Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Bir GDO’lu Yeme Daha Onay!

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği İktisadi İşletmesi (BESD-BİR) genetiği deştirilmiş ‘MONN87427’ kod numaralı mısırın tavuklarda yem olarak kullanılması için Tarım ve Orman Bakanlığı’na başvurdu. Bakanlık başvuruyu onaylayarak, kararını Resmi Gazete’de 23 Ocak'ta yayımladı.

Bakanlığın kararına göre 10 yıl kullanım izni verilen GDO’lu bu yem çeşidinin ambalajlanması, taşınması, muhafazası ve nakli için mevzuatta belirtilen kurallara uyulacak ve bu yemin GDO’lu olduğuna ilişkin etiketleme yapılacak.

Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Remzi Baki Suiçmez, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bir GDO’lu mısır çeşidinin daha yem olarak tavuklarda kullanılmasına izin vermesini eleştirdi. Suiçmez, “GDO’yu tercih etmek, bir yerde GDO lobisini ülkemizde söz sahibi olmasının önünü açmaktadır. Çözüm GDO’lu yem ürünleri değil, doğal ürünler ve doğal beslenmedir” dedi.

Diyarbakır’da Su Projeleri Birer Birer Hayata Geçiyor!

Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak bilinen Silvan Projesi kapsamında inşa edilen Silvan Barajı’nın gövde dolgusu, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans yöntemiyle teşrifi, Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin de tören alanından katılımıyla, 23 Ocak’ta tamamlanıyor.

Düzenlenecek törende ayrıca Diyarbakır’ın verimli topraklarını suyla buluşturacak Başlar ve Ergani Barajları ile Ergani ilçesinin 2045 yılına kadar su sorunuyla karşılaşmasına mani olacak Ergani İçmesuyu Arıtma tesisi de hizmete alınacak.

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Bakan Pakdemirli, Atatürk Barajı’ndan sonra en büyük sulama sahasına sahip olan Silvan Barajı’nda gövde dolgusunun tamamlandığını ifade ederek “Silvan Barajı ülkemizin en büyük 2. Sulama projesi olan Silvan Projesi’nin ana depolama tesisi konumundadır. Ayrıca sınıfında 175,5 metre yüksekliği ile ülkemizin ve Avrupa’nın en yüksek barajıdır. Silvan Barajı ve HES’te, gövde dolgusu tamamlanarak önemli bir aşama geride bırakıldı. 8 milyon 680 bin metreküp gövde dolgu hacmine sahip olan Silvan Barajı’nda 7,3 milyar metreküp su depolanabilecek” diye konuştu.

6,4 milyar TL’ye mal olacak barajın tüm üniteleriyle tamamlandığında sulama ve enerji üretimini kapsayan 4 ayrı aşamada işletileceğini belirten Bakan Pakdemirli “Her aşamada, Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artarken, Silvan Hidroelektrik Santralinde üretilen elektrik enerjisi azalacaktır.  4. ve nihai aşamayla birlikte enerji üretimi 681 milyon kilovatsaatten 88,41 milyon kilovatsaate inerken, sulamaya verilen su miktarı 1 milyar 791 milyon metreküpe yükselecektir” ifadelerini kullandı.

Baraj ile hâlihazırda kuru tarım yapılmakta olan 2 milyon 350 bin dekar arazide modern sistemler ile sulama yapılabileceğinin altını çizen Pakdemirli “Silvan Barajı ve HES, tarımsal sulama ve enerji üretiminden milli ekonomiye yıllık 1,91 milyar TL katkı sunarken, 305 bin kişiye de istihdam imkânı sağlayacak” açıklamasını yaptı.

BAŞLAR VE ERGANİ BARAJLARI İLE ERGANİ İÇMESUYU ARITMA TESİSİ AÇILIYOR

Hizmete alınacak Başlar Barajı’nın temelden 30 metre yüksekliğe sahip olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Yaklaşık 29 milyon metreküp su depolama kapasitesine sahip olan baraj ile halen kuru tarım yapılmakta olan, 38 bin 200 dekar alan modern sistemlerle sulanarak 29,28 milyon TL net gelir artışı ile 5 bin kişilik istihdam imkânı sağlanacak. Sulamadan Bismil ilçesine bağlı; Safyan, Akçay, Doluçanak, Bahçe, Seki, Belli, Çakıllı ve Çöltepe köyleri ile Silvan ilçesine bağlı; Kasımlı köyü faydalanacak”

Ergani Barajı ile de Ergani İlçesinde yer alan 18 bin 660 dekar tarım arazisinin modern sistemlerle sulanacağını söyleyen Bakan Pakdemirli, barajdan yapılacak sulama ile 2 bin 450 kişiye iş imkânı ve yıllık 13 milyon TL ekonomik katkı sağlanacağını ifade etti.

Hizmete alınacak diğer bir tesis olan Ergani İçmesuyu Arıtma Tesisi ile ise güncel içme suyu ihtiyacı yıllık 9,9 milyon metreküp olan Ergani ilçesine, yıllık 15,6 milyon metreküp içme ve kullanma suyu temin edilecek. Bakan Pakdemirli “Ergani İçmesuyu Arıtma Tesisi, günlük 42 bin 500 metreküplük arıtma kapasitesi ile ilçenin 2045 yılına kadar içme suyu sorunu yaşamasına mani olacak. Tesis; Ergani İlçesi ve Çavlı, Şölen, Koruköy, Gürünlü, Özbilek, Bademli, Bahçeköy, Deringöze, Gözekaya köylerine hizmet verecektir. Yapılan tesisler, söz konusu yerleşimlerin 2045 yılı nüfusu olması beklenen 130.000 kişiye hizmet verebilecek” diye konuştu.
 

Tarım ve Orman Bakanlığından Mobil Ekmek Büfesine Yasak

Tarım ve Orman Bakanlığı, ekmek satışına ilişkin yayımladığı genelgede mobil araçlarda ekmek satışını yasakladı. Bakanlığın yayımladığı genelge ile İBB'nin mobil ekmek büfelerinde ekmek satışı yasaklanmış oldu.
Tarım ve Orman Bakanlığı, pazarlar dışında seyyar ekmek satışını yasaklayan bir genelge yayınladı. Genelgeye göre, mobil araçlarda ekmek satışı yasaklandı.
Yayınlanan genelge ile birlikte artık pazarlar dışında seyyar araçlar ve mobil araçlar ile manav, kasap ve sokaklarda ambalajsız veya ambalajlı ekmek, diğer ekmek çeşitleri ve pide satışı yapamayacak.
İBB Mobil Halk Ekmek Büfeleri için çıkarıldığı yorumlarıyla tepki çeken genelge şöyle:


 
Kararla ilgili açıklama yapan İBB Sözcüsü Murat Ongun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımız endişe etmesin. Gerekirse ihtiyaç duyduğunuz ekmeği evinize teslim ederiz" dedi.
Ekmek satışını devam edeceğini belirten İBB Sözcüsü Murat Ongun, "İstanbul Halk Ekmek, mobil hizmet araçları ile İstanbullulara sağlıklı ve ucuz ekmek hizmetini her koşulda sürdürecektir. Vatandaşlarımız kamuoyuna yansıyan haberlerle ilgili endişe etmesin. Gerekirse ihtiyaç duyduğunuz ekmeği evinize teslim ederiz" ifadelerini kullandı.
 
 

Bakan Pakdemirli: Elektrikli Traktör 3 Ay içinde Banttan İnecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, salgından dolayı geciken elektrikli traktörün 3 ay içinde banttan ineceğini açıkladı. Bakan Pakdemirli, büyük tasarruf sağlayacak olan elektrikli traktörle ilgili, “Dünyada Türkiye’den başka seri üretime hazır bir elektrikli traktör platformu yok” dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen Covid-19 Süreci ve Sonrasında Gıda Sektörü Değerlendirme Toplantısı'na katıldı.

Türkiye ekonomisinin büyümesinde tarımın önemli bir rolü olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Yüzde 5.3 büyüyen bir sektör tarım orman sektörü. Türkiye ilk üç çeyrekte 0.5 büyüdü. Yüzde 5.14 tarım sektörü büyüdü. Doğru işler yaptık ki gıdada, tarımda, tarımın paydaşlarında doğru neticeler alabildik” dedi.

Elektrikli traktör konusunda da açıklamalarda bulunan Bakan Pakdemirli şunları söyledi;
Tarımın geleceği, geleceğin tarımı diye bir platform altında hem dijital projeler hem de Türkiye'nin büyük iş adamlarıyla buluşarak onları da tarıma yönlendirme konusunda bir platform oluşturduk.

Türkiye'nin elektrikli traktörünü bantlardan çıkarmak üzereyiz. Dünyada Türkiye'den başka seri üretime hazır bir elektrikli traktör platformu yok. Tahmin ediyorum ilk 3 ay içerisinde, aslında sene başında olacaktı üretim, pandemiden dolayı bazı malzemeler tedarik edilemedi. İlk 3 ay içerisinde elektrikli traktörümüz hazır.
Bunun manası ne? Yüzde 80 daha tasarruflu bir ürünle, elektrikli traktörle çiftçimiz çok daha rahat bir şekilde üretimini yapabilecek. 45 dakikada 8 saatlik şarj olacak.

İşçi Alımı Kura Sonucu Açıklandı!

Tarım ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatlarında istihdam edilmek üzere alınacak işçi kura sonuçlarının belli olduğunu açıkladı. Konu ile ilgili yapılan açıklamada şöyle denildi:
 İŞ-KUR kanalıyla ilana çıkılan 826 daimi İşçi alımı için Noter tarafından kura çekim işlemi 16.01.2021 tarihinde 10:00-20:00 saatleri arasında gerçekleştirilmiştir. Adayların kura sonucuna yönelik işlemleri ise 17.01.2021 tarihinde tamamlanmıştır.

Bu kapsamda taşra teşkilatına, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçi olarak yerleşenlerin göreve başlama taleplerini içeren başvuruları, başvuruda bulundukları kuruluş müdürlüklerimizce alınacak olup, göreve başlama işlemleri aşağıda belirtilen şekilde yapılacaktır.
Asil adayların;
  1. Kimlik Kartı (Nüfus Cüzdanı) örneği.
  2. İkametgah belgesi. (e-Devlet çıktısı geçerlidir).
  3. Adli Sicil Durum Belgesi. (e-Devlet çıktısı geçerlidir)
  4. Askerlik Durum Belgesi. (Askerlik Şubesi onaylı veya e-Devlet çıktısı geçerlidir)
  5. Başvurmuş olduğu açık iş pozisyonunu için gerekli olan öğrenim belgesi
  6. Özel şartlarda belirtilen diğer sertifikalar.
  7. Çalışmaya engel bir sağlık halinin olmadığına dair sağlık raporu
ile birlikte;
En geç 22.01.2021 tarihi mesai saati sonuna kadar başvuruda bulunduğu işyerine müracaat ederek, belgelerin teslim edilmesi gerekmektedir. Belge teslimi şahsen yapılacak olup posta, kargo, kurye ile yapılan başvurular kabul edilmeyecektir.

Teslim alınan belgeler işyerlerimiz tarafından Personel Genel Müdürlüğüne iletilecek olup, Personel Genel Müdürlüğü nezdinde oluşturulan Kura ve İnceleme Komisyonu tarafından incelendikten sonra atama işlemleri gerçekleştirilecektir. Yerleştirme sonucu atama için öngörülen niteliklere sahip olmayan adaylar ile yanlış, yanıltıcı veya yalan beyanda bulunmuş olup tercihlerine yerleşenlerin atama işlemleri yapılmayacaktır. Asil adaylardan başvurmayanlar ile başvuruda bulunduğu pozisyonda aranan şartları taşımadığı sebebi ile ataması yapılmayanların yerlerine sırasıyla yedek adaylardan atama yapılacaktır. Yedek adaylar için yapılacak duyuru internet sayfamızdan ayrıca ilan edilecektir.

İlan, kura neticesinde yerleşmeye hak kazananlar için tebligat niteliğinde olup, hak sahiplerine ayrıca tebligat yapılmayacaktır.

“Türkiye’nin Bugün Et İthalatı Diye Bir Şeyi Kalmamıştır”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, kırmızı et konusunda yaptığı açıklamada, "Türkiye’nin bugün ithalat diye bir şeyi kalmamıştır. Gündemde böyle bir konu kalmadı. 1.3 milyon hayvan ithalatından bu sene inşallah 150-200’e düşeceğiz." dedi.

Ekonomi Muhabirleri Derneği (EMD) Başkanı Turgay Türker ve Yönetim Kurulu üyeleri ile bir araya gelen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gündeme ilişkin önemli mesajlar verdi.

Bakan Pakdemirli, 2021'de çiftçilere 24 milyar lira tarımsal destekleme yapılacağını belirterek, “Tarımsal hasıla 48.5 milyar liraya ulaştı. İki yıldır yüzde 50 büyüme var. Tüm rakamlar işlerin iyi gittiğini gösteriyor. Üreticiyi koruyor, tüketicileri kolluyoruz” dedi.

Bakan Pakdemirli, gıdada taklit ve tağşiş konusunda çok aktif rol üstlendiklerini belirterek, “Meslekten men getirdik. Bu Cezalar çok yüksek. Sadece üretene değil, satana, sattırana, ürettirene. Gıda üretenler kendilerine çeki düzen verecekler” diye konuştu. Bakan Pakdemirli 2023 yılına kadar 150 yeraltı barajı inşa edileceğini belirterek, bunlardan 25'inin tamamlandığını söyledi.

Geçen yılki yağışların normal yağış rejiminin yüzde 30 gerisinde olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Geçen yıl yine bir kuraklıkla karşı karşıya kaldık. Bu sene tabi ki yağış rejimindeki azalma ama inşallah bundan sonra toparlıyor olacak. Bundan da bitkisel üretimi  en az etkilenmesi konusunda bir gayret gösteriyoruz. Konuyu takip ediyoruz. Bu genel itibarı ile emtia fiyatlarında yükselme trendine yol açabilecek bir gidişat var. Dikkatle izliyoruz. Müdahale alımları hasat öncesi açıklandı. Üreticiyi koruyoruz, tüketiciyi kolluyoruz. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile beraber hem destek veriyoruz hem de müdahale alımı yapıyoruz. Turbo destek haline getirdik. Gerçek regülasyon göreviyle beraber de kamu kurumlarımız zarar etmesin diyoruz” diye konuştu.

Türkiye'nin ithal et gibi bir konusu kalmadığını ifade eden Bakan Pakdemirli, “Küçükbaşı artırmak gerekiyor, çünkü bu coğrafya buna müsait. Türkiye'nin bugün ithalat diye bir şeyi kalmamıştır. Gündemde böyle bir konu kalmadı. 1.3 milyon hayvan ithalatından bu sene inşallah 150-200'e düşeceğiz. O da besilik zaten kasaplık değil. 50 bin ton direkt ithal etten de geçen sene 3200'le kapattık. Ondan önceki sene 5 bindi. Ondan öncesi sene 55 bindi. Bu sene de sosyal sorumluluk kapsamında, ihtiyacımız olduğu için değil ama Sırbistan, Bosna gibi bir iki ülkeden, onların kırsal kalkınma programlarına destek amacıyla başlatılmış programlardan yerel köylüleri desteklemek için yine 2-3 bin ton mal gelir yani. Onun dışında Türkiye'nin ithal et gibi bir konusu kalmadı” dedi.

Hamsi Avcılığına Kısmi Durdurma Uzatıldı!

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nce ticari amaçlı hamsi avcılığı, 08 Ocak 2021 tarihinden, 18 Ocak 2021 tarihine kadar 10 gün süreyle İstanbul Boğazı’nda ve Karadeniz’in büyük bir bölümünde durdurulmuştu.  
Bu süre içerisinde Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’müz tarafından yapılan araştırma, inceleme ve gözlemler ile başta bilim insanları olmak üzere, birçok balıkçı, balıkçılık örgütleri ve sektörün diğer paydaşları ile yapılan istişareler sonucunda yeniden bir değerlendirme yapılmıştır.

Bu değerlendirmeye göre; Karadeniz’in ülkemiz karasularında bulunan hamsilerin halen büyük bir bölümünün avlanabilir asgari boy uzunluğunun altında olduğu ve et veriminde bir artış olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca mevcut hamsi sürüleri haricinde asgari avlanabilir boy uzunluğu ve et verimi kriterlerine uygun başka sürü girişi de olmamıştır.

Bu nedenle;
İstanbul Boğazı’nın tamamı ile Karadeniz’de İstanbul İli Sarıyer İlçesi Kumköy Aslan Burnu’ndan (41 15' 25.13'' N - 29 2' 58.2'' E ) Gürcistan sınırına kadar olan karasularımızda her türlü av aracı ile ticari amaçlı hamsi avcılığının durdurulma süresi 28 Ocak 2021 tarihi 00.00 saatine kadar uzatılmıştır.
 
Bu süre içerisinde belirtilen alanların dışındaki bölgelerde asgari avlanabilir boy uzunluğuna sahip hamsi sürüleri avlanabilir.

Halkımız, buralardan kurallara göre avlanılmış hamsileri veya daha önceden yakalanarak, soğuk hava depolarında muhafaza edilen hamsileri gönül rahatlığıyla alabilir ve tüketebilir.
Hamsi başta olmak üzere denizlerde, karaya çıkış noktalarında, toptan ve perakende satış yerlerinde, gerekli kontroller yapılarak, yasal boy limitinin altında balık satışı yapanlara müsaade edilmeyecektir.
Mevcut durum takip edilecek olup, herhangi bir düzelme olmadığı takdirde kısıtlamaya 10 gün daha devam edilecektir.

2021 Yılı, Su ve Sulama Yatırımların da Hamle Yılı İlan Edildi

2021 yılını su ve sulama yatırımlarında hamle yılı olarak tasarladıklarını belirten Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Gelecek yıl 51 baraj ve 39 gölet olmak üzere toplam 90 depolama tesisi daha bitirerek, depolama sayısını 1617’ye, kapasitesini ise 180 milyar metreküpe ulaştıracağız dedi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde gıda arz güvenliğinde ve vatandaşların temel gıda maddelerini temininde sorun yaşanmadığına dikkat çeken Pakdemirli, “Bakanlık olarak gıda ihtiyacını karşılayacak ürün stokları kontrol edilerek, fiyat artışlarının olmaması için takiplerimiz devam etmiştir. Aralık ayı itibarıyla 19,9 milyar lira destek ödenmiş olup, ödemeler devam etmektedir.

Çiftçilerimizi ve mevsimlik tarım işçilerimizi sokağa çıkma yasağından muaf tuttuk. Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının e-Devlet üzerinden yapılmasına imkan sağladık. Gübre, tohum, ilaç, yem gibi tarımsal girdilerin üretim, erişim ve dağıtımı kesintisiz devam etti.” diye konuştu. Pakdemirli, bu süreçte ilave yazlık ekim yapmaya uygun 24 ilde yüzde 75 hibe tohum teminiyle “Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi”ni başlattıklarını, Milli Emlak Genel Tebliği’nde gerekli düzenlemeleri yaparak, atıl hazine arazilerinin etkin bir şekilde tarımsal üretimde kullanılmasını sağladıklarını anlattı. Hububat, baklagiller, fındık, kuru kayısı, çeltik ve yaş çay alım fiyatlarını hasat öncesinde açıkladıklarını ve çiğ süt prim desteğini artırdıklarını ifade eden Pakdemirli, “Ekmeğin hazır ambalajlı veya ambalaj içinde vatandaşa ulaştırılmasını zorunlu hale getirdik. Zirai kredilerin anapara ve faiz tutarlarını 6 ay süreyle faizsiz olarak erteledik” dedi.

Uygulamalı Eğitim ile Otlu Peynirin Sırrını Öğreniyorlar

Avrupa Birliği'nin finansal desteği, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) uzmanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın iş birliğinde hayata geçirilen "Uygulamalı Çiftçi Okulu" projesi devam ediyor.

Proje kapsamında, Van ve yöresinde önemli geçim kaynaklarından olan kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi otlu peynirin, marka değerinin ve kalitesinin artırılması, daha geniş pazarlara satılması amacıyla Çatak ilçesinde "uygulamalı otlu peynir yapımı kursu" başlatıldı.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü görevlileri, kursa katılan 25 kadını, koyun sütü ile yaylalardan toplanan dağ nanesi, kekik, sirmo (yabani sarımsak), mendo, helis, siyabo gibi endemik otlarla hazırlanan otlu peynirin tuz oranı, sütün saklama koşulları, plastik bidonlar yerine topraktan yapılan küplerin kullanılması konularında bilgilendiriyor.

Daha önce geleneksel yöntemleri kullanan kadınların, 6 ay sürecek eğitimlerin ardından, belirlenen standartlar doğrultusunda ürettikleri peynirleri, daha sağlıklı koşullarda muhafaza ederek pazarlanması hedefleniyor.
Proje Koordinatörü Bünyamin Hakan, kentin en önemli değerlerinden otlu peynirin değerini artırmak ve özelliklerini koruyarak gelecek nesillere aktarmak amacıyla kursun düzenlendiğini söyledi.

Van'ın tarım, hayvancılık ve gıda yönünden önemli bir şehir olduğunu belirten Hakan, şunları kaydetti:

"Uygulamalı Çifti Okulu duvarı olmayan okuldur. Üreticilerimize sahada, karla kaplı bahçelerde ve ahırlarda eğitimler veriyoruz. Çiftçilerimizin iş becerilerini geliştirmeyi, kazançlarını artırmayı ve onlara iş olanağı sağlamayı amaçlıyoruz. Proje kapsamında Çatak'ta 25 kadın üreticiye otlu peynir yapımıyla ilgili eğitimler veriyoruz. Eğitimler sayesinde kentimizin en önemli değeri olan otlu peynir hak ettiği değeri görecek. Marka haline getireceğimiz otlu peyniri tüm dünyaya tanıtmayı hedefliyoruz. Otlu peyniri ihracatı olan bir ürün haline getireceğiz."
 
 

Çanakkale’ye Süt Verimi ve Üretimin Arttırılması Projesi

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından, “Çanakkale ilinde küçükbaş hayvanlarda süt verimi ve üretiminin arttırılması” projesi hazırlandı. Proje ile Ezine peynirinin ham maddesi olan koyun sütü talebini karşılamak ve bölgedeki küçükbaş hayvancılık işletmelerinin verimliliğini arttırmak amaçlanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından proje desteklendi ve finanse edildi. Geçtiğimiz gün Vali İlhami Aktaş ve yetkililer, alanda incelemelerde bulundu. Çanakkale’de Ezine ve Bayramiç bölgesinde küçükbaş hayvancılık desteklenecek ve üretimin arttırılacak.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından, “Çanakkale İlinde Küçükbaş Hayvanlarda Süt Verimi ve Üretiminin arttırılması” projesi yapıldı. Hazırlanan projeye Tarım ve Orman Bakanlığı destek verdi ve finansman sağladı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatları üzerine Ezine Merkez ve Bayramiç Yukarı Şevik köylerinde toplu küçükbaş yetiştiriciliği yapılacak. Alanda geçtiğimiz günlerde Vali İlhami Aktaş ve yetkililer incelemelerde bulundular.

Gerçekleşen incelemeye, Vali İlhami Aktaş, AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş, Ezine Kaymakamı Hacı Arslan Uzan, Bayramiç Kaymakamı Sercan Gökdemir, Tarım ve Orman İl Müdürü Erdem Karadağ, Ezine Belediye Başkanı Güray Yüksel, Ezine OSB Müdürü Alper Altınok, Bayramiç Ziraat Odası Başkanı İsmail Pehlivan’da katıldı.

Ezine Danışment Mahallesi ve Bayramiç Yukarı Şevik Köyü mera alanında yapılan incelemelerde, Tarım ve Orman İl Müdürü Erdem Karadağ tarafından proje kapsamında küçükbaş hayvanlarda kaliteyi ve üretim miktarını arttırmak amacıyla hayvancılığın toplu olarak yapılabileceği alanlarda hayvan ıslah çalışmaları, meralarda ihtiyaç duyulan altyapı çalışmalarını, barınakları iyileştirmesi, barınakların altyapılarını iyileştirilmesi ve hayvan bakım besleme konusunda verilecek eğitimler hakkında bilgi verildi.

“Çalışmalar birbiri ardına meyvelerini veriyor”

Konuyla ilgili açılamalarda bulunan AK Parti Çanakkale Milletvekili Jülide İskenderoğlu, “Son yıllarda, kentimizin markasını daha üst seviyelere taşımak adına sürdürdüğümüz çalışmalar birbiri ardında meyvelerini veriyor. Grup Başkanvekilimiz Bülent Turan ile, her alanda büyük yatırımları kentimize kazandırarak, potansiyelimizi daha da iyi değerlendirmeyi amaçlıyoruz.

“Çanakkale’mizin ön planda olacağı bir dönem olacak”

Çiftçimiz, üreticimiz, esnafımız, vatandaşımız çalışmalarının karşılığını hak ettikleri şekilde alsınlar istiyoruz. Gıda ürünlerimizi hem ülke hem dünya piyasasına daha kolay sunabileceğimiz Ezine Gıda OSB, Ayvacık jeotermal sera OSB… Sonrasında peynir denince ilk akla gelen ürün olan Ezine peynirinin hammaddesi koyun sütünü de daha bol, daha kaliteli, daha ulaşılabilir hale getirmek istiyoruz. Önümüzdeki dönem, ulaşımdan üretime, tarımdan hayvancılığa her yönüyle Çanakkale’mizin ön planda olacağı bir dönem olacak” dedi.

“Tarımı Plazalardan Daha Cazip İş Alanına Dönüştürmek İstiyoruz”

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından çevrimiçi gerçekleştirilen Türkiye'de tarım öğretiminin 175. yıldönümü kutlama programına katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, konuşmasının başında Diyarbakır Lice'de teröristlerle çıkan çatışmada şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Mehmet Çelik'e rahmet, yaralı askerlere de şifa diledi. Pakdemirli ayrıca, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'nü tebrik etti.

Türkiye'de futboldan sonra en çok konuşulan konunun tarım olduğunu, tarımdan sonra en çok konuşulan konunun ise eğitim olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, "İtiraf etmeliyim ki ben, makul olduğu müddetçe konuşanları da haklı buluyorum. Zira iki hayati şey vardır; karnın doyması, aklın doyması. İşte tam da bu noktada karşımıza tarım eğitimi çıkıyor. Çünkü biliyoruz ki tarım ile bilginin önemini çok iyi kavramış toplumlar daima öndedir, belirleyicidir, tetikleyicidir.

Tabii tarım eğitimi, neredeyse insanlık tarihi kadar eski. İnsanı yalnızca tüketen değil, üreten bir varlık konumuna yükselten de yine tarımın kendisi. Binlerce yıldan günümüze kadar şekil değiştirerek devam eden tarımsal üretim, bugün dünyada en önemli ticari sektör, en önemli üretim ve istihdam dalı olmuştur. Artık bütün dünya ülkeleri tarımsal üretime, üretim kaynaklarına bir başka önem veriyor. Çünkü tarımsal üretimin temel amacı olan gıda üretimi, dünyada stratejik sektör olma özelliğini her geçen gün daha da artırıyor. Hatırlarsınız, bundan 40-50 yıl kadar önce, az gelişmiş ülkeler, tarım ülkesi olarak nitelendirildi. Gelişmişlik düzeyini belirleyen ise, tarımdan çok sanayi ve teknolojiydi. Bugün görüyoruz ki tarım; ekonominin ve sanayinin ham maddesi. Bugün tarım; ekolojinin, biyolojinin, iktisadın kesişim merkezi. Tarım bugün; ticaret, sanayi, diplomasi, sağlık ve turizmin lokomotifi.

Bugün tarım; dengeli ekonomik büyümenin, sosyal gelişmişliğin göstergesi. Tabi bu tarım, ilkel tarım uygulamalarıyla yapılan tarım değil. Çünkü bugünkü büyük rekabet ortamında, her ne üretirseniz üretin; bilgisiz, bilimsiz, sanayisiz, teknolojisiz, markasız, reklamsız, dijital dünyasız hareket ederseniz, emeğinizin karşılığını alamıyorsunuz. Yani tarımın bilgi çağının nimetlerinden en üst düzeyde faydalanması, artık şarttır. Çünkü bu asır, teorik bilginin değil, bilgiyi pratik etmenin asrıdır.

Evet, hepimizin ezbere bildiği bir şey var; ülke ve dünya nüfusu artıyor, küreselleşme yükseliyor. İklim değişiklikleri ve buna bağlı etkiler kapıda. Bir yanda açlık, diğer yanda obezite artık hayatımızda. Ve tarım, artık Milli Savunma Sanayii kadar stratejik konumda. Bir şeyi itiraf etmemiz gerekiyor ki, hâlihazırda, sahip olduklarımızla bir süre daha idare edebilir, iyi gidebiliriz. Ancak geleceği öngöremezsek, tedbirli ve planlı hareket etmezsek ne kendimize, ne de dünyamıza yetemeyeceğiz. Öyle ki, suyunuz azalırsa sulama yapamazsınız. Toprağınız verimsizleşirse tarım yapamazsınız. Nüfus bu denli hızla artarken, birkaç dönüm tarlayla kimseyi doyuramazsınız. Ürettiğinizi markalaştıramazsanız, sürdürülebilirliği sağlayamazsınız. İşte burada yapılacak en iyi iş verimi ve kaliteyi yükseltmektir. Bunun yolu ise tarıma teknolojiyi, modern yöntemleri, kısacası bilgiyi hâkim kılmaktan geçmektedir" diye konuştu.

Bakan Pakdemirli: Pandemi Başladıktan Sonra 101 Tedbiri Hayata Geçirdik

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Pandemi başladıktan sonra tarımsal destek ödemelerinden, kredi faizlerinin ertelenmesine, sıkı gıda denetimlerinden hazine arazilerinin üretime açılmasına kadar, tam 101 tedbiri hayata geçirdik. Tarlada, bahçede, serada, ahırda ve merada üretimin devam etmesini sağladık" dedi.

Bakan Pakdemirli, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarafından video konferans ile gerçekleştirilen 'Türkiye'de Tarım Öğretiminin 175'inci Yıl Dönümü Kutlama Programı'na katıldı. Burada konuşan Pakdemirli, tarımda son 18 yılda oluşturulan  güçlü altyapı ve son iki buçuk yıldaki projelerle pandemi sürecini başarıyla yürüttüklerini söyledi. Pakdemirli, "Pandemi başladıktan sonra ise tarımsal destek ödemelerinden, kredi faizlerinin ertelenmesine, sıkı gıda denetimlerinden hazine arazilerinin üretime açılmasına kadar, tam 101 tedbiri hayata geçirdik. Tarlada, bahçede, serada, ahırda ve merada üretimin devam etmesini sağladık. Son iki yılda tarımsal hasılamız yüzde 47 artışla 277,5 milyar liraya ulaştı" dedi.

'TARIMSAL HASILADA AVRUPA'DA BİRİNCİYİZ'

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı imkânlarla; tarım sektörünün iki yıldır tüm çeyreklerde büyüme gösterdiğini belirten Pakdemirli, "2020’de en son açıklanan 3’ncü çeyrekte yüzde 6,2, ilk 3 çeyrek ortalamasında ise yüzde 5,3 gibi önemli bir büyüme gösteren tarım sektörü, ekonomimize büyük katkı sağladı. Bütün bu çalışmalarımız neticesinde hamdolsun, tarımsal hasılada bugün, Avrupa'da birinci, dünyada ilk ondayız" diye konuştu.

Pakdemirli, 'Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı' ile 47 bin 775 genç çiftçi projesine, toplam 1 milyar 435 milyon lira hibe desteği sağladıklarını ifade etti. Pakdemirli, "Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi' ile tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri konularında yüksekokul ve üniversite mezunu olan 98 proje sahibine toplam 9,7 milyon lira hibe ödemesi yaptık. Pilot uygulamalarını 4 ilimizde başlattığımız bu projeyi, inşallah bu yıl 81 ilimizde yaygınlaştıracağız. Bu hafta içerisinde açıkladığımız IPARD-II 10'ncu çağrı ilanında, 1 milyar 250 milyon liralık destek ile gençlerimize pozitif ayrımcılık yapmaya devam edeceğiz. İşte bu destek programlarıyla biz, esasen, kırsalı kalkındırmaya uğraşıyoruz. Yani gençlerimiz, doğdukları yerde doyabilsin istiyoruz" ifadesini kullandı.

'AR-GE ÇALIŞMALARINDA 1 MİLYAR LİRA BÜTÇE KULLANIYORUZ'

Bakan Pakdemirli, Türkiye genelinde 60 araştırma enstitüsü, 210 bin dekar arazi, 248 laboratuvar, yaklaşık 2 bini akademik seviyede olmak üzere toplam 6 bin 336 personel ile ihtiyaç duyulan her alanda hizmet verdiklerini belirterek, şunları söyledi:

"Bakanlık olarak Ar-Ge çalışmaları için çeşitli kaynaklardan yaklaşık 1 milyar lira bütçe kullanıyoruz. Dünyanın 3'üncü Büyük Tohum-Gen Bankasına sahibiz. Dünyanın en büyük zeytin koleksiyonu ülkemizde bulunuyor. Dünyanın en büyük buğday ıslah programı, ülkemizin katkısıyla devam ediyor. İşte bu saymakla bitmeyecek Ar-Ge çalışmalarını, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı fırsatlar ve getirdiği ivmeyle, daha da ileriye götürüyoruz. Son iki buçuk yılda yüzlerce yeniliği, çok sayıda teknolojiyi çiftçilerle buluşturduk ve ülke tarımına kazandırdık."

Bakan Pakdemirli: Türkiye’nin Tarımsal Altyapısı Sağlam

Türkiye’de tarım eğitiminin 175’inci yıldönümü dolayısıyla Ege Üniversitesinde düzenlenen programda konuşan Bakan Pakdemirli, “Türkiye’nin tarımsal altyapısı sağlam. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın dirayetiyle en büyük diye düşüneceğimiz her türlü problemlerin üstesinden başarı ile geliyoruz. Biz her zaman yarınlarımıza pozitif bakıyoruz ama en kötünün de kötüsü senaryolara da her zaman Bakanlık olarak sektör paydaşlarımız ile birlikte hazırız” dedi.

 

Programın açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “Tarım eğitiminin başlamasının 175. Yılı münasebeti ile bir aradayız. Tarım, dünyanın en eski mesleklerinden. Tarım eğitimi de insanlığın en köklü bilgilerini ve tecrübelerini nesilden nesile aktardığı hayati bir faaliyet alanı. 1955 yılında kurulan ve kurulduğu yıldan bugüne büyük gelişim gösteren Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi de bölgenin ilk ve ülkemizin ikinci ziraat fakültesi olma özelliğini taşıyor. URAP’ın dünya üniversitelerini bilim alanlarına göre sıraladığı raporda, ziraat ve çevre alanında dünyanın en iyi 500 üniversitesi sıralamasına Türkiye’den 10 üniversite girdi. Bu üniversiteler arasında birinci sırada ise Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi yer almakta. Bu başarıdan dolayı hocalarıma ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.

 

“Ziraat fakültelerinin önemini bir kat daha arttı”

 

Son yıllarda ülkeler arası mücadelelerin su ve gıda gibi temel besin kaynaklarına göre yeniden şekillendiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, “Bu durum, ziraat fakültelerinin önemini bir kat daha artırmaktadır. Bu kapsamda biz de Bakanlık olarak Ar-ge faaliyetlerimize, akıllı tarım uygulamalarımıza teknolojik ve dijital tüm imkânlarımızla daima üniversitelerimizin yanında olduk. Geçen yıl Mayıs ayında tarım eğitimi adına çok önemli bir platform kurduk. Tarım Orman Akademisi adıyla kurduğumuz bu dijital eğitim sistemini tüm çiftçilerimizin, araştırmacılarımızın ve ilgililerin hizmetine açtık. İlk dersini benim verdiğim akademide bugüne kadar 70’den fazla akademisyen ve uzman ders verdi. EÜ’den de hocalarımızı bu platformda ders vermeye davet ediyoruz. Bakanlık olarak asırlarca edindiğimiz bilgileri tüm tecrübelerimizi, tüm tavsiyelerimizi bu akademide herkesle paylaşıyoruz. Akademimiz tam anlamıyla bir bilgi hazinesi” diye konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Kızılay Arasında İş Birliği!

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Türkiye Kızılay Derneği arasında yardıma muhtaç kişiler için tarım, hayvancılık ve gıda üretimi alanlarında sosyo-ekonomik güçlendirme destekleri sağlamak adına bir iş birliği protokolü imzalandı.

Bakanlığımız ile Türkiye Kızılay Derneği arasındaki iş birliğine ilişkin protokol, Bakanlığımız adına Strateji Geliştirme Başkanı Kerim ÜSTÜN ve Türkiye Kızılay Derneği Genel Müdürü Dr. İbrahim ALTAN tarafından imzalandı.

Tarafların tarım ve gıda konularındaki çalışmalarını desteklemek maksadıyla imzalanan protokol ile Türkiye Kızılay Derneği’ne bağışlanan tarıma elverişli araziler üzerinde, yardıma muhtaç kişilerin tarımsal faaliyetlerde bulunması ve bu kişilerin tarımsal üretim yetenek ve kapasitelerinin geliştirilmesi hedefleniyor.
Ortak faaliyet alanlarındaki konularda eğitim, bilimsel araştırma ve geliştirme, tarımsal üretim, değer zinciri gibi teknik konuların geliştirileceği işbirliği kapsamında üretim yapılan alanlarda üretilen ürünlerin yine yardıma muhtaç kişilere dağıtılması amaçlanıyor.

Su Ürünleri Genel Müdürlüğünden Hamsi Avcılığı Açıklaması!

Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü, Hamsi Avcılığının kısmi olarak durdurulduğunu bildirdi.

 

Açıklamada şu ifadelere yer verildi.

 

Yapılan gözlem ve denetimler ile araştırma kuruluşları tarafından yapılan izleme çalışmaları sonucunda, İstanbul Boğazı’nda ve Karadeniz'de hamsi balıklarında yasal avlanabilir boy uzunluğunun altındaki bireylerin oranında artış olduğu ve et verimlerinin ise oldukça düşük olduğu tespit edilmiştir.

 

Özellikle bu yıl yaşanan çevresel ve iklimsel faktörlerin etkisine bağlı olarak gerçekleşen bu durum nedeniyle, gerek balığın avlanabilir yasal boy uzunluğuna, gerekse de balığın biyolojik yapısına uygun olmayan avcılık giderek artış göstermiştir.

 

Sonuç olarak da mevcut avlanılan balıkların avlanma miktarlarında, değerlendirilmeyen  ve pazara sunulmayan  balık miktarlarındaki oran artışı devam etmektedir.

 

Yaşanan bu durumun, gelecek yılların hamsi stoklarına ve anaçlarına olumsuz etki edeceğinden, balıkçılık yönetimi açısından acil bir önlem alınması gerekliliği ortaya çıkmıştır.

Sektör paydaşlarımız, bilim insanları ve çok sayıda balıkçı ve balıkçılık örgütleri temsilcileriyle yapılan istişareler sonucunda, “Hamsi Avcılığının” kısmi olarak durdurulması kararı alınmıştır.

Buna göre; İstanbul Boğazı’nın tamamında ve Karadeniz’de İstanbul İli Sarıyer İlçesi Kumköy Aslan Burnu’ndan, Gürcistan sınırına kadar olan karasularımızda 08 Ocak 2021 saat 00:01’den itibaren 18 Ocak 2021 saat 00:00’a kadar 10 gün süreyle her türlü av aracıyla ticari amaçlı Hamsi Avcılığı’na izin verilmeyecektir.

 

Bu süre içerisinde Bakanlığımızca yapılacak gözlem ve incelemeler neticesinde hamsi balıklarının biyolojisinde bir düzelme olmaması halinde, 10 ar günlük periyodlarla 20 gün daha hamsi avcılığı durdurulabilecektir.

 

Marmara Denizinde ve İstanbul Boğazının Karadeniz girişinin batısındaki hamsi stoklarında balığın biyolojisi açısından bir olumsuzluk tespit edilmediği için buralarda bir durdurma söz konusu olmayacaktır.

 

Halkımızın hamsi ihtiyacı, hamsi avcılığının serbest olduğu alanlardan yakalanan ve soğuk hava depolarında muhafaza edilen ürünlerle karşılanmaya devam edilecektir. Diğer taraftan istavrit, lüfer, mezgit, çaça gibi diğer türlerin avcılığında herhangi bir kısıtlamaya gidilmemiştir.

 

Getirilen düzenlemelere uygun avlanmanın temini için, Bakanlık olarak denetimlere geçmişte olduğu gibi tüm imkânlar seferber edilerek devam edilecektir.

 

Bunun için her türlü teknik ve altyapı önlemleri alınmıştır.

 

Balıkçılarımızın yavru ve yeterli et verimliliğine sahip olmayan hamsileri avlamamaları, halkımızın da bu konuda gerekli duyarlılığı göstererek, 9 cm'den küçük hamsileri almamaları ve bu tür balık satışı yapanları, Tarım Orman İl/İlçe Müdürlüklerine veya Alo 174 Gıda Hattı’na bildirmeleri, su ürünleri stoklarının korunması ve sürdürülebilir işletilmesi bakımından önem taşımaktadır.

Bakan Pakdemirli: 1 Milyar 125 Milyon Liralık Hibe Paketi Hayırlı Olsun

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-2 Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Hibe Programı 10. Başvuru Çağrısı tanıtım toplantısında konuştu. ‘Türkiye’nin kalkınması, kırsalın kalkınmasından geçer’ diyen Bakan Pakdemirli, “İşte bu nedenle tarımın, gıdanın, hayvancılığın, suyun ve ormanın olduğu bu Bakanlıkta, kırsal bizim buluşma noktamız, ortak hedefimizdir” diye de ekledi.
 
Son 2,5 Yılda 35 Bin Projeye, 3,3 Milyar Lira Destek Verdik, Kırsalda 104 Bin İstihdam Sağladık
Bugün nüfusumuzun yaklaşık yüzde 25’inin yaşadığı kırsal alanlarda, sürdürülebilir kalkınmanın temel hedef olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, kırsala 4 koldan destek verildiğini belirtti; “Ekonomik Yatırımlar, IPARD, ORKÖY ve Uzman eller projeleriyle kırsalı dört bir koldan destekliyoruz. Son 2,5 yıldır toplam 35 Bin projeye, 3,3 Milyar Lira destek verdik, kırsalda 104 Bin vatandaşımıza istihdam sağladık” dedi.
 
Kırsalda, çok yönlü kalkınmanın esas alınarak; yerinde üretim, yerinde işleme, yerinde kalkınmanın amaçlandığını belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda IPARD destekleri ile kırsaldaki üretim zincirinin tüm halkalarının birbirine bağlandığını ifade etti, örnek verdi. “Bir taraftan süt ve besi çiftliklerine destek verirken, diğer taraftan bu hayvanların hijyenik şartlarda kesildiği mezbahalara, etlerin parçalanıp işlendiği tesislere, sütün peynire, yoğurda dönüştüğü işletmeler de destek oluyoruz.”
 
“Kırsalda Son 10 Yılda, 11 Milyar Liralık Yatırım, 70 Bin Yeni İstihdam Oluşturduk”
IPARD kapsamında 42 ilde, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere kırsalda 16 sektördeki yatırımlara, konularına göre değişmekle birlikte %40 ile %70 arasında hibe sağlanıyor.
Bakan Pakdemirli, IPARD kapsamında, son 10 yılda önemli mesafeler kat edildiğini belirtti; “Sağladığımız 5,1 Milyar Lira hibe ile 16.103 projeyi destekledik. Kırsalda, 11 Milyar Liralık yatırım, 70 bin yeni istihdam oluşturduk. Oluşturulan istihdamın tamamının kırsal bölgelerde olduğu dikkate alındığında, IPARD’ın yerel kalkınmaya sağladığı katkıları daha net görebiliriz.”
 
“IPARD-2 10. Başvuru Çağrısı Kapsamında; Toplam 125 Milyon Avro, Yani 1 Milyar 125 Milyon Liralık Hibe Paketi Hayırlı Olsun”
Ve IPARD-2 yeni hibe paketi…
Bakan Pakdemirli, IPARD-2 10. Başvuru çağrısı kapsamında verilecek hibe miktarını açıkladı. “Bugün itibariyle IPARD-2 10. Başvuru çağrısı kapsamında; hayvansal üretim sektörü için 45 Milyon Avro, işleme-pazarlama sektörü için ise 80 Milyon Avro olmak üzere toplam 125 Milyon Avro, yani 1 Milyar 125 milyon liralık hibe paketini üreticimize, yetiştiricimize, yatırımcımıza sunuyoruz. Hayırlı, uğurlu olsun.”
Bu hibe paketi ile kırsalda yeni yatırımların önünü açmayı, istihdamı artırmayı, katma değerli üretimi geliştirmeyi hedeflediklerini dile getirdi Bakan Pakdemirli. IPARD-II 10. Başvuru çağrısında kapsamında desteklenecek sektörleri de tek tek sıraladı. “45 Milyon Avro bütçeli hayvansal üretimi içeren “Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yatırım Tedbiri” altında Süt Üreten Tarımsal İşletmeler, Kırmızı Et Üreten Tarımsal İşletmeler, Kanatlı Eti Üreten Tarımsal İşletmeler ve Yumurta Üreten Tarımsal İşletmelere destek sağlıyoruz. Bu sektörlerde yatırımın 500 Bin Avroya kadar olan kısmına destek vereceğiz. Hibe oranlarımız ise yatırımın içeriğine göre %50 ila %70 arasında olacaktır.
80 Milyon Avro bütçeli işleme ve pazarlama yatırımlarının içeren “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması Tedbiri altında ise; Süt ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Kırmızı et ve et ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Kanatlı eti ve ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Su ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, Meyve-sebze ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik yatırımları destekliyoruz. Bu sektörlerde yatırımın 3 Milyon Avroya kadar olan kısmı desteklenecektir. Hibe oranlarımız ise %40 ila %50 arasındadır.”
 
IPARD Yatırımlarındaki Vergi Muafiyeti ile Destek Miktarı Daha da Artıyor
IPARD-2 10. Başvuru çağrısında; yeni işletme kurulumu ile kapasite büyütme, modernizasyon ve teknoloji geliştirmeyi amaçlayan yatırımların hibe kapsamında olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 4 harcama kalemine destek verileceğini belirtti; “Bunlar; Yapım işleri, Makine-ekipman alımı, Proje, danışmanlık ve çizim işleri için hizmet alımı ile AB görünürlüğünü gösteren pano ve tabela alımıdır.”
IPARD yatırımlarında vergi muafiyeti olduğunun da altını çizen Bakan Pakdemirli, uygulanan vergi muafiyetleri de dikkate alındığında, yatırıma verilen destek miktarının daha da arttığını söyledi.
 
Bugün itibariyle, proje hazırlama süresi başlarken, Proje kabul süreci 15 Şubat’ta başlayacak. Projelerin son teslim tarihi; Hayvansal üretimi içeren “Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yatırım Tedbiri” için 16 Mart, İşleme ve pazarlama yatırımlarının içeren “Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması Tedbiri” için ise 23 Mart.
Hazırlanan projeler son teslim tarihinden önce TKDK il koordinatörlüklerine teslim edilecek.
 
IPARD Yatırımlarında Kadın ve Gençlere Pozitif Ayrımcılık
IPARD kapsamında kadın ve gençlere pozitif ayrımcılık yapıldığını da vurgulayan Bakan Pakdemirli, “Kadın girişimcilerin projelerine ilave puan vererek, proje seçim aşamasında öne çıkmasını sağlıyoruz. Bugüne kadar IPARD kapsamında 3.865 kadın yatırımcının projesini toplam 1 Milyar 263 Milyon Lira hibe ödedik. Yine 40 yaşın altındaki genç yatırımcılara hayvancılık tedbirinde ilave puan vererek daha fazla hibe almasını sağlıyoruz. IPARD kapsamında destek verdiğimiz projelerin %61 ’i genç girişimcilere aittir. Amacımız kadın ve gençleri kırsalda tutmak, kendi işlerini kurmalarına destek olmaktır” dedi.​

TİGEM Hakkındaki İddialar Doğru mu?

 1984 yılından bugüne Türk tarımına ve çiftçisinin damızlık ve tohumluk ihtiyacını
karşılayan TİGEM de neler oluyor?
    Yaklaşık 2 yıl önce TİGEM Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak atanan Sayın Ayşe Ayşin IŞIKGECE’nin cevaplaması adına, Kamuoyunda kafaları karıştıran soruları soruyoruz.
Sayın Işıkgece;
 
Atalık tohumları satıyorsunuz. Bunların sertifikası var mıdır? 

DİTAP projesi Tarım Reformunun işidir. TİGEM olarak bu işin neresindesiniz? DİTAP’ın tanıtımını üstlendiniz mi? Üstlendiyseniz neden? 
 
Tigem’e bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmenizde 8 milyon zarar kaydı olduğu söyleniyor. Doğru mudur? Bu zararın sebebi nedir? 

Kamuoyunda seyahatlerle ilgili danışman firmaya anlaşma yokken ödeme yaptığınız doğrumudur? 
 
2019 faaliyet raporunuzda kuru tarımdan alınan verim ile sulu tarımdan alınan verim birbirine çok yakın. Bunun sebebi nedir? 

TİGEM işletmelerinde brusella hastalığının kol gezdiği ifade ediliyor. Doğrumudur? Bu konuda tedbirler aldınız mı? 
 
Karacabey Tarım İşletmenizde hayvancılık faaliyetlerinin durdurulduğu söyleniyor. Doğrumudur? 

Ceylanpınar Tarım İşletmenizde sözleşmeli olarak üretim yapan firma 3 yıldır kira ödemesini kuruma yapıyor mu? 

Bu konular kamuoyunda TİGEM ile ilgili soru işaretleri oluşturuyor. Bizlerde sorumlu yayıncılık anlayışı gereği TİGEM Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Ayşin Işıkgece’nin kamuoyu adına cevaplamasını bekliyoruz.
 
 
 

Bakan Pakdemirli’den Yeni Yıl Mesajı: “ Sizinle Başardık “

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yeni yıl dolayısıyla bir mesaj yayımladı.

Bakan Pakdemirli yayınladığı mesajda şunları söyledi;

 

Tarımın Pandemiye rağmen 2020 yılında büyüdüğünü ve bir tek gün dahi gıda stoklarında ve market raflarında sıkıntı yaşanmadığını kaydeden Bakan Pakdemirli, bu başarının çiftçimizin ve üreticimizin başarısı olduğunu belirterek, çiftçilerimize seslendi.

  

Tarım ve Orman Bakanı Sn. Bekir Pakdemirli’nin yeni yıl mesajı şöyle;

 

“Tarım sektörümüz, 2020’de her çeyrekte büyüme göstermiştir. İlk 3 çeyrek ortalamasında tarım sektörü %5,3 büyüyerek, ekonomimize önemli katkı sağlamıştır. İnşallah bu yılı tarımda, önemli bir büyüme ile kapatacağız. 9 aylık tarımsal hasılamız geçen yılın aynı dönemine göre %20, tarım ve gıda ürünleri ihracatımızda yılın ilk 10 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre %5 artış gösterdi.

 

Bu dönemde birçok ülke, gıda sektöründe önemli güçlükler yaşarken, aldığımız önlem ve tedbirlerle bizler; çiftçilerimiz, üreticilerimiz ile durmaksızın çalışmaya, üretmeye devam ettik. 83 milyon vatandaşımızın sıkıntı yaşamadan hayatlarına devam etmelerini sağladık, sağlamaya da devam edeceğiz.

 

Bununla beraber pandemi döneminde, üretimde rekorlar da kırdık. Ülkemizde bitkisel üretimde bu yıl, 2019’a göre 7 Milyon ton artışla 124 Milyon tona ulaşmış, Cumhuriyet tarihinin rekoru kırılmıştır.

 

Hayvansal üretimde ise 2020 yılı ilk 6 aylık verilerine göre; büyükbaş hayvan varlığımız bir önceki yıla göre, 800 bin baş artışla 18,6 Milyon başa, küçükbaş hayvan varlığımız ise 6,6 Milyon baş artışla, 55,1 milyon başa yükseldi. Küçükbaştaki 6,6 Milyon baş artış ile bir yıl bazında miktar olarak son 80 yıldaki en fazla artışı sağladık. Hamdolsun, küçükbaş hayvan varlığında AB’de birinci, büyükbaşta ikinci sıradayız.

 

Tarımda verimliliğin artırılması ve üretimin doğru yönlendirilmesi için tarımsal desteklere, büyük önem veriyoruz. 2020 yılında; Tarımsal destek miktarını 2019’a göre %37 gibi büyük bir artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık. 2021 yılında ise tarım-orman sektörüne yani çiftçimize toplam 24 Milyar lira tarımsal destek ödeyeceğiz.

 

Bizler Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde ülkemiz, milletimiz için çalışmaya devam ediyoruz. Çaba sizden, destek bizden diyerek; yeni umutlarla karşıladığımız 2021 yılının üreticilerimiz ve çiftçilerimiz başta olmak üzere bütün insanlığa sağlık, mutluluk ve bereket getirmesini diliyorum.”

Ağrı’da Yeni Destekle Hayvancılık Atağa Geçecek!

Tarım ve hayvancılığın yaygın yapıldığı Ağrı'da, küçükbaş ve büyükbaş hayvan sayısının arttırılması için besicilere önemli destekler sunuluyor.

Valilik, mera varlığı ve besicilik anlamında önemli potansiyele sahip kentte, hayvancılık alanındaki ürünlerin hem kalitesini hem de verimini artırmak için çalışma başlattı.

Bu kapsamda çiftçilere ipoteksiz ve faizsiz uygun şartlarda kredi imkanı sunulurken Valilik, Belediye, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Ziraat Bankası ortaklığıyla başlatılan "5 Yılda 750 Bin Koyun Projesi" kapsamında, ilk aşamada 14 çiftçi, toplamda 1200 koyun almanın sevincini yaşadı.

Büyükbaş hayvan sayısının arttırılması için çalışmaların sürdürüldüğü kentte, karkas et ve diğer et ile süt ürünlerinin üretilebileceği tesislerin yapılması hedefleniyor.

- "Kentte 1 milyon 400 bin küçükbaş, 400 bin de büyükbaş mevcut"

Vali Osman Varol, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ağrı'nın geçmişten günümüze tarım ve hayvancılık açısından hem ülkenin hem de bölgenin merkezi olduğunu söyledi.

Tarım ve hayvancılık alanında kente ciddi anlamda sınıf atlattıracak birçok projenin hazırlığı içerisine girdiklerini ifade eden Varol, şöyle konuştu:

"Ağrı'nın arazi niteliğine baktığınızda yüzde 70'ten fazlasının otlak ve meralardan oluştuğunu görmekteyiz. Bu aslında inanılmaz bir potansiyel ve kuvvettir. Bu anlamda ciddi bir hayvan varlığına sahibiz. 1 milyon 400 bin küçükbaş ve yaklaşık 400 bin de büyükbaş hayvanımız mevcut. Bizler hem bu hayvan varlığının getirilerinden çok verimli bir şekilde istifade edemiyoruz hem de bunun sayısını artırma noktasında istediğimiz başarıyı ortaya koyamıyoruz. Hem hayvan sayımızı sayısal olarak artırmak hem de mevcuttan ve bundan sonra elde edeceğimiz hayvan varlığından daha fazla gelir ve katma değer elde etmek için çeşitli alanlarda projeler hazırlıyoruz."

Vali Varol, kentteki küçükbaş hayvan varlığını artırmak adına Ziraat Bankası iş birliğiyle hayata geçirilen koyun projesine 2 binin üzerinde başvuru olduğunu ve çiftçilerin koyunlarını almaya devam ettiğini anımsatarak, hayvan sayısını artırmak ve hayvancılığı geliştirmek için çok ciddi projeler hayata geçireceklerini vurguladı.
İldeki küçükbaş hayvan varlığını 3 milyona ulaştırmayı hedeflediklerini aktaran Varol, "Bu hedefleri gerçekleştirirken, insanlarımızın eğitimine de önem veriyoruz. Özellikle otlak ve meralarımızın bilinçli bir şekilde kullanılması, belirli bir planlamaya dahil olması ve hayvancılığın verimli bir şekilde gerçekleştirilmesi için de vatandaşlarımızla iletişim halinde olup eğitim çalışmaları düzenliyoruz. Otlak ve meraların verimini artırmak adına ıslahları yönünde de çok ciddi çalışmalarımız var." diye konuştu.

Kaçak Av ile Mücadele Kapsamında Yakalananlara Ceza!

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, yaban hayatı türlerini korumak için yürüttüğü av koruma ve kontrol çalışmalarında teknolojiden faydalanıyor.

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını sebebiyle tüm yurtta sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu geçtiğimiz hafta sonu, Sivas’ta gelen bir ihbarı değerlendiren DKMP ekipleri Divriği İlçe Jandarma Karakolu personelinin de desteğiyle, ihbara konu saha olan Divriği ilçesinde “drone” ile kaçak av takibi gerçekleştirdi.
Yapılan incelemeler neticesinde görüntüde yer alan ve kaçak yaban keçisi avına çıktığı tespit edilen 4 şahıs “drone” ile takip edilerek Erzincan sınırları içerisinde yakalandı.

Yakalanan 4 kişiye yasadışı avlanmak ve sokak kısıtlamasını ihlalden 18 bin 900 TL ceza kesilerek, beraberlerindeki tüfekler jandarma birimlerine teslim edildi.
Bu olay “drone” ile kaçak av takibi açısından bir ilk olma özelliği taşıyor. DKMP Genel Müdürlüğü bu şekilde saha denetimleri yapmaya devam edecek.​

Bakan Pakdemirli: Bu Başarı Çiftçilerimizin ve Sektörümüzündür

Bitkisel üretim miktarları, 2020 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 8,7, sebzelerde yüzde 0,3, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 5,8 oranında artış gösterdi.

 

TÜİK’in açıkladığı bitkisel üretim verilerini değerlendiren Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, aldıkları tedbirler sayesinde tarımsal üretimin pandemiye rağmen büyüdüğünü söyledi.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bir karış tarım toprağı boş kalmayacak” hedefi doğrultusunda pandemi sürecinde üretimin arttığına dikkat çeken Pakdemirli,

“2020 yılında birçok üründe Cumhuriyet tarihinin rekor üretimlerine ulaştık. Ülkemiz bitkisel üretimi 2020 yılında bir önceki yıla göre %5,9 artış göstererek toplam 124 milyon tonu aşmıştır. Bu başarı, pandemiye rağmen tarladan, bahçeden ayrılmayan, üretime kesintisiz devam çiftçimizin ve tarım sektörümüzün başarısıdır.” dedi.

 

Atıl/boş veya nadasa bırakılan alanlarda başlatılan projelerin yanında, birim alandan elde edilen verimi yükseltmeye yönelik yürütülen çalışmaların sonucunda tarımsal hasılanın artmaya devam ettiğini ifade eden Pakdemirli, bitkisel üretim miktarlarının 2020 yılında yaklaşık olarak tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 69,3 milyon ton, sebzelerde 31,2 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde 23,6 milyon ton olarak gerçekleştiğini açıkladı.

 

Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2020 yılında bir önceki yıla göre yüzde 8,1 oranında artarak yaklaşık 37,2 milyon tona ulaştığını dile getiren Pakdemirli, bir önceki yıla göre;

“Buğday üretimi yüzde 7,9 oranında artarak 20,5 milyon ton, arpa üretimi yüzde 9,2 oranında artarak 8,3 milyon ton, dane mısır üretimi yüzde 8,3 oranında artarak 6,5 milyon ton, yulaf üretimi %18,7 oranında artarak yaklaşık 314,5 bin ton oldu.” dedi.

 

Bakan Pakdemirli, kırmızı mercimeğin %5,9 oranında artarak yaklaşık 328,4 bin ton, yumru bitkilerden patates ise %4,4 oranında artarak 5,2 milyon ton olarak gerçekleştiğini dile getirdi.

 

“ŞEKER PANCARI ÜRETİMİ YÜZDE 16,3 ARTTI”

Pakdemirli, tütün üretiminin %12,2 oranında artarak 76,5 bin ton, şeker pancarı üretiminin ise %16,3 oranında artarak 21 milyon tona yükseldiğini söyledi.

 

“MUZDA ARTIŞ YÜZDE 32,8 OLDU”

Meyve, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2020 yılında ​bir önceki yıla göre %5,8 oranında artarak yaklaşık 23,6 milyon tona ulaştığına dikkati çeken Pakdemirli,

“Meyveler içinde önemli ürünlerin üretim miktarlarına bakıldığında, bir önceki yıla göre elma %18,8, şeftali %7,4, kiraz %9,1, çilek %12,3, nar ise %7,3 oranında arttı.

 

Turunçgil meyvelerinden mandalina %13,3, sert kabuklu meyvelerden Antep fıstığı ise %248,7 oranında arttı. İncirde %3,2, muzda ise %32,8 oranında artış oldu.” İfadelerini kullandı.

 

Sebze ürünleri üretim miktarının ise 2020 yılında bir önceki yıla göre %0,3 artarak yaklaşık 31,2 milyon tona yükseldiğini anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Sebze ürünleri alt gruplarında üretim miktarları incelendiğinde, yumru ve kök sebzeler %0,7, başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzeler ise %3,4 oranında arttı. Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden domateste %2,8, kuru soğanda %3,6, salçalık kapya biberde %4,6 oranında artış oldu.”

 

“2021 YILINDA ÇİFTÇİLERİMİZE 24 MİLYAR LİRA ÖDEME YAPACAĞIZ”

 

Bakan Pakdemirli, 2021 yılında tarımsal üretimin daha da artması ve ortaya koydukları hedeflere ulaşılması için üreticilerimizin destekleyeceklerini ve ilave 2 milyar lirayla birlikte toplamda 24 milyar tarımsal destek ödemesi yapacaklarını da söyledi.

Milas Zeytinyağına AB’den Coğrafi Tescil

Binlerce yılda oluşan tecrübe ve bilgi birikimiyle üretilen “Milas Zeytinyağı”nın, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından tescil edilerek koruma altına alındığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bu tescil işleminden sonra ülkemizin AB’de coğrafi tescil alan ürün sayısının beşe yükseldiğini söyledi.
 
Tarihi binlerce yıl önceye giden Milas bölgesindeki zeytinyağı üretiminin, yöre insanının kültürünün ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Milas ilçe sınırları içinde çok yaygın bir şekilde "memecik" türü zeytin ağaçları bulunur. Memecik türü, milyonlarca yılda oluşmuş Akdeniz iklim kuşağının ve coğrafi bölgesinin doğal bitki ve ağaç türlerindendir. Bu nedenle yörenin havasından, toprağından ve suyundan aldığı özellikleriyle, lezzet özellikleri üstün bir zeytin ve zeytinyağı üretilmesini sağlamaktadır” diye konuştu.
 
Milas’ın coğrafi özellikleri sebebiyle zeytin ağaçlarının yağ oranının yüksek, aromasının bol, polifenol değerlerinin zengin, üstün lezzetli zeytin ve zeytinyağı üretilmesini sağladığına vurgu yapan Pakdemirli “Ağaçlar doğal ortamında insan müdahalesi olmaksızın, kendiliğinden yetiştiği için Milas zeytinyağı da bu anlamda organik özellikte bir zeytinyağıdır” açıklamasında bulundu.
Bu özellikleri sebebiyle Milas Zeytinyağının, AB Komisyonu tarafından 23 Aralık 2020 tarihinde tescil edilerek koruma altına alındığını belirten Bakan Pakdemirli, Milas Zeytinyağı ile birlikte ülkemizin AB’de coğrafi tescil alan ürün sayısının beşe yükseldiğini sözlerine ekledi.
 

Çiftçilerden Cumhurbaşkanı Erdoğan’a: Hacizler Durdurulsun!

Tarım Kredi Kooperatifi'nden aldıkları kredileri ödeyemedikleri için traktörlerine haciz gelen Düzceli çiftçiler traktörleriyle konvoy yaparak seslerini duyurmaya çalıştı. "Kazancımız faizlere yetmiyor" diyen çiftçiler Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenerek hacizlerin durdurulmasını istedi.
Türkiye’nin dört bir yanında çiftçiler, Tarım Kredi Kooperatifleri ve bankalara olan borçları nedeniyle traktörlü eylem düzenliyor. Çiftçilerin son durağı Düzce oldu. Çevre köylerden traktörleriyle korna çalarak, konvoy halinde Düzce’nin Gölormanı Köyü’ne gelen çiftçiler, burada basın açıklaması yaptı.
Basın açıklamasını okuyan Düzceli çiftçi Alaattin Ay, şu ifadelere yer verdi:

Bizim devletimizden ve cumhurbaşkanımızdan istediğimiz, Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Bankası ve diğer bankaların faizinin silinmesi ve 5 yıl yayılarak bir ödeme planı sunulması.

Daha sonra girdi maliyetlerimizin düşürülmesi ve yaşanabilir bir hayat standartlarında bir yaşam sürmemizi sağlayacak gelir elde edebilmemizin yolunun açık duruma getirilmesini istiyoruz.

Bugünkü şartlarda kazancımız, Tarım Kredi Kooperatifi faizine yetmiyor. Bizlerin tarım ve hayvancılık yapmamızı istiyorsanız, şartlarımızın revize edilip tarım ve hayvancılık yapılabilir hale gelmesi lazım. Biz çiftçi kardeşlerimiz ülkemizi, vatanımızı seviyor, bu ülke için üretmek istiyoruz. Bize lütfen yardımcı olsun.
Bugün 80 beygir bir traktör alsak 250 bin lira ve bu da en düşüğü. Ekipmanları da çok pahalı. Tarım bizler için lüks sektör olmaya başladı. Sonuç olarak bizlerin sorunlarımızın dinlenmesini, çözüme ulaştırılmasını istiyoruz.

Ovamızda ağaçların çoğaldığını görüyorsunuz. Bunun sebebi tarımdan kaçan çiftçilerimizdir. Çiftçi üretimde kazanamadığı için ovalarımız kavak ağaçlarıyla dolmaya başladı.

Şu an ekilebilir arazilerimiz sıfır noktasına kadar düşecek böyle giderse. Kavak ağaçları bizim önümüzü 10 yıl kapatıyor. Özellikle tarımla ilgili yaptığınız politikalar daha sonuç alabilir şekilde olursa bizi sevindirecektir. Lütfen bizimle ilgilenin.

Bir başka çiftçi ise, “Ben Tarım Kredi borcumu traktörü satarak ödemeye çalışıyorum. İndirim olacak dediler, olmadı. Tarım Kredi çiftçiye destek demektir ama destek oldukları yok. Aldığım 30 bin lira olmuş 98 bin lira. Ben traktörümü sattım ve tarım kredi borcumu ödedim. Bundan sonra nasıl tarım işleri yapacağım?” şeklinde konuştu.

Tarım ve Orman Bakanlığının 2021 Hedefleri Açıklandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2021 hedeflerini açıkladı. Bakan Pakdemirli sosyal medya açıklamasında "Tarımda, ormanda ve toprağın üretime kazandırılması konusunda, 2021 yılında da önemli hamleler yapacağız. Hedeflerimizi daha da ileri taşımak için var gücümüzle çalışacağız" ifadelerini kullandı.
İşte Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hedefleri:
Çiftçilerimize 24 milyar lira tarımsal destek sağlayacağız.
Toplulaştırmada tescil edilecek alanı 1,3 milyon hektar artırarak 6 milyon hektara ulaştıracağız.
2,5 milyon dekar alanda mera ıslah ve amenajman projeleri yapacağız
17 bin 200 hektar toprak muhafaza çalışması yapacağız.
Kırsal kalkınma kapsamında özellikle kadın, genç girişimcilere ve küçük aile işletmelerine 1,3 milyar lira hibe desteği vereceğiz.
Uzman eller projesi kapsamında ülke genelinde 200 milyon lira hibe vereceğiz.

Lisanslı depoculuk kapsamında 170 milyon lira hibe desteği vereceğiz.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde 450 bin ton üreyim yapacağız.

Ağaçlandırma ve erozyonla mücadele faaliyetleri olarak 100 bin hektar alanda çalışma gerçekleştireceğiz.

270 milyon fidan üreteceğiz.

İHA'ların sayısını dörde çıkartacağız.

32 milyon metreküp odun ürünleri üretimi yapacağız.

300 milyon lira ORKÖY kredi ve hibe destek vereceğiz.

Tarım Arazileri Dijital Ortamda Kiralanabilecek

Tarım ve Orman Bakanlığı, atıl tarım arazilerini üretime kazandırmak için yeni bir uygulamayı hayata geçirdi. Uygulama ile hem atıl tarım arazileri üretime kazandırılırken hem de arazi sahibi gelir elde edecek.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı dijitalleşme kapsamında, çeşitli gerekçelerle atıl olabilecek arazilerin üretime yönlendirilmesi için Dijital Tarım Pazarı platformunda tarım arazileri kiralama modülünü kullanıma sundu.
 
Kiraya veren ile kiralamak isteyeni dijital ortmada biraraya getiren yeni bir sitem hizmete sunulmuş oldu.
Daha fazla tarımsal üretim yapmak isteyen üreticilerimiz arazi kiralama modülü ile kiralık tarım arazilerini dijital ortamda görebilecekler. Bu sayede daha fazla üretim ve daha fazla gelir elde edebileceklerdir.
 
Tarım arazisini kiraya vermek isteyenler sisteme giriş yaparak, Tapu Kadastro Bilgi Sistemleri üzerinden üzerine kayıtlı tarim arazilerini dijital ekranda görebilecekler ve modülde istenilen bilgileri sisteme kolaylıkla girebilecekler.
 
Bu kapsamda, tarım arazisini kiralamak isteyenler; arazisinin sulama sisteminin olup olmadığını, kuru ya da sulu tarıma uygunluğunu, geleneksel üretim, iyi tarım, organik tarıma ya da örtü altı üretim mi olduğunu, araziye ekilen, ekilebilecek ürünleri ve dönüm bilgilerini sisteme kaydedecekler. Ayrıca arazinin fotografını koyabilecek ve detay bilgilerinide açıklama bölümüne yazabilecektir.
 
Böylece, ekilmedik bir karış toprak kalmayacak, üretim artacak, gelir artacak ve çiftçimiz, üreticimiz, ülkemiz kazanacak.

Çeşitli Kalemlerde Destek Ödemeleri Bugün Başlıyor!

Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, çeşitli kalemlerde yaklaşık 890 milyon liralık destek ödemelerinin bugün hesaplara yatmaya başlayacağını söyledi.
Bakan Pakdemirli’nin açıklaması şu şekildedir:
“Yem desteği çerçevesinde, 298.540 yetiştiricimize 124 milyon 460 bin TL,
Hububat-Baklagil-Dane Mısır Desteği kapsamında, 60.372 üreticimize 208 milyon 750 bin TL,
Sertifikalı Tohum Kullanımı Desteği kapsamında, 94.795 üreticimize 153 milyon 30 bin TL,
Zeytinyağı desteği kapsamında, 28.158 üreticimize 55 milyon 884 bin TL,
ÇATAK Desteği kapsamında ise 9.092 üreticimize 42 milyon 814 bin TL
bugün saat 17:00’dan sonra TC Kimlik numaralarının son hanelerine göre ödenmeye başlanacak. Ödemeler, TC Kimlik numaralarının son rakamı 0-2-4 olanlara bugün, son rakamı 6 ve 8 olanlara ise 31 Aralık’ta saat 17:00'dan sonra yapılacak.
 
Hastalıktan Ari İşletme desteklemeleri kapsamında, 870 yetiştiricimize 111 milyon 462 bin TL,
Küpe Uygulama, Atık-Aşı desteklemeleri kapsamında 370 yetiştiricimize 3 milyon 34 bin TL,
Hayvan Hastalıkları Tazminatı kapsamında, 1.466 yetiştiricimize 57 milyon 976 bin TL,
Hayvan Gen Kaynaklarının Koruma desteklemeleri kapsamında, 3.073 yetiştiricimize 35 milyon 381 bin TL,
Kırsal kalkınma desteklemeleri kapsamında 88 projeye 32 milyon 545 bin TL,
Tarımsal Yayım Danışmanlık Desteği kapsamında 585 danışmana 23 milyon 628 bin TL,
Biyolojik ve Biyoteknik Mücadele kapsamında 4.953 üreticimize 10 milyon 99 bin TL,
AR-GE Desteği kapsamında 43 projeye 4 milyon 563 bin TL,
Sertifikalı Fidan Kullanım desteklemeleri kapsamında 1.995 üreticimize 10 milyon 792 bin TL,
Sertifikalı Tohum Üretim desteklemeleri kapsamında 17 firmaya 9 milyon 034 bin TL
Süt desteklemeleri kapsamında 3.684 yetiştiricimize 5 milyon 231 bin TL,
İşlenmiş Su Ürünleri desteklemeleri kapsamında 5 yetiştiricimize ise 431 bin TL
bugün saat 17.00’dan sonra tek seferde yapılacaktır.
Çiftçi ve yetiştiricilerimize yapacağımız toplam 889 milyon 114 bin TL hayırlı ve bereketli olsun”​
 

“Orman Varlığını Artıran Nadir Ülkelerden Biriyiz”

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Video Konferans yöntemiyle düzenlenen ‘Orman Yangınlarıyla Mücadelede Yeni Yaklaşımlar Çalıştayı’na katıldı.
Orman Genel Müdürlüğü’nün çok büyük çalışmalara imza attığını belirten Bakan Pakdemirli, ilk olarak Orman varlığına dikkati çekti. Son 18 yılda, önceki 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın bir buçuk katının yapılarak, 5,4 milyon hektar alanda 5,1 milyar fidanın toprakla buluşturulduğunu, yani Bosna-Hersek kadar büyük bir alanın ağaçlandırıldığını söyledi.

 “Orman Varlığını Artıran Nadir Ülkelerden Biriyiz”

2023 yılı sonuna kadar 7 milyar fidanı toprakla buluşturmayı hedeflediklerini belirten Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin orman varlığını artıran nadir ülkelerden olduğunu da söyledi; “ Son 2,5 yılda yaptığımız çalışmalar neticesinde 22.6 Milyon hektar olan orman alanımızı, 300 bin hektar artırarak 22,9 Milyon hektara çıkardık.  FAO (FRA) raporuna göre, dünya orman varlığı sıralamasında 2015’te 47. sırada olan ülkemizi, 2020’de 26. sıraya yükselttik. Böylece orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduk! 2023 yılı hedefimiz ise, orman varlığımızı ülke yüzölçümünün %30'una çıkarmak!”

