Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Prim Borcu Bulunan Bağkur'lu Çiftçiye Emeklilik Fırsatı

SGK ile Ziraat Bankası arasında, emeklilik hakkı doğmuş ama prim borcu bulunan Bağkurlu çiftçilere kredi sağlanmasını içeren iş birliği protokolü imzalandı.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Ziraat Bankası arasında, emeklilik hakkı doğmuş ama prim borcu bulunan Bağkur'lu çiftçilere aylık yüzde 1,28 faiz oranı ve 48 ay vade imkanıyla kredi sağlanmasını içeren iş birliği protokolü imzalandı.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Reşat Moralı Salonu'ndaki "Prim Borçlarını Ödeyerek Emekli Olabilecek Tarım Bağkurlu Sigortalılara Kredi Sağlanması Protokolü" imza törenine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın, SGK Başkanı Mehmet Selim Bağlı ve diğer yetkililer katıldı.
Törendeki konuşmasına Zeytin Dalı Harekatı'na katılanlara başarı dileyerek başlayan Sarıeroğlu, şehit olan Mehmetçiklere Allah'tan rahmet, yaralananlara ise acil şifa diledi.
Sarıeroğlu, Sosyal Güvenlik Kurumu olarak, şehit ailelerinin yanında olduklarını, onları emanet olarak gördüklerini ve her türlü işlemlerini kolaylaştırdıklarını söyledi.
Türkiye'nin bir yandan terörle mücadelesini sürdürürken diğer yandan yatırım ve reformlarına hız kesmeden devam ettiğini dile getiren Sarıeroğlu, ihtiyaçların karşılanması konusunda milletin yanında olmaya devam ettiklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu hafta çiftçiler için önemli düzenlemeleri içeren açıklamalar yaptığını hatırlatan Sarıeroğlu, bugün imzalanan protokolün ve düzenlemelerin çiftlere kolaylık sağlamasını diledi.
Göreve geldiği ilk andan itibaren hiçbir konuyu kenara itmediklerini anlatan Sarıeroğlu, şöyle devam etti:
"Her konuyla ilgili ortak akla inanarak, diyalogla istişareyle çözüm odaklı bir bakış açısıyla çalışmalarımızı sürdürdük. Ücretsiz aile işçiliği bizim için önemli. Bu bağlamda kadınlarla ilgili özellikle çiftçi kadınlarımızla ilgili Tarım Bakanlığımızla geçmişten beri yürüttüğümüz çalışmalarımız var. Bu dönemde de inşallah İŞKUR aracılığıyla kadın çiftçilerimize destek olmaya devam edeceğiz. Geçtiğimiz sene çok başarılı bir projeyi, kadın girişimciliğinin desteklenmesiyle ilgili bir projeyi hayata geçirmiştik. Diğer taraftan uygulamaya koyduğumuz hem geçmiş dönemdeki teşviklerimiz hem bu dönemdeki istihdam teşviklerimiz çiftçilerimizi de kapsıyor. Beş puanlık prim indirimlerimiz çiftçilerimizi kapsıyor."
Sosyal Güvenlik anlamında önemli atılımlar yaptıklarını aktaran Sarıeroğlu, "Şuan 708 bin tarım Bağkur'lu sigortalımız var. Tarım Bağkur'lu 682 bin de emeklimiz var. Biz, inşallah önümüzdeki dönemlerde de bu kesimlerin tamamına dokunacak çalışmalarımızı gerçekleştirmek için çabalarımızı ortaya koymaya devam edeceğiz." dedi.
Tüm kesimlerle ilgili çalışmalarını sürdüreceklerini bildiren Sarıeroğlu, tüm vatandaşların geçmişinin, bugününün, geleceğinin Sosyal Güvenlik şemsiyesinin teminatı altında olduğunu kaydetti.
İmzalanan protokolün içeriğine ilişkin bilgi veren Sarıeroğlu, şunları söyledi:
"Kapsama giren Tarım Bağkur'lularımız, yaşını doldurmuş, prim gün sayısını doldurmuş ancak prim borçlarını ödeyemediği için emekli olamamış kişileri kapsıyor. Bu borçları ödediği takdirde emekliliğe hak kazanma şartına sahip olması gerekiyor. Yine doğum ve askerlik borçlanması yaparak emekliliğe hak kazanma şartlarına sahip olması gerekiyor. Hizmetlerini dondurmuş olup, emekliliğe hak kazanma şartlarını sağlayan tarım Bağkur'lu sigortalılarımızı kapsama alıyoruz. Ziraat Bankasından alınacak krediler, burada önemli bir ayrıntı, emekli maaşlarından taksitleri ödenecek. Bunun da önemli bir kolaylık olacağını düşünüyoruz."
Protokol üç ay süreyle geçerli
TZOB Genel Başkanı Bayraktar ise imzalanacak iş birliği protokolünü çok önemsediklerine işaret ederek "Birçok çiftçimizin birikmiş sigorta prim borçlarını ödeyemedikleri için emekli aylığına hak kazanamadıklarını biliyoruz." dedi.
5510 sayılı Kanunun 4/B kapsamındaki yaşlılık aylığı bağlanacak Tarım Bağkur sigortalısı çiftçilerin birikmiş sigorta prim borçlarının tasfiye edilmesi için kredi kullandırılması ve böylelikle emeklilik hakkı kazanmalarının sağlanmasının büyük bir mağduriyeti gidereceğini bildiren Bayraktar, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Tasfiye edilecek borçların, sigorta primlerinin yanı sıra genel sağlık sigortası borcu, durdurulan sürelerin ihyası, doğum ve askerlik kapsamındaki hizmet borçlanmalarını da kapsaması son derece isabetli bir karar olmuştur.
Bu durumdaki çiftçilerimiz, imzalanan bu protokol hükümleri çerçevesinde, aylık yüzde 1,28 faiz oranıyla 48 ay vade imkanıyla Ziraat Bankası'ndan kredi çekip, birikmiş prim borcunu ödeyip emekli olabilecektir.
Üç ay süreyle geçerli olacak protokol, iki kez daha uzatılabilecek. Takdir edersiniz ki bizim için süre önemlidir. Protokolden, kapsamdaki tüm çiftçilerimizin yararlanması için yeterince bir süre olmalıdır.
4/A sigortalı olarak tarımda çalışan ve kendi primini ödeyen mevsimlik işçilerimiz ile Tarım Bağkur'lu olup da daha sonra 4/A sigortalı olarak bir işe girip çalışan çiftçilerimiz de bu protokolden yararlandırılmalıdır. Bu protokol kapsamına, bu durumdaki çiftçilerimiz de alınırsa çok sayıda çiftçimizin mağduriyeti giderilmiş olur."
Tarımdaki sigortalı nüfusunun hızla artırılması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, tarımda kayıt dışı çalışmanın azaltması, sigortalı nüfusun artırılması için tarımda sigorta prim yükünün hafifletilmesi gerektiğini vurguladı. Bayraktar, şöyle konuştu:
"2018'de 25 olan prim ödeme gün sayısı yeniden 2008'deki rakama, 15 güne indirilmelidir.
Tarım sektöründe çalışan kadınlara da pozitif ayrımcılık istiyoruz. Bu kapsamda çalışan kadınların sosyal güvenlik primlerinin yüzde 50'si devlet tarafından karşılanmalıdır. Çalışma şartlarının zorluğu dikkate alınarak çiftçilerimize çalıştıkları her yıl için 90 gün (4 yıla 1 yıl hesabıyla) yıpranma payı ilave edilmelidir."
SGK Başkanı Bağlı da bugün imzalanan protokolün daha önce imzaladıkları "Emeklilik Hakkı Doğmuş Bağkur'lu Esnafa Kredi Sağlanması Protokolü" ile aynı şartlara sahip olduğunu belirtti.
Bağlı, protokolün 1,28 faiz oranı, 48 ay vade ve 3'er ay süre uzatma imkanı verdiğini kaydederek "Talimatımız doğrultusunda, herhangi bir kredi, sicil sorgulanması yapılmayacak ve komisyon söz konusu olmayacak." dedi.
Ziraat Bankası Genel Müdürü Aydın ise protokolün hayırlı olmasını diledi.
Konuşmaların ardından, Bağlı ve Aydın tarafından emeklilik hakkı doğmuş Bağkur'lu çiftçiye kredi sağlanmasını içeren iş birliği protokolü imzalandı.
24.2.2018
Devamı

Tarım İçin Gümrük Birliği Uyarısı!

Türkiye-AB Gümrük Birliği Anlaşması’nın tarım da dahil edilerek genişletilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Tam üye olmadan tarımda gümrük birliğine girilirse, hem ortak tarım politikası belirlenirken masada olmayacak, müzakere edemeyecek hem AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına (STA) uymak zorunda kalacak. Türkiye, AB üyelerinin yanı sıra üçüncü ülkelere karşı da tarımını koruyamayacaktır” dedi.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı ve Türkiye-AB KİK Üyesi Şemsi Bayraktar, Adana’da AB Bakanı ve Baş müzakereci Ömer Çelik’in katılımıyla yapılan Türkiye- Avrupa Birliği Karma İstişare Komitesi (AB KİK) 37. Toplantısı’nda, “Genişletilecek Gümrük Birliğinde Tarımda İzlenmesi Gereken Politikalar” konulu bir konuşma yaptı.
Gümrük Birliği’nin Genişletilmesi
Tarım ve hizmetler sektörünü kapsayacak şekilde gümrük birliğinin genişletilmesi konusunun, müzakerelerde en çok dikkat edilmesi gereken konulardan biri olduğuna dikkati çeken Şemsi Bayraktar, şöyle konuştu:
“Gümrük birliğinin tarım ürünlerini içine alacak biçimde genişletilmesi; işlenmemiş tarım ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerinde AB ve Türkiye’nin birbirine karşı gümrük vergilerini kaldırması, üçüncü ülkelere karşı ise Türkiye’nin, AB Ortak Gümrük Tarifesini kabul etmesi demektir.
Ancak, tam üyelikten farklı olarak Türkiye, gümrük birliğine girerek Ortak Tarım Politikasına uyum sağlasa dahi tarımsal fonlardan yararlanamayacak ve AB’nin tarıma ilişkin karar alma süreçlerine de katılamayacaktır.
Bilindiği gibi AB’nin bütçesinden en büyük payı, Ortak Tarım Politikası nedeniyle tarım almaktadır. AB, 2017 yılında 142,9 milyar avroluk toplam bütçesinin 57,7 milyar avrosunu tarıma ayırmıştır. Türkiye, tarımda, tam üye olmadan gümrük birliğine girerse, Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’nın (IPA) bileşeni Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) hariç bu bütçeden yararlanamayacak, tarım sektörünü kendi bütçesiyle finanse edilecektir.
“Türkiye Tarımını Koruyamayacak”
Tam üye olmadan tarımda gümrük birliğine girilirse, hem ortak tarım politikası belirlenirken masada olmayacak, müzakere edemeyecek hem AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına (STA) uymak zorunda kalacak, AB üyelerinin yanı sıra üçüncü ülkelere karşı da tarımını koruyamayacaktır.
Bugün AB, kendi üretiminin yetersiz olduğu çoğu üründe STA’larla gümrük vergilerini düşük tutmaktadır. Bu ürünlerden cevizde, yeterli üretimi olmayan AB; ABD, Meksika, Şili gibi ülkelere yüzde 4 gümrük vergisi uygulamaktadır. Ülkemiz ise cevizden yüzde 43,2 gümrük vergisi almaktadır. Türkiye, buna göre, ABD, Meksika, Şili gibi ülkelere yüzde 4 gümrük vergisi uygulamak zorunda kalacağı için ceviz üretimini sürdürmesi imkansız hale gelecektir. Benzer şekilde muzda AB yüzde 16, Türkiye yüzde 145,8, çayda AB yüzde 0, Türkiye yüzde 145, Antep fıstığında AB yüzde 1,6, Türkiye yüzde 43,2 gümrük uygulamaktadır. Diğer bazı ürünlerde de aynı durum söz konusudur. Bu sorunun çözülmesi için, AB’nin STA imzaladığı ülkeleri Türkiye ile de anlaşma yapmaya zorlaması, ortak tarım politikasını belirlerken Türkiye’yi de göz önünde tutması gerekir.”
Türkiye ile AB Tarımındaki Yapısal Farklılıklar 
Türkiye’nin ile AB’nin tarımsal yapısında; kırsal nüfus ve tarımsal işletme yapısı, örgütlenme, destekleme politikası, teknoloji kullanımı, verimlilik, kalite ve standartlar açısından farklılıklar bulunduğunu vurgulayan Bayraktar, şöyle devam etti:
“Ülkemizde mevcut tarım işletmelerinin büyük çoğunluğu ekonomik ölçeklere göre küçük ve çok parçalı araziye sahip, verimli üretim koşulları olmayan işletmelerdir. İşletmelerde görülen küçük ve çok parçalı arazi yapısını düzeltmek için 2014 yılında Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu çıkarılmış, uygulama başlamıştır. Arazi toplulaştırma çalışmaları devam etmektedir.
Bunun yanı sıra, sulama yatırımları tamamlanmaya çalışırken, sulama altyapısı yenilemekte, basınçlı sulama sistemleri yaygınlaştırılmaktadır.
Tarımda tekniğine uygun girdi ve yeni üretim teknolojilerinin kullanımının yaygınlaştırılması, modern bilgi ve teknoloji kullanımıyla birlikte verimlilik rakamları artmaktadır.
Telafisi mümkün olmayan sorunlar çıkmaması için, üretim maliyetleri düşürüldükten, yapısal sorunlar çözüldükten, verimlilik düzeyi AB ortalamasına yaklaştırıldıktan, temel gıda maddeleri ve bazı stratejik ürünlerde kendine yeterlilik sağlandıktan, AB standartlarında üretime ulaşıldıktan sonra tarım sektörü gümrük birliğine girebilir. Bu sorunların çözümü için, hem zamana hem de büyük miktarlarda mali kaynağa ihtiyaç bulunmaktadır.
Rekabet Üstünlüğü Olan Ürünler
Mevcut durumda, yaş meyve ve sebze, tütün, pamuk, fındık, incir, kayısı, çekirdeksiz kuru üzüm, koyun ve keçi eti gibi bir kısmı AB tarımını tamamlayıcı durumda olan ürünlerde, AB ülkeleri karşısında rekabet üstünlüğümüz vardır.
Etki analizi çalışmalarına göre, tarımın gümrük birliğine dahil edilmesiyle, buğday, mısır, arpa, pirinç, süt ve tereyağı, sığır eti, ceviz, ayçiçeği ve palm yağı, karma yem, tamamen/kısmen sapları koparılmış, damarı çıkarılmış tütün, mercimek ve nohut ithalatımızda artış olacağı öngörülmektedir.
Ülkemizin ekili alanlarının yüzde 70’ini oluşturan buğday, arpa ve mısırda üretici maliyetleri, dolayısıyla fiyatları Avrupa Birliği’nin üzerindedir. Trakya, Çukurova gibi bazı bölgelerimiz hariç, bu ürünlerde ortalama verim de Avrupa Birliği ortalamalarının altındadır. Buğday, arpa ve mısırda dünyanın önemli üretici ve ihracatçı bölgesi olan Avrupa Birliği ile bu alanda rekabet, tarımımızın aleyhinde olacaktır. Bu ürünleri üreten çok sayıda çiftçimizin üretim dışına çıkmasının ekonomik ve sosyal yükü önemli boyutlara ulaşacaktır.”
“Tarım Sektörü Üçüncü Ülkelerin Rekabetiyle Karşı Karşıya Kalacak”
Diğer yandan Ortak Tarım Politikası’na geçileceği için tarım sektörünün sadece Avrupa Birliği’nin değil, üçüncü ülkelerin sıkı rekabetiyle de karşı karşıya kalacağına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bu duruma en iyi örnekler, ithalat da yaptığımız, pirinç, nohut, mercimek, tütün, muz, ceviz, sığır eti ve süttür. Bu ürünlerde başlıca üretici ve ihracatçı ülkeler, şu anda uygulanan gümrüklerin çok altında gümrük vergileriyle ülkemize ihracat yapacaklardır.
Ayçiçeği tohumu, şark tipi tütün, kuru kayısı, üzüm, tavuk eti, incir, portakal, zeytin, patates, kuru soğan, domates, hıyar ve kornişon ticaretinde ise önemli bir değişiklik beklenmemekte, buna karşın, fındık, kiraz, limon, yumurta ve elmada AB’ye ihracatımızın artacağı tahmin edilmektedir.
Dünya Bankası’nın 2014 raporuna göre, tarımın gümrük birliğine dahil edilmesiyle, buğdayda yüzde 97,4, tahıllarda yüzde 61,2, bitkisel yağlarda yüzde 49,5, kırmızı ette yüzde 27,1, süt ürünlerinde ise yüzde 1169,9 ithalat artışı olacaktır. Görüldüğü gibi çoğu üründe ithalatımız artacaktır. Ticarete konu olan bütün tarım ürünlerinde etki analizleri bundan sonra da düzenli olarak yapılmalıdır.
AB’nin gıdada dışa bağımlı olduğu çok sayıda ürün vardır. Sebze, meyvede önemli miktarda ithalat yapılmaktadır. Sorunlarımızı çözmüş bir şekilde tarımda gümrük birliğine girersek, AB’nin ithalatçı olduğu ürünlerde açığı kapatabilir, AB ihtiyacını karşılayabiliriz. Bu durum, AB’nin de menfaatine olacaktır. Türkiye, sebze meyve cenneti olan bir ülkedir. Tek başına AB’nin sebze üretiminin yüzde 40’ı kadar sebze üretmektedir. Türkiye, tarımda önemli bir ülkedir, tarımsal hasılada da Avrupa birincisidir.
Sorunlarını çözmeden, hazırlıklarını bitirmeden AB’ye üye olan, gümrük birliğine giren ülkelerin gördükleri zarar ve yıkımı biliyoruz. Özellikle Doğu Avrupa’daki kimi ülkelerin aradan geçen bu kadar zamana rağmen, ekonomilerini bir türlü Avrupa Birliği ortalamalarına yaklaştırmadığı görüldü. Bu ülkelerde sorunlu sektörler olağanüstü yardımlara rağmen ayakta kalamadı, üretimini sürdüremedi, yüz binlerce kişi de işinden oldu.
Nitekim Dünya Bankası’nın 2014 raporunda, tarımın gümrük birliğine dahil edilmesinin Türkiye’de tarımsal nüfusta yüzde 3,25 ile yüzde 5 arasında istihdam kaybına neden olacağı vurgulanmıştır.”
“AB’nin Gıda Güvencesine Katkı Sağlarız”
Bu durumun yaşanmaması, yüz binlerce kişinin işsiz kalmaması için her türlü önlemin alınması gerektiğine değinen Bayraktar, “Günümüzde 1 milyara yakın insan yetersiz besleniyor. Önümüzdeki yıllarda daha zor ve pahalı hale gelecek. Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 2 milyar artarak 9,6 milyara ulaşması beklenmektedir. BM Gıda ve Tarım Örgütü, 2050 yılına kadar mevcut gıda tüketiminin yüzde 60 oranında artacağını tahmin ediyor. Tarımı hızlı bir şekilde geliştirirsek, meyve ve sebze başta olmak üzere Avrupa’nın gıda güvencesine büyük katkı sağlarız. Daha fazla ve daha kaliteli üretmek zorundayız. Unutmayalım ki bilgi toplumu olsak da insanlar acıkacak ve torunlarımızın iştahı, bizden daha az olmayacaktır” dedi.
 
 
 
23.2.2018
Devamı

13. Mersin Tarım, Gıda Ve Hayvancılık Fuarı Açıldı

13. Mersin Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı düzenlenen törenle açıldı. 22-25 Şubat tarihleri arasında ziyaret edilebilecek fuarda tarım ürünleri, tarım makineleri, ambalajlama ve paketleme malzemeleri sergileniyor.
CNR Holding’e bağlı Pozitif Fuarcılık ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği, Türkiye Ziraat Mühendisleri Odası, Tarım İl Müdürlüğü işbirliğinde CNR EXPO Yenişehir Fuar Merkezi’nde düzenlenen 13. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı’nın açılışına Mersin Valisi Ali İhsan Su, Akdeniz Bölge  ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Önder Gürbüz, Büyükşehir Belediye Başkanı Vekili Kerim Tufan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Eğitim Yayım ve Yayınlar Daire Başkanı Osman Güzelgöz, Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Fatih Hasdemir, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut ve sektör temsilcileri katıldı. Fuarın açılışında konuşan Vali Su, Mersin’in bugün önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptığını söyledi. Dünyada insanlık için her zaman gerekli olan şeyin “gıda” olduğunu vurgulayan Su, “Herşeyi öteleyebilirsin, almayabilirsin ama bir ihtiyaç vardır ki ötelenmesi, ihtiyaç duyulmaması mümkün değildir. Bu da insanın beslenmesi, gıdadır. O yüzden bu fuar çok önemli. Günümüzde tarım sektörü gittikçe önemini artırıyor. Artık gelişen teknolojiyle beraber bazı sorunlar da ortaya çıkıyor. Bu anlamda kullanılabilir sular, kullanılabilir tarım arazileri, iklim değişimleri hesap edildiği zaman tarım sektöründe çok ciddi araştırmalara gerek olduğu ortaya çıkmıştır. Bugün dünyada, aynı doğrultuda ülkemizde de tarım, gıda ve hayvancılık sektöründe çok ciddi çalışmalar, araştırmalar yapılmaktadır. Dünyada tarım deyince gittikçe kavramlar değişiyor. Eko tarım, organik tarım, şimdi ise dijital tarımdan bahsediyoruz. Her geçen gün tarımda yeni gelişmeler meydana geliyor. Tüm bu gelişmeleri de takip etmek zorundayız” dedi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Eğitim Yayım ve Yayınlar Daire Başkanı Osman Güzelgöz ise fuarların üreticinin tüketiciyle, sanayicinin katılımcılarla buluştuğu, tanıştığı, üretimini değerlendirdiği alanlar olduğunu söyledi. Tarım anlamında Mersin’i çok önemsediklerini kaydeden Güzelgöz, “Mersin tarım fuarları konusunda önemli çalışmalar yapıyor. Bizde elimizden geldiği kadar destek veriyoruz. Mersin bizim için önemli çünkü hem bir ova şehri, hem bir hayvancılık şehri hem bir gıda şehri. Tamamıyla bakarsanız önemsenmesi gereken ciddi bir tarım şehri. Onun için fuarların da önemsenmesi gerekiyor. Gelecek sene bu fuarın uluslararası bir boyut kazanması için şimdiden çalışmaya başlayacağız. Gelecek sene inşallah burada uluslararası bir fuar yapmak istiyoruz. Biz bu fuara Türkiye’de birinci kategoride bakarak katılıyoruz. Bu çapta Türkiye’de üç ilde fuara katılıyoruz. Mersin onlardan birisidir” diye konuştu.
Kalkınma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Fatih Hasdemir de katma değeri yüksek ürünler üretilmezse dünya rekabet liginde hak ettiğimiz yeri alamayacağımızı belirterek, “Daha sürdürülebilir, daha rekabetçi, daha doğa dostu ürünlere, teknolojilere ve sanayiye yönelmemiz lazım. İnsanoğlunun vazgeçemeyeceği en temel unsurlardan bir tanesi gıdadır. Bu her geçen gün önemini daha da artırarak devam edecektir. Mersin ilimiz ve özellikle Çukurova bölgemiz bu konuda Türkiye’ye en fazla katkı sağlayacak bölgelerden birisidir. Dolayısıyla sektörlerde değişim ve dönüşüm sağlarken gıda, tarım ve hayvancılık sektörünü de bu değişimin merkezine koymamız lazım. Bizde bakanlık olarak hazırlayacağız kalkınma planlarında ve bizlere bağlı kalkınma ajansları vasıtasıyla bu değişim ve dönüşüme katkı sağlamak için elimizden geleni yapıyoruz. Özellikle topraklarının yüzde 25’i tarımsal arazi olan Mersinimize de katkı sağlamak için var gücümüzle çalışıyoruz” şeklinde konuştu.
MTSO Başkanı Şerafettin Aşut ise dünya ekonomisinin ciddi anlamda değişim yaşadığının altını çizerek, "Dünyanın hızla değişen demografik yapısı, artan nüfus ve daha önemlisi kentleşen dünya nüfusu, tarım, gıda ve hayvancılık sektörlerini ulusal güvenlik meselesi haline getirmektedir. Bu işin tüm gelişmiş dünyada üç payandası vardır. Devlet yani işin kamu ayağı, özel sektör, yani üreticiler ve yerel yönetimlerdir. Bu üç payandadan biri olmazsa o sektörde gerçek bir gelişme bekleyemeyiz. Bu üç temel payandanın ulusal anlamda oluşturmak istediğimiz yüksek teknolojili üretim vizyonunu daha çok sahiplenmesi gerekiyor. İşte bu vizyonla ve iş birliğiyle düzenlenen bu fuar, Mersin Valiliğimizin vermiş olduğu büyük desteklerle, uluslararası ve ulusal çapta sektörlerinde lider 100 yerli ve 10 yabancı firma ile Mersin’in önemli sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilmektedir. Mersin tarımına önemli faydalar sağlayacağına inandığımız fuarı yaklaşık 30 bin çiftçimizin ziyaret etmesini beklemekteyiz. Fuar süresince düzenlenecek konferans ve etkinlikler çerçevesinde çiftçilerimizi bilinçli tarım uygulamalarındaki en son teknoloji ve uygulamalarla buluşturmayı hedefliyoruz. Ülkemin üreticisine olan güvenimle, büyüyen Türkiye’nin ve büyüyen Mersin’in potansiyeline olan inancımla, Mersin’in Türkiye’nin tarım, gıda ve hayvancılık alanlarında daha iddialı bir merkez olacağına inanıyorum" dedi.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kurdele kesilerek fuarın açılışı gerçekleştirildi. Protokol üyeleri daha sonra fuardaki stantları tek tek gezerek, üreticilere ve firma temsilcilerine başarılar diledi.
 
23.2.2018
Devamı

Çiftçilere 2,5 Milyar Liralık Mazot-Gübre Destek Ödemesi Başladı

2,5 Milyar Liralık Mazot-Gübre Destek Ödemesi Başladı
Üreticilerimizin kullandığı mazotun yarısı artık devletten. 2,5 milyar liralık mazot-gübre destek ödemesine bugün başlanıyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, mazot-gübre destekleme ödemelerine ilişkin açıklamayı yaptı: "Bilindiği üzere çiftçilerimizin üretim maliyetini azaltmak için mazot desteğini ilk kez 2003 yılında AK Parti olarak biz başlatmıştık. Gübre desteğini de 2005 yılında ilk kez doğrudan çiftçilerimize vermiştik. Şimdi de, yeni bir ilke daha imza atarak çiftçilerimizin kullandığı mazotun yarısını ödemeye başlıyoruz.
Mazot ve gübre desteklerini bugünden itibaren üreticilerimize ödemeye başlıyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 2,5 milyar TL’lik ödeme gerçekleştireceğiz.
Bugün saat 18.00’den sonra başlayacak ödemeler, gelen icmaller ve TC kimlik numaralarına göre gerçekleştirilecek.
Bu 2,5 milyar liralık destekle birlikte, 1 Ocak 2018 tarihinden bu yana çiftçilerimize toplam 4 milyar liralık destek ödemesi yapmış olacağız. Böylelikle 2018 yılı destekleme bütçesi olan 14,5 milyar liranın yüzde 28’ini ödemiş olacağız.
Söz konusu destek ödemelerinin üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
 
 
23.2.2018
Devamı

Çiftçinin Beklediği Mazot Desteği Başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çiftçiye mazot müjdesini Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi'nde "Çiftçilerimiz Milletin Evinde Cumhurbaşkanımız ile Buluşuyor" programında vermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "mazotun yarısı devletten" müjdesi bugün uygulamaya geçiriliyor.
Tarım sektöründe canlanmaya neden olan mazot desteği uygulaması bugün itibariyle başlıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı olan ve dosyalarını teslim eden üreticiler, 23 Şubat (bugün) tarihinden itibaren tarım arazilerinde kullandıkları ve kullanacakları mazot bedenin yarısını geri alabilecek. Çiftçiye mazot iadesi, kullanılan yakıt miktarı ve ürün desenine göre değişecek.

SİSTEME KAYITLI OLANLAR
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Külliye'de buluştuğu çiftçilere verdiği mazot müjdesi bugünden itibaren uygulamaya konuluyor. Her yıl nisan ve ekim aylarında yapılan ödemeler, bu yıla özel olarak dosyaların Gıda, Tarım ve Hayvancılık müdürlüklerine tesliminden itibaren başlayacak. Halihazırda devletten mazot, gübre gibi destekler alan üreticiler, ÇKS'de kayıtlı olan üretim bilgileri esas alınarak akaryakıt iadesi alacak.

DOSYALAR VERİLİYOR
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkilileri, ÇKS'ye kayıtlı çiftçilerin bul yıl yapacakları üretim bilgisini sisteme girmiş olduğunu belirterek şu bilgileri verdi: Üreticinin ne kadar araziye hangi ürünü ekeceği sistemimizde mevcut. Bu bilgiler esas alınarak işlem yapılacak. Dosyalarını henüz vermemiş olanlar da bugünden itibaren uygulamadan yararlanabilecek. Örneğin bin dekar alanda pamuk eken/ekecek olan üreticinin ne kadar akaryakıt harcayacağı biliniyor. Gerekli hesaplamalar yapıldıktan sonra mazot tutarının yarısı banka hesabına yatırılacak.

SEKTÖR CANLANACAK
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı ve aynı zamanda üretici olan Mehmet Akın Doğan, 2 yıldır bekledikleri müjdeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiğini belirterek, "En büyük girdi kalemimiz mazot. Tarlada, bahçede her şey mazotla çalışıyor. 400 dönüm narenciye bahçemde ilaçlamadan arazi kontrolüne kadar her yerde mazot kullanıyoruz. Yarısını devlet karşılayınca çiftçimiz rahata kavuşacak. Hükümetimiz sağ olsun elimizi rahatlattı. Çiftçinin cebine biraz daha fazla para girince sektör canlanacaktır" dedi.

MORALİMİZ YÜKSELDİ
Yaklaşık 2 bin dönüm alanda narenciye, pamuk, soğan, buğday ve soya üreten Şevket Uludağ da "Geçen yıl 150 bin lira civarında mazot parası ödedim. Bu yıl da benzer bir rakam söz konusu. Devletimizin desteği çiftçi için bir hediyedir. Harcadığım akaryakıtın yarısını iade edecek. Üreticiler olarak hepimiz çok mutlu olduk. Biz her şart altında üretmeye devam ederiz ama böyle destekler moralimizi yükseltiyor" diye konuştu.
 
23.2.2018
Devamı

Tarım ve Hayvancılık Girişimcisine Devletten 1.5 Milyar Lira Hibe

Kendi işinin patronu olmak isteyenler için kaçırılmayacak fırsat. Tarım ve hayvancılık girişimlerine işin niteliğine göre devlet hibe desteği sağlıyor. İşte detayları.
Türkiye’de nüfusun yüzde 28’i kırsal alanda yaşıyor. Köyden kente göçü önlemek, hatta kentten yeniden köylere dönüşü sağlayabilmek için devlet, Avrupa Birliği (AB) ile kırsal kalkınmayı destekleyen programlar yürütüyor. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun (TKDK) takip ettiği Türkiye’nin eş finansmanı ile oluşturulan AB Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) fonundan çiftçiye hibe veriliyor.
Yeni iş kurmak isteyen, işini büyütmek isteyen tarım girişimcileri, karşılıksız desteği alabilmek için elini çabuk tutsun.
5 Nisan Son Gün
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), ‘Kırsal Kalkınma Programı’ kapsamında, 2011’den bu yana kırsal alanlardaki yatırımlara hibe yoluyla destek veriyor. Bu yıl 252 milyon euro hibe (karşılıksız para) dağıtılacak. Başvuru 12 Şubat’ta başladı. Tarım ve hayvancılıkta iş yapmak isteyen girişimciler, 5 Nisan’a kadar başvuru yapabilecek.
252 Milyon Euro
2018’de süt, kırmızı et, kanatlı eti ve yumurta üretimine yönelik projelerin yatırımına 164 milyon 706 bin euro destek bütçesi ayrıldı. Bitkisel üretim, arıcılık, zanaatkarlık ve katma değerli ürün işletmeleri, kırsal turizm, su ürünleri yetiştiriciliği, makine parkı ile yenilenebilir enerji yatırımı projelerine ise 87 milyon 239 bin euro hibe sağlanacak.
Nelere Hibe Var?
Bu yıl arıcılık, tıbbi ve aromatik bitkiler, mantar yetiştiriciliği, yumurta üretimi, seracılık gibi düşük maliyetli küçük projelerin ön plana çıkarılması için çalışmalar artırıldı.
Fide-fidan, manda sütü, manda eti ve kaz yetiştiriciliği de desteklenecek. Ayrıca zanaatkarlık ve yerel ürünlerin üretimine yönelik projeler, kırsal turizm ve su ürünleri yetiştiriciliğinin (kültür balıkçılığı) hibelerden daha fazla yararlanması sağlanacak.
Başvuru Yapılırken Nelere Dikkat Edilmeli
Proje başvurularının, yatırım yapılacak illerdeki TKDK il koordinatörlüğüne yapılması gerekiyor. Yatırımın uygulanacağı il dışında başka bir ile yapılan başvurular geçersiz sayılacak. Ayrıca TKDK merkezine yapılacak başvurular kabul edilmeyecek.
Evrakları neler?
Başvuru paketini hazırlamak için ihtiyaç duyulacak bilgilendirme dokümanları, TKDK il koordinatörlüklerinden ya da elektronik ortamda tkdk.gov.tr internet adresinden temin edilebilir.
Herkese var mı?
Ulusal Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) veya Ulusal Hayvan Kayıt Sistemi’ne kayıtlı olan özel veya tüzel kişi, dileyen herkes projesini hazırlayıp başvuruda bulunabilir. Ayrıca proje sahibinin başvurusunu teslim ettiğinde, devlete herhangi bir vergi ve sosyal güvenlik prim borcu olmaması gerekiyor.
Kaç kez hak var?
Bir çağrı döneminde aynı kişi veya şirket adına birden fazla proje başvurusu yapılamıyor. Ancak program kapsamında en fazla 4 kez destekten yararlanma şansı var. 4 desteğin hepsi de aynı konuda olabilir.
Ne kadar bütçe ayrıldı?
Projenizin bütçesi en az 20 bin euro, en fazla ise 5 milyon euro olacak.
Kapsamda 42 İl Var.
252  milyon euro ile ilgili destek kapsamındaki iller; Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kastamonu, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak, Van ve Yozgat.
Projeyi Nasıl Hazırlarsınız
TKDK’nın istediği formatta bir iş planı hazırlayarak başvurmak gerekiyor? Bunun için de Tarım Bakanlığı’nın 81 ilde bulunan 2120 kişilik tarım danışmanından, ücretsiz hizmet alınabilir. Danışmanlar, çiftçilere yardımcı olarak gerekli dökümanları hazırlıyor. Ayrıca Tarım Kooperatifleri ve Ziraat Odaları da danışmanlık hizmeti veriyor.
Projenin sonunda, işletmenin ekonomik olarak sürdürülebilir olduğu, iş planında gösterilmek zorunda. Yeni işletme kurulmasına, sadece ilde kapasite fazlası olmaması durumunda destek veriliyor. Faydalanıcı, ödemenin yapılmasından sonraki 5 yıl boyunca yatırımı koruyacağını ve çok önemli değişiklikler yapmayacağını taahhüt etmek zorunda.
Teşvik Oranı
Bir proje için yapacağınız harcama tutarının yüzde 40-70’i arasında değişen oranlarda destek verilecek. Örneğin 100 bin liralık bir proje için en az 40 bin lira, en fazla ise 70 bin lira hibe alabilirsiniz.
Ödemeler
Ödemeler, projedeki uygun harcama tutarına göre bir, iki veya üç taksit halinde yapılıyor.






 
 
 
 
 
 
22.2.2018
Devamı

TMO Satın Aldığı 138 Bin Ton Kabuklu Fındığı Satışa Çıkardı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) sezon başından itibaren satın aldığı 138 bin ton kabuklu fındığın satışı için işlemlere başladı.
Giresun  kalite kabuklu fındığın kilosunu 12 lira 50 kuruş, Levant kalite kabuklu fındığın kilosunu 11 lira 50 kuruş ve Sivri kalite kabuklu fındığın kilosunu ise 10 lira 50 kuruştan, 2016 ürünü fındıklar ise bu fiyatların 50 kuruş altında satılacağını ilan eden Toprak Mahsulleri Ofisi, bu fiyatların 31 Mart 2018’e kadar geçerli olacağını bildirdi. Üreticiye 1.3 milyar lira ödendi.
Ağustos ayında kabuklu fındığın kilosunun 8 liraya kadar düşmesi üzerine fındık üreticilerinin ürünlerini makul fiyatla satması ve piyasalardaki istikrarın sağlanması amacıyla 138 bin ton kabuklu fındık alan Toprak Mahsulleri Ofisi bu fındığı satacağını duyurdu.
Ağustos 2017’den bu yana Giresun Kalite fındığın kilosunu 10 lira 50 kuruştan, Levant kalite fındığın kilosunu 10 liradan alan Toprak Mahsulleri Ofisi 138 bin ton kabuklu fındık karşılığında üreticiye 1.3 milyar lira ödeme yaptı.

Stoktaki fındığa ihtiyaç var
Toprak Mahsulleri Ofisi’nden yapılan açıklamada fındık satışına neden gerek duyulduğu şöyle ifade edildi:” Bugüne kadar piyasalar yakından takip edilmiş olup stoklarımız talep oluncaya kadar satışa açılmamıştır. Gelinen noktada ise; fındık ihracatının geçen yıla göre yaklaşık yüzde 35 fazla olması, iç piyasa tüketimindeki artış ve stok göz önüne alındığında stoklarımızdaki fındığa ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Bu doğrultuda, stoklarımızda bulunan kabuklu fındıklar (Giresun Şube stoklarındaki Giresun Kalite ELÜS ve Derince Şube stoklarındaki Levant Kalite hariç) yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre peşin bedel mukabilinde KDV hariç olmak üzere satışa açılmıştır.

Satış fiyatı aylık belirlenecek
Satış fiyatının aylık olarak belirleneceğini ve açıklanan kabuklu fındık satış fiyatlarının 31 Mart 2018 tarihine kadar geçerli olduğu belirtilen duyuruda:” Satışa açılan Giresun ve Sivri Kalite fındıklar için talebin yoğun olacağı öngörüldüğünden dağıtım tutar/miktar üzerinden yapılacaktır. Giresun ve Sivri Kalite fındık talep edenlerin 26 Şubat 2018’e kadar bedelini yatırmaları gerekmektedir.” denildi.
Fındık satışı Toprak Mahsulleri Ofisi’nin, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon ve Derince Şube Müdürlüklerince gerçekleştirilecek.

Fiyat piyasanın üstünde
Toprak Mahsulleri Ofisi’nin açıkladığı kabuklu fındık fiyatı serbest piyasanın üzerinde.Serbest piyasada kabuklu fındık fiyatı halen 8 lira ile 10 lira arasında değişirken Ofis’in piyasanın üzerinde bir fiyatla fındık satacağını ilan etmesi dikkat çekti.
 
22.2.2018
Devamı

Tarım ve Sulamada Köklü Değişiklikler

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı, çiftçileri doğrudan ilgilendiren ve radikal kararları içeren yasal düzenleme hazırlıyor.
‘Arazi toplulaştırması’ yeni kurulacak Tarım ve Su Reformu Genel Müdürlüğü çatısı altından tek elden yürütülecek. Tarla içi sulamada, “yağmurlama ve damlama” sistemleri zorunlu hale getirilecek...
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, çiftçileri rahatlatacak ve merakla beklenen köklü düzenlemeler konusunda hazırlanan yasa düzenlemesini TBMM Tarım Komisyonu’na anlattı. Eroğlu’nun komisyonun verdiği bilgiye göre, sayısı 2 bin 500’ü geçen sulama birlikleri kapatılmayacak ancak Gıda ve Tarım Bakanlığı’ndan alınarak DSİ’ye devredilecek. Komisyonda Eroğlu, “Sulama birlikleri bazı yerlerde çok iyi çalışıyor ama vatandaşlardan çok şikâyet var. Yani denetim eksikliği vardı, biz denetlemeye başladık. En azından DSİ el atsın, ciddiyet gelsin. Bazı yerlerde, bazı kanalların bakımı yapılamıyor. Dolayısıyla, para yeteri kadar toplanamıyor, borçları var. Burada esas DSİ tarafından sıkı şekilde denetlensin, işletme bakımı yapılsın, paralar adil şekilde toplansın, borçlar da belli bir süre içinde tasfiye edilsin şeklinde bir düşüncemiz var” diye konuştu.
Arazi toplulaştırılması
Gıda ve Tarım Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın yürüttüğü, “arazi toplulaştırması” da yeni kurulacak Toprak ve Su Genel Müdürlüğü çatısı altından tek elden yürütülecek. Böylece toplulaştırma yapılan yerlerde su olmaması sorunu çözülecek. Su ile arazi toplulaştırmasının çakışması sağlanacak, toprak ve su verimli kullanılacak.Eroğlu’nun anlattığı yasa düzenlemesindeki bir başka değişiklik ise orman alanlarındaki yatırıma ilişkin. Özel orman kuran şirketlerin bu yerlerde yatırım yapamamalarının önü açılacak.
Yağmurlama ve damlama
Hükümet, büyük su kaybına yol açan tarla sulamasında radikal değişikliğe gidiyor. Yeni düzenlemeye göre tarımsal sulamada israfı önlemek için tarla sulamasında kullanılan, “yağmurlama ve damlama” sistemleri zorunlu hale getirilecek. Eroğlu, TBMM’deki sohbetinde ise konuya ilişkin olarak, kuraklık yaşanan bugünlerde tarımsal sulama konusunda radikal adımlar atılacağını, tarla içi sulamada daha tasarruflu olduğu için, “yağmurlama ve damlama” sistemlerinin zorunla hale getirileceğini kaydetti. Şanlıurfa'da çiftçilerle buluşmasında yeni düzenlemeyi açıklayacağını belirten Eroğlu, şunları söyledi: “Çiftçilerimizin suyu iyi kullanması lazım. Çok su tarlayı çoraklandırır, tuzlanma yapıyor, çoraklanma olur. Biz düzenlemede damlama ve yağmurlama yapılmasını şart koşuyoruz. Çiftçilerle birlikte muhtar ve çiftçilerle toplantı yapacağım, su yönetimi ile ilgili. Tarla içi sulamayı çiftçilerle beraber biz yöneteceğiz. Projesini biz hazırlayacağız gerekirse yüzde 50’sini destekleyeceğiz gerisini de Ziraat Bankasından faizsiz kredi ile tarla içinde boruların çekilmesi yağmurlama ve damlama yapılmasını sağlayacağız. Böylece hem tuzlanma önlenecek hem çoraklaşma olmayacak, hem az su ile daha çok alanı sulayacak. Sudan tasarruf olacak. Maliyet gerektirir ama 3-4 yılda amorti ediyor. Suyu enerji ile götürüyorsun yani. Bu bakımdan önemli maliyeti ne olursa olsun suyumuz sınırsız değil. Suyumuz ancak 8.5 milyon hektarı sulayacak kadar yetiyor. Devlet teşviğini vereceğiz. Projesini biz yapacağız vanasına kadar biz getireceğiz borusunu kendisi çekecek. Birinci önceliğimiz GAP. Orada arazi çok su az.”
‘Şehirler de israf etmesin’
Kuraklık ve yağış azlığı nedeniyle su tüketimine dikkat edilmesi uyarısında da bulunan Eroğlu şöyle devam etti:“Şehirlerimizi 2018’de de kuraklığa rağmen susuz bırakmayacağız. Şehirlerde su kullanımıyla ilgili problem yok, istediği gibi kullansınlar ama israf etmesinler. Bizim her şey için planımız var. Ankara’da muazzam büyük bir tünel geliyor. Bu yıl içinde bitecek tünel, Gerede’nin suyunu buna aktaracağız.” 
 
22.2.2018
Devamı

TİGEM 300 Koyun Başvurusu İçin Süreç Başladı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın geçtiğimiz günlerde gündeme getirdiği ve büyük bir ilgi gören 'Köyüne geri dönenlere 300 koyun ve maaş' projesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamalarından sonra ilk adım atıldı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bünyesinde yer alan TİGEM tarafından yönetilecek olan süreçte maddi desteğin, Ziraat Bankası tarafından sağlanacağı açıklanırken, 300 başa kadar küçükbaş hayvan için başvurular başladı. İşte, TİGEM üzerinden yapılan '300 koyun' projesi başvuru şartları ve detaylı bilgileri...
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba tarafından ''Köyden şehire gitme. Hem maaşını al hem kendi işinin patronu ol'' projesi kapsamında yapılan köyüne geri dönene 300 koyun artı maaş verileceğine yönelik açıklama ülke genelinde büyük heyecana yol açtı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın detaylarını açıkladığı projede detaylar belli oldu. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bünyesinde yer alan TİGEM tarafından yönetilecek olan süreçte maddi desteğin, Ziraat Bankası tarafından sağlanacağı açıklanırken, Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi kapsamında doğacak kuzuların alımı garanti edilecek ve taban alım fiyatı önceden belirlenecek. Üretilecek tüy ve süt yetiştiricinin olacak.
8 yıl sonunda 5 milyon dişi hedefleniyor
Projeye katılımın yeterli düzeyde olması halinde 8.yılın sonunda toplam 5 milyon dişi hedefleniyor. Bu süreçte 3 milyon 250 bin baş erkek hayvanın kesimiyle 52.300 ton et üretimi ise projenin diğer hedefleri arasında yer alıyor.

Başvuru nasıl yapılacak?

Oluşturulacak web sitesinde müracaat şartları ve başvuru kriterlerinin yayınlanması,
Elektronik ortamda yetiştiricilerin ön başvurularının alınması,
Başvuruların TİGEM tarafından değerlendirilmesi,
TİGEM tarafından başvuruları kabul edilen yetiştiricilerin Ziraat Bankası tarafından değerlendirilmesi,
Kazananların duyurulması,
Kredisi onaylanan yetiştiriciler ile Ziraat Bankası ve TİGEM arasında sözleşmelerin imzalanması.
Hayvanların temini ve teslim edilmesi,
Teslim edilen hayvanların İl/İlçe Müdürlükleri tarafından aşılama ve küpelenmesinin ücretsiz olarak yapılması,
Yetiştiriciye bakım giderleri ve sigorta bedeli için avans verilmesi,
Doğacak dişi kuzular için TİGEM tarafından yetiştiriciye alım garantisi verilmesi,
Alınacak dişi kuzuların Bakanlığın diğer projelerinde değerlendirilmesi.
22.2.2018
Devamı

14 Şeker Fabrikasının Özelleştirmesine Tepkiler Çığ Gibi Büyüyor

Özelleştirme İdaresi Başkanlığından yapılan açıklamaya göre "Türkşeker'in 14 fabrikasının özelleştirilmesi için ihale süreci başlatılmıştır”dedi. Aynı zamanda  Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, şeker fabrikalarının  özelleştirilmesinde ihale süreçlerinin şeffaf şekilde yürütüleceği ve kamuoyuna  açık sonuçlandırılacağını da duyurdu. Özelleştirme idaresi Başkanlığının bu duyuruya hem siyasisilerden hemde üreticilerden tepkiler yağıyor.
 
Başkanlık, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait bazı  fabrikaların özelleştirilmesine yönelik yazılı açıklamada bulundu. Açıklamada, Türkşeker'in, özelleştirmeye hazırlanmak amacıyla  2000  yılında özelleştirme kapsamına, 2008'de ise özelleştirme programına alındığı  anımsatıldı.
Özelleştirme Yüksek Kurulunun belirlediği strateji çerçevesinde  özelleştirme hazırlık çalışmalarının tamamlandığı ve bazı fabrikalar için ihale  ilanı aşamasına gelindiği ifade edilen açıklamada, bu kapsamda Afyonkarahisar,  Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın özelleştirilmesi için  ihale sürecinin başlatıldığına yer verildi.
Açıklamada, bu süreçte özelleştirme yapılırken söz konusu fabrikalarda  çalışanların ve pancar ekimi yapan çiftçilerin korunması, fabrikalarda üretimin  devamlılığının temel ilke olarak ele alındığı ve bu konularda ihale belgelerinde  önemli düzenlemeler yapıldığı vurgulandı.
Özelleşecek Fabrikalarda Çalışanlara tanınan imkanlar ise şöyle
Edinilen bilgiye göre çalışanların haklarının korunmasına yönelik olarak, özelleşecek fabrikalarda çalışan memurlara diledikleri takdirde Türkşeker’e ait diğer  fabrikalarda çalışma, tüm özlük hakları korunarak diğer kamu kurum ve  kuruluşlarına nakil olma, özelleştirilen fabrikalarda yeni yatırımcılar ile  çalışabilme gibi imkanlar sunulduğu belirtildi. Ayrıca daimi ve  geçici işçilere ise emeklilik hakkını henüz elde etmeyenler açısından Türkşeker'in diğer  fabrikalarında çalışma, ilgili mevzuat çerçevesinde diğer kamu kurum ve  kuruluşlarında yılda 12 ay çalışma, özelleştirilen fabrikalarda çalışmaya devam  etmek isteyenlere Türkşeker tarafından tüm yasal hakları ödendikten sonra alıcı  ile çalışmaya devam edebilme daha sonraki dönemde emeklilik hakkını kazanmadan  önce kamuya geçmek istemeleri halinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam  edilme gibi olanaklar tanındığı ifade edildi.
Mevcut durumda Türkşeker’e pancar temin eden çiftçilerin mevcut  kotaları kapsamında pancar üretmeye devam edeceğine değinilen açıklamada,  alıcılara mevcut çiftçilerle asgari beş kampanya dönemi boyunca pancar üretim  sözleşmelerini devam ettirme zorunluluğu getirildiğine dikkati çekildi.  Açıklamada, bu düzenlemeyle mevcut tüm çiftçilere pancar üretim sözleşmelerini  devam ettirme imkanı sağlanacağı vurgulandı.
 Fabrikalarda üretim devamlılığı ve zorunluluğu getirildiği belirtilen  açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Özelleştirme modeli çerçevesinde temel hedeflerden birisi de  fabrikaların pancardan şeker üretimi faaliyete devam etmelerinin sağlanmasıdır.  Bu amacı gerçekleştirmek üzere yatırımcıların üretim faaliyetlerini devam  ettirmeleri yönünde şartlar öngörülmüştür.
Şeker üretimi ile doğrudan ilişkisi bulunmayan arsa ve araziler ihale  dışında tutulmuştur. Şeker fabrikalarının üretim faaliyetleri için gerekli  olmayan taşınmazları ihale kapsamı dışında tutulmaktadır.
İhale süreçleri tamamen her aşamasında kamuoyunu bilgilendirilerek  şeffaf bir şekilde yürütülecek ve nihai aşamada özelleştirme ihaleleri tüm teklif  verenlerin katılımı ile kamuoyuna açık bir şekilde sonuçlandırılacaktır.
Şeker fabrikalarının özelleştirme ihalelerine katılımın arttırılması  ve rekabetin tesis edilebilmesi amacıyla yerel yatırımcılar, kooperatifler ve  diğer paydaşların tek tek veya bir araya gelerek teklif verebilmelerini teminen  ihaleye katılım için geçici teminatların düşük seviyede tutulması da dahil olmak  üzere ihale belgelerinde bu çerçevede kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmıştır."
Cumhuriyet tarihinin ilk fabrikalarını bünyesinde barındıran Türkiye Şeker Fabrikalarına ait 14 fabrikanın özelleştirmesi hem siyasilerden hem üreticilerden tepkileri üstüne çekti. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için ihale sürecinin başlatılmasını sert bir üslupla eleştirdi. Özelleştirmedeki amacın, şekerpancarı üretimini sonlandırarak, sağlığa zararlı olan nişasta bazlı şeker ithalatının önünü açmak olduğunu söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye’ye geçmiş olsun. 2008 yılından beri özelleştirme kapsamında olan fabrikalara düzenli bakım yapılmadı, modernize edilmedi, çoğu fabrika satılsa da sözde çalıştırılacak. 2019 seçim süreci dikkate alınıp 5 yıl durum idare edilecek, sonrası bu fabrikalar kapanacak, pazar nişasta bazlı şekere teslim edilecek, gidiş bu yönde” dedi.
Türkiye Şeker Kurumu’nun kapatılmasıyla birlikte, sürecin bu noktaya geleceğinin önceden görüldüğünü belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türk Şeker Fabrikaları A.Ş’ye (Türkşeker) ait, aralarında Bor Şeker Fabrikası’nın da bulunduğu 14 şeker fabrikasının özelleştirilerek satılması için ihale sürecinin başlatılmasına tepki gösterdi. 
Hükümetin, Afyonkarahisar, Alpullu, Bor, Burdur, Çorum, Elbistan, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Kırşehir, Muş, Turhal ve Yozgat olmak üzere 14 fabrikanın satışı için resmen düğmene bastığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu fabrikaların özelleştirilmesinin ardından yaşanabilecek olumsuzlukları değerlendirdi. Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle birlikte, şekerpancarı üreticilerinin, fabrika çalışanlarının ve hatta bir bütün olarak tüm vatandaşların, bu durumdan olumsuz etkileneceğini söyledi. Çiftçi, işçi, esnaf, şoför yaygın bir kesim bu süreçte mağdur olacak diyen Gürer, “Tütünden sonra pancar da sona doğru götürülüyor” diye konuştu.
Fabrikaların özelleştirilmesiyle birlikte, şekerpancarı üretiminin durma noktasına geleceğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bugün on binlerce şekerpancarı üreticisi, fabrikaların özelleştirilerek satışının ardından büyük sorunlar yaşayacak. Kota sorunu nedeniyle zaten sıkıntılı bir sürecin içinde olan şekerpancarı üreticileri, fabrikaların özelleştirilmesiyle birlikte belki de üretimi durdurmak zorunda kalacak” şeklinde konuştu.
Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun belirlediği strateji çerçevesinde özelleştirme hazırlık çalışmaları tamamlanan 14 şeker fabrikasının satışının gerçekleşmesinin ardından, bu fabrikalarda memur, işçi, geçici işçi, taşeron işçi olarak çalışanların durumunun da netlik kazanmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Çalışanlara yeni yatırımcılarla çalışma imkânı verileceği belirtiliyor. Ya da özelleştirme kapsamında olmayan şeker fabrikalarında çalışabilecekleri ifade ediliyor. Görünen o ki, şeker fabrikası çalışanlarını da sıkıntılı bir süreç bekliyor” açıklamasını yaptı.
Şekerpancarının stratejik bir ürün olduğuna değinen Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fabrikaların özelleştirilmesiyle oluşacak en önemli sorunlardan birinin ise şekerpancarı üretiminin sonlandırılması ve nişasta bazlı şeker ithalatının önünün açılması olacağını vurguladı. Ömer Fethi Gürer, “Bilindiği gibi nişasta bazlı şeker ve bu tür şeker takviyesiyle üretilen ürünler, sağlık açısından ciddi tehdit oluşturmaktadır. Türkiye’ye şimdiden geçmiş olsun” dedi. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Niğde Millet Vekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin, şekerpancarı üreticileri, çiftçiler ve tüm vatandaşları olumsuz etkileyeceğini ifade ederek, “Ülkemizin değerleri, özelleştirme kapsamında bir bir satılıyor ve yok oluyor. Üretim açısından onbinlerce çiftçinin, emek açısından binlerce çalışanın ve sağlık açısından tüm vatandaşların olumsuz etkileneceği biline biline, hangi amaç uğruna bu satış gerçekleştiriliyor? AKP hükümeti 15 yıldır uyguladığı yanlış politikalarla, tarım ve hayvancılığı bitirme noktasına getirdi. İşsizlik hat safhaya ulaştı. Özelleştirme adı altında, ülkemizin tüm değerleri bir bir yok oldu” şeklinde konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
21.2.2018
Devamı

Su ürünleri sektörü 1 milyar dolar ihracat hedefliyor.

Hava kargo ile ihracat Türk su ürünleri sektörünün ihracatında 7 yılda yüzde 10 paya ulaşınca dünya devi hava yolu şirketleri Türk balığını indirimli fiyatlarla taşımak için sıraya girdi.
Türk su ürünleri sektörü, Turkish Cargo ile İzmir-New York hava kargo seferleri koymaya hazırlanırken, Luftansa, Atlas Global ve Pegasus Havayolları kargo fiyatlarını düşürdü. Emirates Havayolları ve UPS ise Türkiye için rekabetçi fiyat vermeye hazırlanıyor.
Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 73’ünü üyelerinin gerçekleştirdiği Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, balıkçılığın başkenti Bodrum’da “Su Ürünleri Sektör Değerlendirme Toplantısı”nda bir araya geldi.
Türkiye’nin ihracatta yıldız sektörlerinden biri olan Su Ürünleri Sektörü 2018 yılında 1 milyar dolar ihracat hedefliyor. 2000 yılında 60 milyon dolar olan ihracatını her yıl düzenli olarak arttırarak 2017 yılında 856 milyon dolara yükselten Su Ürünleri Sektörü 2018 yılında 1 milyar dolar barajını geçmek için güçlerini birleştirdi.
Su ürünleri yetiştiriciliğinin, en genç, en hızlı büyüyen ve en dinamik sektörlerden biri olduğunu bilgisini veren Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kızıltan, 2017 yılında ICCAT (Uluslararası Atlantik Okyanuslarını Koruma Komisyonu) Toplantısında Türkiye’nin orkinos kotasında artış olduğunu bu sayede 100 milyon dolarlık artış beklediklerini kaydetti.
 
21.2.2018
Devamı

At ve Eşeklere Kimlik Geliyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın, Tek Tırnaklı Hayvanların Tanımlanması ve İzlenmesine Dair Yönetmeliği, 31 Aralık 2019'da yürürlüğe girmek üzere Resmi Gazete'de yayımlandı.
Yönetmelik, tek tırnaklıların kayıt altına alınması, hareketlerinin izlenmesi, tek tırnaklı hastalıklarının etkin kontrolünün sağlanması, ilgili birimlerce sağlık, ıslah ve istatistik kayıtlarının daha düzenli tutulması amacıyla tek tırnaklı hayvancılık işletmelerinin belirlenmesini ve bu işletmelerde bulunan hayvanların tanımlanmasını düzenliyor.
Yönetmelikte tek tırnaklı hayvanların tanımlanması, hayvanların bilgilerinin kayıt altına alınması ve hayvanların bulundukları işletmelerin kontrol ve denetimleri gibi alanları kapsıyor. 
Yönetmelikte, at, eşek ve benzerleri ile bunların melezlerinden oluşan tek tırnaklı hayvanların kimliklendirilmesi zorunlu olacak.
Bakanlık, Gıda, Tarım ve Hayvancılık il-ilçe müdürlükleri veya Yüksek Komiserler Kurulu gibi düzenleme kuruluşları, hayvan sahibi tarafından bir kimlik belgesi edinme veya mevcut kimlik belgesindeki kimliklendirme detaylarının değiştirilmesi için düzenleme kuruluşuna başvuru yapılmasını talep edecek.
Satış yerlerine kimliksiz giremeyecekler
Yönetmelikte, kimliklerin şekli ve içeriği de yer aldı.
Buna göre, yaşam boyu geçerli olacak tek tırnaklı kimlik belgesinde, hayvanın eşkali, işaret ve nişaneleri kaydedilecek. Belgede, nişane ve işaretlerin çizildiği bir taslak şema ve kimliklendirme detaylarına ilişkin onaylı değişiklikleri açıklayan boş alan da bulunacak.
Yönetmeliğe göre kimliklendirilmeyen ve beraberinde kimlik belgesi veya veteriner sağlık raporu bulunmayan, belgelerinde yanlış bilgi olan tek tırnaklıların hayvan satış yerlerine girişine izin verilmeyecek.
Yarış veya yarışma atlarını kimliklendiren düzenleme kuruluşu, ilgili maddeye uygun bir kimlik belgesi düzenleyecek veya kimlik belgesini tanıyıp doğrulayacak. Bir atın kayıtlı yarış veya yarışma atına dönüştürüldüğü ya da kaydedildiği durumda, kimlik belgesi mevcut duruma uyarlanamıyorsa yeni belge düzenlenecek.
Fotoğraflı akıllı kart olacak
Hayvansal yan ürün olarak işlenecek tek tırnaklıların karkaslarının işletmelere nakillerinin yanı sıra, damızlık ve üretim amaçlı kullanılacak bu nitelikteki hayvanların kimlik belgeleri nakil esnasında yanlarında bulundurulacak. Damızlık ve üretim amaçlı tek tırnaklıların nakli esnasında kullanılmak üzere akıllı kartlar da hazırlanacak. Veri depolayabilen ve bunları bilgisayar sistemlerine iletebilen bilgisayar çipi iliştirilmiş bu plastik kartlarda özel yaşam numarası, isim, cinsiyet ve tek tırnaklının fotoğrafını da içeren bilgiler bulunacak. Bu hayvanlar, kimlik kartları yanlarında olmasa da akıllı kartlarla nakledilebilecek.
Bakanlık, yönetmeliğin amaçlarına uygun merkezi bir veri tabanı kuracak.
Düzenleme kuruluşları, kimlik belgesini düzenlerken veya daha önce düzenlenen belgeleri kayıt ederken, tek tırnaklıya ilişkin bilgileri kendi veri tabanına kaydedecek.
Güvenlik için kullanılanlarda kimlik şartı yok
Milli Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı kapsamındaki kurumlara ait tek tırnaklı hayvanlar için Bakanlık tarafından kimliklendirme şartı aranmayacak. Bu kapsamda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yararlandığı süvari atları, topçu beygirleri, mekkare katırları ile Emniyet Genel Müdürlüğünün Atlı Polis Birliğinde bulunan tek tırnaklı hayvanlar da yer alıyor. Bu kurumlar ulusal ve uluslararası spor müsabakalarına katılmak maksadıyla talep etmeleri durumunda, bulundukları yere en yakın kimlik belgesi düzenlemeye yetkili kuruluşa başvurarak tek tırnaklı hayvanlara kimlik belgesi temin edebilecek. 
 
 
21.2.2018
Devamı

Başbakan Yıldırım: Çiftçiye Verilen Destekleri 7 kat Artırdık

Beştepe’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan himayesinde gerçekleştirilen çiftçiler buluşması programında konuşan Başbakan Binali Yıldırım, "Çiftçimizin köylümüzün hep yanında olduk. Çiftçiye verilen destekleri tam 7 kat arttırdık" dedi.  Başbakan Binali Yıldırım konuşmasında şunları söyledi. , "Çiftçimizin hep yanında olduk. Çiftçiye verilen destekleri 7 kat arttırdık. Tarımsal hasılada Avrupa'da 4'üncü sıradaydık şimdi birinci sıradayız. Teknolojide, bilimde ne kadar iyi olursanız olun tarım her devrin vazgeçilmez sektörüdür. Tarıma verilen destekler geleceğe yatırım anlamına geliyor. Türkiye tarımda ihracatçı ülke konumundadır. Tarım ihracatımız 3,7 milyar dolardan 17 milyar dolara çıktı. Hayvancılık desteğini 15 yılda 36 kat arttırdık. Son 15 yılda hayvancılığa 25 milyar destek sağladık. Bankacılık verilerine göre sektörün tarım alanında kullandırdığı kredi miktarı geçen yıl 19,8 arttı ve 197 milyar liraya yükseldi. 2018 yılının çiftçilerimiz için daha verimli, bereketli geçeceğine şüphem yok. Anadolu toprakları birçok ürünün ana vatanıdır. Hükümet olarak bütün gayretlerimiz gerekli ürünleri yeterli miktarda üreterek bereketli toprakların hakkını vermektir. Sürdürülebilir tarımın gıda arzının stratejik öneme sahip olduğunun farkındayız. Bu yüzden hükümetimiz tarıma hak ettiği önemi vermektedir. Toprağımızı koruyacağız, tarım alanlarının başka amaçla kullanılmasına müsaade etmeyeceğiz. Tarım arazilerinin beton değil, fidan dikerek, tohum dikerek kullanacağız. Tarıma ve kırsala verdiğimiz önem, sağladığımız destekler artarak devam edecek. Kadın çiftçilerimize, genç çiftçilerimize özel destekler de vermeye devam edeceğiz. Çiftçimizin alın terine, ürününe sahip çıkmak en temel görevimizdir. Yarının büyük Türkiye'sine hep birlikte yürüyeceğiz. Daha güçlü bir tarım sektörü ve hayvancılık için daha çok çalışacağız" dedi.
 
 
20.2.2018
Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Çiftçilere Müjde Üstüne Müjde

Külliye'de çiftçilerle buluşmasında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan , 23 Şubat'tan itibaren çiftçilerin mazot maliyetinin yarısını devletin ödeyeceğini açıkladı.

Yeni Teşvik Sistemi'nin detaylarını tek tek paylaşan Cumhurbaşkanı, "Kırmızı et ihtiyacını karşılamak için adım atıyoruz. 300 baş hayvana kadar kredi desteği veriyoruz. Doğacak kuzulara da alım garantisi veriyoruz" dedi.
 
ÇİFTÇİLERE MÜJDELERİ TEK TEK SIRALADI
-Çiftçilerimizin üretim maliyetini azaltmak için 2003 yılında ilk kez mazot desteğini biz başlattık. Şimdi de 23 Şubat 2018 tarihinden itibaren çiftçilerimizin mazot maliyetinin yarısını biz ödemeye başlayacağız.
-Sığır yetiştiriciliğini geliştirmek, damızlık sığır sayısını artırmak ve kırmızı et ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlamak üzere Ziraat Bankası kanalıyla yetiştiricilerimize hayvan ve yem temini için yüzde 10 sübvansiyonlu kredi sağlıyoruz.
-Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla damızlık düve veriyor, bu düvelerin, koyunlarda olduğu gibi, veterinerlik, aşı ve küpe hizmetlerini bedelsiz karşılıyoruz.
-Talep eden Tarım Kredi Kooperatifleri üyesi yetiştiricilerimize TİGEM aracılığıyla Ziraat Bankası'ndan kredi kullandırarak 300 başa kadar damızlık koyunu ve yemini temin ediyoruz. Üreticinin bakım hizmet bedeli ve sigortasını avans olarak ödüyor, doğacak kuzulara da alım garantisi veriyoruz.
-TARSİM sigortasının yetiştiriciye düşen kısmını devletin ödemesini sağlıyor, yetiştiricimizi sosyal güvence kapsamına alıyoruz.
-Yetiştiricimiz kredi borcunu, ilk 2 yılı geri ödemesiz 7 yılda bankaya ödüyor. Böylece hem başlangıçta imkan sağlayarak hem de üretime alım garantisi vererek hayvancılıkta yepyeni bir dönemin kapılarını aralıyoruz.
YÜREK SİZDE KÜREK ONLARDA
Değerli çiftçi kardeşlerim, hanfendiler, beyefendiler, sevgili gençler sizleri en kalbi duygularımla, muhabbetle, hürmetle selamlıyorum. Siz çiftçi kardeşlerimi Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, gazi mekanda ağırlamaktan büyük gurur duyuyorum. Bu gazi mekanın çevresinde 29 şehidimiz var. Buralarla ilgili birileri niçin yapıldı dedi. Birileri yargıya gittiler, ama avuçlarını yaladılar.
Sözlerimin hemen başında, sizlerin vasıtasıyla çiftçilerimize minnetarlığımızı iletiyorum. Ak koyun ile kara koyunun belli olduğu 15 Temmuz gecesinde çiftçilerimiz en önde mücadele ettiniz. Bir dönem sırf kasketinden, kılık kıyafetinden dolayı Kızılay'a alınmayanlar, 15 Temmuz gecesi Kızılay Meydanı'nda demokrasi destanı yazdılar. Benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir mi diyenlere büyük bir ders verdiniz. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır sözünü ete kemiğe büründürdünüz.
Rabbim sizlerden razı olsun. Yürek sizde kürek onlarda. Rabbim yol arkadaşlığımızı, muhabbetimizi daim eylesin. Tarım ve hayvancılık konusunda hayata geçireceğimiz projeleri paylaşmak için buradayız. Açıklayacağımız yeni teşviklerin ülkemizdeki hayvan yetiştiriciliğine yeni bir soluk getireceğine inanıyorum. Bir millet stratejik konularda üstünlük sağlamadan geleceğine bakamaz. Bir devlet için yerli savunma sanayii ne kadar önemliyse, gıda sanayii de o denli önemlidir. Nüfus, silah ve asker bakımından güçlü olduğu halde, gıda açısından yetersiz olduğu için yeryüzünden silinen devletler olduğunu biliyoruz.
TIMAR SİSTEMİNİN ÖNEMİ
Biz toprağa sevdalı, toprağı gönülden seven bir milletiz. Toprak bizde nedir? Anadır ana. Toprak ana. Topraktan geldik, toprağa gideceğiz. Toprak o kadar önemlidir. En güçlü olduğumuz zamanlarda bile topraktan kopmadık. Ülkelerin yükselişi de çöküşü de tarımla başlıyor. Güçlü Türkiye'nin, güçlü tarımdan geçtiğini unutmayalım. Tımar sisteminin iyi işlediği dönemlerde Osmanlı Devleti'ni asırlar boyunca ayakta tuttuğunu, sistemin zayıflaması ile çöktüğünü tüm tarihçiler söylüyor.
Son 15 yıldır olduğu gibi sizlerin yanında olmaya çiftçilerimizi desteklemeye devam edeceğiz. İnşallah hep birlikte ülkemizi 2023, 2053 ve2071 vizyonuna kavuşturacak hamleleri gerçekleştireceğiz.
 
 
20.2.2018
Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan 300 Koyun Projesinin Detaylarını Açıkladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Anadolu’nun dört bir tarafından gelen çiftçilerle buluştu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anadoludan gelen yaklaşık 2 bin çiftçiyi Beştepe'de ağırladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan çiftçilere müjdeler verdi. Müjdelerden en önemlisi ise geçtiğimiz günlerde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın açıkladığı 300 Koyun projesinin detaylarını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan çiftçilerle buluşmasında köyüne geri dönen ailelere 300 koyun + maaş verileceğinden bahsetti. Erdoğan konuşmasında şunları söyledi
 “2002 yılında 3,7 milyar dolar olan tarımsal ihracatımız, 2017 yılında 17 milyar dolara çıkartıldı.  Türkiye tarımda net ihracatçı bir ülke konumuna geldi. Tarım kredi kooperatifleri bünyesinde yetiştiricilerimize TİGEM aracılığı ile Ziraat bankasında kredi kullandırarak 300 başa kadar damızlık koyunu ve yemini de temin ediyoruz. Üreticinin bakım hizmet bedeli ve sigortasını avans olarak ödüyor, doğacak kuzulara da alım garantisi veriyoruz. Hayvancılıkta yeni bir dönemin kapısını aralıyoruz.” Dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sözlerine şöyle devam etti. ‘Sığır yetiştiriciliğini geliştirmek damızlık sığır sayısını arttırmak ve kırmızı et ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlamak üzere ise Ziraat bankası kanalı ile yetiştiricilerimize hayvan ve yem temini için yüzde on sübvansiyonlu kredi sağlanacak. Tarım kredi kooperatifleri aracılığıyla damızlık düvelerin bu düvelerin koyunlarda olduğu gibi veterinerlik aşı ve küpe hizmetlerini bedelsiz karşılıyoruz.” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
 

 

 
 
 
 
 
20.2.2018
Devamı

Tarım Ürünleri İhracatına Üç Engel

AB, ABD ve Sudan'ın aldığı kararlar tarım ve gıda ürünleri ihracatını olumsuz etkileyecek. Ekonomi Bakanlığı konuyla ilgili ihracatçı birliklerine uyarıda bulunarak gerekli önlemlerin alınmasını istedi.
Dünya Gazetesi tarım yazarı Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Tarım ve gıda ürünleri ihracatı her geçen gün zorlaşıyor. Yaşanan yoğun rekabet, ülkelerin kendi üreticisini korumaya yönelik önlemleri tarım ve gıda ürünleri ihraç edenleri her gün yeni uygulamalarla karşı karşıya bırakıyor. Son olarak AB, ABD ve Sudan'ın aldığı kararlar tarım ve gıda ürünleri ihracatını olumsuz etkileyecek nitelikte.
Ekonomi Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü'nden ilgili ihracatçı birliklerine gönderilen yazıda, 540 / 2011 sayılı AB Yönetmeliği uyarınca başta üzüm olmak üzere kayısı, limon, kiraz, çilek, domates, biber, patlıcan ve hıyar gibi çok sayıda üründe ruhsatlı "Iprodione” aktif maddesinin 2018 yılında dolan izin süresinin uzatılmaması kararının alındığı; bu kapsamda söz konusu mevzuat çerçevesinde tüm meyve ve sebzelerde bahse konu aktif maddede azami kalıntı limiti (MRL)'nin tespit seviyesi olan 0,01 ppm'e indirilmesinin beklendiği ifade edildi. Söz konusu yönetmeliğin incelenmesinden, üye ülkelerce geçiş süreci bitiminin, 5 Haziran 2018 tarihini geçmemek şartıyla mümkün olan en erken tarih olacak şekilde belirlenmesinin gerektiği belirtiliyor. Uygulama değişikliğinin kısa vadede AB'ye ihracatı olumsuz yönde etkilememesi için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile koordineli bir şekilde gerekli girişimlerde bulunulduğu ifade edildi.
 
 
20.2.2018
Devamı

Kabalı Köyünde Tarlalar Birleşince Tersine Göç Başladı

Yozgat’ın Kadışehri İlçesi’ne bağlı Kabalı Köyü’nde 2009’da köylülerin sınırları kaldırıp tarlalarını birleştirmesi ile oluşturulan meyve bahçesi, kentten köye geri göç başlattı ve köyde işsizliği bitirdi. Projenin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Türkiye’nin 250 köyünde uygulanacağı belirtildi.
KAYMAKAM İLE MUHTAR BAŞLATTI
2009’da dönemin kaymakamı İsmail Şanlı’nın öncülüğünde köy muhtarı Hüseyin Ünal’ın girişimi sonucunda başlatılan proje ile köylüler ikna edilip araziler birleştirildi. Yaklaşık 600 tarlanın sınırlarının kaldırılmasıyla, 10 bin 920 dönümlük bir alan elde edildi. Projenin ilk etabında 5 bin dönümlük alana elma, armut, şeftali ve kiraz fidanları dikilerek meyve bahçesi oluşturuldu. Kamu, özel sektör ve vatandaş işbirliğiyle, bahçe 25 yıllığına bir şirkete kiralandı. Köylüler bir yandan arazilerinin kullanılması nedeniyle kira alırken, diğer yandan sigortalı olarak çalışmaya başladı. 70 kişi kadrolu olarak çalışırken, hasat zamanı işçi sayısı 650’ye çıktı. Öyle ki kadınlar asgari ücretle çalışıp evlerinin mutfak dolaplarını değiştirdi, çamaşır makinesi aldı, üniversite öğrencileri de harçlık biriktirdi. Refah seviyesi artan köyde çok katlı evler yükselirken, kente gidenler de geri döndü.
Bölgede kalkınma hamlesi başlatan proje, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın da dikkatini çekti. 2 ay önce meyve bahçesini ziyaret eden Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, projenin Türkiye’nin 250 köyünde uygulanması için çalışma başlattı. Projenin mimarı o dönemin kaymakamı ise TİGEM Genel Müdürü olarak atandı. Projenin mimarlarından köyün o dönem muhtarı olan Hüseyin Ünal, daha önce arpa, buğday ektikleri arazilerinin bölündüğü için 1 dönüme kadar küçüldüğünü ve zarar ettiklerini belirterek projeye başladıklarını söyledi. Özellikle yaşlı köylüleri güçlükle ikna ettiklerini ifade eden Ünal, “Çok sıkıntılar çektik ama zoru başardık. Köylü dikiminde, çapalanmasında, sürümünde çalıştı. Herkesin evine iş, aş geldi. İşsizliği köyümüzde çözdük, şehirden de göç alıyoruz. Köy nüfusu 150 kişi arttı” diye konuştu.
KADINLAR: KENDİMİZE GÜVENİMİZ GELDİ
Köylülerden Sevim Ünal da projeyle özellikle kadınların hayatının değiştiğini belirterek “Kadınlar kendileri çalışıp kazandıkları paralarla çamaşır makinesi aldılar, dolap yaptırdılar, otomobil alan, traktör alan var. Pek çoğu sigortalı oldu. 2-3 katlı evler yapıldı” dedi. Eşi ve çocuklarıyla projede çalışan Nürşan Ünal ise “Proje ile kendimize güvenimiz geldi. Evlerimizi yeniledik, içlerini dekore ettirdik, arabalarımızı aldık, şehirde evlerimiz var. Çocuklarımızın düğünlerini yaptık gayet rahatlıkla. Evler yapılıyor, tatil amaçlı gelenler var. Projenin yaygınlaşmasını tavsiye ederiz” ifadesini kullandı.
 
 
19.2.2018
Devamı

Çin Malı Tarım İlaçlarında Kanserojen Tehlikesi

Erzurum'da, Atatürk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.Erol Yıldırım, "Çin'de üretilen ucuz tarım ilaçlarındaki maddenin insan ve çevre sağlığı açısından birçok sorun oluşturabileceği düşünülmektedir. Pestisit kullanımının arttığı ülkemizde gelecekte ortaya çıkacak problemlere karşı özellikle çiftçileri uyarıyoruz. Sertifikasız Çin malı ilaçlarda yüksek miktarda kanserojen madde tehlikesi var." dedi.
Üniversitenin Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi olan ve yaklaşık 30 yıldır bitki ve böcekler üzerine bilimsel çalışma yapan Prof. Dr. Erol Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünya standartlarına uygun olmayan sertifikasız Çin malı tarım ilaçlarında yüksek miktarda kanserojen madde tehlikesinin olduğunu söyledi.
Çin'de üretilip tarım ve halk sağlığı alanlarında kullanılan bu ilaçlarda kanserojen tehlikesinin olduğunu anlatan Yıldırım, "Bu ilaçların kullanımının sürmesi, ülkemizde gelecekte önüne geçilemeyecek sorunları ortaya çıkaracak. Bu tür ilaçlardaki aktif maddedeki saflık oranı yüzde 98'in üzerindedir ama Çin'den gelenlerde maalesef bunu bulamazsınız." diye konuştu.
Yıldırım, kanserin önemli halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayarak, kimyasal mücadelede zararlı, hastalıklı ve yabancı otları yok etmek amacıyla kullanılan ve "pestisit" adı verilen maddelerin saf olarak kullanıldığında bitkiler ve çevre için oldukça zararlı hale gelip kansere sebep olabileceğini kaydetti.
Pestisitlerin aktif, dolgu ve diğer maddelerden oluştuğunu ifade eden Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Avrupa'dan uluslararası standartlardaki aktif maddenin kilogramı yaklaşık 100 dolara ihraç edilirken Çin'de üretilip sektöre girenler ise 5 dolara alıcı buluyor. Çin'de üretilen ucuz tarım ilaçlarındaki maddenin insan ve çevre sağlığı açısından birçok sorun oluşturabileceği düşünülmektedir. Pestisit kullanımının arttığı ülkemizde gelecekte ortaya çıkacak problemlere karşı özellikle çiftçileri uyarıyoruz. Sertifikasız Çin malı ilaçlarda yüksek miktarda kanserojen madde var."
Bazı çiftçilerin Çin'den gelen sertifikasız ilaçları daha çok ürün elde etmek için gereğinden fazla kullandığına işaret eden Yıldırım, "Denetimsiz ve bilinçsizce kullanılan Çin malı tarım ilaçları insan ve diğer canlıların sağlığını olumsuz yönde tehdit ederken çevrenin kirlenmesine de neden oluyor. Pestisitler deri, ağız ve solunum yoluyla vücuda girerek insanları zehirliyor. Pestisitlerin bitkisel olanları haricindekilerin çoğu kanserojen özelliğe sahip." bilgisini paylaştı.
Prof. Dr. Yıldırım,Türkiye ve dünyada sertifikasız çin orjinli tarım ilaçlarında yüksek miktarda kanserojen tehlikesinin olduğuna dair çokça bilim insanının çalışma ve araştırmalarının olduğunu belirterek, "Bu konuda benim Türkiye'deki birçok üniversitede okutulan 'Tarımsal Zararlılarla Mücadele Yöntemleri ve İlaçlar' gibi isimli çeşitli kitaplarım var. Bu kitaplarda bolca bilgiler dahilinde Çin malı sertifikasız tarım ilaçlarında kanserojen tehlikesinin varlığından bahsetmişiz." dedi.
Devlet Çin'den gelen tarım ilaçlarını yakın takibe aldı
Devletin bu tür ilaçları yakın takibe aldığına işaret eden Yıldırım, "Devlet, son yıllarda Çin'den gelen tarım ilaçlarını mercek altına alıp inceliyor. Bundan sonra bu tarz ilaçlarda 'kanser yapar' veya 'kanserojen özelliğe sahip' şeklinde bilgiler yer alacak." şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Yıldırım, bu ilaçların bilinçsizce kullanıldığı ürünleri tüketenlerde sinir sistemindeki tahribatın yanı sıra öğrenme güçlüğü ve hafıza zayıflığı yaşanabileceğini dile getirdi.
"Zorunlu olmadıkça ilaç kullanılmamalı"
Bu tür ilaçların hasada yakın dönemde kullanıldığını belirten Yıldırım, şunları söyledi:
"Zorunlu olmadıkça ilaç kullanılmamalı ve sadece ruhsatlı ve üstün kaliteye sahip sertifikalı ilaçlar kullanılmalı. Pestisitleri, çevreyi ve insan sağlığını koruyacak şekilde kullanırsak geriye dönüşü olmayan zararların önüne geçilmiş ve tarımsal üretimde süreklilik sağlanmış olur. Böceklere karşı kullanılan ilaçların sadece yüzde birinin hedeflenen zararlıya ulaştığı belirtilmektedir. İlacın geri kalan kısmı çevredeki hedef dışı türleri etkileyerek, toprak, su ve elde edilen üründe kalıntıya sebep olmaktadır, bu nedenle doğal denge bozulmaktadır."
Yıldırım, bazı ülkelerde tehlikeli pestisitlerin kullanılmaması ya da sınırlandırılması yoluna gidildiğini anlatarak, tarım ve halk sağlığı açısından zararlı olan sertifikasız Çin malı tarım ilaçlarının kullanılmamasını önerdi.
 
 
19.2.2018
Devamı

Antalyalı Yetiştirici İnekleri İle Servetine Servet Katıyor

Antalya’nın Korkuteli'nin Yelten Mahallesi'nde yaklaşık 10 yıl veteriner hekimlik yapan 35 yaşındaki Ulusoy, çevresindekilere hayvancılığın karlı bir iş olduğunu göstermek için süt üretim çiftliği kurmaya karar verdi. Ziraat Bankasından 1 milyon 500 bin lira "Hayvansal Üretim Kredisi" alan Ulusoy, ailesinin de desteğiyle mahallesinde yaklaşık 3 milyon lira maliyetinde süt çiftliği kurdu. Bulunduğu iklime en uygun süt ineklerinin montofon ırkı inekler olduğunu tespit eden Ulusoy, Almanya'ya giderek seçtiği 65 ineği Antalya'ya getirdi ve çiftliğinde beslemeye başladı.
 "SÜTLER EL DEĞMEDEN TOPLANIYOR"  
Türkiye'de hayvancılığın çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Ulusoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aracı şirketleri devreden çıkartarak Almanya'ya gidip ineklerini seçtiğini ve hayvanları 1,5 ayda Türkiye'ye getirdiğini söyledi. Ulusoy, satın aldığı gebe ineklerin yavrulamasının ardından süt üretimine başladıklarını, teknolojik bir üretim sistemi kurmaya çalıştıklarını, sütün el değmeden direkt tankın içinde toplandığını anlattı.
 "AYLIK 20 BİN LİRA KAZANIYORUZ"
Montofon ırkı inekleri, soğuğa ve hastalıklara çok dayanıklı oldukları için tercih ettiğine dikkati çeken Ulusoy, "Almanya'da güneşi fazla görmemiş bu inekler daha soğuk iklime ve hastalıklara dayanıklılar. Ayrıca süt yağları çok fazla. Bir süt çiftliğinde bir ineğin günlük ortalamasının 25 kilogramın altına düşmemesi gerekiyor. Bu hayvanlar günlük 25 litreyi geçiyor. Böyle bir tesiste süt üretimini düzenli yaparsanız aylık 20 bin liraya yakın para kazanırsınız. Ülkemizde hayvancılığın önü açık. Hayvanlarınıza iyi bakarsanız kazanç elde edersiniz. İyi destek verilmesi durumunda yüzde 70'i tarım ve hayvancılıkla uğraşan ilçe, hayvancılığın merkezi konumuna gelebilir." diye konuştu. "ÜÇ YILDA MALİYETİNİ ÇIKARACAK" Ulusoy, "Piyasadan alacaklarımı toplayamadım ancak yine de hayvancılığın karlı bir iş olduğunu göstermek için kendi işletmemi kurmaya karar verdim. Sermayenin bir kısmını bankadan destek kredisi olarak aldık. İki yıl geri ödemesiz krediyi 5 taksitle geri ödeyeceğim. İşletmenin üç yıl sonra kendisini amorti etmesini planlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Dim Medya A.Ş. ve Yeni Alanya Gazetesi internet sitelerinde yayınlanan haber, yazı, resim ve fotoğrafların FSEK ve Basın Kanunu'ndan kaynaklanan her türlü hakları Dim Medya Gazetecilik ve Yayıncılık A.Ş'a aittir.İzin alınmaksızın, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
 
19.2.2018
Devamı

İnci Kefali Tescillendi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Su Ürünleri Tescil Komitesince üç balık türü tescillendi. Hamsi ve kaya balığı ile birlikte inci kefali balığının da tescillenmesi Van'da olumlu tepkilere neden oldu. Komitenin tescile ilişkin kararları, Resmi Gazete'nin önceki günkü sayısında yayımlandı. Buna göre Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünün hamsi, inci kefali ve doktor balık ya da kaya balığı olarak bilinen garra rufanın tescillenmesi için yaptığı başvuru sonuçlandırıldı. Hamsi yerel adıyla "Karadeniz hamsisi" olarak tescillenirken, balık "vücudunun sırt kısmı siyaha yakın yeşilimsi, karın kısmı gümüşi beyaz ve yan tarafları parlak" şeklinde tarif edildi. Karadeniz hamsisinin standart boyu dişilerde minimum 8, maksimum 10,72 santimetre, erkeklerde ise minimum 8, maksimum 9,22 santimetre olarak belirlendi. Komite, "doktor balık", "yağlı balık", "kaya balığı", "Kangal balığı" ve "kırbaki" olarak bilinen garra rufa ile yayılım alanı Van Gölü havzası olan inci kefalini de tescilledi.
İnci kefalinin tescillenmesiyle ilgili açıklamalarda bulunan Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Akkuş, "Şu anda Van Gölü'nde Van Gölü balıkçıları ile birlikteyiz. Burada yaklaşık 20-30 sene önce Van Gölü'ndeki inci kefali yalnızca Van'da yaşayan insanlar haberdardı. Hatta Milli Eğitim Bakanlığının kitaplarında bile Van Gölü'nde inci kefali yaşamaz yazıyordu. İnci kefali sadece Vanlıların bildiği bir değer. Fakat 1990'ların başında Prof. Dr. Mustafa Sarı tarafından başlatılan çalışmalar ile inci kefali yok olmaktan kurtarılarak bir dünya markası haline getirildi. Bu geldiğimiz gün itibariyle yapılan çalışmalarla beraber artık inci kefali Prof. Dr. Mustafa Sarı'nın çalışmaları sonucunda bölgede 14 bin insanın geçimini sağladığı ve yıllık 12 milyon doları aşkın ciroya sahip bir değer oldu" dedi.

"İnci kefali balığı tescillendi"
İnci kefalinin yıllar içerisindeki bu yükselişinin halen devam ettiğini ifade eden Akkuş, "Bildiğiniz gibi 16 Şubat 2018 tarihi itibariyle sevindirici bir haber aldık. İnci kefali Prof. Dr. Mustafa Sarı tarafından üretilen veriler kullanılarak ülkemizde tescillenen üç balıktan birisi oldu. İnci kefali balığı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından tescillenmiş oldu. Ülkemizde üç balık tescil edildi. Bunlardan biri hamsi, diğeri ise doktor balık, diğer adıyla yağlı balık, diğeri ise inci kefali balığı. Bölgemiz adına, balık adına çok sevindirici bir haber" diye konuştu.

