Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

IPARD'dan 245 Milyon Hibe Destek


 Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) IPARD programı kapsamında bir kısmı ulusal fonlardan oluşan Avrupa Birliği kırsal kalkınma hibelerini 2011 yılından itibaren yatırımcılara kullandırılmakta. 
2016 yılında başlayan IPARD-II Programı kapsamında 21 Aralık 2017 tarihinde çıkılan 3. Çağrı kapsamında alınan projelerden ilk etapta değerIendirmeleri tamamlanan 1.274 adedi Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonu tarafından onaylandı., Hibe sözleşmelerinin imzalanma süreci ise başladı. 
IPARD-II kapsamında toplam 245 Milyon TL hibe verilecek bu projeler IPARD-II 302-Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbiri kapsamındaki sektörleri içermekte.
TKDK tarafından IPARD-II 3. Çağrı kapsamında değerlendirmeleri tamamlanan uygun projelerin hızlı bir şekilde Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonuna sunulması ve hibe sözleşmelerinin imzalanması için çalışmalar yoğun bir şekilde devam etmekte.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun sitesinden yapılan duyuruda sitesinden “IPARD-II Programı kapsamında; kırsalda yatırımlarının artması, tarım ve hayvancılığımızın gelişmesi ve istihdamın güçlendirilmesi için projeleri desteklemeye ve ülkemizin büyümesine katkı sunmaya devam edecektir.”denildi.

 
17.8.2018
Devamı

YEMEKLERİN EFENDİSİ ET

Türk Gıda Kodeksi Et Ürünleri Tebliği’ne göre;
            “Evcil ruminantlar, kanatlılar, tavşan ve domuzdan elde edilen insan tüketimine uygun tüm parçalar”
Genel anlamda;
            “Yeterli olgunluğa erişmiş sağlıklı hayvanlardan (büyük-küçükbaş, kanatlı ve su hayvanları) tekniğine uygun şekilde elde edilen yenilebilir hayvansal dokular”
Bilimsel anlamda;
            “Büyük çoğunluğu kas doku olmak üzere bağ doku, epitel, yağ, kemik ve sinir doku ile kandan oluşan hayvansal gıda” olarak tanımlanır.
 (Mehmet BEYKAYA'nın Kaleminden)
ETİN BESLENMEDEKİ ÖNEMİ
Önemli bir protein kaynağıdır
Hayvansal kaynaklı proteinler (jelatin hariç) esansiyel aminoasitleri yeterli ve dengeli oranda içermektedir.            Günlük protein gereksinimimizin % 50’sinin hayvansal kökenli olması öneriliyor
Ülkemizde günlük protein tüketimi yaklaşık 97 g, bunun 24 g’ı hayvansal 73 g kadarı bitkisel kaynaklı proteinlerden sağlanıyor.
Vitaminleri (A vitamini ve B grubu vitaminler) ve mineral maddeleri (özellikle Fe ve P) önemli oranda içerir. İştah artırıcı, lezzetli, doyurucu ve üretimi kolaydır.
Et proteininin biyolojik değeri yüksektir
                                                                                               
                                    Biyolojik değer          
Yumurta akı                                        100     
Yumurta (tam)                                                  95
Süt                                                         85
Et (sığır)                                               75
Soya fasulyesi                                      75
Nohut                                                   65
Mısır                                                    50
 
Esansiyel aminoasitler
Proteinler asitler, alkaliler ve proteolitik enzimlerle (sindirim enzimleri, bakteriyel enzimler gibi) muamele edildiğinde yapı taşları olan aminoasitlere ayrışır.
Aminoasitler, organizmada sentez edilme durumlarına göre 2 grup altında incelenebilir
  1. Endojen aminoasitler
            İnsan vücudunda sentez edilebilirler
  1. Eksojen aminoasitler
İnsan vücudunda sentezlenemez ve bu nedenle besin maddeleri ile alınmaları gerekir
            Erişkin insanlar için başlıca eksojen aminoasitler:
            Lösin                İsolösin
            Lizin                 Metiyonin
            Fenilalanin      Valin
            Treonin           Triptofan
Çocuklarda bunlara ilave olarak……. Arjinin ve Histidin
Bütün eksojen aminoasitleri yeterli ve dengeli oranda içeren proteinler tam protein olarak
tanımlanır (örneğin; sütte bulunan kazein)
ETİN BİLEŞİMİ
Genel olarak; ortalama  %75 (%65-80) su
                                          %18.5 (%16-22) protein
                                          %3 (%1-3) yağ
                                          %1.5 protein olmayan azotlu maddeler
                                          %1 (%0.5-1.5) karbonhidrat
                                          %1 mineral maddeler
SU
Genç hayvan etleri yaşlı hayvan etlerine, Taze etler olgunlaşmış etlere,Vücudun ön bölge kasları arka bölge kaslarına göre daha yüksek oranda su içerir.
            Su, ette 3 şekilde bulunur:
1) Bağlı su (hidratasyon suyu): Etteki toplam suyun % 8-10’nu Protein moleküllerine bağlanmış olup, etten ayrılmaz
2) İmmobilize (hareketsiz) su: Bağlı suya bir tabaka şeklinde bağlanmıştır. Kendiliğinden dışarı sızmaz. Basınç etkisiyle sızabilir.
3) Serbest su: Ette hücreler arasında bulunur (%20-40 oranında)
Dışarıya kendiliğinden sızabilir (kesilen parça etler veya çözünmüş etlerden sızan sular) Mikroorganizmalar tarafından kullanılabilen sudur
YAĞLAR
Etteki yağ miktarı;
Hayvan türüne,ırkına, yaşına, cinsiyetine, vücut bölgelerine ve beslenme koşullarına göre değişebilir
Organizmada; İntraselüler (hücre içi), İnterselüler (hücreler arası) ve Depo yağlar (deri altında, sırtta, kalp ve böbreklerin etrafında, sindirim sistemi organları üzerinde)
KARBONHİDRATLAR
Etin en önemli karbonhidratı glikojen
  1. Kasın ete dönüşümünde enerji kaynağı olarak kullanılır
  2. Ette %1, karaciğerde % 6 oranında bulunur
  3. Miktarı üzerinde hayvanın yaşı, cinsiyeti, bakım, beslenme ve hareketlilik durumu etkilidir
MİNERAL MADDELER (inorganik maddeler)
Ette bulunan Fe, bağırsaklarda bitkisel gıdalarda bulunan Fe’den daha fazla emilir (en az 5 kat)

VİTAMİNLER
  1. Yağlı etler A, D, E, K
  2. Yağsız etler B grubu vitaminler yönünden zengindir
  3. Et, Vitamin C bakımından fakirdir

Eti genel olarak tanıttıktan sonra şimdi biraz da hazırlanması ve tüketimi hakkında bilgi verelim;
Yukarıda da belirttiğimiz gibi et bizim için son derece önemli bir besin öğesidir ve mutlaka tüketilmelidir. Ancak vücudun ihtiyacından daha fazla et tüketimi sonucunda protein fazlası oluşmakta ve proteinin fazla alınması durumunda ise kolestrol problemi ortaya çıkmaktadır. Ayrıca fazla et tüketimi böbrek hastalıklarına ve gut hastalığına yol açmaktadır. Minareller içinde etin kanında bulunan demir araştırmalara göre DNA’yı bozduğunu belirtmektedir. Bu keşif, kırmızı et tüketimi fazlalığının kansere yol açabileceğini söylemektedir. Et tüketiminde aşırıya kaçmak kolon kanseri ve kalın bağırsak kanserine davetiye çıkarmaktadır. Bu yüzden fazla kırmızı et tüketimine dikkat etmek gerekiyor. Tabii ki burada bahsedilen miktar kişi bünyesi ile de ilintilidir. Ayrıca gelişmiş ülkelere göre et tüketimimiz ne yazık ki oldukça düşüktür.
Eti tüketirken belli pişirme yöntemleri ve sürelerine de dikkat etmek gerekiyor. Kurban Bayramı’nda özellikle yeni kesilen etlerin mutlaka en az 24 saat dinlendirilmesi gerekiyor. Ayrıca eti pişirirken kullanılan kuyruk yağı ya da tereyağında aşırı kullanmamaya dikkat etmek gerekir. Eti pişirirken ekstra yağ kullanılmaması özellikle trans yağlardan kaçınılması gerekiyor. Etin en ideal pişirme yöntemleri ise haşlama, fırında ya da ızgaradır. Böylece ekstra yağ kullanmanıza gerek olmayacaktır. Et çok çiğ kalmayacak bir biçimde pişirilmelidir. Fakat aynı zamanda ateşle doğrudan yoğun bir biçimde temas etmemesi de gerekir. Çünkü kömürleşmiş et ya da fazla kızartılmış et kanserojen maddelerin ortaya çıkmasına neden oluyor. Etin pişirilmeden çok sıcak ortamlarda saklanması da bakteri üretimine neden olduğu için et mutlaka buzdolabı ya da buzlukta saklanmalıdır. Etin yanında mutlaka bol miktarda yeşil sebzeler tüketilerek gıda çeşitliliği sağlanmalıdır.
Et pişirme konusunda, Et sindirimi zor olan besindir. Özellikle yeni kesilmiş hayvanların etindeki sertlik hem sindirimde hem de pişirmede zorluğa yol açar. Mide ve bağırsak hastalarının yeni kesilmiş et tüketimine dikkat etmesi gerekir. Yağlı etlerin kolesterol değeri yüksek olduğu için kalp damar hastalığı olan kişilerin, diyabet, yüksek tansiyon olan hastaların et tüketimine dikkat etmesi gerekiyor. Bu hastaların az yağlı et tüketmelerini öneriyoruz. Tükettiğimiz et miktarı kadar eti nasıl pişirdiğimizde çok önemlidir. Etlerimizi kızartma değil de özellikle haşlama ve ızgara olarak pişirilmesini öneriyorum. Etlerin yüksek ısıda ve çok uzun süre pişirilmesi sonucu etlerde oluşan kanserojen maddeler zararlı etkilere yol açar, o yüzden etlerimizi düşük ısıda uzun zaman diliminde yavaş yavaş pişirilmesini sağlamamız gerekmektedir.
Beslenme açısından vazgeçilemez gıdaların başında gelen et ve et ürünleriyle ilgili her geçen gün yeni gelişmeler ortaya konmakta hayvan verimliliği, etin teknolojik ve beslenme kalitesini artırma, kolesterol seviyesini düşürme, katkısız et ürünleri geliştirme gibi konular üzerine yoğunlaşılmaktadır. Özellikle protein ve demir kaynağı olması açısından etin insan diyetinde yer alması gerekmektedir. Ancak her türlü besin açısından riskli bir durum olan dengesiz tüketim sonucu çeşitli sağlık problemleri et tüketimi sonucu da ortaya çıkabilmektedir.
Etin beslenmedeki öneminden dolayı ekonomik bir ürün haline getirilmesi üzerine de verimliliği artırmayla ilgili çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak et diyette dengeli bir şekilde tüketilmesi gereken gıdaların başında yer aldığından verimlilik, besin değeri, teknolojik işlemler, ambalajlama gibi esas konularda kaliteyi artırmaya yönelik çalışmalara ihtiyaç duymaktadır.
 
 
17.8.2018
Devamı

Zambiya ile Ormanda İş Birliği

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Zambiya Toprak ve Doğal Kaynaklar Bakanı Jean Kapata ve beraberindeki heyeti Bakanlıkta kabul etti.
Bakanlık'ta yapılan heyetler arası görüşmede Bakan Pakdemirli,  Türkiye'nin her zaman dost ülke Zambiya'nın yönetimi ve halkı ile dayanışma içinde olduğunu ifade etti. Görüşmede Zambiya Cumhurbaşkanı Edgar Lungu'nun 2016'da ülkemizi ziyareti ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu yıl Zambiya'ya gerçekleştirdiği ziyaretin iki ülke arasındaki ilişkilere ivme kazandırdığına dikkat çekildi.
Bakan Pakdemirli, iki ülke arasındaki ormancılık işbirliği anlaşmasının hayata geçmesiyle özellikle orman yangınlarıyla mücadele, sürdürülebilir odun üretimi, kurak alan ağaçlandırma faaliyetleri, orman yönetim planları, fidanlık tesisi, ormanların korunması ve odun dışı orman ürünleri alanında da Türkiye'nin bilgi ve tecrübesinin Zambiyalı yetkililere aktarılma imkânı doğduğunu belirtti.

"Türkiye Tecrübesini Paylaşacak"

Pakdemirli, tarımsal kullanım, plansız kesimler ve iklim değişikliği sebebiyle her geçen gün daha fazla ormansızlaşmaya maruz kalan Zambiya'da ormanların korunması, geliştirilmesi ve Türkiye ile orman ürünleri ticaretinin artırılması için ormancılık, çölleşme, erozyonla mücadele ve tarımsal işbirliği konularında uzman bir heyetin en yakın zamanda Zambiya'ya gönderileceğini açıkladı. Öte yandan Zambiyalı orman muhafız mamurlarının eğitimi ve Türkiye'deki balık çiftliklerinin yerinde görülmesi maksadıyla Zambiyalı uzmanlar Tarım ve Orman Bakanlığı'nın konuğu olarak Türkiye'ye davet edilecek.
İkili görüşmelerde tarımsal üretim ve ticaretin geliştirilmesi amacıyla gerçekleştirilecek ortak işbirliği alanlarının kısa ve orta vadede hayata geçirilmesi için ortak komite kurulmasına karar verildi.
 
 
 
 
16.8.2018
Devamı

TÜDKİYEB 500 bin Baş Küçükbaş Hayvanın Tedarikçisi olacak

Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) arasında 81 ili kapsayan küçükbaş hayvancılığı geliştirme projesi protokolü imzalandı. Küçükbaş Hayvancılığı Geliştirme Projesi çerçevesinde 500 bin baş hayvan tedariki konusunda TÜDKİYEB TİGEM’in çözüm ortağı misyonunu üstlenecek.
TİGEM'in tedarik edeceği damızlık küçükbaş hayvanların alımında TÜDKİYEB  etkin bir rol alırken Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, TİGEM ile imzalanan protokolü, 'Küçükbaş hayvan yetiştiricilerimize müjde' diye duyurdu.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, protokolün imzalanmasından duyduğu memnuniyeti ifade ederek “Protokol neticesinde yetiştiricilerimizin asli temsilcisi olan Merkez Birliğimize duyulan bu güvenden dolayı, Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli ile TİGEM Genel Müdürümüz Sayın İsmail Şanlı 'ya tüm yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum. Bakanlığımızın güvenini boşa çıkarmamak ve yetiştiricilerimizin memnuniyetini sağlamak üzere canla başla tüm Birlik Başkanlarımızla üzerimize düşeni fazlasıyla yapacağımızı kamuoyuna duyurur, hayırlı uğurlu olmasını dilerim” dedi.
TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, protokolün imzalanması sonrasında, protokolün ülke hayvancılığına hayırlı olması temennilerinde bulundu. Genel Müdür Şanlı, projenin kırsalda kalkınmayı amaçladığını ifade ederek “Bu proje başarıya ulaştıkça kırsaldan şehirlere göç önlenebilecektir. Üretim döngüsünü doğru planladığımızda başaracağımıza inanıyorum. Bu projeyi model olarak hayvancılığımıza kazandırarak önemli bir görevi yerine getirmiş olacağız” denildi.
 
 
16.8.2018
Devamı

TÜRKİYE’NİN KABA YEM ÜRETİMİNDE TRİTİKALENİN POTANSİYELİ VE ÖNEMİ

25-28 Haziran 2018 tarihlerinde Erzurum Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ile Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Enstitüsü tarafından 2. Uluslararası Tritikale Konferansı düzenlenmiştir. Tritikale tarımı ve ıslahı yapan ülkelerden gerek yabancı ve gerekse yerli bilim insanları konferansa iştirak etmiştir. Bu konferansın son oturumunda ise “Türkiye’de Tritikalenin Gelişimi ve Kullanım Potansiyeli” konulu bir de panel düzenlenmiştir. Bu panelde konuşmacılardan biri olarak yer alan, bu makalenin yazarı, kaliteli kaba yem üretimi açısından tritikalenin önemi ve potansiyeli konusunda bir konuşma ve değerlendirme yapmıştır. Bu panelde kısaca dile getirdiğimiz hususlar makalenin konusu olmuştur.
 
  1. KALİTELİ KABA YEM İHTİYACIMIZ
 
2017 yılı Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre, ülkemizin büyük ve küçükbaş hayvan varlığı aşağıdaki tabloda belirtildiği gibi yer almaktadır. (TABLO-1)
 
                                                                                                                      TABLO-1
CANLI HAYVAN SAYISI
 
YIL                   SIĞIR (adet)                KOYUN (adet)            KEÇİ (adet)                 TOPLAM (adet)
 
2017                15.943.586                  33.677.636                  10.634.672                 60.255.894
 
            500 kg canlı ağırlığında bir kültür ırkı hayvanın günlük yem ihtiyacı “Büyük Baş Hayvan Birimi” (BBHB) ile ifade edilmektedir. Büyükbaş hayvanlarımız kültür ırkı, melez ve yerli ırk olarak değerlendirilmektedir. Bu değerlendirmenin ışığında 13.417.689 Büyük Baş Hayvan Birimi (BBHB) yapmaktadır. Koyun ve keçileri de büyükbaş hayvan birimine çevirdiğimizde toplam hayvan varlığımız 17.636.227 Büyük Baş Hayvan Birimi yapmaktadır.
 
            Yaşam payı için günlük ihtiyaç 4 kg kaliteli kuru ot + 10 kg silaj / yeşil yem olarak önerilmektedir. (Kaynak:7) (Ham protein ihtiyacı 370 gram ve metabolik enerji 14.000 K cal’dır.)
 
            Bu durumda yaşam payı için gerekli kaba yem ihtiyacı:
 
  • 4 kg kuru ot x 17.636.227 BBHB x 365 gün = 25.748.891 ton kuru ot
  • 10 kg silaj/yeşil  x 17.636.227 BBHB x 365 gün= 64.372.228 ton silaj/yeşil kaba yem ihtiyacı doğmaktadır.
Genel Toplam kuru ot ve silaj/ yeşil ot olarak 90.121.119 ton yapmaktadır.
 
            Devlet İstatistik Enstitüsünün (DİE) 2017 yılı verilerine bakıldığında kaba yem üretimi doğal haliyle aşağıdaki gibidir. (TABLO-2)
 
                                                                                                                                  TABLO-2
YEM BİTKİLERİ ÜRETİMİ
 
YIL       KORUNGA (ton)         BURÇAK (ton) HASIL MISIR (ton)      SİLAJ MISIR (ton)
             (Yeşil  ot              )       

2017    2.001.379                    17.327             220.884                                  23.152.841
 
 
HAYVAN PANCARI (ton)       FİĞ (ton)         ÜÇGÜL (ton)               YONCA (ton)
                                                             (Yeşil ot)         (Yeşil ot        )              (Yeşil ot         )

98.537                                    4.597.600        2.280                           17.561.190
 
KABA YEM ÜRETİMİ GENEL TOPLAMI: 47.652.038 tondur.
            Günlük yaşam payı ihtiyacı ile üretim miktarı arasındaki fark 42.469.908 tondur. Yani üretimin yaşam payı kaba yem ihtiyacını karşılama yeterliliği % 53’tür. Aradaki fark için yem kaynakları ise bitkisel artıklardan oluşmaktadır. Bunların başında ise hububat sapı- samanı gelmektedir. Buğday, arpa, çavdar ve yulaf ekim alanlarının toplamı 10.307 bin hektardır. İyimser bir yaklaşımla bu kadar alandan dekardan 200 kg hesabı ile 20.600.000 ton civarında sap alınabilir. Zira buğday çeşitlerinin boyları kısalmış (80-100 cm) sap verimleri azalmış, dane verimleri artmıştır. Hedef kaliteli kaba yemdir. Sap samanla kültür hayvanlarını beslemek doğru bir yaklaşım değildir. Saman hayvanın işkembesini doldurarak tokluk hissi veren, besleyiciliği az olan yemlerdendir. Buğday samanı % 2,5 protein ihtiva ederken, yonca % 15 ham protein ihtiva etmektedir. Hububat sapı hayvanlara altlık olarak kullanılmalıdır. Bütün bu değerlendirmeler ışığında 20.000.000 tondan fazla kaliteli kaba yem açığımız bulunmaktadır. Muhtelif kaynaklarda bu açık 15.000.000 tondan başlayan rakamlarla ifade edilmektedir. Rakamlar farklı olsa da gerçek olan kaliteli kaba yem açığımızın bulunmasıdır. Bu sadece günlük yaşam payı için ortaya çıkan ihtiyaç rakamlarıdır. Öte yandan rasyonel bir hayvan beslemesi için, sadece yaşam payı için kaba yem ihtiyacının kaba yemle karşılanması değil, yaşam payına ilaveten en az 5 kg süt üretiminin kaliteli kaba yemle karşılanması planlanmalıdır. (Kaynak:7) (450 gram ham protein, 6.000 K cal metabolik enerji). Zira kaba yem, kesif yemlere göre daha az maliyetlidir. Bu durum dikkate alındığında kaliteli kaba yem açığımız daha da artmaktadır.
 
  1. TRİTİKALENİN POTANSİYELİ VE ÖNEMİ
 
Kaba yem sorununun çözümünde tritikale yeni gelişme gösteren ancak olumsuz şartlara dayanımı sebebiyle yararlanabileceğimiz hububat türlerinden biridir. Tritikale buğday ile çavdarın melezi olup, buğdayın verimi ve kalitesi ile çavdarın olumsuz şartlara (soğuğa, kuraklığa, limit toprak şartlarına) dayanma özelliklerini taşıyan bir bitkidir. Danesi için yetiştirilen tritikale makarnalık buğday ile çavdarın melezi olup, 2n=42 kromozomlu haploid tritikaledir. Dünyada yetiştiriciliği yapılan bu 42 kromozlu  tritikaledir. Bir de ekmeklik buğday ile çavdarın melezi olup, 2n=56 kromozomlu oktaploid tritikale vardır ki, dünyada çayır tipi tritikale olarak bilinmektedir.
 
  • Tritikale Doğu Anadolu gibi kışı sert geçen yerlerde soğuktan zarar görmeden yetişme imkanına sahiptir. Sonbaharda eylül-ekim aylarında ekimi yapılmaktadır.
  • Tritikale, soğuklara ve kuraklığa diğer hububatlardan daha dayanıklı olduğu gibi; tuzlu, taşlı, çakıllı, limit şartlardaki topraklarda da yetiştirilme imkanına sahiptir.
  • Sapı sağlamdır ve yatmaz. Diğer hububat türlerinden daha boyludur ve yeşil aksamı fazladır. Bu nedenle silaj ve kuru ot amaçlı ekilişlerde daha fazla ürün verir. Silaj ve kuru ot verimi arpa ve buğdaya göre % 15-20 fazladır. (Kaynak-4) Macar fiği ve yem bezelyesi gibi baklagillerle karışık ekildiğinde dekardan 700 kg kuru ot, 3-4 ton silaj alınabilir. Zira protein bakımından zengin fiğin veya yem bezelyesinin, nişasta değeri yüksek bir ürünle karıştırılması sindirimi kolay ve mükemmel bir yem teşkil eder. (Kaynak:7) Tritikale bu anlamda da önemlidir.
  • 2017 yılı istatistiklerine göre 456.414 dekar alanda tritikale ekilmiş ve buradan 150.000 ton dane ürünü alınmıştır. Danesinde protein oranı yüksektir. Değirmen paçalında ve hayvan yemi olarak kullanılmaktadır. Tritikale dane üretiminin ötesinde yem açığımızın giderilmesinde, gerek silaj olarak ve gerekse fiğ ve yem bezelyesi ile karışık hasıl olarak ekilerek kaba yem sorunumuzun çözümünde önemli bir potansiyele sahip bulunmaktadır.
  • Ancak hayvanların tercihi bakımından tritikalenin diğer hububat türlerine göre sapının biraz sert oluşu bir olumsuzluk olarak görülse de, kuru ot üretiminde ortaya çıkan bu durumunun iyileştirilmesi konusunda ıslah çalışmalarının yapılması önemli olacaktır.
 
 
KAYNAKLAR:
 
  1. Harmanşah, F. Türkiye’de Kaliteli Kaba Yem Üretimi Sorunlar ve Öneriler. TÜRKTOB Dergisi Sayı 25
  2. Harmanşah, F. Türkiye’de Kaliteli Kaba Yem Üretimi ve Bir Öneri. Anadolu İzlenimleri Sayı 97
  3. Harmanşah, F. Türkiye için Macar Fiğinin Önemi. Anadolu İzlenimleri Dergisi Sayı 98
  4. Devlet İstatistik Enstitüsü verileri
  5. Tarım ve Orman Bakanlığı verileri
  6. Ekiz, H. 2013 Yılı Tritikale Biçme Denemesi.
  7. Alçiçek, A. Kılıç, A. Ayhan V. Özdoğan, M. Türkiye’de Kaba Yem Üretimi ve Sorunları.
 
Fahri Harmanşah Kaleminden
TİGEM Emekli Dai.Bşk.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
15.8.2018
Devamı

Döviz Kuru Hayvan İthalatını da Vurdu

Son günlerde döviz kurlarında yaşanan aşırı artış Türkiye'nin besilik ve kasaplık hayvan ithalatında politika değişikliğine gitmesine neden oldu. Canlık kasaplık ve karkas et ithalatında daha önce yapılmış bazı sözleşmeler iptal edildi.
Bu kapsamda Sırbistan ve Ukrayna'dan yapılacak 12 bin 500 ton kasaplık et ithalatında yüzde 50 iş eksiltimine gidildi. Bulgaristan ve Romanya'dan yapılacak ithalatlar durduruldu. İspanya'dan yapılan ithalatta ise iş eksiltimi yapıldı.
 
Artan döviz kurundan dolayı üretici önünü göremediği için besilik başvurularını iptal ettirirken, Et ve Süt Kurumu da gelen iptaller üzerine anlaşma yaptığı firmalarla iş eksiltimine gidecek. Ancak üreticinin besilik ithalatından vazgeçmesi 6 ay sonrası için ette yeni bir kriz endişesine neden oldu. Bunun için Bakanlık yetkililerinin besilik ithalatında üreticiyi koruyacak bir sistem üzerinde çalışma başlattığı kaydediliyor.
 
15.8.2018
Devamı

Süt Üreticilerin'den Milli Birlik Kampanyası

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği yazılı bir açıklama yaparak “ABD tarafından Ülkemize yapılan hukuk dışı saldırıları şiddetle kınıyoruz.” Dedi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada “Devletimizin uygulayacağı politikalara, tasarruflara, verilecek kararlara, her koşulda kayıtsız ve şartsız destek olacağımızı milletimizle paylaşıyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği üzere Türk ekonomisinin içerisinde olduğu dar boğazdan ve savaştan galip çıkacağız. Bu yapılan haksız ve hukuksuz ekonomik saldırılara, Hükümetimizin uygulayacağı reform planlarına ve eylem planlarına daima destek verecek ve Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği ve alt birlikler olarak daha çok üreteceğiz.” Denildi.
Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada  “Üreten Türkiye olarak dünyadaki gelişmiş ülkeler arasında hak ettiğimiz yerimizi alacağız. Tarihi şanlı zaferlerle dolu büyük Türk Milletimizin birlikte ve tek yürek olarak hareket ederek, vereceği ekonomik mücadelen kısa ve/veya uzun vadede daha güçlü şekilde çıkacağına inancımız sonsuzdur. Ülkemizin refahı için, daha güçlü bir Türkiye için üretmeye devam edecek, güçlü Türkiye’nin güçlü kararlı ve azimli süt üreticileri olarak bütün dünyaya örnek olacağız.” denildi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yazılı yapılan açıklamada Kamuoyunu yerli ürün ve mamullerini her sektörde ve her alanda kullanmaya davet edilmesi de dikkatleri çekerken öte yandan  “Birlik, beraberlik ruhu ve Vatan sevgisi sorumluluğuyla Milli Birlik Kampanyasını ilan ediyoruz.”denildi.Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği  “VAKİT ÜRETME VAKTİDİR, VAKİT BİRLİK VAKTİDİR.” Sözlerine yer verildi.
 
14.8.2018
Devamı

Karkas Et İthalatı Yerli Besici Vuruyor

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç, besicilerin zor bir süreç geçirdiğini belirterek, “Satan bir daha yerine hayvan koyamıyor” dedi. Üretimin artmasına rağmen karkas et ithalatından vazgeçilmediğini bildiren Tunç, ithalatın yerli üretimi olumsuz etkilediğini söyledi.
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç "Ciddi anlamda bir karkas ithalatı var. Ayrıca bizim üretimimiz de artıyor. Doğu'da terörün bitmesiyle meraları çok iyi kullanmaya başladık ve üretimimiz arttı. Bu da fiyatları etkiliyor. Üretici şu an sıkıntıda. Satan bir daha yerine hayvan koyamıyor. Et ve Süt Kurumu (ESK) piyasanın dengesini iyi kurmalı. Planlamayı doğru yapar ve doğru yönlendirirse üretimimiz katlanarak artar ama bunu yaparken üreticinin yarınlarını da görmesi lazım."
Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, yaptığı açıklamada, kurbanlık hayvan varlığıyla ilgili bir sorun olmadığını söyledi. Kurbanlık alırken tüyü düzgün, gözleri parlak ve iki yaşını doldurmuş hayvanların tercih edilmesi gerektiğini anlatan Tunç, kurbanlıkların bütün uzuvlarının yerinde olması gerektiğini belirtti.
Bu sene üreticilerin, kurbanlık satışlarından kazanç elde etmediğini ifade eden başkan Tunç, "Büyükbaş kurbanlık fiyatları geçen seneki fiyatlarla aşağı yukarı aynı. Üretici bu sene girdi maliyetlerinin altında ezilmiş durumda." Dedi.
Kurbanlık fiyatları ile ilgilide bilgi veren Tunç, "Büyükbaş kurbanlık hayvan fiyatları 7 bin liradan başlıyor, 15 bin liraya kadar ulaşıyor." Dedi.
 
 
13.8.2018
Devamı

ÜLKEMİZDE TARIM VE HAYVANCILIĞA BİR BAKIŞ

Ülkemiz doğudan batıya, güneyden kuzeye pek çok güzelliğe sahiptir. Ormanlar, göller, akarsular, yaylalar, ovalar, dağlar ve üç tarafı denizlerle çevrili harikulade olanakları barındıran bir yapıdadır. Aslında bunları hepimiz ziyadesiyle biliyoruz. Bu güzelim, bu münbit topraklarda daha teknik, daha düzgün tarım ve hayvancılık yapılarak milyarlarca dolarlık kar sağlamak hiçte zor değildir. Ama işin iç yüzü hiç de öyle kolay değil. Son yıllarda tarım ve hayvancılıkta ilerleme kaydetmek için bir şeyler yapılması gerektiğini hemen herkes vurguluyor.  Bu nasıl olacak, ne şekilde yapılacak? Özellikle milli ve yerli olanaklarla neler yapılabilir veya yapılmalidır? İnanın her gün basında, televizyon programlarında, gazetelerde bu konuda düzinelerce yazılar pek çok fikirler beyan edilmektedir. Yüzlerce, binlerce insan buna kafa yormaktadır. Fakat sonuç ortada, malesef anlatılan ya da vurgulanan hususlar kolay kolay hayata geçirilemiyor bir türlü. Daha doğrusu bazı noktalar yakalanıyor, hatta atağa geçiliyor, başlanıyor ama istikrarlı bir şekilde ilerleme sağlanamıyor.
Nasıl mı ? Ülkemizde profesyonel anlamda çiftlikler, mandıralar ve besihaneler 2009-2010 yıllarına kadar tam olarak bulunmuyordu. Büyük ve küçükbaş hayvancılık Ege ve Marmara bölgesi dışındaki yerlerde, genellikle küçük veya orta ölçekli ticarethanelerde yapılıyordu. Bu tarihlerde Ziraat Bankası desteğiyle başlatılan faizsiz kredi olanakları büyük kapasiteli (250-1000 başlık) hayvancılık çiftliklerinin bir anda ortaya çıkmasını sağladı. Hatta maddi durumu iyi olan çok sayıda kişi ve kuruluş koşar adım bu sektöre yatırımlar yapmaya başladı. Ayrıca Tarım Bakanlığı'nın Kırsal Kalkınma Yatırımlarıyla da bu tür faaliyetler çok yönlü desteklendi. Bu sayede büyük ve orta ölçekli binlerce yeni tesis eklendi yenilerine. GAP, DAP, DOKAP vs gibi bölgesel gelişme olanakları ve hibe destekler sayesinde işletmeler yenilendi, kapasiteleri artırıldı ve modernize edildi. Kısa zamanda gerçekleşen faaliyetler sayesinde gerçekten Türkiye hayvancılığında bir çığır açılıyor, Cumhuriyet tarihinde çok geniş, kapsamlı ve çok etkili bir ivme sağlanıyordu adeta. Gerçekten çok güzel şeyler oluyordu yurt genelinde, ama bir şeyi unutuyorduk. Bu işletmelerin içine konulacak kalifiye damızlıklar elimizde yeterli miktarda bulunuyor muydu? İstenenler nereden temin edilecekti? Malum ülkemizde küçükbaş hayvan varlığımız da istenen düzeyde değildi, mavi sertifikalı büyükbaş hayvan sayısı da talebi karşılayacak düzeyde bulunmuyordu. Yani kısıtlıydı ve damızlık birliklerine kaydolmuş işletmelerdeki üç yıllık döl ve süt verim kayıtları tutularak hazırlanıyordu mavi sertifikalar. Ama olsun “biz beyaz sertifika sayesinde çözeriz” bu sorunu diye düşünenler oldu. Beyaz sertifika neydi? Sadece ana babası belli, bir birliğe kayıt olan hayvanlardı. Ama verim kayıtları olmadığından et-süt açısından ne tür hayvanlar olduğu belli değildi. Maalesef o da yetmedi ve başladı bizim ithalat maceramız. Üzücü ama hala sürüyor. Şimdilik dur diyebilme imkanımız da yok ne yazık ki. Gerek büyükbaş gerek küçükbaş hayvancılıkta engellenemez bir ithalatla karşı karşıya kalmış durumdayız. Yetmezmiş gibi üretim maliyetlerimiz çok çok artmış durumda. Bir kilogram et ya da sütün eldesi; doğudan batıya, güneyden kuzeye çok farklı. Kaba ve kesif yemi kendi üreten çiftçinin maliyetiyle, dışarıdan satın alan işletmeler arasında korkunç fiyat farkları doğuyor. Hele bir de bulunduğu yerden kilometrelerce uzaktan kaba yemi temin ediyorsa, vay o üreticinin haline! Bu durum işletmelerin ayakta kalıp kalamayacağını, ilerisi için ne tür projeksiyonlar oluşturacağını belirlemekte çok zorluyor onları. Bu sayede hem süt, hem de et üreten işletmecilerin ağzını bıçak açmıyor desek yeridir. Ne olacakları konusunda bir şey söylemek bile istemiyorlar. Dövizdeki dalgalanmalar, piyasalardaki keskin iniş çıkışlar epey endişelendiriyor yatırımcıları. Çünkü hayvan yemlerinin büyük bir kısmı ithalatla sağlanıyor. Mısır, soya, arpa, buğday bunların başlıcaları. Bir de kasaplık erkek danalarla sütçü işletmelerin ham maddesi olan düvelerin ithalatı da bıçağın öteki yüzü hani. Hangisini seçersen seçin kesiyor adam akıllı. Daha önce söylediğim gibi 2009-2010 yılları baz alındığında, Avrupa'da bir süt ineğinin veya düvenin fiyatı 1000-1200 Euro civarında, 11-12 aylık yaklaşık 300 kg bir erkek dananın fiyatı da 800-1000 Euro civarındaydı. Dünyanın diğer ülkelerinde de fiyatlar bu seviyelerde seyrediyordu. Ancak bugün gelinen fiyat aralığı düvelerde 3000-3500 Euro, besilik ithal danalarda da; canlı kilo dört Amerikan Dolarına merdiven dayamış durumda. Bu maliyetlerle bizler nasıl ucuz et yiyeceğiz veya nasıl süt tüketeceğiz merak ediyorum? Son sekiz dokuz yılda bizim gibi sıkı ithalat yapan ülkeler sayesinde dünya hayvancılık piyasası, olandan daha fazla yükselmiş durumda. Fiyatların aşağı çekilmesi arz talep dengesiyle ilgili olduğundan, gerektiğinde ithalat durdurulup sıkı pazarlıklar yapılarak sürdürülmeli bu politika. Yoksa hayvan alıyorum diye pek çok kişinin yurt dışında gezinmesi, sürekli artan talep  bu fiyatları indirmez, aksine artırır. Ayrıca Brezilya gibi yıllık yağış ortalaması 2000 mm olan, devasa tarımsal alanların bulunduğu yerlerde bir takım tarımsal yatırımların kontrollü bir şekilde, işbirliği esas alınarak kısa vadede çözüme kavuşturulması mümkündür. Tıpkı Çin’in yaptığı gibi, sadece hayvan ithal ederek değil, ucuz kaba yem bulmak ve sektörün ihtiyaçlarını hızla kapatmalıyız. Yurt içinin yanı sıra, bilhassa Güney Amerika veya Güney Afrika’da yer alan İklim ve arazinin uygun olduğu ülkeler seçilip, gerek devlet kuruluşlarımız, gerek özel girişimcilerimiz teşvik edilerek, buralarda kiralama ya da satın alma usulleriyle acilen yerli üretim desteklenmeli ve maliyetler düşürülmelidir.
Bir de hayvan hastalıkları yönüyle bakalım bu işe. Ben 1993 yılında Veteriner Fakültesinden mezun olduğumda, adını hiç duymadığım veya ülkemizde bulunmaz deyip geçiştirilen bir takım hastalıklar (Mavi Dil, LSD,BSE, Enzootiklöykoz, Batı Nil Ateşi,Schmallenberg Virüsü vs) yazık ki yurdumuzda ortaya çıkmış durumda. Burada tek sebep ithalattır deyip tüm herşeyi buna bağlamak istemiyorum. Kimseyi de bu hususta suçlamıyorum ama, “ithalatla farkında olmadan bahsedilen hastalıklar bize  gelip bulaşabiliyor” diyorum. Çünkü, karantina ülkenin girişinde ve sınırda uygulanırsa etkili olur.  Yoksa bizdeki gibi, hayvanlar yurda sokulur da, Edirne’den Kars'a kadar yolculuk ettikten sonra Kars’taki bir işletmeye girerse, ve de karantina üreticinin  işletmesinde uygulanırsa, en az 21 günlük bu süreçte bir hastalığın ortaya çıkması halinde yapabileceğiniz bir şey kalmamıştır. O zaman hastalık artık ülkenize gelmiştir, bulaşmıştır. Bu saatten sonra ister aşılayın, ister imha edin bir şey değişmez. Bu sizin envanterinize eksi olarak yazılmıştır. Hasta olanı mevzuatta belirtildiği gibi “Menşeine İade” edemezsiniz. Gerek Tarım Bakanlığı personeli, gerek serbest çalışan veteriner hekimlerimiz, teknikerler ve teknisyenlerimiz seferber olsa bile, hatta milyonlarca dolarlar, bir dünya emek dökseniz dahi kurtulamazsınız bu illetten. Bu politikanın acilen değiştirilmesi şart. Aksi takdirde durum daha iyi olmayacak besbelli. Bu arada yurt içinde canla başla çalışan Veteriner Hekim camiamızı kutlamak istiyorum. Emin olun kendilerini ifade edemeyen meslektaşlarımın bu ülkenin gelişmesinde katkıları büyük, canla başla bu işte gece gündüz gayret sarfetmekteler. Bu günlerde sağlık çalışanlarına verilmesi gündemde olan yıpranma payı haklarının bu camiayı da kapsamasını ısrarla sayın yetkililerden istiyorum. Şöyle bir düşünün; aşılama yaparken canlı Brucella aşısını eline batırıp hastanelik olan, herkesin köşe bucak kaçtığı kuş gribi hastalığında ahır ahır, kümes kümes gezip, üzerindeki kağıttan korunaksız giysilerle hastalığa karşı mücadele eden, at, sığır tepmesi, kedi köpek ısırmasına karşı kuduzla can siperane çalışan bu kardeşlerimizin haklarının verilmesi gerektiğini savunuyorum. Unutmayın Veteriner hekimlik çok kutsal, koruyucu bir hekimlik dalıdır. İnsanları birçok hastalığa karşı korumak ve önlemler almakla yükümlüdür. 
Sonuç olarak; ülke ekonomisinin can damarlarından biri olan hayvancılıkta daha radikal, daha samimi, daha şeffaf kararlar alınmalı, çok hızlı bir şekilde uygulanmalıdır. Yeni bakanımız ve yeni ekibine görevlerinin hayırlı olmasını diliyor, bahsedilen hususları tekrar gözden geçirmelerini, profesyonel anlamda köylü, çiftçi ayırımı yaparak, bu sektörden geçimini sağlayanlara pozitif ayrımcılık yapılması gerektiğini bir kez daha vurguluyorum. Hem üretici, hem sanayici terazinin ayrı ayrı kefeleri olduğundan her iki tarafı dengeleyecek politikalar üretilmesini canı gönülden bekliyorum.
 
Dr Öğr.Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı
 
 
10.8.2018
Devamı

Afet çiftçisine borç Erteleme

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Ordu da meydana gelen afetler ile ilgili olarak yazıla bir açıklama yaparak “Meydana gelen afetler, tarım sigortaları kapsamındadır. TARSİM ekipleri, sigortalılar için sahada tespit çalışması yapacaklardır. Tespit edilecek sigorta kapsamındaki hasarlar, en kısa sürede tazmin edilecektir. Tarımsal ürünlerde, tarım sigortası kapsamına girmeyen nedenlerden dolayı meydana gelen kayıplar, “2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanun” kapsamında İl ve İlçe Hasar Tespit Komisyonlarınca değerlendirilecektir.
Afetlerden etkilenen çiftçilerimizin düşük faizli zirai kredi borçları, il ve ilçe müdürlüklerimize müracaatları halinde 2018/10983 sayılı Kararname kapsamında ertelenecektir.” Denildi. Balan Pakdemirli yazılı açıklamasında şunları söyledi.
 
“Ordu’nun Fatsa, Ünye, Çaybaşı, Perşembe ve İkizce ilçelerinde dün itibariyle meydana gelen sel, su baskını ve fırtına afetleri neticesinde bazı bölgelerdeki tarım alanlarında etkilenmeler meydana gelmiştir.
Çaybaşı ilçesinde bir üreticimize ait tavuk işletmesinde civcivlerin telef olduğu ve kümeste de maddi hasar meydana geldiği tespit edilmiştir.
Selin etkili olduğu alanlarda bazı üreticilerimize ait harman yerinde bekletilen fındıklar ile dallardan dökülen fındıklar sel sularıyla taşınmıştır.
Birkaç üreticimize ait sebze seralarında da küçük çaplı etkilenmeler görülmüştür.
Bakanlığımıza bağlı il ve ilçe müdürlüklerimizdeki görevli teknik personelimiz, bölgede ön hasar tespit çalışmalarını yürütmektedirler.
Meydana gelen afetler, tarım sigortaları kapsamındadır. TARSİM ekipleri, sigortalılar için sahada tespit çalışması yapacaklardır. Tespit edilecek sigorta kapsamındaki hasarlar, en kısa sürede tazmin edilecektir. Tarımsal ürünlerde, tarım sigortası kapsamına girmeyen nedenlerden dolayı meydana gelen kayıplar, “2090 Sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkındaki Kanun” kapsamında İl ve İlçe Hasar Tespit Komisyonlarınca değerlendirilecektir.
Afetlerden etkilenen çiftçilerimizin düşük faizli zirai kredi borçları, il ve ilçe müdürlüklerimize müracaatları halinde 2018/10983 sayılı Kararname kapsamında ertelenecektir.
Bölgedeki gelişmeler Hükümetimiz ve Bakanlığımız tarafından yakından takip edilmektedir. Bakan Yardımcımız, Valimiz, İl Müdürümüz ve bütün teşkilat mensuplarımız olay mahallinde gerekli incelemelerde bulunmaktadırlar. Yaraların sarılması için gereken her şey yapılacaktır.
Bu afetlerde can kaybı olmaması tek tesellimizdir. Bu vesileyle afetten etkilenen bütün üretici kardeşlerimizin her zaman yanlarında olduğumuzu belirtiyor kendilerine geçmiş olsun diyorum.”dedi.
 
 
 
10.8.2018
Devamı

Fındıklar Denize Gitti Üretici Mağdur oldu

Ordu'nun Ünye ilçesinde Cevizdere Deresi'nin su seviyesinin yükselip taşması üzerine Karadeniz Sahil Yolu tedbir amacı ile kapatıldı. Fındıkta ise büyük kayıp yaşandı. Tonlarca fındık denize aktı. Öyle ki denizde bir fındık adası oluştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanı'ndan bilgi aldı, "Yaralar sarılacak" dedi. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu kısa sürede bölgeye geldi, "Zararlar karşılanacak" dedi. Yine bölgede olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, "Devlet olarak ne gerekiyorsa biz gereğini yapacağız" dedi.
Ordu'da sel felaketi yaklaşık 500 bin nüfusun yaşadığı alanda etkili oldu, 7 kişi yaralandı. 7 köprü yıkıldı, çok sayıda kişi de mahsur kaldı.
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, yaralanan 7 kişinin tedavilerinin devam ettiğini belirtirken, “100’e yakın mahallemizde ciddi hasar var. 7 ilçemiz, yaklaşık 500 bin nüfusun yaşadığı alan bu afetten etkilendi. Tesellimiz can kaybının olmaması” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sel felaketine ilişkin Ordu Valisi Seddar Yavuz ve Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz’ı telefonla arayarak bilgi aldı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bölgeye giderek incelemelerde bulundu. Bakan Soylu, Karadeniz Sahil Yolu üzerindeki bir köprünün yıkıldığını anımsatarak “Yedi köprü yıkılmış ama bununla ilgili tüm çalışmaları arkadaşlar yapıyor. Hasarlarla ilgili tüm maddi kayıplar devletimiz, hükümetimiz tarafından karşılanacaktır. Maddi hasar karşılanabilir, önemli olan can kaybıdır, Allah’a şükürler olsun bir can kaybımız söz konusu değil.” dedi.
Kentte yaşanan sel felaketinde Fatsa, Perşembe ve ünye ilçelerindeki bahçelerde yer alan tonlarca fındık denize aktı. İlçede hasat edilen, kurutulmak için bekletilen fındıklar, derelerde su seviyesinin yükselmesiyle oluşan selde sularına kapılıp denize kadar sürüklendi. Fındıkların Karadeniz sahilinde açıkta biriktiği gözlendi. Adacığı andıran fındıklar ilginç görüntü oluşturdu. Mevsimlik fındık işçisi olarak Ordu’ya gelen işçiler, kaldıkları yerden tahliye edildiler. 
Fatsa Ziraat Odası Başkanı İbrahim Ethem Kibar, Fatsa ve Ünye ilçesindeki üreticilerin büyük bölümünün toplanan fındığı kuruması için evlerinin önündeki harmanlara ya da müsait bölgelerde kaldırıma serdiğini söyledi.
Bölgede etkili olan yağışın fındık üreticilerini de etkilediğini belirten Kibar, "Üreticiler, harmandaki fındığın büyük bölümünün denize sürüklenmesi sonucu mağdur oldu. Önümüzdeki günlerde üreticilerin mağduriyetini gidermek için çalışma yapacağız." dedi.
Kibar, şu an için ne kadar mahsulün suya kapıldığını bilmediklerini vurgulayarak, bunun ancak tespit çalışmasının ardından belirlenebileceğini sözlerine ekledi.
 
 
9.8.2018
Devamı

Bakan Yardımcıları Atandı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nda uzun bir süredir beklenen Bakan Yardımcıları bugün atandı. Bugünkü resmi gazete yayımlanan kararda Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı olarak üç ismin kararı yayımlandı. Buna göre, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı eski Müsteşarı Mehmet Hadi Tunç, Orman Bakanlığı Müsteşarı Akif Özkaldı Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan yardımcısı olarak atanırken diğer bir isim ise edinilen bilgiye göre Kayserili ve maden işletmeciliği yapan aynı zamanda Kayseri’den milletvekili adayı olan  Mustafa Aksu Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı oldu.

 
 
9.8.2018
Devamı

TİGEM’ DE NELER OLUYUR ?

TİGEM'de 160 bin başlık hayvan ihalesinin skandal bir kararla iptal edilmesinin ardından, gözler TİGEM’e çevrildi. Milli Gazeteden Sadettin İnanın haberinin ardından gündemde gelen genç çiftçi projesinin ihalesinin neden iptal edildiği konusunda kamuoyu aydınlatılmayı bekliyor. Sadettin İnanın haberinin ardından kamuoyunu uzun bir dönemdir meşgul eden genç çiftçi ihalesi bu kez de doğrudan alım yöntemi ile kimlere verildi? Soruları akıllara geliyor.
TİGEM'de 160 bin başlık hayvan ihalesinin skandal bir kararla iptal edilmesinin ardından, gözler TİGEM’e çevrildi. Milli Gazeteden Sadettin İnanın haberinin ardından gündemde gelen genç çiftçi projesinin ihalesinin neden iptal edildiği konusunda kamuoyu aydınlatılmayı bekliyor. Sadettin İnanın haberinin ardından kamuoyunu uzun bir dönemdir meşgul eden genç çiftçi ihalesi bu kez de doğrudan alım yöntemi ile kimlere verildi? Soruları akıllara geliyor.
 
Doğrudan Temin Fiyatları Yüksek mi? Alındı
Kamuoyunu yakından ilgilendiren genç çiftçi projesinin ihalesinin iptal etmesinin ardından daha önce ki ihalede verilen fiyatlardan yüksek fiyata koyun temin edilmesi (TİGEM) Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü zarara mı uğratılıyor? Sorusu ’da akıllara geliyor.
 
Geçtiğimiz aylarda Milli Gazete ‘den Sadettin İnan'ın haberinde gündeme gelen, “Genç çiftçide şaibe iddiası: 160 bin hayvanın ihalesi neden yapılmıyor”? Başlıklı haberde gündeme gelirken; diğer haberlerle ilgili Milli Gazete ’ye TİGEM tarafından 3yıl ile 5 yıl arası hapis cezası ile cezalandırılmak üzere kamu davası açılması ’da haberi doğruluyor niteliğinde mi? Sorusu akıllara geldi.
ŞANLI İDDALARA YÖNELİK SORULARDAN KAÇINDI
Rize Pazar Kaymakamı İsmail Şanlı'nın atandığı TİGEM'de 'ihale bilmecesi' ortalığı karıştırdı. Genç çiftçi projesi kapsamında TİGEM tarafından tedarik edilerek çiftçiye dağıtılacak büyükbaş ve küçükbaş hayvanların önce firmalardan teminatlar alınarak ihalesi yapıldı sonra bilinmedik bir gerekçe ile geçtiğimiz aylarda ihaleler iptal edildi. TİGEM'in ihalede oluşan fiyatların üzerinden hayvanları tedarik edecek olması ise kafaları karıştırdı. TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, iddialara yönelik ise Milli Gazete ’den Sadettin İnanın sorularını ise cevaplamaktan kaçındı.
TİGEM İHALE BİLMECESİ İLE ÇALKALANIYOR
TİGEM'de neler oluyor? Genç çiftçi projesi kapsamında tedarik edilecek büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. Genç çiftçilere dağıtılan hayvanların sıkıntılı olmasından dolayı bazı iddiaların gündeme geldiği TİGEM, şimdi de ihale bilmecesi ile çalkalanıyor. Nisan ayının sonunda yurtiçi ve yurtdışı olmak üzere büyükbaş ve küçükbaş hayvan temini için ihaleler yapıldı. Firmalar ihaleye girebilmek için teminat yatırdılar. Hatta ihalede en düşük teklifi veren firmaların çiftlikleri bile incelendi.
İHALE İPTAL EDİLDİ FİYAT TEKLİFİ ALINDI
Ancak ne olduysa TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı'nın 'fiyat araştırması yaptık' gerekçesiyle ihaleleri iptal ettiği ortaya çıktı. İhalenin bütün prosedürü uygulanmasına rağmen ve firmalardan geçici ve kesin teminatlar alındığı halde Genel Müdür Şanlı'nın ihale yapılmadığını ileri sürmesi dikkat çekti. Diğer yandan TİGEM'in büyükbaş ve küçükbaş hayvanları, ihaledeki fiyatların üzerinde bir fiyatla temin edecek olması kafaları iyice karıştırdı.
FİRMALAR BELLİ Mİ?
TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, Milli Gazete'nin konuyla ilgili sorularını ise cevaplandırmaktan kaçındı. Şanlı, “Ne öğrenmek istiyorsanız basın müşavirliğine sorularınızı gönderin” diyerek iddialara cevap vermedi. Fakat gazete tarafından TİGEM Basın Müşavirliğine gönderilen sorulara da cevap verilmedi. TİGEM'in böylesine önemli iddialar karşısında sessiz kalması manidar karşılanırken, 'hayvanların tedarik edileceği firmalar belli mi? sorularını gündeme geldi.
TİGEM YÜKSEK FİYATA ENFLASYONU GEREKÇE GÖSTERDİ!
Diğer yandan Milli Gazete’de çıkan haberler üzerine TİGEM tarafından yapılan açıklamada ise hayvanların yüksek fiyattan alınmasına gerekçe olarak enflasyondaki artış gösterildi. Ancak daha düşük fiyattan hayvanları temin edecek firmalar varken, doğrudan alım yöntemiyle daha yüksek fiyattan başka firmalardan alınması soru işaretlerine neden oldu.
 
 
8.8.2018
Devamı

TÜDKİYEB'ten Küçükbaş Kurbanlık Fiyatları ile İlgili Açıklama

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, canlı küçükbaş hayvanın kilogram fiyatının piyasada ortalama 20 liradan işlem gördüğünü belirterek, "Ülkemizin pek çok yerinde küçükbaş kurbanlık hayvan fiyatlarının geçen yıla göre bir miktar artacağını tahmin ediyoruz. Çünkü karma yem ve kaba yem maliyetleri yüzde 20 düzeyinde arttı, enflasyonla birlikte diğer masraflarda da artışlar gerçekleşti." dedi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat ÇELİK, her yıl olduğu gibi bu yıl da kurban bayramı için piyasaya sürülecek kurbanlık küçükbaş hayvanların yeterli sayıda hatta fazlasıyla bulunduğunu belirterek, kurban kesecek vatandaşlarımızın hem sağlık hem de ekonomik açıdan küçükbaş hayvanları tercih etmelerinin kendi menfaatlerine olacağını söyledi. ÇELİK, kurbanlık alışverişinde hem satıcıların hem de alıcıların memnun olacağı bir bayram olması temennilerinde bulunarak büyük zorluklarla ve özellikle artan yem masrafları ve enflasyon rakamlarına rağmen kurbanlıklarını satmaya çalışan yetiştiricilerin değerinde ve mağdur olmayacak fiyatlarda hayvanlarına alıcı bulmalarını arzu ettiklerini ifade etti. 
Genel Başkan Nihat ÇELİK, Merkez Birliği ve 80 ilde faaliyet gösteren Birlikler olarak her ne olursa olsun ülkemiz yetiştiricilerinin mağdur olmamaları açısından gerek canlı hayvan ithalatı ve gerekse et ithalatını hiçbir zaman tasvip etmediklerini belirterek tüm vatandaşlarımıza yetecek kadar küçükbaş hayvan varlığı olduğunu, geçen yıl Kurban Bayramı'nda Türkiye genelinde toplam 2.5 milyon civarında küçükbaş hayvan kurban edildiğini ve bu bayramda da ihtiyacı fazlasıyla karşılayacak düzeyde hayvan varlığı bulunduğunu ifade etti.
Genel Başkan ÇELİK, kurban bayramının önemine vurgu yaparak Allah’a yaklaşmak anlamına gelen kurbanın, Hazreti İbrahim’den bu yana maddi güce sahip Müslümanların her yıl yerine getirdikleri kutsal bir davranış ve toplumda kardeşlik, yardımlaşma ve dayanışmaya vesile olduğuna işaret etti. ÇELİK, ayrıca kurban bayramının simgesinin koç olduğuna vurgu yaparak geçmişten bugüne gelinen süreçte insanlarımızın genelde küçükbaş hayvan kestiklerini büyükbaşa oranla ülkemizde her yıl 3 katı kadar küçükbaş hayvan kurban edildiğini sözlerine ekledi.
Genel Başkan ÇELİK, küçükbaş kurban fiyatları ile ilgili olarak da ‘’ Ülkemizin pek çok yerinde küçükbaş kurbanlık hayvan fiyatlarının geçen yıla göre bir miktar artacağını tahmin ediyoruz. Çünkü karma yem ve kaba yem maliyetleri % 20 düzeyinde artış göstermiş ve enflasyon ile birlikte diğer masraflarda da artışlar gerçekleşmiştir. Ancak şunu söylemeliyim ki bu artışlardan dolayı kurbanlık fiyatlarında olabilecek artışın sorumlusu yetiştiricilerimiz değildir. Kamuoyunun durumu böyle bilmeleri ve yetiştiricilerimizin emeklerinin karşılığını alacak fiyatların gerçekleşmesi yönünde anlayışlı olmalarını bekliyoruz. Her ne surette olursa olsun küçükbaş hayvan kesiminin vatandaşlarımızın kesesini fazlaca zorlamayacağını söyleyebiliriz.’’ dedi.
Sağlığın paradan çok daha önemli olduğuna da dikkat çeken ÇELİK, günümüzde yaşanan sağlık sorunlarıyla birlikte insan kayıplarının fazlaca yaşandığı bir zamanda meraya ve doğal ortamda otlatmaya dayalı olarak yapılan küçükbaş hayvancılığın insanlarımız için doğal beslenmenin ilk adresi olduğunu ve bu yönüyle de küçükbaş hayvan tercihinin yerinde olacağını ifade etti.
Genel Başkan ÇELİK, küçükbaş hayvanlar arasında özellikle damızlık anaç dişilerin erken kesime gitmesinden yana olmadıklarının altını çizerek, sektörün sürdürülebilirliği açısından kurban pazarlarında dişi hayvan satılmasının kesinlikle önüne geçilmesi ayrıca damızlık değerini yitirmiş hayvanların pazarlara sevkinde zorluk çıkarılmaması gerektiğini bildirdi.
Geçen yıl olduğu gibi bu yılda kurbanlık hayvanlarını satamayan ve elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumunca değerinden satın alınmasını isteyen ÇELİK, bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığından yetiştiricilerin mağdur olmaması adına destek beklediklerini ifade etti.
Belediyelerin kurbanlık hayvanlar için ücretsiz pazar yeri tahsis etmesi gerektiğini vurgulayan ÇELİK, buralarda satış yapacak kişilerin sosyal ihtiyaçlarını karşılamak üzere banyo ve barınak gibi tedbirlerin alınmasının da kurban hizmetlerini kolaylaştıracağını söyleyerek ‘’ Bazı illerimizde kurban satış yerleri yetersiz, olanların çoğu da düzenli değil. Hayvanlar için padok ve  sundurma yok. Ayrıca Belediyeler yer kirası olarak yüksek bedeller istiyor. Kurban yeri kirası, çadır maliyeti, yem gibi giderler yetiştiricinin masrafını artırmakta, bu da kurban fiyatını artırması yanında yetiştiricinin hayvanını değerinde satamamasına sebep olmaktadır. Yani yetiştiriciler yaptıkları masrafı satışlardan karşılayamadıkları için bu konuda mağduriyet yaşamaktadır. Biz alıcıların memnuniyeti yanında yetiştiricilerimizin de hak ettiği değeri almalarından yanayız. Onca emeğin karşılığı mağduriyet olmamalıdır.’’ dedi.
Genel Başkan ÇELİK, ayrıca kurban satış yerlerinin çok iyi bir şekilde denetlenmesi gerektiğini, özellikle satış yerlerine hastalıklı hayvan girmemesi yönünde yetkilileri daha titiz olmaya davet ederek kurban kesecek vatandaşlardan da kesimden sonra görmeye alıştığımız çirkin görüntülere mahal vermemelerini istedi.
Genel Başkan ÇELİK, açıklamasının sonunda; kurbanlık ihtiyacının her yıl olduğu gibi bu yıl da sorunsuz bir şekilde karşılanacağını, vatandaşların hiç endişe duymadan gönül rahatlığı ile küçükbaş hayvan kesimine yönelmeleri duyurusunda bulunarak ‘’ Bütün vatandaşlarımızın mübarek kurban bayramlarını tebrik ediyor sağlık, sıhhat ve huzur içerisinde nice bayramlara ulaşmayı temenni ediyorum. ’’  ifadelerine yer verdi.  
 
8.8.2018
Devamı

Hayvancılığın Sahibi Kim?

Hayvancılık sektörü can çekişmeye devam ediyor.
 Sektöre bir dokunsan bin ah işitiyoruz. Her geçen gün tarım sektörün ’de gün günü aratmaya devam ederken; geçtiğimiz günlerde çiğ sütün referans fiyatı için bakanlık binasında toplanan (USK) Ulusal Süt Konseyinde soğutulmuş çiğ süt için ortak bir karar alınarak sütün litre fiyatı 1 lira 70 kuruşa çıkarıldı. Karar doğrultusunda bakanlık çiğ süte 12 kuruluşluk destek vermeye devam edecek. Aynı zamanda soğutma ve diğer giderler hariç üreticinin eline net 1,70 kuruş geçecekti. Bu süt fiyatı 1 Ağustos 2018 tarihinden itibaren geçerli sayılmıştı. Gel gelelim toplantı yapıldı. Karara tam bağlandı. Derken USK’nın web sitesi üzerinden yapılan bir açıklamada “15.08.2018 – 31.12.2018 dönemine ait %3.6 yağ ve %3.2 proteinli soğutulmuş çiğ sütün bir önceki dönemde 1.53 TL/Litre olan tavsiye fiyatı, Merkez Bankası’nın uyarısıyla 15 Ağustos 2018’den geçerli olacak şekilde 1.70 TL/Litreye yükseltilmiştir.” Denildi. Bu açıklamaya baktığımızda Merkez bankası uyarısından bahsedilmiş, Merkez Bankası süt fiyatına müdahale etmiş gibi görünüyor. Ancak görünmeyen bir şey var ki bir ülkenin olmazsa olmazı hayvancılık sektöründen bahsediyoruz.  Damızlık kesimine ülke genelinde bir başlandığında anaları tekrar yetiştiririm yerine koyayım demek ülke hayvancığının 5 yıl kaybetmesi en az 10 yılda geriye gitmesi demektir. Hayvancılık sektöründeki kötü bir bilanço arkasından et, süt, tereyağı, peynir gibi önemli ve her gün ihtiyaç duyduğumuz birçok şeyi etkilemiş olacak. Hayvancılık sektörü sadece biz tüketicileri değil dolaylı yoldan birçok kesimi etkileyecektir.  Bu yüzden üreticinin, yetiştiricinin eti ve sütü ile oynamayalım. Aksine yerli ve milli üreticiyi içerde destekleyim. Biz Kazanalım. Ülkemiz kazansın. Geleceğimize umutla bakalım.
Türkiye artık ithalatların değil ihracat üstü bir ülke olsun. Bizlerde yazılarımızda haberlerimizde şu ithalat bu ithalat yapıldı. Demeyelim. Aksine şu ihracat yapıldı. Bu ihracat yapıldı. Diyelim. Her dönem aynı senaryolar yazılıyor çiziliyor. Et düşüyor Süt çıkıyor. Süt çıkıyor Et düşüyor. Peki bunu kim ya da kimler yapıyor. Kim ya da kimlerin ekmeğine yağ sürüyoruz. Bırakın başkalarının ekmeğine yağ sürmeyi. Yağı illa sürmek istiyorsak milli ve yerli üretenimize sürelim. Çünkü onlar alın teri ile kazanandır. Az kazandığında şükredendir. Çok kazandığında paylaşandır. Emek verip çok çalışandır.  Bu yazıyı yazarken bile yine bir şeyler değişti. Artık o kadar değişken fiyat çıkıyor ki yazboz tahtasına döndük.  Görünün o’ki önümüzdeki günlerde sütü çok konuşup çok yazacağız.
(Muhammet oluklu'nun kaleminden)
 
 
7.8.2018
Devamı

Tarım Kredi Çiftçiye Piyasa Faizimi Uyguluyor?

Türkiye’de çiftçi, artık borçsuz ve bankasız üretim yapamaz hale geldi. Tarlasını ekebilmek, masraflarını karşılayabilmek için bankalara mahkûm edilen çiftçiye bir de “kanunsuz ve fahiş faiz” ödetildiği iddiası gündeme geldi.
Bakanlar Kurulu kararına göre çiftçiye yüzde 8’den kullandırılması gereken tarımsal krediler, Ziraat Bankası ile Tarım Kredi Kooperatifleri’nin 2012 yılında yaptığı bir anlaşmadan dolayı yüzde 22,5’ten kullandırılıyor. Bunlardan haberi olmayan çiftçinin borcu ise katlanıyor. Milli Gazete’den Sadettin İnan’ın haberine göre; Türkiye’de hiçbir sektörde yüzde 22.5 kârlılık oranı bulunmazken, çiftçinin kullandığı krediden yüzde 8 doğrudan, yüzde 14.5 de gizli faiz tahsil ediliyor. Bu durum ülke tarımının neden yerlerde süründüğünü acı bir şekilde gözler önüne seriyor. Tarımın belkemiği çiftçi, bu yüzden bir türlü belini doğrultamıyor.
 
ÇİFTÇİYE PİYASA FAİZİ UYGULANIYOR
Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri’ne tahsis ettiği “tarımsal kredileri” “ticari kredi” olarak veriyor. Yani piyasa faiz oranlarından kullandırıyor. Tarımsal kredilerin faiz oranı yüzde 8 olduğu için Tarım Kredi de aradaki farkı çiftçiden “kaynak kullanım ücreti” olarak tahsis ediyor. Faiz her yükseldiğinde Tarım Kredi’nin kaynak kullanım ücreti de artıyor. Dolayısıyla yüzde 8 indirimli kredi kullandığını düşünen çiftçinin kredi maliyetleri de farkına varmadan yükseliyor.
Türkiye genelinde örgütlü bulunan Tarım Kredi Kooperatiflerinin 1 milyon 200 bin çiftçi ortağı var. Tarım Kredi’den yüzde 8 indirimli tarımsal kredi kullanan çiftçinin kredi maliyeti, yüzde 12.5 kaynak kullanım ücreti yani gizli faiz, yüzde 1 bina bağış fonu ve yüzde 1’de destekleme fonu ile birlikte yüzde 22.5’a çıkıyor. Yani 100 lira kredi kullanan çiftçi, bu borcunu ancak 122.5 lira olarak kapatabiliyor.
 
 
2.8.2018
Devamı

Gıda Enflasyonu Yüzde 13' Yükseldi

Yıl Sonu Gıda Enflasyonu Yüzde 7'den Yüzde 13'e yükseldi.

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, enflasyon raporunu açıkladı. Raporda en dikkat çeken tahminlerden biri de yılsonu gıda enflasyonunun yüzde 7'den yüzde 13'e çıkması oldu.
Merkez Bankası 2018 yılı üçüncü enflasyon raporunu açıkladı. MB Başkanı Murat Çetinkaya  yüzde 8.4 olan yılsonu enflasyon tahminini 13.4 olarak güncellediklerini açıkladı. Çetinkaya 2019 sonu için yüzde 6.5 olan enflasyon tahminini de yüzde 9.3'e yükselttiklerini söyledi. Raporda en dikkat çeken tahminlerden biri de yıl sonu gıda enflasyonunun yüzde 7'den yüzde 13'e çıkması oldu.
Merkez Bankası Başkanı Çetinkaya'nın konuyla ilgili açıklamalarından satır başları şöyle:
KREDİLERİN BÜYÜME HIZI GERİLEDİ
Kredilerin büyüme hızı ikinci çeyrekte gerilemeye devam etti
Enflasyondaki yükseliş alt gruplar genelinde yaygın...
İktisadi faaliyet ikinci çeyrek itibarıyla dengelenme eğiliminde
Temmuz Para Politikası Kurulu'nda iç talep koşullarındaki yavaşlama ve para politikasının gecikmeli etkilerini izlemek için politika faizini sabit tuttuk
Getiri eğrisi negatif eğimle daha sıkı parasal koşullar ima eden görünüm sergiledi
 
 
1.8.2018
Devamı

Soğutulmuş Süt Fiyatında geri adım mı Atılıyor

Geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığında HAYGEM Genel Müdürü Muhittin İyimaya başkanlığında toplanan Ulusal Süt Konseyi (USK) bu kezde Merkez Bankasına takıldı. Her şeye enflasyon gelir gider ne iştir ki süt enflasyon gerekçesi ile soğutulmuş süt fiyatı aşağa çekildi. ile 27 Temmuz 2018 tarihinde alınan 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatı üreticiye net geçecek şekilde kararlaştırılmış,  soğutulmuş sütün fiyatı 1,lira 70kuruş ayrıca bakanlığın 12 kuruşluk süt desteği ile karara bağlanmıştı. Süt üreticisi bu süt fiyatını bile yüksek girdi maliyetler yüzünden bile karşılamayacağını söylerken;
şimdide USK nın sitesinden bir bilgi yayınlanarak   “15.08.2018 – 31.12.2018 dönemine ait %3.6 yağ ve %3.2 proteinli soğutulmuş çiğ sütün bir önceki dönemde 1.53 TL/Litre olan tavsiye fiyatı, Merkez Bankası’nın uyarısıyla 15 Ağustos 2018’den geçerli olacak şekilde 1.70 TL/Litreye yükseltilmiştir.” denildi.
BU kararı Merkez Bankası mı? aldı Merkez Bankası mı tavsiye etti bilinmez. Ama bilenenin şu ki yakında ne damızlık materyal kalacak. Nede süt kalacak. Her şeyi ithal ettiğimiz gibi artık sütü’de ithal getiririz. Öte yandan yaklaşan kurban bayramı öncesi sütün değerini bulamaması da üretici kör topal demeyip damızlıkları kesecek.
Edinilen diğer bir bilgiye göre süt üreticisi Türkiye’nin her yerinde eylem yapacağı sütleri dökeceği de söylentiler arasında.
 
31.7.2018
Devamı

Islah Projesi Kapanıyor mu?

Ülkemizde şu ana kadar en yaygın ve önemli kazanımların sağlandığı ve Tarım Bakanlığının hayvancılık alanında sahada uyguladığı en prestijli proje kapatılıyor mu?
Edinilen bilgilere göre bir takım kulislerin baskısı ile projenin devam edip etmeyeceği masaya yatırıldı.
Yapılan toplantılardan, bilgilendirmelerden ve tebliğ den anlaşıldığı kadarıyla; Halk elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel projeleri 2005. Anadolu Mandası Islahı Ülkesel Projeleri ise 2011 yılından beri yürütülmekte. Islah projeleri Koyun/Keçilerde 30 ırk ve Anadolu Mandasında da projeler devam etmekte. Toplam ’da 194 adet alt proje ile yürütülen bu projeler yetiştiricinin umudu olmuş, hayvancılığı bırakan yetiştiriciler bu projelerle koyun, keçi ve manda yetiştirmeye tekrardan başlamışlardır.
Hayvan ithalatlarının bir hayli fazla yapıldığı bu dönemde ıslah ’tan ve ıslah projelerinden vaz geçmek yetiştiriciyi tekrardan başladığı noktaya geri getirmektir. Oysaki yetiştiriciler ıslah projeleri ile damızlık ihtiyacını karşılama noktasına gelmişken bugün birileri bu projeleri kapatıyor mu?
Yetiştiriciler ıslah projeleri ile birlikte, ıslah ile ilgili bilgiye sahip olmuşlar, projeli işletmelerdeki hayvanların damızlık ihtiyacı haricinde 30 Koyun/Keçi Irkında diğer işletmeler için yılda 500- 600 bin civarında damızlık hayvan elde edecek hale gelmiştir.
Anadolu Mandasında ise damızlık değeri yüksek tabi tohumlama boğaları elde edilmiş, iller arası damızlık transferi de yapıldığı bilinmektedir. Ayrıca ülkemizde ilk defa ıslah programında damızlık değeri belirlenmiş boğalardan TAGEM’e bağlı Lalahan araştırma enstitü de dondurulmuş manda sperması üretilmiş ve sahada uygulanmaya başlanmıştı. Bu aşamaya gelmiş bir ıslah uygulamasının kapatılması ya da sonlandırılması, projedeki tüm kazanımların heba olmasına ve büyük ölçüde ıslah sisteminin yok olmasına neden olacaktır.
Halk Elinde Hayvan Islahı Ülkesel Projeleri kapatılması hayvancığa zarar verir
 
Zaman zaman illere yaptığımız ziyaretlerde de gördük  ki; proje kapsamındaki sürülerde, doğum ağırlığı, sütten kesim ağırlığı, ikizlik artışı, süt veriminde artış sağlandığı üreticiler tarafından da dile getirilmektedir.
Birlikler ve yetiştiriciler bu projeden memnunlar
Projenin kapatılması halinde ülke hayvancılığı önemli yara alacaktır. Gelinen noktada, bu ıslah projesi ile sağlanan verim artışının diğer üreticilere yaygınlaştırılması beklenirken sonlandırılması veya amacından uzaklaştırılarak etkisiz hale getirilmesi, bunca yıllık emeklerin ve devletin bu amaçla verdiği paranın boşa gitmesi anlamını taşıyacaktır.
Bu konuda Tarım ve Orman Bakanlığından uygulanan bu projenin geliştirilerek daha ’da artmasını bekliyoruz.
 
 
31.7.2018
Devamı

Çiftçi'ye Yapılandırma Talebi

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi  Bayraktar, yaptığı yazılı açıklamada, muafiyetin, yeterli tarımsal gelir sağlamayan çiftçiler için önemli bir hak olduğunu, bu sayede çiftçilerin sigortalı kalma imkanının tamamıyla sona erdirilmediğini, geçici bir süre dondurulduğunu anımsattı. Belirlenen sınırlara göre, aylık olarak 2018 için bin 691 lira 25 kuruş tarımsal gelir elde etmeyen çiftçilerin, üyesi bulunduğu ziraat odasından muafiyet belgesi alarak, sigorta prim ödemelerini durdurabildiğini hatırlatan Bayraktar, şunları kaydetti:
" Çiftçilerimiz, muafiyet dönemlerinde çiftçiliğe ara vermeden çalışmaya devam ediyorlar. Halen aylık sigorta primini düzenli ödediği için 5 puanlık sigorta indirimden yararlanan çiftçilerimiz için prim 498 lira 92 kuruş, yararlanamayan çiftçilerimiz için 583 lira 48 kuruş. Çiftçilerimiz, bu tutarlardaki primi ödeyemediklerinden muafiyet için başvuruyorlar. Yeterli geliri elde ettiklerinde ise üyesi olduğu ziraat odasına başvurup muafiyet halinin kalktığını gösterir belge alarak yeniden tarım Bağ-Kur sigortalılığını başlatabiliyorlar."
Bu durumdaki çiftçilerin borçların yapılandırılmasıyla ilgili 7143 sayılı Kanun çıkınca mağdur duruma düştüklerine, herhangi bir yapılandırmadan da faydalanamadıklarına dikkati çeken Bayraktar, "Çiftçilerimizin muafiyette geçen sürelerde ödemedikleri prim borçları yapılandırılmalıdır. Çiftçilerimizin mağduriyetinin önlenmesi için, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 41. maddesine bir fıkra eklenmeli, muafiyette geçen süreler de çiftçilerimizin çalışma gün sayılarına ilave edilmeli, bu süreler için borçlanma imkanı sağlanmalıdır." ifadelerini kullandı.
 
 
 
31.7.2018
Devamı

Buzağılar Kulak Küpesi Sorunu İle Karşı Karşıya

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2018 yılını buzağı yılı ilan etmiş üreticilerden tam not almıştı.  2018’in ortasını geçtik. Yeni doğan buzalar kulak küpesi sorunu ile karşı karşıyalar.  Geçtiğimiz aylarda kulak küpeler ücretsiz dendi. Gıda Kontrol kulak küpesi ihalesi açtı. İhaleyi ise 2 firma aldı. Gel gelelim buzağılar doğuyor. Ortada ne küpe var. Nede küpeleri takacak. Daha önceki yıllarda kulak küpeleri bir çok ilde damızlık birlikleri tarafından gerçekleşirdi. Buzağılar doğar. Birlikler tarafından kurulan alo buzağı hatları aranır birlik personeli ise üreticin yanına gider buzağıların  kulak küpeleri takılırdı. Türkiye’nin hemen hemen her ilinde kulak küpeleri sorun haline geldi. İşleyen bir sistem bozuldu. Küpe ücretsiz, bedava dendi. Dendi demesine de  fizibilite yapılmadan, alt yapı oluşturulmadan böyle bir karar alınınca da buzağılar küpesiz kaldı. Bazı illerde ise buzağılar zamanında takılmayan kulak küpeleri yüzünden kesime gitti.

Edinilen bilgiye göre Aydın’da kulak küpeleri olmadığı gerekçesiyle mezbahaya götürülerek kestirilen buzağılar ise vicdanları sızlattı.
Bakanlığın ilgili yönetmeliğinde bulunan madde nedeniyle Aydın’da küpeleri olmadığı gerekçesiyle 2 haftalık buzağılar mezbahaya götürülerek kesildi. Hayvan sahipleri ‘Buzağılarımızı Yaşatalım’ projesinin amacına ulaşmadığını söyleyerek duruma tepki gösterdi.
Samsun’dan Aydın’a 11 büyükbaşı satmak için gelen Erol Çakmak’ı yolda jandarma ekipleri durdurdu. Hayvanların evraklarını kontrol eden jandarma ekipleri 5 buzağının küpesinin olmadığını belirledi. Ardından kontrol noktasına çağrılan Aydın  Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekipleri tarafından küpesiz olduğu gerekçesiyle hayvanların sahibine idari para cezası kesildi. Veteriner kontrolünden geçirilen buzağıların sağlıklı oldukları anlaşıldı. Tarım ve Orman Bakanlığa yönetmeliğine göre buzağıların kayıt altına alınarak kesilmesi gerekti. Hayvan sahibinin tüm çabalarına rağmen 2 haftalık olan buzağılar Aydın'da bulunan bir et tesisine götürülerek kesildi.
Öteyandan üreticiler kulak küpesine acilen çözüm bekliyor. "Üretici hayvanlarımızın kulak küperi yapılsın biz küpeinin parasında değiliz. Yeni doğan buzağılarımız sistem işlemediği yüzünden kesime gidiyor."diyorlar
 
 
30.7.2018
Devamı

Et'te İthalata Tam gaz

 Brezilya Avustralya'dan canlı hayvan ithal eden Türkiye , Rusya'dan da et almaya başladı. Türkiye Polonya, Fransa, Macaristan, Romanya ve Bosna-Hersek üzerinden de et alımını 18 milyon kiloya çıkardı.
Et fiyatlarındaki yükselişi durdurabilmek için hükümet hayvancılık sektöründe ithalata tam gaz devam ediyor. Hem tarım, hem de hayvancılık sektöründe yapılan ithalatla, köşeye sıkışan besici bankalara olan kredi borcunu ödeyemediği için iflas noktasına geldi.
Arjantin, Brezilya Avustralya'dan hayvan ithal eden Türkiye, Rusya’dan da et almaya başladı.
Rusya'nın Türkiye'ye sığır eti tedarik etmeye başladığı, kümes hayvanı eti tedariki için de çalışmaların sürdüğü öğrenildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında BRICS Zirvesi'nde Rusya'dan et ithalatı konusu tekrar gündeme taşındı.
Rusya Başbakanı Yardımcısı Aleksey Gordeyev, Rusya'nın Tver bölgesine yapıtığı bir iş gezisi sırasında gazetecilere verdiği demeçte "Sığır etinin ilk partisi Türk pazarına teslim edildi. Kümes hayvanı eti tedariği için de büyük umutlar var" ifadelerini kullandı.
Gordeyev, Türk şirketlerinin Rus pazarında aktif pozisyonları olduğunu hatırlatarak, "Ancak, birbirini tamamlayacak şekilde ve karşılıklı ticaret halinde dengeyi kurmak mümkündür" dedi.
Gordeev, bu yıl Rusya'nın 300 bin ton et ürünü ihraç ettiğini belirterek, bunun 1 milyon tona yükseltilmesi gerektiğini söyledi. Gordeyev açıklamasında ayrıca, "Çin pazarının da açılması için çalışmaların sürdüğünü ve bunun için de umutlarımız var "dedi.
2017 verilerine göre, Türkiye Polonya, Fransa, Macaristan, Romanya ve Bosna-Hersek üzerinden et alımı yapıyor. Rusya ile birlikte et ithal edilen ülke sayısı 6'ya çıktı. Bu ülkelerden alınan etin toplamı 18 milyon kiloya çıkarken, sadece Bosna Hersek'ten kemiksiz et alınıyor.
Rusya ile et ithalatı 2016 yılından bu yana gündemde olan bir konu. Dönemin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba da, konuyla ilgili olarak mart ayında yaptığı açıklamada "Ülkeler bazen siyasi olarak birbirleriyle alışveriş yapmak zorunda kalıyorlar. Gittiğiniz ülkede şunu söylüyorlar, diyorlar ki, 'Biz sizden bu kadarlık mal alıyoruz siz bizden ne alacaksınız?' Bu konuda Türkiye'nin bazen sıkıştığı durumlar oluyor. En fazla bu et konusunda oluyor. Et gündeme geliyor. Genelde ülkelere gittiğimizde mutlaka ihracat ve ithalat şeması ortaya çıkıyor ve ülkelerle oturup bir yerde anlaşmak zorunda kalıyorsunuz. Genelde halkın sandığı gibi Türkiye'nin çok büyük et ihtiyacından değil genelde siyasi amaçlı olarak ihracat yaptığınız ülkelerden ithalatta yapmak zorunda olduğunuzdan dolayı bazı kalemlerde böyle şeyler gündeme gelebiliyor" demişti.
Hal böyle olunca iç piyasada yerli besici, üretici can çekişiyor. İthal etler ise ülkeye gelmeye devam ediyor. Böyle giderse yakında ne ana nede dana kalacak.  Yine böyle devam ederse içerde ne yerli besici nede üretici  kalacak. Tüketici açısından ise nerde o mis kokulu kekikli etlerimiz diye de serzenişler gelecek.
 
 
30.7.2018
Devamı

Türkiye, gıda israfı ve çölleşmeyle mücadele konularında örnek çalışmalara imza atıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Arjantin’de yapılan G20 Tarım Bakanları Zirvesine Türkiye olarak katılımımızla; hem Suriye gibi ülkelerde yaşanan çatışmaların gıdaya erişimi güçleştirdiğini hem de örnek çalışmalarımız olan gıda israfı ve çölleşmeye karşı aldığımız önlemler gibi örnek çalışmalarımızı Zirve’nin gündemine taşıyarak, üye ülkelerin dikkatlerini bu konulara çekme imkânına sahip olduğumuzu belirtti.

Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te gerçekleştirilen G20 Tarım Bakanları Zirvesi, üçüncü günün sonunda gerçekleştirilen programlarla sona erdi.

Zirveye Türkiye adına katılan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, programın son gününde zirve kapsamında gerçekleştirilen programlara katılırken aynı zamanda ikili görüşmelerine devam etti.

Bakan Pakdemirli, son günde evvela 142. Uluslararası Hayvancılık Tarım ve Sanayi Fuarı açılışına katıldı. Bakan Pakdemirli ve konuk bakanlar fuardaki stantları ziyaret ederek incelemelerde bulundular.

Daha sonra toplantının yapıldığı San Martin Sarayı’na geçilerek Zirve’nin kapanış yemeği gerçekleştirildi.

Zirve kapsamında ikili temaslarını da sürdüren Pakdemirli, İspanyol mevkidaşı Luis Planas Puchades ile bir araya geldi.

“Suriye gibi çatışma yaşanan ülkelerde gıdaya erişimde zorluklar yaşanıyor”

Sona eren zirve ile ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Pakdemirli, G20 toplantısının ana temasının sürdürülebilir tarım ve çölleşmeyle mücadele olduğunu kaydederek “Tabi G20 ülkeleri konsept olarak çok önemli. Çünkü küresel gayri safi hasılanın % 85'i, dünya ticaret hacminin % 75'i ve tarım ürünleri ticaretinin % 80'i bu ülkelerde gerçekleşiyor. Dünya nüfusunun yaklaşık % 65'i ve dünyadaki tarım arazilerinin ise % 60'ı bu ülkelerde bulunuyor. Yapılan toplantılarda Türkiye olarak özellikle gıda güvencesine vurgu yaptık. Zira 2050 yılında dünyanın nüfusu 9,7 milyara ulaşacak. Bu nüfusu beslemek için tarımsal üretimin % 50 artırılması gerekiyor. Şu anda dünya nüfusunun % 55’i kentlerde yaşıyor. Ama 2050 itibariyle kentlerdeki yaşayanların oranı % 70’lere çıkacak. Ayrıca açlık da önemli bir problem dünyamız için. Bugün bile dünya nüfusunun % 11’i, yani 815 milyon insan açlıkla karşı karşıya. Zirvede bu konulara vurgu yaptık. Ayrıca Suriye gibi iç savaşın yaşandığı ülkelerde durumun daha kritik olduğunu, iç savaş altında olan ülkelerde, tarımsal faaliyetler azaldığından dolayı insanların gıdaya erişiminin zorlaştığını özellikle ifade ettik.” dedi.

“Zirvenin gündemine önemli konuları taşıdık”

Bakan Pakdemirli, toplantıda Türkiye olarak dile getirilen diğer bir önemli konunun da gıda israfı olduğu dile getirerek “Bugün dünyada insan gıdası için üretilen yiyeceklerin üçte biri her yıl israf ediliyor. 2015 yılında ülkemizde yapılan G20 toplantısının ana teması gıda israfı konusuydu. Bu toplantıda da hem konuşmamızda hem de ikili görüşmelerimizde bu konuya tekrar dikkat çektik.” şeklinde konuştu.

Hem gıda israfı hem de çölleşmeyle mücadele konusunda Türkiye’nin örnek çalışmaların altına imza attığını hatırlatan Bakan Pakdemirli “Bakanlık olarak yürüttüğümüz ve örnek proje olarak gösterilen Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası’nı anlattık. Ayrıca bu yılki zirvenin konusu olan ‘toprak’ konusuna vurgu yaptık. çölleşmeyle ilgili neler yaptığımızı da anlattık. Bu çalışmalarımız, Türkiye adına ortaya koyduğumuz güzel örnekler. Mesela ağaçlandırma çalışmalarıyla 15 yılda 1,5 milyon hektar orman alanımızı artırdığımıza dikkat çektik. 2023’e kadar dünyada yaşayan her bir insan için bir fidan dikilmesini amaçlayan iddialı bir hedefimiz var. Bu hedefle beraber toplam orman alanımız % 30 artacak. Bütün bu çalışmalarımızı dile getirerek diğer ülkelerden de bu tür çalışmaları beklediğimizi ifade ettik. Dolayısıyla Türkiye olarak bu toplantıya katılımımızla; hem Suriye gibi ülkelerde yaşanan çatışmaların gıdaya erişimi güçleştirdiğini hem de örnek çalışmalarımız olan gıda israfı ve çölleşmeye karşı aldığımız önlemler gibi örnek çalışmalarımızı Zirve’nin gündemine taşıyarak, üye ülkelerin dikkatlerini bu konulara çekme imkânına sahip olduk” dedi.

“İkili görüşmelerimizle tarım alanında yapılabilecek işbirliği konularını ele aldık”

Zirvede çok faydalı ikili görüşmeler de gerçekleştirdiğini belirten Pakdemirli “Çok samimi görüşmeler yaptık. Zirveye katılan bakanların çoğu, daha yeni göreve başlayan bakanlardı. Ayaküstü görüşmelerin haricinde AB Tarım Komiseri, OECD ve FAO temsilcileri ile Almanya, İtalya, Kanada, Arjantin ve Hollanda’nın bakanlarıyla özel ikili görüşmeler gerçekleştirdik. Özellikle ülkeler arası ikili görüşmelerimizde tarımsal ticaret hacmimizin artırılması ve tarımsal ilişkilerimizin teknik olarak geliştirilmesi konularını ele aldık. Ayrıca tarım alanında yapılabilecek işbirliği alanlarında istişarelerde bulunduk.” dedi.

Pakdemirli, tüm bakanları ve temsilcileri, 17 Haziran 2019 tarihinde Türkiye’de yapılacak olan Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’ne davet ettiğini de belirtti.

