Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Yumurta Üreticisine 90 Gün Vade Farksız Mısır Satışı

Tarım ve Orman Bakanlığı  yumurta üreticilerine yönelik bir basın açıklaması yaptı. Açıklama’da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) aracılığı ile yumurta üreticilerine 90 gün vadeli vade farksız mısır satışı yapacak.

YUMURTA ÜRETİCİLERİNE 90 GÜN VADELİ MISIR SATIŞI YAPILACAK

Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemde ihracat daralması nedeniyle mali sıkıntı yaşayan yumurta üreticilerine destek olmak amacıyla harekete geçti.
Bu kapsamda Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yumurta üreticilerine 90 gün vadeli vade farksız mısır satışı yapacak.
Söz konusu mısır satışıyla birlikte, ürettikleri yumurtaların büyük bir bölümünü ihraç ederek ülke ekonomisine katkı sağlayan yumurta sektörünün rahatlaması bekleniyor.
TMO’nun mısır satışları, sektörün yem hammadde temininde sıkıntıya düşmemesi için aralıksız devam edecek.
Öte yandan TMO nun Mısır satışı, piyasa istikrarının sağlanması için de önemli bir adım olacağı ifade edildi.
 
 
25.6.2019
Devamı

Yerli Patates 16 Ülkeye İhraç Edilecek

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, "Türkiye, her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde." dedi.
Türkiye’de yılda 4,5 milyon tondan fazla patates üretimi gerçekleşiyor. Kişi başı tüketilen patates miktarı ise 48 kilogram. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2005 yılından bu yana gerçekleştirdiği çalışmalar ile yerli tohuma dair ıslah çalışmaları yapılarak 10 çeşit yerli tohum ülke pazarına kazandırıldı. Bu 10 çeşit yerli ve milli tohumun 6 tanesinin satışı ve özel sektöre devri de gerçekleştirildi. Nahita'da satışı gerçekleşen ilk yerli ve milli patates çeşidi. 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin her zaman patates üretiminde dünyada ilk 10 içerisinde olduğunu belirtti. Ülkemizin tohumda kendi kendine yeterliliği sağlamak durumunda olduğunu ifade eden Pakdemirli, “Kendi iç piyasasına yeteri kadar patates sağlayan Türkiye, tohumdaki yerli ve milli atakla, dış pazarda da önemli bir yere sahip olmak için çalışıyor” ifadelerini kullandı. 

Patates hasat etkinliğine farklı ülkelerden büyük ilgi 

Sofraların baş tacı olan patateste, yerli ve milli bir çeşit olarak yer alan Nahita, Adana'da hasat ediliyor. Hasat etkinliğine Hollanda, Fransa, Almanya, İngiltere, Bangladeş, Pakistan, Çin, Hindistan, Filistin gibi pek çok ülkeden de katılımcılar gelerek Nahita çeşidini inceledi. Bu sayede yurt dışından gelen katılımcılar yerli ve milli çeşidi diğer çeşitlerle kıyaslama şansı da buldu. 

Nahita patatesi yerli tohumdan üretildi 

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Türkiye’nin ilk ve tek konu araştırma enstitüsü olan Niğde Patates Araştırma Enstitüsü’nde 2005 yılından beri yürütülen çalışmalar neticesinde şu anda 10 tane yerli ve milli patates çeşidi ülke tarımına kazandırıldı. Adını, Niğde'nin antik çağlardaki isminden alan Nahita’nın ilk defa turfanda üretim merkezi Adana'da hasadı yapılıyor. Nahita, erkenci, yemeklik tüketimine uygun ve oldukça verimli bir çeşit olarak dikkati çekiyor. 

Yerli patates Nahita 16 ülkeye ihraç edilecek 

Nahita’nın uluslararası platformda 16 ülkeden gelen firmalara tanıtımı gerçekleştirildi. Satın alınan firma tarafından Sivas'ta tohumluk ve sertifikasyon işlemleri devam eden Nahita’da, Sertifikasyon işlemleri bittikten sonra hem çiftçilerimizle buluşacak hem de yurt dışına ihracatı gerçekleşecek. 
 
24.6.2019
Devamı

Ankara'da Yabancı Sığınmacılara Gıda Denetimi

Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara Tarım ve Orman Müdürlüğünce Ankara Altındağ’da, yabancı sığınmacılara ait 9 işletmede denetim gerçekleştirildi.
İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol ekiplerince, Altındağ İlçesi Battalgazi Mahallesi ve civarında ikamet etmekte olan yabancı sığınmacılar tarafından işletilen gıda işletmelerinde üretilen/satışa sunulan/toplu tüketime sunulan gıda maddeleri bir bir kontrol edildi.



Gerçekleştirilen uygulama kapsamında, 9 işletmede yapılan kontrolde Türk Gıda Kodeksine aykırı olduğu tespit edilen 350 Kg muhtelif gıda maddesi ile 120 koli yumurtaya, imha edilmek üzere Altındağ Belediye Başkanlığı zabıta ekiplerince el konulduğu bildirildi.
 
 
21.6.2019
Devamı

Buğday Ürünü İhracatında 300 Milyon Dolarlık kazanç

Tarım ve Orman Bakanlığı yazılı bir açıklama yaparak buğday üretimine değindi. Bakanlık’tan yapılan yazılı açıklamada buğday ’da 2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde de işlenmiş buğday ihracatının gerçekleştiğinin vurgusunu yaptı. Un ihracatına değinen bakanlık Türkiye un ihracatında ise birinci sırada olduğu bildirildi.
 
BUĞDAY ÜRÜNÜ İHRACATINDAN 4 AYDA 300 MİLYON DOLARA YAKIN KAZANÇ SAĞLANDI

2019 yılının ilk 4 ayında 679 milyon dolarlık buğday ithal edilirken, 960 milyon dolar değerinde işlenmiş buğday ürünü ihraç edildi.
Türkiye’de, genel olarak yıllık üretim 20-21 milyon ton seviyelerinde olup iç tüketimimiz 19 milyon ton seviyesindedir. Ülkemiz buğdayda kendine yeten bir ülkedir.
Diğer taraftan Sanayicilerin hammadde ihtiyacını karşılamak ve istihdama katkı sağlamak amacıyla Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında buğday ithalatına izin veriliyor. İthal edilen ürün iç pazara sunulmayarak; işlenmiş mamul ürün olarak ihracatı yapılıyor.

TÜRKİYE UN İHRACATINDA BİRİNCİ SIRADA
Türkiye, buğday ürünleri ihracatında dünya pazarında önemli bir yere sahip. Ülkemiz un ihracatında dünyada birinci sırada, makarna ihracatında da ikinci sırada bulunuyor. Un ihracatı son 10 yılda 2 katına, makarna ihracatı ise 6 katına çıktı.

SON 10 YILDA 22,2 MİLYAR DOLARLIK İŞLENMİŞ BUĞDAY MAMULÜ İHRACATI YAPILDI

Türkiye buğdayı hammadde olarak kullanan dünyanın önemli ülkelerinden biri. İthal edilen hammadde işlenerek katma değerli ürünler şeklinde yurtdışına ihraç ediliyor.
Türkiye Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında 2009-2018 yılları arasındaki 10 yıllık süreçte 12,2 milyar dolarlık buğday ithalatı gerçekleştirdi. Bu hammaddenin işlenmesiyle 22,2 milyar dolar değerinde, diğer ülkelere un, makarna, bisküvi gibi işlenmiş buğday ürünü ihraç etti. Böylece ülke ekonomisine 10 milyar dolar değerinde ek katkı sağlanmıştır.
 
 
21.6.2019
Devamı

TAGEM'den İpek Böceği Atağı

(TAGEM) Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü ipek böceği yetiştiriciliği konusunda gerekli altyapı çalışmalarını yaparak ipek böcekçilik’le ilgili ünite açılışını gerçekleştirdi. Ankara Lalahan’da Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü’nde gerçekleşen programa TAGEM Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları daire başkanı Dr.Ali AYAR, Koordinatör Dr. Belgin GÜNBEY, Ankara Tarım Orman İl Müdürlüğü Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Eyüp ÖNCÜ’nün yanı sıra Uluslararası Hayvancılık Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürü Dr. Engin Ünay ve Enstitü personeli katıldı.



Programda ipek böcekciliği konusunda bilgi veren Ziraat Mühendisi Ezgi Odabaş Şunları kaydetti.

“Yaşam evresi boyunca toplamda 5 yaş 4 uyku geçirip koza ören ipekböceği ilk olarak Çinliler tarafından M.Ö. 2600 yıllarında keşfedilmiş olup, devlet sırrı olarak uzun süre saklanmış ve ülke dışına çıkarılmaması için idam gibi ağır cezalar konulmuştur. Ardından ilk defa M.S. 149 yılında Çinli bir prensesin Türkistan’a gelin giderken eşine düğün hediyesi olarak saçlarının içlerinde ipekböceği yumurtalarını saklayarak getirmesi ile Çin dışında bir ülkede üretim yapılmıştır. Buradan da Akdeniz’in doğu kıyılarından başlayarak Asya’yı boydan boya geçip, bu güzergâhın ipek yolu olarak ortaya çıkmasına neden olmuştur. Anadolu’da yaklaşık 1500 yıldan beri ipekböceği yetiştiriciliği yapılmaktadır. Ülkemizde dut ağacı yetişmesine uygun olan iklimi sağlayan her ortamda geleneksel olarak yapılabilen ve tarım sektörüne ek gelir olarak katkıda bulunan bir uğraştır. Ancak suni elyafın keşfi, sosyal ve ekonomik krizlerin yanısıra özellikle de arz-talep arasındaki dengesizlikler bu faaliyeti önemli ölçüde gerileterek değerini gün geçtikçe kaybetmesine neden olmuştur. Son zamanlarda ise insanların doğal liflerden yapılan tekstil maddelerine doğru yönelmesi ile tüketim artmış ve buna paralel olarak ipek ve ipek ürünlerine olan talep de arttırmıştır.”dedi.





Türkiye'nin Yaş Koza Üretimi 100Ton


Proje sorumlusu odabaş sözlerini şöyle sürdürdü.
“Türkiye’de yaş koza üretimi 2018 yılında ortalama 100 ton civarında olup 58 farklı ilimizde 2210 aile tarafından üretimi yapılmaktadır. Türkiye Çin'den son 5 yılda 40 ton iplik ithal etmiştir. Dünyada yaklaşık 30 ülkede ipekböcekçiliği yapılmaktadır. ISC (International Sericultural Commission) verilerine göre toplamda 202.072,83 ton ipek üretilmekte olup 170 bin ton ipek üretimi ile Çin birinci sırada iken Türkiye ise 30 ton ipek üretimi ile 11. sıradadır (Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü İpekböcekçiliği Raporu,2013). Çin Başta olmak üzere Hindistan, Özbekistan, Brezilya milli gelirlerine ipekböcekçiliği faaliyetleri ile büyük katkı sağlamaktadır. Dünyada ilk sıralarda yer almalarının ve ülke ekonomilerine katkı sağlamalarının en büyük sebebi ipekböcekçiliğinin geliştirilmesi konusunda yaptıkları AR-GE çalışmaları ve bilimsel araştırmalara verdikleri önemden kaynaklanmaktadır. Yapılan bu AR-GE çalışmaları sonucunda; yüksek kalite ve miktarda ipek üretimi yapabilen, hastalıklara karşı dirençli, çevre şartlarına daha uyumlu yeni ipekböceği hatların geliştirilmesi ve ipek üretiminin bu yüksek verimli hatlar ile yapılmasıdır.” Dedi.


 

 
20.6.2019
Devamı

Okul Gıdası Logosu Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı arasında 2/1/2019 tarihinde imzalanan protokol kapsamında, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren; kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak olan hazır ambalajlı gıdaların etiketi üzerinde okul gıdası logosu bulunacak.
Resmi gazetede yayımlanan tebliğ ile logunun özellik ve kullanım detayları da belli oldu..
Buna göre;
-Okul Gıdası Logosu, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan İşletme Kayıt/Onay Belgesi alan gıda işletmecileri tarafından, Okul Sağlığı Bilim Kurulu Karar Tutanağında belirtilen kriterlere uygun olarak üretilen hazır ambalajlı gıdalarda herhangi bir başvuruya gerek kalmaksızın kullanılır.

-Okul Sağlığı Bilim Kurulu Karar Tutanağında yer alan eğitim kurumlarında satışı uygun olmayan gıda ve içecekler için Okul Gıdası Logosu kullanılmaz.
- Okul Gıdası Logolu ürünleri satan gıda işletmecileri Okul Kantinlerine Dair Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği hükümlerine uyarlar.
- Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren; kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak olan hazır ambalajlı gıdalar; Genelgede yer alan kriterler yanında Türk Gıda Kodeksine de uygun olur.

- Bakanlıklar tarafından okullara dağıtımı yapılan okul sütü, okul üzümü ve benzeri bedelsiz ürünlerde Okul Gıdası Logosu yer alır.
- Bu Tebliğde yer alan hükümlere uygun olmayan gıdalar okul gıdası olarak değerlendirilmez.

Ambalaj üzerinde yer alacak logonun çapının, en geniş yüzeyi 80 santimetrekareden büyük olan ambalajlarda veya kaplarda 2,5 santimetre, 25 ile 80 santimetrekare arasında olanlarda 2 santimetre ve 25 santimetrekareden küçük olanlarda 1,5 santimetre olması gerekecek.

Okul Gıdası logosunda yer alan yazı karakterleri ve şekiller, etikette kullanılan zeminle kontrast oluşturacak şekilde kullanılacak.
Okullarda satışa sunulacak gıdalara ilişkin talep ve öneriler Tarım ve Orman Bakanlığı başkanlığında 3 bakanlığın 2'şer temsilcisinden oluşan komisyonca alınacak.
 
 
20.6.2019
Devamı

Dolu Tarım Arazilerini Vurdu

Yurdun büyük bir bölümünde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verdi. Tokatta dolu yağışı 500 dekar alanda tarım arazi zarar görürken; Kırşehir'de ise 4 gündür aralıklarla devam eden dolu yağışı Kırşehir'in Mucur,Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde tarım arazilerine büyük zarar verdi.

TOKAT'ta dolu yağışı nedeniyle 500 dekar tarım arazisi zarar gördü.

Tokat'ta geçen hafta sonu etkili olan sağanak ve dolu, merkeze bağlı Söngüt, Güzeldere, Bağbaşı ve Gürpınarı köylerinde ekili tarım arazilerine zarar verdi. Yağışın ardından bölgede hasar tespit çalışması yapan Tarım Orman İl Müdürlüğü ekipleri 500 dekar tarım arazisinin zarar gördüğü belirledi. Tarım Orman İl Müdürü Orhan Şahin, "'Köylerimizde yaklaşık olarak 500 dekar alanda dolu yağması neticesinde sel taşması nedeniyle afet yaşandı. Bu afette 120 çiftçimiz zarar gördü. Bir köyümüzde 2 dekarlık serada hasar var. Bağ alanlarında, meyve bahçelerinde, sebze bahçelerinde, mısır, buğday tarları doludan zarar görmüş durumda. Ekiplerimiz afet sonrasında çiftçilerimizi ziyaret ederek il müdürlüğümüzün ve devletimizin yanlarında olduklarını hissettirmişlerdir. Hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor'" dedi.

Öte yandan Kırşehir'de, dört gündür aralıklarla devam eden dolu yağışının hasat aşamasına gelen tarım arazilerine zarar verdiği bildirildi.
Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Kenan Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerinde aralıklarla yağan dolunun tarım arazilerini olumsuz etkilediğini söyledi.
Hasat aşamasına gelen arpa ve buğday başakları ile nohut tanelerinde zarar tespit edildiğini belirten Şahin, ilçe tarım ve orman müdürlükleri ile koordineli şekilde hasar tespit çalışması başlattıklarını dile getirdi.
Ekiplerin arazilerde çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Şahin, "Dört gündür aralıklarla devam eden dolu nedeniyle Mucur, Kaman, Akçakent ve Çiçekdağı ilçelerimizdeki tarım arazilerinde lokal olarak zararlar mevcut. Hasar tespiti devam ediyor. Çiftçilerimiz, tespit raporlarıyla sigorta şirketlerine yönlendiriliyor." dedi.

Yurdun birçok yerinde sağanak şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine zarar verirken; Malatya'nın Hekimhan ilçesinde bir çiftçide kendi tarlasında çalışırken yıldırımın isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.
 
 
19.6.2019
Devamı

Bursalı Çiftçi Meyve Ağaçlarını Kökünden Kesti

Türkiye'nin verimli topraklarına sahip Bursa'ya bağlı Yenişehir ilçesinde şeftali yetiştiricisi bir çiftçi, giderlerini karşılayamayınca 3 bin 800 adet ağacını kökünden kesti. Çiftçi, bundan sonra sebze yetiştireceğini belirterek, “Çiftçi çok zarar ediyor arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz” dedi.
Sözcü’den Halil Ataş’ın haberine göre Türkiye'nin en verimli ovalarından birisine sahip olan Bursa Yenişehir'de 500 dönüm tarım arazisinde meyve yetiştiren Hüseyin Kaya, 80 dönümde ekili verimli 3 bin 800 adet şeftali ağacını kökünden kesti. İlaç, gübre ve sigorta zamları ile çaresiz kalan çiftçi, “Maliyetler çok arttı, üstesinden gelemiyoruz. Ne yapacağımızı şaşırdık. Şu ana kadar diğer arkadaşlarımızla birlikte toplamda 500 dönüm tarım arazisinde 30 bin meyve ağacımızı kesmek zorunda kaldık” dedi.


 
TURİZMCİYE VAR ÇİFTÇİYE YOK
Aralarında kiraz, armut, elma ve şeftalinin de olduğu yüksek kalitede ürün veren ağaçlarını kesen Kaya, “Şeftali ağaçlarını söküp sebze yetiştirmeyi düşünüyorum. Devletimiz bu zamanlarda turizmciyi kollarken çiftçiyi hiçbir şekilde kollamıyor. Tatil zamanlarında haller kapalı ürün çıkıyor. Fiyatlar düşüyor, mal almıyor, mallar çürüyor. Çiftçi çok zarar ediyor. Arkadan gelen yeni nesil çiftçilik yapmak istemiyor. Böyle giderse 10 yıl içinde çiftçi kalmaz. Ağaç başına 30 lira, dönüm başına bin 250 lira sigorta parası alınıyor. Mal çok olunca şeftali 70 kuruştan mal az olunca don yapınca 1,5 liradan alınıyor” dedi.
 


 
19.6.2019
Devamı

TAKVA'dan Çölleşmeyle İlgili Önemli Uyarı

Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAKVA) Genel Başkanı Mehmet Taşan Dünya Çölleşmeyle Mücadele günü ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Genel Başkan Taşan açıklamasında meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımının önemine değindi.
Başkan Taşan Dünya Çölleşmeyle Mücadele günün ’de şunları kaydetti.
 
Birleşmiş Milletler 1994 yılı Aralık ayında aldığı kararla, 17 Haziran tarihini “Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir.
Çölleşme dediğimizde aklımıza sadece kum tepeleri gelmemelidir. Çölleşmenin iklim değişmeleri ve insan aktiviteleri sonucunda oluşan arazi bozulumu olduğunu görmekteyiz. Bir başka ifadeyle çölleşmeyi, arazinin verimliliğindeki azalma olarak ifade etmek te mümkündür. 
Çölleşme, dünyanın her yerindeki kurak bölgeleri etkileyerek ekonomilerin gelişmesini engellemekte, geniş alanlardaki nüfusun yoksullaşmasına ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalmasına sebep olmaktadır.

Çölleşme, doğal çevreyi ve içerisinde yaşayan insanlar da dâhil tüm canlıları olumsuz etkilemekte ve dolaylı olarak da küresel ölçekte gıda kıtlığı, açlık, göç, işsizlik, yoksulluk, savaş ve istikrarsızlık gibi büyük sorunlara sebep olmaktadır.

Çölleşmenin en önemli sebepleri;  meraların aşırı ve düzensiz otlatılması,  ormanların tahribi, yanlış sulama yöntemleri, arazilerin aşırı ve yanlış kullanımı olarak ifade edilebilir.
Bugün küresel boyutlarda etkili olan çölleşme ve kuraklık, Türkiye gibi kurak ve yarı kurak iklim kuşağında bulunan ülkelerde, aşırı sıcak günlerin sayısında ve orman yangınlarında artış, su kaynaklarında azalma, tarımda verim kaybı, biyolojik çeşitliliğin azalması gibi etkileriyle birlikte görülüyor.
Ülkemiz, sahip olduğu iklim özellikleri ve topoğrafik yapısı nedeniyle toprakları erozyona karşı hassas olmasının yanında insan faaliyetlerinden kaynaklanan yanlış uygulamalar gibi sebeplerle, çölleşme tehdidi altındadır.

Ülkemiz topraklarının % 80’i çölleşme açısından orta ve yüksek risk grubu altındadır. Konya-Karapınar, Iğdır-Aralık ve Urfa-Ceylanpınar yüksek risk taşıyan bölgelerin başındadır.  Önemli bir tarım merkezimiz olan Şanlıurfa ile birlikte Aksaray ve Nevşehir ilimiz de çölleşme açısından en riskli iller olarak görülmektedir.
Ülke ölçeğinde baktığımızda da mera alanlarımızın % 35’i ve tarım alanlarımızın %36’sında çölleşme açısından yüksek risk bulunmaktadır.
Yerküredeki 4 milyar hektardan fazla alanı ve 110 ülkede yaşayan yaklaşık 1 milyar insanın yaşamını doğrudan tehdit eden çölleşme tehlikesiyle yüzleşmenin ve insanlığın karşı karşıya kaldığı bu tehlike ile baş edebilmenin tek yolu, ülkelerin karşılıklı işbirliği içerisinde etkin eylemler gerçekleştirmesi ve birlikte hareket edebilme yeteneğini kullanabilmesidir.
Çölleşmenin etkilerini azaltmak ve önüne geçebilmek için, yapılabilecek en önemli çalışmaları; bitki örtüsünün korunması, geliştirilmesi ve artırılmasına yönelik; ağaçlandırma, erozyon kontrolü, mera ıslahı, iyi tarım uygulamaları, tasarruflu sulama sistemlerinin tesisi vb. faaliyetler olarak sıralayabiliriz.
Ülkemiz 1950'li yıllardan itibaren ağaçlandırma çalışmalarını sürdürmektedir. Son yıllarda bu çalışmaların ivme kazandığına da hep birlikte şahitlik etmekteyiz.  Bu çalışmalar aksatılmadan ebetteki sürdürülmelidir.  Ancak sadece kamunun yapacağı çalışmalar ile bu tehdidi bertaraf etmek mümkün değildir. Bugün, doğru sulama teknikleri, arazinin tekniğine uygun olarak işlenmesi, çiftçilerin bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi gibi konularda kamu ile birlikte sivil toplum kuruluşları ve toplumun ilgili bütün kesimlerine düşen çok önemli sorumluluklar vardır.
Bilinen şu Kızılderili ifadesini aklımızdan çıkarmayalım, “son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak”
Gıda arzı ve güvenliği açısından da en büyük tehditlerden olan çölleşme konusunda toplumun bütün kesimlerini duyarlı olmaya davet ediyor, gelecek nesillere açlık, susuzluk ve çölleşme endişesi olmayan bir dünya bırakma konusunda her bir vatandaşımızın sorumluluğu olduğunu hatırlatmayı görev addediyoruz.” Dedi.
                                                         
 
 
 
 
 
 
18.6.2019
Devamı

Türkiye'nin En Büyük İşletmesinde Değişiklik

Dünyanın sayılı, Türkiye’nin en büyük Tarım İşletmesi olan Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nin idari kadrosu tamamen değişti.
1 Milyon 634 bin dekar arazi varlığıyla Türkiye’nin en büyük Tarım İşletmesi olan, sertifikalı tohumluk alanında önemli bir paya sahip olmasının yanı sıra, geçtiğimiz günlerde de çıkan yangınla gündeme gelen Ceylanpınar Tarım İşletmesine Bülent Öztürk atandı.

Daha önce Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün birçok işletmesinde görevlerde bulunan Öztürk, son olarak Muğla Dalaman Tarım İşletmesi’nde Müdür olarak görev yaptı. 2000-2005 yıllarında Ceylanpınar Tarım İşletmesi Müdürlüğü’nde Tarla Birim Şefi olarak da görev yapan Bülent Öztürk’ün yardımcı kadrosunda da köklü değişimler yapıldı. İdari Müdür Yardımcılığı, Tarımsal Yapılar ve Sulama, Bitkisel Üretim, Makine ve Hayvancılık Müdür yardımcılıklarına da yeni isimler getirildi.
Genel iş disiplini sağlandı.

Bilindiği gibi yakın zamanda TİGEM Genel Müdürlüğü’nde katkılarıyla, Ceylanpınar Tarım İşletmesi’nde uzun süreli inceleme ve soruşturmalar başlatılmıştı.
Yapılan inceleme ve soruşturmalar sonucunda yönetim kadrosunun da tamamen değişmesinin ardından kurumun zarara uğratılmasında etkili olan sebepler ve benzeri konular ortadan kaldırılarak kısa sürede genel iş disiplini sağlandığı vurgulandı.
Edinilen bilgiye göre, idari yönetimde yapılan değişimlerle genel iş disiplinin kısa sürede yeniden sağlandığı ve bunda yeni yönetimin büyük payı olduğu ifade edildi.


 
 
18.6.2019
Devamı

Yonca İhracatı Hayvancılığı Tehdit Ediyor

Yonca İhracatı Hayvancılığı Tehdit Ediyor
Türkiye’de Nisan ayının sonunda hasat edilen kuru yonca otu 60 kuruş ile 70 kuruş fiyat aralıklarında idi. Mayıs ayında ise Orta doğu ülkelerinden ithalat talebi üzerine yüzlerce ton kuru yonca ihracat bağlantısı yapıldı. Halen edindiğimiz bilgilere göre yüzlerce ton kuru yonca otu özellikle İç Anadolu ve Çukurova bölgelerinden balyalı kuru yonca ihracatı yapılmaya devam edilmektedir.

Türkiye sığırcılık sektöründeki gerek besiciler gerekse süt sığırcılığı Et ve Süt yetiştirme noktasında fiyatlar artmamasına rağmen üretmeye devam ederken; Nisan ayının sonunda hasat edilen kuru yonca otu 60 kuruş ile 70 kuruş arasında iken bugünlerde Çukurova’da kilosu 1TL ye kadar geldi. Sıkıntı içerisinde olan hayvancılık sektörü 2 ay içerisinde kuru yonca fiyatlarına yüzde elli zam gelmesi üzerine hayvancılık sektörünü daha da zora soktu.

Türkiye’den çok ciddi miktarda yani yüzlerce ton balyalı kuru yonca otu Ortadoğu ya ihraç edilmektedir. Görüştüğümüz onlarca yerli besici ve süt sığır yetiştiricisi yonca otu ihracatının acilen durdurulmasını talep etmektedir. Bu yüksek ve fahiş fiyatlar ile hayvancılık sektörünün sürdürebilirliği zora girecektir. Konu ile ilgili olarak üreticiler İhracat genel müdürlüğünün acilen gerekli tedbirleri almalı; Kuru yonca ihracatını durdurmalısını istemekteler.
 
 
17.6.2019
Devamı

Erzurum'da Gölet Rekoru

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığı desteklemeye yönelik yatırımlarda Türkiye rekorunu kırdı. Büyükşehir Belediyesi, inşa ettiği ve her biri küçük birer baraj niteliğindeki yüzlerce göletle milyonlarca metreküp su toplayarak büyük bir başarıya imzasını attı. Tarım ve hayvancılık alanında çok büyük potansiyellere sahip olan Erzurum’da, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı yatırımlar dikkat çekmeye devam ediyor. Canlı hayvan borsasından mobil ve modüler mezbahalara ve ilçelerde kurulan hayvan pazarlarından çiftçilere ücretsiz dağıtılan araç ve gereçlere kadar tarım ve hayvancılık sektörlerine tam destek veren Erzurum Büyükşehir Belediyesi, gölet yatırımlarıyla da, Türkiye’de yeni bir rekora imzasını attı.

İl genelinde tam 250 gölet inşa ederek hem tarımsal sulama ihtiyacını gideren ve hem de hayvancılık faaliyetlerine destek olan Büyükşehir Belediyesi, söz konusu göletlerde bugüne kadar 37 milyon 751 bin metreküp su toplanmasını sağladı. Bu alanda yeni bir Türkiye rekoru kıran Erzurum Büyükşehir Belediyesi, bölge illeri başta olmak üzere tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin yoğun olduğu çok sayıda kent için de örnek teşkil etti. Konuyla ilgili olarak bir değerlendirme yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum’un kalkınma dinamiklerinin başında tarım ve hayvancılık sektörlerinin geldiğine vurgu yaparak, “İşte bu dinamikleri harekete geçirmek gerekiyordu ve biz tam da bunu yaptık” dedi.
 
Erzurum’da işbaşına geldikleri 2014 yılından bu yana şehrin muhtelif kırsal bölgelerinde irili-ufaklı tam 250 gölet inşa ettiklerini dile getiren Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, “Her birisi küçük birer baraj niteliğindeki bu göletlerle hem tarımsal üretime ve hem de hayvancılık faaliyetlerine destek olduk. Bugüne kadar göletlerimizde topladığımız su miktarı 37 milyon 751 bin metreküpe ulaştı. Elde ettiğimiz rakam, Türkiye’de bu alanda kırılan bir rekor niteliği de taşıyor. Bir belediye düşünün ki; temel belediyecilik hizmetlerinin dışında sektörel yatırımlara yöneliyor ve rekor üstüne rekor kırıyor. Biz, Erzurum Büyükşehir Belediyesi’ni işte bu noktaya taşımış olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Çünkü bu sayede tarımsal üretim ve hayvancılık yapan çiftçilerimizin sadece ihtiyaçlarını gidermiş olmakla kalmıyor, onları aynı zamanda üretim yapmaya da teşvik etmiş oluyoruz” diye konuştu.


Orta Doğu’nun en büyük yatırımı yolda

Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin tarım ve hayvancılık yatırımlarına yoğunlaşmaya devam edeceğinin altını çizen Başkan Sekmen, Orta Doğu’nun en büyük canlı hayvan borsasını da tamamladıklarını anımsatarak, “Bu yatırımımızı da en kısa sürede hayvancılık sektörümüzün emrine tahsis ederek, Erzurum’un bu bölgenin yeniden hayvancılık merkezi haline gelmesini sağlayacağız. Tarımsal üretimin yanı sıra, tarım ve hayvancılığa dayalı sanayi faaliyetlerinin genişlemesi ve geliştirilmesi en büyük hedeflerimizden birisi. Bu bağlamda çalışmaya, koşmaya ve koşturmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
 
 
17.6.2019
Devamı

Bakan'dan Koyun Üreticisinin Anaç Desteğinin Artırılmasına Yönelik Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otelde toplantı gerçekleştirdi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşen toplantıda Bakan Pakdemirli şunları kaydetti.

“ Bakan Pakdemirli; Öncelikle her şeyden önce örgüt kirliliğini ortadan kaldırmamız lazım. Geçmişte çürük yumurtalar yüzünden birçok şey yaşadık. Ben birliklere karşı değilim hepimizin bir müşterisi var oda üretici. O zaman ne yapmalıyız kendimizi o müşterinin isteklerine göre şekillendirmeliyiz.” diye Kaydetti.

Bakan Pakdemirli toplantıda üretici örgütlerinin başkanlarına seslendi. Anaç koyun keçi desteğine değinen bakan Pakdemirli anaç koyun keçi desteğini önümüzdeki süreçte artıracağız dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli destekler konusunda üretici örgütlerine şu mesajları verdi.



