Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

“Geleceğe Nefes” Kampanyasına 30 Ülkeden Destek

“Geleceğe Nefes” kampanyası bu yıl 30 ülkenin desteği ile 11 Kasım saat 11.11’de gerçekleştirilecek.
 
Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda başlatılan ‘Geleceğe Nefes’ kampanyası bu yıl ilk defa Azerbaycan, Bosna – Hersek, Malta, Kosova, Senegal, Kazakistan ve Ukrayna gibi yaklaşık 30 ülkenin de katılacağı Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında 83 milyon fidan toprakla buluşacak.
 
Geçtiğimiz yıl YouTuber Abdullah Enes Şahin’in sosyal medya hesabından paylaştığı “Ağaç dikme bayramı” önerisine kayıtsız kalmayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 11 Kasım Ağaçlandırma Seferberliği Konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayınlandı. Ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan büyük öneme sahip ormanları korumak, sürdürülebilir şekilde yönetmek ve gelecek nesillere aktarmak amacı ile her yıl 11 Kasım gününün, “Milli Ağaçlandırma Günü” olarak kutlanması kararı alındı.
 
11 Kasım 2019 saat 11.11’de 81 ilde aynı anda 11 milyon fidanın toprakla buluşturulması için Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda başlatılan kampanya, vatandaşlardan gördüğü yoğun ilgi ile bir seferberliğe dönüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Eşi Emine Erdoğan’ın da katılımı ile 81 ilde aynı anda canlı bağlantılarla gerçekleşen organizasyonda 11 milyon hedefi aşılarak yaklaşık 14 milyon fidan, 7’den 77’ye her kesimden vatandaşın gönüllü katılımı ile dikildi.
 
Guinness Rekorlar Kitabına Girildi
 
Geçen yıl 81 ilde 2023 noktada gerçekleştirilen fidan dikme etkinliğinin önemli noktalarından biri de Çorum oldu. Çorum Guinness Rekorlar kitabına adını altın harflerle yazdırdı.  232 bin 647 adet fidan ile Endonezya'ya ait olan '1 saatte en fazla fidan dikme' dünya rekoru, Çorum'da 3 bin kişinin katılımı ile dikilen 303 bin 150 fidanla Türkiye adına tescil ettirildi. '1 saatte en fazla fidan dikme' rekorunu sırtlayan Çorum Celilkırı mevkiinde toprakla buluşan fidanların hepsi tuttu. Geçen yıl vatandaşların katılımı ile yürütülen rekor demesi bu yıl pandemi nedeniyle farklı bir konsepte yapılacak. Dünya üzerinde bitkilerle yapılmış en büyük resmi gerçekleştirmek için çalışmalar son hızla devam ediyor.
81 il ve 70 ülke temsilcisi ile aynı anda fidan dikilecek
11 Kasım günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın teşrifleriyle düzenlenecek Ankara’daki program, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Çubuk yerleşkesinde yapılacak. Geçen yıl vatandaşların da yoğun ilgisi ile bir seferberliğe dönüşen organizasyon için bu yıl ilk defa yurt dışından da katılım olacak. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü koordinasyonundaki etkinliğin yurt dışı organizasyonu için Dışişleri Bakanlığı ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) destekleriyle yaklaşık 30 ülkeden katılım sağlanacak. Aralarında başta kardeş ülke Azerbaycan olmak üzere, Bosna-Hersek, Irak, Libya, Malta, Karadağ, Kazakistan, Gürcistan, Ukrayna, Sırbistan, Afganistan, Kosova, Özbekistan, Senegal ve Arnavutluk gibi pek çok ülkenin yer aldığı etkinlikte sahada 70 ülke temsilci Türkiye ile aynı anda fidan dikecek.
 
Anıtkabir’e 82 fidan dikilecek
 
11 Kasım tarihinde Türkiye genelinde gerçekleştirilecek fidan dikim etkinliklerinden bir gün önce, 10 Kasım Atatürk’ü Anma gününde, 81 il ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni temsilen toplam 82 adet fidan, Yüce Atatürk’e duyulan şükran ve bağlılığın bir ifadesi olarak, Ulu Önder Atatürk'ün naaşının bulunduğu Anıtkabir'in bahçesine dikilecek.
 
Pandemi için gerekli tüm tedbirler alındı
 
Türkiye’nin orman varlığını artırmanın yanı sıra, aynı zamanda toplumda ağaç ve orman sevgisini geliştirmeyi, çevresel farkındalığı artırmayı ve çevreye duyarlı nesiller yetiştirmeyi amaçlayan sosyal bir etkinlik olan “GELECEĞE NEFES” Ağaçlandırma Projesi kapsamında, bu yıl pandemi süreçlerinden dolayı Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü tarafından tüm çalışmalar titizlikle yürütüldü. 
 
Etkinliğin bütün illerde ve ilçelerde pandemi kurallarına uygun bir şekilde sorunsuz ilerleyebilmesi için valiliklerin koordinasyonunda, kamu kurumları, il milli eğitim müdürlükleri, belediyeler, askeri birlikler, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri gibi sürece katılımında gereklilik ve yarar görülen her taraf ile programın icrasına yönelik koordinasyon toplantıları yapıldı.
 
Bahçelerine fidan dikmek isteyenlere bedelsiz fidan
 
Pandemi nedeniyle, etkinlik sahalarına gidemeyip kampanyaya uzaktan katılım sağlamak isteyen vatandaşlara, yaşadıkları ortamı güzelleştirmeleri ve yeşil örtüyü geliştirmek amacıyla evlerinin etrafına veya site bahçelerine fidan dikmelerini teşvik edilmesi için talep edenlere bedelsiz fidan verilecek.
 
Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak yürütülen "Tohumdan Ormana Projesi" kapsamında, ilk ve ortaokula giden yaklaşık 12 milyon öğrenciye, bedelsiz verilecek tohum setleri, il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri vasıtasıyla dağıtıldı. Çocukların bu tohumlar ile evlerinde kapta fidan üretimi yapmaları sağlanacak.
 
Dikim için en uygun alanlar belirlendi
 
Vatandaşların kolayca dikim sahalarına ulaşabileceği okul, üniversite, hastane, ibadethane bahçeleri, yol kenarları, köylülerce kullanılan kamusal alanlar, çeşitli kamu kurumlarının bahçeleri ile Orman Genel Müdürlüğü’nün ağaçlandırma ve toprak muhafaza çalışmaları yaptığı yerleşim yerlerine yakın sahalar öncelikli fidan dikim alanları olarak belirlendi.
Projenin faydaları saymakla bitmiyor
 
Proje kapsamında dikilen fidanlardan oluşan ormanlar, kampanya kapsamında hedeflenen sosyal faydalarının yanı sıra, dikim yapılan sahanın özelliğine göre; toprak kaybını önleyerek erozyonun şiddetinin düşürülmesi, ülkemiz yeşil dokusunun geliştirilerek, orman varlığının artırılması, yabani hayvanlara besin sağlayarak, popülasyonlarının gelişimine destek olunması, özellikle kamusal alanlarda yapılan ağaçlandırmalar ile çocukların, gençlerin ve vatandaşların daha yeşil, havası daha temiz ve oksijeni bol bir ortamda yaşamalarına hizmet etme gibi pek çok fayda sağlıyor. Proje ayrıca, dikilen çiçekli ve aromatik bitkiler sayesinde, bal üretimi desteklenirken, rekreasyonel alanların oluşumuna ve odun dışı ürün ve hizmetler alanında vatandaşların gelir sağmasına katkı sunuyor.

Hobi Bahçesi Yasası Meclisten Geçti!

Her geçen gün sayıları hızla artan hobi bahçeleri ile ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yeni yasal düzenlemeler içeren kanun teklifi mecliste kabul edilerek kanunlaştı. Kanunlaşan yasa teklifi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanması halinde Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girecek.

TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen hobi bahçesi yasa teklifi hakkında değerlendirmede bulunan Çiftçiler Sendikası Genel Başkanı Ali Bülent Erdem kendilerinin bu uygulamaya zaten başından beri karşı olduklarını dile getirerek "Tarım arazileri parçalara ayırılıyor. Daha sonra bu bu topraklar üzerinde bina, baraka ne ise inşa ediyorlar. Sonrasında zaten imar affı gibi uygulamalardan yararlanıyorlar. Böylelikle bölgeler tarım arazileri olmaktan çıkıyor. Biz bu kanun teklifi gelmeden öncede konuyla ilgili sorunları dile getirmiştik. Kooperatifler aracılığı ile amaç dışı kullanım meydana geliyordu. Bu yüzden yasanın bu haline karşı çıkmamak lazım. Tarım arazilerini bu şekilde koruyacaksak, enerji şirketlerine de aynı şekilde yaklaşılması gerekiyor" diyerek yasaya destek verdi.  TARIM ARAZİSİ ÜZERİNE HOBİ BAHÇESİ YAPANLARA HAPİS CEZASI GELDİ!  Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli asıl amaçlarının hobi bahçesi olanlar değil hobi bahçesi yapıp satanlar olduğunu cezalandırmak olduğunu belirterek kanuna yeni madde ekleneceğini duyurmuştu. Yapılan değişiklik ile tarım arazisi üzerine hobi bahçesi yapıp satan kişilere 250 bin liraya kadar para cezası ve 3 yıla kadar da hapis cezası verilmesi kabul edilmişti. 

Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınav Sonuçları 16 Kasım’da

Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik" kapsamında bayi veya toptancı olacaklara Bakanlığımızca veya Bakanlığımızın uygun gördüğü kurumlarca merkezi sınav yapılmaktadır.

Bu kapsamda, bitki koruma ürünleri bayi ve toptancılık sınavı, Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezi tarafından 17 Ekim Cumartesi günü Ankara, İzmir ve İstanbul illerinde yapıldı. 

Sınava, 17.938 kişi başvuru yapmış olmasına rağmen 14.948 kişi katılım sağlamıştır. Söz konusu sınava ait Cevaplı Soru Kitapçıklarına, http://asym.ankara.edu.tr/2020/10/19/17-ekim-2020-tarihinde-yapilan-t-c-tarim-ve-orman-bakanligi-gida-ve-kontrol-genel-mudurlugu-bitki-koruma-urunleri-bayi-ve-toptancilik-sinavi-cevapli-soru-kitapciklari/ internet adresinden ulaşılabilmektedir.

Sınav sorularına ilişkin itirazlar 26 Ekim 2020 saat 17:00’a kadar ıslak imzalı dilekçeyle şahsen ya da posta yoluyla Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezine yapılacaktır.

Sınav sonuçları ise 16.11.2020 tarihinde açıklanacaktır.​

"Akıllı Tarım Kent Projesi"

Müstakil Sanayi ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Kırsal Kalkınma Komitesi Başkanı Abdullah Eriş, "Biz Akıllı Tarım Kentler ile kendi kendine yetebilen, üreten, geliştiren aynı zamanda sosyal yaşamından ödün vermeyen, doğal ve akıllı yaşam kültürünü oluşturmayı hedefliyoruz. Bu projeyle ilk etapta 500 aile, bin çalışan toplam 3 bin kişiye kırsalda şehir hayatı sunulacak." dedi.

MÜSİAD, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla Dernek genel merkezinde ve online olarak eş zamanlı düzenlediği toplantıyla "Akıllı Tarım Kent Projesi"nin tanıtımını gerçekleştirdi.

MÜSİAD Kırsal Kalkınma Komitesi Başkanı Abdullah Eriş, toplantıda yaptığı konuşmada, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tarımda makineleşmenin artması ve süregelen kentleşme sürecinin kırsal kesimdeki nüfus kaybını hızlandırdığını söyledi.

Eriş, tarımdaki verim açığının giderilememesi nedeniyle sürdürülebilir yeterli gelir sağlanamaması ve kırsaldaki iş ve yaşam şartlarının yeterince cazip olmamasının tarım ve kırsal alandan uzaklaşmanın en önemli nedenlerinden olduğunu vurguladı.

Türkiye'de nüfus dağılımı incelendiğinde, 21 milyona yakın kırsal kesim nüfusu olduğunu aktaran Eriş, "Türkiye, 2,5 ila 3 milyon arasında değişen tarımsal işletmeye, 5 ila 5,5 milyon nüfus arasında değişen tarımsal istihdama ve beldeler dahil 36 binden fazla köy yerleşimine sahip. 2023 yılında Türkiye'nin hedefi tarımsal üretim değerine sahip ilk 5 ülkeden biri olmak. Ekonominin canlanması, doğal kaynaklar ve çevrenin korunması, şehirdeki nüfus baskısının azalması ve kırsal alandaki kalkınma politikalarının daha etkin olması için kırsalda yaşayan nüfusun artması şart." diye konuştu.

Kırsalda yaşam ve iş şartlarını iyileştirmenin bu noktada çok önemli olduğuna dikkati çeken Eriş, 11. Kalkınma Programı'nda da bu konuda pek çok hedefe yer verildiğini anımsattı.
Eriş, bu hedefler doğrultusunda devletin elinden geleni yaptığını ve MÜSİAD'ın da kırsal kalkınma algısının yeniden canlandırılması amacıyla MÜSİAD Kırsal Kalkınma Komitesi kurduğunu söyledi.

Abdullah Eriş, Türkiye'de tarım sektöründe girişimciliğin desteklenmesine yönelik çalışmaların arttığını belirterek, şunları kaydetti: "Bugün Türkiye'de sütçülük, besicilik, tavukçuluk, fidancılık gibi farklı üretim dallarında kurulmuş olan örnek işletmeler ve girişimler mevcut. Bunda kırsal kalkınma destekleri itici güç oldu. Biz de MÜSİAD olarak tarımsal girişimciliği desteklemeye yönelik faaliyetlerin ve girişimci sayısının artması gerektiğini düşünüyoruz. Komitemizin özellikle genç nüfusun tarıma çekilmesine yönelik geliştirdiği Akıllı Tarım Kentler projesi, bu düşünce neticesinde ortaya çıkmış bir proje. Bizim anlayışımıza göre bir ülkenin tarım gücünü üretim gücü belirler. Fakat Türkiye'de kırsal hayatta konfor yok. Bu konforu da işin içine koymamız gerekir ki şehirden kırsala doğru geçiş olsun."

Diğer ülkelerdeki örnek uygulamaları paylaşan Eriş, "Almanya, Hollanda, Amerika gibi ülkeleri incelediğimiz zaman şunu görüyoruz; orada çiftçi tulumunu giyer, hayvancılık işletmesinde sağımını yapar, günlük işlerini yapar ama bir de sosyal hayatı vardır. Belli bir sosyal hayat standardına sahiptir. Elektriği, suyu daha ucuza tüketir. Türkiye'de de bunu sağlamamız gerekiyor. İşte biz bu proje ile kırsal alanda yaşam kalitesi yüksek ve sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Projenin ana hedeflerine değinen Eriş, sözlerini şöyle tamamladı: "Hedefimiz, modern yaşanabilir kır kentler oluşturmak, akıllı ve teknoloji altyapılı tarım işletmeleri oluşturmak, gençlere ve kadınlara istihdam sağlamak, bilgi, teknoloji ve yenilik üretmek. Biz Akıllı Tarım Kentler ile kendi kendine yetebilen, üreten, geliştiren aynı zamanda sosyal yaşamından ödün vermeyen, doğal ve akıllı yaşam kültürünü oluşturmayı hedefliyoruz. Bu projeyle ilk etapta 500 aile, 1.000 çalışan toplam 3 bin kişiye kırsalda şehir hayatı sunulacak. MÜSİAD olarak bu projeye dahil olan genç girişimcilerimizin her zaman yanında olacağız. Dahası proje sayesinde birçok insanımızı kır hayatına özendirerek tersine bir göç oluşturacağız."

Bir kırsal kalkınma projesi olan Akıllı Tarım Kent Projesi'ni MÜSİAD, Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte hayata geçiriyor.

Toplam 40 bin dekar alanda konumlandırılacak olan Akıllı Tarım Kentler, içinde bulunduracağı mekanlarla tarımda ivme kazandıracak hamleleri gerçekleştirecek.

Marmara, Karadeniz, Doğu Anadolu, Güney Doğu ve İç Anadolu Bölgeleri'ni kapsayan projeye ilişkin detaylı bilgiler ve başvuru süreçleri ise daha sonra açıklanacak.

Sayıştay'a Göre Tarım Bakanlığı Doğru İş yapmıyor

Sayıştay, Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 Yılı Denetim Raporu’nu yayımladı. Rapora bakılırsa Tarım ve Orman Bakanlığı’nın doğru yaptığı iş neredeyse yok. Dünya Gazetesinden Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Mali tablolardan, muhasebeleştirmeye, tarımsal desteklerden kooperatifçiliğe, meraların ıslahından vergi ve cezalara kadar tespit edilen 45 bulgu ile yanlışlar tek tek dile getiriliyor.

Raporda “Denetim Görüşü” olarak “Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 yılına ilişkin geçerli finansal raporlama çerçevesi kapsamındaki mali rapor ve tablolarının ‘Denetim Görüşünün Dayanakları’ bölümünde açıklanan nedenlerden dolayı doğru ve güvenilir bilgi içermediği kanaatine varılmıştır.” deniliyor.
Sayıştay Raporu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı içerisindeki yanlış uygulamaları “Denetim Görüşünün Dayanaklarını oluşturan bulgular ve “Denetim Görüşünü Etkilemeyen Tespit ve Değerlendirmeler” başlığı altında 45 madde olarak yer verildi.

1- 2019 Yılı mali tabloları ile verilmesi gereken sayım ve tespit tutanaklarının verilmemesi,

2- Mali tablolarla birlikte sunulması gereken açıklama ve notların bulunmaması

3- Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kapsamında kullandırılan fonların bakanlık muhasebe sistemine kaydedilmemesi

4- Muhasebe yetkilisi sıfatı bulunmayanlar tarafından idare adına banka hesabı açılması suretiyle kayıt dışı mali işlemler yapılması

5- Bakanlıkça uygulanan idari para cezalarının muhasebeleştirilmemesi ve raporlanmaması

6- Bakanlığın yönetiminde ve kullanımındaki taşınmazların muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

7- Mera, yaylak ve kışlak olarak tescil edilen taşınmazların ilgili hesaplarda muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

8- Uzun süreli kiralanan meraların kira gelirlerin ilgili hesaplarda muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

9- Gerçek ve tüzel kişilere kiralanan veya tahsis amacı değişikliği yapılan meralar için ilgililerden alınan teminatların muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

10- Tarımsal amaçlı kooperatiflere kullandırılan kredilerden kaynaklanan alacakların gerçek tutarı göstermemesi

11- Tarımsal destekleme ödemelerinde gerçekleştirme işlemleri tamamlanmaksızın bütçeden harcama yapılması

12- Bütçeden yapılan hayvancılığı geliştirme projesi kapsamındaki proje ödemelerinin gerçekleştirme işlemleri tamamlanmaksızın yapılması

13- Yersiz ödenen tarımsal destekleme giderlerinin çiftçilerden geri alınması gereken tutarın tespitinin yapılamaması

Denetim görüşünü etkilemeyen tespit ve değerlendirmeler

14- Tahsis amacı değişikliği dolayısıyla zarar gören meraların eski vasfına getirilmesinin sağlanmaması

15- İdare bütçesinden karşılanan elektrik dağıtım tesis giderlerinden doğan alacaklarının elektrik dağıtım şirketlerinden takip ve tahsil edilmemesi

16- Entegre idare ve kontrol sisteminin teknik ve mevzuat çalışmalarının tamamlanmaması

17- Taşınır Mal Yönetmeliği’nin bazı hükümlerine uyulmaması

18- Bir mali yıl içerisinde gerçekleştirdiği destekleme ödemelerine ilişkin iş ve işlemlerinin bir bütün olarak kamuoyuna açıklanmaması

19- İlama bağlı tarımsal destekleme ödeme bilgilerinin ve tutarlarının TBS/ ÇKS’ye kaydedilmeden banka hesaplarından ödenmesi

20- Ziraat Bankasına yapılan komisyon giderlerinin hizmet alımları yerine hane halkına yapılan transferler olarak giderleştirilmesi

21- Tarım Kanunu uyarınca yasaklı olan tarımsal işletmelerin takibinin sağlıklı yapılamaması

22- Haksız yapıldığı tespit edilen destekleme ödemelerinden rızaen geri alınan tutarların, ilgili sistemlerde izlenmemesi ve muhasebeleştirilmemesi

23- Çiftçilere yapılan destekleme ödemeleri üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin idarenin muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması

24- Tarımsal amaçlı arazi kullanım plân ve projelerinin tamamlanamaması

25- Yapım işlerinde ihale sonrası büyük kapsamlı proje değişikliklerine gidilmesi
26- Bilişim alanında stratejik yönetime ilişkin doküman ve mekanizmaların olmaması
27- Bilişim hizmet alımlarına ilişkin sözleşme ve şartnamelerde eksiklikler olması
28- Bilgi güvenliği yönetimine ve bilişim teknolojileri politika ve prosedürlerine ilişkin eksiklikler bulunması
29- Bilişim teknolojileri organizasyon yapısının uygun olmaması
30- Bilişim teknolojileri risk yönetimine ilişkin eksiklikler bulunması

31- Bilişim teknolojilerine ilişkin rol ve sorumlulukları belirleyen dokümanlarda yetersizlikler bulunması

32- Bilgi sistemlerinin sürekliliğini ve güvenilirliğini sağlayacak kontroller çerçevesinde iş sürekliliği ve felaketten kurtarma süreçlerinde eksiklikler bulunması

33- Bakanlık organizasyon yapısı içerisinde görev, yetki ve sorumlulukların açık bir şekilde belirlenip yazılı hale getirilmemiş olması

34- Bakanlık merkez teşkilatında norm kadro uygulamasına henüz geçilmemiş olması ve teknik personelin uzmanlık alanları dışındaki görevlerde çalıştırılmaları

35- Bakanlık tarafından yurt dışına gönderilen devlet memurlarının mecburi hizmet yükümlülüğü takibinin yapılmaması

36- Tedvir ve vekâleten görevlendirmelerde kanuna riayet edilmemesi ile görevlendirme sürelerinin makul olmaması

37- Tarım ürünü olmayan ve tüketim amacıyla kullanılan sanayi ürünlerinin ihalesiz olarak satın alınması

38- İl müdürlükleri tarafından hurdaya ayrılan taşınırların satışının yapılması konusunda gerekli işlemlerin yapılmaması

39- Denizlerde ve iç sulardaki balıkçı gemilerine %20 gemi boyu artışının yönetmelik yerine idari kararla verilmesi

40- Sulak Alanları Koruma Çalışmaları ve Ulusal Su Planının Uygulanmasında Veri Paylaşımı İhtiyacının Bulunması

41- Su ürünleri yetiştiricilerine aşılama ve boylama için alan gösterilmemesinin üretim kaybına sebep olması

42- Yem amaçlı kullanılacak hayvansal yan ürünlerinin taşıma ve depolama şartlarının belirlenmemesi

43- Tütün ve alkol piyasasındaki denetleme ve inceleme görevleri için personel altyapısı oluşturulmaması

44- Kırsal kalkınma yatırımı projelerinin tamamlanma sürelerinin ötelenmesinin ekonomik kayıplara yol açması


45- Alkolden alınan vergilerin kayıp ve kaçakların önlenmesi için amaç dışı alkol kullanımına ilişkin önleyici kontrollerin yetersizliği
Sayıştay’ın raporunda bu bulgulara ilişkin tek tek ayrıntılı açıklamalara yer veriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile birleştirilen Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın uygulamalarına ilişkin 8 bulguda yapılan yanlışlara yer veriliyor.

Özetle, Sayıştay raporuna göre Tarım ve Orman Bakanlığı birçok konuda ciddi yanlışlar, usulsüzlükler yapmış ve yapmaya devam ediyor.
Bunlardan sadece bir iki tanesini özel bir şirket, kooperatif veya şahıslar yapsa ne kadar ağır cezalar ve yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını tahmin etmek zor değil.
Fakat bakanlıklar, kamu idaresi yapınca sadece raporlarda kalıyor. Bu kadar yanlışı, usulsüzlüğü demokratik, yasaların uygulandığı bir ülkede bir bakanlık yapabilir mi?
 
