Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Şanlıurfa’da, 481 bin 810 Dekar arazi sulandı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü yaptığı yatırımlarla modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmaya, tarımda su tasarrufu sağlamaya, çiftçilerin  kazançlarını doğrudan ve dolaylı yollarla artırmaya  devam ediyor.

Bu çerçevede Şanlıurfa'da da sulama yatırımlarını hız kesmeden sürdüren DSİ, yapmış olduğu yatırımların meyvelerini alıyor. Bu kapsamda Şanlıurfa ve ilçelerinde tamamlanan sulama sezonunda toplam 3 milyon 40 bin 330 dekar tarım arazisi sulandı.

Modern sulama ile tarımda sağlanan verim artışlarının,  üretim deseninin çeşitlenmesinin, çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa neden olduğunu ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ise "Şanlıurfa'da 2019 yılında yapılan sulu tarım sayesinde 2019 yılı birim fiyatları ile ülke ekonomisine yaklaşık 2 milyar 230 milyon TL katkı sağlandı" dedi.

GAP kapsamında yer alan Şanlıurfa'nın bereketli topraklarını hayata geçirecekleri sulama projeleri ile suyla buluşturmaya devam edeceklerini belirten Bakan Pakdemirli, "Tarım arazilerinin suya kavuşmasını, kapalı sistem sulamanın yaygınlaşmasını ve sulamada su tasarrufu sağlanmasını önemsiyoruz. Çalışmalarımızı da bu yönde kararlılıkla sürdüreceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
 

Gıda Güvenliği Önlemleri Alındı

Tarım ve Orman Bakanlığı 618 firmaya ait 1211 parti üründe taklit ve tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiğini açıkladı.

Tarım ve Orman Bakanlığının internet sitesinde yapılan açıklamada “ Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesi, kişilerin sağlığının ve tüketici menfaatlerinin korunması ile sektörde haksız rekabetin engellenmesi amacıyla gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarında resmi kontrol faaliyetleri Bakanlık olarak büyük bir titizlikle yürütülmektedir. 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" ve bu Kanun kapsamında hazırlanan, "Gıda ve Yemin Resmi Kontrollerine Dair Yönetmelik" gereğince; laboratuvar sonucuyla taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen gıdaları üreten/ithal eden; kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten ve/veya satan firmanın adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numarasını içeren bilgiler kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır.” İfadelerine yer verildi.

Bakanlık yürüttüğü resmi kontroller ve firmaların otokontrol sistemlerine ek olarak bu uygulama ile tüketici sağlığının ve menfaatinin korunması, sektörde haksız rekabetin önlenmesi, tüketiciler aracılığıyla firmalar üzerinde bir denetim mekanizması oluşturulması ve firmaların "güvenilir gıda üretiminin teşvik edilmesini amaçladığını belirtti.

Tüketici ihbar ve şikâyetleri büyük önem taşıyor

Söz konusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu bu bakımdan tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkın sağlığının korunması yönündeki çalışmaları için büyük önem taşıdığını ifade etti.

Taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 618 firmaya ait 1211 parti ürün Bakanlığın internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunuldu. Böylece ilk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1283 firmaya ait 2816 parti ürün tüketicilerin bilgisine arz edildi.

Son olarak gıda konusunda kamu otoritesi olan Bakanlık, yasalarla verilmiş tüm yetkileri tereddütsüz kullanarak gıda güvenilirliğinin sağlanmasına ve tüketicinin korunmasına yönelik çalışmalarını aralıksız olarak ve büyük bir titizlikle sürdürdüğünü kamuoyuna duyurdu.
 
 

Zeytin ve Zeytinyağı Rekoltesi Açıklandı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, "2019 yılı sofralık zeytin üretiminin 415 bin ton, yağlık zeytin üretiminin 1 milyon 110 bin ton, dane zeytin üretiminin 1 milyon 515 bin ton ve zeytinyağı üretiminin ise 225 bin ton olacağı öngörülmektedir." dedi.

Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde düzenlenen 2019-2020 Zeytin Rekolte Tahmini Toplantısı'nda konuşan Tunç, dane zeytindeki desteklerle ilgili bilgiler paylaştı.
Üreticileri desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Tunç, "Sayın Bakanımız kilogram başına 15 kuruş destek verileceğinin sözünü vermişti. Bu sözün gereği olarak kararname Cumhurbaşkanlığına sevk edildi. Kilogram başına 15 kuruşluk destek hayırlı uğurlu olsun." diye konuştu. 

Türkiye'nin zeytinin gen merkezi olduğunu ifade eden Tunç, zeytinin dünyaya Anadolu'dan yayıldığını vurguladı. Zeytinyağı üretiminde ise dünyada 5. sırada olduklarını hatırlatan Tunç, "2001'de 600 bin hektar olan zeytin alanı 2018'de yaklaşık 864 bin hektara, 99 milyon olan zeytin ağacı 177 milyona ulaştı. Zeytin üretimi ise 2018'de 427 bin ton oldu. Yağlık zeytin üretimimiz ise 1 milyon 74 bin tona çıktı." bilgisini verdi. 
Zeytin üretiminde artışın gerçekleşmesinde bakanlığın yanında sektörün de ciddi katkısı olduğunun altını çizen Tunç, tüketici bilincinin gelişmesinin Türkiye'deki zeytinyağı tüketimini artırdığını belirtti. 
Son yıllarda zeytinyağı üretiminde ciddi gelişmeler katedildiğini ve ürünlerin uluslararası yarışmalarda dereceler kazandığını dile getiren Tunç, bunların dış pazarda rekabet gücünü artırdığını vurguladı. 

Türkiye'de zeytin ve zeytinyağı rekoltesinin 2009'dan itibaren sektörün tüm bileşenlerini tek çatı altında toplayan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi koordinatörlüğünde oluşturulan "Zeytin Rekolte Tahmin Komisyonu" tarafından belirlendiğine dikkati çeken Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, şöyle konuştu:  "Arkadaşlarımız 2 hafta süreyle sahada görev yaptılar. 2019 yılı sofralık zeytin üretiminin 415 bin ton, yağlık zeytin üretiminin 1 milyon 110 bin ton, dane zeytin üretiminin 1 milyon 515 bin ton ve zeytinyağı üretiminin ise 225 bin ton olacağı  öngörülmektedir. Zeytinyağı bu sene kaliteli olacak. Zeytinde hastalık ve zararlılar nedeniyle sorun yaşamadık ama son dönemdeki iklimsel faktörlerdeki düzensizlikler, aşırı yağmur ve dolu yağışları yer yer ürün kaybına sebep oldu. Bu sene ürünümüz kaliteli, asit oranı 0,2 ve 0,3 ile istenilen seviyede. Bu durum bizim için sevindirici, dış pazar için avantaj oluşturacak." 
 

Su Ürünleri Kanunu'nda Değişiklik Teklifi

Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda başlandı.

Düzenleme ile su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi ve balıkçılık kaynaklarının korunması amaçlanıyor.

Kanun teklifiyle, Su Ürünleri Kanununun Kabahatler Kanunu ile uyumlaştırılarak, yasa dışı su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerinde caydırıcılığın sağlanmasının hedeflendiği teklifte, su ürünleri faaliyetleri için su alanı ve suyun kiralanmasında yetkili kurumlar belirlenecek.

