Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Başkan Eroğlu: “Antibiyotiklerin bilinçli kullanımı son derece önemli”

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu Dünya Antibiyotik  Farkındalık Haftası nedeniyle bir açıklama yaptı. Eroğlu: “Etkili antibiyotik geliştirilemezse 2050 yılında 10 milyon insan ölecek. ” dedi.
 
Başkan Eroğlu; Antibiyotikle ilgili şunları kaydetti;
 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO ) tarafından ilan edilen  “Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası”
bu yıl 18-24 Kasım 2019 tarihleri arasında düzenlenecektir. Hafta etkinlikleri çerçevesinde, halk sağlığını ve hayvan sağlığını tehdit eden antibiyotik direnci ve akılcı antibiyotik kullanımı hakkında toplumda farkındalık oluşturmak amaçlanmaktadır.
 
Antibiyotikler modern tıbbın temel taşı olarak görev yapmıştır. Hayvanlar için antibiyotiklerin varlığı ve kullanımı, hayvan sağlığı ve refahını sağlamak için esastır. Veteriner hekimler, hayvan sağlığı, zoonotik hastalıklar ve gıda güvenliği yönüyle de insan sağlığını korumaktan sorumludur. Bununla birlikte, insan ve hayvan sağlığında antibiyotiklerin sürekli kullanımı ve yanlış kullanımı, antibiyotik direncinin ortaya çıkmasına ve yayılmasına sebep olmaktadır.
 
Bu durum iki temel sorunu tetiklemektedir. Bunlar; 1- Antibiyotik kalıntısı içeren gıdaların tüketilmesi sonucu insan vücudunda bulunan bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesi 2-Hayvanlarda meydana gelen bakteriyel hastalıklara karşı bilinçsiz kullanılan antibiyotiklere karşı direnç gelişmesi ve bu dirençli bakterilerin insanlara bulaşmasıdır.
 
Düne göre, antimikrobiyal direnç ve gıda güvenliği daha önemli hale gelmiştir. Günümüzde yılda 700 bin kişinin antibiyotik dirençli enfeksiyonlardan ötürü hayatını kaybettiği, şayet yeni ve etkili antibiyotikler geliştirilemez ve direnç gelişimi önlenemez ise 2050 yılında 10 milyon insanın antibiyotik direncinden dolayı öleceği bildirilmektedir.
 
Dünyada bilinçsiz antibiyotik kullanımının maliyeti 100 trilyon dolar
Bilim insanları, önlem alınmadığı takdirde, gelecekte en basit mikrobiyal hastalıkların dahi tedavilerinin çok güçleşeceği konusundan endişe duymaktadır. Araştırmalar direnç artışının devam etmesinin, Gayri Safi Yurtiçi Hasılada (GSYİH) yüzde 2,0 ile yüzde 3,5 arasında bir düşüşe neden olacağına işaret etmektedir.  Bu da, dünyada 100 trilyon Amerikan Dolarından fazla kayıp anlamına gelmektedir.
 
Antibiyotik direnci tüm dünya ülkelerinin ortak sorunudur.  Vakit kaybetmeden, antimikrobiyal direnç konusunda tüm ülkeler,  hazırlanacak projeler çerçevesinde ortak çalışma yürütmek durumundadırlar. Yarın çok geç olabilir. Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü (FAO), Dünya Veteriner Hekimleri Birliği (WVA) ve Avrupa Veteriner Hekimleri Federasyonu (FVA)  gibi uluslararası kuruluşları önemli görevler beklemektedir.
 
Veteriner hekimlikte kullanılan ilaçların ve özellikle de antibiyotiklerin bilinçli kullanımı son derece önemlidir. Öncelikle koruyucu hekimlik, sağaltımdan daha önemlidir ve ekonomik maliyeti düşüktür. Hayvancılıkta aşılama programları, iyi bakım/besleme ve hayvan refahı  koşullarının sağlanması ilaçlara olan ihtiyacı önemli ölçüde azaltmaktadır.
Antibiyotikler uygulamadan önce bakteriyel etkene karşı antibiyotik duyarlık testleri yapılarak, buna göre kullanılacak ilaç belirlenmelidir. Mümkün olduğu kadar dar spektrumlu antibiyotikler tercih edilmeli, reçeteye uygun olarak yeterli dozda ve mümkün olduğu kadar kısa bir süre uygulanmalıdır. Bölgedeki çeşitli bakterilerde direnç yaygınlığı iyi bilinmeli, bu amaca yönelik bilimsel araştırmalara önem verilmelidir.
 