 
 

ÇİFTÇİ NASIL HAREKETE GEÇER

Geçen sayıdaki yazımızda çiftçi uyanırsa ne olur demiştik. Kooperatifleri altında örgütlü bir yapıyla çiftçilerimizin gelişmiş ülkelerdeki emsalleri kadar piyasada güçlü olabileceklerini ve haklarını koruyabileceklerini söylemiştik. Bunun için kooperatiflerin neler yapabileceğine değinmiştik. Havza bazında, sözleşmelerle, kendi elektronik mezat ve kayıt sistemleri üzerinden, yerel yönetimlerle birlikte doğrudan pazarlama yöntemleri kullanarak nasıl başarılı olabileceğini anlatmıştık. Bu sefer çiftçinin farkındalığının üst düzeye ulaştığı, yeter artık diyerek çözüm için harekete geçmeye karar verdiğini düşünelim. Bu durumda muhatabımız çiftçi olacaktır. Bu nedenle buradan çiftçinin neler yapması gerektiğine ilişkin bilgiler vermeye çalışacağım. Çiftçilerimiz olarak sizlerin, sonuçlarını hemen görebileceğiz, birkaç ay içinde büyük değişimlere sebep olabilecek birçok şey olduğunu biliyor musunuz? Ama bu eylemlerin çok tehlikeli oldukları konusunda sizleri uyarmalıyım. Uyuyan bir dev misali, kendi gücünüzün farkına varıp büyük işler başarmanızdan memnun olmayanlar elbette olacaktır. Sizlerin güçlerini kırmak için ellerinden geleni yapacaklarından emin olabilirsiniz. Yüzyıl önce bu topraklarda sadece düşmanla savaşılmadı. Düşmanla ortak olan menfaatperestlere karşı nasıl mücadele edildi ise sizi, engellemeye kalkanlara bugünde yine aynı cevabı vereceğinizden eminim. Bunun için muhtaç olduğunuz kudretin zaten doğuştan sizlerde mevcut olduğunu çok iyi biliyorsunuz. Hemen yarın sabah kooperatifinize gidip ne durumdayız diye sormaya başlıyorsunuz. Ne yaptık, ne yapabiliriz, neye ihtiyacımız, nereden karşılayabiliriz sorularının cevaplarını bulmaya çalışıyorsunuz. Bunun için devletten yardım, destek, kredi almayacağınıza yemin ediyorsunuz.
Devlete ihtiyacınız olmadığına sadece kendi imkanlarınızın her şeyi çözmeye yeteceğine inanıyorsunuz. Bu tespitlerin ardından bölgenizdeki diğer küçük kooperatifleri araştırıyorsunuz. İki kooperatif bir araya gelirseniz neler yapabileceğinizi planlıyorsunuz. Bu arada kooperatifinizde çalıştırılmak üzere bir müdür ilanı veriyorsunuz. Sizin adınıza işleri ekonomik ve mali yönden idare edecek, mevzuat ve resmi işler ile ilgili durumları takip edecek, sizlere en uygun çözümleri üretecek yüksek maaşlı bir profesyoneli işe alıyorsunuz. Tek şart, maaş ödemesi işler gerçekleşip kazanç sağlanınca yapılacak. Yani profesyonel idarecinin de kaderi, sizin kazanmanıza bağlı olacak. Karşılıklı mutabakata vardıktan sonra en kısa sürede genel kurullarınızı topluyor ve ortak eylem kararlarınızı alıyorsunuz. Sonra bu ortak eylemleri çevrenizdeki girişimler ile sözleşmeli hale getiriyorsunuz. Kazandınız bu ilk zaferden sonra çevrenizdeki diğer kooperatifleri de gücünüze katılmaları için davet ediyorsunuz. Birleşen ordular gibi güçlerinizi birleştirerek daha önce yapmaya cesaret edemediğiniz yatırımlara girişiyorsunuz. Bu toplu girdi tedarikinden, ortak işlemeye ya da birlikte pazarlamaya yönelik dükkan açma, pazaryeri kiralama hatta internet üzerinden satışa kadar gidebilir. Bu süre sonunda yerel yönetimler ile, diğer büyük şirketler ile ya da holdingleşmiş kooperatifler ile aynı masaya oturup pazarlık yapabilecek güce geldiğinizi göreceksiniz. Sonuç olarak; daha 9 ay önce hayal edemediğiniz konularda bugün iddialarınız olduğunu görünce kim olduğunuzu, gücünüzün büyüklüğünü anlayacaksınız. Kuzey Avrupa’daki, ABD’deki çiftçi gibi sizler de yüksek refah seviyesine ulaşabilirsiniz. Bu ülkenin gerçek sahibi ve efendisi olduğunuzu, kendi, gücünüzle herkese ispatlayabilirsiniz. Bu aşamadan sonra sizi kimse tutamaz.
 
    Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendis

2021 Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) Başvuruları Başladı

2021 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuruları ÇKS Yönetmeliği ve Genelgesinde belirtildiği üzere 01 Eylül 2020 tarihinde başlamış olup 30 Haziran 2021 tarihi mesai bitiminde sona erecektir.

Üreticilerimizin  Bakanlığımızca uygulamada olan Mazot-Gübre Desteği, Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği, Sertifikalı Tohum Üretimi Desteği, Sertifikalı Fidan/Çilek Fidesi ve Standart Fidan Kullanımı Desteği, İyi Tarım Uygulamaları Desteği, Organik Tarım Desteği, Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeline Göre Yağlı Tohumlu Bitkiler ve Hububat- Baklagil Fark Ödemesi Desteği, Küçük Aile İşletme desteği, Yem Bitkileri desteği ve Lisanslı Depoculuk gibi desteklemelerden faydalanabilmeleri için ÇKS'ye kayıtlı olma zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu kapsamda üreticilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamamaları ve bahsedilen desteklemelere müracaat edebilmeleri için arazilerinin bulunduğu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine gerekli başvuru evrakları ile müracaat etmeleri gerekmektedir.

30 Haziran 2021 tarihine kadar başvuruda bulunmayan üreticilerimiz Bakanlığımızca uygulamada olan ve Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üzerinden yürütülen desteklemelerden faydalanamayacaktır.

Marmara’da Yasadışı Trol Avcılığına Geçit Yok

Su ürünleri kaynaklarını korumak ve sürdürebilir su ürünleri avcılığını sağlamak üzere İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’nde geniş çaplı denetim yapıldı.

İstanbul Tarım ve Orman Müdürlüğü, Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü koordinasyonunda yapılan denetimler 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında ve Kanun'un 33. maddesinde yetkilendirilmiş kamu kurum ve kuruluşları ile müşterek gerçekleştirildi.

Yenikapı Limanı ve çevresi ile İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'nde yasadışı trol avcılığını önlemeye yönelik denetimlere İstanbul İl Tarım Müdürlüğünün yanısıra yetkili kurumlardan 4’ü dalgıç olmak üzere 56 personel katıldı.

 6 bot, 2 vinç ve 1 kamyonun da kullanıldığı geniş kapsamlı denetimlerde 14 adet büyük boy trol kapısına, 1.000 metre misina ağına ve 20 takım trol ağına el konuldu. El konulan istihsal vasıtaları ise mülkiyeti kamuya geçirilmek üzere yeddi emin limanına teslim edildi.

Pakdemirli: Son 2 Yılda Tarımsal Hasıla 275 Milyar Liraya Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, son 2 yılda tarımsal hasılanın yüzde 45 gibi önemli bir artışla 275 milyar liraya ulaştığını belirterek, "Bugün itibarıyla tarımsal desteklerin 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı." dedi.

Pakdemirli, video konferans yoluyla katıldığı 11. Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nın ödül töreninde, söz konusu yarışmayla tarım ve ormanın arka planının paylaşılmasının amaçlandığını söyledi.

İnsanların bazen marketten aldıkları ürünlerin markete geliş öyküsündeki emeği, sabrı, heyecanı unutabildiklerini dile getiren Pakdemirli, "Tarım, Orman ve İnsan, bu hikayeyi çok iyi anlatan bir yarışmadır." diye konuştu.

Pakdemirli, 11 yılda toplam 31 bin 418 fotoğrafın yarışmaya katıldığını ifade ederek, tarımın kültürü, geleneği, sanatı, edebiyatı da şekillendirdiğini bildirdi.

Türkiye'nin 55,1 milyon küçükbaş hayvanla Avrupa'da birinci, 18,7 milyon büyükbaş hayvanla ikinci, süt üretiminde de üçüncü sırada yer aldığını anlatan Pakdemirli, "Tarımsal alan bakımından dünyada 17'inci sırada olmamıza rağmen, tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ilk 10 arasında yer alıyoruz."

Üretimi desteklemek için atılan adımlara da değinen Pakdemirli, son 18 yılda tarım ve ormana sağladıkları desteklerle güçlü bir üretim altyapısı oluşturduklarını anlattı.

Bakan Pakdemirli, bu sürede çiftçiye toplam 310 milyar lira tarımsal destek ödemesi yaptıklarının altını çizerek, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle son iki yılda tarımsal desteği yüzde 52 artışla, 22 milyar liraya çıkardık. Bütçemizin yüzde 55'ini çiftçimize, yani tarımsal desteklere ayırdık. Bugün itibarıyla tarımsal desteklerin 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı."

Desteklerin ve çalışmaların üretime, hasılaya nasıl dönüştüğünü izlediklerini dile getiren Pakdemirli, son iki yılda tarımsal hasılanın yüzde 45 gibi önemli bir artışla 275 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Tarımsal üretime dair aldıkları tedbirlerle üretimin bu dönemde kesintisiz sürdüğünü dile getiren Pakdemirli, "Üretimin devamı için üreticilerimize birçok kolaylık sağladık. Bu süreci alnımızın akıyla, gıda tedarikinde sorun yaşamadan atlattık." dedi.

Üzüm Alımları Başladı, Çiftçiler Kuyruk Oluşturdu

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 7 Eylül'de üzüm alımlarının 9 numara üzüm için 12,5 lira taban fiyat üzerinden alımlara başlanacağının açıklanması üzerine Manisa'da çiftçiler mahsullerini getirmeye başladı. Ürünlerini satmak için alım noktalarına gelen çiftçiler traktör kuyrukları oluşturdu.

Geçtiğimiz 27 Ağustos'ta Manisa Ticaret Borsası tarafından düzenlenen alım törenine canlı bağlantıyla katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 9 numara üzüm için TMO'nun 12.5 lira alım garantisi verdi. Bu kapsamda TMO bugün itibarıyla Manisa ile ilçeleri Alaşehir, Salihli, Turgutlu, Sarıgöl, Saruhanlı ve Denizli Buldan'ın yanı sıra İzmir ve Salihli Ticaret Borsaları üzerinden alımların yapılabileceği çekirdeksiz kuru üzüm alımına başlandı. Bakan Pakdemirli'nin alımların 7 Eylül'de başlayacağını açıklaması üzerine üzümlerini çuvallayan üreticiler soluğu TMO ve TARİŞ'te aldı. TMO'ya internet üzerinden randevu aldıktan sonra çiftçi kayıt sistemi belgeleriyle birlikte gelen çiftçilerin mahsulleri ekspertizler tarafından değerlendirildikten sonra numara verilerek fiyatları belirlendi. Çuvallarla getirilen ürünler daha sonra depolara konulmaya başlandı.

TARİŞ depolarında da üzüm alımları başlarken, çiftçilerin traktörleri uzun kuyruklar oluşturdu. TARİŞ'te de ekspertizler tarafından numaralandırılan üzümler depolara yerleştirildi.

Üzümünü TARİŞ'e getiren üreticilerden Mustafa Kököz, "TARİŞ'e geldik. Senelerden beri TARİŞ'in ortaklarından olduğum için her yıl üzümümüzü buraya veriyoruz. Biz üzüm fiyatlarını 13,5 olarak bekliyorduk. Ama çoğu çevrede konuşulan 'Her şeye yüzde 25 zam geldi' dediler. Bu fiyat 9 numara için verildi. Ama 8 numara üzüm için 12,5 lira fiyat verilmesi gerekiyordu. Şu anda tabi TARİŞ daha fiyatını açıklamadı" dedi.

Bu yıl bağlarda hava şartlarından dolayı zarar meydana geldiğini belirten Kököz, "Bu sene bağlarda silkinti yaptı. Bu yüzde neredeyse bütün çiftçilerde zarar var. Havalar bir sıcak bir soğuk gidince silkinti oldu. Ona istinaden geçen seneye nazaran çok büyük bir zarar var" diye konuştu.

Sezonun pek iyi geçmediğini belirten üzüm üreticisi Hüseyin Hasacar, "Şu an üzüm fiyatları için bir şey söyleyemem. Bana göre normal. Eskiden üzüm 1 dolar diyorlardı. Şu an aşağı yukarı 2 dolar seviyelerinde. Yağışlar zamanında yağmadı. Çok fazla üzüm vardı bazı yerlerde üzüm kendini besleyemedi. Sezon çok iyi geçti diyemem" dedi.

"7 Eylül itibariyle TMO alımlara başlamış durumda"

Bugün itibariyle TMO tarafından üzüm alımlarına başlandığını belirten Manisa Tarım ve Orman Müdürü Metin Öztürk, "27 Ağustos'ta Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli canlı yayında üzüm törenimize katılmış ve orada Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 9 numara Sultani çekirdeksiz kuru üzümün 12 lira 50 kuruştan alınacağını belirtmişti. 7 Eylül itibariyle Toprak Mahsulleri Ofisi'nin alımları başlayacağını söylemişti. Bugün 7 Eylül itibariyle TMO alımlara başlamış durumda. 7 ayrı noktadan TMO tarafından çekirdeksiz Sultani kuru üzümün alımları gerçekleştiriliyor. Eksperler sahada. Bugün saat 11.00 itibariyle alımlar başladı. Eksperler numuneler alarak, numaraları vererek üreticimizin ürünlerini alıyorlar" ifadelerini kullandı.

Bakan Pakdemirli: 3,2 Milyon Lira Fındık Üreticilerinin Hesaplarına Yatırıldı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) ürünlerini teslim eden fındık üreticilerine alım bedellerini hemen ödediklerini belirtti. Pakdemirli "Bugün itibarıyla 3,2 milyon lira üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı." ifadelerini kullandı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir  Pakdemirli, Twitter hesabından fındık alımlarına ilişkin paylaşımda bulundu.

Fındık alım bedellerinin hemen ödendiğini vurgulayan Pakdemirli, "Başta Giresun fındık üreticilerimiz olmak üzere, TMO'ya ürünlerini teslim eden üreticilerimize fındık alım bedellerini hemen ödüyoruz. Bugün itibarıyla 3,2 milyon lira üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı. Bereketli olsun." değerlendirmesinde bulundu.

Yerli Mısır Verimi Artırdı

Kırklareli'nde geliştirilen ve verimliliği ile dikkati çeken yerli mısır çeşidi 'aga' ile üreticilerin yüzü gülecek. Kırklareli Tarım ve Orman Müdürü Funda Eylem Özel 'Burada dekar başına 12 tonluk bir verimden bahsediliyor’ dedi.
Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve Pehlivanköy Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde yürütülen “Trakya'ya mısırın agası geliyor” projesi kapsamında, Kırklareli'nin Armağan köyünde oluşturulan demostrasyon sahasındaki çalışmalar sonucu, geliştirilen yerli mısır tohumunun, ithal çeşitlerine göre dekara yaklaşık 6 ton daha fazla verim sağladığı tespit edildi.
 
“Aga” ismi verilen mısır çeşidinin ithal mısırlara göre verim ve kalitesinin yüksekliğiyle ön plana çıktığını aktaran Özel, üretici ve besicilerin yerli ve milli tohumlara yönelmesini istediklerini belirtti. Bazı ithal tohumlarda dekarda yaklaşık 4 ton verim elde edildiğini anlatan Özel, 'aga' çeşidinde ise dekar başına yer yer 10 ya da 12 tonluk verim gözlendiğini aktardı.
İthal tohuma göre geliştirilen yerli tohumun birçok avantajı olduğunu anlatan Özel, konuşmasına şöyle devam etti: “Yeni geliştirilen 'ağa' ismini verdiğimiz mısır çeşidinde ithal tohumlara göre yüzde 100 oranında bir verim artışı var. Ekonomiye en büyük katkısı yerli ve milli olması. Dışa bağımlılığımızın olmaması çok büyük avantaj. Ayrıca besi hayvanlarının süt veriminde de yaklaşık yüzde 10 verim artışı sağlıyor. Boyunun uzunluğu ve dekara alınacak verimin yüksek olması, silajlık mısır üretiminde üretici için avantaj. Burada dekara 12 tonluk bir verimden bahsediliyor. Daha fazla kaba yem üretmesi, hayvanlara daha fazla besin ulaştırılması sürecini getirecektir. Normalde hayvancılık işletmelerinde hayvanların süt veriminin artması için dengeli beslenme rasyon dediğimiz programın oluşturulması gerekiyor. Sırf samana bağladığımız zaman süt verimi 10 kiloları, 12 kiloları geçmez. Ne kadar kaliteli kesif yem verirseniz, o kadar süt verimi artar. Birden süt verimi 20-25 kilolara çıkan durumlar var. Bu projede uyguladığımız 5 çeşit var ancak en çok biz 'aga'yı önemsiyoruz.”
 
Çiftçi Bülent Özkaya da yerli mısır çeşidinden çok memnun kaldığını vurguladı. İlk kez yerli mısır üretimi yaptığını ve ithal ürünlere göre yer yer 5-6 ton daha fazla verim elde ettiğini dile getiren Özkaya, “Çok yüksek bir verim çıktı. Yaklaşık dekarda 6 ton kadar fark var. İthal mısır ile aynı gübreyi kullanıyor ve aynı sulamayı yapıyoruz. Girdi maliyetlerimiz aynı ama yerli mısırda daha çok verim aldık” dedi.
 

Bakan Pakdemirli Kuru Üzüm Alım Fiyatını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Giresun'da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2020 Yılı Fındık Alım Törenine katılarak fındık alımına ilişkin açıklamalarda bulundu. Pakdemirli programda canlı bağlantıyla Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümünde 2020-2021 Sezonunun Açılışı ve Geleneksel İlk Çekirdeksiz Kuru Üzüm Töreni'ne de katılarak üzüm alım fiyatlarını açıkladı.

Konuşmasına Giresun'da yaşanan sel felaketinden dolayı şehit olan askerlerimize ve hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı dileyerek başlayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli İnşallah, vatandaşlarımızın yaralarını çok hızlı bir şekilde saracağız. Bunun için bölgeye, Bakanlığımızın imkânlarını seferber ettik" diye konuştu.

Bugün, Dünyada fındık denince akla ilk Türkiye'nin geldiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

"Türkiye'de fındık denilince ise, açık ara Karadeniz ve Giresun gelir. Fındık, bizim stratejik ürünümüz. Dünya fındık alanlarının %76'sına sahibiz. 734 bin hektar alanda ürettiğimiz fındık, 612 bin aileye gelir kapısı olmuştur. Fındık üretiminde Dünya lideri olan Türkiye, üretiminin %70'ini, ihracatının ise %76'sını tek başına yapmaktadır.  Fındık, bugün ülkemiz tarım ihracatının bir numaralı ürünüdür. Ürettiğimiz fındığın % 80'ini ihraç ediyoruz. Bu bizim için bir iftihar tablosudur. Tarımsal ihracat gelirimizin %12'si fındıktan geliyor. 100'den fazla ülkeye, yılda ortalama 250 bin ton iç fındık ihraç ediyoruz. İhraç birim fiyatlarında, son 1 yılda %16'lık bir artış sağladık. Geçen yıl kilogramı 5,80 Dolar olan fındık ihraç fiyatı, bugün itibariyle 6,72 dolara yükseldi. Bu artışla, ihraç edilen 335 bin ton fındıktan, ilave 300 milyon Dolarlık bir katkı sağlandı. Bu ilave ihracat artışının 50 milyon Doları Giresun ekonomisine, Giresun esnafına, Giresunlu vatandaşımıza doğrudan katkı sağladı. Fındık ihraç geliri ise 2 milyar Dolara ulaştı. İnşallah fındık ihracatında rekorlar kırmaya devam edeceğiz"

Karadeniz'in kalite, tadı ve içerdiği yağ oranı ile Dünya'nın en kaliteli fındığını yetiştirdiğini belirten Pakdemirli " Biliyoruz ki; fındık denilince akla Giresun ve Levant gelir. Giresun'da 116 bin çiftçimizden, yaklaşık %73'ü yani 85 bini fındık üretimi yapıyor. Biz de, üretimi artırmak ve katma değere çevirmek için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi.

Fındık üretimini ve piyasaları günlük takip ettiklerini ve üreticiyi mağdur etmeyecek, geliri artıracak tüm tedbirleri aldıklarını ifade eden Bakan Pakdemirli " 2019 yılında Fındık alım fiyatını, Cumhuriyet tarihinde ilk kez hasat öncesinde, yani fındık dalda iken açıkladık. Geçen yıl TMO tarafından kilogramı 16,5-17 Liradan fındık alımı yaptık.  Açıkladığımız fiyatlar; üreticiler, üretici örgütleri, ilgili STK'lar, yani bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca, üretimin devamlığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı. Hasat dönemi düşme eğiliminde olan fındık fiyatları hızla toparladı ve sezon içerisinde 18-20 Lira civarında seyretti. Böylece kg başına 3-4 Lira gibi artış ile fındık üreticilerimizin cebine ve Karadeniz ekonomisine en az 2 milyar Liralık fazladan gelir sağlanmış oldu.

2020 yılı fındık fiyatları ise yine hasattan önce, 27 Temmuz'da Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklandı. TMO üzerinden; Giresun kalite fındığı 22,5 Liradan, Levant kalite fındığı 22 Liradan, Sivri kalite fındık ise 21 Liradan alıyoruz. Yine, randıman ve Bakanlığımız destekleri ile birlikte Giresun kalite fındığın kilogram alım fiyatı 25,5 liraya çıkmıştır. Böylece fındık alım fiyatında son 1 yılda ortalama %33, son iki yılda ise ortalama %55 artış sağladık ve üreticilerin yüzünü bir kez daha güldürdük" değerlendirmesinde bulundu.

Üreticilerin 19 Ağustos'tan itibaren randevu almaya ve 24 Ağustos'tan itibaren de ürünlerini TMO'ya satmaya başladığını söyleyen Bakan Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buradan şunun da müjdesini vermek istiyorum. Ödemeler Lisanslı depoya teslimde peşin, diğer alım noktalarına teslimlerde 10 gün içinde yapılacaktır. Ancak, alımların başladığı Pazartesi gününden bugüne kadar teslim edilen fındık bedellerini, 10 gün beklenmeden Cuma günü üreticilerimizin hesaplarına aktaracağız.

TMO'ya fındık alım görevi verildiği 2006 yılından bugüne, Karadenizli üreticilerimizden, yaklaşık 6 milyar Liralık fındık alımı yaptık. Giresun'da ise son 3 yılda toplam 30 bin ton kabuklu fındık alımı yaparak, üreticilere 400 milyon Lira ödedik" 

Daha sonra canlı bağlantı ile çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatını açıklamak üzere Manisa'ya bağlanan Bakan Pakdemirli "Üzüm Alım Fiyatı Açıklanması Programını, sizlerle birlikte yüz yüze yapacaktık. Giresun'da meydana gelen sel felaketi sebebiyle afetin yaralarını bir an önce sarmak için Giresunlu kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Çok iyi biliyorum ki, benim Manisalı hemşerilerim de, her daim dualarıyla Giresunlu kardeşlerimizin yanında" açıklamasını yaptı.

Ülkemizin fındıkta olduğu gibi kuru üzümde de dünyada marka olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "Bağ alanı bakımından Dünya'da 5'inci sırada, ortalama üzüm üretimi açısından ise Dünya'da 6'ncı sırada yer almaktayız. Ve en önemlisi de; Dünya'da kuru üzüm ihracatında 1'inci sıradayız. Öyle ki Manisa'da, yaklaşık 5,1 milyon dekar tarım alanında üretilen pek çok tarım ürününden, ortalamanın üzerinde verim alınmaktadır. 2019 yılında, Manisa'da toplam üzüm üretimimiz, 1 milyon 546 bin tondur. Manisa, Türkiye'deki Kurutmalık Üzümün % 85 ini, Sofralık Üzümün %20'sini üretmektedir. Bundan dolayı, ülkemizin çekirdeksiz kuru üzüm ihracatının tamamına yakını Manisa'dan gerçekleşmektedir.  Manisa'dan yıllık ortalama 250 bin tonluk üzüm ihracatı yapılmakta ve bu sayede ülke ekonomimize 500 milyon dolar gelir kazandırılmaktadır. Bu da, Dünya'nın en kaliteli üzümlerinin bu topraklarda yetiştiğinin göstergesidir.  Ayrıca Manisa, üzümü katma değerli bir ürüne dönüştürebilmeyi başarabilmiş bir şehirdir. 2019 yılında, sofralık ve kuru olarak, yaklaşık toplamda 672 milyon Dolarlık üzüm ihracatı yaptık. Yani tarımsal ihracatın yaklaşık %4'ü üzümden geliyor" diye konuştu.

Üzüm Rekolte Tahmin Komisyonlarınca yapılan çalışmalara göre, 2020 yılında çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesini; geçen seneye oranla %12'lik azalışla 271 bin ton olarak öngördüklerini belirten Pakdemirli "Geçen yıl kuru üzüm fiyatlarının 10 Liranın altına düşmesi halinde müdahale edeceğimizi belirtmiştik. Nitekim fiyatların düşmesiyle birlikte, TMO kuru üzüm alım fiyatını, 9 numara için kilogramını 10 Lira açıkladık ve alımlara başladık. Açıkladığımız fiyatlar; üreticilerimiz ve bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca fındıkta olduğu gibi bu alım fiyatı; üretimin devamlığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı" dedi.

Toprak Mahsulleri Ofisinin kuru üzüm alımı ile görevlendirildiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli "Üretim, piyasa ve diğer tüm faktörlere yönelik yaptığımız detaylı değerlendirme sonucunda, bu yıl da üzüm üreticimizi memnun edecek haberimizi sizlerle paylaşıyorum. TMO 2020 yılı kuru üzüm alım fiyatını, 9 numara için kilogramı 12,5 Lira olarak açıklıyoruz. TARİŞ'te, TMO fiyatlarından alım yapacak. Kuru üzüm alımlarında TMO ve TARİŞ arasında koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması amacıyla bir protokol yapıldı. TMO alımlara 7 Eylül'den itibaren başlayacak" açıklamasını yaptı.

TMO tarafından en az 50 bin ton ürün alınmasını temenni ettiğini söyleyen Bakan Pakdemirli "Tüm üzüm üreticilerimize, ülkemize, hayırlı, uğurlu olsun. Buradan özellikle tüm kesimlere şunu belirtmek istiyorum. Kuru üzüm piyasasını, açıkladığımız bu fiyatlardan aşağı düşürmemekte kararlıyız. Ve bunun için gereken her türlü argümanı kullanacağız. Her zaman söylediğim gibi, üreticimizi asla mağdur etmeyiz" ifadelerini kullandı.

Üretici ve çiftçilere bir de müjdesi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "28 Ağustos 2020 cuma günü -yani yarın - saat 18.00 itibariyle, 11 kalemde, 86 milyon 464 bin Liralık tarımsal destekleme ödemesini, Değerli üreticilerimizin hesaplarına yatıracağız.

Destekleme ödemesi kapsamında;

İyi Tarım Uygulamaları desteği olarak; 44 milyon 888 bin Lira,

Organik Tarım desteği kapsamında; 19 milyon 384 bin 800 Lira,

Toprak Analizi Desteği olarak 1 milyon 361 bin Lira,

Mazot ve Gübre Desteği kapsamında; 255 bin Lira,

Yem Bitkileri Desteği olarak 1 milyon 445 bin Lira,

Uzman Eller Hayvancılık Proje Desteği kapsamında;

11 hak sahibi vatandaşımıza 1 milyon 100 bin Lira,

Yurt İçi Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği kapsamında; 73 bin Lira, /18

Dane Mısır Fark Ödemesi Desteği olarak 4 milyon 536 bin Lira,

Hububat-Baklagil Fark Ödemesi Desteği kapsamında; 11 milyon 210 bin Lira,

Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Desteği olarak 903 bin Lira,

Gen Kaynakları Desteği olarak da 1 milyon 305 bin Lira ödeme yapacağız.

Toplamda vereceğimiz 86 milyon 464 bin Liralık destek ödemesinin; üreticilerimize, yetiştiricilerimize hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun" diyerek sözlerini tamamladı.

