İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM’de düzenlenen İYİ Parti Grup Toplantısı’nda yaptığı kapsamlı konuşmada, Türkiye’nin deprem gerçeğinden ekonomi yönetimine, dış politikadan bölgesel kalkınmaya kadar birçok başlıkta sert eleştirilerde bulundu. Dervişoğlu, yaşanan felaketlerin kader değil, ihmal ve plansızlığın sonucu olduğunu belirterek, “Acılarımız çözülmek için değil, unutulmak için yönetiliyor” ifadelerini kullandı.
Konuşmasına 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremleri hatırlatarak başlayan Dervişoğlu, resmi rakamlara göre 50 binden fazla yurttaşın hayatını kaybettiğini, milyonlarca insanın evsiz kaldığını anımsattı. Depremin doğal bir afet olduğunu ancak ortaya çıkan tablonun doğal olmadığını vurgulayan Dervişoğlu, yıkımın yönetim tercihleri, denetimsizlik ve ihmallerin sonucu olduğunu söyledi.
Türkiye’nin deprem gerçeğini bildiğini ve buna dair resmi yol haritalarının bulunduğunu hatırlatan Dervişoğlu, 2011 yılında yürürlüğe giren Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nın 2023’te sona erdiğine dikkat çekti. Aradan geçen zamana rağmen yeni bir planın hâlâ hazırlanmadığını ifade eden Dervişoğlu, bunun basit bir gecikme değil, devletin deprem meselesini gündeminden düşürmesi anlamına geldiğini kaydetti.
İstanbul ve Marmara Bölgesi için beklenen depremin bir söylenti ya da kehanet olmadığını dile getiren Dervişoğlu, riskin bilimsel olarak ortaya konduğunu belirterek, “Bu risk karşısında hâlâ güncel bir eylem planı yoksa bu artık ihmaldir ve bu ihmalkârlığın bedeli enkaz altında ödenmektedir” dedi. Hiçbir kişi ve kurumun olası bir deprem sonrası “kader” deme lüksü olmadığını vurguladı.
Konuşmanın önemli başlıklarından biri de Türkiye’deki nüfus ve ekonomik yoğunlaşma oldu. Ülkenin aynı anda hem büyük bir risk hem de büyük bir fırsatla karşı karşıya olduğunu belirten Dervişoğlu, nüfusun ve ekonominin birkaç büyük şehirde toplanmasının kırılgan bir yapı yarattığını ifade etti. Nüfusun üçte birinin sadece dört ilde yaşadığını, milli gelirin üçte birinin ise tek başına İstanbul’da üretildiğini hatırlattı.
Bu tablonun sürdürülebilir olmadığını vurgulayan Dervişoğlu, yaşanabilecek büyük bir afetin ülkeye maliyetinin yeterince hesaplanmadığını söyledi. Mevcut yapının risk yönetimi, kalkınma ve toplumsal barış açısından ciddi tehditler barındırdığını dile getirdi.
Bu noktada “Anadolu’ya yeniden yerleşmeliyiz” çağrısını yineleyen Dervişoğlu, bunun bir göç ya da ikamet planlaması değil, bir güvenlik ve kalkınma meselesi olduğunu belirtti. Anadolu’ya yeniden yerleşmenin, üretimin, sanayinin, tarımın, lojistiğin ve eğitimin akılcı biçimde ülke geneline yayılması anlamına geldiğini ifade etti. En az 15 ilin cazibe merkezi haline getirilmesi gerektiğini savundu.
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde ise kaynak yok söylemini sert sözlerle eleştiren Dervişoğlu, enerji politikaları ve kamu uygulamaları üzerinden milyarlarca dolarlık kamu zararına dikkat çekti. İhale yapılmadan dağıtılan enerji kapasitesinin devleti zarara uğrattığını belirten Dervişoğlu, sadece birkaç başlıkta ortaya çıkan kamu zararının 90 milyar doları aştığını söyledi.
Ekonomide sorunun faiz ya da döviz kuru tartışmasından ibaret olmadığını vurgulayan Dervişoğlu, asıl problemin rakamlarla vatandaşın yaşadığı gerçekler arasındaki bağın koparılması olduğunu dile getirdi. Resmi enflasyon rakamlarıyla pazar fiyatları arasındaki farkın bir ölçüm hatası değil, bilinçli bir yönetim tercihi olduğunu ifade etti.
Kredi kartlarının bugün milyonlarca insan için bir lüks değil, hayatta kalma aracı haline geldiğini belirten Dervişoğlu, iktidarın yanlış ekonomi politikalarının bedelini vatandaşın ödediğini söyledi. Vergi yükünün ücretli kesim üzerinde yoğunlaştığını, orta direğin bilinçli şekilde eritildiğini savundu.
Dış politika başlığında ise Suriye’de gelinen noktaya değinen Dervişoğlu, sahada sonuç üretenin askeri kararlılık ve devlet ciddiyeti olduğunu ifade etti. Terörle mücadelede yanlış muhataplar yaratılmaması gerektiğini vurguladı; PKK ve YPG’nin siyasal makyajla yeniden üretilmesine karşı uyarılarda bulundu.
Uluslararası sistemin giderek daha kaotik hale geldiğini belirten Dervişoğlu, Türkiye’nin ideolojik savrulmalar yerine rasyonel ve öngörülebilir ilişkiler kurması gerektiğini söyledi. Azerbaycan ile ilişkilerin stratejik önemine dikkat çekerek, Zengezur Koridoru’nun enerji hatlarını da kapsaması gerektiğini vurguladı.
Konuşmasının sonunda Cumhuriyet vurgusu yapan Dervişoğlu, Türkiye’nin sorununun imkânsızlık ya da kader değil, plansızlık ve sorumluluktan kaçış olduğunu söyledi. “Plan yoksa bedel canla ödenir, gerçek yok sayılırsa bedel yoksullukla ödenir” ifadelerini kullanan Dervişoğlu, önleyen, planlayan ve hesap veren bir devlet anlayışı vaat ettiklerini belirtti.
“Türkiye’yi iyilik kurtaracaktır” diyen Dervişoğlu, adaletin, eşitliğin, hürriyetin ve kardeşliğin vaktinin geldiğini söyleyerek konuşmasını tamamladı.