"Koruyamadığımız her bir değer yok olmaya mahkumdur"
Akkuş, "Van Gölü'nün bölge ekonomisine katkısı, değeri daha da yükselmiş olacak ve inci kefali balığı bu yükselişi daha da devam etmiş olacak. 16 Şubat itibariyle inci kefalinin tescillendiği Resmi Gazete'de yayınlandı. Artık inci kefali dünya markası olma yolunda çok önemli bir adım atmış oldu. İnci kefalinin tescillenmesi ne demek, neyi ifade ediyor. Bildiğiniz gibi artık şehirler olsun, ülkeler olsun sahip oldukları doğal ve yapay her türlü değeri tescil ediyorlar. Yani bu değerin kendilerine ait olduğunu onaylatarak, bu değer üzerinde elde ettikleri ekonomik katkıyı arttırıyorlar. İnci kefalinin tescillenmesi ile beraber inci kefalinin boyu Van Gölü havzasına ait olduğu, Van Gölü'ne ait olduğu bir kez daha onaylanıyor. Bu balığın tanıtımına ve korunmasına çok büyük bir katkı sağlıyor. Çünkü koruyamadığımız her bir değer yok olmaya mahkumdur. Bununla beraber artık inci kefalinin gerek ekoturizmin, gerekse bölge balıkçılığına katkısının daha da artmasını bekliyoruz. Artık inci kefali tescilli bir haldedir ve inci kefali ile ilgili yapılan koruma çalışmaları çok daha büyük bir önem arz etmektedir" dedi.
 
 
19.2.2018
Devamı

2020'de Şap Hastalığı Tamamen Bitecek

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hayvanlarda şap hastalığının tamamen ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalarına devam ediyor. Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından, şap hastalığının yok edilmesine yönelik olarak İzmir’de kapsamlı bir eğitim gerçekleştirildi.
Şap hastalığının tamamen ortadan kaldırılması çalışmaları kapsamında düzenlenen ve beş gün süren “Tam Zamanlı Saha Tatbikatı ve Salgın Yönetimi” eğitimi, İzmir’in Menemen ilçesinde bulunan Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde (UTAEM) yapıldı.
Önce teorik eğitim
Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Ayşe Şener Denizli’nin açılışını yaptığı eğitimde, Bakanlık ve Şap Enstitüsünde görevli konunun uzmanı personel tarafından sunumlar gerçekleştirildi.
“Tam Zamanlı Saha Tatbikatı ve Salgın Yönetimi” konulu eğitimde olası bir şap salgınının etkin bir şekilde nasıl kontrol edileceği ve hastalığın nasıl yok edileceği ile salgın sırasında ve sonrasında uygulanacak prosedürleri içeren Acil Eylem Planı hakkında ilgili personel bilgilendirildi ve planın uygulama aşamaları anlatıldı.
Uygulamalı saha tatbikatı
Teorik eğitimlerin ardından İl ve İlçe Müdürlüklerinde görevli teknik personel ile Ankara, İzmir, Manisa, Kütahya, Malatya, Zonguldak, Isparta, Eskişehir, Muğla, Edirne, Antalya, Ordu, Hatay, Uşak, Amasya, Şanlıurfa, Burdur, Afyon ve Sivas İllerinden görevli 92 Resmi Veteriner Hekimin katılımıyla kapsamlı bir tatbikat da gerçekleştirildi.
Gerçekleştirilen tatbikat sayesinde olası Şap hastalığı salgınında ortaya çıkabilecek muhtemel sorunlar ve bunlarla ilgili çözüm yolları uygulamalı olarak gösterildi ve en hızlı şekilde hastalık teşhisinden başlayarak, yayılmasının önüne geçilmesi ve tedavisi için izlenecek prosedürler hakkında da bilgiler verildi.
Şap hastalığı, 2020 yılında tamamen ortadan kalkacak
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan “Şap Hastalığından Arilik Genelgesi” kapsamında, 2020 yılına kadar ülkemizde şap hastalığının tamamen ortadan kaldırılması hedefleniyor. Çalışmalar sonucunda 2020 yılında Trakya Bölgesinin “Aşısız Arilik”, Batı Anadolu Bölgesinin ise “Aşılı Arilik” statüsü kazanması planlanıyor.
 
 
19.2.2018
Devamı

FAO dan Çiftçi Tarla Okulları Projesi

 Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) başlattığı tarımsal eğitim ve öğretime topluluk temelli bir yaklaşım olan Çiftçi Tarla Okulları karmaşık zorluklarla mücadele etmede küçük çiftçilere yardım sağlama özelliklerinden dolayı dünya genelinde giderek daha fazla talep görüyor.
Tipik bir Çiftçi Tarla Okulu (ÇTO) tarımsal üretim alanları için genel sorunların belirlenmesi ve çözüm yolları bulunması için bir sezon boyunca düzenli olarak buluşan yaklaşık 30 kişiden oluşuyor. Öğretmenler varken okullar derse katılım yoluyla önemli bilgi üretmek üzere tasarlandılar. Bu katılım çok sayıda yenilikçi sosyal ve teknik becerinin geliştirilmesine olanak tanıyor.
1980'lerin sonunda ilk Çiftçi Tarla Okulu’nu kuran FAO bugün 90'dan fazla ülkede bu okulları destekliyor. Bunların 70 tanesi sadece Afrika'da bulunuyor. Bu okulların şu an dünya çapında 12 milyondan fazla "mezunu" bulunuyor.
FAO yeni zararlıların bitki ve gıda güvenliği için büyük bir tehdit oluşturduğu Afrika’da tırtıl ile mücadelede küçük çiftçilerin basit, uygun maliyetli ve sürdürülebilir etkili yöntemler kullanmalarını sağlamak için Çiftçi Tarla Okulu girişimlerine ciddi anlamda güven duyuyor.
FAO Programlardan Sorumlu Genel Direktör Yardımcısı Dan Gustafson, “Çiftçi Tarla Okulları karmaşık tarım ekosistemlerini yönetmek için ekolojinin anlaşılmasına dayanan sürdürülebilir tarım uygulamalarının geliştirilmesine katkıda bulunuyor ve insan merkezli kalkınmayı teşvik ediyor. Bu okullar hayata geçtiğinden bu yana yenilikler yaratıyor. Tarımda yeni zorluklara çözüm getirmek için sürekli öğrenme ve yeniliklere ihtiyaç var” diye konuştu.  
Çiftçi Tarla Okulları geleneksel tarımsal yayım programlarının teknoloji transferi yaklaşımını, küçük çiftçilerin yönetim becerilerini geliştirmelerine olanak tanıyan daha geniş bir kırsal iletişim hizmetine etkili şekilde destek oluyor.  
FAO, Çiftçi Tarla Okullarına artan talebe cevap olarak en iyi uygulamalara ve özel uzmanlığa erişimi kolaylaştırmak için 15'den fazla ortak organizasyona sahip bir Küresel Çiftçi Tarla Okulu Bilgi Platformu kurdu.
FAO'nun sürdürülebilir tarımın teşviki için geliştirdiği yedi yeni küresel bilgi ürününden ilki olan platformun amacı talebin arttığı bu dönemde Çiftçi Tarla Okullarının kalitesini güçlendirmek. Platform 100'den fazla ülkeden uygulayıcılar için önemli kaynakların bir kütüphanesi, uzmanların çevrimiçi profilleri, bir haber servisi ve küresel bir e-posta tartışma grubunu içeriyor.
FAO Sürdürülebilir Tarım Stratejik Program Lideri Clayton Campanhola, “Küresel Bilgi Ürünleri; doğal kaynakların yönetimi, tarımsal biyoçeşitlilik, gelir, geçim kaynakları ve iklim değişikliğine adaptasyonu iyileştiren yollarla bitki, hayvancılık, ormancılık, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği üretiminin entegrasyon çabalarında yenilikçiliği teşvik ediyor ve ülkeleri destekliyor” dedi.
FAO ilk Çiftçi Tarla Okulu’nu bitki hastalıklarıyla mücadele için Entegre Zararlı Yönetimi’ni odak alarak 1989 yılında Güneydoğu Asya'da kurdu. Topluma dayalı Çiftçi Tarla Okulu yöntemi; iklim değişikliği, toprak sağlığı, toprak ve su yönetimi, hayvancılık, felaket riskinin azaltılması, beslenme, işletme geliştirme ve pazar erişimi dahil olmak üzere geniş bir yelpazede diğer bitkiler ve meseleler için olumlu sonuçlar verdi.  
Program çiftçilerin yetkinliklerini artırdı
Tarla okul programları Hindistan'da Andhra Pradesh’de çiftçilere yer altı suyunun uygunluğunu anlayıp izlemelerine ve kurak mevsimlerde ekilecek bitkileri daha iyi seçmelerine yardım etti. Nepal'de polen servislerinin değerine odaklanmak yüksek değerli sebze ve meyve yetiştirme kapasitelerini geliştirdi.  Pakistan’ın Balochistan kentinde ise Çiftçi Tarla Okulu’na katılanlar mutfak bahçelerindeki beslenme ve ekonomik ürünleri iyileştirmenin yollarını aradılar. FAO önderliğindeki bir Çiftçi Tarla Okulu projesi sayesinde Çin'in Yunnan eyaletinde pestisit kullanımı yaklaşık üçte bir oranında düştü.
 
 
16.2.2018
Devamı

TKDK dan 87 Milyon Euro Hibe Verilecek

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından yeni bir uygulama yürürlük kazandı. Söz konusu uygulamanın Çiftçilik Faaliyetlerinin Geliştirilmesi ve İş Geliştirme Tedbiri olduğu ifade edildi. Söz konusu uygulamanın yürürlük kazandığı ve projeye başvuruların başladığı açıklandı.
TKDK’nın Yeni Proje Çağrısı
Avrupa birliğinin (AB) aday ihtimali olan ülkeler ve aday ülkeler adına kurduğu ”Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) başlığı altında yapılan program sonrası TKDK’da 21 Aralık 2017 tarihinde 3. proje başvuru çağrısı yapıldı. TKDK yaptığı çağrıda bu projelerin 7 sektörü kapsadığından bahsetti. TKDK yaptığı açıklamada, ”Çiflik Faaliyetlerinin Geliştirilmesi ve İş Geliştirme Tedbiri” adı altındaki bu proje, istihdam seviyesinin yükselmesini sağlayacak. Bu proje bitkisel ürünlerin çeşitlendirilmesi, bitkisel ürünlerin daha kolay ve etkili işlenmesini sağlayacak. Aynı zamanda zanaatkarlık ve ürün işlemelerinin artması, arı ürünlerinin ve arıcılığın geliştirilmesi, değerli ürünlerin işlenmesi, su ürünlerinin yetiştirilmesi gibi faaliyetleri de arttıracak. Öte yandan proje yenilenebilir enerji kaynaklarına ve makine parkları alanında da yenilikler sağlayacak. TKDK bu projeler için 87 milyon 239 bin euro hibe vereklerini açıkladı.
Hibe Çağrısındaki Projenin Başvuruları 
TKDK’nın sağladığı hibe çağrısı vatandaşlar ve sektörler tarafından olumlu karşılandı. Vatandaşın beklediği hibe başvuruları için TKDK başvuruların ve alımların başladığını vurguladı. TKDK’nın açıklamasına göre başvurlar, TKDK’nın internet sitesinde başladı. Başvuruda bulunmak isteyenler TKDK’nın internet sitesi (www.tkdk.gov.tr) adresinden online olarak başvuru yapabilirler. Başvurular 12 Mart tarihinde saat 21.00’de sonlanacak. Vatandaşların bu süre içerisinde başvurularını tamamlayıp, yapılan başvurunun çıktısını almaları ve TKDK’nın gerekli gördüğü belgeleri 15 Mart tarihinde saat 18.00’e kadar TKDK’nın bulunduğu koordinatörlüklere getirmesi bekleniyor. TKDK’nın hibe vereceği iller ise Aksaray, Ağrı, Afyonkarahisar, Erzurum, Ankara, Giresun, Isparta, Kars, Hatay, Kahramanmaraş, Konya, Karaman, Kastamonu, Kütahya, Bursa, Çorum, Çanakkale, Çankırı, Diyarbakır, Denizli,Manisa, Mardin, Muş, Malatya, Mersin, Ardahan, Elazığ, Nevşehir,Sivas,Tokat, Burdur, Balıkesir, Samsun, Ordu, Trabzon, Şanlıurfa, Van, Yozgat ve Uşak gibi toplam 42 şehir hibe kapsamına girmektedir.
 
 
16.2.2018
Devamı

Tarımda İhracat Yüzde 4 Arttı

Ege’den yapılan tarım ürünleri ihracatı 2017 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4 artarak milyar doları aştı. Ege’den tarım ürünleri en çok ABD ye ihraç edildi.
170 ÜLKEYE İHRACAT
Ege bölgesin den yapılan tarım  ürünlerinin ihracat hacmi büyüdü. 2017 yılına göre yüzde 4 artış sağlanan tarım ürünleri ihracatı, 4 milyar doları aştı. Ege İhracatçıBirlikleri'nden (EİB) yapılan açıklamaya göre, EİB, 2017 yılında 170 ülkeye 4 milyar 24 milyon dolar değerinde gıda ve tarım ürünü gönderdi.
EN ÇOK ABD'YE GİTTİ
Ege Bölgesi'nden tarım ürünleri en çok ABD'ye gönderildi. ABD'ye 419 milyon dolarlık gıda ihracatı yapıldığını kaydeden EİB, Almanya 'ya 374 milyon dolar, Irak'a ise 286 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Rıza Seyyar, "Turkish Cargo ile indirim anlaşması yaptık. 1 milyar dolar ihracata ulaşmayı hedefliyoruz" dedi.
 
 
16.2.2018
Devamı

TÜDKİYEB VE BİRLİKLER YETİŞTİRİCİLERE ÜCRETSİZ HİBE PROJELERİ YAPACAK

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba'nın küçük üreticiden proje parasının alınmayacağını söylediği kırsal kalkınma hibe projelerinde önemli bir adım atıldı. TKDK ile üretici birlikleri arasında yapılan işbirliği ile projeler artık birlikler tarafından ücretsiz hazırlanacak. İşbirliği protokolüne ilk imzayı Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği attı.
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Eğitim Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığı ve Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ile Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) arasında 14 Şubat 2018 tarihinde Merkez Birliğinde eğitim ve proje hazırlama işbirliği protokolü imzalandı.
İlk protokol Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ile imzalandı
Küçük üreticinin IPARD kırsal kalkınma hibelerinden etkin bir şekilde yararlanması için Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ile ilk protokol, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği arasından imzalandı. İmza törenine TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Muhammed Adak ve TKDK Başkanı Hakan Kalender katıldı.
Önemli bir adım atıldı
TKDK Başkanı Hakan Kalender, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ile yapılan imza töreninde yaptığı konuşmada IPARD programı kapsamında bir kısmı ulusal fonlardan oluşan Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma hibelerinin etkin kullanılması amacıyla önemli bir adım atıldığını belirtti.
Ücretsiz proje hazırlama imkanı getirildi
Üretici örgütleri ile işbirliği çalışması yaptıklarını kaydeden Kalender, şunları kaydetti: “ Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın kırsal kalkınmaya verdiği önem ve küçük ölçekli işletmelerin desteklerden etkin faydalanmasına yönelik başlattığı yeni projeler çerçevesinde, küçük yatırımcılara IPARD kırsal kalkınma projelerini ücretsiz hazırlayabilme imkanı getirilmiştir.
Protokolün imzalanması öncesinde bir konuşma yapan Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Muhammed Adak ise Bakanlık olarak kırsal kalkınmaya yönelik projeleri her zaman destekleyeceklerini ifade ederek işbirliği protokolünün hayırlı olması temennilerinde bulundu.
Bu işbirliğin hayvancılığa katkısı büyük olacak
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, imza töreninde yaptığı konuşmada Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'ya teşekkür ederek, şunları kaydetti: “Böylesine önemli bir protokolün ilk defa merkez birliğimizde imzalanmasından dolayı sektörüm adına son derece mutlu olduğumu ifade etmek istiyorum. Merkez Birliğimiz, il birliklerimiz ve yetiştiricilerimiz açısından bu protokolü önemsiyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. Çünkü bu protokol ile yetiştiricilerimize mali külfet gelmeden mahallinde birliklerimiz tarafından projeleri ücret alınmadan bedava yapılacaktır. Bunun da ülkemiz hayvancılığına katkısı ve getirileri büyük olacaktır. Merkez Birliğimiz, il birliklerimiz ve yetiştiricilerimiz açısından bu protokolü önemsiyor ve memnuniyetle karşılıyoruz. "
Bakan Fakıbaba'ya teşekkür etti
Protokol kapsamında Merkez Birliğinin görev ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmek için çalışacaklarını ifade eden Çelik, kırsal kalkınmanın desteklenmesine yönelik bu işbirliği protokolünün Merkez Birliği'nin tarihinde bir ilk olduğunu kaydetti. " Böylesine anlamlı bir projede öncü rol oynamak bizim için önem teşkil etmekle birlikte bu anlamda küçükbaş hayvancılık sektörüne hizmet etmekten büyük onur duyacağız. Küçük üretici için büyük önem taşıyan protokole ilk imzayı atmanın mutluluğunu yaşıyoruz" diyen Çelik, “Göreve geldiğinden buyana kırsal kalkınmaya çok önem veren başta Bakanımız Sayın Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba olmak üzere Tarım Reformu Genel Müdürü Sayın Emin İzol'e, Eğitim Yayım ve Yayınlar Daire Başkanı Sayın Osman Güzelgöz'e ve TKDK Başkanı Sayın Hakan Kalender'e çok teşekkür ediyoruz" dedi.
Genel Başkan Çelik, Bakanlığın güvenini boşa çıkarmamak adına Protokol kapsamında Merkez Birliğinin görev ve sorumluluklarını en iyi şekilde yerine getirmek için çalışacağını ifade ederek ‘’ Kırsal kalkınmanın desteklenmesine yönelik bu işbirliği protokolünün Merkez Birliğimiz tarihinde bir ilk olması bakımından sorumluluğumuzun bilincinde olacağız.’’dedi. Çelik, konuşmasını ‘’ Bu işbirliği protokolünün Bakanlığımıza, Merkez Birliğimize, il birliklerimize ve tüm yetiştiricilerimize hayırlı olmasını temenni ediyorum. ‘’ diyerek tamamladı.
Konuşmaların ardından işbirliği protokolü imzalanarak tören sonlandırıldı.
 
 
15.2.2018
Devamı

Fakültede Organik Yumurta ve Piliç Üretimi

Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Avrupa Birliği'nin desteklediği projeyle organik yumurta ve organik piliç eti üretimine başlıyor.
Türkiye, İsveç, İtalya, Danimarka, Hollanda, Polonya ve Belçika'nın da ortak olduğu organik tavukçuluk projesine, "Avrupa Uluslararası Organik Gıda ve Tarım Sistemleri Araştırmaları Koordinasyonu bir milyon 205 bin euro destek verecek.
Projeyle, Türkiye için en uygun organik tavuk geno tipleri de belirlenecek.
Projenin Türkiye ayağını, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın İpek ve Araştırma Görevlisi Arda Sözcü yürütecek.
Proje yürütücüsü Prof. Dr. Aydın İpek, proje çerçevesinde Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Hayvancılık Araştırma ve Uygulama Çiftliği'ne 100 bin euro değerinde altyapı yatırımı yapılacağını söyledi.
Uludağ Üniversitesi'nin organik üretime uygun bakir arazilerinde farklı dönemlerde olmak üzere bini yumurtalık bini de etçi olmak üzere toplam 2 bin tavuk ile organik tarıma üç ay içinde başlanacak.
Tamamen organik yemlerle beslenecek olan her bir tavuk için 4 metrekare gezinme alanı ayrılacak.
Organik tavuk yetiştiriciliğinde yumurtacı ve etlik tavuklar için alternatif genotiplerin performansları, davranışları ve refah parametreleri Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile organik üretim yapan üreticilerle paylaşılacak.
Proje kapsamında elde edilecek organik yumurta ve piliç eti, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin mağazalarında satışa sunulacak.
Etçi tavukların 81 günde kesilmesi planlanıyor. 
 
 
15.2.2018
Devamı

300 Koyun Desteğinde Öncelik Merası Olanlara

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, ‘Tarım Zirvesi’nde 300 koyun projesinin ayrıntılarını paylaştı. Proje kapsamında ilk yıl 500 bin anaç koyun dağıtılacağı bilgisini veren Fakıbaba, “Her üreticimize 300 koyun verilecek. Burada öncelik köydeki üreticinin şehre gitmesini engellemek, yani şehirdekini köye döndürmek değil. Ayrıca bu hayvanları dağıtırken merası olan bölgeler öncelikli olacak. Geldiğimiz günden beri ithalatı bitirmek için çalışıyoruz. Bu zamana kadar besiciliğe önem verilmiş çünkü daha fazla para kazandırıyor. Ancak biz üretici olursak bu işi başarabiliriz. Yetiştiriciliğe zaman ayırmalıyız” diye konuştu.
1 YIL SONRA 300 KUZU
Türkiye’nin acil, orta ve uzun vadede yapması gerekenler olduğunun altını çizen Bakan Fakıbaba, “Şu anda ithalat yapıyoruz diye haklı olarak bize kızanlar oluyor. Ancak elimizden geldiğince ithalata ihtiyaç kalmadan kendi ürünümüzü nasıl üreteceğiz onun mücadelesini veriyoruz. Bu yüzden ‘ana sayısını’ arttırmaya çalışıyoruz. Hesaplarını yaptık. Biz 300 anaç koyun verdiğimizde 1 yıl sonra 300 kuzu gelmiş olacak. Bu 300 kuzu yine üreticinin olacak. Bunu biz satın alacağız. Başka üreticiye vereceğiz. Veterinerlik masrafları, asgari ücret, sigortalarını biz karşılayacağız. Biz bunu hibe olarak vermiyoruz. Bu paraları satacağımız 300 koyundan çıkarmış olacağız. Üreticimiz hem sigortalı olacak hem de sürü sayısı artmış olacak. Üreticinin cebine 30-40 bin lira para kalacak” diye konuştu.
BU İŞİ BİLMEYENLER YAPTI
Dağıtılacak 500 bin anaç hayvanın ülke içinden karşılanabileceğini belirten Ahmet Eşref Fakıbaba, “İç piyasada fiyat yükselmesi halinde ithalat başlayacak. Bunu da mecburiyetten yapacağız. Geçmişte de bazı çalışmalar olmuş. Geçmişte işi bilmeyenlere hayvanlar verilmiş. Hiç bilmeyenler hayvancılık yapmaya başlamış. Ancak bunda başarılı olamamış. Bu yüzden bu işi bilenlerin yapması gerekiyor. Merası olan, ahırı olanlar bu işi yapmalı. Bu proje Türkiye’nin projesi olacak. Bu projede başarı sağlanırsa Türkiye başarı sağlamış olacak” ifadelerini kullandı.
DÜVE KREDİSİNİN YÜZDE 20’Sİ YEME
KENDİ üretimini yapamayan ülkelerin bağımsız olamayacağına dikkat çeken Bakan Fakıbaba, 250 bin düve alımı ile ilgili de bilgiler verdi. Düveleri mümkün olduğu kadar sıfır faizli kredilerle üreticiye vereceklerini ifade eden Fakıbaba, “100 bin liralık kredinin 80 bin lirası düveler için verilecek. Geri kalanı ise yem için ayrılacak. Yem olmayınca olmuyor. Üretici yemi alamayınca ya hayvanını satıyor ya da mezbahaya kesime gönderiyor” ifadelerini kullandı.
ETLİYE DE SÜTLÜYE DE ARTIK KARIŞACAĞIZ
KARS’ın gıda, tarım ve hayvancılığın beşiği olduğuna dikkat çeken Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, “Kars sadece tarım ve hayvancılık da değil turizmde de marka bir kent. Bu zirveyi düzenleyen Türkiye’nin iki markası olan Hürriyet ve Denizbank’a teşekkür ediyorum. Böyle bir zirvenin Kars’ta yapılması için öncülük yaptılar” dedi. Kars’ın yem bitkiciliğine uygun bir arazi yapısına sahip olduğuna vurgu yapan Bakan Arslan, “Hayvancılık yaparken sulama olmazsa olmaz. Eksik kalırsınız. Biz de buna uygun baraj yapımlarına devam ediyoruz. Amacımız arazileri sulamak. Daha fazla yem üretebilmek. Hayvancılık üzerinde katma değer oluşturmayı hedefliyoruz. Zaman zaman bu bölgede de söylenen bir söz vardır. ‘Etliye sütlüye karışma’ derler. Başkalarının size biçtiği ölçüye göre hareket edin, ses çıkarmayın demektir bu. Ancak biz artık ‘etliye de sütlüye de’ karışacağız.. Karışmak zorundayız, daha da iyisini yapmak zorundayız. Tarım ve hayvancılıkta ülke bekası için ülke insanın menfaati ne gerekiyorsa onu yapacağız”dedi.
 
 
15.2.2018
Devamı

Genç Çiftçi Projesi İle İş Sahibi Oldu

Erzurum’da düzenli bir işi olmayan, çiftçilik yapan ailesine yardım ederek geçimlerini sağlamaya çalışan Demet Çimen, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe olarak aldığı koyunlarla iş sahibi oldu.Aziziye ilçesine bağlı Atlıkonak Mahallesinde yaşayan 25 yaşındaki Demet Çimen, hayvancılık yapabilmek için bakanlığın açtığı projeye başvurdu.
Erzurum’da düzenli bir işi olmayan, çiftçilik yapan ailesine yardım ederek geçimlerini sağlamaya çalışan Demet Çimen, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe olarak aldığı koyunlarla iş sahibi oldu.
Aziziye ilçesine bağlı Atlıkonak Mahallesinde yaşayan 25 yaşındaki Demet Çimen, hayvancılık yapabilmek için bakanlığın açtığı projeye başvurdu. Başvurusu kabul edilen Çimen, hibe olarak et verimiyle dikkat çeken 40 adet cins koyun aldı.
Projenin sadece genç işsizler için değil hayvancılığın geleceği için de çok önemli olduğunu dile getiren Demet Çimen, "Devletimiz bu destekle beni iş sahibi yaptı. Hükümetimizden Allah razı olsun. Çobanlık zaten peygamber mesleği. Koyunlarıma gözüm gibi bakıyorum. Köyünde hayvancılık yapmak isteyen gençlere bu projeye başvurmalarını tavsiye ediyorum." dedi.
Erzurum İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Osman Akar, Şube Müdürü Nihat Yazar, Erzurum İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği Başkanı Emrullah Akpunar, Aziziye İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ümit Koç ve teknik personeller ile birlikte geçen yıl genç çiftçi projesinden yararlanarak koyunculuk yapmaya başlayan Demet Çimen’i ziyaret etti.
Erzurum İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Osman Akar ve beraberindekiler proje kapsamında genç çiftçiye verilen küçükbaş hayvanların bulunduğu işletmede incelemelerde bulunarak sahip olduğu koyunların mevcut durumları hakkında bilgiler aldı.
Demet Çimen’e koyunculukla ilgili teknik bilgilerde aktaran Akar, ağıl koşullarının ve hayvan beslemenin önemine dikkat çekerek genç çiftçinin işletmesindeki bazı küçük eksikliklerini de gidereceğini bu konuda ilçe müdürlüğü tarafından sürekli teknik destek verilmeye devam edileceğini belirtti.
Demet Çimen ise, "Çevremden duyarak Genç Çiftçi Projesine başvurdum. Koyunculuk yapmaya başladım. Proje kapsamında 40 adet koyun aldım, 24 adet koyunum doğum yaptı, 24 tane kuzum var, doğumlar devam ediyor. Şu anda çok mutluyum. Bu işi devam ettirip daha da geliştirmek istiyorum. Bu iş sayesinde evimizde huzur ve mutluluk var. Bu sayede köyümüzde kalabilmemizi de sağlayan devletimizden ve devlet büyüklerimizden Allah razı olsun. Müdürümün de verdiği bilgilerle inşallah daha iyi şeyler yapacağım. Bilmediğim şeyler çok. Öğrenmek istediğim şeyler vardı. Bunları da öğrendim, öğrenmeye devam ediyorum" dedi.
 
 
15.2.2018
Devamı

Deniz kaynaklarını koruma altına alan Milletlerarası anlaşma Resmi Gazete'de yayımlandı

Birleşmiş Milletler (BM) Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) çerçevesinde düzenlenen "Yasa Dışı, Kayıt Dışı ve Düzenlenmemiş Balıkçılığı Önleme, Caydırma ve Ortadan Kaldırmaya Yönelik Liman Devleti Tedbirlerine Dair Anlaşma" onaylanarak Resmi Gazete'de yayımlandı.
Roma'da 22 Kasım 2009'da düzenlenen anlaşmada, tarafların BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Anayasası'nın 14. maddesi uyarınca FAO çerçevesinde uluslararası bir anlaşma imzalama gereğini kabul ederek mutabık kaldığı hususlar yer alıyor.
Etkin liman devleti önlemlerinin uygulanması yoluyla yasa dışı, kayıt dışı ve düzenlenmemiş balıkçılığı önlemeyi, caydırmayı ve ortadan kaldırmayı ve bu yolla canlı deniz kaynaklarının ve deniz ekosistemlerinin uzun vadeli korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını sağlamayı amaçlayan anlaşma, uygulama, uluslararası hukuk ve diğer uluslararası araçlarla ilişki, ulusal düzeyde entegrasyon ve koordinasyon, iş birliği ve bilgi alışverişi, limanların kullanımı, denetim ve izleme faaliyetlerinin yürütülmesi gibi konulara dair genel hüküm ve hususları içeriyor.
 
 
12.2.2018
Devamı

Üreticiye Kredi Müjdesi

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi tarafından tarımsal üretime yönelik düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırılacak. Bu çerçevede sütçü, etçi, kombine sığır yetiştiricilerine ve sertifikalı tohum kullananlara söz konusu yatırımlarında kullanacakları kredi için faizlerde yüzde 100 indirim uygulanacak. Küçükbaş hayvancılık, arıcılık, kanatlı sektörü, süs bitkisi üretimi, stratejik bitkisel üretim, sera modernizasyonu, iyi tarım ve organik tarım uygulamaları, arazi alımı, lisanslı depoculuğa yönelik yatırımlar da değişen oranlarda faiz indirimi ile desteklenecek. Su ürünleri sektöründe de 100 bin liraya kadar hem yatırım hem de işletme döneminde faizsiz kredi sağlanacak.
 
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğince (Tarım Kredi), tarımsal üretime yönelik düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırılacak.
Bakanlar Kurulunun konuya ilişkin kararı, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.
Üreticilerin tarımsal üretime yönelik finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması amacıyla yapılan düzenleme çerçevesinde, gerçek veya tüzel kişi üreticilere, tarımsal amaçlı kooperatiflere ve lisanslı depo yatırımlarına yönelik krediler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları hariç olmak üzere Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM), 1 Ocak 2018-31 Aralık 2020 tarihleri arasında Banka tarafından uygulanan tarımsal kredi faiz oranlarından hayvansal ve bitkisel üretim kalemlerinde indirim yapılarak, kredi üst limitleri aşılmamak suretiyle tarımsal kredi kullandırılabilecek.
Birden fazla üretim konusunda kredi talebinde bulunan üreticilere kullandırılabilecek toplam kredi üst limiti, krediye konu ürünlerden en yüksek kredi limitine sahip ürüne göre belirlenecek.
Sözleşmeli Üretim Modeli kapsamında üreticiler ile imzaladığı sözleşmeler dahilinde yetiştirilen ürünü almayı garanti etmek suretiyle tarımsal üretim yaptıran gerçek veya tüzel kişi üreticilere, söz konusu üretim faaliyetlerinin finansmanı amacıyla azami 10 milyon liraya kadar sözleşmeli üretim kredisi açılabilecek.
Bankacılık Kanunu'nun risk grubu tanımına giren işletmelere söz konusu karar kapsamında kullandırılacak kredilerin toplamı üretim konuları itibarıyla belirlenen kredi üst limitlerini aşamayacak. Risk grubundaki işletmeler bu karar kapsamında tek bir işletme kabul edilecek.
Üreticiler indirim oranlarından, kullanacakları kredi miktarına göre ve yatırımla işletme dönemleri esas alınarak kademeli olarak yararlandırılacak.
  • Örneğin, sütçü, etçi, kombine sığır yetiştiricilerine kredi üst limiti 12,5 milyon lira olmak üzere alacakları 100 bin liraya kadar kredilerin faizlerinde yüzde 100 indirim uygulanacak. Bu oran 100 bin lira ile 750 bin lira arasındaki kredilerde yatırım döneminde yüzde 100, işletme döneminde yüzde 50, 750 bin lira ile 5 milyon lira arasındaki kredilerde sırasıyla yüzde 75 ve yüzde 50, 5 milyon lira ve 12,5 milyon lira arasındaki kredilerde yüzde 50 ve yüzde 25 olarak uygulanacak. Yaygın hayvansal üretimde de 100 bin liraya kadar faizsiz kredi verilebilecek.
Damızlık düve yetiştiriciliği, büyükbaş hayvan besiciliği, küçükbaş hayvancılık, arıcılık, kanatlı sektörü, kanatlı damızlık yetiştiriciliğinde alınacak kredilerde de değişen oranlarda faiz indirimi sağlanacak.
Su ürünleri sektöründe de üst limiti 5 milyon lira olmak üzere 100 bin liraya kadar hem yatırım hem de işletme döneminde faizsiz kredi verilecek. 100 bin lira ile 5 milyon lira arasındaki kredilerin faizlerinde de yatırım döneminde yüzde 100, işletme döneminde yüzde 50 indirim uygulanacak.
Bitkisel üretim
Bitkisel üretimde de kontrollü örtüaltı tarım yapan işletmelere, kullanacakları 750 bin liraya kadar olan kredilerin faizlerinde yatırım döneminde yüzde 75, işletme döneminde yüzde 50 indirim yapılacak.
Yaygın bitkisel üretim için kullanılan 250 bin liraya kadar kredi için de faizlere yüzde 50, 250 bin lira ile 750 bin lira arasındaki krediler için de yüzde 25 indirim uygulanacak.
Yurt içi sertifikalı tohum, fide, fidan üretimi için 10 milyon liraya kadar, bunların kullanımı için de 100 bin liraya kadar faizsiz kredi sağlanabilecek.
Ayrıca, süs bitkisi üretimi, stratejik bitkisel üretim, sera modernizasyonu, iyi tarım ve organik tarım uygulamaları, tarımsal mekanizasyon, modern sulama, arazi alımı, lisanslı depoculuk ve soğuk hava deposu ve tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik yatırımlar da kredi faizi indirimi yoluyla desteklenecek.
Öte yandan, tarımsal amaçlı kooperatiflerin üretimlerine yönelik krediler için de üst limitler ve faiz indirim oranları belirlendi.
Kararla ayrıca, kredi kullanarak yapılan yatırımlardan sigortaya konu olabilecek varlıklar ile tarımsal ürünlerin kredi tutarı üzerinden sigorta ettirilmesi zorunluluğu getirildi.

 
 
 
11.2.2018
Devamı

Dünya Bankasından 500 Milyon Dolarlık Bahçe Kredisi

Dünya Bankası, Özbekistan'da çiftçilere ve tarımsal girişimcilere bahçe tarımı alanında 500 milyon dolarlık kredi desteği verileceğini açıkladı. Yarım milyar dolarlık kredinin Dünya Bankası'na bağlı kuruluşlardan olan Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası tarafından verileceği öğrenildi.
Dünya Bankası'nın bu krediyi duyurduğu "Seracılık Sektöründe Kalkınma için Ek Finansman" adlı proje kapsamında vereceği belirtildi. Bu proje ile birlikte Özbekistan tarımında sera ürünlerinin yerel ve global pazarlardaki verimliliği arttırılacağı ve rekaber gücünün yukarıya çekileceği açıklandı. 
Dünya Bankası Özbekistan Müdürü Hideki Mori: "Tarımsal ve kırsal kalkınma Özbekistan'daki değişimin merkezinde yer alıyor. Seracılığa geçiş de hükümetin yatırım stratejinin önemli bir parçası. Özbekistan pamuğa dayalı tarımdan daha çeşitliliğe sahip bir tarıma geçişin ne kadar önemli olduğunu farketti. Özellikle katma değeri yüksek olan tarım ürünlerinin Özbekistan'da üretimi ve kırsal bölgelerde yeni iş alanları ve istihdam yaratması hedefleniyor." açıklamasında bulundu. 
Ülkede seracılık alt sektörü özellikle mevsimsel işçilik yerine 4 mevsim çalışabilmenin önünü açıyor. Özellikle kadınların istihdamı açısından da önem arz ettiği belirtiliyor. Dünya Bankası, Özbekistan'a 16 proje dahilinde toplam 2 milyar dolar kredi desteği sağlıyor.
 
 
9.2.2018
Devamı

Yeni Hayvancılık Projeleri Hayvancılığın Kaderini Değiştirebilir

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kopuz, yeni hayvancılık desteklerinin Türkiye hayvancılığının kaderini değiştirebileceğini belirtti.
İSTİB'in şubat ayı meclis toplantısında konuşan Kopuz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın hayvancılık konusunda yeni bir desteği hayata geçireceklerini açıkladığını anımsattı.
Bu desteğin çok önemli olduğunu ifade eden Kopuz, bu projenin kendileri için önemli olduğunu çünkü İstanbul Ticaret Borsası olarak her zaman savundukları küçük aile işletmelerine yönelik bir destek olduğunu ifade etti. Destekler kapsamında 500 bin düve ithal edilerek küçük aile işletmelerine verileceğini aktaran Kopuz, şunları kaydetti:
"Burada önemli bir konu var; çiftçilere para verilmeyecek, düve verilecek. Aile başına 100 bin TL'lik destek için iki yılı ödemesiz, 5 yılı faizsiz olmak üzere 7 yılda geri ödeme imkânı tanınacak.
Yine köye dönüş projesi ile aile başına 300 koyun verilmesi ile ilgili bir proje var. Ödemeler ise yavrular alındıktan sonra başlıyor. Ülkemizde küçükbaş hayvan varlığını artırmaya yönelik önemli bir proje. Geçtiğimiz yıl Trakya'dan, doğu illerimize kuzu satıldığını duymuştuk. Giderek azalan küçükbaş hayvan varlığımızın artırılmasına dönük bu gibi projeleri destekliyoruz. Bu projenin sadece şehirden köye dönen aileler için değil köylerde yaşayan çiftçilerimiz için de hayata geçirilmesinin faydalı olacağını düşünüyoruz.
İnşallah Bakanlığımızın aldığı bu önlemler neticesinde, önümüzdeki yıllarda et ve canlı hayvan ithalatı gündemimizden çıkar. Bu vesile ile Sayın Bakanımız Ahmet Eşref Fakıbaba'yı bu çalışmalarından dolayı tebrik ediyorum."
Kopuz, yeni hayvancılık desteklerinin Türkiye hayvancılığının kaderini değiştirebileceğini belirtti.
 
 
9.2.2018
Devamı

Üç yüz Damızlık Koyun Projesi Heycanla Bekleniyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba’nın köyüne geri dönecek çiftçi ailelere 300 damızlık koyun ile asgari ücret üzerinden maaş verileceğini açıklaması bir çok ilde heyecana yol açtı. Ailelerin tekrar köylerine dönmenin hayalini şimdiden kurmaya başladı.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın “Köyden şehire gitme. Hem maaşını al hem kendi işinin patronu ol” projesi kapsamında köyüne geri dönecek ailelere 300 damızlık koyun ile bu koyunlara bakacak bir kişiye asgari ücret üzerinden maaş verileceğini açıklaması tüm Türkiye'de büyük ilgi uyandırdı.
Bakan Fakıbaba’nın 300 damızlık koyun açıklmasının ardından tüm gözler Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından projenin işleyişi hakkında gelecek bir açıklamayı bekliyor. Edinilen bilgiye göre 300 damızlık koyun projesinde İlgili kurumlar ise TİGEM ve Ziraat Bankası.  Bu projeden faydalanmak isteyen kişiler arsa, tarla gibi ipotek işlemlerini çözdükten sonra Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ilgili kişilere teslimatları yapıcak. Ancak proje tam anlamı ile içeriği nedir? Nasıldır? Nasıl olacak? Soruları ise henüz netlik kazanmadı. Görülüyorki  projenin içeriği netlik kazanana kadar bir çok kişi heyacanla köyüne dönmenin ve ata mesleğini yapmanın sabırsızlıkla bekliyor.
 
 
8.2.2018
Devamı

Organik Gıda Satışları İngiltere'de Rekor Seviyede

Organik gıda satışlarının artışında, yetiştiricilerin tezgahlardan yaptığı satışlar ve eve siparişler büyük pay sahibi olurken, bu satışlar 2017 yılında süpermarket satışlarını geride bıraktı.

Birleşik Krallık’ta organik ürünleri sertifikalayan ve organik tarımı destekleyen Toprak Derneği, organik gıda satışlarının yüzde 30’unun çevrimiçi ya da sokaklarda kurulan tezgahlardan gerçekleştirildiğini duyurdu.

Birleşik Krallık Gıda ve İçecek Federasyonu aynı dönemde organik olmayan gıda satışlarının 112 milyar sterline ulaştığını duyurdu ancak organik olmayan gıda satışları 2017 yılında yüzde 2.0’lik bir büyüme gösterdi.

Süpermarketlerde gerçekleştirilen organik gıda satışları 2017 yılında yüzde 4.2 artışla 1.5 milyar sterline ulaşırken, bağımsız satıcılar yüzde 9.7’lik büyümeyle 359 milyon sterlin değerinde satış gerçekleştirdi. Evlere yapılan teslimatlar ise yüzde 9.5’lik büyümeyle 286 milyon sterline ulaştı.

Tüketicilerin gıda dışı organik ürün alışverişleri de artarken, organik güzellik ürünleri satışları yüzde 24, organik tekstil ürünleri de yüzde 25 büyüdü.

Toprak Derneği İş Geliştirme Direktörü Clare McDermott, “Alıcıların, alışveriş yaparken güven, şeffaflık ve izlenebilirliğe giderek daha çok önem verdiğini görüyoruz. Organik ürünler, organik olan ve olmayan gıdalar arasındaki besin değerleri ve çevresel etkileri göz önüne alındığında, tüketicilerin gözünde giderek daha sağlıklı ve ahlaklı bir tercih olarak görülüyor” dedi.

Gelişmekte olan organik gıda talebi yemek hizmetleri ve restoran sektörlerine de etki ederek, 2017 yılında bu sektörlerin organik gıda alımını yüzde 10.2 artırarak 84.4 milyon sterline yükseltti.
 
8.2.2018
Devamı

Küpeleme'nin ve Aşılamanın Çözüm Yolu

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba geçtiğimiz günlerde çeşitli incelemeler için gittiği izmirde büyük baş hayvanların aşı ve küpelemesine yönelik bir açıklama yaparak küpede ve aşıda eski sisteme dönmenin sinyalini verdi. Buna bağlı olarak eski sistemde küpeleme işlemlerini Damızlık sığır yetiştiricileri birlikleri yapıyordu. Damızlık birliklerin yapmadığı il ve ilçelerde ise süt birlikleri bu işlevi gerçekleştiriyordu. Bakan Fakıbaba’nın izmirde yaptığı bu açıklamaya göre aşı ve küpede eski sisteme dönülerek yine birlikler üzerinden aşı ve küpe işlemleri devam edecek. Edinilen bilgiye göre hayvan üreticilerinin mağdur olmaması için bir çok ilde küpeleme işlemleri birlikler üzerinden gerçekleştiriliyor.  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 1 Ocak’tan itibaren bakanlık personeli veterinerlerin aşı ve küpe hizmeti karşılığında üreticilerden aldıkları ücretleri 1 kuruşa indirdi.
Daha önce 25 kuruş ile 2,50 lira arasında değişen aşılama ve küpeleme ücretlerinin 1 kuruşa düşürülmesinin ardından küpeleme işlerinin kimin yapacağı konusu netleşmemişti. Yapılan görüşmeler sonucunda üreticinin mağdur olmaması için bu iş netleşene kadar küpelemeleri eskiden olduğu gibi damızlık birlikleri üstlenecek. Ancak bir muamma varki küpeleme faaliyetinden bulunan damızlık birlikleri üreticiden para almadığı için hali hazırda elindeki küpeleri kullanıyor. Peki bu kullanan küpelerin parası nasıl temin edilecek.
İşte cevabı
Bakanlık küpe takana 1 lira küpe desteği veriyor bu küpe desteği ise yeterli değil. Bu desteğin artırılırak hem aşı hemde küpe desteğide  içine alınarak 20 lira yada 25 lira gibi bir destek verilerek ne yetiştirici mağdur olacak nede küpe işlevi yapan birlikler mağdur olmayacak. Bu işlevin yapılmasının ardından aynı zaman Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’da küpe ve aşı konusunda üreticiye vermiş olduğu ücretsiz sözünü tutmuş olacak. Eğer bu işlev biran önce faaliyete geçmediği takdirde bir çok hayvan küpesiz ve aşısız kalmadan dolayı yine bizim üretici mağdur olacak


 
 
7.2.2018
Devamı

Küpeleme İşlemini Kimler Yapacak

Hayvan üreticilerinin mağdur olmaması için küpeleme işlemlerini büyükbaş hayvanlarda edinilen bilgiye göre Damızlık birlikleri ve süt birlikleri yapacak.Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 1 Ocak’tan itibaren bakanlık personeli veterinerlerin aşı ve küpe hizmeti karşılığında üreticilerden aldıkları ücretleri 1 kuruşa indirdi.
Hayvan üreticilerinin mağdur olmaması için küpeleme işlemlerini büyükbaş hayvanlarda damızlık birlikleri ve süt birlikleri yapacak.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 1 Ocak’tan itibaren bakanlık personeli veterinerlerin aşı ve küpe hizmeti karşılığında üreticilerden aldıkları ücretleri 1 kuruşa indirdi. Daha önce 25 kuruş ile 2,50 lira arasında değişen aşılama ve küpeleme ücretlerinin 1 kuruşa düşürülmesinin ardından küpeleme işlerinin kimin yapacağı konusu netleşmemişti. Yapılan görüşmeler sonucunda üreticinin mağdur olmaması için bu iş netleşene kadar küpelemeleri süt birlikleri yapacak.
Konuyla ilgili olarak açıklama yapan Yenişehir İznik Süt üreticileri Birliği Başkanı Nazif Tuna, “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018 yılından itibaren hayvan üreticilerinden küpe parası alınmayacağını açıklaması üzerine küpeleme işlemlerini kimin yapacağı hususu netleşmemişti. Vatandaşların mağdur olmaması için Bursa İl Tarım Müdürlüğü ile yapılan protokol çevresinde bu işlemi Yenişehir ve İznik’te birlik olarak büyükbaş hayvanlarda biz yapacağız. Diğer ilçelerde ise süt birlikleri küpe takma işlemlerini gerçekleştirecek” diye konuştu.
Küpeleme işlemleri için vatandaşların birliklere müracaat etmesini gerektiğini söyleyen Başkan Tuna, "Bu işlemlerden ücret alınmayacaktır. Aynı zamanda şu anda Yenişehir’de günlük 170 ton süt çıkıyor. Son yapılan zam ile sütün brüt litre fiyatı 1lira 53 kuruştan satılıyor. Süt üreticileri üyelerimiz adına birlik olarak biz süt firmaları ile sözleşme yapıyoruz. Birliğe üye olmayan üreticiler destekleme alamayacak" dedi.
 
 
7.2.2018
Devamı

Tritikale Meclis Gündeminde

TBMM Tarım komisyonu üyesi ve Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, meclis genel kurulunda yem ham maddelerinden Tritikale bitkisini gündeme getirdi.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, günümüzde yem ham maddelerinden birisi olan tritikalenin, daha az döviz ödenmesi için her yerde desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi.

Tane İçin Yetiştirilen Tritikale Desteklenmiyor
AKP'nin uyguladığı niteliksiz tarım politikaları sonucu Türkiye'nin et ve hayvan ithalatı için ciddi bir döviz ödediğini hatırlatan CHP’li Gaytancıoğlu, Edirne’nin Süloğlu ilçesi çiftçilerinden elde ettiği bilgilere göre, Edirne'nin tüm ilçelerinde yemlik olarak yetiştirilen tritikalenin desteklendiğini ancak tanesi için yetiştirilen ve un yapımında da kullanılan tritikalenin desteklenmediğini belirtti.
Tarım Bakanlığı Çiftçiye Duyurmuyor
CHP’li Gaytancıoğlu TBMM Genel Kurulu’nda şunları kaydetti; “Edirne'nin tüm ilçelerinde yemlik olarak yetiştirilen tritikale destekleniyor ancak tanesi için yetiştirilen ve un yapımında da kullanılan tritikale desteklenmiyor. Çiftçilerimizin bundan yeni haberi olmaktadır. Her fırsatta "Kapatılsa çiftçinin haberi dahi olmayacak" dediğimiz Tarım Bakanlığı bunu neden çiftçilere duyurmamıştır? Çiftçilerimizi neden mağdur ediyorsunuz? Onlar Atatürk'ün "Üreten efendi" dediği çiftçilerimizdir. Bu mağduriyetin bir an önce giderilmesini diliyorum”dedi.
 
7.2.2018
Devamı

Veteriner İlaç Takip Sistemi Bu ay Devreye Giriyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, e-reçete uygulamasının ardından ilaç takip sistemini de (İTS) bu ay içinde devreye sokuyor.
Bakanlık bürokratları, hayvancılık sektöründe kullanılacak ilaçların izlenmesini sağlayacak sistemin tanıtımlarına Bursa Veteriner Hekimler Odası’nın (BVHO) düzenlenen toplantı ile başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan BVHO Başkanı Sinan Sağlam 1 Ocak 2018’de yürürlüğe giren elektronik reçete sistemi (e-reçete) ve bu ay içinde başlayacak olan ilaç takip sistemi (İTS) konusunda üyelerini bilgilendirmek istediklerini söyledi. Başkan Sağlam, uygulamaların hayvancılık sektörüne büyük katkı yapacağına inandığını belirterek, e-reçete ve ilaç takip sisteminin veteriner hekimlerin öncelikli görevi olan güvenli gıda ve hayvan sağlığının korunması konusunda çok ciddi bir adım olduğunu vurguladı. Sağlam uygulamalara her türlü desteği vereceklerini de söyledi.
Toplantıda konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Harun Seçkin de e-reçete ve ilaç takip sisteminin amaçları ve sağlayacağı faydalar üzerinde durdu. Harun Seçkin, e-reçete uygulamasıyla, hayvan sağlığı alanında kullanılan ilaçların izlenebilirliğinin sağlanmasını, hayvan hastalık ve zararlıları ile etkin bir mücadele edilmesini ve gıda güvenliğini sağlamayı hedeflediklerini kaydetti. Sistemde oluşacak veri tabanının, Türk hayvancılık sektörünün gelişmesine katkı sağlayacağına vurgu yapan Harun Seçkin, “Yeni sitem, ileriye dönük hayvancılık politikalarının oluşturulmasında temel teşkil edecek. Hayvan sağlığının korunması, güvenli gıda zinciri ve antibiyotik direnci konusundaki çalışmalarda e-reçete ve ilaç takip sistemi en büyük rehber olacak. E-reçete ve ilaç takip sistemine, bu yılın ikinci yarısında başlatacağımız Aşı takip sistemini (ATS) entegre edeceğiz. Entegre edilecek bu iç sistem ise, dünyada ilk kez ülkemiz tarafından kullanılacak” dedi.
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü E-reçete, İlaç Takip Sistemi ve Aşı Takip Sistemi Çalışma Grup Sorumlusu Arif Özkan da, sistemin işleyişi konusunda veteriner hekimlere uygulamalı bilgiler aktardı. E-reçete uygulamasının başladığı bir aylık sürede Türkiye genelinde 20 binin üzerinde, Bursa’da ise 900 civarında e-reçete kesildiğini aktaran Özkan, E-reçete düzenlemeyen, ya da ilaç takip sistemine girmeyen veteriner hekimlere büyük para cezaları verileceği ikazında bulundu. Bakanlığın sistemdeki sıkıntıların çözümü için hazır olduğunu ve bütün illerde sistem takipçileri bulunduğunu hatırlatan Özkan, şunları söyledi:
“Artık tüm veteriner hekimler yazdıkları ilaçlarını e-reçeteyle düzenleyecekler. Bir hafta sonra ise ilaç takip sistemine geçiyoruz. Meslektaşlarımız, bu sistem üzerinden firmalardan, depolardan ilaç siparişi verecekler. Sistem dışında ne ilaç üretimi, ne satışı, ne siparişi olabilecek. Sektörün içindeki herkes bu sistemin bir parçası olacak. Hiç kimse başka şekilde ilaç temin edemeyeceği gibi, temin ettiği ilacı da reçetesiz satamayacak.”
 
6.2.2018
Devamı

AR-GE Projelerine Büyük Destek Geliyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tarımda Ar-Ge projesi başına üst limiti 3 milyon lira olan yeni bir destek vermeye hazırlanıyor. Sağlanacak destek, proje tutarının yüzde 70’ini kapsayacak ve karşılıksız olacak. Son başvurular 16 Mart’ta yapılabilecek. Başvuru yapmak isteyenler, proje başvuru klasörünü, TAGEM’e elden, kargo veya posta yolu ile ulaştırabilecek. Program kapsamında kuruluşlar en fazla iki devam eden projede yürütücü olarak yer alabilecek. Tarımda araştırma geliştirme projelerine yüzde 70 hibe desteği sağlanacak. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) kullandıracağı hibe desteğinin üst limiti 3 milyon lira olacak. “2018 Yılı Araştırma-Geliştirme Destek Programı” kapsamında hibe desteğinden yararlanmak isteyen girişimcilerin 16 Mart 2018 tarihine kadar başvuru yapmaları gerekiyor. TTAGEM’in belirlediği öncelikli konularda proje geliştiren girişimciler yüzde 30’unu kendi öz kaynakları ile karşılamak koşulu ile araştırma-geliştirme projeleri için 3 milyon liraya kadar karşılıksız (hibe) desteği alabilecek.
Özel sektör ve üniversiteler için önemli fırsat doğuyor
Her yıl öncelikli konular belirlenerek desteklenen program kapsamında 2017’de proje başına verilen destek 300 bin liradan 3 milyon liraya çıkarıldı. 2018 yılında destek üst limitinde değişiklik yapılmadı. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan “Araştırma-Geliştirme Destek Programı 13. Proje Çağrısı Başvuru Kılavuzu’nda hibe destek programının amacının; tarım sektörünün ihtiyaç duyduğu öncelikli konularda; özel sektör Ar-Ge kültür ve kapasitesinin geliştirilmesi, yeni tür, çeşit, teknoloji, model, ürün vb. geliştirilmesi, çıktıların; çiftçiler ve tarımsal sanayicilere aktarılması olarak ifade edildi.
Üniversite-özel sektör işbirliğine büyük katkı sağlayan hibe programı ile ilgili olarak Başvuru Kılavuzu’nda şu değerlendirme yapıldı: “Bakanlığın ve sektörün ihtiyacı olan konularda Araştırma Geliştirme faaliyetlerinin yerine getirilebilmesi için üniversiteler, sivil toplum ve çiftçi kuruluşları, meslek kuruluşları ve özel sektör tarafından hazırlanan Ar-Ge projeleri desteklenmektedir."
Hibe üst limiti 3 milyon lira
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Araştırma-Geliştirme Destek Programı kapsamında bakanlık, proje bütçesinin en fazla yüzde 70’i oranında destek sağlayacak.Bu çerçevede bakanlığın lığın mali destek üst limiti KDV dâhil 3 milyon lira. Proje yürütücü kurum tarafından taahhüt edilen eş finansman başvuru sahibi yürütücü kurum/kuruluş tarafından karşılanması zorunlu. Yürütücü kurum, kendilerinin karşılamak zorunda oldukları eş finansmanı, öz kaynaklarından sağlayabilecekleri gibi proje ortaklarından, iştirakçilerden veya bankalardan temin edebilecekler.
Kimler yararlanabilir?
Araştırma-Geliştirme Destek Programı kapsamında; özel sektör, sivil toplum ve çiftçi kuruluşları ile meslek kuruluşları,üniversiteler başvuru yaparak hibe desteğinden yararlanabilecek. Kurum/ kuruluşlar çağrı dönemi içerisinde yürütücü olarak sadece bir proje ile başvuruda bulunabilirler. Program kapsamında Kurum/kuruluşlar en fazla iki devam eden projede yürütücü olarak yer alabilecek. Proje yürütücüsü olarak en az lisans mezunu Türk vatandaşları yer alabilirler.
Destek için “proje ortağı” şartı var
Bakanlık tarafından yayınlanan “Araştırma-Geliştirme Destek Programı 13 .Proje Çağrısı Başvuru Kılavuzu’na göre, program kapsamındaki proje başvurularında proje ortağı bulunması zorunlu. Ortaklıklar ve ortakların uygunluğu ile ilgili şu bilgilere yer verildi: “Proje ortağı, desteğe konu projenin yürütülmesi sürecinde veya sonucunda doğrudan veya dolaylı fayda veya menfaat elde ederek, bunun karşılığında yürütücü kuruma projenin yürütülmesinde katkıda bulunan, başvuru evrakları arasında bulunan ortaklık beyannamesini imzalayan ve ilgili proje formunda açıkça belirtilen kurum/kuruluşlardır. Program kapsamındaki proje başvurularında proje ortağı bulunması zorunludur.Üniversiteler, özel sektör veya sivil toplum kuruluşlarından en az biri ile işbirliği olmadan Ar-Ge Destek Programı kapsamında müstakil olarak proje başvurusunda bulunamazlar. Gerekli durumlarda bu işbirliğine ilave olarak TAGEM’e bağlı araştırma enstitüleri veya araştırma yetkisi verilmiş bakanlık kuruluşları da dahil edilebilir. Özel sektör, sivil toplum ve çiftçi kuruluşları ile meslek kuruluşları, TAGEM’e bağlı araştırma enstitüleri veya araştırma yetkisi verilmiş bakanlık kuruluşları ile işbirliği olmadan proje başvurusunda bulunamazlar. Gerekli durumlarda bu işbirliğine ilave olarak üniversiteler de dâhil edilebilir.”
Nereye başvurulacak?
Son başvuru tarihi 16 Mart 2018 Cuma günü saat 18:00 olarak belirlendi.Başvuru yapmak isteyenler, Proje Başvuru Klasörünü, TAGEM’e elden, kargo veya posta yolu ile ulaştırmaları gerekiyor.
Bahçe bitkileri
- Sebze, meyve ve bağda biotik ve abiotik stres koşullarına dayanıklı hat ve çeşit geliştirme,
- Ticarete konu olan süs bitkilerinin ıslahı ve çeşit geliştirme çalışmaları,
- Bahçe bitkileri muhafazasında yeni depolama ve ambalaj sistemleri.
Bitki sağlığı
- Kültür bitkilerindeki zararlı organizmalara karşı biyolojik mücadele ürünlerinin (mikrobiyal preparat, biyolojik mücadele etmeni vb.) geliştirilmesi, preparat haline getirilmesi ve kitlesel üretimi,
- Depodaki zararlı organizmalara karşı mücadele olanaklarının geliştirilmesi,
- Ricania sp. ile kimyasal haricinde diğer mücadele olanaklarının araştırılması,
- Organik ürünlerin ve organik tohumun depolanması sırasında ortaya çıkan hastalık ve zararlılar ile mücadele yöntemleri.
Tarım ekonomisi
- Gıda israfı ve kayıplarının ölçülmesi.
Gıda ve yem
- Gıda ve yem analizlerinde kullanılan analitik standart, referans materyal gibi yurt dışından tedarik edilen malzemelerin ve yeterlilik testlerinin ülkemizde üretilmesinin sağlanması, Mikroenkapsüle gıda ve yem üretimi, Gıda işleme süreçlerinde yeni teknolojilerin geliştirilmesi ve uygulanması,
- Yerli starter kültür ile gıda enzim ve preparatlarının, model gıdalarda ticari üretiminin gerçekleştirilmesi,
- Arı ürünlerinin fizikokimyasal özelliklerinin belirlenmesi, işleme ve muhafaza teknolojilerinin geliştirilmesi, XYeni teknolojilerle alternatif gıdalar, yem hammaddeleri ile yem ve gıda katkı maddeleri üretimi.
Hayvan sağlığı
- Hayvan hastalıkları hızlı teşhis metotlarının geliştirilmesi,
- Ülkemizde üretimi yapılmayan aşıların geliştirilmesi,
- Alternatif veteriner tıbbi ürünlerin geliştirilmesi, üretilmesi ve etkinliklerinin belirlenmesi.
Hayvancılık ve su ürünleri
- Su ürünlerinde ülkemizde üretimi yapılmayan omnivor yeni türlerin deneme üretimi, 19. Hayvancılık ve su ürünlerinde verim artışına yönelik ıslah, yetiştiricilik sistem ve teknoloji geliştirilmesi.
Tarla bitkileri
- Tarla bitkilerinde IMI grubu herbisitlere dirençli çeşit geliştirilmesi,
- Son ürün eldesine yönelik tıbbi ve aromatik bitki çalışmaları,
- Doğal boyar maddelerden boya elde edilmesine yönelik araştırmalar,
- Bitkisel ve mikrobiyal aktif madde tespit, sentez ve üretimi,
- Pamukta yerli çeşit geliştirme, geliştirilen çeşitlerin tanıtımı ve yaygınlaştırılması,
- Yağlı tohumlu ve yem bitkilerinde yerli çeşitlerin geliştirilmesi ve üretime kazandırılması.
Toprak, su kaynakları ve tarımsal mekanizasyon
- Piyasaya arz edilecek nitelikte yerel kaynaklardan etkili mikrobiyal, organik ve nano gübrelerin geliştirilmesi,
- Çevresel kirleticilerin tarımsal ekosistem üzerinde etkileri,
- Drenaj çalışmalarında kullanılan zarf malzemelerinin performans değerlendirmesi,
- Kırsalda kullanıma yönelik mobil/ sabit hibrit enerji platformu tasarımı ve geliştirilmesi,
- Sera gazı emisyon ölçümleri için arazi/ laboratuvar tipi analiz sistemlerinin geliştirilmesi,
- Tarımda verim artırıcı, maliyet düşürücü her türlü yerli tarım makinalarının geliştirilm
 
 
6.2.2018
Devamı

Kuraklık Verim Poliçesi Son Kabul Tarihi Uzatıldı

Tarım Sigortaları Havuzu’ndan (TARSİM) yapılan açıklamada, üreticilerden gelen yoğun talepler doğrultusunda, İlçe Bazlı Kuraklık Verim Sigortasında poliçe son kabul tarihlerinin uzatıldığı bildirildi.

Son kabul tarihi 15 Şubat’a kadar uzatıldı

Bu doğrultuda üreticiler, buğday ürününün yanısıra, arpa, yulaf, çavdar ve tritikale ürünleri ile bu ürünlerin sertifikalı tohumlukları için, poliçe son kabul tarihi 31 Ocak olan lokasyonlarda 15 Şubat’a kadar kuraklık sigortası yaptırabilecek.

2017 yılında kuru tarım alanlarında yetiştirilen buğday ürününde yüzde 60 oranındaki devlet desteği ile uygulamaya alınan ve üreticiler tarafından ilgiyle karşılanan ilçe bazlı kuraklık verim sigortası çerçevesinde 2018 yılı çekilişleriyle ilgili olarak buğday ürününe ilaveten arpa, çavdar, tritikale, yulaf ürünleri ve bu ürünlerin tohumluklarına da teminat verilmeye başlanmıştı. Bu ürünler, başta kuraklık olmak üzere, don, sıcak rüzgar, sıcak hava dalgası, aşırı nem ve aşırı yağış risklerine karşı güvence altına alınabiliyor.
 
 
6.2.2018
Devamı

Çiftçi Borçlarına Bir Yıl Erteleme

Hatay ve Kilis'te terör olayları nedeniyle zarar gören esnaf ve sanatkarlar ile çiftçilerin kredi borçları bir yıl ertelenecek.
Konuya ilişkin Bakanlar Kurulu kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, Hatay ve Kilis ile ilçelerinde 20 Ocak-30 Nisan tarihlerinde, terör olayları nedeniyle işleri veya işletmeleri zarar gören esnaf ve sanatkarların, Halk Bankası tarafından kullandırılan düşük faizli kredilerden doğan borçlarında bir yıl ertelemeye gidilecek.
Esnaf ve sanatkarların, Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri Birlikleri Merkez Birliğine bağlı bölge birliklerine ortak olan Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri kefaletiyle veya doğrudan bankadan kullandıkları düşük faizli kredilerden doğan borçları için, terör olayları nedeniyle işlerinin veya işletmesinin zarar gördüğüne dair ilgili kamu idaresinden alınan resmi yazıyla birlikte bankaya yazılı müracaat etmeleri gerekiyor.
Başvuru yapanların, bir yıl içinde doğacak veya bankaya müracaat tarihi itibarıyla vadesinden itibaren 90 günlük bekleme süresi içinde olan borçları, taksit vadesinde ilgili mevzuata göre faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle taksit vadesinden itibaren bir yıl süreyle faizsiz olarak ertelenecek. Buna bağlı olarak kredi itfa tablosu doğrultusunda kalan tüm taksitler de birer yıl ötelenecek.
Esnaf ve sanatkarlar, ilgili kamu idaresinden alınan resmi yazı tarihinden itibaren iki ay içerisinde bankaya yazılı olarak müracaat edebilecek.
Karar kapsamında borçları ertelenen esnaf ve sanatkarlara, talepleri halinde ilgili karar kapsamında banka tarafından erteleme süresinde düşük faizli kredi açılabilecek. Söz konusu Bakanlar Kurulu kararlarında ertelemeye tabi borcu bulunanlara kredi açılmasını engelleyen hükümler uygulanmayacak.
Ertelenen krediler nedeniyle müracaat süresi sonuna kadar borcun ertelenmesi halinde ise erteleme süresi sonuna kadar takip işlemi başlatılmayacak.
- Çiftçilerin kredi borçlarına erteleme
Öte yandan Hatay ve Kilis ile ilçelerinde faaliyet gösteren ve 20 Ocak-30 Nisan tarihlerinde, terör olayları nedeniyle ekilişleri, ürünleri, hayvan varlıkları, tesisleri veya seraları en az yüzde 30 zarar gören, Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının diğer sistemlerine kayıtlı gerçek ve tüzel kişi üreticilerin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine (TKK) olan kredi borçları da ertelenecek.
Buna göre, üreticilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan ve hasar tespit komisyonu kararı tarihi itibarıyla vadesi henüz gelmemiş olmakla birlikte bir yıl içinde dolacak olan veya vadesinden itibaren 90 günlük süre içerisinde olan düşük faizli kredi kullandırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı kapsamındaki tarımsal kredi borçları, vadesinde faiz tahakkuk ettirilmek suretiyle vade tarihinden itibaren 1 yıl süreyle ertelenecek.
Öte yandan 20 Ocak'tan bugüne kadar olan sürede Ziraat Bankası ve TKK tarafından tasfiye olunacak alacaklar hesaplarına aktarılmış bulunan tarımsal kredi borçları da şubat ayının birinci iş günü itibarıyla faiz tahakkuk ettirilmeksizin 1 yıl süreyle ertelenecek.
Söz konusu kararlar 20 Ocak'tan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
 
 
5.2.2018
Devamı

Her Bir Aileye Üç Yüz Damızlık Koyun Verilicek

Köyden kente göçü önlemek için hazırlanan proje kapsamında çifçi ailelere 300 adet damızlık koyun verilmesi öngörülüyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Köyden şehire gitme. Hem maaşını al hem kendi işinin patronu ol” projesiyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Milliyet gazetesine konuşan Fakıbaba, projeyle köyden şehre gidişi önlemeyi ve köye geri dönüş sağlamayı amaçladıklarını söyledi. 

“Müthiş bir sosyal ve sürü artırma projesi” diyen Fakıbaba, şöyle konuştu: 

“Her bir aileye 300 tane damızlık koyun vereceğiz. 300 damızlık koyunu alan ayrıca asgari ücret alacak. Sigortasını da yapacağız. Yem, ilaç, veteriner eksiği varsa onu karşılayacağız. Sadece köyde arazi tapusunu ipotek olarak alacağız. 300 koyun 300 yavru verecek. Bu yavruların tamamı da işletmemizin sahibine ait olacak. Geri ödeme 300 tane doğacak yavru ile başlayacak. Bu yavrular bir kaç ay sonra her biri 700-800 liraya satılabilir. Bir senede 210 bin lira eder. 

Müthiş bir para. İsterse bu yavruları bize satabilir, borcundan düşülür. Erkekleri kesime gönderebilir. Fiyat garantisi vereceğiz. Şehirde hastanede temizlik yapacağına asgari ücretle, köyünde hayvanıyla uğraşacak. Hem maaşı al hem kendi işinin patronu ol diyoruz. Bu istihdamı da artıracak.”
 
5.2.2018
Devamı

Yerli Çoban Sıkıntısı Afganlılara İstihdam Sağlıyor

Ülke ekonomisinin olmazsa olmazı olan tarım ve hayvancılık sektöründe son zamanlarda baş gösteren çoban sıkıntısı sektörü olumsuz yönde etkiliyor.
3 ile 5 bin TL arasında maaş artı sigorta, ayrıca yiyecek, içecek ve barınma ihtiyaçlarının karşılanmasına rağmen yerli çoban bulamayan üreticiler, kapılarını Afganistanlılara açtı.
Çobanlık mesleğinin hayvancılık sektörünün olmazsa olmazı, vazgeçilmezi olduğuna dikkat çeken Aksaray Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mahmut Aktürk, artık kimsenin çobanlık yapmak istemediğini söyledi. Özellikle yeni nesilde bu mesleğe karşı aşırı antipati olduğunu vurgulayan Aktürk, köyden kente göçün de artması ile çobanlık mesleğinin yok olmayla karşı karşıya olduğunu ifade etti.

“Ülkemizde ciddi anlamda bir çoban sıkıntısı var”
Türkiye'de olduğu gibi Aksaray’da da ciddi anlamda çoban sıkıntısı olduğunu belirten Aktürk, “Hem ilimizde hem ülkemizde gerçekten ciddi bir çoban sıkıntısı yaşanıyor. Yeni nesil çobanlık yapmak istemiyor. Şu anda kendi milletimizden çobanlık yapanlar 60-70 yaşlarında. Onlar da bu işi bıraktıktan sonra gerçekten yerli vatandaşlarımızdan çoban bulamayacağız. Onun yerine Afganistan’dan göçen Özbek kardeşlerimiz bu işe soyundular. Özellikle büyükbaş işletmelerinde yoğun olarak çalışıyorlardı. Şimdi küçükbaş işletmelerde de hayvanlarımızı meralarda otlatmak için Afganlı kardeşlerimizi kullanıyoruz. Türk insanının ekonomik seviyesinin iyileşmesi ve köylerde yaşamamak istememesi, şehirlere göçün artması bu sektörün yapılmamasının en önemli etkenlerinden bir tanesi. 3-4 bin lira maaş almasına rağmen bu işi yapmak istemiyorlar. Herkes çocuğunu okutmak, mühendis olsun, avukat olsun, doktor olsun istiyor. Eğer okutamazsa da ‘meslek sahibi olsun’ diyor. Ama hiç kimse çocuğunun çoban olmasını istemiyor” dedi.
“Çobanlık mesleği yok olmayla karşı karşıya”
Mesleğin yok olmayla karşı karşıya kaldığına dikkat çeken Aktürk, “Çobanlık mesleği yok olmayla karşı karşıya. Küçükbaş hayvancılığın yaygınlaştırılması, sayısının, verimin, üretimin artırılması, Türkiye’deki et açığının kapatılması için küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi lazım. Biz de bunun için gayret gösteriyoruz. Ama çoban bulamazsak, bu hayvanları işletmelere kapatırsak bu işten para kazanılması mümkün değil. O yüzden çobanlık mesleğinin devam ettirilmesi gerekir diye düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
“Severek, isteyerek ve uyumlu çalışıyorlar”
Afganistanlıların severek, isteyerek ve özverili bir şekilde çobanlık mesleğini icra ettiklerine değinen Aktürk, “Afganistan’dan göç eden Özbek kardeşlerimiz, Afgan diyoruz ama bunlar Özbek kökenli, çok daha uyumlu, çok daha mütevazi. Bu işi de biliyorlar, yapıyorlar. Çünkü Türk milletinin genlerinde çobanlık var. Biz Anadolu’nun düzlüklerine Orta Asya’dan koyunlarla, keçilerle geldik. Bunlar da Orta Asya’dan geldiler. Bu işi zaten orada da yapıyorlardı. Severek, isteyerek yapıyorlar, uyumlu da çalışıyorlar. Bizim insanımız da misafirperverdir. Hem maaşlarını düzgün ödüyorlar. Barınmalarını temin ediyorlar, yiyecek içeceklerini veriyorlar. Herkes memnun” diye konuştu.
“Bu insanların çalışma izinleri çözülmeli”
Afganistanlı işçilerin çalışma problemi olduğunun altını çizen Aktürk, bu sorunun sektör için giderilmesi ve bir çözüm üretilmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Bu kardeşlerimizin çalışma izinleri noktasında sıkıntılar var. Bunların giderilmesi lazım. Eğer çalışma izinleri noktasında sıkıntılar çözülmezse bu iş bizi de etkileyecek. Özellikle küçükbaş hayvan yetiştiricisini çok ciddi anlamda etkileyecek. Suriye’den gelen misafirlerimiz de var. Onlardan da ufak tefek olsa çobanlık mesleğine başlayanlar oldu. Bir şekilde bu işi sürdürmek istiyoruz. Çobanlık mesleğinin devamı için de inşallah bu kardeşlerimizin önü açılır diye düşünüyorum” dedi.
“Türkiye’ye çalışıp para kazanmaya geldim”
Afganistan’da yaşayan ve ailesine maddi gelir sağlamak için Aksaray’a gelen 24 yaşındaki Afganistanlı Aziz Özbek, “5 ay önce geldim ve burada çalışmaya başladım. Kendim Afganistanlıyım. Buraya çalışmak için geldim. Çobanlık, hayvancılık, büyükbaş, küçükbaş işi yapıyorum. Türkiye’ye geldiğimize çok seviniyoruz şu anda. Türkiye bizleri bırakmadı. Memlekette iş yok, plan yok. O yüzden para kazanmak için buraya geldik. Ailemin hepsi Afganistan’da. Kazandığım parayı oraya gönderiyorum. Buradan aldığımı da oraya gönderiyorum, kendileri yemek, içmek için kullanıyorlar” dedi.
“Yerli çoban yetişmiyor, Afganlılarla çalışıyoruz”
Hayvan üreticisi Ahmet Erkek ise, yerli çobanın yetişmediğini belirterek, “Türkiye’de yerli çoban bulma şansımız yok. Yetişmiyor çünkü. Yerli çobanlar yetişmediği için şimdi Afganlılar ile çalışıyoruz. Yerli çobana 3 bin lira da aylık versen azımsıyor. Sigortasını yapıyorum, 3 bin lira aylık veriyorum ama yine gelmiyor adam. ‘Ben yatacağım’ diyor, ‘bana devlet bakıyor’ diyor. Onun için biz de Afganlılarla çalışıyoruz. Ben şu anda üç tane Afganlı çoban çalıştırıyorum. Memnunum, Allah razı olsun. Afganlılara da 3 bin lira maaş veriyoruz. Yemesi, içmesi hep bize ait. İzinleri de var. Yerliler çalışmayı istemiyor. Zenginlemişlerdir belki de” ifadelerini kullandı. Kaynak:İHA
 
 
 
5.2.2018
Devamı

Ürün İhtisas Borsası İçin Geri Sayım

Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, tarım ürünlerin gerek fiziki gerekse ürün senetleri şeklinde işlem görmesine imkan verecek Türkiye Ürün İhtisas Borsası Anonim Şirketi'nin kurulmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararının nisan ayında yayımlandığını hatırlattı.
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığının koordinatörlüğünde piyasanın işleyişine dair mevzuat çalışmalarının tamamlanması ve alım satım sisteminin işler hale getirilmesinin ardından borsaya nihai aşamada faaliyet izni verileceğini anlatan Şimşek, "Gıda enflasyonun düşürülmesine katkı sunacak, piyasanın fiyat istikrarı içerisinde dengelenmesi sağlayacak 'ürün ihtisas borsası' en kısa sürede faaliyete geçecek." dedi.
Şimşek, Ankara merkezli olacak borsanın ortaklarının Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 33 ticaret borsası, Borsa İstanbul, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), Takasbank, Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Vakıflar Bankasından oluştuğunu söyledi.
Sistemin depolamaya uygun, standardize edilebilen temel ve işlenmiş tarım ürünlerinin ticaretinin gelişmiş ülkeler düzeyindeki modern alt yapılarda yapılmasını ve sağlıklı ortamlarda depolanmasını amaçladığını vurgulayan Şimşek, ürün senetleriyle ticaretin kolaylaşacağını, üretici, tüccar ve sanayicinin teşvik edileceğini kaydetti.
İlk etapta buğday ve pamuk işleme açılacak
Arz ve talep dengesi içinde fiyat istikrarının sağlanacağını vurgulayan Şimşek, bu amaçlara yönelik fonksiyonu yerine getirecek olan lisanslı depoculuk ve elektronik ürün senedine ilişkin hukuki ve teknik alt yapının tamamlandığını belirtti.
Türkiye'de 39 lisanslı deponun faaliyet göstermek üzere lisans aldığına işaret eden Şimşek, mevcut durumda 9 ticaret borsasında işlem gören elektronik ürün senetlerinin MKK nezdinde izlendiğini bildirdi. Şimşek, "Piyasada ilk etapta ülkemiz tarımsal üretim ve ürün stokunun büyük kısmını oluşturan buğday ve pamuğun işleme açılması öngörülüyor. İlerleyen süreçte fındık, kayısı, incir, zeytin, Antep fıstığı gibi ürünler de işleme konu edilecek." ifadelerini kullandı.
Enflasyonun düşürülmesine katkı
Dönemsel olarak ortaya çıkan fiyat dalgalanmalarının önüne geçecek söz konusu borsanın tarla ile piyasa fiyatı arasındaki dengesizlikleri gidereceğini belirten Şimşek, şöyle devam etti:
"Borsanın faaliyete geçmesiyle birlikte elektronik ürün senedi ile bağlantılı olarak işleyecek depolama yapısı sayesinde arzın bol olduğu dönemlerde, ürünlerin aracılar tarafından sağlıksız şekilde depolanıp, tüketicilere yüksek fiyattan satılması önlenmiş olacak. Piyasada rekabetçi ortamda gerçekleşecek sağlıklı fiyat oluşumu sayesinde fiyatlardaki dalgalanmalar asgariye indirilmiş olacak. Böylece tarım ürünlerinde fiyat istikrarının sağlanmasını amaçlayan Gıda Komitesi hedeflerine de katkı sağlanacak."
Üreticilerin maliyetleri düşecek, rekabet artacak
Diğer taraftan hasat dönemlerinde tarım ürünlerindeki arz yığılması nedeniyle oluşan fiyat düşüşlerinin önleneceğini ve piyasanın fiyat istikrarı içerisinde dengelenmesinin sağlanacağını anlatan Şimşek, "Üreticiler ürünlerini yakın çevrelerindeki sınırlı sayıdaki tüccara satmak zorunda kalmayacağından çok sayıda alıcının oluşturacağı rekabetten yararlanabilecekler." ifadelerini kullandı.
Şimşek, özellikle finansman sıkıntısı çeken küçük çaplı üreticiler için lisanslı depolara verdikleri ürünleri karşılığında aldıkları ürün senetlerinin teminat gösterilerek bankalardan kredi ve finansman imkanı sağlanacağına da dikkati çekerek, üreticilerin depolama maliyetinin düşeceğini, depolama kalitesinin artacağını bildirdi.
Yeni iş alanları oluşacak
Tarım ürünleri ticaretinin, genel kabul gören standartları belirlenmiş ürünler üzerinden güvenli ve şeffaf piyasa ortamında yapılarak kaliteli üretimin teşvik edileceğini belirten Şimşek, ürün depolanması, bankacılık ve sigorta sektörü açısından yeni iş alanlarının oluşacağını vurguladı.
Şimşek, oluşacak sağlıklı bir spot piyasa sayesinde fiyat dalgalanmalarına karşı riskten korunma sağlayan tarım ürünleri üzerine düzenlenmiş vadeli işlemlerin yaygınlaşmasına imkan sağlanacağını da kaydetti.
Hal Yasası EKK'da görüşülecek
Söz konusu borsa ile Türkiye'nin bölgede tarım ürünleri ticaretinin merkezi konumuna geleceğini ifade eden Şimşek, yatırımcılar için de alternatif yeni bir yatırım aracının ortaya çıkacağını söyledi.
Öte yandan Şimşek, uzun süredir üzerinde çalışılan Hal Yasası'nın da yakında Ekonomi Koordinasyon Kurulu'nda görüşüleceğini sözlerine ekledi.
 
 
5.2.2018
Devamı

Erzincan'a Damızlık Düve Merkezi Kuruluyor

Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası, Erzincan Ticaret Borsası, Erzincan İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ve Erzincan Ziraat Odası ortaklığı ile kurulan, Erzincan Damızlık Hayvancılığı Geliştirme ve Organizasyon Anonim Şirketi bünyesinde Damızlık Düve Üretim Merkezi kurulması için ilk adımlar atıldı.
Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hayati Gürkan, Erzincan ili Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yaşar Faruk Günay Erzincan Ticaret Borsası Başkanı Necmi Yapınca ve Erzincan Ziraat Odası Başkanı Tamer Geyik'in ortak basın açıklaması yaparak, Erzincan'da eksikliği bulunan düve üretim merkezinin kazandırılması yolunda ortak hareket içinde bulunduklarını bildirdiler.

Türkiye'de milli tarıma yönelik politikaların geliştirilmesi kapsamında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından uygulanan Damızlık Düve Yetiştiriciliğinin Desteklenmesi ile ilgili olarak sunulan proje ile; bölgesel ve milli kalkınma hedefleri doğrultusunda genellikle yurt dışından temin edilen düve ihtiyacının yerli kaynaklarla sağlanarak bölge ekonomisine katkı sağlanması, hayvan yetiştirme faaliyetlerinin tüm yılı kapsayan avantajını kullanarak üreticilere katkı sağlamak, Erzincan ve bölgenin hayvan varlığının damızlık altyapısını güçlendirmek, üreticinin elindeki hayvan varlığının yüksek kültür ırkı olmasını sağlamak, başta Erzincan olmak üzere bölgenin damızlık hayvan tedarik merkezi haline getirilmesi, mevcut damızlık hayvan varlığının ülke çapına hitap eden satış organizasyonları vasıtası ile kayıt içerisinde ve değerinde pazarlanması için altyapı oluşturulması, küçük ölçekli ve aile işletmelerinde bulunan damızlık hayvanların kurulan şirkete alınarak arilik statüsü kazandırılması, üreticilerin gelir seviyesinin artırılması, istihdama katkı sağlanması ve sivil toplum kuruluşlarının gücünü birleştirerek sürdürülebilir bir damızlık üretim ve pazarlama organizasyon oluşturulması hedefleniyor.
Erzincan yeniköy  bölgesinde 38.503 m alan üzerine kurulacak olan tesiste toplam 500 başlıklı ahır, padok, kaba yem deposu, slaj çukuru, çoban evi ve idari bina yapılacak. Yaklaşık 10 milyon TL değerindeki yatırım ile tarım ve hayvancılık sektöründe lokomotif görevi üstelenen ve projelerini sunan, Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası, Erzincan İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Erzincan Ticaret Borsası ve Erzincan Ziraat Odası, projenin sürdürülebilirliğinin sağlanması amacıyla bu güç birliğinin her zaman devam edeceğine vurgu yaparken, sivil toplum kuruluşları olarak Erzincan'ın kalkınması amacıyla bu ve benzeri projelerde her zaman beraber hareket edileceğinin altını bir kez daha çizerek projenin Erzincan'a hayırlı olmasını temenni ettiler.
 
 
1.2.2018
Devamı

Çay'da 2018 Eylem Planı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü Bitki Beslenme ve Teknoloji Geliştirme Daire Başkanı Metin Kayıcıoğlu, Bakan Müşavirleri Bahattin Bozkurt ve Taner Aksoy tarafından Rize Ticaret Borsasında “2018 yılı Çay Eylem Planı” bilgilendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda 2018 yılı Çay Eylem Planı çerçevesinde çay üretiminde alınması gereken tedbirler ayrıntılarıyla açıklandı. 2018 yılında toprakların fiziksel ve kimyasal yapısını iyileştirilmesi, çaylıkların yenilenmesi, sözleşmeye dayalı ortak işletmecilik modelinin geliştirilmesi ve organik çay tarımının geliştirilmesi alınacak tedbirler olarak belirlendi.
Oluşturulan plan dâhilinde; topraklardaki fiziksel ve kimyasal yapının iyileştirilmesi için çaylık alanların toprak düzenleyicisi (dolomit) ihtiyacı karşılanacak. Yüksek verimli, damak tadına uygun yeni çeşitlerle çay fidanı üretilip, çaylık alanlar yenilenecek. Ayrıca coğrafi olarak birbirine yakın parsellerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan üretim modeline geçilecek. Organik üretim bakanlık tarafından desteklenip müstahsile organik gübre desteği verilecek ve verim kaybı olursa telafi edilecek.Tüm bu plan çerçevesinde yapılacak çalışmalarda bakanlık tarafından finansal destek sağlanması planlanıyor.
 
 
 
 
1.2.2018
Devamı

Rusya 5 Türk Şirketinden Daha Domates Alacak

.Rusya Federal Bitki Sağlığı Denetim Servisi’nden (Rosselhoznadzor) yapılan açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından verilen garanti doğrultusunda, 5 Türk şirketinden daha yarın itibarıyla domates ithal edileceği belirtildi.

Açıklamada, Rosselhoznadzor uzmanlarının geçen yılın aralık ayında söz konusu şirketleri denetlediği kaydedildi.

Rusya, geçen yıl kasım ayında 4 Türk firmasından toplam 50 bin ton domates ithalatına başlamıştı.
 
 
1.2.2018
Devamı

Genç Çiftçilere Hibe Koyun Desteği

Muğla’nın Seydikemer ilçesinde, Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe desteği almaya hak kazanan 25 çiftçiye, 37’şer adet koyun dağıtıldı.
Muğla'nın seydikemer ilçesinde, Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe desteği almaya hak kazanan 25 çiftçiye, 37'şer adet koyun dağıtıldı.
Gıda Tarım ve Hayvancılık ilçe Müdürü Engin Maraşlı dağıtım töreninde yaptığı konuşmada, Bakanlık tarafından Genç Çiftçi Projesi kapsamında Seydikemer'de bu projeden faydalanmaya hak kazananan genç çiftçilere küçükbaş hayvanların dağıtımının yapıldığını belirtti.
Küçük ve büyükbaş olmak üzere sığır desteklemelerinin de olduğunu kaydeden Maraşlı, "7 kişiye 45'er arılı kovan, 4 tavuk kümesi ve 450 tavuk, 25 kişiye 37'şer tane koyun, 1 kişiye 37 keçi, 1 kişiye 5 dekar bağ, 1 kişiye 2 dekar sera, 1 kişiye mantar tesisi, 30 kişiye 6 adet büyükbaş olmak üzere destekleme verilmektedir "dedi.
Maraşlı konuşmasının devamında "Hükumetimizin ve Bakanlığımızın üretimi destekleyecek hibe desteği, ekonomik destekler gibi bir çok projesi var. Asıl hedef üretimin hareketlendirilmesi, kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın para kazanacağı şekilde model oluşturulması, işletmelerin hayatına devam etmesi, olmayanlara da verilerek yeni işletmeler kazandırılması noktasını son derece önemsiyoruz. Seydikemer bölgesi yılın 12 ayı doğada yem olmadan hayvan beslemeye müsait bir tabiata sahip. Bu projeyi en az 3 yıl yürüteceksiniz. İnşallah 3 yıl sonrasında bu hayvanların artarak devam edeceğini umuyorum" diye konuştu.
 
 
1.2.2018
Devamı

Tarım Sektörü İzmir'de Buluşuyor

ORİON Fuarcılık tarafından 1 - 4 Şubat 2018 tarihlerinde İzmirde gerçekleşecek olan 13. AGROEXPO'da, dört gün sürecek "Çok Uluslu Tarım İş Forumu " düzenlenecek. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından düzenlenen Çok Uluslu Tarım İş Forumu, Türkiye de ilk kez bir fuarda gerçekleşecek olma özelliğini taşıyor. Fuarın ana teması 'Tarım 4.0' olarak belirlendi. Fuara Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba da katılacak.
 
