TVHB Başkan Eroğlu; Yeni Veteriner Fakülteleri Hayvancılığa Zarar Veriyor| Anadolu İzlenimler

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

TVHB Başkan Eroğlu; Yeni Veteriner Fakülteleri Hayvancılığa Zarar Veriyor

(TVHB) Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu Türkiyede Veteriner Hekimliği öğretim yılının 178.yıl dönümüne ilişkin bir açıklama yaptı.
Başkan Eroğlu “Ülkemizde 33 Veteriner Fakültesi mevcuttur. Yeni Veteriner Fakülteleri açılması ile zarar gören hayvan sağlığı, insan sağlığı, çevre sağlığı ve hayvancılığımız olacaktır. Yeni fakülteler açmak yerine, mevcut fakültelerimizin Uluslararası Akreditasyon Kurumu olan Avrupa Birliği Veteriner Hekimlik Eğitim Kurumları Birliği (EAEVE) tarafından denkliğinin onaylanması için çaba harcanmalıdır.
Yükseköğretim Kurumu tarafından Eğitim ve Öğretime Başlanması ve Sürdürülebilmesi İçin Asgari Koşulları ve Genel İlkeleri Belirlenen Programlar içerisine Veteriner Fakülteleri de dahil edilmelidir.”dedi.
Başkan Eroğlu şunları kaydetti.
 
“Bir meslek, tarihi geçmişi, statüsü, ülke ve topum üzerindeki etkileri ile önemli hale gelmektedir. Onu farklı kılan bireye, topluma ve insanlığa olan katkısıdır. Veteriner hekimliğin geçmişi M.Ö. 2000 yıllarına dayandığından, tarihin en eski mesleklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Dünyada ilk defa 1762 yılında Fransa’da, 1842 yılında da ülkemizde veteriner hekimlik öğretiminin başlatılmasında viral salgınlar etkili olmuştur.
Geçen 178 yıllık süre içerisinde ülkemizde Dünyada çapında birçok veteriner hekim bilim adamı yetişmiş ve önemli buluşlara imza atmışlardır. Haftalarca evlerine uğramadan salgın hastalıklarla mücadele çalışmalarını yürüterek, halkı açlıktan kurtarmışlar, zoonoz hastalıklara karşı yaptıkları mücadelelerle yine halkın sağlığını korumuşlar, ülkemizin en ücra köşelerine kadar ıslah hizmetlerini götürmüşlerdir. Böylece Ülke hayvancılığına ve dolayasıyla insan sağlığına sundukları önemli katkılardan dolayı halkın takdirini kazanmışlardır.

Kurtuluş savaşı sırasında sığır vebası serumu ile sığır vebası salgını kontrol altına alınarak ordunun lojistik gücünü yeniden kazanması sonucunda, Mareşal Fevzi Çakmak, “ Eğer Türk Veteriner Hekimleri olmasaydı İstiklalimizi kazanamayacaktık” sözünü söylemiştir. Balkan savaşı arasında sığır vebası hayvanlar arasında salgın halindeydi. Yakalanan sığırlara bir şey yapılamıyor ve bunlardan yararlanılamıyordu. Sığır vebasının insanda hastalık yapmadığını bilen genç Veteriner Hekim Teğmen Şefik KOLAYLI, hastalanan hayvanların kesilmesini ve bunların etlerinin kavrularak askere yedirilmesini teklif etti. Bu öneri, hasta hayvan etinin insanlara yedirilemeyeceği itirazıyla reddedildi. Bunun üzerine Şefik KOLAYLI, " Bu hayvanları yiyen tek bir insanda hastalık çıkarsa beni kurşuna dizin " diye diretti ve önerisini kabul ettirdi. Böylece askerlerin protein ihtiyacı karşılandı.

Yapılan çalışmalar ve verilen hizmetler, 1842 tarihinden bugüne kadar bir iftihar tablosu olarak ortadadır. Dün Adil Mustafa Şehzadebaşı, Şefik Kolaylı, Ord. Prof. Dr. Tümgeneral Süreyya Tahsin Aygün, Yüzbaşı Hüdai ve Kemal Cemil Beyler, Binbaşı Ahmet Bey, Mehmet Akif Ersoy ve daha niceleri.
1897’de sığır vebası serumu Dünyada ilk kez Adil Mustafa Şehzadebaşı (Adil bey) tarafından bulunmuş ve üretilmiştir. 1934 Dünyada ilk Dayanıklı Liyofilize sığır vebası aşış ile 1967 de Dünyada ilk kez Virüslerin üretildiği doku kültürünü Veteriner Hekim Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün Bulmuştur. Yine aynı yıllarda Türkiyede ilk defa kök hücre tedavisini uygulamıştır.