“Ticaret müşavirliklerimize önemli görevler düşüyor”

Bakan Pakdemirli, Latin Amerika ülkelerinin coğrafi olarak uzak olmasına rağmen buralarda, dünya ekonomisinin yavaşlamasından dolayı nakliye fiyatlarının ucuzladığına dikkat çekerek “O yüzden zaman zaman emtia konusunda doğacak olan fırsatları karşılıklı takip ediyor olmamız lazım. Bu pazarlar artık Türkiye’ye uzak pazarlar değil. Bu anlamda girişimcilerimizin buraya daha çok gelmelerini arzu ediyorum. Buradaki ticaret müşavirliklerimize de önemli görevler düşüyor. Bu bölgedeki ülkelerde özellikle emtialar konusunda Bakanlık olarak üzerimize düşen her tür desteği vereceğiz. Ayrıca tarım ürünlerimizin bu ülkelere ihracatını artırmaya dönük çalışmalara da destek vereceğiz.” diye konuştu.

2019’daki toplantı Japonya’da yapılacak

Arjantin’de yapılan G20 Tarım Bakanları Toplantısı’na, Türkiye, Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Kore, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Türkiye, Birleşik Krallık, ABD ve AB'den müteşekkil ülke bakanları ile davetli ülkelerin ve kuruluşların temsilcileri katıldı.

Bu yılki konusu ‘toprak’ olarak belirlenen G20 Tarım Bakanları Toplantısı, ilk defa 2011 yılında Fransa Dönem Başkanlığı'nda G20 gündemine alınmış ve ardından 2015'te Türkiye'de, 2016'da Çin'de, 2017'de ise Almanya'da yapılmıştı. 2019 yılındaki toplantı ise Japonya’da yapılacak.

30.7.2018
Devamı

Sütçü Ne Umdu Ne Buldu

Süt üreticilerini yakından ilgilendiren soğutulmuş süt referans fiyatı Ulusal Süt Konseyi  (USK) tarafından belirlendi. Tarım ve Orman Bakanlığında tüm tarafların katıldığı USK toplantısına HAYGEM Genel Müdürü Muhittin İyimaya başkanlık etti. Buna göre 1 Ağustostan geçerli olmak üzere 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatı 1,70 kuruş oldu. Süte bakanlık tarafından verilen 12 kuruşluk destek ise devam edecek.
Sütçü Ne Umdu Ne Buldu
Yem fiyatların yüzde 40 artış gösterdiği şu günlerde Üretici, süt fiyatlarının 2 TL olmasını beklerken, Ulusal Süt Konseyi'nden 1.lira 70 kuruş   gibi soğutulmuş süte zam yapılması üretici mağdur mu? Sorusu akıllara geliyor. Örgüt giderleri hariç üreticinin eline net 1lira 70 kuruş   geçecek. Yem maliyetleri yüzde 40 seviyesinde artarken, çiğ süt fiyatına ise yüzde 11 gibi bir artış yapılması dikkat çekti.
Öte yandan açıklanan yeni süt refarans fiyatı 1 Ağustos'tan itibaren geçerli olması  üreticinin Temmuz ayında sattığı  ucuz sütün karşılığını da alamayacak.
 
27.7.2018
Devamı

Süte Üretici Zam Bekliyor

Süt üreticileri yakından ilgilendiren (USK )Ulusal Süt Konseyi toplantısı nihayete erdi. Edinilen bilgiye göre Ulusal Süt Konseyi toplantısı 27 Temmuz 2018 günü saat 14:00 USK binasında gerçekleşecek.
Yem fiyatlarında yüzde30 artışın ardından süt üreticisi zor günler geçiriyordu. Üreticinin ve bütün tarafların gözü  Gıda komitesinden çıkacak karara bakıyordu. USK bütün tarafları bir araya getirerek soğutulmuş sütün referans fiyatını belirleyecek. Öte yandan süt üreticisi makul bir oranda soğutulmuş süte zam yapılmasını bekliyor.
 
26.7.2018
Devamı

ABD'den Çiftçisine 12 Milyarlık Dolarlık Destek

Amerika Birleşik Devletleri ( ABD ) Çiftçilerine 12 milyar dolar yardım sağlayacak. ABD Tarım bakanlığı diğer ülkelerin gümrük vergileri misillemesi nedeni ile zarar gören Amerikalı çiftçilere 12 milyar dolar yardım programı uygulanacağını duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamada ABD Başkanı Donalt Trump’ın Tarım bakanı Sonny Perdeu’ya direktif vererek tarım sektöründeki üreticileri korumak için  kısa dönemde bir strateji oluşturulması istendiği belirtildi.
Strateji kapsamında Amerikalı üreticiler için 12 milyar dolarlık bir yardımın onaylandığına vurgu yapılırken ; Trump hükümetinin uzun dönemde Amerikalı çiftçilerin küresel pazarda daha iyi rekabet edebilmesi için daha adil ticaret anlaşmaları üzerinde çalışıldığı belirtildi.
Her yıl ABD çiftçisine 25 milyar dolar destek verirken; 12 milyar dolarlık bir yardımında ayrıca yapılması Amerikalı çiftçilerle nasıl rekabet edilebilir sorusu ’da akıllara geliyor. Türkiye’de ise çiftçiye toplam ödenen destek 14,5 milyar TL.
 
 
26.7.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli G20 Zirvesi için Arjantin'e Gidiyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 26-28 Temmuz 2018 tarihleri arasında Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te gerçekleştirilecek olan G20 Tarım Bakanları Toplantısına katılacak.
Bu yılki konusu “toprak” olarak belirlenen toplantının ilk iki gününde Kıdemli Memurlar teknik toplantıları gerçekleştirilecek. 27-28 Temmuz tarihlerinde ise üye ülkelerin tarım bakanlarının veya yetkili temsilcilerinin iştirak edeceği Bakanlar Toplantısı ’da gerçekleştirilecek.
San Martin Sarayı’nda yapılacak Tarım Bakanları Toplantısı, aile fotoğrafı çekimiyle başlayacak. Bakan Pakdemirli burada Genel Kurul’a hitaben “Toprağın önemi ve çölleşme ile mücadele” konusunda bir konuşma yapacak. Pakdemirli, bu yılki Bakanlar Bildirgesi’nde “Gıdada kayıp ve israf” konusuna özel bir bölüm ayrıldığı için Arjantin Dönem Başkanlığına teşekkürlerini sunacak.
Toplantının ikinci gününde ise Uluslararası Hayvancılık, Tarım ve Sanayi Fuarı gerçekleştirilecek. Tarım Bakanları Toplantısı, yapılacak ortak basın toplantısı ile sona erecek.
Bakan Pakdemirli, toplantı kapsamında bazı ülkelerin tarım bakanları, AB Tarım Komiseri ve FAO Genel Direktörü ile ikili görüşmeler de gerçekleştirecek.
G20, küresel ekonomik istikrar ve sürdürülebilir büyüme için üye ülkeler arasında politika işbirliği sağlamayı, riskleri ve muhtemel finansal krizleri azaltacak düzenlemeleri teşvik etmeyi ve uluslararası finansal yapının modernizasyonunu sağlamayı hedefliyor. Küresel gayri safi hasılanın % 85’i, dünya ticaret hacminin % 75’i ve tarım ürünleri ticaretinin % 80’i G20 ülkelerinde gerçekleşirken dünya nüfusunun yaklaşık % 65’i ve dünyadaki tarım arazilerinin % 60’ı bu ülkelerde bulunuyor.
Türkiye’nin yanı sıra Arjantin, Avustralya, Brezilya, Kanada, Çin, Fransa, Almanya, Hindistan, Endonezya, İtalya, Japonya, Kore, Meksika, Rusya, Suudi Arabistan, Güney Afrika, Türkiye, Birleşik Krallık, ABD ve AB’den müteşekkil olan G20 toplantılarına, davetli ülkelerin ve kuruluşların temsilcileri de katılım sağlayacak.
Tarım Bakanları Toplantısı ilk defa 2011 yılında Fransa Dönem Başkanlığı’nda G20 gündemine alınmış ve ardından 2015’te Türkiye’de, 2016’da Çin’de, 2017’de ise Almanya’da yapılmıştı. Toplantının bu yıl ise Arjantin’de yapılması kararlaştırıldı.
 
 
25.7.2018
Devamı

Tarım ve Ormanda Yüz Milyonluk Tasarruf

Habertürk'ten Esra Nehir'in haberine göre;2018 yılı Merkezi Yönetim Bütçesinden Orman ve Su İşleri Bakanlığı'na 20.8 milyar, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na ise 21.7 milyar lira ödenek ayrılmıştı. İki bakanlığın birleşmesi ile bütçeleri de birleşerek toplam bütçe büyüklüğü 42.5 milyar liraya ulaştı. Edinilen bilgiye göre, Bakanlık söz konusu bütçeyi daha verimli kullanabilmek, harcamaları frenlemek ve tasarruf edebilmek için bir çalışma başlattı. Henüz taslak aşamasındaki çalışmaya göre, toplam 42.5 milyar lirayı bulan bütçeden 100 gün içinde 100 milyon lira tasarruf sağlanacak. Strateji Geliştirme Başkanlığı'nın koordinesinde yürütülen çalışma tamamlandığında, Bakan Bekir Pakdemirli'ye sunulacak.
Benzer çalışmaların diğer bakanlıklarda da yürütüldüğü öğrenildi. Buna göre, her bakanlık, bütçesine göre tasarruf kapasitesini ortaya koyacak. Tüm çalışmalar tamamlandığında, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından değerlendirilip yol haritası belirlenecek. Kamuda harcama kalemlerinin başında personel, taşıt, akaryakıt, iletişim ve eğitim giderleri gelirken; bu kalemlerde tasarrufa gidilmesi bekleniyor.
 
 
25.7.2018
Devamı

SÜT İFADESİ NEREDEYSE BİZ ORADAYIZ

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik Keskin hem süt fiyatlarını hem de süt fiyatları ile ilgili bazı kişiler tarafından basın yayın organları ve sosyal medya aracılığı ile “ Ulusal Süt Konseyinin toplandığını ve çiğ süt referans fiyatının belirlendiği tarzında asılsız yazılar ve haberlerle ilgili Anadolu İzlenimlerine açıklamada bulundu.

 
Genel Başkan Keskin açıklamasında “31 Ocak 2018 tarih ve 30318 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çiğ Sütün Sözleşmeli Usulde Alım Satımına İlişkin Yönetmelikte geçtiğimiz günlerde yapılan değişikliğe göre;  çiğ süt tavsiye fiyatı ilan edilmeden önce Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesinin görüşünün alınması, ilgili yasal mevzuat kapsamında Ulusal Süt Konseyinin görevleri arasındadır.  Ulusal Süt Konseyi çatısı altında Sektör temsilcilerimizin ( T.C.  Tarım ve Orman Bakanlığı, Et ve Süt Kurumu, Üretici ve Yetiştirici Örgütleri, Süt Sanayicileri ve Üniversitelerin temsilcilerinden oluşan Konsey Sektör Toplantısı) bir araya gelerek ve gerekli istatistik raporlar ve fiyat analizleri yapılarak ve komitenin görüşleri dikkate alınarak sektör paydaşlarıyla birlikte süt referans fiyat belirleme toplantısı yapılacaktır.” dedi.
 
“ Tüm tarafların olmadığı yerde olmayız”
 
Başkan Tevfik Keskin ayrıca “Ulusal Süt Konseyinde üretici örgütlerinin temsilcisi olarak süt fiyatlarının belirlendiği yönündeki bu haberlerin asılsız olduğunu belirtir, tüm tarafların bir arada olmadığı bir görüşmenin içerisinde asla olmayacağımızı belirtmek isteriz.” dedi.  
 
“Süt İfadesi Nerdeyse Biz Ordayız”
 
Süt birliklerimiz ve Merkez Birliğimiz bugün SÜT” ifadesi neredeyse orda olmaya gayret göstermektedir. Merkez Birliğimizin ve üye birliklerimizin Ulusal Süt Konseyi üyeliği ve konsey yönetiminde de yer alıyor olmamız bunun bir göstergesidir. Merkez Birliği olarak üreticilerimizin fiyat istikrarının sağlanabilmesi ve sürdürülebilir hayvancılık yapabilmesi adına her platformda gerekli çalışmalarımızı yapıyor, sorunlar ve çözüm noktasında gerekli görüşmeleri yapıyoruz.
 
“USK Toplantısı Bu Ay İçerisinde Gerçekleşecek”
 
“Üreticilerimizin beklediği çiğ süt referans fiyatının belirleneceği Ulusal Süt Konseyi sektör toplantısının haziran ayı içerisinde yapılması gecikmiş olup bu ay içerisinde toplanması beklenilmektedir.” Dedi.
 
Genel Başkan Tevfik Keskin ayrıca Anadolu İzlenimlerine yaptığı yazılı açıklamada “ Eli nasırlı üreticimiz süt üretebilmenin ötesinde işletmesinin sürdürebilirliği konusunda çok sıkıntılar çekmektedir.  Yemin çuvalı 70 TL geçti. Sivil toplum örgütleri olarak üreticimiz için var gücümüz ile çalışmaktayız. Üretici varsa bizler varız. Birlikler üreticiler için vardır. Bizlerde üreticilerimizden aldığımız güçle diğer hayvancılık sivil toplum örgütleri ile birlikte hareket ederek üreticilerimize daha nasıl iyi nasıl hizmet edebilmenin ötesinde sağlıklı ve ekonomik üretim yapabilmeleri için güç birliği yapıyoruz. Unutulmamalıdır ki örgütsüz bir üretim modeli dünyanın hiç bir yerinde başarılı olmamıştır. Üyesi bulunduğum gerek Ulusal Süt konseyinde gerek Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli ile görüşmeler içerisindeyiz. Üreticilerimizin sıkıntılarını dile getirdik.  İnşallah önümüzdeki günlerde hem sütün referans fiyatında bir iyileştirme olacak. Hem de üreticimizin en büyük girdisi olan yem fiyatları ile ilgili ivedilikli bir çözüm bulunmuş olacak. Ayrıca süt referans fiyatının belirlenmesinde birlikte hareket ederek üreticiler adına hizmet veren ve mücadele eden Merkez Birliği başkanlarına ve merkez birliklerine bağlı olan başkanlarımıza ayrıca teşekkür ediyorum.” Dedi.
 
 
24.7.2018
Devamı

Kurbanlıklar pazara Damızlıklar Kesime

Kurban bayramı yaklaşıyor üreticinin özenle besleyip büyüttüğü kurbanlıklar Anadolu’da görücüye çıkmaya başladı. Tüketiciler en iyi kurbanı almaya çalışırken küçük başta kurban fiyat aralığı 800 ile 1000TL arasında olurken büyük başta ise 4000 ile 11000 TL aralığında seyrediyor.

Yaklaşan kurban bayramı öncesi pazarlar hareketlenirken; üretici açısından ise girdi maliyetlerinin bir hayli fazla olduğu şu dönemde kar etmesinin ötesinde evine ekmek götürebilmenin derdinde. Yem fiyatlarının tavan yaptığı süt fiyatlarının ise taban yaptığı şu dönemde üretici ve besici yüksek girdiler yüzünden hayvanlara bakamıyor.

Damızlıklar Kesime Gidiyor

Süt üreticisi elindeki damızlık hayvanları yüksek girdi maliyetleri ve sütün para etmemesinden dolayı tek tek kesime gönderirken, besici ise 1 yıl boyunca el bebek gül bebek baktığı kurbanlıkları tüketiciyi de düşünerek kar etmeden evine ekmek götürmenin derdinde.
 
 
24.7.2018
Devamı

Mercimek'te Ton Başına 3 Bin TL

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yeşil mercimek alımlarıyla ilgili yazılı bir açıklama yaparak “Ülkemiz yeşil mercimek üretiminin bu sene geçen seneye oranla % 27 artarak 38 bin ton olacağı tahmin ediliyor.
Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkabilecek piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için TMO’nun yeşil mercimek alımı yapmasına karar verdik.” dedi.
Bakan Pakdemirli yazılı açıklamasında şu sözlere değindi.
“Ülkemiz yeşil mercimek üretiminin bu sene geçen seneye oranla % 27 artarak 38 bin ton olacağı tahmin ediliyor.
Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkabilecek piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için TMO’nun yeşil mercimek alımı yapmasına karar verdik.

Mercimekte Ton Başına 3 bin TL

Piyasa düzenleyici kurumumuz olan Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü bu kapsamda 24 Temmuz 2018 Salı gününden itibaren yeşil mercimek alımına başlayacak.
2018 yılı için yeşil mercimek alım fiyatını ton başına 3.000 TL olarak belirledik. Alım fiyatına ilaveten ton başına prim, mazot, gübre ve sertifikalı tohum desteği olarak verilen toplam 790 TL ile birlikte yeşil mercimek üreticimizin eline ton başına 3.790 TL geçecek.
Üreticilerimiz, Çifti Kayıt Sisteminde kayıtlı olan tüm ürününü Toprak Mahsulleri Ofisi’ne satabilecekler ve ürün bedelleri 10 gün içerisinde üretici hesaplarına aktarılacak.
Yeşil mercimek üreticilerimiz dâhil bütün üreticilerimiz, her zaman Bakanlığımızın baş tacı olmuştur. Bakanlık olarak bu anlamda piyasaları yakından takip ediyor üreticimizi, tüketicimizi ve sektörümüzü mağdur edecek bir ortamın oluşmaması için gerekli tedbirleri alıyoruz ve almaya da devam edeceğiz.
TMO tarafından yapılacak olan 2018 yılı yeşil mercimek alımlarının ülkemize ve tüm yeşil mercimek üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim.”dedi.
 
 
23.7.2018
Devamı

Hayvancılık Sektörü 73 cü kez İtalya'da Buluşacak

24-28 Ekim tarihinde Cremona –İtalya'da 73. kez yapılacak olan fuara katılım gösterecek olan Türk hayvancılık sektörünün fuar işlemlerini İzmir İtalyan Ticaret Odası yürütüyor.
Geçtiğimiz yıl 61 bin katılımcının ziyaret ettiği, 6 fuarın bir arada yapıldığı Cremona Uluslararası Hayvancılık Fuarları, piyasadaki konumlarını pekiştirmek, İtalyan ve uluslararası yeni müşteriler ile bağlantı kurmak isteyen hayvancılık ve tarım şirketleri için en etkili fuar olarak kabul görüyor.
Özellikle iki ülke arasındaki ticaret ilişkilerinin geliştirilmesi için bu tarz fuar organizasyonların önemine vurgu yapan İzmir İtalyan Ticaret Odası Başkanı Pietro Alba, bu fuarın İtalya'da hayvancılık sektöründeki tek ihtisas fuarı olduğunu ve ülkenin en büyük ikinci fuarı olduğunu hatırlattı. Buraya katılım gösteren Türk yatırımcıların önemli ikili anlaşmalar yapabileceğini söyleyen Alba, "Bu sayede hem iki ülke arasındaki ticaretimiz gelişirken, kültürel ilişkilerimiz ve turizmimiz de bu ilişkilerden kazançlı çıkacaktır. Bu anlamda fuara katılım göstermek isteyen tüm türk yatırımcılara ve sektör temsilcilerine hizmet vermekten mutluluk duyuyoruz" diye konuştu.
Fuar sığır, domuz, kümes hayvanları ve tarımsal kaynaklardan yenilenebilir enerji sektörlerinde faaliyet gösteren operatörleri tek bir etkinlik çerçevesinde bir araya getiren, hayvancılıkla ilgili İtalya'da yapılan tek ihtisas fuarı özelliğini koruyor. 55 bin metrekarelik alanda kurulan CremonaFiere, bu açıdan İtalya'nın en büyük ikinci fuarı konumunda. Geçtiğimiz yıl 800 marka fuara katılırken, 111 ayrı etkinlik düzenlendi ve katılımcıların yüzde 65'i ikili ticari ilişkilere girdiği ifade edildi.
 
 
23.7.2018
Devamı

Anız Yakana Üç yıla Kadar Hapis

Adana  Cumhuriyet Başsavcılığı, hububat hasadının ardından ikinci ürün ekimi için kısa sürede toprak hazırlığını tamamlamak için çiftçiler tarafından çıkarılan ve kenti duman altında bırakan anız yangınlarına karşı harekete geçti.
Edinilen bilgiye göre Başsavcılığın anız yakarak doğaya, çevreye ve canlılara zarar verenler hakkında 'Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokmak' suçundan 6 aydan 3 yıla kadar hapis cezası istemiyle resen soruşturma başlatacağı öğrenilirken, kentteki 691 dönüm alana kurulu tarım açık cezaevinde tarımsal faaliyet yapan çiftçi hükümlüler ise 'Biz anız yakmıyoruz, toprağı koruyoruz' yazılı pankartla duyarlılıklarını gösterdi.
Adana Cumhuriyet Başsavcısı Ali Yeldan imzasıyla İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü'ne gönderilen yazıda, Adana'da tarım alanlarında bulanan anızların yakılması suretiyle doğaya, çevreye ve canlılara zarar verildiği, çıkan yoğun dumanın hava ve çevre kirliliği oluşturduğunun görüldüğü belirtildi.
Öte yandan, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesindeki Adana Tarım Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda yöreye özgü ürünler üreten hükümlüler, anız yangınlarına karşı hazırladıkları pankartla duyarlılıklarını gösterdi. Adalet Bakanlığına tahsisli 691 dönüm alanda yaptıkları tarımsal faaliyet yaparak bir yandan cezalarını çekerken bir yandan da aldıkları eğitimle meslek edindirilerek tahliyelerinden sonra topluma kazandırılan Çukurova'nın 'çiftçi hükümlüleri' Çukurova bölgesinde sık görülen anız yangınlarına karşı tarlaya astıkları 'Anız yakma, geleceğini karartma', 'Biz anız yakmıyoruz, toprağı koruyoruz' yazılı pankartlarla çiftçileri uyardı.
 
23.7.2018
Devamı

Süt ve Besi Üreticisinin Gözü Bakan Pakdemirli'de

Girdi fiyatları artarken özellikle yem fiyatları da son 6 ayda yüzde 30 artış yapmış buna bağlı olarak karkas et fiyatları ise 28 ile 29 TL bandında ilerlerken besicinin umudu olan yaklaşan kurban bayramı öncesi karkas et fiyatları Türkiye ortalaması 26 ile 27 civarında seyrediyor. Üreticinin 1kg karkas maliyeti ise 26 TL civarındadır.

YERLİ BESİCİ KORKUYOR
Yerli besici işletmelerin sürdürülebilirliği açısından korkuyorlar. Döviz kurundaki sürekli artış besicinin kesilen hayvanların yerine işletmelere hayvan koyamayacak olması. Bu da sürdürülebilir besicilik yapılamaz hale getirecek.
SÜT FİYATLARI ÇAKILDI GİRDİ ARTTI
Besicinin yanı sıra son 6 ayda yem fiyatlarına gelen zamlardan en büyük nasibi süt üreticisi de aldı.
6 ay önce soğutulmuş süte yapılan zam, artan yem fiyatları ile birlikte eriyip giderken; diğer bir taraftan hem besiciyi hem de et ve süt yönünden herkesi yakından ilgilendiren hayvancılığın olmazsa olmazı damızlıklarında artan yem fiyatları yüzünden kesime gitmesi üreticiyi derinden yaralıyor.
ÜRETİCİNİN VE BESİCİNİN GÖZÜ BAKAN PAKDEMİRLİ’DE
Üretici ve besici ise sorunun çözülmesi açısından Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den girişim bekliyor.  Şöyle ki besici kasaplık hayvan ithalatının azaltılmasını beklerken; süt üreticisi ise Gıda komitesi ve USK’dan (Ulusal Süt Konseyi) süt fiyatlarının artırılmasını bekliyor. Diğer bir sorun daha var ki acilen yem fiyatlarına müdahale olunması bekleniyor.
Muhammet Oluklu’nun kaleminden
 
20.7.2018
Devamı

Çoban Evi Karavanlar

Konya Ereğli’de KOP kapsamında İlçe Tarım Müdürlüğü aracılığıyla 100’den fazla koyunu olan çobanlara 26 adet karavan törenle verildi. Yaklaşık bir milyon liraya mal olan projenin yüzde 70’i devlet tarafından karşılanırken yüzde 30’unu çobanlar karşılayacak. 4 kişilik olan karavanlarda oda, mutfak, buzdolabı ve duş alma bölümleri bulunuyor.  Karavan teslim töreninde konuşan AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez, karavanların çobanlara hayırlı olmasını diledi. Karavanların çobanların yayladaki tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde dizayn edildiğini ifade eden Milletvekili Halil Etyemez, karavanlarla birlikte çobanların hayat standardının yükseleceğini belirtti.
16 yıllık AK Parti iktidarı döneminde tarım ve hayvancılığın en çok önem verdikleri alanlardan biri olduğunu kaydeden Milletvekili Etyemez, üreticilere verdikleri desteklerle, tarım alanlarını korumak ve geliştirmek için yaptıkları yasal düzenlemelerle çiftçilerin üretimini artırmayı hedeflediklerini söyledi. Çiftçilere verilen desteklerden bahseden Halil Etyemez, “2002 yılında 1.8 milyar lira olan tarımsal destek miktarını, 2017 yılında 12.9 milyar liraya çıkarttık. 2002’de 83 milyon lira hayvancılık desteği verilmiş iken, bu desteği 2017 yılında 3.8 milyar liraya yükselttik. Çiftçilerimize son 15 yılda toplam 105 milyar lira destek verdik. Çiftçilerimizin kullanmış oldukları mazotun yarısını destek olarak veriyoruz. 2003-2017 yılları arasında çiftçilerimize 8.2 milyar lira mazot destekleme ödemesi yaptık. Geçtiğimiz yıl için çiftçilerimize bu yıl yaklaşık 2 milyar lira mazot parası ödedik. Desteklerimiz tabi ki bunlarla sınırlı değil. Yeni yapılacak veya modernize edilecek ahır ve ağılların inşaatına yüzde 50 hibe sağlıyoruz. Küçükbaş hayvancılık yapan yetiştiricilerimize çoban istihdamında destek sağlıyoruz. Damızlık düve, manda, koç, teke üretim merkezleri kurulmasını destekleme kapsamına aldık. Mera hayvancılığı yetiştirici bölgeleri belirledik ve bu bölgelere ilave özel teşvikler sağladık.” dedi.
Konya’da hayvancılık yatırımlarını desteklediklerinin altını çizen Etyemez,  yeni desteklerle hayvancılıkta büyümenin hız kazandığını vurguladı. Büyükbaştan küçükbaşa, besiden süte, yemden arıcılığa kadar birçok alanı destek kapsamına aldıklarına dikkat çeken Etyemez, “Küçükbaşta 100-200 baş, büyükbaşta 10-50 baş anaçlık işletmeleri destekliyoruz. Ayrıca yüksek verimli erkek damızlık alımında yüzde 80 hibe veriyoruz. Son 15 yılda Konya’da hayvancılık desteğini 74 kat artırdık. Yaklaşık 2 milyar lirası hayvancılık olmak üzere Konya’ya toplam 7 milyar lira tarımsal destek sağladık. Konya, damızlık düve ve damızlık koç-teke üretim merkezi oluyor. En az 500 baş kapasiteli damızlık gebe düve ve damızlık koç-teke üretim merkezleri kuruyoruz. Konya’da kırsal kalkınma hamlesini başlattık. Son 11 yılda Konya’ya 173.5 milyon lira hibe desteği verdik. Bu hibelerle 281 yeni tarımsal sanayi tesisi kuruldu, 2 bin 621 kişiye istihdam sağlandı. Gençlere 30 bin lira hibe desteğini 2016 yılında uygulamaya geçirdik. Konya’da 2016-2017 yıllarında 520 genç girişimciye 15.6 milyon lira hibe sağladık.” diye konuştu.
 
20.7.2018
Devamı

Gediz Nehri ilgili Bakanlıktan Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Gediz Nehri’nin temizlenmesi konusunda basına yansıyan haberlerle ilgili olarak yazılı açıklama geldi. Açıklamada  “2008 yılında hazırlanan ve 2013 yılında revize edilen Gediz Havza Koruma Eylem Planı ile; Gediz Havzasında oluşan kirliliğin önlenmesi, havzanın korunması ve iyileştirilmesi maksadıyla öncelikle havzada durum tespiti yapılmış olup kısa, orta ve uzun vadeli tedbirler belirlenerek uygulamaya geçilmiştir.” Denildi.
2008 yılında Manisa iline bağlı Akhisar ve Alaşehir, İzmir iline bağlı Foça ve Çiğli ile Kütahya iline bağlı Gediz Belediyelerine ait sadece 5 adet atıksu arıtma tesisi yeterli durumda çalışırken, bunlara ilaveten Manisa iline bağlı Gördes, Ahmetli, Turgutlu, Salihli, Saruhanlı ve Kula yerleşim birimleri, İzmir iline bağlı Kemalpaşa ve Menemen yerleşim birimleri olmak üzere toplam 13 adet atıksu arıtma tesisi işletmededir. Ayrıca kapasitesi yetersiz olan ve ömrünü tamamlayan Manisa Merkez AAT’nin yerine yeni atıksu arıtma tesisinin inşaatına devam edilmektedir.
Bütüncül havza yönetimi anlayışıyla su kirliliğinin önlenmesi ve azaltılması, su kaynaklarının kalitesinin korunması ve miktarının sürdürülebilir bir şekilde kullanılmasını sağlamak maksadıyla havza koruma eylem planlarının nehir havza yönetim planına dönüştürülmesi çalışmaları 2014 yılından itibaren gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda, Gediz Nehir Havza Yönetim Planının Hazırlanması Projesi”  11 Temmuz 2016 tarihinde resmi olarak başlatılmıştır.
Gediz Nehir Havza Yönetim Planında, havzadaki yerüstü ve yeraltı suyu kaynakları su kütleleri bazında incelenmekte, su kütlelerinin üzerindeki noktasal, yayılı ve hidromorfolojik tüm baskı ve etkiler belirlenmekte ve yapılan izleme çalışmaları ile suyun miktar ve kalite durumları ortaya konulmaktadır. Akabinde, tüm su kütlelerinde iyi su durumuna ulaşılması maksadıyla alınması gerekli tüm tedbirler ve maliyetler ortaya konulmaktadır.
Bu minvalde Gediz Havzası’ndaki tüm su kütlelerinin iyi duruma erişmesi ve iyi durumda olanların da durumlarının korunması maksadıyla 7106 adet tedbir belirlenmiş olup söz konusu tedbirlerin yatırım maliyeti 6,2 milyar TL’dir. Uzun yıllardır yoğun kullanım ve kirlilik baskısı altında bulunan Gediz Nehri’nde teknoloji bazlı deşarj standartlarından alıcı ortam esaslı deşarj standartlarına geçilmesi, en önemli tedbirlerden birisi olarak belirlenmiştir. Detaylı ekonomik analiz ve modelleme çalışmaları yapılarak önceliklendirilen söz konusu tedbirlerin uygulanmasından sorumlu kurum ve kuruluşlar ve uygulama dönemleri, Gediz Nehir Havza Yönetim Planı’nda belirlenmiştir. Bu plan kapsamında ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde yapılacak çalışmalarla tüm tedbirlerin alınması sağlanacaktır.
Gediz Havzası her yönüyle detaylı olarak incelenmekte, elde edilen sonuçlar doğrultusunda mevcut mevzuatta belirlenen önlemlerin yeterliliği analiz edilmektedir. İlaveten, Bakanlığımızca yürütülen tüm faaliyetlerde; gerek havzada yaşayanlar, gerek sivil toplum örgütleri ve üniversiteler, paydaş olarak projelere dâhil edilmektedir. Projeler kapsamında açılış toplantıları, çalışma grubu toplantıları, paydaş katılım toplantıları, paydaş bilgilendirme toplantıları ve kapanış toplantıları gibi faaliyetler düzenlenerek gelinen aşamalar paydaşlara aktarılmaktadır. Bununla birlikte Bakanlığımız internet sitesinde projelerimize dair etkinlik ve gelişmeler yayınlanmaktadır. İlaveten, “Havza Yönetim Heyetlerinin Teşekkülü, Görevleri, Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ” ile oluşturulan Gediz Havza Yönetim Heyeti ve havzaya giren illerde oluşturulan İl Su Yönetimi Koordinasyon Kurulları marifetiyle planların uygulanması takip edilmekte ve havzadaki su yönetimi konuları görüşülmektedir.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Gediz Deltası Sulak Alanı’nda yönetim planı hazırlanması, çevre düzenlemesi ve kuş gözlem kuleleri başta olmak üzere birçok farklı proje de gerçekleştirilmiştir. Sözlerine yer verildi.
 
 
18.7.2018
Devamı

Devlet Arazilerine ‘de Tarım İzni Geliyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, devlet arazileri ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Devletin, ‘Münbit topraklarının kiraya açılacağını söyleyen Pakdemirli, şunları kaydetti: “Devletin çok münbit toprakları var. Bunları ilerleyen dönemde kiralamaya açmak istiyoruz. Burada işte kooperatifleşmenin önemi ortaya çıkıyor. Tek kişinin, 3-5 kişinin yetmeyeceği güçlerde bu kiralamaları yapıp çok büyük arazilerde, ölçek ekonomisine uygun tarımı, hayvancılığı yapma imkânımız olacak. Güzel bir kira kontratı yapacağız. İyi kontratların üzerinde bunların halkımızla buluşmasını sağlayacağız. Hem üreticilerimize bir kazanç kapısı imkânı olacak hem de tüketici yerli ürünlerden dolayı gıda enflasyonundan bir nebze daha kurtulmuş olacak”

Görevi boyunca üretici ve tüketiciyle semt pazarlarında da buluşacağını, sorunlara ortak çözüm yollarını bulacağını vurgulayan Pakdemirli, “Beni pazarda da görecekler” dedi.
“Gıda enflasyonunu yapısal reform ve günlük taktiksel hareketlerle önlemek mümkün” diyen Bakan Bekir Pakdemirli, “Stokçuluğu hassasiyetle takip edeceğiz. Çiftçimize yıl boyu daha kaliteli saklama getirirsek ürün fiyatıyla ilgili spekülasyonlardan uzak bir ortam yaratmış oluruz” dedi.
 
17.7.2018
Devamı

Mısır Üreticisi İsyanda

Ekonomik sıkıntılar, mazot, tohum ve gübre gibi girdi maliyetlerin sürekli yükselmesi çiftçiye zor günler yaşatıyor. Silvan’da 40 dönüm üzerinde mısır yetiştiren çiftçiler, gelecek dönem mısır ekimini bırakacaklarını dile getirdi.
Evrenselin haberine göre Diyarbakır merkez başta olmak üzere Silvan, Bismil, Çınar ve Ergani ilçelerinde yetiştirilen mısır, bu yıl masrafı kurtaramıyor. Silvan ilçesinde yaklaşık 40 bin dönümlük arazi üzerinde mısır yetiştiren çiftçiler, taban fiyatının açıklanmasını bekliyor. Devlet desteğinin yetersiz olduğunu, mazot, gübre ve tohum gibi girdi maliyetlerinin yükseldiğini dile getiren çiftçiler, zor günler geçiriyor. Yerli tohum yerine ithal tohum kullanmaya teşvik edilen çiftçiler, 12-13 kilogramlık mısır tohumlarını ise 350 ile 500 lira arasında değişen fiyatlarda almak zorunda kalıyor.
BİR DÖNÜME BİN LİRA
Bir buçuk liraya alınan gübrenin ise bazen karaborsaya düşmesi sonucunda kilosu 2 liraya çıkıyor. Yine, mazotun 6 lirayı bulması çiftçinin belini büküyor. Şubat ayından itibaren mısır yetiştirmek için hazırlıklar yapılırken, ağustosun ayının sonlarına doğru ise mısır hasadı yapılıyor. Yoğun emek isteyen mısırın ekildiği bir dönümlük arazide ise çiftçilere maliyeti en az bin lira. Silvan’da yetiştirilen mısır ise bölge illerinde bulunan fabrikalara götürülerek, hayvan yemi ve mısır yağı olarak işlendikten sonra piyasaya sürülüyor. 40 yıldır Silvan’da çiftçilik yapan Abdulbaki İlterli (55), son 12 yıldır mısır ekiyor.  150 dönüm arazide mısır eken İlterli, yaşadığı sıkıntıları dile getirdi. İlterli, “Devlet, çiftçiye sahip çıkmıyor. Bizleri, ölüme mahkum etti” dedi.
‘DEVLET DESTEĞİ BİZİM İÇİN HİÇTİR’
Çiftçi desteklemelerine ilişkin de konuşan İlterli, “Devletin desteği, bizim için hiçtir. Bize dönüm başı en fazla 15 lira destek veriyor. 100 dönümde bin 500 lira veriyor. Her çanta, 85 litre mazot alıyor. Verilen para 4 çanta mazot etmiyor. Destekleme bizim için bir şey ifade etmiyor. 100 dönümde 100 bin lira masrafın oluyor” dedi.
Hasat ettikleri mahsulleri ya Devlet Mahsulleri Ofisi’ne ya da mısır alıcısı tüccarlara sattıkları belirten İlterli, geçen yıl mısırın kilosunu 70 kuruşa sattıklarını, bu yıl 80 kuruştan düşmemesi gerektiğini, aksi takdir zarar edeceklerini belirtti.
‘ÇİFTÇİNİN BELİ KIRILIYOR’
Önümüzdeki yıl mısır yerine buğday ekeceğini ifade eden İlterli, şöyle devam etti: “Mısırın maliyeti yüksek. Mazot pahalı. Bu şekilde beni kurtarmıyor. Buğdayın masrafı daha az. Önümüzdeki yıl buğday ekmeyi düşünüyorum. Zaten borçlanıyoruz. Borçlarımızı ödeyemediğimiz vakit ne yapacağız.” Mazot, tohum ve gübre fiyatlarının artmasıyla durumlarının gittikçe kötüye gittiğini ifade eden İlterli, “Bu üçü çiftçinin belini kırıyor. Gemiye 2 liradan verilen mazot, çiftçiye neden 6 liraya veriliyor” diye konuştu.  
‘ÇİFTÇİYİ ÖLDÜRMEK İÇİN HER ŞEY YAPILIYOR’
Emek veren çiftçinin olduğu, ancak zarar edenin de yine çiftçi olduğunu vurgulayan İlterli, “Çiftçiler, komisyonculara, sebze haline ve marketlere çalışıyor. Bizler çalışıyoruz, onlar kazanıyor” dedi. Bu yıl yetiştirilen mısırdan herhangi bir kazanç elde edemedikleri durumunda mısır yetiştirmeyi bırakacaklarını dile getiren İlterli, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devlet çiftçiye bakmıyor. Diğer devletler çiftçilerine destek veriyor. Ama burada çiftçiye destek verilmiyor. Çiftçiyi öldürmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar. Neden çiftçileri üretimden uzaklaştırıyorsunuz? Dışardan ithal ettiğiniz ürünleri almayın. Diyorlar, ‘Daha ucuza alıyoruz.’ Mazotu, gübreyi ve tohumu ucuzlatın. Çiftçinizi destekleyin. Maliyet ucuz oldu mu ürünler de ucuz olur” diyerek yetkililerin duyarsızlığına dikkat çekti. 
 
 
16.7.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığında Yeni Dönem Yol Ajandası Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oluşturuldu. Buna göre Bakan Pakdemirli brifingleri hızlandırırken Tarım ve Orman Bakanlığının’ yeni dönem yol haritası da belirlendi. Yeni dönemde “Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri” hayata geçirilecek. GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek. Orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekar alan sulamaya açılacak. Konya Ovası’nda 2019 sonuna kadar 11 milyon dekar arazi, Doğu Anadolu Projesiyle de 2,3 milyon dekar arazi sulamaya açılacak.
 
Tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek. Özellikle yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern teknikler desteklenecek.
 Tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.

 Gelecek dönemde 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak.
 Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak,
teminat sorunları hafifletilecek, atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak.

 Tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe devam edecek, 81 il ve 250 köyde “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.

IPARD-II kapsamında 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak.

 Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan’daki arazi, Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.

Özel sektöre, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.

 Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak.

 Kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak.
 
 Üretimin artması için atıl araziler değerlendirilecek, yüksek verim için teknolojik tarıma geçilecek
 Teşvikler artık 3 yıllığına verilecek, hibe destekleriyle “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.
 
 Ürün kaybının engellenmesi için özel sektöre de, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.
 Et ihtiyacı için damızlık hayvan desteği sürecek. Yem fabrikaları ve meralar devreye alınacak.
 
 
Milli Tarım Projesi ile sürdürülebilir tarım ve hayvancılık anlayışı politikaların çerçevesini oluştururken, 2003-2017 döneminde 5,6 milyon hektar alanda arazi toplulaştırması tamamlandı.
Söz konusu dönemde çiftçilere 2018 yılı haziran sonu itibarıyla toplam 113,1 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapıldı. Bu dönemde, genç çiftçilere, küçük aile işletmelerine, çoban istihdamına, tarıma dayalı işletme yatırımlarına özel destekler sağlanırken, ilk defa çiftçilerin kullandığı mazotun maliyetinin yarısı destek olarak çiftçiye ödendi, tarım sigortalarının kapsamı genişletilerek birçok ürün doğal felaketlere karşı teminat altına alındı.
Çiğ süt fiyatlarının dengelenmesi için müdahale alımları yapılırken, et fiyatlarını spekülatif hareketlerden korumak amacıyla da Et ve Süt Kurumunca (ESK) tedarik edilen ithal etlerin marketlerde ucuza satılması uygulaması hayata geçirildi.
Öte yandan bu dönemde gıda enflasyonunun hava koşullarının yanı sıra spekülatif hareketlerin ve ürün zincirindeki problemlerin etkisiyle aşırı yükselmesi hem enflasyonu tetikledi hem de daha fazla tarım ürünleri ithalatının kapısını araladı.
TARIMSAL DESTEKLER 3 YILLIK PLANLANACAK
Yeni dönemde Tarım ve Orman Bakanlığınca planlı tarım ve çağdaş hayvancılık uygulamalarına yönelik gerekli yapısal dönüşümler, tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek.
Bakanlığın iki önemli ayağından biri olan tarım alanında öncelikle tarımsal desteklerin sayısı azaltılarak daha etkin destekleme politikası izlenecek, tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.
Gelecek dönemde kümülatif olarak 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak. Tarım sanayi entegrasyonunu sağlamak için tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe vermeye devam edilecek, 81 il ve 250 köyde "Birlikte Üretim Modeli" hayata geçirilecek.
Ayrıca 2020 yılına kadar IPARD-II kapsamındaki destekler sürdürülecek, 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak. Yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern tarımsal tekniklerin yatırımları desteklenecek.
Özellikle gıda enflasyonunun kontrol altına alınması için tarımsal destekler şekillendirilirken, Türkiye'nin arz dengesi ve dış ticaret politikaları da dikkate alınacak. Tarımsal desteklemelerde ürün deseni ve su potansiyeli uyumu gözetilerek, sertifikalı üretim yöntemlerine önem verilecek.
Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan'da kiralanan arazi TİGEM'in öncülüğünde Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.
Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşması ve gelişmesi için uzun süreli kiralama garantisi kapsamında özel sektöre lisanslı depo yaptırılacak.
Hazine arazilerinde tarım yapan çiftçilerin kullanımlarına ilişkin iyileştirmeler ve satın alma olanakları getirilecek.
Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak, Doğu Anadolu Bölgesinde entegre tesislerin kurulması desteklenecek.
Yetiştiricilere 250 bin damızlık gebe düve, 300 başa kadar olmak üzere toplamda 500 bin baş damızlık koyun desteği ve süt piyasasının regülasyonu uygulamasına devam edilecek.
 
GAP KAPSAMINDAKİ BÖLGELERİN TAMAMI SULAMAYA AÇILACAK
 
Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek. Kurulma aşamasındaki 17 Araştırma ve Eğitim Merkezi ile Ar-Ge çalışmalarına hız verilecek.
GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek, orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekarın tamamı sulamaya açılacak, Konya Ovası Projesi (KOP) ile Akdeniz’e boşa akan suların Konya Ovası’na yönlendirilmesi, vahşi yer altı sulamalarının yağmurlama veya damlamalı sulama usullerine dönüştürülmesiyle su ve enerji sarfiyatında tasarruf sağlanacak. KOP'ta 2019 sonuna kadar hedeflenen 11 milyon dekar arazinin tamamı, Doğu Anadolu Projesi’yle 2,3 milyon dekar arazi daha sulamaya açılacak.
Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak, teminat sorunları hafifletilecek, arazi bankacılığı gibi modellerle atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak, hayvancılık üretiminin artırılması için kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak, küçükbaş hayvancılığın gelişimi için meraların kullanımı teşvik edilecek, bu konuda büyük yatırım yapmak isteyen yatırımcılara yer temin edilecek.
Yeni sistem ile tarım ve ormancılık politikaları yerlilik ve millilik ekseninde oluşturulacak. Kaynakların daha verimli ve adil kullanımını sağlamak için yeni çalışmalar yapılacak.
 
AĞAÇLANDIRMADA 4 MİLYARI AŞKIN FİDAN TOPRAKLA BULUŞTU
 
Bakanlığın diğer önemli ayağı olan ormancılık alanında da son 16 yılda Türkiye'deki doğal sit alanı ve milli parklar gibi korunan alanların sayısı 175’ten 558’e çıkarıldı.
Hidrolik enerji, sulama, içme suyu ve taşkın koruma alanlarında, 2003 yılından 2017 sonuna kadar yaklaşık 126 milyar lira yatırım gerçekleştirildi.
Söz konusu dönemde 525’i baraj, 527’si HES, 336’sı gölet, bin 232’si sulama tesisi, 207’si içme ve kullanma suyu temini tesisi, 17’si atıksu arıtma tesisi ve 4 bin 640’ı taşkın koruma tesisi olmak üzere toplam 7 bin 484 tesis hayata geçirildi. Toplam ekonomik sulanabilir 85 milyon dekar arazinin, 65 milyon dekarı sulamaya açıldı.
 
İçme suyu eylem planları ile şehirlerin 2071 yılına kadar su ihtiyacı planlandı.
Ağaçlandırma kapsamında 4 milyarı aşkın fidan toprakla buluştu. 2015-2019 dönemini kapsayan "5 Bin Köye, 5 Bin Gelir Getirici Orman" projesi yürütüldü.
Orman kadastro çalışmaları tamamlandı, Ulusal Çölleşme Risk Haritası hazırlandı ve Toprak Bilgi Sistemi kuruldu, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanteri projesini 54 ilde tamamlandı.
Hayvanları Koruma Kanunu, sokak hayvanlarının rehabilitasyonu maksadıyla 2004 yılında yürürlüğe girdi, 81 yaban hayatı geliştirme sahası aktifleştirildi.
 
KORUNAN ALANLARIN SAYISI 653'E ÇIKARILACAK
 
Yeni dönemde Türkiye'nin ekonomik sulanabilir arazilerinin tamamı 2023 sonuna kadar sulamaya açılacak.
Arıtılmış atık suların ekonomiye yeniden kazandırılması amacıyla yüzde 1,2 olan yeniden kullanım oranı 2023 yılına kadar yüzde 5’e çıkarılacak.
Korunan alanlarda, tabiat eğitim merkezleri, yaz okulu ve gençlik kampları tesis ederek tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütülecek. Korunan alanların sayısı 2023 sonunda 653’e çıkarılacak.
Türkiye'deki mağaralar araştırılacak, veriler ışığında mağaralar tabiat varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alınacak.
Yer üstü ve yer altı su kaynaklarını kapsayacak şekilde su havzaları koruma altına alacak, "Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi Modeli"ne geçilecek. Ulusal Su Planı ve Ulusal Su Güvenliği Planı yayınlanacak.
Şehir ormanları sayısı 2019 yılına kadar 160’a çıkarılacak, 2019 sonuna kadar ormanların tamamının tapu ve tescil işlemleri gerçekleştirilecek.
 
Felaketlerin önlenmesi için 2023 yılına kadar 25 Çığ Kontrol Projesi ve Çığ Tehlike Haritası, 35 Heyelan Kontrol Projesi ve Heyelan Tehlike Haritası, 250 alanda sel kontrol projesi hayata geçirilecek.
Orman alanlarını çoğaltmak, erozyonu önlemek, ceviz, badem, zeytin gibi ürünlerin üretimini desteklemek üzere 10 bin dönüme kadar Hazine taşınmazı gerçek ve tüzel kişilere kiralama amaçlı arz edilecek.


 
 
13.7.2018
Devamı

Çiftçi gelecekten umutlu değil

Türkiye’de çiftçilerin nabzını tutarak tarım sektöründeki mevcut tablonun daha net ve doğru şekilde anlaşılmasına yardımcı olacak önemli bir anket çalışması yapıldı. Doktar tarafından yapılan anket 81 ilin 665 ilçesinde üçbin yüzseksen yedi çiftçi ile görüşülerek gerçekleşti.
 
Tarım alanında faaliyet gösteren bilgi şirketi Doktar, Nisan 2018-Mayıs 2018 arasında 81 ilin 665 ilçesinde 3 bin 187 üreticiyle görüşerek “Çiftçinin Nabzı Araştırması”nı gerçekleştirerek çiftçilerin 5 yıl öncesine göre kazançlarının %61 azalırken, çiftçilerin %84 ise para biriktirecek kadar kazanç elde etmediklerini söyledi. Çiftçilerin %56 sı maliyet hesabı yapmazken %71i ise girdileri vadeli alıyor. Bloomberk ten İrfan Donatın haberine Çiftçiye en çok kredi sağlayan kurumların başında yüzde 43 ile Tarım Kredi Kooperatifleri geliyor. Bankalar yüzde 42 ile ikinci sırada yer alırken, bayiler yüzde 31’lik oranla üçüncü sırayı alıyor. Çiftçiye kredi sağlayan diğer kanallar ise yüzde 14 ile tüccar ve yüzde 3 ile fabrikalar olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sorunun cevabına bölgesel açıdan bakıldığında anketin ilginç denilebilecek sonuçları ise şöyle: Trakya’daki üreticilerin yüzde 59’u Kredi Kooperatifleri ile çalışırken, Çukurova’daki üreticilerin yüzde 54’ü ise bankalarla çalışıyor. GAP’taki çiftçilerin yarısı, daha yüksek faiz ödedikleri halde bayiler ile çalışıyor.
 
Kırsaldaki üreticilerin profil ve gelirini, finans ve bankacılık konusundaki uygulamalarını, ürün satışında gerçekleştirdikleri aktiviteleri ortaya koyan anket çalışması, çiftçilerin teknik yeterliliklerini, yaşama ve teknolojiye karşı bakışını ve tarım markaları ile ilişkilerine yönelik de ipuçları veriyor.
Dolayısıyla bu araştırma, tarımla doğrudan ya da dolaylı ilişkisi olan tüm kamu kurumları ve özel sektör için yol haritası niteliğinde bulgulara sahip.
Lafı fazla uzatmadan ankette gözümüze çarpan ilginç verileri özetle sizlerle paylaşalım:
ÇİFTÇİLERİN %61’İNİN KAZANCI 5 YIL ÖNCESİNE GÖRE AZALDI
Doktar’ın anketine göre çiftçilerin yüzde 61’lik bir oranı 5 yıl öncesine göre kazançlarının azaldığını söylerken, sadece yüzde 20’si gelirinin arttığını beyan ediyor. 5 yıl öncesine göre gelirinde bir değişiklik olmadığını belirten çiftçilerin oranı da yüzde 19.



Çiftçilerin yüzde 84’ü çiftçilik faaliyetlerinden para biriktirecek kadar kazanmadıklarını belirtmiş. Bir diğer deyişle çiftçilik faaliyetinden tasarruf yapabilecek kadar para kazandığını söyleyen üreticilerin oranı sadece yüzde 16.


Çiftçilerin yüzde 46’sı tarım ile para kazanılabileceğini söylüyor. Yüzde 47’lik bir kesim ise tarımsal faaliyetle iyi para kazanılamayacağını savunurken, yüzde 7 ise kararsız.
Üreticilerin yüzde 68’i yakın zamanda tarlalarına yatırım yapmamış. Yani sulama, traktör ile diğer ekipman ve alanlarda tarlasına/bahçesine yatırım yapabilen çiftçinin oranı sadece yüzde 32 seviyesinde.
Son 3 yıl içinde yatırım yapabilenlerin kendi içindeki dağılımına baktığımızda ise yüzde 59’u tercihini traktörden yana kullanmış. Sulama tarafında damla/yağmurlama gibi sistemlere yatırım yapanların oranı sadece yüzde 31 seviyesinde. Yüzde 9’u ise dondan koruma sistemleri, yeni bahçe tesisi gibi alanlara yatırım yapıyor.
ÇİFTÇİLERİN %56’SI MALİYET HESABI YAPMIYOR
Anket sonuçları çiftçinin finansal okuryazarlık konusundaki mevcut durumunu da net bir şekilde ortaya koyuyor.
Ankete göre çiftçilerin yarıdan fazlası maliyet hesabı yapmıyor.
Türkiye’de maliyet hesabı yapan çiftçi oranı sadece yüzde 44 seviyesinde, geriye kalan yüzde 56’lık kesim gider/gelir hesabı tutmuyor.
ÇİFTÇİLERİN %71’İ GİRDİLERİ VADELİ ALIYOR
Her zaman dile getirdiğimiz üzere üreticilerin en büyük sorunlarından bir tanesi ithalata bağımlı durumdaki girdilerin maliyeti ve erişim koşulları.
Ankete göre girdilerini peşin olarak alan çiftçilerin oranı yüzde 29 seviyesinde. Bir başka deyişle çiftçilerin yüzde 71’i girdilerini vadeli şekilde tedarik ediyor ve en erken hasatta ödeyebiliyor.


 
Çiftçiye en çok kredi sağlayan kurumların başında yüzde 43 ile Tarım Kredi Kooperatifleri geliyor. Bankalar yüzde 42 ile ikinci sırada yer alırken, bayiler yüzde 31’lik oranla üçüncü sırayı alıyor. Çiftçiye kredi sağlayan diğer kanallar ise yüzde 14 ile tüccar ve yüzde 3 ile fabrikalar olarak karşımıza çıkıyor.
Bu sorunun cevabına bölgesel açıdan bakıldığında anketin ilginç denilebilecek sonuçları ise şöyle: Trakya’daki üreticilerin yüzde 59’u Kredi Kooperatifleri ile çalışırken, Çukurova’daki üreticilerin yüzde 54’ü ise bankalarla çalışıyor. GAP’taki çiftçilerin yarısı, daha yüksek faiz ödedikleri halde bayiler ile çalışıyor.
ÇİFTÇİLERİN YARISI ÖDEDİĞİ FAİZİ BİLMİYOR
Ama işin daha da ilginç ve vahim tarafı şu ki kredi kullanan çiftçilerin yüzde 52’si ödediği faizin oranı ya da miktarını yani borçlanma maliyetini bilmiyor.
Banka ile çalışma oranı en düşük bölgeler olarak Doğu ve Batı Karadeniz karşımıza çıkıyor. Bu bölgelerdeki çiftçiler aynı zamanda girdileri peşin temin etmede en yüksek orana sahip.
Peki çiftçiler bankalar ile çalışmak konusunda neden çekimser?
Ankete göre bankalarla çalışmak istemeyen çiftçilerin yüzde 27’si yüksek faiz ödeyeceklerini düşündükleri için bankanın kapısını çalmıyor.
Yüzde 21’i ihtiyaç duymadığı için, yüzde 13’ü kredi alamadığı için ve yüzde 10’u da vade günü ertelemesi olmadığı için bankalarla çalışmayı tercih etmiyor. Gerekçelerini prosedür çokluğu olarak gösterenlerin oranı yüzde 8 iken başka borcu olduğu için banka ile çalışmak istemeyen çiftçilerin oranı yüzde 7. Çiftçilerin yüzde 6’sı banka ile çalışmanın avantajı olmadığını görüşünde iken yüzde 5’i ise güvenmediği gerekçesiyle banka ile çalışmaya sıcak bakmıyor.

 
Doktar’ın anketine göre çiftçilerin yüzde 24’ü tarım sigortası yaptırıyor. Büyük üreticilerin yüzde 39’u sigorta yaptırırken, küçük üreticilerde bu oran yüzde 16’da kalıyor.
ÇİFTÇİLERİN %59’U ÜRÜNÜNÜ TÜCCARA SATIYOR
Anketin en can alıcı bölümlerinden bir tanesi de üreticinin malını kime hangi kanal üzerinden sattığı ile ilgili.
Çiftçilerin verdiği yanıtlara bakıldığından neredeyse her ürün grubundaki üretici için tüccar, bir numaralı alıcı konumunda. Çiftçilerin yüzde 59’u ürününü tüccara satıyor.
Kooperatif, birlik ya da kurum üzerinden ürününü pazarlayan çiftçilerin oranı sadece yüzde 16. Çiftçilerin yüzde 11’i ürününü fabrikalara satarken, yüzde 11’i ise ürününü aracısız şekilde son tüketiciye ulaştırma şansı buluyor. Çiftçilerin yüzde 7’si de ürününü hal üzerinden satıyor.


ÜRETİCİLERİN %68’İ PARASINI HASATTA ALIYOR
Peki üreticiler sattıkları ürünlerin parasını ne zaman alabiliyor?
Ürününü hemen hasatta alan üreticilerin oranı yüzde 68 seviyesinde. Hasattan 1 ay sonra parasını alanların oranı yüzde 18 iken, hasattan 2-3 ay sonra alabilenlerin oranı yüzde 8 seviyesinde. Çiftçilerin yüzde 5’i ise hasattan ancak 4-6 ay sonra ürününün parasını alabiliyor.
Anketten çıkan önemli bir sonuç da şu: Çiftçi büyüklüğü ile beraber çiftçinin ürünü saklayarak satış gücünü arttırma kapasitesi de artıyor.
Gelecek dönemde arz-talep dengesinin ve fiyatlarda istikrarın sağlanması açısından en önemli enstrümanlardan biri olarak nitelenen lisanslı depoculuk konusuna da çiftçi şuan için uzak gözüküyor.
Ankete göre çiftçilerin sadece yüzde 1’i lisanslı depoculuğu kullanırken, yüzde 77’si ise lisanslı depoculuğu hiç duymadığını belirtiyor. Küçük üreticiler arasında lisanslı depoculuk kullanan neredeyse yok gibiyken büyük ölçekli üreticilerde lisanslı depoculuğu kullananların oranı yüzde 4 seviyesinde.
ÇİFTÇİ NE EKECEĞİNE KENDİ KARAR VERİYOR
Tarımda planlama sorunu olduğunu her fırsatta dile getiriyoruz.
Anket sonuçları da bize çiftçinin bu konuda kendi başına karar verdiğini gösteriyor. Çiftçilerin yaklaşık yüzde 80’i ne ekeceğine kendisi karar veriyor. Aile ve yakın çevresinin telkiniyle üreteceği ürüne karar verenlerin oranı yüzde 10 iken, üreticilerin yüzde 4’ü ise ziraat mühendislerine danışarak ekeceği ürüne karar veriyor.
Peki çiftçi başta gübre ve ilaç olmak üzere girdi kullanımında en çok kime danışıyor?
Ankete göre çiftçilerin yüzde 55’i kendi kararına göre gübre ve ilaç kullanıyor.
Kendi kararı dışında gübre ve ilaç için bayiye danışanların oranı yüzde 18 seviyesinde. Çiftçilerin yüzde 12’si il/ilçe tarım müdürlüklerine, yüzde 8’i aile ve yakın çevresine, toplamda yüzde 17’lik kısmı ise serbest danışman niteliğindeki ziraat mühendisleri, Tarım Kredi Kooperatifi ya ziraat odasına bağlı ziraat mühendislerine söz konusu girdilerin kullanımında danışıyor.

 
Çiftçilerin yüzde 27’si teknik konularda kimseye danışmıyor. Yüzde 25’lik kesim ise Tarım Müdürlüklerine danışırken yüzde 24’ü ise bayilere danışıyor.
Aslında anketteki bu sonuçları şöyle de okuyabiliriz: Ziraat Odaları ve Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçinin ne ilaç ve gübre tercihinde ne de teknik konulardaki danışmanlık ihtiyacında etkili olamıyor. Bayiler bu konuda çok daha etkin ve yönlendirici konumda.
TOPRAK ANALİZSİZ ÜRETİM
Toprak analizinin tarımsal üretimin maliyeti, verimi ve kalitesi açısından ne kadar önemli olduğu konusunda çiftçilerde tam bir farkındalık yaratılamadığı da ankette karşımıza çıkan bir başka sonuç.
Çünkü Doktar’ın çiftçi anketine göre Türkiye’de hâlâ üreticilerin yüzde 57’si toprak analizi yaptırmıyor, yüzde 51’i de düzenli ziraat mühendisi desteği almıyor.
Peki mevcut koşullarda çiftçi açısından en önemli 3 sorun ne?
Mazot maliyeti, gübre maliyeti ve pazara erişimde zorluk, çiftçinin en önemli 3 sorunu olarak karşımıza çıkıyor.
Bu cevaplar çok şaşırtıcı değil, zira bahsedilen meseleler tarım sektörü açısından kronik sorunlar ama yine de bu veriler tarımın geleceğini şekillendirmek isteyenler açısından önemli.
Çiftçilerin yüzde 57’si en önemli sorun olarak yüksek mazot maliyetini gösterirken, yüzde 44’lük bir kesim için en önemli sorun yüksek gübre maliyeti.
Üreticilerin yüzde 27’si ise en önemli sorun olarak pazara erişimdeki zorluklar ve hak edilen fiyata ürünlerini satamamayı gösteriyor.

 
ÇİFTÇİLER GELECEKTEN NE BEKLİYOR?
Anketin “Hayata ve Geleceğe Bakış” kısmında ise çiftçinin geleceğe yönelik umut taşıyıp taşımadığına değinilmiş.
Türkiye’deki çiftçilerin yüzde 45’i gelecekten umutlu değil, yüzde 19’u ise bu konuda kararsız.
Üreticilerin yüzde 41’i gelecekten umutlu olduğunu söylüyor ama ilginç olan ise büyük çiftçilerin daha da umutsuz olması. Zira büyük çiftçilerin yüzde 52 gibi yarıdan fazla bir oranı gelecek için umutlu olmadığını dile getiriyor.
Umut olmayınca kırsaldaki nüfusu tutmak da zor oluyor.
Ankete göre çiftçilerin yarısından fazlasının – yüzde 52- ailesinde şehre göç eden bir birey mevcut. Küçük, orta ve büyük ölçekli çiftçiler arasında küçük çiftçiler göçten en çok etkilenen gruplar arasında yer alıyor. Özellikle Doğu Anadolu, Doğu ve Batı Karadeniz göçten en çok etkilenen bölgelerin başında geliyor.
ÇİFTÇİLERİN %64’Ü ÇOCUKLARININ TARIMLA UĞRAŞMASINI İSTEMİYOR
Bu işte gelecek görmeyen çiftçilerin önemli bir kısmı çocuklarının ileride tarımla uğraşmasını istemiyor.
Ankete göre üreticilerin yüzde 64’ü çocuklarının kendileri gibi çiftçilikle uğraşmasını, tarımsal üretim yapmasını istemiyor.
Bu soruya ‘İsterim’ ve ‘Kesinlikle isterim’ şeklinde yanıt veren çiftçilerin oranı ise sadece yüzde 30. Ancak ‘kesinlikle isterim’ diyen yüzde 5 ile ‘kesinlikle istemem’ diyen yüzde 20 arasındaki 4 katlık keskin fark da dikkat çekici.


ÜRETİCİLERİN %56’SI TARIM POLİTİKALARINDAN MEMNUN DEĞİL
Anketin önemli başlıklarından bir tanesi de çiftçinin kamu politikalarına yönelik görüşü.
Üreticilerin yüzde 58’i devletin tarım politikalarından memnun olmadığını dile getiriyor. Memnun olanların oranı ise yüzde 29 iken çiftçilerin yüzde 13’ü ise bu konuda kararsız olduğunu belirtiyor.

 
Büyük çiftçilerin tarım politikalarından memnuniyetsizlik oranı ise yüzde 72 ile ortalamanın daha da üzerinde. Büyük çiftçilerde memnuniyet oranı yüzde 16 seviyesinde.
Doktar’ın çiftçinin nabzı anketinde öne çıkan noktaları paylaşmaya çalıştık.
Doktar Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü Tanzer Bilgen, ankette öne çıkan bulguları şu şekilde özetliyor: “Çalışmanın en önemli bulgusu, çiftçi işini profesyonel yönetmiyor. Profesyonel yönetimden kastım ne? Kârlı bir şirket için finansal ve operasyonel olarak dikkat etmeniz konular var. Çiftçiler bunların hiçbirini yapmıyor. Yani birkaç cümle ile özetlemek gerekirse çiftçi için ‘tarım eşittir tarla’ halbuki ‘tarım eşittir tarımsal işletme’ olmalı.”
Özetle, bu anketi değerlendirirken karşımıza yine finansal okuryazarlık, eğitim, planlama ve örgütlenme tarafındaki eksikliklerimiz çıkıyor.
Umarız bu anketin sonuçları iyi analiz edilerek yeni dönemdeki tarım politikalarının ve kırsal kalkınma stratejilerinin şekillenmesine katkıda bulunur.
 
 
12.7.2018
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığının Görev Yetkileri Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde iki bakanlığın birleştirilmesiyle oluşturulan Tarım ve Orman Bakanlığı'nın görev ve yetkileri belli oldu.
Gıda üretimi güvenliği, kırsal kalkınma, çiftçilerin örgütlenmesi, tarım piyasalarının düzenlenmesi gibi konulardan sorumlu olacak olan Tarım ve Orman Bakanlığı aynı zamanda ormanların korunarak geliştirilmesi, çölleşme ve erozyonla mücadele, mera ıslahı gibi alanlardan da sorumlu olacak.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne dair 1 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, Resmi Gazete'nin dünkü sayısında yayımlandı.
Buna göre, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi çerçevesinde Tarım ve Orman Bakanlığının görev ve yetkileri ile teşkilat yapısı da belirlendi.
Bakanlığın görev ve yetkileri arasında, gıda üretimi güvenliği ve güvenirliği, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması ile verimli kullanılmasını sağlamak yer aldı. Çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlenmesi, tarımsal desteklemelerin etkin şekilde yönetilmesi, tarımsal piyasaların düzenlenmesi gibi hususlar bakanlığın ana faaliyet konuları arasında sıralandı. Ayrıca, ormanların korunması, geliştirilmesi, işletilmesi, ıslahı ve bakımı, çölleşme ve erozyonla mücadele, ağaçlandırma ve ormanla ilgili mera ıslahı konularında politikalar oluşturulması amacıyla çalışmalar yapmak, tabiatın korunmasına yönelik politikalar geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmek, korunan alanların tespiti, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve biyolojik çeşitlilikle av ve yaban hayatının korunması, yönetimi, geliştirilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesi bakanlığın sorumluluk sahaları olarak belirtildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatlarından oluşacak.
Bakanlığın hizmet birimlerinde, Gıda ve Kontrol, Bitkisel Üretim, Hayvancılık, Balık ve Su Ürünleri, Tarım Reformu, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele, Doğa Koruma ve Milli Parklar, Su Yönetimi, Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler ve Personel genel müdürlükleri ile Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, Strateji Geliştirme Başkanlığı, Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı, Şeker Dairesi Başkanlığı, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı, Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı, Hukuk Müşavirliği, Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği, Özel Kalem Müdürlüğü yer alacak.
Bakanlığa bağlı, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, hayvan refahını sağlamaya yönelik çalışmalar yapacak, güvenilir gıda ve yem arzını sağlayacak. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü de çayır, mera ve yaylaları koruyacak tedbirleri alacak.
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, toprağın korunması ve tabi kaynakların geliştirilmesi amacıyla havza bütünlüğü esas alınarak çölleşme ve erozyonla mücadele, çığ, heyelan ve sel kontrolüyle entegre havza ıslahı plan ve projelerini yapacak, uygulanmasını izleyecek, bu faaliyetlere proje bazında destek verecek.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü, milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları ve sulak alanların tespiti, bunlardan Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tescil edilenlerin korunması, geliştirilmesi, tanıtılması, yönetilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesiyle ilgili işleri yürütecek.
Öte yandan bakanlık, görev alanına giren konularla ilgili olarak çalışmalarda bulunmak üzere diğer bakanlıklar, kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve konuyla ilgili uzmanların katılımlarıyla geçici çalışma grupları oluşturabilecek. 
 
 
11.7.2018
Devamı

Çiftçinin yüzü Gülsün Çocuklarımız Ormanla Büyüsün

Bakan Pakdemirli’den İlk Mesaj :  Çiftçinin yüzü Gülsün Çocuklarımız Ormanla Büyüsün
Yeni kabinenin açıklanması ile birlikte kabinenin 16 bakanı TBMM de yemin töreninin ardından devir teslim törenleri ’de gerçekleşti. İl tören Orman bakanlığında gerçekleşirken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında ise yeni dönemin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli görevi Ahmet Eşref Fakıbaba’dan devraldı. Bakanlığın makam katında gerçekleşen törende  Yeni Bakan Bekir Pakdemirli Çiftçimizin yüzü gülsün Çocuklarımız ormanla büyüsün mesajı verdi. Bakan Pakdemirli devir teslim töreninde şu sözlere yer verdi.  "Elinizi ayağınızı buradan çekmeyin, biz her zaman sizden faydalanmak isteriz" dedi.
Yeni dönemde üretici ve tüketiciyi koruyan bir şekilde çiftçiliği ileriye götüreceklerini söyleyen Pakdemirli, yerli ve milli duruş sergileyeceklerinin altını çizdi. Türkiye’yi 2023 hedeflerine taşıyacaklarını kaydeden Pakdemir, "Petrolümüz yok, altınımız yok ama çok güzel topraklarımız var. Tarımın yapıldığı ilk yer. Suyumuzu, toprağımızı iyi kullanacağız. Zaman zaman hata da yapacağız, bizi koruyup kolladıkları için medya mensuplarımıza da teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.
 
10.7.2018
Devamı

Bakan Pakdemirli Kimdir

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe'deki  töreninin ardından yeni kabinede yer alan bakanları açıkladı. Buna göre 1973 yılında İzmir'de doğan merhum eski Başbakan Yardımcısı Ekrem Pakdemirli'nin oğlu Bekir Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanı oldu. BİM, Turkcell ve Albara'nın yönetim kurulu üyesi görevlerini de yapan Pakdemirli, Bilkent Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde lisans eğitimini tamamladıktan sonra Başkent Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı ve Celal Bayar Üniversitesi İktisat Bölümü’nde doktora çalışmalarını yürüttü. Gıda, tarım, hayvancılık, teknoloji ve otomotiv alanlarında serbest girişimcilik yapan Pakdemirli, çeşitli şirketlerin kuruluşunda ve yönetiminde yer aldı. Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu arasında bulunan bir firmada ve halka açık bir gıda firmasında genel müdürlük görevlerini üstlenen Pakdemirli, uluslararası bir gıda şirketindeki üst düzey yöneticilik görevinin ardından yine aynı şirkette danışmanlık yaptı. Pakdemirli, sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında Tarihi Kemeraltı AŞ ve Türkiye Ruh Sağlığı Tedavi Vakfı Yönetim Kurulu üyeliklerini, Anadolu Otizm Vakfı Mütevelli üyeliğini, Sermaye Piyasası Yatırımcıları Derneği üyeliğini de sürdürüyor. Deniz kaptanlığı, pilotluk ve amatör telsizcilik gibi hobileri bulunan Pakdemirli, İngilizce biliyor. Pakdemirli, evli ve üç çocuk babası.
 
10.7.2018
Devamı

Pakdemirliden İlk Açıklama

Bakan Pakdemirli, tarımın her tarafına dokunmuş bir aileden geldiğini söyledi.
Pakdemirli, "Bize bu görevi layık gören Reis-i Cumhurumuza, Erdoğan Bey'e çok çok teşekkür ederim. Çok büyük bir sorumluluk. Omuzlarımızda büyük bir sorumluluk hissettiriyor ama bir yandan da çok büyük bir şeref. Memleketimize, insanlarımıza hizmet etmek büyük mutluluk" dedi.
Bakanlığı bekleyip beklemediği sorusu üzerine Pakdemirli, "Açıkçası ben çok yakın bir zamanda duydum. Ancak bakanlığın bu olacağını ben de bilmiyordum. Ama bu bizim uzak olduğumuz bir şey değil. Çiftliğimiz var. Üzümümüz, incirimiz, tavuk kümeslerimiz var. Yani tarımın her tarafına dokunmuş bir aileyiz. Zor olmayacak diye düşünüyorum. Allah hepimizi muvaffak etsin. Tabii görevlerin hepsi zor. İnşallah zoru hemen yaparız, imkansız da biraz zaman alır" diye konuştu.
 
 
10.7.2018
Devamı

Ya Süt Fiyatları Yükseltilsin, Ya Yem Fiyatları Düşürülsün

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dermenci  süt ve yem fiyatlarını değerlendirdi. Başkan Dermenci “Bizler Süt üreticileri olarak, Ulusal Süt Konseyi’nin temmuz ayı içerisinde toplanarak, yem-süt paritesi, artan yem fiyatları, girdi maliyetleri ve enflasyonu da göz önünde bulundurarak, süt fiyatlarını belirlemesini istiyoruz.
Ocak ayında süt fiyatları belirlenirken, bir çuval yemin fiyatı 45-50 TL arasındaydı. Bugün baktığımızda bu rakam 65-70 TL arasında değişmektedir.”dedi.  Başkan Dermenci yem fiyatlarına ilişkin ise şu sözlere yer verdi. “Bakanlığımızdan acilen yem sanayicilerimizle görüşülüp, yem fiyatlarında olması gereken indirimin yapılması ve biran önce istikrarın sağlanarak, üreticilerimizin önünün açılmasını istemekteyiz.” Dedi.
Dermenci yazılı açıklamasında şunlara değindi.
 
"Ankara’da gerçekleştirilen son Ulusal Süt Konseyi toplantısında, bir litre sütün fiyatı 1,53 TL olarak belirlenmişti. Aradan 7 ay geçmesine rağmen Haziran ayı içerisinde yapılması planlanan Ulusal Süt Konseyi Toplantısı hala yapılamamıştır.
 
Bizler Süt üreticileri olarak, Ulusal Süt Konseyi’nin temmuz ayı içerisinde toplanarak, yem-süt paritesi, artan yem fiyatları, girdi maliyetleri ve enflasyonu da göz önünde bulundurarak, süt fiyatlarını belirlemesini istiyoruz.
 
Ocak ayında süt fiyatları belirlenirken, bir çuval yemin fiyatı 45-50 TL arasındaydı. Bugün baktığımızda bu rakam 65-70 TL arasında değişmektedir.
 
Süt fiyatı belirlenirken girdi maliyeti kesinlikle ve kesinlikle göz önünde bulundurulmalı veya süt fiyatı yem fiyatının artış oranına göre belirlenmeli ya da Devletimiz acilen yem fiyatlarına müdahale ederek, yem fiyatında indirime gitmelidir. Aksi takdirde bu yem fiyatlarıyla sürdürülebilir bir süt ve besi hayvancılığının yapılması mümkün olmayacaktır.
 
Yem sanayicilerimiz yaklaşık 2-3 ay önce kur’daki artış ve hammadde bulmadaki yaşadığı sorunu ortaya koyarak yem fiyatlarında anlık ve güncel olarak ciddi bir artışa gittiler.   
 
Yem Fiyatlarında indirim bekliyoruz
 
Fakat bugün baktığımızda seçimlerden sonra kur fiyatlarında bir istikrar sağlandığı aşikârdır. Ülkemizde hasat mevsiminin gelmesiyle, arpa ve buğday hasadının birçok bölgemizde yapılmış ve yapılmakta olduğu bu dönemde, yemlik arpa ve buğday fiyatları da göz önüne alındığında, yem sanayicimizin daha önce ciddi artış uyguladığı yem fiyatlarının, maliyet oranlarının düşmesiyle yem fiyatlarında indirim bekliyoruz.
 
Eğer yetiştiricilerimiz sürdürülebilir ve karlı bir hayvancılık yapamaz ve yeteri kadar bir kazanç elde edemezse, hayvanlarını satıp üretimden çekilmek zorunda kalacaklardır. Böyle bir durumun yaşanmaması için Bakanlığımızda acil olarak Ulusal Süt Konseyinin toplanmasını ve bunun yanında da yem sanayicilerimizle görüşülüp, yem fiyatlarında olması gereken indirimin yapılması ve biran önce istikrarın sağlanarak, üreticilerimizin önünün açılmasını istemekteyiz."dedi.
 
 
 
5.7.2018
Devamı

Süt Üreticisinin Gözü Komite'de

Süt üreticisinin gözü komitede. Çiğ süte 6 ay önce zam yapılmıştı. 6 aylık zaman diliminde birçok ürüne zam geldi. Yetiştiricinin en çok girdisi olan yem’e ise yüzde yirmi ile yirmi beş arasında zam geldi. Ulusal Süt Konseyi (USK ) ise temmuz ayında yapacağı toplantıda Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Komitesi'nden süt fiyatının artırılması hususunda destek bekliyor.
Yetiştirici ise artan girdi maliyetlerinden dem vurmaya devama ediyor. Üretimin devam edebilmesi açısından yem fiyatlarında veya çiğ süt fiyatlarında acilen yetiştirici revizyon bekliyor. Üretim maliyetlerinin istenilen ölçülere düşürülememesi durumunda üreticileri daha da zor günler bekliyor. Çiğ sütte acilen fiyat artımı yapılmalı. Yetiştiricinin en büyük girdisi olan yem fiyatlarının aşağı çekilmesi için de süspanse uygulanmalıdır.
Bunların yapılmaması durumunda üreticinin alın teri damızlık süt hayvanları yaklaşan kurban bayramında kurban olacak.
 
 
4.7.2018
Devamı

Fındıkta Rekolte 10 Temmuzda Açıklanacak

Fındıkta rekolte tespit çalışmaları tamamlandı Trabzon’un bu yıl 18 ilçesinde de tespit yapılırken, rekoltenin 10 Temmuz’da açıklanması bekleniyor. Fındıkta rekolte tespit çalışmaları tamamlandı. Trabzon’un bu yıl 18 ilçesinde de tespit yapılırken, rekoltenin 10 Temmuz’da açıklanması bekleniyor
 
İHA'nın haberine göre, 2018 ürünü fındık rekoltesinin tespiti için Türkiye genelinde olduğu gibi, Trabzon’da da 25 Haziran’da başlatılan çalışmalar tamamlandı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın koordinasyonunda fındıkla ilgili tüm kesimlerin temsil edildiği komite tarafından belirlenen rekolte için bu yıl Trabzon’un tüm ilçelerinde çotanak sayımı gerçekleştirildi. Önceki yıllarda Trabzon’un ağırlıklı olarak fındık üretilen 10 ilçesinde rekolte tespiti yapılıyordu.
Sahil, orta ve yüksek kesimlerde örnekleme yöntemi ile rekolte tespiti yapan komisyonda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı  İl Müdürlüğü, Trabzon Ticaret Borsası (TTB) Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Genel Sekreterliği (DKİB), S.S. Fındık Tarım Satış Koop. Birliği Genel Müdürlüğü (Fiskobirlik), Karadeniz İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği, (KİB), Giresun Fındık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (GFAE) ve Ulusal Fındık Konseyi (UFK) yetkilileri yer aldı.
Öte yandan yaklaşık 65 bin hektarlık bir alanda fındık üretiminin yapıldığı Trabzon’da, 2018 yılı fındık rekoltesinin Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Türkiye geneli ile birlikte 10 Temmuz’da açıklanması bekleniyor.
 
 
3.7.2018
Devamı

Gıda Fiyatları Arttı

İstanbul Ticaret Odasının  verilerine göre, İstanbul'da haziranda bir önceki aya kıyasla perakende fiyatlar yüzde 1,27, toptan fiyatlar yüzde 1,4 arttı.
İstanbul'da, haziran ayında bir önceki aya kıyasla perakende fiyatlarda yüzde 1,27, toptan fiyatlarda ise yüzde 1,4 artış yaşandı.
İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) 1995 bazlı verilerine göre, Haziran 2018 itibarıyla Ücretliler Geçinme İndeksi yıllık ortalama yüzde 9,79, Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yıllık ortalama yüzde 12,34 artış gösterdi.
İstanbul'da haziranda bir önceki aya göre perakende fiyatlarda yüzde 1,27, toptan fiyatlarda ise yüzde 1,4 artış kaydedildi. Geçen yılın aynı ayına göre ise perakende fiyatlarda yüzde 12,15, toptan fiyatlarda da yüzde 16,34 yükseliş yaşandı.
SEKTÖREL BAZDA DEĞİŞİM ORANLARI
Perakende fiyatlar, haziranda bir önceki aya göre, sağlık ve kişisel bakım harcamalarında yüzde 4,58, ev eşyası harcamalarında yüzde 3,88, kültür, eğitim ve eğlence harcamalarında yüzde 2,29, gıda harcamalarında yüzde 1,35, giyim harcamalarında yüzde 0,88, ulaştırma ve haberleşme harcamalarında yüzde 0,76, konut harcamalarında yüzde 0,16 arttı. Diğer harcamalar grubunda fiyat değişimi izlenmedi.
 
 
2.7.2018
Devamı

Buğday'da Rekolte Kayıpları Çok

Türkiye’de son aylarda yaşanan sağanak yağışlar, bazı bölgelerde ise dolu şeklinde yağması buğday ’da kaliteyi düşürdü. Aşrı yağışlar buğday ‘da rutubeti artırmasının yanı sıra hem kaliteyi hem de hasatı zorlaştırdı.
Buğday ekim alanlarında hasat vaktinin başladığı şu günlerde çiftçiler verimin düştüğünü hasatın ise biçer döver ile zor yapıldığını vurgu yapıyor. Görülen o ki bu sene kaliteli buğday açığı ortaya çıkacak.
 Öte yandan hasatın uzun bir zaman almasından dolayı çiftçilerin diğer ekili ürünlere zaman ayıramaması da kalitenin yanı sıra rekoltenin de az olacağı yönünde.
 
 
 
 
 
28.6.2018
Devamı

Tarım Orman Birleşiyor

Önemli bir seçimi geride bıraktık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ilk turda yüzde 50’nin üstünde oy alarak yeniden seçildi. Bununla birlikte yeni dönemde başlamış oldu.  Başbakanlık tarih oldu. Bunun yerine Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemine geçildi. Yeni sistemle bakanlık sayısının daha az olmasının yanı sıra bazı bakanlıklarda birleştirilecek.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında ise önemli değişiklikler hepimizi bekliyor. Yeni sistemle birlikte hem bakanlığın adı hem de bakan değişecek.
Mevcut Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba Şanlıurfa’dan Milletvekili seçildi.  Bakan Fakıbaba yeniden atanırsa milletvekilliğinden istifa etmesi gerekiyor. Seçim döneminde Erdoğan'ın yaptığı açıklamalar ve paylaştığı yeni yönetim şemasına göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın adı "Tarım ve Orman Bakanlığı" olarak değişecek. Görülen o ki bakanlığın ismi ile birlikte birçok şeyde değişeceğe benziyor.
 Tarım konusunda ithalat ile ilgili kararlar alan Ekonomi Bakanlığının da kaldırılması tarımı etkileyecek hususlardan bir tanesi.
Ülkemizde Bakan değişimi, müsteşar değişimi ve bürokrat değişiminde bile birçok şey değişirken, bakanlığın ismi ve birleştirilmesi durumunda kim bilir neler değişecek.  Bu duruma alışıncaya kadar bizleri birçok sorunda beklemiş olacak. Bu süreçte tarım etkilenmemesi için herkesin üzerine düşeninin fazlasını yapması gerekiyor. Umuyoruz ki yeni yönetim şeklinin müspet manada hayırlı olmasını dilerim.
 Muhammt OLUKLU'nun kaleminden
 
 
 
27.6.2018
Devamı

TMO Nohut Alacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı  Ahmet Eşref Fakıbaba, nohut alımlarıyla ilgili olarak yazılı bir açıklama yaptı. Bakan Fakıbaba “Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkacak piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için Hükümet olarak TMO’nun nohut alımı yapmasına karar verdik.
Piyasa düzenleyici kurumumuz olan Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü bu kapsamda 2 Temmuz 2018 Pazartesi gününden itibaren nohut alımına başlayacak.”dedi. Fakıbaba yazılı açıklamasında şunlara yer verdi.
 
 “Ülkemiz bakliyat üretiminde önemli bir yeri olan nohut üretiminin bu sene geçen seneye oranla % 17 artarak 550 bin ton olacağı tahmin ediliyor.
Üretimdeki artıştan kaynaklı ortaya çıkacak piyasa fiyatlarındaki düşüşün üreticilerimizi mağdur etmemesi için Hükümet olarak TMO’nun nohut alımı yapmasına karar verdik.
Piyasa düzenleyici kurumumuz olan Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü bu kapsamda 2 Temmuz 2018 Pazartesi gününden itibaren nohut alımına başlayacak.
2018 yılı için nohut alım fiyatını ton başına 3.250 TL olarak belirledik. Alım fiyatına ilaveten ton başına prim, mazot, gübre ve sertifikalı tohum desteği olarak verilen toplam 792 TL ile birlikte nohut üreticimizin eline ton başına 4.040 TL geçecek.
Üreticilerimiz, Çifti Kayıt Sisteminde kayıtlı olan tüm ürününü Toprak Mahsulleri Ofisi’ne satabilecekler. Ürün bedelleri 10 gün içerisinde üretici hesaplarına aktarılacak.
Üreticilerimiz, her zaman Hükümetimizin ve Bakanlığımızın baş tacı olmuştur. Bugüne kadar üreticilerimize sağladığımız destekleri, önümüzdeki yeni dönemde geliştirerek ve artırarak vermeye devam edeceğiz. 
TMO tarafından yapılacak olan 2018 yılı nohut alımlarının ülkemize ve tüm nohut üreticilerimize hayırlı olmasını dilerim.” Dedi.
 
 
27.6.2018
Devamı

Süt Fiyatı İçin Ne Bekleniyor?

Yetiştirici Süt’e Zam Bekliyor
Türkiye’de seçimler bitti. Millet iktidara devam dedi. Herkesin bekleyişi ise devam ediyor. Zaman ise hiç durmadan akıp gidiyor. Su da akıp yolunu buluyor. Kimisi görev bekliyor, kimisi yükselmeyi, kimileri de yeni bakanların kimlerin olacağı konusunda tahminlerde bulunmaya çalışıyor.
Çiftçi, üretici ve yetiştirici ise üretebilmenin ötesinde birde zararlarından nasıl kurtulabilirim?  muhasebesi yapıyor.
Bildiğiniz gibi Ulusal Süt Konseyi 6 ay önce toplandı. Tarihinde ilk defa soğutulmuş süte 1,53 kuruş fiyat verildi. Bu fiyat yetiştiricinin yüzünü güldürdü. Gel gelelim 6 ay ne çok uzun nede çok kısa. 6 aylık bu zaman diliminde bir çok şeye de zam geldi. Yetiştiricinin en büyük girdisi olan yemin çuvalı 70TL oldu. Zaman akıp gitti. USK nın süt fiyatını belirleme vakti geldi. Geldi gelmesine ’de Ne komisyon üyelerinden nede yetiştirici temsilcilerinden ne ses var nede seda. Belliki herkes kendi sorunları ile meşgul. Ama üretici süte zam bekliyor. Girdilerin iki kat arttığı bu günlerde eli nasırlı üretici, yetiştiriciler çiğ süte zam bekliyor. Toplum olarak rehaveti bir kenarı bırakıp sorunlarımıza eğilmemiz gerek.  
Son yapılan değişikliğe göre Ulusal Süt Konseyi sütte fiyat artımı yapabilmesi için Gıda Komitesinden uygun görüş almak zorunda. Eğer bu uygun görüşü alamaması durumunda soğutulmuş süte zam yok demek. Bu durumda hızlı bir şekilde vakit kaybetmeden süte zam konusunu Üretici Birliklerinin temsilcileri gündeme getirmeli. Aynı zamanda süt ile ilgili yürütülen kampanyaları hızlandırmalıdırlar. 
Aksi durumda kapanmayan yaralar tarımda, hayvancılıkta büyüyerek devam edecektir.
Muhammet OLUKLU
 
 
 
 
26.6.2018
Devamı

Erkenci Patates Fiyatları Düşürecek İthalata Gerek Yok

Niğde Ziraat Odası Başkanı Veli Kenar Anadolu İzlenimleri ’ne patates fiyatlarına ilişkin bir açıklama yaparak “patateste ithalata gerek yok. Patatesteki fiyat artışı geçicidir. Önümüzdeki günlerde erkenci patates toplanacak.” Dedi.
Niğde Ziraat Odası Başkanı Veli Kenar Anadolu İzlenimleri ’ne patates fiyatlarına ilişkin bir açıklama yaparak “patateste ithalata gerek yok. Patatesteki fiyat artışı geçicidir. Önümüzdeki günlerde erkenci patates toplanacak. Niğde, Tokat’ın Niksar ilçesinde Bursa’nın Yenişehir de ve Afyonkarahisar’da erkenci yazlık dediğimiz patates çıkacak. Bu yüzden patateste ithalata gere yok dedi.


Tarlada Patates İki buçuk lira

Başkan Veli Kenar patates fiyatlarına ilişkinde değerlendirilmelerde bulunurken “ Patates fiyatları şuanda tarlada 2.50 kuruş tüketiciye gelene kadar patates fiyatları 6TL buluyor. Bu fiyatları halciler tüccarlar yükseltiyor dedi.
 
