Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Üreticinin Gözü Gıda Komitesinden Çıkacak Kararda

Gıda Komitesi üç Bakanın katılımıyla toplandı.
Pakdemirli, Twitter hesabından, Gıda Komitesi toplantısına ilişkin paylaşımda bulundu.
Toplantının, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın da katılımıyla yapıldığı bilgisini veren Pakdemirli, "Gıda Komitesi toplantımızda, hasat sonrası hububat gelişmelerini, salgın dönemi tedbirlerimizi, gıda ve tarım ürünleri fiyatlarını ve çiğ süt tavsiye fiyatlarını değerlendirdik." değerlendirmesinde bulundu. Gözler Gıda Komitesinden çıkacak karara çevrildi. Özellikle süt üreticileri fiyatlar konusunda merakla çıkacak sonucu bekliyor.
Öte yandan toplantının geç saatlere kadar süreceği belirtildi.

Pakdemirli: Tarımla İlgili Rakamlar Doğru Patikada Olduğumuzu Gösteriyor

Bloomberg HT tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Tarım ve Gıda Zirvesi'nin açılışını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli gerçekleştirdi. Bakan Pakdemirli önemli açıklamalarda bulundu

Bloomberg HT Tarım ve Gıda Zirvesi’nin konuğu Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli oldu.

İrfan Donat’ın soruları cevaplayan Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin açıklamaları şöyle;

Ekonominin olduğu yerde tüketim fiyatları hangi ekonomi olursa olsun bir artış içinde olacak. İster Batılı ister Doğulu ekonomi olsun ister istemez artacak. Burada ana eksenin şu olması lazım. Fiyatların artması kaçınılmaz olabilir ama ürün fiyatlarıyla da bunları desteklemek lazım. 2020 Temmuz itibari ile tarımsal girdi fiyat endeksinin yıllık 6,74 arttığını görüyorum. Ancak tarım ÜFE’ye baktığımız zaman Ağustos ayı itibari ile yüzde 17,36 artış var. Yani bunun anlamı biz maliyetlerin artışının üzerinde çiftçimizi, üreticimizi desteklemişiz. Rakamlar yalan söylemez, bunu her rakam destekliyor. Yani 216 milyar lira olan tarımsal gayrisafi milli hasılamız 275 milyar lira olmuş. Bugün üreticimize sorsak üreticimiz şunu söyleyecektir; evet mazot, tohum, gübre, fidan ve yem bunlar benim ana girdilerim ve benim maliyetlerim artıyor. Bu maliyetlerdeki artışı bir nebze desteklemek için sayacağım 4 destek tüm desteklerim yaklaşık yüzde 18 ile 20’sidir; Mazot ve gübre desteği, sertifikalı tohum desteği, fidan ve yem desteği. Bunların hepsi aşağı yukarı vermiş olduğumuz desteklerin kabaca yüzde 20’sidir.

Arkadaşlarımız bu konu hakkında gereken çalışmaları yapıyorlar. Geçen yıl ekim itibari ile biz çiğ sütte fiyatı 2.30’lara getirdiğimiz zaman bildiğiniz gibi süt-yem paritesi vardır. Bu süt yem paritesi normalde 1.30 tüm paydaşlar tarafından kabul edilen bir paritedir. Biz bunu belki de çok uzun zamandan beri ilk defa 1,50’ye çıkardık. Maliyetlerin arttığı bir ortamda bir marji olmalı ki 1,30’un altına düştüğü zamanlarda da üreticimizi kurtarsın. Arkadaşlar bu konu hakkında çalışıyor. yakın bir zamanda bu konu aydınlığa kavuşur.

Pancarda biliyorsunuz ki ağırlıklı olarak özel sektör var. Aşağı yukarı yüzde 20-25 Türk Şeker’in etkinliği var. Halihazırda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yönetiliyor. 2 kurum bunun için çalışıyor. Pamuk tarafında da destekler bir miktar artırılmalı ve yeni destek paketinde bunun bir çalışması var. Pamuğu biraz daha desteklememiz konusunda hemfikiriz.

Desteklemelerin açıklanması biraz gecikti bunun farkındayız ama unutmayalım ki hala bir pandemi dönemi yaşıyoruz ve hala bir belirsizlik yönetiliyor. Bu belirsizlik yönetilirken de üretici ve çiftçi lehine tek bir kazanım olacağına, bir miktar daha gecikebiliyoruz. Maalesef geçen sene de geciktik. Gecikmeye karşılık çok ciddi bir tarımsal destek bütçesinde de bir artış yakaladık. Tarımsal desteklerle ilgili çalışma henüz tamamlanmadı ama yakında gelecek. Desteklerde aile işletmeleri yönünde birkaç iyileştirme planlıyoruz. Üretici ve küçük üretici tarafından baktığınız zaman iş pazara ulaşımdan geçiyor. Bu kısmı halledersiniz geriye çok büyük bir problem kalmıyor. Pandemi dönemi için rakamlara bakmak lazım. İkinci çeyrekte Türkiye’nin büyümesi veya diğer sektörler büyümesine baktığınız zaman çoğunda negatif bir büyüme olduğunu göreceksiniz ama yüzde 4 tarım sektöründe ciddi bir büyüme var. Buğday, arpa, meyve, sebze, et, süt ve diğer konularda aslında 2019’da yakalamış olduğumuz performansı aynen devam ettiriyoruz. Her konuda aktif takip yapıyoruz. Son iki yılda üreticinin teri soğumadan kâra dönmesini ana amacımız haline getirdik. 2 yıldır aktif olarak ürün takibi yaptık. Serbest piyasaya inanırım ama tarım piyasalarının da regüle edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü üretim ve tüketim arasında geçen zamanda sizin mutlaka bu regülasyonu bir şekilde yapmanız gerektiğini düşünüyorum.
 

TMO Kuru Kayısı Fiyatlarını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Malatya’da bu yıl kuru kayısı alımına karar veren Toprak Mahsülleri Ofisi’nin (TMO) alım fiyatlarını, video konferansla katıldığı törende açıkladı. Bakan, 4 numara kükürtlü kuru kayısının kilosunu 21 TL’den, günkurusunun kilosunu ise 23 TL’den alacaklarını bildirdi.

Bakan, fiyatları şöyle açıkladı:

“Herkes hazırsa alım fiyatını açıklıyorum. 2020 numara 4 numara kuru kayısıyı kg başına kükürtlenmiş için 21 TL’den, -görüyorum ki yani sevinçle karşılandı bu fiyat, iyi biz de memnun olduk buna. İşin açıkçası tabi önümüzdeki yılları da düşünerek fiyatları yapmamız gerektiğinden dolayı, 20 TL gibi TMO aslında fiyat düşünmüştü. Ben acaba 20,5 TL olur mi diye arkadaşlarımla konuştum. Sayın Cumhurbaşkanımızla da konuştuğumuzda en az 21 TL olsun diye bize talimat verdi. Ve 21 TL’den açıkladık.- Şimdi günkurusuna da 2 TL fark veriyoruz. Günkurusu için ise 23 TL’den alıyoruz. Yani 21 TL’den 4 numara kayısıyı alıyoruz, günkurusunu da 23 TL’den alıyoruz. Hayırlı uğurlu ve bereketli olsun.”

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in acı günü

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in dün vefat eden babası İsmail Metin'in cenazesi memleketi Bolu'da toprağa verildi.
Bir süredir Ankara'da hastanede tedavi gören İsmail Metin (71) dün hayatını kaybetti. 
Cenaze aracı ile Bolu'daki evine getirilen Metin için Sağlık Mahallesi Saygılı Camisi'nde düzenlenen törende, oğlu Fatih Metin taziyeleri kabul etti. 
Törene, Metin ailesinin akraba ve yakınlarıyla AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, AK Parti Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü, bazı AK Parti milletvekilleri, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay, Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratları katıldı. 
İsmail Metin'in cenazesi, kılınan namazın ardından Sağlık Mahallesi'nde bulunan Şehitler Mezarlığı'na defnedildi

Bakan Pakdemirli: Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Deneyimimizi Dünyaya Aktarıyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye’nin çölleşme ve erozyonla mücadele deneyimini dünyaya aktardığını vurgulayarak bu kapsamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim verildiğini söyledi.
Çölleşme ile mücadele ve erozyon kontrolü ile ilgili sahip olduğumuz deneyimlerin her yıl "Uluslararası Çölleşmeyle Mücadele Eğitimleri" ile Afrika, Orta Asya, Kafkas, Orta Doğu ve Balkan ülkeleri ile paylaşıldığının altını çizen Bakan Pakdemirli “Geçen yıla kadar toplamda 89 ülkeden 839 uzmana eğitim verdik” diye konuştu.
108 ÜLKEDEN 953 UZMANA EĞİTİM VERİLDİ
Bu eğitimleri kendilerine görev edindiklerini belirten Bakan Pakdemirli “Tüm dünyayı etkileyen COVID-19 salgını da, bu eğitimleri gerçekleştirmemize engel teşkil etmedi. 17 Haziran 2020 Dünya Çölleşme ve Kuraklık Günü kapsamında gerçekleştirdiğimiz online eğitim ile birlikte toplamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim vermiş olduk” değerlendirmesinde bulundu.
EROZYONLA KAYBOLAN TOPRAK MİKTARINI 154 MİLYON TONA DÜŞÜRDÜK
Ülkemizin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Son 18 yılda 5,4 milyon hektar alanda 4 milyar 633 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Yaptığımız erozyonla mücadele çalışmaları kapsamında 1970’lerde 500 milyon tonluk erozyonla kaybolan toprak miktarını günümüzde 140 milyon tona düşürdük. Hedefimiz, 2023’te bu rakamı 130 milyon tona indirmek” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, ülkemizin ağaçlandırma ve erozyonla mücadele kapsamındaki edinmiş olduğu tecrübeyi, önümüzdeki yıllarda da söz konusu eğitimlerle dünyadaki başka ülkelerin uzmanlarına aktarmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.​
 

Bakan Bekir Pakdemirli: Diyarbakır’ın Çılgın Projesinde Önemli Bir Eşik Aşıldı

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün inşasını sürdürdüğü ve Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak bilinen Silvan Barajı’nda önemli bir eşiğin aşıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin ikinci büyük sulama barajının gövde dolgusunun tamamlandığını söyledi.
Silvan Barajı'nın hizmete alınmasıyla Güneydoğu Anadolu Projesinin (GAP) bölge genelindeki sulama hedeflerine ulaşılması adına önemli bir adım atılacağını ifade eden Bakan Pakdemirli “175,5 metre yüksekliği, 8,7 milyon m³ hacimli gövdesi ile Silvan Barajı ülkemizin ve Avrupa’nın ön yüzü beton kaplı baraj tipinde en yüksek barajı olacak” diye konuştu.
Önemli Eşik Aşıldı
Barajda önemli bir eşiğin geride bırakıldığını ve gövde dolgusunun tamamlandığını vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Silvan Barajı, GAP’ın en önemli projelerinden olan Silvan Projesi’nin en büyük ve en önemli bileşenidir Baraj oluşturacağı 7,3 milyar m³ rezervuar hacmi ile GAP’ın Atatürk Barajı’ndan sonra ikinci büyük barajı olacak. 4 aşamalı olan Silvan Projesi kapsamında her aşamada Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artarken, Silvan Hidroelektrik Santralinde üretilen elektrik enerjisi azalacak. Böylece zaman içerisinde enerji üretimi 681 milyon kilovatsaatten 88,41 milyon kilovatsaate inerken sulamaya verilen su 1,791 milyon m³’e çıkacak”
Ekonomiye Yılda 1,91 Milyar TL Katkı Sağlayacak
Projenin tamamen hizmete alınması ile 1.689.920 dekarı cazibeli, 661.310 dekarı pompaj olmak üzere toplamda 2.350.580 dekar alanın suyla buluşacağını söyleyen Bakan Pakdemirli “Böylece yaklaşık 305 bin kişiye iş imkânı, yılda 1,91 Milyar TL ekonomiye katkı sağlanacak” ifadelerini kullandı.
Hedef Barajı 2021 Başlarında Su Tutmaya Hazır Hale Getirmek
Silvan Projesinin toplam maliyeti 2020 yılı fiyatları ile 13,25 milyar lira olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Önemli bir eşiği aşarak gövde dolgusunu tamamladığımız bu devasa barajın 2020 yılı sonu itibarıyla ön yüz beton imalatlarını bitirmeyi, 2021 başlarında ise barajı su tutmaya hazır hale getirmeyi hedefliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Bakan Pakdemirli: 91 Firmaya Ait 113 Parti Ürünü Daha İfşa Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanlığı vatandaşımızın sağlığını korumaya, gıdada taklit ve tağşiş yapanlara göz açtırmamaya devam ediyor. Bu kapsamda, taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 91 firmaya ait 113 parti ürün Bakanlık Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunuldu. ​İlgili açıklamaya https://www.tarimorman.gov.tr/GKGM/Duyuru/411/Kamuoyuna-Duyurulur bağlantısından ulaşılabilir.

Vatandaşımızın sağlığı söz konusu olunca kimsenin gözünün yaşına bakmayacaklarını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bu kapsamda son olarak 91 firmanın 113 parti ürününü ifşa ettiklerini duyurdu.
Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada şöyle konuştu;
“Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesi, kişilerin sağlığının ve tüketici menfaatlerinin korunması ile sektörde haksız rekabetin engellenmesi amacıyla gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarında resmi kontrol faaliyetlerini Bakanlık olarak büyük bir titizlikle yürütüyoruz.
Her zaman söylediğim gibi en etkin denetimci vatandaşımızdır. Söz konusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Bakanlığımızca yürütülen denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu açıktır. Bu bakımdan tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkımızın sağlığının korunması yönündeki çalışmalarımız için büyük önem taşımaktadır. Bir usulsüzlük gördükleri anda vatandaşlarımızın Alo 174 Gıda İhbar Hattı ve 0501 174 0 174 numaralı WhatsApp Gıda İhbar Hattı aracılığı ile bize ulaşmalarını, şikayetlerini iletmelerini rica ediyorum.”
Son yapılan ifşa ile beraber, ilk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1.609 firmaya ait 3.605 parti ürün tüketicilerin bilgisine sunuldu.

