçilik güçleri bir araya getirebilmektir. Ama küçük olsun benim olsun anlayışı bugün ki dünyada bitti. Ben paylaşmam dedin mi kaybediyorsun. Kooperatifçilik te aynı zamanda tarım ve hayvancılık sektörümüzü geleceği” ifadelerini kullandı.

Üretebilsek satabileceğimiz müthiş bir pazar var

Dünyanın önümüzdeki dönemde tarım ve hayvancılığı göz ardı edebilmesinin mümkün olmadığına vurgu yapan Hisarcıklıoğlu, “Dünyada hızla orta sınıf yükseliyor. Orta sınıf daha çok tüketiyor ve daha çok harcıyor. Her yıl 2 Türkiye büyüklüğündeki nüfus orta sınıfa ekleniyor. Yani her yıl 160 milyon kişi orta sınıfa ilave geliyor. Çevre coğrafyamızda, Türkiye'nin etrafında yaklaşık 2 milyarlık bir nüfus var. Bu 2 milyarlık nüfus yaklaşık 500 milyar dolarlık tarım, gıda ve hayvancılık ürünleri ithal ediyor. Yani çevremizde müthiş bir pazar var. Üretebilsek satabileceğimiz müthiş bir pazar var. Tarım ve hayvancılıkta bütün dünyadaki fiyat artışları diğer ürünlerin fiyat artışından hep üstte. Neden? Nüfus artıyor. Gelir artıyor ve tüketim artıyor. Önümüzdeki dönemde tarım ve hayvancılık yapanlar hep kazanacaklar. Önemini hiçbir zaman yitirmeyecek. Yaşadıkça hepimiz tüketmek zorundayız ve tüm dünyayı doyurmakta bizim elimizde” diye konuştu.


 
18.1.2019
Devamı

TMO'ya SIFIR GÜMRÜK VERGİSİ İLE İTHALAT YETKİSİ

Toprak Mahsulleri Ofisi'ne verilen 2.6 milyon tonluk ithalat yetkisi 31 Aralık 2019 tarihine kadar kullanılabilecek.
Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yıl sonuna kadar Toprak Mahsulleri Ofisi'ne sıfır gümrükle 1 milyon ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç ve 100 bin ton bakliyat (nohut, mercimek, kuru fasulye, bakla) ürünleri olmak üzere toplamda 2.6 milyon tonluk ithalat yetkisi verildi.
 
Konu ile ilgili TBMM’de basın toplantısı düzenleyen CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, Türkiye'nin önümüzdeki yaz buğday üretiminde açıklarla karşılaşacağını öne sürdü.
Gaytancıoğlu, düzenlediği basın toplantısında, "2 milyon 600 bin ton tahıl ve bakliyatın sıfır gümrük vergisiyle alınmasına yönelik Cumhurbaşkanlığı kararının" bugün Resmi Gazetede yayımlandığını anımsattı.
Bununla yapılmak istenenin gıda enflasyonunu düşürmek olduğunu belirten Gaytancıoğlu, "Gıda enflasyonu düşüyor mu? Hayır. Devlet gelir kaybına uğruyor. Ette yüzde 230, buğdayda yüzde 90, mısırda ise yüzde 80 olan gümrük vergisini almıyoruz." dedi.
Okan Gaytancıoğlu, "Türkiye nereye gidiyor, neden biz çiftçimize destek vermiyoruz, neden her şeyi sıfır gümrükle çözmeye çalışıyoruz? Bir milyon ton buğday, 700 bin ton arpa ve mısır, 100 bin ton pirinç ve bakliyat, 300 bin ton ayçiçeğinde sıfır gümrük vergisi var. Türkiye bunları üretemiyor mu? Hayır. Türkiye toprakları, tropikal ürünler dışında her şeyi yetiştirmeye müsaitken biz bunları ithal ediyoruz." diye konuştu.
Gıda enflasyonunu çözmenin tek yolunun, çiftçiyi üretici ve borçlarını ödeyebilir hale getirmek olduğunu vurgulayan Gaytancıoğlu, çiftçi borçlarının 110 milyar lirayı aştığını iddia etti.
CHP'li Gaytancıoğlu, çiftçinin bugüne kadar birikmiş 154 milyar lira alacağının olduğunu ifade ederek, "Bunu silin ve çiftçiye ciddi anlamda destekler verin, bakın o zaman sıfır gümrüğe gerek kalacak mı? Devletimiz neden gümrük vergisi gelirlerinden mahrum olsun." dedi.
Adalet ve Kalkınma Partisinin ülke tarımını çökerttiğini ve iyi yönetemediğini ileri süren Gaytancıoğlu, "Gümrük vergileri sıfıra çekilerek çiftçi, üretici korunamaz. Üretemeyen bir ülke maalesef başka ülkelerin ithal cenneti olur. Üreten ve hakça bölüşen bir Türkiye istiyoruz. Özellikle 2019 yazı çok kötü geçecek. Çünkü Türkiye buğday üretiminde açıklarla karşılaşacak. Taban gübre kullanılamadığı için verim ve kalite düşecek." ifadelerini kullandı.
 
 
 
17.1.2019
Devamı

Hububat Destekleri Yarın Ödeniyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günlerde Ak Parti grubunda yaptığı konuşmada  çiftçiye hangi destek ödemelerinin yapılacağını açıklamıştı. Buna göre, dane mısır, ÇATAK, hububat ve yem bitkileri destekleri yarından itibaren ödenmeye başlanacak.

Buna göre;

TCKN son hanesi 6, 8 olanlar 18 Ocak saat 18.00'den sonra...

TCKN son hanesi 2, 4 olanlar 25 Ocak saat 18.00'den sonra...

TCKN son hanesi 0 olanlar 1 Şubat saat 18.00'den sonra…

17.1.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Dünya Gıda ve Tarım Forumu İçin Berlin'de

Bu yıl 11'inci kez düzenlenecek olan Dünya Gıda ve Tarım Forumu, "Tarım Dijitalleşiyor - Geleceğin Tarımına Akıllı Çözümler" temasıyla bugün  Berlin'de başladı.
Foruma, 70 ülkeden tarım bakanları, iş insanları, bilim ve sivil toplum kuruluşlardan temsilciler katılacak. 3 gün boyunca teknolojik gelişmeler ışığında tarım, gıda ve hayvancılık politikaları ele alınacak ve sorunlara çözüm önerileri dile getirilecek. Forumda Türkiye'yi Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli temsil edecek. Bakan Pakdemirli, Tarım Bakanları Konferansı kapsamında gerçekleştirilecek dört oturumdan biri olan "Tarım ve kırsal bölgelerde yapısal değişiklikler" konulu oturuma başkanlık edecek.

Almanya Gıda ve Tarım Bakanı Julia Klöckner ile bir araya gelmesi planlanan Pakdemirli'nin foruma katılacak ülke ve uluslararası kuruluş temsilcileriyle de ikili görüşmelerde bulunması planlanıyor. Almanya Başbakanı Angela Merkel de foruma ilk defa katılarak 70 ülkeden gelecek tarım bakanlarına "Dijital teknolojilerin tarımın geleceği için önemi" temalı bir konuşma yapacak.
Bu yıl söz konusu forumda düzenlenecek oturumlarda, "Dijital teknolojilerin potansiyeli tarım sektöründe nasıl daha iyi kullanılabilir?", "Çiftçilerin dijital teknolojilere erişimi nasıl daha da geliştirilebilir ve güvence altına alınabilir?, "Dijital bağlılığı artırmak için veri güvenliği ve veri egemenliği nasıl sağlanabilir?, "Dijital dönüşümün bir sonucu olarak tarımda görmek istediğimiz derin yapısal değişiklikler nelerdir ve bu yapısal değişikler politik olarak nasıl desteklenir?" sorularının cevapları aranacak.
 
 
17.1.2019
Devamı

IPARD PROJELERİ ÜCRETSİZ HAZIRLANACAK

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’muz aracılığıyla verilen IPARD hibelerinin daha etkin kullanımı için, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile İşbirliği Protokolü imzalandı. Bu protokolle IPARD kapsamındaki projeler yatırımcılara artık “ücretsiz” hazırlanacak.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve Türkiye odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu arasında imzalanan iş birliği protokolü IPARD projelerinin daha etkin ve ücretsiz yapılması planlanıyor. Bakan Pakdemirli twitter hesabından şu açıklamayı kaydetti.
 “Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’muz aracılığıyla verilen IPARD hibelerinin daha etkin kullanımı için, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile İşbirliği Protokolü imzaladık. Bu protokolle IPARD kapsamındaki projeler yatırımcılarımıza artık “ücretsiz” hazırlanacak. Denildi.
 
 
16.1.2019
Devamı

Erzincan'a 500 Başlık Damızlık Düve Merkezi Temelleri Atılıyor

Erzincan'da Erzincan Damızlık Hayvancılık Gelişme ve Organizasyon A.Ş. öncülüğünde 500 Başlık Düve Üretim Merkezi, Erzincan Ticaret Borsası , Erzincan Ticaret Odası , Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ve Erzincan Ziraat Odası tarafından kurulacak.
500 başlık düve üretim merkezinin yeri belirlendiği ve inşaatına başlanmakla beraber gerekli incelemeler ve kontroller Erzincan Tarım ve Orman İl Müdürü Murat Şahin, Zooteknist Ahmet Demirkol , İnşaat Mühendisi Ercan Yılmaz, Birlik Başkanı Y.Faruk Günay tarafından yapıldı.
Hayvancılık sektörünün sürekliliği ve gelişmesi için gerekli olan en önemli temel faktörlerden biri de dişi hayvan varlığının devamlılığı olduğu belirtilerek bununla beraber amacımız düve üretimini artırarak ithalat açığını kapatmak ve kendi hayvanlarımızı üretip çiftçilerimize 0 faizle satarak yetiştiricilerimize destek olmak ve hayvan varlığımızı kendimiz üreterek artırmak amaçlanıyor.
Proje ile ilde bulunan yetiştiricilerin düve üretimini destekleyerek hayvancılığı geliştirmeyi , hayvan üretimini artırmak hedefleniyor.
 
 
16.1.2019
Devamı

Hangi İllerde Kenevir Yetiştirilecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın  kenevir ekimi yapacağız açıklamasının ardından gözler kenevir yetiştiriciliği yapılacak illere çevrildi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın 29 Eylül 2016 tarihli Kenevir Yetiştiriciliği ve Kontrolü Hakkında Yönetmelik'i ile Türkiye'de 19 ilde kenevir yetiştirilmesine izin veriliyor.
Türkiye'de 2016 yılında yayımlanan yönetmelikle kenevir ekimi için şu illere izin çıktı:
Amasya, Antalya, Bartın, Burdur, Çorum, İzmir, Karabük, Kastamonu, Kayseri, Kütahya, Malatya, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Tokat, Uşak, Yozgat ve Zonguldak.
 
 
16.1.2019
Devamı

Çukurova ve Amik Ovası Sular Altında Kaldı

Adana'daki Seyhan Barajı'nın aşırı yağışlar nedeni ile kapaklarının açılması ile yaklaşık 30 bin dönüm ekili alan sular altında kalırken, mahsur kalan bir kamyonda iş makinesi yardımıyla bulunduğu yerden kurtarıldı. Aynı zamanda Hatay'da da gece saatlerinden itibaren etkili olan sağanak yağış yolları adeta nehre çevirdi.
Çukurova Bölgesi'ne düşen aşırı yağışlar nedeni ile Seyhan Barajı kapakları kontrollü olarak açıldı. Bunun üzerine barajdaki sular dereye ve nehir yatakları aracılığı ile Akdeniz'e doğru akarken yaşanan su baskını nedeniyle Tarsus-Tuzla- Karataş Karayolu ulaşıma kapandı. Adana'ya bağlı Dervişler, Mürseloğlu, Karayusuflu, Salmanbeyli, Mersin'in Tarsus ilçesine bağlı Çöplü, Kefeli, Yaramış, Ağzıdelik ve Baltalı mahallelerinde yaklaşık 30 bin dönüm ekili alan sular altında kaldı.
9 mahalledeki tahıl ve sebze ekili alanlar tamamen sular altında kalırken, bir kamyon şoförü su altında kalan yoldan geçmeye çalıştı. Bir kamyon da suyun içinde mahsur kaldı. Bunun üzerine bölgeye getirilen iş makinesi ile kamyon olduğu yerden uzun uğraşlarla çıkarıldı.
Karayolları ekipleri ise su altında kalan yollara araç girişini engellemek için kavşaklara moloz döktü. Bölgede özellikle tarım alanları hala su altında bulunuyor.
Hatay'da da gece saatlerinden itibaren etkili olan sağanak yağış yolları adeta nehre çevirdi.
Sağanak yağış Antakya, Defne ve Samandağ ilçeleri başta olmak üzere il genelinde hayatı olumsuz etkiledi. Yağışlar nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluştu. Bazı caddelerde yağışların da etkisiyle maddi hasarlı kazalar meydana geldi.
Önceki günlerde baraj kapaklarının açılması sebebiyle tek yönü suyla dolan Hatay Havaalanı yolunun diğer yönü de şiddetli yağışın etkisi altında kaldı. Ekipler havaalanının gidiş ve dönüş yönleri kapanmaması için seferber oldu. 
Dozerler ve karayolları ekipleri alanda çalışmalarını sürdürüyor.
 
16.1.2019
Devamı

Tarla ve Seralar Su altında Kalınca yeşillikler Yok Satıyor

Türkiye’nin örtü altı üretim üssü Antalya’da domates, patlıcan, kabak ve salatalık fiyatlarının yanında yeşillik olarak tabir edilen, roka, dere otu, maydanoz, yeşil soğanın fiyatları da ciddi şekilde yükseldi. Özellikle hale erken saatlerde, az miktarda gelen yeşil soğan yok satıyor. Kilosu 15 liraya kadar alıcı bulan yeşil soğanı üretici yetiştiremiyor. Yeşil soğanın üretiminin zahmetli olması nedeniyle seraların sadece kenarlarına az ekildiğine dikkat çekildi. Adana, Hatay, Tarsus ve Mersin’de bazı yeşillik ekili tarım alanlarının selden zarar görmesi nedeniyle Antalya’da az miktarda yetiştirilen yeşillikler değer kazandı.

Muratpaşa ilçesi Güzelbağ ve Yenigöl Mahallesi’nde yeşillik ekili olan seralarda üreticiler, ürün yetiştirmek için yoğun çaba sarf ediyor. İşçiler tarafından kesilen marul ve roka, kasalar içine serilen poşete itinayla konuluyor. İşleme tesisinde yıkanılan ürünler kasaladıktan sonra halin yolunu tutuyor. Öte yandan, bazı çiftçilerin fırtınadan zarar gören seralarının naylonlarını değiştirdikleri görüldü.
Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği Başkanı Nevzat Akcan, diğer sebzelerde olduğu gibi piyasada yeşillik olarak değerlendirilen, marul, maydanoz, roka, dere otu ve ıspanağın fiyatı mevsimsel olarak yükseldiğini kaydetti. Aşırı yağışlardan dolayı açık alanda ürün kalmadığını belirten Akcan, “Yeşil soğan açık alanda yetişen bir ürünümüzdü. Ama açık alandaki ürünler su altında kaldı. Seralarda yetiştirilen yeşillikler çok az olduğu için, talep fazla olunca fiyatlar yükseliyor. Yeşil soğanın kilo fiyatı 15 liraya geliyor. Bu 6 kasa üründe geç geldiği için. Gece pazara çıkar” dedi.

İki hafta önce marulun fiyatının çok düşük olduğundan yakınan Nevzat Akcan, “Çiftçi marulu satamadı. 20 gün önce seranın içine kesim yaptı. Tarsus, Mersin su altında kalınca ürünler gitti. Sadece seralarda ürün var. Yağmur ve soğuk havadan dolayı fiyatlarda bir kıpırdanma var. Sadece yeşillik değil hale tüm ürünlerin gelişi az. Halde 5 liranın altında ürün yok. Yeşillik 2 ay da pahalı olur. Marttan sonra fiyatı düşmeye başlar” diye konuştu.
 
 
15.1.2019
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı Atıl Tarım Arazileri İçin Kolları Sıvadı

Tarım ve Orman Bakanlığı atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile arazi bankacılığı konusunda kolları sıvadı.  14 Ocak ile 17 Ocak tarihleri arasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ankara Üniversitesi iş birliği çerçevesinde atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile arazi bankacılığı kurumsal alt yapı çalıştayı Ankara’da gerçekleşti. Çalıştay’da bir konuşma yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli
“Tarımsal üretimde kullanılmayan, çeşitli nedenlerle ekilemeyen ve boş bırakılan atıl tarım arazilerinin, etkin ve verimli kullanımı amacıyla kolları sıvadık. Bu alanları yeniden tarıma kazandırarak yıllık ortalama 13 Milyar TL gelir artışını hedefliyoruz.” Dedi.
 
14.1.2019
Devamı

İzmir Türk Tarımını Dünya Tarımı ile 14. Kez Buluşturacak

Geçen yıl 60 ülkeden 875 katılımcı firmayı 332 bin ziyaretçiyle buluşturan Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın dört büyük tarım fuarı arasındaki Agroexpo İzmir Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 7-10 Şubat tarihleri arasında Fuar İzmir’de Türk tarımını dünya tarımıyla 14. kez buluşturacak.
Tarım ve hayvancılık sektöründe önemli bir yere sahip olan ve Orion Fuarcılık ev sahipliğinde 2005 yılından bu yana düzenlenen Agroexpo, yurt dışından önemli üreticiler, tarım ve hayvancılık firmaları, yerli ve yabancı traktör üreticileri başta olmak üzere tüm sektör temsilcilerini İzmir’de ağırlayacak.

Orion Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Burak Tan, fuara ilişkin şu bilgileri verdi:
“Bahçe ve tarla tipinde yepyeni tarım teknolojileri, sektöre tahsis edilen B ve C hollerinde ziyaretçilerin beğenisine sunulacak. Merakla beklenen 2019 üretim traktör modelleri de etkinlik alanında canlı olarak uzmanları tarafından fuar ziyaretçilerine tanıtılacak. En yeni teknolojilerle donatılmış modellerin sunulacağı bu etkinlik ile birlikte dünya traktör devlerinin her biri, binlerce metrekarelik stantlarında da kendilerine ait modelleri en uzman personelleri ile çiftçimize tanıtacak” dedi.
Avrupa standartlarında düzenlenen ve bin kişilik oturma kapasitesine sahip aktivite alanında düzenlenecek olan inovasyon sunumları, yeni model traktör lansmanları tüm sektör ilgililerinden tam not almaya devam edecek.
2019 Model Traktör Lansmanı dışında Ağır Abiler Yarışıyor Boğa Yarışması, Genç Çiftçiler Yarışıyor Bilgi Yarışması, Koyun Keçi Güzellik Yarışması, Yoğurt Yeme Yarışması, Canlı Hayvan Irk Tanıtımları gibi çeşitli şovlar, eğlenceli yarışmalar ve seminerler fuara renk katacak.
Sektörün lider fuarı, katılımcı sayısını da 900 firma olarak hedefliyor. Yerli ve yabancı firmaların 70 ülkeden 350 bin ziyaretçi ile buluşması öngörülmekle beraber, düzenlenen ziyaretçi organizasyonları ile Türkiye’nin bütün bölgelerinden ve yurt dışından üreticilerin ve sektör temsilcilerinin fuarı ziyaret etmesi bekleniyor.
Girişin ücretsiz olacağı Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 7-9 Şubat tarihlerinde 10.00-18.00, 10 Şubat Pazar günü ise 10.00-17.00 saatleri arasında tüm sektör mensuplarının ziyaretine açık olacak.
 
 
 
14.1.2019
Devamı

Yerli Ağız Sütü Tozu Üretildi

Buzağı kayıplarının önlenmesi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesindeki öğretim üyeleri tarafından hazırlanan, Samsun Büyükşehir Belediyesi, Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı(OKA) tarafından hayata geçirilen "Buzağı Can Sütü Projesi"nde ilk üretim yapıldı.
OMÜ Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Duygu Dalgın ve Doç. Dr. Yücel Meral, hayvancılığın en büyük problemlerinden olan buzağı ölümlerini önlemek için 2 yıl üzerinde çalıştıkları "Buzağı-Can Sütü Projesi"nde ilk yerli ağız sütü tozu üretildi.
OKA’nın desteklediği ve Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan tesiste üretilen ağız sütü ikame tozu için yakında seri üretime geçilecek. Birinci etabı tamamlanan proje ilk olarak TR83 Bölgesi olan Samsun, Çorum, Amasya, Tokat’taki üreticilere sunulacak ağız sütü tozu, Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından iki yıl ücretsiz olarak dağıtılacak.
Büyük bir bölümü doğumdan hemen sonra gerçekleşen buzağı ölümlerini yerli ağız sütü tozu ile önlemeyi amaçlayan proje ile milyarlarca lira ekonomik kaybın önüne geçilmesi hedefleniyor. Deneme amaçlı üretilen ilk ürünün dünya standartlarının üzerinde bir kaliteye sahip olduğu belirlendi. Buzağılarda denemelere başlanan yerli ağız sütü tozunun, yenidoğan buzağıların bağışıklığını güçlendirdiği tespit edildi.
 
 
14.1.2019
Devamı

İsrafçımıyız?

Haftada ortalama 2 ekmek israf ediliyor. Ortalama 3 buçuk yılda cep telefonu, 8 yılda bir otomobil değiştiriliyor. Veriler 26 ilde yapılan anket çalışmalarına dayanan israf raporundan. Rapora göre tüketilmeden çöpe atılan gıda ürünleri oranı geçen yıla göre arttı. Özellikle ekmekte israf dikkat çekti.
Araştırmanın gıda tüketimi sonuçlarına göre, bireylerin çoğu haftada bir gıda alışverişi yapıyor, en çok marketten 2. sırada pazardan alışveriş tercih ediliyor. Araştırmaya katılanların büyük çoğunluğunun evinde yemek pişiyor. Ama araştırmaya göre gıdaların tüketilmeden çöpe atıldığını belirtenlerin oranı %22,8.
Bireysel ekmek tüketim miktarı ise ortalama yaklaşık 0,78 adet olarak tespit edildi. Satın aldığı ekmeği tüketemeden çöpe attığını belirtenlerin oranı ise %11,7. Yani araştırma sonucuna verilerinden çıkan sonuca göre haftada ortalama iki adet ekmek çöpe atılıyor.
Araştırmaya katılanlar akıllı cep telefonlarını ortalama 3,7 yılda bir değiştiriyor. Cep telefonu değiştirme nedenleri arasında öncelik bozulma ve piyasaya çıkan yeni modele sahip olma isteği olarak belirleniyor.
Araştırmaya göre otomobil sahibi olanların sayısı da geçen yıla göre arttı. Yüzde 27.olan oran yüzde 31'e yükseldi. Otomobil değiştirme sıklığı da sekiz yıl ve üzeri olarak göze çarpıyor.
Son 1 yıl içerisinde aylık gelirinin bir bölümünü biriktirerek finansal tasarruf yapanların oranı 2017'de %13,6 iken, 2018 yılında %38,1 olarak belirlendi. 
Büyük çoğunluğu banka mevduatını tercih ederken, çoğunluğun tasarruf aracı altın oldu.
Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, raporla israfın boyutlarının tespit edilerek ilgili kurumlara dağıtıldığını ve kamuoyunda farkındalık oluşturulmaya çalışıldığını ifade etti. Bakan, Gıda ve ekmek tasarrufu konusunda bireylerin alışveriş listesi yapması ve ihtiyacı kadar tüketimde bulunması tavsiyesinde bulundu.
 
 
 
14.1.2019
Devamı

Bakan Değişikliği Bizlere Yaramıyor

Mersin İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği'nin 3'üncü olağan genel kurulu yapıldı. Genel Kurulda mevcut Başkan Mehmet Akdoğan, Birlik olarak hazırladıkları projeyi bakanlığa sunduğunu ancak projenin sonuç aşamasında bakanın değiştiğini vurguladı. Başkan Akdoğan şu sözlere yer verdi.
“Daha öne Mehdi Eker Bakanımızı ağırladık. Sonrasında gelen iki bakanımızı da mersinde ağırladık. Biz projelerimizi ortaya koyduk. Bir sonuç alınacaktı yine bakan değişikliği yaşandı. Bakan değişiklikleri pek işimize gelmiyor.  Umarım gelen bakan devam eder dedi.
 
Mersin İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Akdoğan, Genel Kurulun açılışında yaptığı konuşmada, Tarım Bakanlarının sürekli değişmesinden yakındı. Birlik olarak hazırladıkları projeleri Bakanlığa sunduklarını ancak sonuçlanma aşamasında Bakanın değiştiğini belirten Başkan Akdoğan, “Daha önce Mehdi Eker Bakanımızı burada ağırlamıştık. Sonrasında gelen iki bakanı da Mersin'de ağırladık. Biz projelerimizi ortaya koyduk, bir sonuç alınacaktı ama bakan değişikliği yaşandı. Yaptığımız bütün işler boşa gitti. Bakan değişiklikleri pek işimize gelmiyor. Umarım gelen Bakan devam eder çünkü hayvancılık ihmale gelmez“ dedi.
Konuşmaların ardından genel kurulda mevcut başkan Mehmet Akdoğan tek aday olarak girdiği seçimleri kazandı.
 
 
14.1.2019
Devamı

Bakan Müjde Verdi Tarım İlaçlarında İndirim

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, sanayicilerin önümüzdeki dönemde tarım ilaçlarında yüzde 15 indirime gideceğini duyurdu.  Pakdemirli, buzağı destekleme ödemelerinin 11-18 Ocak'ta yapılacağını,  438 bin 284 yetiştiriciye 522 milyon lira ödeneceğini kaydetti.
KÜPE BEDELİ BAKANLIKTAN
Pakdemirli "Küçükbaş ve büyükbaş hayvan küpe bedelini de artık, bakanlık olarak biz karşılayacağız. Buzağı desteklemesinde birinci grupta 263 bin 519 yetiştiricimizin 320 milyon TL'yi yarın saat 18.00 itibariyle ödüyoruz" dedi.
'KENEVİR ÜRETİM ALANLARINI BÜYÜTECEĞİZ'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dün açıkladığı kenevir üretim alanlarının artırılması konusuna da değinen Pakdemirli "Kenevir üretim alanlarını büyüteceğiz" diye konuştu.
 
 
10.1.2019
Devamı

Genetik'te Banka Atılımı

Türkiye ‘gen’ zenginliğini korumak ve geleceğe taşımak için koruma tedbirlerini teknolojik olarak çeşitlendiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı bu çerçevede Tohum, arazi, meyve - asma ve hayvan gen bankalarını devreye aldı. Tohum gen bankalarında 3 bin 144 tür ve 121 bin 220 tohum tescil ettirildi. 4 bine yakın endemik bitki türü koruma altına alındı.
121 BİN TOHUMUN ATASI EMİN ELLERDE
Türkiye'nin biri İzmir'de biri de Ankara'da olmak üzere iki tohum gen bankası bulunuyor. Ankara'daki tohum gen bankası dünyanın üçüncü büyük tohum gen bankası konumunda. Tohum gen bankalarında 3 bin 144 tür ve 121 bin 220 tohum tescil ettirildi. Bakanlık, böylece biyolojik çeşitliliğe sahip çıkıyor ve gelecek nesillerin gıda güvenliğini garanti altına alıyor. Türkiye'nin arazi gen bankası da bulunuyor. Arazi gen bankası bünyesinde 17 meyve ve asma gen bankasında 107 türün 9 bin 597 DNA'sı saklanıyor. 6 geofit gen bankasında bin 200 türde 300 bin bitki çeşidi bulunuyor.
5 TÜRDEN HAYVANIN DNA'SI SAKLANIYOR
Türkiye ulusal biyo çeşitliliğin ve gen kaynaklarının korunması hedefleri doğrultusunda 5 türde 88 bin 484 örnek hayvan geni saklanıyor. Hayvanlardan toplanan DNA örnekleri, hayvanların yok olma tehlikesine karşı klonlanıyor. Bakanlığın bünyesinde 7 enstitüde 12 ırk, 3 hatta 2 bin 331 baş, 50 kovan, 3 ipek böceği hattının genetik kaynağı koruma altına saklanıyor. 25 enstitüde 24 ırkta 13 bin 900 baş, 10 bin koloni halk elinde (sığır, manda, koyun, keçi, arı) korunuyor. Boğa test merkezi ve gen bankasında 5 tür ve 30 ırka ait genetik materyal korunuyor.
TARIMSAL ARGE’YE 1,6 MİLYAR TL

Türkiye’de 12 binden fazla bitki türü mevcut ve bunların da 4 bine yakını endemik bitki türü olarak tescil ettirildi. 62 yerli ırk, tip, hat ve hibrit evcil hayvan tescil komitesi tarafından 4 tür su ürünleri genetik kaynakları tescil ulusal komitesi tarafından tescil edildi. Bakanlık, AR-GE harcamaları içerisinde tarımsal AR-GE’nin payını yüzde 7’ye çıkardı. Tarımsal AR-GE harcamaları yüzde yüz artarak 1,6 milyar TL’ye yükseldi. Tarımsal AR-GE harcamalarında özel sektörünün payını 2023’te yüzde 30’a sonrasında da yüzde 50 çıkması hedefleniyor.
KAYNAK: YENİ ŞAFAK
 
 
10.1.2019
Devamı

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, geçtiğimiz gün Ak Parti grubunda buzağı desteklemelerini ödüyoruz. Açıklamasının ardından 2017 yılı 3. Dönem buzağı desteklemeleri Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından T.C. kimlik numarası son hanesi 4,6,8 ile başlayanlar 11 Ocak 2019 günü mesai bitiminden sonra üreticilerin hesaplarına yatırılacak. T.C. Kimlik numarası son  iki hanesi 0 ve 2 ile başlayanlara ise 18 Ocak 2019 günü mesai bitiminden sonra üreticilerin hesaplarına geçmiş olacak.
Böylece 2017 yılı 3. Dönem buzağı desteklemesi ödemesi olan 525 milyon TL üretici hesaplarına gönderilmiş olacak.
Öte yandan edinilin bilgiye göre çiğ süt desteklemeleri olan 340 Milyon TL için ödemeler ise Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çalışmaların son aşamaya geldiği yönünde. Önümüzdeki birkaç gün içerisinde ise çiğ süt desteklerinin de üretici hesaplarına ödenmiş olacak.
 
 
 
 
10.1.2019
Devamı

Başkan Erdoğan : Kenevir Üretimine Başlıyoruz

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Yerel Yönetimler Sempozyumu"nda önemli açıklamalar yaptı. Plastik poşete karşı başlatılan kampanyaya da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, poşet yerine kenevirden imal edilen filelerin kullanılmasını önerdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan "Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor" dedi.


Son zamanlar bu plastik poşetler vb. birçok ürünlerle ilgili olarak bir savaş başlattık. Bunun 500 yıl, 750-1000 yıl bunu toprak eritemiyor. Savaşımızı kararlı bir şekilde başlattık. Anacağım evde file dokurdu. File ile alışveriş yapar gelirdik. Bunun toprakla bir dostluğu var. O zamanlar bunlar kenevirden yapılırdı. Ülkemizde keneviri yok ettik. Kenevirden atlet, fanila dokunurdu. Çünkü teri emmesi çok farklı. Bize dost görünen düşmanlar ülkemden kenevir üretimini aldı. Biz keneviri ithal ediyoruz. Kenevire dayalı yapılması gereken şeyler varsa ithal ürünlerle yapılıyor. Gıda Tarım Bakanlığı bu konuda çalışmalara başlıyor. Birilerinin bu işi başlatması lazımdı. Şu anda biz de bunun çalışmasını yapıyoruz. 
 
 
10.1.2019
Devamı

Çiftçi Bağkur Primleri Gözden Geçirilsin

CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, çiftçi, esnaf ve sanatkarların Bağ-Kur prim ödemelerinde yapılan artışa tepki göstererek acilen sorunun çözülmesi için harekete geçilmesini istedi.
TALEPLER YERİNE GETİRİLMELİ
Ülkede derin bir ekonomik kriz yaşandığını anımsatan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, "Bu süreçte Bağ-Kur primlerinde yapılan bu artışlar; çiftçilerimiz, esnaf ve sanatkarlarımızı kara kara düşündürüyor. Emek ve alın terinin karşılığını zaten alamayan çiftçilerimiz, esnaf ve sanatkarlarımız, Bağ-Kur primlerini bu süreçte ödemeyeceğini belirtiyor. Ülke ekonomisinin can damarını oluşturan çiftçilerimiz, esnaf ve sanatkarlarımızın faaliyetlerini sürdürebilmesi, geçimlerini sağlayabilmesi ve ayakta durabilmesi için acilen taleplerine yanıt verilmesi gerekiyor" diye konuştu.

ÇİFTÇİ, ESNAF VE SANATKARLARI DESTEKLEYECEK MİSİNİZ?
Konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından yanıtlanması istemiyle Meclis'e soru önergesi sunan CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut, şu sorulara yanıt aradı:
  1. Ekonomik kriz, artan üretim maliyetleri ve yükselen faizlerle boğuşan çiftçilerin Tarım Bağ-Kur prim ödemelerinde yaşadığı zorluklara çözüm üretecek misiniz?
  2. Siftahsız dükkan kapatan esnaf ve sanatkarlarımız, mevcut Bağ-Kur primlerini bile ödeyemezken fahiş artış yapılan prim tutarlarını gözden geçirecek misiniz?
  3. Ekonominin çarkını döndüren sanatkarlar ve esnaflarımızın 'Bağ-Kur prim ödemeleri 12 aylığına durdurulsun' çağrısına olumlu yanıt verecek misiniz?
  4. Esnaf ve sanatkarlarımızın 'Bağ-Kur primleri 500 lira olarak sabitlensin' isteğini yerine getirecek misiniz?
  5. Büyük şirketlere sunulan teşvik ve prim desteklerini esnaf ve sanatkarlara da verecek misiniz? 
 
 
9.1.2019
Devamı

Poşet Uygulamasına Farklı Tepkiler Gelmeye Devam Ediyor

Kamuoyunda günlerdir tartışılan ücretli poşet uygulaması 1 Ocak 2019'dan itibaren plastik poşetlerin satış noktalarında kullanıcılara ücreti karşılığı verilmesi ile hayatımıza girdi. Uygulama ile poşetlerin 25 kuruş ücretlendirilmesine farklı tepkiler gelmeye devam ediyor. Kimi vatandaş poşete ücret vermemek adına aldıklarını montuna doldururken kimi vatandaş evinden poşet getirmeye başladı.
 
Konu ile ilgili açıklama yapan Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, kamuoyuna düşen Çevre Komisyonu Başkanı AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta'nın poşet fabrikası sahibi olduğu iddialarını, Çevre ve Şehircilik Bakanına sordu.
 
Vatandaştan 5 Milyar TL Kaynak Sağlanacak
 
Uygulamadaki amaç, çevreyi korumak adına, plastik poşetlerin ücretlenmesi ve bu sayede çevre kirliliğini önlenmesi iken basında yer alan haberlere göre yılda 5 milyar TL'nin üzerinde bir kaynağın da sağlanması öngörülüyor. Ayrıca  TBMM Çevre Komisyonu Başkanı olan AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta'nın poşet fabrikası sahibi olduğu iddiaları basında yer alması kamuoyu vicdanını yaralıyor.
 
Amaç Gerçekten Plastik Tüketimini Azaltmak mı?
 
Konu ile ilgili Çevre ve Şehircilik Bakanı’na yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren CHP’li Gaytancıoğlu, şu sorulara yanıt aradı;

 
1. Basında çıkan haberler doğru mudur? Yani
Çevre Komisyonu Başkanı, AKP Trabzon Milletvekili Muhammet Balta'nın poşet fabrikası var mıdır?
 
2. Ülkemizde aşırı plastik kullanılmaktadır. Bu yüzden plastik poşete yaptırım uyguluyoruz denilerek çıkarılmış olan bu yönetmelik gerçekte plastik tüketimini azaltmak amacıyla mı çıkartılmıştır?
 
3. Türkiye, çöp ithal eden ülkeler arasında kaçıncı sırada yer almaktadır?
 
4. Türkiye'nin en çok plastik çöp ithal eden ikinci ülke olduğu iddiası doğru mudur?
 
5. Türkiye, plastik atıkları geri dönüştürme konusunda en başarısız ilk 20 ülkeden biri iken, bunun iyileştirilmesi yönünde ne gibi çalışmalar yapılmaktadır?
 
 
 
9.1.2019
Devamı

Başkan Erdoğan: Çiftçiye Ocak Ayında 2 Milyar 35 Milyon 300 Bin lira Ödenecek

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Düzenli sosyal yardım alan ihtiyaç sahibi vatandaşlarımızın aylık 150 kilovat/saate kadar elektrik tüketimlerini devlet olarak biz üstleniyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 2,5 milyonun üzerindeki hanede, her ay ortalama 80 liralık elektrik faturasını devlet karşılamış olacak." dedi.
Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, geçen yılın son grup toplantısında, asgari ücrete beklentilerin üzerinde zam ile birlikte istihdam teşvikleri, asgari ücret destekleri, elektrik ve doğal gazda indirim müjdeleri verdiğini anımsatarak "Her yeni gösterge, her yeni gelişme ağustos ayında ülkemizi hedef alan finansal saldırıların etkisinin yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladığını gösteriyor. Tabii ki gidecek daha çok yolumuz var. Bütçe disiplininden, tasarruflardan, yapısal reformlardan taviz vermeden bu yolu yürüyeceğiz." diye konuştu.
 
Ocak ayında tarımsal desteklemeler

"Tarıma en ufak destek verilmedi", "Çiftçi sefil", "Arsası ellerinden alındı", "Hayvancılıkta battı" şeklindeki eleştirilere değinen Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bay Kemal, bu ay bizi iyi takip et. Ben sana resmi rakamları açıklıyorum, iyi takip et. Ağustos ayında birçok adımları attık. Spekülatif kur saldırıları, şu, bu falan... Ama şimdi ocak ayında ödenecek tarımsal desteklemeleri söyleyeceğim. Fark ödemesi buğday, mısır ve çeltikte 550 milyon lira, buzağı desteği ödemeleri 525 milyon lira, çiğ süt desteği ödemeleri 340 milyon lira, yem bitkileri desteği 268 milyon 600 bin lira, sertifikalı tohum kullanım desteği 100 milyon lira, çevre amaçlı tarım alanı koruma desteği 84 milyon 500 bin lira, diğer desteklemeler 167 milyon 200 bin lira. Toplamda 2 milyar 35 milyon 300 bin lira. Hayırlı olsun. Başbakanlığım dönemimden bugüne kadar tarıma verilen destekleri söylemiyorum. Bay Kemal, 'Hiçbir şey verilmiyor.' diyor. Ama hiçbir zaman, ağzı var hakkı konuşmaz, gözü var doğruyu görmez, kulağı var yine duymaz çünkü kalp mühürlü."
 
8.1.2019
Devamı

3 Milyon Solucan la Gübre Üretiyor

Amasya'da köyde yaşayan genç kadın, aldığı 5 kiloluk organik solucan gübresinin toprak için verimli olduğunu görünce, solucan üretimine geçti, 200 binden 3 milyon solucana ulaştı.
Amasya'nın Büyük Kızılca köyünde yaşayan Hicran İkzek adlı bir genç kadın, yaptığı araştırmalar sonrası 200 bin solucan alıp, ailesine ait ahırda özel ortamda yetiştirmeye başladı. 32 yaşındaki İkzek, "Topraklarımıza faydalı olacağını düşündük. 200 bin solucan ile başladım. Şu an 3 milyona yakın solucanım var.”dedi.
"8 TON GÜBRE ÇIKARACAK"
Asidi alınmış hayvan gübresi, çay posası, yumurta kabuğu ile meyve ve sebze atıklarıyla besledikleri solucanlar sayesinde yıllardır kimyasal gübre kullandıkları arazilerinin verime kavuşacağına inanan İkzek, "Yaklaşık 8 ton gübre çıkacak. 3 tonunu kendi arazilerimizde kullanacağız. Denemek için komşularımıza da vereceğiz. Onlarda aradaki farkı görsünler.” diye konuştu.
 
 
8.1.2019
Devamı

Bakanlıktan Hileli Kıyma İncelemesi

Tarım ve Orman Bakanlığı, bazı basın yayın organlarında yer alan "hileli kıyma" iddiaları üzerine haberlere konu edilen satış noktalarındaki ürünlerde inceleme başlattığını bildirildi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, gerek sosyal medyada gerekse bazı basın yayın organlarında yer alan "hileli kıyma" iddiaları üzerine Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ekiplerince harekete geçildiği belirtildi.
Haberlere konu edilen satış noktalarında bahsi geçen ürün grubu ile ilgili numune alma işleminin gerçekleştirildiğinin ifade edildiği açıklamada, şu bilgilere yer verildi:
"Rutin olarak yapılmakta olan gıda kontrol ve denetim çalışmalarına ek olarak toplanan numuneler, Bakanlığımız laboratuvarlarında analiz için işleme alınmıştır. İlk analiz sonucuna göre, 'kıymada boya kullanıldığı' bulgusuna rastlanılmamıştır. Ayrıca 9 ilde kıyma ve kuşbaşı üretimi yapan 10 et parçalama tesisinden ve Türkiye genelinde 33 ildeki satış noktalarından numune alınmış olup analiz için laboratuvarlara gönderilmiştir. Çıkacak olan detaylı laboratuvar analiz sonuçları da kamuoyuyla ayrıca paylaşılacaktır".
Açıklamada, laboratuvar analizlerinde, kıymada yağ oranı, cinsiyet tayini, boya, protein oranı gibi detayların incelendiği aktarılarak, halk sağlığı ve gıda güvenliğini ilgilendiren her türlü bilgi, belge ve iddianın Tarım ve Orman Bakanlığınca hassasiyetle ve titizlikle dikkate alındığının altı çizildi.
Bakanlık tarafından yürütülen rutin gıda kontrol ve denetim faaliyetlerinin etkinliğinin artırılması için vatandaşların da sürece dahil olmasının son derece önemli olduğunun ifade edildiği açıklamada, "Tüketicilerimizin alışveriş yaparken, satın aldıkları ürünlerin ambalaj bütünlüğünün bozulmamış olmasına, etiket üzerindeki son tüketim tarihine, işletme onay numarasına, ürünün etikette belirtilen muhafaza şartlarını taşıyıp taşımadıkları gibi kriterlere dikkat etmeleri gerekmektedir. Şüpheli bir durumda Alo 174 gıda hattına veya en yakın il/ilçe müdürlüklerimize bildirmeleri, ihbarda bulunmaları hassasiyetle rica olunur" değerlendirmesinde bulunuldu.
 
 
8.1.2019
Devamı

Mutfaktaki Düşman Trans Yağ

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yeni hedefi trans yağlar. Pasta, kurabiye, bisküvi, pizza, soslar, kızartmalar, şekerlemeler ve daha pek çok gıdada bulunan, farkında olarak veya olmayarak yüksek oranda tükettiğimiz endüstriyel olarak üretilen trans yağların her yıl 540 bin ölüme yol açtığı hesaplanıyor. WHO tam da bu nedenle 2023 yılına kadar endüstriyel trans yağların kullanımdan kaldırılmasını hedefliyor.
Hürriyet’ten  Mesude Erşan’ın yazına göre Endüstriyel trans yağlar, gıdalara katılan zararlı bileşikler olarak nitelendiriliyor. Oda sıcaklığında yağın katı olarak kalabilmesi için bitkisel yağlara hidrojen ilave ediliyor. Sıvı yağların hidrojen eklenerek katılaştırılmış hali olan trans yağların üretimi ucuz ve kullanımı kolay. Ayrıca uzun süre dayanıyor. Bu nedenle birçok restoran ve fast food zinciri kızartmalarda defalarca kullanılabildiği için trans yağı tercih ediyor. Ancak tam da bu nedenlerle insan sağlığı için ‘en kötü’ yağ türü olarak kabul ediliyor. Yüksek oranda tüketilmesi, herhangi bir nedene bağlı ölümleri yüzde 34, kalp damar hastalığına bağlı ölümleri yüzde 28, kalp damar hastalığını ise yüzde 21 oranında arttırıyor.
 

