Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

GÜÇ BİRLİĞİ KOOPERATİFLERİ

Değerli okurlar, Bundan sonra AB Panorama başlığı altında her sayıda, sizlerle ülkemizdeki üretici örgütlenmesi ve kooperatifler ile ilgili mevcut durumu, AB’den karşılaştırmalar yaparak anlatmaya çalışacağım. Amacım kısa bilgilerle ilginizi kooperatiflere çekebilmek. Bu sayıdaki ilk yazımızda son günlerde çok tartışılan milli birlik kooperatifleri ile ilgili ortaya atılan durumu daha iyi tartışabilmeniz için sizlere AB’deki ve ülkemizdeki üretici örgütlenmesi ve kooperatifler ile ilgili genel durumu anlatacağım.

AB’de tarım alanında örgütlerin yapılanmasına baktığımızda, genellikle ürün ya da ürün grupları temelinde kurulduklarını görürüz. Bunun yanı sıra örgütlenme şekilleri ülkelerin ekonomik ve sosyal şartlarına göre ülkeden ülkeye hatta bazen aynı ülkede eyaletler arasında bile değişebilmektedir. Bu durum bazı ülkelerde ırk ve din gibi ülkeye özgü sosyolojik, kültürel ihtiyaçlara göre daha da özelleşebilmektedir. Örneğin Katolik-Protestan olmak üzere dini ya da Fransız, Alman, Felemenk, Katalan veya İskoç gibi etnik temelli oluşumlara da sıklıkla rastlanabilmektedir. Örneğin sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonların da bulunduğu kalabalık bir yapılanmaya sahip Fransa’da tarım alanında faaliyet gösteren farklı yapılarda çok sayıda ve tipte örgüt bulunmaktadır. Bu durumun diğer Akdeniz bölgesi ülkelerinde de görüldüğü, Kuzey ülkelerinde özelikle Almanya’da ise disipline edildiği şeklinde bir genellemede bulunulabilir.

Sanırım burada hepimizin aklına gelen ilk soru, bu kadar çok örgütün bizdeki gibi bir “örgüt kirliliği”ne sebep olup olmadığıdır. Bu sorunun cevabı duruma göre değişecektir. Bir bölgede aynı alanda birden fazla örgütün üreticiye hizmet yarışında olması kötü bir şey değildir. Fakat bu örgütler birbirlerine zarar veren bir rekabete girişirlerse durum değişecektir.
AB’de sektörde birbirinin rakibi olarak görülen örgütler piyasada ortaklarının menfaati sözkonusu olduğu zaman bir araya gelmesini bilmektedir. Özellikle AB kanunları bu konuda yol göstericidir. Ama kesinlikle zorlayıcı değildir. Bir örgütün piyasada etkin olmak amacıyla üye ülke hükümetlerinden yetki devri (tanınma) hakkını alabilmesi gereklidir. Bunun için bulundukları bölgeyi temsil edebilecek büyüklüğe ve güce sahip olma şartı bulunmaktadır. Bu şart, onları AB Tanınma Hakkı Almış Üretici Örgütü (Producer Organisation-PO) olarak birleşmeye itmektedir. Örneğin İspanya’da yüzyıllık balıkçı kooperatif örgütleri olan Kofraderia’lar, Üretici Örgütü (PO) olarak birleşmiş ve piyasada güçlü hale gelmişlerdir. AB’de buna benzer bir diğer durum ise; özellikle Ortak Piyasa Düzenleri kapsamında son zamanlarda yaşanan düzenlemelerden kaynaklanmaktadır. Bu düzenler üretici örgütlerini piyasa şartlarında daha aktif rol almaya yöneltmekte dolayısıyla onları kooperatifler ile ortak olmaya ya da kooperatifleşmeye sevk etmektedir. Örneğin süt kotalarının serbest bırakılması, ürünün pazarlanabilmesinde özellikle kooperatifleri ön plana çıkartmış ve üretici örgütlerinin bu alanda yeni birliktelikler kurmasına neden olmuştur. Bir başka örnek ise; Hollanda’da balıkçılık alanındaki üretici örgütlerinden (PO) verilebilir. Bu ülkede bulunan mevcut 10 adet Balıkçılık Üretici Örgütünün (PO) 9 tanesinin adı kooperatif ile başlamaktadır. Özellikle mezat işlerinde bir müdahale gerektiğinde karşılıklı etkileşime girmekte ve ortaklarının menfaatlerini korumaktadırlar.
AB tarımında üretici örgütlerine verilen önemin giderek arttığını biliyoruz. En son yapılan büyük reform çalışmaları sonucunda 2013 yılında çıkartılan mevzuatta bu durum iyice belirgin hale gelmiştir. Artan bu önem kooperatiflere olan ilginin de artmasına neden olmuştur. Yani artık AB’de örgütleri, diğer örgütler ile birleşmeye teşvik eden ekonomik bir ortam oluşmaktadır. Burada özellikle bir kere daha belirtmek gerekirse, ekonomik şartlar karşısında güç birliği oluşturmak için yapılan bu birleşmelerde hiçbir şekilde devletlerin üretici örgütüne zorla el koyması, baskı yapması ya da çiftçiye ortaklık konusunda bir zorlaması olmamaktadır.

Peki, ülkemizde durum ne?
Ülkemizde halen 4 Bakanlığın sorumluluğunda, 13 kanuni dayanağı olan, 18 farklı türde tarımsal amaçlı örgüt bulunmaktadır. Toplam sayısı 16.000’e ulaşan bu örgütler, 10 milyondan fazla ortak/üyeye sahiptirler. Bu örgütleri ekonomik ve mesleki olarak iki grup halinde ele alabiliriz.