“İNŞALLAH KIBRIS'I 25 EYLÜL'DE TEKRAR BU HATTAN MEMBA KALİTESİNDEKİ SUYUNA KAVUŞTURACAĞIZ"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) 25 Eylül'de Su Temin Projesi kapsamındaki hattan yeniden memba kalitesindeki suya kavuşturacaklarını bildirdi.
Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve KKTC Başbakanı Ersin Tatar ile KKTC Su Temin Projesi onarım çalışmalarının yürütüldüğü gemide yaptığı incelemenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Projenin çok büyük olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, şu ifadeleri kullandı:
"Akla hayale sığmayacak, Türkiye'nin son yıllarda yapmış olduğu dünyadaki en iddialı projelerden bir tanesi. Hatırlamak gerekirse, neredeyse 50 tane Osmangazi Köprüsü'nü yan yana koyduğunuzda elde edeceğiniz büyüklükte bir proje. Aslında temelinde bir asma köprü mantığıyla çalışıyor. Asma köprü ötesinde mühendislik hesapları ve karmaşık mühendislik içeren Türkiye, Kıbrıs ve iki ülke için çok faydalı büyük dünyaya örnek olacak bir proje. Dünyada çalışmaları yapılan, Amerikalıların dahi ilgilendiği bir proje."
Pakdemirli, projede 8 Ocak'ta ufak bir sorun yaşandığını dile getirerek, buna karşın derinlemesine yapılan araştırmalar sonucunda kalıcı çözüm üretmek amacıyla projede bazı değişikliklerin yapılması gerektiğini gördüklerini söyledi.
"TÜRKİYE PANDEMİ SÜRECİNDE YATIRIMLARINA DEVAM EDİYOR"
Bu nedenle hızlı şekilde tamir etmek yerine kalıcı değişikliklerin yapılması yoluna gittiklerini anlatan Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu:
"Böylece bugünkü noktaya gelmiş olduk. Türkiye pandemi sürecinde yatırımlarına devam ediyor. Böyle bir yatırımı devam ettirmek son derece zor. Gerçekten bir ay yüzeyinde hareket etmek kadar zor olan denizin binlerce metre altında robotların yapmış olduğu operasyonlar santim santim yukardan hesaplanarak birçok şeyde de ilk yaşanarak yapılan tamir ve onarım süreci."
Pakdemirli, proje kapsamında 80-100 kilometrelik geçiş ve 530 kilometrelik ishale hatları, iki baraj ve 17 bin dekarlık sulama alanının yer aldığına dikkati çekti. Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Özellikle tarımsal sulama alanında da KKTC Tarım Bakanımızla çalışıyoruz. Tarım Bakanımızla ilişkilerimiz son derece iyi. Pandemi sürecinde de karşılıklı fikir alışverişi ve yardımlaşmalarda da bulunduk. Buradaki onarım sürecini Kıbrıs tarafında da Tarım Bakanımız ve Başbakanımız da gün gün takip ettiler. Biz de inşallah Kıbrıs'ı 25 Eylül'de tekrar bu hattan memba kalitesindeki suyuna kavuşturacağız."
 

Bakan Pakdemirli: Lisanslı Depo Desteği Hesaplara Yatıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli bu hafta Cuma günü Lisanslı Depo Desteği kapsamında 16,4 milyon lira destek ödemesi yapılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada;

“Ticaret Bakanlığınca belirlenmiş ve Bakanlığımıza bildirilmiş 95 lisanslı depoya 2020 yılı ikinci dönem için toplamda, bu hafta Cuma günü 16,4 milyon lira, saat 18.00 itibariyle kira bedeli olarak ödenecek” dedi.

Pakdemirli: “Alınan Tedbirlerle Tarımsal Üretim Yüzde 4 Arttı”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rize'de ÇAYKUR'un Hayrat Botanik Bahçesindeki örnek çay bahçelerinde incelemelerde bulundu. Hayrat fidanlığındaki Ar-Ge çalışmaları hakkında ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim’den bilgi alan Pakdemirli, bakanlık olarak üretimi, araştırmayı, çeşitliliği, katma değeri desteklediklerini ifade etti.  Pakdemirli ardından ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nü de ziyaret ederek Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim'le görüştü.  
Rize Ticaret Borsası'nda Ulusal Çay Konseyi üyeleri ve çay sektörünün temsilcileri ile bir araya gelen Bakan Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin tarımsal üretiminin ilk iki çeyrekte yüzde 4 büyüdüğünü kaydederek, "Bunda, pandemi sürecince üreticinin de evine kapanmaması için bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin etkili olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. 
Pakdemirli, Rize Ticaret Borsası salonunda gerçekleştirilen, Ulusal Çay Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çay üretiminde dünyada beşinci, Avrupa'da birinci sırada olduğunu anımsatarak, buna rağmen yürünecek çok yol olduğunu ifade etti. ÇAYKUR'un, kendilerinin Ankara'dan Rize'ye uzanan elleri olduğunu vurgulayan Pakdemirli, görev ve sorumluluğun ağır olduğunu, bölge insanının beklentisinin ÇAYKUR ile çok bağdaştığını aktardı. 
Pakdemirli, ÇAYKUR'un gen kaynaklarını geliştirmeyle ilgili araştırma ve geliştirme merkezini ziyaret ettiğine dikkati çekerek, "ÇAYKUR'un da ağır bir sorumluluğu var. Sadece malı alıp, üretip satacak bir kuruluş olarak değil, bölgede bu işin devamını sağlayacak ve bu işin de aslında hem iç hem de dünya ticaretini planlayıp programlayacak önemli kuruluşlardan bir tanesi" diye konuştu.

Kaçak çay konusuna da değinen Bakan Pakdemirli, bunun çok önemli bir sorun olmadığını ifade etti. ÇAYKUR'un gelişime açık yönlerinin bulunduğunun altını çizen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Fabrikalardaki üretim süreci, paketleme ve depolama sorunları, çok minimal miktarda da olsa kaçak çay sorunundan bahsedilebilir ama bunların bir önemi olmadığını düşünüyorum. Pazarlama sorunları en büyük sorunumuz. Kimyasal gübre halen sorun olmaya devam ediyor. Tabii ki bahçelere bakım yapılması, bitki zararlıları ile mücadelenin iyi yapılması, yaşlanmış çay bahçelerinin rehabilitasyonu, budamaların yapılması, müstahsilin çay toplarken standart dışının önüne geçilmesi önem taşıyor."

Pakdemirli: Giresun’un Yaralarını Sarmaya Devam Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Giresun 2020 2. Dilim Buzağı Desteği kapsamında toplamda 8 Milyon 152 Bin TL Buzağı Desteği ödeneceğini müjdeledi.
Bakan Pakdemirli, açıklamasında şöyle konuştu;
“Giresun’da 15 bin 850 buzağı için 7 milyon 415 bin, TL destek ödemesi yapıyoruz. Selden en çok etkilenen Develi’de ise 1394 buzağı için 737 bin TL destek ödemesi gerçekleştiriyoruz. Ödemeler bugün saat 18.00 itibariyle üreticilerimizin hesaplarına aktarılacak. Toplamda 8 milyon 152 bin TL buzağı desteği bütün üreticilerimize hayırlı, uğurlu, bereketli olsun.’’

Bakan Pakdemirli Kuru Üzüm Alım Fiyatını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Giresun'da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2020 Yılı Fındık Alım Törenine katılarak fındık alımına ilişkin açıklamalarda bulundu. Pakdemirli programda canlı bağlantıyla Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümünde 2020-2021 Sezonunun Açılışı ve Geleneksel İlk Çekirdeksiz Kuru Üzüm Töreni'ne de katılarak üzüm alım fiyatlarını açıkladı.

Konuşmasına Giresun'da yaşanan sel felaketinden dolayı şehit olan askerlerimize ve hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı dileyerek başlayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli İnşallah, vatandaşlarımızın yaralarını çok hızlı bir şekilde saracağız. Bunun için bölgeye, Bakanlığımızın imkânlarını seferber ettik" diye konuştu.

Bugün, Dünyada fındık denince akla ilk Türkiye'nin geldiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

"Türkiye'de fındık denilince ise, açık ara Karadeniz ve Giresun gelir. Fındık, bizim stratejik ürünümüz. Dünya fındık alanlarının %76'sına sahibiz. 734 bin hektar alanda ürettiğimiz fındık, 612 bin aileye gelir kapısı olmuştur. Fındık üretiminde Dünya lideri olan Türkiye, üretiminin %70'ini, ihracatının ise %76'sını tek başına yapmaktadır.  Fındık, bugün ülkemiz tarım ihracatının bir numaralı ürünüdür. Ürettiğimiz fındığın % 80'ini ihraç ediyoruz. Bu bizim için bir iftihar tablosudur. Tarımsal ihracat gelirimizin %12'si fındıktan geliyor. 100'den fazla ülkeye, yılda ortalama 250 bin ton iç fındık ihraç ediyoruz. İhraç birim fiyatlarında, son 1 yılda %16'lık bir artış sağladık. Geçen yıl kilogramı 5,80 Dolar olan fındık ihraç fiyatı, bugün itibariyle 6,72 dolara yükseldi. Bu artışla, ihraç edilen 335 bin ton fındıktan, ilave 300 milyon Dolarlık bir katkı sağlandı. Bu ilave ihracat artışının 50 milyon Doları Giresun ekonomisine, Giresun esnafına, Giresunlu vatandaşımıza doğrudan katkı sağladı. Fındık ihraç geliri ise 2 milyar Dolara ulaştı. İnşallah fındık ihracatında rekorlar kırmaya devam edeceğiz"

Karadeniz'in kalite, tadı ve içerdiği yağ oranı ile Dünya'nın en kaliteli fındığını yetiştirdiğini belirten Pakdemirli " Biliyoruz ki; fındık denilince akla Giresun ve Levant gelir. Giresun'da 116 bin çiftçimizden, yaklaşık %73'ü yani 85 bini fındık üretimi yapıyor. Biz de, üretimi artırmak ve katma değere çevirmek için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi.

Fındık üretimini ve piyasaları günlük takip ettiklerini ve üreticiyi mağdur etmeyecek, geliri artıracak tüm tedbirleri aldıklarını ifade eden Bakan Pakdemirli " 2019 yılında Fındık alım fiyatını, Cumhuriyet tarihinde ilk kez hasat öncesinde, yani fındık dalda iken açıkladık. Geçen yıl TMO tarafından kilogramı 16,5-17 Liradan fındık alımı yaptık.  Açıkladığımız fiyatlar; üreticiler, üretici örgütleri, ilgili STK'lar, yani bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca, üretimin devamlığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı. Hasat dönemi düşme eğiliminde olan fındık fiyatları hızla toparladı ve sezon içerisinde 18-20 Lira civarında seyretti. Böylece kg başına 3-4 Lira gibi artış ile fındık üreticilerimizin cebine ve Karadeniz ekonomisine en az 2 milyar Liralık fazladan gelir sağlanmış oldu.

2020 yılı fındık fiyatları ise yine hasattan önce, 27 Temmuz'da Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklandı. TMO üzerinden; Giresun kalite fındığı 22,5 Liradan, Levant kalite fındığı 22 Liradan, Sivri kalite fındık ise 21 Liradan alıyoruz. Yine, randıman ve Bakanlığımız destekleri ile birlikte Giresun kalite fındığın kilogram alım fiyatı 25,5 liraya çıkmıştır. Böylece fındık alım fiyatında son 1 yılda ortalama %33, son iki yılda ise ortalama %55 artış sağladık ve üreticilerin yüzünü bir kez daha güldürdük" değerlendirmesinde bulundu.

Üreticilerin 19 Ağustos'tan itibaren randevu almaya ve 24 Ağustos'tan itibaren de ürünlerini TMO'ya satmaya başladığını söyleyen Bakan Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buradan şunun da müjdesini vermek istiyorum. Ödemeler Lisanslı depoya teslimde peşin, diğer alım noktalarına teslimlerde 10 gün içinde yapılacaktır. Ancak, alımların başladığı Pazartesi gününden bugüne kadar teslim edilen fındık bedellerini, 10 gün beklenmeden Cuma günü üreticilerimizin hesaplarına aktaracağız.

TMO'ya fındık alım görevi verildiği 2006 yılından bugüne, Karadenizli üreticilerimizden, yaklaşık 6 milyar Liralık fındık alımı yaptık. Giresun'da ise son 3 yılda toplam 30 bin ton kabuklu fındık alımı yaparak, üreticilere 400 milyon Lira ödedik" 

Daha sonra canlı bağlantı ile çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatını açıklamak üzere Manisa'ya bağlanan Bakan Pakdemirli "Üzüm Alım Fiyatı Açıklanması Programını, sizlerle birlikte yüz yüze yapacaktık. Giresun'da meydana gelen sel felaketi sebebiyle afetin yaralarını bir an önce sarmak için Giresunlu kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Çok iyi biliyorum ki, benim Manisalı hemşerilerim de, her daim dualarıyla Giresunlu kardeşlerimizin yanında" açıklamasını yaptı.

Ülkemizin fındıkta olduğu gibi kuru üzümde de dünyada marka olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "Bağ alanı bakımından Dünya'da 5'inci sırada, ortalama üzüm üretimi açısından ise Dünya'da 6'ncı sırada yer almaktayız. Ve en önemlisi de; Dünya'da kuru üzüm ihracatında 1'inci sıradayız. Öyle ki Manisa'da, yaklaşık 5,1 milyon dekar tarım alanında üretilen pek çok tarım ürününden, ortalamanın üzerinde verim alınmaktadır. 2019 yılında, Manisa'da toplam üzüm üretimimiz, 1 milyon 546 bin tondur. Manisa, Türkiye'deki Kurutmalık Üzümün % 85 ini, Sofralık Üzümün %20'sini üretmektedir. Bundan dolayı, ülkemizin çekirdeksiz kuru üzüm ihracatının tamamına yakını Manisa'dan gerçekleşmektedir.  Manisa'dan yıllık ortalama 250 bin tonluk üzüm ihracatı yapılmakta ve bu sayede ülke ekonomimize 500 milyon dolar gelir kazandırılmaktadır. Bu da, Dünya'nın en kaliteli üzümlerinin bu topraklarda yetiştiğinin göstergesidir.  Ayrıca Manisa, üzümü katma değerli bir ürüne dönüştürebilmeyi başarabilmiş bir şehirdir. 2019 yılında, sofralık ve kuru olarak, yaklaşık toplamda 672 milyon Dolarlık üzüm ihracatı yaptık. Yani tarımsal ihracatın yaklaşık %4'ü üzümden geliyor" diye konuştu.

Üzüm Rekolte Tahmin Komisyonlarınca yapılan çalışmalara göre, 2020 yılında çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesini; geçen seneye oranla %12'lik azalışla 271 bin ton olarak öngördüklerini belirten Pakdemirli "Geçen yıl kuru üzüm fiyatlarının 10 Liranın altına düşmesi halinde müdahale edeceğimizi belirtmiştik. Nitekim fiyatların düşmesiyle birlikte, TMO kuru üzüm alım fiyatını, 9 numara için kilogramını 10 Lira açıkladık ve alımlara başladık. Açıkladığımız fiyatlar; üreticilerimiz ve bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca fındıkta olduğu gibi bu alım fiyatı; üretimin devamlığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı" dedi.