Milli Ağaçlandırma Günü’nde, Her Yıl Bir Rekor Kırıyoruz

11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü ile Geleceğe Nefes olurken, Guinnes rekorları da peş peşe geliyor. Geçtiğimiz yıl yapılan fidan dikme seferberliğinde 1 saatte en fazla fidan dikme rekoru kırılmıştı. Bakan Pakdemirli bu yıl ‘Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes’ temasıyla 81 İlimiz ve 28 Ülkede ikincisi yapılan ağaçlandırma seferberliği ile de yine rekor kırıldığını hatırlattı; “Milli Ağaçlandırma Günü’nde, 81 İl ve 28 Ülke Tek Yürek Olduk! Yine o gün, Ankara’da, 21.826 m2’lik alanda, 452.023 fidan ile büyük bir Türkiye haritası oluşturduk. Bu haritayı, kendi alanında "Dünyanın En Büyük Ağaç Mozaiği" rekoruyla Guinnes’e tescil ettirdik” dedi.
 
5 Bin Köye 5 Bin Orman Projesi ile 20 Milyon Fidan Dikildi

Sadece ağaçlandırma projeleri değil, Ormancılık faaliyetleri arasında gelir kapısı olan çalışmalar da yer alıyor. Bakan Pakdemirli, 5 Bin Köye 5 Bin Orman Projesi ile şu ana kadar 20 milyon fidan dikildiğini belirtti; “5000 Köye 5000 Gelir Getirici Orman Projesi” ile 5400 köyde; ceviz, badem, kestane, zeytin, alıç ve ahlat gibi meyveli türlerden bugüne kadar 20 milyona yakın fidan diktik. Bunlardan bir kısmı meyve vermeye ve köylümüze ek gelir sağlamaya başladı bile. Yine, özel ağaçlandırma mevzuatında yaptığımız değişiklikle birlikte; Nisan ayında birimlerimize ulaşan başvuruların değerlendirilmesinin bittiğini de söyleyebiliriz.”

Odun Dışı Orman Ürünlerinin Ülke Ekonomisine Katkısı 5 Milyar Lira

Odun dışı orman ürünlerinin ülkeye katkısından da bahseden Bakan Pakdemirli: “2019 sonunda, 771 bin ton olarak gerçekleşen odun dışı orman ürünleri üretiminin orman köylüsüne katkısı 700 Milyon Lira iken, ülke ekonomisine katkısı da 5 Milyar Liradır.  Bu vesileyle; inşallah Odun Dışı Orman Ürünleri üretiminde 2023 hedefimiz de 1,2 milyon ton olup; Orman Köylüsüne 1,1 Milyar Lira, ülke ekonomisine 9 Milyar Lira katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

Bal Üretiminde Dünyada İkinci Sıradayız

Bal Ormanları uygulamaları ve arıcılığa verilen desteklerle, ülkemizin dünyada ikinci sıraya yerleştiğini de söyledi Bakan Pakdemirli; “Ülkemiz, bal üretiminde dünyada Çin’den sonra ikinci sıraya yükselmiştir. Son 2,5 yılda Bal Ormanı sayımızı 176 arttırarak 19 bin hektar alanı arıcılarımızın hizmetine sunduk ve ülke ekonomisine 50 Milyon Lira katkı sağladık” ifadelerini kullandı.

Yangınların %88’i İhmal ve Dikkatsizlikten Kaynaklı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ormanlarımızın yaklaşık 12,5 milyon hektarının yangına çok hassas bölgelerde bulunduğunun altını çizdi, yangınların en büyük sebebinin ihmal ve dikkatsizlik olduğunu söyledi. “Son 10 yıllık verilere göre %88’i ihmal, dikkatsizlik ve bilgisizlikten kaynaklanan her yıl ortalama 2 bin 477 orman yangını sonucu binlerce hektar orman alanımız zarar görmektedir.”
Türkiye’nin, aynı iklim kuşağında bulunduğu diğer Akdeniz ülkelerine göre orman yangınlarıyla mücadelede son derece başarılı olduğuna da dikkati çekti Bakan Pakdemirli. “Son 10 yılda Portekiz’de yıllık ortalama 134 bin hektar, İspanya’da 94 bin hektar, İtalya’da 64 bin hektar, Yunanistan’da 24 bin hektar, Fransa’da 12 bin hektar orman alanı yanarken; ülkemizde yıllık ortalama 7 bin hektar ormanlık alan zarar görmektedir. Bu sonuç; Türk ormancısının fedakâr ve cansiperane mücadele ruhunun ve orman yangınlarıyla mücadelede, vatan toprağını koruma anlayışının bir ürünüdür” dedi.
 
“Bu Yıl Yangınlarda 20 Bin 854 Hektar Alan Zarar Gördü”
2020 yılında meydana gelen 3349 orman yangınında 20 bin 854 hektar alanın zarar gördüğünü söyledi Bakan Pakdemirli. “Bunun yanında, yine bu yıl, 2 bin 990 kırsal alan yangını ekiplerimizce söndürülmüş ve vatandaşlarımızın can ve mal kayıplarının önüne geçilmiştir.”
 
Yangınlara Müdahalede İHA’lar Çok Etkili

Orman yangınlarını tespit ve mücadelede bu yıl ilk kez İHA’ların kullanıldığını hatırlattı Bakan Pakdemirli; “Hem ekiplerin müdahalesi, hem de ekiplerin yönlendirilmesi noktasında çok da faydasını gördük. Bir İHA ile anlık olarak 600-800 Bin hektarlık alan, 1 dakika içinde ise, 3 ila 3,5 milyon hektarlık alan taranabilmektedir. Böylece yangınlar en hızlı şekilde tespit edilerek bölgeye kısa sürede ulaşım sağlanmaktadır” dedi.
 
Yangın-Cell,  Yangınlarda Haberleşme Sıkıntısını Ortadan Kaldıracak

Bakan Pakdemirli 2021’de de 4 dron, 5 amfibik uçak ve 30 helikopter ile
hava gücü filosunu daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtirken, yangınlarda haberleşme sıkıntısını ortadan kaldıracak Yangın-Cell sisteminin devreye gireceğini de söyledi. Pakdemirli; “2021’de OGM’ye ait sunucu üzerine kurulan (Yangın-Cell) sistem yazılımı ile OGM mevcut telsiz sistemlerine entegre olacak bir haberleşme sistemine kavuşacağız. Bu da yangınlarda haberleşme sıkıntısını ortadan kaldıracak” diyerek sözlerini tamamladı. ​

Bakanlık, Tarıma Yeni Yatırımcılar Kazandıracak

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından oluşturulan "Tarımın Geleceği Geleceğin Tarımı Platformu" ile iş dünyası ve tarım sektörü buluşturulurken, tarım sektörünün potansiyeli yatırımcılarla paylaşıldı.

Bu kapsamda, sektörde finansman, teknoloji ve Ar-Ge yatırımı gerektiren alanlarda iş dünyasının talepleri doğrultusunda gerekli altyapı ve rehberlik çalışmaları yapılacak. Küçük ve orta boy işletmelerin kapasitelerinin yetmediği alanlara iş dünyası yönlendirilecek. Bu sayede, tarım-sanayi entegrasyonunun sağlanması ve "Tarıma yatırım yarına yatırımdır" sloganıyla yeni yatırımcıların sektöre kazandırılması hedefleniyor.

İş dünyasından gelen görüş ve öneriler doğrultusunda da ürün ve sektör bazında yatırım rehberlerinin hazırlanmasına başlandı. Ceviz, badem, zeytin, trüf mantarı, mavi yemiş, keçiboynuzu, arıcılık, ipek böcekçiliği ile kaz ve hindi yetiştiriciliği gibi alanlarda hazırlanan yatırımcı rehberleri ve fizibilite raporları yatırımcının kullanımına sunuldu. Bu rehberler ve fizibilite raporlarıyla yatırımcılar, nasıl bir yatırım ile ne kadar kazanç sağlayacağını daha işin başında planlamış oluyor.

Sırada, kekik, adaçayı, anason, kuşburnu, çörek otu, çemen, sumak, sarı kantaron, oğul otu ve tıbbi nane üretimi gibi alanlar bulunuyor. Bakanlık, bu alanlara yatırım yapmak isteyenler için fizibilite raporu ve yatırımcı rehberlerini hazırlamaya başladı.

Yapılan ön çalışmaya göre, 10 dekarlık alanda adaçayı üretmenin maliyeti ortalama 10 bin 184 lira iken net karı 17 bin 766 lira, kekik üretiminin maliyeti 11 bin 506 lira iken net karı 17 bin 442 lira olarak hesaplandı. Tıbbi nane üretiminin maliyeti 17 bin 907 lira iken net kar 27 bin 433 lira olarak belirlendi. Bakanlık, böylece söz konusu bitkileri üretmenin karlı bir yatırım olduğunu ortaya koymuş oldu.

“Tarımda Yeni ve Yerli Bir Yüzyıl”

III. Tarım Orman Şurası kapsamında belirlenen eylemler bir bir hayata geçiriliyor.

 

2019’un Kasım ayında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından III. Tarım Orman Şurası sonuç bildirgesi açıklandı. Tarımın sürdürebilirliği, gıdanın geleceği, ormanlarımızın yarını ve suyun istikbali için 5 yıllık planlar oluşturuldu ve 25 yıla ışık tutacak bir yol haritası hazırlandı. İki ayda tamamlanan Eylem planı hemen uygulamaya konuldu.

 

Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli başkanlığında “Tarımda Yeni ve Yerli Bir Yüzyıl” vizyonu ile işe koyulan ilgili birimlerimiz, 8 ana başlıkta belirlenen 2020 yılı eylemlerini bir bir hayata geçirdi. Tarımsal Üretim ve Arz Güvenliği, Güvenilir Gıda, Kırsal Kalkınma, Balıkçılık ve Su Ürünleri, Toprak ve Su Kaynakları, Biyolojik Çeşitlilik ve İklim Değişikliği, Ormancılık, Dijitalleşme, Teknoloji Kullanımı, Ar-Ge” başlıklarında ‘yapacağız’ denilen bütün adımlar atıldı.

 

DİTAP’tan Tarım Orman Akademi’ye, Desteklerin artırılmasından, Gıdanı Koru kampanyasına, Hazine arazilerinin üretime kazandırılmasından, Orman varlığının artırılmasına, yangınlarla mücadele ekipmanının genişletilmesine kadar eylem planları, 2020 için verilen sözler ve projeler başarı ile tamamlandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Bütçesi Yüzde 27.8 Arttı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmekte olan 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi kapsamında, yeni yılın tarım destekleri konusunda açıklamalarda bulundu.

Türkiye’nin pandemi sürecinde gıda arzı ile ilgili hiçbir sıkıntı yaşamadığını belirten Pakdemirli, 2020 Aralık itibariyle 19.9 milyar lira tarımsal destek ödemesi yapıldığını hatırlatarak, “Çiftçilerimizi ve mevsimlik tarım işçilerimizi sokağa çıkma yasağından muaf tuttuk. Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularının e-devlet üzerinden yapılmasına imkan sağladık. Gübre, tohum, ilaç, yem vb. tarımsal girdilerin üretim, erişim ve dağıtımı kesintisiz devam etti. Tarım takvimini de dikkate alarak, ilave yazlık ekim yapmaya uygun 24 ilimizde, yüzde 75 hibe tohum temini ile ‘Bitkisel Üretimi Geliştirme Projesi’ni başlattık” dedi.
 
Milli Emlak Genel Tebliği’nde gerekli düzenlemeleri yaparak,atıl hazine arazilerinin etkin bir şekilde tarımsal üretimde kullanılmasını sağladıklarını da vurgulayan Pakdemirli, şöyle devam etti: “Hububat, baklagil, fındık, kuru kayısı, çeltik ve yaş çay alım fiyatlarını hasat öncesinde açıkladık. Çiğ süt prim desteğini ilk altı ay için 15 kuruşa kadar artırdık. Temmuz, ağustos ve eylül ayları için ise desteği 40 kuruş olarak verdik. Ekim, kasım, aralık desteğini 30 kuruş olarak vereceğiz. Çiğ süt tavsiye fiyatı 2 lira 80 kuruş ve 30 kuruş destek ile 3 lira 10 kuruş olarak açıkladık. Ekmeğin hazır ambalajlı veya ambalaj içerisinde vatandaşa ulaştırılmasını zorunlu hale getirdik. Zirai kredilerin anapara ve faiz tutarlarını 6 ay süreyle faizsiz olarak erteledik.”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2020 yılı üretim sezonunda tarımsal destekleme uygulamalarında, gübre desteği başta olmak üzere bazı desteklerde birim destek miktarlarını artırdıklarını, bazı konularda ise yeni destekleri devreye aldıklarını da söyledi.

Pakdemirli, mazot maliyetinin yüzde 50’sini karşılamaya devam ettiklerini, kütlü pamuk prim desteğini yüzde 37.5 artışla kg başına 1 lira 10 kuruş yaptıklarını, yağlık ayçiçeği prim desteğini kg başına yüzde 25 artışla 50 kuruşa çıkardıklarını, sürü büyütme ve yenileme desteği kapsamında anaç vasfı kazanmış dişi kuzularına ilave 100 lira destek ödemeye başladıkları bilgisini de verdi. Son 18 yılda tarımsal destek miktarında 12 katlık rekor artış sağladıklarını ifade eden Pakdemirli, reel rakamlarla toplam 311 milyar lira hibe destek ödemesi yaptıklarını dile getirdi.

Son iki yılda destekleri yüzde 52 artışla 22 milyar liraya çıkardıklarını ve 2018-2020 Aralık itibariyle toplamda 51.6 milyar lira destek ödemesi yaptıklarını vurgulayan Pakdemirli, 2021 yılında ise 22 milyar lira ve 2 milyar lira ilave yedek ödenekle birlikte üreticilere toplam 24 milyar lira tarımsal destek sağlayacaklarını bildirdi. Pakdemirli, 2021 bütçesinin bir önceki yıla göre yüzde 27.8 artışla 51.5 milyar lira olduğunu da sözlerine ekledi.
 

Bakan Pakdemirli’den Koyunları Telef Olan Aileye Yardım!

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin Talimatı ile olan Ali ve Seniye Tekin çiftinin mağduriyeti giderildi. Manisa'nın Demirci ilçesine yaklaşık 20 kilometre mesafedeki kırsal Esenyurt Mahallesi'nde yaşayan çiftin 26 Kasım'da çıkan yangında evi kullanılmaz hale gelmiş, ağılındaki 70 koyunu telef olmuştu.

Manisa Tarım ve Orman İl Müdürlüğünün koordinasyonunda Tekin çiftine 120 koyun ve 1,5 ton hayvan yemi teslim edildi. "Sizin bir derdiniz varsa bizim de derdimiz var" Bakan Pakdemirli, hediyelerin teslimi sırasında Tekin çiftiyle görüntülü konuştu. Tekin ailesine geçmiş olsun dileklerini ileten Pakdemirli, koyunların nasıl telef olduğu konusunda bilgi aldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamını ileten Pakdemirli, ailenin başına gelen olay nedeniyle üzüntü duyduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da durumdan haberdar olduğunu ve ailenin mağduriyetinin giderilmesi için talimat verdiğini aktaran Pakdemirli, Bakanlığın, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün, kaymakamlığın, belediyenin ve hayırseverlerin desteğiyle 120 koyun alındığını, yanan evin ve ağılın yeniden yapılacağını ve aileye 1,5 ton yem verildiğini ifade etti. Pakdemirli, bir daha böyle musibetler yaşanmaması temennisinde bulunarak "Biz her zaman sizin dertlerinizle dertleniyoruz. Her zaman söylüyoruz, sizin bir derdiniz varsa bizim de derdimiz var. Sizin gece ışıklarınız yanıyorsa bizim de burada ışıklarımız yanıyor. Derdinize derman olmaya çalıştık." ifadelerini kullandı. "Devletimiz ve milletimiz hep yanımda oldu" Ali Tekin de yardımları dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'a ve Bakan Pakdemirli'ye teşekkür etti

“Organik Süt Üreticisi Kadın Çiftçiye Destekler Sürecek“

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, dün olduğu gibi bugün ve yarın da hayvancılığı desteklemeye devam edeceklerini söyledi.

Pakdemirli, Silivri’de, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından sağlanan hibeyle organik süt üretim işletmesine güneş enerji paneli kurulan çiftlik sahibi Saliha Aysun Sökmen ile görüntülü görüştü.

İstanbul Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca’nın da hazır bulunduğu görüşmede, Bakan Pakdemirli’ye güneş panelleri ve çiftliğin bazı bölümleri gösterildi. Pakdemirli, çiftliğe önemli bir yatırım yapıldığını belirterek, “Yatırım yapılan 435 bin liranın 217 bin lirasını biz vermişiz hibe tutarı olarak. 20 yıla yakındır da hastalıktan ari işletme sertifikasına sahipmişsiniz. Bundan dolayı teşekkür ediyorum.” dedi.

Özellikle Trakya bölgesinin bu konuda hastalıktan ari bölge olma konusunda başı çektiğini aktaran Pakdemirli, “İşletmelerimiz de hakikaten yüz güldürecek işler yapıyor. Kadın girişimci olmanız da bizim için son derece önemli. Biz, dün olduğu gibi bugün de, yarın da sizi desteklemeye devam edeceğiz.” diye konuştu.

Bir Gözünü Kaybeden Tarım İşçisi Adalet Peşinde!

Antalya’nın Kepez ilçesinde mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan Altın Erdoğan, tarladan dönerken servis aracında maske takılmasını talep ettiği için darp edildi. Bir buçuk ay önce meydana gelen olayın ardından bir gözünü kaybeden Erdoğan, adalet arıyor.

60 yaşındaki Erdoğan, geçim sıkıntıları nedeniyle eylül-ekim aylarında nar ve portakal bahçelerinde mevsimlik işçi olarak çalışıyor. Sabah hava aydınlanmadan nar bahçesine giden Erdoğan, günlük 80 lira yevmiye ile çalıştığını söyledi.

Olay günü kendilerini tarlaya götüren çavuş dedikleri kişi ile tartıştığını belirten Erdoğan, “Yemek dahi yemeden sabah 7’den akşam 3’e kadar çalıştık. Ben çavuşa, ‘Yemek yemeyecek miyiz, biz köle değiliz?' dedim. Çavuş, ‘Yemek yok. Tarlayı bir an önce bitirip gideceğiz' dedi. Bu olaydan sonra gün boyu benimle uğraştılar” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, sonrasında yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

“Akşam dönerken serviste genç işçiler vardı, maske takmıyorlar. Onları uyardım 'maske takın' diye. Sonra onları videoya çekmeye başladım. Çavuşun eşi arabayı durdurdu, yanıma geldi, boğazımı sıktı. Telefonumdan videoyu sildiler. Evin yakınına geldiğimizde beni beklettiler. Eve gitmeye çalıştığımda da saldırdılar. Sol gözümden kanlar akmaya başladı. Bir gözüm görmüyordu zaten, şimdi diğer gözümü de kaybettim. Adaletin yerini bulmasını, bu kişilerin yargılanmasını istiyorum.”

Erdoğan’ın avukatı Bilge Yılmaz ise hukuk mücadelesi başlattıklarını açıkladı. Yılmaz, “Karakol soruşturması henüz tamamlanmadı. Altın hanım için hastaneden bir ön rapor bekleniyor şu an. Ancak karakol soruşturması eksik yapılmış zaten. Müvekkilin telefonunun zorla alınıp video kayıtlarının silinmesi vb. soruşturulmamış. Bunun için savcılığa ek başvuruda bulunduk” dedi.

Erdoğan’ın korkutulduğunu belirten Yılmaz, “Azmettirici S.A ve eşi H.A., Altın hanımı çocuklarını kaçırmakla tehdit etmiş. Korkudan ilk ifadesinde kaza yaşandığını söylemiş”diye konuştu.

Erdoğan’ın sol gözündeki görme kaybının yüzde 97 olduğunu söyleyen Yılmaz, “Hukuk mücadelesi başlattık. Çok fazla destek telefonları alıyoruz. Bunlar bizim için moral oluyor. Altın hanım yalnız olmadığını hissediyor” ifadelerini kullandı.

Küçük Ölçekli Balıkçıya Destek Ödemesi Bugün

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, küçük ölçekli geleneksel kıyı balıkçılarına bugün saat 18.00’dan sonra 13 milyon 733 bin lira destekleme ödemesi yapılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, küçük ölçekli kıyı balıkçılığı sektörünün refahı ve menfaati için balıkçıların bilgilerini kayıt altına aldıklarını ve onları desteklediklerini dile getirdi.
Türkiye’deki balıkçılık filosunun yüzde 90’ını küçük ölçekli balıkçıların oluşturduğunu ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Kıyı balıkçılarımızın üretiminin tamamına yakını yerelde ve taze olarak tüketiliyor. Bu şekilde sağlıklı gıda güvenliğine ve fiyat istikrarına katkı sağlanıyor. Bu nedenle kıyı kesiminde yaşayan halkımızın geçimine destek olmak, kırsal kalkınmayı sağlamak amacıyla küçük ölçekli balıkçılarımıza destek veriyoruz. Bu kasamda, 2020 yılı için 13.132 balıkçımızın hesabına toplam 13 milyon 733 bin lira destek ödemesini bugün saat 18.00’dan sonra yapacağız.”

“COVİD-19 SÜRECİNDE BALIKÇILARIMIZI YALNIZ BIRAKMADIK”

Covid-19 sürecinde balıkçıları unutmadıklarını ve onlarını yalnız bırakmadıklarını dile getiren Pakdemirli, kıyı balıkçılığının yanı sıra, su ürünleri yetiştiriciliğine, işlenmiş su ürünlerine, balon balığı avcılığına, balıkçıların alet ve ekipman alımına destek vermeye devam ettiklerini de sözlerine ekledi.​

Bitkisel Üretim ve Hayvancılık Değerlendirme Toplantısı Yapıldı

Kırklareli İl Tarım ve Hayvan Müdürlüğü tarafından Bitkisel Üretim ve Hayvancılık Değerlendirme İl Alt Komisyonu yılın son toplantısı yapıldı.

Bitkisel Üretim ve Hayvancılık Değerlendirme İl Alt Komisyonu İl Tarım ve Hayvancılık Müdürü Funda Eylem Özel başkanlığında Komisyon üyeleri ve STK temsilcilerinin katılımı ile zoom programı üzerinden gerçekleştirildi.

Toplantının açılış konuşmasını Kırklareli İl Tarım ve Hayvancılık Müdürü Funda Eylem Özel yaptı. Özel, toplantıda Kırklareli'nin genel tarımsal yapısına değindi. Daha sonra Bitkisel üretim ve Hayvancılık konularında çeşitli sunumlar yapıldı. Ekonomik yatırım konularının ardından oda ve birlik temsilcileri, çiftçilerin ve toplantıya katılan İl Müdür Yardımcıları, Şube Müdürlerinin kendi alanları ile ilgili 2020 yılı değerlendirmeleri sonucunda toplantı sona erdi.

“Trans Yağ İbaresi Etiketlerde Kalabilir”

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda ürünlerinin etiketinde 'trans yağ' ibaresini kaldırmak için hazırladığı yönetmelik taslağında geri adım atacağı sinyalini verdi.

 

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Harun Seçkin HaberTürk televizyonunda Mehmet Akif Ersoy'un sunduğu programda hazırlanan taslağın görüşe açıldığını ve gelen görüşler doğrultusunda trans yağ ibaresinin etiketlerde kalabileceğini söyledi.

Dünya gazetesinin haberine göre; Seçkin, program sonunda son bir cümleniz var mı sorusuna: "Yani 'trans yağ yoktur' ifadesi ile ilgili bir gündem oluştu. Bunun kullanılabileceğini ifade etmek istiyorum, özellikle" yanıtını verdi.

Mehmet Akif Ersoy'un "etiketlerden kaldırılmayacak değil mi?" sorusuna ise Seçkin "Evet" dedi.

Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) Üreticinin Yüzünü Güldürdü

Tarım ve Orman Bakanlığınca hayata geçirilen Dijital Tarım Pazarı, bin bir emekle üretim yapan Antalyalı çiftçilere, ürünlerini daha avantajlı şekilde satma imkanı sağladı.
Çiftçileri daha fazla üretime teşvik etmek, aracıları kaldırarak ürünün değer fiyattan satılmasını sağlamak amacıyla DİTAP'ın devreye alınmasıyla Antalya genelinde çalışma başlatıldı.
İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve ilçe müdürlükleri ekipleri, kentte kesintisiz üretime devam eden çiftçileri, DİTAP'ı nasıl kullanacakları konusunda bilgilendirdi.
DİTAP'ı kullanmaya başlayan üreticiler, yetiştirdikleri domates, salatalık, kapya biber, yeşillikler, patlıcan gibi ürünleri hale götürmeden henüz seradayken çevrim içi ortamda daha yüksek fiyata satabiliyor.

"Aracılar ortadan kalktı"

Kepez Tarım ve Orman Müdürü Bilge Gözen, alıcı ve satıcıyı çevrim içi ortamda bir araya getiren DİTAP'a, Antalya'da 4 bine yakın üreticinin kaydolduğunu söyledi.
Bakanlığın talimatıyla üreticileri ziyaret ederek bilgilendirme yaptıklarını anlatan Gözen, "Kepez'de 420 üreticimizi DİTAP'a kaydettik. Çiftçilerimiz, ürünlerinin görselini dijital ortama yükleyerek alıcılarla irtibata geçip sözleşme imzalıyor ve ürünlerini satabiliyor. Üreticilerimiz bundan çok memnun, çünkü aradaki alıcılar kalktı. Ürünlerini daha yüksek fiyattan satabiliyor. Bu sistemde hem üretici hem alıcı hem de tüketici kazanıyor." dedi.
Gözen, üreticinin hale gitmek zorunda kalmadığını, böylece DİTAP'ın salgın sürecinde daha az temas için de avantaj sağladığını ifade etti.

"Artık ürünümü seradayken satıyorum"

Yaklaşık 10 dekarlık kapalı alanda biyolojik mücadeleyle ürün yetiştiren Mustafa Mert de yıllardır klasik pazarlama sistemiyle ürünün hale bırakılıp, ne kadara satıldığını ertesi günü çıkan faturadan öğrendiklerini dile getirdi.
Çiftçinin, hale bırakılan ürünün pazarlık payından hiçbir zaman haberdar olmadığına dikkati çeken Mert, şunları kaydetti:
"Komisyoncu ile tüccarlar arasında pazarlık yapılır, arz-talebe göre fiyatlar düşer, yükselirdi. Ürünü kendimizin pazarlama durumu yoktu. DİTAP'ı anlattılar ben de kaydoldum. Dijital pazarlamayla satışlara başladım. Piyasa şartlarına göre yüzde 20-30 daha fazla kazanç sağladık. Aracılar kalkınca ürünün değeri de arttı. Gecenin bir saatinde hale gider, sabaha kadar bekler, malın satılıp satılmadığını neye satıldığını bilmezdik. Artık ürünümü seradayken satıyorum. Piyasada 3 lirayken ben 4 liraya, biyolojik mücadeleyle ürettiğim kapya biber 7,5 lirayken ben 10 liraya satıyorum. Seramdan taptaze alıp, vatandaşa ulaştırıyorlar."

Aynı bölgede 18 dekarlık alanda örtü altı üretim yapan Yaşar Tetik, ürünlerini dijital ortamda müşteriye sunma, alın terinin karşılığını alma imkanı bulduklarını dile getirdi.

Hasan Mert de yetiştirdikleri ürünleri birçok ülkeye ihraç ettiklerini, ilaç kullanmadan böcekler yardımıyla biyojik üretim yaptıklarını söyledi.

İşçilerden Hatice Elcir, sabah erken saatlerde seraya girip saatlerce çalıştıklarını, ürünleri paketleyip satışa hazırladıklarını belirterek, herkesin emeğinin karşılığını almasının önemli olduğunu vurguladı.

Ayşe Mert de sebze yetiştirmenin emek istediğini, bu yıl emeklerinin karşılığını alabildiklerini ifade etti.

"Üretici parasını nakit alıyor"

Dijital ortamda ürün satın alan bir firmanın sahibi olan ziraat mühendisi Aziz Öztürk de dijital tarımda her şeye ulaşmanın daha kolay olduğunu söyledi.

Sistemin biraz daha geliştirilebileceğini belirten Öztürk, "En büyük avantajımız pazarlık. Direkt üreticiden aldığımız için daha karlı. Market de daha ucuz alıyor, son tüketici de daha ucuza tüketiyor. Üreticiyle sözleşme imzalayıp ürünü alıyoruz, tutarını da direkt banka hesabına geçiyoruz. Üretici parasını nakit alıyor." dedi.

Bakan Pakdemirli: Tamamlandığında Dünyanın 3’üncü Yükseği Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, inşaat çalışmaları devam eden Yusufeli Barajı’nın 260 metre yüksekliğe ulaşıldığını ve son 15 metreye girildiğini belirterek, “Tamamlandığında yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak ve ekonomiye yılda 1 milyar 500 milyon lira katkı sağlayacak” dedi.

 

Yusufeli Barajı’nda yapılan çalışmalara ilişkin açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Türkiye’nin vizyon projelerinden olan Yusufeli Barajı’nın tamamlandığında 275 metre yüksekliği ile çift eğrilikli beton kemer kategorisinde Türkiye’nin en yüksek, dünyanın 3. yüksek barajı olacağını dile getirdi.

 

“YUSUFELİ, MÜHENDİSLİK HARİKASI BİR PROJE”

Geçen yıl Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın baraj inşaatını ziyaret ederek ‘Muhteşem Bir Eser Ortaya Çıkıyor’ değerlendirmesinde bulunduğunu hatırlatan Bakan Pakdemirli, Yusufeli Barajı inşaatında çalışmaların yoğun bir şekilde devam ettiğini belirterek, “Zor coğrafi koşullar altında böyle bir mega projeye imza atıyoruz. Belgesellik ve mühendislik harikası projedir” dedi.

 

Yusufeli Barajı ve HES tesisinin kurulu gücünün 558 MW ve yıllık enerji üretiminin 1 milyar 888 milyon KWh olacağını dile getiren Pakdemirli, santral binası ve enerji yapılarında betonlama çalışmalarının planladığı şekilde devam ettiğini belirtti. Barajın tamamlanması ile milli bütçeye yıllık 1 milyar 500 milyon TL katkı sağlanacağını kaydeden Pakdemirli, proje sayesinde yaklaşık 2,5 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık enerji ihtiyacının karşılanacağını söyledi.

 

GÖVDE YÜKSEKLİĞİ 260 METREYE ULAŞTI

 

Yusufeli Barajında günlük ortalama 4.400 metreküp beton dökülüyor. Gövde betonunda gerçekleşme oranı yüzde 93 oldu ve baraj 260 metre yüksekliğe ulaşmış durumda. Baraj gövde yüksekliği inşaatında son 15 metre kaldı.

 

Yusufeli Barajının 275 metre gövde yüksekliği ile Eyfel Kulesinden 25 metre kısadır. Barajın gövdesi 100 katlı bir gökdelen yüksekliğindedir. Yusufeli Barajının gövdesinde kullanılacak olan 4 milyon metreküp beton ile Artvin’den Edirne’ye 13 metre platform genişliğinde beton yol yapılabilir.

 

Baraj tamamlandığında 275 metre ile Türkiye’nin en yüksek barajı olacak.

 

ÇORUH’TA TAŞKIN RİSKİ DE AZALTILACAK

 

Yusufeli Barajı üreteceği enerjinin yanı sıra diğer barajlara da su kaynağı olacak. Diğer taraftan Çoruh nehrinin getireceği rusubatı önemli ölçüde tutarak diğer barajların ömrünün uzamasına ve Çoruh Nehrinde oluşabilecek taşkın riskini de azaltacak.

‘‘Dünyadaki Tıbbi Aromatik Bitkilerin Yüzde 6’sı Ülkemizde”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, çevrimiçi olarak düzenlenen IV. Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Çalıştayına katıldı.

 

Tıbbi ve aromatik bitkilerin sadece tarım ve ormanı ilgilendiren bir faaliyet olmadığını, gıdadan sağlığa, kozmetikte turizme kadar birçok alanı ilgilendiren önemli bir sektör olduğunu belirten Pakdemirli, dünya nüfusunun yaklaşık %70’inin tedavi ve korunma amacıyla bu ürünleri tercih ettiğini söyledi.

 

Dünyada yaklaşık 425 bin civarında bitki olduğu, bunlardan 50 Bin ile 70 Bin kadarının tıbbi bitki türü olarak tanımlandığı dile getiren Pakdemirli, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre bugün dünyada kullanılan tıbbi bitki sayısının 20 Bin civarında olduğunu anlattı.

Bu bitkilerin 4.000’nin tedavi amaçlı ilaç olarak kullanıldığını ifade eden Pakdemirli, Dünyada 2.000, Avrupa’da ise 500’e yakın tıbbi bitkinin ticaretinin yapıldığını ve yıllık ekonomik değerinin de 115 Milyar Dolar civarında olduğunu dile getirdi.

 

Türkiye’nin biyolojik zenginlik bakımından önemli bir konumda olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, ‘‘3 gen merkezinin kesişme noktasında olan Türkiye, yaklaşık 4.000’i endemik, yani bu coğrafyaya has olmak üzere, toplam 12 bin bitki türüne ev sahipliği yapıyor. Başka bir ifadeyle, Avrupa kıtasından daha fazla biyolojik çeşitliliğe sahip bir ülkeyiz. Tıbbi ve aromatik bitkiler yönünden ise zengin bir potansiyele, üretim için uygun iklim ve habitatlara sahibiz. Bu zenginliğimiz içinde 1.700 civarında bitki, tıbbi özellik taşımaktadır. Bunun 500’ünü tıbbi ve aromatik bitki olarak değerlendiriyoruz. Bu veriler bize, dünya üzerindeki tıbbi bitkilerin yaklaşık %6’sının ülkemizde olduğunu göstermektedir. Ülkemiz, hem doğadan toplanan defne, kekik, adaçayı gibi ürünlerde, hem de kültürü yapılan kimyon, anason, nane, rezene gibi ürünlerde geniş bir popülasyona sahiptir. Ayrıca, Asya ile Avrupa arasında bir köprü konumunda bulunan Anadolu, bu bitkilerden yararlanma konusunda da zengin birikime sahiptir. Ülkemizin sahip olduğu bu zenginliği, daha yüksek katma değere çevirmesi ve bu pazardan daha yüksek pay alması son derece önemlidir’’ dedi.

 

‘‘Tıbbi Ve Aromatik Bitki Üretimimiz 5 Kat Artışla 370 Bin Tona Yükseldi’’

Son 18 yılda tıbbi ve aromatik bitki ekiliş alanının 2 kat artışla 1,7 milyon dekara,

üretiminin ise 5 kat artışla 370 bin tona yükseldiğini belirten Pakdemirli, ‘‘İhracat değerimiz 105 Milyon Dolardan 4 kat artışla 404 Milyon Dolara ulaştı. Kekik ve defne ihracatında dünya lideriyiz. Dünya defne ihtiyacının %90’ını biz karşılıyoruz. Yine, kimyon, adaçayı, biberiye ve anasonda da önemli bir tedarikçi konumundayız’’ diye konuştu.

 

Son 2,5 yılda Anadolu Adaçayı, Dağ Çayı, Ekinezya, Kekik, Oğulotu, Şevketibostan, Tıbbi Adaçayı, Kapari türlerinde toplam 11 yeni çeşit geliştirdiklerini ifade eden Pakdemirli, ‘‘Biyolojik çeşitliliğe dayalı geleneksel bilginin kayıt altına alınması projesiyle, ülkemizdeki ürünlere ilişkin bilgilerin derlenmesi ve veri sisteminin oluşturulmasını sağladık. Bu sistem sayesinde, elimizdeki yaklaşık 2 milyon veriyle tıbbi ve aromatik bitki çalışmalarına ciddi bilgi kaynağı sağlıyoruz. Bakanlığız araştırma enstitülerince, tıbbi aromatik bitkiler konusunda toplama, kültüre alma, adaptasyon, çeşit geliştirme gibi çalışmalar yürütülüyor. Böylece, yok olma ihtimali olan bitkileri koruma altına alarak, sürdürülebilir üretimini teşvik ediyoruz.  2004’ den bu yana Kamu özel sektör ve Üniversiteler tarafından 20 türde toplam 71 tescilli çeşit geliştirildi. Bunun 16 türdeki 33 çeşidinin tescili Bakanlığımız araştırma enstitülerimiz tarafından yapıldı. Ayrıca, Tohum Gen Bankamızda 264 türe ait 2.641 tıbbi ve aromatik bitki örneğini de koruma altına aldık’’ değerlendirmesinde bulundu.

 

Bakanlık olarak, tıbbi aromatik bitkilerin hem üretimini hem de katma değerini artırmak amacıyla çok sayıda destek ve hibe verdiklerini anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:

‘‘İyi tarım ve organik tarım kapsamında yer alan tıbbi ve aromatik bitki üreticilerine dekar başına bireyselde 40 Lira, grup sertifikasında ise 20 Lira destek veriyoruz. 2008 yılından bu yana iyi tarım uygulamaları kapsamında yaklaşık 696 bin dekar alanda 71 Milyon Lira destekleme ödemesi yaptık. Bunun, alan olarak neredeyse tamamını (628 Bin dekar), destek miktarının da 41 milyon Lirasını son 2,5 yılda ödedik. 2013 yılından bugüne kadar ise organik tarım olarak bu ürünleri yetiştiren üreticilere 58 bin dekar alanda 2,7 Milyon Lira organik tarım desteği verdik. TARSİM ile tıbbi aromatik bitkilerin büyük bölümünü dolu zararı kapsamında sigorta teminatı altına aldık. Ayrıca, yağ gülü için de isteğe bağlı don zararı teminatı verdik. Kırsal kalkınma destekleri kapsamında, tıbbi aromatik bitkilerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine önemli hibeler sağlıyoruz. Yeni tesis, teknoloji yenilenmesi, alternatif enerji kaynaklarının üretilmesi ve kullanılması, sulama sistemleri kurulması ve alet ekipman alımlarına %50 oranında hibe desteği veriyoruz. Bugüne kadar; 104 adet Projeye 30 Milyon Lira, Genç Çiftçi projesi ile 209 tıbbi ve aromatik bitkiler projesine 6,3 Milyon Lira hibe desteği ödedik.  TKDK-IPARD destekleri kapsamında son 2,5 yılda 1.860 projeye 111 Milyon Lira destek ödeyerek kırsalda 234 Milyon Lira yatırım yapılmasını sağladık.  Isparta’da hayata geçirdiğimiz Gülanta Projesiyle küçük işletmeler ve çiftçiler için ortak başvuru modelleri geliştirilmesini sağladık. ORKÖY projeleri kapsamında 18 yılda 306 tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği projesine 9,1 Milyon Lira destekleme ödemesi yaptık. Yine, Orman Genel Müdürlüğümüz tarafından yürütülen “Tıbbi ve Aromatik Bahçeler Eylem Planı” içerisinde yaklaşık 1, 7 milyon fidan dikimiyle yöre halkının gelirine 3 Milyon Lira tutarında ilave katkı sağladık. Bunun yanında, gelir getirici türlerde 15 milyon fidan üretimi yaparken son 2,5 yılda artan talebi karşılamak adına yıllık fidan üretimimizi 25 Milyon adede çıkarttık. 2002 yılında 31 bin ton olan odun dışı orman ürünleri üretimimiz 825 bin tona ulaştı. 2023 hedefimiz ise 1,2 milyon tondur. Böylece, orman köylümüze 2019 yılında 700 Milyon Lira, bu yılda 800 Milyon Lira katkı sağladık. 2023 yılı hedefimizi ise 1,1 Milyar Lira ilave katkı olarak belirledik. Odun dışı orman ürünleri üretimi kapsamında kırsalda yaklaşık 25 Bin kişi istihdam imkanı getirdik.  Odun dışı orman ürünlerinde 2019 yılında, ülke ekonomimize 5 Milyar Lira, bu yılda 6 Milyar Lira katkı sağladık. 2023 yılı hedefimiz ise 9 Milyar Liradır. 2013 yılındaki 438 Milyon Dolar odun dışı orman ürünleri ihracatımız da bu seneki hedefimiz 1 Milyar 350 Milyon Dolar. 2023 hedefimiz ise 2 Milyar Dolardır.’’

 

Tıbbi ve aromatik bitki üretimini artırmak ve uluslararası pazarlarda biyolojik çeşitliği avantaja dönüştürmek amacıyla 2015 yılında 25 ilde başlattıkları “Itrî ve Tıbbî Bitkiler ile Boya Bitkileri Yetiştiriciliğinin Geliştirilmesi Projesi”ni bu yıl 40 ile yaygınlaştırdıklarını kaydeden Pakdemirli, Hatay’da Türkiye’nin ilk Tıbbi ve Aromatik Müzesi’nin kurulmasına da katkı sağladıklarını dile getirdi.

Bakan Pakdemirli, İzmir ili Kınık ilçesinde tıbbi ve aromatik bitkilerin üretilmesi, işlenmesi ve paketlenmesi ile ilgili tesislerin de yoğun olarak yer alacağı 1.228 dekar alanda 3.000 kişinin istihdam edileceği Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin kuracaklarını da söyledi.

 

‘‘Tıbbi Ve Aromatik Bitki Üretimi Karlı Bir İş, Girişimcilerimizi Desteklemeyi Sürdüreceğiz’’

“Tarımsal Destek Miktarında 12 Kat Rekor Artış Sağladık”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Son 18 yılda tarımsal destek miktarında 12 katlık rekor artış" sağlandığını açıkladı.

Pakdemirli, bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında yaptığı konuşmada şunları ifade etti:
"Reel rakamlarla Toplam 311 milyar lira hibe destek ödemesini yaptık.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile verdiğimiz desteklerde muazzam bir artış sağladık.
Son iki yılda desteklerimizi, yüzde 52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık.
2018-2020 Aralık itibariyle toplamda 51,6 Milyar Lira destek ödemesi yaptık.
2021 yılında ise 22 Milyar Lira ve 2 Milyar Lira ilave yedek ödenekle birlikte üreticilerimize toplam 24 Milyar Lira tarımsal destek sağlamış olacağız inşallah.
Hayvancılık Destekleri kapsamda;

2020 Aralık itibariyle 7,4 Milyar Lira ödeme yaptık.
Son 2,5 yılda toplam 16,2 Milyar Lira destek ödedik.
2003-2020 döneminde Aralık itibariyle, günümüz rakamlarıyla toplam 74 Milyar Lira hayvancılık desteği ödedik.
Böylelikle hayvancılık desteklerinde de 60 kat artış sağlamış olduk. Su ürünleri yetiştiriciliğine bugüne kadar 1,6 Milyar Lira destek ödemesi yaptık. Üretici dostu politika ile üreticimizi korurken diğer taraftan tüketicimizi kolladık.

Son iki yılda;

Büyükbaş hayvan varlığımızı % 8 artırarak 18,6 milyona,
Küçükbaş hayvan varlığımızı % 20 artırarak 55,1 milyona çıkardık.
2020 yılı ilk altı ayında 2019 yılına göre,
büyükbaş hayvan varlığı %4,2 ve küçükbaş ise %13,6 oranında artmıştır.
Son iki yılda süt üretimini % 11, kırmızı et üretimini % 7 artırdık.
Ülkemizde yıllık 600-700 Bin Ton civarında su ürünleri üretilirken,
Son iki yılda %33 artışla 837 bin ton üretim gerçekleşmiştir.
2002 yılında 97 milyon ton olan bitkisel üretimimizi,
2018 yılında %18 artışla 115 milyon tona ve
2020 yılında ise %8 artışla 124 milyon tona çıkardık.
Sertifikalı tohum üretimimiz, bugün 8 kat artışla, 1 milyon 143 bin tona çıkmıştır.
2002 yılında 17 Milyon Dolar olan tohum ihracatımız,
2019 yılında 9 kat artışla 155 Milyon Dolara yükselmiştir.
2,4 Milyon gıda denetimi yapılmış olup,
sürecinde de kontrolleri artırdık.
Sağlıksız gıda üreten, gıdada taklit veya tağşiş yapan gıda firmaları
kamuoyuna ifşa ediyoruz.
2012 – 2020 Aralık arasında değişik dönemlerde;
26 kez kamuoyuna açıklama yapılmıştır.
2020 yılında 5 kez taklit-tağşiş yapan firmalar kamuoyuna duyurulmuştur.
2020 yılında orman yangınlarıyla mücadele hizmetlerinde;
27 su atar helikopter, 2 amfibik uçak, 1 insansız hava aracı,
6 idari helikopter olmak üzere toplam 2 bin 597 adet taşıt kullanıyoruz.
Ülkemizde askeri amaçlar dışında ilk kez orman yangınlarıyla mücadele için
İHA'ları kullanmaya başladık."

Kuraklık Başladı Tarım Alanlarında Verim Düşürüyor!

Küresel iklim değişikliğinin kaçınılmaz sonucu kuraklık kapıya dayandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün son haritası Türkiye'nin şiddetli kuraklık riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Geçen yıla oranla yağışlar yüzde 53 düştü. Meteorolojik kuraklık Türkiye'de kuru tarım alanlarında verim kaybına neden oluyor. Önümüzdeki aylarda yer altı suları ile nehirlerde debi düşüşü dolayısıyla hidrolojik kuraklık riski de var. Türkiye'nin tarımsal kuraklık için acil önlemlere ihtiyacı var.

Tarım ve Orman Bakanlığı Kuraklık Eylem Planı'nı hazırladı ancak su tasarrufu konusunda toplumsal bilinç de gerekiyor. Konuyu uzmanlarla konuşup tarımdaki kuraklık riskinin fotoğrafını çektik. Türkiye'nin tarımsal üretimi risk altında mı? Havzalarda, barajlarda su durumu nedir? Neler yapılması gerekir? İşte yanıtlar...
Zirai faaliyetlerde su kaynaklarının etkin kullanımı, suyun miktarına ve bolluğuna uygun tarımsal ürün deseni seçimi yapılmalı.

Türkiye'de suyun yüzde 74'ü sulama amaçlı tarımda kullanılıyor. Türkiye'de tarımda hâlâ suyun yüksek oranda israf edildiği salma sulama yöntemi tercih ediliyor. Sadece yüzde 1 oranında yapılan damla sulama sistemlerinin ise hızla yaygınlaştırılması öneriliyor.

En hızlı su tüketiminin olduğu kentlerde beklenen su sıkıntısının önüne geçmek için ilk etapta park ve bahçelerde şebeke suyunun kullanılmasının önüne geçilmesi gerekiyor.

Çiftçinin kuraklıktan etkilenmemesi için kuraklık sigortası yaptırmasının önemi büyük.

Ülke genelinde su tasarrufu ile ilgili hareket başlatılmalı. Yayınlar ve eğitimlerle su tasarrufu bilinci pekiştirilmeli.

Küçük arazilerde tarım yapan üreticilerin arazi birleşmesine giderek kuraklıktan en az şekilde etkilenmesi elzem.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'de kuru alanlarda yetiştirilen buğday, arpa, kanola ve kırmızı mercimek gibi bazı temel ürünlerin kuraklıktan etkilenme sınırına geldiğini anlatıyor. Bayraktar, "Buğday, arpa ve mercimek tek başına toplam ekili-dikili alanların yüzde 56'sını kapsıyor. Bu ürünler ekim-kasım aylarında ekiliyor. Bu aylarda yağışlar geçen yılın çok altında oldu" diyor. Türkiye'nin buğday başta olmak üzere stratejik ürünlerde stok yapması gerektiğinin altını çizen Bayraktar, atıl tarım arazilerinin de acilen devreye alınması gerektiğini vurguluyor. Bayraktar, "Birçok ülke kuraklık nedeniyle verimde kayıplar yaşıyor. Örneğin, Rusya'da kışlık buğday ekilişlerinin yüzde 22'sinde büyüme eksiklik tespit edildi. Bunun gibi üretimde kayıp yaşayan ülkeler 2021'de ihracat yasağı getirebilir" diyor.

Türkiye sanılanın aksine de su zengini değil, yılda kişi başına düşen bin 519 metreküplük su miktarı ile 'su sıkıntısı çeken' bir ülke... WWF'in verilerine göre, Türkiye nüfusunun 2030'da 100 milyona ulaşacağı ve kişi başına düşen su miktarının bin 120 metreküpe gerileyeceği öngörülüyor. Diğer bir deyişle, artan nüfusu ve büyüyen kentleriyle Türkiye, 'su fakiri' olma yolunda ilerliyor. Yani kısa vadede Türkiye'de kuraklığın şiddet ve süresi bugüne kıyasla çok daha kuvvetli hissedilecek. İç Anadolu en riskli bölgelerin başında geliyor. İTÜ Meteoroloji Mühendisliği bölümünün verilerine göre, bölgeye düşen yağışta yüzde 62 oranında azalma var.

Türkiye Ziraatçiler Derneği Başkanı Hüseyin Demirtaş da, yağışın geçen yıla göre bu dönemde yüzde 53 azaldığını özellikle tahıl ürünlerinin bu kuraklıktan ilk etapta zarar göreceğini söylüyor. Tahılın suya çok fazla ihtiyaç duymamasına rağmen yağışın dağılımında bir azalma olduğunda toprakta çimlenen ürünün çürüdüğünü dile getiren Demirtaş, bunun da verime negatif yansıyacağını anlatıyor. Kasımda ekim yapanların ise yağışlar az seyrettiği takdirde ekimlerini bahara kaydırabileceklerini dile getiren Demirtaş, şunları söylüyor: "Ancak ürün hasadı ekimdeki gibi yüksek olmaz. Yılda yaklaşık 22 milyon ton buğday üretimi yapmamıza rağmen 10 milyon ton da ithal ediyoruz. Bunun bir bölümünü ihraç ediyoruz ama artık mevcut üretim Türkiye nüfusuna yetmiyor.

Türkiye'nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya'da da durum farklı değil. Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker, "31 ilçemizin 28'ine yakınında yağış yok. Acilen bu bölgeye su aktarılması gerekiyor. Mavi Tünel olmasaydı Konya'nın Çumra ve Karatay ilçelerinde tarım bitmiş olacaktı. Allah'tan ümit kesilmez ama yüzde 10'luk bir rekolte düştü. Yağış olmazsa rekolte diye bir şey kalmayacak" diyor. Konya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Murak Akbulut da 2019'da 80 milimetre alınan yağışın bu yıl 30 milimetreye kadar düştüğünü söylüyor.

Devlet Su İşleri (DSİ) Dairesi Eski Başkan Yardımcısı ve Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, 2019'da yağışların yüzde 20 düştüğünü, bu yıl da böyle giderse ciddi bir tehditle karşı karşıya kalınacağını söylüyor. Sulama barajlarındaki depolama suyunun çok dikkatli kullanılması gerektiğinin altını çizen Yıldız, "Kuraklık tablosu endişe verici. Üçte biri dolu depolarla yıla giriyoruz. Melen Barajı projesinin 5 yıldan önce bitmesi çok güç. Kuraklık devam ederse, önümüzdeki yaz su seviyeleri dibe vuracak. Kovid-19 tedbirleri gibi, gerekirse genelgeler yayınlayarak, araba ve halı yıkama gibi hoyratlıklara son verilmeli" diye konuştu.

2020'de ekim ve kasım ayı toplam yağışı 56.4 milimetre, normal yağış ortalaması 118.8 milimetre ve geçen yılın aynı dönemine göre yağış ortalaması ise 58.3 milimetre oldu. Ekim ve kasım ayı toplam yağışlarında normale göre yüzde 53 ve geçen yıl yağışlarına göre yüzde 3 azalma gözlendi. Ekim ve kasım ayı toplam yağışları, tüm bölgelerde normale göre azalma gösterdi. Normaline göre, yağışlarda en fazla azalma yüzde 62 ile İç Anadolu bölgesinde gerçekleşti. Bunu yüzde 57'le Akdeniz, yüzde 56'yla Ege, yüzde 55'le Doğu Anadolu, yüzde 48'le Karadeniz, yüzde 41'le Güneydoğu Anadolu ve yüzde 40'la Marmara Bölgesi izledi.

“İpekböceği ve Tiftik Desteklemeleri Ödemelerine Başlıyoruz”

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, ipekböceği yetiştiricilik desteğinin bugün, tiftik üretim desteğinin ise önümüzdeki hafta yetiştiricilerimizin hesaplarına yatırılmaya başlayacağını duyurdu.
 
Bakan Pakdemirli, ipekböceği yetiştiriciliği ve tiftik üretim desteği kapsamında yaklaşık 12 milyon lira ödeme yapılacağını söyledi. Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
 
“İpekböceği yetiştiriciliği desteği kapsamında; 1.942 üreticimize 6 milyon 990 bin
lirayı bugün saat 18:00’dan sonra ödemeye başlayacağız.
 
Tiftik üretim desteği kapsamındaki 171 ton tiftik için 4 milyon 849 bin lirayı ise 18 Aralık Cuma günü saat 18.00 itibariyle ödeyeceğiz.
 
Tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli olsun” 

Bakan Pakdemirli: Tarım Ürünleri İhracatçısı Ülke Konumuna Yükseldik

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Son 2.5 yılda, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin etkin ve hızlı yapısı sayesinde, Türkiye toplam ihracatının yüzde 10'undan fazlasını karşılamak suretiyle, net bir tarım ürünleri ihracatçısı ülke konumuna yükselmiştir" dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin kırsal kalkınmasının geliştirilmesini amaçlayan Ulusal Kırsal Kalkınma Ağı Kongresine (UKAFEST) katıldı. Programa Pakdemirli'nin yanı sıra, Dışişleri Bakan Yardımcısı Faruk Kaymakçı, Avrupa Birliği (AB) Türkiye Delegasyonu Başkanı Büyükelçi Nikolaus Meyer ve çok sayıda davetli katıldı.

Burada konuşan Bakan Pakdemirli, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve ekonomik kalkınmanın temel anahtarının, kırsal kalkınmadan geçtiğini ifade etti. Kırsal kalkınma alanında yapılacak her türlü yatırım ve çalışmanın, ülkelerin kalkınmasını hızlandıracağını belirten Pakdemirli, "Kırsalın kalkınması, tarım-gıda sektörünün kalkınması demektir. Tarım-gıda sektörünün kalkınması da, ekonominin ve bağlı olarak da ülkenin kalkınması demektir. Dolayısıyla kalkınmanın temelinde; yerel vardır, kırsal vardır, köy vardır, doğduğumuz topraklar vardır" dedi.

Bakan Pakdemirli, 2050 yılında dünya nüfusunun 10 milyar, kırsal alanlarda yaşayan nüfusun ise 3.1 milyar olmasının beklendiğini, ayrıca son yıllarda AB'de kullanılan tarım alanının gerilediğini ve gerilemenin de devam edeceğinin öngörüldüğünü kaydetti.

AB ekilebilir arazisinin yüzde 3 oranında azalarak 2030 yılına kadar 104 milyon hektara düşmesinin beklendiğine dikkat çeken Pakdemirli, "İşte tarım alanlarının azalması, tarımdan ayrılan insan sayısı, pandemiye bağlı dünya ekonomik buhranı gibi nedenlerle, toplam AB tarımsal gelirinin, önümüzdeki 10 yıl boyunca reel olarak önemli ölçüde azalacağı öngörülmektedir. Buna karşılık; OECD ülkeleri içinde yıllık yüzde 2.9 ile en yüksek büyüme artışına sahip ülke Türkiye'dir.
Son 20 yılda ülkemizde de ekilebilir alanlar azalmasına rağmen, modern tarım yöntemlerinin kullanımı, Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verilmesi ve desteklerle tarımsal üretimimiz iki katından fazla artmıştır. Son 2.5 yılda da, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin etkin ve hızlı yapısı sayesinde, Türkiye, toplam ihracatının yüzde 10'undan fazlasını karşılamak suretiyle, net bir tarım ürünleri ihracatçısı ülke konumuna yükselmiştir" diye konuştu.

Bakan Pakdemirli, kırsalda su ve sulama sorununun kalmaması için bütün imkanların seferber edildiğini ve bu konuda ülke genelinde son 18 yılda yaklaşık 254 milyar TL'lik yatırım yapıldığını belirterek, şöyle dedi:

"Sulamaya açtığımız alanlar ve toplulaştırma çalışmalarımız neticesinde çiftçilerimize yıllık 20.1 milyar lira zirai gelir artışı sağladık. Son 2.5 yılda ise su alanında yaklaşık 38 milyar liralık yatırım yaptık. Böylece çiftçilerimize yıllık 2.6 milyar lira zirai gelir artışı sağladık. Önümüzdeki yılı da, '2021 Su ve Sulama Yatırımlarında Hamle Yılı' olarak ilan ettik. Bu kapsamda yeraltı barajları başta olmak üzere, suyu tasarruflu ve verimli kullanma konusuna daha çok odaklanacağız" dedi.

Çiftçiyi Kuraklık Korkusu Sardı!

Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen Konya'da buğday, arpa ve diğer ürün tohumları Ekim ayında toprakla buluştu. Tohumlar Kasım ayında yeteri kadar yağış yaşanmamasından dolayı sağlıklı bir çıkış yakalayamadı.

Konya Ovası'nda son 15 yılın en kurak dönemlerinden birinin yaşandığını belirten Ziraat Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Murat Akbulut, “Küresel pandemi sürecini yaşadığımız şu günlerde gıda güvenliği oldukça önemli. Yerli üretim ve kendi üretimimiz son derece önemli. Fakat yaşanan kuraklık, özellikle buğday ve arpa üretimi açısından önümüzdeki dönem için olumsuz bir tablo ortaya çıkarmaya başladı.

Geçtiğimiz yıl Temmuz ayından Kasım ayına kadar Konya'da 87 mm yağış yaşanmasına karşın bu yıl bu oran 37 mm seviyesinde kaldı. Konya olarak Kasım ayı içerisinde ise sadece 18 mm bir yağış aldık. Bu yağış toprak altında bekleyen tohumlara bir can suyu oldu ancak devamında yağışın yaşanmaması sağlıklı çıkışları engelledi. Bu konuda endişeliyiz. Çünkü yağışların azlığı nedeniyle çıkışların olumsuz olması yüzde 10 gibi ciddi bir rekolte kaybına neden olacak. Önümüzdeki hafta içinde meteoroloji müdürlüğü yağış tahmininde bulunuyor. Umarım olası yağışlar bu rekolte kaybını bir miktarda olsa aşağı çeker” dedi.

Konya Ovası'nda 3'te 2'lik kısmının kıraç alanlardan oluştuğunu ve çiftçinin tarlalarını kendi imkanlarıyla suladığını belirten Konya Pancar ve Tarım Ürünleri Üreticileri Derneği (KONPADER) Başkanı Ahmet Bestil ise 8 aydan bu yana bölgede istenilen yağışın olmadığını, ovanın kuraklık sıkıntısı çektiğini kaydetti.

Dış havzalardan Konya'ya su getirilmesi gerektiğini ifade eden Bestil, “Yağış yokluğundan dolayı çiftçi tarlasını kendi imkânlarıyla suluyor. Bu da çiftçiye ekstra bir maliyet yüklüyor. Tarlasını kendi imkânlarıyla sulayamayan çiftçinin ise kuraklıktan dolayı toprak altında bekleyen tohumları çürüyor. Çiftçi, zaten gırtlağına kadar borçlu.

Buğday üretimi ciddi seviyede azalacak. Sonra 2021 yılında yeni sorunlar, zamlar bizleri bekleyecek. Çiftçi, çok karmaşık bir sürecin içinde. Yer altı suları azaldı. Su, artık daha derinden çıkıyor. Suyun daha derinden çıkması, çiftçinin enerji maliyetinin yükselmesi demek. Konya'ya dış havzalardan muhakkak 5 milyar metreküp su getirilmesi gerekiyor. Özellikle Fırat'ın suyunun Kızılırmak üzerinden Konya ve Aksaray'a getirilmesi gerekiyor. Dış havzalardan su getirilirse buğday ve arpa ithalatının önünü kesip, ihraç etmeye başlarız” şeklinde konuştu.

Bakan Pakdemirli: Arıcılarımıza Destek Sağlıyoruz!

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin 8 milyon arılı kovana sahip olduğunu ve 114 bin 471 ton bal üretimiyle dünyada ikinci sırada bulunduğunu söyledi.

 

Arıcılığın tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de yoğun ilgi gören tarımsal bir uğraş alanı olduğunu dile getiren Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin 8 milyon arılı kovana sahip olduğunu ve 114 bin 471 ton bal üretimiyle dünyada ikinci sırada bulunduğunu ifade etti.

2003 yılından bu yuna arıcılığa destek verdiklerini bildiren Pakdemirli, kovan başına 15 lira, ana arı başına da 80 lira ödeme yaptıklarını söyledi.

 

Bakan Pakdemirli, ayrıca, arıcılığın yoğun olarak yapıldığı 34 ilde arıcılık malzeme ve ekipman desteği verdiklerini, bunun yanında kırsal kalkınma programları kapsamında ise arıcılık faaliyetlerine yüzde 50 hibe desteği sağladıklarını dile getirdi.

 

“BALDA ÜRETİM MİKTARI VE KALİTE ARTACAK”

 

Arıcıların meteorolojik parametrelerden en fazla etkilenen üreticilerin başında geldiğini anlatan Pakdemirli, bu etkiyi en aza indirmek için Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliği ile Meteoroloji Genel Müdürlüğü arasında meteorolojik tahminlerin paylaşımı konusunda işbirliği yapılacağını ifade etti.

 

Bu işbirliğiyle, sıcak ve soğuk hava dalgaları ile kuvvetli meteorolojik hadiselere ilişkin tahminlerin erken uyarı olarak SMS ile arıcılara iletileceğini dile getiren Pakdemirli, ayrıca, arıcıların konaklayacakları bölgeleri daha iyi tespit edebilmeleri için de geçmiş yıllara ait verilerin kendileriyle paylaşılacağını söyledi.

 

Bakan Pakdemirli, yapılacak işbirliğiyle bal üretim miktarı ve kalitesinin artmasına katkı sağlanacağını da belirtti.

Bakan Pakdemirli: Hayvancılığı Desteklemeye Devam Edeceğiz!

Bakan Pakdemirli, Silivri'de, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu  tarafından sağlanan hibeyle organik süt üretim işletmesine güneş enerji paneli  kurulan çiftlik sahibi Saliha Aysun Sökmen ile görüntülü görüştü.
 
İstanbul Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca'nın da hazır  bulunduğu görüşmede, Bakan Pakdemirli'ye güneş panelleri ve çiftliğin bazı  bölümleri gösterildi.
 
Pakdemirli, çiftliğe önemli bir yatırım yapıldığını belirterek,  "Yatırım yapılan 435 bin liranın 217 bin lirasını biz vermişiz hibe tutarı  olarak. 20 yıla yakındır da hastalıktan ari işletme sertifikasına sahipmişsiniz.  Bundan dolayı teşekkür ediyorum." dedi.
 
Özellikle Trakya bölgesinin bu konuda hastalıktan ari bölge olma  konusunda başı çektiğini aktaran Pakdemirli, "İşletmelerimiz de hakikaten yüz  güldürecek işler yapıyor. Kadın girişimci olmanız da bizim için son derece  önemli. Biz, dün olduğu gibi bugün de, yarın da sizi desteklemeye devam  edeceğiz." diye konuştu.
 
Pakdemirli, yeni yatırımla birlikte kapasitenin artırılması talebinde  bulundu.
 
Çiftlik sahibi Saliha Aysun Sökmen, bu talep üzerine, kapasitenin  artırılmasından önce hedeflerinin; ineklerin daha uzun ömürlü olmasını sağlamak  ve onları 25 yıl yaşatmak olduğunu, güneş enerji panelleri sayesinde meraları  sulayarak inekleri sadece otla besleme hayalleri bulunduğunu söyledi.
 
Pakdemirli, bunun üzerine, "Gidip fabrikadan yem almak değil,  özellikle belli bir sayının üzerinde hayvana sahip olan işletmelerin mutlaka  intansif tarımın içerisinde olması gerekiyor. Burada meralar da kullanılabilir.  Çevrenizde bu meraların olması güzel." ifadelerini kullandı.
 
Sökmen, sütün litresini kaç liraya sattıklarının sorulması üzerine,  hastalıktan ari oldukları ve organik süt ürettiklerini belirterek, ürünü  kendilerinin satma ruhsatı bulunduğunu ve 10,5 liraya satış yaptıklarını anlattı.
 
"Yıllık 120 bin liralık elektrik gideri sıfırlanacak"
 
 
Saliha Aysun Sökmen, Bakan Pakdemirli'ye hitaben, "Çok teşekkür  ediyorum. Bu işler ekip işleri... Önce ilçe müdürlüğümüzün, sonra il müdürlüğümüz  ve Bakanlığımızın destekleri çok kıymetli. Biz çiftlikte 30 kişilik bir ekibiz.  Hayali kuran kadın girişimci benim ancak arkamda 30 kişi var. Sizlere de bu  konuyu takdir ettiğiniz için teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
 
Pakdemirli'nin, "Salgın sonrası çayınızı içmeye geliriz." demesi  üzerine Sökmen, kendilerinin süt ürettiğini ve süt ikram etmek istediklerini  söyledi.
 
İstanbul Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Yavuz Karaca, görüntülü görüşmede  verdiği bilgide, işletmenin yaklaşık 20 yıldır hastalıktan ari olduğunu  belirterek, "Sütlerini de kendileri pazarlıyorlar. Pazar konusunda da sıkıntıları  yok. Yıllık 120 bin civarında elektrik parası ödüyor. O gider sıfırlanmış  olacak" dedi.

Erozyonla Mücadelede Milli Seferberlik!

Tarım ve Orman Bakanlığı 2023'te erozyonla taşınan toprak miktarını yıllık 130 milyon tona indirmeyi hedefliyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı, geçen yıl 154 milyon tonu bulan erozyonla taşınan toprak miktarını, 2023'e kadar yürütülecek çalışmalarla yıllık 130 milyon tona düşürmeyi hedefliyor.

Toprakların korunması, tabii kaynakların sürdürülebilir yönetimi ve gıda güvenliğinin sağlanması için erozyon ve çölleşmeyle mücadele kapsamında "Erozyonla Mücadele Eylem Planı" hazırlanarak uygulandı. Plan kapsamında, yaklaşık 2 milyon hektar alanda erozyonla mücadele amacıyla ağaçlandırma, rehabilitasyon, erozyon kontrolü, mera ıslah çalışmalarının yapılması planlandı. Ayrıca, su kaynaklı Türkiye Dinamik Erozyon Modeli ve İzleme Sistemi ile rüzgar kaynaklı Ulusal Dinamik Rüzgar Erozyonu Modeli ve İzleme Sistemi kuruldu.

Orman Genel Müdürlüğü (OGM) erozyonla mücadele çalışmaları kapsamında, 1946-1991 döneminde toplam 256,4 bin hektar, 1992-2002 döneminde 213,8 bin hektar, 2003-2012 döneminde 543,9 bin hektar, 2013-2019 döneminde ise 530,9 bin hektar alanda erozyon kontrolü çalışması yaptı. Bugüne kadarki söz konusu çalışmaların yüzde 63'ü son 17 yılda gerçekleştirildi.

OGM verilerine göre, bu alanda 56 yılda yapılan çalışmanın yaklaşık 2 katı, son 17 yılda yapıldı. 1970'li yıllarda erozyonla taşınan toprak miktarı yıllık 500 milyon ton iken iyileştirme çalışmaları sonucu 2018 yılı itibarıyla bu rakam 154 milyon tona düşürüldü. Geçen yıl da 154 milyon ton toprak erozyon sonucu taşındı.

Bakan Pakdemirli’den Su Ürünleri Destek Açıklaması

Resmi Gazetede yayımlanarak, yürürlüğe giren  "Su Ürünleri Yetiştiriciliği Destekleme Tebliği"ne göre, yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin kararla su ürünleri yetiştiriciliği yapan üreticilere verilecek desteğe ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

 

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, konuya ilişkin yaptığı açıklamada sağlıklı beslenmede önemli bir protein kaynağı olan su ürünleri üretiminde tür çeşitliliğini ve üretim miktarını artırmak amacıyla avcılık ve yetiştiriciliğe destek verdiklerini söyledi.

Bakan Pakdemirli;

 

“Bugün yayımlanan tebliğle alabalık üretimine 0,75 TL/kg,

Yeni türler, kapalı sistem ve kilogram üstü alabalık üretimine 1,50 TL/kg, 

Midye üretiminde 0,10 TL/kg,

Toprak havuzlarda balık üretiminde 1,00 TL/kg,

Sazan balığı üretiminde 0,50 TL/kg destekleme yapılacak.

Desteklemeden yararlanmak isteyen yetiştiricilerimiz, en geç 25 Aralık 2020 mesai bitimine kadar yetiştiricilik tesisinin bulunduğu Tarım ve Orman il/ilçe müdürlüklerine müracaat etmeleri gerekiyor.” dedi.

 

“SU ÜRÜNLERİ ÜRETİMİ 373 BİN TONA YÜKSELDİ”

 

Su ürünleri sektörüne 2003 yılından bu yana toplam 1 milyar 350 milyon lira destek verdiklerini dile getiren Pakdemirli, sağladıkları bu destekle yetiştiricilik tesisi sayısının yüzde 70 artışla 2.127’ye, üretim miktarının da yüzde 511 artarak, 373 bin tona yükseldiğini ifade etti.

Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin başta AB ülkeleri olmak üzere 100’den fazla ülkeye 1 milyar doların üzerinde su ürünleri ihracatı gerçekleştirdiğini de belirtti.

Samsun’da Çiftçilere Damızlık Boğa Dağıtıldı!

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü'nce uygulanan 'Damızlık Mandalarda Verimliliği Artırma Projesi' kapsamında Samsun'da 36 yetiştiriciye damızlık boğa (comba) dağıtımı yapıldı.

Samsun Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Samsun İli Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği koordinasyonunda Bafra Hayvan Pazarı'nda yapılan dağıtımdan Bafra, Alaçam19 MayısTerme ve Vezirköprü ilçelerinden 36 yetiştirici yararlandı.

Samsun İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam burada yaptığı konuşmada, "Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, ülkemizde bulunan damızlık değeri yüksek mandaların erkek yavrularını damızlık tabii tohumlama combası (boğa) olarak kullanarak, yerli mandalarımızda süt veriminde genetik olarak ilerleme ve kan tazeleme sağlamak amacıyla 'Damızlık Mandalarda Verimliliği Artırma Projesi' uygulanmaktadır. Bu proje kapsamında, ilimizde Damızlık Manda Yetiştirici Birliği'ne üye, en az 15 dişi manda varlığına sahip, sürüsünde tohumlama yaptırabilecek ve dağıtılan mandaların aşım kayıtlarını tutabilecek, bu kayıtların Manda Islah Sistemi'ne girilmesini sağlayacak 36 yetiştirici, komisyon marifetiyle seçilmiştir.

Damızlık comba (boğa) bedelinin yüzde 80'i bakanlık bütçesinden ödenecek olup bu tutar en fazla 7 bin TL/baş olacaktır. İlimizde bu kapsamda, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden görevlendirilen komisyon üyeleri ve Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği iş birliğinde Kocaeli ili Kandıra ilçesinde combaların seçimi gerçekleştirilmiştir. Yetiştiricilerimize hayırlı olsun" dedi. Dağıtım programına ayrıca, Bafra Kaymakamı Cevdet Ertürkmen, Hayvancılık Genel Müdürlüğü Islah ve Geliştirme Daire Başkanı Adem Bölükbaşı, Bafra Belediye Başkan Vekili Ahmet Tokgöz, Damızlık Manda Birliği Başkanı İsmail Metin, şube müdürü, ilçe müdürleri, sivil toplum kuruluşlarından temsilciler ve yetiştiriciler katıldı. 

Bakan Pakdemirli Ege Ekonomik Forumunda Konuştu!

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı, NTV ve Özgencil Grup iş birliğiyle düzenlenen Ege Ekonomik Forum'un ikinci gün oturumunda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin tarım ve ormancılıkta önemli mesafeler kat ettiğini, gelecek için planlama çalışmalarına önem verdiklerini söyledi.

Tarım sektörüne yönelik desteklemelere ilişkin bilgi veren Dr. Pakdemirli, "Bugün ilk defa buradan çiftçilerimiz için bir müjde açıklamak istiyorum, bugün itibarıyla çiftçilerimize başta organik tarım destekleri olmak üzere birçok kalemde bir destek ödemesi yapmaya başlıyoruz, toplamı 490 milyon lira, hayırlı uğurlu olsun." dedi. 

Türkiye'de protein tercihinin genelde kırmızı etten yana kullanıldığını belirten Bakan Pakdemirli, et üretiminin artmasına rağmen talepteki artışı karşılayamadığını ifade etti.

Dr. Pakdemirli, balık tüketiminin artırılmasını tavsiye ettiğini ancak bunun zaman zaman eleştiri konusu olduğunu dile getirdi. 2002'de kişi başına ortalama 6,7 kilogram olan balık tüketiminin 2017'de 5,5 kilograma gerilediğini, tavukta aynı dönemde tüketimin 10 kilogramdan 26 kilograma, kırmızı ette ise 6 kilogramdan 15 kilograma çıktığına dikkati çeken Dr. Pakdemirli, şöyle devam etti: 

"Önümüzdeki 6 ay içinde kasaplık hayvanlarla ilgili herhangi bir ithalatımız olmayacak. Bunu net söyleyebilirim ama Türkiye (tüketimini) 6 kilogramdan 15 kilograma çıkarırken üretimini yüzde 70 artırmış. Bugün itibarıyla tüketici tercihleri proteinde bir miktar daha ette olduğu için bizim bu konuyla ilgili ithalat bağımlılığımızı tamamen ortadan kaldırmamız 3 senelik bir program. 2021 yılı içinde biz artık 'Türkiye tamamen bu konuda ithalata bağımlı olmaktan kesinlikle çıkacaktır.' diyebiliyoruz.

Ucuz eti sosyal sorumluluk olarak görüyoruz. Türkiye'de 81 ilde teşkilatı olan 3 büyük markette 29 liradan kıyma, 31 liradan kuşbaşı et satışları sürmekte. Bunu devam ettirmeyi düşünüyoruz. Diğer taraftan tabii ki et sektörü de para kazanmalı ama sektörde her oyuncuya ihtiyaç var. Türkiye'nin aylık et tüketimi ihtiyacı 100 bin tondur, bunun aşağı yukarı 5 bin tonu sosyal sorumluluk projesi kapsamında bizim de desteklediğimiz Et ve Süt Kurumu tarafından yapılan, vatandaşın ucuz ete ulaşmasını sağlayan proje."

"TARIM SAVUNMA SANAYİSİNDEN DAHA ÖNEMLİ"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ulusal zincir marketlerde yerel ve coğrafi işaretli ürün satma mecburiyetinin yasal olarak yüzde 1 olduğunu, bunun yüzde 20-25 seviyesine taşınması halinde hem ciddi bir verimlilik yakalanabileceğini hem de yerel kalkınmaya katkı sağlanabileceğini belirtti.

Dr. Pakdemirli, Ege Ekonomik Forum'unda, dünyadaki tarım ve gıda projeksiyonları konularında da değerlendirmelerde bulundu.

Gelecekte yüksek teknoloji ve uzay temalarına rağmen gıdanın vazgeçilmez önemde olacağını, bu konuda Türkiye'yi de zor ev ödevlerinin beklediğini belirten Dr. Pakdemirli, tarımın savunma sanayisinden daha önemli bir alan olduğunu kaydetti.

