Can Yakan Hastalık| Anadolu İzlenimler

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Can Yakan Hastalık

     Brusellozis,  kendi adiyla anilan bakterilerce olusturulan, ciddi ekonomik kayiplara yol açan bir hastaliktir. Insan dahil,  bir çok hayvanda görülür. Gebe sigir, koyun, keçilerde yavru atmalara (abort), erkeklerde de kisirliga yol açabilir. Hayvanlardan insanlara geçen, zoonoz tabir edilen hastalik grubundandir. Malta Hummasi, Akdeniz Hummasi, Bang Hastaligi adlariyla anildigi gibi, halk arasinda Koyun Hastaligi, Mal Hastaligi, Peynir Hastaligi olarak da bilinir (1,2).
Hastalik, bizlere çogu zaman enfekte hayvanlara ait iyi pisirilmemis ya da tamamen çig sütten elde edilmis peynir, krema, tereyagi, dondurma vb. ürünlerle bulasir. Kasar peyniri ve yogurttan geçtigi bildirilmemistir. Ayrica etken brusellali yeni dogum yapmis hayvanlara, dogum aletlerine, yavru sularina ya da yavruya yara-bereli çiplak ellerle temas ederek de alinabilir. Et ve et ürünlerinden meydana gelebilecek bulasmalara daha az rastlanir.

Her yas ve cinsiyetteki insanda hastalik yapabilir. Ilk hastalik vakasi 1854 yilinda meydana gelen Kirim savasinda bildirilmistir. Daha sonra bakteri "Davide Bruce" adli arastirici tarafindan 1885 yilinda ilk olarak izole edilmis, ilerleyen yillarda Brucella abortus (sigir, manda, çakal, sirtlan, at ve insan), Brucella melitensis (koyun, keçi, deve, antilop, sigir, insan), Brucella ovis (koçlarda), Brucella suis (domuz, sigir, kurt, tilki ve insan), Brucella canis (köpekte),  Brucella neatomae (çöl faresinde) adli türler de bulunmustur (1,3). Hastalikla ilgili hayvan yetistiricileri, celepler (alim satim yapanlar), veteriner hekimler, mezbahane çalisanlari, et sanayisindeki isçiler, kontrolsüz satilan süt ve süt ürünlerini tüketenler, veteriner saglik teknisyenleri, laboratuar personeli öncelikli risk grubunu olustururlar.

Son derece rahatsiz edici olan hastalik  insana geçtiginde; yüksek ates, gece terlemesi, eklem ve kas agrilari ilk planda ortaya çikar. Devaminda istahsizlik, halsizlik, bas, sirt ve bel agrilari ile dalgali bir vücut isisi meydana gelir. Aksamlari üsüme, titreme ve gece terlemesiyle süren, sabaha dogru düsen bir ates vardir. Nedeni bilinmeyen ates tanisi ile takip edilen hastalarin bir çogunda da brusellaya rastlamak sasirtici degildir. Tam olarak klinik belirti göstermeden meydana gelen vakalarda, hastalik ancak serolojik testler vasitasiyla ortaya konulabilir. Bazi durumlarda semptomlar görülse bile, hastalik genellikle kisinin bagisiklik durumuna göre hafif seyredebilir. Hasta oldugunu bilmeden yasayan, daha dogrusu hastalik belirtilerini göstermeyen bir çok sahis vardir aramizda. Çogu zaman bu vakalarda vücutta sadece kronik bruselloz tablosunda görülen yorgunluk, kirginlik belirtileri dikkati çeker. Bu tür klinik tablo çocuklarda nadir izlenirken, ileri yastakilerde siklikla görülür. Hastalar genellikle depresif psikiyatrik semptomlardan, halsizlikten, çabuk yorulma, güç kaybi, terleme ve kilo kaybindan yakinir. Brusella enfeksiyonunda isitme kaybi bile gelisebilir. Olusan Isitme kaybi genellikle tedavi ile düzeltilir. Ancak bu dönemde kulakta çinlama ve bas dönmesiyle seyreden vertigo gibi hastaliklara da rastlamak mümkündür.

Uzun uzadiya özellikle insanlardaki etkisini anlattigim Brusella, ciddiye alinmasi gereken ülkemiz zoonoz hastaliklarinin en basinda yer almaktadir. Gerek Saglik Bakanligimiz, gerekse Tarim ve Orman Bakanligimizca hastalik sürekli olarak ortadan kaldirilmaya çalisilmakta ve bir çok mücadele yöntemi kullanilmaktadir. Bunun için genellikle asilamalar vasitasiyla, büyük bütçeler harcanarak mücadele edilen bu problem, hala onca uyariya, onca tedbire ragmen bir türlü durdurulamamistir.