Ekim alanlarının az olması ve aşırı yağmur Patates fiyatlarında etkili oldu
Patates fiyatlarının artmasına yönelikte değerlendirmede bulunan başkan Kenar şunları söyledi.
“1 yıl önce yani 2016 -2017 yıllarında yazlıkçı dediğimiz patates ekim alanları bir hayli fazla idi. O yılda Adana’da yazlıkçı patatesin zarar etmesi 2017 -2018 yılında patatesin ekimin az olması ve aşırı yağmurlardan dolayı toplanamaması patates fiyatlarını etkiledi. Patates fiyatlarının yükselmesi geçicidir.  Önümüzdeki günlerde patates fiyatları ülke genelinde normale dönecektir.” Dedi.
 
25.6.2018
Devamı

Çiftçi Borçları Ertelendi

Çiftçilerin ve tarım işletmelerinin bu yıl maruz kaldıkları afetlerden dolayı Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçlarında 1 yıl ertelemeye gidildi.

Resmi Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, 1 Ocak 2018'den 31 Aralık 2018'e kadar Türkiye genelinde meydan gelen deprem, şiddetli rüzgar, yangın, aşırı sıcak zararı, samyeli, çığ, heyelan, taban suyu yükselmesi, sel-su baskını, fırtına, aşırı yağış, aşırı kar yağışı, kar fırtınası, dolu, kırağı, don, kuraklık, yıldırım düşmesi, güneş yanıklığı ve hortum afetlerine maruz kalan ve bu afetler nedeniyle ekilişleri, ürünleri, hayvan varlıkları, tesisleri veya seraları zarar gören Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının diğer kayıt sistemlerine kayıtlı gerçek ve tüzel kişilerin, tarımsal amaçlı kooperatiflerin ve Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine (TKK) kredi borçları 1 yıl ertelendi.

Borç ertelemelerinde, hasar tespit komisyonu kararı aranacak. Komisyon kararları oy çokluğuyla alınacak. Çiftçilerin borçlarının ertelenebilmesi için zarar oranının en az yüzde 30 olması gerekecek.

Bakanlar Kurulu kararı, 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
25.6.2018
Devamı

Genç Çiftçide En Büyük Destek Hayvancılığa

Genç çiftçi Projesinin 2018 yılı uygulaması için proje başvuruları, 02-30 Nisan 2018 tarihleri arasında il/ilçe müdürlükleri tarafından alınmıştı. İllerde vali veya vali yardımcısı başkanlığında kurulan “İl Proje Değerlendirme Komisyonları” tarafından değerlendirilen başvurular nihayete erdirildi. Bu kapsamda Genç Çiftçi Projesi 2018 yılı uygulama yılında yaklaşık 16.733 genç çiftçiye hibe desteği verilecek.
Projede uygulamaya hak kazanan genç çiftçiler, 30 Mayıs - 05 Haziran 2018 tarihleri arasında sözleşmelerini imzalayarak, İş yapımına başladı. Projeler, uygulamanın her aşamasında Bakanlığın ilgili birimleri tarafından takip ve kontrol edilirken; projede en büyük destek ise hayvancığa verildi. Genç çiftçi projesi seçimlere az bir zaman kala projeden hak kazananların ise dağıtımları yapılmaya devam ediyor. En çok genç çiftçi  projesinden destekler ise hayvancılığa gidiyor.
 
Projelerin yüzde 75 Hayvancılık Üzerine
 
2018 yılı programı kapsamın genç çiftçilere, büyük baş ve küçük baş hayvancılık, arı ve arı ürünleri yetiştiriciliği, serbest sistem yumurta tavuğu yetiştiriciliği, ipekböceği yetiştiriciliği, meyve, bağ ve diğer üzümsü bitkilerden bahçe tesisi, örtü altı sebze ve süs bitkisi yetiştiriciliği, mantar (beyaz şapkalı/istiridye mantarı) üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ve coğrafi işaretli ürün yetiştiriciliği konularında hibe desteği verilecek.
 
Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak “çok yıllık yem bitkisi üretimi” ile “arı sütü ve ana arı yetiştiriciliği” de projeler içerisinde yer alacak.
Proje konuları içerisinde hayvancılık yine önemli bir yer tutacak. Toplam projelerin yüzde 75’ine tekabül eden 12 bin 605 proje, hayvancılık projelerinden oluşuyor.
Büyükbaş (sığır ve manda) ve küçükbaş (koyun ve keçi) yetiştiriciliği için verilecek hayvanlar, geçen yıllarda olduğu gibi genç çiftçilere yine TİGEM tarafından temin ve teslim edilecek.
Genç çiftçilerin bazı projelerde temin sorunu yaşamaması için  TİGEM’in yanı sıra Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ile koordineli bir şekilde yürütülecek.
 
“2016 ve 2017 yıllarında yaklaşık 31 bin genç çiftçilere çeşitli projeleri karşılığı olarak 933 milyon TL’lik hibe verildi.  2018 yılında ise16 bin 733 genç çiftçiye 503 milyon TL hibe verilecek.
 Bu hibeler, kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerinin sadece bir parçası. Bu destekteki amacın, hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak. Çünkü ülkemizin kalkınmasının, kırsalı kalkındırmadan geçtiğine inanıyoruz.” Denildi.
 
 
18.6.2018
Devamı

Mazot Desteği Nasıl Olmalı?

Türkiye, çok farklı bir seçime doğru gidiyor. Cumhurbaşkanlığı seçim sistemi olarak adlandırılan 24 Haziran seçiminin çalışmaları da diğer seçimlerden çok farklı.
Parti ve aday farkı olmaksızın herkes çiftçiye mazot desteği vereceğini söylüyor. Bu konuda ilk polemik de Cumhuriyet Halk Partisi Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba arasında yaşandı. Muharrem İnce'nin çiftçiye mazotun litresini 3 liradan verme vaadine karşı çıkan Bakan Fakıbaba, çiftçinin aldığı mazotun yarısının devlet tarafından ödendiğini söyledi.
Bu tartışma üzerine Muharrem İnce, Uşak'ta traktöre binerek benzin istasyonuna gitti. Litresi 5 lira 72 kuruştan traktörün deposunu 237 liraya doldurdu. Fişini de Bakan Fakıbaba'ya göndermişti.
Çiftçiye her hâlükârda mazot desteği veriliyor verilmesine de Anadolu bir tabir vardır “Attığın taş yerini bulmadı” İşte masa başında alınan kararlar yerini bulmuyor. Bu konuda çiftçinin en çok girdisi olan mazotun biran önce pompada yarısının ödenmesi için çalışmalara başlanmalıdır. Balıkçılara uygulanan sistemin çiftçilere de getirilerek hem üretimin artmasına hem de girdi maliyetleri düşerek birçok kesimi memnun etmiş oluyorsunuz.
 
 
 
Çiftçinin Mazot gerçeği
Çiftçi, hangi ürünü üretirse üretsin en önemli gider kalemlerinden birisidir mazot. Üstelik sadece üretim için değil, hasat, nakliye ve benzeri her aşamada mazot kullanılıyor. Türkiye' deki çiftçi yüksek vergi oranları nedeniyle dünyada en pahalı mazotu kullanıyoruz.
Bu günlerde mazotun litre fiyatı illere göre bir kaç kuruş farklılık gösterse de ortalama 5 lira 60 kuruş civarında. Sürekli zamlanıyor. Mazot desteğine gelince Hükümet, son 3 yılda mazot desteğinde 3 kez değişiklik yaptı. 2015 yılına kadar mazot ve gübre desteği ürün bazında ayrı ayrı ödenirken, 2016 destekleme kararnamesinde mazot ve gübre desteğini tek kalemde birleştirildi. Üreticinin ciddi kaybı oldu. 2017’de ise gübre desteği ciddi oranda azaltılarak dekar başına 4 lira ile sabitlendi. Mazot desteği ise tekrar ürün bazında farklılaştırıldı. Ekilen ürüne göre destek verilmeye başlandı.

Mazotta yarısı devletten

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın "biz mazotun yarısını çiftçiye ödüyoruz" sözü ne yazık ki gerçeği yansıtmıyor..
Başbakan Binali Yıldırım, 14 Ekim 2016’da İzmir Ödemiş’te “Milli Tarım Projesi”ni açıklarken “çiftçinin kullandığı mazotun yarısı bizden” demişti. O tarihte mazotun litresi 3 lira 70 kuruştu. Hükümet, 2017 üretim yılı tarım desteklerini 18 Ağustos 2017’de ancak açıklayabildi. Ödemesi de 2018 Şubat sonunda yapıldı.
Destek nasıl hesaplanıyor?
Destek, çiftçinin mazot alarak ekim yaptığı veya hasat yaptığı dönemde değil, bir yıl sonra ödeniyor. Yani, 2017 yılında mazot kullanılarak ekilen, hasat edilen ürünün mazot desteği 2018'de ödeniyor.
Hesaplama yapılırken öncelikle ürün bazında ortalama mazot kullanımı belirleniyor. Yani pamuk eken bir çiftçi ortalama ne kadar mazot kullandığı belirleniyor. Bunun doğru belirlenmesi çok önemli. Ankara'da masa başında yapılan hesaplamalar genellikle gerçeği yansıtmıyor.
İkinci aşamada 2017 yılı ortalama mazot fiyatı hesaplanıyor. Yani 1 Ocak 2017 ile 31 Aralık 2017 tarihleri arasındaki ortalama mazot fiyatı belirleniyor. Bu ortalama fiyat kullanılan ortalama mazot miktarı ile çarpılarak mazot gideri bulunuyor ve bunun yarısı çiftçiye ödeniyor.
Diyelim ki pamuk eken bir çiftçi ortalama dekar başına 20 litre mazot kullanıyorsa ve 2017 yılı için hesaplanan ortalama mazot fiyatı da 3.5 lira ise toplamda 70 liralık mazot kullanmış kabul ediliyor. Bunun yarısı olan 35 lira dekar başına destek olarak çiftçiye ödeniyor.
Fakat, mazot miktarı veya fiyatı eksik, yanlış hesaplandığında çiftçi çok daha az destek alıyor. Nitekim 2017 yılı için yapılan hesaplamalarda çiftçinin aldığı destek, kullandığı mazotun yarısından çok daha az oldu.
 
Mazot desteği Nasıl Olmalı?

Çiftçiye her hâlükârda mazot desteği veriliyor verilmesine de Anadolu bir tabir vardır “Attığın taş yerini bulmadı” İşte masa başında alınan kararlar yerini bulmuyor. Bu konuda çiftçinin en çok girdisi olan mazotun biran önce pompada yarısının ödenmesi için çalışmalara başlanmalıdır. Balıkçılara uygulanan sistemin çiftçilere de getirilerek hem üretimin artmasına hem de girdi maliyetleri düşerek birçok kesimi memnun etmiş oluyorsunuz.
 
 
18.6.2018
Devamı

Hibe Koyunlar Genç Çiftçilerle Buluştu

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Genç çiftçi projesi kapsamında hibe desteğinden faydalanmaya hak kazanan çiftçilere destekleri devam ediyor. Buna göre Mersin Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından kırsal kalkınmayı desteklemek amacı ile  Erdemli ilçesinde 4 genç çiftçiye 148 küçükbaş hayvan dağıtıldı. Proje kapsamında hibe desteğinden faydalanmaya hak kazanan 4 genç çiftçiye veteriner hekimlerin ve teknik personellerin takibi ve kontrolünde gerçekleştirildi toplam 148 koyun dağıtımı yapıldı. İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Mesut Yıldız, "Genç çiftçilerimize koyunlarını vermekten dolayı büyük mutluluk duymaktayım. Bundan sonra da ilçemizde tarımsal desteklemeler yapılmaya devam edecektir. Basta Gıda, Tarım ve Hayvancılık Ilçe Müdürlüğümüz yetkilileri olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum" dedi.
 
18.6.2018
Devamı

Tarımda Ortak Fikir Kendine Yetebilme

Türkiye 24 Haziran seçimlerine doğru giderken seçime giren partilerin seçim beyannamelerine bir göz atalım istedik. Tarım ile ilgili seçim beyannamesinde genel olarak partilerin ortak fikri tarımda kendine yetebilme.
 
Seçime giren partilerin tarım ilgili beyannameleri.
 
Ak Parti : Hedef 40 milyar dolar ihracat
 
    Tarım ürünlerinde net ihracatçı konumu geliştirilecek.
• Hayvancılıkta kendine yeterli hale gelinecek, bitkisel üretimde verimlilik ve rekabet gücü üst düzeye çıkacak. 
• 2023 yılında Tarımsal GZYİH 150 milyar dolara, tarımsal ihracat 40 milyar dolara çıkacak.
• Arazi toplulaştırmada kümülatif 8.5 milyon hektara çıkılacak.
• Tarımsal destekler asgari 3 yıllık dönem için açıklanacak.
• 81 il ve 250 köyde Birlikte Üretim Modelini hayata geçirilecek.
• TİGEM ile Sudan Hükümeti ortaklığında kurulan şirket aracılığıyla Sudan’da kiralanan 780 bin hektar tarım arazisini Türk girişimcilerin yatırımına açılacak. 
• Hayvan varlığını artırılarak, kırmızı ette kendine yeterli konuma gelinecek. 
• Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek. 
• KOBİ’ler gıda üretiminde markalaşmaya yönelik desteklenecek.
 
CHP: Tarımsal destek artırılacak
 
• Türkiye tarımda ithalatçı olmaktan çıkarıp, ihracatçı haline getirilecek. 
• Tarımsal destek GSYH’nin yüzde 2’sine çıkarılacak, tarımsal girdilerin verileri düşürülecek.
• Çiftçilerin tarımsal kredi borçlarının faizleri silinecek. 
• Tüm tarımsal ve hayvansal üretimi kayıt altına alan, Üretici Kayıt Sistemi oluşturulacak.
• Tarımsal destekler 1 yıl önce açıklanacak.
• Tüm tarımsal KİT’lerin özelleştirme süreçleri durdurulacak, şeker fabrikaları özelleştirmesi iptal edilecek.
• Biyoyakıtlar ÖTV ve KDV’den muaf olacak.
• Arazi Edindirme Ofisi ile arazi toplulaştırma faaliyetleri 5 yıl içinde tamamlanacak.
• Karadeniz’de fındık borsası kurulacak, çay kotası kalacak
• Hayvan varlığını artırmak için KOBİ’ler yaygınlaştırılacak.
 
MHP: Tarımsal ihracata odaklanılmalı
 
• Tarım sanayi entegrasyonunun sağlanacağı tarım kentleri kurulmalı:
• Tohum, fide, fidanda dışa bağımlılığı önlenmeli.
• Tarım ürünleri piyasasında denetim etkinleştirilmeli.
• Tarımsal üretimde ihracatçılığa odaklanılmalı.
• Tarım sektörü, ülke insanını besleyebilen ve ihracat kapasitesi yüksek düzeye getirilmeli. 
• Hububat, tütün, et, şeker ve süt piyasalarında denetim etkinleştirilmeli, gıda güvenliği çağdaş normlara ulaştırılmalı. 
• Yüksek verim ve kalitede tohum, fide ve fidan üretimi desteklenerek dışa bağımlılığa son verilmeli. 
• Tarımsal üreticilerin en kısa zincir ile pazara ulaşımı sağlanmalı.
• Vadeli işlem borsaları etkinleştirilerek, ürün borsaları geliştirilmeli, lisanslı depo kullanımı yaygınlaştırılmalı. 
• Stratejik öneme sahip buğday, mısır, pamuk, soya, ayçiçeği, fındık, üzüm, incir, kayısı, zeytin, yer fıstığı ve enerji bitkileri gibi ürünler için özel destekleme programları ve fiyat garanti sistemi getirilmeli.
 
HDP: İhracatçı konuma gelinecek

• Tarımda kendine yeterlik sağlanarak ihracatçı konuma getirilecek. 
• Tarım işçilerinin tamamı iş yasası ve sosyal güvence kapsamına alınacak.
• Küçük çiftçilere su ve elektrik ücretsiz verilecek
• GDO yasaklanacak.
• Et ve et ürünleri ithalatı yerine yerli üretim artırılacak
• Köyler canlı birer yaşam ve üretim merkezi haline getirilecek. 
• Kooperatifler Yasası geçimlik tarımdan yana olacak biçimde yeniden düzenlenecek. 
• Küçük çiftçiler için üretim girdilerinden kullandıkları mazottan ve gübreden vergi alınmayacak.
• Tarım toprakları korunacak, amaç dışı kullanılamayacak, kirletilemeyecek. 
• Mayınlı araziler temizlenerek geçimlik tarıma açılacak.
 
13.6.2018
Devamı

Üretici 300 Koyunu Soruyor

Üretici 300 Koyunu Soruyor
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 300 koyun projesi geçtiğimiz aylarda (TİGEM) Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Ziraat Bankasının da kredilendirilmesi ile start verilmişti. Her kesimi heyecanlandıran 300 koyun projesinde nefesler tutuldu. Başvurular bir hayli fazla olmuştu. Ne var ki seçimler yaklaştı. 300 koyun projesinden ne ses var ne seda.
300 Koyun Projesi Durdu mu?
 300 Koyun projesinden faydalanmak isteyen TİGEM’in yolunu tutmuş, kimi üreticilerde internet sitesi üzerinden saatlerce başvuru yapmaya çalışmıştı. Gel gelelim seçimlere çok az bir zaman kalmışken ortada dağıtılan ne koyun var? Nede koyunları teslim alan. Edinilen  bilgiye göre TİGEM elemeleri yapmış 70bin den fazla kişinin ismini Ziraat Bankasına teslim etmiş.  Ancak Ziraat Bankası kredilendirmeyi yapabilmesi için koyunların olması şart diyor.  Yani her iki kurum arasında bir anlaşmazlık var. Bunun faturası da üreticiye çıkıyor. Üretici 300 koyunu beklemeye devam ediyor.  Kimi üreticiler ’de 300 koyun projesinde vaz geçmiş durumdalar.
 
12.6.2018
Devamı

Mevsimlerden Bu Ay Kiraz

Mevsim kiraz ayına gelince kiraz dönemi ’de başlamışken saymakla bitmeyen kirazın insan sağlığına çok önemli faydaları var. İşte bunlardan bazılarını sizler için derlerdik.
Kirazın iyi bir antioksidan olması sağlığımıza çok fazla katkı sağlamaktadır. Bu özelliği sayesinde uykusuzluğu giderir, eklem ve karın ağrısı şikayetlerini azaltabilir. Kalp hastalıklarına ve zihinsel hastalıklara yakalanma riskini azaltır. Sindirim sisteminin sağlıklı bir şekilde çalışması için faydalıdır.  Kolon kanserine yakalanma riskini azaltır. Bunların dışında şaşırtıcı bir şekilde bir çok hastalığa iyi gelmektedir. Bu yüzden tüketimine dikkat edilmesi gereken meyvelerden bir tanesidir.
Şeker Hastaları İçin Kiraz
Kiraz diğer meyvelerle karşılaştırıldığında daha düşük glisemik indeks özelliği vardır. Glisemik indeks kan şekeriyle alakalıdır ve yüksek miktarda alındığında kan şekerini hızla yükseltir ve aynı şekilde hızla düşürür. Fakat kiraz şeker hastaları için bir risk olan bu özelliği taşımaz.
Kiraz İyi Bir Uyku Çekmeye Yardımcı Olur
 Akşam yatmadan önce bir miktar kiraz yemek veya sabah bir bardak kiraz suyu içmek melatonin alımını arttırır ve bu madde kirazda bol miktarda bulunur. Yapılan klinik deneyleri sonucu kirazın rahat bir uykuya yardımcı olduğu ispatlanmıştır.
Kiraz Yağları Eritir
 Bazı bilimsel araştırmalar kirazın yağları erittiğini ortaya koymuştur. Özellikle karın yağlarını eritme noktasında çok başarılı bir meyvedir. Düzenli olarak kiraz tüketmek veya kiraz suyu içme alışkanlığı edinmek yağları eritmenizde önemli bir rol oynar.
Alzheimer Hastalığına Yakalanma Riskini Azaltır
 Kirazın antioksidanlar açısından zengin olması direkt olarak bütün organların sağlığına olumlu yönde etki eder. Bunlardan bir tanesi de beyindir. Kiraz özelikle serbest radikallerin ve yaşlanmanın yol açtığı alzheimer hastalığına yakalanma riskini azaltır.
 
Kiraz İnme ve Felç Riskini Azaltır
Michigan Üniversitesi’nin yaptığı klinik araştırmalarına göre kirazın içerdiği yağlar ve antioksidan özelliği, kan basıncını düzenlemekle kalmayıp kolesterol seviyesini de sağlıklı bir seviyede tutmaktadır. Dolayısıyla kan basıncı ve kolesterolden kaynaklanan inme ve felç risklerini azaltır.
Kiraz Cilt Sağlığını Korur
 Kirazın içerdiği yüksek antioksidan sayesinde vücutta dolaşan serbest radikallere karşı çok etkilidir. Michigan Üniversitesi’nden bilim adamlarının yaptıkları araştırmaya  göre kiraz yaşlanmayı yavaşlatır. Ayrıca günlük olarak tüketilen bir bardak kiraz suyu cilt hastalıklarının iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Hücrelerin işlevlerini kaybetmesine neden olan serbest radikalleri ortadan kaldıran kiraz, böylece cilt sağlığına da ciddi katkıda bulunur.
Kiraz Gut Hastalığı Riskini Düşürür
 Boston Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, düzenli olarak kiraz tüketmenin Gut hastalığını %30 oranında düşürdüğünü ortaya koymuştur. Denekler üzerinde yapılan bu araştırmada ayrıca kiraz özünün gut kriz riskini azalttığı tespit edilmiştir.
 
 
10.6.2018
Devamı

TAGYAD’tan Dergimize Ödül

(TAGYAD) Tarım Gazetecileri Yazarları Derneğinin düzenlemiş olduğu iftar yemeği ve ödül gecesinde Anadolu İzlenimleri ’ne Tarım ve Gıda sektörüne yapmış olduğu katkılardan dolayı ödüle layık görüldü. Ödülü Dergimiz Genel Yayın Yönetmeni Muhammet Oluklu TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz’dan aldı.



Gecede Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Ahmet Güldal yanı sıra çok sayıda sivil toplum örgütünün temsilcileri, üniversitelerin ziraat ve veteriner fakültelerin öğretim üyeleri ve çok sayıda Tarım medya sektöründe görsel ve yazılı yayın yapan gazetecilerde programa eşlik etti.
İftar yemeği ve ödül gecesinde bir açılış konuşması yapan TAGYAD Başkanı İsmail Uğural Tarım Gazetecileri Yazarları Derneğinin çalışmalarından bahsederken şu sözlere yer verdi. “ TAGYAD olarak 7 yılı geride bıraktık. Sektör her geçen gün gelişerek büyüyor. Tarım ve gıda olmazsa olmazlarımızdandır. Böylesine stratejik bir durumda olan tarım ve gıda, sektörün her kesimi ile ortak çalışmalarımız var. Bu çalışmaları önümüzdeki günlerde daha da geliştirerek hızlandıracağız.” Dedi. Gecede ödüller dağıtıldıktan sonra hatıra fotoğrafı ile son buldu.
 
9.6.2018
Devamı

Fark Ödemeleri Desteği Bayramdan Önce Ödeniyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin aşağıdaki açıklamayı yaptı. Fakıbaba “Ramazan Bayramına kadar da fark ödemeleri desteği, süt ve besi gibi hayvancılık destekleri ve diğer tarımsal desteklemeler kapsamında yaklaşık 500 milyon TL’lik bir ödeme daha yapmayı planlıyoruz.” denildi.
 
 
Bakan Fakıbaba açıklamasında “2018 yılı desteklemeleri kapsamında üreticilerimize yaptığımız ödemelere Ramazan ayında da yoğun bir şekilde devam ediyoruz.
Ramazan ayı öncesi üreticilerimize toplamda 8,5 milyar TL ödeme yapmıştık. Ramazan başından bu güne kadar da yaklaşık 1,1 milyar TL’lik ödeme yaptık.
Ramazan Bayramına kadar da fark ödemeleri desteği, süt ve besi gibi hayvancılık destekleri ve diğer tarımsal desteklemeler kapsamında yaklaşık 500 milyon TL’lik bir ödeme daha yapmayı planlıyoruz.
Bu ödemelerle birlikte 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren Ramazan Bayramına kadar üreticilerimize ödediğimiz nakit hibe tutarı 10,1 milyar TL’ye ulaşmış olacak.
Böylelikle 2018 yılı için üreticilerimize vermeyi planladığımız toplam 14,5 milyar TL’lik tarımsal desteklerin % 70’lik kısmını ödemiş olacağız.
Bu destekler, üreticilerimiz için sağladığımız nakit hibe kaynaktır. Bunun yanı sıra arazi toplulaştırma ve tarımsal sulama yatırımları, tarımsal kredi sübvansiyonları, müdahale alımları ve ihracat destekleri gibi birçok kalemde tarıma önemli miktarlarda kaynak sağlıyoruz.
Hükümet olarak her zaman üreticinin yanında ve ülkemiz tarımına değer katanların hizmetinde olmaya devam edeceğiz.”
 
 
5.6.2018
Devamı

İnceden Çoban ve Çiftçi borcu vaadi

CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, seçilmesi durumunda çiftçi borçlarının faizlerini sileceğini, hayvan ilaçlarını devletin üreticiye bedava vereceğini ve çobanların sigorta primlerini devletin ödeyeceğini söyledi.
İnce, Van Beşyol Meydanı'nda düzenlenen mitingde, Türkiye'de turizmi belli aylara değil, yılın tamamına yayacaklarını, yapacakları yatırımlarla yılda 60 milyon turistin gelmesini sağlayacaklarını belirtti.
İnsanları Kürt, Türk, Alevi, Sünni, sağcı, solcu diye ayırmadığını ifade eden İnci, herkesi sevdiğini, kucakladığını, bundan dolayı Türkiye'nin en zengin adamı olduğunu söyledi.
Ülkenin genç nüfusa sahip olduğunun altını çizen İnce, "Almanya'nın yaş ortalaması 40, İsveç'in 45, Türkiye'nin 29. İşte en büyük servet bu. Türkiye'nin en büyük serveti genç nüfusudur. Çocuklarımızı iyi eğiteceğiz, iyi doktorlar, mühendisler olacaklar. Doların yükselmemesi, faizlerin düşmesi yoksulluğu kaldırmamız için büyük değişikliği birlikte gerçekleştireceğiz. Yeni dönemde barışacağız. Önce barışacağız." diye konuştu.
"Türkiye'nin bir Kürt sorunu var. Bunu nasıl çözeceğiz? Kürt sorunu bir demokratikleşme, özgürlük, kültürel, ekonomik ve aynı zamanda bir siyasi ahlak sorunudur." diyen İnce, cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda bunu çözeceğini ifade etti.
"Çiftçinin borcunun faizlerini sileceğimizi herkesin bilmesini istiyorum. En düşük emekli maaşı 1500, asgari ücret 2200 lira olacak. Engellilerin önündeki bütün engelleri kaldıracağız. İnsanlara kullanılan ilaçların önemli bir kısmını devlet bedava veriyor. Bir de hayvanlara ilaç kullanıyoruz. İnsanlara 100 liralık ilaç kullanıyorsak, hayvanlara 5 liralık kullanılıyor. Muharrem İnce'nin Cumhurbaşkanlığında hayvanların ilacını devlet bedava verecek. Çobanlarımızı desteklememiz lazım. Bütün çobanların sigorta primlerini devlet ödeyecek. Kimseyi ayırmayacağız. Başörtülü kardeşlerimize 'İnce cumhurbaşkanı olursa devlet dairesine giremezsin.' diyorlar. Türkiye'nin en ucundan sesleniyorum; başörtülü kardeşlerim kandırılma, ister evinde, ister sokakta, istek devlet dairesinde nerede istiyorsan tak."dedi.
 
5.6.2018
Devamı

Fındık'ta spekülatif Söylemlere TZOB'tan Tepki

Seçimler yaklaşırken tarım ürünlerinin önemli ürünlerinden biri olan fındık ile ilgili spekülatif bir çok söylentiler ortaya çıkmaya devam ediyor. Konuyla ilgili bir açıklama yapan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, fındık üreticilerinden, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından açıklanacak rekoltenin dışında yapılan açıklamalara itibar etmemelerini istedi.
 Son günlerde bazı kurumlar tarafından fındık rekoltesine ilişkin açıklamaları basından takip ediyoruz.
Ortaya atılan yeni sezon fındık rekoltesinin dikkate alınmamasını isteyen Soydan, fındıkta tahmini rekolte çalışmalarına henüz başlanmadığını ifade etti.
Soydan, sadece Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018'in tahmini rekoltesini açıklama yetkisine sahip olduğuna işaret ederek, "En son yapılan toplantıda alınan karar da rekoltenin tek kurum tarafından açıklanması yönündeydi. Şimdi herkes bu karara uymak zorunda. Ziraat Odaları olarak bizler bu alınan karara saygı gösterip herhangi bir tahminde bulunamıyoruz. Açıklama yetkisi sadece ilgili bakanlığa aittir." diye konuştu.
Ordu'da haziran ayında başlanacak rekolte çalışmasına her yıl olduğu gibi Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü koordinasyonunda Ordu Üniversitesi, Ordu Ticaret Borsası, FİSKOBİRLİK, Karadeniz İhracatçılar Birliği, Altınordu Ziraat Odası, Fındık Araştırma Enstitüsü ve bazı ilgili kurumların temsilcilerinin katılacağını belirten Soydan, şöyle devam etti:
"Komisyon üyeleri her bölgede yürütecekleri çalışmasını rapor halinde Bakanlığa sunacak. Bu raporun ardından 2018 fındık rekoltesi kamuoyuna açıklanacak. Dolayısıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından açıklanacak rekoltenin dışında yapılan açıklamalara hiçbir üreticimiz itibar etmesin."
Soydan, en doğru rekolteyi belirlemek için tüm komisyon üyelerinin elinden geleni yapacağını kaydederek, üreticilerin en doğru rekolteyi temmuz ayı içerisinde öğrenebileceğini söyledi.
Altınordu Ziraat Odası Başkanı Selami Akarsu da fındık rekoltesiyle ilgili açıklamaların kabul edilir olmadığını vurgulayarak, "Bu aceleyi anlamış değiliz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bu konuda tam yetkili iken başka kurumların rekolte açıklamasına bir anlam veremiyoruz. Lütfen hiçbir üreticimiz itibar etmesin." ifadesini kullandı.
 
 
 
30.5.2018
Devamı

Aşırı Yağışlardan Çiftçi Zarar Gördü

 Türkiye’nin dört bir tarafında sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarlada ürünlerin kalmasına neden oldu. Üreticinin kış ayında kar yağmasını beklerken, karın yağmayıp bu aylarda yağan yağmurlarla yüzü tam gülmüşken yağmurların bir hayli fazla yağması ve bazı bölgelerde ise doluya çevirmesi tarlalarda ürünlerin kalmasına neden oldu.

Buğday ve Sebze Tarlalarında büyük zarar
 
Eskişehir’de ise etkili olan dolu yağışı buğday ve sebze tarlalarında büyük zarara yol açarken, Tepebaşı Tarım İlçe Müdürlüğü yetkilileri hasar tespit çalışması yaptı.
Dolu yapışından ürünleri zarar gören çiftçiler zararlarının karşılanmasını isterken, Tepebaşı Ziraat Odası Başkanı Süleyman Buluşan bazı taleplerini sıraladı. Buluşan, "6 Mayıs’ta yağan dolu Tepebaşı bölgemizde Sakintepe Mahallemizde birinci ekim mahsule zarar vermişti. 25 Mayıs’a kadar bol yağış aldık. Cuma günü yağan yağışta Tepebaşı bölgemizde Karagözler, Satılmışoğlu, Zincirlikuyu ve Sakintepe de yine dolu zararı oldu. Çiftçimizin ürünü zarar gördü. 6 Mayıs ve bugün Tepebaşı Tarım İlçe Müdürlüğümüz yetkilileri zarar gören bölgelerimizde hasar incelemesi yaptı. Mahsulü heba olan çiftçimize destek olunmalı. Çiftçilerimizin kredi ödemesi gibi tarihli ödemeler ertelenmeli. Biz üretmezsek ülkemiz aç kalır. İntikal yaptıramama nedenleriyle ÇKS alamadık. Mayıs yağmurları ürünlerimizi strese soktu, bozulmalar oldu büyüyemez hale geldi . Bazı bölgelerde üreticimiz ürününü bozarak yeniden ekim yapmaya başladı. Kuraklık, kuvvetli yağışlarla dolu yağışları tespit yapıldıktan sonra kredi borçlarına erteleme getirilmeli" diye belirtti.

Bursa'da Dolu

Önceki gün ve dün  yağan ve özellikle İnegöl’ün yüksek kesimlerinde etkili olan sağanak yağmurun ardından oluşan sel ile dolu, İnegöl’e bağlı 3 mahallede üreticileri zarara uğrattı.
Önceki gün etkili olan sağanak yağmur İnegöl’e bağlı Dömez, Akbaşlar ve Çerkez Fındıklı mahallelerinde ekili ürünlere zarar verdi. Aşırı yağışla birlikte oluşan sel ile dolu 3 mahallede bulunan ayçiçeği, buğday ve üzüm bağlarına ağır zararlar verdi. Sel ve dolu Çerkez Fındıklı Mahallesi’nin üst kısımlarında bulunan 15 dönümlük üzüm bağlarına zarar verirken, İnegölün Akbaşlar Mahallesi’nde ise 390 dönümlük alandaki ürünler zarar gördü. Dolu ve selden en büyük zararı ise Dömez Mahallesi gördü. Toplam 6 bin dönümlük ekili alanı olan mahallede 3 bin 500 dönümlük alan zarar gördü.
 
29.5.2018
Devamı

Deli Dana'ya Bakanlıktan Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, bir gazetede yayımlanan "Deli dana yedirmişler" başlıklı haberde yer alan Türkiye'nin 2011-2012 yıllarında Polonya'dan ithal ettiği sığır etinde "deli dana" (BSE) hastalığına rastlandığı iddialarının doğru olmadığına yönelik açıklama geldi.

Bakanlık tarafından söz konusu haberle ilişkin yapılan yazılı açıklamada, "İthal edilen etlerin bilimsel olarak BSE açısından risk grubunda olmayan 30 ayın altındaki sığırlardan elde edilmesi, Bakanlığımız veteriner hekimlerince yürütülen kesim öncesi kontrollerinde BSE hastalığına ilişkin klinik belirtilerin olmaması, soruşturma kapsamında BSE tespit edildiğine dair herhangi bir analiz raporunun bulunmaması ve bugüne kadar Polonya'dan ihraç edilen etlerde AB üyesi ve diğer ülkelerde BSE hastalığına ilişkin herhangi bir tespitin olmaması dikkate alındığında habere konu olan iddiaların doğru olmadığı net olarak anlaşılmaktadır." ifadelerine yer verildi.

Türkiye'de sığır eti ithalatının, ilgili uluslararası düzenlemeler çerçevesinde hazırlanan ulusal mevzuat çerçevesinde yapıldığına işaret edilen açıklamada, ithalat uygulamasında kesim öncesi, kesim sırası ve kesim sonrası bütün süreçlerin Bakanlıkça görevlendirilen veteriner hekimler kontrolünde gerçekleştirildiği kaydedildi.

Veteriner hekimlerin gözetiminde elde edilen etlerin, iki ülke arasında anlaşma sağlanan ve o ülkenin yetkili otoritesi tarafından onaylanan veteriner sağlık sertifikasıyla Türkiye'ye sevk edildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Veteriner hekimlerimiz, kesilen hayvanların küpe numaralarıyla elde edilen karkasların etiketlerinin eşleştirilmesini takip etmekte, ithal edilecek etler ayrı depolarda tutulmaktadır. İthal edilmek üzere yüklenen karkaslar için kesim raporu düzenlenmekte ve ekinde kesilen hayvanların kulak küpe numaraları bulunmaktadır. Depodaki etler yerine başka etlerin verilmesi gibi bir durum kesinlikle yaşanmamaktadır. Polonya'dan gerçekleştirdiğimiz ithalat uygulamalarında da bu hususlara riayet edilmektedir. Polonya, Dünya Hayvan Sağlık Teşkilatı'nın sağlık şartlarını karşıladığı için bu ülkeden sığır eti ithal edilmiştir. AB içerisinde, Polonya'da üretilen etlere ilişkin de herhangi bir yasaklama bulunmamaktadır."
Bakanlıkça, haberde bahsi geçen konunun, 2011 yılındaki ithalat uygulamalarıyla ilgili o ülkedeki kesimhanelerin birbirlerini şikayeti üzerine ortaya çıktığı belirtilen konuya ilişkin olarak Polonya adli makamlarınca yürütülen soruşturmaya yönelik adli yardımlaşma kapsamında Bakanlıktan bilgi talep edildiği aktarıldı.

"Kesim öncesi kontrolleri yapılmış"
Yazışmalarda, Türkiye'ye gönderilen etlerde "süngerimsi beyin (BSE)" hastalığı tespit edildiğine yönelik herhangi bir bilgi yer almadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Soruşturma kapsamında veteriner hekimlerimizin ifadelerine başvurulmuş, belgelerin sahteliği ve uyguladığımız prosedür sorulmuştur. Veteriner hekimlerimiz de konunun kriminal inceleme gerektirebileceği dolayısıyla bilgi sahibi olmadıklarını, sorunun muhatabının Polonya tarafı olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Veteriner hekimlerimizin, 'Polonya dilinde olması nedeniyle raporda ne yazıldığını anlamadıkları' gibi bir durum asla söz konusu olmamıştır.

İthal edilen etlerin bilimsel olarak BSE açısından risk grubunda olmayan 30 ayın altındaki sığırlardan elde edilmesi, kesim öncesi kontrollerinde bu hastalığa ilişkin klinik belirtilerin olmaması, soruşturma kapsamında BSE tespit edildiğine dair herhangi bir analiz raporunun bulunmaması ve bugüne kadar Polonya'dan ihraç edilen etlerde AB üyesi ve diğer ülkelerde söz konusu hastalığa ilişkin herhangi bir tespitin olmaması dikkate alındığında habere konu iddiaların doğru olmadığı net olarak anlaşılmaktadır."

Polonya'daki bazı firmaların birbirlerini şikayeti üzerine yürütülmüş bir soruşturmadan yola çıkılarak, Türkiye'ye hastalıklı etlerin girdiği yönündeki iddiaların gerçeklerle bağdaşmadığının belirtildiği açıklamada, halkın bu iddialara itibar etmemesi gerektiği ifade edildi.
 
 
28.5.2018
Devamı

Türkiye İsrail'den Tohum İthal Etmiyor

Türkiye Tohumcular Birliğinin düzenlediği geleneksel İftar Yemeğine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar yardımcıları Ahmet Güldal ve Hasan Özlünün yanı sıra bakanlığın üst düzey bürokratları ve tohumculuk sektörünün duayenleri bir araya geldi.

İsrail'den Tohum İthalatı Yok

İftar yemeğinde bir konuşma yapan TÜRKTOB Başkanı Kamil Yılmaz; “Türkiye tohumlarını İsrail’den ithal ediyor gibi çok yanlış bir algı var. Türkiye’nin 2017 yılındaki 185 milyon dolarlık tohum ithalatı içinde İsrail’in payı oldukça düşüktür.(sadece % 7’dir.) Kaldı ki ülkemiz İsrail’e yaklaşık 3 milyon dolarlık tohum ihraç etmektedir. Bırakınız İsrail’i, şu an tohum ithalatı toptan yasaklansa Türkiye 80 milyon yurttaşını, 40 milyona dayanan turisti ve 4 milyonu aşan mülteciyi rahatlıkla doyurabilecek potansiyele sahiptir.” Dedi. Başkan Yılmaz sözlerine şöyle devam etti.

“GDO ve Hibrit tohumlar meselesidir.  Türkiye’de GDO’lu tohum üretim ve ithalatı yasaktır. Bu konuda çok ciddi yaptırımlar ve etkin bir denetim söz konusudur.       
GDO teknolojisi ile Hibrit / melez teknolojisi çok farklıdır. Hibrit tohumlarla üretilen ürünler doğaldır.Bu ürünler sağlık riski taşımaz. Tüketicilerimizi yediği meyve sebzeden ve diğer gıda ürünlerinden soğutmak ülkemize yapılacak en büyük kötülüklerden biridir.
Ayrıca, ülkemizin yaş meyve-sebze, tahıl ürünleri ve süs bitkileri ihracatı sürekli artmaktadır. Bu artışta kaliteli tohumlukların ve çoğaltım materyallerinin kullanılmasının payı çok büyüktür.”  Başkan Yılmaz;  Atadan tohum konusunu da dile getirdi. Sözlerine şöyle devam etti.
“Tohumculuk Kanunu’nun temelinde; çiftçinin ve tohum kullanan tüketicinin korunması amacıyla tohumlukların kamunun veya yetki verdiği kurumların denetiminde hastalık ve zararlılardan ari, tohum kalite kontrolleri test edilerek standartlara uygunluğu onaylanmış olmaları ve piyasaya arz edilmeleri esası yer almaktadır.” Dedi.
 
25.5.2018
Devamı

Arazi Alım Satımına DSİ Engeli

Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 19 Nisan 2018'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edilmişti.
Kanun 28 Nisan 2018 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girdi. Tasarısı ile arazi alım satımlarında İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerinin onayına tabi olan işlemler bundan böyle DSİ tarafından yürütülüyor.   Arazi toplulaştırmasıyla ilgili daha önce İl veya İlçe Tarım Müdürlüklerince incelendikten sonra verilen izinler de bundan böyle DSİ tarafından verilecek. DSİ, bu işlemler için özel bir birim oluşturacak ve vatandaşların talepleri değerlendirilecek.

Birimler Çalışmıyor

Ancak yürürlüğe giren kanun çerçevesinde oluşturulması gereken birimler henüz çalışmalarına başlamadı. Bu da arazisini ya da tarlasını satmak isteyenlerle, alıcı vatandaşlar açısından mağduriyet yaşanmasına neden oluyor. Vatandaşlar Tapu'da işlem yapamıyor Daha önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda olan arazi toplulaştırma, tarımsal sulama ve sulamaya ilişkin desteklemeler Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne devredildi.  Böylece Devlet Su İşleri, su ve toprak konusunda tek yetkili kurum oldu.  

Tapuda Satışlar Durdu

Satış için izin almak üzere İl-İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinin yolunu tutan vatandaşlar, herhangi bir işlem yapılmadan su ve toprak konusunda tek yetkili kurum olan DSİ’ye gönderiliyor. DSİ’de ise henüz böyle bir birim kurulmadığı için elleri boş bir şekilde geri dönüyor. Bu durum, alım-satım işlemlerinin ise neredeyse durmasına neden oluyor. Vatandaşlar ise, bu duruma bir çare bulunmasını istiyor. Süreçle ilgili belirsizliğin ortadan kaldırılmasını talep eden vatandaşlar, söz konusu birimin çalışmalarına biran önce başlaması gerektiğini vurguluyor. Yetkililerden net bir cevap alamadıklarını ifade eden üreticiler“İl-İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinin, tarla satışı için verdiği onay yazısı DSİ’ye aktarılmış. DSİ’nin böyle bir birimi kurulmamış. Bu izni kimin vereceği belli değil. Kime gitsek elimiz boş dönüyoruz. Hem satıcı hem de alıcı bu işte mağdur durumda. Nereye başvurmamız gerekiyorsa söylesinler biz de oraya gidelim. Oradan oraya koşmaktan biz de yorulduk. Karşımızda muhatap da bulamıyoruz. Bu duruma mutlaka çözüm bulunmalı. Yetkililer sesimizi duysun” diye konuştular. "




 
24.5.2018
Devamı

Genç Çiftçide En Çok Destek Hayvancılığa

 Genç çiftçi Projesinin 2018 yılı uygulaması için proje başvuruları, 02-30 Nisan 2018 tarihleri arasında il/ilçe müdürlükleri tarafından alınmıştı. İllerde vali veya vali yardımcısı başkanlığında kurulan “İl Proje Değerlendirme Komisyonları” tarafından değerlendirilen başvurular bugün nihayetlendiriliyor. Bu kapsamda Genç Çiftçi Projesi 2018 yılı uygulama yılında yaklaşık 16.733 genç çiftçiye hibe desteği verilmiş olacak.
Proje uygulamaya hak kazanan genç çiftçiler, 30 Mayıs - 05 Haziran 2018 tarihleri arasında sözleşmelerini imzalayarak, İş Yapımı için 06 Haziran 2018 tarihinden itibaren mahallinde uygulamaya başlanacak. Projeler, uygulamanın her aşamasında Bakanlığın ilgili birimleri tarafından takip ve kontrol edilecek.
 
Projelerin yüzde 75 Hayvancılık Üzerine
 
2018 yılı programı kapsamın genç çiftçilere, büyük baş ve küçük baş hayvancılık, arı ve arı ürünleri yetiştiriciliği, serbest sistem yumurta tavuğu yetiştiriciliği, ipekböceği yetiştiriciliği, meyve, bağ ve diğer üzümsü bitkilerden bahçe tesisi, örtü altı sebze ve süs bitkisi yetiştiriciliği, mantar (beyaz şapkalı/istiridye mantarı) üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ve coğrafi işaretli ürün yetiştiriciliği konularında hibe desteği verilecek.
 
Bu yıl, diğer yıldan farklı olarak “çok yıllık yem bitkisi üretimi” ile “arı sütü ve ana arı yetiştiriciliği” de projeler içerisinde yer alacak.
Proje konuları içerisinde hayvancılık yine önemli bir yer tutacak. Toplam projelerin yüzde 75’ine tekabül eden 12 bin 605 proje, hayvancılık projelerinden oluşuyor.
Büyükbaş (sığır ve manda) ve küçükbaş (koyun ve keçi) yetiştiriciliği için verilecek hayvanlar, geçen yıllarda olduğu gibi genç çiftçilere yine TİGEM tarafından temin ve teslim edilecek.
Genç çiftçilerin bazı projelerde temin sorunu yaşamaması için  TİGEM’in yanı sıra Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ile koordineli bir şekilde yürütülecek.
 
“2016 ve 2017 yıllarında yaklaşık 31 bin genç çiftçilere çeşitli projeleri karşılığı olarak 933 milyon TL’lik hibe verildi.  2018 yılında ise16 bin 733 genç çiftçiye 503 milyon TL hibe verilecek.
 Bu hibeler, kırsal kalkınma kapsamındaki desteklerinin sadece bir parçası. Bu destekteki amacın, hem tarımsal nüfusu gençleştirmek hem de kırsal kalkınmanın gençlerle beraber daha dinamik ve kalıcı bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak. Çünkü ülkemizin kalkınmasının, kırsalı kalkındırmadan geçtiğine inanıyoruz.” Denildi.
 
 
23.5.2018
Devamı

Çiğ Süt Fiyatı Artırılsın

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 21 Mayıs Dünya Süt Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “Süt, sadece hayvancılık sektörü için değil tarım için de en önemli ürünlerinden biridir. Bilhassa büyükbaş hayvancılığın ayakta kalabilmesi, kırmızı et üretiminde sıkıntı yaşanmaması ancak sütün istikrarlı, yeterli ve güvenceli bir pazara sahip olmasıyla mümkündür. Söz konusu şartlara uygun bir pazarın oluşması ise ancak istikrarlı bir tüketim ve buna bağlı bir üretimle sağlanabilir.” dedi.
Süt hayvancılığının et hayvancılığının da temeli olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “ana varsa dana vardır. Et hayvancılığının materyalini süt hayvancılığı sağlamaktadır. Üretici 1 litre süt sattığında en az 1,5 kilogram yem alabilmelidir. Buna göre üreticinin eline litrede 1 lira 89 kuruş geçmelidir. Üreticinin sattığı sütün ülke ortalaması litrede 1 lira 38 kuruştur. Litresi 1 lira 5 kuruştan süt satılan illerimiz bile vardır. Çiğ süt fiyatları artırılmalıdır” dedi.
Piyasa istikrarı açısından Et ve Süt Kurumu'nun müdahale kurumuna dönüştürülmesinin önemli bir gelişme olduğunu bildiren Bayraktar, “hayvancılığımızın gelişmesine ve sorunlarının çözümlenmesine önemli katkı sağlayacağına inandığımız ve her platformda dile getirdiğimiz ‘müdahale kurumunun' oluşturulmasıyla ilgili talebimizin dikkate alındı. Dönemin bakanı ve başbakanı ile görüşerek kurdurduğumuz Et ve Süt Kurumu'nun devrede olması, çiğ süt fiyatlarındaki daha fazla düşmeyi önlüyor. Eğer taleplerimiz yerine getirilmeseydi, böyle bir kurum oluşturulmamış olsaydı piyasaya nasıl müdahale edilecekti? Zaman zaman yaşanan sorunlara nasıl bir çözüm üretilecekti” ifadelerini kullandı.
Bayraktar, sektörün istikrara kavuşması, sürdürülebilir bir üretime ulaşması için yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı: “Üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak için çiğ süt/yem paritesinin en az 1,5 olması için gereken tedbirler alınmalıdır. Hayvancılık destekleri artarak devam etmelidir. Son dönemde artan döviz kurları nedeniyle yem fiyatlarında önemli oranlarda artış olmuştur. Sürekli artan yem fiyatları için gereken tedbirler alınmalıdır. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın kesif yemdeki fiyat artışını dikkate alarak çiğ süt prim desteklerini, yılın ilk 3 ayını kapsayacak şekilde sıcak süt için 3 kuruştan 5 kuruşa, soğuk süt için 6 kuruştan 10 kuruşa, örgütler aracılığıyla pazarlanan soğuk süt için 7 kuruştan 12 kuruşa çıkarma ve süt üreticilerine toplamda 270 milyon liralık prim desteği verme kararı yerinde bir uygulama olmuştur. Süt üreticileri başta olmak üzere herkesin “Dünya Süt Günü”nü kutlayan Bayraktar, üretenin hak ettiği kazancı elde ettiği, tüketenin ise rahatça süt içip süt ürünlerini tüketebildiği günler diledi.
 
21.5.2018
Devamı

Bakan'dan Fındıklı Baklava Önerisi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Gaziantep’teki bir dizi ziyaretinde antep fıstığı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Bakan Fakıbaba Antep fıstığı ile ilgili açıklamalarda bulunurken baklavacılara bir öneride bulundu. Fakıbaba : “Baklavacı arkadaşlarla da paylaştık, diyorlar ki 'İnsanlar bu lezzete alıştı.' Buna saygı duyuyorum ama fıstıklı baklava 60 lira ise cevizli 50, fındıklı da 40 lira olur. Eğer ben çocuğuma baklava götüreceksem mutlaka cevizli götürmek zorunda mıyım? Yani bu konuda da üretici arkadaşlarımızın çeşitliliği artırması gerekir." Dedi.
Ticarete de karşı olmadığını söyleyen Fakıbaba, "Sadece parası olup hiçbir gayret etmeyen, sadece stokçuluk yapan ve sadece stokçuluktan para kazanmak isteyen insanlara karşı hakikaten gerekli önlemleri alacağız. İnsanlara stokçuluk yaptırmayız, yapılmasına da izin vermeyiz." Dedi.
Üreticilere her türlü desteğin arttığını vurgulayan Fakıbaba, bu anlamda da teşvik ve desteklerin verilmeye devam edileceğini bildirdi.
Fakıbaba, tüm bu çalışmaları yaparken 81 milyon insanın alın terini azaltanlara karşı da mücadele edeceklerini söyledi. Fakıbaba; sözlerine şöyle devam etti:
"Piyasayı gözetliyoruz. Eğer fiyatlar gereken ayarın altına düşmediği taktirde, gerekli tedbirleri alırız. Bu kesin kararımız. Hangi gıdada olursa olsun, bu ülke sahipsiz değildir. Üreticinin de tüketicinin de esnafın da sanayicinin de mutlu olduğu bir çalışma şeklini benimsemeliyiz. Bu anlamda özellikle fıstığın fiyatını spekülatif anlamda artırmak isteyenler şunu bilsinler ki Ahmet Fakıbaba buna izin vermeyecek."
Fakıbaba’dan Fındıklı Baklava Önerisi 
Bakan Fakıbaba, TMO'nun elinde şu an 100 bin ton kabuklu fındık olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Ne kadar güzel bir şey olur aslında. Baklavacı arkadaşlarla da paylaştık, diyorlar ki 'İnsanlar bu lezzete alıştı.' Buna saygı duyuyorum ama fıstıklı baklava 60 lira ise cevizli 50, fındıklı da 40 lira olur. Eğer ben çocuğuma baklava götüreceksem mutlaka cevizli götürmek zorunda mıyım? Yani bu konuda da üretici arkadaşlarımızın çeşitliliği artırması gerekir."
Gittiği bazı toplantılarda yapılan baklava ikramlarında porsiyonların büyük olmasıyla karşılaştığını belirten Fakıbaba, şunları kaydetti:
"Allah aşkına bu kadar baklava nasıl yenecek. Bu konuda ciddi olarak israfın önüne geçmemiz lazım. İsraf eden, iflas eder. Bu ülkeye bir şey olursa İslam alemi gider. O yüzden ülkemize sahip çıkmalıyız. Samimi olarak söylüyorum, israfı önlememiz lazım. Fıstıkla ilgili olarak arkadaşlarımızla görüşüyoruz, lisanslı depoculuğu da geliştireceğiz. İnşallah bu sıkıntıların önüne geçmiş olacağız. Lisanslı depoculukla fırsatçılığın da önüne geçmiş olacağız."
 
 
18.5.2018
Devamı

Sulamada Kullanılan Elektrik Borçları Yasal Takibe Alınmadan Tahsil Edilebilecek

Kamuoyunda "Torba yasa" olarak bilinen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, TBMM genel kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Buna göre;  Tarımsal desteklemelerden yararlanan çiftçilerin tarımsal sulamada kullandıkları elektrik borçları yasal takibe gerek kalmaksızın tahsil edilebilecek.
 Çiftçilerin ödenmeyen sulama işletme, bakım ücreti, su kullanım hizmet bedeli borcunun yanı sıra tarımsal sulamada kullanılan elektrik enerji borcu bulunması halinde; DSİ, işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişi, elektrik dağıtım şirketi veya elektrik perakende satış şirketi, tarımsal destekleme ödemesi yapacak bankaya borç miktarını bildirecek.
Borç tutarı, çiftçilerin destekleme ödemelerinden mahsup edilerek, DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişiye, elektrik dağıtım şirketine veya elektrik perakende satış şirketine ödenecek.
 
 
18.5.2018
Devamı

İsrail'in Beyhude Çabası'na Pabuç Bırakmayız

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel’in Twitter üzerinden yaptığı açıklamaya ilişkin sert yanıt geldi. Bakan Fakıbaba “Türkiye'yi, küçük bir devletin bu tür tehditlerle sindirmeye çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu ve bu tür tehditlere pabuç bırakmayacağımızı İsrail'in bilmesi gerekiyor.” Dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, yaptığı açıklamada, İsrail Tarım Bakanı Uri Ariel'in, dün Twitter hesabından, "İsrail ve Filistin'e yönelik tutumu nedeniyle Türkiye'den gerçekleştirdikleri tarım ürünleri ithalatını durdurma talimatı verdiğine" ilişkin sözlerini değerlendirdi.

“Dünyanın çeşitli ülkeleriyle tarımsal ticari ilişkileri bulunan ve tarımda net ihracatçı olan ülkemizin İsrail gibi küçük bir ülkenin 'ithalatı dondurması'ndan çekinmesi asla düşünülemez. Ülkemizin tarımı, artık dünya piyasasında alternatif pazarlar bulma noktasında sıkıntı yaşamayan dinamik bir yapıya sahiptir. Dolayısıyla Türkiye'yi, küçük bir devletin bu tür tehditlerle sindirmeye çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu ve bu tür tehditlere pabuç bırakmayacağımızı İsrail'in bilmesi gerekiyor. Halkımız, mazlumların gür sesi olan Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistin konusunda da yanındadır. Bizler Filistin davasını Türkiye'nin davası olarak görüyor ve Kudüs'ü kırmızı çizgimiz olarak değerlendiriyoruz. Hiçbir ekonomik kaygı, bizim Kudüs sevdamızın ve Filistinlilerin haklı davasını savunmamızın önüne geçemez. “dedi.
 
 
 
17.5.2018
Devamı

Fıstıklı Baklava İçin Fıstık İthalatı Açılıyor mu?

 Ramazan öncesi birçok şerbetli tatlı hazırlıkları evde ve tatlıcılarda yapılırken; ramazan ayının girmesi ile birlikte Antep fıstıklı tatlılar tatlıcılarda yapılamaz oldu.  Antep fıstığının fiyatı çeyrek altın ile yarışması tüketicileri Antep fıstıklı baklavadan etti.

Tatlı üreticileri Antep fıstığının fiyatından dolayı fıstıklı baklava üretemezken; vatandaşında bu lezzetten geriye kalmaması için çözüm yolu aradıklarını belirtiyor.

Öte yandan edinilin bilgiye göre Baklava Tatlı Üreticileri Derneği ise (BAKTAD) Antep fıstığındaki fiyatın yüksek olmasında dolayı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile görüşeceklerini fıstık’ta bir an önce hızlı çözüm açısından ithalatın açılması gerektiğini söylüyor.
 
 
17.5.2018
Devamı

Örgütlü Soğuk Süt Primine Bakan Fakıbaba'dan Açıklama

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve FAO işbirliğinde yürütülen “Tarımsal Yayım ve Danışmanlık Hizmetlerinin Güçlendirilmesi Projesi”nde bir konuşma yaparak üreticiye süt konusunda müjde verdi.
Bakan Fakıbaba konuşmasında Başbakanımız Binali Yıldırım beyle görüştüm önümüzdeki günlerde  sıcak süte 5 kuruş  soğuk süte 10 kuruş örgütlü soğuk süte ise 12 kuruş prim verileceğini söyledi.
 
 
15.5.2018
Devamı

Buğday Fiyatı Yüzleri Erken Güldürecek

Başbakan Binali Yıldırım Geçtiğimiz gün memleketi Erzincan’da 2018 yılı hububat alım fiyatını açıkladı. İlk defa hububat alım fiyatları erken açıklanırken açıklanan hububat fiyatından üretici memnun kaldı. Buna göre  TMO 2017'de tonunu 940 liradan aldığı Anadolu Kırmızı Sert Buğdayı bu sene 1050 liradan alacak. Geçen yıl arpa için fiyat açıklamayan TMO bu sene arpanın tonunu 825 liradan alacak. Açıklanan fiyatlar üzerine ayrıca buğdayın protein ve rutubet oranına göre yüzde 6'ya kadar ilave fiyat uygulanacak.
Bu şekilde kaliteli ürünün fiyatı ton başına 1110 liraya kadar çıkabilecek. Bu fiyatlara ilave olarak çiftçilere buğday, arpa, çavdar, yulaf ve tritikalede ton başına 50 lira prim ödemesi yapılacak. TMO’nun hesaplamasına göre, Anadolu Kırmızı Sert Ekmeklik Buğday için belirlenen ton başına 1050 liralık alım fiyatı prim, mazot ve gübre destekleri ile birlikte 1200 liraya kadar yükselebilir.
TMO  2018 yılında yüzde 10 artışla 1100 liradan alacak. Geçen sene tonu 840 lira olan düşük vasıflı makarnalık buğdayı 920 liradan alacağını açıklarken 2017 yılında tonu 895 lira olan diğer beyaz ve kırmızı buğdaylar 1000 liradan, geçen sene 800 lira olan düşük vasıflı ekmeklik buğdaylar ise tonu 870 liradan alınacak. Fiyatı yüksek olduğu gerekçesiyle geçen yıl alım fiyatı açıklanmayan arpa için bu sene alım fiyatı’ da açıklandı. 2018 arpa alım fiyatı ton başına 825 lira olarak belirlenirken;  Çavdar, yulaf ve tritikale alım fiyatı ise ton başına 800 lira olarak açıklandı.
 
15.5.2018
Devamı

Tarımsal Destekte Tapu Şartı Kalkıyor

Maliye Bakanı Naci Ağbal, çiftçilere verilen tarımsal desteklemelerde tapu şartını kaldırarak araziyi işleyene destek verilmesi yönünde 3 bakanlığın çalışma yaptığını açıkladı. Ağbal, hazineye ait tarım arazilerini ecrimisil ödeyerek kullanan çiftçilere kiralama kolaylığı getirilerek desteklemelerden yararlanabilmelerinin önünü açacaklarını kaydetti. Söz konusu düzenlemelerin hayat geçmesi ile yaklaşık 1 milyon çiftçinin tapu mülkiyet sorunlarından kaynaklanan destekleme mağduriyeti giderilmiş olacak.
Ağbal, konuyla ilgili olarak şunları kaydetti: “Hazineye ait tarım arazilerini özellikle kırsal kesimde ve köylerde çiftçilerimiz fiilen kullanıyorlar. Ecrimisil ödeyerek bu tarım arazisini kullanan vatandaşımız, bu tarım arazisini fiilen kullanmasına rağmen, üretim yapmasına rağmen tarımsal destekleme ödemelerinden yararlanamıyor.
Çünkü bizim tarımsal destekleme ödemelerinden yararlanmanız için ya mülk sahibi olmanız lazım ya da kiracı olmanız lazım. İşte biz burada çiftçilerimize 2 yönlü bir destek sağlamış oluyoruz.dedi.

Bakan Ağbal konuyla ilgili şunları söyledi. “Ecrimisil ödeyerek kullandığınız bu arazileri size ödediğiniz ecrimisil bedelinin yarısı kadar bir tutarla kiralayalım. Doğrudan kiralayalım, ihalede olmasın. Çünkü siz 2017 yılsonundan geriye doğru baktığımızda en az 3 yıldır bu araziliyi kullanıyorsunuz. Üretiyorsunuz. Yani ekonomiye değer katıyorsunuz. Bizde sizin bu yaptığınız gayreti takdir ediyoruz. Burada ecrimisil gibi bir değer yerine doğrudan kiralayalım. Kaç Yıl. 10 yıl süreyle doğrudan kiralama imkânı getiriyoruz.
İsterse 10 yıl daha tekrar uzatabilecek. Ondan sonra tekrar 10 yıl uzatabilecek. Yani kiracılık süresini istediği kadar uzatabilecek. Kiralama yapan vatandaşımıza 10. yılın sonunda doğrudan doğruya satın alma imkânı da veriyoruz.
Burada 2-B kanununun hatırlayın. Uygun bedellerle yüzde 50 bedelle, rayiç bedelin yüzde 50'si bedelle satmıştık burada bu düzenlemeyi getiriyoruz. Bu şekilde 156 bin tarım arazisi var. Çiftçimiz var. Biz birebir şimdi kendileri ile irtibatı kuracağız yasa çıkar çıkmaz kendilerini davet edeceğiz. Gerçekten kaçırılmayacak bir fırsat hem ödedikleri kira azalacak hem dekira kontratını Tarım il Müdürlüğüne gösterip tarımsal desteklerden yararlanacaklar.
Ben tahmin ediyorum bize yapacakları ödemeden daha fazla tutarda bir tarımsal destekleme ödemesini de almış olacaklar.
Biz biliyoruz ki Anadolu'da genellikle babadan, atadan kalan yerler tapuda kalır öyle. Ama fiilen çocuklar torunlar kullanır. Dolayısı ile burada bir mülkiyet sorunu nedeniyle vatandaş o tarımsal destekleme ödemelerinden yararlanamıyor, yararlanmasını istiyoruz.” Dedi.
 
 
15.5.2018
Devamı

Ramazan’da Sağlıklı Beslenme ve Önlemler

Ramazan Ayı ile birlikte yaz sıcaklarının yaklaştığı şu günlerde, dengeli ve sağlıklı beslenmek daha fazla önem kazandı. Oruç tutarken sıcak ve susuzlukla baş etmek isteyen kişilerin yedikleri kadar yemedikleri de çok önemli. Anadolu İzlenimleri sizler için Ramazan ayına girerken nasıl sağlıklı ve dengeli beslenebiliriz? sorularını sizler için araştırdı.
Ramazan Ayı ile birlikte yaz sıcaklarının yaklaştığı şu günlerde, dengeli ve sağlıklı beslenmek daha fazla önem kazandı. Oruç tutarken sıcak ve susuzlukla baş etmek isteyen kişilerin yedikleri kadar yemedikleri de çok önemli.
Ramazan ayında besin tüketim saatlerinin kısıtlı oluşu nedeniyle beslenme alışkanlıklarının da değiştiğini ifade eden Diyetisyenler, sadece dengeli beslenmenin önemine değil, sıcak, susuzluk ve uzun süre yaşanan açlığın ardından tüketilen besinlerde nelere dikkat etmek gerektiğinin vurgusunu yapıyor.
 Sıcak ve nemli havalar su kaybettirir
 Özellikle sıcaklık ve nem artışı ile birlikte vücutta terleme daha fazla olmaktadır. Bununla birlikte artan sıvı ihtiyacını iftar ve sahur saatleri arasında tamamlamak için 2-2,5 litre (10-14 bardak) su içilmesi gerekmektedir.
Çay ve kahve ile meyve suyu tüketimi azaltılmalı
 Aşırı çay kahve tüketimi vücudun sıvı ihtiyacını arttıracağından Ramazan ayında tüketimi kısıtlanmalıdır. Sıvı kaynağı olarak ayrıca ayran ve maden suyu tüketilebilir. Ancak meyve suları ve gazlı içeceklerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Özellikle kilo problemi veya kan şekeri değerlerinde yükseklik yaşayanların meyve suyu tüketmemesi gerekmektedir. Gazlı içeceklerin içinde bulunan şeker oranı ve kafein nedeni ile de tüketilmemesi önerilmektedir.
Sahura kalkmak önemli
 Oruç tutarken sahura kalkmak Ramazan ayında sağlıklı beslenmeyi sürdürmek için çok önemlidir. Sahura kalkmamak ya da sadece su içip yatmak uzayan açlık süresini 20 saatin üstüne çıkarmaktadır. Bunun sonucu olarak açlık kan şekeri daha hızlı düşeceğinden gün içinde verimsizliğe sebep olmaktadır.
Sahurda tok tutucu hafif bir kahvaltı yapılmalı
Sahur öğününde kalori içeriği fazla olan besinleri tüketmek iftar saatine kadar vücudu sağlıksız kılar. Sahur öğününde hafif bir kahvaltı içeriğine tok tutucu özelliği olan ve kaliteli protein içeren yumurtanın dahil edilmesi iftara kadar olan açlık hissinin azalmasına yardımcı olacaktır. Aynı zamanda meyve tüketimi, gün içerisinde vücut için gerekli vitamin-mineral desteğini sağlamaya yardımcı olacaktır.
İftar ve sahur arasına üç öğün konulmalı
Gün boyu çok uzun süre aç kalan vücudun düşen metabolizma hızını yükseltmek için iftar ve sahur arasında kalan sürede en az üç öğün besin tüketilmesi gerekmektedir. 1 kase çorba ile açılacak iftar öğününe en az 15-20 dakika mola verilip sonra ana yemek tüketilirse hazımsızlık, şişkinlik yaşanmaz. Ayrıca tüketilen besinlerin çoğunlukla yağ olarak depolanması engellenmiş olur. Ana yemek tüketiminden ortalama 1,5 saat sonrası küçük bir ara öğün yapmak da kilo koruma açısından etkili olacaktır.
İftarda kan şekeri dengelenmeli
İftar öğününde kan şekerini dengeli olarak yükseltecek besin tercihleri yapılmalıdır. Örneğin pirinç pilavı, beyaz ekmek gibi glisemik indeksi yüksek tercihler yapmak yerine bulgur pilavı, tam tahıllı ekmek veya kepekli makarna gibi sağlıklı seçimler yapılmalıdır.
Sağlıklı besin seçimi yapılmalı
 Ramazan ayında kilo almayı engellemek için sağlıklı besin seçimi önem kazanmaktadır. Kızartma ve kavurma gibi sağlıklsız pişirme yöntemleri yerine ızgara, haşlama, buğlama ve fırında pişirme yöntemleri ile yapılmış besinleri tercih edilmelidir.
Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar
 İftar saatine kadar düşen kan şekeri sebebi ile artan tatlı tüketme ihtiyacında da, sağlıklı seçimler yapmak önem taşımaktadır. Şerbetli ağır tatlılar yerine porsiyon miktarları dengelenerek sütlü tatlı, güllaç, meyve tatlıları veya dondurma yemek daha sağlıklı seçimler olacaktır.
Kabızlık sorun olmasın
 Beslenme düzenindeki değişiklikler ve gün içine dağılmış sıvı tüketimi olamayacağından kabızlık da Ramazan ayında sık görülen bir sindirim problemi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kabızlığı önlemek için öğünlerde posa içeriği yüksek besinler (kurubaklagiller, salatalar), ara öğünlerde de meyve tüketimini ihmal etmemek gerekmektedir.
Yürüyüş sindirim sistemini çalıştırır
İftar öğününden 2 saat sonra yapılacak hafif tempolu yürüyüş sindirim sisteminin çalışmasına yardımcı olmakla birlikte kan basıncını yani tansiyonu dengeler, aynı zamanda kilo kontrolünü sağlamaya yardımcı olur.
 
15.5.2018
Devamı

Et İthalatında Şimdide Ukrayna

Ramazan ayının gelmesi ile birlikte ucuz et’te market zincirinin 2den 3’e çıkarılması ile birlikte bir çok ülkeden kırmızı et ithalatı yapılmaya devem ederken şimdi sıra ise ukrayna’da.
Ukrayna'dan Türkiye'ye sığır eti ihracatı için bir süredir devam eden görüşmelerde sona gelindi.

Ukrayna Gıda Güvenliği ve Tüketiciyi Koruma Servisi'nden yapılan açıklamada, Ukrayna'nın Türkiye'ye sığır eti ihracatı için gerekli izinleri aldığı belirtildi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan geçtiğimiz ay Kiev'e giderek Ukraynalı yetkililerle görüşmelerde bulunmuştu.
Türkiye'den Ukrayna'ya giden uzman heyetin ülkedeki sığır eti üretimi üzerindeki devlet kontrolüyle ilgili denetimlerde bulunduğu, ayrıca Türkiye'ye et ihracatı yapmayı planlayan Ukraynalı işletmeleri denetlediği kaydedildi.

Ukrayna'dan Türkiye'ye et ihracatı için gerekli sertifikalar ve standartlarla ilgili onay işlemlerinde de son aşamada olunduğu belirtiliyor.
 
 
15.5.2018
Devamı

Ette Market Zincir Sayısı 3'e Çıktı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, fiyatları dengelemek için Et ve Süt Kurumu aracılığıyla et ve kıyma verilen market zinciri sayısının 2’den 3’e çıkarıldığını söyledi. Fakıbaba, kur nedeniyle kesif yemde problem olduğunu, çözmeye çalıştıklarını da belirtti.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, piyasayı regüle etmek için Et ve Süt Kurumu (ESK) aracılığıyla 2 market zincirine et verildiğini hatırlatarak, dünden itibaren market sayısının 3’e, şube sayısının da 13 binden 15 bine çıktığını söyledi. Böylece A101 ve BİM’den sonra marketlere Migros da eklenmiş oldu. Tarıma 16 yılda verilen desteğin toplam 120 milyar lira olduğuna dikkati çekti, şöyle devam etti: “17 milyar dolarlık ihracatımıza karşılık 13 milyar dolar ithalatımız var. Zaman zaman muhalefet ‘Et, saman ithal ediliyor’ diyor. Muhalefet bu, tabii ki diyecek ama bizim için önemli olan vicdanımızın rahat olmasıdır. Yıllık 1 milyon 350 bin ton et tüketimimiz var ama biz 100 bin tonluk et bile ithal etmiyoruz. Şu anda dolar artışından dolayı kesif yemde problem var. Onu da bugün arkadaşlarımızla çalışacağız ve sayın Başbakan’ımıza ileteceğim. Onu da çözmenin gayreti içindeyiz.” dedi
 
15.5.2018
Devamı

Mevsiminde Yeşil Eriğin Bilinmeyen Özellikleri

Manav tezgâhlarında ve pazarlarda yeşil erik görüyorsak, yaz gelmiş demektir. Peki, genellikle yaz aylarının gözdesi olan bu meyvenin sizce ne gibi faydaları var? İşte, zayıflamadan kabızlığa kadar yeşil eriğin hiç bilinmeyen faydaları...
YEŞİL ERİK KABIZLIĞI ÖNLER
Sağlıklı çalışan sindirim sisteminin belirtisi günde bir veya iki kez büyük tuvalete çıkmaktır. Ancak, kabızlık yaşayanlar için bu hayal gibi görünür. Oysaki günde bir avuç yeşil erik yiyerek kabızlığın üstesinden gelebilirsiniz. Yeşil erik sindirilebilir lif açısından zengin olduğundan, mide gazı, kabızlık ve gaz problemini önler.
 
YEŞİK ERİK SARKMALARI ÖNLER
Diyet yapmayı erteleyenlerin en büyük korkularından biri, kilo verdiklerinde deride sarkma olacağıdır. Oysaki yeşil erik gibi C vitamini açısından zengin ve bağ dokusunu güçlendiren meyvelerle beslenmek hem sarkmaları önler hem de cildin genç kalmasını sağlar. Yeşil eriğin faydalarından biri de sağlıklı beslenme eşliğinde günde bir avuç yeşil erik yiyerek sarkmaların üstesinden gelebilirsiniz.
YEŞİL ERİK KANSIZLIĞI GİDERİR
Kansızlık, demir eksikliği gibi hastalıklar başta yorgunluk ve şişmanlık olmak üzere saç dökülmesi, hamile kalamama gibi ciddi sorunlara yol açar. Yeşil eriğin faydaları arasında demir ve kalsiyum içermesi vardır. Sağlıklı beslenme eşliğinde günde bir avuç yeşil erik yiyerek kansızlığın üstesinden gelebilirsiniz.
YEŞİL ERİK KİLO VERDİRİR
Açlık ve tokluk hissinin belirlenmesinde en büyük etkenlerden biri kan şekeridir. Eğer, kan şekeri dengede olursa sağlıklı insanlar gibi acıkır veya doyduğunuzu hissedersiniz. Bunu sağlamanın en garantili yollarından biri de kan şekerini dengeleyen yeşil erik gibi besinler tüketmektir. Yeşil erik, bu özelliğiyle kilo verdirir ve ara öğünler için çok ideal bir meyvedir. 1 kâse yeşil erik ortalama 50 kaloridir.
YEŞİL ERİK BAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİR
Güçlü bir bağışıklık sisteminin anlamı şudur: herkes hasta olurken siz sağlam ve keyifle hayata devam edersiniz; aids, kanser gibi ürkütücü ve acı veren hastalıklardan korunursunuz. İşte, yeşil erik içerdiği yüksek oranda C vitaminiyle bağışıklığı güçlendirir.
YEŞİL ERİK AKCİĞER KANSERİNİ KORUR
Yeşil erik yiyenlerin astım, akciğer kanseri, soğuk algınlığı, öksürük ve çok kronik akciğer sorunları gibi akciğer sorunlarından uzak kaldığı araştırmalarca saptanmıştır. Eğer sigara içiyorsanız, gördüğünüz zararı bir nebze olsun azaltmak için günde bir avuç yeşil erik yiyebilirsiniz. Yaşlılarda düzenli olarak yeşil erik tüketmenin görme sorunlarını önlediği düşünülmektedir.
 
ERİĞİN FAYDALARINA DAİR BİLİMSEL AÇIKLAMALAR
Agri Life Research Center’ da yapılan yeni araştırmada; eriklerdeki antioksidan özellikleri incelenmiş, 100 farklı meyve ile karşılaştırılmış. Bu araştırmada antioksidanları kanser hücreleri ile etkileşime sokmuşlar, Araştırmacıların sonucunda: erikteki antioksidanlar yaban mersinindekilerden daha güçlü çıkmış. Daha sonra laboratuvarda göğüs kanseri hücrelerine etkisini görmek için başka bir araştırma yapılmış. Bunlar erik içerdiği eşsiz bitkisel besinleri normal hücrelere zarar vermeden meme kanseri hücrelerinin büyümesini durdurduğu bulunmuş. Özellikle kalp hastalıkları, kolesterol ve damar tıkanıklarında erik önerilebilir. Çocuklarda oluşan büyüme sorunlarında ve benzeri problemlerde de eriğin etkisi araştırılmaktadır. Özellikle bolca tüketilebilen ve kalorisi çok az olan bu meyve zayıflama diyetlerinde yaz aylarının vazgeçilmezidir.
Kişilerin şeker ihtiyacı oluştuğunda çilek ve erikten oluşan 1 kâse meyveyi tüketmeleri yeterli olacaktır. Eriğin tuzlanarak yenmesi vücutta su tutulmasına ve ödem oluşmasına neden olur buda dolaylı yolda kilo almayı tetikleyecektir. Bu nedenle erik tek başına yenmelidir.
Pek çok çeşidi bulunan erik kaynatılarak komposto şeklinde tüketildiğinde özellikle anne sütünün artmasında ve kabızlık probleminin ortadan kalkmasında oldukça etkilidir. Erik tip II diyabet hastalarında kan şekerinin dengelenmesi ve düşürülmesinde etkilidir. Özellikle yaz aylarında 200 gr a yakın rahatlıkla tüketilebilir.”
 
 
 
 
14.5.2018
Devamı

Her Koşulda Çiftçi Üretmeye Devam Ediyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "2017 yılı verileriyle, milli hasılaya 51,7 milyar dolarlık katma değer ekliyor, üretici fiyatlarıyla, 88 milyar dolarlık üretim yaptık. Çiftçimiz, zor tabiat koşullarında, yağmur, çamur demeden,  gecesini gündüzüne katarak üretiyor, tarlasından, bağından, bahçesinden, ahırından, ağılından kopmuyor, ormanda, denizde üretimini sürdürüyor, sofralardan üç öğün hiçbir şeyi eksik bırakmıyor. Bu ülkeye hizmeti de ibadet gibi görüyor. Buna karşın kıymetinin bilinmesini, yaptığı işin öneminin idrak edilmesini istiyor" dedi.
Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP) tarafından alınan kararla 1984 yılından buyana, her yıl tüm dünyada 14 Mayıs’ın 'Dünya Çiftçiler Günü' olarak çeşitli etkinliklerle kutlandığını belirtti.
“TARIM ÖNEMİ TARTIŞILMAZ BİR SEKTÖR”
Bu günün kutlanmasıyla değeri çok da iyi anlaşılmayan çiftçinin ve tarım sektörünün gündeme geldiğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
"Tarım, önemi tartışılmaz bir sektördür. Tarım modası geçmeyen tek sektördür. Elektronik aletler, makinalar, motorlu araçlar olmadan da yaşanabilir ama gıda olmadan yaşanamaz, gıda ihtiyacı ertelenemez. Bütün insanlık tarihi boyunca tarım, en stratejik sektör olmuştur. Önemi hiçbir zaman azalmamış, aksine her geçen gün artmıştır ve artmaya da devam edecektir.
Dünyada yoksulluk oldukça, kıtlık sürdükçe, 815 milyon insan açlık çektikçe tarımsal üretimi artırmak zorundayız. Uzay çağını yaşarken, dijital devrim ve otomasyon her alana girmişken hala dengesiz gelir dağılımı nedeniyle yüz milyonlarca insanın açlık çekmesini gelecek kuşaklara anlatamayız. Üstelik yüz milyonlarca insan açlık çekerken gıdanın üçte birini, 1,3 milyar ton gıdayı çöpe atarken bunu açıklayamayız."
‘TARIMSAL POTANSİYEL AÇISINDAN EN ŞANSLI ÜLKELER ARASINDAYIZ’
Türkiye’nin tarım potansiyeli açısından en şanslı ülkeler arasında bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:
"Tarımsal potansiyel açıdan cennet gibi bir ülkede yaşıyoruz. Dünyanın en eski tarım merkezlerinden biri olan Anadolu ve Trakya’ya sahibiz. Ülkemizde tarımsal çeşitlilik kıtalarla karşılaştırılabilecek kadar zengin. 55 üründe dünyada ilk 10 sırada yer alıyoruz. Fındık, kayısı, incir, kiraz, ayva ve haşhaş üretiminde birinci, karpuz, kavun, pırasa, bal ve fiğ üretiminde ikinci, mercimek, elma, salatalık, yeşil biber, yeşil fasulye, kestane, Antep fıstığı, çilek ve koyun sütü üretiminde üçüncü sıradayız. Endemik bitki türü bizde 3 bin 500’ü aşarken, her gün bunlara yenileri eklenirken, kıta Avrupası’nda toplam endemik bitki türü sayısı 2 bin 500’de kalıyor. Bugün dünya tarımının en temel ürünlerinden çoğunun anavatanı bu topraklar. Buğday, arpa, mercimek, nohut, soğan, sarımsak, havuç, zeytin, üzüm, incir, fındık, Antep fıstığı, ceviz, badem, elma, armut, ayva, nar, erik, kiraz ve vişnenin anavatanının Anadolu’dur. Bunların dışında, çavdar, yulaf, bakla, bezelye, kestane, kuşburnu, kekik, ahududu, alıç, ahlat, karadut, keçiboynuzu, böğürtlen, kızılcık, muşmula, menengiç, üvez, anason, Bektaşi üzümü, çam fıstığı, kara yemiş, koca yemiş gibi önemli tarım ürünlerinin kaynağı da Anadolu Bunun yanı sıra ülke olarak çok stratejik bir konumdayız. İçinde bulunduğumuz bölgede, başta Ortadoğu olmak üzere, Balkanlar, Rusya, Kafkasya, Orta Asya ve Kuzey Afrika’da büyük bir gıda talebi bulunmaktadır. Bu coğrafyanın tam ortasında yer alan ülkemiz, tarım potansiyelini nüfusu 700-800 milyonu bulan bu bölgenin gıda açığını karşılamak üzere rahatlıkla kullanabiliriz. Bölgenin tarımsal üretim merkezi olabiliriz."
Bütün bu artılara rağmen, ülke olarak tarım sektöründe var olan potansiyeli tam olarak kullanabildiğinin söylenemeyeceğini belirten Bayraktar, "var olan potansiyeli kullanamıyoruz çünkü; tarımın, arazi parçalanması ve işletme ölçek sorunu, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, küresel ısınmadan kaynaklı iklim değişiklikleri, tarım sigortasının yeterince yaygınlaşamaması, sulama, girdi maliyetleri, kredi finansman, örgütlenme, üretim planlaması, fiyat istikrarı, eğitim, kırsalda nüfus kaybı gibi çeşitli sorunları bulunmaktadır. Bu sorunları çözmek zorundayız. Çözüm bekleyen sorunların en önemlileri yapısal sorunlar olan arazi parçalılığı, sulama altyapı eksikliği ve örgütlenmedir" dedi.
YAPISAL SORUNLAR”
Bayraktar, şunları kaydetti:
"Tarımsal işletmelerimiz küçük, arazilerimiz çok parçalıdır. Ortalama işletme büyüklüğümüz 61 dekardır. Üstelik bu alan yaklaşık 10 parselden oluşmaktadır. Parsel büyüklüğü ortalama 6 dekara inmektedir. Bu durum inanılmaz bir maliyet getirmektedir. Bu kadar parçalanmış arazi ve işletme yapısıyla verimli tarımsal üretim yapmak imkansızdır. Bu açıdan bizim de çıkarılması için sonuna kadar desteklediğimiz, Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu çok önemlidir. Kanunda iyi bir şekilde uygulanırsa, arazilerin daha da bölünmesi önlenecektir. Halen devam eden toplulaştırma çalışmalarıyla da parseller birleştirilip büyütülecektir. Sulama hepimizin bildiği gibi ülkemizin en önemli meselelerinden biridir. Hala ekonomik ve teknik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektarlık arazinin 2,15 milyon hektarını gerekli altyapı çalışmaları tamamlanamadığı için sulayamıyoruz. Sulanan alanlarda da yüzde 60’a varan oranlarda tasarruf sağlayan basınçlı sulama sistemlerine yaygın olarak geçemedik. Hızla basınçlı sulama oranını artırmamız gerekiyor. Bunun çözümü, basınçlı sulama sistemlerinin kurulum maliyeti devletimiz tarafından hibe yoluyla karşılanmasıyla mümkün olacaktır. Bu açıdan GAP, KOP, DAP gibi büyük sulama projelerini içeren bölgesel kalkınma projelerin bir an önce tamamlanmalıdır. Üreticimizin ekonomik örgütlenmesinin yeterince sağlanamamış olması da önemli bir sorundur. Ekonomik örgütlerinin fonksiyonel olması, idari ve mali yönden güçlendirilmesi ve profesyonelce yönetilebilmesi için gerekli mevzuat değişiklikleri yapılmalıdır. Bu örgütler, gelişmiş ülkelerde örnekleri görüldüğü gibi üyelerine ucuz girdi temin edebilmeli, soğuk hava depoları, lisanslı depolar kurabilmeli, çiftçinin ürününü stoklayabilmeli, pazarlayabilmeli, ürünü işleyebilmeli, en iyi şekilde değerlendirebilmeli, piyasaya girip regülasyonu sağlayabilmelidir. Ekonomik örgütlenme etkin olarak sağlanmadan ne çiftçimiz ürününü değerinden satabilir ne de tüketicimiz makul fiyatlarla tüketim yapabilir. Piyasada da fiyat istikrarı sağlanamaz. Üretim planlaması da yapılamaz."
Ziraat Odalarının eğitime çok önem verdiğini, çiftçinin bilgiyle buluşturulması için çalıştığını bildiren Bayraktar, "Ne yaparsak yapalım, çiftçimizi bilgiyle buluşturamazsak 150 milyar dolarlık hasıla, 40-50 milyar dolarlık tarım gıda ihracatı hedeflerine ulaşamayız. Gerek Türkiye Ziraat Odaları Birliği gerekse de Ziraat Odaları olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı başta olmak üzere bakanlıklar, kurum ve kuruluşlarla protokoller imzalayarak, işbirliği yaparak 427 bin çiftçimizin eğitim almasını sağladık. Üstelik bunların 174 bini de kadın çiftçilerimiz. Yine teknolojik gelişmeleri yakından görebilsin diye 670 bin çiftçimizi fuarlara taşıdık. Bu sayılar daha da artırılmalı, bütün çiftçilerimiz eğitimden geçirilmelidir" dedi.
“TALEPLERİMİZ”
Çiftçiyi rahatlatmak için mazot, gübre, yem, elektrik, tohum, ilaç gibi girdi maliyetleri makul düzeylere çekilmesi gerektiğini belirten Bayraktar, çiftçinin öncelikli taleplerini ise şöyle sıraladı:
"Hazineye ait arazilerde ecrimisil ödeyerek tarımsal üretim yapan çiftçilerimizin sorunların bir bölümü çözüldü. Bu şekilde üretim yapan bütün çiftçilerimizin çiftçi kayıt sistemi (ÇKS) konusundaki sorunlarının çözüm yolu bulunmalıdır. Bu sorunlar çözülmeli ki çiftçimiz tarımsal desteklerden yararlansın, Hazine destekli düşük faizli Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri kredisi kullanabilsin, tarım sigortası yaptırabilsin, Toprak Mahsulleri Ofisi’ne ürün satabilsin. İntikali yapılmamış arazilerde intikal işlemlerini hızlandırmak için, 15 Mayıs 2018 tarihine kadar uzatılan ‘miras kalan tarım arazilerinin intikal işlemleri esnasında alınan tapu harcı muafiyeti’ devam ettirilmelidir. 2 B arazilerinin, tarım arazisi olarak korunması kaydıyla çiftçimize satışında rayiç bedel, tarımsal arazi rayiç bedeli üzerinden belirlenmelidir.
Çiftçilerimize verilen doğrudan destekler, Tarım Kanununda öngörüldüğü gibi gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 1’ine çıkarılmalıdır. Tarımsal desteklerden alınan yüzde 2 ile yüzde 4 arasında değişen stopaj kesintisi kaldırılmalıdır. Çiftçilerimizin 2 bin liranın üzerinde vadesi geçmiş vergi, tarımsal amaçlı sulamada kullanılan elektrik, sulama işletme ve bakım ücreti, su kullanım hizmet bedeli borçlarının desteklerden kesilmesi uygulamasından vazgeçilmelidir. Tarımda kullanılan elektrik, tohum, fide ve ilaçtan alınan KDV sıfırlanmalı, elektrikteki enerji fonu ve TRT payı kaldırılmalıdır. Hayvancılık işletmelerinde kullanılan elektriğe tarımsal sulama abone grubu tarifesi uygulanmalıdır. Çiftçimizin düşük faizli kredi talebi karşılanmalı, tarımsal kredilerde kredi masrafları alınmamalı, sigorta mecburiyeti kaldırılmalıdır. Çiftçilerimize yeni finansman olanakları sağlanmalı, takibe düşmüş kredi borçları faizsiz ve uzun vadeli olarak yapılandırılmalıdır. Dekar başına 1 liradan 5 liraya yükseltilen yeraltı suyu kullanım ücreti yeniden 1 liraya düşürülmelidir. Üreticilerimize kullandıkları yem için fatura karşılığında belli bir miktar destek verilmeli veya yemi Tarım ve Kredi Kooperatifleri/üretici örgütleri kanalıyla uygun fiyattan temin edebilmelerine imkan sağlanmalıdır. 2017 yılında olduğu gibi, 2018 yılında da doğal afetlerden zarar gören çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçları ertelenmelidir. Tarım sigortalarında primler çiftçimizin ödeyebileceği seviyelere çekilmeli, sigorta kapsamı genişletilmelidir. Tarım Bağ-Kurlularda aylık prim ödeme gün sayısı 25 günden, 2008 yılında olduğu gibi yeniden 15 güne indirilmelidir. Çiftçilerimize, prim ödedikleri her yıl için 90 gün, 4 yılda 1 yıl hesabıyla fiili hizmet payı, kamuoyunda bilenen ismiyle yıpranma hakkı verilmelidir. Kadın çiftçilerimizin, sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğum nedeniyle hizmet borçlanması yapabilmesi sağlanmalıdır. Çiftçilerimize muafiyette geçen süreler için borçlanma imkanı verilmelidir.”
Bayraktar, bütün çiftçilerin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü kutladı, bütün çiftçilere bereketli hasatlar diledi.
 