31.1.2018
Devamı

Çiftçiye Mazot Desteği Arttı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bitkisel üretimde Alan Bazlı Tarımsal Destekler kapsamında çiftçiye yapılan mazot desteğinde artışa gitti.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan Bitkisel Üretime Destekleme Ödemesi yapılmasına dair Tebliğde değişiklik yapılmasına dair tebliğ , 30 Ocak 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı.
Yayınlanan tebliğ ile Alan Bazlı Tarımsal Destekler kapsamında çiftçiye ürettiği bitkisel ürünler için yapılan mazot desteğinde artışa gidildi.
Tebliğ ile 17/9/2017 tarihli ve 30183 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bitkisel Üretime Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ’in EK-1’inde yer alan tablodaki bitkisel ürünler için yapılacak dekara 4 TL olarak belirlenen gübre desteği aynı kalırken, mazot desteği ürünlere göre farklı tutarlarda artırıldı.
Buna göre dekar başına mazot desteği;
Buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale için 13 TL’den 13,49 TL’ye,
Çeltik ve pamuk için 36 TL’den 37,36 TL’ye,
Yağlık ayçiçeği, soya, dane mısır, patates için 17 TL’den 17,64 TL’ye,
Aspir, nohut, mercimek, kuru fasulye için 11 TL’den 11,42 TL’ye,
Fındık, yem bitkileri, çay, kuru soğan, kanola, diğer ürünler için 9 TL’den 9,34 TL’ye çıkartılırken, nadasa bırakılan alanlar için dekar başına 5 TL yerine 5,19 TL destek verilecek.
Böylece 4 TL gübre desteği ile birlikte verilecek toplam destek miktarı; Buğday, arpa, çavdar, yulaf, tritikale için 17,49 TL, Çeltik ve pamuk için 41,36 TL, Yağlık ayçiçeği, soya, dane mısır, patates için 21,64 TL, Aspir, nohut, mercimek, kuru fasulye için 15,42 TL, Fındık, yem bitkileri, çay, kuru soğan, kanola, diğer ürünler için 13,34 TL olacak.
Nadasa bırakılan alanlar için gübre desteği olmadığından mazot desteği olarak dekara 5,19 TL verilecek.
 
 
 
31.1.2018
Devamı

Örnek Köy Projesi ile Tarım ve Hayvancılıkta Verim Artacak

Tarımsal ürünlerde ve hayvancılıkta istenen verimin sağlanabilmesi için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından örnek köy modeli geliştirildi.
Tarımsal ürünlerde ve hayvancılıkta istenen verimin sağlanabilmesi için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından örnek köy modeli geliştirildi.Her ilde 3 köyün desteklenerek çiftçiye örnek gösterileceği uygulama ile ilgili bilgi veren TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi ve AK Parti Erzurum Milletvekili Orhan Deligöz, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının örnek köy modelini uygulamaya sokmaya hazırlandığını söyledi.
 
Uygulama çerçevesinde her aileye ahır yapılacağını belirten Deligöz, "Şimdiki mevcut uygulamalarda müracaat ediyorsun, çıkıyor, çıkmıyor, şartlar tutuyor tutmuyor. Örnek köy modelinde şart aranmayacak. Orada her aileye ahır yapılacak." dedi.
 
Deligöz, uygulamaya dair ayrıntıları paylaşarak, şöyle devam etti:
 
"Eğer kişi tek başına ‘Ben 20 kişilik ahır istiyorum, 50 kişilik ahır istiyorum.’ derse bunun yüzde 50'si bedava. Kredi değil. Devlet verecek yüzde 50'sini ama iki kardeş, üç kardeş veya diğer akrabalar üçü beşi bir araya gelip anlaşırsa, bu kişiler akraba değil yabancılar da olabilir, ‘Biz toplu yapacağız.’ derse ahırı, onun da yüzde 70’ini devlet bedava yapacak.
 
Buradaki hayvanın takibini yine devlet yapacak. Diyelim ki mesela buzağı desteği var şu anda. Eğer suni tohumlama ise 700 TL, normal tohum ise 550 TL dana başı ya da buzağı başı ödeniyor. Bu dediğimiz örnek köylerde ise suni tohumlama bin TL, normal doğum ise 750 TL’ye çıkıyor. Yüzde 130 artırılmış şekilde destek olunacak. Yemine destek olunacak. Bu köyler bölgelerinde örnek köy olacak. Yakındaki köy bakacak ki ‘Ya bunlar yapmış, biz de yapalım benzer şekilde.’ diyecekler.’’
 
Örnek köy modeli kapsamında Hazinenin talep eden kişilere yer tahsis edeceğini ve devletten mutlaka destek alacaklarını dile getiren Deligöz, henüz uygulamaya geçmeyen modele ilişkin bir proje geliştirileceğini kaydetti.
 
Deligöz, sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Burada bir nevi amaç da devlet desteği alıp bu desteğin karşılığında istenilen işi ya eksik yapan ya da yapmayan art niyetli kişilerin de önüne geçmiş olmak. Bu uygulamaya sonradan belki üç beş köy daha eklenecek. Bu ilk defa uygulanacak bir pilot proje. Bakanlığımızın hayata geçirmek için detaylarını netleştirmek üzere olduğu bir pilot uygulama. Bu model ile tarımsal ürünlerde ve hayvancılıkta verimin ve üretimin artırılması hedefleniyor.”dedi Kaynak AA
 
 
31.1.2018
Devamı

Türkiye Et İhraç Edecek

GIDA Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Şanlıurfa'da katıldığı 'IPARD-II 3. Çağrı İlan Tanıtım Programı'nda "Göreceksiniz belirli bir süre geçtikten sonra Türkiye et ihraç edecektir. Ziraat Bankası'yla anlaştığımız bir projede, 5 milyar lirayı sadece küçük ve orta işletmelere düve alımı için kullanacağız. 500 bin düve alacağız. Problemin nereden geldiğini ve nereden kaynaklandığını biliyoruz. Allah'ın izniyle bu sorunu çözeceğiz.”dedi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın desteğiyle Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'nun düzenlediği 'Kırsal Kalkınma Buluşmaları; IPARD-II 3. Çağrı İlan Tanıtım Programı', Şanlıurfa Arkeoloji ve Mozaik Müzesi'nde düzenlendi. Müze alanına kurulan çadırda yapılan tanıtıma; Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba'nın yanı sıra AB Türkiye Delegasyon Başkan Yardımcısı Büyükelçi Gabriel Munuera Vinals, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Hakan Kalender, milletvekilleri Mehmet Ali Cevheri ile Mehmet Aktyürek, Eyyübiye Belediye Başkanı Mehmet Ekinci, bürokratlar ve çiftçiler katıldı.
GAP'ın ve tarımın başkenti olan Şanlıurfa'da böyle anlamlı bir toplantının gerçekleştirilmesinden dolayı yetkililere teşekkür eden Bakan Fakıbaba, bakanlık olarak kırsal kalkınmaya önem verdiklerini söyledi. Zeytin Dalı Harekatı'nı değerlendiren Fakıbaba, AB'nin bu harekata destek vermesinden dolayı memnuniyetini ifade etti. Türkiye'nin işgalci bir devlet olmadığını belirten Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, şunları söyledi:
"Gerçekten Türkiye Cumhuriyeti hiçbir zaman işgalci bir devlet olmamıştır. Ama Türkiye Cumhuriyeti her zaman sınırlarını korumak ve ülkesine korumak adına her türlü girişimde bulunmayı, gözünü kıpmadan bu işe sahip çıkmayı, her zaman bir görev olarak kaydetmiştir. Bu bağlamda da ben özellikle Afrin'de şehit olan kardeşlerimize, askerlerimize Mehmetçiklerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Türkiye'nin kimsenin toprağında gözü yoktur. Ama bizim toprağımızda gözü olanın Türkiye gözünü çıkarır. Bunu herkesin bilmesi lazımdır."
'BİZİM YÖNÜMÜZ BATI'YADIR'
Türkiye'nin Avrupa Birliği ile ilişkilerine de değinen Bakan Fakıbaba, "AB standartlarını almak, hijyenini almak, çalışma standartlarını almak; gerçekten önemli bir alışkanlık olarak görüyoruz. Bizim yönümüz Batı'yadır. Eğer AB bizi kabul etmiyorsa onların bilebileceği bir iştir. Ama biz Batı'ya bakıyoruz. Standartlarımız AB standardıdır. Avrupa'nın en önemli dostu Türkiye'dir. Eğer Türkiye olmamış olsaydı, eğer Türkiye'ye komşu AB olmamış olsaydı, şu Suriye olayında Avrupa'daki durumu bile tahmin etmek istemiyorum. Çünkü bizdeki şu 3.5 milyon Suriyeli göçmen Avrupa sınırları içerisinde olacaktı. Bu da Avrupa'yı ne hale getirirdi, onu bilemiyorum. Ama Türkiye Cumhuriyeti bu 3.5 milyon insanı almış bağrına basmış ve onları kardeş olarak kabul etmiş, sofralarını onlara açmıştır. Biz onları seviyoruz. İnanıyorum ki onlar da bizi seviyordur."
'TÜRKİYE ET İHRAÇ EDECEK'
Türkiye hiçbir zaman et ithalatını hep kabul eden bir ülke olmadığını da vurgulayan Bakan Fakıbaba, şunları kaydetti:
"Göreceksiniz belirli bir süre geçtikten sonra Türkiye et ihraç edecektir. Ziraat Bankası'yla anlaştığımız bir projede, 5 milyar lirayı sadece küçük ve orta işletmelere düve alımı için kullanacağız. 500 bin düve alacağız. Problemin nereden geldiğini ve nereden kaynaklandığını biliyoruz. Allah'ın izniyle bu sorunu çözeceğiz. Bu projeye kadınlarımızın da sahip çıkmasını istiyorum. Türkiye bu projeler ve çalışmalar sayesinde AB'yi yakalayıp ve geçecektir. Bu konuda vatandaşlarımıza ben yürekten inanıyorum. İnşallah AB'yle yarış içerisinde kalacağız. Avrupa bize bakacak, biz de onlara. Kadınlarımıza yönelik pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz."
Yapılan konuşmaların ardından kadın çiftçilere sertifikalarını veren Bakan Fakıbaba, daha sonra Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından çadırda açılan stantları gezdi.
 
 
29.1.2018
Devamı

Kayseri Şeker'den 5 Proje Uygulaması

Kayseri Şeker Ar-Ge birimi tarafından, toprak ıslahı, yeşil gübre, tohumluk yonca, yoncada kükürt uygulama projeleri olmak üzere dördü Erciyes Üniversitesi Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Merkezi ile biri mera ıslah projesi olmak üzere beş projenin yürütülmekte olduğu belirtildi.
Kayseri Pancar Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Yeditepe Üniversitesi, Erciyes Üniversiteleri ile Kayseri Şeker Ar-Ge birimi tarafından yürütülmekte olan projeleri açıkladı. İlk projenin İncesu ilçesi bulunan  Toprak ıslahı projesi olduğunu ifade eden Akay, " 2014 yılında yapılan sözleşme gereği Kayseri Şeker, Erciyes Üniversitesi Tarımsal Araştırma ve Geliştirme Merkezi ile birlikte İncesu Yavaş Mevkiinde 2742 dekar arazide taş toplama ve sulama borusu döşeme çalışmalarıyla birlikte 10 bin ton çiftlik gübresi kullanılarak ıslah çalışmaları başlatıldı. Üç yıl hububat ve yem bitkileri ekimi yapılarak ıslah edilen arazide 2018 yılı hasat dönemi için Kayseri Şeker tarafından, 280 dekar tirtikale, 556 dekar yonca, 473 dekar arpa, 30 dekar buğday, 50 dekar korunga, 4 dekar sarımsak ekimi yapıldı. Islah edilen araziye ayrıca, Erciyes Üniversitesi tarafından da 70 dekar yonca ve 21 dekar tıbbi aromatik bitki ekimi gerçekleştirildi. Bu sayede hem arazi ıslah edildi hem de arazide toprak erozyonu önlendi" dedi. Bir diğer proje olan  Yeşil gübre projesi ise  Deneme parseli olarak 30 dekar alanda buğday ekimi öncesinde araziye yem bezelyesi, arı otu, adi fiğ ve Ak hardal ön bitki olarak ekilip gelişmesini tamamladığı dönemde toprağa karıştırılarak yeşil gübreleme uygulaması yapıldı.  3.proje olan tohumluk Yonca proje Kumlu ve killi alanlar yanında genelde sulu alanlarda yetiştirilen soğuk iklime dayanıklı boyu ve ot miktarı yüksek Kayseri tipi yonca çeşidi olarak bilinen Cırgalan Yoncasından 150 dekar arazide ekim yapıldı.  Yoncada Kükürt Uygulaması Projesinde ise ekim yapılan deneme arazisinde toprağın Ph’ının düşürülmesi hedefleniyor. Son proje olan Mera Islahı Projesi ise Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Yeditepe Üniversitesi ile Kayseri Şeker’in ortaklaşa yürütülen Mera Islahı ve Amenajman Projeleri kapsamında Yeşilhisar İlçesi Karaağıl Mevkinde 6307 dekar mera arazisi Kayseri Şeker’in iştiraklerinden olan Pandoğa Sanayi ve Ticaret A.Ş. hayvancılık tesisinin kaliteli kaba yem ihtiyacını karşılamak üzere kiralandı. Yapılan ön incelemede arazinin oldukça tuzlu yapıda olduğu, genel olarak mera bitkisi bakımından zayıf olduğu, drenaj ve tesviye problemi olduğu görüldüğü için Kayseri Şeker tarafından İlk yıl ön bitki ekilerek toprağın havalandırılması, sürülerek toprak yapısının düzeltilmesi sağlandı.
 
29.1.2018
Devamı

Bakanlık'tan Koordinatörlük Uygulaması

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahemet Eşref Fakıbaba bir otelde düzenlenen "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Diyarbakır-Şanlıurfa Değerlendirme Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, Türkiye'de yeni bir uygulama ile bakanlığın çalışmalarını takip edecek temsilciler atadıklarını söyledi.
Fakıbaba, Diyarbakır'ın önemli bir kültür ve turizm kenti olması yanında gıda, tarım ve hayvancılığın da önemli bir şehri olduğuna dikkati çekerek, Şanlıurfa ve Diyarbakır'daki bakanlık çalışanları ve müdürleriyle bir araya geldiklerini anlattı.
Yerelde ve bölgedeki işlerin daha hızlı yürütülebilmesi için kendisine bağlı çalışan 26 saha koordinatörü atadığı bilgisini veren Fakıbaba, şunları kaydetti:
"26 çok değerli arkadaşımızı saha koordinatörü olarak atadık. Koordinatör tabiri çok hoşuma gitmiyor ama bir ağabey, hoca, bakanın direkt temsilcisi. Problem olduğunda çözen, valimize, büyükşehir belediye başkanımıza giden, milletvekilleriyle irtibat kuran böyle mükemmel bir yapı haline dönüşmesi gerektiğine inanıyorum. Diğer partilerle iş birliği yapabilen, onlarla konuşan. Önemli olan nedir? Önemli olan bütün halkımızın gerçekten gıda, tarım ve hayvancılıkta şehirlerimizi en üst seviyeye getirmektir.
Yerelde artık tamamen sizin eliniz ve avucunuzda olan, valinin imzasından geçtikten sonra evraklarını aceleyle Ankara'ya gönderebilen, bir bakanın temsilcisi olarak, arkadaşınız, hocanız olarak görebilirsiniz."
Fakıbaba, atanan 26 saha koordinatörünün tecrübeli ve bu işe yıllarını vermiş kişilerden seçildiğine işaret ederek, "Bu bağlamda ilk görev anlayışını Diyarbakır'dan başlatıyorum." dedi.
 
 
29.1.2018
Devamı

Türkiye'nin Tek Çıkışı Tarım ve Hayvancılıkta Saniyeleşme

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım ve hayvancılıkta uygulanan yanlış politikaları eleştirdi, çözüm önerilerini sundu. Ömer Fethi Gürer, “Türkiye, tarım ve hayvancılıkta sanayileşirse geleceğini kurtarır” dedi. Gürer çiftçi ve besicilerle görüştü. Tarım ve hayvancılıkta yaşanan sorunlara değindi. Et, süt ile yaşanan sıkıntılar yanında çiftçi sorunlarının katladığını ifade etti. ÇKS ve Tarsim dışı olan çiftçilerinde desteklenmesi gerektiğini belirtti. Kuraklık ve don riski ile 2018 yılında sorunların artabileceğini ifade eden Gürer yerel ve yerli olan ürün ve hayvan ile sorunların çözüleceğini ifade etti.
Hayvancılığın gelişimi için girdi fiyatlarının düşmesi gerektiğini söyleyen Gürer, yem sorunun da önemine değindi. Cumhuriyet’in ilk yıllarında toprakların yüzde 56’sının mera alanı iken bugün bu oranın yüzde 14’ler seviyesine indiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Mera alanları korunmalı, ıslah edilmeli, Mera alanlarının yetersiz olması nedeniyle besiciler yılın 12 ayı, hayvanları kapalı alanda beslemek zorunda kalıyor. Sürekli hazır yem tüketiliyor. Yem fiyatları arttıkça maliyet katlıyor. Verimli mera alanlarımızı yok ede ede bu duruma geldik. Mera alanları başka amaçlar için tahsis edilmiş ya da ıslah edilmediği için yok olma noktasına gelmiş, böyle olunca 12 ay boyunca yem tüketilmesi hayvancılığın yapılmasını zora sokuyor” şeklinde konuştu.
Gürer Hükümetin sürekli bir tarım politikası olmadığını, bakan değiştikte arayışın değiştiğini, sorunların AKP hükümetinde zirve yaptığını belirtip, ”Sapı kısa buğday ekip daha çok verim almak isterken samansız kaldık. Her alanda plansızlık almış başını gidiyor. Hesapsız kitapsız işler yapılıyor, kısa saplı buğdayın yaratacağı saman açığı düşünülmemiş, böyle ekim yapıldığı için Türkiye’nin samanı bile ithal eder duruma geldi, tarımda hayvancılıkta ciddi sorun yaşıyoruz. Et sorun, süt sorun, ürün sorun. Tohum ithal, ilaç ithal, gübre ithal, et ithal, saman ithal. Türkiye’nin tarımda hayvancılıkta stratejik olarak hangi noktada olması konusunda kafaların netleşmesi lazım. Serbest piyasa ekonomisiyle birlikte daha büyük çiftliklerin önü açıldı. Yabancıların da bu alanda yer almasından sonra çözümü burada aradık. Oysa Türkiye gibi nüfusu 80 milyona dayanmış bir ülkede bizim köylerimizi ayağa kaldırmamız gerekiyor. Köyler bu sebeplerden dolayı boşaldı. Eğer bizler aile tipi işletmelere dönersek hayvancılığı ve aile tipini de geliştirirsek bu ülkenin sorunlarını çözer ithal etmez ihraç ederiz. Tarımda yurtdışına ihracat yapıldığı söyleniyor ama buğdayı ithal ediyoruz. İthal edilen buğdayı işleyip un haline getirdikten sonra unu ihraç ettiğimizi söylüyorlar. Bu anlamda üretmez iseniz yok olursunuz” dedi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Köylerimiz şehir olsun dediler su deposuna varıncaya kadar taş döşediler parke yaptılar. İyi güzelde köyde yaşam bitiyor önce köyde yaşayanı köyde kalması için teşvik lazımdı. Gençlerimiz çiftçilik ve hayvancılığa özendirilmeli idi. Köylerimizde nerede ise elinde bastonu olanlardan başka kimse kalmadı. Köy okulları boşaldı. Tarım yapılabilecek alanlarda besicilik yapılacak alanlarda o desteği sağlamazsanız teşvikleri doğru kişilere vermezseniz kâğıt üzerindeki planları yaşama gerçekçi biçimde aktaramazsınız. Bundan sonra da dışa muhtaç hale gelirsiniz” açıklamasında bulundu.
 
 
 
26.1.2018
Devamı

Koyun Keçi Sütü Üreticileri Süt Fiyatlarından Memnun

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Kırklareli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bülent Oral, "Türkiye'nin hayvancılıkta Hollanda'sı olma yolunda ilerleyen Kırklareli'nde koyun sütü 2 lira 50 kuruş, keçi sütü ise 1 lira 70 kuruş olarak satılacak. Bu fiyatlar Türkiye geneline bakıldığında çok iyi, hatta Türkiye'de üreticinin ürettiğini bu fiyata sattığı tek il." dedi.
Kırklareli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başakanı Bülent ORAL yaptığı açıklamada, süt üreticilerinin mağdur olmaması ve hak ettiğini kazanması için çalıştıklarını söyledi.
Kentte üretilen sütün kalitesi ve lezzetinin Avrupa standartlarında olduğunu belirten Oral, "Türkiye'nin hayvancılıkta Hollanda'sı olma yolunda ilerleyen Kırklareli'nde koyun sütü 2 lira 50 kuruş, keçi sütü ise 1 lira 70 kuruş olarak satılacak. Bu fiyatlar Türkiye geneline bakıldığında çok iyi, hatta Türkiye'de üreticinin ürettiğini bu fiyata sattığı tek il. İzmir, Balıkesir, Çanakkale bu fiyatlara yakındır." ifadesini kullandı.
Koyun ve keçi sütü üreticilerinin fiyatlardan son derece memnun olduğunu vurgulayan Oral, bu rakamların örnek olacağına inandığını bildirdi.
 
25.1.2018
Devamı

Hayvancılığın Sorunları Çözülür mü?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurası gerçekleştirdi. Hayvancılık şurası  gerçekleştirilirken şuradan öne çıkan başlıklar ise dikkatlari çekti. 
Hayvancılık şurasından çözüm başlıkları  ise şöyle
 
Hayvancılık Şurasından Öne Çıkan Başlıklar
Küçük aile işletmeleri desteklenmeli,
Optimum işletme ölçeği belirlenmeli
Referans laboratuvarları yaygınlaştırmalı,
Atıl tesisler ekonomiye kazandırılmalı
Islah programları geliştirilmeli,
Suni tohumla uygulaması yaygınlaştırılmalı,
Emriyo transferi ve damızlıklarda geneomik seleksiyon özendirilmeli,
Cinsiyeti belirlenmiş sperma Kullanımı teşvik edilmeli,
Süt kalitesine artırılmasına yönelik uygulamalar desteklenmeli
Atık süt imhasına ilişkin mevzuat oluşturulmalı
Süt ürünleri ihracaatı artırılmalı
Finansman sorunu çözülmeli
Mera ıslah projeleri hızlandırılmalı
Kaliteli kaba yem üretimi artırılmalı
Kaba yem borsaları kurulmalı
Yeme bitkileri tohum ıslahı programları geliştirilmeli
Gençler hayvancığa özendirilmeli
Üretici örgütleri ve kooperatifler teşvik edilmeli
Üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görev tanımları netleştirilmeli
Süt ile ilgili kamu spotları hazırlanmalı
Hayvansal ürünler konusundaki bilgi kirliliği giderilmeli
Çiğ süt mevzuatına ayıkırı satışlar engellenmeli
Hayvancılık işletmelerinin ruhsatlandırılması sorunları çözülmeli
Havza bazlı üretim modeli geliştirilmeli
TKDK hibe programlarında bürokrasi azaltılmalı
İklim değişikliklerinden kaynaklanan olumsuzlaklara yönelik tedbirler alınmalı
Piyasada fiyat istikrarı sağlanmalı
Damızlık hayvan üretim merkezleri artırılmalı
Buzağı kayıplarını azaltmak için ulusal düzeyde eylem planı hazırlanmalıdır
Çiğ süt kaliteye göre fiyatlandırılmalı
Üretim girdileri düşürülmeli
Sözleşmeli yem bitkisi üretimi teşvik edilmeli
Ari işletmelerin sayıları artırılmalı
Damızlık düve ihracatı desteklenmeli
Yem katkı maddelerinin yurt içinde üretimi desteklenmeli
Süt karşılığı yem uygulamasının önüne geçilmeli
 
Peki bu başıklar hayvancığa köklü çözümler getirebilirmi? Yani bu başıklar hayvancılığın sorunlara köklü çözümler getirirde bu uygulamalar faaliyete geçermi? Sorusunu  akıllara getiriyor. Gıda Tarım ve Hayavncılık Bakanlığı uzun yıllar sonra hayvancığın sorunlarını köklü çözümler getirmek için büyük bir organizasyonla  bir çok kesimden kişileri bir araya getirdi. Şurada öne çıkan bir çok başlık hayvancılıkta yaşanan sorunlarıda dile getirmiş oldu. 2018 yılı tarım ve hayvancılık açısından diğer yıllara göre farklılık gösterecek.  İşte bu farklılıklardan bir tanesi de 2018 yılının Buzağı Yılı ilan edilmesi. Ancak bu farklılıkların yaşanabilmesi için gerek şuradan öne çıkan başlıkların gerekse kamu oyunda söylenenlere bence kulak kabartılmalı. Gelecek yüz yılın en önemli konularından birisi gıda.  Gıdayı, Tarım ve Hayvancılıkla entegre ederek bir çok hammaddeyi oluşturabiliyoruz.  O zaman tarım ve hayvancıllıkta geçmişte yaşanan sorunları dikkate alarak belirlenen bu çözüm önerileri ivedilikle faaliyete koyulmalı. Tarım ve Hayvancılık  üreticinin, yetiştiricinin sadece geçim kaynağı değil aynı zamanda para kazandığı, istihdam sağladığı, milli gelire katkı sağladığı, tüketiciye sağlıklı besinler ürettiği gibi görülmelidir.
Tarım olmadan yaşam olmayacağını, canlı olmayacağını sadece söylemlerde değil filiyata geçirerek hem bu sektörde hizmet eden eli nasırlı üreticinin yüzünü güldürmeyi hemde sağlıklı besinler üreterek ülkemizin geleceğine ışık tutmaktır. (Muhammet Oluklu’nun Kaleminden)
 
 
25.1.2018
Devamı

Cumhuriyet Tarihinde İlk Defa Süt Yem Paritesi 1.3 Seviyesini Yakalamıştır

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik KESKİN Ulusal Süt Konseyinde (USK) referans fiyatı olarak belirlenen süt fiyatı ile ilgili Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Koordintörümüz Muhammet OLUKLU’ya açıklamalarda bulundu. Başkan KESKİN, “Her nekadar üreticilerimiz bu fiyatı sineye çekselerde bu fiyatın tüm üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim. Belirlenen bu fiyat Avrupa piyasaları ile kıyaslandığında hala çok düşük kalmaktadır. Avrupalı süt üreticisi çok daha düşük maliyetlerle çok daha yüksek fiyatlara süt satmaktadır. Fakat üreticilerimiz sürdürülebilir hayvancılık açısından minimum fiyatlarla asgari kazançla üretmeye devam etmektedir.”dedi. KESKİN Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ürün bazlı desteklemelerinede değinirek  “Bakanlığımızın ürün bazlı destekleme modeline artarak devam etmeli ,verimli üreten kazansın ürettiği ürünü ekonomiye kazandıran kazansın şeklinde olmalıdır. Son zamanlarda çıkan asılsız haberlerden biride ürün bazlı desteklemelerin kaldırılacak olması çok büyük bir yanlış olmaktadır.Üreten ile üretmeyeni biz bir sayamayız aynı desteği veremeyiz. Burada gerçek üreticiler büyük mağduriyet yaşayacaklardır.” Özellikle şunu belirtmek isterimki Cumhuriyet tarihinde ilk defa süt yem paritesi 1.3 seviyesini yakalamış bulunmaktadır.Ülke ekonomisinin gelişiminede büyük katkı sağlayacağına inandığım bu gelişme üreticinin üretimini sürdürebilir bir hale getirmiştir.” Dedi. Genel Başkan KESKİN süt sektörü ve süt fiyatları ile ilgili şunları söyledi.
 
 
 “Ulusal süt konseyine 16/01/2018 tarihinde Ankarada gerçekleştirilen toplantı sonucu çiğ inek sütü referans fiyatı 1.44 TL olarak belirlenmiştir. Her nekadar üreticilerimiz bu fiyatı sineye çekselerde bu fiyatın tüm üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim. Belirlenen bu fiyat Avrupa piyasaları ile kıyaslandığında hala çok düşük kalmaktadır,Avrupalı süt üreticisi çok daha düşük maliyetlerle çok daha yüksek fiyatlara süt satmaktadır.Fakat üreticilerimiz sürdürülebilir hayvancılık açısından minimum fiyatlarla asgari kazançla üretmeye devam etmektedir.
 
Üreticilerimize bundan ötürü ayrıca teşekkür etmemiz gerekmektedir. Zor şartlarda üretim yaparak Ülke ekonomisine büyük katkılar sağlamaktadırlar. Burada desteklemelerdeki en önemli husus kayıtlılıktır. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın ürün bazlı olarak vermiş olduğu çiğ süt desteklemeleri ile üreticilerimize katkı sağlamaya çalışmaktadır.Bakanlığımızın ürün bazlı destekleme modeline artarak devam etmeli ,verimli üreten kazansın ürettiği ürünü ekonomiye kazandıran kazansın şeklinde olmalıdır. Son zamanlarda çıkan asılsız haberlerden biride ürün bazlı desteklemelerin kaldırılacak olması çok büyük bir yanlış olmaktadır.Üreten ile üretmeyeni biz bir sayamayız aynı desteği veremeyiz. Burada gerçek üreticiler büyük mağduriyet yaşayacaklardır. Hem kayıt dışı ekonomi açısından hemde verimli üretim açısından ürün bazlı desteklemeler çok önem arz etmektedir.Kayıtlılık ile beraber haksız rekabet ortadan kalkmakla piyasa düzene girmekte ve devletimizde bununla beraber kayıt dışı ekonomiyi önlemektedir.Kayıtlılık ile devletimizin kazandığı vergi miktarı örneğin sütte yaklaşık olarak 1.5 milyar TL iken üreticilere ödenen süt desteği yaklaşık olarak 600 milyon TL dir ki bu üretilen sütün % 50 sidir verilen desteklemelerin artması ve kayıtlılığın artması ile üreticimiz ve devletimiz kazanacaktır.
Özellikle şunu belirtmek isterimki Cumhuriyet tarihinde ilk defa süt yem paritesi 1.3 seviyesini yakalamış bulunmaktadır.Ülke ekonomisinin gelişiminede büyük katkı sağlayacağına inandığım bu gelişme üreticinin üretimini sürdürebilir bir hale getirmiştir,bunun önemini bu nun meyvelerini önümüzdeki yıllarda ülke olarak alacağımızı belirtmek isterim.Bu güzel gelişmenin oluşumunda katkısı olan ve büyük emeği geçen başta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Dr.Ahmet Eşref FAKIBABA ya ve kurmaylarına teşekkürü Merkez Birliğimiz Yönetim ,Denetim ve üreticilerimiz adına bir borç biliriz.”dedi.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
24.1.2018
Devamı

Buzağı Yaşasın Çiftçi Kazansın Projesi

Zonguldak İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı (BAKKA) arasında "Buzağı Yaşasın Çiftçi Kazansın" eğitim projesinin sözleşmesinin imzalandığı bildirildi.
 Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünden  yapılan yazılı açıklamada, projenin BAKKA Genel Sekreter Vekili Elif Acar ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Cemalettin Çataklı tarafından imzalandığı ifade edildi.
Proje kapsamında Zonguldak'ta çalışan resmi ve özel veteriner hekimlere buzağı ölümlerini en aza indirme amacıyla eğitim verileceği kaydedildi. Kaynak:A.A
 
 
24.1.2018
Devamı

Tarsim'den 4 milyar Hasar Ödemesi

TARSİM’in kurulduğu günden bu yana geçen 12 yılın değerlendirmesinin sunulduğu, 2018 yılı içerisinde çıkarılacak yeni ürünlerin tanıtıldığı bir basın toplantısı düzenlendi. Tarım Sigortaları Havuzu Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Kemaloğlu Tarım Sigortaları Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Ahmet Genç ve TARSİM Genel Müdürü Yusuf Satoğlu TARSİM’e dair genel bir değerlendirme yaptı.

3 MİLYAR LİRA PRİM, 4 MİLYAR LİRA HASAR 
Yapılan değerlendirmelere göre, TARSİM’in 11 yılda 2 milyon hasar ihbarı aldığı, 6.5 milyar lira prim ürettiği, buna karşılık 4 milyar liralık hasar ödemesi gerçekleştirilerek çiftçinin her durumda yanında olduğu vurgulandı. Bitkisel hasarın en çok dolu, don, sel ve fırtına gibi çevresel faktörlerin sebep olduğu ve Manisa, Malatya ile Konya’nın en çok hasar ödenen iller olduğu bilgisi verildi. Bu doğrultuda en çok hasar ödenen bitkilerin fındık, buğday, kayısı ve elma olduğu bilgisi de paylaşıldı. Sigortalılık oranı bitkide %21’e ulaşmışken hayvanda %7’de kaldığının altı çizildi. Hayvan sigortalarında en çok hasarın ölüm ve zorunlu kesim kaynaklı olduğu belirtil
 
 
24.1.2018
Devamı

Yetiştiriciyi Sektörde Tutmak Gerekir

Haycancılık sektörü sizinde bildiğiniz gibi 2017 yılını kötü geçirdi. Yetiştiricinin tek geçim kaynağı olan süte geçtiğimiz günlerde  Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından  yeniden bir referans fiyatı belirlenerek 1,53 kuruşa çıkarıldı. Bu gelişme üretici bakımından sevindirici bir durumdu. Ancak süt üretimi yapan yetiştiriciyi tatmin edermi? Etmezmi?  Sorularıda akıllara gelmiyor değil. Süt fiyatı artıyor arkasından hemen yem fiyatları  ve diğer girdi maliyetlerinede zam yapılıyor. Muhammet oluklu'nun kaleminden
 Ulusal Süt Konseyi 1 litre soğutulmuş sütün maliyetini 1,18 kuruş olarak söylemişti. 1,53 kuruş olarak açıklanan 1 litre soğutulmuş sütün 0,9 kuruşu soğutmadan kaynaklı hizmet bedeli olarak yansıyacak. Yani masraflar ve girdi maliyetleri çıktıktan sonra üreticinin litre bazında eline geçen rakam 0,26 kuruş.  0,26 kuruşluk bir  gelirin üzerine girdi maliyetlerindeki bir artış söz konusu olursa üretici yine sütten zarar edebilir. Bir çok yetiştirici işletme giderlerini iyi hesaplamaya çalışıyor.  (USK) toplantısında firmaların üretici kısmına  bir serzenişleri vardı. Bu serzeniş sütteki yağ oranı ile ilgiliydi. İşte sütteki yağ oranın 4,2 olması yönünde bir açıklama gelsede üretici pencerisinden baktığımızda yetiştirici sütten para kazanabilmeliki hayvanına iyi bakarak sütteki yağ oranını artırabilsin.  Bu konuda gerek süt işleyen firmaların gerekse hayvancılık sektörüne girdi sağlayan kuluşların bunoktayı iyi irdelemesi gerek. Çünkü üretici geçim kaynağını karşılayamadığı durumda sektörden geri çekiliyor. Geçtiğimiz yıla tekrar geri dönüp baktığımızda  köyler boşalmış üretici hayvancılığı terketmiştir. Tekrar sektöre geri dönülmesi açısından gerek destekler gerekse yeni projeler üretilsede giden artık geri dönmeyebiliyor. Bu yüzden eli nasırlı yedi dört çalışan emek veren yetiştiriciyi memnun etmek gerekirki karşımıza birde 2018 yılında süt ithalatı çıkmasın.
 
23.1.2018
Devamı

GAP Süt Sığırcılığında Projeler Zengini Adıyaman

Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Veteriner Hekim Sırrı ÖZTÜRK birlik olarak Adıyamanda yapmış oldukları çalışmları ve projeleri değerlendirdi. Başkan ÖZTÜRK : “Güneydoğuda GAP  süt sığırcılığı projeleri uygulandı. Bu illerden bir taneside Adıyaman dır. GAP süt sığırcılığı projelerini ayakta tutma, yaşatma ve  geliştirme anlamında Adıyaman yüzde 90 la GAP Süt sığırcılığının başkenti  olmuştur. Bizler  bugün geldiğimiz noktada kendi ürettiğimiz sütü de kendimiz pazarlıyoruz. Son iki yıldır Adıyaman’da sütlerin üretimden tüketimine kadar kalite konusunda hiç ödün vermiyoruz. Bölgemizde yerel firmalarımızın dışında ulusal firmalarda süt alımı yapıyr 3-5 tonla başlamıstık süt toplama işine  bugün ise 60 tonlardayız hedefimiz 2018 de  80 ton dur. 2023 te ise Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak süt toplama noktasında 150 tonu hedefliyoruz. “Dedi.   ÖZTÜRK, buzağılara yönelik projelerinede değinirken “Adıyamanda buzağı ölümlerine yönelik 2017 yılında  “Buzağılar ölmesin ithal hayvan gelmesin” diye bir proje başlatmıştık.” Diye söyledi.
 
Sayın başkan birliğinizden kısaca bahsedermisiniz?
Öncelikle Anadolu İzlenimleri Dergimize teşekkür ediyorum. Dergimiz diyorum çünkü hayvancılığın ve yetiştiricinin sesine kulak vererek daima yanında olmanızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum. 2004 yılında Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğini 7 üye ile kurmuştuk. 14 yıl geçti. Bizler 14 yılda çok zahmetler ve emeklerle bugünlere getirdik. Birlikler tamamen gönüllük ihtisasına dayalı yerlerdir.  Birlikler ticari amaçlı yerler değildir. Bizler buralara emek veriyoruz projeler yapıyoruz. Buralarda yapılan hizmetler para ile ölçülemez. Bugün geldiğimiz noktada 3 şubemiz, 15 personelimiz ile Adıyaman genelinde 800 üyeye hizmet veriyoruz.
Sayın başkan projelerinizden ve çalışmalarınızdan bahsedermisiniz?
Projelere geçmeden önce bir kaç şeyi öncelikle vurgulamak istiyorum. Adıyaman DSYB olarak 14’cü  yılımızdayız. Bölgede en iyi çalışan ve en iyi hizmet veren birliklerden birisiyiz. TUIK rakamlarına göre ilimizin 117 bin hayvan varlığı var. Bizler buna rağmen bölgemizde en iyi hizmet eden birliklerden birisiyiz. Hayvan varlığının azlığına rağmen birliğimize bağlı 800 üyeye hizmet veriyoruz. Bildiğiniz gibi son dönemlerdeki gelişmelere rağmen bir çok birlikte personel çıkarılırken Adıyaman DSYB olarak  hiç eleman çıkarmadık. Aksine yeni yapmış olduğumuz projeler çerçevesinde hem üye sayımızı hemde buna bağlı olarak personel istihdamımızı artırmayı planlıyoruz. Adıyamanda Kahta Gölbaşı ve merkezde olmak üzere 3 şubede hizmet veriyoruz. Ayrıca    47 noktada süt toplama merkezimiz var. Bu süt toplama merkezlerindeki tankların bir kısmı üreticimizin kendi tankıdır. Bunun dışında 6 ayrı noktada ise süt dökme merkezi kurduk. Bu dökme merkezlerinde yetiştiricinin getirdiği sütlerin değerleri ölçülüyor.  Süte başladığımızda önce kaliteye önem verdik.  Son iki yıldır Adıyaman’da sütlerin üretimden tüketime kadar kalite konusunda ise hiç ödün vermiyoruz.  Güney doğu Anadolu bölgesinde GAP süt sığırcılığı projeleri uygulandı. Bu illerden bir taneside Adıyaman dır GAP süt sığırcılığı projelerini aykta tutma,  yaşatma ve geliştirme anlamında Adıyaman yüzde 90 la ayakta kalmıştır. Bizden hemen sonra ise GAP süt sığırcılığı projesinde bizi takip eden il ise Gaziantepdir.  Adıyaman, GAP süt sığırcılığın öncüsü lokomatifi olmuştur. Bizler kendi ürettiğimiz sütü de kendimiz pazarlıyoruz. Süt toplama işine  başladığımızda 3-5 tonlardaydık bugün ise 60 tonlardayız hedefimiz 2018 de  80 ton dur. 2023 te ise Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak süt toplama noktasında 150 tonu hedefliyoruz. Biz bunları gerçekleştirirken gerçekten bu işi yapan gerçekten bu işten ekmek yiyen bu hayvancılığı görev adledenlerle yapıyoruz. Hayvancılıkta zayıf halka bu işi bırakıyor. Ama bu işi iş olarak gören ise geliyor. Birlikte üyelerimizin bir kısmı bu işleri bırakırken bir taraftanda yeni üyelerimiz geliyor. Bırakanlardan yanı sıra yeni gelen üye sayımız çok daha fazladır. Bizler yeni üye yaparken öncelikle bu işi yapabilirliğine bakıyoruz. Sonra nerede yapacağını analiz ediyoruz. Sonrasında ise bu işletmenin sütünü alabilirliğine bakıyoruz. Neden süt diyoruz? Çünkü sütün satışını garanti altına alamassanız gerek işletmenin gerekse hayvancılığın akıbeti kötü olur. Bu işlemleri göz önüne alarak sonrasında kişiyi birliği üye yaparak istenirse kredi kullandırma, hayvan alımı gibi durumlarını gerçekleştiriyoruz.
/public/upload/img/files/7.JPG
Sayın başkan nasıl bir kredi kullandırıyorsunuz?
Bildiğiniz gibi geçtiğimiz yıllarda bende merkez birliği üyesi idim o dönemde gerek merkez birliği yönetimimizin çabaları gerekse o dönemdeki genel sekreterin girişimleri ile ziraat bankası ile görüşmelerimiz olmuştu. Bu görüşme çerçevesinde Damızlık birlikleri üyelerine yönelik pozitif bir ayrımcılık olmasını istemiştik. Ziraat bankası da bu talebi göz ardı etmeden ortak yapılan bir anlaşma çerçevesinde damızlık birlikleri üyelerine 150 bin lira gibi 0 faizsiz kredi uygulayabiliyoruz. Gerçi bu döneme baktığımızda 150 bin lira  az görünsede yetiştiriciye bir nefes aldırıyor. Bizde Adıyaman DSYB olarak bu krediyi en iyi şekilde kullanıyoruz. Bugüne kadar Adıyaman DSYB olarak 14429865 bin TL 0 faizsiz sübvansiyon temlik kredi kullandırmışız. Tabi bu arada krediye başvurup alamayanda olmuştur. Bunların bir kısmı yerinin müsait olmamasından kimi ise kendisi çekilmiştir. Bu çerçevede Adıyaman’a  1800 adet yerli damızlık  hostain ırkını kazandırdık. Bu çalışmalar neticesinde Adıyaman sütte trendini yakalamıştır. Önemli bir husus daha varki 200 aile işletmesi bu sistemle hayvancığa geri dönmüştür.
 
Sayın Öztürk buzağılarla ilgili neler yapıyorsunuz?
Adıyaman genelinde  buzağı ölümlerine yönelik 2017 yılında  “Buzağılar Ölmesin İthal Hayvan Gelmesin” diye bir proje başlatmıştık. Bu projemiz hala gelişerek büyüyor. Hayvancılıkta biliyorsunuzki buzağının yeri çok farkldıdır.  Tıpkı çocuk ölümleri gibidir.  Geleceğimiz açısından çocuklar nasıl önem taşıyorsa hayvancılığın geleceği açısından da buzağılar büyük önem taşıyor. Buzağı ölümlerini dünya satndartlarının altına çekilmesi gerekmektedir. Bu konuda bizde Dicle  Üniversitesi Veteriner Fakültesi mikro biyoloji kürsüsü ile bağlantıya geçtik  bu konuda bir projede hazırlıyoruz bölgemizde buzağıların ölümlerini güncelliyeceğiz. Buzağılar neden ölüyor? Bugün buzağılar septisemi bağlı nedenlerden ölürken bir başka günde başka nedenlerden  ölebiliyor. 2017 de başlattığımız buzağıların ölüm sebeplerini 2018 de ise il müdürlüğümüzünde desteği ile buzağıların ölmemesi için seminerler gerçekleştireceğiz. Bir işletmenin geleceği açısından bir buzağının ne kadar önemli olduğunuda  yetiştiricimizede anlatacağız.
 
A.İ: Sayın başkan bir mesaj vermeniz gerekir ise neler söyleyebilirsiniz?
Bir ülkede hayvancılığın iyi bir yere gelmesini istiyorsak üreterek ve üretimi artırarak  ithal hayvanların önünü kesebilriz. Birliklerin bu konuda özellikle çok ciddi çalışmaları gerekir. Ancak bu üretmekle olur.  Biz kendi bölgemizde acizane büyük gayretin içerisine girdik.  Devletimizin imkanlarına proje yaparak üretici lehine birşeyler yapıyoruz. Hayvan üretimini artırıyoruz. Süt üretimini artırıyoruz. Biz başda önce bölgemize sonra ülkemize model olabiliriz.  Suni tohumlama yaptık model oldu. süt üretiminde model oldu. Kullandığımız sübvansiyonlu kredi kulandırdık model olduk. Şuan da bütün birliklerin sıkıntı çektiği noktada biz projelerle büyüdük.  Ülkemizi seviyoruz üretmek istiyoruz. Devletimiz’de özellikle bakanlığımızın yanımızda olmasını, arkamızda olmasını istiyoruz. Taşranın sesine kulak versin istiyoruz. Adıyaman diğer illere diğer birliklere model olabilir.
 
 
 
 
 
 
 
23.1.2018
Devamı

Karkas Et Yerine Canlı Hayvan İthalatı Sakatat Fiyatlarını Düşürüyormu ?

Sakatat fiyatlarında son zamanlarda yaşanan artış ile ilgili karkas et ithalatını öne süren stokçulara karşı bakanlıktan ters köşe hamle geldi. Et ithalatında karkas et yerine canlı hayvan ithalatı modeline geçildi. Bakanlığın sürpriz hamlesini değerlendiren sektör temsilcileri ise fiyatlarla ilgili yüzde 40’lara varacak indirime işaret etti.
Geçtiğimiz günlerde çok sık gündeme gelen sakatat fiyatlarında yaşanan ciddi artış ile ilgili Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı stokçuları işaret ederken, artışın perde arkasına yönelik et ithalatını öne sürenlere yönelik ise bakanlık karkas et yerine canlı hayvan ithalatı ile cevap verecek. Canlı hayvan ithalatı ile yurt dışında kesilen hayvanların etlerinin Türkiye’ye getirilip sakatatlarının ise yurt dışında bırakılmasından kaynaklı fiyat artışları yaşandığı iddiası da bu hamle ile tamamen boşa çıkarılmış olacak. Sektör temsilcileri ise son hamle ile fiyatların yüzde 40 oranında gerileyebileceğine dikkat çekiyor.
BAKANI DA İSYAN ETTİRDİ: ANLAM VEREMİYORUM
Türkiye’nin et talebini karşılamak üzere gerçekleştirdiği yüzde 5’lik et ithalatını fırsat bilen stokçular harekete geçti. Son zamanlarda sıklıkla gündeme gelen sakatat fiyatlarındaki ciddi orandaki artışlar Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’yı da isyan ettirdi.
2017 yılında 1 milyon 250 bin ton olan et ithalatına ilave 75 bin ton bakanlar kurulundan et ithalatı için izin alıp rakamı 2018'de 1 milyon 300 bin ton olarak revize ettiklerinin altını çizen Bakan Fakıbaba, toplam talebin yüzde 5’ine tekabül eden et ithalatının nasıl olur da sakatat fiyatlarını arttırdığına anlam veremediğine vurgu yaptı.
ARTIŞIN PERDE ARKASINDAKİ 3 ETKEN
Sakatat fiyatlarındaki artışı ve bakanlığın canlı hayvan ithaline yönelik hamlesini değerlendiren İşkembe Çorbacıları ve Sakatatçılar Kokoreççiler ve Tavuk Satıcıları Esnaf Odası Başkanı Fevzi Uluceviz, sakatat fiyatlarını arttıran 3 etkeni açıkladı.
Uluceviz fiyat artışlarının arkasındaki en önemli etkenin perakendeci kasap ve marketlerin sakatat satmamaları, arz-talep dengesizliği ve mevsim dolayısı ile canlı hayvan kesiminde yaşanan azalış olduğuna dikkat çekti.
KİLOSU 50 TL’YE KADAR ÇIKMIŞ DURUMDA
Sakatat fiyatlarının geldiği son noktayı da dile getiren Uluceviz, sakatatın en değerlisi olarak bilinen karaciğerde kuzunun toptan fiyatının 44 TL olduğunu, perakende fiyatının ise 50 TL’ye kadar çıktığını, dana da ise rakamın toptanda 30, perakende de ise 38 TL’ye kadar çıkabildiğini ifade etti. Öte yandan sığır işkembe fiyatlarına da değinen Uluceviz orada ise rakamların toptanda 12.00 - 13.00 TL perakende de ise 15.00 - 18.00 TL arasında gezindiğini söyledi.
1/3 FORMÜLÜ KULLANILIYORDU
Sakatat fiyatları için daha önceleri oda tarafından 1/ 3 oranının kullanıldığının da altını çizen Uluceviz bu formülü ise şu sözlerle açıkladı: ‘’Yani etin fiyatı 30.00 TL iken sakatatın fiyatı 10.00 TL idi. Bugünkü şartlarda et fiyatları ortalama 40.00 - 50.00 TL arasında seyrederken sakatatın fiyatı ise örneğin kuzu karaciğerinin kilosu perakende tarafta 50 TL’dir.’’ dedi.
FİYATLARI YÜZDE 40 DÜŞÜRECEK
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın canlı hayvan alımı ile ilgili de değerlendirme de bulunan Uluceviz, canlı hayvan kesiminin arttırılması ile fiyatların yüzde 40 oranında düşeceğine dikkat çekti. Uluceviz bunun yanı sıra kesilecek kuzudan çıkarılacak bağırsakların da kokoreç fiyatlarını aşağıya çekebileceğine işaret etti.
İSTANBUL İÇİN GÜNLÜK KESİM 5 BİN ADET!
Ne kadar canlı hayvan kesimi ile ihtiyacın karşılanabildiği sorusuna da cevap veren Uluceviz, İstanbul için günlük kuzu kesiminin 5 bin adet, aylık ise 150 bin adet, dana ciğeri sarfı için günlük 6 bin adet aylık ise 180 bin adet olduğunu belirtti. Uluceviz, sakatatların genellikle Anadolu ve Marmara bölgesinde kesim yapan entegrelerden alındığını da söyledi.
 
 
 
23.1.2018
Devamı

Örtü Altı Tarım Alanın Yüzde 78,5 Üç İlde

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yazılı açıklamasında, Türkiye'de örtü altı üretimin, ekolojik koşulların kısmen veya tamamen kontrol altına alınarak ürünlerin yetişme döneminin uzatılmasına ya da mevsimleri dışında yetiştirilmesine olanak sağladığını bildirdi. 
Bayraktar, alan ve üretim artışında modern seraların kurulması, yayla seracılığının yaygınlaşması ve tarımda teknolojinin kullanılmasının etkili olduğuna işaret ederek, bugün üzüm, kayısı, şeftali, erik gibi türlerin de örtü altında yetiştirilebildiğine dikkati çekti.
Örtü altı tarım alanının yüzde 78,5'i üç ilde
İklim koşullarının uygun olması nedeniyle örtü altı üretimin daha çok Akdeniz, Ege ve Marmara kıyı şeridinde yoğunlaştığını ifade eden Bayraktar, toplam 692 bin dekar örtü altı tarım alanının yüzde 38,8'inin Antalya'da, yüzde 24,2'sinin Mersin'de, yüzde 15,5'inin Adana'da olduğunu, toplam örtü altı tarım alanının yüzde 78,5'inin bu üç ilde bulunduğunu bildirdi.
Bayraktar, örtü altında yetiştirilen ürünlerin yüzde 94,1'ini sebzelerin, yüzde 5,9'unu meyvelerin oluşturduğunu belirterek, şunları kaydetti:
"35 çeşit sebzenin yetiştirildiği örtü altında 6 milyon 743 bin ton sebze, 422 bin ton meyve üretilmiştir. Sebze üretiminin yüzde 53,6'sını domates, yüzde 16'sını hıyar, yüzde 10,4'ünü karpuz, yüzde 8,9'unu biber, yüzde 4,3'ünü de patlıcan oluşturmaktadır. Meyve üretiminde ise yüzde 59,7 ile muz, yüzde 39,8 ile çilek ilk sıralarda yer almaktadır. Ayrıca, üzüm, kayısı, erik ve şeftali üretimi de yapılmaktadır. Bugün ülkemizde 8 milyon 581 bin ton sofralık domatesin yüzde 42,1'i, 1 milyon 812 bin ton hıyarın yüzde 59,5'i, 3 milyon 929 bin ton karpuzun yüzde 17,9'u, 2 milyon 458 bin ton biberin yüzde 24,5'i örtü altında üretilmektedir."
"Maliyetler düşürülmeli, rekabet gücü artırılmalı"
Sektöre verilen teşviklerle üretimde artış sağlandığını, kayıt altına alma ve izlenebilir üretim modeliyle kaliteli ve güvenilir ürünler elde edildiğini vurgulayan Bayraktar, "İşletme ve yatırım desteklerinin yanı sıra örtü altında iyi tarım uygulamaları, biyolojik ve biyoteknolojik mücadelenin desteklenmesi, bombus arısı desteği gibi teşviklerle günümüzde örtü altı tarım ülkemizde önemli bir yere gelmiştir." değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, örtü altı yetiştiriciliğin daha da artırılması için maliyetlerin düşürülerek, işletmelerin rekabet gücünün artırılması gerektiğini bildirdi. 
 
 
23.1.2018
Devamı

Arıcılara Verilen Destek Yeterli Değil

 

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Genel Başkanı Ziya Şahin “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından birliklere üye arıcılara 2017 yılı için planlanan destekleme ödemelerine başlandı" dedi. 4 yıldır arı üreticilerine kovan başı 10 TL destek ödemesi yapıldığına vurgu yapan Şahin 67 bin aile arıcısı için bu desteğin yeterli olmadığını söyledi.

 
 “ Geçtiğimiz yılda Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Ahmet Eşref Fakıbaba Dünya ulusal kongremize katılarak en fazla desteği arıcıların hak ettiğini vurgulamıştı. Geçen hafta Cuma gününden bu tarafa üretici hesaplarına yatırılan kovan başı 10 TL lik destek bizleri mutlu etmedi. Bizler arıcılar olarak umudumuzu kesmedik Sayın bakanımızdan bu desteği artıracğını bekliyoruz. Türkiyenin arıcılık alanaında en kapsamlı birliği olan (TAB) 80 ilde 69bin üreticimizi temsil etmekteyiz.  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı üretici hesaplarına totalde 67 milyon 654 bin 210 TL yatırılacak”dedi.
 
 
 
 
22.1.2018
Devamı

Tarımsal Nüfus Gençleşiyor Projesi

"Tarımsal Nüfus Gençleşiyor" projesi kapsamında Biga'da düzenlenen kurslarda başarılı olan 166 kursiyere, sertifikaları törenle verildi.
İŞKUR Çanakkale İl Müdürlüğü, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Ziraat Odası Başkanlığı ile Biga Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürlüğünce Göktepe, Kayapınar, Gündoğdu, Yolindi köyleri ile Karabiga beldesinde açılan süt sığırı yetiştiriciliği kurslarını tamamlayan 166 kursiyere sertifikaları düzenlenen törenle dağıtıldı.
Biga Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonunda düzenlenen sertifika törenine, AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Türkiye Ziraat Odaları Yönetim Kurulu Üyesi ve İpsala Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Darcan, Biga Kaymakamı Mustafa Can İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Erdem Karadağ, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Vasfi Karaca, Biga Halk Eğitimi Merkezi ve Akşam Sanat Okulu Müdürü Ali Hikmet Cevher, İŞKUR İlçe Müdürü Yasin Sezgin, Ziraat Odası Başkanı Beytullah Elmacı, İl Genel Meclis üyeleri ve kursiyerler katıldı.
İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Erdem Karadağ, kadınların yaptığı özverili çalışmalarla birçok alanda sorunların aşılacağını söyledi.
Konuşmanın ardından kursiyerlere, sertifikaları verildi ve yelek hediye edildi.
 
 
22.1.2018
Devamı

Fakıbaba: Tarımda Büyük Gelişme Var

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba "Kim ne derse desin tarımda büyük gelişmeler var. Yıllara baktığımız zaman tarımda geldiğimiz çok önemli noktalar var. Yeterli mi? Yeterli değil. Gece gündüz demeden ben ve arkadaşlarımız ekip olarak, hükümet olarak ciddi bir şekilde çalışıyoruz" dedi.
Bakan Fakıbaba, 9. Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması ödül törenine katıldı. Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü Basın Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen törende konuşan Fakıbaba, tarımın sadece bir avuç buğday veya boynu bükük bir ayçiçeğinden ibaret olmadığını belirterek, tarımın toprağa düşen bir damla suyun tohumla buluşmasıyla başlayan ve tüm canlılara ulaşan serginin adı olduğunu söyledi. Tarımın sanatında mahir olan insanın elleriyle tabiatın bir şekilde işlenmesi olduğunu dile getiren Fakıbaba, bu yüzden tarım ve insanın hayatın ta kendisi olduğunu kaydetti.
 "Kim ne derse desin tarımda büyük gelişmeler var"
Bakan Fakıbaba, her gittiği yerde mutlaka tarımın iyi örneklerini görmek istediğini anlatarak, "Oraya gittiğim zaman sadece Tarım Bakanı olarak değil, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir evladı olarak derim ki ne kadar güzel insanlar var, tarım o kadar ilerliyor ki, tarım o kadar güzel ellerde ki. Kim ne derse desin tarımda büyük gelişmeler var. Yıllara baktığımız zaman tarımda geldiğimiz çok önemli noktalar var. Yeterli mi? Yeterli değil. Gece gündüz demeden ben ve arkadaşlarımız ekip olarak, hükümet olarak ciddi bir şekilde çalışıyoruz. Fotoğraf sanatının bütün Türkiye'de tarım alanlarında yayılacağını görür gibiyim. Her biri ayrı bir hayat, ayrı bir hikaye, hepsi çok güzel çekilmiş fotoğraflar. Anı çok güzel yakalamışsınız. Sizleri, sanatçı arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Bu heyecanınızdan vazgeçmeyin ve fotoğraf makinenizi yanınızdan ayırmayın" diye konuştu.
"Keşke ben de fotoğrafçı olsaydım ve gittiğim her güzellikleri çekebilseydim" diyen Fakıbaba, "Dün Gaziantep'teydik. O kadar güzel bir çiftlik gezme imkanım oldu ki hayran kaldım. O çiftliğin sahibi beni gezdirirken o kadar mutluydu ki bunun izahı yok. Bu bir sevgi, bu bir aşk. Para kazanmak falan değil. Sadece ve sadece ürettikleri ürünleri, hayvanları gösteriyor ve ona o kadar büyük mutluluk veriyor ki, bana göre ondan daha fazla mutlu olabileceği bir şey yok. Ben o mutluluğu gözlerinde hissediyorum" ifadelerini kullandı.
"Herkesin et yemesini sağladınız"
Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Akarca ise dün fotoğrafların panolara yerleştirilmesi sırasında fotoğrafları görme fırsatı yakaladığını belirterek, "Hakikaten uluslararası hangi yarışmaya girerse girsin ödül alacak çok fotoğraf var burada. Bu sergimiz, fotoğrafçılık alanında yepyeni bir nefes, yepyeni bir soluk getirdi. Sergiyi çok beğendim. Buraya kadar olan konuşmamı genel müdür olarak yaptım. Şimdi bir vatandaş olarak konuşuyorum. Az gelirli, orta gelirli insanları etle buluşturdunuz, herkesin et yemesini sağladınız. Bundan dolayı size müteşekkir olduğumu söylemek istiyorum" dedi.
Yarışmada dereceye giren fotoğrafçılara ödüllerini veren Bakan Fakıbaba, daha sonra dereceye giren fotoğrafların yer aldığı sergiyi gezdi.
 
 
19.1.2018
Devamı

Gıda Fiyatlarını Bu kez Kuraklık mı Etkileyecek

Bu günlerde "2018 ürün yılında üretim az olacak" beklentisi ile bazı ürünlerde stok yapılıyor. Özellikle Türkiye'nin geleneksek tarım ürünleri ihracatında önemli bir yer tutan fındık, kuru kayısı ve kuru üzümde ise fiyatlar artmaya başladı. Konuştuğumuz ihracatçılar, kuru üzümün kilogram fiyatının son 20 günde 4 liradan 5.5 liraya kadar çıktığını, kuru kayısının kilosunun ise 7 liradan 12 liraya çıktığını söylüyor. Bu yıl hasat döneminde fiyatı düştüğü için TMO tarafından müdahale alımları yapılan fındıkta da ihracat fiyatı artıyor. İç fındığın toptan kilosu 20 liradan 23 liraya yükseldi.
KURAKLIK TARIMSAL SULAMAYI OLUMSUZ ETKİLEYECEK
Meteroloji Genel Müdürlüğünün verilerine göre, Türkiye 2017 yılında son 44 yılın en düşük yağışını aldı. 2017 Kasım-Aralık ve 2018'in ilk günlerinde beklenen yağışların olmaması üreticiyi endişelendiriyor. Özellikle kar yağışının birçok bölgede olmaması, yağmurun ise azalması 2018'in kurak geçeceği endişesini doğuruyor. Uzmanlara göre, yağışların azalması ile ortaya çıkacak su sorunu tarımsal üretimi olumsuz etkileyecek.
Mevsimsel değişiklik nedeniyle bazı ürünler için don riski de artıyor. Aralık-Ocak döneminde olmayan kar yağışının Şubat-Mart dönemine kayması ve bu dönemde hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesi durumunda kayısı, badem ve diğer bazı ürünlerin çiçeklenme döneminde donması nedeniyle üretimin azalma riski var. Kuraklık ve don riski nedeniyle ürününün az olacağı beklentisi içinde olanlar stok yapıyor. Ya da elindeki ürünleri bekletiyor. Bu nedenle ürün fiyatları artıyor.
FİYAT ARTIŞINA RAMAZAN ETKİSİ
Gıda tüketiminin hem iç piyasada hem de dışarıda artış gösterdiği Ramazan ayının bir çok tarım ürününde hasat öncesine yani hazirana denk gelmesi de gıda fiyatlarının artmasında önemli bir faktör olarak gösteriliyor.
Konuştuğumuz uzmanlar, ihracat için Şubat ve Mart'ta, Ramazan ayına yönelik tedarik ve satışların yapılacağını belirterek: "Ramazan ayı bu yıl hazirana denk geliyor. Ramazanda gıda ürünleri tüketiminde ciddi artış oluyor. Bu artışı karşılamak için şimdiden piyasadan mal almanız ve ihraç etmeniz gerekiyor. Ramazanın ayı tarım ürünleri hasadının yapıldığı döneme denk geldiği yıllar daha ucuza ürün temin ediliyor. Fakat, Haziran ayı, Türkiye açısından hasadın henüz başlamadığı ve ürünün en az olduğu dönem. Bu nedenle artan talep fiyat artışına neden olacak. Gıda fiyatlarındaki artışta Ramazan ayı etkisi de mutlaka dikkate alınmalı" görüşünü dile getiriyor.
FİYAT ARTIŞININ ÜRETİCİYE YARARI YOK
Gıda fiyatlarındaki artışın çiftçiye bir yararı yok. Genel olarak çiftçiler ürününü hasat ettikten sonra satarak borçlarını kapatır. Gelecek yılın üretimi için hazırlık yapar. Çiftçiler hasat döneminde ürünü hızlı bir biçimde piyasaya sunduğu için fiyat düşük olur. Ürün çiftçinin elinden çıktıktan sonra ürün arzı kontrollü olduğu için fiyat yükselir. Bu dönemdeki fiyat artışının çiftçiye bir yararı yok.
2018 ZOR YIL OLACAK
Kuraklık ve don riski, tarımsal üretimin azalacağı beklentisi 2018'de gıda fiyatlarında önemli artışa yol açması bekleniyor. Dövizdeki artışa bağlı olarak ithalatta ucuz olmayacak. Kaldı ki, fındık, kayısı, kuru üzüm gibi ürünlerde dünyada lider konumda olan Türkiye'nin bu ürünleri ithal etmesi de mümkün değil. Bu nedenle gıda fiyatları açısından 2018 zor bir yıl olacak.
ÜZÜM, GÜNEY YARIMKÜRE ÜRETENE KADAR DEĞER KAZANACAK
Kuru üzüm fiyatı sezon başında düşük olduğu için TMO devreye girerek kilosu 4 liradan kuru üzüm aldı. Dünya kuru üzüm üretiminde ve ihracatında lider durumda olan Türkiye, sezon başında yüksek rekolte nedeniyle düşük fiyat sorunu yaşarken, bu günlerde fiyat artmaya başladı. Fiyat artışında Türkiye'nin rakibi olan üretici ülkelerdeki üretim önemli rol oynuyor. ABD'nin su sorunu nedeniyle bağ alanlarını sökerek yerine badem dikimine yönelmesi bu ülkede üretimi azalttı. Avusturalya 'da da üretim düştü. İran, ambargo nedeniyle ürün satamıyor. Şili, Güney Afrika gibi Güney Yarımküre'de olan ülkelerde ise üzüm sezonu bitti. Bu ülkelerde Mart ayından sonra yeni ürün çıkacak. Kanada başta olmak üzere alıcı ülkeler için Türkiye'den başka kuru üzüm alacakları pazar yok. Bu talep artışı fiyatların artmasında etkili oldu. Sezon başında kilosu 4 lira civarında olan kuru üzümün fiyatı bugünlerde 5.5 liraya kadar yükseldi. İhracatçılara göre bu sezon başında en ucuz üzüm olan Türk üzümü bu yeni fiyat artışı ile gerçek değerine kavuştu. Ancak fiyat artışının Güney Yarımküre üzümünün piyasaya girmesine kadar devam etmesi bekleniyor.
KAYISIDA SATIŞLAR DÜŞTÜ FİYAT FIRLADI
Kuraklık ve don riski beklentisiyle fiyatı en çok artan ürünlerden birisi kuru kayısı. Bir ay öncesine kadar kilosu toptan 7-8 liradan satılan kuru kayısının fiyatı 12 liraya kadar çıktı. İhracatçılara göre, piyasada yeterince ürün olmasına rağmen kuraklık ve don riski nedeniyle kayısı satışı yapılmıyor. Talep olmasına rağmen satış az olunca fiyat yükseldi. Türkiye'de bademle birlikte en erken çiçek açan meyvelerden biri olan kayısıda çiçeklenme dönemine kadar fiyat artışının devam etmesi bekleniyor. Hava koşullarının olumlu olması ve çiçeklenmenin iyi olması ile fiyatlar gevşeyebilir. Fakat, genel beklenti 6-7 ay sonra çıkacak yeni ürüne kadar fiyat yükselmesinin devam edeceği yönünde.
FINDIKTA ÜRETİM DÜŞERSE PİYASAYI TMO BELİRLEYECEK
Sezon başında kabuklu fındığın kilosu 10 liranın altına düşmesi nedeniyle, TMO devlet adına fındık alımına başlayarak fiyatı 10 lirada tutmayı başardı. TMO'nun aldığı kabuklu fındık miktarı 140 bin tonun üzerinde. Bu yıl emanete fındık alımı çok az olması nedeniyle ağırlıklı olarak banka kredisi ve öz sermaye ile fındık alan tüccarın maliyeti yükseldi. Tüccar bu maliyeti düşürmek için fındık fiyatını artırıyor. Bu nedenle iç fındığın kilosu toptan 20 liradan 23 liraya çıktı. İki yıl üst üste fındık üretiminin yüksek olduğunda üçüncü yıl üretimde düşüş yaşanıyor. Bu nedenle 2018 yılında üretimin düşeceği beklentisi ile fiyatın artması bekleniyor. Üretim düşerse TMO'nun elindeki fındık çok önem kazanacak ve piyasayı belirleyecek.


 
 
19.1.2018
Devamı

Rusya'nın Tarım İhracatı 20 Milyar Dolara Ulaştı

Rusya Tarım Bakanı Aleksandr Tkaçev, Rusya’nın tarım ihracatının 2017 yılında yüzde 15 artarak 20 milyar dolara dayandığını belirtti.
Federasyon Konseyinde ”Hükümet saati” çerçevesinde konuşan Bakan Tkaçev, ”Genel anlamda geçen yıl içinde tarım ve gıda ürünleri ihracatı yüzde 15 yükselerek 20 milyar dolara ulaştı” dedi. Öte yandan tahıl müdahalelerinin zararlı olduğun dile getiren Tkaçev, “Tahıl müdahaleleri fiyatların dengelenmesinde zararlı. Niçin mi? Tahıl üretimi zaten fazla ve tahıl ambarlarında fazla tahıl bulunuyor” diye konuştu.
 
19.1.2018
Devamı

Şeker Kotaları Belli Oldu

Şeker Kurumu kapatılarak görevlerinin devredildiği Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, daha önce Şeker Kurulu tarafından açıklanan şeker kotalarını belirledi. 2017-2018 pazarlama yılı için belirlenen 2 milyon 670 bin ton A Kotası Şeker, 2 milyon 403 bin tonu pancar şekeri üreten şirketlere, kanunun öngördüğü yüzde 10 sınırı olan 267 bin tonu ise nişasta bazlı şeker üreten şirketlere tahsis edildi.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, 24 Aralık 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 696 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile Şeker Kurumu kapatılarak, tüm görevlerinin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na devredildiğinin altı çizildi.
Açıklamada, devirle, ham maddesi tarımsal faaliyet sonucunda elde edilen, mamul maddesi ise gıda olarak kullanılan şeker sektöründe, üretimden tüketime kadar olan sürecin tamamında sorumlu ve yetkili kılınan Bakanlık tarafından, kararnamenin yayımlanmasını takiben her türlü tedbirin geciktirilmeden alındığı vurgulandı.
Bu kapsamda ilk olarak, pancar üreticileri ile vatandaşların ve sektörde yer alan tüm şeker üreticilerinin hak ve sorumluluklarını koruyacak çalışmaların başlatıldığına işaret edilen açıklamada, bu doğrultuda sektörün beklediği bir konu olan ve 4634 Sayılı Şeker Kanunu hükümlerince daha önce Şeker Kurulu tarafından tespit edilen şeker kotalarının, yeni düzenleme çerçevesinde Bakanlıkça belirlendiği kaydedildi.
2017-2018 pazarlama yılı şeker kotası
Şeker üretiminde ve arzında istikrarı sağlamak üzere 2017-2018 pazarlama yılına ait şeker kotasının 2 milyon 670 bin ton olarak tespit edildiği ve şeker üreten şirketlere tahsisinin yapıldığı bildirilen açıklamada, şirketlerin şeker kotalarının, geçmiş yıllara ait üretim, satış ve stok durumları ile mevcut piyasa verileri ve pazarlama yılına ait öngörüler dikkate alınarak belirlendiği ifade edildi.
Bakanlık açıklamasında, şöyle denildi:
“2017-2018 pazarlama yılı için belirlenen 2 milyon 670 bin ton ‘A Kotası Şeker’, 2 milyon 403 bin tonu pancar şekeri üreten şirketlere, kanunun öngördüğü yüzde 10 sınırı olan 267 bin tonu ise nişasta bazlı şeker üreten şirketlere tahsis edilmiştir. Ayrıca güvenlik payı için bulundurulmak üzere yüzde 5 oranında 120 bin ton şeker ‘B Kotası’ olarak tespit edilmiştir.
Gelecek dönemi kapsayan 2018-2019 pazarlama yılına ait şeker kotaları da en kısa sürede tespit edilerek kamuoyu ile paylaşılacaktır.”
 
 
19.1.2018
Devamı

Nişasta Bazlı Şeker Kansere mi Neden Oluyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Şeker Kurumunun kapatılmasının, şeker pancarının ve şeker fabrikalarının sonu olacağını belirterek, nişasta bazlı şekerin tehlikelerine vurgu yaptı.
Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Ğürer’in sözlü soru önergelerine Meclis Genel Kurulu’nda yanıt verdi. Ömer Fethi Gürer’in, Şeker üreten şirketlerin denetimi, Şeker Enstitüsü bütçesi ve yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar, Şeker Kurumunun idari giderleri,  Şeker fabrikalarının personel ihtiyacı ve üretim maliyetinin düşürülmesine yönelik çalışmalarıyla ilgili sorularını yanıtlayan Bakan Faruk Özlü, Şeker Kurumunun, Bakanlar Kurulunca, 24/12/2017 tarihli ve 30280 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 696 sayılı KHK'yle kapatıldığını hatırlattı.
KOTALARIN TESPİTİNİ TARIM BAKANLIĞI YAPACAK
Şeker Kurumuna ve Şeker Kuruluna yapılmış olan atıfların Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına yapılmış sayıldığını belirten Bakan Faruk Özlü, “ Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bundan böyle kotaların tespiti, denetim, iç fiyat, arz-talep dengesi ve spekülatif etkileri dikkate alarak şeker ticaretine ilişkin kuralları belirleyecek. Dolayısıyla Bakanlığımızın, Şeker Kurumuyla herhangi bir ilişkisi kalmamıştır” dedi. 
YÜKSEK YOĞUNLUKLU TATLANDIRICILARI ŞEKER KURUMU DENETLEDİ
C şekerini Kurul kararı dışında iç piyasada satan veya bedelsiz devredenler hakkında birinci fıkrada öngörülen cezalar uygulanır." hükmüne istinaden gerekli idari para cezalarının uygulandığını kaydeden Bakan Faruk Özlü, “Ancak, Kabahatler Kanunu'na göre, idari para cezalarının tahsil edilebilmesi için bunların kesinleşmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, yüksek yoğunluklu tatlandırıcıların nihai tüketiciye ulaşmalarına kadarki süreç, mülga Şeker Kurumunca yakinen takip edilerek ithalatla ilgili uygunluk belgeleri de yine bu minvalde verilmiştir” şeklinde konuştu. 
ŞEKER ÜRETEN ŞİRKETLERİN KOTA DIŞI SATIŞI
Bakan Faruk Özlü, “Bu arada, şeker üreten şirketlerin kota dışı satış veya başka ürün adıyla satış yapıp yapmadıkları ve ilgili mevzuata göre pancar temin edip etmediklerinin denetimi, mülga Şeker Kurumu bünyesinde oluşturulan İzleme Ve Denetleme Grup Başkanlığınca yürütülmüştür. Bahse konu denetim faaliyetlerinde Şeker Kurumu personelinin -ki bunlar 52 kişidir- neredeyse tamamı görev almıştır” açıklamasında bulundu. 
NİŞASTA BAZLI ŞEKER KOTASI
AB ülkelerinde yüzde 5 olan nişasta bazlı şeker kotasının ülkemizde Bakanlar Kurulu kararıyla neden artırıldığı yönündeki soruya da yanıt veren Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Esasen ülkelerarası karşılaştırma yapılırken verilerin aynı temelde olması önemlidir. Avrupa Birliği nişasta bazlı şeker türlerinin toplamı için değil sadece nişasta bazlı şekerin bir türü olan izoglikoz için kuru madde bazında kota tahsis etmektedir. Türkiye'de ise glikoz, izoglikoz ve kristal fruktoz dâhil tüm nişasta bazlı şeker türleri için kota tahsis edilmektedir.
Ayrıca, mülga 4634 sayılı Şeker Kanunu bu şeker türlerini kanun kapsamına dâhil ederek ülke toplam kotasından alacağı payı belirli bir seviyede sınırlamıştır. Kanunla yeni nişasta bazlı şeker fabrikası kurulması için Şeker Kurumundan kota temini zorunluluğu getirilmiştir. Ancak Şeker Kurumu görüşünün icrai bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Bakanlar Kurulunun yasal artırım oranı ile kurum görüşü arasında farklılıklar olabilmektedir. Zaten Bakanlar Kurulumuz nişasta bazlı şeker kotalarına her yıl ihtiyaçlar çerçevesinde değişen oranlarda artırmasına karşın nişasta bazlı şekerin pazar payı yükselmemiş tam tersine azalmıştır” dedi. 
GÜRER: ŞEKER KURUMUNUN ORTADAN KALDIRILMASI BÜYÜK RİSK
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise Bakan Faruk Özlü’nün yanıtlarının tatmin edici olmadığını belirtti. Şeker Kurumunun ortadan kaldırılmasının büyük bir risk olduğunu anlatan Ömer Fethi Gürer, “OHAL kapsamında kanun hükmünde kararnameyle Şeker Kurumu kaldırıldı. 2004 yılında çıkarılan bir yasayla bu kurumda düzenleme yapılıyordu ancak Anayasa Mahkemesi ve Danıştay bunu iptal etmişti çünkü Şeker Kurumu piyasa düzenleyicisiydi” dedi. 
Şeker Kurumunun ortadan kalktığı için Bakanlığın ne kadar konuyu denetleyeceği ve takip edeceğinin şüpheli olduğuna değinen Ömer Fethi Gürer, “Nişasta bazlı şekerin ülkemizde yaygınlaşmasının önünü açan, aynı zamanda yoğun tatlandırıcıların da ülkemize girmesine neden olacak bu uygulamadan vazgeçilmesinin gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu şeker pancarının ve şeker fabrikalarının sonu olur” diye konuştu.
ÖZELLEŞTİRME KAPSAMINDAKİ FABRİKALAR DÖKÜLÜYOR
Şeker fabrikalarında çalışan mevsimlik işçilerin kadroya alınmadığını, fabrikalara hiç bakım yapılmadığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Özelleştirme kapsamında olan fabrikalar dökülüyor. Bu anlamda, şeker fabrikaları fabrika üreten fabrikalardı. Hükûmetin şeker fabrikalarını bir an önce revizyona yapıp, bakımlarını yapıp verimli kılmasını da öneriyorum çünkü çok arıza yapıyor, büyük risk var. Bu anlamda yapılacak çalışmaların Hükûmet tarafından gerçekleştirilmesi gerekiyor. Şeker pancarı çiftçisinin korunması, şeker fabrikasında çalışan işçilerin de kadroya alınmasını ayrıca talep ediyorum” şeklinde konuştu. 
NİŞASTA BAZLI ŞEKER KANSERE NEDEN OLUYOR
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üye atanmadığı için 2 yıldır Şeker Kurumu’nun faaliyetlerine devam edemediğini ve bu nedenle nişasta bazlı şekerin Türkiye pazarındaki payının yüzde 17 oranında arttığını belirterek, “Nişasta bazlı şeker ve yoğun tatlandırıcıların kansere neden olduğu  yönünde bilim adamlarının iddiaları var. Bu konu ciddi olarak incelenmelidir” dedi.
​ 
 
 
18.1.2018
Devamı

Domuz Katkılı Gıdamı Yediriliyor?

Gazeteci Yazar Soner Yalçın, son kitabı “Saklı Seçilmişler”i Nil Soysal'a anlattı. Kitabında 'hangi yiyeceklerde domuz katkısı olduğunu' vurgulayan ve ayrıntılarıyla açıklayan Yalçın, “Yoğurtlara kıvam artırması ve su tutması için jelatin ekleniyor. Jelatinin çoğunlukla domuz derisinden elde edildiğini kaç kişi biliyor? Hangi yiyeceklere domuz katkı maddesi konduğunu ayrıntılı yazdım, insanımız bilsin” dedi. 
Sözcü gazetesinden Nil Soysal'a konuşan Yalçın "Yıllardır Yamyam Tavuk Yiyoruz!” haberini hatırladınız mı? Geçen sene imza attığım bu haberi uzun süre takip etmiştim. Tavuk diye aslında civciv yediğimizi, bu hayvancıkların kendi artıklarıyla beslendiğini filan yazmıştım. Tüm ısrarlarıma rağmen konuyla ilgili ne Sağlık Bakanlığı'ndan, ne de Tarım Bakanlığı'ndan bir yetkiliye ulaşıp, görüş alamamıştım! Mesele şimdi anlaşıldı!" ifadesini kullandı. 
Sağlığımızı yakından ilgilendiren konuları anlatırken birden karşımıza meselenin politik sebeplerini çıkarıyorsunuz. Özellikle de büyük şirketler tarafından fonlanan derneklerin-vakıfların yaptıklarına şaşırıp kalıyorsunuz…
“Gıda teröristlerini” pazara sokan perde arkasındaki baronların amaçlarını yazıyorsanız bunun ideolojisini anlatmak zorundasınız. Şu tesadüf olabilir mi:
Buğdayın genetiğiyle kim oynadı: Rockefeller!
Mısırın genetiğiyle kim oynadı: Rockefeller!
Pirincin genetiğiyle kim oynadı: Rockefeller!

Tavuğun genetiğiyle kim oynadı: Rockefeller!

Liste uzun… GDO'nun öncüsü kim: Rockefeller!

Hepsini ayrıntılarıyla yazdım. Rockefeller Vakfı'nın dünyanın dört yanında hangi iktidarla, sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerle neler yaptığını ortaya çıkardım. Rockefeler'ın destekçisi kim; yolundan giden kim; Bill Gates! Gıda/beslenme konusuna kimse böyle bakmamış ne yazık ki! Uluslararası 22 bilim insanı GDO'yu 2009 Şubat'ında protesto etti. “Siz Nazi doktorlarının yaptığı çalışmaları yaparak, II. Dünya Savaşı sonrası Nazileri yargılayan Nürnberg Mahkemesi kararlarını ihlal ediyorsunuz” dediler. Seslerini kim duydu? “Nazi laboratuvarları” hâlâ faaliyette! Sağlıksız ceninleri ayırıp, sağlıklı ceninler yetiştirmenin yollarını arayan toplumsal akımın adı “öjeni” idi. Bu sosyal-darwinist akımın tarihini çalıştım. Gördüm ki, başı yine Rockefeller çekiyor! Yeni de değil. İlk kısırlaştırmaların Naziler döneminde Rockefeller desteğiyle yapılması tesadüf mü?
Bu “seçilim” sadece insana da yapılmıyor
Anladım kitaptaki civcivlerden bahsediyorsunuz. Evet o da soykırım; böyle bir katliam olamaz. Bu sebeple, dünyada kayıt altına alınmış olan bin 273 tavuk ırkından bugüne çok azı kaldı. Rockefeller'in “tek tip tavuk” projesi kazandı. Onun pilicini-tavuğunu yiyoruz. Niye çok piliç tüketir olduk? 1990'da 2.87 kilo olan yıllık kişi başı tüketimimiz 2016'da 21.94 kiloya yükseldi.
İnsanlar ne yediklerini bilmiyor ama ne yapsın yoksullar ve başka ucuz ne yiyebilirler? Buna sadece Türkiye'de değil milyonlarca insanı mecbur ettiler.
Sağlığımız perişan
Şaşkınlıkla aynı soruyu sormak istiyorum. İnsanı uçurumun kenarına sürükleyen bu sağlıksız gıdalar bizlere niye yediriliyor? Niye yasaklanmıyor? Devletimiz, hükümetimiz bizi niye korumuyor? Sahiden nerde bu devlet?
Adı konulmamış bir savaşın içindeyiz. Bu savaş zenginler ile yoksullar arasında. Kapitalizm her yönüyle insan vücudu için yararlı olmadı. Küresel şirketler insanların arzuları ve cehaletiyle beslendi. Yanıltıcı kampanyalar düzenleyerek beslenme alışkanlıklarıyla oynandı. İnsanlar medya aracılığıyla, film endüstrisiyle bilinçli olarak aptallaştırıldı. Ne yazık ki akademi dünyası buna alet edildi. Teknoloji insanoğlunun vücudunu yoldan çıkardı! İnsanoğlu sağlıklı olmak için evrilmedi; vücudunuzu ancak siz koruyabilirsiniz. İnsanoğlunun yakın akrabası neandertel, kültürel beslenme uyumu sağlayamadığı için yok oldu. Şimdi sıra homo sapiens'in yoksulları-ezilmişlerinde. Söyledim; dünyanın efendileri bunu sadece para için yapmıyorlar. Nüfusu kırmak istiyorlar. ANAP'tan AKP'ye siyasal iktidarların bu güç karşısında hiçbir şey yapamadıklarını tek tek yazdım. Bize tez zamanda halkını düşünen bir iktidar lazım. Halimiz, sağlığımız perişan.
Lösemi riski yüzde 700 
En sarsıcı bilgilerden biri de kırmızı etin başına gelenler…
AKP insanlara domuz yediriyor! Helal kesimden geçtik; domuzdan alınan kök hücreyle kırmızı et yapıyorlar artık. İthal karkas etler kanları akmış olduğu için hormon testine cevap vermiyor. Ne yediğimizi bilmiyoruz. Ete yapılan kimyasal işlemleri kaç kişi biliyor? Türkiye'de kullanım izni olmamasına rağmen “bradmix” adlı kimyevi maddenin etlerin hacmini yüzde 25-30 artırmak amacıyla kullanıldığını biliyor musunuz? Bu madde; kırmızı etlere kaybedilen su oranını yüzde 5-8 yeniden kazandırmak ve terbiye esnasında daha canlı, parlak ve aromalı bir görünüş sağlamak amacıyla şırıngayla enjekte ediliyor. Sadece bu değil… Fosfatlar, şekerler, asitlendiriciler, tuz (NaCl, KC1) neler var. Raf ömrünün uzaması yani renk değişimi olmaması için özellikle şarküteri gibi işlenmiş ete, (E250 koduyla) nitrat ve nitritin sodyum konuluyor. Mide kanserinin sebeplerinden biri budur. Bozulmayı önleyici sodyum sülfat (E221) pankreas kanserini yüzde 67, lösemi riskini yüzde 700 oranında artırıyor.
“İnsanlar ne yediklerini bilmiyorlar"
Yalçın, “İnsanımız medya aracılığıyla aptallaştırıldı, ne yediğini bilmiyor. Bize tez zamanda halkını düşünen bir iktidar lazım” dedi.
"Mehmetçiğe GDO'lu prinç yedirdiler"
“Domuz Gribi” gibi “Deli Dana Hastalığı” ve “Kuş Gribi” meselesinin perde arkası da çok çarpıcı!
Sadece tek örnek vereyim: ABD Savunma Bakanı Donald Rums-feld, bir dönem küresel ilaç devi Gilead Sciences'in başkanlığını yaptı. Ortaktı. Kuş gribi sırasında bakanlığı, Pentagon'a ilaç şirketinden 1 milyar dolarlık “tamiflu” satın aldırdı! O yalan rüzgarında Türkiye de sadece aşı ithalatına 350 milyon dolar harcadı! Dünya ilaç devi Baxter kuş gribi virüsünü laboratuvarda üretip yanlışlıkla dünyaya yaymıştı! Yerseniz. Bill Gates aşılarına girelim mi?
“Trakya'yı kim zehirledi”
Bill Gates pirincine de girelim, öğrensin insanlar…
Rockefeller da bu aşı meselesinin finansörlerindendir; dünyanın en zenginlerinden Warren E. Buffett gibi… Henüz Türkçe'ye çevrilmeyen gazeteci Daniel Taylor'ın kitabı var: “Dünyayı Aşılamak: Gates, Rockefeller Küresel Nüfusu Azaltma Peşinde” Keşke biri çevirse… Gelelim pirince… Bugün kişi başı ortalama 9.3 kilo pirinç tüketiyoruz; 1980 yılında ise sadece 3.2 kilo idi. Ki yediğimizin şimdilik yarısı ithal! Bak arkadaş! 2006 yılında Türkiye'nin bir kilo pirinç ithaline ihtiyacı yoktu. ABD dayattı. Erdoğan dönemin Tarım Bakanı Sami Güçlü'yü gönderdi. Mehdi Eker ithalat önündeki engelleri kaldırıverdi. Sadece pirinç mi? 2016 yılında kamu ve özel sektör deposunda tüketime hazır 498 bin 858 ton şeker varken, AKP sıfır gümrük vergisiyle şeker ithal etti.
Bunlar işin siyasi yönü. Bunları da yazdım. Meselenin sağlık yönünü de yazdım. “Glisemik indeks” kavramını kaç kişi duydu? Pirinç gibi “glisemik indeksi” yüksek ürünler, kan şekerini hızla yükseltip sonra hızla düşürür. Ardından gelsin kilolar, hastalıklar! En kutsalımız Mehmetçik'e bile GDO'lu pirinç yedirdiler. Bu insanlığın hem politik hem de insani olarak yıkımıdır. Meselenin hangi boyutunu araştırsanız şoke olursunuz: Türkiye toplam pirincin yüzde 55'ini, ayçiçeğinin yüzde 75'ini, buğdayın yüzde 10'unu yetiştiren Trakya'yı, bir uçtan diğer uca 280 km. kat eden Ergene Nehri'ni kimler zehirledi? Trakya'yı hangi yabancı tröstler ele geçiriyor, ne yetiştiriyorlar? ANAP ve AKP bu işin suç ortağı, biz ise daimi seyirci… Topraksu Genel Müdürlüğü'nü Özal'a, Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nü Erdoğan'a kapattırdılar. Atatürk'ün kurdurduğu tüm tarım işletmelerini yok ettiler. Yani mesele sadece Atatürk Orman Çiftliği'ne yaptıkları saray ile sınırlı değil; çok vahimleri var.
‘Saklı Seçilmişler'den
– Kimi… Yoğurdun kıvamını artırmak için kullanılan jelatinde DOMUZ derisi var.

– Kimi… Una ve hamura DOMUZ kılı saçından yapılan E920 konuluyor.

– Kimi… İthal hayvan yeminde DOMUZ kemiği – DOMUZ kanı var.

– Kimi… İthal salam ve sucuklardaki beyaz noktalarDOMUZ yağıdır.

– Kimi… Kek ve pastalarda ucuz olduğu içinDOMUZ içyağı kullanılıyor.

– Kimi… Et suyu tabletler, hazır köfte harçları, hamburger, hazır çorbalar, kuruyemiş, sakız, cipsler, dondurmalar, renkli yoğurtlar, salata sosu, cips, çiğköfte ve benzeri birçok üründe bulunan “Çin tuzunda”DOMUZ var.

– Kimi… İthal donmuş yağlarda DOMUZ var.