Toprak Mahsulleri Ofisinin kuru üzüm alımı ile görevlendirildiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli "Üretim, piyasa ve diğer tüm faktörlere yönelik yaptığımız detaylı değerlendirme sonucunda, bu yıl da üzüm üreticimizi memnun edecek haberimizi sizlerle paylaşıyorum. TMO 2020 yılı kuru üzüm alım fiyatını, 9 numara için kilogramı 12,5 Lira olarak açıklıyoruz. TARİŞ'te, TMO fiyatlarından alım yapacak. Kuru üzüm alımlarında TMO ve TARİŞ arasında koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması amacıyla bir protokol yapıldı. TMO alımlara 7 Eylül'den itibaren başlayacak" açıklamasını yaptı.

TMO tarafından en az 50 bin ton ürün alınmasını temenni ettiğini söyleyen Bakan Pakdemirli "Tüm üzüm üreticilerimize, ülkemize, hayırlı, uğurlu olsun. Buradan özellikle tüm kesimlere şunu belirtmek istiyorum. Kuru üzüm piyasasını, açıkladığımız bu fiyatlardan aşağı düşürmemekte kararlıyız. Ve bunun için gereken her türlü argümanı kullanacağız. Her zaman söylediğim gibi, üreticimizi asla mağdur etmeyiz" ifadelerini kullandı.

Üretici ve çiftçilere bir de müjdesi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "28 Ağustos 2020 cuma günü -yani yarın - saat 18.00 itibariyle, 11 kalemde, 86 milyon 464 bin Liralık tarımsal destekleme ödemesini, Değerli üreticilerimizin hesaplarına yatıracağız.

Destekleme ödemesi kapsamında;

İyi Tarım Uygulamaları desteği olarak; 44 milyon 888 bin Lira,

Organik Tarım desteği kapsamında; 19 milyon 384 bin 800 Lira,

Toprak Analizi Desteği olarak 1 milyon 361 bin Lira,

Mazot ve Gübre Desteği kapsamında; 255 bin Lira,

Yem Bitkileri Desteği olarak 1 milyon 445 bin Lira,

Uzman Eller Hayvancılık Proje Desteği kapsamında;

11 hak sahibi vatandaşımıza 1 milyon 100 bin Lira,

Yurt İçi Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği kapsamında; 73 bin Lira, /18

Dane Mısır Fark Ödemesi Desteği olarak 4 milyon 536 bin Lira,

Hububat-Baklagil Fark Ödemesi Desteği kapsamında; 11 milyon 210 bin Lira,

Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Desteği olarak 903 bin Lira,

Gen Kaynakları Desteği olarak da 1 milyon 305 bin Lira ödeme yapacağız.

Toplamda vereceğimiz 86 milyon 464 bin Liralık destek ödemesinin; üreticilerimize, yetiştiricilerimize hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun" diyerek sözlerini tamamladı.

CHP'li Vekil’den Soru Önergesi: 280 Bin Çiftçiye Ne Oldu?

Türkiye’de son bir yıl içerisinde 280 bin çiftçinin bitkisel üretim desteklerinden yararlanmanın temel koşulu olan Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıt yaptırmadığı ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in soru önergesine verdiği yanıt tarım nüfusundaki korkunç detayı gözler önüne serdi. Pakdemirli, 2019 yılı Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 83 bin iken 2020 yılı Ağustos ayı itibariyle ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısının 1 milyon 803 bin olduğunu açıkladı. KAYITLI ÇİFTÇİ SAYISI NEDEN DÜŞTÜ? Haziran ayında covid-19 salgını nedeniyle ÇKS işlemlerini bekletmek durumunda kalan çiftçiler için başvuru süresinin uzatılması için Bakan Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi sunan Dr. Şevkin’in, “2019 yılında ÇKS başvurusu yapan çiftçi sayısı kaçtır? 2020 yılında önergenin yanıtlandığı tarih itibariyle ÇKS başvurusu yapan çiftçi sayısı kaçtır?” sorularına verilen yanıt şöyle: “2019 yılı ÇKS kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 83 bin olup, 2020 yılında günümüze kadar ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısı ise 1 milyon 803 bindir ve kayıtlarımız devam etmektedir. Salgın süresince ÇKS başvuruları e-devlet üzerinden de alınmıştır.” Kayıtların devam etmesine karşın geçen yılki sayıya ulaşılmasının mümkün görünmediğine dikkat çeken Dr. Şevkin, salgın süresince ÇKS başvurularının e-devlet üzerinden de alınmasına rağmen çiftçi sayısının oldukça düştüğüne dikkat çekti. Bitkisel üretim desteklerinin ÇKS Yönetmeliği çerçevesinde sadece ÇKS kayıtlı üreticilere verildiğine işaret eden Dr. Şevkin, “Bakanlığın bu açıklaması gösteriyor ki; tarım toprakları azaldı, ÇKS’ye kaydı bulunmayan üreticilerin bir çoğu üretimden çekildi, bir çoğu da bitkisel üretim desteklerinden faydalanamadı” diye konuştu.

Birol Celep’ten Pakdemirli'ye Tarım İlacı Teşekkürü

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirterek, sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu kararlardan dolayı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye teşekkür etti.
Ege İhracatçı Birliklerinden (EİB) yapılan yazılı açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanlığı haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklarken, 5 Ağustos 2020 tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ekledi. 7 pestisitin ise Aralık 2021 tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi.
 
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, bakanlığın kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirtti.
Tüketici taleplerinin dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğine dikkati çeken Celep, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesi'nin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesi'nde Dikili'de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz."

Bakan Pakdemirli'den Mangal Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi.ımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi..
Orman yangınları ile ilgili son durumu paylaşan Bakan Pakdemirli, yangınların yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğuna dikkat çekti.
Bakan Pakdemirli ormanlarda mangalın nasıl önleneceği ile ilgili soru üzerine şu yanıtı verdi:
"Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın ormana girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi. Yangınların tek sebebi mangal değil ama ısının çok arttığı nemin düştüğü dönemde vatandaşları bilinçlendirmek ve bu konuya hassasiyet göstermek gerekiyor"
 

Pakdemirli: “Selden Etkilenen Orman Köylülerine Hibe Desteği Vereceğiz”

Tarım ve Orman Bakanı   Bekir Pakdemirli, Bursa'daki selden etkilenen köylerin birçoğunun orman köyü olduğunu, ORKÖY kapsamında bu köylere 2 milyon lira hibe desteği verileceğini açıkladı.

Selden etkilenen bölgelerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile incelemelerde bulunan Bakan  Pakdemirli, Yenişehir Havalimanında gazetecilere yaptığı açıklamada, gün boyunca ekiplerin sahada, hızlı bir tempoyla çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

"SELDEN 26 BİN DEKAR ALAN ETKİLENDİ"
Selden 5 ilçe, 43 kırsal mahalle ve 26 bin dekar alanın etkilendiğini belirten Pakdemirli, "Bizim burada olmamızın ana sebeplerinden biri, sel felaketinin kırsal bir alanda olması ve tarımsal faaliyetlere belli miktarda zarar veriyor olması. Zarar, hayvancılık anlamında çok önemli değil; 17 kuzu, 48 arılı kovan, 400 kanatlı bertaraf olmuş durumda." dedi.

Pakdemirli, Kestel, Orhangazi ve İznik ilçelerindeki tarımsal alanlarda incelemelerde bulunduklarını aktardı.

Sahadaki tarım arazilerinde özellikle rusubat zararı oluştuğunu, taş ve kayaların birikmesinden kaynaklanan özellikle dikili örtüde, ağaçlarda hasar gözlemlediklerini anlatan Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Sayın Cumhurbaşkanımızla tabii ki irtibatlandık. Sabah Kestel ilçesinde ve diğer taraflarda Cumhurbaşkanımızla özellikle taziye konusunda birebir aileleri irtibatlandırarak, taziyelerini iletmiş olduk. Kader kızımızı defnettik. Görünen o ki hem köyün içinde hem de tek yapılaşmanın olduğu yerde, dere içine ve ağzına yapılan konutlar ve yerleşim yerleri, bizim için en büyük tehlike. Türkiye, bu anlamda hakikaten çok büyük bir devlet, çok büyük yatırımları olan bir devlet. Ancak şunu da unutmamamız gerekiyor; Türkiye'de yüz binlerce böyle ıslah edilmeyi bekleyen dereler var. Bundan kaçınmanın en iyi yolu, riske almamak. O yüzden mutlaka dere yataklarından uzak duruyor olmamız lazım. Birçoğumuz, maalesef 'Bana bir şey olmaz. Buradan akan suyun kalınlığı nedir ki?' diyebilir ama ben ailesinden bir ferdini taşkınlarda kaybetmiş biri olarak, hakikaten bu suyun ne zaman geleceğini, problem oluşturabileceğini, hayatımızı riske atabileceği konusunu daha önceden kestirmenin güç olduğunu söylüyorum."

Dere yataklarında evleri olanlara seslenen Pakdemirli, "Kendinizi, çoluğunuzu çocuğunuzu, akrabalarınızı seviyorsanız en yakın zamanda oradan mutlaka konutlarınızı taşınmanın bir yolunu bulun. Gerekirse Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, illerdeki kamu kurumlarından destek alarak bu felaketler olmadan bunları önlemenin yolunu bulmamız gerektiğine inanıyorum. Tüm bu felaketlerin hepsinin bir şekilde çözümü var. Çözümsüz olan, can kayıplarıdır. Can kayıplarının olduğu yerde diyecek çok bir şey kalmıyor, kelimeler tükeniyor." değerlendirmesinde bulundu.

"BURSA'DA TARIM SİGORTALILIK ORANI, OLMASI GEREKENİN 5'TE BİRİ"
Bakan Pakdemirli, tarımsal faaliyetin devamının ve tarım sigortalarının (TARSİM) son derece önemli olduğunu vurguladı.
"Şu anda Bursa'da tarım sigortalılık oranı yüzde 18 yani olması gerekenin 5'te biri." diyen Pakdemirli, bu oran ne kadar fazla olursa zor günlerde çiftçinin sırtı rahat, arkası pek oturabileceğini dile getirdi.

Tarım sigortası olmadığında afet durumlarında büyük kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulunan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Yüzde 45 ile armutta sigortalılığımız var. Bu sigortalılık oranını, tüm meyve ve sebzede artırmamız gerekiyor. Şu an özellikle domates ve sebzede ciddi kayıplar var. Dikilide çok ciddi bir kaybımız yok gibi gözüküyor. Bundan dolayı hasar görmüş arkadaşlarımız, ellerindeki hasar tespit raporlarıyla Tarım Krediye borçlarını, Ziraat Bankasına borçlarını erteleyebilecekler. Bu konuda herhangi bir sıkıntımız yok. Bu köylerin birçoğu orman köyleri. Bu sebeple ORKÖY kapsamında, bu köylerimize 2 milyon lira hibe desteği vermeyi öngördük, en azından tarımsal faaliyetin sürdürülebilmesi ve bir miktar da olsa yaşanan acıları telafi edebilmesi için böyle bir şey yapalım dedik.

"ALMAMIZ GEREKENDEN DAHA FAZLA BİR İNİSİYATİF VARSA DEVLET SU İŞLERİ OLARAK, BİZ BU İNİSİYATİFLERİ ALIRIZ"
Devlet Su İşleri ekipleri taşkınlar konusunda çalışıyor. Şu anda önemli olan, faaliyetin normal devam etmesiyle ilgili konularda Devlet Su İşleri ekipleri çalışıyor. Bugün sanayi bölgesini ve köyleri ziyaret ettik. Burada Büyükşehir Belediyesi de arzu ederse bunlara da almamız gerekenden daha fazla bir inisiyatif varsa Devlet Su İşleri olarak, biz bu inisiyatifleri alırız. Bu konuda bir sıkıntımız yok."

Bursa Büyükşehir Belediyesi ile çalışmaya devam edeceklerini aktaran Pakdemirli, "Menfezlere, drenaj tahliye kanallarına, tarlalarda biriken rusubatlara da hepsine de müdahale edeceğiz." bilgisini verdi.

Pakdemirli, yapısal tedbirleri almanın önemine değinerek, "Kaçınmak önemlidir ama yapılaşmanın belli noktalara geldiği bölgelerde, geleceğe yönelik hangi tedbirler alabiliriz? Sanayi bölgesine de kuşaklama kanallarıyla oraya suyun ulaşmayacağı bir şekle nasıl getirebiliriz? Bununla ilgili de çalışmaya başlandı." ifadelerini kullandı.
 
 

Çiftçilere Fark Destek Ödemeleri Yatırıldı

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, destek ödemesi olarak, çiftçilerin  hesabına 374 milyon lira yatırıldığını açıkladı.

Bakan Bekir  Pakdemirli; 

"Fark Ödemeleri kapsamında;  Yağlı Tohumlar desteği olarak 49.946 çiftçimize 340 Milyon TL, Hayvancılık Destekleri kapsamında Hayvan Hastalıkları Desteği olarak 1.131 üreticimize 27 Milyon TL, Hayvan Genetik Kaynaklarının Yerinde Korunması Projesi desteği kapsamında 468 çiftçimize 3,6 Milyon TL, olmak üzere, toplamda 374 Milyon TL destekleme ödemesi, bugün saat 18:00 itibari ile çiftçilerimizin hesaplarına yatırılmıştır" dedi.
 

Mavi Yüzgeçli Orkinos Avcılığı Başladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Mavi Yüzgeçli Orkinos balıkçılarının Vira Bismillah diyerek avlanmaya başladığını ifade ederek, bu yıl ülkemizce 2 bin 305 ton orkinosun avlanabileceğini söyledi.
 
Türk bayrağıyla Akdeniz’in uluslararası sularında orkinos avcılığı yapacak balıkçılarımızın bu avı başarıyla gerçekleştirebilmeleri için Bakanlık olarak gerekli tüm hazırlıkları tamamladıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli, “Avlanacak balıkçılarımızın kazasız belasız ve bereketli bir avcılık geçirmelerini temenni ediyorum” dedi.
 
Avcılık 30 Hazirana Kadar Sürecek
Mavi yüzgeçli orkinos avcılığı ve kota miktarının merkezi İspanya’da bulunan uluslararası bir bölgesel balıkçılık yönetim örgütü olan ICCAT tarafından belirlendiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Mavi yüzgeçli orkinos avcılığı Akdeniz’de 15 Mayıs itibarıyla başladı ve 30 Haziran 2020 tarihine kadar devam edecek” diye konuştu.
 
Kota 1.000 Tondan 2.305 Tona Çıkartıldı
Bakanlık olarak uluslararası platformlarda gösterilen üstün gayret ve başarıdan dolayı ülkemizin kotasının arttığını belirten Bakan Pakdemirli “Bu çabalar neticesinde kotamız 1000 tondan 2.305 tona çıkartıldı. Bu kota limitleri içinde orkinoslar, Bakanlığımız tarafından belirlenen şartları yerine getirerek avlanma hakkına sahip olan 27 balıkçı gemisi tarafından avlanacak” açıklamasında bulundu.
 
