CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı için kilogram başına 35 lira olarak açıklanan yaş çay alım fiyatına tepki gösterdi. Açıklanan rakamın üreticinin beklentilerini karşılamadığını belirten Gürer, fiyatın ne artan maliyetleri karşıladığını ne de üreticinin emeğinin karşılığını verdiğini söyledi.
Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı yaklaşık 200 bin çay üreticisi bulunduğunu ifade eden Gürer, kayıt dışı üreticilerle birlikte bu sayının çok daha yukarı çıktığını belirtti. Doğu Karadeniz’de çayın temel geçim kaynaklarından biri olduğuna dikkat çeken Gürer, düşük alım fiyatının yalnızca üreticiyi değil, bölge ekonomisini de doğrudan etkilediğini vurguladı.
Geçtiğimiz yıl yaklaşık 1 milyon 340 bin ton çay hasadı yapıldığını anımsatan Gürer, son yıllarda verimlilik ve rekoltede düşüş yaşandığını belirterek bunun temel nedenlerinden birinin üreticinin memnuniyetsizliği olduğunu dile getirdi. Geçen yıl açıklanan fiyatın da üreticiyi tatmin etmediğini kaydeden Gürer, bu yılki rakamın beklentilerin daha da altında kaldığını savundu.
Yaş çay fiyatının yalnızca rakamsal olarak değil, üreticinin alım gücü üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, üreticinin geçen yıla göre ciddi kayıp yaşadığını söyledi. Geçtiğimiz yıl 6 kilo yaş çay satan bir üreticinin 1 kilo kuru çay alabildiğini ifade eden Gürer, bugün aynı ürünü alabilmek için yaklaşık 8,5 kilo yaş çay satılması gerektiğine dikkat çekti. Bu tabloya göre üreticinin yalnızca kuru çay karşısında bile yaklaşık 2,5 kiloluk kayıp yaşadığını belirten Gürer, mevcut hesaplamalara göre yaş çay fiyatının en az 50 lira seviyesinde olması gerektiğini savundu. Üreticinin siyasi iktidarın bu rakamı vermeyeceğini düşündüğünü ancak en azından başa baş noktasını yakalayabilmek adına 40 liranın üzerinde bir fiyat beklendiğini söyledi.
Açıklanan fiyatın düşük olduğunun iktidarın tutumundan da anlaşılabileceğini ileri süren Gürer, üreticiyi memnun edecek bir rakam açıklanmış olsaydı duyurunun Cumhurbaşkanı tarafından yapılacağını ifade etti. Bu kez açıklamanın Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılmasının da verilen fiyatın yetersiz olduğunun göstergesi olduğunu öne sürdü.
Çay üreticisinin emeğinin değersizleştirildiğini savunan Gürer, bir kafede bir bardak çayın 80-90 liraya satıldığını, kahvehanelerde ise en az 15 liradan tüketiciye sunulduğunu belirtti. Gürer, iki bardak çaya ödenen paranın, bir kilo yaş çay üreten çiftçinin eline geçmediğine dikkat çekti.
Türkiye’nin çay üretiminde kritik bir eşikte olduğunu belirten Gürer, çay tarımının ülkede yılda yaklaşık 6 ay yapılabildiğini, tropikal ülkelerde ise 12 ay boyunca üretim gerçekleştirildiğini söyledi. Buna rağmen Türkiye’nin çayda yüzde 95 yeterlilik seviyesinde bulunduğunu ifade eden Gürer, mevcut politikaların devam etmesi halinde çayda da arz açığı riskinin büyüyeceğini dile getirdi.
Türkiye’de kişi başına yıllık çay tüketiminin yaklaşık 13 kilogram seviyesinde olduğunu kaydeden Gürer, buna rağmen çay ithalatının sürdüğünü söyledi. 2022-2026 yılları arasında toplam 67 bin 552 ton siyah çay ithal edildiğini belirten Gürer, bu ithalat için yaklaşık 153 milyon 793 bin dolar döviz ödendiğini ifade etti. 2026 yılının ilk üç ayında ise 4 bin 613 ton çay ithalatı gerçekleştirildiğini ve bunun karşılığında 12 milyon 456 bin doların yurt dışına çıktığını söyledi. Gürer ayrıca 2025 yılında 20 bin 890 ton çay ithalatına karşılık 47 milyon 820 bin dolar ödeme yapıldığını dile getirdi.
Çay üretiminin özellikle Doğu Karadeniz’in engebeli coğrafyasında büyük emek gerektirdiğini belirten Gürer, üretim maliyetlerinin her geçen yıl arttığını söyledi. Çay toplama yevmiyelerindeki yükselişin yanı sıra motorlu çay toplama makineleri, gübreleme, budama, çapa, motorlu tırpan ve nakliye giderlerinin de üreticinin yükünü ağırlaştırdığını ifade eden Gürer, tüm bu maliyetler dikkate alınmadan açıklanan fiyatın üreticiyi korumaktan uzak olduğunu belirtti.
Bölgedeki üreticilerle görüştüğünü aktaran Gürer, çiftçilerin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını söyledi. Üreticilerin verilen fiyatla masraflarını dahi karşılayamadıklarını dile getirdiğini belirten Gürer, tarımda çiftçi, üretici ve besicinin gelir-gider dengesinin bozulduğunu ifade etti. Açıklanan fiyatın taban fiyat olmaması nedeniyle tüccarın daha düşük rakamlarla da alım yapabildiğini söyleyen Gürer, bunun üreticinin mağduriyetini daha da artırdığını kaydetti.
Açıklanan yaş çay alım fiyatının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, fiyatın 40 liranın üzerine çıkarılması çağrısında bulundu. Üreticinin desteklenmesi gerektiğini ifade eden Gürer, ürünün işlenme sürecinde fire verilmeden değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti. İthalata dayalı politikalar yerine yerli üreticiyi koruyan bir anlayış benimsenmesi gerektiğini söyleyen Gürer, Türkiye’nin çayda kendi kendine yeter hale gelmesinin ancak üreticinin korunmasıyla mümkün olacağını belirtti.