 “Türkiye tekrardan hayvan ihracat edecek duruma gelecektir. Destekler konusunda benim gönlümden geçenler belli siz şimdi ne alıyorsanız 5 mislisini almanızdır. Üretici her şeyi hak ediyor.
Ama bütçe ile ilgilide belli gerçeklerimiz var. Bütçe imkânları el verdiği sürece Anaç koyun keçi desteğini de artıracağız.  Ama 25 den 100 e çıkarma gibi bir şansımız yok”. Diye kaydetti.
Öte yandan TÜDKIYEB, TDSYMB gibi ıslah birliklerinin katıldığı toplantı bir diğer arıcılık ile ilgili faaliyetler yürüten Türkiye Arıcılar Birliğinin çağrılmaması da dikkat çekti.
 
 
 
14.6.2019
Devamı

Üretici Örgütleri Bakan'dan Müjdeli Haber Bekliyor

Tarım ve Orman Bakanlığı İstanbul seçimi öncesi ıslah birliklerini İstanbul Silivri’de bir otele toplantıya çağırdı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin başkanlığında bugün gerçekleşecek olan toplantının gündemi ise ıslah ile ilgili olduğu belirtiliyor. Bakanlık tarafından acil tarafından hızlı bir şekilde toplantı yapılması kamuoyunda Bakan Pakdemirli’nin hayvancılık örgütlerine müjdesi mi olacak sorusu akıllara getirdi.

Öte yandan toplantının ivedilikle yapılması ve TÜDKIYEB Türkiye Damızlık Koyun Keçi Birlikleri, TDSYMB Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birlikleri, Kırmızı Et Üretici Birlikleri gibi önemli birlikleri toplantıya çağırması aynı zamanda birliklerin il başkanlarının toplantıya davet edilmesi Bakan Pakdemirli’nin Üretici örgütlerine yönelik müjdelerimi olacak sorusu akıllara geldi. Son zamanlarda hayvancılık sektöründen olumsuz yaşanan sorunlar her geçen gün artarak devam etmekte. Ekonomik sıkıntılar içerisinde olan hem üreticiler hem de üretici örgütleri Bakan Pakdemirli’den güzel müjdeler bekliyor.

 
 
14.6.2019
Devamı

Bahri Dağdaş'taki Koç Satışına Yoğun İlgi

TAGEM Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne bağlı Konya Bahri Dağdaş Araştırma Enstitüsünde  Merinos, Hasmer, Hasak  ırklarından 126 baş Damızlık Koç açık artırma usulü ile üreticilere satışa sunuldu.



Konya Bahri Dağdaştaki açık artırma usulü satış yapılan damızlık koçlara Konyalı üreticilerin yanı sıra İç Anadolu’nun diğer illerinden katılan üreticiler yoğun rağbet gösterdi.


 
14.6.2019
Devamı

Küçükçekmece deki Düşük Oksijen Balıkların Ölmesine Neden Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Küçükçekmece Gölü'ndeki balık ölümleri ile ilgili gelen ihbarların değerlendirildiğini ve gerekli incelemelerin başlatıldığını duyurdu.
Tarım ve Orman Bakanlığı, Küçükçekmece Gölündeki şüpheli balık ölümleri ile ilgili açıklamalarda bulundu. Açıklamada, "Küçükçekmece Gölü'ndeki balık ölümleri ile ilgili ihbarın Müdürlüğümüze ulaşması üzerine İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Küçükçekmece İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü personelleri tarafından 12.06.2019 tarihinde gerekli incelemeler başlatılmıştır" denildi.

"Ölümlere düşük oksijen neden oldu"

İstanbul ve Küçükçekmece Tarım Orman Müdürlüğünce yapılan incelemeler neticesinde gel git olayları ve göl tabanında çakıl vb. birikimler nedeniyle Mimar Sinan Köprüsü civarında, göl ile deniz arasında, yeterli su sirkülasyonunun olmadığı ve bunun neticesinde göl suyundaki düşük oksijen seviyesi nedeniyle balık ölümlerinin gerçekleştiği kanaatine varıldığı kaydedildi.
Ayrıca açıklamada, göl suyundan ve ölü balıklardan numuneler alınarak, göl suyu İstanbul İl Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğüne, ölü balıklar ise analiz için Pendik Veteriner Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'ne gönderildiği belirtildi.
Öte yandan bölgeye yönelik denetimlerin süreceğinin altını çizen Tarım ve Orman Bakanlığı, kontrol işlemleri sürdüğünü, numuneler ve analizlerden gelecek sonuçların kamuoyu ile paylaşılacağını bildirdi.
 
 
 
14.6.2019
Devamı

Konya'da Yaş Meyve Sebze Çalıştayı

Konya’da Selçuk Üniversitesi ve TAGEM’in katkılarıyla “Domates Pazarlama Kanallarının ve Pazar Marjının Tespiti Üzerine Bir Araştırma” projesi kapsamında “Toplumsal Mutabakat ve Kalkınma” vizyonu ile “Yaş Meyve ve Sebze Çalıştayı” programı düzenlendi. 
 
Programın açılış konuşmasını yapan Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cennet Oğuz, “Ana misyonu insanları beslemek olan tarım sektörü bizim vazgeçemeyeceğimiz bir sektördür. Her teknolojinin bir doyum noktası olacaktır, bir tek tarım ve gıdaya olan talep bitmeyecektir. Bu yüzden tarım bizim için çok önemli bir sektör. Bölgesel gelişmelere üniversitelerin katkısı çok önemlidir. Disiplinler arası tarım bir bütündür ve disiplin her zaman gereklidir. Rektörümüzün ve YÖK’ün desteğiyle de Biyoekonomi Tezsiz Yüksek Lisansını da açmış ve tüm paydaşlarımıza bölgesel gelişme içerisinde sunmuş bulunuyoruz. Konya bölgesi Türkiye’de gerek bitkisel üretim gerekse hayvansal üretim açısından son derece önemli bir yere sahiptir. Buradaki tarımsal yapıyı ve kaynakları daha iyi kullanabilmek ve etkinliğini artırabilmek için bu çalıştay tertip edildi. Bu nedenle çalıştaya katkı veren Tarım Bakanlığımıza, Rektörlüğümüze ve tüm paydaşlarımıza, katılım sağlayan tüm konuklarımıza çok teşekkür ederim” dedi. 

Türkiye Halciler Federasyonu Yüksel Tavşan yaptığı konuşmasında tarımda üretilen ürünün karşılığının alınmasında ki zorluğa değinerek, sektörün irdelenmeye ve incelenmesine ihtiyacı olduğunu bu sebeple gerçekleşen çalıştayın önemli olduğunu söyledi. 

Planlanmanın altını çizen Perakendeciler Derneği Federasyon Başkanı Mustafa Altunbilek ise, “Sebze ve meyvenin planlanarak, ihtiyacı belirlenerek ve çiftçilerimizin ya da üreticilerimizin, köylümüzün, desteklenerek yapılmasıdır” diye konuştu. 

Çalıştayın amacına ulaştığından dolayı mutluluk duyduğunu vurgulayan Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin ise konuşmasında, “Gıda sektörü bir ülkenin olmazsa olmazıdır. Gıda eksikliğini uzun süre tolere edemezsiniz çünkü yaşamla özdeştir. Bu çerçevede üniversitelere çok büyük görevler düşmektedir, biz bunun farkındayız. Üniversiteler, ülkelerin gelişmesi ve kalkınması için lokomotif görevi üstlenecek kurum ve kuruluşlardır. Selçuk Üniversitesi ülkemizde kurulan ilk 15 üniversiteden biridir. Çeşitli alanlarda çok etkin ve kaliteli eğitim birimlerimiz, kurumlarımız var ama Ziraat Fakültesi için ayrı başlık açmak istiyorum. Türkiye’de üçüncü sırada Dünya’da ise 340’larda. Ziraat fakültesinin akademisyenlerini tebrik ediyorum. Çünkü sürekli sahadalar, sürekli üretici ile yan yanalar, onların sorunlarına çözümler aramaktalar. İşte bu çalıştay da bu sorunların konuşulacağı ve tartışılacağı bir ortam olması açısından önemlidir” ifadelerini kullandı. 
Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak ise, “Üretim maliyetli bir iş, üretenin para kazanmadığı bir süreç mümkün değil. O yüzden tarımla uğraşan insanları orada tutmamız gerekiyor, onların sorunlarına çözümler bulmak zorundayız. Üreticiye güç katacak projelere imza atmamız gerekiyor” dedi. 

Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu da yaptığı konuşmada, “Yaş meyve, sebze ve gıda olsun, her konuda biz üreticiyi korumak zorundayız. Ticaret Bakanlığımız ile Maliye Bakanlığımızın bir arada olduğu komitemizde bu sorunları konuşup çeşitli çözümler aramaktayız. Emsal niteliğinde destekler veriyoruz ama bu desteklerin toparlanması konusunda da çalışmalarımız sürüyor. Çalıştayda paydaşlarımızı bir araya getiren Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne çok teşekkür ediyorum. Rektörümüzün dediği Ziraat Fakültesinin dereceleri bizler için çok önemli. Bizim bu çalıştayı burada yapmamızı sağlayan Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne ve hocalarımıza çok teşekkür ederiz. Üreticiyi korurken tüketiciyi de korumak zorundayız, bizim amacımız budur” diye konuştu. 

Program plaket takdimi ile sona erdi. Çalıştaya Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçurmak, Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin, Konya Vali Yardımcısı Mehmet Ali Özkan, Konya Ticaret Borsası Başkanı Hüseyin Çevik, Perakendeciler Derneği Federasyon Başkanı Mustafa Altunbilek, Türkiye Halciler Federasyonu Başkanı Yüksel Tavşan, Konya İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Seyfettin Baydar, TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Cennet Oğuz, çeşitli illerden akademisyenler katılım sağladı. 
 
 
13.6.2019
Devamı

Tarım Sigortalarında Toplam Sigorta Bedeli Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu, 2018 yılına ilişkin devlet destekli tarım sigortaları istatistiklerini açıkladı. 
Buna göre, devlet destekli tarım sigortalarında toplam sigorta bedeli geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 39,3'lük artışla 42 milyar 217 milyon 541 bin 73 lira olarak hesaplandı.
Branş özelinde en yüksek yıllık artış yüzde 88,7 ile kümes hayvanları hayat sigortasında görüldü.
Devlet destekli tarım sigortalarında toplam poliçe sayısı da yıllık yüzde 9,9 artışla 1 milyon 756 bin 428'e çıktı.

Prim tutarı arttı

Bu dönemde, toplam prim tutarı yüzde 25,9 artışla 2 milyar 50 milyon 635 bin 88 lira, toplam devlet desteği prim tutarı da yüzde 24 artışla 1 milyar 72 milyon 36 bin 127 lira olarak gerçekleşti.
Sigorta ettirilen alan (sera dahil) geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 5,9 artarak 24 milyon 742 bin 18 dekara ulaştı. Sigorta ettirilen büyükbaş hayvan sayısı yüzde 59,4, küçükbaş hayvan sayısı yüzde 33,8 arttı.
Toplam ödenen hasar bedeli branşlara göre incelendiğinde, ilk sırayı 723 milyon 949 bin 578 lirayla bitkisel ürünler, ikinci sırayı 225 milyon 521 bin 410 lirayla büyükbaş hayvan hayat sigortası aldı. Ödenen hasar bedeli nedenlerine göre değerlendirildiğinde ise 468 milyon 780 bin 791 lira bedelle dolu ilk sırada yer aldı. 
 
 
13.6.2019
Devamı

Hayvancılık'ta Dijital Dönüşüm

Yerli ve milli dijital servisleriyle hayatın her alanında çözüm üreten Turkcell, akıllı ürünleriyle Türk tarımına özellikle hayvancılık sektörüne yönelik değer katacak
Türkiye'nin ilk NB-IoT (Dar Bant-Nesnelerin İnterneti) kullanılan akıllı küpeleriyle büyükbaş hayvanların bulundukları konum ve canlı olup olmadıkları anlık takip ediliyor, hatta doğru tohumlanma zamanları bildirilerek süt veriminin artması sağlanıyor. Hedef Türkiye'deki 17 milyon büyükbaş hayvanı akıllı küpeyle izleyerek verimliliği artırmak.

Türkiye'nin teknoloji lideri Turkcell,  tarım ve hayvancılıktaki dijital dönüşümde de öncü oldu. Türk çiftçisi artık hayvanlarını daha yakından izliyor. Turkcell'in Tarım ve Orman Bakanlığı ile yürüttüğü proje kapsamında tamamen yerli ve milli teknoloji ile ürettiği akıllı küpelerle; hayvanların bulundukları konum ve canlı olup olmadıkları bilgisi anlık takip ediliyor ve doğru tohumlanma zamanları bildirilerek süt veriminin artması sağlanıyor. Dijital sağlık karnesi olarak da kullanılan bu çözümde, yetiştiriciler hayvanlarının tüm sağlık bilgilerini dijital ortamdan öğrenerek veterinerler ile kolayca haberleşebiliyor. Akıllı küpelerle hastalığın önlenmesi, erken tespiti ve hızla tedavisi ile salgına dönüşmesinin engellenmesi gibi çok kritik değerde çözümler sunuluyor. Turkcell, Türkiye'deki 17 milyon hayvana takılmak üzere NB-IoT (Dar Bant-Nesnelerin İnterneti) kullanılan akıllı küpe üretimini hedefliyor.
 
 
13.6.2019
Devamı

Türkiye'nin Gelişiminin en Stratejik Sektörleri Arasına Koymamız için Hayvancılık yeter

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Odakule'de gerçekleştirilen İSO 5. Grup Hayvansal Gıda Ürünleri Sanayi Genişletilmiş Sektör Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, hayvansal gıdalardan oluşan dünyadaki gıda ticaretinin 1.9 trilyon dolara yaklaştığını, bu rakamın dünyadaki 18.5 trilyon dolarlık mal ticaretinde çok önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Gıdaya olan talebin giderek arttığını belirten Bahçıvan, "Bugün artık gıda ile ilgili yapılmakta olan bilimsel araştırmalar ve konferanslar da bu talebi dikkate alarak gerçekleşiyor" dedi.
Bahçıvan, Türkiye'nin, gıdaya olan talep artışı bağlamında, sahip olduğu doğal imkan ve zenginlikleriyle dünyadaki en şanslı ülkelerden olduğunu, bu şansın iyi kullanılması halinde anlam kazanabileceğini vurguladı.

Türkiye'nin doğal imkânları ve üretim kapasitesiyle bugün dünyanın önemli tarım, gıda ve hayvancılık ülkelerinden olduğunu belirten Bahçıvan, şunları kaydetti: "Diğer yandan genç ve dinamik nüfusa bağlı olarak geniş bir iç pazara sahibiz. Son derece elverişli ve çeşitli iklim koşullarımız var. Bu iki faktör bile tarım, gıda ve hayvancılık sanayisini Türkiye'nin gelişiminin en stratejik sektörleri arasına koymamız için yeter. Önemli olan, önümüzdeki dönemde bu konuda vereceğimiz kararlar ve atacağımız adımlar olacaktır. Bunun için meralarımızın kullanımından besicilik politikalarına, teşviklerden üretim ve tüketim dengelerine kadar alınacak olan kararlar bu alandaki geleceğimizi belirleyecektir."

Küçükbaş hayvan tüketimi artmalı

Erdal Bahçıvan, Türkiye'de tarımsal işletmelerin hala küçük ve dağınık halde olduğunu, bu nedenle özellikle hayvancılıkta ciddi bir ölçek sorunu yaşanmaya devam ettiğini aktararak, et tüketiminin yüzde 90'ının sığır etinden oluştuğunu, kokusundan dolayı küçükbaş hayvan tüketiminin azaldığını, bazı uygulamalarla küçükbaş etinin kokusuz olmasının sağlanabileceğini ifade etti.

Bahçıvan, tarım ve gıdada markalı ürün üretirken sektörün AB standartlarının karşılanması gerektiğini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu: "Sektörümüzün pazardaki güçlü rakiplerine karşı güvenilir marka imajı oluşturması ve bunu koruması, kendini AB pazarında kabul ettirmesi gerekiyor. Ancak sektör için sadece AB pazarı yeterli değildir. İhracat hedeflerimize ulaşmak için aynı kaliteyi alıp Rusya, Afrika, Orta Doğu, Asya pazarına götürmeli ve bu ülkelerde de marka haline gelmeliyiz. Pazarı genişlettikçe de üretimi arttırmalıyız."



Kırsal kesim boşaldı

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Sekreteri İlknur Menlik, Türkiye'de 2018'de şehirlerde yaşayan nüfusun 75.7, buna karşılık kırsal kesimde yaşayan nüfusun 6.3 milyon olduğuna işaret ederek, kırsal kesimde ciddi kaçış olduğunu kaydetti.
Son birkaç yıldır enflasyon ile gıda konularının fazlasıyla konuşulmaya başlandığını belirterek, önlem alınmaması halinde gelecekte gıda arzı ve tarımsal arazi büyüklüğünün ihtiyacı karşılamayacağını, sera gazı salımındaki azalmanın ise çevresel etkilerin sınırlanması için yeterli olmayacağını kaydeden Menlik, "Küresel olarak acilen yapılması gerekenler tarımda verimliliği artırmak, ormanlık alanları korumak ve kaybedilenleri yerine koymak, balıkçılık ve su kültürüne ağırlık vermek, tarımsal sera gazı salınımını azaltmaktır" dedi.

Dünya nüfusunun ve kişi başına düşen milli gelirin artmasının gıdaya talebi yükselttiğini aktaran Menlik, Türkiye'de de benzer bir durumun söz konusu olduğunu vurguladı.

İlknur Menlik, Türkiye'de hali hazırda besiciliğin en önemi girdilerinin besi hayvanı ve yem olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Besi hayvanının girdi masraflarındaki payı yüzde 50-60, yemin payı yüzde 25-40 arasındadır. Türkiye'de yılda 400 bin buzağı ölüyor. 2018'de karma yem ithalatımız 18 milyon ton olacak. Buna karşılık aynı tarihte yaklaşık 80 milyon ton kaba yeme ihtiyacımız var. Dünyada hayvancılık konusunda başarılı ülkelerin bu iki konuda büyük avantaj sahibi oldukları görülmektedir. Ülkemiz hayvancılık sektörünün bir diğer sorunu, mevcut kapasitenin yüzde 70-80'i arasındaki bir bölümün 10 baştan daha az hayvan sahibi işletmelerce kapsanmakta olmasıdır. Bunun yanında kayıt dışı ve kaçak hayvanlar, ciddi boyuttaki buzağı ölümleri hayvancılığımızı olumsuz etkileyen faktörlerdir."



 
 
13.6.2019
Devamı

YÖK'ten Tarım ve Gıda Biyoteknolojisi İçin Doktora Bursu

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından belirlenen öncelikli alanlarda doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacı karşılamak üzere, yurt içindeki devlet üniversitelerinde 100 tematik alanda YÖK Doktora Bursu verilecek. Doktora bursu verilecek alanlar arasında, Sürdürülebilir Tarım, Bitki Genetiği ve Tarımsal Biyoteknoloji, Hijyen, Sanitasyon ve Gıda Güvenliği ile Yenilikçi Gıda İşleme Teknolojileri ve Gıda Biyoteknolojisi ile Sağlıklı Beslenme ve Gıda Katkı Maddeleri de bulunuyor.
Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından, 100/2000 YÖK Doktora Bursu 2019-2020 Güz Dönemi için üniversitelerden başvurular alınmaya başlandı.

Doktora Bursu üniversite başvuruları için son tarih 19 Haziran

Program kapsamında, YÖK tarafından belirlenen öncelikli alanlarda ülkemizin doktoralı insan kaynağına olan ihtiyacını karşılamak üzere, yurtiçindeki devlet üniversitelerinde 100 tematik alanda YÖK Doktora Bursu verilecek.

Devlet Yükseköğretim kurumları, başvurmak istedikleri alanlar için 30 Mayıs 2019 – 19 Haziran 2019 (Saat17:00) tarihleri arasında https://webuyg.yok.gov.tr/doktora adresinden başvuru yapacak.
Yükseköğretim Kurumları ilan edilen öncelikli alanlardan, en fazla 10 alan için en az 3 kontenjan talep edilerek başvuru yapabilecek. Geçmiş dönemlerden kalan hiçbir kontenjan, 2019-2020 eğitim öğretim yılı Güz dönemine aktarılmayacak.

YÖK’ün duyurusunda, bu aşamada sadece Üniversitelerin kontenjan taleplerine yönelik başvurularının alınacağı, öğrencilere yönelik başvuruların ise bu başvuruların sonuçlanması sonrasında kontenjan hak eden üniversitelerce ilan edileceğinin altı çizildi.

100 tematik alan arasında Tarım ve Gıda Biyoteknolojisi de var!

YÖK Doktora Bursu için belirlenen 100 Tematik Alan, Fen ve Mühendislik Bilimleri, Sosyal Bilimler, Sağlık ile Mimarlık ve Tasarım başlıkları altında sıralandı.
Fen ve Mühendislik Bilimleri başlığı altında doktora bursu verilecek alanlar arasında Bitki Genetiği ve Tarımsal Biyoteknoloji (Tohum Araştırmaları ve Aşı Teknolojisi dahil), Hijyen, Sanitasyon ve Gıda Güvenliği, İklim Değişikliği, Su Ürünleri ve Balıkçılık Teknolojisi, Sürdürülebilir Ormancılık, Sürdürülebilir Su Kaynakları (Su Tasarruf Teknolojileri ve Arıtma Teknolojileri dahil), Sürdürülebilir Tarım (Yenilikçi ve İyi Tarım Uygulamaları dahil), Yenilikçi Gıda İşleme Teknolojileri ve Gıda Biyoteknolojisi, Zootekni ve Hayvan Besleme de yer alıyor.
Sağlık başlığı altında ise Çocuk Gelişimi ve Beslenme, Sağlıklı Beslenme ve Gıda Katkı Maddeleri de bulunuyor.
 
 
 
11.6.2019
Devamı

Dere'den Su alan Çiftçi Yargılanmayacak

Devletin hüküm ve tasarrufunda olan dereden tarlasını sulayan çiftçiye müjdeli haber Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nden geldi. Emsal teşkil eden karara göre, dereden tarla sulamak için su alan çiftçi yargılanamayacak. Sözcü’den Halil Ataşın haberine göre Bursa'da devlete ait dereden su alan çiftçi hakkında kooperatif yöneticileri şikayetçi olmuştu. Mahkeme, "Davalı çiftçinin eyleminin suç olduğuna dair hiç bir iddia ve delil dosyaya ileri sürülmediğine" dikkat çekerek davayı reddetti.

Mahkeme, verdiği ilk kararında direnerek, şu ifadeleri kullandı; “Davalının su aldığı iddia edilen devletin hüküm ve tasarrufunda olan bir genel su olduğu, davacı tarafça dosyaya delil olarak sunulan kooperatifin cevabında suyun verildiğinin belirtildiği ortadadır. Davalının su aldığı derenin kimsenin özel mülkiyetinde bulunmadığı, devletin hüküm ve tasarrufunda ve kamunun ortak kullanımına açık olduğu ve kamuya açık bu dereden su alma eyleminin de suç olamayacağı, davalının bu eylem nedeniyle hukuki (tazminat) sorumluluğu olabileceği ancak cezai sorumluluğu olamayacağı aşikardır. Davalı hakkında yapılmış bir suç duyurusu da olmadığı, buna göre davalının umuma açık dereden sulama amaçlı su alması eyleminin suç teşkil etmeyeceği açık olduğundan ceza zaman aşımının uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması da gereksiz olduğu ve davacının alacağının zaman aşımına uğradığı gerekçesi ile bozma ilamına direnilmiş ve bozma öncesi hüküm doğrultusunda davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir” denildi.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi de kararı onadı.
 
 
11.6.2019
Devamı

Bakanlıktan Ceylanpınar'daki Yangına Açıklama

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ceylanpınar Tarım İşletmesinde yıldırım düşmesi nedeniyle çıkan yangınla ilgili açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, 9 Haziran tarihinde fırtına ve yıldırım düşmesi sonucu Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'ne (TİGEM) bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nde meydana gelen yangın nedeniyle ekili alanlarda zarar oluştuğu belirtildi. Açıklamada, "Ülkemizin en büyük sertifikalı hububat tohumu üreticisi olan TİGEM'e bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nin 3 ayrı bölgesinde yıldırım düşmesi sonucu saat 20.00 sularında başlayan ve rüzgarın etkisiyle kısa zamanda yayılan yangına tarım işletme personeli ve itfaiye araçları ile anında müdahale edildi. Ayrıca çıkan yangına Ceylanpınar ve Viranşehir Belediyeleri başta olmak üzere AFAD ekipleri, Urfa, Mardin ve Diyarbakır Orman teşkilatı arazöz araçları ile Emniyet Müdürlüğünün TOMA araçları da müdahalede bulundu. Bölge halkının da üstün çabaları sayesinde yangın 2 saat içerisinde kontrol altına alınarak, soğutma işlemleri gerçekleştirildi ve herhangi bir can kaybı yaşanmadı" denildi.

"Bin 240 ton mahsul buğday kaybı yaşandı"

Açıklamada, "Ekili alanlarda meydana gelen yangınların hasar tespit çalışmaları sonucunda yaklaşık 3 bin 895 dekar buğday ekili alanın yandığı ve bin 240 ton mahsul buğday kaybının yaşandığı tespit edildi. Ayrıca sulama sistemlerinde kısmi hasarlar meydana geldiği belirlendi. Sadece bölge için değil, ülkemiz için hayati öneme sahip Ceylanpınar Tarım İşletmesi'nden 2019 yılı için 180 bin tonluk bir üretim beklenmektedir" ifadeleri kullanıldı. 
 
 
11.6.2019
Devamı

Koyunculuk Kazanç Kapısı Olacak

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, tarım projeleri kapsamında gelir getirecek projeleri uygulamaya başladıklarını açıkladı.
Başkan Güler, tarım ürünlerini çeşitlendirmek, tarımsal üretim ile ilgili olarak kullanılmayan potansiyeli aktif hale getirerek ekonomiye kazandırmak ve yeni üretim modelleri oluşturarak yerelde yeni sektörlerin gelişmesini teşvik etmek amacıyla sıkı bir çalışma içine girdiklerini söyledi.
29 Nisan tarihinde 'Örtü Altı Sebze Yetiştiriciliğini Geliştirme' projesi kapsamında üreticilere 235 bin liralık 40 bin adet hıyar, 50 bin adet aşılı domates fidesi, 4, 5 ton ağırlığında 51 top sera naylonu dağıtımı yaptıklarını hatırlatan Başkan Güler, 400 üreticinin yararlanacağı proje kapsamında yaklaşık 600 ton domates, 300 ton hıyar üretimi gerçekleştirileceğini, bu üretimin il ekonomisine katkısının ise yaklaşık 4 milyon TL civarında olacağını kaydetti.
 
Tarıma yönelik destek ve projelerin devam edeceğini kaydeden Başkan Güler, 13 Haziran Perşembe günü 15 çiftçiye toplam 330 adet damızlık dişi, 30 adet damızlık koç olmak üzere toplam 330 adet Bafra koyunu dağıtımı gerçekleştireceklerini aktardı.
Başkan Güler, son yıllarda gerçekleştirilen çalışmalarla et, süt ve döl verimi oldukça yüksek olan, 2 yılda 3 doğumla 6 adet yavru elde edilebilen Bafra koyunu dağıtımıyla et, süt verimini arttırmayı hedeflediklerini ve hayvancılık sektörüne destek vereceklerini dile getirdi. Başkan Güler, "Bölgemizde yetiştiriciliği yapılan koyun ırkı Karayaka koyunudur. Karayaka ırkı süt ve döl verimi düşük yerli bir ırktır. Proje kapsamında örnek sürüler oluşturulması amaçlanan koyun ırkı ise Sakız ırkı ile Karayaka ırkının melezi olan Bafra koyunudur. Bafra koyunu Karayaka ırkına göre oldukça süt ve döl verimi yüksek olan, bölgeye adaptasyon sorunu bulunmayan melez ırklarımızdan biridir. Bölgemiz koyunu olan Karayaka ırkı koyunlardan 2 yılda iki kuzu elde edilirken, ikizlik oranı oldukça yüksek olan Bafra koyunundan 2 yılda 3 doğumla 6 adet yavru elde etmek mümkündür. Proje kapsamında kurulacak örnek sürüler ile hem ilimizdeki koyun varlığı hızla arttırılacak hem de koyun yetiştiriciliği çok daha karlı bir meslek haline dönüşmüş olacaktır" dedi.

"Koyunculuk kazanç kapısı olacak"

Başkan Güler, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile ortaklaşa sürdürecekleri projeyi üreticiler açısından ekonomik kazanç haline getirmeyi hedeflediklerini belirterek şu bilgileri verdi:
 
"Proje özellikle ilimizin sahil kesimi başta olmak üzere koyunculuğun yaygın yapıldığı mera ve yaylak alanlara sahip ilçelerinde de uygulanacaktır. Bu sene ilki gerçekleştirilecek olan proje kapsamında 15 yetiştiriciye 20'şer koyun ve 2 şer koç verilmek suretiyle Bafra koyunu sürüleri oluşturulacaktır. Projenin beş yıllık projeksiyonu ışığında yıllar içerisinde sürüler hem büyüyecek hem de ürettiği damızlık materyallerin satışı ile gelir elde edeceklerdir. Yapılan fizibilite çalışmalarına göre koyun dağıtılan her kişiye ilk yılın sonunda 36 bin, ikinci yıl 70 bin, üçüncü yıl 145 bin, dördüncü yıl 300 bin, beşinci yıl ise yaklaşık 500 bin lira kar elde etmelerini bekliyoruz. Proje kapsamında dağıtacağımız koyunlardan doğan kuzuların kesimine müsaade edilmeyecek olup bu sürülerden 5 yıl boyunca elde edilecek damızlık dişi ve erkek Bafra koyunları ile ilimiz ve bölgemizde yeni sürüler oluşturulacak. Özetle; bölgemizdeki Karayaka ırkı koyunu Bafra koyunu ırkına dönüştürerek koyunculuğu yüksek gelir getiren bir sektör haline getireceğiz."
Kaynak: İHA
 
 
11.6.2019
Devamı

200 Bin Arı Meclis Gündemin'de

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürününü meclis gündemine taşıdı. Gürer, tarım ilaçlarının doğanın dengesini tehdit ettiğini, bilinçsiz ilaç kullanımının ise canlılara zarar verdiğini söyleyerek, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye 'Neonikotinoid’ adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu. Bakan Pakdemirli ise Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesinin yasaklandığını açıkladı.

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yılda en az 200 bin arı kovanının yok olmasına neden olan bitki koruma ürünleri ile ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye yönelttiği yazılı soru önergesinde, ‘Neonikotinoid' adı verilen ilaç grubunun, arıcılık sektöründe yarattığı zararı sordu.



Gürer'in önergesine yanıt veren Bakan Pakdemirli, “Neonikotinoid grubunda yer alan 3 aktif maddeden Clothianidin aktif maddesi yasaklanmış olup, diğer 2 aktif madde de ise kısıtlama yoluna gidilmiştir. Clothianidin aktif maddesinin ve bu aktif maddeyi ihtiva eden bitki koruma ürünlerinin ithalat ve imalatı 8 Şubat 2019 tarihi itibari ile sonlandırılmıştır” açıklamasında bulundu.
 
10.6.2019
Devamı

Süneye Karşı Mücadele Başlatıldı

Kırıkkale'de önceden tespit edilen 'hububat' ekili yaklaşık 200 bin dekarlık tarım arazisinde 'süne' zararlılarını önlemek amacıyla biyolojik mücadele başlatıldı.
Kırıkkale Tarım ve Orman Müdürlüğüne bağlı 11 ekip, 33 teknik personel "süne" ile mücadelede görev aldı. İlaçlama yapılması gereken hububat ekili alanlar önceden tespit edilerek, ilgili köy muhtarları ve çiftçiler, uzmanlar tarafından bilgilendiriliyor. 'Süne' tespit edilen ekili tarım arazilerinde Tarım ve Orman Bakanlığının tavsiye ettiği ilaçlarla zaman kaybetmeden traktörlerle ilaçlama yapılıyor.
 