"Açlıkla karşı karşıyaysanız o kocaman uçakları, roketleri, tankları ısırıp yeme imkânınız yok. Öncelikle vatandaşı besleyeceksiniz ondan sonra her şey geliyor" diyen Pakdemirli, stratejik planlar yapılması gerektiğini bildirdi.

Bakan Dr. Pakdemirli, tarımın günlük siyasete çok açık bir alan olduğunu dile getirerek, "Bizim genel bir alışkanlığımız da var, 'herkes okumadan katip, yazmadan alim'. Bana göre tarımı siyasetten ayrı tutmamız gerekiyor. Çok zor bir ev ödevimiz var. Tarımda hep beraber yan yana yürümeye ihtiyacımız var." dedi.

Tarımda global bir marka oluşturma hayalinin bulunduğunu, bunun çeşitli ürünleri bir şemsiye altında toplayan bir marka da olabileceğini anlatan Bakan Pakdemirli, incir, fındık gibi fiyat belirleyicisi oldukları ürünler için gelecek projeksiyonlarının çizilmesi gerektiğine dikkat çekti.

YEREL ÜRÜN ZORUNLULUĞU

Hal yasası ve perakende yasası çalışmalarıyla ilgili değerlendirmede bulunan Dr. Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Tarlada ürün 1 lira, tüketicide 4 lira. Burada verimsizlikleri ne yapacağız? Yüzde 10-12 tarlada, yüzde 25-30 halde, yüzde 10 markette, yüzde 10 civarı da evde kayıp var. Aslında değer zincirinde ürünün yüzde 50'sini kaybediyoruz. İşte doğru hal yasası, doğru perakende yasası, bunlar üzerinde çalışıyoruz.

Bana göre, İzmir Yelki'deki köylü vatandaşım oradaki ulusal zincir markette ürününü, sebzesini, meyvesini satabilmeli. Bununla ilgili ben perakende sektöründen geldiğim için hepsinin genel müdürleriyle konuşuyorum. Coğrafi işaretli bir ürün veya yerel ürün satma mecburiyeti yasal anlamda yüzde 1 ama biz bunu yüzde 20-25'ler seviyesine taşıyabilirsek hem yerel ekonominin kalkınmasını hem de ciddi bir verimliliği yakalayabiliriz. Bu ürün taşınırken üç defa elleçlenmeyecek, üç defa mazot, işçilik ödenmeyecek. Bunları da mutlaka hesaba katıyor olmamız lazım."

KOOPERATİFLERLE İLGİLİ DÜZENLEME

Tarımsal kooperatif sayısının çok fazla olduğunu, bu işin derlenip toplanması konusunda bakanlık olarak zorlayıcı bir etkilerinin olmasını istemediğini aktaran Dr. Pakdemirli, gelecek günlerde konuyla ilgili çalıştay yapacaklarını söyledi.

Japonya'daki 600 kooperatife karşılık Türkiye'de 14 bin kooperatifin bulunduğunu dile getiren Dr. Pakdemirli, buna rağmen dünyada ilk bine girebilen bir kooperatiflerinin bulunmadığına işaret etti.

"KABALI KÖYÜ ÖRNEK OLMALI"

Bakan Dr. Pakdemirli, Türk tarımında ortalama işletme büyüklüğünün 6 hektarken Fransa'da 40, İngiltere'de 95 hektar olduğunu, ölçeği artırmak için toplulaştırma konusunda önemli adımlar attıklarını, ancak bunun dışında kooperatifler ve birliklerin de devreye girmesini istediklerini bildirdi.

Yozgat'ta ziyaret ettiği Kabalı köyünde üreticinin bir araya gelerek arazilerini toplulaştırdığını, oluşturulan meyve bahçesiyle gelirini katladığını belirten Dr. Pakdemirli, bu güzel örneğin yaygınlaştırılması gerektiğini aktardı.

Bakan Pakdemirli, tohum konusunda arz güvenliğini de önemsediklerini aktararak " Tohum yerli olduğu zaman üretim ve lezzetten vazgeçmemiş oluyorsunuz. Ötesinde katma değeri yurt dışına bırakmıyorsunuz. Tohum konusunda gelişim alanımız vardır, kötü bir yerde değiliz. Bugün 1 milyon 50 bin yerli tohum üretim noktasındayız. Hedeflerimiz var." dedi.

"DİĞER ÜLKELERİN NE İŞİ VARSA BİZİM DE O İŞİMİZ VAR AFRİKA'DA"

Dr. Pakdemirli, Türkiye'nin Afrika'da yürüttüğü çalışmaların zaman zaman eleştiri konusu yapıldığını ifade ederek şöyle konuştu:

"Bu hafta Sudan'daydım. Afrika konusu da speküle ediliyor. 'Ne işiniz var' diyorlar. Gıda arz güvenliği bizim stratejik konularımızdan biri. Diğer ülkelerin ne işi varsa bizim de o işimiz var Afrika'da. Dünyada tüm ülkeler bu işi yaparken biz sadece sınırlarımız içinde kalmamalıyız, ufka bakıp ne yapmamız gerektiğine karar vermemiz lazım.

Sudan'daki arazi Türkiye'deki ekilebilir alanın yüzde 10'u ve bize bedelsiz teklif edilmiş. Almasa mıydık? Devlet olarak tarım yapma niyetimiz yok, önümüzdeki günlerde bu tarım arazilerini kullanmaları için iş adamlarımıza açacağız. İzmirli iş adamlarımız yatırım yapmak istiyorsa bu konuda İzmir'e pozitif ayrımcılık yapabiliriz."

Damızlık Alabalığa Destek Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, su ürünleri sektörüne 2003 yılından bu yana toplam 1 milyar 350 milyon lira destek sağladıklarını söyledi.
Bakan Pakdemirli, sağlıklı beslenmede önemli bir protein kaynağı olan su ürünleri üretiminde tür çeşitliliğini ve üretim miktarını artırmak amacıyla avcılık ve yetiştiriciliğe destek verdiklerini bildirdi.

Bu çerçevede, hazırladıkları “Su Ürünleri Yetiştiriciliği Kapsamında Hastalıktan Ari Alabalık Kuluçkahanelerinde Damızlık Alabalık Desteğine İlişkin Tebliğ”in dünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini belirten Bakan Pakdemirli, şunları kaydetti:

ANAÇ ALABALIK BAŞINA 60 LİRA DESTEK VERİLECEK
“Söz konusu tebliğle, alabalık kuluçkahane işletmelerinin hijyenik ve sağlıklı şartlarda kurulumlarını sağlamak, biyogüvenlik tedbirlerinin alınmasını temin etmek, balık hastalıklarının yayılmasını engellemek, kaliteli yumurta ve yavru üretimlerini sağlamak, ülkemizde yetiştirilen alabalıkların uluslararası standartlarda tüketime sunulma kalitesini artırmak için Bakanlığımızca izin verilen kuluçkahanelere damızlık alabalık desteği ödeniyor. Buna göre, hastalıktan ari kuluçkahanelere yılda en fazla 10 bin adet damızlık anaça kadar sınırlı olmak kaydıyla birim başına 60 lira destek vereceğiz.”

“100’DEN FAZLA ÜLKEYE SU ÜRÜNLERİ İHRACATI YAPIYORUZ”

2003 yılında ilk defa destekleme kapsamına aldıkları su ürünleri üreticilerine son 16 yılda toplam 1,350 milyar lira ödeme yaptıklarını dile getiren Pakdemirli, şunları söyledi:

“Verilen bu desteklerle, bin 245 olan yetiştiricilik tesisi sayısı yüzde 70 artışla 2.127’ye, 61 bin ton olan su ürünleri üretim miktarı ise yüzde 511 artışla 373 bin tona yükseldi. Bu gelişmelerle su ürünleri ihracatımız da önemli oranda artış gösterdi. Bu kapsamda, 2002 yılında 27 bin ton olan su ürünleri ihracatımız 2019 yılında yüzde 640 artışla 200 bin tona, değer olarak ise 97 milyon dolardan 1,025 milyar dolara çıktı. Bugün itibariyle başta AB ülkeleri olmak üzere aralarında Japonya, ABD, Rusya ve Kore gibi ülkelerin de yer aldığı 100’ün üzerinde ülkeye su ürünleri ihracatı yapıyoruz.”​
 
 

Tarım ve Orman Bakanlığından Havzalarda Kuraklık Mücadelesi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye'deki kuraklık riskinin azaltılması ve yönetilmesi amacıyla bu yıl 15 havza için kuraklık yönetim planlarını hazırlarken gelecek yıl 7 havza ölçeğinde bu çalışmaların yapılmasını ve 2023'e kadar 25 havzada söz konusu planların tamamlanmasını hedefliyor.
Plan kapsamında, ttarım sektörünün iklim değişikliğine karşı uyum sağlaması, verim kaybının minimize edilmesi, gıda güvenliğine katkıda bulunması amacıyla tarımsal faaliyet kaynaklı sera gazı emisyonlarının hesaplanması ve azaltılmasına yönelik faaliyetler belirlenerek sürdürülebilir arazi yönetimi ve iklim dostu tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması çalışmaları yapılıyor.
Bakanlık tarafından, orman alanlarında, tarım arazilerinde, mera alanlarında, sulak alanlarda, yerleşim yerlerinde ve diğer arazilerde, arazi kullanımı ve kullanım değişikliği ile ormancılıktan kaynaklı sera gazı emisyonları ve yutakların hesaplamaları yapılarak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Sekretaryasına (UNFCCC) raporlandı.
Bu yıl hazırlanan Ulusal Sera Gazı Emisyon Envanteri sonuçlarına göre, 2018 yılı toplam sera gazı emisyonu, bir önceki yıla kıyasla yüzde 0,5 azaldı. 2018 yılı emisyonlarında karbondioksit eşdeğeri olarak en büyük payı yüzde 71,6 ile enerji kaynaklı emisyonlar alırken, bunu sırasıyla yüzde 12,5 ile tarımsal faaliyetler, yüzde 12,5 ile endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, yüzde 3,4 ile atıklar takip etti.
Arazi Kullanımı, Arazi Kullanım Değişikliği ve Ormancılık (AKAKDO) sektöründen kaynaklı yutak miktarı 94,6 milyon ton karbondioksit eşdeğeri olarak hesaplanıyor. AKAKDO sektörü sayesinde ulusal net sera gazı emisyonları 426,4 milyon ton karbondioksit eşdeğerine düşerek önemli sera gazı azaltımı sağlandı.
Yine Bakanlık yetkililerince, arazi bozunumunun önlenmesi için sürdürülebilir toprak yönetimi, iklim değişikliğine uyum kapasitesinin artırılması için iklim dostu tarım uygulamaları, tarım alanlarının verimli kullanımı çerçevesinde düşük karbon salımı teknolojilerinin adaptasyonu ve yaygınlaştırılması açısından tarımsal çevrenin koruma-kullanma dengesi içinde dış kaynaklı projelerle yerinde uygulama projeleri yürütülüyor.
Bu bağlamda, 24 uygulamalı çiftçi okulu kuruldu ve bu zamana kadar 550 çiftçiye uygulamalı eğitimler verildi. Bakanlık tarafından 39 il ve toplam 32 milyon hektar alanı kapsayan Bozkır Ekosistem Haritası oluşturularak Tarım Bilgi Sistemi'ne (TARBİL) entegre edildi.
Bakanlık tarafından Türkiye'deki kuraklık riskinin azaltılması ve yönetilmesi amacıyla havza ölçeğinde kuraklık yönetim planları hazırlanıyor.
Bu yıl sonu itibarıyla 15 havzada (Konya, Akarçay, Kuzey Ege, Küçük Menderes, Doğu Akdeniz, Batı Akdeniz, Burdur, Van Gölü, Antalya, Asi, Seyhan, Ceyhan, Gediz, Büyük Menderes ve Fırat-Dicle) kuraklık yönetim planları tamamlandı.
2021'de 7 havzada (Sakarya, Susurluk, Meriç-Ergene, Marmara, Yeşilırmak, Batı Karadeniz, Kızılırmak) söz konusu planların hazırlanmasına devam edilecek. 2023 yılına kadar toplam 25 havzanın planlarının tamamlanması hedefleniyor. 

2. Dönem Buzağı Destekleme Ödemeleri Yarın Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2. Dönem Buzağı Destekleme ödemelerinin yarın yapılacağını duyurdu.
 
Bakan Pakdemirli, 2019 yılı 2. dönem buzağı desteklemeleri kapsamında yetiştiricilerimize toplam 641,6 milyon lira ödeme yapılacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“2019 yılı 2. Dönem Buzağı Desteği kapsamında; 599. Bin 551 yetiştiricimizin 1 milyon 570 bin buzağısı için toplam 641,6 milyon lirayı yarın saat 18:00’dan sonra ödemeye başlayacağız. Tüm yetiştiricilerimize hayırlı olsun” ​
 

Bakan Pakdemirli’den Kadrolu İşçi Alım Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Bakanlık taşra teşkilatına 826 kadrolu işçi alımı yapılacağını müjdeledi.
Bakan Pakdemirli, istihdam konusunda yeni bir alım daha yapacaklarını duyurarak bakanlığın taşra teşkilatında görev yapmak üzere 826 adet kadrolu tarım işçisi istihdam edileceğini söyledi.

  Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“Alımı yapılacak 826 işçi, İŞKUR üzerinden gerekli şartları taşıyanlar arasından kura ile belirlenecek. Dolayısıyla alımda mülakat olmayacak”
  
2019-2020 döneminde Bakanlık, taşra birimleri ve bağlı kuruluşlarda toplam 11 bin 717 personel istihdamı gerçekleştirdiklerinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu dönemde Bakanlığımız merkez ve taşra birimlerine Veteriner, Ziraat Mühendisi, tarım işçisi ve memur olmak üzere 2 bin 419, OGM’ye 6 bin 90, DSİ’ye 535, Meteorolojiye 100, TMO’ya 231, ÇAYKUR’a 911, TİGEM’e 496, Tarım Kredi Kooperatiflerine 810 ve ESK’ya 115 personel alımı gerçekleştirdik” dedi.
Bakan Pakdemirli, 826 kadrolu tarım işçisi alımının hayırlı olmasını dileyerek sözlerini tamamladı.​
 

Bakan Pakdemirli: İlk 9 Ayda İhracatımız Yüzde 6,3 Artış Gösterdi

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinin (TOBB) Tarım ve Hayvancılık Sektör Meclisleri toplantısında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli

Tarımda oluşturdukları güçlü altyapının avantajlarını pandemi sürecinde net olarak gördüklerini belirtti. Bakan Pakdemirli, “Bu süreçte, pek çok ülkede raflar boş kalırken, ülkemizde tarım-gıda sektöründe hamdolsun hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadık. Perakende zincirlerini hızlı ve doğru şekilde yönlendirdik. Tarlada, bahçede, serada, ahırda ve merada üretimin devam etmesini sağladık. Pandemi sürecini şuana kadar başarıyla yürüttük. Son yayımlanan genelgede sektörlerimizi ilgilendiren yeni tedbirler bulunuyor. Üretim ve imalat tesisleri saat sınırı olmadan açık kalabilecek. Bitkisel ve hayvansal üretimi yapanlar yine yasaklardan muaf olacak” dedi. 

TÜRKİYE NET İHRACATÇI BİR ÜLKE 

Türkiye’nin, tarım ve gıda ürünlerinde net ihracatçı olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti: 

“18 yılda tarımsal ihracatımız 3,7 Milyar Dolardan, 18 Milyar Dolara yükseldi. Son 18 yılda toplam 220 Milyar Dolar ihracat yaptık ve 73 Milyar Dolar dış ticaret fazlası verdik. 
193 ülkeye 1.827 çeşit tarım ürünü ihraç ediyoruz. 

Bu yılın ilk 9 ayında ihracatımız pandemiye rağmen geçen yılın aynı dönemine göre %6,3 artış gösterdi.” 

Tarım-orman sektörünün her geçen gün büyümeye ve gelişmeye devam ettiğini belirten Bakan Pakdemirli, “ Son 2 yılda tarımsal hasılamız %47 artışla, 277,5 Milyar Liraya ulaştı. 48,7 Milyar Dolar tarımsal hasılası ile Avrupa’da lider, Dünya’da ilk 10 içindeyiz. GSYH içindeki payımız 2018 yılında %5,8 iken, 2019 yılında %6,4’e yükseldi. 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin sağladığı imkânlarla; tarım sektörü 2 yıldır tüm çeyreklerde büyüme gösteriyor. TÜİK tarafından en son açıklanan 2020 yılı 2. Çeyrek büyüme rakamlarında, tarım %4 büyüme ile birçok sektörün önünde gelişme gösterdi. İnşallah bu yılı, önemli bir büyüme rakamı ile kapatarak ekonomimize güç katmaya devam edeceğiz” dedi. 

BİTKİSEL ÜRETİMİMİZ 124 MİLYON TONA ULAŞTI

Ekilmedik bir karış toprak bile bırakmayacaklarını ifade eden Pakdemirli “Bu kapsamda yapmış olduğumuz çalışmalar neticesinde, son 2 yılda bitkisel üretimimiz %8 artışla 124 Milyon tona ulaştı. Yani bitkisel üretimde 8,7 Milyon ton ilave artış oldu. Ayrıca, tarımsal üretimimizi garanti altına almak için, 2020 yılında koruma altına aldığımız 26 büyük ova ile birlikte toplam 291 büyük tarımsal ovayı sit alanı olarak ilan ettik. Bu yıl, %75 tohum hibesi ile boş arazileri üretime kazandıracak projeleri başlattık. Hazine arazilerini üretime açarak, bitkisel üretimi daha da yukarılara taşıyacağız. Hayvan varlığımızda ise son 2 yılda artan rakamlar hemen göze çarpıyor. Büyükbaş hayvan varlığımız %8 artışla, 18,6 milyon baş, Küçükbaş hayvan varlığımız ise %20 artışla, 55,1 milyon başa çıktı. Hamdolsun bugün Türkiye, küçükbaş hayvan sayısında Avrupa’da birinci, Büyükbaş sayısında ikinci sırada” açıklamasını yaptı. 

SON 18 YILDA, TOPLAM 310 MİLYAR LİRA TARIMSAL DESTEK VERDİK

Tarımdaki tüm bu gelişmelerin arkasında üreticiye ve yatırımcıya verilen desteklerin büyük rolü olduğunun altını çizen Pakdemirli “Son 18 yılda, üreticilerimize reel rakamlarla toplam 310 Milyar Lira tarımsal destek verdik. Hayvancılıkta ise 18 yılda toplam 73 Milyar Lira destek ödedik. Bunun %21’i yani 15,5 Milyar Lirası son iki yılda ödendi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle birlikte; son iki yılda tarımsal desteği %52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık. 2021 yılında ise üreticilerimize, 1 Milyar Lira ilave ödenekle birlikte toplam 23 Milyar Lira destek vereceğiz. Son 2 yılda 12 yeni destek başlattık, birçok destek kalemi birim fiyatında artış yaptık” 

SON 18 YILDA SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİ 8 KAT ARTTI

Türkiye’nin tohumculukta ulaştığı seviyeyi herkesin bilmesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Son 18 yılda; sertifikalı tohum üretimini 8 kat artışla 1 milyon 143 bin tona çıkardık. Yurtiçinde kullanılan sertifikalı tohumluk miktarının %96’sı yerli. Ayrıca, atalarımızdan kalan tohumların üretimi ve bu tohumlardan elde edilen ürünlerin marketlerde daha fazla yer alması için önemli çalışmalar yapıyoruz.

Tohum ihracatımız 18 yılda 9 kat artışla, 155 Milyon Dolara ulaştı. Tohumluk ihracatının ithalatı karşılama oranı ise 18 yılda %31’den %86’ya yükseldi. Hedefimiz bunu %100’ün üzerine taşımak. Bu hedefe ulaşmak için 2020 yılı bitkisel üretim desteklemeleri içerisinde en yüksek artışı yurtiçi sertifikalı tohum kullanım desteğine yaptık. Sertifikalı tritikale, yulaf ve çavdar tohumu kullanım desteğini yüzde 166, Sertifikalı çeltik kullanım desteğini yüzde 100, Sertifikalı buğday ve arpa tohumu kullanım desteğini ise yüzde 88 artırdık” dedi. 

Tarım-sanayi entegrasyonunu güçlendirmek için kırsaldaki yatırımlara önemli destek sağladıklarını belirten Pakdemirli “Ekonomik yatırımlar, TKDK-IPARD hibeleri ve ORKÖY projeleri dâhil bugüne kadar toplam 316 bin projeye, reel rakamlarla 24,5 Milyar Lira hibe desteği ödedik. Bu destekler sayesinde, kırsalda reel olarak yaklaşık 46,5 Milyar Liralık yatırım yapıldı, 230 bin yeni istihdam oluşturuldu. Önümüzdeki dönemde daha çok projeye destek verebilmek amacıyla Ekonomik Yatırımları 2025 yılına kadar uzattık. TKDK- IPARD kırsal kalkınma destekleri ve ORKÖY kredileri devam ediyor” diye konuştu.

Bakan Pakdemirli Orman Teşkilatına Seslendi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) 2021 Yılı Döner Sermaye Bütçe Hazırlık toplantısında, Orman Genel Müdürlüğü çalışanlarına seslendi.
Konuşmasında orman teşkilatının köklü teşkilat yapısına vurgu yaparak, 181 yıldır bilim ve teknolojinin ışığında, gurur veren nice başarılara imza attığını hatırlatan Bakan Pakdemirli “Bildiğiniz gibi, geçen yıl; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle; 11 Kasım günü, Milli Ağaçlandırma Günü ilan edildi. Ve o gün, 1 saatte en fazla fidan dikme rekorunu kırarak, anlamlı bir Giness rekoruna imza attık. Ayrıca ormancılık faaliyetlerimize halkımızı da dâhil ederek, ülke genelinde 13,8 milyon fidanı toprakla buluşturduk” dedi.
 
Hava Gücü Filomuzu Daha da Güçlendiriyoruz
Orman yangınları konusuna da değinen Bakan Pakdemirli “Bildiğiniz gibi bu yıl, ülkemizin her yerinde, yoğun orman yangınlarıyla mücadele ettiğimiz zor bir yıl oldu. Malum, bu yıl, İnsansız Hava Araçlarını (İHA), orman yangınlarında sık sık kullandık. Hem ekiplerin müdahalesi, hem de ekiplerin yönlendirilmesi noktasında çok da faydasını gördük. Bu sayede yangına hassas ormanlarımızın bulunduğu bölgelerde, yangına ilk müdahale süresi 2003’te ortalama 40 dakika iken; bu süreyi 2020’de, 12 dakikaya indirdik. İnşallah 2023’e kadar, bu süreyi 10 dakikaya kadar indirmek için gerekli çalışmaları da yapıyoruz.
Yine 2020’de, ülkemizde ilk kez, 10 ton üzerinde su atabilen 2 amfibik uçak ve 1 helikopter kullandık. 2021’de de 4 Dron, 5 Amfibik Uçak ve 30 adet helikopter ile hava gücü filomuzu daha da güçlendireceğiz. Çünkü dünyada sıcaklık rekorlarının kırıldığı 2020 yılından sonra, 2021’de de aynı meteorolojik risklerin olacağını tahmin ediyoruz” açıklamasını yaptı.
 
Büyük Bir Ağaçlandırma Seferberliğine Daha İmza Attık

Bu yıl, 11 Kasım’da yine Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde hem ülkemizde, hem de dünyamızda büyük bir ağaçlandırma seferberliğine daha imza attıklarını hatırlatan Bakan Pakdemirli şöyle konuştu:
Bir yandan görev ve sorumluluklarımızı yerine getirirken, bir yanda da genç kuşaklara tabiat sevgisini aktarmayı sürdürüyoruz. İşte bu hedef doğrultusunda; “Tohum Ver, Fidana Dönüşsün” Projesini başlattık. Bu projeyle; ilk ve ortaokul çağındaki çocuklarımız, bu yıldan itibaren kendi fidanlarını yetiştirmeye başlayacak. Biz, onlara bir tohum vereceğiz, bunu büyüt, fidan yap diyeceğiz. Onlarda bir yıl boyunca, tohumun fidana dönüşmesi serüvenine bizzat şahitlik edecekler. Ve bir yıl sonra, Milli Ağaçlandırma Günü'nde çocuğumuz, kendi sulayıp büyüttüğü fidanını toprakla buluşturacak” diye konuştu.
 
5.400 Köyde 20 Milyona Yakın Fidan Dikildi

5000 Köye 5000 Gelir Getirici Orman Projesi ile 5400 adet köyde ceviz, badem, kestane, zeytin, alıç ve ahlat gibi meyveli türlerden bugüne kadar 20 milyona yakın fidan diktiklerini belirten Bakan Pakdemirli “Bunlardan bir kısmı meyve vermeye başladı bile. Yine, bildiğiniz gibi özel ağaçlandırma mevzuatında yaptığımız değişiklikle birlikte; Nisan ayında birimlerimize ulaşan başvuruların değerlendirilmesinin bittiğini söyleyebiliriz. Eylül ayındaki müracaatlara ait değerlendirmeleri de bir an önce sonuçlandıralım. Sizden isteğim; ceviz, badem, kestane, zeytin gibi türlerle ağaçlandırma yapmaya devam edelim” ifadelerini kullandı.
 
2023 Yılı Hedefimiz, Orman Varlığını Ülke Yüzölçümünün %30'una Çıkarmak
Orman varlığını ise son 18 yılda 2,1 Milyon hektar artırmayı başardıklarının altını çizen Bakan Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü:
“FAO (FRA) raporuna göre, dünya orman varlığı sıralamasında 2015 yılında 47. sırada olan ülkemizi, 2020 yılında 26. sıraya yükselttik. Böylece orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduk. 2023 yılı hedefimiz ise, orman varlığımızı ülke yüzölçümünün %30'una çıkarmak”
 
Yanan Alanlar Başka Bir Amaçla Kullanılamaz

2020’de ABD’de yangın başına düşen alan 68 hektar, Kanada’da 76 hektar, İspanya’da 20,4 hektar, Fransa’da 7,6 hektar iken ülkemizde, bu yıl yangın başına düşen alanın 6,2 hektar olarak gerçekleştiğini belirten Pakdemirli “Bu veriler de gösteriyor ki, orman yangınlarıyla mücadelede ülkemiz, dünyadaki en başarılı ülkelerden biridir. Maalesef bu gerçekler görülmüyor, üstüne kamuoyunda gerçek dışı algı operasyonları yürütülüyor. Sizlerin bu konuda kamuoyunu doğru bilgilendirmeniz şart. Bazı çevrelerce, yangının kasti çıkarıldığına, yanan bölgelerin de imara açılacağı iftirasına maruz bırakılıyoruz. Hâlbuki yanan orman alanları, anayasamız ile güvence altına alınmıştır. Bu bölgelerin başka bir amaçla kullanılmasına asla müsaade edilmeksizin bir yıl içerisinde tekrar ağaçlandırılması zorunludur” dedi.
 
ORKÖY Bütçesini, 2021’de 300 Milyon Liraya Çıkarmayı Hedefliyoruz

Çalışmalarda orman köylülerini unutmadıklarını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Sosyal ve Ekonomik maksatlı ferdi desteklemeler için; 2020’de 251 Milyon 780 Bin Lira olan ORKÖY bütçesinin, 2021’de 300 Milyon Liraya çıkartılmasını hedefliyoruz. Ayrıca 14.023 orman köylüsünden tahsil edilmesi gereken yaklaşık 40 Milyon Lira değerindeki kredi taksitlerini, koronavirüs salgını nedeniyle başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle erteliyoruz.  Bunun yanında, tüm desteklemelerde kredi faizi uygulamasına son verdik. Ve her herhangi bir doğal afet durumunda 1 yıla kadar faizsiz olarak borç ertelenmesine de imkân sağladık” diye konuştu.
 
BAL ORMANI SAYISINI 720’YE ULAŞTIRACAĞIZ

Bal Ormanları uygulamalarımız ve arıcılığa verilen desteklerle de, ülkemiz bal üretiminde dünyada Çin’den sonra ikinci sıraya yükselmiştir. 585 olan Bal Ormanı sayısını, 2023’te 720’ye ulaştırmak istiyoruz. Öbür yandan; 25 binden fazla istihdam ve milli ekonomiye 1 Milyar Liradan fazla katkı sağlayan 1.566 adet mesire yeri sayısını, 2023’te 1870’e, 26 adet olan Ekoturizm alanını da, 2023 itibarı ile 60 adet ekoturizm alanına ulaştırmayı planlıyoruz.
 
BU YIL 5000 BİN PERSONEL ALIMI YAPTIK

Ormancılık çalışmalarında daha başarılı olabilmek için ihtiyaçlar doğrultusunda personel alımı yapıldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Bu yıl, 700 daimî, 390 geçici olmak üzere, toplam 1090 işçi, 1200’ü mühendis olmak üzere 5000 memur, personel alımı gerçekleştirdik. 5000 geçici işçi alımı için de, yine Hazine ve Maliye Bakanlığı ile gerekli adımları atıyoruz” diye konuştu.
 
Pandemi ve bu yılki afetler nedeniyle çok çalıştıklarını yoğun mesailer harcadıklarını ifade eden Bakan Pakdemirli, “Şimdi 2021’de, 2020’den daha çok çalışma vakti. Benim size güvenim tam” diyerek sözlerini tamamladı.

Tarım Kredi Kooperatifleri'nden Çiftçiye Haciz!

Amasya’nın Büyükkızılca köyünde Seracılıkla uğraşan 250 hanelik köyde Tarım Kredi Kooperatiflerine borçları ödenmediği için çiftçilerin traktörü, binek araç ve kamyonetleri çekicilere yükleyerek götürüldü.

Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından çiftçilerin traktörleri haczedildi. 

Pandemide sokağa çıkma yasağından üretimin devam etmesi için çiftçiler muaf tutulmuştu. Çiftçilere yapılan bu uygulama tepki gördü. 
Tarım Kredi Kooperatifinin haksız yere uyguladığı ve Katılım Payı adı altında aldığı yüksek faizin altında ezilen çiftçilerimiz bugün de evlerinin önünden, bağ ve bahçesinden traktörleri jandarma eşliğinde toplandı.
 
İYİ Partili Amasya Belediye Meclis Üyesi Osman Yüce sosyal medyadan yaptığı açıklamada "Bu zor zamanlarda bile ülkesi milleti için canını hiçe sayıp tarlasında üretim yapmak için çırpınan köylülerimizi görmezden gelen bu anlayışı kınıyoruz." ifadeleriyle yaşananlara tepki gösterdi.

Bakan Pakdemirli Bölge ve İl Müdürlerine Seslendi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, video konferans yöntemiyle bakanlığa bağlı bölge ve 81 ilin tarım ve orman müdürleriyle istişare toplantısı düzenledi.

Bakan Pakdemirli,  bölge ve il müdürlerinden illerindeki tarım ve hayvancılığın potansiyelini harekete geçirecek projeleri belirlemelerini ve bu projelere öncelik vermelerini istedi.

 

Ayrıca, ekim alanları, rekolte bilgileri, küçükbaş, büyükbaş hayvan sayıları gibi konuların yakından takip edilmesini ve ildeki et, süt, yem, yem hammaddeleri, hububat fiyatları, meyve ve sebze fiyatları gibi tarım ürünleri fiyatlarının yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Pakdemirli, “2021 yılında, 2020’den daha çok çalışmamız gerekiyor. Muhakkak ki; her mevki, her makam, her unvan geçicidir. Kanunun, mevzuatın arkasına sığınmayın, bahane etmeyin, insanımızı eli boş göndermeyin! Bakanlığımızla ilgiliyse mutlaka ama mutlaka çözün, başka bakanlığı ilgilendiriyorsa da yine çözün, gidin görüşün, mutlaka çözün! Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, işte tam da bu etkileşim için, yani bürokrasiyi azaltmak, hızı arttırmak, vatandaşın işini kolaylaştırmak için var!” diye konuştu.

 

Toplantıda konuşan Bakan Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 150 binden fazla personelle 83 milyon vatandaşın gıdasını, havasını, suyunu, toprağını, ormanını koruyan, insanların en temel ihtiyaçları konusunda büyük sorumlulukları bulunan güçlü bir büyük bir bakanlık olduklarını söyledi.

 

“İşimiz de gücümüz de saha” diyen Pakdemirli, göreve geldiği günden beri 71 ili ziyaret ettiğini, 239 il programı ve 51 sektör buluşması gerçekleştirdiğini belirterek, daima sahada bulunmaya gayret ettiğini dile getirdi.

 

Son iki yılda, çok büyük başarılara birlikte imza attıklarını ifade eden Pakdemirli, bakanlık olarak, COVİD-19 salgınının yaygın etkilerini en aza indirmek için sürecin başından beri tüm imkânlarını seferber ettiklerini belirtti.

 

Son yayımlanan genelgede tarım ve gıda sektörünü ilgilendiren yeni tedbirlerin bulunduğuna dikkati çeken Pakdemirli, “Gıda sektöründe; restoran ve pastane gibi yeme­içme yerleri 10:00 ila 20:00 saatleri arasında sadece paket servis hizmeti verecek şekilde açık olabilecek. Bununla birlikte; üretim ve imalat tesisleri saat sınırı olmadan açık kalabilecek. Küçükbaş ve büyükbaş hayvanları otlatanlar, arıcılık faaliyetini yürütenler, veteriner hekimler, bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretimi, sulaması, işlenmesi, ilaçlaması, hasadı, pazarlanması ve nakliyesinde çalışanlar da yasaklardan muaf olacak, yani işlerini yürütebileceklerdir.” dedi.

 

“TARIMSAL HASILA SON 2 YILDA YÜZDE 47 ARTTI”

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle, “Tarım ve Ormanın” tek bir bakanlık çatısı altında toplandığını hatırlatan Pakdemirli, “Bu sayede alınan hızlı kararlarla 2018 yılını %2,1 ve 2019 yılını ise % 3,7 büyüyerek tamamladık. 2020 yılının ilk çeyreğinde ise sektörümüz, %2,6 ve ikinci çeyreğinde de %4 ile ilk altı ayda ortalama %3,5 büyüdü.” diye konuştu.

2002 yılında 37 milyar lira olan tarımsal hasılanın 277,5 milyar liraya çıkardıklarını dile getiren Pakdemirli, son iki yılda ise hasılanın toplamda %47 arttığını söyledi.

“DİTAP’TA TİCARET HACMİ 150 MİLYONA ULAŞTI”

Bu yıl hayata geçirdikleri DİTAP’ın yaklaşık 150 milyon liralık işlem hacmine ulaştığını ve sisteme 105 binin üzerinde kayıtlı alıcı ve satıcının bulunduğunu anlatan Pakdemirli, sistemin daha yaygınlaşması için taşra teşkilatına önemli görevler düştüğünü söyledi.

Türkiye’de her yıl 18,8 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini belirten Pakdemirli, bunun önüne geçmek için “Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık” kampanyasını başlattıklarını belirterek, “Eğer, toplumsal farkındalık meydana getirebilir, yüzde 2’lik bir tasarruf sağlayabilirsek, 10 milyar liramızı çöpe atmamış oluruz. Bu rakam, 360 bin ailenin yıllık asgari geçimi demektir!” dedi.

Pakdemirli, bu kapsamda “Söz Ver, Rekor Gelsin” sloganıyla hayata geçirdikleri kampanyayla şuana kadar 700 bin vatandaşın gıdasını koruyacağına dair söz verdiğini dile getirdi.

 

“11 KASIM’DA 13,8 MİLYON FİDANI TOPRAKLA BULUŞTURDUK”

 

Geçen yıl başlattıkları ve halkın sahiplenerek büyük destek verdiği “Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes” kampanyasının da kalıcı hale geldiğini belirten Pakdemirli, son 18 yılda yaklaşık 5,4 milyon hektar alanda çalışma yapılarak, 5,1 milyar fidanı toprakla buluşturduklarını, böylece 20,8 milyon hektar olan orman varlığını 22,7 milyon hektara çıkardıklarını söyledi.

 

“2023 YILINA KADAR 100’ÜN ÜZERİNDE YERALTI BARAJINI ÜLKEMİZE KAZANDIRACAĞIZ”

 

Bu yüzyılın stratejik sektörlerinden birisinin su olduğunu ve bu nedenle bakanlık olarak 2021 yılını “Su ve Sulama Yatırımlarında Hamle Yılı” olarak ilan ettiklerini kaydeden Pakdemirli, son 18 yılda suya toplam 254 milyar liralık yatırım yaptıklarını, 2023 yılına kadar ise 100’ün üzerinde yeraltı barajını ülkeye kazandıracaklarını dile getirdi.

Çiftçileri Sevindiren Gelişme!

"Bitkisel Üretimde Biyolojik ve/veya Biyoteknik Mücadele Destekleme Ödemesi Uygulama Tebliği" Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre bitkisel üretimde biyolojik ve biyoteknik mücadele yapan çiftçiye 520 TL destek ödemesi yapılacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı, uygulamayla, bitkisel üretimde zararlı organizmalar ile mücadelede zirai ilaç kullanımının azaltılması, kalıntının önlenmesi ve ekosistemin korunarak sürdürülebilir üretimin sağlanması amacıyla kimyasal mücadeleye alternatif yöntemleri tavsiye ve teşvik ediyor.

Bu çerçevede, örtü altında domates, biber, patlıcan, hıyar, kabak üretiminde biyolojik mücadeleye dekara 400 lira, biyoteknik mücadeleye 120 lira olmak üzere her ikisini de uygulayan üreticilere 520 lira destek ödemesi yapılacak. Açık alanda ise turunçgil, domates, bağ, elma, kayısı, zeytin, nar, ayva, armut, şeftali ve nektarinde dekara 130 lira destek ödenecek.
Desteklerden faydalanmak isteyen üreticiler başvurularını, açık alandaki turunçgil, domates, elma, bağ, zeytin, kayısı, nar, ayva, armut, şeftali ve nektarin için 4 Aralık'a, örtü altında ise 31 Aralık 2020 tarihine kadar yapabilecekler. Tarım ve Orman Bakanlığı, biyolojik ve biyoteknik mücadele kapsamında son 9 yılda 62 bin 94 üreticiye 97 milyon 221 bin lira destekleme ödemesi yaptı.
 

“Balıkçılarımızı Bu Yılda Desteklemeye Devam Ediyoruz”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, geleneksel kıyı balıkçılığının kayıt altına alınması ve desteklenmesine bu yıl da devam edeceklerini belirterek, küçük ölçekli tekne sahiplerine son 3 yılda 28,2 milyon lira ödeme yaptıklarını bildirdi.

Bakan Pakdemirli, Geleneksel Kıyı Balıkçılığının Kayıt Altına Alınması ve Desteklenmesi Tebliği’nin, Resmi Gazetede yayımlanarak bugün itibariyle yürürlüğe girdiğini söyledi.

Bu kapsamda, balıkçılık filosunun büyük kısmını oluşturan, 10 metreden küçük boylardaki balıkçı gemilerine 2017 yılında beri sürdürülen destekleme ödemelerinin bu yıl da devam edeceğini belirten Pakdemirli, şöyle konuştu:

“2017 yılından beri sürdürülen bu destekleme programından elde edilen avlanma yöntemleri, av miktarları, gelir-gider bilgileri ve balıkçıların sosyo-ekonomik durumlarına ilişkin güncel verilerin, küçük ölçekli balıkçılık sektörünün refahı ve menfaati için kısa, orta ve uzun vadeli planlarda devreye alınacaktır.

Bu çerçevede, 2017 yılında 8.762 balıkçı gemisi sahibine toplam 7 milyon TL, 2018 yılında 10.297 küçük ölçekli avcılık yapan balıkçıya 8 milyon 200 bin TL ve 2019 yılında ise 12.269 adet destek başvurusu alınmış, bunun karşılığında balıkçılara 13 milyon 00 TL destekleme ödemesi yapılmıştır.”

Bakan Pakdemirli, balıkçıların bu yılki destekleme başvurularını, covid-19 ile mücadele nedeniyle en yakın İl/ilçe müdürlüklerine yapabileceklerini söyledi. ​

Bakan Pakdemirli: Ankara ve İstanbul’da Su Sıkıntısı Beklemiyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bugün itibariyle İstanbul’a su sağlayan barajların doluluk oranı ortalamasının yüzde 27, Ankara’nın ise yüzde 13 olduğunu belirterek, hiç yağış olmaması durumunda bile İstanbul’un yaklaşık 3 ay, Ankara’nın da 5 aylık suyunun bulunduğunu açıkladı.

Türkiye genelinde işletmede olan;

Enerji maksatlı barajlarda yüzde 37,5

Sulama maksatlı barajlarda yüzde 32,6

 

İçme suyu maksatlı barajlarda yüzde 33,5 doluluk oranı bulunduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 374 adet depolama tesisinde ise doluluk oranı ortalamasının yüzde 35,6 mertebesinde bulunduğunu ve mevcut su miktarının da 126,7 milyar metreküp olduğunu kaydederek, bu oranın geçen sene ile yaklaşık aynı miktarda olduğunu söyledi.

 

Baraj doluluk oranlarının geçen yılın aynı dönemine göre biraz daha düşük olduğunu ancak ‘sulama sezonunun bitmesi, buharlaşmanın azalması ve yağışlı periyoda girilmesi’ sebebiyle önümüzdeki günlerde barajlardan daha az su tüketimi olacağının beklendiğini dile getiren Pakdemirli, bu süreçte önemli bir su sıkıntı yaşanmayacağını öngördüklerini söyledi.

​ 

Pakdemirli, konuya ilişkin şu bilgileri verdi;

“İstanbul’un günlük içme ve kullanma suyu ihtiyacı ortalama 3 milyon 200 bin metreküptür. Bu ihtiyacın önemli bir miktarı Devlet Su İşleri’nin (DSİ) daha önce inşa ettiği Ömerli, Alibeyköy, Büyükçekmece ve diğer barajlar ile Yeşilçay ve Melen Sistemi’nden karşılanıyor. Dünya’nın en büyük şehirlerinden biri olan, Ülkemizin göz bebeği İstanbul’a su sağlayan barajların bir kısmı Anadolu yakasında bir kısmı ise Avrupa yakasında bulunuyor. Bu barajlar birbiri ile entegredir ve tüm barajlardan İstanbul’un her tarafına arıtma tesislerinden su aktarılabiliyor. Bugün itibariyle İstanbul’umuza su sağlayan barajların doluluk oranı ortalaması yüzde 27’dir.  Şu anda hiç su gelmese dahi İstanbul’un yaklaşık 3 aylık ihtiyacını karşılayacak su rezervuarlarda mevcuttur. Ayrıca her yıl olduğu gibi önümüzdeki kış aylarındaki yağışlarla birlikte baraj giriş akımlarındaki artışla birlikte İstanbul’da herhangi bir su problemi yaşanmasını beklemiyoruz.”

 

Ankara’daki barajlarla ilgili de bilgi veren Bakan Pakdemirli, “Şuan itibariyle Ankara’daki barajlarda doluluk oranı yüzde 13 seviyesinde. Geçen yıl aynı tarihte bu oran yüzde 12,7 seviyesinde idi. Ankara’da günlük 1,2 milyon metreküp su kullanılıyor. Ankara’nın su yeterlilik durumunu barajlardaki doluluk oranları üzerinden kıyaslayarak belirtmek doğru bir yaklaşım değildir. Zira 1 milyar 500 milyon metreküp depolama hacmine sahip Ankara’daki barajlarda şu an itibariyle 185 milyon metreküp su bulunuyor ve hiç yağış olmaması durumunda bile barajlardaki su, şehrin 5 aylık ihtiyacını karşılayabilecek miktardadır” dedi.

 

“ANKARA’NIN 2050 YILINA KADAR SU SIKINTISI OLMAYACAK”

Ankara İçme suyu 2. Merhale Projesi Gerede Sisteminin inşasının 2019 yılında tamamlanarak regülatör ve tünelle birlikte işletmeye alınarak ASKİ’ye devredildiğini hatırlatan Pakdemirli, şunları kaydetti:

 

“Ankara’nın 2050 yılı itibariyle ihtiyacı olan içme suyunu karşılayacak olan ve DSİ tarafından inşa edilen Gerede Sistemiyle, Bolu Gerede havzasındaki suların Işıklı Regülatörü ve 31,6 km uzunluğunda 4,5 m çapında 40 m³/s kapasitesinde Türkiye’nin en uzun içme suyu tüneli ile Çamlıdere Barajına cazibeli olarak aktarılmaktadır.

 

Söz konusu tesisle Ankara’ya yılda ortalama 226 milyon m³ içme ve kullanma suyu temin edilmesi planlanmış olup, 01.01.2020 – 16.11.2020 tarihleri arasında Çamlıdere Barajına 170 milyon m³ içme ve kullanma suyu aktarılmıştır.”

 

“SU SIKINTISI YAŞANMAMASI İÇİN GEREKLİ YATIRIMLARI HAYATA GEÇİRİYORUZ”

Türkiye genelinde önümüzdeki dönemde mevsimsel yağışlarının da etkisiyle önemli bir su sıkıntısı yaşanmayacağını öngördüklerini belirten Bakan Pakdemirli, ancak vatandaşlarımızın her zaman olduğu gibi suyu israf etmeden ihtiyacı kadar tüketmelerini ve tasarruf ilkelerine azami derecede uymalarının önemli olduğunun altını çizdi.

Bakan Pakdemirli, bakanlık olarak geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de içme ve kullanma suyu sıkıntısı yaşanmaması için gerekli yatırımları planlayarak, peyderpey hayata geçirdiklerini ve gerekli tedbirleri aldıklarını da sözlerine ekledi.

Bekir Pakdemirli: “ İzmir Tarihinin En Büyük Dönüşümü ”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, düzenlediği basın toplantısında "Deprem bizim gerçeğimiz. Gelin deprem dönüşümünü tamamlamış bir İzmir'e, geleceğine güvenle bakan bir Türkiye'ye ulaşalım. Çocuklarımız için evlerimizi iş yerlerimizi dönüştürelim. Vakit İzmir tarihinin en büyük dönüşümüne 'Bismillah' deme vakti. Şimdiden hayırlı olsun diyorum" dedi.

 
Geçtiğimiz günlerde İzmir'de meydana gelen 6,6'lık depremin ardından bölgedeki hasar tespit ve yıkım çalışmaları devam ediyor. Çalışmaları yerinde takip eden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir İl Afet Koordinasyon Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenledi.
 
İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in de katıldığı toplantıda deprem sonrasında iki haftanın geride bırakıldığını hatırlatan Bakan Bekir Pakdemirli, "Hem devlet hem belediyelerimiz hem de sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerimiz İzmirli kardeşlerimizin yanında olduk. İzmir’imizin sıcak insanlarıyla beraberdik. Enkaz altında hayat arayan AFAD, Kızılay, UMKE, JAK ve tüm gönüllülerimize şükranlarımızı sunuyorum. Öpülesi elleriyle enkaz alanlarında canhıraş çalışarak İzmirlilerin yanında oldular. Depremin ardından hızlıca başlamış olduğumuz hasar tespit çalışmalarını da hızlıca tamamladık. Önümüzde riskli yapıların fotoğrafı var. Arama kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmalarını tamamladık. İzmir için dönüşüm çalışmasının başlamasının vakti. Hızlıca ilk kazmayı vurup, bir yıl sonra kış gelmeden evleri yıkılan İzmirli kardeşlerimize sıcacık yuvalarını teslim ediyor olacağız. Arkadaşlarından uzak kalan çocuklar, komşularından ayrılan ailelerimiz bir yıl sonra birbirlerine kavuşacak. Vefat edenlerin sayısı 115 oldu. 10 vatandaşımızın tedavisi sürüyor. Bugüne kadar 768 bin kap sıcak yemek dağıtıldı. Kınık Belediye başkanımız, Afyonkarahisar'da Dinar Belediyesi'ndeyken yaşadığı afeti bize anlattı: 'Biz devletin ve kamunun en üst düzey yöneticisi olarak, 20-25 gün sonra yarım ekmek arası pilav yedik, bunun için rabbimize müteşekkir olduk. Çünkü o güne kadar yemek yiyememiştik' dedi" diye konuştu.
 
Deprem sonrasıyla ilgili sayısal verileri aktaran Bakan Pakdemirli, "Sahada 10 binin üzerinde personel vardı. Çalışmaların azalmasıyla şu an 5 bin 225 personel alanlarda. 109 bin binada hasar tespit çalışmaları tamamlandı. Hasar tespit çalışmalarına göre, 506 ağır hasarlı acil yıkılacak bina ve 5 bin 119 az hasarlı ve 510 orta hasarlı bina tespit edildi. 14 okul ve 8 cami ağır hasarlı gözüküyor. İki haftada 60 milyonun üzerinde bir ödeme yapıldı. Eşya tahliye çalışmaları biten 118 bina var. 18 bina yıkıldı, 8'i yıkım aşamasında" dedi.

“Eskişehir’in 4 Katı Kadar Alanı Ağaçlandırdık”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ege Bölgesi Sanayi Odasında düzenlenen Tarım ve Orman Sektöründeki Hedefler ile Konulara Yönelik Çözüm Önerileri Toplantısına katıldı. Pakdemirli  "Son 18 yılda, önceki 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın 1.5 katını yaparak, 5.4 milyon hektar alanda 5.1 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Diğer bir deyişle, Eskişehir ilimizin yüzölçümünün 4 katı kadar bir alanı ağaçlandırmış olduk" dedi.

Pandemi sürecinde pek çok ülkede rafların boş kaldığını söyleyen Pakdemirli, "Ülkemizde tarım ve gıda sektöründe hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadık. Son 2 yılda tarımsal hasılamız yüzde 46 artışla, 277 milyar liraya ulaştı. 48,9 milyar dolar tarımsal hasıla ile Avrupa'da lider, dünyada ilk 10 içindeyiz. TÜİK tarafından en son açıklanan 2020 yılı 2. çeyrek büyüme rakamlarında, tarım orman sektörü yüzde 4 büyüme ile birçok sektörün önünde gelişme gösterdi. Son 2 yılda bitkisel üretimimiz yüzde 8 artışla, 124 milyon tona ulaştı. Toplam üretimde 8,7 milyon ton ilave artış oldu" dedi.

Türkiye'nin tarım ve gıda ürünlerinde ihracatçı bir ülke olduğunu ifade eden Pakdemirli, "18 yılda tarımsal ihracatımız 3,7 milyar dolardan, 18 milyar dolara yükseldi. Son 18 yılda toplam 220 milyar dolar ihracat yaptık, 72 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik. 193 ülkeye, bin 827 çeşit tarım ürünü ihraç ediyoruz. Bu yılın ilk 9 ayında, pandemiye rağmen ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,3 artarak, 14,6 milyar dolara ulaştı.

Son 18 yılda, ormancılık faaliyetlerinde gurur veren çalışmalara imza attıklarını kaydeden Pakdemirli, "Son 18 yılda, önceki 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın 1.5 katını yaparak, 5.4 milyon hektar alanda 5.1 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Diğer bir deyişle, Eskişehir ilimizin yüzölçümünün 4 katı kadar bir alanı ağaçlandırmış olduk. Orman varlığımızı; 20.8 milyon hektardan, 22.7 milyon hektar alana ulaştırdık. Ülkemizi, dünyada orman varlığını artıran nadir ülkeler ligine çıkarttık. Yanan ormanlardan 40 kat daha fazla alanı ağaçlandırdık. Bu yıl, orman yangınlarında ilk kez İHA'ları kullanmaya başladık" dedi.

Çürük Elma Görüntülerine İnceleme!

Tarım ve Orman Bakanlığı bazı sosyal medya hesaplarında çürük elmaların toplanıp meyve suyu yapılacağına dair iddiaların yer aldığı bir görüntünün paylaşılması üzerine konuyla ilgili inceleme başlattı.
 
Bakanlığın Twitter hesabından yapılan paylaşımda, halk sağlığını tehlikeye atacak hiçbir uygulamaya bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kesinlikle müsaade edilmeyeceği belirtilerek, şu ifadeye yer verildi:
 
"Bazı sosyal medya hesaplarında çürük elmaların toplanıp meyve suyu yapılacağına dair iddiaların yer aldığı bir görüntünün paylaşılması üzerine ekiplerimiz konuyla ilgili derhal inceleme başlatmıştır. Gıda ile ilgili her türlü şikayeti Alo 174 Gıda Hattı ya da 0501 174 0 174 numaralı WhatsApp İhbar Hattı'na yönlendirebilirsiniz."
 

Tüketici Alo 174 Gıda Hattına İhbar Yağdırdı

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda alanında Avrupa Birliği (AB) ile uyumlaştırılmış etkin bir kontrol ve denetim mekanizması oluşturdu. Bu kapsamda gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerlerine yönelik gerçekleştirilen denetim ve kontrollere, her yıl sayısı artan uzman teknik personelle aralıksız devam ediliyor.
Risk esaslı olarak Türkiye genelinde yürütülen kontrollerde 2019 yılında 1 milyon 215 bin 996 gıda denetimi yapıldı. Bu yıl ise ekim ayı itibarıyla 1 milyon 17 bin 663 gıda denetimi gerçekleştirilirken, bu faaliyetler devam ediyor.

Yıl sonuna kadar denetim sayısının 1 milyon 300 bine ulaşması bekleniyor.

2002 yılında gıda denetimi sayısı 39 bin 646 olarak kayıtlara geçmişti.

Gıda denetçisi sayısı 2002 yılında 1500 iken bu yıl itibarıyla 7 bin personelden oluşan "kontrol ve denetim ordusu" oluşturuldu.

Toplam 3 bin 605 ürün ifşa edildi
Bakanlık, sağlıksız gıda üreten, taklit ve tağşiş yapan gıda firmalarını kamuoyuna ifşa ederken, 2012 yılı ile bu yılın ekim ayı arasında değişik dönemlerde 26 kez kamuoyuna açıklama yapıldı.

Bu kapsamda, 1609 firmanın 3 bin 605 farklı parti ürününün kamuoyuna duyurusu yapıldı. Denetimler sonucu, 2 bin 999 parti ürün taklit-tağşiş kapsamında, 493 parti ürün ise içinde bulunmaması gereken ilaç etken maddesi veya boyar madde içermesi nedeniyle kamuoyuna ifşa edildi.
Geçen yıl 1211, Ekim 2020 itibarıyla ise 789 farklı parti ürün kamuoyuna duyuruldu.

Çapraz denetim planlaması
Bakanlıkça oluşturulan Alo 174 Gıda Hattı'na tüketicilerden gelen ihbar, şikayet, öneri ve diğer talepler web tabanlı yazılım sayesinde anında 81 il müdürlüğüne iletilirken, gerekli işlemler de yapılıyor. Uygulama kapsamında Alo 174 Gıda Hattı bugüne kadar toplam 2,4 milyon defa arandı.
Yapılan aramalardan ihbar-şikayet kapsamında olan 743 bin başvurunun 741 bini sonuçlandırıldı ve denetimlerle 54 binden fazla cezai işlem uygulandı.
Alo 174 Gıda Hattı, tüketicinin denetim mekanizmasına etkin katılımının sağlanması amacıyla 2009 yılında kurulmuştu.
Bakanlıkça, gıda ve gıdayla temas eden madde ve malzemeler için 6 bin çapraz denetim yapılması planlandı.

Yeni yasal düzenleme çıkarıldı
Öte yandan, kısa süre önce yasalaşan Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun'a göre, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye atacak gıdalar, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılacak ve mülkiyeti kamuya geçirilerek imha edilecek.
Söz konusu gıdaları üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecilerine, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 1000 günden 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek.
 
 

Organik Tarımda 200 Milyon Dolar İhracat

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Vekili Mehmet Hasdemir, Türkiye’nin organik tarım yapan çiftçi sayısında dünyada 6ncı sırada olduğunu söyledi. Hasdemir, 75 bin çiftçiyle 500 bin hektar alanın üzerinde 200’ün üzerinde üründe organik tarım yapılarak, 200 milyon dolar ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti.

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nün destekleri ile organik tarımda çiftçi sayısı arttı. 1980 yılında 8 ürün ile başlayan organik tarım, bugün verilen desteklerle 200 ürüne çıktı. Bugün 75 bin çiftçi, 500 bin hektar arazide organik tarım yapıyor. Ürettikleri ürünleri açılan organik pazarlarda satan çiftçiler, ülkeye 200 milyon dolarlık ihracat geliri sağlıyor.

Hasdemir, organik tarıma 1980li yıllarda ihraç edilen 8 ürün ile başlandığını ifade ederek, "Şu anda 200ün üstünde üründe organik tarım yapılıyor. 1994 yılında ilk defa ekolojik tarım yönetmeliği çıkarıldı. Daha sonra 2004 yılında organik tarım kanunu çıkartıldı. Şu anda Türkiye’de 75 bin çiftçiyle 500 bin hektarın üzerinde bir alanda organik tarım yapıyoruz. Türkiye organik tarım yapan çiftçi sayısı bakımından dünyada 6ncı sıradadır. Ülkemizde dünya ortalamasının üzerinde bir organik tarım yapma süreci içerisindeyiz. Biz bakanlık olarak organik tarım yapan her çiftçimizin yanındayız. Türkiye 200 milyon doların üzerinde organik ürün ihracatı gerçekleştirmektedir. Dünyanın önemli ihracatçı ülkelerinden biridir. Organik ürünlere olan talep özellikle pandemi sürecinde daha da arttı. Bu da organik tarım için önemli bir fırsat oluşturmakta" ifadelerini kullandı.

Ayaş Gökler köyünde 8 yıldır 35 dönüm alanda organik tarım yapan çiftçi Muharrem Canlı da organik tarıma bakanlığın ’organik meyve’ projesiyle başladığını söyledi. Canlı, şu an 40 kalem üründe organik tarım yaptığını, ürünlerini organik pazarlarda sattığını anlatarak, "Organik tarım yapmak için öncelikle araziniz temiz olacak, arazinizde gübre kullanılmayacak, zaten ilk sene başladığınızda ürettiğiniz ürünleri hemen pazarlarda satamıyorsunuz. İkinci sene kontrollü şekilde satışa çıkabiliyorsunuz. Organik tarım kararını aldıktan sonra ilçe tarım ve sertifika kuruluşları gelip tarlayı ve ürünleri inceliyorlar. Ürünler analize gidiyor ve temiz gelirse satma izni veriyorlar. Organik tarımda kesinlikle gübre ve ilaç kullanamıyoruz. İlaçları da kendimiz doğal olarak yapıyoruz. Kükürt, kireç, sirke, ısırgan otu kullanarak kendimiz yapıyoruz" dedi.

Canlı, Ayaş’ta sadece kendisinin, Ankara’da 70 kişinin organik tarım yaptığını söyleyerek, "Çiftçilerimiz organik tarım yapmaktan korkmasın, o kadar da zor değil. Son birkaç senedir, biz organik tarımdan güzel para kazanıyoruz. Normal tarımdan daha az verim alıyoruz ama satarken de daha pahalı sattığımız için para kazandırıyor. Bu sene sadece domateste 15 ton verim aldım. Toplam bütün ürünlerde de 30 ton üretim yaptım" diye konuştu.

Kahramanmaraş’lı Çiftçilere Yem Bitkisi Tohumu

Kahramanmaraş Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı olan çiftçilere yem bitkisi tohumu dağıttı.

Kahramanmaraş’ta sonbahar hasat dönemi ile ilkbahar ekiliş dönemi arasında geçen sürede vejetasyon süresi yem bitkileri yetiştiriciliğine uygun tarımsal üretim alanları ile nadas alanlarında, hayvancılığın ihtiyaç duyduğu kaliteli kaba yem ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce hazırlanarak Tarım ve Orman Bakanlığına sunulan, yüzde 75 Bakanlık ve yüzde 25 çiftçi katkısı şeklinde uygulanacak "Ara Dönem Yem Bitkileri Yetiştiriciliği Projesi" Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünce kabul edilerek uygulanmaya başlandı.

Bu kapsamda, Kahramanmaraş Tarım Kredi Kooperatifi Müdürlüğü aracılığı ile piyasadan temin edilen, sertifikalı veya analiz raporlu adi fiğ, macar fiği, yem bezelyesi, tritikale ve arpa olmak üzere toplam 439 bin 500 kilogram yem bitkisi tohumu satın alınarak, talepler doğrultusunda İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri aracılığı ile Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı olan Kahramanmaraşlı çiftçilere dağıtımı yapıldı.

 
Proje kapsamında İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından dağıtım töreni yapılırken, programa Tarım Kredi Kooperatifi Gaziantep Bölge Müdürü Mustafa Aslan, İl Tarım ve Orman Müdür Vekili Salih İnan, İl Müdür Yardımcısı Ramazan Bilir, Çayır Mera ve Yem Bitkileri Şube Müdürü Hüseyin General, Onikişubat İlçe Tarım ve Orman Müdürü İsmail Kıraç, teknik personeller ve üreticiler katıldı.
Proje bütçesi 2 milyon 430 bin 200 TL olurken, 26 bin  dekar alanı kapsıyor. Yem bitkisi yetiştiriciliği yapmak isteyen Kahramanmaraşlı çiftçiler, İlçe Müdürlükleri aracılığı ile sertifikalı Adi Fiğ + Arpa, Macar Fiği + Arpa ve Yem Bezelyesi + Tritikale karışımı yem bitkisi tohumluk dağıtımı yapılacak. Aynı zamanda yem bitkisi üretimi yapacak bu çiftçilerimize, başvurmaları halinde sertifikalı tohum, mazot gübre ve yem bitkisi üretim desteği verilebilecek.
Dağıtımı yapılan bu tohumluklar ile çiftçiler yaklaşık 35 bin ton kaliteli kaba yem üretimi yaparak, Kahramanmaraş’taki hayvancılığının ihtiyacı olan kaliteli kaba yem açığının kapatılmasına katkı sağlayacak.

ÇİN’E İLK KEZ KANATLI ET VE ÜRÜNLERİ İHRACATI BAŞLADI

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, dünyanın önemli ithalatçılarından biri olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin kapılarının Türk kanatlı sektörüne açıldığını belirterek, 6 Kasım itibariyle ilk kez kanatlı et ve ürün ihracatının başladığını söyledi.
Bakan Pakdemirli, Türkiye’den Çin Halk Cumhuriyeti’ne kanatlı et ve ürünleri ihracatının yapılması amacıyla yürütülen çalışmaların meyvelerini verdiğini açıkladı.

Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında uzun süredir devam eden resmi temas ve görüşmelerin ardından “Türkiye’den Çin’e İhraç Edilebilecek Kanatlıların Denetimi, Karantina ve Veteriner Sağlık Şartları Hakkında Protokol Taslağında” anlaşma sağlandı.

Hazırlanan veteriner sağlık sertifikası modeli ve ülkemizden ihracat talebi bulunan 38 adet işletme bilgisi Çin Halk Cumhuriyeti yetkililerine iletildi. Anlaşmaların ardından 15 Ekim 2020 tarihi itibariyle kanatlı et ve ürünleri ihracatı başladı.

Bakan Pakdemirli; “Ülkemizden Çin’e ilk kez kanatlı et ve ürün ihracatı gerçekleştirilecek. Bakanlığımız tarafından uzun süren çalışmalar sonucunda, kanatlı eti ve ürünlerinin ihracatında, dünyanın önemli ithalatçılarından biri olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin kapıları Türk kanatlı sektörüne açması, sektörümüz açısından çok önemlidir. Önümüzdeki süreçte daha fazla kanatlı işletmesinin ihracat yapması için bakanlık olarak onaylı işletme sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalarımız devam edecek” dedi.

“DÜNYANIN 73 ÜLKESİNE KANATLI ETİ İHRAÇ EDİYORUZ”
Türkiye’nin kanatlı et üretiminde dünyada sayılı ülkelerden biri olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Üretimden tüketime tüm aşamalarda gıda güvenilirliğini uyguluyoruz. Bu güvenilirliği sağladığımız için söz konusu ürünlerimizi Irak, Gürcistan, Japonya, Rusya Federasyonu ve Gümrük Birliği ülkelerinin de dâhil olduğu toplam 73 ülkeye ihraç etmekteyiz. 2019 yılında 613 milyon dolar, kanatlı et ve ürünleri ihracatı gerçekleştirdik. Önümüzdeki dönemde bu ihracatımızı daha artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Bakan Pakdemirli, 2020 yılı içerisinde Çin’e süt ürünleri ihracatının da başladığını ve 56 işletmenin onaylandığını hatırlatarak, hali hazırda süt ürünleri ihracatının sorunsuz bir şekilde devam ettiğini de sözlerine ekledi.
 ​
 
 

Hayvancılık Kredi Başvurusu Nasıl Yapılır?

Tarım ve orman Bakanlığı tarafından her yıl yüzlerce çiftçiye geri ödemesiz kredi imkânı sağlanıyor. Kredi, Ziraat Bankası tarafından temin ediliyor. Başvuru yapanlar TKDK tarafından IPARD ve IPARD2 projeleri kapsamında hayvancılıkla uğraşanlar için sunuluyor. Bakanlık tarafından talep edene 30 bin TL’ye varan hibe ve destek kredisi veriliyor.
Ziraat bankası devlet bankası olması yönüyle de uygun ödeme imkanı sağlıyor. Yeterli şartları bulunduran çiftçiye hayvan kredisi desteği sağlanmaktadır. Buna göre;
Koyun, kuzu, keçi vb. türündeki hayvanların edinilmesi
Arı, ördek, kaz vb. türdeki kanatlı ve kümes hayvanlarının edinilmesi
İnek, dana, manda vb. türdeki büyükbaş hayvancılığın edinilmesinde finansal destekler sağlanmaktadır.
Sağlanan avantajların arasında hayvan kredisine ek olarak hayvan yetiştirirken gerekli olan ekipman ve gıda desteği alımları da çiftçiler için uygun şekilde belirlenmiştir.
 Peki hayvan kredisi almak için gerekli şart ve koşullar için nelerdir sorusu ise en çok merak edilen konulardan birisidir.

Geri ödemesiz hayvan kredisi başvuru şartları nelerdir?

Halihazırda zaten hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin yetiştirdikleri hayvanların küpe numaralarını bildirilmesi,
Kredi için başvuruda bulunacak kişinin Çiftçi Kayıt Sisteminde yer alması,
Krediye başvuran kişinin talep ettiği kredi miktarı kadar ipotek edebileceği bir gayrimenkulünün bulunması
Düzenli maaşı olan ve maaş bordrosunu gösterebilecek iki adet çalışan kefil
Başvuru yapacak kişinin Ziraat Bankasına doğrudan ve şahsen gidip başvuruda bulunması
3 yıllık bir bilanço ve teminatın bankaya bildirilmesi şartları bulunmaktadır.

Bakan Pakdemirli’den IPARD- II Destekleri Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 9. Başvuru Çağrısı 2. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 564 projeye 261 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.  
Bakan Pakdemirli, Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar sektöründen 79, Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme sektöründen 485 olmak üzere toplam 564 projeye yaklaşık 261 milyon lira hibe desteği sağlanacağını dile getirdi.
Bu hibe sayesinde yaklaşık 438 milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesinin hedeflendiğini ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumumuzun uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 11 Kasım 2020 tarihinde yayımlanan 9. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 2. grup sonuçları belli oldu.
Buna göre, Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar Tedbirinde;
 
18’i süt üreten tarımsal işletmeler,
45’i kırmızı et üreten işletmeler,
16’sı kanatlı eti üreten işletmeler yatırımı,
Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbirinde;
342’si bitkisel üretim, işleme ve paketleme,
47’si arıcılık ve arı ürünleri üretim, işleme ve paketleme,
29’u zanaatkârlık ve katma değerli ürünler yatırımı,
27’si kırsal turizm ve rekreasyon yatırımı,
3’ü su ürünleri yetiştiriciliği yatırımı,
11’i makine parkları yatırımı,
26’sı yenilenebilir enerji yatırımı olmak üzere toplam 564 projeye hibe desteği sağlanacak.”
 
3 BİN 924 PROJEYE 1,6 MİLYAR LİRA DESTEK
 
Bakan Pakdemirli, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından 2020 yılı içerisinde toplam hibe desteği 1,6 milyar TL olan 3 bin 924 projenin desteklenmek üzere onaylandığını ve yatırımların başlatıldığını söyledi.
9. Başvuru Çağrısı 2. Grup kapsamında onaylanan projeler www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklandı.

Mamak’ta Üretici ve Tüketici Kazanacak

Ankara İl Tarım Müdürlüğü ile Mamak Belediyesi arasında imzalanan gıda, tarım, hayvancılık ve kırsal kalkınma alanlarında işbirliği protokolü, Mamak Belediyesi Üreğil Millet Bahçesi'nde gerçekleştirildi.  Protokol törenine Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Mamak Kaymakamı Ali Sırmalı, Mamak Belediye Başkanı Murat Köse ve Ankara Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Korkmaz, meclis üyeleri, başkan yardımcıları, Mamak Kadın Kooperatifi üyeleri ve çiftçiler katıldı.

İşbirliği protokolünün amaçlarına değinen Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu da, "Mamak ilçemizdeki özellikle kırsal mahalleleri kapsayan, gıda, tarım, hayvancılık ve kırsal kalkınma konularındaki işbirliği protokolü, hem önder olması hem vizyoner bakış açısının ön plana çıkması hem de bölgedeki çiftçilere sağlayacağı katkılar açısından çok büyük öneme sahip olacaktır. Yapılacak bu protokolle gıda, tarım ve hayvancılık faaliyetleri ve kırsal kalkınma hamleleriyle yeni projeler ortaya koyulacak, Mamak çiftçisi daha çok üretecek ve daha çok kazanacaktır. Türkiye tarımında oldukça söz sahibi olan başkentimiz Ankara'nın sadece bürokrasi şehri değil, tarım ve kırsal kalkınmada da öncü olacağını buradan Türkiye'ye duyuracağız" dedi.

2021’de En Fazla Tarım ve Hayvancılık Fuarı Düzenlenecek

2021 yılında Ülkemizde düzenlenecek fuar takvimi belli oldu. Buna göre toplam 387 fuarın 46'sı tarım ve hayvancılık alanında gerçekleştirilecek.
 
Tarım ve hayvancılık ile gıda sektörleri, en fazla fuar düzenlenecek alanlar olacak. Bu kapsamda tarım ve hayvancılık sektörüne dair 46, gıda sektörüne ilişkin olarak 32 fuar düzenlenecek.
İstanbul, 5 fuar ile tarım ve hayvancılık alanında en fazla etkinliğe ev sahipliği yapacak il olacak. İstanbul'u 4 fuarla Tekirdağ, 3'er fuarla Balıkesir ve Bursa illeri izliyor.
Fuar takvimine göre, Adana, Antalya, Kayseri, Kırklareli, Konya, Mersin ve Muğla illerinde 2'şer, Aydın, Batman, Burdur, Çorum, Denizli, Edirne, Eskişehir, Isparta, İzmir, Manisa, Mardin, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Uşak, Ordu ve Yozgat'ta birer tarım ve hayvancılık fuarı yapılacak.
 
Tarım ve hayvancılık alanındaki 46 fuarın 36'sı ihtisas, 10'u ise uluslararası ihtisas türünde olacak. Bu fuarlar özellikle eylül ve kasım aylarında gerçekleştirilecek.
 
Gıda sektöründe de 11 fuarla İstanbul öne çıkıyor. Bu ili, üçer fuarla Antalya, İzmir ve Mersin illeri izlerken Eskişehir'de 2 fuar düzenlenecek. Aydın, Batman, Bursa, Kayseri, Mardin, Manisa, Ordu, Samsun, Şanlıurfa ve Yozgat ise fuar organize edilecek diğer iller olacak.
Gıda sektöründeki 32 fuarın 18 tanesi ihtisas, 14 tanesi uluslararası ihtisas türünde olacak. Bu fuarlar şubat, mart ve eylül aylarına yoğunlaşacak.
 

Çiftçinin 211 Milyar TL Alacağı Var

Tarım ve Orman Bakanlığı 2021 yılı bütçesinde çiftçi desteklerinin 2020 yılı ile aynı kalmasını eleştiren CHP Bursa Milletvekili ve PM üyesi Orhan Sarıbal, “Bütçede ülke çiftçisinin sorunlarını çözümüne ilişkin kaynak ayrılmamış. Bu bütçe çiftçimizin değil, ithalat lobilerinin ve dolayısıyla yabancı ülkelerin çiftçilerinin bütçesi” sözleriyle tepki gösterdi.

Türkiye’nin 2021 yılı Gayri Safi Milli Hasılasının (GSMH) 5.6 trilyon olduğunu hatırlatan Sarıbal, Tarım Kanununu göre bugüne kadar çiftçiye verilmesi gereken 211 milyar TL’nin verilmediğini söyledi. Sarıbal şunları söyledi:
 
Çiftçinin 211 Milyar TL Alacağı Var
“5488 sayılı Tarım Kanunun 21. Maddesine göre çiftçiye verilecek destek GSMH’nin %1’den az olamaz. Yani en az %1 olması gerekir. Yasaya göre bu yıl çiftçiye verilmesi gereken doğrudan destek en az 56 milyar TL. Kanun böyle diyor. Bu kanunu kim yaptı AKP. Ne zaman çıkardı; 25 Nisan 2006 yılında. 2007 yılında hayata geçti. Bu rakamlar üzerinden değerlendirdiğimizde, 2007’den 2021’i de dahil ettiğimizde çiftçiye verilmesi gereken en az 376 milyar TL. 2021’i de dahil ettiğimizde çiftçiye verilen 165 milyar TL. Aradaki fark 211 milyar TL. Çiftçiye verilmesi gereken ama verilmeyen miktar 211 milyar TL” diye konuştu.

Çiftçiye verilen doğrudan destek miktarının 22 milyar TL olarak 2020 yılı ile aynı kaldığını hatırlatan Sarıbal, mazot ve gübre gibi çiftçinin en fazla kullandığı girdilere verilen desteklerin ise 2020 yılına göre 2021 yılında düşürüldüğünü belirtti. Sarıbal şöyle devam etti:
 
Çiftçinin Mazot Gideri Doğrudan Destek Miktarı Kadar
“Mazot desteğinde 2020 yılına göre 2021 yılında %6.1’lik bir düşüş var. 2020 yılında 2 milyar 901 milyon TL olan destek 2021 yılında 2 milyar 724 milyon TL’ye düşürülüyor.35 milyon dönüm tarım arazisi üretimden çıkmıştı. Bilmediğimiz çok yüksek oranda, tarımsal alanda bir düşüş mü var ki mazot desteği düşürülüyor? Çiftçinin en çok kullandığı tarımsal girdi mazottur. Çiftçi yılda yaklaşık 3 milyar litre mazot kullanır. Ortalama litresini 6.20 TL’den hesapladığınızda yılda 18-19 milyar TL para ödüyor.