Ülkemizde Brusellanin kontrol ve eradikasyon (ortadan kaldirilmasi) çalismalari ilk olarak 1930 yilinda sigirlarda "Brusella Abortus" türü ile baslatilmistir. 1951 yilina gelindiginde, Ankara Etlik Veterinerlik Bakteriyoloji ve Seroloji Enstitüsü bünyesinde kurulan laboratuvarda devam edilmis, sonrasinda faaliyetler Istanbul Pendik Veterinerlik Bakteriyoloji ve Seroloji Enstitüsü'ne tasinmistir.  Koyun ve keçilere uygulanan Brusella Melitensis Rev. 1 asisinin genis kapsamli üretimi ise 1965 yilinda kurulan Brusella Melitensis Laboratuvar'indaki çalismalarla baslatilmis ve ilk asi uygulamasi 1969 yilinda yapilmistir. Ileriki yillarda "Ulusal Brusella Kontrol ve Eradikasyon Projesi" uygulanmaya konmus (1984) ve disi sigir yavrulari ile koyun ve keçi yavrularinin asilanacagi projenin 26 yilda tamamlanmasi planlanmistir.

Hastaligin ulusal çapta yayginligini tespit etmek için 1998 yilinda Brusella Fert Prevalans (Yayginlik) çalismasi yapilmis, elde edilen sonuçlara göre oranlar; sigirlarda % 1.43, koyunlarda  % 1.97 olarak tespit edilmis, sürü prevalansi ise sigirlarda % 11.4, koyunlarda % 15 olarak bulunmustur. 1969 yilinda baslatilan "Ulusal Brusella Kontrol ve Eradikasyon Projesi" nin neticesini görmek amaciyla 2011 yilinda, Bakanlikça uygulanan hastaligin sigir ve koyunlardaki yayginliginin tespiti yapilmis ve ilk degerlendirmelere göre sigirlardaki Brusella sürü prevalansinin; %7,8 (fert prevalansi %2,7) ve koyunlarda ise; sürü prevalansi %22,5 (fert prevalansi %3,4) oldugu tespit edilmistir. 1969'daki sonuçlarin 2011'den daha düsük oldugu ve uzun yillar geçmesine ragmen mücadelede iyi bir sonuç alinamadigi görüldügünden, hastaligin ortadan kaldirilmasi için yeni metotlar kullanilmasi gerektiginin farkina varilmis ve Brusellanin eradikasyonunu saglayan ülkelerin yaptigi çalismalar Bakanlik uzmanlarinca detaylica incelenmistir. Buna göre; sürü prevelansi % 1 den az olan durumlarda hastalik, test ve kesim metodu ile kisa süreli eradikasyon programina tabi tutuldugu, hastalik prevalansinin % 1 den daha yüksek oldugu durumlarda ise asilamalar yapilarak sürü prevalansinin önce % 1 in altina çekildigi, sonra test ve kesim metodu uygulanarak hastaligin ortadan kaldirildigi görülmüstür. Bu nedenle en etkili mücadele yönteminin  hastaligin eradikasyonunu saglayan ülkelerin yaptigi stratejik yöntemler oldugu kanaatiyle, ayni sekilde 2011 yilinda Brusellanin yayginligini azaltmak adina, ülkemizde de Brusella mücadeledesi yön degistirmistir. Kitle asilamasi yapilmasinin en etkili yöntem olduguna karar verilmistir. Sadece belirli yastaki disilere yapilan derialti asi çalismalarina son verilerek, kitle asilamasinin her yastaki hayvana yapilmasi gerektigi ön görülmüstür. Bu kapsamda sigirlarda 10 yil, koyun ve keçilerde 6 yil sürdürülecek olan "Brusellanin Konjuktival Asi ile Kontrol ve Eradikasyonu Projesi'nin uygulamasina 01/01/2012 tarihinden itibaren baslanmis ve bu güne kadar da devam etmektedir (4).

     Hayvanlarda özellikle koyun ve keçiler basta olmak üzere, tüm gevis getirenlerde binlerce yavrunun kaybedilmesine neden olan brucellozis, sürülerde bir anda yavru atmalarla baslamaktadir. Hastaligin farkina varilip teshis konulana kadar, geçen sürede epey kuzu, oglak ve buzagi telef olmaktadir. Maalesef bu bakteriyel hastalik her yil çok ciddi miktarda can ve mal kaybi yapiyor. Milyonlarca liralik zarar ve ziyana yol açiyor. Koruyucu tedbirleri artirmadigimiz takdirde, daha da can yakacaga benziyor. Hastaliktan korunmak adina insanlarda asi tavsiye edilmezken, veterinerlik alaninda asi mücadelenin en temel tasini olusturmaktadir. Bunun için Bakanlikça yapilan asi çalismalarinin çok daha etkin ve siki sürdürülmesi zorunludur. Pek çok ugrasa ve çalismaya ragmen hala Türkiye'mizin hemen her yöresinde hastalik çiktigina dair haberlerin gelmesi hepimizi üzmektedir. Kuskusuz dünyada oldugu gibi hastaligin görülme oranlarini %1'in altina düsürmemiz gerekiyor. Aksi takdirde basariya ulasamayacagiz.