14.5.2018
Devamı

Tarımın Temsilcilerine Milletvekilleri Aday Listelerinde Yer verilsin

Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği 24 Haziran 2018 tarihinde yapılacak olan milletvekili genel seçim ile ilgili bir basın açıklaması yaparak kamuoyuna  önemli bir çağrıda bulundu. TAGYAD’tan yapılan yazılı açıklamada, “Dünyanın ve Türkiye'nin en stratejik sektörü tarım ve gıdada hem bilgi hem fikir sahibi gerçek temsilcilerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde artık söz sahibi olması gerekmiyor mu? Siyasi partiler başta çiftçilerimiz olmak üzere veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri ile birlikte akademisyenler, teknikerler, diyetisyenler, su ürünleri mühendisleri ve tarımsal sanayi temsilcilerini daha ne zamana kadar görmezden gelecekler?” denildi.
 
Türkiye 24 Haziran 2018 tarihinde milletvekili genel seçimlerine gidiyor. Bizler de Tarım Gıda Yazarları ve Gazetecileri Derneği (TAGYAD) olarak kamouyuna önemli bir çağrıda bulunmak istiyoruz.
 
Tarım Temsilcilerine Milletvekilliği aday listelerinde yer verilsin
 
Dünyanın ve Türkiye'nin en stratejik sektörü tarım ve gıdada hem bilgi hem fikir sahibi gerçek temsilcilerin Türkiye Büyük Millet Meclisinde artık söz sahibi olması gerekmiyor mu? Siyasi partiler başta çiftçilerimiz olmak üzere veteriner hekimler, ziraat ve gıda mühendisleri ile birlikte akademisyenler, teknikerler, diyetisyenler, su ürünleri mühendisleri ve tarımsal sanayi temsilcilerini daha ne zamana kadar görmezden gelecekler?
 
Belki seçimlere çok az bir sürenin kaldığı düşünülebilir, ancak tarım ve gıda sektörü bir an önce harekete geçmeli ve siyasi partilere karşı bu çok önemli konuda açık tavır koymalıdır. TAGYAD'ın "Tarım Temsilcileri Meclise" çağrısı bu büyük sektör mensuplarınca mutlaka etkin bir kampanyaya dönüştürülmelidir.
 
Aksi takdirde yine her seçim öncesi olduğu gibi siyasi partiler, tarım ve gıda sektörüne ve özellikle çiftçiye verdikleri önemden bahsedecekler fakat bunun gereğini yapmayacaklar!
 
Son sözümüz şudur; TARIM TEMSİLCİLERİNE milletvekili aday listelerinde mutlaka seçilecek sıralarda yer verilmelidir!
 
 
10.5.2018
Devamı

Su ve Toprak’ta Yeni Dönem Nasıl Olacak?

Tarımsal sulama ve arazi toplulaştırmasında yeni bir dönem başladı. Daha önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nda olan arazi toplulaştırma, tarımsal sulama ve sulamaya ilişkin desteklemeler Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'ne devredildi. Böylece Devlet Su İşleri, su ve toprak konusunda tek yetkili kurum oldu.
 
Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü'nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun 19 Nisan 2018'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kabul edildi. Kanun 28 Nisan 2018 tarihli Resmi Gazete ‘de yayınlanarak yürürlüğe girdi.
Yeni dönemde tarımsal sulama ve arazi toplulaştırması
Tarımsal sulama ve arazi toplulaştırma konusunda çok önemli değişiklikler getiren Kanun ile, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın sulama ve arazi toplulaştırma alanındaki yetkileri Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü'ne devredildi.
Kanun ile; Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Dairesi Başkanlığı, Arazi Toplulaştırması Etüt ve Projelendirme Dairesi Başkanlığı, Değerlendirme ve Destekleme Dairesi Başkanlığı kurulacak.
 Su kaynaklarının diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca tahsisi, kiralanması, ruhsatlandırılması gibi işlemlerde DSİ' nin görüşü alınacak. Su tahsisine ilişkin usul ve esaslar DSİ tarafından yürürlüğe konulan yönetmelikle belirlenecek.
 Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkili olacak. DSİ dışındaki kurum ve kuruluşlar DSİ'nin iznine tabi olarak proje idaresi sıfatıyla arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerini yürütmeye yetkili olacak..
 Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamalar, hak sahiplerinin iznine bağlı olmayacak.

İstendiğinde Tarımsal faaliyetleri kısıtlama yetkisi
 Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülen alanlarda tarımsal faaliyetleri kısıtlamaya DSİ veya proje idaresi yetkili olacak.
 Arazi mülkiyetinin ihtilaflı olması veya sahibinin gelir kaybına ilişkin takdir edilen bedeli kabul etmemesi durumunda, DSİ veya proje idaresi tarafından yetkili sulh hukuk mahkemesine başvurularak bedel tespiti yapılacak. Mahkemece belirlenen bedel, üçer aylık vadeli hesaba yatırılarak taşınmaz üzerinde malikin iznine tabi olmaksızın toplulaştırmaya ilişkin işlemlere devam edilecek.
 Köy tüzel kişiliği, belediyeler, kooperatifler, birlikler gibi tüzel kişilikler veya kamu kuruluşları, hizmet konuları ile ilgili arazi toplulaştırması ve/veya tarla içi geliştirme hizmeti yapmak istemeleri durumunda DSİ'ye gerekçeleri ile başvurarak toplulaştırma isteklerini bildirecek. Gerekçelerin yeterli görülmesi durumunda DSİ'nin bağlı olduğu Bakanlığın teklifi ile Bakanlar Kurulu kararı alındıktan sonra başvuran tüzel kişilik veya kuruluş bu maddeye göre arazi toplulaştırması projesini yürütecek.
9- Arazi toplulaştırması sahası ilan edilen yerlerle ilgili Bakanlar Kurulu kararı Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra arazi toplulaştırması işlemleri sonuçlanıncaya kadar bu alanlarda arazi toplulaştırmasına konu arazilerin mülkiyet ve zilyetliğinin devir, temlik, ipotek ve satış vaadi işlemleri DSİ'nin ve proje idaresinin iznine bağlı olacak.

Küçük araziler toplulaştırılarak satılabilecek
 DSİ veya proje idaresi gerekli hallerde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri toplulaştırabilir veya bu madde kapsamında değerlendirmek üzere kamulaştırabilecek. Arazi toplulaştırması uygulamalarında, tahsisli araziler asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki araziler ile birleştirilerek asgari büyüklükte yeni tarımsal araziler oluşturulabilecek. Bu suretle oluşturulan araziler; öncelikle arazi toplulaştırmasına veya kamulaştırma konusu olan arazi maliklerine, bu kişiler satın almadığı takdirde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünde tarım arazisi bulunmayan yöre çiftçilerine rayiç bedeli üzerinden DSİ'nin veya proje idaresinin talebi üzerine, Maliye Bakanlığı’nca belirlenen usul ve esaslara göre satılacak.
Sulama kooperatiflerinin kurulmasına izin vermek, denetlemek, bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak neticelendirilmesi için gerekli tedbirleri almak, DSİ'nin yetkisinde olacak. DSİ'nin sulama tesislerini işleten kooperatiflerden finansal ve mali yapısının sürdürülemez olduğu tespit edilenlerle yapılmış olan devir sözleşmeleri DSİ'nin teklifi ve Orman ve Su İşleri Bakanı'nın onayıyla feshedilecek.

İzinsiz su kullananlara ağır cezalar uygulanacak
 Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek. Devlet tarafından yapılacak destekleme ödemesi almaya hak kazanan çiftçilerin vadesi geldiği halde ödenmeyen sulama işletme ve bakım ücreti veya su kullanım hizmet bedeli borcu bulunması halinde; DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişi tarafından tarımsal destekleme ödemesi yapacak bankaya borç miktarı bildirilecek. Destekleme ödemelerinden borç tutarı mahsup edilerek, DSİ veya işletme ve bakım sorumluluğu devredilen gerçek veya tüzel kişiye ödenecek.
Hazırlanan su dağıtım planında belirtilen zaman veya süre dışında sulama yapan birlik üyelerine suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, bu fiillerin tekrarı halinde her defasında ayrı ayrı olmak üzere dört katına kadar, Sulama beyannamesi vermeden ya da eksik beyanname ile sulama yapan birlik üyelerine, suladığı her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, Birlik görev alanı dışında kalan su kullanıcılarına, izinsiz olarak suladıkları her dekar arazi başına su kullanım hizmet bedelinin iki katına kadar, idari para cezası verilecek.

Sulama tesisleri özel sektöre devredilebilir
 Tüzel kişiliği sona eren sulama birlikleri tarafından işletme ve bakım hizmetleri yerine getirilen sulama tesisleri ile DSİ tarafından inşa edilen sulama tesisleri DSİ tarafından işletilecek veya ilgili idarenin talebi ve DSİ'nin teklifi üzerine bağlı olduğu Bakan tarafından onaylananlar, işletme ve bakım hizmetleri yerine getirilmek üzere; belediyelere veya il özel idarelerine devredilebilecek.
 Sulama tesisleri, DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle işletmeye verilebilir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülen ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla işlemleri devam eden arazi toplulaştırması işleri ile inşası devam etmekte olan tarla içi geliştirme hizmetlerine DSİ tarafından son verilebilir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinde çalışanlar DSİ'ye devredilecek.
Destekler DSİ tarafından verilecek
 Tarım Kanunu'nda yapılan değişiklikle, tarla içi sulama sistemi hizmetlerinin geliştirilmesi amacıyla, çiftçilerin birlikte veya ferdi olarak yürütecekleri yatırım projelerinin maliyetinin bir kısmı, tarla içi sulama desteği olarak Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından karşılanacak.
Tarla içi sulama sistemi desteklerine ilişkin işlemler Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülecek. Destekleme oranını, proje türleri bazında veya toplu olarak belirlemeye ve uygulamaya ilişkin diğer hususları düzenlemeye Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu yetkili olacak.
Sulama birlikleri görev alanında yer alan her su kullanıcısı gerçek ve tüzel kişi sulama tesisinden faydalanabilmek için o birliğe üye olmak zorunda. İlk üyelik kaydı sırasında bir defaya mahsus olmak üzere DSİ'nin belirlediği katılım payı tahsil edilecek.
 Sulama birliğinin amacına ulaşamayacağının tespit edilmesi durumunda birlik, DSİ'nin teklifi üzerine Bakan onayı ile feshedilecek.
Tarımın temel iki kaynağı olan toprak ve su konusunda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tamamen devre dışı bırakılıyor. Toprak ve su kaynakları konusundaki hizmetler bu yeni dönemde ticari bir yaklaşımla ele alınacak. Özellikle küçük çiftçi bu yeni uygulamalarla tamamen tasfiye edilerek sektörün dışına çıkarılacak. Tarım toprakları belli ellerde toplanacak. Parası olan suyu kullanabilecek. Su kaynakları özel şirketlere devredilerek tarıma yeni bir darbe vurulmuş olacak.
 
 
 
10.5.2018
Devamı

Hayvancılıkta 2018 Destekleri Yüz Güldürecekmi

Gıda Tarım ve Hyavancılık Bakanlığının hazırlamış olduğu 2018 hayvancılık desteklemeleri önceki gün resmi gazatede yayınlanarak yürürlüğe girdi.Buna göre bir çok kalemde ayrı ayrı destekler verilirken üreticinin alacağı 2018 hayvancılık destekleri üreticinin yüzünü güldürecekmi? sorusu akıllara geliyor. İthalatların bir hayli fazla yapıldığı şu günlerde hayvancılık destekleme esasaları belli olurken bu esaslara ilişkin üreticinin memnun olup olmayacağı hayvancılığın gündeminde.
Hayvancılığın geliştirilmesi ve sürdürülebilirliğin sağlanması, hayvancılık politikalarının yürütülmesinde etkinliğin artırılması, yerli hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi, kayıtların güncel tutulması, hayvan hastalıklarıyla mücadele ve sağlıklı hayvansal üretim için yetiştiricilerin desteklenmesi amacıyla çıkartılan Tebliğ, Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan 2018 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararda yer alan hayvancılık desteklemelerine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Buzağı desteklemesi, 1/1/2018-31/12/2018 tarihleri arasında doğan, Bakanlık kayıt sisteminde doğduğu işletmenin ve anasının kaydı bulunan buzağılara verilecek. Buzağıların, küpelenmiş ve birinci dönem buzağı desteklemesine başvuranlar için 1/10/2018 tarihine kadar, ikinci dönem buzağı desteklemesine başvuranlar için ise 1/4/2019 tarihine kadar TÜRKVET/E-Islah’a kayıt edilmiş ve doğduğu işletmede en az 4 ay (120 gün) süreyle yaşamış olması gerekecek.
Başvurular, 2/7/2018-31/8/2018 tarihleri arasında ve 2/5/2019-1/7/2019 tarihleri arasında olmak üzere iki dönem halinde yapılacak.
Malak desteklemesi, 1/1/2018-31/12/2018 tarihleri arasında doğmuş olan malaklar için verilecek.
Anaç manda desteklemesinden faydalanacak yetiştiricilerin işletmeleri ve anaç mandalarının, 31/12/2018 tarihi itibariyle TÜRKVET’te kayıtlı olması şartı aranacak. Başvurular 1/11/2018-31/12/2018 tarihleri arasında yapılacak.
Anaç koyun keçi desteklemesi, 2/11/2018 tarihi itibari ile yaşları 15-90 ay (15-90 ay) arasında olan anaç koyun keçi için verilecek. Söz konusu yaş aralığı dışındaki dişi hayvanlar desteklemeden yararlandırılmayacak. Mardin, Siirt ve Şırnak illerinde saf ırk anaç tiftik keçileri (Ankara keçisi) Karar’da belirtilen ilave destekten yararlandırılacak.
Yetiştiriciler (göçer hayvancılık yapan yetiştiriciler dâhil), üyesi olduğu damızlık koyun ve keçi yetiştiricileri birliğine 1/9/2018-2/11/2018 tarihleri arasında başvuracak.
Tiftik keçisi yetiştiriciliği ve tiftik üretimi desteklemesinden yararlanacakların işletmesi ve tiftiğin elde edildiği hayvanların TÜRKVET’e kayıtlı olması, tiftiğin, Tiftik ve Yapağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Tiftikbirlik) ve bağlı kooperatifleri ile damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliklerine satılmış olması şartı aranacak.
Çiğ süt desteklemesi
İşletmesi ve sütün elde edildiği hayvanları TÜRKVET’e kayıtlı, ulusal düzeyde üst örgütlenmesini tamamlamış yetiştirici/üretici örgütüne üye üreticilere, çiğ süt desteklemesi yapılacak.
Çiğ Sütün Arzına Dair Tebliğ kapsamında pazarlanan sütler hariç olmak üzere üretilen süt, onay belgesi almış süt işleme tesislerine satılmış olması gerekecek. Süt regülasyonu uygulaması kapsamında sütünü üretici örgütleri aracılığı ile satanlar da desteklemeden yararlandırılacak. Desteklemede 1 kg süt tozuna karşılık Bakanlıkça belirlenen süt miktarı esas alınacak.
Çiğ süt desteklemeleri Bakanlığın belirleyeceği birim fiyatlar üzerinden dönemler halinde yapılacak.
Üreticiler başvurularını dilekçe ile desteğini almak istediği ve üyesi olduğu yetiştirici/üretici örgütüne yapacak.
Islah amaçlı süt içerik analiz desteklemesi
Islah amaçlı süt içerik analiz desteklemesi için, işletme ve anaç sığırların (etçi ırklar hariç) E-Islah soy kütüğü sistemine kayıtlı ve işletme en az süt analizi yapılmış on baş saf ırk ineğe sahip olması gerekecek.
Süt analizi yapılan her inek için yılda bir kez destekleme yapılacak. Buzağılama tarihi, 1/7/2018’den önce olan ineklerde en az üç, bu tarihten sonra olanlarda ise en az iki olmak üzere yağ, protein oranı ve somatik hücre sayısı yönünden süt içerik analizi yaptırılacak.
Arılı kovan desteklemesi
Arıcılık Kayıt Sistemine (AKS) kayıtlı ve yetiştirici/üretici örgütüne üye, işletmesinde en az 30 arılı kovan bulunan arıcılara, arılı kovan desteklemesi yapılacak. Arıcılık işletmesi, en az 30 en fazla 1000 adet arılı kovan için desteklemeden yararlandırılacak. Arıcılar, desteğini almak istediği ve üyesi olduğu yetiştirici/üretici örgütüne 20/7/2018 tarihine kadar başvuruda bulunacaklar.
Bakanlıktan 31/12/2017 tarihinden önce üretim izni alan işletmelerden satın alınmış olması kaydıyla arıcılara, damızlık ana arı ve ana arı desteklemesi de yapılacak.
İpekböceği yetiştiriciliği desteklemesi için ipekböceği tohumu üretim ve dağıtımı Kozabirlik tarafından yapılacak, destekten Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Kozabirlik) yararlanacak.
Çoban istihdam desteği
En az 200 anaç küçükbaş hayvan varlığına sahip, işletmesi ve işletmedeki hayvanları TÜRKVET’e kayıtlı sürü sahiplerine, çoban istihdam desteği verilecek. Köy-mahalle sürülerini ortak otlatan çobanlar da desteklemeden yararlandırılacak. Çobanın Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin en az altı ay süreyle yatırılmış olması gerekecek.

Başvurular, 1/6/2018-31/12/2018 tarihleri arasında, işletme sahibi veya köy/mahalle sürülerini otlatan çobanlar tarafından işletmenin kayıtlı olduğu il/ilçe müdürlüklerine yapılacak.

Düve alım desteği

Düve alım desteğinden, yetiştiricilik bölgesi olarak belirlenen iller ile Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) tarafından belirlenen diğer illerdeki yetiştiriciler yararlandırılacak.
Yetiştiricinin işletmesinin, 1/1/2018 tarihinden önce TÜRKVET’e kayıt edilmiş, işletme kapasitesinin destek talep ettiği hayvan sayısı ile uyumlu olması şartı aranacak. Yetiştiricinin işletmesine en az 20 baş düve satın almış olması gerekecek. Bir işletmenin düve desteklemesinden yararlanabileceği hayvan sayısı, 20-100 (100 dâhil) baş olacak.
Destek miktarı, düve alım bedelinin %30’u kadar olacak ve düve başına desteklemeye esas Bakanlıkça belirlenen fiyatın %30’undan fazla olamayacak.
Düveler, düve yetiştirici merkezlerinden, hastalıktan ari işletmelerden, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden (TİGEM), damızlık sığır yetiştirici birliklerinden, süt üretici birlikleri ile Tarım Kredi Kooperatifleri (TKK) ve iştiraklerinden temin edilecek. Destek kapsamında alınan düveler, 2 yıl süre ile satılamayacak.
Besilik erkek sığır desteklemesi
Manda dahil besilik erkek sığır desteklemesinden yararlanmak için, erkek sığırların yurt içinde doğmuş, küpelenmiş, TÜRKVET’e işletme ve hayvanların kaydının yapılmış, 1/1/2018 – 31/12/2018 tarihleri arasında kesilmiş olması gerekecek. Sığırlar, erkek, 12 aylık yaştan büyük ve karkas ağırlığı en az 200 kilogram olacak. Bir yetiştirici en fazla 200 baş (200 dâhil) sığırı için destekten yararlandırılacak. Başvurular Tebliğin yayımı tarihi ile 11/1/2019 tarihi arasında yapılacak.
Hayvan hastalığı tazminatı desteklemeleri
Hayvan Hastalıklarında Tazminat Yönetmeliği ile belirlenmiş tazminatlı hastalıkların tespit edilmesi sonucu, Resmi Veteriner Hekim veya Bakanlıkça yetki verilen veteriner hekim gözetiminde mecburi kesime tâbi tutulan veya itlaf edilen hayvanlar, kesimhanelerde tespit edilen tazminatlı hastalık nedeniyle imha edilen hayvanlar ile ihbarı mecburî bir hastalığa karşı koruma sağlamak amacıyla, Resmi Veteriner Hekim veya sorumluluğundaki yardımcı sağlık personeli ile Bakanlıkça yetki verilen veteriner hekim tarafından yapılan aşı ve serum uygulaması nedeniyle öldüğü Resmi Veteriner Hekim raporu ile tespit edilen hayvanların bedelleri hayvan sahiplerine hayvan hastalığı tazminatı desteği ödenecek.
Bakanlıkça belirlenen aşı uygulamaları sonrasında oluşan atıklar için hayvan sahiplerine atık desteği verilecek.
Hastalıktan ari işletme desteklemeleri
Hastalıklardan ari işletmeler için sağlık sertifikasına sahip olan süt sığırı işletmelerinde bulunan, damızlık boğalar dışındaki, altı ay yaşın üzerindeki erkek hayvanlar hariç, tüm sığırlar için hayvan başına doğrudan destekleme ödemesi yapılacak.
Ari sığır başına ödeme birim miktarları 500 (beş yüz) başa kadar tam olarak, 501 baş ve üzeri için ise % 50’sine karşılık gelen tutarın ödenmesi suretiyle uygulanacak.
Bakanlıkça programlanan aşı uygulamalarında, uygulayıcılara programlı aşı ve küpe uygulamaları desteği verilecek.
Hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunmasına ilişkin olarak hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması ve geliştirilmesi desteği verilecek.
Üye yetiştiricilerden kesinti
Yetiştirici/üretici örgütlerine üyelik şartı aranan destekleme ödemelerinde, merkez birliğini kurmuş olan; 5996 sayılı Kanuna göre kurulmuş ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri ve/veya 5200 sayılı Kanuna göre kurulmuş üretici birlikleri ve/veya Bakanlıkça kuruluşuna izin verilen 1163 sayılı Kanuna göre kurulmuş tarımsal amaçlı kooperatif üyelerinden, hak ettikleri desteklerden hizmet bedeli olarak belirlenen oranlarda Çiftçi Örgütlerini Güçlendirme adı altında sistem üzerinden kesinti yapılacak. Kalan miktar yetiştirici/üreticilerin hesabına ödenecek.
Tebliğ 1/1/2018 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
 
 
 
10.5.2018
Devamı

Genç Çiftçiler Hayvancılık Projesinden Yararlanmaya Devam Ediyor

Gümüşhane’de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Kalkınma Destekleri Genç Çiftçi Projesi kapsamında Büyükbaş Hayvancılık Projesinden yararlanmaya hak kazanan 93 genç çiftçiye 2 Milyon 790 bin TL değerindeki 558 adet damızlık düveleri kurayla teslim edildi. 
Hacıemin Mahallesi Belediye Mezbahanesinde yapılan dağıtım töreninde konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Metin Yalvaç, büyükbaş hayvanların TİGEM tarafından Erzurum'daki çiftliklerden temin edilerek kurumun teknik personelleri tarafından titizlikle seçimlerinin yapıldığını söyledi.
Yalvaç, Genç Çiftçi Projesi kapsamında Gümüşhane Merkez ilçede 10, Kelkit’te 34, Şiran’da 17, Köse’de 12, Kürtün’de 9 ve Torul’da 11 genç çiftçiye büyükbaş hayvan yetiştiriciliği projesi kapsamında hibe almaya hak kazanan toplam 93 genç çiftçiye 2 milyon 790 bin TL değerinde 558 adet büyükbaş hayvanların tesliminin tamamlandığını kaydetti.
Proje kapsamında bakanlık tarafından kişi başına 30 bin TL olmak üzere, 2016 yılında 144 genç çiftçiye, 2017 yılında ise 157 genç çiftçiye toplam 301 proje uygulanarak 9 milyon 30 bin TL hibe desteği verildiğini ifade eden Yalvaç, “Tarım ve hayvancılığın gelişmesine önemli bir katkı sağlayan bu projenin ilimiz çiftçilerinin en üst seviyede yararlanmaları için yaptığımız çalışmalar devam edecektir” dedi.
Törende daha sonra temin edilen damızlık hayvanlar kura yoluyla hak sahiplerine teslimi yapıldı.
Törene Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdür Vekili Metin Yalvaç, Şube Müdürleri, Proje Yürütme Ekibi ile projeden yararlanmaya hak kazanan genç çiftçiler katıldı.
 
4.5.2018
Devamı

TKDK ya 1,5 Milyarlık Hibe 3651 Proje

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, IPARD-II Programı 3.Çağrı kapsamındaki proje başvurularıyla ilgili olarak bir açıklama yaptı. Fakıbaba TKDK tarafından IPARD programı ili ilgili olarak “ IPARD kapsamında daha çok projenin desteklenmesi hedefi çerçevesinde, 3.Çağrı bütçesi göz önüne alındığında TKDK’ya sunulan projelerin önemli bir kısmının destek kapsamına alınacağını öngörüyoruz.” Dedi. Bakan Fakıbaba basın açıklamasında şunları söyledi.
 
 
“Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından IPARD programı kapsamında, bir kısmı ulusal fonlardan oluşan Avrupa Birliği kırsal kalkınma hibelerini 2011 yılından itibaren yatırımcılarımıza kullandırıyoruz.
Süt ve et üreten hayvancılık işletmeleri, süt, et, meyve-sebze ve su ürünleri işleme tesisleri ile kırsal alanda çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesine yönelik projeleri, TKDK tarafından IPARD programında belirlenen 42 ilimizde destekliyoruz. 
2011 yılından bugüne IPARD-1 Programı ile yaklaşık 11 bin projeye 3,2 milyar TL hibe desteği sağladık. Bu hibeler ile kırsalda 7 milyar liralık yatırım hayata geçirildi ve 60 bin yeni istihdam oluşturuldu. 
2016 yılında başlayan IPARD-II Programı kapsamında 21 Aralık 2017 tarihinde 3. Çağrı İlanına çıkıldı. Bu Çağrı doğrultusunda; “süt ve et üreten hayvancılık işletmeleri” ile “çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi” kapsamındaki tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği, arıcılık, zanaatkârlık ve yöresel ürünler, kırsal turizm, kültür balıkçılığı ve yenilenebilir enerji gibi sektörlerde başvuru kabul işlemleri tamamlandı.
Geçen ay itibariyle kabul işlemleri tamamlanan Çağrı ile toplam 3.651 proje teslim alındı. Teslim alınan bu projelerin toplam hibe talebi 1,5 milyar TL, toplam yatırım tutarı 3 milyar TL’dir. Projelerin 926’sı süt ve et üretimi sektöründen, 2.725’i ise çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi sektöründen alındı.
Başvuruları yapılan projelerin incelenme süreci, TKDK’ya bağlı 42 il koordinatörlüğü tarafından yapılacak. Kontrol, değerlendirme ve proje seçim sürecinin tamamlanmasından sonra desteklenmeye hak kazanan proje sahipleri kamuoyuna duyurulacak. Projelerin değerlendirme sürecinde kadın ve gençlerimizin projelerine pozitif ayrımcılık yapıyoruz.
IPARD kapsamında daha çok projenin desteklenmesi hedefi çerçevesinde, 3.Çağrı bütçesi göz önüne alındığında TKDK’ya sunulan projelerin önemli bir kısmının destek kapsamına alınacağını öngörüyoruz.
Önümüzdeki dönemde IPARD-II Programı kapsamında çıkılacak yeni başvuru çağrıları ile kırsal kalkınmaya yönelik yatırımları desteklemeye devam edeceğiz.”   
 
 
3.5.2018
Devamı

Veteriner Hekimlikte Uzmanlık Yönetmeliği

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba “Veteriner Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği” ilgili bir açıklama yaptı.
 
Bakan Fakıbaba uzmanlık eğitimi yönetmeliğine ilişkin şunları söyledi. “Hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek ve hayvanların sağlıklı ortamlarda yetiştirilmesini sağlamak, hayvancılığımızın sürdürülebilirliği bakımından büyük önem taşıyor. Zaman ve mesai mefhumu gözetmeksizin hayvan hastalıkları konusunda hizmet veren veteriner hekimlerimiz, hayvancılığımızın yanı sıra ülkemiz ekonomisine de ciddi katkı sunuyorlar. Bu denli önemli görev yürüten veteriner hekimlerimizin çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve özellikle görevlerindeki ihtisaslaşmayla ilgili gerekli düzenlemelerin yapılmasına önem veriyor ve bu doğrultuda bazı çalışmalar yürütüyoruz.
 
Veteriner hekimlerimizin, mevzuattaki eksikliklerden dolayı uzmanlaşmalarıyla ilgili birtakım sıkıntıları vardı. Mevzuat düzenlemesi olmadığından, sahanın ihtiyacı olan uzmanlaşmış veteriner hekim sıkıntısı yaşanıyordu. Daha önce çıkarmış olduğumuz bir kanuni düzenlemeyle bu konuda ilk ciddi adım atılmıştı. Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan “Veteriner Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği” ile bir önemli adım daha atmış olduk.
 
“Bu yönetmelik, ülkemizin ihtiyacı olan uzman veteriner hekimleri yetiştirmek amacıyla düzenlenecek uzmanlık eğitimini ve uzmanlık belgelerinin verilmesini ve Veteriner Hekimliği Uzmanlık Kurulunun yetki, çalışma usul ve esaslarını düzenliyor.
Önümüzdeki dönemde yapılacak diğer mevzuat değişikliği çalışmaları ve ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde gerekli kurulları oluşturup ortaya koyacağımız faaliyetlerle veteriner hekimlikteki uzmanlaşmayı tamamen hayata geçireceğiz.” dedi
 
Böylelikle kamu ve özel sektördeki uzman veteriner hekim ihtiyacımızı karşılayacak, veteriner hekimlerimizin, uzmanlaşmayla beraber özlük haklarını daha iyi duruma getirmiş olacağız. Ayrıca sadece beşeri hekimlik, diş hekimliği ve eczalıkta olan “uzmanlık” statüsünün sağlanmasıyla veteriner hekimlik mesleğinin saygınlığına; hem halk nazarında hem de akademik anlamda katkı sunmuş olacağız. Uzmanlaşmayla, aynı zamanda verilen hizmetin kalitesini artıracak ve hayvan hastalıklarıyla mücadelemizi daha etkin kılacağız.
 
Hayvan hastalıklarıyla mücadele konusu, hayvan varlığımızın artırılmasıyla ilgili yürüttüğümüz çalışmalarda önemli konu başlıklarından birini oluşturuyor. Veteriner hekimlerimize getireceğimiz bu imkânla, bu mücadelemiz daha da güçlenecek ve hayvancılığımızın sürdürülebilir kılınmasına önemli katkı sağlamış olacağız.
 
Bakanlık olarak veteriner hekimlerimizin durumlarını iyileştirecek ve onların daha iyi şartlarda görev yapmalarını sağlayacak her türlü adımı atmaya devam edeceğimizi önemle belirtmek isterim.”dedi.
 
 
3.5.2018
Devamı

“Tarım Kredi Kooperatifleri Çiftçiyi Soyan Kuruluştur”

Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği 7olağan mali genel Kurulunu Ankara’da gerçekleştirdi. Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Başkanı Mehmet Özkurnaz bir konuşma yaparak sektördeki gelişmeleri ve kooperatifçiliğe değindi. Başkan Özkurnaz;   “Kooperatifçiliğin her zamankinden önemsenmesi gerektiğinin bilincindeyiz. Dünya’ya baktığımızda kooperatifçilik ön plandadır. Bizler inanıyoruz ki bakanlığımız kooperatiflere ve kooperatifçiliğe önem verecektir. Tarım ülkesi olmasak ’ta tarım faaliyetlerine dayalı bir ülkede tarıma en büyük desteği verecek olan da kooperatiflerdir.” Dedi.
Genel Başkan Özkurnaz, yem fiyatlarını ve 250 bin Damızlık düve projesine yönelikte bir açıklama yaparak Özkurnaz; “ Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçiyi soyan kuruluşlardır. Çiftçi Tarım Krediden gübre, yem, tohum vs aldığı zaman %2 faizi vardır. Bugünkü tabirle %20 faiz demektir. Anapara ile faiz birleştirilir birleşik faiz uygulanır. Harmanda ödeyecekse anapara faize dönüşür bu şekilde işleyiş yapar. Tarım Kredi Kooperatifi iyi niyetle kurulmuştur ancak şuan iyi niyette değildir. Bu durumdan vaz geçilmelidir.  Tarım Kredi Kooperatiflerinin 250 bin damızlık düve projesine yönelik Tarım Kredi Kooperatifi üyeliğinin zorunlu tutulması tamamen yanlış ve pragmatik bir düşüncedir.” Dedi.
 
“Kooperatifçiliğin her zamankinden önemsenmesi gerekliğinin bilincindeyiz. Dünya’ya baktığımızda kooperatifçilik ön plandadır. Bizler inanıyoruz bakanlığımız kooperatiflere önem verecektir.  Kooperatifler aldığını da sattığını da faturaya yansıtmaktadır. Tarım ülkesi olmasak ’ta tarım faaliyetlerine dayalı bir ülkede tarıma en büyük desteği verecek olan da kooperatiflerdir. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ülkemizde bu işin önderliği yapıyor.  Kooperatifçilik bu ülkede Anadolu’nun kırsalında yaşayan üretim sağlayanın sesidir. Tarım ve Hayvancılık Türkiye’de güzel bir yere gelecekse bu iş kooperatifçilikten geçmektedir.” diye ifade etti.
Yem Fiyatları
Yem fiyatlarına ve girdi maliyetlerine de değinen TARKOOP Başkanı Özkurnaz tarımdan kaçışların başladığını söyledi.
“Girdi maliyetlerin yükselmesinden dolayı tarımdan bir kaçış vardır. Tarımla hükümetlerimiz bir ahenk içeresinde olmalıdır.  Kooperatifler geçmişte olduğu gibi üst birlik üyesi olma zorunluluğu vardı. Bu durumun tekrardan eski şekline getirilmesi halinde kooperatifler daha özgün daha şeffaf ve daha faydalı olacak şekilde çalışacaktır. 
Bölgelerde kooperatifler yok olursa bu çektiğimiz sıkıntıların daha fazla sıkıntısını çekeriz.  Bakanlığımız bu duruma kayıtsız kalmaması gerekiyor. Dedi.
Çiftçi Borçları Arttı. Çiftçi Azaldı
“Geçmişte TL bazına baktığımızda 1.5 milyar çiftçi borcu vardı. Şimdi ise çiftçinin 80 milyar borcu vardır. Çiftçi azaldığı halde çiftçi borcu artmıştır. Bu borçlar kamu ve özel bankalaradır. Bir tabir vardır “Borç yiğidin kamçısıdır derler.” Çiftçi bizim toplumumuzda en ahlaklı kesimdir. Borcunu ödemek için arazisini satar. Borcunu ödeyebilmesi için tarlasını satar bu durum dada çiftçi tarımdan vaz geçmiş olur.” Dedi.
“Tarım kredi kooperatifleri Çiftçiyi Soyan Kuruluştur”
Başkan Özkurnaz Tarım Kredi ve 250 bin damızlık düve projesine yönelik ise şu sözlere yer verdi. “Geçmişte Gıda Tarım ve Hayvancılık eski bakanımız Mehdi Eker ’in bakanlığı döneminde Antalya’da bir toplantıdayken bakanımıza şunu demiştim. Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçiyi soyan kuruluşlardır. Çiftçi Tarım Krediden gübre, yem, tohum vs aldığı zaman %2 faizi vardır. Bugünkü tabirle %20 faiz demektir. Anapara ile faiz birleştirilir birleşik faiz uygulanır. Harmanda ödeyecekse anapara faize dönüşür bu şekilde işleyiş yapar. Tarım Kredi Kooperatifi iyi niyetle kurulmuştur ancak şuan iyi niyette değildir. Bu durumdan vaz geçilmelidir.  Tarım Kredi Kooperatiflerinin 250 bin damızlık düve projesine yönelik Tarım Kredi Kooperatifi üyeliğinin zorunlu tutulması tamamen yanlış ve pragmatik bir düşüncedir. Burada Damızlık düve ilgili Tarım Kredi Kooperatiflerinin öncelikle hayvanı hangi fiyat ’tan aldığını irdelemek gerekir. Avrupa’da hayvan fiyatlarına baktığımızda 1500 EURO civarındadır. Ne hikmetse bu hayvanlar Türkiye’ye geldiğinde bu rakam 3000 EURO bulmaktadır. Bu zihniyette bu anlayışta gitmeye devam edersek yakında ne çiftçi nede hayvancılık yapan bulamayacağız. Yok, olan çiftçiyi daha da yok edeceğiz. ”dedi.
 
 
 
 
3.5.2018
Devamı

Yarısı Sizden Yarısı Bizden Farklı Desteklere'de Geliyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Bloomberg HT'nin düzenlediği Tarım ve Gıda Zirvesi’nde konuştu.
Fakıbaba, tarım girdilerinde "yarısı sizden yarısı bizden" şeklinde farklı destekler olacağını söyledi.

Tarım ve hayvancılıkta rekabetçi bir Türkiye vizyonuyla 2018-2000 strateji planı yayınladıklarını belirten Fakıbaba "sürdürülebilir üretimi, kırsal kalkınmayı ve rekabet edebilirliği sağlamak amacıyla stratejiyi 'milli tarım güçlü yarın' olarak belirledik.

Tarımsal faaliyetlerin yürütülmesi için 2 kaynağa ihtiyaç var, tarım arazisi ve çiftçilerimiz. Bu 2 unsura sahip çıkmalıyız. Başarılı olmamak için hiçbir sebebimiz yok problemlerimiz olduğu doğru ama bunları tek tek aşabilecek güce sahibiz." dedi.  

Türkiye'nin tarımsal hasılada Avrupa'da birinci sırada olduğunu belirten Fakıbaba "tarımda geleceği de öngörüyoruz ve faaliyetlerimizi bu yönde sürdürüyoruz. Kendi gıdasını üretemeyen ülkeler tam bağımsız olamaz derken buna gerçekten inanıyoruz." dedi.

Tarımsal kredilerde yüzde 25 ile yüzde 100 arasında faiz indirimi uygulamasının devam edeceğini belirten Fakıbaba üreticiyi desteklemek için bu indirimi uygulayan tüm bankalara teşekkür etti. 

"FARKLI DESTEKLER OLACAK"

2003 - 2017 döneminde mazot maliyetinin ortalama yüzde 16'sını destekleyerek üreticimize 7.5 milyar TL ödeme yapıldığını belirten Bakan Fakıbaba"2018'de çiftçilerimizin kullandığı mazotun yarısını ödemeye başladık, bu kapsamda 1.8 milyar TL destekleme ödemesi yaptık. Mazot fiyatlarını takip edip bunun ortalamasıyla çiftçilere yarısı bizden yarısı sizden diyebileceğimiz projelere imza attık, tarım girdilerinde "yarısı bizden yarısı sizden " diyeceğimiz farklı girdiler olacağını müjdelemek isterim" diye konuştu. 

Fakıbaba konuşmasına şöyle devam etti;
"2005 yılında gübre desteğini vermiştik. 2017 dönemine kadar ortalama yüzde 15'ini destekledik. 2016'da gübredeki KDV oranını yüzde 18'den sıfıra indirerek yıllık ortalama 1 milyar TL dolaylı destek sağladık. 2018'de 530 milyon TL gübre desteği verdik.
Bunları hep revize edeceğiz
Hayvancılığımızın gelişmesini yem bitkisi tohumu ve üretimi ile ilgili destekleri artırdık. 2018'de üretim ve kullanım desteğini yüzde 100 ve yem bitkisi üretim desteğini ise yüzde 50'ye kadar artırdık. Pamuk ekim alanlarında arazinin boş bırakıldığı zamanlarda yem bitkiciliği üretimine başladık."

2002 yılında 145 bin ton sertifikalı tohum üretimi varken 2017'de 1 milyon tona yükselmiş. Tohum ihracatımız 2017'de 136 milyon dolara yükselmiş. İthalatımız nedir? İthalatımız 185 milyon. Bugün Türkiye olarak 79 ülkeye tohum ihracatı yapıyoruz. Bakanlığımızın yetkilendirdiği 832 adet firma sertifikalı tohum üretimi yapıyor. 

Bakanlık olarak tohumda 2023 hedefimiz 2 milyon ton üretim 500 milyon dolarlık ihracattır. 

Tohumlarımızı kayıt ve koruma altına alıyoruz. 10 binden fazla tohum çeşidini kayıt altına aldık. Geleceğimizi düşünerek Ankara'daki Tohum Gen Fabrikası ve İzmir'deki Gen Fabrikası'nda 121 bin örneği muhafaza ediyoruz.

2002-2017 döneminde önemli artışlar sağlandı. Sığır sayısı 16.2'ye küçükbaş sayısı ise 46 milyon başa yükseldi. Artışa karşılık halkın alım gücünün artması sonucu gibi etkenler kırmızı ete olan talebi yükseltti. 2017'de 1.150 milyon tona yükseldi. 
2023'e kadar ithalat eden bir ülke değil ithalatı bitiren hatta ihracat yapabilecek bir ülke haline gelebiliriz.


Arz açığı kapatmak ve fiyat dalgalanmalarını önlemek amacı ile kontrollü kırmızı et ithalatına geçici bir süre için müsaade ediyoruz. Hedefimiz, ihtiyacımız olan kırmızı eti yerli imkanlar ile karşılamak. Birçok yeni projeyi hayata geçiriyoruz. Kayıtlı aşıları yapılmış 4 ay ve üzeri buzağılar için 750 TL kadar destek veriyoruz. Benden önceki bakan arkadaşlarımızın projeleri. Buzağı kayıplarını önlemek için 2018 yılını ilan ettik ve tüm aşıları ücretsiz hale getirdik. 
200 başa kadar yerli hayvan besleyen besicilere hayvan başına 250 lira destek veriyoruz. Bu da önemli bir destekleme. 30 ilde etçil düve alımlarında buzağılara 250 lira ilave destek veriyoruz.”dedi.
 
 
2.5.2018
Devamı

İthalat Patladı Tarım Sektörü Tehlikede

Dünya Gazetesi’nden Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, konuşmalarında çok sıklıkla tarım ve gıda üretiminin bir ülke için bağımsızlığın olmazsa olmaz şartı olduğuna vurgu yapıyor. Daha üç gün önceki konuşmasında gıdaya ulaşmanın gün geçtikçe daha önemli hale geldiğini belirterek: "Böyle bir ortamda kendi gıdasını üretemeyen hiçbir devlet bağımsızlıktan söz edemez. Son zamanlarda gördük, tırlar dolusu doları olan ülkeler gıdaları olmayınca ne duruma düştüler" dedi.
Fakıbaba'nın söylediklerine aynen katılıyoruz. Ancak, kendisinin bakanlığı döneminde tarım ürünlerinde, hayvancılıkta, gıdada hemen her alanda ithalat rekorları kırılıyor. İthalat arttıkça ülkenin bağımsızlığı tehlikeye giriyor.
Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 yılının ilk üç aylık dönemine ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Genel olarak ihracattaki artış yüzde 7.7 seviyesinde, ithalattaki artış ise yüzde 12.7 oldu.
İlk 3 aylık dönemde tarımda ithalat deyim yerindeyse patladı. 2018 Ocak-Şubat-Mart döneminde kırmızı et ithalatında yüzde 675, canlı hayvanda yüzde 142, buğdayda yüzde 148 artış oldu.
En çok artış kırmızı et ve hayvancılıkta
Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ahmet Atalık'ın Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgilere göre, ithalatta en büyük artış canlı hayvan ve kırmızı ette yaşanıyor. Türkiye 2017 yılında 1.2 milyar dolar karşılığında 896 bin baş sığır ithal etti.
Mart 2018 itibarıyla 329 bin baş sığır ithal edildi. İthal edilen sığır karşılığında dışarıya ödenen döviz 395.4 milyon dolar. Geçen yılın aynı dönemine göre ithalattaki artış yüzde 142. Geçen yıl ilk 3 ayda 136 bin baş sığır ithalatı için 169.6 milyon dolar ödenmişti.
Koyun ithalatında da durum pek farklı değil. 2018 Mart ayı itibarıyla 125 bin baş koyun ithal edilerek 15.2 milyon dolar başka ülke çiftçilerine ödendi. Geçen yılın aynı dönemine göre tam 28 katlık artış var. Geçen yıl ilk 3 ayda 4 bin 466 baş koyun ithalatı için 565 bin dolar ödendi.
2017 yılında toplamda 281 bin baş koyun ithalatına 37.3 milyon dolar ödendi.
Geçen yıl toplamda 18 bin 879 ton büyükbaş hayvan eti ithalatı yapan ve 85.3 milyon dolar ödeyen Türkiye, 2018 Mart ayı itibarıyla 12 bin 714 ton büyük baş hayvan eti ithal ederek 63,3 milyon dolar ödedi. Geçen yıl ilk üç ayda 1.640 ton büyük baş hayvan eti ithalatı için 6,5 milyon dolar ödenmişti. Büyük baş hayvan eti ithalatı 2018 yılında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 675 arttı.
Buğdaydaki artış yüzde 148
Türkiye, 2018'in ilk 3 aylık döneminde 1 milyon 987 bin ton buğday ithal etti. Bunu karşılığında 421,5 milyon dolar ödendi. Geçen yılın aynı döneminde 801 bin ton buğday ithalatı için 167,6 milyon dolar ödenmişti. Buğday ithalatındaki artış ilk 3 ayda yüzde 148 oldu. 2017 yılında toplamda 5 milyon ton buğday ithalatına 1 milyar dolar ödemişti.
Buğday alanlarındaki daralma saman üretimine de olumsuz yansıması nedeniyle saman ithalatı da artıyor. Saman ithalatı 2013 yılında miktar olarak 64 bin ton değer olarak 14.2 milyon dolar olarak gerçekleşirken, 2017 yılında 25 bin ton saman ithalatı için 3.8 milyon dolar ödendi. Bu yılın ilk üç ayında ise 5 bin ton civarında saman ithalatı için 555 bin dolar döviz ödendi.
Mısır ithalatı 10 kat arttı
Türkiye 2017 yılında ilk 3 ayda 103 bin ton mısır ithalatı için 30.3 milyon dolar döviz öderken bu yıl aynı dönemde ithalat 10 kattan daha fazla artarak 1 milyon 41 bin tona ulaştı. Bu ithalat için ödenen döviz ise 206.1 milyon dolar. Türkiye, 2017 yılında 2.1 milyon ton mısır ithalatına 429 milyon dolar ödedi.
GDO denetimi soya ithalatını engelledi
Bir çok üründe ilk 3 aylık dönemde ithalat artarken soya ithalatı geçen yıl ile aynı seviyede kaldı. Türkiye 2017 yılında 2.3 milyon ton soya ithalatına 948 milyon dolar öderken, bu yılın ilk üç ayında 462 bin ton soya ithal edilerek karşılığında 190 milyon dolar ödendi. Geçen yılın aynı döneminde 437 bin ton soya ithalatı için 185,5 milyon dolar ödenmişti. Soya ithalatı geçen yılın aynı dönemi ile hemen hemen aynı. Bunun en önemli nedeni ise, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "genetiği değiştirilmiş ürünler konusunda daha hassas olacağız" açıklaması ile ithal edilen soyada denetimlerin artırılması ve içeriye sokulmasının engellenmesi.
Pamuk ve ayçiçeği ithalatı
Türkiye, 2018'in ilk 3 aylık döneminde 230 bin ton pamuk ithalatı karşılığında 412.1 milyon dolar öderken, geçen yılın aynı döneminde 187 bin ton pamuk ithalatı için 322,8 milyon dolar ödenmişti. Pamuk ithalatındaki artış geçen yılın ilk 3 ayına göre yüzde 23 arttı. Türkiye 2017 yılında 914 bin ton pamuk ithalatına 1,7 milyar dolar ödemişti.
Bu yılın ilk 3 aylık döneminde ayçiçeği ithalatı 290 bin tona ulaşırken bunun karşılığında 135.9 milyon dolar ödendi. 2017'nin aynı döneminde 225 bin ton ayçiçeği ithalatı için 121.4 milyon dolar ödendi. Ayçiçeği ithalatındaki artış ilk üç ayda yüzde 29 civarında. 2017 yılında toplamda 640 bin ton ayçiçeği ithalatı yapılarak karşılığında 443,8 milyon dolar ödendi.
Özetle, Fakıbaba çok haklı. Gıdasını üretmeyen ülke bağımsız olamaz. Fakat bunu şu anda Türkiye'de söyleyecek en son kişi Tarım Bakanı olmalı. Bu ithalat rakamları ile Türkiye bağımsız olabilir mi?
 
 
2.5.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba: Üreticiye Ne Versek Azdır

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, dün Başbakan Binali Yıldırım'ın, 2,32 lira taban fiyat ve 13 kuruş destekleme primi ile kilo başına toplam 2,45 lira olarak açıkladığı yaş çay taban fiyatını değerlendirdi. Bakan Fabıkaba, "Üreticiye ne versek azdır "dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşre Fakıbaba, dün Başbakan Binali Yıldırım 'ın, 2,32 lira taban fiyat ve 13 kuruş destekleme primi ile kilo başına toplam 2,45 lira olarak açıkladığı yaş çay taban fiyatını değerlendirdi. Bakan Fabıkaba, "Üreticiye ne versek azdır "dedi.
Rize'de, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nde, 2018 yılı yaş çay kampanya dönemi açılışı için düzenlenen törene katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak   Genel Müdürlük binasına gelişleri sırasında çiçeklerle karşılandı. Turkuaz halıda yürüyen Fakıbaba ve Bak, kuyruğa giren bürokratların tek tek ellerini sıktı.
 
 
2.5.2018
Devamı

Merkez Birliğinde Sular Durulmuyor mu?

Merkez Birliğinde Sular Durulmuyor mu?
1998 yılında büyük emek ve zahmetlerle kurulan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği bugün 20.yılında kazanımlarını kaybediyor mu? 20 yıl önce temelleri atılan TDSYMB ıslah konusunda üreticinin ve yetiştiricinin vizyonu, misyonu olmuştur. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Hayvancılık ’ta Türkiye’nin en büyük ve güçlü sivil toplum örgütü iken bugün gelinen noktada her geçen gün geriye doğru gitmektedir.
Bu konuda Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan ne gibi çalışmalar yapar?
TDSYMB ‘nin Ankara’da güzel bir misafirhanesi var. Genel Başkan Kamil Özcan Ankara’ya geldiğinde bu misafirhane de kalır mı? Yoksa otelde mi konaklama yapar? Otel giderlerini kendimi karşılar? Yoksa Merkez Birliğinden mi karşılanır?
2018 yılında yönetim kurulunun günlük harcırahı 150 TL dir.  Hem harcırah alıp hem de Merkez Birliği yemek giderlerinizi karşılıyor mu?
Merkez Birliğinizin 06 TMB 48 plakalı Mercedes marka aracın 2018 yılı trafik cezaları var mıdır? Bu trafik cezaları ne şekilde ödenmektedir?
Merkez Birliğinizde hali hazırda yönetim kurulu üyesi olup hapiste veya yargılanan yönetim kurulu üyeniz var mıdır?
Merkez Birliğinde yönetim kurulu üyesi olup İl Birliğine haciz giden yönetim kurulu üyeniz var mıdır?
Merkez Birliği Genel Başkanı siyasi emelleri için Merkez Birliğini kullanıyor mu? İhmal mi ediyor? Öğrenmek istiyoruz.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ilgili denetim birimlerini ve kontrolörlerini incelemeye yapmaya davet ediyor ve  bekliyoruz.

Kamuoyunun merak ettiği bu sorular ve buna benzer soruların açığa çıkması açısından muhataplarına sorumlu yayıncılık anlayışı gereği buradan sorulmak zorunda kalınmıştır. Eli nasırlı üreticiler, yetiştiriciler ve kamuoyu adına Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan’dan bu soruların ve bir önceki soruların cevaplarını beklemekteyiz.
 
30.4.2018
Devamı

Domates İhracatçısına Rusya’dan Güzel Haber

Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi (Rosselhoznadzor) tarafından yapılan açıklamada, “Rosselhoznadzor, Türkiye Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın garantisi altında 1 Mayıs 2018’den itibaren Türkiye’de üretilen domateslere işletme kısıtlaması olmadan Rusya’ya sevkiyat yapmalarına izin verileceğini açıklıyor” denildi.
Rusya’ya yıllık 50 bin tonluk kotanın kaldırılıp kaldırılmayacağı ise kesinleştirilmedi.

Rosselhoznadzor’dan bir heyetin 16-20 Nisan 2018 tarihleri arasında Türkiye’de yaptığı ziyaretin ardından, yine Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın garantisi altında, 4Ü Antalya’da biri ise Aydın da olmak üzere 5Türk şirketine daha Rusya’ya domates ithalatı için izin verilmişti.
Domates ihracatında öne çıkan illerden Antalya’daki ihracatçılar ise ithalatta şirket sınırlamasına karşı çıkmışlar ve bütün şirketlere ihracat yolunun açılması gerektiğini dile getirmişlerdi.
 
28.4.2018
Devamı

Yemde Avrupa Liderliğine 2 adım Kaldı

Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEMBİR) tarafından 13’üncüsü düzenlenen Uluslararası Yem Kongresi ve Sergisi Antalya’da gerçekleşti. TÜRKİYEMBİR Başkan Ülkü Karakuş, Türkiye’nin en geç 2 yıl içinde miktar bazında Avrupanın önüne geçeceğini söyledi.
Türkiye’nin kayıtlı yem üretiminin ciddi miktarda yükselerek 22.5 milyon tona çıktığını kaydeden Karakuş, kendi yemini üreten tesislerin yaptığı üretimin kayda geçmediğini, bunun da eklenmesiyle fiili üretim miktarının 25 milyon tonu bulduğunu aktardı. Son 15 yıllık dönemde sektörün yüzde 7-8 ortalama büyüme oranı yakaladığının altını çizen Ülkü Karakuş, bu yıl da aynı oranda büyüme beklediklerini bildirdi ve “TUYEM’i iki yılda bir organize ediyoruz. Önümüzdeki toplantıyı yem üretiminde Avrupa birincisi olarak gerçekleştireceğiz. Yem sektörü Türkiye’nin katma değerine destek sağlayacak ve misyonunu layıkıyla yerine getirecek” diye konuştu.
Yem sektörünün Türkiye’de kaliteli hayvansal protein tüketiminin artırılmasına önemli katkılar sağladığına vurgu yapan Karakuş, Türkiye’nin henüz uzağında durduğu biyoteknolojiyi hayata geçirmesi gerektiğini bildirdi. İnsan, hayvan ve en önemlisi çevre sağlığına sıkıntısı olmayan çeşitler üretmeyi ve bu alandaki yatırımlara ağırlık vermeyi misyon olarak gördüklerine vurgu yapan Karakuş, “Bununla ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Önümüzde Biyogüvenlik Kanunu var, bu alandaki mevzuatımızı Avrupa Birliği’ne uyumlu hale getirmemiz gerekiyor. Gerçekleştiği takdirde tüm sektörler rahatlayacak önüne bakacak” ifadelerini kullandı.
İçinde bulunduğumuz 2018 yılında yem ana hammaddesi fiyatlarının aşırı yükseldiğini, kurdaki hareketliliğin de bunun etkisini artırdığını dile getiren Ülkü Karakuş, bunu mümkün olduğu kadar fiyata yansıtmadıklarını vurguladı. Bu noktada arz eksikliği sebebiyle Türkiye’nin yem hammaddesini ithal etmek zorunda kaldığını ifade eden Ülkü Karakuş, yıllık ithalatın 10 milyon tonu bulduğunu anlattı.
Kırmızı et sektöründe yaşanan sorunlara da değinen Karakuş, damızlık materyal ithalatının olabileceğini ancak kasaplık hayvan ve et ithalatına karşı olduklarını belirtti.


Nick Major: Yem toplumsal sorunun çözümünün bir parçasıdır

Avrupa Yem Üreticileri Federasyonu (FEFAC) Başkanı Nick Major, hayvan beslemesi ve refahı ile yem güvenliği yönetiminin önemine işaret ederken, yem sektörünün toplumsal sorunun çözümünün bir parçası olduğunu vurguladı.
Çiftliklerdeki hijyen noktasında beslenmenin önemli olduğunu kaydeden Major, gıda atıklarının yem hammaddesi olarak kullanılmasının ekonomiye büyük katkı sağlayacağını belirtti.
Durali Koçak: Et dışında hayvansal ürün arzında sorun yok

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, Türkiye’de kırmızı et dışında hayvansal ürünlerin arzında bir sorun olmadığını, maliyetlerdeki artışa rağmen Türk çiftçisi ve sanayicisinin üretmeye devam ettiğini bildirdi. Durali Koçak, Bakanlığın kırmızı et açığındaki sorunun da giderilmesi konusunda çalışmalarının sürdüğü bilgisini verdi.
Yem sektörünün hammadde ihtiyacını ithalatla karşıladığının altını çizen Koçak, bu konuda fiyat istikrarının oluşması için de çalışmalarının sürdüğünü söyledi.
 
 
 

 
 
28.4.2018
Devamı

Buzağı destekleri Bugün Ödeniyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, buzağı destekleme ödemelerine ilişkin bir açıklamayı yaptı. Bakan Fakıbaba yaptığı açıklamada “Buzağılar, sürülerin yenilenmesini sağlarken işletmeler için de büyük bir gelir kaynağıdır. Süt sığırcılığında toplam gelirin % 40’ını buzağı geliri oluşturuyor. Hayvancılığımız için böylesine öneme sahip buzağılarda yaşanan kayıplar, et ve süt miktarında da ciddi kayıplara neden oluyor.” Dedi.
 
 “Buzağılar, sürülerin yenilenmesini sağlarken işletmeler için de büyük bir gelir kaynağıdır. Süt sığırcılığında toplam gelirin % 40’ını buzağı geliri oluşturuyor. Hayvancılığımız için böylesine öneme sahip buzağılarda yaşanan kayıplar, et ve süt miktarında da ciddi kayıplara neden oluyor.
Dolayısıyla hayvancılıkta sürdürülebilirliği sağlamak bakımından buzağı kayıplarını önlemek ve hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek amacıyla Bakanlıkça ciddi çalışmalar yürütüyoruz. Bu çerçevede 2018 yılını “Buzağı Kayıplarını Önleme Yılı” ilan ettik. Bu konuda farkındalık oluşturmak ve gerekli bilinçlendirmeyi sağlamak amacıyla 81 ilde toplantılar düzenliyoruz. Ayrıca hayvancılıkla ilgili işletmeleri, veteriner hekimlerimiz aracılığıyla devamlı kontrol altında tutuyor, onların bakım, sağlık, beslenme, barınma konularını birebir takip ediyoruz. Aşılama işlemlerini, aşı bedeli almadan yapıyoruz.
Bütün bu çalışmalarımızın yanı sıra üreticilerimize, buzağı kayıplarını önlemek amacıyla nakit hibe desteği sağlıyoruz. Bu kapsamdaki desteklerimizi; Türkvet’e kayıtlı, 120 günlük ve programlı aşıları yapılmış buzağılar için veriyoruz.
Bu doğrultuda 2018 yılı destekleme ödemeleri kapsamında ülke genelindeki 597bin yetiştiricimize, 2 milyon 509 bin baş buzağı için; 1 milyar 200 milyon TL’lik ödeme yapacağız.
Destek ödemelerini bugün saat 18.00’den sonra üreticilerimizin hesaplarına aktarmaya başlayacağız. Ödemeler, gelen icmallere ve TC kimlik numaralarına göre gerçekleştirilecek.
Bütün bu çalışmalarımızla buzağı kayıp oranını azaltıp, hayvancılığımızı daha da geliştireceğiz. Kurtardığımız her bir buzağıyla; üreticilerimize, ülke hayvancılığımıza ve ekonomimize hep birlikte güç katacağız.”
 
 
27.4.2018
Devamı

Burdur Birlikte ve Merkez Birliğinde Talan mı?

Burdur Birlikte ve Merkez Birliği’nde Talan mı Var?
Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği (TDSYMB) ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ortaklaşa yürüttüğü döl kontrol projesi yeterli boğa ve kaliteli ve sağlıklı boğa olmadığı için proje çalışmıyor mu?
Burdur’dan gelen muhtarlar ağırlama, konaklama, yiyecek ve yemek giderleri Merkez Birliği bütçesinden mi karşılanıyor? Nereden karşılandı?
Ankara Kızılay da Starton Otelde 2018’in Ocak ayından beri Merkez Birliği adına kimler konaklama yapıyor? Ayıca Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan’ın şoförü Mahmut Bey Starton otelde mi kalıyor? Şoför Mahmut beyin Otel ödemeleri Merkez Birliğinden mi karşılanıyor?
Merkez Birliğinin 20. yıl toplantısı Ankara’da düzenlenirken teklif veya ihale yapılmadan hangi kişi yada kişilere verildi? Kaça verildi? Merkez Birliğine faturası kaça patladı?
Merkez Birliği yönetimi 2018 yılının ocak ayından beri denetleme kurulu üyelerini çalıştırmıyor’ mu?
Yönetim kurulunda üyelik vasfını kaybeden üyemi var yoksa?
Merkez birliği yönetimi yerli ve milli olan Gen Türk markasını yeterli kullanmıyor mu? Üreticiyi ithal spermaya mahkûm mu ediyor? Burdur Birliğinin spermacılara ne kadar borcu var?
Burdur birliğinden son iki yılda işten çıkarılan personellere ne kadar tazminat ödendi?
Burdur Birliğinin arsası 2015 yılında ihalesiz teknik şartnamesiz hazırlanmadan hangi müteahhit’e hangi şartlarla verildi. Birlik zarara uğratıldı mı? Burdur Birliğin eski yöneticisi Ahmet beyden bilgi alınabilir.
Burdur’da buzağı yarışması düzenleniyor. Ülkemizin yerli ve mili sperması olan Gen Türk markalı buzağılar yarışmaya giriyor mu?
Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan kişisel harcamalarını ve çiçek paralarını merkez birliğine mi karşılatıyor? Bu hafta Burdur’da gerçekleşen tarım ve hayvancılık fuarına bakan bu yüzden ‘mi gitmiyor?
Yeni dönemde aday adayı olan Kâmil Özcan aday adaylık giderlerini Merkez Birliği ve Burdur birliğinden mi karşılayacak?
2015 yılı öncesi Merkez Birliğinin alacakları avukat vasıtası ile icra takibi başlatılacakken; Merkez Birliği Genel Başkanı Kamil ÖZCAN tarafından bu takip durduruluyor mu?
Bu tür soruları ve buna benzer birçok soruları eli nasırlı üreticilerimiz,  yetiştiricilerimiz hem de yaklaşık 1 milyona yakın üyeyi ve kamuoyunu merak içerisinde bırakan bu soruların cevaplarını sorumlu yayıncılık anlayışı gereği bu işlerin açığa kavuşmasını istiyoruz.
 
 
27.4.2018
Devamı

Afyon Şeker Fabrikası'da Satıldı

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait Afyon Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesi ihalesinde en yüksek teklifi 725 milyon lirayla Doğuş Yiyecek ve İçecek Üretim Sanayi Ticaret AŞ verdi.
Özelleştirme İdaresinde (ÖİB), kurumun Başkan Yardımcısı Bekir Emre Haykır başkanlığında pazarlık usulüyle gerçekleştirilen ihaleye, Albayrak Turizm Seyahat İnşaat Ticaret AŞ, Safi Katı Yakıt Sanayi ve Ticaret AŞ, Kayseri Şeker Fabrikası AŞ, Torunlar Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ, Mutlucan Tuz Madencilik İnşaat Turizm Otomotiv Petrol Nakliye Sanayi ve Ticaret AŞ-MBM Enerji İnşaat Turizm Emlak Petrol Nakliye Sanayi ve Ticaret AŞ Ortak Girişim Grubu, Özbey Holding AŞ Ortak Girişim Grubu, Alkon Yapı Sanayi Tekstil Ticaret AŞ, Doğuş Yiyecek ve İçecek Üretim Sanayi Ticaret AŞ katıldı.
İhalede ilk olarak kapalı zarflarda elemesiz teklifler alındı. Üç elemeli tur sonrasında gerçekleştirilen açık artırmada başlangıç tutarı 701 milyon 100 bin lira, artırım aralığı da 1 milyon lira olarak belirlendi.
Açık artırma sonunda en yüksek teklifi 725 milyon lirayla Doğuş Yiyecek ve İçecek Üretim Sanayi Ticaret AŞ verdi.
Teknik olarak sonuçlanan ihalenin neticesi, komisyonun nihai kararının onaya sunulmasının ardından duyurulacak.
 
 
26.4.2018
Devamı

Düve Projeleri TARSİM Güvencesinde

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından başlatılan 500 Bin Anaç Koyun ve 250 Bin Düve projeleri kapsamında, yetiştiricilere edindirilecek küçükbaş ve büyükbaş hayvanlar Tarım Sigortaları Havuz İşletme AŞ (TARSİM) güvencesinde olacak.
TARSİM'den yapılan açıklamaya göre, 250 Bin Düve Projesi için "Dar Kapsamlı Tarife", 500 Bin Anaç Koyun Projesi için ise hırsızlık teminatının da dahil olduğu “Geniş Kapsamlı Tarife” üzerinden işlemler gerçekleştirilecek.
Hayvan popülasyonunun artırılması, et ithalatının önlenmesi ve Türkiye'deki hayvancılık sektörünün gelişimine katkı sağlanması amacıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından başlatılan projeler, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Ziraat Bankası ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği tarafından yürütülüyor.
Üreticilerin edinecekleri hayvanlar için ihtiyaç duyulacak "Hayvan Hayat Sigortası" primlerinin yüzde 50'si Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı bütçesinden, geriye kalan yüzde 50'lik tutar ise üreticiden tahsil edilmeyerek TARSİM tarafından karşılanacak.
Üreticilerin, edindikleri hayvanlarda teminat kapsamında yer alan herhangi bir riskin gerçekleşmesi halinde en geç 24 saat içinde doğrudan ya da acente aracılığı ile TARSİM Çağrı Merkezi'ne (0850 250 82 77) hasar ihbarında bulunması gerekiyor.
 
 
26.4.2018
Devamı

Beyaz Altına Verilen Destek Ekim Alanlarını Artırdı

Türkiyenin en önemli tarımsal ürünlerinden biri olan pamuğa bir dönem kota uygulaması yüzünden bir çok bölgede pamuk üretiminden çekilen çiftçi desteklemelerin ve teşviklerin artırılması ile pamuk ekimine rağbet arttı.
Manisa'nın bir zamanlar en önemli tarımsal ürünü olan pamuğa 2001 yılında getirilen kota ve destekleme verilmemesi nedeniyle üretimi terk eden çiftçiler 2016 yılında başlanan destekleme ile yeniden pamuğa dönüş yapmaya başladı. Uzun yıllar sonra tekrar pamuk ekimine başlayan Manisalı çiftçiler üretime devam edebilmek için desteğin artırılmasını istedi.
2001 yılında pamuk ekiminde devlet desteğinin kaldırılmasından sonra Manisa ovasından kaybolan pamuk, devlet desteğinin tekrar verilmeye başlanması ile yeniden ekilmeye başlandı.
Manisalı çiftçiler uzun süre ayrı kaldıkları beyaz altın olarak adlandırılan pamuğa kavuşurken Manisa’nın Şehzadeler ilçesi Selimşahlar Mahallesi'nde yaklaşık 400 dönümlük araziye pamuk ekimini gerçekleştiren Murat Malta, uzun bir aradan sonra ekimine başladıkları pamuğun daha fazla ekilmesini istediklerini ama çiftçilerin önlerini göremedikleri için tereddüt yaşadığını dile getirdi.

"Çiftçiler pamuk ekmekte hala tereddüt yaşıyor"

Pamuk üreticisi Murat Malta, "Manisa'nın Şehzadeler ilçesi Selimşahlar Mahallesi'nde tarımla uğraşmaktayım. Bu sene yaklaşık 400 dönüm pamuk ekiyoruz. Pamuğa devlet tarafından verilen destek 2001 yılında kesildikten sonra alternatif ürün arayışını girdik.
Pamuğa alternatif olarak 2001 yılından bu yana 16 sene mısır ektik. Mısırdan elde ettiğimiz gelir düşünce, devlet tarafından pamuğa desteleme primi 2016 yılında verilmeye başlandı ve tekrar pamuğa döndük. Geçen sene uzun bir aradan sonra ilk defa ektik pamuğu. Bu sene ikinci yılımızda tekrar ekiyoruz. Allah bereket versin geçen sene güzel kazanç sağladık. dedi.
 
 
26.4.2018
Devamı

Adıyaman DSYB'den Depremzede Üreticiye Anlamlı Destek

Adıyaman’ın Samsat ilçesinde yaşanan depremin ardından yaralar sarılmaya devam ediyor. Samsat ilçesinde yaşanan felaketin ardından en çok yarayı depremde çiftçiler aldı. Samsat’ta bir çiftçinin depremden dolayı 107 koyunu telef olunca Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği çiftçi Hacı Berk için bir yardım kampanyası başlattı. Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştirici Birliği Yönetim Kurlu Başkanı Sırrı Öztürk “Bir koyunda sen ver” kampanyası çerçevesinde birlik üyeleri ile birlikte Samsat bölgesine giderek koyunları telef olan Hacı Berk’in yanında olduklarını söyledi.
Adıyaman DSYB Başkanı Sırrı Öztürk “ Samsat’ta evi yerle bir olan 107 koyunu depremde telef olan dürüst üreticimiz Hacı Berk kardeşimizin yanındayız. Birlik olarak elimizden gelen desteği vereceğiz. Bu nedenle Adıyaman DSYB olarak “ Bir Koyunda Sen Ver” projesi başlatarak Hacı Berk kardeşimizin bir nebze olsun yaralarını sarmak istiyoruz. Bir Koyunda Sen Ver kampanyasına destek vermek isteyen herkesi Adıyaman DSYB bekliyoruz.” Dedi.
 
25.4.2018
Devamı

Konya Birlikten Genç Yetiştirici Platformu

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından Konya’da bir otelde düzenlenen genç yetiştiricilere yönelik tanıtım ve değerlendirme toplantısı yapıldı. Toplantıda Konya DSYB Yönetim Kurulu Başkanı Edip Yıldız, bir açılış konuşması yaparak “Gündeme gelmeyen ve pek önemsenmeyen sorunlardan birisi de tarım nüfusunun yaşlanmasıdır. İşte bu nedenle özellikle de hayvancılıkta nüfusun yaşlanması sorununa karşılık kamuoyunda bir farkındalık oluşması amacıyla Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak kendi üyelerimiz içerisinden 18-25 yaş aralığındaki gençlerden oluşan Genç Yetiştirici Platformunu kurarak ilk toplantımızı gerçekleştirmek üzere toplandık. Genç Yetiştirici Platformu’nun, ülkemizde hayvancılık sektörüyle alakalı önemli bir misyonu üstlenerek sektörün yaşlanmasını önlemek üzere yeni projelere imza atacağına inanıyorum. Hayvancılığın sorunlarına ve çözüm önerilerine bir de onların dünyasından bakacağız.” Dedi.
Başkan Edip Yıldız, “Gıdanın sosyal ve ekonomik açıdan önemi önümüzdeki dönemde daha sık gündeme gelmesini beklemekteyiz. Her ne kadar günümüzde bazı gıda ürünlerini dış pazardan temin ediyor olsak bile birçok gıda ürününü ülkemizde üretmeye mecburuz. Bunun içinde genç, dinamik, üretmenin önemini bilen bir kırsal nüfusa ihtiyacımız var. Maalesef ülkemizde kırsal nüfus her geçen gün azalmakta; buna karşılık devletimiz kentten kırsala göçü artırmaya yönelik yeni politikalar üretmektedir. Genç çiftçi bu durumun bir örneği olarak önümüze gelmektedir. Son 10 yıla baktığımızda belde ve köy nüfusu ise 14,6 milyon azalarak 6,1'e düşmüştür. Bu rakam toplam nüfusun yüzde 7‘si oluşturuyor. Dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye'de de genç nüfus tarımla uğraşmak istemiyor” vurgusu yaptı.
  
Sektörde Öncelik Genç Nüfus
Hayvancılık sorunlarının bazılarının  gündeme gelmediğini ifade eden Başkan Edip Yıldız,  “Gündeme gelmeyen ve pek önemsenmeyen sorunlardan birisi de tarım nüfusunun yaşlanmasıdır. İşte bu nedenle özellikle de hayvancılıkta nüfusun yaşlanması sorununa karşılık kamuoyunda bir farkındalık oluşması amacıyla Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak kendi üyelerimiz içerisinden 18-25 yaş aralığındaki gençlerden oluşan Genç Yetiştirici Platformunu kurarak ilk toplantımızı gerçekleştirmek üzere toplandık. Genç Yetiştirici Platformu’nun, ülkemizde hayvancılık sektörüyle alakalı önemli bir misyonu üstlenerek sektörün yaşlanmasını önlemek üzere yeni projelere imza atacağına inanıyorum. Hayvancılığın sorunlarına ve çözüm önerilerine bir de onların dünyasından bakacağız. Bizi Avrupa ülkelerinden farklı ve güçlü kılan en önemli unsur genç nüfusumuz, elimizdeki bu gücü genç nüfusu doğru yönlendirir üretimin önemini onlara daha iyi anlatır ve onları daha fazla hayvancılık sektörüne dahil edebilirsek inanıyorum ki sektöründe birçok sorunu zaman içerisinde çözüme ulaşacaktır. Çünkü sektördeki ve toplumdaki tüm sorunların çözümü gençlerdedir” şeklinde konuştu.
 
25.4.2018
Devamı

Bal Damlayan Çiçekler Projesi Bal Üretimini Artıracak

Adana’da “Bal Damlayan Çiçekler Projesi” ile arı otunu yaygınlaştırarak bal üretimini artırma hedefleniyor.
Adana İl Gıda ve Tarım Hayvancılık Müdürlüğünün koordinatörlüğünde, Doğu Akdeniz Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve Adana Arıcalar Birliği’nin katkılarıyla yürütülen "Bal Damlayan Çiçekler" projesinde arı otu tanıtıldı. İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Muhammet Ali Tekin, arı otunun yaygınlaştırılması ve bal üretiminin artırılmasına yönelik projenin 3 yıldır sürdürüldüğünü belirterek, bir dekarda binin üzerinde çiçek veren verimli bir ürün olduğunu söyledi. Çiçek sayısının fazla olmasıyla arı otunun arılar için cazibe merkezi olduğunu belirten Tekin, "Türkiye, bal üretiminde dünyada 5’nci sırada. Adana ise bal üretiminde Türkiye’de 3’üncü sıradadır. Bizim önümüzde Ordu ve Muğla illeri var. Adana, arıcılık yönünden de çok gelişmiş bir bölge. O yüzden biz arıcılığa önem veriyoruz. Bu sektörün gelişmesi için elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz. Bu çeşit denemelerle de bunu ortaya koymaya çalışıyoruz. İnşallah ilerleyen yıllarda bu arı otunu yaygınlaştırarak bal üretimini artıracağız” dedi.
Adana Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün Yüreğir’deki tesislerinde düzenlenen “Bal damlayan Çiçekler Projesi” tanıtımına Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitü Müdürü Abdullah Çil, Dr. İlker Ünal ve çok sayıda arı yetiştiricisi katıldı.
Tekin, vatandaşların arı otunu piyasadan temin edebileceği gibi talipli olan arıcı ve çiftçilerin proje kapsamında tohumları temin edebileceklerini sözlerine ekledi.
 
25.4.2018
Devamı

Kadın Çiftçilere Yenilebilir Otlar Tanıtılıyor

Muğla İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünce yürütülen “Tat, Tanı ve Doğada Bırak” proje çalışmaları hızla devam ediyor. Kadın çiftçilere ve öğrencilere yönelik gerçekleştirilen Gıda ve Beslenme İçin Biyoçeşitliliğin önemine değinilen projede yenilebilir otların tanıtılması, toplanma zamanı ve şekli ile beslenmedeki önemine dair Menteşe ve Milas ilçelerinde toplam 68 kadın çiftçi ve 48 öğrenciye eğitim verildi. 
Proje kapsamında kadın çiftçilere yönelik teknik gezi düzenlendi. Ula İlçesi Yeşilçam Mahallesinde kuşkonmaz yetiştiriciliği yapan “Elibelinde” markası ile kuşkonmaz yetiştiriciliği yapan doğa aşığı ODTÜ İşletme mezunu olan Aslı Aksoy’a ait işletme ve tarlalar gezildi. Bölgede Tilkişen olarak bilinen Kuşkonmaz yetiştiriciliği hakkında bilgi veren Aslı Aksoy, Muğla bölgesinin Kuşkonmaz yetiştiriciliği için çok uygun olduğuna dikkat çekti.
Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Süleyman Kurnaz ‘Tat, Tanı ve Doğada Bırak’ projesinin 2018 yılında başladığını ve yıl boyu çalışmaların devam edeceğini ifade etti. Hedef kitlenin kadın ve çocuklar olduğunu söyleyen Kurnaz, proje kapsamında gerçekleştirilen eğitim ve teknik gezilerin yanı sıra Bodrum İlçesi Çamlık Mahallesinde yapılan Çamlık Ot Şenliğinin bölge halkı tarafından yoğun ilgi gördüğünü, yüksek katılımın olduğunu ve yenilebilir otlar konusunda kamuda farkındalık yaratmak adına projenin büyük bir adım olduğunu söyledi. Yıl boyu eğitim ve çalışmaların devam edeceğini, Bakanlığın ‘Lider Çocuk Tarım Kampı’ projesi kapsamında bu yılın ana tema konusu seçilen doğada yenilebilir otlar konusunda ise Muğla’da yakın tarihte öğrencilere yönelik eğitim ve gezilerin düzenleneceğini ifade etti. Doğada bulunan biyoçeşitliliğin korunması ve tanınmasının hem doğa için hem de insanoğlunun yaşamı için önemine dikkat çekmek ve farkındalık yaratmak istediklerini ifade etti.
 
25.4.2018
Devamı

İthalatta Süper Lig

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın talimatları ile geçtiğimiz günlerde Tarım Kredi Kooperatifleri, Tigem ve Ziraat bankası ile üçlü bir protokol imzalanarak 250 bin damızlık projesine ilk adım atılmış oldu.
İthalatla Damızlık Projesi
Ülkemizde her sektörde olduğu gibi tarım ve hayvancılık ’tada sorunlar bitmiyor. Türkiye’de her geçen gün günü aratmaya devam ediyor.  Bu kez ’de 250bin damızlık projesine start verildi.  Verildi verilmesinede Tarım Kredi Kooperatiflerinden yapılan açıklamaya göre her üretici faydalanamıyor.
250bin Damızlık Projesine başvuru Şartları
 Proje başvuru tarihi itibari ile Tarım Kredi Kooperatifi ortağı olmak.
2 Nisan 2018 ve öncesi tarihlerde büyükbaş süt hayvancılığı yapıyor olmak.
En az 15 baş kapasiteli ve hayvancılık yapmaya elverişli ahıra sahip olmak.
 Ahırın bulunduğu yerde ikamet etmek.
 Kredi kullanmaya uygun mali durumu olmak.
 Bu şartları uygun olan üretici, yetiştirici 250 bin damızlık projesinden faydalanmış olacak. Nevar ki ülkemizde ne kadar Tarım Kredi Kooperatifi üyesi ya da ortağı var? Üreticinin yetiştiricinin ve tarım sektörünün zor günlerden geçtiği şu günlerde kredi kullanmaya uygun mali durumu olan kaç çiftçi çıkar?  İthalatla damızlık çözülebilinir mi? İthalata giden paraları ülkemizdeki yerli ve milli üreticilerimizi destekleyerek hem ülkemizi kalkındırma hem de üreticiyi kalkındırabilsek daha güzel olmazıydı?
 Her fırsatta ithal et ve ithal hayvana yönlenmemiz üretime ve üretime katma değer sağlayanlara darbe vurmaya devam ediyor. Hayvancılıkta geldiğimiz nokta üreten değil ithal eden ve ithalatta süper ligde oynayan bir duruma doğru gidiyoruz. Sanıyorum ithalatla ilgili ülkemizin bir kupa almadığı kaldı. Önümüzdeki süreçte250 bin damızlık projesinden bakalım ne kadar üreticimiz faydalanmış olacak? Sorusunu bizlerde merak ediyoruz. 24 Nisan 2018 ve 7Mayıs 2018 tarihleri arasında 250 bin damızlık ithalat projesine bakalım ne kadar başvuru ve ne kadar üretici faydalanacak?  (Muhammet Oluklu kaleminden)
 
 
 
 
 
24.4.2018
Devamı

250 Bin Baş Düve Projesi Başvuraları Başladı

Geçtiğimiz ayda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım İşletmeleri (TİGEM) Genel Müdürü İsmail Şanlı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın tarafından et ithalatını önlemeye ve hayvan varlığını artırmaya yönelik bir protokol imzalandı.
Et ithalatını önlemek ve hayvan varlığını artırmak amacıyla ithal edilerek kredi karşılığında çiftçilere verilmesi planlanan 250 bin baş damızlık düve için başvurular bugün başlıyor.
Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği’nde yapılan açıklamaya göre, projeden isteyen herkes yararlanamayacak. Projeden sadece Tarım Kredi Kooperatifi ortakları yararlandırılacak. Buna göre projeden yararlanma koşulları ise  şöyle:
1- Projeye başvuru tarihi itibariyle Tarım Kredi Kooperatifi ortağı olmak. 
2- 2 Nisan 2018 ve öncesi tarihlerde büyükbaş süt hayvancılığı yapıyor olmak. 
3- En az 15 baş kapasiteli ve hayvancılık yapmaya elverişli ahıra sahip olmak. 
4- Ahırın bulunduğu yerde ikamet ediyor olmak. 
5- Kredi kullanmaya uygun mali durumda olmak.
Ziraat Bankası’ndan 7 yıl vadeli kredi
Proje kapsamında damızlık düve alacak Tarım Kredi Kooperatifi ortağı çiftçilere 2 yıl ödemesiz 7 yıl vadeli yatırım kredisi kullandırılacak. Tarım Kredi Kooperatifl eri’nin açıklamasına göre, Ziraat Bankası’nca kredi limiti tahsisi yapılacak ortaklara, işletme kapasitelerinin 15 başa tamamlanabilmesi amacıyla; damızlık gebe düve tedariki için 7 yıllık yatırım kredisi (İlk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli), yem tedariki için en fazla 18 ay vadeli işletme kredisi kullandırılacak.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın daha önce açıkladığı gibi, söz konusu proje kapsamında çiftçilere 100 bin lira kredi kullandırılacak. Bu kredinin yüzde 80’i düve, yüzde 20’si yem tedariki için kullandırılacak.
Proje kapsamında Ziraat Bankası’nın yatırım kredisi tahsisi yaptığı kooperatif ortaklarına Tarım Kredi Kooperatifl eri’nce damızlık gebe düve teslimi yapılacak. Damızlık gebe düve teslimi yapılan ortakların yem ihtiyaçları da yine Tarım Kredi Kooperatifl eri’nce karşılanacak.
Alınacak hayvan ırkları ve verilecek hizmetler
Ziraat Bankası’nın kredilendireceği, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin ise tedarik edeceği damızlık düveler Simental, Holstein, Esmer (Montafon) ve Montbeliard ırkı hayvan olacak.
Tarım Kredi Kooperatifl eri’nce ortaklara teslimatı yapılacak düveler ile ilgili olarak ihtiyaç duyulacak; veterinerlik hizmeti, aşı ve küpeleme hizmeti, hayvan hayat sigortası (dar kapsamlı),Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) tarafından ücretsiz karşılanacak.
 
 
24.4.2018
Devamı

Birlikler Kapanıyor

Geçtiğimiz günlerde ülkemiz gündeminde yer alan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ında Ak Parti kongresinde şu sözlerle, "Sulama birliklerindeki tespitlerimiz çok acı. Çok büyük bedeller ödettiler" sözlerinin temelini İçişleri Bakanlığı'nın sulama birlikleri hakkında hazırlamış olduğu denetim raporları oluşturuyordu. TBMM Tarım Orman ve Köy işleri komisyonunda görüşmelerinin ardından sulama birlikleri kapanıyor. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri komisyonunda komisyon üyelerini farklı görüş ayrılığına ite sulama birlikleri DSİ devroluyor.
Sulama Birliklerine ilişkin komisyon üyelerinin görüşleri
MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı, sulama birlikleri konusunda bir kriter konulması ve buna uymayanların kapatılması, iyi çalışanların ise devam etmesi önerisinde bulunurken çiftçilerin sulama ile ilgili sorunların olduğunu ve birliklere kolayca ulaşıldığını dile getirdi.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer suyun yönetimini çok önemli olduğunu belirterek ülkedeki sulama birliklerinin çoğunun iyi hizmet verdiğini söyleyerek doğru işleyeni neden ortadan kaldırıldığını vurguladı.
CHP İzmir Milletvekili Kamil Oktay Sındır ise belediyelere kayyum ataması gibi sulama birliklerinin başına devlet tarafından yönetici atanması arasında hiçbir farkın olmadığını ve suyun ne ticaretle nede siyasete alet edilmemesi gerektiğini söyledi.
Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ise ülkedeki bütün sulamaları sulama birliklerinin yapamadığını belirterek yaklaşık olarak 2 milyon 138 bin hektarlık alanı bu birliklerin suladığını aktardı.
Her şeye rağmen sulama birliklerinin arasında tabiri caizse kurunun yanında yaş da yandı. Bu sürecin buralara gelmeden devletin denetim mekanizmaları gününde ve yerinde denetimleri yapmış olsalardı bugün iyi çalışan hizmet götüren sulama birlikleri üreticiye, çiftçiye hizmet etmeye devam edecekti. Şimdi otobüsün en arka koltuğuna geçerek izlemek kalıyor. DSİ üreticiye nasıl hizmetler sunacak? Sulamalarda üreticinin gece gündüz yanında olabilecek mi? Bu soruların cevaplarını da hizmet başladığında görmüş olacağız.
 
 
20.4.2018
Devamı

Buzağı Destekleri Yetiştiriciye mi Yatıyor ?

Buzağı destekleri
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 yılı 2. Dönem buzağı destekleme ödemelerini 27 Nisan 2018 günü üreticilerin T.C. Kimlik numaralarına yatırmaya başlıyor. Edinilin bilgiye Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2017 buzağı desteklemelerini üretici hesaplarına 27 Nisan 2018 günü mesai bitimine kadar yetiştirici hesaplarına aktarırken; Süt analiz desteklerinin ise bakanlığın kayıt sisteminden değerlendirmeye alındığı süt miktarlarının ise bakanlığa ulaşmasının ardından ödemelerin en kısa sürede yapılacağı bekleniyor.
 
20.4.2018
Devamı

Kimyevi Gübrelere İlişkin Bakanlıktan Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından, tarımda kullanımı oldukça düşük olan iz elementli gübrelerden bazılarına getirilen Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) uygulamasının, "gübreye yeni vergiler getirildiği ve çiftçinin maliyetinin artırıldığı" şeklinde ifade edilmesinin gerçeği yansıtmadığı bildirildi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, bir gazetede yer alan köşe yazısındaki bilgilerden hareketle internet medyasına yansıyan bazı haberlerde, tarımda kullanılan kimyevi gübrelere yeni bir düzenlemeyle ÖTV getirildiğinin belirtildiğine yer verildi.
Tarımda kullanımı oldukça düşük olan iz elementli gübrelerden bazılarına getirilen ÖTV uygulamasının, söz konusu haberlerde bütün kimyevi gübrelere getirilmiş gibi gösterilmeye çalışılmasının doğru olmadığı belirtilen açıklamada şunlar kaydedildi:
"Yazı ve haberlerde konu edilen 27 Mart 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararında “3824.99.96.90.68 GTİP’te yer alan ürünlere kilogram başına 0,939 TL ÖTV getirilmiştir. Bu Bakanlar Kurulu kararı, ithalattaki ÖTV uygulamalarını kapsamaktadır. Kararda yer alan birden fazla GTİP'le, farklı ürünlerin ÖTV oranları düzenlenmektedir. "3824.99.96.90.68 GTİP" içerisinde gübre ve gübre hammaddelerinin yanı sıra sanayinin değişik dallarında kullanılan farklı hammaddeler de bulunmaktadır. Bu GTİP'teki gübre ve gübre hammaddesi şeklinde yer alan ürünler, gübre sektöründe azot, fosfor ve potasyum içeren kompoze gübrelerde iz element katkısı olarak kullanılmaktadır. Bunun gübre imalatındaki kullanım oranı da yüzde 1'den daha azdır."
Söz konusu düzenleme kapsamında ÖTV'ye tabi olan gübre ve gübre hammaddesinin, toplam gübre ve gübre hammaddesi ithalatı içinde payının yüzde 1,9 olduğuna işaret edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:
"Yani ithal olarak gelen gübre ve gübre hammaddesinin yüzde 98’inden ÖTV alınmamaktadır. Çiftçimizin en önemli girdilerinden olan gübre, ilk kez 2005 yılında doğrudan destek kapsamına alınmıştır. Son 12 yılda üreticilere 7,5 milyar lira gübre desteği ödemesi yapılmıştır. Bu yıl ise 530 milyon lira ödenmiştir. Ayrıca 2016'da gübredeki KDV oranı yüzde 18'den sıfıra indirilerek çiftçiye yıllık ortalama 1 milyar lira dolaylı destek sağlanmıştır.
 