Hükümetin çiftçiye verdiği destek miktarı çiftçinin bir yılda kullandığı mazot miktarına denk gelmektedir. Çiftçi cebinden 19 milyar TL’ye yakın para veriyor, hükümet toplam 22 milyar TL destek veriyor.”
Çiftçinin gübre desteğinde de %6.2’lik bir düşüş olduğunu belirten Sarıbal, 2020 yılında 840 milyon TL olan gübre desteğinin 2021 yılında 788 milyon TL’ye düşürüldüğünü çiftçinin gübreye daha fazla para ödemek zorunda kalacağını söyledi. Aynı şekilde hayvancılık desteğinin de 2020 bütçesine göre indirildiğini hatırlatan Sarıbal, “Hayvancılıktaki sorunlar bitti mi ki desteği çekiyorsunuz?” diye sordu.
 
Çiftçinin İşi Dolarla
 
Çiftçinin kullandığı mazot, gübre, ilaç, tohum gibi temel girdilerinin ithal edildiğini ve dövize bağlı olarak sürekli arttığını kaydeden Sarıbal, “Damadın dolarla işi olmayabilir ama çiftçinin bütün girdileri dolarla” dedi.
Uygulanan destekleme modelinin çiftçiyi çökerttiğini ve tarımdan uzaklaştırdığını belirten Sarıbal, hazırlanan bütçenin üretimi teşvik etmek yerine ithalatı hedeflediğini söyledi. AKP döneminde tarımsal ürün ithalatına 111 milyar dolar para verildiğini kaydeden Sarıbal, 2020 yılının ilk 9 ayında ise 7 milyar dolarlık tarım ürünü ithalatı yapıldığını kaydetti.

“Çiftçinin resmi borcu 138 milyar TL. Mazot, gübre, tohum bayileri gibi diğer borçlarıyla birlikte 170 milyarı buluyor. Çiftçilerin bu sorununa tek bir çözüm yok bütçede” diyen Sarıbal, Bu bütçe çiftçinin, orman köylüsünün, mevsimlik tarım işçilerinin, işçinin, doğal afetten zarar gören üreticinin ve 83 milyon vatandaşın bütçesi değil. Peki, bu bütçe kimin” diyerek şunları söyledi:
 
İthalat Lobilerinin Bütçesi
“Bu bütçe ithalat lobilerinin bütçesi. Çünkü sınırsız ve sorumsuzca ithalat devam ediyor. Bu bütçe tarımsal girdileri sağlayan tohum, ilaç, gübre gibi çiftçinin ve tarımın temel girdilerini sağlayan büyük yabancı şirketlerin bütçesidir. Çiftçiyi, bu ülkede yaşayan 90 milyona yakın vatandaşımızı müşteri yapan şirketlerin bütçesi. Bu bütçe, 18 yılda 111 milyar dolar hammadde ithal ettiğimiz yabancı ülkelerin çiftçilerinin bütçesi. Rusya, Ukrayna, ABD, Kanada, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Şili, Uruguay, Arjantin, Brezilya ülkelerinin çiftçilerinin bütçesi. Bu bütçede çiftçi, köylü, tüketici, tarım bileşenleri yok. Bu bütçede gıda egemenliği ve gıda güvenliği yok. Dolayısıyla bu bütçe halkın bütçesi olamaz.

Bu bütçe ile AKP ülke tarımına ilişkin tavrını net olarak ortaya koymuş, ‘Ben bu ülkede tarımsal üretim yapılmasını istemiyorum. Ben ithalattan yanayım’ demektedir.”
 
 
 

Üreticilerimize Çiğ Süt Desteği Ödemesi Bugün Yapılıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, çiğ süt desteği kapsamında üreticilere 607 milyon liralık ödemeyi, Bugün (4 Kasım 2020) saat 18.00 itibariyle yapılacağını açıkladı.

 

Bakan Pakdemirli, TMO’nun besici ve yetiştiricilere 3 ay vadeli arpa satışına başlayacağının da müjdesini verdi.

 

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2020 yılı Temmuz-Ağustos aylarına ilişkin çiğ süt desteği ödemelerine dair şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz günlerde Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait çiğ süt desteğini 40 kuruş olarak ödeyeceğimizi kamuoyuna açıklamıştık. Bu kapsamda ilk etapta 246.649 üreticimizin; işlemleri tamamlanan Temmuz ve Ağustos aylarına ait 1 milyon 629 bin ton çiğ sütü için 607 milyon TL destek ödemesini, bugün saat 18.00’den itibaren yapacağız. Eylül ayında üretilen çiğ süte ait çalışmalar ise halen devam etmekte olup; işlemlerin tamamlanmasının ardından bu aya ait desteği de ödeyeceğiz.”

TMO, 3 AY VADELİ, VADE FARKSIZ ARPA SATIŞI YAPACAK

TMO’nun besici ve yetiştiricilere vadeli arpa satışına başlayacağının da müjdesini veren Bakan Pakdemirli, “Geçenlerde bununla ilgili bir çalışma yapıldığını açıklamıştım. TMO tarafından besici ve yetiştiricilere vadeli arpa satışını başlatıyoruz. Bu kapsamda Toprak Mahsulleri Ofisimiz (TMO) tarafından yem piyasalarında istikrarı korumak, besici ve yetiştiricilerimizin üretim maliyetlerini düşürmek için 3 ay vadeli vade farksız arpa satışlarına başlıyoruz. Kasım ayında, 100 bin ton arpa 1.425 TL/ton fiyattan satılacak. Buna göre, büyükbaş hayvan başına günlük 5 kg, küçükbaş hayvan başına günlük 1 kg hesabı üzerinden besici ve yetiştiricilerimize 1 aylık tüketimleri nispetinde satış yapılacak.” dedi.  

TMO’nun yapmış olduğu stok planlaması ile tüketim merkezlerinin çoğuna arpa sevkiyatı gerçekleştirdiğini dile getiren Pakdemirli,  Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm TMO işyerlerinde arpa stoku bulunduğunu söyledi.

“İzmir'deki 11 Baraj ve Gölette Problem Yok”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir'deki depremle ilgili, "11 baraj ve gölette problem yok, hepsinin kontrolleri bitti” dedi. 13 baraj ve göletteki çalışmaların da sürdüğünü söyleyen Bakan Pakdemirli, “Bunlarda da bir problem çıkmayacağını düşünüyoruz."dedi.

Pakdemirli şöyle konuştu:

“Bakanlık olarak elbette hasar gören, görmesi muhtemel her ilçeyi çevre iller dahi bunların kontrollerini yapıyoruz yapmaya da devam ediyoruz. Tarım alanlarında zararımız yok Seferihisar açıklarında olduğu için balık çifliklerinde bir sorunumuz yok. Tabiki batan hasar gören balıkçı teknelerimizle ilgileniyoruz. İzmir’deki 11 baraj ve gölette problem yok, hepsinin kontrolleri bitti. 13 baraj ve göletteki incelemelerimiz sürüyor. Bakanlık olarak bölgede çiftçimize ve üreticimize yönelik olası hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor. Ama genel olarak söyleyeyim buralardan da bir problem çıkacağını düşünmüyoruz.”

Mirasçılara Arazi Ediniminde Finansal Destek!

Miras ve satış yoluyla tarım arazilerinin bölünmesini önlemek amacıyla, mirasçılara arazi ediniminde finansal destek sağlanacak.

2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'ndan yapılan derlemeye göre, ülkenin tarım arazisi varlığı 2010 yılında 24,4 milyon hektar iken 2019 yılında 23,1 milyon hektar olarak belirlendi.

Bunun 15,4 milyon hektarını ekilen, 3,4 milyon hektarını nadasa bırakılan, 790 bin hektarını sebze yetiştirilen ve 3,5 milyon hektarını meyve, zeytin ağaçları ve bağcılık için ayrılan alanlar oluşturdu.

Tarım arazilerinin korunması ve etkin kullanılmasına yönelik arazi kullanım planlarının yapılması ve erozyonla mücadelenin etkinleştirilmesi amaçlanıyor. Bu çerçevede, tarımsal arazi piyasasının düzenlenmesi, mülkiyetten kaynaklanan ihtilafların giderilmesi ve işletme ölçeklerinin artırılmasına yönelik kurumsal ve hukuki düzenleme çalışmaları devam ediyor.

Buse'ye Nikah Şahitliği Sözü!

İzmir'deki depremde enkaz altından telefonla görüştüğü Buse Hasyılmaz’a nikah şahitliği sözü veren Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli,  Buse’nin nasıl kurtarıldığınıda anlattı.

Bakan Pakdemirli sözlerine şöyle devam etti:

"Çok büyük bir afet, her yer toz duman, kendimi bir anda enkazın üzerinde buldum. O sırada Kızılay'dan bir görevlimiz, işini çok iyi bir şekilde yapmaya çalışıyordu. Ama içerde kıpırdayamayan, üzerine ağırlık düşmüş, önünü görmeyen bir kızımız vardı. Yıkıntının altında moral verici, kendisini destekleyici bir şeyler duymaya ihtiyacı vardı. Buse'ye 'Ben Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli. Devlet olarak buradayız. Seni kurtarmak istiyoruz. Sadece senden sakin olmanı istiyorum, bana tarif et' diye seslendim. Buse'nin tarifleri sonrası binayı bilen birisini yanıma davet ettim. Nerede olabileceğini tahmin ettik, giriş katında olduğunu belirledik. Aldığımız bilgileri AFAD yetkilileri ile paylaştıktan sonra çalışmalar hızlı bir şekilde başladı. Binada ağır bir göçük vardı. 3-4 saat sonra ulaşabildik. Bu sürede sürekli görüştük. Her 15 dakikada bir 3 dakika konuştuk. Buse'nin cep telefonunun pili bitti, annesinin telefonundan görüştük. Başlangıçta 'hiçbir yeri göremiyorum, gözüm toprak dolu' diyen kızımız bizimle konuşmaya devam etti. Hala kıpırdama sorunu vardı. AFAD ve arama kurtarma ekiplerimizin özverili çalışmasıyla kendisine ulaşıldı. Tabii ki bizi çok memnun eden bir olay. Sağlam ve sağlıklı bir şekilde çıktı, ikinci hayatını yaşıyor." dedi.

Bakan Pakdemirli Son Gelişmeleri Anlattı!

İzmir’in Bornova ilçesinde oluşturulan kriz merkezinde düzenlenen basın toplantısında söz alan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli İzmir’de meydana gelen depremle ilgili son gelişmeleri anlattı ve "geçmiş olsun" temennisinde bulunarak, yaralılara acil şifa, vefat edenlere de Allah'tan rahmet diledi.

Deprem sırasında İstanbul'a doğru yolda olduğunu ve haber alır almaz İzmir'e geldiklerini belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Öncelikle sahaya intikal ettim, sahadaki hasarlı binalarımızı gezdim. Tabii ki burada en büyük önceliğimiz canları yani ne kadar hayat kurtarabilirsek o kadar iyi bizim için, öncelik bu olmalı. Ondan sonraki öncelikler için plan ve program yapılıyor. Sahada Buse kızımızla telefonla konuştuk, ablasıyla konuştuk. Buse kızımızın yanında İnci kızımız var, bununla ilgili de arkadaşlar çalışmaları yapıyorlar. İnşallah daha çok Buselerimiz kurtulur. Binaların altında kalan her vatandaşımız bir şekilde çıkar."

Pakdemirli, binaların kimisinin tamamen yıkıldığını, bazılarının ise tek katının hasar gördüğünü söyledi.

Ekiplerin sahada çalışmalarını sürdürdüğünü dile getiren Pakdemirli, "Hiçbir eksiklik yok. Sahada yeterince AFAD ekipmanı, personeli ve teçhizatı şu anda sevk edilmiş durumda. Elbette çok özellikli ve incelikli bir çalışma isteyen bir çalışma olduğu için hepimiz çok sabırsızız biliyorum ama yavaş yavaş ilerlememiz gerekiyor çünkü binaların altında kalanlara da zarar vermememiz öncelik olmalı diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Bakan Pakdemirli, kentteki hava durumuna da değindi.

Bir haftaya yakın süreçte, 5 gün içinde İzmir ve çevresinde yağış beklenmediğini bildiren Pakdemirli, "Özellikle evine girmek istemeyen ve dışarıda barınmak zorunda olan vatandaşlarımıza bu, bir artı olacaktır diye düşünüyorum. Bu gece beklenen en düşük sıcaklık, bu da binaların altında kalan ve kurtarılmayı bekleyen vatandaşlarımız için önemli, 8 ila 11 derece, gündüz beklenen en yüksek sıcaklık 19-22 derece arasında." diye konuştu.

Pakdemirli, hasarlı binaların olduğu bölgelerde fazla ses çıkarılmamasını ve yakınları olmayanların bu bölgeye girmemelerini istedi.

Kriz merkezinde çok çabuk bir şekilde organize olunduğunu vurgulayan Pakdemirli, İzmir Valiliğine teşekkür etti.

"Olay çok üzücü. Bayraklı'daki binada da belki gördünüz, üç hamlede üç defa adım atmayla 7. kata kadar ulaşabildim. Bu binanın altında hala kurtarılmayı bekleyen insanlar var. Umudumuz, tüm gayretimiz sağ salim çıkarılmaları, çalışmalarımıza gece boyu devam edeceğiz. Onları da bırakmadan, amaç inşallah hepsini enkazın altından çıkarmak olacak. Tekrar tekrar İzmirlilere geçmiş olsun diyorum. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum" dedi.

Bakan Pakdemirli Deprem Bölgesi İzmir'e Gidiyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İstanbul'daki programını iptal ederek İzmir'e gidiyor.

Bakan Pakdemirli, İzmir Depremi'nin ardından vatandaşlara mesaj verdi:
İzmir'de meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen depremi yaşayan tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun diliyorum.
Devletimizin tüm imkanlarıyla hemşehrilerimizin yanındayız.

Çiftçiye ve Esnafa Emeklilik Fırsatı!

İstihdam paketi kapsamında binlerce kişiye emeklilik fırsatı doğdu. Esnaf ve çiftçiye 31 Ekim'den itibaren 2 ay süre verilecek. Bu süre zarfında binlerce esnaf, çiftçi ve vatandaşa istihdam paketi kapsamında sağlık primi borçlarını yapılandırma fırsatı tanınacak
 
Esnaf ve çiftçiye 31 Ekim öncesi borçlarını ödemeleri için yasanın çıkmasından itibaren 2 ay süre verilecek. Bu süre yasanın yayımlandığı tarih itibarıyla başlayacak. Borcunu peşin ödemeyenler de yapılandırma için başvurabilecek. Gecikme faizi yerine anapara ve enflasyon farkının şubata kadar ödenmesi durumunda durdurulan sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek. Borcunu bitirenler başvurusunu yapıp emekli olabilecek.
Şubat ayına kadar anapara ve enflasyon farkını ödeyenlerin, durdurulan süreleri sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek. İlk taksit süresinde borç yatırılmazsa ihya işlemi geçerli sayılmayacak. Yasa teklifine göre, prim borcu olup da iki ay içinde yapılandırmayanların mevcut borcu silinirken sigortalılıkları da durdurulacak. Durdurulan süreler emeklilik için kullanılamayacak. Geçmiş borcunu ödemeyip hâlâ faaliyetlerini sürdürenlerin sigorta kaydı 1 Kasım'da başlayacak. Borçlarını yatıranlar 1 Kasım sonrası 5 puanlık prim indiriminden de yararlanacak.
Primini kendi ödeyen taksici, dolmuşçu ve sanatçılar için de düzenlemeye gidildi. Yapılandırılan borç haricinde 60 günden fazla prim borçları bulunmaması durumunda, ilk taksiti ödemeleri kaydıyla genel sağlık sigortasından yararlanmaya başlayabilecekler.

Bakan Pakdemirli’den Çiğ Süt Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, üreticilere destek için daha önce Ekim, Kasım ve Aralık ayları için 40 kuruşa çıkartılan çiğ süt destek priminin, 3 ay erkene çekilerek Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları için uygulanacağını söyledi. Pakdemirli, TMO’dan besiciye vadeli olarak yem temini konusunda bir çalışma yapıldığını da açıkladı.

Çiğ süt fiyatları piyasa koşullarında yaşanan değişiklikler sebebiyle 9 Ekim’de toplanan Ulusal Süt Konseyi (USK) toplantısından sonra yapılan açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 15 krş / lt olan çiğ süt destek priminin Ekim, Kasım ve Aralık ayları için 40 krş / lt olarak belirlendiği kaydedilmişti.
TGRT Haber Gündem Özel programında Gazeteci-Yazar Ziya Osman Açıkel’in sorularını yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiğ süt destek priminin 3 ay öne çekildiğini bildirdi.
Pakdemirli, şunları söyledi:
“Çiğ süt, ciddi miktarda insanı ilgilendiren bir konu, özellikle bizim sürdürülebilirlik anlamında kendi kendimize yeterliliğimizi korumamız gereken bir konu. Geçen yıl 15 Kasım 2019’da biz 2.30 lira tavsiye fiyatına gıda komitesinde görüşüp ulusal süt konseyine iletmiştik. Bu sahada da çok büyük bir memnuniyet oluşturdu. Bir kilogram sütün karşılığında 1.50 gram yem alınabiliyordu. Bu rasyo 1’e 1,50 rasyosu, Cumhuriyet tarihinde belki süt üreticisine verilen en önemli desteklerden bir tanesiydi. Çünkü ulusal süt konseyi de üreticiler de herkes bir kilograma 1,30 rasyosunu kabul eder ve 1,30’da bu işin kar ettiğini konuşurlar.

“Süt üreticimizin maliyetleri arttı”

Şimdi maalesef son dönemde pandemiyle beraber hem kurlardaki artış hem de dünyadaki emtiya fiyatlarındaki artışla birlikte süt üreticimizin ister istemez maliyetleri arttı. Bu konuda talepte arttı. Bunu normalde karşılıyoruz. Ancak biraz bu talebe karşı cevap vermekte geciktiğimizde, üreticimiz bu konuda çok sabırsız. Biraz sabırlı olmalarını istiyorum ki, şöyle bir rakam vereceğim. 2020 yılının ilk 6 ayında parite ortalama 1.35 olarak gerçekleşmiş 1.30’un 5 üzerinde ve ilk açıkladığımızda 1.50 ve maliyet artışına rağmen ilk 10 ayda ortalama 1.28 civarında seviyelerinde seyretti.

Çiğ süt destek primi 40 kuruş üzerinden ödenecek

Biz süt konseyine şöyle bir destek verdik. 40 kuruşa desteği çıkartalım, fiyat henüz artmasın, destekte 40 kuruş olsun diye. Yoğun talep üzerine bu 40 kuruşluk desteği erkene çekme konusunda bir insiyatifimiz oldu. Bunun parasını ve bütçesini ayarladık. Çünkü 40 kuruşu açıkladığımızda üreticide şöyle bir soru işareti oldu. Tamam 40 kuruş ama ne zaman ödenecek bu, şimdi ödenecek. 40 kuruşluk çiğ süt destek primini 3 ay erkene çekerek Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları için uygulayacağız. Temmuz ve Ağustos’u da hemen ödemeye başlayacağız. En yakın zamanda da 2021 Ocak ayında geçerli süt fiyatını gıda komitesinde tartışıyor olacağız. En geç Aralık ayında tartışmış oluruz. Ulusal Süt Konseyine de biz Gıda komitesinin tavsiyesi olarak iletiriz.
Burada çiftçimizin, üreticimizin başımızın tacı olduğunu tekrar ediyorum. Onların dertleriyle dertlendiğimizi bilsinler. Elimizin rahat olduğu durumlarda aynı gıda komitesinin 1.50’lik rasyo
ile üreticimize destek olduğunu hatırlatmak istiyorum. Yine en yakın zamanda bu konuda tekrar gıda komitesinin gündemine girecek.”
Bakan Pakdemirli, uygulamayı sosyal medya hesabından da duyurdu.

TMO, besiciye vadeli yem tahsis edecek

Yemle alakalı çalışmanın yapıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, “Besiciyi, üreticiyi desteklemek gayesiyle yemle alakalı bir çalışma yapıyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisine bir talimat verdim. Çalışmayı henüz bitiremediler. Bu akşam bitirselerdi belki onu da açıklayacaktık. Vadeli bir şekilde besiciye yemin Toprak Mahsulleri Ofisinden tahsis edilmesi konusunda, yem hammaddesinin tahsis edilmesi konusunda bir çalışma arkadaşlar yürütüyorlar.
Elbette bu arada döviz ve emtia fiyatlarının artışıyla beraber buradaki maliyetlerde artıyor. Bu maliyetlerin artmasıyla beraber Ticaret Bakanlığı bizimde uyarımızla tedbir aldı. Maliyet sürekli artıyor, buradaki gümrük vergilerinin gözden geçirilmesi, belirli bir süreliğine gümrük vergilerinin birçok kalemde sıfırlanması söz konusu oldu. Geçen hafta ciddi bir değişiklik yapıldı. Böylelikle de ana amaç artan maliyetlerin artmaması belirli bir yerde sabitlenmesi konusunda, çapa oluşturması konusunda bir gayretimiz oldu. Özellikle besici üretici tarafını desteklemek için Toprak Mahsulleri Ofisimiz böyle bir çalışma içerisinde, çalışmayı bitirdikleri zaman bizde kamuoyuyla paylaşırız” dedi.

Bakan Pakdemirli’den Cumhuriyet Bayramı Mesajı

    Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı
 Bakan Pakdemirli’nin mesajı şu şekildedir:
      “Şanlı tarihimiz boyunca düşmanlarına karşı zor şartlar altında çarpışan yüce milletimiz hak ettiği zaferlere her daim ulaşmıştır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde milletimizin azmiyle ve şehitlerimizin kanıyla kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin  kuruluşunu hep birlikte gururla kutluyoruz.
     Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinde olduğu gibi tam bağımsız bir devlet olmak için hepimize görev ve sorumluluklar düşüyor. Hedefi olmayan milletler tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur. Bu bağlamda milli mücadele döneminde olduğu gibi birlik ve beraberliğimizi en üst seviyede tutarak millet olarak hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz.
    Cumhuriyetimizin teminatı gençlerimiz ise ülkemizi daha çağdaş seviyelere ulaştıracak ve göstereceği iradeyle 97 yıldır devam eden Türkiye Cumhuriyetinin bu topraklarda sonsuza kadar yaşamasını sağlayacaktır.
     Bu duygularla Cumhuriyetin 97. yıldönümünde, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyor, Cumhuriyet Bayramımızı en içten dileklerimle tebrik ediyorum”

Gıda, Tarım ve Orman Düzenlemeleri Meclis'te Kabul Edildi

Tarım arazilerinin hobi bahçeleri gibi uygulamalarla bölünmelerinin engellenmesi, sahipli arazilerde izinsiz ağaç kesimiyle ilgili cezaların artırılması, makaron, yaprak sigara kağıdı, sigara filtresi ve alkol üretimi, satışının Tarım ve Orman Bakanlığının denetimine alınması, taklit ve tağşiş ürünleri üreten ve piyasaya arz edenlere yönelik yaptırımların ağırlaştırılmasını da içeren kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Sulama kooperatifleriyle ilgili iş ve işlemlerde Tarım ve Orman Bakanlığı yetkili olacak.

Özel ormanlar için ağaçlandırma teşviki
Düzenlemeyle, "özel orman" sayılan sahipli arazilerde, ekim ve dikim yoluyla ağaçlandırmanın teşvik edilmesi hedeflenerek Orman Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor.
Buna göre, "orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazilerde tabii olarak yetişen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler" ile "orman sınırları dışında olup, alan büyüklüğüne bakılmaksızın sahipli arazilerde, ekim ve dikim yolu ile yetiştirilen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerlerin" orman sayılmaması öngörülüyor.
Kanunla, devlet ormanlarındaki bozuk orman alanlarında orman bitkisi fidanlıkları kurulmasına, mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğine, orman alanlarından üretilen odun dışı ürünlerin mamul ya da yarı mamul olarak işlenmesi amacıyla tesis kurulmasına bedeli alınarak 29 yıla kadar izin verilebilecek. Ancak saha tesliminden itibaren 2 yıl içinde tesislerin işletmeye alınmaması halinde izin iptal edilecek.
Orman sınırları içerisinde söz konusu faaliyetleri izinsiz yapanlar veya tesis kuranlar, 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak.
Özel orman kapsamındaki yerlerde bulunan ağaçlar izinsiz kesilemeyecek. İzinsiz kesilen ağaçların dikili kabuklu gövde hacminin 5 metreküpe kadar olması halinde 500 lira, bu miktarı aşan her bir metreküpü için ilave 100 lira idari para cezası verilecek.
Orman Kanunu'na, Savunma Sanayii Başkanlığınca yapılacak savunma amaçlı tesislerle bunların müştemilatlarına bedelsiz olarak izin verilmesi de ekleniyor.
Yasayla, Adana'nın Karataş ilçesinde su ürünleri yetiştiriciliği konulu Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulacak.
Şeker piyasasında mal ve hizmet üretenlere inceleme
Düzenlemeyle, Tarım ve Orman Bakanlığına şeker piyasasındaki mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilere yönelik de inceleme, araştırma yetkisi verilecek.
Bakanlık, inceleme, araştırma ve denetim görevi kapsamında, her türlü defter, evrak ve belgeleri inceleyebilecek ve suretlerini alabilecek, yazılı veya sözlü açıklama isteyebilecek,
Şeker Kanunu kapsamına giren her türlü mala ilişkin mahallinde inceleme yapabilecek ve tüm teknolojik imkanlardan yararlanabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığınca Yapılan Sınavın İptali İstendi

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınavı’nda, 80 sorudan 40’ının cevabı ‘A’ şıkkı çıktı. 11 Nisan'da yapılması gerekirken, pandemi nedeniyle 17 Ekim'e ertelenen sınav için adaylar duruma itiraz etti. Sınavın iptali için kampanya başlatıldı.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınavı tartışma yarattı.  Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezi tarafından Ankara, İzmir ve İstanbul'da gerçekleştirilen sınav için adaylar tarafından iptal kampanyaları başlatıldı.
 
Aradan geçen sürede yapılan yönetmelik değişikliği ile sınava orman ve endüstri mühendislerinin de katılmasının yolu açıldı. 14 bin 948 kişinin katıldığı sınavda 80 sorudan 40'ının doğru cevabının ‘A’ şıkkı olduğu belirlendi. Sınavdan geçer puan olan 70'i alabilmek için 80 sorudan 56 soruyu doğru yanıtlamak gerekiyor. Sınavda yanlışlar doğruları götürmüyor. Tüm soruları ‘A’ işaretleyen bir kişi bu sınavdan 50 puan alacak. Geçer notların az olması halinde ise ‘çan eğrisi' uygulaması yapılacak.
 
Bu uygulama ile 50 puan alan kişilerin de sınavı geçme ve zirai ilaç satma yetkisi alma olasılığı bulunuyor. Sınav sonuçlarının 16 Kasım'da açıklanacağı belirtilirken, adaylar sınavın iptali için kampanya başlattı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, yaptığı açıklamada konuyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye bilgi vereceklerini söyledi.

Mutlu Hayvancılık Projesi Tamamlandı

Avrupa Birliği (AB) ve aday ülkeler arasında Sivil Toplum Diyaloğu Programı'nın beşinci dönemi kapsamında hibe almaya hak kazanan Avrupa Birliği ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi tamamlandı.

 

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliğinin (SETBİR) yaptığı açıklama da proje ortağı İspanya'dan Valencia Bölgesel Gıda İşleri Federasyonu (FEDACOVA) olan proje, Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte yürütüldü.

Çiftlikte ve taşıma sırasında hayvan refahının sağlanması konulu projenin genel amacı; çiftçiler, hayvan sahipleri, nakil aracı sürücüleri, dinlenme yerleri ve sınır kontrol noktalarındaki görevlilerce yaygın olarak yapılan yanlış uygulamaların düzeltilmesi ve doğru uygulamaların öğretilip, benimsetilmesi yoluyla hayvan refahının artırılması olarak belirlendi.

 

SETBİR Başkanı Tarık Tezel, online gerçekleştirilen kapanış toplantısındaki konuşmasında, hayvancılığın gelişmesinde önemli basamaklardan olan hayvan refahını layıkıyla uygulayan bir üreticinin hayvanından elde ettiği sütün ve etin kalitesinin de artacağını belirtti.

"Bu projenin en büyük çıktısı, çiftlikte ve nakil esnasında hayvan refahına yönelik anlaşılır, kullanımı kolay rehberlerin ve bilgi notlarının hazırlanmış olmasıdır. Bu rehberler, çiftçilerimiz, hayvan sahiplerimiz, sınır kontrol noktalarında çalışan personelimiz ve taşıma elemanlarımızın her zaman başvurabilecekleri basit, anlaşılması kolay rehberlerdir. Projemizin en büyük ikinci çıktısı ise çiftçilere, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sahiplerine ve tüm veteriner sınır kontrol noktalarına yönelik yaptığımız eğitim faaliyetleri olmuştur. Bu eğitim faaliyetleri, hayvan refahı uygulamaları, bunların hayvan ve hayvansal ürün kalitesi üzerindeki etkilerine yönelik farkındalık yaratmak açısından çok değerlidir."

AB ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi'ne ilişkin tüm bilgiler, toplantı notları, eğitimlerde gerçekleştirilen sunumlar ve hazırlanan rehberlere "www.hayvanrefahiprojesi.org" adresinden erişilebiliyor.

Bakan Pakdemirli’den Yeni 10 Yılın Stratejisi Açıklaması

Tarım Ormanın Geleceği Zirvesi'nde gerçekleştirilen özel oturumda konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yeni 10 yılın stratejisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Uyguladıkları tarımsal destekleme mekanizmalarına değinen Pakdemirli, hem destek hem de müdahale alımlarını aynı paketin içinde yürüttüklerini, aynı zamanda kırsal kalkınmaya yönelik ciddi desteklerin de bulunduğunu söyledi.

Pakdemirli, tarımsal desteği artırmanın moral etkisi yarattığını, tarımsal GSYH'ya etkisinin görüldüğünü kaydetti. 2018'de 14.5 milyar TL, 2019'da 16.1 milyar TL olan tarımsal desteklerin 2020'de 22 milyar TL'ye taşındığını vurgulayan Pakdemirli, "Bu yıl 2 bin TL'nin altında destek almayacak kimse kalmayacak. İlk sene, önümüzdeki yıl 2 bin TL'nin altında alanlar, bir sonraki yılın bütçesinden 2 bin TL'ye tamamlanacak şekilde formülize ettik. Ondan sonra bu otomatik hesaplanarak, hesaba yatacak duruma gelecek. 12 yeni destek başlattık. 32 desteğin birim miktarını artırdık" dedi.

Türkiye'de ilk Kovid-19 vakası görünmeden günler önce hazırlıklara başladıklarını söyleyen Pakdemirli, bakanlık olarak tüm marketleri toplayarak, stokları artırmalarını istediklerini vurguladı. Özellikle perakende sektörünün çok iyi bir sınav verdiğinin altını çizen Pakdemirli, "Gıda arzıyla ilgili bir problem olmamasına, tüketilenden fazlasının üretilmesine rağmen tüm dünyada rafların boşaldığını gördük. Hem bakanlık hem ilgili tüm sektörler, iyi bir hazırlık dönemi geçirdik. Perakende zincirlerini yönlendirdik. Yurtdışındaki market manzaralarının hiçbirini görmedik. Çiftçiye diplomatik pasaport vereceğiz dedik. Karşılığını da aldık" dedi.


Bakan Pakdemirli, tarımın ekonomideki yerine değindi. Türkiye'de tarımın GSYH'dan yüzde 6 pay aldığını dile getiren Pakdemirli, istihdam edilen kesimin ise beşte birinin tarımla uğraştığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde tarımsal üretimde yaşanan değişimi ortaya koyma adına son üç yılın verilerini karşılaştıran Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin 2017'de 187 milyar TL olan tarımsal hasılasının yüzde 46 artışla 2019'da 277 milyar TL'ye ulaştığını vurguladı. 2019'da 48.9 milyar dolar tarımsal hasıla ile Türkiye'nin Avrupa'da lider olduğunu, geçen sene Fransa'nın da önüne geçtiğini dile getirdi.


Türkiye'nin sağlıklı gıda üreten bir ülke olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin genetiği değiştirilmiş gıda (GDO) konusunda çok yüksek alarma sahip ülkelerden biri olduğunu kaydetti. Türkiye'nin 18 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatına işaret eden Pakdemirli, Türkiye'nin sağlıklı gıdalar ürettiğinin çok iyi pazarlanması gerektiğini vurguladı. Dünyada kişi başı milli geliri yüksek ülkelerde organik, sağlıklı gıdaya bir yönelim olduğunu dile getiren Pakdemirli, "Burada da Türkiye'nin çok daha fazla söz sahibi olması gerekli. Gerçekten topraklarımız bu anlamda çok temiz. İyi ürünler üretiyoruz. Bir yandan da dünyadaki teknolojiyi yakından takip etmek gerekiyor" dedi.

Türkiye’nin 18 milyar dolar ihracatıyla, 12 milyar dolar ithalatıyla net fazla veren ve kendine yüzde 135 yeterli bir ülke olduğunu vurgulayan Pakdemirli, 2002'de 3.7 milyar dolar olan Türkiye'nin tarım ve gıda ürünleri ihracatının 2019'da 18 milyar dolara çıktığını dile getirdi. Pakdemirli, 2020 yılı sonunda 20 milyar doların zorlanacağını düşündüğünü ifade etti. 18 yılda 220 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı olduğunu, 73 milyar dolar dış ticaret fazlası verildiğini belirten Pakdemirli, "Birçok üründe Türkiye dünyada birinci veya ikinci. Büyük hedefler koyduk. Tohum ihracatımız dokuz kat artışla 17 milyon dolardan 150 milyon dolarlara kadar geldi" dedi.

Hayvancılık Yatırımlarına Destek

Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenecek olan illerde 2020 - 2022 döneminde uygulanacak hayvancılık yatırımları destek oranları belli oldu.

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 1 Ocak 2020 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Gerçek ve tüzel kişilerin damızlık manda düvesi yetiştiriciliği işletmesi kurmasına yönelik yatırımları, kapasite artırımı ve rehabilitasyon, makine alet ve ekipman ile hayvan alımı yüzde 50 hibe ile desteklenecek.

Yetiştiricilerce, 9 Ocak 2017 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Hayvancılık Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Karar kapsamında kurulmuş veya yatırımı devam eden işletmelerden 1500 başa kadar koç ve/veya teke alımına yüzde 50 hibe desteği sağlanacak.

Küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla Bakanlıkça belirlenecek iller ve şartlar doğrultusunda damızlık küçükbaş hayvan yatırımları yüzde 85, gerçek ve tüzel kişilerin, 1000 adet kapasiteli damızlık kaz, aynı kapasiteli ticari hindi ve 500 kapasiteli ticari kaz yetiştiriciliği için yapacakları inşaat, makine, alet ve ekipman yatırımları yüzde 75 oranında desteklenecek.

Arı Yetiştiricileri veya Bal Üreticileri birliklerine üye, Arıcılık Kayıt Sistemi'ne kayıtlı, 50 ve üzeri arılı kovan varlığına sahip üreticilerin arı ürünleri üretimi için yapacakları yatırımlarına yüzde 50, ipek böceği yetiştiriciliğinin geliştirilmesi için, gerçek ve tüzel kişilerin bu alanda yapacakları yatırımlara da yüzde 100 hibe olanağı sağlanacak.

Gerçek veya tüzel kişiler, hibe desteğine ilişkin yatırım konularından sadece bir proje için ve bir kez yararlandırılacak. Yatırım tutarının üst sınırı Bakanlıkça belirlenecek.

Hibe desteğinden, projesi onaylanan ve projesinde belirtilen süre içinde yatırımını tamamlayanlar yararlanabilecek.

Ödemeler, Ziraat Bankası aracılığıyla yapılacak ve bankaya kararın uygulanmasıyla ilgili olarak destekleme tutarının yüzde 0,2'si oranında hizmet komisyonu ayrıca ödenecek.

Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık Kampanyası Başlatıldı

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gıda israfının önlenmesine yönelik başlatılan kampanya ile ilgili açıklamalarda bulundu. Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde başlatılan ''Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık'' kampanyasının detaylarıyla ilgili bilgi veren Bakan Pakdemirli, gıda israfının önlenmesi amacıyla kampanyayı başlattıklarını söyledi.

 Bakan Pakdemirli ayrıca israfı önlemek adına kampanyaya herkesin sofranasahipcık.com adresine girerek bilgilendirmeyi okuyup dijital imza ile destek olabileceğini açıkladı. Bakan Pakdemirli, "Bugün 7,8 milyar olan dünya nüfusu, aşağı yukarı 30 yıl içerisinde 10 milyar olacak. Gıda talebine dayalı üretim artışı olarak da en azından yüzde 60 daha fazla gıdaya ihtiyaç olacak. Bu nasıl karşılanacak? Hem üretimi artırarak hem de gıda kayıp ve israflarını azaltarak karşılayabiliriz. Bugün yeni bir rakam vereceğim. BM'nin Temmuz 2020'deki son raporuna göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını 2020 sonu itibarıyla dünyada 130 milyon kişiyi daha kronik açlığa mahkum edebilir. Gıda israfını önlemek büyük önem taşıyor" açıklamalarında bulundu.
 
 

Safran DİTAP Üzerinden Satılabilecek

Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yetiştirilen ve birçok alanda kullanılan safran, Tarım ve Orman Bakanlığının hayata geçirdiği Dijital Tarım Pazarı'nda (DİTAP) satışı yapılacak.

Safranın hasadına başlandığını söyleyen Karabük İl Tarım ve Orman Müdürü Çetin Ayvalık, uzun zamandır safran üzerine yoğun çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Safranbolu'da 7 köyde 20 çiftçi tarafından 40 dekar alanda safran üretimi yapıldığını belirten Ayvalık, "Safranda hasat dönemimiz başladı. Kasım ayının 20'sine kadar hasat devam edecek. Verimli bir yıl olmasını arzuluyoruz. Bir dekardan ortalama 300 ile 600 gram civarında ürün almayı hedeflersek 23-24 kilogram gibi üretim hedefimiz var." diye konuştu.

Safranın iç pazarda rahatlıkla pazarlanabildiğine dikkat çeken Ayvalık, sözlerine şöyle devam etti: "Üreticilerimizin Dijital Tarım Pazarı'na kayıt olmasını sağladık. Bu yolla elde ettikleri ürünleri sistem içerisine girecekler, fiyat skalası yapacaklar. Alıcı ile satıcının buluştuğu bu platformda ürünlerini rahatlıkla satma imkanı bulacaklar. Üreticilerin karşılaştıkları her türlü sorunlarında yanındayız.’’

Kahramankazan’lı Çiftçi ve Üreticileri Sevindirecek Müjde

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, bakanlıklarınca yürütülen çalışmaları denetlemek ve bir dizi temasta bulunmak üzere Kahramankazan Belediye Başkanı Serhat Oğuz’u ziyaret etti. Aksu’ya ziyaret sırasında, Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Korkmaz, DSİ Bölge Müdürü Murat Alp, Orman Bölge Müdürü Veysel Kodalak, Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürü Erdem Karaağaç, Tarımsal ve Kırsal Destekleme Kurumu İl Koordinatörü Emre Yeniay da eşlik etti. Başkan Oğuz Bakan Yardımcısı Aksu’ya ilçede bakanlık tarafından yürütülen proje ve çalışmaları kapsayan bir sunum yaptı.   

Ziyaret sırasında bakanlık tarafından ilçede yürütülen Ova Çayı Islahı Projesi’nin tamamlanması, Durhasan Şah Tabiat Parkı’nın Kahramankazan Belediyesi’ne tahsis edilmesi ile çiftçi ve üreticilere tohum, ilaç ve ve ekipman desteği sağlanması konuları masaya yatırıldı. Bakan Yardımcısı Aksu, hizmetlerin tamamlanması için yoğun şekilde çalışıldığını belirterek, bu projelerin en kısa sürede ilçeye kazandırılacağını kaydetti.

Bakan Yardımcısı Aksu ayrıca, ilçedeki çiftçi ve üreticilerin yüzünü güldürecek bir de müjde verdi. Aksu, ilçedeki çiftçilerin uzun yıllardır beklediği kapalı sulama sisteminin Kahramankazan’da hayata geçirilmesine ilişkin projenin, bakanlığın 2021 yatırım planına dahil edildiğini söyledi. Aksu, bu projenin de en kısa sürede tamamlanacağını ifade etti. Kapalı sulama sistemi projesinin tarım ve hayvancılık alanında yoğun bir potansiyele sahip olan Kahramankazan’da hayata geçirilmesiyle birlikte ilçeye bu alanda önemli bir katkı sunmuş olacak. Böylece, su kaybının önüne geçilerek, daha az suyla daha çok alanın sulanması sağlanarak, sulanamayan alanlar da suyla buluşturulmuş olacak.

Kahramankazan Belediye Başkanı Serhat Oğuz da, sanayinin yanı sıra aynı zamanda önemli bir tarım ve hayvancılık ilçesi olan Kahramanakazan’ın kapalı sulama sistemi ve diğer projelerin tamamlanmasıyla önemli değerlere kavuşacağını söyledi. Oğuz, özellikle çiftçilerin uzun süredir bekledikleri kapalı sulama sisteminin ilçelerine kazandırılması için yaptıkları girişimlerin meyvelerini vermeye başladığını görmenin kendilerini oldukça mutlu ettiğini belirtti. Projelerin ilçedeki çiftçi ve üreticiler başta olmak üzere tüm Kahramankazan’a hayırlı uğurlu olması temennisinde bulunan Oğuz, “Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli başta olmak üzere Sayın Bakan Yardımcımız Mustafa Aksu ve bakanlık bürokratlarımıza ilgi ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Kırsal Kalkınmaya Büyük Destek

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemir’li, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 9. Başvuru Çağrısı 1. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 1.049 projeye 243 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.

IPARD programını uygulayan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK), 16 farklı alt sektörde 42 ilde yapılacak yatırımlara hibe desteği sağlayarak yatırımcıların hayallerini gerçekleştirmeye devam ettiğini vurgulayan Bakan Pakdemir’li şöyle devam etti:
“AB standartlarında üretim ve işleme tesislerinin kurulmasına ve modernizasyonuna %40 ila %50 arasında hibe desteği sağlıyoruz. Bu bağlamda TKDK’nın uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 11 Mayıs 2020 tarihinde yayımlanan 9. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 1. grup sonuçları belli oldu”

Açıklanan 1.049 adet projeye 243 Milyon TL hibe desteği sağlanacağını belirten Bakan Pakdemir’li “1.049 projenin 11’i Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar sektöründen, 1.038’i ise Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme sektöründen oluşuyor. Sağlanan hibe sayesinde 433 Milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesini hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar Tedbirinde Açıklanan Projelerin; 3 adedi süt üreten, 6 adedi kırmızı et üreten, 1 adedi kanatlı eti üreten, 1 adedi yumurta üreten işletme yatırımını kapsıyor.

Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbiri Kapsamında Açıklanan Projelerin ise; 783 adedi bitkisel üretim, işleme ve paketleme, 126 adedi arıcılık ve arı ürünleri üretim, işleme ve paketleme, 47 adedi zanaatkârlık ve katma değerli ürünler, 16 adedi kırsal turizm ve rekreasyon,  6 adedi su ürünleri yetiştiriciliği, 12 adedi makine parkları, 48 adedi de yenilenebilir enerji yatırımından oluşuyor.
Çağrı kapsamında onaylanan projeler, www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklanmıştır.

Bakan Pakdemirli: Gıda Güvenliği Yasa Taslağı TBMM’ye Gönderildi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gıda güvenliğiyle ilgili yasa taslağının TBMM’ye gönderildiğini söyledi.Bakan Pakdemirli, “İnsan hayatını tehlikeye atan gıdalar toplanıp imha edilecek. Sorumlusu masrafları ödeyecek ve hakkında 5 yıla kadar hapis cezası verilecek. Taklit veya tağşiş yapanlara da 500 bin TL ceza kesilecek” dedi.
 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Yeni Asır Ekonomi Yazarı ve İK Yönetim Danışmanı Gonca Elibol'a önemli açıkmalarda bulundu. Türkiye'nin her sektörde dünyanın gelişmiş ülkeleriyle rekabete girebilecek kapasiteye ve güce sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, hileli ürünler konusunda hazırlanan yasa taslağının detaylarını Yeni Asır'a anlattı. Hileli ürünlere yönelenlere ağır cezalar geleceğini ve gıda güvenliğiyle ilgili yasa taslağının TBMM'ye gönderildiğini belirten Pakdemirli, "Kişilerin hayatını tehlikeye atan gıdaları üreten firmaların ürünleri toplatılacak ve imha edilecek. Masraflarını sorumlusu ödeyecek. 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin tekrarlanması durumunda ayrıca, ilgili isimler 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men edilecek. Taklit veya tağşiş yapan firmalara ise ürettikleri, ithal ettikleri ve piyasaya sürdükleri ürünler için 50 bin TL'den 500 bin TL'ye kadar para cezası kesilecek" dedi. Pakdemirli ayrıca, gıda güvenliği, Dijital Tarım Pazarı (DİTAP), İHA'lar gibi pek çok konuda açıklamalarda bulundu.

BAKANLIKÇA FIRSAT VERMEDİK
Türkiye'nin gıda arzı, talebi karşılıyor mu? Covid-19'un gıda üzerindeki etkilerini nasıl değerlendirir siniz?

Korona virüs salgını, gıda ve tarımın ülkeler için ne denli önemli ve stratejik olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Covid-19'un ülkemizde etkileri görülmeye başladığında aldığımız tedbirleri hayata geçirmiştik. Bu önlemlerle tarımsal üretim ve gıda tedarik zincirinde hiçbir sıkıntı yaşanmadı. Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde üreticilerimizin bahçesine, tarlasına, gitmesini sağladık. Pandemi sürecinde vatandaşlarımızın tüm gıda ihtiyaçlarını eksiksiz sağlamak amacıyla Bakanlık olarak gerek ürün tedariğini, gerek ürünlerin pazara intikalini gerekse ürünlerin denetimlerini sağlayarak hiçbir olumsuzluğa fırsat vermedik.
TASLAK TBMM'YE GÖNDERİLDİ
Hileli ürün satan işletmelerle ilgili yeni dönemde alınacak tedbirler ve yaptırımlar nelerdir?

Caydırıcı nitelik kazanması amacıyla 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun taklit ve tağşişle ilgili ceza maddelerinde değişiklik yapacağız. Bu kapsamda; kişilerin hayatını tehlikeye atan gıdaları üreten firmaların ürünleri toplatılacak ve imha edilecek. Masraflarını sorumlusu ödeyecek. 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin üç yıl içinde tekrarlanması durumunda ayrıca, 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men edilecekler. Taklit veya tağşiş yapan firmalara ise ürettikleri, ithal ettikleri ve piyasaya sürdükleri ürünler için 50 bin TL'den 500 bin TL'ye kadar ceza uygulanacak. Fiilin iki yıl içinde tekrarlanması durumunda 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve bin günden 3 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Gıda işletmecisi, 5 yıldan 10 yıla kadar sektörden men edilebilecek. Konuyla ilgili kanun taslağı görüşülmek üzere TBMM'ye gönderildi.

Bakanlık olarak gıda güvenilirliğini sağlamak amacıyla tarladan veya çiftlikten sofraya kadar tüm süreci takip ediyoruz. Bu çerçevede işletmelerin onay/kayıtları ile şüphe, şikayet, izleme, izlenebilirlik, gözetim ve denetim gibi farklı hizmet ve tekniklerin tümü kontrol ediliyor. Tüketiciler alış veriş yaptıkları gıda işletmelerinde Bakanlığımız tarafından verilmiş "İşletme Kayıt Belgesi"nin olup olmadığına dikkat etmeli. Ayrıca gıdanın adı, üretici işletme adı, üretici işletme kayıt/onay numarası, son tüketim tarihi veya tavsiye edilen tüketim tarihi, parti numarası gibi bilgilerin tam olarak yer aldığı ambalajlanmış gıdaları almayı tercih etmeliler. Temel bilgilerinin de satış noktası tarafından tüketicilerin görebileceği şekilde sunulması gerekiyor.

Süt Krizi Büyüyor

Kırklareli (DSYB) Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dermenci haziran ayında verilmeyen süt zammı kriz doğurdu dedi.

Başkan Dermenci çiğ süt fiyatlarını değerlendirerek şunu söyledi. “pandemi süreci ve akabinde yükselen döviz fiyatları ile birlikte başta yem fiyatları olmak üzere üreticilerimizin birçok girdi maliyetleri %30-%50 arasında artmaya başladı. Bunun üzerine 17 Haziran 2020 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptığım ziyarette bizzat bakanlık bürokratlarına; maliyetlerin arttığını, yem süt paritesinin düştüğünü, 2 Ekim de söyledikleri Ulusal Süt Konseyi (USK) nin toplanıp, süt fiyatının revize edilmesini akabinde de Aralık ayında belirlenecek yeni süt fiyatıyla birlikte yetiştiricilerimizin sürdürülebilir bir fiyatla üretime devam etmelerinin sağlanabileceğini belirttim. Fakat gelinen bu noktada bizlerin öngörüleri dikkate alınmayarak bugün yaşadığımız süt krizine zemin hazırlamış oldu.”dedi.


Başkan Dermenci şunları kaydetti
 
"En son 2 Ekim 2019 yılında yapılan Ulusal Süt Konseyi (USK) Toplantısında 15 Kasım 2019 dan geçerli olmak üzere süt fiyatı 2.30 kuruş olarak belirlenmişti. Ayrıca bu fiyatın bir yıl geçerli olacağı ifade edilmiştir.

Toplantıda bulunan diğer birlik başkanları ve bizzat ben de bu fiyatın bir yıl gibi uzun bir süreyle uygulanamayacağını, bunun belirli bir yem-süt paritesine bağlanması gerektiğini yada altı ayda bir belirlenmesi gerektiğini talep ettik.

O gün düzenlenen toplantıda bakanlık yetkilileri alınan kararın aynı kalacağını fakat; yem-süt paritesi düşünce de bir yılı beklemeden tekrar Ulusal Süt Konseyinin toplanabileceğini ifade ettiler.

Hepimizin malumu üzerine pandemi süreci ve akabinde yükselen döviz fiyatları ile birlikte başta yem fiyatları olmak üzere üreticilerimizin birçok girdi maliyetleri %30-%50 arasında artmaya başladı. Bunun üzerine 17 Haziran 2020 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptığım ziyarette bizzat bakanlık bürokratlarına; maliyetlerin arttığını, yem süt paritesinin düştüğünü, 2 Ekim de söyledikleri Ulusal Süt Konseyi (USK) nin toplanıp, süt fiyatının revize edilmesini akabinde de Aralık ayında belirlenecek yeni süt fiyatıyla birlikte yetiştiricilerimizin sürdürülebilir bir fiyatla üretime devam etmelerinin sağlanabileceğini belirttim.
Fakat gelinen bu noktada bizlerin öngörüleri dikkate alınmayarak bugün yaşadığımız süt krizine zemin hazırlamış oldu.
Bugüne bakıldığında üreticilerimiz bırakın para kazanmayı her gün zarar eder bir duruma düşmüştür. Öte yandan sanayici ihtiyacı olan sütü bulamamaya başlamış, sonuçta üretici de sanayici de bu uygulanan fiyat politikasından mağdur olmuştur.

Sonuç olarak Bakanlığımızın yapmış olduğu yılda bir fiyat politikasından vaz geçerek, yem-süt paritesini ve Dünya süt fiyatını baz alacak şekilde 3 er aylık yada 6 şar aylık periyotlar şeklinde süt fiyatını belirlemelidir. Yada Ulusal Süt Konseyinin (USK)  yeniden yapısının değiştirilerek, Gıda Komitesinden bağımsız bir kurul haline getirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin Üretene gücüne Yazık Olacaktır”

Aksi halde önceki yıllarda olduğu gibi bölgesel fiyat belirlenmesinin önü açılmış olacaktır. Biran önce bu önlemler alınmadığı taktirde Türkiye’nin üreten gücüne yazık olacaktır."dedi.
 

USK Çiğ SÜT Fiyatı İçin Acil Toplanıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Zoom üzerinden çiğ süt ile ilgili yapılan toplantıya market zincirlerinin yöneticileri çağrılmasının ve katılmasının ardından (USK) Ulusal Süt Konseyi üretici temsilcilerinin de içinde olduğu tarafları acil toplantıya çağırdı.

USK’nın sitesinde yayınlanan toplantı kararı 10 Ekim 2020 saat 11:30 da toplanma kararı aldı.

 Edinilen bilgiye göre 1 litre soğutulmuş çiğ süt fiyatının belirlenmesine yönelik karar alınması beklenirken; çiğ süt üreticisi ise soğutulmuş çiğ süt referans fiyatının resmi makamlarca açıklanmasını merakla bekliyor.

Öte yandan sanayici ve marketçiler tarafından bazı basın yayın organlarına sızdırılan 2,70 çiğ süt fiyatı resmi rakam olarak görülmezken;  süt üreticisi,  1 litre çiğ sütün referans fiyatının yeme gelen son zamlarla beraber 3TL olmasını bekliyor.
 

Keskin : Karara Biz İmza Vermeyiz Kim İmzalarsa İmzalasın


Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından organize edilen çiğ süt fiyatının belirlenmesine ilişkin toplantıya market zincirlerinin yöneticileri çağrıldı,  çiğ süt üreticileri çağrılmadı.

Çiğ sütle ilgili zoom üzerinden yapılan toplantıya Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş, Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (SETBİR) Başkanı Tarık Tezel, Ambalajlı Süt Üreticileri Derneği(ASÜD) Başkanı Harun Çallı, BİM marketler zincirini temsilen Galip Aykaç, A101 adına Erhan Bostan, CarrefourSA adına Ali Nadir Akan, ŞOK mağazalarını temsilen Ziya Kayacan ve Migros adına Özgür Tort katıldı.

Konu ile ilgili bir açıklama yapan Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin Ulusal Süt Konseyi üyesi olarak “Bizim olmadığımız toplantıda bir karar alınmasına biz imza vermeyiz”. Dedi.

Üreticinin temsilcisi ve üreticiler olarak hep iyi yönden bakmaya gayret gösterdik. Bugüne kadar üretim durmasın üretimden çekilmeyelim diye zararına üretim yaptık. Toplantıya bizim davet edilmeyip üreticinin olmadığı bir yerde kimse karar alamaz. Tek taraflı alınan kararada biz imza vermeyiz. Kim imzalayacaksa imzalasın dedi.
 
 

Süleyman Bülbül ve Mahmut Nedim Barış’a Yanıt

Bazı basın yayın organlarında CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ve Ziraat Mühendisleri Odası Aydın Şube Başkanı Mahmut Nedim Barış’ın ifadeleri dayanak gösterilerek, açıklanan zeytin desteğinin çiftçilere ödenmediği yönünde mesnetsiz açıklamalara yer verilmiş ve bunun üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.
Zeytin ağacından hasat edilen ve hiçbir işleme tabi tutulmamış zeytin meyvesine (dane zeytin) fark ödemesi destek uygulamasına Bakanlığımız tarafından ilk defa 2019 yılında başlanılmıştır.
Dane zeytin fark ödemesi desteğine başvuru tarihi, tebliğin yayımlanma tarihi olan 9 Kasım 2019 tarihinde başlayıp 1 Nisan 2020 tarihinde sona ermiştir.
Ancak, pandemi nedeniyle destek başvurusunu yapamayacak olan üreticilerimizin mağdur olmamaları için destek başvurusu son tarihi 30 Nisan 2020’ye kadar uzatılmıştır.
Kilogram başına 15 kuruşluk dane zeytin fark ödemesi desteğine 20 ilimizden başvuru yapan 8 bin 95 üreticimize toplam 11.326.763 TL’lik ödeme 3 Temmuz 2020 tarihinde yapılarak, tamamlanmıştır.
Netice olarak, söz konusu haberlerde kullanılan ifadeler gerçeği yansıtmamakla beraber, maksatlı bir algı yaratarak halkı yanlış bilgilendirme amacı taşımaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur

Erzurumlu Kadın Çiftçilere Destek

Erzurum'da kadın çiftçilere, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca hibe edilen süt sağım makineleri dağıtıldı.

Erzurum'un Olur ilçesinde 10 kadın üreticiye, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü önünde düzenlenen törenle, hibe edilen süt sağım makineleri verildi.

İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar, yeni tip koronavirüs süreciyle tarım sektörünün öneminin bir kez daha ön plana çıktığını söyledi.

Tarımın dünyada stratejik sektör olduğunun bir kez daha kanıtlandığını ifade eden Akar, bu sektörü omuzlayan ve emek verenlerin de kadın çiftçiler olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Kırsalda yaşayan çiftçilerimizin hem sosyal ve ekonomik hayatta söz sahibi olabilmeleri hem de üzerlerindeki iş yükünü azaltmak adına mekanizasyon desteği sağlamaya çalışıyoruz. Erzurum'da şimdiye kadar 300 milyona yakın tarımsal destek verdik. Olur ilçemize de 4,5 milyon lira civarında şimdiye kadar tarımsal destek verdik. Olur'da 100 civarında sağım makinesi dağıttık. Bugün de 10 kadın çiftçimize tekrar dağıtıyoruz. İmkanlarımız oldukça desteklerimiz devam edecek. Özellikle son iki yılda yaklaşık 20 ton civarında yem bitkisi desteğinde bulunduk."

Reyhanlı Barajı Sayın Cumhurbaşkanımızın Katılımıyla Hizmete Alınıyor

Amik Ovası’nda 585 bin dekar arazinin sulanmasına hizmet edecek olan Reyhanlı Barajı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın canlı bağlantı yapacağı, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin ise baraj sahasından katılacağı törenle hizmete alınacak.
480 milyon m³ su biriktirme hacmine sahip Reyhanlı Barajı’nın Amik Ovası’nda 585 bin 160 dekar arazinin sulanmasına hizmet edeceğini belirten Bakan Pakdemirli “Bölgede yapılacak sulu tarım sayesinde hem tarlalardaki verim artacak hem de yörede ürün çeşitliliği sağlanacak. Projenin tüm üniteleri ile tamamlanmasıyla 2020 yılı birim fiyatları ile ülke ekonomisine yıllık 450 Milyon TL katkı sağlanacak” diye konuştu.
 
200 Bin Dekar Arazi Taşkından Korunacak
 
Reyhanlı Barajı'nın ana su kaynakları arasında yer alan Afrin Çayı’ndan yıllık 21 milyon metreküp suyun baraja aktarılacağını da söyleyen Pakdemirli “Tamamlanan iletim kanalı sayesinde saniyede 1.534 ton su Afrin Çayı'ndan alınarak baraj sahasına aktarılacak. Bu sayede yaz mevsiminde Amik Ovası’nda yaşanabilecek susuzluğun önüne geçilecek, kışın ise Amik Ovası’nda meydana gelmesi muhtemel taşkınlar engellenerek yaklaşık 200 bin dekar arazi taşkından korunacak” değerlendirmesinde bulundu.
Amik Gölü'nün Boyutlarına Yakın Büyüklükte Bir Sulak Alan Oluşacak
Reyhanlı Barajı ile Amik Gölü'nün boyutlarına yakın büyüklükte bir sulak alanın da oluşacağına vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Bunun sonucunda göçmen kuşlar için ideal bir dinlenme, beslenme ve üreme alanı oluşmaya başlayacak. Böylece Reyhanlı Barajı Hatay'ın “yeni kuş cenneti adayı” olacak” açıklamasını yaptı.
3 Ekim 2020 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın telekonferans ile açılışını yapacağı Reyhanlı Barajı’nın yanında ayrıca Hatay’da tamamlanan Türkiye'nin en büyük iletim kanalı olan “Afrin Çayı Davutlar Regülatörü ve Derivasyon Kanalı”, “Tahtaköprü Barajı Yükseltilmesi” ve “Hatay-İçmesuyu Arıtma Tesisi” projelerinin de açılışları yapılacak.

5 Yılda 750 Bin Koyun Projesi Protokol İmza Töreni Düzenlendi

Ağrı Valiliğinin öncülüğünde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ağrı Belediyesi ve Ziraat Bankasının ortak çalışmalarıyla ''5 YILDA 750 BİN KOYUN'' projesinin protokol imza töreni gerçekleştirildi.

Ağrı İbrahim ÇEÇEN Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilen imza törenine Ağrı Valisi Dr. Osman VAROL, Ak Parti Ağrı Milletvekili Ekrem ÇELEBİ, Ağrı Belediye Başkanı Savcı SAYAN, AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. Abdulhalik KARABULUT, Ziraat Bankası Van Bölge Müdürü Turgut ARVAZ, İl Tarım ve Orman Müdürü Kenan ENGİN, Ziraat Bankası Ağrı Şube Müdürü Faruk AKYEL, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, köy muhtarları, küçükbaş hayvan yetiştiricileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan törende konuşan Ağrı Valisi Dr. Osman VAROL '' İlimizin iklim şartları ve coğrafi yapısına adaptasyonu yüksek, hastalıklara dayanıklı yerel koyun ırklarımızla bölgesel kalkınmanın sağlanması ve kırmızı et açığının kapatılması hedeflenmektedir''  dedi.

Ağrı Milletvekili Ekrem ÇELEBİ, konuyla ilgili yaptığı konuşmasında; ''5 YILDA 750 BİN KOYUN Projesi hayvancılığımızın geleceği, küçükbaş hayvancılığının yarınları için; küçükbaş hayvancılığımızı geliştirme hedefiyle bu projenin hayırlara vesile olmasını diliyorum.'' dedi.

Konuyla ilgili konuşma yapan Ağrı Belediye Başkanı Savcı SAYAN; ''İnşallah bundan sonra hepberaber, el ele vererek Ağrı'yı hak ettiği noktaya getirmek için elimizden gelen bütün çabayı sarfedeceğiz. Ağrı'yı kalkındırmak, Doğuyu Türkiye'nin yıldızı yapmak boynumuzun borcu olsun.'' dedi.

İmza Töreninin açılış konuşmasını ve proje sunumunu yapan İl Müdürümüz Kenan ENGİN '' İlimiz sahip olduğu 3,5 milyon dekar tarım arazisi ile bitkisel üretimde, 400 bin büyükbaş, 1,5 milyon küçükbaş hayvan varlığı ve 24 bin arılı kovan varlığı ile de hayvancılık alanında bölgesinde ve ülke genelinde söz sahibi iller arasında yer almaktadır.

İlimizde tarım ve hayvancılık alanında yapılan bütün çalışmalar birim alandan alınacak verimin arttırılması, hayvan popülasyonundan elde edilecek verimin ve genetik kapasitenin en üst sınırına çıkarılması yönündedir. Bu amaçla her geçen gün yeni araştırmalar yapılmakta, yeni projeler hazırlanmakta ve yeni tarım politikaları geliştirilmektedir.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü olarak, tarıma yönelik altyapı projelerinin yanı sıra, bakanlık kaynakları ve yerel kaynakların etkin kullanımı ile çiftçilerimize yönelik birçok proje ve destekleme çalışmasını birlikte sürdürmekteyiz. '' diyerek sözlerine şöyle devam etti. 'Bugün, Sayın Valimizin destekleri ve öncülüğünde sürdürmüş olduğumuz tarıma yönelik yatırımlar kapsamında ''750 Bin Yeni Koyun Projesinin'' 1.etabı olan 150 bin baş koyun dağıtımı protokol imza töreni için toplanmış bulunmaktayız. Proje ile ilimizdeki küçükbaş hayvan işletmelerinin ölçekleri büyütülerek, 5 yıllık süre zarfında 1,5 milyon olan küçükbaş hayvan sayımızı kademeli olarak 2,5 milyona çıkarmayı hedeflemekteyiz. '' dedi.

Düzenlenen imza töreni tarafların protokole imzalarını atması ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.

ÇİĞ SÜT FİYATLARINA ACİLEN KARAR VERİLMELİ

Türkiye süt üretiminde önemli bir konumda. Korona virüsün ülkemizde kol gezdiği şu dönemde süt ve  süt ürünleri  çok tüketildi. Tüketilmeye de devam ediyor. Tüketici salgın döneminden dolayı süt ürünlerini evlerde kendileri yaptı. Çünkü süt ve süt ürünleri bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ülkemizde şu anda süt üretimi ve tüketimiyle ilgili bir sorun yaşanmıyor. Türkiye’de süt üretimi ve tüketimi her geçen yıl artıyor. Salgına rağmen yılın ilk 6 ayında Türkiye’de 5 milyon 110 bin ton süt üretildi. Üreticinin gözü kulağı süt fiyatlarında Üreticinin gözü kulağı ise artmasını beklediği süt fiyatlarında. Ardı ardına yeme gelen zamlar üreticilerin üretim yapmasını zorlaştırıyor. Bu konuda çıkış bulamayan eli nasırlı üretici hayvanlarını kesime gönderiyor. Gözler Ulusal Süt Konseyinin toplanarak bir karar vermesi ancak USK dan da henüz ses seda yok. Süt ve yem paritesi arasında mesafeler gittikçe artmış durumda. Bu durumun eski seviyelere gelebilmesi için Gıda Komitesi biran önce düğmeye basmalı. Acilen karar almalıdır. Damızlık süt hayvanları bir bir kesime gidiyor. Üretici ise Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den soğutulmuş çiğ süt fiyatlarının biran önce iyileştirilmesini bekliyor. Damızlık analar daha fazla kesime gitmeden süt üretiminin ve üreticinin üretimi durdurmaması için soğutulmuş çiğ sütün referans fiyatlarına acil karar verilmelidir. Kalın sağlıcakla.

Bakan Pakdemirli: 115 Bin Tohum Koruma Altında

Tarım ve Orman Bakanlığı gen kaynaklarımızı koruyarak gelecek nesillere aktarılmasını sağlayacak yerel bitkilere ait yaklaşık 115 bin tohumu gen bankalarında muhafaza ediyor. Gen bankalarında korunmak maksadıyla çiftçilerimiz ve vatandaşlarımız tarafından ise 1.000’i aşkın bitki tohumu bağışlandı.
Tohum Gen Bankalarını yerel gen kaynaklarını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurduklarının altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “İzmir’de bulunan Ulusal Gen Bankası ile Ankara’da bulunan Türkiye Tohum Gen Bankası’nda uluslararası gen bankası standartları doğrultusunda çalışmalar yapıyoruz. Yerel çeşitlerin, kültür bitkilerinin, bunların yabani akrabalarının ve endemik bitkilerin dokümantasyonu, muhafazası, üretim yenilemesi ve karekterizasyonu konularında faaliyetler yürütüyoruz” diye konuştu.
Gen bankalarında yaklaşık 115 bin tohumun korunduğunu belirten Bakan Pakdemirli “İzmir’de bulunan Ulusal Gen Bankasında 3.339 türe ait yaklaşık 55.429 tohum örneğini koruma altında tutuyoruz. Ankara’da bulunan Türkiye Tohum Gen Bankasında ise 1.127 türe ait yaklaşık 59.919 tohum örneği
 ​
bulunuyor. Ayrıca 18 Arazi Gen Bankası’nda 107 türe ait yaklaşık 9.500 canlı örnek muhafaza ediyoruz. 6 Araştırma Enstitümüzde de yaklaşık 1000 türde 100.000 soğanlı ve yumrulu doğal süs bitkisinin (geofit) muhafazası yapılıyor” açıklamasını yaptı.
  
Çiftçilerimiz ve halk tarafından Bakanlığımıza, yerel bitki çeşitlerine ait 1.000’i aşan tohum bağışlandığını da ifade eden Bakan Pakdemirli “Gen bankalarımızda muhafaza edilen tohumlar toplandığı/elde edildiği andaki genetik yapısını koruyarak uzun yıllar saklanabiliyor. Gen bankalarıyla bugün ya da gelecekteki ihtiyaç duyulan genlerin, doğal ya da yapay etkenlerle erozyona uğramadan korunmasını hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Gen bankasında saklanan tohumların ileri biyoteknolojik yöntemlerle ıslah çalışmalarında etkin olarak kullanılması için araştırma projelerine destek verdiklerini de söyleyen Bakan Pakdemirli, yapılan ıslah çalışmaları ile küresel iklim değişikliğinden etkilenmemek için biyotik ve abiyotik stres koşullarına dayanıklı çeşitler geliştirdiklerini de sözlerine ekledi.

Pakdemirli: Tarımla İlgili Rakamlar Doğru Patikada Olduğumuzu Gösteriyor

Bloomberg HT tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Tarım ve Gıda Zirvesi'nin açılışını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli gerçekleştirdi. Bakan Pakdemirli önemli açıklamalarda bulundu

Bloomberg HT Tarım ve Gıda Zirvesi’nin konuğu Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli oldu.

İrfan Donat’ın soruları cevaplayan Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin açıklamaları şöyle;

Ekonominin olduğu yerde tüketim fiyatları hangi ekonomi olursa olsun bir artış içinde olacak. İster Batılı ister Doğulu ekonomi olsun ister istemez artacak. Burada ana eksenin şu olması lazım. Fiyatların artması kaçınılmaz olabilir ama ürün fiyatlarıyla da bunları desteklemek lazım. 2020 Temmuz itibari ile tarımsal girdi fiyat endeksinin yıllık 6,74 arttığını görüyorum. Ancak tarım ÜFE’ye baktığımız zaman Ağustos ayı itibari ile yüzde 17,36 artış var. Yani bunun anlamı biz maliyetlerin artışının üzerinde çiftçimizi, üreticimizi desteklemişiz. Rakamlar yalan söylemez, bunu her rakam destekliyor. Yani 216 milyar lira olan tarımsal gayrisafi milli hasılamız 275 milyar lira olmuş. Bugün üreticimize sorsak üreticimiz şunu söyleyecektir; evet mazot, tohum, gübre, fidan ve yem bunlar benim ana girdilerim ve benim maliyetlerim artıyor. Bu maliyetlerdeki artışı bir nebze desteklemek için sayacağım 4 destek tüm desteklerim yaklaşık yüzde 18 ile 20’sidir; Mazot ve gübre desteği, sertifikalı tohum desteği, fidan ve yem desteği. Bunların hepsi aşağı yukarı vermiş olduğumuz desteklerin kabaca yüzde 20’sidir.

Arkadaşlarımız bu konu hakkında gereken çalışmaları yapıyorlar. Geçen yıl ekim itibari ile biz çiğ sütte fiyatı 2.30’lara getirdiğimiz zaman bildiğiniz gibi süt-yem paritesi vardır. Bu süt yem paritesi normalde 1.30 tüm paydaşlar tarafından kabul edilen bir paritedir. Biz bunu belki de çok uzun zamandan beri ilk defa 1,50’ye çıkardık. Maliyetlerin arttığı bir ortamda bir marji olmalı ki 1,30’un altına düştüğü zamanlarda da üreticimizi kurtarsın. Arkadaşlar bu konu hakkında çalışıyor. yakın bir zamanda bu konu aydınlığa kavuşur.

Pancarda biliyorsunuz ki ağırlıklı olarak özel sektör var. Aşağı yukarı yüzde 20-25 Türk Şeker’in etkinliği var. Halihazırda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yönetiliyor. 2 kurum bunun için çalışıyor. Pamuk tarafında da destekler bir miktar artırılmalı ve yeni destek paketinde bunun bir çalışması var. Pamuğu biraz daha desteklememiz konusunda hemfikiriz.

Desteklemelerin açıklanması biraz gecikti bunun farkındayız ama unutmayalım ki hala bir pandemi dönemi yaşıyoruz ve hala bir belirsizlik yönetiliyor. Bu belirsizlik yönetilirken de üretici ve çiftçi lehine tek bir kazanım olacağına, bir miktar daha gecikebiliyoruz. Maalesef geçen sene de geciktik. Gecikmeye karşılık çok ciddi bir tarımsal destek bütçesinde de bir artış yakaladık. Tarımsal desteklerle ilgili çalışma henüz tamamlanmadı ama yakında gelecek. Desteklerde aile işletmeleri yönünde birkaç iyileştirme planlıyoruz. Üretici ve küçük üretici tarafından baktığınız zaman iş pazara ulaşımdan geçiyor. Bu kısmı halledersiniz geriye çok büyük bir problem kalmıyor. Pandemi dönemi için rakamlara bakmak lazım. İkinci çeyrekte Türkiye’nin büyümesi veya diğer sektörler büyümesine baktığınız zaman çoğunda negatif bir büyüme olduğunu göreceksiniz ama yüzde 4 tarım sektöründe ciddi bir büyüme var. Buğday, arpa, meyve, sebze, et, süt ve diğer konularda aslında 2019’da yakalamış olduğumuz performansı aynen devam ettiriyoruz. Her konuda aktif takip yapıyoruz. Son iki yılda üreticinin teri soğumadan kâra dönmesini ana amacımız haline getirdik. 2 yıldır aktif olarak ürün takibi yaptık. Serbest piyasaya inanırım ama tarım piyasalarının da regüle edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü üretim ve tüketim arasında geçen zamanda sizin mutlaka bu regülasyonu bir şekilde yapmanız gerektiğini düşünüyorum.
 

TMO Kuru Kayısı Fiyatlarını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Malatya’da bu yıl kuru kayısı alımına karar veren Toprak Mahsülleri Ofisi’nin (TMO) alım fiyatlarını, video konferansla katıldığı törende açıkladı. Bakan, 4 numara kükürtlü kuru kayısının kilosunu 21 TL’den, günkurusunun kilosunu ise 23 TL’den alacaklarını bildirdi.

Bakan, fiyatları şöyle açıkladı:

“Herkes hazırsa alım fiyatını açıklıyorum. 2020 numara 4 numara kuru kayısıyı kg başına kükürtlenmiş için 21 TL’den, -görüyorum ki yani sevinçle karşılandı bu fiyat, iyi biz de memnun olduk buna. İşin açıkçası tabi önümüzdeki yılları da düşünerek fiyatları yapmamız gerektiğinden dolayı, 20 TL gibi TMO aslında fiyat düşünmüştü. Ben acaba 20,5 TL olur mi diye arkadaşlarımla konuştum. Sayın Cumhurbaşkanımızla da konuştuğumuzda en az 21 TL olsun diye bize talimat verdi. Ve 21 TL’den açıkladık.- Şimdi günkurusuna da 2 TL fark veriyoruz. Günkurusu için ise 23 TL’den alıyoruz. Yani 21 TL’den 4 numara kayısıyı alıyoruz, günkurusunu da 23 TL’den alıyoruz. Hayırlı uğurlu ve bereketli olsun.”