Antibiyotik Eylem Planı Yayınlanmalı
Antibiyotiklere direnç ile ilgili toplumda fazlaca bir bilgi birikimi söz konusu değildir. Bu amaçla toplumun ve bu konuyla ilgileneceklerin uzman kişiler tarafından bilgilendirilmesi önemlidir. Enfeksiyonların kontrolü antibiyotik direncini frenleyen çok önemli bir unsurdur.
Antibiyotik kullanma ihtiyacının azaltılması bakımından gerek insan ve gerekse hayvan sağlığı alanında sistematik koruyucu uygulamaların geliştirilmesi gerekmektedir. Ülkemizde bütün bu önlemlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi için  “Tek Sağlık” yaklaşımı çerçevesinde antibiyotik eylem planının yayınlanması büyük önem arz etmektedir.
 
Bu vesileyle, Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftasının, insan ve hayvan sağlığı için önemli katkılarının olmasını temenni ediyorum.
 

Uzat Elini Onlar da Yaşasın

 Türk Veteriner Hekimleri Birliği 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü münasebetiyle  “UZAT ELİNİ ONLAR DA YAŞASIN” sloganıyla Çankaya Belediyesine ait hayvan barınağında hayvan severlerle ile bir araya geldi.

Programda konuşma yapan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu:” Biz insanlar olarak kendi geleceğimiz açısından da, hayvanları korumak ve yaşatmak zorundayız. Toplumda farkındalık ve bilinç oluşturmalı, hassasiyeti artırılmalı, mevcut sorunların çözümünü kolaylaştırarak, konuya ilişkin kayda değer mesafeler alınmalıdır. Bunun için; Kamu ve STK’ların birlikte çalışarak en kısa zamanda stratejik bir plan hazırlanması ve uygulamaya konulmalıdır” dedi.

Başkan Eroğlu konuşmasına şu sözlerle devam etti; “ İlköğretim öğrencilerine hayvan sevgisine yönelik dersler konulmalı, vatandaşlarımız hayvan satış yerlerinden hayvan satın almak yerine, ücretsiz olarak barınaklardaki hayvanlardan sahiplenmelidirler. Hayvan sahiplenme ehliyeti olmayan insanların, hayvan sahiplenmesi engellenmelidir.  4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü yalnızca bir vesile, bir hatırlatma günüdür. Gerek okul eğitimleriyle gerekse hayat boyu öğrenme etkinlikleri ile dünyayı tüm canlılarla paylaştığımızı toplumun her kesimine benimsetmeliyiz. Hayvanları Koruma günü kutlu olsun” dedi.


Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin barınağa bağışladığı mamalarla, barınaktaki hayvanlar Eroğlu ve yönetim kurulu üyeleri tarafından beslendi. Sonrasın da ise Başkan Eroğlu barınaktaki minik canların bakımıyla ilgili barınak görevlileri ve veteriner hekimlerden bilgi aldı.
 

Hayvancılık İthalattan Kurtarılmalı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği  Merkez Konsey başkanı Ali Eroğlu, ülke hayvancılığının ithalattan kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, "Bunun için hayvancılıkta mutlaka acil, kısa ve uzun vadeli üretim planlamalarının yapılmasını, istikrarlı politikaların uygulanmasını zaruri görüyoruz. Dedi.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Bölge toplantısında açılış konuşması yapan Başkan Eroğlu şunları kaydetti.
Ülke hayvancılığının ithalattan kurtarılması gerektiğini vurgulayarak, "Bunun için hayvancılıkta mutlaka acil, kısa ve uzun vadeli üretim planlamalarının yapılmasını, istikrarlı politikaların uygulanmasını zaruri görüyoruz.