Dolayısıyla gübre konusunda çiftçiye gerekli her türlü desteğin verilmesine karşın, konunun, gübreye yeni vergiler getirildiği ve çiftçinin maliyetinin artırıldığı şeklinde ifade edilmesi gerçeği yansıtmamaktadır."denildi.
 
 
20.4.2018
Devamı

TZOB ve GTHB İş Protokolü İmzalandı

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) arasında, kırsal kalkınma projelerinin ücretsiz hazırlanmasına ilişkin iş birliği protokolü imzalandı.
TZOB Genel Merkezi'ndeki imza törenine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Hakan Kalender ve Bakanlık yetkilileri katıldı.
Bakan Fakıbaba, törende yaptığı konuşmada, iş birliği protokolü sayesinde, Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) hibelerinin daha etkin kullanılacağını ve geliri az olan küçük işletmelerin projelerinin ücretsiz hazırlanmasının amaçlandığını söyledi.
Şubat ve mart aylarında 5 üretici birliğiyle protokol imzaladıklarını ifade eden Fakıbaba, protokol kapsamında proje hazırlama konusunda ziraat odalarına ve üretici örgütlerine TKDK'nin eğitim vereceğini belirtti.
Fakıbaba, proje hazırlama aşamasında yatırımcıya önemli alternatif sunduklarını dile getirerek, "İlk aşamada hiçbir ücret talep edilmeyecek ve projeler ücretsiz olacaktır. Proje kabul edildiğinde, bu işletmeler TKDK'dan alacağı danışmanlık desteğini ziraat odalarına veya üretici örgütlerine ödeyeceklerdir. Eğer proje kabul edilmemiş ise çiftçinin cebinden hiçbir ücret çıkmayacaktır. Paydaşlarımızla da kırsal kalkınma anlamında güçlü bir iş birliği oluşturacağız." diye konuştu.
Kalkınma ve büyümenin kırsalda başlayacağını anlatan Fakıbaba, bu hibelerle kırsaldaki birçok kişinin hayatının değiştiğini kaydetti.
Fakıbaba, bu desteklerle gençlerin kırsala dönmeye başladığını belirterek, bakanlık olarak, kırsalda yaşam standartlarını yükseltmek ve tarıma dayalı sanayiyi geliştirmek için çalıştıklarını vurguladı.
TKDK'nin IPARD Avrupa Birliği fonları ile Türkiye'de kırsal kalkınmaya önemli hibe sağladığına işaret eden Fakıbaba, şöyle konuştu:
"2011 yılından bugüne 42 ilimizde yatırımları destekliyoruz. Bugüne kadar yaklaşık 11 bin projeye 3,2 milyar lira hibe verdik. Bu hibeler ile kırsalda yaklaşık 7 milyar liralık yatırım gerçekleştirildi. Desteklenen işletmelerde 60 bin yeni istihdam sağlandı. Amacımız, ülkemizdeki küçük ve orta ölçekli tarım ve hayvancılık işletmelerini Avrupa Birliği ve uluslararası standartlara ulaştırmaktır. IPARD AB katılım öncesi yardım aracı olan Avrupa Birliği Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) kapsamında, hem fonların kullanımı hem de sağladığı katkı bakımından başarılı programdır."
Fakıbaba, TKDK olarak IPARD-II döneminde 2020 yılına kadar hibe sağlamaya devam edeceklerini ifade ederek, destekler kapsamında kadınlara ve gençlere pozitif ayrımcılık uyguladıklarını dile getirdi.
TKDK'nin, küçük işletmelerin daha kolay başvuru yapabilmesi için yeni düzenlemeler yaptığını anlatan Fakıbaba, "Amacımız elimizdeki hibe ile daha fazla işletmeyi desteklemek. Küçük işletmelerin IPARD’dan daha çok faydalanması için et ve süt işletmelerinde başvuru alt limiti 2 binden 5 bin avroya düşürülmüştür. Küçük işletmelere ilave puan verilerek nihai hibe sıralamasında öne çıkmaları sağlanmıştır." ifadesini kullandı.
- "Bu karar bir milat olacak"
TZOB Genel Başkanı Bayraktar da IPARD programının Avrupa Konseyi tarafından 2008 yılında kabul edildiğini belirterek, şu an Türkiye genelinde 42 ilde uygulandığını söyledi.
IPARD-I kapsamında yaklaşık 10 bin 300 kişiye kaynak aktarıldığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:
"IPARD-II kapsamında da sözleşmeler devam ediyor. İki çağrıda da yaklaşık 9 bin 107 müracaat var ama bin 600 civarında da şu an sözleşme imzalanmış durumda. Bu programın amacı sektörü rekabete hazırlayabilmek, pazara açık bir sektör haline getirebilmek ve Avrupa standartlarına uygun üretim yapabilmek. Burada danışmanlara büyük görevler düşüyor. Bizde 411 danışmanımızı proje yapar hale getireceğiz. Birlik ve odalar olarak bugüne kadar 200 civarında Avrupa Birliği projesi yaptık, bunun 103'ü kabul gördü."
Konuşmaların ardından, Bakan Fakıbaba ve Bayraktar iş birliği protokolünü imzaladı.
Törenin ardından bir gazetecinin, 24 Haziran’da yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine ilişkin sorusu üzerine Fakıbaba, "Sayın Cumhurbaşkanımızın açıklamış olduğu kararın devletimize, milletimize, ülkemize hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye lider bir ülke. Bu kararın bir milat olacağına ve ülkemiz için hayırlar doğuracağına yürekten inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.
 
 
19.4.2018
Devamı

Sebzeler Pet Şişe İle Korunuyor

Yozgat'ta, bir çiftçi erken ürün almak için mevsiminden önce tarlasına ektiği domates ve fasulye fidelerini zirai dondan, üzerlerini pet şişelerle kapatarak korudu. Eksi 3 derecede ceviz ağaçları zarar görürken, sebze fideleri soğuk havadan etkilenmedi.
Yozgat'ın Başıbüyüklü köyünde çiftçilik yapan Hacı ömer kılıç kendine özgü yöntemle tarlasına mevsiminden yaklaşık 45 gün önce sebze fideleri dikti. Normal şartlarda Mayıs ayının ilk haftasında yapılması gereken sebze ekimini, Mart ayında yapan çiftçi, zirai dona karşı sebzelerini korumak için de önlemini aldı. Üç bin tane sebze fidesinin üzerini pet şişelerle kapatarak tek fidelik seralar oluşturdu.
'3 BİN PET ŞİŞEYİ 500 LİRAYA ALDIM'
Hacı Ömer Kılıç, bu yöntemi internette hobi bahçesi yapanlardan gördüğünü kendisinin de bunu uyguladığını söyledi. Tarlasının iki dönümüne sebze ektiğini anlatan Kılıç, 'Ekim yaptığım alanda sera yapmak veya örtü altı üretim yapmanın maliyeti yüksek. Ben hurdacılardan 3 bin pet şişeyi yaklaşık 500 liraya aldım dedi.
 
 
19.4.2018
Devamı

Trakya'da Mısır Ağası Projesi

Kırklareli’nin Pehlivanköy ilçesinde Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü işbirliği ile  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca uygulanan tarımsal yeniliklerin yaygınlaştırılması projesi kapsamında, yeni tescil edilmiş mısır çeşitlerinin tanıtılması ve yaygınlaştırılması kapsamında, 'Trakya'ya Mısırın Aga'sı geliyor' proje tanıtıldı.
Pehlivanköy Halk Eğitim Merkezinde gerçekleştirilen toplantıya Pehlivanköy Kaymakamı Emrah Bütün, Kırklareli İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ümit Ortan, Kırklareli Atatürk Toprak, Su ve Tarımsal Metoroloji Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Fatih Bakanoğulları, Kırklareli DSYB Başkanı Ali Dermenci, İlçe ve Şube Müdürleri, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının temsilcileri, Muhtarlar ve üreticiler katıldı. Toplantı saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Pehlivanköy İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ali Doğan, şunları söyledi:
"İlçe ve bölge ekonomisinin ağırlıklı olarak tarım ve hayvancılığa dayalı olması,  hayvancılık işletmelerinde kaba yem üretimini zorunlu hale getirmektedir. İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü olarak, bakanlığımızın hedef ve planları doğrultusunda, tarımsal yeniliklerin üreticilere ulaştırılması, araştırmacı, yayımcı ve çiftçi bağının kurulması amacıyla ne yapabiliriz diye düşündük arkadaşlarımızla. Her nimetinden faydalandığımız ülkemize bir şeyler de vermek gerekiyor diye düşündük. Gerekli araştırmalar sonunda, ilçemizde yıllık ortalama 1000-1400 dekar arasında ekilişi bulunan silajlık mısır konusunda çalışmaya karar verdik. Sonuçta Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü'nden Sayın Ahmet Duman ile iletişime geçerek Silajlık Mısır Projesi üzerinde çalıştık ve proje 2018-2019 yıllarında ilçemizde uygulanmak üzere bakanlığımızca onaylandı.  Hali hazırda proje Türkiye genelinde toplam üç ilçede uygulanacaktır. Projenin önemli olmasının temel sebebi ise, ülkemiz genelinde mısır üretiminin neredeyse tamamının yabancı firmaların hâkimiyetinde olması. Bizler Trakya da hayvancılığın gelişmesi, işletmelerin kaba yem ihtiyacının karşılanması amacıyla zaten ekilen silajlık mısırın daha çok yerli tohum kullanılarak üretilmesi için çiftçilerimizin, sivil toplum kuruluşlarımızın, tohum bayilerinin tüm kamu kurumlarımızın, yerli ve milli olan bu projeye destek olmalarını ve sahip çıkmalarını bekliyoruz. 2018 üretim sezonu içerisinde ilçemiz Kuştepe köyünde iki üreticimizin parsellerinde araştırma enstitümüzce geliştirilen üç yerli tohum çeşidi ile demonstrasyon kurulacak ve hasat döneminde sizlerin de katılımı yapılacak olan tarla gününde çeşitlerin verimleri tüm paydaşlar ile paylaşılacaktır."
Kırklareli İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ümit Ortan, projenin önemine değinerek, sahada olmayı gerektiren bu tür projelerin artmasını, tarım ve hayvancılık konularında üreticilerin doğru bilgiyi Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerinden almaları gerektiğini söyledi.
Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nden Dr. Ahmet Duman, mısır üretimi, ıslah çalışmaları, projenin önemi ve proje ile hedeflenen amaç ve sonuçlara ilişkin bilgilendirme sunumunu gerçekleştirdi.
 
 

19.4.2018
Devamı

300 Damızlık Koyun Projesinin Sonuçları Açıklandı

300 Damızlık Koyun Projesi başvuru sonuçları tam isim listesi açıklandı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) resmi internet sitesinde Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık 300 Koyun Projesi ön değerlendirme sonuçlarının açıklandığı duyuruldu.

Kamuoyunda "300 Koyun Projesi" olarak bilinen "Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi" ön değerlendirme sonuçları açıklandı. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) internet sitesinden yapılan duyuruda, "Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi (300 Koyun) kapsamında TİGEM tarafından yapılan ön değerlendirme sonucunda oluşan listeler üreticilerimizin bağlı bulunduğu İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine gönderilmiştir" denildi.

300 koyun projesi kapsamında TİGEM tarafından yapılan ön değerlendirme sonucunda oluşan listeler üreticilerin bağlı bulunduğu İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine gönderilmesinin ardından aynı zamanda  bu listede ismi yer alan üreticilerin e posta adreslerine ve telefonlarına bilgi mesajları iletildi.Bilgi mesajı gelen üreticiler, projeden faydalanabilmek için başvuru yaptığı İl/İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine en geç 24 Nisan 2018 tarihi mesai bitimine kadar istenilen evrakları eksiksiz olarak teslim etmeleri gerekiyor. 
18.4.2018
Devamı

Tarım'da İç Anadolu'nun Sorunları Masada!

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçelinin dünkü grup toplantısında seçimlere ilişkin yaptığı açıklamanın ardından tarım sektörünün en çok sıkıntı yaşanan illere yönelik çalışmalara ve sorunlara yönelik Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba İç Anadolu Bölgesinin Milletvekilleri ile bir araya geldi. 
Toplantı basına kapalı yapılırken; edinilen bilgiye göre İç Anadolu Bölgesinin Milletvekilleri ile bölgenin sorunları ve yatırımların değerlendirilmesi bekleniyor. Geçtiğimiz günlerde Niğde Bor şeker fabrikası ve Kırşehir Fabrikaları satılmıştı. Bunun üzerine bölgede şeker pancarı üreticisinin 2018 yılında gerçekleştirilecek seçimlere yönelik kırsalda yaşayan ve alın terini tarladan elde eden üreticiyi bir nebze memnun etmek için adımlar atılıyor. İç Anadolu Bölgesinde bazı illerin besi ve hayvancılık üzerine geçim kaynağı sağlarken Niğde ve Nevşehir illeri ise Patates ve diğer sorunlara ilişkin bir durum değerlendirilmesi yapılması düşünülüyor.
Ancak kırsalda yaşayan çiftçinin tarım sektörünün her alanda sorunlar yaşaması ve sorunlarında giderek büyümesi üreticiyi de her geçen gün tedirgin etmeye devam ediyor.
Ekonomi Bakanlığı ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının geçtiğimiz günler de sıfır vergili ithalatında gündemde olması bukez de  yerli besiciyi ve üreticiyi tedirgin etmeye başladı. Kasaplık karkas etin gündeme gelmesi ile  özellikle İç Anadolu’nun  yerli beside öncü ve lokomotif görevi gören Kırşehirli üreticileri tedirgin ederken Bakan Fakıbaba’nın bölge Milletvekilleri ile bugün gerçekleştirdiği istişare toplantısında da masaya yatırılması bekleniyor.
 
18.4.2018
Devamı

Domates İhracatında Tam Serbestlik İlkesi

CHP’ Ankara Milletvekili Levent Gök’ün Rusya’nın tarım ürünlerine getirdiği ithalat kısıtlamalarına ilişkin soru önergesini yanıtlayan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, “Yapılan görüşmeler neticesinde, Rusya Federasyonu tarafından 2016, 2017 ve 2018 yıllarında yasaklı bulunan ülkemiz menşeli tarım ürünlerinden 23 adet üründeki ithalat yasağı tamamen kaldırılmıştır” dedi.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök, Başbakan Binali Yıldırım'ın yanıtlaması istemiyle verdiği yazılı soru önergesinde Türkiye'den Rusya'ya ithal edilen başta domates olmak üzere tarım ürünlerini sordu. Gök, "Türkiye için önemli bir Pazar olan Rusya ile ticari ilişkilerin iyileştirilmesi ve kısıtlamaların kaldırılması için yapılan çalışmalar nelerdir?" dedi.

TAM SERBEST İLKESİNİN UYGULANMASININ ÖNEMİ DİLE GETİRİLDİ
 
"Bakanlığımız ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından Rus makamları nezdinde gerçekleştirilen girişimlerde, iki ülke arasındaki tarım ürünleri dış ticaretinin sürdürülebilir bir nitelik arz edebilmesi için ihracatta tam serbesti ilkesinin uygulanmasının önemi dile getirilmiş ve münhasıran domates ithalatında firma listesi uygulamasının kabul edilebilir olmadığı müteaddit defalar ifade edilmiş ve konunun çözümüne yönelik irade en üst düzeyden Rus muhataplarına iletilmiştir.
"Yapılan görüşmeler neticesinde, Rusya Federasyonu tarafından 2016, 2017 ve 2018 yıllarında muhtelif tarihlerde yasaklı bulunan ülkemiz menşeli tarım ürünlerinden 23 adet üründeki ithalat yasağı tamamen kaldırılmış, domates ürününde ise ithalat yasağı (ülkemizin, Rusya Federasyonu tarafından uygulanmakta olan kısıtlamaların genel ticaret serbestisi kapsamında tamamen ve herhangi bir şarta bağlı olmaksızın kaldırılması minvalindeki yaklaşımına mukabil) belirli firmalardan ithalat yapılması şartıyla kaldırılmıştır."
 
ENGELLERİN KALKMASI İÇİN GEREKLİ ADIMLAR ATILMALI
 
Ekonomi Bakanı Zeybekci'nin önergeye verdiği yanıtı değerlendiren CHP'li Levent Gök, Rusya'nın sadece ihracat yapacak firmalara kısıtlama getirmediğini aynı zamanda Türkiye'ye 50 bin ton domates kotası uyguladığını belirtti. Gök, "Yasaktan önceki dönemlerde 500.000 ton seviyelerine kadar yükselen domates ihracatımızın önündeki engellerin kaldırılması için gerekli adımlar atılmalıdır" dedi
 
 
18.4.2018
Devamı

Genç Çiftçide Son Başvurular 30 Nisan

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında genç çiftçi projelerinin desteklenmesi hakkındaki tebliğin Resmi Gazete'de yayımlanmasının ardından 2 Nisan’da başlayan başvurular, 30 Nisan 2018 tarihinde bitecek.
18-40 yaş arasındaki kırsal alanda yaşayan genç çiftçilerin mahallinde uygulayacağı bitkisel, hayvansal, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimi, işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelerden, başvurusu kabul edilip onaylanan genç çiftçilere 30 bin TL'ye kadar hibe ödeme yapılacak.
1milyar lira yakın hibe 31bin Genç çiftçiye verildi
 
Başvurular ilçe müdürlüklerinde kurulan genç çiftçi proje yürütme birimi tarafından kabul edilecek.
Genç Çiftçi Projesi ile tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesi amaçlanıyor. 


 
 
18.4.2018
Devamı

Sıfır Vergili İthalat Üretici İçin Çok zararlı

TÜKETBİR Genel Başkanı Bülent Tunç “sıfır vergili ithalat Türkiye için çok zararlı olur”. Dedi. Başkan Tunç Anadolu İzlenimleri Dergisine yaptığı açıklamada Kırmızı ete yönelik hem sorunları hem de merkez birliği uhdesinde yapacakları embriyo projesini değerlendirdi.
 
Ramazan Ayının İlk Haftası Et Fiyatı Düşer
 
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç Kırmızı ete yönelik önemli açıklamalarda bulunurken TUNÇ:  “Talep artışına bağlı olarak fiyatlar artıyor. Şuna eminim ki ramazan ayının ilk haftası et fiyatları düşer. Türkiye’ye kasaplık hayvan gelmesi cinayettir. Sayın cumhurbaşkanı milli tarım projesini açıkladı. Buna uygun hareket edilmesi gerekir. Kısa zaman içinde yem fiyatları yüzde 25, yem katkı maddesi üç katına çıktı.
 
Ete İhtiyacı Olan TÜKETBİR’le Bağlantıya Geçebilir
 
“Ete ihtiyacı olduğunu söyleyen herkes bizimle irtibata geçebilir. Ne kadar istiyorlarsa o kadar hayvan vermeye hazırız. İnsanlar sattıklarının yerine koyamıyorlar. İnsanların para kazanması lazım. Yeterli besi hayvanı bulunmadığı için insanlar elindekini satmak istemiyorlardı.
İthalat çözüm olmuyor. İthalat sektörün önünü tıkıyor. Birkaç yıl önce ithalat yapıldığında 18 lira olan etin fiyatı 12 liraya düşmüştü. Ancak ne kasapta ne marketlerde raf fiyatı bir TL bile düşmedi. Yani üreticinin ucuza satması tüketicinin de ucuz alacağı anlamına gelmiyor.
Kimse para kazanmadığı işi yapmaz. O zaman döneri, sucuğu da dışarıdan getirelim her şey ucuzlasın. İthalat niye sürekli gündeme geliyor. ” dedi.
 
Beefmaster  ( Etçi Sığır ırkı)  projesi
 
Egevet, TAGEM, Sütaş, HAYGEM, Üniversiteler ve kırmızı et birliği olarak ortaklaşa, beefmaster projesi gerçekleştiriyoruz. Bu Türkiye için çok önemli bir proje. Daha düşük masrafla daha yüksek ürün elde ediliyor. 3 yılda 20.000 bin anaç gelecek. Yatırım tutarı 20 milyon civarını buluyor. Öncelikli olarak 50 gebe hayvan gelecek ve 500 doz embriyo getirilecek. Bu gebe hayvanlar Sütaş’ın çiftliklerinde uygulamaya açılacak. Dedi.


 
 
 
 
 
 
 
 
18.4.2018
Devamı

Emeğin Yerini Robot Alacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş,  robotik çağına geçildiği belirterek, "Artık emeğin yerini robot alacak. Tarımda da aynı olayı yaşıyoruz. Akıllı makineler daha da gelişiyor. Dünyayla rekabet edebilmek için, bu makineleri kullanabilmek ve planlamasını yapabilmek için de insan gücüne ihtiyacımız var" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Edirne'nin İpsala ilçesinde belediye tarafından yaptırılan 20 bin tonluk lisanslı depoculuk ve özel bir tekstil fabrikasının temel atma törenine katıldı, Keşanilçesinde ise ticaret ve sanayi odası ile ticaret borsası yöneticileriyle toplantıda bölgenin sorunlarını dinledi.
Keşan Ticaret ve Sanayi Odası salonunda gerçekleşen toplantıya, Mehmet Daniş'in yanı sıra Keşan Kaymakamı Nuri Özder, Ak Parti Edirne İl Başkanı İlyas Akmeşe, Ak Parti Keşan İlçe Başkanı Hüseyin Boyalık ile oda ve borsa yöneticileri katıldı. Mehmet Daniş, toplantıda yaptığı konuşmada, robotik çağına geçildiği belirterek, "Artık emeğin yerini robot alacak. Tarımda da aynı olayı yaşıyoruz. Akıllı makineler daha da gelişiyor. Dünyayla rekabet edebilmek için, bu makineleri kullanabilmek ve planlamasını yapabilmek için de insan gücüne ihtiyacımız var. Acaba bunları mevcut müfredat içerisinde 4 yıllık liselerde mi modellemek lazım ya da bazı merkezler oluşturularak, eğitimler de verilebilir. Bakanlık olarak TAGEM bünyesinde bunun üzerine çalışıyoruz" dedi.
Daniş “Et Açığımız Var”
Türkiye'nin et ithalatı yaptığını hatırlatan Daniş, "Et açığımız var. Oysa biz dişi hayvanımızı, anaçımızı çoğaltabilsek. Bizim yaklaşık 5 buçuk milyon anaçımız var. Bunu 6 buçuk-7 milyon yaptığımız an bizim et ithalatımız biter. Dişi buzağı ölümleri ve dişi hayvanların kesilmesi, bunlarla ilgili hassasiyetimiz var. Maalesef birçok sahte raporla hayvanların kesildiği bize rapor ediliyor. Bunu zorlaştırmaya çalışıyoruz"  Mehmet Daniş, toplantının ardından Keşan'dan ayrıldı.
 
17.4.2018
Devamı

2 Şeker Fabrikası Daha Satıldı. Erzurum'a Teklif Yok!

Erzurum, Turhal ve Ilgın şeker fabrikalarının ihalesi bugün yapılıyor. Erzurum şeker fabrikası ihalesi saat 14.30'da başladı. 211 milyon lirayla başlayan ihaleye iki firmadan da teklif gelmedi. Turhal fabrikasına ise 5 firma teklif verdi. İhaleyi 569 milyon lirayla en yüksek teklifi veren Kayseri Şeker kazandı.
Erzurum’ a Teklif Çıkmadı
Erzurum şeker fabrikası ihalesine sadece iki firma katıldı. İhalede Doğuş Gıda ve MBM Enerji teklif verirken, masada sadece MBM Enerji yer aldı. Doğuş Gıda ihaleye gelmedi, ancak teklifini gönderdi.
İhale 211 milyon lirayla başladı. MBM Enerji Enerji bu rakamı duyunca ihaleden çekildiğini açıkladı. Doğuş da masada olmadığı için ihale teklifsiz sona erdi.
Turhal’ı Kayseri Şeker Kazandı
Turhal şeker fabrikasına Bilgi Gıda, Kayseri Şeker, Albayrak Turizm, Doğuş Gıda ve Mutlucan Tuz teklif verdi.  İhaleyi 569 milyon lirayla en yüksek teklifi veren Kayseri Şeker kazandı.
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin üçüncü ihaleyi de önceden ilan etmeksizin yapıyor. ÖİB, Erzurum, Turhal ve Ilgın şeker fabrikaları için ihalenin bugün olduğunu sabah yaptığı basın açıklamasıyla duyurdu. Şeker fabrikaları öncesinde yaptığı teklifleri kamuoyuna ihaleler öncesinde açıklayan ÖİB, yine bugünkü duyurusunda üç fabrikaya hangi yatırımcıların teklif verdiğini ilan etmedi.
1956 yılında açılan şeker fabrikası Erzurum'un ilk fabrikasıydı. Turhal Şeker Fabrikası 1934 yılında, Ilgın ise 1982'de üretime başlamıştı.
Şeker Fabrikalarının satışları geçtiğimiz günlerde başlamış Bor Şeker Fabrikası'na 336 milyon, Yozgat'a 275 milyon lirayla Doğuş Gıda; Kırşehir’e 330 milyon lirayla Tutgu Gıda; Çorum Şeker Fabrikasına da 528 milyon lirayla Safi Yakıt en yüksek teklifi vererek şeker fabrikalarını satın aldılar.
Şeker fabrikalarının satışı ilerleyen zamanlarda da devam edecek; 18 Nisan'da Afyon, Alpullu, Burdur, Elbistan ve Muş Fabrikaları ile teklif verme süreleri uzatılan Erzincan ve Kastamonu Fabrikaları için teklifler alınacak.
 
 
16.4.2018
Devamı

Rusya'ya Domates İhracatı Başladı

Rusya'nın Türkiye'den alımını 2 yıl boyunca durdurduğu tarım ürünlerinden biri olan domateste yasağın kalkmasının ardından onay alan iki firma daha Rusya'ya ilk ihracatını bugün gerçekleştirdi. Manisa Salihli'de yer alan iki serada üretilen domatesler özel ambalajlar ile Rusya'ya gönderildi.
Manisa’nın Salihli ilçesinde topraksız iki serada üretilen domateslerin Rusya’ya ihracatı başladı.
Rusya Federal Veteriner ve Bitki Sağlığı Gözetim Servisi’nin, Türkiye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı garantisi altında Rusya’ya domates gönderme iznini vermesinin ardından, Salihli’deki topraksız serada domates üreten Lider Gıda ve Bostan Tarım, domates ihracatına başladı.
Salihli’den, Rusya’ya domates ihracatının başladığını ifade eden Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Ali Demir, "Rusya Federasyonu’na domates ihracatı konusunda Bakanlığımız ve Rusya Federasyonu Federal Veterinerlik ve Bitki Karantina Servisi yetkililerince daha önce Lider Gıda ve Bostan Tarım’a ait ilçemizdeki domates seralarında yapılan denetimlerin ardından, iki seraya Türkiye Cumhuriyeti’nden Rusya Federasyonu’na domates ihracatına izni verilmiş olup, Müdürlüğümüz İnspektörlerince kontrol ve denetimleri yapılan domateslerin Rusya Federasyonu’na ihracatları başlamıştır. İhracat başta Salihli olmak üzere, tüm ülkemize hayırlı olsun" dedi.
 
16.4.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba ‘Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir’

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesinin ev sahipliğinde Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi öncülüğünde başlayan ‘Türkiye’de Tarım Politikaları ve Ülke Ekonomisine Katkıları’ konulu uluslararası sempozyuma  katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba Şu açıklamalarda bulundu.  
“Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir”
Bakan Fakıbaba, bakanlık olarak tarım alanında yaptıkları çalışmaları anlattı. Tarımı, stratejik ve iktisadi bir sektör olarak ele aldıklarını, çiftçiyi de bu stratejinin merkezine alarak projeler belirlediklerini dile getiren Bakan Fakıbaba, “AK Parti Hükumetlerimizin yapmış olduğu çalışmalar sonucu Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir. Türk tarımına ve Türk çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği biz verdik. 20 milyon insanımızın, tarımda istihdam edilen 5 buçuk milyon vatandaşımızın daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış 3.7 milyar dolardan 16.2 milyar dolara çıktı. Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir” dedi.
 Son günlerin tartışma konusu olan et fiyatlarına da değinen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvansal ürünler ithalatını bitireceklerini söyleyerek, “Her zaman ve her yerde söylüyorum, ana olmadan dana olmaz, dana olmadan da et olmaz. İşte bu bilinç ve şiarla 250 bin damızlık düve projesi, 300 damızlık koyun projesi. Birlikte yürüttüğümüz müşterek diğer proje ve çalışmalarımızla orta ve uzun vadede inanıyoruz ki hayvan ithal eden değil ihraç eden ülke konumuna geleceğiz” diye konuştu.

 
 
16.4.2018
Devamı

Kırmızı Ette Sürekli Spekülatif Fiyat Artışlarının Önüne Geçeceğiz

(TÜKETBİR) Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin Antalya’da düzenlenen istişare toplantısına katılan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba 300bin koyun projesinin 26 Nisanda dağıtıma başlayacağını 250bin düve projesinin ise Haziran ayında start verileceğini söyledi. Bakan Fakıbaba son günler de artış gösteren yem fiyatlarına ilişkin de bir açıklama yaparak “Besicilikte yem giderleri, toplam girdilerin %25 – 40’ını oluşturmaktadır. Dövize bağlı yem, hammadde fiyatlarındaki yükselme ve döviz kurundaki dalgalanma da, maliyetlerde artış olmasına neden olmaktadır. Bu durumda hayvancılıkta, yem maliyeti açısından meraların ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır.” Dedi.
Bakan Fakıbaba Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin İstişare toplantısında şunları dile getirdi. “Bilindiği üzere hayvancılık sektörü, endüstriyel hammadde arzını sağlaması halkımızın ihtiyaç duyduğu hayvansal proteini tedarik etmesi kırsal kalkınmanın gerçekleştirilmesi köyden kente göçün önlenmesi yüksek katma değer sağlaması nedeniyle stratejik bir sektördür. Diğer taraftan Sosyal ve ekonomik gelişme Kent nüfusunun artması turizm sektöründeki büyüme gibi faktörler, başta kırmızı et olmak üzere hayvansal ürünlere olan talebi de arttırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre;
Sağlıklı bir insan vücut ağırlığının her bir kilosu için 1 gram protein tüketmelidir. Bunun da yüzde 50’sinin hayvansal kökenli olması gerekmektedir. Amerika ve Avrupa’da günlük tüketilen protein miktarının %70’i hayvansal Ülkemizde ise günlük tüketilen protein miktarının %73’ü bitkisel gıdalardan sağlanmaktadır. Yine Ülkemizde yıllık kişi başı kırmızı et tüketimi 14 kg’dır. Dengeli bir beslenme için bu miktarın yıllık 33 kg olması gerekmektedir. Bu durum, Türkiye’de; Kırmızı et üretiminin artırılmasına yönelik çalışmalara Pratik ve sürdürülebilir politikalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir.” dedi. Üretimde sürdürülebilirliği sağlamak Tüketicinin erişebileceği fiyatlarda yeterli arzı oluşturabilmek için
İhtiyacımız olan 1 Milyon Düve hedefine ulaşmak durumundayız. Bu nedenle hayvan varlığımızı artırmalıyız. Ayrıca hayvan hastalıklarıyla da mücadele etmemiz gerekmektedir. Hayvancılığın devam edebilmesi için buzağı varlığı büyük önem taşımaktadır. Bundan dolayı 2018 yılını "Buzağı Kayıplarını Önleme Yılı" ilan ettik. Ülkemizde buzağı ölüm oranı yüzde 15 civarında. Biz bu oranı yüzde 5’e düşürmeliyiz. Bu kapsamda tüm aşıları da ücretsiz yapıyoruz. Kayıtlı, programlı aşıları yapılmış, 4 ay ve üzeri yaştaki buzağılar için 750 liraya kadar destek veriyoruz. Ayrıca 2018 yılında hayvan sayımızın arttırılmasına yönelik iki yeni proje başlattık. Bunlardan ilki 250 Bin Düve Projesi, Proje kapsamında 3 yılda toplam 250 bin baş düve verilecek Proje ile 7 yılda yaklaşık 1,5 milyon damızlık hayvan sayısına ulaşılacaktır. İkincisi ise 300 Koyun Projesi Her bir yetiştiriciye 300 başa kadar olmak üzere 2018 yılı sonuna kadar toplam 500 bin baş damızlık koyun verilecektir. 300 Koyun projesine 26 Nisan start  veriyoruz. Proje kapsamında sekizinci yılda yaklaşık 5 milyon baş damızlık koyun sayısına ulaşılacaktır. Yem fiyatlarına değinen bakan Fakıbaba “Besicilikte yem giderlerinin toplam girdilerin %25 ile %40 oluşturmaktadır. Dövize bağlı yem, hammadde fiyatlarındaki yükselme ve döviz kurundak dalgalanmada maliyetlerde artış olmasına neden olmaktadır dedi.” Fakıbaba konuşmasını şöyle sürdürdü.


YEM FİYATLARI
  • Son 15 yılda hayvan sayımızda % 60 artış olmuştur.
  • Yine aynı dönemde karma yem üretiminde ise % 320 artış sağlanmıştır.
  • İki değer arasındaki farktanda anlaşlacağı üzere hayvan beslenmesinde daha çok karma yem tercih ediyoruz.
  • Karma yem hayvancılık sektöründe önemli bir yere sahiptir.
  • Bu da doğal olarak maliyetlere yansımaktadır.
  • Özellikle besicilik karma yeme dayalı olarak yapılmaktadır.
  • Besicilikte yem giderleri, toplam girdilerin %25 – 40’ını oluşturmaktadır.
  • Dövize bağlı yem, hammadde fiyatlarındaki yükselme ve döviz kurundaki dalgalanma da, maliyetlerde artış olmasına neden olmaktadır.
  • Bu durumda hayvancılıkta, yem maliyeti açısından meraların ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır. Yemden alınan % 8 oranındaki KDV’yi kaldırdık. Son 15 yılda 5 milyar lira yem bitkilerine destek ödedik. Yem bitkisi tohumu üretim ve kullanım desteğini yüzde 100, Yem bitkisi üretim desteğini ise yüzde 30-50 oranında artırdık. Ayrıca mera hayvancılığı yetiştirici bölgelerinde yem bitkisi ekenlere ilave yüzde 25 destek vereceğiz.
  • Ot olmadan et olmaz dedik ve mera ıslah çalışmalarına hız verdik.
  • Bunun için kaba yem deposu olan meralara önem veriyoruz.
  • Biliyoruz ki meralar sürdürülebilir hayvancılığın sigortasıdır.
  • 6 milyon 400 bin dekar alanda mera ıslah çalışmasını tamamladık.
  • Bu yıl da 2,7 milyon dekar alanda çalışma başlattık.
  • Bunlara ek olarak 2018 yılında mazot maliyetinin yarısını karşılamaya başladık. dedi.
Karkas verime de değinene Bakan Fakıbaba “Büyükbaşta karkası 1 kg artırdığımızda 32 bin baş hayvanı ithal etmeyeceğiz anlamına gelmektedir.” dedi.
Sığırda karkas verimini 185 kilogramdan 274 kilograma çıkarttık.
Amacımız bu rakamı daha da yukarılara çekebilmektir.
Ancak hiç istemesekte girdi maliyetlerindeki artıştan kaynaklı erken kesimler gerçekleşmektedir. Buda kırmızı et miktarında verim kaybına neden olmaktadır. Örneğin karkası 1 kg artırdığımızda;
16 milyon büyükbaş hayvanımızda 16 bin ton karkas yapar. Buda 500 kg canlı ağırlık hesabına göre 32 bin büyükbaş hayvan karşılığıdır.
Bu ne demektir; Tüm büyükbaşta karkası 1 kg artırdığımızda 32 bin baş hayvanı ithal etmeyeceğiz anlamına gelmektedir.
Karkasta verim artışının sağlanması için 2018 yılında;220 kg ve üstü karkas et veren yerli besilik erkek hayvanlara 250 TL/baş besi desteği vermeye başladık. Sonuç olarak, karkas veriminin artırılması için gerekli olan çalışmaları hep birlikte yapmamız gerekmektedir. dedi. Fakıbaba  sivil toplum örgütleri ile ilgili şu sözleri kaydetti. Hayvancılık sektöründeki sorunların çözümünde, üretici birlikleriyle, sivil toplum kuruluşlarıyla, üniversitelerle, yetiştiricilerle ve sektörün diğer tüm paydaşlarıyla ortak hareket etmenin çok önemli olduğunu söyledi.
TÜKETBİR Başkanı Bülent Tunç da Bakan Fakıbaba'nın her zaman üreticinin yanında olduğunun altını çizerek, "Birlik olarak Bakanımızın projelerini destekliyoruz. 1 milyon düve projesi çok yerinde ve doğru bir proje." değerlendirmesinde bulundu.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
15.4.2018
Devamı

Ette İstişare Toplantısı

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin istişare toplantısı Alanya’da başladı. Programa Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı HAYGEM Genel Müdürü Durali Koçak, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Müslüm Beyazgül Tarım Reformu Genel Müdür yardımcısı Faruk Fıratoğlu ve Kırmızı Et Üreticileri Birliklerin Birlik Başkanları katıldı. Programda bir açılış konuşması yapan Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Bülent Tunç “Et sektöründe yaşanan sorunlara değinerek çalışıyoruz emek veriyoruz. Kırmızı et fiyatının yüksekliğinden üretici sorumlu değildir. Üretici zor şartlarda besleyip büyüttüğü hayvanları neredeyse maliyetine satmakta ve birçok soruna rağmen özverili bir şekilde üretmeye devam etmektedir. Besicimizin sorunları çözülmelidir”. dedi. Daha sonra kürsüye gelen HAYGEM Genel Müdürü Durali Koçak ise “Hayvancılık sabır isteyen bir iştir. Biyoloji ve ekoloji diyoruz her hayvan her yerde yetişmiyor. Bizim bu ürüne ihtiyacımız var. Hayvan varlığı bakımından baktığımızda kırsalda nüfus azalıyor buna rağmen hayvansal üretimde artış var. Her ne kadar zorluklardan geçsek de Ülkenin hayvancılığı gelişiyor. Avrupa’dan sonra 2 sırada yer alıyoruz.  Ülkemizin refah seviyesi artıkça ete rağbet artıyor. Ne olursa olsun Sektörümüzün önü açık”. Dedi. Genel Müdür koçak ayrıca üretim ile ilgili ise “biz ürünü üretiyoruz her üretimin bir maliyeti var bu maliyeti ya üretici yada tüketici yada devlet karşılayacak bir gerçek var ki üretimin değerini yani gerçek fiyatını tüketici öder alan ödemelidir. üreticin alın terini ödenmeli. Dedi.

Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliğinin toplantısı 2 oturum halinde devam ederken öğleden sonraki oturuma Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın katılımı bekleniyor.
 
 
14.4.2018
Devamı

Tarımsal Arazi Edinme Usulleri Belirlendi

Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda öngörülen tarımsal arazi edindirme iş ve işlemlerine yönelik usul ve esaslar belirlendi. Tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca gerçekleştirilecek.Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının, Tarımsal Arazi Edindirme İş ve İşlemleri Hakkında Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı. 
Yönetmelikle Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda öngörülen, tarım amaçlı arazi ediniminin kolaylaştırılması, tarımsal arazi piyasasının düzenlenmesi, mülkiyetten kaynaklanan ihtilafların giderilmesi, tarım arazilerinin değerinin tespiti, tarımsal üretimde kullanılmayan arazilerin üretime kazandırılması, arazi sahiplerinin satış, alıcıların alım taleplerinin değerlendirilerek tarafların birbirleriyle ilişkilendirilmesi ve işletmelerin yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğüne ulaştırılması veya daha da artırılması amacıyla tarımsal arazi edindirme iş ve işlemlerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi. 
Buna göre, tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri, gerçek ve tüzel kişilere ait tarım arazilerinde Bakanlıkça yapılacak veya yaptırılacak, tarım arazilerinin değeri ve kira bedelleri Bakanlıkça belirlenecek.
Hisselilik, parçalılık, mülkiyet ihtilafı, tarımsal faaliyete son verilmesi ve göç gibi nedenlerle işlenmeyen ve tarımsal üretimde kullanılmayan, ekonomik olarak işletilememesi nedeniyle sahipleri tarafından satışa çıkarılmak istenen, kiralama, ortakçılık veya yarıcılık şeklinde değerlendirilmesi talep edilen, intikali yapılmamış, hisseliliğin giderilemediği ve intikal işlemleri çözülemeyen gerçek ve tüzel kişilere ait tarım arazileri tespit edilecek. 
Tarımsal arazi edindirme iş ve işlemleri kapsamında tespit edilen tarım parselleri, maliklerinin veya hissedarların talebi üzerine muvafakat alınmak kaydıyla mülkiyet bilgilerine de yer verilerek "Satışa Çıkarılacak Parseller" veya "Kiralama Yapılacak Parseller" listesine eklenecek. Bu listeler, Bakanlığın kurumsal internet sitesinde ve mahallinde 15 gün ilan edilecek. 
İlan edilen listelerdeki parselleri satın almak veya kiralamak isteyen gerçek ya da tüzel kişilikler belirlenerek alıcı ve kiracı listeleri oluşturulacak. Satışa ve kiraya çıkarılan parsellerle alıcı ve kiracıların eşleştirildiği liste, Bakanlığın belirleyeceği usullerle 15 gün süreyle ilan edilecek. 
Alıcı, satıcı veya vekilleri tarafından mahalli tapu müdürlüklerinde devir işlemleri gerçekleştirilecek. Tarafların talebi halinde, satışa çıkarılacak parseller listesindeki taşınmazların alıcısıyla satıcıları arasındaki satış işleminin gerçekleşmesine yönelik il/ilçe gıda tarım ve hayvancılık müdürlüğünce aracılık işlemleri yapılacak. 
Tarım arazilerinin gelir değeri, değerleme tarihinde, arazilerin optimum koşullarda işletilmesi halinde elde edilecek yıllık ortalama net gelire göre hesaplanacak. 
Üretim dönemlerine ait gayrisafi üretim değerlerinin hesaplanmasında, çiftçi eline geçen ürün fiyatlarıyla verimler dikkate alınacak. 
Yönetmelik kapsamında tarım işletmelerinin ölçeğinin büyütülmesi ve ekonomik açıdan verimli kılınması amacıyla yapılan devirlerde, Tarımsal Arazilerin Mülkiyetinin Devrine İlişkin Yönetmelik ve Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu Uygulama Yönetmeliği kapsamındaki uygulamalar kısıtlamalara yol açmayacak.
 
 
13.4.2018
Devamı

Uluslararası Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım Ve Teknolojileri Fuarı

Bu yıl 7.'si düzenlenen Uluslararası Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım ve Teknolojileri Fuarı Afyonkarahisar'da açıldı. ART Fuarcılık tarafından organize edilen Afyonkarahisar Valiliği, Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası, Afyonkarahisar Ziraat Odası ve Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü tarafından desteklenen fuar, Afyonkarahisar Belediyesi fuar alanında açıldı.
Çeşitli illerden firmaların da aralarında bulunduğu 128 firmanın katıldığı fuarda, hayvancılık ve tarım teknolojileri ile malzemeleri sergileniyor.
Fuarın açılış töreninde konuşan Afyonkarahisar Valisi Mustafa Tutulmaz, fuarın bu yıl uluslararası olarak düzenlendiğini belirterek, "Fuarımızın uluslararası olması bizim için mutluluk kaynağı oldu. Ancak bunun lafta uluslararası olarak kalmamasını diliyoruz. Afyonkarahisar Hayvancılık Tarım ve Teknolojileri Fuarı'nın Türkiye'nin ve bölgemizin en önemli organizasyonu olmasını istiyoruz. Bunun için gerek alt yapı olarak, gerekse katılımcılar ve ziyaretçiler olarak güçlü bir fuara dönüşmesini arzu ediyoruz. Bunun için her türlü yardıma hazırız." diye konuştu.
Belediye Başkanı Burhanettin Çoban ise, Afyonkarahisar’a yeni yapılacak fuar merkezinin biraz gecikebileceğini dile getirdi.
Çoban, şöyle konuştu "Ben daha önceki konuşmalarımda da dile getirmiştim. Termal turizm alanımızda otellerin yanında en az 100 bin metrekarelik bir alanı termal yatırım alanı olan toplam 150 bin metrekarelik bir alanın fuar alanı yapacaktık. Bununla ilgili de belediye olarak tüm çalışmaları tamamlayarak ilgili Kültür ve Turizm Bakanlığı Yatırım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden de gerekli plan değişikliklerini gerçekleştirmiştik. Ancak orada devletimizin özellikle Afyon Kocatepe Üniversitesi’nin çok büyük bir Termal Sağlık Projesi yapacağından dolayı fuar alanı projemiz gerçekleşmeyecek. Fuar alanına Afyonkarahisar’a şimdiye kadar yapılan tüm yatırımlardan daha büyük bir yatırıma ayrıldı. Biz belki bu alanda veya başka bir alanda daha güzel daha büyük bir fuar alanı yapacağız" dedi.
Afyonkarahisar Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İbrahim Acar da, kentin potansiyeli ile ilgili bilgiler verdi.
Acar, Tarımsal potansiyel olarak Afyonkarahisar’ın Türkiye’nin önde gelen illerinden biri olduğunu hatırlatarak, "Afyonkarahisar ili olarak bizim nüfusumuzun yaklaşık yüzde 50’si bizzat tarımla uğraşıyor. Geçimin tarımdan veya tarıma dayalı sanayiden sağlayan insanlarımızı düşündüğümüz zaman bu oran yüzde 50’nin çok daha üzerinde. Dolayısıyla tarım Afyonkarahisar için en önemli sektörlerden." şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından protokol üyeleri, birlikte kurdele keserek fuarın açılışını gerçekleştirdi.
Vali Tutulmaz ve Belediye Başkanı Çoban ile birlikte fuardaki stantları gezdi.Tutulmaz ve Çoban, yerli olarak üretilen bir traktörün üstüne çıkarak fotoğraf çektirdi.Uluslararası Afyonkarahisar Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 15 Nisan'a kadar ziyaret edilebilecek.
 
 
13.4.2018
Devamı

Sulama Birliklerinin Devri, Demokrasinin Katline Örnektir

Halk Partisi Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan 548 Sıra Sayı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısında 8. Madde üzerine konuştu. Bu maddeyle sulama alanında her şeyin Devlet Su İşlerine bırakıldığına vurgu yapan Gaytancıoğlu, “yani patron Devlet Su İşleri olacak” tanımını yaptı. Madde de geçen ”Tarım Bakanlığına bağlı sulama kooperatifleri eğer kendi kendilerini yönetemezlerse Devlet Su İşlerine devrolacak" ibaresine “demokrasinin katli” yorumunda bulundu.
CHP’li Gaytancıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan kanun tasarısı üzerine şu açıklamalarda bulundu;
“Köylerde sulama kooperatifleri kuruluyor, ilçe merkezlerinde sulama kooperatifleri kuruluyor, seçimle iş başına geliyorlar, birbirlerini seçiyorlar, birbirlerini denetliyorlar. En üstte yine denetleyen Devlet Su İşleri ama diyor ki: "Yönetemezsen ben alırım, ben yönetirim." İyi, güzel de bu suyun parasını çiftçi niye ödeyemiyor? Acaba bunu düşündük mü?
Bugün dolar 4 lira 20 kuruş. Mazot 5,5 lira. Çiftçiye finansman sağlayan en önemli kurumların başında Ziraat Bankası geliyor. Ziraat Bankasının amacı çiftçilere ucuz finansman sağlamak, gazete patronlarına değil. Fakat, Ziraat Bankası iki yılı ödemesiz 700 milyon dolar parayı çiftçiye kredi olarak vermiyor. Bunun için 1 milyar 440 milyon dolar geçtiğimiz hafta sendikasyon kredisi aldı. Yani dışarıdan yine 1,5 milyar dolar para getirdiler, bunu yandaşlara gazete satın alsınlar diye dağıttılar. Çiftçinin hâlini gören var mı? Çiftçinin maliyetlerini düşünen var mı? Çiftçinin gelirini düşünen var mı? Çiftçinin maliyetleri sürekli artıyor.
On yıl önce buğday 1 lirayı görmemişti, 80 kuruştu, hâlâ 80 kuruş ama on yıl önce mazot fiyatı 1,5 liraydı, şimdi 5,5 lira oldu. Siz bunlarda bir indirime gitmiyorsunuz, tam tersine zam yapıyorsunuz. Ziraat Bankası görevi dışında her şeyle uğraşıyor ama nedense dar gelirlilerle, ezilenlerle uğraşmıyor.
Az önce beni İpsala İbriktepe'den bir arkadaşımız aradı: "Ziraat Bankasından kredi veriyorlar emekli olabilmem için ama bütün maaşa haciz koymasına rağmen eskiden borçlarım olduğu için bana kredi vermiyorlar." Şimdi soruyoruz: Acaba yandaşlara da böyle incelemelerde bulunuyor musunuz, kredi sicil notlarına bakıyor musunuz, yoksa gücünüz gariban çiftçiye, dar gelirli emekliye mi yetiyor? Siz demokrasiyle seçilen sulama kooperatiflerine, vatandaşın kurduğu, denetlediği, suyu dağıttığı sulama kooperatiflerine sadece el koymayı biliyorsunuz. 1 dolar 4,20 TL oldu. Artık istikrar kalmadı. Hiçbir şekilde Türkiye'nin ekonomisini düzeltemiyorsunuz, tarımsal dengelerini düzeltemiyorsunuz. Siz iktidara geldiğinizde Türkiye tarım ürünlerinde ihracat fazlası veriyordu yani dış ticaret fazlası veriyordu, dışarı tarım ürünleri satıyorduk, az miktarda satın alıyorduk. Şimdi çok fazla denge değişti, artık gıda ürünlerinde bile net ithalatçı olduk. Biraz aklımızı başımıza toplayalım lütfen. Bu destekleri biraz daha çiftçiye aktarmaya çalışalım, suyu çiftçiye daha ekonomik bir şekilde kullandıralım, çiftçinin tarlasına suyu götürelim; barajlardaki çatlakları, patlakları yapmaya çalışalım. Ama biraz da bırakın demokrasi olsun, kendi başına çiftçi bu kooperatifleri kursun, yönetsin, genel kuruluna gitsin, demokrasiyi orada öğrensin; elini kaldırsın, söz alsın. "Siz bu kooperatifi iyi yönetemediniz, biz daha iyi yönetiriz." Diyebilsin. Ama siz ne yapıyorsunuz? Diyorsunuz ki: "Finansal ve mali yapıda bozukluk varsa Devlet Su İşleri bu kooperatiflerin yönetimlerine el koyar." Yani bunu lütfen yapmayın. Var olan demokrasiyi tabana yaymışken, üreticiler kendi kendilerini seçebiliyorlarken buna devam etsinler.” dedi.

 
 
13.4.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Et Fiyatına İlişkin Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba et fiyatlarına yönelik olarak açıklamalarda bulundu.
"Hayvanı sakla fiyatlar artsın hayvanı yağlandır ondan sonra da vatandaşlar fazla fiyatla yesin, bunlara hükümetimiz müsaade etmemektedir. Bazı süreçler geçiçi olarak ithatlar yapılabiliyor ancak bunlar yapılırken hep besici ve çiftçi kardeşlerimizi özellikle anadan babadan uğraşan varsa üretim yapan hayvancılık yapan kardeşlerimizi ön planda tutuyoruz.
Birinci derecede onları ve halkımızı düşünerek hükümetimiz tarafından bazı önlemler alınabilmektedir. Bu spekülatif hareketlerle piyasalarda kimse et fiyatlarında oynama yapmasın yükselttiği taktirde mutlaka ama mutlaka hükümetimizin alacak kararları vardır.
Bu konularda hükümetimiz çalışmalarına devam etmektedir ve mutlaka ama mutlaka üreticilerimizin mağdur olmayacğaı ve onların Allah razı olsun diyebileceği ve diğer yandan tüketici vatandaşlarımızın bu et çok pahalı yiyemiyorum demeyeceği bir fiyatta karar kılacağız"dedi.

 
13.4.2018
Devamı

DSİ Tarlaya Su Götürsün

Cumhuriyet Halk Partisi Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan 548 Sıra Sayı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı üzerine konuştu. 
Gaytancıoğlu, yasa tasarısının, ne bir sivil toplum kuruluşunda ne üniversitelerde ne de meslek örgütlerinde tartışıldığını söyledi. Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonunda bazı düzeltmelere CHP’li Komisyon Üyelerinin ısrarları üzerine gidildiğini belirtti. Eğer bunlar da düzeltilmeseydi; bütün tarlalara su sayacı takılacak, ne var ne yok kullanılan sular özelleştirilecekti. Fakat hâlâ bu özelleştirme tehlikesi var çünkü bu yasa bu hâliyle geçerse suyun parayla satılmasına olanak sağladığı gibi ormanların da talanına yol açıyor, ifadelerini kullandı.

ÇED Raporu Şart

Maddelere göre, bütün su alanlarına, nehirlere, göllere, barajların üzerine güneş enerjisi panellerinin kurulabileceğini söyleyen Gaytancıoğlu,”Başlangıçta güzel geliyor ama bakalım çok modern güneş enerjisi panelleri mi kuracaksınız, yoksa basit, düzmece düzenekler mi kullanacaksınız? Çünkü suyu kim yönetirse istediği şekilde devri edebiliyor, bunda ÇED raporu da yok. Suyun altında, üstünde binlerce, on binlerce canlı hayvan var, ekolojik sistem var, denge bozulursa bozulsun. Siz ona bakmıyorsanız ki, siz sadece paraya bakıyorsunuz. Dolayısıyla bunda acilen ÇED raporu alınması gerekmektedir” dedi.
Gaytancıoğlu sözlerine şöyle devam etti; “Bu ülkede daha önceden toprak, su genel müdürlüğü vardı. Toprak toplulaştırması işlerini onlar yapıyordu, her türlü haritalar üzerinde çalışarak nerelere barajlar kurulacağı, nerelere sulama tesisleri kurulacağı konusunda bilimsel araştırmalar yapılıyordu, onu kapattınız, Köy Hizmetleri kuruldu. Köy Hizmetlerinin yerine şimdi görevleri başka başka kurumlara veriyorsunuz. Toprak toplulaştırma işini de Tarım Bakanlığına bağlı Toprak Reformu Genel Müdürlüğü yapıyordu, şimdi Devlet Su İşleri bu işi yapacak. Yani Devlet Su İşleri, bırak bu işleri; başka işlere bakın. Siz tarlalara su götürmeye, üreticiye su götürmeye bakın. Barajlar delik deşik; barajlara o tamiratı yapalım. Artık dünyada ciddi bir su sıkıntısı başlayacak, belki yirmi, otuz yıl sonra dünyada su savaşları çıkacak; 1 gram su bile önemli. Tarlaya da suyu götürmemiz lazım, sağlıklı suyu insanlara da içirmemiz lazım. Ama dediğim gibi Devlet Su İşleri, açık olan sulama havzalarını artık kapatması lazım, suyu damla damla tarlalara götürmesi lazım. Bu yönde yasalar getirdiniz de biz "Hayır." mı dedik? Ama sizin getirdiğiniz yasalarda ne var? Demokrasiyi ortadan kaldırıyorsunuz. Yirmi beş yıl önce "Aman bu DSİ bu işi yapamıyor, bu işleri bıraksın." dediğiniz, sulama birliklerine suyu devrettiğiniz konuyu tekrar Devlet Su İşlerine alıyorsunuz” dedi.
Çiftçi Kredi Çekmeden Nasıl Dursun
CHP’li Gaytancıoğlu, “On yıl önce 1 kilo buğday 80 kuruştu, hâlâ 80 kuruş ama on yıl önce 1 litre mazot 1,5 liraydı, şimdi 5,5 lira. Hangi sulama birliği, hangi kooperatif, hangi çiftçi buna dayansın, dayansın da kredi çekmesin; var mı böyle bir şey? Siz iktidara geldiğinizde 1 milyar lira olan çiftçi borcu 100 milyar liraya dayandı yani tabii ki birlikler çalışamaz. Buna rağmen, DSİ'nin raporlarına baktığınızda, sulama birlikleri o kadar da kötü değil. Bırakın demokrasin yaşasın; eksiklikler varsa, sorunlar varsa denetleme mekanizmalarını çalıştıralım”
Nişasta Bazlı Şekerin Kotasını Israrımız Üzerine Yüzde 5’e Çektirdik Ama Denetim Yok
CHP’li Okan Gaytancıoğlu,”Bunun dışında, eklediğiniz yeni genel müdürlükler var. Nişasta bazlı şekerin denetimini sağlayacak Şeker Kurumu, Tarım Bakanlığına bağlandı. Burayı getirdiniz Komisyona, 6 tane daire başkanlığı ihdas ettiniz, Maliye Bakanlığı "Vermem." dedi. Ben o bürokratları tebrik ediyorum. Şimdi tekrar Komisyondan Genel Kurula indi, "Onu da denetleyeceğiz..." İnşallah bu kurum denetler yani denetim görevini yapar, halkımızı nişasta bazlı şekere muhtaç etmeyiz, sağlığını tehlikeye sokmayız. Tarım Bakanlığını bu konuda göreve davet ediyorum. Çünkü nişasta bazlı şekerin kotası, biliyorsunuz, yüzde 15'e çıkarılmıştı, ciddi baskılar yaptık, yüzde 5'e çekildi ama denetim yok. Denetim olmazsa, isterseniz sıfıra çekin, denetleyemezseniz nişasta bazlı şeker kansere, şekere, obeziteye yol açar. Niye bunu söylüyorum? Çünkü torba yasa, torba yasanın içinde bu da var, tabii ki bunları konuşacağız. Yani suyun içinde şeker var, şekerin içinde toprak var, toprağın içinde orman var yani karman çorman bir şey”
Bu Yasayı Geri Çekin
CHP’li Gaytancıoğlu,”Komisyon aşamasında yüzlerce sulama birliğinin yöneticisi bizlere geldi, dolaştılar. Cumhuriyet Halk Partisi demokrasinin sonuna kadar işlemesinden yana. Bu yasayı çekin. Sulama birliklerini tarihe gömdüğünüzde ne olacak? Asıl sorun, sizin, tarıma, çiftçiye yeterli önemi vermemeniz, bir türlü çiftçiyi efendi görmemeniz. Yahu, o çiftçi güneşin alnında ter ter terliyor, güneşin altında elleri nasırlı çalışıyor; tarlasına suyu götürebildi mi, hele hele o suyu ucuza götürebildi mi ondan mutlusu yok. Burada bu çiftçimize hep beraber yardımcı olalım; tarlasına suyu en ekonomik nasıl götürürse, nasıl başarılı olursa, üretimi nasıl artırırsa ona destek verelim. Yem bitkileri ekilişini artıralım. Ama siz ne yapıyorsunuz? Yem ithalatını artıyorsunuz yani yem bitkileri ekilişine destek vermiyorsunuz, çayır, meralara gübre götürmüyorsunuz, su götürmüyorsunuz, onun yerine ithalatı artırıyorsunuz. Bakın, şu anda Türkiye'ye yem ham maddelerinden soyayı, mısırı, buğdayı, arpayı; tam yarısını ithal ediyor, yazık değil mi? Kendi çiftçimiz borçlanıyor, kendi çiftçimiz perişan bir vaziyette, sizden destek alamıyor. Siz ne yapıyorsunuz? Su parasını ödemediği için onun desteğine bile göz dikiyorsunuz, diyorsunuz ki: "Destekleme ödemelerinden kesinti yapacağım." Çiftçi ne yaparsa yapsın. Çiftçi de ne yapıyor? Çiftçimiz köyden kente göç ediyor. Peki, köyünü terk ettiği zaman mutlu mu oluyor? Hayır, kesinlikle mutlu olmuyor.
Pazar günü Tokatlıların dernekleri ağırlıklı olarak İstanbul'da, şeker özelleştirmesine karşı bir yürüyüş ve ardından bir basın açıklaması yaptık. Bizler de Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri olarak oradaydık. "Ya biz Tokat'ı terk etmek zorunda kaldık." diyor oradakiler. "Niye terk etmek zorunda kaldınız?" "Çünkü bize AKP Hükûmeti söz vermişti." "Neyin sözünü vermişti?" "Şu sigara fabrikasını bir kapatalım, burada 300 kişi çalışıyordu, 1.000'e çıkartacağız. "Tokatlılar da inanmış. Sigara fabrikasını kapatmışlar, şimdi o fabrikanın yerinde yeller esiyor. Şimdi şeker fabrikaları özelleştiriliyor. Biz size güvenmiyoruz. Fabrikaları sözde satmaya çalışıyorsunuz ama bunlar kapanacak. Kapandığı zaman da Anadolu boşalacak, Türkiye'deki çiftçiler büyük şehirlere göç edecekler. Bunu mu istiyorsunuz? Birazcık da bizi dinleyin” diyerek konuştu.
 
13.4.2018
Devamı

Türkiye ve Kırgızistan Arasında Tarım Anlaşması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daveti üzerine Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sooronbay Jeenbekov Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulundu. Ziyaret sırasında; Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ve Kırgız mevkidaşı Tarım, Gıda Sanayisi ve Arazi Islahı Bakanı Nurbek Murashev; Ankara'da "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Tarım Alanında İşbirliği Mutabakat Zaptı"nı imzaladılar.
Tarım alanında iş birliği mutabakat zaptında İki ülke arasında tarımsal ilişkilerin geliştirilmesine yönelik temel anlaşma olma özelliğini taşıyan bu Mutabakat ta hayvancılık, balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği ve iç sularda kaynak yönetimi gibi birçok konuda anlaşmaya varıldı.
Öte yandan bitkisel üretim ve bitki koruma, tarımsal üretimin mekanizasyonu ve otomasyonu, arazi ıslahı ve modern sulama sistemleri, tarımsal ürünlerin işlenmesi, üretici örgütlenmesi gibi konularda ise Türkiye ve Kırgızistan ortak araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) konularında işbirliğinin geliştirilmesinde ortak hareket edecek.
Anlaşmanın iki ülkeler arasında ki ekonomik işbirliğinin güçlendirilmesi, doğrudan yatırımın çekilmesi için düzenleyici bir yasal çerçevenin oluşturulması, yatırımların istikrarlı ve adil bir şekilde muamele edilmesi hayvancılık, balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği ve iç sularda kaynak yönetimi, bitkisel üretim ve bitki koruma ve daha birçok alanda ki gelişiminin sağlanması bekleniyor.

 
13.4.2018
Devamı

Şeker Fabrikaları Vatandır

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu,  Şeker Fabrikalarına verilen önemi ve fabrikalar için verilen büyük mücadelenin anlamını değerlendirdi.” Cumhuriyet Halk Partisine göre Şeker Vatandır, Satılamaz ama 16 yıldır Türkiye’yi yöneten Adalet ve Kalkınma Partisine göre fabrikalar zarar ediyor, satalım gitsin. Neden Şeker Fabrikaları Vatandır, Satılamamalı neden bu fabrikalara gözümüz gibi bakmalıyız.” İfadesini kullandı.
CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu şöyle devam etti “Şeker fabrikalarını kim kurmuş? Türkiye Cumhuriyetini yöneten neredeyse herkes şeker fabrikası kurmuş. Atatürk kurmuş, İnönü kurmuş, Menderes kurmuş, Demirel kurmuş, Ecevit kurmuş, Erbakan kurmuş, Özal kurmuş. Kim satıyor,16 yıllık iktidarlarında bir tane bile şeker fabrikası kurmamış Ak parti iktidarı ve onun genel başkanı satıyor.PEKİYİ, şekerpancarı, şeker fabrikaları Türkiye için neden önemli, neden fabrikalar birer kaledir, biz neden şeker fabrikaları vatandır diyoruz. Bu coğrafya herkese nasip olmayan bir ürünü yani ŞEKERPANCARINI bize vermiş. Dünya’da  şekerpancarı üretiminde Türkiye beşinci sırada. Şekerpancarı üretimi Türkiye’nin yüz akı. Şeker fabrikaları bölgelerinde Cumhuriyet’in kültür devrimlerinin gelişmesine katkı sağlamış, Fabrikalarda okuma yazma kursları, tiyatro, sinema, bale gösterileri düzenlenmiştir.” dedi.
Şekerpancarı Türkiye’de Üretimi Planlı Yapılan Tek Ürün
Şekerpancarı vasıfsız işgücüne (çapacı-toplayıcı vb.) istihdam yaratmaktadır. Bu haliyle işsizlik sorununa da katkı sağladığı, köyden kente göçü önlediği söylenebilir.Şekerpancarı işlenip içindeki şeker alındıktan sonra kalan posası değerli bir hayvan yemidir. Türkiye hayvancılığının bugün içindeki durumu gördüğümüzde, önemi daha iyi anlaşılır.                                       Üretilen pancar; taşımacılık ve birçok sanayinin gelişmesine, önemli katkılar sağlamaktadır.Şeker pancarı, bir ormana kıyasla 3 kat daha fazla oksijen yarattığından, tüm canlılar için hayati önem arz eden bir oksijen kaynağı olmakta, kendinden sonra ekilecek ürünlerde verim artışı sağlamakta, alternatiflerine göre daha fazla istihdam olanağı yaratmaktadır.
Bu yararlara baktığımızda Devletin elindeki bazı şeker fabrikalarının sosyal amaçlı kurulduğu, yani zarar edebileceği, bazılarının da karlı olabileceği, iyi bir işletmecilikle zarar etmeden düşük karlılık ile “kamu hizmetinin” öncelikli olarak yapılması gerektiği anlaşılır. Nitekim Devlete ait 25 şeker fabrikasının kuruluş yerleri dikkate alınırsa bulundukları il ve ilçelere ciddi sosyal ve ekonomik katkılar yaptığı anlaşılır.
Gaytancıoğlu Şeker Fabrikaları Neden Özelleştirilmek İsteniyor?
Gaytancıoğlu şeker Fabrikaları ile ilgili değerlendirmesinde “Kendilerine yerli ve milli, diyenler, bilmezler mi, tekel özelleştirildi, Türkiye tütün ve sigara ithal ediyor, Et Balık özelleştirildi, Türkiye Canlı Hayvan ver Kırmızı Et ithal ediyor, devlete ait Yem Sanayii A.Ş özelleştirildi, Türkiye samana muhtaç kaldı. Demek ki özelleştirme bir çözüm değil. Bilgisizler ve anlayamıyorlar. Enflasyonu arttıran unsurlardan biri de gıda fiyatlarıdır diyen bir Ak parti hükümeti var. “Dünya’da şeker fiyatları 250-300 $, Türkiye’de şekerin maliyeti 700 $’ a denk geliyor”, diyen bir NBŞ lobisi tarafından kuşatılmış olan bu Ak parti hükümeti 700 $’lık şekerin aslında daha ucuz olduğunu, Türkiye ekonomisine ciddi katma değer yarattığını anlayamaz. Anlasa da anlamak istemez.” dedi.
Gaytancıoğlu Şekerde ki stok fazlalığı gerekçe gösterilerek şeker pancarı üretimine kota getirilirken, diğer taraftan kendine yeterliliği halen sağlayamadığımız hatta ithalatçı olduğumuz mısırı hammadde olarak kullanan nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimine geniş olanaklar sunuldu. “Bu NBŞ lobisi amacına ulaşırsa Türkiye’de şekerpancarı üretimi yerine GDO’lu mısır ithalatı yapılacak ve bir başka küresel dev olan “MONSANTO, BAYER” gibi tohum firmaları kazanacağını, bu NBŞ lobisi amacına ulaşırsa AB ülkelerinde ortalama % 1.5, Türkiye’de şimdilik göstermelik olarak% 5’e düşürülen ancak denetimi yapılamayan NBŞ kotası daha yukarılara çıkacak (belki de sınırsız olacak) ve bir başka küresel dev olan CARGILL kazanacak.” İfadesini kullandı.
Şeker Fabrikaları Zarar Etmiyor, Zarar Ettiriliyor.
Gaytancıoğlu Tarım piyasalarını düzenleyen hiçbir KİT bugün için yeterince görevini yapmıyor. Var olan Toprak Mahsulleri Ofisi, ÇAYKUR gibi kurumlarda piyasa düzenleme görevini yapamaz hale getirilmiştir. Objektif bakarsak, Devletin elinde sadece Şeker Fabrikaları kaldığını belirterek,
Şekerpancarı üretimi kasıtlı olarak engellenmiştir
Ak parti,  şekerpancarı üretimini desteklememiştir. Ülkemizdeki şeker fabrikalarını kapattıracak ve bir sanayi kolunu çökertecek kadar sıkıntı yaratan bir ürün olan şeker pancarı, hala havza bazlı destekleme modelinde desteklenecek ürünler içerisinde yer almamaktadır. Ayrıca şekerpancarından şeker üretimine yönelik üretici gelirini arttırmaya yönelik özel bir destekleme yoktur. Örneğin 2017 için şekerpancarı alım fiyatı 2016’daki fiyatlarla uygulanmıştır.                                                                                                                                    
Nişasta Bazlı Şeker’in Önü açılsın diye şekerpancarı üretimine kota konmuştur
IMF anlaşmalarıyla 2001’de şekerpancarına konulan kotalar, IMF anlaşmalarının bitmesine rağmen AKP tarafından kaldırılmamıştır. Üretime konulan kotalar üretimi engellenmiştir. 2002’de % 10 olarak belirlenen NBŞ kotası Bakanlar Kurulu Kararı ile %50 arttırılarak sürekli % 15 olarak uygulanmıştır. CHP, sahaya indiği için NBŞ kotası % 5’e çekilmiştir. Ancak, son 2 yıldır ŞEKER KURUMUNUN denetim yapmaması ile % 30’ların üzerine çıktığı tahmin edilmektedir.                                                                                                                          
Şeker Fabrikaları zarar etmemiş, zarar ettirilmiştir
Bazıları Cumhuriyet döneminin başında, bazıları 1930’lar, 40’lar, 50’ler, 60’lar da kurulan ve son fabrikaların 1990’larda yapıldığı düşünülürse, modernize edilmeleri gerekmekteyken Ak parti bilerek bu fabrikaları modernize etmemiş, teknolojilerini yenilememiştir.                                                                                                                                                        
Bazı Şeker Fabrikaları kasıtlı olarak çalıştırılmamıştır
Alpullu, Ağrı, Çarşamba ve Susurluk şeker fabrikaları bölgelerinde şekerpancarı tarımı yapılmasına rağmen 2012-1016 yılları arasında çalıştırılmamıştır. Bu fabrikalar hiç şeker üretmeden bakım masrafları, personel masrafları yapmışlardır. Ayrıca toplanan pancar başka fabrikalara nakledildiği için maliyetler yükselmiştir. Bu fabrikalar için çiftçimizin yeterli miktarda şeker pancarı üretmediği/ürettirilmediği sonucuna kolaylıkla ulaşılabilir. Buradan da şeker fabrikalarının zarar etmesinin kökeninde tarım politikalarındaki yetersizlikler net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.
Gaytancıoğlu “CHP NBŞ kotası AB ülkeleri seviyesine çekilecek, şeker fabrikaları modernize edilecek ve halkın şeker ihtiyacı tamamen şekerpancarından karşılanacaktır.” diye konuştu.
12.4.2018
Devamı

Hayvancılığa Sınıf Atlatacak Süper Teşvik

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 19 firmanın 135 milyar liralık 23 projesinin teşvik kapsamına alındığını hatırlattı ve Proje Bazlı Teşvik Sistemi'nin çok önemli bir paket olduğunu belirti. Bu paketin temel özelliğinin cari açığı azaltıcı etkisi olduğunu anlatan Yılmaz, istihdama da hem doğrudan hem dolaylı katkısının bulunacağını kaydetti.
Bunun, yurt dışından Türkiye'ye küresel sermaye girişine sebep olacağına işaret eden Yılmaz, "Bunlar büyük ölçekli projeler ve yabancı ortaklar da söz konusu. Dolayısıyla bu firmalar, Türkiye'ye yatırım amaçlı sermaye akımına katkıda bulanacak." diyen Yılmaz, paketin Türkiye'nin teknolojik düzeyini yükseltme etkisi olduğuna dikkati çekerek, geçtiğimiz günlerde temeli atılan 22 milyar dolarlık Akkuyu Nükleer Santrali ile birlikte düşünüldüğünde, teşvik paketinin Türkiye'nin orta teknolojiden yüksek teknolojiye geçişine de çok önemli katkı sunacağını dile getirdi.
Cevdet Yılmaz, "Bu projeler Türkiye'nin teknolojik düzeyini artıracak. Kurulacak tesisler, yan sanayi ile diğer tesislerle birlikte ülkenin kabiliyetini, bilgi birikimini, beşeri sermayesini geliştirecek. Bütün bu yönleriyle de katma değeri daha yüksek bir ekonomik yapı inşa etmemize hizmet edecek." dedi.
Süper teşvikten yararlanacak şirketler arasında Bingöl'de hayvancılık alanında 647 milyon liralık yatırım yapacak süt ve süt ürünleri sektöründe faaliyet gösteren Sütaş’ın da bulunduğunu anımsatan Yılmaz, söz konusu yatırıma ilişkin çalışmanın fizibilitesinin uzun zamandır yapıldığını söyledi. Doğu Anadolu'nun hayvancılığa dayalı bir bölge olduğunu belirten Yılmaz, ancak yeterince entegre üretim tesisi bulunmadığı için bu potansiyelin yeterince katma değere dönüşmediğini ifade etti.
Söz konusu yatırımların hayvancılığın seviye atlamasına vesile olacağını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti: "Önümüzdeki süreçte, bölgede üretilen sütlerin değerlendirilmesi aslında hayvancılığa verilecek en büyük destek. Bir taraftan huzur, güven ortamının artması, meraların açılması, diğer taraftan da bu tür entegre projelerin devreye girmesiyle Doğu Anadolu'da hayvancılıkta büyük bir atılım bekliyoruz. Bingöl merkezli olmasına rağmen bu projenin bölgesel etkisi olacak. Bu tip projelerde 300 kilometreye kadar süt alımı yapılıyor, yani doğrudan çalışandan daha fazla dolaylı istihdam etkisi olacak. Bu entegre tesisler bir çalışma disiplini, kalite getiriyor, hijyen, hayvan hastalığıyla mücadele gibi konularda özel sektör profesyonelliği ile yeni bir disiplin sağlanıyor. Bu yönüyle de bölgenin daha nitelikli kalkınmasına katkıda bulunacak. "Bu tür tesislerin bölgede hayvancılığın katma değerini artıracağını dile getiren Yılmaz, bunun da hayvancılığın gelişmesini, verimlilik artışını sağlayacağını söyledi. Yılmaz, "Böylelikle çiftçinin refahı artacak, kırsal artık daha az göç verecek." şeklinde konuştu. 
 
12.4.2018
Devamı

Kocaeli'nde Doğu Marmara Tarım ve Hayvancılık Fuarı

Kocaeli Valiliği, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, TÜYAP Anadolu Fuarları A.Ş. ve ilgili odalar tarafından düzenlenen Doğu Marmara Tarım, Hayvancılık, Tavukçuluk ve Süt Endüstrisi Fuarı ile Doğu Marmara Sera, Bahçe ve Süs Bitkileri Fuarı başladı.
Uluslararası Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilen fuarın açılışında konuşan TÜYAP Anadolu Fuarları A.Ş. Genel Müdürü Cihat Alagöz, Kocaeli'nin sanayinin yanı sıra ticaretin de başkenti olması için çalışmalar yaptıklarını söyledi.
Düzenledikleri sanayi ve teknoloji fuarının artık uluslararası bir marka haline gelmeye başladığını ifade eden Alagöz, açılışını yaptıkları fuarın da yoğun ilgi gördüğünü kaydetti.
Alagöz, yaklaşık 160 firma temsilciliğinin sektöre yönelik yenilikleri fuarda sergilediğini dile getirerek, "Fuarımız, sadece ticari işbirlikleri ve bağlantılarının kurulmasıyla sınırlı kalmayacak. Azerbaycan, Gürcistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Irak'tan getirdiğimiz 130 kişilik iş adamı ve yabancı alım heyeti de fuarımızın biteceği pazar günü akşamına kadar hem ticari iş bağlantıları kuracak hem de Kocaeli, beraberinde de Doğu Marmara'nın turizm potansiyeliyle tanışıp, gittikleri ülkelere bölgenin güzelliklerini anlatarak turizm anlamında da katkı sağlayacaklar." diye konuştu.
Fuara destek veren kurumlara teşekkür eden Alagöz, yeni fuarlarla bölge ekonomisine destek olmaya devam edeceklerini kaydetti.
Vali Yardımcısı Ahmet Büyükçelik de Kocaeli'nin sanayinin yanı sıra, ticarette de başkent olmaya yakın olduğunu anlatarak, emeği geçenlere teşekkür etti.
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Zekeriya Özak ise tarımın, Türkiye için önemli bir sektör olduğunu belirterek, Kocaeli ve Türkiye'nin geleceği için sağlıklı ve güvenli gıdaya önem verilmesi gerektiğini söyledi.
Özak, Kocaeli'de yaptıkları tarım ve hayvancılık çalışmaları hakkında katılımcılara bilgi verdi.
Programda Kocaeli Ticaret Odası Başkan Vekili Volkan Yılmaz ve İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan da birer konuşma yaptı.Konuşmaların ardından Büyükçelik, Özak, Alagöz, Yılmaz, Doğan ve beraberindeki protokol üyeleri, açılış kurdelesini kestikleri fuarları gezdi.Fuarlar, 15 Nisan'da sona erecek.
 
 
12.4.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba Ve Elvan Şanlıurfa'da

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Şanlıurfa'nın düşman işgalinden kurtuluş yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, tarihi öneme sahip Kurtuluş Müzesi'nin bahçesinde düzenlenen programa katıldı.
Şanlıurfa'nın düşman işgalinden kurtuluşunun 98'inci yıl dönümü nedeniyle Kurtuluş Müzesi'nde düzenlenen törene Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan'ın da aralarında bulunduğu protokol üyeleri ile vatandaşlar katıldı. Fransızlara karşı ilk kurşunun atıldığı mekan olan Kurtuluş Müzesi'nde düzenlenen etkinlikte konuşan Bakan Ahmet Eşref Fakıbaba, törene katıldığı için mutluluk yaşadığını söyledi. Türkiye'nin her geçen gün büyüdüğünü ve hiçbir terör örgütüne teslim olmayacağını anlatan Fakıbaba, şöyle dedi: "Türkiye Şanlıurfa'sıyla Manisa'sıyla, Mersin'iyle hiçbir zaman evvelallah yenilemeyecektir. Bu açıdan baktığımızda, bugün sahip olduğumuz değerlerin bedellerinin ölçülemeyecek kadar kıymetli olduğunu görmekteyiz. 98 yıl önce olduğu gibi bugün de her türlü şartta, aynı ruhla, birlik ve beraberlik içerisinde gerekli mücadeleyi gösteriyoruz. Topraklarımıza, birliğimize, beraberliğimize ve kardeşliğimize yönelik tehditleri, bir bir ortadan kaldırıyoruz. Kaldırmaya devam edeceğiz. Bunu bütün örgütler, FETÖ, PKK, PYD, YPG hepsi bilmek zorundadırlar. Bu ülke insanları olduğu müddetçe Allah'ın izniyle bunlara burada yaşam hakkı hiç olmayacaktır."
Bakan Fakıbaba, 98 yıl önce vatan toprağı için verilen mücadelenin bugün de sürdüğünü belirterek, "98 yıl önce olduğu gibi bugün de her türlü şartta, aynı ruhla, birlik ve beraberlik içerisinde gerekli mücadeleyi gösteriyoruz. Topraklarımıza, birliğimize beraberliğimize ve kardeşliğimize yönelik tehditleri, bir bir ortadan kaldırıyoruz. Kaldırmaya devam edeceğiz" dedi.
Ahmet Eşref Fakıbaba, burada yaptığı konuşmada, 11 Nisan 1920'nin Şanlıurfa için önemine değinerek, "11 Nisan, bir kurtuluş ruhudur. Umudun, fedakarlığın, kararlılığın, büyük düşünmenin, teslim olmamanın, direnmenin, birlik olmanın adıdır. Şehirlisi köylüsü, kadını erkeği, yaşlısı genci ile karanlığı aydınlığa, karamsarlığı umuda dönüştürmenin destanıdır." dedi.
Türkiye'nin şimdilerde de teröristlere karşı aynı kararlılıkla mücadele ettiğini vurgulayan Fakıbaba, şunları kaydetti: "Ecdadımız, 98 yıl önce bugün, ortaya koyduğu destansı mücadele neticesinde topraklarına göz dikenlere karşı şanlı bir zafer elde etmiştir. Bugün Mehmetçiğimiz, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatıyla nasıl teröristlere karşı gerekli cevabı vermişse, 98 yıl önce de Urfalı hemşehrilerimiz aynı cevabı burada vermiştir. Bu kahramanlığıyla, mazlum milletlere örnek olan İstiklal Mücadelemizin bayraktarlığını yapmakla beraber hür yaşamdan biran dahi vazgeçmeyeceğini de bütün dünyaya haykırmıştır. Dolayısıyla tüm Şanlıurfalılar olarak ecdadımızın elde ettiği bu şanlı zaferin haklı gururunu yaşıyoruz. 98 yıl önce olduğu gibi bugün de her türlü şartta yine aynı ruhla, birlik ve beraberlik içerisinde gerekli mücadeleyi göstereceğiz. Topraklarımıza, birliğimize, beraberliğimize ve kardeşliğimize yönelik tehditleri bir bir ortadan kaldıracağız. Ülkemizi, büyük ve lider ülke olma yolundaki hedeflerinden alıkoymaya dönük çabaları bertaraf edeceğiz."
Konuşması sırasında yağışın şiddetlenmesi üzerine Fakıbaba, Tarım Bakanı olarak bu durumun kendisini daha da mutlu ettiğini sözlerine ekledi ve "Yağmur rahmet olması, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olmam dolayısıyla beni çok mutlu etti. Şimdi diyorum ki ya Rabbi yağmur yağdırıyorsun, esasında gökten para atıyorsun bize. Allah'a binlerce şükürler olsun. Hem kurtuluş için binlerce şükürler olsun hem de yağmur için şükürler olsun" ifadelerini kullandı.
Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan ise bu günün hem Şanlıurfa hem de Türkiye için önemli olduğunu ifade ederek, şehitlere Allah'tan rahmet diledi.
Bu önemli günlerin hatırlanması gerektiğine dikkati çeken Elvan, "Bu günleri yaşamamız, hatırlamamız gerekiyor. Bugün biz yedi düvele karşı mücadele veriyoruz. Ecdadımız o Türkiye düşmanlarına karşı ta 1920'lerde müthiş bir mücadele vermişti. İşte o günleri çocuklarımıza gençlerimize mutlaka hatırlatmamız gerekiyor." şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından, "11 Nisan Urfa'nın Kurtuluşu" konulu resim ve kompozisyon yarışmasında dereceye girenlere ödülleri takdim edildi.



 
 
11.4.2018
Devamı

Türkiye ve KKTC Arasında Tarım Alanında İşbirliği Protokolü İmzalandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) tarımda daha güçlü ve etkin olmasının Türkiye için çok önemli olduğunu belirterek, "Tarımsal anlamda her türlü desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz." dedi.
Türkiye ile KKTC arasında "Tarım Alanında Teknik, Bilimsel ve Ekonomik İşbirliği Mutabakat Zaptı"nın imzalanması dolayısıyla Bakanlığın Toplantı Salonu'nda tören düzenlendi. Mutabakat zaptını, Fakıbaba ile KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Erkut Şahali imzaladı.
Fakıbaba, buradaki konuşmasında, yavru vatan Kıbrıs'ın değerli Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Şahali'yi ağırlamaktan mutluluk duyduğunu söyledi.KKTC'nin tarımda daha güçlü ve etkin olmasının Türkiye için çok önemli olduğunun altını çizen Fakıbaba, "İki tarım bakanı olarak birlikte hangi çalışmaları yürüteceğimizin detaylarını konuştuk.Yavru vatan Kıbrıs'ı, ülkemizin bir parçası olarak görüyoruz. Bugüne kadar Kıbrıs ile birçok projeye ve birçok ortak işbirliğine imza attık. Tarımsal anlamda her tür desteği veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz. Şimdi imza atacağımız anlaşma ile tarımsal işbirliğimiz daha da güçlenecektir." dedi.
Fakıbaba, mutabakatın her iki ülke için hayırlı olması temennisinde bulundu.
Şahali de imzalanan mutabakatla iki ülke arasındaki ilişkilerin ileri boyuta taşınacağını belirterek, "Tarım, bilimsel olarak ele alınması gereken bir üretim alanı. Bu doğrultuda Türkiye çok mesafeler katetti. Türkiye'nin deneyimlerinden faydalanmak bizim için çok önemli." diye konuştu.Tarım ve kırsal kalkınma alanında ekonomik ve teknik işbirliğinin geliştirilmesi için uygun şartların oluşturulması amacıyla imzalanan anlaşmayla tarım, bitkisel üretim, bitki koruma, hayvancılık, hayvan sağlığı, balıkçılık, sulama ve kırsal kalkınma alanlarında işbirliği yapma hususlarında mutabakata varıldı.
 
 
11.4.2018
Devamı

Çorum ve Yozgat Şeker Fabrikaları Satıldı

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait Çorum ve Yozgat şeker fabrikalarının özelleştirilmesi için düzenlenen ihaleler sonuçlandı.
Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi kararından sonra iki şeker fabrikasının ihalesi daha tamamlandı.Çorum Şeker Fabrikası'nın özelleştirilmesi ihalesini 528 milyon lira ile Safi Katı Yakıt kazandı. Yozgat Şeker Fabrikası ihalesini ise 275 milyon liralık teklifle Doğuş Çay'ın sahibi Doğuş Yiyecek İçecek A.Ş. aldı.
Geçen Cuma günü ihalesi yapılan Bor Şeker Fabrikasını Doğuş Gıda 336 milyon lira, Kırşehir Şeker Fabrikasını ise Tutgu Gıda 330 milyon lira bedelle satın almıştı. Bugünkü ihalede, Çorum Şeker Fabrikası ihalesini 528 milyon lira bedelle Safi Katı Yakıt kazanırken, Yozgat Şeker Fabrikası ihalesini 275 milyon liralık teklifle Doğuş Gıda kazandı. Doğuş Gıda Cuma günü de Bor Şeker Fabrikası ihalesini almıştı. 
İhaleye Katılan Firmalar
Çorum Şeker Fabrikası ihalesi 8 teklifle başladı. İhaleye Tutku, MBM Enerji, Albayrak Turizm, Kayseri şeker, Fernas İnşaat, Safi Katı Yakıt, Ekmekçi oğulları Metal ve Doğuş yiyecek içecek katıldı.
4 Günde İkinci Fabrikayı Doğuş Yiyecek İçecek A.Ş. Aldı
Yozgat Şeker Fabrikası ihalesini 275 milyon liralık teklifle Doğuş Gıda kazandı. Aynı şirket, geçen Cuma günü de Bor Şeker Fabrikası ihalesini 336 milyon lira bedelle kazanmıştı. 
Cuma günü yapılan ihalede Bor şeker fabrikasını Doğuş Gıda 336 milyon lira, Kırşehir’i Tutku Gıda 330 milyon lirayla en yüksek teklif sahibi oldu. Tutku Gıdanın Başkent iş dünyasınca pek tanınmaması  dikkat çekti.  En yüksek teklifle alması “Bu firma da kim” sorusuna neden oldu. Şirket ortaklarından Miraç Caner Batur, Hürriyet’in sorusu üzerine  Ankara firması olduklarını, inşaat ve fastfood işi yaptıklarını açıkladı.  Ancak fastfood markalarını açıklamak istemediğini söyledi.
 