Teklif ile su ürünleri avcılık ve yetiştiricilik faaliyetleri yeni teknolojik imkânlarla izlenecek, denetlenecek ve kayıt altına alınacak.

Su ürünlerinin kaçak yollardan yurt dışına çıkarılmasının ve canlı olarak yurt içine sokulmasının önlenmesinin de amaçlandığı teklifte, su yapılarının bulunduğu alanlarda biyoçeşitliliğin korunması amacıyla bazı değişikliklerin yapılması da gündemde.

Komisyonda teklifin tümü üzerindeki görüşmeler devam ediyor.
 

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ve Orman Bakanlığı’na buradan sesleniyorum. Biz planlamaya her türlü desteği vereceğiz”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar bugün yaptığı basın açıklamasında çiftçilerin kanayan yarası olan konuları dile getirdi.
TZOB Başkanı Bayraktar; “Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanının geldiğini, çoğu çiftçinin ise kredi vadelerinin geçtiğini bildirerek, “Çitçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını ve kredi borçlarının acil olarak yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Bunu hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz. Bu konuda talep çok fazladır” dedi.

Bayraktar, Birlik Merkezinde düzenlediği basın toplantısında Eylül ayı üretici-market fiyatlarını açıkladı, tarımdaki güncel sorunları değerlendirdi. Eylül ayı sonu itibarıyla çoğu üründe hasadın tamamlandığını, Ekim ayı itibarıyla yeni bir üretim sezonuna girildiğini vurgulayan Bayraktar, “Biz de hasatlara katıldık. 19 Eylül’de Şanlıurfa’da, 23 Eylül’de Edirne’de çiftçilerimizle bir aradaydık. Çiftçimizin durumunu net bir şekilde gördük. Şunu söylemeliyim, çiftçimizin sıkıntıları var. Geçtiğimiz üretim sezonunda, çiftçimiz bir taraftan afetlerle mücadele etti, diğer taraftan da artan girdi masraflarının yükünü çekti. Gecesini gündüzüne katarak çalıştı ama tarlasından, bahçesinden beklediği geliri elde edemedi” diye konuştu.
 
-“Yeterli geliri sağlayamadığı için çiftçimiz borcunu ödeyemedi”-
 
Yeterli geliri sağlayamadığı için çiftçinin borcunu da ödeyemediğini, yeni üretim sezonunun masraflarını da karşılayamadığına dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:
“Çiftçimiz rahatlatılmalı. Özellikle hükümetimizden beklentilerimiz birkaç yıldır doğal afet geçiren çiftçilerimiz var. Bunların önemli bir miktarda borç stoku var. Üreticimizin bu sezonki kredi borcunun yanı sıra geçen yıldan ertelenen borcu da bulunmaktadır. Bunları, tüm borçların bir hasat sezonunda, defaten ödenmesi mümkün değildir.

Bunun dışında maliyetlerimiz yüksek. Para kazanamayan üreticilerimiz var. Bunlar da borçlarını ödemekte zorlanıyorlar. Eylül sonu Ekim başı gibi kredi vadeleri de geldi. Borçlarını ödeyemedikleri takdirde hepsi icralık olacak. Bugünler çok önemli acil olarak hükümetimizden borçların yapılandırılmasını bekliyoruz. Türkiye’nin her tarafından yoğun bir şekilde çiftçilerimizden talep var. Borçların acil olarak yapılandırılması gerekiyor. Bunu da hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Ve bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz.

Dün söyledik bugün de söylemeye devam ediyoruz. Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanı gelmiş, çoğu çiftçimizin ise kredi vadeleri geçmiştir. Çiftçilerimize, alacaklı kurumlar uyarı yazıları göndermektedir. Kefiller ile asıl borçlular arasında sorunlar her geçen gün artmaktadır. Çitçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını ve kredi borçlarının acil olarak yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Bunu hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz. Bu konuda talep çok fazladır. Acilen çiftçilerimizin borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.”
 
-“Artan girdi fiyatları üretimi tehdit eder hale geldi”-
 
Artan girdi fiyatlarının üretimi tehdit eder hale geldiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Üretimin sürdürülebilirliği ve verimliliğin sağlaması için başta elektrik, sulama, ilaç, gübre, mazot, yem olmak üzere girdi maliyetleri acilen düşürülmelidir. Özellikle elektrik fiyatları son zamanlarda çiftçimizi çok fazla zorlar hale gelmiştir. En son 1 Ekim tarihinden geçerli olmak üzere üreticilerimizin kullandığı elektriğin fiyatı yüzde 14,9 artmıştır. Tarımda elektriğin kilowattsaat fiyatı 70,2 kuruştan 80,6 kuruşa çıkmıştır. Oysa bu rakam konutlarda 69,3 kuruştur. Çiftçimiz, bu elektrik fiyatıyla, 82 milyon nüfusu, 5 milyon aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancıyı, 45 milyon turisti doyurmaya çalışmaktadır. Zaman geçirilmeden tarım ve hayvancılıkta, elektrik üzerindeki yüzde 18’lik KDV sıfırlanmalıdır. Yüzde 1 Enerji Fonu ve yüzde 2 TRT payı kaldırılmalıdır. Çiftçimizin her ay elektrik parası ödemesinin imkanı yoktur. Elektrik tahsilatı hasat dönemlerinde yapılmalıdır.”
 
-“Mısırda piyasada oluşan fiyat, maliyetin altında kalmıştır”-
 
Mısır üreten çiftçilerin de sorunları bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Piyasada oluşan fiyat, maliyetin altında kalmıştır. Yüzde 30 rutubetli mısır fiyatları serbest piyasada kesintiler düşüldükten sonra 730 liraya kadar gerilemiştir. Bu fiyatlarla üreticimizin tarlada kalması mümkün değildir. Girdi fiyatlarındaki artışa rağmen fiyatın bu seviyelere inmesi üreticimizi mısır üretiminden uzaklaştıracaktır. Piyasa fiyatlarının gerilememesi için mısır hasadı devam ederken, ithalat yapılmasının da önüne geçilmelidir. Fiyat istikrarsızlıkları sebebiyle oluşan üretici zararı mısır prim destekleri artırılarak telafi edilmelidir. Yaptığımız görüşmede TMO Genel Müdürü, üreticiden gelen mısırın tamamını alacağını üreticiyi mağdur etmeyeceğini iletmiştir. Üreticilerimiz fiyatlar daha da düşecek diye panik içinde hasat yapmamalıdır. Üretici ürününü lisanslı depolara koymalıdır. Lisanslı depolar, kurutma maliyetini özel sektör seviyesine çekmelidir. Lisanslı depoya götürülen ürün daha yüksek fiyattan alıcı bulacaktır. Fiyat da lisanslı depolarda sabit olacağı için düşüşlerden etkilenmeyecektir.”
 