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in acı günü

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in dün vefat eden babası İsmail Metin'in cenazesi memleketi Bolu'da toprağa verildi.
Bir süredir Ankara'da hastanede tedavi gören İsmail Metin (71) dün hayatını kaybetti. 
Cenaze aracı ile Bolu'daki evine getirilen Metin için Sağlık Mahallesi Saygılı Camisi'nde düzenlenen törende, oğlu Fatih Metin taziyeleri kabul etti. 
Törene, Metin ailesinin akraba ve yakınlarıyla AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, AK Parti Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü, bazı AK Parti milletvekilleri, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay, Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratları katıldı. 
İsmail Metin'in cenazesi, kılınan namazın ardından Sağlık Mahallesi'nde bulunan Şehitler Mezarlığı'na defnedildi

Bakan Pakdemirli: Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Deneyimimizi Dünyaya Aktarıyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye’nin çölleşme ve erozyonla mücadele deneyimini dünyaya aktardığını vurgulayarak bu kapsamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim verildiğini söyledi.
Çölleşme ile mücadele ve erozyon kontrolü ile ilgili sahip olduğumuz deneyimlerin her yıl "Uluslararası Çölleşmeyle Mücadele Eğitimleri" ile Afrika, Orta Asya, Kafkas, Orta Doğu ve Balkan ülkeleri ile paylaşıldığının altını çizen Bakan Pakdemirli “Geçen yıla kadar toplamda 89 ülkeden 839 uzmana eğitim verdik” diye konuştu.
108 ÜLKEDEN 953 UZMANA EĞİTİM VERİLDİ
Bu eğitimleri kendilerine görev edindiklerini belirten Bakan Pakdemirli “Tüm dünyayı etkileyen COVID-19 salgını da, bu eğitimleri gerçekleştirmemize engel teşkil etmedi. 17 Haziran 2020 Dünya Çölleşme ve Kuraklık Günü kapsamında gerçekleştirdiğimiz online eğitim ile birlikte toplamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim vermiş olduk” değerlendirmesinde bulundu.
EROZYONLA KAYBOLAN TOPRAK MİKTARINI 154 MİLYON TONA DÜŞÜRDÜK
Ülkemizin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Son 18 yılda 5,4 milyon hektar alanda 4 milyar 633 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Yaptığımız erozyonla mücadele çalışmaları kapsamında 1970’lerde 500 milyon tonluk erozyonla kaybolan toprak miktarını günümüzde 140 milyon tona düşürdük. Hedefimiz, 2023’te bu rakamı 130 milyon tona indirmek” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, ülkemizin ağaçlandırma ve erozyonla mücadele kapsamındaki edinmiş olduğu tecrübeyi, önümüzdeki yıllarda da söz konusu eğitimlerle dünyadaki başka ülkelerin uzmanlarına aktarmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.​
 

Bakan Bekir Pakdemirli: Diyarbakır’ın Çılgın Projesinde Önemli Bir Eşik Aşıldı

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün inşasını sürdürdüğü ve Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak bilinen Silvan Barajı’nda önemli bir eşiğin aşıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin ikinci büyük sulama barajının gövde dolgusunun tamamlandığını söyledi.
Silvan Barajı'nın hizmete alınmasıyla Güneydoğu Anadolu Projesinin (GAP) bölge genelindeki sulama hedeflerine ulaşılması adına önemli bir adım atılacağını ifade eden Bakan Pakdemirli “175,5 metre yüksekliği, 8,7 milyon m³ hacimli gövdesi ile Silvan Barajı ülkemizin ve Avrupa’nın ön yüzü beton kaplı baraj tipinde en yüksek barajı olacak” diye konuştu.
Önemli Eşik Aşıldı
Barajda önemli bir eşiğin geride bırakıldığını ve gövde dolgusunun tamamlandığını vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Silvan Barajı, GAP’ın en önemli projelerinden olan Silvan Projesi’nin en büyük ve en önemli bileşenidir Baraj oluşturacağı 7,3 milyar m³ rezervuar hacmi ile GAP’ın Atatürk Barajı’ndan sonra ikinci büyük barajı olacak. 4 aşamalı olan Silvan Projesi kapsamında her aşamada Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artarken, Silvan Hidroelektrik Santralinde üretilen elektrik enerjisi azalacak. Böylece zaman içerisinde enerji üretimi 681 milyon kilovatsaatten 88,41 milyon kilovatsaate inerken sulamaya verilen su 1,791 milyon m³’e çıkacak”
Ekonomiye Yılda 1,91 Milyar TL Katkı Sağlayacak
Projenin tamamen hizmete alınması ile 1.689.920 dekarı cazibeli, 661.310 dekarı pompaj olmak üzere toplamda 2.350.580 dekar alanın suyla buluşacağını söyleyen Bakan Pakdemirli “Böylece yaklaşık 305 bin kişiye iş imkânı, yılda 1,91 Milyar TL ekonomiye katkı sağlanacak” ifadelerini kullandı.
Hedef Barajı 2021 Başlarında Su Tutmaya Hazır Hale Getirmek
Silvan Projesinin toplam maliyeti 2020 yılı fiyatları ile 13,25 milyar lira olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Önemli bir eşiği aşarak gövde dolgusunu tamamladığımız bu devasa barajın 2020 yılı sonu itibarıyla ön yüz beton imalatlarını bitirmeyi, 2021 başlarında ise barajı su tutmaya hazır hale getirmeyi hedefliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Tarım Özelliğini Kaybetmiş Alanların Kazanılması Projesi Meyvelerini Veriyor

Tarım vasfını kaybetmeye yüz tutmuş alanların tekrar tarıma kazandırılması amacıyla uygulamaya konulan Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım Projesinin (SAY) meyvelerini vermeye başladığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Belirlenen pilot alanlarda uyguladığımız proje sayesinde alandan alınan verim yaklaşık yüzde 26 arttı” diye konuştu.
Çiftçilere Etkin Sulama Sistemi Uygulaması Gösteriliyor
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen projenin amacının arazi bozulumu, iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin korunması, tarım ve orman alanlarının verimli kullanımı ve dolayısıyla yönetiminin sürdürülebilirliği olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“2018 yılında başlattığımız ve pilot çalışma sahası olarak Konya Kapalı Havzasını seçtiğimiz proje kapsamında 11 adet elma bahçesi ile 15 adet şeker pancarı ve 13 adet mısır tarlası kuruldu. Kurulan bu araziler aracılığı ile çiftçilerimize etkin sulama sistemi uygulaması gösterildi. Bu kapsamda elma bahçelerine toprak altı sulama, mısır ve şeker pancarı tarlalarında damla sulama sistemleri kuruldu. FAO destekli projede kurulan sistemlerin toplam maliyeti 400 bin doları buldu”
Verim Yüzde 26 Arttı
Proje kapsamında bölge çiftçilerine programlı sulama konusunda eğitimler verildiğini de ifade eden Bakan Pakdemirli “Pilot uygulama alanlarında programlı sulamaya dair ilk sonuçları ise almaya başladık. Yapılan çalışmalar sonucunda örnek arazilerde programlı sulama ile yüzde 25.8 su, yüzde 26.6 enerji tasarrufu edilirken, verim  yaklaşık yüzde 26 arttı” değerlendirmesinde bulundu.
Projenin hedefinin bozulmuş arazilerinin rehabilitasyonu,  iklim dostu tarım uygulamaları ve sürdürülebilir arazi yönetimi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli “Pilot alanlardan aldığımız bu olumlu sonuçlar bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için büyük umut vadediyor. Bu bağlamda uygulamanın ülke çapında yaygınlaştırılması maksadıyla çalışmalarımıza hız vererek devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.

Bakan Pakdemirli: 91 Firmaya Ait 113 Parti Ürünü Daha İfşa Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanlığı vatandaşımızın sağlığını korumaya, gıdada taklit ve tağşiş yapanlara göz açtırmamaya devam ediyor. Bu kapsamda, taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 91 firmaya ait 113 parti ürün Bakanlık Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunuldu. ​İlgili açıklamaya https://www.tarimorman.gov.tr/GKGM/Duyuru/411/Kamuoyuna-Duyurulur bağlantısından ulaşılabilir.

Vatandaşımızın sağlığı söz konusu olunca kimsenin gözünün yaşına bakmayacaklarını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bu kapsamda son olarak 91 firmanın 113 parti ürününü ifşa ettiklerini duyurdu.
Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada şöyle konuştu;
“Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesi, kişilerin sağlığının ve tüketici menfaatlerinin korunması ile sektörde haksız rekabetin engellenmesi amacıyla gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarında resmi kontrol faaliyetlerini Bakanlık olarak büyük bir titizlikle yürütüyoruz.
Her zaman söylediğim gibi en etkin denetimci vatandaşımızdır. Söz konusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Bakanlığımızca yürütülen denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu açıktır. Bu bakımdan tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkımızın sağlığının korunması yönündeki çalışmalarımız için büyük önem taşımaktadır. Bir usulsüzlük gördükleri anda vatandaşlarımızın Alo 174 Gıda İhbar Hattı ve 0501 174 0 174 numaralı WhatsApp Gıda İhbar Hattı aracılığı ile bize ulaşmalarını, şikayetlerini iletmelerini rica ediyorum.”
Son yapılan ifşa ile beraber, ilk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1.609 firmaya ait 3.605 parti ürün tüketicilerin bilgisine sunuldu.

Su Ürünlerine Sıkı Denetim

Av sezonunun açılmasının ardından su ürünleri denetimi hız kazandı. İstanbul Beylikdüzü Gürpınar Su Ürünleri Halinde yapılan denetimde mevzuata aykırı satışa sunulan 7 ton su ürününe el konuldu, sorumlulara 40 bin lira idari para cezası kesildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımıyla 1 Eylül’de açılan su ürünleri av sezonuyla birlikte denetimlere de ağırlık verildi.

Bu çerçevede, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ekipleri, Beylikdüzü Gürpınar Su Ürünleri Halinde ortak denetim gerçekleştirdi.

Yapılan denetimde balıkların belirlenen boy kriterlerine uygun olup olmadığına bakıldı. Bu kapsamda, mevzuata uygun olmayan 360 kasa istavrit, 47 kasa lüfer, 5 kasa tekir, 11 kasa kolyoz, 83 kasa bakalyaro, 12 kasa kırlangıç, 6 kasa dil, 2 adet kalkan, 3 adet sivriburun karagöze el konuldu. Canlı olan 1 adet ıstakoz da denize bırakıldı.
Denetimde toplam 7 ton su ürününe el konulurken, 8 kişiye toplam 40 bin idari para cezası uygulandı.
El konulan 7 ton su ürününün mülkiyeti kamuya geçirildi.

Öte yandan Su ürünleri denetimi yurt genelinde aralıksız bir şekilde devam edecek.​
 
 

Şap Aşılama Kampanyası Erzurum’da başlatıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ülke genelinde uygulamaya konulan 'Bölgesel risklerin azaltılmasına dayalı şap hastalığının kontrolü ve eradikasyonu projesi' kapsamında Erzurum'un 20 ilçesinde büyükbaş hayvanlara yönelik olarak ‘Şap Aşılama Kampanyası' başlatıldı.
Erzurum Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Erhan Çiftgül, şap aşısı çalışması ile ilgili yaptığı açıklamada, “Erzurum ilinde hayvan hastalıkları ile mücadele programı kapsamında 2020 yılı sonbahar dönemi şap aşılama kampanyası 16 Kasım 2020 tarihine kadar devam edecektir. Erzurum ilinde şap aşısı uygulama çalışmalarında 820 bin büyükbaş hayvan şap hastalığına karşı aşılanacaktır. Şap hastalığı, salgın ve bulaşıcı, viral bir hayvan hastalığıdır. Şap hastalığının hayvan ölümlerine sebebiyet vermesinin yanı sıra, bu hastalık nedeniyle oluşan et, süt gibi verip kayıpları ayrıca çiftçilerimize ve ülke ekonomimize olumsuz yönde etkilemektedir. Çok hızlı bir bulaşma ve yayılma gösteren şap hastalığının ve neden olduğu ekonomik kayıpların önlenmesi için büyükbaş hayvanların İlkbahar ve Sonbahar dönemlerinde olmak üzere yılda bir kez şap hastalığına karşı aşılanması gerekmektedir. Hayvancılıktan beklenen verimin alınabilmesi için bulaşıcı hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek büyük önem arz etmektedir” dedi.
Erzurum'da 2019 yılında iki dönemde 1 milyon 600 bin hayvana şap aşısı yapıldığını anımsatan Çiftgül, “Yetiştiricilerimizin şap aşılama kampanyası ile ilgili Erzurum Tarım ve Orman Müdürlüğümüzce yapılacak duyuruları dikkate almaları ve hayvanlarını şap hastalığından korumak için en etkili ve ucuz yöntem olan aşılama hususunda duyarlı olmaları gerekmektedir. Yetiştiricilerimizin hastalıkla mücadele için hayvanlarını aşılatmalarını ve aşılama kampanyasına duyarlı olmaları, ülkemiz hayvancılığı açısından büyük önem arz etmektedir” diye konuştu.

Hayvanlarını aşılama yaptırmayanlara para cezası uygulanacağını belirten Çiftgül, “5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu gereği hayvan sahiplerinin hayvanlarını aşılatmaları zorunlu olup, aşılamaya katılmayan yetiştiricilere 13 bin 934 lira idari para cezası uygulanacaktır” şeklinde konuştu.

Gençlere ve Kadın Çiftçilere Hibe Desteği

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, küçük aile işletmeleri kapsamında gençlerimize ve kadın çiftçilerimize pozitif ayrımcılık yapmaya devam ettiklerini belirterek, hibe müjdesi verdi.

Ülkemizde tarımsal işletmelerin büyük bölümünü oluşturan küçük aile işletmelerinin büyük işleme tesisi oluşturmak için ekonomik güçlerinin yeterli olamadığını belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda özellikle gençleri ve kadınları destekleyerek bu işletmelerin pazardaki paylarını artırmayı hedeflediklerini ifade etti.  

Bu doğrultuda hibe müjdesi veren Bakan Pakdemirli; “Kırsal Kalkınma yatırırım destekleri ile küçük aile işletmeleri kapsamında ve özellikle genç (18-40 yaş) ve kadın çiftçilerimize 2021-2025 döneminde bitkisel ve hayvansal ürünlerin işlenmesi (meyve sebzelerin dondurulması, kurutulması, konserve, reçel, erişte vb.), paketlenmesi faaliyetlerine %50 hibe desteği vereceğiz. Bunun için yeni dönem Cumhurbaşkanlığı kararını Temmuz ayında çıkardık” dedi.

Bakan Pakdemirli %50 Hibede öncelik tanınacak alanları da örnekledi;

“Genç ve kadın olması, kırsal da yaşıyor olması ve birincil tarım ürünlerini işleyerek katma değerli ürünlere dönüştürecek küçük ölçekli tesis kurmak istemeleri.

Örnek işletmeler; Salamura yaprak tesisi, Bal İşleme ve Paketleme Tesisi, Sebze Meyve Kurutma Tesisi, İstiridye Mantarı Üretim Tesisi vb.”

Bakan Pakdemirli ayrıca 4 ilde (Mardin, Düzce, İzmir, Amasya) pilot olarak uygulanan Uzman Eller Projesi’ni yeni dönemde 81 ile yayacaklarını da belirtti.

Bakan Pakdemirli: Lisanslı Depo Desteği Hesaplara Yatıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli bu hafta Cuma günü Lisanslı Depo Desteği kapsamında 16,4 milyon lira destek ödemesi yapılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada;

“Ticaret Bakanlığınca belirlenmiş ve Bakanlığımıza bildirilmiş 95 lisanslı depoya 2020 yılı ikinci dönem için toplamda, bu hafta Cuma günü 16,4 milyon lira, saat 18.00 itibariyle kira bedeli olarak ödenecek” dedi.

Pakdemirli: “Alınan Tedbirlerle Tarımsal Üretim Yüzde 4 Arttı”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rize'de ÇAYKUR'un Hayrat Botanik Bahçesindeki örnek çay bahçelerinde incelemelerde bulundu. Hayrat fidanlığındaki Ar-Ge çalışmaları hakkında ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim’den bilgi alan Pakdemirli, bakanlık olarak üretimi, araştırmayı, çeşitliliği, katma değeri desteklediklerini ifade etti.  Pakdemirli ardından ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nü de ziyaret ederek Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim'le görüştü.  
Rize Ticaret Borsası'nda Ulusal Çay Konseyi üyeleri ve çay sektörünün temsilcileri ile bir araya gelen Bakan Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin tarımsal üretiminin ilk iki çeyrekte yüzde 4 büyüdüğünü kaydederek, "Bunda, pandemi sürecince üreticinin de evine kapanmaması için bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin etkili olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. 
Pakdemirli, Rize Ticaret Borsası salonunda gerçekleştirilen, Ulusal Çay Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çay üretiminde dünyada beşinci, Avrupa'da birinci sırada olduğunu anımsatarak, buna rağmen yürünecek çok yol olduğunu ifade etti. ÇAYKUR'un, kendilerinin Ankara'dan Rize'ye uzanan elleri olduğunu vurgulayan Pakdemirli, görev ve sorumluluğun ağır olduğunu, bölge insanının beklentisinin ÇAYKUR ile çok bağdaştığını aktardı. 
Pakdemirli, ÇAYKUR'un gen kaynaklarını geliştirmeyle ilgili araştırma ve geliştirme merkezini ziyaret ettiğine dikkati çekerek, "ÇAYKUR'un da ağır bir sorumluluğu var. Sadece malı alıp, üretip satacak bir kuruluş olarak değil, bölgede bu işin devamını sağlayacak ve bu işin de aslında hem iç hem de dünya ticaretini planlayıp programlayacak önemli kuruluşlardan bir tanesi" diye konuştu.

Kaçak çay konusuna da değinen Bakan Pakdemirli, bunun çok önemli bir sorun olmadığını ifade etti. ÇAYKUR'un gelişime açık yönlerinin bulunduğunun altını çizen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Fabrikalardaki üretim süreci, paketleme ve depolama sorunları, çok minimal miktarda da olsa kaçak çay sorunundan bahsedilebilir ama bunların bir önemi olmadığını düşünüyorum. Pazarlama sorunları en büyük sorunumuz. Kimyasal gübre halen sorun olmaya devam ediyor. Tabii ki bahçelere bakım yapılması, bitki zararlıları ile mücadelenin iyi yapılması, yaşlanmış çay bahçelerinin rehabilitasyonu, budamaların yapılması, müstahsilin çay toplarken standart dışının önüne geçilmesi önem taşıyor."

Pakdemirli: Giresun’un Yaralarını Sarmaya Devam Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Giresun 2020 2. Dilim Buzağı Desteği kapsamında toplamda 8 Milyon 152 Bin TL Buzağı Desteği ödeneceğini müjdeledi.
Bakan Pakdemirli, açıklamasında şöyle konuştu;
“Giresun’da 15 bin 850 buzağı için 7 milyon 415 bin, TL destek ödemesi yapıyoruz. Selden en çok etkilenen Develi’de ise 1394 buzağı için 737 bin TL destek ödemesi gerçekleştiriyoruz. Ödemeler bugün saat 18.00 itibariyle üreticilerimizin hesaplarına aktarılacak. Toplamda 8 milyon 152 bin TL buzağı desteği bütün üreticilerimize hayırlı, uğurlu, bereketli olsun.’’

Pakdemirli'den, Adana'daki Orman Yangını İle İlgili Açıklama

Adana'nın Kozan ilçesindeki orman yangınına ilişkin açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yangına 2 uçak, 19 helikopter, 35 iş makinesi, 153 arazöz ve 750 personelle müdahale edildiğini belirterek "En kısa sürede yangını tam anlamıyla kontrol altına alarak soğutma çalışmalarına başlamak üzere çalışmalarımız ve gayretlerimiz sürüyor. Henüz yangın tam anlamıyla kontrol altında diyemiyoruz ancak yukarıdan en son incelemelerimize göre iyiye doğru gidiş olduğunu da gözlemlemek mümkün." dedi.

 
Pakdemirli, helikopterle geldiği ilçedeki yangın alanında gazetecilere yaptığı açıklamada, dün saat 12.50 civarında yangınla ilgili ilk ihbarı aldıklarını söyledi.
Ekiplerin ilk müdahaleyi saat 13.04'te yaptığını belirten Pakdemirli, "Rüzgar kuzeyden yaklaşık 35-40 kilometre saatle, yani yüksek süratle esiyor. Yüzde 19 gibi ciddi bir şekilde nemin azlığıyla karşı karşıyayız. Sıcaklık 32 derece. Sürekli olarak değişen bir rüzgarla karşı karşıyayız. Yangına 2 uçağımız, 19 helikopter, 35 iş makinesi, 153 arazöz ve 750 personelle müdahale ediyoruz. Böyle bir yangın alanında müdahale edilebilecek maksimum derecede hem insan hem araç hem de hava aracıyla müdahalemiz sürüyor." diye konuştu.
"Kasıt olma ihtimali üzerinde duruyoruz"
Pakdemirli, yangından etkilenen bölgelerin bulunduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu:
"Yangından 8 mahalle etkilenmiş gözüküyor. Çok şükür can kaybımız yok. Bu mahalleler dün gerekli saatlerde Valiliğimizin koordinesinde tahliye edildi. En kısa sürede yangını tam anlamıyla kontrol altına alarak soğutma çalışmalarına başlamak üzere çalışmalarımız ve gayretlerimiz sürüyor. Henüz yangın tam anlamıyla kontrol altında diyemiyoruz ancak yukarıdan en son incelemelerimize göre iyiye doğru gidiş olduğunu da gözlemlemek mümkün. Yangının çıkış sebebiyle ilgili hem biz hem de Valiliğimiz, bunun 'kasıt' olma ihtimali üzerinde duruyoruz ama şu anda bizim için önemli olan yangının ne sebeple kim tarafından çıkarıldığından daha çok yangını söndürmek, bir an evvel buradaki tehlikeyi tam anlamıyla bertaraf etmektir."
Bir gazetecinin  yönelttiği "Şu ana kadar ne kadarlık alan zarar gördü?" sorusuna Pakdemirli, şöyle yanıt verdi:
"Çok parçalı bir alanda bunu tespit etmek ve şu anda da ekiplerimizi buna yoğunlaştırmak istemiyoruz. Yangını söndürelim, ondan sonra bütün rakamlar çıkar, bunlar kamuoyu ile paylaşılır. Görünen o ki parçalı bir alanda olmasına rağmen, önemli bir miktarda alanda etkilenme gözüküyor. Şöyle söyleyebilirim ki buradaki yangın, Türkiye'deki büyük yangınlardan biri değil. En azından onu söyleyebilirim şimdilik. Etkilenen alan itibarıyla çok parçalı ve zirai alanları da kapsadığı için tahmin ediyorum ancak yangın söndükten sonra resmi rakamları veya gerçeğe daha yakın rakamları açıklayabiliriz."

Tarım ve Orman Bakanlığından Çarpıcı Rapor

Tarım ve Orman Bakanlığı, “İklim Değişikliği ve Tarım” raporu yayınladı. Raporda, önümüzdeki yıllarda kuraklığın Türkiye’de geniş bölgelerde hissedileceği belirtilerek, tarım politikalarının 2-3 derece sıcaklık artışı baz alınarak yapılması gerektiği vurgulandı. Raporda, dünya genelinde 30 yıla kadar gıda fiyatlarında yüzde 85’e varan artışlar olabileceği ifade edildi. Türkiye’nin son dönemlerde iklim değişikliğiyle mücadelenin hemen her alanında sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, politikalar oluşturduğu belirtilen raporda, hukuki, kurumsal ve iktisadi sistemini yeni iklim ekonomisi bağlamında geliştirme yolunda ilerlediği kaydedildi. Dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de, kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı öngörülürken, bu sorunun ulusal anlamda ciddiyetle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, “İklim Değişikliği ve Tarım” raporu yayınladı. Raporda, önümüzdeki yıllarda kuraklığın Türkiye’de geniş bölgelerde hissedileceği belirtilerek, tarım politikalarının 2-3 derece sıcaklık artışı baz alınarak yapılması gerektiği vurgulandı. Raporda, dünya genelinde 30 yıla kadar gıda fiyatlarında yüzde 85’e varan artışlar olabileceği ifade edildi. Türkiye’nin son dönemlerde iklim değişikliğiyle mücadelenin hemen her alanında sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, politikalar oluşturduğu belirtilen raporda, hukuki, kurumsal ve iktisadi sistemini yeni iklim ekonomisi bağlamında geliştirme yolunda ilerlediği kaydedildi. Dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de, kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı öngörülürken, bu sorunun ulusal anlamda ciddiyetle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
İklim Değişikliği Etkileri
Daha sıcak ve az yağışlı iklim koşulları görülecek.
Ekstrem meteorolojik olaylarda artış, su kaynaklarında azalma görülecek.
Kuraklık şiddetinde artış olacak, su ve toprak kalitesi bozulacak.
Ekosistemi bozulacak ve biyolojik çeşitlilik azalacak.
Ekolojik alanlarda kayma, tarımsal üretimde ve kalitede azalma yaşanacak.
Zararlılarda ve hastalıklarda artış görülürken, gübreleme ve ilaçlama sorunları olacak.
Sürdürülebilir gıda güvenliği sorunları baş gösterecek.
 
Sıcak Artışıyla Neler Değişecek?
Küresel ortalama sıcaklıktaki her bir santigrat derece artışın, küresel ortalama arazi verimlerini buğdayda yüzde 6, mısırda yüzde 7.4, pirinçte yüzde 3.2 ve soya fasulyesinde yüzde 3.1 azaltacağı öngörülüyor
Dünya genelinde 3 derecelik sıcaklık artışları için (2050 yılı civarında) yüzde 25-50 seviyesinde verim kayıpları yaşanacağı tahmin ediliyor.
Toprak verimliliğinin azalmasıyla birlikte topraktaki besin elementlerinde de azalmalar görülmekte. Bu durum da daha fazla kimyasal gübre kullanmaya zorluyor. 
 
Gelecekte Dünyayı Neler Bekliyor?
Raporda yer alan bilgilere göre 21’inci yüzyılın stratejik sektörleri arasında gösterilen gıda sektörü, 2050’de 10 milyara ulaşacağı hesaplanan dünya nüfusunun beslenmesinde önemli bir tehdit ile karşı karşıya. Araştırmalar, 2050 yılında dünya nüfusunu beslemek için tarım ve gıda üretiminin, bugünkü düzeyinden en az yüzde 50 oranında artırılması gerektiğini gösteriyor. IPCC’nin değerlendirme raporlarında, iklim değişikliğinin gıda fiyatlarında dünya genelinde yüzde 85’e varan artışların gerçekleşebileceğini öngörülüyor.
Etkileri Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Türkiye’nin önümüzdeki 10 ve 20 senenin tarım politikaları belirlenirken, 2-3 derece sıcaklık artışı ve bu artışın iklim üzerine yaratacağı etkiler varsayım senaryosu olarak ele alınmalı ve politika planları bu çerçevede yapılmalıdır.
Tarımın olumlu etkilenmesi için yapılabilecek uygulamalar arasında yağmur hasadı kullanılmalı.
Tasarruflu su kullanımı, doğrudan ekim yöntemi, rüzgar perdesi uygulanmalı.
Gübreleme, arazi toplulaştırma, organik tarım, biyoenerji kaynakları da uygulamalar arasında olmalı.
İklim değişikliğinin etkilerine hazırlıklı olmak için, tarımda iklim değişikliğine uyum seferberliğine geçilmeli.
İklim değişikliğine ‘uyum fonu’ acilen oluşturulmalı.
Düşük gelirli çiftçilere iklim değişikliğine uyum destekleri sağlanmalı.
Doğrudan ekim uygulamaları yaygınlaştırılmalı.
Yüzde 100 basınçlı sulamaya geçilmeli.
İklim bazlı dinamik tarımsal sigorta yaygınlaştırılmalı. 
 

Tarım ve Orman Bakanlığı: Faiz Alınmayacak

Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Orman ve Köy İlişkileri Dairesi Başkanlığı faaliyetlerinin 13 Haziran 2012 tarihli ve 28322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 'Orman Köylülerini Kalkındırılmalarının Desteklenmesi Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik' ve bu yönetmelikte muhtelif tarihlerde yapılmış değişiklik ile yürütüldüğü anımsatıldı.

Orman köylüsü lehine gerçekleştirilecek iyileştirilmeler ve yönetmeliğin bazı maddelerinin daha anlaşılır hale getirilmesi, yürürlükte bulunan mevzuat ile yönetmelik arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi amacıyla yönetmelikte tekrar değişiklik yapılması ihtiyacı olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Bu yönetmelik değişikliği ile özetle aşağıdaki iyileştirmeler sağlanmıştır. Orman köylülerine kullandırılan tüm ferdi, kooperatif ve kooperatif üst kuruluşları kredilerinde faiz kaldırılmıştır. Olası doğal afet, salgın, vb. durumlarda orman köylülerinin taksitlerinin faizsiz ertelenebilmesi imkanı getirilmiştir. Orman köyünde yaşayan gazilerin, şehidin dul ve yetimleri yanı sıra anne-baba ve kardeşlerinin öncelikli olarak kuraya tabi tutulmadan kredilerden faydalanabilmesi sağlanmıştır. Kredi başvurularının Kurumun resmi elektronik ortamı üzerinden veya e-devlet üzerinden yapılabilmesi imkanı getirilmiştir. Kredi kullandırılan orman köylülerinin kabul edilebilir bir gerekçeyle krediden vazgeçebilmesi sağlanmıştır. Bu durumda vazgeçme tarihi itibariyle borcu ve aldığı hibeyi ödemesi esastır."

Birol Celep’ten Pakdemirli'ye Tarım İlacı Teşekkürü

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirterek, sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu kararlardan dolayı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye teşekkür etti.
Ege İhracatçı Birliklerinden (EİB) yapılan yazılı açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanlığı haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklarken, 5 Ağustos 2020 tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ekledi. 7 pestisitin ise Aralık 2021 tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi.
 
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, bakanlığın kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirtti.
Tüketici taleplerinin dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğine dikkati çeken Celep, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesi'nin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesi'nde Dikili'de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz."

Bakan Pakdemirli'den Mangal Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi.ımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi..
Orman yangınları ile ilgili son durumu paylaşan Bakan Pakdemirli, yangınların yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğuna dikkat çekti.
Bakan Pakdemirli ormanlarda mangalın nasıl önleneceği ile ilgili soru üzerine şu yanıtı verdi:
"Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın ormana girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi. Yangınların tek sebebi mangal değil ama ısının çok arttığı nemin düştüğü dönemde vatandaşları bilinçlendirmek ve bu konuya hassasiyet göstermek gerekiyor"
 

Tarım ve Orman Bakanlığından Kırsal Kalkınmaya Büyük Destek

Tarım ve Orman Bakanlığı kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın kalkınmasına yönelik yaklaşık 10,5 milyar liralık hibe desteği vererek, kırsaldaki üreticilerimizin yanında durdu ve onları yalnız bırakmadı.
Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı (KKYDP) kapsamında kırsal kalkınma yatırımlarını desteklediklerini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “2006 yılında başlattığımız KKYDP ile kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi ile alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması maksadıyla çeşitli alanlardaki yatırımlara %50 oranında hibe desteği veriyoruz” diye konuştu.
GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLER BAŞVURABİLİYOR
Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik, yeni tesis, teknoloji yenilenmesi, alternatif enerji kaynaklarının üretilmesi ve kullanılması ve alet ekipman alımlarına ilişkin hibe desteklerine gerçek ve tüzel kişilerin başvurabildiğini belirten Bakan Pakdemirli “Bu kapsamda 2006-2020 yılları arasında bu alanlarda 4,1 Milyar TL hibe desteği sağladık. Ayrıca modern sulama sistemlerinin desteklenmesi maksadıyla yapılan yaklaşık 625 milyon liralık hibe ile bu rakam 4,725 milyar liraya ulaştı” değerlendirmesinde bulundu.
GENÇ ÇİFTÇİ PROJESİNE 1,43 MİLYARLIK HİBE
Diğer yandan kırsal kalkınma için 2016-2018 yılları arasında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programının uygulandığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Proje ile bitkisel üretime,  hayvansal üretime, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi, işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik kişi başı 30.000 lira hibe desteği verdik. Bu bağlamda 47.775 genç çiftçimizin projesine toplam 1,43 milyar lira hibe desteği sağladık. Bu proje 2018 yılında tamamlandı” açıklamasını yaptı.
UZMAN ELLER PROJESİNİ BAŞLATTIK
2019 yılında ise tarım ve orman alanında üniversite eğitimi alan genç çiftçilerimize yönelik Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesini pilot olarak başlattıklarını söyleyen Pakdemirli “Projeyi İzmir, Düzce, Mardin ve Amasya illerinde başlattık. 100 kişiye 100’er bin lira hibe sağladığımız bu projede destekleme verilen işletmelerin kâr-zarar durumu ve faaliyetleri yakından takip edilecek. Olumlu etkileri görüldüğü takdirde, projeyi, Türkiye’nin bütün illerine yaymayı planlıyoruz” açıklamasını yaptı.
IPARD İLE KIRSALA 4,3 MİLYAR LİRALIK HİBE
Ülkemizde Avrupa Birliğinin ortak tarım politikasına uyum için politika geliştirmeyi destekleyen, tarım sektörü ve kırsal alanların sürdürülebilir adaptasyonuna katkı sağlamayı amaçlayan Kırsal Kalkınma Programının da (IPARD) uygulandığını ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“IPARD-1 ve IPARD-2 programlarıyla son 10 yılda yaklaşık 16.500 projeyle sözleşme imzaladık, bu projelere 4.3 milyar TL hibe desteği ödedik. Böylece kırsalda 12.5 milyar TL yatırım yapıldı, 67 bin yeni istihdam oluştu”
KIRSALA TOPLAM HİBE YAKLAŞIK 10,5 MİLYAR LİRAYI BULDU
Bakanlık olarak kırsaldaki vatandaşlarımızın ve üreticilerimizin her daim yanında olduklarını ve bundan sonra da onları yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bugüne kadar kırsal kalkınma maksadıyla yaklaşık 10,5 milyar liralık hibe desteği sağladık. Bu desteklemelerimiz bundan sonra da devam edecek” ifadelerini kullandı.​
 

Bakan Pakdemirli: e-Tarım Çiftçilerin Hayatını Kolaylaştıracak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiftçilerin e-Tarım portalıyla köylerinde en çok ihtiyaç duydukları hizmetlere dijital olarak rahatlıkla ulaşabileceğini söyledi.

Tekirdağ Şarköy ilçesinde çiftçilerle bir araya gelen Bakan Pakdemirli, zeytini, üzümü, bağları ve bahçeleriyle meşhur "Tekirdağ'ın incisi", "Marmara'nın mavi boncuğu" Şarköy'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Son 18 yılda Şarköy'ü hiç yalnız bırakmadıklarını, bundan sonra da yalnız bırakmayacaklarını belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 18 yılda Şarköy'e 130 milyon lira yatırım yaptık ve tarımsal destek verdik. Genç Çiftçi Projesi kapsamında 72 projeyi 2,2 milyon lirayla destekledik. Kırsal Kalkınma Yatırımları kapsamında 14 projeye 3,5 milyon lira hibe desteği sağladık. Süt desteği kapsamında üreticilerimize 8,4 milyon lira destekleme ödemesi yaptık. Tabii vermiş olduğumuz destekler ve sizlerin gayretleriyle Şarköy, tarımsal hasılasını 5,1 kat artışla 61 milyon liraya çıkardı."

Çiftçileri Bakanlık olarak gerçekleştirdikleri devrim niteliğindeki büyük, faydalı ve çok yönlü projelere  davet eden Pakdemirli, bu projelerden ilkinin sözleşmeli tarım modelinin ilk adımı Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) olduğunu anlattı.

Pakdemirli, şunları kaydetti:

"DİTAP ile tohumdan çatala, gıdaya dair toplumun her kesimini birleştiriyoruz. Bu vesileyle sizleri de DİTAP'ta emeğinizin karşılığını almaya davet ediyorum. İkinci projemiz ise Gıdanı Koru Seferberliği. Bu konuyu çok fazla önemsiyorum çünkü gıda kaybı ve israfıyla mücadelede dünyaya örnek olacak, kapsamlı büyük bir mücadeleyi hayata geçirdik. Zira yüzde 2'lik gıdayı çöpe atmazsak 360 bin ailenin bir yıllık asgari geçimini sağlıyoruz. Bu nedenle artık Şarköy ile 'Gıdanı koru, sofrana sahip çık' diyoruz. Seferberlik için 'gidanikoru.com' web sitesini ziyaret etmenizi önemle rica ediyorum."

Pakdemirli, üçüncü büyük çalışmalarının da e-tarım portalı olduğunu vurgulayarak, "İnşallah bu sistemle çiftçimiz, artık köyünde en çok ihtiyacı olan hizmetlere dijital olarak rahatlıkla ulaşabilecek. Çiftçilerimiz için 88 hizmet, vatandaş ve firmalar için de 50 hizmet olmak üzere toplam 138 hizmeti inşallah bundan sonra buradan sunuyor olacağız." diye konuştu.

Çiğ Süt Desteği Yarın Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, 2020 yılı Ocak, Şubat, Mart dönemini kapsayan Çiğ Süt Destek Ödemelerinin Cuma Günü ödeneceğini müjdeledi.
 
Bakan Pakdemirli çiğ süt desteğine yönelik şunları kaydetti.
“2020 yılı Ocak, Şubat, Mart dönemi, Çiğ Süt Desteği Ödemesi kapsamında, 254.300 üreticimizin 2,45 milyon ton çiğ sütü için 329,4 milyon lira destek ödemesini; 24 Temmuz Cuma Günü saat 18:00’dan sonra ödüyoruz. Tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli olsun.”​dedi.
 
 

Bakan Pakdemirli Fındık Fiyatını Cumhurbaşkanımız Açıklayacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, fındık fiyatını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacağını söyledi.

Bolaman Havzası Islah Projesi'nin tanıtımı için Ordu'da bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Fatsa ilçesinde organik tarım yapılan seralarda incelemelerde bulundu. Bakan Pakdemirli, bu sırada gazetecilere dönerek, “Boşuna beklemeyin. Fındık fiyatını Sayın Cumhurbaşkanımız açıklayacak” dedi.
 
 

FAO'dan Bolaman Havzası Islah Projesi İçin İnceleme

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO), Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü temsilcilerinden oluşan heyet; Fatsa, Çatalpınar, Kabataş, Aybastı, Gölköy, Gürgentepe, Çamaş, Korgan, kısmen Perşembe, Ulubey ve Tokat'ın bir bölümünü kapsayan 77 kilometrelik havzanın ıslah edilmesine yönelik 'Bolaman Havzası Rehabilitasyon Projesi’nin Fatsa ölçeğindeki etapları üzerinde incelemelerde bulundu.

Heyet incelemelerine Fatsa Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar nezaretinde Bolaman Hazinedaroğlu Konağı'ndan başladı. Bolaman’da balıkçı gemilerinin geçiş yapmakta zorlandığı balıkçı barınağında tespitler yapan heyet tarihi konağın içerisini gezdi. Heyet ikinci olarak Bolaman Park’ta gerçekleşen toplantıda Bolaman havası içerisinde yer alan Organize Sanayi Bölgesi, Özel Sanayi gibi yerlerde önceki yıllarda meydana gelen sel afetleri ile ilgili brifing aldılar. Heyet son olarak Organize Sanayi Bölgesi, Meşebükü’nde bulunan içme suyu terfi merkezi ve Gaga Gölü'nde incelemelerde bulundular.

Fatsa Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar, Bolaman havzasını sel, heyelan, kırsal göç gibi problemlerinden arındırarak tarım, hayvancılık, turizm ve orman unsurlarıyla zenginleştirip yöre insanına ekonomik istihdam sağlanmasını planladıklarını belirterek, “Böylesine anlamlı bir projenin ilimizde, ilçemizde hayata geçecek olmasından duyduğum heyecanı belirtmek istiyorum. Projenin arazi kısmında incelemelere ilk Fatsa'dan başlıyoruz. Sorunlar, çözümler, doğa olayları, gelecekte kalkınma ile ilgili perspektiflerin Dünya Bankası'nın finanse edeceği proje ilimiz ve ilçemiz için çok kıymetli. Proje paydaşlarının tümünün uyumu ve koordinasyonu sayesinde 1 yıl gibi kısa bir süre içerisinde iyi bir noktaya geldik. Güçlü alt yapısı, sanayisi, ekonomisi, tarihi, kültürü ve turizmi ile birlikte Fatsa’mızın adını her yerde söz ettireceğiz. Proje bizim birçok sorunumuzu çözme anlamında ve kaynak noktasında çok büyük katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Aynı zamanda bir model olarak Karadeniz Bölgesi'nde benzer projelerin hayata geçeceğini düşünüyorum. Projenin A takımı çok önemli kişilerden oluşuyor” dedi.

Ordu Su Kanalizasyon İdaresi (OSKİ) Genel Müdürü Murat Us da Fatsa’nın tüm içme suyunu karşılayan terfi merkezinin durumu ile ilgili bilgi verdi.

Türkiye’de 2020 yılı yatırım bütçe programında bulunan ve Dünya Bankası tarafından desteklenmesi kararı alınan Bolaman Havzası Islah Projesi’ni gerçekleştirecek olan kurum temsilcilerinin bölgedeki ziyaretleri dört gün sürecek.
 

Tarım ve Orman Bakanlığından Hobi Bahçesi İçin Yeni Adım

Türkiye'de son dönemin en popüler yatırım araçları arasına giren hobi bahçeleri hakkında hatırlanacağı üzere 24 Haziran 2020 tarihinde meclise yeni kanun teklifi verilmişti. Verimli tarım arazileri üzerine kurulan, kaçak olan ve tapusu bulunmayan hobi bahçeleri yıkılacak iddiası gündeme bomba gibi düşmüştü. Hobi bahçeleri olanların tedirginlikle izlediği süreçte bakanlık konu hakkında geniş kapsamlı bir anket çalışmasına imza attı.

Tarım ve Orman Bakanlığı hobi bahçeleri hakkında verilen kanun teklifi sonrası ilk geniş çaplı anket çalışmasını tamamladı. 

 HOBİ BAHÇELERİNİN YÜZDE 60'I TAPUSUZ! 
Milliyet Gazetesi yazarlarından Aykut Yılmaz tarafından yapılan habere göre Tarım ve Orman Bakanlığı hobi bahçeleri hakkında geniş çaplı bir anket çalışması hazırladı. Hazırlanan ankete katılan kişilerden yüzde 32,6'sı hobi bahçesi olduğunu dile getirirken bunlardan yüzde 60,9'ı tapusu olmadığını beyan etti. 

Ankette soru yöneltilen kişilerden yüzde 49,7'si ise hobi bahçelerinin kooperatif hisseli olduğunu söyledi. Anket çalışması hobi bahçesi satın alan kişilerin ne yazık ki bu bahçelerin verimli tarım arazileri üzerine kurulu bulunduğundan habersiz olduğunu ortaya koyarken ankete katılanlardan yüzde 90.2'lik bölüm hobi bahçelerinin verimli tarım arazilerine zarar vermesini istemediklerini dile getirdi.  Hobi bahçeleri kaldırılsın diyenlerin oranı yüzde 69 olurken, hobi bahçeleri ile alakalı yasal düzenleme talep edenlerin oranı ise yüzde 71 rakamına ulaştı. 

HOBİ BAHÇELERİ YIKILACAKMI?
Meclise AK Parti tarafından verilen kanun teklifi üzerindeki görüşmeler ve yasal süreç devam ederken görüşmeler sonrasında teklifin kanunlaşması durumunda verimli tarım arazileri üzerine kurulan hobi bahçelerinin yıkılması, bu bahçeleri yapan kişilerin yüksek para cezasına çarptırılması gibi yaptırımlar resmen hayata geçirilmiş olacak. 



 

Yem Tedarikinde Zorluk Yaşayana Yem Desteği

Tarım ve Orman Bakanlığınca, Kovid-19 salgını nedeniyle yem tedarikinde zorluk yaşayan küçük kapasiteli hayvancılık işletmelerine, yem maliyetlerindeki artıştan olumsuz etkilenmelerini önleyerek üretimde sürdürülebilirliğin ve üretici fiyatlarında istikrarın korunması amacıyla bir defaya mahsus yem desteği sağlanacak.

Bu kapsamda, bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı işletmelerden, manda dahil 20 başa kadar (20 dahil) anaç sığırı veya besilik erkek sığırı olan yetiştiricilere hayvan başına 65 lira, 50 başa kadar (50 dahil) anaç küçükbaş hayvanı olan yetiştiricilere hayvan başına 6,5 lira destekleme ödemesi yapılacak.
 
 

Üreticiye 651 Milyonluk Destek Ödemesi Yarın Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, “Yağlı Tohumlu Bitkiler, Hububat Baklagil, Dane Mısır Fark Ödemeleri ile Mazot Gübre Alan Bazlı Gelir Desteği, Zeytinyağı Fark Ödemesi Desteği ve Fındık Alan Bazlı Gelir Desteği” olarak 6 kalemde daha destek ödemelerinin başlayacağını duyurdu.

Bakan Pakdemirli desteklemeleri ilişkin şunları kaydetti.
 “ Yaklaşık 651 milyon TL’lik destek ödemeleri 10 Temmuz Cuma günü (yarın) saat 18.00’dan sonra üreticilerimizin hesaplarına yatırılmaya başlanacak.
Yapılacak destek ödemeleri:
Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Desteği kapsamında  45.523 üreticimize, 484 miyon TL
 
Hububat Baklagil Fark Ödemesi Desteği kapsamında 35.330 üreticimize, 112,5 milyon TL
 
Dane Mısır Fark Ödemesi Desteği Kapsamında 11.347 üreticimize, 41 milyon TL
 
Mazot Gübre Alan Bazlı Gelir Desteği, Zeytinyağı Fark Ödemesi Desteği Ve Fındık Alan Bazlı Gelir Desteği kapsamında ise 2.838 üreticimize 13,5 milyon TL şeklindedir. Tüm üreticilerimize hayırlı, bereketli olsun.”dedi.
 
 

Dijital Tarım Pazarı 100 Milyonun Üzerine Çıktı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli geçtiğimiz aylarda devreye alınan 'Dijital Tarım Pazarı' (DİTAP) ile ilgili "Şu anda 100 milyon liranın üzerine çıktı buradaki cirolar. Belli miktarda bir ciroya ulaştığınızda bir gıda enflasyonuna çözüm olacak" dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Dijital Tarım Pazarı'nı çok önemsiyoruz. Şu anda 100 milyon liranın üzerine çıktı buradaki cirolar. Hedefimiz milyarlarca lira ciroya ulaşmak, belli miktarda bir ciroya ulaştığınızda bir gıda enflasyonuna çözüm olacak, üretici daha fazla para kazanacak, tüketici belki biraz daha ucuza yiyecek." açıklamasında bulundu.
 
 

Süt Analiz Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Süt İçerik Analiz Desteği kapsamında 38,6 milyon liralık destek ödemesinin bugün itibariyle gerçekleştirildiğini duyurdu.
Bakan Pakdemirli, verilecek desteğe ilişkin şöyle konuştu;
 
‘‘Süt İçerik Analiz Desteği kapsamında 11 bin 758 üreticimize, 385 bin 431 Büyükbaş hayvan için, 38,6 milyon liralık destek ödemesi bugün saat 18.00’da hesaplarına aktarılacak.
 
Özellikle bu zorlu Pandemi döneminde, milletimiz, ülkemiz için özveriyle ve durmadan çalışan bütün üreticilerimize teşekkürlerimi iletirken, devlet olarak onların her daim yanlarında olduğumuzu da bir kez daha söylüyorum. Sizler ürettikçe bizler de sizi desteklemeye devam edeceğiz.
Bugün ödediğimiz Süt içerik Analiz Desteğimiz de bütün üreticilerimize hayırlı ve bereketli olsun…’’
 
 

Bakan Pakdemirli : Kırsal Kalkınma Yatırımlarına 2 Yılda 855 Milyon Hibe Verdik

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kırsal kalkınma yatırımlarına son iki yılda 855 milyon lira hibe verdiklerini, bu yıl ise 13.etap kapsamında kabul edilen 2745 projeye, 970 milyon lira daha destek sağlayacaklarını söyledi.
 
Bakan Pakdemirli, 2006 yılında başlatılan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programıyla,  81 ilde üretici gelirlerini artırmak ve çeşitlendirmek, yeni teknoloji içeren, tarıma dayalı küçük ve orta ölçekli sanayinin gelişmesine ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlamak amacıyla ekonomik ve altyapı yatırımlarına destek verdiklerini belirtti.
 
Bu çerçevede; bitkisel, hayvansal ve su ürünlerinin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, çiftçilik faaliyetlerinin geliştirilmesi, yenilenebilir enerji kullanan sera, el sanatları, soğuk hava deposu ve kırsal turizm gibi konularda yatırımcılara yüzde 50 oranında hibe desteği sağladıklarını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:
 
“Son iki yılda, 2756’sı tamamlanan 2859 projeye 855 milyon lira hibe desteği verdik. Bu destek sayesinde kırsalda yaklaşık 1,8 milyar liralık yatırım yapılmış oldu. Bu yıl ise 13. etap kapsamında, 1063’ü ekonomik yatırımlar, 1682’si de kırsal ekonomik altyapı yatırımları olmak üzere toplamda 2745 adet projeye destek sağlayacağız. Bu projelere de 970 milyon lira hibe sağlayacağız.”
 
DESTEKLEME KAPSAMI DAHA DA GENİŞLEYECEK
 
2021-2025 yıllarını kapsayan 4. Dönem Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar ve Kırsal Ekonomik Altyapı Yatırımlarının Desteklenmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ilgili çalışmaların devam ettiğini bildiren Bakan Pakdemirli, yeni dönemde kapsamın daha da genişleyeceğini söyledi.
 
Pakdemirli, bu kapsamda, mevcut konulara ek olarak, tarımsal ürünlerin işlenmesi, kurutulması, dondurulması, depolanması ve paketlenmesi, aile işletmeciliği faaliyetlerinin geliştirilmesi, su ürünleri yetiştiriciliği, ipekböceği yetiştiriciliği, tarımsal amaçlı kooperatif ve birlikler için makine parkları, yenilenebilir enerji üretimine bağlı olmaksızın yeni seraların yapılması, kanatlı yetiştiriciliği konularında destek vermeyi planladıklarını da dile getirdi.
 
 
 

Yavru Karaca Keçiyi Anne Olarak Benimsedi

 Tarım ​ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından dereden kurtarılan yavru karaca kendisini emziren keçiyi anne olarak benimsedi.

Duyarlı vatandaşlardan Bartın’ın Arıt mevkiinde derede yavru karacanın bulunduğu ihbarını alan DKMP ekipleri ivedilikle olay yerine intikal ettiler. İlgili ekiplerce dereden kurtarılan yavru karacanın veteriner hekimce muayenesi gerçekleştirildi. Muayenesinin ardından veteriner hekimce sağlık durumunun iyi olduğu, güçten düştüğü tespit edilen yavru karaca, keçi sütü ile beslenmesi ve annesinin yokluğunu hissetmemesi maksadıyla keçi çiftliğine götürüldü.

Burada bulunan bir keçiyi anne gibi benimseyen yavru karaca, keçinin de kendisini yavrusu gibi kabullenmesi ile özlediği anne şefkatine kavuştu.
 

7 Alanda Daha Üreticiye Destekler Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Çay Budama Tazminatı desteğinden, Uzaman Eller Projesine, Zeytin Bahçeleri Rehabilitasyonundan Organik Arıcılığa, 7 alanda daha üreticiye destek ödemelerinin bugün itibariyle gerçekleştirildiğini duyurdu.

Bakan Pakdemirli, verilecek desteklerin ayrıntılarını şöyle açıkladı;

‘‘Çay Budama Tazminatı Desteği kapsamında 256 milyon 370 bin lira, Hayvan Hastalıkları Tazminatı kapsamında 628 yetiştiriciye 27 milyon 500 bin lira, Geleneksel Zeytin Bahçelerinin Rehabilitasyonu Desteği olarak 422 çiftçiye 1 milyon 500 bin lira, Toprak Analizi Desteği olarak 1 milyon lira, Kırsal Kalkınma Desteği kapsamında 52 projeye 7 milyon 300 bin lira, Uzman Eller Projesi kapsamında 2 projeye 200 bin lira ve Organik Arıcılık Desteği kapsamında da 243 üreticiye 373 bin lira bugün saat 18.00 itibariyle hesaplara aktarılacak.

Toplamda 294 milyon 243 bin lira desteği daha üreticilerimize ödemiş olduk.
Üreticilerimiz, Çiftçilerimiz bu ülke için üretmeye devam ettikçe bizler de onları desteklemeye devam edeceğiz. Bütün üreticilerimiz için hayırlı ve bereketli olsun.’’​ Dedi.
 
 

Muz'da Yerli Üretim Arttı İthalat Azaldı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’deki muz tüketiminin yüzde 79’unun yerli üretimden karşılandığını belirten 2002 yılında 95 bin ton olan üretimin yaklaşık 6 kat artarak 550 bin tona ulaştığını söyledi.

Türkiye, muz üretiminin Tarım ve Orman Bakanlığı’na Bağlı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) çalışmalarının etkisi ile son yıllarda hızla arttığını kaydeden Bakan Pakdemirli, ihtiyacımız olan miktarın büyük çoğunluğunun yerli üretimden karşılanmaya başlandığını söyledi.
Muz üretiminin 2002 yılında 95 bin ton iken, 2010 yılında bu rakamın 210 bin 178 tona çıktığını belirten Pakdemirli, 2019 yılında ise 2002 yılına göre yaklaşık 6 katlık artış ile muz üretiminin yaklaşık 550 bin tona ulaştığını vurguladı.

YETERLİLİĞİMİZ YÜZDE 79’A ÇIKTI
Bu kapsamda yerli üretimin yaklaşık yüzde 32’sinin TAGEM’e bağlı Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen ve tescil ettirilen çeşitlerden oluştuğunun altını çizen Pakdemirli “Muz üretiminde verimi ve kaliteyi artırmak için Enstitümüz tarafından bugüne kadar 13 proje tamamlandı. Bu gelişmelerin de etkisiyle yıllara göre değişmekle birlikte 2018/2019 sezonunda muz yeterliliğimiz yaklaşık % 79’a yükseldi” dedi.

İTHALATTA AZALMA
Ülkemizin muz ürününde geçmişte net ithalatçı konumdayken, son yıllarda yerli üretimin artması ile birlikte ithalatta azalma yaşandığını belirten Bakan Pakdemirli “2017 yılında muz ithalatımız 208 bin ton, 2018 yılında 155 bin ton, 2019 yılında ise 122 bin ton olarak gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.
 
 

Pakdemirli: “Selden Etkilenen Orman Köylülerine Hibe Desteği Vereceğiz”

Tarım ve Orman Bakanı   Bekir Pakdemirli, Bursa'daki selden etkilenen köylerin birçoğunun orman köyü olduğunu, ORKÖY kapsamında bu köylere 2 milyon lira hibe desteği verileceğini açıkladı.

Selden etkilenen bölgelerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile incelemelerde bulunan Bakan  Pakdemirli, Yenişehir Havalimanında gazetecilere yaptığı açıklamada, gün boyunca ekiplerin sahada, hızlı bir tempoyla çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

"SELDEN 26 BİN DEKAR ALAN ETKİLENDİ"
Selden 5 ilçe, 43 kırsal mahalle ve 26 bin dekar alanın etkilendiğini belirten Pakdemirli, "Bizim burada olmamızın ana sebeplerinden biri, sel felaketinin kırsal bir alanda olması ve tarımsal faaliyetlere belli miktarda zarar veriyor olması. Zarar, hayvancılık anlamında çok önemli değil; 17 kuzu, 48 arılı kovan, 400 kanatlı bertaraf olmuş durumda." dedi.

Pakdemirli, Kestel, Orhangazi ve İznik ilçelerindeki tarımsal alanlarda incelemelerde bulunduklarını aktardı.

Sahadaki tarım arazilerinde özellikle rusubat zararı oluştuğunu, taş ve kayaların birikmesinden kaynaklanan özellikle dikili örtüde, ağaçlarda hasar gözlemlediklerini anlatan Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Sayın Cumhurbaşkanımızla tabii ki irtibatlandık. Sabah Kestel ilçesinde ve diğer taraflarda Cumhurbaşkanımızla özellikle taziye konusunda birebir aileleri irtibatlandırarak, taziyelerini iletmiş olduk. Kader kızımızı defnettik. Görünen o ki hem köyün içinde hem de tek yapılaşmanın olduğu yerde, dere içine ve ağzına yapılan konutlar ve yerleşim yerleri, bizim için en büyük tehlike. Türkiye, bu anlamda hakikaten çok büyük bir devlet, çok büyük yatırımları olan bir devlet. Ancak şunu da unutmamamız gerekiyor; Türkiye'de yüz binlerce böyle ıslah edilmeyi bekleyen dereler var. Bundan kaçınmanın en iyi yolu, riske almamak. O yüzden mutlaka dere yataklarından uzak duruyor olmamız lazım. Birçoğumuz, maalesef 'Bana bir şey olmaz. Buradan akan suyun kalınlığı nedir ki?' diyebilir ama ben ailesinden bir ferdini taşkınlarda kaybetmiş biri olarak, hakikaten bu suyun ne zaman geleceğini, problem oluşturabileceğini, hayatımızı riske atabileceği konusunu daha önceden kestirmenin güç olduğunu söylüyorum."

Dere yataklarında evleri olanlara seslenen Pakdemirli, "Kendinizi, çoluğunuzu çocuğunuzu, akrabalarınızı seviyorsanız en yakın zamanda oradan mutlaka konutlarınızı taşınmanın bir yolunu bulun. Gerekirse Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, illerdeki kamu kurumlarından destek alarak bu felaketler olmadan bunları önlemenin yolunu bulmamız gerektiğine inanıyorum. Tüm bu felaketlerin hepsinin bir şekilde çözümü var. Çözümsüz olan, can kayıplarıdır. Can kayıplarının olduğu yerde diyecek çok bir şey kalmıyor, kelimeler tükeniyor." değerlendirmesinde bulundu.

"BURSA'DA TARIM SİGORTALILIK ORANI, OLMASI GEREKENİN 5'TE BİRİ"
Bakan Pakdemirli, tarımsal faaliyetin devamının ve tarım sigortalarının (TARSİM) son derece önemli olduğunu vurguladı.
"Şu anda Bursa'da tarım sigortalılık oranı yüzde 18 yani olması gerekenin 5'te biri." diyen Pakdemirli, bu oran ne kadar fazla olursa zor günlerde çiftçinin sırtı rahat, arkası pek oturabileceğini dile getirdi.

Tarım sigortası olmadığında afet durumlarında büyük kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulunan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Yüzde 45 ile armutta sigortalılığımız var. Bu sigortalılık oranını, tüm meyve ve sebzede artırmamız gerekiyor. Şu an özellikle domates ve sebzede ciddi kayıplar var. Dikilide çok ciddi bir kaybımız yok gibi gözüküyor. Bundan dolayı hasar görmüş arkadaşlarımız, ellerindeki hasar tespit raporlarıyla Tarım Krediye borçlarını, Ziraat Bankasına borçlarını erteleyebilecekler. Bu konuda herhangi bir sıkıntımız yok. Bu köylerin birçoğu orman köyleri. Bu sebeple ORKÖY kapsamında, bu köylerimize 2 milyon lira hibe desteği vermeyi öngördük, en azından tarımsal faaliyetin sürdürülebilmesi ve bir miktar da olsa yaşanan acıları telafi edebilmesi için böyle bir şey yapalım dedik.

"ALMAMIZ GEREKENDEN DAHA FAZLA BİR İNİSİYATİF VARSA DEVLET SU İŞLERİ OLARAK, BİZ BU İNİSİYATİFLERİ ALIRIZ"
Devlet Su İşleri ekipleri taşkınlar konusunda çalışıyor. Şu anda önemli olan, faaliyetin normal devam etmesiyle ilgili konularda Devlet Su İşleri ekipleri çalışıyor. Bugün sanayi bölgesini ve köyleri ziyaret ettik. Burada Büyükşehir Belediyesi de arzu ederse bunlara da almamız gerekenden daha fazla bir inisiyatif varsa Devlet Su İşleri olarak, biz bu inisiyatifleri alırız. Bu konuda bir sıkıntımız yok."

Bursa Büyükşehir Belediyesi ile çalışmaya devam edeceklerini aktaran Pakdemirli, "Menfezlere, drenaj tahliye kanallarına, tarlalarda biriken rusubatlara da hepsine de müdahale edeceğiz." bilgisini verdi.

Pakdemirli, yapısal tedbirleri almanın önemine değinerek, "Kaçınmak önemlidir ama yapılaşmanın belli noktalara geldiği bölgelerde, geleceğe yönelik hangi tedbirler alabiliriz? Sanayi bölgesine de kuşaklama kanallarıyla oraya suyun ulaşmayacağı bir şekle nasıl getirebiliriz? Bununla ilgili de çalışmaya başlandı." ifadelerini kullandı.
 
 

CHP'li Başevirgen: Çiftçi Geçen Yılın Ödemesini Alamadı

CHP’li Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Tarım Bakanı Pakdemirli’nin müjde olarak açıkladığı ödemeler aslında çiftçinin geçen yıldan kazanılmış ancak ödenmemiş hakkı” dedi.
CHP Manisa Milletvekili, Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, yağlı tohumlu bitkiler desteği ve tarımsal sulama elektrik desteği kapsamında üreticilere müjde gibi duyurduğu toplamda 1 milyar 469 milyon 303 bin TL ödeme ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

2019 yılında ödenmesi gereken tarımsal destekleme ödemelerinin bir kısmının halen ödenmemesine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tüm ödemelerin yapıldığına dair açıklamalarda bulunduğunu belirten Başevirgen, “2020 yılının yarısını bitirdik. Çiftçi daha 2019 ödemelerini almaya çalışıyor. Bakanın müjde olarak açıkladığı ödemeler aslında çiftçinin geçen yıldan kazanılmış ancak ödenmemiş hakkı” dedi.

Girdi maliyetlerinin yüksekliğine karşı, iktidarın övünerek açıkladığı tarımsal desteklemelerin yetersiz olduğunu ve bu nedenle çiftçilerin üretemez hale geldiğini belirten Bekir Başevirgen, “Çiftçinin en büyük sorunu mazot. Çiftçi mazota yüzde 60 vergi ödüyor. Son 10 yılda mazot ve gübre fiyatları yüzde 250 oranında arttı. Kullandığı gübre ithal, yem ithal, kullandığı ilaçlar ithal. Elektrik, sulama pahalı. Bankalara borcu olmayan çiftçi yok. 2002 yılında borcu 1 milyar olan çiftçinin 2020 yılında borcu 130 milyara çıktı. Şimdi ‘veriyoruz’ diye övünülen hangi destek çiftçinin yarasına merhem oluyor?” diye sordu.

İKTİDAR ‘BORCUM BORÇ’ DİYOR

Avrupa Birliği bütçesinin yüzde 45’inin tarımsal desteğe ayrıldığını, ülkemizde ise bu oranın bütçenin yüzde 1,9-2,9’u arasında olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Bekir Başevirgen, “Destekler yetmiyor. Oysa 2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu’na göre devletin çiftçiye ödemesi gereken 175 milyar TL borcu var. Pandemi sürecinin çiftçiye olan olumsuz etkileri de göz önüne alındığında yapılması gereken çiftçiye geriden gelen tarımsal destekleme ödemelerini müjde verircesine yapmak değil, Tarım Kanunu’nu uygulamaya koymaktır. Ancak iktidar ‘Borcum borç, ne öderim ne inkâr ederim’ gibi aymaz bir anlayışla bu borcu çiftçisine ödememekte, adeta kulağının üstüne yatmaktadır. Bu borç bir an önce gerçek sahiplerine ödenmeli” ifadelerini kullandı.
 

Bakan Yardımcısı Metin'den TÜDKIYEB'e Ziyaret

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik’i ziyaret etti.
Çelik, ziyaretle ilgili yaptığı açıklamada, Bakan Yardımcısı Metin ile görüşmelerinde, yetiştiricilerin sorunlarını dile getirdiklerini, sektörle ilgili talepleri aktardıklarını bildirdi.
Ziyarette, Bakan Yardımcısı Metin ile küçükbaş hayvancılığın tarihsel gelişimini de değerlendirdiklerini belirten Çelik, şunları kaydetti.

“Bu toprakların ana geçim kaynaklarından biri de hemen her zaman küçükbaş hayvancılık olmuştur. Bu yeni de değildir. Yüzyıllardır böyledir. Dünyanın en güzel halı ve kilimleri, kumaşları bu topraklarda dokunmuştur. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi de babası Ertuğrul Gazi de dedesi Süleyman Şah da geçimlerini küçükbaş hayvancılıktan sağlamışlardır. Atalarımız Osmanlı Devleti kurulana kadar obaları ve sürüleri ile hayvanlarını otlatabilecekleri güvenli topraklar için göç etmişlerdir. Koyun keçi otlatmayla işe başlayan Osmanlı İmparatorluğu, üretim faaliyetlerini, ipekten yüne, tiftikten kıla, kilimden dokumaya, baskı kumaşlara, süt ve süt ürünlerine, et ve et ürünlerine genişletmiş, bunun verdiği güçle yeryüzüne hakim olmuştur. Bin yıl önce koyunlarıyla, keçileriyle yola çıkan yüzlerce yıl dünyaya hükmeden ve imparatorluk kuran bir ecdadın torunlarıyız.”

Osmanlının ataları keçi çobanı olan kurucularının torunları olarak küçükbaş hayvancılığı her zaman baş üstünde tutmayı kutsal bir görev bildiklerini vurgulayan Çelik, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın her zaman çobanları önemsemesinden, Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin her daim, her yerde desteğinin yanı başımızda olmasından ve bugün de  Tarım ve Orman Bakan Yardımcımız Fatih Metin’in Merkez Birliğimizi ziyaret ederek sektörümüzün sorunlarını dinlemesinden anlaşılıyor ki, kırsalda tarlasında ekip biçen, merasında koyun keçi güden yetiştiricilerimiz, çobanlarımız sahipsiz değildir” dedi.
 
Tarım Bakanımız her zaman biz yetiştiricilerin yanında olmuştur
Sektör temsilcisi olarak tüm üretici ve yetiştiriciler adına ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden Çelik, şunları kaydetti:
“Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli, hizmette sınır tanımayarak her zaman biz yetiştiricilerin yanında olmuştur. Bakanımızın yetiştiricilerimize değer verdiğini biliyor ve minnettarlığımızı ifade ediyoruz.

Bugün Tarım ve Orman Bakan Yardımcımız Fatih Metin’in Merkez Birliğimizi ziyaretiyle bizleri onurlandırmasından sektörüm adına büyük şeref duyduğumu ifade etmek istiyorum. Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin şahsında Bakan Yardımcıma ziyaretlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Merkez Birliğimizin kuruluşundan bu yana ilk kez bir Bakan Yardımcımızın bizleri ziyaret etmesinin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu ziyaret, çalışmalarımızda bizlere güç verecek, küçükbaş hayvancılığımızın gelişimine de katkısı olacaktır.

Bakan Yardımcımızın ziyaretiyle üretici ve yetiştiricilerimizin yanında olduğunu göstermesi, pandemi döneminde her ne kadar sektörümüz olumsuz etkilenmiş olsa da durumun yeniden normalleşme sürecine girmesi ile birlikte  yetiştiricilerimizin eskiden olduğu gibi üretime devam etmesi bakımından sektörümüze büyük moral olacaktır diye düşünüyorum.”

Genel Başkan Çelik, ziyaretin sonunda günün anısına sektöre yaptığı hizmetlerinden dolayı Bakan Yardımcısı Metin’e bir plaket takdiminde bulundu.
 

Tarım ve Orman Bakanlığından CHP Lideri Kılıçdaroğlu'na Yanıt

Tarım ve Orman Bakanlığı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Partisinin TBMM Grup Toplantısında, çiftçilerin yeterince desteklenmediği, borçlarını ödeyemediği ve kredi borçlarının ertelenmediği yönündeki ifadelere bakanlıktan yanıt geldi.  Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılan yazılı açıklamada şunlar kaydedildi.
“CHP Genel Başkanı’nın, çiftçilerimizin yeterince desteklenmediği yönündeki iddiaları hiçbir gerçeklik taşımadığı gibi, sadece 2020 yılında verilen Tarımsal desteklerdeki tarihi rekor, 2002 yılından bu yana izlenen yapıcı politikanın bir sonucudur.

Tarım ve Orman Bakanlığımızın çiftçilerimize verdiği destekte 2002 yılına göre 8 kat artış sağlandı. 

Tarımsal Desteklerde 2020 yılında, geçen yıla göre %36,7 artışla, yaklaşık 22 Milyar Lira ile tarihi bir rekora imza atıldı. Tarım ve Orman Bakanlığının 2020 bütçesinin %54,5’i de tarımsal desteklere ayrıldı.

Son 18 yılda, pek çok yeni ve etkin destekleme politikaları geliştiren Tarım ve Orman Bakanlığımız ilk kez bu dönemde, Dane Zeytin Desteği gibi, üreticileri birçok yeni destekle tanıştırdı. 2019 yılında, 12 yeni destek ve 32 destek birim fiyatında da artış sağlayarak, çiftçimizin yanında olduğunu, üretici dostu olduğunu gösterdi.
 
48,5 MİLYAR DOLARLIK TARIMSAL GSYH İLE AVRUPA’DA LİDER ÜLKEYİZ
Tarım orman sektörümüz, 2018 yılını, %1,9’luk ve 2019 yılını % 3,3 büyüme tamamladı. 2020 yılının ilk çeyreğinde ise %3 büyüdü. Son 18 yıldaki ortalama büyümesi ise %2,8 olarak gerçekleşti. Hollanda, İspanya, Fransa gibi Avrupa ülkesini geride bırakan ülkemiz, 48,5 milyar dolarlık tarımsal GSYH ile Avrupa’da lider ülke oldu.
Tarım orman sektörü, 2018 yılında GSYH’ye %6,2’lik, 2019 yılında %6,4 ve 2020 yılının ilk çeyreğinde ise %2,8 bir katkı yaparak ülke ekonomisine de güçlü bir destek sağladı. Yine 2002 yılında tarımsal hasılamız, 37 milyar lira iken,  7,5 kat artarak 2019 yılında 275 Milyar liraya yükseldi.

2003-2020 ARASINDA 310 MİLYAR TL’LİK DESTEK ÖDEMESİ YAPILDI
Tarım ve Orman Bakanlığımızın 2003-2020 yıllarında toplam reel olarak verdiği 310 milyar TL’lik destekleme ve elbette çiftçimizin eli, yetiştiricimizin emeğiyle; Ülkemiz 196 ülkeye, 1.690 tarımsal ürün ihraç ederek, ihracatçı bir ülke konumuna geldi. 18 milyar dolar tarımsal ihracat ve 5,3 milyar dolar dış ticaret fazlası sağlandı.
 
PANDEMİ SÜRECİNDE ÇİFTÇİ BORÇLARI FAİZSİZ ERTELENDİ
İçinde bulunulan pandemi sürecinde de çiftçilerimizin yanında olduk, olmaya da devam ediyoruz. Çiftçilerimizin, Mayıs ve Haziran aylarında vadesi gelecek ziraat bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan hazine destekli kredi geri ödemeleri faizsiz olarak, 6 ay ertelendi.
 
BU YILIN DESTEKLEME ÖDEMESİNİN YÜZDE 60’I HESAPLARA YATIRILDI
22 milyar TL desteklemenin 13 milyar TL’ lik ödemesi üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı. Böylece ilk 5 ayda desteklerin %60’ı ödenmiş oldu.
 Ayrıca 2019 yılında açıklanan alım fiyatlarıyla da, her daim çiftçimizin yanında olduğumuzu ispat ettik.
2020 yılı üretim dönemi için TMO’nun sert ekmeklik buğday alım fiyatı, ton başına 1350 liradan 1650 liraya, Arpa alım fiyatı, ton başına 1100 liradan 1275 liraya çıkarıldı. Ayrıca çiftçilerimize hububatta 230 lira ton başına prim ve destek ödemesi yapılması kararlaştırıldı.

Ton başına bakliyat alım fiyatları da, Kırmızı mercimekte 3500 lira, Yeşil mercimekte 3200 lira, Nohutta 3350 lira olarak belirlendi. Bakliyattaki prim ve destek ödemesi de ton başına 800 lira olarak açıklandı.

Bizler, Tarım, hayvancılık gibi hayati önem taşıyan bir konuda ülkemiz, çiftçilerimiz için çalışmaya devam ediyoruz. Bugün yaşanan Pandemi sürecinde birçok ülke gıdaya ulaşmakta zorluk çekerken, biz ise omuz omuza verdiğimiz üreticimizle, kendi kendimize yettiğimizi bir kez daha ortaya koyarken, bir de ülke ekonomisine katkıda bulunmaya devam ediyoruz.” Denildi 
 
 
 
 

7 İlde Ücretsiz Tarım Arazisi Tahsis Edilecek

Çiftçilere ücretsiz hazine arazisi tahsisindeki çalışmalarda sona gelindi. Tespiti yapılan 14 bin dekar hazine arazisinde (1904 futbol sahası), tarımsal üretime elverişli olanlar çiftçilere ücretsiz olarak tahsis edilecek.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Amacımız ekilmeyen, atıl durumdaki boş arazileri üretime kazandırmak. Ülkemizde 23,1 milyon hektar işlenen tarım alanı varlığı bulunuyor. Bu üretim alanında 83 milyon vatandaşımızın gıda ihtiyacı karşılanıyor ve üstüne de 18 milyar dolara ulaşan ihracat gerçekleştiriyoruz. Türkiye 48 milyar dolarlık tarımsal hasıla ile Avrupa’nın lider ülke konumunda bulunuyor” diye konuştu.

‘ATIL OLAN ALANLAR DEĞERLENDİRİLECEK’

Erzincan, Bingöl, Erzurum, Kars, Kayseri, Muş ve Sivas’ta hazinelerin il müdürlüklerine tahsis edildiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, “Özellikle atıl olan mülk, hazine ve vakıf arazilerinin parsel bazında tespiti için mayıs ayında bir çalışma başlattık.

Öncelikle bir envanter çıkaracağız. İlk aşamada Erzincan, Bingöl, Erzurum, Kars, Kayseri, Muş ve Sivas’ta hazine arazilerinin il müdürlüklerimize tahsisini sağladık. Bu çerçevede, 14 bin dekar hazine arazisinde, tarımsal üretime elverişli olanların tespiti yapıldı. Bu arazileri bedelsiz olarak çiftçilerimize tahsis edeceğiz. Çiftçilerimizin başvuruları 1 Haziran’a kadar alındı. Şimdi talepler değerlendirildikten sonra hak kazananlara çiftçilerimize tahsisleri yapılacak” diye konuştu.
 
 
 

Tarım ve Orman Bakanlığından İyi Partili Türkkan'a Yanıt

İyi Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan’ın TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ‘Buğday İthalatı’ ve ‘Tohumculuk Kanunu Türk Tarımının Sevr Anlaşmasıdır’ iddialarına Tarım ve Orman Bakanlığı yazılı bir açıklma yaptı. 
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada şu sözlere yer verildi.

Sayın Türkkan’ın iddiaları doğru değildir. Buğday ve tohumculuk sektörüne ilişkin resmi veriler, bu asılsız iddiaların, kasıtlı ve yıpratma amacı taşıdığını da ortaya koymaktadır. 
Bakanlığımızca yürütülen projeler ve çalışmalar ve üretime yönelik teşvikler ile çok sayıda tarım ürününde dünya liderliğimiz devam ediyor. Türkiye, buğday unu ihracatında dünyada birinci, makarna ihracatında ikinci sıradadır.