 
10.4.2018
Devamı

Örnek Köy Projesi" Tanıtıldı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen, hayvancılık ve bitkisel üretimin geliştirilmesini amaçlayan "Örnek Köy Projesi" Altunhisar ilçesine bağlı Yeşilyurt köyü sakinlerine anlatıldı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen, hayvancılık ve bitkisel üretimin geliştirilmesini amaçlayan "Örnek Köy Projesi" Altunhisar ilçesine bağlı Yeşilyurt köyü sakinlerine anlatıldı.
Niğde Valisi Yılmaz Şimşek, beraberindeki İl Emniyet Müdürü Salim Cebeloğlu, İl Genel Meclis Başkanı Bülent Küçüktuna, Ak Parti İl Başkanı Mahmut Peşin ve ilgili kurum müdürleriyle Kınık Höyüğü kazı çalışmaları başta olmak üzere ilçenin tarihi ve tarımsal alanlarını inceledi.
Ziyaret kapsamında Sıra Çakıl Hanı, Han Köprüsü, Belediye Kültür Evi, Osman Gözcü Evi, Ömerli deresi ve Zindan Vadisine gezen Vali Şimşek ve beraberindekiler, Yeşilyurt köyünde düzenlenen toplantıya katıldı.
Gıda, Tarım ve hayvancılık İl Müdürü Asım Baş, toplantıda proje hakkında bilgi verdi.
Vali Şimşek, yaptığı konuşmada, birlikte üretimin önemine değinerek "Örnek Köy Projesi'ne hayvansal ve bitkisel üretim yapan çiftçilerimiz dahil olacak. Proje toplu hayvancılık ve bitkisel üretim alanlarının oluşturulması için büyük bir fırsat olarak görülüyor." dedi.
Daha sonra Vali Şimşek, köy sakinlerinin sorun, görüş ve taleplerini dinledi, çözüme kavuşturulması noktasında ilgili korum müdürlerine talimat verdi.
 
9.4.2018
Devamı

KİT Komisyonu TİGEM Ceylanpınar'da İncelemelerde Bulundu

TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu üyeleri, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinde incelemelerde bulundu..
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinde incelemelerde bulunmak üzere ilçeye gelen, AK Parti Manisa Milletvekili Uğur Aydemir başkanlığındaki KİT Komisyonu üyelerini Ceylan Konuk Evinde Belediye Başkanı Menderes Atilla, AK Parti ilçe Başkanı Halid Şimşek, İlçe Kaymakamı Ahmet Karatepe karşıladı. Ceylanpınar İşletmesinin farklı üretim birimlerini gezen Komisyon üyeleri burada işletme yetkililerinden bilgi aldı. İşletmede yapılan incelemenin ardından Ceylan Konuk evinde göçerlerle bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıda TİGEM sınırları içerisinde yaşayan göçerlerin sorunları dinlendi.
Ziyaretler kapsamında komisyon üyeleri Suriye sınırında bulunan Ateşoğlu karakolunu da ziyaret ederek görev yapan askerlere çeşitli hediyeler verildi.
KİT Komisyonunun AK Partili üye vekilleri incelemelerin ardından AK Parti İlçe Başkanlığını ziyaret etti. Burada parti üye ve gönüllüleriyle bir araya gelen vekiller partililerle hasbıhal etti. İlçe Başkanı Halid Şimşek, Ceylanpınar’ın müstesna bir yer olduğunu belirterek Ak Parti kurulduktan sonra ilk ak parti belediyesinin Ceylanpınar belediye olduğunu ayrıca HDP’den seçimle Belediyeyi alan ilk yer olduğunu söyledi. Belediye HDP’den alındıktan sonra ilçede yapılmadık hizmet kalmadığını aktaran Şimşek, komisyon üyelerine teşriflerinden dolayı teşekkür etti. Belediye Başkanı Menderes Atilla da AK Parti camiası içerisinde bedel ödemeyen kimsenin olmadığını söyledi. 4 yıllık süreçte 5 kez suikast atlattığını belirten Başkan Atilla, "Biz hiç bir zaman yılmadık. Dedik ki bu vatan bizimdir, bu topraklar bizimdir. Sonucu ne olursa olsun bizler sonuca katlanmaya razıyız" dedi. Ceylanpınar’da zorlu bir seçim süreci atlattıklarını aktaran Başkan Atilla, "2014’te yapılan demokratik seçimi hazmedemeyen HDP’liler AK Partiye gönül verenlerin dükkanlarını yaktı, evlerini ve araçlarını yaktı. Olaylardan sonra Valilik vatandaşlarımıza dedi ki, gelin zararınızı karşılayalım. Ancak Ceylanpınarlı kardeşlerimizin hiç birisi tazminat için başvurmadılar. Hepsi şunu dedi, bu vatan olmasaydı evim, arabam, dükkanım olmayacaktık. Başıma ne gelmişse vatanım için geldi" dedi.
Ceylanpınar’da yeterli bütçeleri olmamasına rağmen 4 yılda ilçeye 84 Milyon TL hizmet kazandırdıklarını ifade eden Başkan Atilla, "Mutluyum ve huzurluyum. Ceylanpınar’ın çehresini değiştirdim. Böylece hem ilçemize hizmet ettik, hem de teröristler Sur’u, Nusaybin’i, Cizre’yi yakarken biz çukur siyaseti döneminde ilçemize bir kazma bile vurdurmadık" ifadelerini kullandı. Başkan Atilla, Ceylanpınar’ın denizi olmayan bir ada gibi olduğunu söyleyerek, "TİGEM’den arazi talep ettik. Sizlerinde yardımlarına ihtiyacımız var. 87 bin nüfuslu bir ilçeyiz ancak otogarımız yok, hayvan pazarımız yok, buğday pazarımız yok. Paramız ve projemiz hazır ancak bunları yapacak yerimiz yok. İleride bu konu önünüze geldiğinde Ceylanpınarlılar adına bu desteği sizlerden bekliyoruz" diye konuştu.
 
9.4.2018
Devamı

Meclis Bu Hafta Çiftçi İçin Mesaide

Meclis, çiftçileri, ve üreticileri çok yakından ilgilendiren tasarı için yoğun mesai yapacak. Tasarıyla, Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğüne veriliyor.
TBMM Genel Kurulunda bu hafta, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda, görüşmeleri iki kez ertelendikten sonra kabul edilen, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı görüşülecek.
Tasarıyla, DSİ Genel Müdürlüğü'nün, su tahsisi yapmaya görevli ve yetkili olduğuna dair hüküm açık şekilde kanuna yazılıyor.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğü'ne veriliyor. Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin yürütülmesinde DSİ uygulayıcı kuruluş olarak yetkili olacak.
Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek.
Orman Genel Müdürlüğü, devlet ormanlarında arkeolojik kazı yapılmasına; odun kömürü, katran, sakız gibi işletilmesinde ağaç kullanılan ocakların açılmasına ve yeraltında depolama alanı kurulmasına, bedeli karşılığında 29 yıla kadar izin verebilecek.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na ait taşınırlar, taşıtlar, araç, gereç ve malzemeler ile makine ve teçhizatlar DSİ'ye devredilecek.
Kamu kurumlarının ihtiyaçları ile fayda görülen hallerde, her türlü orman ürünü piyasa fiyatı üzerinden satılabilecek.
Sulama Birliği, amacına ulaşamayacağının tespit edilmesi durumunda DSİ'nin teklifi üzerine feshedilecek. Su kullanıcısı olma vasfını kaybedenlerin üyelikleri sonlandırılacak.
Denetimlerde maksadına ulaşamayacağı tespit edilen sulama birlikleri, başka bir birlikle birleştirilebilecek.
Ziyaretçiler milli parklara ücret ödemeden giremeyecek. Bu yerlere ücret ödemeden giriş yaptığı tespit edilenlere, giriş ücretinin on katı tutarında idari para cezası verilecek.
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı ile Şeker Dairesi Başkanlığı kurulacak.
Hayvan sahiplerinden, hayvanların tanımlanmasında kullanılan kulak küpesi ve mikroçip gibi tanımlama araçlarının bedeli alınmayacak.
İHTİSAS KOMİSYONLARI
Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu, 12 Nisan Perşembe günü gerçekleştireceği toplantıda, Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu Tasarısını ele alacak.
FOREX Piyasasındaki Aracı Kurumların Bireysel Yatırımcıları Mağdur Ettikleri İddialarının Araştırılması Alt Komisyonu, 11 Nisan Çarşamba günü toplanacak.
Toplantıda, Maliye, Adalet ile Gümrük ve Ticaret Bakanlıkları,Borsa İstanbul A.Ş, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, SPK, BBDK, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, Türkiye Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler ve Yeminli Mali Müşavirler Odaları Birliği'nin temsilcileri sunum yapacak.
KİT Komisyonu denetimlerine devam edecek.
Komisyon 11 Nisan günü, Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü ve Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürlüğü'nün, 12 Nisan günü ise Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş. Genel Müdürlüğü'nün hesaplarını inceleyecek.
 
 
9.4.2018
Devamı

Peskov, Putin ve Erdoğan, Türk Tarım Ürünlerinin Sevkiyatını Konuştu

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ankara'daki görüşmeleri sırasında Türk tarım ürünleri sevkiyatını konuştuğunu söyledi.
Peskov, gazetecilerin Putin'le Erdoğan arasındaki görüşmede Türkiye'den domates sevkiyatının ele alınıp alınmadığı sorusuna 'liderlerin Türk tarım ürünleri sevkiyatını masaya yatırdığı' yanıtını verdi.
Peskov, "Liderler, tarım alanındaki ilişkiler de dahil hızla gelişen ikili ticari-ekonomik ilişkilerin farklı boyutlarını daha geniş bir bağlamda istişare etti" dedi.
Putin ve Erdoğan'ın görüşmesi sonrası Rusya Tarım Ürünleri Denetim Ajansı (Rosselhoznadzor), Rusya'ya domates ihracatı için bir Türk şirketine daha izin vermiş, Rusya'ya domates ihraç etme izni alan Türk şirketlerin sayısı 15'e çıkmıştı.
1 Ocak 2016'da Türkiye'den domates sevkiyatına yasak getiren Rusya, bu yasağı 1 Kasım 2017'de kaldırmıştı.
 
6.4.2018
Devamı

Mevsimlik Tarım İşçilerine Yeni Proje

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba "gözümüz" diye nitelendirdiği mevsimlik tarım işçilerinin insanca yaşayabilecekleri, eğitim, sağlık hizmeti alabilecekleri bir projeyi bu ay içinde Polatlı'da hayata geçireceklerini duyurdu.
TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu, AK Parti Kocaeli Milletvekili Radiye Sezer Katırcıoğlu   başkanlığında toplandı.
Katırcıoğlu, hukuk devletinin olmazsa olmazı, yargı erkinin temel taşı, en büyük güvencesi olan savunmanın en önemli unsuru avukatların, Avukatlar Günü'nü kutladı.
Afrin'deki askerleri minnetle andığını ifade eden Katırcıoğlu, ordunun başarılı olması için dualarını eksik etmediklerini, şehit olan askerlere Allah'tan rahmet diledi.
Komisyonda daha sonra Fakıbaba, kırsal alanda kadının güçlendirilmesi ve kırsalda kadın girişimciliğinin desteklenmesine yönelik sunum yaptı.
Fakıbaba, bakanlığın misyonunun, sürdürülebilir tarımsal üretimi, yeterli ve güvenilir gıdaya erişimi, kırsal kalkınmayı, rekabet edilebilirliği sağlamak amacıyla yenilikçi politikalar belirlemek, uygulamak, izlemek ve değerlendirmek olduğunu belirtti.
Ahmet Eşref Fakıbaba, temel görevlerini, bitkisel, hayvansal ve su ürünleri üretiminin geliştirilmesi, tarım sektörünün geliştirilmesine, tarım politikalarının oluşturulmasına yönelik araştırmalar yapılması, gıda üretimi, güvenliği, güvenirliğinin sağlanması, kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyoçeşitliliğin korunması, verimli kullanımının sağlanması şeklinde sıraladı.
Ayrıca çiftçinin örgütlenmesini, bilinçlendirilmesini, tarımsal desteklemelerin etkin şekilde yönetilmesini, tarımsal piyasaların düzenlenmesini sağladıklarını vurgulayan Fakıbaba, gıda, tarım ve hayvancılığa yönelik genel politikaları belirlediklerini, uygulamasını izlediklerini ve denetlediklerini söyledi.
Fakıbaba, bakanlığın merkez biriminde 2 bin 466 erkek, bin 338 kadın; taşrada 43 bin 728 erkek, 14 bin 783 kadının çalıştığını; merkez yönetici kadrolarında 196 erkek, 17 kadın, taşrada 858 erkek, 39 kadın yöneticinin görev aldığını bildirdi.
Bu rakamların kendisini üzdüğünü dile getiren Fakıbaba, bu sayının mutlaka daha dengeli olması gerektiğini kaydetti. Fakıbaba, bakanlığına bağlı kurumlarla birlikte 77 bin personelin çalıştığını, bunun yüzde 24'ünün kadın olduğunu, Türkiye ortalaması olan yüzde 27'nin altında yer aldığını aktardı.
-"Ne şehirde ne Türkiye'de kalkınma olur"
Kırsal alanda kadını güçlendirmeye yönelik stratejileri hakkında bilgi veren Fakıbaba, kırsalda kalkınma olmadığı takdirde ne şehirlerde ne Türkiye'de kalkınma olabileceğine işaret etti.
Bakanlığın adının Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olduğuna işaret eden Fakıbaba, buna kırsal kalkınmayı da eklemeleri gerektiğini söyledi. Fakıbaba, kırsal kalkınmaya, genel müdürlük seviyesinde değil daha üst seviyede görev vermeleri gerektiğini dile getirdi.
Köyden şehirlere göç edildiğini ancak nüfusun yüzde 20'sinin halen kırsalda olduğuna dikkati çeken Fakıbaba, "Kırsaldaki yüzde 20'yi şehirlere getirmemeyi hedeflersek, ayrıca şehirde mutsuz olan insanları köylerine geri döndürmeyi hedeflersek bu sayı artar. Bu hem şehirleri rahatlatacak, kırsalda, dolayısıyla ülkede kalkınma olacaktır." dedi.
Fakıbaba, kurgularının, "Kırsal kalkınma nasıl olabilir? Ne yapabiliriz?" üzerinde olduğunu ifade ederek, 2018-2022 dönemi stratejik planlarında, tarımsal altyapı ve kırsal kalkınmanın, alan olarak belirlendiğini vurguladı. Fakıbaba, bu alan altındaki hedeflerinin, kırsal ekonomiyi geliştirmek, kırsalda yaşayan insanların ekonomik gelirlerini artırmak olduğunu ifade etti.
-"Kırsal alanda kadın ve genç istihdamını artırmak"
Stratejilerinin, kırsal alanda kadın ve gençlerin istihdamını artırmaya yönelik sürdürülebilir projeleri desteklemek olduğunu bildiren Fakıbaba, tarımın, hizmet sektöründen sonra en fazla kadın istihdamı sağlayan sektör olduğunu anlattı.
Kırsalda kadının tarımsal, ekonomik ve sosyal yönden güçlenmesine yönelik çalışmaların, tarım politikaları içinde kadın emeğinin göz ardı edilmediğinin göstergesi olduğuna dikkati çeken Fakıbaba, kırsalda kadın girişimciliğinin güçlendirilmesi, kadınların kooperatif kurmasının özendirilmesi, kooperatif ortaklıklarının artırılması, aktif rol almalarını sağlamaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini anlattı.
Fakıbaba, kırsalda yaşayan kadınlar için gelir getirici, mesleki beceri kazandırıcı, çalışma koşullarını iyileştirici, faaliyet çeşitliliğini artırıcı, sosyo ekonomik yönden güçlendirici projelerin uygulandığını söyledi.
-2 milyon kadın çiftçiye eğitim
Kırsalda yaşan kadınlara bilgi aktarmak, yeni teknikler öğretmek, becerilerini geliştirmek, sosyal ve ekonomik statüsünü yükseltebilmek için bakanlığının eğitim ve yayım hizmeti verdiğini anlatan Fakıbaba, 2003'ten bugüne kadar kırsalda kadına yönelik farklı tarımsal konularda 197 bin faaliyette, 2 milyondan fazla kadın çiftçiye eğitim verildiğini bildirdi.
Fakıbaba, 2017'de 16 bin 110 faaliyete, 104 bin 623 kadın çiftçiye eğitim verildiğini dile getirerek, bakanlığınca kadın çiftçiler tarımsal yayın projesi kapsamında 2015'ten itibaren kırsalda kadına yönelik 3 program yürütüldüğünü belirtti. Fakıbaba, bunların, "kadın çiftçiler tarımsal yeniliklerle buluşuyor", "tarımda kadın girişimciliğinin güçlendirilmesi" ve kadın çiftçilere yönelik il özel proje programı olduğunu ifade etti.
-3,5 milyarlık hibe desteği
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, kırsal kalkınma destekleriyle 2006-2017 yılları arasında 3,5 milyar lira hibe desteği verildiğini, bu kapsamda 8 bin 483 tarımsal sanayi tesisinin tamamlandığını, 69 bin 742 kişiye istihdam sağlandığını vurguladı.
Fakıbaba, 2017'de 16 bin 67 genç çiftçinin 9 bin 843'ünün kadın çiftçi olduğunu, 480 milyon lira desteğin 295 milyon lirasının kadın çiftçilere kullandırıldığını belirterek, şunları kaydetti: 
"Bakanlığımızca verdiğimiz eğitimler, destek programları, desteklemelerde pozitif ayrımcılık ile üretilen projeler sonucunda kırsalda yaşayan kadınlarımızın iyi birer girişimci olabileceğini ortaya koyuyoruz. Kadın girişimciliğini geliştiriyoruz, güçlendiriyoruz, statülerinde bir değişim oluşturuyoruz, üretimlerini ekonomiye kazandırıyoruz. Bu bana göre yeterli değil. Daha fazla kadına destek vermeliyiz."
Fakıbaba, daha sonra komisyon üyelerinin sorularını yanıtladı.
-"Ödeyecekleri taksitlerle satmak lazım"
CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen, Hazine arazilerini ecrimisil yoluyla işleten çiftçilere, belli bedel çıkarılarak, satın almaları, satın almamaları halinde ihaleyle üçüncü şahıslara satılacağına dair yazılar gönderildiğini söyledi.
Fakıbaba, Türkmen'in sözlerine şöyle karşılık verdi: 
"Ecrimisil ile oturuyor. O kardeşlerimin hakları olduğunu, alması gerektiğine inanıyorum. Orada 81 milyonun, sizin de hakkınız var. Sizin adınıza, 'hadi bu bedava olsun' diyemem. Sizin de dememeniz lazım. Bir başkasına 50 kuruşa satarken, acaba bu arkadaşa 25 kuruşa nasıl verebilirim veya onun alabileceği fiyatlarla, taksitlendirmelerle çözmek lazım. 'Şu tarlamı alamadım, başkası geldi aldı' diyenle karşılaşmadım. 40 yıldan beri oturuyor, ağaç dikmiş, emek vermiş, onun olması lazım.1970'li yıllarda tarım reformundan dolayı adamın elinde arazisi alınmış, 'benim dedemden kaldı, bunu alacağım' diyor. Biz de araya giriyoruz, 'Senin dedenden kaldı ama bu adam da 40 yıldır çalıştırıyor, emek vermiş, aranızı bulalım' diyoruz. Dışarıdan göründüğü gibi hemen çözülecek bir olay da değil. Mümkün olduğu kadar bu arkadaşların ödeyebileceği taksitlerle bunu satmak lazım. Tapusunu alması lazım."
-"TİGEM'de hantal yapı var"
Bir soru üzerine Fakıbaba, TİGEM'de hantal bir yapı olduğunu, kurumun 30 milyar lira değerinde bir yapıya sahip bulunduğunu söyledi. Fakıbaba, "Bunun hakkını verebiliyor muyuz, bana göre de tam değil. Ama vermek için çok büyük gayretlerimiz var. Kısa zamanda göreceksiniz." dedi.
Bakanlığı ile FAO arasında Suriyeli mültecilere yönelik proje yürütüldüğünü dile getiren Fakıbaba, ilk aşamasının geçen yıl bittiğini, 900 kişinin eğitildiğini vurguladı.
Fakıbaba, tarım ve hayvancılığa, gençlerin, kadınların sahip çıkması çağrısında bulundu.
Bir organizasyon eksikliği bulunduğunu da dile getiren Fakıbaba, il özel idarelerinin, birçok bakanlığın, Hazinenin tarıma destek verdiğini ancak bunların ortak havuzda toplanması halinde daha iyi olacağını vurguladı.
-Çadırlarında kaldı
Fakıbaba, tarım işçilerini ziyaret ettiğini, çadırlarında kaldığını, şartlarının hiç hoş olmadığını gözlemlediğini söyledi.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu ve Şanlıurfa milletvekilleriyle, Eskişehir, Polatlı, Kayseri, Malatya'ya gittiğini, zaman zaman işçilerin çadırlarında kaldıklarını anlatan Fakıbaba, şöyle devam etti: 
"Nisan ayında başlangıç yapıyoruz. Polatlı'da insanca yaşayabilecekleri çok güzel bir proje çıkardık. Gelecek tarım işçileri, çok farklı şekilde çalışma imkanı bulacak. Daha temiz, lavabosu, banyosu, odaları farklı olan, rahat edebilecekleri, eğitim, sağlık hizmeti alabileceği alanlar oluşturduk. Bunu bütün şehirlere yaymayı düşünüyoruz. Tarım işçileri bizim gözümüz. Polatlı'ya gittim, bu tarlayı kim yapıyor, 'Urfalılar', burası kime ait, 'Burayı da Urfalılar yapıyor.' Helal olsun dedim ama şartları iyi değil. Bu insanlar o şartlardan daha mükemmelini hak ediyor. Bunları hep beraber el ele verip düzeltmemiz lazım. Onlar bizim çocuklarımız. Sizi Polatlı'da yeni yapılan projeye davet edebiliriz. Samimiyetimizi test edebilirsiniz."
 
5.4.2018
Devamı

Fiyat Gelişmeleri Raporu Gıda ve Enerji Fiyatlarına Dikkat Çekti

Merkez Bankası tarafından açıklanan fiyat gelişmeleri raporu gıda ve enerji fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekti.
Merkez Bankası raporuna göre; yıllık enflasyon temel mal ve hizmet gruplarında gerilerken, gıda ve enerjide yükseldi. Gıda grubu yıllık enflasyonundaki yükselişte işlenmiş gıda fiyatları etkili olurken, enerji enflasyonundaki artışta büyük ölçüde baz etkileri öne çıktı.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), aylık fiyat gelişmesi raporunu açıkladı. Buna göre; Mart ayında tüketici fiyatları yüzde 0,99 oranında artmış ve yıllık enflasyon 0,03 puan azalarak yüzde 10,23 olmuştur. Bu dönemde B ve C endekslerinin yıllık değişim oranları sırasıyla 0,31 ve 0,50 puan azalarak yüzde 11,95 ve yüzde 11,44 olarak gerçekleşti. Alt grupların yıllık tüketici enflasyonuna katkıları incelendiğinde, bir önceki aya göre enerji ve gıda gruplarının katkısının sırasıyla 0,16 ve 0,07 puan arttığı, temel mal ve hizmet gruplarının katkısının ise 0,23 ve 0,05 puan azaldığı görüldü. Alkol-tütün ve altın grubunun katkısında ise önemli bir değişim olmadı.
Mevsimsellikten arındırılmış verilerle çekirdek enflasyon göstergelerinin üç aylık ortalamalarına göre enflasyonunun ana eğiliminde düşüş gözlenmiştir. İşlenmiş gıda fiyatlarındaki olumsuz görünüme bağlı olarak B göstergesindeki iyileşme daha sınırlı oldu. Bu dönemde ana eğilim hizmet grubunda görece yatay seyrederken, temel mal grubunda gerilemeye devam etti. Böylelikle, çekirdek enflasyon göstergelerinin ana eğilimi yavaşlamakla birlikte yüksek seviyesini korudu.
Mart ayında hizmet grubu fiyatları yüzde 0,53 oranında yükseldi, grup yıllık enflasyonu 0,11 puan azalışla yüzde 9,26’ya geriledi. Bu düşüşte, ulaştırma ve diğer hizmetler kalemleri belirleyici oldu. Ulaştırma grubu enflasyonu karayolu ile şehirlerarası yolcu taşımacılığına bağlı olarak gerilerken, diğer hizmetler grubunda ev aletlerinin onarımı ve paket tur kaynaklı baz etkileri öne çıktı. Diğer taraftan, turizmdeki toparlanmaya paralel olarak konaklama hizmetleri enflasyonundaki artış eğilimi sürdü.
Temel mal enflasyonu yüksek seviyesini korudu
Temel mal grubu yıllık enflasyonu Mart ayında 1,00 puanlık düşüşle yüzde 13,93 oldu. Bu dönemde alt kalemlerdeki aylık fiyat artışlarına karşın, yıllık enflasyon bir önceki yıldaki yüksek baza bağlı olarak tüm alt gruplarda geriledi. Dayanıklı mal grubundaki fiyat artışında otomobil (yüzde 1,44) ile beyaz eşya (yüzde 1,12) kalemleri belirleyici oldu. Diğer temel mal grubu fiyatlarında ise gecikmeli kur etkileri ve buna bağlı olarak ilaç fiyatlarında yapılan artışın Mart ayına sarkan etkisiyle birlikte yüzde 1,24 oranında artış gözlendi. Özetle, temel mal enflasyonu birikimli maliyet etkileri ve talep koşullarındaki seyrin etkisiyle yüksek seviyesini korudu.
Enerji fiyatları Mart ayında yüzde 0,32 oranında arttı. Bu dönemde uluslararası petrol fiyatlarının ve Türk lirasının yakın dönemdeki seyrine bağlı olarak akaryakıt fiyatları yüzde 0,53 oranında artış kaydetti. Belediyelerce belirlenen şebeke suyu fiyatları yüzde 0,73 oranında yükselirken, tüp gaz fiyatları yüzde 0,97 oranında azaldı. Enerji grubu yıllık enflasyonu temelde baz etkisiyle 1,37 puan yükselerek yüzde 8,29’a ulaştı.
Gıda ve alkolsüz içecekler yıllık enflasyonu Mart ayında 0,10 puan artarak yüzde 10,37 oldu. Bu dönemde yıllık enflasyon işlenmemiş gıdada bir miktar gerilerken, işlenmiş gıda grubunda yükseldi. Yıllık enflasyonu yüzde 6,31’e gerileyen işlenmemiş gıda grubunda taze meyve-sebze fiyatları ılımlı seyrederken, diğer işlenmemiş gıda grubunda kırmızı et kaynaklı yüksek bir fiyat artışı gözlendi. Kırmızı et fiyatlarında Mart ayındaki yükselişle (yüzde 5,12) birlikte ilk üç aydaki birikimli artış yüzde 8,05 oldu. Süt fiyatlarındaki artışın devam etmesiyle bu üründe yıllık enflasyon yüzde 30’a yaklaştı. Öte yandan, işlenmiş gıda grubu yıllık enflasyonu yüzde 14,42’ye ulaştı. Peynir ve diğer süt ürünleri ile Ocak ayında ÖTV düzenlemesine gidilen alkolsüz içecekler grubunda yüksek fiyat artışları (sırasıyla yüzde 2,51 ve yüzde 1,46) sürdü. Ayrıca bu dönemde şeker fiyatlarında kaydedilen belirgin artış (yüzde 5,49) dikkat çekti. Bu gelişmeler sonucunda, taze meyve-sebze dışı gıda yıllık enflasyonu yüzde 12,96’ya ulaştı.
Yİ-ÜFE
Yurt içi üretici fiyatları Mart ayında yüzde 1,54 oranında arttı, yıllık enflasyon 0,57 puan yükselerek yüzde 14,28’e ulaştı. Üretici fiyatlarında gözlenen artışta Döviz kuru ve başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki yakın dönem gelişmeleri belirleyici oldu. Bu dönemde imalat sanayi yıllık enflasyonu yüzde 14,77’ye yükseldi. Uzunca bir süredir ağaç-mantar, ana metal, kağıt, plastik-kauçuk, metalik olmayan diğer mineral maddeler ve kimyasal ürünler gibi ara malı üreten kalemlerde yüksek fiyat artışları izlendi. Bu doğrultuda, petrol ve ana metal hariç imalat sanayi fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış ana eğilimi artarak yüksek seviyesini korudu.
Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, Mart ayında fiyatlar enerji grubunda yatay seyrederken, dayanıklı tüketim mallarında görece ılımlı bir artış göstermiş, diğer alt gruplarda ise güçlü artışlar kaydetti. Ara malı fiyatlarındaki artışta, demir-çelik, plastik, hayvan yemleri ve temel kimyasal ürünler; sermaye malı fiyatlarındaki yükselişte motorlu kara taşıtları ile parça-aksesuarları, metal yapı ürünleri ve makineler öne çıktı. Bu dönemde, dayanıklı tüketim malları fiyatları mobilya ve ev aletlerindeki artışa bağlı olarak yükselirken, dayanıksız tüketim malları fiyatları et ve et ürünleri, süt ürünleri, ilaç, meyve-sebze ile katı-sıvı yağlar kaynaklı olarak arttı. Sonuç olarak, tüketici fiyatları üzerinde üretici fiyatları kaynaklı maliyet baskıları bir önceki aya kıyasla artarak güçlü seyrini korudu.
 
 
 
 
5.4.2018
Devamı

DSİ Kanunu Tasarısı Tarım Komisyonu'nda Kabul Edildi

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu'nda kabul edildi.
Tasarıya göre baraj, gölet ve kanal gibi su yüzeyleri ile rezervuar alanında azami su kotu ile işletme kotu arasında kalan yerlerde güneş enerji sistemlerinin kurulmasına yönelik DSİ Genel Müdürlüğüne gelen taleplerden uygun görülenleri bedeli karşılığında kiralamak, DSİ'nin görevleri arasına ekleniyor.
DSİ Genel Müdürlüğünün, su tahsisi yapmaya görevli ve yetkili olduğuna dair hüküm açık şekilde kanuna yazılıyor.
Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu'nda yer alan yetkiler, DSİ Genel Müdürlüğüne veriliyor. Böylece, arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri ile sulama faaliyetlerinin birlikte yürütülmesi ve bu hizmetlerin kamusal faydasının artırılması hedefleniyor.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine ilişkin görev ve yetkilerini yerine getirmek üzere DSİ bünyesinde yeni hizmet birimleri kurulacak; genel müdür yardımcısı sayısı dörtten beşe çıkarılacak.
DSİ Genel Müdürlüğü, yargı harçları dahil her türlü harçtan, tapu ve kadastro işlemlerinden kaynaklanan döner sermaye hizmet bedellerinden; görevleri dolayısıyla yapacağı işlemler yönünden damga vergisi ve gelir vergisinden ve paydan; sahip olduğu bina, arsa ve araziden dolayı bina ve arazi vergisinden; görevlerin ifası için gerekli olup ithal edilecek binek araçları hariç motorlu vasıtalar ile motorlu, motorsuz makine, cihaz, araç-gereç ve bunların yedek parçalarının her türlü vergi ve harçlarından muaf olacak.
SU KAYNAKLARININ TAHSİSİ
İlgili kanunların verdiği yetkiye istinaden su kaynaklarının diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından yapılan tahsis, kira, ruhsat gibi işlemlerinde DSİ'nin görüşü alınacak. Bu durumda, DSİ tarafından ayrıca tahsis işlemi yapılmayacak.
Genel Müdürlüğün görev ve sorumluluklarının yerine getirilmesinden dolayı haklarında ceza davası açılmış olanların; vekalet verdikleri avukata ödedikleri ücretler ile davayla ilgili yaptıkları masraflar, kesinleşmiş mahkumiyet kararı halinde geri alınmak kaydıyla karşılanabilecek.
ARAZİ TOPLULAŞTIRMA
Tasarıyla, arazi toplulaştırılması yapılacak.
Buna göre; arazilerin tabii ve suni etkilerle bozulmasının ve parçalanmasının önlenmesi, parçalanmış arazilerde ise tabii özellikleri, kullanım bütünlüğü ve mülkiyet hakları gözetilerek birden fazla arazi parçasının birleştirilip ekonomik, ekolojik ve toplumsal yönden daha işlevsel yeni parsellerin oluşturulması ile köy ve arazi gelişim hizmetlerinin sağlanması maksadıyla arazi toplulaştırması yapılacak.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak arazi üzerinde, DSİ veya proje idaresi tarafından yapılacak fiili uygulamalar, hak sahiplerinin iznine tabi olmayacak.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülen alanlarda tarımsal faaliyetleri kısıtlamaya DSİ veya proje idaresi yetkili olacak.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri muhtevasında yapılacak duyurular, DSİ veya özel arazi toplulaştırmasını gerçekleştiren proje idaresinin internet sayfalarında ve ayrıca köy veya mahalle muhtarının çalışma yerinde 30 gün süreyle ilan edilecek.
DSİ veya proje idaresi, gerekli hallerde asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri toplulaştırabilecek veya kamulaştırabilecek.
Arazi toplulaştırması uygulamalarında, tahsisli araziler asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki araziler ile birleştirilerek asgari büyüklükte yeni tarımsal araziler oluşturulabilecek. Bu suretle oluşturulan araziler; öncelikle arazi toplulaştırmasına veya kamulaştırma konusu olan arazi maliklerine, bu kişiler satın almadığı takdirde, yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünde tarım arazisi bulunmayan yöre çiftçilerine rayiç bedeli üzerinden satılacak.
SULAMA İŞLETMELERİ
Sulama kooperatiflerinin kurulmasına izin vermek, sulama kooperatiflerini denetlemek, bunların eylem ve işlemlerinin hukuka uygun olarak neticelendirilmesi için gerekli tedbirleri almak DSİ'nin yetkisinde olacak.
DSİ'nin sulama tesislerini işleten kooperatiflerden finansal ve mali yapısının sürdürülemez olduğu tespit edilenlerle yapılmış olan devir sözleşmeleri, DSİ'nin teklifi ve Orman ve Su İşleri Bakanı'nın onayıyla feshedilecek.
Sulama tesislerinden izinsiz olarak su kullananlara, izinli kullanım olması halinde alınması gereken işletme ve bakım ücretinin yüzde 50 fazlası tutarında idari para cezası verilecek.
Sulama tesislerini devralan idareler, bu tesislerin inşa maksatlarına uygun olarak işletme, bakım ve onarım hizmetlerini yapmakla, bu tesislerin proje alanında DSİ tarafından gerekli görülen sulama ve drenaj maksatlı ilave yapıları projelendirip inşa etmekle, tesislerin rehabilitasyonunu yapmak veya yaptırmakla, sulama tesisinden faydalananlardan alınacak su kullanım hizmet bedelini belirlemekle görevli olacak.
Sulama tesisleri, DSİ tarafından hizmet alımı suretiyle işlettirilebilecek.
Genel Müdürlüğün mühendis kadrolarına ilk defa açıktan atanacak personel, KPSS (B) Grubu puan sırasına göre her bir unvan için boş kadro sayısının dört katına kadar çağrılacak adaylar arasından Genel Müdürlükçe yapılan sözlü veya uygulamalı sınav başarı sırasına göre atanacak.
 
 
 
5.4.2018
Devamı

“2.TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” Sahiplerine Veridi

Anadolu İzlenimleri Dergimizin düzenlemiş olduğu “2.TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” programı Ankara Bilkent Otel’de gerçekleşti. Dergi olarak 12’ci yılımızda tarım sektörüne hizmet eden başta Anadolu’muzun eli nasırlı üreticisi ve yetiştiricileri olmak üzere bu toprağa emek veren herkese değer vermiş ve bu değeri göstermek için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımızın destekleriyle gerçekleştirmiş bulunuyoruz.

Törene katılan TBMM Başkanvekili Ahmet AYDIN, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet DANİŞ, AK Parti Erzurum Milletvekili Prof. Dr. Mustafa ILICALI, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi AK. Parti Erzurum Milletvekili Orhan DELİGÖZ, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi AK. Parti Kırklareli Milletvekili Selahattin MİNSOLMAZ, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanılığı Müsteşar Yardımcıları Nihat PAKDİL ve Ahmet GÜLDAL, Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman UZUN, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr. Mustafa Altuğ ATALAY, HAYGEM Genel Müdür Yardımcısı Burhan DEMİROK, Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Faruk RIRATOĞLU, çok sayıda sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ve üreticiler katıldı.

Program Dergimizin Genel Yayın Yönetmeni Muhammet OLUKLU’nun açış konuşması ile başladı. OLUKLU “Türk Tarım sektörünün sesi olan dergimiz; güzel Anadolu’nun daha kaliteli üretim elde etmesi ve bu bereketli toprakların hak ettiği değeri görebilmesi için sizler gibi bizlerde emek harcamaktayız.”dedi.

TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın,ise  iş üretmeye çalışanlara pek çok destek bulunduğunu belirterek, "Bir hedef koyun ortaya ve samimi şekilde, ayakları yere basan bir projeyle hangi bakanlığa giderseniz gidin özellikle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında muazzam destekler var." dedi.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet DANİŞ de kırsalda çalışmaktan imtina edilen bir dönemin yaşandığını belirterek, "Hükümet olarak ne kadar destek verirseniz verin kırsalda üretmek isteyen insanınız varsa tarımın bir anlamı var." değerlendirmesinde bulundu.

“2.TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” törenimizde; ilgili gıda tarım ve hayvancılık kuruluşları, sivil toplum örgütleri, basın mensupları, Ziraat Bankası, üretici ve yetiştiricilerimiz kendi alanlarında ödüllerini almışlardır.

Ödül törenimiz;

Konya DSYB Başkanı Edip Yıldız 2018 yılı Buzağı projesine önce başlayan ve 13 Bine yakın üyesiyle Türkiye’nin en büyük birliği olarak, Erzurum DKKYB Başkanı Emrullah Akpunar Türkiye’de ilk kez kurulan ‘Damızlık Yetiştirme Merkezi’ ve ‘5 Yıldızlı Hayvan Pazarı’ ile, Kırklareli DSYB Başkanı Ali Dermenci Türkiye’de damızlık gebe düve ihracatı yapan ilk birlik ve bölgede kurulan tam teşekküllü ilk hayvan hastanesi ile, Balıkesir DSYB Başkanı Cemalettin Özden bölgesinde üreticiyi kaliteli süte yönlendiren öncü birlik, Avrupa Normlarında ICAR onaylı Akredite Labaratuvarı ile, Adıyaman DSYB Başkanı Sırrı Öztürk GAP Süt Sığırcılığı Projelerini bölgesinde en iyi yürüten ve çok yüksek başarı sağlan birlik olarak, DİYARBAKIR DKKYB Başkanı Abdullah Çetinkaya keçi sütünü dondurma ile değerlendiren ve hayvan taşımacılığına en sağlıklı ve özenli hareketi gösteren birlik olarak “2.TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” verildi.

Öte yandan Diyarbakır Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Fahri SAYLAK arı, ana arı, arı sütü, propolis, polen ve bal üretiminde sağladığı yüksek kalite ile, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) Başkanı Bülent Tunç yerli üretim lideri ve Türk besicisinin sesi olarak, Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Kamil Yılmaz Türkiye tohumculuğunun öncü kuruluşu olması ile ödüllerini alırken, Onur Ödülü Et ve Süt Kurumuna verilirken, Kırsal Kalkınma projelerinin takibinde yönlendirilmesinde çiftçinin doğru bilgilendirilmesinde sorunların çözümünde sektörün yanında ve yardımcı olan Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Faruk FIRATOĞLU’na verilmiştir.

Anadolu İzlenimleri Özel Ödülleri ise Ulusal Süt Konseyi adına Ulusal Süt Konseyi Genel Sekreteri Selçuk AYDIN, tohuma ve tohumculuğa verilmiş bir ömür Fahri HARMANŞAH’a, Tarım ve hayvancılığa adanmış hayat ise Hüseyin VELİOĞLU’na veridi.

TRAKYA BİRLİK ise Türkiye’de 2017 yılında ayçiçeği rekoltesi 1 milyon 400 bin tonun üzerinde gerçekleşerek, son yıllarda en yüksek üretim seviyesine erişmesiyle ödüllerini aldılar.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız tarafından yürütülen genç çiftçi projesi kapsamında, 40 arılı kovan malzemeleri projesinden faydalanmış; İsmihan TERZİ, Ezgi OZAN genç çiftçi, Kontrollü Örtü altı projesinden faydalanmış; Oğuz AYGÜN, Sibel GÜRBÜZ ve Sevgi SÜTÇÜ sera çiftçiliği ödüllerini başarılı olmalarından dolayı ödüllerini almışlardır.

Türk tarımının ve üreticisinin en büyük destekçisi olan Ziraat Bankası adına Tarım Politikaları Bölüm Başkanı Ferhat Pişmaf Tarım Bankacılığı ödülünü aldı.

Tarımda basın ödülleri ise NTV Sokağın Ekonomisi Programı Berfu GÜVEN, KÖY TV Ankara Temsilcisi Harun GÖKSEL, ANADOLU AJANSI Tarım ve Ekonomi Muhabiri Merve ÇAKIR, BLOOMBERG Tarım Analiz Programı İrfan DONAT, DÜNYA GAZETESİ Tarım Yazarı Ali Ekber YILDIRIM, HABER TÜRK Ekonomi Muhabiri Esra NEHİR, BEREKET TV Gündemin Bereketi Programı ile Umut ÖZDİL “2.TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” tarımda basın ödüllerini almışlardır.

4.4.2018
Devamı

Kırsal Kalkınma Yatırımlarına 3.5 Milyon Lira Hibe Desteği

Çorum Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ahmet Sami Ceylan, İl Gıda Tardım ve Hayvancılık Müdürü Orhan Sarı’yı ziyaret ederek yapılan çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, doğal kaynaklar ve çevrenin korunması dikkate alarak kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi entegrasyonunun sağlanması için küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi amacıyla hayata geçirilen programa Çorum’da ki yatırımcılar tarafından başvurusu yapılan projelerin değerlendirilmesi gerçekleştirildi.
İl Gıda Tardım ve Hayvancılık Müdürü Orhan Sarı’yı ziyaretinde konu hakkında açıklamada bulunan Milletvekili Ahmet Sami Ceylan, kırsal alanda ekonomik ve sosyal gelişmeyi sağlamak, tarım ve tarım dışı istihdamı geliştirmek, gelirleri artırmak ve farklılaştırmak için kişilerin ekonomik faaliyetlere yönelik yatırımları Bakanlığın "Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı" kapsamında desteklendiğini belirterek,  “2006 yılından beri uygulanan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) ile yatırımcılarımıza % 50 hibe desteği veriyoruz.
Bu program kapsamında 2006-2017 yılları arasında uygulanan 11 etapta ilimizde 72 adet tarıma dayalı ekonomik yatırım için 13 milyon 341 bin 829 TL hibe verilmiştir.
2017 yılında bitkisel ürünlerin paketlenmesi ve depolanması, çelik silo yapımı, yenilenebilir enerji kullanan yeni seraların kurulması, çiftlik faaliyetlerinin geliştirilmesi konularında kabul edilen 20 yatırım için 3 milyon 455 bin 502 TL hibe tutarı hesaplanmıştır. Bu yıl vereceğimiz destek ile birlikte verilecek rakam 16 milyon 797 bin 331 TL olmuştur. Bu destekler ile ilimizde tarımsal ve hayvansal ürünlerin üretimi, işlenmesi ve depolanması yanı sıra tarımda yenilikçi teknolojilerin yaygınlaşması sağlanmıştır” dedi.
 
3.4.2018
Devamı

Genç Çiftçilere Hibe Desteği Başvuruları Başladı!

Genç çiftiler hibe desteği başvurularının başlayacağı tarihi dört gözle bekliyordu. Genç çiftçiye hibe desteği başvuruları bugün yani 2 Nisan 2018’de başladı. Peki başvuru şartları neler, nereden ve nasıl başvuru yapılacak? İşte genç çiftçiye hibe desteği hakkında merak edilenler…
2018 yılı programı kapsamında yaklaşık 16 bin 750 genç çiftçiye hibe desteği vereceklerini belirten Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, “Bu sene de hayvanlar, geçen yıllarda olduğu gibi genç çiftçilere yine TİGEM tarafından temin ve teslim edilecek. Genç çiftçilerin bazı projelerde temin sorunu yaşamaması için çalışmalarımızı, TİGEM'in yanı sıra Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği ile koordineli bir şekilde yürüteceğiz. Bütçenin kalan diğer kısmını ise ana hatlarıyla arı ve arı ürünleri yetiştiriciliği, serbest sistem yumurta tavuğu yetiştiriciliği, ipek böceği yetiştiriciliği, meyve, bağ ve diğer üzümsü bitkilerden bahçe tesisi, örtü altı sebze ve süs bitkisi yetiştiriciliği, mantar (beyaz şapkalı/istiridye mantarı) üretimi, tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği ve coğrafi işaretli ürün yetiştiriciliği konularında vereceğiz” dedi.
Hibe Desteği Başvuruları Nasıl Yapılacak?
Genç Çiftçi Destek Projesi başvuruları bu yıl 02 Nisan- 30 Nisan 2018 tarihleri arasında yapılacaktır. Ön başvurular Bakanlık tarafından hazırlanan web tabanlı yazılımı gencciftci.tarim.gov.tr programından yapılır. Başvuru dokümanları yazılım programından çıktı olarak alınır.
Genç çiftçiler çıktıları, projeyi ve istenilen belgeleri, ikamet ettiği veya ikamet etmeyi taahhüt ettiği (projenin uygulanacağı yer) nüfusu yirmibinin altındaki yerleşim
birimlerinin bağlı olduğu il/ilçe tarım müdürlüklerine başvuru tarihi ve saati sona ermeden şahsen yapacaktır. Başvurunun tamamlanmış olması için dosyanın bizzat elden teslim edilmesi şarttır.
Başvurular, illerde vali veya vali yardımcısı başkanlığında kurulan komisyonlar vasıtasıyla değerlendirilecek. Başvuruda genç çiftçilerden herhangi bir ücret talebi olmayacak. Değerlendirme sonunda belirlenen genç çiftçilerle hibe sözleşmeleri, GTHB il ve ilçe müdürlüklerince imzalanacak ve projelerin uygulanmasına başlanacak.
Genç Çiftçi Başvuru Şartları Neler?
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yayınlanan, Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Hakkında Uygulama Rehberine göre;
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak.
Tebliğin yayımlandığı tarih itibari ile 18 yaşını doldurmuş, 41 yaşından gün
almamış olmak. (25 Mart 1978 – 24 Mart 2000 tarihleri arasında doğanlar, bu tarihlerde
dahil)
Okur-yazar olmak.
Başvuru tarihi itibari ile 31/5/2016 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve
Genel Sağlık Kanunu'na göre 4/b (Tarım Bağ-Kur) kapsamında sigortalı sayılanlar ve
4/a (Tarım SSK-Ek5) maddesi ile isteğe bağlı sigortalılık hükümleri kapsamında tarım
veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanlar ve Türkiye İş Kurumu
tarafından düzenlenen Toplum Yararına Çalışma Programlarından yararlananlar hariç,
ücretli çalışan olmamak.
Başvuru tarihi itibari ile örgün eğitime devam ediyor olmamak.
Başvuru tarihi itibari ile askerlik görevi ve cezai hükümlülüğü devam eden veya
denetimli serbestliği olan kişi olmamak.
Başvuru tarihi itibari ile Katma Değer Vergisi (KDV), gerçek ve basit usulde
vergi mükellefi olmamak.
Hayvansal üretime yönelik, büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği konulu
proje başvuruları için Tebliğin yayımlandığı tarih itibari ile 15 Adet Büyükbaş veya 50
Adet Küçükbaş'tan fazla hayvan sahibi olmamak.
Arı yetiştiriciliği ve bal üretimi konulu proje başvuruları için Tebliğin
yayımlandığı tarih itibari ile 50 adetten fazla arılı kovan sahibi olmamak.
Arı sütü, ana arı, polen vb. arı ürünleri üretimi, konulu proje başvuruları için
Tebliğin yayımlandığı tarih itibari ile en az 50 adet arılı kovan sahibi ve TAB'a üye
olmak)
16/2/2016 tarihli ve 2016/8540 sayılı Kırsal Kalkınma destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesine İlişkin Karara dayanılarak 5/6/2016 tarihli ve 29675 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Tebliğ No; 2016/16) ile 31/3/2017 tarihli ve 30024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Hakkında Tebliğ (Tebliğ 9 No; 2017/10) kapsamında; hibeden faydalanmış, hibe sözleşmesi imzalamaya hak kazandığı halde sözleşmeyi imzalamamış, hibe sözleşmesi iptal edilmiş olmamak.
Aynı proje konusunda Bakanlığın diğer hibe programlarından yararlanmış
olmamak.
Bu maddenin (ç), (f), (g), (ğ), (ı) ve (i) bendi hükümlerine tabi kişilerin eşi
olmamak.
 
 
3.4.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan "Erken Destek" Müjdesi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, çiftçiye verilen tarımsal desteklemelerin bu yıl olduğu gibi gelecek yıl da erken ödenmesinin planlandığını bildirdi.
Fakıbaba, Türkiye'nin verimli tarım arazileriyle dünyanın en önemli gıda üretim merkezlerinin başında geldiğini söyledi.
Ülkenin tarım alanlarının daha iyi değerlendirilebilmesi için üretici ve tüketicilerle daha fazla iş birliği yapmayı planladıklarını ifade eden Fakıbaba, bu anlamda hem üreticiyi hem de tüketiciyi daha fazla rahatlatmaya çalıştıklarını belirtti.
Fakıbaba, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Binali Yıldırım ile yaptıkları görüşmelerin ardından, çiftçiye ödenen tarımsal desteklemelerin tarihinde değişikliğe gittiklerine dikkati çekti.
Bu yıl şubat ayında yaptıkları destekleme ödemelerini gelecek yıl da erken ödemeyi planladıklarını vurgulayan Fakıbaba, şöyle devam etti: 
"Tarımsal desteklemeler eskiden altıncı ve yedinci aylarda verilirdi, bu yıl şubatta verildi, seneye de aynısını yapacağız. Her gittiğim yerde çiftçi arkadaşlarım 'Allah razı olsun, biz eskiden haziranda, temmuzda bu destekleri alırken, şimdi şubat ayında alıyoruz' diyor, teşekkür ediyorlar. Allah'ın izniyle, çiftçi kardeşlerim benim ailem. Yani gıda, tarım ve hayvancılıkla uğraşan kim varsa benim ailem. Tabii 81 ilimizdeki her vatandaş benim kardeşim ama açık konuşmam gerekirse özellikle benim ailem bunlardır."
"Sürekli hizmet talimatı alıyoruz"
Fakıbaba, çok yoğun bir tempo ile çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Bakanlığa bağlı kurum ve kuruluşların temsilcileriyle sık sık bir araya gelerek yürütülecek çalışmalara ilişkin fikir alışverişinde bulunduklarını aktaran Fakıbaba, mümkün olduğunca da üretici ve tüketiciyle yüz yüze görüşme gayretinde olduklarını söyledi.
Fakıbaba, görevini en iyi şekilde sürdürmenin gayretinde olduğunu vurgulayarak, "Bütün halkımızın emrindeyiz ve hizmetkarıyız. AK Parti'den almış olduğumuz talimat budur. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızdan sürekli hizmet talimatı alıyoruz. Haftada en az üç yere gidiyorum, gerekli çalışmaları yapıyorum. Yapabileceklerimiz için söz veriyoruz, yapamayacaklarımız için ise özür diliyoruz. İnşallah her geçen gün daha iyiye doğru gidiyoruz." diye konuştu.
Şanlıurfalı çiftçilerden Mehmet Nuri Albayrak da desteklemelerin erken ödenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Çiftçinin arazisini daha rahat ürüne hazırlayabildiğini anlatan Albayrak, "Desteklemenin erken ödenmesi çiftçi açısından önemlidir. En azından zor duruma düşmez. Erken ödenmesi çiftçinin işine geliyor. Dolayısıyla ister istemez zor durumda kaldığı dönemlerde erken aldığı ödeme sayesinde kendini daha rahat hissediyor. Tarla bakımını ve arazi sürümünü daha iyi yapıyor. Bu dönemde verilmesi çiftçilerimizi memnun etmiştir." şeklinde konuştu.
Çiftçi Hüseyin Öztürk ise erken ödemeler sayesinde borçlanmadan arazilerine bakım yapabildiklerini söyledi.
Desteklemenin erkene çekilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Öztürk, emeği geçen hükümet yetkililerine teşekkür etti.
 
2.4.2018
Devamı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Yeni Bir Liste Daha Yayınladı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, bazı firma ve restoranlara, hileli ürünler sattıkları gerekçesiyle ceza kesip isimlerini internet sitesinde yayınladı. Yayınlanan listede İzmir'de bulunan iki restoran öne çıkıyor.
İzmir’in Bornova ilçesinde, ağırlıklı olarak Ege Üniversitesi öğrencilerinin yaşadığı Kazım Dirik Mahallesi’nde bulunan iki işletmeye Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ceza kesildi. Restoranlardan biri isim ve konsept değişikliğine gitmeyi seçerken, diğer restoranın ise hiçbir değişik yapmadan servise devam ettiği görüldü. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, çeşitli aralıklarda, tüketicinin sağlığı ve menfaatinin korunması ile sektörde haksız rekabetin önlenmesine yönelik olarak taklit veya tağşiş (karışım) ürün sattığı tespit edilen firmaların ve restoranların teşhir listesini yayınlamayı sürdürüyor.
İki Restoran Dikkat Çekiyor
Geçen hafta yayınlanan listede, et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri, bitkisel yağ, bal, takviye edici gıdalar, çikolata ve enerji içeceği gibi ürünleri üreten 173 firma ve bu firmalara ait 282 parti ürünün ismi yer aldı. Listede, Bornova ilçesinde bulunan ve genellikle Ege Üniverisitesi öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı Kazım Dirik Mahallesi’ndeki 2 restoran dikkat çekti. Küçükpark’ta bulunan ve öğrenciler tarafından sıklıkla tercih edilen ‘Sarmala Dürüm Evi’ ve ‘Londra 1 Dumanlı Köfte’ isimli restoranlar da, bakanlığın açıkladığı listede yer aldı. Sarmala Dürüm Evi, isim ve menü değişikliğine gitmeden, işlerine olduğu gibi devam etmeyi seçerken, Londra 1 Dumanlı Köfte’nin listenin yayınlanmasından 2 gün sonra el değiştirdiği iddia edildi. Eski tabelanın indirilip yerine ‘Küçükpark Ocakbaşı’ yazılı tabelanın asılması da dikkat çekti. Sarmala Dürüm Evi’nin işletmecisi A.S., söz konusu durumun kendisinden önce işletmecilerle ilgili olduğunu, ürünlerine güvendiklerini ve satışlarda herhangi bir olumsuz etkilenmenin gerçekleşmediğini söyledi
 
 
2.4.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba: Tarımda Daha da Büyüyeceğiz

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) ve Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) ile hayata geçecek projelerin sözleşme imzalama töreni Mersin'de Akdeniz İhracatçılar Birliği Konferans Salonunda yapıldı.
Törene, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba'nın yanı sıra Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Mersin Valisi Ali İhsan Su, Mersin Milletvekilleri, TKDK Başkanı Hakan Kalender, kamu kurumlarının genel müdürleri, sivil toplum kuruşları ve vatandaşlar katıldı.
TKDK Destekleriyle Gurur Duyuyorum
Törende konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kırsalda kalkınma olmadan şehirde kalkınma olmayacağını söyledi. Her gittiği yerde kırsal kalkınma desteklerini gördüğünü ve çok gurur duyduğunu ifade eden Fakıbaba, şöyle konuştu:
"Emin olun yarınımız bugünden daha iyi olacaktır. Planlı ve programlı gidiyoruz. Özellikle gıda, tarım ve hayvancılıkla iştigal eden arkadaşlarımı yürekten kutluyorum."
Bakan Fakıbaba: Tarımda Daha da Büyüyeceğiz
Bakan Fakıbaba, gıda, tarım ve hayvancılıkta geleneksel yöntemlerle işi öğrenenler olduğunu ancak artık eğitimli kişilerin de sektörde daha fazla yer almaya başladığını belirtti. Fakıbaba, “Artık öyle bir yere doğru gidiyor ki gıda, tarım ve hayvancılık gerçekten bu işi anadan babadan öğrenen çok değerli arkadaşlarımızın olduğu kadarıyla, bu sefer daha farklı şekilde eğitim almış arkadaşlarımız da bu işe sahip çıkıyor. 'Çobana kız vermezler' diyorlar. Çoban kadar kutsal bir insan olur mu? Bizim her şeyimiz, canımız. Gerçekten bu işle iştigal eden, üreten, buğday üreten, süt üreten, et üreten, meyve, sebze üreten insanlar bu ülkenin en değerli insanlarıdır. İnşallah inanıyorum bu üretimimiz gittikçe artacaktır. Tarımsal hasılada 4'ten 16 milyar dolara çıkmak her babayiğidin harcı değil. Dünya 7'ncisi ve Avrupa birincisiyiz. Tarımda büyük bir büyüme var. Yüzde 4.7 büyüme var. Bu yeterli mi? Değil. Daha da büyüyeceğiz.”
Bakan Elvan: TKDK Çalışanlarını Tebrik Ediyorum
Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye'nin gelişmesi ve kalkınması için çaba gösteren Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunu (TKDK) tebrik etti. Yaklaşık 15 yıl önce "kırsal kalkınma" denildiğinde çoğu kişinin bunu anlayamadığını belirten Elvan, şimdi desteklerle kırsal alanda istihdam sağlandığını dile getirdi.
Çalışanın, üretenin her zaman arkasında olduklarını vurgulayan Elvan, “Bugün imzalanacak sözleşmeden sonra 300 milyon liraya yakın bir yatırımın Mersin'e gerçekleştirilmiş olacağını görüyoruz. Ne kadar çok proje üretirsen, ne kadar çok gayret sarfedersen, iş aş için çalışmak istiyorum dersen TKDK burada. Çalışan, üreten kim varsa destek veriyoruz, vermeye de devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Yılmaz: Tarımsız Kalkınma Olmaz
Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, kalkınmanın tarımsız olamayacağına işaret etti. Gıda güvenliğini sağlamak, göçü durdurmak ve kırsal kalkınmayı sağlamak için köyün, köylünün desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, yüzde 50-70 oranındaki hibelerin verilmesi için bugün sözleşmeler imzalandığını aktardı. Eskiden böyle destekleri konuşmanın mümkün olmadığını hatırlatan Yılmaz, üretenin yanında olduklarına dikkati çekti.
“Bakanlık Olarak Çiftçilerimizin Her Zaman Yanındayız”
Yılmaz, 2017 büyüme rakamlarına değinirken de "İnanıyoruz ki önümüzdeki dönemde tarım Türkiye'nin çok daha fazla büyümesine katkıda bulunacaktır. Burada en büyük emek çiftçilerimizdedir. Yılmadan, yorulmadan, usanmadan Türkiye'nin yarınını daha iyi yapmak için çalışan çiftçilerimi tebrik ediyorum. Bizler de bakanlık ve bürokrasi olarak çiftçilerimizin her zaman yanındayız." diye konuştu.
TKDK Başkanı Kalender: IPARD Hibelerinin Etkin Kullanımı İçin Düzenlemeler Yaptık
TKDK Başkanı Hakan Kalender ise, Mersin'de gerçekleşen 104 yatırıma 55 milyon TL hibe sağladıklarını ve bu hibelerle 120 milyon TL'lik yatırımın hayata geçirildiğini belirtirken, Mersin'in meyve ve sebze işleme yatırımlarında 42 il içerisinde ilk sıralarda yer aldığını bildirdi. Bakan Fakıbaba'nın talimatlarıyla IPARD hibelerinin daha etkin kullanımı ve küçük yatırımcıların daha kolay proje sunması amacıyla önemli düzenlemeler yaptıklarını aktaran Kalender, Mersin'de üretime katkı sağlamak ve kırsalda yatırıma güç katmak isteyen girişimcileri TKDK'ya davet etti.
Konuşmaların ardından hatıra fotoğrafı çekildi ve desteklenen yatırım projelerinin sözleşmesi imzalanarak, hibe almaya hak kazanan yatırımcılara çekleri takdim edildi.
 
 
2.4.2018
Devamı

Türkiye, Fırat Kalkanı Bölgesini Tarımsal Destekle Kalkındırıyor

Cerablus ve El-Bab ilçelerinde halkın yeni bir hayata başlaması için her türlü desteği sağlayan Türkiye, tarım ve hayvancılığın canlanması için de çalışmalarına devam ediyor.
Cerablus ve El-Bab'ta tarım teşkilatının ayağa kaldırılması için koordinatör olarak görevlendirilen Gaziantep Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ekipleri, bölgede bir yandan yıllardır mücadelesi yapılmayan şap, koyun ve keçi vebası ile brusella'ya karşı aşılama yaparken, diğer yandan da çiftçilere ilaçlamadan ürünlerinin satın alınmasına kadar birçok destekte bulunuyor.
Bugüne kadar 2 milyon liranın üzerinde destek ve hizmet sunulan bölge, insanların kaçtığı yer konumundan göç alan bir yerleşim yeri haline geldi.
Öncelikli ihtiyaçlar tespit ediliyor
Gaziantep Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Mehmet Karayılan, Fırat Kalkanı Harekatı ile terör örgütlerinden temizlenen Cerablus ve El-Bab ilçelerinin tarım teşkilatlarının ayağa kaldırılması ve tarımsal üretimin canlandırılması için kendilerine koordinatörlük görevi verilmesinin ardından bölgeye giderek bitkisel ve hayvansal üretim alanlarında incelemeler yaptıklarını ve öncelikli ihtiyaçları tespit ettiklerini söyledi.
Bölgedeki yerleşim birimlerinin iklimi, toprak yapısı ve ürün deseninin Gaziantep ile benzerlik gösterdiği için çalışmaları daha rahat yürüttüklerini dile getiren Karayılan, "Cerablus'ta 546 bin dekar alanda arpa ve buğday başta olmak üzere kimyon, mercimek ve nohut, 140 bin dekar alanda ise Antep fıstığı, zeytin ve badem üretildi. Bölgede bir yılı aşkın süredir görev yapan 5 veteriner hekim köylerin neredeyse tamamına ulaşarak ocak-mart döneminde 11 bin 555 küçükbaş ve 2 bin 781 büyükbaşa şap, 10 bin 425 koyun ve keçiye veba aşısı yaptı" diye konuştu.
Tarım binasının yapımına başlandı
Karayılan, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından 2017-2018 yıllarında Cerablus merkez ve köylerinde insani yardım ve bölge kalkınması amacıyla 150 ton gübre, 7 bin 200 fide, 52 ton kanatlı yemi, 7 bin 200 yumurtacı tavuk, 3 bin 200 litre tarım ilacı, 4 bin 650 fidan ile çeşitli tarım araçların dağıtıldığını vurguladı.
Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla yetiştiricilerden 16 ton nohut ve 545 ton mercimek alımı yapılarak, 827 bin lira ödeme yapıldığını dile getiren Karayılan, şöyle konuştu:
"Cerablus kesimhanesinde görevli veteriner hekimlerimiz, kesimi yapılan hayvanlardan sağlıklı olanların kasaplarda ve lokantalarda satışına izin vermektedir. Gıda kontrol ekiplerimiz tarafından da günlük kontrol yapılmaktadır. 2018 yılında 45 işletmeye idari para cezası uygulanmıştır. Cerablus Mahalli Meclisi tarafından tarımın geliştirilmesi amacıyla 25 ton buğday tohumu ve 10 ton üre gübresi alınarak, kar amacı gütmeden çiftçilere satışı yapılmıştır. Cerablus’ta çiftçilerimize daha iyi hizmet vermek amacıyla Bakanlığımız tarafından tarım binasının yapım çalışmalarına başlanmıştır."
Bab çiftçisinin 5 milyon liralık ürünü satın alındı
Karayılan, El-Bab'ta ise 210 bin dekar tarım arazisinde genel olarak arpa ve buğday yetiştirildiğini belirtti.
İlçede 95 bin küçükbaş, yaklaşık 2 bin 500 büyükbaş varlığı bulunduğunu belirten Karayılan, bölge çiftçisinin desteklenmesi için yerel tarım ofisi ve bakanlığın ortak çalışmasıyla 2017 yılında 150 ton kimyevi gübre, 33 ton kanatlı yemi ve 4 bin 400 tavuk temin edilerek çiftçilere dağıtıldığını bildirdi.
Karayılan, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi aracılığıyla çiftçilerin yetiştirdiği arpa, buğday, mercimek ve nohudun satın alınarak, yaklaşık 5 milyon lira destek sağlandığını, böylece bölge çiftçisine hem alım güvencesi verildiğini, hem de bahsi geçen ürünler için taban fiyat oluşması sağlanarak ürünlerin "yok pahasına" satılmasının önüne geçildiğini vurguladı.
Geçen yıl alımı yapılan 4 ürün çeşidinin 2018 yılında bölgede üretilen ürünlerin tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesi yönündeki çalışmaların devam ettiğini belirten Karayılan, haziran öncesinde ilgili yönetmeliğin çıkmasının beklendiğini söyledi. 
"Cerablus ve Bab cazibe ve ticaret merkezi haline geldi"
Karayılan, bölgede daha kaliteli ürün elde etmek için üretimi TİGEM tarafından yapılan buğday, arpa ve mercimek tohumlarından demonstrasyon parselleri oluşturulmasının planlandığını dile getirerek, şunları söyledi:
"Bu yıl 2 bin 800 litre zirai ilaç temin edilerek çiftçilere dağıtımı yapılmıştır. Ayrıca, 11 tarım aracı yerel tarım ofisinin kontrolünde çiftçilere hizmet vermektedir. Bölgede arıcılığın geliştirilmesi için arıcılıkla uğraşan çiftçilere bin 66 arılı kovan dağıtımı başladı. Aynı zamanda karabuğday ve lavanta için demonstrasyon çalışmalarına başlanmıştır. Bitkilerin bölgeye uyum sağlaması durumunda bu bitkilerin ekim alanları genişletilerek hem arıcılık desteklenecek hem de çiftçiler için alternatif ürünler sağlanmış olacaktır."
Hayvancılığın tamamına yakınını oluşturan küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin desteklenmesi için önceliğin yıllardır mücadelesi yapılmayan hastalıkların önlenmesi için aşılama çalışmalarında olduğuna dikkati çeken Karayılan, "Bab bölgesindeki yetiştiricilerin tamamına ulaşarak hayvanlarının aşılaması yapıldı. 2017 yılı ilkbahar döneminde 104 bin hayvana şap aşısı, sonbahar döneminde 65 bin şap, 70 bin veba, 5 bin brusella aşısı yapıldı. Nisan ayı aşı programının tekrarlanması planlanıyor" diye konuştu.
Karayılan, Cerablus ve El-Bab ilçelerine sadece il müdürlüklerince sağlanan hizmetlerin parasal değerinin 2 milyon liranın üzerinde olduğunu vurgulayarak, "İl müdürlüğümüzce bölgede tarım teşkilatının kurulması, tarımsal üretimin canlandırılması için yapılan faaliyetler sonucunda bu iki yerleşim yeri cazibe ve ticaret merkezi haline gelmiştir. İnsanların kaçtığı bir yer konumundan göç alan bir yerleşim yeri konumuna gelen bölgede, sadece El-Bab’ın nüfusu 5 binden 100 binin üzerine çıkmıştır" dedi.
 
 
 
30.3.2018
Devamı

Son 15 Yılda Hayvancılığa Yaklaşık 25 Milyar TL Destek Sağlandı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvancılık alanında yapılan yatırımlardan bahsederek, “son 15 yılda hayvancılığa yaklaşık 25 milyar TL destek veridi” dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Sakarya'nın Sapanca ilçesindeki bir otelde Sakarya tarım sektörü raporu sunumu ve çiftçi eğitim sertifika dağıtım törenine katıldı.
Hayvancılık alanındaki yatırımlardan bahseden Bakan Fakıbaba, "Yediğimiz her gıda bizim sağlığımızı en yakından ilgilendiriyor. Destekleme politikalarımızı dahi üreticileri esas alarak değiştirdik. 'Üretici kazanmazsa hiç kimse kazanamaz' dedik. Bu zamana kadar toplam 110 milyar TL nakit hibe verdik. Bu yıl 14 buçuk milyar TL bütçemiz mevcut, önümüzdeki yıl bunun 19 buçuk milyar olması için gerekli çalışmaları başlattık. Son 15 yılda hayvancılığa yaklaşık 25 milyar TL destek verdik. Elimizde TİGEM’leri çok etkili şekilde kullanacağız. Organizasyonlarda bazı sıkıntılar olsa da bu sorunları çok hızlıca aşacağımıza inanıyoruz" dedi.
"Vatandaşımızın yaşam kalitesini artıracağız"
Bakan Fakıbaba, Türkiye'deki tarım ve hayvancılık çalışmaları hakkında da bilgi verdi. Türkiye'nin büyümesinde çiftçilerin büyük katkısı olduğunu söyleyen Fakıbaba, şöyle devam etti:"Sofralarımızda tükettiğimiz her gıdada çiftçilerimizin alın teri ve emeği vardır. Yaz kış demeden üretim yapan fedakar Türk çiftçisi bu toprakların gerçek sahibidir. Avrupa’nın en büyüğü, dünyanın 7. büyük tarım gücü haline bu arkadaşlarımızla geldik. Bu topraklar ilk kez tarımın yapıldığı topraklardır. Bu sebeple Anadolu tarımda çok özel bir yere sahiptir. Türk tarımına ve çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği her zaman sağladık ve sağlamaya devam edeceğiz. Çiftçilerimizin daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Çiftçimizi gerçekten yaptığımız projelerin merkezine aldık."
"Kırsalda iyi yaşam sağlayacak, şehre göçü önleyeceğiz"
Bakan Fakıbaba, kırsalda kalkınma olmadan Türkiye'nin kalkınamayacağını ifade ederek, şunları söyledi:
"Kalkınma yerelden başlar ve yerel her şeyi bilir. Bugün burada çıkan raporun özetini okudum ve bu çalışmayı yapan arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Maddeler çok hızlı şekilde yapılabilecek şeyleri barındırıyor ama yapamıyoruz. Sanırım bunda benimde sorumluluğum var. Kırsalda iyi yaşamı sağlayacak ve şehre göçü önleyeceğiz. Kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın yaşam kalitesini arttıracağız. Bu bağlamda eski bir belediyeci olarak bu yetkileri yerel yönetimlere vermiş olsak çok daha hızlı olarak sorunların çözüleceğini inanıyoruz."
"Talep olmayan ürünleri üretmemeliyiz" 
"Özellikle et ithalatına baktığımızda görüyoruz ki en fazla besicilikle uğraşmışız. Ülkede 1 milyon düve eksiğimiz var ve düve üreten insanlara hayranlıkla bakıyorum. Et eksiğimizin ve et fiyatlarının yüksek olmasının sebebi olan düve eksiğimizi karşılamak için çalışan 

30.3.2018
Devamı

Genç Çiftçi Proje Başvuruları Başlıyor

Adıyaman’ın Samsat ilçesinde Genç Çiftçi Proje başvurularının 2 Nisan’da başlayacağı ve ay sonuna kadar devam edeceği belirtildi.
Samsat Gıda Tarım ve Hayvancılık ilçe Müdürü Halil İbrahim Demir, destek ödemesi başvuru şartları ve ödeme yapılacak projelere ilişkin bilgiler vererek, vatandaşların belirlenen takvim içerisinde başvuru işlemlerini tamamlamaları gerektiğini ifade etti.
İlçe Müdürü Demir, tebliğle kırsal alanda yaşamakta olan genç çiftçilerin mahallinde uygulayacağı bitkisel, hayvansal, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimiyle bunların işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projelere 30 bin liraya kadar hibe ödenmesine ilişkin usul ve esaslara Resmi Gazetede yayımlandığını söyledi.
Bu imkanlardan faydalanmak isteyen çiftçilere her türlü teknik desteğin sağlanacağını vurgulayan Samsat Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Halil İbrahim Demir, "Samsat ilçemizde 70 çiftçimiz genç çiftçi projesinden yararlandırıldı. Bu projeler ilçemizde başarı ile yürütülmektedir. Bu yıl 2 Nisan’dan itibaren başvurular yapılacak ve ay sonuna kadar devam edecektir. İlçe Müdürlüğü olarak her türlü teknik desteği sağlayacağız. Şartları uyan vatandaşlarımızı bu güzel imkandan yararlanmalarını temenni ediyoruz" diye konuştu.
30.3.2018
Devamı

Yeni Yem Uygulaması, Et Fiyatlarını Düşürecek

Şanlıurfa’nın pilot il seçildiği kışlık yem uygulamasıyla Türkiye’nin hayvansal yem ihtiyacının giderilmesi amaçlanıyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bu uygulamasının Türkiye’deki et fiyatlarını da düşürmesi bekleniyor.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, hayvanların yem maliyetini düşürmek amacıyla Şanlıurfa’da bir pilot uygulaması başlattı. Bu yıl başlatılan uygulamayla çiftçilerin hayvanlarının kışlık yem ihtiyacını düşük maliyette elde edebilmeleri için tritikale, fiğ, yem bezelyesi ve arpa karışımı tohum dağıtıldı. Çiftçiler, bu tohumları kış ayında boş kalan arazilerine ekerek hayvanlarının ihtiyacını karşılayacak.
Harran Üniversitesi de bu uygulamaya bilimsel yönden destek veriyor. Üniversitenin Veterinerlik Fakültesi Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık İşletmesinin bahçesine bakanlığın dağıttığı kışlık yem bitkisi ekildi. İşletmedeki hayvanlar, yemler belli bir büyüklüğe eriştiğinde otlamaları için araziye bırakılıyor. Bu sayede kışlık yem bitkisinin gelişimi ve hayvan üzerindeki etkisi bilimsel olarak takip ediliyor. Elde edile verilerin, üründen elde edilecek verime katkı sunacağı belirtildi.
Şanlıurfa Pilot İl Seçildi
Şanlıurfa’nın uygulamada pilot il seçildiğini dile getiren Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi ve Ziraat Fakültesi Döner Sermaye İşletmesi Müdürü Prof. Dr. İzzet Açar, "Buradaki alan, bizim Eyyübiye kampüsünde, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık işletmemizin bulunduğu bir yerdeyiz. Bu arkada gördünüz yeşil alanda arpa ve fiğ karışımı ekildi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımızın Şanlıurfa’da başlattığı bir pilot uygulamaydı. 20-25 bin dekar alanda çiftçilere birinci pamuk söküldükten sonra kışlık yem bitkisi olarak bu karışımlardan tohum dağıtıldı. Tritikale, fiğ, yem bezelyesi ve arpa bunlar değişik vagonlarda karıştırılarak çiftçilerimiz tarafından ekilmek üzere bakanlığımızca dağıtıldı" dedi.
Uygulamada önemli sonuçlar aldıklarını söyleyen Prof. Dr. Açar, "500 kilogram ağırlığındaki bir hayvanın günlük yem tüketimi kuru madde bazında 20 kilogram civarındadır. Tabi yaş olduğu zaman siz onun suyunu içerisinden düşürmek zorundasınız. Bizde de hayvancılıkta yem çok ciddi bir katkı, et fiyatlarının yükselmesinde de çok önemli bir problem. Bakanımız yem açığını gidermek için bu noktada bir pilot uygulaması başlatmıştı. Pamuk söküldükten sonra yeni pamuk ekilinceye kadar arada kışlık yem bitkilerinde yem açığımızı kapatabilir miyiz düşüncesi, burada biz çok önemli sonuçlar aldık” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nın Kaba Yem İhtiyacı Giderilecek
Uygulama sayesinde Türkiye’nin kaba yem ihtiyacının büyük ölçüde giderileceğini belirten Prof. Dr. Açar, "Buradaki gördüğünüz alanda doğrudan doğruya otlatma yapıyoruz ama Osmanbey kampüsünde tritikale, fiğ karışımı, yem bezelyesi, arpa karışımı, arpa fiğ karışımı yem bitkileri ektik. Onları da normal pamuk ekiminden önce biçerek dekara kuru ot verimleri ne kadardır, o noktada bir veri üretme şeklinde bu projenin çıktılarını ortaya koymuş olacağız. Çünkü bir süt ineğinin günlük yüzde 55-60 kilogram kaba yem tüketmesi gerekiyor. Çok ciddi bir girdi. 365 günle çarptığınız zaman çok ciddi rakamlar ortaya çıkıyor. Hem toprağa faydalı, kendinden sonra gelen ürünün daha iyi verim vermesini sağlıyor, toprağı dinlendiriyor, hem de bu bir milyon dönüm üzerindeki alan, sadece Şanlıurfa için diyorum. Harran Ovası bazında düşündüğümüz zaman, bu kadar alanda, ki biz Şanlıurfa’nın tamamını düşündüğümüz zaman 2 buçuk, 3 milyon dönüme yakın bir alana tekabül ediyor bu kadar bir alanda siz yem bitkisi üreterek Türkiye’nin kaba yem açığına katkı verilmiş olacaksınız" şeklinde konuştu.
Et Fiyatları Düşecek
Ucuza mal edilen yemin et fiyatlarını da düşüreceğini söyleyen Prof. Dr. Açar, "Üretim yaptığınız zaman maliyetleriniz yüksekse mecbur bu üretim maliyetlerini satış fiyatlarına yansıtmak zorunda kalıyorsunuz. Kimse zarar etmek üzere bir işletmecilik yapmaz. Biz de devlet olmamıza rağmen döner sermaye işletmesi mantığında zarar etmek yoktur. Yani siz sermayenizi döndürmek zorundasınız. Dolayısıyla çok olmasa da bir miktar kar etmek zorundasınız. Bunun için de çok çok önemli. Yemi ucuza mal ederseniz üretim maliyetiniz ucuz olacak. Yani bir kilogram eti ürettiğiniz fiyat size maliyeti düşük olduğu zaman da bunu daha ucuz fiyatla piyasaya, vatandaşa verme şansınız olacak. Bu noktada çok önemli ve önemsenen bir proje” diye konuştu.
 
 
30.3.2018
Devamı

740 Baş Akkaraman Koyunu Genç Çiftçilere Teslim Edildi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız tarafından, tarımda sürdürülebilirliğin sağlanması, genç çiftçilerin girişimciliğinin desteklenmesi, gelir düzeyinin yükseltilmesi, alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsalda genç nüfusun istihdamına katkı sağlayacak kırsal alandaki tarımsal üretime yönelik projelerin desteklenmesini sağlamak amacıyla 2016 yılında uygulamaya konulan Genç Çiftçi Projesi kapsamında 2017 yılında başvuru yaparak hibe desteği alma hakkını kazanan 20 çiftçimize toplam 740 baş Akkaraman ırkı koyunlar teslim edildi.
Genç çiftçi projesi kapsamında İlimizde 2016 ve 2017 yıllarında 256 genç çiftçimizin projesi kabul edilerek 7 milyon 680 bin TL destekleme ödemesi yapılmıştır. Bu kapsamda 2017 yılı Genç Çiftçi başvurularında hak sahibi olan ve küçükbaş hayvan destekleme konusunda hibe projesi onaylanan İlimiz Merkezde 10, Ayrancı 4, Sarıveliler 4, Kâzımkarabekir 1, Başyayla 1, Ermenek 1 olmak üzere toplam 20 genç çiftçiye 35’er adet koyun ve 2’şer adet koç olmak üzere 740 adet Akkaraman koyunu teslim edilmiştir.
Kabul edilen küçükbaş hayvancılık projelerinde yer alan hayvanların dağıtımında İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Orhan ÖZÇALIK, tarımsal nüfusun gençleşmesi ve ülkemizin kalkınmasında büyük öneme sahip olan proje kapsamında 2016 ve 2017 yıllarında ilimizde toplam 256 çiftçimizin genç çiftçi projesinden yararlandığını ifade ederek projenin 2018 yılında da devam edeceğini belirtti. Konu ile ilgili Tebliğin Resmi Gazetenin 24 Mart 2018 Tarihli ve 30370 Sayılı nüshasında yayımlandığını ifade eden İl Müdürü ÖZÇALIK, Tebliğ kapsamında genç çiftçilerimizin başvurularının alınmaya başlanacağını söyledi.
26 Mart 2018 tarihinde gerçekleştirilen Akkaraman ırkı koyunların dağıtımında hak sahibi genç çiftçileri tebrik eden ÖZÇALIK, genç çiftçi projesi kapsamında teslim edilen koyun ve koçların genç çiftçilerimize ve ilimize hayırlı olmasını diledi.
 
 
29.3.2018
Devamı

Üreticinin Umudu Sözleşmeli Tarım

Tarım Bakanı Fakıbaba’nın sözleşmeli tarıma geçileceği açıklaması patates üreticisini umutlandırdı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın, Niğde  ziyareti sırasında ülke genelinde sözleşmeli tarıma geçileceği yönündeki açıklamaları patates üreticilerini umutlandırdı. Sözleşmeli olarak üretilecek ürünler, alım ve fiyat garantisi olacağı için çiftçi herhangi bir sıkıntı yaşamadan emeğinin karşılığını alacak. Bu sayede patatesin depolarda çürümesinin de önüne geçilecek.
Uygulamaya Geçmeli
Niğde Ziraat Odası Başkanı Veli Kenar, sözleşmeli tarımın, çiftçinin geleceğe umutla bakması anlamına geldiğini belirterek, "Sözleşmeli tarımda bölgelerin kendine has yetiştirdiği ürünler var. Her bölgede bu uygulama sanırım birkaç üründe yapılacak. Örneğin Niğde Türkiye'nin en fazla patates üreten illerinin başında geliyor. Ürün bir yıl çiftinin yüzünü güldürse birkaç yıl sıkıntı yaşatıyor. Bu yıl da sıkıntılı. Bunları yaşamamak için sözleşmeli tarımın bir an önce uygulamaya geçirilmesini bekliyoruz" dedi. Üreticilere fiyat ve alım garantisi verilmesinin tarımda önemli bir gelişme olduğunu dile getiren üretici ve tüccar Ünal Topal de şunları söyledi: "Patates üreticisi neredeyse her yıl aynı sıkıntıyı yaşıyor. Binlerce ton patates, pazarlanamadığı için depolarda bekliyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba'nın açıkladığı uygulama hayata geçirildiğinde üretici açısından çok önemli bir adım atılmış olarak. Sözleşmeli tarım bir an önce hayata geçsin ve yaygınlaştırılsın. Biz üretici olarak bunu istiyoruz."
Her Yerde Ortak Olmalı
Kentte 18 yıldır patates üretimi ve tüccarlık yapan Serdar Baştürk ise sözleşmeli tarım uygulaması hakkında tereddütleri olduğunu söyledi. Baştürk, "Geçtiğimiz yıllarda yemeklik patatesi üç yılda bir ekmemiz önerildi. Ama Ödemiş yılda iki kez ürün aldı. Her kente farklı uygulama olursa başarılı olamaz. Ulusal anlamda her ürünün aynı şekilde değerlendirilmesi gerekir" şeklinde konuştu.
 
29.3.2018
Devamı

Ulusal Ekmek Çalıştayı Yapıldı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, TMO, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu ve Konya Ticaret Borsası’nın ortaklaşa düzenlediği Ulusal Ekmek Çalıştayı,  Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda Kontrol Müdürü Muharrem Selçuk, Konya Ticaret Borsa Başkanı Hüseyin Çevik, Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı ve konu uzmanların katılımıyla gerçekleştirildi.  
Çalıştay’da konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, ekmeğin tarihçesine değinerek ekmeğin insanoğlunun tarih sahnesine çıkışından itibaren uğruna en çok mücadele verdiği gıdalardan bir tanesi olduğunu söyledi. Daniş, “Bakanlığımız yakın zamanda ekmekle ilgili birçok düzenleme yaptı. Kısaca değinecek olursak ekmek yapımında kullanılan buğday unları ekmeklik buğday unu adıyla tek sınıfa indirgenmesini ifade edebiliriz. Ekmeklik buğday ununda kepek oranının yüzde 60 artırıldığını söyleyebiliriz. Tuz miktarının yüzde 25 düşürülmesi, ekmek satılan her yerde tam buğday ekmeği ve kepek ekmeğinin satılmasının zorunlu hale getirilmesi, hijyen şartlarının getirilmesi, ambalajsız ekmek dağıtımının ve satışının yasaklanması, çalışan personelin eğitilmesi, buğday ununda C vitamini dışında bütün katkı maddelerinin yasaklanmış olması gibi çalışmalar gerçekleştirildi” dedi.
Gıda Üretenler Vicdani Sorumluluk Taşımalı
Konya Ticaret Borsa Başkanı Hüseyin Çevik ise, ülke genelindeki tüketimden bahsederek “Türkiye’de, insanların gündelik hayatlarında tükettikleri enerjinin yüzde 66’sı tahıllardan, bu oranın yüzde 56’lık kısmı yalnız başına ekmekten karşılanmaktadır. Ülkemizde, kişi başına günde yaklaşık olarak 250-300 gr ekmek tüketilmektedir. Ekmek, bazılarının sandığı gibi sadece karbonhidrat içeren boş kalori kaynağı bir besin değildir. Halkımızın temel besinidir ve günlük alınan enerjinin ortalama %45’i, proteinin %47’si ekmekten sağlanır. Ekmek gibi en önemli besin maddesi üzerinden spekülasyon yapılmasına izin verilmemelidir.” dedi. Ülke olarak yaklaşık 20 milyon ton üretim yapıldığına dikkat çeken Çevik, “Ülkemizde tescilli ve üretim izinli iki yüzün üzerinde ekmeklik buğday çeşidi mevcuttur. Ancak üretimde bulunan çeşit sayısı onlarla ifade edilebilecek düzeydedir. Bilhassa buğday üretimin büyük kısmının gerçekleştirildiği İç Anadolu ve Geçit Bölgelerinde üretimde eski birkaç çeşidin hakimiyetini yeni çeşitler kıramamış, yeni çeşitlerin üretimde aldıkları pay kısıtlı kalmıştır. Bunca yıl, emek ve maliyetle yürütülen ıslah çalışmaları sonucu elde edilen çeşitlerin üretimde yer almaması ekonomik bir kayıp olarak görülmektedir. Ülkemizde, yılda yaklaşık 20 milyon ton buğday üretimi oluyor. Ama kalitede yıllara göre dalgalanmalar oluyor. Buğdayda kalite dendiği zaman akla para gelmelidir. Çünkü kaliteli buğday iyi para demektir. Çünkü kaliteli buğdaydan kaliteli un, kaliteli undan kaliteli ekmek elde ediliyor. Un sektörü kaliteli ürün için, kaliteli hammaddeyi ülke kaynaklarından karşılama çabasındadır.” ifadelerini kullanarak, gıda üreten firmaların ve çalışanların yaptıkları iş dolayısıyla vicdani olarak sorumluluk duymaları gerektiğinin altını çizdi.
Gıda Kontrol Müdürü Muharrem Selçuk ise, açıklamalarında ekmeğin kültürümüzdeki yerini anlattı. Ekmeğin içerisindeki besinlerin bilinenin aksine olduğunu söyleyen Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı da, “Geçmiş yıllarda günde 6 milyon ekmek israf ediliyordu. Bakanlığımızın yaptığı çalışmalar doğrultusunda bu israf günde 4 milyon 900 bine düştü” şeklinde konuştu. Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu un üretimi ve israfın maddi boyutuna değindi.
İki gün boyunca devam Ulusal Ekmek Çalıştayı’nda konunun uzmanları tarafından  ekmeğe dair tüm konular ele alındı.
 
 
28.3.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba: "Yatırımcılarımıza Yüzde 50 Hibe Desteği Veriyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı ile yatırımcılarımıza yüzde 50 hibe desteği veriyoruz" dedi.
Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı ile ilgili yazılı bir açıklama yapan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "2006 yılından beri uyguladığımız Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı (KKYDP) ile yatırımcılarımıza yüzde 50 hibe desteği veriyoruz. Programla doğal kaynaklar ve çevrenin korunması, kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi entegrasyonunun sağlanması, tarımsal pazarlama altyapısının geliştirilmesi, gıda güvenirliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması ve kırsal toplumda belirli bir kapasitenin oluşturulmasına yönelik uygulamaları hayata geçiriyoruz" dedi.
Program kapsamında 2006-2018 yılları arasında uygulanan 11 etapta 8 bin 462 tarıma dayalı ekonomik yatırım için 2,2 milyar TL, 261 bin 147 makine ekipman için 993 milyon TL ve 16 bin 989 bireysel sulama ekipmanı için 256 milyon TL olmak üzere toplam 3,4 milyar TL hibe desteği sağladıklarını belirten Fakıbaba, bu desteklerle hayata geçirilen yatırımlarla kırsal alanda 68 bin kişiye istihdam sağladıklarını açıkladı. Fakıbaba, programın 12. etabı ile ilgili çalışmaların başladığını ve bu etap ile ilgili tebliğin 13 Eylül 2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlandığını kaydederek, "Tebliğ doğrultusunda yapılan başvuruları değerlendiren illerdeki il proje değerlendirme komisyonları, bin 88'i alt yapı ve bin 881'i ekonomik yatırım olmak üzere toplam 2 bin 969 projeyi uygun bularak Bakanlığımıza bildirdi" ifadelerini kullandı.
Merkez Değerlendirme Komisyonunun yaptığı değerlendirmeler sonucu 2 bin 723 projeyi programa aldıklarını dile getiren Bakan Fakıbaba, "Programa alınan bu projeler için 841 milyon TL hibe ödeyeceğiz. Yüzde 50 yatırımcı katkısını da dikkate aldığımızda 1,7 milyar TL'lik yatırım gerçekleşmiş olacaktır. Yatırımcılarımıza kolaylık sağlamak için 24 Mart Cumartesi günkü Resmi Gazete'de yayımlanan tebliğ değişikliği ile 1 Ekim 2018 olan iş bitirme süresini 31 Mayıs 2019 tarihine kadar uzattık. Kırsal kalkınma olmadan ülke kalkınması olmaz anlayışı doğrultusunda kırsal alandaki kalkınmamızı sağlamamız amacıyla üreticilerimize ve sektöre yönelik desteğimiz artarak devam edecek" dedi.
 