 
10.6.2019
Devamı

ÜLKEMİZDE ARI ÖLÜMLERİ

Dünyada; arılı kovan bakımından 2. Sırada bulunmaktayız.
Bu sebeple arıcılık konusunda sorunlarımızın da olacağı muhakkaktır. Bu sorunların çözümü konusunda başarılı olmuş muyuz veya ne kadarında başarılı olmuşuz.
Tabi ki birçok konu çözülmeye çalışılmış başarılı olan kısımlarda vardır. Fakat gerek dünyada gerekse ülkemizde çözmeye çalışılan sorunlara yenileri baş göstermiştir. Yeni yeni sorunlar çıkmaktadır ve bu sıkıntılar bitmeyecektir. İnsan oğlu var oldukça sorunlarda var olacaktır.

Ancak sorunların birikmemesi için problemleri zamanında çözmek gerekir.
Ülkemizde de arı varlığı bakımından mutlaka gerekli tedbirleri zamanında alınmalı, aksi halde arıcılık konusunda da sınıfta kalırız. Mevcut durumda halen arılı kovan başına 17 kg bal alırken Avrupa ve diğer ileri ülkelerde arılı kovan başına 40 kg ve 80 kg kadar arılı kovan başına bal elde edebilmektedirler. Tabi ki ; arı sağlığı hijyenik durum, flora planlanması ve arı yönetimigibi nedenlerden dolayı kovan başına alınan bal ile bu ülkelerde dünya piyasasında fiyat konusunda rekabet etme şansımız azalmaktadır. Birim başına alınan bal yüksek olduğundan dolayı maliyetleri de bu oranda düşmektedir. Ülkemizde; arı sağlığı konusunda yeterince bir proje yoktur. Özelikle tarım ilaçları konusu almış başını gitmektedir. Arılarımızın kışlatılması ve geliştirilmesi Ak deniz sahil illerde yapılmaktadır. Meyve, sebze özelikle narinciye deki bilinçsiz ilaçlama arılara yıllarca zarar vermektedir. Arıcı ve bahçe sahipleri birbirinden habersiz gelişi güzel ilaçlama yaparak, arılara çok zarar vermektedir arı ölümlerinin en büyük sebebidir. Bilinçsiz ilaçlama bununla bitmemektedir. Trakya da ayçiçeği ilaçlaması iç Anadolu ve güneydoğuda bölgelerinde yapılan süne ve diğer (insektisit ve herbisit) pamuk ilaçlamalarında
gelişi güzel yapılması arı kayıplarının başında gelmektedir ve dünyada 8 milyon arılı kovana sahip dünya ikincisi bir ülke olmamıza rağmen, gerekli tedbirler ve projeler uygulanmıyor. Dolayısı ile arı ölümleri çok büyük masraf ve verim kaybına uğramaktadır. Flora ve ballı bitkilerin ülkemizde zengin olması bu milli servetin bal a dönüştürerek ekonomiye katkı sunmak yerine heba etmekteyiz. Bu konuda mutlaka projeler geliştirilmeli arılara zararsız ilaçları teşvik edimeli gerekirse kamu bu ilaçları sübanse etmelidir.

Arı hastalıkları konusu da gerekli tedbirler önceden alınmamaktadır. Hastalık yayıldıktan sonra her tarafa bulaştıktan sonra tedbirler düşünülmeye başlar. Bu da büyük ekonomik maliyetler ve arı kayıplarına sebebiyet vermektedir. Bunun içinde mutlaka bir proje yapılmalıdır. Bu konuda bazı ülkeler örnek verirsek; üreticiye verilen destekten ve kamu bir fon oluşturmakta, üniversite ve Arıcılık Enstitüsü ile her yıl İlk bahar ve Sonbaharda her ilden ve arıcılığın yoğun konaklama yerlerinden arılardan numuneler alınır ve analizler yapılır. Hangi hastalığın belirtisi var ise hemen önlem alınır gerekli tedaviler yapılır, gerekirse o bölgede yoğun hastalık var ise bulaştırılmaması için karantina uygulanır ve arı ölümleri en aza indiriyorlar, çünkü sürekli kontrol altında takip edilmektedir. Varsa hastalık ve zararlılarla ani müdahale söz konusudur. Her yıl veriler incelenir tespit edilen hastalık hangi aşamada olduğu takip edilir ve kontrol altına alınır.

Özellikle parazit olarak varroa, yıllardır mücadele ediliyor fakat başarılı olamiyoruz. Bir milli ilaçımız yok bu konuda eksikliğimiz vardır. Oysa 8 milyon arılı kovanımız vardır. Bu kovanların yılda 4 veya 6 defa ilaçlanması 24 milyon doz eder buda birçok ilaç firmanın iştahını azda olsa kabartmaktadır. Bu arada bakanlığımızın ruhsat verdiği ilaçları kullanıyoruz fakat ülkemizde kaçak uygun olmayan ilaçlar daha fazla satılıyor ve o ilacın içinde hangi etken maddeler var bilinmiyor.Bu maddelerin arıya ve bal a ne kadar etki ettiğini bilinmemektedir. Neden tercih edildiğine gelince ucuz olduğundan, vergi yok etkili maddeler belki konulmamış veya fazla etkili madde konulmuş bu arıya ana arıya ne kadar zarar verilmiştir. Bu kaçak ilaçlar normal ilaçların 3,4 katı kadar daha fazla satılmaktadır ve denetimler yapılmamaktadır arıcılar, birlikler veya başkaları, şikayet etikleri zaman nerde ise suçlu duruma düşmemektedirler. Her tarafta güçlü lobileri vardır sağlıksız bal a sirayet eden ilaçlar maalesef ülkemizde üretilip satılıyor. İlaç üretmek bir sürü prosedürü; denemeler, etkili madde, girdi masrafları, üretim yerinin hijyenik yeri ve maliyetin yükselmesi dolayısı ile merdiven altında yaptığı ilaçlar daha ucuz maalesef buna rağbet daha fazladır. Bilinçsiz arıcılık eğitimsiz arıcılık ve her yıl kamu tarafından yeniden arıcı yetiştirmeye çalışmak genç çiftçi vb.

Arıların beslenmesinde; arı kekleri ve çeşitli şuruplar yapılmaktadır ve satılmaktadır. Önüne gelen bu yemleri üretmekte ve piyasaya sürmektedir. Biraz da ucuz sattıkları için rağbet görmekte ve daha çok bu yemler tüketilmektedir. Tabi ki bu konuda da denetim yapılmamakta ve bu konuda bir kodeks uygulanmamakta
Vergisiz masrafsız ürettiği için, ucuz maliyet, kaçak imal ettiği için pazar fiyatı bakımından daha güçlüdür.
Arıcılıkta; Tarım Bakanlığımızın izin verdiği ruhsatlandırdığı gerek ilaç gerekse arı yemi veya bal dolum tesisleri olsun hiç birisinin rekabet şansı, kaçak yapanlar karşısında olamaz. Buda sektörü olumsuz etkilemektedir.
Tüm bu olumsuzlukları yan yana getirdiğimizde; yine karşımıza çıkan yeterince kamu denetimsizliği.
Gelişi güzel Arı yemleri, yapay ballardan yapılan kekler, arı hastalık ve zarlılara karşı ruhsatsız ilaçlar, bazı önemli hastalıklarda yani ihbarı mecburi hastalıklarda arıların tazim edilmemesi ve hastalığın gizlenmesi ve yayılması. Ve her yıl binlerce arılı kovan kayıp etmekteyiz bu da arıcımızın ve ülkemizin çok önemli bir ekonomik kayıptır.
 
Umudumuz bu konunun özerinde durulması ülke olarak bu konuda projeler yapılması uygulanması dileklerimle
Saygılar sunarım,

Fahri SAYLAK
Diyarbakır İli Arı Yetiştiricileri Birliği
Yönetim Kurulu Başkanı

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
3.6.2019
Devamı

TAGYAD Bakanlık Bürokratları İle İftarda Buluştu

TAGYAD Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği bin bir geceden hayırlı olan kadir gecesinde iftar düzenledi. Tarım ve Orman Bakanlığı bağlı UTEM de gerçekleşen iftara Tarım ve Orman Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Bitkisel Üretim Genel Müdürü Fuat Fikret Aktaş, Genel Müdür Yardımcı Burhan Demirok, DSİ Genel Müdür yardımcısı Faruk Fıratoğlu, Şeker Dairesi Başkanı Mehmet Hasdemir, Hayvancılık Genel Müdür Yardımcıları Erol Bulut, Cengiz Ceylan, TÜDKIYEB Genel Başkanı Nihat Çelik in yanı sıra çok sayıda tarım yazarları gazetecilerinin yanı sıra  tarım paydaşları katıldı.


Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç iftarın ardından Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum diye ifade etti. Bakan Yardımcısı Tunç şunları ifade etti.
“böylesine güzel bir gün gecede Tarım gazetecileri ve yazarları ile bir arada olmaktan mutluyum. Tarım sektörünün sizlere çok ihtiyacı var. Sizlerin da hada güçlenmesini istiyoruz. Doğru bilgi için kapılarımızı aşındırın. Bakanlığımızın ilgili bürokratları burada. Bizim kapılarımız sizlere her zaman açıktır. Sizlerin yani Tarım medya sektörünün dahada güçlenmesi gerekli” diye kaydetti.


Bakan yardımcısının ardından TAGYAD Başkanı İsmail UĞURAL ve TAGYAD Denetleme Kurulu Başkanı Muhammet OLUKLU  Bakan yardımcısı Mehmet Hadi Tunç’a gazeteciliğin anlamı olan dolma kalem hediyesini takdim ettiler.

 
 
1.6.2019
Devamı

GÜÇ BİRLİĞİ KOOPERATİFLERİ

Değerli okurlar, Bundan sonra AB Panorama başlığı altında her sayıda, sizlerle ülkemizdeki üretici örgütlenmesi ve kooperatifler ile ilgili mevcut durumu, AB’den karşılaştırmalar yaparak anlatmaya çalışacağım. Amacım kısa bilgilerle ilginizi kooperatiflere çekebilmek. Bu sayıdaki ilk yazımızda son günlerde çok tartışılan milli birlik kooperatifleri ile ilgili ortaya atılan durumu daha iyi tartışabilmeniz için sizlere AB’deki ve ülkemizdeki üretici örgütlenmesi ve kooperatifler ile ilgili genel durumu anlatacağım.

AB’de tarım alanında örgütlerin yapılanmasına baktığımızda, genellikle ürün ya da ürün grupları temelinde kurulduklarını görürüz. Bunun yanı sıra örgütlenme şekilleri ülkelerin ekonomik ve sosyal şartlarına göre ülkeden ülkeye hatta bazen aynı ülkede eyaletler arasında bile değişebilmektedir. Bu durum bazı ülkelerde ırk ve din gibi ülkeye özgü sosyolojik, kültürel ihtiyaçlara göre daha da özelleşebilmektedir. Örneğin Katolik-Protestan olmak üzere dini ya da Fransız, Alman, Felemenk, Katalan veya İskoç gibi etnik temelli oluşumlara da sıklıkla rastlanabilmektedir. Örneğin sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonların da bulunduğu kalabalık bir yapılanmaya sahip Fransa’da tarım alanında faaliyet gösteren farklı yapılarda çok sayıda ve tipte örgüt bulunmaktadır. Bu durumun diğer Akdeniz bölgesi ülkelerinde de görüldüğü, Kuzey ülkelerinde özelikle Almanya’da ise disipline edildiği şeklinde bir genellemede bulunulabilir.

Sanırım burada hepimizin aklına gelen ilk soru, bu kadar çok örgütün bizdeki gibi bir “örgüt kirliliği”ne sebep olup olmadığıdır. Bu sorunun cevabı duruma göre değişecektir. Bir bölgede aynı alanda birden fazla örgütün üreticiye hizmet yarışında olması kötü bir şey değildir. Fakat bu örgütler birbirlerine zarar veren bir rekabete girişirlerse durum değişecektir.
AB’de sektörde birbirinin rakibi olarak görülen örgütler piyasada ortaklarının menfaati sözkonusu olduğu zaman bir araya gelmesini bilmektedir. Özellikle AB kanunları bu konuda yol göstericidir. Ama kesinlikle zorlayıcı değildir. Bir örgütün piyasada etkin olmak amacıyla üye ülke hükümetlerinden yetki devri (tanınma) hakkını alabilmesi gereklidir. Bunun için bulundukları bölgeyi temsil edebilecek büyüklüğe ve güce sahip olma şartı bulunmaktadır. Bu şart, onları AB Tanınma Hakkı Almış Üretici Örgütü (Producer Organisation-PO) olarak birleşmeye itmektedir. Örneğin İspanya’da yüzyıllık balıkçı kooperatif örgütleri olan Kofraderia’lar, Üretici Örgütü (PO) olarak birleşmiş ve piyasada güçlü hale gelmişlerdir. AB’de buna benzer bir diğer durum ise; özellikle Ortak Piyasa Düzenleri kapsamında son zamanlarda yaşanan düzenlemelerden kaynaklanmaktadır. Bu düzenler üretici örgütlerini piyasa şartlarında daha aktif rol almaya yöneltmekte dolayısıyla onları kooperatifler ile ortak olmaya ya da kooperatifleşmeye sevk etmektedir. Örneğin süt kotalarının serbest bırakılması, ürünün pazarlanabilmesinde özellikle kooperatifleri ön plana çıkartmış ve üretici örgütlerinin bu alanda yeni birliktelikler kurmasına neden olmuştur. Bir başka örnek ise; Hollanda’da balıkçılık alanındaki üretici örgütlerinden (PO) verilebilir. Bu ülkede bulunan mevcut 10 adet Balıkçılık Üretici Örgütünün (PO) 9 tanesinin adı kooperatif ile başlamaktadır. Özellikle mezat işlerinde bir müdahale gerektiğinde karşılıklı etkileşime girmekte ve ortaklarının menfaatlerini korumaktadırlar.
AB tarımında üretici örgütlerine verilen önemin giderek arttığını biliyoruz. En son yapılan büyük reform çalışmaları sonucunda 2013 yılında çıkartılan mevzuatta bu durum iyice belirgin hale gelmiştir. Artan bu önem kooperatiflere olan ilginin de artmasına neden olmuştur. Yani artık AB’de örgütleri, diğer örgütler ile birleşmeye teşvik eden ekonomik bir ortam oluşmaktadır. Burada özellikle bir kere daha belirtmek gerekirse, ekonomik şartlar karşısında güç birliği oluşturmak için yapılan bu birleşmelerde hiçbir şekilde devletlerin üretici örgütüne zorla el koyması, baskı yapması ya da çiftçiye ortaklık konusunda bir zorlaması olmamaktadır.

Peki, ülkemizde durum ne?
Ülkemizde halen 4 Bakanlığın sorumluluğunda, 13 kanuni dayanağı olan, 18 farklı türde tarımsal amaçlı örgüt bulunmaktadır. Toplam sayısı 16.000’e ulaşan bu örgütler, 10 milyondan fazla ortak/üyeye sahiptirler. Bu örgütleri ekonomik ve mesleki olarak iki grup halinde ele alabiliriz.

Çiftçinin üye olduğu, ekonomik amaçlı olmayan mesleki amaçlı üretici örgütleri içinde ülke çapında ürün bazında ilçelerde kurulan 600 bine yakın çiftçinin üye olduğu 900 üretici birliği ve yine 750’den fazla ilçede yapılanmış 5 milyon üyesi olan ziraat odaları öne çıkmaktadır. Ayrıca 500’den fazla dernek, 400’e yakın sulama birliği, 15 vakıf, tohumculuk alt birlikleri ve ürün konseyleri bu grupta yer almaktadır. AB’de devletin muhatap aldığı ekonomik amaçlı üretici örgütlerine emsal olmaları amacıyla oluşturulan üretici birliklerinin ülkemizdeki yapısının, ne AB’de, ne de Dünya’da bir benzeri yoktur ve ne yazık ki ticari faaliyet gösterememektedirler.

Tarımsal örgütler içinde ekonomik amaçlı örgütler olan kooperatiflerin elbette farklı bir yeri vardır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu kapsamında tarımsal kooperatif olarak Tarım ve Ormancılık Bakanlığı sorumluğunda 10 bine yakın, Ticaret Bakanlığı sorumluluğunda ise 500’e yakın kooperatif bulunmaktadır. Bunlara ilaveten Tarım ve Orman Bakanlığı altında 1581 sayılı kanun ile kurulan 1600’den biraz fazla Tarım Kredi Kooperatifi ve yine Ticaret Bakanlığı altında bu sefer 4572 sayılı kanun ile kurulan 300 kadar Tarım Satış Kooperatifi bulunmaktadır.
 

 
Sonuç olarak, ülkemizde; 2 ayrı Bakanlık bünyesinde, 3 farklı Kanuna göre, 8 ayrı alanda faaliyet gösteren yaklaşık 3,8 milyon çiftçinin ortağı olduğu 13 bine yakın Tarımsal Amaçlı Kooperatif bulunmaktadır.
Bu kooperatifler arasında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile Tarım ve Orman Bakanlığı altında kurulan kooperatifler ele alındığında dikey yapılanmaları açısından karmaşık bir durum ortaya çıkmaktadır. Bakanlığın 1988’li yıllarda çıkardığı mevzuata göre; faaliyet konularına göre en altta Tarımsal kalkınma, Sulama, Su ürünleri ve Pancar ekicileri olmak üzere 4 grupta kurulmaya başlayan kooperatifler, kendi bölge birlikleri ve merkez birlikleri altında dikey yapılanmalarını oluşturmuşlardır. Bu kapsamda Tarım, Ormancılık, Hayvancılık, Su Ürünleri, Sulama, Pancar Ekicileri, Çay ve El Sanatları Kooperatifleri Birlikleri ile ilgili anasözleşmeleri hazırlanmış ve geçen 31 yıl içerisinde bunların ilk altısının kuruluşları yapılmıştır. Ayrıca kooperatif benzeri yapıda 81 ilde kurulan ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri bulunmaktadır. Ekonomik amaçlı bütün bu örgütler aslında çiftçinin özel mülkleridir ve Türk Ticaret Kanuna göre birer Anonim Şirket olarak kabul edilmektedirler. Yani bunlar üzerinde genel denetim haricinde devletin hiçbir konuda müdahale hakkı bulunmamaktadır.

Çerçevesi devlet tarafından çizilmiş bu durumun bir kirlilik mi, yoksa Fransa’da olduğu gibi bir zenginlik mi olduğunu iyi irdelemek gereklidir. Devletin görevi örgütlenmenin önünü açmaktadır. Demokratik bir ülkede kanunlar ile örgütlenmeye bir sınırlama getirilmesi düşünülemez. Bu nedenle, örgüt sayısının çok olduğu bir ülkede bu fazlalığın bir zenginliğe mi, yoksa bir kirliliğe yol açtığı birbirleri ile uyumlarına ve piyasada mensuplarının menfaatlerini koruyacak tedbirler alabilmelerine yani kooperatiflerin kendilerine bağlıdır. Sonuç olarak, kooperatiflerin gerektiğinde bir araya gelebilme ya da birleşebilme bilinçleri, bunu başarabilme kabiliyetleri hem bu sorunun cevabı olacaktır, hem de ülke tarımının sorunlarının çözümü için büyük bir fırsat oluşturacaktır.
Örgütlenmede her alanda, her zaman önder olan kooperatifler bu sorunun çözümünde de yine önder olmalıdır. Çünkü kooperatiflerin birleşme alanında gösterecekleri başarı diğer örgütlere de örnek olacak hatta onları da bu güçlü yapının altına çekecektir.

Daha önceki yıllarda da gündeme gelen ve kanuni bir engeli bulunmayan birleşme konusunda kooperatiflerimiz üstlerine düşen sorumluluğu yerine getirebileceklerine inanıyorum. Almanya’da son yıllarda sıkça görülen kooperatif sayısı azalırken ortak sayısının artması durumu, ülkemizde Tarım Kredi Kooperatiflerinde de görülmektedir. Bu durumun diğer kooperatiflerde ve üst yapılanmada da zamanla kendini göstermesi gerekmektedir.

150 yıllık bir örgütlenme geçmişine sahip ülkemizde; marifet bir kooperatif kurmakta değil, gerektiğinde daha büyük birliktelikleri başarabilmektedir. Ramazanınızı kutluyor, Ülkemize ve ailenize huzur ve bereket getirmesini diliyorum.
 
31.5.2019
Devamı

Can Yakan Hastalık

     Brusellozis,  kendi adiyla anilan bakterilerce olusturulan, ciddi ekonomik kayiplara yol açan bir hastaliktir. Insan dahil,  bir çok hayvanda görülür. Gebe sigir, koyun, keçilerde yavru atmalara (abort), erkeklerde de kisirliga yol açabilir. Hayvanlardan insanlara geçen, zoonoz tabir edilen hastalik grubundandir. Malta Hummasi, Akdeniz Hummasi, Bang Hastaligi adlariyla anildigi gibi, halk arasinda Koyun Hastaligi, Mal Hastaligi, Peynir Hastaligi olarak da bilinir (1,2).
Hastalik, bizlere çogu zaman enfekte hayvanlara ait iyi pisirilmemis ya da tamamen çig sütten elde edilmis peynir, krema, tereyagi, dondurma vb. ürünlerle bulasir. Kasar peyniri ve yogurttan geçtigi bildirilmemistir. Ayrica etken brusellali yeni dogum yapmis hayvanlara, dogum aletlerine, yavru sularina ya da yavruya yara-bereli çiplak ellerle temas ederek de alinabilir. Et ve et ürünlerinden meydana gelebilecek bulasmalara daha az rastlanir.

Her yas ve cinsiyetteki insanda hastalik yapabilir. Ilk hastalik vakasi 1854 yilinda meydana gelen Kirim savasinda bildirilmistir. Daha sonra bakteri "Davide Bruce" adli arastirici tarafindan 1885 yilinda ilk olarak izole edilmis, ilerleyen yillarda Brucella abortus (sigir, manda, çakal, sirtlan, at ve insan), Brucella melitensis (koyun, keçi, deve, antilop, sigir, insan), Brucella ovis (koçlarda), Brucella suis (domuz, sigir, kurt, tilki ve insan), Brucella canis (köpekte),  Brucella neatomae (çöl faresinde) adli türler de bulunmustur (1,3). Hastalikla ilgili hayvan yetistiricileri, celepler (alim satim yapanlar), veteriner hekimler, mezbahane çalisanlari, et sanayisindeki isçiler, kontrolsüz satilan süt ve süt ürünlerini tüketenler, veteriner saglik teknisyenleri, laboratuar personeli öncelikli risk grubunu olustururlar.

Son derece rahatsiz edici olan hastalik  insana geçtiginde; yüksek ates, gece terlemesi, eklem ve kas agrilari ilk planda ortaya çikar. Devaminda istahsizlik, halsizlik, bas, sirt ve bel agrilari ile dalgali bir vücut isisi meydana gelir. Aksamlari üsüme, titreme ve gece terlemesiyle süren, sabaha dogru düsen bir ates vardir. Nedeni bilinmeyen ates tanisi ile takip edilen hastalarin bir çogunda da brusellaya rastlamak sasirtici degildir. Tam olarak klinik belirti göstermeden meydana gelen vakalarda, hastalik ancak serolojik testler vasitasiyla ortaya konulabilir. Bazi durumlarda semptomlar görülse bile, hastalik genellikle kisinin bagisiklik durumuna göre hafif seyredebilir. Hasta oldugunu bilmeden yasayan, daha dogrusu hastalik belirtilerini göstermeyen bir çok sahis vardir aramizda. Çogu zaman bu vakalarda vücutta sadece kronik bruselloz tablosunda görülen yorgunluk, kirginlik belirtileri dikkati çeker. Bu tür klinik tablo çocuklarda nadir izlenirken, ileri yastakilerde siklikla görülür. Hastalar genellikle depresif psikiyatrik semptomlardan, halsizlikten, çabuk yorulma, güç kaybi, terleme ve kilo kaybindan yakinir. Brusella enfeksiyonunda isitme kaybi bile gelisebilir. Olusan Isitme kaybi genellikle tedavi ile düzeltilir. Ancak bu dönemde kulakta çinlama ve bas dönmesiyle seyreden vertigo gibi hastaliklara da rastlamak mümkündür.

Uzun uzadiya özellikle insanlardaki etkisini anlattigim Brusella, ciddiye alinmasi gereken ülkemiz zoonoz hastaliklarinin en basinda yer almaktadir. Gerek Saglik Bakanligimiz, gerekse Tarim ve Orman Bakanligimizca hastalik sürekli olarak ortadan kaldirilmaya çalisilmakta ve bir çok mücadele yöntemi kullanilmaktadir. Bunun için genellikle asilamalar vasitasiyla, büyük bütçeler harcanarak mücadele edilen bu problem, hala onca uyariya, onca tedbire ragmen bir türlü durdurulamamistir.

Ülkemizde Brusellanin kontrol ve eradikasyon (ortadan kaldirilmasi) çalismalari ilk olarak 1930 yilinda sigirlarda "Brusella Abortus" türü ile baslatilmistir. 1951 yilina gelindiginde, Ankara Etlik Veterinerlik Bakteriyoloji ve Seroloji Enstitüsü bünyesinde kurulan laboratuvarda devam edilmis, sonrasinda faaliyetler Istanbul Pendik Veterinerlik Bakteriyoloji ve Seroloji Enstitüsü'ne tasinmistir.  Koyun ve keçilere uygulanan Brusella Melitensis Rev. 1 asisinin genis kapsamli üretimi ise 1965 yilinda kurulan Brusella Melitensis Laboratuvar'indaki çalismalarla baslatilmis ve ilk asi uygulamasi 1969 yilinda yapilmistir. Ileriki yillarda "Ulusal Brusella Kontrol ve Eradikasyon Projesi" uygulanmaya konmus (1984) ve disi sigir yavrulari ile koyun ve keçi yavrularinin asilanacagi projenin 26 yilda tamamlanmasi planlanmistir.

Hastaligin ulusal çapta yayginligini tespit etmek için 1998 yilinda Brusella Fert Prevalans (Yayginlik) çalismasi yapilmis, elde edilen sonuçlara göre oranlar; sigirlarda % 1.43, koyunlarda  % 1.97 olarak tespit edilmis, sürü prevalansi ise sigirlarda % 11.4, koyunlarda % 15 olarak bulunmustur. 1969 yilinda baslatilan "Ulusal Brusella Kontrol ve Eradikasyon Projesi" nin neticesini görmek amaciyla 2011 yilinda, Bakanlikça uygulanan hastaligin sigir ve koyunlardaki yayginliginin tespiti yapilmis ve ilk degerlendirmelere göre sigirlardaki Brusella sürü prevalansinin; %7,8 (fert prevalansi %2,7) ve koyunlarda ise; sürü prevalansi %22,5 (fert prevalansi %3,4) oldugu tespit edilmistir. 1969'daki sonuçlarin 2011'den daha düsük oldugu ve uzun yillar geçmesine ragmen mücadelede iyi bir sonuç alinamadigi görüldügünden, hastaligin ortadan kaldirilmasi için yeni metotlar kullanilmasi gerektiginin farkina varilmis ve Brusellanin eradikasyonunu saglayan ülkelerin yaptigi çalismalar Bakanlik uzmanlarinca detaylica incelenmistir. Buna göre; sürü prevelansi % 1 den az olan durumlarda hastalik, test ve kesim metodu ile kisa süreli eradikasyon programina tabi tutuldugu, hastalik prevalansinin % 1 den daha yüksek oldugu durumlarda ise asilamalar yapilarak sürü prevalansinin önce % 1 in altina çekildigi, sonra test ve kesim metodu uygulanarak hastaligin ortadan kaldirildigi görülmüstür. Bu nedenle en etkili mücadele yönteminin  hastaligin eradikasyonunu saglayan ülkelerin yaptigi stratejik yöntemler oldugu kanaatiyle, ayni sekilde 2011 yilinda Brusellanin yayginligini azaltmak adina, ülkemizde de Brusella mücadeledesi yön degistirmistir. Kitle asilamasi yapilmasinin en etkili yöntem olduguna karar verilmistir. Sadece belirli yastaki disilere yapilan derialti asi çalismalarina son verilerek, kitle asilamasinin her yastaki hayvana yapilmasi gerektigi ön görülmüstür. Bu kapsamda sigirlarda 10 yil, koyun ve keçilerde 6 yil sürdürülecek olan "Brusellanin Konjuktival Asi ile Kontrol ve Eradikasyonu Projesi'nin uygulamasina 01/01/2012 tarihinden itibaren baslanmis ve bu güne kadar da devam etmektedir (4).

     Hayvanlarda özellikle koyun ve keçiler basta olmak üzere, tüm gevis getirenlerde binlerce yavrunun kaybedilmesine neden olan brucellozis, sürülerde bir anda yavru atmalarla baslamaktadir. Hastaligin farkina varilip teshis konulana kadar, geçen sürede epey kuzu, oglak ve buzagi telef olmaktadir. Maalesef bu bakteriyel hastalik her yil çok ciddi miktarda can ve mal kaybi yapiyor. Milyonlarca liralik zarar ve ziyana yol açiyor. Koruyucu tedbirleri artirmadigimiz takdirde, daha da can yakacaga benziyor. Hastaliktan korunmak adina insanlarda asi tavsiye edilmezken, veterinerlik alaninda asi mücadelenin en temel tasini olusturmaktadir. Bunun için Bakanlikça yapilan asi çalismalarinin çok daha etkin ve siki sürdürülmesi zorunludur. Pek çok ugrasa ve çalismaya ragmen hala Türkiye'mizin hemen her yöresinde hastalik çiktigina dair haberlerin gelmesi hepimizi üzmektedir. Kuskusuz dünyada oldugu gibi hastaligin görülme oranlarini %1'in altina düsürmemiz gerekiyor. Aksi takdirde basariya ulasamayacagiz.

Peki ne yapmali ya da nasil bertaraf edilmeli bu sorun ?
Brucelloz, sürülerde ve hayvanlarda ilaçlarla yok edilemiyor. O nedenle mücadelenin temelini temizlik, hijyen ve düzenli asilamalar olusturuyor. Burada hayvancilik yapanlarla, Tarim Bakanligi basta olmak üzere onlara hizmet veren birlikler, kooperatifler, veteriner hekimler, tekniker ve teknisyenlerin her birimin birbirleriyle siki isbirligi içinde olmasi gerekiyor. Mümkünse hastalik çikmadan tüm tedbirler alinmali, çikmasi halinde de hiç bir seyi saklayip gizlemeden yetkililere haber vererek yasada belirtildigi gibi olay çözülmelidir. Aksi halde basari beklenemez.  Diger yapilacaklari da söyle  bir siralarsak;


*  Hastalikla mücadele için genis bütçeler ayrilarak, acilen ülkede Milli Mücadele Seferberligi yeniden baslatilmali, Tarim ve Saglik Bakanliklari tüm zoonoz hastaliklarda oldugu gibi koordineli olarak çalismali,  ne var ne yok tüm hayvanlar testten geçirilmeli, hasta olanlar ve enfeksiyonu tasiyanlar sürülerden derhal uzaklastirilmali ve bulasma kaynaklari yok edilmelidir.
*  Asilanabilecek hayvanlar çok siki bir sekilde, uygun asilarla tek tek asilanmalidir. Yapilan göz asilarinin sürülerdeki kan titreleri Enstitülerce sik sik ölçülüp degerlendirilmeli ve yeterli düzeyde titre olusmuyorsa, o bölgedeki hayvanlara derhal yeni asilar tatbik edilmelidir.
* Ahir ve agillar modernize edilerek, genel hijyene sadik kalinmali, özellikle dogum zamaninda daha dikkatli olunmali, ölen veya ölü dogan yavrularla onlara ait yavru zarlari ve tibbi atiklar da hem dezenfekte edilmeli hem de gömülerek bertaraf edilmelidir.
* Insan brusellozunun önlenmesinde en önemli husus, çig süt tüketimi veya çig sütten elde edilen ürünlerden kaçinmak gerektigi bilinci yayginlastirilmalidir. Insan gidasi olarak kullanilacak tüm süt ürünlerini isil islemden geçirmeli, kaynatmali veya pastörize etmelidir.
* Risk grubunu olusturanlar çok dikkatli davranmali, hastaligin temas yoluyla bulasmasini önlemek için özellikle mezbaha isçileri, veteriner hekimler, veteriner tekniker ve teknisyenler, hayvan bakicilari, et paketleyiciler hayvanlarin atiklarina karsi mutlaka koruyucu tedbirler almali, önlük, eldiven, gözlük vb. ekipman zorunlu olarak giymeli, hastaliktan kuskulanildiginda, en yakin saglik kurulusuna basvurarak gerekli muayene ve tedavilerini olmalidirlar (1,2,3,4).
            Sonuç olarak; tüm yetkililerin bu konuya dikkat kesilmesini diler, bereketli ve güzel yurdumuzda bu ve benzeri hastaliklarin tez zamanda ortadan kaldirilmasini umarim. Saygilarimla...