Ülkemiz, buğday iç tüketimi tamamen yerli üretimden karşılanmaktadır. 2019 yılında 19 milyon ton olan buğday üretimimiz, 2020 yılında %7,9 artış ile 20,5 milyon ton olarak beklenmektedir. (TÜİK)

Buğdayda, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ihracat bazlı yurtdışı temin yapılmaktadır. İthal edilen buğday; un, makarna, irmik vb. işlenmiş ürün olarak, tekrar  ihraç edilmekte, ülkemize döviz girdisi sağlanmaktadır. 2019 yılında; 7,5 milyon ton buğdayın karşılığı olan mamul madde ihracatı yapılmıştır.

Türkiye tohumculuk sektörü de kendi ihtiyacı olan tüm tohumluğu üretecek güç, yetenek ve kapasiteye sahiptir. 2006 yılında çıkarılan 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile Ülkemiz Tohumculuk Sektöründe Özel Sektörün örgütlenmesi ve üretim sürecinde hızla yer almasıyla sertifikalı tohumluk üretimi 2020 yılı itibariyle 1 milyon tonun üzerine çıkmıştır. Son yıllarda tarımda kaydedilen gelişmeler sayesinde; üretimde, verimde, kalitede ve ihracatta artışlar gerçekleşmiştir. Ülkemiz tohumluk konusunda kesinlikle dışa bağımlı bir ülke değildir.

Dünyanın en büyük üretici ve ihracatçılarından biri olan ülkemiz, üyesi bulunduğumuz Dünya Ticaret Örgütü kuralları gereği her ülkeye tohum satabilmekte ve ihracat yaptığı pazarların talep çeşitliliği ve serbest pazar gerekleri doğrultusunda nihai ihraç ürününe dönüştürmek amacıyla tohumluk ithalatı yapmaktadır.
Son yıllarda uygulanan politikalar neticesinde sertifikalı tohum ile sertifikalı fidan üretimi ve ihracatta büyük artışlar sağlanmıştır.

2002-2019 döneminde; sertifikalı tohum üretimi 145 bin tondan 8 kat artış ile 1 milyon 134 bin tona, tohum ihracatımız 17 milyon dolardan 9 kat artışla 149 milyon dolara, İhracatın ithalatı karşılama oranı %31 iken %86 seviyesine yükselmiştir.  Yurtiçinde kullanılan sertifikalı tohumluk miktarının % 96 ‘sı yerli imkânlarla yurtiçinde üretilerek karşılanmaktadır.

Ülkemizde tohumculukla ilgili faaliyette bulunan firmaların tamamı Bakanlığımız tarafından yetkilendirilmekte ve kayıt altına alınmaktadır. Hâlihazırda bunların sayısı 939’dur. Sermaye durumuna göre; bu firmalardan 879’u yerli, 40’ı yabancı ve 20’si de yerli-yabancı ortaklığı şeklindedir. Bu şirketler sadece üretim yapmakla kalmayıp aynı zamanda kendi kaynakları ile yerli çeşitler de geliştirmektedir.
 
 
 

Çiftçilere Fark Destek Ödemeleri Yatırıldı

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, destek ödemesi olarak, çiftçilerin  hesabına 374 milyon lira yatırıldığını açıkladı.

Bakan Bekir  Pakdemirli; 

"Fark Ödemeleri kapsamında;  Yağlı Tohumlar desteği olarak 49.946 çiftçimize 340 Milyon TL, Hayvancılık Destekleri kapsamında Hayvan Hastalıkları Desteği olarak 1.131 üreticimize 27 Milyon TL, Hayvan Genetik Kaynaklarının Yerinde Korunması Projesi desteği kapsamında 468 çiftçimize 3,6 Milyon TL, olmak üzere, toplamda 374 Milyon TL destekleme ödemesi, bugün saat 18:00 itibari ile çiftçilerimizin hesaplarına yatırılmıştır" dedi.
 

Bakanlık Gıda İsrafını Önlemek İçin Düğmeye Bastı

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle yürütülecek Gıdanı Koru Kampanyası kapsamında, strateji belgesi ve eylem planı hazırlandı.

Türkiye'nin gıda kayıpları ve israfının önlenmesi, azaltılması ve yönetimine ilişkin hazırlanan planla, ilgili bakanlıklar, kamu kurumları ve sivil toplum örgütlerinin katkısıyla gıda israf ve kayıplarının önlenmesi için 100 eylem hayata geçirilecek.

Bu kapsamda, özellikle tüketiciler için farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. Uygun gıda muhafaza koşulları, kalan yemeklerin muhafazası ve tekrar kullanılması, planlı alışverişin önemi konusunda eğitimler ve atölye çalışmaları yapılacak.
 

Ürün etiketi üzerindeki son tüketim tarihi ve tavsiye edilen tüketim tarihi arasındaki fark anlatılacak ve güvenilir tüketim konusunda farkındalık artırılacak. Evlerde gıda israfını azaltmaya yönelik tarifler ve çözümler yaygınlaştırılacak.

Kusurlu, şekil bozukluğu olan ancak güvenilir ve besleyici meyve ve sebzelerin israfının önüne geçilmesi mesajı verilecek.

Şekli bozuk ürünlerin süpermarketlerde satışa sunulması sağlanacak, bu kapsamda gıdanın şeklinden öte kalitesinin önemli olduğuna ilişkin bilgi posterleri kullanılacak. Şekli bozuk ürünler restoran ve hazır yemek şirketlerinin satışlarına da entegre edilecek.

Gıda israfıyla mücadele için mesaj verilecek

Okullarda, temel askeri eğitim müfredatında, Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında, gençlik merkezlerinde, gençlik kamplarında, cezaevlerinde ve hastanelerde, posterler, seminerler, videolarla gıda israfı konusunda bilgi, bilinç ve farkındalık düzeyi artırılacak.

Ramazan da dahil, kültürel ve sanatsal faaliyetler yoluyla porsiyon ayarlama ve pişirme kalan yemekleri muhafaza etme ve raf ömrünü uzatma, yeterli miktarda meyve ve sebze satın alma yöntemleri konusunda tüketicilerin farkındalığı sağlanacak.

Televizyon programlarında, filmlerde veya TV dizisi senaryolarında gıda kaybı ve israfıyla mücadele konusunda gizli veya açık mesajlar verilecek.


 
 

Bakan Pakdemirli Biyolojik Çeşitlilik Günü İçin Mesaj Yayınladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 22 Mayıs Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü münasebetiyle bir mesaj yayınladı. Bakan Pakdemirli’nin mesajında şunları söyledi.

“Biyoçeşitlilik ile ilgili sorunlara dikkat çekmek, halkı bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin kabul edildiği gün olan 22 Mayıs,
Birleşmiş Milletler tarafından “Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü” olarak ilan edilmiştir.

Her yıl dünya genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanan Biyolojik Çeşitlilik Günü’nün bu yıl ki teması “Çözümlerimiz Doğadadır” olarak belirlenmiştir.
Bu günlerde dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını da bir kez daha göstermiştir ki; bütün teknolojik ilerlemelere rağmen sağlık, su, gıda, ilaç, barınak ve enerji için tamamen sağlıklı ve canlı ekosistemlere ihtiyacımız vardır.

Bu yılın teması olan “Çözümlerimiz Doğadadır” sloganı; umut, dayanışma ve doğa ile uyumlu bir gelecek inşa etmek için birlikte çalışmanın önemine de değinmektedir. Yine bu slogan; biyoçeşitlilik kaybının önlenmesi için küresel çerçevede güçlü bir iradenin oluşması gerektiğine, bu yıl her zamankinden çok daha fazla işaret etmektedir.
Ülkemiz, biyoçeşitliliğin korunması için önemli adımlar atan ülkelerden biri olmasının yanında 2022 yılında düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 16. Taraflar Konferansına ev sahipliği yapacak ve 2022-2024 yılları arasında sözleşme dönem başkanlığını yürütecektir.

Bu kapsamda, geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bir genelge yayınlanarak Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Koordinasyon Kurulu kurulmuş ve faaliyetlerine başlamıştır. İlgili bakanlıklar başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlar seferber edilerek geniş bir biçimde katkı ve katılımlarının sağlandığı bu süreç, ülkemizin biyolojik çeşitliliğe verdiği önemin bir göstergesidir.

Bu vesile ile 22 Mayıs Biyolojik Çeşitlilik Gününüzü tebrik eder, biyolojik çeşitliliğimizin korunmasına gösterdiğiniz katkı ve duyarlılıktan dolayı en kalbi şükranlarımı sunarım”
 
 

Bakan Pakdemirli: “Tüm çiftçi kardeşlerimin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlu olsun”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü münasebetiyle ilgili mesaj yayınladı. Bakan Pakdemirli, mesajında tarımın, her zamankinden çok daha önemli ve stratejik sektör haline geldiğini vurguladı.

Bakan Pakdemirli'nin mesajı şöyle:
“Tarım, her zamankinden çok daha önemli ve stratejik sektör haline gelmiştir. Gıdanın ana kaynağı olan tarım birçok sektöre de hammadde sağlamaktadır. Çin’de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan Korona virüs salgını, gıdanın ülkeler için adeta bir milli güvenlik meselesi olduğunu göstermiştir.

Bakanlık olarak bu önemin farkındayız ve tarımsal politikalarımızı bu bilinçle oluşturup hayata geçiriyoruz. Salgın sürecinde tarımsal üretimimizin aksamaması ve çiftçilerimizin mağduriyet yaşamaması için birçok tedbiri hayata geçirdik, geçirmeye de devam ediyoruz.

Karşı karşıya kaldığımız bu zor süreçte çoğu ülke gıdaya erişim konusunda sıkıntılar yaşarken ülke olarak aldığımız önlemlerle tarımsal üretim ve gıda tedarik zincirinde hiçbir sıkıntı yaşamadık. Bu da kendi kendimize yeterliliğimizin bir göstergesidir.

Çiftçilerimize uzaktan eğitim ve danışmanlık hizmetini uygulamaya koyduk. Ayrıca, üreticilerimizi koruyacak ve destekleyecek olan Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) platformumuzu devreye aldık. Hasat öncesi alım fiyatlarını açıklayarak üreticilerimizi sevindirdik. Sadece tarımsal üretime değil, üretilen ürünlerin kolayca işlenmesi, katma değerli hale getirilmesi ve pazarlanması için de kırsal kalkınma yatırımlarına destek sağlıyoruz. Çiftçilerimizi, üreticilerimizi sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tuttuk.

Son 18 yılda ise çiftçilerimize toplam 310 milyar lira tarım desteği ödemesi yaptık. Bu yıl da çiftçilerimize toplamda 22 milyar lira destek sağlayacağız. 2020 yılının ilk üç ayında toplam destek ödemesinin %56’lik kısmı olan 12,4 milyar lirayı çiftçilerimizin hesabına yatırdık. Tarımsal üretimde verimin artması ve çiftçilerimizin daha fazla kazanç elde etmesi için 565 yeni baraj inşa ettik, 6,6 milyon hektar araziyi tarımsal sulamaya açtık. Bu sayede tarımsal hasılamız yüzde 645 artışla 275 milyar liraya ulaştı. Tarımsal ihracatımız ise 18 milyar dolara çıktı. Tarım ve gıdada dış ticaret fazlamız 5,3 milyar dolar oldu. Tarımda net ihracatçı bir ülke konumuna yükseldik.

Yine hayvancılıkta da 48,5 milyon küçükbaş hayvan varlığı ile Avrupa’da birinci, 17,9 milyon baş büyükbaş hayvan varlığı ile ikinci, 23 milyon tonluk süt üretimi ile üçüncü sırada yer alıyoruz.
Bugün ülkemiz; tarımsal gayri safi milli hasılası açısından Hollanda, İspanya Fransa gibi tüm Avrupa ülkelerini geride bırakarak, 48 milyar dolarlık tarımsal GSYH ile Avrupa’da lider konumda bulunuyor.

Tarımda yakaladığımız bu başarı hiç şüphe yok ki; yaz kış demeden çalışan, emek veren, alın teri döken, eli nasırlı çiftçilerimiz sayesindedir.
Çünkü biz savaş dönemlerinde bile tarımsal üretimi bırakmayarak kendi kendini doyurabilmiş bir milletiz. Geçmişte olduğu gibi bugün de çiftçilerimiz bağında, bahçesinde ve tarlasında yağmur çamur demeden emekleriyle sofralarımızı bereketlendirmeye devam ediyor.

Çiftçilerimiz yeter ki üretsinler; ekimden hasada kadar tarımsal üretimin her aşamasında, onların yanındayız ve olmaya da devam edeceğiz.
Onların bu ülke için verdiği emek ve alın teri her zaman kutsaldır.

Bu vesileyle ülkemiz için üreten, hizmet eden tüm çiftçi kardeşlerimin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyor, bereketli, bol kazançlı, sağlıklı bir yıl geçirmelerini temenni ediyorum.”
 

Küçükbaş Yetiştiricisinden Ormancıya Mesaj Et, Süt Peynir Yağ Yoğurt İstiyorsanız Bize İyi Bakın.

Isparta Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Yaşar Köroğlu yayla ve meralara çıkma zamanının geldiğini ifade ederek öyle ya da böyle gerekçelerle işlerimizi zorlaştırmaya çalışıyorlar dedi.

Başkan Köroğlu konu ile ilgili şunları kaydetti.

“Mübarek Ramazan ayının içerisindeyiz. Korona virüs ülkemizde de zarar vermeye devem ederken bizler yetiştirici olarak yani küçükbaş hayvan yetiştiricileri olarak üretmeye devam ediyoruz.
Bizler küçükbaş Yetiştiricileri olarak bahar aylarına girmek üzere iken kuzularımız yetişti. Oğlaklarımız doğdu. Artık meralara yaylalara çıkma zamanımız geldi. Çıkacağız ama hala orman içi otlak alanları ve yaylalarla ilgili hala sıkıntılarımız var. Buradan Tarım ve Orman teşkilatımızdan kolaylık ve yardım bekliyoruz. Et süt peynir yağ yoğurt istiyorsanız bize iyi bakın. Bu cefakâr insanlar sizden fazla bir şey beklemiyor. Anladınız mı? Biz yaylaya çıkıyoruz. ”dedi.

Başkan Süleyman Yaşar Köroğlu ormancıları isli demlikten de çay içmeye davet ederek;

 “Buyurun gelin isli çaydanlıktan çay içmeye”. Dedi.
 

Buzağı Desteği ,Sürü Büyütme ve Yenileme Destekleri Ödeniyor

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bugün ödenmeye başlayacak destek ödemeleriyle ilgili açıklamalarda bulundu.

Bakan Pakdemirli, 2019 yılı 1. dönem buzağı desteği, sürü büyütme ve yenileme ile sertifikalı tohum üretim desteklemeleri kapsamında yetiştiricilerimize toplam 1 milyar 626 milyon lira ödeme yapılacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli destekleme ödemelerine ilişkin şunları kaydetti

“2019 yılı 1. Dönem Buzağı Desteği kapsamında; 81 ilde, 701.111 yetiştiricimize, 1 milyar 434 milyon TL,

Sürü Büyütme ve Yenileme Desteği kapsamında; 80 ilde, 71.845 yetiştiricimize, 187 milyon TL,

Sertifikalı tohum üretim kapsamında; 7 ilde, 11 firmamıza, 5 milyon TL’lik ödemeyi,

bugün saat 18:00’dan sonra TC Kimlik numaralarının son hanelerine göre ödemeye başlayacağız

2019 yılı 1. Dönem Buzağı Desteği ile Sürü Büyütme ve Yenileme desteği kapsamındaki ödemeler, TC Kimlik numaralarının son rakamı 0 olanlara bugün, son rakamı 2 olanlara 30 Nisan,  4 olanlara 8 Mayıs, 6 ve 8 olanlara ise 15 Mayıs’ta saat 18:00'dan sonra yapılacak”

Bu ödemeler ile birlikte 1 Ocak 2020 tarihinden itibaren ödenen desteklemelerin toplam 12,4 Milyar TL’ye ulaştığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Toplam 22 Milyar TL olan tarımsal desteklerin %56’sı ödenmiş olacak. Tüm çiftçi ve yetiştiricilerimize hayırlı olsun” diyerek sözlerini tamamladı.
 
 
 

Tarım Ve Orman Bakanlığı Maske Üretimine Başladı

Koronavirüs’le mücadele tedbirleri kapsamında tüm imkanlarını seferber eden ve çok sayıda çalışma yürüten Tarım ve Orman Bakanlığı, şimdi de maske üretimine başladı.

Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı’na bağlı El Sanatları Eğitim Merkezlerinde günlük ortalama 2 bin 500 – 3 bin adet maske dikiliyor.

KOVİD-19 SALGININA KARŞI MASKE SEFERBERLİĞİ BAŞLATILDI

Tarım ve Orman Bakanlığı vatandaşlarımızın sağlığının korunması için, Koronavirüs salgınıyla mücadelede çok yönlü bir çalışma yürütüyor. Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü çalışma ile el sanatları atölyelerinde kadınlarımız, salgınla mücadelede aranan standartlara uygun tıbbi koruyucu maske üretimine başladı.

Kırsalda yaşayan çok sayıda kadına, gence, ihtiyaç sahibine eğitim vererek meslek sahibi olmalarını sağlayan Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı’na bağlı El Sanatları Eğitim Merkezleri, şimdi de vatandaşımızın sağlığı için seferber oldu.

Halk Eğitim Merkezleri, Milli Eğitim İl Müdürlükleri ve Sağlık İl Müdürlükleri’yle işbirliği yapılarak yürütülen çalışmanın hazırlıkları tamamlandı ve Sağlık il müdürlüklerinin maskeye uygun kumaş temini sağladığı çalışmada usta öğreticiler halk sağlığı için binlerce maske dikimine başladı.

Bilecik, Düzce, Elazığ, Kastamonu, Silifke ve Sivas’ta bulunan El Sanatları Eğitim Merkezlerinde günlük ortalama 2 bin 500 ile 3 bin arasında maske dikiliyor.

Halk sağlığının korunması için çalışan atölyelerde kısa sürede üretim kapasitesinin de artırılması amaçlanıyor.

Dar Vadinin Gizli Hazinesi Dünyanın 3. Yüksek Barajı Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ülkemizin vizyon projelerinden olan dar vadideki gizli hazine, Yusufeli Barajı’nda yüksekliğin 200 metreye ulaştığını söyledi.
Barajın yeri ve milli kaynaklar ile Türk mühendisleri tarafından Artvin’de yapıldığının altını çizen Bakan Pakdemirli “ Yusufeli Barajı 275 metre yüksekliği ile çift eğrilikli beton kemer kategorisinde ülkemizin en yüksek ve dünyanın 3. yüksek barajı olacak “dedi.

200 METREYE ULAŞTI
Günümüz itibarı ile barajda 2 milyon 850 bin m3 beton dökülerek gövde betonunda % 70 gerçekleşme sağlandığını belirten Bakan Pakdemirli “Günlük ortalama 4.400 m3 beton dökümünün gerçekleştiği baraj 200 metre yüksekliğe ulaştı” diye konuştu.

YILLIK 1 MİLYAR 888 MİLYON KWH ENERJİ ÜRETİLECEK
Ülkemiz için enerji ve arz güvenliği açısından Yusufeli Barajı’nın çok önemli olduğunu belirten Bakan Pakdemirli “Yerli, çevreci ve yenilenebilir enerji kaynağı olan bu barajımızın tamamlanmasıyla 558 MW kurulu güçle yıllık 1 milyar 888 milyon KWh enerji üretilecek” değerlendirmesinde bulundu.

KULLANILAN BETONLA ARTVİN’DEN EDİRNE’YE 13 METRE GENİŞLİĞİNDE YOL YAPILABİLİYOR
Barajın gövde yüksekliğinin 100 katlı bir gökdelen yüksekliğine eşdeğer olduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli, Yusufeli Barajının büyüklüğünün anlaşılması bakımından gövdesinde kullanılacak olan 4 milyon m³ beton ile Artvin’den Edirne’ye 13 metre platform genişliğinde beton yol yapılabildiğini de sözlerine ekledi.​
 
 

Çiğ Süt Desteği ve Malak Desteği Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “Çiğ Süt ve Manda-Malak Destek Ödemeleri” ne ait açıklamalarda bulundu.
Açıklamasında 2020 yılı tarımsal destekleme bütçesi olan 22 milyar liranın 10,5 milyar liralık kısmının ödemesini bu yılın ilk çeyreğinde çiftçilerin hesaplarına yatırdıklarına vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Biz bu zorlu süreçte üreticimizin, yetiştiricimizin yanındayız. Amacımız, salgın nedeniyle çiftçimizin üretimden çekilmemesi, aksine tarlasının, işletmesinin başında olmasıdır. Onları desteklemeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Bakan Pakdemirli şunları kaydetti.
“Bu çerçevede toplam 129 milyon TL’lik Çiğ Süt ve Manda-Malak Destek Ödemelerini 17 Nisan Cuma günü (bugün) saat 18.00’dan sonra üreticilerimizin hesaplarına yatıracağız. Tek seferde yatırılacak destek miktarları;
Çiğ Süt Desteklemeleri: 232 bin 223 üreticimizin 729 bin ton çiğ sütü için 98 milyon TL,

Manda-Malak Desteklemeleri: 10 bin 994 yetiştiriciye, 113 bin baş manda/malak için 31 milyon TL, şeklindedir.

Tüm üreticilerimize hayırlı olsun.”​ dedi.
 
 

ATIK SULARDA COVID-19 TARAMASI YAPILACAK

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Covid19-virüsünün su ve atık sulardaki varlığının araştırılacağını ve bu konuda olası risklere karşı erken uyarı sisteminin geliştirileceğini söyledi.
Bakan Pakdemirli, Türkiye’deki Covid-19 virüsünün dağılımı hakkında detaylı bilgi edinmek ve olası erken uyarı sisteminin geliştirilmesi amacıyla Türkiye Su Enstitüsü Başkanlığı tarafından bir çalışma yapılacağını belirtti.

Bu çerçevede, Covid19- virüsünün su ve atık sulardaki varlığının araştırılması için Türkiye Su Enstitüsü Başkanlığı koordinasyonunda Marmara Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümü öğretim üyesi Doç.Dr Bilge Alpaslan Kocamemi ve Moleküler Biyolog Dr. Halil Kurt danışmanlığında, Türkiye çapındaki atık su arıtma tesisleri giriş ve çıkışlarında 24 saatlik kompozit atıksu numuneleri alınacak. Numune alma çalışmalarına Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü de katkı sağlayacak. Alınan numunelerin Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Laboratuvarlarında kantitatif PCR (qPCR) analizleri ile Covid-19 miktar tayinleri yapılacak.
 
 

500 Milyon Fidan Üretimi ile 97 Milyon Dolarlık Döviz Geliri Elde Edildi

Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 yılında özel sektörle birlikte 854 farklı türde, 500 milyon adet orman ağacı, dış mekan süs bitkisi ve meyve fidanı üreterek, 50 milyon adedini yurtdışına ihraç etti.
Türkiye’nin bir çok bitki ve meyve türünün anavatanı olduğunun altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Ülkemiz meyvecilik ve fidan yetiştiriciliği konusunda iklim ve ekolojik koşullar bakımından önemli avantajlara sahip bulunuyor. Bu kapsamda 2019 yılında ülkemizde ceviz, badem başta olmak üzere 100 milyon adet meyve fidanı üretimi yapıldı” diye konuştu.
 
97 MİLYON DOLARLIK DÖVİZ GELİRİ
Üretilen meyve ve orman ağacı fidanlarından ülkemiz vatandaşlarınca bahçe tesisi ve çevre düzenlemesinde kullanılmak üzere 11 milyon adedi bedelsiz verilerek 31 Milyon TL’lik katkı sağlandığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Üretimi yapılan fidanların 50 milyonunu yurtdışına ihraç ettik. Yapılan ihracattan 97 milyon dolar döviz geliri elde edildi”  açıklamasını yaptı.
 2002 yılına göre yaklaşık 5 kat artırılan ihracatın 2019 yılında  ağırlıklı olarak Türki Cumhuriyetleri olmakla üzere 55 ülkeye yapıldığını belirten Bakan Pakdemirli “İhracata en fazla konu olan türler ise; servi türleri, ıhlamur, ardıç, süs eriği, süs elması, ceviz, elma, zeytin, badem ve kirazdır” dedi.
 
TÜRKİYE FİDANCILIK SEKTÖRÜNDE NET İHRACATÇI
 Ülkemiz fidancılık sektöründe net ihracatçı konumunda olduğunu, gelinen bu noktada kazanılan ihracat ivmesinin artarak sürdürülmesi için gerekli çalışmaları yaptıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli “Gerek AB normları gerekse ihracat yaptığımız ülkelerin talepleri doğrultusunda ismine doğru, güvenilir, hastalık ve zararlılardan ari fidan üretimi ile ilgili mevzuat çalışmalarımız devam etmektedir. Bu kapsamda ihraç edilen fidanların 2019 yılından itibaren,  ülkemizde hastalık ve zararlılar yönünden kontrolleri yapılıp sertifikalandırılmış olma zorunluluğu getirilmiştir. Böylelikle kalitesiz fidanların yurtdışına satışı yasaklanarak mevcut pazar payının kaybedilme riski önlenmiştir” diyerek sözlerini tamamladı.​
 
 

Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü Covid 19 Virüsüne Karşı Aşı Üretimine Dahil edildi

Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışmalarını yürüten Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü, TÜBİTAK tarafından organize edilen, COVİD19 virüsüne karşı yapılan aşı üretim çalışmasına dâhil edildi.

Çin de çıkarak dünyaya yayılan ve Dünya sağlık örgütünce “pandemi “olarak ilan edilen Covit19 virüsüne karşı çalışmalar sürüyor.  Hastalık yapan etkenlerin izolasyonu ve aşı üretimi alt yapısı güçlendirilen Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü de bu çalışmalara dâhil edildi.

Bu bağlamda daha önce aşı üretimleri konusunda sıklıkla çalışılan Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Erganiş ile irtibata geçildi. Ayrıca, iki veteriner fakültesi ile iki tıp fakültesi ve bir özel sektör firmasının dahil edilmesiyle hazırlanan proje önerisi TÜBİTAK’a sunuldu ve 1.650.000 TL bütçe ile yürütülmesi kabul edildi.

Yerli aşı üretim konusunda Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü’nün de çalışmalara dâhil edilmesinin, daha önce yürütülen başarılı çalışmaların neticesi olduğunu belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “Korona Virüsü için çok ciddi tedbirler aldık, almaya da devam ediyoruz. Öyle ki; pek çok ülke virüsle mücadele konusunda bizden işbirliği talebinde bulundu. Sağlık çalışanlarımız büyük bir özveriyle virüse karşı gayret gösteriyorlar. Bilim insanlarımız, uzmanlarımız da bu virüsü yenmek üzere bilgilerini, yeteneklerini kullanıyor. Bu kapsamda, Pendik Veteriner Kontrol Enstitümüzün de bu çalışmalar içerisinde olması Bakanlığımız adına bizleri gururlandırıyor. Sağlık Bakanlığına destek olmak amacıyla alt yapısı müsait olan tüm enstitülerimiz milletimizin hizmetindedir. Biz de Bakanlık olarak araştırmacılarımızın sonuna kadar yanındayız” dedi.
 
 

TARIMSAL ÜRETİM İÇİN FAİZSİZ VE DÜŞÜK FAİZLİ KREDİ KULLANIM ESASLARI AÇIKLANDI

Geleneksel bitkisel üretim yapan işletmelere, 50 bin TL’ye kadar faizsiz kredi kullanabilecekler.

50 bin üzeri krediler ise en az yüzde 50 oranında sübvanse edilecek.
Düşük faizli kredi kullanım üst limiti ise 2,5 milyon TL olarak belirlendi.
Geleneksel hayvansal üretim yapan işletmelerimiz, 100 bin TL’ye kadar faizsiz kredi kullanabilecekler.
100 bin üzeri krediler ise en az yüzde 50 oranında sübvanse edilecek.
Düşük faizli kredi kullanım üst limiti ise 1,5 milyon TL olarak belirlendi.
 
Çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kullanacakları düşük faizli tarımsal yatırım ve işletme kredilerinde şartlar belli oldu.
“T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği” Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tebliğ, 2/1/2020 tarihli ve 2015 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Karar kapsamında, 1/1/2020-31/12/2022 yılları arasında (bu tarihler dahil) T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince kullandırılacak yatırım ve işletme kredileri ile ilgili teknik esasları kapsıyor.

Bu kapsamda üreticiler;
Sütçü ve kombine sığır yetiştiriciliği,
Damızlık düve yetiştiriciliği,
Büyükbaş hayvan besiciliği,
Küçükbaş hayvancılık,
Arıcılık,
Kanatlı sektörü,
Kanatlı sektörü damızlık yetiştiriciliği,
Su ürünleri sektörü,
Geleneksel (yaygın) hayvansal üretim,
Kontrollü örtüaltı tarımı,
Yem bitkisi üretimi,
Yurt içi sertifikalı tohum,
Fide,
Fidan üretimi,
Süs bitkisi üretimi,
Stratejik bitkisel üretim,
Meyve yetiştiriciliği ve bağcılık,
Geleneksel (yaygın) bitkisel üretim,
Tarım makineleri (traktör ayrık),
Traktör,
Modern basınçlı sulama sistemi yatırımı,
Tarım makineleri parkı,
Arazi alımı (birleştirme),
Lisanslı depoculuk yatırımları,
Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) karşılığı kredi kullanımı,
Soğuk hava deposu yatırımları,
Tarımsal ürünlerin işlenmesi,
Sözleşmeli üretim(üretim yaptıran gerçek/tüzel kişi),
Özel ormancılık,
 
Başlıklarında yüzde 25 ile yüzde 100 oranlarında sübvanse edilerek, düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullanabilecekler.
Tebliğle ayrıca 2020 yılından itibaren başlamak üzere öncelikli indirimli kriterler de getirildi.
Buna göre;

Sütçü ve kombine sığır yetiştiriciliğinde, Adana, Afyonkarahisar, Aksaray, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Edirne, Eskişehir, Isparta, İstanbul, İzmir, Karaman, Kayseri, Kırklareli, Konya, Kütahya, Manisa, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Sakarya, Tekirdağ, Uşak,

Damızlık düve yetiştiriciliğinde, Adana, Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Ankara, Aydın, Balıkesir, Bingöl, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Isparta, İzmir, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırklareli, Konya, Malatya, Muş, Osmaniye, Samsun, Sivas, Tunceli, Trabzon, Van, Yozgat,
Büyükbaş hayvan besiciliğinde, Adana, Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Gaziantep, Isparta, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kırklareli, Kırşehir, Konya, Malatya, Manisa, Muğla, Niğde, Tekirdağ, Uşak, Şanlıurfa,

Küçükbaş hayvancılıkta, Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Ankara, Antalya, Balıkesir, Batman, Bingöl, Bitlis, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hakkari, Iğdır, Isparta, İzmir, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kayseri, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Niğde, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tokat, Tunceli, Uşak, Van, Yozgat illerinde;

öncelikli bölge yatırımı kriterinden, atıl işletme alımı ve yurt içinde doğmuş olma şartı ile hayvan alımında, kendi yemini üreten/mera kullanan, organik/iyi tarım uygulamalarıyla uğraşan çiftçiler ile genç çiftçi ve kadın çiftçilerde üretim konuları için belirlenen taban indirim oranlarına ilave olarak, değişik oranlarda indirim uygulanacak.
Tebliğ 1/1/2020-31/12/2022 yılları arasında (bu tarihler dahil) 3 yıl geçerli olacak.
 
 

Bakan Pakdemirli : TMO Stoklarında Yeteri Miktarda Ürün Bulunmaktadır

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) stoklarında besici, yetiştirici, sanayici ve tüketicinin ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda ürün bulunduğuna dair açıklamalarda bulundu.

Bakan Pakdemirli açıklamada şunları kaydetti.
“Yeni Koronavirüs (COVID-19) salgınının ülkemizde görülmesi ile ülke genelinde alınan tedbirler bir ileri aşamaya taşınmıştır. Bakanlığımız, Ticaret ve Sağlık Bakanlıkları ile koordineli bir şekilde gerekli tüm önlemleri almaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak Dünyada Koronavirüs vakalarının görülmeye başlandığı tarihten itibaren olası senaryolar üzerinde çalışarak gerekli tedbirleri haftalar öncesinden almaya başladık. Temel gıda ürünlerinin üretim, stok ve tedarik zincirinde şuan için bir sıkıntı bulunmamaktadır. Önümüzdeki dönemde de herhangi bir olumsuz durum beklenmemektedir.



Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) stoklarında besici, yetiştirici, sanayici ve tüketicinin ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda ürün bulunmaktadır.

TMO, hububat ve bakliyat satışlarına sezon sonuna kadar devam edecek.
Ayrıca TMO stoklarında yer alan pirinç, nohut ve mercimekler toptan satışların yanı sıra halkımızın uygun fiyatla tüketebilmesini teminen ülke genelinde yayılmış yaklaşık 150 TMO satış noktasında perakende olarak da satılmaktadır.

TMO işyerlerine erişim imkanı olmayan tüketicilerimiz ise https://www.epttavm.com online satış sistemi üzerinden ürünleri temin edebilmektedir. Bunun yanında kısa bir süre sonra hasat sezonu başlayacak olup mevsim koşulları dikkate alındığına üretim yönüyle bir sıkıntı görülmemektedir.
İç ve dış piyasalar yakından izlenmekte olup piyasaların sağlıklı işleyişi ve ihtiyaçlarına yönelik alınan her türlü tedbir halkımızla paylaşılacaktır”
 
 

Meteoroloji'den Süt Üretimine Destek

Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Arasında İşbirliği Protokolü imza töreninde konuşan Bakan Pakdemirli, süt üretiminde meteoroloji verilerinin kullanımıyla verimlilik artışı hedeflendiğini belirterek, bir bölgede verim alınacak bitki ve hayvan cinsinin belirlenmesinde en önemli faktörlerden birinin meteoroloji olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Arasında İşbirliği Protokolü imza törenine katıldı. Protokol, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin himayesinde Meteoroloji Genel Müdürü Volkan Mutlu Coşkun ve Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin arasında imzalandı.

Türkiye Don Takvimi, Bitki Sıcağa ve Soğuğa Dayanıklılık Haritaları, Bitki Soğuklama İsteği Hesaplama Programı gibi çalışmalarla üreticilere planlama aşamasında bir yerde ilk defa yetiştirilmesi düşünülen bitkilerin o yöreye uygun olup olmadığı konusunda ciddi destek sağlandığını kaydeden Pakdemirli, "Zirai don risk haritalarımız var. 5 günlük zirai don beklentisine dair. Zirai don takvimimiz, bitkilerin sıcak ve soğuğa dayanıklılık programı yeni dönemde devreye girdi. İklim değişikliği son derece önemli, buda meteorolojinin önemini artırıyor. Bana göre her kişi evden çıkarken meteorolojik bilgi alırsa ayağı kaymaz. Yapmış olduğunuz işlerle ilgili riskleri kontrol etmek mümkün olur" diye konuştu.

İklim değişikliğinin etkisiyle meteorolojik bilginin üretimin her aşamasında kullanılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Pakdemirli, bu amaçla, geliştirilen zirai meteorolojik uygulama ve ürünlerin daha çok sayıda üreticiye ulaştırılması, üreticilerin de planlamalarını bu bilgiler doğrultusunda yapmaları için Meteoroloji Genel Müdürlüğünün birçok kurum ve kuruluş ile protokol imzaladığını ifade etti.

Protokolün amacına ilişkin konuşan Pakdemirli, "Maksadımız hayvancılık, tarım ve süt üretiminde verimliliğini artırmak. Bilgiye, bilginin yorumlanmasına verdiğimiz önem önümüzdeki birkaç yılın bilgi çağı olacağını kabul edersek her alandaki bilginin önemli olduğunu gösteriyor. Süt üretimindeki verimi meteoroloji sayesinde ve üreticilerin verdiği hizmet sayesinde artırıyor olacağız. Üreticilerimiz ihtiyaç duyduğu tarımsal meteorolojik bilgilere, tahmin ve uyarılara anında erişim sağlayabilecektir. Bu protokol ile ülkemiz tarım ve hayvancılığına büyük katkılar sağlanacaktır" dedi.
Protokol ile 307 alt birlik ile 740 ilçede 250 bini aşkın üreticiye hizmet veren Merkez Birliği tarafından meteorolojik verilerin daha etkin kullanımının sağlanarak, meteorolojik uyarıların süt üreticilerine etkin şekilde ulaştırılması, böylelikle muhtemel zararların en aza indirilmesi ve ayrıca akıllı tarım uygulamalarına geçişte işbirliği yapılması hedefleniyor.
 
 

Geçirgen Bentler Hayata Geçiyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, taşkınlarda sel sularının getirdiği ağaç, dal, kütük gibi malzemelerin köprü ve menfezleri tıkamasıyla yaşanan taşkınlara son vermek üzere geçirgen bent uygulamasını hayata geçiriyor. Geliştirilen iki modelin ise patent başvuruları yapıldı.
Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelen taşkınların en büyük sebeplerinden birini taşkın suyuyla birlikte yukarı havzalardan gelen ağaç, dal, kütük vb. odunsu malzemelerin köprü ve menfezleri tıkayarak barajlama yapması oluşturuyor. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak dünyada son yıllarda geçirgen bentlerin yapımına ağırlık verilmiş ve ülkemizdeki ilk geçirgen bent uygulaması ise Rize’de yapılmıştı.

PATENT BAŞVURULARI YAPILDI
 Bu bağlamda DSİ Rize Bölge Müdürlüğü, rüsubat tutucu geçirgen bentlerin AR-GE çalışmaları kapsamında 2 farklı model tasarladı ve patent başvurularını yaptı. Söz konusu fikri eserlerin deneyleri Rize Bölge Müdürlüğü hidrolik laboratuvarında tamamlanarak, Dalgakıran ayaklı modelin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde patenti alındı. Gemiburnu tip model ise Uluslararası patent başvurusu aşamasında bulunuyor.

RUSUBAT KAYNAKLI TAŞKINLAR ENGELLENECEK
Sel meydana geldiği durumlarda önü gelen odunsu materyalle hızla tıkanan bentlerinin sıklıkla iş makinaları ile temizlenmesi gerekiyor, bu durum ise bentlerin işletilmesini zorlaştırıyor. Geliştirilen bu iki geçirgen bent modeli ile rusubat kaynaklı taşkınların önüne geçilmesi hedefleniyor.

Özellikle son yıllarda Karadeniz Bölgesindeki taşkın sorununun çözümüne yönelik olarak çok sayıda öncü ve yenilikçi proje üreten DSİ, geçirgen bentlerin yanında, moloz bariyerleri, taşkın müzesi, taşkın acil müdahale ekibi, mobil taşkın koordinasyon merkezi, taşkın müdahale planı, deniz dalgalarının nehir taşkınlarına etkisi projesi, taşkın ve heyelan erken uyarı pilot çalışmaları, bölge menfezlerinin büyütülmesi kararı, pürüzlülük katsayısının revizyonu çalışmaları gibi birçok projeyi hayata geçirdi.
 
 
 

Trans Yağ Miktarına Sınırlama Geliyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bütün bitkisel ve bitkisel kaynaklı gıdalardaki trans yağ miktarına sınırlama getireceklerini belirterek, “Gıda satış ve toplu tüketim yerlerinde son tüketiciye arz edilecek gıdalarda trans yağ içeriği, toplam yağın 100 gramında 2 gramı geçemeyecek.” dedi.
Bakan Pakdemirli, trans yağ asitlerinin hayvansal ve bitkisel tüm yağların doğal yapısında bulunabildiğini, ayrıca, sıvı bitki yağlarının hidrojen ile doyurulması sonucu da trans yağ oluşabildiğini söyledi.

Trans yağlara sınırlama getirmek amacıyla yönetmelik hazırlığı yaptıklarının altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti:
“Düzenlemeyle, bütün bitkisel ve bitkisel kaynaklı gıdalardaki trans yağ miktarına sınırlama getiriyoruz. Hayvansal yağlarda doğal olarak bulunan trans yağ hariç, gıda satış ve toplu tüketim yerlerinde son tüketiciye arz edilecek gıdalarda trans yağ içeriği; toplam yağın 100 gramında 2 gramı geçemeyecek. Yönetmeliğimiz en geç mart ayında yayımlanacak. Gıda işletmelerine 2020 yılı sonuna kadar süre verilecek.”

KISITLAMA AB’DEN ÖNCE HAYATA GEÇECEK

​Bakan Pakdemirli, yönetmeliğin, Dünya Sağlık Örgütünün öngördüğü şekilde hazırlandığını ifade ederek, Avrupa Birliği’nde konuyla ilgili geçiş süresinin 1.4.2021 olarak belirlendiğini, dolayısıyla trans yağ kısıtlamasını AB’den 3 ay önce hayata geçirmiş olacaklarını söyledi.
 
 

Aromalı Şuruplara Yasak Getirildi

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Yönetmelikle, gıda ve gıda ile temas eden malzemelere ilişkin kriterler, pestisit kalıntıları ve veteriner ilaç kalıntıları, gıda katkı maddeleri, gıdalara eklenebilecek vitaminler, mineraller, aroma vericiler, gıda enzimleri, bulaşanlar, ambalajlama, etiketleme, maksimum kalıntı limitleri ile yatay ve dikey gıda kodeksine ilişkin esaslar düzenlendi.
Gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemeler için ilgili gıdalara eklenebilecek vitaminler, mineraller ve gıda katkı maddelerini düzenleyen yatay gıda kodeksi hükümlerine uyulması zorunlu olacak.

Dikey Gıda Kodeksi Hükümleri, Yatay Gıda Kodeksi Hükümleri İle Birlikte Uygulanacak
Gıda ile temas eden madde ve malzeme için belirlenmiş özel kriterleri içeren dikey gıda kodeksi hükümleri de yatay gıda kodeksi hükümleri ile birlikte uygulanacak.
Gıda ile ilgili coğrafi işaret veya geleneksel ürün adlarının kullanımının, tescilde belirtilen özelliklere uygunluğunun denetimi Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılacak.
Yönetmelik kapsamında yer alan ve ülkesel veya yöresel adlarıyla belirtilen gıdalar, coğrafi işaretten doğan haklara aykırı olmamak koşuluyla bu adlarla üretilebilecek.

Aromalı Şuruplara Yasak
Yönetmeliğe göre, pekmez olmadığı halde pekmez izlenimi veren meyveli şekerli şurup, meyve tatlısı, pekmez şurubu, meyveli şekerli şerbet ve benzeri isimlerle ürünler üretilemeyecek.
Bitkisel yağ veya diğer gıda bileşenleri kullanılarak peynir izlenimi veren ürünlerin de üretiminin önüne geçilecek.
Aroma vericiler veya bal eklenerek bal aromalı şurup, çam aromalı şurup, ballı şurup ve benzer isimlerle bal izlenimi veren ürünler üretilmesi yasaklandı. Bal aromalı ve benzeri şurup üreten gıda işletmecilerinin, yönetmeliğin yayımı tarihinden önce ürettikleri ürünler, 31 Aralık 2020 tarihinden sonra piyasada bulunamayacak. 
 

Tarım ve Orman Bakanlığının Belge ve İzinlerde Elektronik Kolaylık

Tarım ve Orman Bakanlığının  Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliklerine göre, bitki koruma ürünü veya bitki koruma ürünü teknik maddesi imalatı, tahıl tohum sertifikasyonu, yem bitkileri ve yemeklik tane baklagil tohumluğu beyannameleri, yurt içinde canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin nakilleri ve zirai mücadele alet ve makinesi imalatı için gerekli başvuru ve belge teslimi, ilgili kuruluşlara elektronik ortamdan da yapılabilecek.

Ayrıca, canlı hayvan ticareti yapan satıcılar çalışma izni için, hayvan satış yeri kurmak isteyenler de bu amaçla gerekli belgelerle elektronik ortamdan müracaatını yapabilecek. Ev ve süs hayvanlarının üretim, satış barınma ve eğitimi amacıyla iş yeri açmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler de ilgili belgelerini elektronik ortamdan iletebilecek.
 
 

İkinci Gıda Seferberliği Başlıyor

Türkiye genelinde hafta boyunca 7 bini aşkın gıda kontrol görevlisi ile gerçekleştirilecek gıda denetim seferberliği, bugün Bakan Bekir Pakdemirli’nin talimatlarıyla başlatılacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı halk sağlığı ve gıda güvenilirliği konusunda ikinci denetim seferberliğini başlatıyor.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatları ile 81 İl ve İlçede, 7004 gıda kontrol görevlisi ile 6 gün boyunca eş zamanlı denetimler gerçekleştirilecek.
 

Düve Alım Desteği İçin Düzenleme Yayımlandı

Tarım ve Orman Bakanlığının "Hayvancılık Desteklemeleri  Uygulama Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’i Resmi Gazete'de yayımlandı.  Yayımlanan tebliğ’e  göre  20 Kasım 2019 tarihinden itibaren  geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Yetiştiricilerin düve alım desteğinden yararlanabilmesi için hayvanları temin edebilecekleri yerlere birliklerin yanı sıra yetiştirici ve üretici örgütleri de eklendi.
Buna göre, yetiştiriciler, Bakanlığın düve alım desteğinden yararlanabilmek için düve ve mandalarını yetiştirici ve üretici örgütlerinden de temin edebilecek.

Geçmiş düzenlemede, söz konusu destekten yararlanabilmek için hayvanların düve yetiştirici merkezlerinden, hayvancılıktan ari işletmelerden, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden, Damızlık Sığır Yetiştirici Birlikleri, Damızlık Manda Yetiştirici Birlikleri ile Tarım Kredi Kooperatifleri ve iştiraklerinden temin edilmesi şartı bulunuyordu. Böylece, bu kuruluşların yanı sıra aralarında kooperatiflerin de bulunduğu yetiştirici/üretici örgütlerinden temin imkanı sağlanacak.
 

Tarım ve Orman Bakanlığı Deprem Bölgesin'de

Elazığ Depremi sonrası devletimiz tüm imkânları ve kurumlarıyla yaraları sarmaya devam ederken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatları ile Tarım ve Orman Bakanlığı ’da vatandaşların yaralarını sarmayı sürdürüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nca yapılan ilk incelemeler neticesinde Elazığ ve Malatya’da yıkılan hayvan barınakları ve telef olan hayvan sayıları belirlendi. Bu kapsamda mağdur vatandaşlara büyükbaş ve küçükbaş hayvan dağıtımı başladı.

Elazığ Merkez ve Köyleri, Sivrice İlçesi merkez ve köyleri, Maden merkez ve köyleri ile Baskil İlçesi merkez ve köylerinde depremde, toplam 48 ahır yıkılırken, 86 büyükbaş ile 110 da küçükbaş hayvanın telef olduğu belirlendi.

Malatya’da ise, Doğanyol Merkez ve köyleri, Battalgazi Merkez ve köyleri ile Pütürge Merkez ve köylerinde 95 ahırda hasar olduğu ve 55 büyükbaş, 21 küçükbaş, 4 tavuk ve 20 Arılı kovanın telef olduğu belirlendi.

Tarım ve Orman Bakanlığınca, telef olan hayvan sayısı kadar yapılacak hayvan yardımlarının yanı sıra, bakanlıkça çadır hayvan barınağı ve yem desteği de verilecek. Dün  itibari ile başlayan ve ilk etapta 130 küçükbaş ile 30 büyükbaş hayvan ve 1 kamyon kaba yem, bir kamyon da kesif yem desteğinin koordinasyonu Elazığ Tarım Ve Orman İl Müdürlüğü’nce yürütülecek.
ve Kahramanmaraş Bölge Müdürlüklerindeki tüm baraj ve göletler ilgili teknik personelimizce tetkik edilmiş olup, herhangi bir hasar tespit edilmemiştir.
Ayrıca, bölgedeki il tarım ve orman müdürlüklerimizce, battaniye, atkı, bere, yardım kolileri, çocuk bez ve mamaları ile yiyecek maddelerinden oluşan kamyonetler, Kızılay lojistik merkezlerine teslim edilmek üzere, yardımlara devam ediliyor.

Bakan Pakdemirli başkanlığında Elâzığ’da il müdürleri ve bölge müdürleri ile yapılan değerlendirme toplantısı neticesinde de vatandaşlarımızın yaralarını sarmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tüm imkanlarını seferber etmeye devam edecektir.
 
 

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2019 yılında ödenmesi gereken  2018/2 dönem buzağı desteği nihayet ödeniyor.

Buna göre 2018/ 2dönem buzağı desteği yetiştiricilerin hesaplarına yatırılacak.

 T.C Kimlik numarasının  son hanesi 0 - 2 olanların ödemeleri  24 Ocak 2020 saat 18:00 den  sonra gerçekleştirilecek.  T.C Kimlik numarasının   son hanesi 4-6-8 bitenler ise 31 Ocak 2020 saat saat 18:00‘den sonra ödemelerini almış olacak. Tarım ve Orman Bakanlığı 2018/2 dönem buzağı desteği için  yaklaşık  1.5 Milyar ödeme yapacak.
 

386 Üründe Taklit ve Tahşiş Var

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye genelinde satışı yapılan ve taklit, tağşiş veya ilaç etken maddesi tespit edilen 229 firmaya ait 386 farklı ürünü ifşa etti.
Gıdada en çok sahtecilik yapılan ürünler zeytinyağı, margarin, süt ve süt ürünleri oldu. Yüzde 100 dana etinden yapıldığı iddia edilen köfte, sucuk ve kıyma gibi ürünlerde de kanatlı hayvan etinin ve soyanın yoğun olarak kullanılması dikkat çekti.

Bakanlığın açıkladığı listede bal, kahve, enerji içecekleri, et ve et ürünleri, baharat, bitki çayı, bitkisel yağ ve margarin, çikolata, kuruyemiş ve çerezler, şekerli mamüllerle takviye edici gıdalar kategorisinde toplam 386 üründe taklit ve tağşiş tespit edildiği belirtildi.

3 AY ÖNCEKİ DENETLEMELERDE 1211 ÜRÜNDE TAĞŞİŞ BELİRLENDİ
Euronews'ten Kerem Çongar'ın haberine göre, daha önceki ifşalarda olduğu gibi bal ve arıcılık ürünlerinde sakkaroz, fruktoz ve glukoz gibi maddelere rastlanırken, bitki çayı, kahve ve baharatlarda gıda boyası tespit edildi. En fazla sahtekarlığın naturel sızma zeytinyağlarında yapıldığı tespit edildi. Zeytinyağına diğer bitkilerin tohum yağlarıyla bitkisel yağlar karıştırıldığı tespit edildi.
Süt ve süt ürünlerinde kategorisinde değerlendirilen peynir, yoğurt, tereyağ gibi ürünlerde bitkisel yağ, nişasta, jelatin ve süt harici yağlara rastlandı.

Tarım Bakanlığı 14 Ekim 2019 tarihinde de tağşiş ve sahtecilik yapıldığı belirlenen ve Türkiye genelinde satışı yapılan 1.211 ürünü ifşa etmiş, aynı suçu 21 kere işleyen firmaların olduğu gözlemlenmişti.


 

Türkiye Ve Avrupa’nın En Büyük Barajında Su Tutulmaya Başlandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapılan ve Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa'nın en büyük barajı olan Çetin Barajı'nın tamamlanarak su tutulmaya başlandığını söyledi.

Siirt'in Şirvan ve Pervari ilçeleri sınırları içerisinde bulunan ve Dicle Nehri'nin en büyük kolu olan Botan Çayı üzerinde yer alan Çetin Barajı'nın 165 metre yüksekliğe sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

"Projenin inşaat çalışmaları 2011 yılında başladı. Baraj rezervuarında 615 milyon metreküp su depolanacak. 37 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre alanında bir gölalanı oluşacak"
Çetin Barajı ve HES'in 2020 yılının ilk çeyreğinde enerji üretmeye başlayacağının planlandığını vurgulayan Pakdemirli "Barajın işletmeye alınması ile birlikte toplam kurulu gücü 420 MWh olan barajdan yılda 1 milyar 174 kwh enerji üretilecek, milli ekonomiye yılda yaklaşık 500 milyon TL katkı sağlanacak" açıklamasını yaptı.

Bakan Pakdemirli, yerli ve yenilenebilir enerjinin payının artırılması bakımından son derece önemli olan bu barajın tamamlanarak milli ekonomiye katkı verir duruma gelmesinin, ülkemizdeki enerji kaynaklı dış ticaret açığına olumlu yönde etki yapacağını da sözlerine ekledi.
 

Yaban Hayatına Yem Desteği

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar(DKMP) Genel Müdürlüğü, özellikle kış aylarında yiyecek sıkıntısı yaşayan yaban hayvanlarının ve kuş türlerimizin zorlu kış şartlarında aç kalmasını önlemek; yerleşim merkezlerine inmesinin ve insanlarla olan ilişkilerinin sıkıntıya girmesinin önüne geçmek için yaban hayatına yem takviyesi yapıyor. Yapılan yemleme çalışmaları ile her yıl tonlarca yem yaban hayatıyla buluşturuluyor.

SON 7 YILDA 2 MİLYON 638 BİN 339 KG YEM TAKVİYESİ YAPILDI
2019-2020 yemleme sezonunda ise havaların soğumaya başlamasıyla beraber yemleme çalışmaları tüm hızıyla başladı. DKMP ekipleri yaban hayvanlarını beslemek için var gücüyle çalışıyor ve bu soğuk havalarda hemen yanı başımızda duran, dünyamızı paylaştığımız canlılar aç kalmasın diye yemleme çalışmalarını gayretle sürdürüyor.
Bu çerçevede son 7 yıllık dönemde tabiata 2 milyon 638 bin 339 kg yem takviyesi yapıldı. 2018-2019 yemleme döneminde ise yaban hayatı için tabiata 287 bin 421 kg yem bırakılmıştı. 

AÇ KALAN YIRTICI HAYVANLARIN YERLEŞİM YERLERİNE YAKLAŞMASI ENGELLENİYOR
Yapılan yemleme çalışmaları ile ağır kış şartlarının sonucunda aç kalan hayvanların yerleşim yerlerine yaklaşarak can ve mal kayıplarına sebep olmaları engellenirken, yaban hayvanları popülasyonu da destekleniyor.
Son olarak da Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yeni yıl öncesinde Bolu'da, Abant Tabiat Parkı bölgesinde yaban hayvanları için doğaya yem bıraktı. Pakdemirli, ‘‘Doğal hayatı desteklemek anlamında kışın bu zamanında doğal hayatta yaşayan hayvanların beslenmeleriyle ilgili problem olmasın diye Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz yemleme yapıyor. Bu çalışmalar ile alakalı hep birlikte yemleme yaptık. Doğal hayatın devamı için bundan sonra da çalışmalarımız ve gayretlerimiz sürecek" dedi.
 
ÇALIŞMALARA 7’ DEN 70’ E HERKESİN KATILIMI SAĞLANIYOR
Yaban hayvanlarını yemleme çalışmalarına 7’ den 70’ e herkes katılıyor. Böylelikle yaban hayatı sevdirilerek ve bilinçlendirme faaliyetleri yürütülerek tabii hayata sahip çıkılıyor.  
 

Ticareti Yapılmak İstene Piton Ve Parmak Maymuna El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, yasa dışı şekilde bulundurulan ve satışı yapılmak istenen piton yılanı ve parmak maymuna el koyarak koruma altına aldı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, doğasından kopartılarak kaçak olarak yurda getirilen yaban hayvanlarını kurtarmak ve bu sömürüyü azaltmak için gereken mücadeleyi sürdürmeye devam ediyor.
Ulusal ve Uluslararası yasalarla koruma altında buluna yaban hayvanlarının mevzuat gereğince yırtıcı ve saldırgan türlerinin beslemesine izin verilmiyor. Bu bağlamda DKMP ekiplerince yapılan denetimler sonucunda, İstanbul'da farklı adreslerde ve kişilerde bulunan, 1 adet piton yılanı ve 1 adet parmak maymuna el konuldu. DKMP tarafından el konulan hayvanlar, sağlık kontrollerinin ardından korumaya alındı.

Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin (CITES) Sözleşmesi ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'na göre koruma altında olan, bu hayvanları yasa dışı şekilde bulunduran ve satışını yapılmak isteyen şahıslara ise piton için 6 bin 500, parmak maymun için 13 bin lira olmak üzere toplam 19 bin 500 lira cezai işlem uygulandı.

CITES Sözleşmesi ile yabani hayvan ve bitki türlerinin, uluslararası ticaret sebebiyle nesillerinin tehlikeye düşmesinin önlenmesi hedefleniyor. Bazı hayvan ve bitki türlerinin sömürülme seviyeleri yüksek olduğu için bunların ticareti, habitat kaybı gibi diğer faktörlerle birlikte hayvanların nüfuslarını büyük oranda etkileyebiliyor. Hatta bazı türlerin yok olmasına neden olabiliyor.
 

Köye dönen gence 100 Bin TL Hibe...

Tarım ve Orman Bakanlığı, genç çiftçi projesinin sona ermesinin ardından bu defa 'Uzman Eller' projesiyle gençleri kırsalda üretim yapmaya yönlendirecek.
Tarım ve Orman Bakanlığı, üretimde verimliliği ve kaliteyi yükseltmek için kırsalda yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık ve gıda alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunlarının projelerine 100 bin lira hibe desteği verecek.

Dün Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile hayata geçirilecek proje, ilk etapta Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de uygulanacak. Destekten yararlanmak için projeler, hayvansal, bitkisel, su ürünleri, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi aromatik bitkilerin üretimine, depolanmasına ve paketlenmesine yönelik olacak. Projeyle genç nüfusun kırsalda istihdamı sağlanacak.
Bu doğrultuda tarım ve hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri sektörlerinde girişimcilik desteklenecek. Aynı zamanda üretimin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik edilmesi sağlanarak, üretim miktarı ve kalite artırılacak. Kırsala yönlendirilen gençler, yapacağı sürdürülebilir yatırımlarla işletmelere örnek olacak.

Gençler kırsala yönlendirilirken, onların ihtiyaçlarını karşılayacak imkânlar konusunda adımlar da atılacak. Kırsalda riskli tek bir kerpiç ev kalmayacak. Köylerin hemen yanı başında güvenli konutlar inşa edilecek.  Tarım ve Orman Bakanlığı 48 bin genç çiftçiye, büyükbaş ve küçükbaş projeleri için 1,1 milyar, arıcılık ve kanatlı projeleri için 182 milyon lira, bitkisel üretim projeleri için ise 134 milyon lira olmak üzere toplam 1 milyar 433 milyon lira hibe desteği verdi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, arazi dağıtım projeleri kapsamında bugüne kadar 16 bin 151 çiftçi ailesine hazine arazisi dağıtıldığını bildirdi. Pakdemirli, "Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede, 199 köy ve kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık" ifadelerini kullandı. Hâlen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir ve Edirne'de 28 köy ve mahallede, 253 bin 32 dekar arazi için dağıtım çalışmalarının sürdürüldüğünü belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: Dağıtılan topraklar bölünemez ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamaz. Bu araziler başkalarına devredilemez.
 

Bakanlıktan 500 Bin ton Buğday İthalatına Yanıt

Tarım ve Orman Bakanlığı, "500 bin ton buğday ithalatı" iddialarına ilişkin, "Piyasa düzenleyici konumda olan TMO'nun ithalat kotasındaki 500 bin tonluk artış mevsimsel dalgalanmalara karşı kullanılmak üzere tahsis edilmiştir." açıklamasında bulundu.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bazı basın yayın organlarında "Sıfır gümrükle 500 bin ton daha buğday ithal edilebilecek" başlığıyla haberler yapıldığı anımsatıldı.

Habere konu olan Buğday Raporu'nda, gelecek sezon için bir öngörü yapılarak, buğday ekim alanlarında artış beklendiğinin belirtildiği açıklamada, "Bu kapsamda buğday ekim alanlarının artması beklenirken, buğday ithalatı neden yapılıyor diye sormak gerçeklikten uzak bir yaklaşımdır. Piyasa düzenleyici konumda olan TMO'nun ithalat kotasındaki 500 bin tonluk artış mevsimsel dalgalanmalara karşı kullanılmak üzere tahsis edilmiştir." ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, haberlerde çelişki olarak belirtilen üretim alanı artışı öngörüsüyle gerektiğinde kullanılacak olan ithalat yetkisinin aynı üretim sezonunu kapsamadığı kaydedilerek, ithalata kota verilmesinin kesin ithalat yapılacak anlamı da taşımadığı vurgulandı.

165 ÜLKEYE İHRACAT YAPILDI

Söz konusu ithalat kararının tedbir amacıyla alındığının altının çizildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Nitekim ülkemizde buğday üretimi kendi ihtiyacımıza yetecek düzeydedir. TÜİK verilerine göre ortalama buğday üretimimiz 20,5 milyon ton olup, tüketimimiz ise 18,2 milyon tondur. Söz konusu ithalatlar, 'Mamul Madde İhracatına Yönelik' olarak yapılmaktadır. Ülkemiz, dünyada un ihracatında 1'inci sırada, makarna ihracatında ise 2'nci sıradadır. Son 18 yılda ülkemiz, 59 milyon ton buğday ithalatına karşılık, 73 milyon ton buğday karşılığı mamul maddeyi (un, makarna, bulgur, irmik, bisküvi) 165 ülkeye ihraç etmiştir.

Söz konusu rakamlardan da anlaşılacağı üzere Türkiye bu konuda ihracatçı ülke konumundadır. Toprak Mahsulleri Ofisine verilen ithalat yetkileri genel bir yetki olup, ihtiyaç halinde kullanılabilecektir."
İthalat yetkisinin hasat sezonunda kullanılmasının söz konusu dahi olmayacağı aktarılan açıklamada, "Asla üretici mağduriyetine sebebiyet verilmemektedir. Esas olan piyasa fiyat istikrarıdır. İstikrarlı bir piyasada üretici de tüketici de korunmuş olacaktır." değerlendirmesine yer verildi.
 
 

Yavru Deniz Kaplumbağları Denizle Buluştu

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü her yıl olduğu gibi bu yıl da üniversiteler ve gönüllü kuruluşlarla yaptığı işbirliği neticesinde deniz kaplumbağalarını koruma çalışmalarına devam ediyor.

DKMP Genel Müdürlüğü Türkiye'nin taraf olduğu BERN (Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması) ve BARCELONA (Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması) Sözleşmeleri kapsamında deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta-İribaş deniz kaplumbağası, Chelonia mydas-Yeşil deniz kaplumbağası) korunması amacına yönelik olarak yaptığı çalışmalarla her yıl binlerce deniz kaplumbağasının denizlere ulaşmasına vesile oluyor.

Ülkemizde 21 adet Önemli Deniz Kaplumbağaları Yuvalama Kumsalının 14 'ünde düzenli olarak "İzleme, Koruma ve Yuva Tespit" çalışmaları yürütülüyor.

2019 yılı çalışmaları neticesinde 143.7 km sahil şeridimizde 4 bin 491 adet Caretta caretta yuvası ve 3 bin 125 adet Chelonia mydas yuva sayısı tespit edilirken, bu yuvalarda yapılan sayımlarda Caretta caretta türünün 359 bin 280 ve Chelonia mydas  türünün ise 312 bin 500 yumurta bıraktığı görüldü.

Bu yumurtalardan  287 bin 424 adet Caretta caretta yavrusu ve 250 bin adet Chelonia mydas yavrusu olmak üzere toplam 537 bin 424  adet yavru  sahillerimizden ayrılıp denize kavuştu. 
 

Ürün İzleme Masaları Hizmet Vermeye Başladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin talimatıyla stratejik öneme sahip bazı tarım ürünleri hakkındaki gelişmelerin izlenmesi için oluşturulan ürün takip masalarının kuruluşu tamamlandı.
Stratejik öneme sahip olan ve fiyatları değişkenlik gösteren tarım ürünlerinin takibi için oluşturulan ürün masaları, izlenen ürünler hakkında tavsiye şeklinde öneriler sunacak. Ürün masaları bünyesinde 26 ürün takibi için toplamda 7 masa oluşturuldu. Takibi sağlanacak ürünler arasında hububat, pamuk, ayçiçeği, soya, kanola, aspir, nohut, kuru fasulye, mercimek, patates-kuru soğan, çay-fındık, incir, kayısı, kiraz, üzüm, zeytin- zeytinyağı ve yem bitkileri yer alıyor.

Ürün takip edecek masalar oluşturulurken, Türkiye için stratejik öneme sahip, insan ve hayvan beslenmesi konusunda önem arz eden ürünler de belirlendi. Oluşturulan masalardaki uzmanlar, Bakanlık adına güvenli şekilde veri oluştururken, verilerin güncel tutulması ve periyodik olarak raporlanması gibi çalışmalar gerçekleştirerek, çiftçiye tavsiye niteliğinde öneriler oluşturacak. Uzmanlar, alanlarındaki ürünlere ait verileri ulusal veya uluslararası veri sistemlerinden yararlanarak çiftçi, sivil toplum örgütleri ve kurumlarla görüşmeler gerçekleştirerek sektörü takip edecek.

Sahada ve masada yapılan ürün araştırmaları sonrasında uzmanlar tarafından belirlenen tarımsal ürünlerin ekiliş alanları, rekolte tespiti, ürün verimi, ürün tüketimi, ürünün ticareti ve fiyat-maliyet gibi bilgileri bir bülten olarak Bakanlığın web sitesinden yayımlanacak.  

Söz konusu bültenler, ürün özelliğine göre aylık, 3 aylık ve 6 aylık dönemler halinde hazırlanacak. İlk etapta saha gözlemleri ve ürün piyasa bilgilerinin beraber araştırılması sonucunda herkesin faydalanması amacıyla ayçiçeği, buğday, mercimek, mısır, nohut ve pamuk için bülten hazırlandı.  
 
 

Kaliteli Fidan İçin Kaliteli Tohum

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) kaliteli fidanlar kaliteli tohumlardan üretilir prensibi ile üstün vasıflı ağaçlardan oluşan tohum meşçereleri ve tohum bahçelerinden tohum üretimi yapıyor.

Ülkemizde doğal olarak kaliteli ağaçların bulunduğu alanları ifade eden ve OGM tarafından koruma altında bulunan mesçerelerden alınan doğal tohumlar yine OGM tarafından suni yollarla oluşturulan alanlarda ekiliyor ve tohumları kullanılmak üzere tohum bahçeleri tesis ediliyor. Bu alanlardan elde edilen kaliteli tohumlar ise fidanlıklarda fidan üretiminde kullanılarak ülkemizin ağaçlandırılmaya müsait alanlarında toprakla buluşturularak kaliteli ormanlar oluşturuluyor.

Bu çerçevede ülkemiz genelinde 11 ağaç türünden, toplam 1.411 hektarı kapsayan 180 adet tohum bahçesi oluşturuldu. Ayrıca doğal olarak 33 ağaç türünden, 41.991 hektar alanda 317 adet tohum meşçeresi de kaliteli fidan üretimi için kullanılıyor.

Diğer yandan farklı ülke ve iklimlerden alınan tohumların ülkemizde yetiştirilmesi maksadıyla 3 ağaç türünden toplam 114 hektar arazide 30 adet döl deneme alanı bulunuyor. Bu uygulama ile yeni tür ağaçların ülkemizde yetişmesi ve biyoçeşitliliğe katkı sağlanması hedefleniyor.

OGM üretmiş olduğu kaliteli tohumları ise 21 şehirde kurulmuş olan ve 340 ton kapasiteli soğuk hava depolarında saklıyor ve gerektiğinde uygun bölgelerde ekim yapıyor ya da fidan üretimi için kullanıyor.

Bu çerçevede 2003 yılında üretilen tohum üretim miktarı 100 ton iken yapılan çalışmalar neticesinde 2018 yılında başta Karacam, Sarıcam, Kızılcam, Fıstıkçamı, Doğu Kayını,  Meşe gibi asli ağaç türlerimizin fidanları yanı sıra Ceviz, Badem, Zeytin, Defne, Ihlamur, Kestane, Mavi yemiş, Mahlep. Alıç, İğde, Zerdali vb. türler olmak üzere ibreli ve yapraklı orman ağacı türleri ile sus bitkilerinden, 222 ton tohum üretimi gerçekleştirildi. 2019 yılında ise 177 ton üretim yapılması planlanıyor.
 

İnsan Sağlığı İçin Hayvan Sağlığı Yaklaşımı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen toplantıda, hayvan sağlığının doğrudan insan sağlığını etkilediği belirtilerek, “Sağlıklı İnsan İçin Sağlıklı Hayvan” yaklaşımına dikkat çekildi.
Bakanlık tarafından Antalya’da düzenlenen Hayvan Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Programı Değerlendirme Toplantısı, bugün sona erecek.

Toplantıya, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Özen, Rehberlik ve Teftiş Başkan Yardımcısı M. Zeki Özbay, Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Veli Gülyaz, Hayvan Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Bayram Sertkaya, Hayvan ve Hayvansal Ürünler Sınır Kontrol Daire Başkanı Engin Derya Tayfun, Risk Değerlendirme Daire Başkanı Şenay Eken, Hayvancılık Genel Müdürlüğünden Daire Başkanı Emre Gürçay, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığından Daire Başkanı Ramazan Ata, 81 İl Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri/Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürleri ile Enstitü Müdürleri, veteriner hekimler, TİGEM işletmelerinden ilgili personel katıldı.



“Sağlıklı İnsan İçin Sağlık Hayvan” yaklaşımı
Açılışta konuşan Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Veli Gülyaz, hayvan sağlığının doğrudan insan sağlığını etkilediği ve hayvansal ürünlerin insan beslenmesindeki tartışılmaz gereksiniminin unutulmaması gerektiğini söyledi.
“Sağlıklı İnsan İçin Sağlıklı Hayvan” yaklaşımında, hayvan sağlığı ve refahı, gıda güvenirliği ve halk sağlığı konularında veteriner hekimlerin önemli sorumluluklarının bulunduğunu dile getiren Gülyaz, hayvan sağlığından ve veteriner hizmetlerinden sorumlu olan Genel Müdürlükçe yürütülen projeler hakkında bilgi verdi.

“Hayvan hareketlerinin kontrolü önemli”
Hayvan Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Bayram Sertkaya’nın hayvan hastalıkları konusunda yapılan çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi vermesinin ardından Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, bir konuşma yaptı.
Hayvan hastalıkları ile mücadelede hayvan hareketlerinin ve hayvan pazarlarının kontrolünün büyük önem arz ettiğini, hayvan hastalıkları ile mücadele konusunda yapılan çalışmaları başarılı bulduğunu belirten Tunç, 3. Tarım Şurası Sonuç Bildirgesinde önerilen havza bazlı yönetim modelinin önemini vurguladı.
 
 
 

Kurallara Uymayan Balıkçılara 23,6 Milyon Lira Ceza

Tarım ve Orman Bakanlığı, su ürünleri kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir balıkçılığın sağlanabilmesi amacı ile balıkçılara yönelik denetimlerini sıkı bir şekilde sürdürüyor. Bu çerçevede avlanması yasak tür ve boyutlarda balık avlayanlara, ava kapalı sahalarda ve yasak av araçlarıyla avlananlara yönelik 2019 yılının ilk 10 ayında 23,6 milyon liralık yaptırım uyguladı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, balıkçılık av sezonunun 1 Eylül 2019 tarihinde açıldığını belirterek, su ürünleri kontrol ekiplerinin denizlerde, karaya çıkış noktalarında, nakil güzergâhlarında, balık hallerinde ve perakende satış yerlerinde mesai mefhumu gözetmeksizin 24 saat esasına dayalı olarak denetim yaptığını söyledi.

Bakan Pakdemirli, denetimlerde avlanılan türlerin yanı sıra bu türlerin yasal avlanma boyutlarına, kullanılan av araçlarına, av sahalarına, ruhsat ve belgelere ilişkin hususların denetlendiğini ifade etti.
Denetimlerde bakanlık ekiplerinin yanı sıra Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma ve Emniyet kuvvetlerinin de etkin rol oynadığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:Tarı
“Sürdürülebilir balıkçılık için kurallara uymayan balıkçılara göz açtırılmıyor Bu kapsamda 2019 yılının ilk 10 ayında 94 bin 442 adet su ürünleri denetimi yapıldı. Denetimlerde 588 ton su ürünü ile 2 bin muhtelif ağ ve av aracına el konulurken, kurallara aykırı davrananlara 23,6 milyon liralık idari para cezası uygulandı.”
 

İpek Böcekçiliği Desteği Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ipek böceği desteği ödemelerine ilişkin bir açıklama yaptı.

Bakan Pakdemirli;“ 2019 yılı ipek böceği destekleme ödemelerine 29 Kasım 2019 Cuma (Bugün) günü başlıyoruz.
Bu çerçevede 2 bin 62 üreticimize 5,8 milyon TL ödeme yapacağız.

Destek ödemeleri bugün saat 18:00’dan sonra Ziraat Bankası hesaplarına yatırılacak.
Tüm üreticilerimize hayırlı olsun” dedi.
 
 

Pakdemirli: “Dünyada Yaklaşık 820 Milyon İnsan Aç”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, başkanlığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 35. Bakanlar Toplantısı Görüş Alışverişi Toplantısına katıldı.

          Bu yıl "Gıda Sistemleri" konusuna odaklanan İSEDAK toplantısında konuşan Bakan Pakdemirli,  “öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve İSEDAK Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’a bu önemli toplantıya vermiş olduğu destek ve liderliğinden ötürü şükranlarımı sunmak istiyorum. İnanıyorum ki bu toplantı sadece İslam Dünyasında değil, aynı zamanda dünya çapında da önemli bir konu olan sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesine yönelik farkındalığı arttıracaktır” dedi.

          2050 yılına kadar Dünya nüfusunun yaklaşık 10 milyara ulaşacağının beklendiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, artan bu nüfusun besin ihtiyacını karşılayabilmek için gıda üretiminin %50 oranında artırılması gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

          Pakdemirli, “Dünyada yaklaşık 820 milyon insan açtır. Bu her dokuz insandan birinin her gece yatağa aç girdiği anlamına gelmektedir. Bu yüzden, gıda ve tarımsal üretim daha çok önem kazanmış ve uluslararası gündemin önemli konularından biri haline gelmiştir. Sürdürülebilir gıda sistemlerinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle, tarım, orman ve balıkçılık alanlarındaki bütün paydaşların sürece dâhil edilmesi gerekmektedir.  Sürdürülebilir bir gıda sistemi, tarladan çatala gıdaya ilişkin bütün süreçlerde her kesimden paydaşın katılımını gerektirmektedir. Bu kapsamda, Türkiye'nin sürdürülebilir gıda sistemlerindeki mevcut durumunu ve söz konusu sistemin teşvikine ilişkin faaliyetleri ortaya koymayı hedefleyen bir Ülke Raporu hazırladık” diye konuştu.