Çevrim İçi Toplantıda Terk Edilen Tarım Arazileri Görüşüldü

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünden (FAO) uzmanlar, Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan'da arazilerin terk edilmesiyle mücadele için gerçekleştirilebilecek ortak çalışmaları çevrim içi toplantıda görüştü.

FAO'dan yapılan açıklamaya göre, Avrupa ve Orta Asya'daki birçok ülkede tarım arazilerinin terk edilmesi veya kullanılmaması ortak sorun oluşturuyor. Türkiye'de de yaklaşık 2 milyon hektar verimli tarım arazisi kullanılmıyor veya terk edilmiş durumda bulunuyor.

FAO, Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan'da terk edilmiş tarım arazilerini yeniden faaliyete geçirmek için yeni bir proje uygulamaya hazırlanıyor. FAO-Türkiye Gıda ve Tarım Ortaklık Programı (FTPP II) aracılığıyla Türkiye tarafından finanse edilen proje, arazi terki sorununu ele almanın yanı sıra, arazi toplulaştırması ve iyileştirilmiş arazi politikası ve kamu politikası hedefleri aracılığıyla tarımın yapısal gelişimini desteklemeyi amaçlıyor.

Söz konusu proje özellikle, Türkiye'de bir arazi bankacılığı enstrümanının ortaya konulmasını, Azerbaycan ve Özbekistan'da ihtiyaçların analiz edilerek kapasitelerin geliştirilmesini ve ülkeler arasında bilgi alışverişi için bir iş birliği mekanizması kurulmasını hedefliyor.

Verimli tarım arazilerinin terk edilmesi, ulusal ekonomiler ve gıda güvenliğine olumsuz etkilerinin yanı sıra, araziyi koruyucu tedbirlerin uygulanmasını engelliyor, özellikle kurak bölgelerde arazinin bozulmasını tetikliyor ve tarım sektörünün iklim değişikliğinin etkileri karşısındaki kırılganlığını artırıyor.

Tüm bunların yanı sıra özellikle çiftliklerin küçük olması ve arazilerin çokça bölünmesi arazi terkinin ana sebepleri arasında olduğundan, arazi kullanım hakkı sorununun çözümü, ülkelerin "Arazi Tahribatının Dengelenmesi" hedeflerine ve Paris Anlaşması çerçevesinde ulusal olarak belirlenmiş katkılara ulaşmada oldukça önem arz ediyor.

Proje çiftlik yapılarının iyileştirilmesine katkı sağlayacak

Yeni proje, çiftliklerin genişlemesini kolaylaştıracak ve arazi parçalanmasını azaltarak çiftlik yapılarının iyileştirilmesine katkıda bulunacak.

Bu kapsamda ilk adım olarak, aralarında FAO Toprak Mülkiyeti Uzmanı Morten Hartvigsen ve Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Metin Türker'in de bulunduğu kıdemli yetkililer ve uzmanlar geçen hafta çevrim içi bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantı katılımcıları, tarım sektörünün iklim değişikliği etkileri karşısındaki kırılganlığını

azaltacağı konusunda hemfikir oldu.

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne Başvuru Süresi Uzatıldı

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kaydını yaptıramayan çiftçiler için müracaat süresi 1 Eylül'e kadar uzatıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığının, "Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"i, Resmi Gazete'de yayımlanarak, 30 Haziran'dan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Buna göre, 2020 üretim yılına ilişkin 30 Haziran'a kadar ÇKS kaydını yaptıramayan çiftçiler için süre 1 Eylül'e kadar uzatıldı.

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin Barajlardaki Doluluk Oranını Açıkladı

Gölköy Projesi ile ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, "Şu anda Türkiye'deki barajlarımızın doluluk oranı yüzde 76 seviyesinde. Bu, Türkiye'nin içme ve kullanma su sorununun olmadığını gösteriyor." dedi.

Bolu'nun sulama ihtiyacının karşılandığı ve aynı zamanda da bir mesire alanı olan Gölköy Sulama Göletinin çevresinde yapılan çalışmalar hakkında gazetecilere bilgiler veren Metin, "Allah Bolu'ya, memleketimize çok güzel bir doğa nasip etmiş. Gölleri ile ormanları ile ve diğer doğal güzellikleri ile bir cennet Bolu. Dolayısı ile her köşesini de en güzel şekilde değerlendirmek, vatandaşımızın hizmetine de en iyi şekilde kazandırmak için çalışmalarımızı yürütüyoruz." şeklinde konuştu.

Metin, Kovid-19 sürecinde su kullanımının arttığı ifade edilerek, gelinen noktada Türkiye'nin barajlarının doluluk oranlarının ne durumda olduğu yönündeki soruya, şu yanıtı verdi:

"Pandemi süreci ile beraber haliyle hijyen çok ön plana çıktı. Bununla beraber temizlik aracı olan her şeyde hassasiyet daha fazla. Buna göre kullanım arttı. Her ne kadar Türkiye su zengini bir ülke olmasa da çünkü zengin olunduğu yönünde bir algı var. Su zengini gibi bir şey yok. Netice itibarıyla kaynaklarımız sınırlı. Ama DSİ olarak bu kaynaklarımızı en iyi şekilde kullanma adına takibimizi yapıyoruz. Şu anda Türkiye'deki barajlarımızın doluluk oranı yüzde 76 seviyesinde. Bu, Türkiye'nin içme ve kullanma su sorununun olmadığını gösteriyor. Gerek içme suyunda gerek sulama suyunda şu anda Türkiye’nin hiçbir yerinde sıkıntımız yok. Çiftçimiz sulamasını yapıyor. İçme suyunda da başta büyükşehirler olmak üzere hiçbir şehrimizde sıkıntımız söz konusu değil."

Koronavirüs tedbirleri kapsamında "tabiat parkları ile milli parklara HES kodu ile girilmesinin sorun yaşatıp yaşatmayacağı" yönündeki bir soruya da cevap veren Metin, "Pandemi sürecinde tabiat parklarına HES ile girilecek. Bu açıdan ziyaretçi sayısının etkileneceğini zannetmiyorum. Zaten pandemi sürecinde kurallara alıştık. Halkımız, bu sisteme de alıştı. HES kodunu kullanarak her şeyi yapıyor. HES kodu hayatın bir parçası haline geldi. Bunun tabiat parklarına girişlerde uygulanması anlamında sorun olacağını düşünmüyorum." ifadelerini kullandı.

Milli parklar ve tabiat parklarına giriş için sanal uygulama

Metin, özelikle Abant ve Yedigöller’in girişlerinde bazı dönemlerde yaşanan araç kuyrukları ve yoğunlukları ile ilgili bir çalışma yaptıklarını, sanal randevulu sistem getireceklerini kaydetti.

Gölcük Tabiat Parkı'nda yapılan ve daha sonra bazı STK'ların başvurusu ile mahkeme süreci başlayan 25 bungalov evin akıbetinin sorulması üzerine Metin, "Devam eden bir mahkeme var. Bakanlığımıza intikal eden bir karar yok. Ama tabii ki mahkeme ne karar verirse onun uygulanması mecburi. Ama onun dışında şunu ifade edeyim; oradaki asıl problem bu 25 evden ziyade yapılmak istenen bir oteldi. O otel zaten olmayacak. Çünkü öyle bir otelin oraya yapılma şansı yok. Öyle bir şeye izin vermeyiz. Onu net olarak söyleyeyim." diye konuştu.

DİTAP Projesi Çiftçilere Tanıtılmaya Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) projesinin tanıtım çalışmaları, Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı köylerde de devam ediyor. Çiftçi, DİTAP projesi sayesinde yetiştirdiği ürünlerini online sistem üzerinden satabilecek.

Kırklareli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Bakanlığımızın tarımda dijitalleşme adına hayata geçirdiği Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) sayesinde, üreticilerimizin bin bir emekle ürettiği ürünler değer fiyattan alıcı ile buluşabilmektedir.

DİTAP üzerinden üretici ile alıcı doğrudan bağ kurabilmektedir. Bu sayede üretici elindeki ürünü değerinde satabilmekte, alıcı da daha uygun fiyattan ürüne ulaşabilmektedir. Online bir platform olan DİTAP’a üreticilerimiz ve alıcılar e-Devlet şifresi ile kolaylıkla üye olabilmektedir. İstenilen yer ve zamanda platforma rahatlıkla giriş yapılabilmektedir” bilgilerine yer verildi

Açıklamada ayrıca, “Bakanlığımızın üretici ve alıcıları yanında olmak adına hayata geçirmiş olduğu bu projenin tanıtımı ve üyelik için Vize İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak gereken çalışmaları sürdürmekteyiz. Bu kapsamda Vize İlçe Müdürümüz Zeynep Şeyda Gürsu ve İlçe Müdürlüğümüz teknik personelleri Müsellim, Hasbuğa ve Sergen köylerinde üreticilerimizle bir araya gelerek, DİTAP projesi hakkında bilgilendirme yapmıştır. Vize İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak üreticilerimizin yararı için hayata geçen DİTAP projesinin tanıtımı ve kullanımı için çalışmalarımız devam edecektir” denildi.

Tarım ve Orman Bakanlığından Gıda Cezası

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yılın ilk 7 ayında 705 bin gıda denetimi yaptıklarını ve uygunsuzluk tespit edilen işletmelere 63 milyon liranın üzerinde idari cezası uyguladıklarını açıkladı.

Bakan Bekir Pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada, gıda üretim ve satış ile toplu tüketim yerlerine yönelik denetim ve kontrolleri her geçen yıl artırarak devam ettirdiklerini ifade etti. 2002 yılında 39 bin olan gıda denetim sayısını geçen yıl 1,2 milyona çıkardıklarını kaydeden Bakan Pakdemirli, "Bu yılın ilk 7 ayında ise gıda üretim yerinde 122 bin 989, gıda satış yerinde 311 bin 616 ve toplu tüketim yerinde 270 bin 574 olmak üzere toplamda 705 bin denetim gerçekleştirdik. Denetim sonucunda olumsuzluk tespit edilen işletmelere yönelik 7 bin 446 adet toplamda 63 milyon 111 bin 879 TL idari para cezası uyguladık. 87 işletme için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduk" dedi.

 

Alo Gıda Hattı Aracılığı ile 2,4 Milyon Başvuru Yapıldı

Vatandaşların gıdayla ilgili gördükleri olumsuzlukları bakanlığa bildirmesi için 2009 yılında başlatılan 174 Alo Gıda hattına bugüne kadar toplamda 2,4 milyondan fazla arama yapıldığını belirten Pakdemirli, buna ek olarak bu yılın mart ayında hayata geçirdikleri WhatsApp ihbar hattına da yaklaşık 30 bin ihbar ve başvuru yapıldığını ifade etti.

Kurban Kesim Ve Satış Yerlerinde Pandemi Tedbirleri Açıklandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde Kurban kesimi ve satışı yapılacak olan yerlerde alınması gereken tedbirler hakkında açıklamalarda bulundu.

Kurban Bayramında bir gelenek olan tokalaşarak hayvan satış işleminin bu Bayramda olmayacağının altını çizen Bakan Pakdemirli, "Pazarlık esnasında gelenek haline gelen tokalaşma görüntüleri bu bayramda olmayacak. Sosyal mesafe kuralına uymak çok önemli. Bu yüzden bu bayramda tokalaşma olmayacak" dedi.

Kurban satış ve kesim yerlerinde uygun giriş-çıkış kapıları oluşturulacağını söyleyen Bakan Pakdemirli, kurban satış yerinin etrafı sınırlandırılacak ve çadırlar arası mesafe en az 2 metre olacak. Maskesiz girişlere de izin verilmeyecek. Ayrıca girişlerde vatandaşlarımızın el dezenfeksiyonu ve ateş ölçümü işlemleri titizlikle gerçekleştirilecek diye konuştu.
Hayvan satış yerlerine getirilen hayvanların kulak küpesi olmasının da önemine vurgu yapan Bakan Pakdemirli, "Hayvan satış yerlerine kulak küpesi, veteriner sağlık raporu/hayvan pasaportu/nakil belgesi olmayan hayvanlar alınmayacak. Vatandaşlarımız hayvanların bilgilerini ise  "HAYSAG" mobil uygulamasından sorgulayabilecekler" dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli hayvan sayısı hakkında da bilgi verdi. Bakan Pakdemirli: "Kurban Bayramı için 1,2 milyon büyükbaş, 3,5 milyon da küçükbaş hayvan kesim için hazır bekliyor. Geçen yıl da aşağı yukarı 800 bin büyükbaş kesildi 2,7 milyon da küçükbaş kesildi. Yani her yıl aşağı yukarı yüzde 50'i daha fazlasını sektör hazır ediyor. Bu konuda vatandaşlarımızın dini vecibelerini yerine getirmeleri konusunda herhangi bir endişeleri olmasın."
 
 

Doğal Afetten Zarar Gören Çiftçiye Hasar Tazminatı Ödenecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2020 yılı içinde meydana gelen doğal afetlerin 57 ilde 163 bin 850 üreticiye ait 4 milyon dekarın üzerinde tarımsal alanı etkilediğini belirterek, tarım sigortası poliçesi olan üreticilere 780 milyon lira hasar tazminatı ödeneceğini söyledi.

Bakan Pakdemirli, tarımda doğal afetlere karşı TARSİM’in önemli bir güvence olduğunu belirtti.

Türkiye’de 2020 yılı içinde meydana gelen aşırı kar yağışı, aşırı sıcak, aşırı yağış, dolu, güneş yanıklığı, sel su baskını, çığ, deprem, don, fırtına, yangın, heyelan, hortum, kırağı, yıldırım düşmesi gibi afetler nedeniyle 57 ilde, 163 bin 850 üreticiye ait toplam 4.328.685 dekar alanın etkilendiğini ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Bu afetlerin büyük çoğunluğu mayıs ayı içesinde meydana geldi. Tarım sigortası kapsamında olan afetlerle ilgili TARSİM tarafından yapılan hasar tespit çalışmaları sonucunda yaklaşık muallak hasarlar dahil 780 milyon lira hasar tazminatı ödenecek. Ekspertiz çalışmalarının bitirilmesinden sonra hasar tazminat ödemeleri yapılacak.”
Bakan Pakdemirli, tarım sigortası kapsamında olan riskler için Tarsim hasar raporu ile, tarım sigortası kapsamına girmeyen afetler için ise üreticilerin, İl/İlçe Hasar Tespit Komisyonu raporuyla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine başvurarak, tarımsal kredi borçlarını erteletebileceğini ya da taksitlendirebileceğini söyledi.

İL ACİL DESTEK ÖDENEĞİ TALEP EDİLEBİLECEK
Pakdemirli, ayrıca, TARSİM kapsamında olmayan afetlerle ilgili İl/ilçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinin hasar tespit çalışmalarının ardından, ilgili valiliklerin Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığından İl Acil Destek Ödeneği talep edebileceklerini dile getirdi.

AŞIRI SICAKLARIN DA TARSİM KAPSAMINA ALINMASI İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATTIK
Mayıs ayı içerisinde ani sıcaklık değişimleri nedeniyle Akdeniz ve Ege bölgelerindeki bazı illerde turunçgil, zeytin ve bağ üretim alanlarında küçük meyve dökümlerinde artış meydana geldiğini belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Ülkemizde uzun yıllardır ilk kez turunçgilleri olumsuz etkileyen aşırı sıcak zararı yaşandı. Aşırı sıcak zararı tarım sigortaları kapsamında bulunmuyor. Bu konuda gelen talepleri dikkate alarak önümüzdeki yıl itibariyle narenciyede sıcaklık zararının TARSİM kapsamına alınması için bilimsel bir çalışma başlattık.”

Bakan Pakdemirli, tarımın doğal afetlerden en çok etkilenen sektör olduğunu belirterek,   çiftçilerin mutlaka tarım sigortası yaptırması gerektiğini de sözlerine ekledi.
 
 

Mavi Yüzgeçli Orkinos Avcılığı Başladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Mavi Yüzgeçli Orkinos balıkçılarının Vira Bismillah diyerek avlanmaya başladığını ifade ederek, bu yıl ülkemizce 2 bin 305 ton orkinosun avlanabileceğini söyledi.
 
Türk bayrağıyla Akdeniz’in uluslararası sularında orkinos avcılığı yapacak balıkçılarımızın bu avı başarıyla gerçekleştirebilmeleri için Bakanlık olarak gerekli tüm hazırlıkları tamamladıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli, “Avlanacak balıkçılarımızın kazasız belasız ve bereketli bir avcılık geçirmelerini temenni ediyorum” dedi.
 
Avcılık 30 Hazirana Kadar Sürecek
Mavi yüzgeçli orkinos avcılığı ve kota miktarının merkezi İspanya’da bulunan uluslararası bir bölgesel balıkçılık yönetim örgütü olan ICCAT tarafından belirlendiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Mavi yüzgeçli orkinos avcılığı Akdeniz’de 15 Mayıs itibarıyla başladı ve 30 Haziran 2020 tarihine kadar devam edecek” diye konuştu.
 
Kota 1.000 Tondan 2.305 Tona Çıkartıldı
Bakanlık olarak uluslararası platformlarda gösterilen üstün gayret ve başarıdan dolayı ülkemizin kotasının arttığını belirten Bakan Pakdemirli “Bu çabalar neticesinde kotamız 1000 tondan 2.305 tona çıkartıldı. Bu kota limitleri içinde orkinoslar, Bakanlığımız tarafından belirlenen şartları yerine getirerek avlanma hakkına sahip olan 27 balıkçı gemisi tarafından avlanacak” açıklamasında bulundu.
 
Yaklaşık 2 Bin Kişiye İstihdam Sağlanacak
Avcılık sonucu yakalanan orkinosların kafeslerle taşınarak çiftliklere ulaştırılması için 50 balıkçı gemisinin de avcılık faaliyetinde yer alacağını vurgulayan Pakdemirli, bu avcılık faaliyetleri sırasında yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlanacağını söyledi.
 
Orkinoslardan Yılda 100 Milyon Dolar İhracat Geliri Sağlanıyor
Avcılığı yapılan mavi yüzgeçli orkinos balıklarının hemen hemen tamamının başta Japonya olmak üzere A.B.D ve Uzakdoğu ülkelerine ihraç edildiğini ifade eden Bakan Pakdemirli “Orkinos avcılığından her yıl ülkemize 100 milyon dolar ihracat geliri sağlanmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.​
 
 

Organomineral Gübre Desteği Ödemeleri Başladı

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, 2019 yılı organik ve organomineral gübre  kullanan  çiftçilere uygulanacak desteklere ait açıklamalarda bulundu.
         Bakan Pakdemirli'nin açıklaması şu şekildedir:
         "Ülkemiz topraklarının organik madde kapsamının  yükseltilmesi,  kimyevi  gübre kullanım etkinliğinin artırılması ve topraklarımızın ihtiyacı olan bitki besin maddelerinin ülkesel kaynaklardan karşılanması amacıyla ilk defa 2019 yılında uygulamaya başladığımız normal gübre desteğine ilave olarak organik ve organomineral gübre  kullanan  çiftçilerimize  dekara  10  TL  destekleme  ödenmeye başlanmıştır.
         Bu çerçevede başvuru, icmal, askı ve kontrolleri tamamlanan 57 İlde 18.892 çiftçimize 14 milyon 481 bin liralık destek ödemelerine 15 Mayıs Cuma günü başladık.
Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun"
 

“Tarım Orman Akademi de" İlk Dersi Bakan Pakdemirli’den

Çiftçi ve üreticiye ihtiyaç duyduğu konulardaki bilgiyi, internet üzerinden yayınlanacak ders ve eğitim videolarıyla vermeyi amaçlayan "Tarım Orman Akademi"de ilk dersi Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli verdi.

Çiftçinin istediği an, hızlıca, aradığı bilgiye ulaşmasını sağlayan eğitim portalı yayınlarına başladı.
Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından hizmete sunulan ve "akademi.tarimorman.gov.tr ve www.tarimtv.gov.tr" adreslerinden üretici ile buluşan portalda, Bakan Pakdemirli, ilk derste detaylarıyla Dijital Tarım Pazarı'nı ve avantajlarını anlattı.

İLK DERS; DİJİTAL TARIM PAZARI
Geçtiğimiz hafta tanıtımı yapılan ve devreye alınan Dijital Tarım Pazarı'nın tüm alıcılar ve üreticilerin online olarak ulaşabileceği bir platform olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, bu yeni sistemle hem üreticinin, hem tüketicinin hem de gıdaya dair her kesimin daha avantajlı olacağını ifade etti. Bakan Pakdemirli; "Bugün üreticimize sorsanız şunu söyleyecektir; ben ürünümü üretiyorum, tam karşılığını alamıyorum. Çünkü pazardaki fiyatlara baktığımız zaman, ben bu kadar ter dökerken, bir başka aracı ya da aradaki zincir daha fazla para kazanabiliyor, ben alnımın terinin karşılığını almak istiyorum. Peki, tüketiciye sorsanız; İstanbul'daki Ankara'daki İzmir'deki markete gidip gelen tüketiciye de sorsanız, tüketiciler de ürün tarlada ucuz, ama bana ulaşana kadar çok pahalılaşıyor ve bunu sürekli bulma noktasında sıkıntı çekiyorum. İşte Dijital tarım Pazarı, üretici ile tüketiciyi nerdeyse biraraya getiren bir sözleşmeli üretim platformu" dedi.

DİJİTAL TARIM PAZARI İLE ALAN DA SATAN DA MEMNUN OLACAK
Bu sözleşmeli üretim platformunda tohumdan çatala, gıdaya dair her kesimin olabileceğini belirten Bakan Pakdemirli, en önemli avantajlardan birinin finansman olacağını vurguladı ve "Bunun üreticiye şöyle bir faydası olacak; sözleşmeli üretim yapan üreticimiz bir defa malını kaç liradan satacağını en baştan biliyor olacak. Bunun önemli bir faydası, önemli bir ekişi var. Ayrıca eğer alıcı ile satıcı arasında girdi finansmanı ile alakalı bir ek sözleşme varsa, girdi finansmanı sağlayacak. Yani sebzesini, meyvesini satmak isteyen üreticimiz eğer bir perakende zincirle bir marketle anlaştıysa, belki bunun yüzde 20 – 25'ine varan bir kısmını ayni yardım olarak alacak veya peşin para olarak alacak. Bununla gübre ihtiyacını, tohum ihtiyacını, fide ihtiyacını, ilaç ihtiyacını karşılayacak. Yani böylelikle de aslında tarımın finansmanına da genel anlamı ile bir çözüm bulunacak. Bugün üreticimize sorsanız, hep girdilerden size bahsedecek. Mazottan, gübreden, yemden, ilaçtan, tohumdan bahsedecek. Yani bunların finansmanı da üretici üzerinde bir yük olmaktan bir süre sonra kalkacak. Ektiğiniz, diktiğiniz günden itibaren eğer fiyatını da biliyorsanız bu üretici için gerçekten aranacak bir durumdur" dedi.

SON 18 YILDA TARIMSAL HASILA 7,5 MİSLİ ARTTI
Türkiye'nin son 18 yıllık Ak Parti Hükümetleri döneminde tarımda önemli bir ivme yaşadığını ve bugün olduğu noktaya geldiğini belirten Bakan Pakdemirli, bu süreçte yaşanan gelişimi de örnekleri ile hatırlattı; "Son 18 yılda, Ak parti dönemlerinde tarımsal hasılamız tam 7,5 misli arttı. 565 baraj inşa edildi; Ak Parti hükümetleri öncesi inşa edilen barajların tam 3 misli baraj daha inşa edilmiş oldu. 308 milyar lira toplamda tarımsal destek verdik. 6.6 milyon hektar araziyi de sulamaya açtık. 4.5 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Kırsal kalkınma hibeleri iel de 200 bin vatandaşımıza istihdam sağladık. Tohumluk ihracatımız 10 katı arttı. 18 milyar dolar tarımsal ihracata geldik, nerden geldik, 3.7 milyar dolar ihracattan bugün 18 milyar dolar tarımsal ihracata geldik. İnşallah bu sene bu rakamı da katlayarak artıracağımıza son derece eminiz. Türkiye kendi kendine yeterliliğini ispat etmiş ve tarımsal fazla olarak yani net tarımsal fazla olarak da 5.3 milyar dolar dış ticaret fazlası veren kendi kendine yeterli bir ülkedir. Tohumluk üretimimiz de 8 misli artmıştır."
SON İKİ YILDA GSMH YÜZDE 45 ARTTI
Bu 18 yıllık süreçte Gayri Safi Milli Hasıla'da da önemli bir artış yaşandığını belirten Bakan Pakdemirli, sadece son iki yılda bile yüzde 45 artış yaşandığını söyledi. "2017 yılında 189 milyar lira olan tarımsal GSMH 2018 yılında 217 milyara, 2019 yılında da 275 milyara, yüzde 27 artış, toplam, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yüzde 45 artışla, gerçekten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde tarım sektörü başarısı ile taçlandırmıştır.

"DESTEK BİZDEN, GAYRET SİZDEN"
Tabi ki bu başarının ardında Ak Parti Hükümetlerinin tarıma verdiği destek vardır. Desteklerimiz son 18 yılda 12 misli artmasına rağmen sadece son iki yılda da 14,5 milyar lira ile 2018 de 16.1 milyar lira, 2019'da ve 2020 desteklerinin toplamı da 22 milyar liraya geldi. Yani son iki yılda destekler yüzde 52 artış, hasılada da yüzde 45 artış. Biz her zaman şunu söylüyoruz; destek bizden, gayret sizlerden, bereket de Allah'tan. Biz desteği verdikçe bu topraklarda on binlerce yıl boyu üretim yapan çok kıymetli, elleri öpülesi çiftçilerimiz, üreticilerimiz, besicilerimiz, yetiştiricilerimiz bu desteklerin karşılığını Türkiye'ye üretim olarak taçlandırıyorlar."
Türkiye'nin coğrafi konum açısından, 4 saatlik uçuş ile dünyanın yüzde 40'ına yaklaşabilen, 1.9 trilyon dolar ticaret hacmine sahip bir bölgede olduğunu ancak, tarımsal hasılada Avrupa'da bir, dünyada ilk 10 arasında yer aldığını belirten Bakan Pakdemirli, bundan sonraki süreçte sözleşmeli üretimle bu sıralamada ilk 5 arasında yer almayı hedeflediklerini de belirtti. 