Çiftçinin üye olduğu, ekonomik amaçlı olmayan mesleki amaçlı üretici örgütleri içinde ülke çapında ürün bazında ilçelerde kurulan 600 bine yakın çiftçinin üye olduğu 900 üretici birliği ve yine 750’den fazla ilçede yapılanmış 5 milyon üyesi olan ziraat odaları öne çıkmaktadır. Ayrıca 500’den fazla dernek, 400’e yakın sulama birliği, 15 vakıf, tohumculuk alt birlikleri ve ürün konseyleri bu grupta yer almaktadır. AB’de devletin muhatap aldığı ekonomik amaçlı üretici örgütlerine emsal olmaları amacıyla oluşturulan üretici birliklerinin ülkemizdeki yapısının, ne AB’de, ne de Dünya’da bir benzeri yoktur ve ne yazık ki ticari faaliyet gösterememektedirler.

Tarımsal örgütler içinde ekonomik amaçlı örgütler olan kooperatiflerin elbette farklı bir yeri vardır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamında tarımsal kooperatif olarak Tarım ve Ormancılık Bakanlığı sorumluğunda 10 bine yakın, Ticaret Bakanlığı sorumluluğunda ise 500’e yakın kooperatif bulunmaktadır. Bunlara ilaveten Tarım ve Orman Bakanlığı altında 1581 sayılı kanun ile kurulan 1600’den biraz fazla Tarım Kredi Kooperatifi ve yine Ticaret Bakanlığı altında bu sefer 4572 sayılı kanun ile kurulan 300 kadar Tarım Satış Kooperatifi bulunmaktadır.
 

 
Sonuç olarak, ülkemizde; 2 ayrı Bakanlık bünyesinde, 3 farklı Kanuna göre, 8 ayrı alanda faaliyet gösteren yaklaşık 3,8 milyon çiftçinin ortağı olduğu 13 bine yakın Tarımsal Amaçlı Kooperatif bulunmaktadır.
Bu kooperatifler arasında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Tarım ve Orman Bakanlığı altında kurulan kooperatifler ele alındığında dikey yapılanmaları açısından karmaşık bir durum ortaya çıkmaktadır. Bakanlığın 1988’li yıllarda çıkardığı mevzuata göre; faaliyet konularına göre en altta Tarımsal kalkınma, Sulama, Su ürünleri ve Pancar ekicileri olmak üzere 4 grupta kurulmaya başlayan kooperatifler, kendi bölge birlikleri ve merkez birlikleri altında dikey yapılanmalarını oluşturmuşlardır. Bu kapsamda Tarım, Ormancılık, Hayvancılık, Su Ürünleri, Sulama, Pancar Ekicileri, Çay ve El Sanatları Kooperatifleri Birlikleri ile ilgili anasözleşmeleri hazırlanmış ve geçen 31 yıl içerisinde bunların ilk altısının kuruluşları yapılmıştır. Ayrıca kooperatif benzeri yapıda 81 ilde kurulan ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri bulunmaktadır. Ekonomik amaçlı bütün bu örgütler aslında çiftçinin özel mülkleridir ve Türk Ticaret Kanuna göre birer Anonim Şirket olarak kabul edilmektedirler. Yani bunlar üzerinde genel denetim haricinde devletin hiçbir konuda müdahale hakkı bulunmamaktadır.

Çerçevesi devlet tarafından çizilmiş bu durumun bir kirlilik mi, yoksa Fransa’da olduğu gibi bir zenginlik mi olduğunu iyi irdelemek gereklidir. Devletin görevi örgütlenmenin önünü açmaktadır. Demokratik bir ülkede kanunlar ile örgütlenmeye bir sınırlama getirilmesi düşünülemez. Bu nedenle, örgüt sayısının çok olduğu bir ülkede bu fazlalığın bir zenginliğe mi, yoksa bir kirliliğe yol açtığı birbirleri ile uyumlarına ve piyasada mensuplarının menfaatlerini koruyacak tedbirler alabilmelerine yani kooperatiflerin kendilerine bağlıdır. Sonuç olarak, kooperatiflerin gerektiğinde bir araya gelebilme ya da birleşebilme bilinçleri, bunu başarabilme kabiliyetleri hem bu sorunun cevabı olacaktır, hem de ülke tarımının sorunlarının çözümü için büyük bir fırsat oluşturacaktır.
Örgütlenmede her alanda, her zaman önder olan kooperatifler bu sorunun çözümünde de yine önder olmalıdır. Çünkü kooperatiflerin birleşme alanında gösterecekleri başarı diğer örgütlere de örnek olacak hatta onları da bu güçlü yapının altına çekecektir.

Daha önceki yıllarda da gündeme gelen ve kanuni bir engeli bulunmayan birleşme konusunda kooperatiflerimiz üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirebileceklerine inanıyorum. Almanya’da son yıllarda sıkça görülen kooperatif sayısı azalırken ortak sayısının artması durumu, ülkemizde Tarım Kredi Kooperatiflerinde de görülmektedir. Bu durumun diğer kooperatiflerde ve üst yapılanmada da zamanla kendini göstermesi gerekmektedir.

150 yıllık bir örgütlenme geçmişine sahip ülkemizde; marifet bir kooperatif kurmakta değil, gerektiğinde daha büyük birliktelikleri başarabilmektedir. Ramazanınızı kutluyor, Ülkemize ve ailenize huzur ve bereket getirmesini diliyorum.