– DOMUZun kök hücresinden laboratuvarda kırmızı et yapılıyor.
Tarihini bilmeyen bir nesil iktidarda
İçim şişti!
“Çin tuzu” adını duymuşsunuzdur. ABD dahil yaklaşık 50 ülkede kullanımı sınırlandırıldı. Türkiye'de ise kullanımı serbest! Ne söyleyeyim daha… “Annemin köftesi” gibi tanıtılan köftelerin tamamı soya katkılı. Şirin gözükmesi için de “mix kıyma”, “soya proteini” vs. gibi farklı isimleri koyuyorlar ambalaj üzerine! Ara da eti bulasın! Balığa ne yaptıklarını anlatayım mı? Kansere neden olduğu için 1976 yılında ABD'de yasaklanan “PCBs” adlı kimyasal madde bulunduran kültür balıklarına kimse ses çıkarmıyor. Kültür balıkçılığı 1980 yılında dünya balıkçılığının yüzde 9'unu kapsarken, bugün yüzde 50 sınırını aştı! Zehirleniyoruz. Aklıma geldi; Hijazi Ailesi'ni kim biliyor? Oysa bilmek şart! Kod adı “Pilot” olan AKP'li Bakan kim? Oysa bilmek şart! Kimyasal yoğurtlara kıvam artırması ve su tutması için jelatin ekleniyor. Jelatinin çoğunlukla domuz derisinden elde edildiğini kaç kişi biliyor. Hangi yiyeceklere domuz katkı maddesi konduğunu ayrıntılı yazdım, insanlarımız bilsin. Ki oy verdiği iktidarın ne olduğunu görsün. Gıda emniyeti yok ülkemizde maalesef…
Bu kitap gösteriyor ki; Türkiye'nin tarımsal politikaları büyük Atatürk'ün yaptıklarına geri dönmelidir.
Atatürk'e hayranlığım her geçen gün okudukça, araştırdıkça daha da artıyor. Biz çocuklarımıza Atatürk'ü hiç anlatamamışız. Tarım dahil tüm toplumsal yaşamın geriliğini Atatürk'ün hangi fedakarlıklarla aşmaya çalıştığını öğretmemişiz. Yüzyıllardır karasabanla tarım yapan köylüye, (bütçesinde üç kuruş yokken, Osmanlı'nın borcunu ödemeye çalışırken) pulluk dağıtıyor. Mibzer vs. dağıtıyor. Köylüyü köleleştiren öşür vergisini kaldırdığı yetmedi; traktör, motorlu pulluk, biçer-döver, kamyon ve kamyonet sahiplerine tarımda harcadıkları akaryakıt için “mevadd-ı müşteile rüsumu tazminat” ile vergi iadesi kanunu çıkardı.Tarım kredi kooperatifleriyle köylüyü milletin efendisi yapmaya çalıştı. Ne yazık ki; kırsal kesimde küçük üreticilere büyük yarar sağlayan tarım satış kooperatifleri Özal'dan Erdoğan'a uzanan neoliberal politikalar sonucu tasfiye edildi. Çayı tanımazlarken Rize'yi çay üretiminin merkezi yapan Atatürk'ün heykelini kaldıran bir zihniyet var ülkemizde. Tarihini bilmeyen bir nesil iktidarda maalesef. Çayı koruyamayanlar Türkiye'de neden filtre kahvenin moda yapıldığını nasıl analiz edecekler. Umarım okur kitaptan öğrenirler!
 
 
18.1.2018
Devamı

Hayvancılık Yatırımları Artıyor

Hayvancılık yatırımları geçen yıl yüzde 164 arttı. Fiyatları aşağı çekmek amacıyla başlatılan ucuz et ithalatı caydırıcı olmaya devam etmekle birlikte girişimciler, kalıcı çözüm olarak hayvancılık yatırımlarını artırıyor. Tarım sektörüne yatırımlar geçen yıl yüzde 150.4 artış gösterdi. Toplamda 2 milyar lirayı aştı. Bu yatırımların 1.3 milyar lirası hayvancılık konusunda. Ekonomi Bakanlığı’nın teşvik verilerine göre 100 hayvancılık projesi belge aldı. Bunların ağırlığını büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yatırımları oluşturuyor. 2015 yılında bu alana yatırımlar 350 milyon lirada kalmıştı. 2016’da kıpırdadı ve 487 milyon liraya çıktı. Geçen yıl yüzde 164 artışla 1 milyar 300 milyon liraya ulaştı.
Sektöre en büyük yatırımlardan birini Şimşek Bisküvi yapıyor. Bu şirket 4 bin 500 adet / dönem kapasitede yatırım gerçekleştirecek. Bu yatırımın değeri 41 milyon lirayı geçiyor. Aytar Tarım 40 milyon liralık yatırımla 4 bin 200 adet/ dönem kapasitede yatırım yapacak. Yine Ekur Et Entegre 2 bin 978 adet/dönem kapasite yatırım yapacak. Yatırımların büyük çoğunluğu damızlık konusunda, ikinci büyük ağırlık et yönlü besicilikte. Süt ile ilgili  yatırımlar ise daha az gözüküyor.
 
 
 
18.1.2018
Devamı

Çiftçiye Ucuz Elektrik

Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Batı Akdeniz Kalkınma Ajansı (BAKA) tarafından Antalya'ya 2,82 megavat gücünde güneş enerjisi santrali inşa edilecek. Santralden elde edilecek enerji, tarımsal sulamada kullanılmak şartıyla çiftçilere ücretsiz olarak verilecek. Büyükşehir Belediyesinin Döşemealtı ilçesi Dağbeli Mahallesi Mellidağ mevkisine kurmak için projesini gerçekleştirip BAKA'nın destek verdiği 'Antalya Tarımsal Sulama Amaçlı Fotovoltaik Güneş Enerjisi Santrali Kurumu Projesi'nin protokolü imzalandı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel protokolle birlikte çiftçilerin enerji yükünün azalacağını söyledi. Türel, "Santralimizin maliyetinin 9 milyon 375 bin lirası BAKA, 3 milyon 124 bin lirası ise belediye bütçesinden karşılanacak. Böylece belediyemizin güneş santrallerinden üretilen elektrik yıllık 6 milyon 760 kilovat/saate çıkacak. Bu elektriği sulama kooperatifleri kanalıyla 7 bin 429 çiftçi ailesine sulama desteği olarak kullandıracağız" diye konuştu.

 BAKA Yönetim Kurulu Başkanı ve Burdur Valisi Şerif Yılmaz da "Üreticilerimize, kooperatifler üzerinden kar ve fiyat farkı koymadan verilen desteğin üretici ve tüketiciye yansıtılacağı bir süreci başlatıyoruz. Verilecek olan bu destek çok geniş bir kitleyi kapsıyor" dedi.
 
18.1.2018
Devamı

Ankara'nın Tarımdaki Payı Yüzde 2,8

Ankara Kalkınma Ajansı  tarafından hazırlanan ‘İstatistiklerle Ankara 2017’ çalışmasında Başkent’e ilişkin kapsamlı veriler derlendi. Çalışmaya göre, Ankara'nın, Türkiye nüfusunun yüzde 6,7'sini barındırdığı görülüyor. İlçelerdeki nüfus değerlendirildiğinde Çankaya, Keçiören, Yenimahalle, Mamak, Etimesgut, Sincan ve Altındağ, Ankara nüfusunun büyük bir bölümüne ev sahipliği yapan ilçeler olarak öne çıkıyor. Göç göstergeleri incelendiğinde, Ankara’nın en çok 20-24 yaş grubunda göç aldığı ve verdiği anlaşılıyor. Başkent, son beş yılda en çok İstanbul, Çorum ve Yozgat illerinden göç alırken; İstanbul, İzmir ve Konya illerine göç veriyor. Sağlık alanında yüz bin kişi başına 344 yatağın düştüğü Ankara’da, yüz bin kişi başına 371 hekim
düşüyor.
ABD, ÇİN VE IRAK İLK ÜÇTE
 
Bölgelere göre Gayrı Safi Katma Değer (GSKD) üretiminde Türkiye’nin 2. büyük kenti olan Ankara’da, bölge GSKD’sinde hizmet sektörünün yüzde 71,5, sanayinin yüzde 25,7 ve tarım sektörünün yüzde 2,8 oranında payı bulunduğu görülüyor. Ankara’nın son beş yılda en fazla ihracat yaptığı ülkeler ABD, Çin, Irak, Almanya ve İtalya olarak sıralanıyor. Son beş yılda en fazla ithalat yapılan ülkelerin ise ABD, Çin, Irak, Almanya, İtalya olduğu görülüyor. Düzey 1 bölgelerinde yoksulluk ve gelir dağılımı verileri incelendiğinde Ankara’nın da içinde bulunduğu TR5 Batı Anadolu Bölgesi’nde, yoksulluk oranı 2015 yılında yüzde 20 olarak belirleniyor.
 
İLK 5 ÜNİVERSİTEDEN ÜÇÜ BAŞKENT’TE
 
Beşeri sermayenin oldukça güçlü olduğu Ankara'da, yüksekokul veya fakülte mezunlarının oranı 21.3 ile 14.06 olan Türkiye ortalamasının hayli üstünde seyrediyor. 16 yükseköğretim kurumunun bulunduğu Ankara'da toplam lisans ve ön lisans düzeyinde toplam 217 bin 584 öğrenci ile 19 bin 390 öğretim elemanı yaşıyor. Öte yandan, Ankara'da 6 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 2,6'sının okuma yazma bilmediği, bu oranın kadınlarda yüzde 4,4, erkeklerde ise yüzde 0,7 olduğu görülüyor. Ankara’nın, 21 üniversitesi, 8 teknoparkı, 11 OSB’si ve çok sayıda araştırma merkezi ile yüksek bir beşeri sermaye ve güçlü bir teknolojik altyapıya sahip olduğu görülüyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yapılan ‘Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Performans Endeksleri Sıralaması’nda ilk 5 üniversitenin 3’ü Ankara üniversiteleriyken, devlet desteklerinde de yine Ankara ilinin ağırlığı dikkat çekiyor.
 
 
18.1.2018
Devamı

Örnek Köy Projesine Teşvik Ayrıcalığı

 Gıda Tarım ve Hayavncılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Örnek Köy Projesi'nin kırsal nüfusu ve tarımsal üretimde verimliliği artıracağını söyledi.
Örnek Köy Projesi'nin amacının kırsalda yaşayan vatandaşların hayat standartlarını daha iyi bir noktaya çıkarmak olduğunu ifade eden Fakıbaba, "Yozgat'ta böyle bir köyümüz var. Bu köyde normalde 450 vatandaşımız yaşarken bu projeyle 110 kişi tekrar şehirden köye gelmiş." diye konuştu.
Fakıbaba, projeyle köylerdeki işletmelerin birleşerek yeni bir yapı oluşturacağını ve çiftçilerin birçok girdi maliyetinin azalacağını bildirdi.
Proje kapsamında çiftçilerin tarım konusunda eğitimli insanlarla faaliyette bulunabileceğini belirten Fakıbaba, "Bu sayede daha verimli ürünler üretilecek ve arsanın değeri de artacak. Yozgat'ta basınçlı sulamaya geçmişler, enerji kullanımında azalma var. Traktör sayısı bile 14'e inmiş. Mazottan yüzde 40 tasarruf sağlanmış." dedi.
Köylerde istihdam artacak
 
Fakıbaba, proje sayesinde istihdamın da artacağına işaret ederek, Yozgat'taki köyde başka yerlerden gelen 450 kişinin de istihdam edildiğini anlattı.
Proje kapsamında gönüllü köylerin dönüştürüleceğini dile getiren Fakıbaba, şunları kaydetti:
"250 köyü kendimiz yapacağız. Proje kapsamında her ilde 3 köy olacak. Diğer vatandaşlar gelip gördüğünde 'Biz de istiyoruz.' diyecekler. Örnek Köy Projesi ile amacımız tarımı ve hayvancılığı kalkındırmak. Özellikle kırsalda yaşayan insanımızın hayat seviyesini yükseltmek istiyoruz. Yaptığımız bütün işler önce insan için. 250 örnek köyün bitiş tarihini 30 Haziran 2019 olarak veriyoruz."
Fakıbaba, projenin parçalı ve hisseli arazilerin toplulaştırılmasında da kolaylık sağlayacağına işaret ederek, bu köylere destek ve teşviklerde bazı ayrıcalıkların tanınacağını bildirdi.  
 
 
17.1.2018
Devamı

Kuraklığa Karşı Devlet Desteği Olacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Gaziantep'te Altunkaya Çiftliği'ni ziyareti sırasında gazetecilerin, tarımsal kuraklık olabileceği yönündeki endişelere ilişkin soruları  cevaplandırdı.
 Bakan Fakıbaba, "Allah'a şükür şu an tarımsal kuraklık seviyesinde değiliz. Biz bu konuda önlemlerimiz alıyoruz." diyerek bu konuda sıkıntı yaşanmaması için Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da özellikle GAP ve DAP'ın acil şekilde bitirilmesi gerektiğine inandığını vurgulayan Fakıbaba, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız da bu konuda çok önemli, ciddi çalışmalar yapıyorlar. İnşallah bunların neler olduğunu göreceksiniz. En kısa zamanda açıklanacaktır. Tarım Bakanlığı olarak elimizden geleni yapıyoruz. Esas sorumlu Orman ve Su İşleri Bakanlığı ama yine iki bakanlık el ele vererek, 'bu sorunla nasıl baş edebiliriz' bunun hesaplarını yapıyoruz. Başaracağımıza inanıyorum. İnşallah Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da yağış görülüyor. Biz hem hava tahminlerini takip ederek hem de bakanlık ve hükümet olarak neler yapacağımızı en kısa zamanda bütün basına, halkımıza açıklayacağız. Tarımsal kuraklık endişesi yok. Olması durumunda Tarım Bakanlığımızın sigortaları var, devlet desteği olacak, bu konuda endişeye mahal yok."dedi
 
 
17.1.2018
Devamı

103 Milyar Hibe Desteği Sağladık

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, "Son 3 yılda 103 milyar hibe desteği sağlamışız. 2018'de 15 milyar Türk lirası tarımsal destek bütçe ayırdık. Hayvancılık desteğini 45 kat arttırdık. Hayvancılığı sıfır faizli kredi kapsamına aldık." dedi.
Fakıbaba, Ortadoğu Fuar Merkezi'nde (OFM) düzenlenen 8.Tarım Teknolojileri ve Hayvancılık Fuarı'nda tarım ve hayvancılığa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Et ithal eden bir ülkeden ihraç eden ülke konumuna geleceklerini belirten Fakıbaba, "İthalatı kaldıracak olan biz değil sizsiniz. Bizim de imkanlarımız var. Bu imkanları kardeşiniz sizin ayaklarınız altına serecektir. Birlikte başaracağız." ifadesini kullandı.
İnsan neslinin devamı için "tarımın"olmazsa olmaz olduğunu vurgulayan Fakıbaba, şöyle devam etti:
"Dünyada ülkeler arası müthiş mücadeleler olmaktadır. Sudan'a gidiyorsun, Çin, Vietnam Amerika orada. Hani ambargo uyguluyordunuz? menfaatiniz olunca nasıl değişiyor. Sudan'ın topraklarını görünce Bizde oraya gidelim diyorlar, küresel ısınmanın nereye gideceğini de hesap ediyorlar. Biz sanayicilerimize inanıyoruz, yapacak çok işimiz var. Yapmak zorundayız. Büyük bir ülke olmak istiyorsak tarım, gıda, su enerji gibi stratejik sektörlerde önemli rol almak zorundayız. Bu yüzden öncelikle bu değerlere sahip çıkmalıyız. Sonrasında Ar-Ge ve yenilikçi anlayışla bu değerlerimizi geliştirmeliyiz. Yıllarca daha fazla ürün alabilmek için toprağımıza zehir verdik hala da devam ediyoruz . Ben ilk geldiğim günden beri şunu söyledim, çiftçi kardeşlerimizi bilgiyle buluşturmamız lazım. Çok gübre vermenin faydalı olmadığını anlatıyoruz. Çay bahçeleri artık betonlaşmış."
- Tarımsal desteklerimiz artarak devam ediyor
Fakıbaba, hükümet olarak tarıma verdikleri desteklerle birlikte tarımsal hasılatın 4,5 kat arttığını bildirdi.
Fakıbaba, şu görüşlere yer verdi:
"2002'de 37 milyarken 2016'da 161 milyara çıkmış. Son 3 yılda 103 milyar hibe desteği sağlamışız. 2018'de 15 milyar Türk lirası tarımsal destek bütçe ayırdık. Hayvancılık desteğini 45 kat arttırdık. Hayvancılığı sıfır faizli kredi kapsamına aldık. En yeni uygulamayla mazot maliyetinin yüzde 50'sini destek olarak üreticilerimize ödeyeceğiz. Yem bitkileri desteği 430 milyon civarındayken bunu yüzde 50 arttırdık. Yem ve mazot desteğini özellikle belirtmek istiyorum. Çiftçilerimizin uygun koşullarda kredi desteğini sağladık poliçe bedellerinin yüzde 50'sini tarım bakanlığı olarak karşılıyoruz Toplam 3,5 milyar prim desteği 4,5 milyar hasar tazminatı ödemişiz. Sulama desteği veriyoruz. Tarımsal Ar-Ge faaliyetlerine önem veriyoruz. Uluslararası son teknolojiye sahip ileri araştırma merkezleri kuruyoruz. Gen bankası kurarak çeşitliliğimizi koruma altına aldık."
Gaziantep'te tarımsal desteklerde artış olduğunu belirten Fakıbaba, fuarın da en güzel buluşlarla şenlendiğini kaydetti.
Gaziantep Sanayi Odası Başkanı Adil Konukoğlu da fuarın en büyük amacının yapılan sistemlerin teknoloji ile tanışması, verimliliğin arttırılması ve en az 2-3 ürün alabilmenin yollarını araştırmak için ürünlerin çiftçilerle buluşması olduğunu söyledi.
Bölge çiftçisine ellerinden geldiğince yardımcı olmaya çalıştıklarını vurgulayan Konukoğlu, şunları ifade etti:
"Gaziantep Büyükşehir Belediyesi damızlık, tohum konusunda desteğini sağlıyor. Belediye başkanımızda, valimizde elinden geleni yapıyor. Bakanım siz şimdi tarım makinası üreten firmaları gezeceksiniz. KDV'yi dile getirecek. Üreticilerimizin hepsi yüzde 18 hammaddesini alıyor yüzde 8 satışını gerçekleştiriyor. Ya bu firmaların yüzde 8 ile hammaddesini almasına direkt yerli üreticiye aylık ödenmesi konusunda yardımcı olmamız gerekiyor. Şu anda ki firmalarımızın milyonlarca TL birikmiş KDV alacakları var. Yerli üretmeyip ithal ederseniz çok basit yüzde 8 ithal ediyorsunuz, yüzde 8 satıyorsunuz. Bu yerli üretimi mi ithalatı mı desteklemek biz bunu çözemiyoruz. Sizin desteklerinizi bekliyoruz. Bizim önerimiz şuydu, yüzde 18 direkt çiftçinin cebine konulsun, yüzde 8 olarak değil yüzde 18 olarak KDV'yi keselim, çiftçi faturayı alsın ziraat bankasına götürüsün. Yüzde 18'i cebine koysun. Diğer tarafta kredilendirilir. Hem çiftçimiz nakit almış olur hem de bu konuda yerli imalatçılarımızın teknolojilerini geliştirmelerinin daha çok ürün satmalarının önünü açmış oluruz."
Konukoğlu, kuraklık konusunda damlama sulamanın arttırılmasını istedi. Konukoğlu, et ithalatına da değinerek, Türkiye'nin eski güzel günlerine dönmesi için el birliğiyle çalışılması gerektiğini kaydetti.
 
 
17.1.2018
Devamı

Sütte Yeni Fiyat Dönemi

Ulusal Süt Konseyi süt fiyatını belirlemek üzere bir araya geldi. 1 Şubat 2018 den geçerli olmak üzere soğutulmuş 1litre süt fiyatı 1.53 kuruşa çıkarıldı. 1litre soğutulmuş sütün maliyeti 1.18 kuruş olarak belirlenirken  (USK) 1 şubattan geçerli olacak olan 1 litre sütün referans fiyatı 1.53 kuruş olarak belirlendi. 1,53 kuruşluk referans fiyatının 9 kuruşu birliklere yada kooperattiflere hizmet bedeli olarak kesilecek.
1 şubat 30 haziran tarihleri arasında geçerli olacak bu referans fiyatı firmalar ve üreticiler açısından tartışmalara neden oldu. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı  Tevfik KESKİN Ulusal Süt Konseyin toplantısında  şu sözlere yer verdi.
 “ Hepimiz sektörün içerisinden geliyoruz.Öncelikle anlaşarak ve bir orta yolu bularak karar vermeliyiz. Her toplantıda dünya fiyatları, yem fiyatları ve iç piyasa şartları konuşuluyor. Birde bu ülkenin bir gerçeği var. Köylerde hayvan kalmadı bu işleri yapacak insanda kalmadı. Zaman zaman üreticiyi ezdiğinizide biliyorum. Biz her zaman konseyi baz aldık. Koseyin açıkladığı fiyat üzerinden süt satışlarını gerçekleştirdik. Yeri geldiğinde sütü almıyoruz bırakıyoruz diyerek üreticiyi ezdİğiniz dönemleride yaşadık Hatta başka şeylerde yapıyorsunuz ben burada bunları konuşmak istemiyorum.  Ben burada 300bin üreticim adına konuşuyorum. Artık şu gerçeği görelim Devletin bir kurumu var Türkiye İstatistik Kurumu açıklamış sütün fiyatını ne demiş? 1,55 kuruş olarak açıklamış bu bizim değil devletin istatistiği söylüyor ben söylemiyorum.  Bizde diyoruzki 1,55 kuruş artı prim diyoruz. Bu konuda artık gerçekleri görelim üreticinin omuzuna binerek bu işlerden vaz geçelim ayrıca şu konulardan da  vaz geçelim artık zaman zaman benden şu kadar yem alırsan senden sütü alırım gibi söylemlerede işleyişlerdende uzak duralım.”Dedi.

 Daha sonra Türkiye Damızlık Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil ÖZCAN ise şu sözlere yer verdi. Üretim diyoruz. Üretici diyoruz. Biz şimdi burada köyde üreticinin ürettiği sütün pazarlığını yapıyoruz. Bu üreticinin bu üretimi yapabilmesi için para kazanması gerekiyor. Eğer üretici üretmesse biz burada olmayız siz de süt bulamassınız. Siz simdi burada  neyin pazarlığını yapacaksınız?  Ayrıca yüzde 8 prim tutarının ayrı tutulması gerektiğini düşünüyorum. Son günlerde birliklerle alakalı  karalama kampanyası başlatıldı. Birlikler lüks arabalara biniyor. Birlikler yolsuz işlere giriyor. Birlikler çok kesinti yapıyor gibi söylemler var biz bu karalama kampanyasını haketmiyoruz.” Dedi
Özcanın konuşmasının ardından Ulusal Süt Konseyi 10 dk ara vererek sanayici ve üretici ile ortak bir noktada karar kılınarak 1Şubattan geçerli 1 litre soğutulmuş sütün fiyatı 1,53 kuruş olarak belirlendi.
Öte yandan açıklanan 1,53 kuruşluk soğutulmuş sütün 9 kuruşu birliklere ve kooperatiflere kesinti olarak yansırken üreticinin eline 1 litre soğutulmuş süt 1,44 kuruş oalrak geçecek.
 
16.1.2018
Devamı

Et ve Sütte KDV Sıfırlansın

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, ette ve sütte KDV'nin sıfıra indirilmesini önerdi.
Tezel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, et ve sütün temel hayvansal protein kaynağı olduğunu ve bunların lüks tüketim olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi.
Hayvansal ürünler üzerinden katma değere yönelik bir tüketim vergisi alınmasını sektör olarak doğru bulmadıklarını anlatan Tezel, "Toplumumuzun sağlıklı nesillere kavuşmasının en önemli unsuru hayvansal proteinle beslenebilmek. Dolayısıyla burada hayvansal protein ve sağlıklı beslenme odaklı bir anlayışın geliştirilmesi gerekiyor. Bunun için SETBİR olarak önerimiz, ette ve sütte KDV'nin sıfırlanması." diye konuştu.
Tezel, hayvansal ürünlerde KDV'nin sıfırlanmasının sağlanması halinde sektörde kayıt dışılığın da önemli ölçüde ortadan kaldırılacağına inandıklarını, ayrıca tüketicilerin de temel ihtiyaçlarına daha rahat ulaşabileceklerini ifade etti.
-"Et, süt, yumurta ve ekmeğin eşit bir KDV oranıyla..."
Türkiye'de et ve sütü işleyen işletmecilerin en temel sorununun kayıt dışı üretim olduğunu vurgulayan Tezel, şunları kaydetti:
"Her iki sektörün de belli bir düzen altına alınması lazım. Bunun temel çıkış noktalarından biri temel tüketim. Temel besin kaynağı olan et süt yumurta ve ekmeğin eşit bir KDV oranıyla, hatta sıfırlanmış bir KDV oranına sahip olarak gerek haksız rekabetin ortadan kaldırılması, gerekse kayıt dışının kayıt altına alınarak, hem bir taraftan gelir vergisi kazanımlarını elde ediyor olmamız lazım hem de diğer taraftan sahadaki haksız rekabetin önüne geçilerek tüketicimize daha sağlıklı, iyi işlenmiş ürünler ulaştırıyor olmamız lazım."
Tezel, Türkiye'de üretilen sütün yaklaşık yüzde 50'sinin kayıt dışı tüketildiğini, kalan yüzde 50'sinin ise hijyen altında, kontrol altındaki tesislerde üretilerek tüketicilere ulaştırıldığını vurgulayarak, ette de yakın oranların bulunduğunu aktardı.
Ette ve sütte KDV'nin sıfırlanması konusunda SETBİR olarak gerekli girişimlerde bulunduklarını da anlatan Tezel, "Bunu Bakanlığımızla (Gıda, Tarım ve Hayvancılık) paylaştık, olumlu bir reaksiyon aldık. Bu konuda Ekonomi ve Maliye bakanlıklarıyla çalışmakta olduklarını, bunu değerlendirdiklerini biliyoruz." ifadelerini kullandı.
 
 
16.1.2018
Devamı

Çiğ Süt'e Yetiştirici Zam Bekliyor

Ulusul Süt Konseyi (USK) yarın bir araya geliyor. Yaklaşık ikibuçuk milyon yetiştiricinin umutla beklediği süt fiyatı yarın belirleniyormu? Anadolunun bir çok yerinde umutla beklenen süt fiyatı ne olacak? Geçtiğimiz aylarda yapılan ulusal süt konseyinin seçimlerinin ardından  yönetim ilk toplantıda süt fiyatlarını değerlendirmişti. Buna göre süt fiyatlarında bir artış yapılamazken süte bu kezde enflasyon engel olmuştu. 16 ocak 2018 tarihinde toplanacak ulusal süt konsey toplantısını yetiştirici dört gözle beklerken, süt ve süt ürünlerine fabrikalarca yapılan zamlar ardı ardına gelmişti. Peki ulusal süt konseyinde yarın çiğ süt bedeli ne olacak? Bu sorunun cevabını yetiştirici umutla beklerken, edinilin bilgiye göre çiğ süt bedeline 20 kuruş ile 30 kuruş arasında bir öneri geleceği yönünde.
 
15.1.2018
Devamı

İneklere Kayyum Atandı

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinde çalışırken KHK ile işten çıkarılan Ali Vuran, geçimini sağlamak için aldığı beş ineğe de tedbir konulunca, tamamen işsiz kaldı. İnekleri ne satabilen ne de ürünlerinden faydalanabilen Vuran,”İneklerime kayyum atandı” dedi.
Belediyenin Zabıta Müdürlüğü’nde çalışan Ali Vuran, Olağanüstü Hal ilan edilmesinin ardından, Kanun Hükmünde Kararname ile işten çıkarıldı. Sur ilçesine bağlı Yeşilli Köyünde yaşayan Vuran, bunun üzerine beş inek alarak, hayvancılık yapmaya başladı. Tarımsal destek almaya başlayan Vural işleri yoluna koyduğunu sandığı bir anda, Tarım Müdürlüğü’nden gelen haberle hayal kırıklığına uğradı. Devletten aldığı tarımsal desteğin kesildiğini öğrenen Vuran;”OHAL kapsamında çıkarılan KHK ile işten çıkarıldım ve mağdur oldum. Köyde çiftçilik yaparak geçimimi sağlamaya çalıştım. Zaten hayat şartları çok zor. Şimdi de tarımsal destekleme primimi kesmişler. Herkes gibi ben de primi almaya gittiğim zaman öğrendim. Bir kez daha mağdur edildim. Sadece benim değil birçok kişinin primi kesilmiş. Bir arkadaşımın yaklaşık 72 bin TL’lik primine el konulmuş. Benim de 8-9 bin TL’ye el konuldu. Bu bir çiftçi için ciddi bir paradır. Geçim kaynağımız budur. Bununla yaşıyor ve ayakta kalabiliyoruz” dedi.
Vuran’ın başına gelenler bununla da kalmadı. Tarım desteği alamadığı için beş ineğini satmak sorunda kalan Vuran, ineklere de tedbir kararı konulduğunu öğrendi. İnekleri de satamayacağını öğrenen Vuran, ‘ineklerime kayyum atandı’ yorumunu yaptı. Hakkındaki kararların, bazı istihbarat bilgilerine dayandırıldığını söyleyen Vuran “Küpe numarası olan 5 ineğim var. (Tarım Bakanlığı’nda kayıt altında) Tarımsal destekleme primine el konulunca ben de hayvanları satayım dedim ama 5 ineğime de küpe numaraları nedeniyle tedbir kararı konulmuş. Bundan dolayı ineklerimi de satamıyorum. İnekler üzerinden buzağı, süt ve yoğurt primi almamak için tedbir konuluyor. Tarım İlçe Müdürlüğü ile yaptığımız görüşmede tedbirin ay başında kaldırılacağı söylendi. Destekleme priminin kesilmesi ve tedbir kararının ‘istihbari bilgiler’ nedeniyle olduğunu söylüyorlar. Ben bir suç işlemedim ve sabıkam da yok. Bizi mağdur ediyorlar. Ne inekleri satabiliyorum ne de başka bir şey yapabiliyorum. Ticari ilişkilerimi kesmişler. 5 ineğime kayyum atamışlar. Mağduriyetimin giderilmesini istiyorum” diye konuştu.
Şengal: “Uygulama eşitlik ilkesine aykırı”
Ziraat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Başkanı Jihat Şengal, uygulamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu söyledi. Amerika’nın Sesi’ne konuşan Şengal, “Olağanüstü Hal (OHAL) ilanından sonra çiftçiye yapılan desteklemeler döneminde, destek alacakların listeleri Valilik OHAL Komisyonu’na gönderilir. Listede isimleri yer alan kişiler güvenlik soruşturmasına tabi tutulur ve bazı çiftçilerin destekleri farklı nedenlerle verilmez. Çiftçi kendini aklayana kadar o desteği alamaz. Mağdur olduğunu söyleyen çiftçi bağlı olduğu ilçe tarım müdürlüğüne gidip desteğinin neden kesildiğini öğrenebilir. Nedeni öğrendikten sonra hakkını aramak için dava açabilir. Kendini aklaması durumunda alamadığı destekleri ve daha sonrakileri alır. Desteklemeler listesi bakanlığa gönderilmeden Valilik OHAL Komisyonu’na gönderilir. Komisyon destekleme priminin verilip verilmeyeceğine karar verir ve listeleri bakanlığa gönderir. Elbette ki bu doğru bir uygulama değildir. Eşitlik ilkesine aykırıdır. Vatandaş bir ürünü ekmişse eğer, ne kadar başkasına haksa ona da haktır. Desteklemeler kimin hangi düşünceye sahip olduğu veya başka bir ayrımcı tutum nedeniyle verilmez. Bu ülkede bu vatandaş bu üretimi yapmış mı yapmamış mı ona göre verilir. Eğer mağduriyetlerin sayısı artarsa tarımsal üretime de ciddi zarar verir” diye konuştu.
 
 
15.1.2018
Devamı

Şeker Kotalarının Bu Hafta Açıklanması Bekleniyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılıp yetkileri Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına devredilen Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) ve Şeker Kurumuna ilişkin bilgi verdi.
Kurumların organizasyon ve yapılanması noktasında çalışmaların sürdüğüne işaret eden Fakıbaba, bu kapsamda birçok çalışma yapıldığını ifade etti. Fakıbaba, "Yasaların verdiği haklar çerçevesinde, glikozdan ve fruktozdan elde edilen oranların kotaları ile şeker pancarı fabrikalarına verilen kotalar ciddi ve tarafsız bir şekilde denetlenecek" dedi.
Fakıbaba, kurallara uyma konusunda çok titiz olduklarına dikkati çekerek, "Ben bir bakan olarak kurallara uyarım ve uyulmasını isterim. Türkiye Cumhuriyeti'nin yasaları neyse, kanunlar neyi gerektiriyorsa herkes o kurallara uyacak. Kurallara uyanlara büyük saygı gösteririm, uymayanlara ise inanın 'babam da olsa' gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını isterim. 2017-2018 pazarlama yılı şeker kotasını önümüzdeki hafta, 2018-2019 pazarlama yılı şeker kotasını ise en kısa zamanda açıklayacağız. Herkes ne yapacağını bilecek ve denetim de mükemmel hale getirilecek." diye konuştu.
"Yasaların bize verdiği her türlü yetkiyi kullanacağız"
Fakıbaba, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Et ve Süt Kurumunda olduğu gibi yetkileri devredilen iki kurumda da en iyi şekilde görevi yerine getireceklerini vurgulayarak, "Bizim görevimiz 80 milyon insanın mutlu olmasını sağlamak, haklarını ve sağlıklarını korumaktır. Her şey insan için, 'Ben para kazanacağım ama insan sağlığı önemli değil' düşüncesi korkunç bir anlayıştır" değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa Birliği ülkelerinde söz konusu kotaların düşürüldüğünün altını çizen Fakıbaba, "Yasaların vermiş olduğu kotaların kullanılması bir haktır, buna saygı duyuyorum. Ancak benim görevim mevcut kotaların aşılıp aşılmadığını kontrol etmektir. Kotaların dışına çıkılmışsa, yasaların bize verdiği her türlü yetkiyi kullanacağız" ifadelerini kullandı.
 
 
15.1.2018
Devamı

Tarımsal Destekler Ne Zaman Yatıyor? Destekleme Ürünleri Nelerdir?

Tarımsal destek almak için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na başvuracak çiftçiler 2018 tarım destek ödemelerinin ne zaman yapılacağını merak ediyorlar. Peki, 2018 tarım destekleri ne zaman yatacak? Tarım destek tutarları ve desteklenecek olan ürünler nelerdir? İşte, tarım destek ödemeleri tarihi...
Gıda Tarım ve Hayvancılık  Bakanlığı tarım ile uğraşan çiftçi vatandaşları desteklemeye devam ediyor. Tarım destek ödemeleri adı altında yapılan bu yardımın 2018 yılında ne zaman ödeneceği çiftçiler tarafından araştırılmaya başlandı. Peki, 2018 tarım destek ödemeleri ne zaman yapılacak? Tarım destek ödemeleri illere göre tutarları nelerdir?  Tarım destek ürünleri  listesi ve tarım desteğine ilişkin tüm ayrıntılar www.anadoluizlenimleri.com da
2018 TARIM DESTEKLERİ NE ZAMAN YATACAK?
2018 yılında yapılacak tarım destek ödemelerine ilişkin henüz herhangi bir tarih belirtilmedi. Ancak geçen yıldan yola çıkılarak bir tahmin öngörülüyor. 2017 yılında 31 Mart-14 Nisan tarihleri arasında kişinin TC. kimlik numarasının son harfi baz alınarak yapılan ödemeler Ziraat Bankası tarafından yapılmıştı.
Bu yıl da, geçtiğimiz yıl gibi Ziraat Bankası tarafından; TC Kimlik Numarası 0 ile bitenler için 31 Mart 2017, TC Kimlik Numarası 2-4 arasında bitenler için 07 Nisan 2017, TC Kimlik Numarası 6-8 arasında bitenler için ise 14 Nisan 2017 tarihinde ödenmesi öngörülüyor. 
TARIM DESTEĞİ ALAN ÜRÜNLERİN LİSTESİ İÇİN TIKLAYINIZ
 
13.1.2018
Devamı

Türkiye Et İhraç Eden Bir Ülke Haline Gelecek

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Zaman vermek istemiyorum ama Türkiye kesinlikle et ithal etmeyecektir." dedi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, AA Editör masasına konuk oldu. Gündeme ilişkin bir çok sorularıda yanıtladı. 
"MSB ile 750 milyon liralık bir alışverişimiz olacak"
 
Milli Savunma Bakanlığı'nın askerlerin sağlıklı ve güvenli beslenmesini sağlamak amacıyla kaliteli ve daha ucuz ürün alabilmek için kendilerine müracaatta bulunduklarını anlatan Fakıbaba, bu talebi memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.
Fakıbaba, protokolün uygulanmasıyla çiftçilere de çok büyük katkı sağlayacaklarına dikkati çekerek, "Neresinden bakarsanız bakın ortalama 750 milyon liralık bir alışverişimiz olacak. Bize bağlı kuruluşlar olan Toprak Mahsulleri Ofisinden, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinden, Et ve Süt Kurumundan ürün aldığımız için, buraya bağlı çiftçilerimizde de ekonomik olarak iyileşme sağlamış olacağız yani hem çiftçilerimiz hem daha kaliteli ve ucuz ürün aldığı için Milli Savunma Bakanlığı hem de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak hizmet ettiğimiz için biz kazanmış olacağız. Kazan-kazan olacak." diye konuştu.
Fakıbaba, bir işletmedeki hatanın diğerlerini de etkilemesi nedeniyle "Bütün işletmelerdeki gıdalar güvenli değildir" denilemeyeceğini vurgulayarak, zaman zaman bu tip örneklerin görüldüğünü ve onlara da gerekli cezaların verildiğini söyledi. 
"Yayla yasağı bu yaz kaldırılmış olacak"
Fakıbaba, yayla yasağıyla ilgili, "Güvenlik nedeniyle uygulanan bu yasak inşallah bu yaz kaldırılmış olacak." dedi.
"Lüks lokantalarda bile 5 lira civarında düşüş oldu"
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, ucuz et satışı konusunda, "Et fiyatlarını regüle ettiğimiz kesin. Et fiyatlarında en lüks lokantalarda bile 5 lira civarında bir düşüş oldu." diye konuştu.
"Et ihraç eden ülkelerden birisi olacağız"
Et ihtalatı hakkında konuşan Bakan Fakıbaba, "Zaman vermek istemiyorum ama Türkiye kesinlikle et ithal etmeyecektir, inanarak söylüyorum ihraç eden ülkelerden birisi haline geleceğiz." dedi. 
"Önlem olarak ürün ithalatı yapıyoruz"
Muhalefetin et ithalatına ilişkin eleştirilerine değinen Fakıbaba, Sırbistan ile et alışverişine ilişkin anlaşma yapıldığını ancak bu ülkeden henüz et gelmediğini söyledi.
Fakıbaba, Türkiye'nin hayvan kesimine ilişkin birtakım kurallarının bulunduğuna işaret ederek, Türkiye Cumhuriyeti'nin büyük bir devlet olduğunu, 5 bin ton et alımının İstanbul'un bir günlük ihtiyacının çok azını karşıladığını bildirdi.
Fakıbaba, ithalat sürecinin sadece etle ve besilik hayvanla sınırlı kalmayacağını, devamında başka ürünlerin ticaretinin de olacağını belirterek, şöyle devam etti:
"Etin ismi değişecek, farz edelim susama geçecek. Bunlar iki ülke arasında doğaldır. Biz de gelen insanlara bakıyoruz. Mesela bugün Somali Tarım Bakanı ile görüşeceğim, biz ne alıyoruz, ne veriyoruz, ticaret açığımız var mı, yoksa pozitif durumda mıyız? Bunlara bakıyoruz, ona göre karşılıklı kartlarımızı ortaya koyuyoruz."
Başka ülkelerden alınan etlerde İslami kurallara göre kesilmesi şartı 
Global dünyada ticaretin tek taraflı olmayacağını, mutlaka "kazan kazan" prensibiyle yapılması gerektiğini ifade eden Fakıbaba, "Tek taraflı kazanç olduğu zaman 'Dünya beşten büyüktür' diyoruz. Niye? Hep onlar kazanıyor, bütün dünyanın gözüne batıyor. Biz öyle değiliz, diyoruz ki, 'Biz kazanırken ticaret yaptığımız insanların da kazanması lazım." diye konuştu.
Kesimhanelerin İslami kurallara göre olacağını vurgulayan Fakıbaba, başka ülkelerden ithalatta, etin temiz, hijyenik ve İslami kurallara göre kesilmesi şartlarının arandığını bildirdi.
Fakıbaba, ithalatın sadece ihtiyaçtan değil, piyasayı regüle etmek için de yapıldığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Bazen vergi duvarlarını kaldırıyorsunuz, bazen de vergi duvarlarını sıfırlıyorsunuz. Sıfırladığınız zaman insanlar zannetmesin ki bu vergi duvarları hep aynı kalacak. O da bir regülasyon. Zaman zaman biz ihtiyaçtan dolayı değil, piyasayı regüle etmek için bazen de içeride işleyip katma değerini artırıp buğdayda olduğu gibi dışarıya ihraç etmek, daha fazla kazanmak için bunu yapıyoruz."  
Kaynak: AA 
 
 
13.1.2018
Devamı

Hayvan Dışkısından Biyoenerji üretimi

Önemli bir spor kulübünde 11 yıl yöneticilik yaptıktan sonra hayvancılık sektörüne giren Baki Güngör, Türkiye 'nin biyoenerji ihtiyacını karşılamak için önemli bir projeye imza attı. Çalışmalarını anlatan Güngör, "Hayvanın dışkısındaki gazı elde ediyoruz, enerjiye çeviriyoruz. Enerjisini aldıktan sonra ısısıyla beraber sera gazına çeviriyoruz. Isısını seralarda kullanıyoruz. Geri kalan enerjiyi de devlete satıyoruz" diye konuştu.

Türkiye'nin önemli bir spor kulübünde 11 yıl yöneticilik yapmasının ardından teknolojiye uygun kurduğu çiftlikle hayvancılık sektörüne giren Baki Güngör, Türkiye'nin biyoenerji ihtiyacını karşılamak için önemli bir projeye imza attı.Ankara 'da 420 dönüm arazi üzerine kurulan tesiste modern ekipmanlarla et, süt ve yumurta üretiminin yanı sıra biyoenerji konusunda çalışmalar yapıldığı belirtildi. Çevreye duyarlı olan projede atıkların geri dönüştürüldüğü ve paketler haline getirilerek satıldığı kaydedildi.

Türkiye'de ticaret algısının hemen para kazanma yönünde olduğunu ifade eden Baki Güngör, "11 yıllık ticari faaliyetlerimin sonunda tekrar hayvancılığa dönme kararı aldım. Çünkü Türkiye'de hem gıda anlamında hem et anlamında bu işin profesyonel anlamında yapılmadığını gördüm. 2007 yılında vermiş olduğumuz bir kararla Ankara'da satın almış olduğumuz 420 dönüm bir araziyle başlamış olduğumuz işe 2011 yılında bütün dünyayı gezerek hayvancılığın nasıl yapıldığını kendi gözlerimle gördüm. Türkiye'de hayvancılık insan gücüyle yapılıyordu, ancak yurt dışında bu iş otomasyonla yapılıyordu. Türkiye'deki ticaret algısı bugün işe başlıyorsak hemen para kazanmak olarak düşünülüyor. Ancak hayvancılığın alt yapısında projeye başlanıyor, en az 5 yıl boyunca öz sermayeyle beraber bir harcama yapılması gerekiyor. Tesisleşme ve otomasyon gerekiyor. 5, 10, 20 yıllık projelerle devam etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin biyoenerji eksikliğini gidermek istiyoruz

Türkiye'nin biyoenerji konusundaki eksikliğini giderecek bir projeye imza attıklarını vurgulayan Baki Güngör, "geçmişte biz hayvanın dışkısını atacak yerler arardık. Şuanda ise çok değerli bir konuma geldi. Şuan ki gündem maddelerinden biri de biyoenerji. Türkiye'nin şuanda enerji konusundaki eksikliğini de aynı zamanda tek proje altında çözüm odaklı olarak bir proje haline getirdik. Hayvanın dışkısını derleyip toplayarak seperatörler aracılığıyla katı ve sıvı olarak ayırıyoruz. Sıvısını arazimize gübre olarak kullanıyoruz. Katısını ise belediyelerin, çiçekçilerin, belediyelerin kullanmış olduğu gübreler haline getirip satıyorduk. Ancak şuan ki proje bizi şu noktaya getirdi. Hayvanın dışkısındaki gazı elde ediyoruz, enerjiye çeviriyoruz. Enerjisini aldıktan sonra ısısıyla beraber sera gazına çeviriyoruz. Isısını seralarda kullanıyoruz. Geri kalan enerjiyi de devlete satıyoruz" şeklinde konuştu.
 
 
13.1.2018
Devamı

2018’de Et İthalatı Yok

Ucuz et hamlesiyle fiyatları düşüren Bakan Fakıbaba, 2018’de karkas et ithalatı yapılmayacağını, canlı hayvan ithalatıyla üreticinin destekleneceğini açıkladı. Sektör ise, “Piyasa dengelendi. Karkas ete gerek yok” diyor
Geçen yıl kıymanın kilosunun 46 liraya kadar çıkması üzerine yurtdışından karkas eti thal edip piyasanın ateşini düşüren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, piyasada fiyatlar dengelenince karkas et ithalatında frene bastı. Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba "Et ithalatını doğru bulmuyorum. Hatta en çok beni üzüyor ama mecbur kaldığımız zaman doğru işler yapmak zorundayız. 2018'de karkas et almayacağız. Direkt canlı hayvan alıp, kesimlerini burada yapacağız. 2018'i 'buzağılar ölmesin' yılı olarak ilan ediyoruz" diye konuştu. Fakıbaba, Sırbistan'dan et alındığı iddialarıyla ilgili ise "Sırbistan'dan şu ana kadar et alınmadı" dedi.

ÜRETİCİ ÖNÜNÜ GÖRÜYOR
Fakıbaba'nın bu yıl karkas et ithlatı yapmayacaklarını açıklaması sektörde memnuniyetle karşılandı. Karkas et ithalatının yüksek fiyatları regüle etmek için yapıldığını belirten Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, "Piyasada fiyatlar dengelendi. Karkas ete gerek kalmadı" dedi. Ucuz et hamlesi sonrası piyasada rekabetin arttığını, market ve kasaplarda fiyatların düşme eğilimine girdiğini vurgulayan Tunç, "Gümrük vergilerinin de düşürülmesiyle piyasa rahatladı. Üretici de üzerindeki tedirginliği attı, artık önünü görebiliyor. Hükümet bu yıl 300 binin üzerinde besilik, 100 binin üzerinde damızlık hayvan ithalatı gerçekleştirecek" diye konuştu.

HAMLELER ÇOK YERİNDE
Kırmızı Et Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Başkanı Ahmet Yücesan ise, Türkiye'de 300 bin ton besilik hayvan açığı olduğunu ancak bakanlığın üreticiyi destekleyici hamlelerinin piyasada rahatlama yarattığını kaydetti.
Bundan sonraki hamlenin ülkedeki hayvan ırkını değiştirmek olduğunun altını çizen Yücesan, şunları söyledi: "Türkiye'de ağırlıklı olarak sütçü ırk var. Hem süt hem et verebilen verimli ırklara geçiş gerekiyor. Süt fazlalığı da bundan kaynaklanıyor. İthalat yapılırken buna dikkat edilirse et varlığı ve fiyat sıkıntısı çözülür."

2017'DE 36 BİN TON İTHAL EDİLDİ
Kasım 2017'de Et ve Süt Kurumu (ESK) yılsonuna kadar 350 bin büyükbaş hayvan ve 66 bin ton karkas et, bu yılın ilk 5 ayında ise 152 bin baş sığır ve 51 bin ton karkas et ithalatı hedefi açıklamıştı. 20 Temmuz-21 Aralık 2017 tarihleri arasında 150 bin büyükbaş ile 36 bin ton karkas et ithalatı yapıldı. Bakanlar Kurulu kararı ile ESK'ya verilen yetki çerçevesinde 2018 sonuna kadar kullanılabilecek ithalat kotası ise 140 bin büyükbaş, 295 bin küçükbaş ve 60 bin ton karkas eti içeriyor.
 
12.1.2018
Devamı

Hayvancılık Sorunlardan Kurtulacakmı?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurasını gerçekleştirirken şuradan öne çıkan başlıklar ise dikkat çekiyor. Hayvancılık şurasından çözüm başlıkları şöyle

 Hayvancılık Şurasından İşte Öne çıkan başlıklar
 
Küçük aile işletmeleri desteklenmeli
Optimum işletme ölçeği belirlenmeli
Referans laboratuvarları yaygınlaştırmalı
Atıl tesisler ekonomiye kazandırılmalı
Islah programları geliştirilmeli
Suni tohumla uygulaması yaygınlaştırılmalı
Emriyo transferi ve damızlıklarda geneomik seleksiyon özendirilmeli
Cinsiyeti belirlenmiş sperma Kullanımı teşvik edilmeli
Süt kalitesine artırılmasına yönelik uygulamalar desteklenmeli
Atık süt imhasına ilişkin mevzuat oluşturulmalı
Süt ürünleri ihracaatı artırılmalı
Finansman sorunu çözülmeli.... ayrıntılar geliyor
Mera ıslah projeleri hızlandırılmalı
Kaliteli kaba yem üretimi artırılmalı
Kaba yem borsaları kurulmalı
Yeme bitkileri tohum ıslahı programları geliştirilmeli
Gençler hayvancığa özendirilmeli
Üretici örgütleri ve kooperatifler teşvik edilmeli
Üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görev tanımları netleştirilmeli
Süt ile ilgili kamu spotları hazırlanmalı
Hayvansal ürünler konusundaki bilgi kirliliği giderilmeli
Çiğ süt mevzuatına ayıkırı satışlar engellenmeli
Hayvancılık işletmelerinin ruhsatlandırılması sorunları çözülmeli
Havza bazlı üretim modeli geliştirilmeli
TKDK hibe programlarında bürokrasi azaltılmalı
İklim değişikliklerinden kaynaklanan olumsuzlaklara yönelik tedbirler alınmalı
Piyasada fiyat istikrarı sağlanmalı
Damızlık hayvan üretim merkezleri artırılmalı
Buzağı kayıplarını azaltmak için ulusal düzeyde eylem planı hazırlanmalıdır
Çiğ süt kaliteye göre fiyatlandırılmalı
Üretim girdileri düşürülmeli
Sözleşmeli yem bitkisi üretimi teşvik edilmeli
Ari işletmelerin sayıları artırılmalı
Damızlık düve ihracatı desteklenmeli
Yem katkı maddelerinin yurt içinde üretimi desteklenmeli
Süt karşılığı yem uygulamasının önüne geçilmeli
 
 
11.1.2018
Devamı

Arazi Toplulaştırma Kararı Resmi Gazete'de

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı; Ankara, Çankırı ve Kırşehir'deki bazı alanlarda belirlenen arazileri toplulaştırma kararı aldı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Bakanlar Kurulu kararı ile Ankara, Çankırı ve Kırşehir'de arazi toplulaştırması yapılacağı Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanarak, yürürlüğe girdi. Buna göre; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yazısı üzerine Bakanlar Kurulunca; Ankara'nın Kalecik, Kırşehir'in Kaman ve Akpınar ile Çankırı'nın Merkez, Kızılırmak, Şabanözü ve Eldivan ilçelerinde belirlenen yerlerde arazi toplulaştırması yapılması kararlaştırıldı.
Arazi toplulaştırma kriterlerine uygun olmayan yerlerle teknik olarak arazi toplulaştırma sahasına dahil edilmesi uygun olmayan tepelik, taşlık, çukurluk alanlar ve yoğun sabit tesis bulunan yerler toplulaştırma dışında tutulacak. -
 
 
11.1.2018
Devamı

Taşeron İşçilerin Kadro Başvurularında Yarın Son Gün

Kadroya geçme şartlarını karşılayan taşeron işçilerin 2 Ocak'ta başlayan 10 günlük yasal başvuru süresi yarın sona erecek. Başvurmayanların kadroya geçiş hakları yanacak.Kamudaki 450 bin ile belediyeler ve il özel idarelerdeki 400 bin taşeron işcisisisini ilgilendiren taşerona kadro düzenlemesiyle ilgili takvim işliyor.

Olağanüstü hal kapsamında 24 Aralık'ta yayımlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ayrıntıları ortaya çıkan düzenleme kapsamında, taşeron işçilerin kadroya geçiş başvuruları için resmi süreç 2 Ocak'ta başlatıldı.

BAŞVURMAYANIN KADRO HAKKI YANACAK

Yurdun dört bir yanında kadroya geçme şartlarını karşılayan binlerce taşeron işçiyi ilgilendiren 10 günlük yasal başvuru süresi yarın sona erecek. Düzenlemenin kapsadığı taşeron işçilerin, yarın mesai bitimine kadar çalıştıkları iş yerlerinin ilgili birimlerine başvuru formu ve dilekçeyle müracaat etmesi gerekecek. Kadroya geçme şartlarını karşılamalarına rağmen söz konusu süre içerisinde başvurmayanların kadroya geçiş hakları yanacak.

SINAVLAR 3-22 MART'TA YAPILACAK

Başvuruların ardından, tespit komisyonu incelemesi ve hak sahiplerinin ilanının 12 Ocak-20 Şubat, ilana itirazların 21-23 Şubat, itirazların incelenmesi ve kesin listenin ilanının 24 Şubat-2 Mart, sınavın yapılmasının 3-22 Mart, sınav kuruluna itirazın 23-26 Mart, itiraz incelemesi ve kesin listenin ilanının ise 27-31 Mart tarihlerinde yapılması yönündeki tavsiye niteliğindeki takvim işletilecek. Tüm bu aşamaların ardından, hak sahipleri 2 Nisan'a kadar topluca işçi kadrolarına geçirilecek.

Taşeron işçilerin kurumlarda kadroya geçiş süreçlerini yürütecek tespit komisyonu en az üç kişiden oluşacak, iki yedek üyesi olacak. 

EN AZ 50 PUAN ŞARTI

Yapılacak sınavların yeri, günü ve saatine ilişkin bilgiler ilgili idarenin internet sayfasında ilan edilecek. Kadroya geçişin önemli aşamalarından olan yazılı sınav, sınav kurulu tarafından 100 puan üzerinden değerlendirilip, tutanağa geçirilecek. Sınavda başarılı sayılmak için en az 50 puan almak şartı aranacak.

KADROYA GEÇİŞ EN GEÇ 2 NİSAN'DA

Tüm bu sürecin ardından aranan şartları karşılayıp, sınavda başarı gösterenler en geç 2 Nisan'a kadar topluca kadroya geçirilecek.
Kaynak: A.A
 
10.1.2018
Devamı

İthalat Gıda Sanayisinin Aleyhine

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz düzenlediği basın toplantısında sektörün 2017 yılını değerlendirirken, 2018 yılına ilişkin beklentilerini paylaştı.
Türkiye’deki tarım sektörü ve gıda sektörünün dış ticaret verilerine ilişkin bilgi veren Kopuz, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2017 yılı üçüncü çeyrek verilerine göre Türkiye ekonomisinin yüzde 11.1 ile dünyada en yüksek büyüme hızına imza attığını anımsattı.
Kopuz, aynı dönemde en düşük büyümenin yüzde 2.8 ile tarım sektöründe gerçekleştiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Tarım sektörü yılın 9 aylık döneminde ise yüzde 3.3 büyüme gösterirken, tarımsal hasıla da, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14 artışla 137 milyar lira olarak gerçekleşti. Yıllardır dış ticarette fazla veren sektörlerin başında gelen Türkiye gıda sektörü, bu özelliğini 2017 yılında da sürdürdü. TÜİK ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan geçici dış ticaret verilerine göre, 2017 yılının 10 ayında gıda ve içecek ihracatı 8 milyar 715 milyon dolara ulaşırken, ithalat tutarı 3 milyar 942 milyon 971 bin dolar oldu. Gıda ve içecek sanayisi, 2017 Ocak-Ekim döneminde, 4 milyar 772 milyon 419 dolar dış ticaret fazlası verdi.”
 
TARIM VE GIDADA GÜMRÜKSÜZ İTHALAT…
Kopuz, 2017 yılında çok tartışılan uygulamaların başında bazı tarım ve gıda ürünleri ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesi ya da sıfırlanmasının geldiğini anımsattı.
Tarım ürünleri ve gıda fiyatlarındaki dalgalanmaların enflasyona etkisi konusundaki tartışmalara, geçen yıl alınan ithalat kararlarının da eklendiğini belirten Kopuz, Gıda Komitesi kararları doğrultusunda tarımsal üretim açığı olan ürünlerde fiyat artışlarının önüne geçmek amacıyla gümrük vergilerinin düşürülmesi ya da sıfırlanması yoluyla ithalatın kolaylaştırıldığını aktardı.
Şemsi Kopuz, çeşitli tarihlerde yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararları ile canlı hayvan, kırmızı et, tahıl, bakliyat ile hayvan yemleri ithalatında gümrük vergileri düşürüldüğüne ya da sıfırlandığına dikkati çekerek, “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) hububatta, Et ve Süt Kurumu da canlı hayvan ve kırmızı ette gümrüksüz ithalat için yetkilendirildi. Fiyatlarda istikrar için tarım ve gıda ürünlerinde ithalat, kısa vadeli bir çözüm olarak düşünülmelidir. Uzun vadede ise ithalata dayalı politikalar, çiftçimizin yaptığı tarımsal üretime ve bu ürünleri hammadde olarak kullanan gıda sanayinin aleyhine sonuçlar doğurur.”
 
 
10.1.2018
Devamı

Çin Süt ve Süt Ürünlerini Türkiye'den mi Alacak?

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, resmi ziyaret için gittiği Çin’de Tarım Bakan Yardımcısı Çü Dongyü ile görüştü.
Daniş, başkent Pekin’deki Tarım Bakanlığı binasında Çin Tarım Bakan Yardımcısı Çü ile heyetler arası görüşmede bir araya geldi. Toplantıda, Türkiye’den Çin’e süt ve süt ürünleri, narenciye gibi gıda ürünlerinin ihracatı ele alındı.
Bakan Yardımcısı Daniş, burada yaptığı konuşmada, iki ülke arasındaki tarihi ve ekonomik ilişkilere işaret ederek Çin ve Türkiye arasındaki ilişkilerin tarihi İpek Yolu çerçevesinde uzun geçmişe sahip olduğunu ve Türkiye’nin Doğu ve Batı medeniyetleri arasında bulunduğunu vurguladı.
Tarihi İpek Yolu'nun demir ve deniz yoluyla yeniden canlandırılmasını hedefleyen "Kuşak ve Yol Projesi"nin ikili ilişkilerin geliştirilmesi için fırsat olduğunu ifade eden Daniş, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artması gerektiğini söyledi.
Öte yandan Daniş, iki ülkenin tarım alanında iş birliğini geliştirmesi ve genişletmesinin önem taşıdığına vurgu yaparak Çin’e kirazın yanı sıra narenciye ve süt ürünleri ihraç etmek istediklerini belirtti.
Çin Tarım Bakan Yardımcısı Çü de coğrafi konumu dolayısıyla Kuşak ve Yol Projesi'nde önemli bir ülke olan Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istediklerini dile getirdi.
Çü, iki ülke arasında tarım alanında ortak mekanizma kurulmasının önemine işaret etti.
İkili ticaret hacmine de değinen Çü, Türkiye’nin Çin’e yaptığı ihracatın çok daha iyi olabileceğini kaydetti. Helal gıdaların Çin'de Müslüman etnik grupların yanı sıra gayrimüslimler tarafından da tüketildiğini belirten Çü, "Türkiye’deki helal gıdalar Çin’e ihraç edilebilir” ifadelerini kullandı.
Çü, Türkiye'yi bu yıl içinde Çin'de düzenlenecek çay ve gıda fuarına da davet etti.
Bakan Yardımcısı Daniş’e Pekin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen eşlik etti. Heyetler arası görüşmeden sonra Daniş, Çinli mevkidaşı Çü'ye seramik tabak hediye etti.
 Kaynak: A.A.
 
 
10.1.2018
Devamı

Hayvancılık’ta Doğru Çözümleme ve Planlama Yapıldığı Takdirde Çözümsüz, Çaresiz Kalınmaz

Antalya’da düzenlenen 'Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık Çalıştayı'nda konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, "Konjonktürel olarak fiyatlara ilişkin tartışmalar olabilir. Hayvansal ürünlere olan talep artıyor, gelir ve refah seviyesine bağlı olarak bu daha da artacak. Arz yetersizliği olan ürünün hiçbir aman önünün kapalı olduğunu kimse söyleyemez. Sektörümüzün önü açıktır" dedi. 
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından düzenlenen 'Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık Çalıştayı' Antalya'nın Kundu Turizm Merkezi'ndeki bir otelde devam ediyor.
Kırmızı et ve süt talebinin yerli üretimden karşılanması, hayvancılık işletmelerinin analizi, işgücü, canlı hayvan ve yem piyasalarının yorumlanması, öncelikli sorunların belirlenmesi, sektörün ihtiyaç duyduğu araştırma noktalarının belirlenmesi, kamu otoritesinin uygulamalarının değerlendirilmesi, arazi iklim ve sermaye yapısıyla uyumlu yetiştirici ihtiyaçları ve tüketici beklentilerini karşılayacak tarımsal ekonomik model oluşturulması amacıyla, hayvancılık sektörüne küresel rekabet gücü kazandıracak yapısal reform ve politika önerilerinin geliştirilebilmesi için düzenlenen çalıştaya, kamu ve özel sektörden 180 yakın katılımcı katıldı.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, çalıştayın, büyükbaş ve küçükbaşa yönelik süt ve süt ürünleri ile ete yönelik olduğunun altını çizdi. Sektörün aynı olması kadar sorunun da aynı olmasının doğal olduğunu dile getiren Koçak, aynı da olsa farklı da olsa geçmişten gelen rapor ve planların nasıl işlendiğine yönelik bir değerlendirme yapılması gerektiğini kaydetti.
"Hayvancılık önemli"
Hayvancılığın kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Koçak, "Geçmişte önemliydi, bugün de önemli, gelecekte de önemli olacak. Bizim için olmazsa olmaz hayvansal gıdaların temininde, gıda güvenliğinin karşılanması için oluşturduğu istihdam bakımından ve ülke ekonomisine katkısı bakımından hayvancılık bizim için önemlidir. Bundan vazgeçmemiz mümkün değildir" diye konuştu.
Türkiye'deki hayvan varlığı hakkında da bilgiler veren Koçak, "Ülkemizde 14.5 milyon büyükbaş, 45 milyon küçükbaş hayvanımız var. Bu rakamsal olarak küçümsenecek bir sayı değildir. Bu hayvanlardan elde ettiğimiz hayvansal üretimden süt yılda 18.5 milyon ton. Bunun 16.7'si ineklerden, 1.1 koyunlardan, 500 tonu keçi sütü, 63 bin tonda manda sütü üretilmektedir. Et üretimimiz ise yılda 1.173 milyon ton. Bunun 1 milyon 80 bin ton sığır cinsi hayvanlardan, geri kalanı 115 bin tonu koyun ve keçiden elde etmişiz. Ortalama hayvan başına süt verimi 3 bin 90 kilogram, bu bütün dişi varlığımızın ortalamasıdır. Hayvan başına et üretimimiz sığır cinsi hayvanlarda 271 kilogram, koyun 20 kilogram, keçi yaklaşık 18 kilogramdır" ifadelerine yer verdi.
"1.4 milyon büyükbaş işletme var"
Büyükbaş ve küçükbaş işletme sayıları hakkında da verileri katılımcılarla paylaşan Koçak, "Ülkemizde 1.4 milyon büyükbaş hayvancılık işletmesi, bunun 1 milyon 160 bini süt, 284 bini de besi işletmesidir. Küçükbaş hayvancılık işletmesi 220 bindir. Burası hayvancılığı analiz etme bakımından önemlidir. İşletmelerimizin yaklaşık yüzde 72-74'ü 10 başın altındadır. Fakat bu durum işletme sayısı olarak 10 ile 50 baş arasındaki işletme sayısı oranı yüzde 25, fakat yüzde 73 olan işletmedeki toplam hayvan varlığımızın yüzde 26'sı. 20-50 baş arası aile işletmesi olarak değerlendirilebilir. 20 baş bir aileyi geçindirebilecek işletmedir. Toplam hayvan varlığımızın yüzde 47'sine sahiptir. Bu bizim hayvancılık işletmelerimizin çok da, beceriksiz, bu işi yapamıyor gibi değerlendirmelerin doğru olmadığını gösteriyor. Süt işletmelerinde de durum aynı. Besi işletmelerinde 10 başın altında işletme sayısı yüzde 67, hayvansal oranı yüzde 20'yi bile bulmuyor. 20 ile 100 başı baz alırsak toplam besi hayvanı varlığımızın yüzde 60'ı bu işletmelerde İyiye doğru bir gidiş var" dedi.
"Yem ithalatı söz konusu değil"
Sektörün sorunlarının olduğunun altını çizen Koçak, doğru çözümleme ve planlama yapıldığı takdirde çözümsüz ve çaresiz olunmadığını kaydetti.
Türkiye'nin her konuda olduğu gibi hayvancılıkta da potansiyeli olduğuna değinen Koçak, "Hayvancılıkla ilgili yapılan tartışmalarda, 'şöyle şöyle olmuyor, yem fiyatları çok pahalı ne yapalım'. Eksikliğimiz var ama kaba yem ithalatımız söz konusu değildir. Biz hayvan besleme için kaba yem ithal etmiyoruz. Şu veya bu şekilde bu coğrafya bu hayvanı besleyebiliyor. Konuların tek bir çözümü olmayabilir. Sektörün sorunları olabilir. Konjonktürel olarak fiyatlara ilişkin tartışmalar olabilir. Sektörümüzün önü açıktır. Hayvansal ürünlere olan talep artıyor, gelir ve refah seviyesine bağlı olarak bu daha da artacak. Arz yetersizliği olan ürünün hiçbir aman önünün kapalı olduğunu kimse söyleyemez" diye konuştu.
"Kar etmiyorsa bıraksınlar diyemeyiz"
Hayvancılığın sabır isteyen bir sektör olduğunun altını çizen Koçak, "Doğum ve süte ulaşmada süre var. Bu sektörde desteklenmelidir. Nasıl olsa bir ekonomik faaliyettir, 'kar etmiyorsa bıraksın' deme lüksümüz yok. Gıda güvenliği için bu üretimin biz tüketicilerde, bu maliyete katlanmak, katkıda bulunmak zorundayız. 'Beceremiyorlarsa kar etmiyorlarsa bıraksınlar' deme lüksümüz yok. Kırmızı et sektöründe bu ürün dünyada bol bulunan bir ürün değil. 'Para ile değil mi istediğim yerden alırım' deme lüksümüz yok. Ne olursa biz bunu üretmek durumundayız" ifadelerini kullandı.
Çalıştayın açılışında konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Nihat Pakdil, 14 milyon hektar mera alanı, 24 milyon hektar tarımsal üretim alanı 121 milyon ton bitkisel üretime sahip Türkiye'de 14,5 milyon adet büyükbaş hayvan ve 45 milyon küçükbaş hayvan varlığı olduğunu belirtti.
Pakdil, 1.2 milyon tonu aşan kırmızı et üretiminin yanı sıra 2 milyon ton beyaz et, 18,5 milyon ton süt, 20 milyar adet civarında yumurta ve kendi üretimi hariç 20 milyon tonu aşan bir yem sektörü olduğunu belirtti.
"Sadece kendimiz için üretemeyiz"
80 milyonluk iç tüketim, 30 milyon turist sayısı 17 milyar dolar civarında ihracatın bu sektörde söz konusu olduğunu kaydeden Pakdil, "İnsanoğlunun yaratılışından bu yana değişmeyen en önemli ihtiyacı yeme içme alışkanlığıdır. Bakanlık olarak insanların gıda ihtiyacını karşılamanın yanı sıra gıda güvenliğinin nasıl sağlanabileceğini üzerinde de çalışıyoruz" dedi.
Tarım imkanı olan, tarımsal üretim yapan ülkelerin sorumluluğunun sadece kendi insanlarına yönelik olmaması gerektiğini işaret eden Nihat Pakdil, "Dünyada birçok ülke var ki gıda üretme imkanına sahip değil. Bu imkana sahip ülkelerin sadece kendi insanlarına değil onlar için de üretim yapma zorunluluğu var. Yoksa barışı sağlamakta zorlanırız. Sadece kendimiz için üretiriz demek doğru bir yaklaşım olmaz" diye konuştu.
"Dışarıda yemek yeme alışkanlığı tüketimi arttırıyor"
Nüfusla birlikte fert başına düşen gelirin attığını işaret eden Pakdil, "Tüketim tercihlerimizde kaymalar oluyor. Hayvansal üretim daha çok önem kazanıyor. İnsanların dışarıda yemek yeme alışkanlığının artması tüketimin daha çok hayvansal yöne kaymasına neden oluyor. Bunun için de ihtiyacımızın karşılanması ve dışarıya bağlı olunmaması için gıdamızı başkasının insafına bırakmamak için çabalar gösteriyoruz. Sürdürülebilir tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin oluşması için devletimiz büyük çaba sarf ediyor. Tek başına hayvancılığı ve tarımı düşünemeyiz. İnsanımızın ihtiyacını nasıl karşılar onun planını yapmak zorundayız. Bu imkanları sadece kendimiz için değil başka ülke insanların ihtiyacı içinde kullandırarak hem üretimci ve çiftçilerin gelirini artırma yönlerini de bulmak zorundayız" ifadelerine yer verdi.
"Kaba yem ithal etmiyoruz"
Gelinen noktada kırsal nüfus azalırken, şehir nüfusunun arttığını dile getiren Pakdil, "Tarım arazilerinin parçalanmasını önlemek için çalışmalar sürdürüyoruz. Kuraklık döneminde az miktarda kaba yem ithal edilebiliyor. Az bir miktar kaba yem gelmiş olsa da bunu çok büyük bir miktar gibi gösteriyorlar. Bütün kaba yemi ithal ediyormuşuz gibi lanse ediliyor. Böyle bir durum yok. Sektörümüz kendi imkanları içinde ülke içinden temin ediyor. Çok fazla kaba yem ihracatı varmış gibi gösterilmesi doğru değil. Yağış yetersizliği nedeniyle düşen verim kaybı nedeniyle bir miktar ithalat yapılmıştır. Çok büyütülecek bir durum söz konusu değil" dedi.
Buzağı sağlığını önemsediklerini kaydeden Pakdil, sürü yönetimini öne çıkarma çalışmalarına hız verdiklerini vurguladı.
"Buzağı ölümlerinin engellenmesi için çabalarımız devam ediyor"
Küçük büyük aile işletmesi ayrımı yapmayacaklarını aktaran Pakdil, "Buzağı ölümlerinin engellenmesi için çabalarımız devam ediyor. Bu çabaların sonunda verimi artıracağız. Bu yıl çok ciddi adımlar atacağız. Dışa bağlı gibi görünen ülkemizin iyi yolda olduğunu göstereceğiz. Küçük aile işletmeleriyle bunu başaracağımıza inanıyorum. İmkanlarımız nispetinde tarımı destekliyoruz. Bu işin sürdürülebilirliği noktasında düşme olmasın. Kaynağımız belli. Bu kaynağı nasıl daha iyi şekilde kullanabiliriz şeklinde teklifleriniz olursa onları kabul eder ve değerlendiririz. Radikal teklif daha düşünebiliriz. Daha fazla destek verme ve üreticimizin kendi içinde ve uluslararası platformda daha fazla rekabetçi olabilmesi için çaba gösteriyoruz" dedi.
 
 
10.1.2018
Devamı

Buzağılar Kendi Evlatlarım Gibi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, buzağıları kendi evlatları gibi gördüğünü söyledi. Bakan, ithal etin sonlanması için "Herkesin buzağıları böyle görmesi gerektiğini" aktardı. Bakan Fakıbaba birkez daha buzağıların önemli olduğunu vurguladı.
Fakıbaba, bakanlık olarak '2018'i buzağı ölüm oranlarının azaltılması için çalışma yılı' ilan ettiklerini de ekledi.
Yaşanan kuraklıktan dolayı çiftçilerin zararının muhtemel olduğunu ve sigortalı ürünler kapsamında gerekenin yapılacağını ifade eden Fakıbaba, tarım ürünlerine yönelik destekleme oranlarının yasayla belirlendiğini, belirlenen oranlar kapsamında çalışmaların yapılacağını kaydetti. 
Kuraklığın en fazla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olarak kendisini, bakanlık çalışanlarını üzdüğünü vurgulayan Fakıbaba, "Yağış olmadığı zaman çiftçinin şikayetçi olmaması mümkün değil. Şikayetler bana gelmiyor ama ben bile bu kadar rahatsızsam düşünün emek vermiş çiftçi ne kadar huzursuzdur. 70'lerden bu yana en kurak yıl olduğunu biliyoruz, bu kuraklık mutlaka ürünleri etkileyecek ama oranını şu an bilemiyorum" değerlendirmesinde bulundu. 

"İthal ete karşıyım"

Fakıbaba, göreve geldiği ilk günden itibaren ithal ete karşı olduğunu ancak mecburiyetten dolayı et ithalatının gerçekleştirildiğini anlatarak, konunun bazı kesimler tarafından kasıtlı olarak büyütüldüğünü, piyasaya sürülen ithal etin, toplam et ihtiyacının yüzde 5'i oranında olduğunu ve bu yüzde 5'lik et ithalatının yeni değil, yıllardan beri gerçekleştirildiğini söyledi. 
Bakan Fakıbaba, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bazıları, kasıtlı olarak, etin dar gelirli kesim tarafından alınmasından rahatsız ve onlar olayı sabote etmeye çalışıyor. Oysa biz piyasaya yüzde 5 oranında ithal et veriyoruz. Piyasa hem regüle oluyor hem de dar gelirli insanlar et yiyebiliyor. Et ithalatı bitecek bunu kesin inanarak, yaptığımız çalışmalarla söylüyorum. Düve sayısını artıracağız, anayı çoğaltacağız, buzağı ölüm olaylarını düşüreceğiz, aşı ve aşılama, küpe ve küpeleme ücretsiz olacak. Hayvan barınaklarını, ahırlarını, fiziksel yapılarını düzelteceğiz. Ben buzağıları kendi evlatlarım gibi görüyorum, onlara bakmak lazım, herkesin öyle görmesi lazım. Buzağı ölüm oranlarını düşürdüğümüzde sorunun büyük kısmını halletmiş olacağız. 2018'i buzağı ölüm oranlarının azaltılması için çalışma yılı ilan ettik." çalışmalarımz devam edecek dedi.
 
 
 
 
10.1.2018
Devamı

Bakanlık ve Birliklerde İstihdam edilen İşci'ye Merkezi Bütçe Elverirse Kadro

Çalışma Bakanı Jülide Sarıeroğlu, taşeron düzenlemesi ile ilgili TBMM’de Genel Yayın Koordinatörümüz Muhammet Oluklu’nun sorusunu yanıtladı. Bakan SARIEROĞLU
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ilgili kuruluşları ve birliklerde çalışıp küpeleme faaliyetleri yapan personele yönelik sorusu üzerine ise" Merkezi yönetim kapsamındaki genel bütçe ile düzenlenen tüm taşerondaki işçi kardeşlerimizi, hiçbir şart olmadan 657 sayılı devlet memurları kanunumuzun 4D şeklindeki kadrolu işçi statüsüne geçişlerini en kısa sürede gerçekleştireceğiz." diye cevap verdi. ve ekledi Tabi "Merkezi bütçe elverdiği çerçevede gerçekleştireceğiz."dedi.
Diğer taraftan belediye ve il özel idarelerimizde çalışan kardeşlerimiz var. Onların da istihdamlarını sağlayacağız.

Geçici mevsimlik işçilerimiz de üçüncü aşamada.

Onlar için büyük bir müjde şeklindeydi. 5 ay 29 gün çalışıyor bu işçilerimiz. 
Şeker fabrikalarında, ÇAYKUR'da, ormanlarda, yangın ile ilgili faaliyetlerle çalışanlar vardı. 4 ay daha çalışma sürelerini getirdik.
En son aşamamızda da kamu görevlileri toplu sözleşme sürelerinde çok gündem maddemizdi. Kasım ayının son haftasında kurul yaptık. İstişare etmiştik. 4C'de çalışanlar toplam 24 bin kişilik grubumuzun talepleri 4B'ye geçmekti. İstihdamları sağlanacak.
Özel statülü mü olacaklar? Ayrı bir kanunla mı düzenlenecek? Belli bir yaş kriteri olacak mı? Bunların hiçbirini koymadık.
Mevcutta çalışan herkes gerekli şartlarda istihdamları sağlanacak. Yaş, eğitim kriteri yok. Emekli maaşı alanların kadroya geçme şansı yok. Emekli maaşı alıp taşeronda çalışanlar sadece alınamıyor. Emekliliklerine 1 yıl dahi kalsa kadroya geçişleri sağlanacak.
Askerde ve doğum izninde olan, değişiklik öncesi sözleşmesi feshedilenler için hassasiyet gösterdim.
Düzenlememizi yaparken bunu vurgulayan bir düzenleme gerçekleştirdik. Doğum iznine ayrılmıştır, raporlu, askerde olanlar ile ilgili de kapsamımız içindeler. Dönüş sonrası kadrolu çalışmalarını sürdürecekler.
Kamuya bağlı kurulan taşeron çalışanların özlük ve çalışma hakları da tam kadrolu işçi olan bu grubumuz kamuda 450 bin kişiyi kadroya geçiriyoruz. Önemli bir iş yapıyoruz. Bu anlamda devri yapılacağı zaman çalışma barışı için bir sıkıntı yaşamak istemiyoruz. Her alanda çalışıyorlar. Vatandaşa sunulan hizmette herhangi bir aksama yaşanmasın arzumuz oldu. Herkesin mevcut şartları ile geçiriyoruz. Aynı maaş ile geçiriyoruz ama 52 günlük bir tediyemiz olacak. 52 günlük ek bir gelir seviyesi olacak.
En son çalıştıkları kıdemleri esas alarak geçişleri sağlayacağız ve tüm haklar korunacak.dedi.
 
 
 
 
9.1.2018
Devamı

Hayvancılığın Sorunları Antalya'da Masaya Yatırılıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurasına Antalya’da start verdi. Hayvancılık Genel Müdürlüğünün (HAYGEM) uhtesinde Antalya’da gerçekleştirilen  hayvancılık şurasına Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar yardımcıları Dr. Nihat Pakdil, Ahmet GÜLDAL, HAYGEM, Gıda Kontrol, TİGEM  genel müdürlerinin yanı sıra STK başkanları ve sektör temsilcileri katıldı. 9 Ocak ve 13 Ocak tarihleri arasında sürecek olan hayvancılık şurasına  büyük baş, küçük baş ve kırmızı ete yönelik çözümler bulunacağı bekleniyor.  Öte yandan Hayvancılık şurasına Gıda Tarımm ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbabanın ise Çarşamba günü şuraya katılacağı bekleniyor.
 
9.1.2018
Devamı

Çiftçiye ve Girişimciye Ucuz Kredi

 Tarım sektörü ve girişimciliğe ucuz kredi imkânı için düğmeye basıldı. KGF benzeri model üzerinde çalışılıyor
Hükümet, işletme bazında tarımsal teşvikler ve yeni girişim sermayesini destekleyecek yeni fonlar için düğmeye bastı. Geçen yıl 365 bin firmaya 220 milyar liranın üzerinde kredi kullandırarak dünya rekoru kıran Kredi Garanti Fonu KGF model alınarak, tarım sektörü ve girişimciliğe ucuz kredi, garanti imkânları artırılacak. Bu konuda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile kamu bankaları çalışmalara başladı.
30 MİLYARLIK DESTEK
Bu yıl için tarıma ayrılan kaynak yaklaşık 30 milyar lira oldu. Tarımsal kaynak bütçesinden, tarımsal destek programları için 14.8 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 10.1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale alımları, tarımsal KİT'lerin finansmanı ve ihracaat destekleri için 4.7 milyar lira ödenek ayrıldı. Bankacılık sektörü son on yılda tarım bankacılığıyla 3 milyon çiftçi için kredi musluklarını açtı. Bankaların tarım sektörüne sağladığı kredi desteği de geçen yıl yaklaşık yüzde 22 artarak 85 milyar lirayı geçti. Bankalar çiftçilere hasat dönemi ödemeli, yılda bir ödemeli esnek koşullarda kredi ile akaryakıt, yem, malzeme, ekipman alımları için özel tarım kartları sunuyor. Daha ucuz kredi için yeni uygulamalar da devreye girecek. Tarım sektörüne bitkisel üretim, hayvancılık, su ürünleri, tavukçuluk, seracılık başta olmak üzere birçok alanda kefaletli kredi ile daha fazla finansal ürün sunulabilecek. İşletmelerin uluslararası normlara uygun üretim tesisine dönüşüp rekabet güçlerini artırmak amacıyla projeli yatırım kredilerine ağırlık verilecek. Böylece işletmelerin ölçek ekonomisine uygun hale gelerek verimli çalışan işletmeler olmaları sağlanacak.
2018 KREDİ AJANDASI
* KGF sanayi ve ihracatı destekleyen yapıya kavuşturulacak.
* Kamu bankaları faizlerin daha da aşağı çekilmesine katkı sunacak.
* Faizlerdeki düşüş için hem finans kesimi, hem de kamu elini taşın altına koyacak.
* Sermaye piyasaları yeniden yapılandırılacak, etkin hale gelecek.
* Üretim, yatırım, istihdamı artırmaya dönük projelerde finansmana erişim kolaylaşacak.
 
 
9.1.2018
Devamı

Kuraklık Çiftçiyi Endişelendiriyor

Türkiye’de son günlerde mevsim normalinin üstünde seyreden sıcaklık ve kuru hava çiftçiyi endişelendiriyor.Kuru havadan ve önceki yıllara göre yağışı alamayan bazı bölgelerde ise tarım arazileri ekilemedi.
Mardin’in Kızıltepe ilçesinde ise yağış oranının düşük olması çiftçiyi kuraklık endişesi sardı. Kuyu açamayan bazı çiftçiler, tarlalarını ekemedi.
Kızıltepe’de yağışların önceki yıllara oranla düşük olması nedeniyle çiftçi kuraklık endişesi yaşamaya başladı. Tarlaları, suya yakın olmayan ve kuyu da açamayan çiftçiler, kara kara düşünmeye başladı. Tarlalarını ekemeyen çiftçiler, ektikleri tarlalarının da susuzluk nedeniyle yeşermediğine dikkat çekti. İlçeye bağlı Erbeyli Köyü Muhtarı Sultan Coşkun, köylerinde sulu bin, kuru da 6 bin dönüm arazilerinin olduğunu belirterek, “Çiftçilerin durumu zor, sıkıntı çekecekler. Toplam 7 bin dönüm arazi var bunun 6 bini susuz. Kuyu kazamıyoruz, eğer kazarsak en az 700 metre kazmamız lazım. Bunun da maliyeti çok yüksek oluyor. Kimse bu yüzden kazamıyor. Durum ortada, toprakta hiçbir şey yok. Bizim çevredeki köylerin yarısı bu halde. Kızıltepe ve Nusaybin arası hep böyle. GAP’ın çalışması da şu anda burada yok. Yağmur yağmazsa çiftçilerin durumu iyi olmayacak. Yağmur yağmadığı için burada hala ekilmemiş topraklar var” dedi.
Çiftçi İbrahim Coşkun, kuraklığın devam ettiğini anlatarak, “Çiftçilerin durumu belli zaten. 360 dönüm arazim var ama hepsi kuru. Kuyumda yok. Kuyular da çok masraflı oluyor. 700 metre derinde su var. Ama bunu çıkarmak yaklaşık 150 bin TL’ye mal oluyor” diye konuştu.
Çiftçi Mesut Coşkun ise toprağın genelinin kıraç olduğuna dikkat çekerek, “Yağmur yok bu sene kurak geçiyor. Mazotun litresi 5 buçuk liradan alınıyor. Bu kıraç toprak şu anda ekilmiş durumda ama en ufak bir yeşerme yok. Gübrenin tonu bin 500 liradan alınıyor. Çiftçi perişan bir durumda. Genel itibari ile çiftçinin durumu kötü. Şuanda tek ihtiyacımız olan GAP. Bizim tek isteğimiz GAP projesinin bize ulaşmasıdır” şeklinde konuştu.
 
9.1.2018
Devamı

Hayvancılığa 250 Lira Mazota Yüzde Elli İndirim Başlıyor

Hayvancılığı geliştirilerek ülkedeki kırmızı et ihtiyacı sorununu çözmek isteyen hükümet, 2018 yılında yeni projeler hayata geçiriyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bu yıl 200 büyükbaşa kadar hayvan varlığı olan besicilere, hayvan başına 250 lira destek verecek. Küçük aile işletmeleri uygun kredilerle desteklenecek. Bu projeden halen hayvancılık yapan veya işletmesi bulunan, ancak hayvanı bulunmayan üreticileri yararlandırılacak.

MAZOTU KARŞILANACAK
Yerli besiciliği korumak için Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından, uygun taban fiyattan alım garantisi sağlanacağı gibi 2018'de girdilere yönelik mazot, gübre, tohum ve yem bitkileri destekleri de devam edecek. Bu kapsamda mazot desteğini 2003'te ilk kez hayata geçiren hükümet, şimdi ise ürün bazında mazot maliyetinin yarısını karşılayacak.

BESİ DESTEĞİ VERİLECEK
Önceki yıllarda olduğu gibi 2018'de de çiğ süt, süt regülasyon, buzağı, koyun keçi, besilik erkek sığır, tiftik, malak ve çoban istihdamı gibi çeşitli desteklerle hayvancılığın geliştirilmesi sağlanacak. DAP, GAP, KOP ve DOKAP Projesi kapsamındaki illerde hayvancılık yatırımları desteklenirken, kalkınma bölgelerindeki 41 ilde ahır, ağıl yapımı ve tadilatı için yüzde 50 hibe, damızlık boğa, koç ve teke alımlarına yüzde 80 hibe desteği başvurularıda devam ediyor.
 
8.1.2018
Devamı

Traktör ve Biçerdövere Hurda Teşviki

AA, haberine göre tarım sektöründe enerji verimliliğinin artırılması için yeni eylem planları oluşturuldu. Bunlardan birisi de "Traktörlerin ve Biçerdöverlerin Enerji Verimlileri ile Yenilenmesinin Özendirilmesi" olarak belirlendi. Sorumlu kuruluş Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak belirlenirken, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı da ilgili kuruluşlar arasında yer aldı. Söz konusu plan kapsamında mevcut traktör ve biçerdöver filosunun daha verimlileri ile değişimi için bir destek mekanizması tanımlanacak, gerekli mevzuat düzenlemesi değerlendirilecek. Destek mekanizmasının hurda teşviki, faiz desteği gibi desteklerle yapılandırılmasına yönelik çalışmalar yürütülecek. Traktör için 20 yaş, biçerdöver için 10 yaş üzerindekilerinin yüksek verimlileri ile değiştirilmesi desteklenecek. Ortak traktör ve biçerdöver kullanımı özendirilecek Ayrıca ortak traktör ve biçerdöver kullanımı özendirilerek, traktör ve biçerdöverlere yönelik enerji verimliliği desteğinin etkisi artırılacak. Bunun için bakanlıklar, destek mekanizması tasarlanması, destek etki analizinin yapılması,değişimi gerçekleştirilecek traktör ve biçerdöver sayısının belirlenmesi için çalışmalar yapacak. Eylemin zamanlama planına göre, 2018'de destek mekanizmaları ve etki analizi çalışmaları yapılacak, 2019 ve 2020 yıllarında tüm çalışmalar tamamlanarak destek uygulamasına geçilecek.
8.1.2018
Devamı

Nitratlı Gübre Satışına 23 İlde Devam Ediliyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı patlayıcı yapımında kullanıldığı gerkeçesiyle 2016 yılında tüm Türkiye'de satışını yasakladığı nitratlı gübreler ile ilgili yasağı, 2017 yılının Kasım ayında kaldırırken, yasağın Doğu ve Güneydoğu'daki 23 ilde devam ettiği ortaya çıktı. Bakanlığın kararına tepki gösteren Diyarbakır Yenişehir ilçesi Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, "Bölgemizde en fazla kullanan gübre olan amonyum nitratlı gübrenin satışının yasaklanması çiftçileri ve satıcıları rahatsız etti. Bu durumdan ötürü mağduriyetler yaşıyoruz" dedi.
 Türkiye'de büyük oranda Rusya'dan ithal edilen ve tarım alanında en fazla tercih edilen amonyum nitratlı gübre satışı, PKK başta olmak üzere terör örgütleri tarafından patlayıcı yapımında kullanıldığı gerekçesiyle 2016 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yasaklandı ve bayilerde bulunan gübreler yediemine teslim edildi. 2017 yılı Kasım ayında yeni bir karar alan bakanlık, gübre satışına konulan yasağı kaldırdı. Kaldırılan yasağın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki 23 ilde devam ettiği ise bakanlığın bir yazısı ile ortaya çıktı. 