 Kendi tüketeceklerini üretemeyenler başkalarının ürettiklerini, onların belirlediği fiyattan ve kaliteden tüketeceklerini unutmamalıdır. Hayvancılık ve veteriner hekimlikte gelişmiş ülkelerde olduğu gibi uluslararası kurallara uygun bir yapılanmanın Türkiye’de de gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bu yapılar veteriner otoritesidir. Tarım ve Hayvan Bakanlığındaki yapılanmada bu yoktur. İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekmektedir.

Aktif, etkin, motivasyonu yüksek, hızlı karar alabilen, yetki ve sorumluluk kargaşası yaşanmayan, yeterli bütçesi ve insan kaynakları olan bir yapı oluşturulursa sorunları giderilmiş, standartları yüksek bir veteriner hekimlik icara edilecek ve istenilen hayvancılık hedefine de ulaşılmış olacaktır. Hayvancılık yönetimsel olarak veteriner otoritesi merkezli olmalıdır" ifadelerini kullandı.
 

TVHB Konsey Başkanı Eroğlu;"Tarım Şurası İhtiyaç Üzerine Yapılır İyi Gitmeyen Düzeltilmesi Gereken Bir şeyler Var"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu 6Temmuz Dünya Zoonoz günü dolayısı ile bir basın açıklaması yaptı. Başkan Eroğlu basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Milli Birlik ve Eylül ayında yapılması planlanan Tarım Şurasına değindi.

Eroğlu Milli Birlik Projesine yönelik Şunları kaydetti.

Miili Birlik Projesi'nde Yapılanma Yanlış 

“Tarımda Milli Birlik Projesine ilk açıklama yapan STK’yız. Bu projenin hedefleri itibariyle doğru olduğunu, kaliteden üretici, tüketici, kaliteli ucuz ürüne ulaşma. Bunlara baktığınız zaman bunlar doğru. Ama yapılanmanın yanlış olduğunu beyan ettik. Türkiye’de tarıma ve hayvancılığa atak yaptırabilecek ve hedeflere ulaşılabilecek bir yapı yok tam tersi bir kaos oluşturabilecek bir yapı kurulmuş.” Dedi.
Tarım Şuarasına yönelik ise şu sözlere yer verdi.

"Tarım Şurası İhtiyaç Üzerine Yapılır İyi Gitmeyen Düzeltilmesi Gereken Birşeyler Var"

“Türkiye’de üçüncü tarım şurası olacak. Daha öncede 90’lı yıllar, 2004 ve şimdi olmak üzere üç kez yapıldı. Tarım şurası bir ihtiyaç üzerine yapılır. İyi gitmeyen, düzeltilmesi gereken bir şeyler var. Gerek ulusal gerek ise uluslararası alanlarda yapılaması gerekenler olduğu düşünüldüğü için yapılması isteniyor. Olumsuzluğa neden olan sepeleri ortadan kaldırabiliyorsanız olumlu sonuçlara ulaşırsınız. Bu şuranın gündeme getirilmesini olumlu buluyoruz. Hayvancılıkta etkin bir STK olduğumuzdan çalışma gruplarının içinde yer almak istedir. 17 çalışma grubu kurulacak. Bunlara başvuru yaptık. Biz de birliğimiz adına katılacak isimleri sunduk.” Dedi.



6 Temmuz Dünya Zoonos’la ilgili ise başkan Eroğlu Şunları söyledi.
“Fransa’da kuduz bir köpek tarafından ısırılan 9 yaşındaki Joseph ölümü beklerken, Louis Pasteur mucizevi aşısını uygulayarak Joseph’in hayatını kurtardı. 6 Temmuz 1885 yılında kuduz aşısının başarı ile kullandığı bu güne ithafen bu tarih zoonotik hastalıklara dikkat çekmek ve bilinçli olmayı teşvik etmek için Dünya Zoonoz Günü olarak anılıp kutlanmaktadır.
Dünya Zoonoz Günü, Dünya Sağlık Örgütü( WHO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Birleşmiş Milletler Sistemi Influenza Koordinasyon (UNSIC)  gibi Uluslararası kuruluşlar tarafından kabul edilip desteklenmektedir.
Zoonoz; “Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık” demektir. Zoonotik hastalıklar,  bakteriyel (%41,4), viral (%37.7), paraziter (%18,3) ve mantar (%2) enfeksiyonları olarak geniş bir yelpazeye sahiptir.

