Başkan Erdoğan Tarım ve Orman Şurasında Hayvan İthalatı Yapmayalım İstiyoruz| Anadolu İzlenimler

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Başkan Erdoğan Tarım ve Orman Şurasında Hayvan İthalatı Yapmayalım İstiyoruz

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Türkiye 3. Tarım-Orman Şurası'nda konuştu. Çiftçilere müjdeyi veren Başkan Erdoağn, "Dün akşam Ziraat Bankası ile görüştüm. Ziraat Bankamız çiftçiyle kredide alışmışın dışında bir dayanışmayı sürdürecek. Hayvan ithali yapmayalım istiyoruz. Bu konuda atılmış çok önemli kararlarımız var. İnşallah Anadolu, ana olarak görevini yerine getirecektir." ifadelerini kullandı.

Ülkemiz tarım ve ormancılığını ilerletmek için şurada görüşler bildirildi. 3. Tarım ve Orman Şurası en geniş katılımlı şura olarak kayıtlara geçti.
Bizim için değişmez hüküm her işinizde istişare ederiz. Bin bilsen de bir bilene danış ilkesiyle hareket ettik. Şurada alınan kararlar, bu millet evinde sizlerle bu çalışmayı yapmak, geleceğimiz için en önemli adımdır.
Elbette karar almak önemlidir. Uygulamaya geçmeyen her karar havada kalmaya mahkumdur.

"DÜN AKŞAM ZİRAAT BANKASI İLE GÖRÜŞTÜM"
Gerek süt gerekse et mamüllerinde atılacak adamlarda çok önemli sınavlar veriyorsunuz. Dün akşam Ziraat Bankası ile görüştüm. Ziraat Bankamız çiftçiyle kredide alışmışın dışında bir dayanışmayı sürdürecek. Hayvan ithali yapmayalım istiyoruz. Bu konuda atılmış çok önemli kararlarımız var. İnşallah Anadolu, ana olarak görevini yerine getirecektir.
Dünyamız iletişim ve ulaşım teknolojilerinde yaşanan ilerleme sonucunda çok büyük bir dönüşüm geçiriyor. Hayatımızın her alanında teknoloji devriminin olumlu veya olumsuz yansımalarına şahit oluyoruz. 15-20 yıl öncesine kadar üzerinde yeterince durmadığımız iklim değişikliği, obezite, göç, gelir adaletsizliği, kuraklık ve küresel ısınma gibi birçok mesele, bugün artık insanlığın ana gündem maddeleri haline geldi.

Coğrafi konumu veya gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, dünyadaki tüm ülkelerin bir şekilde bu sorunlarla yüzleştiğini görüyoruz. İklim değişikliği sadece dünyayı en fazla kirleten gelişmiş devletleri değil, Afrika kıtasındaki fakir ülkeler başta olmak üzere tüm insanlığı etkiliyor. Biz de bu olumsuzluklardan etkilenen ülkeler arasındayız.
Yüce Allah’ın tüm insanlığa emaneti olan tabiat, özellikle batılı büyük şirketler eliyle, tarihte belki de hiç olmadığı kadar hoyratça kullanılıyor, adeta talan ediliyor. Verimli tarım alanlarının azaldığı, su kaynaklarının giderek kıtlaştığı, denizlerin kirlendiği, iklimlerin değiştiği, hava olaylarının öngörülemez hale geldiği ürkütücü bir dönemin içindeyiz.

Bu yeni dönemin alamet-i farikalarından biri de toprağın, suyun, tarım alanlarının stratejik öneminin ve rekabetin artmasıdır. Geçtiğimiz asırda yer altı kaynakları için yürütülen mücadelenin aynısı, bugün tarım alanlarının ve su kaynaklarının kontrolü için veriliyor. Gelişmiş ülkeler, gıda güvenliklerini ve geleceklerini garantiye almak için olağanüstü çaba harcıyor.
Tarım arazisi ve su kaynakları bakımından zengin birçok Afrika ve Güney Amerika ülkesinin istikrarsızlıkla boğuşmasının sebeplerinden birisi budur. "Ambarın anahtarı kimin elindeyse, güç de onun elinde olur" derler. Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir.
Tarımsal üretimi ekonomik boyutunun çok ötesinde stratejik bir sektör olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da aynı hassasiyetle yolumuza devam edeceğiz. Türk tarımını, küresel tarım ve gıda şirketlerinin güdümüne sokacak her türlü teşebbüsün karşısındayız. Tarım topraklarımızın miras yoluyla bölünmesini gelin birlikte engelleyelim. Bakın iktidara geldiğimizden bu yana hep bunun gayreti içerisindeyiz. Bunu engellemek istiyoruz. Çünkü özellikle tarımda bu parçalanmayı engelleyebildiğimiz zaman hep birlikte ailecek de, milletçe de güç kazanırız.  Çiftçimize her türlü araç-gereç, gübre, tohum desteği verelim. Ürünlerin en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlayalım. Bu konuların hepsinin arkasındayız.

