Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Hamsi Avının Serbest Olduğu Alan Genişletildi!

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nce daha önce iki defa kısmi olarak durdurulan ticari amaçlı hamsi avcılığı yasağı son olarak, 7 Şubat 2021 tarihine kadar uzatılmıştı.
Yapılan yeni değerlendirmeler neticesinde hamsi avcılığına kapalı olan İstanbul’un doğusu ve Kocaeli sınırları içerisinde kalan alan 7 Şubat 2021 tarihini beklemeksizin avcılığa açılmıştır.
Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğümüzce yapılan gözlem ve denetimler ile araştırma kuruluşları tarafından yürütülen izleme çalışmaları sonucunda, İstanbul Boğazının tamamı ve İstanbul ili Sarıyer İlçesinin Kumköy Aslan Burnu’nun doğusundan Gürcistan sınırına kadar olan alanda hamsi avcılığına 28 Ocak – 7 Şubat 2021 tarihleri arasında kısıtlama getirilmişti.

Ancak bu kısıtlama süreleri içerisinde yapılan yeni değerlendirmelerde; İstanbul ve Kocaeli illeri sınırları içerisinde kalan karasularımızda, avlanılan hamsilerin boy uzunluklarının avlanabilir limitler ölçüsünde ve et verimlerinin normal olduğu, diğer illerimizde yapılan avcılıklarda ise hamsilerin boy uzunluklarının avlanılabilir limitin altında kaldığı ve halen et verimlerinin de düşük olduğu tespit edilmiştir.
Bu tespitler neticesinde;
İstanbul’un doğusu ve Kocaeli sınırları içerisinde kalan alan, 7 Şubat 2021 tarihini beklemeksizin, hamsi avcılığına açılmıştır.
 
Bakanlığımızca denizlerimizde av sırasında, avlanılan su ürünlerinin karaya çıkarıldıkları noktalarda, toptan ve perakende satış yerlerinde gerekli denetimler her zaman olduğu gibi bundan sonra da titizlikle yürütülecek, yasal boy limitinin altındaki balıkların avlanılmasına ve satışına kesinlikle müsaade edilmeyecektir.

Çiftçilerin Kamulaştırmaya İsyanı!

Tarım yaptıkları arazinin Cumhurbaşkanı kararıyla kamulaştırılmasına tepki gösteren çiftçiler Ak Parti Mezitli ilçe binasına yürüdü. 70 yıldır alanda tarım yaptığını belirten çiftçiler değişikliğin rant için yapıldığına dikkat çekti.
Mersin Mezitli’de binlerce narenciye ağacının bulunduğu arazinin sanayi sitesi yapımı için Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile acil kamulaştırılmasına yurttaşlar tepki gösterdi. Arazide narenciye bahçesi bulunan yurttaşlar Ak Parti Mezitli ilçe binasına yürüyerek, “Bu alanın ranta kurban edilmesine izin vermeyeceğiz” dediler.

Mersin’in Mezitli İlçesine bağlı Davultepe Mahallesi’nde kurulacak olan Küçük Sanayi Sitesi için belirlenen alana tepkiler sürüyor. Mezitli’de Çevre Düzeni Planı’na işaretlenen sanayi sitesi 360 dönümlük narenciye bahçelerinin bulunduğu alana kurulmak isteniyor. Bu alanın 7 Ocak’ta yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile acil kamulaştırılması kararı alındı. Karara tepki için Davultepe Mahallesi’nde bir araya gelen bahçe sahipleri, “Buraya sanayi istemiyoruz” sloganı atarak, “Köylü milletin efendisidir sözü nerede kaldı?”, “Biz de insanız biraz vicdan” ve “Rant olunca vatandaş unutuldu” pankartlarını taşıdı.

Arazide 60 bin civarında narenciye ağacının olduğunu belirten yurttaşlar, söz konusu bölgede rant amacıyla değişiklik yapıldığını söyledi. Denize bin 200 metre, anayola 800 metre mesafede olan yerin sanayi sitesi olarak yapılandırılmasının çiftçileri hedef aldığını kaydeden yurttaşlar, tarım arazisinin çorak olarak tanımlandırıldığını kaydetti. Kararın bozulması için yetkililere seslenen yurttaşlar, “1950’den beri burada tarım yapıyoruz. 20 yıllık binlerce ağaç var. Alınan bu karardan bir an önce vazgeçilmesi gerekiyor” dediler.

Kurulacak olan sanayi sitesinin kooperatif başkanı, MHP’li Meclis Üyesi Bünyamin Önel, itiraz eden kişilerin orada işgalci olduklarını belirterek, “Bölgede kullandıkları alan 2 ile 3 dönüm, en fazla 5 dönüm. Buna rağmen 15 dönüm büyük alanda devletin arazilerini işgal ediyorlar” savunmasını yaptı.

Yusufeli Baraj İnşaatını Üç Bakan Gezecek

İnşaat çalışmaları büyük ölçüde tamamlanan Dünya devi Yusufeli barajını Üç Bakanın yerinde inceleyecek.
Tamamlandığında 275 metre gövde yüksekliğiyle dünyada sınıfının 3’üncü yüksek barajı olacak Yusufeli Barajı ve HES Projesi’nde çalışmalar tüm hızıyla sürüyor.
 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaosmanoğlu inşaat çalışmalarını yerinde incelemek üzere Cumartesi günü Artvin’e gidecek.
 
Konuyla ilgili açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Çoruh Vadisi Projesi’nin en önemli yatırımlarından biri olan Yusufeli Barajı’nda 271 metrelik yüksekliğe ulaşıldığını söyledi.
 
Çift Eğrilikli Beton Kemer barajlar arasında dünyanın en yüksek 3’üncü barajı olacak olan Yusufeli Barajı’nın tamamlandığında temelden yüksekliğinin 275 metreye ulaşacağını kaydeden Pakdemirli, şöyle konuştu:
 
“Rezervuarında 2.13 milyar metreküp su depolayabilecek olan Yusufeli Barajı, 558 megavat gücündeki santrali ile yıllık, 1 milyar 888 milyon kilovat saat hidroelektrik enerjisi üretecek. Milli ekonomiye yıllık 1,5 milyar lira katkı sağlayacak olan Yusufeli Barajı ve HES’te üretilecek enerji ile yaklaşık 2,5 milyon kişinin enerji ihtiyacı karşılanacak.
 
Yusufeli Barajı mansabında bulunan barajların (nehir akış yönüne göre kendisinden sonra gelen barajların) hidroelektrik enerji üretimini de arttıracak. Barajda depolanan su sayesinde, Deriner Barajı’nda 100 MW, Borçka Barajı’nda 43 MW ve Muratlı Barajı’nda 17 MW olmak üzere toplam 160 MW’lik bir kapasite artışı sağlanacak.”
 
“PROJE 19 MİLYAR LİRAYA MAL OLACAK”
 
Projenin toplam 19 milyar liraya mal olmasının planlandığını belirten Bakan Pakdemirli, Yusufeli Barajı’nın enerji üretiminin yanı sıra Çoruh Nehri’nin getireceği rusubatı önemli ölçüde tutarak mansabındaki barajların işletme ömrünü uzatacağını ve taşkın riskini azaltacağını da söyledi.
 
“İNŞAAT ÇALIŞMALARINDA REKORA İMZA ATILDI”
 
Baraj ve HES inşaatında çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini dile getiren Pakdemirli, “Yusufeli Barajı’nda gövde betonuna başlama tarihi itibarı ile 30 ay içerisinde 4 milyon metreküplük gövde betonunda yüzde 96’lık gerçekleşme sağlandı, bu alanda bir rekora imza atıldı” dedi.

İLÇENİN YENİ YERLEŞİM ALANI İKİ KATINA ÇIKACAK

Baraj ve HES nedeniyle taşınacak olan Yusufeli İlçesi eskiye göre daha modern ve örnek teşkil edecek yeni yerleşim yerine kavuşacak. Mevcut durumda 750 dekarlık bir alana sahip olan ilçenin yeni yerleşim alanı toplamda 1535 dekar olacak. Böylece daha müreffeh ve yaşanılabilir bir yer olacak.
Öte yandan, Yusufeli Barajı ve HES Projesi Devlet-İl ve Köy yolu relokasyonları kapsamında; 69,2 km Devlet-İl yolu ve 36 km Köy yolu yapılıyor. 69,2 km Devlet-İl yolu projesinde toplam uzunluğu 55,8 km olan 40 adet tünel ve toplam uzunluğu 4 km olan 21 adet köprü-viyadük inşa ediliyor.

Bir GDO’lu Yeme Daha Onay!

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği İktisadi İşletmesi (BESD-BİR) genetiği deştirilmiş ‘MONN87427’ kod numaralı mısırın tavuklarda yem olarak kullanılması için Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık başvuruyu onaylayarak, kararını Resmi Gazete’de 23 Ocak'ta yayımladı.

Bakanlığın kararına göre 10 yıl kullanım izni verilen GDO’lu bu yem çeşidinin ambalajlanması, taşınması, muhafazası ve nakli için mevzuatta belirtilen kurallara uyulacak ve bu yemin GDO’lu olduğuna ilişkin etiketleme yapılacak.

Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Remzi Baki Suiçmez, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bir GDO’lu mısır çeşidinin daha yem olarak tavuklarda kullanılmasına izin vermesini eleştirdi. Suiçmez, “GDO’yu tercih etmek, bir yerde GDO lobisini ülkemizde söz sahibi olmasının önünü açmaktadır. Çözüm GDO’lu yem ürünleri değil, doğal ürünler ve doğal beslenmedir” dedi.

Diyarbakır’da Su Projeleri Birer Birer Hayata Geçiyor!

Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak bilinen Silvan Projesi kapsamında inşa edilen Silvan Barajı’nın gövde dolgusu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans yöntemiyle teşrifi, Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin de tören alanından katılımıyla, 23 Ocak’ta tamamlanıyor.

Düzenlenecek törende ayrıca Diyarbakır’ın verimli topraklarını suyla buluşturacak Başlar ve Ergani Barajları ile Ergani ilçesinin 2045 yılına kadar su sorunuyla karşılaşmasına mani olacak Ergani İçmesuyu Arıtma tesisi de hizmete alınacak.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Bakan Pakdemirli, Atatürk Barajı’ndan sonra en büyük sulama sahasına sahip olan Silvan Barajı’nda gövde dolgusunun tamamlandığını ifade ederek “Silvan Barajı ülkemizin en büyük 2. Sulama projesi olan Silvan Projesi’nin ana depolama tesisi konumundadır. Ayrıca sınıfında 175,5 metre yüksekliği ile ülkemizin ve Avrupa’nın en yüksek barajıdır. Silvan Barajı ve HES’te, gövde dolgusu tamamlanarak önemli bir aşama geride bırakıldı. 8 milyon 680 bin metreküp gövde dolgu hacmine sahip olan Silvan Barajı’nda 7,3 milyar metreküp su depolanabilecek” diye konuştu.

6,4 milyar TL’ye mal olacak barajın tüm üniteleriyle tamamlandığında sulama ve enerji üretimini kapsayan 4 ayrı aşamada işletileceğini belirten Bakan Pakdemirli “Her aşamada, Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artarken, Silvan Hidroelektrik Santralinde üretilen elektrik enerjisi azalacaktır.  4. ve nihai aşamayla birlikte enerji üretimi 681 milyon kilovatsaatten 88,41 milyon kilovatsaate inerken, sulamaya verilen su miktarı 1 milyar 791 milyon metreküpe yükselecektir” ifadelerini kullandı.

Baraj ile hâlihazırda kuru tarım yapılmakta olan 2 milyon 350 bin dekar arazide modern sistemler ile sulama yapılabileceğinin altını çizen Pakdemirli “Silvan Barajı ve HES, tarımsal sulama ve enerji üretiminden milli ekonomiye yıllık 1,91 milyar TL katkı sunarken, 305 bin kişiye de istihdam imkânı sağlayacak” açıklamasını yaptı.

BAŞLAR VE ERGANİ BARAJLARI İLE ERGANİ İÇMESUYU ARITMA TESİSİ AÇILIYOR

Hizmete alınacak Başlar Barajı’nın temelden 30 metre yüksekliğe sahip olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Yaklaşık 29 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip olan baraj ile halen kuru tarım yapılmakta olan, 38 bin 200 dekar alan modern sistemlerle sulanarak 29,28 milyon TL net gelir artışı ile 5 bin kişilik istihdam imkânı sağlanacak. Sulamadan Bismil ilçesine bağlı; Safyan, Akçay, Doluçanak, Bahçe, Seki, Belli, Çakıllı ve Çöltepe köyleri ile Silvan ilçesine bağlı; Kasımlı köyü faydalanacak”

Ergani Barajı ile de Ergani İlçesinde yer alan 18 bin 660 dekar tarım arazisinin modern sistemlerle sulanacağını söyleyen Bakan Pakdemirli, barajdan yapılacak sulama ile 2 bin 450 kişiye iş imkânı ve yıllık 13 milyon TL ekonomik katkı sağlanacağını ifade etti.

Hizmete alınacak diğer bir tesis olan Ergani İçmesuyu Arıtma Tesisi ile ise güncel içme suyu ihtiyacı yıllık 9,9 milyon metreküp olan Ergani ilçesine, yıllık 15,6 milyon metreküp içme ve kullanma suyu temin edilecek. Bakan Pakdemirli “Ergani İçmesuyu Arıtma Tesisi, günlük 42 bin 500 metreküplük arıtma kapasitesi ile ilçenin 2045 yılına kadar içme suyu sorunu yaşamasına mani olacak. Tesis; Ergani İlçesi ve Çavlı, Şölen, Koruköy, Gürünlü, Özbilek, Bademli, Bahçeköy, Deringöze, Gözekaya köylerine hizmet verecektir. Yapılan tesisler, söz konusu yerleşimlerin 2045 yılı nüfusu olması beklenen 130.000 kişiye hizmet verebilecek” diye konuştu.
 

Bakan Pakdemirli: Elektrikli Traktör 3 Ay içinde Banttan İnecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, salgından dolayı geciken elektrikli traktörün 3 ay içinde banttan ineceğini açıkladı. Bakan Pakdemirli, büyük tasarruf sağlayacak olan elektrikli traktörle ilgili, “Dünyada Türkiye’den başka seri üretime hazır bir elektrikli traktör platformu yok” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen Covid-19 Süreci ve Sonrasında Gıda Sektörü Değerlendirme Toplantısı'na katıldı.

Türkiye ekonomisinin büyümesinde tarımın önemli bir rolü olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Yüzde 5.3 büyüyen bir sektör tarım orman sektörü. Türkiye ilk üç çeyrekte 0.5 büyüdü. Yüzde 5.14 tarım sektörü büyüdü. Doğru işler yaptık ki gıdada, tarımda, tarımın paydaşlarında doğru neticeler alabildik” dedi.

Elektrikli traktör konusunda da açıklamalarda bulunan Bakan Pakdemirli şunları söyledi;
Tarımın geleceği, geleceğin tarımı diye bir platform altında hem dijital projeler hem de Türkiye'nin büyük iş adamlarıyla buluşarak onları da tarıma yönlendirme konusunda bir platform oluşturduk.

Türkiye'nin elektrikli traktörünü bantlardan çıkarmak üzereyiz. Dünyada Türkiye'den başka seri üretime hazır bir elektrikli traktör platformu yok. Tahmin ediyorum ilk 3 ay içerisinde, aslında sene başında olacaktı üretim, pandemiden dolayı bazı malzemeler tedarik edilemedi. İlk 3 ay içerisinde elektrikli traktörümüz hazır.
Bunun manası ne? Yüzde 80 daha tasarruflu bir ürünle, elektrikli traktörle çiftçimiz çok daha rahat bir şekilde üretimini yapabilecek. 45 dakikada 8 saatlik şarj olacak.

İşçi Alımı Kura Sonucu Açıklandı!

Tarım ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatlarında istihdam edilmek üzere alınacak işçi kura sonuçlarının belli olduğunu açıkladı. Konu ile ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi:
 İŞ-KUR kanalıyla ilana çıkılan 826 daimi İşçi alımı için Noter tarafından kura çekim işlemi 16.01.2021 tarihinde 10:00-20:00 saatleri arasında gerçekleştirilmiştir. Adayların kura sonucuna yönelik işlemleri ise 17.01.2021 tarihinde tamamlanmıştır.

Bu kapsamda taşra teşkilatına, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi olarak yerleşenlerin göreve başlama taleplerini içeren başvuruları, başvuruda bulundukları kuruluş müdürlüklerimizce alınacak olup, göreve başlama işlemleri aşağıda belirtilen şekilde yapılacaktır.
Asil adayların;
  1. Kimlik Kartı (Nüfus Cüzdanı) örneği.
  2. İkametgah belgesi. (e-Devlet çıktısı geçerlidir).
  3. Adli Sicil Durum Belgesi. (e-Devlet çıktısı geçerlidir)
  4. Askerlik Durum Belgesi. (Askerlik Şubesi onaylı veya e-Devlet çıktısı geçerlidir)
  5. Başvurmuş olduğu açık iş pozisyonunu için gerekli olan öğrenim belgesi
  6. Özel şartlarda belirtilen diğer sertifikalar.
  7. Çalışmaya engel bir sağlık halinin olmadığına dair sağlık raporu
ile birlikte;
En geç 22.01.2021 tarihi mesai saati sonuna kadar başvuruda bulunduğu işyerine müracaat ederek, belgelerin teslim edilmesi gerekmektedir. Belge teslimi şahsen yapılacak olup posta, kargo, kurye ile yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.

Teslim alınan belgeler işyerlerimiz tarafından Personel Genel Müdürlüğüne iletilecek olup, Personel Genel Müdürlüğü nezdinde oluşturulan Kura ve İnceleme Komisyonu tarafından incelendikten sonra atama işlemleri gerçekleştirilecektir. Yerleştirme sonucu atama için öngörülen niteliklere sahip olmayan adaylar ile yanlış, yanıltıcı veya yalan beyanda bulunmuş olup tercihlerine yerleşenlerin atama işlemleri yapılmayacaktır. Asil adaylardan başvurmayanlar ile başvuruda bulunduğu pozisyonda aranan şartları taşımadığı sebebi ile ataması yapılmayanların yerlerine sırasıyla yedek adaylardan atama yapılacaktır. Yedek adaylar için yapılacak duyuru internet sayfamızdan ayrıca ilan edilecektir.

İlan, kura neticesinde yerleşmeye hak kazananlar için tebligat niteliğinde olup, hak sahiplerine ayrıca tebligat yapılmayacaktır.

“Türkiye’nin Bugün Et İthalatı Diye Bir Şeyi Kalmamıştır”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, kırmızı et konusunda yaptığı açıklamada, "Türkiye’nin bugün ithalat diye bir şeyi kalmamıştır. Gündemde böyle bir konu kalmadı. 1.3 milyon hayvan ithalatından bu sene inşallah 150-200’e düşeceğiz." dedi.

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Başkanı Turgay Türker ve Yönetim Kurulu üyeleri ile bir araya gelen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gündeme ilişkin önemli mesajlar verdi.

Bakan Pakdemirli, 2021'de çiftçilere 24 milyar lira tarımsal destekleme yapılacağını belirterek, “Tarımsal hasıla 48.5 milyar liraya ulaştı. İki yıldır yüzde 50 büyüme var. Tüm rakamlar işlerin iyi gittiğini gösteriyor. Üreticiyi koruyor, tüketicileri kolluyoruz” dedi.

Bakan Pakdemirli, gıdada taklit ve tağşiş konusunda çok aktif rol üstlendiklerini belirterek, “Meslekten men getirdik. Bu Cezalar çok yüksek. Sadece üretene değil, satana, sattırana, ürettirene. Gıda üretenler kendilerine çeki düzen verecekler” diye konuştu. Bakan Pakdemirli 2023 yılına kadar 150 yeraltı barajı inşa edileceğini belirterek, bunlardan 25'inin tamamlandığını söyledi.

Geçen yılki yağışların normal yağış rejiminin yüzde 30 gerisinde olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Geçen yıl yine bir kuraklıkla karşı karşıya kaldık. Bu sene tabi ki yağış rejimindeki azalma ama inşallah bundan sonra toparlıyor olacak. Bundan da bitkisel üretimi  en az etkilenmesi konusunda bir gayret gösteriyoruz. Konuyu takip ediyoruz. Bu genel itibarı ile emtia fiyatlarında yükselme trendine yol açabilecek bir gidişat var. Dikkatle izliyoruz. Müdahale alımları hasat öncesi açıklandı. Üreticiyi koruyoruz, tüketiciyi kolluyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile beraber hem destek veriyoruz hem de müdahale alımı yapıyoruz. Turbo destek haline getirdik. Gerçek regülasyon göreviyle beraber de kamu kurumlarımız zarar etmesin diyoruz” diye konuştu.

Türkiye'nin ithal et gibi bir konusu kalmadığını ifade eden Bakan Pakdemirli, “Küçükbaşı artırmak gerekiyor, çünkü bu coğrafya buna müsait. Türkiye'nin bugün ithalat diye bir şeyi kalmamıştır. Gündemde böyle bir konu kalmadı. 1.3 milyon hayvan ithalatından bu sene inşallah 150-200'e düşeceğiz. O da besilik zaten kasaplık değil. 50 bin ton direkt ithal etten de geçen sene 3200'le kapattık. Ondan önceki sene 5 bindi. Ondan öncesi sene 55 bindi. Bu sene de sosyal sorumluluk kapsamında, ihtiyacımız olduğu için değil ama Sırbistan, Bosna gibi bir iki ülkeden, onların kırsal kalkınma programlarına destek amacıyla başlatılmış programlardan yerel köylüleri desteklemek için yine 2-3 bin ton mal gelir yani. Onun dışında Türkiye'nin ithal et gibi bir konusu kalmadı” dedi.

Hamsi Avcılığına Kısmi Durdurma Uzatıldı!

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nce ticari amaçlı hamsi avcılığı, 08 Ocak 2021 tarihinden, 18 Ocak 2021 tarihine kadar 10 gün süreyle İstanbul Boğazı’nda ve Karadeniz’in büyük bir bölümünde durdurulmuştu.  
Bu süre içerisinde Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’müz tarafından yapılan araştırma, inceleme ve gözlemler ile başta bilim insanları olmak üzere, birçok balıkçı, balıkçılık örgütleri ve sektörün diğer paydaşları ile yapılan istişareler sonucunda yeniden bir değerlendirme yapılmıştır.

Bu değerlendirmeye göre; Karadeniz’in ülkemiz karasularında bulunan hamsilerin halen büyük bir bölümünün avlanabilir asgari boy uzunluğunun altında olduğu ve et veriminde bir artış olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca mevcut hamsi sürüleri haricinde asgari avlanabilir boy uzunluğu ve et verimi kriterlerine uygun başka sürü girişi de olmamıştır.

Bu nedenle;
İstanbul Boğazı’nın tamamı ile Karadeniz’de İstanbul İli Sarıyer İlçesi Kumköy Aslan Burnu’ndan (41 15' 25.13'' N - 29 2' 58.2'' E ) Gürcistan sınırına kadar olan karasularımızda her türlü av aracı ile ticari amaçlı hamsi avcılığının durdurulma süresi 28 Ocak 2021 tarihi 00.00 saatine kadar uzatılmıştır.
 
Bu süre içerisinde belirtilen alanların dışındaki bölgelerde asgari avlanabilir boy uzunluğuna sahip hamsi sürüleri avlanabilir.

Halkımız, buralardan kurallara göre avlanılmış hamsileri veya daha önceden yakalanarak, soğuk hava depolarında muhafaza edilen hamsileri gönül rahatlığıyla alabilir ve tüketebilir.
Hamsi başta olmak üzere denizlerde, karaya çıkış noktalarında, toptan ve perakende satış yerlerinde, gerekli kontroller yapılarak, yasal boy limitinin altında balık satışı yapanlara müsaade edilmeyecektir.
Mevcut durum takip edilecek olup, herhangi bir düzelme olmadığı takdirde kısıtlamaya 10 gün daha devam edilecektir.

2021 Yılı, Su ve Sulama Yatırımların da Hamle Yılı İlan Edildi

2021 yılını su ve sulama yatırımlarında hamle yılı olarak tasarladıklarını belirten Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Gelecek yıl 51 baraj ve 39 gölet olmak üzere toplam 90 depolama tesisi daha bitirerek, depolama sayısını 1617’ye, kapasitesini ise 180 milyar metreküpe ulaştıracağız dedi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde gıda arz güvenliğinde ve vatandaşların temel gıda maddelerini temininde sorun yaşanmadığına dikkat çeken Pakdemirli, “Bakanlık olarak gıda ihtiyacını karşılayacak ürün stokları kontrol edilerek, fiyat artışlarının olmaması için takiplerimiz devam etmiştir. Aralık ayı itibarıyla 19,9 milyar lira destek ödenmiş olup, ödemeler devam etmektedir.

Çiftçilerimizi ve mevsimlik tarım işçilerimizi sokağa çıkma yasağından muaf tuttuk. Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının e-Devlet üzerinden yapılmasına imkan sağladık. Gübre, tohum, ilaç, yem gibi tarımsal girdilerin üretim, erişim ve dağıtımı kesintisiz devam etti.” diye konuştu. Pakdemirli, bu süreçte ilave yazlık ekim yapmaya uygun 24 ilde yüzde 75 hibe tohum teminiyle “Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi”ni başlattıklarını, Milli Emlak Genel Tebliği’nde gerekli düzenlemeleri yaparak, atıl hazine arazilerinin etkin bir şekilde tarımsal üretimde kullanılmasını sağladıklarını anlattı. Hububat, baklagiller, fındık, kuru kayısı, çeltik ve yaş çay alım fiyatlarını hasat öncesinde açıkladıklarını ve çiğ süt prim desteğini artırdıklarını ifade eden Pakdemirli, “Ekmeğin hazır ambalajlı veya ambalaj içinde vatandaşa ulaştırılmasını zorunlu hale getirdik. Zirai kredilerin anapara ve faiz tutarlarını 6 ay süreyle faizsiz olarak erteledik” dedi.

Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş: 2021 Antalya Yılı Olsun

Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş, dünyada büyümesi beklenen tarım pazarından bölgenin yüksek pay alması için 2021’in ‘Dünyada Antalya Yılı’ olarak belirlenmesini istedi.

Birleşmiş Milletler (BM), 2021’i ‘Meyve ve Sebze Yılı’ olarak ilan etti. Karar, tarımsal üretimi ve ihracatıyla öne çıkan Antalya’nın pazar potansiyelini artırıcı bir gelişme olarak değerlendirildi. BM’nin bu kararının bölge tarımı ve turizmi için umut vadettiğini belirten Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Özçatalbaş, 2021’in ‘Dünyada Antalya Yılı’ olarak sunulmasını önerdi.

 

DÜNYADA 5’İNCİ SIRADAYIZ

Türkiye’nin meyve üretiminde dünyada 5’inci sırada yer aldığına ve Antalya’nın da 10 milyar liranın üzerindeki hasılasıyla tarımda Türkiye’nin lider kenti olduğuna vurgu yapan Çatalbaş, “Dünya turizminde marka olan Antalya, 2021 yılında yaş meyve ve sebze üretim potansiyeliyle de gündeme getirilebilir. Bu Antalya imajına büyük katkı sağlar” diye konuştu.

SEBZEDE ÜRETİM ÜSSÜ

Turizmde bir dünya markası olan Antalya’nın, meyve ve sebzede de üretim üssü olması yönünde adımlar atılması gerektiğini söyleyen Orhan Özçatalbaş, “Antalya, 360 bin dekar alanda üretim faaliyeti gerçekleştiren yaklaşık 140 bin çiftçisiyle Türkiye’de lider konumunda. Türk tarımına katkısı son derece önemli ve özellikle meyve-sebze üretim gücü çok yüksek” dedi.

KÜRESEL BİR AKTÖR OLALIM

Antalya’nın tarımda küresel bir aktör olmak için büyük bir potansiyeli bulunduğunu savunan Prof. Dr. Özçatalbaş, şöyle bilgi verdi: “2021’in Meyve ve Sebze Yılı ilan edilmesi nedeniyle ortaya çıkan potansiyele sarılmak gerekir. Vizyoner bir bakışla kamu ve özel sektör, sivil toplum ve üniversite gibi tüm paydaşlarla birlikte yola çıkmak gerekiyor. Etkili koordinasyon ve yönetişimi sağlayacak tüm araçlar, Antalya’nın başarısı, dahası Türkiye’nin hedeflerine ulaşması için kullanılmalı. Antalya avantajlı olduğu her alanda liderliğini sürdürmek kabiliyetinde olmalı. Bunun için yeni stratejiler geliştirmek ve rekabetteki üstünlüğümüzü korumak için yeni adımlar atmak durumundayız.”

TÜRKİYE’DE İLK SIRADA

Tarımsal üretim verilerine göre Antalya 9 üründe Türkiye’de ilk sırada. Domatesin yüzde 21’ini, mantarın yüzde 55’ini, salatalığın yüzde 28’ini, biberin yüzde 15’ini, baklanın yüzde 17’sini, narın yüzde 23’ünü, portakalın yüzde 28’ini ve avokadonun yüzde 81’ini Antalya üretiyor. Kabak, muz, armut, yenidünya ve karpuz üretiminde ise ikinci sırada yer alıyor. Son yıllarda muz ve avokado başta olmak üzere tropik ürünlerde de büyük atılım içinde olan Antalya, Türkiye genelindeki örtü altı üretim alanlarının yüzde 42’sine ve cam sera varlığının ise yüzde 85’ine sahip.

Uygulamalı Eğitim ile Otlu Peynirin Sırrını Öğreniyorlar

Avrupa Birliği'nin finansal desteği, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) uzmanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın iş birliğinde hayata geçirilen "Uygulamalı Çiftçi Okulu" projesi devam ediyor.

Proje kapsamında, Van ve yöresinde önemli geçim kaynaklarından olan kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi otlu peynirin, marka değerinin ve kalitesinin artırılması, daha geniş pazarlara satılması amacıyla Çatak ilçesinde "uygulamalı otlu peynir yapımı kursu" başlatıldı.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü görevlileri, kursa katılan 25 kadını, koyun sütü ile yaylalardan toplanan dağ nanesi, kekik, sirmo (yabani sarımsak), mendo, helis, siyabo gibi endemik otlarla hazırlanan otlu peynirin tuz oranı, sütün saklama koşulları, plastik bidonlar yerine topraktan yapılan küplerin kullanılması konularında bilgilendiriyor.

Daha önce geleneksel yöntemleri kullanan kadınların, 6 ay sürecek eğitimlerin ardından, belirlenen standartlar doğrultusunda ürettikleri peynirleri, daha sağlıklı koşullarda muhafaza ederek pazarlanması hedefleniyor.
Proje Koordinatörü Bünyamin Hakan, kentin en önemli değerlerinden otlu peynirin değerini artırmak ve özelliklerini koruyarak gelecek nesillere aktarmak amacıyla kursun düzenlendiğini söyledi.

Van'ın tarım, hayvancılık ve gıda yönünden önemli bir şehir olduğunu belirten Hakan, şunları kaydetti:

"Uygulamalı Çifti Okulu duvarı olmayan okuldur. Üreticilerimize sahada, karla kaplı bahçelerde ve ahırlarda eğitimler veriyoruz. Çiftçilerimizin iş becerilerini geliştirmeyi, kazançlarını artırmayı ve onlara iş olanağı sağlamayı amaçlıyoruz. Proje kapsamında Çatak'ta 25 kadın üreticiye otlu peynir yapımıyla ilgili eğitimler veriyoruz. Eğitimler sayesinde kentimizin en önemli değeri olan otlu peynir hak ettiği değeri görecek. Marka haline getireceğimiz otlu peyniri tüm dünyaya tanıtmayı hedefliyoruz. Otlu peyniri ihracatı olan bir ürün haline getireceğiz."
 
 

Çanakkale’ye Süt Verimi ve Üretimin Arttırılması Projesi

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından, “Çanakkale ilinde küçükbaş hayvanlarda süt verimi ve üretiminin arttırılması” projesi hazırlandı. Proje ile Ezine peynirinin ham maddesi olan koyun sütü talebini karşılamak ve bölgedeki küçükbaş hayvancılık işletmelerinin verimliliğini arttırmak amaçlanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından proje desteklendi ve finanse edildi. Geçtiğimiz gün Vali İlhami Aktaş ve yetkililer, alanda incelemelerde bulundu. Çanakkale’de Ezine ve Bayramiç bölgesinde küçükbaş hayvancılık desteklenecek ve üretimin arttırılacak.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından, “Çanakkale İlinde Küçükbaş Hayvanlarda Süt Verimi ve Üretiminin arttırılması” projesi yapıldı. Hazırlanan projeye Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi ve finansman sağladı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatları üzerine Ezine Merkez ve Bayramiç Yukarı Şevik köylerinde toplu küçükbaş yetiştiriciliği yapılacak. Alanda geçtiğimiz günlerde Vali İlhami Aktaş ve yetkililer incelemelerde bulundular.

Gerçekleşen incelemeye, Vali İlhami Aktaş, AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş, Ezine Kaymakamı Hacı Arslan Uzan, Bayramiç Kaymakamı Sercan Gökdemir, Tarım ve Orman İl Müdürü Erdem Karadağ, Ezine Belediye Başkanı Güray Yüksel, Ezine OSB Müdürü Alper Altınok, Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan’da katıldı.

Ezine Danışment Mahallesi ve Bayramiç Yukarı Şevik Köyü mera alanında yapılan incelemelerde, Tarım ve Orman İl Müdürü Erdem Karadağ tarafından proje kapsamında küçükbaş hayvanlarda kaliteyi ve üretim miktarını arttırmak amacıyla hayvancılığın toplu olarak yapılabileceği alanlarda hayvan ıslah çalışmaları, meralarda ihtiyaç duyulan altyapı çalışmalarını, barınakları iyileştirmesi, barınakların altyapılarını iyileştirilmesi ve hayvan bakım besleme konusunda verilecek eğitimler hakkında bilgi verildi.

“Çalışmalar birbiri ardına meyvelerini veriyor”

Konuyla ilgili açılamalarda bulunan AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu, “Son yıllarda, kentimizin markasını daha üst seviyelere taşımak adına sürdürdüğümüz çalışmalar birbiri ardında meyvelerini veriyor. Grup Başkanvekilimiz Bülent Turan ile, her alanda büyük yatırımları kentimize kazandırarak, potansiyelimizi daha da iyi değerlendirmeyi amaçlıyoruz.

“Çanakkale’mizin ön planda olacağı bir dönem olacak”

Çiftçimiz, üreticimiz, esnafımız, vatandaşımız çalışmalarının karşılığını hak ettikleri şekilde alsınlar istiyoruz. Gıda ürünlerimizi hem ülke hem dünya piyasasına daha kolay sunabileceğimiz Ezine Gıda OSB, Ayvacık jeotermal sera OSB… Sonrasında peynir denince ilk akla gelen ürün olan Ezine peynirinin hammaddesi koyun sütünü de daha bol, daha kaliteli, daha ulaşılabilir hale getirmek istiyoruz. Önümüzdeki dönem, ulaşımdan üretime, tarımdan hayvancılığa her yönüyle Çanakkale’mizin ön planda olacağı bir dönem olacak” dedi.

“Tarımı Plazalardan Daha Cazip İş Alanına Dönüştürmek İstiyoruz”

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından çevrimiçi gerçekleştirilen Türkiye'de tarım öğretiminin 175. yıldönümü kutlama programına katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, konuşmasının başında Diyarbakır Lice'de teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Çelik'e rahmet, yaralı askerlere de şifa diledi. Pakdemirli ayrıca, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü tebrik etti.

Türkiye'de futboldan sonra en çok konuşulan konunun tarım olduğunu, tarımdan sonra en çok konuşulan konunun ise eğitim olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, "İtiraf etmeliyim ki ben, makul olduğu müddetçe konuşanları da haklı buluyorum. Zira iki hayati şey vardır; karnın doyması, aklın doyması. İşte tam da bu noktada karşımıza tarım eğitimi çıkıyor. Çünkü biliyoruz ki tarım ile bilginin önemini çok iyi kavramış toplumlar daima öndedir, belirleyicidir, tetikleyicidir.

Tabii tarım eğitimi, neredeyse insanlık tarihi kadar eski. İnsanı yalnızca tüketen değil, üreten bir varlık konumuna yükselten de yine tarımın kendisi. Binlerce yıldan günümüze kadar şekil değiştirerek devam eden tarımsal üretim, bugün dünyada en önemli ticari sektör, en önemli üretim ve istihdam dalı olmuştur. Artık bütün dünya ülkeleri tarımsal üretime, üretim kaynaklarına bir başka önem veriyor. Çünkü tarımsal üretimin temel amacı olan gıda üretimi, dünyada stratejik sektör olma özelliğini her geçen gün daha da artırıyor. Hatırlarsınız, bundan 40-50 yıl kadar önce, az gelişmiş ülkeler, tarım ülkesi olarak nitelendirildi. Gelişmişlik düzeyini belirleyen ise, tarımdan çok sanayi ve teknolojiydi. Bugün görüyoruz ki tarım; ekonominin ve sanayinin ham maddesi. Bugün tarım; ekolojinin, biyolojinin, iktisadın kesişim merkezi. Tarım bugün; ticaret, sanayi, diplomasi, sağlık ve turizmin lokomotifi.

Bugün tarım; dengeli ekonomik büyümenin, sosyal gelişmişliğin göstergesi. Tabi bu tarım, ilkel tarım uygulamalarıyla yapılan tarım değil. Çünkü bugünkü büyük rekabet ortamında, her ne üretirseniz üretin; bilgisiz, bilimsiz, sanayisiz, teknolojisiz, markasız, reklamsız, dijital dünyasız hareket ederseniz, emeğinizin karşılığını alamıyorsunuz. Yani tarımın bilgi çağının nimetlerinden en üst düzeyde faydalanması, artık şarttır. Çünkü bu asır, teorik bilginin değil, bilgiyi pratik etmenin asrıdır.

Evet, hepimizin ezbere bildiği bir şey var; ülke ve dünya nüfusu artıyor, küreselleşme yükseliyor. İklim değişiklikleri ve buna bağlı etkiler kapıda. Bir yanda açlık, diğer yanda obezite artık hayatımızda. Ve tarım, artık Milli Savunma Sanayii kadar stratejik konumda. Bir şeyi itiraf etmemiz gerekiyor ki, hâlihazırda, sahip olduklarımızla bir süre daha idare edebilir, iyi gidebiliriz. Ancak geleceği öngöremezsek, tedbirli ve planlı hareket etmezsek ne kendimize, ne de dünyamıza yetemeyeceğiz. Öyle ki, suyunuz azalırsa sulama yapamazsınız. Toprağınız verimsizleşirse tarım yapamazsınız. Nüfus bu denli hızla artarken, birkaç dönüm tarlayla kimseyi doyuramazsınız. Ürettiğinizi markalaştıramazsanız, sürdürülebilirliği sağlayamazsınız. İşte burada yapılacak en iyi iş verimi ve kaliteyi yükseltmektir. Bunun yolu ise tarıma teknolojiyi, modern yöntemleri, kısacası bilgiyi hâkim kılmaktan geçmektedir" diye konuştu.

Bakan Pakdemirli: Pandemi Başladıktan Sonra 101 Tedbiri Hayata Geçirdik

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Pandemi başladıktan sonra tarımsal destek ödemelerinden, kredi faizlerinin ertelenmesine, sıkı gıda denetimlerinden hazine arazilerinin üretime açılmasına kadar, tam 101 tedbiri hayata geçirdik. Tarlada, bahçede, serada, ahırda ve merada üretimin devam etmesini sağladık" dedi.

Bakan Pakdemirli, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından video konferans ile gerçekleştirilen 'Türkiye'de Tarım Öğretiminin 175'inci Yıl Dönümü Kutlama Programı'na katıldı. Burada konuşan Pakdemirli, tarımda son 18 yılda oluşturulan  güçlü altyapı ve son iki buçuk yıldaki projelerle pandemi sürecini başarıyla yürüttüklerini söyledi. Pakdemirli, "Pandemi başladıktan sonra ise tarımsal destek ödemelerinden, kredi faizlerinin ertelenmesine, sıkı gıda denetimlerinden hazine arazilerinin üretime açılmasına kadar, tam 101 tedbiri hayata geçirdik. Tarlada, bahçede, serada, ahırda ve merada üretimin devam etmesini sağladık. Son iki yılda tarımsal hasılamız yüzde 47 artışla 277,5 milyar liraya ulaştı" dedi.

'TARIMSAL HASILADA AVRUPA'DA BİRİNCİYİZ'

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı imkânlarla; tarım sektörünün iki yıldır tüm çeyreklerde büyüme gösterdiğini belirten Pakdemirli, "2020’de en son açıklanan 3’ncü çeyrekte yüzde 6,2, ilk 3 çeyrek ortalamasında ise yüzde 5,3 gibi önemli bir büyüme gösteren tarım sektörü, ekonomimize büyük katkı sağladı. Bütün bu çalışmalarımız neticesinde hamdolsun, tarımsal hasılada bugün, Avrupa'da birinci, dünyada ilk ondayız" diye konuştu.

Pakdemirli, 'Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı' ile 47 bin 775 genç çiftçi projesine, toplam 1 milyar 435 milyon lira hibe desteği sağladıklarını ifade etti. Pakdemirli, "Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi' ile tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul ve üniversite mezunu olan 98 proje sahibine toplam 9,7 milyon lira hibe ödemesi yaptık. Pilot uygulamalarını 4 ilimizde başlattığımız bu projeyi, inşallah bu yıl 81 ilimizde yaygınlaştıracağız. Bu hafta içerisinde açıkladığımız IPARD-II 10'ncu çağrı ilanında, 1 milyar 250 milyon liralık destek ile gençlerimize pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. İşte bu destek programlarıyla biz, esasen, kırsalı kalkındırmaya uğraşıyoruz. Yani gençlerimiz, doğdukları yerde doyabilsin istiyoruz" ifadesini kullandı.

'AR-GE ÇALIŞMALARINDA 1 MİLYAR LİRA BÜTÇE KULLANIYORUZ'

Bakan Pakdemirli, Türkiye genelinde 60 araştırma enstitüsü, 210 bin dekar arazi, 248 laboratuvar, yaklaşık 2 bini akademik seviyede olmak üzere toplam 6 bin 336 personel ile ihtiyaç duyulan her alanda hizmet verdiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Bakanlık olarak Ar-Ge çalışmaları için çeşitli kaynaklardan yaklaşık 1 milyar lira bütçe kullanıyoruz. Dünyanın 3'üncü Büyük Tohum-Gen Bankasına sahibiz. Dünyanın en büyük zeytin koleksiyonu ülkemizde bulunuyor. Dünyanın en büyük buğday ıslah programı, ülkemizin katkısıyla devam ediyor. İşte bu saymakla bitmeyecek Ar-Ge çalışmalarını, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı fırsatlar ve getirdiği ivmeyle, daha da ileriye götürüyoruz. Son iki buçuk yılda yüzlerce yeniliği, çok sayıda teknolojiyi çiftçilerle buluşturduk ve ülke tarımına kazandırdık."

Bakan Pakdemirli: Türkiye’nin Tarımsal Altyapısı Sağlam

Türkiye’de tarım eğitiminin 175’inci yıldönümü dolayısıyla Ege Üniversitesinde düzenlenen programda konuşan Bakan Pakdemirli, “Türkiye’nin tarımsal altyapısı sağlam. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetiyle en büyük diye düşüneceğimiz her türlü problemlerin üstesinden başarı ile geliyoruz. Biz her zaman yarınlarımıza pozitif bakıyoruz ama en kötünün de kötüsü senaryolara da her zaman Bakanlık olarak sektör paydaşlarımız ile birlikte hazırız” dedi.

 

Programın açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “Tarım eğitiminin başlamasının 175. Yılı münasebeti ile bir aradayız. Tarım, dünyanın en eski mesleklerinden. Tarım eğitimi de insanlığın en köklü bilgilerini ve tecrübelerini nesilden nesile aktardığı hayati bir faaliyet alanı. 1955 yılında kurulan ve kurulduğu yıldan bugüne büyük gelişim gösteren Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi de bölgenin ilk ve ülkemizin ikinci ziraat fakültesi olma özelliğini taşıyor. URAP’ın dünya üniversitelerini bilim alanlarına göre sıraladığı raporda, ziraat ve çevre alanında dünyanın en iyi 500 üniversitesi sıralamasına Türkiye’den 10 üniversite girdi. Bu üniversiteler arasında birinci sırada ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi yer almakta. Bu başarıdan dolayı hocalarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

 

“Ziraat fakültelerinin önemini bir kat daha arttı”

 

Son yıllarda ülkeler arası mücadelelerin su ve gıda gibi temel besin kaynaklarına göre yeniden şekillendiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, “Bu durum, ziraat fakültelerinin önemini bir kat daha artırmaktadır. Bu kapsamda biz de Bakanlık olarak Ar-ge faaliyetlerimize, akıllı tarım uygulamalarımıza teknolojik ve dijital tüm imkânlarımızla daima üniversitelerimizin yanında olduk. Geçen yıl Mayıs ayında tarım eğitimi adına çok önemli bir platform kurduk. Tarım Orman Akademisi adıyla kurduğumuz bu dijital eğitim sistemini tüm çiftçilerimizin, araştırmacılarımızın ve ilgililerin hizmetine açtık. İlk dersini benim verdiğim akademide bugüne kadar 70’den fazla akademisyen ve uzman ders verdi. EÜ’den de hocalarımızı bu platformda ders vermeye davet ediyoruz. Bakanlık olarak asırlarca edindiğimiz bilgileri tüm tecrübelerimizi, tüm tavsiyelerimizi bu akademide herkesle paylaşıyoruz. Akademimiz tam anlamıyla bir bilgi hazinesi” diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Kızılay Arasında İş Birliği!

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye Kızılay Derneği arasında yardıma muhtaç kişiler için tarım, hayvancılık ve gıda üretimi alanlarında sosyo-ekonomik güçlendirme destekleri sağlamak adına bir iş birliği protokolü imzalandı.

Bakanlığımız ile Türkiye Kızılay Derneği arasındaki iş birliğine ilişkin protokol, Bakanlığımız adına Strateji Geliştirme Başkanı Kerim ÜSTÜN ve Türkiye Kızılay Derneği Genel Müdürü Dr. İbrahim ALTAN tarafından imzalandı.

Tarafların tarım ve gıda konularındaki çalışmalarını desteklemek maksadıyla imzalanan protokol ile Türkiye Kızılay Derneği’ne bağışlanan tarıma elverişli araziler üzerinde, yardıma muhtaç kişilerin tarımsal faaliyetlerde bulunması ve bu kişilerin tarımsal üretim yetenek ve kapasitelerinin geliştirilmesi hedefleniyor.
Ortak faaliyet alanlarındaki konularda eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, tarımsal üretim, değer zinciri gibi teknik konuların geliştirileceği işbirliği kapsamında üretim yapılan alanlarda üretilen ürünlerin yine yardıma muhtaç kişilere dağıtılması amaçlanıyor.

Bakan Pakdemirli: 1 Milyar 125 Milyon Liralık Hibe Paketi Hayırlı Olsun

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-2 Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Hibe Programı 10. Başvuru Çağrısı tanıtım toplantısında konuştu. ‘Türkiye’nin kalkınması, kırsalın kalkınmasından geçer’ diyen Bakan Pakdemirli, “İşte bu nedenle tarımın, gıdanın, hayvancılığın, suyun ve ormanın olduğu bu Bakanlıkta, kırsal bizim buluşma noktamız, ortak hedefimizdir” diye de ekledi.
 