-“Sütte ve besi hayvancılığında sorunlar devam ediyor”-
 
Sütte ve besi hayvancılığında sorunların devam ettiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle dedi:
“En son 23 Eylül’de Tekirdağ’da Ziraat Odaları Başkanları ve Süt Birliği Başkanlarıyla bir araya geldik, çiftçimizin sorunlarını ele aldık. Buradan bir kez daha dile getirmek istiyorum. Üreticimiz sürdürülebilir bir gelir elde edemiyor. Sektörde kazan kazan yok. Sanayici kazanmaya devam ederken, süt üreticimiz geçimini sağlayamıyor. Üretici de kazanırsa sistem yürür.
Halen çiftçimizin eline çiğ sütte litre başına ortalama 1 lira 83 kuruş geçiyor. Bu fiyatın çok daha altında süt satan üreticilerimiz de var. Sadece biz değil, uzmanlar da söylüyor. Süt/yem paritesi 1,5 olmalıdır diyorlar. Yani üreticimiz 1 kilogram sütle 1,5 kilogram yemi rahatlıkla alabilmelidir. Bugün alamıyor. Parite 1,1 civarında seyrediyor. Süt yemi fiyatı halen 1 lira 67 kuruş civarında. 1,5 paritenin tutturulabilmesi için çiğ sütün litre fiyatı 2 lira 51 kuruşa yükseltilmelidir.
Önümüzdeki aylarda maliyetler daha da artacak. Süt hayvancılığımız için zorlu bir dönem başlayacak. Hayvanların kesime gitmemesi için acilen tedbir alınmalıdır.
 
-“Beside piyasada neredeyse yaprak kımıldamıyor”-
 
Sadece süt hayvancılığında değil besi hayvancılığında da ciddi sorunlar yaşanıyor. Piyasa da hayvan alım satımları durağan vaziyette. Hayvan fiyatlarında geçen yıla göre düşüş var. Besilik hayvanını satmak isteyen de kesime gelip hayvanını kestirmek isteyen de memnun değil. Üreticilerimiz, devletin bu duruma el atmasını bekliyor.
Bazı yerlerde yağsız karkas kilogram fiyatı 28-28,5 liraya kadar düştü. Et ve Süt Kurumu yerli hayvanı 32 liraya, ithal hayvanı ise 31 liraya kesiyor ama kesim için çok az hayvan kabul ediyor. Konya ilinde günde 80 hayvanı ancak kesiyor, 56-57 gün de vade yapıyor. Özel sektörde de durum pek farklı değil. Kasaplar hayvanı 28,5 liraya, 1 ay vadeli hem de nazlanarak kesiyorlar. En az 33-34 lira olması gereken fiyatlar, 28 liraya kadar düşmüş vaziyette. Üretici Eylül ayı itibariyle 1 kilogram karkas et sattığında; 2016 yılında 29,18 kilogram yem alabiliyordu. Bu rakam, 2019 yılında 19,11 kilograma geriledi.”
 
-“Besicilikte üreticinin alım gücü her gezen gün azaldı”-
 
“Görüldüğü üzere üreticinin alım gücü her geçen gün azalmıştır ve azalmaya da devam etmektedir” diyen Bayraktar, şunları söyledi:
“Önünü göremeyen, ahırına bağladığı hayvanı kesim zamanında kaça satacağını bilemeyen, yem fiyatlarının besi boyunca ne kadar artacağını kestiremeyen üretici, ahırına yeni mal koymakta tereddüt etmektedir.
Üreticilerimiz;
Kısa, orta ve uzun vadede ithalatı bitirecek politikalar uygulanmasını,
Yem piyasasına müdahale edilmesini,
Ahırlarına koydukları hayvanlar için kendilerine besi sonunda üretimi sürdürebilecekleri fiyatın garanti edilmesini (destekler+piyasa müdahalesi ile),
Kredi borçlarının faizsiz uzun süreye yayılmasını talep etmektedirler.”
 
-“Birçok üründe destek yetersiz kaldı”-
 
Desteğin, maliyetlerin bu kadar arttığı bir ortamda çiftçi için vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Bilindiği gibi Tarım Kanunu’nda “bütçeden ayrılacak kaynak gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inden az olamaz” hükmü bulunmasına rağmen, desteklerin milli gelire oranı yüzde 0,4’e gerilemiştir. Her fırsatta birçok üründe desteğin yetersiz kaldığını dile getiriyoruz. Çiftçimiz de hükümetimizden daha fazla destek bekliyor. 2019 yılı destekleriyle ilgili kararname henüz yayınlanmadı. Hükümetimizden tarıma verilen desteğin azaltılmamasını, hatta üretimi destekleyecek düzeye çıkarılmasını talep ediyoruz” dedi.
Çiftçinin üretimden vazgeçmesi halinde bu fiyatların aranacağını bildiren Bayraktar, “Üretimi artırmak durumundayız. Bizim bütün gayemiz bu olmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi üretim, üretim, üretim. Tarım sektöründe ve diğer sektörlerde üretimin önündeki bütün engelleri kaldırmamız gerekiyor” diye konuştu.
 
-Üretici-market fiyatları-
 
Basın toplantısında, Eylül ayı üretici market fiyatlarını açıklayan Bayraktar, market fiyatlarında, Eylül ayında, 5 üründe fiyat değişimi görülmezken, 11 üründe azalma, 21 üründe ise fiyat artışı gerçekleştiğini, kuru soğan, kuru kayısı, dana eti, toz şeker ve yeşil soğan fiyatında değişim olmadığını bildirdi.
Fiyat düşüşünün markette yüzde 41,39 ile en fazla limonda meydana geldiğini belirten Bayraktar, şöyle konuştu:
“Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 12 ile elma, yüzde 8,11 ile kuru incir izledi. Kuru üzüm, fındık, kaşar peyniri, beyaz peynir, yeşil mercimek, süt, tereyağı ve kuzu etinde fiyatlar yüzde 0,39 ile yüzde 1,72 arasında değişen oranlarda azaldı.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 44,31 ile patlıcanda oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 32,73 ile sivri biber, yüzde 32,25 ile kabak takip etti. Fiyat marulda yüzde 20,22, salatalıkta yüzde 15,95, domateste yüzde 13,47, pirinçte yüzde 8,50 arttı. Kırmızı mercimek, yoğurt, yumurta, kuru fasulye, tavuk eti, patates, nohut, yeşil fasulye, Antep fıstığı, mısırözü yağı, havuç, maydanoz, ayçiçeği yağı ve zeytinyağında fiyatlar yüzde 0,58 ile yüzde 4,84 arasında değişen oranlarda yükseldi.”
Üretici fiyatlarında ise; Eylül ayında 7 üründe fiyat değişimi görülmediğini, 6 üründe azalma, 16 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini, yeşil fasulye, havuç, maydanoz, kuru soğan, kuru kayısı, süt ve yeşil soğan fiyatında değişim olmadığını bildiren Bayraktar, şöyle dedi:
“Fiyat düşüşü üreticide yüzde 43,60 ile en fazla limonda görüldü. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 10 ile kuru incir takip etti. Fiyat, kuru üzümde yüzde 1,70, fındıkta yüzde 1,54, Antep fıstığında yüzde 1,09, dana eti yüzde 0,49 geriledi.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 80,33 ile patlıcanda meydana geldi. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 52,17 ile kabak,  yüzde 51,28 ile sivri biber izledi. Patateste yüzde 29,55, salatalıkta yüzde 24,07, pirinçte yüzde 20, yeşil mercimekte yüzde 17,55, domateste yüzde 12,64, yumurtada yüzde 9,22, elmada yüzde 7,24 arttı. Yumurta, elma, marul, nohut, zeytinyağı, kuru fasulye, mercimek ve kuzu eti fiyatlarında yüzde 0,32 ile yüzde 4,35 arasında değişen oranlarda yükseldi.”
 