"DİJİTAL TARIM PAZARI'NA HER KİM OLURSAN OL GEL!"
Tarım Orman Akademi'deki ilk derste Bakan Pakdemirli, sözleşmeli üretim platformunun toplumun her bireyine açık olduğunu vurgulayarak; "Mevlana misali, dijital tarım pazarına her kim olursan ol gel diyoruz. Bu, tüm yapılanları tek bir yerde toplayıp daha verimli hale getirmeye çalışan bir sistemdir. Burada herkese yer var. Yani kooperatiflere de yer var, çünkü kooperatifler de burada daha aktif rol alarak hem girdi finansmanında hem de Pazarlama tarafında olabilirler. Böylelikle kooperatiflerin, birliklerin ve örgütlerin üreticiye daha fazla faydalı olma yollarını aramış olacaklar. Üretici de, alıcı da, gıda işleme tesisleri de olacak burada. İsterse halciler ve nakliyeciler de olacak" dedi.  
Dijital tarım pazarı ile hem üreticinin hem de tüketicinin yanında olduklarını belirten Bakan Pakdemirli; "Dijital tarım pazarında üretici ürününü değer fiyattan satmak istiyor, tüketici de ürünlerini daha uygun fiyata almak istiyor. Böylelikle iki taraf da günün sonunda birbirinden memnun ayrılıyor. Arz ve talep buluşuyor, tohumdan çatala kadar olan zincirin hem takibi, hem planlaması hem daha sağlıklı yürümesi hem de gıda zayiatından da kurtulmuş oluyoruz.
Dijital tarım pazarındaki ana mantığımız şu; üreticinin yanında olan her kim varsa biz de onların yanındayız. Buradaki tüm paydaşların da bunu bilmesini ve anlamasını istiyoruz" diye konuştu.  

DİJİTAL TARIM PAZARI, ULUSLARARASI ÖRGÜTLERE DE ÖRNEK OLUYOR
Dijital tarım pazarının henüz bir haftadır uygulamaya alınmasına rağmen dünya ülkelerinin de dikkatini çektiğini belirten Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin önemli bir başarıya imza atacağını söyledi; "Uluslararası örgütlerin hepsi bunula ilgili bizden sunum aldı. Bunu örnek alacaklarını söyleyerek de, attığımız adımları takip etmek istediklerine dair de bize bilgi verdiler. Yani Türkiye gerçekten tarımla ilgili önemli bir başarıya daha imza atmak üzere. Ancak dediğim gibi bu platform bizim değil. Bu platform sizlerin platformu. Ancak sizler bu platformun bir parçası dijital tarım pazarını kullananlar olduğunuz sürece ve buradaki işlemler derinleştiği sürece burası son derece başarılı olacak ve buranın paydaşı olan herkes dünden daha fazla gelir kazanacak."

DİJİTAL PAZARLA ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ DAHA DA GÜÇLENECEK
Sözleşmeli üretimin neden öncelikli bir konu olarak ele alındığını da şöyle açıkladı Bakan Pakdemirli, "Bir defa üretici örgütleri de buradan daha iyi güçlenecek. Çünkü hem alımda hem satımda tüm süreçte yer almaya başlayacakları için üreticiyi de memnun eden üretici birlikleri kooperatifleri meydana çıkacak. Üretici memnun olduğu sürece, örgüt ve kooperatifteki dayanışması daha da yüksek bir seviyeye gelecek. Pazarlama kabiliyetleri artacak. Dediğim gibi en küçük üreticiden en büyük üreticiye kadar hepsinin pazarlama kabiliyetleri neredeyse eşitlenecek ve üretimin olduğu yerde tüketim de olacağı için son derece verimli bir ekosistem oluşacak. Üretim faaliyetlerinin de Pazar koşullarına optimize edilmesi son derece önemli verimliliği de artırarak üretici gelirleri de artırmış olacağız. Sürdürülebilir tarım için de sözleşmeli tarım modelinin önemli olduğunu düşünüyoruz. İnşallah daha önce de söylediğim gibi en ufak üreticimizin bile ürünü tek yumruk haline gelecek, tek yumruktan kastımız şu, aynı büyük üreticiler gibi küçük üreticilerimizin de ürünleri yüksek fiyattan değer fiyattan pazarlanabilir olacak."
Bakan Pakdemirli, Dijital tarım pazarının sağlayacağı en önemli avantajlardan birinin de tarım ürünlerinin doğrudan satışının sağlanması ile ihracata yönelik pazarın artması olacağını belirtti.

DİJİTAL PAZARLA TARIM İLE SANAYİ BÜTÜNLEŞECEK
Türkiye'nin coğrafi işaretli ürünlerinin de bu Pazar sayesinde hem Türkiye içinde hem dünyada çok daha iyi bir şekilde pazarlanacağını söyleyen Bakan Pakdemirli, en önemli amaçlardan birinin de tarım ile sanayiyi bütünleştirmek olduğunu belirtti. Pakdemirli; "Gıda sanayiinin gelişmesindeki en önemli engellerden biri de sözleşmeli üretimde Türkiye'nin istenilen yerde olmamasıdır. Gıda sanayide İnşallah istenilen yere bu şekilde gelecek. Arz talep fiyat bunların hepsi bir şekilde dengede olacak. Gıda arz güvenliği içinde sözleşmeli üretim ve tarımsal planlamanın son derece önemli olduğunun altını çiziyoruz. Tarımsal ürünlerin pazarlanması ve tarıma dayalı sanayinin zamanında ve nitelikli hammadde talebini karşılamada bu dijital tarım pazarının uygun bir model olacağını biz düşünüyoruz."
 

Dsi ve Toki Arasında Sulamada İşbirliği Protokolü

Sulamada yeni bir adım daha attıklarını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ile TOKİ Başkanlığı arasında sulama tesislerinin yapımı konusunda bir protokol imzalandığını belirtti.

İmzalanan protokol çerçevesinde değişik illerde 25 adet sulama projesinin hayata geçirileceğini vurgulayan Bakan Pakdemirli "Bu kapsamda, 3 milyon 200 bin dekar civarında araziyi sulayacak projeler ile çiftçimizin yanında olacağız. Söz konusu projelerin tamamlanması ile 300 bin kişiye istihdam sağlanması ve ülke ekonomisine yıllık 2,5 milyar TL katkı sağlamayı hedefliyoruz" dedi.
Sulamaya yapılan yatırımlar ile suya hasret toprakları suyla buluşturduklarını söyleyen Pakdemirli, protokol ile yapılacak tesislerin toplam maliyetinin 8,5 milyar lirayı bulduğunu söyledi.
Ülkemizin 85 milyon dekar olan ekonomik sulanabilir arazisinin yüzde 78'inin yani 66,5 milyon dekarının sulamaya açıldığını ifade eden Bakan Pakdemirli "Sulamaya açılan 66,5 milyon dekar arazide uygun ziraat usulleri ve ürün deseniyle tarım yapılması durumunda takriben yıllık 49,5 milyar TL zirai gelir artışı sağlanması mümkün"  dedi.

Türkiye'de suyun dörtte üçünün sulamada kullanıldığını belirten  Bekir Pakdemirli "Bu yüzden sulama tesislerini inşa ederken en modern ve tasarrufu en yüksek yağmurlama ve damlama sistemleri tercih ediyoruz. Protokol kapsamında inşa edilecek tesislerde de bu sistemler uygulanacak. Kapalı sistem basınçlı borulu sulamaya geçilmesi ile iletim kayıpları minimum seviye indirilmekte ve tarla içi sulama sistemleri ile önemli ölçüde su tasarrufu sağlanarak çiftlik randımanı maksimum seviyeye yükseltilmektedir. Böylelikle, yağmurlama sulamalarda % 35 damla sulamalarda ise % 65 oranında su tasarrufu sağlanmaktadır " değerlendirmesinde bulundu.
 
 

Gümüşhane'de tarım arazileri sulanmaya başlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü yaptığı yatırımlarla modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmaya, tarımda su tasarrufu sağlamaya, çiftçilerin kazançlarını doğrudan ve dolaylı yollarla artırmaya ve ülke tarımına katkı sunmaya devam ediyor.

DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada Gümüşhane'de 113 bin 800 dekar tarım arazisinin sulanmasına başlanıldığı ifade edilerek yapılan sulu tarım ile birlikte 2020 yılı birim fiyatları ile ülkemiz ekonomisine 56 Milyon TL katkı sağlanmasının hedeflendiği belirtildi.

Açıklamada, "DSİ olarak son yıllarda modern sulama projelerini geliştirerek uygulamaya koymaktayız. Modern sulama ile tarımda sağlanan verim artışları, üretim deseninin çeşitlenmesi, çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa neden oluyor. Bu durum bir yandan kırsal kalkınmanın hedeflerinden olan yoksulluğun azaltılması amacına hizmet ediyor bir taraftan da yaşam standardını yükseltmektedir. Bu kapsamda Kuşburnu diyarı Gümüşhane ilimizde 1 Mayıs tarihinde başlayan 2020 yılı sulama sezonunda Gümüşhane ilimiz ve ilçelerimizde toplam 113 bin 800 dekar tarım arazisi sulanacaktır. Gümüşhane il ve ilçelerimizde 2020 yılında toplam 113 bin 800 dekar arazide yapılan sulu tarım ile birlikte 2020 yılı birim fiyatları ile ülkemiz ekonomisine 56 Milyon TL katkı sağlanması hedeflenmektedir. Gümüşhane ilimizde en önemli sulama projelerinin başında Koruluk Sulaması işi kapsamında 40 bin 740 dekar zirai arazinin sulanması sağlanacak olup bölgede yapılacak sulu tarım ile birlikte 2020 yılı birim fiyatları ile ülkemiz ekonomisine 27 Milyon TL katkı sağlanması hedeflenmektedir" denildi.

 

Orman Yangınlarına Karşı İlk Kez İha’lar Kullanılacak

Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) orman yangınları ile mücadele için hazırlıklarını tamamladı.

Ülkemizde özellikle Hatay'dan başlayıp Akdeniz ve Ege sahil bölgelerinden İstanbul'a kadar uzanan kıyı bandı orman yangınları için en riskli bölgeyi oluşturuyor. Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli de hazırlıkların bu riske göre yapıldığını ve yangınla mücadele için yangın sezonunda araç, gereç ve personelinin büyük bir bölümünün buralarda hazır bekletildiğini ifade etti.
Orman yangınlarıyla mücadelede 3 temel strateji belirlediklerini söyleyen Bakan Pakdemirli "Bunların ilki önleme, yani yangın çıkmasına mani olacak eğitim ve bilinçlendirme çalışması. Unutmayalım ki orman yangınlarının yüzde 88'i insan kaynaklı ve bu oranın inmesi ancak eğitim, bilinçlenme ve dikkatle sağlanabilir" dedi.

İkinci stratejilerinin ise önleme, yani erken uyarı, hızlı ve etkin müdahale olduğunu vurgulayan Pakdemirli 'Orman yangınlarını tespitte bu yıl ilk defa İHA'lardan faydalanmaya başlıyoruz. Ülke genelinde 776 yangın gözetleme kulesinden ormanlarımızı izliyoruz Yangından anında haberdar oluyor ve 1.140 noktada konuşlanmış ilk müdahale ekiplerimiz ile en kısa sürede yangınlara müdahale ediyoruz. Böylece yangınlara ilk müdahale süremizi 12 dakikaya indirdik." dedi.

YANGINLA MÜCADELE KAPSAMINDA 300 ARAZÖZ YENİLENECEK
Orman yangınlarıyla mücadele için büyük bir planlamaya ve titiz çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, ekipmanın da oldukça önemli olduğunu vurgulayarak; "Yangınla mücadele kapsamında yaklaşık 8 bin araç görev alacak. 300 arazözü de bu yıl yenileyeceğiz" ifadelerini kullandı.

"BU YIL ALINACAK YANGIN SÖNDÜRME PERSONELİ İLE EKİBİMİZ DAHA DA GÜÇLENECEK"
OGM'nin orman yangınları ile mücadele ekibi genişliyor. Bu yıl ülkemizde meydana gelebilecek her büyüklükte ve zorluktaki yangına karşı hazırlıklarını tamamladıklarını vurgulayan Bakan Pakdemirli,  "Orman yangınlarında bu yıl 18 bin 545 personel görev alacak. Bu arkadaşlarımızla beraber, bu yıl alımı yapılacak yeni elemanlar ile ekibimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.

AYNI YIL İÇİNDE TEKRAR AĞAÇLANDIRIYORUZ
Stratejilerinin son ayağını ise yanan alanların tekrar ağaçlandırılmasının yani rehabilitasyon çalışmalarının oluşturduğunu belirten Bakan Pakdemirli" Yanan ormanlık alanları ilk ağaçlandırma sezonunda yani aynı yıl içinde tekrar ağaçlandırıyoruz. Anayasa gereği bu alanları başka bir maksatla asla kullandırmıyoruz. Ağaçlandırırken asli türlerin korunmasına da dikkat ediyoruz" diye konuştu.
 
 

Geçmiş Olsun Van

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, depremden etkilenen Van’da ahırları zarar gören ve hayvanları telef olan vatandaşlarımıza yardım için çalışmaların başladığını ve 200 küçükbaş hayvanın sevkiyatının başladığını söyledi.

Merkez üssü İran olan 5,9 şiddetindeki depremin Van’ın Başkale ilçesi ve mahallelerinde şiddetli bir şekilde hissedildiğini belirten Bakan Pakdemirli “Devletimiz tüm imkanlarıyla depremzedelerimizin yanında ve yapılması gereken her şey yapılıyor. Bizde Bakanlık olarak depremde hayvanları telef olan, ahırları yıkılan vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmalarımızı başlattık” diye konuştu.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda Depremin etkili olduğu Başkale ilçesinin Böğrüpek, Gelenler, Güvendik, Kaşkol, Ömerdağı, Özpınar, Eşmepınar mahallelerinde hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“İlk gelen verilere göre bu mahallelerimizde 193 ahır yıkılmış, 105 ahır ise ağır hasarlıdır. Tespitlerimizde 1.916 küçükbaşın ve 109 büyükbaş hayvanın telef olduğu anlaşılmıştır. Zarar ziyan tespiti için görevlendirdiğimiz personellerimizin çalışmaları ise devam etmektedir. Yıkılan ahırların yerine kullanılmak üzere Bakanlığımız tarafından bölgeye 6x4 metre büyüklüğünde 30 adet çadır sevk edilmiştir.

Ayrıca Van depreminde zarar gören ailelerin hayvan yemi olarak kullanması için TİGEM’e bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinden 50 ton yonca otu ve 25 ton saman bölgeye sevk edilmiştir. Yine depremde hayvanları telef olan aileler için 200 baş küçükbaş hayvanın sevkiyatına başlanmıştır”​
 
 

Devlet Ve Millet İşbirliği İle Kararan Dünyası Aydınlandı

Van'ın Çatak ilçesinde, çöken ağıldaki 389 küçükbaş hayvanının telef olması nedeniyle dünyası kararan 22 yaşındaki Şehriban Şipal, devletin ve yardımseverlerin desteğiyle yeniden sürü sahibi oldu. 

İlçeye 15 kilometre uzaklıktaki Sözveren Mahallesi'nde besicilik yapan Şipal, ailesiyle 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi'nde oy kullanmaya gittiği sırada yağışlar nedeniyle ağılın çöktüğü haberini aldı. 
Mahalleye döndüğünde yıkılan ağıldaki 389 küçükbaş hayvanının telef olduğunu gören Şipal, hayatının en kötü anlarından birini yaşadı. 

Ağılla birlikte hayalleri de yıkılan Şipal'e, çevredeki mahalle sakinleri, imece usulüyle topladıkları 200 küçükbaş hayvanı hediye etti. Tarım ve Orman Bakanlığı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de Doğu Anadolu Projesi kapsamında 600 metrekarelik ağıl yaptırdı. 

Verilen destekler sayesinde kararan dünyası aydınlanan Şipal, babasıyla, devlet-millet işbirliği ile yapılan yeni ağılında yeni koyunlarına gözü gibi bakıyor. 
Şipal, ortaokulu bitirdikten sonra babasıyla hayvancılık yapmaya başladığını söyledi.

Taş ve topraktan inşa edilen eski ağılın yağış nedeniyle yıkılması sonucu bütün hayvanların telef olduğunu belirten Şipal, "Oy kullanmaya gittiğimizde ağılın çöktüğü haberini aldık. Döndüğümüzde çok kötü bir manzarayla karşılaştık. Çok üzülmüştük. Komşularımız yardımımıza koştu. Devletimiz bize modern bir ağıl yaptı. Çevre mahallelerden vatandaşlar da bize küçükbaş hayvan yardımında bulundu. Şimdi hem ağılımız var hem de hayvanımız. Bize yardım eden herkese teşekkür ederim." diye konuştu. 

Hayvancılık yapmaya devam edeceğini dile getiren Şipal, kendini geliştirerek ekonomiye katkı sunmak istediğini, milletine faydalı bir çiftçi olacağına inandığını ifade etti. 
Baba Mehmet Selim Şipal ise mahalleye gelerek inceleme yapan Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkililerinin, 4 ayda, yıkılan ağılın yerine daha modern bir ağıl inşa ederek kendilerine teslim ettiğini belirtti.
 
 

Ultrasonlu Gebelik Takibiyle Hayvan Varlığında Artış Sağlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan mobil ultrasonlu gebelik takibiyle hayvan varlığında önemli ölçüde artış sağlandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hayvan varlığını korumak ve sağlıklı hayvan ırklarının devamlılığı sağlamak amacıyla başlattığı mobil ultrasonlu gebelik takibi meyvelerini vermeye başladı. Pilot illerden olan Ankara'da uygulama başarılı bir şekilde sürdürülüyor. Pilot illerden olan Ankara'da devam eden uygulama sayesinde erken dönemde öğrenilen gebelik sürecinin kontrollü bir şekilde ilerlemesine ve olumsuzluklara anında müdahale edilmesine olanak sağlanıyor.

Ankara Tarım ve Orman İl Müdürlüğü'ne bağlı veteriner hekimler, belli aralıklarla büyükbaş hayvanlara ulstrasonlu takip yapıyor. Çok erken dönemde gebeliği öğrenmeye imkan tanıyan ultrasonlu takip sistemiyle oluşabilecek problemlerinde önüne geçiliyor. Böylelikle sağlıklı hayvan ırklarının devamlılığı sağlanmış oluyor. 2018 yılından bu yana devam ettirilen uygulamada her yıl artan bir başarı oranı yakalandı. Büyükbaş hayvanların ultrasonlu takibi Türkiye genelinde yaygınlaştırılacak.

Uygulamanın amacına ulaştığını belirten Ankara Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Korkmaz, "Ankara'da hayvancılık işletmelerinde yaptığımız incelemede hayvan kayıpları ve buzağı ölümlerinin fazla olduğunu tespit ettik . Buzağı Kayıplarının düşürülmesi projesi hayata geçirildi. Hayvan sağlığı, aşılama küpeleme gibi hizmetler ilgili veteriner hekim tarafından takip ediliyor. Geçmiş yıllara oranla projenin ilk yılında hayvan varlığında doğum oranlarında önemli bir artış olduğunu gözlemledik. 

Veteriner hekim geliyor işletme sahibi ile birlikte hayvanların nasıl beslendiği, hangi koşullarda barındığı, et verimleri, süt verimleri, aşıları ve kayıt altına alınmaları ve en önemlisi buzağıların sağlık durumlarına ilişkin takip yapıyorlar" diye konuştu.

Projenin başladığı 2018 'de buzağı doğum sayısının 83 bin olduğunu belirten Korkmaz "Geçen yılı ise 113 bin rakamıyla tamamladık. Bu sene 130 bin civarında buzağı bekliyoruz. Her yıl ortalama 10 bin buzağı artışı varken projenin hayata geçmesiyle beraber projenin ilk yılında bu artış 20 bine ulaştı. Geçmiş yıllara nazaran önemli bir artış meydana geldi. Bu proje ülkemiz için önemli bir sorun olan buzağı kayıplarının azaltılması halinde, et ihtiyacımızın giderilmesi açısından önemli katkı sağlayacaktır. Hem hayvanların verimliliği noktasında hem hayvanların sayısal olarak artırılması noktasında yürütülen bir proje" dedi.

Projenin bir parçası olarak bazı illerde suni tohumlama yapıldığını kaydeden Korkmaz, "Tarım ve Orman Bakanlığı veteriner hekimleri her alanda sahadalar ve bu projeyi takip ediyorlar. Veteriner hekim işletme sahibine yönelik eğitimler de veriyor. Proje hayvan varlığının yoğun olduğu 17 ilçemizde uygulanıyor. Her ilçemize mobil ulrtrason cihazı verildi. Hayvan varlığında önemli artış gözlemliyoruz. Doğan buzağılar hemen kayıt altına alınıyor. Böylece sağlıklı bir istatistik tutuluyor. Ülkemizde sağlıklı bir hayvancılık politikası oluşumuna önemli katkı sağlanıyor. Vatandaşlarımız, il ilçe müdürlüklerimizle irtibata geçebilir ve bu ücretsiz hizmetten yararlanabilir" diye konuştu
 

“Türk ürünlerine çok daha fazla para vermeye hazır pazarlar”

Düsseldorf'ta Türk iş adamlarıyla bir araya gelen Bakan Pakdemirli, Türkiye'de genetiği değiştirilmiş organizmalı ürünler yerine tamamen sağlıklı ürünler üretildiğine işaret ederek, dünyada Türk ürünlerine çok daha fazla para vermeye hazır pazarlar olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Almanya'nın Düsseldorf kentinde bulunan Türkiye'nin Düsseldorf Başkonsolosluğu resmi konutunda, Avrupa'da tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren Türk iş adamlarıyla bir araya geldi.

Pakdemirli, Türk iş adamlarına hitaben, "Türkiye'nin halen harekete geçmeyi bekleyen çok büyük bir potansiyeli var. Siz de bu durumda köprü olmaya aday iş adamlarısınız. Türkiye'nin 2 bin 500'den fazla coğrafi işaretli olmaya aday potansiyel gıda ürünü var. Bunun anlamı, binlerce ürünü çok daha fazla katma değer ekleyerek, anlam ve hikâye yükleyerek satma imkânımız olabilir. Kars'ın kaşarından tutun Türkiye coğrafyasında belki 500'den fazla peynirimiz var ve bunların hepsini artık dünyaya tanıtmamız lazım. Burada yapılabilecek çok şey var. Biz devlet olarak her zaman yanınızdayız." dedi.
Bugün itibarıyla  Türkiye'nin Avrupa'da tarımsal hasılada birinci, dünyada ise yedinci sırada olduğunu aktaran Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Yani genel itibarıyla baktığınız zaman Türkiye başarılı bir ülke. Hâlbuki arazilerimiz Avrupa'ya oranla çok daha ufak, hala yüzde yüz iyi planlama yapıyoruz diyemiyoruz, örgütlenme konusunda Avrupa'nın birçok ülkesinden daha gerideyiz. Yani bizim de eksiklerimiz olmasına rağmen şu an Türkiye iyi bir performans gösteriyor ama bu performansı daha iyiye götürmek mümkün. Bir yandan daha fazla satıp bir yandan da parasal anlamda daha çok gelir getirecek duruma getirmemiz lazım diye düşünüyorum." 

Dünyada Türk ürünlerine çok daha fazla para vermeye hazır pazarlar olduğunu belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin şöyle bir avantajı var. Türkiye GDO'lu bir pazar değil, genetiği değiştirilmiş organizmalardan ari bir ülkeyiz. Türkiye'de GDO'lu ürünler üretilmemekte ve tamamen sağlıklı ürünler üretilmekte. Bunun faydasını Türkiye yeterince görebiliyor mu? Hayır göremiyor. Bir diğer alan daha helal gıdayla ilgili ne yazıkki istediğimiz yerde değiliz. Helal gıdayla ilgili biraz daha çalışırsak, Türkiye'nin Müslüman dünyadaki helal gıdayı da domine etme şansı olabilir diye düşünüyorum." 
 

Üreticilere 425 Milyon Liralık Destek Ödemesi Yapılacak

Tarım ve Orman Bakan Bekir Pakdemirli, yapılacak bazı tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Pakdemirli;
  • Hayvan hastalıkları tazminatı için 40 milyon lira,
  • Biyolojik mücadele için 12 milyon lira,
  • Sertifikalı tohum kullanımı için 100,1 milyon lira,
  • Sertifikalı fidan için 13 milyon lira,
  • Hububat-baklagil için 148,5 milyon lira,
  • Kırsal kalkınma için 34 milyon lira,
  • Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı (ÇATAK) için 64,7 milyon lira,
  • Çiftlik muhasebe veri ağı için 3,5 milyon lira,
  • Patates siğili hastalığı için 8,6 milyon lira,
  • Bitki karantinası için 1 milyon lira,
Toplam 425,4 milyon lira ödeme yapacağız.
Ödemeler, 30 Aralık tarihine kadar çiftçilerimizin, yetiştiricilerimizin Ziraat Bankası hesaplarına geçmiş olacak.
Tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”dedi.
 

Başkentte Yılbaşı Öncesi Denetimler Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, alkol sunumu yapılan işletmelerde denetim gerçekleştirdi.

Açık alkol sunumu yapılan işletmelerin başta genel ve özel hijyen kurallarına uygunlukları ve tüketime sunulan alkollü içkiler olmak üzere tüm gıda maddelerine yönelik Türk Gıda Kodeksine uygunlukları yönünden denetlendi ve numuneler alındı. Anında sonuç veren barkod okuma cihazıyla alkollü içeceklerin bandrol kontrolü yapıldı.

Denetimlere katılan İl Müdürü Bülent Korkmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni yılın yaklaşmasıyla yıl boyunca sürdürdükleri denetimleri sıklaştırdıklarını söyledi.

Bu yıl yaklaşık 1500 denetim gerçekleştirilirken bu denetimlerde 80 işletme hakkında yasal işlem yapıldı. Bu yıl alkollü içki servisi yapılan yerlerden sunumu yapılan alkollü içeceklerden alınan 93 numuneden şimdiye kadar sonuçları belli olanlardan 12 tanesi olumsuz çıktı, bunlarla ilgili de gerekli idari ceza uygulandı. Ayrıca denetim yapılan işletmede hijyen açısından olumsuz görüntülere rastlanılması üzerine idari ceza uygulandı, şartların düzeltilmesi için süre verildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı olarak vatandaşlarımızın sağlıklı ve huzurlu şekilde yeni yıla girmeleri için gıda güvenliği noktasında tüm işletmelerde yıl boyu süren denetimlerimizi artırdık.
Vatandaşlarımızdan da beklentimiz, denetimlerimizin sağlıklı ve etkili bir şekilde devam etmesi için herhangi bir olumsuzluk gördükleri takdirde Alo 174 hattına bildirimlerde bulunmalarıdır.
 