 
 
7.1.2019
Devamı

Tarım Arazileri Sular Altında Kaldı

Aşırı yağış sonucu Adana’da narenciye bahçeleri, Osmaniye’de ekili tarım arazileri sular altında kalırken, su seviyesi yükselen Ceyhan nehri taşkınlara yol açtı. Antalya Gazipaşa’da ise hortum seralara büyük zarar verdi.
Yurdun kuzey, iç ve doğu kesimlerinde kar yağışı yolları keserken, Akdeniz bölgesi ise aşırı yağışların yol açtığı su baskınları ile hortum ile uğraşıyor.
Adana’da aralıksız yağan yağmur nedeniyle bazı narenciye bahçeleri sular altında kaldı.
Günlerdir devam eden yağışlı hava nedeniyle merkez Yüreğir ilçesine bağlı Esenler Mahallesi’nde bulunan narenciye bahçesi sular altında kaldı. Mandalina, portakal gibi ürünler su üzerinde yüzerken, çiftçilikle geçimini sağlayan vatandaşlar mağdur oldu. Sular altında kalan narenciye bahçelerinde su seviyesinin ağaçların boyunun yarısına kadar ulaştığı görüldü.
Adana Valiliği de konuya ilişkin yazılı bir açıklama yaptı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Önceki yıllara oranla ilimizde 2018 yılı Aralık ve 2019 yılı Ocak ayında meydana gelen aşırı yağışlar bazı bölgelerde dere yataklarının yükselmesi sonucu taşkınlara neden olmuştur.
İlimizin uzun yıllar toplam yağış miktarı Aralık ayı ortalaması 119.1 kg/ m2 iken 2018 yılı Aralık ayı yağış miktarı 308.5 kg/m2 olarak gerçekleşmiştir. Yine uzun yıllar ocak ayı yağış miktarı 107.6 kg/ m2 iken, bugün itibari ile 2019 Ocak ayı sadece 6 günde 106.6 kg/m2 olarak gerçekleşmiştir.
Yumurtalık ilçesi Kuzupınarı, Yeşilköy, Kırmızıdam ve Kaldırım Mahalleleri; Ceyhan ilçesi Hürriyet, Mithatpaşa, Küçükkırım, Yılankale, Nazımbey, Yeniköy ve Ağaçpınar Mahalleleri; Karataş ilçesi Kızıltahta Mahallesi, Yüreğir ilçesi Eski Misis ve Vali Köprüsü etrafında Aşağı Yahşiler, Vayvaylı, Kütüklü ve Esenler Mahallelerinde aşırı yağıştan etkilenen bölgelerde çalışmalara devam edilmektedir.
Meteorolojiden alınan bilgilere göre yağışların bu akşam sona ereceği, yarın havanın açık olacağı ancak Pazartesi gece tekrar yağış beklendiği ve bunun aralıklarla devam edeceği değerlendirilmektedir. Bahçe, tarla ve sebze ekili alanlarda gerçekleşen su baskınlarını tespit çalışmaları yetkililerce yapılmakta olup taşkınlara karşı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile DSİ Bölge Müdürlüğü koordineli bir şekilde çalışmalarına aralıksız devam etmektedir.”
Öte yandan, taşkınlara karşı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile DSİ Bölge Müdürlüğünün çalışmaları koordineli bir şekilde aralıksız sürüyor.
 
 
7.1.2019
Devamı

Çilekte Erkek Fide Rekolteye Neden Oldu

Antalya Serik ilçesinde, çilekte bu yıl ilk defa ortaya çıkan ve meyve vermediği için 'erkek fide' olarak adlandırılan fideler, rekolteyi düşürürken, ürün fiyatını da 2'ye katladı. Geçen yıl kilogramı 6 TL olan çilek, bu yıl 11 TL'den alıcı buluyor.

Türkiye'nin turizmde olduğu kadar örtü altı üretimde de lider kenti olan Antalya'da, çilek üreticisi, bu yıl farklı mağduriyet yaşıyor. Çilek üreticilerinin yüzde 90'lık kısmını barındıran Serik ilçesine bağlı Kadriye Mahallesi'nde, bu sezon 'erkek' olarak nitelendirilen çilek fidesi, üretimi büyük oranda etkiledi. Çiçeklenmeyen, çiçeklense de meyve vermeyen 'erkek fide'ler hem rekolteyi düşürdü hem de çilek fiyatını 2'ye katladı. Geçen yıl bu aylarda kilogramı serada 5 ile 6 TL arasında alıcı bulan çileğin toptancı halindeki fiyatı 11 TL'ye kadar çıktı. Kadriye Mahallesi'nde 12 dönümlük alanda çilek üreten Şaban Aksoy, kendisi dahil bu yıl çilek fidesi alanların ciddi mağduriyet yaşadığını söyledi. Rekoltenin fiyata ciddi oranda etki ettiğini belirten Aksoy, "Serik Toptancı Hali'nde dahi çileğin fiyatı 12- 13 TL. Bu ürün fiyatı İstanbul'a gidince daha da artacaktır. Rekoltenin düşmesine en büyük etken ise fidelerin karışımından kaynaklı 'erkek fide' dediğimiz fide türünün ortaya çıkması. Bitkiye bakınca yeşil ama meyve vermiyor. Çiftçilerin yüzde 80'i bu durumdan mağdur" dedi.
Olumsuz hava şartlarının da etki ettiğini; ancak çiftçinin bu duruma karşı önlem alacak nitelikte olduğunu belirten Şaban Aksoy, ilaç fiyatlarının da çileğin fiyatına etki eden diğer etken olduğunu söyledi. Geçen senenin aynı döneminde fiyatların daha düşük olduğunu kaydeden Aksoy, "Geçen sene tam bu dönemlerde çileğin kilogram fiyatı 6 TL'ydi. Bugün bakılınca 11 TL'yi buldu. Tam olarak 2 katına çıktı" diye konuştu.
 
 
7.1.2019
Devamı

Enflasyon Düştü Gıda Fiyatları Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu, tüketici ve üretici fiyat endeksini açıkladı. Buna göre, aralıkta tüketici fiyat endeksi bir önceki aya göre yüzde 0.40 düştü. Yıllık enflasyon yüzde 20.30 oldu. Üretici fiyat endeksi ise aralık ayında yüzde 2.22 düşüş kaydederken, yıllık bazda yüzde 33.64 arttı.

Aralık ayında enflasyon gerilerken en yüksek artış gıda ve alkolsüz içkiler grubunda gerçekleşti. Gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1.08 artış oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, hem aylık hem de yıllık bazda gıda fiyatlarındaki artış enflasyonun üzerinde gerçekleşti. Yıllık gıda enflasyonu yüzde 25.11 oldu.
Gıda fiyatlarındaki artışın temel nedenlerinden birisi artan yüksek girdi fiyatları, iklim değişikliği ve buna bağlı olarak tarımsal üretimin azalması.

Dünya gazetesinden Ali Ekber Yıldırım'ın haberine göre, Türkiye İstatistik Kurumu'nun geçen hafta açıkladığı '2018 Bitkisel Üretim' verileri üretimin azaldığını gösterdi.
Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 bitkisel üretim verilerine göre 2018 yılında önceki yıla göre, tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 5.8, sebzelerde yüzde 2.6 azalırken, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise yüzde 0.8 oranında artış gerçekleşti.
Üretimdeki düşüşün yanı sıra özellikle yılın ikinci yarısında dövizdeki artışa bağlı olarak ihracatın cazip hale gelmesi gıda fiyatlarının artışında bir başka faktör olarak öne çıktı.

ZAM ŞİMPİYONLARININ İLK 6'SI TARIM ÜRÜNÜ

Aralık ayında fiyatı en çok artan ürünler sıralamasında ilk 6'da tarım ürünleri var. İlk sırada yer alan patlıcanda aylık fiyat artışı yüzde 36.82 olurken diğer ürünlerdeki artış sırasıyla şöyle; salatalık yüzde 32.97, kabak yüzde 29.38, sivri biber yüzde 26.67, yeşil soğan yüzde 20.88 ve kuru soğan yüzde 16.40 oranında arttı. Patateste fiyat artışı yüzde 9.36 oldu.
Aralık ayında fiyatı en çok düşen ürünler arasında portakal yüzde 17.64 düşüşle ilk sırada, yüzde 12.80 düşüşle domates ikinci sırada yer aldı. Limon fiyatı da yüzde 5.75 düştü.
Fiyatı artan tarım ürünlerine bakıldığında patlıcan, salatalık, biber, kabak hemen hepsi yaz sebzesi. Fiyatı en çok düşen portakalda ise Akdeniz sineği nedeniyle ihracatta yaşanan sorunların etkili olduğu söylenebilir. Domateste, tarla üretiminin sona ermesi ve sera üretiminin devreye girmediği geçiş döneminden sonra aralıkta sera domatesinin piyasaya arzı yoğun arz fiyat düşüşünde etkili oldu.
 
 
4.1.2019
Devamı

Yılın İlk Tarım Fuarı Nazilli'de Gerçekleşecek

Nazilli, 10-13 Ocak 2019 tarihleri arasında düzenlenecek olan 2. Exponaz Agro Nazilli Tarım ve Hayvancılık Fuarı'na ev sahipliği yapacak. 2019'un ilk Tarım Fuarı olma özelliğine de sahip olacak fuarda üreticiler, çiftçilerle buluşacak.
2. Exponaz Agro Nazilli Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 10-13 Ocak 2019 tarihleri arasında Eşref Özel Çok Amaçlı Kapalı Alanı'nda gerçekleştirilecek. Ege Bölgesi'nin tarım, hayvancılık ve gıda teknolojileri sektörüne damgasını vuracak olan Exponaz Agro Nazilli Tarım Fuarı, 2019'un ilk tarım fuarı da olacak.
Konuyla ilgili bir açıklama yapan organizasyon sorumlusu Kudret Çiçekçi, Nazilli'nin özellikle uzun yaşam konusunda bir dünya markası olduğunu hatırlatarak, "Uzun yaşam denilince dünya üzerindeki birkaç noktadan biri olarak akıllara ilk gelen yerlerin başında Nazilli yer almaktadır. Dünya üzerindeki birçok bilim adamı Nazilli'yi adeta bir laboratuvar gibi görüp, her yönüyle incelemeye almıştır. İşte bu noktada Nazilli'nin bu önemli özelliğini kazanmasındaki en büyük etkenlerden biri olan tarım ürünlerini tüm dünyaya tanıtmak ve bu alanda daha modern, daha teknolojik ve daha bilimsel bir yaklaşım geliştirmek; ayrıca sektör temsilcileri ile üreticileri bir araya getirerek üretim ve ekonomiye ve dolayısıyla Nazilli'ye katkı sağlamak için 10-13 Ocak tarihlerinde Eşref Özel Çok Amaçlı Kapalı Alanı'nda Exponaz Agro Nazilli Tarım Fuarı'nın 2'incisini gerçekleştireceğiz" dedi.
"Türkiye'nin en önemli tarım merkezi"
Çiçekçi, arazi varlığı, coğrafi konumu, iklim koşulları, su kaynakları ve toprak yapısının uygunluğu ile Nazilli'nin, tarım ürünleri ve bitkiler açısından Türkiye'nin en önemli tarım merkezlerinin başında geldiğini söyleyerek, "Nazilli'de pamuk, yonca, mısır, zeytin, incir, kestane ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz bir çeşitlilik ve zenginlik söz konusu. Geçtiğimiz yıl yaptığımız çalışmalar neticesinde başta Nazilli Kaymakamı İbrahim Küçük ve Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, Nazilli Ziraat Odası Başkanı Necdet İzgü, Nazilli Ticaret Odası Başkanı Nuri Arslan, Nazilli Tarım İlçe Müdürü Sunay Güler olmak üzere dernek, oda ve diğer sivil toplum örgütlerimizin çok değerli başkanları ile Nazillimize bu fuarı kazandırdık. Ben buradan bir kez daha Nazillimiz için büyük önem taşıyan, 10-13 Ocak tarihleri arasında Eşref Özel Çok Amaçlı Kapalı Alanı'nda gerçekleştireceğimiz Exponaz Agro Nazilli Tarım Fuarı'na tüm üreticilerimizi, çiftçilerimizi ve sektör temsilcilerini davet ediyorum" diye konuştu. -
 
 
4.1.2019
Devamı

MEB Çiftçi Kursları Düzenleyecek

Tarımsal ve ekolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak, kırsal alanda yaşam standardını yükseltmek, ülkemiz ve dünya pazarlarının ihtiyacı olan güvenilir gıdaya ve kaliteli tarım ürünlerine erişilebilirliği sağlamak, tarım sektöründe üretimde bulunanların eğitilmelerine yönelik olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yurt genelinde çiftçi kursları düzenlenecek.
Milli Eğitim Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında iş birliği protokolü, MEB Hayat boyu Öğrenme Genel Müdürü Mehmet Nezir Gül ve Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanı İsa Sertkaya tarafından imzalandı.
Söz konusu protokol ile tarımsal ve ekolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımını sağlamak, kırsal alanda yaşam standardını yükseltmek, ülkemiz ve dünya pazarlarının ihtiyacı olan güvenilir gıdaya ve kaliteli tarım ürünlerine erişilebilirliği sağlamak, tarım sektöründe üretimde bulunanların eğitilmelerine yönelik olarak yurt genelinde çiftçi kurslarının düzenlenmesi hedefleniyor.
Ayrıca çiftçi çocuklarına ve gençlere el sanatlarını öğreterek istihdam oluşmasına, kırsal ekonominin çeşitlendirilmesine ve iç göçün önlenmesine katkıda bulunmak üzere hizmet içi eğitim dışında el sanatları, meslekî ve teknik eğitim verilmesi ve başarılı olanların belgelendirilmesini sağlamak amaçlanıyor.
 
 
 
4.1.2019
Devamı

TARSİM 2018'de 1.1 Milyar TL Hasar Ödemesi Gerçekleştirdi

 Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) tarafından 2018 yılında tüm tarım sigortası branşlarında 1.7 milyonun üzerinde poliçe düzenlendi. Geçen yıl tarım sigortalarında rekor prim üretimi ile 2 milyar TL aşılırken, 1.1 milyar TL’nin üzerinde hasar ödemesi yapıldı.

Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM), tarım sigortaları alanında 2018 yılı sonuçlarını açıkladı.
TARSİM’den yapılan açıklamada, ülkemizde tarımın güvencesi Devlet Destekli Tarım Sigortaları Sistemi’nin, önceki yıllarda olduğu gibi, 2018 yılında da üreticisiyle, paydaşlarıyla, çalışanlarıyla ve devletin desteğiyle büyüdüğü, güçlendiği; sürdürülebilir ve dengeli yapısını muhafaza ettiği bildirildi.
 
 
3.1.2019
Devamı

AYNES'e Mahkeme'den Kayyum Kararı

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı, Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) üye olmak suçundan haklarında dava açılan sanıklardan Aynes Gıda AŞ'nin eski yöneticisi N.S'nin başvurusuyla geçen ay kayyumluk kararı kaldırılan şirketin Gürcistan'daki bağlantılı Aynes GEO Ltd. Şti'nin 284 bin lirayı örgüt üyesine aktarmak istenmesinin tespit edilmesi üzerine yeniden kayyum atanması talebinde bulundu.
FETÖ'ye finans sağladığı gerekçesiyle KHK ile TMSF'ye devredilerek kayyım atanan Aynes gıda, başvuru nedeniyle 10 Aralık 2018'de kayyumluk kararı kaldırıldı. Duruşma savcısı 15.12.2018'de karara itiraz etti ancak mahkeme CMK'nın 267/1 maddesini gerekçe göstererek reddetti.
Denizli Cumhuriyet Başsavcısı, söz konusu şirketin, Gürcistan'daki bağlantılı Aynes GEO Ltd.Şti'nin 284 bin lirayı örgüt üyesi olduğu belirtilen bir kişiye aktarmak istendiğini belirleyip kayyum atanmasını istemesinin ardından Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 19 Aralık 2018'de CMK'un 133. maddesine göre tekrar kayyum atanmasına ve kayyım olarak TMSF'nin tayinine karar verdi.

KAYYUM KARARI

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma çerçevesinde FETÖ'ye üye olmak suçundan haklarında dava açılan ve yargılamaları Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden 21 sanık arasında bulunan Aynes şirketinin eski yöneticisi N.S, Aynes ile Okyanus Yatırım İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret AŞ üzerindeki kayyum kararının kaldırılması için mahkemeye başvurmuş, mahkeme, 10 Aralık'ta Aynes Gıda AŞ üzerindeki kayyum kararının kaldırılması talebini kabul etmiş, diğer şirketle ilgili başvuruyu reddetmişti.
 
 
3.1.2019
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik'ten 2018 Değerlendirmesi

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, küçükbaş hayvancılık sektörünün 2018 yılını Anadolu Ajansına değerlendirdiği açıklamada; 2018 yılında küçükbaş hayvancılık sektöründe çok önemli gelişmeler yaşandığına dikkat çekerek mevcut potansiyel ile önümüzdeki birkaç yılda sektörün yıldızının daha da parlayacağını söyledi.

300 KOYUN PROJESİNDE MERKEZ BİRLİĞİNE ÖNEMLİ GÖREV!

2018 yılının en önemli gelişmelerinden birinin kamuoyunda 300 Koyun Projesi olarak bilinen “Üretici şartlarında sözleşmeli küçükbaş hayvancılık projesi” olduğuna vurgu yapan Genel başkan Çelik, ‘’ Ülkemiz küçükbaş hayvancılığı için çok önemli olan 300 koyun projesi Ziraat Bankası, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Tarım Sigortaları Havuzu arasında yapılan protokol ile hayata geçirilmiş bir projedir. Tedarik kısmını üstlenen TİGEM ile Merkez Birliğimiz arasında ise 19 Eylül 2018 tarihinde damızlık koyun ve koç tedariki sözleşmesi imzalanmıştır. Sözleşmenin imzalanması sonrasında bütün Türkiye’de proje kapsamında talep edilen hayvanların tedarik ve teslimi Merkez Birliğimiz tarafından yapılmaktadır. Bu proje çerçevesinde ilk etapta 50 bin koyun tedariki sağlanacak olup, TİGEM tarafından hazırlanan teknik şartname doğrultusunda Merkez Birliğimiz tarafından tedariki yapılan hayvanlar talep sahibi yetiştiricilere teslim edilmekte olup, halen çalışmalar ülkemiz genelinde yoğun bir şekilde devam etmektedir. Proje 30 Haziran 2019 tarihinde sona erecek olup bu tarihe kadar tedarik ve dağıtımlar planlandığı gibi tamamlanacaktır.
Üreticilerimizin çok kazançlı çıkacakları ve ülke hayvancılığımızı geliştirecek olan bu proje için Merkez Birliğimize duydukları güvenden dolayı Başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli olmak üzere TİGEM Genel Müdürü Sayın Ayşe Ayşin IŞIKGECE ve ekibine, Ziraat Bankası Genel Müdürü Sayın Hüseyin Aydın ve TARSİM Genel Müdürü Sayın Yusuf Cemil Satoğlu’na teşekkür ediyorum.’’ dedi.

KÜÇÜKBAŞ HAYVAN SAYISI SON YILLARDA SÜREKLİ ARTIŞ EĞİLİMİNDE…

Genel Başkan Çelik, Merkez Birliği ve İl Birliklerinin kurulduğu 2006 yılından itibaren küçükbaş hayvan sayısının sürekli artışlar kaydettiğini ifade ederek 2018 yılı Haziran ayı TÜİK verilerine göre küçükbaş hayvan sayısının 36 milyonu koyun, 11 milyonu da keçi olmak üzere toplamda 47 milyon seviyesine ulaştığını ve toplam hayvan varlığımız içerisinde küçükbaş hayvan sayısı oranının yüzde 72,9 olarak gerçekleştiğini ancak bu rakamların yılsonu itibariyle daha da artacağını beklediklerini söyledi.
Çelik, ayrıca iller bazındaki koyun sayısında 2 milyon 516 bin baş ile Van’ın, keçi sayısında ise 757 bin baş ile Mersin’in birinci sırada olduklarını kaydetti.

KÜÇÜKBAŞ HAYVAN ISLAHI ÇALIŞMALARI BÜTÜN HIZIYLA DEVAM EDİYOR

Genel Başkan Çelik, Merkez Birliği ve 80 ilde faaliyet gösteren Birliklerin asli görevlerinin ıslah çalışmalarını yürütmek olduğuna dikkat çekerek ‘’ Bakanlığımız ve Üniversite hocalarımızın liderliğinde Birliklerimizde 1 milyon 250 bin hayvanda ıslah yapıyoruz. Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi olarak bilinen proje ile hem hayvan ırklarımızın verimlerini artırma hem de ürünlerin kalitesini artıma yönüyle ciddi mesafeler alınmıştır. Bunun yanısıra tarihimizde bir ilk olarak yetkisini aldığımız soykütüğü yürütme konusunda da Bakanlığımızla bir protokol imzaladık. Şu ana kadar müracaatta bulunan Birliklerimizi yetkilendirdik. Ulusal Islah Programı ve soykütüğü sisteminin hayata geçirilmesi ile ülkemizin damızlık koç teke ihtiyacı karşılanacaktır’’ dedi.

31 MART 2019’A KADAR KÜPE AFFI GETİRİLDİ

Genel Başkan Çelik, ilgili yönetmelikte yapılan değişiklik ile her yaştaki koyun ve keçi türü hayvanların küpelenmesi için 31 Mart 2019 tarihine kadar af getirildiğine dikkat çekerek "31 Mart 2019 tarihine kadar küçükbaş hayvanlara yaş sınırı olmaksızın küpe takılabilecektir. Ayrıca bu tarihe kadar işletmelerdeki hayvanların sayıları güncellenebilecektir" dedi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, 31 Mart 2019 tarihine kadar küpe taktırmayan yetiştiriciler için herhangi bir cezai işlem yapılmayacağını belirterek yetiştiricilerin belirtilen tarihe kadar mağdur olmamaları için duyarlı davranmaları ve İl ve İlçe Müdürlüklerine müracaat etmeleri gerektiğini söyledi. Genel Başkan Çelik, söz konusu küpe affının 31 Aralık 2017 tarihine kadar geçerli olmasına rağmen yeni yönetmelikte bu tarihin 31 Mart 2019 tarihine çekilmesiyle bu konuda mağdur olan yetiştiricilere bir şans daha verildiğini ifade ederek Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’ye küçükbaş hayvancılık sektörü adına teşekkür etti.
DESTEKLEMELERDEN MAĞDUR OLABİLECEK YETİŞTİRİCİLERİMİZE 120 AY MÜJDESİ!
Genel Başkan Çelik, yaptıkları girişimler sonucunda Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliğinde yer alan anaç koyun keçi desteklemelerinden yararlanılacak hayvan yaşına ait 15-90 ay ibaresinin 15-120 ay olarak değiştirilerek uygulamaya konulduğunu söyleyerek ‘’ Değişikliğe ilişkin tebliğ 17 Ekim 2018 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdi. 90 ile 120 ay arasında mevcut anaç hayvan varlığı içinde yaklaşık yüzde 20 civarında hayvan bulunmaktaydı. Bu konuda İl Birliklerimizden Merkez Birliğimize yazılı ve sözlü talepler olarak ciddi şekilde mağduriyetler yaşanacağı dile getirildi. Konuyu Sayın Bakanımıza izah ettik. Kendileri de ikna oldular. Değişiklik ile binlerce yetiştiricimizin mağduriyeti önlenmiş oldu ‘‘dedi.
2018 YILI KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK DESTEKLEMELERİ
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, 2018'de yapılan tarımsal desteklere ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak, "Anaç koyun keçi, aşılama ve küpe desteği ile çoban istihdamına getirilen destekler küçükbaş hayvan üretimini artıracak." dedi.
Bakanlar Kurulunca kararlaştırılarak yürürlüğe giren tarımsal desteklemeler kararnamesinin, sektör açısından 2017 yılına göre mevcut durumunu koruduğunun görüldüğünü belirten Çelik, "Geçen yıl 25 lira olan anaç koyun keçi desteği 2018 yılı için de aynen devam ediyor. Geçen yıla göre aynı kalmasını, Bakanlığımızın bütçe imkânları dâhilinde olabileceğini düşünüyoruz. Ancak, sektörümüze bundan sonraki süreçte de imkânlar ölçüsünde daha fazla destek olacağına yürekten inanıyoruz.
Ayrıca anaç koyun keçi desteklemesinde son yıllarda hem yetiştirici sayısının hem de hayvan sayılarının artması sektörümüz adına olumlu gelişmeler olmuştur. " değerlendirmesinde bulundu.
Çelik, söz konusu kararnameyle getirilen önemli bir desteğinde çoban istihdamı konusunda olduğunu vurgulayarak, "5 bin lira olan destek aynen kalırken, 250 baş olan hayvan sayısı şartı 200 başa indirilmiş, köy ortak sürüleri de destek kapsamına dahil edilmiştir. Bu değişikliğin de yine sektörümüze olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. Zaten çoban istihdam desteğinde hayvan sayısının düşürülmesi hususunda Merkez Birliği olarak Bakanlığımıza yaptığımız önerimiz de bu yöndeydi. Bu önerimizin gerçekleşmiş olması da bizi mutlu etmiştir." dedi.
KÜPE BEDELİ ARTIK YETİŞTİRİCİDEN ALINMAYACAK
Genel Başkan Çelik, 2018 yılının önemli bir gelişmesi olarak küpe bedeli konusuna değinerek, 29 Haziran 2018 tarihinde Resmi gazetede yayımlanan Koyun ve Keçi türü hayvanların tanımlanması, tescili ve izlenmesi yönetmeliğinde değişikliğe gidilerek yetiştiricilerden küpe bedeli alınmayacağını ve bu durumda yetiştiricilerin rahat bir nefes aldıklarını söyledi ve küpeleme yetkisinin Birliklere devredilmesi gerektiğini vurguladı.
YAYLALARA ÇIKMA YASAĞININ KALDIRILMASI SEKTÖRÜ OLUMLU ETKİLEDİ
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, terör olayları nedeniyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde uygulanan yaylalara çıkma yasağının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatlarıyla birlikte ilkbaharda kaldırılması ile ülkedeki küçükbaş hayvan sayısındaki artışta önemli rol oynadığını belirterek, "Yetiştiricilerimizin dört gözle beklediği meraların koyunlarımıza keçilerimize açılması bizim için en güzel bahar olmuştur." dedi.
Diğer yandan küçükbaş hayvancılığın desteklenmesi adına Tarım ve Orman Bakanlığınca 22.3 milyon hektar olan orman alanlarının yüzde 53’ünü yani yaklaşık 12 milyon hektarlık alanının otlatmaya açılmış olmasının da memnuniyet verici olduğunu söyleyen Çelik." Yem maliyetlerini de olumlu etkileyecek olması açısından bu kararı memnuniyetle karşılıyor Sayın bakanımıza tüm yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum.’’ dedi.

KIRSAL KALKINMAYA YÖNELİK YETİŞTİRİCİLERE ÜCRETSİZ HİBE PROJELERİ…

Kırsal kalkınmaya yönelik hibe projelerinde çok önemli bir adıma ilk imzayı attıklarına dikkat çeken Genel Başkan Çelik, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı ve Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ile TÜDKİYEB arasında Şubat 2018 de eğitim ve proje hazırlama işbirliği protokolü imzaladıklarını ve protokol sonrasında Koyun Keçi Birliklerinde çalışan personele yönelik Antalya’da 5 günlük eğitim verildiğini söyledi.
Projeden 270 bin işletmenin faydalanacağına dikkat çeken Çelik, ‘’Bu önemli bir rakam. Her talep edene her türlü projesini yapacağız. Protokol yetiştiricilerimiz açısından çok önemliydi çünkü bu protokol ile yetiştiricilerimize mali külfet gelmeden mahallinde birliklerimiz tarafından projeleri ücret alınmadan bedava yapılacaktır. Bunun da ülkemiz hayvancılığına katkısı ve getirileri büyük olacaktır. " dedi.

BAKAN PAKDEMİRLİ KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK İÇİN OLUMLU MESAJLAR VERDİ

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, Yönetim ve Denetleme Kurulu ile birlikte Eylül ayı içerisinde Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’yi makamında ziyaret ettiklerini ve Bakan Pakdemirli’nin küçükbaş hayvancılık sektörüne olumlu yaklaşımı açısından son derece mutlu olduklarını ifade ederek Bakan Pakdemirli’nin de küçükbaş hayvancılık için gerekli çalışmaların yapılacağını ifade etmesini sektör açısından önemli bulduklarını söyledi.
Görüşmede sektörün birçok sorunlarını dile getirdiğini ifade eden Genel Başkan Çelik, ‘’ Sayın Bakanımız sorunlarımıza karşı duyarlı davranarak el birliği ile sorunların aşılacağı müjdesini verdi. Bu da 270 bin yetiştiricimiz adına bizleri mutlu etti. Küçükbaş hayvancılığın ülkemiz şartları için çok önemli olduğu ve mutlaka daha fazla desteklenmesi gerektiği noktasında görüş birliğine vardık. Dolayısıyla bu görüş birliğimizin neticesinde hedef olarak da kısa vadede küçükbaş hayvan sayımızı en az 60 milyona çıkarmak için yoğun çaba harcayacağımızı ifade ettik. Netice itibariyle Sayın Bakanımızın sektörümüze yaklaşımı ve verdiği olumlu mesajlar bizi ziyadesiyle memnun etmiştir.’’ dedi.
2018 YILI KURBAN BAYRAMI BİLANÇOSU
Genel Başkan Çelik, 2018 yılında kurban bayramı için pazarlara her yıl olduğu gibi ihtiyaç fazlası kadar kurbanlık küçükbaş hayvanların sunulduğunu, geçen yıla oranla hemen hemen aynı miktarda küçükbaş hayvan satıldığını belirterek,‘’ Ülkemizde her yıl kurban bayramlarında 3- 3,5 milyona varan sayıda küçükbaş hayvan kurban ediliyordu. Ancak iki yıldır bu sayı 2,5 - 3 milyon civarında kaldı. Bunun sebeplerinden birisinin tatil döneminin uzun olması diğerinin de ekonomik nedenlerden dolayı olduğunu düşünüyoruz. Tüketici açısından durum böyleyken yetiştiricilerimiz açısından da durum daha farklı bir boyuta geldi. Başta yem maliyetleri olmak üzere diğer girdilerde olan yüzde otuzlara varan artışlara rağmen hayvanların fiyatları geçen yıla göre çok fazla artış göstermedi. Her şeye rağmen bu bayramda küçükbaş hayvanları tercih eden vatandaşlarımıza sektörümüz adına teşekkür ediyor ve kestikleri kurbanların Allah katında kabul ve rıza görmesini temenni ediyorum.’’ dedi.

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK SEKTÖR TOPLANTISINA BÜYÜK İLGİ

Merkez Birliği olarak en önemli görevlerinden birinin Bakanlık ve sektörün diğer paydaşları ile Birlikler arasında köprü vazifesi kurmak olduğunu belirten Genel Başkan Çelik, Merkez Birliği olarak Antalya’da 2018 Mart ayında Küçükbaş Hayvancılık Sektör toplantısını gerçekleştirdiklerini ve toplantıya yaklaşık 300 kişinin katıldığını, Tarım Bakanlığının çeşitli birimlerinden Bakanlık Bürokratları ile birlikte İl Birliklerinin Başkanları, Yönetim Kurulu Üyeleri ve personelinin iştirak ettiğini, üç gün süren toplantıda küçükbaş hayvancılığın her yönüyle ele alındığını söyleyerek toplantı süresince katılımcılarla birlikte sorunlara çözüm aradıklarını ve istişareler sonunda olumlu sonuçlar elde edildiğini ifade etti.
KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜN 2019 YILINDAN BEKLENTİLERİ…
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, 2019 yılında küçükbaş hayvancılık sektöründen beklentilerini de dile getirerek şunları söyledi.
‘’ 2019 yılındaki en büyük beklentimiz, mevcut olan bazı sorunlarımızın çözüme kavuşturulmasıdır. Beklentilerimizin başında öncelikle sektörümüzün olmazsa olmazı olan nitelikli çoban bulma ve çalıştırma sorununun çözüm bulmasıdır. Diğer yandan yem maliyetleri oldukça yüksektir. Ama ülkemizde küçükbaş hayvancılığın meraya dayalı yapıldığı gerçeği de vardır. Meralarımız koyunlarımız ve keçilerimizindir. Ama ne yazık ki meraların kullanımında bu işle uğraşanların söz hakkı yoktur. Onun için biz sürekli İl Mera Komisyonlarında Birliklerimizin de doğal üye olarak bulunmasını istiyor ve bu konuda mevzuatta yeni bir düzenleme yapılmasını istiyoruz. Bu arada meralarımızın ıslah edilerek koyun keçi yetiştiricilerine kayıtsız şartsız tahsis edilmesini ısrarla talep ediyoruz.
Küçükbaş hayvancılığın daha çok desteklenmesi gerektiğini her zaman ve her yerde söylüyoruz. Koyun ve keçi bu ülkenin milli meselesi olmakla beraber ekonomik anlamda da bu ülkenin sigortasıdır. İnsanların köylerinde kalması için, köyden kente göçlerin önlenmesi için sosyal açıdan da önemli bir sektördür. Onun için küçük aile işletmelerinin 2019 yılında daha çok desteklenmesini bekliyoruz.
2019 yılından en büyük beklentilerimizden biri de insanların doğal, organik beslenmesine hizmet etmektir. Bunun için de koyun ve keçiyi güçlü ve sağlıklı nesiller yetiştirmenin bir aracı olarak görüyoruz. Küçükbaş hayvancılık daha çok meraya dayalı yapıldığından koyun keçi ürünlerinin doğal olması sebebiyle küçükbaş hayvancılığın da organik hayvancılığı destekleme kapsamına alınmasını istiyoruz.
Halen uygulanmakta olan anaç koyun keçi desteklemelerinin önümüzdeki süreçte de devam etmesi, ancak son 2 yıldır 25 lira olarak verilen Anaç koyun keçi destek miktarının hayvan başına en az 50 lira olması, Anaç koyun keçi destekleme ödemelerinin yetiştiricilerin paraya en çok ihtiyaç duyduğu Mart veya Nisan ayları içerisinde yapılması, tüm küçükbaş hayvanların destekleme kapsamına alınması, yürürlüğe konulan ve çalışmaları devam eden SOYBİS kapsamında soy kütüğü tutma ile ilgili yetiştiricilere destek verilmesi gibi beklentilerimizin de 2019 yılında gerçekleşmesini umuyor ve Bakanlığımızdan talep ediyoruz.
2019 ve ileriki yıllar için ana hedefimiz küçükbaş hayvan sayısının artırılmasıdır. Bugün 47 milyonluk küçükbaş hayvan varlığımızla Avrupa’da birinci sırada olmamıza rağmen biz bu sayının yetersiz olduğunu ve bu rakamın orta vadede 60-70 milyona çıkarılmasını hedefliyoruz. Onun için de hayvancılık politikalarının bundan böyle ağırlıklı olarak küçükbaş hayvancılık üzerinden planlanması gerektiğini söylüyoruz. Böylelikle kırmızı et açığının kapatılabileceğini iddia ediyoruz.
Hayvancılığa genel manada baktığımızda önemli bir beklentimiz de canlı hayvan ve et ithalatına son verilmesidir. Bizim daha çok üretmemiz ve bu alanda ihracatçı bir ülke olmamız lazım. Üstelik ülkemizde var olan küçükbaş hayvancılık potansiyeli göz önüne alındığında bizim daha çok üretecek politikalara ve çözümlere ihtiyacımız bulunmaktadır.
Birliklerimizin yetiştiricilerimize daha iyi hizmet verebilmesi açısından gelirlerinin artırılarak güçlendirilmeleri son derece önemlidir. Bu nedenle 2019 tarımsal destekleme kararnamesinde çiftçi örgütlerini güçlendirme payının artırılarak Birliklerimizin daha güçlü hale getirilmesini bekliyoruz.
2019 yılı için son sözümüz; Coğrafyamız, iklimimiz ve mera yapımız tamamen küçükbaş hayvancılığa uygun bir durumdadır. Ülkemizin bu avantajlardan mutlaka faydalanması gerekmektedir. Bu nedenle küçükbaş hayvancılığın çok daha iyi yerlere gelmesi için Merkez Birliğimiz ve İl Birlikleri olarak her zaman var olacağız.’’
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, değerlendirmesinin sonunda yeni yıl mesajı vererek ‘’ Yeni yılın tüm insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmesi ‘’ temennilerinde bulundu.
 
 
3.1.2019
Devamı

Gübreye Ek Yüzde 5 İndirim Geliyor

 Bolu’da muhtarlarla bir araya gelen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 24 Haziran’da yeni bir sisteme geçildiğini hatırlattı.
Türkiye'nin, parlamenter sistemin işlediği yıllarda çeşitli sorunlarla karşı karşıya kaldığını anlatan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Bugün bizi eleştiriyorlar ama 70'lerde bu millete layık görülen neler vardı. Her şeyin, yani temel ihtiyaç ne varsa hepsinin kuyrukları vardı. Bu kuyrukların yanında da şehir içlerinde terör ve anarşi vardı. Vatandaşlarımız, pırıl pırıl filiz gibi gençlerimiz birbirine düşmüş ve birbirlerini katlediyorlardı. 80'lere geldiğimizde ciddi bir umut filizlendi. Özal'ın gelişiyle bir gelişim rüzgarı almaya başladık. 90'lı yıllarda da yine Türkiye bir taraftan bir tarafa savruldu ve koalisyonlar dönemine tekrar geri dönmüş olduk. Özetle söyleyeceğim şey şu, Türkiye’nin, koalisyonsuz bir yönetim sistemine ihtiyacı vardı. Zamanında da Demirel’in, Özal’ın ve birçok liderin dile getirmiş olduğu başkanlık sistemine geçmiş olduk."
Türkiye'nin 2002 yılından sonra birçok alanda kendisini geliştirdiğini hatırlatan Pakdemirli, o tarihe kadar 6 bin kilometre bölünmüş yol yapılırken sonrasında 26 bin kilometre yol inşa edildiğini dile getirdi.

"Daha çok verimliliği arıyor olmamız lazım"

Pakdemirli, AK Parti hükümetleriyle sağlıkta, eğitimde ve birçok alanda yatırımların hayata geçirildiğine dikkati çekti. Son yıllarda tarım alanında üreticiye verilen desteklerin arttığına işaret eden Pakdemirli, "2002 yılında verilen 1,9 milyar lira destek bugün 16 milyar lira olmuş. Ama 16 milyar lira olan destekle biz yüzde 20 civarında bitkisel üretimimizi birim olarak arttırabilmişiz.
Hayvancılık alanında daha şanslıyız. Yüzde 100'lere varan bir artışımız var. Ama bitkisel üretim tarafında yüzde 20 büyümüşüz. Bundan sonraki 20 yılda gelecek çocuklarımızı, nesillerimizi büyüyebilmek için yüzde 50 büyümemiz lazım. Bu ev ödevini hep beraber STK’larla, ziraat odaları ile ve başta da köylümüzle, çiftçimizle bu ev ödevini yapıyor olmamız lazım. Daha çok verimliliği arıyor olmamız lazım." diye konuştu.

Gübreye yüzde 5 indirim geliyor

Pakdemirli, Türkiye ekonomisinin 2019’da çok daha iyi olacağını dile getirdi. Üreticiyi artan maliyetlerden korumaya çalıştıklarını aktaran Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Gübrede yüzde 15 indirim aldık, üzerine yüzde 5 indirim de bu hafta geliyor. Yem üreticileriyle toplandık ama ne yazık ki orada bir gelişme sağlayamadık.
ama yem üreticilerimizden de çiftçimize destek olarak biraz daha maliyetine katlanıp 2019 yılının daha bereketli geçmesini sağlamalarını istiyorum. Hayvancılık desteği 41 ilde devam ediyor. Burada yüzde 50 hibe desteğimiz olacak. Kırsal kalkınmaya destek için de 50 hayvancılık projesine 37 milyon lira vereceğiz atıl durumdaki 2 milyon hektar tarım arazisini işleyerek 13 milyar lira gelir artışı sağlayacağız. Destekleri söylediğim gibi 14,5 milyar liradan 2019 yılında 16,1 milyara çıkartıyoruz. Besicilere 80 milyon 80 milyon lira besi desteği ödemesi yapacağız. Bakanlık olarak 3 farklı alanda üreticilerimize toplam 971 milyon liraya varan bir destek ödemiş olacağız. "
"Türkiye'nin buğday ve saman derdi yok"
Saman ithalatına yönelik eleştiriler olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, sözlerini şöyle tamamladı:
"8-9 bin ton saman ithalatı yapılmış. Türkiye’nin ihtiyacı 66 milyon ton. Yani rakamsal olarak baktığımızda on binde bir. Bu tarz basit şeyler üzerinden siyaset yapmayalım.
Türkiye, 17 milyar dolar ihracatı ve 12 milyar dolar ithalatı ile tarımda net ihracat fazlası veren bir ülkedir. En nihayetinde Hollanda hepimizin çok beğendiği Hollanda’nın 80 milyar dolar tarımsal ithalatı var. Şimdi Hollanda'yı gidip eleştiriyor muyuz. Çünkü aldığını satmasını biliyor. Bir ülkede ithalat da olacak. İhracat da olacak. Biz saman ithal etmiş olabiliriz. Ama bu ihtiyaçtan dolayı değil. Ülkeyi buğdaya muhtaç ettiniz. Bakıyorum rakamlara Türkiye'nin buğday ve saman derdi yok."
 
 
 
 
 
 
2.1.2019
Devamı

Pilot Üniversite Deney Hayvanları Merkezi Kuracak

"Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı" kapsamında "tarım ve hayvancılık" alanında pilot üniversite seçilen Siirt Üniversitesi, bu alanlarda ülkenin lokomotifi haline gelmek için çalışma yürütüyorRektör Prof. Dr. Murat Erman:"İlimizin tarım ve hayvancılık konusundaki dinamikleriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla meslek örgütleri ile kamu kuruluşlarıyla iş birliği yapmak suretiyle burada üreticilerimize çok önemli gelir artırıcı çalışmalar üniversitemiz tarafından yürütülecektir"dedi.
Tarım ve hayvancılık alanında pilot üniversite seçilen Siirt Üniversitesi (SİÜ), bu alanlarda ülkenin lokomotifi haline gelmeyi hedefliyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından "Bölgesel Kalkınma Odaklı Misyon Farklılaşması ve İhtisaslaşması Programı" kapsamında "tarım ve hayvancılık" alanında pilot üniversite seçilen SİÜ, tescilli ürünler Pervari balı ve Siirt battaniyesi başta olmak üzere kentin tarım ve hayvancılık alanındaki ürünlerinin hem kalitesini hem verimini artırmaya çalışıyor.
Hem bütçe hem akademik kadro yönüyle daha fazla destek alma durumuna ulaşan SİÜ, bu avantajları değerlendirerek hem üretim sektörüne hem bilim dünyasına akademik verilerle katkıda bulunacak çalışmalar yürütüyor.

SİÜ Rektörü Prof. Dr. Murat Erman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 2007'de kurulan üniversitenin veteriner fakültesi ve ziraat fakültesi tarafından tarım ve hayvancılık alanında akademik düzeyde çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.
YÖK'te birçok kriter yönünden yapılan değerlendirmeler sonucunda başvuran üniversiteler içerisinde ikinci 5 pilot üniversite içerisine SİÜ'nün de tarım ve hayvancılık başlığı adı altında ihtisaslaşma kapsamına alındığını kaydeden Erman, fıstık ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde verim ve kaliteyi arttırma noktasında üniversitenin bundan sonraki süreç içerisinde çok daha önemli rol üstleneceğini belirtti.

 Siirt, tarım ve hayvancılıkta odak nokta olacak

Kentin 15 bin ton kavlak fıstık üretimi ve 1 milyon küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ile ülkede üçüncü il konumunda olduğunu bildiren Erman, "Yürütülecek makro düzeydeki araştırmalarla, projelerle, ilimizin tarım ve hayvancılık konusundaki dinamikleriyle sivil toplum kuruluşlarıyla meslek örgütleri ile kamu kuruluşlarıyla iş birliği yapmak suretiyle burada üreticilerimize çok önemli gelir artırıcı çalışmalar üniversitemiz tarafından yürütülecektir." dedi.
Pervari balı ve Siirt battaniyesinin Türk Patent ve Marka Kurumunca tescil edildiğini anımsatan Erman, özellikle ıslahı, et, süt ve tiftik verimi artırma konusunda tiftik yetiştiriciliğiyle ilgili ivedi şekilde çalışmaları yürüteceklerini söyledi.
Hem bütçe hem akademik kadro yönünden daha fazla destek alacaklarını aktaran Erman, "Bu avantajı ülkemizin hem üretim sektörüne hem de bilim dünyasının akademik birtakım verilerle desteklenmesine katkı sağlayacak katma değerleri dönüştürülmesi konusunda aralıksız çalışmalarımızı sürdüreceğiz." diye konuştu.
Erman, bundan sonraki süreçte yüksek lisans, doktora ve lisans öğrencilerinin de süreç içerisine daha fazla dahil edileceğini anlattı.
"Ülkemizin farklı bölgelerinde özellikle küçükbaş hayvan yetiştiriciliği ve fıstık yetiştiriciliği konusunda özel ve kamu kuruluşlarıyla protokoller yapmak ve yurt dışı desteklerine de başvurmak suretiyle ilimizin tarım ve hayvancılık yönünden odak nokta haline gelmesini sağlamaya çalışacağız." diyen Erman, bu çerçevede üretici, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve kamu kuruluşlarının desteklerini beklediklerini dile getirdi.