         Hâlihazırda üye sayısı 57 olup, Asya ve Afrika kıtaları ile Ortadoğu bölgesindeki Müslüman nüfusa sahip ülkelerin büyük bölümünün üyesi olduğu İSEDAK Toplantısında, Sürdürülebilir gıda sistemleri bağlamında Türkiye’nin tarımsal görünümüyle ilgili bilgilere de değindi Bakan Pakdemirli. “Türkiye, dünyanın 7. Avrupa’nın ise 1. tarımsal üreticisi olup, fındık, kayısı, kiraz ve incir gibi pek çok tarım ürünlerinin üretiminde dünyanın lider ülkesidir. Bununla birlikte, uluslararası ticaretin geliştirilmesine büyük önem verdiğimizi ifade etmek istiyorum. Türkiye 1690 farklı tarımsal ürün ihracatı ile tarım sektöründe net ihracatçı bir ülkedir.

          Ayrıca, yaklaşık 4,8 milyar dolar dış ticaret fazlasını verdiğimizi de ifade etmek isterim. Diğer taraftan dış yatırımlara büyük önem veriyoruz. Türkiye'nin tarımdaki gücü sayesinde, Türk gıda ve içecek sanayisi, yabancı yatırımcılar için en cazip alanlardan birini oluşturmaktadır. Ekonomik dalgalanmalar ve iklim değişikliğinin dünya tarım sektörü üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, Türkiye’de tarım ve gıda sektörü son 17 yılda sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam etmiştir. İnşallah bu ivmeyi kaybetmeden yolumuza devam edeceğiz” dedi.

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli daha sonra, İSEDAK üyesi konuk bakanlara, Türkiye’nin ilk milli ve yerli yapımı olan Elektrikli Traktörü de tanıttı.




             Bakan Pakdemirli, ayrıca toplantı sonrası Gabon Tarım, Hayvancılık, Balıkçılık Ve Gıda Bakanı BIENDI MAGANGDA-MOUSSAVOU ile de heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede bakanlar, iki ülke tarımsal ticaret hacmini artırmak üzere işbirliği yapılması adına temennide bulundu.
 

Gıda Denetim Seferberliği Üretim ve Tüketim Olan Her Yerde

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bir hafta boyunca tüm yurt genelinde sürecek olan "Gıda Denetim Seferberliği" uygulaması Manisa'da da başladı.
"Denetim Seferberliği" sloganı ile başlatılan ve tüm kontrol görevlilerinin katılımıyla gerçekleştirilen denetleme sürecinde, gıda güvenirliğini sağlamak amacıyla Manisa il merkezi ve ilçelerindeki üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinde denetimler gerçekleştiriliyor.
Ürün bazlı gıda kontrolünün ikinci gününde ilde bulunan süt ve süt ürünleri üretim tesisleri denetlendi. Denetimlere Manisa İl Tarım ve Orman Müdürü Metin Öztürk, İl Müdür Yardımcısı Melikşah Taşkın ile Yunusemre İlçe Tarım ve Orman Müdürü Serdar Mersinli de katıldı. Denetim sonrasında açıklamalarda bulunan İl Müdürü Metin Öztürk, gıda denetimlerinin yıl boyunca da aralıksız devam ettiğini ifade ederek, "Bilindiği üzere, 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" gereği, gıda zincirinin tüm aşamalarında tüketici sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sağlanması Bakanlığımız sorumluluğundadır. Ülkemizde gıda güvenirliğine yönelik denetimler; Bakanlığımıza bağlı 81 il müdürlüğü ve illere bağlı yetkilendirilmiş ilçe müdürlüklerinde çalışan kontrol görevlilerimizce yürütülmektedir. 25-30 Kasım 2019 tarihlerinde denetim seferberliği başlatılmış olup bu kapsamda;et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri üretim tesisleri, ekmek ve ekmek çeşitleri ile unlu mamul üreten iş yerleri, kasap ve şarküteri ile bakkal, market, büfe gibi iş yerleri, okul kantinleri ve yemekhaneleri (üniversite kampüsleri dahil) ve lokanta-restoran, dönerci, fastfood gibi toplu tüketim yerlerine eş zamanlı denetimler gerçekleştirilmektedir. Denetim seferberliğinde il ve 17 ilçemizdeki toplam 246 kontrol görevlilerimizle denetim faaliyetlerimiz yoğun bir şekilde sürmektedir" dedi.
Denetimlerde görülen aksaklıklar konusunda öncelikle işletmelere süre verildiğini, gerektiği hallerde idari yaptırım uygulandığını ve yine gerekli görülen hallerde numune aldıklarını söyleyen İl Müdürü Öztürk, numuneler analiz edildikten sonra uygunsuzluk tespit edilmesi halinde yasal işlem uygulandığına dikkat çekti. Metin Öztürk, "Çiftlikten sofraya, ham maddenin başlangıcından son mamule kadar her aşamada denetim faaliyetleri yürütüyoruz. Kontrol planları kapsamında risk esasına göre uygun sıklıkta, haber vermeden hassasiyetle denetimlerimizi gerçekleştiriyoruz. İl müdürlüğümüz ve 17 ilçe müdürlüğümüz olarak 2019 yılı Ocak ayından bugüne kadar 25 bin 62 adet denetim gerçekleştirilmiş olup 317 adedine idari yaptırım uygulanmıştır. Denetimlerde toplam bin 826 adet numune alınmıştır. Bunlardan bin 506 adedi uygun, 105 adedi uygunsuz bulunmuş olup 215 adedi sonuçlanma aşamasındadır" diye konuştu.
 
 

Kalkan Balığı Kotasında En Büyük Pay Türkiye’ye

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Karadeniz'de aşırı avcılık nedeniyle stokları azalan kalkan balığıyla ilgili avcılıkta kota uygulamasına geçileceğini belirterek, "Bu kapsamda Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu tarafından Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak belirlendi ve bu miktar Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Burada en büyük payı 497 ton ile Türkiye aldı." dedi.

Bakan Pakdemirli, Türkiye ve dünyada denizlere olan ilginin her geçen gün arttığını ve değerli bir hayvansal protein kaynağı olan balık stoklarından daha fazla pay elde etmek için ülkelerin birbiriyle yarışa girdiğini söyledi.

Bu mücadelelerden birinin geçen hafta Karadeniz'de kalkan balığı kota paylaşımında yaşandığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) geçen hafta Atina'da bir toplantı yaptı. Toplantıda, Karadeniz'deki kalkan balığı stoklarının aşırı avcılığa maruz kalması nedeniyle, türün korunması ve stoklarının iyileştirilmesi amacıyla bir takım düzenlemeler getirildi. Bu kapsamda Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak hesaplandı ve avcılığın kotayla yönetilmesine karar verildi. Belirlenen bu miktar da Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Ülkemizin yoğun müzakereleri sonucunda en büyük pay yüzde 58 (497 ton) ile Türkiye'nin oldu. Bu kota, 2020 yılından itibaren üç yıl boyunca uygulanacak. Alınan bu kotanın, ülkemiz ve Karadeniz'de avcılık yapan balıkçılarımıza hayırlı olmasını diliyorum."
 
 

Baklagil Fark Ödemesi Mercimek Lehine Düzenleniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2008’den bu yana baklagillerde verilen fark desteği ödemelerini hatırlattı, bundan sonraki süreçte de üretimin sürdürülebilirliği için çalışacağız, dedi. Bakan Pakdemirli; ‘‘Bakanlığımızca nohut, mercimek ve kuru fasulye üreten üreticilerimize 2008 yılından itibaren fark ödemesi desteği uygulaması başlattık. Destek birim fiyatını 2015 yılında 10 Krş/kg’dan 20 Krş/kg’a, 2016 yılında 30 Krş/kg’a ve 2018 yılında da 50 Krş/kg’a yükselttik. Uygulama ile baklagil üretimimize bir ivme kazandırmış olduk. Mercimek, insanımızın beslenmesinde temel ürünler içerisinde olmasının yanında yaptığımız ihracat ile de ülke ekonomisine sağladığı katkı nedeniyle üretiminin sürdürülebilirliği olması gereken bir ürün’’ diye konuştu.

Bakan Pakdemirli, bugüne kadar verilen fark desteği ödemesinin yeniden düzenleneceğini belirtti. Pakdemirli; ‘‘Baklagil fark ödemesi desteğini mercimek lehine düzenleyeceğiz. Günümüzde ekilişlerin yoğun olduğu Güneydoğu Anadolu bölgemize sıkışmış olan üretim alanlarımızı farklı bölgelere de genişleteceğiz. Hayata geçireceğimiz projelerde mercimek üretimine öncelik vereceğiz. Özellikle kırmızı mercimek üretimi konusunda üreticilerimize yönelik eğitim ve yayım çalışmalarına hız vererek, tarım alanlarının boş bırakılmadan mercimeğe yönelmesini sağlayacağız. Yürüteceğimiz çalışmalar neticesinde üreticimizin mercimek üretimine olan ilgisini artıracağız ve ülkemiz tarımında sürdürülebilirlik, ülkemiz insanının tüketimi ve dış ticaretimiz için önemli bir adım atmış olacağız’’ diye konuştu.
 

Bakan Pakdemirli'den İzmir'e Tarıma Dayalı Osb Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir'in Dikili ilçesinde kurulacak Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi'nde 80 bin tonun üzerinde sebze meyvenin işleneceğini, 3 bin 500 kişinin istihdam edileceğini bildirdi.

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) ve Özgencil Grup iş birliğiyle İzmir'de bir otelde düzenlenen 3. Ege Ekonomik Forum'da konuşan Pakdemirli, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'ndeki fidan dikim etkinliğine dikkat çekerek çok güzel anların yaşandığına, bu günde toplumun tüm kesimlerinin bir araya geldiğine işaret etti. 

Tarımla ilgili konuların artık siyasetten arındırılması gerektiğini dile getiren Pakdemirli, "(Tarım bitti, öldü, üretici böyle oldu) dediğiniz zaman bu işle uğraşanları da korkutuyorsunuz, kaçmalarına sebebiyet veriyorsunuz. Eksiklerimiz varsa bunları konuşalım ama bunları saygı ve sevgi içinde yapalım. Bunun üzerinden siyaset yapıp kimse kendi için rant devşirmeye çalışmasın. En son siyaset yapılacak konu budur, milli güvenlik meselesidir." dedi.

Gelecek hafta Tarım Şurası'nı gerçekleştireceklerini, 15 yıldır yapılmayan şurada tarımla ilgili tüm konuları derleyip toplayarak tartışacaklarını aktaran Pakdemirli, bu toplantıdan gelecek 5 yıl için bir iş planı ortaya konmasını beklediklerini ifade etti.

Türkiye'de gıda fiyatlarının, enflasyon sepeti içinde yüzde 20-25'lik payı alması nedeniyle sürekli gündemde olduğunu, gelecek 20 yılda gıda üretimini yüzde 50-60 artırma zorunluluklarının bulunduğunu kaydeden Pakdemirli, bunun bir yolunun kooperatiflerin güçlendirilmesinden geçtiğine dikkati çekti.

Bekir Pakdemirli, "Avrupa'da 150 bin tane kooperatif var. 5,4 milyon çalışan var. Fransa'da 15 bin kooperatif var. Bu kooperatifler 86 milyar avro ciro yapıyor. Bizde Fransa ile hemen hemen aynı miktarda kooperatif var. Ama bizde 1 milyar lira ciro yapan kooperatif yok. Başarılı kooperatiflerimiz var ama bunları sayısını artırmamız lazım." diye konuştu.

Gıda güvenliğinde tohumdan çatala kadar olan sürecin takip edilmesinin önemine işaret eden Pakdemirli, "Son günlerde ıspanak konusunda ortaya çıktı. Dün bütçe konuşmalarında da konuşuldu. Her ürünü köküne kadar kontrol etme şansımız yok. Ama herkesi de bir şekilde belli seviyede eğitmemiz lazım. Tarımsal ilaçlamadan değil, ıspanağın içine karışan bir yabani ottan bir zehirlenme." ifadelerini kullandı.

Elektrikli traktörün prototipini ürettiklerinin hatırlatan Pakdemirli, Türkiye'nin bu konuda öncü ve ihracatçı olabileceğine değindi.
Türkiye'nin tarımsal üretimde Avrupa'da ilk sıralarda olmasına rağmen işlenmiş gıda konusunda aynı durumun söz konusu olmadığını dile getiren Pakdemirli, bu konuda İzmir'in potansiyelini daha iyi kullanması gerektiğini ifade etti.

Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ayın 7'sinde imzaladım. Dikili Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi hayırlı uğurlu olsun. Burada 80 bin tonun üzerinde sebze ve meyve üretimi olacak ve 3 bin 500 kişiye de istihdam sağlayacak. Ama 9 ilçede daha tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri kurulması konusunu da gündemimize aldık. Bunların hepsini peyderpey inşallah ülkemize kazandırmış olacağız. Bölge olarak da Denizli Sarayköy'de, Aydın Efeler'de, Manisa Alaşehir'de, Balıkesir Edremit'te de bu bölgelerin kurulması konusunda da gayretimiz sürüyor."
 

Türkiye'de 3 Milyon 211 Bin Hektar Alan Özel Statü İle Korunuyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP)  Genel Müdürlüğü ülkemizin farklı noktalarındaki doğal güzellikleri koruma faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor.
 
Korunan alanlarla ilgili yürütülen çalışmalara son yıllarda büyük bir ivme kazandıran DKMP Genel Müdürlüğü, günümüz itibariyle ülke topraklarımızın 3 milyon 211 bin hektarını koruyor.
 
2019 yılında ilan edilen alanlarla birlikte 45 milli park, 247 tabiat parkı, 115 tabiat anıtı, 30 tabiatı koruma alanı, 81 yaban hayatı geliştirme sahası, 14 Ramsar alanı, 56 ulusal öneme haiz ve 11 mahalli öneme haiz sulak alan olmak üzere toplam 599 alan sahip oldukları bu statülerle korunuyor.
 
Söz konusu bu alanlar sahip oldukları alan büyüklüğüne göre sıralandığında ilk sırayı yaban hayatı geliştirme sahaları, ikinci sırayı milli parklar, üçüncü sırayı da ulusal öneme haiz sulak alanlar alıyor. Özellikle yaban hayvanlarının ve yaban hayatının korunduğu yaban hayatı geliştirme sahalarında hayvanların yaşam ortamlarının iyileştirilmesi için gerekli bütün tedbirler alınıyor.
 
Milli parklar ve tabiat parklarının ise havasıyla, suyuyla, kaynak değerleriyle, manzaralarıyla ve sakin ortamlarıyla özellikle büyük şehirlerde insanlar için bir cazibe merkezi vazifesi gördüğü biliniyor. İnsanların eğlenmek, dinlenmek, piknik yapmak, doğa ile baş başa kalmak için tercih ettiği alanlar bayram tatillerinde ve yaz mevsimlerinde ziyaretçiyle dolup taşıyor.
 
Ulusal öneme sahip olan sulak alanlar ise barındırdığı flora ve faunanın özellikleri sebebiyle ekolojik ve genetik çeşitliliğinin sürdürebilmesi için özel bir önemle korunuyor.
 
 

MEYVE VE SEBZE SEKTÖRÜNE 640 MİLYON LİRALIK YATIRIM

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kırsal kalkınma destekleri sayesinde meyve-sebze işleme ve paketleme tesislerine 640 milyon liralık yatırım yapıldığını söyledi.
Bakan Pakdemirli, Avrupa Birliği (AB) tarafından aday ve potansiyel aday ülkelere destek olmak amacıyla hazırlanan Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) Programı kapsamında, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) aracılığıyla, kırsal kalkınma projelerine destek sağlandığını dile getirdi.

IPARD kapsamında, meyve-sebze paketleme, kurutma, dondurma ve depolama yatırımlarının 1 milyon 250 bin avroluk kısmına yüzde 40 ila yüzde 50 arasında hibe verildiğine işaret eden Pakdemirli, “Bu kapsamda, yatırım değeri 640 milyon lira olan 220 adet sebze-meyve işleme ve paketleme projesine 263 milyon lira hibe verildi. Kurulan bu tesisler sayesinde meyve ve sebzeler daha uzun süre saklanacak, ürün kayıpları azaltılacak ve ürün kalitesi yükselecek, rekabet gücümüz ve ihracatımız artacak. Ayrıca, ürünlerin mevsimi dışında ve ekonomik getirisi yüksek olarak satılmasına imkân sağlanacak.” açıklamasında bulundu.

6 BİN İSTİHDAM
Bakan Pakdemirli, AB standartlarında kurulan bu tesislerde 6 bin kişinin istihdam edildiğini ve tesislerde işlenen ürünlerin büyük bir bölümünün komşu ve bölge ülkelere ihraç edildiğini ifade etti.

ISPARTA İLK SIRADA
İl bazında değerlendirildiğinde en çok yatırımın 130 milyon lirayla Isparta’ya yapıldığını ve buradaki projelere 54 milyon lira hibe verildiğini belirten Pakdemirli, Isparta’dan sonra en çok yatırımın Mersin, Manisa, Denizli ve Karaman illerine yapıldığını söyledi.  
Pakdemirli, bakanlık olarak “yerinde üretim, yerinde işleme, yerinde kalkınma” anlayışı çerçevesinde, bölgelerde ekonomik çeşitliliğin artırılması ve kentlere göçün önlenmesi amacıyla kırsal kalınma desteklerine devam edeceklerini dile getirdi.

2019 YILINDA 156 PROJE BAŞVURUSU YAPILDI
2019’da çıkılan IPARD-II 5. Başvuru çağrısı kapsamında ise meyve ve sebze sektörüyle ilgili toplam yatırım tutarı 680 milyon lira olan 156 proje başvurusu yapıldığını kaydeden Pakdemirli, TKDK tarafından proje değerlendirme işlemlerinin tamamlandıktan sonra uygun projelerin açıklanacağını ifade etti.
 
 

Bakanlıktan Güvenlik Güçlerine Destek

Tarım ve Orman Bakanlığı, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele (ÇEM) Genel Müdürlüğü kış aylarında terörle mücadele eden güvenlik güçleri için çığ tehlikesine karşı emniyetli yürüyüş güzergâhlarını belirledi.

Bilindiği üzere özellikle çetin kış koşulları başta olmak üzere her türlü koşulda vatan savunmasını yerine getiren güvenlik güçlerimiz, kış aylarında çığ tehlikesi ile karşılaşabiliyor. Maalesef kahraman askerlerimiz kışın yürütülen bu operasyonlarda çığ sebebiyle şehit de düşebiliyor.

Bu minvalde Tarım ve Orman Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı'nın talepleri doğrultusunda kış aylarında terörle mücadele faaliyetlerinde kullanılmak üzere, öncelikli olarak 10 ilde "Potansiyel Çığ Başlangıç Bölgeleri ve Emniyetli Yürüyüş Güzergâhları"nı belirlemişti.

Son olarak yine Jandarma Genel Komutanlığı'nca daha önceden çalışılmış olan 10 ile ilaveten 24 ilde daha çalışılma talep edildi. Bu çerçevede 24 adet il için daha çalışma yapılarak emniyetli güzergâhlar belirlendi.

Belirlenen güzergâhlar ise Jandarma Genel Komutanlığı başta olmak Harita Genel Müdürlüğü ve AFAD'a gönderildi.

 

Ülkemizin Tabiat Anıtı Sayısı 115’e yükseldi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ülkemizin doğal güzelliklerini koruma altına almaya devam ediyor.

 DKMP Genel Müdürlüğü, ülkemizin doğal, kültürel ve rekreasyonel kaynak değerlerine sahip yerlerini, 2873 Sayılı Milli Parklar Kanunu kapsamında milli park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanı ve tabiat anıtı olarak tescil ederek koruma altına alıyor.



Ülkemizin ulusal düzeyde öneme sahip alanlarının korunarak sürdürülebilirliğinin sağlanması, bu sahalarımıza olan farklı kullanım taleplerinin kontrollü ve planlı bir şekilde karşılanabilmesi ve buraların koruma-kullanma dengesi gözetilerek gelecek nesillere bırakılması gayesiyle yeni bir tabiat anıtı ilan edildi.
 
Hatay Hassa ilçe sınırları içinde bulunan lav tüpü mağaraları ve leçeliklerinde 2016 yılından beri sürdürülmekte olan bilimsel araştırmalar sonucunda, 1.189 hektarlık saha ülkemizin 115. tabiat anıtı olarak tescil edildi.
 
Dünya üzerinde oldukça nadir rastlanan ve çok önemli bir jeomorfolojik kaynak değeri olan lav tüpü mağaraları ülkemizde sadece Hassa’ da tespit edildi. Yöre halkı tarafından “leçe” olarak adlandırılan alan, magmanın yüzeyde serbest akışından çok, neotektonik dönemde (genç tektonik dönem – 60 milyon yıldan genç) yaşlı, yerli kayaçlarda meydana gelmiş yaygın yarık ve çatlakları yüzeye çıkarak dolduran bazaltik magmatizma ve bunun içini boşaltarak tüp haline getiren ikincil bir magmatik evreden oluşuyor.

 Tabiat anıtı olarak tescil edilen saha içerisinde gerçekleştirilen çalışmalarda en uzunu Altınini Mağarası olmak üzere 9 adet lav tüpü mağarada araştırma yapıldı.
 

Otobüs Bagajındaki 1,5 Ton Balığa El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Jandarma ekiplerinin, Ankara- Çankırı yolu üzerinde yaptığı yol kontrolleri sırasında otobüs bagajında taşınan, ancak belirlenen boy ve hijyen kurallarına uymadığı tespit edilen 1,5 ton balığa el konularak imha edildi.



19 Eylül 2019 tarihinde gece saatlerinde Ankara’nın Akyurt ilçesi Karacabey mevkisinde gerçekleştirilen yol kontrollerinde iki adet yolcu otobüsünün bagajında 85 adet kasa içerisinde yaklaşık 1,5 ton istavrit cinsi balığın taşındığı tespit edildi.

Yapılan inceleme sonrasında taşınan balıkların 8-9 cm boyunda olduğu ve belirlenen boy yasaklarına uymadığı, ayrıca nakil ve sevk belgelerinin de bulunmadığı anlaşıldı.
Yakalanan balıkların, insan sağlığı açısından tüketime uygun olmaması üzerine veteriner hekim tarafından düzenlenen raporla imha işlemi gerçekleştirildi.

Balıkları taşıyan otobüs şoförlerine ise gerekli idari para cezaları uygulandı.


Bakanlığı Eleştiren Çiftçinin Destekleri Kesildi

Bursa Karacabey’de kurduğu çiftlikte hayvancılık yapan Sencer Solakoğlu cezalandırıldığını söyledi.
Bursa Karacabey’de kurduğu çiftlikte hayvancılık yapan, tarım politikalarına ilişkin görüşlerini sosyal medyada ve konuk olduğu televizyonlarda anlatan Sencer Solakoğlu cezalandırıldığını söyledi.
Twitter hesabından açıklama yapan Solakoğlu, “Kendisine komplo kurulduğunu, cezanın kendisine ait olmayan ürün numuneleri ve yalan yanlış tutanaklar dayanak gösterilerek verildiğini” öne sürdü.
Solakoğlu 5 yıl boyunca tüm tarımsal desteklemelerden men edildiğini belirtti.

 

Tarımsal projelerde "teminat" düzenlemesi

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarıma dayalı projeleri için hibe sözleşmesi imzalamış ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmamış yatırımcılar, 30 gün içinde müracaatta bulunursa teminatlarını geri alabilecek.
Kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarıma dayalı projeleri için hibe sözleşmesi imzalamış ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme alamamış yatırımcılara, 30 gün içinde müracaatta bulunmaları halinde teminatları geri ödenecek.

"Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karar, kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarımsal projeleri için hibe sözleşmesi imzalayan yatırımcıları kapsıyor.

Buna göre, söz konusu projeleri için hibe sözleşmesi imzalanmasına karşın kendilerine herhangi bir ödeme yapılmayan yatırımcılar, bugünden itibaren 30 gün içinde hibe desteğine konu projeden vazgeçtiklerine dair ilgili il müdürlüklerine yazılı müracaatta bulunabilecek. İlgili il müdürlüğünün onayı halinde projeleri tasfiye olan yatırımcılara teminatları iade edilecek.
 
 

Bakanlıkta Revizyon Başladı Sıra Hangi Genel Müdürlükte

Tarım ve Orman Bakanlığı bugünlerde hareketli günler geçiriyor.  Tarım Reformu Genel Müdürü Hasan Özlü de  görevden alınlar arasında yerini aldı.
Peki, şimdi sırada Bakanlığın hangi genel Müdürleri ve daire başkanları görevden alınacak. Kamuoyunda sürekli kabine revizyonu konuşulurken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından ataması yapılan Genel Müdürlerinde görevden alınacağı kulislerde konuşulmaya başlandı. Bakan PAKDEMİRLİ tarafından atanan Tarım Reformu Genel Müdürü Hasan Özlü görevden alınırken gözler bakanlığın diğer Genel Müdürlüklerine çevrildi.

 Geçtiğimiz günlerde Gıda ve Kontrol Genel Müdürü, Eğitim ve Yayın Daire Başkanı, Rehberlik ve Teftiş Başkanı, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü görevlerinden alınmıştı. 

Eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ’nün ağabeyi Hasan Özlü, Faruk Çelik’in Bakanlığı döneminde Müsteşar Yardımcısı olarak atanmıştı. Özlü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Müsteşar Yardımcılıkları kaldırılınca Bekir Pakdemirli tarafından Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne getirilmişti. 
 
 

Tarım ve Orman Bakanlığı'nda Görevden Alınma

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 5 ay önce Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne vekaleten atadığı Mümtaz Sinan’ı dün itibari ile görevden aldı.

Mümtaz Sinan, 3 Nisan 2019 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin imzasıyla Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne vekaleten atanan Mümtaz Sinan 05 Eylül 2019 tarihinde görevden alındı.

Mümtaz Sinan önceden Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı ve Ardeşen eski belediye başkanı olarak görev yapmıştı.

Genel Müdür Mümtaz Sinan 05 Eylül itibariyle görevden alındı. Mümtaz Sinan’dan önce Gıda ve Kontrol Genel Müdürü olarak Muharrem Selçuk görev almıştı. 

 

Emine Erdoğan: Ata Tohum Projesi Milli Bağımsızlığımızın Anahtarıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Ata Tohumu Projesi, tarımı milli bağımsızlığımızın anahtarı olarak gördüğümüzün de ifadesidir." dedi.

Emine Erdoğan, himayesinde başlatılan ve Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen "Ata Tohumu Projesi" kapsamında TİGEM Polatlı İşletmesi'nde gerçekleştirilen, "Mirasımız Ata Tohum" tanıtım toplantısına katıldı. 

Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, 2017'de Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ata Tohumu Projesi'ni başlattıklarını hatırlatarak o günden bugüne proje kapsamında yerel tohum buluşmaları gerçekleştirdiklerini anlattı.

Bu buluşmalarda çiftçilerin hazine sandıklarını açtıklarını dile getiren Emine Erdoğan, "Bu toprağın mirasının gelecek nesillere aktarılması için tohumlarını devletimize emanet ettiler. Büyük bir mutlulukla söylemek isterim ki, kısa sürede binden fazla tohum çeşidi bağışlandı. TİGEM aracılığı ile tohumlar kayıt altına alındı ve gen bankalarında muhafaza edildi." diye konuştu.
Bakanlığın, bu tohumları gen bankasında çoğalttığına ve fide haline getirip tekrar toprakla buluşturduğuna da dikkati çeken Emine Erdoğan, şöyle konuştu:
"Ata tohumlarımızdan ilk etapta 60 ton ürün elde ettik. Kandıra'nın sivri biberinden Samsun'un köy salatalığına, Çorum'un on dilim kavunundan Ayaş'ın beyaz bodur domatesine kadar 11 çeşit ürün mağazalarda satışa sunuldu. Bu sayede, anılarımızda dahi yok olmaya başlayan tatlar ve kokular bundan sonra nostalji olmayacak, inşallah yaşamaya devam edecek. Besinlerimiz, içeriği açısından zengin, özgün tadında ve kokusunda, seneler önce neyse şimdi de o şekilde soframıza gelecek."

Bu başarının sağlanmasındaki emeklerinden dolayı çiftçilere teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, "Ülkemizin parlak geleceğinin tohumları, sizlerin elleri ve yürekleriyle serpiliyor. Bu tohumlar sizlerin alın teriyle sulanıyor. Sağ olun, var olun." dedi.

Emine Erdoğan, tarımın ülkelerin en büyük gücü olduğunu belirterek, Anadolu'nun bereketli topraklarının "buğdayın anavatanı" olduğuna işaret etti. 
Tarımın, Anadolu'da 8 bin yıldan fazla zamandır yapıldığını ve bir anlamda tarımın beşiği konumunda olduğunu belirten Erdoğan, "Tarıma olan ihtiyaç gelecekte çok daha fazla karşımıza çıkacak. Dolayısıyla bugün attığımız adımlar geleceğimize sahip çıkmak ve çocuklarımızı kimseye muhtaç etmemek anlamına geliyor. Böyle bir amaca ulaşmak ise ancak ortak bir bilinç ve ortak bir çabanın ürünü olabilir. Biz bugün sizlerle birlikte toprağımıza milli bağımsızlığı ve geleceği ekiyoruz. İnşallah ileride çocuklarımız bu değerleri bizleri hayırla yad ederek biçecekler." diye konuştu. 

"GÜNÜMÜZDE YAKLAŞIK 800 MİLYON İNSAN YETERSİZ BESLENİYOR"
 Küresel gıda sistemlerinin dünya nüfusuna sürdürülebilir şekilde besleyici gıda sunamadığına dikkati çeken Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
"Günümüzde yaklaşık 800 milyon insan yetersiz besleniyor. Buna karşılık 2 milyar insan ise fazla kilolu ya da obeziteyle mücadele ediyor. Bildiğiniz gibi obezitenin bir sebebi de sürekli olarak besin değeri açısından düşük yiyeceklere maruz kalmaktır. Yani kimyasallarla doldurulan, genetiği ile oynanan yiyecekler bir yandan hasta nesiller yetiştiriyor. Bildiğiniz gibi yüksek tansiyondan kansere kadar birçok hastalığın çıkış noktası beslenme alışkanlıklarımızdır. Dolayısıyla ata tohumlarımızla yapacağımız yerli üretimin, sofralarımızdaki tehlikeyi de bertaraf edeceğine inanıyorum. Tükettiğimiz her lokmadaki katkı maddesinden kurtularak bedensel sağlığımızı iyileştirebilir, hayat kalitemizi artırabiliriz."
Emine Erdoğan, dünyada küresel olarak organik ürünlere karşı büyük bir ilgi olduğunu vurgulayarak insanların doğal ürünlere olan hasretinin, beslenme alışkanlıklarının, sağlık açısından nasıl büyük bir tehlike yarattığının farkındalığına işaret ettiğine değindi.

Dünya nüfusunun 2050 yılında 9,7 milyar kişiye ulaşmasının beklendiğine dikkati çeken Emine Erdoğan, "Gelecekte kendi tarımını yapamayan ülkeler dünyanın açlık noktaları olmaya mahkum olacaklar. Savaşlar, iklim krizi, kıtlık ve doğal afetler gibi dünyanın yaşadığı buhranlar karşısında varlıklarını en iyi koruyabilen ülkeler, tarımda bağımsızlığa kavuşmuş ülkeler olacak. Yani tohum demek, bir anlamda yaşam sigortası demektir. O yüzden tarımı çok daha geniş anlamıyla düşünmek ve ele almak zorundayız. Ata Tohumu Projesi, tarımı milli bağımsızlığımızın anahtarı olarak gördüğümüzün de ifadesidir. Ülkemizin potansiyelinde dünyanın en önde gelen tohum üreticisi olmak var. Umudum odur ki kısa bir zamanda Türkiye'de inşallah yerli üretimden başka bir şey görmeyeceğiz." ifadelerini kullandı. 

"GENÇLERİN TARIM SEKTÖRÜNDEN ÜMİTVAR OLMALARINI SAĞLAMALIYIZ"
Ata tohumlarının muhafazası kadar, bu alanda insan kaynağının devamlılığının da önemine işaret eden Emine Erdoğan, "Kariyer denildiğinde, sadece plazaların anlaşıldığı bir çağdayız. Maalesef günümüzde özellikle gençler arasında masa başı bir iş sahibi olmak, statü elde etmek olarak düşünülüyor. Tarımsal üretim hangi gencimizin gelecek hayalini süslüyor? Demek ki burada bir şeyi yanlış yapıyoruz. Bu yanlışı düzeltmek için tarımdaki büyük potansiyeli doğru bir şekilde anlatmalıyız. Gençlerin tarım sektöründen ümit var olmalarını sağlamalıyız. Toprakla aramızda oluşan bu mesafeyi kaldırmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.  
Emine Erdoğan, tarımın yaşatılmasının ahlaki bir sorumluluk olduğunu da vurgulayarak çiftçilerden topraktaki gizli bilgeliği gençlere anlatmaları ricasında bulundu. 
Aşık Veysel'in "Dost dost nicesine sarıldım/ Benim sadık yarim kara topraktır/Beyhude dolandım, boşa yoruldum/Benim sadık yarim kara topraktır." dizelerini hatırlatan Erdoğan, başta çiftçiler olmak üzere, Tarım ve Orman Bakanlığı ve TİGEM'e titiz çalışmalarından dolayı teşekkür ederek Ata Tohumu Projesi'nin daha da güçlenmesini  temenni etti. 

"TOHUM BİR ZAMAN KAPSÜLÜ"
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu da tüm canlıların tohumdan çoğaldığına işaret ederek, tohumun bir "zaman kapsülü" olduğunu; geçmişten gelirken bir yandan geleceği taşıdığını söyledi. 

Tohumu korumak ve çoğaltmanın, gelecek nesiller için önemine işaret eden Saraçoğlu, tarihteki savaşlarda, tohumların yok edildiğine ilişkin örnekler verdi.  
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ayşe Ayşin Işıkgece'nin konuşma yaptığı programda, Ata tohumu tanıtım filmi gösterimi de yapıldı. 

Program sonunda Emine Erdoğan, projeye emeği geçenlere ve tohum bağışçıları Cemali Koro, Hazel Güçen, Halil Halaç, Ferdi Tercanoğlu'na plaket takdim etti.
Bakan Pakdemirli de Emine Erdoğan'a hediye takdiminde bulundu. 

Emine Erdoğan, program öncesinde ata tohumlarının ekildiği TİGEM'deki bahçeyi gezdi. 
Bahçeye gelişinde tohumları getiren çiftçilerle de selamlaşan Emine Erdoğan, bahçede yetişen ürünlerle ilgili de Işıkgece'den bilgi aldı.  
Daha sonra ata tohumları ve tohumların ürünlerinin sergilendiği stantları gezen Emine Erdoğan, buradaki ürünler hakkında da bilgi edindi.
 

Baraj ve Göletler Su Ürünleri Üretimini'de Zenginleştiriyor

Enerjiden tarıma, içme suyu temininden taşkın korumaya kadar birçok alanda ülke ekonomisine hizmet veren baraj ve göletler, su ürünleri üretimine de zemin hazırlayarak hem vatandaşlarımıza yeni bir gelir kapısı açıyor hem de nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerin devamlılığını sağlıyor.
Ülkemizdeki baraj ve göletlerde doğal olarak yaşayan ve ekonomik değeri olan yaklaşık 30 farklı balık türü bulunuyor. Bu doğal türlerin desteklenmesi ve balıkçılık faaliyetlerinden yüksek gelir elde edilmesi maksadıyla DSİ’ye ait 7 adet Su Ürünleri İstasyonunda çalışmalar yürütülüyor.

DSİ Su Ürünleri İstasyonlarında yılda yaklaşık 30 milyon pullu sazan (Cyprinus carpio) ve 2 milyon civarında Şabut balığı (Tor grypus) üretiliyor. Yine ekonomik değeri yüksek olan Karaca mersini (Acipenser gueldenstaedtii) ve Sivriburunun (Acipenser stellatus) anaç adayı olarak bakım ve besleme çalışmalarına Amasya-Yedikır ve Bolu-Gölköy Su Ürünleri İstasyonlarında devam ediliyor. Bu çerçevede, yayın balığı (Silurus glanis) üretimi ise ülkemizde ilk kez DSİ Keban Barajı Su Ürünleri İstasyonunda yapıldı.

BARAJLARA 575 MİLYON BALIK BIRAKILDI
Etütleri tamamlanmış ve stok tespiti yapılmış baraj göllerinde DSİ tarafından belirlenen program dâhilinde düzenli olarak balıklandırma da yapılıyor. DSİ tarafından bugüne kadar 235 baraj gölü ve çok sayıda gölete toplam 575 milyon değişik türde balık bırakıldı. Bu kapsamda yıllık olarak ortalama 30 milyon pullu sazan yavrusu yaklaşık 120 baraj gölü ile 30 adet gölete bırakılıyor. Şabut balığı ise havzaya özgü olması nedeniyle Atatürk ve Karakaya Baraj Göllerine bırakılıyor.

EKONOMİYE YILLIK 940 MİLYON LİRA KATKI
Baraj göllerinin, tarımsal sulama ile ülkemizin gıda güvenliğinin teminatı olduğunun altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Barajlar ve göllerimiz aynı zamanda balıkçılık faaliyetlerine de zemin hazırlıyor. Bu çerçevede DSİ’nin kullanımında bulunan baraj ve göletlerde gerçekleştirilen su ürünleri üretiminin ekonomik değeri yıllık olarak yaklaşık 940 milyon TL’yi buluyor” dedi.

2018’DE YETİŞTİRİCİLİKTEN 110 BİN TON ÜRETİM YAPILDI
Baraj ve göletlerde yürütülen yetiştiricilik faaliyetleri neticesinde 2018 yılında 110 bin ton su ürünleri üretimi yapıldığını vurgulayan Pakdemirli “Bu üretimin ekonomik değeri 880 milyon TL’yi buluyor. Ayrıca, ticari avcılık yoluyla üretime açılan 179 baraj gölünde 2018 yılında 14 bin ton çeşitli türde su ürünü elde edildi. Bu üretimin ekonomik değeri de 60 milyon TL civarında” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, DSİ’nin uygun gördüğü baraj gölleri ve göletlerde özel sektör tarafından yetiştiricilik faaliyetlerinin yapılabildiğini de sözlerine ekledi.
 

Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Görevden Alındılar

Tarım ve Orman Bakanlığına ilişkin görevden alma kararları   dünkü Resmi Gazete ‘de yayımlandı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla yayımlanan kararlara göre, bakanlığın DSİ  7. Bölge Müdürü Etem Boz, Şırnak Tarım ve Orman Müdürü Bekir Kılıç ile Tekirdağ Tarım ve Orman Müdürü Zekeriya Sarıkoca, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2'nci maddesi gereğince görevinden alındı.

Orman Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcıları Yusuf Şahin, Mehmet Zeki Temur ve Zekeriya Mete de görevden alınan diğer isimler oldu.
 

Tarım ve Orman Şurası Ekim Ayında Gerçekleşecek

Tarım ve Orman Bakanlığı 15 yıl aradan sonra Tarım ve orman şurası yapacak. Bakanlığın kısa, orta ve uzun dönem stratejilerinin belirlenmesine katkı sağlamak amacıyla yapılacak olan ve Türkiye’nin en geniş katılımlı sektör istişare platformu olması hedeflenen, III. Tarım ve Orman Şûrası 15 yıl aradan sonra Ekim ayında gerçekleştirilecek.

Şurada 882 Kişi Görev Alacak 

III. Tarım Ve Orman Şûrası’nın tanıtım toplantısı 17 Temmuz 2019 Çarşamba günü Orman Genel Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirecek. Saat 09.00’da başlayacak lansmanın ardından, saat 13:30’da Şûra yönetmeliği çerçevesinde belirlenen çalışma grupları, Şûra’da üzerinde çalışılacak çalışma belgelerini hazırlamak için başlatılacak süreçte ilk toplantısı gerçekleşecek.
2019 yılı Ekim ayında gerçekleştirilecek Şûra’ya kadar geçecek sürede 21 adet çalışma grubunda; öğretim üyeleri 163, sivil toplum kuruluşu temsilcileri 268, Bakanlık personellerinden 412 kişi  Bakanlık harici diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 39 kişi, toplamda 882 kişi şuarada görev alacak. Tanıtım toplantısına 81 ilin İl Tarım ve Orman Müdürleri ile birlikte yine 81 ilden 162 üretici de katılım sağlayacak.

Sektör istişare platformu olarak Türkiye’nin en büyüğü olacak olan Şûra kapsamında ayrıca, oluşturulan web sitesindeki “Görüşünü Bildir Platformu” ile önerisi ve katkısı olan tüm vatandaşların fikirlerine ulaşmayı hedeflemekte.

Tarımın 25 Yıllık Yol Haritası Belirlenecek

Ekim ayında gerçekleştirilecek ve Tarıma dair 25 yıllık yol haritasını belirleyecek olan Şûra sonucunda, alınacak kararlar ve oluşturulacak olan sonuç bildirgesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Külliye’de yapılacak özel programla kamuoyu ile paylaşılacak.
 
 
 

Yerli ve Milli Kurbanlıkları Keseceğiz

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı dönemindeki hazırlıkları üreticilerle konuştuklarını ve bu çerçevede düzenlenen toplantılarla çözümler geliştirdiklerini söyledi.

YERLİ ÜRETİMLER HAZIR

Kurban Bayramı'nın yaklaştığını ve hazırlıkların hızlandığını belirten Ceylan, "Yerli üreticilerimizin ürettiği kurbanlıklar şu anda hazır ve yeterli durumda. Yerli ve milli olarak ürettiğimiz kurbanlıklarımızı keseceğiz. Kurbanlıkların yüzde 100'ü yerli olacak. Bu sene kurbanda ithalat düşünülmüyor. Sayın bakanımız da bu konuda açıklamalarda bulundu." diye konuştu.
Ceylan, yetiştiricilerin kurbanlıklarını hazırlayıp bayramı beklemeye başladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
"Şu anda kurban için yeteri sayıda büyükbaş ve küçükbaş hayvan bulunuyor. 1 milyon 250 bin büyükbaş hayvan kurban için hazır. Geçen yıllarda 850-900 bin arasında büyükbaş hayvan, 2 milyon 700 bin civarında küçükbaş hayvan kesimi yapılmış. Bu sene 3 milyon 700 bin civarında küçükbaş kurbanlık hazır olarak beklemektedir."
Ceylan, yetiştiricilerin emeklerinin karşılığını aldığı ve kar edip yüzünün güldüğü bir Kurban Bayramı geçirmesi temennisinde de bulundu.
 
 

Polatlıdaki Hayvan Ölümlerinin Nedeni Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ankara’nın Polatlı ilçesinde ölen hayvanlar üzerinde yapılan otopsi incelemesinde üre gübresine bağlı zehirlenme bulgularının gözlemlendiğini açıkladı.
Ankara’nın Polatlı ilçesi Yassıhöyük Mahallesi’nde hayvancılık ile uğraşan İlhan Adanur’a ait 100 hayvan, aynı anda henüz belirlenemeyen sebepten telef oldu. Telef olan 100 hayvandan 98’inin küçükbaş hayvan, bir tanesinin eşek, birinin de köpek olduğu öğrenildi.

İlhan Adanur’un hayvanlara verdiği suyu Sakarya Nehri’nden aldığı belirlenirken, Ankara İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Polatlı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ve Polatlı Ziraat Odası Başkanlığı ekipleri bölgeye giderek incelemede bulundu. Polatlı İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü ekipleri, Sakarya nehrinden, hayvanların içtiği sulardan ve telef olan hayranlarından numune aldı. Mahalleli, zehirlenmenin Sakarya Nehri’ndeki sudan olduğunu iddia etmişti.

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, Ankara’nın Polatlı ilçesine bağlı Yassıhöyük Mahallesinde meydana gelen hayvan ölümleri ile ilgili Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Polatlı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 6 Temmuz 2019 tarihinde gerekli incelemelerin başlatıldığı vurgulandı. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

“İlk incelemeler neticesinde 05.07.2019 tarihinde koyunların sahibince, Sakarya Nehri’nden pancar tarlasına çekilen sulama sisteminin içine üre gübresi katarak gübreleme yapıldığı anlaşılmıştır. Tarla içindeki yalağa da aynı sulama sisteminden su çekilerek, hayvanlar sulanmıştır ve 9 hayvanın ölümü gerçekleşmiştir.

Polatlı İlçe Müdürlüğümüz ekipleri tarafından, 06.07.2019 günü öğle saatlerinde hayvanlardan numune alınmıştır. Bu numuneler Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü’nde incelenmektedir.

Ayrıca, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü ekiplerince de Sakarya Nehri’nden su numuneleri, incelenmek üzere alınmıştır.

Ayrıca resmi ve özel Veteriner Hekimler tarafından ölen hayvanlar üzerinde yapılan otopsi incelemesinde üre gübresine bağlı zehirlenme bulguları gözlemlenmiştir.

Bölgeye yönelik denetim ve kontrol işlemleri sürerken, numuneler ve analizlerden gelecek sonuçlar ayrıca kamuoyu ile paylaşılacaktır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”

Bakan Pakdemirli : GÖL VE GÖLETLERE 5,1 MİLYON YAVRU BALIK BIRAKILACAK

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü’nde üretilen 5,1 milyon sazan balığı yavrusunun ülke genelindeki 727 adet göl ve gölete bırakılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü işbirliğinde "Su Kaynaklarının Balıklandırılması  Projesi”ni yürüttüklerini dile getirdi.



Projeyle, iç sulardaki küçük ölçekli balıkçılığı destekleyerek kırsalda yaşayan vatandaşların kaliteli protein kaynağına ulaşmalarını ve hane halkı gelirini artırmayı, sportif olta balıkçılığı ve reakrasyonel balıkçılığın geliştirilmesine katkıda bulunmayı amaçladıklarını ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Proje kapsamında Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitümüzde üretilen 5,1 milyon sazan balığı yavrusunu, ülkemiz genelindeki 727 adet göl ve gölete bırakacağız. Ürettiğimiz bu balık yavruları 11 Temmuz tarihine kadar göl ve göletlerimizle buluşmuş olacak.

Pakdemirli, bırakılan balıkların su ürünleri stoklarının gelecek nesillere aktarılması için en az bir kez üremelerine imkân tanınmasının, zaman ve boy konusundaki yapılan düzenlemelere uyulmasının sürdürülebilir balıkçılık yönetimi açısından önem arz ettiğini de sözlerine ekledi.
 
 

TSÜMB Başkanı Keskin; "İthalatlar Tarım ve Orman Bakanlığın Uhdesinde Değil"

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği (TSÜMB) Son günlerde Tarım ve Orman Bakanlığına özelikle Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye yönelik Spekülasyon içerikli ve yanlış haberler konusunda bakanlığın ve Bakan Pakdemirli’nin yıpratıldığını dile getirdi. TSÜMB Başkanı Tevfik Keskin “Bakan Pakdemirli’nin dinamik akılcı kişiliği ile ülkemiz tarım ve hayvancılığına umut ışığı olduğu vurguladı.” 

Başkan Keskin  “Tarım ve Orman Bakanlığı Bürokratlarının insafsızca eleştiriye maruz kalmalarına, Tarım ve Hayvancılığın Sivil Toplum Örgütü olarak duyarsız kalamadık.” Dedi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Keskin ithalat konularına değinerek yapılan ithalatların sadece Tarım ve Orman Bakanlığının uhdesinde olmadığını ve tek bir kuruma yüklenilmesinin yanlış olduğunun altını çizdi.

TSÜMB  Başkanı Keskin şunları kaydetti.
“Ağır eleştiriler yapmadan önce ülkemizde ithalat kalemlerinde T.C. Ticaret Bakanlığı, T.C. Hazine Maliye Bakanlığı ve diğer bakanlıkların ithalat ve kotalarda etkili olduklarını ve ayrıca konseylerde belirlenen ürün fiyatlarında da görüşlerinin alınmadan gerçekleşmediğinin altını çizmek isteriz. Tek başına T.C. Tarım ve Orman Bakanlığının yetkisindeymiş gibi lanse edilmesini ve sorumluluğun tek bir kuruma yüklenmesini doğru bulmuyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının bu tür yıpratmalarla  Tarım ve Hayvancılık sektörüne daha çok zarar vermektedir. 

Bizler Türkiye’nin Süt Üreticileri olarak zor süreçlerden geçtik gerek fiyatlar, gerek zorluklarla mücadele ettik ve hala ediyoruz. Bu zorlukları yaşarken dönemin Bakanları ve T.C. Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir PAKDEMİRLİ’ den ne zaman görüşme talebi istesek olumlu karşılık aldık ve sorunlarımıza çözüm bulduk.
 Özellikle Sayın PAKDEMİRLİ dinamik ve akılcı kişiliği ile ülkemiz Tarım ve Hayvancılığına umut ışığı olmuştur. Bakanlığımızın da kaynak ve bütçesi dahilinde her zaman üretene destek olan Bakanımız ne zaman başımız sıkışsa taleplerimize imkanlar çerçevesinde karşılık vermiştir.

Ülkemiz Dünya da tarım alanında 7. Sırada, Avrupa da ise 1. sıradadır. Çiftçilerimiz ve üreticilerimiz Bitkisel ve hayvansal üretimde FAO ve Birleşmiş Milletlerin takdirle izlediği Dünyaya örnek olan bir gelişme sergilemektedir.  Tarımsal sorunlarımıza rağmen; iklim kuraklığı, parçalı arazi yapısı, coğrafi yapımızdan kaynaklı olumsuzluklar karşısında, Ülkemiz Tarım ve Hayvancılığı yükselen bir ivme kazanmıştır.  Daha iyi seviyelere geleceğimiz ve planlı bir şekilde üretim yapmak için T.C. Tarım ve Orman Bakanımız dinamik ve yenilikçi tarım modelleri için tüm ekibiyle çalışmalarını sürdürmekte ve zaman zaman yaptığımız görüşmelerde de istişarelerde bulunmaktayız. Hepimiz bir bütünüz birlik ve beraberlik içinde olduğumuz sürece Ülkemiz adına mutlu gelişmeler olacaktır. Herkes üzerine düşen görevi yerine getirdiği takdirde üstesinden gelinmeyecek bir şey olmadığını da vurgulamak isteriz.

Özellikle dış güçlere karşı kendi ülkemize bu gerçek dışı eleştirileri yapmak, kendimizi kandırmaktan başka bir şey değildir. Toplumda kötü algı ve tepki yaratmak yerine Tarım ve Hayvancılık alanında çözüm önerileri ve politikalarımızı geliştirme konusunda vakit harcamanın daha yerinde ve doğru bir davranış olacağı kanaatindeyiz.
 
Türkiye 52 Milyarlık Hâsıla İle Avrupa Birincisi

Kaldı ki Bakanlığımızın yaptığı istatistik açıklamasında Türkiye tarımda 52 milyarlık hasılayla Avrupa birincisi ve 25 bin proje ve 9 milyar liralık hibe ödemesiyle 200 bin kişiye istihdam sağlanmıştır.  Tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla da 2002-2017 döneminde 37 milyar liradan 213 milyar liraya yükselmiştir. ”dedi.
 
 

FAO, Entegre Arazi Kullanım Planlamasını Türkiye’de başlatıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve  Tarım ve Orman Bakanlığı’ iş birliğiyle gerçekleşen ‘İklim Esnekliği ile Ekosistem Yönetimini Geliştirerek Gıda Güvenliğine Yönelik Entegre Arazi Kullanım Planlaması (ILUP)’ projesinin açılış toplantısı Ankara’da gerçekleşti.
 
Proje açılış etkinliğine Tarım ve Orman Bakanlığı ile uluslararası organizasyonların üst düzey yetkilileri, akademisyenler ve FAO uzmanları katıldı.
 
Açılış konuşmasında söz alan FAO Orta Asya Altı Bölge Koordinatörü ve Türkiye Temsilcisi Viorel Gutu, toprağa, suya bitki örtüsüne ve diğer doğal kaynaklara ev sahipliği yapan arazinin, tarım ve kırsal kalkınma için öneminin altını çizerken sözlerine şöyle devam etti:

“İnsanlar gıda güvencesinden, barınmaya ve kültürel ihtiyaçlara kadar pek çok toplumsal ihtiyaçlarını karşılayabilmek için arazilerden faydalanmışlardır. Ve bugün araziler; açlığa son verilmesi, suyun arıtılması, biyoçeşitliliğin korunması ve pek çok diğer konuyla ilgili Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmada bilhassa önem kazanmıştır.”
Toprağın gıda üretimi için olmazsa olmaz vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise gelecek nesiller için toprağa iyi davranmamız gerektiğini ifade etti.
Gıda ihtiyacının yüzde 90’ını topraktan karşıladığımızı sözlerine ekleyen Pakdemirli, sözlerine şöyle devam etti:

“Artan dünya nüfusunun ve iklim değişikliği ve çölleşme ile tarıma elverişli araziler tehdit altında. 2050 yılında Türkiye nüfusu 100 milyon olacak ve kentleşme yüzde 86 artmış olacak. Tüm bunlar göz önüne alınarak gıdanın güvenliğini korumamız gerekiyor.” dedi.
FAO’nun Teknik İş Birliği programı kapsamında fonlanmakta olan proje ile ülke bütününde ihtiyaç duyulan arazi kullanım planlaması için bir rehber oluşturulması ve küçük ölçekli çiftçilerin kapasitelerinin geliştirilmesi hedefleniyor.

Etkinliğin çalıştay bölümünde ise FAO program sorumlusu Sheikh Ahaduzzaman, FAO’nun sürdürülebilir kalkınma için Türkiye’nin tarımsal arazi politikalarının güçlendirilmesindeki katkılarını paylaştı. Ayrıca, FAO arazi-kullanımı politikası uzmanı Hakkı Emrah Erdoğan arazi kaynaklarının sürdürülebilir kullanımının öneminin altını çizdi ve konuyla ilgili FAO yaklaşımını anlatan bir sunum gerçekleştirdi.
 
 

Bakanlık'tan Seyahat Eden Hayvanlar İçin Dinleme Tesisi

Tarım ve Orman Bakanlığı hayvan refahına yönelik Avrupa Birliği (AB) müktesebatına uyum çalışmaları kapsamında hayvanların nakil sırasındaki refahı için uzun yolculuklarda dinlenmeleri maksadıyla istasyonlar kurulacağını açıkladı.

Tarım ve Orman Bakanlığınca Veteriner mevzuatının AB Müktesebatına Uyumu çerçevesinde yürütülen çalışmalardan birisini de hayvan refahı konusu oluşturuyor. Çiftlik hayvanlarının refahı, nakil ve kesim sırasındaki refah olmak üzere üç başlık altında yürütülen bu çalışmalardan hayvanların nakli sırasındaki refah şartlarına uygun olarak taşınması ve korunmasını belirleyen yönetmelikler zaman içinde yayınlanmıştı.

Yönetmelikler ile nakil sırasında araçların taşıyacağı teknik ve sağlığa uygun asgari şartlar, refakat eden bakıcılar ile nakil araçlarının sürücülerinin sahip olması gereken yeterlilik belgeleri gibi işlemler ile denetim ve yaptırımları düzenleyen kurallar belirlendi.

 KONTROL VE DİNLENME İSTASYONLARI KURULACAK
Ayrıca nakilde hayvan refahı için uzun yolculuklar sırasında hayvanların dinlendirilmesi, beslenmesi ve kontrol edilmesi amacıyla dinlendirme istasyonları kurulması planlandı. Bu çerçevede Adana, Afyonkarahisar, Amasya, Ankara, Kayseri, Sivas ve Edirne’de olmak üzere toplam 7 kontrol ve dinlendirme istasyonu kurulması çalışmaları devam ediyor.

ORTALAMA 300 BÜYÜKBAŞ İLE 1.000 KÜÇÜKBAŞ KAPASİTELİ OLACAK
Ortalama 300 büyükbaş ile 1.000 küçükbaş kapasiteli bu istasyonlardan Afyonkarahisar, Ankara, Kayseri ve Sivas illerinde yapılacaklar için projeler hazırlandı ve ihalesi için Milli Emlak Genel Müdürlüğüne bildirildi. Edirne’de yapılacak istasyon için arazi tahsis ve teslim işlemleri ise tamamlandı ve proje çalışmaları devam ediyor.

31 MİLYON 136 BİN HAYVAN SAĞLIK TARAMASINDAN GEÇİRİLDİ
Diğer ana başlıklardan olan çiftliklerdeki hayvan refahına yönelik olarak ise yine yönetmelikler ile hayvanların yetiştirildikleri koşulların asgari standartları belirlendi.
Yönetmelikler ile hayvanların barındırıldıkları işletmelerin, genişlik, zemin, binaların yalıtımları ve ekipmanların özellikleri, kullanılan otomatik ve mekanik donanımların taşıması gereken özellikler, beslenme, hareket özgürlüğü ve hayvanlara uygulanması yasak olan prosedürler ortaya koyuldu.

Çiftliklerde hayvan refahına ve hayvan hastalıklarıyla mücadele için Bakanlık taşra teşkilatı tarafından yetiştiricilere yönelik eğitim faaliyetleri de düzenlendi. Ayrıca 2018 yılı içerisinde çiftliklerde toplam 31 milyon 136 bin büyükbaş ve küçükbaş hayvan sağlık taramasından geçirildi. Bu çalışmalar 2019 yılı için de devam ediyor.
 
 

Bakanlık'tan Kurbanlık Hayvan Sayısı ve Fiyatlarla İlgili Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi çalışmalarını hızlandırıldı. Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamaya göre bu yıl da kurbanlık hayvan sayısında herhangi bir sıkıntı yaşanmayacak. Denildi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla açıklamada bulunarak, mevcut hayvan varlığımızın kurbanlık ihtiyacını karşılayacak seviyede olduğunu belirtti.
Pakdemirli, “Kurbanlık olarak ülkemizde bu yıl 1 milyon 217 bin büyükbaş,  3 milyon 895 bin adet ise küçükbaş hayvanımız var” dedi. Geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı’nda kesilen hayvan sayılarını da hatırlatan Pakdemirli, “2018 yılında büyükbaş 866 bin, küçükbaş 2 milyon 682 bin olarak gerçekleşti. Netice itibarıyla bu yıl sahip olduğumuz kurbanlık hayvan varlığı, bayramda herhangi bir sıkıntının yaşanmayacağını gösteriyor” ifadelerini kullandı.

VETERİNER SAĞLIK RAPORU OLAN HAYVANLARIN İLLER ARASI NAKLİNE İZİN VERİLECEK
 “Salgın veya bulaşıcı hayvan hastalığı bulunan, kayıt altına alınmamış, kulak küpesiz ve yanlarında sığır cinsi hayvanlar için pasaport, koyun keçi türü hayvanlar için nakil belgesi bulunmayan hayvanların sevklerine, alınıp satılmalarına ve kesilmelerine hiçbir surette izin verilmeyecektir diyen Pakdemirli şöyle devam etti:
“Kurbanlık olarak sevk edilecek hayvanların resmi veteriner hekimler tarafından muayene ve gerekli kontrolleri yapılacak, sağlıklı bulunan hayvanlar için veteriner sağlık raporu düzenlenerek iller arası nakline müsaade edilecek”

ARINDIRILMIŞ BÖLGE TRAKYA’YA KURBANLIKLARIN SEVKİNDE GEREKLİ TÜM KONTROLLER YAPILACAK
Bakan Pakdemirli ayrıca, Kurbanlıkların arındırılmış bölge Trakya’ya sevki sırasında gerekli tüm kontrollerin yapılacağını da ifade etti.
Anadolu’da bulunan illerden hastalıklara karşı arındırılmış bölge olarak ilan edilen Trakya’ya sevk edilecek hayvanlar için de veteriner sağlık raporu düzenlenmesi gerektiğinin altını çizen Pakdemirli, bunun yanında bazı şartlarında yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Trakya’ya sevk edilecek hayvanların doğumlarından itibaren işletme değiştirmemiş veya en az 3 aydır halen bulundukları işletmede barındırılmış olması gerektiğini söyleyen Pakdemirli şöyle devam etti: “Hayvanlar sevk öncesinde 30 gün süre ile bir işletmede izole edilmeli, bu süre sonunda Şap Enstitüsü Müdürlüğünce yapılan NSP test sonuçları negatif olmalıdır.”
Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, bu şartlar yerine getirilmeden Anadolu’dan Trakya’ya sevk edilen hayvanlar için de gerekli idari yaptırımların uygulanacağını vurguladı.

KURBANLIK FİYATLARI TAKİP EDİLECEK
Kurbanlık hayvanların sağlık şartları ve sevkleriyle ilgili kontrollerin eksiksiz yerine getirileceğini vurgulayan Bakan Pakdemirli, kurbanlık hayvan fiyatlarının Bayramın ikinci günü dahil son 20 gün boyunca takip edileceğini de sözlerine ekledi.
 
 

Yenişafak'tan FETÖ'cüler Tarım Bakanlığı'nda cirit atıyor İddiası

Yenişafak gazetesi, Tarım ve Orman Bakanlığı'nda FETÖ ile mücadelenin yeterince etkin bir şekilde yürütülemediği iddia ederek kripto olarak kalmayı başaran örgüt mensuplarının bakanlık bürokrasisinde halen kilit noktalarda görev yaptığını yazdı.

Yenişafak gazetesinden Tarım ve Orman  Bakanlığı’na ağır suçlamalar. Gazete "FETÖ'cüler Tarım Bakanlığı'nda cirit atıyor" başlığı ile yayınladığı haberinde bakanlığın Ankara’da ‘FETÖ’nün kalesi’ olarak adlandırıldığını ifade etti. Bakanlığın Ankara’daki lojmanlarında yaşayanların Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP'ye oy vermelerinin FETÖ ile ilişkilendirildiği haberde "31 Mart seçimlerini patates ve soğanla sabote ettiler" ifadeleri kullanıldı.

31 Mart seçimlerinin en önemli gündem maddesi olan patates ve soğan fiyatlarının yüksekliğinde bürokratların payının olduğunu iddia eden Yenişafak gazetesi, 15 Temmuz’un ardından bakanlıktan ihraç edilen kişilerin sayısının azlığına dikkat çekildi.
 
 

Bakanlıktan Karaçam Ormanları ile İlgili Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı, Bahçeköy Orman işletme Müdürlüğü’ne bağlı Karaçam Ormanları’nda yenileme amacıyla karaçam ağaçlarının sahadan kaldırılarak, yeni fidan dikimi yapıldığını duyurdu. Açıklamada, sosyal medyada yer alan iddiaların aksine bölgenin farklı bir amaçla kullanılmasının söz konusu olmadığı vurgulandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Karaçam Ormanları'yla ilgili sosyal medyada yer alan kimi iddialar üzerine orman alanında yapılan çalışmalara ilişkin yazılı açıklama yayımladı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, "Bahçeköy Orman işletme Müdürlüğü'ne bağlı Kurtkemeri Orman İşletme Şefliği 119 No'lu Bölmesinde geçmiş yıllarda oluşturulmuş olan Karaçam Ormanları'nın 'büyümelerinin durmuş olması, çeşitli zararlıların etkilerine maruz kalmaları ve yetişme ortamına yeterli uyumu sağlayamamaları' gibi nedenlerle yeni fidanlarla ormanın yenilenmesi ihtiyacı doğmuştur. Bu nedenle mevcut karaçam ağaçlarının sahadan kaldırılarak, yeni fidan dikimi ve ağaçlandırma yapmak amacıyla arazinin hazırlanması çalışmalarına başlanmıştır. 2019 Kasım-Aralık aylarında 8 bin 300 adet fidan alana dikilecektir. Söz konusu çalışma idaremizin gözetim ve denetimi altında, ormancılık teknik icaplarına göre yürütülmektedir" denildi.

Açıklamada, bölgedeki orman sahalarının başka bir amaçla kullanılmasının asla söz konusu olmadığı ve yapılan çalışmanın ormanın devamlılığını sağlamak maksadıyla yapılan bir ormancılık faaliyeti olduğu vurgulandı.
 
 

Yumurta Üreticisine 90 Gün Vade Farksız Mısır Satışı

Tarım ve Orman Bakanlığı  yumurta üreticilerine yönelik bir basın açıklaması yaptı. Açıklama’da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) aracılığı ile yumurta üreticilerine 90 gün vadeli vade farksız mısır satışı yapacak.

YUMURTA ÜRETİCİLERİNE 90 GÜN VADELİ MISIR SATIŞI YAPILACAK

Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemde ihracat daralması nedeniyle mali sıkıntı yaşayan yumurta üreticilerine destek olmak amacıyla harekete geçti.
Bu kapsamda Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yumurta üreticilerine 90 gün vadeli vade farksız mısır satışı yapacak.
Söz konusu mısır satışıyla birlikte, ürettikleri yumurtaların büyük bir bölümünü ihraç ederek ülke ekonomisine katkı sağlayan yumurta sektörünün rahatlaması bekleniyor.
TMO’nun mısır satışları, sektörün yem hammadde temininde sıkıntıya düşmemesi için aralıksız devam edecek.
Öte yandan TMO nun Mısır satışı, piyasa istikrarının sağlanması için de önemli bir adım olacağı ifade edildi.
 
 

Yerli Patates 16 Ülkeye İhraç Edilecek

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, "Türkiye, her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde." dedi.
Türkiye’de yılda 4,5 milyon tondan fazla patates üretimi gerçekleşiyor. Kişi başı tüketilen patates miktarı ise 48 kilogram. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2005 yılından bu yana gerçekleştirdiği çalışmalar ile yerli tohuma dair ıslah çalışmaları yapılarak 10 çeşit yerli tohum ülke pazarına kazandırıldı. Bu 10 çeşit yerli ve milli tohumun 6 tanesinin satışı ve özel sektöre devri de gerçekleştirildi. Nahita'da satışı gerçekleşen ilk yerli ve milli patates çeşidi. 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde olduğunu belirtti. Ülkemizin tohumda kendi kendine yeterliliği sağlamak durumunda olduğunu ifade eden Pakdemirli, “Kendi iç piyasasına yeteri kadar patates sağlayan Türkiye, tohumdaki yerli ve milli atakla, dış pazarda da önemli bir yere sahip olmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı. 

Patates hasat etkinliğine farklı ülkelerden büyük ilgi 

Sofraların baş tacı olan patateste, yerli ve milli bir çeşit olarak yer alan Nahita, Adana'da hasat ediliyor. Hasat etkinliğine Hollanda, Fransa, Almanya, İngiltere, Bangladeş, Pakistan, Çin, Hindistan, Filistin gibi pek çok ülkeden de katılımcılar gelerek Nahita çeşidini inceledi. Bu sayede yurt dışından gelen katılımcılar yerli ve milli çeşidi diğer çeşitlerle kıyaslama şansı da buldu. 

Nahita patatesi yerli tohumdan üretildi 

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Türkiye’nin ilk ve tek konu araştırma enstitüsü olan Niğde Patates Araştırma Enstitüsü’nde 2005 yılından beri yürütülen çalışmalar neticesinde şu anda 10 tane yerli ve milli patates çeşidi ülke tarımına kazandırıldı. Adını, Niğde'nin antik çağlardaki isminden alan Nahita’nın ilk defa turfanda üretim merkezi Adana'da hasadı yapılıyor. Nahita, erkenci, yemeklik tüketimine uygun ve oldukça verimli bir çeşit olarak dikkati çekiyor. 

Yerli patates Nahita 16 ülkeye ihraç edilecek 

Nahita’nın uluslararası platformda 16 ülkeden gelen firmalara tanıtımı gerçekleştirildi. Satın alınan firma tarafından Sivas'ta tohumluk ve sertifikasyon işlemleri devam eden Nahita’da, Sertifikasyon işlemleri bittikten sonra hem çiftçilerimizle buluşacak hem de yurt dışına ihracatı gerçekleşecek. 
 

Buğday Ürünü İhracatında 300 Milyon Dolarlık kazanç

Tarım ve Orman Bakanlığı yazılı bir açıklama yaparak buğday üretimine değindi. Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamada buğday ’da 2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde de işlenmiş buğday ihracatının gerçekleştiğinin vurgusunu yaptı. Un ihracatına değinen bakanlık Türkiye un ihracatında ise birinci sırada olduğu bildirildi.
 
BUĞDAY ÜRÜNÜ İHRACATINDAN 4 AYDA 300 MİLYON DOLARA YAKIN KAZANÇ SAĞLANDI

2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde işlenmiş buğday ürünü ihraç edildi.
Türkiye’de, genel olarak yıllık üretim 20-21 milyon ton seviyelerinde olup iç tüketimimiz 19 milyon ton seviyesindedir. Ülkemiz buğdayda kendine yeten bir ülkedir.
Diğer taraftan Sanayicilerin hammadde ihtiyacını karşılamak ve istihdama katkı sağlamak amacıyla Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında buğday ithalatına izin veriliyor. İthal edilen ürün iç pazara sunulmayarak; işlenmiş mamul ürün olarak ihracatı yapılıyor.

TÜRKİYE UN İHRACATINDA BİRİNCİ SIRADA
Türkiye, buğday ürünleri ihracatında dünya pazarında önemli bir yere sahip. Ülkemiz un ihracatında dünyada birinci sırada, makarna ihracatında da ikinci sırada bulunuyor. Un ihracatı son 10 yılda 2 katına, makarna ihracatı ise 6 katına çıktı.

SON 10 YILDA 22,2 MİLYAR DOLARLIK İŞLENMİŞ BUĞDAY MAMULÜ İHRACATI YAPILDI

Türkiye buğdayı hammadde olarak kullanan dünyanın önemli ülkelerinden biri. İthal edilen hammadde işlenerek katma değerli ürünler şeklinde yurtdışına ihraç ediliyor.
Türkiye Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında 2009-2018 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte 12,2 milyar dolarlık buğday ithalatı gerçekleştirdi. Bu hammaddenin işlenmesiyle 22,2 milyar dolar değerinde, diğer ülkelere un, makarna, bisküvi gibi işlenmiş buğday ürünü ihraç etti. Böylece ülke ekonomisine 10 milyar dolar değerinde ek katkı sağlanmıştır.
 
 

Bakan'dan Koyun Üreticisinin Anaç Desteğinin Artırılmasına Yönelik Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otelde toplantı gerçekleştirdi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşen toplantıda Bakan Pakdemirli şunları kaydetti.

“ Bakan Pakdemirli; Öncelikle her şeyden önce örgüt kirliliğini ortadan kaldırmamız lazım. Geçmişte çürük yumurtalar yüzünden birçok şey yaşadık. Ben birliklere karşı değilim hepimizin bir müşterisi var oda üretici. O zaman ne yapmalıyız kendimizi o müşterinin isteklerine göre şekillendirmeliyiz.” diye Kaydetti.

Bakan Pakdemirli toplantıda üretici örgütlerinin başkanlarına seslendi. Anaç koyun keçi desteğine değinen bakan Pakdemirli anaç koyun keçi desteğini önümüzdeki süreçte artıracağız dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli destekler konusunda üretici örgütlerine şu mesajları verdi.



 “Türkiye tekrardan hayvan ihracat edecek duruma gelecektir. Destekler konusunda benim gönlümden geçenler belli siz şimdi ne alıyorsanız 5 mislisini almanızdır. Üretici her şeyi hak ediyor.
Ama bütçe ile ilgilide belli gerçeklerimiz var. Bütçe imkânları el verdiği sürece Anaç koyun keçi desteğini de artıracağız.  Ama 25 den 100 e çıkarma gibi bir şansımız yok”. Diye kaydetti.
Öte yandan TÜDKIYEB, TDSYMB gibi ıslah birliklerinin katıldığı toplantı bir diğer arıcılık ile ilgili faaliyetler yürüten Türkiye Arıcılar Birliğinin çağrılmaması da dikkat çekti.
 
 
 

Üretici Örgütleri Bakan'dan Müjdeli Haber Bekliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otele toplantıya çağırdı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşecek olan toplantının gündemi ise ıslah ile ilgili olduğu belirtiliyor. Bakanlık tarafından acil tarafından hızlı bir şekilde toplantı yapılması kamuoyunda Bakan Pakdemirli’nin hayvancılık örgütlerine müjdesi mi olacak sorusu akıllara getirdi.

Öte yandan toplantının ivedilikle yapılması ve TÜDKIYEB Türkiye Damızlık Koyun Keçi Birlikleri, TDSYMB Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri, Kırmızı Et Üretici Birlikleri gibi önemli birlikleri toplantıya çağırması aynı zamanda birliklerin il başkanlarının toplantıya davet edilmesi Bakan Pakdemirli’nin Üretici örgütlerine yönelik müjdelerimi olacak sorusu akıllara geldi. Son zamanlarda hayvancılık sektöründen olumsuz yaşanan sorunlar her geçen gün artarak devam etmekte. Ekonomik sıkıntılar içerisinde olan hem üreticiler hem de üretici örgütleri Bakan Pakdemirli’den güzel müjdeler bekliyor.

 
 

Küçükçekmece deki Düşük Oksijen Balıkların Ölmesine Neden Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Küçükçekmece Gölü'ndeki balık ölümleri ile ilgili gelen ihbarların değerlendirildiğini ve gerekli incelemelerin başlatıldığını duyurdu.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Küçükçekmece Gölündeki şüpheli balık ölümleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Açıklamada, "Küçükçekmece Gölü'ndeki balık ölümleri ile ilgili ihbarın Müdürlüğümüze ulaşması üzerine İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Küçükçekmece İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü personelleri tarafından 12.06.2019 tarihinde gerekli incelemeler başlatılmıştır" denildi.

"Ölümlere düşük oksijen neden oldu"

İstanbul ve Küçükçekmece Tarım Orman Müdürlüğünce yapılan incelemeler neticesinde gel git olayları ve göl tabanında çakıl vb. birikimler nedeniyle Mimar Sinan Köprüsü civarında, göl ile deniz arasında, yeterli su sirkülasyonunun olmadığı ve bunun neticesinde göl suyundaki düşük oksijen seviyesi nedeniyle balık ölümlerinin gerçekleştiği kanaatine varıldığı kaydedildi.
Ayrıca açıklamada, göl suyundan ve ölü balıklardan numuneler alınarak, göl suyu İstanbul İl Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğüne, ölü balıklar ise analiz için Pendik Veteriner Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'ne gönderildiği belirtildi.
Öte yandan bölgeye yönelik denetimlerin süreceğinin altını çizen Tarım ve Orman Bakanlığı, kontrol işlemleri sürdüğünü, numuneler ve analizlerden gelecek sonuçların kamuoyu ile paylaşılacağını bildirdi.
 
 
 

Konya'da Yaş Meyve Sebze Çalıştayı

Konya’da Selçuk Üniversitesi ve TAGEM’in katkılarıyla “Domates Pazarlama Kanallarının ve Pazar Marjının Tespiti Üzerine Bir Araştırma” projesi kapsamında “Toplumsal Mutabakat ve Kalkınma” vizyonu ile “Yaş Meyve ve Sebze Çalıştayı” programı düzenlendi. 
 