Peki ne yapmali ya da nasil bertaraf edilmeli bu sorun ?
Brucelloz, sürülerde ve hayvanlarda ilaçlarla yok edilemiyor. O nedenle mücadelenin temelini temizlik, hijyen ve düzenli asilamalar olusturuyor. Burada hayvancilik yapanlarla, Tarim Bakanligi basta olmak üzere onlara hizmet veren birlikler, kooperatifler, veteriner hekimler, tekniker ve teknisyenlerin her birimin birbirleriyle siki isbirligi içinde olmasi gerekiyor. Mümkünse hastalik çikmadan tüm tedbirler alinmali, çikmasi halinde de hiç bir seyi saklayip gizlemeden yetkililere haber vererek yasada belirtildigi gibi olay çözülmelidir. Aksi halde basari beklenemez.  Diger yapilacaklari da söyle  bir siralarsak;


*  Hastalikla mücadele için genis bütçeler ayrilarak, acilen ülkede Milli Mücadele Seferberligi yeniden baslatilmali, Tarim ve Saglik Bakanliklari tüm zoonoz hastaliklarda oldugu gibi koordineli olarak çalismali,  ne var ne yok tüm hayvanlar testten geçirilmeli, hasta olanlar ve enfeksiyonu tasiyanlar sürülerden derhal uzaklastirilmali ve bulasma kaynaklari yok edilmelidir.
*  Asilanabilecek hayvanlar çok siki bir sekilde, uygun asilarla tek tek asilanmalidir. Yapilan göz asilarinin sürülerdeki kan titreleri Enstitülerce sik sik ölçülüp degerlendirilmeli ve yeterli düzeyde titre olusmuyorsa, o bölgedeki hayvanlara derhal yeni asilar tatbik edilmelidir.
* Ahir ve agillar modernize edilerek, genel hijyene sadik kalinmali, özellikle dogum zamaninda daha dikkatli olunmali, ölen veya ölü dogan yavrularla onlara ait yavru zarlari ve tibbi atiklar da hem dezenfekte edilmeli hem de gömülerek bertaraf edilmelidir.
* Insan brusellozunun önlenmesinde en önemli husus, çig süt tüketimi veya çig sütten elde edilen ürünlerden kaçinmak gerektigi bilinci yayginlastirilmalidir. Insan gidasi olarak kullanilacak tüm süt ürünlerini isil islemden geçirmeli, kaynatmali veya pastörize etmelidir.
* Risk grubunu olusturanlar çok dikkatli davranmali, hastaligin temas yoluyla bulasmasini önlemek için özellikle mezbaha isçileri, veteriner hekimler, veteriner tekniker ve teknisyenler, hayvan bakicilari, et paketleyiciler hayvanlarin atiklarina karsi mutlaka koruyucu tedbirler almali, önlük, eldiven, gözlük vb. ekipman zorunlu olarak giymeli, hastaliktan kuskulanildiginda, en yakin saglik kurulusuna basvurarak gerekli muayene ve tedavilerini olmalidirlar (1,2,3,4).
            Sonuç olarak; tüm yetkililerin bu konuya dikkat kesilmesini diler, bereketli ve güzel yurdumuzda bu ve benzeri hastaliklarin tez zamanda ortadan kaldirilmasini umarim. Saygilarimla...

Dr. Öğretim Üyesi Hakan Keçeci
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi ABD
 

 
KAYNAKLAR
 
1- Ö Kandemir. Türkiye Klinikleri J Inf Dis-Special Topics 2015;8(2).
2- S Cesur, Y Çapar, P Demir, H Kurt, T H Sözen, E Tekeli. Klimik  Dergisi, Cilt 15, Sayi:1 2002, s:22-24.
3- World Health Organisation 2006. Brucellosis in Humans and Animals. WHO Library Cataloguing-in-Publication ISBN 978 92 4 154713 0 , Data WHO/CDS/EPR/2006.7.
4- Gida, Tarim ve Hayvancilik Bakanligi Gida ve Kontrol Genel Müdürlügü. Brusellanin Konjuktival Asi ile Kontrol ve Eradikasyonu Projesi Genelgesi. Tarih: 13.01.2012 ve Sayi : B.12.0.GKG.0.02.01-010.06- NO:2012/03.