-Fiyat değişimlerinin nedenleri-
 
Eylül ayında marketlerde ve üreticide fiyatı en fazla düşen ürünün limon, fiyatı en fazla artan ürün ise patlıcan olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “fiyatı artan ürünlere baktığımızda, patlıcan, kabak, sivri biber, salatalık, domates gibi ürünlerde açıkta yetiştiriciliğin sonuna yaklaşılması, kıyı bölgelerdeki seralarda ise henüz hasada girilmemesi fiyatları yükseltti. Patates üretiminde ise hasadın yaklaşık yüzde 50’sinin tamamlanmış olması fiyatlara yansıdı. Yeni sezona ait pirinç ve elma fiyatlarında artan maliyetlerin etkisi görüldü. Yeşil ve kırmızı mercimekte tohumlukların ayrılmaya başlaması fiyat artışında etkili oldu. Fiyat düşüşünde limon ilk sırada yer aldı. Kuru incirde tüccarın alımları tamamlaması fiyata yansırken, kuru üzümde ise tüccarın peşin alım yapması etkili oldu” dedi.
 
-Üretici-market fiyat farkı-
 
Eylül ayında üretici ve market fiyatları arasındaki farkın yüzde 334,50 ile en fazla mandalinada görüldüğünü, mandalinadan sonra fiyat farkının sırasıyla, kuru kayısıda yüzde 307,25, nohutta yüzde 288,45, kuru soğanda yüzde 284, domateste yüzde 277,69 olduğunu bildiren Bayraktar, “mandalina 4,3 kat, kuru kayısı 4,1 kat, nohut 3,9 kat, kuru soğan 3,8 kat, domates 3,8 fazlaya tüketiciye satılmaktadır. Üreticide 80 kuruş olan mandalina 3 lira 48 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 40 lira 73 kuruşa, 2 lira 80 kuruş olan nohut 10 lira 88 kuruşa, 50 kuruş olan kuru soğan 1 lira 92 kuruşa tüketiciye ulaşmaktadır” diye konuştu.

Bayraktar, şunları söyledi:
“Görüldüğü gibi üretici market fiyatları arasındaki makasta sorun devam ediyor.
Tarladan markete olan zincirin kısalması, fiyatların çiftçimiz lehine oluşturulabilmesi, tüketicilerimizin de uygun fiyatla ürün almalarının sağlanmasının yolu kuşkusuz ekonomik örgütlenmeden ve planlı üretimden geçiyor.

Üreticilerin üretim ve pazarlamada ortak hareket ve örgütlü hareket etmelerini teşvik edici mekanizmaların geliştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bu örgütlerinin finansal bakımdan daha güçlü hale gelmesi, etkinlik ve işlevselliklerinin artırılması sağlanmalıdır.
Görüldüğü üzere çiftçimizin durumu gün gibi ortadadır. Kazananın da kim olduğu bellidir.
Maliyet çiftçimizin üzerindedir ama kazanan tüccarından, marketine çiftçimizin dışındaki herkestir.”
Şemsi Bayraktar, basın toplantısının bitiminde basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Tarımda yeni ekim sezona girildiğini bildiren TZOB Genel Başkanı Bayraktar, çiftçiye, tabii afetlerden uzak, bol ve bereketli bir üretim sezonu diledi.
 
 

TMO ile Tarış arasında Kuru üzüm İşbirliği

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile TARİŞ arasında kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği gerçekleşiyor. 

10 Eylül itibariyle 9 numara üzümü 10 liradan almaya başlayan ve bugüne kadar 10 bin ton civarında randevulu başvurunun yapıldığı TMO ile Türkiye’nin en büyük kooperatif kuruluşu olan TARİŞ arasındaki, kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği protokolü imza töreni, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli başkanlığında bugün Saat: 15: 00'de  Tarım ve Orman Bakanlığı Makam Toplantı Salonunda gerçekleştirilecek.
 

Bakan Pakdemirli: "Dünyayı Doyuran Ülke, Dünyanın Lider Ülkesi Olacak"

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, Yağlı Tohumlu Bitkiler Ve Bitkisel Yağlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada dünya nüfusunun 2050 yılında 10 Milyara çıkmasının beklendiğini ve bu kapsamda gıdaya olan ihtiyacın her geçen gün arttığını ifade etti. Pakdemirli, bu paralelde bir devlet için savunma sanayi ne kadar önemliyse, tarımın da o nispette öneme sahip olduğunu belirterek; 'Yakın gelecekte hep beraber göreceğiz: Dünyayı doyuran ülke, dünyanın lider ülkesi olacak!
Bu gerçekten yola çıkarak; Geleceğin dünyasında gıda ve tarımın, bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacağından şüphemiz yok. Bu sebeple tarımı ve hayvancılığı çok önemsiyoruz' dedi.

'Tarım ekonomisinde avrupa'da birinci sıradayız'
Ülkemiz tarımının ekonomik büyüklük açısından Avrupa'da birinci sırada yer aldığını da belirten Bakan Pakdemirli, 'Bakanlığımızca yürütülen çalışmalar ve üretime yönelik teşvikler ile çok sayıda tarım ürününde Türkiye, dünyada da liderliğini sürdürmektedir' diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, bu başarıyı, bitkisel üretimimize ilişkin rakamlarla örneklendirdi. '2002 yılında, 98 milyon ton olan toplam bitkisel üretim miktarı, 2018 yılında, %19 oranında artarak, 117 milyon tona ulaşmış, üretim değeri ise, 159 milyar liraya çıkmıştır. 2019 yılında, bitkisel üretim miktarını, 122 milyon ton olarak tahmin ediyoruz.

Tarım Ürünleri Toplam İhracatımız, 17,7 Milyar Dolar
Türk tarımının 82 milyon vatandaşımız, 3 milyonu aşkın muhacir ve yaklaşık 40 milyon turistin gıda ihtiyacını karşıladığı gibi, ihraçta da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 'Türk tarımı 186 ülkeye, 1.730 çeşit tarımsal ürün ihraç eden bir sektör konumuna gelmiştir. Bu gelişmeler sonucunda, tarım ürünleri toplam ihracatımız, 4 milyar dolardan 17,7 milyar dolara yükselmiştir' dedi.

2019 Yılında 4,3 Milyon Ton Yağlı Tohum Üretimi Bekleniyor
Türkiye'de son yıllarda, stratejik kategoriler arasında yer alan yağlı tohumlu bitkiler üretiminde önemli bir artış yaşandığını da ifade eden Pakdemirli, yağlı tohum üretim miktarlarını da açıkladı. 'Son 17 yılda 2,6 milyon ton olan toplam yağlı tohum üretimini, %48 artarak yaklaşık 4 milyon tona yükselttik. 2019 yılında ise, 4,3 milyon ton üretim olacağını öngörüyoruz. Yağlık ayçiçeği; ülkemiz bitkisel yağ tüketiminde %75-80 seviyesinde paya sahip olup, yüksek yağ oranı ile en önemli yağlı tohumlu bitki konumunda yer almaktadır. Toplam ayçiçeği üretimimiz, 2002 yılında, 850 bin ton iken, 2018 yılında, 1 milyon 949 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2019 yılında ise, rekoltenin, 2 milyon 137 bin ton olmasını öngörüyoruz.'
Pakdemirli, bakanlıkça destek verilen Kanola, Soya ve Aspir'e de değindi. Bu yağların da en az Ayçiçek kadar besleyici ve üretici için de karlı olduğunu söyleyen Pakdemirli 'Soya'ya kilogramda 60 kuruş, Aspir'e 55 kuruş, Kanola'ya kilogramda 50 kuruş fark ödemesi desteğinin yanında Organik Tarım Desteği de vermekteyiz. Ayrıca, Tüm yağlı tohumlarda arzı yerli kaynaklardan sağlamak için 11. Kalkınma planında, 2 milyon hektar sulama planlandık' dedi.