23 İL HARİÇ, REÇETE İLE ÇİFTÇİYE SATILABİLİR

Bakanlık Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü'nce yazılan yazıda, nitratlı gübrelerin el yapımı patlayıcı yapımında kullanımı ile mücadele kapsamında, bulundukları depolarda yediemine alınmak suretiyle satış ve sevkiyatının 8 Haziran 2016 tarihinde durdurulduğu belirtilerek şöyle denildi:

"Bunlara ilave olarak bayilerin depolarında halihazırda yedieminde bulunan amonyum nitrat (yüzde 33 AN) gübresinin depolama alanlarında sorun yaratması ve finansman yükü oluşturması nedeniyle Bakanlık makamının 30 Kasım 2017 tarih ve '3040943' sayılı oluruna istinaden 23 il (Adıyaman, Ağrı, Ardahan, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Erzincan, Gaziantep, Hakkari, Iğdır, Kars, Kilis, Malatya, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa, Şırnak, Tunceli ve Van) hariç olmak üzere reçete ile çiftçiye satışına ekte gönderilen talimat çerçevesinde izin verilmiştir."

'YASAK 23 İLİ KAPSAMASI ÇİFTE STANDART OLDU'

Diyarbakır'da gübre satıcısı Mehmet Nuri Karaaslan, amonyum nitratın 23 ilde satışına izin verilmemesinin çifte standart olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Amonyum nitratın satışı yasaklanmadan önce yıllık 13 bin ton dolayında satış yapıyorduk. Yaşanan terör olaylarından dolayı yasaklanan amonyum nitrat en fazla sattığımız gübrelerdendi. Gübre satışının yasaklanmasından dolayı maddi olarak çok etkilendik. Bölgemiz tarım bölgesi olduğu için çiftçilerimiz en çok amunyum nitratı tercih ediyor. Satışların sağlanması için bir düzenleme getirilmesi gerekiyor. Amonyum nitrat satışlarının yasaklanmasının ardından elimizde kalan gübreler oldu. Bu gübrelerin iadesi veya başka bir yere teslim etmek için Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bize destekte bulunmadı. Amonyum nitratları kendi depolarımızda saklıyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü'nde her hafta bir ekip gelip kontrol ediyor. Bu gübreler burada böylece duruyor. Bunların iadeleriyle ilgili bir çalışma yapmasını bekliyoruz. Şu an bizim depomuzda 2,5 ton amonyum nitrat var. Diğer gübre satan firmaların elinde de yüklü miktarda amonyum nitrat var. Yasaklanmadan önce yılda yaklaşık 13 bin ton amonyum nitrat satışı gerçekleştiriyorduk. Amonyum nitrata alternatif olarak çıkan gübre onun yerini tutamadı. Ama mecburiyetten o gübreyi çiftçilerimize satıyoruz. Çünkü çok verimli ve kaliteli değil. Amonyum nitrat yasağının 23 ilde uygulanması bir şeyi değiştirmez. Yasağın 23 ili kapsaması çifte standart oldu. Bu uygulamayı doğru bulmuyoruz."

"AMONYUM NİTRAT SATIŞINDA YAPILAN AYRIMCILIĞIN KALKMASINI İSTİYORUZ"

Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu ise amonyum nitrat satışının yasaklanmasının hem satıcıları hem çiftçileri mağdur ettiğini ifade ederek, bu ayrımcılığın kalkması gerektiğini söyledi. İskenderoğlu, şöyle dedi:

"Bakanlığın 23 ilde amonyum nitrat satışı yasağın kaldırmaması bizi üzdü. Amonyum nitrat bitkisel üretime katkıda bulunuyor. Satış yasağının kalkmasını istiyoruz. Bölgemizde en fazla kullanan gübre olan amonyum nitratın satışının yasaklanması çiftçileri ve satıcıları rahatsız etti. Bu durumdan ötürü mağduriyet yaşıyoruz. Amonyum nitratın satışının serbest olması ülke ekonomisine de önemli katkılar sağlayacak. Türkiye'de en fazla amonyum nitrat bizim bölgemizde kullanılıyor. Amonyum nitrat satışında yapılan ayrımcılığın kalkmasını istiyoruz."

 
 
 
8.1.2018
Devamı

Fransa'dan Beş bin Yedi Yüz Ton İthal Et

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hastalık sebebiyle Fransa'dan canlı hayvan ithalatına getirdiğimiz sınırlamaları sona erdirdik. Benzer bir yaklaşımı ülkemizden kiraz alımında Fransa'nın da göstereceğini ve bu sorunun çözüleceğini düşünüyorum" dedi.
Macron ise, "Sığır eti konusunda önemli mesafeler kat ettik. 5 bin 700 ton et ihracata açıldı ve bu önemli bir konu. Tavuk eti, kanatlı hayvan ve meyveler konusunda ilerleme kaydetmek istiyoruz. Türkiye'ye 5 bin 700 ton et satışı gerçekleştiriyoruz, bu ülkemiz sığır yetiştiricileri için güzel bir fırsat" şeklinde konuştu.
İkili ilişkilerde et diplomasisi
Son yıllarda sıkça tartışılan et ithalatı dış ilişkilerin önemli bir unsuru haline geldi.
İlk olarak uçak krizi sonrası Rusya ile yapılan normalleşme görüşmelerinde gündeme gelen ve "domates ihracatının önünü açabilmek için pazarlık unsuru olarak kullanıldığı" şeklinde eleştirilen et ithalatı, peşi sıra atılan adımlarla "et diplomasisi"ne dönüştü.
Et ve Süt Kurumu (ESK), yılın ilk 5 ayında 152 bin baş sığır ve 51 bin ton karkas et ithal etmeyi planlarken ikili ilişkilerde tarım ürünlerinin ağırlığı artıyor. Son olarak Fransa dışında diğer ülkelerle tarım alanında gerçekleştirilen görüşmeler şu şekilde:
Rusya
Eylül 2017'de Rusya Devlet Başkanı Danışmanı Yuriy Uşakov, Rusya ve Türkiye Tarım Bakanlıklarından bir heyetin Türkiye'ye et ve süt ürünleri ihracatını görüşmek üzere bir araya geleceklerini açıkladı. Ardından Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı, ithalata hazırlanan Türkiye'nin ülkelerindeki dana ve koyun eti üreticilerini denetlemeye başlayacağı bildirdi.
O dönem gündeme gelen "Rusya'ya domates ihracatının önünü açabilmek için pazarlık unsuru olarak etin kullanıldığı" yönündeki eleştirilere yanıt veren Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, iki durumun birbiriyle ilişkilendirilemeyeceğini, bu yöndeki haberlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba da, "Domates ihracını serbest bırakma girişimleri var ama bu bir karşılık açısından değil. Etteki ithalat beni üzüyor. Ama fiyatlar uygun olursa Avrupa, Brezilya ya da Uruguay'dan alacağımıza, komşumuz Rusya'dan almakta hiçbir mahsur görmüyorum" şeklinde konuştu.
Sırbistan
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Ekim 2017'de gerçekleştirdiği Sırbistan ziyareti sırasında bu ülkeden 5 bin ton et ithal edileceğini duyurdu.
Bu karar CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "besmelesiz et" çıkışı ile oldukça tartışıldı. Kılıçdaroğlu'na yanıt veren Erdoğan, "AK Parti hükümeti bu tür alımlarda bunu en ince teferruatına kadar inceler, alımlarını da ona göre yapar" ifadelerini kullandı.
Tunus
Et değil fakat, ikili ilişkilerde tarım Türkiye ve İspanya ile birlikte dünyanın en önemli üreticilerinden olan Tunus'tan zeytinyağı ithalatı ile bir kez daha gündeme geldi.
Aralık ayında Tunus'a bir ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek ekonomi gerekse savunma alanında iş birliği yapacağız. Örneğin bir zeytinyağı ithalatı olabilir. Arkadaşlar bu konuda çalışma yapacak" açıklamasını yaptı.
Sudan
Afrika turu kapsamında Sudan'a da giden Erdoğan'a et ihracatı için teklifte bulunuldu.
Sudan Tarım ve Orman Bakanı Abdullatif Ahmed Mohamed Ijaimi, "Eğer bir anlaşmaya varabilirsek Türkiye için yüksek kaliteli eti ucuza üretebiliriz. Fiyatı dört dolardan daha fazla olmaz" dedi.
 
 
8.1.2018
Devamı

TMO,dan TSK'ya Fındık

Milli Savunma Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı arasında imzalanan gıda maddeleri tedariki protokolü imzaladı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nde (TSK) görev yapan er ve erbaşların sağlıklı, kaliteli, güvenli ve dengeli beslenmesini sağlamak, bu kapsamda yerli ürün temin etmek ve çiftçiye destek olmak amacıyla imza altına alınan protokol kapsamında TSK’nın ihtiyaç duyduğu gıda maddeleri, Milli Savunma Bakanlığınca, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ilgili ve bağlı kuruluşları ile denetimi altındaki üst birlikler ve kooperatiflerden tedarik edilecek. Protokol kapsamında TSK, Toprak Mahsulleri Ofisi’nden (TMO) yaklaşık 13 milyon liralık fındık temin edecek. TMO’dan edinilen bilgiye göre, imzalanan iş birliği protokolü çerçevesinde Ofis tarafından Mili Savunma Bakanlığı’na iki parti halinde toplam 388 ton kavrulmuş iç fındık teslim edilecek. İlk teslimat olan 263 ton kavrulmuş iç fındık 15 Ocak-15 Şubat tarihlerinde verilecek. İkinci parti olan 125 ton teslimat ise 1-30 Haziran tarihlerinde teslim edilecek. Teslimatlar Niğde/Bor, Çatalca,Kayseri ve Gölcük Ana İkmal Merkez Komutanlığı ve Birlik noktalarına yapılacak.
 
 
8.1.2018
Devamı

Birliklerde İstihdam Edilen Taşeron İşci mi?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanın taşerön işcilere kadro veriyoruz açıklamasının ardından bir çok kurum ve kuruluşlarda farklı alanlarda istihdam edilen işcilere kadro geliyor. Peki Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının farklı alanlarda çalıştırdığı  taşerön işcilerede kadro geliyormu? Sorusu akıllara gelince özellikle birliklerde soy kötüğü, küpeleme gibi faliyetlerde bulunan birlik personelide kadro varmı? Sorusu akıllara geliyor.
Birliklerde istihdam edilen kamu adına hizmet götürün ve hizmet alım yolu ile üreticiye hizmet götüren birlik çalışanlarınada kadro konusu gündemde.
İŞTE YAPILMASI GEREKENLER
Öncelikle çalışmış olduğu kurum kuruluştan bir yazı alarak bağlı bulunduğu sosyal güvenlik kurumuna başvuru yapmak. Başvuru sırasında görevini ve ne işlem yaptığını belirtmek. Daha sonrasında  Sosya Güvenlik Kurumu’nun belirlemiş olduğu taşerön işci tanımlamasıne göre başvurular kabul ediliyor. Artık gerisi başvuranın şansına.
 
 
TAŞERON İŞÇİLER 657'Lİ Mİ OLUYOR?
Taşeron işçilerin kadroya geçmesi için bakanlık 3 formül üzerinde çalışıyor. Bakanlık yetkilileri ile temasta olan bir sendika başkanından edinilen bilgiye göre Bakanlık üç formül üzerinde çalışıyor. Bunlardan biri; kamuda çalışan taşeron işçilerinin "özel sözleşmeli personel" statüsüyle istihdam edilmesi. Yeni statüde çalışanlar 4857 sayılı İş Kanunu'na değil 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabii olacak ancak sözleşmeler üç yılda bir yenilenecek. Yani çalışanların iş güvencesi olmayacak. Personel dilerse memur sendikalarına da üye olabilecek.
TAŞERON İŞÇİLER İÇİN YENİ FORMÜL
Kamuda taşeron şirketlerin elemanı olarak görev yapan 817 bin çalışan için sona yaklaşıldı. Çalışanlar bir şirketin değil devletin elemanı olacak, özel hukuk sözleşmesi yapılacak, sendika üyeliği yolu açılacak. Devlet kurumlarında çalışan 817 bin civarında taşeron şirket elemanı için kararda sona yaklaşıldı. Yeni asır'dan Faruk Erdem bugün Ankara'dan gelen bilgiler ışığında taşeron kadrosunda gelinen son noktaları paylaştı. Öncelikle taşeron çalışanlar ile bir 'özel hukuk sözleşmesi' yapılacak. Böylece onlar kamuda özel statülü sözleşmeli personel ya da 4E'li sözleşmeli personel kadrosuna geçmiş olacaklar. Yine sözleşme yapılmasında ve yenilenmesinde performans kriteri öncelikli olarak düşünülecek. Sözleşmelerin 3'er yıllık olması da prensipte kabul edilen maddeler arasında. Güvenlik ve arşiv taramaları mutlaka yapılacak.
Burada öne çıkan ve yeni diyebileceğimiz önemli bir gelişme de var. Düşünülen konular arasında taşeronların Kamu İhale Kurumu ya da Maliye Bakanlığı bünyesinde bir birim oluşturularak buraya bağlanmaları gündemde.
Buna alternatif olarak da Bakanlar Kurulu kararı ile yeni bir kamu şirket kurulması da düşünülüyor.Ancak bunlar konusunda henüz karar verilmedi. Karar ne olursa olsun taşeron çalışanlar artık şirketlerin elemanları olmayacak. Aracı şirketler aradan çekilecek.
Bir şekilde taşeron çalışanların patronu devlet olacak. Böylece maaş, kıdem tazminatı ve emeklilik haklarına garanti gelecek. Aynı zamanda hepsi diğer kamu görevlileri gibi memur sendikalarına üye olabilecek. Bu arada kadro çakılı olacak.
Bütün bunlar olurken taşeronlar için bazı sınırlamalar da masada. Bunlardan birisi 3 uyarı cezası alanın işten atılacak olması. Yani performansı düşük olan personel çıkartılabilecek. Bunun dışında belediyeler ve KİT'lerdeki taşeron çalışanların ayrı bir sisteme tabi tutulması da tartışılan konular arasında. Belediye iştirakleri de burada öne çıkabilecek.
Kadro çalışmaları sırasında öne çıkan bir başka görüşe göre ise asıl işi yapmayan (temizlik, yemek, güvenlik gibi) elemanlarla sözleşme yapılması, imza yetkisini kullanan, ve asıl işi yapan personelin ise kadroya geçirilmesi de alternatifler arasında. Bunlar için de bir sınav yapılması da masada.
Bununla ilgili Maliye tüm kamu kurum ve kuruluşlardan taşeron olarak çalışanların öğrenim seviyeleri ve aldıkları ücretlerini içeren bilgiler istedi. Gelen listeler üzerinde de çalışmalar devam ediyor. Maliye Bakanlığında taşeronların takibini yapabilmek için bir birim kurulacak. Bunların mali ve sosyal haklarının denetim altına alınması ve uygulamada birlikteliğin sağlanması amaçlanıyor. Bu kişilerin sayılarının takip ve denetimi de, yıllık bütçe yükü de kontrol altına alınacak.
Kamuda 4B'li olarak tarif edilen sözleşmeli personel ile ilgilide bazı gelişmeler önümüzdeki günlerde ortaya çıkacak. Bu personelin tüm özlük haklarının, mali ve sosyal imkanlarının 4A dediğimiz memurlar ile aynı seviyeye getirileceği öğrendiğimiz bilgiler arasında. Böylece 4B sistemi devam etse bile haklar açısından 4A'lılardan farkı olmayacak. Böylece kademeli olarak da sözleşmeli personel memur kadrosuna geçecek ve 4B statüsü ortadan kalkacak. 4B'li personeli ağırlıklı olarak Milli eğitim ve sağlık bakanlıklarında görüyoruz.
Bundan sonra kamuda yardımcı hizmetlerde çalışacak durumda olanların kamuya alımları ile ilgili de çalışma yürütülüyor. Örneğin A bakanlığında yeni bir hizmet biriminin kurulması durumunda ihtiyaç durumunda olan personelin alımı için bir mekanizma kuruluyor. Kamuda asil iş pozisyonunda taşeron çalışamayacak.
 
 
5.1.2018
Devamı

Bakanlıktan Hayvancılığa Köklü Çözüm

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürülüğü  hayvancılığa ve kırmızı ete köklü çözümler getirmek için hayvancılık şurasına hazırlanıyor. Edinilin bilgiye göre Hayvancılık Genel Müdürlüğünün (HAYGEM) uhtesinde Antalya’da gerçekleştirilecek olan hayvancılık şurası büyük baş, küçük baş ve kırmızı ete yönelik bir çalıştay olacağı ifade ediliyor. Bir çok farklı kesimden davetlinin katılacağı şuraya yaklaşık 170 kişinin ve bazı STK temsilcilerinin de davetli olduğu belirtiliyor. Öte yandan Antalya’da düzenlenecek olan Hayvancılık şurası 8 Ocak 13 Ocak tarihleri arasında gerçekleşekken basına kapalı yapılmasıda dikkatleri çekiyor.  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın Şuranın açılış gününede katılacağı bekleniyor
 
5.1.2018
Devamı

2017'nin Zam Şampiyonu Domates

 Aralık ayının zam şampiyonu patlıcan olurken, domates yılın zam şampiyonu oldu.Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) aralıkta aylık bazda yüzde 0,69, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 1,37 artış gösterdi. Yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 11,92, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 15,47 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, aralık ayı itibarıyla 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 11,14, yurt içi üretici fiyatları yüzde 15,82 arttı. Aylık bazda TÜFE yüzde 0,69, Yİ-ÜFE 1,37 artış gösterdi. TÜFE, aralıkta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,92, Yİ-ÜFE ise yüzde 15,47 arttı.
BEKLENTİLERİN ÜZERİNE ÇIKTI
Orta Vadeli Program’a (OVP) göre TÜFE’nin yıl sonunda yüzde 9.5 olacağı öngörülüyordu. Ekonomistlerin ise 2017 aralık ayı enflasyon beklentilerinin ortalaması yüzde 0,51 olmuştu. Ekonomistler yıllık enflasyonun yüzde 11,73’e yükseleceğini öngörmüştü. TÜFE 2016 aralık ayında yüzde 1.64, Yİ-ÜFE ise 2.98 olarak gerçekleşmişti. 2016 yılında yıllık bazda TÜFE yüzde 8.53, Yİ-ÜFE ise yüzde 9.94 olarak gerçekleşmişti.
FİYATLAR DOĞU’DA ARTTI
TÜİK verilerine göre, aralıkta yıllık bazda fiyatlar ülke genelinde yüzde 11,92 artış kaydetti. Aralıkta yıllık bazda fiyatların en fazla arttığı bölge yüzde 13,59 ile “Van, Muş, Bitlis, Hakkari” oldu. En az artış ise yüzde 11,10 ile “Ankara” bölgesinde görüldü.
ZAM ŞAMPİYONU ‘DOMATES’
Geçen yıl gıda ve alkolsüz içecekler grubunda en yüksek fiyat artışı yüzde 71,1 ile domateste gerçekleşirken, bu ürünü yüzde 67,5 ile limon, yüzde 44,4 ile mandalina, yüzde 43,7 ile antepfıstığı takip etti. 2017’de 10 gıda ürününün fiyatı gerilerken, en fazla fiyat düşüşü yüzde 22,8 ile sarmısakta görüldü. Tüketici fiyatları bazında Aralık 2017’de en yüksek fiyat artışı, yüzde 23,10 ile patlıcanda görüldü. Geçen ay fiyatı en fazla düşen ürünlerin başında ise yüzde 17,03 ile portakal geldi.
 
 
5.1.2018
Devamı

Mahsul Sular Altında

Mersin’in Tarsus ilçesindeki seralar sağanak yağmur nedeniyle sular altında kaldı. Yağmur suları binlerce dönümlük arazideki seralarda ekili sebzelere zarar verdi.
Özel Bahşiş Mahallesi’nde çiftçilik yapan Hüseyin Özer (28) gece başlayan sağanak yağışın ardından sabah saatlerinde ekili ürünlerini kontrol etmek için seralarının bulunduğu bölgeye gidince, seraların arazilerin sular altından kaldığını gördü.
Her sağanak yağışta ekili alanlarını yağmur sularının bastığını ifade eden Özer, "Bir günde seraların içine bu kadar su doldu, Allah bilir yarına kadar ne seviyeye çıkacak. Çiftçi gırtlağa kadar borçlu, çiftçi bitti arkadaşlar. Ben nasıl evimi geçindireceğim, benim 150 bin lira borcum var. Geçen senede aynı bu şekilde seraları sel aldı, motopomplar çalışıyor ama yetersiz kalıyor. Gördüğünüz gibi arazi sular altında kabaklar sabaha kadar her yer dolacak. Şu anda 3 tane motopomp çalışıyor, ihaleyi yapmışlar daha motopomp gelmemiş. Bu çiftçinin hali ne olacak bilmiyorum. Türkiye kabağı bir liraya yiyecekse on gün sonra sel aldıktan sonra on liraya yiyecek. Marulun tanesini beş liraya alacaklar. Şu an çiftçi bitti. Mazot olmuş beş lira, işçi olmuş altmış lira, gübre olmuş bir buçuk milyon, bu çiftçi nereden kazanacak. Her sene sel alıyor seraları" dedi.
Yağışlar devam ettiği sürece buradaki su seviyesinin bir buçuk metreyi bulacağını söyleyen Özer, "Yarına kadar biz buraya gelemeyiz, şimdi bile zor şekilde geldik, diğer günler kayık ile gelmemiz lazım. Bize bu ürünler neden pazar pahalı diyorlar işte bu yüzden pahalı, ben ufak çiftçiyim benim yüz elli bin lira borcum var gerisini siz düşünün. Bu ürünler ziyan oldu artık, yağmur durup sular çekildikten sonra köklerini söküp ondan sonra arkalarından sadece bakacaksın. Çiftçi artık öldü" diye konuştu.
Seraları sular altından kalan diğer çiftçiler ise kendi imkanlarıyla iş makinelerinin yardımı ile suları derelere akıtmak için gayret gösterirken yetkililerden motopomp sorununa bir an önce el atmalarını istedi.
 
5.1.2018
Devamı

Tarım İşçileri Sular Altında

Mersin'in Tarsus ilçesinde devam eden yağışlar hayatı olumsuz etkiledi. Yağışlar nedeniyle Bahşiş ve Kulak mahallelerindeki bazı tarım arazilerini su bastı, bölgedeki çoğunluğu Suriyeli işçilere ait çadırlar da zarar gördü.
Yağışların devam etmesi nedeniyle çadırları zarar gören 80 tarım işçisi itfaiye ve jandarma ekiplerinin yardımıyla tahliye edildi.
İşçiler toplu taşıma araçlarıyla Tarsus’un Şahin Mahallesi'nde bulunan Taziye Evi'ne yerleştirildi.
Tahliye edilenlere belediye ve mahalle sakinleri tarafından battaniye, yorgan, yastık, halı gibi malzemeler verilirken, Tarsus Kaymakamlığınca da çorba ikram edildi.
Bazı hayırseverler tarafında da Suriyeli çocuklara süt, çikolata, bisküvi gibi gıda malzemeleri dağıtıldı.
Şahin Mahallesi Muhtarı Hüseyin Aydın, yaptığı açıklamada, zor günde dayanışma örneği sergilediklerini belirterek, tarım işçilerini en iyi şekilde misafir etmeye çalıştıklarını söyledi.
 
 
5.1.2018
Devamı

Tarım Kredi Kooperatifleri TSK'nın Gıda İhtiyacını Karşılayacak

TSK'nın pirinç, bulgur, barbunya, kuru üzüm, bal gibi 17 farklı gıda ürünü ihtiyacı Tarım Kredi Kooperatiflerince karşılanacak. İlk sevkiyatın mayısta başlaması planlanıyor.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) pirinç, bulgur, barbunya, kuru üzüm, bal gibi 17 farklı gıda ürünü ihtiyacının Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) tarafından karşılanacağı bildirildi.
Tarım Kredi'den yapılan yazılı açıklamaya göre, Milli Savunma Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı arasında imzalanan iş birliği protokolü kapsamında Tarım Kredi kooperatifleri, TSK'nın gıda ihtiyacının önemli bir kısmını karşılayacak yüklenici kurumlar arasında yer aldı.
TSK'da görev yapan er ve erbaşların güvenli, sağlıklı ve dengeli beslenmesi hedeflenen projeyle söz konusu ihtiyacın yurt içinden temin edilmesi ve yerli üreticiye de destek olunması amaçlanıyor.
Bu yılın mayıs ayında başlaması planlanan ilk sevkiyat kapsamında, ihtiyaç duyulan pirinç, bulgur, barbunya, yeşil mercimek, kırmızı mercimek, biber salçası, domates salçası, kuru üzüm, nohut, kuru fasulye, bal, makarna, ekmeklik un, yemeklik un, toz şeker, tel şehriye ve arpa şehriye Tarım Kredi kooperatifleri tarafından karşılanacak.
 
 
4.1.2018
Devamı

Marmara Birlikten 44 Milyon liralık TSK'ya Zeytin

Marmara zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği’nden  (Marmarabirlik) yapılan yazılı açıklamaya göre, Milli Savunma  Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı arasında askere sağlıklı gıda  temini amacıyla gıda maddeleri tedariki protokolü imzalandı.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Marmarabirlik Yönetim  Kurulu Başkanı Hidamet Asa, bir üretici kuruluşu olarak Mehmetçik'e ürün temin  edecek olmaktan büyük onur duyduklarını belirtti. Asa, "Dünyanın en büyük  sofralık siyah zeytin üreticisi olarak, dünyanın en güçlü askeri olan TSK'ya  sofralık zeytin ve zeytinyağı temin edecek olmanın onurunu yaşıyoruz." ifadesini  kullandı.
TSK'ya ürün vermenin uzun yıllardır Marmarabirlik'in hedefleri  arasında olduğunu bildiren Asa, şunları kaydetti:
"Bu Marmarabirlik tarihinde bir ilktir. Üreticinin alın terini kazanca  dönüştürecek bu karardan dolayı başta hükümetimiz olmak üzere, Milli Savunma  Bakanımız Sayın Nurettin Canikliye ve tüm devlet büyüklerimize 32 bin ortağımız  adına şükranlarımı sunuyorum.
Protokol kapsamında Milli Savunma Bakanlığı na doğrudan temin yoluyla  ürün verilecek. Sayın Bakanımızın da açıkladığı gibi Milli Savunma Bakanlığımız  Marmarabirlik'ten yaklaşık 44 milyon liralık sofralık siyah zeytin, yeşil zeytin,  zeytin ezmesi ve zeytinyağı temin edecektir. Savunma Bakanlığının kalite  standartlarımızı göz önüne alarak bir üretici kuruluşu olan Marmarabirlik'i  tercih etmesi diğer resmi kurumlar için önemli bir referans olacaktır. Yapılan  protokolle birlikte artık tüm kurumların da kapılarının aralanacağını  düşünüyoruz. Marmarabirlik için çok önemli bir dönüm noktası olan bu karar aynı  zamanda üreticiye destek anlamı da taşımaktadır. Mehmetçiğimizin tükettiği her  ürün üreticimizin desteklenmesi demektir. Önümüzdeki süreçte ürün temininin  artacağını tahmin etmekteyiz. Dolayısıyla bundan sonraki hedefimiz, talepleri  karşılayabilmek adına daha çok satmak yerine daha çok almak olacaktır."
 
 
4.1.2018
Devamı

GAP 2023'de Bitecek mi?

ZMO Diyarbakır Şube Başkanı Şihat Şengal, Diyarbakır Valiliğinin on yıllardır süren GAP eylem planının 2023'te bitirileceğini ilan etmesine tepki gösterdi.Bölge illerinin kalkındırılması olarak sunulan GAP eylem planı on yıllardır devam etmesine rağmen Valilik tarafından Diyarbakır ayağının 2023’te bitirileceği ilan edildi. Kurulacak sulama sistemleriyle bölge illerinde tarımın canlandırılması hedeflenirken proje bir türlü tamamlanmadığı gibi sürekli her gelen iktidar tarafından şu kadar istihdam sağlanacak denilerek kendilerine malzeme yapıldı ancak halk için umutlar yaratmaktan öteye gidilmedi. Yaşanan durumu değerlendiren Ziraat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Başkanı Şihat Şengal, 1974’den bu yana gündemde olan GAP projesinde neredeyse 10 hükümet geldi, gitti. Bakıyorsunuz, devamlı birilerinin ağzında sakız gibi dolanıyor. Mevcut iktidar bile 15 yıldır iktidarda ve her seferinde iki yıl ya da üç yıl sonra bitecek demelerine rağmen bitmedi. Bu boyutuyla 2023 değil belki 2033’te olabilir” dedi. 
SULAMA AYAĞI HEP ÖTELENİYOR
GAP eylem planında sulama ayağına hiç dokunulmadığını, öncelikle enerji üretimine bakıldığını söyleyen Ziraat Mühendisleri Odası Diyarbakır Şube Başkanı Şihat Şengal, “Enerji üretimi olunca tabii vatandaşa değil devlete döngüsü oldu, vatandaşın bundan nasiplendiği yok yani. Ben 41 yaşındayım 41 yıldır GAP var. Artık sakız oldu ağzımızda GAP. Bir türlü bitmedi her seferinde öteleniyor. Yani enerji ayağı ötelenmiyor, başka ayaklar ötelenmiyor, güvenlik barajları filan ötelenmiyor ama sadece bu sulama ayakları öteleniyor ne hikmetse. Bu tabii çiftçi düşünüldüğü için ya da çiftçi yararına olan bir durum değil, işin özeti bu” diye konuştu. 
BÖLGEYİ AYAKTA TUTAN ÇİFTÇİLİK DE YOK OLDU! 
Yaklaşık 2 buçuk milyon hektar alanın sulanacağının söylendiğini belirten Şengal, “Bu durum hem çiftçiyi hem nakliyeciyi hem mevsimlik işçiyi, hem esnafı herkesi bağlantılı olarak etkiliyor. Zaten Diyarbakır’da ekonomi yok bildiğiniz üzere 3 yıldır bu bölgedeki olaylardan kaynaklı ve Türkiye’nin ekonomisinden kaynaklı problemler var. Diyarbakır’da ekonomiyi ayakta tutan memur ve çiftçiyken şu anda onlar da problem. Yani bir üretim, iş, aş yok burada. Ekonomi ölü pozisyonda. Bu Diyarbakır’a özgü bir durum da değil. Şırnak’ı neredeyse haritadan sildiler, Nusaybin’i Sur’u haritadan sildiler. Ekonominin var olduğu yerlerdi bu yerler. Şimdi bu yerlerde de ekonomi hareketliliği yok. Ne olacak? Geriye bir tek çiftçilik kalıyor. Çiftçilik de yok” dedi. Girdilerin had safhaya ulaştığını belirten Şengal, “Geçen sene 20 lira olan bir ilaç fiyatına bu yıl bakıyoruz 50 lira. Girdiler petrol fiyatlarına oranla arttı. Geçen yıldan bu yıla petrolde yüzde elliye varan bir fark var. Gübre yine öyle. Dolayısıyla çiftçiyi doğal olarak öldürüyorsunuz. Alternatif ürün ekebilmesi için suya ihtiyacı var, su yok. Bu yıl biraz da kurak görünüyor. Ne yapacağımızı bilemiyorsunuz” dedi. 
Hayvancılığında çeşitli sorunlar yaşadığını dile getiren Şengal, “Hayvancılık keza mera yasaklarından, yayla yasaklarından dolayı, ya da insanların korkusundan kaynaklı hayvancılık da ölmüş. Bir de hayvancılık girdisi de pahalı, yemi pahalı kapalı ortamda hayvancılığı düşünürseniz. Çiftçinin girdisi pahalı, kaldırdığı ürünü de ucuza satınca ne oluyor, çiftçi doğal olarak zarar ediyor” dedi. İthal buğdayla buğday üretiminin etkileneceğini söyleyen Şengal, “Bunu bir dönem hayvancılık için de yaptılar. Dışarıdan buğday getirirseniz buradaki buğday fiyatı doğal olarak düşecektir. Dolayısıyla çiftçi zaten kâr etmezken, seneye de bu risk var” dedi. 
BÖYLE GİDERSE 2023, 2033 OLABİLİR
1974’ten bu yana bu GAP’ın gündemde olduğuna dikkat çeken Şengal, “Neredeyse 10 tane hükümet geldi gitti. Bakıyorsunuz, devamlı birilerinin ağzında sakız gibi dolanıyor. Mevcut iktidar bile 15 yıldır iktidarda ve her seferinde iki yıl ya da üç yıl sonra bitecek demelerine rağmen bitmedi. Bildiğim kadarıyla DSİ tüm ödenekleri askıya almış, ödenek yok kamulaştırma yok. Dolayısıyla bu şu demektir, barajlar şu aşamada durduruldu. Bu boyutuyla 2023 değil belki 2033’te olabilir. Güvenlikten kaynaklı devamlı öteleniyordu, şimdi ekonomiden kaynaklı da öteleniyor böyle bir durum da var” dedi. 
      
 
 
4.1.2018
Devamı

Arıcılara 60 Milyon liralık Destek

Ordu Arıcılar Birliği Başkanı Akın Çiftçi, Türkiye genelinde yaklaşık 47 bin üreticiye 60 milyon lira destekleme ödemesi yapılacağını söyledi.Çiftçi, birlik binasında gazetecilere yaptığı açıklamada, arıcılara ilk defa 2003 yılında "ana arı" adı altında yapılan destekleme ödemesinin 2008 yılından sonra kovan başı verilen destekle devam ettiğini, bu tarihten itibaren arıcılara kovan başına 10 lira verildiğini belirtti. Türkiye genelinde yaklaşık 47 bin üreticiye 60 milyon lira destekleme ödemesi yapılacağına işaret eden Çiftçi, "Bu para arıcılarımız için son derece önemli. Ocak ayının son haftası ya da şubat ayının ilk haftasında yapılacak bu ödemeyle üreticilerimiz arılarının bakımlarını gerçekleştirebilecek ve genel ihtiyaçlarını karşılayabilecek." dedi.
Çiftçi, arıcıların destekleme parasının çoğunu kovan bakımında kullanacağını kaydederek, "Önümüz ilkbahar. Dolayısıyla arıların da ilkbahar bakımları geliyor. Arıcılarımız arılarının daha fazla beslenmesi için şeker alacak. Kırılan ve bozulan kovanlarını değiştirecek. Bunun için arıcılara bu para ilaç gibi gelecek." diye konuştu.Destekleme ödemesinden Ordu'ya girecek paranın piyasayı da rahatlatacağına işaret eden Çiftçi, başta Ordu ve Muğla olmak üzere birçok ile destekleme sayesinde sıcak para gireceğini, bundan esnafın da fazlasıyla yararlanacağını dile getirdi.
Çiftçi, ilgili bakanlığın çalışması sonucu bu yıl ana arıya destekleme ödemesi yapılacağını da ifade ederek, üreticilerin ana arı başına 15 lira alacağını, bunun da arıcılar adına son derece önemli olduğunu söyledi. Arıcılara nakliye desteği konusunda da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının çalışması olduğunu belirten Çiftçi, arıcıları yalnız bırakmayan hükümete tüm üyeleri adına teşekkür etti.
 
 
4.1.2018
Devamı

Sevakin Adasının 12 Bin Hektari TİGEM'e Açılıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN 'ın önceki hafta gerçekleştirdiği Afrika turu, Türk işadamları açısından yeni pazarlara giriş için anahtar oldu. Sudan'da Sevakin Adası Türkiye'ye tahsis edilirken 12 bin hektarı TİGEM'e olmak üzere Türkler için 780 bin hektarlık alanın tahsisi için süreç hızlandı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Sudan İş Konseyi Başkanı Mehmet Ali Korkmaz, bu alanın işletmeye alınmasıyla birlikte mevcutta Türkiye'nin sahip olduğu tarımsal rekoltenin iki katı üretimin Sudan'da yapılabileceğini belirterek, ülke ile ticaret hedefi olan 10 milyar doların da rahatlıkla tutturulabileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Çad, Tunus ve Sudan'ı ziyareti sonrası Afrika kıtasıyla olan ticaret hacminin artırılması için Türk yatırımcılar rotasını bu ülkelere çevirdi. DEİK Sudan Başkanı Korkmaz, 200 dolayında işadamının Sudan'da yapılan iş forumuna katılım gösterdiğini belirterek, elektronik, savunma, güvenlik, sağlık ve tarımsal faaliyetler başlığı altında çok sayıda görüşme gerçekleştirdiklerini ifade etti.
HEDEF 10 MİLYAR DOLAR
Ticari ve sınai faaliyetler yönüyle Türk işadamlarının Afrika'ya ilgisinin fazla olduğunu kaydeden Korkmaz, "Sudan ile resmi kayıtlara göre 500 milyon dolarlık bir ticaret hacmimiz var. Ancak pamuk, susam ithal ettiğimiz için Sudan'a karşı cari açık veriyoruz. 500 milyon doları önümüzdeki yıl 1, sonraki yıl 2, daha sonra 10 milyar dolara kadar çıkarma hedefimiz var" dedi.
Sudan ile yapılan anlaşmalar çerçevesinde 12 bin hektarı TİGEM'e olmak üzere toplamda 780 bin hektarlık bir alanın Türk yatırımcının hizmetine sunulacağını anlatan Korkmaz, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bunu yönlendirecek olursa yağ fabrikalarından iplik fabrikalarına varıncaya kadar Türklerin bölgede yatırımları olacaktır. Büyükelçiliğimiz, TİGEM ve bakanlık burada ortak hareket etmeli" diye konuştu.
TARIMSAL REKOLTENİN İKİ KATI
780 bin hektarın işletmeye alınmasıyla birlikte Türkiye'nin yıllık gerçekleştirdiği tarımsal rekoltenin bu ülkede üretilebileceğini söyleyen Korkmaz, böylece pek çok ülkeye ihracat yapılabileceğini anlattı. Sudan'la ortak bir şirket ve komisyon kurma çalışmalarının sürdüğünü anlatan Korkmaz, böylece hangi koşul ve sürelerde bu ülkede iş yapılabileceğinin netleştirileceğini söyledi. Korkmaz, projenin hayata geçmesi ile birlikte Türkiye'nin dünyada sözü geçen ülkeler liginde daha da üst sıralara çıkacağını belirtti.
 
 
3.1.2018
Devamı

Gıda Güvenliği İçin İki Bakanlık Arasında Protokol

Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki erbaş ve erlerin sağlıklı, güvenli beslenmesini sağlamak, yerli ürün temin etmek ve çiftiye destek olmak amacıyla Milli Savunma Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı arasında yarın protokol imzalanacak.
Edinilen bilgiye göre, kışlalardaki gıda zehirlenmesi olaylarının ardından Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli tarafından çalışma başlatıldı. Bakanlık tarafından uzun süredir devam eden çalışmada sona gelindi. Bu kapsamda Türk Silahlı Kuvvetleri'nce kullanılan gıda maddelerinin alımına yönelik Milli Savunma Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı arasında iş birliği yapılacak.
AA'nın aktardığına göre, bununla ilgili iki bakanlık arasında yarın düzenlenecek törenle iş birliği protokolü imzalanacak. Protokolle erbaş ve erlerin sağlıklı, güvenli ve dengeli beslenmesinin sağlanması, yerli ürün temin etmek ve çiftiye destek olunması amaçlanıyor.
TSK nin ihtiyaç duyduğu gıda maddeleri, protokol kapsamında, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı ve ilgili kuruluşlar ile bakanlığın denetimi altındaki üst birlikler ve kooperatiflerden Milli Savunma Bakanlığı'nca sağlanacak.
Yarın Milli Savunma Bakanlığı'nda yapılması planlanan törende Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli'nin iş birliği protokolüne imza atması bekleniyor.
Son dönemde kışlalarda yaşanan gıda zehirlenmelerinden dolayı yüzlerce asker etkilenmişti. Manisa'da yaşanan gıda zehirlenmelerinde 1000'in üzerinde asker etkilenmiş, 1 asker şehit düşmüştü. 
 
 
3.1.2018
Devamı

Ahır ve Ağıl İçin Yüzde Elli Hibeden Faydalanacak İşte İller

Hayvancılıkta modern ahır veya ağıl projeler için verilen yüzde 50 hibe desteğine başvuruları başladı.

Edinilen bilgiye göre , modern ahır ve ağıl projeleri için sağlanan yüzde 50 hibe desteği için başvuruların 2-31 Ocak 2018 tarihleri arasında Gıda Tarım ve Hayvancılık il müdürlüklerine başvuru yapabilecekler. Ahır veya ağıl için destek alabilecek iller ise şöyle
 Ağrı, Ardahan, Bingöl, Bitlis, Erzincan, Erzurum, Elazığ, Hakkari, Iğdır,Kars, Malatya, Muş, Sivas, Tunceli, Van, Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin , Siirt, Şırnak, Aksaray, Karaman, Kırıkkale, Kırşehir,Konya Nevşehir, Niğde, Yozgat, Artvin, Bayburt, Giresun, Samsun, Gümüşhane, Ordu, Rize,Tokat, Trabzon

Başvuru yapanlarda, öncelikle en az 1 yıl öncesine dayanan Hayvancılık Bilgi Sistemine kayıt yaptırmış olma şartı aranacak. Bu ön koşula sahip en az 10, en fazla 49 baş anaç sığır veya en az 100, en fazla 200 baş anaç koyun-keçi kapasiteli aktif işletmesi olan yetiştiricilerin başvuruda bulunabileceği aktarıldı.
 
3.1.2018
Devamı

İçeceklerde ÖTV Uygulamasına İlişkin Tebliğ Yayınlandı

Maliye Bakanlığı, Torba Yasa uyarınca 1 Ocak 2018 tarihi itibariyle başlayan bazı içeceklerde yüzde 10 ÖTV uygulamasına ilişkin uygulama tebliğini yayınladı.
Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen, 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile makaronlar da sigara ve diğer tütün mamulleri gibi ÖTV kapsamına alınırken, 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren sade gazozlar, meyveli gazozlar, limonatalar, nektarlar, alkolsüz biralar, enerji içerecekleri, soğuk çay, meyveli içeceklerden de yüzde 10 ÖTV alınması hükmü getirilmişti.
ÖTV alınacak içecekler
Buna göre, Özel Tüketim Vergisi (III) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği’nin “Kolalı gazozlar ve alkollü içkiler”i kapsayan A Cetveli, “Alkollü içkiler, Kolalı, meyvalı ve sade gazozlar, Alkolsüz biralar, ambalajlanmış ve/veya toptan teslime konu edilen; meyve nektarları, meyveli içecekler, limonatalar, enerji içecekleri, sporcu içecekleri, soğuk çay, soğuk kahve, tonik ve tatlandırılmış veya aromalandırılmış benzeri içecekler” şeklinde düzenlendi.
ÖTV’ye tabi olmayanlar
Buna karşın etil alkol ve ilave şeker veya diğer tatlandırıcı maddeler katılmamış veya lezzetlendirilmemiş sular (tabii veya suni mineral sular ve gazlı sular dahil) söz konusu listede yer almadığından, sebze suları ile Türk Gıda Kodeksine göre %100 meyve suyu sayılan meyve suları ve doğal mineralli doğal maden suyu ile üretilmiş, tatlandırılmış, aromalandırılmış meyveli gazlı içecekler parantez içi hükümle kapsam dışı bırakıldığından ÖTV’ye tabi olmayacak.
Toptan ve perakende teslim
A Cetvelindeki bazı içecekler için verginin kapsamının belirlenmesi açısından öngörülen toptan teslim, teslimi yapılan içeceklerin aynen veya işlendikten sonra satışını yapanlar ile işletmelerinde kullanacak olanlara teslimi için kullanılırken, bunlar dışındakilere yapılan teslim, perakende teslim sayılacak. İçeceğin ticari amaçla satılmak ya da işletmede kullanılmak üzere ithali de toptan teslim sayılacak.
Hazır ambalajlı içecekler
Tebliğe göre, ambalajlanmış içecekten maksat, Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği’nde tanımı yapılan şekilde hazır ambalajlı gıda kapsamında teslime konu edilen içecek. Her durumda açılmadan veya değiştirilmeden içeriği değiştirilemeyecek şekilde, içeceği tamamen kaplayan bir ambalajın içine konulmak suretiyle, son tüketiciye veya toplu tüketim yerlerine sunulmak üzere teslime konu edilen hazır ambalajlı içecekler, verginin kapsamında olacak. Öte yandan, toptan teslime konu edilenler hariç olmak üzere, perakendeci tarafından doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş içeceklerin teslimi ise ÖTV’ye tabi olmayacak.
Örneğin, içecek imalatçısı tarafından ambalajlanmış veya ambalajlanmamış olarak toptan teslime konu edilen limonata, meyve nektarı gibi içecekler ÖTV’ye tabi iken, bu içeceklerin pastane işletmesi tarafından imalathanesinde imal edilip, pastanede doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş şekilde perakende satışa sunulması ÖTV’ye tabi olmayacak. Aynı şekilde, soğuk kahve imalatçısı tarafından ambalajlanmış olarak toptan veya perakende satışa konu edilen soğuk kahve içeceği ÖTV’ye tabi iken, kafe işletmesi tarafından imalathanesinde imal edilip, kafede perakende satışa sunulan soğuk kahve ÖTV’ye tabi olmayacak.
Makaron düzenlemesi
Torba Yasa ile getirilen düzenleme doğrultusunda uygulama tebliğinin üçüncü paragrafında yer alan “tütün mamulleri” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve makaron” ibaresi eklendi.
Öte yandan, mallardan bazılarının sadece ambalajlanmış olanları verginin konusuna alındığından, teslime konu edilen içeceğin hazır ambalajlı gıda kapsamında olup olmadığı; Türk Gıda Kodeksine göre %100 meyve suyu sayılan meyve suları (Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu ve Benzeri Ürünler Tebliğinde tanımlanan meyve suyu ve konsantreden meyve suyu) kapsam dışında olduğundan, teslime konu edilen içeceğin %100 meyve suyu niteliğini haiz olup olmadığı hususları, Türk Gıda Kodeksine göre ilgili mevzuatta yapılan belirleme ve açıklamalar çerçevesinde tespit edilecek.
 III sayılı listenin (A) cetvelinde yer alan içeceklerden bazılarının sadece ambalajlanmış ve/veya toptan teslime konu edilenleri verginin kapsamında olduğundan, söz konusu içecekleri imal etmekle birlikte; imal ettiği içecekleri toptan teslime konu edenlerin, söz konusu içecekleri ambalajlanmamış (dökme halinde) olarak satışa konu etseler dahi, imal ettikleri içecekleri hazır ambalajlı gıda kapsamında teslime konu edenlerin, hiç toptan teslimi söz konusu olmasa dahi mükellefiyet tesis ettirmeleri gerekecek.
İmal ettikleri içecekleri ambalajlanmamış olarak veya doğrudan satış için hazır ambalajlı hale getirilmiş olarak sadece perakende teslime konu edenlerin, başkaca ÖTV’ye tabi mal satışı bulunmaması halinde, ÖTV mükellefiyeti tesis ettirmesine ise gerek olmayacak.
B bölümünde yer alan; “perakende satışa sunulan sigaraların birim ambalajı içinde yer alan her bir sigara” ibaresi, “perakende satışa sunulan sigaraların ve makaronların birim ambalajı içinde yer alan her bir sigara veya her bir makaron” şeklinde, “20 adet sigaradan” ibaresi “20 adet sigaradan, 50 adet makarondan” şeklinde değiştirildi.
Makaronda verginin hesabı
Makaronun vergilendirilmesinde, perakende satış fiyatına bu mallar için geçerli olan ÖTV oranı uygulanarak nispi ÖTV tutarı hesaplanacak. Ancak hesaplanan tutar, birim paket içindeki her bir makaron için belirlenen asgari maktu vergi tutarına göre hesaplanan vergi tutarından az olamayacak.
 
 
 
 
2.1.2018
Devamı

200 Gramlık Ekmek Satışı Başladı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ekmek israfını önlemek için ‘Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği’nde yapılan değişiklikle ekmekte yeni dönem başladı.
 Gıda, Tarım  ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ekmek israfını önlemek için ‘Türk Gıda Kodeksi Ekmek ve Ekmek Çeşitleri Tebliği’nde yapılan değişiklikle ekmekte yeni dönem başladı. Ekmek çeşitleri artık en az 200 gram ağırlıktan başlamak üzere 10’ar gram artırılarak satılacak.
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, yeni uygulamayla günlük üretilen 90 milyon 900 bin ekmekte israf oranının önemli ölçüde azalacağını belirterek, “İlk çalışmamızda ekmek israfının 6 milyondan 4 milyon 900 bin adede kadar düşürülmesi elimizdeki somut verilerdir. 2018 yılı inanıyorum ki israfın en alt seviyelere ineceği yıl olacaktır. Ekmek üreticileri olarak bu çalışmayla ekonomimize de önemli bir katma değer yaratacağımızı düşünüyoruz” dedi.
 
1 liraya satılacak
 
“200 gram ekmek üretimi tüm illerde uygulanacaktır” şeklindeki yanlış algı olduğunu ve bunun değişmesi gerektiğini dile getiren Balcı, “Talep eden  illerimiz 200 gram ekmek üretimi için tarife alabilecekler ve yine talebe uygun olarak bunun satışını yapabileceklerdir. Bir kez daha ifade etmek gerekirse, ekmeğin kilogram fiyatının 5 liranın üzerine çıkmaması konusunda da gerekli hassasiyet gösterilecektir” diye konuştu.
 Ekmeğin, 200 gramı 1 lira, 250 gramı 1 lira 25 kuruşa satılacak. 
 
 
2.1.2018
Devamı

Su Ürünleri Mühendislerinin Kadro isyanı

Su ürünleri mühendisleri Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlığı’Nın su ürünleri mezunlarını istihdam etmemesi mühendisleri isyan ettirdi.. Bir açıklama yayınlayan Su Ürünleri Mühendisleri, “Acaba bakanlık bünyesinde sadece Ziraat Mühendisleri ve Veteriner Hekimler atanma hakkı var?” diye sorarak Bakan Fakıbaba’ya seslendi.
  İşte Su Ürünleri Mühandislerinin o açıklaması;
 “GIDA, TARIM VE HAYVANCILIK BAKANLIĞI’NIN İSMİ Mİ DEĞİŞİYOR?
Üç tarafı denizlerle çevrili güzel ülkemizde Su Ürünleri Mühendisleri işsizdir.Üç tarafı denizlerle çevrili,iç sular tarafından zengin olan ülkemizde Su ürünleri Mühendislerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.Yurt dışına ihraç edilen hayvansal üretim sadece su ürünleridir.Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yanlış politikaları yüzünden ,Su Ürünleri Mühendislerinin yapacağı işe ve atanacağı yerlere maalesef farklı meslek gruplarının atanması Su Ürünleri Mühendislerinin istihdamını zora sokmuştur. 4 yıl okuyup, o kadar emek harcayarak işsiz kalan meslek grubu herhalde Su Ürünleri Mühendisleridir.Sn Bakanımız Ahmet Eşref Fakıbaba’dan bu haksızlıkların giderilmesini umurak artık adil atama bekliyoruz.2016 yılı kpss’nde gecemizi gündüzümüze katarak çalıştık,alımların 2018 kpss öncesi yapılmasını değerli bakanımızdan istirham ediyoruz.Sn Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanımız 3500 alım olacağını söylemiştir,ancak Veteriner Hekim ve Ziraat Mühendislerini telaffuz ederek ,Su Ürünleri Mühendisleri ile ilgili herhangi bir telaffuzu olmamıştır(Bakanlık görevine geldiğinden beri Su Ürünler Mühendisleri ve su ürünleri sektörü ile ilgili her hangi bir şey söylememiştir).Acaba bakanlık bünyesinde sadece Ziraat Mühendisleri ve Veteriner Hekimler atanma hakkı var da Su Ürünleri Mühendislerinin atanma hakkı yok mudur?Her zaman haksızlığa uğrayan hep Su Ürünleri Mühendisleri olmuştur.
1. Su ürünleri sektörü Türkiye‘nin önde gelen ve geliştirilmesi gereken temel sektörlerindendir. Ülkemizin protein ihtiyacını karşılamada önemli rolü olan, Avrupa‘ya ihracat yapabildiğimiz sektörün sağlıklı gelişmesini sürdürebilmesi için Su Ürünleri Mühendisleri sektörde hak ettiği yeri almalıdır. Balıkçılık, tarım alanında yapılan bir mühendislik hizmetidir. Bu hizmet, balıkçı gemilerinde Su Ürünleri Mühendislerinin istihdam edilmesini önemli bir zorunluluk haline getirmektedir.
Su Ürünleri Mühendisleri su ürünleri yetiştiriciliği ve hastalıkları konusunda tek yetkin meslek grubu olmasına rağmen, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nca çıkarılan ‘‘5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu‘‘ ve yönetmeliklerinde yetkilendirilmemişlerdir. Bu durumun yarattığı mağduriyet giderilmeli kanun ve yönetmeliklerde Su Ürünleri Mühendisleri uzmanlık alanı olan konularda yetkilendirilmelidir.
2. Kamuda istihdam edilen Su Ürünleri Mühendisi sayısı 600-650 kişidir. Kamu kurumlarına yapılan mühendis atamalarında ise 3 tarafı deniz ile çevrili ve iç su kaynakları yaygın olan ülkemizde her atama sürecinde 20 ve 30`lu sayılarda mühendis ataması yapılmaktadır. Bu rakam diğer meslek örgütleri ile karşılaştırılmayacak kadar düşük bir sayıdır ve arttırılmalıdır.
Ülkemizin üç tarafı denizlerle kaplı iken, Su ürünleri mühendisleri neden görmezden geliniyor? Su ürünlerinin değerlendirilmesi, projelerin üretilmesi, su ürünlerinde dünya pazarında yer almak su ürünleri mühendislerinin işidir. Ülkemizin su ürünleri potansiyeli göz önüne alındığında bu bölümlerin önemi daha da iyi anlaşılacaktır. Günümüzde Türkiye çapında 24 üniversitede su ürünleri eğitimi verilmektedir. Bu üniversitelerin her birinde Su Ürünleri, Deniz Bilimleri ve Teknolojisi, Deniz Bilimleri veya Ziraat Fakültesine bağlı bir su ürünleri bölümü bulunmaktadır. Bunların yanında, 3 üniversitede Deniz Bilimleri Enstitüsü bulunmaktadır. Su Ürünleri Fakülteleri / Meslek Yüksek Okullarında su ürünleri eğitimi 3 anabilim dalında (Temel bilimler+yetiştiricilik+avcılık-işleme) verilmektedir: Bu üniversitelerden mezun olanlar, su ürünleri mühendisi unvanlarını almaktadır. Yüksek Öğretim Kurumu Başkanlığı’nın almış olduğu karar gereği Su Ürünleri Fakültelerine öğrencileri teşfik amaçlı ilk üç tercihden bölümümüzü tercih eden ve kazanan öğrencilere karşılıksız 12 ay öğrenimleri boyunca 600 TL burs verileceği kararlaştırılmış,ancak öğrenciler su ürünleri fakültelerini tercih yapmadığı için yine kontenjanlar dolmamıştır.Nedeni ise bölümümüzden mezun olanların işsiz kalmasıdır.Şuan Su ürünleri Fakülteleri kapanmanın eşiğindedir.Devlet büyüklerimiz bizleri hep görmezden gelmiştir.
3. 2011 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bünyesinde kurulan Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, kurulumundan itibaren yaklaşık altı yıl geçmesine rağmen yapılanmasını tamamlayamamış, ilgilendiği alanda öğrenim görmüş olan Su Ürünleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendislerini gerekli istihdamı etmemiştir.Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün görev tanımında olması gereken ancak diğer Genel Müdürlüklere verilmiş birçok yetki, düzenlemeler Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü görev tanımına alınmalıdır.
4. Su ürünleri çiftliklerinin ekolojik ve faaliyetsel olarak belli dönemlerde denetlenmesi, çiftliklerin çevresel etkilerinin azaltılarak kontrol altına alınması, önemli türlerin korunmasına dair çalışmalar, olta balıkçılığının denetlenmesi, açık deniz balıkçılığının geliştirilmesi ve avcılık sektörünün gelişmesi için etkin görüş alımı, girişimci köylüye bilimsel teknik destek sunma projeleri, ihracat yönetiminde kalitenin korunması, iç piyasada kalite artırımı, çevresel kaynakların ve su kaynaklarının korunmasında alternatif çözümler gibi birçok konuda Su Ürünleri Mühendislerinin istihdamı gereklidir.
5. Su Ürünleri Mühendisleri su ürünleri yetiştiriciliği ve hastalıkları konusunda tek yetkin meslek grubu olmasına rağmen, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nca çıkarılan ‘‘5996 Sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunu‘‘ ve yönetmeliklerinde yetkilendirilmemişlerdir. 4 yıl boyunca su ürünleri hastalıkları ile ilgili teorik ve uygulamalı dersleri Su Ürünleri Mühendisleri almasına rağmen imza yetkisi Veteriner Hekimlerdedir.Bu durumun yarattığı mağduriyet giderilmeli kanun ve yönetmeliklerde Su Ürünleri Mühendisleri uzmanlık alanı olan konularda yetkilendirilmelidir.
6. Deniz ve iç su ekolojisi kapsamında; alınması planlanan koruma önlemlerinde Su Ürünleri Mühendisleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri yerine diğer (Ziraat, Veterinerlik, Çevre, Kimya, Biyoloji) meslek gruplarının ilgili kamu kurumlarında görevlendirilmesi ve yetkilendirilmesinin sektöre negatif etkisi yansımaktadır. 2017 yılı içerisinde Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nce yapılan denetimlerin (Su ürünleri üretimi, dağıtımı, avcılığı ve işlenmesi alanlarında) diğer meslek gruplarına (Ziraat, Veterinerlik, Gıda, Kimya, Biyoloji Bölümleri) yaptırılıyor olması Su Ürünleri Mühendileri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendislerinin istihdamında mağduriyet yaratmakla kalmayıp sağlıklı denetim de yapılamamaktadır.
7. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 28000’den fazla ortağı bulunan 523 Su Ürünleri Kooperatifine ve Su Ürünleri üretiminin yoğun olduğu bölgelere yönelik projelerle devlet destekli Su Ürünleri Mühendisi ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisi istihdamı yaratması sektörün gelişimi için gereklidir ki görüş alındığında buna benzer birçok proje hayata geçirilmek için hazır beklemektedir.Su Ürünleri Kooperatiflerinde, doğru kayıt sistemini geliştirme adına, sözleşmeli Tarım Danışmanı olarak Su Ürünleri Mühendisleri görevlendirilmelidir.
8. Yüksek Öğretim Kurumu Başkanlığı’nın almış olduğu karar neticesinden Su Ürünleri Mühendisleri ile Ziraat Fakültelerinin Hayvansal Üretim Bölümü eş değer sayılmış,ancak uygulamada eşdeğerlilik tek taraflı kullanılmaktadır.Hayvansal Üretim mezunları Su Ürünleri Mühendis kadrolarına başvuru yapabilmekte iken,Su Ürünleri Mühendisleri Hayvansal Üretim kadrolarına başvuru yapamamaktadır.Burada olduğu gibi her zaman Su Ürünleri Mühendisleri görmezden gelinip haksızlıklar yapılmış ve yapılmaya da devam edilmektedir.Bu haksızlıkların giderilmesini istemekteyiz.Denklik ya karşılıklı olarak kullanılmalı ya da iptal edilmelidir.Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı’na ve Devlet Personel Başkanlığı’na da mağduriyetimiz ile ilgili ne kadar yazı yazsakta yardımcı olmamışlardır.Aklımıza gelen soru Ziraat Mühendislerinin daha baskın olmasından dolayı mı bizler dikkate alınmayarak, mağdur ediliyoruz?
9. Su Ürünleri Mühendislerinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı dışında da çalışma alanlarımız olduğu halde atama yapılmamakta, bizim hakkımız olan kadrolara başka meslek grupları atanmaktadır. Orman ve Su İşleri Bakanlığı,Çevre ve Şehircilik Bakanlığı,Denizcilik Müsteşarlığı ve Belediyeler gibi kamu kurum ve kuruluşlarında çalışma hakkımız olduğu halde maalesef atamamız yapılmamaktadır.
10. 2014 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bünyesinde 43 tane Su Ürünleri Şube Müdürlüğü kurulmuştur.Şube Müdürlüklerinin bünyesinde farklı meslek gruplarının atanması Su Ürünleri Mühendisleri’nin atanmasını zorlaştırmıştır.Bakanlık bünyesinde her branş kendi işini yapması gerekmekte olup, hakkımız olan kadrolara Su Ürünleri Mühendisleri yerleştirilmelidir.
Devletimizin sürdürülebilir balıkçılık ve su ürünleri politikasının temellerini atmak konusunda daha fazla geç kalması görev aşkıyla bekleyen biz mühendisleri üzmektedir. Su Ürünleri Mühendisleri ve Balıkçılık Teknolojisi Mühendisleri ise çözüm için istihdam beklemektedir.
 Meslek aşkımız ve taleplerimiz satırlara sığmayacak kadar fazla olup hükümetimizden gerçek ve kararlı adımlar beklemekteyiz.
 Saygılarımızla,
 
 
2.1.2018
Devamı

Ahır ve Ağıl için Yüzde Elli Hibe Desteği Başvuruları Başladı

Hayvancılıkta modern ahır veya ağıl projeler için verilen yüzde 50 hibe desteğine başvuruları başladı.

Edinilen bilgiye göre , modern ahır ve ağıl projeleri için sağlanan yüzde 50 hibe desteği için başvuruların 2-31 Ocak 2018 tarihleri arasında Gıda Tarım ve Hayvancılık il müdürlüklerine başvuru yapabilecekler.

Başvuru yapanlarda, öncelikle en az 1 yıl öncesine dayanan Hayvancılık Bilgi Sistemine kayıt yaptırmış olma şartı aranacak. Bu ön koşula sahip en az 10, en fazla 49 baş anaç sığır veya en az 100, en fazla 200 baş anaç koyun-keçi kapasiteli aktif işletmesi olan yetiştiricilerin başvuruda bulunabileceği aktarıldı.



 
 
2.1.2018
Devamı

Konya DSYB 2018 Buzağı Yılı Eğitim Toplantılarına start Verdi

   Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından  geçtiğimiz aylarda başlatılan 2018 yılı buzağı yılı projesine yönelik çalışmalar hız kazandı. Artan buzağı ölümlerine ve yetiştiricinin sorunlarına kamuoyunun dikkatini çekmek amacıyla Konya DSYB 2018'i Buzağı Yılı ilan ederek eğitim başta olmak üzere bir takım faaliyetler organize etmeyi şimdiden hedefliyor.  2018 Buzağı Yılı kapsamında Konya DSYB ilk eğitim toplantısını Konya Merkezde ikamet eden yetiştiricilere yönelik eğitim toplantısı gerçekleştirdi.
Eğitim toplantısına Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürülüğü, Hayvan Sağlığı Şube Müdürü Süleymen Özcan, Meram İlçe Müdürü Mahir Keleş, Karatay İlçe Müdürü Esat Altuntaş, Meram Ziraat Odası Başkanı Ali Ataiyibiner, Konya Kırmızı Et Üreticileri Birliği yönetim kurulu başkanı Nazif Karabulut, Karatay Süt Üreticileri Birliği yönetim kurulu başkanı Ali Kalaycı, Konya DSYB yönetim kurulu başkanı Edip Yıldız ve yönetim kurulu üyeleriyle birlikte çok sayıda yetiştirici katıldı.
Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin ev sahipliğinde bir açılış konuşması yapan Başkan Edip Yıldız, neden böyle bir organizasyon gerçekleştirildiğini ve Birliğin genel çalışmaları hakkında bilgi verdi. Yıldız, "Buzağılar işletme gelirinin %40’ını oluşturmaktadır. Sadece buzağı kayıplarının önüne geçebilirsek, zaman içerisinde ithalata da gerek kalmayacaktır. Ülkemizde ki yıllık buzağı kayıpları, İsrail, Estonya, Malta’nın da aralarında bulunduğu 30’dan fazla ülkenin sığır varlığından fazladır. Normal şartlar altında bir işletmede yıllık buzağı ölümleri %5’e kadar tolere edilebilir kabul edilse de, ülkemizde bu oran %15’i geçmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı buzağı ölümleri ülke hayvancılığı için en önemli konu başlıkları arasında yerini almalıdır" dedi.
Damızlık Düve Merkezi Büyüyor
Edip Yıldız konuşmasında yönetim kurulunun iki dönemdir görev üstlendiklerini ve söz verdikleri gibi ikinci dönemin yatırımlarla dolu geçtiğinin altını çizdi. Yıldız "Yetiştiricilerimizin yüksek verimli ve kaliteli gebe düvelerle üretim yapmasını sağlamak ve piyasaya göre uygun fiyata damızlık materyale ulaşabilmesi amacıyla 570 baş kapasiteye sahip olan Damızlık Düve Merkezimizi büyütüyoruz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı desteği ile 500 başlık yeni bir tesis daha yaparak toplam kapasitemizi 1070 başa çıkarıyoruz. Bu proje kapsamında Konya’da başka örneği olmayan Damızlık Düve Merkezimizin ülkemiz geneline örnek olacak. Artık daha fazla yetiştiricimize hizmet etme fırsatı bulacağız" dedi. 
Edip Yıldız'ın açılış konuşmasının ardından sözü Konya Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Şube  Müdürü Süleyman Özcan aldı. Özcan ise  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yeni dönemdeki çalışmaları hakkında Konyalı yetiştiricilere bilgi verdi. Konuşmalarının ardından Veteriner Hekim Emrah Erbay Buzağı Bakım ve Beslemesi hakkında sunumunu gerçekleştirirken sunumundan hemen sonra  soruları cevaplandırdı ve toplantı sona erdi. 
 

 
29.12.2017
Devamı

Küpeleme ve Aşı Ücretleri 1Kuruş

 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 1 Ocak'tan itibaren Bakanlık personeli veteriner hekimlerin aşı ve küpe uygulama hizmetleri karşılığında üreticilerden aldıkları ücretleri 1 kuruşa indirdi.
Buna göre Bakanlık personeli veteriner hekimlerin aşı ve küpe uygulama hizmetleri karşılığında üreticilerden alınan ücretler yeniden belirlendi. Daha önce 25 kuruş ile 2,50 lira arasında değişen aşılama ve küpeleme ücretleri 1 kuruşa düşürüldü.
Bakanlık, bu doğrultuda kamuoyunda aşı ve küpe ücreti olarak bilinen "Hayvanların Tanımlanması ile Veteriner Biyolojik Ürün Uygulama Ücreti Makbuzu" karşılığı uygulama ücreti olarak 1 Ocak 2018'den itibaren 1 kuruş alınması hususunda 81 il müdürlüğüne gerekli yazıyı gönderdi.
Öte yandan söz konusu ücretlerin tamamen kaldırılması amacıyla mevzuat değişikliği çalışması sürdürülüyor. Bakanlık, veteriner hekimlerin, aşı ve küpe uygulaması hizmetleri karşılığında farklı şekilde ücretlendirilmesi konusunda da bir çalışma yapıyor.
Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nda hayvanlara uygulanan aşı ve küpe uygulamaları için hayvan sahipleri ya da bakıcılarından ücret alınmasına ilişkin maddeler yer alıyor. Söz konusu mevzuat ile bu ücretin miktarının belirlenmesi yetkisi de Bakanlıkta bulunuyor.
 
 
29.12.2017
Devamı

Buzağı Desteklemesinden Faydalanabilmek için Son 2 gün

2018 yılında buzağı desteklemelerinden faydalabilmek için son 2 gün kaldı. Yetiştiricinin 2018 yılında buzağı desteklemesinden faydalanabilmesi için İl ilçe Tarım müdürlükleri, Damızlık birlikleri,Süt birlikleri, Haykoop ve Tar koop gibi kuruluşlara başvurması gerekiyor. Yetiştirici son 2 iş gününde birliklere yada il yada ilçe tarım müdürlüklerine   başvurmadığı takdirde 2018 yılındaki Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının buzağı desteklemesinden faydalanamıyacak. Öte yandan buzağı desteklemesinden faydalanmak için başvuru yapan yetiştiriciler 750 TL ye kadar destekleme alacak.

 
28.12.2017
Devamı

Enflasyon Bu kezde Çiğ Süt Fiyatına Engel Oldu

Ulusal Süt Konseyi, çiğ süt fiyatını belirlemek üzere toplandı. Toplantıda sanayici temsilcileri ile üretici temsilcileri çiğ süt referans fiyatının litre başına 1 lira 40 kuruştan 1 lira 50 kuruşa çıkarılması konusunda anlaştı.Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı temsilcilerinin fiyat artışının enflasyonu artıracağını gerekçe göstererek karşı çıkması nedeniyle fiyat artışı yapılamadı.
Bakanlık temsilcilerinin fiyat artışını engellemesinin şaşkınlıkla karşılandığını belirten Ulusal Süt Konseyi üyeleri, serbest piyasada çiğ sütün litresinin zaten 1 lira 50 kuruşa alıcı bulduğunu belirterek enflasyonun sorumlusu olarak sütün gösterilmesini eleştiriyor.
DÜNYA’nın toplantıya katılan Ulusal Süt Konseyi Yönetim Kurulu Üyelerinden edindiği bilgiye göre; Bakanlık temsilcileri fiyatın artırılmaması yönünde talimat aldıklarını belirterek, fiyat artışının 2017 enflasyonunun çift haneli olmasına neden olacağını iddia etti. Bakanlık temsilcileri, 2017 yılı enflasyon rakamları kesinleştikten sonra 16 Ocak 2018’de tekrar toplantı yapılarak çiğ süt fiyatının açıklanacağını ifade etmesi diğer temsilcilerin tepkisine yol açtı. Çiğ süt üreticileri, sütün enflasyonun nedeni olarak gösterilmesinin çok büyük haksızlık olduğunu ifade etti.
İlk kez sanayici-üretici anlaştı,devlet karşı çıktı
Ulusal Süt Konseyi’nde çiğ süt referans fiyatının belirlenmesi her zaman sert tartışmalara neden oluyor. Toplantılarda çiğ süt üreticilerin istediği fiyatı yüksek bulan sanayiciler daha düşük fiyat verilmesini istiyordu. İlk kez sanayiciler çiğ süt referans fiyatının artırılmasını istedi. Üreticiler de kabul etti. Fakat Bakanlık temsilcileri buna karşı çıkması nedeniyle fiyat artışı yapılamadı.
Fiyat 16 Ocak’ta açıklanacak
Bakanlık temsilcilerinin verdiği bilgilere göre çiğ süt referans fiyatı 16 Ocak 2018’de belirlenecek. Ulusal Süt Konseyi 16 Ocak 2018’de yapacağı toplantıda referans fiyatın ne kadar olacağı henüz bilinmiyor. Çiğ süt üreticileri o zamana kadar fiyatın litre başına 1 lira 60 kuruşa çıkabileceğini ifade ederken, süt sanayicilerinin tavrı fiyatın belirlenmesinde etkili olacak.
Ulusal Süt Konseyi geçen Eylül ayında çiğ süt referans fiyatını litre başına 1 lira 30 kuruştan 1 lira 40 kuruşa çıkarmıştı. 1 Ekim 2017- 28 Şubat 2018 tarihleri arasında geçerli olacağı açıklanan bu fiyat çiğ süt üretiminin düşmesi ile kısa zamanda aşıldı. Çiğ süt fiyatı serbest piyasada 1 lira 50 kuruşa çıktı.Süt sanayicileri piyasada yeterli süt olmadığını ve fiyatın daha da artacağını belirterek fiyatın revize edilmesini ve 1 lira 50 kuruş olmasını istedi. Ancak, bakanlık temsilcilerinin karşı çıkması ile fiyat artışı gelecek yıla kaldı.
DÜNYA’nın görüştüğü çiğ süt üreticileri, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yetkililerinin çiğ süt fiyatının artmasına karşı çıktıkları gibi yem başta olmak üzere diğer girdi fiyatlarının artmasına da karşı çıkmasını beklediklerini söyledi. Maliyetler artarken çiğ süt fiyatındaki artışın engellenmesi, üreticiye ineğini kestirmek anlamına geleceğini anlatan üreticiler,bu gidişle bakanlığın süt ithal edeceğini iddia etti.

 
 
27.12.2017
Devamı

ÇKS Kaydı İçin Son 3 Gün

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kaydını yaptıramayan çiftçiler için müracaat süresine son 3 iş günü kaldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, "Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği" Resmi Gazete'de geçtiğimiz günlerde yayınlanarak, 30 Haziran'dan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.Buna göre, 2017 üretim yılı ÇKS kaydını 30 Haziran'a kadar yaptıramayan çiftçiler için süre 31 Aralık 2017'ye kadar uzatıldı.Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, ÇKS'nin çiftçilerin kayıt altına alındığı tarımsal veri tabanı olarak hazırlandığı hatırlatıldı.ÇKS Yönetmeliği'ne göre, üretim yılına ilişkin çiftçi başvurularının 30 Haziran'da sona erdiği belirtilen açıklamada, "Çiftçilerin bu tarihten sonra sahip oldukları veya kiraladıkları tarım arazileri hariç ÇKS'ye yeni bir çiftçi ve arazi kaydı yapılmamaktadır." ifadesi kullanıldı.
 
27.12.2017
Devamı

Çiftçi Prim Borçlarına Karşılık Teminat Verecek

Sigorta şirketlerince, prim borçlarına karşılık ilk yıl için Tarım Sigortaları Havuzu Yönetim Kurulunun belirleyeceği teminat türlerine göre havuza 200 bin lira sabit teminat verilecek.Hazine Müsteşarlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, "Tarım Sigortaları Havuzu Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.
Buna göre, sigorta şirketlerinin prim borçlarına karşılık ilk yıl için Kurulun belirleyeceği teminat türlerine göre havuza vereceği sabit teminat tutarı 100 bin liradan 200 bin liraya çıkarıldı. Şirketlerin, takip eden yıllarda bir önceki yıl havuza devrettikleri prim üzerinden vereceği ilave teminat ise yüzde 15'ten yüzde 10'a düşürüldü.
Kaynak: AA
 
 
27.12.2017
Devamı

TMO ya Borsa İstanbul'dan Gong Töreni

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından Halk Yatırım Menkul Değerler A.Ş. aracılığı ile 27 Kasım 2017 tarihinde gerçekleştirilecek olan ve ülkemizde ilk olma özelliğini taşıyan  varlık olarak tarımsal emtianın kullanıldığı 100 milyon TL tutarındaki Kira Sertifikası (Sukuk) ihracına yönelik olarak Borsa İstanbul’da bir gong töreni düzenlenecek.
TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İsmail KEMALOĞLU ile Halk Yatırım Genel Müdürü Serdar SÜRER ev sahipliğinde ilgili kurum, kuruluş ve finans sektörü temsilcilerinin katılımıyla düzenlenecek gong töreni, 27 Aralık 2017, Çarşamba günü Borsa İstanbul Gong Salonu’nda gerçekleştirilecek.
 
 
26.12.2017
Devamı

Yaylalar Baharda Şenlenecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, uzun zamandır güvenlik sebebiyle uygulanan yaylalara çıkma yasağının gelecek bahardan itibaren kaldırılacağı yönündeki açıklaması, doğu illerinde sevinçle karşılandı.
Hakkari, Van, Muş ve Bitlis'te ziraat odası, ticaret borsası ve üretici birliklerinin yöneticileri, terör örgütü PKK'ya yönelik yürütülen etkin mücadelede vatandaşların zarar görmemesi için uygulanan yayla yasağının gelecek yıl ilkbahar mevsiminden itibaren kaldırılmasıyla yaylaların eskisi gibi hayvan sürüleriyle renkleneceğini ifade etti.
Hakkari Ziraat Odası Başkanı Naif Önal, AA muhabirine, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yayla yasaklarının kaldırılacağına yönelik açıklamasının bölgede heyecan yarattığını söyledi. Kentte en önemli geçim kaynaklarından birinin hayvancılık olduğunu belirten Önal, "Sayın Cumhurbaşkanımızın bu açıklaması Hakkari çiftçisini ve halkını son derece heyecanlandırmıştır." dedi.
Tekrar küçükbaş hayvancılık yapabilmek için yaylalara, meralara, çayırlara çıkmaları gerektiğini ifade eden Önal, "Yaylaya çıkabilmemiz için de altyapı lazım. Şu anda üreticilerimiz yayla yasaklarından dolayı hayvanlarını satmış durumda. Yaylaya çıkabilmemiz için hayvan lazım. Köylerimizde hayvan barınaklarının bir an önce yapılması lazım. Her aileye 25 koyun 2 koç vermek koşuluyla, hibe veya geri ödemeli olarak her aileye bu koyunlarımızı tahsis ettiğimiz zaman tabii ki insanlar yaylaya çıkacak. 1990'lı yıllarda hedefimiz olan 2 milyon 500 bin küçükbaş hayvana ulaşabiliriz." diye konuştu.
Hakkari'de kırsal kalkınma alanında bin 155 proje hazırlanarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına sunulduğunu anlatan Önal, bunların desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Önal, yayla yasaklarının kaldırılması ve üreticilerin desteklenmesi durumunda 2 yıla kadar et konusunda dışa bağımlılığı ortadan kaldıracak potansiyele sahip olacaklarını dile getirdi.
"Hayvan ve süt çoğalacak, et ucuzlayacak"
Yüksekova Ziraat Odası Başkanı Adnan Onay da ilçede 2 milyon ton kaba yem potansiyeli olduğunu söyledi.
Yayla yasağının kaldırılmasıyla buralardaki ot ve kaba yemin tekrar gündeme geleceğini belirten Onay, şöyle devam etti:
"Bununla hayvan ve süt çoğalacak, et ucuzlayacak. Tarıma dayalı olan sanayinin hareketlenmesine de katkıda bulunacak. Bu, büyük bir atılımdır. Hayvanlara kışın yedireceğimiz bitkiyi yazın yediriyorduk, kışa yemimiz kalmıyordu. Yayla yasağının kaldırılması bu sıkıntının giderilmesi anlamına gelir. Memlekete faydası çok büyüktür. İlçede 500 bin koyun, 60-70 bin civarında büyükbaş hayvan bulunuyor. Yaylalara insanlarımız çıktığı zaman bu iş gücünü katma değere çevirecek. Katma değer paraya dönecek, dolayısıyla vatandaşların durumu iyi olacak."
"Desteklediğimiz bir karar"
Van Ticaret Borsası Başkanı Enver Memduhoğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasını desteklediklerini söyledi.
Bundan önce de her platformda yasaklı yaylaların açılması konusunu gündeme getirdiklerini belirten Memduhoğlu, "Bölgemizin en büyük ekonomik dinamiklerinden biri tarım ve hayvancılık. Bu nedenle Cumhurbaşkanımızın söylemleri desteklediğimiz bir açıklama. Mera alanlarının yeniden açılması hayvancılığa da olumlu katkı sağlayacak. Özellikle küçükbaş hayvancılığın daha da gelişmesini etkileyen bir adım olacak. Desteklediğimiz bir konuydu. İnşallah bunun etkisi kısa zamanda bölgemizde hissedilecek." dedi.
Van Ziraat Odası Başkanı Hasan Özgökçe, yasağın kaldırılmasının bölgede pozitif etki yaratacağını ifade etti.
Bölgenin en önemli geçim kaynaklarından birinin hayvancılık olduğuna işaret eden Özgökçe, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Hayvancılık zor durumdaydı. Besicilerimiz hayvanlarını yaylalara çıkarıp ot veremedikleri için yem almak zorunda kalıyorlardı. Bu da maliyetlerin artasına neden oluyor, insanlar da hayvancılık yapmaktan vazgeçiyordu. Yaylaların tekrar insanların hizmetine sunulması kararını çok olumlu buluyoruz. Bu karar hayvancılığın gelişmesine ve bölgenin eski günlerine kavuşmasına vesile olacaktır ancak hayvancılığın gelişmesindeki tek engel bu değil. Diğer sorunların çözümü konusunda da gereken çalışmaların yapılmasını bekliyoruz."
"Hayvancılığı zirveye taşıyacak"
Van Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Sabri Yılmaz, hayvancılıkla geçimini sağlayan insanlar olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu açıklamasını büyük bir sevinçle karşıladıklarını ifade etti.
Daha önce bölgede tarım ve hayvancılık sektörü temsilcileriyle yapılan toplantılarda da bu konuyu gündeme getirdiklerini söyleyen Yılmaz, Türkiye'nin en geniş yaylalarına sahip olan bölgede bu potansiyelin sadece yüzde 30'unu kullanabildiklerine dikkati çekerek, bu durumun hayvancılığın gelişmesini olumsuz etkilediğini bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasını desteklediklerini vurgulayan Yılmaz, şöyle konuştu:
"Bu kararın ardından biz de üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Bu karar bölgede hayvancılığı tekrar zirveye taşıyacak. Cumhurbaşkanımız bu kararı açıklayarak üzerine düşeni yaptı. Şimdi sıra bizlerde. Biz de bölgede hayvancılığın gelişmesi için çaba göstereceğiz. Üreticilerimizin de hayali buydu. Yıllar önce birçok ülkeye ihraç edilen küçükbaş hayvanların yüzde 70'i Van'dan gidiyordu. Yaylaların açılmasıyla biz o günlere yeniden kavuşacağımıza inanıyoruz. Yasaklı dönemde hayvancılığı bırakarak kente göç eden insanlar var. Bundan sonra o insanların tekrar köylere dönmesini sağlayacak desteklemelerin sağlanması gerekiyor. Cumhurbaşkanımız beklediğimiz açıklamayı yaparak üzerine düşeni yaptı. Bundan sonra bakanlıkların ve bizlerin hayvancılığın gelişmesi için üzerimize düşeni yapmamız lazım. Biz yöremizde bu görevi üstlendik ve ne gerekiyorsa yapmaya hazırız."
"Yasağın kalkması ekonomiye olumlu katkı sağlayacak"
Hizan Ziraat Odası Başkanı Erkan Durmaz, yasağın kaldırılmasının bölge hayvancılığına canlılık getireceğini söyledi.
"Bölgemizin geçim kaynağı hayvancılığa dayalı. Yaylalar açılmadığında bölgede hayvancılık yapmak zor oluyor çünkü coğrafi yapıdan dolayı büyük tarım alanlarımız yok. Bu nedenle yem depolayacak şansımız da olmuyor." diyen Durmaz, "Güvenlik gerekçesiyle uygulanan yayla yasaklarının kaldırılmasının ilimizin ve ülkemizin ekonomisine büyük katkı sunacağına inanıyorum. Yaylaların tekrar kullanıma açılmasıyla ilimizde hayvancılık eski canlılığına kavuşacak. Ülkenin et ithalatını da önleyebilecek bir karardır. Bu karardan dolayı Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyoruz." ifadelerini kullandı.
Hizan Bal Üreticileri Birliği Başkanı Seyithan Ekinci de yasak nedeniyle arıcıların da yaylalara gidemediğini söyledi.
Ekinci, "Bu açıklama bizi çok sevindirdi. İlçemizdeki yaylalarda bitki örtüsü çok zengin ancak bunları güvenlik gerekçesiyle kullanamıyoruz ayrıca bu yaylaların yolu yok. Yasakların kaldırılmasıyla buralara yol yapılması için girişimlerde bulunacağız. Yaylalarımızın bitki örtüsü kekik ve geven bitkisinden oluşuyor. Bu yasaklar kalktığında arıcılarımız daha fazla bal üretecek." diye konuştu.
"Karar bölge ekonomisine olumlu katkı sağlayacak"
Muş Ziraat Odası Başkanı Hakim Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Hakkari'de yaptığı açıklamanın besicileri mutlu ettiğini dile getirdi.
Muş'ta 315 bin büyükbaş ve 1 milyonun üzerinde küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirten Yıldırım, şunları kaydetti:
"Yaylaların açılmasıyla ben inanıyorum ki önümüzdeki yıl bu sayı artacaktır. Güvenlik gerekçesiyle uzun süreden beri yaylalara çıkılmaması sonucu birçok üretici hayvanlarını satarak göç etmek zorunda kalmıştı. Yaylaların yeniden serbest olması göç eden vatandaşların dönüş yapmasını sağlayacak ve böylece hayvan varlığı da büyük oranda artacaktır. Vatandaş hayvanın sütünden, peynirinden, yoğurdundan, yününden ve yağından elde ettiği gelirle geçimini sağlıyor. Alınan karar bölge ekonomisine olumlu katkı sağlayacaktır. A.A.
 
 
26.12.2017
Devamı

Oğlak etine ilgi ve talep her geçen gün artıyor

Marka olma yolunda ilerleyen Ankara keçisi oğlağına tüketiciler yoğun ilgi gösteriyor.

Bir dönem yetiştiricinin satmakta zorlandığı Ankara Keçisi Oğlağında artık Ankaralı keçi yetiştiricileri talebe yetişemiyor. Sonbahar aylarında oğlak üretimi en fazla Ankara’da gerçekleşirken Ankara Keçisi Oğlak etine Ankaralı tüketicilerin yani sıra Türkiye’nin 7 bölgesinden de yoğun talep geliyor.
Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğinin 3 yıl önce başlattığı “Dolsa da yesek” adlı kampanya ile Ankara’da yok olmaya yüz tutan oğlak eti tüketimi yeniden canlandı. Kampanyadan önce 12 TL olan oğlak eti fiyatı kampanyanın ilk yılında 20 TL’ye kadar yükselirken bugün kuzu etiyle hemen hemen aynı fiyattan alıcı bulabiliyor. Kampanya ile Ankaralı yetiştiricilerin oğlak satamama sorunu ortadan kalkerken düşük karkas verimi nedeniyle alıcı bulamayan Ankara Keçisi Oğlağı ise tüketici tarafından özellikle aranan ürünler arasına girdi.
Türkiye de ilk defa bir yemek markalaşıyor.
Başarının mimarlarından Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç, “Dolsa da yesek” adlı kampanyanın yetiştirici olduğu kadar tüketici için de büyük bir kazanç olduğuna dikkat çekti.
“Tüketici kampanya ile daha kaliteli bir kımızı etten hem haberdar oldu hem de ona ulaşma olanağına kavuştu” diyen Başkan Kılınç: "Dolsa da yesek adlı kampanya mutfak kültürümüz acısından da büyük bir kazanç. Unutulmaya yüz tutmuş olan oğlak etinin tekrar mutfağa girmesinde büyük katkısı oldu. Sağlık acısında üstün özellikleri olan bir et. Oğlak etindeki kolesterol ve yağ seviyesi diğer etlere göre daha düşüktür. Üniversitelerin yaptığı çalışmalara bakıldığında özellikle doymamış yağ asitleri bakımından zengin, doymuş yağ asitleri açısından da diğer kırmızı etlerle kıyaslandığında daha düşük olduğu görülmüştür. Bu da günümüzün rahatsızlıkları olarak görülen kalp ve damar hastalıklarını engellemede sağlıklı bir diyet üründür. Oğlak eti sağlıklı olduğu kadar çok lezzetli bir ettir” dedi.
Oğlak etinin fiyatı Ankara’da şekilleniyor
Artık oğlak eti denildiğinde akla Ankara’nın geldiğini belirten Hasan Kılınç: “Oğlak etinin ülkemizde 4 mevsim üretimi mevcut. İlk Şubat ayında Balıkesir ve İzmir ile başlar daha sonra Çanakkale, Tekirdağ devam eder. Doğu illerinde de farklı illerde farklı tarihlerde oğlak etine ulaşmak mümkün. Ankara’da ise oğlak sezonu 1 Aralık’ta başlar yılbaşında sona erer. Ankara artık oğlak etinin en fazla tüketildiği illerin başında geliyor. Sonbahar aylarında en yoğun oğlak üretimi Ankara’da gerçekleşirken Ankara’ya oğlak almak Türkiye’nin 7 bölgesinden de alıcı geliyor. Türkiye’de oğlak sektörü Ankara’da şekilleniyor. Fiyatı burada belirleniyor” dedi. 


 
 
26.12.2017
Devamı

VERGİ DÜŞTÜ DİYE 1 GRAM BUĞDAY GELMEDİ



em>Ulusal Hububat Konseyi'nin (UHK) 2017 Hububat Sezonu Değerlendirme Paneli Edirne’de yapıldı. Yoğun katılımla gerçekleşen panelde hububatla ve hububata dayalı sanayiler ilgili gelişmeler ve sorunlar masaya yatırıldı.
Programa TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tohumculuk Dairesi Başkanı Mehmet Sığırcı, Ulusal Hububat Konseyi Başkanı Özkan Taşpınar, KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Sade, Edirne Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özay Öztürk, Konya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Çevik’in yanı sıra, panelist olarak Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı Eren Günhan Ulusoy, UHK Araştırma ve Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, Edirne Ticaret Odası Meclis Başkanı Fedai Canım, İpsala Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Girgin, Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Halil Sürek katıldı.
 