Son 2,5 Yılda 35 Bin Projeye, 3,3 Milyar Lira Destek Verdik, Kırsalda 104 Bin İstihdam Sağladık
Bugün nüfusumuzun yaklaşık yüzde 25’inin yaşadığı kırsal alanlarda, sürdürülebilir kalkınmanın temel hedef olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, kırsala 4 koldan destek verildiğini belirtti; “Ekonomik Yatırımlar, IPARD, ORKÖY ve Uzman eller projeleriyle kırsalı dört bir koldan destekliyoruz. Son 2,5 yıldır toplam 35 Bin projeye, 3,3 Milyar Lira destek verdik, kırsalda 104 Bin vatandaşımıza istihdam sağladık” dedi.
 
Kırsalda, çok yönlü kalkınmanın esas alınarak; yerinde üretim, yerinde işleme, yerinde kalkınmanın amaçlandığını belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda IPARD destekleri ile kırsaldaki üretim zincirinin tüm halkalarının birbirine bağlandığını ifade etti, örnek verdi. “Bir taraftan süt ve besi çiftliklerine destek verirken, diğer taraftan bu hayvanların hijyenik şartlarda kesildiği mezbahalara, etlerin parçalanıp işlendiği tesislere, sütün peynire, yoğurda dönüştüğü işletmeler de destek oluyoruz.”
 
“Kırsalda Son 10 Yılda, 11 Milyar Liralık Yatırım, 70 Bin Yeni İstihdam Oluşturduk”
IPARD kapsamında 42 ilde, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere kırsalda 16 sektördeki yatırımlara, konularına göre değişmekle birlikte %40 ile %70 arasında hibe sağlanıyor.
Bakan Pakdemirli, IPARD kapsamında, son 10 yılda önemli mesafeler kat edildiğini belirtti; “Sağladığımız 5,1 Milyar Lira hibe ile 16.103 projeyi destekledik. Kırsalda, 11 Milyar Liralık yatırım, 70 bin yeni istihdam oluşturduk. Oluşturulan istihdamın tamamının kırsal bölgelerde olduğu dikkate alındığında, IPARD’ın yerel kalkınmaya sağladığı katkıları daha net görebiliriz.”
 
“IPARD-2 10. Başvuru Çağrısı Kapsamında; Toplam 125 Milyon Avro, Yani 1 Milyar 125 Milyon Liralık Hibe Paketi Hayırlı Olsun”
Ve IPARD-2 yeni hibe paketi…
Bakan Pakdemirli, IPARD-2 10. Başvuru çağrısı kapsamında verilecek hibe miktarını açıkladı. “Bugün itibariyle IPARD-2 10. Başvuru çağrısı kapsamında; hayvansal üretim sektörü için 45 Milyon Avro, işleme-pazarlama sektörü için ise 80 Milyon Avro olmak üzere toplam 125 Milyon Avro, yani 1 Milyar 125 milyon liralık hibe paketini üreticimize, yetiştiricimize, yatırımcımıza sunuyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun.”
Bu hibe paketi ile kırsalda yeni yatırımların önünü açmayı, istihdamı artırmayı, katma değerli üretimi geliştirmeyi hedeflediklerini dile getirdi Bakan Pakdemirli. IPARD-II 10. Başvuru çağrısında kapsamında desteklenecek sektörleri de tek tek sıraladı. “45 Milyon Avro bütçeli hayvansal üretimi içeren “Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yatırım Tedbiri” altında Süt Üreten Tarımsal İşletmeler, Kırmızı Et Üreten Tarımsal İşletmeler, Kanatlı Eti Üreten Tarımsal İşletmeler ve Yumurta Üreten Tarımsal İşletmelere destek sağlıyoruz. Bu sektörlerde yatırımın 500 Bin Avroya kadar olan kısmına destek vereceğiz. Hibe oranlarımız ise yatırımın içeriğine göre %50 ila %70 arasında olacaktır.
80 Milyon Avro bütçeli işleme ve pazarlama yatırımlarının içeren “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması Tedbiri altında ise; Süt ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Kırmızı et ve et ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Kanatlı eti ve ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Su ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Meyve-sebze ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yatırımları destekliyoruz. Bu sektörlerde yatırımın 3 Milyon Avroya kadar olan kısmı desteklenecektir. Hibe oranlarımız ise %40 ila %50 arasındadır.”
 
IPARD Yatırımlarındaki Vergi Muafiyeti ile Destek Miktarı Daha da Artıyor
IPARD-2 10. Başvuru çağrısında; yeni işletme kurulumu ile kapasite büyütme, modernizasyon ve teknoloji geliştirmeyi amaçlayan yatırımların hibe kapsamında olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 4 harcama kalemine destek verileceğini belirtti; “Bunlar; Yapım işleri, Makine-ekipman alımı, Proje, danışmanlık ve çizim işleri için hizmet alımı ile AB görünürlüğünü gösteren pano ve tabela alımıdır.”
IPARD yatırımlarında vergi muafiyeti olduğunun da altını çizen Bakan Pakdemirli, uygulanan vergi muafiyetleri de dikkate alındığında, yatırıma verilen destek miktarının daha da arttığını söyledi.
 
Bugün itibariyle, proje hazırlama süresi başlarken, Proje kabul süreci 15 Şubat’ta başlayacak. Projelerin son teslim tarihi; Hayvansal üretimi içeren “Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yatırım Tedbiri” için 16 Mart, İşleme ve pazarlama yatırımlarının içeren “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması Tedbiri” için ise 23 Mart.
Hazırlanan projeler son teslim tarihinden önce TKDK il koordinatörlüklerine teslim edilecek.
 
IPARD Yatırımlarında Kadın ve Gençlere Pozitif Ayrımcılık
IPARD kapsamında kadın ve gençlere pozitif ayrımcılık yapıldığını da vurgulayan Bakan Pakdemirli, “Kadın girişimcilerin projelerine ilave puan vererek, proje seçim aşamasında öne çıkmasını sağlıyoruz. Bugüne kadar IPARD kapsamında 3.865 kadın yatırımcının projesini toplam 1 Milyar 263 Milyon Lira hibe ödedik. Yine 40 yaşın altındaki genç yatırımcılara hayvancılık tedbirinde ilave puan vererek daha fazla hibe almasını sağlıyoruz. IPARD kapsamında destek verdiğimiz projelerin %61 ’i genç girişimcilere aittir. Amacımız kadın ve gençleri kırsalda tutmak, kendi işlerini kurmalarına destek olmaktır” dedi.​

Bakan Pakdemirli’den Yeni Yıl Mesajı: “ Sizinle Başardık “

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Bakan Pakdemirli yayınladığı mesajda şunları söyledi;

 

Tarımın Pandemiye rağmen 2020 yılında büyüdüğünü ve bir tek gün dahi gıda stoklarında ve market raflarında sıkıntı yaşanmadığını kaydeden Bakan Pakdemirli, bu başarının çiftçimizin ve üreticimizin başarısı olduğunu belirterek, çiftçilerimize seslendi.

  

Tarım ve Orman Bakanı Sn. Bekir Pakdemirli’nin yeni yıl mesajı şöyle;

 

“Tarım sektörümüz, 2020’de her çeyrekte büyüme göstermiştir. İlk 3 çeyrek ortalamasında tarım sektörü %5,3 büyüyerek, ekonomimize önemli katkı sağlamıştır. İnşallah bu yılı tarımda, önemli bir büyüme ile kapatacağız. 9 aylık tarımsal hasılamız geçen yılın aynı dönemine göre %20, tarım ve gıda ürünleri ihracatımızda yılın ilk 10 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre %5 artış gösterdi.

 

Bu dönemde birçok ülke, gıda sektöründe önemli güçlükler yaşarken, aldığımız önlem ve tedbirlerle bizler; çiftçilerimiz, üreticilerimiz ile durmaksızın çalışmaya, üretmeye devam ettik. 83 milyon vatandaşımızın sıkıntı yaşamadan hayatlarına devam etmelerini sağladık, sağlamaya da devam edeceğiz.

 

Bununla beraber pandemi döneminde, üretimde rekorlar da kırdık. Ülkemizde bitkisel üretimde bu yıl, 2019’a göre 7 Milyon ton artışla 124 Milyon tona ulaşmış, Cumhuriyet tarihinin rekoru kırılmıştır.

 

Hayvansal üretimde ise 2020 yılı ilk 6 aylık verilerine göre; büyükbaş hayvan varlığımız bir önceki yıla göre, 800 bin baş artışla 18,6 Milyon başa, küçükbaş hayvan varlığımız ise 6,6 Milyon baş artışla, 55,1 milyon başa yükseldi. Küçükbaştaki 6,6 Milyon baş artış ile bir yıl bazında miktar olarak son 80 yıldaki en fazla artışı sağladık. Hamdolsun, küçükbaş hayvan varlığında AB’de birinci, büyükbaşta ikinci sıradayız.

 

Tarımda verimliliğin artırılması ve üretimin doğru yönlendirilmesi için tarımsal desteklere, büyük önem veriyoruz. 2020 yılında; Tarımsal destek miktarını 2019’a göre %37 gibi büyük bir artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık. 2021 yılında ise tarım-orman sektörüne yani çiftçimize toplam 24 Milyar lira tarımsal destek ödeyeceğiz.

 

Bizler Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde ülkemiz, milletimiz için çalışmaya devam ediyoruz. Çaba sizden, destek bizden diyerek; yeni umutlarla karşıladığımız 2021 yılının üreticilerimiz ve çiftçilerimiz başta olmak üzere bütün insanlığa sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini diliyorum.”

Ağrı’da Yeni Destekle Hayvancılık Atağa Geçecek!

Tarım ve hayvancılığın yaygın yapıldığı Ağrı'da, küçükbaş ve büyükbaş hayvan sayısının arttırılması için besicilere önemli destekler sunuluyor.

Valilik, mera varlığı ve besicilik anlamında önemli potansiyele sahip kentte, hayvancılık alanındaki ürünlerin hem kalitesini hem de verimini artırmak için çalışma başlattı.

Bu kapsamda çiftçilere ipoteksiz ve faizsiz uygun şartlarda kredi imkanı sunulurken Valilik, Belediye, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Ziraat Bankası ortaklığıyla başlatılan "5 Yılda 750 Bin Koyun Projesi" kapsamında, ilk aşamada 14 çiftçi, toplamda 1200 koyun almanın sevincini yaşadı.

Büyükbaş hayvan sayısının arttırılması için çalışmaların sürdürüldüğü kentte, karkas et ve diğer et ile süt ürünlerinin üretilebileceği tesislerin yapılması hedefleniyor.

- "Kentte 1 milyon 400 bin küçükbaş, 400 bin de büyükbaş mevcut"

Vali Osman Varol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ağrı'nın geçmişten günümüze tarım ve hayvancılık açısından hem ülkenin hem de bölgenin merkezi olduğunu söyledi.

Tarım ve hayvancılık alanında kente ciddi anlamda sınıf atlattıracak birçok projenin hazırlığı içerisine girdiklerini ifade eden Varol, şöyle konuştu:

"Ağrı'nın arazi niteliğine baktığınızda yüzde 70'ten fazlasının otlak ve meralardan oluştuğunu görmekteyiz. Bu aslında inanılmaz bir potansiyel ve kuvvettir. Bu anlamda ciddi bir hayvan varlığına sahibiz. 1 milyon 400 bin küçükbaş ve yaklaşık 400 bin de büyükbaş hayvanımız mevcut. Bizler hem bu hayvan varlığının getirilerinden çok verimli bir şekilde istifade edemiyoruz hem de bunun sayısını artırma noktasında istediğimiz başarıyı ortaya koyamıyoruz. Hem hayvan sayımızı sayısal olarak artırmak hem de mevcuttan ve bundan sonra elde edeceğimiz hayvan varlığından daha fazla gelir ve katma değer elde etmek için çeşitli alanlarda projeler hazırlıyoruz."

Vali Varol, kentteki küçükbaş hayvan varlığını artırmak adına Ziraat Bankası iş birliğiyle hayata geçirilen koyun projesine 2 binin üzerinde başvuru olduğunu ve çiftçilerin koyunlarını almaya devam ettiğini anımsatarak, hayvan sayısını artırmak ve hayvancılığı geliştirmek için çok ciddi projeler hayata geçireceklerini vurguladı.
İldeki küçükbaş hayvan varlığını 3 milyona ulaştırmayı hedeflediklerini aktaran Varol, "Bu hedefleri gerçekleştirirken, insanlarımızın eğitimine de önem veriyoruz. Özellikle otlak ve meralarımızın bilinçli bir şekilde kullanılması, belirli bir planlamaya dahil olması ve hayvancılığın verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi için de vatandaşlarımızla iletişim halinde olup eğitim çalışmaları düzenliyoruz. Otlak ve meraların verimini artırmak adına ıslahları yönünde de çok ciddi çalışmalarımız var." diye konuştu.

Kaçak Av ile Mücadele Kapsamında Yakalananlara Ceza!

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, yaban hayatı türlerini korumak için yürüttüğü av koruma ve kontrol çalışmalarında teknolojiden faydalanıyor.

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını sebebiyle tüm yurtta sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu geçtiğimiz hafta sonu, Sivas’ta gelen bir ihbarı değerlendiren DKMP ekipleri Divriği İlçe Jandarma Karakolu personelinin de desteğiyle, ihbara konu saha olan Divriği ilçesinde “drone” ile kaçak av takibi gerçekleştirdi.
Yapılan incelemeler neticesinde görüntüde yer alan ve kaçak yaban keçisi avına çıktığı tespit edilen 4 şahıs “drone” ile takip edilerek Erzincan sınırları içerisinde yakalandı.

Yakalanan 4 kişiye yasadışı avlanmak ve sokak kısıtlamasını ihlalden 18 bin 900 TL ceza kesilerek, beraberlerindeki tüfekler jandarma birimlerine teslim edildi.
Bu olay “drone” ile kaçak av takibi açısından bir ilk olma özelliği taşıyor. DKMP Genel Müdürlüğü bu şekilde saha denetimleri yapmaya devam edecek.​

Bakan Pakdemirli: Bu Başarı Çiftçilerimizin ve Sektörümüzündür

Bitkisel üretim miktarları, 2020 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 8,7, sebzelerde yüzde 0,3, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 5,8 oranında artış gösterdi.

 

TÜİK’in açıkladığı bitkisel üretim verilerini değerlendiren Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, aldıkları tedbirler sayesinde tarımsal üretimin pandemiye rağmen büyüdüğünü söyledi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bir karış tarım toprağı boş kalmayacak” hedefi doğrultusunda pandemi sürecinde üretimin arttığına dikkat çeken Pakdemirli,

“2020 yılında birçok üründe Cumhuriyet tarihinin rekor üretimlerine ulaştık. Ülkemiz bitkisel üretimi 2020 yılında bir önceki yıla göre %5,9 artış göstererek toplam 124 milyon tonu aşmıştır. Bu başarı, pandemiye rağmen tarladan, bahçeden ayrılmayan, üretime kesintisiz devam çiftçimizin ve tarım sektörümüzün başarısıdır.” dedi.

 

Atıl/boş veya nadasa bırakılan alanlarda başlatılan projelerin yanında, birim alandan elde edilen verimi yükseltmeye yönelik yürütülen çalışmaların sonucunda tarımsal hasılanın artmaya devam ettiğini ifade eden Pakdemirli, bitkisel üretim miktarlarının 2020 yılında yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 69,3 milyon ton, sebzelerde 31,2 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 23,6 milyon ton olarak gerçekleştiğini açıkladı.

 

Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 8,1 oranında artarak yaklaşık 37,2 milyon tona ulaştığını dile getiren Pakdemirli, bir önceki yıla göre;

“Buğday üretimi yüzde 7,9 oranında artarak 20,5 milyon ton, arpa üretimi yüzde 9,2 oranında artarak 8,3 milyon ton, dane mısır üretimi yüzde 8,3 oranında artarak 6,5 milyon ton, yulaf üretimi %18,7 oranında artarak yaklaşık 314,5 bin ton oldu.” dedi.

 

Bakan Pakdemirli, kırmızı mercimeğin %5,9 oranında artarak yaklaşık 328,4 bin ton, yumru bitkilerden patates ise %4,4 oranında artarak 5,2 milyon ton olarak gerçekleştiğini dile getirdi.

 

“ŞEKER PANCARI ÜRETİMİ YÜZDE 16,3 ARTTI”

Pakdemirli, tütün üretiminin %12,2 oranında artarak 76,5 bin ton, şeker pancarı üretiminin ise %16,3 oranında artarak 21 milyon tona yükseldiğini söyledi.

 

“MUZDA ARTIŞ YÜZDE 32,8 OLDU”

Meyve, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2020 yılında ​bir önceki yıla göre %5,8 oranında artarak yaklaşık 23,6 milyon tona ulaştığına dikkati çeken Pakdemirli,

“Meyveler içinde önemli ürünlerin üretim miktarlarına bakıldığında, bir önceki yıla göre elma %18,8, şeftali %7,4, kiraz %9,1, çilek %12,3, nar ise %7,3 oranında arttı.

 

Turunçgil meyvelerinden mandalina %13,3, sert kabuklu meyvelerden Antep fıstığı ise %248,7 oranında arttı. İncirde %3,2, muzda ise %32,8 oranında artış oldu.” İfadelerini kullandı.

 

Sebze ürünleri üretim miktarının ise 2020 yılında bir önceki yıla göre %0,3 artarak yaklaşık 31,2 milyon tona yükseldiğini anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Sebze ürünleri alt gruplarında üretim miktarları incelendiğinde, yumru ve kök sebzeler %0,7, başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzeler ise %3,4 oranında arttı. Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden domateste %2,8, kuru soğanda %3,6, salçalık kapya biberde %4,6 oranında artış oldu.”

 

“2021 YILINDA ÇİFTÇİLERİMİZE 24 MİLYAR LİRA ÖDEME YAPACAĞIZ”

 

Bakan Pakdemirli, 2021 yılında tarımsal üretimin daha da artması ve ortaya koydukları hedeflere ulaşılması için üreticilerimizin destekleyeceklerini ve ilave 2 milyar lirayla birlikte toplamda 24 milyar tarımsal destek ödemesi yapacaklarını da söyledi.

Milas Zeytinyağına AB’den Coğrafi Tescil

Binlerce yılda oluşan tecrübe ve bilgi birikimiyle üretilen “Milas Zeytinyağı”nın, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından tescil edilerek koruma altına alındığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bu tescil işleminden sonra ülkemizin AB’de coğrafi tescil alan ürün sayısının beşe yükseldiğini söyledi.
 
Tarihi binlerce yıl önceye giden Milas bölgesindeki zeytinyağı üretiminin, yöre insanının kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Milas ilçe sınırları içinde çok yaygın bir şekilde "memecik" türü zeytin ağaçları bulunur. Memecik türü, milyonlarca yılda oluşmuş Akdeniz iklim kuşağının ve coğrafi bölgesinin doğal bitki ve ağaç türlerindendir. Bu nedenle yörenin havasından, toprağından ve suyundan aldığı özellikleriyle, lezzet özellikleri üstün bir zeytin ve zeytinyağı üretilmesini sağlamaktadır” diye konuştu.
 
Milas’ın coğrafi özellikleri sebebiyle zeytin ağaçlarının yağ oranının yüksek, aromasının bol, polifenol değerlerinin zengin, üstün lezzetli zeytin ve zeytinyağı üretilmesini sağladığına vurgu yapan Pakdemirli “Ağaçlar doğal ortamında insan müdahalesi olmaksızın, kendiliğinden yetiştiği için Milas zeytinyağı da bu anlamda organik özellikte bir zeytinyağıdır” açıklamasında bulundu.
Bu özellikleri sebebiyle Milas Zeytinyağının, AB Komisyonu tarafından 23 Aralık 2020 tarihinde tescil edilerek koruma altına alındığını belirten Bakan Pakdemirli, Milas Zeytinyağı ile birlikte ülkemizin AB’de coğrafi tescil alan ürün sayısının beşe yükseldiğini sözlerine ekledi.
 

Çiftçilerden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a: Hacizler Durdurulsun!

Tarım Kredi Kooperatifi'nden aldıkları kredileri ödeyemedikleri için traktörlerine haciz gelen Düzceli çiftçiler traktörleriyle konvoy yaparak seslerini duyurmaya çalıştı. "Kazancımız faizlere yetmiyor" diyen çiftçiler Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek hacizlerin durdurulmasını istedi.
Türkiye’nin dört bir yanında çiftçiler, Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalara olan borçları nedeniyle traktörlü eylem düzenliyor. Çiftçilerin son durağı Düzce oldu. Çevre köylerden traktörleriyle korna çalarak, konvoy halinde Düzce’nin Gölormanı Köyü’ne gelen çiftçiler, burada basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasını okuyan Düzceli çiftçi Alaattin Ay, şu ifadelere yer verdi:

Bizim devletimizden ve cumhurbaşkanımızdan istediğimiz, Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Bankası ve diğer bankaların faizinin silinmesi ve 5 yıl yayılarak bir ödeme planı sunulması.

Daha sonra girdi maliyetlerimizin düşürülmesi ve yaşanabilir bir hayat standartlarında bir yaşam sürmemizi sağlayacak gelir elde edebilmemizin yolunun açık duruma getirilmesini istiyoruz.

Bugünkü şartlarda kazancımız, Tarım Kredi Kooperatifi faizine yetmiyor. Bizlerin tarım ve hayvancılık yapmamızı istiyorsanız, şartlarımızın revize edilip tarım ve hayvancılık yapılabilir hale gelmesi lazım. Biz çiftçi kardeşlerimiz ülkemizi, vatanımızı seviyor, bu ülke için üretmek istiyoruz. Bize lütfen yardımcı olsun.
Bugün 80 beygir bir traktör alsak 250 bin lira ve bu da en düşüğü. Ekipmanları da çok pahalı. Tarım bizler için lüks sektör olmaya başladı. Sonuç olarak bizlerin sorunlarımızın dinlenmesini, çözüme ulaştırılmasını istiyoruz.

Ovamızda ağaçların çoğaldığını görüyorsunuz. Bunun sebebi tarımdan kaçan çiftçilerimizdir. Çiftçi üretimde kazanamadığı için ovalarımız kavak ağaçlarıyla dolmaya başladı.

Şu an ekilebilir arazilerimiz sıfır noktasına kadar düşecek böyle giderse. Kavak ağaçları bizim önümüzü 10 yıl kapatıyor. Özellikle tarımla ilgili yaptığınız politikalar daha sonuç alabilir şekilde olursa bizi sevindirecektir. Lütfen bizimle ilgilenin.

Bir başka çiftçi ise, “Ben Tarım Kredi borcumu traktörü satarak ödemeye çalışıyorum. İndirim olacak dediler, olmadı. Tarım Kredi çiftçiye destek demektir ama destek oldukları yok. Aldığım 30 bin lira olmuş 98 bin lira. Ben traktörümü sattım ve tarım kredi borcumu ödedim. Bundan sonra nasıl tarım işleri yapacağım?” şeklinde konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığının 2021 Hedefleri Açıklandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2021 hedeflerini açıkladı. Bakan Pakdemirli sosyal medya açıklamasında "Tarımda, ormanda ve toprağın üretime kazandırılması konusunda, 2021 yılında da önemli hamleler yapacağız. Hedeflerimizi daha da ileri taşımak için var gücümüzle çalışacağız" ifadelerini kullandı.
İşte Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hedefleri:
Çiftçilerimize 24 milyar lira tarımsal destek sağlayacağız.
Toplulaştırmada tescil edilecek alanı 1,3 milyon hektar artırarak 6 milyon hektara ulaştıracağız.
2,5 milyon dekar alanda mera ıslah ve amenajman projeleri yapacağız
17 bin 200 hektar toprak muhafaza çalışması yapacağız.
Kırsal kalkınma kapsamında özellikle kadın, genç girişimcilere ve küçük aile işletmelerine 1,3 milyar lira hibe desteği vereceğiz.
Uzman eller projesi kapsamında ülke genelinde 200 milyon lira hibe vereceğiz.

Lisanslı depoculuk kapsamında 170 milyon lira hibe desteği vereceğiz.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde 450 bin ton üreyim yapacağız.

Ağaçlandırma ve erozyonla mücadele faaliyetleri olarak 100 bin hektar alanda çalışma gerçekleştireceğiz.

270 milyon fidan üreteceğiz.

İHA'ların sayısını dörde çıkartacağız.

32 milyon metreküp odun ürünleri üretimi yapacağız.

300 milyon lira ORKÖY kredi ve hibe destek vereceğiz.

Tarım Arazileri Dijital Ortamda Kiralanabilecek

Tarım ve Orman Bakanlığı, atıl tarım arazilerini üretime kazandırmak için yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Uygulama ile hem atıl tarım arazileri üretime kazandırılırken hem de arazi sahibi gelir elde edecek.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı dijitalleşme kapsamında, çeşitli gerekçelerle atıl olabilecek arazilerin üretime yönlendirilmesi için Dijital Tarım Pazarı platformunda tarım arazileri kiralama modülünü kullanıma sundu.
 
Kiraya veren ile kiralamak isteyeni dijital ortmada biraraya getiren yeni bir sitem hizmete sunulmuş oldu.
Daha fazla tarımsal üretim yapmak isteyen üreticilerimiz arazi kiralama modülü ile kiralık tarım arazilerini dijital ortamda görebilecekler. Bu sayede daha fazla üretim ve daha fazla gelir elde edebileceklerdir.
 
Tarım arazisini kiraya vermek isteyenler sisteme giriş yaparak, Tapu Kadastro Bilgi Sistemleri üzerinden üzerine kayıtlı tarim arazilerini dijital ekranda görebilecekler ve modülde istenilen bilgileri sisteme kolaylıkla girebilecekler.
 
Bu kapsamda, tarım arazisini kiralamak isteyenler; arazisinin sulama sisteminin olup olmadığını, kuru ya da sulu tarıma uygunluğunu, geleneksel üretim, iyi tarım, organik tarıma ya da örtü altı üretim mi olduğunu, araziye ekilen, ekilebilecek ürünleri ve dönüm bilgilerini sisteme kaydedecekler. Ayrıca arazinin fotografını koyabilecek ve detay bilgilerinide açıklama bölümüne yazabilecektir.
 
Böylece, ekilmedik bir karış toprak kalmayacak, üretim artacak, gelir artacak ve çiftçimiz, üreticimiz, ülkemiz kazanacak.

Çeşitli Kalemlerde Destek Ödemeleri Bugün Başlıyor!

Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, çeşitli kalemlerde yaklaşık 890 milyon liralık destek ödemelerinin bugün hesaplara yatmaya başlayacağını söyledi.
Bakan Pakdemirli’nin açıklaması şu şekildedir:
“Yem desteği çerçevesinde, 298.540 yetiştiricimize 124 milyon 460 bin TL,
Hububat-Baklagil-Dane Mısır Desteği kapsamında, 60.372 üreticimize 208 milyon 750 bin TL,
Sertifikalı Tohum Kullanımı Desteği kapsamında, 94.795 üreticimize 153 milyon 30 bin TL,
Zeytinyağı desteği kapsamında, 28.158 üreticimize 55 milyon 884 bin TL,
ÇATAK Desteği kapsamında ise 9.092 üreticimize 42 milyon 814 bin TL
bugün saat 17:00’dan sonra TC Kimlik numaralarının son hanelerine göre ödenmeye başlanacak. Ödemeler, TC Kimlik numaralarının son rakamı 0-2-4 olanlara bugün, son rakamı 6 ve 8 olanlara ise 31 Aralık’ta saat 17:00'dan sonra yapılacak.
 
Hastalıktan Ari İşletme desteklemeleri kapsamında, 870 yetiştiricimize 111 milyon 462 bin TL,
Küpe Uygulama, Atık-Aşı desteklemeleri kapsamında 370 yetiştiricimize 3 milyon 34 bin TL,
Hayvan Hastalıkları Tazminatı kapsamında, 1.466 yetiştiricimize 57 milyon 976 bin TL,
Hayvan Gen Kaynaklarının Koruma desteklemeleri kapsamında, 3.073 yetiştiricimize 35 milyon 381 bin TL,
Kırsal kalkınma desteklemeleri kapsamında 88 projeye 32 milyon 545 bin TL,
Tarımsal Yayım Danışmanlık Desteği kapsamında 585 danışmana 23 milyon 628 bin TL,
Biyolojik ve Biyoteknik Mücadele kapsamında 4.953 üreticimize 10 milyon 99 bin TL,
AR-GE Desteği kapsamında 43 projeye 4 milyon 563 bin TL,
Sertifikalı Fidan Kullanım desteklemeleri kapsamında 1.995 üreticimize 10 milyon 792 bin TL,
Sertifikalı Tohum Üretim desteklemeleri kapsamında 17 firmaya 9 milyon 034 bin TL
Süt desteklemeleri kapsamında 3.684 yetiştiricimize 5 milyon 231 bin TL,
İşlenmiş Su Ürünleri desteklemeleri kapsamında 5 yetiştiricimize ise 431 bin TL
bugün saat 17.00’dan sonra tek seferde yapılacaktır.
Çiftçi ve yetiştiricilerimize yapacağımız toplam 889 milyon 114 bin TL hayırlı ve bereketli olsun”​
 

“Orman Varlığını Artıran Nadir Ülkelerden Biriyiz”

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Video Konferans yöntemiyle düzenlenen ‘Orman Yangınlarıyla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Çalıştayı’na katıldı.
Orman Genel Müdürlüğü’nün çok büyük çalışmalara imza attığını belirten Bakan Pakdemirli, ilk olarak Orman varlığına dikkati çekti. Son 18 yılda, önceki 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın bir buçuk katının yapılarak, 5,4 milyon hektar alanda 5,1 milyar fidanın toprakla buluşturulduğunu, yani Bosna-Hersek kadar büyük bir alanın ağaçlandırıldığını söyledi.

 “Orman Varlığını Artıran Nadir Ülkelerden Biriyiz”

2023 yılı sonuna kadar 7 milyar fidanı toprakla buluşturmayı hedeflediklerini belirten Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin orman varlığını artıran nadir ülkelerden olduğunu da söyledi; “ Son 2,5 yılda yaptığımız çalışmalar neticesinde 22.6 Milyon hektar olan orman alanımızı, 300 bin hektar artırarak 22,9 Milyon hektara çıkardık.  FAO (FRA) raporuna göre, dünya orman varlığı sıralamasında 2015’te 47. sırada olan ülkemizi, 2020’de 26. sıraya yükselttik. Böylece orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduk! 2023 yılı hedefimiz ise, orman varlığımızı ülke yüzölçümünün %30'una çıkarmak!”

Milli Ağaçlandırma Günü’nde, Her Yıl Bir Rekor Kırıyoruz

11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü ile Geleceğe Nefes olurken, Guinnes rekorları da peş peşe geliyor. Geçtiğimiz yıl yapılan fidan dikme seferberliğinde 1 saatte en fazla fidan dikme rekoru kırılmıştı. Bakan Pakdemirli bu yıl ‘Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes’ temasıyla 81 İlimiz ve 28 Ülkede ikincisi yapılan ağaçlandırma seferberliği ile de yine rekor kırıldığını hatırlattı; “Milli Ağaçlandırma Günü’nde, 81 İl ve 28 Ülke Tek Yürek Olduk! Yine o gün, Ankara’da, 21.826 m2’lik alanda, 452.023 fidan ile büyük bir Türkiye haritası oluşturduk. Bu haritayı, kendi alanında "Dünyanın En Büyük Ağaç Mozaiği" rekoruyla Guinnes’e tescil ettirdik” dedi.
 
5 Bin Köye 5 Bin Orman Projesi ile 20 Milyon Fidan Dikildi

Sadece ağaçlandırma projeleri değil, Ormancılık faaliyetleri arasında gelir kapısı olan çalışmalar da yer alıyor. Bakan Pakdemirli, 5 Bin Köye 5 Bin Orman Projesi ile şu ana kadar 20 milyon fidan dikildiğini belirtti; “5000 Köye 5000 Gelir Getirici Orman Projesi” ile 5400 köyde; ceviz, badem, kestane, zeytin, alıç ve ahlat gibi meyveli türlerden bugüne kadar 20 milyona yakın fidan diktik. Bunlardan bir kısmı meyve vermeye ve köylümüze ek gelir sağlamaya başladı bile. Yine, özel ağaçlandırma mevzuatında yaptığımız değişiklikle birlikte; Nisan ayında birimlerimize ulaşan başvuruların değerlendirilmesinin bittiğini de söyleyebiliriz.”

Odun Dışı Orman Ürünlerinin Ülke Ekonomisine Katkısı 5 Milyar Lira

Odun dışı orman ürünlerinin ülkeye katkısından da bahseden Bakan Pakdemirli: “2019 sonunda, 771 bin ton olarak gerçekleşen odun dışı orman ürünleri üretiminin orman köylüsüne katkısı 700 Milyon Lira iken, ülke ekonomisine katkısı da 5 Milyar Liradır.  Bu vesileyle; inşallah Odun Dışı Orman Ürünleri üretiminde 2023 hedefimiz de 1,2 milyon ton olup; Orman Köylüsüne 1,1 Milyar Lira, ülke ekonomisine 9 Milyar Lira katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

Bal Üretiminde Dünyada İkinci Sıradayız

Bal Ormanları uygulamaları ve arıcılığa verilen desteklerle, ülkemizin dünyada ikinci sıraya yerleştiğini de söyledi Bakan Pakdemirli; “Ülkemiz, bal üretiminde dünyada Çin’den sonra ikinci sıraya yükselmiştir. Son 2,5 yılda Bal Ormanı sayımızı 176 arttırarak 19 bin hektar alanı arıcılarımızın hizmetine sunduk ve ülke ekonomisine 50 Milyon Lira katkı sağladık” ifadelerini kullandı.

Yangınların %88’i İhmal ve Dikkatsizlikten Kaynaklı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ormanlarımızın yaklaşık 12,5 milyon hektarının yangına çok hassas bölgelerde bulunduğunun altını çizdi, yangınların en büyük sebebinin ihmal ve dikkatsizlik olduğunu söyledi. “Son 10 yıllık verilere göre %88’i ihmal, dikkatsizlik ve bilgisizlikten kaynaklanan her yıl ortalama 2 bin 477 orman yangını sonucu binlerce hektar orman alanımız zarar görmektedir.”
Türkiye’nin, aynı iklim kuşağında bulunduğu diğer Akdeniz ülkelerine göre orman yangınlarıyla mücadelede son derece başarılı olduğuna da dikkati çekti Bakan Pakdemirli. “Son 10 yılda Portekiz’de yıllık ortalama 134 bin hektar, İspanya’da 94 bin hektar, İtalya’da 64 bin hektar, Yunanistan’da 24 bin hektar, Fransa’da 12 bin hektar orman alanı yanarken; ülkemizde yıllık ortalama 7 bin hektar ormanlık alan zarar görmektedir. Bu sonuç; Türk ormancısının fedakâr ve cansiperane mücadele ruhunun ve orman yangınlarıyla mücadelede, vatan toprağını koruma anlayışının bir ürünüdür” dedi.
 
“Bu Yıl Yangınlarda 20 Bin 854 Hektar Alan Zarar Gördü”
2020 yılında meydana gelen 3349 orman yangınında 20 bin 854 hektar alanın zarar gördüğünü söyledi Bakan Pakdemirli. “Bunun yanında, yine bu yıl, 2 bin 990 kırsal alan yangını ekiplerimizce söndürülmüş ve vatandaşlarımızın can ve mal kayıplarının önüne geçilmiştir.”
 
Yangınlara Müdahalede İHA’lar Çok Etkili

Orman yangınlarını tespit ve mücadelede bu yıl ilk kez İHA’ların kullanıldığını hatırlattı Bakan Pakdemirli; “Hem ekiplerin müdahalesi, hem de ekiplerin yönlendirilmesi noktasında çok da faydasını gördük. Bir İHA ile anlık olarak 600-800 Bin hektarlık alan, 1 dakika içinde ise, 3 ila 3,5 milyon hektarlık alan taranabilmektedir. Böylece yangınlar en hızlı şekilde tespit edilerek bölgeye kısa sürede ulaşım sağlanmaktadır” dedi.
 
Yangın-Cell,  Yangınlarda Haberleşme Sıkıntısını Ortadan Kaldıracak

Bakan Pakdemirli 2021’de de 4 dron, 5 amfibik uçak ve 30 helikopter ile
hava gücü filosunu daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtirken, yangınlarda haberleşme sıkıntısını ortadan kaldıracak Yangın-Cell sisteminin devreye gireceğini de söyledi. Pakdemirli; “2021’de OGM’ye ait sunucu üzerine kurulan (Yangın-Cell) sistem yazılımı ile OGM mevcut telsiz sistemlerine entegre olacak bir haberleşme sistemine kavuşacağız. Bu da yangınlarda haberleşme sıkıntısını ortadan kaldıracak” diyerek sözlerini tamamladı. ​

Bakanlık, Tarıma Yeni Yatırımcılar Kazandıracak

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından oluşturulan "Tarımın Geleceği Geleceğin Tarımı Platformu" ile iş dünyası ve tarım sektörü buluşturulurken, tarım sektörünün potansiyeli yatırımcılarla paylaşıldı.

Bu kapsamda, sektörde finansman, teknoloji ve Ar-Ge yatırımı gerektiren alanlarda iş dünyasının talepleri doğrultusunda gerekli altyapı ve rehberlik çalışmaları yapılacak. Küçük ve orta boy işletmelerin kapasitelerinin yetmediği alanlara iş dünyası yönlendirilecek. Bu sayede, tarım-sanayi entegrasyonunun sağlanması ve "Tarıma yatırım yarına yatırımdır" sloganıyla yeni yatırımcıların sektöre kazandırılması hedefleniyor.

İş dünyasından gelen görüş ve öneriler doğrultusunda da ürün ve sektör bazında yatırım rehberlerinin hazırlanmasına başlandı. Ceviz, badem, zeytin, trüf mantarı, mavi yemiş, keçiboynuzu, arıcılık, ipek böcekçiliği ile kaz ve hindi yetiştiriciliği gibi alanlarda hazırlanan yatırımcı rehberleri ve fizibilite raporları yatırımcının kullanımına sunuldu. Bu rehberler ve fizibilite raporlarıyla yatırımcılar, nasıl bir yatırım ile ne kadar kazanç sağlayacağını daha işin başında planlamış oluyor.

Sırada, kekik, adaçayı, anason, kuşburnu, çörek otu, çemen, sumak, sarı kantaron, oğul otu ve tıbbi nane üretimi gibi alanlar bulunuyor. Bakanlık, bu alanlara yatırım yapmak isteyenler için fizibilite raporu ve yatırımcı rehberlerini hazırlamaya başladı.

Yapılan ön çalışmaya göre, 10 dekarlık alanda adaçayı üretmenin maliyeti ortalama 10 bin 184 lira iken net karı 17 bin 766 lira, kekik üretiminin maliyeti 11 bin 506 lira iken net karı 17 bin 442 lira olarak hesaplandı. Tıbbi nane üretiminin maliyeti 17 bin 907 lira iken net kar 27 bin 433 lira olarak belirlendi. Bakanlık, böylece söz konusu bitkileri üretmenin karlı bir yatırım olduğunu ortaya koymuş oldu.

“Tarımda Yeni ve Yerli Bir Yüzyıl”

III. Tarım Orman Şurası kapsamında belirlenen eylemler bir bir hayata geçiriliyor.

 

2019’un Kasım ayında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından III. Tarım Orman Şurası sonuç bildirgesi açıklandı. Tarımın sürdürebilirliği, gıdanın geleceği, ormanlarımızın yarını ve suyun istikbali için 5 yıllık planlar oluşturuldu ve 25 yıla ışık tutacak bir yol haritası hazırlandı. İki ayda tamamlanan Eylem planı hemen uygulamaya konuldu.

 

Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli başkanlığında “Tarımda Yeni ve Yerli Bir Yüzyıl” vizyonu ile işe koyulan ilgili birimlerimiz, 8 ana başlıkta belirlenen 2020 yılı eylemlerini bir bir hayata geçirdi. Tarımsal Üretim ve Arz Güvenliği, Güvenilir Gıda, Kırsal Kalkınma, Balıkçılık ve Su Ürünleri, Toprak ve Su Kaynakları, Biyolojik Çeşitlilik ve İklim Değişikliği, Ormancılık, Dijitalleşme, Teknoloji Kullanımı, Ar-Ge” başlıklarında ‘yapacağız’ denilen bütün adımlar atıldı.

 

DİTAP’tan Tarım Orman Akademi’ye, Desteklerin artırılmasından, Gıdanı Koru kampanyasına, Hazine arazilerinin üretime kazandırılmasından, Orman varlığının artırılmasına, yangınlarla mücadele ekipmanının genişletilmesine kadar eylem planları, 2020 için verilen sözler ve projeler başarı ile tamamlandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Bütçesi Yüzde 27.8 Arttı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi kapsamında, yeni yılın tarım destekleri konusunda açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin pandemi sürecinde gıda arzı ile ilgili hiçbir sıkıntı yaşamadığını belirten Pakdemirli, 2020 Aralık itibariyle 19.9 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapıldığını hatırlatarak, “Çiftçilerimizi ve mevsimlik tarım işçilerimizi sokağa çıkma yasağından muaf tuttuk. Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının e-devlet üzerinden yapılmasına imkan sağladık. Gübre, tohum, ilaç, yem vb. tarımsal girdilerin üretim, erişim ve dağıtımı kesintisiz devam etti. Tarım takvimini de dikkate alarak, ilave yazlık ekim yapmaya uygun 24 ilimizde, yüzde 75 hibe tohum temini ile ‘Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi’ni başlattık” dedi.
 
Milli Emlak Genel Tebliği’nde gerekli düzenlemeleri yaparak,atıl hazine arazilerinin etkin bir şekilde tarımsal üretimde kullanılmasını sağladıklarını da vurgulayan Pakdemirli, şöyle devam etti: “Hububat, baklagil, fındık, kuru kayısı, çeltik ve yaş çay alım fiyatlarını hasat öncesinde açıkladık. Çiğ süt prim desteğini ilk altı ay için 15 kuruşa kadar artırdık. Temmuz, ağustos ve eylül ayları için ise desteği 40 kuruş olarak verdik. Ekim, kasım, aralık desteğini 30 kuruş olarak vereceğiz. Çiğ süt tavsiye fiyatı 2 lira 80 kuruş ve 30 kuruş destek ile 3 lira 10 kuruş olarak açıkladık. Ekmeğin hazır ambalajlı veya ambalaj içerisinde vatandaşa ulaştırılmasını zorunlu hale getirdik. Zirai kredilerin anapara ve faiz tutarlarını 6 ay süreyle faizsiz olarak erteledik.”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2020 yılı üretim sezonunda tarımsal destekleme uygulamalarında, gübre desteği başta olmak üzere bazı desteklerde birim destek miktarlarını artırdıklarını, bazı konularda ise yeni destekleri devreye aldıklarını da söyledi.

Pakdemirli, mazot maliyetinin yüzde 50’sini karşılamaya devam ettiklerini, kütlü pamuk prim desteğini yüzde 37.5 artışla kg başına 1 lira 10 kuruş yaptıklarını, yağlık ayçiçeği prim desteğini kg başına yüzde 25 artışla 50 kuruşa çıkardıklarını, sürü büyütme ve yenileme desteği kapsamında anaç vasfı kazanmış dişi kuzularına ilave 100 lira destek ödemeye başladıkları bilgisini de verdi. Son 18 yılda tarımsal destek miktarında 12 katlık rekor artış sağladıklarını ifade eden Pakdemirli, reel rakamlarla toplam 311 milyar lira hibe destek ödemesi yaptıklarını dile getirdi.

Son iki yılda destekleri yüzde 52 artışla 22 milyar liraya çıkardıklarını ve 2018-2020 Aralık itibariyle toplamda 51.6 milyar lira destek ödemesi yaptıklarını vurgulayan Pakdemirli, 2021 yılında ise 22 milyar lira ve 2 milyar lira ilave yedek ödenekle birlikte üreticilere toplam 24 milyar lira tarımsal destek sağlayacaklarını bildirdi. Pakdemirli, 2021 bütçesinin bir önceki yıla göre yüzde 27.8 artışla 51.5 milyar lira olduğunu da sözlerine ekledi.
 

Bakan Pakdemirli’den Koyunları Telef Olan Aileye Yardım!

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin Talimatı ile olan Ali ve Seniye Tekin çiftinin mağduriyeti giderildi. Manisa'nın Demirci ilçesine yaklaşık 20 kilometre mesafedeki kırsal Esenyurt Mahallesi'nde yaşayan çiftin 26 Kasım'da çıkan yangında evi kullanılmaz hale gelmiş, ağılındaki 70 koyunu telef olmuştu.

Manisa Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün koordinasyonunda Tekin çiftine 120 koyun ve 1,5 ton hayvan yemi teslim edildi. "Sizin bir derdiniz varsa bizim de derdimiz var" Bakan Pakdemirli, hediyelerin teslimi sırasında Tekin çiftiyle görüntülü konuştu. Tekin ailesine geçmiş olsun dileklerini ileten Pakdemirli, koyunların nasıl telef olduğu konusunda bilgi aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını ileten Pakdemirli, ailenin başına gelen olay nedeniyle üzüntü duyduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da durumdan haberdar olduğunu ve ailenin mağduriyetinin giderilmesi için talimat verdiğini aktaran Pakdemirli, Bakanlığın, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün, kaymakamlığın, belediyenin ve hayırseverlerin desteğiyle 120 koyun alındığını, yanan evin ve ağılın yeniden yapılacağını ve aileye 1,5 ton yem verildiğini ifade etti. Pakdemirli, bir daha böyle musibetler yaşanmaması temennisinde bulunarak "Biz her zaman sizin dertlerinizle dertleniyoruz. Her zaman söylüyoruz, sizin bir derdiniz varsa bizim de derdimiz var. Sizin gece ışıklarınız yanıyorsa bizim de burada ışıklarımız yanıyor. Derdinize derman olmaya çalıştık." ifadelerini kullandı. "Devletimiz ve milletimiz hep yanımda oldu" Ali Tekin de yardımları dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve Bakan Pakdemirli'ye teşekkür etti

“Organik Süt Üreticisi Kadın Çiftçiye Destekler Sürecek“

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, dün olduğu gibi bugün ve yarın da hayvancılığı desteklemeye devam edeceklerini söyledi.

Pakdemirli, Silivri’de, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından sağlanan hibeyle organik süt üretim işletmesine güneş enerji paneli kurulan çiftlik sahibi Saliha Aysun Sökmen ile görüntülü görüştü.

İstanbul Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca’nın da hazır bulunduğu görüşmede, Bakan Pakdemirli’ye güneş panelleri ve çiftliğin bazı bölümleri gösterildi. Pakdemirli, çiftliğe önemli bir yatırım yapıldığını belirterek, “Yatırım yapılan 435 bin liranın 217 bin lirasını biz vermişiz hibe tutarı olarak. 20 yıla yakındır da hastalıktan ari işletme sertifikasına sahipmişsiniz. Bundan dolayı teşekkür ediyorum.” dedi.

Özellikle Trakya bölgesinin bu konuda hastalıktan ari bölge olma konusunda başı çektiğini aktaran Pakdemirli, “İşletmelerimiz de hakikaten yüz güldürecek işler yapıyor. Kadın girişimci olmanız da bizim için son derece önemli. Biz, dün olduğu gibi bugün de, yarın da sizi desteklemeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Bir Gözünü Kaybeden Tarım İşçisi Adalet Peşinde!

Antalya’nın Kepez ilçesinde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan Altın Erdoğan, tarladan dönerken servis aracında maske takılmasını talep ettiği için darp edildi. Bir buçuk ay önce meydana gelen olayın ardından bir gözünü kaybeden Erdoğan, adalet arıyor.