28.3.2018
Devamı

Buzağı Kayıpları Aşı İle Önlenecek

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının 2018 yılını Buzağı Yılı ilan etmesi ve buzağı kayıplarının önlenmesi ile ilgili kampanya kapsamında Erzincan Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ile Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği arasında sözleşme imzalandı.
Erzincan Valiliği İl Özel İdaresi tarafından desteklenen kampanya ile buzağı kayıplarının önlenmesi için aşılama kampanyası başlatılacak.
Erzincan İl Özel İdaresi tarafından desteklenen kampanya kapsamında imzalanan sözleşmeye Erzincan İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Murat Şahin ve Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yaşar Faruk Günay imza attılar. İmza töreninde konuşan Erzincan İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Murat Şahin, ülkemiz hayvancılığının kalkınmasında buzağı ölümlerinin önlenmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. İl Müdürü Şahin konuşmasında "Bilindiği üzere 2018 yılı Bakanlığımız tarafından Buzağı Yılı olarak ilan edilmiştir. Başta Sayın Bakanımız olmak üzere Bakanlığımızın tüm birimleri bu konuda önemli çalışmalara imza atmaktadırlar. Biz de Erzincan'da Valimiz ve Erzincan İl Özel İdaresinin destekleri ile Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile işbirliği içerisinde bir aşılama kampanyası başlatıyoruz. Kampanya kapsamında Erzincan genelinde 8-9 aylık gebe düvelerin aşılaması yapılacaktır. İl genelinde yaklaşık 13 bin hayvanımız Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ekipleri tarafından aşılama kampanyasına dahil edilecektir. Kampanyaya destek sağlayan Valimize, Erzincan İl Özel İdaresine ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğimize teşekkür ediyorum" dedi.
Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yaşar Faruk Günay ise Erzincan'da büyükbaş hayvancılığının geliştirilmesi amacıyla yaptıkları çalışmalara bir yenisini daha eklediklerini kaydederek, "Birlik olarak buzağı ölümlerinin önlenmesi amacıyla gerçekleştirilen kampanya kapsamında elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Amacımız Erzincanlı yetiştiricilerin kayıplarını en aza indirmektir. Kampanyaya destek sağlayan Valimize, Erzincan İl Özel İdaresine, Erzincan Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğümüze şükranlarımı sunuyorum" dedi.
 
28.3.2018
Devamı

Türkiye Un İhracatında Dünya Birincisi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, "Türkiye'de ciddi bir un sanayimiz var. Dünyada un ihracatında birinci sıradayız. Bu büyük bir sektörü ifade ediyor" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı Mehmet Daniş, Konya'da bir otelde düzenlenen "Ulusal Ekmek Çalıştayı"nda, ekmeğin insanlara verilen en önemli nimet olduğunu söyledi.
Ekmeğin tarihsel süreç içerisindeki önemini örneklerle anlatan Daniş, Türk kültürü ve sofrasının parçası ekmeğin günümüzde en çok tartışılan gıdaların başında geldiğini aktardı.
Daniş, obezitenin en büyük sebebinin ekmek olduğu yönünde iddiaların dile getirildiğini belirterek, "Çalışmalarda, bilimsel araştırmalarda, doğal olarak üretilen ekmeğin besleyici ve mineral kaynağı olduğu ifade ediliyor. Bu çalıştaya çok görev düşüyor. Bakanlık olarak sonuçlarını hayata geçirmeye çalışacağız. Türkiye'de ciddi bir un sanayimiz var. Dünyada un ihracatında birinci sıradayız. Bu büyük bir sektörü ifade ediyor." diye konuştu.
Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu ise tarım arazilerinin yarısında buğday üretimi yapıldığını dile getirdi.
Ekmeğin ham maddesi buğdayın yaklaşık 2 milyon çiftçinin geçim kaynağı olduğuna dikkati çeken Kemaloğlu, bunun 81 milyonun ekmeğini karşılayan bir sektör olduğunu bildirdi.
"İsraf edilen ekmeğin parasal değeri yılda 1,6 milyar liradır"
Kemaloğlu, 2008'de yapılan bir araştırmaya göre Türkiye'de üretilen ekmeğin her gün yüzde 5'inin israf edildiğine işaret ederek, şöyle devam etti:
"2013'te ekmek israfını önlemeye yönelik bir kampanya başladı ve 900 civarında etkinlik gerçekleştirildi. Yüzde 20'ye yakın israf önlendi. Parasal değer 300 milyon lira. İsraf edilen ekmeğin parasal değeri yılda 1,6 milyar liradır. BM'de dünyada israfı önlemeye dönük en güzel çalışmalardan biri gösterildi. Yeterli mi? Bu kutsalımız, en çok israf ettiğimiz şey. Dolayısıyla toplum olarak daha fazla önem vermemiz gerektiği görülüyor."
Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik de ekmek üretiminde teknoloji kullanımının yaygınlaştığını ifade etti.
Yetişmiş insan gücü eksikliğinin bu sektörde de kendini gösterdiğinin altını çizen Çevik, "Ham maddeyi tanıyan, iş akışına hakim, dünya ile entegre olarak bilgiye ulaşabilen, teorik eğitimi pratik ile taçlandıran faydalı elemanlara her zaman ihtiyaç duyulmaktadır. Bu açıdan Borsamız, Sanayi Odamız, Ticaret Odamız, Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu ve Orta Anadolu Un Sanayicileri Derneği ile Necmettin Erbakan Üniversitesi bünyesinde kurulan Değirmencilik Bölümüne desteğimiz sürecektir." diye konuştu.
 
28.3.2018
Devamı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba: 'Çiftçilere 100 bin TL faizsiz kredi verilecek'

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba: "Çiftçilere 100 bin TL faizsiz kredi verilecek" 
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Hayata geçirdiğimiz proje ile çiftçilerimize 100 bin TL faizsiz kredi kullandırılacak. Proje sonunda ihtiyacımız olan damızlık anaç sayısının artmasına katkı sağlanacak, 7 yılda yaklaşık 1,5 milyon damızlık sığır sayısına ulaşılacak. Böylece, işletme kapasitelerin doluluk oranı artırılmış olacaktır" dedi.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, TİGEM ve Ziraat Bankası arasında, "500 bin Anaç Koyun ve 250 bin Düve Projesi Protokolü" gerçekleştirildi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında, Bakan Fakıbaba'nın katılımlarıyla gerçekleştirilen iş birliği protokolü ile, hem çiftçilerin gelirinin arttırılması hem de tüketicilerin uygun fiyatla kaliteli kırmızı et ve süt tüketimi sağlayabilmesi hedefleniyor. Programda konuşan Fakıbaba, küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi ve ihtiyaç olan anaç koyun sayısını elde etmek için, TİGEM aracılığıyla, “Sözleşmeli Üretim Modeli” Projesini başlattıklarını ifade ederek, "Bu projeden, kredibilitesi yeterli, Bakanlık Kayıt Sistemine kayıtlı, barınak kapasitesi yeterli, mera varlığı olan ve/veya kaba yem teminini sağlayabilen yetiştiricilerimiz arasından, puanlama usulüyle seçilenler faydalanabilecektir. Bu proje ile; her bir yetiştiricimize, 300 başa kadar anaç koyun temin edilecektir. Doğacak kuzulara taban fiyat ile alım garantisi veriyoruz. Kredi ile avansların geri ödemesi, doğan kuzuların bedelinden düşülerek, kalan meblağ üreticiye ödenecektir. Kredinin geri ödemesi ise ilk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli, toplam 7 yıl olacaktır. Ayrıca proje sonunda yetiştiricilerimize, 2018 yılı sonuna kadar, toplamda 500 bin baş damızlık koyun vermeyi, ve sekizinci yılda yaklaşık 5 milyon baş damızlık dişi koyun sayısına ulaşmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu.
"250 bin düve projesi" Eş zamanlı olarak büyükbaş hayvancılığın geliştirilmesi ve ihtiyaç olan düve sayısına ulaşabilmek içinse Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı ile “250 Bin Düve” Projesi başlatıldı. Bu projeden de tecrübeli ve kapasite açığı bulunan kooperatif üyesi çiftçiler yararlanabilecek. Proje ile çiftçilere 100 bin TL faizsiz kredi verileceğini kaydeden Fakıbaba, "Bu kredinin yüzde 80’ i düve, yüzde 20’si yem tedariki için kullandırılacaktır. Kredinin geri ödemesi ise, ilk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli, toplam 7 yıl olacaktır. Proje sonunda ihtiyacımız olan damızlık anaç sayısının artmasına katkı sağlanacak, 7 yılda yaklaşık 1,5 milyon damızlık sığır sayısına ulaşılacak. Böylece, işletme kapasitelerin doluluk oranı artırılmış olacaktır" diye konuştu.
Konuşmaların ardından Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, TİGEM ve Ziraat Bankası arasında protokol imzalandı. İmza törenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fakıbaba, şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin yapılan eleştiriler hakkında, "Ben Başbakanımızın verdiği kararın doğru olduğuna inanıyorum, kendisi çok zeki bir büyüğümüz bizim. Bu bağlamda Başbakanımızın verdiği kararın altına ben imzamı atarım" ifadelerinde bulundu.
 
28.3.2018
Devamı

500 Bin Anaç Koyun ve 250 Bin Düve Projelerinde İmzalar Atıldı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 500 Bin Anaç Koyun ve 250 Bin Düve projeleriyle temel amaçlarının, hayvan popülasyonunu artırmak ve et ithalatını önlemek olduğunu belirtti.
Fakıbaba, Bakanlıkta düzenlenen "500 Bin Anaç Koyun ve 250 Bin Düve Projesi Protokol İmza Töreni"ne katıldı.
Protokol, Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım İşletmeleri (TİGEM) Genel Müdürü İsmail Şanlı ve Ziraat Bankası Genel Müdürü Hüseyin Aydın tarafından imzalandı.
Törende konuşan Fakıbaba, hayvancılıktaki hedeflere ulaşmak için anaç hayvan sayısının artırılması gerektiğini vurguladı.
Bu projelerin başlangıç olduğunu dile getiren Fakıbaba, "Çiftçilerimiz Milletin Evinde Cumhurbaşkanımızla Buluşuyor' programında, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın müjdelerini verdiği, '500 Bin Anaç Koyun' ve '250 Bin Düve' projelerini, bugün hayata geçiriyoruz. Bu projelerle hem çiftçilerin geliri artırılacak, hem de tüketicilerin uygun fiyatla kaliteli kırmızı et ve süt tüketimi sağlanmış olacak." diye konuştu.
"Hayalim kırsal kalkınma"
Fakıbaba, ülke kalkınmasının kırsal kalkınma olmadan gerçekleşmeyeceğine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: 
"Önce kırsalı kalkındırmak zorundayız. Elimden gelmiş olsa, Tarım Bakanlığının adına 'Kırsal Kalkınma Bakanlığı' diye ilave ederim. Köylüyü kırsalda tutmanın yolu sadece para kazanılması değil, insanca yaşama şartlarını orada mutlak sağlamamız lazım. Gencimizin yüzebileceği havuzu, gideceği kütüphanesi, kalacağı güzel konutu olması lazım. Bunlar yavaş yavaş gelecek. Esas hedeflerimizde de bunlar var. Hayalim bu, 10-15 yıl sonra Türkiye'nin kırsalını da böyle görüyorum."
"Bunlar sosyal proje değil"
Halk arasında "300 koyun projesi" olarak bilinen projeyle, herkese 300 koyun verilecekmiş gibi algı oluştuğuna da işaret eden Fakıbaba, şu değerlendirmede bulundu: 
"Daha önce böyle hayvanlar verilmiş ama biz hala et ithal ediyoruz. Mutlaka ve mutlaka bu işi, anlayan arkadaşa vermek zorundayız. Bunlar sosyal proje değil, 'biz verelim de işi olsun, gücü olsun, para kazansın' değil. Bu projelerde amacımız, hayvan popülasyonumuzu artırmak, et ithalatını önlemek. Yoksa gönül ister ki her gelene bir şeyler vermek ama değil. Verildiği zaman da bu insanlar bu işten anlamadığı takdirde iyi niyetle başlıyor, üç ay sonra ya satıyor ya da kesime gönderiyor. Ahırı olacak, ahırda kapasitesi olacak, içinde hayvanı olacak ve biz bunu 300'e tamamlayacağız. İnsanlara puanlama sırasına göre vermek zorundayız."
Fakıbaba, proje kapsamındaki dağıtımı nisan ayında Şanlıurfa'da başlatacaklarını bildirdi.
500 Bin Anaç Koyun Projesine değinen Fakıbaba, "Her sene bunu devam ettireceğiz, ne zamana kadar, ithalat bitene kadar. Her bir yetiştiricimize, 300 başa kadar anaç koyun temin edilecek. Yetiştiricilerimize, 2018 sonuna kadar toplamda 500 bin baş damızlık koyun vermeyi hedefliyoruz." dedi.
"2 yıl ödemesiz, 7 yıl vadeli kredi"
Fakıbaba, Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı başlatılan 250 Bin Düve Projesi'nden, tecrübeli ve kapasite açığı bulunan kooperatif üyesi çiftçilerin yararlanacağını belirterek, söz konusu proje kapsamında çiftçilere 100 bin lira kredi kullandırılacağını söyledi.
Bu kredinin yüzde 80'inin düve, yüzde 20'sinin yem tedariki için kullandırılacağına dikkati çeken Fakıbaba, "Adamın cebinde yem alacak parası yok. Onun için bu hayvanı kesime gönderiyorum. Onun için biz önümüzdeki yıl anne adayı olacak kuzuya destek vermeyi düşünüyoruz." ifadelerini kullandı.
"Boş ahırları dolduracağız"
Fakıbaba, kredinin ilk 2 yıl ödemesiz, sonraki 5 yıl ödemeli, toplam 7 yıl vadeli olacağının altını çizerek, "7 yılda yaklaşık 1,5 milyon damızlık sığır sayısına ulaşılacak. Böylece işletme kapasitelerin doluluk oranı artırılmış olacaktır. Boş ahırları dolduracağız." dedi.
Projelerde finans kaynağı olarak Ziraat Bankasından kredi kullandırılacağına işaret eden Fakıbaba, üreticilerin kendi hayvanını seçeceğini, hayvanlara Tarım Sigortaları Havuzu  (TARSİM) sigortası yapılacağını, veterinerlik hizmetleri, aşı ve küpeleme işlemlerinin Bakanlık tarafından ücretsiz karşılanacağını anlattı.
Fakıbaba, bu projelere yenilerini eklemeye devam edeceklerinin kaydetti.
Gazetecilerin, projeler kapsamında verilecek hayvanların ithal edilip edilmeyeceğine yönelik sorusu üzerine Fakıbaba, "Birinci amacımız yurt içinden bunu tedarik etmek ama eğer yurt içindeki arkadaşlar fiyatı yükseltecek olurlarsa, ellerine gelen bu şansı iyi değerlendiremezlerse mecburen ithalata yönelebiliriz." diye konuştu.
27.3.2018
Devamı

Bakanlık Paylaştı Vatandaşa Domuz, At ve Eşek Eti Yedirmişler!

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, ürünlerinde hile yapan firmaların isimlerini kamuoyu ile paylaştı. Bakanlığın açıkladığı listede, birçok firmanın dana eti ve kırmızı et diyerek vatandaşlara domuz eti ya da tek tırnaklı hayvan yani at ve eşek eti yedirdiği ortaya çıktı. İşte bakanlığın açıkladığı o firmalar…
Hileli ürünleri ifşa listesi aracılığıyla kamuoyu ile paylaşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tek tırnaklı eti (at ve eşek) yediren firmalar başta olmak üzere ürünlerinde tağşiş yapan birçok firmanın adını ifşa etti. Bakanlığın yayımladığı ürünler arasında enerji içeceği, çikolata gibi gıdalar da yer alıyor. İşte, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın yayımladığı tek tırnaklı eti tespit edilen hileli ürünler  listesi
KÖFTEDE DOMUZ ETİ
Bir çok markada tek tırnaklı etine (at,eşek) rastlanırken, bazı firma ve restoranların domuz eti kullandığı ortaya çıktı. İstanbul Esenyurt’taki, bir restoranda Adana kıymasında, Tekirdağ Çorlu’da bir firmanın ürettiği kuru köfte ve sebzeli pişmiş köftede domuz eti tespit edildi.
Domuz eti tespit edilen bir diğer firma da Aydın’da üretim yapan bir sucuk üreticisi. Söz konusu firmanın ısıl işlem görmüş dana sucuğunda domuz etine rastlandı.
BOYALI PUL BİBER 
Domuz eti ve tek tırnaklı etlerinin yanı sıra geçtiğimiz yıllarda devreye giren ve sucuk, salam, sosis gibi ürünlerde et karışımını engelleyen tebliğin de delindiği görüldü. Sadece dana eti ile üretildiği iddia edilen ürünlerde kanatlı etine rastlandı. Yine bazı restoranların kıymalarında sakadat tespit edildi.
Türkiye’nin en büyük gıda firmalarından birinin ‘Uzun sosis avantajlı’ paketinde ise ‘baş eti’ görüldü. Özellikle bazı zeytinyağı üreticilerinin de taklit ve tağşişe sıklıkla başvurduğu ortaya çıktı. Edirne’de üretim yapan bir yağ üreticisinin ‘riviera zeytinyağı’ olarak sattığı ürüne mumsu maddeler ve pirina yağı karıştırıldığı ortaya çıktı. Şanlıurfalı bir biber üreticisinin isot kırmızı pul biberinde ‘boya’ kullandığı ortaya çıktı.
TULUMDA BİTKİSEL YAĞ
Birçok bal üreticisinin de ürünleri listede yer aldı. Ballarda fruktoz ve glukoza rastlandı. Takviye edici birçok gıdada ve enerji içeceklerinde ise ‘ilaç etken maddeleri’ bulundu. Süt ve süt ürünleri üreticileri de listede kendisine geniş yer buldu. Tulum peynirlerinde bitkisel yağ ve nişastaya, manda yoğurtlarında süt yağı ve harici yağlara rastlandı. Bazı yoğurtlarda ise jelatin tespit edildi.
 
 
27.3.2018
Devamı

"Köylünün Hayat Standardını Yükseltmek İçin Çalışıyoruz"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, kırsal kesime yönelik projeleri artıracaklarını belirterek, "Elimizden geldiği, kadar özellikle köyde yaşayan kardeşlerimizin hayat standartlarını yükseltmek, onların gelirlerini artırmak için çalışıyoruz. 250 köy projemiz (Örnek Köy Projesi) ve diğer benzer projelerin üzerinde daha çok duracağız." dedi.
Fakıbaba, yaptığı açıklamada, Türkiye'nin tarım ve hayvancılık potansiyelini daha iyi kullanabilmek için çok yönlü çalışma yaptıklarını söyledi.
Özellikle Anadolu köylerinde yaşayan vatandaşlara sahip çıkmayı temel düstur edindiklerini vurgulayan Fakıbaba, bu kapsamda kısa, orta ve uzun vadeli farklı projeleri hayata geçirmeyi planladıklarını dile getirdi.
Türkiye'de tarımın önünün açık olduğunu anlatan Fakıbaba, ürün planlaması yaparak arz ve talep dengesini sağlamayı hedeflediklerini kaydetti.
Fakıbaba, tarımda değişimin ve dönüşümün ilk adımını "Örnek Köy Projesi"yle başlatacaklarına dikkati çekerek, "Üretimde sistemli bir planlama yapacağız. Arz ve talep dengesini üretimde gözeteceğiz. Talebe göre üretim yapacağız. Ürünün fazlasının ihracını daha iyi planlayacağız. Bunlar basit konular gibi gözükse de inanın bu, Türkiye'nin tarımsal geleceği açısından büyük önem arz ediyor." diye konuştu.
Her şehre 3 örnek köy
Fakıbaba, Örnek Köy Projesi ile tarım ve hayvancılığın kalkındırılmasının amaçlandığını belirtti.
Proje sayesinde kırsal nüfusu ve tarımsal üretimde verimliliği artıracaklarını vurgulayan Fakıbaba, "Yaptığımız bütün işler önce insan için. Biz elimizden geldiği kadar, özellikle köyde yaşayan kardeşlerimizin hayat standartlarını yükseltmek, onların gelirlerini artırmak için çalışıyoruz. 250 köy projemiz (Örnek Köy Projesi) ve diğer benzer projelerin üzerinde daha çok duracağız. Şu anda iki köyde başladık, diğer illerimizde de yıl sonuna kadar başlayıp bitireceğiz. Tek tek hayata geçiriyoruz." ifadelerini kullandı.
Fakıbaba, proje kapsamında her ilde 3 örnek köy kurulmasının planlandığını sözlerine ekledi.
 
26.3.2018
Devamı

TARIM PAYDAŞLARI “TARIMA HİZMET ÖDÜLLERİ” PROGRAMINDA BULUŞACAK

Anadolu insanı merhametlidir. Toprak kokar elleri, güller açar gözleri. Neden diye sorma ‘ana doludur’ yüreği. Aslımız gayemiz özümüz Veysel ustanın dediği gibi ‘sadık yarimizdir kara toprağımız. Emek veririz, terimizle sularız, ellerimizle ekeriz biçeriz harman oluruz.  Sonra bin bir bereketini sunar bizlere sadık yârimiz. Biz toprak, toprak biz oluruz. İşte böylesine güzel bir sevgiyle üretilen her şey bizim emeğimiz ekmeğimiz alın terimizdir. Anadolu İzlenimleri Dergisi Anadolu’nun bu özelliklerini tüm Türkiye’ye tanıtmayı misyon edinmiştir. İşte bu anlayışla tarım medya sektörüne 12 yıldır hizmet eden Anadolu İzlenimleri dergisi başta tarımla yoğrulan eli nasırlı üretici, yetiştirici, bu alandaki kamu kuruluşları, sivil toplum örgütleri, ulusal ve tarımsal basın mensupları, tarım bankacılığı ve tarıma üretimi ile güzel Anadolu’muzun dört bir tarafından yaz kış demeden destek veren kıymetli üreticilerimize “2.Tarıma Hizmet Ödülü” programı kapsamında ödüllendirilecek.
12 yıldır tarım sektöründe sorumlu yayıncılık anlayışı gereği Türk tarımına ve Türk çiftçisine hizmet eden dergi, bu gün üreticiden aldığı güç ile on bir yılı geride bırakarak on ikinci yılında gıda, tarım ve hayvancılık alanındaki gelişmeleri, yenilikleri takip edip bu noktada 2017 Tarıma Hizmet Ödüllerini üreticiyle buluşturacak.
 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba’nın destek ve himayeleriyle 3 Nisan 2018 Ankara Bilkent Otel İstanbul Salonunda saat 19:00 da gerçekleştirilecek olan programımıza TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyeleri, sivil toplum örgütlerinin değerli temsilcileri, ulusal ve tarımsal basın mensupları, dergimizin birçok okurlarıyla ve aynı zamanda tüm paydaşlarımızla bu mutlu günde birlik ve beraberlik içerisinde olmayı temenni ediyoruz.
 
26.3.2018
Devamı

Tarım Bakanı Fakıbaba: Hedefimiz Türkiye'nin Bir Milyon Düve Açığını Kapamak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Hedefimiz, Türkiye'nin bir milyon düve açığını kapamak. Bunu kapatacağımıza inanıyorum" dedi
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, 500 bin anaç koyun ve 250 bin düve projesine ait protokolün Salı günü Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası arasında imzalanacağını söyledi.
Proje kapsamında üreticiye yılda 500 bin anaç koyun vereceklerini belirten Fakıbaba, şöyle devam etti:
"300'e kadar koyun dedik. Söylediklerimiz aynı şekilde geçerlidir. 3 yıl içerisinde Tarım Kredi olarak 250 bin düve vereceğiz. Bunlar 100 bin liralık olacak. İnşallah 75 binini bu yıl için planladık. Bunu 3 yıl içerisinde 250 bine tamamlayacağız. Bizim hedefimiz Türkiye'nin bir milyon düve açığını kapatmak. Bunu kapatacağımıza inanıyorum. Tabii zaman istiyorum."
Son 2 günde Niğde ve Afyonkarahisar'da temaslarda bulunduğunu ifade eden Fakıbaba, "Gerçekten çok mükemmel işletmeler var. Emeği geçen bütün arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) olarak, Bakanlık olarak destekledik" diye konuştu.
Gıda, tarım ve hayvancılık alanındaki çalışmaların çok daha başarılı seviyeye geldiğini görmekten büyük mutluluk duyduğunu anlatan Fakıbaba, "Önümüz açık. İnşallah çok daha güzel işletmeler ortaya çıkacaktır" ifadelerini kullandı.
"Her önümüze çıkana 'al bunu' deme şansımız yok"
Fakıbaba, 300 koyun projesiyle ilgili kriterleri açıkladıklarına işaret ederek, şunları söyledi:
"300 koyuna kadar diyoruz. Bu işi yapanlar diyoruz. Farz edelim sizin ahırınız 300 kapasiteli. Damızlık koyununuz var. 250 tane vereceğiz. Meranız olacak. Bizim her önümüze çıkana 'al bunu' deme şansımız yok ama ne yapacağız? Sigortasının parasını ödeyeceğiz, asgari ücretini vereceğiz, ilaç gerektiğinde ilacını vereceğiz. Tarım Bakanlığının hekimlerine zimmetleyeceğiz, onlar ücretsiz olarak bu hayvanlara bakacak. En sonunda bunlara avans olarak veriyoruz. Bir yılın sonunda 300 tane koyundan ne kadar yavru alıyoruz, en az 300 tane. Şu anki fiyatı nedir, 120 bin lira. Ne kadar avans vermişiz, ortalama 80-85 bin lira düşünüyoruz. Asgari ücretini aldıktan sonra geriye ne kalıyor, 35 bin lira. 35 lirasını da çıkarıp kardeşimize iade edeceğiz."
 
26.3.2018
Devamı

Organik Tarım ve İyi Tarım Desteği Başvurularında Son Gün 30 Mart

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)  Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 17 Eylül 2017 tarihinde başlayan organik tarım ve iyi tarım uygulamaları desteği başvurularının, 30 Mart 2018 Cuma günü mesai saati sonunda tamamlanacağını bildirdi.
Bayraktar, yaptığı açıklamada, 2017 yılı tarımsal destekleri kapsamında verilecek olan Organik Tarım Desteği olarak dekarda, birinci kategori ürünlerde 100 lira, ikinci kategori ürünlerde 70 lira, üçüncü kategori ürünlerde 30 lira, dördüncü kategori ürünlerde 10 lira olarak ödeneceğini belirtti.
Organik Tarım Desteği ödemesinin, Organik Tarım Yönetmeliğine göre organik tarım yapan, Organik Tarım Bilgi Sistemi (OTBİS) ve Çiftçi Kayıt Sisteminde (ÇKS) 2017 üretim yılında kayıtlı, 2017 yılı hasadını gerçekleştirmiş, ürettiği ürüne ürün sertifikası düzenlenmiş olan ve destekleme tebliğinde belirtilen usul ve esaslara göre başvurusunu yapan çiftçilere ödeneceğini vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti:
“2017 yılı hasadı yapılmış ürün için OTBİS’te yetkilendirilmiş kuruluşça kontrolü yapılmış ve Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre uygun bulunmuş Geçiş süreci-2, Geçiş süreci-3 ve organik statüde yer alan tarım arazileri ve bu arazilerde kayıtlı ürünlerden desteklemeye uygun bulunan arazilere destekleme ödemesi yapılacak.
Üreticilerin başvurularını bağlı oldukları Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl/İlçe Müdürlüklerine 30 Mart 2018 mesai bitimine kadar yapmaları gerekmektedir. Aksi takdirde üreticilerin destekten faydalanmaları mümkün olamayacak.
Son günlerde yaşanabilecek yoğunlukları göz önüne alarak, üreticilerimizin başvurularını biran evvel yapmaları kendi yararlarına olacaktır.”
Kategorilerine göre Organik Tarım Desteği ödenecek belli başlı ürünler şöyle:
“1. Kategori Ürünler: Acur, Ahududu, Alıç, Altınçilek, Altıntop, Armut, Avokado, Ayva, Badem, Bakla, Balkabağı, Bamya, Barbunya Fasulye, Barbunya Fasulye (kuru), Bergamot, Biber, Böğürtlen, Brokoli, Ceviz, Çay, Çilek, Dereotu, Domates, Dut, Elma, Enginar, Erik, Fasulye (kuru), Fasulye, Fındık, Gilaburu, Hıyar, Ispanak, İğde, İncir, Kabak, Kuşüzümü, Karnabahar, Karpuz, Kavun, Kayısı, Kereviz, Kestane, Kızılcık, Kiraz, Kivi, Kuşkonmaz, Kuzukulağı, Lahana, Limon, Mandalina, Mantar, Marul, Maydanoz, Meyve Fidanı, Sebze Fideleri, Muşmula, Muz, Nane, Nar, Nektarin, Örtü Altı Fidecilik, Palamut, Patlıcan, Pazı, Pepino, Pırasa, Portakal, Roka, Sarımsak, Semizotu, Soğan, Şalgam, Şeftali, Tere, Trabzon Hurması, Turp, Turunç, Üvez, Üzüm, Üzüm Kurutmalık, Üzüm Sofralık, Vişne, Yenidünya, Yerelması, Zerdali.
2. Kategori Ürünler: Adaçayı, Anason, Antep Fıstığı, Biberiye, Civanperçemi, Çemen, Çörekotu, Defne, Ebegümeci, Fesleğen (reyhan), Hünnap, Kekik, Isırganotu, Kantaron, Kimyon, Kişniş, Kuşburnu, Melissa, Mercanköşk, Rezene, Safran, Şerbetçiotu, Tarçın, Zahter, Zencefil, Zeytin.
3. Kategori Ürünler: Ayçiçeği, Bakla (kuru), Bezelye, Börülce, Çeltik, Gül, Kenevir Lif, Keten Lif, Mercimek, Mürdümük, Nohut, Pamuk, Sarımsak (kuru), Soğan (kuru), Soya, Susam, Tütün, Yerfıstığı.
4. Kategori Ürünler: Diğer ürünler (1., 2., 3. Kategori haricindeki ürünler ve nadas).”
İyi Tarım Uygulamaları Desteği
Bayraktar, iyi tarım uygulamaları desteğinin, dekara, meyve ve sebzede bireysel sertifikasyona 50 lira, grup sertifikasyonuna 40 lira, süs bitkileri ve tıbbi aromatik bitkilerde desteğin ise bireysel sertifikasyonuna 100 lira, grup sertifikasyonuna 80 lira, çeltikte 10 lira, örtü altı üretimde 150 lira olarak ödeneceğini belirtti.
İyi tarım uygulamaları desteği ödemesinin, İyi Tarım Uygulamaları Hakkında Yönetmeliğine (İTUD) göre meyve, sebze, çeltik, süt bitkileri, tıbbi aromatik bitki ürünlerinde iyi tarım uygulamaları faaliyetleri sonucu 2017 yılında üretim yapmış, hasadını gerçekleştirmiş ve yetkilendirilmiş kuruluşlarca 2017 üretim yılında düzenlenmiş İyi Tarım Uygulamaları Sertifikasına sahip olanlara ve örtüaltında iyi tarım uygulamaları yapan çiftçilerden Örtü Altı Kayıt Sistemi’nde (ÖKS) kayıtlı olanlara desteğe tabi alan hesaplanarak ödenecek.
Organik tarımda olduğu gibi 17 Eylül 2017 tarihinde başlayan iyi tarım uygulamaları desteği başvuruları da 30 Mart 2018 Cuma günü mesai saati sonunda tamamlanıyor.
 
 
26.3.2018
Devamı

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından ESK Hakkında Çıkan İddialara Yanıt!

Bosna Hersek'ten getirildiği ifade edilen sığır karkas etlerle alakalı olarak Milletvekili tarafından Meclis'te verilen soru önergesinin algı oluşturabileceği ifade edilerek kamuoyunun bilgilenmesi adına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Et ve Süt Kurumu hakkında ki iddialara ilişkin açıklama yapıldı.
Söz konusu bir Milletvekili tarafından Meclis'te verilen soru önergesi içerisinde yer alan detaylara göre Bosna Hersek'ten getirilen sığır karkas etlerle ilgili olarak algı oluşturabileceği ifade edildi ve Bakanlık tarafından yazılı açıklama yapılarak kamuoyunun konuyla alakalı olarak bilgi paylaşımı yapıldı.
"Bir milletvekili tarafından Bosna Hersek'ten getirilen sığır karkas etlerle ilgili verdiği soru önergesi bazı medya organlarına olumsuz algı doğurabilecek şekilde yansımıştır. Soru önergesinde yer alan iddialarla ilgili olarak kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi bakımından aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur:
"Bilindiği üzere Kurumumuz, Bakanlar Kurulu tarafından verilen tarife kontenjanları kapsamında et ithalatı gerçekleştirmektedir.
İthal edilen etlerin, getirilen ülkede kesimi, parçalanması ve paketlenmesi gibi işlemler Bakanlığımızca görevlendirilmiş veteriner hekimlerin gözetiminde bizim belirlediğimiz kurallara göre yapılmaktadır. Ülkemize girişi gerçekleşen etler de yine veteriner hekimlerimiz tarafından Veteriner Sınır Kontrol Noktalarında gerekli analiz ve kontrollere tabi tutulmaktadırlar. Yani ithalat uygulamalarımızdaki bütün işlemlerde gereken hassasiyet gösterilmekte, sağlık açısından risk taşıyan hiçbir ürünün ya da hayvanın ülkemize girişine müsaade edilmemektedir.
Bosna Hersek'ten getirilen etler de Veteriner Sınır Kontrol Noktası'nda gerekli kontrollere tabi tutulmuştur. Yapılan bu kontrollerde bu etlerin sadece bir partisinde sağlık sorunu olduğu tespit edilmiştir. Analiz sonuçları çıkana kadar bu etler depolarımızda muhafaza altına alınmış, iddia edildiği gibi piyasaya sürülüp vatandaşların tüketimine sunulmamıştır.
Söz konusu etlerin imha işlemleri, ithalatçı firmanın, imhaya ilişkin itirazıyla ilgili yasal prosedürlerin tamamlanmasından sonra Erzincan Kombinamız rendering tesislerinde gerçekleştirilmiştir. Depolarımızda incelemesi devam eden ve olumsuz raporu olan başka parti et ürünü bulunmamaktadır.
Ayrıca, konuyla ilgili milletvekillerinden gelen soru önergeleri ile vatandaşlardan gelen bilgi edinme başvurularının tamamına cevap verilmiştir. Dolayısıyla bu konuda kamuoyundan bilgi saklanması söz konusu değildir.
Bu konuyla alakalı olarak 23 ve 25 Ocak 2018 tarihlerinde Kurum resmi internet sitemizde gerekli açıklamalar zaten yapılmıştır. Bu açıklamalarda, söz konusu iddiaların asılsız ve tamamen Kurumumuzu karalamaya yönelik olduğu ifade edilmiştir.
Kamuoyunun bilgisine sunulur." ifadelerine yer verildi.
 
23.3.2018
Devamı

Gece Sulaması Çiftçinin Kazancını Yüzde 15 Artırıyor

Dicle Elektrik Dağıtım tarafından özelleştirmenin gerçekleştiği ilk günden bu yana bölge çiftçisine hem enerji israfını, hem de su israfını önlemek amacıyla birçok kez önerilen gece sulamasına bilim insanlarından bir destek daha geldi.
Harran Üniversitesi (HRÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, gece sulaması yapan çiftçilerin enerji ve suyu daha az harcarken, üretimde yüzde 15 daha fazla verim sağladığını açıkladı.
Dicle Elektrik Dağıtımın hem enerji israfını önlemek, hem de çiftçinin daha modern ve bilimsel yöntemlerle üretim yapmasını özendirmek amacıyla ziraat odaları ve sulama birlikleri gibi kurumlara önerdiği gece sulamasını küçük bir kesim uyarken, çoğunluk yine doğal enerji kaynaklarını aşırı tüketen alışkanlıklarına devam etmişti. Gece sulamasına yapılmasına ilişkin bir uyarı da konuyla ilgili çalışmalar yapan Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu’dan geldi. Çullu kuraklık riskine dikkat çekerek, “Harran ovasındaki suyun yüzde 25’ini, yani yaklaşık 500 milyon metreküp suyu aşırı ve bilinçsiz kullanım sonucu kaybettik. Çiftçilerimize gece sulaması yapmalarını tavsiye ediyoruz. Gece sulamasında bitkiler sudan daha iyi yararlandıkları gibi, su buharlaşarak boşa gitmiyor. Cullap Sulama Birliğinde 3 yıl deneme yaptık. Çiftçilerin ektiği ürünlerin verimi arttı. Dekarda 500 kilo yerine 550 kilo verim alan çiftçi, 100 dekarda 5 ton fazla verim almayı başardı. Son olarak, Doğa Koruma Merkezinin de katkısı ile Suruç’ta 10 çiftçiyle birlikte bir çalışma yaptık. Bu çalışmada gece ve gündüz sulaması yapılan pamuk tarlalarındaki sonuçları karşılaştırdık. Sulama metodu olarak yağmurlama yapıldı. Araştırma sonuçlandığında gece sulaması yapılan tarlalarda hem yüzde 15 verim artışı oldu, hem de yüzde 15 daha az su kullanıldı. Gündüz sulama yapılan tarlada dönümde 500 kilo pamuk alınırken, gece sulaması yapılan tarlanın dönümünden 550 kilo pamuk hasadı yapıldı. Çiftçi hem daha az enerji ile daha az su harcadı, hem de daha fazla ürün elde etti. Bu yöntemle çiftçimizin üründen elde edeceği gelirin de artacağını görmüş olduk” dedi.
Gece sulamasında sezonda 2-3 sulama tasarrufu sağlanıyor
Gece sulamasının devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini de kaydeden Harran Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, “Gece sulaması yapmaya mecburuz. Devlet Su İşleri ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile birlikte bunun bir zorunluluğa dönüştürülmesi ekonomik anlamda çok faydalı olur. Gece sulaması, sezonda 2-3 sulama tasarrufu ve ürün artışı sağladığı gibi yüzde 15-20 oranında da enerji tasarrufu sağlıyor. Yaptığımız araştırmalar bize, gece sulaması gibi tedbirler alınmadan aşırı ve bilinçsiz sulama yapıldığında, toprağı yorduğunu ve giderek çoraklaştığını ortaya koymuştur” ifadelerini kullandı.
 
 
23.3.2018
Devamı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 29 Üründe Fiyatları İzliyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Tarım Ürünleri Pazarlama Sistemi üzerinden Şubat 2018 itibariyle, 81 ilde 25 market, 14 hal/pazardan 29 ürünün fiyatını takibe aldı. 
Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme Koordinasyonu, gıda ve tarım ürünlerine ilişkin piyasaları izlemek, tarım politikalarının doğru ve etkin bir şekilde uygulanmasına yönelik stratejileri geliştirilmek ve piyasa verilerinin doğruluk ve güvenilirliğinin sağlanmasına ilişkin tedbirlerin alınmasına yönelik faaliyetlerde bulunuyor.
Bazı Bakanlıklar ile ilgili kamu kurum ve kuruluşları temsilcilerinden oluşan Koordinasyon, son olarak 7 Mart’ta “tarım istatistiklerinin geliştirilmesi” gündemiyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nde (TRGM) toplandı.
Genel Müdür Emin İzol başkanlığında yapılan toplantıya; Merkez Bankası Genel Müdürü Semih Tümen ve Genel Müdür Yardımcısı Cevriye Aysoy, Kalkınma Bakanlığı Tarım Daire Başkanı Taylan Kıymaz, TÜİK Tarım Daire Başkanı İlhan Tarlacı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan Genel Müdür Yardımcıları Dr. Metin Türker, Muhsin Yazıcı, İstatistik ve Değerlendirme Daire Başkanı Yavuz Er, Entegre İdare ve Kontrol Sistemi Daire Başkanı Dr. Hakan Velioğlu, Pazarlama Daire Başkanı Özgür Akif Tel, Destekleme Daire Başkanı Hayri Yılmaz ve konu ile ilgili uzmanlar katıldı.
AB İle Uyumlu Yeni Veri Toplama Sistemi Kurulacak
Toplantıda konuşan Tarım Reformu Genel Müdürlüğü İstatistik ve Değerlendirme Daire Başkanı Yavuz Er, halen sahadan istatistik verilerin toplanmasında İstatistik Veri Ağı, Tarım Ürünleri Maliyet Sistemi, Tarım Ürünleri Fiyat İzleme Sistemi, ÇMVA, TÜKAS olmak üzere toplam 6 farklı sistemin kullanıldığını söyledi.
Bu sistemlerin daha iyi ve etkin kullanılması amacıyla Kalkınma Bakanlığı destekli Tarımsal İstatistikler Veri Toplama Süreçlerinde İyileştirme ve Değerlendirme Kapasitesinin Artırılması Projesinin yürütüldüğünü ve AB ile uyumlu olarak yeni bir veri toplama metodolojisi geliştirilmesinin hedeflendiğini belirten Er, belirlenecek metodolojinin uygunluğunun değerlendirilmesinden sonra 2019 yılı çalışmalarında kullanılmasının planlandığını bildirdi.
Metodoloji deneme sürecinin 6 ya da 7 ay süreceğini ve işletmeden pazarlamaya kadar sektörün tüm paydaşlarının çalışmalarda yer alacağını anlatan Yavuz Er, ayrıca, projeksiyonlar, istatistiksel analiz ve değerlendirmeler yapabilmek üzere yazılım ve programlarının tedarik edileceğini kaydetti.
Tarım Ürünleri Pazarlama Sistemi
Pazarlama Daire Başkanı Özgür Akif Tel ise Tarım Ürünleri Pazarlama Sistemine, Şubat 2018 itibari ile veri girişlerinin 81 ilde düzenli olarak yapıldığını, 25 market, 14 hal/pazardan 29 ürünün fiyatının takip edildiğini açıkladı. Ülke çapında mağaza zinciri olan marketlerden fiyat takibinin nasıl yapıldığı hakkında bilgi veren Tel, günde yaklaşık 100 bin veri girişi yapılan sistemin, ilgili diğer Bakanlık uygulamaları ile entegre edileceğini ifade etti.
TÜKAS ve ÇKS Kayıt Sistemleri
Entegre İdare ve Kontrol Sistemi Daire Başkanı Dr. Hakan Velioğlu ise Tarımsal Üretim Kayıt Sistemi (TÜKAS) ile Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) arasındaki kapsam farkı konusunda bilgiler verdi. ÇKS’de destek alan tarım alanlarının %65’inin kayıtlı olduğunu, ancak TÜKAS’da %75 kayıt oranı olduğunu vurgulayan Velioğlu, bunun daha doğru yürütülebilmesi için ihtiyaç duyulan tablet tedariki için yapılan çalışmaları anlattı. Çalışmalarla ilgili olarak yol haritası ve süreci, 2014 yılında yapılan çalışmanın istatistiki detayları ve Çiftlik Muhasebe Veri Ağı (ÇMVA) hakkında da bilgi veren Velioğlu, ÇMVA ile elde edilecek yıllık gelir tespitinin önemine dikkat çekti. Velioğlu, modüllerin çalışmasının rehabilitesine yönelik COGNOS Programının tanıtımını da yaptı.
"Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Sistemleri Geliştirmeli"
Toplantıda söz alan TÜİK Tarım Dairesi Başkanı İlhan Tarlacı, Pazarlama Daire Başkanlığı yaklaşımının geliştirilmesi gerektiğini belirterek, fiyat artışını tespite yönelik bir kayıt sistemi kullanılmasının zorunlu olduğuna değindi.
Kalkınma Bakanlığı ve Merkez Bankası yetkilileri de, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın çalışmalarda daha da ileri gitmesi ve mevcut sistemleri geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, ÇKS ve TÜKAS hakkındaki görüşlerini dile getirdiler.
 
 
22.3.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba Katar’da Süt Üretim Tesisini Gezdi

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Katar'da Baladna Süt Üretim Tesisini gezdi.
6. Uluslararası Katar Tarım Fuarı "Agriteq 2018" kapsamında Doha'da bulunan Fakıbaba, yaklaşık 8 bin büyük baş hayvanı barındıran Baladna Süt Üretim Tesisi ve çiftliğini ziyaret etti.
Fakıbaba'ya, Türkiye'nin Doha Büyükelçisi Fikret Özer ile iş adamı Ömer Seyfi Aktülün eşlik etti.
Bakan Fakıbaba, burada AA muhabirine yaptığı açıklamada, "Tesisleri çok beğendim. Katar'ın ihtiyacını karşılaması önemli. Katar'da Türk yatırımcı iş adamlarımızın da katkıları ile önemli atılımlar gerçekleşmesi memnuniyet vericidir." ifadelerini kullandı.
Baladna Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Mutez Hıyat, Bakan Fakıbaba ve beraberindekilere, tesis ve üretim hakkında bilgi verdi.
Söz konusu şirket, Katar'ın süt ve süt ürünleri ihtiyacının büyük bir kısmını karşılıyor.
Şirket geçen hafta Katar'a ABD'den 3 bin 200 büyük baş hayvan ithal etmişti. Şirketin 2019 yılı itibarıyla inek sayısını 20 bine çıkarmayı hedeflediği belirtiliyor.
Daha önce süt ve süt ürünleri ithalatını daha çok Suudi Arabistan'dan sağlayan Katar bu şekilde Körfez ülkelerinin uyguladığı ablukanın etkilerini kırmaya çalışıyor.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Mısır yönetimlerinin, 5 Haziran 2017'de Katar ile tüm diplomatik ilişkilerini kesmeleri ve ekonomik abluka uygulamaları, Körfez bölgesinde krize yol açmıştı.
 
22.3.2018
Devamı

Tarım ve Kırsal Kalkınmaya 18,5 Milyon Liralık Destek

GAP Kalkınma İdaresi Başkanlığı, geçen yıl Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yürütülen tarım ve kırsal kalkınma projelerine 18,5 milyon liralık kaynak sağladı.
GAP Kalkınma İdaresi Başkanlığı 2017 Yılı Faaliyet Raporu'ndan derlenen bilgilere göre, geçen yıl kurum, bölgedeki üniversitelerle iş birliği yaptığı birçok tarımsal projeye finansal destek sağladı.
Bu kapsamda Dicle, Harran, Siirt ve Şırnak üniversiteleri ile Diyarbakır Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü'nün projelerine destek veren İdare, söz konusu kuruluşların geliştirdiği projelere 1,1 milyon liralık kaynak aktardı.
Söz konusu destekler çerçevesinde kaynak sağlanan projeler ve miktarlar şöyle:
Dicle Üniversitesi'nin "Kuzu ile Oğlaklar Ölmesin Projesi"ne 270 bin lira, Harran Üniversitesi'nin "Urfa Menengiç Sakızından Uçucu Yağın Üretilmesi Projesi"ne 141 bin 300 lira, Siirt Üniversitesi'nin "Siirt İli Zivzik Narı Üretim Alanlarında Bulunan Zararlı Böcek Türlerinin Tespit ve Önemli Türlerin Mücadelesi" ile "Farklı Susam Genotiplerinin Siirt İli Koşullarında Yetiştirme Olanaklarının Araştırılması" projelerine 250 bin 200 lira, Şırnak Üniversitesi'nin "Modern Bağcılık ve Meyveciliği Geliştirme Ve Benimsetmeye Yönelik Koleksiyon Bahçesi Tesisi Projesi"ne 199 bin 500 lira, Diyarbakır Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü'nün "Ar-Ge Serası Projesi"ne 270 bin lira.
Ayrıca, "Sulama Dışı Alanlarda Halkın Gelir Düzeyinin Artırılması Projesi" kapsamında arıcılık, ceviz yetiştiriciliği, çilek yetiştiriciliği, badem üretiminin de aralarında bulunduğu 13 proje için 2 milyon 343 bin liralık destek verildi.
GAP Kalkınma İdaresi Başkanlığı, tarım ve tarım dışı faaliyetlerin çeşitlendirilmesi adına geçen yıl 5 projeyi desteklerken, bu projeler için 1 milyon lira kaynak aktardı. İdare ayrıca organik tarımın desteklenmesi adına 962 bin lira, hayvancılık altyapısının geliştirilmesi için de 734 bin lira kaynak sağladı.
GAP İdaresi, Entegre Kırsal Kalkınma Projesi kapsamında bölgedeki 9 ilin 28 ilçesinde yürütülen projelere de 12 milyon 359 bin 151 liralık destek verdi.
 
21.3.2018
Devamı

Türkiye ile Katar Arasındaki Ticaret Hacminde Artış Bekleniyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Katar, çok önemli bir devlettir. Biz de kendisiyle iş birliği yapmak ve halkı ile hükümetine yardım etmek için hazırız." dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacminin yakın gelecekte 5 milyar dolara ulaşmasını beklediğini söyledi.
6. Uluslararası Katar Tarım Fuarı "Agriteq 2018" etkinlikleri sırasında Katar resmi haber ajansı QNA'ya açıklamalarda bulunan Fakıbaba, kardeş iki ülke olan Türkiye ile Katar'ın şimdi olduğu gibi gelecekte de tüm alanlarda iş birliği yapmaya devam edeceğini belirtti.
Her iki ülkenin ortak yatırım ve projeleri hayata geçirme konusunda çalışmalar yürüteceğini, bunun sadece Türkiye ve Katar ile sınırlı kalmayacak şekilde farklı ülkeleri de kapsayacağını dile getiren Fakıbaba, "Katar, çok önemli bir devlettir. Biz de kendisiyle iş birliği yapmak ve halkı ile hükümetine yardım etmek için hazırız." dedi.
Türkiye ile Katar arasındaki ticaret hacminin yakın gelecekte 5 milyar dolara ulaşmasını beklediğini kaydeden Fakıbaba, iki ülkeyi farklı konularda birbirine bağlayan ilişkilerden de övgüyle söz etti.
Bugün açılışı yapılan ve üç gün sürecek fuara 36 ülkeden 313 şirket katılıyor.
Fuara Türkiye'den de yaklaşık 40 şirket katılırken, Türk Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı için özel bir köşe ayrıldı.
Bakan Fakıbaba, açılış öncesinde Türk iş adamlarıyla bir toplantı gerçekleştirmişti.
Fuarda tarıma ilişkin konuların görüşüleceği oturumlar, rapor sunumları, gelişmekte olan ülkelerde tarım sektörünü destekleyecek son teknikler ve imkanlara ilişkin sunumlar yapılacağı kaydedildi.
 
21.3.2018
Devamı

Uluslararası Katar Tarım Fuarı Başladı

Uluslararası Katar Tarım Fuarı "Agriteq 2018" altıncı kez kapılarını açtı.
Katar'ın başkenti Doha'daki Doha Sergi ve Kongre Merkezi'nde düzenlenen "Agriteq 2018" fuarına Ukrayna Devlet Başkanı Petro Poroşenko, Katar Başbakanı ve İçişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Nasır bin Halife Al Sani, Katar belediye ve Çevre Bakanı Muhammed bin Abdullah er-Rımeyhi ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba katıldı.
Üç gün sürecek fuarda 36 ülkeden 313 katılımcı şirket açtıkları standlarda yerlerini aldı.
Fuara Türkiye'den de yaklaşık 40 şirket katılırken, Türk Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı için özel bir köşe ayrıldı.
Bakan Fakıbaba, açılış öncesinde Türk iş adamlarıyla toplantı gerçekleştirdi.
Fuarda tarıma ilişkin konuların görüşüleceği oturumlar, rapor sunumları, gelişmekte olan ülkelerde tarım sektörünü destekleyecek son teknikler ve imkanlara ilişkin sunumlar yapılacağı kaydedildi.
 
20.3.2018
Devamı

Nadasa Bırakılan Tarım Arazileri Üretime Kazandırılacak

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, "Sözleşmeli üretim modelinin esas alındığı projeyle, ülkemizdeki yaklaşık 4 milyon hektara ulaşan nadas alanlarını tarımsal üretime kazandırmayı ve bu alanlarda ilk etapta arz açığı olan baklagil üretiminin artırılmasını hedefliyoruz" dedi.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, nadasa bırakılan tarım arazilerini üretime kazandırmak amacıyla Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ile Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği arasında imzalanan sözleşmeli üretim modeli ile ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Arazilerin boş bırakılmasının önlenmesi, nadasa bırakılan alanların tarıma kazandırılması ve arz açığı olan bitkisel ürünlerin üretiminin artırılması amacıyla, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğümüz ile Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında hayata geçireceğimiz ve sözleşmeli üretim modelinin esas alındığı projeyle, ülkemizdeki yaklaşık 4 milyon hektara ulaşan nadas alanlarını tarımsal üretime kazandırmayı ve bu alanlarda ilk etapta arz açığı olan baklagil üretiminin artırılmasını hedefliyoruz" ifadelerine yer verdi.
"Çiftçilerimiz, kullandıracağımız sertifikalı tohumlarla alım garantili üretim yapacaklar"
Projenin bu yılki pilot uygulama çalışmasını, Orta Anadolu Bölgesinde yer alan 9 ilde başlattıklarını dile getiren Bakan Fakıbaba, "Proje kapsamında, çeşitli nedenlerle nadasa bırakılan bölgelerde, arazisini 3 yıl süre ile boş bırakmamayı taahhüt eden çiftçilerimizle münavebe esaslarına uygun üretim sözleşmesi yapılacak. Çiftçilerimiz, kullandıracağımız sertifikalı tohumlarla alım garantili üretim yapacaklar. Bu çerçevede dane baklagiller ve baklagil yem bitkileri tohumlarının yüzde 50'si, hububat tohumlarının ise yüzde 100'ü Bakanlığımızca hibe edilecek. Çiftçilerimizin sözleşmeli modelle üreteceği bu ürünlerin ekimden hasada kadar tüm üretim süreçleri Bakanlığımızca kontrol edilecek. Elde edilen ürünler, Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından satın alınacak. Projenin bu yılki pilot uygulama çalışmasını, Orta Anadolu Bölgesinde yer alan 9 ilde (Aksaray, Karaman, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde, Sivas, Yozgat) nadasa bırakılan yaklaşık 50 bin dekar alana nohut ekimi yapmak suretiyle başlattık" dedi
"İlk etapta nohut ürünü ile programa başlamayı uygun bulduk"
"Yaptığımız değerlendirmelerde ilk etapta nohut ürünü ile programa başlamayı uygun bulduk" ifadelerini kullanan Fakıbaba, "Önümüzdeki sene diğer baklagil ürünlerini de programa dahil etmeyi planlıyoruz. Programa, kışlık ekim döneminde ise hububat ve yem bitkileri ile de devam edeceğiz. Bu yıl itibariyle elde edeceğimiz 5 bin ton civarındaki nohut, Milli Savunma Bakanlığı ile yaptığımız iş birliği protokolü çerçevesinde Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı için kullanılacak. Nadas alanlarının üretime kazandırılması projesini önümüzdeki yıllarda bölge bazında hızla yaygınlaştırmayı planlıyor" açıklamasında bulundu.
 
20.3.2018
Devamı

Kazık Değil, Güvenilir Gıda

TBMM'de verilen soru önergesi, organik tarım sektöründe yapılan denetimlerin ciddiyetini ortaya koydu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, organik ürünlerin satışının yapıldığı dükkân, süpermarket/hipermarket vb. mağazalar ile semt pazarlarında yapılan denetimler sonucunda son üç yılda organik tarım mevzuatına aykırı davrandığı tespit edilen, organik ürün üreten ve pazarlayanlara 509 bin TL idari para cezası uygulandığını açıkladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in organik ürün satışı yapılan yerlere ve ürün satışının denetimine ilişkin soru önergesini yanıtlamak üzere yapılan açıklamada denetimlerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlükleri kontrol görevlilerince yapıldığı belirtildi.
Verilen para cezası ne ifade ediyor?
Denetimler sonucu verilen para cezalarının bir bölümü, organik tarım ile ilgisi olmayan, organik ürünlerin popülerliğinden faydalanarak tüketiciyi yanıltmaya çalışan, organik adı altında konvansiyonel ürün pazarlayan kişi veya firmalara kesildi. Söz konusu cezaların bir kısmı ise sadece sahtekarlık ve hile yapan üretici veya pazarlamacılara değil, belgelendirme ve bildirim gibi konularda çeşitli kusurlara yönelik verilen cezalardı.
Bakanlıkça yapılan denetimler sonucu kesilen cezalar, gıdada kontrol ve denetim mekanizmalarının ne denli gerekli olduğunu ve organik sektöründeki denetimlerin ciddiyetini ortaya koyuyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerine göre, 2011 – 2016 yılları arasında İl Müdürlüklerince organik tarım mevzuatları çerçevesinde çiftçi, firma, pazar ve satış yerlerinde 30 bin 80 ayrı denetim yapıldı. Bu sayı yılda ortalama 5 bin denetim anlamına geliyor. Sonuç olarak son üç yılda yapılan yaklaşık 15 bin denetimde kesilen toplam cezanın 509 bin lira olması, cezaların yüksek meblağlar olduğu göz önüne alındığında, sahtecilik yapan veya kusurlu bulunan üretici ve satış noktasının az olduğunu ortaya koyuyor.
Haksız yargılar!
Fakıbaba'nın yanıtının, bazı medya kuruluşları tarafından organik üretimin güvenilir olmadığı şeklinde yorumlanıp, "organik kazık" başlıklarıyla yansıtılması da tüketiciyi yanlış yönlendirip kafa karışıklığına neden oluyor. Oysa şu sorulara vereceğimiz yanıtlar, haksız yargıları ve kafa karışıklığını giderebilir: Hiçbir denetimin yapılmadığı ya da hiçbir cezanın kesilmediği bir gıda sektörü mü daha güven verici, yoksa İl müdürlükleri tarafından hem üreticilere, hem pazarlama noktalarına yönelik yapılan habersiz denetimlerde hile yapanların tespit edilip cezalandırıldığı bir gıda sektörü mü?
Yapılan denetimlerde kesilen cezaların bir bölümünün organikle ilgisi olmayan ve organiğin adını kullanan sahtecilere yönelik olması, tüketicilere de sorumluluk yüklüyor. Alışverişlerde her organik denilene kanmamak, ambalajlı ürünlerdeki etikette bakanlığın organik tarım logosu ile sertifika firmasının logosunu aramak, taze sebze meyve gibi tezgahtan satılan ürünlerde ise organik sertifikayı ve faturasını sormak gerekiyor.
Denetimler nasıl yapılıyor?
Ekolojik (organik, biyolojik) tarım -en basit tabiriyle- üretiminde ve işlenmesinde insan ve çevre sağlığına zararlı kimyasallar, işlemler ve yöntemler kullanılmayan üretim şeklidir. Türkiye'de ekolojik tarım sektörüne yönelik uygulamalar ve kurallar, 5262 sayılı "Organik Tarım Kanunu" ve "Organik Tarımın Esasları ve Uygulamasına İlişkin Yönetmelik" ile belirlenmiştir. Ülkemizde organik tarım yapmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler bu yönetmelik hükümlerine uymak zorundadır. Bu konudaki denetimler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca yetkilendirilmiş kontrol ve sertifika kuruluşlarınca ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı İl ve İlçe Müdürlükleri tarafından haberli/habersiz şekilde gerçekleştirilmektedir.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş, sayısı 30'u aşan kontrol ve sertifikasyon kuruluşu, çiftliklerde ve üretimin her aşamasında haberli ve habersiz denetimler yaptıktan, ürünlerden numune alarak laboratuar analizleri yaparak ekolojik ürünlerde yönetmeliğe aykırı herhangi bir maddenin kullanılmadığından emin olduktan sonra ekolojik ürün sertifikasını veriyor. Her üreticinin üretimine yönelik tohum, fide, yetiştirme teknikleri, kullanılan organik sertifikalı gübreler ve preparatlar, arazi, depo, hasat ve stok verileri kayıt altında tutuluyor; her bir parti satış çiftlikten satış noktasına kadar ayrıca belgelendirilerek tam bir izlenebilirlik sistemi uygulanıyor. Tüm ekolojik ürünlerin bu sıfat ile işlenmesi, taşınması, depolanması, etiketlenmesi ve pazarlanabilmesi için süresi geçerli organik ürün sertifikasının bulunması gerekiyor.
Organik üreticiler zorlu şartlara rağmen vazgeçmiyor
Denetimlerde kesilen cezaları, organik sektörün güvenilir olmadığı şeklinde yorumlamak, her geçen gün yaygınlaşan bütün bir organik ürün sektörünü ve sayısı 70 bine yaklaşan dürüst organik tarım üreticisini zan altında bırakıyor. Aynı zamanda üreticilerin maddi-manevi zarara uğramasına neden oluyor.
Ayrıca, organik üretimin yaygınlaşması ve herkesin sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi için çabalayan, bu konuda farkındalık yaratmaya çalışan sivil toplum örgütlerinin ve organik pazar açarak vatandaşları sağlıklı ürünlerle buluşturan yerel yönetimlerin emeğini değersizleştiriyor.
Olumsuz örnekler sektöre maledilmemeli!
Her üretim ve hizmet sektöründe kötüye kullanmalar, hatalar, kusurlar, gözden kaçanlar vardır. Ama birkaç kişi veya kurum yüzünden koskaca bir sektörü hedef almak, birçok insanın sağlıklı beslenmesinin güvencesi olan bu ürünlere yönelik güveni sarsmak, sektöre, dürüst üreticilere ve sağlıklı beslenmek isteyen tüketiciye zarar verir. Üstelik gerçek ve sağlıklı gıdaya ulaşmak bu kadar zorken, piyasada pek çok ürünün nereden geldiği, içeriğindeki katkı maddeleri, GDO'lu olup olmadığı tartışılırken, tezgâhlar tonlarca zirai ilaç kullanılan ürünlerle doluyken, limiti aşan kimyasal kalınıtılar nedeniyle yurt dışından iade edilen ürünler söz konusuyken, gıda ürünlerinde tağşiş bu kadar yaygınken; talep eden herkesi kapsayacak bir alternatif sunmadan, ekosisteme, toprak, su ve canlı sağlığına verilen desteği, insanlarda haksız yere şüphe yaratarak engellemek, doğa dostu üretim ve kullanım yolunda verilen çabalara zarar veriyor.
Ekolojik tarım sektörünün gelişimi ve yaygınlaşması gelecek kuşaklara da yaşanabilir bir dünya, ekosistem, toprak ve su kaynağı bırakmak anlamına geliyor. Gerçek belge ve bilgilere dayanarak ve bunları tarafsızca sorgulayıp yorumlayarak yapacağımız tercihler, gelecek nesillerin hayatı demektir
20.3.2018
Devamı

Kuru Meyve Sektöründen Çalıştay

Türkiye'nin üretim ve ihracatında dünya lideri olduğu geleneksel ihraç ürünleri çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısıda son yıllarda yaşanan tıkanıklığı aşmak isteyen Türk kuru meyve sektörü, 'IV. Kuru Meyve Çalıştayı'nda bir araya geldi. Kuru meyve sektörü 2023 ihracat hedefleri için güçbirliği kararı aldı.
Çeşme'deki bir otelde düzenlenen Çalıştay'da; Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ve İstanbul Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üyeleri, Ekonomi Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı yetkilileri de sektörün sorunlarının çözümü için mesai yaptı. Yaşar Üniversitesi Öğretim Görevlisi Selçuk Karaata'nın moderatörlüğünü yaptığı toplantıda kuru meyve sektörü, dünyada ihracatta liderlik konumunu güçlendirmek ve 2023 yılı için ortaya koyduğu 3 milyar dolar ihracat hedefinden uzaklaşmamak amaçlı kamu kurumlarından destek talebini dile getirdi. Kuru meyve sektörü çeşitli nedenlerle yurtdışından geri gelen ihraç ürünlerinin ayniyat tespiti ile yurda sokulmasını, tekrar işlenerek ihraç edilmesi için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı başta olmak üzere kamu temsilcilerinden destek talep etti ve kamu kurumlarının kendilerine güvenmesini istedi.
IV. Kuru Meyve Çalıştayı'nda konuşan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, Türkiye'nin 2023 yılı için ortaya koyduğu 500 milyar dolar ihracat hedefine kuru meyve sektörü olarak 3 milyar dolar katkı sağlamayı amaçladıklarını, ancak son yıllarda kuru meyve ihracatının 1.3-1.4 milyar dolar aralığında sıkışıp kaldığını söyledi. Kuru meyve sektörünün 2023 ihracat hedefine ulaşması için özel sektör ve kamudaki taraflarıyla kenetlenmesi gerektiğinin altını çizdi.
Kuru meyve sektörünün ihracat potansiyelinin mevcudun çok üzerinde olduğu bilgisini paylaşan Celep, "Mevcut potansiyelimizi en etkili şekilde ihracatımıza yansıtabilmek için sektör paydaşları olarak bir arada olmalı, kısa-orta-uzun vadeli stratejilerimizi gözden geçirmeliyiz. Sektörel sorunlarımızın çözümü için Bakanlıklarımızdan çözüm ve destek bekliyoruz" diye konuştu.
Kuru meyve sektörünün uzun yıllardır ihracattan geri dönen ürünler, kuru incirde aflatoksin ve okratoksin sorunları, kuru üzümde pestisit ve okratoksin, kuru kayısıda kükürt ve pestisit sorunlarını çözemediğine dikkati çeken Celep şöyle devam etti: "Yıllardır bu konuları konuşmaktan diğer konulara yeterince konsantre olamıyoruz. Bu sorunların çözümü için güçbirliği yaparsak ihracata odaklanır ve 2023 hedeflerine ulaşırız. Geri gelen ihraç ürünlerimizin ayniyat tespiti ile tekrar işletmelerimize alınması, işlenmesi ve ihracatı ile ilgili ihracatçıya güvenen bir kamu iradesi görmek istiyoruz."
"Yasal düzenlemeler yapılırken güçlü yanlarımızın ve bugüne kadar ülke, sektör olarak yok yere kaybettiğimiz dövizlerin göz önünde bulundurulmasını bekliyoruz" diyen Celep, gerek çekirdeksiz kuru üzümde, gerek kuru incirde, gerekse de kuru kayısıda okratoksin-A konusunun önümüzdeki dönemde Avrupa Birliği'ne olan ihracatta karşılaşılması muhtemel sorunlardan birisi olduğunu, bu konularda, üniversiteler ve FRUCOM ile işbirliği içinde çalışmalar ve projeler yaptıklarını dile getirdi.
IV. Kuru Meyve Çalıştayı'na, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Daire Başkanı Günay Anakök, Ekonomi Bakanlığı Daire Başkanı M. Burak Yılmaz, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Ege Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürü Nihat Kınık, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Birol Celep, Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanı Osman Öz, İstanbul Kuru Meyve İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Muhsin Çakıcı, Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Yalçın Geyik, oda ve borsa yöneticileri, GTHB İzmir, Manisa, Denizli, Aydın ve Malatya İl Müdürlüğü yetkilileri, Araştırma Enstitüsü yetkilileri, Üniversite öğretim üyeleri ve ihracatçı firma temsilcilerinden 200 kişi katıldı.
IV. Kuru Meyve Çalıştayı'nda sektör temsilcileri sorunlarla ilgili çözüm önerilerinde de bulundu.
 
 
 
 
20.3.2018
Devamı

Devletten Genç Çiftçiye Rekor Destek

Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı çerçevesinde geçen yıl sonu itibarıyla toplam 931 milyon lira destek verildi..
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı verilerinden yaptığı derlemeye göre, kırsal kalkınma destekleri kapsamında projelerini uygulamaya koyan 18-40 yaşındaki genç çiftçilere 30 bin lira hibe desteği veriliyor.
Bu hibeyi kazanan hak sahibi gençlere projelerini tamamlamaları karşılığında ödemeler yapılıyor. İcmaller, Bakanlığın il müdürlüklerine geldikçe bütçe imkanları dahilinde hibe tutarları çiftçilerin hesabına aktarılıyor.
İlk kez 2016 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla verilmeye başlanan söz konusu hibeler kapsamında genç çiftçilere 2016'da 449 milyon 90 bin 297 lira destek sağlanırken, geçen yıl bu rakam yüzde 7,3 artışla 482 milyon 10 bin liraya yükseldi. Bu rakamın yüzde 57'sine denk gelen 275 milyon 520 bin liralık kısmı büyükbaş hayvan yetiştiriciliği veya işletmelerine yönelik projelere verildi.
Destekten 31 Bin 45 Genç Çiftçi Yararlandı
Proje kapsamında geçen yıl sonuna kadar genç çiftçilere toplam 931 milyon 100 bin 297 lira destek sağlandı.
Bu desteğin yaklaşık 530,9 milyon lirası büyükbaş, 192,1 milyon lirası küçükbaş hayvan yetiştiriciliği veya işletmeleriyle ilgilenen genç çiftçi projelerine verilirken, 110,7 milyon lirası arıcılık ve kanatlı sektörüyle ilgili projelere, 97,4 milyon lirası da bitkisel üretim yapanlara aktarıldı.
Söz konusu desteklerden 31 bin 45 genç çiftçi yararlanırken, bunların yarısından fazlasını büyükbaş yetiştiriciliği yapan üreticiler oluşturdu.
 
20.3.2018
Devamı

Yem Fiyatlarında Büyük Kriz Bir Haftada Yüzde 10 Arttı!

Yem fiyatlarında büyük kriz! Soya yüklü 3 gemi GDO bulaşığı çıkmasından dolayı ülkeye sokulmazken, hammadde açığı yem fiyatlarına hemen yansıtıldı. Son bir haftada yem fiyatları yüzde 10'un üzerinde artarken, buradaki artışta et fiyatlarını 1-2 lira yukarı çekecek.
Yem fiyatlarında büyük kriz! Soya yüklü 3 gemi GDO bulaşığı çıkmasından dolayı ülkeye sokulmazken, hammadde açığı yem fiyatlarına hemen yansıtıldı. Son bir haftada yem fiyatları yüzde 10'un üzerinde artarken, buradaki artışta et fiyatlarını 1-2 lira yukarı çekecek. Yem sanayicileri, yaşanan krizden dolayı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile görüşürken, önümüzdeki hafta da Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile görüşecekler. Yem fiyatlarında yaşanan kriz, Türkiye'nin ithal ettiği GDO'lu yemlerdeki gen sayısı artırılarak çözülmeye çalışılacak.
Fiyatlara Yansıdı
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) Başkanı Ülkü Karakuş, yem hammaddelerinde ve dünya borsalarındaki artışlara paralel olarak fiyat artışlarının yaşandığını belirterek, “Ancak yağlı tohumlarda, küspelerde ve kepek gibi ürünlerde daha fazla fiyat artışları oldu. Bunlar da geçtiğimiz hafta yem fiyatlarına yansıtıldı" dedi.
Fiyat Artışları Devam Edecek
Yem fiyatlarındaki artışın devam edeceğine işaret eden Karakuş, hammadde gurubunda özellikle soya gurubu ürünlerin fiyatlarının son bir ayda yüzde 35 arttığını dile getirdi. Buradaki fiyat artışına da ithal edilen 3 gemi soyanın geri gönderilmesinin etkili olduğunu ifade eden Karakuş, ortaya çıkan hammadde açığının ise Türkiye'ye faturasının 60 milyon dolara mal olduğunu söyledi.
Buradaki krizin önümüzdeki haftada devam edeceğini dile getiren Karakuş, “Gelen gemilerin Türkiye girememesi sonucu soya, ayçiçek ve buna bağlı kepek fiyatlarında aşırı yükselişler olunca bu da yem fiyatlarına yansıdı" dedi.
Yaşanan krizle ilgili olarak Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'ya bir sunum yaptıklarını bildiren Karakuş, bu haftada Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek ile görüşeceklerini söyledi.
Kriz GDO'lu Yemlerle Çözülecek
Bu görüşmelerde Biyogüvenlik Kanunu'nda bazı değişikliklerin yapılması talep edilerek, Türkiye'nin ithal ettiği GDO'lu yemlerdeki gen sayısının artırılması istenecek. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) Başkanı Ülkü Karakuş, AB'ye uyumlu bir Biyogüvenlik Kanunu istediklerini belirterek, “Dünyada 490 civarında onaylı gen var. Avrupa'da bu sayı 102, Türkiye'de ise 36. Bizde tüm dünyada gıda ve yem amaçlı kullanılan genleri sadece hayvan yemlerinde kullanmak için almaya çalışıyoruz. Önünün açılması lazım yoksa bu kriz daha artabilir" dedi.
 
19.3.2018
Devamı

Edirne DSYB’ de Yeni Dönem

Edirne Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği 9. Olağan Kongresi Edirne Ticaret Borsasında gerçekleşti. 3 adayın yarıştığı kongreye üyeler yoğun katılım sağlayarak büyük ilgi gösterdi. Edirne Ticaret Borsası Konferans Salonunda gerçekleşen Kongreyi, Seçime Beyaz liste ile giren Ahmet Turgay ve ekibi üyelerden 345 oy alarak kazandı. Seçime sarı liste ile giren Mevcut Başkan Tuncay Aytın ise 254 oyPembe liste ile yarışan Oğuz Akkuzu da 192 oy aldı.
Sonuçların açıklanmasının ardından Salonda büyük sevinç yaşan üyeler, Ahmet Turgay ve ekibini tebrik ederek büyük mutluluk yaşadı.
Seçim sonunda Yeni Başkan Ahmet Turgay verdiği mesajda “Bugün siyaset değil gerçek üretici kazandı” dedi.
Seçimi büyük bir farkla kazanan yeni başkan Ahmet Turgay burada yaptığı konuşmada; “Bugün 9. Olağan Genel kurulumuz ortam gerilmeden gayet iyi bir havada geçti. Burada kimse kaybetmedi. Bugün Siyaset değil gerçek üretici kazandı. Damızlık Birliği kazandı. Biz yine arkadaşız. Biz yine dostuz. Tabii ki Tuncay Aytin Başkan da Ankara’da bizi temsil ediyor. Bu Birliği daha ileriye götürmek için her konuda paslaşacağız. Ben bizi buraya getiren ve destek veren tüm üyelerimize, bütün arkadaşlarımıza, Yönetim kurulu üyelerimize çok teşekkür ediyorum. İnşallah bu birliği daha iyi yerlere getireceğiz” dedi.
Pazar günü Saat:12.00’de başlayan Edirne Damızlık Birliği 9. Olağan Kongresine Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Genel Başkanı Kamil Özcan, CHP Edirne Milletvekilleri Okan Gaytancıoğlu, Erdin Bircan, Alpullu Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Ramiz Özgen, Edirne Ticaret Borsası Başkanı Özay Öztürk, Meclis Başkanı Fedai Canım, ETSO Başkanı Recep Zıpkınkurt, ETSO Meclis Başkanı Mehmet Eren, Kırklareli DSYB Başkanı Ali Dermenci, İl Genel Meclis Başkanı Mehmet Geçmiş, CHP İl Başkanı Fevzi Pekcanlı, AK Parti Yönetim Kurulu Üyesi Av. Müjdat Kahve, CHP İl Kadın Kolları Başkanı Çiğdem Gegeoğlu,Süloğlu Belediye Başkanı Mehmet Ormankıran, Havsa belediye Başkanı Oğuz Tekin, İpsala Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Daracan,  STK ve Oda Temsilcileri ile birlikte üyeler katıldı.
 
19.3.2018
Devamı

Tarım Bakanı, Çiftlik Bank İddialarını Yalanladı

Tarım Bakanı Fakıbaba, "Çiftlik Bank'ın Tarım Bakanlığı ile ne bir ilgisi var, ne bir izni var, ne verdiği bir hibe var. Bu söylentiler tamamen yanlış ve ocak ayında biz 'Çiftlik Bank'ta vatandaşlar kandırılıyor' diye Bakanlık olarak savcılığa dilekçe vermişiz." dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, bakanlığının Çiftlik Bank'a hibe verdiği yönündeki iddiaları yalanladı.
"Çiftlik Bank'ın önünde sadece 'çiftlik' olduğu için millet zannediyor ki Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile bir ilgisi var. Çiftlik Bank'ın Tarım Bakanlığı ile ne bir ilgisi var, ne bir izni var, ne verdiği bir hibe var. Bu söylentiler tamamen yanlış ve ocak ayında biz 'Çiftlik Bank'ta vatandaşlar kandırılıyor' diye Bakanlık olarak savcılığa dilekçe vermişiz." diyen Fakıbaba şöyle konuştu:
"Ama bir tek şey var. O da açılışa davet etmişler. Genel olarak her açılışta, 'işlerimiz yoğun, gelemedik' deriz. Öyle bir telgrafımız olmuştur. Bunun dışında Çiftlik Bank nedir? Nasıldır? Ama sonradan bunun gerçekten vatandaşlarımızı kandırdığını anladığımız an ocak ayı içinde Çiftlik Bank'la ilgili savcılığa müracaat etmişiz. 'Bunu araştırın, bir şeyler var' diye. Çiftlik Bank ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının ne ilgisi olabilir ? 'Yüzde 30 hibe vermiş', böyle bir şey yok. Tamamen dolandırıcılık. Mutlaka hükümetimiz bu bağlamda çalışmalar yapıyor."
 
19.3.2018
Devamı

6 İlimizdeki 13 Ovada Koruma Altına Alındı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, büyük ovaların koruma alanı olarak belirlenmesiyle ilgili açıklama yaptı. Geçen yıl 196 ovamız koruma altına alınmıştı. Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile 6 ilimizdeki 13 ovada koruma altına alındı. Bu bağlamda “büyük ova koruma alanı” kapsamında 205 ovamız koruma altına alınmış oldu.
 “Verimli tarım arazilerimizin korunması ve amacı doğrultusunda etkin bir şekilde kullanılması, tarımsal üretimimiz açısından büyük önem arz ediyor.
Bu amaç doğrultusunda geçen yıl başlattığımız uygulamayla; tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının önüne geçmek amacıyla ovalarımızı Bakanlar Kurulu kararları ile “büyük ova koruma alanı” olarak belirliyoruz.
Bu kapsamda geçen yıl toplam 192 adet büyük ovamızı koruma altına almıştık. Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile 6 ilimizdeki 13 ovayı daha ‘büyük ova koruma alanı” olarak belirlemiş olduk.
Bu kararla beraber koruma altına aldığımız büyük ova sayısı 205 oldu. Böylelikle ülke genelinde 6,23 milyon hektarlık alanı koruma altına almış olduk.
Ayrıca ilk planda 38 ova olmak üzere yapacağımız yeni değerlendirmelerle bu yıl içinde koruma altına alacağımız büyük ova sayısını daha da artırmayı hedefliyoruz.
Büyük ova koruma alanı olarak belirlenen ovalarımız, adeta tarımsal sit gibi koruma altına alınmış oluyorlar. Bu ovalarımız artık amacı dışında kullanılamayacak; sadece tohumların atıldığı ve bereketin fışkırdığı topraklar haline gelecek.
Biz toprağımızı milli servet olarak görüyoruz. Bu doğrultuda topraklarımızın korunması ve geliştirilmesine yönelik diğer çalışmalarımızla beraber ülkemizde ekilmedik bir karış toprağın kalmamasını amaçlıyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızı önümüzdeki dönemde geliştirerek sürdürecek; böylelikle topraklarımızı verimli bir şekilde değerlendirmiş olacağız.”
 
 
 
16.3.2018
Devamı

Tarım-ÜFE’de Artış

Tarım-ÜFE Şubat ayında Bir önceki yılın aynı dönemine göre %2.5 artış gösterdiği açıklandı.
TÜİK, şubat ayına ilişkin tarım-ÜFE verilerini açıkladı.
Buna göre tarım ürünlerinde üretici fiyatı bir önceki aya göre yüzde 0,86, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 2,50, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,98 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 12,37 arttı.
Bir önceki aya göre değişim, tarım ve avcılık ürünlerinde yüzde 0,57, ormancılık ürünlerinde yüzde 2,97 ve balıkçılıkta yüzde 9,13 artış şeklinde oldu.
Ana gruplarda bir önceki aya göre değişim; tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,43, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,10 artış, çok yıllık bitkisel ürünlerde ise yüzde 1,80 azalış olarak gerçekleşti.
Bir önceki aya göre alt tarım gruplarından çeltik yüzde 9,31, koyun ve keçinin işlenmemiş süt ve yapağıları yüzde 2,65, sebzeler yüzde 2,58 ve tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 0,22 artış, turunçgiller yüzde 3,33 ve canlı kümes hayvanları ve yumurtalar yüzde 1,70 azalış gösterdi.
Şubat 2018’de endekste kapsanan 86 maddeden; 56 maddenin fiyatlarında artış, 25 maddenin fiyatlarında düşüş gerçekleşirken, 5 maddenin fiyatlarında değişim gözlenmedi.
 
 
16.3.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba, ATO’da Yem ve Hayvancılık Sektör Temsilcileriyle Buluştu

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Ankara ticaret Odası’nda (ATO) yem ve hayvancılık sektörlerinin temsilcileriyle bir araya gelerek sektörlerin bu günü ve geleceği üzerine istişarelerde bulundu.
Bakan Fakıbaba, istişare toplantılarının ilgili kurum ve kuruluşlardan katılımlar sağlanarak devam etmesini istedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Ankara Ticaret Odası’nda (ATO) yem ve hayvancılık sektörlerinin temsilcileriyle bir araya geldi. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, ATO VIP Salonu’nda gerçekleşen istişare toplantısının açılışında yaptığı konuşmada, bitkisel ve hayvansal üretimin stratejik sektörler olduğunu belirterek, hükümetin bu alanlarda üretimi artırmaya yönelik desteklerinin önemli olduğunu kaydetti.
Son dönemde çeşitli kesimler tarafından et fiyatları ve et ithalatı konularında değişik görüşlerin dile getirildiğini hatırlatan Baran, "Bitkisel ve hayvansal üretim başlığı altındaki konular, ülke nüfusunun tamamını birebir etkiliyor" dedi.
Baran, Bakan Fakıbaba’ya, yem ve hayvancılık sektörlerinde faaliyet gösteren ATO üyelerinin sektörlere ilişkin görüş ve önerilerini aktarmak istediklerini söyledi.
Sektörlerin bugünü ve geleceği üzerine istişarelerde bulunan Bakan Fakıbaba ise istişare toplantılarının ilgili kurum ve kuruluşlardan katılımlar sağlanarak devam etmesini istedi. Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanlığı görevini de yürüten ATO Yönetim Kurulu Üyesi M. Ülkü Karakuş da toplantıda bir sunum yaparak yem sektörüne ait gelişmeleri anlattı.
Toplantıda ATO üyeleri, yem ve damızlık hayvan temininde yaşanan sıkıntılar başta olmak üzere, sektörlere ilişkin görüş ve önerilerini paylaştı.
Toplantıya, Tarım Bakanlığı Müsteşarı Mehmet Hadi Tunç, Müsteşar Yardımcısı Nihat Pakdil, TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, Gıda Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk, Hayvancılık Genel Müdürü Durali Koçak, TİGEM Genel Müdürü İsmail Şanlı, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdür Yardımcısı Fevzi Yücetepe, ATO Başkan Yardımcısı Mustafa Deryal, Yönetim Kurulu Üyesi M. Ülkü Karakuş ile ATO Meclis ve Komite üyeleri katıldı.
 
16.3.2018
Devamı

Tarlada Su Saati Dönemi mi Başlıyor !

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Her tarlanın başına saat getirilecek. Bu da suyun israf edilmeden kullanılmasını sağlayacak. Çiftçi de ne kadar su kullandığını görecek. Parasını ödemeyenin ise suyu kesilecek" dedi.
Arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerinde yetkiyi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alıp Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na bağlı DSİ’ye veren tasarı, dün TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülmeye başlandı. 
Yetki alanı ile ilgili görüş ayrılığı yaşadıkları iddia edilen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ile Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, komisyonda birlikte görüntü verip, muhalefetin eleştirilerine karşı düzenlemeyi beraber savundu. Fakıbaba, getirilen düzenleme ile suyun israf edilmeden kullanılması için her tarlanın başına saat getirileceğini, evlerdeki gibi parasını ödemeyenin de suyunun kesileceğini söyledi. CHP, 59 maddelik tasarının 9-10 maddesiyle ilgili Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gitme sinyali verirken, MHP de tasarının yeniden gözden geçirilmesini talep etti. 
Komisyonda, tasarıya ilişkin sunum yapan Eroğlu, “Su zengini bir ülke değiliz, bilinçli kullanmalıyız. Fazla su, fazla ürün değildir. Hem lüzumsuz su, hem lüzumsuz para harcanıyor. Bunların önüne geçilecek” dedi.
Tasarı ile içme suyu tesisleri nedeniyle DSİ’ye borcu olan belediyelerin, bu borçlarını Maliye Bakanlığı veya İller Bankası tarafından kesinti yapılarak DSİ’ye ödenmesinin sağlanacağını söyleyen Eroğlu, “Baraj, gölet projelerinde yatırım bedeli olarak çiftçilerden ücret alınıyordu, bu uygulamayı kaldırıyoruz. Çiftçilerin üzerindeki ağır yükleri alıyoruz” diye konuştu.
Çiftçiyle Su Sözleşmesi
Bakan Fakıbaba da hükümet adına yaptığı konuşmada, “Tarla içi sulama için sözleşme imzalanacak. Her tarlanın başına saat getirilecek. Bu da suyun israf edilmeden kullanılmasını sağlayacak. Çiftçi de ne kadar su kullandığını görecek. Parasını ödemeyenin ise suyu kesilecek. Evlerde nasıl uygulanıyorsa tarım alanlarında da aynı uygulama geçerli olacak. Yapılan değişiklikleri doğru buluyorum” dedi.
Fakıbaba, “Çiftçimiz suyu pahalı alıyor, gelin indirelim, diyebilirsiniz ama birisi borcunu öderken birisi ödemiyorsa devlet bunun gereğini yapmalı” diye konuştu.
CHP Grup Başkanvekili Engin Altay, 59 maddelik tasarıda 9 ya da 10 madde ile ilgili muhalefetin çekinceleri olduğunu söyledi. MHP Adana Milletvekili Muharrem Varlı da özellikle sulama birlikleri ve su kullanımına ilişkin icra, iflas ile ilgili düzenlemelerin çiftçilerin aleyhine olacağını savundu.
 
16.3.2018
Devamı

Su Ürünleri Yetiştiricilerine 52 Milyon TL’lik Destek

Su ürünleri yetiştiricilerimize 52 milyon TL’lik destekleme ödemesine yarın başlıyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, yarın ödemelerine başlanacak olan su ürünleri yetiştiriciliği desteklemeleriyle ilgili olarak açıklama yaptı.
“Denizlerimiz ve iç sularımız, su ürünleri avcılığı ve yetiştiriciliği bakımından geniş imkânlar sunmaktadır. Bu kaynakları kullanabilecek yeterlilikte balıkçı teknesi ve teknolojisi, yetiştiricilik tesisi ve insan kaynağı ülkemizde mevcuttur.
Üretimin artırılması, geliştirilmesi, yaygınlaştırılması, stokların korunması ve üreticilerin girdi maliyetlerinin düşürülmesini temin amacıyla su ürünleri yetiştiriciliğini AK Parti hükümetleri olarak ilk defa 2003 yılında destekleme kapsamına aldık. Geçen 14 yılda üreticilerimize 1,2 milyar TL’lik destekleme ödemesi yaptık. 2003’te sektöre 1 milyon TL yetiştiricilik desteği verirken bu rakamı her yıl artırarak 2017 yılında 43 milyon TL’ye çıkardık.
Verdiğimiz bu desteklerle son 14 yılda;
1.245 olan yetiştiricilik tesisi sayısı % 87 artışla 2.326’ya,
61 bin ton olan üretim miktarı % 315 artışla 253 bin tona ve
Üretim değeri % 443 artışla 843 milyon TL’den 4.6 milyar TL’ye yükseldi.
Desteklerimizin yanı sıra üretimdeki artış ve işleme teknolojilerindeki gelişmelere paralel olarak su ürünleri ihracatımızda da önemli artış yaşandı. Nitekim 2002 yılında 27 bin ton olan su ürünleri ihracatımız 2017 yılında % 481 artışla 157 bin tona, değer olarak ise 97 milyon dolardan 850 milyon dolara çıktı. % 75’ini balık çiftliklerimizden üretilen balıklarımızın oluşturduğu bu ihracatı; başta AB ülkeleri olmak üzere aralarında Japonya, ABD, Rusya ve Kore gibi ülkelerin de yer aldığı 80 ülkeye yapıyoruz.
Yetiştiricilik yoluyla elde edilen balıklarımız; aynı zamanda kalitesi, lezzeti ve gıda güvenliği ile dünyada kendisini kabul ettirerek çeşitli ödüller de almaktadır.
Balıkçılık ve su ürünleri sektörünü daha da geliştirmek ve halkımızın daha bol balık tüketebilmesini sağlamak amacıyla desteklerimizi artırarak devam ettiriyoruz. Bu kapsamda su ürünleri yetiştiriciliği yapan üreticilerimize yarın akşamdan itibaren yaklaşık 52 milyon TL’lik destekleme ödemelerine başlayacağız. Bakanlığımızın sağladığı bu destekler ile önümüzdeki yıl itibariyle su ürünleri ihracatımızın 1 milyar doları yakalayacağına inanıyorum.
Bu yıl alabalık üretiminde destekleme birim fiyatını 0,65 TL/kg’dan 0,75 TL/kg’a yükselttik. Yeni türlerde su ürünleri üretim yapan yetiştiricilere 1 TL/kg,  midye üretimi yapan yetiştiricilere 0,05 TL/kg destek vereceğiz. Kapalı sistemde üretim yapan yetiştiricilere, mevcut birim fiyatına ilaveten 0,50 TL/kg destek sağlayacağız.
İç ve dış piyasaya arz edilen ürünlerde tür çeşitliliği artırmak için geçen yıl başlattığımız Karadeniz alası, Kırmızı benekli alabalık ve Salmo gibi alabalık türlerinin yetiştiriciliğini yapan üreticilerimize 25 kuruş ilave destekte bulunacağız. Ayrıca ürünlerin güvenilirliğini, izlenebilirliğini ve markalaşmasını sağlamak amacıyla 2017 yılında uygulamaya koyduğumuz balık tanıma kartı (etiket) desteğimiz de % 50 artırılarak adet başına 3 kuruş olacak.
Sağlıklı beslenmede önemli bir protein kaynağı olan su ürünleri üretiminde tür çeşitliliğinin ve üretim miktarının artırılması Bakanlığımızın öncelikleri arasında yer almaktadır. Bu önceliğimiz doğrultusunda sektörü ve üreticilerimizi desteklemeye devam edeceğiz.”
 