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle dünya küçülmüş, ancak buna karşılık dertler büyümüştür. İnsan ve hayvan popülasyonlarındaki artarak büyüme, hızlı şehirleşme, çiftçilik sistemlerindeki hızlı değişme, çiftlik hayvanları ve yaban hayatının daha yakın entegrasyonu, ormanlara zarar verilmesi, ekosistemlerdeki değişiklik, hayvan ve hayvansal ürünleri ticaretinin küreselleşmesi, global çapta ticaret ve seyahatlerin artması, terörizm ile istikrarsız yönetimler gibi sebeplerle insanlık çözüm gerektiren çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Dünyadaki küçülme hastalıkların hızla yayılmasına sebep olmuş, bu yüzden Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Domuz Gribi gibi daha birçok sınır aşan zoonotik hastalıkları Dünyada bilmeyen kalmamış, küresel krizlere sebep olarak zamanla küreselleşen zoonotik hastalıklar maalesef küresel tehlike ve tehdit haline gelmiştir. Zoonozlar tüm kıtaların problemidir. Ancak bu hastalıkların %80’i düşük ve orta gelirli ülkelerde görülmektedir.
Yapılan araştırmalarda Dünya üzerinde her yıl 2 milyar vaka olduğu ve 2,7 milyon insanın zoonotik hastalıklardan öldüğü tahmin edilmektedir. İnsanlarda görülen hastalıkların %61’i hayvansal kökenlidir. Bunlar arasında Kuş Gribi, Kırım-Kongo kanamalı ateşi, BSE, SARS, MERS, Ebola, Nipah virüsü, Batı Nil Virüsünün sebep olduğu hastalıklar sayılabilir. Yeni oluşan patojenlerin (Ebola, Batı Nil, Kuş Gribi)  % 75’i hayvanlardan insanlara geçmektedir. Gıda kaynaklı hastalıkların %90 dan fazlası hayvansal gıdalardan kaynaklanmaktadır. Her yıl 5 yeni insan hastalığı ortaya çıkmaktadır ve bunun 3’ü hayvan orijinlidir. Dünyada biyo-terörizm amacıyla kullanılan hastalık etkenlerinin %70’ten fazlası hayvansal kökenlidir.
 
Zoonotik hastalıkların global bilançosu; Her yıl 8 milyar Euro hayvansal üretim kaybı, küresel üretimin yaklaşık %20’si, her yıl 21.5 milyar Euro değerinde ölen çiftlik hayvanı ve her yıl 43 milyar Euro insan sağlığı için yapılan masraflar.
 
Ülkemizde, Dünyadaki 200’ün üzerindeki zoonotik hastalığın ortalama 5/2’sine rastlanmaktadır. Bu hastalıklar çok çeşitli olup, bulaşma yollarının basitliği ve etkileri bakımından oldukça da yüksek tehlike arz etmektedir.
Ülkemizde ve Dünyada, Sağlık Bakanlığı’nın tehlikeli görüp ihbarını mecbur kıldığı 50 hastalıktan 26’sı hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklardır. Ülkemizde halen en çok rastlanan zoonotik hastalıklar olarak Brusella (Malta humması), Şarbon, Salmonellozis, Tüberküloz, Kırım Kongo Kanamalı ateşi, Tokzoplazma ile Kuduz hastalığı sayılabilir. Bakteriyel ve viral zoonozlar yanında paraziter zoonozlarda vardır. Bunlar arasında en yaygın olanı kist hidatik ya da halk deyimiyle kist hastalığıdır.
 
Dünya zoonoz gününün amacı ise, günümüz insanı ve gelecek nesiller için ciddi anlamda tehlike arzeden, giderek küresel bir tehdit haline gelen zoonozlara karşı insanları korkutmak ya da insan- hayvan ilişkisine negatif müdahalede bulunmak değildir.  Amaç, hepimizin refahı ve daha sağlıklı bir dünya vizyonunun gerçekleştirilebilmesi için, halk sağlığı stratejilerinde temel kabul gören, tıbbın en önemli ve uygulanabilir konusu olan koruyucu hekimlik kavramını hayata geçirmek için toplumu bilinçlendirmektir. Yine bu günün amacı; Zoonotik hastalıkların sürdürülebilir kontrolü ve eradikasyonu için kaynakların da birleştirildiği toplum işbirliğinin yapılmasının gerekliliğine dikkat çekmektir. 6 Temmuz’da Dünyaya hayvanları korumanın insanları korumak olduğunu hatırlatmak amaçlanmaktadır. Bu gün vesilesi ile Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Hayvan Sağlığı örgütü hastalıkların sınır tanımadığını, hiçbir ülkenin zoonoz tehlikesinden muaf olmadıklarını ve hazırlıklı olmaları gerektiği konusunda uyarmaktadır.

