Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Pakdemirli: Son 2 Yılda Tarımsal Hasıla 275 Milyar Liraya Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, son 2 yılda tarımsal hasılanın yüzde 45 gibi önemli bir artışla 275 milyar liraya ulaştığını belirterek, "Bugün itibarıyla tarımsal desteklerin 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı." dedi.

Pakdemirli, video konferans yoluyla katıldığı 11. Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nın ödül töreninde, söz konusu yarışmayla tarım ve ormanın arka planının paylaşılmasının amaçlandığını söyledi.

İnsanların bazen marketten aldıkları ürünlerin markete geliş öyküsündeki emeği, sabrı, heyecanı unutabildiklerini dile getiren Pakdemirli, "Tarım, Orman ve İnsan, bu hikayeyi çok iyi anlatan bir yarışmadır." diye konuştu.

Pakdemirli, 11 yılda toplam 31 bin 418 fotoğrafın yarışmaya katıldığını ifade ederek, tarımın kültürü, geleneği, sanatı, edebiyatı da şekillendirdiğini bildirdi.

Türkiye'nin 55,1 milyon küçükbaş hayvanla Avrupa'da birinci, 18,7 milyon büyükbaş hayvanla ikinci, süt üretiminde de üçüncü sırada yer aldığını anlatan Pakdemirli, "Tarımsal alan bakımından dünyada 17'inci sırada olmamıza rağmen, tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ilk 10 arasında yer alıyoruz."

Üretimi desteklemek için atılan adımlara da değinen Pakdemirli, son 18 yılda tarım ve ormana sağladıkları desteklerle güçlü bir üretim altyapısı oluşturduklarını anlattı.

Bakan Pakdemirli, bu sürede çiftçiye toplam 310 milyar lira tarımsal destek ödemesi yaptıklarının altını çizerek, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle son iki yılda tarımsal desteği yüzde 52 artışla, 22 milyar liraya çıkardık. Bütçemizin yüzde 55'ini çiftçimize, yani tarımsal desteklere ayırdık. Bugün itibarıyla tarımsal desteklerin 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı."

Desteklerin ve çalışmaların üretime, hasılaya nasıl dönüştüğünü izlediklerini dile getiren Pakdemirli, son iki yılda tarımsal hasılanın yüzde 45 gibi önemli bir artışla 275 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Tarımsal üretime dair aldıkları tedbirlerle üretimin bu dönemde kesintisiz sürdüğünü dile getiren Pakdemirli, "Üretimin devamı için üreticilerimize birçok kolaylık sağladık. Bu süreci alnımızın akıyla, gıda tedarikinde sorun yaşamadan atlattık." dedi.

Bekir Pakdemirli: Tarımsal Üretimimiz Yüzde 4 Büyüdü

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemir'li Türkiye'nin tarımsal üretiminin ilk iki çeyrekte de yüzde 4 büyüdüğünü belirterek, "Bunda pandemi sürecince müstahsilin de evine kapanmamasıyla ilgili bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin önemi olduğunu düşünüyorum." dedi.
Pakdemirli, Rize Ticaret Borsası Salonunda gerçekleştirilen, Ulusal Çay Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çay üretiminde dünyada beşinci, Avrupa'da birinci sırada olduğunu anımsatarak, buna rağmen yürünecek çok da yol olduğunu ifade etti.
 
ÇAYKUR'un, kendilerinin Ankara'dan Rize'ye uzanan elleri olduğunu vurgulayan Pakdemirli, görev ve sorumluluğun ağır olduğunu, bölge insanının beklentisinin 

Pakdemirli, ÇAYKUR'un gen kaynaklarını geliştirmeyle ilgili araştırma ve geliştirme merkezini ziyaret ettiğine dikkati çekerek, "ÇAYKUR'un da ağır bir sorumluluğu var. Sadece malı alıp, üretip satacak bir kuruluş olarak değil, bölgede bu işin devamını sağlayacak ve bu işin de aslında hem iç hem de dünya ticaretini planlayıp programlayacak önemli kuruluşlardan bir tanesi." diye konuştu.
ÇAYKUR'un gelişime açık yönlerinin bulunduğunun altını çizen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Fabrikalardaki üretim süreci, paketleme ve depolama sorunları, çok minimal miktarda da olsa kaçak çay sorunundan bahsedilebilir ama bunların bir önemi olmadığını düşünüyorum. Pazarlama sorunları en büyük sorunumuz. Kimyasal gübre halen sorun olmaya devam ediyor. Tabi ki bahçelere bakım yapılması, bitki zararlıları ile mücadelenin iyi yapılması, yaşlanmış çay bahçelerinin rehabilitasyonu, budamaların yapılması, müstahsilin çay toplarken standart dışının önüne geçilmesi."
Pakdemirli, bu sene bir musibet yaşandığını ve halen daha maskelerle dolaşıldığını belirterek, "İster istemez Gürcistan'dan gelen işçileri engellemek zorunda kaldık hastalığın yayılmaması için. Ama bu musibet bir hayır da getirdi, paramız ülkemizde kaldı, şu an çayın kalitesi arttı. Bugün fabrikalara gelen çayın kokusunda bile bir değişik hava var, kalitenin artışını kokudan bile hissedebiliyorsunuz. İster istemez kendinize ait olmayan bir işi yaptığınızda çok daha geniş davranıyorken, kendinize ait çaylıklardan çay topladığınızda çok daha iyi bir sahiplenme oluyor." dedi.
Bu anlamda pandeminin getirdiği artılar ve eksiler olduğuna işaret eden Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu: "Pandemi döneminde yönetilmesi gereken bir süreç vardı özellikle toplamayla ilgili. Şehirlerden buraya gelmek isteyen müstahsille alakalı. Bu süreci de bölgemizdeki bakanlarla, milletvekillerimizle, il başkanlarımızla ve ÇAYKUR'un da katkılarıyla iyi yönettiğimizi düşünüyorum. Çünkü ister istemez tarımsal üretimin artması gerekiyor. Bu süreçte de Allah'a şükür ilk iki çeyrekte de tarımsal üretimimiz yüzde 4 büyümüş durumda. Türkiye'de diğer sektörler bunun çok gerisinde olmasına rağmen, tarımsal üretimde büyümemiz oldu. Bunda pandemi sürecince müstahsilin de evine kapanmamasıyla ilgili bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin önemi olduğunu düşünüyorum."
 
Pakdemirli, arazilerin küçük olduğunu ve bu konu üzerinde çalışılması gerektiğini ifade ederek, "Bunlar tabi ki bölge insanı için sosyolojik olarak çok kolay konular olmamakla birlikte hepsinin üzerinde durmamız lazım." diye konuştu.
Çay Kanunu'nun konuşulan bir konu olduğunu dile getiren Pakdemirli, "Ben kanunları amaç değil de araç olarak görüyorum. Ana amacımızı tespit ettikten sonra araç olarak o kanunlara ihtiyaç varsa bunları da ortaya koymakta fayda var." dedi.
Pakdemirli, Çay Kanunu'nun ilgili tüm paydaşların üzerinde anlaşacağı hale getirilmesi durumunda Gazi Meclisin de gereğini yapacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Biz de Bakanlık olarak bunun önünde durmayız yanında veya gerisinde oluruz, arkadan da bu konuyu ittiririz. Tabi burada problemlere genel itibariyle bakıyorum, ihracatın desteklenmesi, fabrikalara sistematik kota verilmeli ve bu kota aşılmamalıdır. Bana göre bu konu üniversitemizce çalışılmalı, üniversitemiz zaten bir ihtisas üniversitesi. Üniversitemizin bize önerdiği konuda bizde gereken inisiyatifi bakanlık olarak üstümüze alırız. Ama burada en önemli olan konu müstahsilin memnun edilmesi ve müstahsilin karşı çıkmayacağı bir çözüm bulunması. Yani tüm paydaşların arasında herkesin aynı eşit önemi vardır ama müstahsilin önemini de bir çıt daha fazla mutlaka öne çıkarmamız gerekiyor."
Yaş çay ve kuru çay arasındaki fiyat farkının farkında olduklarının altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti: "Tabi ki ÇAYKUR'un gelirlerini artırma konusunda çaba ve gayretimizin bir yandan da artıyor olması lazım ama özel sektörün de aslında burada ÇAYKUR'a göre daha verimli çalışabileceğini ve burada bir miktar halen karlılığın taşınabildiğini düşünmek istiyorum ve böyle olduğunu görüyorum arkadaşlardan sorduğum zaman. Elbette bütün bunları ÇAYKUR, ÇAYKUR'un sağlıklı olması, sektör, sektörün sağlıklı olması ve aynı zamanda müstahsilin memnun olması ve aynı zamanda özellikle enflasyon sepetinde çok yüksek bir payı olan çayın da doğru şekilde fiyatlandırılmasının sağlanması gerekir diye düşünüyorum."
Bakan Pakdemirli, bir gazetecinin, Çorum-Sinop arasındaki yangındaki son durumu sorması üzerine, müdahalenin sürdüğünü söyledi. Bölgeye, tüm diğer bölgelerden dinlenmiş olan, yangınlarda en deneyimli ve en yetkin teknik personeli gönderdiklerini aktaran Pakdemirli, "Üzerinde çalışılıyor, henüz kontrol altında değil ama hızlı bir şekilde kontrol altına alma üzerinde arkadaşların gayreti sürüyor. Yangın, tahmin ettiğiniz kadar büyük bir yangın değil ancak parçalı ve araziye yayılmış olmasından dolayı bazı endişeler doğuruyor ama inşallah hızlı bir şekilde diğer yangınları hallettiğimiz gibi bu yangını da halledeceğiz." ifadesini kullandı.

Toplantıya, Rize Valisi Kemal Çeber, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak, ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Pakdemir, ayrıca ÇAYKUR Genel Müdürlüğünü ziyaret etti, Hayrat Botanik Bahçesindeki örnek çay bahçelerinde de incelemelerde bulundu.
 

Bakan Pakdemirli: 3,2 Milyon Lira Fındık Üreticilerinin Hesaplarına Yatırıldı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) ürünlerini teslim eden fındık üreticilerine alım bedellerini hemen ödediklerini belirtti. Pakdemirli "Bugün itibarıyla 3,2 milyon lira üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı." ifadelerini kullandı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir  Pakdemirli, Twitter hesabından fındık alımlarına ilişkin paylaşımda bulundu.

Fındık alım bedellerinin hemen ödendiğini vurgulayan Pakdemirli, "Başta Giresun fındık üreticilerimiz olmak üzere, TMO'ya ürünlerini teslim eden üreticilerimize fındık alım bedellerini hemen ödüyoruz. Bugün itibarıyla 3,2 milyon lira üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı. Bereketli olsun." değerlendirmesinde bulundu.