"UZMAN ELLER PROJESİ"Nde Hibe Başvuruları Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığınca, kırsal kalkınmaya katkı vermek, köyden kente göçü önlemek ve eğitimli girişimcileri desteklemek için İzmir, Mardin, Amasya ve Düzce'deki girişimcilere 100 bin liraya kadar verilecek hibe desteği için başvuruları başladı. 

"Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projelerinin Desteklenmesi" çerçevesinde verilecek destekle tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversitelerden mezun gençlerin, kırsal alanda istihdamına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Uzman Eller Projesi'yle söz konusu sektörlerde girişimciliğin desteklenmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, 2019-2020 döneminde, pilot il seçilen Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'deki projelere hibe desteği sağlanacak. 

Bu destek, kırsal alanda yaşayan ve yaşamayı taahhüt eden, ilgili okullardan mezun kişilerin uygulayacağı bitkisel ve hayvansal üretim, su ürünleri üretimi, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimiyle bu ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projeleri kapsayacak.

Ayrıca büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, arı yetiştiriciliği, bal üretimi, ipek böceği yetiştiriciliği ve tesis yapımı, midye ve kara salyangozu entansif üretim tesislerinin de aralarında olduğu birçok proje desteklenecek.

Projeden yararlanmak isteyenler ön başvurularını  https://uzmaneller.tarimorman.gov.tr web sitesi üzerinden yapabilecek, başvurular 40 gün sürecek.
Kesin başvurular, girişimcinin ikamet ettiği yerleşim biriminin bağlı olduğu bakanlık il müdürlüklerine şahsen gerçekleştirilecek.
Hibe ödemesinin yapılabilmesi için proje yatırımının tamamlanmış olması gerekecek.
 
 

Tarım Bakanı Pakdemirli, 2020 hedeflerini açıkladı

2020'yi dijitalleşme yılı olarak tasarladıklarını belirten Tarım Bakanı Pakdemirli, bakanlık bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdıklarını söyledi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bakanlığın faaliyetleri ve gelecek yıla yönelik hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Geçen ay yapılan Tarım Orman Şurası'ndan çıkan kararların yol haritası şeklinde hazırlandığını ifade eden Pakdemirli, bu kararları ocak ayında kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi. Pakdemirli, kararlarda, su odaklı planlama, sözleşmeli üretim, üretici örgütleri, gıdada taklit ve tağşiş gibi öncelikler olacağını bildirdi.

12 yeni destek verdiklerini ve 32 destek birim fiyatında da artış sağladıklarını dile getiren Pakdemirli, çiftçinin yanında olduklarını, gelecek yıl da yüzde 36,7 artışla yaklaşık 22 milyar lira tarımsal destek sağlayarak rekor kırmayı hedeflediklerini söyledi. Pakdemirli, "Bakanlık bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık" diye konuştu.
Pakdemirli, gelecek yıla yönelik hedeflerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"2020'de tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü 1,4 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Küçükbaş hayvan varlığında da hamle yılımız inşallah 2020 olacak. Beyaz et üretimini 2020 yılı için 2,4 milyon ton olarak hedefliyoruz. Kırsal Kalkınma Destekleme Programı toplam 4,1 milyar liralık yatırımla desteklenecek ve yeni 16 bin istihdam sağlanacak. Su ürünlerinde de ilkleri yapacağız. 16 bin 500 ton kapasitede Avrupa'nın ve ülkemizin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesi kurulacak. Su ürünleri yetiştiriciliğindeki üretimimizi 2023 yılında 600 bin tona çıkarmayı ve 2 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyoruz. Dijitalleşme yılı olarak tasarladığımız 2020'de artık tüm işlemleri e-devletten yapılabilir hale getireceğiz"dedi.
 
 

16 Binden Fazla Topraksız Çiftçi Toprak Sahibi Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen az topraklı ve topraksız çiftçi ailelerinin topraklandırılması projesi kapsamında 16 binden fazla topraksız çiftçi toprak sahibi oldu.  Proje çerçevesinde çiftçilere 1 milyon dekardan fazla hazine arazisinin dağıtımı yapıldı.

Mülkiyeti hazine adına kayıtlı tarım arazilerinin izlenmesinin büyük önem arz ettiğini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Hazineye ait bu arazilerin tarıma kazandırılması ve en uygun şekilde değerlendirilebilmesi amacıyla birçok bölgede arazi dağıtım projeleri uyguluyoruz” dedi.

Bu uygulama ile hedeflerinin topraksız veya az topraklı çiftçilerin, yeter gelirli tarımsal aile işletmeleri kurabilecekleri şekilde hazine arazileri ile topraklandırılması olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu uygulama ile ayrıca toprağın verimli şekilde işletilmesini, tarım arazisinin parçalanmasının önlenmesini, üretimin artırılmasını, istihdam imkânlarının geliştirilmesini ve çiftçilerimizi desteklemeyi hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Hazine arazilerinin kanun gereği çiftçilik yapmak şartıyla verildiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Projenin uygulamaya geçtiği günden bu tarafa Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa,  Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede 199 köy/kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık.” açıklamasını yaptı.

Halen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa,  Eskişehir ve Edirne’de 28 köy ve mahallede 253 bin 32 dekar arazi dağıtım çalışmalarının devam ettiğini de ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“Bakanlığımız tasarrufuna geçen hazine arazileri, bu uygulama ile kanun amaçları doğrultusunda değerlendirilinceye kadar boş kalmaması ve hazinenin her hangi bir hak kaybına uğramaması için yıllık olarak kiralanmaktadır.

 Daha sonra hazine arazisi ile topraklandırılan çiftçilerimize, komisyon marifetiyle belirlenen bedel karşılığında adlarına tapu tescilleri yapılmaktadır. Bu bedeller tapuların verildiği yıldaki değer üzerinden hesaplanmakta, borçlandırmadan sonra 4 yıl ödemesiz olmak üzere 10 yılda 10 eşit taksitte ve faizsiz olarak geri ödemeye tabidir”

 Dağıtılan toprakların, bölünemeyeceğini ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamayacağının altını çizen Pakdemirli, bu arazilerin anayasanın ilgili hükmü gereği miras hükümleri dışında başkalarına devredilemeyeceğini, ipotek edilemeyeceğini, satılamayacağını ve kiraya verilemeyeceğini de sözlerine ekledi.​
 

Yaban Hayatından Gülümseten Görüntüler

Artvin'de yaban hayvanlarını izlemek için kullanılan foto kapana takılan bir anne ayı ile üç yavrusunun görüntüleri izleyenleri gülümsetiyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, yaban hayvanlarını izlemek için teknolojiden faydalanmaya devam ediyor.  DKMP Genel Müdürlüğü, tabiata yerleştirdiği, önünden geçen canlıların hareketini algılayarak çok kısa bir süre içinde çekim yapabilme özelliğine sahip foto kapanlarla yaban hayatını kayıt altına alıyor.
Foto kapanlarla yaban hayatının takip edilmesi ülkemizin sahip olduğu yaban hayvanı çeşitliliği düşünüldüğünde, bu çeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından yapılan envanter ve izleme çalışmaları bakımından da büyük önem taşıyor.

DKMP Genel Müdürlüğü'nün ülkemiz tabiatındaki çeşitli yerlere yerleştirdiği foto kapanlarla yaban hayatı hakkında pek çok bilgiye ulaşılabiliyor. Yerleştirilen foto kapanlar büyük memeli popülasyonlarının izlenmesi ve yaşadıkları çevreye etkilerinin araştırılması, insan-yaban hayvanı çatışmasının sebeplerinin tespiti ve çözüm yollarının araştırılması, türlerin belirli alanlarda varlık/yokluk durumlarının araştırılması, kaçak avcılık ve karayollarında yer alan önemli geçiş noktalarının yaban hayvanlarınca kullanılma sıklığının tespiti gibi hususlarda pek çok bilginin edinilmesinde kullanılıyor.

Geçtiğimiz günlerde Artvin'de foto kapana yakalan anne ayı ve üç yavrusunun görüntüsü de adeta belgesel tadında. Doğal ortamlarında birbiriyle oynayan yavrular ve onları korumaya çalışan anneye ait görüntü hem bölgenin yaban hayatı açısından önemini hem de biyolojik çeşitliliğimizin ne derece zengin olduğunu gözler önüne seriyor.
 

20 Ton Su Ürününe El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ortaklaşa yaptığı denetimlerde kanuna aykırı olarak avlanmış yaklaşık 20 ton su ürününe el koydu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gürpınar Su Ürünleri Hali'nde 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında gerçekleştirilen ortak denetimde boy, avlanma zamanı gibi kriterlere aykırı olarak avlanılmış olan 165 Kasa İstavrit, 1.259 Kasa Hamsi, 4 Kasa Lüfer, 4 Kasa Tekir, 6 Kutu Bakalyaro, 2 Kutu Ahtapot olmak üzere toplam 20 bin 100 kg su ürünlerine el konuldu.

Denetimler sonucu yasaya aykırı faaliyet gösteren şahıslar hakkında ise idari para cezası kararları uygulandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamındaki denetimlerini Kanun'un 33. Maddesinde yer alan yetkili kurumlar ile birlikte müşterek ve koordineli olarak deniz, iç sular, karaya çıkış noktaları, nakil vasıtaları, soğuk hava depoları ve perakende satış yerleri vb. olmak üzere tüm noktalarda aralıksız olarak devam etmektedir.
 

Desteklemelerde ki Hak edişler Haczedilmeyecek

Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan “2019 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar”da yer alan usul ve esaslar Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği Resmî Gazete’de yayımlandı.

Destekleme ödemeleri kamu kaynağı niteliğinde olduğu için hak ediş sahibinin hesabına para aktarılmadan önce icra, temlik ve haciz işlemleri yapılmayacak.
Desteklemeden faydalanacak olan hak edenlerin sahip olduğu buzağıların 2019 yılında doğmuş olması, TÜRKVET ve e-ıslah veri tabanlarına kayıtlı olması, doğduğu işletmede en az 120 gün yaşamış olması gerekiyor. Buzağı başına tek sefer faydalanılabilecek,  çoklu doğumlarda her bir buzağı yine desteklemeden tek sefere mahsus faydalanabilecek. Desteklemelerden kamu kurum ve kuruluşları yararlanamayacak.

Destekleme ödemeleri iki dönem halinde gerçekleştirilecek. Belirlenen illerde doğan ve gerekli şartları yerine getiren buzağı sahiplerine ek destek verilecek.

1 Ağustos 2020 tarihinden sonra e-ıslaha kayıtlı buzağılar destekleme kapsamında olmayacak.
Süt işletmelerine, ıslah gerekçeli süt içerik analiz desteklemesi de yapılacak fakat bu işletmelerin 1 Ocak 2019’dan önce soy kütüğüne kaydedilmiş ve geçerli süt analizinin yapılıp en az 10 baş saf sütçü veya kombine ırk ineğe sahip olması gerekecek.
Saf sütçü sığır ırklarının 5 yaş üzeri olanları, sığır ırklarının etçi ya da kombine ırk olması, Bakanlıktan izinli tabii tohumlama boğaları ile tohumlama veya suni tohumlama sonucu doğan buzağılara da destekleme ödemesi yapılacak.

Dişi mandaların desteklemeden faydalanması için 1 Ocak 2019 tarihinden önce doğması gerekiyor.

Başvurular 31 Aralık’ta bitiyor
Soy kütüğüne kayıt buzağılar ek destekten yararlanacak. Hayvancılık destekleme ödemeleri için birinci dönem başvuruları 31 Aralık 2019 son gün olurken ikinci dönem ödemeleri 1 Nisan 2020 ila 15 Haziran 2020 tarihleri arasında yapılacak.
 

"Kırsal Kalkınma ile Doğduğun Yerde Doy"

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, IPARD 2 Tarım ve Orman Bakanı Kırsal Kalkınma Hibe Programı 8. Başvuru Çağrısı tanıtım toplantısında konuştu.  
"Kırsal Kalkınma ile Doğduğun Yerde Doy" amacıyla, üreticinin kazandığı, tüketicinin memnun kaldığı bir sistem ve bulunduğu yerde mutlu olabilen, doğduğu yerde doyabilen, güçlü ve müreffeh bir toplum ideali için çalıştıklarını belirten Pakdemirli, ''Bu kapsamda, Kırsala yatırım yapacak, kadınımıza gencimize iş sağlayacak, ülkemizin kalkınmasına bir tuğla koyacak, her bir üreticinin, her bir girişimcinin peşindeyiz, peşinde olmaya da devam edeceğiz'' diye konuştu.

Bakan Pakdemirli, kırsala verilen desteklerle kalkınma temelinde istihdam ve ihracatın da büyüdüğüne dikkat çekerek, bugün Avrupa'da tarımsal hasılada ilk sırada olduğumuzu ve tarımsal ihracatımızın da 3 milyar dolardan 18 milyar dolara çıktığını belirtti.

Bakan Pakdemirli, izlenen politika çerçevesinde kırsal alanlarda sadece destek sağlanmadığını, aynı zamanda desteklerle güçlendirme yolu izlendiğini de belirtti. ''IPARD Programı ile bir yandan üretimi, diğer yandan üretilenin yerinde işlenmesini ve pazarlanmasını destekliyoruz. Yani zincirin tüm halkalarını birbirine bağlıyoruz. Bir taraftan süt çiftliklerini desteklerken, diğer taraftan üretilen sütü alıp peynir yapacak, tereyağına çevirecek tesisleri de teşvik ediyoruz. Besi çiftliklerine destek sağlarken, bu hayvanların hijyenik şartlarda kesileceği mezbahalara, etlerin parçalanıp satışa sunulacağı tesislere de yardımcı oluyoruz. Atıl işletmeleri, kapasite fazlası oluşturacak gereksiz yatırımları engelliyor, kırsalda küçük çiftçilerimizi de unutmuyoruz. Kadın ve gençlerimize pozitif ayrımcılık yapıyor, kırsal turizm, el sanatları gibi tarım dışı alanlara da destek sağlıyoruz. Kısacası, kırsalı çok yönlü ele alıyoruz. Bir yerinden değil, her yerinden tutuyoruz. "Yerinde Üretim, Yerinde İşleme, Yerin Kalkınma" mottosuyla, durmuyor, dinlenmiyor, yolumuza devam ediyoruz'' dedi.

Ipard 2 İle Kırsal Yatırımlara 50 Milyon Euro, Yani 320 Milyon Liralık Yeni Hibe
Bakan Pakdemirli, IPARD-2 kapsamındaki 8. başvuru çağrısı ile 320 milyon liralık hibe verileceğini belirterek, desteklenecek sektörleri açıkladı. Pakdemirli, ''IPARD-2 kapsamında, İşleme ve pazarlama sektörlerinde, 50 Milyon Euro, yani 320 Milyon Liralık hibe paketini üreticimize, yetiştiricimize, yatırımcımıza sunuyoruz. Bu yeni hibe paketinde, makine ve ekipman alımı ile yenilenebilir enerji ekipmanlarını, yani modernizasyonu destekleyeceğiz.

IPARD-II 8. Başvuru çağrısında 5 sektörü destekleyeceğiz. Süt ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması sektörüne,, Süt toplama merkezlerine,, Et parçalama ve işleme tesisleri ile kesimhanelere,, Su ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması tesisleri ile Meyve ve sebze ürünlerinin işlenmesi ve depolanması yatırımlarına destek sağlayacağız''.
Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, Sektöre göre değişmekle birlikte yatırımların; 1 Milyon 250 Bin Euro ila 3 Milyon Euro'ya kadar olan kısmına, yani 8 Milyon lira ila 20 Milyon liralık kısmına kadar destek sağlanacağını belirtti. Pakdemirli, ''Hibe oranlarımız; Gerçek ve tüzel kişilerde yüzde 40, Kooperatifler ve üretici örgütleri için yüzde 50 olacaktır. Ayrıca, buradan şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum. IPARD yatırımlarında vergi muafiyeti söz konusudur. Bu muafiyet, yatırıma dolaylı olarak katkı sağlıyor. Yani, %40 ve %50 olan hibe oranı, ortalama olarak %50'ye ve %60'a çıkıyor. Böylece yatırımcı, daha az maliyetle, daha çok iş yapıyor'' dedi.

Ipard 2- 8. Başvuru çağrısı ile yatırımcıya iki önemli müjde!
Bakan Pakdemirli, 8. başvuru çağrısı kapsamında yatırımcılara iki müjde de verdi.  ''Birincisi; mevcut makine ve ekipmanlara ilaveten, üreticilerimizden gelen talepler doğrultusunda IPARD'a yeni makine ve ekipmanları dâhil ettik. Süt ürünlerinin, işlenmiş et ürünlerinin, meyve-sebze ve su ürünlerinin soğuk zincirde taşınacağı Frigorifik araçları,, Süt işleme tesisleri için süt tankerlerini,, Süt toplama merkezlerinde, soğutma tanklı süt toplama araçlarını,, Meyve-sebze ürünlerinde, şoklama ve ürün dondurma sistemlerini de destek kapsamına aldık. Bunlar da hayırlı, uğurlu olsun. İkinci müjde ise; bu hibe çağrısındaki bazı sektörlerin kapsamını genişlettik. Meyve ve sebze ürünlerinin kurutulması yatırımları daha önce sadece narenciye ve sert kabuklu ürünleri kapsıyordu. Şimdi tüm meyve ve sebze ürünlerini kurutma yatırımlarına dâhil ettik. Hepsi kurutma sistemi alabilecekler. Süt işleme tesisleri ve süt toplama merkezi yatırımlarında günlük en fazla 70 ton süt işleme ve toplama sınırı vardı. Şimdi bu sınırı da kaldırdık. İşte böylece, kapasite artırmak isteyen tüm süt işleme tesisleri makine ve ekipmanlarını büyütecek ve yenileyebilecektir. Bu da üreticimize ve yatırımcılarımıza hayırlı, bereketli olsun'' dedi.

Ipard 2, 8. çağrı kapsamında, 25 Kasım itibariyle proje hazırlama süresi başladı. Projelerini hazırlayıp sunmak için üreticilerimizin 2 ay süresi olacak. Başvuruların TKDK il koordinatörlüklerine teslim tarihleri ise 2 Ocak ile 31 Ocak 2020 arasında olacak.

8 Yılda, 10 Milyar Lira Yatırımla 60 Bin Yeni İstihdam Oluşturuldu
Türkiye'nin, IPARD Kırsal kalkınma uygulamalarında Avrupa Birliğine aday ülkeler içinde en başarılı ülke olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, IPARD kapsamında, son 8 yılda sağlanan 4 Milyar lira hibe ile 7 Bini kadın ve gençlere ait, 14 Binden fazla tesisin desteklendiğini belirtti. Böylece Kırsalda 10 Milyar liralık yatırım ile 60 bin yeni istihdam oluşturuldu. Sadece 2019'da IPARD-2 kapsamında toplam 323 Milyon Euro, yani 2 Milyar lira bütçeli üç başvuru çağrısına çıkıldı.

5. çağrı kapsamında şu ana kadar, toplam yatırımı 1 Milyar Lira olan 394 projenin açıklandığını ve başvuru sahiplerinin yatırıma geçmelerinin sağlandığını belirten Bakan Pakdemirli, 6. başvuru çağrısı için de önemli bir müjde verdi. '8 Mayıs'ta çıktığımız IPARD-II 6. Başvuru çağrısının toplam bütçesi 60 Milyon Euro idi. Ama 3,5 katı kadar, yani 200 Milyon Euro'luk proje başvurusu geldi. Biz de bu yatırım aşkına "dur" demedik, daha çok projeyi desteklemek, daha çok yatırımı ülkemize kazandırmak için IPARD kapsamında ilk defa bir çağrının bütçesini artırdık. 60 Milyon Euroluk bütçeyi, 130 Milyon Euroya, yani 830 Milyon Liraya çıkardık. Hayırlı uğurlu olsun.''

Böylece, IPARD-2 kapsamında açıklanan 50 Milyon Euroluk 8. Başvuru çağrısı ve 6. Başvuru çağrısında 70 Milyon Euro ilave bütçe ile toplam 120 Milyon Euro, yani 770 Milyon Liralık destek verileceği açıklanmış oldu. 
 
 

Ürün Bazlı Gıda Denetimleri Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı, "ürün bazlı" gıda kontrollerine Ankara'daki bir entegre et tesisinde yaptığı denetimle başladı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı ekipler ürünlerden numune alarak fiziki kontrollerini gerçekleştirdi.

Türkiye'de bir ilk olan ürün bazlı gıda denetimi 1 hafta boyunca Türkiye genelindeki birçok işletmede yapılacak. Yapılan denetimler sonucunda numunesi alınan ürünlerde herhangi bir olumsuzluk tespit edilmesi durumunda, ilgili firmalara para cezası uygulanacak ve isimleri kamuoyuyla paylaşılacak. 

Denetimler Habersiz Yapılıyor
Hangi ürün grubunda ne gibi riskler görüldü, bunlar yıl içindeki ve geçmiş yıllardaki verilerle karşılaştırılarak masaya yatırılıyor, böylece bir sonraki yılın denetim ve numune alma planı şekilleniyor. Denetimler kesinlikle haber vermeden gerçekleştiriliyor.

Ülke Genelinde Denetimler Sürecek
Ankara'nın yanı sıra ürün bazlı ilk kontroller İstanbul, İzmir, Erzurum, Gaziantep, Samsun, Antalya başta olmak üzere ülke genelindeki birçok tesiste gerçekleştirildi. "Ürün bazlı" denetimlere gelecek günlerde de devam edilecek.
 

Güngör : İyi Tarım Cezalandırılıyor

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, ‘Modeli uygulamaya alan bakanlık şimdi üreticisini cezalandırarak üretimden vazgeçirmeye çalışmaktadır. Girdi kullanımının denetlendiği, sağlığı ve çevreyi koruyan üretim modellerinin kamu desteği olmadan sürdürülebilir olması beklenemez’ dedi.

Sağlığa zararlı kimyasal kalıntılar içermeyen ürünleri, çevreyi kirletmeden gerçekleştiren ‘İyi Tarım ve Organik Tarıma’ destekler düşürüldü. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, teşvik edilmesi gereken iyi tarımın, bu kararla cezalandırıldığını söyledi.
Söz konusu, Bitkisel Üretime Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ, 9 Kasım 2019 günü yayımlanmıştı. Özden Güngör, Aydınlık’a yaptığı açıklamada, Tebliğin ‘Desteklemelerden Yararlanamayacaklar’ başlıklı 24’üncü maddesine dikkat çekti. Buna göre üç yıl üst üste iyi tarım desteği alanlara 2019 yılı için destek ödenmeyecek. Organik tarımda ise 2017 ve 2018’de destek alanlar 2019’da destek alamayacak.



KISITLANAN DESTEKLER
Alınan yeni kararla, organik tarım desteği ödemelerinin bireysel ürün sertifikası ve grup sertifikasına göre yapılacağını da kaydeden Güngör, şöyle konuştu: "Geçen yıl dekara 100 lira destek sağlanırken bu yıl bireysel ürün sertifikasına dekara 70 lira, üretici grubu sertifikasına göre dekara 35 lira ödeme yapılacak. Diğer kategorilerde de düşüş var. İkinci kategoride geçen yıl dekar başına 70 lira ödenirken bu yıl 60 lira ödenecek. Üçüncü kategoride ise 30 lira olan toplam destek bu yıl 15 liraya düşürüldü. Geçen yıl iyi tarım destekleri meyve, sebze, süs bitkileri, tıbbi aromatik bitkiler, örtü altı, çeltik, su ürünleri gibi ürün gruplarına göre verilirken, 2019 üretim yılında bireysel veya grup sertifikasyonu seçeneğine göre düzenlenmiş iyi tarım uygulamaları sertifikasına sahip olan çiftçilere destek verilecek."

‘UYGULAMA ESASLARINI BAKANLIK BELİRLEDİ’
‘İyi Tarım ve Organik Tarım’ desteklerinin tarımsal üretim açısından önemli olduğunu vurgulayan Özden, şunları söyledi:
"Gerek İyi Tarım Uygulamaları (İTU) ve gerekse Organik Tarım ile yapılan üretim; sağlığa zararlı kimyasal kalıntılar içermeyen, çevreyi kirletmeden gerçekleştirilen ve sertifikalandırılan, ekimden pazarlamaya kadar bütün aşamaları kontrol altında yapılan bir üretim modelidir. Söz konusu üretim modelinin uygulama esasları Tarım ve Orman Bakanlığı’nca hazırlanan mevzuat kapsamında belirlenmiştir. Modeli uygulamaya alan bakanlık şimdi üreticisini cezalandırarak üretimden vazgeçirmeye çalışmaktadır. Bu ürünleri tüketen tüketici de bu cezadan nasibini alacaktır."
"İyi Tarım" uygulamaları boyunca üretimden pazarlamaya kadar bütün işlemler kayıt altına alındığını belirten Güngör şu görüşleri savundu:
"Gıda zehirlenmelerinin tarım gündemine oturduğu ve özellikle de pestisit kalıntılarının tartışıldığı süreçte İyi Tarım ve Organik tarım yapan çiftçilere verilen desteğin çekilmeye çalışılmasına anlam veremiyoruz. Güvenilir gıda üretimi güvenli üretimle sağlanır. Girdi kullanımının denetlendiği, sağlığı ve çevreyi koruyan üretim modellerinin kamu desteği olmadan sürdürülebilir olmasını beklememek gerekir. ‘İyi Tarım’ teknikleri ile üretim yapmaya özendirilmiş çiftçiye destek verilmezse iyi tarım ve organik tarım tarihe karışacaktır."

‘MÜHENDİSLER DE İŞSİZ KALIR’
Güngör desteğin azaltılması ile ortaya çıkacak başka bir sorunu da şöyle açıkladı:
"Kontrol kuruluşlarında görev yapan ziraat mühendisleri işsizlikle karşı karşıya kalacaktır. Yanlış istihdam politikalarından dolayı oluşan işsiz ziraat mühendislerine yenileri eklenecektir. Tarım ve Orman Bakanlığı kime hizmet etmektedir? Çiftçiye mi? Tüketiciye mi? Ya da her iki kesimi de gözden çıkarmış mıdır? Devlet Ziraat Mühendislerinin işsiz kalmasına neden göz yummaktadır? Zaten derin yaralar almış olan tarımımız bitirilmeye mi çalışılmaktadır?"