Zeytin Üretiminde Dünyada Üçüncü Sıradayız
Bakan Pakdemirli, dünyanın önde gelen üreticilerinden biri olduğumuz zeytinyağına da vurgu yaptı; tıpkı fındık, kayısı, incir gibi stratejik ürünlerimizin başında yer alan zeytinyağı ve zeytin üretimine ilişkin miktarları paylaştı. 'Türkiye, sofralık zeytin üretiminde 460.000 ton üretim ile İspanya ve Mısır'ın ardından dünyada 3'üncü sıradadır. Zeytinyağı üretiminde ise, yaklaşık, 275 bin ton üretim ile İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus'un ardından dünyada 5'inci sırada yer almaktadır.

2018'de Zeytin Ve Zeytinyağı İhracatından 375 Milyon Dolar Gelir Elde Edildi
2002 yılında, 99 milyon olan zeytin ağacı varlığımızın 2018 yılında, 178 milyon âdete çıktığını belirten Bakan Pakdemirli, zeytin ve zeytinyağı ihracat rakamlarını da paylaştı; '2001-2002 sezonunda, 65 Bin ton olan zeytinyağı üretimi, 2018-2019 sezonunda, %197 artarak, 193 Bin tona yükselmiştir. Ülkemizde 2018 yılında, toplam 143,4 bin ton zeytin ve zeytinyağı ihracatı yapılmış olup, 375 milyon dolar gelir elde edilmiştir. Aynı yıl, 5 bin ton zeytin ve zeytinyağına karşılık, 8,8 milyon dolarlık ithalat yapılmıştır' dedi.

2015-2019 yılları arasında uygulanmak üzere yayımlanan "Yabani Zeytin (Delice) Rehabilitasyonu Eylem Planı" ile ülkemizin değişik coğrafyalarında bulunan yabani zeytinlerin aşılanarak, ülkemizdeki zeytin üretim miktarının artırılmasının hedeflendiğini de belirten Pakdemirli, bu sayede 1,5 milyon Yabani Zeytin (Delice) aşılandığını ve 100 bin zeytin fidanı dikildiğini de söyledi.
Yağlı tohum üreticilerimizin, daha geniş alanda üretim yapabilmesi ve dışa bağımlılığın azalması için desteklenmesine devam edileceğini söyleyen Pakdemirli, '2019- 2020 üretim sezonunda %40 yağ oranlı, %9 rutubetli ve %2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun ton fiyatını, 2.500 lira olarak açıkladık. Üreticilerimiz, açıklanan fiyata ilave olarak; Bakanlığımızca verilen ton başına 400 lira fark ödemesi ve 92 lira mazot-gübre desteği ile birlikte, toplam 492 TL daha kazanacaklar' dedi.
2019'da Yağlı Tohumlu Bitkilere, 2.88 Milyar Destekleme Ödemesi Yapıldı
Uygulanan destek politikaları ile sektörün gelişmesine büyük katkı sağlandığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, '2002 yılında 1,8 milyar lira olan nakdi destekleri, 2019 yılında, 9 kat artışla, 16,1 milyar liraya çıkardık. 2019 yılında, bu güne kadar bitkisel üretim ve fark ödemesi desteği kapsamında, yağlı tohumlu bitkilere, 2,88 milyar lira destekleme ödemesi yaptık. Çiftçimizin üretim maliyetini azaltmak için 2003 yılından itibaren mazot ve gübre başta olmak üzere girdi destekleri başlattık. Mazot ve gübreye, son 17 yılda, toplam 20,1 milyar lira destekleme ödemesi yaptık' diyerek verilen destekleri paylaştı.

İyi Tarım Ve Organik Tarım Destek Ödemeleri Başlıyor
Bakan Pakdemirli, Yağlı Tohumlu Bitkiler Ve Bitkisel Yağlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada ayrıca, İyi Tarım ve Organik Tarım destek ödemeleriyle ilgili de bir müjde verdi. 'Destek ödemeleri, 20 Eylül 18.00'dan sonra başlayacak. Ödemeler TC kimlik numarasına göre yapılacak. Son hanesi 4-6-8 olanlar 20 Eylül 2019 saat 18.00'den sonra, Son hanesi 0 ve 2 olanlar 27 Eylül 2019 saat 18.00'den sonra alacak. İyi Tarım Desteklemeleri; 55 bin 849 üreticiye 162 milyon 974 bin 573 TL, Organik Tarım Desteklemeleri; 67 bin 455 üreticiye 232 milyon 916 bin TL, Toplamda 123 bin 304 üreticiye 395 milyon 890 bin 789 TL ödenmiş olacak. Hayırlı, uğurlu olsun.'
 

OGM Memur Alımı Başvuruları Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesine gerçekleştirilecek olan Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) yapacağı 5 bin personel alımında başvurular devam ediyor.  Başvuruda bulunacak olan adaylar, işlemlerini OGM'nin resmi internet sitesi üzerinden yapabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı  Orman Genel Müdürlüğünün  yapacağı yaklaşık 5 bin personel alımı için başvuru süreci devam ediyor. Orman Genel Müdürlüğüne (OGM) alınacak personelden bin 146'sı mülakat ve uygulama sınavı yapılmadan, KPSS puan sıralaması esas alınarak, adayların mezuniyet durumlarına göre tercih ettiği pozisyon için en yüksek puan alan adaydan başlayarak yerleştirilecek.

 OGM'nin resmi internet sitesi üzerinden yapılacak olan Tarım ve Orman Bakanlığı sözleşmeli memur alımı başvurusu, yüzlerce kişi için istihdam kapısı olacak. Farklı pozisyonlar için gerçekleştirilecek Tarım ve Orman Bakanlığı personel alımı için süreç, kurumun resmi internet sitesinden devam edilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Orman Genel Müdürlüğü (OGM), sözleşmeli personel olarak istihdam edeceği adaylar için 12.09.2019-23.09.2019 tarihleri arasında http://isealim.ogm.gov.tr adresinden başvuruları alacak. Başvurular, E-Devlet şifresi ile alınabilecek.

Orman Muhafaza Memuru ve Orman Mühendisi olarak istihdam edilecek olan adaylar ise 24.09.2019-07.10.2019 tarihleri arasında http://isealim.ogm.gov.tr adresindeki sistemden e-devlet şifreleri ile başvuru yapacak.
 

Okul Gıda Logosunda Erteleme

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların bünyesindeki gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda "Okul Gıdası" logosunun kullanımına ilişkin süre bir yıl ertelendi.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda "Okul Gıdası" logosunun kullanımına ilişkin süre bir yıl uzatıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığının "Okul Gıdası Logosu Uygulaması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği" Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, tebliğ hükümlerine uyum sağlamaları için gıda işletmecilerine 7 Eylül 2020 tarihine kadar süre tanındı. Tarım ve Orman, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıkları arasında imzalanan protokolle Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi işletmelerde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdaların etiketi üzerinde "Okul Gıdası" logosunun yer alması kararlaştırılmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan tebliğin yürürlüğe girme tarihi daha önce 16 Eylül olarak belirlenmişti. 
 