Çiğ Süt Desteği Yarın Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, 2020 yılı Ocak, Şubat, Mart dönemini kapsayan Çiğ Süt Destek Ödemelerinin Cuma Günü ödeneceğini müjdeledi.
 
Bakan Pakdemirli çiğ süt desteğine yönelik şunları kaydetti.
“2020 yılı Ocak, Şubat, Mart dönemi, Çiğ Süt Desteği Ödemesi kapsamında, 254.300 üreticimizin 2,45 milyon ton çiğ sütü için 329,4 milyon lira destek ödemesini; 24 Temmuz Cuma Günü saat 18:00’dan sonra ödüyoruz. Tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli olsun.”​dedi.
 
 

Dijital Tarım Pazarı 100 Milyonun Üzerine Çıktı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli geçtiğimiz aylarda devreye alınan 'Dijital Tarım Pazarı' (DİTAP) ile ilgili "Şu anda 100 milyon liranın üzerine çıktı buradaki cirolar. Belli miktarda bir ciroya ulaştığınızda bir gıda enflasyonuna çözüm olacak" dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Dijital Tarım Pazarı'nı çok önemsiyoruz. Şu anda 100 milyon liranın üzerine çıktı buradaki cirolar. Hedefimiz milyarlarca lira ciroya ulaşmak, belli miktarda bir ciroya ulaştığınızda bir gıda enflasyonuna çözüm olacak, üretici daha fazla para kazanacak, tüketici belki biraz daha ucuza yiyecek." açıklamasında bulundu.
 
 

KOOP Kapsamında 14 Bin Futbol Sahası Kadar Alan Daha Suya Kavuşuyor

Konya Ovası Projesi (KOP) kapsamında yer alan Konya-Çumra Projesinin 3. Merhalesi KOS 1,2,3’ün açılışı, Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans aracılığıyla teşrifi ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin tesisten bizzat katılımıyla yarın açılacak.

Konya Ovası Projesi (KOP), Güneydoğu Anadolu Projesinden sonra Türkiye’nin ikinci büyük entegre sulama projesi konumunda bulunuyor.

14 BİN FUTBOL SAHASINA DENK GELEN 72 BİN 650 DEKARLIK ALAN DAHA SUYA KAVUŞUYOR
Projenin en büyük ve geniş sulama kısmını Konya Çumra Projesi oluşturuyor.
Konya-Çumra Projesinin 3. Merhalesinde yer alan ve inşası tamamlanan KOS 1,2,3 ile Çumra, İçeriçumra, Doğanlı, Dineksaray ve Alibeyhüyüğü’nde 72 bin 650 dekarlık alan suya kavuşacak.
Bu sulama sayesinde ülke ekonomisine yıllık 65 milyon lira katkı ve 7 bin kişiye iş imkânı sağlanacak.
 
İNŞA EDİLECEK 3 BARAJ İLE KONYA’NIN YERALTI SUYU DESTEKLENECEK
Diğer taraftan, Konya-Çumra 3. merhale projesi ile Yukarı Göksu Havzası’nın Akdeniz’e boşalan suların yıllık 414 milyon metreküpü inşa edilecek olan 3 adet baraj ve Mavi Tünel vasıtasıyla Konya Kapalı Havzasına aktarılacak. Getirilecek bu su ile hem Konya Ovası’nın yeraltı suyu hem de 2 milyon 234 bin 100 dekarlık tarım alanının sulama suyu desteklenecek.
Öte yandan, 2015 yılında işletmeye alınan Bağbaşı Barajı’nda depolanan ve Mavi Tünel aracılığıyla Konya Kapalı Havzasına aktarılan suyla 1 milyon 480 bin dekar alan sulanarak ekonomiye 2,5 milyar lira katkı sağlandı.
 
KONYA’NIN MAVİ RÜYASI; ‘MAVİ TÜNEL’
Konya-Çumra 3. merhale projesinin en önemli ayağını 17 kilometre uzunluğundaki Mavi Tünel oluşturuyor. 2015 yılında hizmete alınan Mavi Tünel Projesi, Urfa tünellerinden sonra Türkiye’nin ikinci büyük sulama tüneli konumunda. Konya’nın Mavi Rüyası olarak bilinen tünelden saniyede 36 metreküp su Konya Ovası’na akıtılıyor.​
 
 

Bakan Pakdemirli : Kırsal Kalkınma Yatırımlarına 2 Yılda 855 Milyon Hibe Verdik

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kırsal kalkınma yatırımlarına son iki yılda 855 milyon lira hibe verdiklerini, bu yıl ise 13.etap kapsamında kabul edilen 2745 projeye, 970 milyon lira daha destek sağlayacaklarını söyledi.
 
Bakan Pakdemirli, 2006 yılında başlatılan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programıyla,  81 ilde üretici gelirlerini artırmak ve çeşitlendirmek, yeni teknoloji içeren, tarıma dayalı küçük ve orta ölçekli sanayinin gelişmesine ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlamak amacıyla ekonomik ve altyapı yatırımlarına destek verdiklerini belirtti.
 
Bu çerçevede; bitkisel, hayvansal ve su ürünlerinin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, çiftçilik faaliyetlerinin geliştirilmesi, yenilenebilir enerji kullanan sera, el sanatları, soğuk hava deposu ve kırsal turizm gibi konularda yatırımcılara yüzde 50 oranında hibe desteği sağladıklarını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:
 
“Son iki yılda, 2756’sı tamamlanan 2859 projeye 855 milyon lira hibe desteği verdik. Bu destek sayesinde kırsalda yaklaşık 1,8 milyar liralık yatırım yapılmış oldu. Bu yıl ise 13. etap kapsamında, 1063’ü ekonomik yatırımlar, 1682’si de kırsal ekonomik altyapı yatırımları olmak üzere toplamda 2745 adet projeye destek sağlayacağız. Bu projelere de 970 milyon lira hibe sağlayacağız.”
 
DESTEKLEME KAPSAMI DAHA DA GENİŞLEYECEK
 
2021-2025 yıllarını kapsayan 4. Dönem Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar ve Kırsal Ekonomik Altyapı Yatırımlarının Desteklenmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ilgili çalışmaların devam ettiğini bildiren Bakan Pakdemirli, yeni dönemde kapsamın daha da genişleyeceğini söyledi.
 
Pakdemirli, bu kapsamda, mevcut konulara ek olarak, tarımsal ürünlerin işlenmesi, kurutulması, dondurulması, depolanması ve paketlenmesi, aile işletmeciliği faaliyetlerinin geliştirilmesi, su ürünleri yetiştiriciliği, ipekböceği yetiştiriciliği, tarımsal amaçlı kooperatif ve birlikler için makine parkları, yenilenebilir enerji üretimine bağlı olmaksızın yeni seraların yapılması, kanatlı yetiştiriciliği konularında destek vermeyi planladıklarını da dile getirdi.
 
 
 

CHP'li Kaplan: İthal Hayvan Yerli Üreticiyi Çaresiz Bırakıyor

CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması için Meclis Başkanlığına verdiği önergede; hayvancılık sektöründe yerli üreticiyi mağdur eden ithal hayvan politikalarını, süt ve yem paritesindeki düşüşü, döviz artışıyla ile artan girdi maliyetlerinin yanında sektördeki hibe teşviklerin yetersizliğinin sebeplerini sordu.



CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan, ülke genelinde 2007 yılından itibaren devam eden hayvan ithalatının yanında, besici ve süt üreticilerin en önemli girdi maliyeti olan hayvan yeminin de ithal ediliyor oluşu, üreticileri çaresiz bırakmaya devam ediyor.’’ dedi. Dövizdeki sürekli ve hızlı artış sebebi ile girdi maliyetleri artarken, süt ve et fiyatlarının beklentiyi karşılanmaması sebebi ile üreticilerin sektörden çekilmek zorunda bırakıldığı sözlerine ekledi. Döviz artışından payını alan kalemlerden birinin de ilaç sektörü olduğunu söyleyen Kaplan, hayvan bakımında hayati öneme sahip olan birçok ilaç fiyatında %40’ın üzerinde artış gözlemlendiğini ekledi.

YEM, SÜTTEN DAHA PAHALI; SÜT MALİYETİNİ KARŞILAMIYOR

Süt üretimi yapanların en önemli göstergesinin süt ve yem paritesi olduğuna dikkat çeken Kaplan, yemin sütten daha pahalı olduğunun ve sütün, maliyetini karşılamadığının altını çizdi. Milletvekili Kaplan, ‘’Sütten zarar eden üretici, hayvanlarını mecburen kesime göndermek durumunda kalıyor. Bu şekilde artan et üretiminin yanında ithal hayvanların da etkisiyle et fiyatları da üreticisini memnun etmiyor.’’ dedi. CHP’li Kaplan ‘’et randımanlarının yüksek olması ithal hayvanları tercih sebebi yaparken, yarı fiyatına satış yapmaya razı olan yerli üretici, en iyi ihtimalle zararına satış yapabiliyor, aksi halde besi hayvanı elinde kalıyor. Haksız rekabete sebep olan ithal hayvan politikası sebebi ile yalnızca Gaziantep’te beş büyük çiftlik üretimini durdurmuş, kayıtlı hayvan sayısında ciddi azalmalar olmuştur.’’dedi.

HİBE VE TEŞVİKLER YETERSİZ; MERA VE OTLAKLAR ÜCRETLİ
Milletvekili Kaplan, hayvancılıkta hibe ve teşvikler mevcut olmakla birlikte yetersiz ve üreticiyi borçlandıran bir sistem ile sunulmakta olduğunu söyledi. Gaziantep’te düve hibesine binlerce başvuru yapılmış iken; yalnızca 235 işletmenin faydalanabildiğini, küçükbaş besi üreticileri için hiçbir hibe ve teşvik sunulmadığını ayrıca mera ve otlaklardan ücret karşılında faydalanma uygulaması ile üreticinin daha da zor durumda bırakıldığının altını çizdi.

 Bakan Pakdemiriye yanıtlaması için Sorular;
1. Hayvancılık sektörünü bitirme noktasına getiren ithal hayvan politikasına devam edecek misiniz? Eğer edecekseniz sebebi nedir? Yerli üreticinin besi hayvanı elinde kalıyorken piyasanın ithal hayvanlara gerçekten ihtiyacı var mıdır?

2. Dövize endekslenmiş bu sektörde, üreticinin girdi maliyetlerini düşürmek için herhangi bir çalışmanız var mıdır? Var ise nelerdir?