İNSAN SAĞLIĞINI DİKKATE ALAN ÜRETİM
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, ‘İyi Tarım’ uygulamasını şöyle özetledi:
Ürün çeşidi, coğrafi bölge, gübre, ilaç uygulama zamanı, uygulama nedeni, teknik izin, kullanılan kimyasalın ticari ismi ve miktarı, uygulama aleti, operatörün ismi ve uygulama zamanından kaç gün sonra hasat yapılması gerektiği, sulama zamanı, yöntemi ve miktarı gibi bilgiler kayıtlarda yer alır. Sulamada asla kanalizasyon suyu ve kaynak analizi yapılmamış sağlığa zararlı su kullanılmaz. Toprak yapısına göre hangi gübrenin uygun olduğu belirlendikten sonra, bitkinin ihtiyaç duyduğu miktarda ve zamanda gübreleme yapılır. Pestisit kalıntı analizleri yapılarak maksimum kalıntı limitlerinin (MRL) aşılmaması sağlanır. Hastalık ve zararlılarla mücadele entegre mücadele teknik talimatları kapsamında yapılır. Öncelikle kültürel tedbirler, mekanik mücadele, biyolojik mücadele veya biyoteknik yöntemleri uygulanır. İlaçlama son yöntem olarak devreye alınır. Hasat zamanı, bitki koruma ürünlerinin uygulama zamanı da dikkate alınarak belirlenir. Hasat sonrası ürün işlemesi sırasında da hijyenik ortam sağlanır ve ambalajlama sonrası ürünler tüketiciye sağlıklı bir ortamda arz edilir.
 
 

Kayseri’de Tehlikeli Irk Köpeklere El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ekipleri Kayseri’de tehlikeli ırk köpek kategorisine giren farklı cinsteki 9 köpeğe el koydu.
Kayseri’nin Hacılar ilçesinde tehlikeli ırk köpek beslendiğine dair bir ihbar alınması üzerine güvenlik güçleriyle birlikte söz konusu ilçeye giden DKMP ekipleri, ihbara konu olan yerde tehlikeli ırktan 9 adet köpeğin beslendiğini tespit etti.

5199 Sayılı Kanun gereğince    Pitbull Terrier, Japanase Tosa, Dogo Argentino, Fla Brasileiro gibi tehlike arz eden hayvanların ve bu ırkların melezlerinin dahi sahiplenilmesinin yasak olması sebebiyle köpekleri besleyen 9 kişiye 70 bin 218 TL idari para cezası verilerek köpeklere el konuldu.
 

2020 Yılı Tarım Bütçesi Meclis de

Türkiye  Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, bugün 2020 yılı  Tarım bütçe görüşmeleri başladı.

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan başkanlığında toplanan komisyonda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye Su Enstitüsünün bütçeleri ile Orman ve Su İşleri Bakanlığının kesin hesabı ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun Sayıştay raporu ele alınacak.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bakanlığının bütçesinin sunumunu yaptı.
 
Plan ve Bütçe Komisyonda bütçeler ile ilgili açıklama yapan Bakan Pakdemirli , “2018 yılı kesin hesaplarına göre Bakanlığımız bütçesi 39.957.575.013 Lira olup,  bunun %96’sı (38.274.340.822 Lira) harcanmıştır. Bakanlığımız 2020 bütçe teklifi bir önceki yılın bütçesine göre; %19,4 artarak, 40,3 Milyar Lira olmuştur.    2020 yılı bütçesinin %54,5’ini oluşturan 21 Milyar 968 Milyon Lira,
tarımsal desteklemeler için kullanılacaktır. 

AK Parti Hükümetleri döneminde, yürüttüğümüz tarım ve ormancılık politikaları ile üretimi ve üreticiyi destekledik. Önümüzdeki dönemde de büyüme odaklı,  tarım ve ormancılığı geliştirecek sürdürülebilirlik temelli,  kalkınmayı destekleyen politikaları uygulamaya devam edeceğiz. 2020 Yılı bütçemizi bu hedeflerle uyumlu, ülkemizin sürdürülebilir büyüme ve
kalkınmasını destekleyen bir çerçevede hazırladık.   Kamu harcamalarını, ekonominin üretken potansiyelini artıran  alanlara yoğunlaştıracağız.  Politika ve uygulamalarımızla, yatırım ve istihdamı desteklemeye devam edeceğiz.




Böylece bir yandan ülkemizin büyüme potansiyelini desteklerken, diğer yandan da güçlü kamu maliyesi ile makroekonomik istikrarı koruyacağız. “dedi
 
Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi 2018 yılında 39.957.575.013 lira iken 2020 yılı için  yüzde 19,4 arttırılarak 40,3 Milyar Lira çıkartıldı.
 

Erdoğan, 11 Kasım'ı "Milli Ağaçlandırma Günü" İlan Etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her yıl 11 Kasım gününün "Milli Ağaçlandırma Günü" olarak kutlanacağını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "11 Kasım Ağaçlandırma Seferberliği" nedeniyle yayımladığı genelgede, Türkiye'nin 78 milyon hektarlık alanıyla, ekolojik bakımdan zengin bir çeşitliliğe sahip olduğunu belirtti.

Bu zenginlik içerisinde ormanların tür ve kompozisyon olarak önemli bir yer tuttuğuna dikkati çeken Erdoğan, genelgeye şöyle devam etti:
"Sanayileşmenin hız kazandığı günümüzde, havanın, suyun, toprağın ve bunların oluşturduğu güzelliklerimizin korunması gün geçtikçe önemi artan bir konu olarak hep gündemimizde yer almaktadır. Bu kapsamda ülkemizin orman sahasını ve ağaç servetini çoğaltmak, erozyon kontrolünü teşvik ederek toprak, su ve bitki arasında bozulan dengeyi yeniden oluşturmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek, çevre değerlerini korumak, ağaç ve orman sevgisini yaygınlaştırmak, toplumun çevreye olan duyarlılığına katkı sağlamak maksadıyla; 11 Kasım günü saat 11.11'de Tarım ve Orman Bakanlığının koordinasyonunda; kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılacak ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmaları kapsamında, tüm yurtta eş zamanlı olarak fidan dikme etkinliği tertiplenecektir."

Söz konusu etkinliğe ilişkin bilgelerin Tarım ve Orman Bakanlığının internet adresinde yer aldığını bildiren Erdoğan, "81 ilimizde 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidanın toprakla buluşmasını ve dünya rekorunu hedefleyen bu etkinliğe, 7'den 77'ye tüm vatandaşlarımızın gönüllü olarak her türlü desteği vereceğine inancımız tamdır." ifadesini kullandı.

11 Kasım "Milli Ağaçlandırma Günü" Olarak Kutlanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, genelgede 11 Kasım'ı "Milli Ağaçlandırma Günü" olarak ilan ederek, şunları kaydetti: 
"Ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan büyük öneme sahip olan ormanlarımızı korumak, sürdürülebilir şekilde yönetmek ve gelecek nesillerimiz için yurdumuzu daha sağlıklı ve yaşanabilir kılmak amacıyla; milletimizin de desteği ile her yıl 11 Kasım gününün 'Milli Ağaçlandırma Günü' olarak kutlanması uygun görülmüştür. 
Yeşilin her tonuyla toprağa hayat, canlılara nefes olacak bu anlamlı çevre seferberliği kapsamında tertiplenecek etkinliklerin en iyi şekilde gerçekleştirilebilmesi için ihtiyaç duyulacak her türlü destek, yardım ve kolaylığın tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca geciktirilmeksizin öncelikli olarak yerine getirilmesi hususunda bilgilerini ve gereğini rica ederim."

Cumhurbaşkanı Erdoğan Verdiği Sözü Tuttu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9 Temmuz'da Abdullah Enes Şahin isimli bir gencin Twitter hesabından paylaştığı ve kısa sürede etkileşim alan "Ağaç Dikme Bayramı" önerisine destek vermişti.

Fikri beğendiğini belirten Erdoğan, söz konusu paylaşıma verdiği yanıtta, "Bu çok güzel bir fikir Enes. Biz her zaman yemyeşil bir Türkiye için çalıştık, çalışıyoruz. Milli bir ağaçlandırma bayramımızın olması için de ben ve arkadaşlarım her zamanki gibi üzerimize düşeni yapacağız." ifadelerine yer vermişti.
Abdullah Enes Şahin, Twitter'da "Bir fikrim geldi. Biz neden 'Ağaç Dikme Bayramı' ilan etmiyoruz. Her yıl bir gün ayıralım, çoluk çocuk maaile, 82 milyon ağaç dikelim. Hem dünyaya örnek olalım hem gelecek nesillere yemyeşil bir ülke bırakalım." paylaşımında bulunmuştu.
 

Sığır Islahı Bitiyor mu?

Tarım ve Orman Bakanlığında et ithalatının önüne geçebilmek için Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından sığır ıslahına yönelik bir karara imza atıldı. Alınan karara bakılınca Türkiye de  25 yıllık ıslah bitecek mi sorusu akıllara geliyor.

Tarımsal desteklemelere ilişkin kararnamenin 4/ii maddesinde saf sütçü sürülerinde, yüzde 60 oranına kadar hayvanın başka ırklarla tohumlaması yer alıyordu. Etçil ırklarla tohumlanarak doğan buzağılara ise 600 TL destek verilecekti.





HAYGEM 3/11/2019 günü ( pazar günü)  bir talimatla saf ırkların kendi ırkı dışında tohumlanmasındaki sınırlamalar  kaldırılarak, her ırkın her ırkla tohumlanması yolunu açmış oldu. Hayvancılık sektörü ise, 25 yıldır yapılan ıslah ve saf yetiştirmenin büyük darbe alacağından endişe ediyor. Saf sütçü ırkların tohumlamasından doğan erkekler besi materyali olarak et üretiminde kullanılacağı varsayılsa bile, doğan dişiler kestirilemeyeceği için bunlar elde tutulacak ve erişkin olduğunda bambaşka bir ırkla tohumlama yolu açılacağından ( hedefi ve planlaması olmayan bir tohumlama sonucu) bir kaç nesil sonra ırkı belirsiz genetik yapıda hayvanlar ortaya çıkacaktır. Kısa vadede et üretimini artırayım düşüncesi  saf ırkların yok edilme sürecine girme riskini doğuracaktır.
 Gelecekte saf ırklarda yeterli damızlık bulunamadığı gerekçesiyle ithalat daha da artacaktır. E ıslah sistemindeki eksiklikler giderilerek damızlık üretimi artırılması gerekirken, sistem tamamen çökertilmiş olacaktır. Bu karar yönetilmesi güç riski yüksek bir yola girilmiş, uzun vadede oluşacak zararları dikkate alınmamış bir karar olarak görünmektedir.

Bu kararla Türkiye 2 Yıl sonra her çeşit damızlık hayvandan net ithalatçı olacak aynı zamanda buna bağlı olarak süt üretiminde azalacağından dolayı süt tozu ithal etmek zorunda kalacak.
 
 
 
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
 
 

Hidroelektrik Üretiminde Rekor

2016’ya Ait Yıllık Üretim Rekoru, 2019’un İlk 10 Ayında 79.3 Milyar Kwh'lik Üretimle Geçildi
 
Temiz ve yenilenebilir enerji olan hidroelektrik santrallerinden (HES) üretilen enerjide yeni bir rekor kırıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2016 yılına ait yıllık üretim rekorunun, 2019’unilk 10 ayı itibarıyla 79,3 milyar kWh’lık üretimle geride bırakıldığını söyledi.

 Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ve özel sektör tarafından Türkiye’de işletmeye açılan hidroelektrik santrallerin ürettiği elektriğin 2019’un ilk 10 ayı itibariyle 79,3 milyar kWh’ye ulaştığının altını çizen Bakan Pakdemirli “2016’ya ait olan yıllık en fazla üretim olan 67,2 milyar kWh ise daha şimdiden geçilerek yeni bir rekora imza atıldı” dedi.


Hes’ler Enerji Üretiminde İkinci Sırada Geliyor
2019 yılı itibarıyla enerji üretim kaynakları arasında HES’lerin ikinci kaynak konumunda olduğunu da vurgulayan Pakdemirli “İlk 10 aylık süreçte elektrik üretimindeki kaynak payları, kömür % 36.3,  HES % 31.5,  doğal gaz % 17.3, Rüzgar enerji santralleri (RES) % 7.3, Güneş Enerji Santralleri (GES) % 3.4 ve Jeotermal enerji santralleri (JES) % 2.6 şeklinde gerçekleşti” diye konuştu.

Üretimin Ülke Ekonomisine Katkısı 19,8 Milyar TL
Boşa akan suların gücünü ülke ekonomisine kazandırmak için enerji sektörüne yatırım yaptıklarını da ifade eden Bakan Pakdemirli “ Bu yatırımlar ile bu senenin ilk 10 ayında 79,3 milyar kWh ile ülke ekonomisine 19,8 milyar liralık katkı sağlandığını belirtti.

79,3 Kwh İçin 3,5 Milyar Dolarlık Doğalgaz Gerekiyor
Temiz ve yenilenebilir enerji kaynağı olan HES projelerini hayata geçirmenin Türkiye açısından bir zaruret olduğunun altını çizen Pakdemirli “Türkiye enerji ithal eden bir ülke konumunda bulunuyor. Kendi kaynağımız olan bu enerjiyi değerlendirmek zorundayız. İlk 10 ayda bu kaynaktan üretilen 79,3 kWh’lik enerjiyi şayet ithal ettiğimiz doğalgazdan üretmiş olsaydık, 3,5 milyar dolarlık bir meblayı başka ülkelere ödemek zorunda kalacaktık. Dolayısıyla HES’lerin dış ticaret açığımıza da olumlu yönde bir katkısı var” değerlendirmesinde bulundu.


 

11 Milyon fidan dikilecek! Geleceğe Nefes Ol

Geleceğe Nefes Ol Kampanyası büyük ilgi görmeye devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan Geleceğe Nefes Ol 11 milyon fidan kampanyası kapmasında bazı illerde fidan sahiplenme oranı belirlenen rakamlara kısa süre içerisinde ulaştı. Ağaç ve yeşile olan ilgi herkes kesim tarafından büyük ilgi ile karşılanırken 11 Kasım'da 81 ilde dikilecek olan 11 Milyon fidan için bazı şehirlerde ise belirlenen rakamlar tamamlanmak üzere. Fidan sahiplenmenin yanı sıra bağışta yapılabilen kampanyada 1 fidan bağışı 10 TL karşılığında yapılabiliyor. Fidan bağışında bulunan vatandaşlara Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından katılım sertifikası ulaştırılıyor. Geleceğe Nefes Ol Kampanyasına destek olmak isteyen vatandaşlar geleceğenefes.com adresi üzerinden fidan sahiplenip bağışta bulunabiliyor.
 

Büyük Şuraya Doğru

Tarım ve hayvancılık sektörünün gözü ve kulağı 21 Kasım 2019’da açıklanması beklenen Tarım ve Orman şurasından çıkacak kararlarda.
 
Ülkemizde Cumhuriyetin ilanından sonra yeni devletin kurulması ile birlikte tarıma özel bir önem verilmiş, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk bizzat tarım konusunda örnek çalışmalarda bulunmuştur.

Bunlardan ilki, 1931 yılında yapılan I. Ziraat Kongresidir. Daha sonra 1937 yılında Köy Kalkınma Kongresi düzenlenmiştir. Bu Kongrelerde bütün tarafların geniş katılımıyla tarımın genel kapsamda bütün sorunlarının ele alınmış, çözüm önerilerinin üretilmiş ve politikalar belirlenmiştir. Ülke ekonomisinde tarım en önemli sektör olmasına ve nüfusun büyük bir kısmı kırsal alanda yaşamasına rağmen Atatürk’ün vefatından sonra, bu tip büyük bir çalışma uzun süre yapılmamıştır. Yaklaşık 45 yıl sonra ilk çalışma Atatürk’ün doğumunun 100. yılı nedeniyle yapılan etkinliklerden biri olarak yapılan Türkiye II. Tarım Kongresidir. Bu Kongre’de 1970’li yıllarda Dünyada yaşanan ekonomik gelişmeler karşısında tarımdaki değişimler karşısında hangi yeni politikalara ihtiyaç duyulduğu görülmüştür.

1990’lı yıllara gelindiğinde, Dünyadaki liberalleşme rüzgârlarıyla piyasalarındaki değişen koşullara karşı yeni arayışlar iyice önem kazanmıştır. Bu şartlar altında özellikle artan nüfusun gereksinimlerinin ülke kaynakları ile karşılanması ve ekolojik açıdan çevreye saygılı sürdürülebilir bir tarımın yapılması hedeflerine nasıl ulaşılabileceğine yönelik sektördeki bütün tarafların katılımıyla büyük bir çalışmaya gerek duyulmuştur. Değişen koşullara uygun yeni politika, program ve projelerin geliştirilmesine imkân sağlamak için Tarım ve Köy işleri Bakanlığı tarafından 25-27 Kasım 1997 tarihleri arasında I. Tarım Şurası’nı düzenlemiştir.

Tarım Şuralarının ülkemizde 5 yılda bir tekrarlanması kararı bulunmaktadır. Bu kararın ardından 7 yıl sonra, II. Tarım Şurası, 29 Kasım – 01 Aralık 2004 tarihleri arasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu ikinci Şurada, yeni bir yüzyılın başında tarımın mevcut durumu ele alınmış, gelişmeyi etkileyen temel sorunlar tespit edilerek çözüm yolları tartışılmıştır. Bu kapsamda AB ile uyum sürecinde sektörün gelişmesi ve rekabet gücünün arttırılmasına yönelik strateji, politika ve uygulamalar üzerinde durulmuştur.
 
III. Tarım ve Orman Şura ise 21 çalışma grubundan oluşarak hem Tarımı hem de Ormanı içine alarak geniş kapsamlı bir şekilde çalışma gruplarında değerlendirildi. Şuranın sonuç bildirgeleri 21 Kasım da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından külliyede düzenlenecek bir programla komu oyu ile paylaşılacak.
Tarım ve Orman Şurası ile önümüzdeki 25 yılı planlayacağımız aynı zamanda mevcut potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirmemize fırsat verecek bu şura, sonuç bildirgeleri açıklandıktan sonra uygulayıcı olmalı. Bizlerde tarımın birer neferleri olarak şura kararlarının takipçisi olmalıyız. Takipçi olmak derken de uygulamaların yapılması için teşvik edici olmalıyız. Kararlar uygulamaya aktarılırken ise ilgili kurum ve kuruluşlara yardımcı olmalıyız.
 
1931, 1937,  1990, 1997 ve 2004 te tarıma yönelik alınan kararlar ve tespitler doğru. Uygulamalar ise yetersiz kalmış gözüküyor. Bu sefer Tarım ve Orman Şurasından çıkan kararların yetersiz kalmaması için aynı zamanda kararların uygulanabilmesi için hem takipçisi hem de yardımcı olmalıyız.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 

Ormanlar Küllerinden Yeniden Doğacak

Muğla Dalaman ve Göcek’te Temmuz ayında yaşanan yangınlarda zarar gören ormanlık alanlarımız, 4 ay gibi kısa bir sürenin ardından yeniden yeşillendiriliyor.

11 Temmuz’da başlayıp, 18 saat boyunca mücadele edilen yangının ardından Tarım ve Orman Bakanlığı çalışmalarını tamamladı, yanan alanlar yeniden ağaçlandırılıyor.  Yangın süresince bölgede bulunan ve çalışmaları bizzat yerinden takip eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kısa süre içinde Muğla’da yanan alanlardan çok daha fazlasının ağaçlandırılacağını açıklamıştı.

Bakan Pakdemirli’nin talimatları doğrultusunda titizlikle çalışan Orman Genel Müdürlüğü, yangında zarar gören ve ihtiyaç duyulan tüm alanları ağaçlandırmaya hazır hale getirdi.
 
Yanan Alanlar 4 Aydır Yeniden Yeşillendiriliyor
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Muğla’nın Dalaman ve Göcek ilçelerinde 11 Temmuz’da çıkan yangında zarar gören ormanlık alanların, yeniden ağaçlandırılması için çalışmaların tamamlandığını bildirerek, yangından 4 ay sonra 11 Kasım’da ilk fidanların dikileceğini müjdeledi.
 
'Geleceğe Nefes'
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli: “Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de 81 ilimizde 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidanı toprakla buluşturuyoruz. “dedi

Ülkemize hediye edeceğimiz fidanların, gelecekte bu topraklarda yaşayan tüm canlılar için nefes olacağını belirten Bakan Pakdemirli, “Bu kapsamda, Muğla’nın Dalaman ve Göcek ilçelerinde 11 Temmuz’da çıkan yangında zarar gören ormanlık alanların yeniden ağaçlandırılması için hazırlık çalışmalarında sona gelindi. Ekiplerimiz bir taraftan yangından zarar gören ağaçları sahadan çıkartarak alanın temizliğini yapıyor diğer taraftan da tohum ekimi ve fidan dikimi için alandaki çalışmalarını sürdürüyor. Yangından 4 ay sonra yani 11 Kasım’da Dalaman ve Göcek’teki alanlara ilk fidanları dikmeye başlayacağız ve ağaçlandırma mevsiminin sonuna kadar çalışmaları tamamlamış olacağız. Böylece yanan bu alanları yeniden yeşertmiş olacağız. Gelin 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de #GeleceğeNefes seferberliğimizde bize katılın.” dedi
Pakdemirli, Türkiye genelinde Kasım ayında yapılacak olan fidan dikim etkinliğine sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra 7’den 70’e vatandaşların da destek vereceğini söyledi.

Daha Yeşil Bir Türkiye için tüm yurtta fidanların toprakla buluşacağı seferberliğe katılmak isteyen vatandaşlarımız ‘Geleceğe Nefes’ (geleceğenefes.com) internet sayfası üzerinden fidan sahiplenebilirler.
 
Türkiye’nin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan üçüncü ülke konumunda olduğunu vurgulayan Pakdemirli, son 16 yılda 4,5 milyar fidan dikildiğini belirterek, hedeflerinin 2023 yılına kadar 7 milyar fidanı toprakla buluşturmak olduğunu ifade etti.

Şanlıurfa’da, 481 bin 810 Dekar arazi sulandı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü yaptığı yatırımlarla modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmaya, tarımda su tasarrufu sağlamaya, çiftçilerin  kazançlarını doğrudan ve dolaylı yollarla artırmaya  devam ediyor.

Bu çerçevede Şanlıurfa'da da sulama yatırımlarını hız kesmeden sürdüren DSİ, yapmış olduğu yatırımların meyvelerini alıyor. Bu kapsamda Şanlıurfa ve ilçelerinde tamamlanan sulama sezonunda toplam 3 milyon 40 bin 330 dekar tarım arazisi sulandı.

Modern sulama ile tarımda sağlanan verim artışlarının,  üretim deseninin çeşitlenmesinin, çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa neden olduğunu ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ise "Şanlıurfa'da 2019 yılında yapılan sulu tarım sayesinde 2019 yılı birim fiyatları ile ülke ekonomisine yaklaşık 2 milyar 230 milyon TL katkı sağlandı" dedi.

GAP kapsamında yer alan Şanlıurfa'nın bereketli topraklarını hayata geçirecekleri sulama projeleri ile suyla buluşturmaya devam edeceklerini belirten Bakan Pakdemirli, "Tarım arazilerinin suya kavuşmasını, kapalı sistem sulamanın yaygınlaşmasını ve sulamada su tasarrufu sağlanmasını önemsiyoruz. Çalışmalarımızı da bu yönde kararlılıkla sürdüreceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
 

Gıda Güvenliği Önlemleri Alındı

Tarım ve Orman Bakanlığı 618 firmaya ait 1211 parti üründe taklit ve tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiğini açıkladı.

Tarım ve Orman Bakanlığının internet sitesinde yapılan açıklamada “ Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesi, kişilerin sağlığının ve tüketici menfaatlerinin korunması ile sektörde haksız rekabetin engellenmesi amacıyla gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarında resmi kontrol faaliyetleri Bakanlık olarak büyük bir titizlikle yürütülmektedir. 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" ve bu Kanun kapsamında hazırlanan, "Gıda ve Yemin Resmi Kontrollerine Dair Yönetmelik" gereğince; laboratuvar sonucuyla taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen gıdaları üreten/ithal eden; kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten ve/veya satan firmanın adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numarasını içeren bilgiler kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır.” İfadelerine yer verildi.

Bakanlık yürüttüğü resmi kontroller ve firmaların otokontrol sistemlerine ek olarak bu uygulama ile tüketici sağlığının ve menfaatinin korunması, sektörde haksız rekabetin önlenmesi, tüketiciler aracılığıyla firmalar üzerinde bir denetim mekanizması oluşturulması ve firmaların "güvenilir gıda üretiminin teşvik edilmesini amaçladığını belirtti.

Tüketici ihbar ve şikâyetleri büyük önem taşıyor

Söz konusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu bu bakımdan tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkın sağlığının korunması yönündeki çalışmaları için büyük önem taşıdığını ifade etti.

Taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 618 firmaya ait 1211 parti ürün Bakanlığın internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunuldu. Böylece ilk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1283 firmaya ait 2816 parti ürün tüketicilerin bilgisine arz edildi.

Son olarak gıda konusunda kamu otoritesi olan Bakanlık, yasalarla verilmiş tüm yetkileri tereddütsüz kullanarak gıda güvenilirliğinin sağlanmasına ve tüketicinin korunmasına yönelik çalışmalarını aralıksız olarak ve büyük bir titizlikle sürdürdüğünü kamuoyuna duyurdu.
 
 

Zeytin ve Zeytinyağı Rekoltesi Açıklandı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, "2019 yılı sofralık zeytin üretiminin 415 bin ton, yağlık zeytin üretiminin 1 milyon 110 bin ton, dane zeytin üretiminin 1 milyon 515 bin ton ve zeytinyağı üretiminin ise 225 bin ton olacağı öngörülmektedir." dedi.

Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde düzenlenen 2019-2020 Zeytin Rekolte Tahmini Toplantısı'nda konuşan Tunç, dane zeytindeki desteklerle ilgili bilgiler paylaştı.
Üreticileri desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Tunç, "Sayın Bakanımız kilogram başına 15 kuruş destek verileceğinin sözünü vermişti. Bu sözün gereği olarak kararname Cumhurbaşkanlığına sevk edildi. Kilogram başına 15 kuruşluk destek hayırlı uğurlu olsun." diye konuştu. 