AVRUPA'DA 1. SIRADAYIZ
Son 17 yılda ülkemize birçok alanda nasıl çağ atlatmışsak, tarım ve hayvancılık konusunda Türkiye'!yi ilklerle buluşturduk. 137,7 milyar lira çiftçilerimize tarımsal destek verdik. Bunlar hayali rakamlar değil, yaptıklarımız... Ana muhalefetin başı çıkıyor saçmasapan konuşuyor. Bunlar resmi rakamlardır. Devlet yalan söyelemez, gerçeği söyler. Tarımsal hasılada dünyada 7. Avrupa'da birinci sıradayız. Buğday üretiminde çok önemli bir rakamı yakaladık. Tabii bunları anlamaz. Buğdayı görse tanımaz. Tarımda dış ticaret fazlamız 4,8 mliyar dolar gibi bir rakama ulaştı. Tarımsal ürün ihracatımız 3,7 milyar dolardan 17,7 milyar dolara çıkardık.

Organik ürün sayımızı 150’den 213’e çıkardık. Bu ürünleri yurt dışına da pazarlayarak 2018 yılında 361 milyon dolar gelir elde ettik. Aynı şekilde 145 bin ton olan tohum üretim miktarı 1 milyon tona çıktı. Ah ah… 20 yıl önce acaba Avrupa’da, Amerika’da nerede tohum buluruz da bunu çiftçimize dağıtırız diye koşturup duruyorduk. Şimdi neredeyiz. Tohum ihracatımızı 11 kat artırarak 102 bin tona, ihracat rakamımızı ise 152 milyon dolara yükselttik. Bu dönemde alan bazında tarımsal üretimin yerli tohumdan karşılanma oranı ise yüzde 80 oldu.
ATA Tohumu Projesiyle, ülkemiz gen kaynaklarını oluşturan bitki çeşitlerinin koruma altına alınmasını sağlıyoruz. Dünyanın 3’üncü büyük Tohum Gen Bankasını, 250 bin örnek kapasitesiyle Ankara’da hizmete açtık. Bugün itibariyle Gen Bankasında 3 bin 400 türe ait 121 bin örnek muhafaza altındadır.
Bunun yanında genç nüfusun köyde yatırım yapmasını ve tarımsal nüfusun gençleşmesini sağlamak için köye dönüş projesini başlattık. Genç çiftçilerimize kişi başı 30 bin lira tutarında hibe desteğini 2016-2018 yılları arasında devreye aldık.

ÜLKEMİZDE ÖYLE BİR MUHALEFET VAR Kİ, BÖYLE HAYIRLI BİR İŞİ BİLE KARALAMAYA KALKAR

Tarım ve hayvancılıkta bu adımları atarken, ormanlarımızı da asla ihmal etmedik. Ülkemizin orman alanını ve ağaç servetini çoğaltmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek, çevreyi korumak için ciddi yatırımlar yaptık. Biliyorsunuz bu yıl maalesef bölücü terör örgütü, ormanlarımızı yaktığını bizzat itiraf etti. Onlar sakallarımızı keserken, biz de açık net onların kolunu kırmaya devam ettik. Malum 11. ayın 11’inde, saat 11.00'de, 11 milyon fidanı tüm Türkiye'de diktik. Bu böylece devam edecek.
17 yılda toplam 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturarak, orman varlığımızı 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkardık. Böylece, erozyonla kaybettiğimiz toprak miktarını yıllık 500 milyon tondan 154 milyon tona kadar düşürdük.

Son olarak 11 Kasım tarihinde ülkemizin 81 vilayetindeki 2023 ayrı noktada, toplam, az önce de ifade ettiğim 11 milyon fidanı, "Geleceğe Nefes" adı altında diktik. Çünkü ormanlarımız varsa nefes var, ormanlarımız yoksa nefes yok. Onun için 11 Kasım'ı ayrıca "Milli Ağaçlandırma Günü" ilan ederek, bu alanda ülkemizde yeni bir dönemi başlattık. Böylece gelecek nesillere daha yeşil, daha güzel, her bakımdan daha yaşanabilir bir ülke bırakmış olacağız. Ancak ülkemizde öyle bir muhalefet var ki, böyle hayırlı bir işi bile karalamaya kalkar.
Miras mevzuatını yenileyerek tarım arazilerin bölünmesine engel olacağız.