60 yaşındaki Erdoğan, geçim sıkıntıları nedeniyle eylül-ekim aylarında nar ve portakal bahçelerinde mevsimlik işçi olarak çalışıyor. Sabah hava aydınlanmadan nar bahçesine giden Erdoğan, günlük 80 lira yevmiye ile çalıştığını söyledi.

Olay günü kendilerini tarlaya götüren çavuş dedikleri kişi ile tartıştığını belirten Erdoğan, “Yemek dahi yemeden sabah 7’den akşam 3’e kadar çalıştık. Ben çavuşa, ‘Yemek yemeyecek miyiz, biz köle değiliz?' dedim. Çavuş, ‘Yemek yok. Tarlayı bir an önce bitirip gideceğiz' dedi. Bu olaydan sonra gün boyu benimle uğraştılar” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Akşam dönerken serviste genç işçiler vardı, maske takmıyorlar. Onları uyardım 'maske takın' diye. Sonra onları videoya çekmeye başladım. Çavuşun eşi arabayı durdurdu, yanıma geldi, boğazımı sıktı. Telefonumdan videoyu sildiler. Evin yakınına geldiğimizde beni beklettiler. Eve gitmeye çalıştığımda da saldırdılar. Sol gözümden kanlar akmaya başladı. Bir gözüm görmüyordu zaten, şimdi diğer gözümü de kaybettim. Adaletin yerini bulmasını, bu kişilerin yargılanmasını istiyorum.”

Erdoğan’ın avukatı Bilge Yılmaz ise hukuk mücadelesi başlattıklarını açıkladı. Yılmaz, “Karakol soruşturması henüz tamamlanmadı. Altın hanım için hastaneden bir ön rapor bekleniyor şu an. Ancak karakol soruşturması eksik yapılmış zaten. Müvekkilin telefonunun zorla alınıp video kayıtlarının silinmesi vb. soruşturulmamış. Bunun için savcılığa ek başvuruda bulunduk” dedi.

Erdoğan’ın korkutulduğunu belirten Yılmaz, “Azmettirici S.A ve eşi H.A., Altın hanımı çocuklarını kaçırmakla tehdit etmiş. Korkudan ilk ifadesinde kaza yaşandığını söylemiş”diye konuştu.

Erdoğan’ın sol gözündeki görme kaybının yüzde 97 olduğunu söyleyen Yılmaz, “Hukuk mücadelesi başlattık. Çok fazla destek telefonları alıyoruz. Bunlar bizim için moral oluyor. Altın hanım yalnız olmadığını hissediyor” ifadelerini kullandı.

Küçük Ölçekli Balıkçıya Destek Ödemesi Bugün

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, küçük ölçekli geleneksel kıyı balıkçılarına bugün saat 18.00’dan sonra 13 milyon 733 bin lira destekleme ödemesi yapılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, küçük ölçekli kıyı balıkçılığı sektörünün refahı ve menfaati için balıkçıların bilgilerini kayıt altına aldıklarını ve onları desteklediklerini dile getirdi.
Türkiye’deki balıkçılık filosunun yüzde 90’ını küçük ölçekli balıkçıların oluşturduğunu ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Kıyı balıkçılarımızın üretiminin tamamına yakını yerelde ve taze olarak tüketiliyor. Bu şekilde sağlıklı gıda güvenliğine ve fiyat istikrarına katkı sağlanıyor. Bu nedenle kıyı kesiminde yaşayan halkımızın geçimine destek olmak, kırsal kalkınmayı sağlamak amacıyla küçük ölçekli balıkçılarımıza destek veriyoruz. Bu kasamda, 2020 yılı için 13.132 balıkçımızın hesabına toplam 13 milyon 733 bin lira destek ödemesini bugün saat 18.00’dan sonra yapacağız.”

“COVİD-19 SÜRECİNDE BALIKÇILARIMIZI YALNIZ BIRAKMADIK”

Covid-19 sürecinde balıkçıları unutmadıklarını ve onlarını yalnız bırakmadıklarını dile getiren Pakdemirli, kıyı balıkçılığının yanı sıra, su ürünleri yetiştiriciliğine, işlenmiş su ürünlerine, balon balığı avcılığına, balıkçıların alet ve ekipman alımına destek vermeye devam ettiklerini de sözlerine ekledi.​

“Trans Yağ İbaresi Etiketlerde Kalabilir”

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda ürünlerinin etiketinde 'trans yağ' ibaresini kaldırmak için hazırladığı yönetmelik taslağında geri adım atacağı sinyalini verdi.

 

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Harun Seçkin HaberTürk televizyonunda Mehmet Akif Ersoy'un sunduğu programda hazırlanan taslağın görüşe açıldığını ve gelen görüşler doğrultusunda trans yağ ibaresinin etiketlerde kalabileceğini söyledi.

Dünya gazetesinin haberine göre; Seçkin, program sonunda son bir cümleniz var mı sorusuna: "Yani 'trans yağ yoktur' ifadesi ile ilgili bir gündem oluştu. Bunun kullanılabileceğini ifade etmek istiyorum, özellikle" yanıtını verdi.

Mehmet Akif Ersoy'un "etiketlerden kaldırılmayacak değil mi?" sorusuna ise Seçkin "Evet" dedi.

Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) Üreticinin Yüzünü Güldürdü

Tarım ve Orman Bakanlığınca hayata geçirilen Dijital Tarım Pazarı, bin bir emekle üretim yapan Antalyalı çiftçilere, ürünlerini daha avantajlı şekilde satma imkanı sağladı.
Çiftçileri daha fazla üretime teşvik etmek, aracıları kaldırarak ürünün değer fiyattan satılmasını sağlamak amacıyla DİTAP'ın devreye alınmasıyla Antalya genelinde çalışma başlatıldı.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve ilçe müdürlükleri ekipleri, kentte kesintisiz üretime devam eden çiftçileri, DİTAP'ı nasıl kullanacakları konusunda bilgilendirdi.
DİTAP'ı kullanmaya başlayan üreticiler, yetiştirdikleri domates, salatalık, kapya biber, yeşillikler, patlıcan gibi ürünleri hale götürmeden henüz seradayken çevrim içi ortamda daha yüksek fiyata satabiliyor.

"Aracılar ortadan kalktı"

Kepez Tarım ve Orman Müdürü Bilge Gözen, alıcı ve satıcıyı çevrim içi ortamda bir araya getiren DİTAP'a, Antalya'da 4 bine yakın üreticinin kaydolduğunu söyledi.
Bakanlığın talimatıyla üreticileri ziyaret ederek bilgilendirme yaptıklarını anlatan Gözen, "Kepez'de 420 üreticimizi DİTAP'a kaydettik. Çiftçilerimiz, ürünlerinin görselini dijital ortama yükleyerek alıcılarla irtibata geçip sözleşme imzalıyor ve ürünlerini satabiliyor. Üreticilerimiz bundan çok memnun, çünkü aradaki alıcılar kalktı. Ürünlerini daha yüksek fiyattan satabiliyor. Bu sistemde hem üretici hem alıcı hem de tüketici kazanıyor." dedi.
Gözen, üreticinin hale gitmek zorunda kalmadığını, böylece DİTAP'ın salgın sürecinde daha az temas için de avantaj sağladığını ifade etti.

"Artık ürünümü seradayken satıyorum"

Yaklaşık 10 dekarlık kapalı alanda biyolojik mücadeleyle ürün yetiştiren Mustafa Mert de yıllardır klasik pazarlama sistemiyle ürünün hale bırakılıp, ne kadara satıldığını ertesi günü çıkan faturadan öğrendiklerini dile getirdi.
Çiftçinin, hale bırakılan ürünün pazarlık payından hiçbir zaman haberdar olmadığına dikkati çeken Mert, şunları kaydetti:
"Komisyoncu ile tüccarlar arasında pazarlık yapılır, arz-talebe göre fiyatlar düşer, yükselirdi. Ürünü kendimizin pazarlama durumu yoktu. DİTAP'ı anlattılar ben de kaydoldum. Dijital pazarlamayla satışlara başladım. Piyasa şartlarına göre yüzde 20-30 daha fazla kazanç sağladık. Aracılar kalkınca ürünün değeri de arttı. Gecenin bir saatinde hale gider, sabaha kadar bekler, malın satılıp satılmadığını neye satıldığını bilmezdik. Artık ürünümü seradayken satıyorum. Piyasada 3 lirayken ben 4 liraya, biyolojik mücadeleyle ürettiğim kapya biber 7,5 lirayken ben 10 liraya satıyorum. Seramdan taptaze alıp, vatandaşa ulaştırıyorlar."

Aynı bölgede 18 dekarlık alanda örtü altı üretim yapan Yaşar Tetik, ürünlerini dijital ortamda müşteriye sunma, alın terinin karşılığını alma imkanı bulduklarını dile getirdi.

Hasan Mert de yetiştirdikleri ürünleri birçok ülkeye ihraç ettiklerini, ilaç kullanmadan böcekler yardımıyla biyojik üretim yaptıklarını söyledi.

İşçilerden Hatice Elcir, sabah erken saatlerde seraya girip saatlerce çalıştıklarını, ürünleri paketleyip satışa hazırladıklarını belirterek, herkesin emeğinin karşılığını almasının önemli olduğunu vurguladı.

Ayşe Mert de sebze yetiştirmenin emek istediğini, bu yıl emeklerinin karşılığını alabildiklerini ifade etti.

"Üretici parasını nakit alıyor"

Dijital ortamda ürün satın alan bir firmanın sahibi olan ziraat mühendisi Aziz Öztürk de dijital tarımda her şeye ulaşmanın daha kolay olduğunu söyledi.

Sistemin biraz daha geliştirilebileceğini belirten Öztürk, "En büyük avantajımız pazarlık. Direkt üreticiden aldığımız için daha karlı. Market de daha ucuz alıyor, son tüketici de daha ucuza tüketiyor. Üreticiyle sözleşme imzalayıp ürünü alıyoruz, tutarını da direkt banka hesabına geçiyoruz. Üretici parasını nakit alıyor." dedi.

Bakan Pakdemirli: Tamamlandığında Dünyanın 3’üncü Yükseği Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, inşaat çalışmaları devam eden Yusufeli Barajı’nın 260 metre yüksekliğe ulaşıldığını ve son 15 metreye girildiğini belirterek, “Tamamlandığında yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak ve ekonomiye yılda 1 milyar 500 milyon lira katkı sağlayacak” dedi.

 

Yusufeli Barajı’nda yapılan çalışmalara ilişkin açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Türkiye’nin vizyon projelerinden olan Yusufeli Barajı’nın tamamlandığında 275 metre yüksekliği ile çift eğrilikli beton kemer kategorisinde Türkiye’nin en yüksek, dünyanın 3. yüksek barajı olacağını dile getirdi.

 

“YUSUFELİ, MÜHENDİSLİK HARİKASI BİR PROJE”

Geçen yıl Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın baraj inşaatını ziyaret ederek ‘Muhteşem Bir Eser Ortaya Çıkıyor’ değerlendirmesinde bulunduğunu hatırlatan Bakan Pakdemirli, Yusufeli Barajı inşaatında çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini belirterek, “Zor coğrafi koşullar altında böyle bir mega projeye imza atıyoruz. Belgesellik ve mühendislik harikası projedir” dedi.

 

Yusufeli Barajı ve HES tesisinin kurulu gücünün 558 MW ve yıllık enerji üretiminin 1 milyar 888 milyon KWh olacağını dile getiren Pakdemirli, santral binası ve enerji yapılarında betonlama çalışmalarının planladığı şekilde devam ettiğini belirtti. Barajın tamamlanması ile milli bütçeye yıllık 1 milyar 500 milyon TL katkı sağlanacağını kaydeden Pakdemirli, proje sayesinde yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık enerji ihtiyacının karşılanacağını söyledi.

 

GÖVDE YÜKSEKLİĞİ 260 METREYE ULAŞTI

 

Yusufeli Barajında günlük ortalama 4.400 metreküp beton dökülüyor. Gövde betonunda gerçekleşme oranı yüzde 93 oldu ve baraj 260 metre yüksekliğe ulaşmış durumda. Baraj gövde yüksekliği inşaatında son 15 metre kaldı.

 

Yusufeli Barajının 275 metre gövde yüksekliği ile Eyfel Kulesinden 25 metre kısadır. Barajın gövdesi 100 katlı bir gökdelen yüksekliğindedir. Yusufeli Barajının gövdesinde kullanılacak olan 4 milyon metreküp beton ile Artvin’den Edirne’ye 13 metre platform genişliğinde beton yol yapılabilir.

 

Baraj tamamlandığında 275 metre ile Türkiye’nin en yüksek barajı olacak.

 

ÇORUH’TA TAŞKIN RİSKİ DE AZALTILACAK

 

Yusufeli Barajı üreteceği enerjinin yanı sıra diğer barajlara da su kaynağı olacak. Diğer taraftan Çoruh nehrinin getireceği rusubatı önemli ölçüde tutarak diğer barajların ömrünün uzamasına ve Çoruh Nehrinde oluşabilecek taşkın riskini de azaltacak.

‘‘Dünyadaki Tıbbi Aromatik Bitkilerin Yüzde 6’sı Ülkemizde”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, çevrimiçi olarak düzenlenen IV. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Çalıştayına katıldı.

 

Tıbbi ve aromatik bitkilerin sadece tarım ve ormanı ilgilendiren bir faaliyet olmadığını, gıdadan sağlığa, kozmetikte turizme kadar birçok alanı ilgilendiren önemli bir sektör olduğunu belirten Pakdemirli, dünya nüfusunun yaklaşık %70’inin tedavi ve korunma amacıyla bu ürünleri tercih ettiğini söyledi.

 

Dünyada yaklaşık 425 bin civarında bitki olduğu, bunlardan 50 Bin ile 70 Bin kadarının tıbbi bitki türü olarak tanımlandığı dile getiren Pakdemirli, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bugün dünyada kullanılan tıbbi bitki sayısının 20 Bin civarında olduğunu anlattı.

Bu bitkilerin 4.000’nin tedavi amaçlı ilaç olarak kullanıldığını ifade eden Pakdemirli, Dünyada 2.000, Avrupa’da ise 500’e yakın tıbbi bitkinin ticaretinin yapıldığını ve yıllık ekonomik değerinin de 115 Milyar Dolar civarında olduğunu dile getirdi.

 

Türkiye’nin biyolojik zenginlik bakımından önemli bir konumda olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, ‘‘3 gen merkezinin kesişme noktasında olan Türkiye, yaklaşık 4.000’i endemik, yani bu coğrafyaya has olmak üzere, toplam 12 bin bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Başka bir ifadeyle, Avrupa kıtasından daha fazla biyolojik çeşitliliğe sahip bir ülkeyiz. Tıbbi ve aromatik bitkiler yönünden ise zengin bir potansiyele, üretim için uygun iklim ve habitatlara sahibiz. Bu zenginliğimiz içinde 1.700 civarında bitki, tıbbi özellik taşımaktadır. Bunun 500’ünü tıbbi ve aromatik bitki olarak değerlendiriyoruz. Bu veriler bize, dünya üzerindeki tıbbi bitkilerin yaklaşık %6’sının ülkemizde olduğunu göstermektedir. Ülkemiz, hem doğadan toplanan defne, kekik, adaçayı gibi ürünlerde, hem de kültürü yapılan kimyon, anason, nane, rezene gibi ürünlerde geniş bir popülasyona sahiptir. Ayrıca, Asya ile Avrupa arasında bir köprü konumunda bulunan Anadolu, bu bitkilerden yararlanma konusunda da zengin birikime sahiptir. Ülkemizin sahip olduğu bu zenginliği, daha yüksek katma değere çevirmesi ve bu pazardan daha yüksek pay alması son derece önemlidir’’ dedi.

 

‘‘Tıbbi Ve Aromatik Bitki Üretimimiz 5 Kat Artışla 370 Bin Tona Yükseldi’’

Son 18 yılda tıbbi ve aromatik bitki ekiliş alanının 2 kat artışla 1,7 milyon dekara,

üretiminin ise 5 kat artışla 370 bin tona yükseldiğini belirten Pakdemirli, ‘‘İhracat değerimiz 105 Milyon Dolardan 4 kat artışla 404 Milyon Dolara ulaştı. Kekik ve defne ihracatında dünya lideriyiz. Dünya defne ihtiyacının %90’ını biz karşılıyoruz. Yine, kimyon, adaçayı, biberiye ve anasonda da önemli bir tedarikçi konumundayız’’ diye konuştu.

 

Son 2,5 yılda Anadolu Adaçayı, Dağ Çayı, Ekinezya, Kekik, Oğulotu, Şevketibostan, Tıbbi Adaçayı, Kapari türlerinde toplam 11 yeni çeşit geliştirdiklerini ifade eden Pakdemirli, ‘‘Biyolojik çeşitliliğe dayalı geleneksel bilginin kayıt altına alınması projesiyle, ülkemizdeki ürünlere ilişkin bilgilerin derlenmesi ve veri sisteminin oluşturulmasını sağladık. Bu sistem sayesinde, elimizdeki yaklaşık 2 milyon veriyle tıbbi ve aromatik bitki çalışmalarına ciddi bilgi kaynağı sağlıyoruz. Bakanlığız araştırma enstitülerince, tıbbi aromatik bitkiler konusunda toplama, kültüre alma, adaptasyon, çeşit geliştirme gibi çalışmalar yürütülüyor. Böylece, yok olma ihtimali olan bitkileri koruma altına alarak, sürdürülebilir üretimini teşvik ediyoruz.  2004’ den bu yana Kamu özel sektör ve Üniversiteler tarafından 20 türde toplam 71 tescilli çeşit geliştirildi. Bunun 16 türdeki 33 çeşidinin tescili Bakanlığımız araştırma enstitülerimiz tarafından yapıldı. Ayrıca, Tohum Gen Bankamızda 264 türe ait 2.641 tıbbi ve aromatik bitki örneğini de koruma altına aldık’’ değerlendirmesinde bulundu.

 

Bakanlık olarak, tıbbi aromatik bitkilerin hem üretimini hem de katma değerini artırmak amacıyla çok sayıda destek ve hibe verdiklerini anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:

‘‘İyi tarım ve organik tarım kapsamında yer alan tıbbi ve aromatik bitki üreticilerine dekar başına bireyselde 40 Lira, grup sertifikasında ise 20 Lira destek veriyoruz. 2008 yılından bu yana iyi tarım uygulamaları kapsamında yaklaşık 696 bin dekar alanda 71 Milyon Lira destekleme ödemesi yaptık. Bunun, alan olarak neredeyse tamamını (628 Bin dekar), destek miktarının da 41 milyon Lirasını son 2,5 yılda ödedik. 2013 yılından bugüne kadar ise organik tarım olarak bu ürünleri yetiştiren üreticilere 58 bin dekar alanda 2,7 Milyon Lira organik tarım desteği verdik. TARSİM ile tıbbi aromatik bitkilerin büyük bölümünü dolu zararı kapsamında sigorta teminatı altına aldık. Ayrıca, yağ gülü için de isteğe bağlı don zararı teminatı verdik. Kırsal kalkınma destekleri kapsamında, tıbbi aromatik bitkilerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine önemli hibeler sağlıyoruz. Yeni tesis, teknoloji yenilenmesi, alternatif enerji kaynaklarının üretilmesi ve kullanılması, sulama sistemleri kurulması ve alet ekipman alımlarına %50 oranında hibe desteği veriyoruz. Bugüne kadar; 104 adet Projeye 30 Milyon Lira, Genç Çiftçi projesi ile 209 tıbbi ve aromatik bitkiler projesine 6,3 Milyon Lira hibe desteği ödedik.  TKDK-IPARD destekleri kapsamında son 2,5 yılda 1.860 projeye 111 Milyon Lira destek ödeyerek kırsalda 234 Milyon Lira yatırım yapılmasını sağladık.  Isparta’da hayata geçirdiğimiz Gülanta Projesiyle küçük işletmeler ve çiftçiler için ortak başvuru modelleri geliştirilmesini sağladık. ORKÖY projeleri kapsamında 18 yılda 306 tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği projesine 9,1 Milyon Lira destekleme ödemesi yaptık. Yine, Orman Genel Müdürlüğümüz tarafından yürütülen “Tıbbi ve Aromatik Bahçeler Eylem Planı” içerisinde yaklaşık 1, 7 milyon fidan dikimiyle yöre halkının gelirine 3 Milyon Lira tutarında ilave katkı sağladık. Bunun yanında, gelir getirici türlerde 15 milyon fidan üretimi yaparken son 2,5 yılda artan talebi karşılamak adına yıllık fidan üretimimizi 25 Milyon adede çıkarttık. 2002 yılında 31 bin ton olan odun dışı orman ürünleri üretimimiz 825 bin tona ulaştı. 2023 hedefimiz ise 1,2 milyon tondur. Böylece, orman köylümüze 2019 yılında 700 Milyon Lira, bu yılda 800 Milyon Lira katkı sağladık. 2023 yılı hedefimizi ise 1,1 Milyar Lira ilave katkı olarak belirledik. Odun dışı orman ürünleri üretimi kapsamında kırsalda yaklaşık 25 Bin kişi istihdam imkanı getirdik.  Odun dışı orman ürünlerinde 2019 yılında, ülke ekonomimize 5 Milyar Lira, bu yılda 6 Milyar Lira katkı sağladık. 2023 yılı hedefimiz ise 9 Milyar Liradır. 2013 yılındaki 438 Milyon Dolar odun dışı orman ürünleri ihracatımız da bu seneki hedefimiz 1 Milyar 350 Milyon Dolar. 2023 hedefimiz ise 2 Milyar Dolardır.’’

 

Tıbbi ve aromatik bitki üretimini artırmak ve uluslararası pazarlarda biyolojik çeşitliği avantaja dönüştürmek amacıyla 2015 yılında 25 ilde başlattıkları “Itrî ve Tıbbî Bitkiler ile Boya Bitkileri Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi Projesi”ni bu yıl 40 ile yaygınlaştırdıklarını kaydeden Pakdemirli, Hatay’da Türkiye’nin ilk Tıbbi ve Aromatik Müzesi’nin kurulmasına da katkı sağladıklarını dile getirdi.

Bakan Pakdemirli, İzmir ili Kınık ilçesinde tıbbi ve aromatik bitkilerin üretilmesi, işlenmesi ve paketlenmesi ile ilgili tesislerin de yoğun olarak yer alacağı 1.228 dekar alanda 3.000 kişinin istihdam edileceği Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin kuracaklarını da söyledi.

 

‘‘Tıbbi Ve Aromatik Bitki Üretimi Karlı Bir İş, Girişimcilerimizi Desteklemeyi Sürdüreceğiz’’

“Tarımsal Destek Miktarında 12 Kat Rekor Artış Sağladık”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Son 18 yılda tarımsal destek miktarında 12 katlık rekor artış" sağlandığını açıkladı.

Pakdemirli, bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada şunları ifade etti:
"Reel rakamlarla Toplam 311 milyar lira hibe destek ödemesini yaptık.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile verdiğimiz desteklerde muazzam bir artış sağladık.
Son iki yılda desteklerimizi, yüzde 52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık.
2018-2020 Aralık itibariyle toplamda 51,6 Milyar Lira destek ödemesi yaptık.
2021 yılında ise 22 Milyar Lira ve 2 Milyar Lira ilave yedek ödenekle birlikte üreticilerimize toplam 24 Milyar Lira tarımsal destek sağlamış olacağız inşallah.
Hayvancılık Destekleri kapsamda;

2020 Aralık itibariyle 7,4 Milyar Lira ödeme yaptık.
Son 2,5 yılda toplam 16,2 Milyar Lira destek ödedik.
2003-2020 döneminde Aralık itibariyle, günümüz rakamlarıyla toplam 74 Milyar Lira hayvancılık desteği ödedik.
Böylelikle hayvancılık desteklerinde de 60 kat artış sağlamış olduk. Su ürünleri yetiştiriciliğine bugüne kadar 1,6 Milyar Lira destek ödemesi yaptık. Üretici dostu politika ile üreticimizi korurken diğer taraftan tüketicimizi kolladık.

Son iki yılda;

Büyükbaş hayvan varlığımızı % 8 artırarak 18,6 milyona,
Küçükbaş hayvan varlığımızı % 20 artırarak 55,1 milyona çıkardık.
2020 yılı ilk altı ayında 2019 yılına göre,
büyükbaş hayvan varlığı %4,2 ve küçükbaş ise %13,6 oranında artmıştır.
Son iki yılda süt üretimini % 11, kırmızı et üretimini % 7 artırdık.
Ülkemizde yıllık 600-700 Bin Ton civarında su ürünleri üretilirken,
Son iki yılda %33 artışla 837 bin ton üretim gerçekleşmiştir.
2002 yılında 97 milyon ton olan bitkisel üretimimizi,
2018 yılında %18 artışla 115 milyon tona ve
2020 yılında ise %8 artışla 124 milyon tona çıkardık.
Sertifikalı tohum üretimimiz, bugün 8 kat artışla, 1 milyon 143 bin tona çıkmıştır.
2002 yılında 17 Milyon Dolar olan tohum ihracatımız,
2019 yılında 9 kat artışla 155 Milyon Dolara yükselmiştir.
2,4 Milyon gıda denetimi yapılmış olup,
sürecinde de kontrolleri artırdık.
Sağlıksız gıda üreten, gıdada taklit veya tağşiş yapan gıda firmaları
kamuoyuna ifşa ediyoruz.
2012 – 2020 Aralık arasında değişik dönemlerde;
26 kez kamuoyuna açıklama yapılmıştır.
2020 yılında 5 kez taklit-tağşiş yapan firmalar kamuoyuna duyurulmuştur.
2020 yılında orman yangınlarıyla mücadele hizmetlerinde;
27 su atar helikopter, 2 amfibik uçak, 1 insansız hava aracı,
6 idari helikopter olmak üzere toplam 2 bin 597 adet taşıt kullanıyoruz.
Ülkemizde askeri amaçlar dışında ilk kez orman yangınlarıyla mücadele için
İHA'ları kullanmaya başladık."

Kuraklık Başladı Tarım Alanlarında Verim Düşürüyor!

Küresel iklim değişikliğinin kaçınılmaz sonucu kuraklık kapıya dayandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son haritası Türkiye'nin şiddetli kuraklık riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Geçen yıla oranla yağışlar yüzde 53 düştü. Meteorolojik kuraklık Türkiye'de kuru tarım alanlarında verim kaybına neden oluyor. Önümüzdeki aylarda yer altı suları ile nehirlerde debi düşüşü dolayısıyla hidrolojik kuraklık riski de var. Türkiye'nin tarımsal kuraklık için acil önlemlere ihtiyacı var.

Tarım ve Orman Bakanlığı Kuraklık Eylem Planı'nı hazırladı ancak su tasarrufu konusunda toplumsal bilinç de gerekiyor. Konuyu uzmanlarla konuşup tarımdaki kuraklık riskinin fotoğrafını çektik. Türkiye'nin tarımsal üretimi risk altında mı? Havzalarda, barajlarda su durumu nedir? Neler yapılması gerekir? İşte yanıtlar...
Zirai faaliyetlerde su kaynaklarının etkin kullanımı, suyun miktarına ve bolluğuna uygun tarımsal ürün deseni seçimi yapılmalı.

Türkiye'de suyun yüzde 74'ü sulama amaçlı tarımda kullanılıyor. Türkiye'de tarımda hâlâ suyun yüksek oranda israf edildiği salma sulama yöntemi tercih ediliyor. Sadece yüzde 1 oranında yapılan damla sulama sistemlerinin ise hızla yaygınlaştırılması öneriliyor.

En hızlı su tüketiminin olduğu kentlerde beklenen su sıkıntısının önüne geçmek için ilk etapta park ve bahçelerde şebeke suyunun kullanılmasının önüne geçilmesi gerekiyor.

Çiftçinin kuraklıktan etkilenmemesi için kuraklık sigortası yaptırmasının önemi büyük.

Ülke genelinde su tasarrufu ile ilgili hareket başlatılmalı. Yayınlar ve eğitimlerle su tasarrufu bilinci pekiştirilmeli.

Küçük arazilerde tarım yapan üreticilerin arazi birleşmesine giderek kuraklıktan en az şekilde etkilenmesi elzem.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'de kuru alanlarda yetiştirilen buğday, arpa, kanola ve kırmızı mercimek gibi bazı temel ürünlerin kuraklıktan etkilenme sınırına geldiğini anlatıyor. Bayraktar, "Buğday, arpa ve mercimek tek başına toplam ekili-dikili alanların yüzde 56'sını kapsıyor. Bu ürünler ekim-kasım aylarında ekiliyor. Bu aylarda yağışlar geçen yılın çok altında oldu" diyor. Türkiye'nin buğday başta olmak üzere stratejik ürünlerde stok yapması gerektiğinin altını çizen Bayraktar, atıl tarım arazilerinin de acilen devreye alınması gerektiğini vurguluyor. Bayraktar, "Birçok ülke kuraklık nedeniyle verimde kayıplar yaşıyor. Örneğin, Rusya'da kışlık buğday ekilişlerinin yüzde 22'sinde büyüme eksiklik tespit edildi. Bunun gibi üretimde kayıp yaşayan ülkeler 2021'de ihracat yasağı getirebilir" diyor.

Türkiye sanılanın aksine de su zengini değil, yılda kişi başına düşen bin 519 metreküplük su miktarı ile 'su sıkıntısı çeken' bir ülke... WWF'in verilerine göre, Türkiye nüfusunun 2030'da 100 milyona ulaşacağı ve kişi başına düşen su miktarının bin 120 metreküpe gerileyeceği öngörülüyor. Diğer bir deyişle, artan nüfusu ve büyüyen kentleriyle Türkiye, 'su fakiri' olma yolunda ilerliyor. Yani kısa vadede Türkiye'de kuraklığın şiddet ve süresi bugüne kıyasla çok daha kuvvetli hissedilecek. İç Anadolu en riskli bölgelerin başında geliyor. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği bölümünün verilerine göre, bölgeye düşen yağışta yüzde 62 oranında azalma var.

Türkiye Ziraatçiler Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş da, yağışın geçen yıla göre bu dönemde yüzde 53 azaldığını özellikle tahıl ürünlerinin bu kuraklıktan ilk etapta zarar göreceğini söylüyor. Tahılın suya çok fazla ihtiyaç duymamasına rağmen yağışın dağılımında bir azalma olduğunda toprakta çimlenen ürünün çürüdüğünü dile getiren Demirtaş, bunun da verime negatif yansıyacağını anlatıyor. Kasımda ekim yapanların ise yağışlar az seyrettiği takdirde ekimlerini bahara kaydırabileceklerini dile getiren Demirtaş, şunları söylüyor: "Ancak ürün hasadı ekimdeki gibi yüksek olmaz. Yılda yaklaşık 22 milyon ton buğday üretimi yapmamıza rağmen 10 milyon ton da ithal ediyoruz. Bunun bir bölümünü ihraç ediyoruz ama artık mevcut üretim Türkiye nüfusuna yetmiyor.

Türkiye'nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya'da da durum farklı değil. Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker, "31 ilçemizin 28'ine yakınında yağış yok. Acilen bu bölgeye su aktarılması gerekiyor. Mavi Tünel olmasaydı Konya'nın Çumra ve Karatay ilçelerinde tarım bitmiş olacaktı. Allah'tan ümit kesilmez ama yüzde 10'luk bir rekolte düştü. Yağış olmazsa rekolte diye bir şey kalmayacak" diyor. Konya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Murak Akbulut da 2019'da 80 milimetre alınan yağışın bu yıl 30 milimetreye kadar düştüğünü söylüyor.

Devlet Su İşleri (DSİ) Dairesi Eski Başkan Yardımcısı ve Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, 2019'da yağışların yüzde 20 düştüğünü, bu yıl da böyle giderse ciddi bir tehditle karşı karşıya kalınacağını söylüyor. Sulama barajlarındaki depolama suyunun çok dikkatli kullanılması gerektiğinin altını çizen Yıldız, "Kuraklık tablosu endişe verici. Üçte biri dolu depolarla yıla giriyoruz. Melen Barajı projesinin 5 yıldan önce bitmesi çok güç. Kuraklık devam ederse, önümüzdeki yaz su seviyeleri dibe vuracak. Kovid-19 tedbirleri gibi, gerekirse genelgeler yayınlayarak, araba ve halı yıkama gibi hoyratlıklara son verilmeli" diye konuştu.

2020'de ekim ve kasım ayı toplam yağışı 56.4 milimetre, normal yağış ortalaması 118.8 milimetre ve geçen yılın aynı dönemine göre yağış ortalaması ise 58.3 milimetre oldu. Ekim ve kasım ayı toplam yağışlarında normale göre yüzde 53 ve geçen yıl yağışlarına göre yüzde 3 azalma gözlendi. Ekim ve kasım ayı toplam yağışları, tüm bölgelerde normale göre azalma gösterdi. Normaline göre, yağışlarda en fazla azalma yüzde 62 ile İç Anadolu bölgesinde gerçekleşti. Bunu yüzde 57'le Akdeniz, yüzde 56'yla Ege, yüzde 55'le Doğu Anadolu, yüzde 48'le Karadeniz, yüzde 41'le Güneydoğu Anadolu ve yüzde 40'la Marmara Bölgesi izledi.

“İpekböceği ve Tiftik Desteklemeleri Ödemelerine Başlıyoruz”

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, ipekböceği yetiştiricilik desteğinin bugün, tiftik üretim desteğinin ise önümüzdeki hafta yetiştiricilerimizin hesaplarına yatırılmaya başlayacağını duyurdu.
 
Bakan Pakdemirli, ipekböceği yetiştiriciliği ve tiftik üretim desteği kapsamında yaklaşık 12 milyon lira ödeme yapılacağını söyledi. Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
 
“İpekböceği yetiştiriciliği desteği kapsamında; 1.942 üreticimize 6 milyon 990 bin
lirayı bugün saat 18:00’dan sonra ödemeye başlayacağız.
 
Tiftik üretim desteği kapsamındaki 171 ton tiftik için 4 milyon 849 bin lirayı ise 18 Aralık Cuma günü saat 18.00 itibariyle ödeyeceğiz.
 
Tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli olsun” 

Bakan Pakdemirli: Tarım Ürünleri İhracatçısı Ülke Konumuna Yükseldik

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Son 2.5 yılda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin etkin ve hızlı yapısı sayesinde, Türkiye toplam ihracatının yüzde 10'undan fazlasını karşılamak suretiyle, net bir tarım ürünleri ihracatçısı ülke konumuna yükselmiştir" dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin kırsal kalkınmasının geliştirilmesini amaçlayan Ulusal Kırsal Kalkınma Ağı Kongresine (UKAFEST) katıldı. Programa Pakdemirli'nin yanı sıra, Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer ve çok sayıda davetli katıldı.

Burada konuşan Bakan Pakdemirli, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ekonomik kalkınmanın temel anahtarının, kırsal kalkınmadan geçtiğini ifade etti. Kırsal kalkınma alanında yapılacak her türlü yatırım ve çalışmanın, ülkelerin kalkınmasını hızlandıracağını belirten Pakdemirli, "Kırsalın kalkınması, tarım-gıda sektörünün kalkınması demektir. Tarım-gıda sektörünün kalkınması da, ekonominin ve bağlı olarak da ülkenin kalkınması demektir. Dolayısıyla kalkınmanın temelinde; yerel vardır, kırsal vardır, köy vardır, doğduğumuz topraklar vardır" dedi.

Bakan Pakdemirli, 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyar, kırsal alanlarda yaşayan nüfusun ise 3.1 milyar olmasının beklendiğini, ayrıca son yıllarda AB'de kullanılan tarım alanının gerilediğini ve gerilemenin de devam edeceğinin öngörüldüğünü kaydetti.

AB ekilebilir arazisinin yüzde 3 oranında azalarak 2030 yılına kadar 104 milyon hektara düşmesinin beklendiğine dikkat çeken Pakdemirli, "İşte tarım alanlarının azalması, tarımdan ayrılan insan sayısı, pandemiye bağlı dünya ekonomik buhranı gibi nedenlerle, toplam AB tarımsal gelirinin, önümüzdeki 10 yıl boyunca reel olarak önemli ölçüde azalacağı öngörülmektedir. Buna karşılık; OECD ülkeleri içinde yıllık yüzde 2.9 ile en yüksek büyüme artışına sahip ülke Türkiye'dir.
Son 20 yılda ülkemizde de ekilebilir alanlar azalmasına rağmen, modern tarım yöntemlerinin kullanımı, Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verilmesi ve desteklerle tarımsal üretimimiz iki katından fazla artmıştır. Son 2.5 yılda da, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin etkin ve hızlı yapısı sayesinde, Türkiye, toplam ihracatının yüzde 10'undan fazlasını karşılamak suretiyle, net bir tarım ürünleri ihracatçısı ülke konumuna yükselmiştir" diye konuştu.

Bakan Pakdemirli, kırsalda su ve sulama sorununun kalmaması için bütün imkanların seferber edildiğini ve bu konuda ülke genelinde son 18 yılda yaklaşık 254 milyar TL'lik yatırım yapıldığını belirterek, şöyle dedi:

"Sulamaya açtığımız alanlar ve toplulaştırma çalışmalarımız neticesinde çiftçilerimize yıllık 20.1 milyar lira zirai gelir artışı sağladık. Son 2.5 yılda ise su alanında yaklaşık 38 milyar liralık yatırım yaptık. Böylece çiftçilerimize yıllık 2.6 milyar lira zirai gelir artışı sağladık. Önümüzdeki yılı da, '2021 Su ve Sulama Yatırımlarında Hamle Yılı' olarak ilan ettik. Bu kapsamda yeraltı barajları başta olmak üzere, suyu tasarruflu ve verimli kullanma konusuna daha çok odaklanacağız" dedi.

Bakan Pakdemirli: Arıcılarımıza Destek Sağlıyoruz!

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin 8 milyon arılı kovana sahip olduğunu ve 114 bin 471 ton bal üretimiyle dünyada ikinci sırada bulunduğunu söyledi.

 

Arıcılığın tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yoğun ilgi gören tarımsal bir uğraş alanı olduğunu dile getiren Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin 8 milyon arılı kovana sahip olduğunu ve 114 bin 471 ton bal üretimiyle dünyada ikinci sırada bulunduğunu ifade etti.

2003 yılından bu yuna arıcılığa destek verdiklerini bildiren Pakdemirli, kovan başına 15 lira, ana arı başına da 80 lira ödeme yaptıklarını söyledi.

 

Bakan Pakdemirli, ayrıca, arıcılığın yoğun olarak yapıldığı 34 ilde arıcılık malzeme ve ekipman desteği verdiklerini, bunun yanında kırsal kalkınma programları kapsamında ise arıcılık faaliyetlerine yüzde 50 hibe desteği sağladıklarını dile getirdi.

 

“BALDA ÜRETİM MİKTARI VE KALİTE ARTACAK”

 

Arıcıların meteorolojik parametrelerden en fazla etkilenen üreticilerin başında geldiğini anlatan Pakdemirli, bu etkiyi en aza indirmek için Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliği ile Meteoroloji Genel Müdürlüğü arasında meteorolojik tahminlerin paylaşımı konusunda işbirliği yapılacağını ifade etti.

 

Bu işbirliğiyle, sıcak ve soğuk hava dalgaları ile kuvvetli meteorolojik hadiselere ilişkin tahminlerin erken uyarı olarak SMS ile arıcılara iletileceğini dile getiren Pakdemirli, ayrıca, arıcıların konaklayacakları bölgeleri daha iyi tespit edebilmeleri için de geçmiş yıllara ait verilerin kendileriyle paylaşılacağını söyledi.

 

Bakan Pakdemirli, yapılacak işbirliğiyle bal üretim miktarı ve kalitesinin artmasına katkı sağlanacağını da belirtti.

Bakan Pakdemirli: Hayvancılığı Desteklemeye Devam Edeceğiz!

Bakan Pakdemirli, Silivri'de, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu  tarafından sağlanan hibeyle organik süt üretim işletmesine güneş enerji paneli  kurulan çiftlik sahibi Saliha Aysun Sökmen ile görüntülü görüştü.
 
İstanbul Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca'nın da hazır  bulunduğu görüşmede, Bakan Pakdemirli'ye güneş panelleri ve çiftliğin bazı  bölümleri gösterildi.
 
Pakdemirli, çiftliğe önemli bir yatırım yapıldığını belirterek,  "Yatırım yapılan 435 bin liranın 217 bin lirasını biz vermişiz hibe tutarı  olarak. 20 yıla yakındır da hastalıktan ari işletme sertifikasına sahipmişsiniz.  Bundan dolayı teşekkür ediyorum." dedi.
 
Özellikle Trakya bölgesinin bu konuda hastalıktan ari bölge olma  konusunda başı çektiğini aktaran Pakdemirli, "İşletmelerimiz de hakikaten yüz  güldürecek işler yapıyor. Kadın girişimci olmanız da bizim için son derece  önemli. Biz, dün olduğu gibi bugün de, yarın da sizi desteklemeye devam  edeceğiz." diye konuştu.
 
Pakdemirli, yeni yatırımla birlikte kapasitenin artırılması talebinde  bulundu.
 
Çiftlik sahibi Saliha Aysun Sökmen, bu talep üzerine, kapasitenin  artırılmasından önce hedeflerinin; ineklerin daha uzun ömürlü olmasını sağlamak  ve onları 25 yıl yaşatmak olduğunu, güneş enerji panelleri sayesinde meraları  sulayarak inekleri sadece otla besleme hayalleri bulunduğunu söyledi.
 
Pakdemirli, bunun üzerine, "Gidip fabrikadan yem almak değil,  özellikle belli bir sayının üzerinde hayvana sahip olan işletmelerin mutlaka  intansif tarımın içerisinde olması gerekiyor. Burada meralar da kullanılabilir.  Çevrenizde bu meraların olması güzel." ifadelerini kullandı.
 
Sökmen, sütün litresini kaç liraya sattıklarının sorulması üzerine,  hastalıktan ari oldukları ve organik süt ürettiklerini belirterek, ürünü  kendilerinin satma ruhsatı bulunduğunu ve 10,5 liraya satış yaptıklarını anlattı.
 
"Yıllık 120 bin liralık elektrik gideri sıfırlanacak"
 
 
Saliha Aysun Sökmen, Bakan Pakdemirli'ye hitaben, "Çok teşekkür  ediyorum. Bu işler ekip işleri... Önce ilçe müdürlüğümüzün, sonra il müdürlüğümüz  ve Bakanlığımızın destekleri çok kıymetli. Biz çiftlikte 30 kişilik bir ekibiz.  Hayali kuran kadın girişimci benim ancak arkamda 30 kişi var. Sizlere de bu  konuyu takdir ettiğiniz için teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
 
Pakdemirli'nin, "Salgın sonrası çayınızı içmeye geliriz." demesi  üzerine Sökmen, kendilerinin süt ürettiğini ve süt ikram etmek istediklerini  söyledi.
 
İstanbul Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca, görüntülü görüşmede  verdiği bilgide, işletmenin yaklaşık 20 yıldır hastalıktan ari olduğunu  belirterek, "Sütlerini de kendileri pazarlıyorlar. Pazar konusunda da sıkıntıları  yok. Yıllık 120 bin civarında elektrik parası ödüyor. O gider sıfırlanmış  olacak" dedi.

Erozyonla Mücadelede Milli Seferberlik!

Tarım ve Orman Bakanlığı 2023'te erozyonla taşınan toprak miktarını yıllık 130 milyon tona indirmeyi hedefliyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı, geçen yıl 154 milyon tonu bulan erozyonla taşınan toprak miktarını, 2023'e kadar yürütülecek çalışmalarla yıllık 130 milyon tona düşürmeyi hedefliyor.

Toprakların korunması, tabii kaynakların sürdürülebilir yönetimi ve gıda güvenliğinin sağlanması için erozyon ve çölleşmeyle mücadele kapsamında "Erozyonla Mücadele Eylem Planı" hazırlanarak uygulandı. Plan kapsamında, yaklaşık 2 milyon hektar alanda erozyonla mücadele amacıyla ağaçlandırma, rehabilitasyon, erozyon kontrolü, mera ıslah çalışmalarının yapılması planlandı. Ayrıca, su kaynaklı Türkiye Dinamik Erozyon Modeli ve İzleme Sistemi ile rüzgar kaynaklı Ulusal Dinamik Rüzgar Erozyonu Modeli ve İzleme Sistemi kuruldu.

Orman Genel Müdürlüğü (OGM) erozyonla mücadele çalışmaları kapsamında, 1946-1991 döneminde toplam 256,4 bin hektar, 1992-2002 döneminde 213,8 bin hektar, 2003-2012 döneminde 543,9 bin hektar, 2013-2019 döneminde ise 530,9 bin hektar alanda erozyon kontrolü çalışması yaptı. Bugüne kadarki söz konusu çalışmaların yüzde 63'ü son 17 yılda gerçekleştirildi.

OGM verilerine göre, bu alanda 56 yılda yapılan çalışmanın yaklaşık 2 katı, son 17 yılda yapıldı. 1970'li yıllarda erozyonla taşınan toprak miktarı yıllık 500 milyon ton iken iyileştirme çalışmaları sonucu 2018 yılı itibarıyla bu rakam 154 milyon tona düşürüldü. Geçen yıl da 154 milyon ton toprak erozyon sonucu taşındı.

Bakan Pakdemirli’den Su Ürünleri Destek Açıklaması

Resmi Gazetede yayımlanarak, yürürlüğe giren  "Su Ürünleri Yetiştiriciliği Destekleme Tebliği"ne göre, yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin kararla su ürünleri yetiştiriciliği yapan üreticilere verilecek desteğe ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

 

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, konuya ilişkin yaptığı açıklamada sağlıklı beslenmede önemli bir protein kaynağı olan su ürünleri üretiminde tür çeşitliliğini ve üretim miktarını artırmak amacıyla avcılık ve yetiştiriciliğe destek verdiklerini söyledi.

Bakan Pakdemirli;

 

“Bugün yayımlanan tebliğle alabalık üretimine 0,75 TL/kg,

Yeni türler, kapalı sistem ve kilogram üstü alabalık üretimine 1,50 TL/kg, 

Midye üretiminde 0,10 TL/kg,

Toprak havuzlarda balık üretiminde 1,00 TL/kg,

Sazan balığı üretiminde 0,50 TL/kg destekleme yapılacak.

Desteklemeden yararlanmak isteyen yetiştiricilerimiz, en geç 25 Aralık 2020 mesai bitimine kadar yetiştiricilik tesisinin bulunduğu Tarım ve Orman il/ilçe müdürlüklerine müracaat etmeleri gerekiyor.” dedi.

 

“SU ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ 373 BİN TONA YÜKSELDİ”

 

Su ürünleri sektörüne 2003 yılından bu yana toplam 1 milyar 350 milyon lira destek verdiklerini dile getiren Pakdemirli, sağladıkları bu destekle yetiştiricilik tesisi sayısının yüzde 70 artışla 2.127’ye, üretim miktarının da yüzde 511 artarak, 373 bin tona yükseldiğini ifade etti.

Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin başta AB ülkeleri olmak üzere 100’den fazla ülkeye 1 milyar doların üzerinde su ürünleri ihracatı gerçekleştirdiğini de belirtti.

Samsun’da Çiftçilere Damızlık Boğa Dağıtıldı!

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü'nce uygulanan 'Damızlık Mandalarda Verimliliği Artırma Projesi' kapsamında Samsun'da 36 yetiştiriciye damızlık boğa (comba) dağıtımı yapıldı.