-Huzur ve istikrar; ticareti, yatırımı ve refahı artırır
Programın açılış konuşmasını yapan Edirne Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özay Öztürk, bölgenin tarım potansiyeli ve Edirne Ticaret Borsası’nın çalışmalarıyla ilgili bilgi vererek,  "Bölgemiz çeltikte; ülkemiz toplam ekim alanının yüzde 46’sını oluşturmakta, üretimin yüzde 47’sini karşılamaktadır. Her geçen gün kalitenin önemi bir kat daha artıyor. Rekabet gücümüzü artırmak için hedefimiz, standartlara uygun belki de üzerinde üretim yapmak olmalıdır. Bizler hedefimizi daha çok iş, daha çok aş olarak belirledik. İnsanımıza refahı ve zenginliği getirecek en önemli güç üretici ve üretimle entegre olmuş Türk özel sektörüdür. Huzur ve istikrar; ticareti, yatırımı ve refahı arttıracaktır. Bu bağlamda üzerimize düşen görevi her koşulda yapmaya hazır olduğumuzu tekrar ifade etmek istiyorum" dedi.
 
-Üretici girdi ile desteklenmeli
Programda konuşan Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik, lisanslı depoculuk ve modern borsa anlayışının gelişerek tarımsal üretime değer kattığını belirterek, üreticilerin girdilerle desteklenip, fiyatların serbest ticaretin kalbi olan borsalarda oluşması gerektiğinin altını çizdi.  Rekabetle birlikte, hızın ve etkin risk yönetiminin her geçen gün arttığı dünyada, gelişen her şey gibi klasik borsacılık anlayışı da gelişerek ve değişerek, vadeli işlem ve ürün borsacılığının gerekliliğini ortaya koyduğunu ifade eden Çevik, devletin piyasaları düzenleyici bir rol üstlenmesinin tarımı ve tarımsal ticareti geliştirip, dünya ile entegre olmasının önünü açacağını belirtti.
 
-5 milyon hektar alan tarım dışı kaldı
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tohumculuk Dairesi Başkanı Mehmet Sığırcı da hububat alanlarında son 15 yılda 5 milyon hektar bir azalma olmasına rağmen, sertifikalı tohum kullanımı ve yetiştirme tekniklerindeki iyileştirmelerle verimin artış gösterdiğini belirterek, Bakanlık olarak tarımın gelişmesi yönünde her türlü desteği verdiklerini belirtti.
 
-Buğday ekim alanları sınır değerin altına indi
Ulusal Hububat Konseyi Başkanı Özkan Taşpınar, buğday ekim alanlarındaki azalmaya dikkat çekerek, bundan on yıl önce 9 milyon hektar olan buğday ekim alanının giderek azalarak sınır değer olan 8 milyon hektarın altına inerek 7.7 milyon hektara düştüğünü belirterek, buğdaya verilen desteklerin bölgesel özellikler dikkate alınarak artırılması gerektiğini belirtti.
 
-Havzalar arası su transferi yapılmalıdır
Günümüzde tarım ve gıdanın önemini artırdığını, bununla birlikte üzerine oluşturulacak, politikaların da hayati bir değer kazandığını belirten Taşpınar, projelerimizi 2023'te 90 milyon nüfus, artı 50 milyon turist toplum 140 milyonu doyurmak ve tarımda dünyada ilk beşte yer almak için kurgulamak gerektiğini ifade etti. Taşpınar sözlerine şöyle devam etti: “Şu an dünyada yedinci, Avrupa'da birinci tarım ekonomisine sahibiz. 2006'da ilk defa çıkan Tarım Kanunu önemli yenilikleri getirmiştir. Bunun için tüm paydaşlar, karar alıcılarla sürekli ve etkin bir diyalog içinde olmalıdır. Devlet üretici ile tüketiciyi korumalıdır. Piyasada etkin bir gözetim denetim sistemi kurulmalıdır. Türkiye’de 4,5 milyon hektar civarında nadas alanı mevcuttur. Bu açıdan belli ilkeler çerçevesinde havzalar arasında su transferi yapılmalıdır. Ülkemizde enflasyonun en önemli nedeni tarım ve gıda olarak gösterilmeye çalışılmakta. Bu yanlışla birlikte gümrük fonlarının düşürülmesi de gündeme gelmektedir. İthalat söylemleri ürün hasat sezonlarında piyasaları olumsuz etkilemekte, çiftçiyi üretimden soğutmakta, hatta üretimden düşürmektedir. Gümrük vergisi düzenlenmesi iyi hesaplanmalı düşürülecekse de hasat zamanı değil, ürünün en az olduğu zaman da uygulanmalı " dedi.
 
-Yetkisiz kişiler ekmek, buğday ve pirinç üzerine yorum yapmamalı
Taşpınar, toplulaştırma ve lisanslı depoculukla ilgili olarak ise şunları kaydetti: "Bakanlığın arazi toplulaştırması çalışmaları 5403 sayılı kanuna göre kararlılıkla ve hızlı bir şekilde yapılmalıdır. Lisanslı depoculuğu da etkin şekilde kullanarak dünya tarım ticaretine entegre olmalıyız. Tarım destekleri ortalama 14 milyar TL olup, rakam bakanlık bütçesinin yüzde 65'idir. Bu rakam tarım sektörü açısından önemli bir miktardır. Bu desteklerin sektöre etkileri ve hedeflenen amaçlara ne ölçüde ulaşıldığı konusunda etki analizi iyi değerlendirilmelidir. Önemli bir husus da uzman olmayan kişiler buğday, ekmek ve pirinç üzerine yorum yapmaktadır. Bu olumsuz propagandaların önüne geçilmesini de sektörün istekleri olarak söyleyebiliriz."
 
-Fiyat üretici lehindeyse fiyat açıklamayız
TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu ise geç açıklanan ürün fiyatlarına gösterilen tepkiye değinerek, "TMO neden fiyatı geç açıklıyor?  Biz nisan ya da mayıs ayı başında da fiyat açıklayabiliriz. Piyasa işliyorsa, üretici ürününü iyi fiyata satıyorsa niye hasat başlamadan fiyat açıklayacağız? Fiyat erken açıklamamanın temel gerekçesi üreticiyi korumaktır. Biz mağdur etmediğimizi düşünüyoruz. Hasat başladığından itibaren TMO'nun depoları üreticinin hizmetinde, fiyat açıklanana kadar depo kira ücreti almıyoruz, fiyat açıklanana kadar önceki yılın alım fiyatıyla yüzde 30 avans veriyoruz" dedi.
 
-Buğdayda vergi düştü diye 1 gram buğday gelmedi
Buğdayda vergi düşürüldü diye ofislere 1 gram buğday gelmediğini anlatan Kemaloğlu, "Önceliğimiz üreticiyi korumak, tüketiciye makul fiyatta ürününün ulaşmasını sağlamak. Bu çerçevede zaman zaman ithalat yapıyoruz. Hasat zamanı vergi düşürülmeseydi, katılıyorum, keşke düşürülmeseydi. Toplamda buğdayda vergi düşürüldü diye 1 gram buğday gelmedi. Gümrük vergisi düştü diye buna dayalı bir ithalat olmadı ama psikolojik bir etkisi oldu, fiyat düşüşlerine sebep oldu. Özünde görevimiz piyasayı düzenlemek" diye konuştu.
 
Konuşmaların ardından 2017 Hububat Sezonu Değerlendirme Paneli'ne geçildi. Moderatörlüğünü KTO Karatay Üniversitesi Rektörü ve UHK Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Bayram Sade'nin yaptığı panelde Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu Başkanı Eren Günhan Ulusoy, Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Halil Sürek, UHK Araştırma ve Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, Edirne Ticaret Odası Meclis Başkanı Fedai Canım, İpsala Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Girgin konuştu.
 
 
 
 
25.12.2017
Devamı

Türk Makarnası Dünya Pazarında

 2017 yılının 10 ayında gerçekleşen makarna ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 23,2 artarak 860 bin tona ulaştı. Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Başkanı Abdulkadir Külahçıoğlu Avrupa Birliğinin (AB) kotası  ve ABD’nin uyguladığı  anti dampinge rağmen Türk makarna ihracatının 10 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23,2 artarak 860 bin tona ulaştığını söyledi. Külahçıoğlu ihracat ülke sayısına değinerek 154 ülkeye ihraç edilen makarnanın bugün 160 ülkeye ihraç edildiğinede vurgu yaptı. Başkan Külahcıoğlu Türk makarnası bütün dünyada kalitesiyle, lezzetiyle fiyatıyla kabul edildi. Sektörümüz her geçen gün büyüyor dedi.
 
25.12.2017
Devamı

Şeker Kurumu KHK Kararı İle Kapatıldı

Türkiye’de Şeker Kanunu ile verilen görevleri yerine getiren Şeker Kurumu OHAL Kararnamesi ile kapatıldı. Şeker Kurumu’nun görevlerini Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yürütecek.
Bakanlığın görev ve yetkileri arasında şeker kotalarının tespiti ile şeker ticaretine ilişkin kuralları belirlemek de yer alıyor. Olağanüstü hal kapsamında hazırlanan 696 sayılı KHK, 24 Aralık 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlandı.
OHAL Kararnamesi’nin 69’uncu maddeden başlayarak, 74’üncü maddesine kadar olan maddelerde, 4634 sayılı Şeker Kanunu’na ilişkin değişiklikler yer aldı. Şeker Kurumu  kapatılırken, mevzuatta Şeker Kurumu ve Şeker Kurulu’na yapılmış olan atıflar Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına yapılmış sayıldı.
Şeker Kanunu’na Bakanlık olarak Gıda,  Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı eklenirken, Bakanlığın görev ve yetkileri; kotaların tespiti, iptal ve transferleri hakkında kararlar alıp uygulamak, şeker ticaretine ilişkin kuralları belirlemek, şeker dış ticaretine ilişkin görüşlerini Ekonomi Bakanlığına bildirmek, sektörle ilgili Ar-Ge faaliyetlerini yönlendirmek ve kaynak sağlamak olarak sıralandı.
Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelikler Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulacak.
Şeker Kurumu’nun kullanılmayan ödenekleri iptal edildi; kuruma ait her türlü taşınır ve taşınmaz mallar, araç gereç Bakanlığa devredilecek sayılacak. Şeker Kurumu çalışanları da başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kadrolarına atanmış sayılacaklar.
TAPDK DA KAPATILDI VE İŞLEVİ SONA ERDİ
OHAL Kararnamesi ile Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) da kapatıldı ve kurulun işlevi de sona erdi.
Kararnamenin 76’ncı maddesi ile 4733 sayılı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun adı “Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun” şeklinde değiştirildi.
Tütün, tütün mamulleri ve alkol piyasasının düzenlenmesine, tütün, tütün mamulleri ve alkolün Türkiye’de üretimine, iç ve dış alım ile satımına ilişkin usul ve esasların belirlendiği Kanun kapsamında belirtilen görevler, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülecek.
 
 
25.12.2017
Devamı

Okul Sütü İhalesine Onay

​Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından yapılan okul sütü ihalesi onaylandı.
Öğrencilere süt içme alışkanlığı kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amacıyla 2012 yılında başlatılan Okul Sütü Programı kapsamında, 2017-2018 eğitim-öğretim yılının ikinci döneminde, yaklaşık 32 bin bağımsız anaokulu, anasınıfı ve ilkokulda 6 milyon öğrenciye, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri olmak üzere hafta üç gün, 200 ml sade, yağlı UHT içme sütü dağıtılacak. Eğitim-öğretim dönemi sonuna kadar toplam 254 milyon 368 bin 800 kutu süt dağıtımı gerçekleştirilecek.
Hayvancılık Genel Müdürlüğünün açıklamasında, dağıtılacak okul sütlerinin temini amacıyla 14 Aralık 2017 tarihinde yapılan ihalede;  1. Kısım ( Ege-Doğu Anadolu bölgesi illeri) için Yörükoğlu Süt Ve Süt Ür. A.Ş. , 2. Kısım ( İç Anadolu-Güneydoğu Anadolu bölgesi illeri) için Pınar-Dimes İş ortaklığı, 3. Kısım (Marmara-Karadeniz bölgesi illeri) için Pınar-Dimes İş Ortaklığı, 4. Kısım (Akdeniz bölgesi illeri) için Güney Süt San. Gıda. A.Ş. firmalarının en düşük teklifi verdikleri bildirildi.
Açıklamada, “İhale kararı, İhale Yetkilisince onaylanmış olup, yasal itiraz sürelerinin tamamlanmasına müteakip ilgili firmalarla sözleşme imzalanacaktır” denildi.
 
 
22.12.2017
Devamı

2018 Yılı Büyümelerin Tabana Yansıması Olsun

 2017 yılına acısı ve  tatlısıyla veda ediyoruz. Veda ediyoruz etmesinede 2017 yılı üretici ve yetiştirici noktasında zor bir yıl olarak geçti. Aynı geminin içerisinde olduğumuz için bu zor günleri hep birlikte içimizde hissettik. Bir yılı daha geride bırakırken geçmişten ders alıp geleceğe sağlam adımlarla birlikte yürümeleyiz. 
Muhammet Oluklu'nun Kaleminden
Geçtiğimiz günlerde sizlerinde bildiği gibi TUİK büyüme rakamlarını açıklamıştı.Buna göre Tarım sektörü ise yüzde 3.3 büyüme göstermişti. Bu büyüme umuyoruzki 2018 yılında tabana yansıması olur. Geriye dönüp baktığımızda 2017 yılının kurak geçmesi bir çok üreticimizi ve yetiştiricimizi zarar etmesine hatta ithalatların önünü bir çok ürün alanında  açmasına neden oldu. Kuru fasulye, Mercimek, Nohut gibi önemli baklagillerin ithalatların önünü açarak üretimi ve üreticiyi zor durumda bıraktık.
Yetiştirci kısmına baktığımızda ise mevsimin kurak geçmesi ile birlikte bulgaristan’dan saman ithalatı gerçekleştirdik. Bugün 2017 yılında bunların hepsini geride bırakarak ömür var ise 2018 yılına hep birlikte  adım atıcağız. 2018 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı  bu sorunları bilerek yeni projeler geliştirmeye ve kendisini yenilemeye devam ediyor. Bu projelerden bir taneside yetiştirici açısından çok önem arz eden 2018 yılının buzağı yılı olmasıdır. Buzağılar çocuklarımız gibi bizim hayvancılık sektöründeki geleceğimizdir. Geleceği iyi analiz etmeden, geleceğimize sahip çıkmadan bugünlerimizi iyi öngöremeyiz. Bakanlıkta sanıyorumki  bu konuyu iyi analiz etmiş ve 2018 yılını buzağı yılı ilan etmiştir. Geçtiğimiz günlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söylemişti. Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni ederek amaçlarının da bu olduğunu vurgulamıştı.
Bizlerde umuyoruz ki bu büyüme rakamları ve söylemler biran önce hayata geçerde taban yansıması sounucunda hem yetiştiricinin hemde üreticilerimizin  yüzünün gülmesini  umut ediyoruz.
 
 
21.12.2017
Devamı

Yeni Yıla Tarım Sektörü Yeni Uygulamalarla Girecek

Tarım sektörü yeni yıla yeni uygulamalarla girecek. Hükümetin daha önce aldığı kararlar doğrultusunda 2018 yılında mazot, gübre, hayvancılık, et ve tohum konusunda yeni uygulamalar devreye girecek. Bu yeni uygulamalarla tarımsal üretim ve dış ticaret şekillenecek.
Özellikle girdilerle ilgili ve hayvancılık konusunda devreye girecek yeni uygulamalar tarımsal üretimi, ticareti ve fiyatları doğrudan etkilemesi bekleniyor.
Hükümetin daha önce aldığı kararlar doğrultusunda 2018’de uygulamaya başlanacak mazot desteğinin yüzde 50’ye kadar çıkarılması, gübre denetiminde DNA barkod uygulamasına geçilmesi, tohumda sertifikalı tohum kullanmayan üreticilere destek verilmemesi, hayvancılıkta ve kırmızı ette yeni desteklerin devreye girmesinin tarım sektörüne yeni bir yön vermesi bekleniyor.
aşbakan Binali Yıldırım’ın Milli Tarım Politikası’nı açıklarken “çiftçinin kullandığı mazotun yarısı bizden” sözü 2018’de uygulamaya geçiyor. Mazot desteğinin yaklaşık 3 kat artırılmasını öngören uygulama çerçevesinde ilk ödemenin 2018 yılı Mart-Nisan döneminde yapılması bekleniyor. Buna göre 2015 yılında 700 milyon, 2016’da 740 milyon ve 2017’de 723 milyon lira öngörülen mazot desteği 2018 yılı tarımsal destekleme bütçesine 1.9 milyar lira olarak girdi.
Mazottaki yeni destekleme uygulaması çerçevesinde ürün bazında verilecek destek miktarları belirlendi. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017 üretim yılı için belirlenen ve 2018’de ödenecek ürün bazında mazot desteğinde en yüksek ödeme pamuk ve çeltik üreticilerine yapılacak. Pamuk ve çeltik üreten çiftçilere dekar başına 36 lira mazot desteği verilecek. Ayçiçeği, soya, dane mısır ve patates için çiftçilere dekar başına 17 lira, buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikale üretenlere dekar başına 13 lira aspir, nohut,mercimek ve kuru fasulye üreten çiftçilere dekar başına 11 lira, fındık, yem bitkileri, çay, soğan, kanola ve havza modeli kapsamındaki 21 ürünün dışındaki diğer ürünlere ise dekar başına 9 lira mazot desteği ödemesi yapılacak.Tarlasını ekmeyerek nadasa bırakan çiftçiler dekar başına 5 lira mazot desteği alacak. 
Gübrede Kerakod ve DNA Barkod uygulaması
Yeni yılın ilk gününden itibaren gübre sektörünü derinden etkileyecek Karekod ve DNA Barkod uygulaması başlıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 6 Nisan 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan “Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ” kapsamında 1 Ocak 2018 itibariyle tüm gübre çeşitleri Karekod ve DNA Barkod uygulaması ile izlemeye alınıyor. Gübre üreticileri ve dağıtıcılarının karşı çıktığı ve “uygulanamaz” dedikleri yeni uygulama, gübrede maliyeti artıracak olması çiftçileri de olumsuz etkileyecek.
Piyasaya Arz Edilen Gübrelerin İzlenmesine Yönelik Tebliğ, tarımda kullanılan kimyevi gübrelerin, organik, organomineral gübreler ve toprak düzenleyiciler ile mikrobiyal, enzim içerikli ve organik kaynaklı diğer ürünlerin son kullanıcıya kadar takibine yönelik içerik ve ambalajların işaretlenmesi ile gübre dağıtıcılarının depo ve/veya satış yerlerine kamera takılmasına ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Tebliğ ile gübre üreticileri piyasaya arz edilecek gübrelerde izlenebilirliği sağlayacak şekilde Karekod ve DNA Barkod içeren işaretleyici etiketli takip sistemini kurmak ve uygulama zorunluluğu getiriliyor. İşaretleyici etiket ve karekod bulunmayan ürünler, 4703 sayılı Kanun kapsamında “güvensiz ürün” olarak değerlendirilecek. Ambalajlara Karekod uygulaması da getiren Tebliğ’in “ambalaj içindeki ürüne işaretleyici etiket uygulanması” gübre üreticileri ve ithalatçıları tarafından “uygulanamaz” olarak değerlendiriliyor.
Uygulama ilk kez Türkiye’de Yapılacak
Amonyum nitratlı gübrelerin patlayıcı yapımında kullanılmasını önlemek amacıyla tüm gübrelerin DNA Barkod ile izlenmeye alınmasını eleştiren gübre üreticileri, ithalatçıları, dağıtıcıları ve satıcıları bu tebliğin uygulanamayacağı, uygulanırsa kaos doğuracağı endişesini yaşıyor. Gübre sektörü temsilcileri, "Türkiye’de yüzlerce gübre çeşidi var. Bunların içinde patlama riski olan sadece iki çeşit var. O iki çeşit için yasak geldi. Fakat, Ankara’da masa başında alınan bir kararla tüm gübre çeşitlerinin izlenmesi için 1 Ocak 2018 itibariyle 'DNA Barkod' uygulaması başlatılacak. Gübrelerin içine DNA Barkod etiketi konularak izlenmesi sektörü işlemez duruma getirecek. Bu uygulama dünyada yok. İlk kez Türkiye’de denecek” bilgisini verdi.
Sertifikalı tohum kullanmayana destek verilmeyecek
Yeni yılda başlayacak bir başka uygulama ise tarımın temeli olan tohumculukta olacak. Sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak için 2018 üretim yılında sertifikalı tohum kullanmayana tarımsal destek verilmeyecek. Eski Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in gündeme getirdiği uygulama kapsamında çiftçiler tarımsal destekten yararlanmak için sertifikalı tohum kullanmak zorunda. Sadece 5 dekarın altında üretim yapanlar için bu şart aranmayacak. 
Türkiye’de yılda 2 milyon 700 bin ton tohum toprakla buluşurken, bunun 1 milyon tonu sertifikalı. 2018 yılında sertifikalı tohum ekmeyene destek vermeme uygulaması bir çok çiftçinin mağdur olmasına yol açabilir. Tohumculuk sektörü ise bu konuda farklı görüşler dile getiriyor. Sektör temsilcilerinden bazıları uygulamanın sektör açısından çok önemli olduğunu ve sertifikalı tohum üretimini artıracağını ve buna bağlı olarak tarımda verimin artacağını savunuyor. Bir diğer görüş ise, çiftçinin sertifikalı tohum ekmeye zorlamanın yanlış olacağını ve yeterli tohum olmayacağı için çiftçinin mağdur olacağını belirterek,uygulamanın geri çekilebileceğini ifade ediyor.
Küçük aile işletmeleri sözleşmeli üretim yapacak
Yeni yılda hayvancılık politikası deyim yerindeyse bir kez daha değişecek. Büyük işletmelerin teşvik edilmesi yerine 2018 yılından itibaren en az 3 yıl sürecek yeni bir proje ile sözleşmeli üretim yapacak küçük aile işletmeleri desteklenecek. Milli Hayvancılık Politikası temel alınarak hazırlanan proje ile küçük aile işletmeciliği, besicilik ve küçükbaş hayvancılığına yönelik destekler artırılırken, 2018 yılında 20 bin işletmenin rehabilitasyonu öngörülüyor. Bakanlığın 2018 yılında uygulayacağı hayvancılık politikası kapsamında canlı hayvan ve et ithalatı devem edecek. Ancak, bir yandan da üretimi artırmaya yönelik destekler sağlanacak.
Besi desteği bir yıllık aradan sonra yeniden başlayacak
Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 2016 yılında; yerli besilik hayvandan üretilen, 190 Kg ve üstü karkas et veren erkek hayvanlara hayvan başına 200 lira destek verirken, 2017’de bu destek kaldırıldı. 2018’de besi desteği yeniden uygulanacak. Yeni yılda 50 başa kadar kapasiteye sahip küçük aile işletmelerinin, yerli hayvanlardan ürettikleri karkas et için hayvan başına 250 lira destekleme yapılacak. Küçükbaş hayvan sayısını arttırmak ve küçükbaş hayvanlardan elde edilen et miktarını yüzde 10’dan yüzde 25’e yükseltmek için; erken kuzu oğlak kesimlerini engelleyerek birim karkas ağırlığını arttırmak için kuzu ve oğlaklara 2018 yılında destek verilecek. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılını aynı zamanda Buzağı Yılı ilan etti. 2018’de buzağı ölümlerinin yüzde 15’ten yüzde 5’e kadar düşürülmesi ve hayvan hastalıkları ile mücadele edilmesi hedefleniyor.
Aşı ve küpe ücretsiz olacak
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bakanlık bütçesi üzerine yaptığı konuşmada 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren hayvancılıkta küpe ve aşı bedelini kaldıracaklarını söyledi. Fakıbaba, ”Aşıların hepsi bedava, veteriner hekim bakımı bedava. Kulak küpesi bedava; bakın, ilk defa kulak küpeleri bedava. Aile hekimliğini getiriyoruz” dedi.
 
 
21.12.2017
Devamı

Traktör Başına Düşen en az Tarım alanı Ardahan

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, traktör başına en az tarım alanının Ardahan'da olduğunu belirterek, "Türkiye'de traktör başına 130 dekar tarım alanı düşerken, bu rakam Ardahan'da 27, İstanbul'da 32, Yalova'da 37, Sakarya'da 44, Bursa'da 48, Kocaeli'de 49 dekara iniyor." İfadesine yer verdiBayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye'de traktör başına düşen tarım alanlarını değerlendirdi.Ülkede 237 milyon 108,7 bin dekar tarım alanı, Ekim 2017 itibarıyla 1 milyon 823 bin 850 traktör bulunduğunu ve traktör başına 130 dekar tarım alanı düştüğünü bildiren Bayraktar, bu rakamların gayet iyi olduğunu fakat tarım alanları dikkate alındığında iller arasında traktör sayısının dengeli dağılmadığını belirtti.Bayraktar, 6 ilde traktör başına düşen tarım alanının 50 dekardan az olduğuna işaret ederek, rakamın Ardahan'da 27, İstanbul'da 32, Yalova'da 37, Sakarya'da 44, Bursa'da 48, Kocaeli'de 49 dekara indiğini bildirdi.2050'ye kadar dünya nüfusuna 2 milyar kişi daha ekleneceğini ve nüfusun 9,6 milyara çıkacağını belirten Bayraktar, şunları söyledi
"Gıdaya olan talep yüzde 60-70 oranında artacak. Bu talebin karşılanması için yeni tarım alanları bulamayacağımıza göre, verimliliği artırmaktan başka çaremiz yok. Tarımda verimliliğin en önemli unsurlarından biri de mekanizasyon. Birim alanda en yüksek verimi tohum, gübre, iyi bakım, uygun iklim ve toprak şartlarının yanı sıra makineleşmeyle sağlarız. Rakamlara baktığımızda, çoğu ilimizde traktör açısından aşırı bir yoğunlaşma olduğunu görüyoruz. Traktörde sayıdan çok aracı verimli kullanmak önemlidir. Çiftçimiz, kaynakların büyük bölümünü traktör alımı için ayırmak zorunda kalıyor. Tarımımızın en önemli sorunlarından biri olan örgütlenme ve planlama burada da karşımıza çıkıyor. Örgütlenmeyle ekonomik ömrünü tamamlamamış tarım makineleri yenilenir, modern tarım makinelerinin ortak kullanımı sağlanabilir. Çiftçimiz, daha az bir maliyetle modern tarım makinelerini kullanır, tarımda verimliliği artırır, maliyetlerini aşağı çeker. Bundan da sadece çiftçimiz değil tüm ülke kazançlı çıkar."
 
 
20.12.2017
Devamı

Et İthalatı Devam Ettikçe Hayvancılık Biter

Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Talat Gözet et ithalatı nın devam etmesi durumunda hayvancılığın biteceğini belirterek, bir an önce bu yanlış uygulamalardan dönülmesi gerektiğini söyledi.
 
Yaklaşık olarak 2 aydan beridir et ithalatı hakkında düşüncelerini sürekli olarak dile getirdiğini aktaran Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Gözet, sadece et ithalatında değil hangi ürün olursa olsun, ithalatının önünün sınırsız açılması durumunda yerli üretimin biteceğini ifade etti.
Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği Başkanı Talat Gözet, “ Bilindiği gibi Avrupa Birliği Ülkeleri hayvancılığa ciddi anlamda destek veriyorlar. Onların üretim maliyetleri bizden çok daha aşağıdadır. Diğer taraftan Avrupa Birliği Ülkeleri kırmızı et ihtiyacının yüzde 80’nini domuz etinden karşılıyorlar. Biz Müslüman bir ülkeyiz ve domuz eti tüketimi yok denilecek kadar az. Biz kırmızı et ihtiyacımızın büyük kısmını büyükbaşla, az bir kısmını ise küçükbaşla karşılıyoruz.
Yurt dışından hayvan ithalatı zaten yapılıyordu. Bununla birlikte mamül yani et geldiği zaman, bir süre sonra artık vatandaş bu işten para kazanamadığı için çekilecek. 10 sene sonra biz eti 500 liraya yiyeceğiz.”
-Girdi maliyetlerine bakıldığında et pahalı değil-
Üreticinin girdi maliyetlerinin yüksek olduğuna dikkat çeken Gözet, “Girdi maliyetlerine bakıldığında aslında et fiyatları ülkemizde pahalı değil. Ben yarım litre suyu 1 liradan alıyorum. Üretici ise 1 litre sütü 1 lira 20 kuruşa satıyor. Peki neden su veya başka bir şey pahalı demiyoruz da et pahalı, süt pahalı diyoruz. Çünkü onları kendimiz üretiyoruz.  Onlarda bittin diye.
-Para kazanamayan üretici hayvanını satarak tüketici olacak-
Para kazanamayan üreticinin hayvanını satıp şehirlere göçerek tüketici konumuna geldiğinin altını çizen Talat Gözet sözlerini şöyle sürdürdü.  “Hayvancılık ciddi manada teşvik edilecek. Bu iş siyaseten yapılmayacak ve gerçekten bu işi yapacak kişiler bulunup desteklenecek. Bu iş bir devlet politikası haline getirilecek, aynı zamanda sürdürülebilir bir proje yapılacak. Yani şimdi süt 1 lira 40 kuruş ise, seneye bu fiyat 1 lira 20 kuruşa gerilemeyecek.  1lira 60 kuruşa çıkacağını bilirsem bende ona göre yatırımımı yapacağım.
Sürdürülebilir bir hayvancılık politikası olacak, bu devlet politikası olacak, inişli çıkışlı olduğunda üretici bu sektörden kaçıyor. Çünkü zor ve meşakkatli bir sektör. O yüzden üretmek istemiyor.
Zaten büyük işletmeler bu işten kar etmediği zaman hemen çekilir. Bizim bahsettiğimiz kesim kırsalda yaşayan küçük işletmelerdir. Bu kırsalda yaşayan insanlarımız teşvik görüp kazanmaya başlarsa bugün 10 ineğini 20 ineğe çıkarır. Eğer para kazanamazsa o elinde ki ineğini de satarak büyükşehirlere gelerek, ya devletin fonlarından geçinmeye devam edecek veya asgari ücretle çalışmaya başlayarak üreticilikten tüketici konumuna gelerek yaşamına devam edecektir. Ne yazıkki her sektörde olduğu gibi bu sektörde de ciddi anlamda rant var ve bununla bağlantılı olarak bir ithalat lobisi var.“dedi.
 
 
20.12.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba: Tarım ve Gıda Ürünlerimiz 4 kat Arttı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba, TBMM Genel Kurulunda görüşülen bakanlığının bütçesi üzerine yaptığı konuşmada, tarım ve gıdanın insanoğlunun en eski uğraşı olduğunu ve her geçen gün öneminin ve stratejisinin artarak, hayati bir sektör haline dönüştüğünü belirtti. 
Bakan Fakıbaba, Dünya nüfusu hızla artarken tarıma elverişli arazilerin azaldığını, endüstri gelişip şehirler büyürken insanoğlunun gıdasını sağlayan toprağını ihmal ettiğini ve son yüzyılda ülkeler ve insanların sanayileşmenin peşinden giderek, paylaşma duygusunu unutarak bencilleşmeye de başladığını ifade etti.
Bugün, bir tarafta açlığın, diğer tarafta ise aşırı tüketimden gelen sağlık sorunları ve israfın bir arada olduğu dünyada yaşandığına dikkati çeken Fakıbaba, "Adaletsizliğin gıda paylaşımına fazlasıyla bulaştığı bu dünyamızda 2 milyar insan aşırı kilolu. Bunun da 650 milyonu obezite sorunlarıyla uğraşırken 800 milyon insan açlık çekiyor ve yılda 1 milyar 300 milyon ton gıda çöpe gidiyor. O nedenle, geldiğimiz günden beri hep 'israf eden iflas eder', 'tarım ve gıda sadece yiyeceğimiz değil, geleceğimizdir' diyoruz. Bu sebeple, tarımın siyaset üstü bir mesele olduğuna, ben de yürekten katılıyorum." diye konuştu.
Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 4 kat arttı
Bakan Fakıbaba, tarımsal hasılada 2005 yılından bugüne Türkiye'nin Avrupa liderliğinin devam ettiğine dikkati çekerek, "Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış, 3,7 milyar dolardan 16,2 milyar dolara çıkmıştır. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülkedir. Son 15 yılda tarım ve gıda ürünleri dış ticaretinde toplam 58 milyar dolar ihracat fazlası verdik." dedi.
AK Parti hükümetlerinin daima çiftçinin yanında yer aldığını, devletin tüm imkanlarını tarım için seferber ettiğini belirten Fakıbaba, şöyle devam etti:
"2003-2017 döneminde üreticilerimize 103 milyar lira yani eski parayla 103 katrilyon lira destek ödedik. 2018 yılında ise 14,5 milyar lira destek vereceğiz. Bu destek tarıma sağladığımız nakit hibe kaynaktır. Bunun yanında ayrıca arazi toplulaştırma ve tarımsal sulama yatırımları, tarımsal kredi sübvansiyonları, müdahale alımları ve ihracat destekleri gibi birçok kalemde tarıma önemli kaynak sağlıyoruz, sağlamaya devam edeceğiz. 
 
 
20.12.2017
Devamı

KKYDP na 1.8 milyar Hibe Destek Yolda

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba’nın, kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesiyle ilgili bir açıklama  yaptı. Bakan Fakıbaba “Tarımsal ürünlerin üretilmesi, işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması için 7 bin 930 tesise, yatırım tutarının yüzde 50’si oranına tekabül eden toplam 2 milyar 100 milyon lira hibe desteği ödemesi yaptık.
Tarımsal tesislerin yanı sıra 262 bin adet tarım alet ve makinesi alımına 1 milyar lira, sulama suyunun tasarruflu kullanımına yönelik 13 bin 537 bireysel ve toplu basınçlı sulama tesisine 288 milyon lira hibe desteği sağladık.”dedi. Fakıbaba konuşmasını şöyle sürdürdü. “Bugüne kadar 11 etabı tamamlanan KKYDP’nın 12. Etabı için proje başvuruları 11 Aralık 2017 tarihinde sona erdi. Bu etapta, 6 bin 478 adet başvuru yapıldı. Bu başvurularla ilgili, illerde “Proje Değerlendirme Komisyonları” ve merkezde Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nce yapılacak değerlendirmeler sonucunda programa alınacak projeleri belirleyeceğiz.
Belirlenen bu projelerin tamamı onaylandığı ve sözleşmeye bağlandığı takdirde, hibeye esas tutarı olan 3.6 milyar liranın 1.8 milyar lirasını hibe olarak ödeyeceğiz.”dedi.
 
Böylece kırsal kalkınma yatırımlarına toplamda 3.4 milyar lira hibe desteği vermiş olduk.
“Bakanlık olarak 2006 yılından bu yana genel bütçe imkânları ile kırsal kesimde yaşayan üreticilerimizi desteklemek ve tarım-sanayi entegrasyonunu sağlamak amacıyla “Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı”nı (KKYDP) yürütüyoruz. Program kapsamında bugüne kadar tarımsal ürünlerin üretilmesi, işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması için 7 bin 930 tesise, yatırım tutarının yüzde 50’si oranına tekabül eden toplam 2 milyar 100 milyon lira hibe desteği ödemesi yaptık.
Tarımsal tesislerin yanı sıra 262 bin adet tarım alet ve makinesi alımına 1 milyar lira, sulama suyunun tasarruflu kullanımına yönelik 13 bin 537 bireysel ve toplu basınçlı sulama tesisine 288 milyon lira hibe desteği sağladık.
Böylece kırsal kalkınma yatırımlarına toplamda 3.4 milyar lira hibe desteği vermiş olduk. Yatırımcıların kendi katkısı ve bu yatırımların; inşaat, hizmetler, ulaşım, ticaret gibi diğer sektörlere olan etkisini de dikkate aldığımızda, bu destek programımızla; kırsal alanda yaklaşık 10 milyar liralık bir ekonomik büyüklük oluşturulduğunu görüyoruz.
Bu projelerle aynı zamanda yaklaşık 100 bin kişiye istihdam sağladık.
Bugüne kadar 11 etabı tamamlanan KKYDP’nın 12. Etabı için proje başvuruları 11 Aralık 2017 tarihinde sona erdi. Bu etapta, 6 bin 478 adet başvuru yapıldı. Bu başvurularla ilgili, illerde “Proje Değerlendirme Komisyonları” ve merkezde Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nce yapılacak değerlendirmeler sonucunda programa alınacak projeleri belirleyeceğiz.
Belirlenen bu projelerin tamamı onaylandığı ve sözleşmeye bağlandığı takdirde, hibeye esas tutarı olan 3.6 milyar liranın 1.8 milyar lirasını hibe olarak ödeyeceğiz.
Kırsal alandaki kalkınmamızı sağlamamız, üretimi artırmamız, hayvancılığımızı geliştirmemiz amacıyla üreticilerimize ve sektöre yönelik desteğimiz artarak devam edecektir.”
 
 
19.12.2017
Devamı

2018 Yılı Yeni Projelerin Ortaya Çıktığı Bir Yıl Olacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba marketlerdeki uygun et satışına yönelik sorularını yanıtladı. Bu konuda önemli olanın sürdürülebilirlik olduğunu dile getirirken Fakıbaba, piyasayı takip ettiklerini, maliyetleri hesapladıklarını aktardı. Fakıbaba, fiyatları arttırabilecekleri gibi azaltabileceklerini de bildirerek, "Bakıyoruz, belki de 14,5 lira değil de 15 lira, 15,5 lira değil de 16 lira yapabiliriz. 50 kuruşlarla yükseltiriz alçaltırız, girdinin durumuna göre. Girdiler ucuzlarsa ucuzlar. Ama girdide artış olursa 29,5 lira, 30 lira olur. Artık piyasa belli. Bu fiyatlar güzel" diye konuştu.
Öte yandan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 2018 yılının, buzağı ölümlerinin düştüğü, hastalıkların azaldığı, yeni projelerin ortaya çıktığı, TİGEM'in çok daha faal hale geldiği bir yıl olacağını söyledi.
Çiftçi için de güzel bir yıl olmasını temenni eden Fakıbaba, amaçlarının da bu olduğunu vurguladı.
 Fakıbaba ayrıca  ekmek israfı konusunda ise ekmeğin gramajının düşmesine yönelik uygulamanın 1 Ocak'ta yürürlüğe gireceğini ve ekmeğin çöpe gittiğini, ekmekte müthiş israf olduğunu aktardı.
Fakıbaba, ekmek fiyatlarının artıp artmayacağına yönelik soruyu yanıtlarken, fiyatların genelde illerde ayarlandığına işaret etti. Fakıbaba, "Tek amacımız var; israfı önlemek. Bu bağlamda fiyatlar da ona göre ayarlanır " dedi.

 
 
19.12.2017
Devamı

Bir Ülkede Çiftçi Mutlu ise Herkes Mutlu dur

Batman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nimetullah DURMAZ,  Batman birliği olarak yapılan çalışmaları ve sektördeki sıkıntıları Anadolu İzlenimleri’ne değerlendirdi. Başkan DURMAZ “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız dışarıdan İthal et, ithal hayvan yada ithal yem getirebilir ama “İthal Çitfçi” getiremez. Bu bağlamda çiftçimizin değerini bilmemiz gerekiyor ve çiftçimizin gelişmesi ve büyümesi için büyük bir olağanla destek olmak gerekiyor.
Çiftçilerin birlik tarafından desteklenebilmesi için, Birliklerin de Bakanlık tarafından desteklenmesi gerekiyor, Bakanlık örgütlü çiftçiyi daha fazla bir farkla desteklemesi gerekiyor. üyelerden aldığımız hizmet bedelinin tahsili konusunda birlik ile üyelerin karşı karşıya gelmemesi ve Hayvan ıslahı çerçevesinde tekrar suni tohumlama desteğinin başlaması, buzağı desteği ile birlikte anaç sığırın da desteklenmesi ve bu konuda bakanlığın bir iyileştirme proğramı başlatması gerekiyor.”dedi. Başkan DURMAZ birliği ve yetiştirici ile ilgili sorunları şöyle değerlendirdi.
 
 
“Kısa adı BDSYB olan Batman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğimiz 2005 yılında kurulmuş olup, 12 yıldır Batman Hayvancılığına hizmet etmektedir. Bizler 6.Mayıs.2017 tarihinde yapılan seçimli Genel Kurul ile yönetimi devraldık, Birliğimizin 318 asil üyesi bulunmaktadır. Bizler yönetime geldikten sonra Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetine başladık ve bu kapsamda üyelerimize danışmanlık hizmetinde bulunuyoruz, 318 üyemiz olmasına rağmen ilk günkü heyecanla mevcut üyelerimiz ve eski üyelerimiz olmak üzere 3.000 den fazla kişiyi, tüm yönetim kurulu üyelerimizle birlikte; evlerinde ziyaret ettik ve etmeye devam ediyoruz, anlaştığımız özel bankalarla üyelerimize 5 ay vadeli kredi kartı veriyoruz ve üyelerimizin hizmet bedellerini bu kredi kartıyla ödeme imkanı sunuyoruz.
 Tüm üyelerimizin süt verim kayıtları ve suni tohumlama kayıtları e-ıslah veri tabanına kaydedip, tüm buzağılarımızın şap, brusella ve çiçek aşılarını birliğimiz tarafından takip edilmektedir, eksik yapılan aşılamalar için GTH il-ilçe müdürlüklerine yazı yazmakta ve aşılarının yapılması ve küpelerinin zamanında takılması için hizmet takibi yapılamaktadır. 2015 yılından sonra üye sayısının çok düşmesinden dolayı “Şimdi Birlik Zamanı” sloganı ile yeni üye kaydı yapılmaktadır. bu kapsamda her hafta Cuma günleri seçtiğimiz bir köyde Cuma namazı kıldıktan sonra köylüleri cami bahçesinde toplayıp,  birliği tanıtan el broşürleri dağıtmak suretiyle hayvan sahiplerini birliğe üye olmaya davet ediyoruz.
Bizler Batman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak üyelerimizi memnun etmeye çalışıyoruz, şunu bir kez daha söylemek gerekir ki “Bir ülkede çiftçi mutluysa, herkes mutludur; çiftçi mutsuz ise herkes mutsuz olur” bu bağlamda çitçinin mutluluğu bizim mutluluğumuzdur şiarıyla hareket ediyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız dışarıdan İthal et,ithal hayvan yada ithal yem getirebilir ama “İthal Çitfçi” getiremez. Bu bağlamda çiftçimizin değerini bilmemiz gerekiyor ve çiftçimizin gelişmesi ve büyümesi için büyük bir olağanla destek olmak gerekiyor.
Çiftçilerin birlik tarafından desteklenebilmesi için, Birliklerin de Bakanlık tarafından desteklenmesi gerekiyor, Bakanlık örgütlü çiftçiyi daha fazla bir farkla desteklemesi gerekiyor. üyelerden aldığımız hizmet bedelinin tahsili konusunda birlik ile üyelerin karşı karşıya gelmemesi ve Hayvan ıslahı çerçevesinde tekrar suni tohumlama desteğinin başlaması, buzağı desteği ile birlikte anaç sığırın da desteklenmesi ve bu konuda bakanlığın bir iyileştirme proğramı başlatması gerekiyor. Tüm üyelerimizin Ürünü bol,  kazancı bereketli olsun.”dedi.
 
 
19.12.2017
Devamı

Politika Herkesi Memnun Etme Sanatıdır

Türkiye Kasaplar Federasyonu Genel Başkanı Fazlı Yalçındağ, gündeme dair et ithalatını ve Kasaplar Fedarasyonu olarak başlatmış oldukları yerli et kampanyasını Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Koordinatörümüz  Muhammet Oluklu’ya değerlendirdi.  Başkan Yalçındağ; “Üretici, tederikci, parakendeci ve tüketici ayrılmaz bir halkanın parçasıyız. Kasap varsa besici var besici varsa kasap var . kasap esnafınında bu piyasadan çekildiğini düşünürsek kime kalacak bu piyasa? istediği gibi karteller bu piyasada  at oynatacak.”dedi. Başkan Yalçındağ sözlerini şöyle sürdürdü.  Türkiye’de girdi maliyetleri çok yüksek. Önce bu maliyet faktörünü aşağa çekmek gerek. Birde deniyorki biz bu kadar et getirdik. Bu piyasada haksız rekabati oluşturmaz. Yemek sanayicileri birliği açıklama yapıyor. Türkiye’de üretilen etin yüzde 30’nu biz kullanıyoruz. Diyelimki yüzde 10 nunuda sucuk salam sanayi kullanıyor. Ettimi yüzde 40. Bunun yüzde 30’nu kebapcı dönerci vs kullanıyor. Geriye yüzde 30 kaldı. Bunun rakamsal karsılığı 300 bin tondur. Siz dışardan 100 bin ton et gerirseniz haksız rekabetin dik alasını yapmış olursunuz. Bu memleketin siyasetçisi siyaset yaparken herşeyi düşünerek yapmalı politakacı herkesi memnun etme sanatıdır” Dedi. Genel Başkan Yalçındağ; Yayın Kordinatörü Muhammet Oluklu’nun sorularını şöyle yanıtladı.
 
Sayın başkan yerli et kampanyasını neden başlattınız?
“Niye başlattınız? Çok güzel bir soru teşekkür ediyorum. Devlet bir karar aldı. Et ithalatı için  Bu ithalat için karar aldı ama ithalata başladığı zaman bizim maliyetlerimizin cok altında getirdi. Yani burada  satılan  ithal et gümrük vergisiz giriş yapıyor Gümrük vergisiz giren et ise ucuza mal edilmiş oluyor.İç piyasada bizim tercih ettiğimiz etler ise girdi maliyelerinin çok olmasından dolayı aşağı çekilemiyor. Bunun yanı sıra bu ithal et ile ilgili dedik ki  gelen ithal etlerinin üzerine ithal et’tir diye  üzerinde bi ibare yazssın ancak bu da olmadı.   Bizi bu kampanyaya bu afişi yapmaya zorunda bırakıldık. Bu kampanyayıda bildiğiniz gibi gerçekleştirdik ve devam ediyoruz. Ne dedik afişimizde. Sırbistan eti alma yerli eti al hem kasabına hemde çiftçine sahip çık dedik. İthal et ile ilgili Sırbistan’dan anlaşma yapılmadımı? Yanlış bişeymi söyledik. Yüksek maliyet le hayvandan elde ettiğimiz eti satıyoruz. Herşeyi gazete haberi gibi yapamayız bu yüzden bu afişi hazırladık.  İthal et’ten 1kğ yiyeceğin yerde yerliden 750grm al hem çiftçin kazansın hemde yerli mal kazansın dedik. Çiftçine sahip çık üreticine sahip çık dedik. Esnaf sanatkar kapanırsa, üretici kilit vurursa ne olacak. İstanbul parekendeciler derneği geçtiğimiz günlerde bir açıklamasında  et satışları yüzde 45 azaldı diye bir açıklama yapmış aynı şey küçük esnafdada yaşanırsa esnaf ne yapıcak. Bizim ette %15 açığımız var bunu sadece büyük baş hayvandan kapatamassın.”
Sayın Başkan büyük başa alternatif ne olmalıdır?
“Etteki yüzde 10 yüzde 15 açığa gelmeden önce bir hususa da değinmek istiyorum. Biz avrupa gibi domuz eti yemiyoruz.  Elhamdülillah müslümanız ve müslüman bir ülkede yaşıyoruz. onlar kırmızı etin yüzde 50 sini domuzdan karşılıyor peki biz nereden karşılamız gerekir bizde büyük başın yanında et ıhtıyacını karşılıyabilme adına  küçük başa yönelmeliyiz küçük baştan çok rahat karşılarız. Projeler yapıcaz,geliştireceğiz, küçük başı sevdirme kampanyaları yapıcaz. yani küçük baş etini sevdirerek koyun, kuzu ve keçiden et üretimimizi artırıcağız.Böylelikle et ihtiyacını karşılanabilir bir seviyeye gelecek. Bunun dışında mevcut koyun keçi varlığınında sürdürebilirliğinin yanında  mevcu üretimide artırmaya yönelik çalışmaların olması gerek. Hem üretim artacak hemde tüketim artacak. ülkemiz  sürekli gelişen sürekli artan bir nüfusun yanı sıra  refah seviyeside her geçen gün artmaktadır. Bu kapsamda hayvancılık’ta kombine ırkları da destekleyerek eti de besiyi de çözmüş oluruz. Beslenecek erkek buzağaya  ihtiyaç var. Bunun zamanında karşılanması gerekiyor. İhyiyaç sahibinin zamanında ahırına girmesi gereklidir.Her konuda planlama olması gerek hem üretim hemde tüketim planlaması gerek.  Aile işletmeleri tekrar hayata geçirilsin. Sayın bakanı ziyaret etmıştik bu ziyarette aynı düsüncelerde olmamız bızı mutlu etmışti. Türkiye’de girdi maliyetleri çok yüksek önce bu maliyet faktörünü aşağa çekmek gerek. Birde deniyorki biz bu kadar et getirdik bu piyasada haksız rekabati oluşturmaz. Yemek sanayicileri birliği açıklama yapıyor. Türkiye’de üretilen etin yüzde 30unu biz kullanayoruz diyelimki yüzde 10 nuda sucuk salam sanayi kullanıyor. Etti yüzde 40. Bunun yüzde 30unu kebapçı dönerci vs kullanıyor. Geriye yüzde 30 kaldı. Bunun rakamsal karsılığı 300bın tondur. siz dısardan 100bin ton et gerirseniz haksız rekabetin dik alasını yapmış olursunuz. İşte gözden kaçan bu.
Bizim esnaf yarın kepenk kapatırsa ne olacak? Bu memleketin siyasetçisi siyaset yaparken herşeyi düşünerek yapmalı. Politakacı herkesi memnun etme sanatıdır.Bu işlerin yapılmasında kimlerin memnun olduğunuda biliyoruz. İthalatı yapan kurum kim?  Et ve Süt Kurumu bu memnunmu? Memnun çünkü 10 liraya alıyor 20 liraya veriyor diğeri ne yapıyor? 20 liraya alıyor oda 30’a satıyor diğer işleyen’de paketleyende memnun hemde oldukça memnun . Lütfedip çağırırsalar anlatırız bunuda. Memnun olmayan kim? Üretici, Esnaf sanatkar ve Parekendeci.  Bu afişıde gerekirse bir daha dağıtırız.  Esnaf hiçi bir zaman devleti ile karşı karşıya gelmemiştir. Her zaman devletinin yanında olmuştur. Ama devlet tarafından da sırtının sıvazlanmasını bekliyor. Piyasayı kendi dinamiklerine bıraksınlar.”dedi.
 
 
19.12.2017
Devamı

Elit Kuzular Ceylanpınar'da Yetişiyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinde "elit" damızlık koyunlardan her yıl yaklaşık 40 bin üstün özellikli "İvesi" cinsi kuzu elde ediliyor.
Yüksek süt verimi ve etinin lezzetiyle bilinen İvesi cinsi koyunlar, Şanlıurfa'nın Suriye sınırındaki Ceylanpınar ilçesindeki işletmede damızlık olarak besleniyor. 
Her yıl ihaleyle yüksek fiyattan besicilere satılan koyunlar, hayvancılık sektörüne önemli katkı sağlıyor. 
Yaklaşık 50 bin koyunun bulunduğu işletmede, yüksek verimli hayvanların doğal yollarla döllenmesiyle elde edilen üstün özellikli yaklaşık 40 bin kuzu, veteriner hekim, sağlık teknisyeni ve 300 civarında çoban tarafından özenle büyütülüyor. Doğumların başlamasıyla kuzu seslerinin yankılandığı işletmede, yavruların sabah ve akşam belli saatlerde annelerini emmeleri sağlanıyor. 
Gün boyunca sürekli kontrol altında tutulan "özel kuzular", üç aydan sonra sütten kesilerek besiye alınıyor. 
Kuzulardan büyük bir bölümü daha sonra ihale ile satılırken, kuzular, damızlık olarak yetiştirildikten sonra sürüye dahil ediliyor. 
Ceylanpınar Tarım İşletmesinde yetiştirilen ve "drone" ile görüntülenen kuzuların yüzlerce koyun arasında annelerini bulmaları güzel görüntüler oluşturdu. 
"İKİZ DOĞUM ORANIMIZ YÜZDE 26'NIN ÜZERİNDE" 
İşletme şefi Bora Sarıçam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yeni doğan kuzularla birlikte 85 bin küçükbaş hayvana ev sahipliği yaptıklarını belirterek, kuzularla özel olarak ilgilendiklerini söyledi. 
Günde iki defa kuzuların süt emmelerini sağladıklarını ifade eden Sarıçam, "Sağımdan çıkan koyunlarımız kuzularla buluşuyorlar. Bir mucize gibi kuzular yüzlerce koyunun arasından annesini bulabiliyor." dedi. 
İşletmede 300'ün üzerinde çobanla çalıştıklarını, görevlilerin kuzuların açlık durumundan hastalığa kadar her şeyiyle ilgilendiğini anlatan Sarıçam, doğumların ise veteriner hekim ve teknisyenlerin kontrolünde gerçekleştiğini aktardı. 
Sarıçam, doğumların bu ay içinde biteceğini dile getirerek, bu yıl 32 bin kuzunun dünyaya geldiğini, doğum süreci sonunda 40 bin kuzu elde etmeyi amaçladıklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: 
"Teknik personelimiz günde üç vardiya şeklinde 24 saat çalışıyor, doğumlarla tek tek ilgileniyoruz. İkiz doğum oranımız yüzde 26'nın üzerinde. İvesi popülasyonu için oldukça iyi bir rakam. Kuzularımız da gayet sağlıklı. Yaklaşık üç ay boyunca kuzular süt emer, daha sonra sütten keseriz. Sonrasında damızlığa uygun erkek ve dişileri ayırıyoruz, boy, cüsse, renk, anne ve babasının özelliklerine göre. Annelerinin ikizlik oranı, süt verimine bakıyoruz. Buna göre ayırıyoruz ve bu sayede kuzunun gelecekteki performansını belirliyoruz. Geriye kalanları ise ihaleyle satıyoruz." 
 
 
18.12.2017
Devamı

ÇKS Süresi Uzatıldı

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kaydını yaptıramayan çiftçiler için müracaat süresi 31 Aralık 2017'ye uzatıldı.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, "Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak, 30 Haziran'dan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.Buna göre, 2017 üretim yılı ÇKS kaydını 30 Haziran'a kadar yaptıramayan çiftçiler için süre 31 Aralık 2017'ye kadar uzatıldı.Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamada, ÇKS'nin çiftçilerin kayıt altına alındığı tarımsal veri tabanı olarak hazırlandığı hatırlatıldı.ÇKS Yönetmeliği'ne göre, üretim yılına ilişkin çiftçi başvurularının 30 Haziran'da sona erdiği belirtilen açıklamada, "Çiftçilerin bu tarihten sonra sahip oldukları veya kiraladıkları tarım arazileri hariç ÇKS'ye yeni bir çiftçi ve arazi kaydı yapılmamaktadır." ifadesi kullanıldı.
 
 
18.12.2017
Devamı

2018 Buzağı Yılı Olacak

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Edip YILDIZ birlik olarak ülke hayvancığının olmazsa olmazı olan buzağılara yönelik yapmış oldukları çalışmaları Anadolu İzlenimleri’nde değerlendirdi. Başkan YILDIZ; “Hiç şüphesiz büyükbaş hayvancılığın geleceği buzağılarımıza bağlıdır, bilinçli bir buzağı bakım ve beslemesiyle üretimimiz artırabildiğimiz gibi bunun tam tersi durum yaşandığında ise önemli ölçü de üretim açığı ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde son yıllarda buzağı ölümleri de hızlı bir artış göstermekle birlikte özellikle et üretimi ülkemizin ihtiyacına cevap veremez hale gelmiştir. Ülkemizde her yıl üretime dahil olmadan yani et ve süt veriminden faydalanılamadan kaybedilen buzağı sayısı 450 bininin üzerindedir. Verebileceği et ve süt verimi dahil edilmeksizin basit bir hesapla buzağı kayıplarının ülkemize maliyeti 2 milyar TL’yi geçmektedir. Kaybedilen her buzağı yetiştiricimizin de karlılığını düşürmektedir çünkü buzağılar işletme gelirinin %40’ını oluşturmaktadır.”dedi. Yıldız ayrıca; “Ülkemizde yoğun bir şekilde hayvan itahalatı gerçekleştirilyor. İthalatın önüne geçebilmek adına Sadece buzağı kayıplarının önleyebilirsek , zaman içerisinde ithalata da gerek kalmayacaktır. Eli nasırlı emekçi yetiştiricimizin alın teri olan hayvancılığa birlikte sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü nasıl çocuklarımız bizim geleceğimizin teminatı ise hayvancılık sektöründe ise geleceğimizin teminatı buzağılar dır.” Dedi. Başkan YILDIZ projelerini şöyle değerlendirdi.
 
“Öncelikle ülke hayvancılığına ve özellikle Damızlık Birliklerine yönelik yapmış olduğunuz yayınlardan ötürü sizlere teşekkür ediyorum. Ülkemiz biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynaklar bakımından oldukça zengin bir mirasa sahiptir. Tarım ve hayvancılık alanında bu zenginliklerimizi her zamankinden daha fazla, en verimli şekilde israf etmeden değerlendirmemiz gerekir. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hayvansal protein en önemli gıda maddesi olma özelliğini korumaktadır. Bu nedenle tarım ve hayvancılıkta verimliliğimizi artırarak dışa bağımlılığımızı azaltıcı daha çok proje üretmek zorundayız. Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak bizde ülkemizin kaynaklarını en verimli şekilde kullanılması için bir yandan üreticimize hizmet ederken bir yandan da tüketicimizin en sağlıklı şekilde gıdaya ulaşması için projeler üretiyoruz.
Hiç şüphesiz büyükbaş hayvancılığın geleceği buzağılarımıza bağlıdır, bilinçli bir buzağı bakım ve beslemesiyle üretimimiz artırabildiğimiz gibi bunun tam tersi durum yaşandığında ise önemli ölçü de üretim açığı ortaya çıkmaktadır. Ülkemizde son yıllarda buzağı ölümleri de hızlı bir artış göstermekle birlikte özellikle et üretimi ülkemizin ihtiyacına cevap veremez hale gelmiştir. Ülkemizde her yıl üretime dahil olmadan yani et ve süt veriminden faydalanılamadan kaybedilen buzağı sayısı 450 bininin üzerindedir. Verebileceği et ve süt verimi dahil edilmeksizin basit bir hesapla buzağı kayıplarının ülkemize maliyeti 2 milyar TL’yi geçmektedir. Kaybedilen her buzağı yetiştiricimizin de karlılığını düşürmektedir çünkü buzağılar işletme gelirinin %40’ını oluşturmaktadır. Sadece buzağı kayıplarının önüne geçebilirsek, zaman içerisinde ithalata da gerek kalmayacaktır. Ülkemizde ki yıllık buzağı kayıpları, İsrail, Estonya, Malta’nın da aralarında bulunduğu 30’dan fazla ülkenin sığır varlığından fazladır. Normal şartlar altında bir işletmede yıllık buzağı ölümleri %5’e kadar tolere edilebilir kabul edilse de, ülkemizde bu oran %15’i geçmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı buzağı ölümleri ülke hayvancılığı için en önemli konu başlıkları arasında yerini almalıdır.
Her koşulda yetiştiricimizin refah seviyesini ve ülke hayvancılığının geleceğini düşünen bir düstura sahip olan sivil toplum kuruluşu olarak, hayvancılık politikalarına destek vermek ve konuyla alakalı kamuoyunda bir farkındalığın oluşması amacıyla yeni bir kampanyayı başlatmış bulunmaktayız. Bu amaç doğrultusunda önümüzdeki seneyi 2018 Buzağı Yılı” olarak ilan ederek, yıl içerisinde sivil toplum kuruluşlarımızla ve sektör paydaşlarımızla istişarelerde bulunacağız. Kampanyanın önce bölgemiz, ardından da ülke hayvancılığına örnek olacağına inanıyorum. Kampanyanın en önemli ayağını eğitim oluşturmaktadır, bu nedenle ilimizin 31 ilçesinde mahalle düzeyinde hatta işletme düzeyinde eğitim programları düzenleyerek yetiştiricimizin bilinç düzeyini artırmaya başladık. Ayrıca pratikte karşılaşılan sorunların değerlendirilmesi ve çözüm yollarının oluşturulması için çalıştaylar düzenleyerek, etkinliklerimizle kampanyayı güçlendirmeyi hedeflemekteyiz. Böylelikle kampanya, ulusal ve uluslararası platformlarda da karşılık bulacaktır.
Sektörümüzün önemli sorunlarından birini çözmek amacıyla çıkmış olduğumuz bu yolda, sektör paydaşlarımızla birlikte hareket ederek ülkemizin kanayan bir yarasına merhem olmak istiyoruz. Hayvancılığın başkenti Konya’da bunu birlikte başarabilirsek bu anlamda Konya’nın da tanıtımına da katkı sağlamış olacağız. Kampanyamız başarıya ulaştığı takdirde şehrimiz ekonomisine de her yıl en az 160 milyon TL kazandırmış olacağız.
Eli nasırlı emekçi yetiştiricimizin alın teri olan hayvancılığa birlikte sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü nasıl çocuklarımız bizim geleceğimizin teminatı ise hayvancılık sektöründe ise geleceğimizin teminatı buzağılardır.Yetiştiricimizin nazarında önemli bir farkındalık çalışması olan “2018 Buzağı Yılı” kampanyasına sizinde de yayın desteğinizden dolayı birkez daha yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum.”dedi.
 
 


 
 
18.12.2017
Devamı

Hepimiz Aynı Geminin Yolcularıyız

Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu’nda konuşan Hayvancılık Genel Müdürü Dr.Durali Koçak, üretici ve sanayicilere “Hepimiz aynı geminin yolcularıyız” diye seslendi, “Sektörün önü açık” mesajı verdi.
Süt sektörünün tüm taraflarını çatısı altında toplayan Ulusal Süt Konseyi (USK) 5. Olağan Genel Kurulu, 12 Aralık’ta Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kampüsündeki Atatürk toplantı salonunda yapıldı.
İlk olarak USK’yı oluşturan Kamu Alt Grubu, Üretici Alt Grubu, Sanayici Alt Grubu ile Araştırma Kuruluşları, Meslek Odaları ve STK Alt Grubu delege seçimlerinin gerçekleştirildiği genel kurul, yeni atanan Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, Genel Müdür Yardımcıları Burhan Demirok ve Salih Çelik ile Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürü Osman Uzun’un katılımıyla yapıldı.
Ulusal Süt  Konseyi  başkanlığında iki dönemi doldurduğu için mevzuat gereği aday olmayan USK Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, genel kurulu açılış konuşmasında, ana kuruluş sebeplerinden birisi çiğ süt maliyetini, yem, fiyatlarını, işçilikleri göz önünde tutarak çiğ süt tavsiye fiyatını belirlemek olan Konseyin, geride kalan dört dönem boyunca, çiğ süt fiyatını belirleyip tavsiye fiyatı uygulamaya çalıştığını söyledi. Çallı, şöyle devam etti:
“Bu dönemlerde konjonktürün getirdiği sıkıntılar olmuştur ama her zaman üreticinin lehine olan işler yapmaya çalıştık, üreticinin zarar etmeyeceği bir fiyatı belirlemeye çalıştık.
Konseyimizin tavsiye niteliğinde çiğ süt fiyatını belirlemenin dışında çalışmaları da var. Uluslararası Karşılaştırmalı Çiftlik Veri Ağı (IFCN) toplantılarında, dünyada süt üreticiliği nasıl yapılıyor görüyoruz. USK olarak Uluslararası Sütçülük Federasyonu’nun (IDF toplantılarına da katılıyoruz. Dünya sütçülüğünün nerede olduğunu, kendimizin nerede olduğunu görme fırsatımız oluyor.”
“Hepimiz aynı geminin yolcularıyız”
Konuşmasına, süt sektörünün tam paydaşlarının salonda olduğunu belirterek başlayan Hayvancılık Genel Müdürü Dr. Durali Koçak ise USK’yı hiç kimsenin küçümsememesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:
“Taraf ifadesi doğru olmayabilir ama tarafları bir araya getirmek çok önemli. Hepimiz anı geminin yolcularıyız. Birbirimize o kadar bağımlıyız ki, kim önce, kim sonra bu bile tartışılabilir. Üreticinin, sanayicinin, onlara rehberlik eden akademisyenlerin ve kamunun bir arada olduğu bir yapı burası. Eleştiriler olabilir. Her zaman daha iyiyi yapmanın yolları vardır. Ama bu kurumu küçümsemek doğrul değil.
“Sorumluluk bilene aittir”
Şunu hepimizin kabul etmesi lazım. Her insanın sorumluluğu vardır. Bizler, bu sektörde sorumluluğu en ağır olan grubu oluşturuyoruz. En başta ben sorumluyum, çünkü benim sektörüm. Ailemize, kurumumuza, ülkemize karşı sorumluluğumuz var. Ama bir de ekmek parası kazandığımız sektör sorumluluğumuz var. Önce bunu kabul etmemiz lazım.
Önceki tarım bakanlarımızdan Sami Beyin (Sami Güçlü) ifadesidir; ‘Sorumluluk bilene aittir.’ Bilmiyorsa, cahil bilmiyor dersiniz. Kim biliyorsa, sorumluluk bilene aittir. Sorumluluk makamında olup da kendi sorumluluğuna müdrik olmamak olmaz. Birbirimizi doğru bilgilendirmemiz lazım. Şimdi sorumluluk makamındayız. Bu bir emanet iştir, ne kadar devam eder bilmem ama sorumluluğumuzu yerine getireceğiz.
“Bir tarafta sağ kolum, bir tarafta sol kolum”
Üreticiler, sanayiciler; bir tarafta sağ, bir tarafta sol kolum var. Hangi birinden vazgeçebiliriz? Ne ondan ne bundan… Sayın Bakanımızın dediği gibi, yapılacak olan, oturacağız masanın etrafına, her taraf düşüncelerini aktaracak, ortak aklı işleterek en doğruyu herkesin menfaatine olacak şekilde bulacağız. Eğer ortak aklı işletirsek, daima doğruya ulaşacağımızdan, doğru kararlar alacağımızdan hiç şüphem yok.
“Sektörün önü açık”
Son zamanlarda biraz sanki çok sıkıntılı, zor bir dönemden geçiyoruz gibi bir algı oluştu. Sıkıntısız dünya, problemsiz sektör yok. Hele canlıyla uğraşıyorsanız, süt işinde iseniz, bunu en iyi siz anlarsınız. Sorunlar çok, ona itirazım yok, ama konjonktürel olarak sıkıntılı olsa da bu sektörün önü açık. Bir üründe arz talebi karşılamıyorsa, fiyat bakımından, gelecek bakımından o ürünün önü açıktır. Bu sektörün ürettiği ürünlerle ilgili arzın talebi karşılamadığını görüyoruz. Bu, sektörün önünün açık olduğunu göstermektedir. Moralinizi bozmayın derim.”dedi.
 
 
13.12.2017
Devamı

Hibe Edilen Hayvanlar Standartlara Uymayınca Hayvanlar İade Edildi

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde, Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe edilen danalar, çiftçiler tarafından kabul edilmedi. Hayvanların sözleşmeye aykırı olarak cılız ve piyasa fiyatının çok altında olduğunu belirten çiftçiler, durumun düzeltilmesini istedi.
Şanlıurfa Tarım Kredi Kooperatifi Bölge Birliği Müdürlüğü tarafından Kızıltepe hayvan pazarında teslim edilmek üzere getirilen danalar, İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü bünyesinde kurulan komisyon ile yetiştiriciler tarafından kontrol edildi. Hayvanların proje şartnamesi ve hayvan alım sözleşmesi standartlarına uygun olmadığı, hayvanların çok zayıf ve cılız olduğu ve ırk özelliği taşımadığı gerekçesiyle tutanak tutulup teslim alınmadı.
Çiftçiler ile Şanlıurfa Tarım Kredi Kooperatifi Bölge Birliği Müdürlüğü yetkilileri arasında hararetli tartışmaların yaşadığı gözlemlendi. Tarım İlçe Komisyonunun tutanak tutması, çiftçilerin de danaları teslim almaması nedeniyle hibe edilen hayvanlar geri gönderildi.
"Bunları kabul etmiyoruz"
Devletin kendilerine 15 bin TL değerinde dana verdiğini ama gelen danaların bu değerde olmadığını öne süren Habip Akgün, "Bize gönderilen hayvanlar 6 bin değerinde. En iyilerini seçerseniz en fazla 7 bin TL eder. Devletimiz bize bir fırsat tanımış.İnsan hayatında ancak bir defa alabilir. Ben bu gece heyecandan yatamadım. devletimiz bize güzel hayvan verecek diye. Ama bize gelen öyle değil. Devlet bu hayvanlar için 15 bin TL ödeme yapıyor yalnız çiftçilere ulaşan sadece 6-7 bin TL değerinde. Eğer bu paranın devlete kalacağını bilsem aldığıma dair imza atarım, devletime kalsın ama öyle bir şey yok. Bu para aracılara kalıyor. 15 genç çiftçiyiz. Biz bunları kabul etmiyoruz. Almadığımıza dair tutanak tutup imzaladık. Bunlar bizim üzerimize 3 seneye kadar ipotektir. Bunları beslesek de bir kâr alamayız. Onun için Fakıbaba’dan yardım bekliyoruz." dedi.
Çiftçilerden Hamdullah Baran ise Batı ve Doğu bölgelerinde hibe edilen hayvanların eş değer olmadığını, Doğu'ya değeri düşük hayvanların verildiğini iddia etti.
Yaptıkları sözleşmeye göre danaların yurt dışından getirilmesi gerektiğini ancak danaların Kars’tan getirildiklerini ve gerekli ırkı taşımadıklarını savunan Mehmet Ali Bayram, durumun düzeltilmesini talep etti.
"Genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir"
Kızıltepe İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü yetkililerinden konuya ilişkin alınan bilgilere göre çiftçilerin mağdur edilmeyeceği belirtildi.
Yetkililer, "Her bir genç çiftçiye 30 bin TL değerinde hibe desteği verildi. Bunun yarısı inşaat, kalan diğer yarısı ise hayvan desteğidir. Gelen hayvanlar çiftçilere teslim edilmeden önce İlçe Tarım bünyesinde kurulan komisyon tarafından kontrol ediliyor. Çiftçiler kabul etse bile komisyonun yaptığı kontrollerde hayvanlarda belirtilen şartlar bulunmasa kabul etmiyoruz. Bugün gelen danaların yetiştiriciler ve komisyon tarafından müştereken kabul edilmediği yönünde rapor tutuldu ve gelen danalar geri gönderildi.  Bu konuda genç çiftçilerimiz mağdur olmayacak, kendilerine belirtilen şartlarda danalar teslim edilecektir.” ifadelerine yer verdi. Kaynak: İLKHA




 
11.12.2017
Devamı

Ekonomi On bir nokta bir Büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu ( TÜİK), üçüncü çeyrek büyüme rakamlarını açıkladı.Buna göre türkiye ekonomisi Temmuz-Ağustos-Eylül aylarını kapsayan üçüncü çeyrekte yüzde 11.1 oranında büyüdü. 
Türkiye'nin bu oranla Hindistan ve Çin'i geride bıraktığı bildirildi. 
Gayrisafi yurtiçi hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde 2017 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre tarım sektörü toplam katma değeri %2,8, sanayi sektörü %14,8 ve inşaat sektörü %18,7 arttı.
Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri ise %20,7 arttı.
Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2017 yılı üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %9,6 arttı.Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre %1,2 arttı.
 
 
11.12.2017
Devamı

Üretici Birlikleri Kapanmanın Eşiğinde


Enflasyonun üzerinde artış gösteren tarımsal ürün fiyatları Türkiye'nin gündemine otururken, sektörden soruna kalıcı çözüm için cumhuriyet ile yaşıt olan kooperatiflerin ve üretici birliklerinin güçlendirilmesi, çiftçi örgütleri marketler zinciri kurulması önerisi yapıldı.
Bir taraftan bu öneriler gündeme gelirken Türkiye’de üretici birlikleri ise bakanlığın tutumundan dolayı kan kaybetmeye ve kapanmaya doğru gidiyor. 2016 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının almış olduğu bir kararla bilindiği gibi desteklemeler birliklere değil üretici hesaplarına yatırılmıştı. O günden bugüne gelinen noktada birlikler ve kooperatifler kapanma noktasına geldi. Oysaki bu birlik ve kooperatifler üreticinin temsilciliğinin yanı sıra üretisicine girdi maliyetlerini düşürme noktasında ucuz ürün temini gibi bir çok konuda hizmet veriyordu. Ayrıca çalıştırdığı ziraat mühendisi, veteriner hekim, veteriner teknikeri gibi bir çok kişiyide istihdam ederek hem ülke kalkınıyordu hemde istihdam sahaları genişliyordu. Bugün gelinen noktada üretici birlikleri kapanmanın eşiğinde. Üreticinin temsilciğini yapan bu örgütlere bir çözüm yolu getirilmesse 1995 yıllarında temelleri atılan bir çocuk gibi gelişip ülke menfaatine üretim,yatırım ve iş istihdamı sağlayan bu örgütler kapandığında tarım’da, hayvancılıkta ve bitkisel üretimde başlanan noktaya geri dönülecektir.
Öte yandan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanılığının son günlerde küpeleme, aşılama gibi konularda bedelsiz yapacağız gibi  açıklamalarında hem üreticiyi hemde bu alanda üreticisine uzun yıllardır bu alanda hizmet vermeye çalışan sivil toplum örgütlerini tedirgin ediyor ve akla şu soru işaretleri getiriyor. Bakanlık üretici birliklerini gözdenmi çıkarıyor? Bakanlık üretici birliklerinin kapanmasınımı istiyor? Oysaki bugün Avrupa’da bu konular tam tersi. Avrupa’da  üretici birlikleri üreticisin ürettiği üründen tutunki bir çok konuya kadar  devlet eliyle yaptırılıyor umuyorizki üretici birliklerine  biran önce bir çözüm yolu bulunurda eskiden olduğu gibi hem üretim hem istihdam hemde girdi maliyelerinin düşürülmesi konusunda bir misyon görevi gören  bu birliklerin  önünü açarlar.
 
8.12.2017
Devamı

Türkiye’de 306 Tarım Satış Kooperatifi, 324 Bin Üreticiye Hizmet Götürmekte

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, 38 türde, yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife hizmet sunduklarını belirterek, "Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi 38 türde, yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife hizmet sunduklarını belirterek, "Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor. Kooperatifleri daha hızlı ve verimli hale getirebilmek adına Türkiye bunu başarabilmeli." dedi.

Tüfenkci, Ankara Ticaret Odası (ATO) Kongre ve Sergi Merkezi'nde düzenlenen 2. Türkiye Kooperatifler Fuarı'nın açılışında, 4 gün sürecek organizasyonun kooperatifçilik sektöründe bilgi ve deneyimlerin paylaşılması için fırsat sağlayacağını söyledi.

Türkiye'deki kooperatifçiliği geliştirmek, uluslararası alanda benzer kuruluşların birbiriyle iletişim kurmalarını sağlamak için fuarın önemli olduğunu ifade eden Tüfenkci, yaklaşık 40 ilden, tarımdan hediyelik eşyaya, sigortadan gıdaya, kredi kefaletten lojistiğe kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren 100'den fazla kooperatif ve üst kuruluşun fuarda bir araya geldiğini bildirdi.

Tüfenkci, kooperatifçiliğin merkezinde "insan" ve "topluma hizmet" anlayışı olduğuna işaret ederek, Türkiye kooperatifçiliğini güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler yapısına ulaştırmak için gayret gösterdiklerini dile getirdi.

Bakanlık olarak, tarım satış, kredi ve kefalet, motorlu taşıyıcılar, tüketim, küçük sanat, üretim ve pazarlama kooperatifleri başta olmak üzere 38 türde yaklaşık 7 milyon ortağı olan 56 bin kooperatife doğrudan ve dolaylı hizmet sunduklarını anlatan Tüfenkci, "Ülkemizde bu kooperatiflerin 3 bakanlık çatısı altında örgütlendiğini görüyoruz. Kooperatiflerin aynı bakanlık çatısı altında toplanması gerekiyor. Kooperatifleri daha hızlı ve verimli hale getirebilmek, yeknesaklığı sağlayabilmek ve yönetim bütünlüğünü oluşturabilmek adına Türkiye bunu başarabilmelidir." diye konuştu.

"Kooperatifler yerel kalkınmanın anahtarı"

Tüfenkci, kooperatiflerin sermayenin tabana yayılması noktasında yerel kalkınmanın anahtarı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: 

"Kooperatifler aynı zamanda küçük işletmeleri büyük işletmelere dönüştürerek bulundukları bölgenin sanayisinde söz sahibi olabilmektedir. Türkiye 'nin 500 büyük sanayi kuruluşu arasında Konya Şeker, Kayseri Şeker, Trakyabirlik, Marmarabirlik, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin iştiraki Gübretaş gibi pek çok kooperatifle iştirakleri yer alıyor. Kooperatiflerin önünü açmak istiyoruz. İnanıyoruz ki kooperatifler, dayanışmanın sembolü olduğu gibi ticari işletmelerdir. Üyelerin kar elde edeceği işletmeleri oluşturmak önemli."

Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatif Birlikleri Merkez Birliğinin de ülke ekonomisine önemli katkıları olduğunu belirten Tüfenkci, bu alanda yeni finans modelleri üzerinde çalışılması gerektiğini söyledi.

Tarım satış kooperatifleri 6 bin kişiye istihdam sağlıyor"

Tüfenkci, tarım satış kooperatiflerinin ise ürün ticareti ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesine öncülük ettiğine dikkati çekerek, "Ülkemizde 306 tarım satış kooperatifi, 324 bin üreticiye hizmet götürmekte ve yaklaşık 6 bin kişiye de istihdam sağlamaktadır. Bu kooperatiflerimiz kuru üzüm, kuru incir, zeytin, zeytinyağı ve gül gibi ürünlerde gerçekleştirdikleri ihracatla ülkemize önemli döviz girdisi sağlamaktadır. Bu ürünlerde birliklerimiz tarafından zaman zaman 100 milyon dolar seviyesinde ihracat yapılmaktadır." ifadesini kullandı.

"Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı"nı güvenilir, verimli, etkin ve sürdürülebilir ekonomik girişimler niteliğini kazanmış bir kooperatifçilik yapısına ulaşma hedefiyle 2012'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde kamuoyuna açıkladıklarını ve çalışmaları tamamladıklarını anlatan Tüfenkci, 2018'de yeni bir eylem planı için çalışmalar yapacaklarını bildirdi.

Tüfenkci, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yapılan son değişikliklerle kooperatiflere iktisadi işletme kurulması şartıyla muafiyetleri bozulmadan ortak dışı işlem yapabilme imkanı getirildiğini hatırlatarak, yanlış uygulamalara sebep olan demirbaşların satımının ortak dışı işlem sayılmayacağına, kooperatiflerin elde ettikleri kazancın ve bunun ortaklara dağıtılmasının muafiyeti kaldırmayacağına ilişkin de düzenlemeler yapıldığını belirtti.

Ortak dışı işlem yapma düşüncesinde olan ve katıldıkları diğer kurumlardan elde ettikleri kazancı ortaklarına dağıtmak isteyen kooperatiflerin de muafiyetleri korunarak ticari hayatta önlerinin açılmasını sağladıklarını dile getiren Tüfenkci, kooperatiflerin ilgili kurumdan izin almak kaydıyla tütün işleme tesisi kurabilmelerine ve ticaretini yapabilmelerine de imkan tanıdıklarını kaydetti.
 
 
8.12.2017
Devamı

Havza Bazlı Destekleme Modeli Başlıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından çalışmaları yürütülen "Türkiye Milli Tarım Destekleme Modeli" kapsamındaki havza bazında desteklenecek ürünlerin dağılımı belirlendi.
Bitkisel üretim faaliyetlerinin planlanması, toprakların boşa ekilmemesi, üretilen ürünlerin elde kalmaması ve arz talep dengesizliğinin yaşanmaması için hayata geçirilecek bu model ile belirlenen 941 tarım havzasının ürün listeleri 18 Temmuz 2017 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayınlandı. Konuya ilişkin bir açıklama yapan Van Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İbrahim Görentaş, piyasada ihtiyaç fazlası ürün ekildiğinde çiftçilerin pazarda karşılık bulamadığını ve bu durumdan dolayı üreticilerin mağduriyet yaşadığını belirtti. Havza bazlı üretim modelinin faydalarından bahseden İl Müdürü Görentaş, Havza Bazlı Destekleme Modeli sayesinde sadece ihtiyaç olan ve yöreye uygun olan ürünün ekileceğini ve üreticilerin pazar sorunu yaşamayacağını kaydetti. Ekim yapacak çiftçilerin kendi ilçeleri için Bakanlık tarafından belirlenmiş olan ürünleri ekmeleri gerektiğini ifade eden Görentaş, “Çiftçilerimizin havza bazlı üretim modeli kapsamındaki ilimiz ekolojisine uygun ürünleri ekmeleri durumunda, ilgili tüm desteklemelerden azami şekilde yararlanacaklar. Çiftçilerimizin bu konuda il ve ilçe müdürlüklerinden detaylı bilgi alabilirler. Van ili sınırları içerisinde desteklenecek ürünler Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanmıştır” denildi.
8.12.2017
Devamı

İzmir'deTarım Konulu Resim Şiir Yarışması

 İzmir Ticaret Borsası (İTB) ve İzmir İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ile düzenlenen "Çocuk Gözüyle Tarım" konulu resim yarışmasına İzmir ili genelindeki resmi ve özel ilkokul kurumlarında öğrenim gören tüm birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri katılabilecek. Yarışmanın şu ana kadar gördüğü ilgiden memnuniyet duyduklarını belirten İTB Başkanı Işınsu Kestelli, "Çocuklarımıza tarımın ve toprağın değerini anlatmak, tarım sevgisini aşılamak amacıyla yola çıktığımız 'Toprak ve Çocuk' programımız kapsamında düzenlediğimiz faaliyetler sayesinde topraktan, tarladan, bahçeden uzaklaşan çocuklarımıza yeşili, toprağı, tarlayı sevdirmek ve onlara tarımla iç içe bir yaşam felsefesi aşılamak istiyoruz" dedi.
"Çocuk Gözüyle Tarım" konulu resim yarışmasına katılmak için son başvuru tarihi 15 Aralık 2017. Yarışmaya gönderilen ve sergilenmeye uygun bulunan eserler ise yarışma sonrasında İzmir Ticaret Borsası binasında ziyarete açılacak ve derece alanlara tablet, mini tablet, fotoğraf makinası, MP4 çalar gibi ödüller verilecek.
 
 
 
7.12.2017
Devamı

Gıdayı Kontrol Eden Dünya’yı Kontrol Eder


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin düzenlemiş olduğu Ticaret Borsalarını konsey toplanatısına katıldı. Bakan Fakıbaba toplantıda şu sözlere yer verdi."Ülkemizde, hasat dönemlerinde yaşanan ürün fiyatlarındaki düşüşler lisanslı depoculuk sistemi ile birlikte ortadan kalkacaktır. Ürün ihtisas borsalarının da devreye girmesiyle tarım piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağını düşünüyoruz" dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba,Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde gerçekleştirilen Ticaret Borsaları Konsey Toplantısına katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Fakıbaba, tarımın insanlık için önemli sektörlerden biri olduğunu dikkat çekerek, "Dünya nüfusu artarken, tüketim nedeniyle şehirlere göç artmakta, buna karşılık kullanılan tarım toprakları azalmaktadır. Her geçen gün daha az kişi, daha çok insanı beslemek için üretmek zorunda kalmakta, tarım ve gıda daha kritik hal almaktadır. Ülkemiz, üretim potansiyeli ve jeopolitik konumu itibariyle insanını beslemenin yanında bölgesel ihtiyacı sağlayacak güce sahiptir. Türkiye 'yi tarım ve hayvancılık bölgesinde üs, ticarette köprü, üretimde lider bir ülke olarak görüyoruz ve bunu hep birlikte yapacağımıza yürekten inanıyoruz. Hükümetlerimizde bu yaklaşımla tarımı hep öncelikli sektör olarak kabul etmiştir. Tarımın sorunlarına yönelik çok sayıda temel mevzuat düzenlemesi hükümetimiz döneminde yapılmıştır" açıklamasında bulundu

"Gıdayı kontrol eden dünyayı da kontrol eder" anlayışıyla çalıştıklarına dikkat çeken Fakıbaba, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Kendi gıdasını üretemeyen ülkeler bağımsız ülke olamaz. Bugün 39 ülkede gıdaya, 80 ülkede suya erişimde sorun yaşanmaktadır. Yaklaşık 800 milyon insan açlıkla mücadele etmektedir. Yaşanması muhtemel küresel kuraklık sebebiyle 2030 yılında 700 milyon insanın yaşadığı yerleri terk etmek zorunda kalacağı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, açlık ve yoksulluğun hakim olduğu günümüzün dünyasında her yıl 1,3 milyar ton israf edilmektedir. Buna rağmen dünyada halen herkesi besleyecek tarım ürünü mevcuttur. Açlık çeken 800 milyon insanı besleyecek üretim söz konusudur. Ana sorun ise gıdaya erişim ve gelir dağılımı adaletsizliğidir. Bizim Türkiye olarak inancımız gereği bu tabloya kayıtsız kalmamız mümkün değildir. Onun için daha fazla çalışmamız gerekmektedir." Lisanslı depoculuğun önemine vurgu yapan Fakıbaba, "Tarımsal ürünlerin piyasaya arzı bir, iki ay içerisinde gerçekleşirken, bu ürünlere olan talep 12 ay süresince devam etmektedir. Bu durum hasat dönemlerinde, tarımsal ürünlerin düşük fiyattan işlem görmesine, dolayısıyla üreticilerin kazançlarının azalmasına neden olmaktadır. Dünyanın gelişmiş pek çok ülkesinde tarımsal ürünlerin arz talep dengesi lisanslı depoculuk sistemi ile çözüme kavuşturulmuş ve istikrarlı bir piyasa oluşturulmuştur. Ülkemizde, hasat dönemlerinde yaşanan ürün fiyatlarındaki düşüşler bu sistemle birlikte ortadan kalkacaktır. Ürün ihtisas borsalarının da devreye girmesiyle tarım piyasalarında fiyat istikrarının sağlanacağını düşünüyoruz. Ticaret borsalarına lisanslı depoculuk için önemli görevler düşmektedir. Türkiye de şu an faaliyet gösteren 113 ticaret borsası bulunuyor. 2016 sonu itibariyle 113 ticaret borsasının işlem hacmi 213 milyar Türk Lirası düzeyindedir. Ticaret borsalarının işlem hacimleri her geçen yıl artmaktadır. Lisanslı depoculuğa bakanlığımız da büyük önem ve destek vermektedir. Lisanslı depo yapımını özendirmekte ve TMO alımlarını lisanslı depolara yaptırmaktayız. Bu kapsamda, Cumhuriyet döneminin en büyük lisanslı depoculuk hamlesini hep beraber başlatmış bulunuyoruz. TMO'nun uzun süreli kiralama garantili depo yapım projesiyle hayata geçirilen 3.5 milyon ton kapasiteli lisanslı depoların yapımı devam etmektedir" diyerek sözlerini sonlandırdı.