Dr. Öğretim Üyesi Hakan Keçeci
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi ABD
 

 
KAYNAKLAR
 
1- Ö Kandemir. Türkiye Klinikleri J Inf Dis-Special Topics 2015;8(2).
2- S Cesur, Y Çapar, P Demir, H Kurt, T H Sözen, E Tekeli. Klimik  Dergisi, Cilt 15, Sayi:1 2002, s:22-24.
3- World Health Organisation 2006. Brucellosis in Humans and Animals. WHO Library Cataloguing-in-Publication ISBN 978 92 4 154713 0 , Data WHO/CDS/EPR/2006.7.
4- Gida, Tarim ve Hayvancilik Bakanligi Gida ve Kontrol Genel Müdürlügü. Brusellanin Konjuktival Asi ile Kontrol ve Eradikasyonu Projesi Genelgesi. Tarih: 13.01.2012 ve Sayi : B.12.0.GKG.0.02.01-010.06- NO:2012/03.
 
 
 
 
 
30.5.2019
Devamı

Eski Bakan Ziraat Bankasının Yönetim Kurulu Üyesi Oldu

3 kamu bankasinin genel kurullari, önceki gün  gerçeklestirildi. Genel kurullarda önemli görev degisiklikleri gerçeklesti.
Son olarak Gida Tarim ve Hayvancilik Bakanligi yapan Faruk Çelik, Ziraat Bankasi'na yönetim kurulu üyeligine getirildi.
17 Ocak 1956 Artvin Yusufeli dogumlu olan Çelik, 21, 22 ve 23. dönemde Bursa, 24. dönemde Sanliurfa Milletvekili seçildi. 60, 61 ve 62. hükümetlerde Çalisma ve Sosyal Güvenlik Bakanligi ile Devlet Bakanligi, 64 ve 65. hükümetlerde Gida, Tarim ve Hayvancilik Bakanligi görevlerini yürüttü.

Öte yandan, Abdulkadir Aksu Vakifbank Yönetim Kurulu Baskanligi'na, Mevlüt Uysal Halkbank yönetim kurulu üyeligine getirilmisti.
 
 
30.5.2019
Devamı

Reishi Mantarı Kansere Karsi Koruyucu

Günümüz yasam tarzina baktigimizda çok hizli ve telasli bir yasamdan geçiyoruz. Bu hizli yasamla birlikte stresi, sagliksiz ve yetersiz beslenmeyi, spor aliskanliginin olmamasini da ekledigimizde ortaya saglik sorunu yasayan mutsuz bireyler ortaya çikiyor.     Kisi, sürekli sersemlik, yorgunluk, istahsizlik, konsantrasyon kaybi, migren ataklari, kabizlik veya diger semptomlar yasamaya basladiginda, vücudunda bir seylerin yolunda gitmedigini fark edip bir an önce bu konuyu ciddiye alarak önlemini almalidir.

            Bu nedenle, yukarida ki hususlar isiginda kisinin sagligina dikkat etmesi ivedi ve toleransi olmayan bir ihtiyaçtir. Artik sifali bitkiler (gida takviyeleri) kullanmak zorunda kaldigimizin göstergesidir. Tükettigimiz gidalarda ki besin degerleri düserken zirai ilaçlar, hormonlar ve çesitli kimyasallar artmaktadir. Bu kimyasallarin vücudumuza alinmasiyla birlikte gelecekte daha büyük tehlikeler ve çesitli hastaliklar ortaya çikacak demektir.

            Bu korkunç senaryoyu yasamamak için gida takviyeleri kullanmamiz zorunlu bir hal almistir. Gida takviyelerini arastirmaya basladigimda karsima çikan en önemli bitkilerin basinda Ganoderma lucium(Reishi Mantari) çikiyor. Ganoderma lucium çesitli ülkelerde farkli isimlere sahiptir. Japonca “Reishi” Çince “Lingzi” Korece “Youngzi” olarak bilinir. Ganoderma lucium, dogal olarak yikilmis agaçlar ve diger genis yaprakli agaçlarin gövdelerinde büyüyen mantar familyasinin bir üyesidir.
 Yakin geçmiste yapilan arastirmalar, bitkinin kanserli hücrelere yönelik anti-tümör, hipoglisemik etkinlik, antienflamasyon etkileri ve sitotoksisite özellikleri dahil olmak üzere son derece önemli biyolojik etkilere sahip oldugunu ortaya koymustur. Ganodermanin besleyici ve sifa nitelikleri ile ilgili agirlikli olarak Çin, Kore, Japonya ve Amerika’da yapilan arastirmalar, bitkinin içerisinde hipertansiyon, diyabet, kanser, aids gibi çesitli hastaliklarin önlenmesinde ve tedavisinde faydali olabilecek belli biyoaktif maddeler (triterpenler ve polisakkaritler gibi) bulundugunu ortaya koymustur. Ayrica bagisiklik sistemini kuvvetlendirdigi, hücre yeniledigi, enerji verdigi ve vücut direncini artirdigi bilimsel çalismalarda görülmüstür.


 
“GANODERMA MANTARI KANSERE KARSI KORUYUCU”

Doç.Dr. Hatira Taskin, “Tibbi mantarlar arasinda yer alan ve ülkemizde ölümsüzlük mantari olarak isimlendirilen Ganoderma lucidum bu mantarlardan bir tanesidir. Protein, selüloz, kül, azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, germanyum ve selenyum içeren Ganoderma mantari son yillarda özellikle kanser hastalarinin dikkatini çekiyor. Germanyum elementinin bu mantardaki molekül seklinin, insan vücudunun kendini yenilemesi için en fazla ihtiyaç duyulan sekil oldugu biliniyor. Ganoderma mantarinin içerdigi polisakkaritlerden bir tanesi olan beta glukan bagisiklik sistemini uyararak, enfekteli hücrelere karsi savasan T hücrelerinin olusumunu tesvik ediyor. Içeriginde yer alan ganoderik asit vücuttaki kan basincini, kan sekerini, yagi düzenliyor, kolesterol seviyesini düsürüyor ve kanin pihtilasmasini önlüyor. Fenol içermesi de kansere karsi koruyucu özelligini pekistiriyor.”

Merih Nebioglu
Yasam Koçu

 
 
29.5.2019
Devamı

Artan Yem Fiyatları Nedeni ile Kendi Yemini Kendi ÜRETİYOR

Rize’de emekli Beden Egitimi Ögretmeni Recep Kaya hobi olarak basladigi hayvanciligi gelistirerek hayvanlari için yem üretmeye basladi. Yem üretirken asamalarini kayit ederek video olarak sosyal medya hesabindan paylasan Kaya, paylasimini görüp kendisini arayanlara nasil yapilacagini anlatiyor.

Yem ücretlerinin fiyatindan sikayetçi olan Kaya arastirarak maliyeti düsürmenin yollarini aradi ve 15 metre karelik hobi atölyesinde yem için bir sistem kurdu. Önce karanlik alanda yemleri ortalama 24 saat ile 48 saat arasinda suyun içerisinde bekleten Kaya daha sonra yemleri çikartarak hazirladigi tepsiye seriyor.
Tepsiyi yine karanlikta 24 saat boyunca bekletiyor ama bu kez 24 saatte 3 veya 4 kez su veriyor. 24 saat daha bekleyen yem tohumlari yesermeye hazir oluyor ve raflarda ki yerini aliyor. Raflar ise günlerine göre kisimlara ayriliyor. 10 günü dolduran yemler artik hayvanlar için hazirlanmis oluyor.



Ineklerin süt verimi iki katina çikti

Kurdugu yem atölyesi sayesinde yüzde 60 kar ettigini ve yemlerin otlara oranla daha fazla protein verdigini dile getiren Recep Kaya, ayni zamanda hayvanlardan aldigi sütünde arttigini dile getirdi. Kaya “Son zamanlarda ülkede hayvancilik ve tarim alaninda biraz sikinti gördügüm için böyle bir yola basvurdum. Kendi otumu, kendi yemimi kendim üretmeye basladim. Herkese siddetle tavsiye ediyorum.
Örnegin 100 liraya mal ettiginiz bir yemi bu sekilde 40 liraya mal edersiniz. Yani yüzde 60 kazanciniz var. 100 liraya mal ettiginiz bir yemden, atiyorum birim olarak 100 protein aliyorsaniz, 40 liraya ürettiginiz bu yemden 600 protein aliyorsunuz. Burasi isin en can alici noktasi.
Daha önce ben ahira inekleri sagmaya giderken 1 kap süt alip geliyorduk. Bu yemi yedikten sonra ikinci kap ta dolamaya basladi. Herhalde bu gidisle bizi üçüncü kaba da getirecek” dedi.

“Ilk önce karanlik bir yerde tohumlamaya birakiyoruz”
Sistemin çok basit oldugunu dile getiren Kaya “Bunun yapimi çok kolay, çok basit. Ilk önce karanlik bir yerde tohumlamaya birakiyoruz. 25-30 saat suda bekledikten sonra bunlari tavalara dizip karanlik bir yerde 24 saat daha bekletmek zorundayiz.
Bu arada 3 veya 4 kez de islatiyoruz. Daha sonra raflara diziyoruz, onlar kendi kendine büyüyor zaten. Serada da 3-4 bölüm olacak. Örnegin burada 10 günlük var, 5 günlük var, 4 günlük var, 1 günlük var. Bir taraftan bitiyor, diger taraftan yenisi yetisiyor” ifadelerini kullandi.



15 Metrekare alanda 1 ayda 2 ton yem üretti
Küçücük hobi atölyesini bir üretim haneye çevirdigini sözlerine ekleyen Kaya “15 metre kare yerde ben yarisini kullanarak ayda 2 ton yem elde ediyorum. 6 tane hayvanim var, yemler terekte kaldi. Bekliyorum hayvanlara verdigim bitsin de bunlari da onlara vereyim diye. Zaten fazla bile gelse 10 günden sonra herhangi bir yere serince orada gelisimine devam eder. Raflarinizi her zaman dolu tutun. Ülkenin hayvanciliginin ve tariminin bununla gelisecegine inaniyorum ben” dedi.
Sosyal medyada gören Kaya’yi aradi.

Sosyal medyada yem yetistirirken videolar paylasan Kaya gören herkesin kendisine ulasarak nasil yapildigini sordugunu ve herkesi yem yetistirme noktasinda tesvik ettigini dile getiren Kaya “Özel egitimini veriyorum artik bunun. Günde 3-4 kisi gelip nasil yapildigini ögreniyorlar. Arayanlar var onlara anlatiyorum, motorumun arkasina koyuyorum gidiyorum gördügüme anlatiyorum.
Bir sekilde bu tutacak yani, tutmamasi için hiçbir sebep yok. Aksine tutmasi için çok sebep var tutmamasi için hiçbir sebep yok. Devletten is beklemeyin, kendi isinizi kendiniz kurun” seklinde konustu.
 

 
 
29.5.2019
Devamı

Tarim ve Orman Bakanligi Geyik Vurana 14 Bin TL Verecek

Dogal yasami, tabiati korumakla yükümlü olan Tarim ve Orman Bakanligi, 2 adet kizil geyigi vurulmasi için ihaleye çikti. Her bir geyik için 14 bin lira ödenecek. Ihale ilani Doga Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlügü web sitesinde yayinlandi.
Tarim ve Orman Bakanligi Bursa 2. Bölge Müdürlügü, ihale yöntemiyle, 10 Haziran 2019 günü saat 11.00’de yapilacak olan satista, vurulacak her bir geyik için 14 bin lira ödenecek.

Hedef av turizmini gelistirmek
“Çalismanin” kent turizminin gelismesine katki saglamasi planlanirken, hedefin ise geyiklerin neslini bir seviyede tutarak düzenli hale getirmek ve av turizmini gelistirmek oldugu açiklandi.
Bir geyigin en fazla 15-16 yil yasadigi ifade edilirken, öldürme hakki oldugunu ve bunun turizme katki saglayacagini düsünen bakanlik, 2004 yili ve sonrasinda av turizmi kapsamindaki av organizasyonlarindan en az ikisinin yabanci avcilar için düzenlendigi bildirildi.


 
 
 
28.5.2019
Devamı

SENEYE ISIMIZ DAHA ZOR OLACAK

Bu yil üretici için zor bir yil olacak. Son bir yil içerisinde gübre, yem, mazot, tohum gibi tarimsal girdilerde fiyat artislari karsisinda ürün fiyatinin ne olacagini kimse tahmin edemiyor. Peki, bu durumdan üretici memnun mu? Onu bilmiyoruz ancak belirsizlikten 2018 yilinda bir milyon ton gübre kullanilmadigini biliyoruz.
Tarim ve Orman Bakani Dr. Bekir Pakdemirli, “Gübrede geçen seneye göre yüzde 60 ve yemde yüzde 40 daha fazla girdi maliyeti var” demisti hatirlarsiniz.

Iste bu durum üreticinin gübreden kaçinmasinin en büyük nedenidir. Ülkemize has olan “BIZDE YÜKSELEN FIYAT INMEZ”  sözünü yasiyoruz.  Fiyatlar asagi seyredebilir diyebilirsiniz. Evet, ancak ülkede dolar kurunun sürekli yükselmesi ve faizlerin yüksek olmasinin yaninda piyasa güvenin olusmamasi fiyatlar üzerinde bir baski olarak durmaktadir.
Biraz hatirlatmadan sonra Cumhurbaskani Recep Tayyip Erdogan tarafindan açiklanan hububat alim fiyatlarindan bugday fiyatina deginmekte yarar var.

 2009 yilindan bu yana TMO’nun alim fiyatlari hiçbir zaman TÜIK’in açikladigi üreticinin ortalama satis fiyatinin üzerinde olmamistir. 2019 yili için açiklanan Kirmizi/Beyaz Sert Ekmeklik Bugday için 1.350 TL/Ton alim fiyati üretici için bir üst limit oldugunu kabul etmekte fayda var. Buna göre bugdayin piyasa fiyatinin 1200-1250 TL/Ton olacagini düsünmekteyim. Bu fiyat üreticiyi kurtarir mi? Üreticinin kendisine sormasi gereken bir soru olarak durmaktadir.
Ancak bildigim, son 17 yilda üreticimizin 20 milyon dekar arazide bugday üretimini biraktigi gibi üretimimizin 20 milyonda sabit kaldigidir. Nüfus artarken, ekim azalirken bugday üretiminin sabit kalmasi üzerinde düsünmek gerek. Bu durum böyle giderse önümüzdeki ekim zamaninda bugday ekecek üretici bulamayiz.
Son söz, zaman varken çiftçimizi küstürmeyelim.
 
Gazi Kutlu
Ziraat Yüksek Mühendisi
Tarim Pusulasi Genel Yayin Yönetmeni
gazi.kutlu@tarimpusulasi.com



 
28.5.2019
Devamı

Ithalat Üreticiye Darbe Vuruyor

Adana’da 3 hafta önce basladiginda 4 lira olan turfanda patatesin fiyati 2 liraya geriledi. Evrensel ’den Volkan Pekal’in haberine göre Hasat baslarken yapilan sifir gümrük vergili patates ithalatinin fiyatlari düsürdügünü söyleyen üretici Fahrettin Ates, ithalatin üreticiye darbe vurdugunu söyledi Bir yil içerisinde tohum, gübre, ilaç, mazot gibi girdi fiyatlarinin dövize bagli oldugu için en az yüzde yüz oraninda arttigini dile getiren Ates, patatesi 2 liraya satan üreticinin bu yil zarar ettigini belirterek borç yükü altindaki üreticinin önümüzdeki yil ekim yapamayacagini, halkin ithal de edilse pahali patates yiyecegini dile getirdi.

"ÜRETIM MALIYETI YÜZDE YÜZ ARTTI"
Bu sene asiri yagislar, dolu gibi afetlerden dolayi rekoltenin çok düstügünü anlatan patates üreticisi Fahrettin Ates, “Bunun üzerine bir de ithal gelen patatesler fiyati çok düsürdü. Bundan dolayi çok zarar ediyoruz. Zirai ilaç, gübre yurt disindan geliyor. Yüzde 50 ila yüzde 100 arasinda maliyet artisi oldu” dedi. Geçen yil patatesi 50 avro sente satarken bu yil Türk Lirasi olarak daha yüksek görünse de 30 avro sente sattiklarini söyleyen Ates, “Biz girdileri avro ve dolar üzerinden aliyoruz. Zararin anlasilmasi için fiyatlari da avro üzerinden söylüyorum” diye konustu.

"ÇIFTÇI HACIZLIK, POLITIKA YOK"
Bir sene patates fiyati iyi gerçeklestigi zaman herkesin patates ektigini ve arkasindan çiftçiler ekim alanini arttirdigi için fiyatlarin düstügünü ifade eden Ates, “Ciddi bir tarim politikasi yok. Ciddi bir kayit sistemi olmadigi için kendi halinde kendi çarkinda bir ekonomi olusuyor” dedi. 3 yil önce fiyati 30 kurusa gerçeklesen patatesin tarlada kaldigini ve üreticinin hasat masrafini bile karsilayamadigini hatirlatan Ates, “Çiftçi 3 yil öncesinden hâlâ borçlu. Patates, sogan eken çiftçinin yüzde 90’ninin Ziraat Bankasina, gübrecilere, ilaççilara ciddi miktarda borcu var. Hepsi hacizlik. Bu seneyi bir umut olarak görmüslerdi. Borçlarini kapatacaklarini zannederken ithal patates gelmesi ile bu umutlar da yok oldu. Bu böyle sürdükçe Adana’da patates ekimi düsecektir. Ve avro bu seviyede oldugu müddetçe vatandas ithal patatesi yüksek fiyatlarla yiyecek” dedi.

Bu kosullarda ekim alaninin azalacagini ifade eden Ates, “Yurt disindan pahali gelen patatesi devlet zararina marketlere sattirdigi için Türk çiftçisine darbe vurmustur. Türkiye’de nisanin 25’inde patates hasadi baslar, 10’uncu ayin 10’na kadar, sirasiyla Adana, Ödemis, Reyhanli, Nevsehir, Kayseri, Konya, Sivas diye 6-7 ay hasat olur. Ama ithalatla çiftçinin önü kesilirse önümüzdeki yilarda patates ekimi düsecektir. Avronun yüksek olmasindan dolayi yurt disindan daha pahaliya getirecektir. Fiyat dengesini hiçbir zaman olusturamayacak devlet. Bunun çözümü için devletin çiftçilere destek vermesi gerekiyor. Devletimiz yurt disindan patates ithal edene kadar, ‘Adana çiftçisinin patatesini ben aliyorum’ deseydi belki de bugün bu böyle olmazdi” diye konustu.

"MARKETLER KAZANIYOR"
“Tarladan 2 liraya çikan patates markete gidene kadar nasil 5-6 lira oluyor?” sorusunu sordugumuz Tüccar Suat Turan, tüccarlarin tarladan satilan fiyatin yüzde 10’unu kendilerine aldigini söylüyor. Kilo basina 30 kurus da nakliye ücreti biniyor. Halden 2.8 liraya çikan patatesin marketlerde yüzde 70’lere varan kârla satildigi Turan’in iddiasi. Turan, “Halden patatesi alan pazarci üstüne bir de isgaliye parasi verecek, yaninda çalisan varsa ücretini verecek. Çok bir sey kazanmiyor. Patatesin yüzde 70-80’i marketlere gidiyor. Ithal edilen patatesi hükümetimiz oraya sifir maliyetle alip gönderiyor. Hamallik stopaji vermiyor. Bizimle onun arasinda 70-80 kurus ekstra maliyet farki oluyor” dedi.

TARIM ISÇISININ KOSULLARI AGIRLASTI
Tarimsal üretimin kahramani tarim isçileri açisindan durum geçtigimiz yillara göre daha da agirlasmis durumda. Geçtigimiz yil günlük 55 lira ücret alan tarim isçileri bu yil 60 lira ücret aliyor. Suriyeli mülteci 23 yasindaki Osman Sinaf, aldiklari ücret için “Neye yetecek? Bir elektrik, su parasi etmez. 3 yasinda çocugum var, sütü, bezi, ücret hiçbir seyi kurtarmaz. 5 lira zam bir simit etmez. Kira parasini bile borç aldim. 600 kira 100’er lira fatura, bir sey yemezsen bin lira gider. Kalan yok zaten” dedi.
Sinaf, “50 kilo torba kaldiriyoruz. 5’te geliyoruz aksama kadar. Sigortamiz olsun. Ücretimiz artsin. Aldigimiz yevmiyeye 4 kilo sogan patates alamiyoruz. Hastaneye gidersen ilaç ödemesi oluyor. Yevmiye 100 lira olsun. 3 bin lira da yetmez ama borç almayiz en azindan” dedi. Suriye’de lisede okurken savas nedeniyle Türkiye’ye gelen Sinaf burada tarim isçiligine baslamis. Evlenmis, bir çocugu var. Okul ile ilgili “Maas yetmeden hiçbir yere gidemem” diyen söyle devam ediyor: “Eve ayda iki gün gidiyorum. Esim çocugum, kardesimi göremiyorum. Yevmiyem neredeyse ben oraya giderim.”
Elcilik yapan Yakup Kargal, burada 2 liraya çikardiklari patatesin Istanbul’da 6 liraya satilmasini anlamadigini söylüyor. Ne isinin, ne çiftçinin kazandigini, ne de halkin ucuza patates yedigini ifade ediyor. Patatesi toplayan, çuvallayan, yükleyen isçinin kazanamadigini söyleyen Kargal, “Isçiye faydasi yok. Isterse markette 10 lira olsun isçiye faydasi olmaz. Tarladan 4 liradan gitse, 3 lira tarlaya verilse, 1 lira kâr kalsa ücret de artabilir ama böyle halk da faydalanmiyor, isçi de faydalanmiyor” dedi. Ücretlerin düsük olmasinin bir baska sebebine iliskin ise sunu söylüyor: “Isçi sayisi az olsa mecburen 100, 150 liraya da çalistirabilir.”

KILOSU 1 LIRAYA KURU SOGAN!
Kilosu 10 liraya ulasan kuru sogan, dün Ankara’da bir markette “Kilo 1 TL” etiketiyle tezgahtaki yerini aldi. Bu düsük fiyatin sirri ise soganlarin çürük olmasi... Ancak kilosu 1 TL’ye satilan sogan, çürük olmasina ragmen ilgi gördü.
 
 
27.5.2019
Devamı

Çiftçi Kendine Uzanacak Dost Eli Bekliyor

11 ayin sultani Ramazan ayini hep birlikte idrak ediyoruz. Tarim sektörü ise sorunlara kalici çözümler bekliyor. Ülke olarak tekrardan Istanbul’da yapilacak olan seçime yöneldik. Hükümeti’nde muhalefetinde gündeminde Yüksek seçim Kurulu tarafindan iptal edilen Istanbul seçimi var.
Tarim sektörünün gündeminde ise çesitli sorunlar karsisinda üretimden çekilmesi var.
Kimisi küçülmeye dogru gidiyor. Kimi üreticiler ise bulundugu isten vaz geçerek arayis içerisinde.
Ülke olarak diger sektörler ’de oldugu gibi tarim sektöründe de sikintilar git gide artiyor.

Özellikle hayvancilik sektörü son dönemde büyük sikintilar içerisinde. Yem fiyatlarina ardi ardina yapilan zamlar hem besiciyi hem de süt üretimini olumsuz yönde etkiliyor. Üreticiler artan yem fiyatlarinin altinda ezilirken devlet babasindan uzanacak sefkatli eli bekliyor. Özellikle hükümet ’ten ve Tarim ve Orman Bakanligindan yem fiyatlarina müdahale edilmesini istiyor.
Anadolu’dan edindigimiz bilgilere göre üretici ve üreten tedirgin. Herkes gemisini kurtarmanin pesinde. Girdi fiyatlarinin altinda ezilmeye devam eden tarim sektörünün olmazsa olmazi çiftçi kendisine uzanacak dost eli beklerken; diger taraftan ’da ülkesine ve milletine bagliligi ile kendi çapinda da sorunlarina çözüm arayisinda.

Geçtigimiz günlerde de hiç gündemden düsmeyen Milli Birlik Projesini çok konustuk. Çok yazdik. Birçok kesimden bu projeye yönelik görüsler ve yorumlar yapildi. Bilindigi üzere kurulu bir sistemi bozup tekrardan yapilandirma yapmak uzun zaman alir.  Tarim sektörünün böyle uzun zamanlara ihtiyaci hasil degil. Tarim ’da holding yâda bir baska sey disinda Ivedilikle çözülmesi gereken sorunlar var.  Asil olan bunlara egilerek yerli ve milli üretime ve üreticiye katkilar saglayarak deger katmaktir.

Sayin Cumhurbaskanimiz Recep Tayyip Erdogan’in dedigi gibi ‘Türk Tarimini Kalkindirmadan Türkiye’yi Kalkindiramayiz.’  Bu sözden yola çikarak Türkiye’yi kalkindirmak, tarimi sahlandirmak istiyorsak yerli ve milli olana yüzümüzü dönerek ayni zamanda tarim ürünlerine yönelik ithalatlardan vaz geçip iç piyasaya yönelirsek özelikle et ithalatindan vaz geçerek Türk Tarimini kalkindiririz.

Muhammet Oluklu
Anadolu Izlenimleri Genel Yayin Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com


 
 
 
 
 
 
 
 
27.5.2019
Devamı

RAMAZANDA BESLENME

Ramazan ayinda optimal beslenmeyi saglamak önemlidir. Yapilan birçok bilimsel çalismada Ramazan orucunun vücuttaki metabolizmayi yavaslattigi belirlenmistir. Bu sonuçlara göre beslenmemiz normal vücut agirligimizi korumak, agirlik kaybetmemek veya agirlik kazanmamayi destekleyecek sekilde olmalidir. Oruç sirasinda bas agrisi ve hazimsizlik gibi minör, böbrek ve sindirim sorunlari gibi ciddi saglik sorunlari ortaya çikabilir. Bu nedenle saglikli kalmak, dengeli bir diyeti sürdürmek ve hijyenik besinleri tüketmek önemlidir.

Oruç tutmak insan vücuduna saglikli bir arinma saglamaktadir. Dolayisiyla orucun saglimiza faydali olabilmesi için, Ramazan ayi boyunca yeterli ve dengeli beslenmek büyük önem arz etmektedir. Son yillarda Ramazan ayinin yaz aylari içinde olmasi nedeniyle, açlik süresi daha uzun oldugundan iftar ve sahur ögünlerinde besin tüketimi daha fazla olmaktadir. Tüketimin fazla olmasi saglik sorunlarini da hayli arttirmaktadir. Açlik süresinin uzun olmasi, ara ögünlerin olmamasi ve günlük ögün sayisinin azalmasindan dolayi metabolizma yavaslamakta ve kilo kontrolü de kolay olmamaktadir… Sahur, ise Ramazan ayinda dikkat edilmesi gereken diger önemli ögündür. Kan sekerini dengede tutabilmek için, sahur yapilmalidir. Kizartma, kavurma, salam, sosis, sucuk gibi sarküteri ürünleri çok yagli, çok baharatli, tuzlu oldugundan bu besinlerden uzak durmaliyiz.

Iklim kosullari, çalisma kosullari degisikligi gibi etmenlerinin yani sira Ramazan ayi da beslenme düzenimizde radikal degisikliklere neden olmaktadir. Oruç tutmak insan vücuduna saglikli bir arinma saglamaktadir. Dolayisiyla orucun saglimiza faydali olabilmesi için, Ramazan ayi boyunca yeterli ve dengeli beslenmek büyük önem arz etmektedir.
Bazi bireyler Ramazan sirasinda diyet aliskanliklarini minimize etmeye egilimlidir. Bu kisiler iftar ögününde toplam karbonhidrat miktarinin önemli bir kismini basit sekerler olarak almayi tercih ederler. Bu durumda da ögün sonrasinda kanda glukoz dalgalanmalarina neden olmaktadir. Sahur ve iftar yemeginde, besin ögeleri içeriklerinde büyük farkliliklar bulunmaktadir. Bu nedenle her iki ögünde besin ögeleri içeriklerine büyük özen gösterilmelidir.

Bunun için:
Karbonhidrat içeren besinler sinirlanmalidir.
 Basit seker içerikleri yüksek olan besinler iftar ögününün sonunda tüketilmelidir. Buradaki amaç proteinler ve yaglarla birlikte karisik bir diyetle birlikte tüketilen karbonhidratlarin ince bagirsaklardan emilimi ve yüksek glisemik yüklerinin yavaslatilmasidir. Karbonhidrat içeren besinlerin glisemik yüklerine ( miktar ve kalitesi) dikkat edilmelidir.
Bunlar saglikli besinleri ve uygun porsiyonlari tercih ederek yapilmalidir. Oruç tutan bütün bireyler gereksinmelerini besin ögelerinden zengin, degisik besinleri içeren saglikli bir diyetle saglamalidir
Genellikle Ekmek, Hamur isi, unlu mamuller, kirmizi et ve özellikle tatli tüketimi artmaktadir. Meyve ve sebze tüketimi ise azalmaktadir. Ramazan ayi boyunca vücudun günlük ihtiyaci olan karbonhidrat, protein, yag, vitamin ve mineral miktari diger günlerle ayni olmalidir. Beslenme aliskanliklarinin planlanmasi ve düzenli uyku ile bedenimiz Ramazan ayinda zararli fazlaliklardan kurtularak yenilenmeye baslar. Mide, karaciger, bagirsak gibi organlar dinlenerek kanin temizlenmesine büyük yarar saglamaktadir. Ramazan ayinin ilk günlerinde beslenme düzenindeki degisiklik sebebiyle mide yanmasi, uyku bozuklugu, kabizlik, dikkatsizlik, bas agrisi, bas dönmesi gibi bazi saglik problemleriyle karsi karsiya gelinebilmektedir.
Metabolizmamiz için gerekli olmayan aktivitelerden kaçinan vücut, odaklanma, ögrenme ve algilama ve hafizanin daha iyi çalismasina katki saglamaktadir. Ramazan ayin da özellikle iftar sofralarinda çok çesitli yemekler ve büyük porsiyonlar oldugu görülmektedir. Orucu açarken kan sekerinin çok düsük olmasindan dolayi f a z l a miktarda besin tüketimi istegi olmaktadir. Bu durumda çok hizli sekilde ve yüksek miktarlarda besin tüketilmektedir. Beslenme ve saglik açisindan yapilan en ciddi yanlis budur.