Deney Hayvanları Merkezi kurulacak

İhtisaslaşma sürecinden önce "Küçükbaş Hayvan Payetleme Birimi Güdümlü Projesi"nin çalışmalarının sürdürüldüğünü hatırlatan Erman, projenin ihale aşamasına geldiğini anlattı.
Erman, 10 bin metrekare alana sahip modern bir hayvan hastanesinin yanı sıra Deney Hayvanları Merkezi ve Gıda İşleme Merkezinin de proje kapsamında olduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"Merkezin kurulması ile ülkemizde bir ilk olan küçükbaş hayvanlarda sperma payetlerinin oluşturulması ve suni tohumlama neticesinde kaliteli ırkların tohumlarını kullanarak yerli ırkların et ve süt veriminin artırılması hedeflenmektedir. Bu projenin tamamlanması ile aslında ilimiz Türkiye'de küçükbaş hayvan yetiştiriciliği konusunda bir merkez durumuna gelecektir ve buradan üretilen payetler sadece ilimizin ve bölgemizin değil ülkemizin ihtiyacını karşılamaya yönelik olarak ülkemizin dört bir yanına gönderilecektir."
 
 
31.12.2018
Devamı

ÇKS Son Gün

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) ve destek başvuruları için tanınan sürenin 31 Aralık Pazartesi günü  bugün mesai bitiminde sona ereceğini bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, yönetmeliğe göre 30 Haziran'da sona eren ÇKS başvuru süresinin Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin girişimleriyle uzatıldığını hatırlattı.
ÇKS ve destek başvuruları için tanınan sürenin 31 Aralık Pazartesi günü mesai bitiminde sona ereceğine dikkati çeken Bayraktar, "2018 yılı için belirlenen, küçük aile işletmeleri desteği dekar başına 100 lira, fındık alan bazlı gelir desteği dekar başına 170 lira, bombus arı kullanım desteği koloni başına 60 lira, toprak analiz desteği ise analiz başına 40 liradır.
Çiftçilerimizin bu desteklerden yararlanabilmeleri için başvuruda bulunmaları gerekmektedir.
Çiftçilerimizin yoğunluk yaşanabileceği ihtimalini göz önünde bulundurarak bir an önce kayıtlarını yaptırmalarında fayda var" değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, ÇKS kaydı yaptırmak ve desteklerden faydalanmak isteyen çiftçilerin bağlı oldukları Tarım ve Orman il veya ilçe müdürlüklerine şahsen veya yasal temsilcisi aracılığıyla başvurmaları gerektiğini vurguladı.
 
 
31.12.2018
Devamı

Çiftçi Soğuk Hava'da Seraya Odun Taşıdı

Yurdu etkisi altına alan soğuk ve karlı hava Antalya’nın Aksu ilçesinde çiftçiler, örtü altında yetiştirdikleri ürünlerin donmaması için ‘don’ nöbeti tutmaya başladı. Hava sıcaklığının gece 2 dereceye kadar düştüğü Aksu’da çiftçiler, seralarda ürettikleri sebzelerin dondan zarar görmemesi için çaba gösteriyor. Çiftçiler seralarının önüne önceden stokladıkları kömürleri ve odunları gece saatlerinde el arabası yardımıyla seraların içine taşıdı. 1 dönüm alana yaklaşık 3-4 soba yakan çiftçiler sobalarının sönmemesi için sabaha kadar don nöbeti tuttu. Akşam saat 18.00 gibi başlayan don nöbeti sabah 07.00 gibi son buluyor. Çiftçiler bu süre zarfında seralarının içerisinde birbirlerini de ziyaret ediyor. Ziyarette kahve ya da çay içilip ilerleyen saatlerde meyve tüketiliyor.

ÜRÜNLERİMİZ ZARAR GÖRMESİN DİYE ISITMA YAPIYORUZ'
İlçenin iç kesiminde yer alan Murtuna Mahallesi'nde seralarında domates yetiştiren Aksu Üretici Birliği Başkanı Turan Şahin, ürünleri soğuk havadan korumak için "don nöbeti" tutmaya başladıklarını belirtti. Şahin, gündüz odun ve kömürü sera içine taşıyarak hazırlıklara başladıklarını, akşam da sobaları yakarak seralarını ısıtmaya çalıştıklarını belirterek, "Karadeniz üzerinden gelen soğuk hava Anadolu’ya giriş yaptı. Yurdu etkisi altına alan karlı hava Antalya’da örtü altı seralarda don olayına neden oluyor. Şu anda dışarıda hava sıcaklığı 3 derecenin altına düşmek üzere. Çiftçiler olarak biz de hava sıcaklığı 4 derecenin altına düştü mü seralarımızda ürünlerimiz zarar görmesin diyen ısıtma yapıyoruz" açıklamasını yaptı. 
BİR GÜNDE 300 KİLOYA YAKIN ODUN 150 KİLO DA KÖMÜR YAKIYORUZ'
Yılın ilk soğuk havasının geldiğini aktaran Şahin, "Gece hangi saatte don olacağı belli olmaz. Bunun için hava karardığı zaman seralarımız başında bekliyoruz. Akşam saat 18.00’den sabah 07.00’ye kadar nöbet tutuyoruz. Hangi saatte don olacağı belli olmaz. Bu sürede komşularımız yanımıza geliyor. Kendi aramızda sohbet ediyoruz. Ürünler üzerine bilgi alışverişinde bulunuyoruz. Ürünlerimiz her yere ihracat edilecek. Seranın içerisini 6 derecede tutmaya çalışıyoruz. Buradan kazandıklarımız ile hayatımızı devam ettiriyoruz. Bir dönüm alanda ortalama 2-3 soba yakıyoruz. Bir günde 300 kiloya yakın odun 150 kilogram kadar da kömür yakıyoruz. Geçen yıl don olayı çok az oldu. Bu yıl biraz daha fazla olmasını bekliyoruz. Bu yıl havalar daha soğuk geçecek" dedi. 
 
28.12.2018
Devamı

Türkiye’nin yarısında 20 Yıllık Islah Projesi Bitiyor mu?

Dünkü Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde yayınlanan Güney doğu Anadolu, Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Konya ovası projeleri kapsamında illerde hayvancılık yatırımlarının desteklenmesine ilişkin kararname yayımlandı.
Islah projeleri bitiyor mu?
Yayımlanan karara göre yatırım konularında inşaat, yeni ahır ağıl, yapımı veya tadilatına yüzde elli hibe destek verilirken hayvan alımında ise damızlık boğa veya koç teke alımına destek vermesi ıslah projeleri bitiyor mu? Sorusu akıllara geliyor.
Kararnamede etçimi sütçümü olması belli olmazken daha önceki yıllarda 5 yıl boğa dağıtım uygulamaları yapılmıştı. Bunlardan kaç tane proje yapıldı.  20 yıldır yürüyen sığır ıslah projeleri ne olacak?  Türkiye’nin yaklaşık yarısında DOKAP, DAP, GAP, KOP bitiyor mu? Bu dağıtılacak boğa ve koç tekeler neye göre dağıtım yapılacak. Etçi işletmeye etçi, Sütçü işletmeye sütçü boğa, koç, teke mi verilecek?

2014 yılında eski Hayvancılık Genel Müdürü Mustafa Kayhan döneminde çıkan boğa ve koç dağıtımı 2yıl devam ederken bu dağıtımda yüzde 80 hibe verilmişti. Bu boğaların dağıtımında ıslah projesine çok büyük darbe vurulmuştu. Bununla beraber hayvan hastalıkları özellikle tüberküloz ve brusella hastalıkları artarak gelmişti.
 Öte yandan edinilen bilgiye göre Anadolu’nun birçok yöresinde üretici ve yetiştiriciler çıkan bu kararname ilişkin görüşlerini beyan ederken Üretici gözünden hem üreticiye darbe olacak hem de uzun yıllardır ıslah projeleri rafa kaldırılmış ve tamamen bitmiş olacak.  Denildi.
Yetiştirici Gözün’den
“Uzun yıllardır ıslah için çalışmalar yaptık. Karşılığında ise en güzel ve kaliteli buzağılar yetiştirdik.  Boğalar dağıtıldığından beri boğadan kaynaklı buzağılarda kaliteler ve verimler çok düşük. Boğa ve koç teke dağıtımı devam ederse gerek et ve süt hayvancılığı bitecek. Bunun dışında önemli bir konu daha var ki adeta insanların sağlığı ile oynamaya alışkanlık hale gelmiş olacaklardır. Özellikle bu boğa ve koç teke dağıtımında Brusella ve tüberkülozun önüne geçilemeyecektir.
Yetiştiriciler olarak uzun yıllar emek verdiğimiz ıslah projelerinin geliştirilerek aynı zamanda artırılarak bu yönde projelerin çıkmasını istiyoruz.” Denildi.
 Konu ile ilgili olarak ilgili bürokratları daha dikkatli davranmaya davet ediyoruz. Kararnameye ilişkin hiç değilse 5 er baş damızlık veya etçi yüzde elli hibeli hayvan verilemez miydi? Umut ediyoruz ki boğalar koç ve tekeler damızlık belgeli ve hastalıktan ari olarak verilmesi daha uygun olacaktır. Bölgelerdeki üreticiler bu konuları talep etmektedir.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Koordinatörü

 
 
 
26.12.2018
Devamı

Tarım ve Hayvancılık 2018'de Zor Günler Geçirdi

2018 yılının son ayını geride bırakıyoruz.  2018 yılında tarım sektörü zor günler geçirdi. Gündemden hiç düşmeyen et ve sütü hem konuştuk hem de yazdık. Üstüne birde patates, soğan ve üst üste zam şampiyonu olan domates ve salça ’da sektörün tuzu biberi oldu.
Tarım ve özellikle hayvancılık sektöründeki olumsuz gelişmeler hem tüketiciyi hem de üreteni derinden yaralarken sektörde ise ardı ardına gelen konkordatolar süt üreticisinin damızlık hayvanları kesmesine, bazılarının ise batmasına neden oldu. Hayvancılık sektörünün en büyük girdisi olan yem fiyatlarının döviz kuru baskısı altında kalarak %35 % 40 a çıkan zamlarla sektörü durdurma ve üretmeme noktasına getirdi.

 Tarım ve hayvancılık sektöründe herkesin memnuniyetsizliğinden yanı sıra ortada bir gerçek var ki uzun yıllardır üretmenin ve üretebilmenin mutluluğunu yaşayan eli nasırlı üretici bugün borç batağında.  Üretici kendisine uzanacak şefkatli ve merhametli devlet babasından el uzatmasını bekliyor. Et ve süt, bir toplumun olmazsa olmazıdır. Proteinsiz bir toplum geride kalmış bir toplum gibidir. Üretim yapamayıp sürekli ithalata dayalı bir politika yürütmemiz içerdeki yerli ve milli olan çiftçimizi kaderine bırakmanın ötesinde güzel Anadolu’muzu kaderine bırakmakla eş değerdir.
Anadolu insanı merhametlidir. Toprak kokar elleri, güller açar gözleri neden diye sorma ANADOLUDUR yüreği sözleri ise üretebilmenin derdi ile dertlenmiş üretici ve çiftçinin ta kendisidir.

Öyleyse eli nasırlı Anadolu insanına ve üretmenin derdi ile dertlenip her fırsatta devletinin ve milletinin yanında yer almış üretici ve çiftçimize sahip çıkalım. Destekleri artıralım. İthalattan vaz geçelim. Sütü makul bir fiyatta artıralım. Girdileri düşürelim. Et ve sütte yeni dönem için asgari üç yıllık planlama ve proje yapalım. Üretici ve tüketici için olmazsa olmazı Halk ekmek gibi et ve sütte de özelikle büyükşehir belediyeleri gerekli çalışmayı yaparak üreticiden tüketiciye buluşturulmasında büyük fayda vardır.   Kısacası biz üretelim biz kazanalım. Yerli ve milli sermayemizi dışardaki Hans’a, Tony’e değil; Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Köylü Milletin Efendisidir” sözünden yola çıkarak Mehmet Efendiye, Ahmet Bey’e ve Ayşe Annemize harcayalım. Yerli ve milli olmak ancak böyle olunur. 

Muhammet OLUKLU 
Anadolu İzlenimleri Genel Koordinatörü 

 
26.12.2018
Devamı

50 Hayvancılık Projesine 37 Milyon liralık Destek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 50 hayvancılık projesine toplam 37 milyon lira hibe desteği verileceğini belirterek “Bu projeler sayesinde kırsalda yaklaşık 77 milyon liralık yatırım yapılacak.” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı-Kırsal Kalkınma Programı (IPARD II) 3. çağrı ilanı kapsamında 50 hayvancılık projesine toplam 37 milyon lira hibe desteği verileceğini belirterek, “Bu projeler sayesinde kırsalda yaklaşık 77 milyon liralık yatırım yapılacak.” ifadesini kullandı.
Yazılı açıklamasında Pakdemirli, TKDK IPARD-II 3. çağrı ilanı kapsamında bugün 6. grupta yer alan 50 hayvancılık projesini onaylayarak hibe sözleşmelerinin imzalanma sürecini başlattıklarını bildirdi.
50 hayvancılık projesine toplam 37 milyon lira hibe desteği verileceğini belirten Pakdemirli, şunları söyledi:
“Bu projeler sayesinde kırsalda yaklaşık 77 milyon liralık yatırım yapılacak. 6. grupta yer alan bu projelerle birlikte IPARD-II 3. çağrı kapsamında desteklenecek tüm projeleri açıkladık. Böylece toplamda onaylanan 2 bin 316 projeye 781 milyon lira hibe sağladık. Bu hibelerle birlikte kırsalda yaklaşık 1,5 milyar lira tutarında yatırım gerçekleştirilmiş olacak.”
 Bu tesislerde 7 binin üzerinde yeni istihdam oluşmasını beklediklerini ifade eden Pakdemirli, TKDK üzerinden kırsal kalkınma projelerini desteklemeye devam edeceklerini vurguladı.
 
26.12.2018
Devamı

Besilik Hayvan İthalatı Durduruldu

Kırmızı ette yaşanan sıkıntıları çözmek içim Tarım ve Orman Bakanlığı düğmeye basarak besilik ithalatını durdurdu. Hayvancılık Genel Müdürlüğünün talimatıyla 25 Aralık'tan itibaren besilik hayvan ithalatı için kontrol belgesinin verilmeyeceği duyuruldu.

Sektör temsilcileri besilik hayvan ithalatının durdurulmasını olumlu karşıladıklarını belirttiler. Karkas kesim fiyatlarının artan yem ve diğer girdi maliyetlerine rağmen 24 ile 25 lirada seyretmesinin ülke hayvancılığına büyük zarar verdiğine dikkat çeken sektör temsilcileri, “Tarım ve Orman Bakanlığının aldığı kararla besilik ithalatının durdurması sektörde yaşanan sorunlara bir nebze çözüm olacaktır. Bakanlıktan üreticinin önünü görecek politikaları hayata geçirmesini bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundular.
 
 
26.12.2018
Devamı

Narenciye Üreticisi Zor Günler Geçiriyor

Ekonomisi büyük ölçüde narenciyeye dayalı olan Hatay’ın Erzin ilçesinde üreticiler zor günler geçiriyor. Maliyetlerin artmasına rağmen yıllardır düşük tutulan narenciye fiyatı bu yıl 25 kuruşa kadar düştü. Evrensel ’den Volkan Pekal’ın haberine göre  Erzin’de narenciye üreticileri, borçlu olmayan, takipte olmayan üreticinin kalmadığı yönünde. Erzin Ziraat Odası Başkanı Ahmet Keskin, tüccarın parasını faize yatırarak kârına kâr kattığını, ürünü alınmayan, malları ipotekli, borç altındaki üreticinin ise kullanacak kredi limitinin kalmadığını söyledi.
Erzin Ziraat Odası Başkanı Ahmet Keskin, birkaç ay önce 60-70 kuruş olarak gerçekleşen narenciye fiyatlarının artmasını beklerken, Akdeniz meyve sineği zararlısının bahane edilerek narenciyelerin Rusya’dan dönmesinin ardından fiyatların düşerek 25 kuruşa kadar gerilediğini ifade etti.
KİLOSU 25 KURUŞA DÜŞTÜ
25 kuruşa narenciye satacak alıcı da bulamadıklarını dile getiren Keskin, “Faizler yükselince büyük tüccar, ihracatçı parasını faize yatırıyor. Niye yüzde 20-25 faiz almak varken parasını yaş meyveye yatırarak riske girsin ki!” diye konuştu. Dolardaki yükseliş ve yüksek faizin çiftçilere yansımasının yıkım olduğunu ifade eden Keskin, “2016’da çekleri karşılıksız çıkan ihracatçı bir holding tarafından dolandırılan, bu yıl zarar eden, önümüzdeki yıl maliyeti artacak olan çiftçi nasıl borç ödesin, nasıl ayakta kalsın? Doların yükselmesine bağlı olarak önümüzdeki yıl narenciye üretim maliyetlerinin iki katına çıkacağı tahmin ediliyor. Zirai ilacı, gübresi, mazot fiyatları geçen yıla göre en az iki kat arttı. Bu yıl narenciye üretim maliyeti 40-45 kuruştu. Önümüzdeki yıl 90 kuruşla 1.2 lira arasında olacağı tahmin ediliyor. Artık takipte olmayan çiftçi yok. Yüksek faiz olduğu için borçlarını yapılandıramıyor. Sezon başında borçlanan çiftçi borçlarına ödeyemeyecek duruma geldi” dedi.
KREDİ LİMİTİ DOLU, MALLAR İPOTEKLİ’
Ekim ayında yağan dolu ile bölgedeki ürünün yüzde 40’ının kaybedildiğini ifade eden Keskin, “Kalan mal da elde kaldı. Çiftçi ağaçların bakımı için çektiği kredileri ödeyemeyecek. Artık düşük faizle kredi çekme şansları yok. Ziraat Bankası’ndaki kredi limitleri doldu. Diğer bankalardan kredi çekmek zorunda kalacak. Yüzde 2-3’ü ödeyemeyen çiftçi, yüzde 20-25, masrafları ile yüzde 30’ları bulacak krediyi nasıl ödeyecek? Ya da banka malı mülkü diğer bankaya ipotekli çiftçiye niye kredi versin? Çiftçi krediyi alabilse de altından kalkabilecek mi? Yüzde 20 para kazanmıyor. Kazanamaz hale getiriliyor. Nasıl yüzde 30 para alsın da masraf etsin?” diye sordu.
‘HÜKÜMET ÇİFTÇİ İÇİN DE BİR ŞEYLER YAPSIN’
Bu sistemde aracının kazandığını, aracı kârlı görmediğinde de mallarının ellerinde kaldığını ifade eden Keskin, “Hal yasasının değişmesi lazım. İnsanları birilerine mecbur etmesinin manası yok. Birliklerin yetkilendirilmesi lazım. Alma satma yetkilerinin olması gerekiyor. İktidar piyasaya sürülmesi gereken soğana karşıma hakkını kendinde görüyorsa çiftçinin durumunu düzeltmek için bir şeyler yapması lazım” dedi. Bölgede üretilecek narenciyeyi katma değeri yüksek mamul haline getirmenin bir başka çözüm olduğunu dile getiren Keskin, “Kurulacak bir fabrikaya satış garantimiz olursa bu fiyatı da belirler” dedi.
ÜRETİCİ TOPRAK SATARAK BORCUNU ÖDÜYOR
Zarar eden üreticinin toprak satarak borçlarını ödeme yoluna gittiğini söyleyen Yeşilkent Sulama Kooperatifi Başkanı Mustafa Vural, “Ama toprak da artık para etmiyor. 10 sene önce 30 bin lira olan yer şimdi de 30 bin lira. Borcu ödeyebilmek için toprak satacak. O da alıcı bulursa. Narenciyenin para etmemesi, faizlerin yüksek olması buna neden oluyor. Biz Ziraat Bankası’ndan aldığımız krediyi ödeyemeyince üretici, sigortası varsa erteleyecek ama ertelemenin de bir faizi var” dedi.
‘MALIMIZA SAHİP ÇIKALIM’
Pamukta 35-40 lira olan dönüm başına desteğin narenciyede 12 lira olduğunu ifade eden Vural, “Hükümetin çok büyük destek vermesi olası görünmüyor. Biz kendimize güvenmemiz lazım. Bir, kooperatifleşmemiz gerekir; iki, kendi malımıza sahip çıkmalıyız. Su ücretinin düşürülmesi için elektrik fiyatlarının düşürülmesi gerekir. En azından KDV düşürülmeli. Krediyi ertelesek çözüm değil. Arazimize bakabilmek için kredi limitini arttırılması gerekir. Dönüm başına 2 bin 600’dü, en az 4 bine yükseltmeli” dedi.
‘ERNAR İYİ İŞLETİLMELİ’
1984 yılında kurulan Hatay Erzin Ernar Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin ilk yıllarda zaafları olsa da çalışan bir kuruluş halinde olduğunu dile getiren Vural, “Ama en az 6 yıldır tamamen iyi işletilemedi. İyi işlemesi için zaman zaman toplantılar yapıldı ama sonuç alamadık. Kooperatifleşip paketleme fabrikası ile iyi sonuçlar elde edebiliriz” dedi. Sezon başladığında ürünü depolama imkanı olmadığı için üreticinin mahsulü bir an önce satma derdine düştüğünü ile getiren Vural, “İki ayda sattın sattın, satamazsan yağmurda da sıcakta da olumuz etkilenir. Kendi malımıza sahip çıkamıyoruz. Bu yüzden fiyatlar 10 yıldır aynı, hiç yükselmedi. Ekimde dolu vurdu, bu ayın 20’sinden sonra da don vuracak. O yüzden bu yıl narenciyeden bir şey beklemek artık gerçekçi değil. Bundan sonra malımıza sahip çıkmamız lazım. Çiftçi kendine güvenip kooperatifine sahip çıkmalı. Narenciye Erzin ekonomisi için önemli. Nakliyesinden toplanmasına 6 ay boyunca istihdam imkanı yaratıyor” dedi.
‘BURADA 3 KURUŞA VERDİĞİM PORTAKALI İSTANBUL’DA 9 LİRAYA ALDIM’
Narenciye üreticisi Mehmet Nuri Özarslan, fiyatların artmasını beklerken hiç ürün satamadığını belirterek, “Bir kilo bile mal veremedim. Yarısı doluda gitti, çürüdü. 300 ton 150 tona düştü. Sulama Kooperatifine, gübreciye, ilaççıya verdiğim para öylece duruyor. Zarar ettik. İyi ki emekli maaşım var yoksa eve ekmek parası da götüremeyecektim” dedi.
‘HÜKÜMET ÇİFTÇİYE SAHİP ÇIKMIYOR’
Savaş oldu, uçak düştü derken tüccarın mallarını almadığını, fiyatları düşürdüğünü ifade eden Özarslan, “Öyle olunca 30 kuruşa düştü. Burada 30 kuruşa verdiğim malı İstanbul’da torunum portakal istediği zaman 9 liraya aldım. Aradakini kim kazanıyor? Çiftçinin cebine girmiyor. Tüccar da zarar ettim diyor. Sen de zarar ettiysen bu fiyata nasıl çıkıyor? Sen oraya mal götürebilsen, 2 liraya satsan vatandaş 5 kilosunu da alır 10 kilosunu da alır. Malımız elde kalmaz. Hükümet çiftçiye sahip çıkmıyor. Bir ilacın kilosu 70 kuruştan 370 kuruşa fırladı. Birçok ilaca yüzde 300 zam geldi. Dolar yükselince fırladı, biraz düştü ama fiyatlar aynı kaldı” dedi.
‘ELEKTRİĞE, MAZOTA BU KADAR ZAM OLUR MU?’
Öte yandan üretim yapılan tarım arazilerine sanayi ve termik santraller kurulduğunu dile getiren Özarslan, “Bu da çiftçiyi tamamen öldürüyor. Elektriğe bu kadar zam olur mu, mazota bu kadar zam olur mu? Benim malımı da zamlandır o zaman. Seneye ne gübre alacağım ne ilaç alacağım. Geceni gündüzüne katıyorsun. Devlet bunları narenciyeye teşvik verip fabrika kurdurmadıktan sonra, narenciye işleme tesisi kurulmadıktan sonra narenciye para etmez” dedi.
‘SENEYE HİÇBİR ŞEY YAPMAYACAĞIM’
İspanya’da  9 dönümün hobi bahçeleri olarak kullandığını ifade eden üretici Osman Özdemir, “Bizde 9 dönüm insanlar için geçim kaynağı. Asıl tarım orada yapılıyor. Devlet çiftçisini destekliyor. Sanayiye yönelik üretim yapılıyor” dedi. 2 tona yakın meyvesinin yarısının doluda gittiğini ifade eden Özdemir, “Dolu vurduktan sonra dalında bekliyor. Alan yok. Bu sene zarar ettik. Seneye elimden gelse hiçbir şey yapmayacağım. Yapacak bir şey olsa yapacağız. Devlet herkes başının çaresine baksın diyor” dedi.
 
 
 
25.12.2018
Devamı

5 Tarım İlacına Kademeli Yasak

Tarım ve Orman Bakanlığı, arı kolonilerini zehirleyip öldürdüğü gerekçesiyle 5 tarım ilacına kademeli yasak getirdi.
Yaklaşık 8 milyon arı kovanına sahip olan Türkiye'de, her yıl ortalama 150 bin kovan arı, pestisitler,, yani tarım ilaçları nedeniyle ölüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı,, arıların koloni halinde ölümüne yol açtığı iddiasıyla 5 tarım ilacına kademeli yasak getirdi.

5 İLACA KADEMELİ YASAK 
O ilaçlardan en zararlıları olan Thiamethoxam ve Imidoclaprıd'in açık alanlarda kullanımı aralık ayı itibarıyla yasaklandı. Bu iki ilacın seralarda kullanımı ise devam edecek, ancak etiketlerinde uyarı yazıları yer alacak. Çiftçiler de dikkatli kullanmaları konusunda uyarılacak.
Habertürk'ten Esra Nehir'in haberine göre, bir diğer ilaç olan Chothianidin'in kullanımı 31 temmuz 2019'a kadar kademeli olarak devam edecek, o tarihten sonra yasaklanacak. Thiacloprid'in kullanımı da 30 nisan 2019'a kadar devam edecek. Nisan ayı sonunda, kullanılıp kullanılmayacağı yeniden değerlendirilecek...
Acetamibrid'in kullanımı ise devam edecek, ancak etiketinde uyarı yer alacak.
ETİKETLER DEĞİŞECEK
Tarım Bakanlığı yetkilileri, söz konusu ilaçların en zararlılarının yasaklandığını, diğerlerinin de kullanımının kısıtlandığını belirtti. Kullanımı kısıtlanan ilaçların etiketlerinde, "bu ürün arılara karşı çok zehirlidir. Kuru ve rüzgarlı havada ilaçlı tohum ekimi yapmayın, bombus arısı olan seralarda kullanmayın” uyarısı yer alacak. 5 ilaçla ilgili Avrupa Birliği uygulamaları takip edilecek ve aldıkları kararlar Türkiye'de de eş zamanlı uygulanacak.
 
 
25.12.2018
Devamı

Artırılan Süt Prim Desteği Geriye Dönük 6 Ayı'da Kapsasın

Türkiye Süt Üreticileri merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik KESKİN “Tarım ve Orman Bakanlığımızın süt prim desteğini artırmasından dolayı  teşekkür ediyoruz. Ancak bu desteğin Ocak, şubat , Mart aylarını kapsamasından ziyade  geriye dönük son 6 aylık süt prim desteklerini de kapsamasını istiyoruz" dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yeni yılda verilecek çiğ süt destekleriyle ilgili açıklama yaptı. Bakan Pakdemirli açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
“Tarım ve Orman Bakanlığı olarak süt üreticilerimizin üretim maliyetlerinin düşürülmesi, üretiminde sürdürülebilirliğin ve vatandaşlarımızın ucuz süte ulaşmaların sağlamak, “Enflasyonla Topyekûn Mücadele” kapsamında fiyat artışının tüketimde talep daralması yaratmasının önüne geçmek ve arz / talep dengesinin devam edebilmesi için çiğ süt destekleme fiyatlarında yeniden düzenlenme yapılmıştır.
2019 yılında yani yeni yıldan itibaren Ocak, Şubat, Mart aylarında süt üreticilerimize, litre başına vermekte olduğumuz ortalama 10 kuruş “Süt Prim Desteği”, 15 kuruş daha artırılarak, 25 kuruşa yükseltilmiştir.
Böylece; Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı tavsiye fiyat kararı olan 1,70 TL lik sütün litre fiyatı, Bakanlığımızca yapılan 25 kuruşluk desteklemeyle 1,95 TL olacaktır.         
Bu desteklemeyle, 2019 yılının ilk 3 ayında süt üreticilerimize toplam 571 Milyon TL süt desteği yapılmış olacaktır ”denildi.

 Bakan Pakdemirli’nin bu açıklamasını değerlendiren Türkiye Süt Üreticileri merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik KESKİN “Tarım ve Orman Bakanlığımızın bu vereceği desteğe teşekkür ediyoruz. Ancak bu desteğin Ocak, Şubat, Mart ayıarından ziyade  geriye dönük son 6 aylık süt prim desteklerini de kapsamasını istiyoruz. Üreticimiz son 1yıldır girdilerin altında çok ezildi. Son bir yıldır da sütten para kazanamaması süt üreticisini derinden yaralamıştır. Bizler bu artırılan prim desteğinin şuana kadar ödenmeyen 6aylık süt prim desteğinde de uygulanmasında da istiyoruz”.
Süt üreticisi zor günler geçiriyor. Tarım ve Orman Bakanımız  Bekir Pakdemirli beye süt prim desteğini artırmasından ötürü teşekkür ediyoruz. Bu prim desteğinin geriye dönük son 6 ayı kapsaması süt üreticimizin bir nebze olsun yüzünü güldürecektir". Dedi.
 
 
 
24.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli Paramız var ki ithalat yapıyoruz sözlerine açıklık getirdi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bakan Bekir Pakdemirli'nin bir gazeteye yaptığı değerlendirmedeki "Paramız var ki ithal ediyoruz" sözlerinin tamamının kesilerek çarpıtıldığını bildirdi.

AA'nın haberine göre Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin bir gazeteye yaptığı değerlendirmenin bir kısmının kesilerek başka bir basın yayın organı tarafından olumsuz haber yapıldığı belirtildi.

Pakdemirli'nin tamamına yer verilmeyen konuşmasından sadece "Paramız var ki ithal ediyoruz" sözlerinin alınarak çarptırıldığı ifade edilen açıklamada, Bakan Pakdemirli'nin değerlendirmesinin ilgili kısmına yer verildi:

"Buğdayda Türkiye kendi kendine yeterlidir. Yani bu şey üzerinden muhalefet yapılır. 21,5 milyon ton üretimimiz var. 19 milyon ton tüketimimiz var (son 5 yıl ortalamamız). Ha diyeceksiniz ki neden ithalat yapıyorsunuz? Ben de diyeceğim ki makarna fabrikaları, un fabrikaları boş mu kalsın? Bunu ithal edip karşılığında ihraç ediliyor. Yani bir o kadar da ihracat var. İthalatın olduğundan daha fazla ihracatımız var, buğday tarafı böyle. Samanda da 9 bin küsur ton yani 10 bin ton diyelim. Bizim Türkiye’de de kaba yem ihtiyacımız 66 milyon ton. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? 10 binde 1,5’dir. Yani Türkiye’nin ihtiyacının 10 binde 1,5’i saman olarak ithal edilmiş. Bunun bir anlamı var mı? Bana göre bir anlamı yok, hiçbir anlamı yok.

Türkiye; 'Siz saman ithal ettiniz, buğday ithal ettiniz' diyenlere karşı ben de şunu söylüyorum: Biz, Türkiye’de para varmış ki ithal edecek parayı da bulmuşuz. Siz insanları sana yağı kuyruklarına, salça kuyruklarına, ondan sonra tüp kuyruklarına, sigara kuyruklarına muhtaç ettiniz. Önemli olan gıda arz güvenliği, bir şekilde bunu sağlamamız gerekiyor. Bizim iki tane görevimiz var. Biri üreticiyi korumak diğeri de tüketiciyi kollamaktır. O da çok pahalıya yememeli. Biz bu iki görevi dengede götürmeye çalışıyoruz."

Yapılan değerlendirmede Türkiye'de her ürünün üretilmesi gibi bir durum olmadığı ancak stratejik ürünlerin üretilmesi gerektiği ve ithalatın da ihracatın da yapılabileceği hususuna yer verildiği kaydedilen açıklamada, "Konuşmanın tamamına bakıldığında Sayın Bakanımızın nasıl bir değerlendirmede bulunduğu ve bazı mecraların bu değerlendirmeyi nasıl başka yerlere çektiği açıkça görülmektedir." değerlendirmesi yapıldı.

24.12.2018
Devamı

Ekilmeyen Tarım Arazisi Kalmayacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, atıl tarım arazilerinin envanterinin tamamlanacağını belirterek, "İşlenmeyen tarım arazimiz kalmayacak. Çeşitli nedenlerle ekilemeyen 2 milyon hektar tarım arazisi, tarımsal üretime kazandırılacak. Böylelikle 13 milyar lira gelir artışı sağlanacak." dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirlii, AA muhabirine, bakanlığının 2018 faaliyetleri ile 2019 hedeflerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
Tarım politikalarını yürütürken, çiftçiyi ve üreticiyi korurken, tüketiciyi de kolladıklarını aktaran Pakdemirli, bu politikaları, çiftçilerin yol göstericiliğinde, hep birlikte belirlediklerini söyledi. Pakdemirli, tarımsal desteklerin son 16 yılda yüzde 700 artışla 1,8 milyar liradan 14,5 milyar liraya çıktığına işaret ederek, "Bunun sonucunda, bitkisel üretimimiz yüzde 22 artışla 98 milyon tondan, 120 milyon tona, kırmızı et üretimimiz yüzde 167 artışla 421 bin tondan 1 milyon 126 bin tona yükseldi. Tarımsal ihracatımız 3,7 milyar dolardan 17 milyar dolara ulaştı." diye konuştu.
Pakdemirli, yerli tohumda üretimi 150 bin tondan, 1 milyon tonun üzerine çıkardıklarını vurgulayarak, "Dünya sertifikalı tohum piyasasında 750 milyon dolarla 11. sıradayız. 2002 ve 2017 yılları arasında sertifikalı tohumda, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 31'den yüzde 74'e çıktı. Sertifikalı tohum üretici firma sayımız, 2002'de 152 iken, 2018'de 863 oldu." ifadesini kullandı.
Baraj sayısını 16 yıllık süreçte 276'dan 541'e, hidro elektrik santrali (HES) sayısını 105'ten 534'e, içme suyu tesis sayısını 31'den 236'ya çıkardıklarını dile getiren Pakdemirli, şu anda 6,5 milyon hektar alanın sulandığını ve buna 2 milyon hektarlık alanı daha ekleyeceklerini anlattı. Pakdemirli, bunun sonucunda tarıma ekstra yıllık 15 milyar lira gelir artışı sağlanmış olacaklarını söyledi.
Pakdemirli, buğday ve arpada destekleme primini 5 kuruştan 10 kuruşa çıkardıklarını, buğday ve arpa gübre desteğini 4 liradan 8 liraya yükselttiklerini anımsatarak, şöyle devam etti:
"Çiftçimizin ve üreticimizin tüm sorunlarını yakından takip ediyoruz. Kendileriyle sık sık bir araya geliyoruz. Tarım sektörü ister istemez ekonomik hareketlilikten etkilenen bir sektör. Ekonomik hareketlilik tarımı, diğer sektörlere göre daha fazla etkiliyor. Çünkü tarım, dünya emtia fiyatlarına duyarlı bir sektör. Zaman zaman döviz kurundaki dalgalanmalara ve artışlara karşı, çiftçimizi korumak için gerekli tedbirleri alıyoruz." dedi.
Başta kooperatifler olmak üzere çiftçi kuruluşlarının yeniden yapılandırılmasını sağlayacak, tarımın finansmanını ve pazara giriş imkanlarını reforme edeceklerine işaret eden Pakdemirli, şunları söyledi:
"Türkiye'de 14 bin 200 birlik ve kooperatif var. Kooperatiflerin ve birliklerin yapısını tekrar ele almada fayda görüyoruz. Bu konularla ilgili önümüzdeki günlerde birden fazla çalıştay yapacağız. Kooperatiflerimiz üretici ile tüketici arasında köprü vazifesi görmeli. Bu süreçte, kooperatif ve birliklerimiz, tarımın finansmanına ve pazara gidiş noktalarında etkin rol alacak."
Pakdemirli, toprak kaynaklarının envanterini tamamlayacaklarını da vurgularken, "Bugüne kadar toplam 6,1 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmalarını tamamladık. 2018 sonu itibarıyla 496 bin hektar alanda daha toplulaştırma çalışmasını tamamlayacağız. 2023'e kadar 8,5 milyon hektar alandan toplulaştırma çalışmalarını tamamlamış olacağız. Atıl tarım arazilerinin envanter tamamlama çalışmalarını başlatıyoruz. Böylelikle işlenmeyen tarım arazimiz kalmayacak. Altyapı reformları ve hukuki reformlar hayata geçecek. Çeşitli nedenlerle ekilemeyen 2 milyon hektar tarım arazisi, tarımsal üretime kazandırılacak. Böylelikle 13 milyar lira gelir artışı sağlanacak." ifadesini kullandı.
Yer Altı Barajları Eylem Planı'nı da yakında duyuracaklarını ve bu çalışmayla, su kapasitesinin etkin kullanılmasının sağlanacağını belirten Pakdemirli, "Yapılacak yer altı barajları ile buharlaşmanın önüne geçmemiz mümkün. Ayrıca bu işe fazla para harcamadan ufak yer altı bentleriyle önemli miktarda suyu tutabiliyorsunuz. Hatta kendi cazibesiyle de bunu ovalara vermemiz söz konusu. Böylelikle barajlarla ilgili yaşanan istimlak, yeniden yerleşim ve ÇED gibi problemler de yer altı barajlarına yapılacak yatırımlarla ortadan kalkacak." dedi.
 
 
 
 
21.12.2018
Devamı

1 milyon Çiftçiye Finansal Okur Yazarlık Eğitimi

Borsa İstanbul'da gong, "Hedef 1 Milyon Çiftçiye Eğitim" sloganıyla 1 milyon çiftçiye finansal okuryazarlık eğitimi verilmesini hedefleyen "Bütçesini Bilen Çiftçi Projesi" için çaldı.
Tarım alanında emek veren çiftçilerin finansal ürünler ve kavramlar hakkında bilgilendirilmesi, finansal risk ve alternatifler arasında tercihte bulunabilecek farkındalığa sahip olmasını temin ederek çiftçinin finansal refahının artırılması amacıyla Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından hayata geçirilen proje devam ediyor.
Hazirandan bu yana 10 bin üreticiye eğitimin verildiği Bütçesini Bilen Çiftçi Projesi'nde "Hedef 1 Milyon Çiftçiye Eğitim" sloganıyla 1 milyon çiftçiye finansal okuryazarlık eğitimi verilmesi hedefleniyor. Projenin yaygınlaştırılması ve bu konudaki farkındalığın artırılması amacıyla Borsa İstanbul'da gong töreni düzenlendi.
Törende konuşan Borsa İstanbul AŞ Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Gönen, Borsa İstanbul'un tarım için de ürünleri olduğunu belirterek, "Çok kafa yorduğumuz, gelişmesi için uğraştığımız ürünler var. Bunların başında ELÜS (Elektronik Ürün Senedi) geliyor. Ben bunu bilmeyen arkadaşlara, 'Buğdayın hisse senedi hali' diye anlatıyorum." ifadelerini kullandı.
"SAHADA BÖYLE BİR PROJEYE İHTİYAÇ VARDI"
Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz da tarım sektöründe kooperatifçilik denildiğinde ilk akla gelenin Tarım Kredi olduğunu belirterek, kurumun köklü geçmişi ve 1 milyon civarındaki çiftçi ortağına işaret etti.
Tarım Kredi'nin bugün 17 bölge birliği, bin 625 kooperatifi, 206 hizmet bürosu, 13 şirketi, 8 bin 597 çalışanı bulunduğunu ve aktif büyüklüğünün 32 milyar TL olduğunu bildiren Poyraz, "Yıllık 9 milyar lira kredi hacmine sahip olan Tarım Kredi Kooperatifleri, bu paranın yaklaşık yüzde 70'ini ayni kredi olarak çiftçilerine kullandırmaktadır." dedi.
Tarım Kredi'nin çiftçilere ekim döneminden hasat sonrasına kadar tüm üretim ve ürün değerlendirme aşamalarında destek verdiğini ifade eden Poyraz, tohum, gübre, yem, mazot, tarım alet ve makine, sulama sistemleri, sera örtüsü ve sigorta gibi girdilerin tamamını temin ettiklerini anlattı.
Daha önce gerçekleştirilen Tarımsal Finans Çalıştayı'nda finansal okuryazarlık eğitimi düzenlenmesi kararı alındığını, bu projenin üstlenilmesi konusunda Tarım Kredi'nin sorumluluk aldığını aktaran Poyraz, "Tarım Kredi Kooperatifleri olarak yaptığımız ön çalışma sonucunda sahada böyle bir ihtiyacın olduğunu ve üreticilere bu anlamda katkı sağlayabileceğimizi gördük." diye konuştu.
"ÜRETİCİLERİMİZİN YÜZDE 84'Ü PARA BİRİKTİREMİYOR"
Fahrettin Poyraz, daha önce yapılan Çiftçinin Nabzı Araştırması'nın sonuçlarına göre, üreticilerin yüzde 56'sının maliyet hesabı tutmadığını, girdilerini peşin olarak alan çiftçilerin oranının yüzde 29 seviyesinde olduğunu, bir başka deyişle çiftçilerin yüzde 71'inin girdilerini vadeli şekilde tedarik ettiğini ve en erken hasatta ödeyebildiğini söyledi.
Araştırmaya göre, Türkiye genelinde tarım sigortası yaptıranların oranının yüzde 20'lerde kaldığını belirten Poyraz, çiftçinin malını yüzde 59 ile en çok tüccara sattığını, doğrudan son tüketiciye satış yapan çiftçi oranının ise yüzde 10 olduğunu aktardı.
Poyraz, "Çiftçilerin yüzde 70'i parasını hasatta alıyor. Her 4 çiftçiden 3'ü lisanslı depoları hiç duymamış, ELÜS kullananların oranı ise yüzde 2'yi geçmiyor. Araştırma, üreticilerin yüzde 84'ünün para biriktiremediklerini ve tarlaları için yeni yatırım yapmadıklarını ortaya koydu. Yani sulama, traktör ile diğer ekipman ve alanlarda tarlasına, bahçesine yatırım yapabilen çiftçinin oranı sadece yüzde 32 seviyesinde." şeklinde konuştu.
"10 BİN SAYISINI ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEMDE 1 MİLYON ÇİFTÇİYE ÇIKARACAĞIZ"
Tarım Kredi Genel Müdürü Poyraz, haziran ayından bu yana söz konusu eğitmenler vasıtasıyla 10 bin çiftçiye finansal okuryazarlık eğitimi verildiğini belirterek, "Hedefimiz, kooperatifimize kayıtlı yaklaşık 850 bin ortağımız ile birlikte 1 milyon çiftçiye ulaşmak. 10 bin sayısını önümüzdeki dönemde 1 milyon çiftçiye çıkaracağız." dedi.
Tarım üreticilerinin; finansal konuların yanı sıra bütçe yönetimi, planlaması ve tasarruf konularında da bilgi sahibi olmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Poyraz, şunları kaydetti:
"Tarımsal işletmelerde üretimin verimliliği ve sürdürülebilir olmasında finansman koşullarının rolü ve yönetimi oldukça önemli olmakla birlikte, tarımsal işletme sahiplerinin kredi kullanırken nelere dikkat edeceğini bilmesi de önemlidir. Finansman maliyeti konusunda sorgulayıcı olabilen üretici, kredi kullanırken de daha bilinçli olacaktır. Çiftçilerimizin tasarruf bilincinin artırılması için bilinçlendirme aktiviteleri, eğitim, seminer, gezi ve ziyaretler kooperatifçi arkadaşlarımız ve iş birliği içinde olduğumuz üniversiteler aracılığıyla gerçekleştirilmeye devam edecektir. Bütçesini Bilen Çiftçi Proje'mizle paralel olarak sürdürdüğümüz çalışmalar ile hem eğitim faaliyetlerimiz desteklenmekte hem de ortaklarımızın ihtiyaçlarının karşılanmasında kalite ve zaman verimliliğini artırmayı hedefliyoruz."
"HAYALİMİZ, ÇİFTÇİLERİMİZİN FİNANSAL OKURYAZARLIK SEVİYELERİNİN HAK ETTİĞİ YERE GELMESİ"
Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği (FODER) Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Denizmen ise ülke insanını hak ettiği finansal bilince ulaştırmak üzere FODER'in 6 yıl önce kurulduğunu, bu süreçte gençler, kadınlar ve emekliler gibi birçok çevreden 2 milyon kişiye ulaştıklarını bildirdi.
Denizmen, "Bugün de bu rakama 1 milyon çiftçi dostumuzu eklemekten gurur ve mutluluk duyuyoruz. Çiftçilerimiz; masamıza ekmeği, soframıza bereketi getiriyorlar. Ancak dünyada gıdanın 3'te biri israf oluyor. İsraf büyük bir sorun ve tasarruf dönemindeyiz. Finansal okuryazarlık ise tasarrufun temelidir, davranış ve tutumların altyapısıdır." diye konuştu. Çiftçilerin çok çalışıp az kazandığını dile getiren Denizmen, "Biz çiftçilerimizin, onlar da alın teri ile kazandıkları paralarının değerini ve kıymetini bilsinler diye düşünüyoruz. FODER olarak Tarım Kredi ile bir hayal kurduk. Bu hayalimiz, çiftçilerimizin finansal okuryazarlık seviyelerinin hak ettiği yere gelmesi, onların ekonomik durumlarında olumlu gelişmeler olması, finansal huzur ve özgürlüğe doğru bir geleceği inşa etmekti." ifadelerini kullandı.
 