Türkiye'de, tarımdaki sıkıntıların kaynağının yapısal olduğuna dikkat çeken TOBB Başkanı Rıfat HİSARCIKLIOĞLU, toplantıda yaptığı açıklamada, "Sistemin tamamını, bütüncül bir şekilde yeniden düşünmek gerekiyor. Tarım sektörüne, tarımsal desteklere, ticarete yeni bir bakış açısı kazandırmalıyız. Yüksek teknolojili ve inovatif üretim altyapısını geliştirmeliyiz. Tarım sektörünü küresel rekabete uyumlu hale getirmeliyiz. Yani sanayideki gibi tarım sektörünü de dönüştürmeliyiz. TOBB olarak, ticaret borsalarımızla birlikte, tarım ve hayvancılık sektörünü daha da geliştirecek, projeler ve çalışmalar yürütüyoruz. Borsalarımızdaki elektronik satış salonlarımızla, akredite laboratuvarlarımızla, canlı hayvan borsalarımızla ve lisanslı depolarımızla tarım ve hayvancılık sektörüne hizmet ediyoruz" diye konuştu. - 
 
7.12.2017
Devamı

Tarım Kredi'de Görev Değişimi

 Tarım Kredi Kooperatifleri Yeni Genel Müdürü Fahrettin Poyraz görevi teslim aldı. POYRAZ görev devir tesliminde şu sözlere yer verdi. Ulusal güvenlik anlamında en önemli kurumlarımızdan bir tanesi Tarım Kredi Kooperatifleri ve ona bağlı şirketlerdir. Bunun farkında olmamız lazım. Eğer bugün Türkiye dimdik ayakta duracaksa, güçlü olacaksa; gıda güvenliği noktasında güçlü olmak zorunda. Bunun alt yapısını hazırlamak ve bu sistemi işler vaziyette tutmak zorunda. Bu çalışmayı sadece kendisi için değil, ülke coğrafyası ve mümkünse tüm dünyada da ulaşabildiği her alanda başarmak zorunda. Bu bağlamda kurumumuzun öneminin farkında olmamız gerekiyor.” dedi.
Gelecek nesillere üreten ve güçlü bir Türkiye bırakmak zorunda olduklarını vurgulayan Poyraz,  65. Hükümet’in öncelik verdiği sektörlerin başında tarım ve hayvancılığın geldiğini söyledi. Poyraz, tarımın dünyada ve ülkemizde artan önemine dikkat çekerek sözlerini; “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğini yaptığı “Milli Tarım Projesi’ni bu anlamda önemsiyorum. Dünyada 7 milyardan fazla insan yaşıyor, bunların beslenmesi gerekiyor. Su, ekmek, gıdanın olmaması durumunda dünyanın halini hayal bile edemeyiz. Bu haliyle birçok ülke kendi kendine yetemiyor. Yeni bir dünya hayal edebilirsiniz ama gıdasız hayal edemezsiniz. Bugün dünyada 34 ülke gıda, 80 ülke ise su sıkıntısı çekiyor. Bütün bu sıkıntılar bizde yok. Önce şükredeceğiz, elimizdekinin kıymetini iyi bileceğiz. Ardından da yarınımızı şimdiden görüp, hesap edip tedbir alacağız. Hazine değerinde verimli topraklarımız var ama bu yetmez. Alın teriyle sulanmayan hiçbir toprak bereketini sofraya taşıyamaz. Sofranın bereketini arttırmak için çalışacağız” diye sürdürdü.
“Adı konmamış bir mücadele içindeyiz”
Kamuoyunun Tarım Kredi Kooperatiflerinden yeterince haberdar olmadığını ifade eden Poyraz, “Kurumumuz nasıl algılanıyor. Öneminin kim, ne kadar farkında. Bu noktada karar vericiler, yöneticiler tarafından masaya yatırılması gerekiyor.” dedi. Tarım Kredi Kooperatiflerinin kuruluşundan bu güne kadar emeği geçenlere teşekkür eden Poyraz şunları söyledi: “Daha yapacak çok işimiz var. Adı konmamış bir mücadele içindeyiz. Türkiye şu anda dünyanın en büyük ve güçlü ülkeleri arasında yer almak durumunda. Bu mücadele sırasında Tarım Kredi Kooperatifleri tüm teşkilatlarıyla birlikte üzerine düşeni yapmak zorundadır. Çok köklü ve geleneklerine bağlı bir kuruluşuz. Ancak bu geleneklerin geleceği inşa etme noktasındaki çabaları engellememesi gerekiyor” dedi.
“Bu kurumun mesuliyetinin ağır olduğunun farkındayım”
Tarım Kredi Kooperatiflerinin 5 milyon çiftçiye, aynı zamanda da gıda arzı noktasında 80 milyon insana ulaşma kapasitesine sahip bir kurum olduğunu ifade eden Genel Müdür Poyraz, kurumun inanılmaz bir çalışma alanına sahip olduğunu ve artık bu alanı beraber işleyeceklerini kaydederek; “Üzerimizde bir beklenti var ve bu beklentiyi çalışmalarımızla hayata geçirmemiz gerekiyor. Türkiye eğer 2023 hedeflerine ulaşacaksa, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olacaksa; Tarım Kredi Kooperatifleri de bu süreçte üzerine düşeni yapacak. Ve inşallah şimdikinin bir kaç katı büyüklüğe ulaşarak hem tarım sanayisi hem de vatandaşa ulaşma anlamında sorumluluklarını yerine getirecektir” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin en birikimli kadrolarının Tarım Kredi Kooperatiflerinin bünyesinde olduğunu vurgulayan Poyraz konuşmasını; “Hep birlikte başarılı işlere imza atacağız. Kurum çalışanları olarak herhangi bir aksaklık görüyorsanız, bize ulaştırmanız yeterli. Sistemin içinde olan sizlerin önerilerinizi her zaman dinlemeye hazırız ve her zaman sizlere kapımız açık. Bize deli dolu çalışanlar lazım, bu vatan için memleket için kendini feda edebilecek çalışanlar lazım. Biz görev süremiz boyunca bu bayrağı daha ileriye taşımaya çalışacağız. Emaneti üstlendik, bu kurumun mesuliyetinin ağır olduğunun farkındayım. Tek taraflı bir yönetim anlayışından çok, birlikte yönetim ve tecrübeleri paylaşma anlamında bir çalışma ortamı oluşturabilirsek daha başarılı olacağımıza inanıyorum. Sözlerime son verirken, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, Başbakanımız Sayın Binali Yıldırıma,  Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba’ya, Yönetim ve Denetim kurulu üyelerimize bize olan inançları ve güvenleri için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.” sözleri ile sonlandırdı.
 
 
7.12.2017
Devamı

Türkiye'nin Su Ürünleri Üretiminde Kat Ettiği Mesafe Alkışlanabilir Düzeyde

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Nevzat Birişik, Türkiye'nin su ürünleri üretiminde kat ettiği mesafenin alkışlanabilir düzeyde olduğunu belirterek, "Bugün kırmızı et ithal ediyoruz ama beyaz et yani balık ve kanatlı eti ihraç ediyoruz." dedi.
Elazığ'da Rezervuar ve Göllerde Ağ Kafeslerde Balık Yetiştiriciliği Bölgesel Eğitimi Programı düzenlendi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Birişik, bir otelde düzenlenen programda yaptığı konuşmada, Elazığ'ın son 15 yılda kat ettiği mesafe ile iç sularda farklı su ürünleri yetiştirerek ülke açısından önemli bir merkez haline geldiğini vurguladı.
Su ürünleri üretimini yıllar itibarıyla katlayarak arttıran Elazığ'ın su ürünleri ihracatı yapan bir sektöre sahip olduğuna dikkati çeken Birişik, "Tüm dünyada elde edilen su ürünleri miktarının yüzde 70’i avcılıktan, yüzde 30’u yetiştiricilikten geliyor. Türkiye’de ise yüzde 50’si avcılıktan, yüzde 50’si yetiştiricilikten geliyor. Bu da yaklaşık olarak yılda 500-600 ton ediyor. Dolayısıyla içeride 300 ton civarında üretim yapıyoruz. Bu rakam gelecek yıllarda hızla değişecek ve çok büyük bir kısmı yetiştiricilikten gelecek." diye konuştu.
Birişik, Türkiye'nin su ürünleri yetiştiriciliğinde büyük bir tecrübeye sahip olduğunu ve bu tecrübeyi yurt dışından gelen kursiyerlerle paylaştıklarını dile getirdi.
Su ürünleri yetiştiriciliğinde ülkenin son 10 yılda büyük bir gelişme sağladığını vurgulayan Birişik, "Türkiye'nin su ürünleri üretiminde kat ettiği mesafe alkışlanabilir düzeyde. Bugün kırmızı et ithal ediyoruz ama beyaz et yani balık ve kanatlı eti ihraç ediyoruz. Tabii burada önemli olan bunu sürdürebilir kılmak." ifadelerini kullandı.
Elazığ Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Özkan Özbay ise eğitim programı ile Orta Asya ve Kafkas ülkeleri arasında su ürünleri ve su kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda mevcut deneyimlerin paylaşılmasını öngördüklerini söyledi.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından desteklenen eğitim programına Azerbaycan, Ukrayna, Kırgızistan, Tacikistan, Gürcistan, Özbekistan, Ermenistan, Kazakistan ve Türkmenistan'dan 25 kursiyer katıldı. A.A
 
 
6.12.2017
Devamı

Beş yüzbin Buzağı Et İthalatının Önüne Geçer

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Antalya’da düzenlenen Hayvan Hastalıkları ile Mücadele ve Hayvan Hareketleri Kontrolü Programı 2017 Değerlendirme Toplantısı'na katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba ilk olarak 10 dakikası basına açık olan toplantıyı, 'bizim gizleyeceğimiz bir şey yok' diyerek basına açık hale getirdi. Basın mensuplarının yerini almasıyla birlikte konuşmaya başlayan Fakıbaba, hayvan hastalıklarıyla mücadele ve buzağı ölümlerinin önüne geçebilmek için buzağı ölümlerini azaltmaya yönelik çalışma içerisine girdiklerini söyledi. 2018 yılında buzağı ölüm oranını yüzde 15'ten 5'e düşürmeyi hedeflediklerini açıklayan Fakıbaba, elde edilecek 500 bin buzağı kazancıyla Türkiye'nin et ithalinin önüne geçeceklerini kaydetti.
"HAYVANLARIN DÜKKANLARDA SATILMASINI VALLAHİ DOĞRU BULMUYORUM"
Hayvanların dükkanlarda satılmasını doğru bulmadığını söyleyen Bakan Fakıbaba, "Bugün bana soruyorlar, hayvanların dükkanlarda satılması doğru mu? Vallahi değil. Biz yaratılanı yaratandan dolayı seven bir mantalitenin değerleriyiz. Bir köle gibi hayvanı al sat, bunlar doğru bir olay değil ama bunları kapattığınız zaman da merdiven altında neler olacak o da doğru değil. Bunları oturup konuşmamız lazım. Yerel yönetimler bu konuda nasıl yardımcı olabilirler, acaba çiftlik hayvanlarını veteriner arkadaşların sağlığını yaptırtıp, aşılarını yaparak ailelere ücretsiz vermesi sunmak kaydıyla doğru olmaz mı" diye konuştu.
"BİR ÇOCUK ÖLÜMÜ NEYSE, BUZAĞI DA ÖYLE"
Bakan olarak yapılan tüm çalışmaları yakından takip edeceğini belirten Fakıbaba, tüm şehirlerde bakanlığa bağlı görevlilerin hayvan sağlığı ve ölümlerinin oranını düşürme konusunda yarışması gerektiğini vurguladı. Fakıbaba, "Hamile bir annenin bakımı neyse, düvenin bakımı da o, bir buzağının bakımı neyse, yeni doğan çocuğun bakımı da o. Bir çocuk ölümü neyse, buzağı ölüm oranı o. Esasında bir annenin takibi nasılsa bir gebe düvenin takibi de böyle. Farklı bir şey mi? Aynı, hiç değişen bir şey yok. Biz tek tek gebe düveleri takip edeceğiz, zimmetleyeceğiz" dedi.
"ABD YAPMIŞSA BİZ DE YAPARIZ"
Hayvan hastalıklarıyla mücadeleyi arttırıp, buzağı kaybını önlemek istediklerini kaydeden Fakıbaba, "Bunu Amarika yapmışsa, yüzde 2'lerdeyse, benim arkadaşlarım yapar, başarır bunu. Başarmaması için bir neden var mı? Yok. Biz ortada kalıyoruz, acaba yapsak mı, yapmasak mı diye. Küpeleri parasız veriyoruz, aşılar bedava ve veteriner arkadaşların alın teri olan parayı da artık biz kendimiz ödeyeceğiz. 2018 1 Ocak'tan itibaren başlıyor. En kutsal mesleklerden birisi olan veteriner hekim arkadaşlarım kimseyle muhatap olmadan hayvana bakacaklar, muayene edecekler, hastalıkları belirleyecekler, aşıları yapacaklar, çantalarını kapıp arabalarına binip evlerine gidecekler" diye konuştu.
BUZAĞI ÖLÜM ORANINDA HEDEF YÜZDE 5
Türkiye'de hayvancılığın problemlerini aşmak ve tedbirleri yüksek önem düzey uygulayacaklarını kaydeden Bakan Fakıbaba, bu konuda da 2018 hedefini açıklayarak, "Bu konuda ilk önceliğimiz etkili çalışmalar yaparak, buzağı ölümlerini sonlandırmak olacaktır. Sonlanmaz ama yüzde 5'e düşürür müyüz? Düşürürüz. 2018'de hedefi söylüyorum. Büyük işletmelerde değil, onlarda yüzde 1 veya 0 olabilir. ABD den iyiler ama küçük ve orta ölçekli işletmelerde bu oran yüzde 5 kabul edilebilir bir orandır. Şu anda bu oran Türkiye geneli yüzde 15 civarında. Bunu öncelikle yüzde 5'e indirmek, daha sonra da daha aşağıya çekmek olacaktır. Hayvan sayıları çalışmalarında, buzağı kaybını önlemede bir seferberlik başlatıyoruz. Tek başına ben bir şey yapamam hep birlikte bunu yapacağız" dedi.
"Sağlık Bakanlığı Gibi Olmalıyız”
Hayvan hastalıklarıyla mücadelede ve buzağı ölümleri konusunda sağlık Bakanlığı gibi olunması gerektiğini vurgulayan Bakan Fakıbaba, "Esasında sağlık bakanlığı gibi olmamız gerekiyor. sağlıkbakanlığı ne yapıyor? Buradan kutluyorum hem şimdiki Sağlık Bakanımızı hem de ondan önceki bakanımızı. Bir tek çocuk ölüm oranı olduğunda anında kaydediliyor. Bakan cep telefonundan nerede çocuk kaybı var, niye bu çocuk kaybı oldu, nasıl oldu, neden oldu onların araştırmasını yapıyor. Arkadaşlar ben de, sizler de bunu yapacağız. Çocuk ölüm oranları nasıl düştüyse, buzağı ölüm oranları ve anne ölüm oranları da düşecek" ifadelerini kaydetti.
"500 BİN BUZAĞI ET İTHALATININ ÖNÜNE GEÇER"
Buzağı ölümünün yüzde 5'e düşürülmesi durumunda 500 bin buzağı kar edeceklerini ve et ithalatının önüne geçilebileceğini ifade eden Fakıbaba, "Vatandaş diyor ki; 'et ithalatı ne zaman duracak? Bu ölümler durduğu zaman duracak. Dışarıdan almış olduğumuz hayvan sayısı 500 bin. Bunu biz yapacağız. Bu kabahat bizim. 500 bin yavru kayboluyor, bırakın et ithalatını bu yavru ya. Biz bu 500 bini kurtarabiliriz. Oraya gidiyoruz bizden et alın buraya gidiyoruz bizden alın deyip duruyorlar. Ayıptır. Yakışmıyor bize, şu koca ülkeye yakışmıyor. Biz eğer 750 binden 500 bini kurtaramıyorsak yazıklar olsun bize" şeklinde konuştu.
"İNEKLER KESİLMEYECEK"
İneklerin kesilmemesiyle ilgili gerekli talimatları verdiğini aktaran Fakıbaba, şunları söyledi:
"Arkadaşlarıma ineklerin kesilmemesiyle talimatı verdim, eğer insanlar mecburiyetten dolayı kesmek zorunda kalıyorsa ilk uçağa atlayıp bize geleceksiniz. Burada esasında her ilin sağlık bakanı sizsiniz. Damızlık değeri olan dişi hayvan kesiminin önlenmesi için, kesimhanelerin sık sık denetlenmesi ve kesimhanelerde görev yapan veterinerlerin bu konudaki hassasiyetlerinin takip edilmesi gerekmektedir. Eğer gerçekten altına deforme olmuş inek deyip gerçekten bir annenin ölümüne bir veteriner hekim imza atıyorsa o veteriner değildir. İtirazı olan var mı? Deforme olmamış, herhangi bir hastalığı falan yoksa sadece ve sadece hayvanı kesimhanede buna bir ad uydurayım diyerek imza atıyorsa o veteriner hekim değildir, onun diplomasından şüphe, onun hayvana olan sevgisinden, milli duygularından şüphe duyarım. Çünkü o hayvan benim için önemlidir, çünkü o hayvan bana 10 tane yavru getirecek, en az 7 hayvan getirecektir. Ben o hayvanı nasıl kestiririm?"
Son olarak Bakan Fakıbaba, "31 Aralık 2017'ye kadar benim hayvan mevcudiyetim elimde olacak ve aslanlar gibi çıkacağım TÜİKe senin rakamların yanlıştır diyeceğim. Tarım bakanlığı bir malvarlığını bilemiyorsa, iş yapıyorsunuz ama sermayenizi bilmiyorsunuz. Ne kadar üreteceğim, ne kadar ithal edeceğim, fiyat nasıl olmalı. 3 sene sonraki projeksiyon nedir, bunları bilmeden hayvan sayısını, buzağı, koçu tekeyi bilmeden nasıl yapacaksınız. Ortada sayı yok. TÜİK başka bir şey söylüyor, ben başka bir şey söylüyorum" diyerek, işletmelerin 31Aralık 2017'ye kadar kayıt yaptırmaları gerektiğini söyledi.
 
 
6.12.2017
Devamı

Tarım'ın Suya İhtiyacı Var

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Konya Ovası Projesi’nin (KOP) tamamlanınca tarımda parlayan yıldız olacağını bildirerek, “Tarım arazilerinin 5’te 1’inin bulunduğu KOP’ta, susuzluktan tarım alanlarının yüzde 27.1’i nadasa ayrılıyor. Sulama yatırımları tamamlanır, nadas bitirilirse üretim patlar” dedi.
Bayraktar, KOP kapsamındaki 8 ilin (Konya, Yozgat, Niğde, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray, Karaman, Kırıkkale) 94 bin 959 kilometrekare yüzölçümü ile ülke yüzölçümünün yüzde 12.2’sine, 46 bin 276 kilometrekare çayır ve mera hariç tarım alanıyla ülke tarım alanlarının yüzde 19.5’ine sahip olduğunu belirtti. Bayraktar, “Bu büyük bir zenginliktir. KOP illerinde yüzölçümünün yüzde 48.7’sini tarım alanları oluşturmaktadır ki bu olağanüstü yüksek bir orandır” dedi. 243 projeden sadece 26’sı tamamlanabildi GAP, DAP ve DOKAP gibi KOP’un da acilen, vakit kaybetmeden bitirilmesi gereken bir proje olduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi.
“KOP Eylem Planı kapsamında 243 proje yer almaktadır. Plan kapsamında yer alan projelerden Yatırım Programı’na alınanlardan 26 proje tamamlanmıştır. 143 proje halen devam etmektedir. 74 proje ise hali hazırda başlamamıştır. Bölge tarım arazisinin yüzde 68'ini tarla arazisi, yüzde 27.1'ini nadas, yüzde 3.2'sini meyve, yüzde 1.7’sini sebze alanları oluşturmaktadır. Tarla ziraatında buğday, arpa, şeker pancarı, patates, nohut, kuru fasulye, çavdar, meyvede elma, sebzede havuç öne çıkmaktadır. Bölge hayvancılık ve kanatlı yetiştiriciliğinde de önemli bir yerdedir. Bütün bunlara rağmen, bölgenin potansiyeli tam olarak kullanılamamaktadır. Olağanüstü bir tarım alanı potansiyeli bulunmasına karşın su kaynakları kısıtlıdır. Arazilerin ancak 3’te 1’i sulanabilmektedir.





 
5.12.2017
Devamı

Tropikal Meyveler Gıda Ticaretinin Yeni Yıldızı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), bu meyvelerin ticaret hacminin yıl sonunda geçen yıla göre miktar bazında yüzde 5,2 artarak 7 milyon tona ulaşacağını, değer bazında ise 10 milyar doları bulacağını öngördü. FAO'nun Gıda Görünümü raporundan derlenen bilgilere göre, mango, ananas, avokado ve papaya gibi taze tropikal meyveler, ticari anlaşmalar ve ulaşımdaki gelişmelerle tüketici tercihlerindeki değişim sayesinde uluslararası gıda ticaretinde hızlı bir büyüme gösterdi.
Raporda, tropikal meyvelerin tarımsal gıda ürünleri arasında en değerli kalemi oluşturduğu ifade edildi. Tropikal meyvelerin Türkiye'nin gıda ticaretindeki varlığı da son yıllarda artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bu meyvelerde dış ticaret hacmi 2012 yılında 5 milyon 991 bin 30 dolarlık kısmı ithalat, 33 bin 553 dolarlık kısmı ihracat olmak üzere 6 milyon 24 bin 583 dolar olarak kayıtlara geçti. Dış ticaret hacmi, geçen yıl 2012'ye göre yaklaşık yüzde 20 artışla 7 milyon 226 bin 669 dolara ulaştı. Antalya'da 24 çeşit tropikal meyve yetiştiriliyor.
Alanya'dan Adana'ya kadar uzanan kıyı şeridinin iklimi ve toprağı; muz, papaya, pitahaya, avokado ve kivi yetişmesine imkan sağlıyor. Üreticiler, teşviklerle bu alanda ihracatın artabileceğine dikkat çekiyor.
 
 
5.12.2017
Devamı

Çiftçinin Marulları Tarla'da Kaldı

Şırnak'ın Silopi ilçesinde çiftçi Halil Saloci'ye ait 5 dönümlük alanda ekili yaklaşık 20 bin marul, alıcı çıkmayınca tarlada kaldı. Zor durumda kalan Saloci, yetkililerden yardım istedi.
Silopi’de ilçesinde çiftçi Halil Saloci, Gürümlü beldesi yolu karşısında kendisine ait 5 dönüm arazide yaklaşık 20 bin marul ekimi yaptı. Tarladaki marullarına yetiştikten sonra alıcı bulamayan Saloci’nin ürünü elinde kaldı. Antalya ve farklı illerden getirilen maruldan daha ucuza satmak istediği ürününe talep bulmayan Saloci, yetkililerden yardım istedi. Tarlada çürüyen ürünleri teker teker sökerek çobanlara dağıtan çiftçi Saloci, zararının yaklaşık 15 bin lira civarında olduğunu belirterek, şöyle dedi:
"20 bin marul ektik. 95 gündür sürekli bakımlı bir şekilde besliyoruz. Tam satış haftasına geldik. Kimse marulumuzu almıyor. Çarşıda marul 2 lira biz burada 50 kuruşa hala satamıyoruz. Yani ilahim bize bu işi yapmayın diyorlar. Ne yapalım yani sahiplenmemek çok acı bir şey. Biz zarardan vazgeçtik ama heba olan emeğe üzülüyorum. Evinin önünde, gözünün önünde sen bu malı yetiştiriyorsun, malı piyasaya sokuyorsun ama alıcısı çıkmıyor. Ne diyeceğimizi bilemiyoruz." DHA
 
 
5.12.2017
Devamı

Yılbaşı Öncesi Gıda Denetimleri Artırıldı

Ankara Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, başkentlilerin sağlığı için gıda denetimlerine aralıksız devam ediyor. Yılbaşı öncesi gıda denetimlerinin hız kazandığı Ankara'da, gıda üretimi ve satışı yapan işletmelere 11 ayda 6 milyon 806 bin 660 lira idari para cezası uygulandı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan edinilen bilgiye göre, Ankara Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünce bu yıl aralık ayına kadar gıda üretim yerlerinde 10 bin 217, gıda satış yerlerinde 27 bin 666 ve toplu üretim yerlerinde 25 bin 894 denetim yapıldı. Bu dönemde toplam 63 bin 777 denetim sonucunda bin 519 işletmeye toplam 6 milyon 806 bin 660 lira idari para cezası kesildi, 3 işletme hakkında da savcılığa suç duyurusunda bulunuldu.

ANKARA’LILAR ENDİŞE ETMESİN
Ankara Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl  Müdürü Bülent Korkmaz, özellikle yılbaşı öncesi denetimleri artırdıklarını ve başkentlilerin gıda güvenliği konusunda herhangi bir endişe duymamaları için 24 saat esasına göre çalışma yürüttüklerini söyledi. Korkmaz, denetlenen işletmelerin imalathane ve sunum yapılan reyonlarının incelendiği belirtti.
 
4.12.2017
Devamı

Çiftçi Tefecinin Eline'mi Düşüyor

Türkiye'de 2006 yılında yürürlüğe giren Tarım Kanunu'nun 21'inci maddesi, tarımsal destekleme programlarının finansmanının, bütçe kaynaklarından ve dış kaynaklardan sağlanacağını ve bütçeden ayrılacak kaynağın Gayrisafi Millî Hasıla'nın (GSMH) yüzde birinden az olamayacağını hükmediyor.
Sözcü Gazetesinin haberine  Yasaya göre 2007'den bu yana 10.5 yılda çiftçinin yasal destek hakkı 171.5 milyar lirayı bulması gerekirken, 84 milyar lirada kaldı. Çiftçiye verilen finansal destek 87.5 milyar lira eksik yapıldı. Bu yıl da çiftçi, devletten yasa ile alması gereken 26 milyar lira desteğin, 12.8 milyar lirasını alabildi. Bununla beraber, 2017 başında kullandırılan tarım kredileride 89 milyar 703 milyon liraya çıktı. Birçok çiftçinin tarımsal üretimi terk ederek köyden kente göç etmek durumunda kaldığını söyleyen CHP Edirne Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Doç. Dr. Okan Gaytancıoğlu, “AKP, çiftçiye hak ettiği desteği vermeyerek, bir şekilde onları bankaların, aracı ve tefecilerin kucağına itti. Eksik yapılan 87.5 milyar TL'lik ödemenin çiftçilere ödenmemesi sonucu çiftçimiz ciddi anlamda borçlandı” dedi.
BANKALARA BORÇ ÇOĞALDI
Bankacılık sektörü ile yapılan görüşmelerden tarımda kredi kullanımından daha acı bir tablonun olduğunu söyleyen Gaytancıoğlu, adına aracı-tefeci denilen bazı kişilerin tarım piyasalarında ciddi anlamda bulunduğu hatta banka kredilerinden daha fazla kredi kullandırıldığı bilgisini verdi.
Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten bugüne eksik yapılan 87.5 milyar TL'lik ödemenin yapılmaması sonucu çiftçiler ciddi anlamda borçlandı. Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2007'de tarımsal nakit kredi kullanımı 6.9 milyar TL iken, 2017 yılı Eylül ayı itibarıyla sadece bankaların çiftçiye kredi kullandırımı toplamı 82 milyar 403 milyon TL'ye ulaştı. Tarım Kredi Kooperatifleri'ne olan borç ise 7 milyar 300 milyon lira oldu. Ayrıca bankaların tarım kredilerinden 2007 yılı Ocak ayında 353 milyon TL alacağı takipte iken, bu tutar 2.2 milyar liraya çıkmış durumda. Bunun yanında, tarım sektöründe 1.9 milyar TL de gayri nakdi kredi kullanımı söz konusu.
DIŞA BAĞIMLILIK ARTIYOR
Yasanın öngördüğü desteğin verilmemesi ve uygulanan yanlış politikalar çiftçiyi toprağına küstürürken, ülkenin tarımda dışa bağımlılığı da giderek artıyor. Çiftçi Kayıt Sistemi'nde (ÇKS) son 10 yılda kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 613 binden, 2 milyon 267 bine gerilediği görülüyor. 10 yılda 346 bin çiftçi daha toprağından kopmuş. Öte yandan TÜİK verilerine göre en fazla tarım alanı kaybı da ‘tahıllar ve diğer bitkisel ürünler'de gerçekleşti. 2006'da 17 milyon 440 bin hektar alan, yüzde 11 azalarak 15 milyon 574 bin hektara geriledi. Gaytancıoğlu, “Türkiye'de çiftçilerin artan borç yükünün borcu borçla çevirebilmek için kullandığını gösteren bir tablo ortaya çıkıyor” diye konuştu.
 
 
4.12.2017
Devamı

Doğal Afet Çiftçi Borçlarını Erteledi

Doğal afetler nedeniyle zor dönemler yaşayan çiftçilere afetten etkilenen çiftçi borçları 1 yıl ertelendi.
Başbakanlık’tan, “Çiftçilerimize zor gün desteği” başlığı ile yapılan yazılı açıklamada, “Başbakanımız Binali Yıldırım’ın talimatları ile çiftçilerimizin borçları 1 yıl ertelenmiştir. Bu yıl yaşanan doğal afetler nedeniyle zarar gören çiftçilerimizin, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarına Bakanlar Kurulu kararı ile 1 yıllık erteleme imkanı getirilmiştir. 80 bin çiftçinin bu yapılanmadan yararlanması öngörülmektedir. Ayrıca Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri de borçlarını ödeme zorluğu çeken çiftçilerimize, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması için, mevcut kredi borçlarını, 5 yıla yayılan taksitlendirme imkanı verecektir” denildi.
Türkiye genelindeki afetlerden etkilenen bütün çiftçilerin, borç ertelemesi imkanından faydalanabilmek için il/ilçe hasar tespit komisyonlarına ve borçlu olunan Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatiflerine müracaat etmeleri gerekiyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, sene başından bugüne kadar afetlerden 70 ilde, 470 ilçede, 9 bin 146 köyde, 331 bin 604 çiftçiye ait 7 bin 525 dekar kapalı alan ile 12 milyon 805 bin 153 dekar açık alanın etkilendi. 743 üreticiye ait bin 827 dekar sera, 813 dekar açık alan olmak üzere toplam 2 bin 640 dekar alandaki sebze, meyve, narenciye ve zeytin bahçelerinde, 530 arılı kovanda ve 40 ton paketlenmiş narenciyede afet zararı görülürken, sigortalı çiftçilere 10 milyon liralık hasar tazminatı ödendi.
 
 
4.12.2017
Devamı

Baklagiller’de İthal Geliyor

İthal et ve ithal hayvandan sonra Kuru fasulye, barbunya, nohut ve börülcede aracıların fiyatları yükseltmesinin önüne geçilmesi amacıyla gümrük vergisi oranları sıfıra indirildi.
Bakanlar Kurulunun ‘İthalat Rejimi Kararına Ek Karar’ı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, kuru baklagillerden tohumluk olmayan fasulye türleri, barbunya, nohut ve börülce ithalatında AB, EFTA, Bosna-Hersek, Güney Kore, Malezya, D-8 ülkeleri ve diğer ülkelerden yapılacak ithalatta gümrük vergisi oranı sıfır olarak uygulanacak.
 
 
4.12.2017
Devamı

Yetiştirici Zor Durumda


Hergün güzel şeyler olması için hem devlet hem millet uğraş vermeye devam ediyor. muhammet oluklu'nun kaleminden

Uğraş vermesine veriyoruzda bir tarafı düzeltirken bir diğer tarafıda geri bozuyoruz.
Gelelim yaptığımız şeylere; Ne mi yaptık? vatandaşa ucuz et yedirmek için  lop et getirdik; getirmeye de devam ediyoruz. Peki ithal et kimlere yaradı? Kimlere yaramadı?  sorularının cevaplarını gelin birlikte arıyalım. İthal et kimlere yaradı önce bu sorunun cevabını verelim.
İthal et fakir fukaranın garip gurabanın evinde bazen ayda bazen yılda bir alabildiği bazende hiç alamayanların işine yaradı. Ne dedi Bakan Fakıbaba Plan bütçe komisyonunda işte şu sözlere yer verdi. “Biz o etleri dar gelirli insanları korumak adına oraya koyuyoruz. Esasında benim hakkım yok onu tüketmeye, sizin de hakkınız yok. Esasında sizin bize teşekkür etmeniz lazım, fakir insanları etle buluşturuyoruz." diye konuşmuştu. Sanırım ilk sorunun cevabını vermiş olduk.
Gelelim ikinci sorunun cevabına; işte bu sorunun cevabı hem zordur hemde kolay. Biz de en  zor olandan başlayalım. Zor durumda kalan ilk besicilerimizdir. Besicilerimizin yani üreticilerimizin yazı olmaz, kışı olmaz, bayramı olmaz, seyranı olmaz kısacası 7/24 hayvanlarının yanındadır.Tam bir emekçidir alın terini dökmeden sofraya oturmayandır. Peki bu kadar emek veren bu üretici bir buzağıyı  tıpkı bir çocuk gibi büyütür, yetiştirir ve besi durumuna geldiğinde ise 2 yıl aradan sonra hayvanını satar. Siz 2 yıl emek verip çocuğunuz gibi baktığınız hayvanları yada besilerinizi kaça satmak isterseniz?  Devlet bizim devletimiz çok parada gözümüz yok zarar etmeyelim yeter diyor eli nasırlı üretici.
Bugün gelinen noktada yerli üretici zor durumdadır. Hayvan satışları durdu. Hayvancılık sektörü zor günlerden geçiyor. Buna bağlı olarak kasaplar ve serbes piyasada dolaylı iş yapanların hepsi zor durumda ve biran önce çözüm bekleniyor. Biz de umut ediyoruz ki mevcut üreticimize devletimizin ilgili kuruluşları el atar da bu sıkıntılardan feraha kavuşurlar.  
 
1.12.2017
Devamı

2018 Yılı Buzağı Yılı


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba,“Buzağı Kayıplarının Önlenmesi” konulu çalıştay sonuç değerlendirme toplantısına katıldı.  Ataköşk Hotel otelde gerçekleştirilen toplantıda buzağıların önemine değinirken; 2018 yılında damızlık ve buzağılara yönelik projelerimiz ivme kazanacak dedi. Fakıbaba konuşmasında şu sözlere yer verdi. “Buzağı ölümlerimiz oldukça fazla bunların önüne birlikte geçeceğiz gerek analar gerekse buzağılara yönelik 2018 yılı içerisinde güzel projeler hazırlıyoruz. Biraz sabırlı olmamız gerekiyor. Göreve geldiğimizden beri bunun önemli ollduğunun farkındayım. Adımlarımızıda buna yönelik atıyoruz. 2018 yılını buzağıları korumaya yönelik büyük adımlar atacağız.” Dedi.  
Öte yandan Konya Damızlık Sığır Yetişticirileri Birliğinin bir kaç ay önce başlattığı buzağılara yönelik '2018 yılının buzağı yılı projesi' ilan etmesi de doğru bir adım olduğu kanıtlanmış oldu.
 
 
1.12.2017
Devamı

Okul Sütü İkinci Kez İptal Edildi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017-2018 eğitim döneminde, haftada üç gün yaklaşık 32 bin bağımsız anaokulu, ana sınıfı ve ilkokulda okuyan 6 milyon öğrenciye haftada 3 gün dağıtılmak üzere gerçekleştirilen 200 mililitre sade yağlı 254 milyon 368 bin 800 kutu UHT okul sütü alımı ihalesi ikinci kez iptal edildi.
4 TEKLİF VERİLMİŞTİ
Okul sütü ihalesinde, en düşük teklifi, birinci kısım için 35 milyon 176 bin 222,54 lira ile Yörükoğlu Süt ve Ürünleri Sanayi, Ticaret AŞ, ikinci kısım için 57 milyon 329 bin 173,44 lira ile Pınar Süt Mamulleri AŞ - Dimes AŞ ortaklığı, üçüncü kısım için 60 milyon 443 bin 51,26 lira ile Paksüt Süt Sanayi ve Ticaret AŞ, dördüncü kısım için de 21 milyon 410 bin 29,83 lira ile Güney Süt Sanayi ve Gıda Maddeleri Tic. AŞ vermişti.
.
 
1.12.2017
Devamı

Yetiştiricinin Düve Alım Desteğinde bu kezde Süre Engeli

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı  düve alım desteklemesi projesi  kapsamında  türkvete kayıtlı sığır işletmesi olan ve şahıs ve tüzel kişi yetiştiricilere vereceği askari 20 baş azami 200 başlık kombina veya etçi ırk düve alım bedelinin yüzde 30 hibe verilmesini amaçıyordu. Ancak, yüzde 30 hibe desteklemesi kapsamında verilen 37 günlük süreyi yetiştirici sağlayamadığından bu destekten faydalanamıyor. Yetiştiricinin %30 hibe desteklemesinden 2017 yılı içinde yararlanabilmesi için sürenin minumum 45 gün olması gerekeyir.
Yüzde 30 düve alım  Desteklemesi alacak iller
Ağrı, Ardahan, Artvin, Bayburt, Bitlis, Çankırı, Çorum, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Gümüşhane,  Iğdır, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Malatya, Muş, Ordu, Rize, Samsun, Sivas, Şırnak, Tokat, Trabzon, Tunceli, Van ve Yozgat olmak üzere 30 il faydalanabiliyor. Bu illerin yetiştiricileri %30 düve alım desteğinden faydalabilmesi için karantina şartlarının 42 günü bulmasından dolayı  bakanlığın belirlemiş olduğu 37 günlük sürenin  minumum 45 gün olmasını bekliyor.
Öte yandan edinilen bilgiye göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yüzde 30 düve alım hibe desteğini 2018 ve 2019 yılı içerisin de de devam edeceğini öngörüyor.
 
30.11.2017
Devamı

Çiftçi İcralık

CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer’in soru önergesine yanıt veren Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarım kredi kooperatiflerine borçlarını ödeyemeyen çiftçi sayısının 6 bin 609 olduğunu açıkladı.
Çiftçilerin uygulanan yanlış politikalar yüzünden yaşayamaz duruma geldiğini ifade eden Gürer, ‘Bu rakamlar tarımın bitirildiğinin kanıtıdır’ dedi.
CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına; borçlu çiftçiler ve ÇKS’ye kayıtlı çiftçi sayılarıyla ilgili iki ayrı soru önergesi yöneltti. Ömer Fethi Gürer, önergesinde, “Tarım Kredi Kooperatifi tarafından kredi alarak ödeyemediği için takipte olan çiftçi sayısı kaçtır? Takipteki çiftçilere uygulanan faiz nedir? Vadesi geçmiş, idari takibe alınmış, borçları ödeyemediği için icra uygulanan çiftçi sayısı kaçtır?” şeklindeki sorulara yanıt istedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye genelinde vadesi geçmiş, idari takibe alınmış, borçları ödeyemediği için icra uygulanan çiftçi sayısı 6 bin 609 olduğunu açıkladı. Tarım Kredi Kooperatiflerince, icra takibinde olan ortaklar da dâhil olmak üzere, Kooperatiflere vadesi geçen borçlarını ödeme istek ve gayreti içerisinde olan ortaklarına, borçlarını ödeyebilmelerini teminen ödemede kolaylığı sağlandığını belirten Bakan Fakıbaba, “Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan kredilerin geri dönüş oranları da önemli seviyede artmıştır. Türkiye genelinde kredi geri dönüş oranı 2002 yılında % 71 iken, 2016 yılında % 97,3'eyükselmiştir” dedi.
 
 
29.11.2017
Devamı

Almanya’da Tarım Bakanına Tepki


Sosyal Demokrat Partisi (SPD) Tarım Bakanı svhmid’in AB’de yabancı ot ilacı glifosat kullanımının uzatılması için evet oyu kullanmasına tepki gösterdi. A.A haberine göre
Almanya’nın, Avrupa Birliği’nde (AB) yabancı ot ilacı glifosat kullanımının uzatılmasına "evet" oyu vermesi hükümeti oluşturan Hristiyan Birlik (CDU/CSU) partileri ile Sosyal Demokrat Partisi (SPD) arasında ihtilafa yol açtı.
SPD, Hristiyan Sosyal Birlik Partili (CSU) Tarım Bakanı Christian Schmidtin koalisyonda alınan karara rağmen AB'de glifosat ilacının kullanımı konusunda "evet" oyu kullanmasını eleştirdi.
SPD'nin ilacın kullanımının uzatılması konusunda AB'de "Hayır" oyu kullanılmasını istediği, bundan dolayı Schmidt’in koalisyon protokolüne göre AB’de çekimser kalması gerektiğine işaret edildi.
Partinin Federal Meclis Grubu Başkanı Andrea Nahles, Schmidt’in SPD’nin onayı olmadan AB’de kendi kararıyla hareket etmesinin koalisyonda görüşülmesi gerektiğini belirterek, "Bu, hükümet içinde ağır güven kaybıdır." dedi.
 
 
29.11.2017
Devamı

GTHB 2018 de Uluslararası Standartlarda Hizmet Üretmeyi Planlıyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık bakanlığının geçtiğimiz günlerde TBMM de Plan ve Bütçe komisyonunda 2018 yılı bütçesi değerlendirildi. Buna göre Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018 yılı bütçesi 21 milyar 676 milyon 673 bin lira  olarak ön görüldü. GTHB  2018 yılında üreticiye nasıl destek olacak; hangi yeni projeleri hayata geçireceğinin ayrıntılarını bakan Fakıbaba komisyonda anlattı.  Bakan Fakıbaba “Uluslararası standartlarda hizmet üreten bir Bakanlık olmayı amaçlıyoruz.”dedi.

 Fakıbaba şunları söyledi. “2017ve 2018 yılında, çiftçinin alın teriyle ürettiği ürünlerin katma değerini yükseltecek yeni projelerimizi hayata geçirmeye devam edeceğiz.
Bakanlık olarak yürüttüğümüz işlerin planlanması ve üreticilere sunduğumuz hizmetlerde etkinliğin artırılması için “Kalite Yönetim Sistemine” geçiyoruz.
Uluslararası standartlarda hizmet üreten bir Bakanlık olmayı amaçlıyoruz.
Yerli sebze tohumculuğunun geliştirilmesi çalışmalarına hız vereceğiz.
Sebzecilik sektörünün tohum ihtiyacını büyük ölçüde yurtiçi üretimden karşılayacağız.
Öncelikli olarak domates, biber, patlıcan, hıyar ve kavunda çalışmalar başlattık.
Lif bitkisi üreticilerinin kârlılığını arttırmak ve pamuk üretimini tekstil sanayisinin beklentisini karşılayacak kaliteye çıkarmak için çalışacağız.
Bağcılık sektöründe ülkemizin rekabet gücünün artırılması amacıyla kapasiteyi geliştireceğiz.
Hayvan hastalıklarının ve buzağı ölümlerinin önlenmesi amacıyla ürettiğimiz yeni projeleri uygulamaya sokacağız.
Su ürünleri yetiştiriciliğinde, çevre dostu üretim teknikleri ve sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde yeni yetiştiricilik alanları belirleyeceğiz.
Adana, Mersin ve Osmaniye illerini kapsayan Doğu Akdeniz ile      Kastamonu, Sinop ve Bartın illerini kapsayan Batı Karadeniz Bölgelerinde yeni bir kalkınma projesi uygulayacağız.
Proje 45 bin hane halkını doğrudan ilgilendiriyor.Bütçesi ise 96 milyon avro.
Yatırımlar 2018’de başlayacak.Tarımda ikili ve uluslararası ilişkilerimizi geliştirmek ve dış pazarları artırmak için yoğun çaba sarf edecek, çiftçimizin ürettiğini tüm dünyaya satmanın yollarını arayacağız.
Yeni Tarıma Dayalı İhtisas Besi ve Sera Organize Sanayi Bölgeleri kurulması için çalışmalarımıza hız vereceğiz.
Hayvancılığı kalkındırmanın aile işletmelerinden geçtiğini bilerek, küçük aile işletmelerine var gücümüzle destek vereceğiz.
Tarımsal potansiyelimizi daha iyi değerlendirebilmek için üretici ve tüketicilerle daha fazla iş birliği yapacağız.
Bakanlığımızın 2018 yılı bütçesi 21 milyar 676 milyon 673 bin lira olarak öngörülmüştür.
Bunun 14 milyar 514 milyon lirası, yani bütçemizin %  67’si tarımsal desteklemeler olarak çiftçimize, üreticimize ayrılmıştır.
İnanıyorum ki Türkiye;Gıda, tarım ve hayvancılıkla daha hızlı kalkınacak,
Tarımda dünyada çok önemli bir yerde olacak,Ciddi bir tahıl ambarı ve gıdanın merkezi haline gelecek,Sadece kendi vatandaşlarının değil, dünyanın çeşitli bölgelerinde gıdaya erişim sorunu yaşayan insanların da destekçisi olmaya devam edecek,  Gıda arz sorunu yaşamayacak ve gelecek kuşaklara daha üretken ve daha müreffeh bir ülke bırakmış olacağız.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
27.11.2017
Devamı

Elektrik ile Sulama Yapan Çiftçiye Kötü Haber


Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğine göre, elektrikte kayıp kaçak oranı yüksek illerin başında gelen Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak’ta tarımsal sulamada kullanılan elektrikten kaynaklanan borcu olan çiftçilere verilecek 2017 ekilişi fark destek ödemelerine bloke konulacak. 

Çiftçiye ödeme yapılabilmesi için, elektrik dağıtım şirketinin borcun ödendiğini bankaya bildirmesi gerekecek. Bildirimden sonra destekleme ödemesi hak sahibine yapılacak. Çiftçi, borcun karşılığı bedelin elektrik dağıtım şirketinin hesabına aktarılmasını da talep edebilecek. 

Düzenlenecek muvafakatnameyle destekleme tutarından borç miktarı kadar olan bölüm, elektrik dağıtım şirketinin hesabına aktarılacak. Bu işlemden sonra varsa kalan tutar çiftçiye ödenecek. Şirket, borçlulara ait bilgileri ve miktarlarını gösteren listeleri, ödeme yapılmadan en geç 3 iş günü önceden bankaya iletecek. 



 
 


 
27.11.2017
Devamı

Destek Devlet’ten Üretmek Bizden

Tekirdağ Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ergin DURGUN  birliğin küpeleme ve çiği süt analiz laboratuarları ile igili çalışmaları Anadolu İzlenimleri’ne değerlendirdi. Başkan DURGUN;  “Çiğ süt analiz çalışmalarımız 10 baş ve üzeri ineğe sahip işletmelerde yapılmaktadır. Ayrıca ilimize bağlı olarak Kırklareli ve Edirne illeri ile yapmış olduğumuz çiğ süt analizi çalışmaları ile ilgili protokol imzaladık. Süt analiz çalışmalarına hız kesmeden  devam etmekteyiz. Bizim üeticimiz hizmetin en iyisine layiktir. Çiftcilemizin üretimlerini daha hijyenik daha sağlıklı ve daha kaliteli süt üretebilmek adına Trakya’mızın bütün sütlerini birliğimizin çiğ süt analiz laboratuarında gerçekleştirmekteyiz dedi.” Başkan DURGUN mesajında şunları söyledi. “Bende bir üreticiyim biz üretiyoruz ürettiğimizin ve çabalarımızın karşılığınıda almak istiyoruz. Ülke olarak sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Ama biz biriz beraberiz birlikte güçlüyüz. O yüzden Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bir vecize sözü var “Köylü milletin efendisidir.” İşte biz üreterek bu sözlerin ta kendisiyiz. O yüzden devletimiz üreticisine, birliklerine sahip çıkıp destek versinki bizlerde istihdam sağlamaya ve herşeyin en iyisine layık olan üreticilerimize hizmet etmeye devam edebilelim.”dedi
Sayın başkan  birliğinizden kısaca bahsedermisiniz?
Öncelikle Anadolu İzlenimleri Dergisine bize bu fırsatı tanıdığı için teşekkür ediyorum. Birliğimiz 1995 yılında kuruldu. 1995 yılından bugüne üreticimize hizmet için varız.Biz göreve 2016 yılında geldik.Geldiğimiz günden beride hizmet anlayışı  ile birliğimizde 6 Veteriner Hekim ve 5 Teknisyen ile ilimizde üyelerimize suni tohumlama ve veterinerlik hizmetleri vermekteyiz. İl genelinde birliğimizin 7 şubesi ve toplamda 42 personelimizle  10060 işletmeye ve 1830 üyeye hizmet etmeye çalışıyoruz.
İlimizde aynı zamanda ortalama 62.500 baş anaç inek ve toplamda 145.000 hayvan mevcudu bulunmaktadır. Birliğimize bağlı üye işletmelerde  ise ortalama 25.500 baş anaç inek ve 60.000 baş hayvan varlığına sahiptir.
 
Sayın başkan birlikte ne gibi hizmetler veriyorsunuz?
 
Bildiğiniz gibi  2013 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Çiğ Süt Kalitesinin Desteklenmesi Projesi kapsamında 5 ilde (Balıkesir, Bursa, İzmir, Ankara ve Tekirdağ) kuruluna çiğ süt analiz laboratuarlarında analiz çalışmalarına başlanmıştı. Bizlerde bu yönde ilimizde birliğimiz bünyesinde kurulan çiğ süt analiz laboratuarında saatte 400 numune bakma kapasiteli süt analiz cihazımız bulunmaktadır.   Çiğ süt analiz çalışmalarımızı 10 baş ve üzeri ineğe sahip işletmelerde,  saha personelimiz işletmeye giderek hayvandan alınan süt örneklerini  analiz labaratuavarına getiriyor ve labaratuvarda bu çalışmaları  gerçekleştiriyoruz.  Ayrıca ilimize bağlı olarak Kırklareli ve Edirne illerindeki Damızlık Sığır Yetiştirici birlikleri  ile yapmış olduğumuz  protokol çerçevesinde çiğ süt analiz çalışmalarına hız kesmeden devam etmekteyiz. Süt analiz çalışmalarına katılan üyelerimizin hayvanlarından alınan numuneler analiz yapıldıktan sonra analiz sonuçları bakanlığın belirlemiş olduğu; işletmeden alınan bireysel ineklere ait süt değerlerinin ortalama değerleri; Protein oranı 3.0 , Yağ oranı 3,20 ve somatik hücre oranı 400.000 olan işletmeler 2017 yılında kayıtlı olarak dökmüş oldukları süt miktarı üzerinden litre başına 2 Krş. Destekleme ödemesi bakanlık tarafından yapılmaktadır.
Bunların dışında birliğimizin ayrıca hayvan hastanesi bulunmaktadır. Birlik olarak il genelinde üye olan veya olmayan tüm işletmelerde doğan buzağıların küpeleme çalışmaları da birliğimiz tarafından yapılmaktadır.
 
Sayın  başkan buradan bir mesajınızı almak gerekirse neler söyleyebilirsiniz?
 
Öncelikle bizlere göstermiş olduğunuz bu ilgiden dolayı bir kez daha sizlere teşekkür ediyorum.  Bizler üretmeye, çalışmaya mecburuz. Eli nasırlı emekçi üreticimiz hizmetin en iyisine layıktır. Bende bir üreticiyim biz üretiyoruz ürettiğimizin ve çabalarımızın karşılığınıda almak istiyoruz. Ülke olarak sıkıntılı günlerden geçiyoruz. Ama biz biriz beraberiz birlikte güçlüyüz. O yüzden Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün bir vecize sözü var “Köylü milletin efendisidir.” İşte biz üreterek bu sözlerin ta kendisiyiz. O yüzden devletimiz üreticisine, birliklerine sahip çıksınki bizlerde istihdam sağlamaya ve herşeyin en iyisine layık olan üreticilerimize hizmet edebilelim.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
24.11.2017
Devamı

DAKA BİZE UMUT OLDU

                                         
Van’ın Erçek beldesinde hayvancılıkla uğraşan Fahrettin HANDİL hayvancılık sektörünü  Anadolu İzlenimlerine anlattı. Üretici Fahrettin Handil; “ DAKA bize  nasıl umut olduysa umutlarımız sönmeden tekrardan bize umut  olmasını bekliyoruz.”dedi.
Van’ın Erçek beldesinde  ipek yolu mahallesinde  hayvancılıkla uğraşmaktayım. 2010 yılında Doğu Anadolu Kalkınma Ajansından aldığımız %50 süt sığırcılığı hibe projesi kapsamında  30 büyük baş ithal gebe düveleri  işeletmeme getirerek  başladım.   Bugün işletmemizde 55 tane simental vardır. Kendi çabalarımız ve uğraşlarımız neticesinde buraya kadar gelebildik. Devletimiz sağolsun bizlere destek oldu.  ancak Bugün geldiğimiz noktada yemi karşılayamıyoruz.
Gerek saman gerekse arpa çok pahalı olduğundan  işletmenin giderlerini karşılayamaz hale geldik. 2010 yılında bizimle birlikte DAKA dan proje alanların bir çoğu battı.  Bizlerde 7 yıldır dayanmaya çalışıyoruz. Ancak  süt sığırcılığı bu bölgede para etmiyor kaldı ki  sütte para etmiyor bugün 0,90 kuruşa süt satarak  maliyetleri karşılayamayız. Bu gördüğünüz işletmede 7 yıldır hiçbir eleman sigortasız çalışmamıştır.  600 hanelik bu köyde ilk projeyi başlatıp diğer üreticimize örnek olduk. Bu köyde ilk projeyi başlatarak Doğu Anadolu kırmızısı olan yerli ırktan bugün simantale geçiş vardır. Diyebilirimki % 80  hayvan ırkının değişimine katkımız oldu.
Şimdi devletimizden şunu bekliyoruz. Geriye dönük vermiş olduğu projelerin takipcisi olsunlar, yem desteği versin, kaba yeme destek bekliyoruz. Samanın kğ 80kuruş nakliyesi ile birlikte 1Tl buluyur  Devletimiz bizim babamızdır biz ise onun çocuklarıyız. DAKA nasıl bize umut olduysa umutlarımız sönmeden tekrardan bize umut  olmasını bekliyoruz. bizlerde hayatımızı idam etme anlamında besiciliği dönüş yapacağız.
 
24.11.2017
Devamı

Erzincan DSYB Kadın Yetiştiricileri Biliçlendiriyor

Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Faruk GÜNAY  Erzincan’da kadın üreticilere yönelik “Hayvancılık Sektörünü Kayıt Altına Alıyoruz.” Projesini Anadolu İzlenimlerinde değerlendirdi. Başkan GÜNAY; “ Yıllardır birliğimizin yürüttüğü her bir proje ayrı bir öneme sahiptir bizler için yani proje destekleri olmazsa olmazdır. Hangi resmi kurum olursa olsun aldığımız finansal destek ile birliğimiz bu güne gelmiş, basamak basamak gelir seviyesini artırarak 49 çalışanı ile hizmetine devam etmektedir.” Dedi. Başkan GÜNAY projenin içeriği konusunda  ise şu sözlere yer verdi. “Sizinde bildiğiniz gibi Kadınlarımız önce annedir. Sonrasında  hepsi birer emekçidir ve sonrasında yaşam alanlarımızın her yerinde bir kadın vardır. Kadın elinin değdiği her yerde masumiyet ve samimiyet vardır. Bizlerde bu düşüncelerle birlik olarak yetiştiricilik yapan cefakar ve vefekar eli öpülesi  yetiştirici kadınlarımızı  “HAYVANCILIK SEKTÖRÜNÜ KAYIT ALTINA  ALIYORUZ” projesinde eğitimler verdik. Bu projede amacımız Kayıtlı İstihdamın Teşviki Hibe Programı kapsamında yürütülen projelerde kayıt dışı istihdam ile mücadelede yerel çözümlerin üretilmesi, sosyal diyaloğun kuvvetlendirilmesi, kayıtlı istihdamı destekleyecek nitelikte mesleki eğitimler ile sosyal güvenlik kültürü oluşturulması ve kayıtlı istihdam alanında bilinç artırımı hedeflenmiştir.” Dedi.
 
Sayın başkan projenin çalışmalarından bahsedermisiniz?
 
Öncelikle birliğimizin bu çalışmasının ulusal mecralarda duyurmanızdan dolayı sizlere teşekkür ediyorum.  Yıllardır birliğimizin yürüttüğü her bir proje ayrı bir öneme sahiptir bizler için yani proje destekleri olmazsa olmazdır. Hangi resmi kurum olursa olsun aldığımız finansal destek ile birliğimiz bu güne gelmiş, basamak basamak gelir seviyesini artırarak 49 çalışanı ile hizmetine devam etmektedir. 2014 yılı içerisinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı AB Mali Yardımlar Dairesi Başkanlığı Kayıtlı İstihdamın Teşviki II Hibe Programı kapsamında sunmuş olduğumuz “Hayvancılık Sektörünü Kayıt Altına Alıyoruz”  projesi onaylandı. 2016 Mayıs ayı içerisinde ise sözleşme imzaladık.  Bu projeki amacımız kayıtlı İstihdamın Teşviki Hibe Programı kapsamında yürütülen projelerde kayıt dışı istihdam ile mücadelede yerel çözümlerin üretilmesi, sosyal diyaloğun kuvvetlendirilmesi, kayıtlı istihdamı destekleyecek nitelikte mesleki eğitimler ile sosyal güvenlik kültürü oluşturulması ve kayıtlı istihdam alanında bilinç artırımını hedeflemiştik.
 
Sayın Başkan proje içeriğinde başka neler vardır?
 
Proje kapsamında birlik personeline 3 gün süren  ISO 9001 eğitimleri  verildi. Eğitiminin temel hedefi birliğimizin faaliyetlerine katma değer kazandırmaktır. Birliğimizin çalışanları, kalite standardartlarının hizmet sektörlerinde nasıl uygulandığını, kendi birliklerinde neler yapmaları gerektiğini bu eğitimle daha iyi anladılar. Birlikler için önem arz eden bir durum daha var ki buda üye sadakati sağlamanın ve yeni üyeler çekmenin en iyi yolunu öğrenerek birliğimizin kurumsal kapasitesini artırmaya yönelik bu bu eğitimler  çok faydalı olmuştur. Ayrıca birliğimize üye 100 kadına Süt Sığırı Yetiştiriciliği Eğitimi, İş Sağlığı ve Güvenliği ve girişimcilik eğitimleri de verilmiştir.
Sayın Günay bu eğitimler nasıl verildi?
Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak Halk Eğitim Merkezi ile yapılan protokol çerçevesinde başlatılan Süt Sığırı Yetiştiriciliği kursu açtık. Bu kursda 100 kişiye verilecek eğitimler, alınan müracaatlara göre gruplandırılarak Yaylabaşı, Çağlayan, Akyazı Beldelerinde ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl müdürlüğü toplantı salonunda birliğimiz Veteriner hekimleri tarafından gerçekleştirdik. Kursumuz 20 gün sürdü. Bunun yanı sıra kadınların hayvancılıkta  mevcut verimlerini üst düzeylere çıkarılması, değişik metot ve yöntemleri görebilmeleri adına Erzincan’da örnek bir çiftlik olan Gökbay Süt Ürünleri Hayv. Tarım ve Gıda Ltd. Şti. ziyaret edilerek  uygulamalı eğitimler verdik. İşletme sorumlusu kadın girişimci Gökay Karadoğan hayvancılık sektöründe yaşamış oldukları deneyimlerini üretici kadınlar ile paylaşmıştır. Yapılan program tam manası ile uygulanarak katılımcıların faydalanabileceği bilgi kapasitesine erişilmesi sağlanmıştır. Ayrıca birliğimizin kullandığı binanın alt katında gerekli tadilatlar yapılarak 84 kişilik Mesleki Eğitim Merkezi  salonu oluşturduk.  Bu eğitim salonumuz için gerekli tüm ekipmanlar son sistem ile donatılmıştır. 100 kadın İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerini ve Girişimcilik Eğitimlerini Mesleki Eğitim merkezimizde almışlardır. Alınan bu eğitimler sonucunda üreticilerimiz ürünlerinin daha hijyenik, daha güvenli ve daha kaliteli olmasına azami özen göstereceklerdir. Kendi işlerini bilinçli bir şekilde sürdüreceklerdir. İş hayatında kadınlarımız etkin bir şekilde yer alacaklardır. Bu da hem bütün üyelerimizin hem de yerel kamuoyunun beğenisini ve takdirini kazanacaktır. Projemiz sonrasında üyelerimize çeşitli eğitimler, seminerler Mesleki Eğitim Merkezimizde verilmeye devam etmektedir. 
Sayın başkan kadın yetiştiricilere yönelik başka neler yapmaktasınız?
Sizinde bildiğiniz gibi Kadınlarımız önce annedir. Sonrasında  hepsi birer emekçidir ve sonrasında yaşam alanlarımızın her yerinde bir kadın vardır. Kadın elinin değdiği her yerde masumiyet ve samimiyet vardır. Bizlerde bu düşüncelerle birlik olarak yetiştiricilik yapan cefakar ve vefekar eli öpülesi  yetiştirici kadınlarımız için yurtiçi yurt dışı teknik geziler düzenlendik. Bu gezilerimizi Sütaş (Aksaray ve Bursa seyahati) teknik gezisi 2 grup halinde (17-21 Eylül) ve (24-28 Eylül) tarihleri arasında gerçekleştirdik. Sütaşın eğitim merkezinde toplamda 28 kadın eğitim aldı.
Ayrıca Yurtdışı teknik gezi için katılmak isteyen kadınlar arasından kura çekilerek belirlenen 8 kadının pasaport ve vize işlemleri başlatıldı. Vize sonuçlarına göre vizesi çıkan 2 kadın ve birliğimiz personellerinden 2 kişi ile yurtdışı seyahati gerçekleştirdik. Hollanda’da Özgazi Holding Yönetim Kurulu Başkanı Şerif Aktürk ile yapılan görüşmeler neticesinde işletmeye misafir oldular.  Yaklaşık 20 yıllık işletme olan Özgazi peynir işleme tesisi Erzincanlı kadın yetiştiricilerimiz misafir oldular.  
Sayın başkan seminerleri kimlerle yürütüyorsunuz?
Seminer faaliyetlerimizi Erzincan Üniversitesi Meslek Yüksek Okulundan Öğretim üyeleri Doç. Dr. Murat ÇETİN ile Yrd. Doç Dr. Enver SÜMER ve Erzincan SGK İl Md. Nail Van katılımları  ile düzenlenmiştir. Kayıt dışı çalışma ve Girişimcilik konularında seminerlerimiz Erzincan’ın Kemah, Refahiye, Çayırlı, Tercan ve Üzümlü ilçelerinde 23,24 ve 26 Eylül tarihlerinde gerçekleştirildi.
Projemizin son ayağı olan Konferans ise Erzincan SGK İl Md. Nail Van, Erzincan Belediyesi Toplantı Salonunda Atatürk üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Armağan HAYIRLI, Doç. Dr. Mehmet CENGİZ ve Erzincan Üniversitesi Meslek Yüksek Okulundan Öğretim üyeleri Doç. Dr. Murat ÇETİN katılımı ile 29 Eylül tarihinde gerçekleştirdik. SGK il müdürü tarafından Kayıtdışı İstihdamın Türleri, Nedenleri ve Olumsuz Sonuçları, kayıtlı İstihdamın Faydaları hakkında bilgi verilerek proje kapsamında 15 kadının Tarım Sigortalarının birliğimiz tarafından 1 yıl süresince yatırıldığına değinilmiştir. Bu uygulamanın örnek teşkil ettiği Tarım ve Hayvancılık sektöründe sigortalı çalışan kadınların sayısının artması gerektiğine vurgu yapılmıştır.
Sayın başkan son bir mesajınızı almak gerekirse neler söyleye bilirisiniz?
Hayvancılık sektörüne her alanda sahip çıkmalıyız. Bizler üretiyoruz Ürettiğimizinde karşılığını almamız gerekir.Yetiştiriciye devletimizin sahip çıkması gereklidir. Hayvan hastalıkları ile mücadele konularında eğitimler verilmelidir. Buzağı ölümlerinin önüne ancak böyle geçebiliriz. Kaldıki bildiğiniz gibi şuan ithal hayvan getiriyoruz. Gerekli koşulların iç piyasada sağlanması ile birlikte bizim üreticimize destek verilerek biz üretelim, biz kazanalım, gelecek yarınlara umutla bakalım istiyoruz. Yarın çok geç olmadan birlikte el ele hayvancılıkta hep ileriye diyoruz bu sözde değil filiyata geçmesi gerekiyor. Eli nasırlı yetiştiricilerimize de sizin aracılığınız ile bereketli günler diliyorum.
 
 
 
24.11.2017
Devamı

Mevcut Yetiştirici Koruyalım Üretim Devam Etsin

       
  Van Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nurhan DAYAN Birliğin çalışmalarını ve yapılan hizmetleri Anadolu İzlenimlerine değerlendirdi. Başkan DAYAN;  “ Mevcut üreticiyi korumak gerekir, gerekirse üreticinin bağkur ve SSK giderlerinin devlet tarafından desteklenmesi gerekir. Bu tür çalışmalar devlet tafarından eğer gerçekleştirilirse üreticiyi üretime teşvik eder; ülkede üretim artar, hemde kırsaldan göçü engellemiş oluruz. Ayrıca önemli bir husus daha varki ülke hayvancılığımızı dışa bağımlılıktan kurtarmış oluruz.” dedi.
 
             Sayın Başkan Birliğin kuruluşundan bahsedermisiniz?
 
 Öncelikle Tarımın ve Hayvancılığın ve özellikle Damızlık Sığır Birliklerinin çalışmalarını yakından takip eden her fırsatta bizlerin sesi, gözü, kulağı olan derginize ve derginizin Genel Yayın Yönetmeni Muhammet OLUKLU’ya şahsınızda teşekkür ediyorum. Birliğimiz 1998 yılında kurulmuştur. 1998 yılından 2004 yılında kadar gerek ekonomik açıdan gerekse üreticinin talebi olmayışından bir faaliyet gerçekleştiremedi. 2004 yılında hemen sonra tabela birliği olarak devam eden birliğimiz 2011 yılında bildiğiniz üzere Van büyük bir depremle karşı karşıya kalmıştı. Depremin hemen sonrası devletimizin ve o dönemde Tarım Bakanlığımızın üreticimize yapmış olduğu desteklerden sonra devlet millet el ele bizlerde birlik olarak suni tohumlama ve küpeleme faaliyetlerine başladık.
 
               Sayın Başkan birlikte ne gibi faaliyetlerde bulunuyorsunuz?
 
 Faaliyetlere geçmeden önce Birliğimizde; 6 hizmet aracı, 1 sorumlu müdür ziraat mühendisi 5tarımsal danışman, 2 ziraat mühendisi, 2 veteriner hekim,  6 veteriner sağlık teknikeri ve teknisyeni bunun yanı sıra 9 büro elamanı olmakla beraber toplam 25 kişiyi istihdam etmekteyiz. Ayrıca birliğin merkez şubesinin yanı sıra Erciş, Muradiye ve Gevaş ilçelerinde de şubeleri olup üreticilerimize oralarda da Van’a gelmesine gerek kalmadan tüm işlemlerini orada yürütmekteyiz. Bildiğiniz üzere Damızlık birlikleri ıslah amaçlıdır. Islah bizim olmassa olmazlarımızdandır. Bunun dışında da Van genelinde 182 bin büyük baş hayvan varlığı olan bu ilde 21 bin işletmeye hizmet veriyoruz.
 
             Sayın Dayan üreticiye yönelik birliğinizin hizmetleri nelerdir.?
 
 Birliğimizin 1045 üyesi bulunmaktadır. Van’ın ise 13 ilçesi vardır. İl genelinde birlik olarak 13 ilçenin tamamında  üyemiz veya üye olmayan tüm yetiştircilere suni tohumlama ve küpeleme hizmeti vermekteyiz. İl genelinde 21bin işletmede 182 bin büyük baş  hayvana küpeleme ve suni tohumlama hizmeti vermekteyiz. 2017 yılı içerisinde birlik olarak 3bin suni tohumlama gerçekleştirdik. Bizimle baraber Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü suni tohumlama yapmaktadır. Onların yaptığı suni tohumlama miktarı ile il genelinde 8bin suni tohumla gerçekleştirilmiştir. Alın teri ile kazanan üreticimiz hizmetin en iyisine layiktir. İl genelinde genç nüfus yoğunluktadır.Üretime ve üretene destek olunması gerekmektedir.
               Sayın başkan Hayvancılık bu bölge de nasıl yapılıyor.?

 Bu sorunuz için çok teşekkür ediyorum. Vanda öncelikle az öncede ifade etmiştim genç nüfusumuz fazladır. İl genelinde %63 oranında mera hayvancılığı yapılmaktadır. yerli ırk dediğimiz doğu anadolu kırmızısı ile hayvancılık yapılmakta idi. Üreticilerimizde artık  hayvancılıkta karlı dediğimiz hem et açısından hem süt açısından değerlendirildiğinde  simantal’e doğru büyük bir hızla dönüş başlamıştır. İlde yoğun şekilde besicilik yapılmaktadır. İşletmelerimiz ise genelde aile işletmeleridir. İlimiz çayır mera varlığı  ülkemizin çayır mera varlığının %10 dur. Bu son derece önemli bir potansiyeldir. Mevcut  haliyle hayvancılık ilimiz ve bölgemiz için sosyal ve  ekonomik yönü ağır basan bir sektördür. Yatırım yapmak için geniş mera varlığı ile  koyunculukta ve büyük baş hayvan besiciliği için önemli bir potansiyel taşımaktadır. İlde  1.359000  hektar mera bulunuyor. Geniş meralarda  yem bitkilerinin üretiminin  yapılması özellikle süt sığırcılığı için avantaj oluşturmaktadır. İl genelinde 104 bin hektar yem bitkileri üretilmektedir.
 
             Sayın Dayan; buradan bizim aracılığımız ile gerek üreticilerinize gerekse Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına neler söyleyebilirsiniz.?
 
Öncelikle mesajım Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına ve devletimizin ilgili kurumlarına yönelik olacaktır.  Hayvancılıkta önceliğimiz mevcudu korumaya yönelik olmasıdır. Mevcudu destekler ona sahip çıkarsak üreticimizde üretmeye ve üretimi artırmaya devam edecektir.  Mevcut üreticimizi korumanın yanı sıra önemli bir konu daha vardırki üretenlerin kaldıki en büyük sorunudur bu söyleyeceğim iki şey  Bağkur ve SSK primleridir.  Üreticilerimizle her zaman bir aradayız. Hepsinin üretmekten yanı sıra kimisi Bağkur ve SSK prim borçlarından, kimisi ise güvencesi olmayaşından dem vurmaktadır.  Şunu söylemek gerekir bu konuda: Üreticimize devletimiz Bağkur ve SSK primler konusunda destek versin hatta devlet primlerini karşılasın üreten Türkiye’nin üreticisi sadece üretmeye yönelsin hayvancılığı nasıl geliştiririm onu düşünsün şimdilerde üretici borç düşünmektedir. Primlerini yatıramamaktadır. Devlet bizim babamızdır biz ise çocuklarıyız. Çocuklara ne kadar çok sahip çıkar koruyup kollarsak çocuk babaya o kadar daha faydalı olur. Eğer bu söylediklerimi devletimiz gerçekleştirirse ülke hayvancılığımız dışa bağımlılıktan kurtulur. Sizlerde buraya kadar gelip bizim ve üreticilerimizin tercümanı olduğunuz için üyelerim adına teşekkür ediyorum.
 
             
 
              
 
 
 
24.11.2017
Devamı

Okul Sütün’de Pazarlık Usulüne Dönüş


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Okul Sütü Programı kapsamında, 2017-2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde dağıtılacak okul sütünün temini için yeni ihale tarihini 28 Kasım olarak belirledi. 25 Ekim’de açık ihale usulü ile yapılan ihale, verilen tekliflerin tamamı yaklaşık maliyetin üzerinde olduğundan iptal edilmişti. İhale bu kez, pazarlık usulü ile yapılacak.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ortaklığında yürütülen Okul Sütü Programı kapsamında dağıtılacak okul sütünün tedariki için yeni ihale, 28 Kasım 2017 tarihinde yapılacak.
Okul Sütü dağıtımı 5 Şubat’ta başlayacak
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlğı  Hayvancılık Genel Müdürlüğünden edinilen bilgiye göre, Okul Sütü Programı kapsamında yaklaşık 32 bin bağımsız anaokulu, anasınıfı ve ilkokulda 6 milyon öğrenciye, Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günlerinde, haftada 3 gün süreyle 200 ml sade, yağlı UHT içme sütü dağıtılacak.
Okul Sütü dağıtımı, 2017-2018 eğitim öğretim yılının ikinci döneminin başlangıç tarihi olan 05.02.2018 tarihinde başlayacak.
Okul Sütü Programı ile öğrencilere süt içme alışkanlığını kazandırmak, yeterli ve dengeli beslenmelerine katkıda bulunarak sağlıklı büyüme ve gelişmelerini sağlamak amaçlanıyor.
Açık ihaleden, pazarlık usulüne dönüş
Bu kapsamda, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 200 ml yağlı sade UHT içme sütü temini için 25 Ekim 2017 tarihinde, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunun 19. Maddesine göre açık ihale usulüyle yapılan ihale, verilen tekliflerin tamamı yaklaşık maliyetin üzerinde olduğundan iptal edilmişti.
Duyuruya göre, programın aksamaması ve devamı amacıyla yeniden yapılacak olan Okul Sütü alım ihalesi, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 21’inci maddesine göre bu kez Pazarlık Usulü ile 28 Kasım 2017 Salı günü, saat 14.00’da Bakanlıkta yapılacak.
 
23.11.2017
Devamı

Mera Vasfını Yitirmiş Araziler Ağaçlandırılacak


Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, bozuk meraları ağaçlandıracaklarını belirterek, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımızla oturduk, konuştuk. Dedik ki 'Bozuk meralar var, hiç mera vasfı yok. Müsaade edin bunları ağaçlandıralım.' Bu şekilde il bazında bir hazırlık yapıyoruz. Topluca bunları bize verecek ve mera olarak kullanılmayan bozuk meraları tamamen ağaçlandıracağız" dedi.
Eroğlu, Orman ve Su İşleri Bakanlığının 2018 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Eroğlu, meraları üçe ayırdıklarını belirterek, şunları söyledi: "Birincisi 'çok iyi mera' bu kesinlikle korunacak. Meraları koruma kanunu var başka maksatla kullanılamıyor. İkincisi 'mera vasfı bozuk fakat hayvancılık açısından kullanılması önemli olanları' da hem Orman Bakanlığı hem de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı buraları ıslah edecek. Üçüncüsü de 'mera olarak kullanılması mümkün olmayan dik yamaçlar, bozkırlar gibi hayvancılık yapılmayan meralar. Bunları toptan alıp ağaçlandırmak maksadıyla bir mutabakata vardık."
 
 
23.11.2017
Devamı

Limonun Bilinmeyen Bir Özelliği Daha

 Limon bir çok şeye faydalıdır C vitamininin bağışıklık sitemi, kalp damar sağlığı ve hastalıklardan daha çabuk kurtulmak için ne kadar önemli bir vitamin olduğunu hepimiz biliyoruz. Limonun diğer faydalarını bir kenara bıraksak bile, kabuğu soyulmuş bir adet limon yemek, günlük C vitamini ihtiyacının yarısını karşılıyor.
Limon sadece gıda olarak tüketildiğinde değil, saç ve cilt bakımında veya ağız sağlığını korumak için önerilen çeşitli bitkisel reçetelerde kullanıldığında da oldukça faydalıdır.
Limonun bir başka önemli özelliği ise bağırsakları, böbrekleri ve karaciğeri temizleyen etkisiyle vücudu serbest radikallere karşı koruması ve buna bağlı olarak görülen pek çok hastalığa yakalanma riskini düşürmesidir.
Bunun yanı sıra Limon uyumanızada fayda vermektedir. Bir limonu dört eşit  parçayı bölünüz içine biraz tuz atarak yatağınıza yakın bi yerde bırakınız. Özelikle uyku düzeni olmayan uykuya geç girenler üzerinde pozitif netice verildiğini uzmanlar söylüyor .
 
 
22.11.2017
Devamı

Susurluk Ayranı ve Tostu Belirli Özelliklerde Üretilecek


İstanbul'u Edremit Körfezi'ne, İzmir ve diğer Ege illerine bağlayan güzergah üzerinde bulunan  susurluk'taki tesislerde mola verenlerin ilk tercihlerinden biri olan susurluk tostu ve susurluk ayranı , yurt içinde olduğu kadar yurt dışından gelen birçok turist tarafından da biliniyor.
Ünü sınırları aşan bu ürünlerin tescillenmesiyle ilgili uzun süredir çalışmalar yürüten Susurluk Ticaret Odası'nın Başkanı İlker Kurt, coğrafi işaret alınması için Türk Patent ve Marka Kurumuna ilk başvuruyu Şubat 2013'te yaptıklarını söyledi.
Ankara'da Türk Patent ve Marka Kurumunda düzenlenen törenle kendilerine, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik tarafından her iki ürünün coğrafi işaret belgelerinin takdim edildiğini vurgulayan Kurt, Susurluk Tostu ile Susurluk Ayranı'nın bundan sonra her yerde aynı kalitede yapılacağını kaydetti.
ÜRÜNLER KORUMA ALTINDA
Ürünlerin tescil edilmesinin önemli olduğunu anlatan Kurt şöyle konuştu: "2013'ten bu yana geçen süreçte çalışmalarımızı özenle devam ettirerek Susurluk Tostu ile Susurluk Ayranı'nı tescillendirmiş olduk. Belgelerimizi alırken orada yaklaşık bin kişiye Susurluk Ayranı'nı tattırdık. Çok güzel bir program gerçekleşti. Hem ayranımızı, tostumuzu tanıttık hem de coğrafi işaretlerimizi aldık. Bu süreç içinde Malatya'nın kayısısı, Aydın'ın inciri, Ayvalık'ın zeytini gibi artık Susurluk Tostu ve Susurluk Ayranı da coğrafi işaretler listesine girdi. Bu tescil, bölgede ayran ve tostumuzun kalitesinin devamını sağlayacak. Bu ürünlerin satış garantisi olacak. Yani bu ürünlerin Ticaret Odası olarak koruma garantisini aldık. Bundan sonra tüm Türkiye'de Susurluk Tostu ve Susurluk Ayranı belirli özeliklere sahip şekilde üretilecek."
Süreç içinde ürünlerini defalarca analize gönderdiklerini dile getiren Kurt, "Peynirinden tutun ekmeğine, sucuğuna yani belirli standartları tutturabilmek için her şeyine özen gösterdik. Aynı şekilde yoğurdumuzu, suyumuzu gönderdik analize. İçindeki tuz oranına kadar analizler yapıldı. İlgili kurumların bu konuda gerçekten çok titiz çalıştığını gördük" dedi.
Tescillemeyle tost ve ayrana bir standardın getirildiğini ifade eden Kurt, belirlenen standartların dışında üretim yapan tesis ve iş yerlerinin Susurluk Tostu veya Susurluk Ayranı adını kullanamayacağını aktardı.
 
 
22.11.2017
Devamı

Bakan Fakıbaba; 1milyon yerli besi Hayvanına destek vereceğiz


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Koordinatörümüz Muhammet Oluklu’nun sorularını TBMM yanıtladı. Bakan Fakıbaba;   Yem fiyatları ve süt konusunu değerlendirirken yetiştiriciyede müjdeler verdi. Bakan Fakıbaba “Ne kadar ot o kadar et ve süt tarım böyle birşey bazen çok zarar ediyorsunuz bazen kar ediyorsunuz ama necitede biz piyasayı regüle ediyoruz.”dedi. Bakan  Fakıbaba,  küçük aile işletmelerine destek vereceklerine değinirken; aile işletmelerine yönelik desteklerin en geç 1 ocak 2018 e kadar tamamlanmış olacağını söyledi.

Sayın Bakanım yem fiyatlarına son bir kaç ayda yüzde yüz zam söz konusu bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Biz zatan dışardan yapmış olduğumuz ithalatla arpaları 770 kuruştan kapıya kadar getiriyoruz. Şuanda arpa fiyatları 930-940 kuruşa satılıyor ama bizim arpayı getirmediğimizi düşündükleri  anda bir bakıyorsunuz 1,10 kuruşa çıkmış. Biz ihtiyaç olan yerlere TMO aracılığı ile 770 kuruştan kapılarına arpa teslim ediyoruz. Bu nedir piyasayı regüle etme olayıdır. Biz bu regülasyona devam edeceğiz. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak ette yaptığımız regülasyonun aynısını yem bitkilerinede ihtiyaç duyuldukça  fiyatlar normale binene kadar yapmaya devam edecektir. Hiç bir kimse stokçuluğa fırsatçılığa kalkışmasın.  Bu fiyatları artıran fırsatçılardır. Hiç bir zaman stokçulara fırsatçılara meydan vermeyeceğiz.
Sayın Bakanım Kasaplar federasyonun  kasaplara yönelik Kırmızı et çağrısını nasıl değerlendirirsiniz?
Önemli olan insanların bütçelerine yönelik uygun neyi almak istiyorlarsa onu almalarıdır. Bu onların takdiridir.  Ben kasap kardeşlerimi de seviyorum. Olabilir ama biz yerliyi korumak adına kısa zamanda özelikle küçük aile işletmelerine  yönelik destek vereceğiz.
Sayın Bakanım küçük aile işletmelerine yönelik nasıl bir destek vereceksiniz?
Küçük aile işletmelerine yönelik özelikle 50 başa kadar aile işletmelerine destek vereceğiz. Bu destek en geç 1 ocak 2018 e kadar hayata geçmiş olacak. Yaklaşık olarak 1 milyon besi hayvanına destek verileceğini tahmin ediyoruz. 50 başın altındaki yetiştirici yüzde 80 oranında bu önemli bir rakam  demek ki küçük hayvan işletmelerinin hayvancılıkla  iştigal edenlerinin  yüzde 80 ini desteklemiş olacağız. Bildiğiniz gibi TBMM plan ve Bütçe komisyonunda 2018 yılına yönelik bütçemiz geçti ancak bütçede bir artışa gitmedik buna rağmen fedekarlık böyle bir şey bir yerlerden  kesip öbür yerleri yamamak.
Sayın Bakanım Organize hayvancılık ve süt ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Organize hayvancılıkla ilgili çalışmalar devam ediyor.  Ne kadar ot o kadar et ve süt. Tarım öyle bir şey bazen zarar ediyorsunuz bazen kar ediyorsunuz  ama neticede biz piyasayı regüle edecek çözümler  bulmak zorundayız. Dedi.
 
 
 
 
 
 
22.11.2017
Devamı

HAY-GEP Projesi Niğde Yetiştiricisinin Yüzünü Güldürecek


Niğde’de İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Niğde Süt Üreticileri Birliği, Niğde Ziraat Odası ve Niğde Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin ortaklaşa çalışmalarını yürüttükleri HAY-GEP projesi Niğde de hayvancılığa umut veriyor.
 Edinilen bilgiye göre HAY- GEP Projesi  kapsamında ilk etapta Niğdenin Konaklı, Çukurkuyu ve Edikli Kasabalarında  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından Niğde’de yürütülen toplulaştırma çalışmaları neticesinde 1.sınıf tarım arazilerinin yerine başvuru sahiplerine, 3. ve 4. sınıf arazilerde ise her kasabanın belli bölgelerine hayvancılık merkezleri oluşturulurken, bu bölgelerde yer tespit çalışmalarının başlatılıp hak sahiplerine teslim edildiği ifade edildi.
 
İLK ETAPTA 390 HAK SAHİBİ FAYDALANACAK
 
HAY-GEP projesinden  ilk etapta Edikli kasabasında 170, Konaklı Kasabasında 70 ve Çukurkuyu Kasabasında 150 hak sahibi faydalanacak. HAY-GEB projesi ile  büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin üretim alt yapısını geliştirerek, modern üretim alanları, üretimde verimliliği artırmak ve yaşanabilir bir çevre oluşturarak, Niğde’nin büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde merkez haline gelmesi hedefleniyor.
 
 
 
20.11.2017
Devamı

Arapların Tarım ve Hayvancılık yatırımları Umut Olacak


Katar kriziyle gıda tedarikinin önemini anlayan Körfez ülkeleri, özellikle Türkiye’de  Doğu-Güneydoğu Anadolu bölgelerinde tarım ve hayvancılık yatırımları için düğmeye bastı.
Son yıllarda finanstan sağlığa, gayrimenkulden turizme kadar birçok sektörde Türkiye’deki yatırımlarını hızlandıran Arap sermayedarlarının yeni gözdesi tarım ve hayvancılık oldu. Suudi Arabistan’ın başını çektiği Katar krizinin ardından gıda teminini güvence altına almanın yollarını arayan Körfez ülkeleri, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde büyük çapta tarım yatırımları için düğmeye bastı.

100 MİLYAR $’LIK POTANSİYEL
Hükûmetin cazibe merkezleri programı kapsamında Doğu illerinde sağladığı teşvikler en çok Arap iş adamlarını cezbederken, bu alanda yapılacak yatırımlar için 100 milyar dolarlık bir potansiyelden bahsediliyor. Mresco Türkiye Ceo’su Oya Zingal, tüm Körfez coğrafyasının son zamanlarda yaşanan gelişmeler sebebiyle ülkeleri için süreklilik sağlayan gıda tedarikinin önemini anladığını belirtti.

ARAZİ ARAYIŞINDALAR
Gıda konusunda stratejik rezerv oluşturmayı hedefleyen Körfez ülkelerinin tarım yatırımları için hazırlıklarını sürdürdüğünü ifade eden Zingal “Gıdada ithalata bağımlı olan Orta Doğu ülkelerinden büyük çaplı yatırımcılar tarım ve hayvancılık açısından iklimi en elverişli ülke olan Türkiye’de arazi arayışına girdiler. Ciddi tutarlarda yatırım akışının olmasını bekliyoruz” dedi. 

TEŞVİKLER İŞTAHI ARTIRDI
Güneydoğu’nun tarım ve hayvancılık anlamında önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Oya Zingal “Burada geniş bir topluluğu besleyen potansiyel var. Tarım, hayvancılık ve ticaret alanında çok önemli fırsatlar barındıran bölgede iş gücü sıkıntısı da yok. Devletin sağladığı teşvikler de Körfezli yatırımcıların iştahını artırıyor” diye konuştu. Suudi Arabistan’da yerleşik bir yatırımcının geçtiğimiz günlerde Gaziantep yakınlarında 5 milyon dolar başlangıç sermayeli bir yatırımına tanık olduklarını anlatan Zingal “Bizler Murabahat olarak Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu’na yönelecek bu ilgiyi destekliyor ve memnuniyet duyuyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye’yi zeytinyağında marka yapacak
 Kuveyt’in en büyük gruplarından Murabahat Yatırım, ülkemiz pazarına 2008 yılında Mresco Türkiye ile giriş yaptı ve Hacer Tower dairelerinin satışıyla tanındı. 1,3 milyar dolarlık portföy büyüklüğüne sahip grubun Türkiye haricinde Mısır, Mekke ve Kuveyt’te gayrimenkul, perakende ile IT sektörlerinde de yatırımları var. Konjonktürün değişmesi ve Körfez vatandaşlarının Türkiye’ye ilgisi sebebiyle şirket ülkemizde, farklı alanlarda da yatırım yaptı. Mresco Türkiye, Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Geyikli beldesinde Olivoyage markasıyla zeytinyağı üretimine başladı. Mresco Türkiye CEO’su Oya Zingal “Murabahat Yatırım’ın tarım sektöründe de arayışları başlayınca aklıma ilk gelen zeytin ve zeytinyağı oldu” dedi. Şirketin, satın aldığı zeytinliklerle 2016 yılında faaliyetlere başladığını dile getiren Zingal “Hedeflerimiz arasında öncelikle bir sıkım tesisi ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir tadım yeri kurulması var. Türkiye’yi zeytinyağı alanında dünyanın önde gelen üreticilerinden biri hâline getirmeyi planlıyoruz” diye konuştu. 
 
 
 
20.11.2017
Devamı

İcralık Çiftçi Sayısı Açıklanmıyor


Ziraat Bankası’nda tarımsal nitelikli kredi alıp ödeme yapamadığı için icralık olan çiftçi sayısıyla ilgili soru önergesini yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, icralık çifti sayısının ‘sırların saklanması’ kapsamında olduğu için paylaşılamayacağını açıkladı.
CHP Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, son yıllarda ciddi oranda artış gösteren, icra takipli dosya sayılarını TBMM gündemine taşıdı. Tarımsal nitelikli kredi çeken çiftçilerin, banka borçlarınız ödeyememesi sonucu ortaya çıkan tablonun resmi olarak belirlenmesi amacıyla Başbakan Binalı Yıldırım tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığına soru önergesi veren Gürer, önergesinde “T.C Ziraat Bankasından, halen kredi ve benzer ödeme alarak borçlanmış kaç çiftçi vardır? T.C Ziraat Bankasından kredi alpta, geri ödeme yapamadığı için dava açılan çiftçi var mıdır? T.C Ziraat bankasından 2016 ve 2017 yıllarında kredi ödemelerini gerçekleştiremeyip, bu kapsamda icra yoluyla tahsilat yapılan çiftçi sayısı kaçtır?” şeklindeki sorulara yanıt istedi. Soruları Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek yanıtladı. Şimşek, “Kamuya açıklanan Bankamız finansal tabloları, denetim raporları ve faaliyet raporlarında yer alan veriler haricinde talep edilen detay bilgilerin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun "Sırların saklanması" başlıklı 73. maddesi kapsamında banka sırrı olduğu mütalaa edildiğinden paylaşılması mümkün bulunmamaktadır”



 
17.11.2017
Devamı

Ekmek 200 grama Düşüyor


Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, Federasyon Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın ekmekle ilgili hazırladığı yönetmeliğe ilişkin açıklamalarda bulundu.
Ekmeğin 2002 yılından 2008'e kadar 200 gram olarak, 2008'de 300 gramdan başlayarak 50'şer gram ve katları olarak üretildiğini anımsatan Balcı, tüketiciden gelen küçük ekmek talebi doğrultusunda 2012'den sonra 250 gram ve 50 gram katları olarak ekmek üretiminin yapıldığını söyledi.

Balcı, günlük 90 milyon 900 bin adet ekmek üretildiğine işaret ederek, yapılan çalışmalarla günlük ekmek israfının 6 milyondan 4 milyon 900 bin adede kadar düşürüldüğünü bildirdi. 

Özellikle büyükşehirlerde tüketicilerden 200 gramlık ekmek talebi geldiğini vurgulayan Balcı, şöyle devam etti: 

"Yeni düzenlemede ekmeğin 200 gramdan başlayarak 10 gram ve katları olarak üretilebilmesi için çalışma yapılmıştır. 10 gram ve katları olarak yapılmasına sebep; ekmekte bir fiyat değişikliğine gidilmesi durumunda, 400 gram ekmeği 350 grama düşürmek zorunda kalmayarak enflasyon oranında gerekirse 20-30 gram aşağı çekerek uygulamanın daha sağlıklı olacağı göz önünde bulundurulmuştur." 