BAZI ÖNERILER:
Sahur yemegi: Yavas sindirilen gün boyu besleyici özelligini sürdüren besinlerden olusmalidir. Bu amaç için;
– Tam bugday ürünleri, kurubaklagiller ve sert kabuklu yemisler seçilmelidir.
– Posadan zengin besinler kepek, tahillar, tam bugday, tohumlar, patates, sebzeler, meyvelerde bulunur ve yavas sindirilmektedir. Bu besinler posa saglar ve oruç süresince kabizligi, midenin bulanti ve bozulmalarini önlemeye yardimcidir.
– Çok hizli sindirilen besinlerden sakinilmalidir. Örnegin, seker, beyaz un ve diger saflastirilmis sekerleri içeren besinler gibi.
– Sahur yemegi sirasinda tatlilarin tüketilmesinden sakinilmalidir.
– Kizartilmis besinlerden sakinilmalidir. Bu tür besinler gün boyunca midenin bulanti ve bozulmasina neden olabilir.
– Yüksek tuz/sodyum içeren besinlerden sakinilmalidir. Bu tür besinler oruç süresince susamayi arttirmaktadir.
– Sahur süresince 1 bardak taze meyve suyu veya 2-3 bardak su tüketilmelidir.
Iftar yemeginde:
– Iftarda yemege 2-3 adet hurma ve 1-2 bardak yagsiz süt veya su ile baslanmalidir. Hurmalar karbonhidratlar, posa, potasyum ve magnezyum için mükemmel bir kaynaktir. Süt ise protein ve kalsiyumun önemli bir kaynagidir.
– Yogun besinler yenmeye baslamadan önce 1 kase çorba 1 ince dilim tam bugday ekmegi tüketilebilir. Iftar yemeginin kalaninda ise tam tahillar, haslanarak ve firinda pisirilmis sebzeler ve taze meyveler seçilmelidir. Baharatli besinlerin tüketilmesinden sakinilmalidir. Baharatli besinler mide salgilarini uyarir ve oruç sirasinda rahatsizlik hissedilmesine neden olabilir. Eger baharatli besinler tüketilecekse pisirmede veya yemekler tüketilirken sinirli miktarda baharatlar kullanilmalidir.

Iftar yemeginden hemen sonra televizyon veya bilgisayar karsisina geçmek, koltukta dinlenmek yerine biraz hareket etmek, kisa mesafeli yürüyüsler yapmak sindirime yardimci olmasi açisindan yararli olmaktadir. Ramazan ayinda yemeklerin pisirme yöntemleri de çok önemlidir. Özellikle izgara, haslama ve firinda yapilan yemekler tercih edilmeli, kavrulmus, tütsülenmis ve kizartilmis besinlerden uzak durulmalidir. Günde ortalama 2 - 2,5 litre su içmeye özellikle dikkat edilmelidir. Az su içilmesi durumunda vücut yorgunluk, dikkat güçlügü, hafiza bozukluklari gibi sorunlarla karsi karsiya kalir. Enerji verirken sivi ihtiyacini da karsilayacak ayran, taze sikilmis meyve sulari, soda, sebze sulari vb. içmeye özen gösterilmelidir ancak bunlar günlük su ihtiyacimizin giderilmesine yardimci olmamaktadir. Beslenme düzenindeki degisikliklere bagli olarak olusabilecek kabizligi önlemek için, yemeklerde lif orani yüksek gidalar (kuru baklagiller, kepekli tahillar, sebzeler) taze ve kuru meyveler, ceviz, findik, badem gibi kuru yemisler tercih edilmelidir.

Dr. Mehmet Beykaya
Igdir Üniversitesi Ögretim Üyesi
Gastronomi ve Mutfak Sanatlari

 
27.5.2019
Devamı

Icralik Olan Çiftçi Organlarini Satacak

Çiftçi Numan Yildiz’in, mal varliklarinin mahkeme yoluyla satilmasini engelleyebilmek için satisa çikardigi traktörünün üzerine yazdigi yazi saskina çevirdi.
Kaynarca ilçesinde yasayan ve kardesleriyle mal paylasimi yapamayinca evi ile ahiri icra yoluyla satiliga çikarilan 54 yasindaki çiftçi Numan Yildiz, traktörünü satamazsa tüm organlarini satisa çikaracagini söyledi.

"TRAKTÖRÜMÜ SATAMAZSAM TÜM ORGANLARIMI SATIYORUM"
Sakarya’nin Kaynarca ilçesi Büyükkaynarca Mahallesi'nde yasayan ve çiftçilik yapan 54 yasindaki Numan Yildiz, kardesleri ile mal paylasimi yapamayinca evi ve ahiri icra yoluyla satisa çikti. 13 kisinin hisse sahibi oldugu evin mahkeme karari sonrasinda satiliga çikartilmasi konusuna karsi çikan Yildiz, satilik traktörünün üzerine ‘Evimi ve ahirimi icradan almak için acil satilik. Traktörümü satamazsam tüm organlarimi satiliga çikariyorum’ yazisini yapistirdi.


YÜZDE 60 ENGELLILIK RAPORU VAR
Mal varliklarinin mahkeme yoluyla satilmasini engelleyebilmek için satisa çikardigi traktörünü Kaynarca ilçe merkezine park eden ve yüzde 60 engellilik saglik raporu bulunan Numan Yildiz, konuyla ilgili yetkililerden yardim istedi.
 
 
 
23.5.2019
Devamı

Hayvancilik'ta En Büyük Sorun Yem

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Nigde’nin Altunhisar ilçesinde hayvan yetistiricileriyle bir araya geldi. Ilçeye bagli köy ve kasabalardaki ahirlara giderek, besicilerin sorunlarini dinleyen Gürer, “Tarim ve hayvancilikta sorunlar çözülemiyor. Eger böyle giderse hayvanciligin gelecegi sorunlu olur. Ithalata mecbur kaliriz” dedi. 
 
MALIYETLER ARTIYOR
 
CHP Nigde Milletvekili Gürer’e sorunlarini anlatan küçükbas hayvan yetistiricileri ise maliyetlerdeki yüksek artisa dikkat çekti. Yem fiyatlarindaki sürekli artisi dile getirip, yemi bu yil vadeli olarak 90 liraya alabildiklerini, hayvan hastaliklarina karsi kullandiklari ilaç ve ignelerin ise yüzde 200’e yakin oranlarda zamlandigini belirten yetistiriciler, “Yeme bir ay içinde 3 kez zam geldi. Mera alanlari sürekli daraldigi için hayvanlarimizi otlatamiyoruz ve çogunlukla yemle beslenmek zorunda kaliyoruz. Ayrica çoban sorunu da yasiyoruz. Çoban bulmakta zorlaniyoruz” diye konustu. 
 
KOYUN FIYATI YERINDE SAYIYOR, KUZU FIYATI DAHA DA DÜSTÜ. 
 
Geçen yil 1000 liradan sattiklari koyunun bu yil da 1000 lira civarinda oldugunu ifade eden hayvan yetistiricisi “Hayvan yetistiricisinin sicak parasi olmaz. Kurban Bayramindan Kurban Bayrami’na elimize para geçer. Yemi veresiye aldigimiz için etiket fiyatlarindan daha fazla fiyata yem ediniyoruz. Geçen yil 750 liraya sattigimiz kuzuyu bu yil 700 liraya satiyoruz. Girdi maliyetleri sürekli artarken, koyun fiyati yerinde sayiyor, kuzu fiyati ise daha da düsüyor. Bu durumda bizim hayvancilik yapma sansimiz azaliyor” seklinde konustu. 
 
25 LIRALIK DESTEKTEN 4 LIRA KESINTI YAPILIYOR 
 
Yetkililerden hayvanciligin girdi maliyetlerinin asagi çekilmesi için önlem almasini isteyen yetistiriciler, “Hayvanciligin, desteklenmesi gerekiyor. Devlet hayvan basina 25 lira prim veriyor ama bankaya 21 lira yatiyor. Küçücük destekte bile kesinti yapiliyor” dedi. 
 
CHP Nigde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise hayvan yetistiricilerinin büyük sorunlarla bogusurken, iktidarin, bu sorunlara kulak tikadigini belirtti. Sorunlarin çözümü için bir an önce yeni düzenlemelerin hayata geçirilmesi, yetistiricilerin desteklenmesi ve girdi maliyetlerinin asagi çekilmesi için çalisma yapilmasi gerektigini anlatan Gürer, “Tarim ve hayvanciligin bitmesi demek ülkenin geleceginin bu alanlarda daha sorunlu  olmasi demektir. TÜIK verilerine göre, bugün ülkemizde küçükbas hayvan varligi; 35 milyonu koyun ve 11 milyonu keçi olmak üzere 46 milyonu asmistir. Ancak sorunlarin devam etmesi halinde, ülkemiz ekonomisinde önemli bir yeri olan hayvancilik daha sorunlu noktaya gelecektir. Büyükbas hayvan yetistiricileri yaninda küçükbas hayvan yetistiricileri de son yillarda artan girdi fiyatlari ile magdurdur. Banka kredilerini ödemeyen hayvan sahipleri desteklerin yetersiz oldugunu belirtmekte yem ve ilaç konusunda iktidarin önlem almasi gerektigini ifade etmektedirler. Hayvancilik yapan sayisi, çiftçilik yapan sayisi her geçen gün gibi düsmektedir. Bu gidis iyi gidis degildir. Hayvan varligi son bir yilda olusan girdi fiyatlarinin tehdidi altindadir. Özellikle kirsalda aile tipi besicilere destek artirilmalidir  ” ifadelerini kullandi. 
 
 
21.5.2019
Devamı

Türkiye'de Et Sorunu Yok Ot Sorunu Var

Aksaray Damizlik Koyun Keçi Yetistiricileri Birligi Baskani Mahmut Aktürk, Türkiye’nin hayvancilik alaninda meralarin son derece önemli oldugunu belirterek, ülkede et sorunu degil ot sorunu oldugunu söyledi. 
Aksaray’in merkeze bagli Ataköy köyünde Aksaray Valiligi, Tarim ve Orman Müdürlügü ve Damizlik Koyun Keçi Yetistiricileri Birligi tarafindan yapilan çalismalar ile mera arazisi hayvancilarin hizmetine açildi. 
Açilis töreninde bir konusma yapan Damizlik Koyun ve Keçi Yetistiricileri Birligi Baskani Mahmut Aktürk, “Hem ilimizde hem de ülkemizde küçükbas hayvanciligin devam edebilmesi, verimliligin ve üretimin artirilmasi için meralar çok önemli. Küçükbas hayvancilikta 2 ayri sorun var. Birincisi çoban, ikincisi mera. Bu isi yapmak için meralara çok ihtiyacimiz var. Ilimizde 187 bin hektar mera arazisi var. Bunun büyük bir kismi su anda tarim tecavüzleri altinda insanlar tarafindan ekilip biçiliyor. Kalanlari da oldukça verimsiz ve ciliz. Girdi maliyetlerimiz, yem maliyetlerimiz çok yüksek. Meralardan yeterince faydalanmamiz gerekiyor. O yüzden meralarin tarim tecavüzlerinden kurtarilmasi, islah edilerek gerçekten hak sahibi olan yetistiricilere, üreticilere teslim edilmesi gerekiyor. 187 bin hektarlik mera arazisinin tamaminin tarim tecavüzlerinden kurtarilmasi ve islah edilmesi hem ilimizde hem de ülkemizde küçükbas hayvanciligin önünü açacaktir. Çünkü bu yem fiyatlari, bu rakamlarla bu hayvancilik yapmak mümkün degil. Türkiye’de bir et sorununun varligindan söz ediliyor ama aslinda Türkiye’de bir et sorunu yok, Türkiye’de bir ot sorunu vardir. Avrupa’daki et fiyatlari ile Türkiye’deki et fiyatlari kiyaslaniyor. Avrupa’daki meralarin durumu ile Türkiye’deki meralarin durumlari çok farkli. Bizim meralarimiz çok zayif. Hayvanlarimiza 67 ay evlerimizde bakmak zorunda kaliyoruz. Özellikle büyükbas hayvanlarin tamami mandiralarda besleniyor. Meralarimizin islah edilmesi ve gerçek hak sahibi olan üreticilerimize teslim edilmesini bekliyoruz” dedi.

“Meralarimiz zayif karakterde”

Tarim ve Orman Müdürü Bülent Saklav ise "Ilimizin mera varligi 187 bin hektar oldugu için, çok az yagis alan bir bölgede bulunmamiz ve ayni zamanda su kisitli oldugu için ilimizdeki meralarin tümünün vasfi zayif ve ciliz karakterde. Bu durumun ortadan kaldirilmasi için bakanligimiz ve valiligimizin talimatlari ile müdürlügümüz tarafindan mera islah projeleri uygulanmaktadir. Bugüne kadar il merkezindeki köyler ve ilçelerdeki köylerimizde 80 bin 124 bin dekar merada islah çalismasi yapilmis, 38 bin dekar hazine arazisi de meraya çevrilmistir. Bugün açilisini yapacagimiz Ataköy meramizda 240 dekar olup gübreleme ve bakim çalismalari ile islah edilmistir” dedi.
Mera açilis programina Aksaray Vali Yardimcisi Sahin Bayhan, Damizlik Koyun Keçi Yetistiricileri Birligi Baskani Mahmut Aktürk, Ziraat Odasi Baskani Emin Koçak, Ticaret Borsasi Baskani Hamit Özkök, Tarim ve Orman Müdürü Bülent Saklav, köy muhtarlari ve çok sayida üretici katildi. Yapilan konusmalarin ardindan protokol üyeleri tarafindan mera alaninin açilis kurdelesi kesilerek hayvanlar mera alanina alindi.
 
21.5.2019
Devamı

TMO 26 Yıl Aradan Sonra Kabuklu Kırmızı Mercimek Alacak

Toprak Mahsulleri Ofisi'nce (TMO), 26 yıl sonra ilk kez kabuklu kırmızı mercimek alımı yapılması kararı alınırken, alım fiyatı ton başına 2 bin 500 olarak belirlendi.
TMO tarafından, 2019 dönemi kabuklu kırmızı mercimek alım fiyat ve politikalarına ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı.
 
TMO dan yapılan açıklamaya göre, Türkiye'de 2019 yılı kabuklu kırmızı mercimek hasadının mayıs ayı sonu itibarıyla başlaması öngörülüyor.
 
TMO tarafından 26 yıl aradan sonra ilk kez kabuklu kırmızı mercimek alımı yapılacak.
 
Ofis tarafından Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlı üreticilerden belgelerindeki üretim miktarının tamamı satın alınacak. Ürün bedeli ödemeleri, ürünün TMO'ya teslim edildiği tarihten itibaren 10 gün içerisinde üreticilerin banka hesaplarına aktarılacak.
 
TMO, üreticilerin iş yerleri önünde uzun süre beklemelerini önlemek amacıyla hububat alımlarında uyguladığı randevulu alım sistemine kabuklu kırmızı mercimek alımlarında da devam edecek. Randevular internet üzerinden "www.tmo.gov.tr", "randevu.tmo.gov.tr" adreslerinden ya da yine internet sitesi üzerinden şube müdürlükleri ile ajans amirliklerinden alınabilecek.



Pazar günleri hariç, haftanın 6 günü alım yapılacak.
 
2019 döneminde kabuklu kırmızı mercimek alım fiyatı ton başına 2 bin 500 olarak belirlendi. Belirlenen bu fiyat, Tarım ve Orman Bakanlığınca verilecek ton başına yaklaşık 800 lira prim ve diğer desteklerle 3 bin 300 liraya kadar yükselecek.
 
TMO'ya kabuklu kırmızı mercimek teslim edecek üreticilerin alım noktalarında herhangi bir zorlukla karşılaşmaması için ÇKS bilgilerini güncellemeleri, randevu almaları, ürünlerini randevu alınan günde getirmeleri, anlaşmalı bankalardan alınacak ürün kartı veya banka hesap numaraları ile alım noktalarına gelmeleri, ürünün, ürün sahibi veya vekalet verdiği kişi tarafından getirilmesi gerekiyor.
 
 
 
20.5.2019
Devamı

TVHB Başkanı Eroğlu: "Hayvancılıkta İyi Noktada Değiliz"

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, “Ülkemizde hayvan hastalıkları nedeniyle hayvansal üretimimizin yüzde 10’unu kaybediyoruz. Bu, yaklaşık bir yıllık ithalatımızla eş değerdir ve büyük bir rakamdır.” dedi.
Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı’yı ziyaretinde açıklamalarda bulunan Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Türkiye‘de 30 bin veteriner hekimi temsil eden bir kuruluş olduklarını söyledi.



“Hayvancılıkta iyi bir noktada değiliz”
Türkiye’nin hayvancılıkta istenilen yerde olmadığını belirten Eroğlu, “Halen hayvan ithal ediliyor, et ithal ediliyor. Bu, kendi ihtiyacımızı karşılayamadığımız anlamanı gelir ki o zaman üretime dönük planların yapılması gerekiyor. Dünya, bugün iki noktada yarış halinde. Biri artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılayabilmek, diğeri ise kaliteli ürün elde edebilmek. Burada veteriner hekimlik önemli bir yerde bulunuyor.” diye konuştu.

Veteriner hekimlerin daha etkin role kavuşturulması gerektiğine işaret eden Eroğlu, “Bugün ne yazık ki ülkemizde hayvansal yönetim ileri seviye ülkelerdeki gibi değil. Bunun nedenleri konuşmak gerekir. Bizde hep sonuçlar konuşulur ancak bunun bir de o sonuca ulaştıran sebepleri vardır. Hem veteriner hekimin icrası noktasında hem hayvancılığımızın geldiği konumdan mutlu değilsek, bunun nedenleri üzerinde düşünüp çözüm üretmek gerekir. Veteriner hekimlerin önündeki yetki karmaşıklığının önüne geçmek ve yapılandırmayı gerçekleştirmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

“İthal ettiğimiz kadar hayvanı hastalıktan kaybediyoruz”
Hayvan sağlığının önemine vurgu yapan Ali Eroğlu, şunları kaydetti:
“Ülkemizde hayvan hastalıkları nedeniyle hayvansal üretimimizin yüzde 10’unu kaybediyoruz. Bu, yaklaşık bir yıllık ithalatımızla eş değerdir ve büyük bir rakamdır.
Dünyada hayvan hastalıkları, hayvansal üretiminin yüzde 20’sini yok ediyor. Gelişmiş ülkelerde bu kaybın önüne geçmek için hayvan hastalıkları konusunda çeşitli önlem alınıyor. Bunu veteriner hekimler aracılığıyla yapıyorlar. Hastalık sonrasında iyileştirmek için harcanan bütçe, hastalığı önlemek amacıyla harcanan bütçenin üç katı. O zaman koruyucu hekimlik büyük önem arz etmektedir.”

“Kendi tüketeceklerini üretemeyenler, başkalarının ürettiklerini tüketir”
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu, üretimi artırmak gerektiğinin altını çizerek, şöyle devam etti:
“Kendi tüketeceklerini üretemeyenler başkalarının ürettiklerini tüketirler ama onların istediği kalitede ve fiyattan. Dolayısıyla sizin fiyat belirleme şansınız yoktur. Dünyada kendi ayaklarınız üzerinizde durabilmeniz, insanınızın sağlıklı ve mutlu olabilmesi için üretim artmalıdır.
Hayvan ıslahı noktasında ülkemiz çalışmalar yaptı. Bence bu çalışmada başarılı olamadı. Geldiğimiz noktada hala hayvanı ithal edip, ithal yemle besliyoruz. Hem besleme hem ıslah hem hastalıklarla mücadelede hem desteklemelerde hem de fonksiyonel yapı kazandırıldığı takdirde ülkemizin potansiyelini yüksek görüyorum.

“Meralara yem bitkisi ekme zorunluluğu getirilmeli”
Hayvansal yem üretiminin artırılması gerekmektedir. Türkiye’de her yıl yaklaşık 4 milyon hektarlık alan nadasa bırakılıyor. Devlet alacağı bir kararla bu alanlara yem bitkisi ekme zorunluluğu getirebilir. Meraları yeniden rehabilite etmeliyiz. Avrupa ülkelerinde mera hayvancılığı olduğu için et fiyatları Türkiye’ye göre daha uygun. Tüketici, Avrupa’da daha ucuza tüketirken Türkiye’de daha pahalıya yiyoruz. Avrupa’da tarım arazilerinin yüzde 70’i yem bitkilerine ayrılıyor. Türkiye’de bu oran yüzde 26. Yüzde 26 ile bunu çözemeyiz.”
Türkiye’de çok fazla veterinerlik fakültesi bulunduğunu da yineleyen Eroğlu, “Türkiye’de 31 veterinerlik fakültesi bulunuyor. Bunun 26’sı eğitim ve öğretim veriyor. Her yıl bu fakültelerden binlerce öğrenci mezun oluyor. Yaptığımız hesaplamaya göre, şu anda kamuda istihdam edilen veteriner hekim sayısının yarısına yakın bölümünün daha kamuda istihdam edilmesi gerekiyor. Bu fakülteler lise açılır gibi açılmaz. Laboratuvar, hastane altyapısı, uygulama alanları, değişik fiziki mekânlar olması gerekiyor.” diye konuştu.
 
 
 
20.5.2019
Devamı

Ekonomik Kriz Çiftçiye Gübre Darbesi Yaptı

Ekonomik kriz, çiftçiye gübre darbesi yaptı. Çiftçiler, fiyatların aşırı ölçüde yükselmesi nedeniyle gübre kullanamaz hale geldi. Çiftçinin azalan talebi, gübre firmalarının satışlarının düşmesine ve zarar yazmalarına neden oldu. Çiftçinin iştiraki olan GÜBRETAŞ, bu sebeple 2018 yılında 329 milyon lira zarar etti. Bunlar olurken, şirketin, aralarında eski vekillerin de bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarına yüzde 80 ile 88 arasında zam yapılması pes dedirtti!

329 MİLYON TL ZARAR ETTİ
Gübre fiyatlarının aşırı derecede yükselmesinden dolayı çiftçi gübreyi kullanamaz hale geldi. Çiftçinin gübre kullanımının düşmesi gübre firmalarının da satışlarını olumsuz etkiledi. Olumsuz etkilenen gübre firmalarının başında da çiftçi iştiraki olan GÜBRETAŞ geldi. Milli Gazete’den Sadettin İnan’ın haberine göre, GÜBRETAŞ’ın gübre satışları 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 14 düştü. 2017 yılında 31 milyon lira kâr yapan GÜBRETAŞ, geçtiğimiz yılı tam 329 milyon lira zararla kapattı. Kötü geçen 2018 yılına rağmen GÜBRETAŞ Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretleri bugüne kadar görülmemiş bir şekilde yüzde 80-88 artırıldı.

YANGINDAN MAL MI KAÇIRIYORSUNUZ?
GÜBRETAŞ Genel Kurulu’nda, Yönetim Kurulu başkanı olan Fahrettin Poyraz’ın aylık huzur hakkı ücreti 5 bin liradan 9 bin liraya, diğer yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretleri ise 4 bin liradan 7 bin 500 liraya yükseltildi.
Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretleri her yıl yüzde 20-25 oranında artırılırken, şirketin yüksek oranda zarar açıkladığı bir dönemde yüzde 80 ile yüzde 88 arasında artırılması; “Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?” eleştirilerini gündeme getirdi.

GÜBRETAŞ’ın 2 Mayıs’ta yapılan Genel Kurulu’nda Yönetim Kurulu üyeliklerine; Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Bağcı, Tarım Kredi Kooperatifleri eski Yönetim Kurulu Başkanı ve AK Parti İnegöl Belediye Meclis üyesi Selahattin Külcü, GÜBRETAŞ Genel Müdürü İbrahim Yumaklı, AK Parti  Bursa eski Milletvekili ve eski İl Başkanı Mehmet Tunçak ve Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Okan Ateş seçildi.
Çiftçi, yaşanan ekonomik krizden dolayı aşırı yükselen gübre fiyatları sebebiyle gübre kullanamadı. Çiftçinin azalan talebi, gübre firmalarının satışlarının düşmesine ve zarar yazmalarına neden oldu. Çiftçinin iştiraki olan GÜBRETAŞ, bu sebeple 2018 yılında 329 milyon lira zarar etti. Bunlar olurken, şirketin, aralarında eski vekillerin de bulunduğu yönetim kurulu üyelerinin huzur haklarına yüzde 80 ile 88 arasında zam yapılması pes dedirtti!.

Çiftçi yaşanan krizden dolayı zor günler geçirirken, çiftçinin gübre şirketinde Yönetim Kurulu’nun maaşına yüzde 80 ile yüzde 88 arasında artış yapıldı. Çiftçinin gübre şirketi olan GÜBRETAŞ’ın, 2018 yılına ilişkin genel kurulu 2 Mayıs’ta yapıldı. Genel kurula sunulan bilgiler dikkat çekerken, AKP eski milletvekili ve belediye meclis üyelerinin de bulunduğu Yönetim Kurulu üyelerinin maaşlarına yapılan yüksek artış çiftçide şok etkisi yaptı.

ASIL DARBEYİ SATIŞLARDAN YEDİ
GÜBRETAŞ için 2018 yılı diğer gübre firmaları gibi iyi bir yıl olarak geçmedi. Yaşanan krizle birlikte gübre fiyatlarının aşırı derecede yükselmesinden dolayı çiftçi gübreyi kullanamaz hale geldi. Çiftçinin gübre kullanımının düşmesi gübre firmalarının da satışlarını olumsuz etkiledi. Olumsuz etkilenen gübre firmalarının başında da GÜBRETAŞ geldi. GÜBRETAŞ’ın gübre satışları 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 14 düştü. Yaşanan ekonomik krizin faturası GÜBRETAŞ’a ağır oldu. 2017 yılında 31 milyon lira kâr yapan GÜBRETAŞ, geçtiğimiz yılı tam 329 milyon lira zararla kapattı. 2018 yılı hem çiftçi hem de iştiraki olan GÜBRETAŞ için iyi bir yıl olarak geçmezken, GÜBRETAŞ Yönetim Kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretlerinin bugüne kadar görülmemiş bir şekilde yüzde 100’e yakın bir oranda artırılması ‘Yangından mal mı kaçırıyorsunuz?’ eleştirilerine neden oldu.

ÜRETİM VE SATIŞI DÜŞTÜ
GÜBRETAŞ, satışlarının önemli bir kısmını bağlı ortaklığı olduğu Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı ile gerçekleştirirken, yaşanan krizden dolayı 2018 yılında hem gübre üretimi hem de gübre satışı düştü. 2018 yılında 515.880 ton kompoze, 91.810 ton azotlu ve 62.440 ton fosfatlı gübre olmak üzere toplam 670.130 ton katı gübre üreten GÜBRETAŞ, katı gübre üretimini 2017 yılına göre yüzde 1,92, sıvı ve toz gübre üretimi ise yüzde 5,35 düştü.
 
 
 
 
20.5.2019
Devamı

Yaş Çay Taban Fiyat Açıklandı

 ÇAYKUR Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen basın toplantısında yaş çay taban fiyatını açıklayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, taban fiyatı bu sene 2 lira 90 kuruş olarak belirlediklerini, 13 kuruş destekleme ile bu rakamın 3 lira 3 kuruş olduğunu söyledi. 

Kimseye haber vermeden geçen günlerde Rize’ye gelerek çay bahçelerini incelediğini belirten Pakdemirli, yaşlı çay bahçelerinin artık yenilenmesi gerektiğini vurguladı. Pakdemirli, yaş çay taban fiyatını açıklayarak “Cumhurbaşkanımız bizim düşündüğümüzün de biraz daha ötesinde bir çay fiyatı açıklamamızı istedi. Yaş çay taban fiyatını inşallah bu sene 2,90 TL olarak belirledik. 13 kuruş destekleme ile 3 TL 03 Kuruş olarak belirledik” dedi.

ÇAYKUR’un yaptığı çalışmalara da değinen Bakan Pakdemirli, kurumun kendini modernize etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Bakan Pakdemirli, “ÇAYKUR’un finansal performansı bölge ekonomisi için de son derece önemli. ÇAYKUR, 2018 yılında 732 bin ton yaş çay alımı yaptı, müstahsile de 1 milyar 768 milyon lira da peşin ödemede bulundu. 2018 yılında da üretim olarak 134 bin ton kuru çay üretti. 105 bin ton satış yaparak 2018 yılını kapatmış oldu” ifadelerini kullandı. 

Çayın bölge ekonomisi için önemine de dikkat çeken Bakan Pakdemirli, çay bahçelerinin yenilenmesi gerektiğine dikkat çekti.
 