Yaklaşık 2 Bin Kişiye İstihdam Sağlanacak
Avcılık sonucu yakalanan orkinosların kafeslerle taşınarak çiftliklere ulaştırılması için 50 balıkçı gemisinin de avcılık faaliyetinde yer alacağını vurgulayan Pakdemirli, bu avcılık faaliyetleri sırasında yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlanacağını söyledi.
 
Orkinoslardan Yılda 100 Milyon Dolar İhracat Geliri Sağlanıyor
Avcılığı yapılan mavi yüzgeçli orkinos balıklarının hemen hemen tamamının başta Japonya olmak üzere A.B.D ve Uzakdoğu ülkelerine ihraç edildiğini ifade eden Bakan Pakdemirli “Orkinos avcılığından her yıl ülkemize 100 milyon dolar ihracat geliri sağlanmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.​
 
 

Organomineral Gübre Desteği Ödemeleri Başladı

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, 2019 yılı organik ve organomineral gübre  kullanan  çiftçilere uygulanacak desteklere ait açıklamalarda bulundu.
         Bakan Pakdemirli'nin açıklaması şu şekildedir:
         "Ülkemiz topraklarının organik madde kapsamının  yükseltilmesi,  kimyevi  gübre kullanım etkinliğinin artırılması ve topraklarımızın ihtiyacı olan bitki besin maddelerinin ülkesel kaynaklardan karşılanması amacıyla ilk defa 2019 yılında uygulamaya başladığımız normal gübre desteğine ilave olarak organik ve organomineral gübre  kullanan  çiftçilerimize  dekara  10  TL  destekleme  ödenmeye başlanmıştır.
         Bu çerçevede başvuru, icmal, askı ve kontrolleri tamamlanan 57 İlde 18.892 çiftçimize 14 milyon 481 bin liralık destek ödemelerine 15 Mayıs Cuma günü başladık.
Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun"
 

Dsi ve Toki Arasında Sulamada İşbirliği Protokolü

Sulamada yeni bir adım daha attıklarını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ile TOKİ Başkanlığı arasında sulama tesislerinin yapımı konusunda bir protokol imzalandığını belirtti.

İmzalanan protokol çerçevesinde değişik illerde 25 adet sulama projesinin hayata geçirileceğini vurgulayan Bakan Pakdemirli "Bu kapsamda, 3 milyon 200 bin dekar civarında araziyi sulayacak projeler ile çiftçimizin yanında olacağız. Söz konusu projelerin tamamlanması ile 300 bin kişiye istihdam sağlanması ve ülke ekonomisine yıllık 2,5 milyar TL katkı sağlamayı hedefliyoruz" dedi.
Sulamaya yapılan yatırımlar ile suya hasret toprakları suyla buluşturduklarını söyleyen Pakdemirli, protokol ile yapılacak tesislerin toplam maliyetinin 8,5 milyar lirayı bulduğunu söyledi.
Ülkemizin 85 milyon dekar olan ekonomik sulanabilir arazisinin yüzde 78'inin yani 66,5 milyon dekarının sulamaya açıldığını ifade eden Bakan Pakdemirli "Sulamaya açılan 66,5 milyon dekar arazide uygun ziraat usulleri ve ürün deseniyle tarım yapılması durumunda takriben yıllık 49,5 milyar TL zirai gelir artışı sağlanması mümkün"  dedi.

Türkiye'de suyun dörtte üçünün sulamada kullanıldığını belirten  Bekir Pakdemirli "Bu yüzden sulama tesislerini inşa ederken en modern ve tasarrufu en yüksek yağmurlama ve damlama sistemleri tercih ediyoruz. Protokol kapsamında inşa edilecek tesislerde de bu sistemler uygulanacak. Kapalı sistem basınçlı borulu sulamaya geçilmesi ile iletim kayıpları minimum seviye indirilmekte ve tarla içi sulama sistemleri ile önemli ölçüde su tasarrufu sağlanarak çiftlik randımanı maksimum seviyeye yükseltilmektedir. Böylelikle, yağmurlama sulamalarda % 35 damla sulamalarda ise % 65 oranında su tasarrufu sağlanmaktadır " değerlendirmesinde bulundu.
 
 

Meteoroloji'den Süt Üretimine Destek

Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Arasında İşbirliği Protokolü imza töreninde konuşan Bakan Pakdemirli, süt üretiminde meteoroloji verilerinin kullanımıyla verimlilik artışı hedeflendiğini belirterek, bir bölgede verim alınacak bitki ve hayvan cinsinin belirlenmesinde en önemli faktörlerden birinin meteoroloji olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Arasında İşbirliği Protokolü imza törenine katıldı. Protokol, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin himayesinde Meteoroloji Genel Müdürü Volkan Mutlu Coşkun ve Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin arasında imzalandı.

Türkiye Don Takvimi, Bitki Sıcağa ve Soğuğa Dayanıklılık Haritaları, Bitki Soğuklama İsteği Hesaplama Programı gibi çalışmalarla üreticilere planlama aşamasında bir yerde ilk defa yetiştirilmesi düşünülen bitkilerin o yöreye uygun olup olmadığı konusunda ciddi destek sağlandığını kaydeden Pakdemirli, "Zirai don risk haritalarımız var. 5 günlük zirai don beklentisine dair. Zirai don takvimimiz, bitkilerin sıcak ve soğuğa dayanıklılık programı yeni dönemde devreye girdi. İklim değişikliği son derece önemli, buda meteorolojinin önemini artırıyor. Bana göre her kişi evden çıkarken meteorolojik bilgi alırsa ayağı kaymaz. Yapmış olduğunuz işlerle ilgili riskleri kontrol etmek mümkün olur" diye konuştu.

İklim değişikliğinin etkisiyle meteorolojik bilginin üretimin her aşamasında kullanılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Pakdemirli, bu amaçla, geliştirilen zirai meteorolojik uygulama ve ürünlerin daha çok sayıda üreticiye ulaştırılması, üreticilerin de planlamalarını bu bilgiler doğrultusunda yapmaları için Meteoroloji Genel Müdürlüğünün birçok kurum ve kuruluş ile protokol imzaladığını ifade etti.

Protokolün amacına ilişkin konuşan Pakdemirli, "Maksadımız hayvancılık, tarım ve süt üretiminde verimliliğini artırmak. Bilgiye, bilginin yorumlanmasına verdiğimiz önem önümüzdeki birkaç yılın bilgi çağı olacağını kabul edersek her alandaki bilginin önemli olduğunu gösteriyor. Süt üretimindeki verimi meteoroloji sayesinde ve üreticilerin verdiği hizmet sayesinde artırıyor olacağız. Üreticilerimiz ihtiyaç duyduğu tarımsal meteorolojik bilgilere, tahmin ve uyarılara anında erişim sağlayabilecektir. Bu protokol ile ülkemiz tarım ve hayvancılığına büyük katkılar sağlanacaktır" dedi.
Protokol ile 307 alt birlik ile 740 ilçede 250 bini aşkın üreticiye hizmet veren Merkez Birliği tarafından meteorolojik verilerin daha etkin kullanımının sağlanarak, meteorolojik uyarıların süt üreticilerine etkin şekilde ulaştırılması, böylelikle muhtemel zararların en aza indirilmesi ve ayrıca akıllı tarım uygulamalarına geçişte işbirliği yapılması hedefleniyor.
 
 

Tütün Mamullerinde Düz Paket Uygulaması Hedefine Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 5 Ocak'ta zorunlu hale gelen sigarada düz paket uygulamasının hedefine ulaştığını belirterek, "Bu kapsamda yayımlanan makalelerde, düz paketin kullanıcılardan yüzde 81'inde günde en az bir kere sigarayı bırakmayı düşündürdüğüne, yüzde 70'inde sigarayı daha az tatmin edici buldurduğuna, yüzde 66'sında sigaranın kalitesinin düşük olduğu düşüncesi oluşturduğuna yer veriliyor." dedi.

Bakan Pakdemirli, tütün ürünleri tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ve tıbbi nitelikteki her türlü zarara karşı yürütülen mücadele kapsamında 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü'nün özel anlam taşıdığını söyledi.

Türkiye'nin, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde hazırlanan ve bugün itibarıyla 181 ülkenin taraf olduğu Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'ni 2004'te imzaladığını anımsatan Pakdemirli, bu çerçevede Türkiye'nin tütün kontrolü konusunda dünyada örnek gösterilen ülkelerden biri haline geldiğini bildirdi.

Pakdemirli, Bakanlığın tütün kontrolü noktasındaki çalışmalarını titizlikle sürdürdüğüne işaret ederek, şöyle konuştu:
"Tütün mamulleri, dünyada her yıl yaklaşık 6 milyon insanı öldüren ve daha fazla kişinin de sağlığına zarar veren ölümcül, bağımlılık yaratan ürünlerdir. Bu nedenle tütün ürünleri tüketimini azaltmayı, onlarca hastalığın yarattığı sağlık, sosyal ve ekonomik zararların önüne geçmeyi hedefliyoruz. Çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere, vatandaşlarımızın tütün kullanımına başlamasını ve bu ürünlerin pasif etkilerini önlemek amacıyla tütün kontrolü çalışmaları yapıyoruz."
DÜZ PAKET UYGULAMASIYLA UYARILARIN ETKİNLİĞİ ARTTI
Tütün mamullerinde ambalajın çekiciliğini ortadan kaldırmak ve söz konusu ürünlerin zararları konusunda farkındalığı artırmak amacıyla 5 Ocak'ta düz paket uygulamasının zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Pakdemirli, düzenlemeyle bu paketlerdeki resim, figür, sembol, işaret, logo, renk ve renk kombinasyonlarının kaldırıldığını dile getirdi.
Pakdemirli, "Düzenleme sayesinde, tütün ürünlerinde ambalajın etkisi ve çekiciliğiyle bazı ürünlerin diğerlerinden daha az zararlı olduğu algısı ortadan kaldırılırken, sağlık uyarılarının fark edilirliği ve etkinliği artırılmış oldu." diye konuştu.

Uygulamanın üzerinden henüz bir ayı aşkın süre geçmesine karşın sonuçlarının görülmeye başlandığını vurgulayan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Yapılan deneysel odak grup çalışmaları ve araştırmalar düz paket uygulamasının hedefine ulaştığını gösteriyor. Bu kapsamda yayımlanan makalelerde, düz paketin kullanıcılardan yüzde 81'inde günde en az bir kere sigarayı bırakmayı düşündürdüğüne, yüzde 70'inde sigarayı daha az tatmin edici buldurduğuna, yüzde 66'sında sigaranın kalitesinin düşük olduğu düşüncesi oluşturduğuna yer veriliyor. 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü vesilesiyle tütün kullanan vatandaşlarımıza da bir çağrıda bulunarak, hem kendi sağlıkları hem de pasif içicilik nedeniyle yakınlarına verdiği zarardan dolayı sigarayı bırakmalarını ve sağlıklı yaşama merhaba demelerini temenni ediyorum."
 

AGROEXPO 15’inci  Kez Kapılarını Açtı

Tarım sektörünün en büyük buluşması Fuar İzmir'de başladı. Uluslararası alım heyetleri ile Türk üreticilerini bir araya getiren 15. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı açıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Fuar İzmir kompeksindeki 110 bin metrekare alanda gerçekleştirilen etkinliğe 75 ülkeden 950 katılımcının ve 360 bin ziyaretçinin gelmesi bekleniyor.. Agroexpo, 9 Şubat Pazar akşamına kadar sürecek.
 
Fuarın açılışına Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve sektör temsilcileri katıldı.


 
9 Şubat’a kadar İzmir’de gerçekleştirilecek fuarın, 75 ülkeden 950 katılımcı ve 360 bin ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor.
 
2002’DE 3,8 MİLYAR DOLAR OLAN TARIMSAL İHRACATIMIZ, 2019’DA 18 MİLYAR DOLAR OLDU
 
Fuar açılışında konuşan Bakan Pakdemirli, Türkiye tarımının tanıtılması anlamında bu uluslararası platformun oldukça önemli olduğuna dikkati çekerken, tarım sektörümüzün dünyadaki yerini de rakamlarla özetledi. Pakdemirli; ‘‘Tarım orman sektörümüz, 2019 yılının ilk üççeyreğinde ortalama %3,56’lık büyüme ile sanayi ve hizmet sektörlerine göre pozitif bir büyüme göstermiştir. Ülkemiz çok şükür, son 17 yılda; yıllık ortalama olarak %2,72’lik büyüme ile Hollanda, İspanya, Fransa gibi birçok Avrupa ülkesini geride bıraktı. Dünyada yaşanan hem ekonomik olumsuzluk hem de iklim değişikliklerine rağmen sektörümüz, son 17 yılın 14’ünde büyüyerek sürdürülebilir gelişmesini devam ettirmiştir. 2002 yılında 37 milyar lira iken, 2018 döneminde, tarımsal hasılamız %486 artışla, 216,7 milyar liraya yükseldi. Ülkemiz 44 milyar dolarlık tarımsal GSYH ile Avrupa’da lider ülkeler arasında yerini aldı. Tarım orman sektörümüz, 2019 yılının ilk üççeyreğinde, GSYH’ye ortalama %6,3’lük katkı sağlayarak ülke ekonomisine destek oldu. Tarımsal ihracatımızı, 2002 yılında 3,8 milyar dolar iken, 4,7 kat artırarak, 2019 yılında 18 milyar dolara çıkardık. Ülkemiz çok şükür 2019 yılında da 193 ülkeye, 1.827 tarımsal ürün ihraç ederek, ihracatçı bir ülke olduğunu ispat etti.’’
 
 
BİRÇOK TARIM ÜRÜNÜNDE DÜNYA LİDERİYİZ
 
Bakanlıkça yürütülen çalışmalar ve üretime yönelik destekler ile çok sayıda tarım ürününde, dünya lideri olduğumuzu da belirtti Bakan Pakdemirli; ‘‘Fındık, Kiraz, İncir, Kayısı ve Ayva üretiminde Dünya birincisiyiz. Hayvansal üretimde de Dünyada önemli ülkelerden biriyiz. Büyükbaş hayvan varlığımız 1 milyon artışla, 18,2 milyona, Küçükbaş hayvan varlığımız ise 4 milyon artışla, 50 milyona ulaştı. Ülkemiz, Avrupa’da toplam hayvan ve küçükbaş hayvan varlığında 1’nci, büyükbaş hayvan varlığında 2’nci sırada bulunuyor. 2023 hedefimiz; nüfusumuz kadar küçükbaş hayvan varlığına sahip olmak’’ dedi.
 