 
15.3.2018
Devamı

Başbakan, Bakan Fakıbaba'nın Şeker Fabrikası Sözlerine Açıklık Getirdi

Başbakan Binali Yıldırım, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba'nın şeker fabrikalarının özelleştirilmesine bakanlığın da talip olabileceği sözlerine açıklık getirdi.
Başbakan Binali Yıldırım, özelleştirilecek olan şeker fabrikalarına Tarım Bakanlığı'nın talip olmasının söz konusu olmadığını söyledi.
Azerbaycan seyahati öncesinde düzenlenen basın toplantısında Tarım Bakanı Eşref Fakıbaba'nın basında yer alan açıklamalarının sorulması üzerine bu sözlerin yanlış anlaşıldığını ifade ederek, "Pancar ekici kooperatifleri bu fabrikaları almak için teklif verebilir... kast edilen budur" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle daha fazla küspe üretileceğine, üretimin artacağına ve fiyatların düşeceğine inandığını belirterek, "Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak biz de talipli olacağız. Şartlarımız uyduğu takdirde Tarım Kredi Kooperatifleri olarak birkaç fabrikayı biz almayı düşünüyoruz." ifadelerini kullanmıştı. 
 
14.3.2018
Devamı

Ulusal Süt Konseyi’nden Milli Çağrı!

Türkiye’de süt tüketiminin gelişmiş ülkelerin gerisinde kaldığına dikkat çeken Ulusal Süt Konseyi (USK) Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, sağlıklı nesiller yetiştirmenin milli bir mesele olduğunu belirterek, “Her gün 2 bardak süt” çağrısı yaptı.
Türkiye, geçen yıl 20 milyon 700 bin ton süt üretimi ile dünyada sekizinci, Avrupa ülkeleri arasında ise üçüncü oldu. Süt üretiminin son on yılda %70 artarak 20.7 milyon tona ulaştığı ülkemizde, her yıl 9,1 ton süt, süt ürünleri üretimi için sanayiye aktarılıyor.
Üretimdeki artış tüketime yansımıyor
Süt üretiminde sağlanan artışa karşı Türkiye’de süt tüketimi, gelişmiş ülkelerin gerisinde kalıyor. Avrupa’da yıllık kişi başı süt tüketimi ortalama 59.4 kg iken, Türkiye yılda sadece 34 kg ile ortalamanın altında kaldı.
Tüketim rakamlarındaki düşüşe dikkat çeken Ulusal Süt Konseyi (USK), sağlıklı bir gelecek için süt tüketilmesi çağrısı yaptı.
“Sağlıklı nesiller yetiştirmek milli bir mesele”
Ülke olarak süt üretiminde dünyada sekizinci sırada yer almamıza rağmen tüketimde dünya sıralamasında gerilerde olduğumuzu vurgulayan USK Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Nevzat Artık, özellikle büyüme çağındaki çocukların her gün kaynağı belli sağlıklı süt tüketmeleri gerektiğini söyledi. Artık, şunları kaydetti:
“Türkiye’de kişi başına süt tüketimi yaklaşık olarak yıllık 34 kilogram. Avrupa’da ise bu ortalama kişi başı 60, Amerika kıtasında 58 kilogram. Ulusal Süt Konseyi olarak bu rakamların artırılmasını hedefliyoruz. Türkiye, süt üretiminde dünyada sekizinci, Avrupa’da ise üçüncü sırada yer alıyor. Türkiye’de sağlıklı süt tüketim oranı daha da düşüyor. Bu, geleceğimiz için bir kayıptır. Gelecek sağlıklı nesiller yetiştirmek milli bir meseledir. Bu nedenle çocuklarımıza süt içirmeliyiz. Ulusal Süt Konseyi olarak herkese günde 2 bardak, sağlıklı süt tüketin diyoruz.”
Süt, bedensel ve zihinsel gelişim için faydalı
Süt, beyin gelişiminde etkili olan iyot, demir, çinko, folik asit, B12, B6, E ve A vitaminlerinin tümünü içeriyor. Anne sütünden sonra bebeğin bir yaşından sonra tüketmeye başladığı inek sütü de içerdiği çinko, iyot, B grubu vitaminler (B2, B6, B12) ve esansiyel yağ asitleri (araşidonik asit, linoleik asit) içeriği ile beyin gelişimine katkı sağlıyor.
Uzmanlar, kemiklerin yapı taşı olan kalsiyum açısından en zengin ve vücutta kullanılabilirliği en yüksek besin olan sütün her gün düzenli olarak tüketilmesini öneriyor. Özellikle büyüme çağı (6 – 10 yaş) ve ergenlik döneminde (10 – 18 yaş) gelişimin sağlıklı bir şekilde tamamlanması için gerekli vitamin ve minerallerin düzenli olarak alınması gerekiyor. İlerleyen yaşlarda da düzenli olarak tüketilmesi önerilen süt, kemik kaybını engelliyor.
Hangi ülke ne kadar süt içiyor?
2017 yılı verilerine göre kişi başına yıllık ortalama içme sütü tüketimi, Avrupa’da İrlanda’da 125, Finlandiya’da 120, Estonya’da 99.1, Danimarka’da 86.8, İsveç’te 81.8, Avusturya’da 74.8, Çekya’da 60.1, Almanya’da 53.7, Fransa’da 49.6 kg; Amerika kıtasında Kanada’da 71.6, ABD’de 69.2, Arjantin’de 40.3, Brezilya’da 48.2, Asya ülkelerinden İsrail’de 54.8, Güney Kore’de 32.9, Japonya’da 30.8, İran’da 27.1, Çin’de 20.3 kg; Türkiye’de ise 34 kg.
 
 
 
14.3.2018
Devamı

Kayseri, Kırsalı Organik Tarım ve Besicilikle Kalkındıracak

Kırsalda kalkınmayı sağlamak için bir çok proje geliştiren Kayseri Büyükşehir Belediyesi özellikle organik tarım ve besicilik üzerinde yoğunlaştı. Üretimin sağlıklı yapılması adına ‘Organik Köyler’ kurmayı hedefleyen Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı Projesi , Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi Projesi ile çiftçilere ürünlerin üretilmesinden pazarlamasına kadar önemli olanaklar sağlıyor.
Türkiye’de örnek olarak nitelendirdikleri projenin daha fazla bölgede uygulanmasını amaçladıklarını belirten Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik şu bilgileri verdi:
“Gıda maddelerinin içerisindeki bir takım katkı maddeleri son yıllarda insanları sağlıklı, doğal ve organik beslenmeye yöneltti. Bu çerçevede organik tarımdan, doğal üretimden son yıllarda yoğun bir şekilde bahsedilmeye başlandı; ancak uygulamada çok ciddi çalışmalar olduğunu söylemek zor. Çünkü organik ya da doğal üretimin detaylarına girdiğinizde çok da doğal olmadığını görüyorsunuz. Bu anlamda Kayseri’de yüzde 100 doğal ürünlerin üretilmesi için Türkiye’de ilk olan bir projeyi hayata geçirdik.”
Sınavla Bahçe Tahsisi
Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı Projesi ile Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi Projesi’ni hayata geçirerek çiftçilerin organik tarımı öğrenmesi ve benimsemesi adına önemli bir adım attıklarını belirten Çelik, proje kapsamında sadece organik üretim değil tıbbi bitki yetiştirilmesini de çiftçilerin gündemine taşıdıklarını söyledi. Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı Projesi’nin ayrıntılarından bahseden Çelik , “Projemiz için Kapadokya Organik Tarım Üreticileri Derneği ile bir protokol imzaladık. Bu protokol kapsamında ortak bir çalışma yaptık. Önce, Doğal Ürünler Bahçesi ve Pazarı için 53 bin metrekarelik bir alan belirledik. Burada farklı büyüklüklerde 54 adet bahçe oluşturduk. Ardından bu bahçelerde üretim yapacak çiftçilerimizi tespit ettik. Bahçemizin bulunduğu bölgeye öncelik vererek belirlediğimiz çiftçilerimizi eğitime aldık. Konusunda uzman akademisyenler getirerek 88 saatlik organik tarım eğitimi verdik. Her eğitim sonunda değerlendirme sınavı yaparak sınav ortalaması 70 ve üzeri olan 48 üreticiye bahçe tahsisi yaptık. Eğitim sonunda, sınavlardan başarıyla geçen 48 üreticiye ekmeleri için domates, biber, patlıcan, salatalık ve çilekten oluşan yerli tohumlar ve yine lavanta, kekik, ekinezya, biberiye gibi tıbbi aromatik bitkilerin fideleri verdik. Üreticilerimize 50 bin fide dağıtımı yapıldı” bilgisini verdi.
Kayseri’nin Yerel Ürünleri Üretiliyor
Doğal ürünler bahçesinde yüzde 100 yerli, yüzde 100 doğal ürünler üretildiğini vurgulayan Çelik şöyle devam etti: “Burada Kayseri’nin meşhur ürünlerinden Karahıdır domatesinin, Yamula patlıcanının, Cırgalan biberinin üretimleri yapılıyor. Üreticilerimiz bu ürünlerini 1500 metrekare kapalı pazar yeri ile 1300 metrekare açık pazaryerinde çarşamba ve cuma günleri kurulan pazarda tüketici ile buluşturuyorlar. Doğal ürünler bahçemizde doğal ürünlerin satışını yapan 8 adet de dükkan bulunuyor. Hemşehrilerimiz bu dükkanlardan organik ekmek, salça, konserve, yumurta, bal gibi gıda maddelerini temin edebiliyorlar” dedi.
Kadın Çiftçilerin Emeği Değerlendiriliyor
Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi çalışmalarına da değinen Çelik, “Bünyan ilçemizin Karahıdır Mahallesi’nde kullanılmayan okul binasını Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi haline getirdik. Projeyi Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Kapadokya Organik tarım Üreticileri Derneği ile birlikte gerçekleştirdik. İç Anadolu Bölgesinde bir ilk olan bu merkezde organik üretici olan kadınlara ekolojik olarak ürünlerin işlenmesi ve paketlenmesi gibi konularda eğitimler veriliyor. Ayrıca ürünlerin işlenerek pazarlanması ve bu yolla kadınlarımıza istihdam oluşturulması için çalışılıyor. Her iki projemizin model alınarak ülkemizde yaygınlaştırılacağını düşünüyorum” diye konuştu.
Çiftçilere makine ve ekipman desteği
Kırsalın kalkınması için bir dizi destek de sağladıklarını belirten Çelik: “Özellikle makine teçhizat alanında çiftçilere katkı sağladık.Çiftçilerimizin alamadıkları 57 tarım makinesini Büyükşehir Belediyesi olarak aldık ve çiftçilerimizin kullanımı için ilçelerimize dağıttık. Amacımız çiftçilerimizin daha modern imkanlarla ekim yapmalarını ve bu yolla üretimi artırmalarını sağlamaktır. “Soğuk Süt Zinciri” adıyla hayata geçirdiğimiz proje çerçevesinde süt üreticilerimizin ihtiyaç duyduğu 206 adet çiğ süt soğutma tankını aldık ve çitçimize dağıttık” dedi.
Beydeğirmeni Besi Bölgesi 4 bin kişiye istihdam sağlayacak
Kayseri Büyükşehir Belediyesi ilçelere yönelik tarım projelerinin yanı sıra yaklaşık iki yıldır gündeminde yer alan ve toplam yatırım tutarı 1 milyar TL’yi bulacak olan Beydeğirmeni Besi Bölgesi Projesi’ne odaklandı. Proje kapsamında temin edilen 5,5 milyon metrekarelik alanda kurulacak tesisler ile 80 bin baş besi yapılacak.
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik proje hakkında şu bilgileri verdi:
“Bizim yazılı görevlerimiz arasında bulunmamasına rağmen sektöre sahip çıktık. 2,5 senelik detaylı bir çalışmanın sonucu Beydeğirmeni bölgesindeki 5,5 milyon metrekarelik alanı temin ettik. Burası 80 bin baş besinin yapılacağı, her yıl Kayseri ekonomisine 800 bin TL sıcak para kazandıracak bir bölge olacak. Beydeğirmeni’nde elde edilen hasılatın tamamı Kayseri’de kalacak. Şu anda talep topluyoruz. Arsa bedelini metrekaresi 35 TL+KDV olarak açıkladık. Taleplerin tamamlanmasının ardından bu yatırımı faaliyete geçirmiş olacağız.”

14.3.2018
Devamı

Çiftçi Borçlarının Silinmesi ve Taksitlendirilmesi Kanun Teklifi

Çiftçilerin borçlarının silinmesi hakkında kanun teklifi verildi. TBMM’ye verilen teklifte çiftçilerin faiz borçlarının silinmesi ve borçların taksitlendirilmesi isteniyor.
Çiftçi borçları hakkında kanun teklifi verildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulan kanun teklifi Ağrı Milletvekili Dirayet Taşdem imzası taşıyor. Verilen kanun teklifinde çiftçilerin tarımsal üretimden kaynaklanan tüm borçlarına ilişkin faizlerin affedilerek, ana para borcun taksitlendirilmesi konusu yer alıyor.
Teklifin gerekçesinde Türkiye’de son yıllarda hem kuru baklagil hem canlı hayvan ithalatı ciddi bir artış gösterdiği, çiftçi sayısının 2 milyon 124 bine gerilediği ifade edildi. Çiftçinin bankalara borcunun 73 milyar TL’yi aştığı, binlerce ekim alanının çiftçinin ödeyemediği krediler nedeniyle icra yoluyla bankaların eline geçmiş olduğu vurgulandı.
Kanun teklifi kabul edilirse çiftçilerin Tarım Kredi Kooperatiflerine ve Kamu bankalarına vadesi geçmiş olduğu halde ödeyemediği borçlarının faizleri silinecek, anapara borcu eşit taksitlere bölünerek alınacak. Hakkında hukuki işlem başlatılmış olan alacaklarla ilgili icra takipleri durdurulacak, açılmış davalar sonlandırılacak. Tarım kredilerinden kesinti yapılamayacak, komisyon alınamayacak. Çiftçilerden tarım sigortası adı altında ek ödeme talep edilemeyecek.
Çiftçi borçlarının silinmesi konusunda verilen kanun teklifi Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülecek. Gündeme girecek olan teklif komisyonda görüşüldükten sonra TBMM Genel Kurul gündemine alınabilecek. Çiftçi faiz borçları, çiftçi borç yapılandırması için gözler teklifte olacak.
 
13.3.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Rusya'dan Et, Süt ve Deniz Ürünü İthalatı Konusunda Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Rusya'dan et ithalatı konusuna ilişkin, "Türkiye'nin çok büyük et ihtiyacından değil genelde siyasi amaçlı olarak ihracat yaptığınız ülkelerden ithalatta yapmak zorunda olduğunuzdan dolayı bazı kalemlerde böyle şeyler gündeme gelebiliyor. Anlaşma yok. İthal edilecek olsa dahi bu çok büyük seviyelerde değil küçük seviyelerde olan ithallerdir" dedi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, "Eşitlik için konuş! Şimdi Tam Zamanı" adlı Dünya Kadınlar Günu etkinliğine katılmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. Rusya Tarım Bakanı Aleksandr Tkaçev'ın açıklaması hatırlatarak, kırmızı et, süt ve deniz ürünleri konusunda Türkiye'nin böyle bir ithalatı başlatıp başlatmayacağı sorusuna Fakıbaba, "Su ürünleri konusunda bizim 2023 hedefimiz 1 milyar dolar ihracattı. Biz çok şükür 2018'de 850 milyon dolar oldu ve 2018' de biz inşallah 1 milyarı geçmeyi hedefliyoruz. Ülkeler bazen siyasi olarak birbirleriyle alışveriş yapmak zorunda kalıyorlar. Gittiğiniz ülkede şunu söylüyorlar, diyorlar ki, 'sizden bizden bu kadarlık mal alıyoruz siz bizden ne alacaksınız?' Bu konuda Türkiye'nin bazen sıkıştığı durumlar oluyor. En fazla bu et konusunda oluyor. Et gündeme geliyor. Genelde ülkelere gittiğimizde mutlaka ihracat ve ithalat şeması ortaya çıkıyor ve ülkelerle oturup bir yerde anlaşmak zorunda kalıyorsunuz. Genelde halkın sandığı gibi Türkiye'nin çok büyük et ihtiyacından değil genelde siyasi amaçlı olarak ihracat yaptığınız ülkelerden ithalatta yapmak zorunda olduğunuzdan dolayı bazı kalemlerde böyle şeyler gündeme gelebiliyor" diye konuştu.
"Yerli üretici vazgeçilmezimizdir" ifadesini kullanan Fakıbaba, "Desteklerimiz devam ediyor. 14.5 milyar desteğimiz var. Mart'ın ortasını bulduk. 5 milyar desteğimizi ödemişiz. Ödemeye devam edeceğiz. 2019'da da üreticilerimizi mutlaka ve mutlaka desteklemek adına çok daha güzel şeyler yapacağız. Hiç olmayan şeyleri de veriyoruz. Mesela et ithal ederken et süt kurumu 23 lira 820 kuruştan almış olduğu etin fiyatını 25.5 liraya çıkardı. Hiç yokken hayvan başı 250 TL destekleme verdi. Üreticilerimizin tarım bakanlığının yapmış olduğu desteklemelerden memnun olduğunu görüyorum. Yeterli mi? yeterli olması için de her defasında çalışmalarımızı arttırıyoruz" açıklamasında bulundu.
"Anlaşma yok"
Rusya'dan et ithalatı konusunda anlaşmanın olup olmadığının sorulması üzerine Fakıbaba, şöyle konuştu: 
"Hayır anlaşma yok. İhracat ve ithalat şemasına baktığımızda eğer sizin ihracat oranınız fazlaysa o ithal olan ülke şunu soruyor, biz sizden çok fazla alıyoruz siz ne alabilirsiniz ve bu bağlamda bazı görüşmeler olabilir. Ama Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının böyle bir görüşmesi olmamıştır. İthal edilecek olsa dahi bu çok büyük seviyelerde değil küçük seviyelerde olan ithallerdir. Küçük rakamlarla mümkün olduğu kadar dengeyi bulmaya çalışıyoruz."
"Hem çiftçi hem Türkiye için faydalı olacağına inanıyorum"
Şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda ise Bakan Fakıbaba, " Özelleştirmeyle ilgili olarak zaten elimizde 25 fabrikamız var. 8 tane özel bazı kooperatiflerin elinde. 25 tane de devletin elinde var. Bu 8 tane özel fabrika 1 milyon ton şeker üretiyor. Bizim elimizde olan 25 tane fabrika da 1 milyon 400 bin ton şeker üretiyor. Özel sektörle yarışmak zorundasınız devlet olarak. Biz Türkiye'deki bütün özel sektörleri kapatalım. Özel medyayı da kapatalım sadece devlet basını ve televizyonları olsun bu doğru bir olay mıdır? Rekabetin olması lazım. Bana sorarsanız bütün şeker fabrikaları özelleştirilmesin mi? hayır. Stratejik ürünlerde mutlaka ve mutlaka devletin regülasyon görevini yapması lazım. Çiftçilere bu fırsat tanınmayacaksa, çiftçiler şeker pancarı yetiştiremeyeceklerse küspe elde edemeyeceklerse haklı ama özelleştirildiğinde ben sayının daha fazla artacağına inanıyorum. Küspenin daha fazla üretileceğine inanıyorum. Bu işle iştigal eden çiftçi kardeşlerimizin sayılarının artacağına inanıyorum. Özelleştirmeyle fiyatların daha fazla düşeceğine inanıyorum. Daha Şeker fiyatlarının düşeceğine inanıyorum. Şeker fiyatlarının düştüğünden dolayı Avrupa ile yarışabilir bir hale geleceğimize inanıyorum. Bunun hem çiftçi hem ülkemiz için hem Türkiye için faydalı olacağına inanıyorum. Özel sektörün girdiği her yerde güzel işler yapmıştır. Ette, sütte, şekerde, buğdayda olsun devlet regülasyon görevini mutlaka yapmalıdır, her şeyi özel sektöre bırakmamalıdır. Ama benim bildiğim ve olacak olan şey küspe miktarı artacaktır. Özelleştirilen fabrikalara belirli kotalar verilecektir. Fabrikalar bu kotaları kullanmadıkları takdirde bu kotalar tekrar devletin fabrikalarına geçecektir. Oradan çalışan işçilerin haklarına hiçbir şey olmayacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
"Belki Tarım Kredi olarak birkaç fabrikayı biz almayı düşünüyoruz"
Hangi fabrikaların kar edip etmediklerini bilmediğini söyleyen Fakıbaba, şunları kaydetti: 
"Devlet mutlaka Türkiye'nin çıkarlarını düşünerek hareket edecektir. Tarım Kredi olarak Tarım Bakanlığı olarak da bizde talipli olacağız. Eğer şartlarımız uyduğu takdirde. Belki Tarım Kredi olarak birkaç fabrikayı biz almayı düşünüyoruz. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Devleti, AK Parti Hükümeti mutlaka halkın lehine olan kararları alan bir hükümettir. Bu kararların doğru olduğuna inanıyorum. Nişasta bazlı şekerle rekabet oranımız çok daha iyi olacaktır. İhtiyaç çok daha fazla azalacaktır nişasta bazı şekere. Bu şekilde özelleştirmenin Türkiye'ye çiftçiye zararı yoktur, faydası vardır."
Tarım Kredi Kooperatifinin de ihaleye girip girmeyeceği sorusuna Fakıbababa, "Onun şartlarına bakıyoruz" dedi
12.3.2018
Devamı

"Eşitlik İçin Konuş! Şimdi Tam Zamanı"

Birleşmiş Milletlerin Türkiye Ofisi 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında "Eşitlik İçin Konuş! Şimdi Tam Zamanı" programı düzenledi. 
Cer Modern'deki etkinliğin açılış konuşmalarını, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, BM Türkiye Mukim Koordinatörü ve BM Kalkınma Programı (UNDP) Mukim Temsilcisi İrena Vojackova Sollorano, BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Orta Asya Alt Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu yaptı.
Sollorano konuşmasında, program için kırsal kesimlerden gelen kadın çiftçileri selamlayarak "Siz bu ülkenin bel kemiklerinden birisiniz." dedi.
Kadınlar Günü'nün aslında 8 Mart'ta olduğunu ancak bunun ötesine geçmek için programın bugün düzenlendiğini söyleyen Sollorano, "Tek bir gün yeterli değil çünkü hepinizin yaptığı işleri tek bir güne sığdırmak mümkün değil." dedi.
Sollorano, BM üyesi devletlerin 8 Mart'ı Uluslararası Kadınlar Günü olarak kabul ettiğini anımsatarak "Bu tarihte dünyanın bütün hükümetleri eşitsizlik olduğu konusunda mutabık kaldı. Eğer eşitsizlik olmasaydı böyle bir güne de ihtiyaç kalmazdı." ifadelerini kullandı.
Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin her birinde kadınların oynaması gereken bir rol olduğuna dikkati çeken Sollorano, "İşte bu yüzden hepimiz bu hedeflere ulaşma yolunda birlikte çalışmalıyız. Böylece bir gün kadın erkek ortaklığının olduğu günlere ulaşabiliriz." diye konuştu.
Sollorano, kırsal kesimden gelen kadınların hayatlarını kendi ellerine aldıklarını ve bu yola kocaları, babaları ve oğulları ile çıktıklarını vurgulayarak "Her başarılı erkeğin arkasında başarılı bir kadın vardır derler. Bu olayda tam tersi oldu." değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye'nin özellikle bu yıl kadın sorunlarını ele aldığını belirten Sollorano, "Biz BM temsilcileri olarak, Türkiye, kadın erkek eşitliğinin üzerinde durduğu için memnuniyet duyuyoruz." şeklinde konuştu.
Program, "Eşitlik için Çalışanlar: Değişimin Öncüsü Kadınlar Konuşuyor" etkinliği ve BM kuruluşlarının sahada yürüttüğü kadının güçlenmesi projelerinden fotoğrafların yer aldığı sergiyle devam etti.
 
12.3.2018
Devamı

Buzağıların Yaşatılması İçin Yetiştiricilere Eğitim Verildi

Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Çiftlik Danışma Merkezi öncülüğünde buzağı ölümlerinin önüne geçilmesi ve doğan her buzağının yaşaması için eğitim çalışması düzenlendi. Kuşadası'nda bir otelde 2 gün konaklamalı olarak gerçekleştirilen eğitimlerde Aydın'daki yetiştiriciler eşleri ile birlikte uzmanlardan eğitim aldı.
Kursların oldukça verimli geçtiğini belirten Aydın İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Sedat Güngör, "Çiftlik Danışma Merkezi; yetiştiriciler için tarımsal yayım ve danışmanlık faaliyetlerini aktif bir şekilde yapmak için eğitimler düzenlemektedir. Gıda, Tarım ve Haycancılık Bakanlığı'nın bu yılı "Hayvan hastalıklarıyla mücadele ve buzağı ölüm oranlarını düşürme yılı" ilan etmesi doğrultusunda birliğimiz, tarımsal yayım ve danışmanlık eğitiminin teması "Buzağılarımızı Yaşatalım" olarak belirledi. Bu doğrultuda, Bakanlığın belirlediği tarımsal yayım ve danışmanlık üyelik kriterlerini sağlayan üyelerimize yönelik Kuşadası'nda bir otelde 2 gün süren eğitim faaliyeti gerçekleştirdik. Yaklaşık 100 üyemiz, hayvancılık faaliyetlerini birlikte yürüttükleri eşleri ile birlikte eğitime katıldı, toplamda 200 üyemiz eğitim aldı" diyerek "Buzağılarımızı yaşatalım" sloganı ile çıktıkları yolda çalışmaların devam ettiğini söyledi.
Yetiştiricilere yönelik verilen eğitimlerde; Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdür Yardımcısı Yılmaz Bozkır 'Aydın'ın hayvancılık verileri' hakkında bilgi vererek buzağı kayıplarının en aza indirgenmesi için yaptıkları çalışmalardan söz etti. Aydın Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör ise, Bakanlığın bu yılı buzağı yılı ilan etmesi sürecini anlatıp birliğin faaliyetleri hakkına bilgi verdi. ADSYB Çiftlik Danışma Merkezi Yöneticisi Arzu Sevim Akbaş ise tarımsal yayım ve danışmanlık faaliyetleri hakkında bilgiler verdi.
"Yetiştiriciler merak ettiklerini profesörlere sordu"
Oldukça verimli ve sıcak bir ortamda geçen eğitim seminerlerinde Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Veteriner Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökhan Önol, 'Buzağı Kayıpları' hakkında dünyadaki veriler ve Türkiye'deki oranları kıyasladı. Öncelikle yetiştiricilerin yaptıkları iş konusunda dünya da nerede olduklarına dair bilgiler verdi. Daha sonra buzağı bakımı ve beslemesi konularında önemli bilgiler aktaran Prof. Önol, buzağının yaşatılmasının önemine değindi.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Fındık ise "Doğumda oluşan buzağı kayıpları" hususunda yetiştiricileri bilgilendirdi. Türkiye'de meydana gelen buzağı kayıplarının bir diğer gerekçesi olan "Buzağı hastalıkları" konusunda ise ADÜ Veteriner Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bülent Ulutaş konuşma yaptı.
Eğitimimizin son kısmında ise Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Prof. Dr. İbrahim İsmet Türkmen "Sığır yetiştiriciliğinde kaba yem depolamanın önemi" konulu sunum yaptı.
İki gün süren eğitim seminerinde çiftçiler kendi aralarında da fikir alışverişinde bulunurken, deneyimli çiftçiler de çeşitli konularda yetiştiricilere bilgiler aktardı. Eğitim programının oldukça verimli geçtiğini belirten Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Sedat Güngör, birlik olarak eğitim çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti. 
 
12.3.2018
Devamı

Şeker Fabrikaları Kotayı Doldurmazsa Geri Alınacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, özelleştirme sonucunda şeker fabrikalarının zarar değil, kar elde edeceğini söyledi. Özelleştirmeden sonra fabrikaların kendilerine konulan kotaların altında kalması durumundaysa devlet tarafından geri alınacağını söyleyen Fakıbaba, "Halkımız daha ucuz şeker yiyebilecek" dedi.
Gıda ,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Özelleştirme kararı alınan şeker fabrikalarının sözleşmede belirtilen kotaları doldurmaması, üretime yeteri kadar katkıda bulunmaması halinde devlet tarafından daha önce belirlenen ücretle geri alınacağını söyledi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Adıyaman'da bakanlığın çalışmaları ve özellikle şeker fabrikalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Şeker üretimi konusunda AB ülkeleriyle rekabet edilemediğini, şekerin daha pahalıya üretildiğini söyleyen Fakıbaba, şeker de asıl maksadın zarar değil Türkiye'yi kâr'a geçirmek olduğunu söyledi.
Bakan Fakıbaba, "Cumhurbaşkanımız açıkladı, şekerde bizim amacımız zarar vermek değil Türkiye'yi kara geçirmek. Yani özel sektör böyle bir fabrika açmış, ne kadar güzel bir olay. Özel sektör bu memleketin düşmanı mıdır yani. Bu memlekette özel sektör alıyor ve memleketi daha farklı yerlere götürüyor. Bakın biraz önce Akoturka dediğimiz arkadaşımız 42 milyonluk organik ürün ihraç ediyor. Nereye yapıyor, Amerika ve Avrupa'ya ediyor. Yani bu 42 milyonu Türk insanına getiriyor.
Yani özel sektör denilince neden insanlar bu kadar şey yaparlar ama stratejik ürünlerde nasıl bir ette reklasyonu sağladık, sütte reklasyonu sağlıyorsak şekerde de öyledir, tütünde de öyledir. Biz bu reklasyonları sağlamak zorundayız. Devlet mutlaka ama mutlaka bunun içerisinde olması lazım. Onun için elimizde gerçekten çok iyi 11 tane şeker fabrikamız kalacak ama diğerleri satılıp da kapatılmayacak. Satılıp da imara verilmeyecek. Daha fazla üretim yapılacak. Şuanda Avrupa'yla rekabet edecek konumda değiliz ve şekeri pahalıya üretiyoruz. Amaç şekeri daha ucuza üretip Avrupa'yla daha rekabet edebilecek duruma getire bilmek halkımıza daha ucuz şeker yedire bilmek" dedi.
Özelleştirilen fabrikaların 1 sene içerisinde kendileri için belirlenen kotayı doldurmadığı zaman geri alınacağını söyleyen Fakıbaba, fabrika bahçelerinin özelleştirilmeyeceğini de hatırlattı.
 
12.3.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba, "Türkiye'de Yılda 1,7 Milyar Ekmek İsraf Ediliyor"

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba yılda 1,7 milyar ekmeğin israf edildiğini belirterek "Belki insanlar açlıktan ölürken, maalesef ve maalesef 1,7 milyar ekmeğin israf edilmesi, bırakın Türkiye'yi insanlık adına acı" dedi. Fakıbaba ayrıca, muhalefetin buğday ithali iddialarını da eleştirerek, Türkiye'nin buğday ithal etmediğini tam tersi ihraç ettiğini söyledi.
Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) tarafından düzenlenen 14. Uluslararası Kongre ve Sergisi, Antalya Serik ilçesi Belek turizm merkezindeki bir otelde gerçekleşti. Un sektörüyle alakalı dünyada düzenlenen ilk 10 kongrenin içerisinde yer alan kongrenin bu seneki ana konusu "Buğday ve Ekmeğin Aşkı: Un" olarak belirlendi. Kongrenin açılışına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfekci  ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rıfat Hisarcıoğlu katıldı.
Kongre açılışında konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, buğday, un ve ekmekle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Fakıbaba, Türkiye'nin buğday ithal ettiği yönündeki iddialara ise yanıt verdi.
"Dünya hububat ticareti Türkiye etrafında dönmeye başladı"
Tarım denince akla hububatın geldiğini belirten Bakan Fakıbaba, 2017-2018 döneminde dünya hububat üretiminin 2,6 milyar ton, ticaretinin ise 400 milyon ton seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti. Son 5 yılda dünyada hububat üretiminin rekor seviyede olduğuna dikkat çeken Fakıbaba, "Hububat, dünyada az sayıda ülkenin net ihracatçı olduğu, çok sayıda ülkenin ise ithalatçı olduğu bir ürün gurubudur. Son 15 yıldaki gelişmelere baktığımızda dünya hububat ticaretinin Türkiye'nin etrafında görmekteyiz. Hububat aynı zamanda 81 milyon insanımızın ekmeği, hayvanlarımızın yem kaynağıdır. Asla ve asla vazgeçemeyeceğimiz stratejik bir alandır. 2018 yılı kışlık hububat ekilişleri tamamlandı, bugün itibariyle bitki gelişiminde herhangi bir olumsuzluk Allah'a çok şükür yaşanmamaktadır. İnşallah önümüzdeki birkaç ay içerisinde yeterli yağış alındığında bereketli bir hasat sezonu yaşayacağımıza inanıyorum" dedi.
"Türkiye buğday ithal etmemektedir"
Buğdayla ilgili düzenlenen kongre vasıtasıyla kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine ihtiyaç duyduğunu belirten Fakıbaba, Türkiye'nin buğday ithal ettiği yönündeki söylentilere yanıt vererek, "Ülkemiz kendi ihtiyacı için buğday ithal eden ülke değildir. Zaman zaman konuşuluyor, işte 'buğdaya bile muhtaç duruma getirdiler bizi' diye. Muhalefet bunu çok söylüyor. Ama Allah'a çok şükür ki, biz buğday ithal eden değil, ihraç eden bir ülkeyiz. Türkiye buğday ithal etmemektedir. Ancak bunu tamamen buğdaya dayalı mamul maddi ihracatı için yapmaktadır. Burada çok değerli iş adamlarımız ve ihracatçılarımız var. Türkiye artık ihracatçılarının sayesinde, iş adamlarının sayesinde para kazanmasını da biliyor. Biz tabi ki ithal edeceğiz ama ithal ettiğimize katma değer kazandırıp ondan para kazanacağız ve ihraç da edeceğiz. Onun için ben iş adamlarımızla gurur duyuyorum. Biz iş adamlarımızın hep yanındayız, hizmetindeyiz. Ben geldiğim günden beri, bütün bürokrat arkadaşlarıma 'Aman işleri zorlaştırmayın ve basit şeyler için iş adamlarımızın önünü tıkamayın' diye söyledim. Çünkü onlar bu ülkeye gerçekten çok büyük hizmet veriyorlar, istihdam sağlıyorlar. Bu memleketin gerçekten bunlar ak yüzü insanlar. Onlara hizmet etmeyi, AK Parti hükümetleri olarak bir ibadet olarak görüyoruz" diye konuştu.
Fakıbaba, son birkaç yılda Türkiye'de 3 milyon ton buğday üretiminin mamul madde ihracatı için kullanıldığını hatırlatarak, "Dolayısıyla Türkiye buğdayda kendine yettiği gibi, çiftçimizin ürettiği buğdayla un, bulgur, bisküvi, makarna ihracatı da yapmaktadır. Anadolu toprakları buğdayın anavatanıdır. Dünyanın en kaliteli makarna buğdayı bu coğrafyada yetişmektedir. Ülkemiz makarna ihracatında kullandığı buğdayın yarıdan fazlasını içerideki üretimle karşılamaktadır. Nitekim son 10 yıla baktığımızda 41,4 milyon ton buğday ithalatına karşılık, 48,5 milyon ton ihracat gerçekleşmiştir. Bu durumda ülkemiz buğdayda net ihracatçı konumdadır" dedi.
"Un ihracatında birinci, makarnada ise ikinciyiz"
Tarım, gıda, su ve enerji konularında dünya ülkeleri arasında büyük rekabet yaşandığına dikkat çeken Fakıbaba, Türkiye'nin coğrafi konumundan dolayı bu konuda avantajlı olduğuna işaret etti. Türkiye'nin un ihracatında dünyada birinci makarna ihracatında ise ikinci sırada sırada yer aldığını belirten Fakıbaba, "120 ülkeye un ve bulgur ihracatı, 150 ülkeye makarna ihracatı yapmaktayız" dedi.
"Ekmek yemediğim zaman doyamıyorum"
Türk insanın beslenmesinde ekmeğin yerinin büyük olduğunu ifade eden ve "Ben şahsen ekmek yemediğim zaman doymuyorum" diyen Fakıbaba, bakanlık olarak 2012 yılında ekmek ve ekmek çeşitlerindeki tuz miktarını azalttıklarını hatırlattı. 25 yıldan bu yana çayda şeker kullanmadığı yönünde açıklama yaptığını söyleyen Fakıbaba, "Bugün de hiç tuz kullanmadığımı söyleyebilirim. Bir hekim olarak gerçekten ekmekte tuz oranını azaltmamız, insan sağlığı açısından çok önemli olduğuna inanıyorum. Ekmek satılan her yerde tam buğday ekmeği ve kepekli ekmek bulunmasını sağladık. Ekmek üretiminde, dağıtımında ve satışında çalışan tüm personelin hijyen eğitimi almasını zorunlu hale getirdik" dedi.
"Ekmekteki kepek arttırma oranı devam edecek"
Bir hekim olarak ekmek ve buğdayın sağlığa olan etkisinden bahseden Fakıbaba, "Yapılan araştırmalarda ülkemizde yetersiz beslenmede ekonomik güçlüklerden daha ziyade bilgi eksikliği ve uygulamada yapılan hataların etken olduğu ortaya çıkmıştır. Un üretimi ve teknolojisinde insan için sağlıklı olan kepek oranını arttırdık, arttırmak zorundayız ve gittikçe de bu artacaktır. Yaptığımız ve yapacağımız düzenlemelerle obeziteyle mücadelede ve aşırı tuz tüketimine bağlı olarak görülen hastalık sayısında azalma sağlanacaktır" diye konuştu.
"İsraf eden, iflas eder"
Ekmekte israf konusuna da değinen Fakıbaba, yılda 1,7 milyar ekmek israf edildiğini kaydetti. Fakıbaba, "Belki insanlar açlıktan ölürken, maalesef ve maalesef 1,7 milyar ekmeğin israf edilmesi, bırakın Türkiye'yi insanlık adına acı olduğuna benden daha fazla üzüldüğünü düşünüyorum. Bunu mutlaka önlemek zorundayız. El ele vereceğiz ve bunu mutlaka önleyeceğiz. Çünkü israf eden her zaman iflas eder" ifadelerini kullandı.
 
9.3.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba’dan Şeker Fabrikaları İle İlgili Açıklama Geldi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, Şeker Fabrikaları ile ilgili gündemde yer alan sorulara ilişkin açıklama getirdi.
“Şeker fabrikalarının özelleştirilmesiyle ilgili olarak farklı kesimler tarafından getirilen eleştirilerle kamuoyu açık bir şekilde yanıltılmak istenmektedir.
Hükümetlerimiz döneminde, şekerpancarı üretimi azalmamış, aksine üretim geliştirilerek, çiftçilerimizin geliri önemli ölçüde yükseltilmiştir. Nitekim 2002 yılında 16,5 milyon ton olan şekerpancarı üretimi, 2017 yılında 20,8 milyon tona ulaşmıştır. Üretimde yapılan planlama yanında, modern tarım teknikleri ve sulama yöntemleri ile birim alandan elde edilen verim düzeyi ortalama yüzde 50 artmıştır. Böylelikle pancar üreticilerimizin refah seviyesi yükseltilmiştir.
Özelleştirme ile; şekerpancarı fabrikalarının daha etkin çalıştırılması ve verimliliklerinin artırılması, böylece üretim maliyetlerinin azaltılması hedeflenmektedir. Üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesi, yurtiçi pancar şekeri fiyatları ile dünya fiyatları arasındaki farkı azaltacak, halkımızın pancar şekerini daha uygun fiyatlardan tüketmesine imkân sağlayacaktır. Bunun yanı sıra sektörün rekabet gücü geliştirilecektir.
Gerçekleştirilecek özelleştirmede; söz konusu fabrikalarda çalışanlarla, pancar ekimi yapan çiftçilerin korunması ve fabrikalarda üretimin devamlılığı temel ilke olarak belirlenmiştir.
Her şeyden önce şunu özellikle belirtmek isterim: Özelleştirme sürecinde, çalışanlarımızın bütün hakları korunacak ve hiçbir mağduriyet oluşmayacaktır.
Çalışanlarımızın yanı sıra çiftçilerimizin de hakları korunacaktır. Türkşeker’e pancar temin eden çiftçilerimiz, mevcut kotaları kapsamında pancar üretmeye devam edeceklerdir.
Özelleştirilecek fabrikalara, üretime devam edilmesi zorunluluğu da getirilmiştir. Fabrikayı alacak yatırımcı, şartname gereği kota dâhilinde üretim yapmak mecburiyetindedir.
Ayrıca fabrikaların, arsası için alınacağı iddiası da yanlıştır. Zira şeker üretimi ile doğrudan ilişkisi bulunmayan arsa ve araziler ihale dışında tutulmuştur.
Özelleştirmeyle birlikte Nişasta Bazlı Şeker (NBŞ) üretiminin artacağı iddiası da doğru değildir. NBŞ üretiminde, Kanunla sınırları belirlenmiş bir kota vardır. Bu kota miktarının artırılması söz konusu değildir.
Şekerle ilgili kota yetkisinin Bakanlar Kurulu’na devredilecek olmasıyla ilgili dile getirilen iddialar da tamamen yanlış ve spekülatiftir. Milletimizin seçtiği ve göreve getirdiği bir Hükümetin bütün bakanlarının sorumlu olacağı bir uygulamadan endişe etmek; hem millete hem milletin oylarıyla seçilmiş hükümete hem de hükümette yer alan bütün bakanlara saygısızlıktır.
Şeker pancarı ve şeker sektörü, ülkemiz tarımı için büyük önem arz etmektedir. Bu sektörün ülke menfaatlerimize uygun olarak yönetilmesi, Hükümetimizin önceliğidir. Bu doğrultuda, şeker fabrikalarımızı, pancar üreticilerimizi ve tüketicilerimizi olumsuz etkileyecek hiçbir uygulamaya izin verilmeyecektir.
Tüm bu gerçekler ortadayken, özellikle bazı muhalif siyasetçilerimiz tarafından üreticilerimizi endişeye, halkımızı korkutmaya yönelik hayal mahsulü birtakım iddialar ve senaryoların dile getirilmesi üzüntü vericidir. Evhamlar üreterek olumsuz algı oluşturmaya dönük bu tür açıklamalar aynı zamanda siyasi ahlaka da sığmamaktadır.
Bu tür söylemlerde bulunan siyasetçilerin; Hükümetimizi, Sayın Başbakanımızı ve Sayın Cumhurbaşkanımızı asılsız iddialarla suçlamadan önce, evvela şapkalarını önlerine koyup sağlıklı bir şekilde düşünmeleri gerekmektedir. Siyasetçilerin görevi, yıpratma amaçlı yalan yanlış bilgilerle ve iftiralarla halkı yanıltmak değil, doğruları söylemek olmalıdır.
Halkımızın, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi konusunda siyasi mülahazalarla yapılan spekülatif açıklamalara itibar etmemesi ve Hükümetimiz tarafından yapılan açıklamalara güvenmesi önem arz etmektedir.”
 
 
9.3.2018
Devamı

TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonu

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk, "Bu yıl başlattığımız bir çalışma ile karekod sistemini hayata geçirdik. Bununla birlikte bayilerde bulunan tüm ilaçları izliyoruz. Her bayi ilacı kime sattığının kaydını tutuyor. Bu sistemle az miktarda rastlanılan ilaç kalıntısı problemini önlemeye çalışıyoruz." dedi
Bağcılık sektörü ve üzüm üreticilerinin sorunlarının araştırılarak alınacak tedbirlerin tespit edilmesi maksadıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Manisa Milletvekili İsmail Bilen başkanlığında toplandı.
Selçuk, yaptığı sunumda, tüm ürünlerde olduğu gibi sofralık üzümde de bitki sağlığı şartları yönünden kontrollerin gerçekleştirildiğini, şartların oluşması halinde ürünün ihracına, düzenlenen sertifika ile müsaade edildiğini söyledi.
Üzümün önemli bir ihraç ürünü olduğunu vurgulayan Selçuk, 2014 yılında 256 bin ton, 2015 yılında 175 bin ton, 2016 yılında 172 bin ton ve 2017 yılında ise 277 bin ton üzüm ihracatının gerçekleştirildiğini ifade etti.
Ağustos ayında başlanan hasat çalışmalarıyla hayata geçen ihracat faaliyetlerinin ocak ayına kadar sürebildiğini belirten Selçuk, "Tam da bu dönemde bizim faaliyetlerimiz devreye girmektedir. Üzüm bozulmasın, zarar görmesin düşüncesiyle yapılan ilaçlama bizi zaman zaman ilaç kalıntısıyla karşı karşıya bırakabiliyor." dedi.
Selçuk, AB ülkelerine yapılan ihracat öncesinde sahadaki ekiplerin sadece üründe çürüme bulunup bulunmadığı yönünden denetim yaptığını, ilaç kalıntısına ilişkin bir analiz yapılmadığını bildirdi.
Buna rağmen yapılan ihracatta ilaç kalıntısına yönelik 2013 yılında bir bildirim, 2015 yılında 2 bildirim, 2017 yılında ise bir bildirimde bulunulduğuna değinen Selçuk, şunları kaydetti:
"Bu da bize üreticimizin ne kadar bilinçli bir üretim yaptığını gösteriyor. Biz de ürünün ilaç kalıntısından arınması noktasında üreticiye her türlü desteği sağlıyoruz. Ancak yaşadığımız sıkıntıların başında bayilerden alınan ilaçların tavsiye dışı kullanımı geliyor. Bu yıl başlattığımız bir çalışma ile karekod sistemini hayata geçirdik. Bununla birlikte bayilerde bulunan tüm ilaçları izliyoruz. Her bayi ilacı kime sattığının kaydını tutuyor. Bu sistemle az miktarda rastlanılan ilaç kalıntısı problemini önlemeye çalışıyoruz."
 
 
9.3.2018
Devamı

Bakan Zeybekci'den Gıda Enflasyonu Sözü!

Ekonomi Bakanı Zeybekçi, “Sayın Başbakanımızın yakın bir gelecekte, 1-2 haftalık bir gelecekte açıklayacağı yeni bir paketle; gıda enflasyonunu artık önümüzdeki orta –yakın vadede enflasyonun içindeki en önemli adımlar atacağız” dedi.
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Capital ve Ekonomist Dergileri'nin öncülüğünde düzenlenen Ceo Club toplantıları kapsamında gerçekleştirilen “Tasarım ve İnovasyon Zirvesi"ne katıldı.
Bakan Nihat Zeybekci, toplantıda yaptığı konuşmasının başında, “Başta eşim ve tüm değerli hanımefendilerin Dünya Kadınlar Günü'nü kutluyorum ve tebrik ediyorum. Klasik sözler söylemeyeceğim ama şu anda kadınlarımız elimizdeki en önemli hazinemiz. Neden en önemli hazinemiz? Çünkü erkekler kısmında yolun sonuna doğru geldik. Kullanabileceğimiz tüm kapasiteleri kullandık, elden gelen bu. Onun için şimdi elimizde kalan tek hazinemiz kadınlarımız" dedi. Zeybekci'nin bu sözleri salonda gülüşmelere neden oldu.
Nihat Zeybekci, “27 Mart'ta Cumhurbaşkanımızın elinden vereceğimiz teşvik belgelerinin yatırım tutarı 100 milyar TL'nin üzerine çıktı şu anda. Bir kalemde vereceğiz. Geçtiğimiz senelerdeki klasik yatırım teşvikleri bunun dışında. 2018 ile ilgili büyüme beklentilerimizi, üretim, yatırım, istihdam beklentilerimizi neye dayanarak söylüyoruz? 2018'de yaklaşık olarak 100 milyar dolar reel sektör, özel sektör yatırımı bekliyoruz. Ondan dolayı büyüme, ihracatla ve istihdamla ilgili böyle bir varsayım içindeyiz. Ekonomi yönetimi olarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti olarak tüm bu alanlarda bilerek, isteyerek, planlı bir şekilde çalışmalarımız var. Ama enflasyonla ilgili mücadelemizi de bırakmadık. İyi çalıştık, iyi hazırlandı yine. İnşallah Sayın Başbakanımızın yakın bir gelecekte, 1-2 haftalık bir gelecekte açıklayacağı yeni bir paketle; gıda enflasyonunu artık önümüzdeki orta-yakın vadede enflasyonun içindeki en önemli aktör olmaktan çıkaracak olan çok önemli adımlar atacağız" dedi.
 
9.3.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba, Milas'ta Fuar Açılışına Katıldı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'ın da katılımıyla, Muğla'nın Milas ilçesinde bu yıl 9'uncusu düzenlenen Milas Güney Ege Uluslararası Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nın açılışını yaptı. Bakanlık tarafından hayata geçirilen küçükbaş hayvan desteği ve şeker fabrikalarının özelleştirmesi konularına değinen Bakan Fakıbaba, "Üreticimiz kazanacaksa bizler özelleştirmenin yanındayız" dedi.
Expolink Fuarcılık tarafından düzenlenen Milas Güney Ege Uluslararası Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı, bu yıl 9'uncu kez kapılarını ziyaretçilere açtı. TARİŞ 152 No'lu Pamuk Tarım Satış Kooperatifi'ne ait çırçır fabrikasındaki fuar alanında düzenlenen törene; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, AK Parti Muğla Milletvekili Nihat Öztürk, CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir, MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan, Muğla Valisi Esengül Civelek, Milas Kaymakamı Eren Arslan, Milas Belediye Başkanı CHP'li Muhammet Tokat, siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri, kurum yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Expolink Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Erdoğan, Fuarın tarım sektörüne, bölgeye ve üreticiye büyük katkılar sağladığını ifade etti. Erdoğan, "Bu yıl fuar alanında sergi alanları yüzde 20 artışla 7 bin 300 metrekareye çıkarılırken, katılacak firma sayısında da geçen yıllara göre yaklaşık yüzde 25 bir artış yaşandı" dedi.
KADIN ÇİFTÇİLERE SİGORTA PİRİMİ DESTEĞİ ÇAĞRISI
Erdoğan'ın ardından kürsüye davet edilen TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle tüm kadınların gününü kutladı. Bakan Fakıbaba ve milletvekillerine, tarım sektöründe çalışan kadınlar için daha önce gündeme getirdikleri sigorta pirim desteğini hatırlattı.
MHP Muğla Milletvekili Mehmet Erdoğan ise, Türkiye'deki tarım alanında çalışan kadın sayısının en fazla olduğu ilin Muğla olduğuna dikkat çekti.
'ŞEKER FABRİKALARI VATANDIR, SATILAMAZ'
CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir ise Bakan Fakıbaba'nın çalışmalarını başarılı bulduğunu belirterek, fuar alanı eksikliğine dikkat çekti. Bakanlığın tarım alanındaki desteklemelerini artırması gerektiğini de dile getiren Demir, şeker fabrikalarının özelleştirmelerine de değinerek, "Şeker fabrikaları vatandır. Vatan satılamaz. Bu konuyu bir kez daha düşünün. Tarihe fabrika kapatan bir bakan olarak geçmeyin. Tarım stratejidir, millidir, vatandır. Şeker de bunların içerisinde yer alır. Biz cumhuriyet değerlerinin satılmasını değil, korunmasını istiyoruz" dedi.
EĞİTİMLER ÖNEMLİ
Üreten insanın, insanlığa faydalı olan insan olduğunu söyleyerek konuşmasına başlayan Bakan Fakıbaba ise "Üretim aşamasındaki en büyük eksikliklerimizden birisi eğitim. İlaçlama, sulama, tohum gibi konularda bilgi eksikliklerimiz var. Gerek Bakanlığımız gerek sivil toplum örgütlerimiz, kurum ve kuruluşlarımızca yapılan eğitim çalışmalarıyla şuanda tarımda iyi noktalara geldik" dedi.
Ege Bölgesi'nin güzelliğini "Allah bu coğrafyaya her şeyi vermiş. Dağlarından yağ, ovalarından bal akıyor" diyerek tanımlayan Bakan Fakıbaba, "Bizim çok güzel bir ülkemiz var. Kimsenin toprağında gözümüz yok. Ama şu da iyi bilinsin ki bizim tek bir çakıl taşımızda gözü olanın da gözünü çıkarırız. Afrin'de çok önemli bir operasyon yapılıyor. Şehit olan askerlerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Bizim bir tek ülkemiz var. Başka da bir şeyimiz yok. Onun için birlik ve beraberlik içerisinde olmamız lazım. El ele verdiğimizde tüm sorunları çözeriz" diye konuştu.
'KADININ ELİNİN DEĞDİĞİ YERDE BEREKET VARDIR'
Konuşması sırasında kadınların 8 Mart'ını da kutlayan Bakan Fakıbaba, "Muğla'daki 60 bin çiftçinin 25 bini kadınlardan oluşuyormuş. Bu çok güzel bir rakam. Kadının elinin değdiği her yerde başarı vardır, bereket vardır. Kadına şiddet uygulayanın da her zaman karşısındayız" dedi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı görevinin kolay olmadığını belirten Bakan Fakıbaba, "İnanın ki hiç de kolay olmayan bir çalışma alanı. Benden önceki arkadaşlar da çok güzel çalışma yapmışlar. Bizler de şimdi arkadaşlarımızla daha fazla ne yapabiliriz diyerek projeler üretmeye çalışıyoruz. Ülkemizin et açığını kapatmak için 300 Koyun Projemizi hayata geçirdik. Proje ile şu anda 46 milyon olan küçükbaş hayvan sayımızı 80 milyona çıkarmayı hedefliyoruz. Bizler hayvan varlığımızın azlığından dolayı şuanda et ithal ediyoruz. İnşallah ülkemizin ihtiyacı olan eti kısa sürede kendimiz yetiştireceğiz" dedi.
ÖZELLEŞTİRMEYE KARŞI DEĞİLİM
Törene katılan CHP Muğla Milletvekili Nurettin Demir'in özelleştirilme çalışmaları devam eden şeker fabrikaları konusuna da değinen Bakan Fakıbaba, özelleştirmeye karşı olmadığını belirterek şunları söyledi:
"Ülke olarak bizlerin bazı stratejik ürünleri var. Daha önce benzer çalışmaları üzüm ve fındıkta yaptık. ve ürün fiyatlarının üretici açısından değiştiğini gördük. Biz hep üreticinin yanında olduk ve üreticimizi kara geçirdik. Devletimizi zarar ettirmedik. İnşallah şekerde de böyle olacak."
Ülkede devlete ait 25, özel sektöre ait ise 8 fabrika bulunduğunu da dile getiren Bakan Fakıbaba, "Bizim 25 fabrikamızda 10 özel sektör fabrikasına eş değer üretim yapılıyor. Ben de sizin gibi karşı çıkarım ancak eğer fabrika kapanıyor yeri imara açılıyorsa ve çalışanları mağdur ediliyorsa. Biz bunlara karşıyız. Bu özelleştirme ile ülkemiz Avrupa ile rekabet edebilecek. Üreticimiz kazanacaksa bizler özelleştirmenin yanındayız" dedi. Bakan Fakıbaba, 25 yıldır çayında şeker kullanmadığını da konuşması sırasında belirtti.
FUAR ALANI İÇİN SÖZ VERDİ
Milas'ın fuar alanı eksikliği ile ilgili de önemli açıklamalarda bulunan Bakan Fakıbaba, "Fuar alanı için Milas'ta 20 dönümlük bir arazi varmış. ve benim imzamı bekliyormuş. Bu kadar güzel bir bölgeye ve etkinliğe tabiki daha iyi şartlar sunulmalı. Ben de buradan bunun sözünü veriyorum. Gereken imzayı atacağım" dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Bakan Fakıbaba ve protokolün katılımıyla fuarın açılış kurdelesi kesildi. Fuarda yer alan stantları tek tek ziyaret eden Bakan Fakıbaba hem üreticiler hem de firma temsilcileriyle kısa süreli sohbetlerde bulundu.
Fuar etkinlikleri kapsamında 10 Mart 2018 Cumartesi günü saat 11'de 'Muğlalı Kadın Çiftçiler Tiyatro Grubu' gösterisi ve aynı gün saat 11.30'da 'Dişi Buzağı Güzellik Yarışması düzenlenecek.
Bakan Fakıbaba, fuar alanından sonra sırasıyla Milas Ziraat Odası ile Milas Ticaret Odası'nı ziyaret etti, kentten ayrıldı. Bakan Fakıbaba, havayoluyla Ankara'ya gitti.
 
 
8.3.2018
Devamı

Trakya'da "Tam Ari" Çalışmaları

Türkiye'nin hayvancılıkta Hollanda'sı olarak adlandırılan Trakya'nın hastalıklardan "tam ari" olması için çalışmalar titizlikle sürdürülüyor - Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Dermenci: "Trakya'da artık hayvancılık bilinçli olarak yapılmakta. 2010 yılında şap hastalığından ari ilan edilen Trakya artık tüm hastalıklardan arınmış ve 'tam ari' olmak için mücadele etmektedir" - Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ortan: - "Avrupa ülkelerine gönderdiğimiz et ve süt ürünleri bizim kalitemizi zaten ortaya koyuyor. Bu nedenle hayvanlarımız hastalıklardan tamamen uzak"
Türkiye'nin hayvancılıkta Hollanda'sı olarak adlandırılan Trakya'nın hastalıklardan "tam ari" olması için çalışmalar titizlikle devam ediyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nca 2010 yılında şap hastalığından ari ilan edilen Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ'da, hayvanlarda görülen tüberküloz, brusella hastalıklarına karşı da mücadele ediliyor.
Kırklareli Damızlık ve Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Dermenci, Trakya'nın tüm hastalıklardan ari olması için çalıştıklarını söyledi.
Trakya'da hayvancılığın son yıllarda ciddi anlamda bir ivme kazandığını dile getiren Dermenci, "Trakya'nın hastalıklardan 'tam ari' olması gerekiyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın da bu yönde bir çalışması olduğunu biliyoruz. İnşallah en kısa sürede Trakya hastalıklardan ari olacak." diye konuştu.
Trakya'da yaklaşık 550 bin büyükbaş, 1 milyondan fazla da küçükbaş hayvan bakıldığını vurgulayan Dermenci, Trakya'nın hayvancılıkta Türkiye'nin Hollanda'sı olarak tanımlandığını ifade etti.
Trakya'daki gerek hayvan birlikleri gerekse Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekiplerinin hastalıklara karşı ciddi çalışmalar yürüttüğüne işaret eden Dermenci, "Trakya'da artık hayvancılık bilinçli olarak yapılmakta. 2010 yılında şap hastalığından ari ilan edilen Trakya artık tüm hastalıklardan arınmış ve 'tam ari' olmak için mücadele etmektedir." ifadelerini kullandı.
"Etimiz ve sütümüz Avrupa standartlarında"
Kırklareli Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ümit Ortan da kentte üretilen et ve sütün Avrupa standartlarında olduğuna dikkati çekti.
Trakya'da hayvanlarda hastalıkların çok az seviyede görüldüğünü belirten Ortan, Trakya'ya dışarıdan izinsiz ve kontrolsüz hayvan giriş çıkışlarının da yasak olduğunu anlattı.
Trakya'ya başka bir bölgeden hayvan sokulması için gerekli işlemlerin tamamlanmış olması gerektiğini dile getiren Ortan, şöyle devam etti:
"Avrupa ülkelerine gönderdiğimiz et ve süt ürünleri bizim kalitemizi zaten ortaya koyuyor. Bu nedenle hayvanlarımız hastalıklardan tamamen uzak. Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü olarak gece gündüz demeden hayvanlarımızı kontrol ediyor ve gerekli tüm aşılamaları zamanında yerine getiriyoruz."
 
 
 
8.3.2018
Devamı

Bayraktar: Tarımın Yükünü de Kadınlar Çekiyor

TÜRKİYE Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarımın yükünü de kadınların çektiğini bildirerek, "Tarımda çalışan 2,4 milyona yakın kadın, ev işlerinin yanı sıra tarımsal üretimin de merkezinde yer alıyor. Tarımda üretimin yarıdan fazlasını karşılayan, günde 16-17 saat çalışan kadın çiftçilerimiz, tarımımızın da belkemiğidir." dedi.
Şemsi Bayraktar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, çalışma hayatının her alanında olduğu gibi kadınların tarıma da büyük katkıları olduğunu belirtti. Bayraktar, son rakamlara göre, tarımda çalışan 5 milyon 297 bin kişinin yüzde 45’ini kadınların oluşturduğunu, tarımda 2 milyon 382 bin kadının üretimde yer aldığını vurguladı. Buna rağmen, tarımda çalışan kadınların yüzde 93,7’sinin sigorta kaydı olmadan, yüzde 79,2’sinin ise herhangi bir ücret almadan çalıştığına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti: "Tarımda çalışan 2 milyon 382 bin kadının 1 milyon 887 bini ücretsiz aile işçisi olarak çalışıyor. 260 bini kendi hesabına, 229 bini ücretli veya yevmiyeli olarak istihdam ediliyor. Tarımda işveren olarak bulunan kadın sayısı 6 binde kalıyor. Ücretsiz aile işçilerinin 1 milyon 780 bininin, kendi hesabına çalışanların 249 bininin, ücretli veya yevmiyelilerin 199 bininin, işverenlerin ise 4 bininin sigorta kaydı yok. Kadınlar, sigortalı olmak yerine, primleri ödemekte güçlük çektikleri için eşleri üzerinden sağlık hizmeti alıyorlar"
Kadın Çiftçilere  Pozitif Ayrımcılık
"Kadın çiftçilerimizin koşullarını iyileştirmek, pozitif ayrımcılık yapmak zorundayız. Tarımda çalışan kadınların sosyal güvenlik primlerinin yüzde 50’si devlet tarafından karşılanmalıdır. Çiftçilerimizin, 2018’de 25 olan prim ödeme gün sayısı, yeniden 2008’deki rakama 15 güne indirilmeli, çalıştıkları her yıl için 90 gün (4 yıla 1 yıl hesabıyla) yıpranma payı ilave edilmelidir"
Kadın Çiftçi Eğitimi
Erkeklerden çok daha fazla, hemen her gün 16-17 saat çalışan, evdeki işlerinin yanı sıra tarlada, bahçede, ahırda, ağıldaki işleri yüklenen kadınların, çoğu zaman geçmişten öğrendikleri geleneksel yöntemlerle üretime katkı sağladıklarını vurgulayan Bayraktar, şu bilgileri verdi: "Tarımda çiftçimiz, özellikle de üstlendikleri fonksiyonlar dolayısıyla kadın çiftçilerimiz eğitilmeden verimlilik sağlanamaz. Bu bilinçle ülke çapında ‘Kadın Çiftçi Eğitimi’ programını sürdürüyoruz. 2012 yılında Türkiye Ziraat Odaları Birliği ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı arasında imzalanan ‘Kadın Çiftçi Eğitim İşbirliği’ protokolü çerçevesinde eğitimler gerçekleştiriliyor. Bu çerçevede kadın çiftçilere, sosyal güvenlik, kooperatifçilik, girişimcilik ve liderlik, kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği, iklim değişikliği ana eğitim konuları yanında, her türlü tarımsal faaliyetlerle ilgili eğitim veriliyor. TZOB ve Ziraat Odaları son birkaç yılda 174 bin kadın çiftçimize eğitim verdi" Bayraktar, kadın çiftçilerin sorunlarını her platformda dile getirmeye devam 
8.3.2018
Devamı

Bakan Fakıbaba'dan Şeker Fabrikalarına İlişkin Açıklama

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ'ye (Türkşeker) ait 14 fabrikanın özelleştirilmesine ilişkin, "Sadece daha fazla şeker üretmek adına özelleştiriliyorsa ki zaten öyle oluyor, bu özelleştirmenin yanındayım." dedi.
Fakıbaba, Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi VetAnka Öğrenci Topluluğu'nun düzenlediği '5. Kariyer Günleri ve Sektörle Buluşma" etkinliğinde gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Türkşeker'e ait 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesine ilişkin soru üzerine Fakıbaba, henüz bu konunun Bakanlar Kuruluna sunulmadığını söyledi.
Fakıbaba, şeker sektöründeki 8 özel fabrikanın 1 milyon tonluk üretim yaptığını, Türkşeker'e bağlı 25 fabrikanın ise 1 milyon 400 bin ton üretim gerçekleştirdiğini belirterek, "14'ü özelleştirildiğinde, stratejik olarak 11'i elimizde kaldığında, bu özelleştirmenin faydası vardır, zararı yoktur. Çünkü 14'ünün çok fazla şeker üreteceğine ben inanıyorum. Esasında hekim olarak şekerin tümüne karşıyım ama NBŞ'ye daha fazla karşıyım. Bizim şeker pancarından daha fazla şeker üretmemiz demek NBŞ'nin yerine şeker pancarından üretilen şekerin geçmesi, daha ucuza mal olması, Avrupa ile daha rahat yarışabilmemiz anlamına gelir. Bu bağlamda buna sıcak bakıyorum, anormal olarak görmüyorum. " diye konuştu.
Amacın sadece fabrika özelleştirmeleri olduğuna işaret eden Fakıbaba, arsalarının satılmayacağını vurguladı.
Fakıbaba, vatandaşın bu konuda yanlış bir algısı olduğunu belirterek, "Sanki orada bulunan tüm alanlar özelleştiriliyor, oralara farklı binalar yapılacak, imara açılacak algısı var. Böyle bir şey varsa ben de buna karşıyım ama sadece daha fazla şeker üretmek adına özelleştiriliyorsa ki zaten öyle oluyor, bu özelleştirmenin yanındayım." dedi.
Söz konusu özelleştirmede kesinlikle işçi çıkarma olmayacağını dile getiren Fakıbaba, şunları kaydetti: 
"İşçi arkadaşlarımızın bütün hakları baki kalacak, hiçbir işçinin hakkı zayi olmayacak. Böyle olduğunda şeker fabrikalarının 14'ünün özelleştirilmesinin... belki de bunun birkaçı Tarım Kredi Kooperatiflerinin elinde olabilir. Devletin stratejik bir ürün olarak şekere de yerinde müdahale edebilmesi bağlamında elinde yeterli sayıda şeker fabrikaları olmuş olacak ama imara açılmamak kaydıyla ki öyle bir şey yok. Ben bunun yanında olduğumu belirtmek isterim."
Bakan Fakıbaba, bir başka soru üzerine de NBŞ kotasının artmasının söz konusu olmadığını bildirdi.
 
7.3.2018
Devamı

Rusya'ya İhracatta Türkiye'den Resmi Adım

Rusya’nın Türkiye’den biber, patlıcan, marul, nar ve kabak ithalatı yasağını kaldırmasının ardından, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca bu gün itibarıyla il müdürlüklerine bu kapsamda yapılması gerekenlere ilişkin talimat gönderildi.    
Rusya'nın Türkiye'den biber, patlıcan, marul, nar ve kabak ithalatı yasağını kaldırmasının ardından, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca bugün itibarıyla il müdürlüklerine bu kapsamda dikkat edilmesi gereken hususlara ilişkin bildirimde bulunuldu.
Rusya, Türk hava sahasını ihlal eden Rus savaş uçağının düşürülmesinin ardından, 1 Ocak 2016 itibarıyla bazı ekonomik yaptırımlara giderek, Türkiye'den domates, portakal, elma gibi ürünlerin yanı sıra biber, patlıcan, marul, nar, kabak ile tavuk ve hindi eti ithalatına da yasak getirmişti. İlişkilerin normalleşmesiyle ürünlerdeki ithalat yasağı kademeli olarak kaldırılmaya başlanmıştı.
İlk Adım Atıldı 
Geçen hafta Rus Gıda Güvenliği Kurumu Rosselkhoznadzor'un Basın Sözcüsü Yuliya Melano, 5 Mart'tan itibaren Türkiye’den biber, patlıcan, marul, nar ve kabak ithalatına izin verileceğini duyurmuştu. Resmi işlemlerin ardından Türkiye'de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından ilk adım bugün atıldı.
Rusya, bu süreçte herhangi bir olumsuzluk yaşanmamasını göz önünde bulundurarak, dün itibarıyla Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının güvencesi altındaki tüm işletmelerden gelen nar ürünleri, patlıcan, biber, marul, bal kabağı ve kabak ithalatına izin verdi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca, il müdürlüklerine gönderilen yazı ile konuya ilişkin gerekli bildirimde bulunuldu. Ayrıca İhraç edilecek ürünlere ait Bitki Sağlık Sertifikası'nın (BSS) "İlave beyan" bölümüne ürünlerin üreticisinin belirtilmesi şartı konuldu.
Ürün Kontrolleri Sürecek
Bakanlıkça, il müdürlüklerine, konuya esas ürünlerin sevkiyatında gerekli işlemler ve ürün kontrolünün Rusya'nın kriterleri doğrultusunda hassasiyetle yürütülmesi ve BSS'nin ek beyan bölümünde ürüne ait ek deklarasyonların eksiksiz olarak belirtilmesi konusunda talimat verildi.
Rusya'ya ambargo öncesinde 2015 sonu itibarıyla biber ihracatı 11,2 milyon dolar, patlıcan ihracatı 4,6 milyon dolar, marul ihracatı 2,2 milyon dolar, nar ihracatı 35,3 milyon dolar, kabak ihracatı da 16,7 milyon dolar olarak gerçekleşmişti.
Türkiye bu kararla birlikte yaklaşık 70 milyon dolarlık pazarı yeniden kazanmış olacak.
 
 
7.3.2018
Devamı

ESK 60 Bin Baş Sığır İthal Edecek

Et ve Süt Kurumu (ESK), Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından canlı kesimlik sığır ithalatına izin verilen ülkelerden 60 bin baş kesimlik ithal sığır alımı için ihale açtı.
Kesimlik ithal sığır alımı ihalesi, Et ve Süt Kurumu (ESK) internet sitesinden yayımlandı.
Duyuruya göre, kurum, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından canlı kesimlik sığır ithalatına izin verilen ülkelerden, 60 bin baş kesimlik sığır alımı yapacak.
Son Teklif Verme Tarihi 16 Mart
Ankara Yüzüncü Yıl’daki ESK Genel Müdürlüğü’ne verilecek teklifler için son tarih, 16 Mart 2018 Cuma günü saat 14.30 olarak belirlendi.
ESK alımları; İdare Şartname, Teknik Şartname, Sözleşme Taslağı doğrultusunda ihracatçı konumunda yurt dışındaki üretici/üretici birliklerinden pazarlık usulü ile yapacak.
İhracat yapılacak ülkelerde ithalata konu alanda üretici oldukları yetkili makamlar tarafından belgelendirilmiş gerçek veya tüzel kişiler ile üretici birlikleri teklif verebilecekler.
İthal Edilecek Hayvanlar 
İhale idari şartnamesine göre, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının izin verdiği/vereceği ülkelerden tedarik edilerek, Türkiye’ye ihraç edilmek üzere özellikleri teknik şartnamede ve veteriner sağlık sertifikasında belirtilen sağlık şartlarına uygun Kesimlik Sığırlar alınacak.
Alımı yapılacak kesimlik erkek sığır; kastre edilmemiş, yaşı 12 aydan büyük ve 24 aydan küçük, ağırlıkları en az 450 kg olan ve teknik şartnamede belirtilen özelliklere sahip olacak. Charolaise, Limousin, Angus, Hereford, Belçika Mavisi, Blonde D’aquitane, Salers, Aubrac, Brangus gibi etçi ırklar ile Simmental, Brown Swiss, Montbaillard gibi kombine ırklar ve bunların kendi arasındaki melezleri olacak. Bos Taurus İndicus ( Nelore, Zebu, Brahma vb.) sığır ırkları alınmayacak.
Sığırların teslimi, kısımlar halinde 15 Nisan’dan itibaren başlayacak ve 15 Ekim 2018 tarihine kadar tamamlanmış olacak.
 
7.3.2018
Devamı

Sertifikalı Tohum Üretimi

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Dr. Ahmet Eşref Fakıbaba, sertifikalı tohum üretimiyle ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:
 “AK Parti Hükümetlerimiz döneminde, tarımın stratejik unsurlarından biri olarak gördüğümüz tohum konusuna gereken önem verildi. Bu doğrultuda ilk kez tohumluk desteğinin verilmeye başlandığı 2005’ten bugüne kadar;
1,5 milyon çiftçimize 1 milyar TL sertifikalı tohum kullanım desteği,
Sertifikalı tohum üreticilerine 330 milyon TL sertifikalı tohum üretim desteği,
86 bin çiftçimize 362 milyon TL sertifikalı fidan kullanım desteği,
Sertifikalı fidan üreticilerimize ise 3 milyon TL fidan üretimi desteği olmak üzere
toplam 1.7 milyar TL destekleme ödemesi yapıldı.
Bu desteklerimizle beraber tohumculuk üretiminde, veriminde, kalitesinde ve ihracatında ciddi artışlar gerçekleşti.
Nitekim 2002 yılında 145 bin ton olan sertifikalı tohumluk üretimi, 7 kat artış göstererek 2017 yılında 1 milyon 50 bin tona çıktı.
Bugün itibariyle ülkemizde, Bakanlığımızda yetkilendirilmiş sertifikalı tohum üretimi yapan 832 adet üretici firma bulunuyor. 50 bin üretim beyannamesi ile tarla, depo ve laboratuvar kontrolleri yapılmak suretiyle 3,8 milyon da alanda sertifikalı tohum üretimi yapılıyor.
Yine 2002 yılında 17 milyon dolar tohum ihracatımız 2017 yılında 8 kat artışla 136 milyon dolara (44 bin ton) yükseldi. 2017 yılında tohum ithalatımız ise son beş yılın en düşük değeri olarak 185 milyon dolar (40 bin ton) şeklinde gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2002 yılında % 31 iken 2017’de % 73 seviyesine çıktı. Bugün itibariyle Türkiye olarak 79 ülkeye tohum ihracatı yapıyoruz.
2017 yılında 3,8 milyon adet asma, 101,7 milyon adet meyve ve 132,9 milyon adet çilek olmak üzere toplam 238,4 milyon adet sertifikalı fide/fidan üretimi gerçekleşti. Ayrıca 30,6 milyon dolarlık fidan ve fide ihracatı gerçekleştirildi.
2017 yılında süs bitkileri ihracatımız da 57 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Tohum üretimindeki çeşit sayıları da artış gösterdi. Bu çerçevede bugün itibariyle milli çeşit listemizde tarla ve bahçe bitkileri türlerine ait 10 binden fazla çeşit kayıt altına alındı.
Tarla ve bahçe bitkileri türlerine ait mevcutta 8 binin üzerinde çeşit sertifikalı; tohum fide ve fidan üretiminde kullanılıyor. Bu çeşitler yeni ve pazar isteklerine uygun, üstün vasıflı olup gerek verim gerekse de kalite bakımından, tarımsal hasılaya ciddi oranda katkı sağladı.
Görüldüğü gibi 2002’den bu yana sertifikalı tohum üretim ve ihracatımızda devamlı bir artış yaşanmıştır. Bugün artık Türkiye, tohum üreten ve ihraç eden bir ülkedir. 2023 hedefimiz ise; 2 milyon ton üretim ve 500 milyon dolarlık ihracattır.”
 
6.3.2018
Devamı

Şubat Ayının Zam Şampiyonu Taze Fasulye

TÜİK, Şubat ayı enflasyon rakamlarının açıklanmasının ardından, aylık TÜFE artışı yüzde 0,5 olan piyasa beklentisinin bir miktar üzerinde geldi.
Olumlu baz etkisinin de etkisiyle enflasyonda aşağı yönlü seyir devam ediyor. Ancak, şubat gerçekleşmesi piyasa beklentisinin bir miktar üzerinde gerçekleşti.
 Şubat ayı TÜFE aylık bazda yüzde 0.73 artış gösterirken, yıllık enflasyon yüzde 10.35'ten yüzde 10.26'ya geriledi. Piyasada aylık bazda yüzde 0.5 civarında artış öngörülüyordu.
Çekirdek enflasyon ise şubatta yüzde yüzde 0.49 artış göstirirken, yıllık artış 11.94 olarak gerçekleşti.
TÜFE’de (2003=100) 2018 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,73, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 1,76, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 10,26 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 11,23 artış gerçekleşti.
Şubat Ayının Zam Şampiyonu Taze Fasulye
Tüketici fiyatları bazında şubatta en yüksek fiyat artışı yüzde 55,10 taze fasulye ile oldu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, fiyat artışında taze fasulyeyi yüzde 31,02 ile hacca gidiş ücreti, yüzde 30,09 ile dolmalık biber izledi.
Şubatta fiyatı en çok artış gösteren diğer ürünler arasında yüzde 26,45 ile karnabahar, yüzde 15,93 ile sivri biber, yüzde 12,78 ile mandalina, yüzde 10,45 ile muz, yüzde 7,59 ile süt yer aldı.
 
6.3.2018
Devamı

Bakanlıktan Çiftçilere 3 Bin Ceviz Fidanı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından finanse edilen "Laçin İlçesinde Meyveciliği Geliştirme Projesi" kapsamında Çorum'un Laçin ilçesinde 3 bin ceviz fidanı, toprakla buluşturuldu.                                                                                         
Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü koordinesinde yürütülen proje kapsamında bakanlığın finansal desteği ile ilçedeki çiftçilere 3 bin adet ceviz fidanı dağıtıldı. Meyve tarımına uygun coğrafi yapıya sahip ilçede alternatif tarımsal ürünlerin üretilmesini teşvik etmek amacıyla hayata geçirilen proje kapsamında dağıtılan ceviz fidanların, çiftçiler tarafından dikimi yapıldı. İl Müdürü Orhan Sarı, yaptığı açıklamada, meyve üretiminde adından söz edilen ve organik meyvecilik için gerekli altyapının oluşturulduğu Laçin ilçesine bu anlamda destek olduklarını söyledi. "Laçin İlçesinde Meyveciliği Geliştirme Projesi" kapsamında son 3 yılda 5 bin adet kızılca armudu ve bin adet kiraz fidanı dağıtıldığını belirten Sarı, "Bugün de ilçedeki çiftçilerimize 3 bin adet ceviz fidanı dağıttık. Oluşturulan yaklaşık 300 dekar meyve bahçesinde modern üretim teknikleri kullanılarak üretim yapılmaktadır. Ayrıca bölge çiftçilerine örnek teşkil edecek yapıda ve diğer üreticilerin de meyveciliğe teşvik edilmesinde model olarak gösterilmektedir." dedi.

6.3.2018
Devamı

İklim Değişikliği Tarımı Etkiliyor mu?

İklim değişikliğinin, küresel ve bölgesel anlamda bir takım etkilerinin olması kaçınılmazdır. Nitekim küresel iklim değişikliğinin tarım, orman ve bitki örtüsü, temiz su kaynakları, deniz seviyesi, enerji, insan sağlığı ve biyolojik çeşitlilik üzerinde etkilerinin ortaya çıkması bilinmektedir.
Küresel iklim değişikliğinin sosyal ve ekonomik yaşamda bir takım zincirleme etkilerinin görülmesi de söz konusudur. İklim değişikliği sonucu azalan yağışlar, artan sıcaklıklar zirai faaliyetleri oldukça etkiliyor. Çavdar, mısır, arpa ve buğday, değişen iklim koşullarından olumsuz etkilenen tarım ürünleri arasında ilk sıradalar.
Dünya nüfustaki artış ve insan refahının yükselmesi neticesinde, iklim değişikliği tarımsal üretimi ve gıda güvenliğini tehdit eder duruma getirmiştir. Tarımsal üretim ve gıda güvenliği iklim değişikliği ile önem derecesini arttırarak daha da ön plana çıkmaktadır.
Sayılan tüm bu olumsuzluklar, öncelikle geçimini topraktan sürdüren insanların yaşam koşullarını daha da zorlaştırırken, sonrasında gıda güvenliğini riske sokarak tüm insanların sağlığını tehdit edebilmektedir. Gıda güvenliği Dünya Tarım Örgütü tarafından tüm insanların aktif ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilmeleri için, sağlıklı, güvenilir ve besleyici gıdaya fiziksel ve ekonomik olarak erişimi olarak tanımlanmaktadır. Yaşanacak olası bir gıda krizi ve gıda güvenliğinin tehlikeye girmesi ise küresel ölçekte ekonomik, sosyal ve siyasal alanda daha büyük sorunlara yol açacaktır. Bu durumlarla başa çıkabilmek, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki olumsuz etkilerini azaltma ve bu olumsuz durumlara uyum sağlayabilmekle mümkün olacaktır.
 
6.3.2018
Devamı

Tarım Sigortası Yaptıranlar Artıyor

Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranının yüzde 20 olduğunu dile getiren Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Engürülü, bu rakamda sürekli artış olduğunu söyledi.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım Sigortaları ve Doğal Afetler Daire Başkanı Bekir Engürülü, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranının yüzde 20 olduğunu, sigortalılık oranın devamlı arttığını bildirdi.
TBMM Bağcılık ve Üzüm Araştırma Komisyonuna sunum yapan Engürülü, tarımsal zarar meydana geldiği zaman, ilk yapılan incelemeye itiraz edildiği zaman ikinci bir ekspertizin gönderildiğini ifade etti.
İkinci ekspertize de itiraz edilirse, çiftçinin uzun yargılamada mağdur olmaması için beş ayda bitmesi gereken tahkimin yolunun açıldığını belirten Engürülü, "Çiftçi eğer tahkimden de mutmain olmazsa mahkemeye gidebilir." dedi.
Uygulamanın başladığı günden bu yana 8,5 milyon sigorta poliçesi üretildiğini aktaran Engürülü, "Mahkemelik olduğumuz çiftçi sayısı on binde birdir. Diğer sigorta branşlarına bakılırsa bu oranın çok düşük olduğu görülecektir." ifadesini kullandı.
Van'da sigortalılık oranı yüzde 25'e çıktı
Engürülü, tarım sigortasında popülizm yapılırsa sistemin sürdürülebilir olamayacağını vurgulayarak, şunları kaydetti:
"Sigortayla ilgili tanıtım yapıyoruz. Bakanlığımızın il, ilçe müdürlükleri zaten bu konuda görevli ama biz, başımıza bir musibet gelmeden sigorta yapma gerekliliğini maalesef pek hissetmiyoruz. Van depreminde yüzde 9’du konutlarda sigortalılık oranı, Van’da şimdi sigortalılık oranı yüzde 25’e çıktı. Anlatılsa da çiftçi, başına gelmeden maalesef sigorta yaptırma ihtiyacı hissetmiyor. DASK’ta zorunluluk olmasına rağmen penetrasyon oranı yüzde 40’tır. Motorlu taşıtlarda yüzde 67’dir.
Şu anda sigortalılık oranı, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı araziler üzerinden sigortalılık oranı yüzde 20. Sigortalılık oranında devamlı yükseliş var, değişkenlik yok; iniş çıkışlar olmadan artış var. Bu yüzde 20 ölçeği bize yeterli mi? Tabii ki yeterli değil ama Türkiye’ye model olarak mukayese edebileceğimiz, ekolojisi de uyan bir ülke olması itibarıyla İspanya 40 yılda yüzde 35’e ulaşmıştır. Türkiye ise on yılda yüzde 20’ye ulaşmıştır, bunu daha hızlı geliştireceğiz."
 
6.3.2018
Devamı

Adıyaman’da Buzağı Ölümleri Ele Alındı

Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığı ile özel bir firma tarafından, “Suni Tohumlama, Döl Verimi ve Buzağı Ölümleri” konulu eğitim programı düzenlendi.Özel bir otelin toplantı salonunda gerçekleştirilen eğitim programına, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Erdoğan, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Uslu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Adil Alan, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, Adıyaman Veteriner Hekimler Odası Başkanı Orhan Öztürk ile çok sayıda hayvan üreticisi katıldı.Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, “ Tarım ve hayvancılık insanların beslenmesinde temel esastır.Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanlığı ile özel bir firma tarafından, “Suni Tohumlama, Döl Verimi ve Buzağı Ölümleri” konulu eğitim programı düzenlendi.
Özel bir otelin toplantı salonunda gerçekleştirilen eğitim programına, AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Erdoğan, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Uslu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Adil Alan, Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, Adıyaman Veteriner Hekimler Odası Başkanı Orhan Öztürk ile çok sayıda hayvan üreticisi katıldı.
Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programın açılış konuşmasını gerçekleştiren Adıyaman Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Sırrı Öztürk, “ Tarım ve hayvancılık insanların beslenmesinde temel esastır. Bu üretimin devam ettirilmesi sadece ülkelerin geleceği için değil insanlığın geleceği için de gereklidir. Üretmek sevgi, bilgi ve ilgi ister. Üreticinin bu sevdasından vazgeçmemesi için göçün önlenmesi ülkelerin kalkınması ve gelecek nesillerin daha sağlıklı yetişmesi için tarım ve hayvancılık alanında üretmek zorundayız” dedi.
Günlük olarak Adıyaman’da, 70 bin ton süt üretildiğini dile getiren Başkan Öztürk, “Günlük elde ettiğimiz 70 bin ton sütün kalite kontrolleri yaptırılarak Türkiye şartlarında şuanda en yüksek fiyata süt satmaktayız" ifadelerini kullandı.
Daha sonra konuşan AK Parti Adıyaman İl Başkanı Mehmet Erdoğan ise, “ Türkiye’de en önemli hususun koruyucu hekimlik olduğunun bilincindeyiz. Eğer gıdadaki hijyeni sağlayamazsak, üretimi artıramazsak, bu canlılığımızı koruyamazsak üreticilerimizi kalkındıramazsak hem mesleğimiz hem de insanların sağlıklı gıdaya ulaşması noktasında ne kadar zorluk çekeceğimizin bilincindeyiz. O yüzden sağlıklı ve kaliteli üretim yapmamız gerekmektedir. Bu anlamda bu programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ederim” şeklinde konuştu.
Adıyaman Veteriner Hekimler Odası Başkanı Orhan Öztürk ise konuşmasında, programın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ettiğini belirterek sağlıklı ve kaliteli üretimin yapılabilmesi için elimizden gelen bütün gayreti göstermekte olduklarını söyledi.
Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Adil Alan ise, 2023 yılına kadar Adıyaman’da süt üretiminin günlük olarak 300 bin ton olarak hedeflediklerini belirterek, “ Sütlerimiz gerçekten çok kaliteli hem kurumdaki veteriner hekim arkadaşlarımız hem de serbest veteriner hekim arkadaşlarımızla birlikte hareket ederek belirli bir noktaya gelmiş olduk. Şuan bölgede en fazla sütü satan il Adıyaman. Bütün ulusal ve yerel özel firmalara sütlerimizi satıyoruz. Bundan sonrada inşallah bu satışımız artarak devam edecek. Hedefimiz 2023 yılında günlük 300 bin ton süte ulaşmak. Önümüzdeki yıl hedefimiz ise 150 bin ton, şuan ise günlük 70 bin tondayız” cümlelerini kullandı.
Yapılan konuşmaların ardından Sürü Sağlığı ve Yönetimi Uzmanı Veteriner Hekim Özgür Yıldırım tarafından programa katılan katılımcılara “Suni Tohumlama, Döl Verimi ve Buzağı Ölümleri” konulu eğitim verildi.
 
5.3.2018
Devamı