 

Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Vekili Mümtaz Sinan’ın görevden alınmasının ardından yerine bu göreve vekâleten Harun Seçkin atandı.

Harun Seçkin kimdir?

1962 yılında Bursa’da doğan Harun Seçkin, 1986 yılında Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. 1988 yılında Adıyaman Tarım il Müdürlüğü’nde göreve başlayan Seçkin, 1992-2003 yılları arasında Bursa Orhangazi İlçe Müdürlüğü’nde görevine devam etti.

2003 -2004 yılları arasında Bursa Gıda Kontrol ve Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Veteriner Hekim, 2004 - 2009 yılları arasında da aynı kurumda Enstitüsü Müdür Yardımcısı, 2009-2016 yılları arasında Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Enstitü Müdürü olarak görev yapan Harun Seçkin, 2016 yılı Nisan ayından bu yana Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Vekilli olarak görev yapıyordu.

Evli ve 4 çocuk babası olan Harun Seçkin, iyi derece Almanca bilmektedir.
 

Fındıkta ödemeler başladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından alımı yapılan fındıkta ödemelerin bugün başladığını söyledi.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulanan Bakan Pakdemirli, TMO'nun alım döneminin ilk 10 gününde mahsullerini teslim eden 700 üreticinin hesabına 11.2 milyon TL yatırıldığını, üreticilerin yarından itibaren paralarını tahsil edebileceğini söyledi. Bakanın açıklamasında,"Alım döneminin ilk 10 gününde Toprak Mahsulleri Ofisi’mize mahsullerini teslim eden; 700 üreticimizin hesabına 11.2 milyon TL yatırıldı. Üreticilerimiz bugünden itibaren paralarını tahsil edebilir. Hayırlı ve bereketli olsun” ifadelerini kullandı.

 

Barajlarda ki Doluluk Oranı Arttı mı?

Bu yıl barajlarda su seviyelerinde görülen artış, yurt genelinde su sıkıntısı yaşanmayacağını gösteriyor.

Su Seviyesi Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 19 Arttı

Su seviyesi 2018 yılında düşen barajlarımızda bu sene itibariyle artış yaşanıyor. Yüksek ve engebeli topoğrafik yapıda ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan ülkemizde, yağışların mevsimlere göre dağılımı ve şiddetleri düzensizdir. Ülkemizde 1973, 1985, 1989, 1994, 2001, 2007, 2014 yıllarında yaşanan kuraklığın yanı sıra, 2017 yılında da son 44 yılın en kurak dönemi yaşandı.  
Bu yıl ise 1 Ekim 2018 – 03 Eylül 2019 tarihleri arasında Türkiye genelinde kümülatif yağışlar ortalamasında uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 19,4, 2018 yılına göre ise yüzde 18,8 oranında artış meydana geldi.

3 Büyük Barajda Doluluk Geçen Yıla Göre Yüzde 40 Arttı

Fırat-Dicle Havzasında yer alan barajlar ülkemizin enerji ve tarımı için hayati önem taşıyor.  Ülkemizin en büyük barajlarından olan Atatürk Barajı’nda geçen yıl yüzde 21 olan doluluk oranı bu yıl İtibariyle yüzde 53,8 seviyesine, Karakaya Barajı’nda yüzde 25,5 seviyesinde olan doluluk yüzde 69 seviyesine, Keban Barajı’nda geçen yıl yüzde 50 seviyesinde olan doluluk bu yıl yüzde 79 seviyesine çıkmıştır.

Bununla birlikte, İşletmede olan 246 adet sulama maksatlı barajda doluluk oranı yüzde 55,3 yine işletmede olan 122 adet enerji maksatlı barajda ise doluluk oranı yüzde  59,7’dir.

4 Büyükşehirde İçme Suyu Barajlarında Doluluk Yüzde 4,5 Arttı

Enerji ve tarım için önemli su kaynakları kadar içme suyu kaynaklarındaki doluluk oranlarında da ciddi bir artış yaşandı. Bu yıl 4 Büyükşehrimize ait İçme suyu barajlarında geçen seneye göre yüzde  4,5 oranında daha fazla su mevcuttur.

Modern Sulama Sistemleri İle Yüzde 60 Tasarruf Edilebilir

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yıl görülen yağışlarla içme, sulama ve enerji maksatlı barajlarda doluluk olmasının memnuniyet verici olduğunu belirtirken, vatandaşlarımıza da suyumuza sahip çıkma noktasında uyarıda bulundu. ‘Su hayattır, en önemli kaynaktır’ diyen Bakan Pakdemirli, suyun başta tarım olmak üzere her alanda tasarruflu kullanılması noktasında uyarıda bulundu. ‘Bulunduğumuz coğrafyada ortalama olarak her 7 yılda bir kuraklık hadisesi görülüyor. Bu sebeple, su zengini bir ülke olmadığımız için de tasarruflu sistemleri tercih etmeliyiz. Kullanılan suyun 40 milyar metreküpünü yani yüzde 74'ünü sulamada, geri kalanını ise içme, kullanma ve sanayide kullanıyoruz. Bu sebeple en büyük su tasarrufu sulamada yapılabilir. 2003'ten itibaren eski sistemleri terk ederek modern sulama sistemlerini hayata geçirmeye başladık. Borulu sistemlerle yapılan yağmurlama ve damlama metotlarıyla sulamada yüzde 60'ın üzerinde tasarruf yapılabiliyor" diye konuştu.
 

Büyük Şuraya Hazırlıklar Devam Ediyor

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mevlüt Aydın, Tarım ve Orman Şurası'na ilişkin, "Bakanlığımız tarafından yapılacak şura, kurumumuz ve ülkemiz için son derece önemlidir. Buradan çıkacak kararlar ülkemizin tarım, orman ve su konularının anayasası olacak." Dedi.

DSİ'den yapılan açıklamaya göre, Genel Müdür Mevlüt  Aydın başkanlığında kurum yöneticilerinin katılımıyla Tarım ve Orman Şurası değerlendirme toplantısı yapıldı.

Aydın, burada yaptığı konuşmada, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ekim ayında yapılması planlanan şuranın kurum ve ülke için son derece önemli olduğunu bildirdi. Aydın, "Buradan çıkacak kararlar ülkemizin tarım, orman ve su konularının anayasası olacaktır. Bizler de DSİ olarak ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda bu şurada söz sahibi olup katkı sağlamak amacındayız. Kurum olarak hedeflerimiz var ve inşallah bu hedeflerimize ulaşacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamaya göre, toplantıda, şuranın çalışma usul ve esaslarının düzenlenmesi, hedefleri, işleyişi ve görevlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmaların istişareleri gerçekleştirildi.
 

"Akıncı ruhlu çiftçi, girişimci ve yatırımcılara ihtiyacımız var"

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, artık fetihlerin coğrafyalarda değil, zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapıldığını belirterek, "Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var." dedi.

Fatih Metin, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Bolu’da Ziraat Odası tarafından Kuruçay Mahallesi'nde yapılan Mısır Kurutma tesisinin açılışına katıldı.
Konuşmasında bazı yatırım rakamlarının çok büyük ya da küçük olmasının önemli olmadığını dile getiren Fatih Metin,  önemli olan konunun bu yatırımların arkasından gelecek yatırımlarla üretimlere vesile olması gerektiğini vurguladı.