 
20.12.2018
Devamı

Bir Gıda Devinden daha Konkordato

Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında bulunan ve 2 yıl önce TMSF bünyesine geçen ancak bir müddet sonra sahiplerine iade edilen Aynes Gıda konkordato ilan etti. Aynes Gıda'nın yüksek miktarda tahvil borcunu çeviremediği ileri sürülüyor.
Şirket’ten Yapılan Açıklama şu şekilde:
''Bir süredir ülkenin içinde bulunduğu ekonomik ve sosyal sebeplerle işletmenin bütünlüğünün bozulmaması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması, tüm çalışanların ve diğer paydaşların haklarının korunması, alacaklarına tam ve eksiksiz olarak kavuşmalarını temin etmek amacıyla Acıpayam Asli Hukuk Mahkemesi'nin 2018/662 esas sayısı ile konkordato talebinde bulunmuş olup, ilgili mahkemece yapılan inceleme sonrasında İcra İflas Kanunu'nun 287'inci maddesi gereğince şirketimizin 3 aylık süre ile hakkında yapılacak tüm takip işlemlerini durdurmasına yönelik tedbir kararı vermiş bulunmaktadır.''
 
 
19.12.2018
Devamı

YEM FİYATLARI ARTIYOR, DAHA DA ARTACAK

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu yem fiyatlarına ilişkin bir açıklama yaparak “En önemli yem hammaddelerinden biri olan buğday kepeği piyasada artık zor bulunan ürünlerden biri haline geldi. Yurtiçi buğday üretimi az olunca kepek fiyatları yükselişe geçti. Bununla birlikte ithal buğday kepeğinin fiyatına da zam geldi. ”dedi.
 
Gaytancıoğu açıklamasında şunları kaydetti. “En önemli yem hammaddelerinden biri olan buğday kepeği piyasada artık zor bulunan ürünlerden biri haline geldi. Yurtiçi buğday üretimi az olunca kepek fiyatları yükselişe geçti. Bununla birlikte ithal buğday kepeğinin fiyatına da zam geldi. Bundan 1 ay önce tonu 145 $ olan buğday kepeği bugünlerde 200 $'llara kadar çıktı. Buna paralel olarak yurtiçinde tonu 700 TL olan kepeğin tonu 950-1000 TL'lere çıktı. Bugünlerde yemin çuvalına yine 4-5 TL zam geldi. 
 
Yem Fiyatlarındaki Artışa Üretici Nasıl Dayanacak
 
Yem fiyatlarındaki artışa üretici nasıl dayanacak. Neredeyse tüm yem hammaddeleri ithal ediliyor. Dövizdeki artışla beraber zaten yem hammaddelerinin fiyatları çok yükseldi. Yurtiçi buğday, arpa ve mısır üretimindeki azalmalarla birlikte yem fiyatları sürekli artmaktadır. Çözüm nedir ? Acilen süt fiyatları artmalıdır. Süt Konseyi acilen toplanmalı ve Bakanlığın desteği ile süt üretimine teşvikler verilmelidir.
 
Süt İnekleri Kesime Gidiyor
 
Aksi taktirde şu sıralarda sıkça yapıldığı gibi süt inekleri tüm ülke genelinde kesiliyor. Sütten para kazanamayan, sattığı 1 litre sütle 1 kg yem alamayan süt üreticisi maalesef ineklerini kesiyor. Hatta birçok ilde süt ineklerinin kesimi Valiliklerce yasaklanmasına rağmen üreticiler bir yolunu bularak süt ineklerini mezbahaya götürüp kestiriyorlar. Hatta kesim için ciddi bir sıra bile oluşmaktadır. Sürekli uyarılarımıza rağmen Tarım Bakanlığı bunu görmezden gelmektedir. Bununla birlikte yine devamlı dile getirdiğimiz bir konuda taban gübre kullanımının gübre fiyatlarının yüksekliğinden ötürü azalmasıdır.” Dedi.

 
 
18.12.2018
Devamı

KIRSAL KALKINMA ve ARICILIK

Kırsal alan, altyapı ve sosyal hizmetler imkanlarından yeterince yararlanamayan metropol yerleşim alanları dışında kalan il, ilçe, köy ve mezraların oluşturduğu mekânsal alan olarak tanımlanmaktadır. Kırsal alanlar, ayrıca, kentli nüfus ile güçlü sosyal bağları olan ve bu kesim için dinlenme hizmeti sunan mekânları da ifade etmektedir (Gülçubuk, 2005).
Kırsal kalkınma; kırsal alanlarda yaşayan insanların sosyo-ekonomik ve kültürel açıdan yapısını değiştirecek biçimde üretim, gelir ve refah düzeylerinin geliştirilmesi, dengesizliklerin giderilmesi, kentsel alanlarda mevcut fiziksel ve toplumsal alt yapının kırsal alanlarda da oluşturulması, tarımsal ürünlerin daha iyi değerlendirilmesi yönündeki süreçleri, etkinlik ve örgütlenmeleri ifade etmekte ve stratejik önemini korumaktadır (Özdemir 2012,Can 2007).
            Türkiye İstatistik Kurumu 2016 verilerine göre, Türkiye'nin nüfusu 2016'da 79 milyon 814 bin 871 kişiyi bulurken, belde ve köylerde yaşayanların oranı ise toplam nüfusun yüzde 7,7'si olup, 6 milyon 145 bin 745 düzeyindedir(TÜİK 2017). Türkiye'de kırsal yerleşimlerin kalkındırılması ve kırsal nüfus yaşam koşullarının iyileştirilmesine yönelik çalışmalar, Cumhuriyetin kuruluş yıllarına kadar gitmektedir(Gülçubuk, 2005). Bu çözüm yollarından biriside, hayvansal üretimin kollarından olan arıcılığın geliştirilmesi üzerinde şekillendirilmiştir.  
            Arıcılık, bitkisel kaynakları, arıyı ve emeği kullanarak, insanın varoluşundan bu yana beslenme ve sağlığını koruma amacıyla kullanmaktan vazgeçemediği bal, polen, arı sütü, propolis, arı zehri gibi ürünler ile günümüzde arıcılığın önemli gelir unsurlarından olan ana arı, oğul gibi canlı materyalleri üretme faaliyetidir. Arıların bitkilerin tozlaşmasındaki etkisi de dikkate alındığında, arıcılığın tarım sektörü içindeki rolü daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Ülke ekonomisine önemli katkısı olan arıcılık, dünyanın çoğu ülkesinde ve ülkemizde yaygın olarak yapılmaktadır (Fıratlı ve ark. 2000). Arıcılık, ülkemizde az topraklı veya topraksız çiftçilere güvenli bir iş ve gelir imkânı yaratması, orman içi ve kenarı köylerde yani kırsalda yaşayan halkı kalkındırmak bakımından da önemli bir tarımsal faaliyettir ( Kutlu, 1998).
            Bu açıdan bakıldığında ülkemizde arıcılığın, kırsalda yaşayan az topraklı veya topraksız nüfusun kalkınması açısından önemli katkılar sağlayabilecek faaliyetlerden en önemlisi olarak ortaya çıktığını belirten çok sayıda çalışma bulunmaktadır.( Erkan,2001, Kutlu, 2014 Çakmak, 2003,Kekeçoğlu.2007 ). Arıcılık, kendi işgücünü, kıt kaynaklarını ve bilgisini kullanmaktan başka alternatifi olmayan insanların bulunduğu alanlarda veya yayla ve meralarda gelir ve istihdam yaratarak kırsal kalkınmaya katkı sunduğu tarımsal bir faaliyettir (FAO, 2005).
            Günümüz dünyasında olduğu gibi Türkiye’de de en önemli sorunlardan biri hızla artan ülke nüfusudur. Artan nüfusa karşın, yüzölçümün değişmemesi ve düzensiz yerleşime bağlı olarak tarım arazilerinde azalma dikkati çekmektedir. Bu azalmada kırsal kesimde yaşayanların sosyoekonomik yapısını bozarak fakirleştirmektedir. Kırsal kesimin birçok bölgede yaşanan göç olayı ve kırsal kesimin düşük gelir düzeyi, bu insanları yaşadıkları yerlerde refaha ulaştırabilecek yeni kaynak arayışlarına zorlamaktadır (Kutlu, 2014 ).TÜİK tarafından yayımlanan “2009 Yoksulluk Çalışması” sonuçlarına göre, kırsal yerleşim yerlerinde yaşayanların, yoksulluk oranı %38,69’a civarındadır. Arıcılık yapılabilirliği yoksulluğun önlene bilirliği bakımından tüm dünyada en yaygın tarımsal faaliyetlerden olup ülkemizde de özellikle kırsal alan yaşayanlarına güvenli bir iş ve gelir imkânı yaratıp yoksullukla mücadele bakımından da önemli bir istihdam kolu haline gelmiştir (Kaftanoğlu,1987).
 
            Tüik verilerine göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı 2017 yılı Mayıs döneminde 3 milyon 225 bin kişi olmuştur.  Tarım dışı işsizlik oranı ise işsizlik oranının %12,2 olarak tahmin edildiği belirtilmektedir (TÜİK2017). Çocuk hariç genç, yaşlı, bay, bayan her yaştaki insanın biraz bilgi birikimi az sermaye gereksinimi yanında arazi, tesis, alet-makine ve fazla işgücü gerektirmemesi arıcılığın avantajları arasında sayılmaktadır. Ülkemizin sahip olduğu flora, iklim ve coğrafi koşullar içerisinde tüm yıla yayılabilen ve iş gücü oluşturmakta sıkıntı yaşanmayacak, tarımsal üretim içerisinde önemi gittikçe artan alternatif bir üretim koludur. (Erkan 2001,Sandal 2013,Kekeçoğlu 2007). Bu yönü ile kırsal kesimdeki işsizliğin önlenmesinde ve azaltılmasında, kuruluş giderlerinin de az olması ile de yapılabilir en önemli tarımsal faaliyettir.
            Türkiye’nin sahip olduğu arazilerin niteliklerine bakıldığında toplam arazi varlığının % 0,2’sini işlenemeyen düz araziler, %13,9’unu iyi nitelikli mera ve orman arazileri,
%46’sını bozuk mera ve orman arazileri oluşturmaktadır. Geriye kalan yüzde 5,8 oranındaki arazilerde ise hiçbir şekilde tarımsal üretim yapılamamaktadır (Türkiye Arazi Varlığı, Ankara 1978; KHGM, Yıllık Envanter, Ankara 1998) . Bu alanların diğer önemli bir özelliği ise üzerlerinde hayvancılık ve arıcılık dışında her hangi bir tarımsal faaliyetin yapılmaması ve çevre kirliliğinin olmamasıdır. Bölgelere göre değişmekle beraber bu alanlarda geven, ak üçgül, çayır üçgülü, kırmızı üçgül, adi yonca, taş yoncası türleri, kekik ve birçok bal verimi iyi olan çok yıllık bitkilerin bulunduğu belirtilmektedir (Genç 2002).
            Özellikle kırsal kalkınmada arıcılığın geliştirilmesine yönelik olarak Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun önemli oranda destekleri bulunmaktadır. Bu kapsamında 2014 yılında 250.000 Euro’ya kadar olan harcamaların %50’si kurum tarafından karşılanacak şekilde desteklenmiş olup (TKDK, 2014), toplamda ise IPARD Programı döneminde 7.341 adet arıcılık yatırımına destek sağlanmıştır(Anonim 2016).
            Arıcılık, kırsal kalkınma ye yaşayanları için yarattığı istihdam ve sağladığı gelir nedeniyle özel bir öneme sahip potansiyeli olan bir sektördür. Arıcılık tekniğine uygun ve bilinçli yapıldığında kendini aynı yıl amorti edip kar getiren tek tarımsal faaliyettir. Ülkemizde arıcılığın uzun yıllardır süre gelen bir faaliyet olması kırsal alanlarda arıcılık kültürünün yerleşmesine neden olmuştur. Ekilebilir arazi miktarının azlığı, arıcılığın önemini kırsal kalkınma için daha iyi ifade etmektedir. Gerçek şudur ki; sahip olunan flora çeşitliliği, kuruluş giderinin azlığı, kırsaldaki işsiz sayısı, istihdama katkısı, verilen kamusal destekler, arıcılık ürünlerinin pazar sıkıntısının olmaması,  dikkate alındığında kırsal alanın kalkındırılması açısından arıcılığın lokomotif durumda olması gerekmektedir.
 
Öğretim Görevlisi Mehmet Ali KUTLU
Bingöl Üniversitesi
Arıcılık Araştırma, Geliştirme ve Uygulama Müdürlüğü
 
 
KAYNAKLAR
 
Anonim 2016. IPARD Program Değerlendirmeleri Arıcılık Sektör Toplantısı Sonuç Raporu 2016.
 
Can,M., Esengül,K. 2007 Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programlarının Türkiye’nin Kırsal Kalkınması Açısından İncelenmesi: SAPARD ve IPARD Örneği
Çakmak, İ., Aydın, L., Seven, S., Korkut, M. 2003. Beekeping Survey in SouthernMarmara Region of Turkey. Uludağ Arıcılık Dergisi, 3(1): 31
Çelik, H. 1994.Kalecik ilçesinde gezginci arıcıların sorunları ve arıcılıkta yararlanılan bilgi kaynakları üzerine bir araştırma.
 
Erkan. C., Y, Aşkın.2001 Van İli Bahçesaray İlçesi'nde Arıcılığın Yapısı ve Arıcılık Faaliyetleri Yüzüncü Yıl Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Bilimleri Dergisi (J.Agric. Sci.), 2001, 11(1):19-28
IPARD Program Değerlendirmeleri Arıcılık Sektör Toplantısı Sonuç Raporu 2016.
 
FAO, 2005. International Conference on Organic Agriculture and Food Security. Web adresi: ftp://ftp.fao.org/ docrep/fao/meeting/012/J9918E.pdf
 
Genç, F., Dodoloğlu, A., 2002. Arıcılığın Temel Esasları. Atatürk Üniv. Zir. Fak. Ders Yayınları No: 166, 338 s, Erzurum.
Gülçubuk, B., 2005. AB ve Türkiye’de Kırsal Yapı ve Kırsal Kalkınma. Ankara.http://www.wwf.org.tr/tr/docs/sunum_bulentgulcubu k.pdf. (Erişim Tarihi 28.04.2006)
 
Özdemir. S., 2012.KMÜ Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi, 14 (23): 19-21
 
Fıratlı Ç, Genç F, Karacaoğlu M, Gencer HV, 2000. Türkiye arıcılığının karşılaştırmalı analizi sorunlar-öneriler. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, V. Türkiye Ziraat Mühendisliği Teknik Kongresi, Cilt 2, Ankara.
 
Kutlu MA, 1998. Arıcılık yerinin seçimi ve düzenlenmesi. Teknik Arıcılık. 60: 24-25.
Kutlu,M,A., 2014 . Gaziantep İli Arıcılık Düzeyinin Saptanması Sorunları ve Çözüm Yolları, Türk Tarım ve Doğa Bilimleri Dergisi 1(4): 481-484, 2014 481
 
Kekeçoğlu, M., Gürcan, E.K., Soysal, M.İ. 2007. Türkiye Arı Yetiştiriciliğinin Bal Üretimi Bakımından Durumu. Tekirdağ Ziraat Fakültesi Dergisi, 4(2): 227-23.
 
Kaftanoğlu, O. 1987. Arıcılığın temel prensipleri. T.K.V. Teknik Arıcılık, Sayı:10, sh.7–11 Kazan/Ankara
 
TÜİK 2017.
 
Sandal, E.K., Kan, C. 2013. Bingöl ilinde arıcılık faaliyetleri. Türk Coğrafya Dergisi, 60,1-12.
 
18.12.2018
Devamı

TÜRKTOB’un Yeni Yönetiminde Görev Dağılımı

TÜRKTOB 11. Olağan Genel Kurulunun ardından seçilen yeni Yönetim Kurulu, 17 Aralık 2018 tarihinde ilk toplantısını gerçekleştirerek görev dağılımını yaptı.
8-9 Aralık 2018 tarihlerinde gerçekleştirilen Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) 11. Olağan Genel Kurulunda seçilen Yönetim Kurulu Üyeleri ilk toplantısını yaptı.
17 Aralık 2018 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda görev dağlımı şöyle oldu;
Yönetim Kurulu Başkanı: Savaş AKCAN ( Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı)
Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı: Dr. Vehbi ESER ( Bitki Islahçıları Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkanı)
Yönetim Kurulu Sayman Üyesi: Miktat OLGUN ( Tohum Yetiştiricileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Sayman Üyesi)
Yönetim Kurulu Üyeleri;
Aykut HACIOĞLU ( Tohum Dağıtıcıları Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkanı)
Hurşit NALLI ( Fidan Üreticileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkanı)
Yıldıray GENÇER ( Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı)
Ümit Cüneyt KURTULUŞ ( Fide Üreticileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Üyesi)
 
 
 
 
18.12.2018
Devamı

Aksaray'da DSYB ve Üniversite'den Canlı Embriyon Transferi

Aksaray Üniversitesi ve Aksaray Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği iş birliği çerçevesinde KOOP projesi kapsamında Aksaray’da ilk kez canlı olarak embriyo transferi gerçekleşti. Özel kuruluşlar olarak ilk defa gerçekleştirilen embriyo transferi programına, Aksaray’da Kayan çiftliğinde gerçekleşirken; programa Aksaray Valisi Ali MANTI, Aksaray Üniversitesi Rektörü Yusuf ŞAHİN ve Aksaray protokolü eşlik etti. Embriyo transferi programında bir açıklama yapan Aksaray Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Kayan konu ile ilgili şunları kaydetti.
“Bildiğiniz gibi verimi yüksek hayvanlardan yılda bir kez buzağı alabiliyoruz.  Embriyo projesi ile iyi ve kaliteli hayvanlardan yılda 20 ile 25 arası buzağı almayı hedefliyoruz. Ülkemizde çok fazla ithalat yapılıyor. Embriyo ile ithalatında önüne geçmiş olacağız. İşletmemizde İsveç kırmızısının embriyosunu Hostaın ırka taşıyıcı olarak verildi. Bölgemiz hayvancılık açısından sürekli gelişmekte. Embriyo transferi ile amacımız, üreticilerimize ve üyelerimize kaliteli damızlık kazandırmak aynı zamanda bir yılda aldığımız 1 buzağıyı 20 ile 25’e çıkararak ithalatların önüne geçmeyi hedefliyoruz.” Dedi.
    
 
18.12.2018
Devamı

Ege’de zeytin hasadı, çiftçinin yüzünü güldürmedi

Ege’de zeytin hasadı, çiftçinin yüzünü güldürmedi. Aksine, zeytin üreticisi zarar etti.

Salamura zeytin ve zeytinyağı üretiminde, 2018-2019 yılında sorunlu geçiyor. Çünkü, Ege bölgesinde bu yıl zeytinin çiçek açtığı dönemde ve sonrasında yaşanan yağmur, gece gündüz arasındaki sıcaklık farkı, rutubet, rüzgar gibi iklimsel etkenler nedeniyle zeytinler telef oldu.

ÖNCE ANTRAKNOZ HASTALIĞI DÖKTÜ

Zeytini dalında tutmak için sulak bölgelerde, en az 6 kez ilaçlama yapan bazı üreticiler, zeytini kurtarabildi. Ancak, Aydın ve Muğla dağları gibi, özellikle sarp dağlık, kıraç bölgelerde yetişen zeytinler, çürük leke (antraknoz) hastalığına yakalandı.  18-25 derece sıcaklık ve yüzde 90 oranına ulaşan yüksek nemde oluşan Antraknoz, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında, zeytin meyvesi üzerinde dolu vuruğu gibi başlayıp, kuru bereli şekilsiz lekeler oluşturdu. 20 günlük bir hastalanmadan sonra, meyve çürüyüp döküldü.

ARDINDAN SİNEK VURDU

Bu yıl, Ege Bölgesinde görülen Akdeniz sineği ve zeytin sineği gibi zararlılar hem ovada, hem dağda arttı. Şeftali, elma, armut, incir, nar, Trabzon hurması, portakal, mandalina gibi her türlü meyveye larva bırakıp çürüten sineklerden, zeytinler de yoğun şekilde etkilendi.

Zeytin üretiminin en çok olduğu Aydın, İzmir, Manisa, Muğla bölgelerinde, zeytin meyvelerinin neredeyse yüzde 90’ı hasat öncesi dökülüp telef oldu.

Traktörün çıkamadığı, sarp dağlık kesimdeki zeytin ağaçlarında, yıl boyu aralama, budama yapan, delice kaçkınlarını yok eden, pinar gibi yabani dikenli maki çalılarıyla mücadele eden üretici, iki yıl üst üste  hasat yapamayınca ekonomik olarak zor duruma düştü.

ÜRETİM MALİYETLERİ ARTTI, ZEYTİN FİYATLAR DÜŞTÜ

Zeytin yağı toptan satış fiyatları, 2014 yılından beri, litresi 10-17 TL arasında seyrediyor. Bu yıl, Afrin Suriye’den ithal edildiği belirtilen 50 bin ton zeytin yağı nedeniyle önce yağın litresi 12 TL’ye kadar düştü. Sonra tekrar 10-17 TL aralığına oturdu.

Ancak 2014 yılında mazotun litresi 4.30TL iken bu yıl 6.30TL’ye yükseldi. 2014 yılında asgari ücret 1071TL iken, 2018’de 1820Tl oldu. Aynı şekilde gübre, zirai ilaç, yağ sıkım ücretleri gibi girdi maliyetleri en az yüzde 50-60 artmış olmasına rağmen, yağ fiyatları yerinde saydı. Yemeklik dane zeytinin kilogram fiyatları ise Aydın’da 2.5TL’ye kadar düştü.

SARP DAĞLIK BÖLGELERE YÜKSEK TEŞVİK UYGULANMALI

Zeytin ağacı sayısı, ülkemizde son 20-25 yılda, 80 milyondan 177 milyon adede çıktı. Buna rağmen Türkiye, Suriye ve Tunus gibi ülkelerden sofralık zeytin ve zeytin yağı ithal etmeye başladı.

Özellikle sarp dağlarda zeytin üreten köylü, artık para kazanamadığı gibi, zarar etmeye başladı.

ZEYTİNYAĞI DESTEĞİ, İSPANYA’DA 8TL, TÜRKİYE’DE 0.80 KURUŞ!

Ülkemizde, sarp dağlık bölgelerde zeytin yetiştiren çiftçiye daha yüksek destek ve teşvik verilmeli.

İspanya gibi AB ülkelerinde 1 litre zeytinyağına yıllardır 1,32 Euro (Yaklaşık 8TL) destek ödemesi yapılıyor. Türkiye’de ise, 1 Litre zeytinyağına verilen destek 0,70 kuruştan, 0.80 kuruş gibi komik bir rakama yeni yükseltildi.  

Ülkemizde sofralık dane zeytine de destek verilmesi gerekiyor.

HAŞERELERLE TOPYEKÜN MÜCADELE ŞART

Zeytin zararlılarıyla topyekun mücadele şart. Önümüzdeki yıllarda, sinek, antraknoz, sap kurdu, halkalı leke, pamukçuk gibi zeytin zararlılarıyla topyekun mücadele amacıyla, İspanya, İtalya, Yunanistan’daki gibi, zeytinlik bölgelerde uçakla ilaçlama yapılması ve ücretsiz biyolojik tuzaklar dağıtılarak, topyekun mücadele edilmesi gerekiyor.

Kadir ERCAN

Sürekli Basın Kartı sahibi Gazeteci

17.12.2018
Devamı

Kırmızı Et Sektöründeki Sorunlar Erzurum'da Masaya Yatırıldı

Erzurum İli Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiriciler Birliği’nin ev sahipliği yaptığı, Erzurum Kırmızı Et Yönetim Kurulu Toplantısı; Sektör Temsilcileri, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının yetkilileri ile Sivil Toplum Örgütü Başkanları’nın katılımı ile gerçekleştirildi.
ETB başkanı Hakan Oral’ın katılım gösterdiği Yönetim ve Strateji Çalışma Grubu olarak da adlandırılan Erzurum Kırmız Et Kümelenmesi Yönetim Kurulu üçüncü toplantısında; sektördeki son gelişmeler, et ithalatı ve fiyat artışı başta olmak üzere, sektördeki diğer sorunlar ve çözüm önerileri ile ilgili alışverişinde bulunmak üzere Erzurum İli Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiriciler Birliği toplantı salonunda bir araya geldiler.
Toplantı başlangıcında, Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Proje Koordinatörü Tülin Teker ile Erzurum Kırmızı Et Teknik Destek Ekibinden Kümelenme Uzmanı Barış Cihan Başer, ilgili paydaşlarla birlikte öncelikle söz konusu sektörün küme haritasını ve rekabetçiliğini ortaya koymak ve daha sonra da sektör stratejisini belirlemek amacıyla birebir toplantı sonucunda elde edilen proje listesi üzerinden, finansman ihtiyacı, vizyona etkisi, gereklilik, yararlanıcı sayısı ve uygulanabilirlik kriterlerine göre çizelgeleme çalışmaları hakkında bilgilendirme sunumu yaptılar.
Proje Koordinatörü Tülin Teker, sunumunda kümelenme bazlı destek sistemi için ilk pilot uygulamanın Erzurum’da yapıldığını ve elde edilen tecrübenin ulusal platformda paylaşılarak kümelenme modelinin Tarım ve Hayvancılık sektöründe rekabetçiliğinin artırılması ve sektör stratejisinin, bölgenin bundan sonraki dönemlerde sektörün gelişmesi ile ilgili yol haritası niteliğinde olacağını da belirtti.
Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral ise Erzurum Kırmızı Et Kümelenme Ekibi’nin kısa süre zarfında büyük işler gerçekleştirdiğini ifade ederek: “İlimizde tarım ve hayvancılık sektörünün önceliği yer almaktadır. Bizler Kırmızı Et Kümelenme Yönetim Kurulu olarak, et sektörünün önündeki temel sorunları paydaşlarımız ile görüşerek, bu sorunlara yerinde çözüm bulmak için burada üçüncü toplantımızı yapmış bulunmaktayız. Kamu kurum kuruluş ve sivil toplum örgütlerimizin değerli temsilcileri de burada Erzurum ve bölgemizin temel sorunlarına değinip, yapılması gerekenleri masaya yatırarak; köklü çözüm yolları bulmaya çalışacağız.” dedi.

13.12.2018
Devamı

Tokat'ta Damızlık Koç Teke Üretim Merkezi

Tokat Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği'nce Karadeniz Bölgesi'nin ihtiyacının karşılanması için damızlık koç ve teke üretim merkezi kuruldu. Merkez, Karadeniz'de ilk, Türkiye'de ise 3'üncü tesis olma özelliği taşıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın 'Milli Tarım Projesi' kapsamında kurulan Damızlık Koç, Teke Üretim Merkezi, toplam 1 milyon 400 bin liraya mal oldu. Tesisinin yapım maliyetinin yüzde 40'ı devlet, yüzde 60'ı ise birlik tarafından karşılandı. Toplam 50 dönümlük arazi üzerine inşa edilen, 2 bin metrekare kapalı alana sahip tesis ile özellikle küçükbaş yetiştirmek isteyenlerin damızlık ihtiyacı karşılanacak.
'Milli Tarım Projesi' kapsamında merkezi kurduklarını belirten Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği Başkanı Turan Saldırıcıer, "Buradaki amacımız, Türkiye'deki hayvanların gen ıslahının yapılabilmesidir. Buradaki koçlarımız, Tokat'ta 4 tane ıslah projemiz var. Orada seçilen hayvanlarımız burada. Yetiştiricilerimizdeki hayvanların et, süt ve yapağı daha kaliteli hale gelmesini istiyoruz. Tokat'ta 220 bin küçükbaş mevcudumuz var. Biz eğer Tokat'taki hayvanlarda 1 kilogram artırım yaptırabilirsek 220 bin kilogram et fazlası demektir. Türkiye et ithal eden bir ülke. Amacımız; bu et ithalatını minimuma indirebilmek, Türkiye ve Tokat hayvancılığını geliştirebilmek. Bu tesisin bir özelliği de Karadeniz Bölgesi'nde tek tesis. Öncelikli hedefimiz Tokat yetiştiricisi. Genel hedefimiz Karadeniz Bölgesi. Yani Karadeniz'de aşağı yukarı 20 il var. Bu 20 ilin damızlık ihtiyacını buradan karşılamayı düşünüyoruz. Karayaka ırkının merkezi Tokat'tır. En iyi karayakalar, ırkı bozulmamış, genetik mutasyona uğramamış ırk olarak karayaka ırkı Tokat merkezdedir. Erbaa, Karayaka beldesindedir. Karadeniz'de de bizim dışımızda böyle bir tesis yok. Türkiye'de küçükbaş yetiştiriciliği yapmak isteyen insanlarımız gelip buradan koç temin edebilecekler" diye konuştu.   


'DEDEDEN KALMA USULLERLE HAYVANCILIĞI GÖTÜREMEYİZ'


İleride laboratuvar çalışmalarını da yapacaklarını dile getiren Başkan Saldırıcıer, "Küçükbaşta gen aktarımı babadan olur. Güzel, kaliteli damızlık vermeniz lazım ki nitelikli kuzu veya oğlak yetişsin. Biz eğer nitelikli damızlık koçları verip et, süt, yapağı olarak artırım sağlayabilirsek Türkiye'nin hayvancılık alanının daha da açık olacağını düşünüyoruz. Tokat Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği olarak bizim buradaki hedefimiz 1500 başlık bir dişi damızlık elde etmek. Yani ilerleyen günlerde hayvancılığa başlamak isteyen bir genç arkadaşımız geldiği zaman hiçbir yerde damızlık aramasına gerek yok. Buraya gelip 'Ben damızlık hayvan almak istiyorum. Hayvancılığa başlamak istiyorum' dediği zaman buradan çok rahat bir şekilde temin edebilecek. En azından gözü arkada kalmayacak. Buradaki yapılan işlerin hepsi bilimsel çalışma ile olacak. Bizim dünya piyasasında var olabilmemiz için dededen, neneden kalma usullerle bu hayvancılığı götüremeyiz. Bilim ile tecrübeyi buluşturacağız. Buluşturduktan sonra da hareket edeceğiz" dedi. 

12.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli:Tarım'da Dünya 7.siyiz

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakü'de Azerbaycan Tarım Bakanı İnam Kerimov'la bir araya geldi. Görüşmede tarım sigortaları alanında iş birliği protokolü imzalanırken, Bakan Pakdemirli, Azerbaycan ile Türkiye arasındaki tarımsal ticaretin istenilen seviyede olmadığına işaret etti.

İki ülke arasındaki tarımsal ticaretin daha iyi seviyelere gelmesi için görüş alış verişinde bulunduklarını kaydeden Pakdemirli, Türkiye'nin tarım sektörü açısından Avrupa'da birinci, dünyada ise 7'nci ülke olduğunu hatırlattı. Türkiye'nin bu tecrübesini kardeş ülke Azerbaycan'la paylaşmak istediğini vurgulayan Pakdemirli, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki tarımsal ticaretin istenilen seviyede olmadığını söyledi. Bu ticaretin artması için de Azerbaycanlı mevkidaşıyla daha çok bir araya gelme kararı aldıklarını ifade eden Pakdemirli, özel sektör firmalarının bir araya gelmesinin de bu ticarete renk katacağını vurguladı.

 

11.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli: Toprak varsa biz varız

                 

5 Aralık Dünya Toprak Günü dolayısıyla düzenlenen etkinlikte konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli "Toprak varsa biz varız. Dolayısıyla çocuklarımızı erken yaşta toprakla buluşturmalı ve 2100'leri düşünerek toprak konusunda gereken tedbirleri almalıyız" diye konuştu.

2013 yılında, Birleşmiş Milletler 68. Genel Kurulu'nda, Gıda ve Tarım Örgütü'nün talebiyle, kutlanan 5 Aralık Dünya Toprak Günü bu yıl Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla Bakanlık binasında düzenlenen etkinlikle kutlandı.

Etkinlikte konuşan Bakan Pakdemirli bu seneki sloganlarının 'Toprak Kirliliğine Çare Ol' olarak belirlendiğini ifade ederek "Toprak vatandır, toprak bölünmez ve toprak cömerttir. Toprak varsa biz varız. Bu yüzden çocuklarımızı erken yaşta toprakla buluşturmalıyız. Ziraatla ilgili öğrencilerimizi sahaya sürmeliyiz ve onların toprakla buluşmasını sağlamalıyız" dedi.

"TOPRAĞA MUHTACIZ"

2010'ları da düşünerek toprak konusunda gereken tedbirlerin alınması gerektiğinin altını çizen Pakdemirli "Bizler genellikle, toprakların günlük yaşamlarımızdaki rolünü görmezden geliyoruz. Toprağı, sınırsız bir kaynak gibi kullanıyoruz. Birçoğumuz, binlerce yılda oluşmuş toprakların, çok kısa sürede kaybedilmesinin ya da bozulmasının sonuçlarını düşünmüyoruz. Oysa aldığımız her nefesteki oksijenden, içtiğimiz her yudum suya ve yediğimiz her lokmaya, toprağa muhtacız" değerlendirmesinde bulundu.

"TOPRAK VARSA,  BİZ VARIZ"

Milli ekonomimizin temelinin ziraat, ziraatın temelinin de toprak olduğunu belirten Pakdemirli " Gıda ihtiyacımızın yüzde 95'ini topraktan karşılıyoruz. Artık, Mars'ta tarım yapmaya odaklanmış bir dünyada yaşıyoruz. Toprağın varlığında zenginlik, yokluğunda ise çölleşme ve sefalet vardır. Kısacası; toprak varsa,  biz varız" açıklamasını yaptı.

"DÜNYADA GIDA ÜRETİMİ YÜZDE 60 ARTIŞ GÖSTERMEK ZORUNDA"

Dünyada tarımın ekonomik değeri artan bir sektör olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli "Dünya genelinde, nüfus artışı, kentleşme, sanayileşme ve göç çözüm bekleyen sorunlar. Bunun yanında iklim değişikliği ve çölleşme tüm dünyamızı tehdit eden en büyük sorun konumunda. 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyar olacak. Kentleşme yüzde 68 artış gösterecek. Buna bağlı olarak gıda üretimi yüzde 60 artış göstermek zorunda" diye konuştu.

Dünyada, geleneksel tarımın yüzleştiği son problemin ise yiyecek artıkları olduğunu vurgulayan Pakdemirli "Evrensel olarak üretilen gıdalar, yüzde 33 ile yüzde 50 oranı arasında hiç yenilmemektedir. Bir tarafta gıda ürünleri yüksek oranda israf edilirken, dünyanın diğer bir ucunda 800 milyon insan aç uyumaktadır" dedi.

"2050 YILINDA NÜFUSUN 100 MİLYON OLACAĞI TAHMİN EDİLİYOR"

Türkiye'de 2050 yılında nüfusun 100 milyon olacağının tahmin edildiğini belirten Bakan Pakdemirli " Kentleşme oranımız yüzde 86 civarlarında olacak. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi açısından Türkiye nüfusunun 2020 yılında 82 milyonu aşacağı tahmin ediliyor. Bu, 2015'ten 2020 yılına kadar 5 milyonluk bir nüfus artışına denk geliyor. Bu yeni nüfusun gıda ihtiyacı için yalnızca tahıl üretimi dikkate alındığında bile, 1 milyon ton üretim artışı, bunun için de ek 400 bin hektar, yaklaşık 535 bin futbol sahası büyüklüğünde, tarım alanına ihtiyaç duyulmasıdır" değerlendirmesinde bulundu.

DOĞAL KAYNAKLARIN RASYONEL KULLANILMASI BİR ZORUNLULUK

Bu sebeple tüm doğal kaynakların rasyonel kullanılmasının zorunlu olduğunu ifade eden Pakdemirli " 'Bana Dokunmayan Yılan, Bin Yaşasın!' diyemeyiz. Dünya, hepimizin dünyası. Vatan toprağının her bir karışı, atalarımızdan bizlere miras ve bu mirasın, bizlere yüklemiş olduğu sorumluluk bilinciyle hareket etmeliyiz. Tarım alanlarımızı korumalı ve en verimli şekilde kullanmalıyız" diye konuştu.

"TOPRAĞI DAHA DEĞERLİ VE VERİMLİ YAPMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ"

Toprağı daha değerli ve daha verimli hale getirebilmek için önemli çalışmalar yürüttüklerinin altını çizen Bakan Pakdemirli " Bu kapsamda, tarım topraklarını korumak ve yasal boşluğu gidermek amacıyla, 2005 yılında, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu çıkarıldı. Düzenlemeyle, 655 bin hektar tarım alanının amaç dışı kullanımı engellendi. Ayrıca tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesini önlemek amacıyla da yasal düzenleme yaptık. Parçalı tarım arazilerini birleştirmek için, arazi toplulaştırma çalışmalarına hız verdik. 2003-2017 döneminde 5 milyon 700 bin hektar ve toplamda 6 milyon 150 bin hektar alanda toplulaştırma gerçekleştirdik. 7 milyon hektar alanda ise 258 ovamızı tarımsal sit alanı ilan ettik" açıklamasını yaptı.

EROZYONLA KAYBOLAN TOPRAK 154 MİLYON TONA DÜŞÜRÜLDÜ

1970'li yıllarda ülkemizde erozyon sebebiyle yılda 500 milyon ton toprağın denizlere taşındığını söyleyen Pakdemirli "Yürütülen başarılı ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve mera ıslahı çalışmalarımız neticesinde, bu miktar 154 milyon tona düşürüldü. İnşallah, erozyonla taşınan toprak miktarını,2023'deki hedefimiz olan 130 milyon tonun altına indireceğiz" dedi.

7 MİLYAR FİDAN TOPRAKLA BULUŞTURULACAK

Yine topraklarımızı korumak adına, 2023 yılına kadar 7 milyar fidanı toprakla buluşturacaklarını vurgulayan Pakdemirli "Toprağı korumak ve tarımsal üretimimizi daha ileriye taşımak için, başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, tüm bakanlık görevlileriyle beraber yoğun mesai sarf ediyoruz. Toprak, tüm kesimleri ilgilendiren en değerli varlığımızdır. Toprağın korunması konusunda tüm paydaşlara sorumluluk düşmektedir" diyerek sözlerini tamamladı

6.12.2018
Devamı

Türkiye Bu Sefer Kırmızı Et ve Canlı Hayvan İhraç Edecek

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, “inanılması  zor olsa da Türkiye’nin canlı hayvan ve kırmızı et ihraç edeceğini” yazdı. Buna göre Türkiye, yaklaşık 20 bin ton karkas et ve kesilmek üzere bekleyen 300 bin baş canlı hayvanı ihraç etmek için pazar arıyor.
Yıldırım’ın yazısı şöyle:
Son 9 yıldan bu yana canlı hayvan ve et ithal eden Türkiye, Et ve Süt Kurumu depolarında biriken yaklaşık 20 bin ton karkas et ve kesilmek üzere bekleyen 300 bin baş canlı hayvanı ihraç etmek için pazar arıyor.
İran, Irak, Suriye ve Katar pazarı için yapılan araştırmalardan olumlu sonuç çıkarsa ihracat hemen başlayacak
Sığır ithalatında Avrupa'da birinci, dünyada ikinci sırada yer alan Türkiye, uygulanan yanlış hayvancılık politikası sonucu ihtiyacının çok üzerinde canlı hayvan ve et ithal etti. Depolarda biriken karkas et ve kesilmek üzere bekleyen canlı sığırlar pazar bulunursa ihraç edilecek.
Et stoku 20 bin tona ulaştı
Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerinden edindiğimiz bilgilere göre, Et ve Süt Kurumu depolarında yaklaşık 20 bin ton kırmızı et stoğu oluştu. Etin şoklanması ile ilgili sorun yaşamaya başlayan Et ve Süt Kurumu ihracat için pazar arayışına girdi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin bir süre önce et fiyatının yüksek olmasından şikayet ederek; "Et yemeyin, hindi,tavuk, balık yiyin" açıklamasından sonra ihracatın gündeme gelmesi şaşkınlık yarattı.
Kesilmeyi bekleyen 300 bin baş sığır ihraç edilecek
Depoların dolu olması nedeniyle Et ve Süt Kurumu'na hayvanını kestirmek isteyen üreticilere en erken Şubat 2019'a gün veriliyor. Besi süresini tamamladığı için kesilmek üzere Et ve Süt Kurumu'na üreticiler tarafından başvurusu yapılmış 300 bin büyükbaş hayvan var. Depolama konusunda sorun yaşayan Et ve Süt Kurumu bu hayvanları kesmek yerine ihraç etmek istiyor.
Hedef pazar komşu ülkeler
Et ve Süt Kurumu ile Hayvancılık Genel Müdürlüğü yetkilileri ihracat için İran, Irak, Suriye ve diğer komşu ülkelere yönelik çalışma yapıyor. Ayrıca Katar'a ihracat için de çalışmalar sürdürülüyor. Bu ülkelerden olumlu sonuç alınması halinde et ve sığır ihracatı hemen başlayacak. İlk etapta depolardaki karkas et ve kesim için sıra bekleyen canlı hayvanlar ihraç edilecek
 
 
5.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli :Türkiye 52.2 Milyar Dolar Tarımsal Hasıla İle Avrupa'nın En Büyüğü Haline Geldi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, "Bugün Türkiye; 52,2 milyar dolar tarımsal hâsıla, 17,6 milyar dolar tarımsal ihracat ile Avrupa'nın en büyük tarımsal gücü haline geldi" dedi. 
Dr. Pakdemirli, Ukrayna'nın başkenti Kiev'de düzenlenen Ukrayna-Türkiye Tarım İş Forumu'nun açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin stratejik ortağı ve Karadeniz komşusu Ukrayna ile ilişkileri başta ekonomi olmak üzere her alanda geliştirmek istediklerini söyledi.
Ukrayna ve Türkiye arasındaki iş birliğinin çok sayıda alanda geliştiğini ifade eden  Bakan Dr. Pakdemirli, "Ticaret, yatırımlar, turizm ve savunma sanayi alanlarında her seviyede iş birliği halindeyiz." dedi.
"10 MİLYAR DOLARLIK TİCARET HACMİNE ULAŞMAK İÇİN DAHA FAZLA GAYRET GÖSTERMEMİZ GEREK"
İki ülke arasındaki ticaret hacminin geçen yıl 3 milyar 528 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini anımsatan Dr. Pakdemirli, "Bunun 1 milyar 104 milyon dolarlık kısmı tarımsal ticareti kapsamaktadır. Cumhurbaşkanlarımız tarafından belirlenen ortak hedefimiz olan 10 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşabilmek için daha fazla gayret göstermemiz gerekmektedir." ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin, bölgenin güvenli bir limanı olarak, çevresindeki tüm sorunlara rağmen istikrarlı bir şekilde yoluna devam ettiğini belirten Dr. Pakdemirli, "2003 yılından bu yana ekonomisi yılda ortalama yüzde 5,9 büyüyen Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde istikrarlı büyüyen ülkeler kategorisindedir. Bir yandan önemli altyapı projelerini hayata geçirirken, diğer yandan istihdamda ve tarımda önemli teşvikler sağlayarak ülkemizin elde ettiği bu kalkınma ivmesini daha da hızlandırmayı hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Dr. Pakdemirli, Türkiye'nin 52,2 milyar dolarlık tarımsal hâsıla ve 17,6 milyar dolarlık tarımsal ihracat ile Avrupa'nın en büyük tarımsal gücü haline geldiğini vurgulayarak, "Bu potansiyelin tüm dost ülkeler ile paylaşılması konusunda üzerimize düşeni yapmaktayız ve yapmaya devam edeceğiz. Ürettiklerimizle sadece 80 milyon vatandaşımızın değil, ülkemize sığınan yaklaşık 4 milyon Suriyeli mültecinin ve 40 milyon turistin beslenme ihtiyacını karşılıyoruz." dedi.
 