 
Bakan Pakdemirli son 17 yılda gelinen noktaya da değindi. Çiftçilerimize 17 yılda, toplam 141 milyar lira tarımsal hibe ve destek verildiğini belirten Pakdemirli; ‘‘Bunun sonucunda: Bitkisel üretimimiz, %22 artışla; 120 milyon tona, Süt üretimimiz, %146 artışla; 20,7 milyon tona, Kırmızı et üretimimiz, %167 artışla; 1 milyon 126 bin tona, Tavuk eti üretimimiz, %200 artışla; 2,1 milyon tona çıkmıştır. Yumurta üretimimiz ise, %66 artışla; 19,3 milyar adede ulaşmıştır. Ülkemiz, su ürünleri yetiştiricilik üretiminde; Dünyada En Hızlı Büyüyen 3. Ülke Konumundadır. AB ülkeleri arasında 7. sıradan 2. sıraya yükselmiştir. 2017’de 280 bin ton olan su ürünleri yetiştiricilik üretimimizin, 2023’te, 600 bin tona ulaşmasını hedeflemekteyiz’’ diye konuştu.
 
 
2020 YILI BÜTÇESİNİN YÜZDE 54,5’İ TARIMSAL DESTEKLERE AYRILDI
 
Tarımın birçok sorununa çözüm getirildiğini ve yeni üretim ve destekleme modellerinin devreye alındığını da ifade eden Bakan Pakdemirli, 2002’de neredeyse tek kalemde olan tarımsal desteklerin yeniden düzenlendiğini belirtti ve ‘‘Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini 2019’da fark ödemesi desteği kapsamına aldık. Tarım sektörüne 2002 yılında toplam 1,8 milyar lira destek verilirken, bu rakamı 2019 yılında 17 milyar liraya çıkardık. Bununla da kalmadık. Bakanlığımızın 2020 yılı bütçesinin yüzde 54,5’ini, yani 22 milyar Lirayı tarımsal desteklere ayırdık. Böylece tarımsal desteklerimizi, bir önceki yıla göre yüzde 36,7 artırmış olduk. Tarımın en önemli girdilerini destekliyoruz. Mazot ve gübreye bugüne kadar, toplam 20,1 milyar lira destek verdik. 2019 yılında 2,9 milyar lira mazot destekleme ödemesi yaptık. Mazot maliyetinin %50’sini karşılıyoruz. Başta buğday, mısır, çeltik ve ayçiçeği olmak üzere birçok üründe Cumhuriyet tarihimizin üretim rekorlarını kırdık. Kırsal Kalkınma alanında gerçekleştirdiğimiz 25 bin proje ve toplam 10 milyar lira hibe ödemesi ile 200 bin vatandaşımıza istihdam sağladık. Kırsalda yaşayan gençlerimize verdiğimiz hibe destekler ile hem köyden kente göçü engelledik, hem de tarım ve hayvancılıkla teknolojiyi buluşturduk’’ dedi.
 
 
 
 
 

TİGEM 2019’da 237 Yarış Tayı Sattı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) 2019 yılında 237 yarış tayı satışı yaptığını ve bu satışlardan son 10 yıldaki en fazla gelirin sağlandığını söyledi.

TİGEM'in esas faaliyet alanının üstün vasıflı damızlık hayvan yetiştiriciliği ve sertifikalı tohumluk üretimi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, safkan Arap atı yetiştiriciliğinin, çok eski ve köklü bir tecrübenin ürünü olduğunu ve Osmanlı geleneklerine dayandığını belirtti.
Atçılık Osmanlının Kuruluşuna Dayanıyor

Atçılık faaliyetlerinin Osmanlı'nın kuruluşundan beri devam ettiğini ifade eden Pakdemirli "1300'lü yıllarda kurulan Karacabey Harası, 1815 yılında kurulan Çifteler Harası ve 1889 yılında kurulan Sultansuyu Harası olmak üzere 3 işletmemizde toplam 1.126 baş hayvan varlığı ile bu faaliyetler günümüzde de devam ediyor" diye konuştu.

Yılda Ortalama 250 Üstün Performanslı Yarış Tayı Atçılık Sektörüne Kazandırılıyor
TİGEM'in her yıl ortalama 250 baş üstün performanslı yarış tayını atçılık sektörüne kazandırdığının altını çizen Bakan Pakdemirli "TİGEM'in yetiştirdiği atlar bu zamana kadar, yarış otoritesi tarafından dağıtılan toplam prim ve ikramiyelerin yüzde 33'ünü kazandı" dedi.

Satışlardan 2019'da 22 Milyon 981 Bin Tl Gelir
TİGEM'in 2019 yılında toplam 237 tay satışından 22 milyon 981 bin TL satış geliri ile son 10 yılın en yüksek ortalamasını ve satış hasılatını elde ettiğini de söyleyen Bakan Pakdemirli, Arap atının geniş kitlelere etkin bir şekilde tanıtılması, at ve biniciliği ile ilgili toplumsal bilincin geliştirilmesi amacıyla kurulan Arap Atı Tanıtım ve Hipoterapi Merkezlerinde eğitim faaliyetlerinin devam ettiğini de sözlerine ekledi.
 

Türkiye Ve Avrupa’nın En Büyük Barajında Su Tutulmaya Başlandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapılan ve Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa'nın en büyük barajı olan Çetin Barajı'nın tamamlanarak su tutulmaya başlandığını söyledi.

Siirt'in Şirvan ve Pervari ilçeleri sınırları içerisinde bulunan ve Dicle Nehri'nin en büyük kolu olan Botan Çayı üzerinde yer alan Çetin Barajı'nın 165 metre yüksekliğe sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

"Projenin inşaat çalışmaları 2011 yılında başladı. Baraj rezervuarında 615 milyon metreküp su depolanacak. 37 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre alanında bir gölalanı oluşacak"
Çetin Barajı ve HES'in 2020 yılının ilk çeyreğinde enerji üretmeye başlayacağının planlandığını vurgulayan Pakdemirli "Barajın işletmeye alınması ile birlikte toplam kurulu gücü 420 MWh olan barajdan yılda 1 milyar 174 kwh enerji üretilecek, milli ekonomiye yılda yaklaşık 500 milyon TL katkı sağlanacak" açıklamasını yaptı.

Bakan Pakdemirli, yerli ve yenilenebilir enerjinin payının artırılması bakımından son derece önemli olan bu barajın tamamlanarak milli ekonomiye katkı verir duruma gelmesinin, ülkemizdeki enerji kaynaklı dış ticaret açığına olumlu yönde etki yapacağını da sözlerine ekledi.
 

Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı Toplantısı Başladı

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliğinin 3’üncü Tarım ve Orman Şurası Küçükbaş hayvancılığı güçlendirme eylem planı toplantısı Antalya da Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımları ile başladı.




Çobanların karşılaması ile başlayan toplantı Antalya da  3 gün süre ile  devam edecek.



Açılış konuşmasını yapan  TÜDKIYEB Genel Başkanı Nihat ÇELİK, “Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz” dedi.
 
 Başkan Çelik Konuşmasına şöyle devam etti: “  Merkez Birliğimizce düzenlemiş olduğumu 3. Tarım Orman Şurası Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı toplantımızın küçükbaş hayvancılığımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sağlıkla mutluluğun kucaklaştığı, bereketin herkese ulaştığı, başarılara imza atacağımız bir yıl olması temennilerimle yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum. 77 de Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz.
 
Tarım ve Orman Şurası kapanış toplantısında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk tarımını küresel şirketlerin sadece kar odaklı çalışan çarkı içinde kesinlikle ezdirmeyeceğiz sözü biz yetiştiriciler için büyük bir umut olmuş, 2020 yılını küçükbaş hayvancılıkta hamle yılı olarak ilan ederek küçükbaş hayvan sayısının 56 milyona çıkarılacağını ifade etmiş olması nedeniyle de heyecanımız kat be kat artmıştır. Dolayısıyla bugün burada birlik beraberlik içerisinde tarihi bir güne tanıklık ediyor olmanın haklı gururunu yaşarken biz de Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz.

Bugün 300 bin yetiştiricimizin bir o kadar da çalışanı ve aileleri ile birlikte düşünüldüğünde 3 milyon insanımızın kalbi bu salonda atıyor.

Devlet büyüğümüz Sayın Bakanımız aramızda, Devlet Başkanımız ve Reisimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın sektörümüze olan desteği her zaman yanı başımızda.
 Merkez Birliği olarak Tarım Orman Şurasında alınan kararları güçlendirmek ve sektör temsilcileri olarak eylem planımızın ortaya konulacağı bu toplantıyı sektörümüzün miladı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.



Bizler STK sorumluluğu bilinciyle 3. Tarım Orman Şurası sonrasında ilk eylem planı hazırlayan Merkez Birliği olmamızın da heyecanını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ayrıca; 2019 yılında yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin yayımlanan kararnamede ve Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliğinde yer alan sürü büyütme ve yenileme desteklemesi ile soy kütüğü desteklemesinin ilk defa uygulamaya konulacak olması nedeniyle Ulusal Islah Programı ve Soykütüğü sistemi uygulamalarına yönelik konuların ayrıntılı bir şekilde görüşüleceği toplantımızdan hep birlikte yapacağımız katkı ve çalışmalarla azami faydalar elde edeceğimize yürekten inanıyor, şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Gayemiz bu bayrağı başarıyla geleceğe taşımak
 
Daima gurur kaynağımız olan peygamberler mesleğinin, yüzyıllar öncesinden atalarımızdan bize yadigâr kalan bir mirasın temsilcileri olarak ana gayemiz bize teslim edilen bu bayrağı başarıyla geleceğe taşımaktır.

Bizler; Merkez Birliğimiz ve Bakanlığımızı bir zincirin halkaları gibi görüyor bu çerçevede güçlü bir aile olduğumuzu düşünüyoruz. Bu manada çalışmalarımıza ışık tutan, bizlerden destek ve katkılarını hiçbir zaman esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sayın Bakanımıza teşekkürlerimle birlikte şükranlarımızı sunuyorum.
Merkez Birliğimiz ile uyum içerisinde çalışan Birlik Başkanlarımızı, yönetim ve denetim kurulu üyelerini de huzurlarınızda canı gönülden kutluyorum.

Türkiye’de kırmızı et ve süt üretiminin artışı için özellikle 1980’li yıllardan sonra hayvancılığımız Global Şirketlerin de baskısı ve lobi faaliyetleri sonucunda Sığırcılık ve Tavukçuluk üzerine kurulan politikalarla belirlenmeye çalışılmış, bu nedenle küçükbaş hayvancılık sektörü çok büyük haksızlığa uğrayan bir sektör olarak yıllarca göz ardı edilmiştir.

Sektörümüzün geçmişine dair söylenecek çok söz vardır ama memnuniyetle ifade etmem gerekirse; 2002 yılı öncesine kadarki kötü gidişata dur demek için AK PARTİ Hükümetleri yetiştiricilerimize sahip çıkmıştır.

2006 yılı öncesine kadar 32 milyon başa gerileyen küçükbaş hayvan varlığımız 2019 yılının ilk yarısı itibariyle 50 milyona ulaşmıştır.  

Artık geriye dönüş yoktur, ileriye doğru hedefimiz en az 80 milyondur. Nüfus başına en az 1 koyundur. Bu hedefe yürürken en büyük desteğimiz dün olduğu gibi bugün de Cumhurbaşkanımızdır, Bakanımızdır, Sektörümüzün tüm paydaşlarıyla olan birlik beraberliğimizdir.

Bu manada Bizim Bakanlığımızdan en büyük talebimiz; YÖNÜMÜZE REHBER, YOLUMUZA IŞIK OLMASIDIR…
 
Hedeflerimize emin adımlarla yürümek için öncelikle sorunlarımızı doğru tanımlayarak, zamanlamayı doğru yaparak, mevcut kaynaklarımızı en doğru ve planlı bir şekilde kullanarak hep birlikte gönül gönüle ele ele vermek suretiyle BAŞARILI olacağımıza inanıyor ve diyorum ki; başaracağız, başaracağız, ALLAH’ın izniyle sizlerle başaracağız.

Küçükbaş hayvanı olmayan hiçbir ülke tarımda başarıyı yakalayamamıştır. Dolayısıyla bizim tarımda başarıyı sağlayacak düzeyde küçükbaş hayvancılık potansiyelimiz mevcuttur.
Bu potansiyeli harekete geçirmeyi, küçükbaş hayvancılığı milli bir mesele gibi görerek ülkemiz tarımının vazgeçilmezi haline getirmekle sağlayabiliriz.
 
Dünya Gıda Tarım Örgütü (FAO) hayvansal üretimde kalkınmanın anahtarını “kırsal bölgelerde yaşayan ve sürü büyüklüğü 100 baştan küçük olan hayvan sahiplerinin ve hayvanların koşullarının iyileştirilmesi ve bu bölgelerdeki hayvancılığın ekonomik olarak sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi” olarak açıklamıştır. Dolayısıyla bizim de planlarımızı buna göre yapmamız ülkemiz hayvancılığının hayrına olacaktır.
 
Geçmişte birlikler kurulmadan önce yetiştiricilerimiz öksüz, yetim ve reisi olmayan bir aile gibiydiler. Bu nedenle örgütsüz, kimsesiz kalan bu kesimin bugün ve yarınlarda da Birliklerin mevcudiyetine olan ihtiyacı devam edecektir.

Dolayısıyla; Dünya Döndükçe De Allah’ın İzniyle Hükümetimizin Desteği İle Hep Var Olacağız…
 


 
 
 

Türkiye, Tohumculukta Söz Sahibi Olma Yolunda Hızla İlerliyor

Hedef 2023'te 500 Milyon Dolarlık İhracat

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye'nin tohumculukta Dünyada söz sahibi olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini vurgulayarak "Hedefimiz 2023 yılında 500 milyon dolarlık tohum ihracatı yapmak" diye konuştu.

Son yıllarda yerli tohum üretiminde önemli adımlar atıldığını belirten Bakan Pakdemirli "Atılan bu adımlar ile üretimimiz, buna paralel ihracatımız da artış eğiliminde devam ediyor. Tohumculuk, fidan ve fide sektörüne yönelik yapılan yasal düzenlemeler ve bu sektörlerde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan işbirlikleri sayesinde sertifikalı tohumluk üretiminde 7 kat, sertifikalı tohumluk ihracatında da 8 kat artış yaşandı" açıklamasını yaptı.

Hedef 2 Milyon Ton Üretim

Bu bağlamda tohumculuk sektöründeki hedeflere koşar adım ilerlediklerini ifade eden Bakan Pakdemirli " Tohumculukta 2023 hedefimiz 2 milyon ton üreterek, 500 milyon dolarlık ihracat yapmak. Bu hedefe ulaşamamamız için hiçbir neden yok. Türkiye bu hedeflerine ulaşacak" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Tohumda Net İhracatçı

Tohum konusunda Türkiye'nin net ihracatçı olduğunun altını da çizen Bakan Pakdemirli " 2018 verilerine göre 110 bin ton civarında tohum ihracatı, 40 bin ton civarında ithalat yapıldı. 2019'un ilk altı ayında ise 52 bin ton tohum ihraç edilerek, toplam 135 milyon dolar gelir sağlandı" diyerek sözlerini tamamladı.
 