3. Yem satışçıları için bir fiyat sınırlaması yapılmıyorken; et ve süt fiyatlarında sınırlamanın devam etmesinin paritelere olan olumsuz etkisini düzenlemeye yönelik bir çalışmanız var mıdır? Var ise nelerdir?

4. Teşvik ve hibe ile desteklenmeyen yerli ve küçükbaş besi üreticileri için herhangi bir teşvik ve hibe programı planlıyor musunuz? Planlıyorsanız ne aşamadadır?



 

Muz'da Yerli Üretim Arttı İthalat Azaldı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’deki muz tüketiminin yüzde 79’unun yerli üretimden karşılandığını belirten 2002 yılında 95 bin ton olan üretimin yaklaşık 6 kat artarak 550 bin tona ulaştığını söyledi.

Türkiye, muz üretiminin Tarım ve Orman Bakanlığı’na Bağlı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) çalışmalarının etkisi ile son yıllarda hızla arttığını kaydeden Bakan Pakdemirli, ihtiyacımız olan miktarın büyük çoğunluğunun yerli üretimden karşılanmaya başlandığını söyledi.
Muz üretiminin 2002 yılında 95 bin ton iken, 2010 yılında bu rakamın 210 bin 178 tona çıktığını belirten Pakdemirli, 2019 yılında ise 2002 yılına göre yaklaşık 6 katlık artış ile muz üretiminin yaklaşık 550 bin tona ulaştığını vurguladı.

YETERLİLİĞİMİZ YÜZDE 79’A ÇIKTI
Bu kapsamda yerli üretimin yaklaşık yüzde 32’sinin TAGEM’e bağlı Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen ve tescil ettirilen çeşitlerden oluştuğunun altını çizen Pakdemirli “Muz üretiminde verimi ve kaliteyi artırmak için Enstitümüz tarafından bugüne kadar 13 proje tamamlandı. Bu gelişmelerin de etkisiyle yıllara göre değişmekle birlikte 2018/2019 sezonunda muz yeterliliğimiz yaklaşık % 79’a yükseldi” dedi.

İTHALATTA AZALMA
Ülkemizin muz ürününde geçmişte net ithalatçı konumdayken, son yıllarda yerli üretimin artması ile birlikte ithalatta azalma yaşandığını belirten Bakan Pakdemirli “2017 yılında muz ithalatımız 208 bin ton, 2018 yılında 155 bin ton, 2019 yılında ise 122 bin ton olarak gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.
 
 

CHP'li Başevirgen: Çiftçi Geçen Yılın Ödemesini Alamadı

CHP’li Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Tarım Bakanı Pakdemirli’nin müjde olarak açıkladığı ödemeler aslında çiftçinin geçen yıldan kazanılmış ancak ödenmemiş hakkı” dedi.
CHP Manisa Milletvekili, Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, yağlı tohumlu bitkiler desteği ve tarımsal sulama elektrik desteği kapsamında üreticilere müjde gibi duyurduğu toplamda 1 milyar 469 milyon 303 bin TL ödeme ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

2019 yılında ödenmesi gereken tarımsal destekleme ödemelerinin bir kısmının halen ödenmemesine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tüm ödemelerin yapıldığına dair açıklamalarda bulunduğunu belirten Başevirgen, “2020 yılının yarısını bitirdik. Çiftçi daha 2019 ödemelerini almaya çalışıyor. Bakanın müjde olarak açıkladığı ödemeler aslında çiftçinin geçen yıldan kazanılmış ancak ödenmemiş hakkı” dedi.

Girdi maliyetlerinin yüksekliğine karşı, iktidarın övünerek açıkladığı tarımsal desteklemelerin yetersiz olduğunu ve bu nedenle çiftçilerin üretemez hale geldiğini belirten Bekir Başevirgen, “Çiftçinin en büyük sorunu mazot. Çiftçi mazota yüzde 60 vergi ödüyor. Son 10 yılda mazot ve gübre fiyatları yüzde 250 oranında arttı. Kullandığı gübre ithal, yem ithal, kullandığı ilaçlar ithal. Elektrik, sulama pahalı. Bankalara borcu olmayan çiftçi yok. 2002 yılında borcu 1 milyar olan çiftçinin 2020 yılında borcu 130 milyara çıktı. Şimdi ‘veriyoruz’ diye övünülen hangi destek çiftçinin yarasına merhem oluyor?” diye sordu.

İKTİDAR ‘BORCUM BORÇ’ DİYOR

Avrupa Birliği bütçesinin yüzde 45’inin tarımsal desteğe ayrıldığını, ülkemizde ise bu oranın bütçenin yüzde 1,9-2,9’u arasında olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Bekir Başevirgen, “Destekler yetmiyor. Oysa 2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu’na göre devletin çiftçiye ödemesi gereken 175 milyar TL borcu var. Pandemi sürecinin çiftçiye olan olumsuz etkileri de göz önüne alındığında yapılması gereken çiftçiye geriden gelen tarımsal destekleme ödemelerini müjde verircesine yapmak değil, Tarım Kanunu’nu uygulamaya koymaktır. Ancak iktidar ‘Borcum borç, ne öderim ne inkâr ederim’ gibi aymaz bir anlayışla bu borcu çiftçisine ödememekte, adeta kulağının üstüne yatmaktadır. Bu borç bir an önce gerçek sahiplerine ödenmeli” ifadelerini kullandı.
 

Kurban Kesim Ve Satış Yerlerinde Pandemi Tedbirleri Açıklandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde Kurban kesimi ve satışı yapılacak olan yerlerde alınması gereken tedbirler hakkında açıklamalarda bulundu.

Kurban Bayramında bir gelenek olan tokalaşarak hayvan satış işleminin bu Bayramda olmayacağının altını çizen Bakan Pakdemirli, "Pazarlık esnasında gelenek haline gelen tokalaşma görüntüleri bu bayramda olmayacak. Sosyal mesafe kuralına uymak çok önemli. Bu yüzden bu bayramda tokalaşma olmayacak" dedi.

Kurban satış ve kesim yerlerinde uygun giriş-çıkış kapıları oluşturulacağını söyleyen Bakan Pakdemirli, kurban satış yerinin etrafı sınırlandırılacak ve çadırlar arası mesafe en az 2 metre olacak. Maskesiz girişlere de izin verilmeyecek. Ayrıca girişlerde vatandaşlarımızın el dezenfeksiyonu ve ateş ölçümü işlemleri titizlikle gerçekleştirilecek diye konuştu.
Hayvan satış yerlerine getirilen hayvanların kulak küpesi olmasının da önemine vurgu yapan Bakan Pakdemirli, "Hayvan satış yerlerine kulak küpesi, veteriner sağlık raporu/hayvan pasaportu/nakil belgesi olmayan hayvanlar alınmayacak. Vatandaşlarımız hayvanların bilgilerini ise  "HAYSAG" mobil uygulamasından sorgulayabilecekler" dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli hayvan sayısı hakkında da bilgi verdi. Bakan Pakdemirli: "Kurban Bayramı için 1,2 milyon büyükbaş, 3,5 milyon da küçükbaş hayvan kesim için hazır bekliyor. Geçen yıl da aşağı yukarı 800 bin büyükbaş kesildi 2,7 milyon da küçükbaş kesildi. Yani her yıl aşağı yukarı yüzde 50'i daha fazlasını sektör hazır ediyor. Bu konuda vatandaşlarımızın dini vecibelerini yerine getirmeleri konusunda herhangi bir endişeleri olmasın."
 
 

Yağlı Tohumlu Bitkiler Desteği Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yağlı tohumlu bitkiler ve besi desteği kapsamında toplam 886 milyon lira destek ödemesini, bugün saat 18.00 itibariyle üreticilerin hesaplarına aktarmaya başlayacaklarını açıkladı.
Bakan Pakdemirli, tarımsal destek ödemelerine ilişkin şu açıklamayı şaptı:
“Yağlı tohumlu bitkiler desteği kapsamında 7 ilde, 37.493 üreticiye 755 milyon lira,
Besi desteği kapsamında 75 ilde, 66.638 yetiştiricimize 131 milyon lira olmak üzere;

Toplamda 886 milyon lira destek ödemesi yapacağız.

Ödemeler, T.C. Kimlik numarası son hanesine göre yapılacak.
Buna göre;
0-2 olanlar 12 Haziran 2020 saat 18.00’den,
4-6 olanlar 19 Haziran 2020 saat 18.00’den,
8 olanlar 26 Haziran 2020 saat 18.00’den sonra üreticilerimizin hesaplarına yatmış olacak.
Ödemelerin, çiftçilerimize ve yetiştiricilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
 
 

Bakan Pakdemirli'den Hobi Bahçelerine Yönelik Açıklama

Tarım Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Son zamanlarda tarım arazilerine izinsiz birçok hobi bahçesi yapılmakta, bu yapılar da tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Bu konuyla alakalı yasa teklifimiz de şu an Meclis'te" dedi. 

Bakan Pakdemirli, 'Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) ve Atıl Tarım Arazileri Değerlendirme Toplantısı'nda İl-İlçe Tarım ve Orman Müdürleri ile video konferans yöntemiyle bir araya geldi. Pakdemirli, pandemi sürecinin tüm dünyada hayatı durdurduğunu; ama tarımın bir an bile durmaması için online toplantılar ile sürekli bir araya gelerek istişarelerde bulunduklarını bildirdi. DİTAP'ın, Türkiye'deki tarım sektöründeki birçok soruna ortak bir çözüm altyapısı oluşturacak tarihi bir reform niteliğinde olduğunu söyleyen Pakdemirli, şöyle konuştu:

"DİTAP, 2023'te Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, yapısal sorunların çözülmesini ve 21'inci yüzyılın dijital dünyasında rekabet gücünün en üst seviyeye çıkarılmasını sağlayacaktır. Bu doğrultuda tarım sektörümüzde yer alan üreticileri, birlikleri, sanayicileri, bankaları ve diğer tüm paydaşları DİTAP platformu üzerinde bir araya getirerek, online bir pazarlama fırsatı ve büyük bir sinerji oluşturuyoruz. Diğer taraftan DİTAP ile üretici örgütlerimizi güçlendirerek, pazarlama kabiliyetlerini artırmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla DİTAP sayesinde; üreticimizin ürününü değer fiyattan satıp, kazancını artırmasına, tüketicimizin de kaliteli ürünü daha uygun fiyatlara almasına olanak sağlıyoruz. Tabii üreticimizin ürününü değer fiyattan pazarlayabilmesini sağlarken, sanayicimizin de uygun fiyatta hammaddeye ulaşmasına imkân veriyoruz."
Projenin merkezinde çiftçilerin ve üreticilerin bulunduğunu belirten Bakan Pakdemirli, "Yani bu reformun öznesi, çiftçimizdir. Dolayısıyla bu hususların çiftçilerimize çok iyi anlatılması gerekmektedir" diye konuştu.