 
 
5.12.2018
Devamı

Hayvancılığın Sorunları Borsa'da Ele Alındı

Aydın Ticaret Borsası (ATB), üyelerinin sorunlarına çözüm bulabilmek adına yaptığı sektör toplantılarına devam ediyor.
Aydın Ticaret Borsası, hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren üyelerini ilgili kurum müdürleri ve temsilcileriyle üretici birlikleri başkanlarını bir araya getirerek sektörün sorunlarını masaya yatırdı.
ATB toplantı salonunda gerçekleşen toplantıya Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Bşk. Yrd. Cengiz Ülgen, Yönetim Kurulu Üyesi Yakup Er ve Meclis Üyesi Cihan Can, Aydın Damızlık Sığır Üreticileri Birliği Başkanı Mehmet Sedat Güngör, Yönetim Kurulu Üyesi İsmet Ünal, Aydın Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Altan Bilgen, Aydın Süt Birliği Başkanı Servet Başkaya, Tarım ve Ormancılık İl Müdürlüğü Şube Müdürü Figen Sezer, TKDK İl Koordinatörü Mustafa Bozkurt, kurum yetkilileri ve hayvancılık sektöründe faaliyet gösteren üyeler katılım sağladı.
Toplantının açış konuşmasını yapan Aydın Ticaret Borsası Meclis Üyesi Cihan Can; “Sektör temsilcilerimiz ile birlikte hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlarımız ve çözüm önerilerimizi belirlemek adına bir araya geldik. Gelişen ve değişen dünyada insanoğlunun önemli ve değişmez sorunlarının başında yeterli ve dengeli beslenme gelmektedir. Bu olgu söz konusu olduğunda, hayvansal ürünler taşıdıkları biyolojik özellikleri nedeniyle vazgeçilmez ve diğer besin maddeleri ile ikame edilemez bir konumdadır. Birleşmiş milletler gıda ve tarım örgütü (FAO) verilerine göre 2016 yılında tarım sektörü dünya gayri safi hâsılasının yüzde 3,2’sini oluşturmakta, hayvancılık sektörü ise tarımsal gayri safi hâsılanın yüzde 37’sini oluşturmaktadır. Bu oran AB ülkelerinde yüzde 55, ABD’de yüzde 46 iken gelişmekte olan ülkelerde yüzde 24’ler civarında kalmıştır. Hayvancılık sektöründe yaşanan sorunlar ve çözüm yolları konusunda, toplantımızın verimli geçmesini temenni ediyorum” dedi.
Toplantıda, TKDK tarafından hayvancılık sektörüne yönelik verilen destekler konusunda bilgilendirme yapıldı. Yaklaşık iki saat süren toplantıda, sektörle ilgili pek çok sorun kayıt altına alınırken; Aydın Ticaret Borsası tarafından toplantı raporu oluşturulması ve tüm katılımcı kurumların üst mercilerine gerekli raporu sunmaları karara bağlandı.
 
5.12.2018
Devamı

Gıda Fiyatlarının Düşmesi Kooperatiflerle Mümkün

Türk Yüksek Ziraat Mühendisleri Birliği Genel Sekreteri Fikri Kaya, gıda fiyatlarını düşürmenin yolunun kooperatiflerden ve üretici birliklerinden geçtiğini söyledi.
Türkiye Gazetesine açıklamalarda bulunan Kaya,  “Fiyatların düşmesinin ancak güçlü kooperatiflerle mümkün. Türkiye’de hâlihazırda 12 bin kooperatif ve 4 milyon üye var. Fiyatların istenilen seviyeye düşmemesin sebebi sayının yetersizliğinden değil, kanundan kaynaklı bir güçsüzlük söz konusu. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda ufak bir değişiklik yapılırsa her sene yaşanan fiyat dalgalanmalarının önüne geçilir” diye konuştu. Fiyatların düşmesi için kooperatiflerin dağınık yapısının düzeltilmesi gerektiğine dikkat çeken Kaya, “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, hem Tarım ve Orman Bakanlığını hem de Ticaret Bakanlığını ilgilendiriyor. Tarımla ilgili konularda Tarım Bakanlığı, yapı işleriyle alakalı konularda da Ticaret Bakanlığı sorumlu. Her ne kadar kuruluşları aynı kanuna bağlı olsa da amaçları farklı. Meselelerin çözümü için adım atıldığında bir taraf aksıyor. Sadece Kooperatif Kanunu’nda değişiklik yapılsa bile fiyatlar düşer” dedi. Ayrıca Kaya, vatandaşın ucuz gıdaya ulaşması için Yeni Hal Yasası ile üretici birliklerine ticaret yapma hakkı verilmesi gerektiğini dile getirdi.
 
5.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli Ukrayna'da

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye-Ukrayna Tarım Çalışma Grubu 4. Dönem Toplantısına katılmak için Ukrayna'da
İki günlük resmi ziyarette bulunmak ve Türkiye-Ukrayna Tarım Çalışma Grubu 4. Dönem Toplantısına katılmak üzere beraberindeki heyet ile birlikte Kiev'e giden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'yi havaalanında Ukrayna Tarımsal Politika ve Gıda Bakan Yardımcısı Olga Trofımtseva ve Kiev Büyükelçisi Yönet Can Tezel karşıladı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ukrayna Tarımsal Politika ve Gıda Bakanı Maksym Martynyuk ile baş başa görüşecek, daha sonra da Ukrayna-Türkiye Tarım İş Toplantısına katılacak. Bakan Pakdemirli, Kiev'de bulunan Türk işadamları ile de bir araya gelecek. Tarım Bakanı Pakdemirli'nin, Ukrayna resmi ziyareti çerçevesinde Ukrayna Başbakanı Volodymyr Groysman ve Başbakan Birinci Yardımcısı Ekonomik Kalkınma ve Ticaret Bakanı Stepan Kubiv ile de başbaşa görüşmeler gerçekleştirmesi bekleniyor.
 
 
4.12.2018
Devamı

Rus Tarım Denetçiler Türkiye'de

Rus federal tarım ürünleri denetim ajansı Rosselhoznadzor'dan bir heyet, Türk tarım yetkilileri ile görüşmek ve şikayetler nedeniyle bir dizi denetim gerçekleştirmek üzere Türkiye'de
Rosselhoznadzor yetkililerinin yaptığı yazılı açıklamaya göre, federal tarım ürünleri denetim ajansı heyeti 3-21 Aralık'ta Türkiye'ye bir ziyarette bulunacak. Rus tarım denetçilerinin ziyaretinde, Türkiye'den Rusya'ya gıda güvenliğine uygun ürünlerin gönderilmesi konusunu ele alacak.
RUSYA'YA SEVK EDİLMEK ÜZERE PAKETLENEN NARENCİYEYİ DENETLEYECEKLER
Rosselhoznadzor yetkilileri ayrıca, 3-21 Aralık süresince Türk tarafıyla, Rusya'ya sevk edilmek üzere paketlenen elma ve erik gibi çekirdekli ürünler ile narenciye ürünlerinin incelemesini yapacak. Söz konusu önlemin, Türkiye'den gönderilen bu ürünlerde pek çok kez Akdeniz meyve sineği rastlanmış olmasına ilişkin gelen şikayetler üzerine alınacağı belirtiliyor.
TÜRKİYE'DEN EKİM ÜRÜNÜ ALINIMA İZİN ÇIKABİLİR
Diğer taraftan Rus denetçilerin, Türk ekim ürünlerinin denetimini de yapacağı kaydedildi. Rosselhoznadzor tarafından yapılacak bu denetim ve laboratuvar testleri sonucunda Türkiye'den ekim ürünü alınmasının uygun olup olmadığını ilişkin karar verilecek.
 
 
4.12.2018
Devamı

ÇKS DE BAŞVURULAR UZATILDI

Tarım ve Orman Bakanlığı, 30 Haziran 2018 tarihine kadar yapılması gereken, 2018 üretim yılı ÇKS kaydını yaptıramayan çiftçilerin mağdur olmaması için yönetmelikte değişiklik yaptı.
"Çiftçi Kayıt Sistemi  Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi ve 2018 üretim yılı müracaat süresi 31 Aralık 2018 tarihine kadar uzatıldı.
ÇKS yönetmeliğine göre, çiftçi  başvuruları üretim yılının 30 Haziran tarihinde sona eriyor, çiftçilerin bu  tarihten sonra sahip oldukları veya kiraladıkları tarım arazileri hariç olmak  üzere ÇKS'ye yeni bir çiftçi ve arazi kaydı yapılamıyordu.
Yönetmeliğe eklenen geçici madde ile 2018 üretim yılına ilişkin  başvurularını
30 Haziran 2018 tarihine kadar yapamayan çiftçiler, söz konusu  üretim yılına ilişkin çiftçi kayıt başvurularını 31 Aralık 2018 tarihine kadar  yapılabilecek. Yönetmelik değişikliği ile sisteme kayıt olabilecek çiftçiler, ÇKS verileri baz alınarak yapılan destekleme ödemelerinden faydalanabilecek.
 
 
3.12.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli'ye Çiftçilerden Protesto

Tarım Zirvesi için Konya'ya gelen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiftçilerin protestosu ile karşılaştı. Bakan'ın 'Avrupa ile Anadolu çiftçisini' kıyaslaması üzerine bazı çiftçiler "Bizim halimiz ortada bizim kazandığımız da devlete verdiğimiz de belli. Bizi dinlemeyen bakanı biz dinlemeyiz" diye salonu terk ettiler.
Bakan Pakdemirli’yi konuşma yaptığı sırada çiftçiler protesto etti. Bakanın konuşmaya başlaması ve Türk çiftçisi ile Avrupa’daki çiftçileri kıyaslaması üzerine programa katılan çiftçilerden bazılar salonu terk etti.
  
Çiftçilerden bazıları, Bakan konuşurken “Bizim halimiz ortada bizim kazandığımız da devlete verdiğimiz de belli. Bizi dinlemeyen bakanı biz dinlemeyiz”  diyerek salonu terk etti.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Konya’da Selçuklu Kongre Merkezi’nde düzenlenen, Konya Tarım Zirvesi’nde yaptığı konuşmada çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Konya’da olmaktan duyduğu memnuniyeti ifade eden Pakdemirli, çiftçilerle beraber olmanın kendisi için son derece önemli olduğunu ifade etti. Türkiye’nin 24 Haziran’da farklı bir sisteme geçtiğini anımsatan Pakdemirli, şöyle konuştu: “Türkiye, başkanlık sistemine geçti. Başkanlık sistemiyle ilgili milletin refahının ve hizmetin artırılması konusunda beklentileriniz var. Bunlar da tabii normal. Beklentilerin yavaş yavaş semerilerini görmekle beraber, birkaç yıl içerisinde bu sistemin Türkiye’nin yapısına daha uygun olduğunu hep birlikte göreceğiz. İlk semerilerinden biri, azalan bakanlık sayısı. Yani bürokrasimiz azalacak. İki bakanlık birleşti, Tarım ve Orman Bakanlığı oldu.”
Pakdemirli, bakanlığın birleşmesiyle toprağı ve suyu birlikte yönettiklerini belirterek, şunları kaydetti:  “İnşallah yakın zamanda havza bazlı üretim yapıyoruz. 81 ili dolaşıyorum, şunu gördüm. İncir çekirdeğini doldurmayacak kadar küçük problemler Ankara’ya gelene kadar ya çok büyüyor veya hiç Ankara’ya ulaşmıyor. O zaman biraz daha yerinde yönetim. Sizin ürün deseninizi bizim Ankara’da yapmamamız lazım. Alacağınız desteğin ne olacağını Ankara’da bizim karar vermememiz lazım. Çok iyi niyetlerle işler yapıyoruz. Ama biraz sizden uzak olunca bazen de yanlış kararlar alabiliyoruz. Danışmanlık firmalarımız, çiftçilerimiz, üreticilerimiz… Onlara gideceğiz, dinleyeceğiz. Henüz 4 aydır görevde olmama rağmen 35 ile gittim. Önümüzdeki 3-4 ay içinde 81 ili tamamlamayı hedefliyorum. Size daha yakın olacağız. Sizlerle yerinde yönetimi hallediyor olmamız lazım. Sene başından sonra havzaların başına yönetici atıyor olacağız. Onlar karar veriyor olacak. Yetkilerimizi biraz daha devrediyor olacağız ama doğru kararlar sizin ihtiyacınız.”
Konya’ya son 16 yılda 7 milyar lira hibe verdiklerini dile getiren Pakdemirli, orman ve su işlerinde de 7 milyar lira yatırımın gerçekleştirildiğini vurguladı.  Pakdemirli, Konya’nın patates üretiminde de önemli bir şehir olduğuna işaret ederek, üretimin 567 bin tonla yüzde 300'ün üzerinde arttığını aktardı.
“Tarım bana göre savunma sanayisinden daha önemli” Tarımın öneminin bilmesi gerektiğini anlatan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım bana göre savunma sanayisinden daha önemli. Çünkü füzeleriniz, uzay mekiğiniz, helikopter ve uçağınız olabilir ama buzdolabınız boşsa bunların hiçbir anlamı yok. O yüzden tarımın önemini hakikaten bilmemiz lazım. Türkiye’de görüyorum birçok insan yazmadan katip, okumadan alim. Herkes bu konuda yorum yapmaktan çekinmiyor. Mutlaka bu işin ciddiyetini ele alıp siyasetiyle, iktidarıyla, muhalefetiyle, STK’larıyla topyekun bu zor ev ödevi yapmamız gerekiyor. Bu ev ödevi ne, yüzde 50 tarımsal hasılayı artırmamız lazım. Çok akıllıca, doğru iş planıyla, üreticiyle el ele aşacağımız bir iş. Türkiye’de her şey kötü mü, yok. Avrupa’da tarımsal hasılada birinciyisiz. Bunun lamı cimi yok. Bu sizlerin başarısı. Uluslararası istatistiklerle ön plana çıkmış rakamlardır. Bunlara dahi muhalefet şöylesin, böylesin diyebiliyor. Rakamlar üzerinde oynamayalım.”
Ziraatin eskiden olduğu gibi değerli hale getirilmesi gerektiğine dikkati çeken Pakdemirli, “Bu hafta YÖK’te rektörlerle bir araya geldik. Görüş alışverişinde bulunduk. Bakanlık olarak özellikle ziraat fakültesini seçecek arkadaşlarımıza, kardeşlerimize ve özellikle üniversitenin ilk 15 bininde olan, 20 bininde olan arkadaşlarımıza bir burs programı üzerinde çalışmaya başladık, yakın zamanda açıklayacağız.” diye konuştu.
“BİR SENE DAHA TÜRKİYE’NİN İTHALATA İHTİYACI YOK GİBİ”
Pakdemirli, Türkiye’de et ithalatının sürekli konuşulduğuna işaret ederek, şunları kaydetti: “Et konusu çok konuşuluyor ama bugün itibarıyla bir hesap yaptık, 6 ay, 1 sene daha Türkiye’nin ithalata ihtiyacı yok gibi gözüküyor. Vatandaş 6 kilo et yiyorken, şimdi 15 kilo et yemeye başlamış. Bu, bir yılda tabii, altını çizelim. Bir yılda 15 kilo vatandaşımız et yemeye başlamış. Balığı 2002’de 6 kilo yiyormuşuz, şimdi 5 kilo yiyoruz. Gıdadan sorumlu bakan olarak ben de doğru diyet tavsiyesinde bulunmayı kendime ödev ediniyorum. Doğru diyet, balığı yiyeceğiz, tavuğu yiyeceğiz, eti de yiyeceğiz.”
 
 
 
 
1.12.2018
Devamı

Dünya Helal Zirvesi İstanbul'da Devam Ediyor

Cumhurbaşkanlığı himayesinde, İslam Ülkeleri Standartları ve Metroloji Enstitüsü (SMIIC), İslam Ticareti Geliştirme Merkezi (ICDT) ve Discover Events iş birliğinde gerçekleştirilen "Dünya Helal Zirvesi 2018 ve 6. İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Helal Expo Fuarı" Yenikapı'daki Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi'nde sürüyor.
Helal sektörüyle ilgili önemli konular ve son gelişmeler; konferans kapsamında düzenlenen "Helal Gıda", "Et ve Helal Kesim Çalışmaları", "Laboratuvar ve Helal Ürün Doğrulama", "Helal Tedarik Zinciri, Helal Hayvan Yemi ve Helal Deri Ürünleri" ve "Helal Ecza" başlıklı oturumlarda ele alındı.
Öte yandan, zirve kapsamında düzenlenen Helal Expo Fuarı da sektörde faaliyet gösteren firmaların katılımıyla devam ediyor. Toplamda 4 trilyon doları aşan ve gelecek 5 yıl içinde yıllık yüzde 5-10 büyümesi beklenen sektörün, 2 trilyon dolarını finans, 1 trilyon dolarını gıda, 250 milyar dolarını turizm, 750 milyar dolarını da diğer sektörler oluşturuyor.
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Saffet Köse, zirveye ilişkin yaptığı değerlendirmede, gıda güvenliğinin; teknolojinin gıda maddelerinde etkin halde kullanılmasıyla daha çok önem kazandığını vurguladı.
Gıda güvenliğinde dini bir boyutun da bulunduğunu ifade eden Köse, "Gıda güvenliğinde dini boyut, Müslümanlar açısından çok önemli. Kur'an-ı Kerim'de, bütün peygamberlere, bütün insanlara ve bütün Müslümanlara tekrarla ve vurgulu şekilde helal ve tayyib gıdadan yemeleri emrediliyor. Dolayısıyla bir Müslüman açısından gıdanın sadece güvenli olması yeterli değil, aynı zamanda helal olması da önemli. Bu noktada Müslümanların bu hassasiyeti, dolayısıyla bütün dünyada helal gıda çalışmaları önemli bir aşamaya geldi. Bu konuda çeşitli laboratuvarlarda bilimsel araştırmalar yapılmaya başlandı. Türkiye ve Pakistan'da önemli çalışma ve araştırmalar var." diye konuştu.
 
 
1.12.2018
Devamı

Yerel Pamuk Tohumları Arılar için Hayat Bulacak

Mardin’de Şef Ebru Baybara Demir’in kurucusu olduğu Şükraan Derneği tarafından Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nün desteğiyle hayata geçirilen Arıcılık ve Bal Üretimi Projesi’nde 15’i Suriyeli olmak üzere 40 kadına arı kovanları teslim edildi.
ARI nüfusunun artırılmasını hedefleyen proje Avrupa Birliği Göç İdaresi, Tarım ve Orman Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) ve Derik Kaymakamlığı ile ortak yürütülüyor. Bölgede entegrasyonun sağlanması, kültürel bilgi ve beceriye dayalı yeteneklerin eğitilerek ekonomiye dönüştürülmesi amacıyla hayata geçirilen projenin bir sonraki aşamasında arıların sağlıklı bal üretimi için yerel pamuk tohumları ekilerek kovanlar bu bölgelere yerleştirilecek.
Son dönemlerde kullanımı artan tarım ilaçları ile yok olan yerel pamuk tohumları Mardinli kadınların elinde tekrar hayat bulacak. Kızılay tarafından verilen arı kovanları yerel pamuk tohumları ekilen arazilere bırakılacak. Ekimin tamamen doğal koşullarda gerçekleşeceği süreçte toprak temizlenerek kendini yenilerken, arılar yerel pamuk tohumlarındaki nektarla beslenecek. Bir yandan yerel pamuk tohumları ile arı nüfusu artarken diğer yandan üretilen bal kalitesinin artması sağlanacak.
Projede yer alan 40 kadından 15’i Suriyeli. Bu kapsamda kendi topraklarından göç etmek zorunda kalan ve bölgede tarım yapabileceği toprağı ya da iş imkânı olmayan mültecilere yeni bir istihdam alanı sağlanacak. Kültürel bilgi ve beceriye dayalı yeteneklerin eğitilerek ekonomiye dönüştürülmesini sağlayan proje kapsamında arıcılık yerel halk için de öncelikli bir geçim kaynağı haline gelecek. Eğitim alan kadınlar sürdürülebilir geçim kaynaklarını oluştururken, dünyada hıza artan arı ölümlerin de önüne geçilecek.
 
 
 
30.11.2018
Devamı

Zirai Meteorolojik Gelişmeler Çiftçiye SMS Yolu İle Bildirilecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar zirai meteorolojik gelişmelerin SMS uygulamasıyla üreticilere bildirilmesi ve birlik üyelerine meteorolojik eğitim verilmesine ilişkin işbirliği protokolünü imzaladı.
Bu kapsamda zirai meteorolojik gelişmeler çiftçilere önceden SMS yoluyla bildirilecek.
 
 
29.11.2018
Devamı

Orman Alanların Otlatmaya Açılması Küçükbaş Hayvan Üreticisini Sevindiriyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığının desteklenmesi için hayvanların zarar veremeyeceği boya gelmiş ağaçların bulunduğu orman alanlarının tümünü otlatmaya açık hale getirdiklerini açıklaması hayvan yetiştiricilerinde sevinç yarattı. Bakan Pakdemirli’nin açıklamasına göre 12 milyon hektarlık alan otlatmaya açıldı. Antalya Damızlık Keçi ve Koyun Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, yem fiyatlarının arttığı şu günlerde ormanlık alanlarının hayvan otlatmasına açılmasının hayvan yetiştiricilerine umut olduğunu söyledi.
ORGANİK ET VE SÜT ÜRETİMİ
Birlik Başkanı Zeliha Öztürk, küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin orman alanlarının otlatmaya açılması için çok mücadele verdiklerini söyledi. Orman içi meraların otlatmaya açılması ile birlikte organik et ve süt üretiminin olacağını ifade eden Öztürk, “Yetiştiricilerin ürettikleri et ve süt organik olma özelliğini korumaya devam edecek. Alınan kararla ülkemizde yaşanan kırmızı et krizinin de biteceğini düşünüyoruz. En kısa zamanda da mevzuat değişikliği yapılarak düzenlemenin hayata geçmesini bekliyoruz” dedi. Öztürk, orman alanlarda hayvanların otlatılmasıyla birlikte çıkabilecek yangınların da önleneceğini söyledi.
ANTALYALI YETİŞTİRİCİLER
Antalya’da hayvan yetiştiricilerinin daha çok desteklenmesini istediklerini belirten Öztürk, “Antalya turizm bölgesi olduğu için kırsal alan desteklerinden tam olarak faydalanamıyor. Antalya’nın kırsal alan destekleme projelerine katılmasını istiyoruz. Sonuçta Antalya’da da 500 rakımdan 2 bin 500 rakıma kadar hayvancılık yapılıyor. Hayvancılık kan kaybeden bir sektör haline geldi. Antalya’nın hayvancısı diğer illerden farklı değil. Antalya’nın desteklerden tam olarak faydalanması gerekiyor” dedi. 
 
 
29.11.2018
Devamı

Antalya'lı Çiftçiye Pamuk Ödemesi

Antalya'da çiftçiye 72 milyon pamuk ödemesi yapıldı İlk defa damlama sulama sistemi ile pamuk üretimi gerçekleştirildi İklim şartları pamuğun rekoltesini düşürdü . Türkiye'de pamuk üretiminin önemli merkezleri arasında yer alan Antalya'da pamuk çiftçisine bu yıl 72 milyon TL ödeme yapıldı.
 Türkiye'de pamuk üretiminin önemli merkezleri arasında yer alan Antalya'da pamuk çiftçisine bu yıl 72 milyon TL ödeme yapıldı. İlk defa damlama sulama sistemi ile pamuk üretimi yapılan ilde geçen yıla göre oranla iklim şartlarından dolayı rekolte düştü. 
Antalya Pamuk ve Narenciye Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (ANTBİRLİK), Aksu, Serik ve Manavgat ilçeleri başta olmak üzere toplam 55 bin dönüm ekili araziden 21 bin 500 ton kütlü pamuk alımı yaptı. Antbirlik bir kilo kütlü pamuk için çiftçiye 3.80 TL verirken, devletin bu yıl teşvik fiyatını kilo başına 80 kuruş olarak açıklamasının ardından çiftçiye toplamda kilo bazında 4.60 TL para verildi. Öte yandan toplam ödenen rakam ise bu yıl 72 milyon lira olarak açıklandı. Antalya'da pamuk ekim sahalarında önceki yıla göre yüzde 10 artış yaşandı. Fakat bu yıl rekolte düştü. Rekolte düşüşünde iklim şartları etkili oldu. Gecen yıl kış mevsimi ılık ve kurak geçtiği için zararlı popülasyonlar arttı.
30 milyon liralık yatırım
ANTBİLİK tarafından yapılan açıklamada, Antalya pamuğunun lif bakımından Türkiye'de yetiştirilen pamuğun en kalitelisi olduğu ifade edildi. Antalya'da Türkiye'nin ihtiyacı olan pamuğun yüzde 5'i üretildiği belirtilen açıklamada, Antbirlik ve devletin teşvik politikaları sayesinde Antalya'da pamuk ekimi son iki yılda küçükte olsa artış sağladığı belirtildi. Öte yandan Antbirlik, 2018 yılında 30 milyon yatırım yaparak 5 adet pamuk toplama makinesi ile 10 adet dorseli kamyon alıp Antalyalı pamuk çiftçinin hizmetine sundu.
Antbirlik Genel Müdürü ve Ziraat Mühendisi Hasan Yıldız açıklamasında," Antalya'da pamuk üretimi azda olsa artıyor. Yatırımlarımız ve teşviklerimiz de bu yönde. Bu yıl beklentimizde biraz sapmalar oldu. Ekili arazi arttı fakat rekolte düştü. Kış mevsiminin kurak ve ılık geçmesinden dolayı zararlı popülasyonlar çoğaldı ve bitkiye zararları oldukça yoğun oldu. Antalya'da tüm tarım alanlarında hissedilen bu etken, bizi de etkiledi. Önümüzdeki sezonlar için olumlu ve umutluyuz. Şimdiden 2019 yılını planlamaya başladık ve tüm çalışmalarımızı bitirip sezona hazırlandık." dedi.
Damlama yöntemiyle sulama sistemi
Öte yandan Antalya'nın Manavgat İlçesi'nde ilk defa damlama sulama sistemi ile pamuk yetiştirildi. Konu ile ilgili açıklama yapan Yıldız, "Manavgat Kooperatifimiz birkaç yıldır damlama yöntemiyle sulama sistemine geçti. Bin 500 dönüm arazide bu yöntemle pamuk ekimi yapılıyor. Orada 2 yıldır aldığımız sonuçlar oldukça pozitif. Rekolte ve kalite olarak normal ekimden daha verimli. Bu yılda, her arazide kayıp yaşanırken damlama sisteminin yer aldığı arazilerde rekolte ve kalite kaybı yaşanmadı. Amacımız bu yöntemi geliştirip yaygınlaştırmak" açıklamasını yaptı.
 
 
26.11.2018
Devamı

Eskişehir'de Damızlık Düve Merkezi Açıldı

Eskişehir’in Seyitgazi ilçesinde, Eskişehir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yüzde 50 hibe desteği ile hayata geçirilen 500 başlık damızlık düve işletmesi törenle hizmete açıldı.
Programın açılışına Vali Özdemir Çakacak, Eskişehir Milletvekili Prof. Dr. Emine Nur Günay, Seyitgazi Kaymakamı Cüneyt Demirkol, Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, İl Tarım ve Orman Müdürü Dr. Emine Sever, Seyitgazi Belediye Başkanı Hasan Kalın, Eskişehir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlik Başkanı Ali İhsan Çetin, çiftçiler ve davetliler katıldı. 
“Bu çiftlik yerli üretime ve istihdama katkılar sağlayacak” 
Tarım ve hayvancılığın ülkemiz ekonomisindeki yerinin çok önemli olduğunu söyleyen Vali Çakacak, yaptığı konuşmada, “Bugün, ‘Eskişehir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’ tarafından kurulan ve Tarım ve Orman Bakanlığı’nca %50 hibe desteği sağlanan 500 baş düveye sahip ‘Seyitgazi - Yazıdere Çiftliği’nin açılışını yapıyoruz. Yerli üretime ve istihdama katkılar sağlayacak bu çiftliğin şimdiden ilimize ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyor, açılışında emeği geçen herkese teşekkürlerimi ifade ediyorum.” dedi. 
“Bir ülkenin beslenmede dış ülkelere bağımlı olmaması için tarım ve hayvancılıkta ilerlemekten başka seçeneği yoktur” diyen Vali Çakacak, açılışı yapılacak işletmenin proje tutarının 4 milyon 162 bin TL olduğunu, bunun 2 milyon 81 bin lirasının tarım ve hayvancılığa dayalı hibe desteğinden karşılandığını bildirdi. Vali Çakacak, konuşmasına şöyle devam etti, “Tarım ve hayvancılığın geniş bir etki alanına sahip olması nedeniyle, tarım ve hayvancılık politikaları ülkelerin; siyasal, sosyal ve ekonomik politikalarının önemli unsurunu oluşturmaktadır. Tarım ve hayvancılığın ülkemiz ekonomisindeki yeri çok ama çok önemlidir. TÜİK verilerine göre 1 Ocak - 20 Kasım 2018 tarihleri arasındaki tarım ihracatımız yaklaşık 20 milyar dolardır. 2017 yılının aynı dönemindeki ihracatımız ise 18 milyar 283 milyon dolar. Bu yıl ki artış oranımız yüzde 7,8’dir. Ayrıca tarım ve hayvancılıktaki bu ihracat rakamımızın toplam ihracatımızın yüzde 13,7’sine denk geldiğini belirtmek isterim ki, tarımın ekonomimiz içerisindeki büyüklüğünü ifade etmek için. Şuan yıllık 60 milyar dolar seviyesinde olan tarımsal üretimimizi ve 20 milyar dolar civarındaki tarımsal ihracatımızı önümüzdeki beş yıl içinde 150 milyar dolarlık üretim ve 30 milyar dolarlık ihracat rakamına yükseltmek devletimizin ve hükümetimizin ana hedefidir. Bizler aslında bir anlamda bugünkü çiftlik açılışı ile küçükte olsa gelecek hedeflerimize yatırım yapmış oluyoruz. Onun için yatırım yapmak çok önemli, çok değerlidir."
Eskişehir’de çiftçilerimize son 16 yıl içinde ‘bitkisel üretim desteği, hayvancılık desteklemesi, kırsal kalkınma desteklemeleri, tarımsal yayım ve danışmanlık desteği’ olarak 1 milyar 530 milyon TL destek verilmiştir. ‘Genç Çiftçi Projesi Hibe Desteği’ kapsamında da daha önce 462 adet büyükbaş hayvan dağıtımı yapılmıştır.” 
Çağdaş teknikleri kullanarak her alanda olduğu gibi tarım ve hayvancılıkta da üretimimizi dünya ortalamalarının üzerine çıkarmalımız gerektiğinin altını çizen Vali Çakacak, “Mevcut tarım alanlarından çok daha iyi verim elde edebilmemiz için çiftçilerimiz babadan kalma usulleri bir kenara bırakarak, çağdaş tekniklerle üretim yaptıkları takdirde belirlenmiş hedeflere ulaşmamız daha kolay olacaktır.” şeklinde konuştu. 
İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık müdürlüklerimizin tüm şubeleri, bu şubelerde görev yapan idarî ve teknik personeli siz çiftçilerimizin hizmetindedir“ ifadesinde bulunan Vali Çakacak, konuşmasını Eskişehir İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından kurulan ‘Seyitgazi - Yazıdere Çiftliği’nin bir kez daha ilimiz ve ülkemiz için hayırlı uğurlu olmasını dileyerek bitirdi. 
Tarım ve hayvancılığa dayalı hibe desteklerinin artarak devam ettiğini dile getiren Eskişehir Milletvekili Günay ise, et ve süt ürünlerindeki verimliliği arttırmaya yönelik önemli çalışmalar yapıldığını kaydetti. 
Konuşmaların ardından Vali Çakacak, Milletvekili Günay ve beraberindeki diğer protokol üyeleri açılış kurdelesini keserek, işletme içerisinde yer alan tesisleri gezdi. 
 
 
 
26.11.2018
Devamı

Akçin Çayı Islah Edildi

 DSİ Genel Müdürü Mevlüt Aydın, Akçin çayında çalışmaların tamamlandığını söylerek projede emeği geçenlere teşekkür etti.
DSİ Genel Müdürü Mevlüt Aydın, yaptığı açıklamada Çanakkale’ye yapılan yatırımların devam ettiğini söyledi. 2003 yılından bugüne kadar tamamlanan 44 dere ıslahı ile 42 adet yerleşim yeri ve 39 bin 340 dekar arazi taşkınlardan korunduğunu ifade eden DSİ Genel Müdürü Mevlüt Aydın; “DSİ Çanakkale iline yaptığı yatırımlarla ilimizin mümbit topraklarını su ile buluşturmaya, vatandaşlarımıza içme ve kullanma suyu temin etmeye ve derelerdeki taşkın riskini azaltmaya devam ediyor.  Su ve toprak kaynaklarımızdan yararlanıp zararlarından korunmak maksadıyla özveri ile çalışmaktadır. Bu kapsamda yürütülen Çanakkale – Ezine Gıda OSB Akçin Çay’ında çalışmalar tamamlandı ’dedi.
Tamamlanan çalışmalarla ilgili detaylı bilgi veren Aydın; “Tamamlanan çalışma kapsamında toplam 6 bin 600 metre güzergâhta bin 400 metre trapez kesit istifli taş tahkimat ve 5 bin 200 metre eğimi düzenlenmiş doğal kanal olacak.  DSİ İş makineleri ile bin 600 metrelik kısımda 21 bin 618 metreküp taş tahkimatı ve 105 bin 840 metreküp kazı dolgu yapılarak ‘Akçin Çay Yatağı’nın tanzim ve sedde çalışması tamamlanmıştır. Bu projenin yapılmasında emeği geçenlere teşekkür ediyorum’ dedi. 
Akçin Çayı
26.11.2018
Devamı

Bakan Dönmez Açıkladı 67 bin Çiftçi borçlu

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, tarımsal sulama aboneliğinden kaynaklanan elektrik enerjisi borcu olan çiftçi sayısının 66 bin 978 olduğunu açıkladı. Bakan, 2 bin 666 çiftçinin ise icralık olduğunu söyledi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in konuya ilişkin soru önergesine cevap veren Dönmez, şu bilgileri paylaştı:
“7061 Sayılı ‘Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’ kapsamında tarımsal sulama abonelerinin kamu dönemine ait borçları, 31.12.2019 tarihine kadar TEDAŞ’a iletilmek üzere dağıtım/perakende satış şirketlerine veya TEDAŞ’a yazılı başvurulması halinde yılda 5 taksit şeklinde ödenmek üzere 5 yıla kadar vade farksız yapılandırılmadadır. Yapılandırılan borçların ödemeleri 2020 yılının ekim ayında başlayacak. Faizli borcu bulunan tarımsal sulama abone sayısı 66 bin 978’dir. Yasal takibe alınan tarımsal sulama abone sayısı 2 bin 666’dır.”
Çiftçilerin en önemli girdi maliyetleri arasında tarımsal sulamadan kaynaklanan elektrik enerjisinin yer aldığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Girdi maliyetlerinin sürekli arttığı ülkemizde özellikte elektrik enerjisi borçları yüzünden binlerce çiftçimiz ciddi mağduriyet yaşamaktadır. Konuyla ilgili bir başka soru önergemize yanıt veren Sayın Bakan, borçlu yapılandırmaya 8 bin 939 çiftçinin müracaat ettiğini açıklamıştı. 67 bin borçlu çiftçiden 8 bininin yapılandırmaya müracaat etmiş olmasının altında yatan nedenlerin belirlenmesi gerekiyor. Yaklaşık 60 bin çiftçi yapılandırma müracaatında bulunmamış. Bu çiftçilerimizin durumu ne olacak? Yapılandırmanın şartlarının çiftçiler lehine değiştirilmesi gerekiyor. Sulama suyu yeraltından enerji ile çıkarılan yerde elektrik giderleri çiftçi için büyük yük. Bu bağlamda çiftçiyi destekleyecek düzenlemeler sağlanmalı, alternatif enerji sağlama yolları ki başta güneş enerjisi olmak üzere maliyeti azaltacak uygulamalarda sağlanmalıdır.”
 
26.11.2018
Devamı

GÜLDAL'dan Çiftçiye Müjde

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, "Ürünlerin alım fiyatı artık çiftçinin üretim maliyeti, enflasyon, kar marjı, iç ve dış piyasa fiyatları göz önünde bulundurularak belirlenecek ve çiftçiye ilan edilecek. Çiftçi, 'Zarar ettim' demeyecek." ifadesini kullandı.

Güldal, AA muhabirine, TMO'nun ürün piyasasında oynayacağı role ilişkin değerlendirmede bulundu. TMO'nun, arpa, buğday, pirinç ve son dönemde verilen yetkiyle bakliyat çeşitleriyle ilgili regülasyon görevinin bulunduğunu belirten Güldal, kuru üzüm ve fındık gibi ürünlerde de dönemsel olarak kendilerine görev düştüğünü söyledi. Güldal, amaçlarının, üreticinin elindeki ürünün değerinden alınarak zarar etmesinin önlenmesi olduğuna işaret ederek, bu yapılırken de tüketiciyle iç piyasadaki dengelerin korunması gerektiğini bildirdi.
Yeni dönemde TMO'nun ürün piyasalarında daha etkin olması gerektiğini vurgulayan Güldal, şöyle devam etti: 
"Piyasayı regüle eden TMO'nun, karar verici olan Tarım ve Orman Bakanlığının üretim planlarına doğrudan etki etmesi lazım. TMO, belli bir aşamadan sonra piyasaya müdahalede bulunmak yerine, sadece alım döneminde değil, ürün ekim döneminde de etkin olacak. Ekim döneminde de çiftçiyi takip ederek, projeksiyon oluşturmamız lazım. İyi ve kötü senaryo ile alınması gereken tedbirlerin belirlenmesi gerekiyor. Üretim planlamasında esas olan uygulama ise desteklemeler. Bir ürünün üretiminin artması ve ülkenin ihtiyacını karşılaması için bir planlama gerekiyor. Bakanlığa bu yönde data sunmak istiyoruz. Örneğin, hububat ekiminde azalma varsa yeni teşvik ve desteklerle üretimin artmasını sağlamak istiyoruz."
HASAT DÖNEMİNDE İTHALAT YOK
Bundan sonra TMO'nun artık çiftçinin ürün fiyatını, alım döneminden en az 15-20 gün önce açıklayacağına dikkati çeken Güldal, "Ürünlerin alım fiyatı artık çiftçinin üretim maliyeti, enflasyon, kar marjı, iç ve dış piyasa fiyatları göz önünde bulundurularak belirlenecek ve çiftçiye ilan edilecek. Çiftçi, 'Zarar ettim.' demeyecek. Parametreleri daha reel belirleyerek, üretici memnuniyetini daha çok sağlayacağız. Zikzak çizen üretim yerine, sürdürülebilir, ülkenin ihtiyacına yanıt verecek üretim gerçekleştirilecek. Önceden alım fiyatları, geçmiş yılların fiyatına yapılan belirli orandaki artışa göre belirleniyordu. Alım fiyatı daha reel belirlenmeli ki çiftçi üretimden düşmesin." dedi. 

Güldal, amaçlarının, destekleme mekanizmasına tesir ederek, çiftçi memnuniyetini artırmak olduğunu dile getirdi.  Ürünlerin hasat döneminde ithalat yapmama kararı aldıklarını belirten Güldal, şunları kaydetti: 
"Tüm ürünler için bu geçerli olacak. O ürün için tüm bölgelerdeki hasadın bitmesi beklenecek. Ülkenin herhangi bir yerinde o ürün üretilmiş ve piyasaya sürülmemişse biz ithalatını yapmayı düşünmüyoruz. İthalat duyulunca üreticinin elindeki malın değeri azalıyor, onu yaşatmak istemiyoruz."
 
 
26.11.2018
Devamı

Hayvancılık Sektöründe Ardı Ardına İflaslar

Artan maliyetleri karşılayamayan hayvancılık sektörü, artık bu alandan çıkmayı düşünüyor. Son olarak Türkiye’nin en büyük hayvancılık işletmesi olan Saray Halı Hayvancılık İşletmesi konkordato ilan etmişti.
Dolar kuru, mazot fiyatları derken hayvancılık sektöründe hizmet veren şirketler artık bu alandan çıkma planları yapıyor. Dünya Gazete ‘sinin haberine göre sektörde artan maliyetler, maliyeti karşılayamayan süt fiyatları ve zamanında ödenmeyen süt bedellerine bir de sektörde yaşanan iflas ve konkordato talepleri eklenince, üretici elindeki dişi hayvanları kestirip sektörden çıkma derdine düştü.
Nitekim haftalar önce Türkiye’nin en büyük hayvancılık işletmesi olan Saray Halı Hayvancılık İşletmesi konkordato ilan etmişti. İşletmenin Kayseri Develi’de ve Adana’da toplamda 36 bin baş besilik hayvan kapasitesi bulunuyor.
Saray Halı Yönetim Kurulu Başkanı Necati Kurmel, yanlış hayvancılık politikası nedeni ile bu duruma geldiklerini söylemiş ve "Artık bunu yapabilecek durumda değiliz". demişti.
 
 
22.11.2018
Devamı

Çiftçi Nefes Kredisi Bekliyor

Adana’da Yüreğir İlçesi Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, üreticinin zor günler beklediğini belirterek, 'Nefes Kredisi' uygulamasının başlatılmasını istedi.
Başkan Mehmet Akın Doğan, daha önce Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları üyelerine tanınan “nefes kredisi” imkânından çiftçilerin de faydalandırılmasının tam zamanı olduğunu bildirdi.
Rusya’nın tonlarca narenciyeyi geri çevirdiğini, bu nedenle başta narenciye üreticisi olmak üzere tüm çiftçilerin zor günler yaşadıklarını anlatan Başkan Akın Doğan, nefes kredisinin üreticiye nefes aldıracağını söyledi. Ziraat Bankası kanalıyla kullandırılacak uygun faizli kredi ile çiftçilerin borçlarını ödeyip,  giderlerini karşılama imkânı bulabileceğini ifade eden Başkan Doğan, “Aksi takdirde üreticimizi daha zor günler beklemektedir. Ürünün maliyetini bile karşılayamayan üreticisi her dönemde olduğu gibi bu dönemde de üretmeye ve istihdam sağlamaya devam etmektedir. Bu desteklerin sağlanması sorunu tamamen çözmese bile nefes aldıracak ve bu kredi piyasaları da rahatlatacaktır” dedi. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, düşük faizli ve uzun vadeli verilmesini bekledikleri kredinin hükümet yetkilileri tarafından dikkate alınması için bölge milletvekillerinin de desteğini beklediklerini sözlerin ekledi.
 
22.11.2018
Devamı

Tekirdağ DSYB den VE Üyelerden Almanya'da Eurotier' Çıkarması

Tekirdağ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından 12-16 Kasım tarihleri arasında Almanya’nın Hannover şehrindeki Eurotier hayvancılık fuarına ve aynı şehirde bulunan Hemme Mılch çiftlik ve süt ürünleri üretim tesisine gezi düzenlendi.
Tekirdağ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından 12-16 Kasım tarihleri arasında Almanya'nın Hannover şehrindeki Eurotier hayvancılık fuarına ve aynı şehirde bulunan Hemme Mılch çiftlik ve süt ürünleri üretim tesisine gezi düzenlendi.
Birlik Başkanı Ergin Durgun'a birlik müdürü ve üyeler eşlik etti. Ayrıca Karaevli Fuarında düzenlenen damızlık inek yarışmasının birincisi Ahmet Eren de ödül olarak bu geziye katıldı.
Birlik Başkanı Ergin Durgun yaptığı açıklamada "Üyelerimiz ile birlikte katıldığımız fuar, çiftlik ve süt ürünleri tesisi ziyaretimiz faydalı geçmiştir. Üyelerimiz memnun kalmışlardır. Bilgi birikimi ve tecrübelerimizi arttırdık. Avrupalı meslektaşlarımızla görüşme fırsatı bulduk" dedi.
Durgun, damızlık inek yarışması birincisinin geziye ödül olarak katılmasını sağlayan DLG fuarcılığa, tur organizatörü ITF Tur'a ve katılımcılara teşekkür ederek bu tür gezilerin devam edeceğini söyledi.
 
 
19.11.2018
Devamı

Türk Kızılay'ından Tarım'da İstihdam Projesi

Türk Kızılay’ı bir ilke daha imza atarak, toplum merkezlerinde Türklere, Suriyelilere ve Iraklılara tarımda istihdam projesi uygulayacak. Projeyle bin kişiye eğitim verilerek iş imkanı oluşturulacak. Uygulama Doğu ve Güneydoğu illerinde start alacak. Eğitimler bölgenin ihtiyaçları ve kapasiteleri doğrultusunda verilecek.
 