Söz konusu düzenlemenin ekmek israfının önlenmesine de katkı sağlayacağına işaret eden Balcı, ilgili kurumların da çalışmalarıyla ekmek israfını yüzde 30 düşürmeyi hedeflediklerini dile getirdi. 

Balcı, vatandaşların özellikle büyükşehirlerde 200 gram ve 400 gram arasında değişen ekmek alabileceğini belirterek, şunları kaydetti:

"Kesinlikle gizli bir zam söz konusu değildir yani 200 gram ekmek üreten bir işletmenin gizli zam yapması söz konusu değildir. Ekmeğin fiyatına bakacağımız zaman kilogram fiyatını baz alırız yani bugün ekmek 200 gram da olsa kilogram fiyatının 5 liranın üzerine çıkması söz konusu değildir. Bugün 250 gram ekmek 1,25 liradan satılıyorsa 200 gram ekmek yapacak esnaf bunu 1 liradan satacaktır. Bugün itibarıyla 2018'in 6. ayına kadar kilogramı 5 liranın üzerinde ekmek fiyatı düşünülmemektedir."

 
 
17.11.2017
Devamı

Veteriner Tıbbı Yönetmeliğinde Değişiklik


Veteriner tıbbi ürünlerin toptan ve perakende satış yerlerinin denetiminde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı il müdürlükleri yanında ilçe müdürlükleri de yetkili kılındı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, veteriner tıbbi ürünlerin üretimi, kullanımı, satışı, kontrolü ve temini gibi konulara ilişkin uygulamaları düzenleyen "Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, Bakanlık, üniversite, diğer kamu kurum ve kuruluşları ve Bakanlıktan izinli üretim yerlerindeki araştırma ve teşhis faaliyetlerinde kullanılacak ürünler veya başlangıç maddelerinin üretimi, ithali veya kullanımına, ticarete konu olmamaları ve miktarlarının uygun görülmesi kaydıyla, pazarlama izni şartı aranmadan izin verebilecek.
Veteriner ecza depolarına ruhsat verilmesiyle ilgili bürokratik işlemleri azaltmak ve işlemlerin daha hızlı yürütülmesini sağlamak amacıyla veteriner ecza deposu ruhsatı düzenleme yetkisi il müdürlüklerine verilecek.
Veteriner tıbbi ürünlerin toptan ve perakende satış yerlerinin denetiminde il müdürlükleri yanında ilçe müdürlükleri de yetkili olacak.
Ayrıca, salgın hastalıklar için gerektiğinde Genel Müdürlük onayıyla veteriner hekim raporuna dayanılarak üretim yeri izni bulunan tesislerde ve biyogüvenlik seviyesine uygun üretim alanlarında otovaksin (öz aşı) üretimine izin verilecek.
Ürün sahipleri, şap, brusella, koyun ve keçi vebası, antraks ve mavi dil, koyun ve keçi çiçek aşıları, sığırların nodüler ekzantemi ve üç gün hastalığı aşıları ile tüberkülin ve mallein testleriyle otovaksinlerin üretimi için 24 Aralık 2019'a kadar "iyi üretim uygulamaları belgesi" almak zorunda olacak.
 
 
17.11.2017
Devamı

Genç Çiftçi Projesi Boşalan Ahırları Dolduruyor


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın başlattığı 'Genç Çiftçiler Projesi' kapsamında, Kars'ta yaşayan orta ve dar gelirlilerle köylerine dönen çiftçilere 6'şar düve verildi.
 
Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Hüseyin Düzgün, bakanlığın 2 yıldan bu yana süren 'Genç Çiftçiler Projesi' kapsamında, yetiştiricilerin desteklenmesinin amaçlandığını belirterek, 8-10 aylık düvelerin dağıtımını yaptıklarını söyledi. Proje ile boşalan ahırların dolduğunu hem de göç edenlerin köylülerine dönüp, üretime devam etmelerinin sağlandığını dile getiren Düzgün, şöyle dedi:
 
"Proje, üretimimizi artırmaya, çiftçimizi kazandırmaya yönelik. Özellikle de orta ve dar gelirli çiftçilerimize sağlanan bir proje. Bu manada, bu yıl için biz, 218 yetiştiricimize küçükbaş, büyükbaş, kanatlı, arıcılık ve bitkisel üretim olarak desteklemede bulunduk. Bu, 30 bin TL'lik bir projeydi. Büyükbaş olarak da toplamda 130 kişi başvurdu. 8-12 aylık 780 adet genç düveyi çiftçilerimize, 6'şar adet dağıtıyoruz. Bu projeden yararlanan orta ve dar gelirli çiftçilerimiz, bu hayvanlara bakacaklar. Ahırlarında varsa 1-2 hayvanla artırmış olacak yoksa yeniden ahırlarını doldurarak köylerinde üretmeye başlayacaklar. Gelir kazanacaklar ve kazançlarını artıracaklar."
 
"HAYVANLARI ALDIKTAN SONRA SİGORTALATACAKLAR"
 
Hayvanların alındıktan sonra sigortalanacağını anlatan Düzgün, şunları söyledi:
"Bu hayvanları aldıktan sonra önce sigortalatacaklar. Sigortalattıktan sonra belki 3-5 ay gibi kısa süre içinde iyi bakarsa zaten bunlar kızgınlığa gelip, tohumlanacak ve her geçen yıl inşallah, hayvanlarını artırarak, ahırlarını dolduracaklar. Gelirlerine gelir katıp, kazançlarını artıracaklar. Böylelikle köylerinde üretim yapan mutlu çiftçilerimizin inşallah sayılarını bu şekilde artırmış olacağız. Seneye de inşallah, aynı şekilde devam edeceğiz. Bugün merkezdeki köylerimizde 24 aileye dağıttık. Toplamda da 130 aileyi ilçelerimiz dahil merkezdeki tüm köylerimize dağıtımı yapacağız. İnşallah başta şehrimiz olmak üzere ülkemize hayırlar getirmesini, çiftçilerimizin kazançlarının artmasını ve bereketli olmasını temenni ediyorum."
 
 
 
 
17.11.2017
Devamı

Tarımdaki İstihdam Umut veriyor


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektörünün ağustosta sanayiden 516 bin kişi daha fazla istihdam sağladığını belirterek, "Tarım, mayıs, haziran, temmuz ayında olduğu gibi ağustosta da sanayiden çok daha fazla istihdam sağladı, sanayiye yarım milyondan fazla fark attı." değerlendirmesinde bulundu.
Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, tarımda istihdamın bu yıl ağustosta bir önceki aya göre 68 bin kişi azalmasına rağmen geçen yılının ağustos ayına göre 193 bin kişi arttığını bildirdi.
Tarımın mayısta 5 milyon 577 bin, haziranda 5 milyon 757 bin, temmuzda ise 6 milyon 21 bin kişilik istihdam sağladığını belirten Bayraktar, "Geçen yıl ağustosta 5 milyon 760 bin olan tarımda istihdam, bu yıl ağustosta 5 milyon 953 bine yükseldi." ifadesini kullandı.
Bayraktar, temmuzda sanayiden 658 bin kişi daha fazla istihdam sağlayan tarım sektörünün, ağustosta da sanayiden 516 bin kişi istihdam fazlalığı bulunduğunu aktardı.
Ağustosta 28 milyon 828 bin olan toplam istihdamın yüzde 20,7’sini tarımın karşıladığını bildiren Bayraktar, bu rakamın geçen yılın ağustos ayında yüzde 21 olduğuna işaret etti. Bayraktar, tarımın istihdam içindeki payının geçen yılın aynı ayına göre gerilemesinde temel sebebin Ağustos 2016'da 27 milyon 473 bin olan toplam istihdamın bir yıllık sürede 1 milyon 355 bin artması olduğunu ifade etti.
İstihdamda tarımın payı yüzde 20,7 iken, sanayinin payının yüzde 18,9’da, inşaatın payının ise yüzde 7,9’da kaldığına dikkati çeken Bayraktar, istihdamda en büyük payın yüzde 52,6 ile hizmetler sektöründe olduğunu belirtti.
Tarımın işsizliği aşağıya çeken en önemli sektörlerden biri olduğunu vurgulayan Bayraktar, "Ağustosta tarım kadınlarda işsizliği 5,3 puan düşürerek yüzde 20,3'ten yüzde 15'e, erkeklerde 1,3 puan düşürerek yüzde 9,7'den yüzde 8,4'e indirdi. Tarım, ağustosta işsizliği 2,2 puan düşürerek yüzde 12,8'den yüzde 10,6'ya çekti.
 
 
 
16.11.2017
Devamı

Sarı Saman Altınlamı Yarışıyor


Türkiyede et ithalatından sonra saman ithalatıda gerçekleşiyor. Bu sene mevsimin kurak geçmesi ile otun olmayışından dem vuran yetiştirici samanda da sıkıntı çekiyor.
 Edinilen bilgiye göre  mevsimin kurak geçmesi ile birlikte yetiştirici yeterli otu oluşturamadığından içi piyasada samanın yetersiz kaldığını söylüyor. Bazı ilerde Damızlık Sığır Yetiştirici Birlikleri  üyelerinin kış ayında mağdur kalmamaları için yurt dışından özellikle bulgaristandan saman ithalatına hızla devam etmek zorunda kaldı. Samanın bazı  bölgelerde 1TL geçtiğini ifade eden üretici bazı bölgelerde ise 70kuruş ile 80kuruş arasında olduğunu ancak nakliye ile çok pahalıya geldiğinin vurgusunu yapıyor. Ayrıca her geçen gün hem motorine hemde diğer maliyetlerin artmasından endişe eden üretici maliyetlerin çok fazlaca arttığını üretemez hale geldiklerinden yanı sıra yetkililerden biran önce önlem almalarını ve çiftçi  borçlarının ertelenmesini istiyor.
 
15.11.2017
Devamı

ANTALYALI ÇİFTÇİLERİN  BORÇLARI ERTELENİYOR


Gıda, Tarım ve hayvancılık bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Antalya'da hortumdan etkilenen çiftçilerin borçlarının erteleneceğini açıkladı. Fakıbaba, sigorta kapsamındaki hasarların da en kısa sürede karşılacağını söyledi
 
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Antalya'nın Demre, Kumluca, Finike, Kaş ve Serik ilçelerinde yaşanan hortum ve dolu kaynaklı afetle ilgili yazılı açıklama yaptı. Fakıbaba, hortum ve dolunun, 5 ilçede seralar başta olmak üzere tarımsal alanlara zarar verdiğini, narenciye bahçelerinin de hasar gördüğünü söyledi.
Bölgede hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü belirten Fakıbaba, hortum ve dolunun tarım sigortaları kapsamında olduğunu hatırlattı ve tespit edilecek sigorta kapsamındaki hasarların kısa sürede ödeneceğini anlattı. 2017'de afetten etkilenen çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri'ne olan borçlarının ertelenmesine yönelik kararnamenin Bakanlar Kurulu'nda imzaya açıldığını belirten Fakıbaba, Antalya'daki çiftçilerin de erteleme imkanından yararlanacağını vurguladı.

 
15.11.2017
Devamı

Gıda Denetimlerini Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Yeterli Bulmadı


Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, ucuza et satan işletmelerin yeterince denetlenmediği için et adı altında başka ürünler sattığını belirledi.
Bakanlık gıda sektörüyle ilgili hazırladığı raporda son yıllarda hamburger, pizza, tost, kumpir gibi fast food tarzı işletmelerin yüzde 98 oranında büyüme kaydettiğine dikkat çekildi.
Hürriyet Gazetesi'nden Erdinç Çelikkan'ın haberine göre hamburger, pizza ve piknik işletmelerinde satılan ürünlerde en fazla kullanılan girdi maddesinin et olduğu belirtilen raporda sektörle ilgili şu görüşlere yer verildi: “Etlerdeki kalite farklılıkları ve özellikle köftenin içeriğinde kullanılan etin mahiyeti hem tüketici hem de esnaf için önemli bir konudur. Satılan köftenin ve etin kalitesi, işletmeden işletmeye değişmektedir. Özellikle köfte yapımında kullanılan ürünlerin yeterince denetlenmemesi, sağlıksız ürünlerin satılmasına sebebiyet vermektedir. Bazı işletmeler dondurulmuş hazır ürünler kullanmakta bazı işletmeler ise günlük üretim yapmaktadır."
Et ve et ürünleri konusunda diğer bir konunun et fiyatlarının yüksek olması sonucu ucuza ürün satan işletmelerin kaliteden taviz vermesi olduğuna dikkat çekilen raporda, "Ucuza satmak isteyen bazı işletmeler, bu konuda yeterince denetim olmaması sebebiyle et ürünleri adı altında başka ürünler satmaktadır. Buna bağlı olarak sektörde üretimin ete bağlı olmasından dolayı et fiyatlarının artmasına bağlı olarak maliyet sorunları yaşandığı, kayıt dışı işletmelerin çoğaldığı, donmuş et ürünleri kullanan işletmelerde kalite sorunları ortaya çıktığı belirlendi” denildi. 
 
 
15.11.2017
Devamı

Ürün Doğrulama ve Takip Sistemi 2018 de Uygulamaya Giriyor


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gıda ürünlerinde uzun yıllardır ertelenen “ürün doğrulama ve takip sisteminin” 2018’de birlikte uygulamaya girmesi bekleniyor.
İlk aşamada, takviye edici gıdalar, bal, enerji içecekleri, siyah çay, bitkisel sıvı yağlar, bebek mamaları ve ek gıdalarda uygulanacak sistemin temeli, gıda ürünlerine yapıştırılacak tek kullanımlık etiketlere dayanıyor. Böylece tüketiciler, gıda maddelerine ilişkin bilgileri internet, mobil uygulamalar, SMS ve otomatik sesli yanıt sistemiyle öğrenebilecek.
Hürriyet'in haberine göre tüketiciler, satın aldıkları ürün üzerindeki etiketi sorgulayarak, ürünün kim tarafından üretildiğini ya da ithal edildiğini, ne zaman üretildiğini, son kullanma tarihinin geçip geçmediğini ürünlerin zorunlu etiket bilgilerini ve ürün hakkındaki özel uyarıları görebilecek.
 
 
15.11.2017
Devamı

Türkiye Tarım Ürünleri Oscarları İstanbul'da

 “Türkiye tarım ürünleri oscarları” yarışmanın 2.’nci etab elemeleri 15 kasım da İstanbul maltepe’de gerçekleşecek. Tarım alanında üretim yapan ve tarımsal kalkınma özelliği taşıyan ürünlerini uluslar arası lansman projesi çerçevesinde sergileyerek, bulundukları ilin tarımsal üretim tanıtımını yapmak, pazar ağı içerisinde yer alma olanağına kavuşmak ve tarım turizminde ürün temsilleriyle şehrin tarım, kültür ve turizm ticaretine ivme kazandırmak amacıyla, küçük ve orta ölçekli üreticilerin büyük tarım ürünleri konulu "TÜRKİYE TARIM ÜRÜNLERİ OSCARLARI" yarışması 2.ci etap elemeleri 15 Kasım 2017 tarihinde İstanbul Maltepe'de bulunan TR Shop AVM'de gerçekleşecek. 81 ili kapsayan yarışmaya illerin Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri himayesinde ve her il'den en fazla 10 üretici katılabilecek. Yarışmaya uluslararası kuruluşların yanı sıra ticaret, kültür ve turizm ataşeleri ve elçileri jüri üyesi olarak katılacak olup, değerlendirme sonucunda dereceye giren şehirler ve kuruluşların uluslararası lansman çalışmalarında tanıtımları yapılacağı bildirildi.
 
 
14.11.2017
Devamı

Putin: Türkiye'den mahsul ithalatımız tekrar başladı


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin  Rusya'nın Soçi kentinde bir araya geldi.  Soçi kentinde yapılan görüşmede tarım ürünleri konusu da gündemdeydi. Putin tarım ürünleri ile ilgili şu sözlere yer verdi.
"Bu toplantıyı ikili ilişkilerimizin bugünkü durumunu ele almak açısından önemli görüyorduk. İkili ilişkilerimizde, kriz öncesi seviyelere tekrar ulaşıldı."İnanıyoruz ki geçen yıl meydana gelen düşüşü, bu yılın sonuna kadar telefi edebiliriz."
"Sayın Erdoğan ile varmış olduğumuz anlaşma gereği, Türkiye'den mahsul ithalatımız tekrar başladı. Kalan sınırlandırmaların kaldırılmasına dair konuları bugün ele aldık." "Görüşmelerimiz, seri şekilde bürokrasiden uzak samimi olarak devam etmektedir."dedi.
 
 
14.11.2017
Devamı

Motorine yapılan zamlar’dan Üretici de mağdur


Motorine ardı ardına yapılan zamlar üreticiyide mağdur ediyor. Son günlerde morine yapılan zamların ardından  tarım kesiminde motorin tüketenlerin maliyetleri de artmaya başladı. Tarım kesiminde edinilin bilgiye göre yılda 3 milyon ton motorin kullanılıyor. Yılbaşında bu tarafa mtorine yapılan zam 50 kuruşu geçti.
Tarım kesimin de motorin kullanan üreticininde 1,5 milyar TL gibi girdilerine bir girdi daha eklenmiş oldu. Üretmenin hergeçen gün zorlaştığının altını çizen üreticiler girdi maliyetlerinin çok fazla olduğunu ve birde motorine gelen bu zamlarında etkilemesi ile ekimin ve üretimin yapılamaz hale geldiğinin altını çiziyor. Üretici yine kendi sorunun çözümünüde kendisi söylüyor. Diyorki Balıkçılara yapılan ucuz mazotun üreticiye verilsin biz üretiyoruz devletimizde daha çok üretmenin önündeki engeli kaldırsın diye serzenişte bulunuyor. Devlet, çiftçiye dekar başına, farklı ürünlerde farklı oranlarda mazot desteği veriyor. Ancak bu yılın destekleri gelecek yıl ödenecek. Buğdayda dekar başı 7 litre mazot kullanılıyor. Şimdilerde 7 litre mazot 35 TL, devlet desteği 13 TL.
Pamuk ve çeltikte dekar başı 20 litreden fazla mazot kullanılıyor. Dekar başı mazot gideri 100 TL. Devlet desteği 36 TL.
 
 
 
14.11.2017
Devamı

1500 yıllık Zeytin ağacı Mersinde


Mersin’in Mut ilçesinde 5 yıl önce yol çalışması sırasında sökülen ve bin 500 yıllık olduğu belirtilen zeytin ağacı, merkez Mezitli ilçesinde yeniden toprakla buluşturulurken, belediye tarafından 'anıt ağaç' olarak tescillenmesi için girişim başlatıldı.
Mezitli Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü tarafından Menderes Mahallesi’ndeki Demokrasi Meydanı’na dikilen bin 500 yıllık zeytin ağacı, Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu tarafından kayıt altına alındı. Yetkililer tarafından yapılan ölçümler doğrultusunda 6 metre 48 santim çapında olduğu belirlenen asırlık ağaçtan alınan teknik bilgiler ve ölçümler rapor haline getirilerek, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne sunuldu.
Yapılan incelemeler ve alınan envanterler Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından değerlendirilerek uygun görüldüğü takdirde anıt ağaç olarak tescillenecek. Belediye yetkilileri tarafından özenle bakılan ağaç, bölge sakinlerinin beğenisi kazandı. Etrafı çitle örülen ve yapılan çevre düzenlemesiyle eşsiz bir görünüm kazanan ağacın gövdesi büyük ilgi topluyor. Devasa büyüklükteki gövdeye sahip olan ağacı görenler, merakla yakından inceleyerek, fotoğraf çekmeyi de ihmal etmiyor.
 
 
10.11.2017
Devamı

Bakan Zeybekçi’den Tarım Ürünlerindeki Gümrük Vergileri ilgili açıklama


Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Bakanlığının 2018 yılı bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.  Zeybekçi “Bazı tarım ve hayvancılık ürünlerinde gümrük vergisi oranlarının düşürülmesiyle ilgili, 'Spekülasyonu engellemek adına böyle bir girişimde bulunduk dedi. Bu tarz uygulamalarımız  bakanlık olarak devam edecek.” dedi.
 
Zeybekci, Bakanlığının 2018 yılı bütçesinin görüşüldüğü Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında milletvekillerinin soru ve eleştirilerini yanıtladı.
Özgürlük ve ekonomi arasında yüzde 100 ilişki bulunduğunu dile getiren Zeybekci, TBMM çatısı altında kimsenin bunun aksini iddia edeceğini düşünmediğini söyledi.
Ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne sadık kalmak, Türk bayrağından başka bayrakların peşine düşmemek, ülkenin birlik ve beraberliğiyle ilgili terörist eylemlere girişmemek kaydıyla insanlar hakkında düşüncelerin paylaşılmasının özgürlük sınırları içinde olduğunu dile getiren Zeybekci, "Bugün çoğunlukla Suriye ve Irak dünyadaki birçok gücün güç gösterisi yeri haline geldi. Orada kalkıp da başka bağımsızlıklar ya da başka şeyler söylemek, başka bir ülke kurulmuş da o ülke Türkiye'ye komşu olmuş gibi söylemek yanlış." diye konuştu.
Orta Vadeli Program (OVP) hedeflerinin arkasında olduklarını ve belirlenen hedeflerin de üzerinde rakamlara ulaşacaklarını vurgulayan Zeybekci, esprili bir ifadeyle, "Bu sene 153 milyar dolar ihracatı, 155,6 milyar dolara revize ettik. Maalesef tutmayacak 157,6 milyar doları da aşacağız. OVP'deki büyüme hedefleri de maalesef yine tutmayacak, yukarıya doğru revize ettik." açıklamasında bulundu.
Bazı tarım ve hayvancılık ürünlerinde gümrük vergilerinin düşürülmesi
Bazı tarım ve et ürünleri ithalatında gümrük vergilerinin düşürülmesiyle ilgili soruları da yanıtlayan Zeybekci, yaptıkları düzenlemeden önce ülkede kesimlik büyükbaş hayvan üretiminin yüzde 135, besilik büyükbaş hayvan üretiminin yüzde 10, karkas sığır etinin yüzde 100, buğday, arpa ve mısırın yüzde 130 düzeyinde gümrük vergileriyle korunduğunu kaydetti.
Et ithalatında da büyükbaşta gümrük vergisini yüzde 135'ten yüzde 26'ya, karkas sığır etinde de yüzde 100'den yüzde 40'a düşürdüklerini hatırlatan Zeybekci, bu tarz uygulamaları gerek tüketiciyi korumak gerekse spekülasyonun önünde durmak adına sürdüreceklerinin altını çizdi.
Zeybekci, Türkiye'de sığır eti tüketiminin arttığını ancak koyun ve keçi eti gibi küçükbaş hayvan eti tüketimi alışkanlığından da uzaklaşıldığını, bunun da beraberinde sığır etinde ithalatı getirdiğini söyledi.
 
 
10.11.2017
Devamı

FAKIBABA TEZEK ÜZERİNDEN SİYASET YAPILMASI ÜZÜNTÜ VERİCİDİR


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, CHP Kayseri Milletvekili Çetin Arık'ın  önceki gün TBMM'de düzenlediği basın toplantısında söylediği sözlerle ilgili olarak bakan fakıbaba şu sözlere yer verdi. “Bakanlık olarak 24 saat, tüketicimiz, üreticimiz, esnafımız, hülasa 80 milyon vatandaşımız için iyi, güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ancak buna karşın birilerinin de 'tezek' üzerinden seviyesiz siyaset çabası içinde olması üzüntü vericidir. Bu şekildeki olumsuz yaklaşımların değerlendirmesini milletimizin takdirine bırakıyorum" dedi.
 
"Sayın Vekil, düzenlediği basın toplantısında verdiği bilgilerle kamuoyunu yanlış bilgilendirmiş ve kendisine hiç de yakışmayan birtakım ifadelerde bulunmuştur.
8 aylık dananın fiyatının 6 bin lira ve 10 aylık yem giderinin de 4 bin TL olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Zira ülkemiz genelinden alınan canlı besilik sığır fiyat ortalaması 15,30 TL/Kg'dır. Besi materyali olarak değerlendirilen erkek sığırlar 250 Kg canlı ağırlığa sahiptir. Buna göre satın alınan besilik sığırın canlı fiyatı, 6 bin lira değil, 3.825 liradır.
Besicilerimiz, satın aldıkları hayvanları, kaba ve kesif yem kaynaklarını kullanarak 10 ay değil, 7-8 ay beslemektedir. 7 aylık bir besi süresince kaba ve kesif yem maliyeti 4 bin lira değil, 2.255 liradır. Dolayısıyla canlı besilik hayvan alımı ve yem giderleri toplamı 10 bin lira değil, 6 bin liradır.
Bakanlık olarak besicilerimizin gelirini artırmak ve hayvancılığımızı daha da geliştirmek amacıyla ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Bu doğrultuda damızlık hayvan sayısını artırmak amacıyla, düve, koç-teke ve manda üretim merkezleri kurulması çalışmalarımız devam ediyor. Üretim merkezlerinin kurulacağı bu illerde canlı hayvan alımına, fiziksel yapıya ve alet-ekipman alımına % 50 hibe desteği veriyoruz. 30 ilimizi de mera hayvancılığı yetiştirici bölgesi olarak belirledik. Bu illerde de et verimi yüksek düve alımına %30 hibe desteği veriyoruz. Buzağı kayıplarını azaltmak amacıyla programlı aşılarını yaptırmış 4 ay ve üzeri yaştaki buzağılara da 750 liraya kadar destek veriyoruz.
Hayvancılığın en önemli girdilerinden biri olan yem bitkisi ekilişlerine de önemli desteğimiz söz konusudur. Girdi maliyetlerinin düşürülmesi amacıyla önümüzdeki yıl bu kapsamdaki destekleri artırdık. Hayvancılık yapan küçük aile işletmelerinin, yeni kredilerle desteklenmesine yönelik çalışmalarımız da devam ediyor.
Hükümetlerimiz döneminde verilen destekler ve yürütülen projelerle hayvan varlığımızda ciddi artışlar yaşandı. 2002-2016 döneminde kırmızı et üretimimiz % 179 artışla 421 bin tondan 1 milyon 173 bin tona yükseldi.
Sayın Vekil, Sırbistan'dan yapılması planlanan et ithalatı ile ilgili kamuoyunu yanıltıcı ifadeler kullanmıştır. Zira ithal edilen ya da edilecek sığırların kesimi, parçalanması ve paketlenmesi gibi sağlık muayene işlemleri, Bakanlığımızca resmi olarak görevlendirilmiş veteriner hekimlerin gözetiminde İslami usullere göre yapılmaktadır.
Dolayısıyla Sayın Vekilin, kamuoyunu yanlış bilgilendirici ve gübrenin kullanılacağı adres üzerinden negatif algı oluşturmaya dönük yakışıksız açıklamalarını doğru bulmadığımı ifade etmek isterim.
Bakanlık olarak 24 saat, tüketicimiz, üreticimiz, esnafımız, hülasa 80 milyon vatandaşımız için iyi, güzel şeyler yapmaya çalışıyoruz. Ancak buna karşın birilerinin de 'tezek' üzerinden seviyesiz siyaset çabası içinde olması üzüntü vericidir. Bu şekildeki olumsuz yaklaşımların değerlendirmesini milletimizin takdirine bırakıyorum"
 
 
10.11.2017
Devamı

Şanlıurfada 2 miyon ağaç toprakla buluşuyor


Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan ’Sizin de Dikili Bir Ağacınız Olsun’ kampanyası çerçevesinde 2 milyon ağaç ve bitki toprakla buluşturulacak. Kampanyanın startını Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, "Herkesi ağaç kampanyasına davet ediyorum" dedi.

Daha Yeşil bir Şanlıurfa için çalışmalarını aralıksız bir şekilde sürdüren Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Sizin de Bir Dikili Ağacınız Olsun kampanyası başlattı. Kampanya çerçevesinde 2018 Mayıs sonuna kadar 2 milyon ağaç ve bitki toprakla buluşturulacak. GAP Vadisi 2. etap projesi alanında başlatılan kampanya çalışmasına Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi’nin yanı sıra belediye meclis üyeleri ile vatandaşlar katıldı. Başkan Çiftçi, çukur kazılan alana ağaç dikerek can suyu verdi. Kampanyanın ilk ağaç dikim törenine katılan Başkan Çiftçi, diktiği ağaca can suyu vererek kampanyanın startını verdi. Sizin de Dikili Bir Ağacınız Olsun ağaçlandırma kampanyası kapsamında, çınar, erguvan, oya, dut, nar, defne, akasya, palmiye, lale ağacı, zeytin, mavi selvi, çam, pramit nazı ile alev çalısı gibi 2 milyon ağaç ve bitki örtüsü toprakla buluşacak.
Şanlıurfa’da ilk kez büyük bir kampanya kapsamında parklar ve şehir ormanında ağaçlandırma ve bitki örtüsü dikmek için önemli bir çalışma yaptıklarını ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, amaçlarının 2 milyon ağaç ve bitkiyi toprakla buluşturmak olduğunu söyledi. Başkan Çiftçi "Bu yıl Şanlıurfa’da güzel bir kampanyanın startını veriyoruz. Şanlıurfa’mız iklimsel olarak kurak bir kuşaktadır onun için hızlı bir şekilde ağaçlandırmaya ihtiyacı var. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin kadroları olarak orta refüj, parklar ve şehir ormanlarımız öncelikli olmak üzere yine yapmış olduğumuz mesire alanlarında kampanyamızı başlatıyoruz. Ağaçlandırma sezonu başladı ve bu gün itibariyle kampanya çalışmamıza başlıyoruz. Şanlıurfa’mızın nüfusu 1 milyon 942 bin ve bizde 2 milyon ağaç ve bitki örtüsü hedefiyle ağaçlandırma çalışması yapıyoruz. Ağaçlandırma çalışmamız 2018 mayıs sonuna kadar devam edecektir. Şehrimizi seviyoruz ve inancımız şudur ’Eğer yarın kıyamet kopacağını bilseniz dahi muhakkak suretle elinizdeki ağacı dikiniz’ bu topraklara sevdalı bir kadroyuz. Şanlıurfa’ya yepyeni bir vizyon kazandıran GAP Vadisi 2. etabı bitireceğiz ve ardından GAP Vadisi 3. etap ile devam edeceğiz. GAP Vadisi etaplarının ağaçlandırmasını tamamlayacağız ve Şanlıurfa’nın nefes alabileceği ve Şanlıurfa’ya hayat verebilecek Halil-ür Rahman Şehir Ormanını da Ağaçlandıracağız" dedi.
İlçelerde tamamlanan parklarda ağaçlandırma çalışması yapılacak
Şanlıurfa’nın bir çok ilçesinde park yapımının tamamlandığını ve kampanya kapsamında ağaçlandırma çalışmasına başlayacaklarını ifade eden Başkan Çiftçi, "Sadece merkezde değil ilçelerimizde hazır olan parklarımız var Suruç ilçesinde 4 parkımız hazır ve arkadaşlarımız bu parkların ağaçlandırması ve bitkilendirmesini yapacaklar. Halfeti’de şehir parkımız hazır ve onun ağaçlandırmasını sağlayacağız. Eyyübiye ilçemizde 106 dönümlük mesire alanımız hazır ve onun ağaçlandırması sağlanacak. Akçakale, Ceylanpınar, Viranşehir ilçemizde orta refüjlerde çalışmalar yapılacak. İnşallah sezon sonunda da ihalesini yapmış olduğumuz ve başladığımız Siverek Selimpınar’da yapacağımız parkında bu kampanyanın sonunda ağaçlandırmasını yapacağız. Şehirler insanların yaşadığı mekanlardır. Bu ağaçlar bizim için oksijen üretiyor ve ne kadar ağaçlandırmaya önem verirsek Şanlıurfa’da yaşayan kardeşlerimize, insanımıza ve vatandaşlarımıza önem veriyoruz. Sürekli olarak bu ilke ile hareket ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Başkan Çiftçi, vatandaşları kampanyaya davet etti
2 milyon ağaç ve bitki örtüsünün toprakla buluşacağı kampanyanın açılış töreninde vatandaşları ağaçlandırma seferberliğine davet eden Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, "Ben dahil olmak üzere Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesinin tüm çalışanları olarak muhakkak bu park alanına geleceğiz ve kurumsal olarak birer ağaç dikeceğiz. Biz AK Belediyeleriz ve tüm teşkilatlarımızı ağaçlandırma alanına davet ediyoruz. Okullarımız, STK’lar, kanaat önderlerimiz, esnaflarımız ve Şanlıurfa’nın tamamı eğer ağaç dikmek istiyorsanız GAP Vadisi ve Halil-ür Rahman Şehir ormanına gelerek burada ağaç dikebilirsiniz. Eğer biz gençlerimize ve evlatlarımıza iyi bir gelecek bırakmak istiyorsak şimdiden toprağın hakkını vermemiz gerekiyor. Tüm halkımızı ağaçlandırma kampanyasına davet ediyorum. Ben Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bu gün ağacımı diktim ve yarın da gelip ağacımı dikeceğim. Sizlerde gelin bu alanda ağacınızı dikin" diye konuştu.
 
10.11.2017
Devamı

ÇİFTÇİ HASAT YAPMADAN TAHSİLAT YAPILMASIN

 
Meclis Genel Kurulu’nda söz alan Niğde Milletvekil Ömer Fethi Gürer,  Niğde de üreticilerin yaşadığı sorunları meclis genel kurulunda ele aldı Gürer üretici hasat yapmadan enerji borçlarının ödenmesini isteyen elektrik dağıtım şirketinin çiftçiler üzerinde oluşturduğu baskıyı dile getirdi.. 
CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’de elektrik dağıtım şirketinin, çiftçiler hasat yapmadan enerji borçlarını tahsil etmeye yönelik uygulamasının, üreticileri büyük bir sıkıntının içine ittiğini anlattı. Özel dağıtım firmasının tahsilat için bir kriter koyduğunu, borcunu hasat döneminden önce ödemeyen çiftçinin tarlada ürünün kurumasını göze alarak müdahale ettiğini kaydeden Gürer, bu yönde gerçekten ciddi mağduriyet yaşadığını kaydetti. 
ÇİFTÇİ ÖDEME GÜÇLÜĞÜ İÇİNDE
CHP Milletvekili Gürer, “TEDAŞ'tan gelen yani Şu anda geçmişten gelen borçlarla ilgili yapılandırma yapılsa dahi çiftçi, ödeme güçlüğü içinde olduğu için o anaparayı da ödeyemiyor çünkü şubatta da çıktı bununla ilgili bir süreç. O anlamda, bunların tasfiyesine yönelik bir uygulama gerekiyor çünkü çoğu hacizli, evindeki eşya hacizli, traktörü hacizli. Çiftçinin ürettiği ürün değer bulmadığı takdirde sulama suyu enerjiyle çıkan bölgelerde büyük bir mağduriyet var” diye konuştu. 
KALKINMA BAKANLIĞINA GÖREV DÜŞÜYOR
Kalkınma Bakanlığının bu bölgelerde sulama suyunu enerjiyle değil de başka yöntemlerle elde etmesini sağlayacak projelere destek vermesi gerektiğine işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sulama suyunun çoğunun denize akıp gittiğini yapılan göletlerin de yeterli olmadığını vurguladı. 
HASAT SONRASI ÖDEME YAPILSIN
CHP Niğde Milletvekili Gürer, yeraltından enerjiyle su çıkarmanın maliyeti artırdığı gibi ödeme güçlüğü yarattığına da vurgu yaparak” Çiftçi, daha ürününü hasat etmeden enerjisi  bedeli ödemesi isteniyor bir süre sonra ise enerji kesiliyor bu durumda çiftçi çiftçilik yapamaz duruma getiriyor. Bu iki durumun müdahaleyle düzeltilmesi gerekiyor. Yani hasat dönemi sonunda ödemiyorsa enerji alan çiftçi, enerji bedeli tahakkuk ettirilmeli. Böyle bir düzenlemeye de ihtiyaç olduğunu düşünüyorum” dedi. 
 
 
10.11.2017
Devamı

 Ucuz Et’e Vatandaş’tan Hucum


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Ucuz et' satışı hızlı başladı. bugün beşinci gününde devam eden satışlar, iki büyük market zinciri A101 ve BİM de yapılmaya devam ediyor. Vatandaşın ilgisinin 4 gündür yoğun olarak sürdüğünü belirten market çalışanları, öğle saatlerine kadar ürünlerin büyük çoğunluğunun tükendiğini anlatıyor.
İki zincir markette 'ucuz et' olarak satılan kıyma ve dana kuşbaşı yarım kiloluk paketlerde bulunuyor. BİM'de 'Emin' firması tarafından paketli satışı yapılan ürünler, A101'de ise 'Kombinet' firması tarafından sağlanıyor. Ürünlerin üzerinde bulunan uyarılarda, "Bu ürün Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ilgili kuruluşu Et ve Süt Kurumu tarafından temin edilen karkas etlerden üretilmiştir' ibaresi yer alıyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye'nin önemli bir sorunu olan kırmızı ete ulaşım seferberliğini başlatarak, vatandaşın uygun fiyata et yiyeceğini söylemişti. Bunun üzerine yapılan çalışmalarla kilosu 29 liradan kıyma ve 31 liradan dana kuşbaşı satışlarının başlatılacağı açıklanmıştı.
 
 
8.11.2017
Devamı

Yetiştiriciden Oğlak etini Sevdirme Kampanyası


Ankara  Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından düzenlenen, Türkiye’yi yeniden oğlak etiyle tanıştıran ve oğlak etine değer kazandıran proje olarak anılan “dolsa da yesek” adlı kampanya bu yıl 4.kez Ankaralı yetiştiriciler tarafından yaşama geçirilecek.
 
Dört yıl önce başlayan dört yıl boyunca Kasım ve Aralık aylarında devam eden dolsa da yesek adlı kampanya ile yakaladıkları başarının altını çizen Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç: “Biz Ankara’da oğlak eti tüketimini artırmak amacıyla yola çıktık. Tüm Türkiye’yi kapsayan bir tanıtım yaptık. Sadece Ankara’da değil tüm Türkiye’de büyük bir başarı yakaladık. Küçükbaş hayvancılık ile ilgili toplantılarda “Dolsa da yesek” kampanyasının Türkiye’yi yeniden oğlak eti ile buluşturan, oğlak etine değer kazandıran kampanya diye bahsedilmesi bizleri onurlandırıyor” dedi.
“Kampanyadan önce Ankaralı tüketiciler oğlak eti gibi değerli bir protein kaynağında bihaberken yetiştirici de oğlak satma sorunu yaşıyordu” diyen Başkan Kılınç: “4 yıl önce yetiştiricilerin oğlak satamama sorunu vardı. Ankara’da karkas oğlak eti fiyatı ise 12- 13 TL’ydi. Kampanyadan ilk yıl da büyük bir sonuç aldık hem oğlak eti tüketiminde gözle görülür bir artış sağlandı hem de oğlak eti ciddi anlamda değer kazandı. İlk yıl fiyatı 20 TL’ye yükseldi. Kasım ayı her sene oğlak etinin değer kazandığı bir dönem oldu” dedi.
Türk mutfağı tarihinde ziyafet ve şölen yemeği olarak bilinen oğlak dolması yemeğinin tanıtımı ile birlikte oğlak etinin üstün özellikleri konusunda farkındalık yaratmayı başardıklarını söyleyen Hasan Kılınç: “İlk yıl zincir marketler ile anlaşma yaptık. İki zincir marketlerin sonbahar aylarında oğlak etini birlik olarak karşıladık. Bu kampanya sayesinde Ankara’nın üretmiş olduğu oğlaklar tüm Türkiye’de tüketici ile buluştu. İkinci yıl Ankara’da Göksu, Eyvan gibi ünlü restoranlar mönüsüne ekledi” dedi. 
KUTU İÇİ:
Hem lezzetli hem ekonomik
“Dolsa da yesek” adlı kampanya ile Türk mutfağının ziyafet ve şölen yemeği olarak bilininen “Oğlak Dolması”nın tanıtımını yaptıklarını bu tanıtım sayesinde de oğlak etinin üstün özellikleri konusunda farkındalık yaratmayı hedeflediklerini belirten Ankara İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hasan Kılınç: “Oğlak eti kampanya ile birlikte yüzde 200’e yakın değer kazansa da günümüzde hala daha ekonomik bir protein kaynağı. Aynı zamanda yeryüzünün en kaliteli ve sağlıklı kırmızı etlerinden biri olduğunu söyleyebiliriz. Oğlak Dolması kalabalık aile yemekleri için en ideal ana yemek diyebilirim. Bir oğlak dolması ile çok rahat 10 – 13 kişi doyabilir. Görüntü ve sunum ile sadece mideye değil göze ve gönle de hitap ediyor” dedi.
Ankara Keçisinden elde edilen Ankara Oğlağının coğrafi işaret değeri taşıdığını da vurgulayan Başkan Kılınç: “Oğlak eti genel anlamda çok sağlıklı ve lezzetli bir et. Oğlak etindeki kolesterol ve yağ seviyesi diğer etlere göre daha düşüktür. Özellikle doymamış yağ asitleri bakımından zengindir ve doymuş yağ asitleri de diğer kırmızı etlerle kıyaslandığında daha düşüktür. Keçi ve oğlak etindeki B1, B2 ve B3 vitamin miktarının diğer etlere nazaran daha yüksek olduğu bilim insanlarınca sürekli gündeme getirilmektedir. Ankara Keçisinden elde edilen oğlak eti ise diğer oğlak etleri içinde ayrıcaklı bir yere sahip. Ankara Keçisi en zorlu kış aylarında bile hazır yem tüketmeyen gıda ihtiyacını tamamen doğadan karşılayan bir hayvan. Her gün 10 km alan içinde çoban ile birlikte dolaşır. Temel besini tiftik yapmak konusunda eğilimi olan Ankara Keçisi aynı zamanda diğer oğlak etlerinden de ayrılan gevreksi bir tada sahiptir” dedi.  
 
 
8.11.2017
Devamı

 Yerli besiciye Kargas Et Alım Garantisi

 
 Yerli besiciye Kargas Et  Garantisi
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı;  Et ve Süt Kurumu aracılığı ile Besicilere alım garantisi verdi.
İthal et’in gelmesi ve gündemde yer alması ile birlikte yerli besiciler hayvan pazarlarında satış yapamaz duruma geldi. Bakan Fakıbaba Et ve Süt Kurumunu devreye sokarak  yerli besiciyi destekleme anlamında  karkas kesimi yaptıramayan besicilere 25 tl alım garantisi verdi. Hayvanları elde kalan ve satamayan üreticilere yönelik olan bu çalışma karkas ette kğ da 25 tl den Et ve Süt Kurumu alım yaparak piyasayı regüle etmeye ve yerli besiciyi ayakta tutmaya çalışıyor. 
Öte yandan edinilen bilgiye göre yerli besiciye yönelik destekleme çalışmalarının devam ettiği ve Maliye bakanlığının da kabul etmesi doğrultusunda yerli besiciye 200tl ile 250 tl arası destek verileceğide Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının gündeminde yer alması devam ediyor.
 
7.11.2017
Devamı

Et’te Küçük Aile İşletmelerimi Devreye giriyor?

Et’te Küçük Aile İşletmelerimi Devreye giriyor?
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref FAKIBABA gündemde olan İthal et ve satışına yönelik basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bakan Fakıbaba “Bundan sonraki süreçte et üretim noktasında küçük aile işletmeleri devreye girecektir. Dedi”.  Fakıbaba şu sözlere yer verdi.
 
“Et konusunda bütün vatandaşlarımıza yönelik faydalı olmaya çalışıyoruz. Ucuz  et satışı konusunda 6 tondan 10 tona çıkabiliriz. Marketler arasında taraf tutmuyoruz.  İhale yapılırken 81 ilde şubesi olan marketlerle ihaleye girildi. İlerleyen zamanlarda göreceksiniz vatandaşda kazanacak  kasaplarımızda. Biz ucut et’e başladığımızdan beri diğer marketlerdede et fiyatları düşmeye başlamıştır. Önümüzdeki günlerde piyasalarda et fiyatları normole dönecektir. Bundan sonraki süreçte et üretim noktasında küçük aile işletmeleri devreye girecektir. Dedi”
 
6.11.2017
Devamı

Polatlı’dan Cumhurbaşkanına Mektup


 
PolatlıZiraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu, Ankara’nın en büyük tarım havzası olan Polatlı çiftçisinin sorunlarını kapsayan bir mektubu Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gönderdi.
Köseoğlu, Polatlı Ziraat Odası’nın 8 bin 500 üyesi olduğunu belirterek, ilçedeki çiftçilerin 500 milyon liralık borcunun faizlerinin silinerek anaparanın taksitlendirilmesini talep ettiklerini söyledi.
Ziraat Odası Başkanı Zekai Köseoğlu ve çok sayıda muhtar ilçenin tarımsal sorunlarını devletin zirvesine mektupla bildirdi. Köseoğlu, mektubunda ilçede 2017 yılı içinde iki kez doğal afet görüldüğünü ve 1305 çiftçinin büyük zarara uğradığını, bu çiftçilerin kısmen destek aldığını ve bunun yeterli olmadığını dile getirdi. Tarımsal girdilerin çok yüksek olması, üretimin ekonomik karşılığını bulamaması nedeniyle çiftçilerin büyük zarar ettiğini iddia eden Köseoğlu, şöyle dedi:
"Sadece Polatlı çiftçisinin Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifii ve özel bankalara toplam borcu yaklaşık 500 milyon liradır. Böylesine bir borç yükü altında üretim yapmak güçleşiyor. Bizler borç faizlerinin silinmesini, anaparanın ise taksitlendirilmesini talep etmekteyiz.”

Polatlı İlçesi'nde 2 milyon 200 bin dekar tarımsal arazi olduğunu, bunun 900 bin dekarının Hazine'ye ait olması nedeniyle Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) yazılamadığını belirten Köseoğlu, parçalı tarım arazilerinin toplulaştırma yöntemiyle daha üretken hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Sakarya Nehri ve Porsuk Çayı Havzası'nda vahşi sulama nedeniyle her yıl kuraklığın yaşandığını hatırlatan Köseoğlu, "Polatlı’da Sakarya Nehri ve Porsuk Çayı’nı besleyecek ökpınar Barajı’nın acilen bitirilmesi gerekmektedir. Bu barajdan ayrıca Polatlı’ya yılda 24 milyon metreküp içme suyu verilmesi öngörülmektedir” dedi.

Polatlı Ziraat Odası Başkanlığı tarafından hazırlanan tarımsal envanter ve çiftçilerin sorunları ilçedeki çok sayıda muhtar tarafından CHP Ankara Milletvekili ve TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi Bülent Kuşoğlu’na iletildi. Kuşoğlu, komisyonda özelde Polatlı, genelde ise Türk çiftçisinin ekonomik sorunlarını ve taleplerini Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’e ilettiğini bildirdi.
 
6.11.2017
Devamı

Bayraktar;  Yerli   Besiciye acil Destek Verilsin


TZOB Genel Başkanı Bayraktar “ ithal et yerli üreticiyi olumsuz etkiledi.Besiye alınan hayvan başına 1000 lira destek verilmelidir. Hükümetimizden acil bir hamle bekliyoruz”dedi.
“1000 liralık desteğin tutarı 315 milyon dolarda kalır. İthalata 5 milyar doların üzerinde döviz ödendiğini düşünürsek, bu paranın çok da büyük olmadığını görürüz”
Kurban Bayramı sonrası talepte yaşanan düşme, ‘ette gümrük vergilerinin indirilmesi, lop et ithali ve anlaşma yapılacak marketlerde ithal etle ucuz et yedirme’ kararları ve söylemleri sektörü olumsuz etkilemiştir”
“Ekim ayında, kırmızı ette üretici fiyatları düşerken, market fiyatları arttı”
“Üreticimiz hayvan başına 495 lira 93 kuruş zarar ediyor”
“Hayvan pazarlarında yaprak kımıldamıyor. Besici hayvanını satamıyor”
“Süper ve hipermarketlerin hiçbir sınıra tabi olmadan açılması, yüzbinlerce esnafımızın dükkan kapatmasına yol açmıştır. Bu uygulamalar sonucunda, ülkemizde faaliyet gösteren ve sayıları 50 bine yaklaşan kasap esnafımız nasıl ayakta kalacaktır?”
“12 ilde kombinası bulunan ESK, kalan 69 ilde ve çok sayıda ilçe merkezinde nasıl alım yapacaktır?”
“ESK’nın, yerli besi hayvanı ile besicilik yapan üreticiyi ithalata karşı korumak için açıkladığı karkasta kilogram başına 25 liralık alım fiyatını artırması gerekir”
“Zincir marketler ithal ucuz et satarsa, kasaplar kırmızı et satamazsa, üreticimiz hayvanını kime kestirecektir?”
“Yemde KDV indirimi üreticiye fayda sağlamadı”
“Sütte üretici 3 yılda 9 kuruş zam alırken, süt ürünlerinin fiyatı 2 ayda yüzde 20’ye varan oranlarda arttı” acil hükümetten önlemlerin alınmasını bekliyoruz dedi.
 
 
3.11.2017
Devamı

TESK’ den Ucuz Et’in  Dağıtımına Tepki


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından halka et satılması için Türkiye genelinde faaliyet gösteren zincir marketlerden ikisine dağıtım yetkisi tanınmasını küçük esnaf adına olumsuz bir gelişme olarak değerlendiren TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Her geçen gün biraz daha zor duruma düşen kasaplık faaliyetinde bulunan esnaf ve sanatkarlarımız yönünden üzüntü verici bir gelişme olmuştur. Bu uygulama, esnaf ve sanatkarı korumayı ve kollamayı öngören anayasanın 173'üncü maddesine aykırı olduğu gibi, piyasada satış faaliyetinde bulunan işletmeler arasında ayrım yapılmış olması yönünden de rekabet hukuku kurallarına aykırı olmuştur" dedi.
Sorunun temelden çözümünün üretimin artırılmasına dönük tedbirlerle aşılabileceğini de anlatan Palandöken, şunları söyledi
"Sorunun temelinde üretim yetersizliğinin olduğu bu alanda faaliyet gösteren bütün kesimlerce kabul edelen bir husustur. Halkımıza ucuz et satılabilmesi, bizim de öteden beri arzu ettiğimiz bir konudur. Ancak bunun, bir kesimi mağdur eden bir uygulama ile yapılmaması gerekir. Talebimiz ülke genelinde faaliyet gösteren 26 bin kasap iş yerine de bu imkanın tanınmasıdır. Bu yolda olumlu bir sonuç elde edebilmek ve konunun acilen çözümü için Rekabet Kurumu'na gidiyoruz."
 
3.11.2017
Devamı

GTHB 2018 YILI  BÜTÇESİ PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONUNDA


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılı bütçesi TBMM Plan ve Bütçe komisyonunda görüşmelere başlandı. GTHB bütçesi Bakan Fakıba’nın sunumu ile başladı. Fakıbaba sunumunda şunları söyledi.
“İnsanoğlunun varlığını sürdürmesini sağlayan tarım ve gıda üretimi, artık sadece günümüzün değil geleceğin de meselesi haline gelmiştir.
Özellikle sanayi devriminden sonra dünyada;
  • Şehirler büyüdü,
  • Endüstri gelişti,
  • Nüfus hızla arttı,
  • Küresel ısınmanın olumsuz etkileri artık kendini iyiden iyiye göstermeye başladı.
  • Bütün bu gelişmelere mukabil, su ve toprak kaynaklarının önemi ve korunması gereği de giderek artmaya başladı. 
Bu dönemde maalesef insanoğlu hızla gelişmenin ve modernleşmenin peşine düşerken, gıdasını sağlayan toprağını ihmal etti.
Dünyada toplam toprak alanı 13 milyar hektardır ve bu alanın sadece 5 milyar hektarlık kısmı tarım alanıdır.
Bu alanın da 1,5 milyar hektarlık bölümü işlenen tarım alanı olarak kullanılıyor.
Tarıma elverişli olan bu araziler hızla azalıyor.
Gıdayı üretebilmek ve karnımızı doyurabilmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.
Geleceğin dünyasında gıda ve tarım bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacak.
Bu sebeple tarımı çok önemsiyoruz.
Çünkü biliyoruz ki gıdayı kontrol eden dünyayı da kontrol edecek;
  • 2050 yılında dünya nüfusu 10 milyara dayanacak.
  • Oluşacak bu nüfusu besleyebilmek içinse tarımsal üretimimizi %  60 artırmamız gerekiyor.
  • Bugün 39 ülkede gıdaya, 80 ülkede suya erişimde sorun yaşanıyor.
  • 800 milyon insan açlıkla mücadele ediyor.
  • Dünyada her 25 dakikada bir kişi açlık sınırının altına düşüyor.
  • Gelecekte ise kuraklık nedeniyle 2030 yılına kadar 700 milyon insanın yaşadığı yeri terk edeceği tahmin ediliyor.
  • Bunun için küresel düzeyde tedbirler almak gerekiyor.
  • Tedbir alınmadığı takdirde, tarım ürünlerinden aldığımız verimin de %  25’lere varan oranlarda düşeceği bildiriliyor.
  • Aslında mesele sadece ürettiğimiz ürünün bize yetmemesi değil.
  • Bir de üretilen ürünün kıymetinin bilinmemesi ve israf edilmesi konusu var.
  • Dünyada her yıl 1,3 milyar ton gıda israf ediliyor.
  • Bu konu beni çok üzüyor.
  • İsraf eden iflas eder.
  • İnsanlar aşırı tükettikçe insanlık tükeniyor maalesef.
  • Bir tarafta açlığın, diğer tarafta israfın bir arada olduğu bir zamanda yaşıyoruz.
  • Adaletsizliğin, gıda paylaşımına fazlasıyla bulaştığı bu yüzyılda, insanoğlu hem kendi hakkaniyetine hem de geleceğine daha dikkatli bakmalıdır.
Kısacası, gelecek yüzyılın en önemli meselesi tarım ve gıdadır”. Dedi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçe görüşmeleri  geç saatelere kadar devam edeceği ön görülüyor.
 
 
2.11.2017
Devamı

Yerli besiciye destek yolda


Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yerli besiciye  destek verecek.  Edinilien bilgiye göre GTHB  2018 yılı içerisinde yerli besicilik yapan küçük işletmelere destek verecek.   Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Hayvancılık  Genel Müdürlüğü proje üzerinde çalışmalarına devam ediyor. Edinilin bilgiye göre  yerli besiciye destek projesinin genel bütçesininde şuan olmadığı yönünde. Önümüzdeki günlerde preje tam anlamı ile  bittiğinde  Bakan Fakıbaba bakanlar kurulunun onayına sunacak.
 
1.11.2017
Devamı

Turunçgil üreticisi  girdi maliyetlerinden dem vuruyor


Adana Turunçgil Üreticileri Birliği (ADATÜB) Başkanı Rıfat Karabucak, turunçgilin ekonomiye 1 milyar dolarlık katkısı olduğunu belirterek, sektördeki yoğun rekabete karşı, girdi maliyetlerinin mutlaka düşürülmesi gerektiğini savundu.
Turunçgil üreticilerinin rekabet sorunu ve beklentilerine değinen Karabucak, dünya genelinde 120 milyon ton turunçgil üretimi gerçekleştirildiğini, sektörde yoğun bir rekabet yaşandığını, bundan dolayı en büyük sıkıntılarının da maliyetlerden kaynaklandığını ifade etti.
Üretim, gıda güvenliği, paketleme, depolama, nakliye, gümrükleme, vergilendirme, üretim ve ihracat maliyetleriyle pazarlama sorunlarının turunçgil üreticisinin rekabet gücünü azalttığını belirten Karabucak, "Her geçen gün artan girdi maliyetlerinin yanı sıra yetersiz desteklemelerle üretici rekabette zorlanmaktadır. Maliyetlerin düşürülmesiyle ilgili bir an önce adım atılmasını bekliyoruz" dedi.

Karabucak, bölge turunçgil üreticileri olarak Avrupa standartlarında üretim yaptıklarını, hem ürün yelpazesi hem de dekara üretim açısından oldukça iyi durumda olduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Üreticiler olarak bizler hep elimizi taşın altına koymaktayız. Don önleyici pervaneler, damlama sulamaya geçiş gibi yatırımlarla ürün kayıplarını asgariye indirmeye çalışıyoruz. Ancak üretimdeki katlanan maliyet artışları üreticinin belini bükmektedir. Buna rağmen ürünlerimizi son 5-6 yıldır hep aynı fiyatlara satıyoruz. Fakat mazot, gübre, ilaç ve işçilik giderlerimiz neredeyse her yıl yüzde 50 artıyor."

KDV düştü, üreticiye yansımadı
Rıfat Karabucak, maliyetlerin artmasıyla budama yapamayan, yeterli gübre-ilaç kullanamayan üreticilerin kaliteli üretim yapamayacağı gibi verim kayıplarının da olabileceği endişesi duyduğunu ifade ederek, "Geçen yıl gübrenin KDV'si düşürüldü fakat bu üreticiye yansımadı, üzerine zam geldi. İhracat ürünü yetiştiriyor olmamızdan dolayı ülkemizin dış politikasında yaşanan küçük krizlerden çok çabuk etkilenebiliyoruz. Rusya ile yaşanan uçak krizi üreticinin ürünlerinin satışını çok olumsuz etkiledi. Bu kriz aşıldı fakat bu yıl da tam erkenci mandalinaların hasat zamanında ihracatın yüzde 22'sinin yapıldığı Irak ile yaşanan kriz olumsuz etkiledi. Fiyatlar aniden düştü ve hatta üretici malını satmakta zorlanır hale geldi. Kur artışı ihracatçılar için avantaj olduğu halde ürün fiyatlarına yansımadı. Fakat girdi maliyetlerimizi yükselttiği için üretici olumsuz etkilendi" diye konuştu. 
 
 
1.11.2017
Devamı

Üzümler soğuklara karşı karaviçeyle korunuyor

Manisa’nın sarı altını olan çekirdeksiz sultaniye üzümü sarıgöl ilçesinde  soğuklara karşı üzüm üreticileri karaviçeli bir maddeyle korumaya çalışıyor.15 yıldır bu yöntemle korumaya çalışan üreticiler sultaniye üzümünü bu yöntemle yıl sonuna kadar koruyup ihracat yapıyor.
 
1.11.2017
Devamı

TMO, Elektronik Ürün Senedi Alımı Yaptı

TMO, fındık lisanslı deposu üzerinden 82 bin 752 kilogram karşılığı 64 Elektronik Ürün Senedi alımı yaptı.

Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO), Giresun Ticaret Borsasınca (GTB) hayata geçirilen Fındık Lisanslı Deposu ve Spot Borsası projesi ile lisanslı depo üzerinden 12 Ekim’de, 64 Elektronik Ürün Senedi alımı gerçekleştirdiği bildirildi.

GTB’den yapılan yazılı açıklamada, TMO’nun lisanslı depo üzerinden 22 Eylül’den itibaren salı ve perşembe günleri işlem gerçekleştirdiği belirtildi.

Buna göre ofisin 12 Ekim’de 82 bin 752 kilogram karşılığı 64 Elektronik Ürün Senedi alımı yaptığı ifade edilen açıklamada, ofisin fındık lisanslı deposu üzerinden aldığı fındığın kilogramına, randımanına göre 10,10 ile 11,70 lira arasında fiyat verdiği kaydedildi.

Açıklamada, TMO’nun 12 Ekim’deki senet alımlarının maliyetinin 899 bin 150 lira olduğu vurgulandı.

16.10.2017
Devamı

Dünya Gıda Günü'nde "Göç" Teması Öne Çıkıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Yuriko Shoji, 16 Ekim'de kutlanacak Dünya Gıda Günü'nün bu yılki temasının "göç" olacağını belirterek, "Sürdürülebilir kırsal kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına yatırım, mevcut göç sorununa karşı küresel cevabın önemli bir parçası" dedi.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü  (FAO) Türkiye Temsilcisi ve Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü Yuriko Shoji, bu yıl "Göçün geleceğini değiştirin, gıda güvenliği ve kırsal  kalkınmaya yatırım yapın" sloganıyla kutlanacak Dünya Gıda Günü'ne ilişkin  açıklamalarda bulundu.

FAO'nun göç kavramını, nedeni, süresi ve isteğe bağlı olup  olmadığından bağımsız olarak her türlü hareketliliği belirtmek için kullandığını  dile getiren Shoji, söz konusu kavramın göçmen işçiler, mülteciler, sığınmacılar,  ülkelerinde yerinden olmuş kişiler ve iklim kaynaklı göçmenleri kapsadığını  bildirdi.

Shoji, dünyadaki hareketlilik nedeniyle bu senenin temasını göç olarak  seçtiklerini anlatarak, "Artan çatışmalar ve siyasi istikrarsızlıklar nedeniyle  İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana insanlar daha fazla evlerinden kaçmak zorunda  kaldı. Göçe neden olan diğer önemli faktörler ise açlık, yoksulluk ve iklim  değişikliğiyle bağlantılı aşırı hava olaylarındaki artış." diye konuştu.

Göçün nedenleri ve etkilerinin FAO'nun açlıkla mücadele, gıda  güvenliğini sağlama, kırsal yoksulluğu azaltma ve doğal kaynakların  sürdürülebilir kullanımı gibi küresel amaçlarıyla yakından ilişkili olduğunu  belirten Shoji, FAO'nun kırsal alanlarda daha iyi koşulların oluşturulması ve  dayanıklı geçim kaynaklarını destekleme konusundaki deneyiminden dolayı kırsal  göçü azaltmada benzersiz bir role sahip olduğunu söyledi.

Shoji, sadece 2015'te 65,3 milyon insanın çatışma ve zulüm nedeniyle  zorla yerlerinden edildiğine ve 19 milyondan fazla kişinin de doğal afetler  nedeniyle evlerinden ayrılmak zorunda kaldığına işaret ederek, "Ortalama 26,4  milyon insan 2008-2015 arasında iklim veya havayla ilgili afetler nedeniyle  yerinden oldu." dedi.

Tarım ve kırsal kalkınmanın göçün temel nedenlerinden olan kırsal  yoksulluk, gıda güvensizliği, eşitsizlik, işsizlik ve doğal kaynakların tükenmesi  gibi sorunlara çözüm sunabileceğine dikkati çeken Shoji, "Sürdürülebilir kırsal  kalkınma, iklim değişikliğine uyum ve dayanıklı kırsal geçim kaynaklarına  yatırım, mevcut göç sorununa karşı küresel cevabın önemli bir parçası. Koşulları  iyileştirerek ve kaynak ülkelerde alternatif yaşam seçenekleri yaratarak felaket  göçlerinin temel nedenlerini çözmeye ve kaynak ile varış ülkeleri için göçün  kalkınma fırsatlarından yararlanmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Shoji, insanları ve topraklarını iklim değişikliği ve doğal afetlere  bağlı şoklardan kurtarmanın yolunun onları bunlara karşı hazırlamak olduğunu  aktararak, toprakların korunmasının önemli olduğunu ve onlara sürdürülebilir bir  şekilde toprak işleme ve ürün yetiştirmelerini sağlayacak "İklim-Akıllı Tarım"  tekniklerini öğreterek yardım ettiklerini anlattı.

GIDAYA ERİŞİM KAMP DIŞINDAKİ SURİYELİLER İÇİN DAHA ZOR

Geçen yıl yetersiz beslenen insan sayısının 815 milyona yükseldiğine  işaret eden Shoji, aşırı gıda güvensizliği ve dengesiz beslenme sorunlarının  çatışmaların kuraklık ve sel gibi doğal afetlerle birleştiği bölgelerde daha da  artma eğiliminde olduğunu, gıda güvenliğinin Sahraaltı AfrikaGüneydoğu ve Batı  Asya'nın bazı bölgelerinde gözle görülür biçimde kötüye gittiğini vurguladı.

Shoji, Türkiye'nin 3 milyondan fazla Suriyeliye ev sahipliği yaptığını  hatırlatarak, şöyle konuştu: "Türkiye'deki Suriyelilerin yaklaşık yüzde 10'u hükümet tarafından  kurulan geçici konaklama merkezlerinde kalıyor ve geri kalan kısım kendi  kaynakları ya da insani ve kalkınma yardımlarıyla kamp dışında yaşıyor. Dünya  Gıda Programı verilerine göre, kamplarda hane halklarının yüzde 94'ü 'kabul  edilebilir' gıda tüketimi düzeyine sahip olarak sınıflandırılmış. Ancak kampların  dışında ikamet eden Suriyelilerde bu oran yüzde 82. Bu durum, gıdaya erişimin  kamp dışında yaşayan Suriyeliler için daha büyük bir zorluk olduğunu gösteriyor."

Yeterli ve besleyici gıdaya ekonomik erişimin Suriyeliler için endişe  kaynağı olduğunu dile getiren Shoji, FAO'nun yeni projesiyle Türkiye'deki  Suriyeliler için istihdam fırsatları sağlayarak tarım sektörüne katkılarını  geliştirmeyi amaçladığını anlattı.

Shoji, FAO'nun "Türkler ve Suriyeliler İçin Tarımsal Mesleki eğitim Projesi"yle ŞanlıurfaAdanaMersinGaziantep ve Isparta gibi 5 ana tarım  ilinde, bölgelerin ihtiyaçlarına dayalı çeşitli tarımsal alanlarda Suriyelilerin  ve ev sahibi toplulukların mesleki becerilerin geliştirilmesini hedeflediğini  belirterek, "Projenin ilk aşamasında yaklaşık 900 kişiye istihdam olanakları  sağlamayı amaçlıyoruz. Proje ayrıca yaratılan istihdamla hane halkı gelirlerini  artırarak ve daha iyi yiyecek tüketimine katkıda bulunarak, Suriyeliler ve ev  sahibi topluluk arasındaki sosyal bütünlüğü de geliştirmeyi hedefliyor." diye  konuştu.

16.10.2017
Devamı

Sosyal Medyada Buzağı Yarışması

Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, sosyal paylaşım sitesi Facebook üzerinden 'buzağı yarışması’ düzenleneceğini duyurdu.

Belirli aralıklarla düzenlenecek olan buzağı yarışmasına katılmak isteyen yetiştiricilerin, belirlenen kurallar kapsamında yarışmacı olabileceği belirtildi.

Yarışma kurallarına ilişkin yapılan açıklamada,” Artık belirli aralıklarla Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Facebook hesabından yapacağımız buzağı yarışmasına katılarak eşsiz hediyelerimizi kazanma fırsatı bulabilirsiniz. Tek yapmanız gereken ; söz konusu yarışmaya ilişkin o güne dair açıklanan katılım şartlarına sahip olduktan sonra, buzağınızın aydınlık bir ortamda fotoğrafını çekerek bu paylaşımı yorumlar kısmına eklemek olacaktır” denildi.

Yarışmaya Katılma Şartları

1- Yarışmaya sadece DSYB üyeleri katılabilir.
2- Bu hafta sadece Holstein buzağılar arasında yarışma yapılacaktır.
3- Yarışmaya sadece suni tohumlamadan doğan buzağılar katılacak ve küpe numaraları belirtilecektir.
4- Buzağılar 0-6 ay arasında olması gerekir.
5- Buzağılar fotoğrafta göründüğü şekliyle fotoğrafı çekilerek yorumlar kısmına sadece bir fotoğrafı yüklenmesi gerekir
6- Yorumlara eklenen buzağılardan en çok beğeni alan buzağı birinci seçilerek ödül verilecektir
7- Yarışma katılımcıları sadece bir fotoğraf yüklemesi yapabilir.

Birinci Olan Buzağı Ödüllendirilecek

Buzağıların, buzağı küpesi üzerinden yarışmaya uygunluğunun kontrol edilip, birinci olan buzağıya sponsor firma tarafından ödül verileceğini belirten açıklamada, ”Yarışma saat 10:00’da başlayacak olup saat 18:00'de sona erecektir. Saat 18:00'den sonraki beğeniler dikkate alınmayacaktır. Buzağı küpesi üzerinde yarışma şartlarına uygunluğu kontrol edilerek, birinci en çok beğeni alan buzağı olacaktır. Yarışma sonucunda birinci seçilen buzağı sponsor firma tarafından buzağı geliştirme tozuyla ödüllendirilecektir" İfadelerine yer verildi.
 
 
16.10.2017
Devamı

"Fakir fukaramız da et yiyecek"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, 50 lira olan eti fakir fukaranın yiyemediğini, bu düşünmenin gerekli olduğunu söyleyerek “Fakir fukaramız da et yiyecek” dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Fakir fukaramız da et yiyecek. En tabii hakkı. 50 lira bir eti, hakikaten fakir, fukara yiyemiyor. Bunu düşünmemiz lazım. Bunu yaparken de üreticiye saygı duyuyoruz. Onun da kazanması gerektiğine inanıyoruz ve bu dengeleri gözeteceğiz inşallah.” dedi.

Fakıbaba, çeşitli incelemelerde bulunmak üzere geldiği Yozgat’ta Vali Kemal Yurtnaç’ı ziyaret etti.

Bakan Fakıbaba, burada bir gazetecinin, “Et üreticileri, geçen hafta Yozgat’ta düzenlenen bir toplantıda kesimlerin azaldığını belirterek sıkıntılarını dile getirdi. Bununla ilgili neler söyleyeceksiniz?” şeklindeki sorusu üzerine, geldiği günden beri üreticinin, sanayinin, esnafın ve son taraf olan tüketicinin hep yanında ve dengede olacaklarını söylediğini anımsattı.

Piyasada regülasyon görevi yapacaklarını belirten Fakıbaba, “Mesela en basitinden söyleyeyim; Biz normal üreticiye 3 dolar 95 sente vermiş olduğumuz besilik hayvanı, daha ucuza aldık diye 3 dolar 70 sente veriyoruz. 25 sent, onlar hiçbir şey istemeden… Amacımız gerçekten üreticinin mutlu olması. Yani dengeyi kurabilmemiz. Üretimimizi koruyacağız, bir taraftan sanayiciyi de koruyacağız ama et yeme hakkı olan 80 milyon insanın da vebali var, onu da koruyacağız.” diye konuştu.

Fakıbaba, dengeli bir şekilde kazan-kazan olacağını, hiçbir zaman tek taraflı kazanç olmayacağını dile getirerek, şöyle devam etti:

“Herkes fedakarlık edecek. Bu fedakarlık olduğu zaman da dengeli bir kazanç elde edilir. Bu hem dinimiz için hem ülkemiz için hem geleceğimiz için çok önemli. Bakın dört tarafımız düşmanla çevrili ve mücadele veriyoruz. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız, her yerde mücadele veriyoruz. Yani fakir fukaramız da et yiyecek. En tabii hakkı. 50 lira bir eti, hakikaten fakir, fukara yiyemiyor. Bunu düşünmemiz lazım. Bunu yaparken de üreticiye saygı duyuyoruz. Onun da kazanması gerektiğine inanıyoruz ve bu dengeleri gözeteceğiz inşallah.”

16.10.2017
Devamı

Uludağ Eteklerinde Çin Kazı Yetiştirilecek

Bursa’da Uludağ’ın güney eteklerindeki Harmancık ilçesinde bir girişimci, kuracağı çiftlikte Türk kazına oranla daha fazla yumurta veren “Çin kazı” üretecek.

Bursa’nın Uludağ eteklerindeki Harmancık ilçesinde bir iş adamı, kuracağı kaz çiftliğinde sezonda 80 yumurta veren Çin kazı üretimi yapacak.

İlçeye bağlı Gedikören kırsal mahallesinde iş adamı İsmail Aygün’ün girişimleriyle yaklaşık 1,5 ay sonra faaliyete geçmesi planlanan çiftlikte üretilecek kazların eti ve diğer ürünleri, iç piyasanın yanı sıra çeşitli ülkelere gönderilecek.

Harmancık Kaymakamı Enis Aslantatar ve AK Parti eski Bursa Milletvekili Faruk Anbarcıoğlu’na tesisin yapılacağı bölgeyi ve yatırımını anlatan Aygün yaptığı açıklamada, doğduğu yere yatırım yapacak olmanın kendisini mutlu ettiğini söyledi.

Bursa’da enerji sektöründe faaliyet gösterdiklerini ancak her zaman doğduğu kırsal mahalleye de yatırım yapmak istediğini anlatan Aygün, “İlçemiz yıllardır göç verdi. Zamana ayak uyduramadı. Göçün önüne de bir türlü geçilemedi. Bunun ancak burada yapılacak yatırımlarla önüne geçileceğini düşünüyorum. Bunun için de yıllardır ilçeme yatırım yapmayı hayal ediyordum.” dedi.

Aygün, tamamen rastlantı sonucu Uygur Türkü olan Çin vatandaşı veteriner Muhammed Ataman ile tanıştıklarını ve bu kişinin kaz üretimi konusunda uzman olduğunu öğrendiğini anlattı. Aygün, “Bu kişi ile yaptığımız uzun görüşmeler neticesinde kaz çifitliği kurmaya karar verdik. Yaptığımız araştırmalar sonucunda da Türkiye’de resmi kaz çiftliğinin olmadığını gördük. Resmi olarak ilk kaz çiftliğini Harmancık’ta biz kuracağız.” diye konuştu.

İlk olarak çiftliği doğduğu yer olan kırsal mahalleye kurmayı kararlaştırdıklarını dile getiren Aygün, şöyle devam etti:
“Muhammed Ataman’ı Türkiye’ye getirdik. İşin başında o bulunuyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile gerekli yazışmalarımızı, görüşmelerimizi yaptık. Yasal izinlerimizi aldık. Projelerimizi hazırlattık ve işe başlamış olduk. 1,5 ay sonra faaliyete geçecek Türkiye’nin ilk resmi damızlık kaz çiftliği, damızlık, üretim ve kuluçkahene olarak 3 bloktan oluşacak. Bir sezonda Türk kazından 40-50, Çin kazından ise 80 yumurta alabiliyorsunuz. Bunun için ilk etapta biz de Çin kazı üreteceğiz. Ardından farklı ırklar da gelecek. Burası bir yıl içinde 20-30 bin kaz nüfusuna sahip olacak. Bu da ciddi bir ekonomidir.”  Aygün, kaz etine dış pazarda büyük ilgi olduğunu söyledi.

ETİNDEN, TÜYÜNDEN VE CİĞERİNDEN FAYDALANILACAK

Aygün, şunları kaydetti:  “Biz bu işe girerken ülke ülke epey dolaştık. Almanya’da bunun sosisi, sucuğu bile yapılıyor. Kazın etinden, tüyünden ve ciğerinden faydalanacağız. Kaz ciğeri Fransa’da ilaç sektöründe, şeker ilaçları için kullanılıyor. Tüyü önemli yerlerde, montlarda kullanılıyor. Eti zaten 5 yıldızlı otellerde, restoranlarda büyük talep görüyor. Daha üretime geçmeden iç ve dış pazardan talepleri almaya başladık. Özellikle dış pazardan büyük ilgi var.”

Harmancık Kaymakamı Enis Aslantatar da bu projenin ilçelerinde gerçekleştirilmesinden büyük mutluluk duyduklarını dile getirerek, “Öncelikle Türkiye’de bir ilk olacak. Bunun yanı sıra bölgemize istihdam sağlayacak. İlçemizden 30 kişi burada çalışacak. Burasının bölgemize örnek olacağını düşünüyorum.” ifadesini kullandı.

Anbarcıoğlu da yatırımcı İsmail Aygün’e teşekkür ederek, “Bölgemiz için önemli bir girişim. Oldukça getirisi olan bir alan. Bugüne kadar resmi olarak böyle bir çiftlik kurulmamış. 2 bin kazla başlayıp üretimi bir yılda 20 bine çıkarmayı planlıyorlar. Bölgemize de girişimcimize de hayırlı olsun.” dedi.

16.10.2017
Devamı

"Dünya İkincisi Olduk"

Edremit Ziraat Odası Meclis Başkanı Cahit Çetin, “Türkiye bugüne kadar tarihinde gördüğü en yüksek rekolteyi üretmiş durumdadır. Zeytinyağında dünya ikincisi konumundayız” dedi.

Edremit Ziraat Odası Meclis Başkanı Cahit Çetin, ülkede üretilen zeytinyağında en yüksek rekolteye ulaşıldığını belirterek, “Zeytinyağında dünya ikincisi konumundayız.” dedi.

Çetin, Ziraat Odası toplantı salonunda düzenlediği basın toplantısında, zeytin hasat dönemine başlandığını anlatarak, ülke genelinde zeytinyağı rekoltesinde önemli bir artış olduğunu söyledi.

Markalaşarak dünya pazarında kalıcı olunması gerektiğinin altını çizen Çetin, “Zeytinyağı politikaları konusunda sadece üretmek yetmiyor. Dünya pazarlarında köprü başı tutmak lazım, markalaşmak lazım. Dünyanın en nadide zeytinyağını dünyanın en iyi yerlerinde, en iyi biçimde pazarlamamız lazım.” diye konuştu.

Çetin, bu yıl için rekolte tahmin çalışmalarının yapıldığını dile getirerek, şunları kaydetti:

“Şunu söyleyebilirim, Türkiye bu güne kadar tarihinde gördüğü en yüksek rekolteyi üretmiş durumdadır. Türkiye bu güne kadar tarihinde gördüğü en yüksek rekolteyi üretmiş durumdadır. Zeytinyağında dünya ikincisi konumundayız. Tabii ki bölge bölge rakamlarını tespit heyeti açıklayacaktır. Türkiye bu sene 300 bin ton rekolte ile karşı karşıyadır. Bu durum, önümüzdeki senelerde yaşanacak olan katlanarak büyümenin bir habercisidir. Üreticilerimizin bu durumda markalaşma konusunda çok ciddi adımlar atması ve ellerini çabuk tutmalarını istiyoruz. Dünya pazarı için markalaşma ve pazarlama konuları hayati önem taşımaktadır.”

16.10.2017
Devamı

"İthalat Yerli Üretimi Bitirir"

Sincan Hayvancılık Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Birol Mermer, "Et ithalatı devam ettiği sürece yerli üretim bitecektir" dedi.

Sincan Hayvancılık Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Birol Mermer, "Et ithalatı devam ettiği sürece yerli üretim bitecektir. Binlerce hayvan üreticisi büyük zararlar ile sektörden çekilmek zorunda kalacaktır" dedi.

Mermer, Ankara'nın Sincan ilçesinde faaliyet gösteren besicilerle Sincan Hayvancılık Bölgesi'nde bir basın toplantısı düzenledi. Mermer, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca hazırlanan ve 7 Ekim tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "Sığır Eti İthalatında Sağlık ve Teknik Şartların Belirlenmesine İlişkin Tebliğ" ile kemiksiz et ithalatına izin verilmesine tepki gösterdi.

Türkiye'nin 1980 öncesinde et ve canlı hayvan ihracatçısıyken şimdi ithalatçı konumuna geldiğini belirten Mermer, son 15 yılda Türkiye'nin refah seviyesinin artmasından dolayı et tüketim miktarında bir artışın yaşandığını kaydetti.

Besicilerin yeni yatırımlar ile üretim miktarını artırmış olmalarına rağmen, et üretiminde yıllık 150 bin ton civarında açığın ortaya çıktığına dikkati çeken Mermer, "Biz besiciler olarak, Sayın Cumhurbaşkanımıza buradan seslenmek istiyoruz; mevcutta olan et açığının direkt karkas ve lop et ithalatı ile karşılanmak istenmesi hayvancılık sektörüne onarımı imkansız zararlar vermektedir." değerlendirmesinde bulundu.

Mermer, 2010'da et ithalatının çözüm olarak düşünüldüğünü ancak yerli üretimin bitme noktasına geldiğinin görülmesi üzerine bundan vazgeçildiğini hatırlatarak, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının şu an aynı yanlışı tekrarladığını savundu.

"Biz de ucuz et sağlamak istiyoruz"

"Tüketicilerimize ucuz et sağlamayı bizler de arzu ediyoruz ancak ülkemizdeki hayvan besleme maliyetleri ile biz üreticilerin ithal et ile rekabet etme şansı yoktur" diyen Mermer, şöyle konuştu: 

"Yöneticilerimiz şu an kısa süreliğine piyasaya ucuz et sürüp yerli üretimi kökten bitirmek mi yoksa yerli üretimi de destekleyerek et arzının milli imkanlarla sürdürülebilirliğini sağlamak mı istiyor? Bunun kararının verilmesi gerekiyor. Şu anki et ithalatı devam ettiği sürece yerli üretim bitecektir. Binlerce hayvan üreticisi büyük zararlar ile sektörden çekilmek zorunda kalacaktır. Bunun için besicilerin kısa vadede çözüm önerisi, et açığının karkas et ithalatı ile değil, besilik hayvan varlığının artırılarak sağlanması, uzun vadede ise et ırkı damızlık üretiminin desteklenerek arttırılmasıdır."

Mermer, üreticilerin mağdur olmaması için piyasaya sürülen ithal et fiyatının 1,5-2 lira artırılarak, "haksız rekabetin önlenmesini" istedi.

16.10.2017
Devamı

TDSYMB Yönetimi Bakan Fakıbaba'yı Ziyaret Etti

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim ve Denetleme Kurulu temsilcileri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir araya geldi.

Bakan Fakıbaba ile yapılan toplantıya, Yönetim Kurulu Genel Başkanı Kamil Özcan, Genel Başkan Yardımcısı Yunus Baydar, Yönetim Kurulu  Muhasip Üyesi Mehmet Aldemir, Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Ercüment Serkan Çelikkaya, Yönetim Kurulu Üyeleri Hacı Selvi, Tuncay Aytın, Serhat Vayısoğlu, Denetleme Kurulu Üyeleri Mehmet Sedat Güngör ve Cemal Karakoç katıldı.

Anayasa Komisyon Başkanvekili  Reşat Petek’in de katıldığı ve bir saate yakın süren toplantı çerçevesinde, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan tarafından Türkiye’de Bakanlık ile müşterek olarak yürütülen başta ırk ıslahı çalışmaları olmak üzere; Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliklerinin yürüttüğü faaliyetler, İl Birliklerinin, Türkiye’nin büyükbaş hayvancılıkğındaki rolü, destekleme modelinin değişmesine bağlı olarak son dönemde Birliklerin yaşamış olduğu problemler ve ekonomik sıkıntılar görüşüldü.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği ve üye İl Birliklerinin hayvancılık sektörü açısından önemli kurumlar olduğunu ve hayvancılık sektörünün yaşadığı sorunların çözümünde Bakanlık tarafından önemsenen bir Sivil Toplum Kuruluşu olduğunu ifade etti. Buna istinaden Genel Başkan Kamil Özcan tarafından, özellikle kırmızı et üretimi açısından yaşanan sıkıntıların ve ithalatın, Birliklerin gerçekleştireceği ıslah çalışmaları ile tamamen ortadan kaldırılabileceği belirtildi.

Bakan Fakıbaba, Birliklerin ekonomik durumlarının düzeltilmesi için çaba sarf edeceklerini, bu kapsamda hayvancılık destekleme ödemeleri içerisinden Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliklerinin hizmetlerinin karşılığı olan bedelin kesilerek Birliklere ödenmesi konusunu değerlendireceklerini, Birlikleri üyeleri ile parasal konuda karşı karşıya getirmeyecek şekilde bir çalışma yapacaklarını söyledi.
 
 
13.10.2017
Devamı

Palamut Balıkçıları Sevindiriyor

Ordu’da gece saatlerinde Karadeniz’e açılan balıkçılar, sabaha karşı kasalar dolusu palamutla limana döndüler.

Doğu Karadeniz sahilinde bulunan Ordu balıkçı barınağından gece yarısı avlanmaya çıkan balıkçılar, teknelerinde kasalarca palamutla döndüler. Balıkçı barınağına yanaşan tekneler, alıcılar tarafından karşılandı. Tanesi 5-10 TL arasında satılan palamutlar hem satıcıların hem de alıcıların yüzünü güldürdü.

Balık sezonunda palamut ve hamsinin bol ve lezzetli olduğunu belirten balıkçı Mustafa Mollaoğlu, “Ordu açıklarında avlanmaya devam ediyoruz. Bereketli bir palamut avı gerçekleştiriyoruz. Vatandaşların ucuz balık yemeleri için hep denizlerdeyiz. Biz işimizi severek yapıyoruz. Bu sezon palamut yine bol olacak. Fiyatları da buna bağlı olarak düşecektir. Ekim ayına girmemize rağmen palamut balığında bu kadar bolluk beklemiyorduk. Halkımızın balık yemesi için varız. Zor bir mücadelemiz var. Yaklaşık bin kasa palamut yakaladık. Trabzon, Ordu, Samsun ve Giresun illerine tuttuğumuz balıkları göndereceğiz. Halkımız bize güvensin biz onlar için varız” diye konuştu.

13.10.2017
Devamı

Ağustosta 1.6 milyar adet tavuk yumurtası üretildi

TÜİK verilerine göre ağustos ayında tavuk yumurtası üretimi bir önceki aya kıyasla yüzde 2,9 artarak 1.6 milyar adet olarak gerçekleşti.

TÜİK, ağustos ayı kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, ağustosta 1,6 milyar adet tavuk yumurtası üretildi. Tavuk yumurtası üretimi söz konusu dönemde bir önceki aya göre yüzde 2,9, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3,3 arttı.

Kesilen tavuk sayısı 111 milyon, kesilen hindi sayısı ise 516 bin adet oldu. Kesilen tavuk sayısı ağustosta bir önceki aya göre yüzde 3,3 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 5,5 arttı. Bu ayda kesilen hindi sayısı ise bir önceki aya göre yüzde 0,3 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,7 artış gösterdi.

Tavuk eti üretimi 193 bin 123 ton, hindi eti üretimi ise 5 bin 367 ton olarak gerçekleşti Tavuk eti üretimi ağustos ayında bir önceki aya kıyasla yüzde 1,4 gerilerken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,9 arttı. Söz konusu ayda hindi eti üretimi ise bir önceki aya göre yüzde 2,7 azalırken, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10 arttı.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış seriye göre tavuk eti üretimi bir önceki aya göre yüzde 0,5 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış seriye göre ise tavuk eti üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 11,4 yükseldi.

13.10.2017
Devamı

Toplanan İnek Sütü Miktarı Azaldı

Ticari süt işletmelerince Ağustos ayında 754 bin 635 ton inek sütü toplandı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2017 yılı Ağustos ayı süt ve süt ürünleri üretimi istatistiklerini açıkladı. Buna göre; toplanan inek sütü miktarı Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,2 azaldı.

Ağustos ayında ticari süt işletmeleri tarafından içme sütü üretimi 112 bin 742 ton olarak gerçekleşti ve bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 9,1 artış gösterdi. İnek peyniri üretimi 56 bin 954 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,5 arttı. Koyun, keçi, manda ve karışık sütlerden elde edilen peynir çeşitleri ise 2 bin 508 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 52,8 arttı.

Yoğurt üretimi 116 bin 453 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,9 arttı. Ayran üretimi ise 70 bin 647 ton ile bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 7,8 artış gösterdi.

Ağustos ayında ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü yağ oranı ortalama yüzde 3,4, protein oranı ise ortalama yüzde 3,3 olarak tespit edildi.

Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 4 arttı. Takvim etkisinden arındırılmış toplanan inek sütü miktarı Ağustos ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 0,02 azaldı.

13.10.2017
Devamı

Küresel Açlık Yükselişte

Birleşmiş Milletler’in Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu 2017 raporuna göre küresel açlığın 2016’da bir önceki yıla kıyasla 38 milyon kişi artarak 815 milyon insanı etkilediği ortaya çıktı.

Interpress’in medyada konu ile ilgili yapmış olduğu incelemeye göre şiddetli çatışmaların ve iklim kaynaklı şokların çoğalmasından kaynaklanan bu artışın dünya nüfusunun yüzde 11’ine karşılık geldiği belirlendi. Medyaya açlık ve gıda yetersizliği ile ilgili yılbaşından bu yana 140 binden fazla haber yansıması dikkat çekti.

İklim değişikliği ve savaş tetikledi

Rapor açlığın ve birçok kötü beslenme türünün yeniden ortaya çıkmasının arkasındaki ana sebeplerden birisi olarak iklim değişikliği ve  son 10 yılda ciddi bir şekilde artış gösteren çatışmaları işaret ederken, dünyada gıda güvensizliği ve kötü beslenmeye maruz kalan çocukların çoğunluğunun çatışma bölgelerinde yoğunlaşmasına vurgu yapıldı. Yaklaşık 10 yılı aşkın süreden beri istikrarlı şekilde düşen küresel açlık yeniden yükselişe geçtiği açıklanan raporda hava olayının da etkisiyle bazı bölgelerde daha sakin kuraklık ve sellerin yanı sıra küresel ekonomik durgunluğun gıda güvenliği ve beslenmeyi kötüleştirebileceği uyarısında bulunuldu.

En fazla açlık yaşanan bölgeler Asya ve Afrika

Dünyadaki aç insanların genel toplamı 815 milyon kişi olarak belirlenirken bu sayının 520 milyonunun Asya’da, 243 milyonunun Afrika’da ve 42 milyonunun ise Latin Amerika ve Karayipler’de yaşadığı belirlendi. Dünyada açlık çeken 815 milyon insandan çatışmalardan etkilenen ülkelerde yaşayanların sayısının 489 milyon olduğu saptanırken, uzun süren çatışmalardan etkilenen bu ülkelerde yaşayan insanların diğer yerlerdekilere göre yaklaşık 2 buçuk kez daha az beslendiği ortaya çıktı.

13.10.2017
Devamı