 
17.5.2019
Devamı

Tarım Şurası Yönetmeliği Yayımlandı

Tarım ve Orman Bakanlığından:
TARIM ŞÜRASI YÖNETMELİĞİ
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç ve Kapsam, Dayanak, Tanımlar
Amaç ve kapsam
MADDE 1 - (1) Bu Yönetmeliğin amacı, Tarım Şürasının oluşumu, işleyişi ve görevleri ile çalışma usul ve esaslarını düzenlemektir.
Dayanak
MADDE 2 - (1) Bu Yönetmelik, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 410 uncu ve 508 inci maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.
Tanımlar
MADDE 3 - (1) Bu Yönetmelikte geçen;
a) Bakan: Tarım ve Orman Bakanını,
b) Bakanlık: Tarım ve Orman Bakanlığını,
c) Bakan yardımcısı: Şüra toplantılarını yürütmek için Bakan tarafından görevlendirilen Bakan yardımcısını,
ç) Çalışma belgesi: Çalışma gruplarınca, Şüra gündemindeki konularla ilgili hazırlanan belgeyi,
d) Çalışma grubu: Şüra gündemindeki konularla ilgili çalışma belgesini hazırlamak üzere oluşturulan grubu,
e) İlgili birim: Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanlığını,
f) Komisyon: Şüra üyeleri arasından Şüra gündemindeki konularla ilgili oluşturulan komisyonu,
g) Şüra: Tarım Şürasını,
ifade eder.
İKİNCİ BÖLÜM
Şüranın Hedefleri, Kuruluşu, İşleyişi ve Görevleri
Şüranın hedefleri
MADDE 4 - (1) Şüranın hedefleri, bitkisel ve hayvansal üretim ile su ürünleri üretiminin geliştirilmesi; gıda üretimi, güvenliği ve güvenirliğini temin; kırsal kalkınma, toprak, su kaynakları ve biyo-çeşitliliğin korunması ile bu kaynakların sürdürülebilir kullanımı; çiftçinin örgütlenmesi ve bilinçlendirilmesi; tarımsal ve hayvansal üretimin planlanması, tarımsal desteklemelerin etkin bir şekilde yönetilmesi; tarımsal piyasaların düzenlenmesi; orman ve mera yönetimi; tabiatın korunması, konularında çalışmalar yapmaya ve stratejiler oluşturmaya yardımcı olacak kararları almaktır.
Şüranın kuruluşu ve işleyişi
MADDE 5 - (1) Şüra istişari bir organ olup; Bakanlığın faaliyetleri ile ilgili olan diğer bakanlıkların kurum ve kuruluşlarının üst düzey temsilcileri, üniversiteler, meslek odaları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve Bakanlık birimlerinden Şüra gündemine göre Bakanlıkça belirlenecek yönetici ve ilgili personelden oluşur. Şüranın Başkanı Bakandır.
(2) Şüra, Bakan tarafından belirlenecek tarihlerde toplanır. Şüranın açılışı Bakan tarafından yapılır. Bakanın katılamadığı durumlarda Şüra toplantıları, görevlendirilen Bakan yardımcısı başkanlığında yapılır.
(3) Şüra, katılan üyelerin oy çokluğu ile karar alır. Oyların eşitliği halinde Bakanın oyu doğrultusunda karar verilmiş sayılır.
(4) Şüranın açılışının ardından toplantıların yönetiminde başkana yardımcı olmak üzere Şüra üyeleri arasından, biri Bakanlık personeli olmak üzere, iki başkan vekili ile üç raportör Şüra üyeleri tarafından seçilerek Şüra Başkanlık Divanı oluşturulur.
Şüra Yürütme Kurulunun kuruluşu
MADDE 6 - (1) Şüra Yürütme Kurulu, Bakanın görevlendireceği Bakan yardımcısı başkanlığında; Bakanlık Strateji Geliştirme Başkanı, Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Sekreteri, bir öğretim üyesi ve Bakanın uygun göreceği en fazla üç bakanlık personelinden oluşur. Şüra Yürütme Kurulu, kararlarını oy çokluğu ile alır. Oyların eşitliği halinde başkanın oyu doğrultusunda karar verilmiş sayılır.
Şüra Yürütme Kurulunun görevleri
MADDE 7 - (1) Şüra Yürütme Kurulunun görevleri şunlardır:
a) Şüra çalışmaları ile ilgili kararları almak.
b) Şüra gündemine esas teşkil edecek konuları belirleyerek çalışma gruplarını oluşturmak.
c) Çalışma gruplarının sayısını, toplantı esaslarını ve sürelerini belirlemek.
ç) Şüranın tarih ve gündemini belirlemek.
d) Şüra esnasında komisyonlarda yer alacak Şüra üyelerini belirlemek.
Şüra Genel Sekreterliği
MADDE 8 - (1) Şüra Genel Sekreterliği, ilgili birimden Bakan onayı ile görevlendirilen, en az lisans düzeyinde eğitim almış bir Genel Sekreter ile iki genel sekreter yardımcısı ve yeterli sayıda yardımcı personelden oluşur.
Şüra Genel Sekreterliğinin görevleri
MADDE 9 - (1) Şüra Genel Sekreterliğinin görevleri şunlardır:
a) Şüranın oluşumu için Şüra Yürütme Kurulu tarafından alınan kararlar doğrultusunda gerekli çalışmaları yapmak.
b) Şürada görüşülecek konuların belirlenmesi ve çalışma gruplarının oluşturulmasına yardımcı olmak.
c) Çalışma grupları tarafından hazırlanarak sunulan çalışma belgeleri ile ilgili gerekli çalışmaları yapmak.
ç) Şüra Yürütme Kurulunca belirlenen, Şüra tarih ve gündemini Bakanın onayına sunmak.
d) Şüra gündemi ile hazırlanan çalışma belgesinin Şüra üyelerine gönderilmesini sağlamak.
e) Çalışma grupları arasındaki koordinasyonu sağlamak.
f) Şüranın düzenli ve verimli bir şekilde çalışmasını sağlamak üzere gerekli tedbirleri almak ve komisyonlar arasındaki koordinasyonu sağlamak.
g) Şüra kararlarının, Şüra üyelerine ve ilgili yerlere gönderilmesi için gerekli çalışmaları yapmak.
Çalışma gruplarının kuruluşu
MADDE 10 - (1) Çalışma grupları; Şüra gündemindeki konularla ilgili olarak çalışma belgesi hazırlamak üzere, Şüra Yürütme Kurulu tarafından oluşturulur. Çalışma grubu üyeleri konusunda uzman olan en az on kişiden oluşur.
Çalışma gruplarının çalışma usul ve esasları
MADDE 11 - (1) Çalışma grupları ilk toplantılarında başkan, başkan yardımcısı ve iki raportör seçer. Bu seçim oy çokluğu esasına göre yapılır.
(2) Çalışma grupları, Şüra Yürütme Kurulunun belirlediği çalışma esaslarına uygun olarak gerektiğinde alt çalışma grupları kurar. Her bir çalışma grubu kendi konularında çalışma belgesi hazırlayarak, en geç doksan gün içerisinde bu çalışma belgesini Şüra Genel Sekreterliğine sunar.
Şüranın çalışma usul ve esasları
MADDE 12 - (1) Komisyonlar; çalışma gruplarında görev alan Şüra üyeleri ile konuyla ilgili diğer Şüra üyelerinden oluşur. Komisyonlar çalışmalarını ayrı ayrı yürütür. Şüra Başkanlık Divanınca, benzer konularda çalışma yapan çalışma grupları, aynı komisyon altında birleştirilebilir. Şüra çalışmaları sırasında gündemdeki konular ile ilgili olarak oluşturulan komisyonlar Şüra Başkanlık Divanınca açıklanır.
(2) Komisyonlar ilk toplantılarında, kendi üyeleri arasından açık oy ve oy çokluğu esasına göre bir başkan, bir başkan yardımcısı ve iki raportör seçer.
(3) Komisyonlar, Şüra programı ve gündemine uygun olarak kendi konusuyla ilgili çalışmalar yapar ve raporunu hazırlar. Komisyonlar, kararlarını oy çokluğu ile alır ve tutanağa bağlar. Hazırlanan bu raporlar başkan, başkan yardımcıları ve raportörler tarafından imzalanır ve Şüra Başkanlık Divanına sunulur.
(4) Hazırlanan raporlar, komisyon başkanınca veya seçilen bir sözcü tarafından Şüraya sunulur. Bu raporlar Şüra tarafından incelenir, görüşülür ve karara bağlanır.
(5) Şürada alınan bu kararlara göre komisyonlar; sonuç raporlarını düzenler ve toplantı tutanakları ile birlikte Şüra Başkanlık Divanına teslim eder.
(6) Şüra Başkanlık Divanınca raporlar tekrar okutulur ve söz almak isteyen üyelerin tümünün görüşünü belirtmesi ile görüşmeler tamamlanır ve oylama yapılır. Komisyon raporlarına ilişkin olarak yapılan oylamada her üye kabul veya ret şeklinde oy kullanır. Çekimser oy kullanılmaz. Komisyon raporları, oy çokluğu esasına göre kabul edilir. Kabul edilenler Şüra kararına dönüştürülür.
(7) Şüra çalışmalarının tamamlanmasının ardından çalışmaları değerlendiren bir sonuç bildirgesi hazırlanır ve Bakan tarafından kamuoyuna açıklanır. Kararlardan hangilerinin yürürlüğe gireceği Bakan Onayı ile kesinleşir.
(8) Bakanlığı doğrudan ilgilendiren Şüra kararları önem ve önceliğine göre uygulama programlarına konulur. Diğer bakanlıklar ile ilgili hususların uygulama programlarına alınması için ilgili bakanlıklara önerilerde bulunulur.
Şüra kararlarının yayımlanması
MADDE 13 - (1) Şüra Kararları, Şüra toplantı bitimini takip eden en geç altı ay içinde Bakanlık tarafından yayımlanarak ilgili kişi, kurum ve kuruluşlara gönderilir.
(2) Yayımlanan kararlara ilişkin uygulamaların izlenmesi amacıyla Şüra Genel Sekreterliği tarafından bir program hazırlanır ve ilgili kuruluşların işbirliği ile bu programa göre yapılan çalışmalar izlenir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Çeşitli ve Son Hükümler
Yürürlükten kaldırılan yönetmelikler
MADDE 14 - (1) 5/10/2004 tarihli ve 25604 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım Şürası Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
(2) 31/3/2012 tarihli ve 28250 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ormancılık ve Su Şürası Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır.
Yürürlük
MADDE 15 - (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
Yürütme
MADDE 16 - (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Tarım ve Orman Bakanı yürütür.
 
 
17.5.2019
Devamı

Tarım ve Orman'da Hangi Bakan Yardımcısı Hangi Kurumu Bakıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Bakan Yardımcıları arasındaki iş bölümü yeniden düzenlendi. Düzenleme ile Bakanlık Merkez Teşkilatındaki genel müdürlük ve daire başkanlıkları ile bağlı ve ilgili kuruluşların bağlı olduğu Bakan Yardımcıları da belli oldu.
Bakan Yardımcıları, Tarım ve Orman Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında 1 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde belirtilen görevleri, 28 Ağustos 2018 tarihli Bakan Yardımcıları İş Bölümü Talimatı doğrultusunda yürütüyorlardı.
Söz konusu Talimat yürürlükten kaldırılarak, Bakan Yardımcıları için iş bölümü yeniden düzenlendi. Yeni Bakan Yardımcıları İş Bölümü Talimatı uyarınca Bakan Yardımcıları ile bağlı ve ilgili kurum ve kuruluşlar şöyle:

Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü
Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü
Atatürk Orman Çiftliği Müdürlüğü
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü
Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü
Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı

Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç
Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı
Şeker Dairesi Başkanlığı
Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu
Hayvancılık Genel Müdürlüğü
Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü
Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü

Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı
Orman Genel Müdürlüğü
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü
Meteoroloji Genel Müdürlüğü
Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü

Bakan Yardımcısı Fatih Metin
Tarım Reformu Genel Müdürlüğü
Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı
Strateji Geliştirme Başkanlığı
Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü
Hukuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü
Türkiye Su Enstitüsü
 
 
16.5.2019
Devamı

Tarım'da Milli Seferberlik Başlatılmalı

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Türkiye’den daha küçük yüz ölçümüne sahip birçok Avrupa ülkesinde tarımsal verimlilik çok daha yüksek. Ülkemizdeki gıda fiyatlarının artmasının temel nedenlerinden biri bilinçli tarım uygulamalarının olmamasından kaynaklanıyor. Maliyetleri düşürmek, verimi artırmak ve tarımdaki başarıyı üst seviyelere çıkarmak için tarım alanlarında mutlaka toprak analizi yapılmalıdır” dedi. 

Ürün pahalılığının önüne geçmek ve tarımsal verimliliği artırmanın önemini vurgulayan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, bilinçli tarım politikaları ve toprak analizinin önemine dikkat çekti. Tarım alanlarında yapılan toprak analizinin verimlilik açısından hayati önem taşıdığını ifade eden Palandöken, “Dünyada kendi kendine yetebilen sayılı ülkeler arasında yer alan ülkemiz, büyük bir tarım potansiyeline sahip. İklimsel özellikler ve ülkemizin coğrafi konumu sayesinde fındık, kiraz ve incir üretiminde dünyada birinci sıradayız. Verimli Anadolu topraklarında yetişen çok sayıda tarım ürünüyle dünyanın önde gelen tarım ülkelerinden biriyiz. Eğer ülkemizdeki tarım politikaları daha bilinçli ve kaliteli bir şekilde uygulanırsa tarımsal gelir açısından milli ekonomiye daha büyük bir katkı sağlayabiliriz. Bunun için de öncelikle toprak analizinin üzerinde durmalıyız. Toprak anayı küstürmemek için yanlış sulama ve bilinçsiz gübrelemenin önüne geçmeliyiz. Son zamanlarda tarım ürünlerinde görülen fiyat artışının önüne geçmenin yolu da doğru tarım politikalarını uygulamaya koymaktan geçiyor” diye konuştu.

Tarım ’da Milli Seferberlik Başlatılmalı

Ülkemizdeki tarım arazilerinin çok parçalı ve dağınık olduğuna değinen Palandöken, “Tarımsal arazilerin bu yapısı, tarımdaki bazı modern tekniklerin uygulanmasını zorlaştırdığı gibi maliyetleri de artırıyor. Hem çiftçinin kazancı düşüyor hem de fiyatlara olumsuz yansıyor. Gıda kalemindeki enflasyonu da olumsuz etkileyen bu durumun önüne geçebilmek için tarım politikalarımız gözden geçirilmeli. Yapılan araştırmalara göre bir dönümlük arazide bile doğru gübre kullanmak yüzde 40 civarında ürün artışı sağlıyor. En yüksek verimi almak için tarım alanlarında toprak, gübre, tohum ve su doğru kullanılmalı. Öte yandan BM Gıda ve Tarım Örgütü tahminlerine göre 2050 yılına kadar dünyada gıda talebinin bugüne oranla yüzde 70 artması bekleniyor. Her geçen gün çoğalan nüfus ve buna bağlı olarak artan gıda talebini fırsata çevirmek için tarım alanında milli seferberlik başlatmalıyız” ifadelerini kullandı.
 
16.5.2019
Devamı

Tarım ÜFE Yıllık Bazda Rekor Kırdı

Türkiye İstatistik Kurumu, nisan ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı.
Buna göre, nisanda bir önceki aya göre yüzde 1,09 artışla 162,35 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,75 ve 12 aylık ortalamalara göre de yüzde 18,12 yükseldi.
Böylece Tarım-ÜFE endeksi yıllık bazda endeks tarihinin rekorunu kırdı.

Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık yüzde 1,06, ormancılık ürünlerinde yüzde 4,43 artış gerçekleşirken balıkçılıkta yüzde 0,06 azalış gerçekleşti.
Bir önceki aya göre değişimde, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,62, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 0,33, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,67 artış kaydedildi.
Tarım_ÜFE endeksinde aylık olarak en yüksek artış gösteren seçilmiş ürünlerin başında yüzde 17,02'lik artışla domates geldi. Kuru soğan yüzde 14,74 artarken, patates yüzde 13,44 yükseldi.
 
15.5.2019
Devamı

Başkan Erdoğan: "Elektrikli Traktörde Yakın Zamanda Seri Üretime Geçilecek"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, çiftçiler ile iftar etkinliğinde konuştu. "Toplamda 3 milyar 447 milyon lira destek ödemesi yapmış olacağız" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bu sene buğday ve arpa alım fiyatını erkenden açıkladık. Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından geçen yıl ton başına 1050 TL'den alınan sert ekmeklik buğdayın fiyatı, yüzde 29 artışla ton başına 1350 TL olmuştur" dedi. Erdoğan konuşmasının son bölümünde ise "Hem milli hem yerli elektrikli traktörünün prototipini tamamladık. Yakın dönemde seri üretime geçeceğiz" dedi.

Başkan Erdoğan hayvancılık sektörüne değinerek şunları kaydetti
 
"Büyükbaş hayvanda 2023 yılında 19 milyon başa çıkarmayı hedefliyoruz. 2002 yılında 32 milyon baş olan küçükbaş hayvan sayısını 2023 yılında sürü büyütme projemiz ile 100 milyon başa yükseltmeyi planlıyoruz. Süt üretimini ise 2023 yılında 24 tona, kırmızı et üretimini ise 1,7 milyon tona taşıyacağız. Ülkemizde kişi başı süt tüketimi 122 litreden 258 litreye yükseldi. Aynı şekilde kırmızı et tüketimi 6,1 kilodan 15 kiloya çıktı. Halen et fiyatlarının arzu ettiğimiz seviyelerde olmadığını biliyorum. İnsanımıza eti uygun fiyattan yedirmeye kararlıyız. Maliyetlerinizi düşürecek politikalara daha fazla ağırlık vereceğiz"

Bayrama kadar 2,4 Trilyon Ödenecek

" Muhalefet bilmeden konuşsa da bu rakamlar dünya fiyatlarının üzerindedir. Çiftçi kayıt sistemine kayıtlı üreticilerimize yaklaşık 200 lira prim, mazot ve gübre desteği yapılacaktır. Bayrama kadar yapılan desteklerin müjdesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bayrama kadar 2,4 katrilyon küklü pamuk desteği, 662 trilyon yağlık ayçiçeği desteği ve 385 trilyon çiğ süt desteği ödemelerini yapıyoruz. Türk çiftçisini teknolojik bakımdan daha avantajlı konuma getirecek projeleri de tek tek hayata geçiriyoruz. Hem milli hem yerli elektrikli traktörünün prototipini tamamladık. Yakın dönemde seri üretime geçeceğiz. Tarım Şurası'nı da Eylül ayında topluyoruz. Tüm paydaşların katılacağı şurada hem son 10 yılın kapsamlı değerlendirmesini yapacak hem de gelecek döneme dair yol haritasını çıkaracağız. Rabbim bizleri Ramazana kavuşturduğu gibi inşallah bayrama da kavuştursun duasıyla yeni hasat döneminin bereketli olmasını diliyorum. Soframızı şereflendirdiğiniz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Allah'a emanet olun.
 
 
15.5.2019
Devamı

Besici'ye Dünya Çiftçiler Günün'de ŞOK

Besilik İthalat Açıldı
Tarım ve Orman Bakanlığınca 25 Aralık 2018 den beri kapalı olan besilik ithalatı bugün açıldı.
Karkas fiyatları 1TL düşerken besici feryatta.
Hayvancılık sektörünün üzerinden bir türlü kara dumanlar gitmek bilmiyor. İç piyasada yerli üretici ekonomik sıkıntılarla uğraşıp dururken bu kez de besilik ithalat kapıları açılarak yerli üreticinin işletmesine kilit mi vuruluyor? Sorusu akıllara geldi.
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğünce açılan besilik ithalatın 14 Mayıs Dünya Çiftçiler günün ’de açılması da manidar oldu. 
 
14.5.2019
Devamı

Bugün Elleri Nasırlı Olanların Günüdür

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik dünya çiftçiler günü dolayısı ile bir mesaj yayınladı. Başkan Çelik; “ Bugün nasırlı elleri öpülesi insaların günüdür. ”dedi.
TÜDKIYEB Başkanı Çelik Şunları kaydetti.
“4 Mayıs, Dünya’da ve ülkemizde insanların gıda ihtiyacını büyük zorluklara rağmen karşılamak adına, toprağını işleyerek, hayvanına bakıp besleyerek üreten, nasırlı elleri öpülesi insanların günüdür.
Bu vesileyle sadece 14 Mayıs değil, yılın her gününün alın teri ile çalışan, üreten çiftçilerin günü olması düşüncesiyle bütün çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler gününü kutluyorum.”dedi.
 
 
14.5.2019
Devamı

14 Mayıs ve Çiftçi

Bugün 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü! Dünya Çiftçiler Günü Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu'nun (IFAP) kuruluş tarihi olan 14 Mayıs 1984 yılından beri her yıl kutlanıyor. Dünya Çiftçiler Günü'nde beslenmemiz için gerekli tarım ürünleri üreten çiftçilerimizin bağ, bahçe ve tarlada nasıl zor şartlar altında çalıştıkları hatırlatılarak onların haklarının ve çalışma şartlarının iyileştirilmesine dikkat çekiliyor. 

14 Mayıs ve Çiftçi

Peki 14 Mayıs’ta mı çiftçi sadece hatırlanacak ve anılacak. Anılacak diyorum çünkü Anadolu’nun bir çok yerinde çiftçiler üretimi çiftçiliği bırakmış durumda. Her geçen gün çiftçimiz eriyip gidiyor. Bizlerde sadece seyrediyoruz. 
 Nereye kadar? Bu duruma Dur demek için Tarım sektörünü ayağa kaldırmak için neyi bekliyoruz. Çiftçi sadece 14 Mayıs gününde hatırlanmamalı. Bu hatırlamayı yılın her gününe yayarak reelde destekleyerek, girdilerini düşürerek bugün zor günde oldukları gibi yanlarında olarak;
Mazotu yarı fiyatına vererek, Tarımsal destekleri gününde ve zamanında ödeyerek, sıkıştığımızda ithalat kapısını çalmadan yerliyi destekleyerek gibi 14 Mayıs Çiftçiler gününü çok daha güzel kutlarız.
Muhammet Oluklu
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni

 
 
14.5.2019
Devamı

Tarım Bakanları Zirvesinde İkili Görüşmeler Dikkat Çekti

Bakan Pakdemirli başkanlığındaki Türk Heyeti, Japonya'da düzenlenen "G20 Tarım Bakanları Zirvesi"nde Hindistan, Çin, İngiltere, Hollanda, Japonya tarım bakanları ve AB Komiseri ile heyetler arası görüşmeler gerçekleştirdi.
 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ve beraberindeki Türk heyeti, Japonya'nın Niigato kentinde başlayan zirve kapsamında, ilk olarak Hindistan Devlet Bakanı Ulusal Dönüşüm Enstitü üyesi ve aynı zamanda FAO Başkan adayı Prof. Ramesh Chand ve heyetiyle bir araya geldi.
Görüşmede Hindistan ile Türkiye arasındaki ticaretin geliştirilmesi, iklim değişikliği ve gıda güvenliği konularında iki ülkenin sorunlarının aşılmasına ilişkin atılacak adımlar ele alındı.
Pakdemirli, Çin Tarım Bakanı Changfu Han ile gerçekleştirdiği görüşmede, ilişkilerin iyi seviyede yürütüldüğü, iş birliğinin ticari anlamda daha ileri taşınması gerektiğini belirtti.
İngiliz Tarım Bakanı Robert Goodwill ile de bir araya gelen Pakdemirli, iki ülke ilişkilerini daha ileri taşımak için yapılacak çok şey olduğunu vurguladı. Goodwill'i Türkiye'ye davet eden Pakdemirli, iş birliğinin geliştirilebileceğini kaydetti.

Pakdemirli, Hollanda Bakanı Carola Johanna Schouten ile görüşmesinde, iki ülke teknik heyetlerinin bir araya gelebileceğini ve tarım yürütme komitesi toplantısının yapılabileceğini aktardı.
G20 ev sahibi Japonya Tarım Bakanı Takamori Yoshikawa ile de görüşen Pakdemirli, iki ülkenin tarımsal ilişkilerinin daha ileriye taşınması adına izlenecek yollara dair görüşlerini aktardı. Pakdemirli, iki bakanlık arasında ilişkilerin yasal temellerini oluşturmak için daha önceden müzakerelerine başlanan tarım alanındaki iş birliği anlaşmasının imzalanması gerektiğine değinerek, Bakan Yoshikawa'yı Türkiye'ye davet etti.  Pakdemirli, ayrıca AB Komiseri Phil Hogan ile bir araya geldi.
 
 
 
13.5.2019
Devamı

Ankara Veteriner Hekimleri Odası Medya Temsilcileri İle İftarda Buluştu

Ankara Veteriner Hekimleri Odası Medya Kuruluşları Temsilcileri ile iftarda buluştu.

Ankara Veteriner Hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Tanrıverdi Medya Temsilcileri ile bir araya gelerek gündeme ilişkin konular üzerinde fikir alış verişinde bulunuldu. Başkan Tanrıverdi şunları kaydetti. “ Başı rahmet ortası mağfiret sonu ise cehennem çukurundan kurtuluş olan mübarek ramazan ayını idrak ediyoruz. Bu güzel günde sizlerle bir aradayız. İstedik ki Medya Temsilcilerimiz ve mensuplarımız ile bir arada olalım. Bu vesile ile buraya kadar gelip iftarımıza davetimize katılımlarınızdan ötürü yönetim Kurulum adına teşekkür ediyorum.”dedi.




 
 
12.5.2019
Devamı

TİGEM'den Genç Çiftçi İçin İkinci ihale Çağrısı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünce (TİGEM), Genç Çiftçi Projesi kapsamında geçtiğimiz günlerde bir ihale duyurusu yaparak 13 294 baş muhtelif ırklarda alıma çıkmıştı. İhale sonuçları açıklandı. Edinilin bilgiye göre TİGEM muhtelif ırklarda ivesi, Akkaraman ve mor karaman ırklarından alım gerçekleştirdi. TİGEM bu kez de yeni ilana çıkarak 10 bin 492 baş muhtelif ırklarda koyun alımını Resmi Gazeteden duyurdu.

Buna göre, Genç Çiftçi Projesi kapsamında dağıtılmak üzere toplam 10 bin 492 baş muhtelif ırklarda koyun satın alınacak.

İhaleye katılacak istekliler, ihale dokümanını TİGEM Ticaret Daire Başkanlığından 50 lira karşılığında temin edebilecek.

İstekliler tarafından teklif edilen toplam tutarın en az yüzde 3'ü oranında geçici teminat verilmesi zorunlu olacak.

Teklif mektuplarının 15 Mayıs saat 15.30'a kadar TİGEM Genel Evrak Servisine teslim edilmesi gerekiyor. 


 







 
10.5.2019
Devamı

Üretici'de Yetiştirici'de 2019 Yılına Ait Tarımsal Desteklerin Açıklanmasını Bekliyor

Ramazan ayı girdi. Hala Seçimlerden kurtulamadık. Toplum seçimlerden ziyade icraat ve ekonominin düzelmesini bekliyor. Şimdi de sırada İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerine ilişkin süreç.

Ekonomide, Tarım sektörü ’de yeterince sallandı. Artık bu seçimleri bir kenarı bırakıp sorunların çözüm noktasına gidilse. Ekonomiye ve Tarım sektörüne bir can suyu planı devriye girse de piyasalar düzene girse. Şubat ayının başlarında 5,16 seviyelerinde olan dolar bugün 6,17 leri gördü.

Tarımda 2019 Desteklemeleri Açıklanmadı.
Üreticinin, yetiştiricinin Tarımla uğraşan her kesimin gözü kulağı 2019 yılına ait Tarımsal Desteklemelerinde. Tarım deyip geçmeyelim. Bu ülkenin ayağa kalkması ve şahlanması Tarım sektöründen geçiyor. 

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Milli Ekonominin Temeli Ziraat’tır”. Peki nerde kaldı?

Bu işlere neden ehemmiyet göstermiyoruz. Hükümetin aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığının 2019 yılına ait yaklaşık 16 .1 Milyar TL Tarımsal Desteği açıklaması gerek. Çiftçi, yetiştirici üretim kararı verebilmesi için tarımdaki planlamayı görmesi gerek. Çünkü şuan desteklemeler kilit dönemde.
Edindiğimiz bilgilere göre kırsalda üretici motivasyonunu kaybetmiş durumda. Ekimden ’de bakımdan da zarar ediyor. Devlet babasından uzanacak eli bekliyor.

Pancar üreticisi 6 aydır fiyat bekliyor
Şimdi çiftçi pancar ekmese Şeker sıkıntımız var denilip ithalat kapılarını açarız. Önce içerdeki yerli ve milli üreticiyi sahip çıkılması gerek Tarımda artık şu planlamaları yerinde ve zamanında yapalım.
Başta Tarım ve Hayvancılık sektörü olmak üzere herkesin motivasyona ve can suyuna ihtiyaç var. Tarım ’da ve Hayvancılık ’ta üretene, yetiştirene kulak verelim.
 Tarımsal destekleri biran önce açıklayalım. Hem Ödenmeyen 2018 yılına ait yağlı tohumlar desteğini, aynı zamanda 6 aydır açıklanmayan pancar fiyatını açıklayalım.
Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'nın dediği gibi "Türk Tarımını Kalkındırmadan Türkiyeyi Kalkındıramayız" Artık Anadolu tarımsal üretimle tekrar ayağa kalkmak istiyor.


Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com
 

 
 
 
 
9.5.2019
Devamı

ESK'nın Ek Bütçesi Tarımsal Destekleme Bütçesinden Karşılanacak

Tarım ve Orman Bakanlığının "Et Piyasasının Düzenlenmesi Uygulama Tebliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak, 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Et Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı çerçevesinde hazırlanan tebliğe göre, et piyasasının düzenlenmesi için gerekli kaynak, bütçede 2019 yılı tarımsal desteklemeleri için ayrılan ödenekten karşılanacak.

Piyasada oluşan kırmızı et alım fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında olması halinde, yerli üreticiyi korumak için ESK tarafından gerçekleştirilen alım ve satım tutarlarından kaynaklanan fark kuruma ödenecek. 

Perakende kırmızı et satış fiyatlarının tüketici aleyhine yükselmesi halinde, tüketicilerin alım gücü göz önünde bulundurularak ESK'nin piyasaya yapacağı et satış faaliyetleri neticesinde oluşacak alım ve satım tutarlarından kaynaklanan fark kuruma aktarılacak.

İhtiyaç duyulması halinde, ESK'nin kırmızı et piyasasına müdahale amacıyla yaptığı alım satımları neticesinde oluşacak farkı gösteren ıslak imzalı ve onaylı icmal ESK tarafından hazırlanarak Hayvancılık Genel Müdürlüğüne gönderilecek.

ESK HESABINA ÖDENEK AKTARILACAK

2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden, hayvancılık desteklemeleri kalemine kırmızı et piyasasının düzenlenmesine ilişkin olarak aktarılan ödenek, bütçe işlemlerini takiben ESK'nin hesabına aktarılacak. Ziraat Bankası AŞ Genel Müdürlüğü'ne hizmetlerinden dolayı, ödenen tutarın yüzde 0,2'si oranında komisyon ödenecek.

Bakanlık, ödemelerde ihtiyaç duyulacak belgeleri belirlemeye ve değiştirmeye, ödemeye esas işlemlerin yürütülmesine ilişkin diğer düzenlemeleri yapmaya, banka ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarıyla protokol yapmaya yetkili olacak.

Bu arada, Belirli Canlı Tırnaklı Hayvanların İthalatı ve Transit Geçişine İlişkin Hayvan Sağlığı Kurallarının Belirlenmesine Dair Yönetmelik'te de değişiklik yapıldı. Yönetmeliğin, "canlı tırnaklı hayvanların ithalatına ve transit geçişine yalnızca bakanlıkça hazırlanan listelerde yer alan ülkelerden izin verilmesine" ilişkin hükmünün yürürlük tarihi 2 yıl daha uzatıldı.
 
8.5.2019
Devamı

Sıfır Atık Temalı Lider Çocuklar Tarım Kampında

Tarım ve Orman Bakanlığınca her yıl ilköğretim 4. sınıf öğrencilerine yönelik doğa bilinci ve çevre farkındalığını kazandırmak, tarladan sofraya gıda üretim teknolojileri ve gıda güvenilirliği hakkında bilgi vermek amacıyla düzenlenen "Lider Çocuk Tarım Kampı" etkinliği gerçekleştirildi. 

Bu yıl Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce 6.’sı gerçekleştirilen kamp programının teması bakanlık tarafından "Sıfır Atık" olarak belirlendi. Çukurova İlçesi Emine Nabi Menemencioğlu İlkokulu 4A sınıfı öğrencileriyle Lider Çocuk Tarım Kampı etkinliğinde israfın önlenmesi, kaynakların daha verimli kullanılması, oluşan atık miktarının azaltılması, etkin toplama sistemlerinin önemi, atıkların geri dönüştürülmesi, atık önleme yaklaşımının benimsenmesi konularında Adana’da bulunan atık firmalarıyla ve Çevre Şehircilik Müdürlüğüyle görüşülerek tarım kampına katılan çocuklara farkındalık eğitimleri verildi. Adana çöplüğü gezilerek bilgiler alındı.
Temaya uygun olarak öğrencilerin kullanılmış ayakkabı, çizme, su şişeleri ve farklı eşyaları çilek fideleri ve çiçek dikimi gerçekleştirildi. Bu etkinliklerle Çocuklara Sıfır Atık konusunda farkındalık kazanmaları sağlandı.

Lider Çocuk Kampı programı etkinliğine Vali Mahmut Demirtaş'ın eşi Beyhan Demirtaş, Tarım ve Orman İl Müdürü Muhammet Ali Tekin ve eşi, idarecileri ve personeller katıldı. Beyhan Demirtaş, çocuklarla birlikte atık şişe ve pet şişelere çiçek ve çilek fidesi dikti.
Demirtaş, atıkların kontrol altına alınarak gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmanın tüm insanlığın ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı.
Geri dönüşüm bilincinin çok küçük yaşlardan itibaren çocuklara aşılanması gerektiğinin altını çizen Beyhan Demirtaş, bu tarz farkındalık etkinliklerinin arttırılmasının önemini de belirterek çevre bilincinin her şeyden önce bir kültür göstergesi olduğunu ve Türk kültüründe tasarrufun önemli bir yer kapladığını dile getirdi.
Etkinliğin sonunda öğrencilere katılım belgeleri verildi. 
7.5.2019
Devamı

Gübre Analiz Laboratuvarları Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2019 yılı gübre analiz ücretleri ile gübre analizlerinin yaptırılacağı analiz ve referans kurum laboratuvarlarını açıkladı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Gübre Analizlerinin Yaptırılacağı Analiz ve Referans Kurum Laboratuvarları ile Analiz Ücretleri Hakkında Tebliğ (No: 2019/24), 5 Mayıs 2019 tarihli Resmi Gazete’ de yayımlandı.