3 MİLYON HEKTAR ATIL TARIM ARAZİSİ BULUNMAKTA
Pakdemirli, Türkiye'de ekilmeyen bir karış toprak bile bırakmamak adına atıl durumdaki hazine arazileri için önemli bir çalışma başlattıklarını vurgulayarak, "Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile koordineli çalışarak, pilot uygulama olarak atıl durumdaki hazine arazilerinin 14 bin dekarını, tarımsal üretime kazandırıyoruz. İlk tespitlerimize göre; 23,2 milyon hektar tarım arazisi olan ülkemizde, yaklaşık 3 milyon hektar atıl tarım arazisi bulunmakta olup, bu arazilerin 2 milyon hektar alanı üretime kazandırılabilecek durumda. Ancak arazilerin küçük, çok parçalı olması, mülkiyet sorunlarının bulunması, göç, yaşlı nüfus, sınır anlaşmazlıkları, kan davaları ve terör gibi nedenlerden dolayı atıl kalması nedeniyle maalesef yıllık yaklaşık 14 milyar liralık kayba yol açıyor. İşte hepimizin el ele verip bu kaybın önüne geçmesi lazım."

HOBİ BAHÇELERİ ÜRETİMİ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Pakdemirli, il ve içe müdürlerinden tarımsal üretime uygun atıl durumdaki hazine arazilerinin tespitinin yapılıp, üretime kazandırılmasını isteyerek, "Ayrıca hepimizin şahit olduğu gibi; son zamanlarda tarım arazilerine izinsiz birçok hobi bahçesi yapılmakta, bu yapılar da tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Bildiğiniz üzere ilçelerdeki bu tür yapıların bir durum tespitini yapmanızı ve Bakanlığa bir değerlendirmeyle birlikte iletmenizi sizlerden daha önce de istemiştim. Bu konuyla alakalı yasa teklifimiz de şu an Meclis'te" ifadelerini kullandı.


 
 

Bakan Pakdemirli'den Dünya Çevre Günü Mesajı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 5 Haziran Dünya Çevre Günü ile ilgili bir mesaj yayımladı. Bakan Pakdemirli’nin mesajında şu sözlere yer verdi.
“Çevre, insanların ve diğer tüm canlıların içinde yaşamak zorunda olduğu doğal ve yapay yaşam alanlarıdır. Bu nedenle her bireyin ve ülkenin içinde bulunduğu çevreyi koruma ve gelecek nesillere de yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluğu vardır. Bizler de bu bilinçle çalışıyoruz ve çalışmaya da devam edeceğiz.

Ülkemiz, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülkedir. Bakanlık olarak bir taraftan biyolojik kaynaklarımızı kayıt altına alıp korunan alanları artırırken diğer taraftan da iyi tarım, organik tarım ve çevre dostu çeşitli uygulamalara destek sağlayarak tarımsal faaliyetlerden kaynaklı çevre kirliliğini en aza indirmek için gayret gösteriyoruz.
Öte yandan ağaçlandırma, erozyonla mücadele ve mera ıslahı gibi çalışmalara ağırlık veriyoruz. Bu çerçevede, son 18 yıllık dönemde 4,7 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Bu dönemde orman varlığımızı 1,8 milyon hektar artırarak 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara ulaştırdık.

Ayrıca doğa ile baş başa bir hayat için korunan alanlarımızı hızla çoğaltıyoruz. 2002 yılında 33 olan milli park sayımızı 44’e, 17 olan tabiat parkı sayımızı 249’a yükselttik.
Sonuç itibariyle her biri ülkemize ayrı bir değer katan korunan alanları, biyolojik zenginliği, yaban hayatı çeşitliliği, endemik türleri ve kültürel değerleri ile ülkemizin ve çevremizin daha yaşanılabilir bir yer olması için özveriyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Unutmayalım ki çevre olmadan yaşam da olmaz. Yaşanabilir bir çevre için üzerimize düşen görevi yapmaya edeceğiz.” ​
 
 

Bakan Pakdemirli Biyolojik Çeşitlilik Günü İçin Mesaj Yayınladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 22 Mayıs Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü münasebetiyle bir mesaj yayınladı. Bakan Pakdemirli’nin mesajında şunları söyledi.

“Biyoçeşitlilik ile ilgili sorunlara dikkat çekmek, halkı bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin kabul edildiği gün olan 22 Mayıs,
Birleşmiş Milletler tarafından “Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü” olarak ilan edilmiştir.

Her yıl dünya genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanan Biyolojik Çeşitlilik Günü’nün bu yıl ki teması “Çözümlerimiz Doğadadır” olarak belirlenmiştir.
Bu günlerde dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını da bir kez daha göstermiştir ki; bütün teknolojik ilerlemelere rağmen sağlık, su, gıda, ilaç, barınak ve enerji için tamamen sağlıklı ve canlı ekosistemlere ihtiyacımız vardır.

Bu yılın teması olan “Çözümlerimiz Doğadadır” sloganı; umut, dayanışma ve doğa ile uyumlu bir gelecek inşa etmek için birlikte çalışmanın önemine de değinmektedir. Yine bu slogan; biyoçeşitlilik kaybının önlenmesi için küresel çerçevede güçlü bir iradenin oluşması gerektiğine, bu yıl her zamankinden çok daha fazla işaret etmektedir.
Ülkemiz, biyoçeşitliliğin korunması için önemli adımlar atan ülkelerden biri olmasının yanında 2022 yılında düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 16. Taraflar Konferansına ev sahipliği yapacak ve 2022-2024 yılları arasında sözleşme dönem başkanlığını yürütecektir.

Bu kapsamda, geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bir genelge yayınlanarak Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Koordinasyon Kurulu kurulmuş ve faaliyetlerine başlamıştır. İlgili bakanlıklar başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlar seferber edilerek geniş bir biçimde katkı ve katılımlarının sağlandığı bu süreç, ülkemizin biyolojik çeşitliliğe verdiği önemin bir göstergesidir.

Bu vesile ile 22 Mayıs Biyolojik Çeşitlilik Gününüzü tebrik eder, biyolojik çeşitliliğimizin korunmasına gösterdiğiniz katkı ve duyarlılıktan dolayı en kalbi şükranlarımı sunarım”
 
 

Dar Vadinin Gizli Hazinesi Dünyanın 3. Yüksek Barajı Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ülkemizin vizyon projelerinden olan dar vadideki gizli hazine, Yusufeli Barajı’nda yüksekliğin 200 metreye ulaştığını söyledi.
Barajın yeri ve milli kaynaklar ile Türk mühendisleri tarafından Artvin’de yapıldığının altını çizen Bakan Pakdemirli “ Yusufeli Barajı 275 metre yüksekliği ile çift eğrilikli beton kemer kategorisinde ülkemizin en yüksek ve dünyanın 3. yüksek barajı olacak “dedi.

200 METREYE ULAŞTI
Günümüz itibarı ile barajda 2 milyon 850 bin m3 beton dökülerek gövde betonunda % 70 gerçekleşme sağlandığını belirten Bakan Pakdemirli “Günlük ortalama 4.400 m3 beton dökümünün gerçekleştiği baraj 200 metre yüksekliğe ulaştı” diye konuştu.

YILLIK 1 MİLYAR 888 MİLYON KWH ENERJİ ÜRETİLECEK
Ülkemiz için enerji ve arz güvenliği açısından Yusufeli Barajı’nın çok önemli olduğunu belirten Bakan Pakdemirli “Yerli, çevreci ve yenilenebilir enerji kaynağı olan bu barajımızın tamamlanmasıyla 558 MW kurulu güçle yıllık 1 milyar 888 milyon KWh enerji üretilecek” değerlendirmesinde bulundu.

KULLANILAN BETONLA ARTVİN’DEN EDİRNE’YE 13 METRE GENİŞLİĞİNDE YOL YAPILABİLİYOR
Barajın gövde yüksekliğinin 100 katlı bir gökdelen yüksekliğine eşdeğer olduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli, Yusufeli Barajının büyüklüğünün anlaşılması bakımından gövdesinde kullanılacak olan 4 milyon m³ beton ile Artvin’den Edirne’ye 13 metre platform genişliğinde beton yol yapılabildiğini de sözlerine ekledi.​
 
 

Bakan Pakdemirli : TMO Stoklarında Yeteri Miktarda Ürün Bulunmaktadır

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) stoklarında besici, yetiştirici, sanayici ve tüketicinin ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda ürün bulunduğuna dair açıklamalarda bulundu.

Bakan Pakdemirli açıklamada şunları kaydetti.
“Yeni Koronavirüs (COVID-19) salgınının ülkemizde görülmesi ile ülke genelinde alınan tedbirler bir ileri aşamaya taşınmıştır. Bakanlığımız, Ticaret ve Sağlık Bakanlıkları ile koordineli bir şekilde gerekli tüm önlemleri almaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak Dünyada Koronavirüs vakalarının görülmeye başlandığı tarihten itibaren olası senaryolar üzerinde çalışarak gerekli tedbirleri haftalar öncesinden almaya başladık. Temel gıda ürünlerinin üretim, stok ve tedarik zincirinde şuan için bir sıkıntı bulunmamaktadır. Önümüzdeki dönemde de herhangi bir olumsuz durum beklenmemektedir.



Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) stoklarında besici, yetiştirici, sanayici ve tüketicinin ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda ürün bulunmaktadır.

TMO, hububat ve bakliyat satışlarına sezon sonuna kadar devam edecek.
Ayrıca TMO stoklarında yer alan pirinç, nohut ve mercimekler toptan satışların yanı sıra halkımızın uygun fiyatla tüketebilmesini teminen ülke genelinde yayılmış yaklaşık 150 TMO satış noktasında perakende olarak da satılmaktadır.

TMO işyerlerine erişim imkanı olmayan tüketicilerimiz ise https://www.epttavm.com online satış sistemi üzerinden ürünleri temin edebilmektedir. Bunun yanında kısa bir süre sonra hasat sezonu başlayacak olup mevsim koşulları dikkate alındığına üretim yönüyle bir sıkıntı görülmemektedir.
İç ve dış piyasalar yakından izlenmekte olup piyasaların sağlıklı işleyişi ve ihtiyaçlarına yönelik alınan her türlü tedbir halkımızla paylaşılacaktır”
 
 

Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında 2745 Proje İle 14 Bin 839 Kişi İstihdam Edilecek

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında kabul edilen 2745 projeye 970 milyon 173 bin lira hibe desteği vereceklerini belirterek, bu sayede 14 bin 839 kişiye istihdam imkânı sağlanacağını açıkladı.
Bakan Pakdemirli, Kırsal Kalkınma Destekleri 13. Etap kapsamında tarıma dayalı ekonomik yatırımlara ve kırsal ekonomik altyapı yatırımlarına toplam 970 milyon 173 bin lira hibe vereceklerini bildirdi.