Samsun Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Samsun İli Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği koordinasyonunda Bafra Hayvan Pazarı'nda yapılan dağıtımdan Bafra, Alaçam19 MayısTerme ve Vezirköprü ilçelerinden 36 yetiştirici yararlandı.

Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam burada yaptığı konuşmada, "Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, ülkemizde bulunan damızlık değeri yüksek mandaların erkek yavrularını damızlık tabii tohumlama combası (boğa) olarak kullanarak, yerli mandalarımızda süt veriminde genetik olarak ilerleme ve kan tazeleme sağlamak amacıyla 'Damızlık Mandalarda Verimliliği Artırma Projesi' uygulanmaktadır. Bu proje kapsamında, ilimizde Damızlık Manda Yetiştirici Birliği'ne üye, en az 15 dişi manda varlığına sahip, sürüsünde tohumlama yaptırabilecek ve dağıtılan mandaların aşım kayıtlarını tutabilecek, bu kayıtların Manda Islah Sistemi'ne girilmesini sağlayacak 36 yetiştirici, komisyon marifetiyle seçilmiştir.

Damızlık comba (boğa) bedelinin yüzde 80'i bakanlık bütçesinden ödenecek olup bu tutar en fazla 7 bin TL/baş olacaktır. İlimizde bu kapsamda, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden görevlendirilen komisyon üyeleri ve Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği iş birliğinde Kocaeli ili Kandıra ilçesinde combaların seçimi gerçekleştirilmiştir. Yetiştiricilerimize hayırlı olsun" dedi. Dağıtım programına ayrıca, Bafra Kaymakamı Cevdet Ertürkmen, Hayvancılık Genel Müdürlüğü Islah ve Geliştirme Daire Başkanı Adem Bölükbaşı, Bafra Belediye Başkan Vekili Ahmet Tokgöz, Damızlık Manda Birliği Başkanı İsmail Metin, şube müdürü, ilçe müdürleri, sivil toplum kuruluşlarından temsilciler ve yetiştiriciler katıldı. 

Bakan Pakdemirli Ege Ekonomik Forumunda Konuştu!

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı, NTV ve Özgencil Grup iş birliğiyle düzenlenen Ege Ekonomik Forum'un ikinci gün oturumunda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin tarım ve ormancılıkta önemli mesafeler kat ettiğini, gelecek için planlama çalışmalarına önem verdiklerini söyledi.

Tarım sektörüne yönelik desteklemelere ilişkin bilgi veren Dr. Pakdemirli, "Bugün ilk defa buradan çiftçilerimiz için bir müjde açıklamak istiyorum, bugün itibarıyla çiftçilerimize başta organik tarım destekleri olmak üzere birçok kalemde bir destek ödemesi yapmaya başlıyoruz, toplamı 490 milyon lira, hayırlı uğurlu olsun." dedi. 

Türkiye'de protein tercihinin genelde kırmızı etten yana kullanıldığını belirten Bakan Pakdemirli, et üretiminin artmasına rağmen talepteki artışı karşılayamadığını ifade etti.

Dr. Pakdemirli, balık tüketiminin artırılmasını tavsiye ettiğini ancak bunun zaman zaman eleştiri konusu olduğunu dile getirdi. 2002'de kişi başına ortalama 6,7 kilogram olan balık tüketiminin 2017'de 5,5 kilograma gerilediğini, tavukta aynı dönemde tüketimin 10 kilogramdan 26 kilograma, kırmızı ette ise 6 kilogramdan 15 kilograma çıktığına dikkati çeken Dr. Pakdemirli, şöyle devam etti: 

"Önümüzdeki 6 ay içinde kasaplık hayvanlarla ilgili herhangi bir ithalatımız olmayacak. Bunu net söyleyebilirim ama Türkiye (tüketimini) 6 kilogramdan 15 kilograma çıkarırken üretimini yüzde 70 artırmış. Bugün itibarıyla tüketici tercihleri proteinde bir miktar daha ette olduğu için bizim bu konuyla ilgili ithalat bağımlılığımızı tamamen ortadan kaldırmamız 3 senelik bir program. 2021 yılı içinde biz artık 'Türkiye tamamen bu konuda ithalata bağımlı olmaktan kesinlikle çıkacaktır.' diyebiliyoruz.

Ucuz eti sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Türkiye'de 81 ilde teşkilatı olan 3 büyük markette 29 liradan kıyma, 31 liradan kuşbaşı et satışları sürmekte. Bunu devam ettirmeyi düşünüyoruz. Diğer taraftan tabii ki et sektörü de para kazanmalı ama sektörde her oyuncuya ihtiyaç var. Türkiye'nin aylık et tüketimi ihtiyacı 100 bin tondur, bunun aşağı yukarı 5 bin tonu sosyal sorumluluk projesi kapsamında bizim de desteklediğimiz Et ve Süt Kurumu tarafından yapılan, vatandaşın ucuz ete ulaşmasını sağlayan proje."

"TARIM SAVUNMA SANAYİSİNDEN DAHA ÖNEMLİ"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ulusal zincir marketlerde yerel ve coğrafi işaretli ürün satma mecburiyetinin yasal olarak yüzde 1 olduğunu, bunun yüzde 20-25 seviyesine taşınması halinde hem ciddi bir verimlilik yakalanabileceğini hem de yerel kalkınmaya katkı sağlanabileceğini belirtti.

Dr. Pakdemirli, Ege Ekonomik Forum'unda, dünyadaki tarım ve gıda projeksiyonları konularında da değerlendirmelerde bulundu.

Gelecekte yüksek teknoloji ve uzay temalarına rağmen gıdanın vazgeçilmez önemde olacağını, bu konuda Türkiye'yi de zor ev ödevlerinin beklediğini belirten Dr. Pakdemirli, tarımın savunma sanayisinden daha önemli bir alan olduğunu kaydetti.

"Açlıkla karşı karşıyaysanız o kocaman uçakları, roketleri, tankları ısırıp yeme imkânınız yok. Öncelikle vatandaşı besleyeceksiniz ondan sonra her şey geliyor" diyen Pakdemirli, stratejik planlar yapılması gerektiğini bildirdi.

Bakan Dr. Pakdemirli, tarımın günlük siyasete çok açık bir alan olduğunu dile getirerek, "Bizim genel bir alışkanlığımız da var, 'herkes okumadan katip, yazmadan alim'. Bana göre tarımı siyasetten ayrı tutmamız gerekiyor. Çok zor bir ev ödevimiz var. Tarımda hep beraber yan yana yürümeye ihtiyacımız var." dedi.

Tarımda global bir marka oluşturma hayalinin bulunduğunu, bunun çeşitli ürünleri bir şemsiye altında toplayan bir marka da olabileceğini anlatan Bakan Pakdemirli, incir, fındık gibi fiyat belirleyicisi oldukları ürünler için gelecek projeksiyonlarının çizilmesi gerektiğine dikkat çekti.

YEREL ÜRÜN ZORUNLULUĞU

Hal yasası ve perakende yasası çalışmalarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Dr. Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Tarlada ürün 1 lira, tüketicide 4 lira. Burada verimsizlikleri ne yapacağız? Yüzde 10-12 tarlada, yüzde 25-30 halde, yüzde 10 markette, yüzde 10 civarı da evde kayıp var. Aslında değer zincirinde ürünün yüzde 50'sini kaybediyoruz. İşte doğru hal yasası, doğru perakende yasası, bunlar üzerinde çalışıyoruz.

Bana göre, İzmir Yelki'deki köylü vatandaşım oradaki ulusal zincir markette ürününü, sebzesini, meyvesini satabilmeli. Bununla ilgili ben perakende sektöründen geldiğim için hepsinin genel müdürleriyle konuşuyorum. Coğrafi işaretli bir ürün veya yerel ürün satma mecburiyeti yasal anlamda yüzde 1 ama biz bunu yüzde 20-25'ler seviyesine taşıyabilirsek hem yerel ekonominin kalkınmasını hem de ciddi bir verimliliği yakalayabiliriz. Bu ürün taşınırken üç defa elleçlenmeyecek, üç defa mazot, işçilik ödenmeyecek. Bunları da mutlaka hesaba katıyor olmamız lazım."

KOOPERATİFLERLE İLGİLİ DÜZENLEME

Tarımsal kooperatif sayısının çok fazla olduğunu, bu işin derlenip toplanması konusunda bakanlık olarak zorlayıcı bir etkilerinin olmasını istemediğini aktaran Dr. Pakdemirli, gelecek günlerde konuyla ilgili çalıştay yapacaklarını söyledi.

Japonya'daki 600 kooperatife karşılık Türkiye'de 14 bin kooperatifin bulunduğunu dile getiren Dr. Pakdemirli, buna rağmen dünyada ilk bine girebilen bir kooperatiflerinin bulunmadığına işaret etti.

"KABALI KÖYÜ ÖRNEK OLMALI"

Bakan Dr. Pakdemirli, Türk tarımında ortalama işletme büyüklüğünün 6 hektarken Fransa'da 40, İngiltere'de 95 hektar olduğunu, ölçeği artırmak için toplulaştırma konusunda önemli adımlar attıklarını, ancak bunun dışında kooperatifler ve birliklerin de devreye girmesini istediklerini bildirdi.

Yozgat'ta ziyaret ettiği Kabalı köyünde üreticinin bir araya gelerek arazilerini toplulaştırdığını, oluşturulan meyve bahçesiyle gelirini katladığını belirten Dr. Pakdemirli, bu güzel örneğin yaygınlaştırılması gerektiğini aktardı.

Bakan Pakdemirli, tohum konusunda arz güvenliğini de önemsediklerini aktararak " Tohum yerli olduğu zaman üretim ve lezzetten vazgeçmemiş oluyorsunuz. Ötesinde katma değeri yurt dışına bırakmıyorsunuz. Tohum konusunda gelişim alanımız vardır, kötü bir yerde değiliz. Bugün 1 milyon 50 bin yerli tohum üretim noktasındayız. Hedeflerimiz var." dedi.

"DİĞER ÜLKELERİN NE İŞİ VARSA BİZİM DE O İŞİMİZ VAR AFRİKA'DA"

Dr. Pakdemirli, Türkiye'nin Afrika'da yürüttüğü çalışmaların zaman zaman eleştiri konusu yapıldığını ifade ederek şöyle konuştu:

"Bu hafta Sudan'daydım. Afrika konusu da speküle ediliyor. 'Ne işiniz var' diyorlar. Gıda arz güvenliği bizim stratejik konularımızdan biri. Diğer ülkelerin ne işi varsa bizim de o işimiz var Afrika'da. Dünyada tüm ülkeler bu işi yaparken biz sadece sınırlarımız içinde kalmamalıyız, ufka bakıp ne yapmamız gerektiğine karar vermemiz lazım.

Sudan'daki arazi Türkiye'deki ekilebilir alanın yüzde 10'u ve bize bedelsiz teklif edilmiş. Almasa mıydık? Devlet olarak tarım yapma niyetimiz yok, önümüzdeki günlerde bu tarım arazilerini kullanmaları için iş adamlarımıza açacağız. İzmirli iş adamlarımız yatırım yapmak istiyorsa bu konuda İzmir'e pozitif ayrımcılık yapabiliriz."

Tarım ve Orman Bakanlığından Havzalarda Kuraklık Mücadelesi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye'deki kuraklık riskinin azaltılması ve yönetilmesi amacıyla bu yıl 15 havza için kuraklık yönetim planlarını hazırlarken gelecek yıl 7 havza ölçeğinde bu çalışmaların yapılmasını ve 2023'e kadar 25 havzada söz konusu planların tamamlanmasını hedefliyor.
Plan kapsamında, ttarım sektörünün iklim değişikliğine karşı uyum sağlaması, verim kaybının minimize edilmesi, gıda güvenliğine katkıda bulunması amacıyla tarımsal faaliyet kaynaklı sera gazı emisyonlarının hesaplanması ve azaltılmasına yönelik faaliyetler belirlenerek sürdürülebilir arazi yönetimi ve iklim dostu tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması çalışmaları yapılıyor.
Bakanlık tarafından, orman alanlarında, tarım arazilerinde, mera alanlarında, sulak alanlarda, yerleşim yerlerinde ve diğer arazilerde, arazi kullanımı ve kullanım değişikliği ile ormancılıktan kaynaklı sera gazı emisyonları ve yutakların hesaplamaları yapılarak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekretaryasına (UNFCCC) raporlandı.
Bu yıl hazırlanan Ulusal Sera Gazı Emisyon Envanteri sonuçlarına göre, 2018 yılı toplam sera gazı emisyonu, bir önceki yıla kıyasla yüzde 0,5 azaldı. 2018 yılı emisyonlarında karbondioksit eşdeğeri olarak en büyük payı yüzde 71,6 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken, bunu sırasıyla yüzde 12,5 ile tarımsal faaliyetler, yüzde 12,5 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, yüzde 3,4 ile atıklar takip etti.
Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık (AKAKDO) sektöründen kaynaklı yutak miktarı 94,6 milyon ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplanıyor. AKAKDO sektörü sayesinde ulusal net sera gazı emisyonları 426,4 milyon ton karbondioksit eşdeğerine düşerek önemli sera gazı azaltımı sağlandı.
Yine Bakanlık yetkililerince, arazi bozunumunun önlenmesi için sürdürülebilir toprak yönetimi, iklim değişikliğine uyum kapasitesinin artırılması için iklim dostu tarım uygulamaları, tarım alanlarının verimli kullanımı çerçevesinde düşük karbon salımı teknolojilerinin adaptasyonu ve yaygınlaştırılması açısından tarımsal çevrenin koruma-kullanma dengesi içinde dış kaynaklı projelerle yerinde uygulama projeleri yürütülüyor.
Bu bağlamda, 24 uygulamalı çiftçi okulu kuruldu ve bu zamana kadar 550 çiftçiye uygulamalı eğitimler verildi. Bakanlık tarafından 39 il ve toplam 32 milyon hektar alanı kapsayan Bozkır Ekosistem Haritası oluşturularak Tarım Bilgi Sistemi'ne (TARBİL) entegre edildi.
Bakanlık tarafından Türkiye'deki kuraklık riskinin azaltılması ve yönetilmesi amacıyla havza ölçeğinde kuraklık yönetim planları hazırlanıyor.
Bu yıl sonu itibarıyla 15 havzada (Konya, Akarçay, Kuzey Ege, Küçük Menderes, Doğu Akdeniz, Batı Akdeniz, Burdur, Van Gölü, Antalya, Asi, Seyhan, Ceyhan, Gediz, Büyük Menderes ve Fırat-Dicle) kuraklık yönetim planları tamamlandı.
2021'de 7 havzada (Sakarya, Susurluk, Meriç-Ergene, Marmara, Yeşilırmak, Batı Karadeniz, Kızılırmak) söz konusu planların hazırlanmasına devam edilecek. 2023 yılına kadar toplam 25 havzanın planlarının tamamlanması hedefleniyor. 

2. Dönem Buzağı Destekleme Ödemeleri Yarın Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2. Dönem Buzağı Destekleme ödemelerinin yarın yapılacağını duyurdu.
 
Bakan Pakdemirli, 2019 yılı 2. dönem buzağı desteklemeleri kapsamında yetiştiricilerimize toplam 641,6 milyon lira ödeme yapılacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“2019 yılı 2. Dönem Buzağı Desteği kapsamında; 599. Bin 551 yetiştiricimizin 1 milyon 570 bin buzağısı için toplam 641,6 milyon lirayı yarın saat 18:00’dan sonra ödemeye başlayacağız. Tüm yetiştiricilerimize hayırlı olsun” ​
 

Bakan Pakdemirli’den Kadrolu İşçi Alım Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Bakanlık taşra teşkilatına 826 kadrolu işçi alımı yapılacağını müjdeledi.
Bakan Pakdemirli, istihdam konusunda yeni bir alım daha yapacaklarını duyurarak bakanlığın taşra teşkilatında görev yapmak üzere 826 adet kadrolu tarım işçisi istihdam edileceğini söyledi.

  Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“Alımı yapılacak 826 işçi, İŞKUR üzerinden gerekli şartları taşıyanlar arasından kura ile belirlenecek. Dolayısıyla alımda mülakat olmayacak”
  
2019-2020 döneminde Bakanlık, taşra birimleri ve bağlı kuruluşlarda toplam 11 bin 717 personel istihdamı gerçekleştirdiklerinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu dönemde Bakanlığımız merkez ve taşra birimlerine Veteriner, Ziraat Mühendisi, tarım işçisi ve memur olmak üzere 2 bin 419, OGM’ye 6 bin 90, DSİ’ye 535, Meteorolojiye 100, TMO’ya 231, ÇAYKUR’a 911, TİGEM’e 496, Tarım Kredi Kooperatiflerine 810 ve ESK’ya 115 personel alımı gerçekleştirdik” dedi.
Bakan Pakdemirli, 826 kadrolu tarım işçisi alımının hayırlı olmasını dileyerek sözlerini tamamladı.​
 

Bakan Pakdemirli: İlk 9 Ayda İhracatımız Yüzde 6,3 Artış Gösterdi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) Tarım ve Hayvancılık Sektör Meclisleri toplantısında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli

Tarımda oluşturdukları güçlü altyapının avantajlarını pandemi sürecinde net olarak gördüklerini belirtti. Bakan Pakdemirli, “Bu süreçte, pek çok ülkede raflar boş kalırken, ülkemizde tarım-gıda sektöründe hamdolsun hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadık. Perakende zincirlerini hızlı ve doğru şekilde yönlendirdik. Tarlada, bahçede, serada, ahırda ve merada üretimin devam etmesini sağladık. Pandemi sürecini şuana kadar başarıyla yürüttük. Son yayımlanan genelgede sektörlerimizi ilgilendiren yeni tedbirler bulunuyor. Üretim ve imalat tesisleri saat sınırı olmadan açık kalabilecek. Bitkisel ve hayvansal üretimi yapanlar yine yasaklardan muaf olacak” dedi. 

TÜRKİYE NET İHRACATÇI BİR ÜLKE 

Türkiye’nin, tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti: 

“18 yılda tarımsal ihracatımız 3,7 Milyar Dolardan, 18 Milyar Dolara yükseldi. Son 18 yılda toplam 220 Milyar Dolar ihracat yaptık ve 73 Milyar Dolar dış ticaret fazlası verdik. 
193 ülkeye 1.827 çeşit tarım ürünü ihraç ediyoruz. 

Bu yılın ilk 9 ayında ihracatımız pandemiye rağmen geçen yılın aynı dönemine göre %6,3 artış gösterdi.” 

Tarım-orman sektörünün her geçen gün büyümeye ve gelişmeye devam ettiğini belirten Bakan Pakdemirli, “ Son 2 yılda tarımsal hasılamız %47 artışla, 277,5 Milyar Liraya ulaştı. 48,7 Milyar Dolar tarımsal hasılası ile Avrupa’da lider, Dünya’da ilk 10 içindeyiz. GSYH içindeki payımız 2018 yılında %5,8 iken, 2019 yılında %6,4’e yükseldi. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı imkânlarla; tarım sektörü 2 yıldır tüm çeyreklerde büyüme gösteriyor. TÜİK tarafından en son açıklanan 2020 yılı 2. Çeyrek büyüme rakamlarında, tarım %4 büyüme ile birçok sektörün önünde gelişme gösterdi. İnşallah bu yılı, önemli bir büyüme rakamı ile kapatarak ekonomimize güç katmaya devam edeceğiz” dedi. 

BİTKİSEL ÜRETİMİMİZ 124 MİLYON TONA ULAŞTI

Ekilmedik bir karış toprak bile bırakmayacaklarını ifade eden Pakdemirli “Bu kapsamda yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde, son 2 yılda bitkisel üretimimiz %8 artışla 124 Milyon tona ulaştı. Yani bitkisel üretimde 8,7 Milyon ton ilave artış oldu. Ayrıca, tarımsal üretimimizi garanti altına almak için, 2020 yılında koruma altına aldığımız 26 büyük ova ile birlikte toplam 291 büyük tarımsal ovayı sit alanı olarak ilan ettik. Bu yıl, %75 tohum hibesi ile boş arazileri üretime kazandıracak projeleri başlattık. Hazine arazilerini üretime açarak, bitkisel üretimi daha da yukarılara taşıyacağız. Hayvan varlığımızda ise son 2 yılda artan rakamlar hemen göze çarpıyor. Büyükbaş hayvan varlığımız %8 artışla, 18,6 milyon baş, Küçükbaş hayvan varlığımız ise %20 artışla, 55,1 milyon başa çıktı. Hamdolsun bugün Türkiye, küçükbaş hayvan sayısında Avrupa’da birinci, Büyükbaş sayısında ikinci sırada” açıklamasını yaptı. 

SON 18 YILDA, TOPLAM 310 MİLYAR LİRA TARIMSAL DESTEK VERDİK

Tarımdaki tüm bu gelişmelerin arkasında üreticiye ve yatırımcıya verilen desteklerin büyük rolü olduğunun altını çizen Pakdemirli “Son 18 yılda, üreticilerimize reel rakamlarla toplam 310 Milyar Lira tarımsal destek verdik. Hayvancılıkta ise 18 yılda toplam 73 Milyar Lira destek ödedik. Bunun %21’i yani 15,5 Milyar Lirası son iki yılda ödendi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle birlikte; son iki yılda tarımsal desteği %52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık. 2021 yılında ise üreticilerimize, 1 Milyar Lira ilave ödenekle birlikte toplam 23 Milyar Lira destek vereceğiz. Son 2 yılda 12 yeni destek başlattık, birçok destek kalemi birim fiyatında artış yaptık” 

SON 18 YILDA SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİ 8 KAT ARTTI

Türkiye’nin tohumculukta ulaştığı seviyeyi herkesin bilmesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Son 18 yılda; sertifikalı tohum üretimini 8 kat artışla 1 milyon 143 bin tona çıkardık. Yurtiçinde kullanılan sertifikalı tohumluk miktarının %96’sı yerli. Ayrıca, atalarımızdan kalan tohumların üretimi ve bu tohumlardan elde edilen ürünlerin marketlerde daha fazla yer alması için önemli çalışmalar yapıyoruz.

Tohum ihracatımız 18 yılda 9 kat artışla, 155 Milyon Dolara ulaştı. Tohumluk ihracatının ithalatı karşılama oranı ise 18 yılda %31’den %86’ya yükseldi. Hedefimiz bunu %100’ün üzerine taşımak. Bu hedefe ulaşmak için 2020 yılı bitkisel üretim desteklemeleri içerisinde en yüksek artışı yurtiçi sertifikalı tohum kullanım desteğine yaptık. Sertifikalı tritikale, yulaf ve çavdar tohumu kullanım desteğini yüzde 166, Sertifikalı çeltik kullanım desteğini yüzde 100, Sertifikalı buğday ve arpa tohumu kullanım desteğini ise yüzde 88 artırdık” dedi. 

Tarım-sanayi entegrasyonunu güçlendirmek için kırsaldaki yatırımlara önemli destek sağladıklarını belirten Pakdemirli “Ekonomik yatırımlar, TKDK-IPARD hibeleri ve ORKÖY projeleri dâhil bugüne kadar toplam 316 bin projeye, reel rakamlarla 24,5 Milyar Lira hibe desteği ödedik. Bu destekler sayesinde, kırsalda reel olarak yaklaşık 46,5 Milyar Liralık yatırım yapıldı, 230 bin yeni istihdam oluşturuldu. Önümüzdeki dönemde daha çok projeye destek verebilmek amacıyla Ekonomik Yatırımları 2025 yılına kadar uzattık. TKDK- IPARD kırsal kalkınma destekleri ve ORKÖY kredileri devam ediyor” diye konuştu.

Bakan Pakdemirli Orman Teşkilatına Seslendi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) 2021 Yılı Döner Sermaye Bütçe Hazırlık toplantısında, Orman Genel Müdürlüğü çalışanlarına seslendi.
Konuşmasında orman teşkilatının köklü teşkilat yapısına vurgu yaparak, 181 yıldır bilim ve teknolojinin ışığında, gurur veren nice başarılara imza attığını hatırlatan Bakan Pakdemirli “Bildiğiniz gibi, geçen yıl; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle; 11 Kasım günü, Milli Ağaçlandırma Günü ilan edildi. Ve o gün, 1 saatte en fazla fidan dikme rekorunu kırarak, anlamlı bir Giness rekoruna imza attık. Ayrıca ormancılık faaliyetlerimize halkımızı da dâhil ederek, ülke genelinde 13,8 milyon fidanı toprakla buluşturduk” dedi.
 
Hava Gücü Filomuzu Daha da Güçlendiriyoruz
Orman yangınları konusuna da değinen Bakan Pakdemirli “Bildiğiniz gibi bu yıl, ülkemizin her yerinde, yoğun orman yangınlarıyla mücadele ettiğimiz zor bir yıl oldu. Malum, bu yıl, İnsansız Hava Araçlarını (İHA), orman yangınlarında sık sık kullandık. Hem ekiplerin müdahalesi, hem de ekiplerin yönlendirilmesi noktasında çok da faydasını gördük. Bu sayede yangına hassas ormanlarımızın bulunduğu bölgelerde, yangına ilk müdahale süresi 2003’te ortalama 40 dakika iken; bu süreyi 2020’de, 12 dakikaya indirdik. İnşallah 2023’e kadar, bu süreyi 10 dakikaya kadar indirmek için gerekli çalışmaları da yapıyoruz.
Yine 2020’de, ülkemizde ilk kez, 10 ton üzerinde su atabilen 2 amfibik uçak ve 1 helikopter kullandık. 2021’de de 4 Dron, 5 Amfibik Uçak ve 30 adet helikopter ile hava gücü filomuzu daha da güçlendireceğiz. Çünkü dünyada sıcaklık rekorlarının kırıldığı 2020 yılından sonra, 2021’de de aynı meteorolojik risklerin olacağını tahmin ediyoruz” açıklamasını yaptı.
 
Büyük Bir Ağaçlandırma Seferberliğine Daha İmza Attık

Bu yıl, 11 Kasım’da yine Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde hem ülkemizde, hem de dünyamızda büyük bir ağaçlandırma seferberliğine daha imza attıklarını hatırlatan Bakan Pakdemirli şöyle konuştu:
Bir yandan görev ve sorumluluklarımızı yerine getirirken, bir yanda da genç kuşaklara tabiat sevgisini aktarmayı sürdürüyoruz. İşte bu hedef doğrultusunda; “Tohum Ver, Fidana Dönüşsün” Projesini başlattık. Bu projeyle; ilk ve ortaokul çağındaki çocuklarımız, bu yıldan itibaren kendi fidanlarını yetiştirmeye başlayacak. Biz, onlara bir tohum vereceğiz, bunu büyüt, fidan yap diyeceğiz. Onlarda bir yıl boyunca, tohumun fidana dönüşmesi serüvenine bizzat şahitlik edecekler. Ve bir yıl sonra, Milli Ağaçlandırma Günü'nde çocuğumuz, kendi sulayıp büyüttüğü fidanını toprakla buluşturacak” diye konuştu.
 
5.400 Köyde 20 Milyona Yakın Fidan Dikildi

5000 Köye 5000 Gelir Getirici Orman Projesi ile 5400 adet köyde ceviz, badem, kestane, zeytin, alıç ve ahlat gibi meyveli türlerden bugüne kadar 20 milyona yakın fidan diktiklerini belirten Bakan Pakdemirli “Bunlardan bir kısmı meyve vermeye başladı bile. Yine, bildiğiniz gibi özel ağaçlandırma mevzuatında yaptığımız değişiklikle birlikte; Nisan ayında birimlerimize ulaşan başvuruların değerlendirilmesinin bittiğini söyleyebiliriz. Eylül ayındaki müracaatlara ait değerlendirmeleri de bir an önce sonuçlandıralım. Sizden isteğim; ceviz, badem, kestane, zeytin gibi türlerle ağaçlandırma yapmaya devam edelim” ifadelerini kullandı.
 
2023 Yılı Hedefimiz, Orman Varlığını Ülke Yüzölçümünün %30'una Çıkarmak
Orman varlığını ise son 18 yılda 2,1 Milyon hektar artırmayı başardıklarının altını çizen Bakan Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü:
“FAO (FRA) raporuna göre, dünya orman varlığı sıralamasında 2015 yılında 47. sırada olan ülkemizi, 2020 yılında 26. sıraya yükselttik. Böylece orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduk. 2023 yılı hedefimiz ise, orman varlığımızı ülke yüzölçümünün %30'una çıkarmak”
 
Yanan Alanlar Başka Bir Amaçla Kullanılamaz

2020’de ABD’de yangın başına düşen alan 68 hektar, Kanada’da 76 hektar, İspanya’da 20,4 hektar, Fransa’da 7,6 hektar iken ülkemizde, bu yıl yangın başına düşen alanın 6,2 hektar olarak gerçekleştiğini belirten Pakdemirli “Bu veriler de gösteriyor ki, orman yangınlarıyla mücadelede ülkemiz, dünyadaki en başarılı ülkelerden biridir. Maalesef bu gerçekler görülmüyor, üstüne kamuoyunda gerçek dışı algı operasyonları yürütülüyor. Sizlerin bu konuda kamuoyunu doğru bilgilendirmeniz şart. Bazı çevrelerce, yangının kasti çıkarıldığına, yanan bölgelerin de imara açılacağı iftirasına maruz bırakılıyoruz. Hâlbuki yanan orman alanları, anayasamız ile güvence altına alınmıştır. Bu bölgelerin başka bir amaçla kullanılmasına asla müsaade edilmeksizin bir yıl içerisinde tekrar ağaçlandırılması zorunludur” dedi.
 
ORKÖY Bütçesini, 2021’de 300 Milyon Liraya Çıkarmayı Hedefliyoruz

Çalışmalarda orman köylülerini unutmadıklarını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Sosyal ve Ekonomik maksatlı ferdi desteklemeler için; 2020’de 251 Milyon 780 Bin Lira olan ORKÖY bütçesinin, 2021’de 300 Milyon Liraya çıkartılmasını hedefliyoruz. Ayrıca 14.023 orman köylüsünden tahsil edilmesi gereken yaklaşık 40 Milyon Lira değerindeki kredi taksitlerini, koronavirüs salgını nedeniyle başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle erteliyoruz.  Bunun yanında, tüm desteklemelerde kredi faizi uygulamasına son verdik. Ve her herhangi bir doğal afet durumunda 1 yıla kadar faizsiz olarak borç ertelenmesine de imkân sağladık” diye konuştu.
 
BAL ORMANI SAYISINI 720’YE ULAŞTIRACAĞIZ

Bal Ormanları uygulamalarımız ve arıcılığa verilen desteklerle de, ülkemiz bal üretiminde dünyada Çin’den sonra ikinci sıraya yükselmiştir. 585 olan Bal Ormanı sayısını, 2023’te 720’ye ulaştırmak istiyoruz. Öbür yandan; 25 binden fazla istihdam ve milli ekonomiye 1 Milyar Liradan fazla katkı sağlayan 1.566 adet mesire yeri sayısını, 2023’te 1870’e, 26 adet olan Ekoturizm alanını da, 2023 itibarı ile 60 adet ekoturizm alanına ulaştırmayı planlıyoruz.
 
BU YIL 5000 BİN PERSONEL ALIMI YAPTIK

Ormancılık çalışmalarında daha başarılı olabilmek için ihtiyaçlar doğrultusunda personel alımı yapıldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Bu yıl, 700 daimî, 390 geçici olmak üzere, toplam 1090 işçi, 1200’ü mühendis olmak üzere 5000 memur, personel alımı gerçekleştirdik. 5000 geçici işçi alımı için de, yine Hazine ve Maliye Bakanlığı ile gerekli adımları atıyoruz” diye konuştu.
 
Pandemi ve bu yılki afetler nedeniyle çok çalıştıklarını yoğun mesailer harcadıklarını ifade eden Bakan Pakdemirli, “Şimdi 2021’de, 2020’den daha çok çalışma vakti. Benim size güvenim tam” diyerek sözlerini tamamladı.

Tarım Kredi Kooperatifleri'nden Çiftçiye Haciz!

Amasya’nın Büyükkızılca köyünde Seracılıkla uğraşan 250 hanelik köyde Tarım Kredi Kooperatiflerine borçları ödenmediği için çiftçilerin traktörü, binek araç ve kamyonetleri çekicilere yükleyerek götürüldü.

Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından çiftçilerin traktörleri haczedildi. 

Pandemide sokağa çıkma yasağından üretimin devam etmesi için çiftçiler muaf tutulmuştu. Çiftçilere yapılan bu uygulama tepki gördü. 
Tarım Kredi Kooperatifinin haksız yere uyguladığı ve Katılım Payı adı altında aldığı yüksek faizin altında ezilen çiftçilerimiz bugün de evlerinin önünden, bağ ve bahçesinden traktörleri jandarma eşliğinde toplandı.
 
İYİ Partili Amasya Belediye Meclis Üyesi Osman Yüce sosyal medyadan yaptığı açıklamada "Bu zor zamanlarda bile ülkesi milleti için canını hiçe sayıp tarlasında üretim yapmak için çırpınan köylülerimizi görmezden gelen bu anlayışı kınıyoruz." ifadeleriyle yaşananlara tepki gösterdi.

Bakan Pakdemirli Bölge ve İl Müdürlerine Seslendi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, video konferans yöntemiyle bakanlığa bağlı bölge ve 81 ilin tarım ve orman müdürleriyle istişare toplantısı düzenledi.

Bakan Pakdemirli,  bölge ve il müdürlerinden illerindeki tarım ve hayvancılığın potansiyelini harekete geçirecek projeleri belirlemelerini ve bu projelere öncelik vermelerini istedi.

 

Ayrıca, ekim alanları, rekolte bilgileri, küçükbaş, büyükbaş hayvan sayıları gibi konuların yakından takip edilmesini ve ildeki et, süt, yem, yem hammaddeleri, hububat fiyatları, meyve ve sebze fiyatları gibi tarım ürünleri fiyatlarının yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Pakdemirli, “2021 yılında, 2020’den daha çok çalışmamız gerekiyor. Muhakkak ki; her mevki, her makam, her unvan geçicidir. Kanunun, mevzuatın arkasına sığınmayın, bahane etmeyin, insanımızı eli boş göndermeyin! Bakanlığımızla ilgiliyse mutlaka ama mutlaka çözün, başka bakanlığı ilgilendiriyorsa da yine çözün, gidin görüşün, mutlaka çözün! Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, işte tam da bu etkileşim için, yani bürokrasiyi azaltmak, hızı arttırmak, vatandaşın işini kolaylaştırmak için var!” diye konuştu.

 

Toplantıda konuşan Bakan Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 150 binden fazla personelle 83 milyon vatandaşın gıdasını, havasını, suyunu, toprağını, ormanını koruyan, insanların en temel ihtiyaçları konusunda büyük sorumlulukları bulunan güçlü bir büyük bir bakanlık olduklarını söyledi.

 

“İşimiz de gücümüz de saha” diyen Pakdemirli, göreve geldiği günden beri 71 ili ziyaret ettiğini, 239 il programı ve 51 sektör buluşması gerçekleştirdiğini belirterek, daima sahada bulunmaya gayret ettiğini dile getirdi.

 

Son iki yılda, çok büyük başarılara birlikte imza attıklarını ifade eden Pakdemirli, bakanlık olarak, COVİD-19 salgınının yaygın etkilerini en aza indirmek için sürecin başından beri tüm imkânlarını seferber ettiklerini belirtti.

 

Son yayımlanan genelgede tarım ve gıda sektörünü ilgilendiren yeni tedbirlerin bulunduğuna dikkati çeken Pakdemirli, “Gıda sektöründe; restoran ve pastane gibi yeme­içme yerleri 10:00 ila 20:00 saatleri arasında sadece paket servis hizmeti verecek şekilde açık olabilecek. Bununla birlikte; üretim ve imalat tesisleri saat sınırı olmadan açık kalabilecek. Küçükbaş ve büyükbaş hayvanları otlatanlar, arıcılık faaliyetini yürütenler, veteriner hekimler, bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretimi, sulaması, işlenmesi, ilaçlaması, hasadı, pazarlanması ve nakliyesinde çalışanlar da yasaklardan muaf olacak, yani işlerini yürütebileceklerdir.” dedi.

 

“TARIMSAL HASILA SON 2 YILDA YÜZDE 47 ARTTI”

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle, “Tarım ve Ormanın” tek bir bakanlık çatısı altında toplandığını hatırlatan Pakdemirli, “Bu sayede alınan hızlı kararlarla 2018 yılını %2,1 ve 2019 yılını ise % 3,7 büyüyerek tamamladık. 2020 yılının ilk çeyreğinde ise sektörümüz, %2,6 ve ikinci çeyreğinde de %4 ile ilk altı ayda ortalama %3,5 büyüdü.” diye konuştu.

2002 yılında 37 milyar lira olan tarımsal hasılanın 277,5 milyar liraya çıkardıklarını dile getiren Pakdemirli, son iki yılda ise hasılanın toplamda %47 arttığını söyledi.

“DİTAP’TA TİCARET HACMİ 150 MİLYONA ULAŞTI”

Bu yıl hayata geçirdikleri DİTAP’ın yaklaşık 150 milyon liralık işlem hacmine ulaştığını ve sisteme 105 binin üzerinde kayıtlı alıcı ve satıcının bulunduğunu anlatan Pakdemirli, sistemin daha yaygınlaşması için taşra teşkilatına önemli görevler düştüğünü söyledi.

Türkiye’de her yıl 18,8 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini belirten Pakdemirli, bunun önüne geçmek için “Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık” kampanyasını başlattıklarını belirterek, “Eğer, toplumsal farkındalık meydana getirebilir, yüzde 2’lik bir tasarruf sağlayabilirsek, 10 milyar liramızı çöpe atmamış oluruz. Bu rakam, 360 bin ailenin yıllık asgari geçimi demektir!” dedi.

Pakdemirli, bu kapsamda “Söz Ver, Rekor Gelsin” sloganıyla hayata geçirdikleri kampanyayla şuana kadar 700 bin vatandaşın gıdasını koruyacağına dair söz verdiğini dile getirdi.

 

“11 KASIM’DA 13,8 MİLYON FİDANI TOPRAKLA BULUŞTURDUK”

 

Geçen yıl başlattıkları ve halkın sahiplenerek büyük destek verdiği “Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes” kampanyasının da kalıcı hale geldiğini belirten Pakdemirli, son 18 yılda yaklaşık 5,4 milyon hektar alanda çalışma yapılarak, 5,1 milyar fidanı toprakla buluşturduklarını, böylece 20,8 milyon hektar olan orman varlığını 22,7 milyon hektara çıkardıklarını söyledi.

 

“2023 YILINA KADAR 100’ÜN ÜZERİNDE YERALTI BARAJINI ÜLKEMİZE KAZANDIRACAĞIZ”

 

Bu yüzyılın stratejik sektörlerinden birisinin su olduğunu ve bu nedenle bakanlık olarak 2021 yılını “Su ve Sulama Yatırımlarında Hamle Yılı” olarak ilan ettiklerini kaydeden Pakdemirli, son 18 yılda suya toplam 254 milyar liralık yatırım yaptıklarını, 2023 yılına kadar ise 100’ün üzerinde yeraltı barajını ülkeye kazandıracaklarını dile getirdi.

“Balıkçılarımızı Bu Yılda Desteklemeye Devam Ediyoruz”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, geleneksel kıyı balıkçılığının kayıt altına alınması ve desteklenmesine bu yıl da devam edeceklerini belirterek, küçük ölçekli tekne sahiplerine son 3 yılda 28,2 milyon lira ödeme yaptıklarını bildirdi.

Bakan Pakdemirli, Geleneksel Kıyı Balıkçılığının Kayıt Altına Alınması ve Desteklenmesi Tebliği’nin, Resmi Gazetede yayımlanarak bugün itibariyle yürürlüğe girdiğini söyledi.

Bu kapsamda, balıkçılık filosunun büyük kısmını oluşturan, 10 metreden küçük boylardaki balıkçı gemilerine 2017 yılında beri sürdürülen destekleme ödemelerinin bu yıl da devam edeceğini belirten Pakdemirli, şöyle konuştu:

“2017 yılından beri sürdürülen bu destekleme programından elde edilen avlanma yöntemleri, av miktarları, gelir-gider bilgileri ve balıkçıların sosyo-ekonomik durumlarına ilişkin güncel verilerin, küçük ölçekli balıkçılık sektörünün refahı ve menfaati için kısa, orta ve uzun vadeli planlarda devreye alınacaktır.

Bu çerçevede, 2017 yılında 8.762 balıkçı gemisi sahibine toplam 7 milyon TL, 2018 yılında 10.297 küçük ölçekli avcılık yapan balıkçıya 8 milyon 200 bin TL ve 2019 yılında ise 12.269 adet destek başvurusu alınmış, bunun karşılığında balıkçılara 13 milyon 00 TL destekleme ödemesi yapılmıştır.”

Bakan Pakdemirli, balıkçıların bu yılki destekleme başvurularını, covid-19 ile mücadele nedeniyle en yakın İl/ilçe müdürlüklerine yapabileceklerini söyledi. ​

Bakan Pakdemirli: Ankara ve İstanbul’da Su Sıkıntısı Beklemiyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bugün itibariyle İstanbul’a su sağlayan barajların doluluk oranı ortalamasının yüzde 27, Ankara’nın ise yüzde 13 olduğunu belirterek, hiç yağış olmaması durumunda bile İstanbul’un yaklaşık 3 ay, Ankara’nın da 5 aylık suyunun bulunduğunu açıkladı.

Türkiye genelinde işletmede olan;

Enerji maksatlı barajlarda yüzde 37,5

Sulama maksatlı barajlarda yüzde 32,6

 

İçme suyu maksatlı barajlarda yüzde 33,5 doluluk oranı bulunduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 374 adet depolama tesisinde ise doluluk oranı ortalamasının yüzde 35,6 mertebesinde bulunduğunu ve mevcut su miktarının da 126,7 milyar metreküp olduğunu kaydederek, bu oranın geçen sene ile yaklaşık aynı miktarda olduğunu söyledi.

 

Baraj doluluk oranlarının geçen yılın aynı dönemine göre biraz daha düşük olduğunu ancak ‘sulama sezonunun bitmesi, buharlaşmanın azalması ve yağışlı periyoda girilmesi’ sebebiyle önümüzdeki günlerde barajlardan daha az su tüketimi olacağının beklendiğini dile getiren Pakdemirli, bu süreçte önemli bir su sıkıntı yaşanmayacağını öngördüklerini söyledi.

​ 

Pakdemirli, konuya ilişkin şu bilgileri verdi;

“İstanbul’un günlük içme ve kullanma suyu ihtiyacı ortalama 3 milyon 200 bin metreküptür. Bu ihtiyacın önemli bir miktarı Devlet Su İşleri’nin (DSİ) daha önce inşa ettiği Ömerli, Alibeyköy, Büyükçekmece ve diğer barajlar ile Yeşilçay ve Melen Sistemi’nden karşılanıyor. Dünya’nın en büyük şehirlerinden biri olan, Ülkemizin göz bebeği İstanbul’a su sağlayan barajların bir kısmı Anadolu yakasında bir kısmı ise Avrupa yakasında bulunuyor. Bu barajlar birbiri ile entegredir ve tüm barajlardan İstanbul’un her tarafına arıtma tesislerinden su aktarılabiliyor. Bugün itibariyle İstanbul’umuza su sağlayan barajların doluluk oranı ortalaması yüzde 27’dir.  Şu anda hiç su gelmese dahi İstanbul’un yaklaşık 3 aylık ihtiyacını karşılayacak su rezervuarlarda mevcuttur. Ayrıca her yıl olduğu gibi önümüzdeki kış aylarındaki yağışlarla birlikte baraj giriş akımlarındaki artışla birlikte İstanbul’da herhangi bir su problemi yaşanmasını beklemiyoruz.”

 

Ankara’daki barajlarla ilgili de bilgi veren Bakan Pakdemirli, “Şuan itibariyle Ankara’daki barajlarda doluluk oranı yüzde 13 seviyesinde. Geçen yıl aynı tarihte bu oran yüzde 12,7 seviyesinde idi. Ankara’da günlük 1,2 milyon metreküp su kullanılıyor. Ankara’nın su yeterlilik durumunu barajlardaki doluluk oranları üzerinden kıyaslayarak belirtmek doğru bir yaklaşım değildir. Zira 1 milyar 500 milyon metreküp depolama hacmine sahip Ankara’daki barajlarda şu an itibariyle 185 milyon metreküp su bulunuyor ve hiç yağış olmaması durumunda bile barajlardaki su, şehrin 5 aylık ihtiyacını karşılayabilecek miktardadır” dedi.

 

“ANKARA’NIN 2050 YILINA KADAR SU SIKINTISI OLMAYACAK”

Ankara İçme suyu 2. Merhale Projesi Gerede Sisteminin inşasının 2019 yılında tamamlanarak regülatör ve tünelle birlikte işletmeye alınarak ASKİ’ye devredildiğini hatırlatan Pakdemirli, şunları kaydetti:

 

“Ankara’nın 2050 yılı itibariyle ihtiyacı olan içme suyunu karşılayacak olan ve DSİ tarafından inşa edilen Gerede Sistemiyle, Bolu Gerede havzasındaki suların Işıklı Regülatörü ve 31,6 km uzunluğunda 4,5 m çapında 40 m³/s kapasitesinde Türkiye’nin en uzun içme suyu tüneli ile Çamlıdere Barajına cazibeli olarak aktarılmaktadır.

 

Söz konusu tesisle Ankara’ya yılda ortalama 226 milyon m³ içme ve kullanma suyu temin edilmesi planlanmış olup, 01.01.2020 – 16.11.2020 tarihleri arasında Çamlıdere Barajına 170 milyon m³ içme ve kullanma suyu aktarılmıştır.”

 

“SU SIKINTISI YAŞANMAMASI İÇİN GEREKLİ YATIRIMLARI HAYATA GEÇİRİYORUZ”

Türkiye genelinde önümüzdeki dönemde mevsimsel yağışlarının da etkisiyle önemli bir su sıkıntısı yaşanmayacağını öngördüklerini belirten Bakan Pakdemirli, ancak vatandaşlarımızın her zaman olduğu gibi suyu israf etmeden ihtiyacı kadar tüketmelerini ve tasarruf ilkelerine azami derecede uymalarının önemli olduğunun altını çizdi.

Bakan Pakdemirli, bakanlık olarak geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de içme ve kullanma suyu sıkıntısı yaşanmaması için gerekli yatırımları planlayarak, peyderpey hayata geçirdiklerini ve gerekli tedbirleri aldıklarını da sözlerine ekledi.

Bekir Pakdemirli: “ İzmir Tarihinin En Büyük Dönüşümü ”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, düzenlediği basın toplantısında "Deprem bizim gerçeğimiz. Gelin deprem dönüşümünü tamamlamış bir İzmir'e, geleceğine güvenle bakan bir Türkiye'ye ulaşalım. Çocuklarımız için evlerimizi iş yerlerimizi dönüştürelim. Vakit İzmir tarihinin en büyük dönüşümüne 'Bismillah' deme vakti. Şimdiden hayırlı olsun diyorum" dedi.

 
Geçtiğimiz günlerde İzmir'de meydana gelen 6,6'lık depremin ardından bölgedeki hasar tespit ve yıkım çalışmaları devam ediyor. Çalışmaları yerinde takip eden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir İl Afet Koordinasyon Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenledi.
 
İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in de katıldığı toplantıda deprem sonrasında iki haftanın geride bırakıldığını hatırlatan Bakan Bekir Pakdemirli, "Hem devlet hem belediyelerimiz hem de sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerimiz İzmirli kardeşlerimizin yanında olduk. İzmir’imizin sıcak insanlarıyla beraberdik. Enkaz altında hayat arayan AFAD, Kızılay, UMKE, JAK ve tüm gönüllülerimize şükranlarımızı sunuyorum. Öpülesi elleriyle enkaz alanlarında canhıraş çalışarak İzmirlilerin yanında oldular. Depremin ardından hızlıca başlamış olduğumuz hasar tespit çalışmalarını da hızlıca tamamladık. Önümüzde riskli yapıların fotoğrafı var. Arama kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmalarını tamamladık. İzmir için dönüşüm çalışmasının başlamasının vakti. Hızlıca ilk kazmayı vurup, bir yıl sonra kış gelmeden evleri yıkılan İzmirli kardeşlerimize sıcacık yuvalarını teslim ediyor olacağız. Arkadaşlarından uzak kalan çocuklar, komşularından ayrılan ailelerimiz bir yıl sonra birbirlerine kavuşacak. Vefat edenlerin sayısı 115 oldu. 10 vatandaşımızın tedavisi sürüyor. Bugüne kadar 768 bin kap sıcak yemek dağıtıldı. Kınık Belediye başkanımız, Afyonkarahisar'da Dinar Belediyesi'ndeyken yaşadığı afeti bize anlattı: 'Biz devletin ve kamunun en üst düzey yöneticisi olarak, 20-25 gün sonra yarım ekmek arası pilav yedik, bunun için rabbimize müteşekkir olduk. Çünkü o güne kadar yemek yiyememiştik' dedi" diye konuştu.
 
Deprem sonrasıyla ilgili sayısal verileri aktaran Bakan Pakdemirli, "Sahada 10 binin üzerinde personel vardı. Çalışmaların azalmasıyla şu an 5 bin 225 personel alanlarda. 109 bin binada hasar tespit çalışmaları tamamlandı. Hasar tespit çalışmalarına göre, 506 ağır hasarlı acil yıkılacak bina ve 5 bin 119 az hasarlı ve 510 orta hasarlı bina tespit edildi. 14 okul ve 8 cami ağır hasarlı gözüküyor. İki haftada 60 milyonun üzerinde bir ödeme yapıldı. Eşya tahliye çalışmaları biten 118 bina var. 18 bina yıkıldı, 8'i yıkım aşamasında" dedi.

“Eskişehir’in 4 Katı Kadar Alanı Ağaçlandırdık”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ege Bölgesi Sanayi Odasında düzenlenen Tarım ve Orman Sektöründeki Hedefler ile Konulara Yönelik Çözüm Önerileri Toplantısına katıldı. Pakdemirli  "Son 18 yılda, önceki 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın 1.5 katını yaparak, 5.4 milyon hektar alanda 5.1 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Diğer bir deyişle, Eskişehir ilimizin yüzölçümünün 4 katı kadar bir alanı ağaçlandırmış olduk" dedi.

Pandemi sürecinde pek çok ülkede rafların boş kaldığını söyleyen Pakdemirli, "Ülkemizde tarım ve gıda sektöründe hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadık. Son 2 yılda tarımsal hasılamız yüzde 46 artışla, 277 milyar liraya ulaştı. 48,9 milyar dolar tarımsal hasıla ile Avrupa'da lider, dünyada ilk 10 içindeyiz. TÜİK tarafından en son açıklanan 2020 yılı 2. çeyrek büyüme rakamlarında, tarım orman sektörü yüzde 4 büyüme ile birçok sektörün önünde gelişme gösterdi. Son 2 yılda bitkisel üretimimiz yüzde 8 artışla, 124 milyon tona ulaştı. Toplam üretimde 8,7 milyon ton ilave artış oldu" dedi.

Türkiye'nin tarım ve gıda ürünlerinde ihracatçı bir ülke olduğunu ifade eden Pakdemirli, "18 yılda tarımsal ihracatımız 3,7 milyar dolardan, 18 milyar dolara yükseldi. Son 18 yılda toplam 220 milyar dolar ihracat yaptık, 72 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik. 193 ülkeye, bin 827 çeşit tarım ürünü ihraç ediyoruz. Bu yılın ilk 9 ayında, pandemiye rağmen ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,3 artarak, 14,6 milyar dolara ulaştı.

Son 18 yılda, ormancılık faaliyetlerinde gurur veren çalışmalara imza attıklarını kaydeden Pakdemirli, "Son 18 yılda, önceki 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın 1.5 katını yaparak, 5.4 milyon hektar alanda 5.1 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Diğer bir deyişle, Eskişehir ilimizin yüzölçümünün 4 katı kadar bir alanı ağaçlandırmış olduk. Orman varlığımızı; 20.8 milyon hektardan, 22.7 milyon hektar alana ulaştırdık. Ülkemizi, dünyada orman varlığını artıran nadir ülkeler ligine çıkarttık. Yanan ormanlardan 40 kat daha fazla alanı ağaçlandırdık. Bu yıl, orman yangınlarında ilk kez İHA'ları kullanmaya başladık" dedi.

Çürük Elma Görüntülerine İnceleme!

Tarım ve Orman Bakanlığı bazı sosyal medya hesaplarında çürük elmaların toplanıp meyve suyu yapılacağına dair iddiaların yer aldığı bir görüntünün paylaşılması üzerine konuyla ilgili inceleme başlattı.
 
Bakanlığın Twitter hesabından yapılan paylaşımda, halk sağlığını tehlikeye atacak hiçbir uygulamaya bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kesinlikle müsaade edilmeyeceği belirtilerek, şu ifadeye yer verildi:
 
"Bazı sosyal medya hesaplarında çürük elmaların toplanıp meyve suyu yapılacağına dair iddiaların yer aldığı bir görüntünün paylaşılması üzerine ekiplerimiz konuyla ilgili derhal inceleme başlatmıştır. Gıda ile ilgili her türlü şikayeti Alo 174 Gıda Hattı ya da 0501 174 0 174 numaralı WhatsApp İhbar Hattı'na yönlendirebilirsiniz."
 

Organik Tarımda 200 Milyon Dolar İhracat

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Vekili Mehmet Hasdemir, Türkiye’nin organik tarım yapan çiftçi sayısında dünyada 6ncı sırada olduğunu söyledi. Hasdemir, 75 bin çiftçiyle 500 bin hektar alanın üzerinde 200’ün üzerinde üründe organik tarım yapılarak, 200 milyon dolar ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti.

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nün destekleri ile organik tarımda çiftçi sayısı arttı. 1980 yılında 8 ürün ile başlayan organik tarım, bugün verilen desteklerle 200 ürüne çıktı. Bugün 75 bin çiftçi, 500 bin hektar arazide organik tarım yapıyor. Ürettikleri ürünleri açılan organik pazarlarda satan çiftçiler, ülkeye 200 milyon dolarlık ihracat geliri sağlıyor.

Hasdemir, organik tarıma 1980li yıllarda ihraç edilen 8 ürün ile başlandığını ifade ederek, "Şu anda 200ün üstünde üründe organik tarım yapılıyor. 1994 yılında ilk defa ekolojik tarım yönetmeliği çıkarıldı. Daha sonra 2004 yılında organik tarım kanunu çıkartıldı. Şu anda Türkiye’de 75 bin çiftçiyle 500 bin hektarın üzerinde bir alanda organik tarım yapıyoruz. Türkiye organik tarım yapan çiftçi sayısı bakımından dünyada 6ncı sıradadır. Ülkemizde dünya ortalamasının üzerinde bir organik tarım yapma süreci içerisindeyiz. Biz bakanlık olarak organik tarım yapan her çiftçimizin yanındayız. Türkiye 200 milyon doların üzerinde organik ürün ihracatı gerçekleştirmektedir. Dünyanın önemli ihracatçı ülkelerinden biridir. Organik ürünlere olan talep özellikle pandemi sürecinde daha da arttı. Bu da organik tarım için önemli bir fırsat oluşturmakta" ifadelerini kullandı.

Ayaş Gökler köyünde 8 yıldır 35 dönüm alanda organik tarım yapan çiftçi Muharrem Canlı da organik tarıma bakanlığın ’organik meyve’ projesiyle başladığını söyledi. Canlı, şu an 40 kalem üründe organik tarım yaptığını, ürünlerini organik pazarlarda sattığını anlatarak, "Organik tarım yapmak için öncelikle araziniz temiz olacak, arazinizde gübre kullanılmayacak, zaten ilk sene başladığınızda ürettiğiniz ürünleri hemen pazarlarda satamıyorsunuz. İkinci sene kontrollü şekilde satışa çıkabiliyorsunuz. Organik tarım kararını aldıktan sonra ilçe tarım ve sertifika kuruluşları gelip tarlayı ve ürünleri inceliyorlar. Ürünler analize gidiyor ve temiz gelirse satma izni veriyorlar. Organik tarımda kesinlikle gübre ve ilaç kullanamıyoruz. İlaçları da kendimiz doğal olarak yapıyoruz. Kükürt, kireç, sirke, ısırgan otu kullanarak kendimiz yapıyoruz" dedi.

Canlı, Ayaş’ta sadece kendisinin, Ankara’da 70 kişinin organik tarım yaptığını söyleyerek, "Çiftçilerimiz organik tarım yapmaktan korkmasın, o kadar da zor değil. Son birkaç senedir, biz organik tarımdan güzel para kazanıyoruz. Normal tarımdan daha az verim alıyoruz ama satarken de daha pahalı sattığımız için para kazandırıyor. Bu sene sadece domateste 15 ton verim aldım. Toplam bütün ürünlerde de 30 ton üretim yaptım" diye konuştu.

Hayvancılık Kredi Başvurusu Nasıl Yapılır?

Tarım ve orman Bakanlığı tarafından her yıl yüzlerce çiftçiye geri ödemesiz kredi imkânı sağlanıyor. Kredi, Ziraat Bankası tarafından temin ediliyor. Başvuru yapanlar TKDK tarafından IPARD ve IPARD2 projeleri kapsamında hayvancılıkla uğraşanlar için sunuluyor. Bakanlık tarafından talep edene 30 bin TL’ye varan hibe ve destek kredisi veriliyor.
Ziraat bankası devlet bankası olması yönüyle de uygun ödeme imkanı sağlıyor. Yeterli şartları bulunduran çiftçiye hayvan kredisi desteği sağlanmaktadır. Buna göre;
Koyun, kuzu, keçi vb. türündeki hayvanların edinilmesi
Arı, ördek, kaz vb. türdeki kanatlı ve kümes hayvanlarının edinilmesi
İnek, dana, manda vb. türdeki büyükbaş hayvancılığın edinilmesinde finansal destekler sağlanmaktadır.
Sağlanan avantajların arasında hayvan kredisine ek olarak hayvan yetiştirirken gerekli olan ekipman ve gıda desteği alımları da çiftçiler için uygun şekilde belirlenmiştir.
 Peki hayvan kredisi almak için gerekli şart ve koşullar için nelerdir sorusu ise en çok merak edilen konulardan birisidir.

Geri ödemesiz hayvan kredisi başvuru şartları nelerdir?

Halihazırda zaten hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin yetiştirdikleri hayvanların küpe numaralarını bildirilmesi,
Kredi için başvuruda bulunacak kişinin Çiftçi Kayıt Sisteminde yer alması,
Krediye başvuran kişinin talep ettiği kredi miktarı kadar ipotek edebileceği bir gayrimenkulünün bulunması
Düzenli maaşı olan ve maaş bordrosunu gösterebilecek iki adet çalışan kefil
Başvuru yapacak kişinin Ziraat Bankasına doğrudan ve şahsen gidip başvuruda bulunması
3 yıllık bir bilanço ve teminatın bankaya bildirilmesi şartları bulunmaktadır.

Bakan Pakdemirli’den IPARD- II Destekleri Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 9. Başvuru Çağrısı 2. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 564 projeye 261 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.  
Bakan Pakdemirli, Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar sektöründen 79, Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme sektöründen 485 olmak üzere toplam 564 projeye yaklaşık 261 milyon lira hibe desteği sağlanacağını dile getirdi.
Bu hibe sayesinde yaklaşık 438 milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesinin hedeflendiğini ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumumuzun uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 11 Kasım 2020 tarihinde yayımlanan 9. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 2. grup sonuçları belli oldu.
Buna göre, Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar Tedbirinde;
 
18’i süt üreten tarımsal işletmeler,
45’i kırmızı et üreten işletmeler,
16’sı kanatlı eti üreten işletmeler yatırımı,
Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbirinde;
342’si bitkisel üretim, işleme ve paketleme,
47’si arıcılık ve arı ürünleri üretim, işleme ve paketleme,
29’u zanaatkârlık ve katma değerli ürünler yatırımı,
27’si kırsal turizm ve rekreasyon yatırımı,
3’ü su ürünleri yetiştiriciliği yatırımı,
11’i makine parkları yatırımı,
26’sı yenilenebilir enerji yatırımı olmak üzere toplam 564 projeye hibe desteği sağlanacak.”
 
3 BİN 924 PROJEYE 1,6 MİLYAR LİRA DESTEK
 
Bakan Pakdemirli, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından 2020 yılı içerisinde toplam hibe desteği 1,6 milyar TL olan 3 bin 924 projenin desteklenmek üzere onaylandığını ve yatırımların başlatıldığını söyledi.
9. Başvuru Çağrısı 2. Grup kapsamında onaylanan projeler www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklandı.

2021’de En Fazla Tarım ve Hayvancılık Fuarı Düzenlenecek

2021 yılında Ülkemizde düzenlenecek fuar takvimi belli oldu. Buna göre toplam 387 fuarın 46'sı tarım ve hayvancılık alanında gerçekleştirilecek.
 
Tarım ve hayvancılık ile gıda sektörleri, en fazla fuar düzenlenecek alanlar olacak. Bu kapsamda tarım ve hayvancılık sektörüne dair 46, gıda sektörüne ilişkin olarak 32 fuar düzenlenecek.
İstanbul, 5 fuar ile tarım ve hayvancılık alanında en fazla etkinliğe ev sahipliği yapacak il olacak. İstanbul'u 4 fuarla Tekirdağ, 3'er fuarla Balıkesir ve Bursa illeri izliyor.
Fuar takvimine göre, Adana, Antalya, Kayseri, Kırklareli, Konya, Mersin ve Muğla illerinde 2'şer, Aydın, Batman, Burdur, Çorum, Denizli, Edirne, Eskişehir, Isparta, İzmir, Manisa, Mardin, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Uşak, Ordu ve Yozgat'ta birer tarım ve hayvancılık fuarı yapılacak.
 
Tarım ve hayvancılık alanındaki 46 fuarın 36'sı ihtisas, 10'u ise uluslararası ihtisas türünde olacak. Bu fuarlar özellikle eylül ve kasım aylarında gerçekleştirilecek.
 
Gıda sektöründe de 11 fuarla İstanbul öne çıkıyor. Bu ili, üçer fuarla Antalya, İzmir ve Mersin illeri izlerken Eskişehir'de 2 fuar düzenlenecek. Aydın, Batman, Bursa, Kayseri, Mardin, Manisa, Ordu, Samsun, Şanlıurfa ve Yozgat ise fuar organize edilecek diğer iller olacak.
Gıda sektöründeki 32 fuarın 18 tanesi ihtisas, 14 tanesi uluslararası ihtisas türünde olacak. Bu fuarlar şubat, mart ve eylül aylarına yoğunlaşacak.
 

Üreticilerimize Çiğ Süt Desteği Ödemesi Bugün Yapılıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, çiğ süt desteği kapsamında üreticilere 607 milyon liralık ödemeyi, Bugün (4 Kasım 2020) saat 18.00 itibariyle yapılacağını açıkladı.

 

Bakan Pakdemirli, TMO’nun besici ve yetiştiricilere 3 ay vadeli arpa satışına başlayacağının da müjdesini verdi.

 

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2020 yılı Temmuz-Ağustos aylarına ilişkin çiğ süt desteği ödemelerine dair şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz günlerde Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait çiğ süt desteğini 40 kuruş olarak ödeyeceğimizi kamuoyuna açıklamıştık. Bu kapsamda ilk etapta 246.649 üreticimizin; işlemleri tamamlanan Temmuz ve Ağustos aylarına ait 1 milyon 629 bin ton çiğ sütü için 607 milyon TL destek ödemesini, bugün saat 18.00’den itibaren yapacağız. Eylül ayında üretilen çiğ süte ait çalışmalar ise halen devam etmekte olup; işlemlerin tamamlanmasının ardından bu aya ait desteği de ödeyeceğiz.”

TMO, 3 AY VADELİ, VADE FARKSIZ ARPA SATIŞI YAPACAK

TMO’nun besici ve yetiştiricilere vadeli arpa satışına başlayacağının da müjdesini veren Bakan Pakdemirli, “Geçenlerde bununla ilgili bir çalışma yapıldığını açıklamıştım. TMO tarafından besici ve yetiştiricilere vadeli arpa satışını başlatıyoruz. Bu kapsamda Toprak Mahsulleri Ofisimiz (TMO) tarafından yem piyasalarında istikrarı korumak, besici ve yetiştiricilerimizin üretim maliyetlerini düşürmek için 3 ay vadeli vade farksız arpa satışlarına başlıyoruz. Kasım ayında, 100 bin ton arpa 1.425 TL/ton fiyattan satılacak. Buna göre, büyükbaş hayvan başına günlük 5 kg, küçükbaş hayvan başına günlük 1 kg hesabı üzerinden besici ve yetiştiricilerimize 1 aylık tüketimleri nispetinde satış yapılacak.” dedi.  

TMO’nun yapmış olduğu stok planlaması ile tüketim merkezlerinin çoğuna arpa sevkiyatı gerçekleştirdiğini dile getiren Pakdemirli,  Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm TMO işyerlerinde arpa stoku bulunduğunu söyledi.

“İzmir'deki 11 Baraj ve Gölette Problem Yok”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir'deki depremle ilgili, "11 baraj ve gölette problem yok, hepsinin kontrolleri bitti” dedi. 13 baraj ve göletteki çalışmaların da sürdüğünü söyleyen Bakan Pakdemirli, “Bunlarda da bir problem çıkmayacağını düşünüyoruz."dedi.

Pakdemirli şöyle konuştu:

“Bakanlık olarak elbette hasar gören, görmesi muhtemel her ilçeyi çevre iller dahi bunların kontrollerini yapıyoruz yapmaya da devam ediyoruz. Tarım alanlarında zararımız yok Seferihisar açıklarında olduğu için balık çifliklerinde bir sorunumuz yok. Tabiki batan hasar gören balıkçı teknelerimizle ilgileniyoruz. İzmir’deki 11 baraj ve gölette problem yok, hepsinin kontrolleri bitti. 13 baraj ve göletteki incelemelerimiz sürüyor. Bakanlık olarak bölgede çiftçimize ve üreticimize yönelik olası hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor. Ama genel olarak söyleyeyim buralardan da bir problem çıkacağını düşünmüyoruz.”

Mirasçılara Arazi Ediniminde Finansal Destek!

Miras ve satış yoluyla tarım arazilerinin bölünmesini önlemek amacıyla, mirasçılara arazi ediniminde finansal destek sağlanacak.

2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'ndan yapılan derlemeye göre, ülkenin tarım arazisi varlığı 2010 yılında 24,4 milyon hektar iken 2019 yılında 23,1 milyon hektar olarak belirlendi.

Bunun 15,4 milyon hektarını ekilen, 3,4 milyon hektarını nadasa bırakılan, 790 bin hektarını sebze yetiştirilen ve 3,5 milyon hektarını meyve, zeytin ağaçları ve bağcılık için ayrılan alanlar oluşturdu.

Tarım arazilerinin korunması ve etkin kullanılmasına yönelik arazi kullanım planlarının yapılması ve erozyonla mücadelenin etkinleştirilmesi amaçlanıyor. Bu çerçevede, tarımsal arazi piyasasının düzenlenmesi, mülkiyetten kaynaklanan ihtilafların giderilmesi ve işletme ölçeklerinin artırılmasına yönelik kurumsal ve hukuki düzenleme çalışmaları devam ediyor.

Buse'ye Nikah Şahitliği Sözü!

İzmir'deki depremde enkaz altından telefonla görüştüğü Buse Hasyılmaz’a nikah şahitliği sözü veren Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli,  Buse’nin nasıl kurtarıldığınıda anlattı.

Bakan Pakdemirli sözlerine şöyle devam etti:

"Çok büyük bir afet, her yer toz duman, kendimi bir anda enkazın üzerinde buldum. O sırada Kızılay'dan bir görevlimiz, işini çok iyi bir şekilde yapmaya çalışıyordu. Ama içerde kıpırdayamayan, üzerine ağırlık düşmüş, önünü görmeyen bir kızımız vardı. Yıkıntının altında moral verici, kendisini destekleyici bir şeyler duymaya ihtiyacı vardı. Buse'ye 'Ben Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli. Devlet olarak buradayız. Seni kurtarmak istiyoruz. Sadece senden sakin olmanı istiyorum, bana tarif et' diye seslendim. Buse'nin tarifleri sonrası binayı bilen birisini yanıma davet ettim. Nerede olabileceğini tahmin ettik, giriş katında olduğunu belirledik. Aldığımız bilgileri AFAD yetkilileri ile paylaştıktan sonra çalışmalar hızlı bir şekilde başladı. Binada ağır bir göçük vardı. 3-4 saat sonra ulaşabildik. Bu sürede sürekli görüştük. Her 15 dakikada bir 3 dakika konuştuk. Buse'nin cep telefonunun pili bitti, annesinin telefonundan görüştük. Başlangıçta 'hiçbir yeri göremiyorum, gözüm toprak dolu' diyen kızımız bizimle konuşmaya devam etti. Hala kıpırdama sorunu vardı. AFAD ve arama kurtarma ekiplerimizin özverili çalışmasıyla kendisine ulaşıldı. Tabii ki bizi çok memnun eden bir olay. Sağlam ve sağlıklı bir şekilde çıktı, ikinci hayatını yaşıyor." dedi.

Bakan Pakdemirli Son Gelişmeleri Anlattı!

İzmir’in Bornova ilçesinde oluşturulan kriz merkezinde düzenlenen basın toplantısında söz alan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli İzmir’de meydana gelen depremle ilgili son gelişmeleri anlattı ve "geçmiş olsun" temennisinde bulunarak, yaralılara acil şifa, vefat edenlere de Allah'tan rahmet diledi.

Deprem sırasında İstanbul'a doğru yolda olduğunu ve haber alır almaz İzmir'e geldiklerini belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Öncelikle sahaya intikal ettim, sahadaki hasarlı binalarımızı gezdim. Tabii ki burada en büyük önceliğimiz canları yani ne kadar hayat kurtarabilirsek o kadar iyi bizim için, öncelik bu olmalı. Ondan sonraki öncelikler için plan ve program yapılıyor. Sahada Buse kızımızla telefonla konuştuk, ablasıyla konuştuk. Buse kızımızın yanında İnci kızımız var, bununla ilgili de arkadaşlar çalışmaları yapıyorlar. İnşallah daha çok Buselerimiz kurtulur. Binaların altında kalan her vatandaşımız bir şekilde çıkar."

Pakdemirli, binaların kimisinin tamamen yıkıldığını, bazılarının ise tek katının hasar gördüğünü söyledi.

Ekiplerin sahada çalışmalarını sürdürdüğünü dile getiren Pakdemirli, "Hiçbir eksiklik yok. Sahada yeterince AFAD ekipmanı, personeli ve teçhizatı şu anda sevk edilmiş durumda. Elbette çok özellikli ve incelikli bir çalışma isteyen bir çalışma olduğu için hepimiz çok sabırsızız biliyorum ama yavaş yavaş ilerlememiz gerekiyor çünkü binaların altında kalanlara da zarar vermememiz öncelik olmalı diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Bakan Pakdemirli, kentteki hava durumuna da değindi.

Bir haftaya yakın süreçte, 5 gün içinde İzmir ve çevresinde yağış beklenmediğini bildiren Pakdemirli, "Özellikle evine girmek istemeyen ve dışarıda barınmak zorunda olan vatandaşlarımıza bu, bir artı olacaktır diye düşünüyorum. Bu gece beklenen en düşük sıcaklık, bu da binaların altında kalan ve kurtarılmayı bekleyen vatandaşlarımız için önemli, 8 ila 11 derece, gündüz beklenen en yüksek sıcaklık 19-22 derece arasında." diye konuştu.

Pakdemirli, hasarlı binaların olduğu bölgelerde fazla ses çıkarılmamasını ve yakınları olmayanların bu bölgeye girmemelerini istedi.

Kriz merkezinde çok çabuk bir şekilde organize olunduğunu vurgulayan Pakdemirli, İzmir Valiliğine teşekkür etti.

"Olay çok üzücü. Bayraklı'daki binada da belki gördünüz, üç hamlede üç defa adım atmayla 7. kata kadar ulaşabildim. Bu binanın altında hala kurtarılmayı bekleyen insanlar var. Umudumuz, tüm gayretimiz sağ salim çıkarılmaları, çalışmalarımıza gece boyu devam edeceğiz. Onları da bırakmadan, amaç inşallah hepsini enkazın altından çıkarmak olacak. Tekrar tekrar İzmirlilere geçmiş olsun diyorum. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum" dedi.

Bakan Pakdemirli Deprem Bölgesi İzmir'e Gidiyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İstanbul'daki programını iptal ederek İzmir'e gidiyor.

Bakan Pakdemirli, İzmir Depremi'nin ardından vatandaşlara mesaj verdi:
İzmir'de meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen depremi yaşayan tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun diliyorum.
Devletimizin tüm imkanlarıyla hemşehrilerimizin yanındayız.

Hobi Bahçesi Yasası Meclisten Geçti!

Her geçen gün sayıları hızla artan hobi bahçeleri ile ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yeni yasal düzenlemeler içeren kanun teklifi mecliste kabul edilerek kanunlaştı. Kanunlaşan yasa teklifi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanması halinde Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girecek.

TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen hobi bahçesi yasa teklifi hakkında değerlendirmede bulunan Çiftçiler Sendikası Genel Başkanı Ali Bülent Erdem kendilerinin bu uygulamaya zaten başından beri karşı olduklarını dile getirerek "Tarım arazileri parçalara ayırılıyor. Daha sonra bu bu topraklar üzerinde bina, baraka ne ise inşa ediyorlar. Sonrasında zaten imar affı gibi uygulamalardan yararlanıyorlar. Böylelikle bölgeler tarım arazileri olmaktan çıkıyor. Biz bu kanun teklifi gelmeden öncede konuyla ilgili sorunları dile getirmiştik. Kooperatifler aracılığı ile amaç dışı kullanım meydana geliyordu. Bu yüzden yasanın bu haline karşı çıkmamak lazım. Tarım arazilerini bu şekilde koruyacaksak, enerji şirketlerine de aynı şekilde yaklaşılması gerekiyor" diyerek yasaya destek verdi.  TARIM ARAZİSİ ÜZERİNE HOBİ BAHÇESİ YAPANLARA HAPİS CEZASI GELDİ!  Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli asıl amaçlarının hobi bahçesi olanlar değil hobi bahçesi yapıp satanlar olduğunu cezalandırmak olduğunu belirterek kanuna yeni madde ekleneceğini duyurmuştu. Yapılan değişiklik ile tarım arazisi üzerine hobi bahçesi yapıp satan kişilere 250 bin liraya kadar para cezası ve 3 yıla kadar da hapis cezası verilmesi kabul edilmişti. 

Çiftçiye ve Esnafa Emeklilik Fırsatı!

İstihdam paketi kapsamında binlerce kişiye emeklilik fırsatı doğdu. Esnaf ve çiftçiye 31 Ekim'den itibaren 2 ay süre verilecek. Bu süre zarfında binlerce esnaf, çiftçi ve vatandaşa istihdam paketi kapsamında sağlık primi borçlarını yapılandırma fırsatı tanınacak
 
Esnaf ve çiftçiye 31 Ekim öncesi borçlarını ödemeleri için yasanın çıkmasından itibaren 2 ay süre verilecek. Bu süre yasanın yayımlandığı tarih itibarıyla başlayacak. Borcunu peşin ödemeyenler de yapılandırma için başvurabilecek. Gecikme faizi yerine anapara ve enflasyon farkının şubata kadar ödenmesi durumunda durdurulan sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek. Borcunu bitirenler başvurusunu yapıp emekli olabilecek.
Şubat ayına kadar anapara ve enflasyon farkını ödeyenlerin, durdurulan süreleri sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek. İlk taksit süresinde borç yatırılmazsa ihya işlemi geçerli sayılmayacak. Yasa teklifine göre, prim borcu olup da iki ay içinde yapılandırmayanların mevcut borcu silinirken sigortalılıkları da durdurulacak. Durdurulan süreler emeklilik için kullanılamayacak. Geçmiş borcunu ödemeyip hâlâ faaliyetlerini sürdürenlerin sigorta kaydı 1 Kasım'da başlayacak. Borçlarını yatıranlar 1 Kasım sonrası 5 puanlık prim indiriminden de yararlanacak.
Primini kendi ödeyen taksici, dolmuşçu ve sanatçılar için de düzenlemeye gidildi. Yapılandırılan borç haricinde 60 günden fazla prim borçları bulunmaması durumunda, ilk taksiti ödemeleri kaydıyla genel sağlık sigortasından yararlanmaya başlayabilecekler.

Bakan Pakdemirli’den Çiğ Süt Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, üreticilere destek için daha önce Ekim, Kasım ve Aralık ayları için 40 kuruşa çıkartılan çiğ süt destek priminin, 3 ay erkene çekilerek Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları için uygulanacağını söyledi. Pakdemirli, TMO’dan besiciye vadeli olarak yem temini konusunda bir çalışma yapıldığını da açıkladı.

Çiğ süt fiyatları piyasa koşullarında yaşanan değişiklikler sebebiyle 9 Ekim’de toplanan Ulusal Süt Konseyi (USK) toplantısından sonra yapılan açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 15 krş / lt olan çiğ süt destek priminin Ekim, Kasım ve Aralık ayları için 40 krş / lt olarak belirlendiği kaydedilmişti.
TGRT Haber Gündem Özel programında Gazeteci-Yazar Ziya Osman Açıkel’in sorularını yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiğ süt destek priminin 3 ay öne çekildiğini bildirdi.
Pakdemirli, şunları söyledi:
“Çiğ süt, ciddi miktarda insanı ilgilendiren bir konu, özellikle bizim sürdürülebilirlik anlamında kendi kendimize yeterliliğimizi korumamız gereken bir konu. Geçen yıl 15 Kasım 2019’da biz 2.30 lira tavsiye fiyatına gıda komitesinde görüşüp ulusal süt konseyine iletmiştik. Bu sahada da çok büyük bir memnuniyet oluşturdu. Bir kilogram sütün karşılığında 1.50 gram yem alınabiliyordu. Bu rasyo 1’e 1,50 rasyosu, Cumhuriyet tarihinde belki süt üreticisine verilen en önemli desteklerden bir tanesiydi. Çünkü ulusal süt konseyi de üreticiler de herkes bir kilograma 1,30 rasyosunu kabul eder ve 1,30’da bu işin kar ettiğini konuşurlar.

“Süt üreticimizin maliyetleri arttı”

Şimdi maalesef son dönemde pandemiyle beraber hem kurlardaki artış hem de dünyadaki emtiya fiyatlarındaki artışla birlikte süt üreticimizin ister istemez maliyetleri arttı. Bu konuda talepte arttı. Bunu normalde karşılıyoruz. Ancak biraz bu talebe karşı cevap vermekte geciktiğimizde, üreticimiz bu konuda çok sabırsız. Biraz sabırlı olmalarını istiyorum ki, şöyle bir rakam vereceğim. 2020 yılının ilk 6 ayında parite ortalama 1.35 olarak gerçekleşmiş 1.30’un 5 üzerinde ve ilk açıkladığımızda 1.50 ve maliyet artışına rağmen ilk 10 ayda ortalama 1.28 civarında seviyelerinde seyretti.

Çiğ süt destek primi 40 kuruş üzerinden ödenecek

Biz süt konseyine şöyle bir destek verdik. 40 kuruşa desteği çıkartalım, fiyat henüz artmasın, destekte 40 kuruş olsun diye. Yoğun talep üzerine bu 40 kuruşluk desteği erkene çekme konusunda bir insiyatifimiz oldu. Bunun parasını ve bütçesini ayarladık. Çünkü 40 kuruşu açıkladığımızda üreticide şöyle bir soru işareti oldu. Tamam 40 kuruş ama ne zaman ödenecek bu, şimdi ödenecek. 40 kuruşluk çiğ süt destek primini 3 ay erkene çekerek Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları için uygulayacağız. Temmuz ve Ağustos’u da hemen ödemeye başlayacağız. En yakın zamanda da 2021 Ocak ayında geçerli süt fiyatını gıda komitesinde tartışıyor olacağız. En geç Aralık ayında tartışmış oluruz. Ulusal Süt Konseyine de biz Gıda komitesinin tavsiyesi olarak iletiriz.
Burada çiftçimizin, üreticimizin başımızın tacı olduğunu tekrar ediyorum. Onların dertleriyle dertlendiğimizi bilsinler. Elimizin rahat olduğu durumlarda aynı gıda komitesinin 1.50’lik rasyo
ile üreticimize destek olduğunu hatırlatmak istiyorum. Yine en yakın zamanda bu konuda tekrar gıda komitesinin gündemine girecek.”
Bakan Pakdemirli, uygulamayı sosyal medya hesabından da duyurdu.

TMO, besiciye vadeli yem tahsis edecek

Yemle alakalı çalışmanın yapıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, “Besiciyi, üreticiyi desteklemek gayesiyle yemle alakalı bir çalışma yapıyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisine bir talimat verdim. Çalışmayı henüz bitiremediler. Bu akşam bitirselerdi belki onu da açıklayacaktık. Vadeli bir şekilde besiciye yemin Toprak Mahsulleri Ofisinden tahsis edilmesi konusunda, yem hammaddesinin tahsis edilmesi konusunda bir çalışma arkadaşlar yürütüyorlar.
Elbette bu arada döviz ve emtia fiyatlarının artışıyla beraber buradaki maliyetlerde artıyor. Bu maliyetlerin artmasıyla beraber Ticaret Bakanlığı bizimde uyarımızla tedbir aldı. Maliyet sürekli artıyor, buradaki gümrük vergilerinin gözden geçirilmesi, belirli bir süreliğine gümrük vergilerinin birçok kalemde sıfırlanması söz konusu oldu. Geçen hafta ciddi bir değişiklik yapıldı. Böylelikle de ana amaç artan maliyetlerin artmaması belirli bir yerde sabitlenmesi konusunda, çapa oluşturması konusunda bir gayretimiz oldu. Özellikle besici üretici tarafını desteklemek için Toprak Mahsulleri Ofisimiz böyle bir çalışma içerisinde, çalışmayı bitirdikleri zaman bizde kamuoyuyla paylaşırız” dedi.

Bakan Pakdemirli’den Cumhuriyet Bayramı Mesajı

    Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı
 Bakan Pakdemirli’nin mesajı şu şekildedir:
      “Şanlı tarihimiz boyunca düşmanlarına karşı zor şartlar altında çarpışan yüce milletimiz hak ettiği zaferlere her daim ulaşmıştır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde milletimizin azmiyle ve şehitlerimizin kanıyla kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin  kuruluşunu hep birlikte gururla kutluyoruz.
     Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinde olduğu gibi tam bağımsız bir devlet olmak için hepimize görev ve sorumluluklar düşüyor. Hedefi olmayan milletler tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur. Bu bağlamda milli mücadele döneminde olduğu gibi birlik ve beraberliğimizi en üst seviyede tutarak millet olarak hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz.
    Cumhuriyetimizin teminatı gençlerimiz ise ülkemizi daha çağdaş seviyelere ulaştıracak ve göstereceği iradeyle 97 yıldır devam eden Türkiye Cumhuriyetinin bu topraklarda sonsuza kadar yaşamasını sağlayacaktır.
     Bu duygularla Cumhuriyetin 97. yıldönümünde, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyor, Cumhuriyet Bayramımızı en içten dileklerimle tebrik ediyorum”

Gıda, Tarım ve Orman Düzenlemeleri Meclis'te Kabul Edildi

Tarım arazilerinin hobi bahçeleri gibi uygulamalarla bölünmelerinin engellenmesi, sahipli arazilerde izinsiz ağaç kesimiyle ilgili cezaların artırılması, makaron, yaprak sigara kağıdı, sigara filtresi ve alkol üretimi, satışının Tarım ve Orman Bakanlığının denetimine alınması, taklit ve tağşiş ürünleri üreten ve piyasaya arz edenlere yönelik yaptırımların ağırlaştırılmasını da içeren kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Sulama kooperatifleriyle ilgili iş ve işlemlerde Tarım ve Orman Bakanlığı yetkili olacak.

Özel ormanlar için ağaçlandırma teşviki
Düzenlemeyle, "özel orman" sayılan sahipli arazilerde, ekim ve dikim yoluyla ağaçlandırmanın teşvik edilmesi hedeflenerek Orman Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor.
Buna göre, "orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazilerde tabii olarak yetişen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler" ile "orman sınırları dışında olup, alan büyüklüğüne bakılmaksızın sahipli arazilerde, ekim ve dikim yolu ile yetiştirilen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerlerin" orman sayılmaması öngörülüyor.
Kanunla, devlet ormanlarındaki bozuk orman alanlarında orman bitkisi fidanlıkları kurulmasına, mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğine, orman alanlarından üretilen odun dışı ürünlerin mamul ya da yarı mamul olarak işlenmesi amacıyla tesis kurulmasına bedeli alınarak 29 yıla kadar izin verilebilecek. Ancak saha tesliminden itibaren 2 yıl içinde tesislerin işletmeye alınmaması halinde izin iptal edilecek.
Orman sınırları içerisinde söz konusu faaliyetleri izinsiz yapanlar veya tesis kuranlar, 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak.
Özel orman kapsamındaki yerlerde bulunan ağaçlar izinsiz kesilemeyecek. İzinsiz kesilen ağaçların dikili kabuklu gövde hacminin 5 metreküpe kadar olması halinde 500 lira, bu miktarı aşan her bir metreküpü için ilave 100 lira idari para cezası verilecek.
Orman Kanunu'na, Savunma Sanayii Başkanlığınca yapılacak savunma amaçlı tesislerle bunların müştemilatlarına bedelsiz olarak izin verilmesi de ekleniyor.
Yasayla, Adana'nın Karataş ilçesinde su ürünleri yetiştiriciliği konulu Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulacak.
Şeker piyasasında mal ve hizmet üretenlere inceleme
Düzenlemeyle, Tarım ve Orman Bakanlığına şeker piyasasındaki mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilere yönelik de inceleme, araştırma yetkisi verilecek.
Bakanlık, inceleme, araştırma ve denetim görevi kapsamında, her türlü defter, evrak ve belgeleri inceleyebilecek ve suretlerini alabilecek, yazılı veya sözlü açıklama isteyebilecek,
Şeker Kanunu kapsamına giren her türlü mala ilişkin mahallinde inceleme yapabilecek ve tüm teknolojik imkanlardan yararlanabilecek.

Bakan Pakdemirli’den Yeni 10 Yılın Stratejisi Açıklaması

Tarım Ormanın Geleceği Zirvesi'nde gerçekleştirilen özel oturumda konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yeni 10 yılın stratejisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Uyguladıkları tarımsal destekleme mekanizmalarına değinen Pakdemirli, hem destek hem de müdahale alımlarını aynı paketin içinde yürüttüklerini, aynı zamanda kırsal kalkınmaya yönelik ciddi desteklerin de bulunduğunu söyledi.

Pakdemirli, tarımsal desteği artırmanın moral etkisi yarattığını, tarımsal GSYH'ya etkisinin görüldüğünü kaydetti. 2018'de 14.5 milyar TL, 2019'da 16.1 milyar TL olan tarımsal desteklerin 2020'de 22 milyar TL'ye taşındığını vurgulayan Pakdemirli, "Bu yıl 2 bin TL'nin altında destek almayacak kimse kalmayacak. İlk sene, önümüzdeki yıl 2 bin TL'nin altında alanlar, bir sonraki yılın bütçesinden 2 bin TL'ye tamamlanacak şekilde formülize ettik. Ondan sonra bu otomatik hesaplanarak, hesaba yatacak duruma gelecek. 12 yeni destek başlattık. 32 desteğin birim miktarını artırdık" dedi.

Türkiye'de ilk Kovid-19 vakası görünmeden günler önce hazırlıklara başladıklarını söyleyen Pakdemirli, bakanlık olarak tüm marketleri toplayarak, stokları artırmalarını istediklerini vurguladı. Özellikle perakende sektörünün çok iyi bir sınav verdiğinin altını çizen Pakdemirli, "Gıda arzıyla ilgili bir problem olmamasına, tüketilenden fazlasının üretilmesine rağmen tüm dünyada rafların boşaldığını gördük. Hem bakanlık hem ilgili tüm sektörler, iyi bir hazırlık dönemi geçirdik. Perakende zincirlerini yönlendirdik. Yurtdışındaki market manzaralarının hiçbirini görmedik. Çiftçiye diplomatik pasaport vereceğiz dedik. Karşılığını da aldık" dedi.


Bakan Pakdemirli, tarımın ekonomideki yerine değindi. Türkiye'de tarımın GSYH'dan yüzde 6 pay aldığını dile getiren Pakdemirli, istihdam edilen kesimin ise beşte birinin tarımla uğraştığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde tarımsal üretimde yaşanan değişimi ortaya koyma adına son üç yılın verilerini karşılaştıran Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin 2017'de 187 milyar TL olan tarımsal hasılasının yüzde 46 artışla 2019'da 277 milyar TL'ye ulaştığını vurguladı. 2019'da 48.9 milyar dolar tarımsal hasıla ile Türkiye'nin Avrupa'da lider olduğunu, geçen sene Fransa'nın da önüne geçtiğini dile getirdi.


Türkiye'nin sağlıklı gıda üreten bir ülke olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin genetiği değiştirilmiş gıda (GDO) konusunda çok yüksek alarma sahip ülkelerden biri olduğunu kaydetti. Türkiye'nin 18 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatına işaret eden Pakdemirli, Türkiye'nin sağlıklı gıdalar ürettiğinin çok iyi pazarlanması gerektiğini vurguladı. Dünyada kişi başı milli geliri yüksek ülkelerde organik, sağlıklı gıdaya bir yönelim olduğunu dile getiren Pakdemirli, "Burada da Türkiye'nin çok daha fazla söz sahibi olması gerekli. Gerçekten topraklarımız bu anlamda çok temiz. İyi ürünler üretiyoruz. Bir yandan da dünyadaki teknolojiyi yakından takip etmek gerekiyor" dedi.

Türkiye’nin 18 milyar dolar ihracatıyla, 12 milyar dolar ithalatıyla net fazla veren ve kendine yüzde 135 yeterli bir ülke olduğunu vurgulayan Pakdemirli, 2002'de 3.7 milyar dolar olan Türkiye'nin tarım ve gıda ürünleri ihracatının 2019'da 18 milyar dolara çıktığını dile getirdi. Pakdemirli, 2020 yılı sonunda 20 milyar doların zorlanacağını düşündüğünü ifade etti. 18 yılda 220 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı olduğunu, 73 milyar dolar dış ticaret fazlası verildiğini belirten Pakdemirli, "Birçok üründe Türkiye dünyada birinci veya ikinci. Büyük hedefler koyduk. Tohum ihracatımız dokuz kat artışla 17 milyon dolardan 150 milyon dolarlara kadar geldi" dedi.

Hayvancılık Yatırımlarına Destek

Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenecek olan illerde 2020 - 2022 döneminde uygulanacak hayvancılık yatırımları destek oranları belli oldu.

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 1 Ocak 2020 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Gerçek ve tüzel kişilerin damızlık manda düvesi yetiştiriciliği işletmesi kurmasına yönelik yatırımları, kapasite artırımı ve rehabilitasyon, makine alet ve ekipman ile hayvan alımı yüzde 50 hibe ile desteklenecek.

Yetiştiricilerce, 9 Ocak 2017 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Hayvancılık Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Karar kapsamında kurulmuş veya yatırımı devam eden işletmelerden 1500 başa kadar koç ve/veya teke alımına yüzde 50 hibe desteği sağlanacak.

Küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla Bakanlıkça belirlenecek iller ve şartlar doğrultusunda damızlık küçükbaş hayvan yatırımları yüzde 85, gerçek ve tüzel kişilerin, 1000 adet kapasiteli damızlık kaz, aynı kapasiteli ticari hindi ve 500 kapasiteli ticari kaz yetiştiriciliği için yapacakları inşaat, makine, alet ve ekipman yatırımları yüzde 75 oranında desteklenecek.

Arı Yetiştiricileri veya Bal Üreticileri birliklerine üye, Arıcılık Kayıt Sistemi'ne kayıtlı, 50 ve üzeri arılı kovan varlığına sahip üreticilerin arı ürünleri üretimi için yapacakları yatırımlarına yüzde 50, ipek böceği yetiştiriciliğinin geliştirilmesi için, gerçek ve tüzel kişilerin bu alanda yapacakları yatırımlara da yüzde 100 hibe olanağı sağlanacak.

Gerçek veya tüzel kişiler, hibe desteğine ilişkin yatırım konularından sadece bir proje için ve bir kez yararlandırılacak. Yatırım tutarının üst sınırı Bakanlıkça belirlenecek.

Hibe desteğinden, projesi onaylanan ve projesinde belirtilen süre içinde yatırımını tamamlayanlar yararlanabilecek.

Ödemeler, Ziraat Bankası aracılığıyla yapılacak ve bankaya kararın uygulanmasıyla ilgili olarak destekleme tutarının yüzde 0,2'si oranında hizmet komisyonu ayrıca ödenecek.

Safran DİTAP Üzerinden Satılabilecek

Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yetiştirilen ve birçok alanda kullanılan safran, Tarım ve Orman Bakanlığının hayata geçirdiği Dijital Tarım Pazarı'nda (DİTAP) satışı yapılacak.

Safranın hasadına başlandığını söyleyen Karabük İl Tarım ve Orman Müdürü Çetin Ayvalık, uzun zamandır safran üzerine yoğun çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Safranbolu'da 7 köyde 20 çiftçi tarafından 40 dekar alanda safran üretimi yapıldığını belirten Ayvalık, "Safranda hasat dönemimiz başladı. Kasım ayının 20'sine kadar hasat devam edecek. Verimli bir yıl olmasını arzuluyoruz. Bir dekardan ortalama 300 ile 600 gram civarında ürün almayı hedeflersek 23-24 kilogram gibi üretim hedefimiz var." diye konuştu.

Safranın iç pazarda rahatlıkla pazarlanabildiğine dikkat çeken Ayvalık, sözlerine şöyle devam etti: "Üreticilerimizin Dijital Tarım Pazarı'na kayıt olmasını sağladık. Bu yolla elde ettikleri ürünleri sistem içerisine girecekler, fiyat skalası yapacaklar. Alıcı ile satıcının buluştuğu bu platformda ürünlerini rahatlıkla satma imkanı bulacaklar. Üreticilerin karşılaştıkları her türlü sorunlarında yanındayız.’’

Kahramankazan’lı Çiftçi ve Üreticileri Sevindirecek Müjde

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, bakanlıklarınca yürütülen çalışmaları denetlemek ve bir dizi temasta bulunmak üzere Kahramankazan Belediye Başkanı Serhat Oğuz’u ziyaret etti. Aksu’ya ziyaret sırasında, Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Korkmaz, DSİ Bölge Müdürü Murat Alp, Orman Bölge Müdürü Veysel Kodalak, Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürü Erdem Karaağaç, Tarımsal ve Kırsal Destekleme Kurumu İl Koordinatörü Emre Yeniay da eşlik etti. Başkan Oğuz Bakan Yardımcısı Aksu’ya ilçede bakanlık tarafından yürütülen proje ve çalışmaları kapsayan bir sunum yaptı.   