Bugüne kadar birçok alanda eğitim veren ve meslek edindiren Türk Kızılay'ı şimdi de tarımda istihdam projesini devreye soktu. Türk Kızılay'ının Adana, Kilis, Mardin, Gaziantep, Hatay, İzmir, Kahramanmaraş, Konya, Mersin ve Şanlıurfa illerinde bulunan toplum merkezlerinde yeni dönemde tarım eğitimleri verilecek. Proje kapsamında, gelecek yılın sonuna kadar binden fazla kişinin gelir sahibi olması planlanıyor. Bu merkezlerde bulunan Türklere, Suriyelilere ve Iraklılara bölgenin ihtiyaçları ve kapasiteleri doğrultusunda gerekli olan bilgiler aktarılacak.
HER BÖLGEYE FARKLI EĞİTİM
Proje kapsamında her bölgeye farklı eğitim verilecek. Adana'da sert çekirdekli meyve yetiştiriciliği, mantar yetiştiriciliği olacak. Gaziantep'te zeytin yetiştiriciliği, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ön plana çıkacak. Kursiyerler, Kahramanmaraş'ta park, bahçe ve koruların bakımı, Kilis'te sebze yetiştiriciliği, İzmir'de ekmek yapımını öğrenecek. Mardin'de çilek ve lavanta yetiştiriciliği, seracılık, ağaç budama eğitimi, Mersin'de arıcılık, süs bitkileri, bahçecilik konuları teorik ve uygulamalı olarak gösterilecek. Şanlıurfa'da ise bahçecilik, meyvecilik, zeytincilik ve hayvancılık gibi temel tarım eğitimleri verilecek. Paketleme eğitimleri de ayrıca ele alınacak.
SERTİFİKA İSTİHDAMIN YOLUNU AÇACAK
Verilecek olan tarım eğitimlerinde toplum merkezleri yararlanıcıları önce teorik eğitim, ardından sahada pratik eğitim alacaklar. Eğitimin sonunda ise katılımcılara Tarım İl Müdürlükleri, GAP Tarım Eğitim Merkezi, Zirai Üretim İşletmesi Tarımsal Yayım ve Hizmetiçi Eğitim Merkezi Müdürlüğü veya Halk Eğitim Merkezleri tarafından katılım sertifikası verilecek, kursiyerlere istihdamın yolu açılacak.
 
 
19.11.2018
Devamı

Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Kiralanmasında Rekor İl

Hazine'ye ait tarım arazilerinin üreticilere kiralanması projesinde başvuru süresi bugün sona eriyor. Projeden yararlanmak için 100 binden fazla çiftçi başvuru yaptı. En fazla başvuru yapılan iller sırasıyla Adana, Hatay ve İzmir oldu.

ADANA İLK SIRADA

Hazine arazilerini ekip biçen çiftçilerin yüzünü güldüren düzenlemeye bugüne kadar Adana'dan 10 bin 5, Hatay'dan 7 bin 309, İzmir'den 4 bin 920 vatandaş başvurdu. Yaklaşık 218 bin vatandaşı ilgilendiren düzenleme, 3 milyar 400 milyon metrekare Hazine arazisinin ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden kiralanmasını kapsıyor. Uygulama kapsamında 10 yıl süreyle kiralama sözleşmesi yapılabiliyor. 10 yılın sonrasında da sözleşme uzatılabiliyor. Araziyi satın almak isteyen üretici ecrimisil bedelinin yarısını ödeyerek arazinin sahibi olabiliyor. Satış bedelinin tamamının peşin ödenmesi halinde yüzde 20, yarısının peşin ödenmesi halinde ise yüzde 10 indirim yapılıyor. Taksitli satışlarda ise 6 yılda 12 eşit taksitle ödeme imkânı sağlanıyor. Arazileri kiralayan çiftçi Tarım ve Orman Bakanlığı'nın verdiği tüm desteklerden faydalanabiliyor.
 
19.11.2018
Devamı

2019 da Tarım ve Hayvancılıkta Reform Hayata Geçecek

Hükümet önümüzdeki yıl tarım ve hayvancılık reformunu hayata geçiriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı milli tarım ve yerli üretimi desteklemek için tarımsal reforma 17 milyar liraya yakın bütçe ayırdı.
Çiftçi, ormancı, balıkçı, seracı kısaca tarım ve hayvancılık alanında üretim yapan herkese teşvik verilecek.

ÜRETENİN GÜVENCESİ

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019'un tarımsal ve hayvancılık noktasında milli etiketle verimli üretimlerin yapıldığı, çiftçinin sorunlardan ziyade üretmeye odaklandığı bir yıl olacağını söyledi.
Bakan Pakdemirli, "Tarım ve hayvancılık kapsamında üretimi sil baştan ele alıyoruz. Tarım ve üretim desteğine yüzde 48 oranında toplam 16 milyar 700 milyon TL ayırdık. Yapacağımız reformlarla tarım ve hayvancılıktaki ithalatı bitireceğiz" dedi.
Bakan Pakdemirli, 2019'da hayata geçirilecek reformlar için özetle şunları söyledi:

- Bu yıl tarımsal desteğe yaptığımız maddi yardımı yüzde 10 artırdık. Önümüzdeki yıl adeta çiftçinin, tarım üreticisinin yılı olacak. Nakdi yardımlara ek olarak 2019'da 16 milyar TL tarımsal destek sağlayacağız. Ayrıca genç çiftçilere 503 milyon TL hibe, 53 tarımsal AR-Ge projesine toplam 40 milyon TL destek verilecek.
- Çiftçilik muhasebe veri ağı çalışmaları kapsamındaki destekler artırılacak ve 6 bin işletme daha destekleme kapsamına girecek.

- Erkek sığırları mevzuata uygun kesimhanelerde kesen yetiştiricilere 200 başa kadar hayvan başına 250 TL'ye kadar destekleme yapılacak.

- Orman köylüsüne üretim gideri olarak 1,9 milyarlık ödeme yapılacak.
ARAZİ BAŞVURULARI İÇİN  SON GÜN

Üreticiye her kapıyı açmak için harekete geçen hükümetin 'Hazine'ye ait tarım arazilerinin çiftçilere kiralanması' projesine başvuru sayısı 100 bini aştı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 100 günlük eylem planında da yer alan düzenlemeden faydalanmak için en fazla başvuru yapılan iller sırasıyla Adana, Hatay ve İzmir oldu. Hazine arazilerini ekip biçen çiftçilerin yüzünü güldüren düzenlemeye bugüne kadar Adana'dan 10 bin 5, Hatay'dan 7 bin 309, İzmir'den 4 bin 920 vatandaş başvurdu.

BALIKÇILAR 12 MİLYON ALACAK

Kıyı balıkçılığının artırılması için 2019'da 10-12 metre aralığındaki gemiler de destek kapsamına alınıyor.
Böylece kıyı balıkçılarına toplam 12 milyon TL destek verilecek

İŞTE ET İTHALATINI BİTİRECEK ADIMLAR

Bakan Pakdemirli, "Damızlık değer tespiti, soy kütüğü, süt kalitesinin desteklenmesi, mobil suni tohumlama sperma tahsis projesi ile 3 yılda kırmızı et ithalatını bitireceğiz. Hayvan yetiştiricilerine düşük faizli kredi vereceğiz. Koyun yetiştiricilerine destek olacağız" dedi
 
19.11.2018
Devamı

SÜT ÜRETİCİSİ ÖLÜYOR

Aydın'ın Yenipazar ilçesinde süt üreticileri, başta yem olmak üzere artan girdi maliyetlerine rağmen süt fiyatlarının beklenenin altında olması nedeniyle perişan olduklarını belirterek, yetkililerden sorunlarına çözüm bulmalarını istedi.
Yenipazar'da süt üreticileri, artan yem fiyatlarına rağmen süt fiyatlarının beklenen düzeyde olmamasına tepki gösterdi. Yemi kilosu 1 lira 60 kuruşa alırken, sütün litresini 1 lira 50 kuruşa sattıklarını belirten üreticiler, zarar ettiklerini söyleyerek, seslerini duyurabilmek için çiftliklerinin kapılarına 'Süt üreticisi ölüyor' yazılı pankartlar astı. Yenipazar ilçesinde süt üreticiliği yapan Mehmet Çerçevik, "Süt üreticileri birçok konuda ödün veriyor. Eşim hamileyken bile eşimin yanında değil hayvanımın yanında oldum. Atatürk'ün dediği gibi 'Köylü milletin efendisidir' ama şimdi milletin mağduru oldu. Ailecek çalışıp üretim yapıyor, ülkeye katkı sağlamak için çabalıyoruz. Ama artık süt üreticileri olarak dayanacak gücümüz kalmadı. Birçok üreticinin borcu var. Sütümüz, buzağımız para etmiyor. Hayvanlarımızı kesmek zorunda kalıyoruz. Bizler süt üreticileri olarak, hayvancılıkla uğraşan çiftçiler olarak bu çok önemli sorunumuza ilgililerce çözüm bulunmasını istiyoruz" dedi.

'MAĞDURİYETİMİZ GİDERİLMELİ'

"Aksi halde ekonomimiz zarara uğrayacak. Üreticiler üretmekten vazgeçip küsüyorlar. Küsen üreticilerin tekrar bu işe dönmesi çok zor. Büyüklerimiz bize çiftçiliğin ve hayvancılığın güzelliklerini anlatırdı. Bizler ise bugün çocuklarımıza, 'Bu işi yapmayın' diyecek duruma geldik. Litresi 2 lira 20 kuruş olması gereken sütün fiyatı bugün için 1 lira 50 kuruş. Bir an önce yetkililer tarafından mağduriyetimizin giderilip, gerekli düzenlemelerin yapılmasını istiyoruz. İlgililerin süt üreticilerine yardımcı olmalarını istiyoruz. Bu ülkede hayvancılık yok olmamalı. Bu ülke hayvancılık yönünden dışa bağımlı hale getirilmemeli."
Yem fiyatlarının artmasına rağmen süt fiyatlarında beklenen satış fiyatına ulaşılamamasından yakınan Yenipazar ilçesindeki süt üreticilerinden Tabir Yıldırım da, "Doların yükselmesiyle yem fiyatları arttı. Dolar düştü ama yem fiyatları çıktığı yerde kaldı. Biz üretim ve hayvanları seviyoruz ama kimsenin hayvan sevgimizden istifa ederek üzerimizden para kazanmasına izin vermeyiz" dedi.
 
16.11.2018
Devamı

Arazi Bankacılığı Geliyor

Resmi Gazete'nin mükerrer sayısında yayımlanan, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığınca hazırlanan "2019 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı"nda tarım, hayvancılık ve ormancılık ile ticaret ve bölgesel kalkınma konularında yürütülecek çalışmalara yer verildi. Programda öne çıkan 'Arazi bankacılığı' dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanıyor. Arazi Bankacılığı bütün bölgelerde üretime katkı sağlaması  bekleniyor.
Gıda güvenliğini temin için ürün piyasalarında ve çiftçi gelirlerinde istikrar gözetilerek etkin stok yönetimi, üretim, pazarlama ve tüketim zincirinde kayıpların azaltılması, piyasaların düzenlenmesine ilişkin idari ve teknik kapasitenin güçlendirilmesi ve dış ticaret araçlarının etkin kullanılması sağlanacak. Sözleşmeli üretim ve arazi kiralama gibi yöntemlerle tarımsal işletmelerde ölçeklerin büyütülmesi, arazi edinimi uygulamalarının geliştirilmesiyle arazi bankacılığı dahil çeşitli modellerle atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması amaçlanacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde kurulan tarım bilgi sistemlerinin, diğer kurumların hizmetlerinde ortak kullanıma sunulabilecek olanlar da dikkate alınarak geliştirilmesine devam edilecek.
Bölgesel kalkınmayı hedefleyen 'Arazi Bankacılığında miras nedeniyle bölünen arazilerin envanterlerini çıkararak tarıma kazandırmak, yerli ya da yabancı yatırımcıya satmak ya da kiralamak şeklinde olacak. Üretime açılmayan atıl arazinin oranı ise yüzde 10'larda olduğu da öğrenildi.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum da açıklamasında Tarım ve Orman Bakanlığı ile ortak çalışmalar yaparak atıl hazine arazilerini kiralama projesinde 3 milyar 400 milyon hazine arazisini vatandaşlara kiralayacaklarını belirterek, "34 milyon metre kare araziyi de hayvancılık ve endemik bitkilerin yetiştirilmesi amacıyla yine vatandaşımıza kiralama projemiz var. Buna ilişkin tüm Türkiye'de çok yoğun bir başvuru var. Sivas'ta başvuru sayısı 600 kişi bu başvuru giderek artıyor. Burada hayvancılığın geliştirilmesi, endemik bitkilerin yetiştirilmesi ve hazine arazilerini daha önce kullanan vatandaşlarımızın Tarım Bakanlığımızın verdiği desteklerden faydalanması açısından bu proje Sivas için büyük önem arz ediyor. Bizde bunun takibini yapıyoruz" ifadesini kullanmıştı.
 
 
15.11.2018
Devamı

Pancar Çiftçisi Ürün Tesliminde Sorun Yaşıyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özelleştirilen şeker fabrikaların kapanma noktasına gelmesi dolayısıyla iktidarı ikaz ederek, işçilerin mağdur edildiğini, çiftçilerin ise ürünlerini götürdükleri fabrikalarda sorunlarla karşılaştığını belirtti. 
14 şeker fabrikasının satıldığını hatırlatan Gürer, “Burada çiftçilere ve işçilere verilen sözler vardı, mağdur edilmeyecekleri belirtiliyordu. Önce işçiler işinden oldu, şimdi de çiftçiler pancar hasadı yaptıktan sonra fabrikalara gittiklerinde sorunlarla karşılaşıyorlar. Kimi fabrikalarda çiftçilerin pancarları alınmıyor” dedi.  Kış şartlarının oluştuğu bu günlerde ürünlerini götürdükleri fabrikalarda farklı sorunlarla karışlaşan çiftçilerin, böyle giderse önümüzdeki yıl pancar ekimi yapamama durumuna gelebileceğine ifade eden Gürer, “Bu bağlamda, iktidarın konuya eğilmesini temenni ediyorum. Çünkü pancar çiftçisi yaşadığı koşullardan dolayı bizleri de arayarak büyük mağduriyet içinde olduklarını belirtiyorlar” diye konuştu.
‘Keşke yanılmış olsaydık’
Niğde Milletvekili Gürer, konuyla ilgili açıklamada ise, “Bilindiği gibi aralarında Bor Şeker Fabrikası’nın da bulunduğu 14 şeker fabrikası, özelleştirme kapsamında geçtiğimiz Nisan ayında satılmıştı. Satış sürecinde, Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda işçilerin ve üreticilerin sorun yaşamayacağı belirtilmişti. Ancak fabrikaların satılmasının ardından pek çok şeker fabrikasında işçiler işlerinden olurken, hasadın ardından fabrikaya şekerpancarı götüren çiftçiler de farklı sorunlarla karşılaştılar. Bazı fabrikalarda kantarın bozuk olması nedeniyle yüzlerce kamyon dolusu şeker pancarı fabrika önlerinde günlerce bekletildi. Biz özelleştirme sürecinde bu olumsuzlukların yaşanacağını öngörmüş ve uyarılarda bulunuştuk. Hatta Bor şeker fabrikasının önünde miting düzenleyerek, ‘bu fabrika özelleşirse kapanmasının da yolu açılır’ demiştik. Keşke yanılmış olsaydım ama yanılmadık” dedi. 
Çiftçi başvuracak yer bulamıyor
Çiftçi ürün tesliminde yaşadığı sorun dolayısıyla tarlada ürününü sökemediğini, fabrikaların belirlediği gün ve saatte belirlediği kadar ürün almadığını anlatan Gürer, “Kantar stoklamasında oluşacak fire ve ürün kaybını çiftçinin üstüne bırakıyor. Bu durum çiftçi için ciddî kayıp yaratıyor. Maddi kayıpların yanında söküm ve nakliyeden oluşan sorunlar çiftçiyi alternatif ürün arayışına yöneltiyor. Gelecek yıl bu nedenle pancar ekim alanları gerileyecek, süreç içinde pancar ekimi yapılmayabilir. Bu süreç NBŞ üreticilerine yarar” şeklinde konuştu. 
 
 
15.11.2018
Devamı

Tonya Süt Üretimi Durdurunca Sütler Yola Döküldü

Tonya tereyağının üretildiği süt fabrikasının ekonomik sorunlar nedeniyle üretime ara vermesine, ilçe sakinleri tepki gösterdi. Hayvancılıkla geçimini sağlayan Tonya sakinleri, fabrikanın önünde toplanıp, ellerinde kalan sütleri yere yola dökerek protesto etti. Fabrikada çalışan işçilerin de katıldığı eylem sırasında, Tonya-Vakfıkebir karayolu bir süre araç trafiğine kapandı. Olası bir taşkınlığı önlemek için özel harekât çevrede önlem aldı.
TRABZON'da, coğrafi tescilli Tonya tereyağının üretildiği süt fabrikasının ekonomik sorunlar nedeniyle üretime ara vermesine, ilçe sakinleri tepki gösterdi. Hayvancılıkla geçimini sağlayan Tonya sakinleri, fabrikanın önünde toplanıp, ellerinde kalan sütleri yere döktü.
Trabzon'un Tonya ilçesinde, 1974 yılında, kooperatifleşme girişimiyle kurulan 'Tonyakoop' adlı süt fabrikasında, ekonomideki son gelişmeler nedeniyle üretime ara verildi. Osmanlı Salnamesi'nde bahsedilen, 2017'deki 'Türkiye Kültür Oscarları Yarışması'nda birinci seçilerek, coğrafi işaretle tescillenen tereyağıyla ünlü ilçede, tarihi fabrikada üretime ara verilmesi üzüntüye neden oldu. Üretime ara verilmesi kararıyla yaklaşık 50 kişi işsiz kalırken, hayvancılıkla geçimini sağlayanların ürettiği sütler ise ellerinde kaldı. Tonya sakinleri, bölgenin önemli kuruluşlarından olan fabrikada üretime yeniden geçilmesini ve ürettikleri sütlerine talip çıkılmasını istedi. İşletmenin borcunun 12 milyon liraya ulaştığı öğrenilirken, fabrikanın akıbetinin ne olacağı ise ilçe sakinleri arasında merak konusu oldu.
SÜTLERİ DÖKÜP TEPKİ GÖSTERDİLER
Günde yaklaşık 30 ton süt işlenen fabrikada üretime ara verilmesiyle işsiz kalanlar ve ilçede geçimini hayvancılıkla sağlayan vatandaşlar, işletme önünde bir araya gelerek yaşananlara tepki gösterdi. 'Tepkisizliğe karşı tepki' yazılı dövizler taşıyan üreticiler, süt fabrikasında üretimin durdurulmasını, evlerinden kovalarla yanlarına getirdikleri sütleri işletme önündeki yola dökerek protesto etti. Fabrikada çalışan işçilerin de katıldığı eylem sırasında, Tonya-Vakfıkebir karayolu bir süre araç trafiğine kapandı.
'HAYVANCILIK BİTME NOKTASINA GELDİ'
Eylemciler adına konuşan Gıda Mühendisi Sevtap Kurt, ilçede hayvancılığın bitme noktasına geldiğini belirtti. Kurt, "Tonya halkının tek geçim kaynağı, tek tüten bacası Tonya ve Bütün Köyleri Kalkınma Kooperatifi'mizin son zamanlarda düştüğü bu durum içler açısıdır. Kooperatif mali sorunlar nedeniyle, tarihinde ilk kez 7 Kasım 2018 tarihinde üretime ara vermiştir. Süt üreticisi, kooperatiften alacağı süt parasını ve hayvanlarını beslemek için yem-kepek ihtiyacını alamamaktadır ve bu nedenle Tonya'da hayvancılık bitme noktasına gelmiştir" dedi.
'SAHTE ÜRETİMLERE YOL AÇAR'
Alınan kararla bölgede sahte üretimin yolunun açılacağını da öne süren Sevtap Kurt, "Kooperatifin 2 bin 731 ortağı, istihdam ettiği 50'ye yakın çalışanı vardır. Fabrikanın üretime ara vermesiyle ortaklar, çalışanlar ve Tonya Süt Mamulleri kullanan tüketiciler mağdur olmuştur. İlçemizin ve kooperatifimizin tescilli ürünü tereyağının üretilmemesiyle sahte üretimlerin önü açılmıştır. Kooperatifin üretime ara vermesi, belirtilen sebepler dışında, içerisinde bulunan makine ve ekipmanın ambalaj malzemelerinin kullanılmaz hale düşmesine yol açacaktır. Bu yüzden biz çalışanlar olarak ve tüm ortaklar adına kooperatifimizin bir an önce açılmasını temenni ediyoruz. Buradan bize yardımcı olmak üzere başta İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu'ya, akabinde Trabzon'daki vekillerimize ve bizi dinleyen herkese sesleniyoruz. Lütfen üretimimizi devam ettirmeye, Tonya'nın en büyük bacasını tekrar tüttürmeye yardımcı olun" diye konuştu.
'BU İNSANLIĞA SIĞIYOR MU?'
Kooperatif ortakları da üretimin durdurulmasına tepkilerini dile getirdi. Karayolunu trafiğe kapatan ortaklardan Fadime Akan, yaşananları kabullenmediklerini anlatarak şunları söyledi: "Süt satarak ortak oldum buraya. Atımız vardı, onu da satıp ortak olduk buraya. Şimdi satıyorlar fabrikayı, kapatıyorlar. Bu nereye sığıyor? Bunu vatandaşa gelsin anlatsınlar. Bir parça ekmeğimiz yoktur evde yemeye. Neden? 'Kalkınsın kooperatifimiz' diye buraya süt veriyoruz. 7'nci, 8'inci, 12'nci ay geliyor, 'Bunlar ne yiyor? diye neden sormuyor burada çalışanlar? 7'nci ayda aldığımız yem ile geldik bu zamana, şimdi süt parası alıp şeker almayı beklerken fabrikamız kapanıyor. Bu insanlığa sığıyor mu?"
'ÇARE MİLLETVEKİLLERİ'
Kooperatif Yönetim Kurulu Üyesi Ali Sezgin de "Üretime ara vermek zorunda kalan fabrikamızın bir an önce üretime geçmesini güçlü bir ses ile duyurmak için buradayız. Bunun için çare yollar bellidir. Çare yolları bölgemizin milletvekilleridir" diyerek işletmenin üretime başlamasını istedi. Öte yandan, üreticilerin eylemi sırasında, polis ve özel harekât timlerinin de bölgede yoğun güvenlik önlemi aldığı gözlendi.
 
 
12.11.2018
Devamı

Solucan Gübre İle Organik Tarım

Gümüşhane'de organik tarımda verimi artırmak amacıyla başlatılan 'Solucan Gübresinin Üretiminin Yaygınlaştırılması' projesi kapsamında 5 yetiştiricinin başvuruları kabul edildi, küçük ölçekli tesislerde solucan gübresi üretimine başlandı.
Kentte, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP) tarafından da desteklenen 'Solucan Gübresinin Üretiminin Yaygınlaştırılması' projesi, ilk kez uygulanmaya başlandı. Proje ile Şiran ilçesinde solucan gübresi üretim tesisi açıldı. İşletmeyi kuran Bayram Özel, sayısı 1 milyona ulaşan solucanlarla gübre üretimine başladı. Özel, tesisinde profesyonel bir şekilde organik ürünler üretmeyi hedeflediklerini söyledi.

'ÜRÜNLER DOĞAL TAT VE LEZZETİNE KAVUŞUYOR'

Solucan gübresinin verimliliği artırdığını belirten Bayram Özel, "DOKAP ve Tarım İl Müdürlüğümüz vasıtasıyla amatörlükten başlayıp, profesyonel sisteme geçiş yaptık. Elimizden geldiği kadar kimyasal gübreyi tamamen kaldırıp, organik sisteme geçebilmek için uğraşlar vermeye çalışıyoruz. Kendi ürünlerimiz üzerinde uygulama yaptık. Solucan gübresinin verimliliği artırdığını gördük. Bizim buradaki amacımız, eski sistemde olduğu gibi, yani geleneksel tarımda yakalanan tat, aroma ve lezzeti yakalayabilmek. Bölgemiz organik tarım bölgesi ilan edildi. Biz de buna öncü olmaya çalışıyoruz. Daha profesyonel üretim için devlet desteği her zaman şart" dedi.

'KİRLENMİŞ TOPRAĞI 1 YIL İÇERİSİNDE TEMİZLİYOR'

Çiftçilik yapan Hakan Suat Başer de, solucan gübresinin kendileri için büyük önemi olduğunu vurguladı. Başer, "1 dönüm arazi için 200 ile 300 kilo solucan gübresi yeterli oluyor. Bu gübrenin kokusuz ve doğal olması ortaya çıkan ürünün kalitesini artırıyor. Solucan gübresi ağır metallerle kirlenmiş olan toprağı 1 yıl içinde temizliyor, tarıma hazır bir hale getiriyor. Solucan gübresi hem katı hem de sıvı halde kullanılabiliyor" diye konuştu.
'VERİM, YÜZDE 50 ARTTI'

Avrupa'da solucan gübresinin 40 yıldır kullanıldığını belirten Başer, "Solucan gübresi 40 yıldır Avrupa'da kullanılıyor. Türkiye'de yeni yeni geçilen bu sistem, organik tarım için çok önemli. Solucan gübresini ilelebet sürdürmeyi ve bütün çiftçilerimizin kimyasal gübre yerine bu gübreyi kullanmasını tavsiye ediyorum. Solucan gübresiyle organik tarıma geçilecek. Bu gübre ile yüzde 40, yüzde 50 verim artışı sağlanırken, ilk yıldan 15 gün önce hasat sağlıyor. Bölgemizin iklim şartlarına bakıldığında ise solucan gübresi çok iyi bir seçenek" dedi.
 
12.11.2018
Devamı

Keskinoğlunda Konkordato Uzatıldı

Nakit sıkışıklığı nedeniyle iflas erteleme yerine getirilen konkordato başvurusu yapan tavukçuluk sektörünün önde gelen firmalarından Keskinoğlu'nun konkordato süresi 1 yıl daha uzatıldı.
Sözcü'den Derin Gökçe'nin haberine göre, Türkiye'nin köklü firmalarından Keskinoğlu tavukçuluk, konkordato süresini 1 yıl daha uzattı.
Şirketten yapılan açıklamada, "11 Haziran 2018 tarihinde ticari faaliyetlerimizi aralıksız devam ettirebilmek adına başvurduğumuz konkordato için şirketimize tanınan 5 aylık geçici mühlet, finansal tablolarımızın incelenmesinin ardından Akhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin takdiriyle kesin süre olarak 12 ay daha uzatıldı" ifadeleri kullanıldı.
Açıklamada, "Bu sürede, devlet tarafından atanan komiser heyetinin yapacağı planlama doğrultusunda, alacaklılarımızla anlaşma yoluna giderek; geçtiğimiz 5 ay boyunca durdurulan ödemelerimizi yapmaya başlamayı hedefliyoruz" ifadeleri kullanıldı.
Daha önce konkordato sürecine dair mahkeme tarafından 3 ay geçici mühlet kararı verilen Keskinoğlu'nun 10 Eylül 2018 itibariyle geçici mühlet kararı 2 ay daha uzatılmıştı.
 
 
 
9.11.2018
Devamı

Genç Çiftçide Üretilen Mantarlar Gelir Kapısı Oldu

 Mersin'in Silifke ilçesine bağlı Arkum Mahallesi'nde, Tarım Orman Bakanlığının Genç Çiftçi projesinden faydalanarak kurduğu mantar serası Mehtap Göküş'ün gelir kapısı oldu. 
Yaklaşık 1 ay önce Tarım ve Orman Bakanlığının Genç Çiftçi projesinden faydalanarak 120 metrekarelik alanda 10 ton mantar kompostosu kullanarak mantarhane tüneli (Mantar Serası) kuran Mehtap Göküş (31), oluşan mantarlarını toplamaya başladı. Genç Çiftçi projesinden faydalanarak 27 bin TL'si hibe 60 bin TL'ye mal ettiği mantar serasından 3 ay gibi kısa bir sürede 3,5 ton ürün elde etmeyi hedefliyorlar. 
Kilosunu perakende 10 TL'den sattığını belirten genç çiftçi Mehtap Göküş, "Allah devletimize zeval vermesin. Genç Çiftçi projesi sayesinde mantar seramızı oluşturduk ve 1 ay gibi kısa bir sürede ürün elde etmeye başladık. Şu anda hasat ettiğimiz mantarlar kısa sürede tükeniyor. Amacım buradan elde ettiğimiz para ile bu işi daha da geliştirmek" dedi. 
Silifke Ziraat Odası Başkanı Cafer Doygun ve Tarım ve Orman İlçe Müdürü Yusuf Gün, Genç Çiftçi projesi kapsamında kurulan mantar serasını gezip üreticiyi ziyaret ettiler. 
Mantar serasında incelemelerde bulunan Başkan Doygun, "Çiftçimiz Mehtap Göküş Ziraat Odamızın öncülüğünde Genç Çiftçi projesine başvurdu. Projesi onaylanan çiftçimiz şu anda ürününü hasat etmeye başladı. Mantar üretimini ilk kez yaptığı için üründe yanmalar olmuş. Ziraat Odamız ve Tarım Orman İlçe Müdürlüğünün de destekleri ile daha da kaliteli ürünler elde ederek ekonomiye kazandıracağına inancımız tam. Üreticimize hayırlı ve bol kazançlar diliyorum" dedi. 
Mantar üretiminin bölgede alternatif ürün olarak yapılabileceğini belirten Doygun, "Özellikle iç piyasa mantar çok sık kullanılan bir gıda maddesi. Fiyatı ile de üreticisine kazandıran mantar üretimini çiftçilerimize tavsiye ediyorum. Bilgi almak ve üretim yapmak isteyen herkese Ziraat Odası olarak destek verebiliriz" dedi.
 
8.11.2018
Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kırmızı Et Açıklaması Yerli Üreticiyi Sevindirmedi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,  önceki gün Ak Parti grup toplantısındaki kırmızı ete yönelik açıklaması yerli üreticinin umudunu kaybetmesine neden oldu. Sektörün uzun bir zamandır sıkıntılı bir süreçten geçmesi yerli üreticiyi sektörden uzaklaşmasına neden oldu. Umutla çözüm bekleyen yerli üretici Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kırmızı et fiyatlarındaki artışın talepteki yükselişle ilgili olduğunu belirterek, "Biz bu fiyatları bir defa şöyle rantabl seviyeye düşürmek için gerekirse cari açığı bile düşünmeden ithale gider ve piyasayı biz balans ederiz" açıklaması yerli üreticiyi sevindirmedi.
Bu açıklamanın ardından edinilen bilgiye göre yerli üretici ithalata devam edildiği takdirde bizler üretimden çekiliriz. Tadı rengi kokusu olmayan etlerle bir ömür boyu yemek zorunda kalacağız. Ülkemizi seviyoruz. Yerli besici ve üreticiye sahip çıkılsın ithalattan vaz geçilsin. Üretim durursa ithalatla bir yere varılamayacağını herkesin bilmesi gerek. Denildi.
AK Parti TBMM Grup Toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Büyükbaş hayvan varlığımız 9,9 milyon adetten 16 milyon adedin üzerine, küçükbaş hayvan varlığımız ise 32 milyon adetten 44 milyon adedin üzerine çıktı. İnşallah kısa bir zamanda artık hayvan ithaline de ihtiyacımız olmayacak. Bütün bunlara rağmen et fiyatlarının ülkemizde yüksek seyretmesinin genel refah seviyemizin artması sebebiyle talepte yaşanan yükselişle ilgili olduğunu düşünüyorum. Biz bu fiyatları rantabl seviyeye düşürmek için gerekirse orada cari açığı bile düşünmeden ithale gider ve piyasayı balanse ederiz. İnşallah bu meseleyi de yeni dönemde kalıcı bir şekilde çözeceğiz" açıklamasında bulundu. 
 
 
7.11.2018
Devamı

Tarım ve Ormana 16 Yıldızlı logo

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yeni logosu, tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti'ni temsil eden 16 yıldız taşıyor.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılan ve Bekir Pakdemirli yönetiminde yoluna devam eden bakanlığın yeni logosu belli oldu. Yeniden yapılandırılan tüm bakanlıklarda olduğu gibi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni logosu, tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti’ni temsil eden 16 yıldız taşıyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 24 Haziran seçimlerinden sonra resmen uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılmıştı.
Yeni yapılanmada ortadan kaldırılan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın görev alanındaki orman ve su işleri ile ilgili kurumlar da, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesine alınmıştı. Böylece yeniden yapılandırılan Bakanlıkta ilk bakanlık görevine atanan isim de, Anavatan Partisi döneminin tanınmış siyasetçilerinden Ekrem Pakdemirli’nin oğlu Dr. Bekir Pakdemirli olmuştu.
Bakanlığın yeni logosu, “T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı” yazısının yanı sıra, 16 yıldızın çevrelediği amblemden oluşuyor. Amblemin ortasında Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden daha büyük boyuttaki ay yıldızın hemen üzerinde ise aynı kaynaktan çıkan üç ayrı yay şekli dikkat çekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı sitesindeki Kurumsal Kimlik sayfasında yeni logoya ilişkin henüz açıklayıcı bir ifade yer almazken, “Cumhurbaşkanlığı 1 Nolu Kararnamesi çerçevesinde T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı kurumsal kimlik çalışmaları devam etmektedir” ifadesine yer verildi.
 
 
 
 
7.11.2018
Devamı

Çiftçi Tarımı Terk ediyor

Tarımın başkenti olarak adlandırılan Antalya’da 2018 yılında yaklaşık 5 bin çiftçi ve yetiştirici üretimi bıraktı. Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı’nın (TEPAV) İstihdam İzleme Bülteni tarım sektöründen turizm ve kamuya doğru yaşanan büyük göçü ortaya serdi. Tarımda yaşanan işgücü kaybının aksine, bu yıl Antalya, 48 bin işçiyle sigortalı ücretli çalışan sayısının en çok arttığı il oldu. Tarım ve hayvancılık sektörü temsilcileri, istihdamda üretimden tüketime ve hizmet sektörüne doğru yaşanan kaymayı değerlendirdi.
ARTAN MALİYETLER TARIMI BİTİRDİ
Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, yaklaşık 25 milyar dolarlık milli gelir üreten Antalya’nın bunun yüzde 10’unu tarımsal üretim, yüzde 20’sini de tarımsal ticaretle başardığını kaydetti. Türkiye’de 5’te 1 olan tarımsal istihdam payının Antalya’da 3’te 1 olduğunu belirten Çandır, “Ne yazık ki resmi rakamlar üretici kesiminin tarımdan el çektiğini bizlere gösteriyor. Başta üretim maliyetlerinin artması olmak üzere değişik sebeplerden dolayı çiftçi tarımsal üretimden kopuyor. Türkiye’nin turfanda ihtiyacının yüzde 60’ından fazlasını karşılayan, ekonomisi tarımla canlanan Antalya’da 5 bin çiftçinin tarımı terk etmesi bizlere şapkayı önümüze koyup bir kere düşünmemiz gerektiğini gösteriyor” diye konuştu.
Tarımsal üretimin 12 ay yapıldığı Antalya’da çiftçi sayısının azalmasından duyduğu rahatsızlığı dile getiren Çandır, üretimden çekilen insanların hizmet sektörü ya da kamu gibi alanlara kaydığına dikkat çekti. Antalya’da tarımın yarattığı istihdamın önemini belirten Çandır, tarımdan kopan kesimin tekrar tarım sektörüne dönmek istemediğini vurguladı. Çandır, “Başta girdi maliyetleri olmak üzere tarımsal politikaların tekrar gözden geçirilmesi gerekiyor. Üreticiyi üretimde tutacak politikalar bir an önce hayata geçirilmeli” diye konuştu. Çandır, Türkiye genelinde işsizlik oranını yüzde 2’nin üzerinde aşağı çeken tarım sektörünün itibarına tekrar kavuşturulması gerektiğini vurguladı.
FİNANSMAN VE MERA DESTEĞİ ŞART
Üretim yapanların azalmasına yem ve diğer maliyetlerinin başa çıkılamaz hale gelmesinin sebep olduğunu söyleyen Antalya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zeliha Öztürk, hayvan yetiştiricilerinin kilosu 80 liraya ulaşan yemi almaya gücü kalmadığını belirtti. Yetiştiricilerin finansman desteğine ihtiyacı olduğunu dile getiren Öztürk, özellikle küçükbaş yetiştiricisinin tarımsal kredileri kullanmada dezavantaj yaşadığını vurguladı. Meraların doğal üretim yapmak isteyenlere tamamen açılmasının sektörün devamlılığı için büyük önem taşıdığının altını çizen Öztürk, “Eskiden ithalatla çözülebilen kırmızı et krizi dövizdeki kur artışlarıyla artık çözüm olmamaya başladı. Üretimden başka çıkış yolumuzun olmadığını görerek sektörün finansman ihtiyacının çözülmesi gerekiyor. Tarım il müdürlüklerine, mera komisyonlarına ve devlet bankalarına büyük iş düşüyor. ‘Ben hayvan yetiştirmek istiyorum’ diyen her üreticiye finansman sağlanarak mera tahsis edilmeli” çağrısı yaptı.
Kent genelinde tarım üretimine dahil olan 170 bin çiftçinin bulunduğunu belirten Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, bölgede ekonomiyi ayakta tutan temel sektörlerden biri olan tarımın büyümesi için çiftçiyi yaşatmanın şart olduğunu söyledi. Çiftçilerin ve yılın 9 ayı göçebe hayatı yaşayan tarım işçilerinin yaşam şartların korunmasının üretimin sürmesi için büyük önem taşıdığını belirten Alp, “Girdi fiyatlarının çok yükseldiği bu dönemde tarımda üreticiden tüketiciye doğrudan bağ kuracak sistemler oluşturulmalı. Yaylalarda domatesten marula, salatalıktan bibere çok geniş yelpazede üretim yapılıyor. Çiftçiler, yevmiyeli işçiler ve aileleri buradan ekmek yiyor. Diğer sektörlere kayma olmaması için bunun sürmesini sağlamalıyız” açıklamasında bulundu.
SİGORTALI ARTIŞINDA BİRİNCİ
Çiftçi sayısının 61 ilde azaldığını saptayan TEPAV, tarımdan en büyük kaçışın Antalya’da yaşandığını belirledi. Tarımı terk edenlerin sayısının 5 bine ulaştığı Antalya, yüzde 11.6 ile çiftçi sayısı en hızlı azalan şehirler arasında sekizinci sıraya yerleşti. Tarım sektöründe yaşanan bu büyük kaçışa rağmen Antalya, sigortalı ücretli çalışan sayısının en çok arttığı il oldu. Antalya’da 2017’nin Temmuz ayından 2018’in aynı ayına kadar istihdama eklenen 48 bin yeni çalışanın 2 bin 739’u kamuda görevlendirildi. Kamu istihdamında Antalya 5’inci sıraya yerleşirken, birinciliği ise 8 bin 380 yeni kamu çalışanıyla Isparta elde etti. Isparta yüzde 32.4’lik oranla kamu çalışan sayısının en hızlı arttığı kent olurken, Antalya yüzde 3.8’le 11’inci sırada yer aldı.
 
 
 
 
7.11.2018
Devamı

Tarım ve Ormana Mühendis Alımı Yapılacak mı?

CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, Tarım ve Orman Bakanlığı mühendis alımı konusunu Meclis Genel Kurulu’na taşıdı. Ahmet Eşref Fakıbaba’nın döneminde Bakanlığa 3 bin 500 Veteriner Hekim, Gıda, Ziraat ve Su Ürünleri Mühendisi alımı yapılacağı sözünü hatırlatan Ceylan, “Sözünüze ne oldu? Tarım Bakanlığına 3 bin 500 mühendis alınacak mı?” diye sordu.
Meclis Genel Kurulu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’na Veteriner Hekim, Gıda, Ziraat ve Su Ürünleri Mühendisi alımıyla ilgili bir konuşma yapan CHP Çanakkale Milletvekili Özgür Ceylan, bir önceki Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın geçen yıl bütçe görüşmelerinde 3 bin 500 mühendis alımı sözü verdiği halde bu alımın gerçekleşmediğini hatırlattı.
Tarım ve hayvancılık alanında kalkınmayı sağlayacak, üretimi artıracak, ülkemizi tekrar ihracatçı konuma getirecek olanların veteriner hekimler, gıda, su ürünleri ve ziraat mühendislerinin rehberliğindeki çiftçiler olduğunu kaydeden Ceylan, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Veteriner Hekim ve Mühendis alımı yapmamasını eleştirdi.
“Tarım ve Orman Bakanlığı uzun süredir hiç atama yapmamaktadır” diyen Özgür Ceylan, 150 bin mühendisin işsiz beklediğini vurguladı.
Tarım, hayvancılık ve gıda üretiminde yaşanan pek çok sorunun uzman personel yetersizliğine bağlı olduğunu bildiren Ceylan, “Boşa giden desteklemeler, ithal zirai ürünlerin artması, gramaj sorunları, şarbon, denizlerde kirlilik, limit altı yapılan avcılık, denetimsiz gıda, et ve gıdada ithalatta bağımlı kalmanın sebebi uzman personel yetersizliğidir” dedi.
CHP’li Ceylan, Tarım ve Orman Bakanlığında bir şeylerin yanlış gittiğini kaydederek, eksik personel sorunu nedeniyle pek çok projelerin uygulanamadığını kaydetti. Türkiye’de tarımın kalkınması için çiftçinin uzman personel rehberliğine ihtiyaç duyduğunun altını çizen Ceylan, “Tarım ve Orman Bakanlığı ne zaman atama yapacaktır?” diye sordu.
 
 
 
5.11.2018
Devamı

Pancar Çiftçisi Mağdur Olmaya Başladı

Şeker-İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök, “Şeker fabrikaları özelleştirmeleri çiftçiyi mağdur etmeye başladı. Bunun en net sonucu gelecek yıl şeker pancarı üretimindeki ciddi düşüşle görülecektir.” değerlendirmesinde bulundu.
Gök, yazılı açılamasında, şeker fabrikalarını stratejik ve millî bir değer olarak gördüklerini belirterek 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine dair ihale oluru kararının iptali istemiyle Danıştay’a başvurduklarını belirtti. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na özelleştirme sürecini şeffaf yürütmediği eleştirisinde bulunan Gök, “Özelleştirme İdaresince sektörel gerçekler ile mevzuata aykırı bir şekilde yürütülen özelleştirme işlemleri kamu ve ülke zararına yol açabilecek noktaya gelmiştir. Bu sebeplerle de devri gerçekleşmeyen fabrikalarla ilgili hukuka aykırı süre uzatım kararlarının iptali istemiyle Danıştay 13. Dairesinde davalar açılmıştır” bilgisini verdi. 
 
 
5.11.2018
Devamı

Gıda Enflasyon Fiyatları Yüzde 10 dan 13 e Yükseldi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2018 yıl sonu enflasyon tahminini Temmuz ayındaki yüzde 13.4'ten yüzde 23.5'e yükseltti. 

2019 yılı sonu tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) tahmini ise yüzde 9.3 düzeyinden yüzde 15.2'ye, 2020 yılı sonu TÜFE tahmini de yüzde 6.7'den yüzde 9.3'e yükseltildi.
Raporda, gıda enflasyonu tarafında da tahminler yukarı yönlü revize edildi. 
İşlenmemiş gıda fiyatları enflasyonu 2018 yılı üçüncü çeyreği sonunda yüzde 34’e ulaşarak Temmuz Enflasyon Raporu varsayımının oldukça üzerinde gerçekleştiği kaydedilen raporda, "Taze meyve-sebze fiyatlarında Temmuz ve Ağustos aylarında beklenen düzeltme sınırlı kalırken Eylül ayında ise güçlü bir fiyat artışı gerçekleşti" ifadelerine yer verildi.
Gıda grubunda hem işlenmiş hem de işlenmemiş gıda kalemlerinde enflasyon görünümü bozulduğunu ifade eden Çetinkaya, üçüncü çeyrekte gıda enflasyonuna dair görünümün bozulmasında Türk lirasındaki değer kaybına bağlı maliyet yönlü gelişmeler temel belirleyici olduğunu kaydetti.
Çetinkaya, "Bu çerçevede, 2018 yıl sonu gıda enflasyonu tahmini yüzde 13’ten yüzde 29,5’e; 2019 yıl sonu gıda enflasyonu tahmini ise yüzde 10’dan yüzde 13’e güncellendi" bilgisini paylaştı.  
Çetinkaya, "Önümüzdeki aylarda baz etkileri, gıda fiyatları veya diğer geçici faktörlerden kaynaklanan oynaklıkların söz konusu olabileceğini tahmin ediyoruz" dedi. 
 
 
 
2.11.2018
Devamı

Yerli Tohum 1 Milyon Elli Bin Tona Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar (TAGEM) Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu, "2002 yılında 145 bin ton olan yerli tohum üretimimiz bugün itibariyle 1 milyon 50 bin tona ulaştı." dedi.
Emiralioğlu, Kahramanmaraş Fuar Merkezi'ndeki 4. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı'nın açılışında, Türkiye'nin 80 milyon nüfusuyla yılda 40 milyon turisti besleyen bir ülke olduğunu söyledi.
Türkiye'nin özellikle yaş sebze meyve gibi birçok üründe dünyada en fazla ihracat yapan ülke olduğunu, bu nedenle tarım alanlarını çok ekonomik ve verimli kullanması gerektiğini belirten Emiralioğlu, bu kapsamda TAGEM'in TÜBİTAK'a en fazla proje veren kurum olduğunu dile getirdi.
Türkiye'nin en büyük Ar-Ge kurumu olarak yerli üretime dönük ciddi çalışmalar yaptıklarını ifade eden Emiralioğlu, şöyle konuştu:
"Ülkemizin tarımsal anlamda gelecek vizyonunun oluşturulması noktasında, özellikle yerli tohumların geliştirilmesi, ıslah edilmesi, yerli meyve çeşitlerinin geliştirilmesi, ıslah edilmesi hem ülkemizdeki çiftçilerin ihtiyacının karşılanması hem de fırsat oldukça yurt dışına ihracat noktasında fırsatların yakalanması anlamında 50 araştırma enstitüsünde bulunan yaklaşık 2 bin 200 ıslahçımızla birlikte çalışmalarımızı yürütüyoruz."
 