Desteklerden faydalanmak için 81 İl Tarım ve Orman Müdürlüklerine yapılan başvuruların 14 Kasım 2019 tarihinde sona erdiğini belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:
“Proje kapsamında İl Müdürlüklerimize 6591 adet başvuru yapıldı. Yapılan ilk değerlendirme sonucu başvuruların 2783 adedi, bakanlığımıza gönderildi. Merkez Değerlendirme Komisyonu bu başvuruların 2745 adedini desteklemeye uygun gördü.

Uygun görülen 1063 adet ekonomik yatırım projesine 814 milyon 444 bin lira, 1682 adet ekonomik altyapı yatırım projesine de 155 milyon 729 bin lira olmak üzere toplamda 970 milyon 173 bin lira hibe sağlayacağız. Bu projeler sayesinde 14 bin 839 kişiye istihdam da sağlamış olacağız.”

YATIRIM SÜRECİ 15 KASIMA KADAR TAMAMLACANACAK

Bakan Pakdemirli, uygun görülen proje sahipleri ile İl Müdürlükleri arasında hibe sözleşmelerinin imzalanacağını belirterek, böylece yatırım sürecinin başlayacağını ve 15 Kasım 2020 tarihine kadar projenin fiziki olarak tamamlanacağını dile getirdi. 
Kabul edilen ekonomik yatırım projeleri şöyle: 375’i bitkisel ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 80’i hayvansal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 15’i su ürünlerinin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 58’i çelik silo (tarımsal ürünlerin depolanması), 53’ü soğuk hava deposu, 35’i yenilenebilir enerji kullanan seralar, 66’sı yenilenebilir enerji üretim tesisi, 10’u hayvansal ve bitkisel orjinli gübrelerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 371’i tanesi büyükbaş, küçükbaş, hindi ve kaz yetiştiriciliği, su ürünleri ve kültür mantarı üretimine yönelik sabit yatırım tesislerinden oluşuyor.

Kırsal ekonomik altyapı yatırımları ise şunlar:

10’u kırsal turizm yatırımları,
1659’u çiftçilik faaliyetlerinin geliştirilmesi,
12’si el sanatları ve katma değerli ürünler, 1’i bilişim sistemi yatırımları.   ​
 
 

Tarım Arazi Vasfını Kaybeden Arazi Miktarında Düşüş

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli "AK Parti hükümetleri öncesi senelik 120 bin hektar olan tarım vasfını kaybeden arazi miktarını geçen yıl itibarıyla 10 bin hektarın altına indirdik" dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, AK Parti hükümetleri öncesinde senelik 120 bin hektarı bulan tarım vasfını kaybeden arazi miktarını, geçen yıl itibarıyla 10 bin hektarın altına indirdiklerini bildirdi.

Pakdemirli, AA muhabirine, tarım arazilerinin üretime kazandırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Türkiye'deki tarım arazilerinin şahısların mülkiyetinde olması nedeniyle bunlarla ilgili plan ve program yaparken toplumla birlikte hareket edilmesi gerektiğini belirten Pakdemirli, ülkede işletme başına ortalama büyüklüğün 6 hektar olduğunu ve bu rakamın toplulaştırma düzenlemeleriyle sağlandığını söyledi.
Pakdemirli, bir tarım arazisinin ekim ve dikimi konusundaki hürriyetin kişilere ait olduğunu vurgulayarak, "Dikmiyorsa bazı caydırıcı şeyler getirilebilir, bunların üzerinde çalışıyoruz. Bunları yaparken mevcut tarım arazilerinin kayıplarını da minimuma indiriyor olmamız lazım." dedi.

"TARIM ARAZİLERİNİ ÇOK DİKKATLİ ŞEKİLDE KORUYORUZ"

Türkiye'nin son 30 yılda ortalama 2,7 milyon hektar tarım arazisi kaybettiğine dikkati çeken Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Bu aslında önemli bir kayıp. AK Parti hükümetleri öncesi iktidarlara bakınca karne çok kötü, 'geçer' bile değil, 'başarısız'. Tarım vasfını kaybeden arazi miktarı senelik 120 bin hektar. 2005 yılında çıkan kanunla kaybedilen tarım arazisi miktarı 60 bin hektara düşmüş. 2017 yılında çıkan büyük ovalara ilişkin kanunla kaybedilen alan miktarı 20 bin hektara inmiş. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile beraber de geçen yıl itibarıyla 10 bin hektarın altına indirdik. Yani kaybedilen arazi miktarı senelik 10 bin hektarın altına indi."

Pakdemirli, büyük sanayi tesisi ya da yol yapımı gibi kamu yararını ilgilendiren nedenlerle de tarım arazilerinin kaybedilebildiğine işaret ederek, "Bunlarla ilgili gerekli izinler veriliyor ancak önceki dönemlere göre daha dikkatli şekilde bu kararlar alınıyor. Çok dikkatli şekilde tarım arazilerini korumaya ve muhafazaya devam ediyoruz." diye konuştu.
 
 

16 Binden Fazla Topraksız Çiftçi Toprak Sahibi Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen az topraklı ve topraksız çiftçi ailelerinin topraklandırılması projesi kapsamında 16 binden fazla topraksız çiftçi toprak sahibi oldu.  Proje çerçevesinde çiftçilere 1 milyon dekardan fazla hazine arazisinin dağıtımı yapıldı.

Mülkiyeti hazine adına kayıtlı tarım arazilerinin izlenmesinin büyük önem arz ettiğini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Hazineye ait bu arazilerin tarıma kazandırılması ve en uygun şekilde değerlendirilebilmesi amacıyla birçok bölgede arazi dağıtım projeleri uyguluyoruz” dedi.

Bu uygulama ile hedeflerinin topraksız veya az topraklı çiftçilerin, yeter gelirli tarımsal aile işletmeleri kurabilecekleri şekilde hazine arazileri ile topraklandırılması olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu uygulama ile ayrıca toprağın verimli şekilde işletilmesini, tarım arazisinin parçalanmasının önlenmesini, üretimin artırılmasını, istihdam imkânlarının geliştirilmesini ve çiftçilerimizi desteklemeyi hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Hazine arazilerinin kanun gereği çiftçilik yapmak şartıyla verildiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Projenin uygulamaya geçtiği günden bu tarafa Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa,  Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede 199 köy/kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık.” açıklamasını yaptı.

Halen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa,  Eskişehir ve Edirne’de 28 köy ve mahallede 253 bin 32 dekar arazi dağıtım çalışmalarının devam ettiğini de ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“Bakanlığımız tasarrufuna geçen hazine arazileri, bu uygulama ile kanun amaçları doğrultusunda değerlendirilinceye kadar boş kalmaması ve hazinenin her hangi bir hak kaybına uğramaması için yıllık olarak kiralanmaktadır.

 Daha sonra hazine arazisi ile topraklandırılan çiftçilerimize, komisyon marifetiyle belirlenen bedel karşılığında adlarına tapu tescilleri yapılmaktadır. Bu bedeller tapuların verildiği yıldaki değer üzerinden hesaplanmakta, borçlandırmadan sonra 4 yıl ödemesiz olmak üzere 10 yılda 10 eşit taksitte ve faizsiz olarak geri ödemeye tabidir”

 Dağıtılan toprakların, bölünemeyeceğini ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamayacağının altını çizen Pakdemirli, bu arazilerin anayasanın ilgili hükmü gereği miras hükümleri dışında başkalarına devredilemeyeceğini, ipotek edilemeyeceğini, satılamayacağını ve kiraya verilemeyeceğini de sözlerine ekledi.​
 

6. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Tarım Bakanları Toplantısı Yapıldı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Azerbaycan'da düzenlenen "6. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Tarım Bakanları Toplantısı"na katıldı.
Ekonomik işbirliği teşkilatı üyesi ülkelerin, toplam dünya nüfusunun yüzde 6'sına yani 470 milyondan fazla kişiye ev sahipliği yaptığını belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda tarımın da bu teşkilatın en büyük büyüme ve gelişme kaynaklarından biri olduğuna değindi. Pakdemirli, "Bölgedeki tarım sektörünün önemi, sektörün ülke ekonomilerinin bel kemiği olduğu için açıktır ve bunun yanı sıra, tarımın verimliliği, gıda güvenliğinin boyutlarından biri olan gıdanın yeterli şekilde kullanılabilirliğini sağlamada önemli bir faktördür. Ancak, gıda güvenliği sorununun en aza indirilmesi, sadece gıda üretiminin arttırılması ile değil, aynı zamanda nitelikli ürünlerin elde edilmesi ve elde edilen ürünlerin dengeli bir şekilde paylaşılması ile mümkün olacaktır. Ayrıca, bölge arasında güçlü bir tarım sektörü ve gelişmiş bir bölge içi ticaret ekonomik istikrarı artıracak ve sürdürecektir" diye konuştu.

Eco Bölgesinde 59 Milyon İnsan Yetersiz Besleniyor
Bakan Pakdemirli, bir tehdit oluşturan gıda güvensizliğine dair konuştu. ECO Bölge nüfusunun yüzde 13'üne denk gelen, 59 milyon insanın yetersiz beslendiğine dikkati çekti. Gıda güvenliğinin 4 ana boyutu olan gıdanın mevcudiyeti, erişilebilirliği, kullanılabilirliği ve istikrarının giderek daha karmaşık ve zorlu hale geldiğini ifade eden Bakan Pakdemirli, bu noktada ülkelerin işbirliği içinde hareket etmesinin oldukça önemli olduğuna değindi. 2012 yılında Türkiye'de yapılan 5. ECO Tarım Bakanları Toplantısında oluşturulan ECO Ülkelerinde Gıda Güvenliği Bölgesel Koordinasyon Merkezi'ni (ECO-RCC) hatırlattı.