Programın açılış konuşmasını yapan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cennet Oğuz, “Ana misyonu insanları beslemek olan tarım sektörü bizim vazgeçemeyeceğimiz bir sektördür. Her teknolojinin bir doyum noktası olacaktır, bir tek tarım ve gıdaya olan talep bitmeyecektir. Bu yüzden tarım bizim için çok önemli bir sektör. Bölgesel gelişmelere üniversitelerin katkısı çok önemlidir. Disiplinler arası tarım bir bütündür ve disiplin her zaman gereklidir. Rektörümüzün ve YÖK’ün desteğiyle de Biyoekonomi Tezsiz Yüksek Lisansını da açmış ve tüm paydaşlarımıza bölgesel gelişme içerisinde sunmuş bulunuyoruz. Konya bölgesi Türkiye’de gerek bitkisel üretim gerekse hayvansal üretim açısından son derece önemli bir yere sahiptir. Buradaki tarımsal yapıyı ve kaynakları daha iyi kullanabilmek ve etkinliğini artırabilmek için bu çalıştay tertip edildi. Bu nedenle çalıştaya katkı veren Tarım Bakanlığımıza, Rektörlüğümüze ve tüm paydaşlarımıza, katılım sağlayan tüm konuklarımıza çok teşekkür ederim” dedi. 

Türkiye Halciler Federasyonu Yüksel Tavşan yaptığı konuşmasında tarımda üretilen ürünün karşılığının alınmasında ki zorluğa değinerek, sektörün irdelenmeye ve incelenmesine ihtiyacı olduğunu bu sebeple gerçekleşen çalıştayın önemli olduğunu söyledi. 

Planlanmanın altını çizen Perakendeciler Derneği Federasyon Başkanı Mustafa Altunbilek ise, “Sebze ve meyvenin planlanarak, ihtiyacı belirlenerek ve çiftçilerimizin ya da üreticilerimizin, köylümüzün, desteklenerek yapılmasıdır” diye konuştu. 

Çalıştayın amacına ulaştığından dolayı mutluluk duyduğunu vurgulayan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin ise konuşmasında, “Gıda sektörü bir ülkenin olmazsa olmazıdır. Gıda eksikliğini uzun süre tolere edemezsiniz çünkü yaşamla özdeştir. Bu çerçevede üniversitelere çok büyük görevler düşmektedir, biz bunun farkındayız. Üniversiteler, ülkelerin gelişmesi ve kalkınması için lokomotif görevi üstlenecek kurum ve kuruluşlardır. Selçuk Üniversitesi ülkemizde kurulan ilk 15 üniversiteden biridir. Çeşitli alanlarda çok etkin ve kaliteli eğitim birimlerimiz, kurumlarımız var ama Ziraat Fakültesi için ayrı başlık açmak istiyorum. Türkiye’de üçüncü sırada Dünya’da ise 340’larda. Ziraat fakültesinin akademisyenlerini tebrik ediyorum. Çünkü sürekli sahadalar, sürekli üretici ile yan yanalar, onların sorunlarına çözümler aramaktalar. İşte bu çalıştay da bu sorunların konuşulacağı ve tartışılacağı bir ortam olması açısından önemlidir” ifadelerini kullandı. 
Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak ise, “Üretim maliyetli bir iş, üretenin para kazanmadığı bir süreç mümkün değil. O yüzden tarımla uğraşan insanları orada tutmamız gerekiyor, onların sorunlarına çözümler bulmak zorundayız. Üreticiye güç katacak projelere imza atmamız gerekiyor” dedi. 

Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu da yaptığı konuşmada, “Yaş meyve, sebze ve gıda olsun, her konuda biz üreticiyi korumak zorundayız. Ticaret Bakanlığımız ile Maliye Bakanlığımızın bir arada olduğu komitemizde bu sorunları konuşup çeşitli çözümler aramaktayız. Emsal niteliğinde destekler veriyoruz ama bu desteklerin toparlanması konusunda da çalışmalarımız sürüyor. Çalıştayda paydaşlarımızı bir araya getiren Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne çok teşekkür ediyorum. Rektörümüzün dediği Ziraat Fakültesinin dereceleri bizler için çok önemli. Bizim bu çalıştayı burada yapmamızı sağlayan Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne ve hocalarımıza çok teşekkür ederiz. Üreticiyi korurken tüketiciyi de korumak zorundayız, bizim amacımız budur” diye konuştu. 

Program plaket takdimi ile sona erdi. Çalıştaya Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, Konya Vali Yardımcısı Mehmet Ali Özkan, Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik, Perakendeciler Derneği Federasyon Başkanı Mustafa Altunbilek, Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, Konya İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Seyfettin Baydar, TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cennet Oğuz, çeşitli illerden akademisyenler katılım sağladı. 
 
 

Hayvancılık'ta Dijital Dönüşüm

Yerli ve milli dijital servisleriyle hayatın her alanında çözüm üreten Turkcell, akıllı ürünleriyle Türk tarımına özellikle hayvancılık sektörüne yönelik değer katacak
Türkiye'nin ilk NB-IoT (Dar Bant-Nesnelerin İnterneti) kullanılan akıllı küpeleriyle büyükbaş hayvanların bulundukları konum ve canlı olup olmadıkları anlık takip ediliyor, hatta doğru tohumlanma zamanları bildirilerek süt veriminin artması sağlanıyor. Hedef Türkiye'deki 17 milyon büyükbaş hayvanı akıllı küpeyle izleyerek verimliliği artırmak.

Türkiye'nin teknoloji lideri Turkcell,  tarım ve hayvancılıktaki dijital dönüşümde de öncü oldu. Türk çiftçisi artık hayvanlarını daha yakından izliyor. Turkcell'in Tarım ve Orman Bakanlığı ile yürüttüğü proje kapsamında tamamen yerli ve milli teknoloji ile ürettiği akıllı küpelerle; hayvanların bulundukları konum ve canlı olup olmadıkları bilgisi anlık takip ediliyor ve doğru tohumlanma zamanları bildirilerek süt veriminin artması sağlanıyor. Dijital sağlık karnesi olarak da kullanılan bu çözümde, yetiştiriciler hayvanlarının tüm sağlık bilgilerini dijital ortamdan öğrenerek veterinerler ile kolayca haberleşebiliyor. Akıllı küpelerle hastalığın önlenmesi, erken tespiti ve hızla tedavisi ile salgına dönüşmesinin engellenmesi gibi çok kritik değerde çözümler sunuluyor. Turkcell, Türkiye'deki 17 milyon hayvana takılmak üzere NB-IoT (Dar Bant-Nesnelerin İnterneti) kullanılan akıllı küpe üretimini hedefliyor.
 
 

Bakanlıktan Ceylanpınar'daki Yangına Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ceylanpınar Tarım İşletmesinde yıldırım düşmesi nedeniyle çıkan yangınla ilgili açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, 9 Haziran tarihinde fırtına ve yıldırım düşmesi sonucu Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nde meydana gelen yangın nedeniyle ekili alanlarda zarar oluştuğu belirtildi. Açıklamada, "Ülkemizin en büyük sertifikalı hububat tohumu üreticisi olan TİGEM'e bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nin 3 ayrı bölgesinde yıldırım düşmesi sonucu saat 20.00 sularında başlayan ve rüzgarın etkisiyle kısa zamanda yayılan yangına tarım işletme personeli ve itfaiye araçları ile anında müdahale edildi. Ayrıca çıkan yangına Ceylanpınar ve Viranşehir Belediyeleri başta olmak üzere AFAD ekipleri, Urfa, Mardin ve Diyarbakır Orman teşkilatı arazöz araçları ile Emniyet Müdürlüğünün TOMA araçları da müdahalede bulundu. Bölge halkının da üstün çabaları sayesinde yangın 2 saat içerisinde kontrol altına alınarak, soğutma işlemleri gerçekleştirildi ve herhangi bir can kaybı yaşanmadı" denildi.

"Bin 240 ton mahsul buğday kaybı yaşandı"

Açıklamada, "Ekili alanlarda meydana gelen yangınların hasar tespit çalışmaları sonucunda yaklaşık 3 bin 895 dekar buğday ekili alanın yandığı ve bin 240 ton mahsul buğday kaybının yaşandığı tespit edildi. Ayrıca sulama sistemlerinde kısmi hasarlar meydana geldiği belirlendi. Sadece bölge için değil, ülkemiz için hayati öneme sahip Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nden 2019 yılı için 180 bin tonluk bir üretim beklenmektedir" ifadeleri kullanıldı. 
 
 

200 Bin Arı Meclis Gündemin'de

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürününü meclis gündemine taşıdı. Gürer, tarım ilaçlarının doğanın dengesini tehdit ettiğini, bilinçsiz ilaç kullanımının ise canlılara zarar verdiğini söyleyerek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye 'Neonikotinoid’ adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu. Bakan Pakdemirli ise Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesinin yasaklandığını açıkladı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda en az 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürünleri ile ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye yönelttiği yazılı soru önergesinde, ‘Neonikotinoid' adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu.



Gürer'in önergesine yanıt veren Bakan Pakdemirli, “Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesi yasaklanmış olup, diğer 2 aktif madde de ise kısıtlama yoluna gidilmiştir. Clothianidin aktif maddesinin ve bu aktif maddeyi ihtiva eden bitki koruma ürünlerinin ithalat ve imalatı 8 Şubat 2019 tarihi itibari ile sonlandırılmıştır” açıklamasında bulundu.
 

Tarım Şurası Yönetmeliği Yayımlandı

Tarım ve Orman Bakanlığından:
TARIM ŞÜRASI YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç ve Kapsam, Dayanak, Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Tarım Şürasının oluşumu, işleyişi ve görevleri ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.
Dayanak
MADDE 2 - (1) Bu Yönetmelik, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 410 uncu ve 508 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 - (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Bakan: Tarım ve Orman Bakanını,
b) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,
c) Bakan yardımcısı: Şüra toplantılarını yürütmek için Bakan tarafından görevlendirilen Bakan yardımcısını,
ç) Çalışma belgesi: Çalışma gruplarınca, Şüra gündemindeki konularla ilgili hazırlanan belgeyi,
d) Çalışma grubu: Şüra gündemindeki konularla ilgili çalışma belgesini hazırlamak üzere oluşturulan grubu,
e) İlgili birim: Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanlığını,
f) Komisyon: Şüra üyeleri arasından Şüra gündemindeki konularla ilgili oluşturulan komisyonu,
g) Şüra: Tarım Şürasını,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Şüranın Hedefleri, Kuruluşu, İşleyişi ve Görevleri
Şüranın hedefleri
MADDE 4 - (1) Şüranın hedefleri, bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretiminin geliştirilmesi; gıda üretimi, güvenliği ve güvenirliğini temin; kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyo-çeşitliliğin korunması ile bu kaynakların sürdürülebilir kullanımı; çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlendirilmesi; tarımsal ve hayvansal üretimin planlanması, tarımsal desteklemelerin etkin bir şekilde yönetilmesi; tarımsal piyasaların düzenlenmesi; orman ve mera yönetimi; tabiatın korunması, konularında çalışmalar yapmaya ve stratejiler oluşturmaya yardımcı olacak kararları almaktır.
Şüranın kuruluşu ve işleyişi
MADDE 5 - (1) Şüra istişari bir organ olup; Bakanlığın faaliyetleri ile ilgili olan diğer bakanlıkların kurum ve kuruluşlarının üst düzey temsilcileri, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve Bakanlık birimlerinden Şüra gündemine göre Bakanlıkça belirlenecek yönetici ve ilgili personelden oluşur. Şüranın Başkanı Bakandır.
(2) Şüra, Bakan tarafından belirlenecek tarihlerde toplanır. Şüranın açılışı Bakan tarafından yapılır. Bakanın katılamadığı durumlarda Şüra toplantıları, görevlendirilen Bakan yardımcısı başkanlığında yapılır.
(3) Şüra, katılan üyelerin oy çokluğu ile karar alır. Oyların eşitliği halinde Bakanın oyu doğrultusunda karar verilmiş sayılır.
(4) Şüranın açılışının ardından toplantıların yönetiminde başkana yardımcı olmak üzere Şüra üyeleri arasından, biri Bakanlık personeli olmak üzere, iki başkan vekili ile üç raportör Şüra üyeleri tarafından seçilerek Şüra Başkanlık Divanı oluşturulur.
Şüra Yürütme Kurulunun kuruluşu
MADDE 6 - (1) Şüra Yürütme Kurulu, Bakanın görevlendireceği Bakan yardımcısı başkanlığında; Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanı, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Sekreteri, bir öğretim üyesi ve Bakanın uygun göreceği en fazla üç bakanlık personelinden oluşur. Şüra Yürütme Kurulu, kararlarını oy çokluğu ile alır. Oyların eşitliği halinde başkanın oyu doğrultusunda karar verilmiş sayılır.
Şüra Yürütme Kurulunun görevleri
MADDE 7 - (1) Şüra Yürütme Kurulunun görevleri şunlardır:
a) Şüra çalışmaları ile ilgili kararları almak.
b) Şüra gündemine esas teşkil edecek konuları belirleyerek çalışma gruplarını oluşturmak.
c) Çalışma gruplarının sayısını, toplantı esaslarını ve sürelerini belirlemek.
ç) Şüranın tarih ve gündemini belirlemek.
d) Şüra esnasında komisyonlarda yer alacak Şüra üyelerini belirlemek.
Şüra Genel Sekreterliği
MADDE 8 - (1) Şüra Genel Sekreterliği, ilgili birimden Bakan onayı ile görevlendirilen, en az lisans düzeyinde eğitim almış bir Genel Sekreter ile iki genel sekreter yardımcısı ve yeterli sayıda yardımcı personelden oluşur.
Şüra Genel Sekreterliğinin görevleri
MADDE 9 - (1) Şüra Genel Sekreterliğinin görevleri şunlardır:
a) Şüranın oluşumu için Şüra Yürütme Kurulu tarafından alınan kararlar doğrultusunda gerekli çalışmaları yapmak.
b) Şürada görüşülecek konuların belirlenmesi ve çalışma gruplarının oluşturulmasına yardımcı olmak.
c) Çalışma grupları tarafından hazırlanarak sunulan çalışma belgeleri ile ilgili gerekli çalışmaları yapmak.
ç) Şüra Yürütme Kurulunca belirlenen, Şüra tarih ve gündemini Bakanın onayına sunmak.
d) Şüra gündemi ile hazırlanan çalışma belgesinin Şüra üyelerine gönderilmesini sağlamak.
e) Çalışma grupları arasındaki koordinasyonu sağlamak.
f) Şüranın düzenli ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli tedbirleri almak ve komisyonlar arasındaki koordinasyonu sağlamak.
g) Şüra kararlarının, Şüra üyelerine ve ilgili yerlere gönderilmesi için gerekli çalışmaları yapmak.
Çalışma gruplarının kuruluşu
MADDE 10 - (1) Çalışma grupları; Şüra gündemindeki konularla ilgili olarak çalışma belgesi hazırlamak üzere, Şüra Yürütme Kurulu tarafından oluşturulur. Çalışma grubu üyeleri konusunda uzman olan en az on kişiden oluşur.
Çalışma gruplarının çalışma usul ve esasları
MADDE 11 - (1) Çalışma grupları ilk toplantılarında başkan, başkan yardımcısı ve iki raportör seçer. Bu seçim oy çokluğu esasına göre yapılır.
(2) Çalışma grupları, Şüra Yürütme Kurulunun belirlediği çalışma esaslarına uygun olarak gerektiğinde alt çalışma grupları kurar. Her bir çalışma grubu kendi konularında çalışma belgesi hazırlayarak, en geç doksan gün içerisinde bu çalışma belgesini Şüra Genel Sekreterliğine sunar.
Şüranın çalışma usul ve esasları
MADDE 12 - (1) Komisyonlar; çalışma gruplarında görev alan Şüra üyeleri ile konuyla ilgili diğer Şüra üyelerinden oluşur. Komisyonlar çalışmalarını ayrı ayrı yürütür. Şüra Başkanlık Divanınca, benzer konularda çalışma yapan çalışma grupları, aynı komisyon altında birleştirilebilir. Şüra çalışmaları sırasında gündemdeki konular ile ilgili olarak oluşturulan komisyonlar Şüra Başkanlık Divanınca açıklanır.
(2) Komisyonlar ilk toplantılarında, kendi üyeleri arasından açık oy ve oy çokluğu esasına göre bir başkan, bir başkan yardımcısı ve iki raportör seçer.
(3) Komisyonlar, Şüra programı ve gündemine uygun olarak kendi konusuyla ilgili çalışmalar yapar ve raporunu hazırlar. Komisyonlar, kararlarını oy çokluğu ile alır ve tutanağa bağlar. Hazırlanan bu raporlar başkan, başkan yardımcıları ve raportörler tarafından imzalanır ve Şüra Başkanlık Divanına sunulur.
(4) Hazırlanan raporlar, komisyon başkanınca veya seçilen bir sözcü tarafından Şüraya sunulur. Bu raporlar Şüra tarafından incelenir, görüşülür ve karara bağlanır.
(5) Şürada alınan bu kararlara göre komisyonlar; sonuç raporlarını düzenler ve toplantı tutanakları ile birlikte Şüra Başkanlık Divanına teslim eder.
(6) Şüra Başkanlık Divanınca raporlar tekrar okutulur ve söz almak isteyen üyelerin tümünün görüşünü belirtmesi ile görüşmeler tamamlanır ve oylama yapılır. Komisyon raporlarına ilişkin olarak yapılan oylamada her üye kabul veya ret şeklinde oy kullanır. Çekimser oy kullanılmaz. Komisyon raporları, oy çokluğu esasına göre kabul edilir. Kabul edilenler Şüra kararına dönüştürülür.
(7) Şüra çalışmalarının tamamlanmasının ardından çalışmaları değerlendiren bir sonuç bildirgesi hazırlanır ve Bakan tarafından kamuoyuna açıklanır. Kararlardan hangilerinin yürürlüğe gireceği Bakan Onayı ile kesinleşir.
(8) Bakanlığı doğrudan ilgilendiren Şüra kararları önem ve önceliğine göre uygulama programlarına konulur. Diğer bakanlıklar ile ilgili hususların uygulama programlarına alınması için ilgili bakanlıklara önerilerde bulunulur.
Şüra kararlarının yayımlanması
MADDE 13 - (1) Şüra Kararları, Şüra toplantı bitimini takip eden en geç altı ay içinde Bakanlık tarafından yayımlanarak ilgili kişi, kurum ve kuruluşlara gönderilir.
(2) Yayımlanan kararlara ilişkin uygulamaların izlenmesi amacıyla Şüra Genel Sekreterliği tarafından bir program hazırlanır ve ilgili kuruluşların işbirliği ile bu programa göre yapılan çalışmalar izlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yürürlükten kaldırılan yönetmelikler
MADDE 14 - (1) 5/10/2004 tarihli ve 25604 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım Şürası Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
(2) 31/3/2012 tarihli ve 28250 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ormancılık ve Su Şürası Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
MADDE 15 - (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 16 - (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.
 
 

Tarım ve Orman'da Hangi Bakan Yardımcısı Hangi Kurumu Bakıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Bakan Yardımcıları arasındaki iş bölümü yeniden düzenlendi. Düzenleme ile Bakanlık Merkez Teşkilatındaki genel müdürlük ve daire başkanlıkları ile bağlı ve ilgili kuruluşların bağlı olduğu Bakan Yardımcıları da belli oldu.
Bakan Yardımcıları, Tarım ve Orman Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde belirtilen görevleri, 28 Ağustos 2018 tarihli Bakan Yardımcıları İş Bölümü Talimatı doğrultusunda yürütüyorlardı.
Söz konusu Talimat yürürlükten kaldırılarak, Bakan Yardımcıları için iş bölümü yeniden düzenlendi. Yeni Bakan Yardımcıları İş Bölümü Talimatı uyarınca Bakan Yardımcıları ile bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşlar şöyle:

Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü
Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü
Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı

Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı
Şeker Dairesi Başkanlığı
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu
Hayvancılık Genel Müdürlüğü
Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü
Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü

Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı
Orman Genel Müdürlüğü
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü
Meteoroloji Genel Müdürlüğü
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü

Bakan Yardımcısı Fatih Metin
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı
Strateji Geliştirme Başkanlığı
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Türkiye Su Enstitüsü
 
 

Besici'ye Dünya Çiftçiler Günün'de ŞOK

Besilik İthalat Açıldı
Tarım ve Orman Bakanlığınca 25 Aralık 2018 den beri kapalı olan besilik ithalatı bugün açıldı.
Karkas fiyatları 1TL düşerken besici feryatta.
Hayvancılık sektörünün üzerinden bir türlü kara dumanlar gitmek bilmiyor. İç piyasada yerli üretici ekonomik sıkıntılarla uğraşıp dururken bu kez de besilik ithalat kapıları açılarak yerli üreticinin işletmesine kilit mi vuruluyor? Sorusu akıllara geldi.
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğünce açılan besilik ithalatın 14 Mayıs Dünya Çiftçiler günün ’de açılması da manidar oldu. 
 

Bakan Mesaj verdi Mili Birlik Ramazan'dan Önce Açıklanacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin 2023 tarım hedefleri politikasına ilişkin plan ve programlarını ramazan ayından önce açıklayacağını kaydetti.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un ev sahipliğinde TBMM Şeref Salonu'nda düzenlenen 23 Nisan resepsiyona katılan Bakan Pakdemirli, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'de tarım alanında yapılacak çalışmalarla ilgili bilgi veren Pakdemirli, "Kolay çözülebilecek sorunları zaten çözüyoruz. Diğer sorunlar ile ilgili bazıları için bir sene, bazıları için iki sene, bazıları için ise üç sene sürecek programlar hazırladık. Her şey takvimlendirildi. Tarımda 2023 yılına kadar yapılacak her şey takvimlendirildi. Bu takvim hızlı bir şekilde işleyecek. Tarıma ilişkin 2023 vizyonumuzu ve bunun yol haritasını açıklayacağız. Bu programlarımızı ramazan ayından önce açıklayacağız." diye konuştu.
 
 

Et Süt Yem Kardeşliği Olacak mı?

Tarım ve Orman Bakanlığı üreticinin en büyük girdisi olan yem fiyatlarının artışını durdurmaya yönelik düğmeye bastı.  Cumhurbaşkanlığı Gıda Sağlık Kurulu, Tarım ve Orman Bakanlığı ve sektörün paydaşları ile bir araya gelinerek hayvancılık sektöründe en büyük sorun haline gelen artan yem fiyatlarını masaya yatırdı.



ATO  ‘da gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanlığı Gıda Sağlık Kurulu üyesi Prof. Dr. Zümrüt Begüm’ün yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı’nı temsilen Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü,  Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politakalar Genel Müdürlüğü’nden Üst düzey Yöneticiler Katıldı.  Et, Süt, Yem kardeşliği başlıklı toplantıda sektör temsilcilerinin ve tüm tarafların yer aldığı toplantıda hayvancılık sektörünün en büyük girdisi olan yeme yönelik çözümler aranıyor.
 

Tarıma Milli Holding Geliyor

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın hazırladığı “Tarımda Milli Birlik Projesi”nin ayrıntıları ortaya çıktı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarımda Milli Birlik Projesi Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunuldu. "Sağlıklı beslenme temel insan hakkıdır" ilkesinin öne çıkarıldığı projenin sunumunda "Tarımda Milli Birlik Projesi; herkesin sağlıklı beslenmesini makul fiyatlar ve hakkaniyetli bir değer zinciriyle sağlayarak ülkemizin uluslararası alanda rekabetçi bir güç olmasını merkeze alır" bilgisine yer verildi.

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, konunun ayrıntılarını kaleme aldı.
Tarımda bütüncül bir perspektifle yapısal reformlara ihtiyaç olduğu vurgulanarak israf, maliyetler, gıda enflasyonu ve adaletsizlik başlığı altında yapılan durum tespiti şöyle: "Tarladan sofraya kadar uzanan ürün değer zincirlerinde yüzde 50'ye varan israf ve verimsizlikler yaşanmaktadır. Ölçek problemi nedeniyle tarımsal maliyetler oldukça yüksektir. Plansızlık ve yetersiz veri nedeniyle gıda fiyatlarında suni dalgalanmalar ve fiyat artışları yaşanmaktadır. Değer zinciri kopuktur. Katma değer hakkaniyetli dağıtılmamaktadır."

YENİ DEĞER ZİNCİRİ: YALIN SİSTEM
Tarımda Milli Birlik Projesi'nde daha önce hiç konuşulmayan, Tarımda Milli Birlik Projesi neler getiriyor? Gündemde olmayan yeni bir sistemden söz ediliyor. "Yeni Değer Zincirimiz: Yalın Sistem" başlığı ile anlatılan bu sistem bir piramit şeklinde sunuluyor. Piramidin en altında çiftçiler, ormancılar ve balıkçılar yer alıyor. İkinci katmanda Milli Birlik Kooperatifi var. Milli Birlik Kooperatifi'nin oluşumu şöyle ifade ediliyor: "Bakanlık Taşra Teşkilatı ve Tarım Kredi Kooperatifi konsolide edilerek üreticilerin girdileri, toprak/su gibi kaynakları, üretim ve pazarlama ihtiyaçları makro planlama perspektifi ile organize edilecektir."
 
 

Milli Birlik Projesi 25 Nisan'da Açıklanıyor

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Milli Birlik Projesinin külliyede yapılacağını söyledi. Bakan Pakdemirli; Ben buradan ilk defa açıklıyorum. Yeni dönemde, 25 Nisan’da Külliye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile tarımda Mili Birlik Projemizi açıklayacağız. Bugüne kadar tarımı alt üst eden ve daha farklı bir bakış açısı ile bir tarımda önümüzdeki 5 yılı, 20 yılı ve 50 yılın haritası olabilecek, Cumhurbaşkanımızdan da ışığını aldığımız, Cumhurbaşkanımızın vizyonundan etkilenerek yazdığımız bir proje. İnşallah yeni dönemde tarımda her konuyu ele alacağız. Bütün bu konuları ele alırken de fındık gibi stratejik bir ürünü ele almamak olmaz." dedi.
 

Soğutulmuş Süt'ün Fiyatı Belli Oldu

Ulusal Süt Konseyi 1 Nisan’dan geçerli olmak üzere 1 litre soğutulmuş sütün litre fiyatını belirlemek üzere Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş’un başkanlığında toplanarak bir araya geldi.

Aylardır Süt üreticisinin gözü, kulağı Ulusal Süt Konseyinden çıkacak bu kararı bekledi.

Nihayet soğutulmuş Sütün litre fiyatı belli oldu.


 Sütün litre fiyatı 2 TL olurken; sütün soğutmadan kaynaklı bedelleri ise belirlenen 2TL fiyatın içinde ödenmiş olacak.
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulusal Süt Konseyinin toplantısının ardından Süt fiyatlarına ve Süt desteklerine yönelik açıklama yaptı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada; “Bilindiği üzere Ulusal Süt Konseyi çiğ sütün tavsiye fiyatını 2018 yılı Temmuz ayında Litre başı 1,70 TL olarak belirlemişti.

Geçen süreç içerisinde Bakanlığımız, üretimde sürdürülebilirlik ile arz/talep dengesinin sağlanması için süt destek primi fiyatlarını 2018 yılı son dört ayında 15 Krş, 2019 yılı Ocak Şubat Mart ve Nisan dönemi için ise 25 Krş olarak belirlemişti.

Bu kapsamda Ulusal Süt Konseyi üretim maliyetlerini göz önünde bulundurarak, 
1 Mayıs 2019’tan geçerli olmak üzere “Soğutulmuş Çiğ Sütün” tavsiye fiyatını litre başı 2 TL olarak belirlemiştir.

Bu sürece katkı yapan, üreticilerimize, örgütlerimizin başkanlarına ve yönetimlerine teşekkür ediyorum.

Açıklanan süt tavsiye fiyatı, 1 milyon 200 bin işletmemize, üreticimize hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum”dedi.


 

Sabiha Nine Bu Kez Mutluluktan Ağladı

Denizli’de ineği uçurumdan düşerek telef olan 70 yaşındaki Sabiha nine için Bakanlık harekete geçti. Bakan Pakdemirli nineye buzağılı inek hediye etti.
Denizli'nin Merkezefendi ilçesinde geçtiğimiz gün ineği uçurumdan düşerek telef olan Sabiha Özel'in (70), ineğinin arkasından döktüğü gözyaşları tüm Türkiye'nin yüreğini sızlattı. Sabiha ninenin acısına ortak olmak isteyen yetkililer ve yardımsever vatandaşlar, Sabiha nineye 2 inek ve 2 buzağı hediye etti. Sabiha nineyi basında gören Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Sabiha nineye yeni bir inek alınarak gerekli tüm eksiklerinin tamamlanması konusunda Denizli Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne talimat verdi.

Talimat üzerine harekete geçen Tarım ve Orman il Müdürü Yılmaz Erkaya, Merkezefendi İlçe Tarım Müdürü Nurdoğan Yaşar ve beraberindekiler, buzağılı bir inek alarak Sabiha nineye hediye etti. Sabiha ninenin acısına kayıtsız kalmayan Denizli Trafik ve Yaşam grubu üyeleri sosyal medya üzerinden aralarında para toplayarak, Özel'e bir buzağılı inek daha hediye etti. Sabiha nine ile telefonda görüntülü konuşan Bakan Pakdemirli, "Hiç merak etme ne gerekiyorsa yapılacak. Senin ellerinden öpüyorum, sizler var oldukça bizle de var oluyoruz. Devlet şefkatli kollarıyla her zaman yanınızda" dedi. Yapılan yardımlardan dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Bakan Pakdemirli'ye, İl Müdürü Erkaya'ya ve yardımsever vatandaşlara teşekkür eden Sabiha nine ise, yeni ineklerine kavuşmanın mutluluğunu yaşadı. Hayvanları çok sevdiğini belirten Sabiha nine, ineklerine kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyledi. Küçük yaştan beri hayvancılık yapan Sabiha nine, kendisine hediye edilen inek ve buzağıları tek tek sevdi. Tarım ve Orman İl Müdürü Yılmaz Erkaya, Sabiha ninenin tüm eksiklerinin giderilip inekler için yem desteği sağlanacağın ve evi için gerekli çalışmaların yapılacağını aktardı. Sabiha nineye Önümüzdeki günlerde hayırsever vatandaşların da Sabiha nineye inek hediye edeceği öğrenildi.
 

Genç Çiftçi Projesi İle Kocaeli'nde İş Kadını Oldu

Kocaeli’nde Genç Çiftçi Programı kapsamında 2018 yılında Mandacılık Projesine başvuru yaparak hibe almaya hak kazanan Merve AKKUZU Kandıra ilçesi  Selim köyde ikamet ediyor. Eşi ile birlikte küçük aile işletmesi bulunan AKKUZU, aldığı destekleme ile kandıra ve çevre yerleşim yerlerinde meşhur kandıra yoğurdu yapıp pazara sunarak aile geçimine ciddi katkıda bulunduğunu söylüyor.

Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlükleri tarafından sağlık ve denetim amaçlı dönemsel olarak yapılan işletme ziyaretinde işletmelerinin eksikliklerini anlatan AKKUZU, köyde yapılan işlerin devam ettirilmesi, çocukları için gelecek vaat edebilmesi için kırsal bölgede yaşayan ve sanayii bölgesinde daha da önem kazanan küçük aile işletmeciliğin sürdürülebilmesi için devlet desteklemelerinin devam etmesi gerektiğini söyledi.



 6 adet sağılır inek, 5 adet manda ve köy tavuğu yanında sebze ve meyve yetiştiriciliği yaparak geçimini sağlayan aile, özellikle mandacılık konusunda yeni destekleme modellerini merakla beklediklerini, yerleşim bölgelerinden çok az sayıda aile kaldığını ve ancak desteklemelerle köy yerlerini cazip hale getirilmesi sonucunda üretimin artacağını ve birlik ve kooperatif kurularak işletmede üretilen köy ürünlerinin pazara yaklaştırılmasının kolaylaştırılacağını söyledi. Akkuzu gibi daha birçok ailenin Genç Çiftçi Projesi sayesinde bir başlangıç yaparak üretime katkı sağlayacaklarını kaydetti.
 

Bakanlık'tan Kamuoyundaki İddialara Kitapçıkla Yanıt

Tarım ve Orman Bakanlığı, kendi alanıyla ilgili kamuoyunda tartışılan konulara hazırladığı kitapçıkla yanıt verdi.
Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan bir kitapçıkla, tarımsal destekler, saman, buğday ve tohum üretim ile patates ekim alanları gibi konularda gündeme gelen iddialar cevaplandı.

Bakanlık, faaliyet alanındaki sıkça tartışılan konulara ilişkin, "Kamuoyunda Gündeme Gelen Asılsız İddialar ve Gerçekler" adında bir kitapçık hazırlayarak, kamuoyuyla paylaştı. 
Kitapçıkta yer alan bilgilere göre, tarımda net ithalatçı olduğu görüşlerine karşın Türkiye, 51,8 milyar dolarlık tarımsal hasılasıyla Avrupa'da birinci sırada bulunurken, 2002'de 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracat, 2018'de 17,7 milyar dolara yükseldi. 



Tarla bitkileri ile meyve ve sebze üretimine yönelik bitkisel üretim miktarı, aynı dönemde 98 milyon tondan, 117 milyon tona çıktı. 

Tarımsal desteklerin kırsala ulaşmadığı iddialarına da yanıt verilen kitapçığa göre, kırsal kalkınma alanında gerçekleştirilen 25 bin proje ve 9 milyar liralık hibe ödemesiyle 200 bin kişiye istihdam sağlandı. Bu yıl başlayan Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi'yle de 45 ilçe ve 2 bin 162 köydeki çiftçilere 98 milyon avro destek sağlanacak. 

Kitapçıkta tarımsal desteklerdeki artışa da işaret edildi. Bu kapsamda 2002'de 1,8 milyar lira olan destek miktarı, 8 katına çıkarak geçen yıl 14,5 milyar liraya ulaştı. Hayvancılık destekleri de bu dönemde 45 katına yükselerek 83 milyon liradan, 3,7 milyar liraya çıktı. 

Tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla da 2002-2017 döneminde 37 milyar liradan 213 milyar liraya yükseldi. 

İTHAL SAMAN, ÜRETİMİN 10 BİNDE 4'Ü

Kitapçıkta, saman üretimine ilişkin veriler de paylaşıldı. Buna göre, Tükiye'nin yıllık saman üretimi ortalama 25 milyon ton civarında ikenithal edilen saman miktarı ise üretimin 10 binde 4'üne karşılık gelen 9 bin 525 ton oldu. İthalatın toplam değeri de 1 milyon doların altında bulunuyor. 

Türkiye'nin tohumluk üretimi de 2002'de 145 bin ton iken geçen yıl 1 milyon 59 bin ton oldu. 2002'de 17 milyon dolar olan tohum ihracatı, geçen yıl 151 milyon dolara çıktı. 

Kitapçıkta, Türkiye'nin yeşil alan varlığının azaldığı iddialarına da yanıt verildi. Bu çerçevede son 16 yılda dünyada orman varlığı azalırken, Türkiye, söz konusu varlığını artıran nadir ülkelerden oldu. Orman alanlarındaki ağaç sayısı 2002'de 16,1 milyar iken 2018'de 21,8 milyara ulaştı. 

Şeker pancarı üretimi de 2002'de 16,5 milyon ton iken geçen yıl 19 milyon ton oldu. 15 yılda pancar üretiminde dekar başına verimde yüzde 41 artış sağlandı. Nişasta bazlı şeker kotası indirilirken, şeker pancarı üretimi artırıldı. 

Öte yandan Türkiye'de tüketilen şekerin tamamı yurt içinde üretilirken, bu şekerin yüzde 95'i pancardan elde ediliyor, 2019-2020 pazarlama yılında bu oran yüzde 97,5'e çıkarılacak. 
Türkiye, un ihracatında dünyada birinci sırada yer alıyor. Ancak buğdayda ihracat bazlı ithalat yapılıyor. Bu buğday, ihracat amacıyla makarna ve irmik üretiminde kullanılıyor. Son 16 yılda mamul maddenin (un, makarna, irmik) buğday karşılığı dahil toplam buğday dış ticaret rakamlarına göre, 53,4 milyon tonluk ithalata karşılık, 68,1 milyon tonluk ihracat yapıldı. 

Kitapçığa göre, büyükbaş hayvan sayısı 2002'de 10 milyon iken, geçen yıl 17 milyon oldu. Bu dönemde küçükbaş hayvan sayısı 32 milyondan 46 milyona çıktı. Kanatlı sayısı da 251 milyondan 356 milyona ulaştı. 

PATATES YERİNE DİĞER ÜRÜNLER EKİLEBİLİYOR

Kitapçıkta, son dönemde gündeme gelen patates ekim alanlarının yasaklandığı iddialarına da yer verildi. 

Buna göre, patateste siğil hastalığının kimyasal mücadelesi bulunmadığı için toprakta uzun süre etkileri devam ediyor. Bu alanlarda ekim yapılmaya devam edilmesi nedeniyle, diğer üretim alanlarına da bulaşarak yayılma tehlikesi bulunurken, sadece bulaşık alanlarda karantina tedbirleri alınıyor. Hastalık bulgusu bulunmayan alanlarda ise söz konusu tedbirler kaldırılıyor. Bu alanlarda diğer ürünler ise ekilebiliyor. Karantinaya alınan alanlarda hububat, baklagil, yem bitkileri ekimi teşvik edilirken, çiftçinin gelir kaybını önlemek için de 3 yılda bir dekara 110 lira destekleme ödemesi yapılıyor. 

Kitapçıkta yer alan bilgi ve değerlendirmeler dikkate alındığında Türkiye'de gıda amaçlı GDO'lu ürün ithalatına izin verilmezken, gıda amaçlı GDO'lu ürün ithalatı onaylanmıyor. 

GDO'lu tohumlukların yurda girişine de müsaade edilmiyor. Geçen yıl ithalat aşamasında GDO'ya yönelik resmi kontrollerde yüzde 1 olumsuzluk tespit edilirken, GDO varlığı tespit edilen gıdaların yurda girişi engellendi. 
 
 

Yem Bitkileri Destekleri Ödeniyor

Tarım Orman Bakanlığınca 2018 yılı yem bitkileri desteklemesi ödemeleri yarın gerçekleşiyor.
2018 Yılı Yem Bitkileri ödemeleri T.C. kimlik numarası 8 ile başlayanlar yarın mesai bitiminden sonra alırken; T.C. Kimlik numarası 4 ve 6 ile başlayanlar ise 29 Mart Cuma günü mesai bitiminde hesaplarına ödenmiş olacak.  T.C. Kimlik numarası 0 ve 2 ile başlayanlar ise 5 Nisan günü mesai bitiminde ödenmiş olacak.
 

Bakanlık Gıda Alışverişleri Konusun'da Uyardı

Gıdada yapılan hilelere karşı Bakanlık uyardı: Ambalajsız ya da ambalajı bozulmuş besinleri almayın
Tarım ve Orman Bakanlığı'nca, gıda alışverişi yaparken dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin uyarıda bulunuldu. Buna göre;

 Ambalajsız besinler ile ambalajı yırtılmış veya bozulmuş besinler alınmamalı.
 Özellikle ambalajın bombeleşmemiş olmasına dikkat edilmelİ
 Her besinin, sıcaklık, nem ve ışık gibi kendine özgü muhafaza koşullarında satışa sunulup sunulmadığı dikkate alınmalı.
 Kaynağı bilinmeyen, denetimsiz sokak sütü alınmamalı. Pastörize ve uzun ömürlü sütler (UHT) tercih edilmeli.

 Kırık, çatlak, kirli yumurtalar satın alınmamalı ve yumurtalar kullanılmadan önce yıkanmalı. Tahıl, kuru baklagiller, sert kabuklu yemişler ve yağlı tohumların küflü, böcek yenikli, kırık taneli olmamasına özen gösterilmeli.

Hayvansal besinlerin etiketinde oval şekilde ve içinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen işletme onay numarasının bulunduğu "tanımlama işareti" aranmalı, diğer ürünler için ise yine Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kayıt altına alınan gıda işletmelerine verilen "İşletme Kayıt Numarası" (İKN) bulunan besinler tercih edilmeli.
 
 

Çiğ Süt Desteğinden Kimler Yararlanıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 Yılında Yapılacak Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nda yer alan destekleme ödemelerine ilişkin usul ve esasları belirledi.
Tarım ve Orman Bakanlığının Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesi Uygulama Tebliği (No: 2019/22), 14 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlandı.
 
Çiğ süt üretimi ve kalitesi ile uygulanan hayvancılık politikalarının etkinliğini artırmak suretiyle çiğ süt üretiminde sürdürülebilirliği sağlamak üzere yetiştiricilerin desteklenmesi amacıyla çıkartıan Tebliğ, 817 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan 2019 Yılında Yapılacak Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Kararda yer alan destekleme ödemelerine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.

Çiğ süt desteklemesi
Buna göre, çiğ süt desteklemesi; üretmiş olduğu çiğ sütü, Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren süt işleme tesislerine, fatura/E-Fatura ve/veya müstahsil makbuzları karşılığında kendisi, yetiştirici/üretici örgütü veya bunların %50’nin üzerinde paya sahip oldukları ortaklıkları vasıtasıyla satan ve BSKS veri tabanına aylık olarak kaydettiren bir yetiştirici/üretici örgütüne üye olan yetiştiricilere ödenecek.
Destekleme, hazırlanan ödeme icmalleri esas alınarak; inek, manda, koyun ve keçi sütü ile soğutulmuş inek sütü ve üretici örgütleri kanalı ile pazarlanan soğutulmuş inek sütüne, Bakanlığın belirleyeceği dönemler ve birim fiyatlar üzerinden ödenecek. Döneminde başvurusunu ve evraklarını tamamlamayanlar desteklemeden yararlandırılmayacak.



ESK’ya satan üreticiler de yararlanacak
Üretmiş olduğu çiğ sütü, üretici örgütleri aracılığı ile süt tozu olarak Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne satan üreticiler de desteklemeden yararlandırılacak. Desteklemede Bakanlıkça belirlenen 1 kg süt tozu eşdeğeri süt miktarı esas alınacak.
Çiğ Sütün Arzına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2017/20) kapsamında hastalıktan ari işletme belgeli süt üreten işletmeler, ürettikleri çiğ sütü, faaliyet alanında sütün arzı/satışı bulunan işletme kayıt belgesine sahip ve BSKS’ye kayıtlı yerel perakendecilere, işletme kayıt belgesine sahip BSKS’ye kayıtlı süt dolum tesislerine fatura/müstahsil makbuzu karşılığında satmaları şartıyla çiğ süt desteklemesinden yararlandırılacak.
Çiğ süt desteklemesinden yararlanmak isteyen üreticiler; BSKS’ye veri girişi için yetkilendirilmiş bir yetiştirici/üretici örgütüne üye ise bu yetiştirici/üretici örgütüne, BSKS’ye veri girişi yetkisi bulunmayan bir yetiştirici/üretici örgütüne üye ise örgüt aracılığı ile il/ilçe müdürlüklerine başvuracaklar.
1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere satılan çiğ sütlere ait fatura/E-Fatura ve/veya müstahsil makbuzları, yetiştirici/üretici örgütlerine teslim edilecek.
Çiğ süt desteklemesinden yararlanacakların işletmesi ve sütün elde edildiği hayvanların TÜRKVET’e kayıtlı olması gerekecek.
Destekleme icmallerinin hazırlanması, askıya çıkartılması, gönderilmesi ve ödeme ile ilgili çalışma takvimi Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) tarafından belirlenecek.

Üye yetiştiricilerden kesinti
Merkez birliğini kurmuş olan; ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri, üretici birlikleri ve/veya 1163 sayılı Kanuna göre kurulmuş tarımsal amaçlı kooperatif üyelerinden, hak ettikleri desteklerden çiftçi örgütlerini güçlendirme adı altında sistem üzerinden kesinti yapılacak. Kalan miktar yetiştirici/üreticilerin hesabına ödenecek.
Destekleme ödemelerinin denetimini sağlayacak tedbirleri almaya ve Tebliğin uygulamasında ortaya çıkan sorunlar ve öngörülmeyen durumlarda HAYGEM, genelge ve talimat çıkarmaya yetkili olacak. Destekleme ödemelerinin amacına uygun ve gerçek hak sahiplerine ödenmesi için, il müdürlüğü gerekli tedbirleri alacak.
Çiğ süt desteğinde ortaya çıkabilecek sorunlara ilişkin konularda Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği hükümlerine göre kurulan İl/İlçe Tahkim Komisyonları yetkili olacak.
Desteklemelerden Tebliğde belirlenen hükümlere uymayanlar, Gerçeğe aykırı beyanda bulunan ve/veya belge ibraz edenler, Kamu kurum ve kuruluşları yararlanamayacak.

Tamamlanamayan işlemler
8/5/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2018/21) hükümlerine göre başvuruları yapılmış ve sonuçlandırılamamış işlemler söz konusu Tebliğ hükümlerine göre sonuçlandırılacak.
Destekleme ödemelerinde kullanılan kayıt sistemlerinin Bakanlıkça yeniden oluşturulması halinde yürütülecek iş ve işlemler talimatla belirlenecek.
Tebliğ 1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
 
 
 

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 yılı ilk dönem buzağı ödemesi tarihi belli oldu.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin geçtiğimiz günlerde açıkladığı 821 milyon TL buzağı desteği çiftçiye ödeniyor.  Buna göre T.C. Kimlik numarası son hanesi 8 olanlar 22 Şubat 2019 günü mesai bitiminden sonra hesaplara geçecek.

T.C. Kimlik numarası 4 ve 6 olanlara ise 1 Mart 2019 günü mesai bitiminde ödenmiş olacak. T.C. Kimlik numarası son hanesi 02 bitenlere ise  8 Mart 2019 Cuma günü mesai bitiminde ödenmiş olacak. Böylece Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 yılı ilk dönem buzağı desteğinin 821 Milyon TL si Çiftçiye ödenmiş olacak.
 
 

e Çiftçi Portalı Devrede

Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen e-Çiftçi Portalı ile çiftçiler, pek çok konuda bilgiye ulaşmanın yanında, destekleme başvurularını da buradan gerçekleştirebilecek.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, uygulamanın çiftçilere kolaylık sağlayacağını bildirdi.
Pakdemirli, "e-Çiftçi, tarımsal alanda faaliyet gösteren çiftçilerin işletmeleriyle ilgili bilgilerin yer aldığı ve bu bilgilere, bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinden erişebilmelerine imkan sağlayan bir portaldır. Bu portal üzerinden e-Çiftçi Portalı'na giriş yapan kullanıcı, işletmesinde kayıtlı tarım arazileri, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün ile sahip oldukları hayvanların ırk, yaş ve cinsiyet bilgilerine ulaşabilecek. Ayrıca kullanıcılar, işletmelerinde kayıtlı büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile ilgili doğum, ölüm, hastalık, satış gibi bildirimlerini uygulama üzerinden yapabilecek ve hayvanlara yönelik tüm veteriner işlemlerini de takip edebilecek." ifadelerini kullandı.
Portal üzerinden girilen bildirimlerin anlık olarak bakanlığın ilgili birimine ulaşacağına işaret eden Pakdemirli, bu sayede çiftçilerin zamandan kazanacağını ve çiftçiler ile bakanlık arasında etkili iletişim sağlanacağını vurguladı.

"DÜNYANIN EN KAPSAMLI TARIM BİLİŞİM ALTYAPISI"

Pakdemirli, çiftçilerin, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerine yönelik destekleme başvurularını portal üzerinden yapabileceğine ve aldığı tüm destekleme bilgilerine ulaşabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Gelişen teknoloji ve vatandaşlarımızdan gelen talepler bu portal içinde entegre edilerek çiftçilerin kullanımına sunulacak. Çiftçiler, yapmış olduğu tarımsal faaliyetlere ait geçmişten bugüne kadar olan bilgilerini portal üzerinden raporlayabilecek. Bakanlık birimleri, bu uygulama üzerinden gerekli duyduğu konularda çiftçilere bildirimler göndererek onlarla anlık iletişim kurabilecek. Portal, 2 milyon 132 bin işletme, 33 milyon tarım parseli ve 64 milyon 700 bin baş (büyükbaş ve küçükbaş) hayvan varlığıyla birlikte kayıtlı ürün çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda dünyanın en geniş ve en kapsamlı tarım bilişim altyapılarından biri olma özelliğine sahip. Sisteme, bakanlık internet sitesi ile e-Devlet Kapısı üzerinden girilebilecek. Ayrıca e-Çiftçi Mobil Uygulaması, android telefonlar için uygulama mağazasından indirilebilecek. Çok yakında diğer mobil mağazalarda da yerini alacak."
.
 

Tanzim satışa ek üretici pazarları da açılmalı

1973’de İhsan Alyanak’ın İzmir’inde açılan TANSA’ların başarısı, tarladan sofraya uzanan gıda maddesi ticaretinde, nakliyeci, komisyoncu, tüccar, kabzımal gibi aracıları aradan çıkartmasıydı.
 
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın talimatı, Sayın Berat Albayrak’ın bilgisiyle, büyükşehirlerde kurulacak tanzim satışlar da, sebze, meyveyi direk tarladan alıp, tüketiciye tek elden ulaştırabilirse, yüzde 30-40 ucuzluk sağlanabilir.
 
Eğer sebze, meyve fiyatlarını ucuzlatmak istiyorsanız, tarladan sofraya uzanan yoldaki, aracıları kaldırın. Komisyoncuları, tüccarları, kabzımalları, aradan çıkartın. Bırakın marketler, domatesi, patatesi, tarladan direk alsın. 
Tanzim satışlara ek, üretici pazarları da açın. Böylelikle, hem çilekeş çiftçi, emeğinin karşılığını alabilir, hem de büyükşehirdeki tüketiciler, gıdasını yüzde 30-40 daha ucuza temin edebilir.

Kadir ERCAN / GAZETECİ
 
KURU SOĞAN’A, patatese, domatese, buğdaya, mısıra,  ete muhtaç hale gelince, hal yasasını ve tanzim satışları konuşmaya başladık.
İstanbul, Ankara gibi büyük şehir belediyelerinin önemli görevlerinden biri de sosyal belediyecilik kapsamında, hemşerileri ucuza doyurmaktır. Hiç kimse aç açıkta kalmamalı, kimse soğukta üşümemelidir.
 
İzmir’in efsane Belediye Başkanı merhum İhsan Alyanak, 1973 yılında, dar ve orta gelirlilere ucuz temel gıda maddeleri temin etmek için TANSA (Tanzim Satış Mağazaları) kurunca Türkiye’de sosyal belediyecilik modelinde önemli mesafe kat etmiş oldu. 
Kuru fasulye, pirinç, bulgur, et, süt, çay, şeker, ekmek, zeytin, yağ, domates, patates, soğan gibi sebze, meyve, temel gıda maddelerini ucuza satmakla ün salan TANSA, güzel İzmir’i, büyükşehirler arasında tartışmasız en ucuz kent haline getirdi.

TANSAŞ YENİDEN TÜRKİYE’NİN UMUDU OLDU
 
Alyanak’tan sonra başkanlık görevini devralan Burhan Özfatura, Yüksel Çakmur, bu organizasyonu bir marka haline getirdi. TANSAŞ artık dünyanın en büyük alışveriş market zincirlerinden biriydi.

ALBAYRAK, “TANZİM SATIŞ MAĞAZALARI AÇACAĞIZ”

İzmir’de 44 yıl önce temeli atılan ve 25 yıl boyunca başarıyla yürütülen belediyelerin işlettiği ve halka ucuz gıda maddesi sunan tanzim satış mağazaları modeli, ucuz gıda için yeniden Türkiye’nin umudu oldu.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tanzim satış mağazaları açacaklarını söyledi. Albayrak, "Önümüzdeki hafta ilk etapta İstanbul'da 50, Ankara'da 30'dan fazla noktada, hakiki değerinde olacak şekilde süreci başlatacağız" dedi. Albayrak’ı, kutluyorum.

TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ ÖNCE GÜBREYİ UCUZLATSIN!

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, belediyelerin tanzim satış mağazalarında satılacak ürünleri çiftçilerden almaya başladıklarını belirterek, "Üreticiden alabildiğimiz kadar makul fiyata alıp, bu ürünleri dağıtımın noktasındaki belediyenin yetkililerine teslim edeceğiz. Özel sektör mantığıyla düşünmediğimiz için hemen hemen hiç kar koymayacağız" dedi.
Tanzim satış, Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz’a bırakılırsa, yandık demektir. Çünkü, Poyraz’ın yönettiği Tarım Kredi kooperatiflerinde 50 kiloluk gübre fiyatı fahiş zamlarla 1 yılda 50TL’den 100TL’ye çıkmış durumda. Poyraz, öncelikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarını yerine getirsin, gübre ve yem zamlarını geri alsın. Öncelikle, kendi ortakları olan çiftçinin, besicinin girdilerini düşürsün. Tarım Kredi’yi örnek kooperatif modeli haline getirsin.



MARKETLER DOMATESİ  TARLADAN ALABİLSİN

TBMM, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç, hal yasası değişince, zincir marketlerin hal sistemine dahil olacağını ve tarladan mal alamayacağını söyledi.
BU NE PERHİZ NE LAHANA TURŞUSU?
Tarladaki ürünün, sadece zincir marketler ve tüccarlar aracılığıyla değil aynı zamanda komisyoncular üzerinden de tüketiciye ulaştırıldığını söyleyen Yunus Kılıç, “Komisyoncular, aldıkları ürünü yasalara aykırı olarak yüzde 8 karla başka komisyonculara satıyor. Ürün el değiştirdikçe fiyat da artıyor. Mevcut sistemde üreticiler, perakende satışını elinde tutan zincir marketler, büyük tüccarlar ve komisyoncuların insafına kalmış durumda. Buna seyirci kalamayız” dedi.
Sormazlar mı şimdi, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” diye, Hem aracı sayısı arttıkça, ürünün fiyatı artıyor diyeceksiniz, hem de marketlerin direk tarladan domates, patates, almasını engelleyip, aradaki tüccarları koruyacaksınız?
Yeni Hal Kanunu’yla, hal sayısının 170’den  70’e indirilmesi planlanıyor. Eğer, marketler, manavlar, pazarcılar, malı direk tarladan alabilecekse, bu engel teşkil etmeyebilir. Ancak, yine de üretici bölgelerinde çiftçinin ürününün değerlendirildiği hallerin sayısı azaltılmamalı. Üreticiler ürünlerini buralarda da satabilmeli.

ÜRETİCİ PAZARLARI AÇILMALI

Eğer sebze, meyve fiyatlarını ucuzlatmak istiyorsanız, tarladan sofraya uzanan yoldaki, aracıları kaldırın. Komisyoncuları, tüccarları, kabzımalları, aradan çıkartın.
Bırakın marketler, tanzim satış mağazaları, manavlar, sebze, meyveyi, tarladan direk alabilsin. Dağından, dalından, tarladan sofraya projesi gerçekleşebilsin. Böylelikle, hem çilekeş çiftçi, emeğinin karşılığını alabilsin, hem de büyükşehirlerde yaşayan tüketici gıdasını yüzde 30-40 daha ucuza temin etsin.
Kuzey Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90 . Türkiye'de ise, sadece binde 6.
İşte Türkiye’deki bu çarpık düzeni değiştirmek, tarım ürünlerini tarladan sofraya tek elden ulaştırıp, hem çiftçinin alın terinin karşılığını vermek, hem de mutfağın ucuzlatılması amacıyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Hal Yasası yenileniyor.

Tarlada kilosu 50-60 kuruş olan soğan, Ankara, İstanbul’a geldiğinde nasıl oluyor da 5-6 kat zamlı fiyattan satılıyor?
 Bin bir güçlükle, çileyle, tohum, mazot, gübre, sulama, tarımsal ilaç, emek harcayıp, güç bela tarlasından senede yalnızca 1 kamyon hasat yapabilen çiftçiye kilo başına sadece 5-10 kuruş bırakılırken, aradaki tüccar, komisyoncu, halci, pazarcı, market zincirleri, günde 1 kamyon mal satıp, üreticinin 300-500 katı yıllık kazanç elde edebiliyor.  İstanbul, Ankara’daki toptancı hallerindeki kabzımallar ise günde 3-5 kamyon mal satıp daha fazla kazanç elde edebiliyor.
Avrupa’daki gibi, üretici pazarları açılırsa, sebze ve meyvede, üretici bölgesindeki toptancı halinde kesilen yüzde 13 komisyon, tüketici halinde kesilen yüzde 17’lik komisyon olmak üzere toplamda yüzde 30 ucuzluk sağlanabilir.
Ayrıca toptancı hallerinde, komisyon, rüsum, hamaliye, KDV’ye ek olarak, “kasa, ambalaj maliyeti” denilerek, kilo başına eklenen 1’er liralar da alınmaz ise, gıda fiyat indirimleri daha da iyi hale gelebilir.
Kadir ERCAN
Sürekli Basın Kartı Sahibi Gazeteci
Kadirercan09@gmail.com
 
 

Su Ürünleri Yetiştiriciliğine İyi Tarım Desteği

Tarım ve Orman Bakanlığının "Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde İyi Tarım Uygulamaları Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ"i, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Tebliğ, iyi tarım uygulamalarının geliştirilmesi, doğal kaynakların korunması, hayvan refahının, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ile güvenilir ürün arzının sağlanması için su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları yapan yetiştiricilerin desteklenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlandı.
Düzenleme, Bakanlıktan onaylı Su Ürünleri Yetiştiricilik Belgesi ile Bakanlıkça yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarından alınmış İyi Tarım Uygulamaları (İTU) Sertifikası'na sahip, Tarım Bilgi Sistemi'ne kayıtlı yetiştiricilere yapılacak su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları desteğine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Buna göre, su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları destekleme çalışmaları, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ve il/ilçe müdürlükleriyle yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından yürütülecek.

BAŞVURULAR 8 MART'A KADAR YAPILACAK

İyi tarım desteğine, su ürünleri yetiştiriciliğini yavrudan hasada kadar İyi Tarım Uygulamaları Hakkında Yönetmelik kapsamında gerçekleştiren, 1 Ocak-31 Aralık 2018'de düzenlenen ve 2018'de geçerli olan İTU Sertifikası'na sahip üreticiler ile balıkları işletmesine yavru balık olarak değil, daha büyük ve değişik ağırlıklarda temin etmek suretiyle yetiştiricilik yapan, geçen yıl düzenlenen ve 2018 yılında geçerli olan İTU Sertifikası'na sahip üreticiler başvurabilecek.
Desteklemeden yararlanmak isteyenler, Destekleme Talep Formu'nu doldurarak, 8 Mart'a kadar yetiştiriciliğin yapıldığı il/ilçe müdürlüğüne müracaat edecek.
Bir yetiştirici/üreticinin, su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları desteğinden faydalanabileceği miktar çipura, levrek ve alabalık türlerinin toplamı için en fazla 250 bin kilogramla sınırlı olacak.

DESTEK MİKTARI KİLOGRAM BAŞINA 25 KURUŞ

Çipura, levrek ve alabalık türlerinde destek miktarı kilogram başına 25 kuruş olarak belirlendi. Yetiştirici/üreticinin birden fazla yetiştiricilik işletmesi varsa bu işletmeler tek işletme olarak kabul edilecek ve destekleme ödemesi buna göre yapılacak.
Tebliğ, 1 Ocak 2018'den geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
.
 

Rusya'dan Domates Karşılığı 5 Bin Ton ET İthalatı

Rusya Federasyonu ile yapılan yeni anlaşma ile bu ülkeden sıfır gümrükle 5 bin ton kırmızı et ithal edilecek. Anlaşmaya göre Rusya Federasyonu ise Türkiye’den aldığı 50 bin ton domates kotasını 100 bin tona çıkardı.
Dünya Gazetesinden Ali Ekber Yıldırım’ın haberine göre Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında tarım ürünleri ticaretinde yeni bir anlaşma yapıldı. Türkiye Rusya Federasyonu’na 50 bin ton olan domates ihracat kotasını 100 bin tona çıkardı. Buna karşılık Rusya’dan 5 bin ton karkas et sıfır gümrükle ithal edilecek. Daha sonra bu miktarın artırılması öngörülüyor.
Anlaşmanın kazananı Rusya
Yapılan anlaşma iki tarafın üreticilerine yarar sağlıyor görünse de aslında kazanan taraf Rusya oldu. Çünkü, Rusya’nın domates ithalatına ihtiyacı var. Fakat, Türkiye’nin et ithalatına ihtiyacı yok. Depolarda 25 bin tonu aşan etin ihraç edilmesi için pazar aranırken 5 bin ton daha kırmızı et ithal edilecek.
300 bin ton ihraç ederken 50 bin tona sevinir olduk
Türkiye, Suriye sınırında Rusya’ya ait bir savaş uçağını 24 Kasım 2015’te düşürdü. Büyük bir krize neden olan bu uçak düşürülmeden önce Türkiye’nin Rusya Federasyonu’na domates ihracatı 300 bin ton civarındaydı. Uçak krizinden sonra Rusya’nın domates dahil 24 ürüne yasak getirmesi ile bu ülkeye domates ihracatı sıfırlandı. İki yıllık görüşmeler sonucunda 1 Aralık 2017’den itibaren Rusya, Türkiye’den 50 bin ton domates ithalatına izin verdi. Bunun karşılığında Türkiye’den bazı tavizler istendi. Onlardan birisi de canlı hayvan ve et ithalatıydı.
Berlin’de açıklandı
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Almanya’nın başkenti Berlin’de 11. Dünya Gıda ve Tarım Forumu’nda Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev ile görüşmesinde anlaşmaya varıldı. Bu görüşme sonucunda Pakdemirli’nin yaptığı açıklamaya göre,Türkiye’nin Rusya’ya yapacağı domates ihracat kotası 50 bin tondan 100 bin tona çıkarıldı. Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev domatesteki thalat kotasının 50 bin ton artırıldığını buna karşılık Türkiye’ye 5 bin ton kırmızı eti sıfır gümrükle ihraç edeceklerini duyurdu.
Domatese karşı et ithal edilecek
Türkiye, 2015’teki uçak krizinden önce 300 bin ton domates ihraç ettiği Rusya’ya 50 bin ton kota aldı diye sevinirken, ihtiyacı olmadığı halde bu ülkeden 5 bin ton kırmızı et alacak.
Depolarda biriken 25 bin ton kırmızı eti ihraç etmek için pazar arayan Türkiye, Rusya’dan gümrüksüz 5 bin ton karkas et ithal ederek stoklarını artıracak.
Buğday ithalatı yüzde 40 arttı
Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev’in yaptığı açıklamalara göre iki ülke arasında tarım ürünleri ticareti 2018’de yüzde 7 büyüyerek 3 milyar dolara ulaştı. Rus Haber Ajansı Sputnik’in haberine göre, Rusya’dan Türkiye’ye tarım ürünleri ihracatı 2018’de 1.9 milyar dolar oldu.Rusya Tarım Bakanı Dmitriy Patruşev, 2018’de Türkiye’ye buğday ihracatının yüzde 40 artışla 930 milyon dolar olarak gerçekleştiğini söyledi. Türkiye’nin Rus buğdayının en büyük tüketicilerinden biri olduğunu kaydeden Patruşev:”2018’de Türkiye’ye buğday sevkiyatı yüzde 40 oranında artarak 930 milyon dolara ulaştı. Rus buğday üreticilerinin Türkiye’ye sevkiyatı gelecekte artırmaya ve çeşit listesini de genişletmeye ilgi duyuyor” dedi.
 
 

Hal Yasası, “Tarladan sofraya” projesini gerçekleştirebilecek mi?

Hal Yasası, “Tarladan sofraya” projesini gerçekleştirebilecek mi?

Soğanın kilosu tarlada 50-60 kuruş, Ankara İstanbul’da 4-6 lira. Limon, portakalın kilosu tarlada 50 kuruş, Ankara, İstanbul’da 5-6 lira.
Domatesin kilosu Antalya halinden 3-4 liradan kamyona yükleniyor, Ankara İstanbul’da 8-9 liradan satılıyor. Fındık Karadeniz’de 12 lira, Ankara, İstanbul’da 50-60 lira. Hatta 80 liradan satan var.
Çiftçi üretmek için 1 yıl uğraşıyor kilo başı 10 kuruş zor kazanıyor. Her gün tonlarcasını alıp satan aracılar, çiftçinin 1 yıllık kazancından fazlasını 1 günde kazanıyor. 
Kuzey Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90 . Türkiye'de ise, sadece binde 6
İşte bu çarpık düzeni değiştirmek, tarım ürünlerini tarladan sofraya tek elden ulaştırıp, hem çiftçinin alın terinin karşılığını vermek, hem de mutfağın ucuzlatılması amacıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla Hal Yasası yenileniyor.
Dileriz bu, Sporda Şiddetin Önlenmesi Yasası’na benzemez. Yıllardır sporda şiddetin önlenmesi için yasa çıkar durur ama bir türlü şiddet önlenemez. İnşallah bu kez, tarladan-sofraya köprüsü kurulur. 
 
TÜRKİYE soğan deposu baskınları ve soğan ithalatını konuşuyor. Tarlada kilosu 50-60 kuruş olan soğan, Ankara, İstanbul’a geldiğinde nasıl oluyor da 5-6 kat zamlı fiyattan satılıyor? Bin bir emekle, tohum, mazot, gübre, sulama, tarımsal ilaç, iş gücü harcayıp, güç bela tarlasından senede yalnızca 1 kere hasat yapabilen çiftçiye kilo başına sadece 5-10 kuruş bırakılırken, aracı, stokçu, komisyoncu, halci, pazarcı, market zincirleri, üreticinin 3-5 katı günlük kazanç elde ediyor. 
AYDIN’DAN 60 KURUŞA YÜKLENİYOR. ANKARA’DA 3 LİRADAN SATILIYOR
Limon, portakal mandalinanın kilosu, Aydın’da, Antalya’da, Adana’da, Köyceğiz’deki üretici hallerinden 50-80 kuruş aralığında kamyona yükleniyor. Peki Ankara, İstanbul’da, niçin 3-5 liradan satılıyor?
HALCİ YÜZDE 8, BELEDİYE YÜZDE 3 KOMİSYON ALIYOR
Antalya üretici halinden kilosu 3 liradan 20-25 ton domates kamyona sarılıyor. Halci yüzde 8 komisyon, belediye ise yüzde 3 rüsum vergisi alıyor. KDV ve tüm kesintiler yüzde 13’ü buluyor. Domatesin Antalya üretici halinden çıkış maliyeti yüzde 13 Komisyonla birlikte 3 lira 39 kuruş.
KAMYONCU ANTALYA’DAN ANKARA’YA 20 TON MALI 600 LİRAYA TAŞIYOR
Kamyoncu 20-25 ton domatesi 600 liraya Ankara’ya taşıyor. Nakliye maliyeti kilo başı 40 kuruş olduğunu varsayarsak, domatesin Ankara tüketici haline inişi 3,39 liraya 0,40 kuruş eklenince 3 Lira 89 Kuruşa Ankara haline iniyor. 
FİYATLAR ANTALYA’DA DEĞİL, ANKARA, İSTANBUL’DA ŞİŞİRİLİYOR 
İşte ne oluyorsa, Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde oluyor. Üretici halinde faturalandırılıp vergisi ödenen tarım ürünleri, Ankara, İstanbul’da tekrar hale sokulup, tekrar indir bindir yapılıp, yüzde 13 komisyon, rüsum, hamaliye, vergiler tekrar alınıyor.
Tarım ürünleri ticaretinde, hem Antalya halinde %13, hem Ankara’da %13 olmak üzere toplam %26 kesinti yapılıyor. Bu durumda, üretici hali olan Antalya’dan 3 liradan kamyona yüklenen domatesin  kilosu yüzde 26 kesinti ve nakliyeyle birlikte Ankara halinde 4 lira 40 kuruşa satılması gerekiyor. Ama öyle olmuyor.  
Ankara ve İstanbul’daki kabzımal, bu fiyatların üzerine yaklaşık 1 lira hava parası ekleyebiliyor. Yani domates, İstanbul ve Ankara halinden manava 4,40 liradan çıkması gerekirken, 5,40 liradan çıkıyor.
Ankara’daki bir komisyoncu, “domatesin konulduğu plastik kasanın tanesi 20 lira. Bunları bir kısmı geri gelmiyor. Hamal çalıştırıyoruz. İndir bindir sırasında, sebze meyveler telef oluyor. Dükkanın hava parası en az 900 bin lira, ekmek yemeyelim mi? “ dedi.
Manav, tüketici halinden 5,5 liraya aldığı domatesi, tezgahta 7-9 liradan satıyor. Bir manav, “Malı, satıp bitirene kadar çürük, çarık, ezilme gibi kayıplarımız oluyor. Kira, elektrik, su vergi ödüyoruz. Yanımızda sigortalı eleman çalıştırıyoruz. Masraflar ağır” dedi. 

 

ÇİFTÇİYE 5 KURUŞ, HALCİYE 1 LİRA 25 KURUŞ!
Çilekeş çiftçi, soğan yetiştirmek için 1 yıl boyunca tarlasını eşeleyip, traktör, ekipman, tohum, mazot, gübre, sulama, ilaç, ot yoldurmak, amele, hasat masraflarını yaptığı için kilosunu 60-75 kuruşa sattığı soğandan ancak 10-15 kuruşu kendisine kar olarak kalıyor. Çiftçi senede ancak yarım kamyon veya en fazla 1 kamyon soğan üretebiliyor.
Ama aynı soğanı her gün 1 kamyon satan  Ankara, İstanbul’daki toptancı halci veya aracılar, kilo başı 1 lira 25 kuruş kazanabiliyor.   İşte sistemdeki çarpıklıklardan biri bu. Ankara, İstanbul’daki halcinin hava parası en az 900 bin lira olurken, gariban çiftçi kredilerini ödeyemez durumda.

ÇİFTE VERGİLENDİRME KALDIRILMALI

Market zincirleri, tarım ürünlerini direk tarladan alsa bile, mevcut hal yasasına göre, toptancı hallerinde dükkan açıp, faturayı, yine halden geçmiş gibi, belediye rüsumu gibi vergileri ödüyor.  Oysa, marketler, domatesi, portakalı, limonu, direk tarladan alıp satabilirse, maliyetleri yüzde 26 ucuzlayabilir.

TÜRKİYE KURU SOĞANA MUHTAÇ HALE GELDİ 


Tarım ürünlerinin fiyatlarının önceden açıklanması, soğan fiyatındaki fahiş artış ve depo baskınlarını da ortadan kaldırabilir. Soğanı tarladan 0.60 kuruşa alıp 3-4 liraya satan tüccarın deposunu basmak yerine, tıpkı ekmek fiyatındaki gibi, tarla maliyeti, çiftçi karı, depolama, nakliye, hamaliye ve çürüyüp telef olma maliyetleri düzgün hesaplanıp, markete, “Sen bu soğanı en fazla 2 lira 60 kuruştan satabilirsin, yoksa ceza uygularım” denebilir.
Kaldı ki üretim planlaması yapılmadığından, 2 yıl önce soğan, patates üretimi fazla oldu. Alan satan olmadığından tarlada çürüdü. Çiftçi zarar etti, soğan, patatesi yollara döküp, ertesi yıl yetiştirmedi.
Bu yıl, soğan ithalatı gümrük vergisini sıfırlayıp, tarım ülkesine soğan ithal eder olduk! Oysa dolar kıtlığında, soğanı bile dolarla alıp, yabancı ülke çiftçisini fonlayacağımıza, kendi çiftçimizi destek primi verip teşvik etmek daha iyi olmaz mı?

ÜRETİCİ PAZARLARI, AVRUPA’DA YÜZDE 90, TÜRKİYE’DE BİNDE 6 !

Kuzey Avrupa ülkelerinde ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90'lar seviyesinde. Avrupa Birliği ülkelerinin ortalaması yüzde 50'yi buluyor. Türkiye'de ise, üreticilerin ve üretici birliklerinin hallerdeki ve tüketici pazarlarındaki payı sadece binde 6'da kaldı.
Üretici pazarlarını çoğaltmadan, tarladan sofraya projesi gerçekleşmiyor. Tıpkı Avrupa ülkelerindeki gibi, büyük şehirlerde sadece üreticiler ve üretici birliklerinden oluşan Pazar yerleri açılabilmeli. Mevcut pazar yerlerinde ve yeni kurulacak hallerde, üreticilere ve üretici birliklerine daha fazla yer verilmeli. Üreticiler, ürünü ucuza satıp piyasayı dengeleyecek, fiyat istikrarı sağlanmalı. Hallerde, açık ve kapalı pazar yerlerinde üreticilere ayrılacak bölüm oranı arttırılmalı.
Halci, komisyoncu, pazarcı baskısıyla, “üreticiler, kendi ürettiklerinden başka ürün satamaz” deniyor. Niye satamasın? Köylü, komşusunun yetiştirdiği diğer tarım ürünlerini de eskiden beri satmıyor muydu? Avrupa’da satıyor da biz de niye satamasın?  Pazarcı, halci tek ürün mü satıyor? 

Mevcut hal yasasında, üreticilere hallerde az da olsa yer verilmesine rağmen, büyük şehirlerdeki, bazı pazarcı, halci esnafının, “Bu pazarda yer kalmadı. Sen daha ucuza satıp, bizi batıracak mısın?” gibi tepkileri nedeniyle, üreticiler bazı pazarlara girememiş, girenler da çıkmak durumunda kalmıştı. Dileriz yeni yasayla bu fiilen gerçekleşebilsin.
Bu konuda bir havuç üreticisi, “Konyalılar olarak, tarlada ürettiğimiz havuçları, ilk elden İzmir halinde ucuza satmaya başladık. Bazı halciler, bizi iflas ettirmek mi istiyorsunuz diye tepki gösterdi. Ya çekip gidecektik, yada fiyatları eşitleyecektik. Dövüş kavga olmasın diye fiyatları eşitlemek durumunda kaldık” dedi.

HAL SAYISINI 175’DEN 30’A İNDİRMEK SAKINCALI

Yeni hal yasasıyla, Türkiye’deki hal sayısının 175 den 30’a indirilecek olması sakıncalı. Ege ve Akdeniz’deki ilçelerden toptancı hallerini kapatmanın ne yararı olacak? Çiftçi, traktörüne yüklediği portakalı, lahanayı, domatesi, 10-20 Km ötedeki üretici haline götürebiliyorken, bu kez 60 Km öteye taşınan hale varana kadar, daha fazla mazot yakacak. Hem fazla zaman kaybedecek, hem de olgunlaşmış domatesin, çileğin, şeftalinin, kayısının, daha fazla ezilip telef olmasına sebep olacak.

FINDIĞI KOMİSYONCU MU ALIP SATIYOR?

Yeni yasayla, komisyonculuğun tüccara dönüştürülmek istenmesine eleştiren bir üretici, “Fındığın kilosu Karadeniz’de, 12 liradan alınıyor da komisyoncu mu var arada? Tüccar alıp satıyor fındığı. Eee Ankara, İstanbul’da, 60 lira 1 kg fındık. Kuruyemişçide 80 lira. Ha komisyoncu, ha tüccar, ne farkediyor ki? Aracıya kar marjı konmalı, denetlenmeli. En önemlisi üretici pazarları çoğaltılmalı” dedi.
 
&nb