Bugün, başta İnsan sağlığı olmak üzere, çevre sağlığını, biyogüvenliği, sosyal hayatı, ekonomiyi, ticareti ve değerlerimizi ciddi oranda tehdit ve tahrip ederek, bütün Dünyayı kuşatan Covid-19 sebebiyle tüm veteriner hekimler bu salgın ile mücadele kapsamında görev başında olup, ülkemizin en büyük ilinden, ülkenin en ücra köşesindeki köy ve mezrasına kadar ayaktadır. Bir taraftan laboratuvarlara kapanarak hayatları kurtaracak aşı, serum ve ilaç üretmek için olağan üstü gayret gösterilerek, COVID-19 aşısının insanlarda deneme aşaması olan Faz-1 aşamasına gelinmiş, diğer taraftan sahada, salgın ve zoonotik hastalıklara karşı koruyucu aşılamalar, hastalık mihraklarına müdahale, tedavi hizmetlerinin kesintisiz olarak sürdürülmesi, insanımızın gıda güvenliğinin sağlanması gibi hizmetler onlarca riske rağmen gece gündüz demeden devam ettirilmektedir.

Veteriner hekimlik, hayvanların ve insanların sağlığı, refahı ve çevrenin korunması amacıyla faaliyet gösteren istisnai bir meslektir. Veteriner hekimler, gıda güvenliği, biyogüvenlik, biyolojik çeşitlilik, antimikrobiyal dirençlilik ve iklim değişikliği gibi dünyanın en acil sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak için çalışmaktadır.
Veteriner hekimlik tüm dünyada stratejik öneme sahip bir meslek olarak kabul edilmektedir. Bu önemine binaen gelişmiş ülkeler kaliteli ve yeterli bir eğitim ve öğretim için gerekli önlemleri almaktadırlar.
Eğitim ve öğretimde istenilen standartları olmayan bir mesleğin yarınları sıkıntılıdır, problemlidir. Çağın bilim ve teknolojisine göre normlarınızı oluşturmak, ön almak bir zorunluluk olarak ortadadır.

Türk Veteriner Hekimleri  Birliği olarak belirtmek isteriz ki;
Ülkemizde 33 Veteriner Fakültesi mevcuttur. Yeni Veteriner Fakülteleri açılması ile zarar gören hayvan sağlığı, insan sağlığı, çevre sağlığı ve hayvancılığımız olacaktır. Yeni fakülteler açmak yerine, mevcut fakültelerimizin Uluslararası Akreditasyon Kurumu olan Avrupa Birliği Veteriner Hekimlik Eğitim Kurumları Birliği (EAEVE) tarafından denkliğinin onaylanması için çaba harcanmalıdır
Yükseköğretim Kurumu tarafından Eğitim ve Öğretime Başlanması ve Sürdürülebilmesi İçin Asgari Koşulları ve Genel İlkeleri Belirlenen Programlar içerisine Veteriner Fakülteleri de dahil edilmelidir.

Yeni Fakülte açılışları için asgari standartlar ile açılış kriterlerine uyulmalıdır.
Veteriner Fakültelerine girişte taban puan veya yüzdelik başarı sınırı kriterleri getirilmeli, veteriner hekimlik eğitim ve öğretiminin araştırma ve uygulama ağırlıklı olması zorunluluğundan dolayı, veteriner fakültesi kontenjanları ülkemizde ihtiyaç duyulan veteriner hekim sayısı, fakültelerin fiziki yapısı, hayvan hastanesi, uygulama çiftliği, laboratuvar ve akademik altyapıları da dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmelidir.
Veteriner Hekimliği Çekirdek Eğitim Programı hayata geçirilmeli, derin müfredat ayrılıklarına son verilmelidir. 
COVID-19 Pandemisi ile uzmanlığın önemi daha iyi anlaşılmış olup, Veteriner Hekimlikte Uzmanlık Eğitimi bir an önce başlatılmalıdır.
Veteriner hekimlerin biyolojik savaşla mücadele konusunda eğitim almaları sağlanmalıdır.

Mesleğimizin yüksek standardını ve sürdürülebilirliğini devam ettirmek ve mümkün olan en iyi hizmeti sunmak için yüksek kaliteli bir veteriner hekimlik eğitim ve öğretiminin ülkemize kazandırılmasının yanı sıra, sürekli eğitimler ile iyi donanımlarla çağdaş veteriner hekimlik uygulamaları gerçekleştirilmelidir.
Türkiye’de Veteriner hekimliği öğretiminin 178. Yılını kutluyoruz. Değerli hocalarımıza teşekkür ediyor, tüm meslektaşlarımıza ve meslektaş adayı sevgili öğrencilerimize başarılar diliyoruz.”dedi.