Pakdemirli, "Türkiye'nin koordinatör ülkesi olduğu ECO-RCC, ulusal ve bölgesel düzeyde gıda güvenliğine yönelik temel engelleri tespit etmek, önceliklendirmek ve ele almak için faaliyete geçmiştir. Kuruluşundan bu yana Merkez, kuruluş amacına uygun önemli çaba ve faaliyetler göstermiştir. Merkezin kurulmasını içeren projenin ilk aşamasını başarıyla tamamladığımızı belirtmekten memnuniyet duyarım. Merkez'in gıda güvenliğinin zorluklarını ele alma ve bölgedeki SDG hedeflerine ulaşma konusunda kritik bir rolü vardır, çünkü gıda güvenliği yalnızca tarımsal üretimi değil, insanların hayatlarını ve toplumlarının geleceklerini de teşvik etmektedir. Yeterli, uygun fiyatlı, çeşitlendirilmiş ve besleyici gıdalara erişim, gıda güvenliğinin ve daha sağlıklı bir yaşamın sağlanmasının anahtarıdır. Gıda güvenliğine yapılan yatırım daha müreffeh bir gelecek için ihtiyaç duyulan değişiklikleri yönlendirmektedir" dedi.

Türkiye 195 Ülkeye Bin 690 Tarım Ürünü İhraç Ediyor
Bakan Pakdemirli, ECO üyesi ülkeler ile Türk tarım sektörünün temel verilerini de paylaştı. Pakdemirli, "Türkiye, 2003-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 2,72'lik büyüme ile Hollanda, İspanya ve Fransa gibi birçok Avrupa ülkesini geride bırakmıştır. Ülkemiz tarımsal GSYİH 44 milyar dolar ile Avrupa'nın önde gelen ülkeleri arasındadır. Türkiye 195 ülkeye 1.690 tarım ürünü ihraç ederek ihracatçı bir ülke olduğunu kanıtlamıştır" dedi.

"Tarımda değişim ve dönüşüm için, teknoloji bir fırsattır"
Sektörde, değişim ve dönüşüm için yeni teknolojinin fırsat olarak görüldüğünü belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda Ar-Ge çalışmaları yapıldığını söyleyerek, Türkiye'nin ilk yerli milli traktörü ile Akıllı küpe uygulamalarından örnek verdi.

Pakdemirli "Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltmak ve çevreci yaklaşımları benimsemek için %100 yerli ve milli 45 dakika şarj ile 7 saat aralıksız çalışabilen çevre dostu ve sessiz Elektrikli Traktör Prototipini geliştirdik. Ayrıca, hayvancılıkta her türlü hayvan kayıtlarının tutulması için hassas tarım tekniklerinden faydalanıp verimliliği arttıracak Akıllı Küpe (Hayvan Takip Platformu) geliştirme çalışmalarına başladık" diye konuştu.

Ormanlık alanlarımızın sürdürülebilir kullanımına da büyük önem verildiğini belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, bu kapsamda bu yıl 11 Kasım'da başlatılan ve bundan böyle her yıl kutlanacak olan Ulusal Ağaçlandırma Gününü hatırlattı. 11 Kasımda 11,5 milyon fidanın toprakla buluştuğunu ve rekor kırıldığını belirten Pakdemirli, bundan sonraki yıllar için de ECO ülkelerine davette bulundu ve 'sizleri aramızda görmekten memnuniyet duyarız' dedi.
 

Bakan Pakdemirli: "Dünyayı Doyuran Ülke, Dünyanın Lider Ülkesi Olacak"

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, Yağlı Tohumlu Bitkiler Ve Bitkisel Yağlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada dünya nüfusunun 2050 yılında 10 Milyara çıkmasının beklendiğini ve bu kapsamda gıdaya olan ihtiyacın her geçen gün arttığını ifade etti. Pakdemirli, bu paralelde bir devlet için savunma sanayi ne kadar önemliyse, tarımın da o nispette öneme sahip olduğunu belirterek; 'Yakın gelecekte hep beraber göreceğiz: Dünyayı doyuran ülke, dünyanın lider ülkesi olacak!
Bu gerçekten yola çıkarak; Geleceğin dünyasında gıda ve tarımın, bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacağından şüphemiz yok. Bu sebeple tarımı ve hayvancılığı çok önemsiyoruz' dedi.

'Tarım ekonomisinde avrupa'da birinci sıradayız'
Ülkemiz tarımının ekonomik büyüklük açısından Avrupa'da birinci sırada yer aldığını da belirten Bakan Pakdemirli, 'Bakanlığımızca yürütülen çalışmalar ve üretime yönelik teşvikler ile çok sayıda tarım ürününde Türkiye, dünyada da liderliğini sürdürmektedir' diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, bu başarıyı, bitkisel üretimimize ilişkin rakamlarla örneklendirdi. '2002 yılında, 98 milyon ton olan toplam bitkisel üretim miktarı, 2018 yılında, %19 oranında artarak, 117 milyon tona ulaşmış, üretim değeri ise, 159 milyar liraya çıkmıştır. 2019 yılında, bitkisel üretim miktarını, 122 milyon ton olarak tahmin ediyoruz.

Tarım Ürünleri Toplam İhracatımız, 17,7 Milyar Dolar
Türk tarımının 82 milyon vatandaşımız, 3 milyonu aşkın muhacir ve yaklaşık 40 milyon turistin gıda ihtiyacını karşıladığı gibi, ihraçta da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 'Türk tarımı 186 ülkeye, 1.730 çeşit tarımsal ürün ihraç eden bir sektör konumuna gelmiştir. Bu gelişmeler sonucunda, tarım ürünleri toplam ihracatımız, 4 milyar dolardan 17,7 milyar dolara yükselmiştir' dedi.

2019 Yılında 4,3 Milyon Ton Yağlı Tohum Üretimi Bekleniyor
Türkiye'de son yıllarda, stratejik kategoriler arasında yer alan yağlı tohumlu bitkiler üretiminde önemli bir artış yaşandığını da ifade eden Pakdemirli, yağlı tohum üretim miktarlarını da açıkladı. 'Son 17 yılda 2,6 milyon ton olan toplam yağlı tohum üretimini, %48 artarak yaklaşık 4 milyon tona yükselttik. 2019 yılında ise, 4,3 milyon ton üretim olacağını öngörüyoruz. Yağlık ayçiçeği; ülkemiz bitkisel yağ tüketiminde %75-80 seviyesinde paya sahip olup, yüksek yağ oranı ile en önemli yağlı tohumlu bitki konumunda yer almaktadır. Toplam ayçiçeği üretimimiz, 2002 yılında, 850 bin ton iken, 2018 yılında, 1 milyon 949 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2019 yılında ise, rekoltenin, 2 milyon 137 bin ton olmasını öngörüyoruz.'
Pakdemirli, bakanlıkça destek verilen Kanola, Soya ve Aspir'e de değindi. Bu yağların da en az Ayçiçek kadar besleyici ve üretici için de karlı olduğunu söyleyen Pakdemirli 'Soya'ya kilogramda 60 kuruş, Aspir'e 55 kuruş, Kanola'ya kilogramda 50 kuruş fark ödemesi desteğinin yanında Organik Tarım Desteği de vermekteyiz. Ayrıca, Tüm yağlı tohumlarda arzı yerli kaynaklardan sağlamak için 11. Kalkınma planında, 2 milyon hektar sulama planlandık' dedi.

Zeytin Üretiminde Dünyada Üçüncü Sıradayız
Bakan Pakdemirli, dünyanın önde gelen üreticilerinden biri olduğumuz zeytinyağına da vurgu yaptı; tıpkı fındık, kayısı, incir gibi stratejik ürünlerimizin başında yer alan zeytinyağı ve zeytin üretimine ilişkin miktarları paylaştı. 'Türkiye, sofralık zeytin üretiminde 460.000 ton üretim ile İspanya ve Mısır'ın ardından dünyada 3'üncü sıradadır. Zeytinyağı üretiminde ise, yaklaşık, 275 bin ton üretim ile İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus'un ardından dünyada 5'inci sırada yer almaktadır.

2018'de Zeytin Ve Zeytinyağı İhracatından 375 Milyon Dolar Gelir Elde Edildi
2002 yılında, 99 milyon olan zeytin ağacı varlığımızın 2018 yılında, 178 milyon âdete çıktığını belirten Bakan Pakdemirli, zeytin ve zeytinyağı ihracat rakamlarını da paylaştı; '2001-2002 sezonunda, 65 Bin ton olan zeytinyağı üretimi, 2018-2019 sezonunda, %197 artarak, 193 Bin tona yükselmiştir. Ülkemizde 2018 yılında, toplam 143,4 bin ton zeytin ve zeytinyağı ihracatı yapılmış olup, 375 milyon dolar gelir elde edilmiştir. Aynı yıl, 5 bin ton zeytin ve zeytinyağına karşılık, 8,8 milyon dolarlık ithalat yapılmıştır' dedi.

2015-2019 yılları arasında uygulanmak üzere yayımlanan "Yabani Zeytin (Delice) Rehabilitasyonu Eylem Planı" ile ülkemizin değişik coğrafyalarında bulunan yabani zeytinlerin aşılanarak, ülkemizdeki zeytin üretim miktarının artırılmasının hedeflendiğini de belirten Pakdemirli, bu sayede 1,5 milyon Yabani Zeytin (Delice) aşılandığını ve 100 bin zeytin fidanı dikildiğini de söyledi.
Yağlı tohum üreticilerimizin, daha geniş alanda üretim yapabilmesi ve dışa bağımlılığın azalması için desteklenmesine devam edileceğini söyleyen Pakdemirli, '2019- 2020 üretim sezonunda %40 yağ oranlı, %9 rutubetli ve %2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun ton fiyatını, 2.500 lira olarak açıkladık. Üreticilerimiz, açıklanan fiyata ilave olarak; Bakanlığımızca verilen ton başına 400 lira fark ödemesi ve 92 lira mazot-gübre desteği ile birlikte, toplam 492 TL daha kazanacaklar' dedi.
2019'da Yağlı Tohumlu Bitkilere, 2.88 Milyar Destekleme Ödemesi Yapıldı
Uygulanan destek politikaları ile sektörün gelişmesine büyük katkı sağlandığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, '2002 yılında 1,8 milyar lira olan nakdi destekleri, 2019 yılında, 9 kat artışla, 16,1 milyar liraya çıkardık. 2019 yılında, bu güne kadar bitkisel üretim ve fark ödemesi desteği kapsamında, yağlı tohumlu bitkilere, 2,88 milyar lira destekleme ödemesi yaptık. Çiftçimizin üretim maliyetini azaltmak için 2003 yılından itibaren mazot ve gübre başta olmak üzere girdi destekleri başlattık. Mazot ve gübreye, son 17 yılda, toplam 20,1 milyar lira destekleme ödemesi yaptık' diyerek verilen destekleri paylaştı.