Üreticilere 425 Milyon Liralık Destek Ödemesi Yapılacak

Tarım ve Orman Bakan Bekir Pakdemirli, yapılacak bazı tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Pakdemirli;
  • Hayvan hastalıkları tazminatı için 40 milyon lira,
  • Biyolojik mücadele için 12 milyon lira,
  • Sertifikalı tohum kullanımı için 100,1 milyon lira,
  • Sertifikalı fidan için 13 milyon lira,
  • Hububat-baklagil için 148,5 milyon lira,
  • Kırsal kalkınma için 34 milyon lira,
  • Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı (ÇATAK) için 64,7 milyon lira,
  • Çiftlik muhasebe veri ağı için 3,5 milyon lira,
  • Patates siğili hastalığı için 8,6 milyon lira,
  • Bitki karantinası için 1 milyon lira,
Toplam 425,4 milyon lira ödeme yapacağız.
Ödemeler, 30 Aralık tarihine kadar çiftçilerimizin, yetiştiricilerimizin Ziraat Bankası hesaplarına geçmiş olacak.
Tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”dedi.
 

Tarım Bakanı Pakdemirli, 2020 hedeflerini açıkladı

2020'yi dijitalleşme yılı olarak tasarladıklarını belirten Tarım Bakanı Pakdemirli, bakanlık bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdıklarını söyledi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bakanlığın faaliyetleri ve gelecek yıla yönelik hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Geçen ay yapılan Tarım Orman Şurası'ndan çıkan kararların yol haritası şeklinde hazırlandığını ifade eden Pakdemirli, bu kararları ocak ayında kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi. Pakdemirli, kararlarda, su odaklı planlama, sözleşmeli üretim, üretici örgütleri, gıdada taklit ve tağşiş gibi öncelikler olacağını bildirdi.

12 yeni destek verdiklerini ve 32 destek birim fiyatında da artış sağladıklarını dile getiren Pakdemirli, çiftçinin yanında olduklarını, gelecek yıl da yüzde 36,7 artışla yaklaşık 22 milyar lira tarımsal destek sağlayarak rekor kırmayı hedeflediklerini söyledi. Pakdemirli, "Bakanlık bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık" diye konuştu.
Pakdemirli, gelecek yıla yönelik hedeflerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"2020'de tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü 1,4 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Küçükbaş hayvan varlığında da hamle yılımız inşallah 2020 olacak. Beyaz et üretimini 2020 yılı için 2,4 milyon ton olarak hedefliyoruz. Kırsal Kalkınma Destekleme Programı toplam 4,1 milyar liralık yatırımla desteklenecek ve yeni 16 bin istihdam sağlanacak. Su ürünlerinde de ilkleri yapacağız. 16 bin 500 ton kapasitede Avrupa'nın ve ülkemizin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesi kurulacak. Su ürünleri yetiştiriciliğindeki üretimimizi 2023 yılında 600 bin tona çıkarmayı ve 2 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyoruz. Dijitalleşme yılı olarak tasarladığımız 2020'de artık tüm işlemleri e-devletten yapılabilir hale getireceğiz"dedi.
 
 

Köye dönen gence 100 Bin TL Hibe...

Tarım ve Orman Bakanlığı, genç çiftçi projesinin sona ermesinin ardından bu defa 'Uzman Eller' projesiyle gençleri kırsalda üretim yapmaya yönlendirecek.
Tarım ve Orman Bakanlığı, üretimde verimliliği ve kaliteyi yükseltmek için kırsalda yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık ve gıda alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunlarının projelerine 100 bin lira hibe desteği verecek.

Dün Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile hayata geçirilecek proje, ilk etapta Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de uygulanacak. Destekten yararlanmak için projeler, hayvansal, bitkisel, su ürünleri, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi aromatik bitkilerin üretimine, depolanmasına ve paketlenmesine yönelik olacak. Projeyle genç nüfusun kırsalda istihdamı sağlanacak.
Bu doğrultuda tarım ve hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri sektörlerinde girişimcilik desteklenecek. Aynı zamanda üretimin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik edilmesi sağlanarak, üretim miktarı ve kalite artırılacak. Kırsala yönlendirilen gençler, yapacağı sürdürülebilir yatırımlarla işletmelere örnek olacak.

Gençler kırsala yönlendirilirken, onların ihtiyaçlarını karşılayacak imkânlar konusunda adımlar da atılacak. Kırsalda riskli tek bir kerpiç ev kalmayacak. Köylerin hemen yanı başında güvenli konutlar inşa edilecek.  Tarım ve Orman Bakanlığı 48 bin genç çiftçiye, büyükbaş ve küçükbaş projeleri için 1,1 milyar, arıcılık ve kanatlı projeleri için 182 milyon lira, bitkisel üretim projeleri için ise 134 milyon lira olmak üzere toplam 1 milyar 433 milyon lira hibe desteği verdi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, arazi dağıtım projeleri kapsamında bugüne kadar 16 bin 151 çiftçi ailesine hazine arazisi dağıtıldığını bildirdi. Pakdemirli, "Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede, 199 köy ve kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık" ifadelerini kullandı. Hâlen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir ve Edirne'de 28 köy ve mahallede, 253 bin 32 dekar arazi için dağıtım çalışmalarının sürdürüldüğünü belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: Dağıtılan topraklar bölünemez ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamaz. Bu araziler başkalarına devredilemez.
 

Ürün İzleme Masaları Hizmet Vermeye Başladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin talimatıyla stratejik öneme sahip bazı tarım ürünleri hakkındaki gelişmelerin izlenmesi için oluşturulan ürün takip masalarının kuruluşu tamamlandı.
Stratejik öneme sahip olan ve fiyatları değişkenlik gösteren tarım ürünlerinin takibi için oluşturulan ürün masaları, izlenen ürünler hakkında tavsiye şeklinde öneriler sunacak. Ürün masaları bünyesinde 26 ürün takibi için toplamda 7 masa oluşturuldu. Takibi sağlanacak ürünler arasında hububat, pamuk, ayçiçeği, soya, kanola, aspir, nohut, kuru fasulye, mercimek, patates-kuru soğan, çay-fındık, incir, kayısı, kiraz, üzüm, zeytin- zeytinyağı ve yem bitkileri yer alıyor.

Ürün takip edecek masalar oluşturulurken, Türkiye için stratejik öneme sahip, insan ve hayvan beslenmesi konusunda önem arz eden ürünler de belirlendi. Oluşturulan masalardaki uzmanlar, Bakanlık adına güvenli şekilde veri oluştururken, verilerin güncel tutulması ve periyodik olarak raporlanması gibi çalışmalar gerçekleştirerek, çiftçiye tavsiye niteliğinde öneriler oluşturacak. Uzmanlar, alanlarındaki ürünlere ait verileri ulusal veya uluslararası veri sistemlerinden yararlanarak çiftçi, sivil toplum örgütleri ve kurumlarla görüşmeler gerçekleştirerek sektörü takip edecek.

Sahada ve masada yapılan ürün araştırmaları sonrasında uzmanlar tarafından belirlenen tarımsal ürünlerin ekiliş alanları, rekolte tespiti, ürün verimi, ürün tüketimi, ürünün ticareti ve fiyat-maliyet gibi bilgileri bir bülten olarak Bakanlığın web sitesinden yayımlanacak.  

Söz konusu bültenler, ürün özelliğine göre aylık, 3 aylık ve 6 aylık dönemler halinde hazırlanacak. İlk etapta saha gözlemleri ve ürün piyasa bilgilerinin beraber araştırılması sonucunda herkesin faydalanması amacıyla ayçiçeği, buğday, mercimek, mısır, nohut ve pamuk için bülten hazırlandı.  
 
 

Kurallara Uymayan Balıkçılara 23,6 Milyon Lira Ceza

Tarım ve Orman Bakanlığı, su ürünleri kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir balıkçılığın sağlanabilmesi amacı ile balıkçılara yönelik denetimlerini sıkı bir şekilde sürdürüyor. Bu çerçevede avlanması yasak tür ve boyutlarda balık avlayanlara, ava kapalı sahalarda ve yasak av araçlarıyla avlananlara yönelik 2019 yılının ilk 10 ayında 23,6 milyon liralık yaptırım uyguladı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, balıkçılık av sezonunun 1 Eylül 2019 tarihinde açıldığını belirterek, su ürünleri kontrol ekiplerinin denizlerde, karaya çıkış noktalarında, nakil güzergâhlarında, balık hallerinde ve perakende satış yerlerinde mesai mefhumu gözetmeksizin 24 saat esasına dayalı olarak denetim yaptığını söyledi.

Bakan Pakdemirli, denetimlerde avlanılan türlerin yanı sıra bu türlerin yasal avlanma boyutlarına, kullanılan av araçlarına, av sahalarına, ruhsat ve belgelere ilişkin hususların denetlendiğini ifade etti.
Denetimlerde bakanlık ekiplerinin yanı sıra Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma ve Emniyet kuvvetlerinin de etkin rol oynadığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:Tarı
“Sürdürülebilir balıkçılık için kurallara uymayan balıkçılara göz açtırılmıyor Bu kapsamda 2019 yılının ilk 10 ayında 94 bin 442 adet su ürünleri denetimi yapıldı. Denetimlerde 588 ton su ürünü ile 2 bin muhtelif ağ ve av aracına el konulurken, kurallara aykırı davrananlara 23,6 milyon liralık idari para cezası uygulandı.”
 

Pakdemirli: “Dünyada Yaklaşık 820 Milyon İnsan Aç”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, başkanlığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 35. Bakanlar Toplantısı Görüş Alışverişi Toplantısına katıldı.

          Bu yıl "Gıda Sistemleri" konusuna odaklanan İSEDAK toplantısında konuşan Bakan Pakdemirli,  “öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve İSEDAK Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’a bu önemli toplantıya vermiş olduğu destek ve liderliğinden ötürü şükranlarımı sunmak istiyorum. İnanıyorum ki bu toplantı sadece İslam Dünyasında değil, aynı zamanda dünya çapında da önemli bir konu olan sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesine yönelik farkındalığı arttıracaktır” dedi.

          2050 yılına kadar Dünya nüfusunun yaklaşık 10 milyara ulaşacağının beklendiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, artan bu nüfusun besin ihtiyacını karşılayabilmek için gıda üretiminin %50 oranında artırılması gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

          Pakdemirli, “Dünyada yaklaşık 820 milyon insan açtır. Bu her dokuz insandan birinin her gece yatağa aç girdiği anlamına gelmektedir. Bu yüzden, gıda ve tarımsal üretim daha çok önem kazanmış ve uluslararası gündemin önemli konularından biri haline gelmiştir. Sürdürülebilir gıda sistemlerinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle, tarım, orman ve balıkçılık alanlarındaki bütün paydaşların sürece dâhil edilmesi gerekmektedir.  Sürdürülebilir bir gıda sistemi, tarladan çatala gıdaya ilişkin bütün süreçlerde her kesimden paydaşın katılımını gerektirmektedir. Bu kapsamda, Türkiye'nin sürdürülebilir gıda sistemlerindeki mevcut durumunu ve söz konusu sistemin teşvikine ilişkin faaliyetleri ortaya koymayı hedefleyen bir Ülke Raporu hazırladık” diye konuştu.

         Hâlihazırda üye sayısı 57 olup, Asya ve Afrika kıtaları ile Ortadoğu bölgesindeki Müslüman nüfusa sahip ülkelerin büyük bölümünün üyesi olduğu İSEDAK Toplantısında, Sürdürülebilir gıda sistemleri bağlamında Türkiye’nin tarımsal görünümüyle ilgili bilgilere de değindi Bakan Pakdemirli. “Türkiye, dünyanın 7. Avrupa’nın ise 1. tarımsal üreticisi olup, fındık, kayısı, kiraz ve incir gibi pek çok tarım ürünlerinin üretiminde dünyanın lider ülkesidir. Bununla birlikte, uluslararası ticaretin geliştirilmesine büyük önem verdiğimizi ifade etmek istiyorum. Türkiye 1690 farklı tarımsal ürün ihracatı ile tarım sektöründe net ihracatçı bir ülkedir.

          Ayrıca, yaklaşık 4,8 milyar dolar dış ticaret fazlasını verdiğimizi de ifade etmek isterim. Diğer taraftan dış yatırımlara büyük önem veriyoruz. Türkiye'nin tarımdaki gücü sayesinde, Türk gıda ve içecek sanayisi, yabancı yatırımcılar için en cazip alanlardan birini oluşturmaktadır. Ekonomik dalgalanmalar ve iklim değişikliğinin dünya tarım sektörü üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, Türkiye’de tarım ve gıda sektörü son 17 yılda sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam etmiştir. İnşallah bu ivmeyi kaybetmeden yolumuza devam edeceğiz” dedi.

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli daha sonra, İSEDAK üyesi konuk bakanlara, Türkiye’nin ilk milli ve yerli yapımı olan Elektrikli Traktörü de tanıttı.




             Bakan Pakdemirli, ayrıca toplantı sonrası Gabon Tarım, Hayvancılık, Balıkçılık Ve Gıda Bakanı BIENDI MAGANGDA-MOUSSAVOU ile de heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede bakanlar, iki ülke tarımsal ticaret hacmini artırmak üzere işbirliği yapılması adına temennide bulundu.
 

Ürün Bazlı Gıda Denetimleri Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı, "ürün bazlı" gıda kontrollerine Ankara'daki bir entegre et tesisinde yaptığı denetimle başladı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı ekipler ürünlerden numune alarak fiziki kontrollerini gerçekleştirdi.

Türkiye'de bir ilk olan ürün bazlı gıda denetimi 1 hafta boyunca Türkiye genelindeki birçok işletmede yapılacak. Yapılan denetimler sonucunda numunesi alınan ürünlerde herhangi bir olumsuzluk tespit edilmesi durumunda, ilgili firmalara para cezası uygulanacak ve isimleri kamuoyuyla paylaşılacak. 

Denetimler Habersiz Yapılıyor
Hangi ürün grubunda ne gibi riskler görüldü, bunlar yıl içindeki ve geçmiş yıllardaki verilerle karşılaştırılarak masaya yatırılıyor, böylece bir sonraki yılın denetim ve numune alma planı şekilleniyor. Denetimler kesinlikle haber vermeden gerçekleştiriliyor.

Ülke Genelinde Denetimler Sürecek
Ankara'nın yanı sıra ürün bazlı ilk kontroller İstanbul, İzmir, Erzurum, Gaziantep, Samsun, Antalya başta olmak üzere ülke genelindeki birçok tesiste gerçekleştirildi. "Ürün bazlı" denetimlere gelecek günlerde de devam edilecek.
 