Türkiye'nin zeytinin gen merkezi olduğunu ifade eden Tunç, zeytinin dünyaya Anadolu'dan yayıldığını vurguladı. Zeytinyağı üretiminde ise dünyada 5. sırada olduklarını hatırlatan Tunç, "2001'de 600 bin hektar olan zeytin alanı 2018'de yaklaşık 864 bin hektara, 99 milyon olan zeytin ağacı 177 milyona ulaştı. Zeytin üretimi ise 2018'de 427 bin ton oldu. Yağlık zeytin üretimimiz ise 1 milyon 74 bin tona çıktı." bilgisini verdi. 
Zeytin üretiminde artışın gerçekleşmesinde bakanlığın yanında sektörün de ciddi katkısı olduğunun altını çizen Tunç, tüketici bilincinin gelişmesinin Türkiye'deki zeytinyağı tüketimini artırdığını belirtti. 
Son yıllarda zeytinyağı üretiminde ciddi gelişmeler katedildiğini ve ürünlerin uluslararası yarışmalarda dereceler kazandığını dile getiren Tunç, bunların dış pazarda rekabet gücünü artırdığını vurguladı. 

Türkiye'de zeytin ve zeytinyağı rekoltesinin 2009'dan itibaren sektörün tüm bileşenlerini tek çatı altında toplayan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi koordinatörlüğünde oluşturulan "Zeytin Rekolte Tahmin Komisyonu" tarafından belirlendiğine dikkati çeken Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, şöyle konuştu:  "Arkadaşlarımız 2 hafta süreyle sahada görev yaptılar. 2019 yılı sofralık zeytin üretiminin 415 bin ton, yağlık zeytin üretiminin 1 milyon 110 bin ton, dane zeytin üretiminin 1 milyon 515 bin ton ve zeytinyağı üretiminin ise 225 bin ton olacağı  öngörülmektedir. Zeytinyağı bu sene kaliteli olacak. Zeytinde hastalık ve zararlılar nedeniyle sorun yaşamadık ama son dönemdeki iklimsel faktörlerdeki düzensizlikler, aşırı yağmur ve dolu yağışları yer yer ürün kaybına sebep oldu. Bu sene ürünümüz kaliteli, asit oranı 0,2 ve 0,3 ile istenilen seviyede. Bu durum bizim için sevindirici, dış pazar için avantaj oluşturacak." 
 

Su Ürünleri Kanunu'nda Değişiklik Teklifi

Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda başlandı.

Düzenleme ile su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi ve balıkçılık kaynaklarının korunması amaçlanıyor.

Kanun teklifiyle, Su Ürünleri Kanununun Kabahatler Kanunu ile uyumlaştırılarak, yasa dışı su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerinde caydırıcılığın sağlanmasının hedeflendiği teklifte, su ürünleri faaliyetleri için su alanı ve suyun kiralanmasında yetkili kurumlar belirlenecek.

Teklif ile su ürünleri avcılık ve yetiştiricilik faaliyetleri yeni teknolojik imkânlarla izlenecek, denetlenecek ve kayıt altına alınacak.

Su ürünlerinin kaçak yollardan yurt dışına çıkarılmasının ve canlı olarak yurt içine sokulmasının önlenmesinin de amaçlandığı teklifte, su yapılarının bulunduğu alanlarda biyoçeşitliliğin korunması amacıyla bazı değişikliklerin yapılması da gündemde.

Komisyonda teklifin tümü üzerindeki görüşmeler devam ediyor.
 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ve Orman Bakanlığı’na buradan sesleniyorum. Biz planlamaya her türlü desteği vereceğiz”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar bugün yaptığı basın açıklamasında çiftçilerin kanayan yarası olan konuları dile getirdi.
TZOB Başkanı Bayraktar; “Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanının geldiğini, çoğu çiftçinin ise kredi vadelerinin geçtiğini bildirerek, “Çitçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını ve kredi borçlarının acil olarak yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Bunu hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz. Bu konuda talep çok fazladır” dedi.

Bayraktar, Birlik Merkezinde düzenlediği basın toplantısında Eylül ayı üretici-market fiyatlarını açıkladı, tarımdaki güncel sorunları değerlendirdi. Eylül ayı sonu itibarıyla çoğu üründe hasadın tamamlandığını, Ekim ayı itibarıyla yeni bir üretim sezonuna girildiğini vurgulayan Bayraktar, “Biz de hasatlara katıldık. 19 Eylül’de Şanlıurfa’da, 23 Eylül’de Edirne’de çiftçilerimizle bir aradaydık. Çiftçimizin durumunu net bir şekilde gördük. Şunu söylemeliyim, çiftçimizin sıkıntıları var. Geçtiğimiz üretim sezonunda, çiftçimiz bir taraftan afetlerle mücadele etti, diğer taraftan da artan girdi masraflarının yükünü çekti. Gecesini gündüzüne katarak çalıştı ama tarlasından, bahçesinden beklediği geliri elde edemedi” diye konuştu.
 
-“Yeterli geliri sağlayamadığı için çiftçimiz borcunu ödeyemedi”-
 
Yeterli geliri sağlayamadığı için çiftçinin borcunu da ödeyemediğini, yeni üretim sezonunun masraflarını da karşılayamadığına dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:
“Çiftçimiz rahatlatılmalı. Özellikle hükümetimizden beklentilerimiz birkaç yıldır doğal afet geçiren çiftçilerimiz var. Bunların önemli bir miktarda borç stoku var. Üreticimizin bu sezonki kredi borcunun yanı sıra geçen yıldan ertelenen borcu da bulunmaktadır. Bunları, tüm borçların bir hasat sezonunda, defaten ödenmesi mümkün değildir.

Bunun dışında maliyetlerimiz yüksek. Para kazanamayan üreticilerimiz var. Bunlar da borçlarını ödemekte zorlanıyorlar. Eylül sonu Ekim başı gibi kredi vadeleri de geldi. Borçlarını ödeyemedikleri takdirde hepsi icralık olacak. Bugünler çok önemli acil olarak hükümetimizden borçların yapılandırılmasını bekliyoruz. Türkiye’nin her tarafından yoğun bir şekilde çiftçilerimizden talep var. Borçların acil olarak yapılandırılması gerekiyor. Bunu da hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Ve bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz.

Dün söyledik bugün de söylemeye devam ediyoruz. Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanı gelmiş, çoğu çiftçimizin ise kredi vadeleri geçmiştir. Çiftçilerimize, alacaklı kurumlar uyarı yazıları göndermektedir. Kefiller ile asıl borçlular arasında sorunlar her geçen gün artmaktadır. Çitçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını ve kredi borçlarının acil olarak yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Bunu hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz. Bu konuda talep çok fazladır. Acilen çiftçilerimizin borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.”
 
-“Artan girdi fiyatları üretimi tehdit eder hale geldi”-
 
Artan girdi fiyatlarının üretimi tehdit eder hale geldiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Üretimin sürdürülebilirliği ve verimliliğin sağlaması için başta elektrik, sulama, ilaç, gübre, mazot, yem olmak üzere girdi maliyetleri acilen düşürülmelidir. Özellikle elektrik fiyatları son zamanlarda çiftçimizi çok fazla zorlar hale gelmiştir. En son 1 Ekim tarihinden geçerli olmak üzere üreticilerimizin kullandığı elektriğin fiyatı yüzde 14,9 artmıştır. Tarımda elektriğin kilowattsaat fiyatı 70,2 kuruştan 80,6 kuruşa çıkmıştır. Oysa bu rakam konutlarda 69,3 kuruştur. Çiftçimiz, bu elektrik fiyatıyla, 82 milyon nüfusu, 5 milyon aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancıyı, 45 milyon turisti doyurmaya çalışmaktadır. Zaman geçirilmeden tarım ve hayvancılıkta, elektrik üzerindeki yüzde 18’lik KDV sıfırlanmalıdır. Yüzde 1 Enerji Fonu ve yüzde 2 TRT payı kaldırılmalıdır. Çiftçimizin her ay elektrik parası ödemesinin imkanı yoktur. Elektrik tahsilatı hasat dönemlerinde yapılmalıdır.”
 
-“Mısırda piyasada oluşan fiyat, maliyetin altında kalmıştır”-
 
Mısır üreten çiftçilerin de sorunları bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Piyasada oluşan fiyat, maliyetin altında kalmıştır. Yüzde 30 rutubetli mısır fiyatları serbest piyasada kesintiler düşüldükten sonra 730 liraya kadar gerilemiştir. Bu fiyatlarla üreticimizin tarlada kalması mümkün değildir. Girdi fiyatlarındaki artışa rağmen fiyatın bu seviyelere inmesi üreticimizi mısır üretiminden uzaklaştıracaktır. Piyasa fiyatlarının gerilememesi için mısır hasadı devam ederken, ithalat yapılmasının da önüne geçilmelidir. Fiyat istikrarsızlıkları sebebiyle oluşan üretici zararı mısır prim destekleri artırılarak telafi edilmelidir. Yaptığımız görüşmede TMO Genel Müdürü, üreticiden gelen mısırın tamamını alacağını üreticiyi mağdur etmeyeceğini iletmiştir. Üreticilerimiz fiyatlar daha da düşecek diye panik içinde hasat yapmamalıdır. Üretici ürününü lisanslı depolara koymalıdır. Lisanslı depolar, kurutma maliyetini özel sektör seviyesine çekmelidir. Lisanslı depoya götürülen ürün daha yüksek fiyattan alıcı bulacaktır. Fiyat da lisanslı depolarda sabit olacağı için düşüşlerden etkilenmeyecektir.”
 
-“Sütte ve besi hayvancılığında sorunlar devam ediyor”-
 
Sütte ve besi hayvancılığında sorunların devam ettiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle dedi:
“En son 23 Eylül’de Tekirdağ’da Ziraat Odaları Başkanları ve Süt Birliği Başkanlarıyla bir araya geldik, çiftçimizin sorunlarını ele aldık. Buradan bir kez daha dile getirmek istiyorum. Üreticimiz sürdürülebilir bir gelir elde edemiyor. Sektörde kazan kazan yok. Sanayici kazanmaya devam ederken, süt üreticimiz geçimini sağlayamıyor. Üretici de kazanırsa sistem yürür.
Halen çiftçimizin eline çiğ sütte litre başına ortalama 1 lira 83 kuruş geçiyor. Bu fiyatın çok daha altında süt satan üreticilerimiz de var. Sadece biz değil, uzmanlar da söylüyor. Süt/yem paritesi 1,5 olmalıdır diyorlar. Yani üreticimiz 1 kilogram sütle 1,5 kilogram yemi rahatlıkla alabilmelidir. Bugün alamıyor. Parite 1,1 civarında seyrediyor. Süt yemi fiyatı halen 1 lira 67 kuruş civarında. 1,5 paritenin tutturulabilmesi için çiğ sütün litre fiyatı 2 lira 51 kuruşa yükseltilmelidir.
Önümüzdeki aylarda maliyetler daha da artacak. Süt hayvancılığımız için zorlu bir dönem başlayacak. Hayvanların kesime gitmemesi için acilen tedbir alınmalıdır.
 
-“Beside piyasada neredeyse yaprak kımıldamıyor”-
 
Sadece süt hayvancılığında değil besi hayvancılığında da ciddi sorunlar yaşanıyor. Piyasa da hayvan alım satımları durağan vaziyette. Hayvan fiyatlarında geçen yıla göre düşüş var. Besilik hayvanını satmak isteyen de kesime gelip hayvanını kestirmek isteyen de memnun değil. Üreticilerimiz, devletin bu duruma el atmasını bekliyor.
Bazı yerlerde yağsız karkas kilogram fiyatı 28-28,5 liraya kadar düştü. Et ve Süt Kurumu yerli hayvanı 32 liraya, ithal hayvanı ise 31 liraya kesiyor ama kesim için çok az hayvan kabul ediyor. Konya ilinde günde 80 hayvanı ancak kesiyor, 56-57 gün de vade yapıyor. Özel sektörde de durum pek farklı değil. Kasaplar hayvanı 28,5 liraya, 1 ay vadeli hem de nazlanarak kesiyorlar. En az 33-34 lira olması gereken fiyatlar, 28 liraya kadar düşmüş vaziyette. Üretici Eylül ayı itibariyle 1 kilogram karkas et sattığında; 2016 yılında 29,18 kilogram yem alabiliyordu. Bu rakam, 2019 yılında 19,11 kilograma geriledi.”
 
-“Besicilikte üreticinin alım gücü her gezen gün azaldı”-
 
“Görüldüğü üzere üreticinin alım gücü her geçen gün azalmıştır ve azalmaya da devam etmektedir” diyen Bayraktar, şunları söyledi:
“Önünü göremeyen, ahırına bağladığı hayvanı kesim zamanında kaça satacağını bilemeyen, yem fiyatlarının besi boyunca ne kadar artacağını kestiremeyen üretici, ahırına yeni mal koymakta tereddüt etmektedir.
Üreticilerimiz;
Kısa, orta ve uzun vadede ithalatı bitirecek politikalar uygulanmasını,
Yem piyasasına müdahale edilmesini,
Ahırlarına koydukları hayvanlar için kendilerine besi sonunda üretimi sürdürebilecekleri fiyatın garanti edilmesini (destekler+piyasa müdahalesi ile),
Kredi borçlarının faizsiz uzun süreye yayılmasını talep etmektedirler.”
 
-“Birçok üründe destek yetersiz kaldı”-
 
Desteğin, maliyetlerin bu kadar arttığı bir ortamda çiftçi için vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Bilindiği gibi Tarım Kanunu’nda “bütçeden ayrılacak kaynak gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inden az olamaz” hükmü bulunmasına rağmen, desteklerin milli gelire oranı yüzde 0,4’e gerilemiştir. Her fırsatta birçok üründe desteğin yetersiz kaldığını dile getiriyoruz. Çiftçimiz de hükümetimizden daha fazla destek bekliyor. 2019 yılı destekleriyle ilgili kararname henüz yayınlanmadı. Hükümetimizden tarıma verilen desteğin azaltılmamasını, hatta üretimi destekleyecek düzeye çıkarılmasını talep ediyoruz” dedi.
Çiftçinin üretimden vazgeçmesi halinde bu fiyatların aranacağını bildiren Bayraktar, “Üretimi artırmak durumundayız. Bizim bütün gayemiz bu olmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi üretim, üretim, üretim. Tarım sektöründe ve diğer sektörlerde üretimin önündeki bütün engelleri kaldırmamız gerekiyor” diye konuştu.
 
-Üretici-market fiyatları-
 
Basın toplantısında, Eylül ayı üretici market fiyatlarını açıklayan Bayraktar, market fiyatlarında, Eylül ayında, 5 üründe fiyat değişimi görülmezken, 11 üründe azalma, 21 üründe ise fiyat artışı gerçekleştiğini, kuru soğan, kuru kayısı, dana eti, toz şeker ve yeşil soğan fiyatında değişim olmadığını bildirdi.
Fiyat düşüşünün markette yüzde 41,39 ile en fazla limonda meydana geldiğini belirten Bayraktar, şöyle konuştu:
“Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 12 ile elma, yüzde 8,11 ile kuru incir izledi. Kuru üzüm, fındık, kaşar peyniri, beyaz peynir, yeşil mercimek, süt, tereyağı ve kuzu etinde fiyatlar yüzde 0,39 ile yüzde 1,72 arasında değişen oranlarda azaldı.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 44,31 ile patlıcanda oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 32,73 ile sivri biber, yüzde 32,25 ile kabak takip etti. Fiyat marulda yüzde 20,22, salatalıkta yüzde 15,95, domateste yüzde 13,47, pirinçte yüzde 8,50 arttı. Kırmızı mercimek, yoğurt, yumurta, kuru fasulye, tavuk eti, patates, nohut, yeşil fasulye, Antep fıstığı, mısırözü yağı, havuç, maydanoz, ayçiçeği yağı ve zeytinyağında fiyatlar yüzde 0,58 ile yüzde 4,84 arasında değişen oranlarda yükseldi.”
Üretici fiyatlarında ise; Eylül ayında 7 üründe fiyat değişimi görülmediğini, 6 üründe azalma, 16 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini, yeşil fasulye, havuç, maydanoz, kuru soğan, kuru kayısı, süt ve yeşil soğan fiyatında değişim olmadığını bildiren Bayraktar, şöyle dedi:
“Fiyat düşüşü üreticide yüzde 43,60 ile en fazla limonda görüldü. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 10 ile kuru incir takip etti. Fiyat, kuru üzümde yüzde 1,70, fındıkta yüzde 1,54, Antep fıstığında yüzde 1,09, dana eti yüzde 0,49 geriledi.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 80,33 ile patlıcanda meydana geldi. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 52,17 ile kabak,  yüzde 51,28 ile sivri biber izledi. Patateste yüzde 29,55, salatalıkta yüzde 24,07, pirinçte yüzde 20, yeşil mercimekte yüzde 17,55, domateste yüzde 12,64, yumurtada yüzde 9,22, elmada yüzde 7,24 arttı. Yumurta, elma, marul, nohut, zeytinyağı, kuru fasulye, mercimek ve kuzu eti fiyatlarında yüzde 0,32 ile yüzde 4,35 arasında değişen oranlarda yükseldi.”
 
-Fiyat değişimlerinin nedenleri-
 
Eylül ayında marketlerde ve üreticide fiyatı en fazla düşen ürünün limon, fiyatı en fazla artan ürün ise patlıcan olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “fiyatı artan ürünlere baktığımızda, patlıcan, kabak, sivri biber, salatalık, domates gibi ürünlerde açıkta yetiştiriciliğin sonuna yaklaşılması, kıyı bölgelerdeki seralarda ise henüz hasada girilmemesi fiyatları yükseltti. Patates üretiminde ise hasadın yaklaşık yüzde 50’sinin tamamlanmış olması fiyatlara yansıdı. Yeni sezona ait pirinç ve elma fiyatlarında artan maliyetlerin etkisi görüldü. Yeşil ve kırmızı mercimekte tohumlukların ayrılmaya başlaması fiyat artışında etkili oldu. Fiyat düşüşünde limon ilk sırada yer aldı. Kuru incirde tüccarın alımları tamamlaması fiyata yansırken, kuru üzümde ise tüccarın peşin alım yapması etkili oldu” dedi.
 
-Üretici-market fiyat farkı-
 
Eylül ayında üretici ve market fiyatları arasındaki farkın yüzde 334,50 ile en fazla mandalinada görüldüğünü, mandalinadan sonra fiyat farkının sırasıyla, kuru kayısıda yüzde 307,25, nohutta yüzde 288,45, kuru soğanda yüzde 284, domateste yüzde 277,69 olduğunu bildiren Bayraktar, “mandalina 4,3 kat, kuru kayısı 4,1 kat, nohut 3,9 kat, kuru soğan 3,8 kat, domates 3,8 fazlaya tüketiciye satılmaktadır. Üreticide 80 kuruş olan mandalina 3 lira 48 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 40 lira 73 kuruşa, 2 lira 80 kuruş olan nohut 10 lira 88 kuruşa, 50 kuruş olan kuru soğan 1 lira 92 kuruşa tüketiciye ulaşmaktadır” diye konuştu.

Bayraktar, şunları söyledi:
“Görüldüğü gibi üretici market fiyatları arasındaki makasta sorun devam ediyor.
Tarladan markete olan zincirin kısalması, fiyatların çiftçimiz lehine oluşturulabilmesi, tüketicilerimizin de uygun fiyatla ürün almalarının sağlanmasının yolu kuşkusuz ekonomik örgütlenmeden ve planlı üretimden geçiyor.

Üreticilerin üretim ve pazarlamada ortak hareket ve örgütlü hareket etmelerini teşvik edici mekanizmaların geliştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bu örgütlerinin finansal bakımdan daha güçlü hale gelmesi, etkinlik ve işlevselliklerinin artırılması sağlanmalıdır.
Görüldüğü üzere çiftçimizin durumu gün gibi ortadadır. Kazananın da kim olduğu bellidir.
Maliyet çiftçimizin üzerindedir ama kazanan tüccarından, marketine çiftçimizin dışındaki herkestir.”
Şemsi Bayraktar, basın toplantısının bitiminde basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Tarımda yeni ekim sezona girildiğini bildiren TZOB Genel Başkanı Bayraktar, çiftçiye, tabii afetlerden uzak, bol ve bereketli bir üretim sezonu diledi.
 
 

TMO ile Tarış arasında Kuru üzüm İşbirliği

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile TARİŞ arasında kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği gerçekleşiyor. 

10 Eylül itibariyle 9 numara üzümü 10 liradan almaya başlayan ve bugüne kadar 10 bin ton civarında randevulu başvurunun yapıldığı TMO ile Türkiye’nin en büyük kooperatif kuruluşu olan TARİŞ arasındaki, kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği protokolü imza töreni, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli başkanlığında bugün Saat: 15: 00'de  Tarım ve Orman Bakanlığı Makam Toplantı Salonunda gerçekleştirilecek.
 

Bakan Pakdemirli: "Dünyayı Doyuran Ülke, Dünyanın Lider Ülkesi Olacak"

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, Yağlı Tohumlu Bitkiler Ve Bitkisel Yağlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada dünya nüfusunun 2050 yılında 10 Milyara çıkmasının beklendiğini ve bu kapsamda gıdaya olan ihtiyacın her geçen gün arttığını ifade etti. Pakdemirli, bu paralelde bir devlet için savunma sanayi ne kadar önemliyse, tarımın da o nispette öneme sahip olduğunu belirterek; 'Yakın gelecekte hep beraber göreceğiz: Dünyayı doyuran ülke, dünyanın lider ülkesi olacak!
Bu gerçekten yola çıkarak; Geleceğin dünyasında gıda ve tarımın, bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacağından şüphemiz yok. Bu sebeple tarımı ve hayvancılığı çok önemsiyoruz' dedi.

'Tarım ekonomisinde avrupa'da birinci sıradayız'
Ülkemiz tarımının ekonomik büyüklük açısından Avrupa'da birinci sırada yer aldığını da belirten Bakan Pakdemirli, 'Bakanlığımızca yürütülen çalışmalar ve üretime yönelik teşvikler ile çok sayıda tarım ürününde Türkiye, dünyada da liderliğini sürdürmektedir' diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, bu başarıyı, bitkisel üretimimize ilişkin rakamlarla örneklendirdi. '2002 yılında, 98 milyon ton olan toplam bitkisel üretim miktarı, 2018 yılında, %19 oranında artarak, 117 milyon tona ulaşmış, üretim değeri ise, 159 milyar liraya çıkmıştır. 2019 yılında, bitkisel üretim miktarını, 122 milyon ton olarak tahmin ediyoruz.

Tarım Ürünleri Toplam İhracatımız, 17,7 Milyar Dolar
Türk tarımının 82 milyon vatandaşımız, 3 milyonu aşkın muhacir ve yaklaşık 40 milyon turistin gıda ihtiyacını karşıladığı gibi, ihraçta da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 'Türk tarımı 186 ülkeye, 1.730 çeşit tarımsal ürün ihraç eden bir sektör konumuna gelmiştir. Bu gelişmeler sonucunda, tarım ürünleri toplam ihracatımız, 4 milyar dolardan 17,7 milyar dolara yükselmiştir' dedi.

2019 Yılında 4,3 Milyon Ton Yağlı Tohum Üretimi Bekleniyor
Türkiye'de son yıllarda, stratejik kategoriler arasında yer alan yağlı tohumlu bitkiler üretiminde önemli bir artış yaşandığını da ifade eden Pakdemirli, yağlı tohum üretim miktarlarını da açıkladı. 'Son 17 yılda 2,6 milyon ton olan toplam yağlı tohum üretimini, %48 artarak yaklaşık 4 milyon tona yükselttik. 2019 yılında ise, 4,3 milyon ton üretim olacağını öngörüyoruz. Yağlık ayçiçeği; ülkemiz bitkisel yağ tüketiminde %75-80 seviyesinde paya sahip olup, yüksek yağ oranı ile en önemli yağlı tohumlu bitki konumunda yer almaktadır. Toplam ayçiçeği üretimimiz, 2002 yılında, 850 bin ton iken, 2018 yılında, 1 milyon 949 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2019 yılında ise, rekoltenin, 2 milyon 137 bin ton olmasını öngörüyoruz.'
Pakdemirli, bakanlıkça destek verilen Kanola, Soya ve Aspir'e de değindi. Bu yağların da en az Ayçiçek kadar besleyici ve üretici için de karlı olduğunu söyleyen Pakdemirli 'Soya'ya kilogramda 60 kuruş, Aspir'e 55 kuruş, Kanola'ya kilogramda 50 kuruş fark ödemesi desteğinin yanında Organik Tarım Desteği de vermekteyiz. Ayrıca, Tüm yağlı tohumlarda arzı yerli kaynaklardan sağlamak için 11. Kalkınma planında, 2 milyon hektar sulama planlandık' dedi.

Zeytin Üretiminde Dünyada Üçüncü Sıradayız
Bakan Pakdemirli, dünyanın önde gelen üreticilerinden biri olduğumuz zeytinyağına da vurgu yaptı; tıpkı fındık, kayısı, incir gibi stratejik ürünlerimizin başında yer alan zeytinyağı ve zeytin üretimine ilişkin miktarları paylaştı. 'Türkiye, sofralık zeytin üretiminde 460.000 ton üretim ile İspanya ve Mısır'ın ardından dünyada 3'üncü sıradadır. Zeytinyağı üretiminde ise, yaklaşık, 275 bin ton üretim ile İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus'un ardından dünyada 5'inci sırada yer almaktadır.

2018'de Zeytin Ve Zeytinyağı İhracatından 375 Milyon Dolar Gelir Elde Edildi
2002 yılında, 99 milyon olan zeytin ağacı varlığımızın 2018 yılında, 178 milyon âdete çıktığını belirten Bakan Pakdemirli, zeytin ve zeytinyağı ihracat rakamlarını da paylaştı; '2001-2002 sezonunda, 65 Bin ton olan zeytinyağı üretimi, 2018-2019 sezonunda, %197 artarak, 193 Bin tona yükselmiştir. Ülkemizde 2018 yılında, toplam 143,4 bin ton zeytin ve zeytinyağı ihracatı yapılmış olup, 375 milyon dolar gelir elde edilmiştir. Aynı yıl, 5 bin ton zeytin ve zeytinyağına karşılık, 8,8 milyon dolarlık ithalat yapılmıştır' dedi.