İyi Tarım Ve Organik Tarım Destek Ödemeleri Başlıyor
Bakan Pakdemirli, Yağlı Tohumlu Bitkiler Ve Bitkisel Yağlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada ayrıca, İyi Tarım ve Organik Tarım destek ödemeleriyle ilgili de bir müjde verdi. 'Destek ödemeleri, 20 Eylül 18.00'dan sonra başlayacak. Ödemeler TC kimlik numarasına göre yapılacak. Son hanesi 4-6-8 olanlar 20 Eylül 2019 saat 18.00'den sonra, Son hanesi 0 ve 2 olanlar 27 Eylül 2019 saat 18.00'den sonra alacak. İyi Tarım Desteklemeleri; 55 bin 849 üreticiye 162 milyon 974 bin 573 TL, Organik Tarım Desteklemeleri; 67 bin 455 üreticiye 232 milyon 916 bin TL, Toplamda 123 bin 304 üreticiye 395 milyon 890 bin 789 TL ödenmiş olacak. Hayırlı, uğurlu olsun.'
 

Bakan Pakdemirli : GÖL VE GÖLETLERE 5,1 MİLYON YAVRU BALIK BIRAKILACAK

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü’nde üretilen 5,1 milyon sazan balığı yavrusunun ülke genelindeki 727 adet göl ve gölete bırakılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü işbirliğinde "Su Kaynaklarının Balıklandırılması  Projesi”ni yürüttüklerini dile getirdi.



Projeyle, iç sulardaki küçük ölçekli balıkçılığı destekleyerek kırsalda yaşayan vatandaşların kaliteli protein kaynağına ulaşmalarını ve hane halkı gelirini artırmayı, sportif olta balıkçılığı ve reakrasyonel balıkçılığın geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçladıklarını ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Proje kapsamında Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitümüzde üretilen 5,1 milyon sazan balığı yavrusunu, ülkemiz genelindeki 727 adet göl ve gölete bırakacağız. Ürettiğimiz bu balık yavruları 11 Temmuz tarihine kadar göl ve göletlerimizle buluşmuş olacak.

Pakdemirli, bırakılan balıkların su ürünleri stoklarının gelecek nesillere aktarılması için en az bir kez üremelerine imkân tanınmasının, zaman ve boy konusundaki yapılan düzenlemelere uyulmasının sürdürülebilir balıkçılık yönetimi açısından önem arz ettiğini de sözlerine ekledi.
 
 

Üretici Örgütleri Bakan'dan Müjdeli Haber Bekliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otele toplantıya çağırdı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşecek olan toplantının gündemi ise ıslah ile ilgili olduğu belirtiliyor. Bakanlık tarafından acil tarafından hızlı bir şekilde toplantı yapılması kamuoyunda Bakan Pakdemirli’nin hayvancılık örgütlerine müjdesi mi olacak sorusu akıllara getirdi.

Öte yandan toplantının ivedilikle yapılması ve TÜDKIYEB Türkiye Damızlık Koyun Keçi Birlikleri, TDSYMB Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri, Kırmızı Et Üretici Birlikleri gibi önemli birlikleri toplantıya çağırması aynı zamanda birliklerin il başkanlarının toplantıya davet edilmesi Bakan Pakdemirli’nin Üretici örgütlerine yönelik müjdelerimi olacak sorusu akıllara geldi. Son zamanlarda hayvancılık sektöründen olumsuz yaşanan sorunlar her geçen gün artarak devam etmekte. Ekonomik sıkıntılar içerisinde olan hem üreticiler hem de üretici örgütleri Bakan Pakdemirli’den güzel müjdeler bekliyor.

 
 

Tarım Bakanları Zirvesinde İkili Görüşmeler Dikkat Çekti

Bakan Pakdemirli başkanlığındaki Türk Heyeti, Japonya'da düzenlenen "G20 Tarım Bakanları Zirvesi"nde Hindistan, Çin, İngiltere, Hollanda, Japonya tarım bakanları ve AB Komiseri ile heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdi.
 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve beraberindeki Türk heyeti, Japonya'nın Niigato kentinde başlayan zirve kapsamında, ilk olarak Hindistan Devlet Bakanı Ulusal Dönüşüm Enstitü üyesi ve aynı zamanda FAO Başkan adayı Prof. Ramesh Chand ve heyetiyle bir araya geldi.
Görüşmede Hindistan ile Türkiye arasındaki ticaretin geliştirilmesi, iklim değişikliği ve gıda güvenliği konularında iki ülkenin sorunlarının aşılmasına ilişkin atılacak adımlar ele alındı.
Pakdemirli, Çin Tarım Bakanı Changfu Han ile gerçekleştirdiği görüşmede, ilişkilerin iyi seviyede yürütüldüğü, iş birliğinin ticari anlamda daha ileri taşınması gerektiğini belirtti.
İngiliz Tarım Bakanı Robert Goodwill ile de bir araya gelen Pakdemirli, iki ülke ilişkilerini daha ileri taşımak için yapılacak çok şey olduğunu vurguladı. Goodwill'i Türkiye'ye davet eden Pakdemirli, iş birliğinin geliştirilebileceğini kaydetti.

Pakdemirli, Hollanda Bakanı Carola Johanna Schouten ile görüşmesinde, iki ülke teknik heyetlerinin bir araya gelebileceğini ve tarım yürütme komitesi toplantısının yapılabileceğini aktardı.
G20 ev sahibi Japonya Tarım Bakanı Takamori Yoshikawa ile de görüşen Pakdemirli, iki ülkenin tarımsal ilişkilerinin daha ileriye taşınması adına izlenecek yollara dair görüşlerini aktardı. Pakdemirli, iki bakanlık arasında ilişkilerin yasal temellerini oluşturmak için daha önceden müzakerelerine başlanan tarım alanındaki iş birliği anlaşmasının imzalanması gerektiğine değinerek, Bakan Yoshikawa'yı Türkiye'ye davet etti.  Pakdemirli, ayrıca AB Komiseri Phil Hogan ile bir araya geldi.
 
 
 

Tarım ve Ormana 16 Yıldızlı logo

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yeni logosu, tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti'ni temsil eden 16 yıldız taşıyor.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılan ve Bekir Pakdemirli yönetiminde yoluna devam eden bakanlığın yeni logosu belli oldu. Yeniden yapılandırılan tüm bakanlıklarda olduğu gibi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni logosu, tarihte kurulmuş 16 Türk Devleti’ni temsil eden 16 yıldız taşıyor.
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 24 Haziran seçimlerinden sonra resmen uygulanmaya başlanan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk kabinesinde, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak yeniden yapılandırılmıştı.
Yeni yapılanmada ortadan kaldırılan Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın görev alanındaki orman ve su işleri ile ilgili kurumlar da, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesine alınmıştı. Böylece yeniden yapılandırılan Bakanlıkta ilk bakanlık görevine atanan isim de, Anavatan Partisi döneminin tanınmış siyasetçilerinden Ekrem Pakdemirli’nin oğlu Dr. Bekir Pakdemirli olmuştu.
Bakanlığın yeni logosu, “T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı” yazısının yanı sıra, 16 yıldızın çevrelediği amblemden oluşuyor. Amblemin ortasında Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil eden daha büyük boyuttaki ay yıldızın hemen üzerinde ise aynı kaynaktan çıkan üç ayrı yay şekli dikkat çekiyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı sitesindeki Kurumsal Kimlik sayfasında yeni logoya ilişkin henüz açıklayıcı bir ifade yer almazken, “Cumhurbaşkanlığı 1 Nolu Kararnamesi çerçevesinde T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı kurumsal kimlik çalışmaları devam etmektedir” ifadesine yer verildi.
 
 
 
 

Tarım ve Orman Bakanlığında Yeni Dönem Yol Ajandası Belli Oldu

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oluşturuldu. Buna göre Bakan Pakdemirli brifingleri hızlandırırken Tarım ve Orman Bakanlığının’ yeni dönem yol haritası da belirlendi. Yeni dönemde “Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri” hayata geçirilecek. GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek. Orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekar alan sulamaya açılacak. Konya Ovası’nda 2019 sonuna kadar 11 milyon dekar arazi, Doğu Anadolu Projesiyle de 2,3 milyon dekar arazi sulamaya açılacak.
 
Tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek. Özellikle yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern teknikler desteklenecek.
 Tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.

 Gelecek dönemde 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak.
 Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak,
teminat sorunları hafifletilecek, atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak.

 Tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe devam edecek, 81 il ve 250 köyde “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.

IPARD-II kapsamında 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak.

 Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan’daki arazi, Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.

Özel sektöre, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.

 Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak.

 Kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak.
 
 Üretimin artması için atıl araziler değerlendirilecek, yüksek verim için teknolojik tarıma geçilecek
 Teşvikler artık 3 yıllığına verilecek, hibe destekleriyle “Birlikte Üretim Modeli” hayata geçirilecek.
 
 Ürün kaybının engellenmesi için özel sektöre de, kiralama garantili lisanslı depo yaptırılacak.
 Et ihtiyacı için damızlık hayvan desteği sürecek. Yem fabrikaları ve meralar devreye alınacak.
 