Kalkan Balığı Kotasında En Büyük Pay Türkiye’ye

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Karadeniz'de aşırı avcılık nedeniyle stokları azalan kalkan balığıyla ilgili avcılıkta kota uygulamasına geçileceğini belirterek, "Bu kapsamda Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu tarafından Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak belirlendi ve bu miktar Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Burada en büyük payı 497 ton ile Türkiye aldı." dedi.

Bakan Pakdemirli, Türkiye ve dünyada denizlere olan ilginin her geçen gün arttığını ve değerli bir hayvansal protein kaynağı olan balık stoklarından daha fazla pay elde etmek için ülkelerin birbiriyle yarışa girdiğini söyledi.

Bu mücadelelerden birinin geçen hafta Karadeniz'de kalkan balığı kota paylaşımında yaşandığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) geçen hafta Atina'da bir toplantı yaptı. Toplantıda, Karadeniz'deki kalkan balığı stoklarının aşırı avcılığa maruz kalması nedeniyle, türün korunması ve stoklarının iyileştirilmesi amacıyla bir takım düzenlemeler getirildi. Bu kapsamda Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak hesaplandı ve avcılığın kotayla yönetilmesine karar verildi. Belirlenen bu miktar da Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Ülkemizin yoğun müzakereleri sonucunda en büyük pay yüzde 58 (497 ton) ile Türkiye'nin oldu. Bu kota, 2020 yılından itibaren üç yıl boyunca uygulanacak. Alınan bu kotanın, ülkemiz ve Karadeniz'de avcılık yapan balıkçılarımıza hayırlı olmasını diliyorum."
 
 

Bakan Pakdemirli'den İzmir'e Tarıma Dayalı Osb Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir'in Dikili ilçesinde kurulacak Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi'nde 80 bin tonun üzerinde sebze meyvenin işleneceğini, 3 bin 500 kişinin istihdam edileceğini bildirdi.

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) ve Özgencil Grup iş birliğiyle İzmir'de bir otelde düzenlenen 3. Ege Ekonomik Forum'da konuşan Pakdemirli, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'ndeki fidan dikim etkinliğine dikkat çekerek çok güzel anların yaşandığına, bu günde toplumun tüm kesimlerinin bir araya geldiğine işaret etti. 

Tarımla ilgili konuların artık siyasetten arındırılması gerektiğini dile getiren Pakdemirli, "(Tarım bitti, öldü, üretici böyle oldu) dediğiniz zaman bu işle uğraşanları da korkutuyorsunuz, kaçmalarına sebebiyet veriyorsunuz. Eksiklerimiz varsa bunları konuşalım ama bunları saygı ve sevgi içinde yapalım. Bunun üzerinden siyaset yapıp kimse kendi için rant devşirmeye çalışmasın. En son siyaset yapılacak konu budur, milli güvenlik meselesidir." dedi.

Gelecek hafta Tarım Şurası'nı gerçekleştireceklerini, 15 yıldır yapılmayan şurada tarımla ilgili tüm konuları derleyip toplayarak tartışacaklarını aktaran Pakdemirli, bu toplantıdan gelecek 5 yıl için bir iş planı ortaya konmasını beklediklerini ifade etti.

Türkiye'de gıda fiyatlarının, enflasyon sepeti içinde yüzde 20-25'lik payı alması nedeniyle sürekli gündemde olduğunu, gelecek 20 yılda gıda üretimini yüzde 50-60 artırma zorunluluklarının bulunduğunu kaydeden Pakdemirli, bunun bir yolunun kooperatiflerin güçlendirilmesinden geçtiğine dikkati çekti.

Bekir Pakdemirli, "Avrupa'da 150 bin tane kooperatif var. 5,4 milyon çalışan var. Fransa'da 15 bin kooperatif var. Bu kooperatifler 86 milyar avro ciro yapıyor. Bizde Fransa ile hemen hemen aynı miktarda kooperatif var. Ama bizde 1 milyar lira ciro yapan kooperatif yok. Başarılı kooperatiflerimiz var ama bunları sayısını artırmamız lazım." diye konuştu.

Gıda güvenliğinde tohumdan çatala kadar olan sürecin takip edilmesinin önemine işaret eden Pakdemirli, "Son günlerde ıspanak konusunda ortaya çıktı. Dün bütçe konuşmalarında da konuşuldu. Her ürünü köküne kadar kontrol etme şansımız yok. Ama herkesi de bir şekilde belli seviyede eğitmemiz lazım. Tarımsal ilaçlamadan değil, ıspanağın içine karışan bir yabani ottan bir zehirlenme." ifadelerini kullandı.

Elektrikli traktörün prototipini ürettiklerinin hatırlatan Pakdemirli, Türkiye'nin bu konuda öncü ve ihracatçı olabileceğine değindi.
Türkiye'nin tarımsal üretimde Avrupa'da ilk sıralarda olmasına rağmen işlenmiş gıda konusunda aynı durumun söz konusu olmadığını dile getiren Pakdemirli, bu konuda İzmir'in potansiyelini daha iyi kullanması gerektiğini ifade etti.

Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ayın 7'sinde imzaladım. Dikili Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi hayırlı uğurlu olsun. Burada 80 bin tonun üzerinde sebze ve meyve üretimi olacak ve 3 bin 500 kişiye de istihdam sağlayacak. Ama 9 ilçede daha tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri kurulması konusunu da gündemimize aldık. Bunların hepsini peyderpey inşallah ülkemize kazandırmış olacağız. Bölge olarak da Denizli Sarayköy'de, Aydın Efeler'de, Manisa Alaşehir'de, Balıkesir Edremit'te de bu bölgelerin kurulması konusunda da gayretimiz sürüyor."
 

Su Ürünleri Kanununda Yapılan Değişiklikler TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi

Denizlerimizde, doğal göl, baraj ve akarsularımızda yaşayan başta balıklar olmak üzere tüm su canlılarını korumak, bu kaynakları gelecek nesillere daha sağlıklı bir şekilde bırakmak adına Su Ürünleri Kanununda değişiklik yapıldı.

Yapılan değişikliklerin sadece balık ve sucul biyoçeşitliliği değil, aynı zamanda alnının teriyle ekmeğini sudan çıkaran, kurallara uyan balıkçıların da haklarını koruyacağını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli "Kanunda yapılan değişiklikler kaçak avcılık yaparak dürüst balıkçıların ve denizin hakkını çalanların da sonunu getirecek hatta balıkçılık alanında milat olarak kabul edilebilecek önemli bir adımdır" diye konuştu.

Bu Kanun ile 1971 yılında yürürlüğe giren 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun gelişen teknolojik imkânlar, bilimsel, çevresel, ekonomik ve sosyal hususlar, uluslararası yükümlülükler ile sektörün ihtiyaçları göz önünde bulundurularak günümüz koşullarına uyumlu hale getirildiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:  "Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizin balıkçı filosu Avrupa ülkeleri arasında en büyük avlanma kapasitesine sahip filolardan birisidir. 15.352 adet balıkçı gemimizin 1.634 adedi 12 metreden daha büyük, bunların da 275 adedi 30 metreden daha büyük yüksek av kapasitesine sahip balıkçı gemileri olup endüstriyel avcılık yapan gruptadır. Bugün balıkçılarımızın sahip olduğu teknoloji, imkân ve kabiliyetler okyanuslarda bile avcılık yapabilmelerine imkân sağlamaktadır. Bu Kanunda yapılan değişikliklerle uluslararası sulardaki gücümüzün daha da artacağına inanıyoruz"

48 Yıldır Yapılan En Kapsamlı Düzenleme
Balık varlığını sürdürülebilir hale getirmek ve gelecek nesiller açısından deniz varlıklarının korunması amacıyla Su Ürünleri Kanununda yapılan bu değişikliğin, 48 yıldan bu yana yapılan en kapsamlı çalışmayı içerdiğini ifade den Bakan Pakdemirli "Değişiklikler su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi ve balıkçılık kaynaklarımızın korunması için ihtiyaç duyulan hususları içermektedir. Sektör paydaşları, ilgili sivil toplum kuruluşları ve kurallara uyan gerçek balıkçılar da bu değişikliğin bir an önce yasalaşmasını beklemekteydiler, nitekim gerçekleşti" açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, Su Ürünleri Kanununda Değişikliğin, yürürlük ve yürütme maddeleri dâhil 19 maddeden oluştuğunu da sözlerine ekledi.

Yapılan Başlıca Değişiklikler;
Yapılan değişiklik ile kaçak ruhsatsız teknelerle gırgır, trol, algarna ile avcılık yapanlara, deniz patlıcanı veya midye gibi su ürünlerini illegal yollarla dalarak avlayanlara ve Marmara, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarıyla, Karadeniz'de ışıkla avcılık yapanlara 50 bin TL'ye kadar idari para cezası getirildi. Ayrıca gemiler dâhil tüm av araçlarına ve yakaladıkları ürünlere el konulacak, tekneler ve av araçları kamu kurumları veya bilimsel kuruluşlara bağışlanacak, bağışlanamayanlar ise imha edilecek. Diğer taraftan Marmara'da, Boğazlarda kaçak trol çekenlerin bu fiili iki yıl içerisinde tekrar işlemeleri halinde ise Kanunda sayılan cezalara ilave olarak 1 ila 3 yıl hapis cezası getirilmektedir.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde verilen izinler günün şartlarına göre düzenlenmekte, kültür balıkçılığında ihtiyaç duyulan su alanı ve suyun kiralanmasında ilgili kurumların yetkileri belirlenmektedir. Halkımıza 12 ay boyunca sağlıklı balık arzı sağlayan ve neredeyse 100 ülkeye 1 milyar $ ihracat hacmi oluşturan su ürünleri yetiştiricilik çiftliklerinin kurulacakları bölgeler, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının ortak çalışmasıyla çevre ve turizm hassasiyeti de gözetilerek belirlenecektir. Özellikle başta Bodrum ve çevresi olmak üzere kapalı koy ve körfezlerde bulunan yetiştiricilik alanları ile turizm alanlarını her iki sektöründe lehine olacak şekilde ayırmak için planlamalarımıza başladık ve ilgili kurumların yer onayından sonra buralarda bulunan mevcut balık çiftliklerinin bir yıl içerisinde daha açıkta belirlenen alanlara taşınması planlanmaktır. Bu güne kadar kurallara uymayan balık çiftliklerine uygulanan 3.292 TL idari para cezası yeni düzenleme de aykırılığın niteliğine göre 10 bin TL'den 100 bin TL' ye kadar uygulanacak ve masrafları kendilerine ait olmak üzere yaptıkları aykırı faaliyetler düzelttirilecek, aykırılığın tekrarı durumunda ise para cezası katlanarak artacaktır.
Baraj, regülatör ve HES'lerde, can suyunun bırakılması zorunlu hale getirildi. Su ürünlerinin göç etmesine, üremesine imkân sağlayacak su yapılarının yapılması ve işler durumda tutulması zorunluydu. Ancak bu şartlara uymayanlara ceza yok denilecek kadar azdı ve uygulanamaz bir durumdaydı. Yeni düzenlemede verilen sürede aykırılığın giderilmemesi halinde uygulanan idari para cezası 100 bin TL'den 250 bin TL'e kadar artırılmakta ve üstelik tekrarında katlamalı olarak uygulanan müeyyideler getirilmektedir. Aynı şekilde akarsuları kirletenlere veya su ürünlerinin yaşaması için gerekli olan can suyu bırakmayanlara da 50 bin TL'ye kadar idari para cezası getirilmektedir.

Doğal göllerimize, akarsularımıza hatta denizlerimize yabancı tür canlıları (pirana, Amerikan veya Avrupa levreği, çim sazanı, havuz sazanı vb.) izinsiz bırakanlara, bu kişi gerçek kişi ise 10 bin TL, eğer kurumsal olarak izinsiz balıklandırma yapıldıysa 20 bin TL idari para cezası uygulanacaktır.

Kanuna eklenen yeni bir madde ile su ürünleri avcılık ve yetiştiricilik faaliyetlerinin uzaktan algılama sistemleri ve teknolojik imkânlarla izlenmesi, denetlenmesi ve kayıt altına alınması sağlanacaktır. Getirilen kurallara aykırı hareket edenlere 5 bin TL ile 25 bin TL arası idari para cezası uygulanacaktır.

Kanuna eklenen diğer bir yeni madde ile balıkçı gemilerimizin başka ülke karasularına ve uluslararası sulara avcılık amaçlı gidişleri kurala bağlanmaktadır.
Özellikle son zamanlarda artan ülkemizde tüketimi az olan deniz patlıcanı veya akivades gibi su ürünlerini, hatta sülük gibi ülkemize ait yerli türlerimizi ve biyolojik zenginliklerimizi kaçak yollarla yurt dışına kaçıranlara ilk seferinde, 5 bin TL'den 100 Bin TL'ye kadar idari para cezası getirilmekte ayrıca nakil vasıtalarına ve av araçlarına el konulmakta, aykırılığın iki yıl içerisinde tekrarı halinde ise 1-3 yıl hapis cezası getirilmektedir.

Dinamitle, zehirli kimyasal maddelerle veya elektrik ile balık avcılığı yapanlara 3.292 TL olan para cezası 10.000 TL'ye çıkarılmaktadır.
 

Sığır Islahı Bitiyor mu?

Tarım ve Orman Bakanlığında et ithalatının önüne geçebilmek için Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından sığır ıslahına yönelik bir karara imza atıldı. Alınan karara bakılınca Türkiye de  25 yıllık ıslah bitecek mi sorusu akıllara geliyor.

Tarımsal desteklemelere ilişkin kararnamenin 4/ii maddesinde saf sütçü sürülerinde, yüzde 60 oranına kadar hayvanın başka ırklarla tohumlaması yer alıyordu. Etçil ırklarla tohumlanarak doğan buzağılara ise 600 TL destek verilecekti.





HAYGEM 3/11/2019 günü ( pazar günü)  bir talimatla saf ırkların kendi ırkı dışında tohumlanmasındaki sınırlamalar  kaldırılarak, her ırkın her ırkla tohumlanması yolunu açmış oldu. Hayvancılık sektörü ise, 25 yıldır yapılan ıslah ve saf yetiştirmenin büyük darbe alacağından endişe ediyor. Saf sütçü ırkların tohumlamasından doğan erkekler besi materyali olarak et üretiminde kullanılacağı varsayılsa bile, doğan dişiler kestirilemeyeceği için bunlar elde tutulacak ve erişkin olduğunda bambaşka bir ırkla tohumlama yolu açılacağından ( hedefi ve planlaması olmayan bir tohumlama sonucu) bir kaç nesil sonra ırkı belirsiz genetik yapıda hayvanlar ortaya çıkacaktır. Kısa vadede et üretimini artırayım düşüncesi  saf ırkların yok edilme sürecine girme riskini doğuracaktır.
 Gelecekte saf ırklarda yeterli damızlık bulunamadığı gerekçesiyle ithalat daha da artacaktır. E ıslah sistemindeki eksiklikler giderilerek damızlık üretimi artırılması gerekirken, sistem tamamen çökertilmiş olacaktır. Bu karar yönetilmesi güç riski yüksek bir yola girilmiş, uzun vadede oluşacak zararları dikkate alınmamış bir karar olarak görünmektedir.