Ziyaret sırasında bakanlık tarafından ilçede yürütülen Ova Çayı Islahı Projesi’nin tamamlanması, Durhasan Şah Tabiat Parkı’nın Kahramankazan Belediyesi’ne tahsis edilmesi ile çiftçi ve üreticilere tohum, ilaç ve ve ekipman desteği sağlanması konuları masaya yatırıldı. Bakan Yardımcısı Aksu, hizmetlerin tamamlanması için yoğun şekilde çalışıldığını belirterek, bu projelerin en kısa sürede ilçeye kazandırılacağını kaydetti.

Bakan Yardımcısı Aksu ayrıca, ilçedeki çiftçi ve üreticilerin yüzünü güldürecek bir de müjde verdi. Aksu, ilçedeki çiftçilerin uzun yıllardır beklediği kapalı sulama sisteminin Kahramankazan’da hayata geçirilmesine ilişkin projenin, bakanlığın 2021 yatırım planına dahil edildiğini söyledi. Aksu, bu projenin de en kısa sürede tamamlanacağını ifade etti. Kapalı sulama sistemi projesinin tarım ve hayvancılık alanında yoğun bir potansiyele sahip olan Kahramankazan’da hayata geçirilmesiyle birlikte ilçeye bu alanda önemli bir katkı sunmuş olacak. Böylece, su kaybının önüne geçilerek, daha az suyla daha çok alanın sulanması sağlanarak, sulanamayan alanlar da suyla buluşturulmuş olacak.

Kahramankazan Belediye Başkanı Serhat Oğuz da, sanayinin yanı sıra aynı zamanda önemli bir tarım ve hayvancılık ilçesi olan Kahramanakazan’ın kapalı sulama sistemi ve diğer projelerin tamamlanmasıyla önemli değerlere kavuşacağını söyledi. Oğuz, özellikle çiftçilerin uzun süredir bekledikleri kapalı sulama sisteminin ilçelerine kazandırılması için yaptıkları girişimlerin meyvelerini vermeye başladığını görmenin kendilerini oldukça mutlu ettiğini belirtti. Projelerin ilçedeki çiftçi ve üreticiler başta olmak üzere tüm Kahramankazan’a hayırlı uğurlu olması temennisinde bulunan Oğuz, “Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli başta olmak üzere Sayın Bakan Yardımcımız Mustafa Aksu ve bakanlık bürokratlarımıza ilgi ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Kırsal Kalkınmaya Büyük Destek

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemir’li, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 9. Başvuru Çağrısı 1. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 1.049 projeye 243 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.

IPARD programını uygulayan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK), 16 farklı alt sektörde 42 ilde yapılacak yatırımlara hibe desteği sağlayarak yatırımcıların hayallerini gerçekleştirmeye devam ettiğini vurgulayan Bakan Pakdemir’li şöyle devam etti:
“AB standartlarında üretim ve işleme tesislerinin kurulmasına ve modernizasyonuna %40 ila %50 arasında hibe desteği sağlıyoruz. Bu bağlamda TKDK’nın uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 11 Mayıs 2020 tarihinde yayımlanan 9. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 1. grup sonuçları belli oldu”

Açıklanan 1.049 adet projeye 243 Milyon TL hibe desteği sağlanacağını belirten Bakan Pakdemir’li “1.049 projenin 11’i Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar sektöründen, 1.038’i ise Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme sektöründen oluşuyor. Sağlanan hibe sayesinde 433 Milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesini hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar Tedbirinde Açıklanan Projelerin; 3 adedi süt üreten, 6 adedi kırmızı et üreten, 1 adedi kanatlı eti üreten, 1 adedi yumurta üreten işletme yatırımını kapsıyor.

Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbiri Kapsamında Açıklanan Projelerin ise; 783 adedi bitkisel üretim, işleme ve paketleme, 126 adedi arıcılık ve arı ürünleri üretim, işleme ve paketleme, 47 adedi zanaatkârlık ve katma değerli ürünler, 16 adedi kırsal turizm ve rekreasyon,  6 adedi su ürünleri yetiştiriciliği, 12 adedi makine parkları, 48 adedi de yenilenebilir enerji yatırımından oluşuyor.
Çağrı kapsamında onaylanan projeler, www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklanmıştır.

Bakan Pakdemirli: Gıda Güvenliği Yasa Taslağı TBMM’ye Gönderildi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gıda güvenliğiyle ilgili yasa taslağının TBMM’ye gönderildiğini söyledi.Bakan Pakdemirli, “İnsan hayatını tehlikeye atan gıdalar toplanıp imha edilecek. Sorumlusu masrafları ödeyecek ve hakkında 5 yıla kadar hapis cezası verilecek. Taklit veya tağşiş yapanlara da 500 bin TL ceza kesilecek” dedi.
 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Yeni Asır Ekonomi Yazarı ve İK Yönetim Danışmanı Gonca Elibol'a önemli açıkmalarda bulundu. Türkiye'nin her sektörde dünyanın gelişmiş ülkeleriyle rekabete girebilecek kapasiteye ve güce sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, hileli ürünler konusunda hazırlanan yasa taslağının detaylarını Yeni Asır'a anlattı. Hileli ürünlere yönelenlere ağır cezalar geleceğini ve gıda güvenliğiyle ilgili yasa taslağının TBMM'ye gönderildiğini belirten Pakdemirli, "Kişilerin hayatını tehlikeye atan gıdaları üreten firmaların ürünleri toplatılacak ve imha edilecek. Masraflarını sorumlusu ödeyecek. 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin tekrarlanması durumunda ayrıca, ilgili isimler 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men edilecek. Taklit veya tağşiş yapan firmalara ise ürettikleri, ithal ettikleri ve piyasaya sürdükleri ürünler için 50 bin TL'den 500 bin TL'ye kadar para cezası kesilecek" dedi. Pakdemirli ayrıca, gıda güvenliği, Dijital Tarım Pazarı (DİTAP), İHA'lar gibi pek çok konuda açıklamalarda bulundu.

BAKANLIKÇA FIRSAT VERMEDİK
Türkiye'nin gıda arzı, talebi karşılıyor mu? Covid-19'un gıda üzerindeki etkilerini nasıl değerlendirir siniz?

Korona virüs salgını, gıda ve tarımın ülkeler için ne denli önemli ve stratejik olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Covid-19'un ülkemizde etkileri görülmeye başladığında aldığımız tedbirleri hayata geçirmiştik. Bu önlemlerle tarımsal üretim ve gıda tedarik zincirinde hiçbir sıkıntı yaşanmadı. Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde üreticilerimizin bahçesine, tarlasına, gitmesini sağladık. Pandemi sürecinde vatandaşlarımızın tüm gıda ihtiyaçlarını eksiksiz sağlamak amacıyla Bakanlık olarak gerek ürün tedariğini, gerek ürünlerin pazara intikalini gerekse ürünlerin denetimlerini sağlayarak hiçbir olumsuzluğa fırsat vermedik.
TASLAK TBMM'YE GÖNDERİLDİ
Hileli ürün satan işletmelerle ilgili yeni dönemde alınacak tedbirler ve yaptırımlar nelerdir?

Caydırıcı nitelik kazanması amacıyla 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun taklit ve tağşişle ilgili ceza maddelerinde değişiklik yapacağız. Bu kapsamda; kişilerin hayatını tehlikeye atan gıdaları üreten firmaların ürünleri toplatılacak ve imha edilecek. Masraflarını sorumlusu ödeyecek. 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin üç yıl içinde tekrarlanması durumunda ayrıca, 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men edilecekler. Taklit veya tağşiş yapan firmalara ise ürettikleri, ithal ettikleri ve piyasaya sürdükleri ürünler için 50 bin TL'den 500 bin TL'ye kadar ceza uygulanacak. Fiilin iki yıl içinde tekrarlanması durumunda 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve bin günden 3 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Gıda işletmecisi, 5 yıldan 10 yıla kadar sektörden men edilebilecek. Konuyla ilgili kanun taslağı görüşülmek üzere TBMM'ye gönderildi.

Bakanlık olarak gıda güvenilirliğini sağlamak amacıyla tarladan veya çiftlikten sofraya kadar tüm süreci takip ediyoruz. Bu çerçevede işletmelerin onay/kayıtları ile şüphe, şikayet, izleme, izlenebilirlik, gözetim ve denetim gibi farklı hizmet ve tekniklerin tümü kontrol ediliyor. Tüketiciler alış veriş yaptıkları gıda işletmelerinde Bakanlığımız tarafından verilmiş "İşletme Kayıt Belgesi"nin olup olmadığına dikkat etmeli. Ayrıca gıdanın adı, üretici işletme adı, üretici işletme kayıt/onay numarası, son tüketim tarihi veya tavsiye edilen tüketim tarihi, parti numarası gibi bilgilerin tam olarak yer aldığı ambalajlanmış gıdaları almayı tercih etmeliler. Temel bilgilerinin de satış noktası tarafından tüketicilerin görebileceği şekilde sunulması gerekiyor.

Sayıştay'a Göre Tarım Bakanlığı Doğru İş yapmıyor

Sayıştay, Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 Yılı Denetim Raporu’nu yayımladı. Rapora bakılırsa Tarım ve Orman Bakanlığı’nın doğru yaptığı iş neredeyse yok. Dünya Gazetesinden Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Mali tablolardan, muhasebeleştirmeye, tarımsal desteklerden kooperatifçiliğe, meraların ıslahından vergi ve cezalara kadar tespit edilen 45 bulgu ile yanlışlar tek tek dile getiriliyor.

Raporda “Denetim Görüşü” olarak “Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 yılına ilişkin geçerli finansal raporlama çerçevesi kapsamındaki mali rapor ve tablolarının ‘Denetim Görüşünün Dayanakları’ bölümünde açıklanan nedenlerden dolayı doğru ve güvenilir bilgi içermediği kanaatine varılmıştır.” deniliyor.
Sayıştay Raporu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı içerisindeki yanlış uygulamaları “Denetim Görüşünün Dayanaklarını oluşturan bulgular ve “Denetim Görüşünü Etkilemeyen Tespit ve Değerlendirmeler” başlığı altında 45 madde olarak yer verildi.

1- 2019 Yılı mali tabloları ile verilmesi gereken sayım ve tespit tutanaklarının verilmemesi,

2- Mali tablolarla birlikte sunulması gereken açıklama ve notların bulunmaması

3- Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kapsamında kullandırılan fonların bakanlık muhasebe sistemine kaydedilmemesi

4- Muhasebe yetkilisi sıfatı bulunmayanlar tarafından idare adına banka hesabı açılması suretiyle kayıt dışı mali işlemler yapılması

5- Bakanlıkça uygulanan idari para cezalarının muhasebeleştirilmemesi ve raporlanmaması

6- Bakanlığın yönetiminde ve kullanımındaki taşınmazların muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

7- Mera, yaylak ve kışlak olarak tescil edilen taşınmazların ilgili hesaplarda muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

8- Uzun süreli kiralanan meraların kira gelirlerin ilgili hesaplarda muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

9- Gerçek ve tüzel kişilere kiralanan veya tahsis amacı değişikliği yapılan meralar için ilgililerden alınan teminatların muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

10- Tarımsal amaçlı kooperatiflere kullandırılan kredilerden kaynaklanan alacakların gerçek tutarı göstermemesi

11- Tarımsal destekleme ödemelerinde gerçekleştirme işlemleri tamamlanmaksızın bütçeden harcama yapılması

12- Bütçeden yapılan hayvancılığı geliştirme projesi kapsamındaki proje ödemelerinin gerçekleştirme işlemleri tamamlanmaksızın yapılması

13- Yersiz ödenen tarımsal destekleme giderlerinin çiftçilerden geri alınması gereken tutarın tespitinin yapılamaması

Denetim görüşünü etkilemeyen tespit ve değerlendirmeler

14- Tahsis amacı değişikliği dolayısıyla zarar gören meraların eski vasfına getirilmesinin sağlanmaması

15- İdare bütçesinden karşılanan elektrik dağıtım tesis giderlerinden doğan alacaklarının elektrik dağıtım şirketlerinden takip ve tahsil edilmemesi

16- Entegre idare ve kontrol sisteminin teknik ve mevzuat çalışmalarının tamamlanmaması

17- Taşınır Mal Yönetmeliği’nin bazı hükümlerine uyulmaması

18- Bir mali yıl içerisinde gerçekleştirdiği destekleme ödemelerine ilişkin iş ve işlemlerinin bir bütün olarak kamuoyuna açıklanmaması

19- İlama bağlı tarımsal destekleme ödeme bilgilerinin ve tutarlarının TBS/ ÇKS’ye kaydedilmeden banka hesaplarından ödenmesi

20- Ziraat Bankasına yapılan komisyon giderlerinin hizmet alımları yerine hane halkına yapılan transferler olarak giderleştirilmesi

21- Tarım Kanunu uyarınca yasaklı olan tarımsal işletmelerin takibinin sağlıklı yapılamaması

22- Haksız yapıldığı tespit edilen destekleme ödemelerinden rızaen geri alınan tutarların, ilgili sistemlerde izlenmemesi ve muhasebeleştirilmemesi

23- Çiftçilere yapılan destekleme ödemeleri üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin idarenin muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması

24- Tarımsal amaçlı arazi kullanım plân ve projelerinin tamamlanamaması

25- Yapım işlerinde ihale sonrası büyük kapsamlı proje değişikliklerine gidilmesi
26- Bilişim alanında stratejik yönetime ilişkin doküman ve mekanizmaların olmaması
27- Bilişim hizmet alımlarına ilişkin sözleşme ve şartnamelerde eksiklikler olması
28- Bilgi güvenliği yönetimine ve bilişim teknolojileri politika ve prosedürlerine ilişkin eksiklikler bulunması
29- Bilişim teknolojileri organizasyon yapısının uygun olmaması
30- Bilişim teknolojileri risk yönetimine ilişkin eksiklikler bulunması

31- Bilişim teknolojilerine ilişkin rol ve sorumlulukları belirleyen dokümanlarda yetersizlikler bulunması

32- Bilgi sistemlerinin sürekliliğini ve güvenilirliğini sağlayacak kontroller çerçevesinde iş sürekliliği ve felaketten kurtarma süreçlerinde eksiklikler bulunması

33- Bakanlık organizasyon yapısı içerisinde görev, yetki ve sorumlulukların açık bir şekilde belirlenip yazılı hale getirilmemiş olması

34- Bakanlık merkez teşkilatında norm kadro uygulamasına henüz geçilmemiş olması ve teknik personelin uzmanlık alanları dışındaki görevlerde çalıştırılmaları

35- Bakanlık tarafından yurt dışına gönderilen devlet memurlarının mecburi hizmet yükümlülüğü takibinin yapılmaması

36- Tedvir ve vekâleten görevlendirmelerde kanuna riayet edilmemesi ile görevlendirme sürelerinin makul olmaması

37- Tarım ürünü olmayan ve tüketim amacıyla kullanılan sanayi ürünlerinin ihalesiz olarak satın alınması

38- İl müdürlükleri tarafından hurdaya ayrılan taşınırların satışının yapılması konusunda gerekli işlemlerin yapılmaması

39- Denizlerde ve iç sulardaki balıkçı gemilerine %20 gemi boyu artışının yönetmelik yerine idari kararla verilmesi

40- Sulak Alanları Koruma Çalışmaları ve Ulusal Su Planının Uygulanmasında Veri Paylaşımı İhtiyacının Bulunması

41- Su ürünleri yetiştiricilerine aşılama ve boylama için alan gösterilmemesinin üretim kaybına sebep olması

42- Yem amaçlı kullanılacak hayvansal yan ürünlerinin taşıma ve depolama şartlarının belirlenmemesi

43- Tütün ve alkol piyasasındaki denetleme ve inceleme görevleri için personel altyapısı oluşturulmaması

44- Kırsal kalkınma yatırımı projelerinin tamamlanma sürelerinin ötelenmesinin ekonomik kayıplara yol açması


45- Alkolden alınan vergilerin kayıp ve kaçakların önlenmesi için amaç dışı alkol kullanımına ilişkin önleyici kontrollerin yetersizliği
Sayıştay’ın raporunda bu bulgulara ilişkin tek tek ayrıntılı açıklamalara yer veriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile birleştirilen Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın uygulamalarına ilişkin 8 bulguda yapılan yanlışlara yer veriliyor.

Özetle, Sayıştay raporuna göre Tarım ve Orman Bakanlığı birçok konuda ciddi yanlışlar, usulsüzlükler yapmış ve yapmaya devam ediyor.
Bunlardan sadece bir iki tanesini özel bir şirket, kooperatif veya şahıslar yapsa ne kadar ağır cezalar ve yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını tahmin etmek zor değil.
Fakat bakanlıklar, kamu idaresi yapınca sadece raporlarda kalıyor. Bu kadar yanlışı, usulsüzlüğü demokratik, yasaların uygulandığı bir ülkede bir bakanlık yapabilir mi?
 
 
 

Süleyman Bülbül ve Mahmut Nedim Barış’a Yanıt

Bazı basın yayın organlarında CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ve Ziraat Mühendisleri Odası Aydın Şube Başkanı Mahmut Nedim Barış’ın ifadeleri dayanak gösterilerek, açıklanan zeytin desteğinin çiftçilere ödenmediği yönünde mesnetsiz açıklamalara yer verilmiş ve bunun üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.
Zeytin ağacından hasat edilen ve hiçbir işleme tabi tutulmamış zeytin meyvesine (dane zeytin) fark ödemesi destek uygulamasına Bakanlığımız tarafından ilk defa 2019 yılında başlanılmıştır.
Dane zeytin fark ödemesi desteğine başvuru tarihi, tebliğin yayımlanma tarihi olan 9 Kasım 2019 tarihinde başlayıp 1 Nisan 2020 tarihinde sona ermiştir.
Ancak, pandemi nedeniyle destek başvurusunu yapamayacak olan üreticilerimizin mağdur olmamaları için destek başvurusu son tarihi 30 Nisan 2020’ye kadar uzatılmıştır.
Kilogram başına 15 kuruşluk dane zeytin fark ödemesi desteğine 20 ilimizden başvuru yapan 8 bin 95 üreticimize toplam 11.326.763 TL’lik ödeme 3 Temmuz 2020 tarihinde yapılarak, tamamlanmıştır.
Netice olarak, söz konusu haberlerde kullanılan ifadeler gerçeği yansıtmamakla beraber, maksatlı bir algı yaratarak halkı yanlış bilgilendirme amacı taşımaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur

Erzurumlu Kadın Çiftçilere Destek

Erzurum'da kadın çiftçilere, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca hibe edilen süt sağım makineleri dağıtıldı.

Erzurum'un Olur ilçesinde 10 kadın üreticiye, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü önünde düzenlenen törenle, hibe edilen süt sağım makineleri verildi.

İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar, yeni tip koronavirüs süreciyle tarım sektörünün öneminin bir kez daha ön plana çıktığını söyledi.

Tarımın dünyada stratejik sektör olduğunun bir kez daha kanıtlandığını ifade eden Akar, bu sektörü omuzlayan ve emek verenlerin de kadın çiftçiler olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Kırsalda yaşayan çiftçilerimizin hem sosyal ve ekonomik hayatta söz sahibi olabilmeleri hem de üzerlerindeki iş yükünü azaltmak adına mekanizasyon desteği sağlamaya çalışıyoruz. Erzurum'da şimdiye kadar 300 milyona yakın tarımsal destek verdik. Olur ilçemize de 4,5 milyon lira civarında şimdiye kadar tarımsal destek verdik. Olur'da 100 civarında sağım makinesi dağıttık. Bugün de 10 kadın çiftçimize tekrar dağıtıyoruz. İmkanlarımız oldukça desteklerimiz devam edecek. Özellikle son iki yılda yaklaşık 20 ton civarında yem bitkisi desteğinde bulunduk."

Reyhanlı Barajı Sayın Cumhurbaşkanımızın Katılımıyla Hizmete Alınıyor

Amik Ovası’nda 585 bin dekar arazinin sulanmasına hizmet edecek olan Reyhanlı Barajı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın canlı bağlantı yapacağı, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin ise baraj sahasından katılacağı törenle hizmete alınacak.
480 milyon m³ su biriktirme hacmine sahip Reyhanlı Barajı’nın Amik Ovası’nda 585 bin 160 dekar arazinin sulanmasına hizmet edeceğini belirten Bakan Pakdemirli “Bölgede yapılacak sulu tarım sayesinde hem tarlalardaki verim artacak hem de yörede ürün çeşitliliği sağlanacak. Projenin tüm üniteleri ile tamamlanmasıyla 2020 yılı birim fiyatları ile ülke ekonomisine yıllık 450 Milyon TL katkı sağlanacak” diye konuştu.
 
200 Bin Dekar Arazi Taşkından Korunacak
 
Reyhanlı Barajı'nın ana su kaynakları arasında yer alan Afrin Çayı’ndan yıllık 21 milyon metreküp suyun baraja aktarılacağını da söyleyen Pakdemirli “Tamamlanan iletim kanalı sayesinde saniyede 1.534 ton su Afrin Çayı'ndan alınarak baraj sahasına aktarılacak. Bu sayede yaz mevsiminde Amik Ovası’nda yaşanabilecek susuzluğun önüne geçilecek, kışın ise Amik Ovası’nda meydana gelmesi muhtemel taşkınlar engellenerek yaklaşık 200 bin dekar arazi taşkından korunacak” değerlendirmesinde bulundu.
Amik Gölü'nün Boyutlarına Yakın Büyüklükte Bir Sulak Alan Oluşacak
Reyhanlı Barajı ile Amik Gölü'nün boyutlarına yakın büyüklükte bir sulak alanın da oluşacağına vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Bunun sonucunda göçmen kuşlar için ideal bir dinlenme, beslenme ve üreme alanı oluşmaya başlayacak. Böylece Reyhanlı Barajı Hatay'ın “yeni kuş cenneti adayı” olacak” açıklamasını yaptı.
3 Ekim 2020 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın telekonferans ile açılışını yapacağı Reyhanlı Barajı’nın yanında ayrıca Hatay’da tamamlanan Türkiye'nin en büyük iletim kanalı olan “Afrin Çayı Davutlar Regülatörü ve Derivasyon Kanalı”, “Tahtaköprü Barajı Yükseltilmesi” ve “Hatay-İçmesuyu Arıtma Tesisi” projelerinin de açılışları yapılacak.

ÇİĞ SÜT FİYATLARINA ACİLEN KARAR VERİLMELİ

Türkiye süt üretiminde önemli bir konumda. Korona virüsün ülkemizde kol gezdiği şu dönemde süt ve  süt ürünleri  çok tüketildi. Tüketilmeye de devam ediyor. Tüketici salgın döneminden dolayı süt ürünlerini evlerde kendileri yaptı. Çünkü süt ve süt ürünleri bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ülkemizde şu anda süt üretimi ve tüketimiyle ilgili bir sorun yaşanmıyor. Türkiye’de süt üretimi ve tüketimi her geçen yıl artıyor. Salgına rağmen yılın ilk 6 ayında Türkiye’de 5 milyon 110 bin ton süt üretildi. Üreticinin gözü kulağı süt fiyatlarında Üreticinin gözü kulağı ise artmasını beklediği süt fiyatlarında. Ardı ardına yeme gelen zamlar üreticilerin üretim yapmasını zorlaştırıyor. Bu konuda çıkış bulamayan eli nasırlı üretici hayvanlarını kesime gönderiyor. Gözler Ulusal Süt Konseyinin toplanarak bir karar vermesi ancak USK dan da henüz ses seda yok. Süt ve yem paritesi arasında mesafeler gittikçe artmış durumda. Bu durumun eski seviyelere gelebilmesi için Gıda Komitesi biran önce düğmeye basmalı. Acilen karar almalıdır. Damızlık süt hayvanları bir bir kesime gidiyor. Üretici ise Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den soğutulmuş çiğ süt fiyatlarının biran önce iyileştirilmesini bekliyor. Damızlık analar daha fazla kesime gitmeden süt üretiminin ve üreticinin üretimi durdurmaması için soğutulmuş çiğ sütün referans fiyatlarına acil karar verilmelidir. Kalın sağlıcakla.

Bakan Pakdemirli: 115 Bin Tohum Koruma Altında

Tarım ve Orman Bakanlığı gen kaynaklarımızı koruyarak gelecek nesillere aktarılmasını sağlayacak yerel bitkilere ait yaklaşık 115 bin tohumu gen bankalarında muhafaza ediyor. Gen bankalarında korunmak maksadıyla çiftçilerimiz ve vatandaşlarımız tarafından ise 1.000’i aşkın bitki tohumu bağışlandı.
Tohum Gen Bankalarını yerel gen kaynaklarını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurduklarının altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “İzmir’de bulunan Ulusal Gen Bankası ile Ankara’da bulunan Türkiye Tohum Gen Bankası’nda uluslararası gen bankası standartları doğrultusunda çalışmalar yapıyoruz. Yerel çeşitlerin, kültür bitkilerinin, bunların yabani akrabalarının ve endemik bitkilerin dokümantasyonu, muhafazası, üretim yenilemesi ve karekterizasyonu konularında faaliyetler yürütüyoruz” diye konuştu.
Gen bankalarında yaklaşık 115 bin tohumun korunduğunu belirten Bakan Pakdemirli “İzmir’de bulunan Ulusal Gen Bankasında 3.339 türe ait yaklaşık 55.429 tohum örneğini koruma altında tutuyoruz. Ankara’da bulunan Türkiye Tohum Gen Bankasında ise 1.127 türe ait yaklaşık 59.919 tohum örneği
 ​
bulunuyor. Ayrıca 18 Arazi Gen Bankası’nda 107 türe ait yaklaşık 9.500 canlı örnek muhafaza ediyoruz. 6 Araştırma Enstitümüzde de yaklaşık 1000 türde 100.000 soğanlı ve yumrulu doğal süs bitkisinin (geofit) muhafazası yapılıyor” açıklamasını yaptı.
  
Çiftçilerimiz ve halk tarafından Bakanlığımıza, yerel bitki çeşitlerine ait 1.000’i aşan tohum bağışlandığını da ifade eden Bakan Pakdemirli “Gen bankalarımızda muhafaza edilen tohumlar toplandığı/elde edildiği andaki genetik yapısını koruyarak uzun yıllar saklanabiliyor. Gen bankalarıyla bugün ya da gelecekteki ihtiyaç duyulan genlerin, doğal ya da yapay etkenlerle erozyona uğramadan korunmasını hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Gen bankasında saklanan tohumların ileri biyoteknolojik yöntemlerle ıslah çalışmalarında etkin olarak kullanılması için araştırma projelerine destek verdiklerini de söyleyen Bakan Pakdemirli, yapılan ıslah çalışmaları ile küresel iklim değişikliğinden etkilenmemek için biyotik ve abiyotik stres koşullarına dayanıklı çeşitler geliştirdiklerini de sözlerine ekledi.

Pakdemirli: Tarımla İlgili Rakamlar Doğru Patikada Olduğumuzu Gösteriyor

Bloomberg HT tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Tarım ve Gıda Zirvesi'nin açılışını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli gerçekleştirdi. Bakan Pakdemirli önemli açıklamalarda bulundu

Bloomberg HT Tarım ve Gıda Zirvesi’nin konuğu Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli oldu.

İrfan Donat’ın soruları cevaplayan Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin açıklamaları şöyle;

Ekonominin olduğu yerde tüketim fiyatları hangi ekonomi olursa olsun bir artış içinde olacak. İster Batılı ister Doğulu ekonomi olsun ister istemez artacak. Burada ana eksenin şu olması lazım. Fiyatların artması kaçınılmaz olabilir ama ürün fiyatlarıyla da bunları desteklemek lazım. 2020 Temmuz itibari ile tarımsal girdi fiyat endeksinin yıllık 6,74 arttığını görüyorum. Ancak tarım ÜFE’ye baktığımız zaman Ağustos ayı itibari ile yüzde 17,36 artış var. Yani bunun anlamı biz maliyetlerin artışının üzerinde çiftçimizi, üreticimizi desteklemişiz. Rakamlar yalan söylemez, bunu her rakam destekliyor. Yani 216 milyar lira olan tarımsal gayrisafi milli hasılamız 275 milyar lira olmuş. Bugün üreticimize sorsak üreticimiz şunu söyleyecektir; evet mazot, tohum, gübre, fidan ve yem bunlar benim ana girdilerim ve benim maliyetlerim artıyor. Bu maliyetlerdeki artışı bir nebze desteklemek için sayacağım 4 destek tüm desteklerim yaklaşık yüzde 18 ile 20’sidir; Mazot ve gübre desteği, sertifikalı tohum desteği, fidan ve yem desteği. Bunların hepsi aşağı yukarı vermiş olduğumuz desteklerin kabaca yüzde 20’sidir.

Arkadaşlarımız bu konu hakkında gereken çalışmaları yapıyorlar. Geçen yıl ekim itibari ile biz çiğ sütte fiyatı 2.30’lara getirdiğimiz zaman bildiğiniz gibi süt-yem paritesi vardır. Bu süt yem paritesi normalde 1.30 tüm paydaşlar tarafından kabul edilen bir paritedir. Biz bunu belki de çok uzun zamandan beri ilk defa 1,50’ye çıkardık. Maliyetlerin arttığı bir ortamda bir marji olmalı ki 1,30’un altına düştüğü zamanlarda da üreticimizi kurtarsın. Arkadaşlar bu konu hakkında çalışıyor. yakın bir zamanda bu konu aydınlığa kavuşur.

Pancarda biliyorsunuz ki ağırlıklı olarak özel sektör var. Aşağı yukarı yüzde 20-25 Türk Şeker’in etkinliği var. Halihazırda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yönetiliyor. 2 kurum bunun için çalışıyor. Pamuk tarafında da destekler bir miktar artırılmalı ve yeni destek paketinde bunun bir çalışması var. Pamuğu biraz daha desteklememiz konusunda hemfikiriz.

Desteklemelerin açıklanması biraz gecikti bunun farkındayız ama unutmayalım ki hala bir pandemi dönemi yaşıyoruz ve hala bir belirsizlik yönetiliyor. Bu belirsizlik yönetilirken de üretici ve çiftçi lehine tek bir kazanım olacağına, bir miktar daha gecikebiliyoruz. Maalesef geçen sene de geciktik. Gecikmeye karşılık çok ciddi bir tarımsal destek bütçesinde de bir artış yakaladık. Tarımsal desteklerle ilgili çalışma henüz tamamlanmadı ama yakında gelecek. Desteklerde aile işletmeleri yönünde birkaç iyileştirme planlıyoruz. Üretici ve küçük üretici tarafından baktığınız zaman iş pazara ulaşımdan geçiyor. Bu kısmı halledersiniz geriye çok büyük bir problem kalmıyor. Pandemi dönemi için rakamlara bakmak lazım. İkinci çeyrekte Türkiye’nin büyümesi veya diğer sektörler büyümesine baktığınız zaman çoğunda negatif bir büyüme olduğunu göreceksiniz ama yüzde 4 tarım sektöründe ciddi bir büyüme var. Buğday, arpa, meyve, sebze, et, süt ve diğer konularda aslında 2019’da yakalamış olduğumuz performansı aynen devam ettiriyoruz. Her konuda aktif takip yapıyoruz. Son iki yılda üreticinin teri soğumadan kâra dönmesini ana amacımız haline getirdik. 2 yıldır aktif olarak ürün takibi yaptık. Serbest piyasaya inanırım ama tarım piyasalarının da regüle edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü üretim ve tüketim arasında geçen zamanda sizin mutlaka bu regülasyonu bir şekilde yapmanız gerektiğini düşünüyorum.
 

TMO Kuru Kayısı Fiyatlarını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Malatya’da bu yıl kuru kayısı alımına karar veren Toprak Mahsülleri Ofisi’nin (TMO) alım fiyatlarını, video konferansla katıldığı törende açıkladı. Bakan, 4 numara kükürtlü kuru kayısının kilosunu 21 TL’den, günkurusunun kilosunu ise 23 TL’den alacaklarını bildirdi.

Bakan, fiyatları şöyle açıkladı:

“Herkes hazırsa alım fiyatını açıklıyorum. 2020 numara 4 numara kuru kayısıyı kg başına kükürtlenmiş için 21 TL’den, -görüyorum ki yani sevinçle karşılandı bu fiyat, iyi biz de memnun olduk buna. İşin açıkçası tabi önümüzdeki yılları da düşünerek fiyatları yapmamız gerektiğinden dolayı, 20 TL gibi TMO aslında fiyat düşünmüştü. Ben acaba 20,5 TL olur mi diye arkadaşlarımla konuştum. Sayın Cumhurbaşkanımızla da konuştuğumuzda en az 21 TL olsun diye bize talimat verdi. Ve 21 TL’den açıkladık.- Şimdi günkurusuna da 2 TL fark veriyoruz. Günkurusu için ise 23 TL’den alıyoruz. Yani 21 TL’den 4 numara kayısıyı alıyoruz, günkurusunu da 23 TL’den alıyoruz. Hayırlı uğurlu ve bereketli olsun.”

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in acı günü

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in dün vefat eden babası İsmail Metin'in cenazesi memleketi Bolu'da toprağa verildi.
Bir süredir Ankara'da hastanede tedavi gören İsmail Metin (71) dün hayatını kaybetti. 
Cenaze aracı ile Bolu'daki evine getirilen Metin için Sağlık Mahallesi Saygılı Camisi'nde düzenlenen törende, oğlu Fatih Metin taziyeleri kabul etti. 
Törene, Metin ailesinin akraba ve yakınlarıyla AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, AK Parti Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü, bazı AK Parti milletvekilleri, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay, Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratları katıldı. 
İsmail Metin'in cenazesi, kılınan namazın ardından Sağlık Mahallesi'nde bulunan Şehitler Mezarlığı'na defnedildi

Bakan Pakdemirli: Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Deneyimimizi Dünyaya Aktarıyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye’nin çölleşme ve erozyonla mücadele deneyimini dünyaya aktardığını vurgulayarak bu kapsamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim verildiğini söyledi.
Çölleşme ile mücadele ve erozyon kontrolü ile ilgili sahip olduğumuz deneyimlerin her yıl "Uluslararası Çölleşmeyle Mücadele Eğitimleri" ile Afrika, Orta Asya, Kafkas, Orta Doğu ve Balkan ülkeleri ile paylaşıldığının altını çizen Bakan Pakdemirli “Geçen yıla kadar toplamda 89 ülkeden 839 uzmana eğitim verdik” diye konuştu.
108 ÜLKEDEN 953 UZMANA EĞİTİM VERİLDİ
Bu eğitimleri kendilerine görev edindiklerini belirten Bakan Pakdemirli “Tüm dünyayı etkileyen COVID-19 salgını da, bu eğitimleri gerçekleştirmemize engel teşkil etmedi. 17 Haziran 2020 Dünya Çölleşme ve Kuraklık Günü kapsamında gerçekleştirdiğimiz online eğitim ile birlikte toplamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim vermiş olduk” değerlendirmesinde bulundu.
EROZYONLA KAYBOLAN TOPRAK MİKTARINI 154 MİLYON TONA DÜŞÜRDÜK
Ülkemizin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Son 18 yılda 5,4 milyon hektar alanda 4 milyar 633 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Yaptığımız erozyonla mücadele çalışmaları kapsamında 1970’lerde 500 milyon tonluk erozyonla kaybolan toprak miktarını günümüzde 140 milyon tona düşürdük. Hedefimiz, 2023’te bu rakamı 130 milyon tona indirmek” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, ülkemizin ağaçlandırma ve erozyonla mücadele kapsamındaki edinmiş olduğu tecrübeyi, önümüzdeki yıllarda da söz konusu eğitimlerle dünyadaki başka ülkelerin uzmanlarına aktarmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.​
 

Bakan Bekir Pakdemirli: Diyarbakır’ın Çılgın Projesinde Önemli Bir Eşik Aşıldı

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün inşasını sürdürdüğü ve Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak bilinen Silvan Barajı’nda önemli bir eşiğin aşıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin ikinci büyük sulama barajının gövde dolgusunun tamamlandığını söyledi.
Silvan Barajı'nın hizmete alınmasıyla Güneydoğu Anadolu Projesinin (GAP) bölge genelindeki sulama hedeflerine ulaşılması adına önemli bir adım atılacağını ifade eden Bakan Pakdemirli “175,5 metre yüksekliği, 8,7 milyon m³ hacimli gövdesi ile Silvan Barajı ülkemizin ve Avrupa’nın ön yüzü beton kaplı baraj tipinde en yüksek barajı olacak” diye konuştu.
Önemli Eşik Aşıldı
Barajda önemli bir eşiğin geride bırakıldığını ve gövde dolgusunun tamamlandığını vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Silvan Barajı, GAP’ın en önemli projelerinden olan Silvan Projesi’nin en büyük ve en önemli bileşenidir Baraj oluşturacağı 7,3 milyar m³ rezervuar hacmi ile GAP’ın Atatürk Barajı’ndan sonra ikinci büyük barajı olacak. 4 aşamalı olan Silvan Projesi kapsamında her aşamada Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artarken, Silvan Hidroelektrik Santralinde üretilen elektrik enerjisi azalacak. Böylece zaman içerisinde enerji üretimi 681 milyon kilovatsaatten 88,41 milyon kilovatsaate inerken sulamaya verilen su 1,791 milyon m³’e çıkacak”
Ekonomiye Yılda 1,91 Milyar TL Katkı Sağlayacak
Projenin tamamen hizmete alınması ile 1.689.920 dekarı cazibeli, 661.310 dekarı pompaj olmak üzere toplamda 2.350.580 dekar alanın suyla buluşacağını söyleyen Bakan Pakdemirli “Böylece yaklaşık 305 bin kişiye iş imkânı, yılda 1,91 Milyar TL ekonomiye katkı sağlanacak” ifadelerini kullandı.
Hedef Barajı 2021 Başlarında Su Tutmaya Hazır Hale Getirmek
Silvan Projesinin toplam maliyeti 2020 yılı fiyatları ile 13,25 milyar lira olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Önemli bir eşiği aşarak gövde dolgusunu tamamladığımız bu devasa barajın 2020 yılı sonu itibarıyla ön yüz beton imalatlarını bitirmeyi, 2021 başlarında ise barajı su tutmaya hazır hale getirmeyi hedefliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Bakan Pakdemirli: 91 Firmaya Ait 113 Parti Ürünü Daha İfşa Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanlığı vatandaşımızın sağlığını korumaya, gıdada taklit ve tağşiş yapanlara göz açtırmamaya devam ediyor. Bu kapsamda, taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 91 firmaya ait 113 parti ürün Bakanlık Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunuldu. ​İlgili açıklamaya https://www.tarimorman.gov.tr/GKGM/Duyuru/411/Kamuoyuna-Duyurulur bağlantısından ulaşılabilir.

Vatandaşımızın sağlığı söz konusu olunca kimsenin gözünün yaşına bakmayacaklarını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bu kapsamda son olarak 91 firmanın 113 parti ürününü ifşa ettiklerini duyurdu.
Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada şöyle konuştu;
“Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesi, kişilerin sağlığının ve tüketici menfaatlerinin korunması ile sektörde haksız rekabetin engellenmesi amacıyla gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarında resmi kontrol faaliyetlerini Bakanlık olarak büyük bir titizlikle yürütüyoruz.
Her zaman söylediğim gibi en etkin denetimci vatandaşımızdır. Söz konusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Bakanlığımızca yürütülen denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu açıktır. Bu bakımdan tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkımızın sağlığının korunması yönündeki çalışmalarımız için büyük önem taşımaktadır. Bir usulsüzlük gördükleri anda vatandaşlarımızın Alo 174 Gıda İhbar Hattı ve 0501 174 0 174 numaralı WhatsApp Gıda İhbar Hattı aracılığı ile bize ulaşmalarını, şikayetlerini iletmelerini rica ediyorum.”
Son yapılan ifşa ile beraber, ilk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1.609 firmaya ait 3.605 parti ürün tüketicilerin bilgisine sunuldu.

“İNŞALLAH KIBRIS'I 25 EYLÜL'DE TEKRAR BU HATTAN MEMBA KALİTESİNDEKİ SUYUNA KAVUŞTURACAĞIZ"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) 25 Eylül'de Su Temin Projesi kapsamındaki hattan yeniden memba kalitesindeki suya kavuşturacaklarını bildirdi.
Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve KKTC Başbakanı Ersin Tatar ile KKTC Su Temin Projesi onarım çalışmalarının yürütüldüğü gemide yaptığı incelemenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Projenin çok büyük olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, şu ifadeleri kullandı:
"Akla hayale sığmayacak, Türkiye'nin son yıllarda yapmış olduğu dünyadaki en iddialı projelerden bir tanesi. Hatırlamak gerekirse, neredeyse 50 tane Osmangazi Köprüsü'nü yan yana koyduğunuzda elde edeceğiniz büyüklükte bir proje. Aslında temelinde bir asma köprü mantığıyla çalışıyor. Asma köprü ötesinde mühendislik hesapları ve karmaşık mühendislik içeren Türkiye, Kıbrıs ve iki ülke için çok faydalı büyük dünyaya örnek olacak bir proje. Dünyada çalışmaları yapılan, Amerikalıların dahi ilgilendiği bir proje."
Pakdemirli, projede 8 Ocak'ta ufak bir sorun yaşandığını dile getirerek, buna karşın derinlemesine yapılan araştırmalar sonucunda kalıcı çözüm üretmek amacıyla projede bazı değişikliklerin yapılması gerektiğini gördüklerini söyledi.
"TÜRKİYE PANDEMİ SÜRECİNDE YATIRIMLARINA DEVAM EDİYOR"
Bu nedenle hızlı şekilde tamir etmek yerine kalıcı değişikliklerin yapılması yoluna gittiklerini anlatan Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu:
"Böylece bugünkü noktaya gelmiş olduk. Türkiye pandemi sürecinde yatırımlarına devam ediyor. Böyle bir yatırımı devam ettirmek son derece zor. Gerçekten bir ay yüzeyinde hareket etmek kadar zor olan denizin binlerce metre altında robotların yapmış olduğu operasyonlar santim santim yukardan hesaplanarak birçok şeyde de ilk yaşanarak yapılan tamir ve onarım süreci."
Pakdemirli, proje kapsamında 80-100 kilometrelik geçiş ve 530 kilometrelik ishale hatları, iki baraj ve 17 bin dekarlık sulama alanının yer aldığına dikkati çekti. Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Özellikle tarımsal sulama alanında da KKTC Tarım Bakanımızla çalışıyoruz. Tarım Bakanımızla ilişkilerimiz son derece iyi. Pandemi sürecinde de karşılıklı fikir alışverişi ve yardımlaşmalarda da bulunduk. Buradaki onarım sürecini Kıbrıs tarafında da Tarım Bakanımız ve Başbakanımız da gün gün takip ettiler. Biz de inşallah Kıbrıs'ı 25 Eylül'de tekrar bu hattan memba kalitesindeki suyuna kavuşturacağız."
 

Bakan Pakdemirli: Lisanslı Depo Desteği Hesaplara Yatıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli bu hafta Cuma günü Lisanslı Depo Desteği kapsamında 16,4 milyon lira destek ödemesi yapılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada;

“Ticaret Bakanlığınca belirlenmiş ve Bakanlığımıza bildirilmiş 95 lisanslı depoya 2020 yılı ikinci dönem için toplamda, bu hafta Cuma günü 16,4 milyon lira, saat 18.00 itibariyle kira bedeli olarak ödenecek” dedi.

Pakdemirli: “Alınan Tedbirlerle Tarımsal Üretim Yüzde 4 Arttı”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rize'de ÇAYKUR'un Hayrat Botanik Bahçesindeki örnek çay bahçelerinde incelemelerde bulundu. Hayrat fidanlığındaki Ar-Ge çalışmaları hakkında ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim’den bilgi alan Pakdemirli, bakanlık olarak üretimi, araştırmayı, çeşitliliği, katma değeri desteklediklerini ifade etti.  Pakdemirli ardından ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nü de ziyaret ederek Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim'le görüştü.  
Rize Ticaret Borsası'nda Ulusal Çay Konseyi üyeleri ve çay sektörünün temsilcileri ile bir araya gelen Bakan Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin tarımsal üretiminin ilk iki çeyrekte yüzde 4 büyüdüğünü kaydederek, "Bunda, pandemi sürecince üreticinin de evine kapanmaması için bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin etkili olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. 
Pakdemirli, Rize Ticaret Borsası salonunda gerçekleştirilen, Ulusal Çay Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çay üretiminde dünyada beşinci, Avrupa'da birinci sırada olduğunu anımsatarak, buna rağmen yürünecek çok yol olduğunu ifade etti. ÇAYKUR'un, kendilerinin Ankara'dan Rize'ye uzanan elleri olduğunu vurgulayan Pakdemirli, görev ve sorumluluğun ağır olduğunu, bölge insanının beklentisinin ÇAYKUR ile çok bağdaştığını aktardı. 
Pakdemirli, ÇAYKUR'un gen kaynaklarını geliştirmeyle ilgili araştırma ve geliştirme merkezini ziyaret ettiğine dikkati çekerek, "ÇAYKUR'un da ağır bir sorumluluğu var. Sadece malı alıp, üretip satacak bir kuruluş olarak değil, bölgede bu işin devamını sağlayacak ve bu işin de aslında hem iç hem de dünya ticaretini planlayıp programlayacak önemli kuruluşlardan bir tanesi" diye konuştu.

Kaçak çay konusuna da değinen Bakan Pakdemirli, bunun çok önemli bir sorun olmadığını ifade etti. ÇAYKUR'un gelişime açık yönlerinin bulunduğunun altını çizen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Fabrikalardaki üretim süreci, paketleme ve depolama sorunları, çok minimal miktarda da olsa kaçak çay sorunundan bahsedilebilir ama bunların bir önemi olmadığını düşünüyorum. Pazarlama sorunları en büyük sorunumuz. Kimyasal gübre halen sorun olmaya devam ediyor. Tabii ki bahçelere bakım yapılması, bitki zararlıları ile mücadelenin iyi yapılması, yaşlanmış çay bahçelerinin rehabilitasyonu, budamaların yapılması, müstahsilin çay toplarken standart dışının önüne geçilmesi önem taşıyor."

Pakdemirli: Giresun’un Yaralarını Sarmaya Devam Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Giresun 2020 2. Dilim Buzağı Desteği kapsamında toplamda 8 Milyon 152 Bin TL Buzağı Desteği ödeneceğini müjdeledi.
Bakan Pakdemirli, açıklamasında şöyle konuştu;
“Giresun’da 15 bin 850 buzağı için 7 milyon 415 bin, TL destek ödemesi yapıyoruz. Selden en çok etkilenen Develi’de ise 1394 buzağı için 737 bin TL destek ödemesi gerçekleştiriyoruz. Ödemeler bugün saat 18.00 itibariyle üreticilerimizin hesaplarına aktarılacak. Toplamda 8 milyon 152 bin TL buzağı desteği bütün üreticilerimize hayırlı, uğurlu, bereketli olsun.’’

Bakan Pakdemirli Kuru Üzüm Alım Fiyatını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Giresun'da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2020 Yılı Fındık Alım Törenine katılarak fındık alımına ilişkin açıklamalarda bulundu. Pakdemirli programda canlı bağlantıyla Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümünde 2020-2021 Sezonunun Açılışı ve Geleneksel İlk Çekirdeksiz Kuru Üzüm Töreni'ne de katılarak üzüm alım fiyatlarını açıkladı.

Konuşmasına Giresun'da yaşanan sel felaketinden dolayı şehit olan askerlerimize ve hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı dileyerek başlayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli İnşallah, vatandaşlarımızın yaralarını çok hızlı bir şekilde saracağız. Bunun için bölgeye, Bakanlığımızın imkânlarını seferber ettik" diye konuştu.