2015-2019 yılları arasında uygulanmak üzere yayımlanan "Yabani Zeytin (Delice) Rehabilitasyonu Eylem Planı" ile ülkemizin değişik coğrafyalarında bulunan yabani zeytinlerin aşılanarak, ülkemizdeki zeytin üretim miktarının artırılmasının hedeflendiğini de belirten Pakdemirli, bu sayede 1,5 milyon Yabani Zeytin (Delice) aşılandığını ve 100 bin zeytin fidanı dikildiğini de söyledi.
Yağlı tohum üreticilerimizin, daha geniş alanda üretim yapabilmesi ve dışa bağımlılığın azalması için desteklenmesine devam edileceğini söyleyen Pakdemirli, '2019- 2020 üretim sezonunda %40 yağ oranlı, %9 rutubetli ve %2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun ton fiyatını, 2.500 lira olarak açıkladık. Üreticilerimiz, açıklanan fiyata ilave olarak; Bakanlığımızca verilen ton başına 400 lira fark ödemesi ve 92 lira mazot-gübre desteği ile birlikte, toplam 492 TL daha kazanacaklar' dedi.
2019'da Yağlı Tohumlu Bitkilere, 2.88 Milyar Destekleme Ödemesi Yapıldı
Uygulanan destek politikaları ile sektörün gelişmesine büyük katkı sağlandığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, '2002 yılında 1,8 milyar lira olan nakdi destekleri, 2019 yılında, 9 kat artışla, 16,1 milyar liraya çıkardık. 2019 yılında, bu güne kadar bitkisel üretim ve fark ödemesi desteği kapsamında, yağlı tohumlu bitkilere, 2,88 milyar lira destekleme ödemesi yaptık. Çiftçimizin üretim maliyetini azaltmak için 2003 yılından itibaren mazot ve gübre başta olmak üzere girdi destekleri başlattık. Mazot ve gübreye, son 17 yılda, toplam 20,1 milyar lira destekleme ödemesi yaptık' diyerek verilen destekleri paylaştı.

İyi Tarım Ve Organik Tarım Destek Ödemeleri Başlıyor
Bakan Pakdemirli, Yağlı Tohumlu Bitkiler Ve Bitkisel Yağlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada ayrıca, İyi Tarım ve Organik Tarım destek ödemeleriyle ilgili de bir müjde verdi. 'Destek ödemeleri, 20 Eylül 18.00'dan sonra başlayacak. Ödemeler TC kimlik numarasına göre yapılacak. Son hanesi 4-6-8 olanlar 20 Eylül 2019 saat 18.00'den sonra, Son hanesi 0 ve 2 olanlar 27 Eylül 2019 saat 18.00'den sonra alacak. İyi Tarım Desteklemeleri; 55 bin 849 üreticiye 162 milyon 974 bin 573 TL, Organik Tarım Desteklemeleri; 67 bin 455 üreticiye 232 milyon 916 bin TL, Toplamda 123 bin 304 üreticiye 395 milyon 890 bin 789 TL ödenmiş olacak. Hayırlı, uğurlu olsun.'
 

OGM Memur Alımı Başvuruları Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesine gerçekleştirilecek olan Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) yapacağı 5 bin personel alımında başvurular devam ediyor.  Başvuruda bulunacak olan adaylar, işlemlerini OGM'nin resmi internet sitesi üzerinden yapabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı  Orman Genel Müdürlüğünün  yapacağı yaklaşık 5 bin personel alımı için başvuru süreci devam ediyor. Orman Genel Müdürlüğüne (OGM) alınacak personelden bin 146'sı mülakat ve uygulama sınavı yapılmadan, KPSS puan sıralaması esas alınarak, adayların mezuniyet durumlarına göre tercih ettiği pozisyon için en yüksek puan alan adaydan başlayarak yerleştirilecek.

 OGM'nin resmi internet sitesi üzerinden yapılacak olan Tarım ve Orman Bakanlığı sözleşmeli memur alımı başvurusu, yüzlerce kişi için istihdam kapısı olacak. Farklı pozisyonlar için gerçekleştirilecek Tarım ve Orman Bakanlığı personel alımı için süreç, kurumun resmi internet sitesinden devam edilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Orman Genel Müdürlüğü (OGM), sözleşmeli personel olarak istihdam edeceği adaylar için 12.09.2019-23.09.2019 tarihleri arasında http://isealim.ogm.gov.tr adresinden başvuruları alacak. Başvurular, E-Devlet şifresi ile alınabilecek.

Orman Muhafaza Memuru ve Orman Mühendisi olarak istihdam edilecek olan adaylar ise 24.09.2019-07.10.2019 tarihleri arasında http://isealim.ogm.gov.tr adresindeki sistemden e-devlet şifreleri ile başvuru yapacak.
 

Okul Gıda Logosunda Erteleme

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların bünyesindeki gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda "Okul Gıdası" logosunun kullanımına ilişkin süre bir yıl ertelendi.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda "Okul Gıdası" logosunun kullanımına ilişkin süre bir yıl uzatıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığının "Okul Gıdası Logosu Uygulaması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği" Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, tebliğ hükümlerine uyum sağlamaları için gıda işletmecilerine 7 Eylül 2020 tarihine kadar süre tanındı. Tarım ve Orman, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıkları arasında imzalanan protokolle Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi işletmelerde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdaların etiketi üzerinde "Okul Gıdası" logosunun yer alması kararlaştırılmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan tebliğin yürürlüğe girme tarihi daha önce 16 Eylül olarak belirlenmişti. 
 
 

Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Vekili Mümtaz Sinan’ın görevden alınmasının ardından yerine bu göreve vekâleten Harun Seçkin atandı.

Harun Seçkin kimdir?

1962 yılında Bursa’da doğan Harun Seçkin, 1986 yılında Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. 1988 yılında Adıyaman Tarım il Müdürlüğü’nde göreve başlayan Seçkin, 1992-2003 yılları arasında Bursa Orhangazi İlçe Müdürlüğü’nde görevine devam etti.

2003 -2004 yılları arasında Bursa Gıda Kontrol ve Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Veteriner Hekim, 2004 - 2009 yılları arasında da aynı kurumda Enstitüsü Müdür Yardımcısı, 2009-2016 yılları arasında Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Enstitü Müdürü olarak görev yapan Harun Seçkin, 2016 yılı Nisan ayından bu yana Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Vekilli olarak görev yapıyordu.

Evli ve 4 çocuk babası olan Harun Seçkin, iyi derece Almanca bilmektedir.
 

Fındıkta ödemeler başladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından alımı yapılan fındıkta ödemelerin bugün başladığını söyledi.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulanan Bakan Pakdemirli, TMO'nun alım döneminin ilk 10 gününde mahsullerini teslim eden 700 üreticinin hesabına 11.2 milyon TL yatırıldığını, üreticilerin yarından itibaren paralarını tahsil edebileceğini söyledi. Bakanın açıklamasında,"Alım döneminin ilk 10 gününde Toprak Mahsulleri Ofisi’mize mahsullerini teslim eden; 700 üreticimizin hesabına 11.2 milyon TL yatırıldı. Üreticilerimiz bugünden itibaren paralarını tahsil edebilir. Hayırlı ve bereketli olsun” ifadelerini kullandı.

 

Barajlarda ki Doluluk Oranı Arttı mı?

Bu yıl barajlarda su seviyelerinde görülen artış, yurt genelinde su sıkıntısı yaşanmayacağını gösteriyor.

Su Seviyesi Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 19 Arttı

Su seviyesi 2018 yılında düşen barajlarımızda bu sene itibariyle artış yaşanıyor. Yüksek ve engebeli topoğrafik yapıda ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan ülkemizde, yağışların mevsimlere göre dağılımı ve şiddetleri düzensizdir. Ülkemizde 1973, 1985, 1989, 1994, 2001, 2007, 2014 yıllarında yaşanan kuraklığın yanı sıra, 2017 yılında da son 44 yılın en kurak dönemi yaşandı.  
Bu yıl ise 1 Ekim 2018 – 03 Eylül 2019 tarihleri arasında Türkiye genelinde kümülatif yağışlar ortalamasında uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 19,4, 2018 yılına göre ise yüzde 18,8 oranında artış meydana geldi.

3 Büyük Barajda Doluluk Geçen Yıla Göre Yüzde 40 Arttı

Fırat-Dicle Havzasında yer alan barajlar ülkemizin enerji ve tarımı için hayati önem taşıyor.  Ülkemizin en büyük barajlarından olan Atatürk Barajı’nda geçen yıl yüzde 21 olan doluluk oranı bu yıl İtibariyle yüzde 53,8 seviyesine, Karakaya Barajı’nda yüzde 25,5 seviyesinde olan doluluk yüzde 69 seviyesine, Keban Barajı’nda geçen yıl yüzde 50 seviyesinde olan doluluk bu yıl yüzde 79 seviyesine çıkmıştır.

Bununla birlikte, İşletmede olan 246 adet sulama maksatlı barajda doluluk oranı yüzde 55,3 yine işletmede olan 122 adet enerji maksatlı barajda ise doluluk oranı yüzde  59,7’dir.

4 Büyükşehirde İçme Suyu Barajlarında Doluluk Yüzde 4,5 Arttı

Enerji ve tarım için önemli su kaynakları kadar içme suyu kaynaklarındaki doluluk oranlarında da ciddi bir artış yaşandı. Bu yıl 4 Büyükşehrimize ait İçme suyu barajlarında geçen seneye göre yüzde  4,5 oranında daha fazla su mevcuttur.

Modern Sulama Sistemleri İle Yüzde 60 Tasarruf Edilebilir

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yıl görülen yağışlarla içme, sulama ve enerji maksatlı barajlarda doluluk olmasının memnuniyet verici olduğunu belirtirken, vatandaşlarımıza da suyumuza sahip çıkma noktasında uyarıda bulundu. ‘Su hayattır, en önemli kaynaktır’ diyen Bakan Pakdemirli, suyun başta tarım olmak üzere her alanda tasarruflu kullanılması noktasında uyarıda bulundu. ‘Bulunduğumuz coğrafyada ortalama olarak her 7 yılda bir kuraklık hadisesi görülüyor. Bu sebeple, su zengini bir ülke olmadığımız için de tasarruflu sistemleri tercih etmeliyiz. Kullanılan suyun 40 milyar metreküpünü yani yüzde 74'ünü sulamada, geri kalanını ise içme, kullanma ve sanayide kullanıyoruz. Bu sebeple en büyük su tasarrufu sulamada yapılabilir. 2003'ten itibaren eski sistemleri terk ederek modern sulama sistemlerini hayata geçirmeye başladık. Borulu sistemlerle yapılan yağmurlama ve damlama metotlarıyla sulamada yüzde 60'ın üzerinde tasarruf yapılabiliyor" diye konuştu.
 

Büyük Şuraya Hazırlıklar Devam Ediyor

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mevlüt Aydın, Tarım ve Orman Şurası'na ilişkin, "Bakanlığımız tarafından yapılacak şura, kurumumuz ve ülkemiz için son derece önemlidir. Buradan çıkacak kararlar ülkemizin tarım, orman ve su konularının anayasası olacak." Dedi.

DSİ'den yapılan açıklamaya göre, Genel Müdür Mevlüt  Aydın başkanlığında kurum yöneticilerinin katılımıyla Tarım ve Orman Şurası değerlendirme toplantısı yapıldı.

Aydın, burada yaptığı konuşmada, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ekim ayında yapılması planlanan şuranın kurum ve ülke için son derece önemli olduğunu bildirdi. Aydın, "Buradan çıkacak kararlar ülkemizin tarım, orman ve su konularının anayasası olacaktır. Bizler de DSİ olarak ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda bu şurada söz sahibi olup katkı sağlamak amacındayız. Kurum olarak hedeflerimiz var ve inşallah bu hedeflerimize ulaşacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamaya göre, toplantıda, şuranın çalışma usul ve esaslarının düzenlenmesi, hedefleri, işleyişi ve görevlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmaların istişareleri gerçekleştirildi.
 

"Akıncı ruhlu çiftçi, girişimci ve yatırımcılara ihtiyacımız var"

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, artık fetihlerin coğrafyalarda değil, zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapıldığını belirterek, "Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var." dedi.

Fatih Metin, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Bolu’da Ziraat Odası tarafından Kuruçay Mahallesi'nde yapılan Mısır Kurutma tesisinin açılışına katıldı.
Konuşmasında bazı yatırım rakamlarının çok büyük ya da küçük olmasının önemli olmadığını dile getiren Fatih Metin,  önemli olan konunun bu yatırımların arkasından gelecek yatırımlarla üretimlere vesile olması gerektiğini vurguladı.

Tarım da ilk uygulamaların her zaman zor olduğuna işaret eden Metin, "Bu yüzden Bakanlığımız yeni bir tekniğin çiftçilerimize kazandırılması için demonstrasyon dediğimiz tanıtım uygulamaları yapıyor. Yeni teknikleri teşvik etmek için destekler veriyor. Ancak bunun yapılması için de şartlardan en önemlisi önder çiftçiler. Artık fetihler coğrafyalarda yapılmıyor. Zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapılıyor. Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var." diye konuştu.

"Desteklerimiz devam edecek"

Metin, Bakanlık olarak mısır üretimine önem verdiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Desteklerimiz artarak devam edecek. 2002 yılında Türkiye 2 milyon ton dane mısır üretirken 2019 yılında bu rakam 6 milyon ton civarında gerçekleşecek olup üretimin yaklaşık 3 kat arttığını görüyoruz. Dekara ortalama verim 400 kilogram ile 980 kilogram arasında değişiyor. Tüm bu artışlara rağmen hala yem maddesi olarak ciddi açığımız bulunuyor. Bu açığı kapatmak için inşallah üreticimiz ve çiftçimizle beraber Bakanlık olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz."

Ülkede protein tüketiminin arttırılması gerektiğine dikkati çeken Metin, "Çocuklarımıza daha fazla süt, daha fazla et tükettirmeliyiz. Bu bağlamda özellikle kişi başına kanatlı et tüketimimiz 2002 yılından itibaren yaklaşık 3 kat artmıştır. Bu artışta Bolu'muzun çok önemli katkısı bulunmaktadır. Her ne kadar kanatlı et üretiminde Bolu ilk sırayı alsa da bunu destekleyecek yem maddesi üretimi konusunda arzu edilen noktada değiliz. Başlıca yem ham maddesi olan dane mısır üretimimizi arttırmamız gerek." ifadelerini kullandı.
 

2019 Yılı Üzüm Rekoltesi açıklanıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019 yılı üzüm rekoltesini bugün Manisa’da açıklayacak. 

Dünyanın en önemli sofralık ve kuru üzüm üreticilerinden biri olan ülkemizde, geçen yıl 3,9 milyon ton üzüm üretimi gerçekleştirildi. Bunun 1,9 milyon tonu sofralık, 1,5 milyon tonu kurutmalık, 464 bin tonu da şıralık olarak kullanıldı.

Stratejik ürünlerimiz arasında yer alan üzüm, ülkemizin tarımsal ihracatında da önemli bir yer tutarken; Bakanlık olarak üzüm üreticilerine mazot ve gübre, organik tarım, iyi tarım, örtü altı iyi tarım, küçük aile işletmeciliği ve biyoteknik mücadele desteği gibi çeşitli kalemlerde destek ödemesi yapıyoruz. Ayrıca üzümle ilgili işleme, paketleme ve soğuk hava deposu gibi yatırımlarda proje tutarının yüzde 50’si oranında hibe sağlıyoruz.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de bugün Manisa’ya bir ziyaret gerçekleştirerek, Manisa Ticaret Borsasında ilk üzüm satışını yapacak ve 2019 yılı üzüm rekoltesini açıklayacak.
 

TKDK’dan Hayvancılık Kredisi

TKDK hayvancılık kredi desteklerinden yararlanmak için tarım ve hayvancılığa dair faaliyetlerin yürütülmesi gerekmektedir. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarfından; koyun, keçi vb. küçükbaş hayvancılık yapan vatandaşlar için çeşitli destekler sunulmaktadır. TKDK geri ödemesiz kredi hizmeti sayesinde tarım ve hayvancılık üretiminin arttırılması ve desteklenmesi hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda düşük faizli ve geri ödemesiz destekler kamu bankaları üzerinden vatandaşlara sunulmaktadır.
TKDK’nın yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ziraat Bankası ortaklığında çeşitli hayvancılık kredileri sunulmaktadır. Proje ve kredi kapsamında belirlenen şartları taşıyan kişilerin bu kredi ve desteklerden yararlanmaları mümkündür.

TKDK Kredi Destekleri Nelerdir?

TKDK destekleri birçok farklı alanda tarım ve hayvancılığın bölgesel olarak geliştirilmesini ve bu faaliyetlerin desteklenmesini hedeflemektedir. 2020 yılına kadar geçerli olması planlanan geri ödemesiz kredi destekleri arasında;
  • Süt üreten tarım işletmeleri kredisi
  • Kırmızı et üreticisi tarımsal işletmeler
  • Kanatlı et üreten işletmeler
  • Yumurta üretim tesisleri
  • Su ürünleri yetiştiriciliği
  • Arıcılık ve arı ürünü üretimi
  • Bitkisel ürün çeşitlendirme ve ürün işlenme tesisleri
  • Yenilenebilir enerji yatırımları
  • Kırsal turizm ve rekreasyon faaliyetleri
  • Yerel tarımsal ürün yetiştiriciliği vb.
Birçok farklı kredi destekleri bulunmaktaıdr. Faaliyet alanlarına göre TKDK üzerinden ilgili kredilere başvurularınızı iletebilirsiniz. Belirli dönemlerde açıklanan proje çağrılarını takip ederek bu desteklerden yararlanmanız mümkündür.
TKDK başvuru şartları sağlandığı takdirde herkes bu kredilere başvuru yapabilir. Proje kapsamında geri ödemesiz kredilerin yer alması özellikle hayvancılık kredisi almak isteyenler için büyük avantaj sağlayacaktır. TKDK tarafından yaklaşık 42 şehirde belirli dönemlerde kredi çağrıları yapılmaktadır. Bu çağrıları takip ederek kredilerden yararlanmanız mümkündür.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından sunulan destekler kapsamında %40 - %70, %55 - %65 oranında faaliyetlerinize ilişkin geri ödemesiz kredi desteği alabilirsiniz. TKDK’nın yanı sıra KOSGEB, kamu bankaları ve Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde de kredilerden yararlanabilirsiniz.

TKDK Desteklerinden Kimler Yararlanabilir?

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında yararlanmak için TKDK tarafından çağrı yapılan illerde ikamet ediyor olmak gerekmektedir. Bunun yanı sıra desteklerden yararlanmak isteyen kişilerin tarımsal faaliyetleri yürütebileceklerine ilişkin emarelere ve şartlara sahip olması gerekir. Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydı bulunan kişiler kredi desteklerine başvurularını rahatlıkla iletebilirler. TKDK geri ödemesiz kredi taleplerinizi çağrı dönemlerinde ilgili kurumlara iletmeniz gerekir

TKDK Geri Ödemesiz Kredi Başvurusu İçin Hangi Belgeler Gerekir?

TKDK hibe proje örnekleri incelenerek geri ödemesiz kredi desteklerinden yararlanma şansınızı büyük ölçüde arttırabilirsiniz. TKDK desteklerinden yararlanmak isteyen kişilerden istenen belgeler arasında;
  • Proje
  • Sözleşme belgesi
  • Mali tablolar (harcamalar, gelir, gider, masraf vb.)
  • Varlıklara ilişkin belgeler
  • Ruhsat
  • Başvuru formu
  • Diğer
Yer almaktadır. Desteklerden yararlanabilmek için mutlaka proje oluşturulması gerekmektedir. Destek kredileri sadece uygun projeler için detaylı incelemer sonucunda verilmektedir.
 

TAGYAD Bakanlık Bürokratları İle İftarda Buluştu

TAGYAD Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği bin bir geceden hayırlı olan kadir gecesinde iftar düzenledi. Tarım ve Orman Bakanlığı bağlı UTEM de gerçekleşen iftara Tarım ve Orman Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Fuat Fikret Aktaş, Genel Müdür Yardımcı Burhan Demirok, DSİ Genel Müdür yardımcısı Faruk Fıratoğlu, Şeker Dairesi Başkanı Mehmet Hasdemir, Hayvancılık Genel Müdür Yardımcıları Erol Bulut, Cengiz Ceylan, TÜDKIYEB Genel Başkanı Nihat Çelik in yanı sıra çok sayıda tarım yazarları gazetecilerinin yanı sıra  tarım paydaşları katıldı.


Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç iftarın ardından Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum diye ifade etti. Bakan Yardımcısı Tunç şunları ifade etti.
“böylesine güzel bir gün gecede Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum. Tarım sektörünün sizlere çok ihtiyacı var. Sizlerin da hada güçlenmesini istiyoruz. Doğru bilgi için kapılarımızı aşındırın. Bakanlığımızın ilgili bürokratları burada. Bizim kapılarımız sizlere her zaman açıktır. Sizlerin yani Tarım medya sektörünün dahada güçlenmesi gerekli” diye kaydetti.


Bakan yardımcısının ardından TAGYAD Başkanı İsmail UĞURAL ve TAGYAD Denetleme Kurulu Başkanı Muhammet OLUKLU  Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç’a gazeteciliğin anlamı olan dolma kalem hediyesini takdim ettiler.

 
 

Milli Birlik Projesi Tanıtım Toplantısı İptal

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 25 Nisan'da yapılacağı açıklanan Tarımda Milli Birlik Projesi'nin tanıtım toplantısı ertelendi. Tarım sektörü temsilcileri kamuoyunda oluşan büyük tepki nedeniyle toplantının ertelendiğini söylüyor.
Projeyi hazırlayan ekip ise, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin  ailevi bir sorun nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü ve toplantının bu nedenle ertelendiği ifade ediyor. Projeyi hazırlayan ekip hafta başında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yetkililerle görüşerek sunum için yeni tarih ve içerik üzerinde görüşmeler yapacak.

Sektörden  ve bakanlıktan habersiz hazırlandı iddiası
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın projeyle ilgili sunum yapılmasını ertelemesinde tarım sektöründen gelen büyük tepkilerin etkili olduğu ifade ediliyor. Tarım sektörü temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, Tarımda Milli Birlik Projesi hazırlanırken Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratlarının, ziraat odalarının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım Komisyonu Başkan ve üyelerinin, tarımla ilgili sivil toplum örgütlerinin, birlik ve kooperatiflerin hiçbirinin görüşü alınmadı. Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu'nun da bu çalışmadan haberdar olmadığı öğrenildi. Bakanlık bürokratları ve sektör temsilcileri, tarımda yapısal bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ancak bunun sektörle birlikte hazırlanacak bir çalışma ile yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Tarımda Milli Birlik Projesi'nin sadece bir kaç firmanın çıkarlarına hizmet edeceğini iddia eden sektör temsilcileri, tarımda yapısal reform için üreticinin, çiftçinin, sektörün tüm kesimlerinin görüş ve önerileri doğrultusunda bir çalışma yapılmasını istiyor.

Projeye  büyük tepki var
Proje ilk olarak DÜNYA Gazetesi'nden Ali Ekber Yıldırım tarafından  17 Nisan 2019'da yayınlandıktan sonra Tarım ve Orman Bakanlığı bürokrasisinde, tarımla ilgili kurumlarda, sivil toplum örgütlerinde ve kamuoyunda büyük tepki gördü. Bir çok tarım örgütü, sivil toplum kuruluşu yazılı olarak bu projenin uygulanamayacağını açıklarken,  Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)'ne de projenin uygulanmaması için çok sayıda şikayetin iletildiği biliniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tepkiler üzerine proje sunumunu ertelediği ifade ediliyor.
 
 

Bakan Pakdemirli Paramız var ki ithalat yapıyoruz sözlerine açıklık getirdi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bakan Bekir Pakdemirli'nin bir gazeteye yaptığı değerlendirmedeki "Paramız var ki ithal ediyoruz" sözlerinin tamamının kesilerek çarpıtıldığını bildirdi.

AA'nın haberine göre Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin bir gazeteye yaptığı değerlendirmenin bir kısmının kesilerek başka bir basın yayın organı tarafından olumsuz haber yapıldığı belirtildi.

Pakdemirli'nin tamamına yer verilmeyen konuşmasından sadece "Paramız var ki ithal ediyoruz" sözlerinin alınarak çarptırıldığı ifade edilen açıklamada, Bakan Pakdemirli'nin değerlendirmesinin ilgili kısmına yer verildi:

"Buğdayda Türkiye kendi kendine yeterlidir. Yani bu şey üzerinden muhalefet yapılır. 21,5 milyon ton üretimimiz var. 19 milyon ton tüketimimiz var (son 5 yıl ortalamamız). Ha diyeceksiniz ki neden ithalat yapıyorsunuz? Ben de diyeceğim ki makarna fabrikaları, un fabrikaları boş mu kalsın? Bunu ithal edip karşılığında ihraç ediliyor. Yani bir o kadar da ihracat var. İthalatın olduğundan daha fazla ihracatımız var, buğday tarafı böyle. Samanda da 9 bin küsur ton yani 10 bin ton diyelim. Bizim Türkiye’de de kaba yem ihtiyacımız 66 milyon ton. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? 10 binde 1,5’dir. Yani Türkiye’nin ihtiyacının 10 binde 1,5’i saman olarak ithal edilmiş. Bunun bir anlamı var mı? Bana göre bir anlamı yok, hiçbir anlamı yok.

Türkiye; 'Siz saman ithal ettiniz, buğday ithal ettiniz' diyenlere karşı ben de şunu söylüyorum: Biz, Türkiye’de para varmış ki ithal edecek parayı da bulmuşuz. Siz insanları sana yağı kuyruklarına, salça kuyruklarına, ondan sonra tüp kuyruklarına, sigara kuyruklarına muhtaç ettiniz. Önemli olan gıda arz güvenliği, bir şekilde bunu sağlamamız gerekiyor. Bizim iki tane görevimiz var. Biri üreticiyi korumak diğeri de tüketiciyi kollamaktır. O da çok pahalıya yememeli. Biz bu iki görevi dengede götürmeye çalışıyoruz."

Yapılan değerlendirmede Türkiye'de her ürünün üretilmesi gibi bir durum olmadığı ancak stratejik ürünlerin üretilmesi gerektiği ve ithalatın da ihracatın da yapılabileceği hususuna yer verildiği kaydedilen açıklamada, "Konuşmanın tamamına bakıldığında Sayın Bakanımızın nasıl bir değerlendirmede bulunduğu ve bazı mecraların bu değerlendirmeyi nasıl başka yerlere çektiği açıkça görülmektedir." değerlendirmesi yapıldı.