Tarım da ilk uygulamaların her zaman zor olduğuna işaret eden Metin, "Bu yüzden Bakanlığımız yeni bir tekniğin çiftçilerimize kazandırılması için demonstrasyon dediğimiz tanıtım uygulamaları yapıyor. Yeni teknikleri teşvik etmek için destekler veriyor. Ancak bunun yapılması için de şartlardan en önemlisi önder çiftçiler. Artık fetihler coğrafyalarda yapılmıyor. Zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapılıyor. Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var." diye konuştu.

"Desteklerimiz devam edecek"

Metin, Bakanlık olarak mısır üretimine önem verdiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Desteklerimiz artarak devam edecek. 2002 yılında Türkiye 2 milyon ton dane mısır üretirken 2019 yılında bu rakam 6 milyon ton civarında gerçekleşecek olup üretimin yaklaşık 3 kat arttığını görüyoruz. Dekara ortalama verim 400 kilogram ile 980 kilogram arasında değişiyor. Tüm bu artışlara rağmen hala yem maddesi olarak ciddi açığımız bulunuyor. Bu açığı kapatmak için inşallah üreticimiz ve çiftçimizle beraber Bakanlık olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz."

Ülkede protein tüketiminin arttırılması gerektiğine dikkati çeken Metin, "Çocuklarımıza daha fazla süt, daha fazla et tükettirmeliyiz. Bu bağlamda özellikle kişi başına kanatlı et tüketimimiz 2002 yılından itibaren yaklaşık 3 kat artmıştır. Bu artışta Bolu'muzun çok önemli katkısı bulunmaktadır. Her ne kadar kanatlı et üretiminde Bolu ilk sırayı alsa da bunu destekleyecek yem maddesi üretimi konusunda arzu edilen noktada değiliz. Başlıca yem ham maddesi olan dane mısır üretimimizi arttırmamız gerek." ifadelerini kullandı.
 

2019 Yılı Üzüm Rekoltesi açıklanıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019 yılı üzüm rekoltesini bugün Manisa’da açıklayacak. 

Dünyanın en önemli sofralık ve kuru üzüm üreticilerinden biri olan ülkemizde, geçen yıl 3,9 milyon ton üzüm üretimi gerçekleştirildi. Bunun 1,9 milyon tonu sofralık, 1,5 milyon tonu kurutmalık, 464 bin tonu da şıralık olarak kullanıldı.

Stratejik ürünlerimiz arasında yer alan üzüm, ülkemizin tarımsal ihracatında da önemli bir yer tutarken; Bakanlık olarak üzüm üreticilerine mazot ve gübre, organik tarım, iyi tarım, örtü altı iyi tarım, küçük aile işletmeciliği ve biyoteknik mücadele desteği gibi çeşitli kalemlerde destek ödemesi yapıyoruz. Ayrıca üzümle ilgili işleme, paketleme ve soğuk hava deposu gibi yatırımlarda proje tutarının yüzde 50’si oranında hibe sağlıyoruz.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de bugün Manisa’ya bir ziyaret gerçekleştirerek, Manisa Ticaret Borsasında ilk üzüm satışını yapacak ve 2019 yılı üzüm rekoltesini açıklayacak.
 

TKDK’dan Hayvancılık Kredisi

TKDK hayvancılık kredi desteklerinden yararlanmak için tarım ve hayvancılığa dair faaliyetlerin yürütülmesi gerekmektedir. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarfından; koyun, keçi vb. küçükbaş hayvancılık yapan vatandaşlar için çeşitli destekler sunulmaktadır. TKDK geri ödemesiz kredi hizmeti sayesinde tarım ve hayvancılık üretiminin arttırılması ve desteklenmesi hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda düşük faizli ve geri ödemesiz destekler kamu bankaları üzerinden vatandaşlara sunulmaktadır.
TKDK’nın yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ziraat Bankası ortaklığında çeşitli hayvancılık kredileri sunulmaktadır. Proje ve kredi kapsamında belirlenen şartları taşıyan kişilerin bu kredi ve desteklerden yararlanmaları mümkündür.

TKDK Kredi Destekleri Nelerdir?

TKDK destekleri birçok farklı alanda tarım ve hayvancılığın bölgesel olarak geliştirilmesini ve bu faaliyetlerin desteklenmesini hedeflemektedir. 2020 yılına kadar geçerli olması planlanan geri ödemesiz kredi destekleri arasında;
  • Süt üreten tarım işletmeleri kredisi
  • Kırmızı et üreticisi tarımsal işletmeler
  • Kanatlı et üreten işletmeler
  • Yumurta üretim tesisleri
  • Su ürünleri yetiştiriciliği
  • Arıcılık ve arı ürünü üretimi
  • Bitkisel ürün çeşitlendirme ve ürün işlenme tesisleri
  • Yenilenebilir enerji yatırımları
  • Kırsal turizm ve rekreasyon faaliyetleri
  • Yerel tarımsal ürün yetiştiriciliği vb.
Birçok farklı kredi destekleri bulunmaktaıdr. Faaliyet alanlarına göre TKDK üzerinden ilgili kredilere başvurularınızı iletebilirsiniz. Belirli dönemlerde açıklanan proje çağrılarını takip ederek bu desteklerden yararlanmanız mümkündür.
TKDK başvuru şartları sağlandığı takdirde herkes bu kredilere başvuru yapabilir. Proje kapsamında geri ödemesiz kredilerin yer alması özellikle hayvancılık kredisi almak isteyenler için büyük avantaj sağlayacaktır. TKDK tarafından yaklaşık 42 şehirde belirli dönemlerde kredi çağrıları yapılmaktadır. Bu çağrıları takip ederek kredilerden yararlanmanız mümkündür.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından sunulan destekler kapsamında %40 - %70, %55 - %65 oranında faaliyetlerinize ilişkin geri ödemesiz kredi desteği alabilirsiniz. TKDK’nın yanı sıra KOSGEB, kamu bankaları ve Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde de kredilerden yararlanabilirsiniz.

TKDK Desteklerinden Kimler Yararlanabilir?

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında yararlanmak için TKDK tarafından çağrı yapılan illerde ikamet ediyor olmak gerekmektedir. Bunun yanı sıra desteklerden yararlanmak isteyen kişilerin tarımsal faaliyetleri yürütebileceklerine ilişkin emarelere ve şartlara sahip olması gerekir. Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydı bulunan kişiler kredi desteklerine başvurularını rahatlıkla iletebilirler. TKDK geri ödemesiz kredi taleplerinizi çağrı dönemlerinde ilgili kurumlara iletmeniz gerekir

TKDK Geri Ödemesiz Kredi Başvurusu İçin Hangi Belgeler Gerekir?

TKDK hibe proje örnekleri incelenerek geri ödemesiz kredi desteklerinden yararlanma şansınızı büyük ölçüde arttırabilirsiniz. TKDK desteklerinden yararlanmak isteyen kişilerden istenen belgeler arasında;
  • Proje
  • Sözleşme belgesi
  • Mali tablolar (harcamalar, gelir, gider, masraf vb.)
  • Varlıklara ilişkin belgeler
  • Ruhsat
  • Başvuru formu
  • Diğer
Yer almaktadır. Desteklerden yararlanabilmek için mutlaka proje oluşturulması gerekmektedir. Destek kredileri sadece uygun projeler için detaylı incelemer sonucunda verilmektedir.
 