Bugün, Dünyada fındık denince akla ilk Türkiye'nin geldiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

"Türkiye'de fındık denilince ise, açık ara Karadeniz ve Giresun gelir. Fındık, bizim stratejik ürünümüz. Dünya fındık alanlarının %76'sına sahibiz. 734 bin hektar alanda ürettiğimiz fındık, 612 bin aileye gelir kapısı olmuştur. Fındık üretiminde Dünya lideri olan Türkiye, üretiminin %70'ini, ihracatının ise %76'sını tek başına yapmaktadır.  Fındık, bugün ülkemiz tarım ihracatının bir numaralı ürünüdür. Ürettiğimiz fındığın % 80'ini ihraç ediyoruz. Bu bizim için bir iftihar tablosudur. Tarımsal ihracat gelirimizin %12'si fındıktan geliyor. 100'den fazla ülkeye, yılda ortalama 250 bin ton iç fındık ihraç ediyoruz. İhraç birim fiyatlarında, son 1 yılda %16'lık bir artış sağladık. Geçen yıl kilogramı 5,80 Dolar olan fındık ihraç fiyatı, bugün itibariyle 6,72 dolara yükseldi. Bu artışla, ihraç edilen 335 bin ton fındıktan, ilave 300 milyon Dolarlık bir katkı sağlandı. Bu ilave ihracat artışının 50 milyon Doları Giresun ekonomisine, Giresun esnafına, Giresunlu vatandaşımıza doğrudan katkı sağladı. Fındık ihraç geliri ise 2 milyar Dolara ulaştı. İnşallah fındık ihracatında rekorlar kırmaya devam edeceğiz"

Karadeniz'in kalite, tadı ve içerdiği yağ oranı ile Dünya'nın en kaliteli fındığını yetiştirdiğini belirten Pakdemirli " Biliyoruz ki; fındık denilince akla Giresun ve Levant gelir. Giresun'da 116 bin çiftçimizden, yaklaşık %73'ü yani 85 bini fındık üretimi yapıyor. Biz de, üretimi artırmak ve katma değere çevirmek için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi.

Fındık üretimini ve piyasaları günlük takip ettiklerini ve üreticiyi mağdur etmeyecek, geliri artıracak tüm tedbirleri aldıklarını ifade eden Bakan Pakdemirli " 2019 yılında Fındık alım fiyatını, Cumhuriyet tarihinde ilk kez hasat öncesinde, yani fındık dalda iken açıkladık. Geçen yıl TMO tarafından kilogramı 16,5-17 Liradan fındık alımı yaptık.  Açıkladığımız fiyatlar; üreticiler, üretici örgütleri, ilgili STK'lar, yani bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca, üretimin devamlığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı. Hasat dönemi düşme eğiliminde olan fındık fiyatları hızla toparladı ve sezon içerisinde 18-20 Lira civarında seyretti. Böylece kg başına 3-4 Lira gibi artış ile fındık üreticilerimizin cebine ve Karadeniz ekonomisine en az 2 milyar Liralık fazladan gelir sağlanmış oldu.

2020 yılı fındık fiyatları ise yine hasattan önce, 27 Temmuz'da Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklandı. TMO üzerinden; Giresun kalite fındığı 22,5 Liradan, Levant kalite fındığı 22 Liradan, Sivri kalite fındık ise 21 Liradan alıyoruz. Yine, randıman ve Bakanlığımız destekleri ile birlikte Giresun kalite fındığın kilogram alım fiyatı 25,5 liraya çıkmıştır. Böylece fındık alım fiyatında son 1 yılda ortalama %33, son iki yılda ise ortalama %55 artış sağladık ve üreticilerin yüzünü bir kez daha güldürdük" değerlendirmesinde bulundu.

Üreticilerin 19 Ağustos'tan itibaren randevu almaya ve 24 Ağustos'tan itibaren de ürünlerini TMO'ya satmaya başladığını söyleyen Bakan Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buradan şunun da müjdesini vermek istiyorum. Ödemeler Lisanslı depoya teslimde peşin, diğer alım noktalarına teslimlerde 10 gün içinde yapılacaktır. Ancak, alımların başladığı Pazartesi gününden bugüne kadar teslim edilen fındık bedellerini, 10 gün beklenmeden Cuma günü üreticilerimizin hesaplarına aktaracağız.

TMO'ya fındık alım görevi verildiği 2006 yılından bugüne, Karadenizli üreticilerimizden, yaklaşık 6 milyar Liralık fındık alımı yaptık. Giresun'da ise son 3 yılda toplam 30 bin ton kabuklu fındık alımı yaparak, üreticilere 400 milyon Lira ödedik" 

Daha sonra canlı bağlantı ile çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatını açıklamak üzere Manisa'ya bağlanan Bakan Pakdemirli "Üzüm Alım Fiyatı Açıklanması Programını, sizlerle birlikte yüz yüze yapacaktık. Giresun'da meydana gelen sel felaketi sebebiyle afetin yaralarını bir an önce sarmak için Giresunlu kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Çok iyi biliyorum ki, benim Manisalı hemşerilerim de, her daim dualarıyla Giresunlu kardeşlerimizin yanında" açıklamasını yaptı.

Ülkemizin fındıkta olduğu gibi kuru üzümde de dünyada marka olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "Bağ alanı bakımından Dünya'da 5'inci sırada, ortalama üzüm üretimi açısından ise Dünya'da 6'ncı sırada yer almaktayız. Ve en önemlisi de; Dünya'da kuru üzüm ihracatında 1'inci sıradayız. Öyle ki Manisa'da, yaklaşık 5,1 milyon dekar tarım alanında üretilen pek çok tarım ürününden, ortalamanın üzerinde verim alınmaktadır. 2019 yılında, Manisa'da toplam üzüm üretimimiz, 1 milyon 546 bin tondur. Manisa, Türkiye'deki Kurutmalık Üzümün % 85 ini, Sofralık Üzümün %20'sini üretmektedir. Bundan dolayı, ülkemizin çekirdeksiz kuru üzüm ihracatının tamamına yakını Manisa'dan gerçekleşmektedir.  Manisa'dan yıllık ortalama 250 bin tonluk üzüm ihracatı yapılmakta ve bu sayede ülke ekonomimize 500 milyon dolar gelir kazandırılmaktadır. Bu da, Dünya'nın en kaliteli üzümlerinin bu topraklarda yetiştiğinin göstergesidir.  Ayrıca Manisa, üzümü katma değerli bir ürüne dönüştürebilmeyi başarabilmiş bir şehirdir. 2019 yılında, sofralık ve kuru olarak, yaklaşık toplamda 672 milyon Dolarlık üzüm ihracatı yaptık. Yani tarımsal ihracatın yaklaşık %4'ü üzümden geliyor" diye konuştu.

Üzüm Rekolte Tahmin Komisyonlarınca yapılan çalışmalara göre, 2020 yılında çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesini; geçen seneye oranla %12'lik azalışla 271 bin ton olarak öngördüklerini belirten Pakdemirli "Geçen yıl kuru üzüm fiyatlarının 10 Liranın altına düşmesi halinde müdahale edeceğimizi belirtmiştik. Nitekim fiyatların düşmesiyle birlikte, TMO kuru üzüm alım fiyatını, 9 numara için kilogramını 10 Lira açıkladık ve alımlara başladık. Açıkladığımız fiyatlar; üreticilerimiz ve bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca fındıkta olduğu gibi bu alım fiyatı; üretimin devamlığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı" dedi.

Toprak Mahsulleri Ofisinin kuru üzüm alımı ile görevlendirildiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli "Üretim, piyasa ve diğer tüm faktörlere yönelik yaptığımız detaylı değerlendirme sonucunda, bu yıl da üzüm üreticimizi memnun edecek haberimizi sizlerle paylaşıyorum. TMO 2020 yılı kuru üzüm alım fiyatını, 9 numara için kilogramı 12,5 Lira olarak açıklıyoruz. TARİŞ'te, TMO fiyatlarından alım yapacak. Kuru üzüm alımlarında TMO ve TARİŞ arasında koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması amacıyla bir protokol yapıldı. TMO alımlara 7 Eylül'den itibaren başlayacak" açıklamasını yaptı.

TMO tarafından en az 50 bin ton ürün alınmasını temenni ettiğini söyleyen Bakan Pakdemirli "Tüm üzüm üreticilerimize, ülkemize, hayırlı, uğurlu olsun. Buradan özellikle tüm kesimlere şunu belirtmek istiyorum. Kuru üzüm piyasasını, açıkladığımız bu fiyatlardan aşağı düşürmemekte kararlıyız. Ve bunun için gereken her türlü argümanı kullanacağız. Her zaman söylediğim gibi, üreticimizi asla mağdur etmeyiz" ifadelerini kullandı.

Üretici ve çiftçilere bir de müjdesi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "28 Ağustos 2020 cuma günü -yani yarın - saat 18.00 itibariyle, 11 kalemde, 86 milyon 464 bin Liralık tarımsal destekleme ödemesini, Değerli üreticilerimizin hesaplarına yatıracağız.

Destekleme ödemesi kapsamında;

İyi Tarım Uygulamaları desteği olarak; 44 milyon 888 bin Lira,

Organik Tarım desteği kapsamında; 19 milyon 384 bin 800 Lira,

Toprak Analizi Desteği olarak 1 milyon 361 bin Lira,

Mazot ve Gübre Desteği kapsamında; 255 bin Lira,

Yem Bitkileri Desteği olarak 1 milyon 445 bin Lira,

Uzman Eller Hayvancılık Proje Desteği kapsamında;

11 hak sahibi vatandaşımıza 1 milyon 100 bin Lira,

Yurt İçi Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği kapsamında; 73 bin Lira, /18

Dane Mısır Fark Ödemesi Desteği olarak 4 milyon 536 bin Lira,

Hububat-Baklagil Fark Ödemesi Desteği kapsamında; 11 milyon 210 bin Lira,

Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Desteği olarak 903 bin Lira,

Gen Kaynakları Desteği olarak da 1 milyon 305 bin Lira ödeme yapacağız.

Toplamda vereceğimiz 86 milyon 464 bin Liralık destek ödemesinin; üreticilerimize, yetiştiricilerimize hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun" diyerek sözlerini tamamladı.

CHP'li Vekil’den Soru Önergesi: 280 Bin Çiftçiye Ne Oldu?

Türkiye’de son bir yıl içerisinde 280 bin çiftçinin bitkisel üretim desteklerinden yararlanmanın temel koşulu olan Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıt yaptırmadığı ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in soru önergesine verdiği yanıt tarım nüfusundaki korkunç detayı gözler önüne serdi. Pakdemirli, 2019 yılı Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 83 bin iken 2020 yılı Ağustos ayı itibariyle ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısının 1 milyon 803 bin olduğunu açıkladı. KAYITLI ÇİFTÇİ SAYISI NEDEN DÜŞTÜ? Haziran ayında covid-19 salgını nedeniyle ÇKS işlemlerini bekletmek durumunda kalan çiftçiler için başvuru süresinin uzatılması için Bakan Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi sunan Dr. Şevkin’in, “2019 yılında ÇKS başvurusu yapan çiftçi sayısı kaçtır? 2020 yılında önergenin yanıtlandığı tarih itibariyle ÇKS başvurusu yapan çiftçi sayısı kaçtır?” sorularına verilen yanıt şöyle: “2019 yılı ÇKS kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 83 bin olup, 2020 yılında günümüze kadar ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısı ise 1 milyon 803 bindir ve kayıtlarımız devam etmektedir. Salgın süresince ÇKS başvuruları e-devlet üzerinden de alınmıştır.” Kayıtların devam etmesine karşın geçen yılki sayıya ulaşılmasının mümkün görünmediğine dikkat çeken Dr. Şevkin, salgın süresince ÇKS başvurularının e-devlet üzerinden de alınmasına rağmen çiftçi sayısının oldukça düştüğüne dikkat çekti. Bitkisel üretim desteklerinin ÇKS Yönetmeliği çerçevesinde sadece ÇKS kayıtlı üreticilere verildiğine işaret eden Dr. Şevkin, “Bakanlığın bu açıklaması gösteriyor ki; tarım toprakları azaldı, ÇKS’ye kaydı bulunmayan üreticilerin bir çoğu üretimden çekildi, bir çoğu da bitkisel üretim desteklerinden faydalanamadı” diye konuştu.

Birol Celep’ten Pakdemirli'ye Tarım İlacı Teşekkürü

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirterek, sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu kararlardan dolayı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye teşekkür etti.
Ege İhracatçı Birliklerinden (EİB) yapılan yazılı açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanlığı haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklarken, 5 Ağustos 2020 tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ekledi. 7 pestisitin ise Aralık 2021 tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi.
 
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, bakanlığın kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirtti.
Tüketici taleplerinin dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğine dikkati çeken Celep, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesi'nin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesi'nde Dikili'de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz."

Bakan Pakdemirli'den Mangal Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi.ımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi..
Orman yangınları ile ilgili son durumu paylaşan Bakan Pakdemirli, yangınların yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğuna dikkat çekti.
Bakan Pakdemirli ormanlarda mangalın nasıl önleneceği ile ilgili soru üzerine şu yanıtı verdi:
"Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın ormana girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi. Yangınların tek sebebi mangal değil ama ısının çok arttığı nemin düştüğü dönemde vatandaşları bilinçlendirmek ve bu konuya hassasiyet göstermek gerekiyor"
 

Pakdemirli: “Selden Etkilenen Orman Köylülerine Hibe Desteği Vereceğiz”

Tarım ve Orman Bakanı   Bekir Pakdemirli, Bursa'daki selden etkilenen köylerin birçoğunun orman köyü olduğunu, ORKÖY kapsamında bu köylere 2 milyon lira hibe desteği verileceğini açıkladı.

Selden etkilenen bölgelerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile incelemelerde bulunan Bakan  Pakdemirli, Yenişehir Havalimanında gazetecilere yaptığı açıklamada, gün boyunca ekiplerin sahada, hızlı bir tempoyla çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

"SELDEN 26 BİN DEKAR ALAN ETKİLENDİ"
Selden 5 ilçe, 43 kırsal mahalle ve 26 bin dekar alanın etkilendiğini belirten Pakdemirli, "Bizim burada olmamızın ana sebeplerinden biri, sel felaketinin kırsal bir alanda olması ve tarımsal faaliyetlere belli miktarda zarar veriyor olması. Zarar, hayvancılık anlamında çok önemli değil; 17 kuzu, 48 arılı kovan, 400 kanatlı bertaraf olmuş durumda." dedi.

Pakdemirli, Kestel, Orhangazi ve İznik ilçelerindeki tarımsal alanlarda incelemelerde bulunduklarını aktardı.

Sahadaki tarım arazilerinde özellikle rusubat zararı oluştuğunu, taş ve kayaların birikmesinden kaynaklanan özellikle dikili örtüde, ağaçlarda hasar gözlemlediklerini anlatan Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Sayın Cumhurbaşkanımızla tabii ki irtibatlandık. Sabah Kestel ilçesinde ve diğer taraflarda Cumhurbaşkanımızla özellikle taziye konusunda birebir aileleri irtibatlandırarak, taziyelerini iletmiş olduk. Kader kızımızı defnettik. Görünen o ki hem köyün içinde hem de tek yapılaşmanın olduğu yerde, dere içine ve ağzına yapılan konutlar ve yerleşim yerleri, bizim için en büyük tehlike. Türkiye, bu anlamda hakikaten çok büyük bir devlet, çok büyük yatırımları olan bir devlet. Ancak şunu da unutmamamız gerekiyor; Türkiye'de yüz binlerce böyle ıslah edilmeyi bekleyen dereler var. Bundan kaçınmanın en iyi yolu, riske almamak. O yüzden mutlaka dere yataklarından uzak duruyor olmamız lazım. Birçoğumuz, maalesef 'Bana bir şey olmaz. Buradan akan suyun kalınlığı nedir ki?' diyebilir ama ben ailesinden bir ferdini taşkınlarda kaybetmiş biri olarak, hakikaten bu suyun ne zaman geleceğini, problem oluşturabileceğini, hayatımızı riske atabileceği konusunu daha önceden kestirmenin güç olduğunu söylüyorum."

Dere yataklarında evleri olanlara seslenen Pakdemirli, "Kendinizi, çoluğunuzu çocuğunuzu, akrabalarınızı seviyorsanız en yakın zamanda oradan mutlaka konutlarınızı taşınmanın bir yolunu bulun. Gerekirse Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, illerdeki kamu kurumlarından destek alarak bu felaketler olmadan bunları önlemenin yolunu bulmamız gerektiğine inanıyorum. Tüm bu felaketlerin hepsinin bir şekilde çözümü var. Çözümsüz olan, can kayıplarıdır. Can kayıplarının olduğu yerde diyecek çok bir şey kalmıyor, kelimeler tükeniyor." değerlendirmesinde bulundu.

"BURSA'DA TARIM SİGORTALILIK ORANI, OLMASI GEREKENİN 5'TE BİRİ"
Bakan Pakdemirli, tarımsal faaliyetin devamının ve tarım sigortalarının (TARSİM) son derece önemli olduğunu vurguladı.
"Şu anda Bursa'da tarım sigortalılık oranı yüzde 18 yani olması gerekenin 5'te biri." diyen Pakdemirli, bu oran ne kadar fazla olursa zor günlerde çiftçinin sırtı rahat, arkası pek oturabileceğini dile getirdi.

Tarım sigortası olmadığında afet durumlarında büyük kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulunan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Yüzde 45 ile armutta sigortalılığımız var. Bu sigortalılık oranını, tüm meyve ve sebzede artırmamız gerekiyor. Şu an özellikle domates ve sebzede ciddi kayıplar var. Dikilide çok ciddi bir kaybımız yok gibi gözüküyor. Bundan dolayı hasar görmüş arkadaşlarımız, ellerindeki hasar tespit raporlarıyla Tarım Krediye borçlarını, Ziraat Bankasına borçlarını erteleyebilecekler. Bu konuda herhangi bir sıkıntımız yok. Bu köylerin birçoğu orman köyleri. Bu sebeple ORKÖY kapsamında, bu köylerimize 2 milyon lira hibe desteği vermeyi öngördük, en azından tarımsal faaliyetin sürdürülebilmesi ve bir miktar da olsa yaşanan acıları telafi edebilmesi için böyle bir şey yapalım dedik.

"ALMAMIZ GEREKENDEN DAHA FAZLA BİR İNİSİYATİF VARSA DEVLET SU İŞLERİ OLARAK, BİZ BU İNİSİYATİFLERİ ALIRIZ"
Devlet Su İşleri ekipleri taşkınlar konusunda çalışıyor. Şu anda önemli olan, faaliyetin normal devam etmesiyle ilgili konularda Devlet Su İşleri ekipleri çalışıyor. Bugün sanayi bölgesini ve köyleri ziyaret ettik. Burada Büyükşehir Belediyesi de arzu ederse bunlara da almamız gerekenden daha fazla bir inisiyatif varsa Devlet Su İşleri olarak, biz bu inisiyatifleri alırız. Bu konuda bir sıkıntımız yok."

Bursa Büyükşehir Belediyesi ile çalışmaya devam edeceklerini aktaran Pakdemirli, "Menfezlere, drenaj tahliye kanallarına, tarlalarda biriken rusubatlara da hepsine de müdahale edeceğiz." bilgisini verdi.

Pakdemirli, yapısal tedbirleri almanın önemine değinerek, "Kaçınmak önemlidir ama yapılaşmanın belli noktalara geldiği bölgelerde, geleceğe yönelik hangi tedbirler alabiliriz? Sanayi bölgesine de kuşaklama kanallarıyla oraya suyun ulaşmayacağı bir şekle nasıl getirebiliriz? Bununla ilgili de çalışmaya başlandı." ifadelerini kullandı.
 
 

Çiftçilere Fark Destek Ödemeleri Yatırıldı

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, destek ödemesi olarak, çiftçilerin  hesabına 374 milyon lira yatırıldığını açıkladı.

Bakan Bekir  Pakdemirli; 

"Fark Ödemeleri kapsamında;  Yağlı Tohumlar desteği olarak 49.946 çiftçimize 340 Milyon TL, Hayvancılık Destekleri kapsamında Hayvan Hastalıkları Desteği olarak 1.131 üreticimize 27 Milyon TL, Hayvan Genetik Kaynaklarının Yerinde Korunması Projesi desteği kapsamında 468 çiftçimize 3,6 Milyon TL, olmak üzere, toplamda 374 Milyon TL destekleme ödemesi, bugün saat 18:00 itibari ile çiftçilerimizin hesaplarına yatırılmıştır" dedi.
 

Mavi Yüzgeçli Orkinos Avcılığı Başladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Mavi Yüzgeçli Orkinos balıkçılarının Vira Bismillah diyerek avlanmaya başladığını ifade ederek, bu yıl ülkemizce 2 bin 305 ton orkinosun avlanabileceğini söyledi.
 
Türk bayrağıyla Akdeniz’in uluslararası sularında orkinos avcılığı yapacak balıkçılarımızın bu avı başarıyla gerçekleştirebilmeleri için Bakanlık olarak gerekli tüm hazırlıkları tamamladıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli, “Avlanacak balıkçılarımızın kazasız belasız ve bereketli bir avcılık geçirmelerini temenni ediyorum” dedi.
 
Avcılık 30 Hazirana Kadar Sürecek
Mavi yüzgeçli orkinos avcılığı ve kota miktarının merkezi İspanya’da bulunan uluslararası bir bölgesel balıkçılık yönetim örgütü olan ICCAT tarafından belirlendiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Mavi yüzgeçli orkinos avcılığı Akdeniz’de 15 Mayıs itibarıyla başladı ve 30 Haziran 2020 tarihine kadar devam edecek” diye konuştu.
 
Kota 1.000 Tondan 2.305 Tona Çıkartıldı
Bakanlık olarak uluslararası platformlarda gösterilen üstün gayret ve başarıdan dolayı ülkemizin kotasının arttığını belirten Bakan Pakdemirli “Bu çabalar neticesinde kotamız 1000 tondan 2.305 tona çıkartıldı. Bu kota limitleri içinde orkinoslar, Bakanlığımız tarafından belirlenen şartları yerine getirerek avlanma hakkına sahip olan 27 balıkçı gemisi tarafından avlanacak” açıklamasında bulundu.
 
Yaklaşık 2 Bin Kişiye İstihdam Sağlanacak
Avcılık sonucu yakalanan orkinosların kafeslerle taşınarak çiftliklere ulaştırılması için 50 balıkçı gemisinin de avcılık faaliyetinde yer alacağını vurgulayan Pakdemirli, bu avcılık faaliyetleri sırasında yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlanacağını söyledi.
 
Orkinoslardan Yılda 100 Milyon Dolar İhracat Geliri Sağlanıyor
Avcılığı yapılan mavi yüzgeçli orkinos balıklarının hemen hemen tamamının başta Japonya olmak üzere A.B.D ve Uzakdoğu ülkelerine ihraç edildiğini ifade eden Bakan Pakdemirli “Orkinos avcılığından her yıl ülkemize 100 milyon dolar ihracat geliri sağlanmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.​
 
 

Organomineral Gübre Desteği Ödemeleri Başladı

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, 2019 yılı organik ve organomineral gübre  kullanan  çiftçilere uygulanacak desteklere ait açıklamalarda bulundu.
         Bakan Pakdemirli'nin açıklaması şu şekildedir:
         "Ülkemiz topraklarının organik madde kapsamının  yükseltilmesi,  kimyevi  gübre kullanım etkinliğinin artırılması ve topraklarımızın ihtiyacı olan bitki besin maddelerinin ülkesel kaynaklardan karşılanması amacıyla ilk defa 2019 yılında uygulamaya başladığımız normal gübre desteğine ilave olarak organik ve organomineral gübre  kullanan  çiftçilerimize  dekara  10  TL  destekleme  ödenmeye başlanmıştır.
         Bu çerçevede başvuru, icmal, askı ve kontrolleri tamamlanan 57 İlde 18.892 çiftçimize 14 milyon 481 bin liralık destek ödemelerine 15 Mayıs Cuma günü başladık.
Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun"
 

Dsi ve Toki Arasında Sulamada İşbirliği Protokolü

Sulamada yeni bir adım daha attıklarını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ile TOKİ Başkanlığı arasında sulama tesislerinin yapımı konusunda bir protokol imzalandığını belirtti.

İmzalanan protokol çerçevesinde değişik illerde 25 adet sulama projesinin hayata geçirileceğini vurgulayan Bakan Pakdemirli "Bu kapsamda, 3 milyon 200 bin dekar civarında araziyi sulayacak projeler ile çiftçimizin yanında olacağız. Söz konusu projelerin tamamlanması ile 300 bin kişiye istihdam sağlanması ve ülke ekonomisine yıllık 2,5 milyar TL katkı sağlamayı hedefliyoruz" dedi.
Sulamaya yapılan yatırımlar ile suya hasret toprakları suyla buluşturduklarını söyleyen Pakdemirli, protokol ile yapılacak tesislerin toplam maliyetinin 8,5 milyar lirayı bulduğunu söyledi.
Ülkemizin 85 milyon dekar olan ekonomik sulanabilir arazisinin yüzde 78'inin yani 66,5 milyon dekarının sulamaya açıldığını ifade eden Bakan Pakdemirli "Sulamaya açılan 66,5 milyon dekar arazide uygun ziraat usulleri ve ürün deseniyle tarım yapılması durumunda takriben yıllık 49,5 milyar TL zirai gelir artışı sağlanması mümkün"  dedi.

Türkiye'de suyun dörtte üçünün sulamada kullanıldığını belirten  Bekir Pakdemirli "Bu yüzden sulama tesislerini inşa ederken en modern ve tasarrufu en yüksek yağmurlama ve damlama sistemleri tercih ediyoruz. Protokol kapsamında inşa edilecek tesislerde de bu sistemler uygulanacak. Kapalı sistem basınçlı borulu sulamaya geçilmesi ile iletim kayıpları minimum seviye indirilmekte ve tarla içi sulama sistemleri ile önemli ölçüde su tasarrufu sağlanarak çiftlik randımanı maksimum seviyeye yükseltilmektedir. Böylelikle, yağmurlama sulamalarda % 35 damla sulamalarda ise % 65 oranında su tasarrufu sağlanmaktadır " değerlendirmesinde bulundu.
 
 

Meteoroloji'den Süt Üretimine Destek

Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Arasında İşbirliği Protokolü imza töreninde konuşan Bakan Pakdemirli, süt üretiminde meteoroloji verilerinin kullanımıyla verimlilik artışı hedeflendiğini belirterek, bir bölgede verim alınacak bitki ve hayvan cinsinin belirlenmesinde en önemli faktörlerden birinin meteoroloji olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Arasında İşbirliği Protokolü imza törenine katıldı. Protokol, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin himayesinde Meteoroloji Genel Müdürü Volkan Mutlu Coşkun ve Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin arasında imzalandı.

Türkiye Don Takvimi, Bitki Sıcağa ve Soğuğa Dayanıklılık Haritaları, Bitki Soğuklama İsteği Hesaplama Programı gibi çalışmalarla üreticilere planlama aşamasında bir yerde ilk defa yetiştirilmesi düşünülen bitkilerin o yöreye uygun olup olmadığı konusunda ciddi destek sağlandığını kaydeden Pakdemirli, "Zirai don risk haritalarımız var. 5 günlük zirai don beklentisine dair. Zirai don takvimimiz, bitkilerin sıcak ve soğuğa dayanıklılık programı yeni dönemde devreye girdi. İklim değişikliği son derece önemli, buda meteorolojinin önemini artırıyor. Bana göre her kişi evden çıkarken meteorolojik bilgi alırsa ayağı kaymaz. Yapmış olduğunuz işlerle ilgili riskleri kontrol etmek mümkün olur" diye konuştu.

İklim değişikliğinin etkisiyle meteorolojik bilginin üretimin her aşamasında kullanılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Pakdemirli, bu amaçla, geliştirilen zirai meteorolojik uygulama ve ürünlerin daha çok sayıda üreticiye ulaştırılması, üreticilerin de planlamalarını bu bilgiler doğrultusunda yapmaları için Meteoroloji Genel Müdürlüğünün birçok kurum ve kuruluş ile protokol imzaladığını ifade etti.

Protokolün amacına ilişkin konuşan Pakdemirli, "Maksadımız hayvancılık, tarım ve süt üretiminde verimliliğini artırmak. Bilgiye, bilginin yorumlanmasına verdiğimiz önem önümüzdeki birkaç yılın bilgi çağı olacağını kabul edersek her alandaki bilginin önemli olduğunu gösteriyor. Süt üretimindeki verimi meteoroloji sayesinde ve üreticilerin verdiği hizmet sayesinde artırıyor olacağız. Üreticilerimiz ihtiyaç duyduğu tarımsal meteorolojik bilgilere, tahmin ve uyarılara anında erişim sağlayabilecektir. Bu protokol ile ülkemiz tarım ve hayvancılığına büyük katkılar sağlanacaktır" dedi.
Protokol ile 307 alt birlik ile 740 ilçede 250 bini aşkın üreticiye hizmet veren Merkez Birliği tarafından meteorolojik verilerin daha etkin kullanımının sağlanarak, meteorolojik uyarıların süt üreticilerine etkin şekilde ulaştırılması, böylelikle muhtemel zararların en aza indirilmesi ve ayrıca akıllı tarım uygulamalarına geçişte işbirliği yapılması hedefleniyor.
 
 

Tütün Mamullerinde Düz Paket Uygulaması Hedefine Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 5 Ocak'ta zorunlu hale gelen sigarada düz paket uygulamasının hedefine ulaştığını belirterek, "Bu kapsamda yayımlanan makalelerde, düz paketin kullanıcılardan yüzde 81'inde günde en az bir kere sigarayı bırakmayı düşündürdüğüne, yüzde 70'inde sigarayı daha az tatmin edici buldurduğuna, yüzde 66'sında sigaranın kalitesinin düşük olduğu düşüncesi oluşturduğuna yer veriliyor." dedi.

Bakan Pakdemirli, tütün ürünleri tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ve tıbbi nitelikteki her türlü zarara karşı yürütülen mücadele kapsamında 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü'nün özel anlam taşıdığını söyledi.

Türkiye'nin, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde hazırlanan ve bugün itibarıyla 181 ülkenin taraf olduğu Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'ni 2004'te imzaladığını anımsatan Pakdemirli, bu çerçevede Türkiye'nin tütün kontrolü konusunda dünyada örnek gösterilen ülkelerden biri haline geldiğini bildirdi.

Pakdemirli, Bakanlığın tütün kontrolü noktasındaki çalışmalarını titizlikle sürdürdüğüne işaret ederek, şöyle konuştu:
"Tütün mamulleri, dünyada her yıl yaklaşık 6 milyon insanı öldüren ve daha fazla kişinin de sağlığına zarar veren ölümcül, bağımlılık yaratan ürünlerdir. Bu nedenle tütün ürünleri tüketimini azaltmayı, onlarca hastalığın yarattığı sağlık, sosyal ve ekonomik zararların önüne geçmeyi hedefliyoruz. Çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere, vatandaşlarımızın tütün kullanımına başlamasını ve bu ürünlerin pasif etkilerini önlemek amacıyla tütün kontrolü çalışmaları yapıyoruz."
DÜZ PAKET UYGULAMASIYLA UYARILARIN ETKİNLİĞİ ARTTI
Tütün mamullerinde ambalajın çekiciliğini ortadan kaldırmak ve söz konusu ürünlerin zararları konusunda farkındalığı artırmak amacıyla 5 Ocak'ta düz paket uygulamasının zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Pakdemirli, düzenlemeyle bu paketlerdeki resim, figür, sembol, işaret, logo, renk ve renk kombinasyonlarının kaldırıldığını dile getirdi.
Pakdemirli, "Düzenleme sayesinde, tütün ürünlerinde ambalajın etkisi ve çekiciliğiyle bazı ürünlerin diğerlerinden daha az zararlı olduğu algısı ortadan kaldırılırken, sağlık uyarılarının fark edilirliği ve etkinliği artırılmış oldu." diye konuştu.

Uygulamanın üzerinden henüz bir ayı aşkın süre geçmesine karşın sonuçlarının görülmeye başlandığını vurgulayan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Yapılan deneysel odak grup çalışmaları ve araştırmalar düz paket uygulamasının hedefine ulaştığını gösteriyor. Bu kapsamda yayımlanan makalelerde, düz paketin kullanıcılardan yüzde 81'inde günde en az bir kere sigarayı bırakmayı düşündürdüğüne, yüzde 70'inde sigarayı daha az tatmin edici buldurduğuna, yüzde 66'sında sigaranın kalitesinin düşük olduğu düşüncesi oluşturduğuna yer veriliyor. 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü vesilesiyle tütün kullanan vatandaşlarımıza da bir çağrıda bulunarak, hem kendi sağlıkları hem de pasif içicilik nedeniyle yakınlarına verdiği zarardan dolayı sigarayı bırakmalarını ve sağlıklı yaşama merhaba demelerini temenni ediyorum."
 

AGROEXPO 15’inci  Kez Kapılarını Açtı

Tarım sektörünün en büyük buluşması Fuar İzmir'de başladı. Uluslararası alım heyetleri ile Türk üreticilerini bir araya getiren 15. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı açıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Fuar İzmir kompeksindeki 110 bin metrekare alanda gerçekleştirilen etkinliğe 75 ülkeden 950 katılımcının ve 360 bin ziyaretçinin gelmesi bekleniyor.. Agroexpo, 9 Şubat Pazar akşamına kadar sürecek.
 
Fuarın açılışına Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve sektör temsilcileri katıldı.


 
9 Şubat’a kadar İzmir’de gerçekleştirilecek fuarın, 75 ülkeden 950 katılımcı ve 360 bin ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor.
 
2002’DE 3,8 MİLYAR DOLAR OLAN TARIMSAL İHRACATIMIZ, 2019’DA 18 MİLYAR DOLAR OLDU
 
Fuar açılışında konuşan Bakan Pakdemirli, Türkiye tarımının tanıtılması anlamında bu uluslararası platformun oldukça önemli olduğuna dikkati çekerken, tarım sektörümüzün dünyadaki yerini de rakamlarla özetledi. Pakdemirli; ‘‘Tarım orman sektörümüz, 2019 yılının ilk üççeyreğinde ortalama %3,56’lık büyüme ile sanayi ve hizmet sektörlerine göre pozitif bir büyüme göstermiştir. Ülkemiz çok şükür, son 17 yılda; yıllık ortalama olarak %2,72’lik büyüme ile Hollanda, İspanya, Fransa gibi birçok Avrupa ülkesini geride bıraktı. Dünyada yaşanan hem ekonomik olumsuzluk hem de iklim değişikliklerine rağmen sektörümüz, son 17 yılın 14’ünde büyüyerek sürdürülebilir gelişmesini devam ettirmiştir. 2002 yılında 37 milyar lira iken, 2018 döneminde, tarımsal hasılamız %486 artışla, 216,7 milyar liraya yükseldi. Ülkemiz 44 milyar dolarlık tarımsal GSYH ile Avrupa’da lider ülkeler arasında yerini aldı. Tarım orman sektörümüz, 2019 yılının ilk üççeyreğinde, GSYH’ye ortalama %6,3’lük katkı sağlayarak ülke ekonomisine destek oldu. Tarımsal ihracatımızı, 2002 yılında 3,8 milyar dolar iken, 4,7 kat artırarak, 2019 yılında 18 milyar dolara çıkardık. Ülkemiz çok şükür 2019 yılında da 193 ülkeye, 1.827 tarımsal ürün ihraç ederek, ihracatçı bir ülke olduğunu ispat etti.’’
 
 
BİRÇOK TARIM ÜRÜNÜNDE DÜNYA LİDERİYİZ
 
Bakanlıkça yürütülen çalışmalar ve üretime yönelik destekler ile çok sayıda tarım ürününde, dünya lideri olduğumuzu da belirtti Bakan Pakdemirli; ‘‘Fındık, Kiraz, İncir, Kayısı ve Ayva üretiminde Dünya birincisiyiz. Hayvansal üretimde de Dünyada önemli ülkelerden biriyiz. Büyükbaş hayvan varlığımız 1 milyon artışla, 18,2 milyona, Küçükbaş hayvan varlığımız ise 4 milyon artışla, 50 milyona ulaştı. Ülkemiz, Avrupa’da toplam hayvan ve küçükbaş hayvan varlığında 1’nci, büyükbaş hayvan varlığında 2’nci sırada bulunuyor. 2023 hedefimiz; nüfusumuz kadar küçükbaş hayvan varlığına sahip olmak’’ dedi.
 
 
Bakan Pakdemirli son 17 yılda gelinen noktaya da değindi. Çiftçilerimize 17 yılda, toplam 141 milyar lira tarımsal hibe ve destek verildiğini belirten Pakdemirli; ‘‘Bunun sonucunda: Bitkisel üretimimiz, %22 artışla; 120 milyon tona, Süt üretimimiz, %146 artışla; 20,7 milyon tona, Kırmızı et üretimimiz, %167 artışla; 1 milyon 126 bin tona, Tavuk eti üretimimiz, %200 artışla; 2,1 milyon tona çıkmıştır. Yumurta üretimimiz ise, %66 artışla; 19,3 milyar adede ulaşmıştır. Ülkemiz, su ürünleri yetiştiricilik üretiminde; Dünyada En Hızlı Büyüyen 3. Ülke Konumundadır. AB ülkeleri arasında 7. sıradan 2. sıraya yükselmiştir. 2017’de 280 bin ton olan su ürünleri yetiştiricilik üretimimizin, 2023’te, 600 bin tona ulaşmasını hedeflemekteyiz’’ diye konuştu.
 
 
2020 YILI BÜTÇESİNİN YÜZDE 54,5’İ TARIMSAL DESTEKLERE AYRILDI
 
Tarımın birçok sorununa çözüm getirildiğini ve yeni üretim ve destekleme modellerinin devreye alındığını da ifade eden Bakan Pakdemirli, 2002’de neredeyse tek kalemde olan tarımsal desteklerin yeniden düzenlendiğini belirtti ve ‘‘Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini 2019’da fark ödemesi desteği kapsamına aldık. Tarım sektörüne 2002 yılında toplam 1,8 milyar lira destek verilirken, bu rakamı 2019 yılında 17 milyar liraya çıkardık. Bununla da kalmadık. Bakanlığımızın 2020 yılı bütçesinin yüzde 54,5’ini, yani 22 milyar Lirayı tarımsal desteklere ayırdık. Böylece tarımsal desteklerimizi, bir önceki yıla göre yüzde 36,7 artırmış olduk. Tarımın en önemli girdilerini destekliyoruz. Mazot ve gübreye bugüne kadar, toplam 20,1 milyar lira destek verdik. 2019 yılında 2,9 milyar lira mazot destekleme ödemesi yaptık. Mazot maliyetinin %50’sini karşılıyoruz. Başta buğday, mısır, çeltik ve ayçiçeği olmak üzere birçok üründe Cumhuriyet tarihimizin üretim rekorlarını kırdık. Kırsal Kalkınma alanında gerçekleştirdiğimiz 25 bin proje ve toplam 10 milyar lira hibe ödemesi ile 200 bin vatandaşımıza istihdam sağladık. Kırsalda yaşayan gençlerimize verdiğimiz hibe destekler ile hem köyden kente göçü engelledik, hem de tarım ve hayvancılıkla teknolojiyi buluşturduk’’ dedi.
 
 
 
 
 

TİGEM 2019’da 237 Yarış Tayı Sattı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) 2019 yılında 237 yarış tayı satışı yaptığını ve bu satışlardan son 10 yıldaki en fazla gelirin sağlandığını söyledi.

TİGEM'in esas faaliyet alanının üstün vasıflı damızlık hayvan yetiştiriciliği ve sertifikalı tohumluk üretimi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, safkan Arap atı yetiştiriciliğinin, çok eski ve köklü bir tecrübenin ürünü olduğunu ve Osmanlı geleneklerine dayandığını belirtti.
Atçılık Osmanlının Kuruluşuna Dayanıyor

Atçılık faaliyetlerinin Osmanlı'nın kuruluşundan beri devam ettiğini ifade eden Pakdemirli "1300'lü yıllarda kurulan Karacabey Harası, 1815 yılında kurulan Çifteler Harası ve 1889 yılında kurulan Sultansuyu Harası olmak üzere 3 işletmemizde toplam 1.126 baş hayvan varlığı ile bu faaliyetler günümüzde de devam ediyor" diye konuştu.

Yılda Ortalama 250 Üstün Performanslı Yarış Tayı Atçılık Sektörüne Kazandırılıyor
TİGEM'in her yıl ortalama 250 baş üstün performanslı yarış tayını atçılık sektörüne kazandırdığının altını çizen Bakan Pakdemirli "TİGEM'in yetiştirdiği atlar bu zamana kadar, yarış otoritesi tarafından dağıtılan toplam prim ve ikramiyelerin yüzde 33'ünü kazandı" dedi.

Satışlardan 2019'da 22 Milyon 981 Bin Tl Gelir
TİGEM'in 2019 yılında toplam 237 tay satışından 22 milyon 981 bin TL satış geliri ile son 10 yılın en yüksek ortalamasını ve satış hasılatını elde ettiğini de söyleyen Bakan Pakdemirli, Arap atının geniş kitlelere etkin bir şekilde tanıtılması, at ve biniciliği ile ilgili toplumsal bilincin geliştirilmesi amacıyla kurulan Arap Atı Tanıtım ve Hipoterapi Merkezlerinde eğitim faaliyetlerinin devam ettiğini de sözlerine ekledi.
 

Türkiye Ve Avrupa’nın En Büyük Barajında Su Tutulmaya Başlandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapılan ve Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa'nın en büyük barajı olan Çetin Barajı'nın tamamlanarak su tutulmaya başlandığını söyledi.

Siirt'in Şirvan ve Pervari ilçeleri sınırları içerisinde bulunan ve Dicle Nehri'nin en büyük kolu olan Botan Çayı üzerinde yer alan Çetin Barajı'nın 165 metre yüksekliğe sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

"Projenin inşaat çalışmaları 2011 yılında başladı. Baraj rezervuarında 615 milyon metreküp su depolanacak. 37 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre alanında bir gölalanı oluşacak"
Çetin Barajı ve HES'in 2020 yılının ilk çeyreğinde enerji üretmeye başlayacağının planlandığını vurgulayan Pakdemirli "Barajın işletmeye alınması ile birlikte toplam kurulu gücü 420 MWh olan barajdan yılda 1 milyar 174 kwh enerji üretilecek, milli ekonomiye yılda yaklaşık 500 milyon TL katkı sağlanacak" açıklamasını yaptı.

Bakan Pakdemirli, yerli ve yenilenebilir enerjinin payının artırılması bakımından son derece önemli olan bu barajın tamamlanarak milli ekonomiye katkı verir duruma gelmesinin, ülkemizdeki enerji kaynaklı dış ticaret açığına olumlu yönde etki yapacağını da sözlerine ekledi.
 

Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı Toplantısı Başladı

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliğinin 3’üncü Tarım ve Orman Şurası Küçükbaş hayvancılığı güçlendirme eylem planı toplantısı Antalya da Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımları ile başladı.




Çobanların karşılaması ile başlayan toplantı Antalya da  3 gün süre ile  devam edecek.



Açılış konuşmasını yapan  TÜDKIYEB Genel Başkanı Nihat ÇELİK, “Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz” dedi.
 
 Başkan Çelik Konuşmasına şöyle devam etti: “  Merkez Birliğimizce düzenlemiş olduğumu 3. Tarım Orman Şurası Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı toplantımızın küçükbaş hayvancılığımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sağlıkla mutluluğun kucaklaştığı, bereketin herkese ulaştığı, başarılara imza atacağımız bir yıl olması temennilerimle yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum. 77 de Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz.
 
Tarım ve Orman Şurası kapanış toplantısında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk tarımını küresel şirketlerin sadece kar odaklı çalışan çarkı içinde kesinlikle ezdirmeyeceğiz sözü biz yetiştiriciler için büyük bir umut olmuş, 2020 yılını küçükbaş hayvancılıkta hamle yılı olarak ilan ederek küçükbaş hayvan sayısının 56 milyona çıkarılacağını ifade etmiş olması nedeniyle de heyecanımız kat be kat artmıştır. Dolayısıyla bugün burada birlik beraberlik içerisinde tarihi bir güne tanıklık ediyor olmanın haklı gururunu yaşarken biz de Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz.

Bugün 300 bin yetiştiricimizin bir o kadar da çalışanı ve aileleri ile birlikte düşünüldüğünde 3 milyon insanımızın kalbi bu salonda atıyor.

Devlet büyüğümüz Sayın Bakanımız aramızda, Devlet Başkanımız ve Reisimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın sektörümüze olan desteği her zaman yanı başımızda.
 Merkez Birliği olarak Tarım Orman Şurasında alınan kararları güçlendirmek ve sektör temsilcileri olarak eylem planımızın ortaya konulacağı bu toplantıyı sektörümüzün miladı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.



Bizler STK sorumluluğu bilinciyle 3. Tarım Orman Şurası sonrasında ilk eylem planı hazırlayan Merkez Birliği olmamızın da heyecanını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ayrıca; 2019 yılında yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin yayımlanan kararnamede ve Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliğinde yer alan sürü büyütme ve yenileme desteklemesi ile soy kütüğü desteklemesinin ilk defa uygulamaya konulacak olması nedeniyle Ulusal Islah Programı ve Soykütüğü sistemi uygulamalarına yönelik konuların ayrıntılı bir şekilde görüşüleceği toplantımızdan hep birlikte yapacağımız katkı ve çalışmalarla azami faydalar elde edeceğimize yürekten inanıyor, şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Gayemiz bu bayrağı başarıyla geleceğe taşımak
 
Daima gurur kaynağımız olan peygamberler mesleğinin, yüzyıllar öncesinden atalarımızdan bize yadigâr kalan bir mirasın temsilcileri olarak ana gayemiz bize teslim edilen bu bayrağı başarıyla geleceğe taşımaktır.

Bizler; Merkez Birliğimiz ve Bakanlığımızı bir zincirin halkaları gibi görüyor bu çerçevede güçlü bir aile olduğumuzu düşünüyoruz. Bu manada çalışmalarımıza ışık tutan, bizlerden destek ve katkılarını hiçbir zaman esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sayın Bakanımıza teşekkürlerimle birlikte şükranlarımızı sunuyorum.
Merkez Birliğimiz ile uyum içerisinde çalışan Birlik Başkanlarımızı, yönetim ve denetim kurulu üyelerini de huzurlarınızda canı gönülden kutluyorum.

Türkiye’de kırmızı et ve süt üretiminin artışı için özellikle 1980’li yıllardan sonra hayvancılığımız Global Şirketlerin de baskısı ve lobi faaliyetleri sonucunda Sığırcılık ve Tavukçuluk üzerine kurulan politikalarla belirlenmeye çalışılmış, bu nedenle küçükbaş hayvancılık sektörü çok büyük haksızlığa uğrayan bir sektör olarak yıllarca göz ardı edilmiştir.

Sektörümüzün geçmişine dair söylenecek çok söz vardır ama memnuniyetle ifade etmem gerekirse; 2002 yılı öncesine kadarki kötü gidişata dur demek için AK PARTİ Hükümetleri yetiştiricilerimize sahip çıkmıştır.

2006 yılı öncesine kadar 32 milyon başa gerileyen küçükbaş hayvan varlığımız 2019 yılının ilk yarısı itibariyle 50 milyona ulaşmıştır.  