 
2.11.2018
Devamı

Konkordato Balıkesir'de Süt Üreticisini Mağdur Ediyor

Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek, konkordato ilan eden ve üreticilere 32-33 milyon lira değerindeki süt paralarını ödemeyen Yörsan’dan dolayı üreticilerin mağdur olduğunu ifade etti.
Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek, eylül ayı içerisinde konkordato ilan eden Yörsan firmasının üreticileri zor durumda bıraktığını kaydetti.  Yörsan’ın Balıkesir’deki üreticilerin 70 günlük süt alacağını ödemediğini bunun da 32-33 milyon liraya tekabül ettiğini ifade eden Şimşek, kendileri vasıtasıyla Yörsan’a süt satan ve 3 milyon 120 bin lira alacağı olan üyelerinin 1.5 milyon liralık kısmını Birlik olarak ödediklerini söyledi. Şimşek, konuyla ilgili şunları söyledi.
 “Balıkesir süt üretiminde Türkiye’de ilk üç il içerisinde yer alıyor. Bu potansiyeli bulunan Balıkesir’de süt üreticilerinin en büyük problemlerinden biri Yörsan firmasının durumu.  Geçtiğimiz yıllarda yerli sermayeden yabancı sermayeye geçti ve el değiştirdikten sonra da sıkıntılar baş gösterdi. Daha önceki sıkıntıları aşmışlardı ancak geldiğimiz nokta itibariyle eylül ayı itibariyle konkordato ilan ettiler. Üreticilerinde o tarihten geriye dönük 70 günlük süt alacağı vardı.  250 tonu Balıkesir ili içerisinden, 200 tonu da çevre illerden alıyordu. Bu 250 tonluk süt alımının da rakamsal değeri 33 milyon lira seviyelerinde. Üreticimiz bu parasını alamadı. Alamıyor da. Şu anda bir muhatapta yok. Aşırı derecede mağduruz. Bu mağduriyeti gidermek için Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği olarak en azından kendi pazarladığımız sütlerden alacağımız 3 milyon 120 bin liranın, 1.5 milyon lirasını Birlik bütçesinden üyelerimize ödedik. Böyle bir imkânımız vardı ve üreticilerin ağustos ayı ödemesini ödedik. Yörsan’dan da 1 kuruş para almadık. Şirketi şu anda yönlendirenlerinde ödeme yapmaya hiç niyetleri yok. Geriye dönük borçlardan 1 kuruş ödemiyorlar. Konkordatodan sonra aldıkları sütlere ödemeye yapıyorlar. Bu da Balıkesir üreticisine büyük bir darbe vurdu” dedi.
MALİYETLER ARTTI,SÜTÜN FİYATI DEĞİŞMEDİ
Süt üreticilerinin girdi maliyetlerinin artmasıyla belinin büküldüğünü ifade eden Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birliği Başkanı Cihat Şimşek, desteklerinde yeterli düzeyde olmadığını söyledi. Şimşek, “ Zaten döviz artışından dolayı girdi maliyetlerimiz yükseldi. Sonrasında dövizdeki düşüşe rağmen yem fiyatlarının geriye gitmediği bu dönemde ciddi bir yük kaldı üzerimizde. Süt fiyatlarımız aynı değişmiyor. Tüketiciyi düşünürken üreticiyi düşünen hiç yok. Diğer tarafta Bakanlığımızdan aldığımız teşvikler geçtiğimiz yılın ilk üç ayına göre 12 kuruş olan örgütler üzerinden pazarlanan süte bu sefer en yüksek tutar 9 kuruş. 3 kuruşta oradan üreticinin desteği kesilmiş durumda” dedi.
ÜRETİCİ ÜRETEMEZ HALE GELDİ
Süt üreticisinin zor durumda olduğunu vurgulayan Cihat Şimşek, Yörsan’ın süt üreticilerine ödeme yapması için yetkililerden destek beklediklerini söyledi. Mevcut durum itibariyle üreticinin üretim yapmaktan uzaklaştığını belirten Şimşek, “ Yetkililerden öncelikle beklediğimiz bu işin anası olan sütün kendi parasıdır. Yörsan’a ödemediği paraları ödemesi için devlet yetkililerinden destek bekliyoruz. Bu paraların ödenmesi gerekir. Her önüne gelen konkordato ilan edip üreticilerin ürettiği ürünün değerin üzerine yatacaksa bu sektörde kimse üretmez hale gelir. Herkes bu sektörden kaçar. Diğer tarafta da verilen desteklerin azalması değil artması lazım. Bu kadar ekonomik saldırı altında olan üreten kesimin desteklerinin artacağı yerde azalması, insanların yapmış olduğu işlerde heyecanını yitirmesine neden oluyor. Bu sektörün dışında kalmasına sebep veriyor. Bizim toplumumuzu üretmekten uzaklaştırıyor. Bunun önüne geçmek için desteklerin artması gerekiyor” dedi.
 
 
 
1.11.2018
Devamı

Çiftçilerin Kredi Borç Faizlerinin Silinmesi İçin TBMM Teklif

CHP Edirne MilletvekilOkan Gaytancıoğlu, çiftçilerin bankalara ve Tarım Kredi kooperatiflerine olan kredi borçlarının, faizleri silinerek, yeniden yapılandırılması için kanun teklifi verdi.
Gaytancıoğlu'nun TBMM Başkanlığına sunduğu teklife göre çiftçilerin, kamu ve özel bankalar ile Tarım Kredi kooperatiflerine olan tarımsal borçlarının faizleri silinecek. Faiz ve gecikme zammı alınmadan geriye kalan anapara, her yıl eşit taksitte olmak üzere 4 yılda ödenecek.
Teklifin gerekçesinde, her ülkenin, tarımı ve tarımsal üretim yapan çiftçisini desteklediği, bunun temel nedeninin, tarımsal üretimin diğer üretim dallarına göre farklılık göstermesi olduğu belirtildi.
Tarımsal üretimde risk ve belirsizliklerin fazla, tarım piyasalarını düzenlemenin sorunlu olduğu ifade edilen gerekçede, bu nedenle tarımsal üretimin devlet tarafından izlenmesi ve planlanarak gelecekte olabilecek üretim dalgalanmalarının önlenmesi gerektiği vurgulandı.
Gerekçede, devletçe yürütülecek politikanın çiftçi merkezli olması gerektiği vurgulanarak, şöyle denildi:

"Türkiye'de çiftçiye verilecek destek miktarı yasa ile belirlenmiştir. Kanun çerçevesinde çiftçilerimize ödenmesi gereken GSMH'nin yüzde 1'i oranındaki ödemenin yasalara uyulmayarak eksik yapıldığı, AKP'nin yıllarca çiftçiye yasa ile vermesi gereken desteği vermediği bilinen bir gerçektir. AKP iktidarının başladığı yıl olan 2002'de tarımsal nakit kredi kullanımı 1 milyar lirayken, Ağustos 2018 itibariyle sadece bankaların ve Tarım Kredi kooperatiflerinin çiftçiye kredi kullandırımı toplamı 110 milyar liraya ulaşmıştır. Ayrıca bankaların 3 milyar TL alacağı takiptedir. Bunun yanında 2,5 milyar lira gayri nakdi kredi kullanımı söz konusudur."
 
 
31.10.2018
Devamı

Makarnalık Buğday Direk Çiftçiden Alınacak

Oba Makarna, üretimde kullanacağı makarnalık buğdayı, artık tüccarlar yerine Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla doğrudan çiftçiden alacak. Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz: "Sözleşmeli üretim modeli sayesinde, tarım sektöründeki arz ve taleple fiyatlandırmadaki dengesizlikler giderilecek. Benzer iş birliği protokollerini diğer özel sektör firmalarıyla da yapmayı temenni ediyorum." açıklamalarında bulundu.Oba Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Musa Özgüçlü: "Pilot olarak belirlenen Kütahya, Eskişehir, Afyon ve Uşak'ta çiftçi tarafından üretilen buğday, firmamız tarafından makarna üretiminde kullanılacak. Eskiden tüccardan alınan makarnalık buğdayı artık doğrudan çiftçiden alacağız." ifadelerinde bulundu.
Çiftçi ürünlerinin değerlendirilmesi amacıyla Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri (Tarım Kredi) ile Oba Makarna arasında ticari iş birliği protokolü imzalandı. Buna göre, Oba Makarna, tüccarları devreden çıkararak makarnalık buğdayı Tarım Kredi aracılığıyla doğrudan çiftçiden temin edecek.

Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz ile Oba Makarna Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Musa Özgüçlü, Tarım Kredi Genel Müdürlüğünde iş birliği protokolüne imza attı. 
Protokol kapsamında, Tarım Krediye bağlı ortaklarca "sözleşmeli üretim modeli"yle üretilen makarnalık buğday Tarım Kredi tarafından alınarak, Oba Makarnacılık Sanayi Ticaret AŞ'ye satışı gerçekleştirilecek. 
Özgüçlü, törende yaptığı konuşmada, pilot olarak belirlenen Kütahya, Eskişehir, Afyon ve Uşak'ta çiftçi tarafından üretilen buğdayın, firması tarafından makarna üretiminde kullanılacağını söyledi. Eskiden tüccardan alınan makarnalık buğdayın artık doğrudan çiftçiden alınacağını belirten Özgüçlü, böylece çiftçinin makarnalık buğdaya daha çok yönelmesini amaçladıklarını, pilot çalışmanın ardından Türkiye genelinde sözleşmeli üretim modeline geçeceklerini bildirdi. 
Fahrettin Poyraz da çiftçinin ürettiği ürünleri pazara ulaştırma noktasındaki sorumluluklarını yerine getirdiklerini vurgulayarak, şunları dile getirdi: 
"Sözleşmeli üretim modeliyle çiftçiye ürettirdiğimiz ürünün değeri 2017'de 40 milyon lira iken, bu yıl 150 milyon liraya çıktı. Çiftçilerin ürettiği ürünleri, pazara ve ihtiyaç duyan sektörlere ulaştırıyoruz. Çiftçilerimiz, dönem sonunda ürettiği ürünü satma ve pazara ulaştırma noktasında bir kayıp yaşamayacak." 
 
 
31.10.2018
Devamı

Çobandan Tutun Fındık, Kayısı Toplamaya Adam Bulamıyoruz

Tarım ve hayvancılık sektöründe iş gücü sıkıntısına değinen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Çobandan tutun da fındık, kayısı toplamaya, adam bulamıyoruz. Yabancılar çalışıyor artık bu işlerde. Köylerde çocuk sesi de kalmadı zaten. İşte bu yüzden tarım ve hayvancılıkta yeni bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç var. Bu sektörlerin şartlarına göre düzenlenmiş, insanlara gelecek vadeden bir sistemi, sizlerin desteğiyle hayata geçirmeliyiz" dedi.
TOBB Ticaret Borsaları Konsey Toplantısı'nda konuşan Hisarcıklıoğlu her iki bakanlığın da sektöre yönelik yaptıkları iyileştirmeleri olumlu bulduklarının altını çizerek, tarım ve hayvancılığa yönelik düşük faizli kredilerin, girişimcilerin ve üreticilerin kullanımına yeniden sunulmasını beklediklerini ifade etti.
Hisarcıklıoğlu, ticaret borsalarındaki işlem hacminin 250 milyar liraya ulaştığını dile getirerek, "Yeni hazırladığımız tescil yazılımı sayesinde, ticaret borsaları, ilgili pek çok kurumla entegre hale gelecek. Bugün geldiğimiz noktada, hem ticaret borsalarımızın hem de girişimcilerimizin gayretleriyle, lisanslı depoculuk yatırımları hızla artmaya devam ediyor" diye konuştu.
 
 
31.10.2018
Devamı

Mera Alanları Sütaş'a Tahsis Edilince Üreticiler Mağdur Oldu

Bingöl Merkez Çeltiksuyu köyüne bağlı Küçüktepe mezrasında oturan hayvan besicileri, mezrada kendilerine ait 5 bin civarında küçükbaş ve büyükbaş hayvanın olduğunu belirterek hayvanlarının otlatıldığı mera alanlarının yatırım kapsamında SÜTAŞ'a tahsis edildiğini belirttiler.
Çeltiksuyu Köyüne bağlı Küçüktepe mezrasında oturduğunu söyleyen hayvan üreticisi Ferit Karaoba, bu mezrada 15 ailenin ikamet ettiğini belirterek burada geçimlerinin hayvancılık üzerine olduğunu söyledi.
Küçüktepe mezrasında yaklaşık 5 bin küçükbaş ve büyükbaş hayvan olduğuna dikkat çeken Karaoba, "burada 7-8 adet kendi imkânlarımızla ve yüzde 50 hibe destekli olarak yaptığımız modern ahırlarımız var.  Biz iki köy kadar üretim yapıyoruz.  Yılda 5 bin 500 kuzu üretimi yapıyoruz. Biz İddia ediyoruz ki SÜTAŞ'tan daha iyi üretim yapıyoruz.  Çok güzel bir hayvancılığımız var. " dedi. 
"Hayvanlarımızı otlattığımız mera alanlarını Sütaş'a verip bizi mağdur ettiler"
Mezralarında bulunan mera alanlarını otlaklık olarak kullandıklarını ifade eden Karaoba,  "Şu anda arkamızda gördüğünüz alan Çeltiksuyu köyü tamamıyla Sütaş'a tahsis edildi. Biz SÜTAŞ'a karşı değiliz, kesinlikle üretime de karşı değiliz.  Ama biz de burada hayvancılık yapıyoruz.  Bu yörenin insanıyız,  Bizim de üretim yapmamız lazım. Hem üretim yapıyoruz, hem ülke ekonomisine katkı sunuyoruz. Buradan başka gideceğimiz başka bir yerimiz yok.  SÜTAŞ yetkilileri buraya gelirken,  konu hakkında onlarla görüştük, burada hayvancılık yaptığımızı onlara söyledik. İlin yetkililerine söyledik. Onlarda dediler ki 'biz bölgeyi SÜTAŞ'a vereceğiz yalnız sizin için geçiş alanını kesinlikle bırakacağız ve sizi burada mağdur etmeyeceğiz.'  Ama şu anda tamamıyla bizleri mağdur ettiler." İfadelerini kullandı. 
"Mağduriyetimizi gören herkes 'vicdanen rahatsız' ama çözüm bulan yok"
Başka meralara hayvanları götürmek için kullanılan geçiş alanlarının da SÜTAŞ tarafından kapatıldığını dile getiren Karaoba, şöyle devam etti:  "İncesu ve Sarıçiçek köyü meralarına gitmek için kullandığımız geçiş alanları yine SÜTAŞ tarafından çukurlar kazılarak duvar örülecek.  Hayvanlarımızın mera ve otlak alanlarını tamamen kapattılar. Biz ve hayvanlarımızı adeta hapiste koydular.  Biz fazla bir şey istemiyoruz, geçiş alanlarımızı kapatmasınlar başka bir şey istemiyoruz. Biz SÜTAŞ'a, yatırıma karşı değiliz,  ama tamamıyla tüm meramız elimizden alındı. Bizleri adeta hapiste koydular. Şu an ciddi bir sıkıntı yaşıyoruz. Buraya gelen yetkililer, 'vallahi gerçekten mağdur edilmişsiniz ya vicdanen rahatsız olduk böyle olmaması lazım.' diyorlar.  Geçen gün SÜTAŞ'ın ikinci adamıydı buraya geldi, 'gerçekten ben vicdanen rahatsız oldum.' dedi. Herkes vicdanen rahatsız ama çözüm bulan yok."
"Yetkililer SÜTAŞ'a nasıl sahip çıktıysa bizlere de sahip çıkması gerekiyor"
Yetkililere çağrıda bulunan Karaoba, "Bu yatırımda katkısı olanlara teşekkür ediyoruz.  Yine söylüyorum, SÜTAŞ'a karşı değiliz ama bizde bu yörenin insanıyız, biz de üretim yapıyoruz. Bizim burada yaşama hakkımız var.  Bizim burada hayvancılık yapma hakkımız var.  Biz bu yörenin insanız. Yetkililer nasıl onlara sahip çıkıyorsa,  bizlere de sahip çıkması gerekiyor." diye konuştu.
"Yetkilileri buraya davet ediyorum, gelip halimizi ve yaşadığımız mağduriyete şahit olsunlar"
5 dönüm üzerinde 2 milyon değerinde bir çiftlik kurduğunu söyleyen Karaoba, "Çok güzel modern bir çiftlik yaptım.  Çok güzel de hayvancılık yapıyoruz. Benim sadece 2 bin hayvanım var. Diğer komşularım da hepsi en iyi şekilde hayvancılık yapıyorlar. Biz büyük üreticileriz. İki köy kadar üretim yapıyoruz. Tüm yetkilileri buraya davet ediyorum, gelip halimizi ve yaşadığımız mağduriyete şahit olsunlar." İfadelerini kullandı.
"Mera olmadan hayvancılık olmaz"
"Buraya gelen SÜTAŞ yetkilileri size iyi bir komşu olacağız." diyen Karaoba,  "Şimdi ise durumlarından anlaşılıyor ki arazi kapmaya geldiklerine şahit oluyoruz.  Şuan resmen bizleri mağdur ediyorlar. Biz de üreticiyiz. Yani mera olmadan hayvancılık da olmaz. Hayvanlarımızın dışarı çıkıp otlaması gerekiyor. Adeta bizler cezaevini yaşıyoruz." dedi.  
"Meralarımız işgal edilmiş kapı dışarı çıkamıyoruz"
Hayvan besicilerinden Hüseyin Arslan da "Devlet destekli bir han yaptım.  Bu ahırları buradaki meradan faydalanmak için yaptık.  Sütaş şu an kazdığı çukurlarla bizlere adeta cezaevi yaşatıyor. Bizler yatırıma karşı değiliz. Buranın çocuklarıyız, burada yaşadık büyüdük. Şu an kapımıza çıkamıyoruz. Meralarımız işgal edilmiş, kesinlikle beş karış mera bırakılmamış. Yetkililer elini vicdanına koysunlar, bizleri düşünsünler yardımcı olsunlar." ifadelerini kullandı.
"Meramız elimizden alınırsa hayvan besleyemeyiz satmak zorunda kalacağız"
Hayvan besicilerinden Faysal Karaoba ise 150 adet büyükbaş hayvana sahip olduğunu belirterek "Tarım desteği ile Han yapmışım.  Ben burada süt üretiyorum,  köyün merası tamamen SÜTAŞ'a verildi.  Yatırıma karşı değiliz, yetkilere diyorum en az bir kısım merayı hayvanlarımız için bize bıraksınlar ki üretime devam edelim. Meramız elimizden alınırsa hayvan besleyemeyiz, satmak zorunda kalacağız. Büyükbaş, küçükbaş toplam 5 bin hayvanımız burada mevcut.  Biz yıllardır burada hayvan besliyoruz.  Biz peynir üretiyoruz.  Biz süt üretiyoruz, fabrikalara veriyoruz. Yetkililer bize bir çare bulsunlar. Bize destek çıksınlar.  Bizi de mağdur etmesinler." diyerek çözüm çağrısında bulundu.
"Hayvan sahipleri ve üreticiler olarak bizleri mağdur etmesinler"
Hayvan sahiplerinden Mehmet Dağdelen de 30 yıldır burada hayvancılık yaptığını dile getirdi. Dağdelen, "100 tane büyükbaş hayvanım var.  30 yıldır buradayız. Şimdi bütün yetkililere sesleniyorum;  Arkadaşlarımın konuştuğu gibi aynı mağduriyeti yaşıyoruz. Bir iş yaparken başkalarını mağdur etmeyelim. Sütaş yatırımına karşı değiliz. Hayvan sahipleri ve üreticiler olarak bizleri mağdur etmesinler.  Hayvanlarımızın geçişi engellenmesin diyoruz. Şu an tüm bu bölge mera alanları SÜTAŞ'a verildiği için mağdur durumda bir çözüm bekliyoruz." şeklinde konuştu. Kaynak: İLKHA
 
 
26.10.2018
Devamı

Başkan Erdoğan: Gündemimizde Bir Fındık Meselesi Var

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezinde Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu.
''Ana muhalefet partisi önce seçim sonuçlarının üzerine gölge düşürmeye çalıştı başarılı olamadı sonuçları kabullenmek zorunda kaldı. Hem içeride hem dışarıda siyasi ve ekonomik olarak çok önemli hazırlıkların içine girdik.
''GÜNDEMİMİZDE BİR FINDIK MESELESİ VAR''

2012'de yola çıkarken hiçbir zaman halkımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz demiştik. Enflasyonun üzerinde zam yapmışızdır. O günden bugüne de böyle geldik. Zaman zaman kusura bakmasınlar gerek teşkilatımız milletvekili arkadaşlarımız bakanlarımıza baskı oluşturma yoluna gidiyorlar. Olması gerekenin üstünde bazı taleplerle geliyorlar. Biz devlet yönetiyoruz. Devletimizi yönetirken bazı hassasiyetlere de dikkat etmemiz lazım. Gündemimizde bir fındık meselesi var. Büyük önem taşıyor. Ülkemizin yıllara göre değişmekle birlikte yaklaşık 2-3 milyar dolar düzeyinde fındık ihracatı var. İktidarlarımız döneminde malum muhalefetin yaklaşımlarına dikkat ederek değil vatanımızın geleceğine bakarak değerlendirmeleri yapmamız lazım. Bugüne kadar fındık üreticilerimize 7,5 milyar lira destekleme ödemesi yaptık. Toprak Mahsulleri Ofisimizle ile 1 Kasım 2018 tarihinden itibaren kalite fındığın kilosunu 14 liradan Giresun kalite fındığın kilosunu da 14,5 liradan almaya başlayacağız.''dedi.
 
26.10.2018
Devamı

Çiğ Süt Destekleri Bugün Ödeniyor

Çiğ süt destekleri bugünden  itibaren ödenmeye başlanıyor. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği, çiğ süt desteklerinin bugün ödeneceğini belirterek, 2018 Nisan-Mayıs-Haziran aylarına ait 2'nci dönem çiğ süt destekleme ödeme takvimini yayınladı.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yapılan açıklamada şunlar kaydedildi:
Değerli Üreticilerimiz,
2018 Yılı Nisan - Mayıs - Haziran aylarına ait 2. dönem çiğ süt desteklemeleri 26.10.2018 tarihinden itibaren üretici hesaplarına yatırılacaktır.
Ödeme planı;
T.C Kimlik No Son Hanesi: 6 - 8
Vergi Kimlik No Son Hanesi: '1 - 3 - 5 - 7 - 8 - 9' olan üreticilerimizin destekleme ödemeleri 26.10.2018 tarihinde saat 18:00'den sonra,
T.C Kimlik ve Vergi Kimlik No Son Hanesi: '2 - 4' olan üreticilerimizin destekleme ödemeleri 02.11.2018 tarihinde saat 18:00'den sonra,
T.C Kimlik ve Vergi Kimlik No Son Hanesi: '0' olan üreticilerimizin destekleme ödemeleri 9.11.2018 tarihinde saat 18:00'den sonra, Ziraat Bankası hesaplarına yatırılacaktır."
 
 
26.10.2018
Devamı

GÜİD'ten Enflasyonla Mücadeleye Destek

Gübre Üreticileri İthalatçıları ve İhracatçıları Derneği (GÜİD) yazılı bir basın açıklaması yaparak enflasyonla topyekûn mücadelesi kapsamında “Türkiye Kazanacak” sloganı  gübre sektörü ’de duyarsız kalmayacağı bildirildi. GÜİD Yönetim Kurulu Başkanı  Metin Güneş şunları kaydetti.
 
Bu topraklar bizim beslenmemize vesile olan en değerli varlıklarımızdandır.  Topraklarımızı, alın teri dökerek işleyip gıda sektörüne girdi temin eden bizim çiftçilerimizdir. Tarımsal ürünleri, gıdaya dönüştüren gıda sektörü de, bu gıdaları tüketen de yine bizim vatandaşlarımızdır.
Her geçen gün artan nüfusumuza karşın, muhtelif nedenlerle tarım alanlarının ve çiftçilikle uğraşan vatandaşlarımızın azalması, birim alandan daha fazla ürün elde etmemizi zorunlu hale getirmiştir.  Gübre ve bitki besini kullanmadan bu verim artışını sağlamak mümkün değildir. Gübre kullanımı bu nedenle zorunludur, gübre maliyetlerinin artması nedeniyle kullanılmaması halinde ortaya daha büyük bir sorun olarak verim ve kalite kayıpları çıkacaktır.

Muhtelif nedenlerle, bilhassa döviz kurlarındaki dalgalanmalara bağlı olarak sektörümüz zaman zaman bazı güçlüklerle karşılaşmaktadır. Üyelerimizdeki birlik ve beraberlik ruhu ve bilinci bundan önceki badireleri atlattığımız gibi bu olumsuzluğu da atlatacağımıza vesile olacaktır.
Topraklarımızın besin ihtiyacını karşılayan yaklaşık 6 milyon tonluk  kimyevi gübre sektörü, hammadde kaynaklarımızın olmadığından dolayı tamamına yakın dışa bağımlıdır.  Dünyada verim ve kaliteyi olumlu yönde etkileyen bu gübre ve bitki besinleri bürokrasinin elverdiği ölçüde eş zamanlı olarak temin edilerek üreticilerimize kazandırılmaktadır. Dolayısı ile gübre sektörü döviz kurlarındaki dalgalanma ve istikrarsızlıktan en fazla etkilenen sektörlerden biridir. 
                Söz konusu ülkemiz ise gerisi teferruattır düsturu GÜİD üyeleri olarak ortak ideolojimizdir. Gübre sektörü temsilcileri ve GÜİD üyeleri olarak bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da çiftçilerimizin yanında olmaya devam edecek ve bu topraklarımızın besini olan gübrelerin toprağımız, ekonomimiz, tüketicilerimiz, ülkemizin geleceği ve tarımda dışa bağımlı olmamızı minimize etmek için var gücüyle çalışmaya devam edecektir.
                Gübre Üreticileri, İthalatçıları ve İhracatçıları derneği olarak gerek yerli kaynaklarımız kullanarak gerekse ithalatla temin ettiğimiz gübrelerde tüm üyelerimiz ürün çeşitliliklerine bağlı olarak Enflasyonla Topyekun Mücadeleye destek vereceklerdir.
 
 
25.10.2018
Devamı

Of Çay Resmen Jacobs'un

Rekabet Kurulu, Jacobs Douwe`ın Of Çaysan Tarım hisselerinin tamamının devralınmasına onay verdi.
Rekabet Kurulu, Jacobs Douwe Egberts International B.V.’nin kontrolünde bulunan Jacobs Douwe Egberts TR Gıda ve Ticaret A.Ş. tarafından Of Çaysan Tarım Ürünleri Entegre Tesisleri San. ve Tic. A.Ş. hisselerinin tamamının devralınması ve Jacobs Douwe Egberts TR Gıda ve Ticaret A.Ş.’nin hisselerinin belli oranının da Kasap Ailesi’ne devredilmesi işlemine izin verdi. 

Türkiye'de Jacobs markaları ile bilinen JDE, kahve sektöründe 265 yıllık geçmişe sahip bir uluslararası şirket olarak biliniyor. Ofçay ise 1985 yılındaki kuruluşundan beri Türk çay sektöründe faaliyet gösteriyor.

Gür Metal Hisselerinin Devrine de İzin Çıktı
Rekabet Kurulu, diğer yandan Gür Metal Hassas Döküm San. ve Tic. A.Ş.’nin belli oranda ve Gürtek Metal San. ve Tic. A.Ş.’nin belli oranda hissesinin Tusaş Motor Sanayii A.Ş.’ye devredilmesi işlemine de izin verdi. 
Kurul, ULAK Haberleşme A.Ş.’nin belli oranda hissesinin ASELSAN Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından devralınması işleminin 
izne ise tabi olmadığına karar verildi.

Rekabet Kurulu'nun kararları internet sitesinde yayımlandı.
 
 
25.10.2018
Devamı

Buğday ve Arpaya Yüzde yüz Destek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Ziraat Odaları Merkez Birliğinin Marmara Bölge toplasında katıldı. Bakan Pakdemirli konuşmasında çiftçilere müjde vererek “Çiftçilerimize bir müjde vermek istiyorum. Buğday ve Arpada 4 Lira olan gübre desteğini % 100 artışla 8 Liraya çıkarıyoruz. Destek bizden üretmek çiftçimizden. Hayırlı ve uğurlu olsun.”dedi.
 
24.10.2018
Devamı

Çiftçiler Şartnameye Uymayan Hayvanları Kabul Etmediler

Mardin'in Kızıltepe ilçesinde, Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe edilen danalar, çiftçiler tarafından kabul edilmedi. Hayvanların sözleşmeye aykırı olarak cılız ve piyasa fiyatının çok altında olduğunu belirten çiftçiler, durumun düzeltilmesi talebinde bulundu.
İLKHA nının haberine göre Genç Çiftçi Projesi kapsamında TİGEM tarafından Kızıltepe hayvan pazarında 25 genç çiftçiye teslim edilmek üzere 3 TIR'la getirilen 125 dana, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü bünyesinde kurulan komisyon ile yetiştiriciler tarafından kontrol edildi.
Hayvanların proje şartnamesi ve hayvan alım sözleşmesi standartlarına uygun olmadığı, hayvanların çok zayıf ve cılız olduğu ve ırk özelliği taşımadığı gerekçesiyle tutanak tutulup teslim alınmadı.
Tarım İlçe Komisyonunun tutanak tutması, çiftçilerin de danaları teslim almaması nedeniyle hibe edilen hayvanlar geri gönderildi.
"Danaların özelliği yaptığımız sözleşmeyle uyuşmuyor"
Sözleşmede imzaladıkları hayvanlarla gelen hayvanların özelliklerinin birbirini tutmadığını belirten çiftçilerden Abdurrahman Kılıç, hayvanlara yapacakları masrafın, işçiliklerini dahi karşılamayacağını ileri sürdü.
Kılıç, "Hibe edilen hayvanlar çok cılız. Sözleşmemizde canlı ağırlıkları 210 kilo olması gerekirken, gelen danalar 80-90; en semizleri ise 110 kilodur. 2 yıl da bunları beslesek boştur. Toplam 25 çiftçiyiz. Hepimiz, 'bunları kabul etmiyoruz' diye karar aldık. Sözleşmede hangi özellikler belirtilmişse onları istiyoruz. 3 bin 500 TL başvuru masrafı, 7 bin TL'ye ahır için masraf yaptık. Kepeğin torbası 40 TL, arpa da pahalanmış; samanı hesaplamıyoruz bile." dedi.
"İthal dana yerine yerli dana gönderilmiş"
Çiftçilerden Sedat Gümüş ise tepkisini şöyle dile getirdi: "Sözleşmemizde bize gelecek danaların tanesi 6 bin TL değerinde ancak bize gelen danalar bin 500 TL bile etmez. Normalde sözleşmemizde bize gelecek danalar ithal dana olması, ırkı simental, montofon olması gerekirken, gelen danalar ise yerlidir ve küpe numaraları 21-63-25'tir. 3 sene de bunlara arpa, saman, kepek verirsem bunlar masrafımı karşılamaz; zarar edeceğim. Bunlar bize 30 bin TL'ye mal olmuş. Bunları 3 yıl beslesem 10 bin TL etmez. İşsizim, genç çiftçi olduğum için devlet bize bu imkânı tanımış. 'Bunları besle, kâr et' diye. Ama ben bunlarla nasıl kâr edeceğim? Devlet tam para veriyor ama dağıtıcı bizim hakkımızı yemiş. Biz hakkımızı istiyoruz. Buradan İl müdürümüze (Tarım ve Orman Bakanlığı Mardin İl Müdürü) ilçe müdürümüze (Tarım ve Orman Bakanlığı Kızıltepe İl Müdürü) sesleniyoruz; bize yardımcı olsunlar."
"Genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak"
Öte yandan yaşanan bu durum üzerine Kızıltepe İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerinden alınan bilgilere göre çiftçilerin mağdur edilmeyeceği belirtildi.
Yetkililer, "Her bir genç çiftçiye 30 bin TL değerinde 5'er büyükbaş hayvan hibe desteği verildi. Gelen hayvanlar çiftçilere teslim edilmeden önce İlçe Tarım bünyesinde kurulan komisyon tarafından şartnameye uygun olup olmadığı kontrol ediliyor. Çiftçiler kabul etse bile komisyonun yaptığı kontrollerde hayvanlarda belirtilen şartlar bulunmasa kabul etmiyoruz. Bugün gelen danaların yetiştiriciler ve komisyon tarafından müştereken kabul edilmediği yönünde rapor tutuldu ve gelen danalar geri gönderildi.  Bu konuda genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir. İhaleyi herhangi bir özel kuruluş almamış. Devletin işletmesi olan TİGEM almış. Bundan dolayı herhangi bir sahtekarlık yoktur." ifadelerine yer verdi.
 
 
24.10.2018
Devamı

Brezilya'dan Getirilen Besilik Hayvanlara İzin Verilmedi

 Tarım ve Orman Bakanlığı, Brezilya’dan getirilen besilik hayvanlara ait veteriner sağlık sertifikasında “hayvanlarda yapılan testlerin istenilen zaman periyodu içinde yapılmadığının” tespit edilmesi üzerine Türkiye’ye girişlerine izin verilmediğini açıkladı.
 
Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, “Brezilya'dan Julia AK isimli gemi ile İzmir Limanı'na getirilen besilik hayvanlara ait veteriner sağlık sertifikasında ‘Hayvanlarda yapılan testlerin istenilen zaman periyodu içinde yapılmadığı' tespit edilmiş ve ülkeye giriş izni verilmemiştir. Brezilya veteriner otoritesi, hayvanlarda hastalık testlerinin istenilen zaman periyodunda yapılmadığını kabul etmekle birlikte hayvanların izolasyon süresi içerisinde gerekli test ve analizlerin yapıldığını, yüklemenin gecikmesi ile zaman periyodunun aşıldığını, gemiye yükleninceye kadar geçen sürede izolasyon şartlarının muhafaza edildiğini belirtmiştir. Ayrıca ülkemizin üyesi olduğu Dünya Hayvan Sağlığı (OIE) örgütü de ‘hayvan refahının' dikkate alınıp, hayvanların uygun izole alanlara alınmasını talep etmiştir. Brezilya veteriner otoritesinin bilgilendirmesi ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütünün (OIE) tavsiyeleri de dikkate alınarak bakanlığımızca ‘halk ve hayvan sağlığını' tehdit etmeyecek bir şekilde hayvanların izolasyon altına alınması, test ve analizlerin yapılması yönünde karar alınmıştır. Hayvan sahiplerinin İzmir ve civarında izolasyona uygun alan bulamamaları nedeniyle talepleri üzerine Julia AK isimli gemi İskenderun Limanı'na yönlendirilmiştir. Söz konusunu gemi, İskenderun Limanı'na yanaşmadan önce Sağlık Bakanlığı ve Bakanlığımız uzmanlarınca ‘halk ve hayvan sağlığı' yönünden gerekli tetkikler yapılmış, salgın ve bulaşıcı hastalık taşımadıkları, klinik olarak sağlıklı oldukları tespit edilmiştir. Bakanlığımızın öncelikli görevi ‘halk ve hayvan sağlığını korumaya yönelik' her türlü tedbiri almaktır” ifadelerine yer verdi.
 
 
24.10.2018
Devamı

ÇİFTÇİNİN BORCU 109 MİLYARA ÇIKTI

Çiftçinin borcu 109 milyar CHP'li vekil Okan Gaytancıoğlu araştırdı: Son 16 yıllık dönemde tarımsal borçlar 1 milyardan 109 milyar liraya çıktı.

ÜRETİCİLER NE KAYBETTİ

• Yasa ile alması gereken destek verilmedi, 102 milyar alacağı var. • Borçlandırıldı. AKP ile birlikte tarımsal borçlar 1 milyar TL'den 109 milyara çıktı. • Yabancı ülkelerin çiftçisine tercih edildi. 200 milyar dolarlık ithalat yapıldı. • İpotek karşılığı krediler sayesinde tarlasını, traktörünü, hayvanını kaybetti. • Küresel sermayeye esir edildi. Girdi, ürün piyasaları yabancı tekellerin eline geçti. • Köyden kente göçe zorlandı, AKP döneminde tarımsal nüfus 7 milyon azaldı.
 
ÇİFTÇİNİN BORCU 1 MİLYARDAN  109 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI
 
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, AKP'nin 16 yıllık iktidarında tarımda yaşananlar ve çiftçilerin yaşadığı gerçekleri araştırdı. AKP iktidarlarında çiftçinin hep kaybeden tarafta olduğunu belirten CHP'li vekil, "AKP ile tarımsal borçlar 1 milyardan 109 milyara çıktı" dedi. HER ŞEY İTHAL Türkiye'nin tarımda kendi kendine yeten bir ülke iken birçok ürünü ithal eden ülke haline dönüştürüldüğünü kaydeden Gaytancıoğlu, "Tüm planlarını yandaşlarına çıkar sağlamak üzere kurgulayan AKP hükümeti, Türkiye'de verimli bir şekilde yetişen tüm tarım ürünlerini ithal etti. Başta buğday, arpa, kırmızı et gibi temel gıda maddeleri olmak üzere her türlü tarım ürünü ithalatı yapılmaktadır. Türkiye fındık ve incir dışında her şeyi ithal etmektedir" dedi.


 
UCUZ MAZOT ALAMADI
 
Çiftçiye mazot için 'yarısı sizden, yarısı bizden' denerek yarı fiyata akaryakıt desteği vaat edildiğini hatırlatan Gaytancıoğlu, "Çiftçi hiçbir zaman ucuz mazot almadı. Yasa ile verilmesi gereken desteğin içinde mazot ve gübre desteği de yer aldı. Ayrıca yasa ile GSMH'nin yüzde l'ini alması gereken desteğin yarısı ödenirken bu ödemeden yüzde 4'te Maliye Bakanlığı kesinti yaptı" diye konuştu. Tarım Kredi Kooperatifleri'nin sattığı gübre fiyatlarında yüzde 10 indirim yapacağı yönünde haberlerin manşetlerden duyurulduğunu hatırlatan Gaytancıoğlu, "Halbuki indirim yapacağı söylendiği tarihte fiyatlara yüzde 100 oranında zam yapmıştı. Gübre fiyatlarının bu denli artması, özellikle önümüzdeki günlerde buğday ekimindeki taban gübrelerin kullanılmamasına yol açacak ve önümüzdeki yıl ciddi bir buğday açığına neden olacak" dedi.
 
24.10.2018
Devamı

Yerel Bitki Çeşitleri Kayıt Altına Alınacak

Tarım ve Orman Bakanlığınca, ülkedeki yerel bitki çeşitleri kayıt altına alınarak, denetim için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi oluşturulacak. Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne alınan çeşitler ve tohumluklarının çoğaltımı ve ticareti yapılabilecek.
Tarım ve Orman Bakanlığınca, ülkedeki yerel bitki çeşitleri kayıt altına alınarak, denetim için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi  oluşturulacak. Hazırlanacak Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne alınan çeşitlerin ve tohumlukların çoğaltımı ve ticareti yapılabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığının Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlamasına Dair Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tebliğ ile tarla bitkileri, bağ-bahçe bitkileri ve diğer bitki türlerine ait yerel çeşitlerin genetik erozyonlarını engellemek amacıyla tohumluklarının çoğaltımı, pazarlanması, yerinde idamesi ve sürdürülebilir kullanımıyla ilgili kurallar getirerek, ticareti yapılacak yerel çeşitlerin kayıt altına alınması, tohumluk üretimi ve tohumluklarının piyasaya arzı ve bu konudaki denetimlere ilişkin usul ve esaslar belirlendi.
Bakanlıkça ülkedeki yerel bitki çeşitlerinin kayıt altına alınarak denetimi için Yerel Çeşit Kayıt Komitesi oluşturulacak. Bu çeşitlerin tohumluklarının çoğaltımı ve ticareti Yerel Çeşit Kayıt Listesi'ne kaydedilerek yapılabilecek.
 
 
22.10.2018
Devamı

İş Bankasından Hayvancılık Raporu

İş Bankası’nın yayımladığı 'Büyükbaş Hayvancılık Sektörü' isimli raporda, paranın değer kaybı sebebiyle tarım ve hayvancılığın çıkmaza girdiği söyleniyor.
İş Bankası’nın yayımladığı "Büyükbaş Hayvancılık Sektörü" isimli raporda, kurdaki artış sebebiyle ithalatla ilerleyen bu üretim modelinin artık sürdürülemez hale geldiği ifade edildi.
Raporda, üreticilerin artan kurun etkisiyle önünü göremez hale geldiği belirtilirken, tarımdaki yeni yatırımların da kur riski sebebiyle sekteye uğrayacağı söylendi.
FİYATLAR SABİT TUTULAMIYOR
Yapılan ithalata rağmen et fiyatlarının düşürülememesi ise, raporda dikkat çeken ikinci bir unsur. İthalata rağmen yurtiçindeki fiyatlar sabit bile tutulamıyor. 2017’nin Ocak-Mayıs döneminde 6.9 milyon dolar olan kırmızı et ithalatı, bu yılın aynı döneminde 122.1 milyon dolara çıktı ancak 2018’e 39 TL’den başlayan dana etinin kilogram fiyatı, tarihi yüksek seviyesini aşarak 43.7 TL’yi aştı. TÜİK verileri incelendiğindeyse, dana etinin kilogram fiyatının 2018 Eylül’de 45 TL’yi aştığı görülüyor.
Cumhuriyet'ten Gamze Bal'ın haberine göre, et fiyatlarında yaşanan bu dalgalanmaların sektörde öngörülebilirliği azalttığının vurgulandığı raporda, aynı zamanda bu belirsizliklerin uzun vadeli kapsayıcı çözümleri de zorlaştırdığının altı çizildi.
YEM MALİYETLERİ ARTIYOR
Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliği etkileyen unsurlardan biri de yem maliyetleri. Yüksek kur nedeniyle yalnızca yılbaşından bu yana yem fiyatları yüzde 70’in üzerinde arttı.
Enflasyonun üzerinde artan bu maliyetler, sektör temsilcilerinin de üzerinde durup uyardığı bir konu. Bu durum İş Bankası’nın raporunda da şu sözlerle ifade edildi: “Türkiye’de yem imalatında 50’den fazla sayıda ithal ara mal kullanılıyor. Soya fasulyesi, mısır ve içki sanayiinin posaları gibi ürünler yem sanayinin başlıca ithal ürünleri. 2016’da bu ara malı ithalatına 1 milyar 966 milyon dolar ödenmişken, 2017’de bu sayı 2 milyar 560 milyon dolara çıktı. Son yıllarda yem ithalatının ivmelendiği ve yem sanayisi giderek fazla oranda ithalata bağımlı hale geldi.” 
HAYVANCILIKTA REFORM ÇAĞRISI
Rapordaki değerlendirme ve beklentiler özetle şöyle:
"Büyükbaş hayvancılığındaki yapısal sorunlar uzun vadeli çözüm önerilerini içeren kapsamlı bir bakış açısıyla yeniden ele alınmalıdır. Tüketici fiyatlarında gözlenen hızlı artışların, salt büyükbaş hayvancılığını odağına alan tedbirlerle çözülemediği gözlenmektedir.
Tarım ürünlerinde olduğu gibi hayvansal ürünlerde de üretici ve tüketici arasındaki makasın genişlediği, alınan önlemlerin üretici aleyhine işlediği görülmektedir.  
Türkiye’de büyükbaş hayvancılığa ciddi destek veriliyor. Ancak verilen desteklerin kırsal kalkınmayı gözeten bütüncül yaklaşımlardan uzak olduğu dikkat çekiyor.
Üreticilerin kur riskine karşı sektörün büyük çoğunluğu önlem almamaktadır."
 
 
22.10.2018
Devamı

Tarım ve Hayvancılık'ta Sektöre Nasıl Sahip Çıkılmalı

Döviz kurunun artması ile birlikte tarım sektöründe büyük yaralar açılmaya devam ediyor. Üretici ve yetiştirici gözünden baktığımızda ise kimi hayvanına bakamıyor. Kimi ise işletmesine hayvan koyamıyor. Ülke olarak zor günlerden geçiyoruz. Döviz kuru birçok sektöre baskı yapmaya devam ediyor. Yem fiyatları aldı başını gitti. Daha öncede ifade etmiştim. Başka ülkemiz yok. Başka gidecek bir yerimiz yok diye.
Gel gelelim bugün yem fiyatlarını uçuranlar yarın bilmelidirler ki yem satacak ne üretici nede yetiştirici bulabilecekler. Anadolu’da hızlı bir şekilde damızlıklar kesilmeye başlandı. Bir anayı kesmek yerine 5 yıl koyamamak demek. Üretememek demek. Yetiştiricinin olmaması demek.
Daha başka şeylerde demek gerekirse ithalat demek. Ardı ardına bakmadan yerli sermayenin dışa aktarılması demek. Üretemeyen bir ülkenin gelişememesi demek. Peki, bunları neden görmezden geliyoruz.
Süt yemi fiyatlarının son 1,5 yılda yüzde 45, diğer girdilerin ortalama yüzde 30 arttığı bir ülkede alın teri ile evine ekmeğini götürebilmenin ötesinde üretebilmenin derdine düşmüş yerli ve milli üreticimiz nasıl üretecek? Çiğ süt fiyatının yüzde 9 arttığı bir ülkede üretici nasıl hayvanını besleyecek?
Süt/yem paritesinin yetiştiricilerin beklentilerini karşılamadığı bir ortamda nasıl yerli bir üretim olacak?  İşte tüm bu soruların cevabı yerli ve milli olan üreticiye sahip çıkmaktır.
 