Kimyevi gübre analiz kuruluşları
Tebliğe göre, Gübrelerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Yönetmeliği gereği piyasa ve şikayet denetimleri sırasında alınacak olan kimyevi gübre numunelerini analiz etme konusunda yetkilendirilen laboratuvarlar şunlar:
Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve Analiz Merkezi Laboratuvarı/İSTANBUL,
Toprak-Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü/ANKARA,
Zeytincilik Araştırma İstasyonu/İZMİR,
Konya Laboratuvar ve Depoculuk Tarım, Gıda, Enerji A.Ş./KONYA,
Düzen Norwest Çevre, Gıda ve Veteriner Sağlık Hizmetleri Eğitim Danışmanlık Tic. A.Ş./ANKARA,
Proanaliz – ANTALYA,
Martest Analiz Laboratuvarları San. ve Tic. Ltd. Şti./MARDİN,
Ekmekçioğulları Metal ve Kimya Sanayi Tic. A.Ş./ÇORUM,
Doktolab Tarım Araştırma San. ve Tic. A.Ş./ANTALYA,
Deppo Lojistik Orman Tarım Lab. Hizm. Taş. Gıda Su Ür. Mad. Met. Pet. Kim. San. Tic. A.Ş./İZMİR,
Agrio Laben Gıda ve Zirai Lab. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti./ANTALYA,
BSK Tarım Ürünleri Hay. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Karatay/KONYA,
Serda Toprak Tar. Su İnş. Prj. Mim. Müh. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Macunköy/ANKARA,
Başkent Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Tarımsal Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. Yenimahalle/ANKARA,
Ahmet Naki Öztürk-A Kalite Toprak Su ve Bitki Analiz Laboratuvarı Fevzi Çakmak Mahallesi 10443 Sokak No:1 Karatay/KONYA,
MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı Zirai Dan. Tarım Gıd. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Kepez/ANTALYA,
Orbit Ekoloji Grup Lab. Hizm. San. Tic. A.Ş. Torbalı/İZMİR,
Ufuk Tarım Gıda Turizm İnş. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Bayrampaşa/İSTANBUL,
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ANKARA,
Southern Agricultural Services Tarım Ürün Analiz ve Tek. Tur. Tic. San. İth. İhr. Laboratuvarları

Organik gübre analiz kuruluşları
Tarımda Kullanılan Organik, Mineral ve Mikrobiyal Kaynaklı Gübrelere Dair Yönetmelik gereği piyasa ve şikayet denetimleri sırasında alınacak olan organik gübre numunelerini analiz etme konusunda yetkilendirilen laboratuvarlar da şöyle:
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ANKARA, Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ERZURUM,
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi/ADANA,
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi/ADANA,
Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi/KONYA,
Yeditepe Üniversitesi Ar-Ge ve Analiz Merkezi Laboratuvarları/İSTANBUL,
Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü Şahinbey/GAZİANTEP,
Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü Alata/MERSİN,
Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü/ANTALYA,
GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü/ŞANLIURFA,
Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü Menemen/İZMİR,
Toprak-Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü/ANKARA,
Toprak Su ve Çölleşme ile Mücadele Araştırma Enstitüsü/KONYA,
Zeytincilik Araştırma Enstitüsü/İZMİR, Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü/ESKİŞEHİR,
Manisa Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü Tarımsal Analiz Laboratuvarı/MANİSA,
Orbit Ekoloji Grup Lab. Hizm. San. Tic. A.Ş. Torbalı/İZMİR,
Konya Laboratuvar ve Depoculuk Tarım, Gıda, Enerji A.Ş./KONYA,
Proanaliz- ANTALYA,
Martest Analiz Laboratuvarları San. ve Tic. Ltd. Şti./MARDİN,
Ekmekçioğulları Metal ve Kimya Sanayi Tic. A.Ş./ÇORUM,
Doktolab Tarım Araştırma San. ve Tic. A.Ş./ANTALYA,
Deppo Lojistik Orman Tarım Lab. Hizm. Taş. Gıda Su Ür. Mad. Met. Pet. Kim. San. Tic. A.Ş./İZMİR,
Agrio Laben Gıda ve Zirai Lab. Hizm. San. Tic. Ltd. Şti./ANTALYA,
Biyotar Organik Tarım Orman Kimya San. ve Tic. A.Ş./ANKARA,
BSK Tarım Ürünleri Hay. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Karatay/KONYA,
Serda Toprak Tar. Su İnş. Prj. Mim. Müh. Müş. San. ve Tic. Ltd. Şti. Macunköy/ANKARA,
Başkent Laboratuvar Hizmetleri Gıda ve Tarımsal Danışmanlık San. ve Tic. Ltd. Şti. Yenimahalle/ANKARA,
Ahmet Naki Öztürk-A Kalite Toprak Su ve Bitki Analiz Laboratuvarı Fevzi Çakmak Mahallesi 10443 Sokak No:1 Karatay/KONYA,
MSA Tarımsal Analiz Laboratuvarı Zirai Dan. Tarım Gıd. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Kepez/ANTALYA,
Ufuk Tarım Gıda Turizm İnş. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. Bayrampaşa/İSTANBUL,
Southern Agricultural Services Tarım Ürün Analiz ve Tek. Tur. Tic. San. İth. İhr. Laboratuvarları.

Gübre analizleri için referans kuruluşlar
Piyasa ve şikâyet denetimleri sırasında alınacak kimyevi ve organik gübre numunelerinin analiz çalışmalarında uyulacak usul ve esaslar, analiz kuruluşları ile Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü arasında imzalanan bir protokol ile belirlendi.

Piyasa ve şikâyet denetimleri sırasında alınan kimyevi gübre numunelerinin analiz sonuçlarına itiraz edilmesi halinde; Türk Standartları Enstitüsü (TSE) Laboratuvarları ile bu kurumdan yeterlilik belgesi almış olan Gübretaş Gübre Fab. T.A.Ş. Körfez/KOCAELİ Laboratuvarı referans kuruluş olarak yetkilendirildi.
Piyasa ve şikâyet denetimleri sırasında alınan organik gübre numunelerinin analiz sonuçlarına itiraz edilmesi halinde; 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanununa tabi hastalıklar yönünden Zirai Mücadele Merkez Araştırma Enstitüsü/ANKARA, diğer parametreler yönünden de Düzen Norwest Çevre, Gıda ve Veteriner Sağlık Hizmetleri Eğitim Danışmanlık Tic. A.Ş./ANKARA ve TSE Laboratuvarları referans kuruluş olarak  yetkilendirildi.
 
 
 
6.5.2019
Devamı

Çiftçi Tarım'dan Soğutuluyor

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nca hazırlanan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulan “Tarımda Milli Birlik Projesi’nin”, aslında holdingleşmenin önünü açmak suretiyle, yerli ve milli tarımı bitirme projesi olduğunu söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ülkenin tarımsal yapısını tüm kurumlarıyla birlikte tamamen değiştirecek olan Tarımda Milli Birlik Projesi’nin, Türkiye’de uygulanmasının çözüm üretmeyip yeni sorunlar üreteceğini belirtti.
Bu projenin, yerli ve milli tarımı yok etmek için hazırlanmış bir proje olduğunu vurgulayan Gürer, “AKP iktidarı, güya tarımda yaşanan sorunların çözümü için hazırladığı proje ile yurtdışındaki tekellerin taleplerini öne alıyor” dedi.

TÜRK TARIMININ DEVREDİLECEĞİ ŞİRKETE YABANCI SERMAYE DE ORTAK OLACAK
Tarım ve Orman Bakanlığının merkez ve taşra teşkilatlarının ve tarımda faaliyet gösteren devlet kurumlarının organizasyon yapısını tamamen değiştirecek olan projeyle, Türk tarımının kurulacak olan bir şirkete devredilmek istendiğini anlatan Ömer Fethi Gürer, “Bu şirketin yarısına özel sektör ortak olacak. Aralarında TMO, Atatürk Orman Çiftliği, Türk Şeker, Çaykur gibi kuruluşlar şirket iştiraki haline gelecek. Davul boyunlarında asılı ama tokmak başkasında olacak . Bu yerli ve milli tarımı bitirme projesidir” diye konuştu.
AKP’nin kamu kurumlarındaki TC ibaresini kaldırttığını da anımsatan Gürer, “İktidar, milli kelimesinin içini boşaltıp yerli ve milli olan her şeyi yok etme çabasını devam ettiriyor. Tarımda kurbağanın suyunu ısıta ısıta son aşamaya getirdiler. Şimdi kurbağanın haşlanıp ölüm noktasına geldiği dönemdeyiz” ifadelerini kullandı.

BENZER BİR PROJE DENENDİ AMA BAŞARILI OLMADI
Benzer bir projenin 1990’lı yıllarda denendiğini ancak uygulamadan sonuç gelmediği için vazgeçildiğini anımsatan CHP Milletvekili Gürer, bugün hayata geçirilmek istenen projenin de geçmişte denenen ancak başarılı olamayan projenin başka bir versiyonu olduğuna dikkat çekti.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, başta Ziraat Odaları olmak üzere tarımla ilgili olan tüm kesimlerin, tarımda yerli ve milli olan her şeyi bitirmeyi amaçlayan bu projeye karşı hassas ve duyarlı olması gerektiğine de vurgu yaptı.
Gürer, içerik olarak tarımın şirketleşmesine yol açacak projeyle, yabancı tekellerin Türk tarımını ele geçirme girişimine karşı çıkılması gerektiğini söyledi.

TARIMDA İSTATİKSEL VERİLER
AKP İktidarının 17 yıldır uyguladığı yanlış politikalar nedeniyle zaten tarımın bitme noktasına getirildiğine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TÜİK verilerinin giderek tarım arazileri ve çiftçi sayısında düşüşü işaret ettiğini belirtti. Gürer, son 10 yılda çiftçi sayısının yüzde 38, tarımda istihdam edilen tarım çalışanı sayısının yüzde 50 oranında azaldığına belirtti.
2002 yılında 7 milyon 458 bin kişinin çalıştığı tarım sektöründe 2018 yılında 4 milyon 983 bin kişinin çalıştığına vurgu yapan Gürer, 17 yıl önce 930 bin hektar olan sebze ekili alanın bugün 790 bin hektara gerilediğini belirtti. 25 yılda 4,5 milyon hektar tarım alanın yok olduğunu söyledi.
Projenin hayata geçmesi halinde yaşanabilecek sorunlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan CHP Milletvekili Gürer, “Tarım şirketlere devredilecek, yerli tohumu geliştirme ve yerli fidanı koruma gibi uygulamalar tümden yok edilecek ve bu işlemler yabancı tekellerin eline verilecek. Çiftçilik üretimi sekteye uğratılacak, büyük işletmelerle köy ve kırsalda aile tipi işletmeler ortadan kaldırılıp köyden kente göç artacak, yabancı holdinglerin GDO’lu ürünlerini üretmenin yolu açılacak” dedi.

"ÇİFTÇİ TARIMDAN SOĞUTULUYOR"
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Büyükşehir Yasasıyla birlikte köy tüzel kişiliğini sona erdiren, 16 bin civarında köyün tarım alanlarının farklı amaçlarla kullanılmasının tarım alanları için ciddi sorunlar ürettiğini ifade ederek, “Halen bir türlü bitmeyen toplulaştırmada, parçalı arazilerin birleştirilmesi uygulaması son yıllarda bakanlık bakanlık gezen bir duruma getirildi, girdi fiyatlarında artış ile toprağın sorunları sonucu çiftçi topraktan bilinçli olarak uzaklaştırılıyor” diye konuştu.

Gürer uygulanması düşünen projenin Üretici çiftçi lehine olmadığını belirterek, “Üretici ürününü değerinde satamayacak, tüketici ise pahalılığa mahkum edilecek. Tarım ve Orman Bakanlığının ve bağlı kuruluşlarının etkinliği azaltılacak, uluslararası tekellerin ülkemizdeki kontrolü artacak, ithalat ve bağımlılık daha da artacak. Çiftçi şirketin kararlarına teslim edilecek. Sertifikalı tohum sonrası bu kez çiftçinin, üreticinin ekeceği, üreteceği ürünler şirket kontrolüne geçecek. Fiyatları şirket belirleyecek, çiftçinin geliri düşüp zamanla kendi topraklarında amele durumuna düşürülecek. Tarımda kooperatifçiliğin sonu getirilecek. Sömürünün, tekelleşmenin önü açılacak, Kırsal kalkınma diye bir kavram kalmayacak, tekeller kalkındırılacak” dedi.
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu modelin tarımda birlik değil holding dönemini başlatacağını ve kırsal kalkınmanın tamamen göz ardı edileceğini ifade etti. Gürer, yatırım desteklerinin ise holdingin kontrolüne geçeceğini vurguladı.
 
 
6.5.2019
Devamı

Yem Fiyatları Karşısında Süte Yapılan Zam'ın Bir Önemi Kalmamıştır


Aksaray Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Kayan, artan yem fiyatlarını Anadolu İzlenimleri ’ne değerlendirdi. Başkan Kayan hayvancılığın ciddi anlamda köşeye sıkıştığını belirterek, bir an önce önlem alınması gerektiğini söyledi.

Başkan Kayan, "Son zamanlarda yem fiyatlarına gelen zamlar gerçekten üreticiye çok zor durumda bıraktı. Şu anda üretici ne yapacağını bilemez durumda. Süt fiyatları da 1 Mayıs itibariyle 2 TL yapılarak zam geldiği söylendi. Ancak bilinen ama görmezlikten gelinen  bir şey varki yeme son 1 ayda gelen 3 ayrı zam 13 TL yem fiyatlarını artırarak yüzde 20'lik bir zam oranı oldu. Bu zam gerçekten üreticiyi zor duruma soktu. Tabii sütümüze gelen zam ile yem fiyatlarına gelen zammı kıyasladığımızda süte gelen zammın hiçbir önemi kalmamıştır. Yani, Ulusal Süt Konseyinin verdiği fiyat şu anda üreticinin cebine değil, otomatik olarak yem sanayicisinin cebine gitmiştir.

 Burada devletimiz gerçekten hayvancıların zor durumda olduğunu da biliyor ama gerekli destekleri, gerekli çalışmaları biran evvel başlatması gerektiğini düşünüyorum. İnşallah devletimiz, yılbaşından bu tarafa vermiş olduğu 25 kuruşluk desteği sürdürürse, yıl boyunca bu destek devam ederse bir nebze de olsa ayakta durma ihtimali var. Yoksa bütün hayvanları üreticilerimiz yavaş yavaş kestirme yoluna gidecekler ve şu anda da müthiş bir kesim var. Özellikle dişi hayvanların kesimi. Yani artık insanların dayanacak gücü kalmadı. Bu yüzden devletimizin bir an evvel önlem ve tedbir almasını istiyoruz" dedi.
 
4.5.2019
Devamı

Buğday'da Ton Başına 1350 Lira

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin 75'inci Genel Kurulu'nda önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Erdoğan buğday ve arpa alım fiyatlarıyla ilgili açıklamada bulundu. ''Toprak Mahsulleri Ofisi geçen yıl 1050 liradan alınan sert buğday, bu yıl yüzde 29 artışla ton başına 1350 lira olmuştur. Kaliteli buğday ise 1400 lirayı geçecektir. Arpa alım fiyatı yüzde 33 artışla ton başına 1100 lira olarak belirlenmiştir'' dedi.

Malum mevsim itibariyle çiftçimiz toprağını sürdü, alın terini akıttı ve hasat dönemi için hazırlanmaya başladı. Yağış bakımından bereketli bir yıl geçiriyoruz. Hububat alım fiyatını, hasat dönemi başlamadan açıklayarak üreticimizin emeğine göz diken fırsatçıların önüne geçiyoruz. Şimdi bu yılın hububat alım fiyatlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Toprak Mahsulleri Ofisi geçen yıl 1050 liradan alınan sert buğday, bu yıl yüzde 29 artışla ton başına 1350 lira olmuştur. Kaliteli buğday ise 1400 lirayı geçecektir. Arpa alım fiyatı yüzde 33 artışla ton başına 1100 lira olarak belirlenmiştir.

Ayrıca çiftçi kayıt sistemine kayıtlı üreticilerimize 200 lira mazot, gübre desteği yapılacaktır." Dedi.
 
 
3.5.2019
Devamı

Balığın Padişahına Çalıştay

(TAGEM) Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü tarafından hamsi çalıştayı yapıldı.
Trabzon’da  bir otelde 7cisi gerçekleştirilen Hamsi çalıştayına TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan, Hayvancılık ve Su Ürünleri Araştırmaları Daire Başkanı Ali Ayar, Avcılık ve Kontrol Daire Başkanı Vekili Melih ER,  Trabzon Tarım ve Orman Müdürü Cahit Gülbay, Trabzon Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Ercan Küçüğün yanı sıra Dembir Başkanı Ali Güney ve çok sayıda akademisyenler ve reisler katıldı.



Programda bir açılış konuşması yapan TAGEM Genel Müdürü Özkan Kayacan şunları kaydetti.




Öncelikle Hamsi çalıştayının 2010 yılından beri yapılması ve sürdürebilirliği açısından çok önemli. Enstitümüz Trabzon’a çok büyük değerler katmaktadır. Hamsiyi anlatamaya gerek yok. TAGEM olarak entimüzüde stok tespitleri yapılıyor sadece kendi kara sularımızda değil komşu ülkelerimizin kara sularında da stok tespiti yapıyoruz. Hedefimiz Karadeniz’in tamamında stok tespiti yapmak. Bu çalışmalar hamsiyi daha uzun yıllar yaşatmak ve tüketebilmek içindir. Türkiye’de avlanan balığın yüzde ellisini hamsi oluşturmakta. Hamsinin baklavasına kadar her şey yapılıyor. Buda Karadeniz insanın ne kadar azimli ve çalışkan olduğunun bir göstergesidir. “dedi.


 
 
 
 
3.5.2019
Devamı

TİGEM ÜRETİCİ BİRLİĞİ’NDEN DAHA UYGUN FİYATA KOYUN MU ALACAK

(TİGEM) Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Genç Çiftçi projesi kapsamında dağıtılmak üzere 13.294 baş muhtelif ırklarda koyun satın alacak.

30 Nisan 2019 tarihli resmi gazetede yayınlanan 13,294 baş muhtelif ırklarda koyun satın almak için resmi gazeteye ilan çıkan TİGEM; koyun üretemiyor mu? Sorusunu akıllara getirdi.

TİGEM ile TÜDKİYEB arasında 2019 yılının Ocak ve Şubat aylarında bir protokol imzalayarak Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ve üye İl Birliklerinden koyun alımı gerçekleşecekti.

Ancak TİGEM 30 Nisan 2019 tarihli ve 30760 sayılı 3993/1-1 resmi gazetede muhtelif ırklarda koyun alım ihalesinin duyurusunu yaptı.
TİGEM’in bu duyurusu Genç Çiftçi projesi kapsamında dağıttığı koyunları Merkez Birliği ve üye İl Birliklerinden aldığı fiyattan daha altına almayı mı planlıyor. Sorusunu akıllara getirdi.



 
 
 
 
 
2.5.2019
Devamı

Süt Üreticileri Merkez Birliğinden Yem Fiyatları Kontrol Altına Alınsın Çağrısı

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği artan yem fiyatlarına yönelik yazılı  bir açıklama yaparak “Yeme gelen zamlar çiğ süt fiyatın artışının çok üzerindedir. Yem fiyatları mutlaka kontrol altına alınmalıdır. ”denildi.
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinden yapılan yazılı açıklamada “Dövizdeki artıştan en çok etkilenen tarım sektörü ancak devletimizin destekleme politikalarıyla dengede tutulacaktır. Döviz kurlarında öngörülemeyen herhangi bir artış en başta tarım ve hayvancılık sektörümüzü etkilemektedir.
Üretimde sürdürülebilirliğin devam etmesi için değişen parametrelere karşı devletimizin ve bakanlığımızın destek politikasını arttırması, yem fiyatlarını düşürmek için gerekli tedbirlerin alınması, istikrarlı üretimimiz için çok önemlidir.”
 
 
Ulusal Süt Konseyince 01 Mayıs 2019 tarihinden geçerli olmak üzere yıl sonuna kadar çiğ süt tavsiyesi fiyatı 2.00TL olarak açıklanmıştır.
Ancak tavsiye çiğ süt fiyatı belirlenmeden çok kısa zaman öncesinde ve sonrasında yem fiyatlarına defalarca uygulanan zamlar, yem ve süt paritesinin istikrarlı bir şekilde sağlanamaması, üreticilerimizi ve sektörü ciddi anlamda olumsuz etkilenmesine sebep olmuştur.


Yem Fiyatları Kontrol Altına Alınsın
Gelinen noktada yeme gelen zamlar çiğ süt fiyatın artışının çok üzerindedir. Yem fiyatları mutlaka kontrol altına alınmalıdır.
Hal böyleyken Tarım ve Orman Bakanlığımızın vereceği desteklerin artması, üreticilerimizin en büyük beklentisi olmuştur. 2019 yılı ilk 3 ayında verilen süt destekleme rakamının yıl boyunca devam etmesi ve yem bitkilerinin üretiminin arttırılması için ilave destekler verilmesi gerekmektedir.
2019 yılı Ocak Şubat Mart ayları süt destek primi 25 kuruş olarak belirlenmiş ve ocak ayı destek primleri yatırılmış, önümüzdeki süreçte şubat ve mart aylarının desteklerinin ödenmesi beklenmektedir. Bu destekleme rakamlarının yem fiyatları stabil bir durum kazanana kadar devam etmesi sektörümüz için önem arz etmektedir.
 
Döviz’den En çok Etkilenen Sektör Tarım
 
Dövizdeki artıştan en çok etkilenen tarım sektörü ancak devletimizin destekleme politikalarıyla dengede tutulacaktır. Döviz kurlarında öngörülemeyen herhangi bir artış en başta tarım ve hayvancılık sektörümüzü etkilemektedir.

İstikrarlı Üretim İçin Destek Artırılmalı
Üretimde sürdürülebilirliğin devam etmesi için değişen parametrelere karşı devletimizin ve bakanlığımızın destek politikasını arttırması, yem fiyatlarını düşürmek için gerekli tedbirlerin alınması, istikrarlı üretimimiz için çok önemlidir.
Hedefimizin büyümek için üretimden geçtiği unutulmamalıdır.
 Üretmemiz için ise süt ve süt ürünleri politikasının günün şartlarına göre sürekli güncellenmesi ve tedbirlerin alınması sektörün ve üretimin gelişmesinde olumlu katkılar sağlayacaktır.
Her zaman üreticilerimizin yanında olan Sayın Bakanımız ve çalışma ekibinin bozulan yem süt paritesiyle ilgili çalışmalarını da destekliyoruz.
 
 
2.5.2019
Devamı

 HAMSİ AVCILIĞI

 Ülkemizde deniz ürünleri üretiminin ortalama %60’ını tek başına oluşturan hamsi, Karadeniz Bölgesi kültürünün bir parçasını oluşturmuş, istihdam ve ekonomik faaliyetin yanında edebiyattan türkülerine kadar konu olmuş bir canlıdır. TÜİK-2017 verilerine göre avlanan deniz ürünlerinin içerisinde (269.676 ton) hamsi tek başına birinci sıradadır (158.093 ton). Görüldüğü üzere tek başına hamsi avcılığından elde edilen ürün miktarı ülkemizin toplam üretim miktarında belirleyici olmaktadır. Geçmişten günümüze hamsi avcılığının gelişimine bakıldığında, balıkçılarımızın deneyim kazandığı, teknolojik gelişmelerin balıkçı teknesi sahipleri tarafından takip edildiği ve buna bağlı olarak günümüzde hamsi av filomuzun modern teknik donanıma sahip olduğu görülmektedir.
Ülkemizde balıkçılık yönetiminde son yıllarda bazı önemli adımlar atılmıştır. Bu çalışmaların bir kısmı AB uyum kapsamında veya Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) gibi uluslararası kurum ve kuruluşlarla ortak çalışmalarla yürütülmektedir. Tarım ve Orman Bakanlığı,  Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün yürüttüğü çalışmalar sonucunda Su Ürünleri Bilgi Sistemi (SUBİS) ve Balıkçı Gemilerinin İzlenme Sistemi (BAGİS) oluşturulmuş, tekne ve av verileri web üzerinden kayıt edilmeye başlanmıştır. Balıkçılık aktivitelerinin izlenmesi açısından son derece önemli bir uygulama olmuştur. Ayrıca avlanan balıkların belirli liman ve barınaklardan karaya çıkarılmasını sağlamak için karaya çıkış noktalarına liman ofisleri kurulmuştur.
Bütün balık türleri için uygulanan yönetim aktiviteleri yanında sadece hamsi avcılığını ilgilendiren bazı uygulamalar da yürürlüğe alınmıştır. Son yıllarda hamsi sezonu boyunca gündüzleri avcılık yapılmamakta gece avcılığı yapılmaktadır. Avlanan hamsinin nakli sırasında hamsi nakil belgesi düzenlenmesine başlanmıştır. Günümüzde uygulamaya aktarılan bu kararların hamsi türünü korumaya yönelik etkileri olumlu sonuçlar vermektedir.



Hamsi yönetim politikası için pek çok araştırma yapılmaktadır. Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından 1989’da başlayan dönemsel hamsi çalışmaları 2005’den beri sürekli izleme projeleri ile devam etmektedir. 2013 yılından itibaren yapılan çalışmalarla hamsi hem karaya çıkış noktalarında hem de denizden akustik yöntemlerle takip edilmektedir. Gürcistan yetkililerinden gelen davet üzerine bu yıl ilk kez Karadeniz’in Türkiye kıyılarında yapılan çalışmalara Gürcistan kıyıları da eklenerek akustik seferlere devam edilmiştir. Böylece ilk kez Tarım ve Orman Bakanlığına ait bir araştırma gemisi ile yabancı ülke sularında araştırma seferi icra edilmiş ve ülkemizin uluslararası denizlerde de araştırma kabiliyeti gözler önüne serilmiştir.  

Hamsi avcılığının yıllık sezon değerlendirilmesi için, balıkçılık sezonunun nisan ayı itibari ile son bulmasına müteakip mayıs ayı içerisinde Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından hamsi çalıştayı yapılmaktadır. İlki 2010 yılında yapılan ve bu yıl 7.si düzenlenecek olan hamsi çalıştayına, balıkçılar başta olmak üzere TAGEM, BSGM, üniversitelerin ilgili fakülteleri, enstitüler, kooperatifler, birlikler, sivil toplum örgütleri ve diğer kamu kurum ve kuruluşları katılım sağlamaktadır. Çalıştaylarda Hamsi stoklarının sürdürülebilir kullanımı ve yönetimi, av filosunun takibi, karaya çıkarılan balık miktarının izlenebilmesi ve sürdürülebilirliği ile ilgili konularını içeren çalışmalar sunulmaktadır. Ayrıca Enstitü araştırmacılarının sahada balıkçı ile birlikte çalışmalar yaparken, balıkçının karşılaştığı problemleri, sektör sorunlarını analiz edebilme ve sorun çözümüne odaklı panel de çalıştay içerisinde görüşülebilmektedir. Karar verme aşamasında üniversitelerden, BSGM ve sektör çalışanlarından fikir alışverişinde bulunulmaktadır. Her çalıştay için hamsi balıkçılığının diğer ülkelerdeki uygulamalarını görebilme amaçlı yurt dışından davet edilen konu uzmanları ile de bu çalıştaylar uluslararası bir boyut kazanmıştır. Bu güne kadar kadar Gürcistan, Ukrayna, Rusya ve Peru’dan uzman bilim adamları katılım sağlamışlardır.

Hamsi tarihte olduğu kadar bugün de Türkiye ve Karadeniz için çok önemli bir balık türüdür. Gelecekte de Türkiye balıkçılık sektörü için önemli rol oynamaya devam edecektir. İnsanlarımızın beslenmesi, istihdamı ve ekonomisi için hamsi stoklarında sürdürülebilirliğin sağlanması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Stokları etkileyen başta deniz kirliliği olmak üzere çevre sorunları, küresel iklim değişikliği ve bunun yarattığı işgalci türlerin Karadeniz’e girişi gibi çok boyutlu sorunların kısa vadede üstesinden gelmek mümkün değildir. Mümkün olan en akılcı yönetim önlemi avcılığının bilimsel esaslar çerçevesinde düzenlenmesi olacaktır.
 
 N. Selda BAŞÇINAR, Murat Erbay, Ahmet Faruk YEŞİLSU
Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü, Trabzon
 
 
 
 
2.5.2019
Devamı

Oyuncakçıdan Arı Ölümlerine Anlamlı Destek

Antalya'da yaşayan oyuncak zanaatkarı Haşim Süzme ile Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğiyle 'Arılar ölmesin' kampanyası başlatıldı. Kampanya ile arıların insan hayatındaki önemini vurgulanacak. Arılar ölmesin kampanyası ile dünya çapında bir farkındalık yaratmayı amaçlayan Haşim Usta, atölyesinde ahşap minyatür arı kovanları yaparak öğrencilere hediye ediyor. Öğrenciler ise bu kovanları boyayarak arılar için doğaya bırakıyor. Usta, "Amacımız arıların önemini öğrencilere aşılamak" dedi.



ÖZEL ÖĞRENCİLER İŞ BAŞINDA

Öte yanda Proje kapsamında Aksu Mustafa Kemal Özel Eğitim Meslek Okulu öğrencileri EXPO 2016 alanında oluşturulan atölyede arı kovanlarını boyadı. Özel öğrenciler farklı renklere boyadıkları minik kovanları, daha sonra doğaya bıraktı. Öğrencilerin el becerileri ve arı farkındalığı bilincinin oluştuğunu söyleyen El Sanatları Öğretmeni Gülay Yıldız Sırlan, "Arıların yardımlaşması ve çalışkanlığı özel öğrencilerimize örnek oldu" dedi. Oyuncakçı Haşim Usta ise özel öğrenciler için okula bir atölye yapacağını belirtti.
 
2.5.2019
Devamı

Çoban Sorununu Çözeceğiz

Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, "Çoban konusu çok ciddi bir sorun. Bu konuda girişimlerimizi başlattık" dedi. 
Tarımda Milli Birlik Projesi kapsamında düzenlenen Hayvancılık Şurası Antalya'da başladı. Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) tarafından gerçekleştirilen programda sektörün sorunlarını dinleyen ve bir konuşma gerçekleştiren Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, küçükbaşla ilgili çalışma yapılırken sektörün tüm paydaşlarıyla bir araya gelindiğini kaydetti. Türkiye'nin küçükbaş hayvan varlığında artış meydana geldiğini ve 46 milyon seviyesinde olduğunu ifade eden Erdurmuş, aynı şekilde büyükbaş ve sütte de bir artış olduğunu aktardı.
Erdurmuş, Türkiye'deki canlı hayvan varlığındaki artışın dünya ülkelerinin hiçbirinde olmadığını söyledi. Erdurmuş, "Bundan sonraki günlerimiz geçmiş yaşadığımız günlerden çok daha güzel olacak. Tabi bizler sektörün sorunlarıyla ilgilenirken gelecekle ilgili çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Şu anda bir başarı hikayemiz var ve yerimizde sayamayız, kendimizi geliştirmemiz lazım. İlk çalışmamız küçükbaş üzerine, bu konuda projemizi hazırladık. Ülkenin geleceğini coğrafyanın kaderine uygun olarak küçükbaş üzerine uygulamaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

"Çoban ciddi bir sorun"

Hayvancılık sektöründeki sorunlar üzerinden spekülasyon yapıldığının altını çizen Erdurmuş, bu tür spekülasyonların üreticinin emeğine saygısızlık olduğunu söyledi. Erdurmuş, "Bu coğrafya kendi kaderini çizebilir, yeter ki biz inanalım, devlet üreticinin arkasında" mesajını verdi.
Çoban konusunun ciddi bir sorun olduğunun altını çizen Erdurmuş, bu konuda girişimlerin başlatıldığını ve ilgili bakanlıklarla temasa geçildiğini açıkladı. Bir diğer konu olan meranın önemli bir kültür olduğunu dile getiren Erdurmuş, bu konuyu sosyolojik yapıyla ele almak gerektiğini kaydetti. Erdurmuş, "Küçükbaştaki hedefimize hep birlikte hızlı bir şekilde ulaşacağız" mesajını verdi. 
 