Bu kararla Türkiye 2 Yıl sonra her çeşit damızlık hayvandan net ithalatçı olacak aynı zamanda buna bağlı olarak süt üretiminde azalacağından dolayı süt tozu ithal etmek zorunda kalacak.
 
 
 
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
 
 

Ormanlar Küllerinden Yeniden Doğacak

Muğla Dalaman ve Göcek’te Temmuz ayında yaşanan yangınlarda zarar gören ormanlık alanlarımız, 4 ay gibi kısa bir sürenin ardından yeniden yeşillendiriliyor.

11 Temmuz’da başlayıp, 18 saat boyunca mücadele edilen yangının ardından Tarım ve Orman Bakanlığı çalışmalarını tamamladı, yanan alanlar yeniden ağaçlandırılıyor.  Yangın süresince bölgede bulunan ve çalışmaları bizzat yerinden takip eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kısa süre içinde Muğla’da yanan alanlardan çok daha fazlasının ağaçlandırılacağını açıklamıştı.

Bakan Pakdemirli’nin talimatları doğrultusunda titizlikle çalışan Orman Genel Müdürlüğü, yangında zarar gören ve ihtiyaç duyulan tüm alanları ağaçlandırmaya hazır hale getirdi.
 
Yanan Alanlar 4 Aydır Yeniden Yeşillendiriliyor
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Muğla’nın Dalaman ve Göcek ilçelerinde 11 Temmuz’da çıkan yangında zarar gören ormanlık alanların, yeniden ağaçlandırılması için çalışmaların tamamlandığını bildirerek, yangından 4 ay sonra 11 Kasım’da ilk fidanların dikileceğini müjdeledi.
 
'Geleceğe Nefes'
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli: “Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de 81 ilimizde 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidanı toprakla buluşturuyoruz. “dedi

Ülkemize hediye edeceğimiz fidanların, gelecekte bu topraklarda yaşayan tüm canlılar için nefes olacağını belirten Bakan Pakdemirli, “Bu kapsamda, Muğla’nın Dalaman ve Göcek ilçelerinde 11 Temmuz’da çıkan yangında zarar gören ormanlık alanların yeniden ağaçlandırılması için hazırlık çalışmalarında sona gelindi. Ekiplerimiz bir taraftan yangından zarar gören ağaçları sahadan çıkartarak alanın temizliğini yapıyor diğer taraftan da tohum ekimi ve fidan dikimi için alandaki çalışmalarını sürdürüyor. Yangından 4 ay sonra yani 11 Kasım’da Dalaman ve Göcek’teki alanlara ilk fidanları dikmeye başlayacağız ve ağaçlandırma mevsiminin sonuna kadar çalışmaları tamamlamış olacağız. Böylece yanan bu alanları yeniden yeşertmiş olacağız. Gelin 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de #GeleceğeNefes seferberliğimizde bize katılın.” dedi
Pakdemirli, Türkiye genelinde Kasım ayında yapılacak olan fidan dikim etkinliğine sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra 7’den 70’e vatandaşların da destek vereceğini söyledi.

Daha Yeşil Bir Türkiye için tüm yurtta fidanların toprakla buluşacağı seferberliğe katılmak isteyen vatandaşlarımız ‘Geleceğe Nefes’ (geleceğenefes.com) internet sayfası üzerinden fidan sahiplenebilirler.
 
Türkiye’nin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan üçüncü ülke konumunda olduğunu vurgulayan Pakdemirli, son 16 yılda 4,5 milyar fidan dikildiğini belirterek, hedeflerinin 2023 yılına kadar 7 milyar fidanı toprakla buluşturmak olduğunu ifade etti.

Şanlıurfa’da, 481 bin 810 Dekar arazi sulandı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü yaptığı yatırımlarla modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmaya, tarımda su tasarrufu sağlamaya, çiftçilerin  kazançlarını doğrudan ve dolaylı yollarla artırmaya  devam ediyor.

Bu çerçevede Şanlıurfa'da da sulama yatırımlarını hız kesmeden sürdüren DSİ, yapmış olduğu yatırımların meyvelerini alıyor. Bu kapsamda Şanlıurfa ve ilçelerinde tamamlanan sulama sezonunda toplam 3 milyon 40 bin 330 dekar tarım arazisi sulandı.

Modern sulama ile tarımda sağlanan verim artışlarının,  üretim deseninin çeşitlenmesinin, çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa neden olduğunu ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ise "Şanlıurfa'da 2019 yılında yapılan sulu tarım sayesinde 2019 yılı birim fiyatları ile ülke ekonomisine yaklaşık 2 milyar 230 milyon TL katkı sağlandı" dedi.

GAP kapsamında yer alan Şanlıurfa'nın bereketli topraklarını hayata geçirecekleri sulama projeleri ile suyla buluşturmaya devam edeceklerini belirten Bakan Pakdemirli, "Tarım arazilerinin suya kavuşmasını, kapalı sistem sulamanın yaygınlaşmasını ve sulamada su tasarrufu sağlanmasını önemsiyoruz. Çalışmalarımızı da bu yönde kararlılıkla sürdüreceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
 

Üretilen Gıdanın Üçte Biri İsraf Ediliyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 39. Dünya Gıda Günü etkinlikleri kapsamında hazırlanan '5. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi'ne katıldı.

Açlık, israf ve sağlıksız beslenme üzerine konuşan Bakan Pakdemirli, dünyada önemli ölçüde açlık ve obezite sorunu olmasına rağmen üretilen gıdanın, her yıl üçte birinin kaybedildiğini ya da israf edildiğini belirtti; ''İsraf, modern dünya ve gelişmekte olan dünya arasındaki en büyük sorundur. Hem sağlık sorunudur hem de ekonomi sorunudur. Bizler ülkemizde, israfın önüne geçmek için birçok çalışmaya imza attık, atmaya da devam ediyoruz'' dedi.

İsrafı önlemek adına yapılan çalışmalardan da örnekler verdi Bakan Pakdemirli; "Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası" ile günlük, yaklaşık bir milyon ekmeğin israf edilmesini önledik. G20 Dönem Başkanlığımız süresince, FAO bünyesinde ''Gıda Kaybı ve İsrafının Azaltılması ve Ölçülmesine İlişkin Teknik Platformu"nun kurulmasına öncülük ettik. Söz konusu platform ile bu konudaki çalışmaların sürdürülebilir olmasını ve dünyada gerçekleştirilen iyi uygulamaların paylaşılabilmesini sağladık'' diye konuştu.

Dünya genelindeki 5 ölümden biri sağlıksız beslenmeden!

Yetersiz beslenme ve obezitenin önemli küresel sorunlar arasında yer aldığını belirten Pakdemirli, 800 milyon insan açlıkla karşı karşıya iken, 670 milyondan fazla yetişkin ve 140 milyon gencin ise obezite sorunu yaşadığını söyledi. Pakdemirli; ''Sağlıksız beslenme; dünyada bulaşıcı olmayan hastalıklarda ölümlere sebep olan risk faktörlerinin başında gelmekte ve dünya çapındaki her beş ölümden biriyle ilişkilendirilmektedir!'' diye de ekledi.

Ülkemizde artan obez nüfusa da dikkat çeken Bakan Pakdemirli; 'Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; Türkiye'de her 3 kişiden 1'i obez olarak belirlenmiştir ki bu; tehlike çanları çalıyor, demektir! İşte bu gidişe dur demek için, 39. Dünya Gıda Günü vesilesiyle farkındalık oluşturmak niyetindeyiz' dedi.

Türkiye'nin tarımsal üretimde, Avrupa'da ve dünyada ilk sıralarda yer aldığını belirten Bakan Pakdemirli, bu doğrultuda, gıda güvenliği ve kırsal kalkınma kapsamında uluslararası boyutta projeler hayata geçirildiğini belirtti; ''BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile gıda güvenliği ve tarım alanında yürüttüğümüz ortak programlar sayesinde, Orta Asya'da komşu ülkelerimiz için çok faydalı projeler uyguladık. Ortaklığımızın yeni döneminde de Balkanlar ve Afrika ülkelerinin de yer aldığı projeler üretiyoruz. Türkiye'nin bilgi birikimi, deneyimi ve teknik kapasitesini dünyayla paylaşıyoruz.
İşte biz, bütün bunları; "Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir" hükmünün bir gereği olarak ve kâinatımızın geleceğine dair hassasiyetlerimiz adına yapıyoruz!
Çünkü biz paylaşmayı seven, dünyanın belki de en cömert ve en misafirperver milletiyiz, diye düşünüyorum''.

Birilerinin kilo vermek için ödediği para ile Afrika'da milyonlar doyabilir!

''Bugün Yemen'de, Kongo'da, Somali'de, Hindistan'da; hala açlıktan ve susuzluktan ölen çocuklar varsa, daha çok yolumuz var demektir! Dünyada insanların fazla kilolarını vermek için ödediği milyonlarca parayla, Afrika'da milyonlarca aç doyabilecekse, daha çok işimiz var demektir!'' diyen Bakan Pakdemirli, açlıkla mücadele ve israf ile beraber "Sağlıklı Beslenme"nin de oldukça önemli olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanlığı olarak bütün planların kriz yönetimi yerine, risk yönetimi esasına dayanarak hazırlandığını anlatan Bakan Pakdemirli, suyu ve toprağı korumak adına yapılan ve yapılacak olan çalışmaları anlattı. Pakdemirli; ''Su kaynaklarımızı korumak adına, Temmuz ayında, Yeraltı Barajları Lansmanı'nı yaptık. Aşırı sıcak ve yüksek buharlaşma koşullarında yer altı barajları tasarlayıp, uygulamaya koyduk. Alüvyon yapılı, toprak tipindeki akiferlerde suyun biriktirilmesi ile daha az maliyetle, daha çabuk sonuç elde edeceğiz. Suyun, topoğrafyanın ve jeolojinin uygun olduğu alanlarda, çevre dostu yeraltı barajlarının yapımına başlıyoruz. Başlattığımız bu eylem planı ile toplam 100 adet yeraltı barajı inşa ederek, 50 milyon m3 su depolayacağız" dedi.
Gıda güvenilirliğinin sağlanması ve tüketicilerin aldatılmasının önlenmesi için denetimlerinde titizlikle yürütüldüğünü belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda; 2018 yılında, gıda işletmelerine, 1.124.918 denetim yapıldığını ve denetimler sonucunda olumsuzluk tespit edilen işletmelere yönelik toplam 18.164 adet yasal işlem yapıldığını açıkladı.

"Eylemlerimiz Geleceğimizdir"

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, '5. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi'nde yaptığı konuşmayı; ''Sağlıklı beslenen, israf etmeyen ve paylaşan bir dünya için "Eylemlerimiz Geleceğimizdir" diyor; Bakanlığımızın teşviki ve milletimizin desteğiyle "Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası" gibi projelerimizin de artarak devam edeceğini bildiriyor, çalışmalarımızın dünyaya örnek olmasını diliyorum'' diyerek sözlerini ile tamamladı.
 

Su Zirvesi Budapeşte’de Gerçekleştiriliyor

İlki 2013'te ikincisi 2016 yılında düzenlenen ve karar vericilerin yanı sıra su alanında dünyanın önde gelen uzmanlarını bir araya getiren Budapeşte Su Zirvesi'nin üçüncüsü 15-17 Ekim 2019 tarihleri arasında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de gerçekleştiriliyor.

Zirvenin açılışı, Macaristan Cumhurbaşkanı Janos Ader'in konuşması ile gerçekleşirken; Zirveye pek çok ülkeden ilgili bakanlar ve dünyada su alanında görev yapan uluslararası ve bölgesel kuruluşların başkanları katılım sağlıyor.

Bu yılki teması "Su Krizlerinin Önlenmesi" olan Zirve'de sudan kaynaklanan problemlerin çözümüne yönelik siyasi, ekonomik, finansal konular ele alınıyor.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Bakan Pakdemirli, Budapeşte Su Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Macaristan'da temaslarda bulundu. Burada Macaristan Başbakan Yardımcısı Zsolt Semjen ile bir araya gelen Pakdemirli, Macaristan'ın, "Barış Pınarı Harekatı"na verdiği desteğin Türkiye için çok önemli olduğunu bildirdi. Pakdemirli, "Suriye Barış Pınarı Operasyonu kapsamında Türkiye'nin yalnızlaştırılmasına karşı Macaristan'ın ülkemiz lehine sergilediği duruş için müteşekkiriz." değerlendirmesinde bulundu.
 

TMO ile Tarış arasında Kuru üzüm İşbirliği

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile TARİŞ arasında kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği gerçekleşiyor. 

10 Eylül itibariyle 9 numara üzümü 10 liradan almaya başlayan ve bugüne kadar 10 bin ton civarında randevulu başvurunun yapıldığı TMO ile Türkiye’nin en büyük kooperatif kuruluşu olan TARİŞ arasındaki, kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği protokolü imza töreni, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli başkanlığında bugün Saat: 15: 00'de  Tarım ve Orman Bakanlığı Makam Toplantı Salonunda gerçekleştirilecek.
 

2019 Yılı Üzüm Rekoltesi açıklanıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019 yılı üzüm rekoltesini bugün Manisa’da açıklayacak. 

Dünyanın en önemli sofralık ve kuru üzüm üreticilerinden biri olan ülkemizde, geçen yıl 3,9 milyon ton üzüm üretimi gerçekleştirildi. Bunun 1,9 milyon tonu sofralık, 1,5 milyon tonu kurutmalık, 464 bin tonu da şıralık olarak kullanıldı.

Stratejik ürünlerimiz arasında yer alan üzüm, ülkemizin tarımsal ihracatında da önemli bir yer tutarken; Bakanlık olarak üzüm üreticilerine mazot ve gübre, organik tarım, iyi tarım, örtü altı iyi tarım, küçük aile işletmeciliği ve biyoteknik mücadele desteği gibi çeşitli kalemlerde destek ödemesi yapıyoruz. Ayrıca üzümle ilgili işleme, paketleme ve soğuk hava deposu gibi yatırımlarda proje tutarının yüzde 50’si oranında hibe sağlıyoruz.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de bugün Manisa’ya bir ziyaret gerçekleştirerek, Manisa Ticaret Borsasında ilk üzüm satışını yapacak ve 2019 yılı üzüm rekoltesini açıklayacak.