Propolis| Anadolu İzlenimler

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Propolis

Bal arıları (apis mellifera) tarafından çok değerli ürünler olan bal, polen, arısütü ve propolis üretilmektedir. Uzun yıllardır bu ürünler birçok araştırma konusu olmuştur. Dünya genelinde binlerce yayın yapılmış ve son yıllarda bu ürünlere ilgi artmıştır.

Propolis ilk kez Yunanlılar tarafından keşfedilerek doğal antibiyotik olarak kullanılmıştır. Propolis Yunancada pro (“ön”) ve polis (“şehir”) anlamına gelen sözcüklerin birleşmesinden meydana gelmiş ve eski zamanlardaki arıcılar tarafından, arıların kovan girişini bu madde ile kapladıkları göz önüne alınarak şehirden önce anlamına gelen propolis adı verilmiştir (Ghisalberti, 1979).
Bal arıları propolisi, çiçeklerin ve tomurcukların koruyucu salgılarını alt çeneleri yardımıyla kazıyarak ağızda nemlendirip yumuşatarak ve bu sırada bazı enzimler ekleyerek küçük paketler haline getirir ve bu paketçikleri ön bacaklarını kullanarak arka bacaklarındaki polen sepetine aktarırlar (Ghisalberti, 1979; Krell, 1996). Arıların polen sepetlerinde taşınan propolis, kovanda yoğun olarak kovan tabanına, uçuş deliği arkasına ve örtü tahtaları arasına biriktirirler. Ancak kovan dip tahtası ve uçuş deliği arkasına biriktirilen propolis, içerisine mum kırıntısı ve artık maddelerin karışması nedeniyle saf değildir. Örtü tahtalarına biriktirilen propolis ise daha temiz ve saftır. Son yıllarda propolis tuzakları geliştirilmiş ve bu tuzaklar yardımıyla propolis en saf haliyle toplanmaktadır. Toplanan propolis kaynağına göre renk, koku, miktar ve kimyasal olarak ürün kalitesi değişkenlik göstermektedir. Bir de bölgedeki hava kirliliği, sanayi varlığı gibi dış etkenler ürün kalitesini etkilemektedir. Arılar tarafından toplanan kırsal bölgelerdeki propolis daha saf halde bulunabilir. Arılar yeterince propolis kaynağı bulamadıkları zaman asfalt yollardan zift bile toplayabiliyorlar. Bu anlamda yapılan üretim alanı çok fazla önem arz etmektedir. Ülkemizde hava kirliliğinden ari, doğanın en temiz haliyle duran bölgelerimizin başında Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri gelmektedir.
Arılar topladıkları propolisi arı barınağı olan kovan içerisindeki tüm hijyeni sağlamak için toplarlar. Arılar, kovan içerisindeki zararlılardan propolis yardımıyla korunurlar. Petek gözlerindeki temizliği ve özellikle kuluçka alanını propolis ile hazırlar ve kraliçe arı bu petek gözlerine yumurta bırakır. İşçi arılar tarafından toplanan propolisten, kovandaki ufak açıklıkları doldurarak kapatmakta, kovan girişini daraltmakta, böcek ve hayvanlar için giriş ve çıkışları tutmakta yararlanılmaktadır. Kovan içi sıcaklığının 34 °C ve nem % 40 - %65 olduğundan virüsler, bakteriler ve funguslar için çok ideal bir ortam oluşturmasına rağmen propolisin antimikrobiyal özelliği sayesinde, mikroorganizmalar üreme imkânı bulamayıp, arı kolonileri hastalıklara karşı korunmuş olurlar (Ghisalberti, 1979; Krell, 1996).
Ham propolisin bileşimi kaynağına göre değişmekle birlikte genel olarak % 50 reçine, % 30 mum, % 10 esansiyel ve aromatik yağlar, % 5 polen, % 5 diğer organik bileşikler ve mineral maddelerden oluşmaktadır. Kovandan toplanan propolis hamdır ve saflaştırılarak kullanılması gerekir. Propolis için çeşitli ekstraksiyon yöntemleri kullanılmaktadır. Ancak ham propolisin en pratik çözücüsü % 96’lık etanoldur. Tıbbı amaçlı kullanımlarda % 70’lik etanolde erimiş çözelti kullanılırken, kimyasal analiz amaçlı çözücü için % 99’luk etanol gerekmektedir (Pietta ve ark., 2002). Propolisin tıbbı amaçlı kullanımı sırasında alerjik içeriğinden dolayı bazı reaksiyonların olabileceği ifade edilmektedir. Bu nedenle ham propolis işlendikten sonra kullanılmalı, kontrol altında üretilmeli ve pazarlanmalıdır (Banskota ve ark., 2001).

Son yıllarda, Apiterapinin yaygınlaşması ile birlikte bazı hastalıkların tedavilerinde destekleyici olarak kullanılmaktadır. Yine bazı araştırmalar da vücut direncini arttırmak amacıyla günde 30 - 60 mg’ a kadar alınabilir. Tedavi edici amaçla, kardiyovasküler sistem ve kan dolaşımı rahatsızlıklarında, kulak, burun, boğaz (boğaz enfeksiyonları, faranjit, laranjit, rinit, sünizit, kulak iltihabı) kullanılabilir. Genel akciğer hastalıklarında, kısmi olarak tüberküloz’un tedavisinde kullanılmaktadır (Azevedo ve ark., 1986; Dobrowlski, 1991). Dermatolojide, kesiklerde, yaralarda (Morales ve Garboniva, 1997) soğuk ısırması (parmak, yüz ve kulakta) mayasıl hastalığında, birinci ve ikinci dereceden yanıklarda, nasır, çıban, egzamada, sedef hastalığında, mantar hastalıklarında, zona hastalığında, deride renk bozulmasında, kullanılmaktadır. Romatizmal hastalıklarda, ayrıca gözde arpacık gibi çeşitli yangı tiplerinde tedavi amacıyla kullanılmaktadır (Ghisalberti, 1979). Propolis ender bulunan geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edilmektedir (Erdem, 2002).
 
 
 
KAYNAK
Azevedo I. B. S., Sampaio R.F., Montes J. C., Contreras R. L. L., 1986. Tratamento de escaras de decúbito com própolis. Rev Bras Enferm 39: 7-33
BANSKOTA, A.H., TEZUKA, Y., KADOTA, S.: Recent Progress in Pharmacological Research of Propolis. Phytotherapy Research, 15: 561-571, 2001.
ERDEM, G.B., 2002. Propolisin Diş Çürüklüğü Oluşumuna Etkisinin Sıçan Dişlerinde Araştırılması. Teknik Arıcılık, 77, 27-28.
GHİSALBERTİ, E. L., 1979. Propolis: A review, Bee World, 60, 59-84.
KRELL, R., 1996. Value-Added Products from Beekeeping, Fao Agricultural Services Bulletin No. 124, Chapter 3, Pollen, http://www.fao.org/docrep.
Morales W, F., Garbarino J,L. 1997. Clinical evaluation of a new hypoallergic formula of propolis in dressings. In: Mizrahi A, Lensky Y. Bee products: Properties, Application and Apitherapy. New York: Plenum Press: 101-105.
PİETTA, P.G., GARDANA, C. And PİETTA A.M.: Analytical Methods for Quality Control of Propolis. Fitoterapia 73 Suppl. 1: 7–20, 2002.

Ümit SAYLAK  - ZİR.YÜK. MÜHENDİSİ
BEYÇERİ ARICILIK
ÜRETİM MÜDÜRÜ