Dünyanın ve ülkemizin, hayvan -insan-ekosistem ara yüzünde enfeksiyöz zoonotik hastalıkların yıkıcı etkilerinin risklerini azaltmak ve tehditleri ele almak için işbirlikçi, uluslararası, sektörler arası, multidisipliner mekanizmalara, HAYVAN VE İNSAN SAĞLIĞI KONUSUNDA BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIMA, TEK SAĞLIĞA ihtiyacı vardır.
Tek Sağlık, zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslar arası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu global etkilere bağlı olarak gündeme gelmiştir. Tek sağlık, ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklara odaklanan, insan, hayvan ve çevre ilişkileri bağlamında toplum sağlığına hizmet eden bir yaklaşım olmasının yanı sıra zoonotik hastalıklara yönelik multidisipliner veya disiplinler arası yaklaşımları destekleyen yükselen bir kavramdır. Bu konsept, hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve küresel halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların kontrolünde, antibiyotik direnci ile mücadelede ve gıda güvenirliğinin sağlanmasında beşer hekimler, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını gerektiren kavramdır.
Veteriner hekimlik, hayvan, insan ve çevre sağlığı alanlarıyla aynı anda çalışan tek meslek grubudur. Veteriner hekimler, hayvanlardan kaynaklanan hastalıkların tespiti, önlenmesi ve kontrolünde çok önemli bir rol üstlenerek, toplum sağlığını koruyan meslek mensuplarıdır.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının 'Tek Sağlık' yaklaşımını gelişmiş ülkelerde olduğu gibi benimsemelerini, mesleğimizin hayvan sağlığı ile refahını, toplum sağlığını ve çevreyi korumadaki hayati rolünü desteklemelerini, Bakanlık teşkilat yapılanmasının bu konsepte uygun hale getirilmesinin ülkemiz açısından önemli bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulamak istiyoruz.
 
Ülkemizde, ileri bir hayvancılık  ve  Zoonotik hastalıklara karşı başta koruyucu hekimlik olmak üzere yapılacak bütün çalışmaların başarıya ulaşması için Veteriner Otoritesinin yeniden kurulması gerekmektedir. Bu hastalıkların önlenememesinin temel nedeni veteriner hizmetlerini koordine edecek merkezi otoritenin olmamasıdır.
Önemine binaen veteriner hekimliği Avrupa Birliği başta olmak üzere gelişmiş ülkelerde bağımsız bir veteriner otoritesi tarafından yürütülmektedir. Ülkemizde ise maalesef bu anlamda bir veteriner otoritesi bulunmamaktadır. Mevcut organizasyon bütüncül olmayan parçalı, yetki ve sorumluluk kargaşası oluşturan bir durumdadır. Bu organizasyonla her yönü ile etkin, ileri bir veteriner hekimlik uygulaması mümkün değildir. Güçlü bir veteriner hekimliği teşkilatının oluşturulması ve yetkili kılınması halk sağlığı ve gıda güvenliliğinin de teminatı olacak, bu otorite ile sağlıklı nesiller hedefine ulaşılabilecektir.
Şu hususa dikkat çekmek isterim. Hayvancılığın gelişmiş olduğu ülkelerde bitkisel üretim mevcut hayvan varlığına ve hayvansal üretim hedeflerine göre planlanmaktadır. Tüm dünyada hayvancılık sektörü yönetimsel olarak veteriner hizmetleri merkezlidir. Yine gelişmiş ülkelerde tarım politikaları hayvancılık sektörüne göre planlanırken, yıllarca hayvancılık için tarım değil, tarım için hayvancılık modeli ve politikalarının tercihi ülkemizi hayvan ithal eden ülke konumuna sürüklemiştir
 