Artık geriye dönüş yoktur, ileriye doğru hedefimiz en az 80 milyondur. Nüfus başına en az 1 koyundur. Bu hedefe yürürken en büyük desteğimiz dün olduğu gibi bugün de Cumhurbaşkanımızdır, Bakanımızdır, Sektörümüzün tüm paydaşlarıyla olan birlik beraberliğimizdir.

Bu manada Bizim Bakanlığımızdan en büyük talebimiz; YÖNÜMÜZE REHBER, YOLUMUZA IŞIK OLMASIDIR…
 
Hedeflerimize emin adımlarla yürümek için öncelikle sorunlarımızı doğru tanımlayarak, zamanlamayı doğru yaparak, mevcut kaynaklarımızı en doğru ve planlı bir şekilde kullanarak hep birlikte gönül gönüle ele ele vermek suretiyle BAŞARILI olacağımıza inanıyor ve diyorum ki; başaracağız, başaracağız, ALLAH’ın izniyle sizlerle başaracağız.

Küçükbaş hayvanı olmayan hiçbir ülke tarımda başarıyı yakalayamamıştır. Dolayısıyla bizim tarımda başarıyı sağlayacak düzeyde küçükbaş hayvancılık potansiyelimiz mevcuttur.
Bu potansiyeli harekete geçirmeyi, küçükbaş hayvancılığı milli bir mesele gibi görerek ülkemiz tarımının vazgeçilmezi haline getirmekle sağlayabiliriz.
 
Dünya Gıda Tarım Örgütü (FAO) hayvansal üretimde kalkınmanın anahtarını “kırsal bölgelerde yaşayan ve sürü büyüklüğü 100 baştan küçük olan hayvan sahiplerinin ve hayvanların koşullarının iyileştirilmesi ve bu bölgelerdeki hayvancılığın ekonomik olarak sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi” olarak açıklamıştır. Dolayısıyla bizim de planlarımızı buna göre yapmamız ülkemiz hayvancılığının hayrına olacaktır.
 
Geçmişte birlikler kurulmadan önce yetiştiricilerimiz öksüz, yetim ve reisi olmayan bir aile gibiydiler. Bu nedenle örgütsüz, kimsesiz kalan bu kesimin bugün ve yarınlarda da Birliklerin mevcudiyetine olan ihtiyacı devam edecektir.

Dolayısıyla; Dünya Döndükçe De Allah’ın İzniyle Hükümetimizin Desteği İle Hep Var Olacağız…
 


 
 
 

Türkiye, Tohumculukta Söz Sahibi Olma Yolunda Hızla İlerliyor

Hedef 2023'te 500 Milyon Dolarlık İhracat

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye'nin tohumculukta Dünyada söz sahibi olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini vurgulayarak "Hedefimiz 2023 yılında 500 milyon dolarlık tohum ihracatı yapmak" diye konuştu.

Son yıllarda yerli tohum üretiminde önemli adımlar atıldığını belirten Bakan Pakdemirli "Atılan bu adımlar ile üretimimiz, buna paralel ihracatımız da artış eğiliminde devam ediyor. Tohumculuk, fidan ve fide sektörüne yönelik yapılan yasal düzenlemeler ve bu sektörlerde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan işbirlikleri sayesinde sertifikalı tohumluk üretiminde 7 kat, sertifikalı tohumluk ihracatında da 8 kat artış yaşandı" açıklamasını yaptı.

Hedef 2 Milyon Ton Üretim

Bu bağlamda tohumculuk sektöründeki hedeflere koşar adım ilerlediklerini ifade eden Bakan Pakdemirli " Tohumculukta 2023 hedefimiz 2 milyon ton üreterek, 500 milyon dolarlık ihracat yapmak. Bu hedefe ulaşamamamız için hiçbir neden yok. Türkiye bu hedeflerine ulaşacak" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Tohumda Net İhracatçı

Tohum konusunda Türkiye'nin net ihracatçı olduğunun altını da çizen Bakan Pakdemirli " 2018 verilerine göre 110 bin ton civarında tohum ihracatı, 40 bin ton civarında ithalat yapıldı. 2019'un ilk altı ayında ise 52 bin ton tohum ihraç edilerek, toplam 135 milyon dolar gelir sağlandı" diyerek sözlerini tamamladı.
 

Üreticilere 425 Milyon Liralık Destek Ödemesi Yapılacak

Tarım ve Orman Bakan Bekir Pakdemirli, yapılacak bazı tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Pakdemirli;
  • Hayvan hastalıkları tazminatı için 40 milyon lira,
  • Biyolojik mücadele için 12 milyon lira,
  • Sertifikalı tohum kullanımı için 100,1 milyon lira,
  • Sertifikalı fidan için 13 milyon lira,
  • Hububat-baklagil için 148,5 milyon lira,
  • Kırsal kalkınma için 34 milyon lira,
  • Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı (ÇATAK) için 64,7 milyon lira,
  • Çiftlik muhasebe veri ağı için 3,5 milyon lira,
  • Patates siğili hastalığı için 8,6 milyon lira,
  • Bitki karantinası için 1 milyon lira,
Toplam 425,4 milyon lira ödeme yapacağız.
Ödemeler, 30 Aralık tarihine kadar çiftçilerimizin, yetiştiricilerimizin Ziraat Bankası hesaplarına geçmiş olacak.
Tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”dedi.
 

Tarım Bakanı Pakdemirli, 2020 hedeflerini açıkladı

2020'yi dijitalleşme yılı olarak tasarladıklarını belirten Tarım Bakanı Pakdemirli, bakanlık bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdıklarını söyledi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bakanlığın faaliyetleri ve gelecek yıla yönelik hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Geçen ay yapılan Tarım Orman Şurası'ndan çıkan kararların yol haritası şeklinde hazırlandığını ifade eden Pakdemirli, bu kararları ocak ayında kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi. Pakdemirli, kararlarda, su odaklı planlama, sözleşmeli üretim, üretici örgütleri, gıdada taklit ve tağşiş gibi öncelikler olacağını bildirdi.

12 yeni destek verdiklerini ve 32 destek birim fiyatında da artış sağladıklarını dile getiren Pakdemirli, çiftçinin yanında olduklarını, gelecek yıl da yüzde 36,7 artışla yaklaşık 22 milyar lira tarımsal destek sağlayarak rekor kırmayı hedeflediklerini söyledi. Pakdemirli, "Bakanlık bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık" diye konuştu.
Pakdemirli, gelecek yıla yönelik hedeflerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"2020'de tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü 1,4 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Küçükbaş hayvan varlığında da hamle yılımız inşallah 2020 olacak. Beyaz et üretimini 2020 yılı için 2,4 milyon ton olarak hedefliyoruz. Kırsal Kalkınma Destekleme Programı toplam 4,1 milyar liralık yatırımla desteklenecek ve yeni 16 bin istihdam sağlanacak. Su ürünlerinde de ilkleri yapacağız. 16 bin 500 ton kapasitede Avrupa'nın ve ülkemizin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesi kurulacak. Su ürünleri yetiştiriciliğindeki üretimimizi 2023 yılında 600 bin tona çıkarmayı ve 2 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyoruz. Dijitalleşme yılı olarak tasarladığımız 2020'de artık tüm işlemleri e-devletten yapılabilir hale getireceğiz"dedi.
 
 

Köye dönen gence 100 Bin TL Hibe...

Tarım ve Orman Bakanlığı, genç çiftçi projesinin sona ermesinin ardından bu defa 'Uzman Eller' projesiyle gençleri kırsalda üretim yapmaya yönlendirecek.
Tarım ve Orman Bakanlığı, üretimde verimliliği ve kaliteyi yükseltmek için kırsalda yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık ve gıda alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunlarının projelerine 100 bin lira hibe desteği verecek.

Dün Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile hayata geçirilecek proje, ilk etapta Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de uygulanacak. Destekten yararlanmak için projeler, hayvansal, bitkisel, su ürünleri, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi aromatik bitkilerin üretimine, depolanmasına ve paketlenmesine yönelik olacak. Projeyle genç nüfusun kırsalda istihdamı sağlanacak.
Bu doğrultuda tarım ve hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri sektörlerinde girişimcilik desteklenecek. Aynı zamanda üretimin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik edilmesi sağlanarak, üretim miktarı ve kalite artırılacak. Kırsala yönlendirilen gençler, yapacağı sürdürülebilir yatırımlarla işletmelere örnek olacak.

Gençler kırsala yönlendirilirken, onların ihtiyaçlarını karşılayacak imkânlar konusunda adımlar da atılacak. Kırsalda riskli tek bir kerpiç ev kalmayacak. Köylerin hemen yanı başında güvenli konutlar inşa edilecek.  Tarım ve Orman Bakanlığı 48 bin genç çiftçiye, büyükbaş ve küçükbaş projeleri için 1,1 milyar, arıcılık ve kanatlı projeleri için 182 milyon lira, bitkisel üretim projeleri için ise 134 milyon lira olmak üzere toplam 1 milyar 433 milyon lira hibe desteği verdi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, arazi dağıtım projeleri kapsamında bugüne kadar 16 bin 151 çiftçi ailesine hazine arazisi dağıtıldığını bildirdi. Pakdemirli, "Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede, 199 köy ve kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık" ifadelerini kullandı. Hâlen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir ve Edirne'de 28 köy ve mahallede, 253 bin 32 dekar arazi için dağıtım çalışmalarının sürdürüldüğünü belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: Dağıtılan topraklar bölünemez ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamaz. Bu araziler başkalarına devredilemez.
 

Ürün İzleme Masaları Hizmet Vermeye Başladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin talimatıyla stratejik öneme sahip bazı tarım ürünleri hakkındaki gelişmelerin izlenmesi için oluşturulan ürün takip masalarının kuruluşu tamamlandı.
Stratejik öneme sahip olan ve fiyatları değişkenlik gösteren tarım ürünlerinin takibi için oluşturulan ürün masaları, izlenen ürünler hakkında tavsiye şeklinde öneriler sunacak. Ürün masaları bünyesinde 26 ürün takibi için toplamda 7 masa oluşturuldu. Takibi sağlanacak ürünler arasında hububat, pamuk, ayçiçeği, soya, kanola, aspir, nohut, kuru fasulye, mercimek, patates-kuru soğan, çay-fındık, incir, kayısı, kiraz, üzüm, zeytin- zeytinyağı ve yem bitkileri yer alıyor.

Ürün takip edecek masalar oluşturulurken, Türkiye için stratejik öneme sahip, insan ve hayvan beslenmesi konusunda önem arz eden ürünler de belirlendi. Oluşturulan masalardaki uzmanlar, Bakanlık adına güvenli şekilde veri oluştururken, verilerin güncel tutulması ve periyodik olarak raporlanması gibi çalışmalar gerçekleştirerek, çiftçiye tavsiye niteliğinde öneriler oluşturacak. Uzmanlar, alanlarındaki ürünlere ait verileri ulusal veya uluslararası veri sistemlerinden yararlanarak çiftçi, sivil toplum örgütleri ve kurumlarla görüşmeler gerçekleştirerek sektörü takip edecek.

Sahada ve masada yapılan ürün araştırmaları sonrasında uzmanlar tarafından belirlenen tarımsal ürünlerin ekiliş alanları, rekolte tespiti, ürün verimi, ürün tüketimi, ürünün ticareti ve fiyat-maliyet gibi bilgileri bir bülten olarak Bakanlığın web sitesinden yayımlanacak.  

Söz konusu bültenler, ürün özelliğine göre aylık, 3 aylık ve 6 aylık dönemler halinde hazırlanacak. İlk etapta saha gözlemleri ve ürün piyasa bilgilerinin beraber araştırılması sonucunda herkesin faydalanması amacıyla ayçiçeği, buğday, mercimek, mısır, nohut ve pamuk için bülten hazırlandı.  
 
 

Kurallara Uymayan Balıkçılara 23,6 Milyon Lira Ceza

Tarım ve Orman Bakanlığı, su ürünleri kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir balıkçılığın sağlanabilmesi amacı ile balıkçılara yönelik denetimlerini sıkı bir şekilde sürdürüyor. Bu çerçevede avlanması yasak tür ve boyutlarda balık avlayanlara, ava kapalı sahalarda ve yasak av araçlarıyla avlananlara yönelik 2019 yılının ilk 10 ayında 23,6 milyon liralık yaptırım uyguladı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, balıkçılık av sezonunun 1 Eylül 2019 tarihinde açıldığını belirterek, su ürünleri kontrol ekiplerinin denizlerde, karaya çıkış noktalarında, nakil güzergâhlarında, balık hallerinde ve perakende satış yerlerinde mesai mefhumu gözetmeksizin 24 saat esasına dayalı olarak denetim yaptığını söyledi.

Bakan Pakdemirli, denetimlerde avlanılan türlerin yanı sıra bu türlerin yasal avlanma boyutlarına, kullanılan av araçlarına, av sahalarına, ruhsat ve belgelere ilişkin hususların denetlendiğini ifade etti.
Denetimlerde bakanlık ekiplerinin yanı sıra Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma ve Emniyet kuvvetlerinin de etkin rol oynadığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:Tarı
“Sürdürülebilir balıkçılık için kurallara uymayan balıkçılara göz açtırılmıyor Bu kapsamda 2019 yılının ilk 10 ayında 94 bin 442 adet su ürünleri denetimi yapıldı. Denetimlerde 588 ton su ürünü ile 2 bin muhtelif ağ ve av aracına el konulurken, kurallara aykırı davrananlara 23,6 milyon liralık idari para cezası uygulandı.”
 

Pakdemirli: “Dünyada Yaklaşık 820 Milyon İnsan Aç”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, başkanlığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 35. Bakanlar Toplantısı Görüş Alışverişi Toplantısına katıldı.

          Bu yıl "Gıda Sistemleri" konusuna odaklanan İSEDAK toplantısında konuşan Bakan Pakdemirli,  “öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve İSEDAK Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’a bu önemli toplantıya vermiş olduğu destek ve liderliğinden ötürü şükranlarımı sunmak istiyorum. İnanıyorum ki bu toplantı sadece İslam Dünyasında değil, aynı zamanda dünya çapında da önemli bir konu olan sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesine yönelik farkındalığı arttıracaktır” dedi.

          2050 yılına kadar Dünya nüfusunun yaklaşık 10 milyara ulaşacağının beklendiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, artan bu nüfusun besin ihtiyacını karşılayabilmek için gıda üretiminin %50 oranında artırılması gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

          Pakdemirli, “Dünyada yaklaşık 820 milyon insan açtır. Bu her dokuz insandan birinin her gece yatağa aç girdiği anlamına gelmektedir. Bu yüzden, gıda ve tarımsal üretim daha çok önem kazanmış ve uluslararası gündemin önemli konularından biri haline gelmiştir. Sürdürülebilir gıda sistemlerinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle, tarım, orman ve balıkçılık alanlarındaki bütün paydaşların sürece dâhil edilmesi gerekmektedir.  Sürdürülebilir bir gıda sistemi, tarladan çatala gıdaya ilişkin bütün süreçlerde her kesimden paydaşın katılımını gerektirmektedir. Bu kapsamda, Türkiye'nin sürdürülebilir gıda sistemlerindeki mevcut durumunu ve söz konusu sistemin teşvikine ilişkin faaliyetleri ortaya koymayı hedefleyen bir Ülke Raporu hazırladık” diye konuştu.

         Hâlihazırda üye sayısı 57 olup, Asya ve Afrika kıtaları ile Ortadoğu bölgesindeki Müslüman nüfusa sahip ülkelerin büyük bölümünün üyesi olduğu İSEDAK Toplantısında, Sürdürülebilir gıda sistemleri bağlamında Türkiye’nin tarımsal görünümüyle ilgili bilgilere de değindi Bakan Pakdemirli. “Türkiye, dünyanın 7. Avrupa’nın ise 1. tarımsal üreticisi olup, fındık, kayısı, kiraz ve incir gibi pek çok tarım ürünlerinin üretiminde dünyanın lider ülkesidir. Bununla birlikte, uluslararası ticaretin geliştirilmesine büyük önem verdiğimizi ifade etmek istiyorum. Türkiye 1690 farklı tarımsal ürün ihracatı ile tarım sektöründe net ihracatçı bir ülkedir.

          Ayrıca, yaklaşık 4,8 milyar dolar dış ticaret fazlasını verdiğimizi de ifade etmek isterim. Diğer taraftan dış yatırımlara büyük önem veriyoruz. Türkiye'nin tarımdaki gücü sayesinde, Türk gıda ve içecek sanayisi, yabancı yatırımcılar için en cazip alanlardan birini oluşturmaktadır. Ekonomik dalgalanmalar ve iklim değişikliğinin dünya tarım sektörü üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, Türkiye’de tarım ve gıda sektörü son 17 yılda sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam etmiştir. İnşallah bu ivmeyi kaybetmeden yolumuza devam edeceğiz” dedi.

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli daha sonra, İSEDAK üyesi konuk bakanlara, Türkiye’nin ilk milli ve yerli yapımı olan Elektrikli Traktörü de tanıttı.




             Bakan Pakdemirli, ayrıca toplantı sonrası Gabon Tarım, Hayvancılık, Balıkçılık Ve Gıda Bakanı BIENDI MAGANGDA-MOUSSAVOU ile de heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede bakanlar, iki ülke tarımsal ticaret hacmini artırmak üzere işbirliği yapılması adına temennide bulundu.
 

Ürün Bazlı Gıda Denetimleri Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı, "ürün bazlı" gıda kontrollerine Ankara'daki bir entegre et tesisinde yaptığı denetimle başladı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı ekipler ürünlerden numune alarak fiziki kontrollerini gerçekleştirdi.

Türkiye'de bir ilk olan ürün bazlı gıda denetimi 1 hafta boyunca Türkiye genelindeki birçok işletmede yapılacak. Yapılan denetimler sonucunda numunesi alınan ürünlerde herhangi bir olumsuzluk tespit edilmesi durumunda, ilgili firmalara para cezası uygulanacak ve isimleri kamuoyuyla paylaşılacak. 

Denetimler Habersiz Yapılıyor
Hangi ürün grubunda ne gibi riskler görüldü, bunlar yıl içindeki ve geçmiş yıllardaki verilerle karşılaştırılarak masaya yatırılıyor, böylece bir sonraki yılın denetim ve numune alma planı şekilleniyor. Denetimler kesinlikle haber vermeden gerçekleştiriliyor.

Ülke Genelinde Denetimler Sürecek
Ankara'nın yanı sıra ürün bazlı ilk kontroller İstanbul, İzmir, Erzurum, Gaziantep, Samsun, Antalya başta olmak üzere ülke genelindeki birçok tesiste gerçekleştirildi. "Ürün bazlı" denetimlere gelecek günlerde de devam edilecek.
 

Kalkan Balığı Kotasında En Büyük Pay Türkiye’ye

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Karadeniz'de aşırı avcılık nedeniyle stokları azalan kalkan balığıyla ilgili avcılıkta kota uygulamasına geçileceğini belirterek, "Bu kapsamda Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu tarafından Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak belirlendi ve bu miktar Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Burada en büyük payı 497 ton ile Türkiye aldı." dedi.

Bakan Pakdemirli, Türkiye ve dünyada denizlere olan ilginin her geçen gün arttığını ve değerli bir hayvansal protein kaynağı olan balık stoklarından daha fazla pay elde etmek için ülkelerin birbiriyle yarışa girdiğini söyledi.

Bu mücadelelerden birinin geçen hafta Karadeniz'de kalkan balığı kota paylaşımında yaşandığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) geçen hafta Atina'da bir toplantı yaptı. Toplantıda, Karadeniz'deki kalkan balığı stoklarının aşırı avcılığa maruz kalması nedeniyle, türün korunması ve stoklarının iyileştirilmesi amacıyla bir takım düzenlemeler getirildi. Bu kapsamda Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak hesaplandı ve avcılığın kotayla yönetilmesine karar verildi. Belirlenen bu miktar da Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Ülkemizin yoğun müzakereleri sonucunda en büyük pay yüzde 58 (497 ton) ile Türkiye'nin oldu. Bu kota, 2020 yılından itibaren üç yıl boyunca uygulanacak. Alınan bu kotanın, ülkemiz ve Karadeniz'de avcılık yapan balıkçılarımıza hayırlı olmasını diliyorum."
 
 

Bakan Pakdemirli'den İzmir'e Tarıma Dayalı Osb Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir'in Dikili ilçesinde kurulacak Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi'nde 80 bin tonun üzerinde sebze meyvenin işleneceğini, 3 bin 500 kişinin istihdam edileceğini bildirdi.

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) ve Özgencil Grup iş birliğiyle İzmir'de bir otelde düzenlenen 3. Ege Ekonomik Forum'da konuşan Pakdemirli, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'ndeki fidan dikim etkinliğine dikkat çekerek çok güzel anların yaşandığına, bu günde toplumun tüm kesimlerinin bir araya geldiğine işaret etti. 

Tarımla ilgili konuların artık siyasetten arındırılması gerektiğini dile getiren Pakdemirli, "(Tarım bitti, öldü, üretici böyle oldu) dediğiniz zaman bu işle uğraşanları da korkutuyorsunuz, kaçmalarına sebebiyet veriyorsunuz. Eksiklerimiz varsa bunları konuşalım ama bunları saygı ve sevgi içinde yapalım. Bunun üzerinden siyaset yapıp kimse kendi için rant devşirmeye çalışmasın. En son siyaset yapılacak konu budur, milli güvenlik meselesidir." dedi.

Gelecek hafta Tarım Şurası'nı gerçekleştireceklerini, 15 yıldır yapılmayan şurada tarımla ilgili tüm konuları derleyip toplayarak tartışacaklarını aktaran Pakdemirli, bu toplantıdan gelecek 5 yıl için bir iş planı ortaya konmasını beklediklerini ifade etti.

Türkiye'de gıda fiyatlarının, enflasyon sepeti içinde yüzde 20-25'lik payı alması nedeniyle sürekli gündemde olduğunu, gelecek 20 yılda gıda üretimini yüzde 50-60 artırma zorunluluklarının bulunduğunu kaydeden Pakdemirli, bunun bir yolunun kooperatiflerin güçlendirilmesinden geçtiğine dikkati çekti.

Bekir Pakdemirli, "Avrupa'da 150 bin tane kooperatif var. 5,4 milyon çalışan var. Fransa'da 15 bin kooperatif var. Bu kooperatifler 86 milyar avro ciro yapıyor. Bizde Fransa ile hemen hemen aynı miktarda kooperatif var. Ama bizde 1 milyar lira ciro yapan kooperatif yok. Başarılı kooperatiflerimiz var ama bunları sayısını artırmamız lazım." diye konuştu.

Gıda güvenliğinde tohumdan çatala kadar olan sürecin takip edilmesinin önemine işaret eden Pakdemirli, "Son günlerde ıspanak konusunda ortaya çıktı. Dün bütçe konuşmalarında da konuşuldu. Her ürünü köküne kadar kontrol etme şansımız yok. Ama herkesi de bir şekilde belli seviyede eğitmemiz lazım. Tarımsal ilaçlamadan değil, ıspanağın içine karışan bir yabani ottan bir zehirlenme." ifadelerini kullandı.

Elektrikli traktörün prototipini ürettiklerinin hatırlatan Pakdemirli, Türkiye'nin bu konuda öncü ve ihracatçı olabileceğine değindi.
Türkiye'nin tarımsal üretimde Avrupa'da ilk sıralarda olmasına rağmen işlenmiş gıda konusunda aynı durumun söz konusu olmadığını dile getiren Pakdemirli, bu konuda İzmir'in potansiyelini daha iyi kullanması gerektiğini ifade etti.

Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ayın 7'sinde imzaladım. Dikili Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi hayırlı uğurlu olsun. Burada 80 bin tonun üzerinde sebze ve meyve üretimi olacak ve 3 bin 500 kişiye de istihdam sağlayacak. Ama 9 ilçede daha tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri kurulması konusunu da gündemimize aldık. Bunların hepsini peyderpey inşallah ülkemize kazandırmış olacağız. Bölge olarak da Denizli Sarayköy'de, Aydın Efeler'de, Manisa Alaşehir'de, Balıkesir Edremit'te de bu bölgelerin kurulması konusunda da gayretimiz sürüyor."
 

Su Ürünleri Kanununda Yapılan Değişiklikler TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi

Denizlerimizde, doğal göl, baraj ve akarsularımızda yaşayan başta balıklar olmak üzere tüm su canlılarını korumak, bu kaynakları gelecek nesillere daha sağlıklı bir şekilde bırakmak adına Su Ürünleri Kanununda değişiklik yapıldı.

Yapılan değişikliklerin sadece balık ve sucul biyoçeşitliliği değil, aynı zamanda alnının teriyle ekmeğini sudan çıkaran, kurallara uyan balıkçıların da haklarını koruyacağını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli "Kanunda yapılan değişiklikler kaçak avcılık yaparak dürüst balıkçıların ve denizin hakkını çalanların da sonunu getirecek hatta balıkçılık alanında milat olarak kabul edilebilecek önemli bir adımdır" diye konuştu.

Bu Kanun ile 1971 yılında yürürlüğe giren 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun gelişen teknolojik imkânlar, bilimsel, çevresel, ekonomik ve sosyal hususlar, uluslararası yükümlülükler ile sektörün ihtiyaçları göz önünde bulundurularak günümüz koşullarına uyumlu hale getirildiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:  "Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizin balıkçı filosu Avrupa ülkeleri arasında en büyük avlanma kapasitesine sahip filolardan birisidir. 15.352 adet balıkçı gemimizin 1.634 adedi 12 metreden daha büyük, bunların da 275 adedi 30 metreden daha büyük yüksek av kapasitesine sahip balıkçı gemileri olup endüstriyel avcılık yapan gruptadır. Bugün balıkçılarımızın sahip olduğu teknoloji, imkân ve kabiliyetler okyanuslarda bile avcılık yapabilmelerine imkân sağlamaktadır. Bu Kanunda yapılan değişikliklerle uluslararası sulardaki gücümüzün daha da artacağına inanıyoruz"

48 Yıldır Yapılan En Kapsamlı Düzenleme
Balık varlığını sürdürülebilir hale getirmek ve gelecek nesiller açısından deniz varlıklarının korunması amacıyla Su Ürünleri Kanununda yapılan bu değişikliğin, 48 yıldan bu yana yapılan en kapsamlı çalışmayı içerdiğini ifade den Bakan Pakdemirli "Değişiklikler su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi ve balıkçılık kaynaklarımızın korunması için ihtiyaç duyulan hususları içermektedir. Sektör paydaşları, ilgili sivil toplum kuruluşları ve kurallara uyan gerçek balıkçılar da bu değişikliğin bir an önce yasalaşmasını beklemekteydiler, nitekim gerçekleşti" açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, Su Ürünleri Kanununda Değişikliğin, yürürlük ve yürütme maddeleri dâhil 19 maddeden oluştuğunu da sözlerine ekledi.

Yapılan Başlıca Değişiklikler;
Yapılan değişiklik ile kaçak ruhsatsız teknelerle gırgır, trol, algarna ile avcılık yapanlara, deniz patlıcanı veya midye gibi su ürünlerini illegal yollarla dalarak avlayanlara ve Marmara, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarıyla, Karadeniz'de ışıkla avcılık yapanlara 50 bin TL'ye kadar idari para cezası getirildi. Ayrıca gemiler dâhil tüm av araçlarına ve yakaladıkları ürünlere el konulacak, tekneler ve av araçları kamu kurumları veya bilimsel kuruluşlara bağışlanacak, bağışlanamayanlar ise imha edilecek. Diğer taraftan Marmara'da, Boğazlarda kaçak trol çekenlerin bu fiili iki yıl içerisinde tekrar işlemeleri halinde ise Kanunda sayılan cezalara ilave olarak 1 ila 3 yıl hapis cezası getirilmektedir.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde verilen izinler günün şartlarına göre düzenlenmekte, kültür balıkçılığında ihtiyaç duyulan su alanı ve suyun kiralanmasında ilgili kurumların yetkileri belirlenmektedir. Halkımıza 12 ay boyunca sağlıklı balık arzı sağlayan ve neredeyse 100 ülkeye 1 milyar $ ihracat hacmi oluşturan su ürünleri yetiştiricilik çiftliklerinin kurulacakları bölgeler, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının ortak çalışmasıyla çevre ve turizm hassasiyeti de gözetilerek belirlenecektir. Özellikle başta Bodrum ve çevresi olmak üzere kapalı koy ve körfezlerde bulunan yetiştiricilik alanları ile turizm alanlarını her iki sektöründe lehine olacak şekilde ayırmak için planlamalarımıza başladık ve ilgili kurumların yer onayından sonra buralarda bulunan mevcut balık çiftliklerinin bir yıl içerisinde daha açıkta belirlenen alanlara taşınması planlanmaktır. Bu güne kadar kurallara uymayan balık çiftliklerine uygulanan 3.292 TL idari para cezası yeni düzenleme de aykırılığın niteliğine göre 10 bin TL'den 100 bin TL' ye kadar uygulanacak ve masrafları kendilerine ait olmak üzere yaptıkları aykırı faaliyetler düzelttirilecek, aykırılığın tekrarı durumunda ise para cezası katlanarak artacaktır.
Baraj, regülatör ve HES'lerde, can suyunun bırakılması zorunlu hale getirildi. Su ürünlerinin göç etmesine, üremesine imkân sağlayacak su yapılarının yapılması ve işler durumda tutulması zorunluydu. Ancak bu şartlara uymayanlara ceza yok denilecek kadar azdı ve uygulanamaz bir durumdaydı. Yeni düzenlemede verilen sürede aykırılığın giderilmemesi halinde uygulanan idari para cezası 100 bin TL'den 250 bin TL'e kadar artırılmakta ve üstelik tekrarında katlamalı olarak uygulanan müeyyideler getirilmektedir. Aynı şekilde akarsuları kirletenlere veya su ürünlerinin yaşaması için gerekli olan can suyu bırakmayanlara da 50 bin TL'ye kadar idari para cezası getirilmektedir.

Doğal göllerimize, akarsularımıza hatta denizlerimize yabancı tür canlıları (pirana, Amerikan veya Avrupa levreği, çim sazanı, havuz sazanı vb.) izinsiz bırakanlara, bu kişi gerçek kişi ise 10 bin TL, eğer kurumsal olarak izinsiz balıklandırma yapıldıysa 20 bin TL idari para cezası uygulanacaktır.

Kanuna eklenen yeni bir madde ile su ürünleri avcılık ve yetiştiricilik faaliyetlerinin uzaktan algılama sistemleri ve teknolojik imkânlarla izlenmesi, denetlenmesi ve kayıt altına alınması sağlanacaktır. Getirilen kurallara aykırı hareket edenlere 5 bin TL ile 25 bin TL arası idari para cezası uygulanacaktır.

Kanuna eklenen diğer bir yeni madde ile balıkçı gemilerimizin başka ülke karasularına ve uluslararası sulara avcılık amaçlı gidişleri kurala bağlanmaktadır.
Özellikle son zamanlarda artan ülkemizde tüketimi az olan deniz patlıcanı veya akivades gibi su ürünlerini, hatta sülük gibi ülkemize ait yerli türlerimizi ve biyolojik zenginliklerimizi kaçak yollarla yurt dışına kaçıranlara ilk seferinde, 5 bin TL'den 100 Bin TL'ye kadar idari para cezası getirilmekte ayrıca nakil vasıtalarına ve av araçlarına el konulmakta, aykırılığın iki yıl içerisinde tekrarı halinde ise 1-3 yıl hapis cezası getirilmektedir.

Dinamitle, zehirli kimyasal maddelerle veya elektrik ile balık avcılığı yapanlara 3.292 TL olan para cezası 10.000 TL'ye çıkarılmaktadır.
 

Sığır Islahı Bitiyor mu?

Tarım ve Orman Bakanlığında et ithalatının önüne geçebilmek için Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından sığır ıslahına yönelik bir karara imza atıldı. Alınan karara bakılınca Türkiye de  25 yıllık ıslah bitecek mi sorusu akıllara geliyor.

Tarımsal desteklemelere ilişkin kararnamenin 4/ii maddesinde saf sütçü sürülerinde, yüzde 60 oranına kadar hayvanın başka ırklarla tohumlaması yer alıyordu. Etçil ırklarla tohumlanarak doğan buzağılara ise 600 TL destek verilecekti.





HAYGEM 3/11/2019 günü ( pazar günü)  bir talimatla saf ırkların kendi ırkı dışında tohumlanmasındaki sınırlamalar  kaldırılarak, her ırkın her ırkla tohumlanması yolunu açmış oldu. Hayvancılık sektörü ise, 25 yıldır yapılan ıslah ve saf yetiştirmenin büyük darbe alacağından endişe ediyor. Saf sütçü ırkların tohumlamasından doğan erkekler besi materyali olarak et üretiminde kullanılacağı varsayılsa bile, doğan dişiler kestirilemeyeceği için bunlar elde tutulacak ve erişkin olduğunda bambaşka bir ırkla tohumlama yolu açılacağından ( hedefi ve planlaması olmayan bir tohumlama sonucu) bir kaç nesil sonra ırkı belirsiz genetik yapıda hayvanlar ortaya çıkacaktır. Kısa vadede et üretimini artırayım düşüncesi  saf ırkların yok edilme sürecine girme riskini doğuracaktır.
 Gelecekte saf ırklarda yeterli damızlık bulunamadığı gerekçesiyle ithalat daha da artacaktır. E ıslah sistemindeki eksiklikler giderilerek damızlık üretimi artırılması gerekirken, sistem tamamen çökertilmiş olacaktır. Bu karar yönetilmesi güç riski yüksek bir yola girilmiş, uzun vadede oluşacak zararları dikkate alınmamış bir karar olarak görünmektedir.

Bu kararla Türkiye 2 Yıl sonra her çeşit damızlık hayvandan net ithalatçı olacak aynı zamanda buna bağlı olarak süt üretiminde azalacağından dolayı süt tozu ithal etmek zorunda kalacak.
 
 
 
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
 
 

Ormanlar Küllerinden Yeniden Doğacak

Muğla Dalaman ve Göcek’te Temmuz ayında yaşanan yangınlarda zarar gören ormanlık alanlarımız, 4 ay gibi kısa bir sürenin ardından yeniden yeşillendiriliyor.

11 Temmuz’da başlayıp, 18 saat boyunca mücadele edilen yangının ardından Tarım ve Orman Bakanlığı çalışmalarını tamamladı, yanan alanlar yeniden ağaçlandırılıyor.  Yangın süresince bölgede bulunan ve çalışmaları bizzat yerinden takip eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kısa süre içinde Muğla’da yanan alanlardan çok daha fazlasının ağaçlandırılacağını açıklamıştı.

Bakan Pakdemirli’nin talimatları doğrultusunda titizlikle çalışan Orman Genel Müdürlüğü, yangında zarar gören ve ihtiyaç duyulan tüm alanları ağaçlandırmaya hazır hale getirdi.
 
Yanan Alanlar 4 Aydır Yeniden Yeşillendiriliyor
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Muğla’nın Dalaman ve Göcek ilçelerinde 11 Temmuz’da çıkan yangında zarar gören ormanlık alanların, yeniden ağaçlandırılması için çalışmaların tamamlandığını bildirerek, yangından 4 ay sonra 11 Kasım’da ilk fidanların dikileceğini müjdeledi.
 
'Geleceğe Nefes'
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli: “Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de 81 ilimizde 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidanı toprakla buluşturuyoruz. “dedi

Ülkemize hediye edeceğimiz fidanların, gelecekte bu topraklarda yaşayan tüm canlılar için nefes olacağını belirten Bakan Pakdemirli, “Bu kapsamda, Muğla’nın Dalaman ve Göcek ilçelerinde 11 Temmuz’da çıkan yangında zarar gören ormanlık alanların yeniden ağaçlandırılması için hazırlık çalışmalarında sona gelindi. Ekiplerimiz bir taraftan yangından zarar gören ağaçları sahadan çıkartarak alanın temizliğini yapıyor diğer taraftan da tohum ekimi ve fidan dikimi için alandaki çalışmalarını sürdürüyor. Yangından 4 ay sonra yani 11 Kasım’da Dalaman ve Göcek’teki alanlara ilk fidanları dikmeye başlayacağız ve ağaçlandırma mevsiminin sonuna kadar çalışmaları tamamlamış olacağız. Böylece yanan bu alanları yeniden yeşertmiş olacağız. Gelin 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de #GeleceğeNefes seferberliğimizde bize katılın.” dedi
Pakdemirli, Türkiye genelinde Kasım ayında yapılacak olan fidan dikim etkinliğine sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra 7’den 70’e vatandaşların da destek vereceğini söyledi.

Daha Yeşil Bir Türkiye için tüm yurtta fidanların toprakla buluşacağı seferberliğe katılmak isteyen vatandaşlarımız ‘Geleceğe Nefes’ (geleceğenefes.com) internet sayfası üzerinden fidan sahiplenebilirler.
 
Türkiye’nin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan üçüncü ülke konumunda olduğunu vurgulayan Pakdemirli, son 16 yılda 4,5 milyar fidan dikildiğini belirterek, hedeflerinin 2023 yılına kadar 7 milyar fidanı toprakla buluşturmak olduğunu ifade etti.

Şanlıurfa’da, 481 bin 810 Dekar arazi sulandı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü yaptığı yatırımlarla modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmaya, tarımda su tasarrufu sağlamaya, çiftçilerin  kazançlarını doğrudan ve dolaylı yollarla artırmaya  devam ediyor.

Bu çerçevede Şanlıurfa'da da sulama yatırımlarını hız kesmeden sürdüren DSİ, yapmış olduğu yatırımların meyvelerini alıyor. Bu kapsamda Şanlıurfa ve ilçelerinde tamamlanan sulama sezonunda toplam 3 milyon 40 bin 330 dekar tarım arazisi sulandı.

Modern sulama ile tarımda sağlanan verim artışlarının,  üretim deseninin çeşitlenmesinin, çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa neden olduğunu ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ise "Şanlıurfa'da 2019 yılında yapılan sulu tarım sayesinde 2019 yılı birim fiyatları ile ülke ekonomisine yaklaşık 2 milyar 230 milyon TL katkı sağlandı" dedi.

GAP kapsamında yer alan Şanlıurfa'nın bereketli topraklarını hayata geçirecekleri sulama projeleri ile suyla buluşturmaya devam edeceklerini belirten Bakan Pakdemirli, "Tarım arazilerinin suya kavuşmasını, kapalı sistem sulamanın yaygınlaşmasını ve sulamada su tasarrufu sağlanmasını önemsiyoruz. Çalışmalarımızı da bu yönde kararlılıkla sürdüreceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
 

Üretilen Gıdanın Üçte Biri İsraf Ediliyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 39. Dünya Gıda Günü etkinlikleri kapsamında hazırlanan '5. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi'ne katıldı.

Açlık, israf ve sağlıksız beslenme üzerine konuşan Bakan Pakdemirli, dünyada önemli ölçüde açlık ve obezite sorunu olmasına rağmen üretilen gıdanın, her yıl üçte birinin kaybedildiğini ya da israf edildiğini belirtti; ''İsraf, modern dünya ve gelişmekte olan dünya arasındaki en büyük sorundur. Hem sağlık sorunudur hem de ekonomi sorunudur. Bizler ülkemizde, israfın önüne geçmek için birçok çalışmaya imza attık, atmaya da devam ediyoruz'' dedi.

İsrafı önlemek adına yapılan çalışmalardan da örnekler verdi Bakan Pakdemirli; "Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası" ile günlük, yaklaşık bir milyon ekmeğin israf edilmesini önledik. G20 Dönem Başkanlığımız süresince, FAO bünyesinde ''Gıda Kaybı ve İsrafının Azaltılması ve Ölçülmesine İlişkin Teknik Platformu"nun kurulmasına öncülük ettik. Söz konusu platform ile bu konudaki çalışmaların sürdürülebilir olmasını ve dünyada gerçekleştirilen iyi uygulamaların paylaşılabilmesini sağladık'' diye konuştu.

Dünya genelindeki 5 ölümden biri sağlıksız beslenmeden!

Yetersiz beslenme ve obezitenin önemli küresel sorunlar arasında yer aldığını belirten Pakdemirli, 800 milyon insan açlıkla karşı karşıya iken, 670 milyondan fazla yetişkin ve 140 milyon gencin ise obezite sorunu yaşadığını söyledi. Pakdemirli; ''Sağlıksız beslenme; dünyada bulaşıcı olmayan hastalıklarda ölümlere sebep olan risk faktörlerinin başında gelmekte ve dünya çapındaki her beş ölümden biriyle ilişkilendirilmektedir!'' diye de ekledi.

Ülkemizde artan obez nüfusa da dikkat çeken Bakan Pakdemirli; 'Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; Türkiye'de her 3 kişiden 1'i obez olarak belirlenmiştir ki bu; tehlike çanları çalıyor, demektir! İşte bu gidişe dur demek için, 39. Dünya Gıda Günü vesilesiyle farkındalık oluşturmak niyetindeyiz' dedi.

Türkiye'nin tarımsal üretimde, Avrupa'da ve dünyada ilk sıralarda yer aldığını belirten Bakan Pakdemirli, bu doğrultuda, gıda güvenliği ve kırsal kalkınma kapsamında uluslararası boyutta projeler hayata geçirildiğini belirtti; ''BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile gıda güvenliği ve tarım alanında yürüttüğümüz ortak programlar sayesinde, Orta Asya'da komşu ülkelerimiz için çok faydalı projeler uyguladık. Ortaklığımızın yeni döneminde de Balkanlar ve Afrika ülkelerinin de yer aldığı projeler üretiyoruz. Türkiye'nin bilgi birikimi, deneyimi ve teknik kapasitesini dünyayla paylaşıyoruz.
İşte biz, bütün bunları; "Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir" hükmünün bir gereği olarak ve kâinatımızın geleceğine dair hassasiyetlerimiz adına yapıyoruz!
Çünkü biz paylaşmayı seven, dünyanın belki de en cömert ve en misafirperver milletiyiz, diye düşünüyorum''.

Birilerinin kilo vermek için ödediği para ile Afrika'da milyonlar doyabilir!

''Bugün Yemen'de, Kongo'da, Somali'de, Hindistan'da; hala açlıktan ve susuzluktan ölen çocuklar varsa, daha çok yolumuz var demektir! Dünyada insanların fazla kilolarını vermek için ödediği milyonlarca parayla, Afrika'da milyonlarca aç doyabilecekse, daha çok işimiz var demektir!'' diyen Bakan Pakdemirli, açlıkla mücadele ve israf ile beraber "Sağlıklı Beslenme"nin de oldukça önemli olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanlığı olarak bütün planların kriz yönetimi yerine, risk yönetimi esasına dayanarak hazırlandığını anlatan Bakan Pakdemirli, suyu ve toprağı korumak adına yapılan ve yapılacak olan çalışmaları anlattı. Pakdemirli; ''Su kaynaklarımızı korumak adına, Temmuz ayında, Yeraltı Barajları Lansmanı'nı yaptık. Aşırı sıcak ve yüksek buharlaşma koşullarında yer altı barajları tasarlayıp, uygulamaya koyduk. Alüvyon yapılı, toprak tipindeki akiferlerde suyun biriktirilmesi ile daha az maliyetle, daha çabuk sonuç elde edeceğiz. Suyun, topoğrafyanın ve jeolojinin uygun olduğu alanlarda, çevre dostu yeraltı barajlarının yapımına başlıyoruz. Başlattığımız bu eylem planı ile toplam 100 adet yeraltı barajı inşa ederek, 50 milyon m3 su depolayacağız" dedi.
Gıda güvenilirliğinin sağlanması ve tüketicilerin aldatılmasının önlenmesi için denetimlerinde titizlikle yürütüldüğünü belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda; 2018 yılında, gıda işletmelerine, 1.124.918 denetim yapıldığını ve denetimler sonucunda olumsuzluk tespit edilen işletmelere yönelik toplam 18.164 adet yasal işlem yapıldığını açıkladı.

"Eylemlerimiz Geleceğimizdir"

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, '5. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi'nde yaptığı konuşmayı; ''Sağlıklı beslenen, israf etmeyen ve paylaşan bir dünya için "Eylemlerimiz Geleceğimizdir" diyor; Bakanlığımızın teşviki ve milletimizin desteğiyle "Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası" gibi projelerimizin de artarak devam edeceğini bildiriyor, çalışmalarımızın dünyaya örnek olmasını diliyorum'' diyerek sözlerini ile tamamladı.
 

Su Zirvesi Budapeşte’de Gerçekleştiriliyor

İlki 2013'te ikincisi 2016 yılında düzenlenen ve karar vericilerin yanı sıra su alanında dünyanın önde gelen uzmanlarını bir araya getiren Budapeşte Su Zirvesi'nin üçüncüsü 15-17 Ekim 2019 tarihleri arasında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de gerçekleştiriliyor.

Zirvenin açılışı, Macaristan Cumhurbaşkanı Janos Ader'in konuşması ile gerçekleşirken; Zirveye pek çok ülkeden ilgili bakanlar ve dünyada su alanında görev yapan uluslararası ve bölgesel kuruluşların başkanları katılım sağlıyor.

Bu yılki teması "Su Krizlerinin Önlenmesi" olan Zirve'de sudan kaynaklanan problemlerin çözümüne yönelik siyasi, ekonomik, finansal konular ele alınıyor.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Bakan Pakdemirli, Budapeşte Su Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Macaristan'da temaslarda bulundu. Burada Macaristan Başbakan Yardımcısı Zsolt Semjen ile bir araya gelen Pakdemirli, Macaristan'ın, "Barış Pınarı Harekatı"na verdiği desteğin Türkiye için çok önemli olduğunu bildirdi. Pakdemirli, "Suriye Barış Pınarı Operasyonu kapsamında Türkiye'nin yalnızlaştırılmasına karşı Macaristan'ın ülkemiz lehine sergilediği duruş için müteşekkiriz." değerlendirmesinde bulundu.
 

TMO ile Tarış arasında Kuru üzüm İşbirliği

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile TARİŞ arasında kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği gerçekleşiyor. 

10 Eylül itibariyle 9 numara üzümü 10 liradan almaya başlayan ve bugüne kadar 10 bin ton civarında randevulu başvurunun yapıldığı TMO ile Türkiye’nin en büyük kooperatif kuruluşu olan TARİŞ arasındaki, kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği protokolü imza töreni, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli başkanlığında bugün Saat: 15: 00'de  Tarım ve Orman Bakanlığı Makam Toplantı Salonunda gerçekleştirilecek.
 

2019 Yılı Üzüm Rekoltesi açıklanıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019 yılı üzüm rekoltesini bugün Manisa’da açıklayacak. 

Dünyanın en önemli sofralık ve kuru üzüm üreticilerinden biri olan ülkemizde, geçen yıl 3,9 milyon ton üzüm üretimi gerçekleştirildi. Bunun 1,9 milyon tonu sofralık, 1,5 milyon tonu kurutmalık, 464 bin tonu da şıralık olarak kullanıldı.

Stratejik ürünlerimiz arasında yer alan üzüm, ülkemizin tarımsal ihracatında da önemli bir yer tutarken; Bakanlık olarak üzüm üreticilerine mazot ve gübre, organik tarım, iyi tarım, örtü altı iyi tarım, küçük aile işletmeciliği ve biyoteknik mücadele desteği gibi çeşitli kalemlerde destek ödemesi yapıyoruz. Ayrıca üzümle ilgili işleme, paketleme ve soğuk hava deposu gibi yatırımlarda proje tutarının yüzde 50’si oranında hibe sağlıyoruz.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de bugün Manisa’ya bir ziyaret gerçekleştirerek, Manisa Ticaret Borsasında ilk üzüm satışını yapacak ve 2019 yılı üzüm rekoltesini açıklayacak.