TAGYAD Bakanlık Bürokratları İle İftarda Buluştu

TAGYAD Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği bin bir geceden hayırlı olan kadir gecesinde iftar düzenledi. Tarım ve Orman Bakanlığı bağlı UTEM de gerçekleşen iftara Tarım ve Orman Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Fuat Fikret Aktaş, Genel Müdür Yardımcı Burhan Demirok, DSİ Genel Müdür yardımcısı Faruk Fıratoğlu, Şeker Dairesi Başkanı Mehmet Hasdemir, Hayvancılık Genel Müdür Yardımcıları Erol Bulut, Cengiz Ceylan, TÜDKIYEB Genel Başkanı Nihat Çelik in yanı sıra çok sayıda tarım yazarları gazetecilerinin yanı sıra  tarım paydaşları katıldı.


Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç iftarın ardından Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum diye ifade etti. Bakan Yardımcısı Tunç şunları ifade etti.
“böylesine güzel bir gün gecede Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum. Tarım sektörünün sizlere çok ihtiyacı var. Sizlerin da hada güçlenmesini istiyoruz. Doğru bilgi için kapılarımızı aşındırın. Bakanlığımızın ilgili bürokratları burada. Bizim kapılarımız sizlere her zaman açıktır. Sizlerin yani Tarım medya sektörünün dahada güçlenmesi gerekli” diye kaydetti.


Bakan yardımcısının ardından TAGYAD Başkanı İsmail UĞURAL ve TAGYAD Denetleme Kurulu Başkanı Muhammet OLUKLU  Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç’a gazeteciliğin anlamı olan dolma kalem hediyesini takdim ettiler.

 
 

Milli Birlik Projesi Tanıtım Toplantısı İptal

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 25 Nisan'da yapılacağı açıklanan Tarımda Milli Birlik Projesi'nin tanıtım toplantısı ertelendi. Tarım sektörü temsilcileri kamuoyunda oluşan büyük tepki nedeniyle toplantının ertelendiğini söylüyor.
Projeyi hazırlayan ekip ise, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin  ailevi bir sorun nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü ve toplantının bu nedenle ertelendiği ifade ediyor. Projeyi hazırlayan ekip hafta başında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yetkililerle görüşerek sunum için yeni tarih ve içerik üzerinde görüşmeler yapacak.

Sektörden  ve bakanlıktan habersiz hazırlandı iddiası
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın projeyle ilgili sunum yapılmasını ertelemesinde tarım sektöründen gelen büyük tepkilerin etkili olduğu ifade ediliyor. Tarım sektörü temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, Tarımda Milli Birlik Projesi hazırlanırken Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratlarının, ziraat odalarının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım Komisyonu Başkan ve üyelerinin, tarımla ilgili sivil toplum örgütlerinin, birlik ve kooperatiflerin hiçbirinin görüşü alınmadı. Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu'nun da bu çalışmadan haberdar olmadığı öğrenildi. Bakanlık bürokratları ve sektör temsilcileri, tarımda yapısal bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ancak bunun sektörle birlikte hazırlanacak bir çalışma ile yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Tarımda Milli Birlik Projesi'nin sadece bir kaç firmanın çıkarlarına hizmet edeceğini iddia eden sektör temsilcileri, tarımda yapısal reform için üreticinin, çiftçinin, sektörün tüm kesimlerinin görüş ve önerileri doğrultusunda bir çalışma yapılmasını istiyor.

Projeye  büyük tepki var
Proje ilk olarak DÜNYA Gazetesi'nden Ali Ekber Yıldırım tarafından  17 Nisan 2019'da yayınlandıktan sonra Tarım ve Orman Bakanlığı bürokrasisinde, tarımla ilgili kurumlarda, sivil toplum örgütlerinde ve kamuoyunda büyük tepki gördü. Bir çok tarım örgütü, sivil toplum kuruluşu yazılı olarak bu projenin uygulanamayacağını açıklarken,  Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)'ne de projenin uygulanmaması için çok sayıda şikayetin iletildiği biliniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tepkiler üzerine proje sunumunu ertelediği ifade ediliyor.
 
 

Bakan Pakdemirli Paramız var ki ithalat yapıyoruz sözlerine açıklık getirdi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bakan Bekir Pakdemirli'nin bir gazeteye yaptığı değerlendirmedeki "Paramız var ki ithal ediyoruz" sözlerinin tamamının kesilerek çarpıtıldığını bildirdi.

AA'nın haberine göre Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin bir gazeteye yaptığı değerlendirmenin bir kısmının kesilerek başka bir basın yayın organı tarafından olumsuz haber yapıldığı belirtildi.

Pakdemirli'nin tamamına yer verilmeyen konuşmasından sadece "Paramız var ki ithal ediyoruz" sözlerinin alınarak çarptırıldığı ifade edilen açıklamada, Bakan Pakdemirli'nin değerlendirmesinin ilgili kısmına yer verildi:

"Buğdayda Türkiye kendi kendine yeterlidir. Yani bu şey üzerinden muhalefet yapılır. 21,5 milyon ton üretimimiz var. 19 milyon ton tüketimimiz var (son 5 yıl ortalamamız). Ha diyeceksiniz ki neden ithalat yapıyorsunuz? Ben de diyeceğim ki makarna fabrikaları, un fabrikaları boş mu kalsın? Bunu ithal edip karşılığında ihraç ediliyor. Yani bir o kadar da ihracat var. İthalatın olduğundan daha fazla ihracatımız var, buğday tarafı böyle. Samanda da 9 bin küsur ton yani 10 bin ton diyelim. Bizim Türkiye’de de kaba yem ihtiyacımız 66 milyon ton. Bunun anlamı ne biliyor musunuz? 10 binde 1,5’dir. Yani Türkiye’nin ihtiyacının 10 binde 1,5’i saman olarak ithal edilmiş. Bunun bir anlamı var mı? Bana göre bir anlamı yok, hiçbir anlamı yok.

Türkiye; 'Siz saman ithal ettiniz, buğday ithal ettiniz' diyenlere karşı ben de şunu söylüyorum: Biz, Türkiye’de para varmış ki ithal edecek parayı da bulmuşuz. Siz insanları sana yağı kuyruklarına, salça kuyruklarına, ondan sonra tüp kuyruklarına, sigara kuyruklarına muhtaç ettiniz. Önemli olan gıda arz güvenliği, bir şekilde bunu sağlamamız gerekiyor. Bizim iki tane görevimiz var. Biri üreticiyi korumak diğeri de tüketiciyi kollamaktır. O da çok pahalıya yememeli. Biz bu iki görevi dengede götürmeye çalışıyoruz."

Yapılan değerlendirmede Türkiye'de her ürünün üretilmesi gibi bir durum olmadığı ancak stratejik ürünlerin üretilmesi gerektiği ve ithalatın da ihracatın da yapılabileceği hususuna yer verildiği kaydedilen açıklamada, "Konuşmanın tamamına bakıldığında Sayın Bakanımızın nasıl bir değerlendirmede bulunduğu ve bazı mecraların bu değerlendirmeyi nasıl başka yerlere çektiği açıkça görülmektedir." değerlendirmesi yapıldı.