BELKOOP| Anadolu İzlenimler

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

BELKOOP

Değerli okurlar, AB Panorama başlığı altında bu sayıda, kooperatiflerin hayat pahalı konusunda belediyeler ile birlikte nasıl faydalı hizmetler verebileceğine geçmişten bu güne örneklerle ve değineceğim.
Son zamanlarda yaşanan ekonomik krizler nedeniyle satın alma gücünün düşmesi, hane halkı harcamaları içinde gıdanın payını arttırmıştır. Özellikle son birkaç yıldır aile bütçesinde mutfak harcamaları büyük pay almaktadır. Mutfaktaki sıkıntı, doğal olarak seçimlere denk gelince siyasete de malzeme olmuştur. Ama toplumun her ferdinin istediği anda sağlıklı besine, ucuza ulaşabilmesi siyaset üstü olmalıdır. Bu nedenle enflasyon ile mücadelede belki de en önemli konu, gıda enflasyonudur. Bunu sadece hayat pahalılığı olarak ele almak dar açısından yaklaşım olacaktır. Öncelikle gıda ihtiyacının yurt içinden karşılanması bakımından ülkenin tam bağımsızlığının korunması hedeflenmeli ve bunun için tarım sektörü, üretim öncesinden sofraya kadar bütün aşamaları ile ele alınmalıdır. Ekonomide “Değer Zinciri” denilen bu süreç tarımda gittikçe hem üretici hem de tüketici aleyhine işler hale gelmektedir. Son 40 yıldır devletin piyasadan çekilmesi, EBK, SEK TÜGSAŞ, İGSAŞ, Yem ve Şeker Fabrikaları, TEKEL gibi KİT’leri çok değerli taşınmazları ile birlikte özelleştirmesi, devletin piyasaya müdahale gücünü azaltmıştır. Bu durum değer zincirindeki aktör sayısı artmasına neden olmuştur. Her ne kadar rekabet bakımından bu sayının artması iyi gibi görünse de; artan her bir basamak ile ürünün değeri göreceli olarak artarken, fiyatı da artmıştır. Her türlü tarım ürününü nüfusunun tamamı için yetiştirebilecek potansiyele sahip bir ülkede, gıda fiyatlarındaki bu artış vatandaşı rahatsız etmektedir. Bu rahatsızlık nedeniyle fiyatlar üzerinde oluşan baskı ise; doğrudan çiftçinin gelirine yansımaktadır. Bir de sınırsız iletişim çağında gördükleri yeni hayallerin peşinden giden gençler nedeniyle, her ne olursa olsun tarıma devam edeceğini sandığımız küçük aile çiftçisi giderek azalmaktadır. Yani üreticinin dolayısıyla da tarımsal üretimin geleceği risk altındadır. Yıllardır süre gelen bu gelişmeler sonunda; piyasada fiyatlara müdahale edebilecek araçlar yok olmuş, girdilerde dışa bağımlı bir durum oluşmuştur.

Hâlbuki bu gelişmeleri tersine çevirecek ve potansiyelimizi en iyi şekilde kullanmamıza fırsat verecek, üstelik piyasaya kamu yararına AB’deki gibi müdahalelerde bulunabilecek önemli bir imkan sahibiz. Gelişiş ülkelerde, olduğu gibi bütün bu sorunlarını kooperatiflerimiz aracılığıyla çözebiliriz. Ülkemizde kooperatifçilikte 150 yıllık uzun bir geçmişe ve ciddi bir alt yapıya sahiptir. Neredeyse çiftçilerimiz tamamının birkaç farklı yere üye ya da ortak oldukları 18 farklı türde 16 binden fazla çiftçi örgütü bulunmaktadır. Bunlar içinde kooperatifler ve kooperatif benzeri örgütler piyasada öne çıkmaktadırlar. Halen 2 ayrı Bakanlık bünyesinde, 3 farklı Kanuna göre, 8 ayrı faaliyet alanında toplam 13 bin adet Tarımsal Amaçlı Kooperatif ve bunlara ortak 4 milyona yakın çiftçi bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere sorun, mevcut örgütlerin piyasada yukarıda bahsettiğimiz hizmetleri verebilmeleri konusunda yaşanmaktadır. İşte bu noktada kooperatiflerimizi piyasada doğrudan tüketici ile buluşturabilecek, değer zincirindeki mesafeyi azaltabilecek kamu yararı güden bir yapıya ihtiyaç duyulmaktadır. Artık ülkemizde üretici kooperatiflerin, gelişmiş ülkelerde emsalleri görüldüğü gibi tüketici kooperatifler ile bir araya gelerek birlikte faaliyetlerde bulundukları yapılar oluşturmalarını gerekmektedir. İşte bu yapı geçmişte olduğu gibi yine Belediyeler sayesinde tekrar oluşturulabilir. Ülkemizde bu yaklaşım 1970’li yıllarda İzmir, Aydın ve Muğla Belediyeleri tarafından denenmiş ve Tarım Satış Kooperatifleri ile birlikte iyi sonuçlar elde edilmiştir. Belediye Tanzim satış Mağazaları (TANSA) adı verilen bu yapı 1990’li yıllarda şirketleşmiş TANSAŞ adını almıştır. Zamanla gelişerek 2000’li yıllara gelindiğinde tamamen süpermarket haline dönüşmüş ve en sonunda başka zincir marketler ile birleşerek kuruluşundaki hedeflerinin dışına çıkmıştır.
 
BELKOOP nedir ve neleri başarabilir:

Belediyelerimiz, gelişmiş ülkelerdeki emsalleri gibi; kentin potansiyelini, kentin insanlarıyla üretime ve halka hizmete dönüştüren modelleri bir an evvel uygulamalıdır. Örneğin; en temel ihtiyaç olan tarım ürünlerini, belediyelerimiz kendi hizmet bölgesinde vatandaşa sağlıklı ve ucuza ulaştırabilmelidir. Bir belediyenin bunu başarabilmesinin en iyi yolu, kooperatif tipi girişimlerdir. BELKOOP adı verilen bu yapı, üretim ve pazarlama kooperatifi olarak kurulacak ve üretici ile tüketici birlikte yer alacaktır.

BELKOOP sayesinde; tarladan sofraya kadar her aşamada; üreticinin üretebilmesi için bazı temel ihtiyacının karşılanmasında, paketleme, depolama, nakliye gibi katma değer arttırıcı basit faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde ve nihai ürün şehirde tüketiciye sunulurken temel mağazacılık hizmetlerinin verilmesinde belediyelerin imkanları kolaylıkla kullanılabilecektir. Ayrıca bir kooperatif olduğu için, başlangıçtaki kuruluş sermayesi ile ciddi birikimler oluşturulabilecektir. Topluma sağlanan ekonomik faydanın yanı sıra risturn ile ortaklara ikinci gelir sağlanabilecektir. Bu şekilde belediyeler, ülkemizde daha önceki yıllarda yaptıkları tanzim satış ile ilgili hizmetleri vermekte bugün karşılaştıkları mevzuat engelini de rahatlıkla aşabilecektir.
BELKOOP, Kırsal Kalkınma Daire Başkanlıklarının görev ve sorumlulukları arasında yer alan hizmetlerin adil bir şekilde vatandaşa ulaştırmanın en az maliyetli ve en kazançlı yoludur. Bu yaklaşım sayesinde belediye, önemli bir gelir kaynağına ve ciddi istihdam imkanına ulaşacaktır.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
erhan.ekmen@tarimorman.gov.tr