1983 yılında yapılan reorganizasyon ile Veteriner İşleri, Zirai Mücadele ve Teknik Ziraat Genel Müdürlükleri bir araya getirilerek konu bazlı yapılanma kaldırılarak yerine fonksiyonel bazlı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğü ihdas edilmiştir. Bugün Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü olarak devam etmektedir. Bu yapı bir kırılma noktası olmuş, o günden bugüne bir türlü rasyonel, bütüncül, etkin, hızlı ve verimliliği yüksek bir hale gelememiştir. Bu yapı, uluslararası kurallara da uygun değildir.
 
Zoonotik hastalıklarla ilgili risk analizi yapılması, epidemiyolojik çalışmaların artırılması, entegre bir veri tabanının oluşturulması, tehditlerin önceden belirlenmesi, yeni ortaya çıkabilecek veya mevcut hastalıkların halk sağlığı tehdidi oluşturma boyutuna gelmeden önlenmesi ve kontrolüne yönelik faaliyetler için, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde etkin motivasyonu yüksek Veteriner Otoritesi ile Sağlık Bakanlığı bünyesinde Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığı oluşturulmalıdır.

Dünya Zoonoz Gününün ülkemize, mesleğimize olumlu katkılarının olmasını umut ediyorum.

Bu yıl Dünya Zoonoz Günü bir farkındalık ortaya koyarak daha sağlıklı yarınlara vesile olsun diyorum.” Dedi.
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali EROĞLU Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığının kurulmasını istiyoruz. Zoonozdan bütün kıtalar muhatap olmaktadır. Orta gelir grubunda olan ülkelrede yüzde 80 oranında karşılaşılıyor. İşin birinci basamadğında vetereniyer hekimler var. Veteriner yapılanmasının iyi olması lazım. Bu şekilde halka bulaşmasının önüne geçilir. Zoonozlar küreselleşti mücadelesi de küresel boyutta olmalı. Halk sağlığının en önemli muhatabı belediyelerdir. 1398 belediyede 234 tanesinde hayvan barınağı veya hayvanların sığınacağı yer var. Bu durumun düzeltilmesi gerekir. Bilgi yönetimini başarmamız lazım. Kim neyi biliyor ve nerede görevlendirilmesi lazım. Bunun için uygun bir organizasyona ihtiyaç var. Hekimlikte üç basamak var. Hastalığa karşı koruyucu önlemlerin alınması. Koruyucu hekimlik. Hastalığın tanısını yapacak ve bulaşmanın önüne geçecek. Üç hastalığı tedavi edecek. Orta vadede bu hastalıkları bu şekilde ancak tedavi edebiliriz. Bütün bunları ön yargılardan uzak, meslek fanatizminden uzak bir şekilde gerekli tespitleri yaparak işlem yapmak lazım. Gıda terörü tüm insanlığı etkileyen bir terör haline geldi. Kentteki de kırsaldaki de aynı şeyin muhatabı olmaya başladı. Bu dünya için iyi bir şey değil. Bunu düzeltmemiz lazım.” dedi.
 
 

TVHB Başkanı Eroğlu: "Hayvancılıkta İyi Noktada Değiliz"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, “Ülkemizde hayvan hastalıkları nedeniyle hayvansal üretimimizin yüzde 10’unu kaybediyoruz. Bu, yaklaşık bir yıllık ithalatımızla eş değerdir ve büyük bir rakamdır.” dedi.
Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı’yı ziyaretinde açıklamalarda bulunan Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye‘de 30 bin veteriner hekimi temsil eden bir kuruluş olduklarını söyledi.



“Hayvancılıkta iyi bir noktada değiliz”
Türkiye’nin hayvancılıkta istenilen yerde olmadığını belirten Eroğlu, “Halen hayvan ithal ediliyor, et ithal ediliyor. Bu, kendi ihtiyacımızı karşılayamadığımız anlamanı gelir ki o zaman üretime dönük planların yapılması gerekiyor. Dünya, bugün iki noktada yarış halinde. Biri artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılayabilmek, diğeri ise kaliteli ürün elde edebilmek. Burada veteriner hekimlik önemli bir yerde bulunuyor.” diye konuştu.