 
Milli Tarım Projesi ile sürdürülebilir tarım ve hayvancılık anlayışı politikaların çerçevesini oluştururken, 2003-2017 döneminde 5,6 milyon hektar alanda arazi toplulaştırması tamamlandı.
Söz konusu dönemde çiftçilere 2018 yılı haziran sonu itibarıyla toplam 113,1 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapıldı. Bu dönemde, genç çiftçilere, küçük aile işletmelerine, çoban istihdamına, tarıma dayalı işletme yatırımlarına özel destekler sağlanırken, ilk defa çiftçilerin kullandığı mazotun maliyetinin yarısı destek olarak çiftçiye ödendi, tarım sigortalarının kapsamı genişletilerek birçok ürün doğal felaketlere karşı teminat altına alındı.
Çiğ süt fiyatlarının dengelenmesi için müdahale alımları yapılırken, et fiyatlarını spekülatif hareketlerden korumak amacıyla da Et ve Süt Kurumunca (ESK) tedarik edilen ithal etlerin marketlerde ucuza satılması uygulaması hayata geçirildi.
Öte yandan bu dönemde gıda enflasyonunun hava koşullarının yanı sıra spekülatif hareketlerin ve ürün zincirindeki problemlerin etkisiyle aşırı yükselmesi hem enflasyonu tetikledi hem de daha fazla tarım ürünleri ithalatının kapısını araladı.
TARIMSAL DESTEKLER 3 YILLIK PLANLANACAK
Yeni dönemde Tarım ve Orman Bakanlığınca planlı tarım ve çağdaş hayvancılık uygulamalarına yönelik gerekli yapısal dönüşümler, tarımda ileri teknolojiye dayalı üretim yapısı tesis edilecek.
Bakanlığın iki önemli ayağından biri olan tarım alanında öncelikle tarımsal desteklerin sayısı azaltılarak daha etkin destekleme politikası izlenecek, tarımsal destekler 3 yıllık dönemler için açıklanacak.
Gelecek dönemde kümülatif olarak 8,5 milyon hektar alanda arazi toplulaştırma çalışmaları tamamlanacak. Tarım sanayi entegrasyonunu sağlamak için tarıma dayalı yatırımlara yüzde 50 hibe vermeye devam edilecek, 81 il ve 250 köyde "Birlikte Üretim Modeli" hayata geçirilecek.
Ayrıca 2020 yılına kadar IPARD-II kapsamındaki destekler sürdürülecek, 5,2 milyar lira hibe ile 10 bin yeni yatırım desteklenecek, 50 bin yeni istihdam oluşturacak. Yüksek teknolojili seracılık ve dikey tarım gibi modern tarımsal tekniklerin yatırımları desteklenecek.
Özellikle gıda enflasyonunun kontrol altına alınması için tarımsal destekler şekillendirilirken, Türkiye'nin arz dengesi ve dış ticaret politikaları da dikkate alınacak. Tarımsal desteklemelerde ürün deseni ve su potansiyeli uyumu gözetilerek, sertifikalı üretim yöntemlerine önem verilecek.
Daha önceki dönemlerde adımları atılan Sudan'da kiralanan arazi TİGEM'in öncülüğünde Türk girişimcilerin yatırımına açılacak.
Lisanslı depoculuk sisteminin yaygınlaşması ve gelişmesi için uzun süreli kiralama garantisi kapsamında özel sektöre lisanslı depo yaptırılacak.
Hazine arazilerinde tarım yapan çiftçilerin kullanımlarına ilişkin iyileştirmeler ve satın alma olanakları getirilecek.
Kırmızı ette kendine yeterli bir ülke konumuna gelinmesi için damızlık hayvan desteği artırılacak, Doğu Anadolu Bölgesinde entegre tesislerin kurulması desteklenecek.
Yetiştiricilere 250 bin damızlık gebe düve, 300 başa kadar olmak üzere toplamda 500 bin baş damızlık koyun desteği ve süt piyasasının regülasyonu uygulamasına devam edilecek.
 
GAP KAPSAMINDAKİ BÖLGELERİN TAMAMI SULAMAYA AÇILACAK
 
Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri hayata geçirilecek. Kurulma aşamasındaki 17 Araştırma ve Eğitim Merkezi ile Ar-Ge çalışmalarına hız verilecek.
GAP’ta büyük oranda tamamlanan ana kanallar sonrasında şebeke inşaatlarına hız verilecek, orta vadede, GAP sulamalarının tamamı olan 10 milyon 580 bin dekarın tamamı sulamaya açılacak, Konya Ovası Projesi (KOP) ile Akdeniz’e boşa akan suların Konya Ovası’na yönlendirilmesi, vahşi yer altı sulamalarının yağmurlama veya damlamalı sulama usullerine dönüştürülmesiyle su ve enerji sarfiyatında tasarruf sağlanacak. KOP'ta 2019 sonuna kadar hedeflenen 11 milyon dekar arazinin tamamı, Doğu Anadolu Projesi’yle 2,3 milyon dekar arazi daha sulamaya açılacak.
Tarımsal kredi ve hibelere ilişkin bürokratik işlemler azaltılacak, üst limitler artırılacak, teminat sorunları hafifletilecek, arazi bankacılığı gibi modellerle atıl tarım arazileri üretime kazandırılacak, hayvancılık üretiminin artırılması için kaba yem üretimi ve işlenmesine yönelik altyapı geliştirilecek, meraların girişimciler tarafından ıslah edilerek kullanımı sağlanacak, küçükbaş hayvancılığın gelişimi için meraların kullanımı teşvik edilecek, bu konuda büyük yatırım yapmak isteyen yatırımcılara yer temin edilecek.
Yeni sistem ile tarım ve ormancılık politikaları yerlilik ve millilik ekseninde oluşturulacak. Kaynakların daha verimli ve adil kullanımını sağlamak için yeni çalışmalar yapılacak.
 
AĞAÇLANDIRMADA 4 MİLYARI AŞKIN FİDAN TOPRAKLA BULUŞTU
 
Bakanlığın diğer önemli ayağı olan ormancılık alanında da son 16 yılda Türkiye'deki doğal sit alanı ve milli parklar gibi korunan alanların sayısı 175’ten 558’e çıkarıldı.
Hidrolik enerji, sulama, içme suyu ve taşkın koruma alanlarında, 2003 yılından 2017 sonuna kadar yaklaşık 126 milyar lira yatırım gerçekleştirildi.
Söz konusu dönemde 525’i baraj, 527’si HES, 336’sı gölet, bin 232’si sulama tesisi, 207’si içme ve kullanma suyu temini tesisi, 17’si atıksu arıtma tesisi ve 4 bin 640’ı taşkın koruma tesisi olmak üzere toplam 7 bin 484 tesis hayata geçirildi. Toplam ekonomik sulanabilir 85 milyon dekar arazinin, 65 milyon dekarı sulamaya açıldı.
 
İçme suyu eylem planları ile şehirlerin 2071 yılına kadar su ihtiyacı planlandı.
Ağaçlandırma kapsamında 4 milyarı aşkın fidan toprakla buluştu. 2015-2019 dönemini kapsayan "5 Bin Köye, 5 Bin Gelir Getirici Orman" projesi yürütüldü.
Orman kadastro çalışmaları tamamlandı, Ulusal Çölleşme Risk Haritası hazırlandı ve Toprak Bilgi Sistemi kuruldu, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanteri projesini 54 ilde tamamlandı.
Hayvanları Koruma Kanunu, sokak hayvanlarının rehabilitasyonu maksadıyla 2004 yılında yürürlüğe girdi, 81 yaban hayatı geliştirme sahası aktifleştirildi.
 
KORUNAN ALANLARIN SAYISI 653'E ÇIKARILACAK
 
Yeni dönemde Türkiye'nin ekonomik sulanabilir arazilerinin tamamı 2023 sonuna kadar sulamaya açılacak.
Arıtılmış atık suların ekonomiye yeniden kazandırılması amacıyla yüzde 1,2 olan yeniden kullanım oranı 2023 yılına kadar yüzde 5’e çıkarılacak.
Korunan alanlarda, tabiat eğitim merkezleri, yaz okulu ve gençlik kampları tesis ederek tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütülecek. Korunan alanların sayısı 2023 sonunda 653’e çıkarılacak.
Türkiye'deki mağaralar araştırılacak, veriler ışığında mağaralar tabiat varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alınacak.
Yer üstü ve yer altı su kaynaklarını kapsayacak şekilde su havzaları koruma altına alacak, "Bütüncül Su Kaynakları Yönetimi Modeli"ne geçilecek. Ulusal Su Planı ve Ulusal Su Güvenliği Planı yayınlanacak.
Şehir ormanları sayısı 2019 yılına kadar 160’a çıkarılacak, 2019 sonuna kadar ormanların tamamının tapu ve tescil işlemleri gerçekleştirilecek.
 
Felaketlerin önlenmesi için 2023 yılına kadar 25 Çığ Kontrol Projesi ve Çığ Tehlike Haritası, 35 Heyelan Kontrol Projesi ve Heyelan Tehlike Haritası, 250 alanda sel kontrol projesi hayata geçirilecek.
Orman alanlarını çoğaltmak, erozyonu önlemek, ceviz, badem, zeytin gibi ürünlerin üretimini desteklemek üzere 10 bin dönüme kadar Hazine taşınmazı gerçek ve tüzel kişilere kiralama amaçlı arz edilecek.


 
 

Çiftçinin yüzü Gülsün Çocuklarımız Ormanla Büyüsün

Bakan Pakdemirli’den İlk Mesaj :  Çiftçinin yüzü Gülsün Çocuklarımız Ormanla Büyüsün
Yeni kabinenin açıklanması ile birlikte kabinenin 16 bakanı TBMM de yemin töreninin ardından devir teslim törenleri ’de gerçekleşti. İl tören Orman bakanlığında gerçekleşirken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında ise yeni dönemin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli görevi Ahmet Eşref Fakıbaba’dan devraldı. Bakanlığın makam katında gerçekleşen törende  Yeni Bakan Bekir Pakdemirli Çiftçimizin yüzü gülsün Çocuklarımız ormanla büyüsün mesajı verdi. Bakan Pakdemirli devir teslim töreninde şu sözlere yer verdi.  "Elinizi ayağınızı buradan çekmeyin, biz her zaman sizden faydalanmak isteriz" dedi.
Yeni dönemde üretici ve tüketiciyi koruyan bir şekilde çiftçiliği ileriye götüreceklerini söyleyen Pakdemirli, yerli ve milli duruş sergileyeceklerinin altını çizdi. Türkiye’yi 2023 hedeflerine taşıyacaklarını kaydeden Pakdemir, "Petrolümüz yok, altınımız yok ama çok güzel topraklarımız var. Tarımın yapıldığı ilk yer. Suyumuzu, toprağımızı iyi kullanacağız. Zaman zaman hata da yapacağız, bizi koruyup kolladıkları için medya mensuplarımıza da teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.
 

Pakdemirliden İlk Açıklama

Bakan Pakdemirli, tarımın her tarafına dokunmuş bir aileden geldiğini söyledi.
Pakdemirli, "Bize bu görevi layık gören Reis-i Cumhurumuza, Erdoğan Bey'e çok çok teşekkür ederim. Çok büyük bir sorumluluk. Omuzlarımızda büyük bir sorumluluk hissettiriyor ama bir yandan da çok büyük bir şeref. Memleketimize, insanlarımıza hizmet etmek büyük mutluluk" dedi.
Bakanlığı bekleyip beklemediği sorusu üzerine Pakdemirli, "Açıkçası ben çok yakın bir zamanda duydum. Ancak bakanlığın bu olacağını ben de bilmiyordum. Ama bu bizim uzak olduğumuz bir şey değil. Çiftliğimiz var. Üzümümüz, incirimiz, tavuk kümeslerimiz var. Yani tarımın her tarafına dokunmuş bir aileyiz. Zor olmayacak diye düşünüyorum. Allah hepimizi muvaffak etsin. Tabii görevlerin hepsi zor. İnşallah zoru hemen yaparız, imkansız da biraz zaman alır" diye konuştu.