Sektöre Nasıl Sahip Çıkılır?
 
Piyasada öncelikle bir denetleme kurumu oluşturulmalı.
Et ve Süt Kurumu yetiştiricinin sigortası olacak
Dişi kesimin önüne geçilmeli
Ekilmeyen bütün araziler ekilecek. Ekmeyenin elinden alıp ekene tahsis edecek.
Bölgelere göre planlama yapılacak
 Sektör uzun vadeli politikalarla yönetilmeli. Minimum 5 yıllık bir plan yapılmalı
Islah çalışmalarına yeniden başlanmalı etçi ve sütçü ırklara sahip çıkılmalı
Küçükbaş süt kuzu kesiminden vaz geçilmeli ve engellenmeli.
Genç Çiftçi projesinde minimum 20 baş hayvan verilmeli.
İthalat durdurulmalı yerli desteklenmeli
Enflasyon oranında süt fiyatı belirlenmeli
Mera hayvancılığı canlandırılmalı
Köye dönüş ile ilgili özendirici projeler yapılmalı
 
Bu bahsettiğimiz hususlar biran önce faaliyete geçerse yerli ve milli kavramlarına o zaman sahip çıkmış oluruz. Ülkemiz tarım ve hayvancılıkta kaliteli üretim yaparak katma değer sağlayacak. İthalatçı değil ihracatçı bir pozisyonda dünya ’da önemli bir sırada yerimizi almış olacağız.
Bugün üreticimiz girdilerin altında ezilmeye devam ediyor. Artık üretmenin değil yok olmanın kaygısını çekiyor. Elindekileri bir bir kaybediyor. Üretici birden de pes etmiyor çünkü ülkesini, milletini, bayrağını seviyor. Üreticimiz, yetiştiricimiz yok olmadan acilen önlemler alınmalı Çünkü bizim başka Türkiye’miz yok.
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
19.10.2018
Devamı

300 Koyun Projesinde Start Verildi

Kamuoyunda  “300 Koyun Projesi olarak bilinen “Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ kapsamında TÜDKİYEB tarafından tedariki gerçekleştirilecek olan koyun ve koçların yetiştiricilere temin ve teslimi için 18 Ekim 2018 tarihinde Ankara’da bir hayvancılık işletmesinde start verildi.
Proje için Aksaray ili Eskil ilçesinden başvuru yapan Orbay Tarhan ve Ercan Çekinmez adlı yetiştiricilere, seçim heyetince teknik şartlara uygunluğunu tespit edildikten sonra seçilen damızlık hayvanları teslim edildi.  
Seçim sonrası bir açıklama yapan TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik şunları söyledi. ‘’ Başta yetiştiricilerimiz olmak üzere ülkemiz hayvancılığına hayırlı olmasını dilerim. Tarım ve Orman Bakanlığımızın start verdiği, ülkemiz hayvancılığı için çok önemli olan bu proje Ziraat Bankası, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Tarım Sigortaları Havuzu arasında yapılan protokol ile hayata geçirilmiştir.
Bu proje için Merkez Birliğimize duydukları güvenden dolayı Başta Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli olmak üzere TİGEM Genel Müdürü Sayın Ayşe Ayşin IŞIKGECE ve ekibine, Ziraat Bankası Genel Müdürü Sayın Hüseyin Aydın ve TARSİM Genel Müdürü Sayın Yusuf Cemil Satoğlu’na teşekkür ediyorum.
Bu proje çerçevesinde 300 baş hayvan ağılına sahip yetiştiricilere 300 başa kadar yerli ırklardan damızlık koyun ve koç tedariki yapılarak teslim edilecek ve yetiştiriciler proje şartları çerçevesinde kredilendirilecektir. Projenin finansman kısmını Ziraat Bankası, tedarik kısmını TİGEM ve tarımsal sigorta kısmını da TARSİM üstlenmiştir.
Tedarik kısmını üstlenen TİGEM ile Merkez Birliğimiz arasında ise damızlık koyun – koç tedariki sözleşmesi imzalanmıştır. Bu sözleşmeye göre bütün Türkiye’de proje kapsamında talep edilen hayvanların tedarik ve teslimi Merkez Birliğimiz tarafından yapılacaktır.
Bu proje çerçevesinde ilk etapta 50.000 koyun koç tedariki sağlanacak olup önümüzdeki günlerde küçükbaş hayvan teslimatları başlayacak, Merkez Birliğimiz tarafından tedariki yapılacak hayvanlar talep sahibi yetiştiricilere teslim edilecektir.
Projenin temel amacı küçükbaş hayvancılığı geliştirmek ve kırsala dönüşümü sağlamaktır. Bu projenin hayata geçirilmesi ve sürdürülmesi ile ülkemiz hayvanlığı büyük ivme kazanacaktır. Dolayısıyla bu projenin uygulanmasında başta üreticilerimiz çok kazançlı çıkacaklar ve ülke hayvancılığımız gelişecektir.
Tekrar başta yetiştiricilerimiz olmak üzere ülkemiz hayvancılığına hayırlı olmasını dilerim.’’
Hayvanlarını teslim alan yetiştiriciler Orbay Tarhan ve Ercan Çekinmez ise memnuniyetlerini ifade ederek bu projede katkısı olan kuruluşlar ile Genel Başkan Nihat Çelik’e teşekkür ettiler.
 
19.10.2018
Devamı

Gelin Birazda Gübre ve Gübrelemeyi Konuşalım

Gübre tohumla birlikte bitkisel üretimin en önemli girdilerinin başında gelmektedir. Birim alandan alınacak en yüksek verim için, asla ihmal edilmemesi gereken bir girdidir. Üretim maliyetleri içindeki payı, her ne kadar % 15-20 düzeyinde olsa da, bilinçli gübre kullanıldığında % 50’den fazla verim artışı sağlayabilmektedir. Ülkemizde yıllara göre biraz değişiklik göstermekle beraber, 6-7 milyon ton fiziki gübre kullanılmaktadır. 2017 yılında tüketilen fiziki gübre miktarı 7.484.213 tondur.

 
Biz terminoloji olarak gübre dediğimiz zaman, hem kimyevi gübreleri, hem de hayvansal ve bitkisel kökenli organik gübreleri ifade ediyoruz. Avrupalı kimyasal gübreye “Fertilizer” diye tek bir isim vermiş, hayvansal gübreleri ayrı bir kelime olarak “Mennure” diye ifade etmiştir. Biz kimyevi gübreye kimyasal gübre, suni gübre, ticaret gübreleri gibi eş anlamlı kelimeler kullanıyoruz. Bazen birbirimizi anlamakta sıkıntı bile çekiyoruz.
 
Ülkemiz topraklarının % 85’i, % 1-1,5 (bazen % 1’in de altında ) gibi düşük düzeyde organik madde ihtiva etmektedir. Dolayısıyla toprak verimliliği açısından hayvansal gübrelerin çok büyük önemi vardır. Ancak bizim dekara 3-4 ton hayvan gübresi vererek bitkinin bütün ihtiyacını karşılayacağını söylersek bu doğru değildir. Biz usulüne göre muhafaza edilmiş çiftlik gübresi ile verimi artırabiliriz, toprağımızı iyileştirebiliriz ama hedeflediğimiz verime ulaşamayız. Örnek vermek gerekirse yeni nesil ıslah edilmiş sapı sağlam, boyu kısa ve dane verimi çok yüksek buğday çeşitlerinin gübre tüketimi de fazladır. Diğer taraftan çiftlik gübresinin yanmış olmasına da dikkat etmeliyiz. Yoksa tarlada fazla miktarda yabancı ot çıkışına neden olabilir.
 
  1. GÜBRE NEDEN GÜNCEL?
 
Türkiye için serin iklim tahıllarından buğday ve arpa stratejik üründür. Halkımızın temel beslenme alışkanlığında ekmek önde gelir. Dünyada buğday, asırlarca istikrarın ve kendine güvenin temeli olmuş, savaşlar genelde kıtlık yıllarından sonra çıkmıştır. Ekmek bizim milletimizin kültüründe “nimet”tir. Yere düşmüş bir ekmek parçasına asla ayağımızla basmayız, alır yüksek bir yere koyarız. Ülkemizde bölgelere göre Eylül ortalarından Aralık ortalarına kadar sonbahar ayları hububat ekim mevsimidir. Hububatta ekim gübresi olarak tercih edilen fosforlu gübrelerin başında Di-Amonyum Fosfat (% 18-46) kısaca DAP gübresi gelmektedir. Geçen yıl ekim mevsiminde fiyatı ton başına 1.600 TL iken, dolardaki kur artışı sebebiyle fiyatı katlanmış halen tonu 2.900 – 3.100 TL’ye satılmaktadır. Hububat tarımı yapan çiftçilerimiz fiyatların artmasından etkilenmiş, ekim gübresinin kullanılması zihinleri karıştırmıştır. Gübre sektörü zaten dünyadaki konjonktürel gelişmelerden çok etkilenen bir sektördür. Arz-talep dengesi dünya fiyatlarını çok etkilemektedir. Zaten ülkemiz kimyasal gübreler açısından ister mamul olsun, ister ham madde açısından dışa bağımlıdır. Bu gerçeği üzülerek de olsa kabul etmek zorundayız. Öyle ise hububat üretimimize zarar vermeden ne yapalım?
 
  1. YAPACAKLARIMIZ VAR…
 
  • Gübre kullanmaktan vazgeçersek verimimizi düşürürüz.
  • Sonbahar ekim gübrelemesi ağırlıklı olarak fosforlu gübreye dayanır. Di-Amonyum Fosfat gübresi % 18 oranında azot % 46 oranında fosfor ihtiva eder. Azotun devamını ilkbaharda tamamlayabiliriz. Azot elementi toprakta hızlı fakat fosfor ise yavaş hareket eden bir makro elementtir. Kullanılan fosforlu gübrenin etkisi azalarak 3 yıla kadar devam eder. Bu nedenle, toprakta bir yıl önceden kalmış bitkinin yararlanacağı (kabili istifade) fosfor olabilir. Bunu ancak toprak analizi ile anlayabiliriz. Ekim öncesi toprağımızı tahlil ettirmeliyiz. Hangi gübre çeşidini ne miktarda kullanacağımıza karar vermeliyiz. Özellikle sulu alanlarda yazlık olarak ekilmiş pamuk, mısır, ayçiçeği, şeker pancarı, patates ve sebzeler gibi kültür bitkilerinin üretiminden tarlamızda geriye kalmış fosfor olabilir. Kullanacağımız DAP gübresinden belki yarı yarıya keserek gübreleme yapabiliriz. Bu uygulama bizi gübrede tasarrufa götürür. Belki de pahalı DAP gübresi yerine fosfor tenörü daha düşük, fiyatı DAP’tan daha ucuz 20-20-0 gübresi ile taban gübrelemesini yapabiliriz. (DAP gübresi fiyatı: tonu 2.900-3.100 TL. 20-20-0 gübresi fiyatı: tonu 1.900-2.100 TL’dir.) Yapılan araştırmalara göre buğday bitkisi 100 kg dane verimi için 2.7 kg/dekar saf azot, 2 kg/dekar saf fosfor kullanmaktadır. Genelde kuru şartlarda yetiştirilen hububat için önerilen saf fosfor (P2O5) miktarı 7-9 kg/dekardır. Sulu şartlar için de 9-11 kg/dekar saf fosfor karşılığı (P2O5) gübresi verilmesi uygundur.
  • Bitkilerin beslenmesi açısından şu husus unutulmamalıdır. Bitkilerin topraktan beslenmesi esastır. Yapraktan yapılacak gübrelemeler, noksan elementlerin (Örnek: çinko) gibi telafisi başta olmak üzere, hem makro ve hem de mikro elementlerin eksikliğinin kısmen giderilmesi ile verim artışına yönelik uygulamalardır. Yapraktan verilecek organik, organomineral ve kimyasal gübrelerle bitkinin ihtiyacının karşılanacağını düşünme fikri, doğru değildir. Bu ticari anlamda söylenmiş spekülatif ve eksik bilgilerdir.
  • Gübreler için halen dekar başına yapılan destekleme 4 TL’dir. Bu destekle 1 kilo 290 gram DAP gübresi veya 2 kg 20-20-0 gübresi satın alınabilir. Bir yılda katlanan gübre fiyatları karşısında desteklemeler yetersiz kalmıştır. Devletimizin imkanları ölçüsünde gübre desteklerinin artırılması ve basın yoluyla çiftçilere duyurulması önemli olacaktır.
  • Gerek gübreler ve gerekse gübreleme konusunda söyleyecek çok sözümüz var! Son söz olarak sözümüzü şöyle tamamlayalım:
 
Ülkemiz topraklarının çoğunlukla killi yapıda olması, kireç fazlalığı, organik maddenin düşük olması, yağış azlığı, bilinçli ve dengeli gübre kullanımındaki noksanlıklar, bitki besleme sorunlarımızın temelini oluşturmaktadır. Gübre işi öyle yabana atılacak ve ihmal edilecek bir konu değil, ne kadar konuşsak, ne kadar söylesek azdır.
 
Fahri Harmanşah
Gübre İthalatçıları Derneği
 Onursal Başkanı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
18.10.2018
Devamı

Küçükbaş Hayvanlarda Yaş Uygulamasında Değişiklik

 Hayvancılık desteklemeleri uygulama tebliğ bugün resmi gazetede yayımlandı. Bu tebliğe göre küçükbaş hayvanlarda yaş problemi çözülmüş oldu.
MADDE 1 – 8/5/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2018/21)’nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “15-90 ay” ibaresi “15-120 ay” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 2 – Aynı Tebliğin 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “15-90 ay (15-90 ay)” ibaresi “15-120 ay (15-120 ay)” şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 3 – Bu Tebliğ yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4 – Bu Tebliğ hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.
 
 
17.10.2018
Devamı

Çeltik Üreticisi Kan Ağlıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, “Çeltik Üreticileri Kan Ağlıyor! TMO Piyasalara Müdahale Etmeli!” çağrısında bulundu.
Gaytancıoğlu, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, kişi başına 7-8 kilogram pirinç tüketildiğini, Türkiye'nin çeltikte kendine yetmediğini, ithalat yaptığını, tüketimin yaklaşık yüzde 30'unun ithal ürünlerden oluştuğunu belirtti.
Edirne'nin, Türkiye çeltik üretiminin yüzde 60'ını tek başına karşıladığına işaret eden Gaytancıoğlu, Ergene Nehri'nin kirliliği nedeniyle bölgede çeltik ekiminin azaldığını, bunun ithalatın artması anlamına geldiğini anlattı.
Gaytancıoğlu, TMO'nun, çeltikteki düşük fiyatlar karşısında piyasaya müdahale etmesi gerektiğini vurguladı.
Çeltik üretiminin zorluğuna değinen Gaytancıoğlu, bunun yanı sıra pirinç haline gelene kadar ciddi anlamda girdi; akaryakıt, gübre, iş gücü kullanıldığını kaydetti.
Gaytancıoğlu, “Maliyeti 2 bin 200 olan bir üründe neden üreticinin alın terinin karşılığı görünmek istenmez? Temel gıda maddelerinde neden böyle yapıyorsunuz, neden sürekli ithalatçı ülke konumuna geliyoruz, neden Türkiye'nin üretim potansiyelini harekete geçirmiyorsunuz?” diye sordu.
AKP'nin tüm ürünlerde sınıfta kaldığını, mısır, arpa, buğday, tütün, soya, yağlı tohum bitkilerinin ithal edildiğini vurgulayan Gaytancıoğlu, “Neden çiftçiye daha fazla destek vermeyi düşünmez? Çeltikte 10 kuruş destekleme var. Neden bu 40 kuruşa çıkartılmıyor? Tarımsal kredilerde niye yapılandırma söz konusu değil? Çiftçinin bankalara borcunu yapılandırmayı düşünüyor musunuz? Bankalara borçlarının faizini silmeyi düşünüyor musunuz?” diye konuştu.
Her ürün için nitelikli ve tutarlı tarım politikası izlenmemesi halinde Türkiye'yi kıtlık beklediğini belirten Gaytancıoğlu, Türkiye'de yetişmesi mümkün olan bütün tarım ürünlerinde ithalatın durdurulması gerektiğini sözlerine ekledi. 
 
CHP’li Gaytancıoğlu, TBMM’de düzenlediği basın toplantısının ardından genel kurulda söz alarak çeltik üreticilerinin mağduriyetini dile getirdi. Okan Gaytancıoğlu konuşmasında şunları kaydetti:
 
“Bugünlerde bütün bölgelerde çeltik hasadı yapılıyor. Ancak fiyat o kadar düştü ki Türkiye'nin ithal ettiği bir üründe, ortalama 570 dolara ithal ettiği bir üründe çeltik fiyatının en az 3,5 lira olması gerekirken üreticiler 2 liralara çeltik satıyorlar ve çok zor durumlarda kalıyorlar. Üreticiler borçlarını ödemekte güçlük çekiyorlar; gübre fiyatları son derece arttı, akaryakıt fiyatları son derece arttı. Burada madem çiftçinin kara gün dostu olan bir kurum var, bu kurumun devreye girmesini istiyoruz, bu kurumun piyasaya müdahale etmesini istiyoruz. Yoksa önümüzdeki sene gerçekten Türkiye bir kıtlıkla karşı karşıya kalacak. Her şeyi ithal etmekle çözüm bulamayız. Madem yerliysek madem millîysek çiftçimizi desteklemek, üretenin alın terinin karşılığını ödemek zorundayız.” Dedi.
 
 
 
17.10.2018
Devamı

TARIMDA MİLLİ OLMAK

  Bu yıl gerçekten çok farklı başladı. Her gün yeni bir gündem, her gün yeni bir  olayla karşılaşıyoruz. İnanın, yarın ne olacak acaba? Demeye çalışmak gereksiz. Mutlaka değişik bir durum, değişik bir bilgiyle uyanıyoruz her sabah. Konu üstüne konular, hiç bitmiyor ! Bu coğrafya her şeyin çok çabuk değiştiği, hızla başkalaştığı bir yer. Türk insanının bunlar karşısında gösterdiği tepki de inanılmaz hani. Adaptasyon, sabır, sebat gerçekten takdire değer, gerçekten şahane. Düşünün bir kere dün cebinizde 100 TL para var, sabah uyanıyorsunuz; Dolar, Euro, altın fiyatları uçmuş. Bir gecede paranızın alım gücü yüzde yirmi, yüzde otuz azalmış. Başka bir ülkede olsa, neler olur neler. Sokağa çıkmaz, hayata küser insanlar. Ama, bizler dirençliyiz. Belki kahroluyorsunuz, bin bir beddua ediyorsunuz içinizden. Bir anda bu hale nasıl geldik diyorsunuz?. Sonra rahmetli Erbakan’ın sözleri aklınıza takılıyor “SİZİ GİDİ RANTİYECİLER SİZİ !” diyorsunuz siz de. Rahmetli, bu replikle  çatardı onlara ve haykırırdı içindekileri dış güçlere, vatanı satan pervasızlara. Ama sonuçta hızla birileri zengin, birileri de fakir olurdu. Yine, döndük dolandık aynı yere mi geldik, aynı mı olduk diyoruz sanki ?

            Şimdi neden böyle bir giriş yaptım, bilmem. Ama içimden geçenler, eminim çiftçinin, memurun, işçinin, kısaca halkın da içinden geçenleri yansıtıyor sanırım. Zor günlerden geçiyoruz vesselam. Bu durumda devleti yönetmek de hakikaten zor. Yöneticilerimize Allah kolaylık versin. Bizleri bu sıkıntıdan, bu darlıktan bir an evvel çıkarsınlar diye hep birlikte dua edelim. Yalnız, bunu söylerken onlardan hep  bir çare ummak, hep tek taraflı beklenti içine girmek de doğru değil. Bizlere de çok iş düşüyor. Ülke, toprak, gelecek ve umutlarımız söz konusu çünkü. Herkes biliyor ki, bu kıtada, bu bölgede yaşam oldukça zor. Ve bizlerin ayakta kalması gerekiyor. Aksini düşünmek bile istemiyorum. 15 Temmuzda yaşadığımız üzücü hadise karşısında sergilediğimiz birlik ve beraberliğe ihtiyacımız var yani. Bunun için el ele vermeli, tek yürek olmalıyız ki, bu çalkantılar bir an evvel sona ersin. Ama az önce dediğim gibi “Bizim yapmamız gerekenler var, mutlaka memlekete katkımız olmalı”. Ülkedeki bütün bireylerin karınca misali beraberlik bilinci içinde hareket etmesi çok önemli. “Ben ne yapabilirim ki, bir kişiden ne ola ki” asla dememeli.
 
            Öncelikle;  kendi kendimize aynada bir bakıp, bir silkinip, şu tembellik hastalığından bir kurtulmalıyız. Beleşçiliği bırakmalıyız yani. Hemen valiliklere, kaymakamlıklara gidip dilekçe vererek kolay yoldan para- pul istemek yerine, oturduğumuz yerde “DEVLET VERSİN” demek yerine, gücü yeten herkesin bir iş bulup çalışması gerekiyor artık. Fabrikatörler, işverenler eleman bulamıyorum, çalışacak kimse yok sözünü söylememeli veya söyletmemeliyiz. Eğer şehirde yaşıyorsak, Sosyal Yardımlaşma kurum ve kuruluşlarının peşini bırakmalıyız. Asgari ücretli dahi olsa fabrikalarda ve iş yerlerinde çalışmak için koşmalıyız. Bir anlamda üretici olmalıyız. Ne kadara mal olursa olsun, ne pahasına gelirse gelsin, kendi ürünümüzü kendimiz elde etmeliyiz ki, global güçlerle cenk edelim, mücadele edelim ve kazanalım. Bir düşünün bu rahat ve hayta yaşamın devlete bedelini. Milyarlarca lira değerinde değil mi? Bırakın gerçek fakirler, gerçek ihtitaç sahipleri alsın onları. Biz üretken olalım ki devletimiz, milletimiz kazansın. Köyde, kasabada yaşayan insanlara sesleniyorum. Sizler de boş durmayın. Elinizden geldiği kadar üretip satmaya bakın. Yerli ve milli ürünler piyasada ne kadar çok olursa, ithalat o oranda düşecektir, azalacaktır. Fiyatlar ister istemez aşağı yönelecektir. Bu gün et, süt, yumurta gibi, patates, soğan gibi temel ihtiyaç ürünlerini pahalı yiyorsak, bunun altında yatan gerçek, yerli üretimin talebi karşılayamayacak düzeyde olmasıdır. Yetersizdir yani. Böyle olunca ithalat kaçınılmaz oluyor, dış ülkelerdeki maliyetler bizdekine göre daha uygun olduğundan, birilerinin iştahı kabarıyor, tonlarca mal ülkeye giriyor, içerideki fiyatlar yerlerde geziyor. Sonuçta ne oluyor, yerli üreticinin malı para etmiyor ya da ziyan oluyor. Arkasından çiftçi, üretici tarıma küsüyor. Üretimi bırakıyor. Malını mülkünü üç kuruşa satıp, şehrin yolunu tutuyor. Bunun üzerine, devlet yetkilileri küskünleri barıştırmak için, proje üstüne projeler yapıyor. Teşvik üstüne teşvik veriyor. Yeniden ahırlar , ağıllar ve binalar yapılıyor. Bir umut, bir heyecan başlıyor. Satış ağı tam oturmamış, yeterli ve doğru planlama yapılmamış bir üretim yeniden şahlanıyor. Ama, kar bir türlü istenen düzeye getirilemiyor. Daha sonra işletmeler elden ele dolaşıyor.  O da  olmuyor, maalesef kapanıyor.  Biz sanıyoruz ki, devlet teşvikleriyle işletme kurarsak, alacağımız destekler bizi ihya edecek. Bize köşe döndürecek. Yok öyle bir  şey. Asla bundan medet ummayın. Hayvancılığı gerçekten profesyonelce yapan işletmelere bir bakarsanız ne kadar dikkatli, ne kadar hassas olduklarını göreceksiniz. Bir yatırım yapmadan önce adam akıllı hesaplar, projeksiyonlar ve teknik verilere bakarak yola çıkıyorlar. En başta yemi, suyu, elektriği,  yetişmiş elemanı nereden bulacağını sorguluyorlar. Her şeyi iğneden ipliğe hesaplayıp, işe öyle giriyor ve başarılı oluyorlar. Yani; "bahçem var, tarlam var hatta bir de ahırım var, hemen yatırım yapayım" demiyorlar. Öyleyse herkes profesyonel hayvancılık yapamaz, yapmamalı anlamı çıkıyor buradan. Sermayesi, gücü, kısaca imkanı olan yapmalı ki, kazanabilsin. Köylerimizde sürdürülen daha küçük çaplı tarım ve hayvancılık işletmelerine gelince; asla boş vermemeli, devamlı desteklenmelidir. Destekler, para vermek dışında teknik imkanları arttırmaya yönelik olmalı. Gerek devlet, gerek özel sektörde çalışan mühendis ve veteriner hekimlerin teknik bilgi ve uygulama kapasiteleri artırılmalı. Köylüye hizmet çok çabuk götürülmelidir. Sahada profesyonel, konusunda uzman veteriner hekimlerle, ziraat, su ürünleri ve gıda mühendisleri olmalı. Bu personeli çok iyi yetiştirip Operasyon Timleri kurmalıyız. Bir salgın, bir felaket ya da savaş halinde olaya hızla müdahale edecek, acil planları yönetecek profesyonel kişilere ihtiyaç var. Biz , kuş gribi, domuz gribi, şap, şarbon gibi pek çok salgın hastalık geçirmiş ülkeyiz. Bu tür tecrübeler bize uzman ekiplerin ne kadar gerekli olduğunu, mutlaka oluşturulması gerektiğini göstermiştir. Doktoralı veya yüksek lisanslı meslektaşların öne çıkarılmasının zamanı geldi de geçiyor bile. Artık Enstitülerde sadece laboratuvarda gönderilen numuneyi değerlendirecek uzman hekim ve mühendisler olmamalı. Onları destekleyecek, problemi yerinde çözecek arazide ziraatın her alanında olduğu gibi, veteriner sahada da klinik bilimlerde doktora yapmış dahiliyeci, doğumcu ve de cerrahlar olmalı ki, hastalık çıkan bölge veya yer çabucak karantinaya alınsın ve kontrol sağlansın. Bu manada hizmet vermek için ambulans uçak ve helikopterler bile olmalı. Üniversitelerin veteriner klinik ve hastaneleriyle sıkı bağlar kurulmalı. Bahsettiğim uzmanları yavaşlatacak, onların hızını kesecek prosedür ve bürokratik işlemler ortadan kaldırılmalı ki, en ufak problem ivedilikle çözülsün, bitirilsin. Yoksa hiç bir işimiz rast gitmez, hastalıklarla edilen mücadelede başarılı olamayız. Kısır döngü içinde döner dururuz.  Söylediğim şeylerin yabana atılmamasını yetkililerin bu hususa eğilmesini önemle rica ediyorum. Teknik kadroların yeni bir anlayış, yeni bir ruhla çalıştırılması şart. Tıpta olduğu gibi uzmanlar bizzat ihtiyaç olan yerlerde çalıştırılmalı. Yabancı belgesellerde evlere veya yerleşim alanlarına giren vahşi hayvanların, ayıların,  yılanların bertaraf edilmesi için profesyonel Veteriner Timler görev alıyor. Bizde neden hala, belediye işçilerinin, zabıtaların veya alakasız kimselerin gayretiyle yapılmaya çalışılıyor anlamıyorum. Artık bunları terk etmeliyiz. Bizler daha iyisini daha güzelini hak ediyoruz. Bunu havacılık sektöründe, savunma sanayisinde uyguladık ve başardık. Neden tarım ve hayvancılıkta da yapmayalım ki. İyi bir modernizasyon, sağlayamazsak kimseyi razı edip köyüne döndüremeyiz. Hayvancılığı istenen ölçüde, istenen kalitede yapamaz, yaptıramayız. Şehirlerde işsizlik, vasıfsız eleman sayısı gittikçe artar. Artık emeklinin ya da yaşlı nüfusun yapacağı iş değil tarım. Kırsalda genç insanlara ihtiyaç var. Kimse dolgun ücretle bile  çobanlık etmez oldu köylerde. Teşvik için Tarım ve Orman Bakanlığı destek oluyor ama, köylere gençler dönmüyor, gitmek istemiyor. Dolayısıyla genç nüfusu olan bir ülkeyiz bunu avantaja çevirmeli ve çok etkin kullanmalıyız. Devletimizin her sektörüne iyi yetişmiş, donanımlı gençleri koymalı, geleceğimizi kurtarmalıyız. Artık kendi yağımızla kavrulmalıyız. Son olarak; stokçuluğa ve stokçulara karşı durmalıyız. İhtiyacımız olmayan gereksiz ürün ve mallardan vebadan kaçar gibi kaçmalıyız. Her türlü alışverişi kendi paramızla yapmalı, yerli ürünleri almaya, kullanmaya gayret etmeliyiz. Ayrıca sosyal medyada çıkan haberlerin doğruluğunu teyit etmeden boş sözlere, yalan haberlere kanmamalı, onları paylaşarak başka insanları tedirgin etmemeliyiz. Bu vatanı kurtaran atalarımız ve büyüklerimiz gibi milli ve manevi değerlere sahip çıkmalıyız.
 
Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı
 
 
 
17.10.2018
Devamı

Damızlıklar Kesime Gidiyor Kimse Kulak Asmıyor

Topyekûn ülke olarak döviz baskısından ve içinde bulunduğumuz sıkıntılardan kurtulabilmek adına omuz omuza, birlik beraberliğimizi korumaya ve kucaklaşmaya her zamankinden çok daha fazlasına ihtiyaç duyduğumuz bir dönemden geçiyoruz. Sanayici, üretici, yetiştirici, tüketici ve toplumun her kesimi içinde hissettiği bu krizi açmaya ve krizden daha nasıl az etkilenirim noktasında bunun muhasebesini yapıyoruz.
Devlet olarak Enflasyonla topyekûn mücadelesi gerçekleştirerek birçok ürüne yüzde 10 indirim geldi. Bu yapılanların ve yapılacak olanları hepsi güzel şeyler. Gel gelelim toplumun hemen hemen her kesimin alım gücü yok. Tüketicinin almaya, sanayicinin üretmeye, üreticinin ise üretmeye dermanı yok. Kısaca bıçak boynumuza dayandı. Anadolu bir söz vardır. “Ağzını bıçak açmıyor.” Diye Tamda toplum olarak bunu yaşıyoruz.
Yetiştirici açısından baktığımızda eldeki damızlıklara bakamaz oldu. Yüksek girdi maliyetleri ve üstüne döviz kuru baskısı nedeni ile girdiler iki katına çıktı. Sanıyorum bu ateş sönmeyecek gibi.
Yetiştirici bakamadığı hayvanlarını kesmek istiyor. Edindiğimiz bilgilere göre Anadolu’da birçok yetiştirici artan girdi maliyetleri ve sütün para etmemesi nedeni ile hayvanlarını kesime götürüyor. Gerçi ortada hayvanları kesen bir taraf ta yok. Yani kestirmek isteyen var. Kesmek isteyen yok.
Bundan sonraki süreçte yapılması gereken şey tarım ve hayvancılık ’ta bugüne kadar yapılan yanlışlardan dönülmesidir. Bu yanlışları herkes görüyor da ilgililer neden görmezden geliyor.
Tarımla direk ya da dolaylı uğraşan her kesim iflasın eşiğindedir. Kimse bunu artık görmezden gelmesin. Bir ülkenin kalkınabilmesi için üretim şarttır. Tarım ve Hayvancılık ise ülkenin olmazsa olmazlarındandır. Yarın geç olmadan sektörü ayağa kaldırıp şahlandırmak bizim elimizde ise doğru politikalara yönlenip kırsaldaki Mehmet ağanın sesini dinlemeliyiz. Onun söylediklerini kulak arkası etmeden aslımıza dönmemiz gerek. 
Muhammet Oluklu Keleminden
 
 
16.10.2018
Devamı

Tarım ve Ormanda Genel Müdür Yardımcıları Atamaları

Tarım ve Orman Bakanlığında, genel müdür yardımcılıklarına atamalar yapılmaya başlandı. Orman Genel Müdürlüğü ile Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nde, genel müdür yardımcıları tamamen değişirken, TAGEM, Tarım Reformu ve Hayvancılık Genel Müdürlüğü'ne yeni genel müdür yardımcıları atandı. ÇEM'de de Daire Başkanı Özlem Yavuz Genel Müdür Yardımcısı oldu.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM)'e üç yeni genel müdür yardımcısı atandı. Kahramanmaraş'ta 6 yıl Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yapan ve bu görevinden geçtiğimiz Mayıs ayında ayrılan İhsan Emiralioğlu, Trabzon Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. İlhan Aydın ve Sivas eski Tarım ve Orman İl Müdürü İhsan Aslan TAGEM Genel Müdür Yardımcısı oldu.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcılığını vekâleten yürüten Mesut Akdamar, Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcılığına atandı.
Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Burhan Demirok BÜGEM'e kaydırılırken yerine Ankara Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürü Erol Bulut, getirildi
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma Milli Parklar Genel Müdür Yardımcıları Etem Boz, Hayrettin Yıldırım ve Osman Demirel görevden alınarak, yerlerine Bursa Doğa Koruma Milli Parklar Bölge Müdürü Mustafa Bulut, Konya Orman Bölge Müdürü Muhammet Çolak, Antalya Beydağları Milli Park Müdürü Erdem İsmetoğlu ve Orman Genel Müdürlüğü eski Daire Başkanı Hasan Kanca atandı.
Orman Genel Müdür Yardımcıları Mehmet Zeki Temur, Zekeriya Mere ve Yusuf Şahin görevden alınarak yerlerine Kastamonu Orman Bölge Müdürü Hayati Özgür, İzmir Orman Bölge Müdürü Şahin Aybal, Muğla Orman Bölge Müdürü Mehmet Çelik ve Giresun Orman Bölge Müdürü Mustafa Özkaya getirildi.
 
16.10.2018
Devamı

TMO Bugün İtibari İle Mısır Alımını 950 den Gerçekleştirecek

TMO bugünden itibaren mısırı 950 TL'ye almaya başlıyor. Elazığ'da üzüm festivaline katılan Tarım ve Orman Bakan Bekir Pakdemirli, mısır üreticilerine yönelik yaptığı açıklamanın ardından  mısırda 950TL alımlar bugün gerçekleşecek. Pakdemirli,  Üzüm festivalinde şunları kaydetti:
 
"Toprak Mahsulleri Ofisi'miz (TMO) mısır piyasalarını yakından takip etmekte ve piyasaların seyrine göre uygulamaya konulacak politikaları şekillendirmektedir.
Mısır fiyatlarında son günlerde yaşanan fiyatlardaki dalgalanma nedeniyle çiftçilerimizin olumsuz etkilenmemesi için;
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğümüz, 15 Ekim 2018 Pazartesi gününden itibaren geçerli olmak üzere 'Mısır Alımlarına' başlayacaktır:
2017 yılında ton başına 760 TL olarak açıklanan mısır alım fiyatı; 2018 yılında %25 artışla ton başına 950 TL olarak belirlenmiştir.
Üreticilerimiz, Çifti Kayıt Sisteminde kayıtlı olan tüm ürününü Toprak Mahsulleri Ofisi'ne satabileceklerdir. Ürün bedelleri 10 gün içerisinde üreticimizin hesaplarına aktarılacaktır.
TMO tarafından yapılacak olan 2018 yılı mısır alımlarının ülkemize ve mısır üreticilerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum"
 
 
15.10.2018
Devamı

Rusya'dan Tarım Ürünleri İthalatında Fatura Onay Zorunluluğu Kaldırıldı

20. Altın Sonbahar Tarım Fuarı için Moskova'da bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rus mevkidaşı Dmitriy Patruşev ile bir araya geldi.
Görüşmenin ardından Rus tarafından yapılan açıklamada, "Eylül ayında Türkiye, buğday, ayçiçeği yağı, mısır, bezelye ve pirinç dahil bir dizi tarım ürününün tedarikinde faturaların konsolosluk birimleri tarafından onaylanması zorunluluğunu kaldırdı. Bakan Patruşev'e göre bu adım, Rusya'dan tedariklerin belgelendirilmesini kolaylaştıracak ve prosedürlerin sürelerini önemli ölçüde azaltacak" dendi.
“Tarım Ürünleri Ticareti 3 katına çıktı.”
Bu arada açıklamada sözlerine yer verilen Bakan Patruşev, Ocak-Eylül 2018'de iki ülke arasındaki tarım ürünleri ticareti hacminin geçen yılın aynı dönemine kıyasla 3 kat arttığını ve 2.1 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirtti.
Patruşev, "Rusya'nın ihracatı geçen seneye göre yüzde 25 artarak 1.3 milyar dolara yükseldi. Ülkemiz Türk pazarına tahıl, ayçiçek yağı ve baklagiller ihraç ediyor" diye konuştu.
Bakan, Türk pazarına sığır, hindi ve tavuk eti tedarikiyle ilgili bazı konuları Pakdemirli'nin dikkatine sunduğunu da ifade etti.
Türkiye, Ekim 2017'de Rusya menşeli ürünlerin ithalatında Ticaret Ataşeliği onaylı fatura aranması koşulu getirmişti.
Ekonomi Bakanlığı, 9 Ekim'den önce yüklenmiş veya sevk işlemleri başlatılmış uygulama konusu eşyanın ithalatında, bu durumu belgeleyen yükleme kağıtlarının (konşimento, CMR, vs) ibrazı halinde onay şartının aranmaması gerektiğini de vurgulamıştı. Söz konusu uygulamanın kapsamına 7 ürün alındığı kaydedilmişti: Adi buğday, ham ayçiçek yağı, mısır, kuru bezelye, çeltik, ayçiçeği küspesi ve makarnalık buğday.
 
 
12.10.2018
Devamı

Elli Yıllık Süt ve Süt Ürünleri Firması'da Konkordato

Elli yılı aşkın süredir süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren Yörsan Gıda konkordato istedi. Dava dilekçesinde, şirketin mali güçlük içinde olduğu kaydedildi. Dilekçede, konkordato kararı verilmesi halinde Yörsan’ın yeniden etkin bir biçimde faaliyetlerini sürdürebileceği kaydedildi.
Hürriyet Gazetesinden Dinçer Gökçenin haberine göre Yörsan Gıda Mamülleri San. Ve Tic. AŞ için konkordato başvurusu önceki gün Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesine yapıldı. Dava başvurusunda, şirketin mali güçlük içinde olduğu kaydedildi. Ekonomide yaşanan genel sıkıntıların şirketin mali yapısını olumsuz etkilediği öne sürüldü.
Konuya yakın bir kaynak, zincir marketlere satılan ürünlerin kâr marjındaki düşüş, akaryakıt nedeni ile artan lojistik giderleri ve kredi maliyetlerindeki yükselişin, şirketin mali dengesini bozduğunu kaydetti. Konkordato talep eden Yörsan Gıda’ya yönelik bazı alacaklıların ise icra takibine geçtiği öğrenildi. Şirkete süt veren bir alacaklı 400 bin liralık alacağı nedeni ile Yörsan’a yönelik ihtiyati haciz kararı aldı. Konuya ilişkin, şirket yetkililerinden ise herhangi bir dönüş olmadı.
1984 yılında Türkiye’nin ilk beyaz peynir fabrikasını kuran Yörsan 4 yıl önce özel sermaye fonu Dubai merkezli Abraaj Group’a satıldı. Ocak 2018 tarihli ticaret sicil gazetesine göre Yörsan’ın yüzde 96 hissesi Abraaj Grubu’nun kontrolündeki Dairy Fresh Süt Ürünleri Ve Gıda Yatırımları San. Ve Tic. AŞ’ye, kalan hisseise Yörsan’ın üç kurucu kurucusundan biri olan Şerafettin Yörük’e ait. 
Şerafettin Yörük ile Abraaj’ın davalık oldukları gündeme gelmişti. Bloomberg’in 3 ay önceki haberine göre Yörük, ‘adil olmayan sermaye artırımlarıyla şirketteki hisselerinin yüzde 20’den yüzde 3’e inmesine neden olunduğu’ gerekçesi ile yargı yoluna gitmişti.
 
 
12.10.2018
Devamı

Muş'ta Şeker Pancarı Eylemi

Muş Şeker Üretim Sanayi A.Ş.’de oluşan pancar kuyruğu çiftçileri çileden çıkardı. Özelleştikten sonra randevulu sisteme geçen fabrikada, işlerin yavaş ilerlediğini öne süren çiftçiler, şirket yönetimine tepki gösterdi.

 Çiftçi Fabrika bahçesindeki yolları kapattı 

Kendilerine randevu verilmesine rağmen günlerdir beklediklerini belirten çiftçiler, pancar yüklü traktör ve kamyonlarla fabrika bahçesindeki yolları trafiğe kapattı. Uzun kuyrukların oluştuğu fabrika bahçesine toplanan çiftçiler, şirket yönetimine tepki gösterdi. Çiftçilerden Ceyhan Danış, “Onların istediği şartlarda getirdiğimiz halde, 48 saattir burada bekliyoruz. Yukarıdaki bantlar boş durduğu halde çalışma yapmıyorlar. Eğer bu sistemle devam ederse, çiftçinin pancarı tarlada kalacak. Pancarlarda en ufak bir çamur olduğu zaman teslim almıyorlar.
Yarın yağmur yağdığı zaman pancarların tamamı çamurlu olacak ve hiçbirimizin mahsulünü teslim almayacaklar. Eğer özelleşmişse ve randevulu sisteme geçilmişse, bizi zamanında göndersinler. Bu şekilde çalışamıyoruz, biz mağdur oluyoruz. 210 dönüm alanda pancar ekmişim, bana daha randevu verilmemiş. Memleketin hava şartları ortada. 11’inci aydan sonra pancar sökümü yapılmaz. Çiftçinin pancarı tarlada kaldığı zaman ne yapacağız” diye konuştu.
Daha önce böyle bir sorun yaşamadıklarını belirten Ekrem Erikli ise “Ben şu ana kadar böyle bir sistem görmedim. Milleti perişan ettiler. Çavuşlara söylüyoruz, yetkililere söylüyoruz ama bir sonuç alamıyoruz. 4 bine yakın çiftçimiz var bu çiftçilerimiz mağdur durumda. Geçen yıl burada 4 bant çalışırken, bu yıl tek bant çalışıyor. Dünden beri burada bekliyoruz, aç susuz bekliyoruz” dedi.
 
12.10.2018
Devamı

Tarım Kredi Enflasyonla Minumum Karla Mücadele Edecek

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'na destek verdiklerini belirterek, "Biz zaten Tarım Kredi olarak piyasayı regüle etmek için çok düşük kar marjlarıyla çalışıyorduk, şu anda programa destek olmak için kar marjımızı minimuma çektik." dedi.
Poyraz, AA muhabirine, Enflasyonla Topyekun Mücadele Programı'na ilişkin değerlendirmede bulundu.
Geçen haftalarda gübrede özel finansman yöntemiyle yüzde 15'lere varan indirim yaptıklarını anımsatan Poyraz, "Gübrede piyasa fiyatlarının altına indik. Sonrasında yemle ilgili yüzde 20'ye yakın indirim yaptık. Şimdi de bu kapsamda başta sıvı gübre kısmında olmak üzere, tarımsal ilaçlarda ve çiftçimizin yaptırdığı sigortalarda yüzde 10 civarında indirime gittik. Toplamda şu anda 50'nin üzerinde üründe yüzde 10 civarında indirim var." diye konuştu.
Maliyetleri azaltarak çiftçileri rahatlatmayı amaçladıklarına ifade eden Poyraz, şu anda maliyetlerin azaltılması noktasında Tarım Kredi iştiraki şirketlerin karlılık oranlarını yok denecek kadar aşağıya çektiklerini söyledi. Poyraz, indirimlerin orta ve uzun vadede kazanca dönüşeceğini dile getirdi.
Programa destek verdiklerini vurgulayan Poyraz, "Bu programın etkileri gelecek aydan itibaren enflasyon rakamlarına yansıyacaktır diye düşünüyorum. Biz zaten Tarım Kredi olarak piyasayı regüle etmek için çok düşük kar marjlarıyla çalışıyorduk, şu anda kar marjımızı minimuma çektik." ifadesini kullandı.
 
 
11.10.2018
Devamı

Çiftçi Borcu 150 Milyar Dolar