Veteriner hekimlerin daha etkin role kavuşturulması gerektiğine işaret eden Eroğlu, “Bugün ne yazık ki ülkemizde hayvansal yönetim ileri seviye ülkelerdeki gibi değil. Bunun nedenleri konuşmak gerekir. Bizde hep sonuçlar konuşulur ancak bunun bir de o sonuca ulaştıran sebepleri vardır. Hem veteriner hekimin icrası noktasında hem hayvancılığımızın geldiği konumdan mutlu değilsek, bunun nedenleri üzerinde düşünüp çözüm üretmek gerekir. Veteriner hekimlerin önündeki yetki karmaşıklığının önüne geçmek ve yapılandırmayı gerçekleştirmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

“İthal ettiğimiz kadar hayvanı hastalıktan kaybediyoruz”
Hayvan sağlığının önemine vurgu yapan Ali Eroğlu, şunları kaydetti:
“Ülkemizde hayvan hastalıkları nedeniyle hayvansal üretimimizin yüzde 10’unu kaybediyoruz. Bu, yaklaşık bir yıllık ithalatımızla eş değerdir ve büyük bir rakamdır.
Dünyada hayvan hastalıkları, hayvansal üretiminin yüzde 20’sini yok ediyor. Gelişmiş ülkelerde bu kaybın önüne geçmek için hayvan hastalıkları konusunda çeşitli önlem alınıyor. Bunu veteriner hekimler aracılığıyla yapıyorlar. Hastalık sonrasında iyileştirmek için harcanan bütçe, hastalığı önlemek amacıyla harcanan bütçenin üç katı. O zaman koruyucu hekimlik büyük önem arz etmektedir.”

“Kendi tüketeceklerini üretemeyenler, başkalarının ürettiklerini tüketir”
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu, üretimi artırmak gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Kendi tüketeceklerini üretemeyenler başkalarının ürettiklerini tüketirler ama onların istediği kalitede ve fiyattan. Dolayısıyla sizin fiyat belirleme şansınız yoktur. Dünyada kendi ayaklarınız üzerinizde durabilmeniz, insanınızın sağlıklı ve mutlu olabilmesi için üretim artmalıdır.
Hayvan ıslahı noktasında ülkemiz çalışmalar yaptı. Bence bu çalışmada başarılı olamadı. Geldiğimiz noktada hala hayvanı ithal edip, ithal yemle besliyoruz. Hem besleme hem ıslah hem hastalıklarla mücadelede hem desteklemelerde hem de fonksiyonel yapı kazandırıldığı takdirde ülkemizin potansiyelini yüksek görüyorum.

“Meralara yem bitkisi ekme zorunluluğu getirilmeli”
Hayvansal yem üretiminin artırılması gerekmektedir. Türkiye’de her yıl yaklaşık 4 milyon hektarlık alan nadasa bırakılıyor. Devlet alacağı bir kararla bu alanlara yem bitkisi ekme zorunluluğu getirebilir. Meraları yeniden rehabilite etmeliyiz. Avrupa ülkelerinde mera hayvancılığı olduğu için et fiyatları Türkiye’ye göre daha uygun. Tüketici, Avrupa’da daha ucuza tüketirken Türkiye’de daha pahalıya yiyoruz. Avrupa’da tarım arazilerinin yüzde 70’i yem bitkilerine ayrılıyor. Türkiye’de bu oran yüzde 26. Yüzde 26 ile bunu çözemeyiz.”
Türkiye’de çok fazla veterinerlik fakültesi bulunduğunu da yineleyen Eroğlu, “Türkiye’de 31 veterinerlik fakültesi bulunuyor. Bunun 26’sı eğitim ve öğretim veriyor. Her yıl bu fakültelerden binlerce öğrenci mezun oluyor. Yaptığımız hesaplamaya göre, şu anda kamuda istihdam edilen veteriner hekim sayısının yarısına yakın bölümünün daha kamuda istihdam edilmesi gerekiyor. Bu fakülteler lise açılır gibi açılmaz. Laboratuvar, hastane altyapısı, uygulama alanları, değişik fiziki mekânlar olması gerekiyor.” diye konuştu.