30.4.2019
Devamı

ŞEKER PANCARI POSASI DEYİP GEÇMEYELİM

Uzun zamandır hayvancılık sektörünün konuştuğu en büyük konu, kaba yem ve onun tedarikidir. Yıllardır bu sorunun nasıl çözüleceği veya nasıl halledileceği hala sorgulanıp duruyor. Gerek kendi arazilerimizi tam manasıyla sulayamıyor ve kullanamıyor olmamız, gerekse tarlaların parçalı, ufak tefek alanlara sahip olması sorunu iyice derinleştirmektedir. Türkiye coğrafyası genel manada yağış bakımından fakir durumdadır. Öyle zengin değildir. Peki bunca olumsuzluğa, bunca sıkıntıya rağmen hiç mi bir çıkış yolu yoktur? Hiç mi olumlu bir senaryomuz bulunmuyor? Sanırım sektörden olsun olmasın herkes, benim gibi kendine bu soruyu sorup durmaktadır. Pek tabi, dış ülkelerden sap-saman getirmekle, bir takım ürünler ithal etmekle de bu iş çözülemez. Bunu herkes bilir. O zaman, öncelikli olarak mevcut şartlarımızı ve eldeki pozitifleri ortaya koymalı. Kendi öz sermayemizi koruyup güçlendirmemiz gerekmektedir. Mısır, yonca, korunga, soya fasulyesi ve daha pek çok kaba yem üretimimizi bir gözden geçirmeliyiz. Özellikle yıllık ihtiyaca göre bir üretim politikamız olmalı. Son yıllarda Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerince ciddi çalışmalar yapılıyor. Bir takım yönlendirmeler oluyor. Ama bunlar üreticiyle  daha güçlü ve daha sıkı yapılmalı, onları cezbedici olmalı ve hatta farklı formüller sunmalı ki, başarılı olsun. Gıda ürünleri, yenilebilir sanayi atıkları çok iyi irdelenmelidir. Yeni teknikler, yeni yöntemler geliştirilerek bu malzemeleri son tanesine, son damlasına kadar değerlendirmelidir.

            Örneğin; senelerdir bildiğimiz "Şeker Pancarı Posası". Geviş getiren hayvanlar için enerji düzeyi yüksek ve ucuz bir yemdir. Hala klasik yöntemle zenginleştirilmeden, basitçe kullanılmaktadır. Hayvan yetiştiren, özellikle besicilik yapanlar çok iyi bilir, tanır bu malzemeyi. Ancak, ürün belirli kilogram ve tonajda sarılıp paketlenmez ve dökme olarak kullanılırsa, büyük oranda zayi olabilmektedir.  O sebeple taze verilecekse, sıraladığım yöntemlerden biri ile depolanmalı, yoksa pelet ya da silaj yaparak daha uzun süre saklayabilmeliyiz. Bir de posayı tek başına vermek yerine, diğer kaba ve konsantre yemlerle karıştırılarak, en az bir hafta içinde alıştırmak suretiyle yedirmeliyiz. Yığın halinde üstü örtülmeden depolanan posanın yarıdan fazlası bozulmaktadır. Böylesi kayıpların önüne geçmek için, bir başka yol da posanın silolanmasıdır.  Hollanda gibi hayvancılığı gelişmiş ülkeler, ürettiği posanın %70’ini silolayarak saklamaktadır. Fakat posanın su miktarı fazla olduğundan, saman, kuru ot kesleri gibi bir miktar kuru yemlerle karıştırarak verilmesi, çok daha fazla fayda getirmektedir.  Ayrıca hayvanları asidoz gibi öldürücü, verim kaybedici bir beslenme probleminden de uzaklaştırmaktadır.

            Aslında, ülkemizin şeker pancarı üretiminde son yıllarda azalan bir performansı olsa da, Avrupa'da yine de 3. sırada yer almaktayız. Evet, dünyada şeker üretiminin % 78’i şeker kamışından,  % 22’si şeker pancarından elde edilmektedir. Avrupa'da şeker üretiminin % 95'i pancara dayalıdır. Dikkat edersek, Avrupa Birliği ülkeleri elde ettikleri şekeri % 50 daha ucuza kamış şekerinden sağlayabileceği halde, bunu yapmayıp pancar üretimini devam ettirmektedir. Bununda nedeni, aşağıda saydığımız pancar ziraatının ve sanayisinin üreticilere sağladığı katma değerlerdir.
Bu katkılar:
1- Pancar ciddi bir istihdam oluşturmaktadır.
2- Getirisi ve katma değeri yüksek bir üründür.
3- Son yıllarda stratejik yapısı daha iyi anlaşılmıştır.
4- Yan ürünlerden posa, melas ve alkol eldesiyle ekstra kazanç sağlayabilmektedir.
Türkiye Şeker Kurumu verilerine göre; Ülkemizde 1 ton şeker pancarından 160 kg şeker, 500 kg posa ve 38 kg melas elde edilmektedir. Yıllık yaklaşık 5 milyon ton şeker pancarı posası üretilmektedir. Yaş posanın kuru madde içeriği %6-12'dir. Su miktarı fazla olduğundan kolay bozulabilmektedir. Bu amaçla kurutularak veya silajı yapılarak muhafaza edilmesi daha uygundur. Sade verildiğinde bazı olumsuz etkileri vardır. Ancak yaş posa geviş getirenlere günlük olarak kuru madde ihtiyacının % 25’i kadar veya  canlı ağırlığın en fazla % 3’ü kadar verilirse pek sorun oluşturmaz.
            Pancar üreticisi, verdiği miktarın % 20’si kadar posayı fabrikadan ücretsiz alabilmektedir. Dolayısıyla paketlenmemiş fabrikadan çıkan posa, tez zamanda döküldüğü yerde ezilmeli ve üstü naylonla kapatılıp havasız (anaerob) bir ortam sağlanarak uygun fermentasyona tabi tutulmalıdır. Üstü kapatılamayan posa en fazla 5 gün içinde tüketilmelidir. Aksi halde, iyi sıkıştırılmamış veya hava almış ise bütirik asidin etkisi ile bozulan kısımlar siyahlaşmakta ve kokusu değişmektedir. Bozulan posasının içinde betainden kaynaklanan koku süte geçtiğinden sağmal hayvanlara sağım sonrası verilmesi daha doğrudur. Olumlu yönlerine bakıldığında; yapısındaki pektinden ve selülozdan dolayı, sütte yağ miktarını artırır, işkembenin ekşimesini (asidoz) azaltır. Besi yemi + Saman+ Kuru ot ve Yaş posa karışımları yapılarak verilirse, çok kaliteli bir yem karması elde edilir.  Böylece merada otlatma imkanı olmayan hayvanların beslenmesinde ucuz yollu kaliteli bir ürün elde edilmiş olacaktır.
            Sonuç olarak, bu ve benzer basit teknikler geliştirilerek elde edilecek yeni yem karışımları, elimizdeki ürünlere değer katacak, çiftçimize ve Milli ekonomiye  de çok önemli destekler sağlayacaktır.
 
Dr Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı

 
30.4.2019
Devamı

SORUNLARIN ÇÖZÜLEMEDİĞİ TARIMDA NEO LİBERAL ARAYIŞ

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, TMMOB Gıda Mühendisleri Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, Tarım Orman-İş, Tarım Orkam-Sen, Çiftçi-Sen, Tüketici Hakları Derneği ve
Türkiye Ziraatçılar Derneği ortak bir basın toplantısı yaparak kamuoyuna yansıyan Milli Birlik Projesine yönelik açıklama yaptı.  Ortak basın açıklamasını yapan Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör “Ülkemizin son yıllarda tarım alanında yaşadığı temel sorun üretimle ilgiliyken,  tarımda yıllardır sergilenen başarısızlığı itiraf edercesine ortaya koyan bu projede üretim geri planda bırakılmıştır. Sürecin ürün pazarlaması ile işlenmesine, yanı sıra dışsatımına yönelik aşamaları ağırlıklı olarak yerli ve yabancı özel sermayenin yönlendiriciliğine bırakılmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle de taşra örgütlenmesi özel sektörün belirleyici olacağı bir holding yapısının destekçisi konumuna getirilmektedir.”dedi.
 
Başkan Güngör Tarım Ve Orman Bakanlığının Özelleştirilmesine ve Milli Birlik Projesine yönelik Şunları kaydetti.
 
 
 
Tarımda Milli Birlik Projesi adıyla gündeme gelen yeni yapılanmaya ilişkin olarak kamuoyuna yansıyan bilgiler son derece kısıtlı olmakla birlikte, bu kısıtlı bilgiler dahi yeni yapılanma girişiminin Bakanlığın kendisinde olduğu kadar, ülkemizin kamu örgütlenmesinde de çok büyük tartışmalara yol açacağını gösteriyor.
 
“Tarımda Milli Birlik Projesi” tarımımıza neler getirir, tarımımızdan neler götürür?
 
Tarım ve Orman Bakanlığı tarımsal üretimde her geçen gün artan sorunlara çözüm bulamazken, daha önce kamuoyuna iddialı bir şekilde açıklanan Milli Tarım Projesinin şimdilerde adı bile hatırlanmazken, tarımda yaşanan sorunların hiçbirine çözüm getirmeyecek bu yeni girişiminçok daha önemli sorunlara yol açmasından kaygı duyuyoruz.
 
Ülkemizin son yıllarda tarım alanında yaşadığı temel sorun üretimle ilgiliyken,  tarımda yıllardır sergilenen başarısızlığı itiraf edercesine ortaya koyan bu projede üretim geri planda bırakılmıştır. Sürecin ürün pazarlaması ile işlenmesine, yanı sıra dışsatımına yönelik aşamaları ağırlıklı olarak yerli ve yabancı özel sermayenin yönlendiriciliğine bırakılmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı, özellikle de taşra örgütlenmesi özel sektörün belirleyici olacağı bir holding yapısının destekçisi konumuna getirilmektedir.


 
“Yalın Sistem” ne anlama geliyor?
 
Tarımda Milli Birlik Projesinin temelini “Yalın Sistem” adı verilmiş piramit şeklinde bir yapı oluşturmaktadır. Dört katmanlı olarak tasarlanan piramidin en alt katmanında “çiftçiler”, “ormancılar”, “balıkçılar” şeklinde sıralanan üreticiler, üzerindeki katmanda Milli Birlik Kooperatifi, üçüncü katmanında ise Semerat Holding, piramidin en tepesinde ise ne anlama geldiği açıklanmayan Dünya Markası yer almaktadır.
 
Yeni sistemde Bakanlığın merkezinde yer alan Genel Müdürlükler birleştirilerek Daire Başkanlığı düzeyine indirgenmektedir. Üreticilerin bir üst örgütlenmesi olarak sunulan Milli Birlik Kooperatifi (MBK), Bakanlık taşra teşkilatı ile “Tarım Kredi Kooperatifinin konsolide” edilmesiyle kurulmaktadır. MBK on iki bölge müdürlüğünden oluşurken, bölge müdürlüklerinin de bölümlerden oluşması öngörülmektedir. Bakanlığın il müdürlüğü örgütlenmesine karşılık gelen bölümlerle, il müdürlüğü düzeyindeki örgütlenme, şube müdürlüğü düzeyine indirgenmekte, bu yapıda ilçe müdürlüğü örgütlenmesine ilişkin bir bilgiye rastlanmamaktadır. Bu yapılanmayla Bakanlık taşra teşkilatı ortadan kaldırılmakta, Bakanlık karar merci olmaktan çıkarılarak temsili, işlevsiz bir yapıya dönüştürülmektedir.
 
Ürün tedarikçisi olarak rol verilen MBK’nın %35, KİT’lerin %15, özel sektörün ise %50 pay ile ortak olduğu Semerat holdingin, ürün ticareti ve pazarlaması görevini üstlenmesi planlanmaktadır. “Milli” iddiasıyla yola çıkılmasına karşın, Semerat holdingin hakim ortağı olan özel sektör şirketleri içerisinde yer verilen Unilever gibi küresel bir şirket ve sayılan diğer şirketlerin ortaklık yapıları,  üreticilerin, tüketicilerin, meslek kuruluşlarının ve kamunun hiçbir şekilde söz sahibi olamayacağı, neoliberal politikalara göre belirlenecek bir “milli tarımı (!)”açıkça göstermektedir. Yapının içerisine dahil edilecek KİT’ler ise tümüyle yerli ve ulusötesi sermaye gruplarının egemenliğine açılacaktır.
 
Tarımsal İthalat Artarak Devam Edecek!
2023 yılına kadar 100 Milyar Dolarlık tarımsal hasıla elde edilmesi hedeflenen projenin uzun vadeli hedefleri arasında yer alan “Arz açığı olan kategorilerde yurt dışından Yalın Sistemle ürün temin edilecek” hedefi, ülkemizde arz açığını kapatmaya yönelik önlemlerin alınmayacağını, aksine dışalımın kurumsallaşacağını göstermektedir. Uzun vadeli hedeflerden bir diğeri olan “2030’da genel bütçeden pay almayan bir bakanlık yapısı sağlanacaktır” hedefi ise, özelleştirme yoluyla dünyada bir ilk olarak kamunun tümüyle tarım sektöründen çekilmesini öngörmektedir.
 
Tarım sektörünün kamusal örgütlenmesini genelleştirerek küçülten, taşra örgütlenmesini ortadan kaldırıp merkezde işlevsiz hale getirerek etkisizleştiren, kurumsal uzmanlaşmaya, konu bazlı çalışmaya imkân vermeyen bu tür bir yapı, ülkemizin ve halkımızın yararına olmayacaktır. Tarımsal üretime ve kırsal alana ilişkin sorunların çözümü yerine, kamunun tarım alanındaki düzenleyici, destekleyici ve denetleyici işlevleri kaldırılmaktadır. Kamu gücü ile kamu yararı ilkesi doğrultusunda yapılan bu görevler, ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini korumak amacıyla kurulan kooperatiflere devredilemez.
 
Tarımda Milli Birlik Projesi, daha önce örneklerini gördüğümüz birçok çalışmada olduğu gibi, konuyla ilgili tarafların ve bilimsel çevrelerin görüşleri alınmadan, kamuoyunda tartışılmadan “yaptık, oldu” mantığıyla hazırlanmıştır. Kullanılan terminolojiden projenin Bakanlık dışında, konunun temel bilgilerinden yoksun bir danışmanlık şirketine hazırlatıldığı açıkça görülmektedir.

 
Tarımsal kamu yönetimi ülke gereksinimlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmelidir
Ülkemizin önceliği bu tür ayağı yere basmayan, yalnızca büyük sermayenin çıkarlarını ön plana alan projeler değil; tarımsal kaynakları, üreticiyi, tüketiciyi ve kırsal kalkınmayı öncelikleyen planlı bir tarım politikası olmalıdır. Bakandan Bakana, ortaya çıkan her soruna göre değişen, üreticilerin hiçbir şekilde geleceğe dönük planlamalarını yapamadığı bir tarım politikasıyla sorunlara çözüm getirilmesi mümkün değildir.
 
Tarımsal kamu yönetimi ülke gereksinimlerine uygun şekilde yeniden düzenlenmeli, sulama, arazi toplulaştırması gibi tarımsal altyapı hizmetleri ivedilikle bitirilmelidir. Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı, hızla el değiştirmesi ve köylünün mahalleli yapılıp üretim süreçlerinden koparılarak şehir merkezlerine göçmesi ya da kendi toprağında işçi haline getirilmesi önlenmelidir. Bu amaçla üreticilerin piyasaya karşı menfaatlerini korumak amacıyla kooperatifler şeklinde örgütlenmesinin özendirilmesi, etkin ve verimli çalışmalarının önündeki engellerin kaldırması, güçlenmelerinin sağlaması önemli ve gereklidir. Ama bunun yolu tüm üreticileri tek bir kooperatif çatısı altında örgütleyerek, onları kâr güdüsüyle hareket eden yerli ve ulusötesi sermaye gruplarının belirleyicisi olduğu bir holdingin insafına terk etmek olmamalıdır.
 
Tarımsal üretimimizin artırılması, gıda güvenliği ve güvencesinin sağlanması, kırsal alanın sorunlarının çözümü için gerekli adımların atılması zorunludur.  Bunlar bilinmeyen sorunlar değildir. Ancak bu sorunların çözümüne odaklanılması yerine, bir öncekinin sonucu alınmadan, bir yenisinin uygulamaya konulduğu, tarım teşkilatının enerjisini ve motivasyonunu düşüren, kurumsal yıkımlara yol açan yeni yapılanma denemelerinden artık vazgeçilmelidir.
 
Sonuç olarak…
 
Tarımda Milli Birlik Projesi;
  • Tarım sektörünün içinde bulunduğu sorunları çözmekten uzak;
  • Anayasal ve yasal birçok yeni soruna neden olacak;
  • Tarım örgütlenmesini kamusal olmaktan çıkarıp, tümüyle yerli ve yabancı sermayenin destekçiliğine indirgeyecek;
  • Tarımsal üretimimizde gıda güvenliği ve
  • güvencesini sağlayamayacak,
  • Yalnızca kârlılık amacını öne çıkaracak;
  • Ülkemizde tarımsal üretiminin temeli olan küçük üreticilerin tasfiyesine neden olacak;
  • İthalatçı politikalar kurumsallaştırarak tarımsal ürün ve gıdada dışa bağımlılığı pekiştirecektir!
 
Bu nedenlerle; Tarımda Milli Birlik Projesi adıyla uygulanmak istenen bu projeden vazgeçilmelidir.
 
  • Tarımsal kaynaklarımızın korunmasını sağlayacak,
  • Üreticilerimizin çıkarlarını gözetecek,
  • Gıda güvencesinden, halkımızın gıda güvenliğinden hiçbir nedenle ödün vermeyecek;
  • İthalata dayalı politikalardan vazgeçerek, ülkemizin gıdada kendine yeterliliğini sağlayacak;
  • Tarımsal üretimin her alanında çok boyutlu demokratik planlamayı ilke edinecek;
  • Ülkemizin ekolojisiyle, toplumsal ve kültürel yapısıyla uyumlu teknik ve teknolojiler geliştirilip ve yaygın olarak kullanılmasını sağlayabilecek,
Demokratik bir kamusal tarımsal örgütlenme, konuyla ilgili tüm tarafların işbirliğiyle ülke gereksinimlerine uygun şekilde tasarlanarak yaşama geçirilmelidir. ”dedi.
                                                                                                                                           
 
 
 
 
29.4.2019
Devamı

EVCİL HAYVAN GEN KAYNAKLARIMIZ KORUMA VE ISLAH PROGRAMINDA

              
Tarım Orman bakanlığı Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğünce yürütülen proje kapsamında   Sayıları azalmakta olan, olan ırklarımız;  üretici şartlarında, enstitülerde ve genetik materyal olarak gen bankasında koruma atına alınmıştır.
        Sayısı fazla olan ırklarımızla ilgili olarak, ülkemiz tarihindeki en geniş işbirliği ile  yerli ırklarımızın performanslarını yetiştirici şartlarında ortaya koyan ıslah programı yürütülmektedir. Bu ıslah programı ile yerli ırklarımızın performanslarının yabancı ırklarla yarışabileceği görülmüştür. Bu ırklarımız, ilaveten ülkemiz coğrafyasının şartlarına özellikle hastalıklarına dayanıklı olmakla da ayrıca öne geçmektedirler.
Proje, yerli ırklarla ilgili daha önceki tüm yazılanların, ders kitaplarındaki bilgilerin, kayıtların tamamına yakınının değişmesi gerektiğini ortaya koyacak veriler ortaya koymuştur.
 
  1. “HALK ELİNE HAYVAN ISLAHI ÜLKESEL PROJESİ”    (ISLAH PROGRAMI)
Ülkemizdeki Tüm Koyun/Keçi Ve Mandalarda İşletmelerinin Kaliteli Damızlık İhtiyacı Karşılanacak Düzeye Ulaşıldı.
Bakanlığımızca yürütülen “HALK ELİNDE HAYVAN ISLAHI ÜLKESEL PROJESİ”  meyvelerini vermeye başladı.
Ülkemize ait ırklarda 23 koyun ve 7 keçi ırkında doğum ağırlığı, sütten kesim ağırlıklarında ve süt verimlerinde önemli artışlar sağlandı.
* Kuzuların kasaplık ağırlığa bir ay önce ulaşmaları sağlanmış ve önemli bir maliyet avantajı sağlanmıştır.
* Sütten kesim de bazı ırklara ait kuzularda 5 kg ilave canlı ağırlık artışı sağlanmıştır.
* İkizlik oranlarında ırklara göre % 20- 50  oranında artış sağlanmıştır.
* Uygulanan ıslah programları sonucu, Yerli ırklarımızın diğer ülke ırklarım ile pek çok özellik ve verim yönünden yarışabileceği görülmüştür.
* Coğrafi şartlara, iklime uyumlu olmaları ve hastalıklara dirençli olmaları da önemli avantajlarımızdır.
* Projede 60 ilde yaklaşık 1.200.000 anaç hayvanın ıslah kayıtları alınarak yürütülen ıslah programı sonucu;
Koyun ve keçide tüm ırklardan kaliteli damızlık vasfında 350.000 dişi ve 150.000 erkek olmak üzere yılda en az 500.000 baş damızlık üreticilerimizin kullanımına hazır hale geldi.
Uluslararası bilimsel normlara uygun metot ve yetişmiş bir ekiple ıslah çalışmaları sürdürülmektedir.
                             
 
Projede, Üniversite-Kamu-STK işbirliği geliştirilmiştir.
Bakanlığımızca yürütülen projede 30 Üniversiteden 70 civarında akademisyen,  Yetiştirici Birliğinde paydaş olarak katıldığı prje, yetiştiricilerin işletme koşullarında yürütülmektedir.
165 Proje Teknik Elemanı (veteriner hekim, zooteknist ve teknisyen)  istihdam sağlanmış,
 
Ülkemize ait bir gen kaynağı olan Anadolu mandasında ise, 18 ilde 30.000 anaç manda ıslah sisteminde bulunmaktadır.
  • Ortalama 855 kg olan yıllık süt verimi, 1200 kg’ a çıkarılmıştır. 2500-3000 kg’a ulaşan hayvanlar bulunmaktadır. Bu da ortalama süt verimin proje sürecinde daha da yükseltilebileceğini göstermektedir.  (İtalya ortalaması 2000 kg).
  • Doğum ağırlıklarında 2 kg,
  • Altı ay canlı ağırlıklarında 10 kg,
  • Bir yaş canlı ağırlıkta 20 kg,
  • Tabii tohumlama için erkek damızlıkların iller arası transferleri yapılarak ıslah faaliyetleri sürdürülmektedir.
  • Ankara Lalahan’daki enstitümüzde süt verimi genetik kapasitesi 2500 kg üzerinde olan iki manda boğasından dondurulmuş sperma üretimine başlanmış. Mandalarda Suni tohumlamanın ülke çapında yapılabilmesi yolu açılmıştır.
 
Proje uluslararası bilimsel kriterlere uygun sistemle ve yetişmiş ve uzman elemanlar ve geniş bir paydaşla yürütülmektedir. Önümüzdeki dönemde de projenin ülke hayvancılığına olan yaygın etkisi artarak devam edecektir.
 
   Irk ve Islah Proje Sayısı   İl ve Proje Sayısı Hayvan sayısı (Baş)
 
   Akkaraman Koyunu (33)
Aksaray   (2),       Ankara (1),Bingöl   (1), Çankırı (2),                       Çorum  (2),      Kayseri (3),Karaman  (2),Kırıkkale  (1), Kırşehir  (2), Konya  (4), Malatya  (2), Niğde (5), Osmaniye(1), Tokat (1),Yozgat (4)  
            207.900
Şavak Akkaraman Koyunu (9) Elazığ (4), Erzincan  (4), Tunceli (1) 56.700
Ankara (Tiftik) Keçisi (6) Ankara (5), Siirt (1) 37.800
Dağlıç Koyunu (1) Afyonkarahisar (1) 6.300
Eşme Koyunu  (1) Uşak (1)   6.300
GüneyKaramanKoyunu  (3) Mersin (3)                       18.900
Hemşin Koyunu (4) Artvin (4) 25.200
Honamlı Keçisi (3) Antalya (2), Burdur (1) 18.900
İvesi Koyunu (11) Adana (1), Adıyaman (1), Gaziantep (2), Kilis (1), Mersin  (2), Osmaniye (1), Şanlıurfa  (3)  
69.300
Kangal Akkaraman Koyunu (8) Sivas (8) 50.400
Karacabey Merinosu Koyunu (4) Balıkesir (1), Edirne (1), Tekirdağ(1), Çanakkale (1)  25.200
Karayaka Koyunu (8) Ordu (2), Sinop (1), Tokat (2), Trabzon (2),           Giresun (1)
 
 
50.400
Karakaş Koyunu  (3) Diyarbakır (3) 18.900
Karya Koyunu (3) Aydın (1), Denizli  (2) 18.900
 
Kıl Keçisi (26)
Adana (2), Adıyaman (1), Amasya (1), Antalya(1),   Aydın   (1),   Burdur   (1), Çanakkale  (2), Çorum(1), Denizli(1),Diyarbakır   (1),    Isparta    (1),    İzmir  (1), Kahramanmaraş (2),Karaman (1), Konya(1),Mersin  (2), Muğla (1), Niğde (1), Osmaniye(1), Tekirdağ (1), Tokat (1), Yozgat (1)  
 
                   163.800
Kıvırcık Koyunu (9) Aydın        (1),     Balıkesir (1),Bilecik(1), Bursa  (1), İzmir (1), Kırklareli (1),
Manisa (2), Yalova (1)
 56.700
Kilis Keçisi (4) Gaziantep  (2), Kilis (2) 25.200
Koçeri Koyunu (2) Batman (2) 12.600
Maltız Keçisi  (2) İzmir (1), Kırklareli (1) 12.600
Morkaraman Koyunu (12) Ağrı  (2), Bingöl (5), Erzurum (2), Elazığ (1),Muş (1), Kars (1) 75.600
Orta Anadolu Merinosu Koyunu (7) Ankara  (2),Eskişehir  (2), Karaman  (2), Konya (1) 44.100
Ramlıç Koyunu  (3) Afyonkarahisar (1), Eskişehir  (2) 18.900
Pırlak Koyunu (6) Afyonkarahisar (2), Antalya (1),
 
Eskişehir (1),Kütahya  (2)
37.800
Pırıt Koyunu (2) Isparta  (2) 12.600
Sakız Koyunu  (2) Çanakkale (1), İzmir  (1) 12.600
Şam Keçisi (2) Hatay (1), Kahramanmaraş (1) 12.600
Zom Koyunu  (2) Diyarbakır (2) 12.600
Türk Saanen Keçisi (3) Çanakkale (2), İzmir (1) 18.900
Tahirova Koyunu  (1) Çanakkale (1) 6.300
TOPLAM 1.134.000
Anadolu Mandası (18) Afyonkarahisar, Amasya, Balıkesir, Bartın, Bitlis, Çorum, Diyarbakır, Düzce, Giresun, İstanbul, Kayseri, Kocaeli, Kütahya, Muş, Samsun, Sivas, Tokat, Yozgat  
30.000
         
 

   YERLİ IRKLARIMIZ KORUMA ALTINDA
- Koruma altına alınan büyükbaş hayvan yetiştiricilerine 2019 yılı için 600, küçükbaş hayvanlar için 90 lira destek verilecek.
 Tarımsal kaynakları korumak, iyileştirmek ve devamlığını sağlamak amacıyla Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) 1995 yılında başlattığı “Hayvan Genetik Kaynaklarının Korunması ve Sürdürülebilir Kullanımı Projesi” kapsamında  birçok hayvan ırkını koruma altına aldı.
Geçen yıl 41 hayvan ırkı ya da hattı (Gen bankalarında muhafaza edilen materyal dahil) koruma altına alındı.

Bu kapsamda Yerli Kara, Doğu Anadolu Kırmızısı, Güneydoğu Anadolu Kırmızısı, Yerli Güney Sarısı, Boz Irk'ı olmak üzere 5 adet sığır ırkı koruma altında.
Halk Elinde, Enstitüde ve Gen Bankasında koruma kapsamında olmak üzere; Sakız, Kıvırcık, Gökçeada, Güney Karaman, Karagül, Çine Çaparı, Hemşin, Dağlıç, Karakaçan, Herik, Norduz, Karayaka, Akkaraman, Morkaraman, İvesi olmak üzere 15 koyun ırkı koruma altına alınırken, 2017 yılına kadar koruma kapsamında olan Anadolu Mandası, bu yıldan sonra neslini devam ettirebileceği sayıya ulaştığından halk elinde koruma kapsamından çıkarılmış olup enstitü şartlarında korunmasına devam edilmektedir.

Ankara, Kilis, Honamlı, Abaza, Kaçkar, , Renkli Ankara Keçisi, Halep, Gürcü (Osmanlı Keçisi), Kıl ırkı keçiler ve Denizli ve Gerze ırkı tavuklar da koruma altına alındı.
Öte yandan Kafkas arısı, Bursa Beyazı ve Bursa Beyaz-Alaca ipekböceği halk elinde; Çukurova, Ayvacık Midillisi, Canik, Hınısın Kolu Kısası, Malakan ırkı atlarına ait genetik materyal ise Gen Bankalarında koruma altında bulunmaktadır..
Yerinde koruma kapsamına alınması planlanan İspir Keçisi ile Norduz, ve Tuj, Koyun ırklarında ve diğer ırk ve türlerde koruma Sahada arama ve tarama çalışmaları devam etmekte olup, koruma şartlarını karşılayan yetiştirici ve hayvan materyali bulunması halinde koruma altına alınacaklardır.
- Koruma altına alınan ırklara destek
TAGEM, tarafından hayvan genetik kaynaklarının yerinde korunması kapsamında yetiştiricilere hayvan gen kaynakları desteği yapılıyor. Bu yıl destekler, yıllık, büyükbaş hayvan başına 600 lira, küçükbaş hayvan başına 90 lira, arı koruma için ise 40 lira olarak belirlendi.
Bu ırk hayvanları besleyen yetiştiriciler, ilgili tebliğ yayınlandıktan sonra tebliğde belirtilen tarihlerde İl Müdürlüklerine başvurmaları halinde Proje Lideri, TAGEM’den gelen konu uzmanı, ilgili Enstitü ve İl/İlçe Müdürlüğü temsilcilerinden oluşan Seçim Komisyonu tarafından sürünün belirtilen hayvan ırkına ait olduğu belirlenerek rapor tutulması, daha sonra yetiştirici ile ilgili Enstitü arasında sözleşme imzalanması suretiyle destek almaya hak kazanıyor.
 
 
29.4.2019
Devamı

Çok Kapsamlı Tarım Şurası Yapılacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarımda Milli Birlik Projesi'ni A'dan Z'ye tüm paydaşlarla paylaşmak, tekrar karar vermek ve tüm yol haritasını belirlemek amacıyla Tarım Şurası düzenleneceğini belirtti.
Pakdemirli, Tanzanya Mill Günü nedeniyle bir otelde düzenlenen resepsiyonda gündeme ilişkin sorulara yanıt verdi.
Bakanlık görevinin başından beri 53 tanesi birebir olmak üzere 95 il ziyareti gerçekleştirdiğini aktaran Pakdemirli, bu ziyaretleri sırasında yüzlerce, binlerce sivil toplum kuruluşuyla istişarede bulunduğunu söyledi.
Pakdemirli, bakanlık olarak çok güzel bir yolda ilerlediklerini, Tarımda Milli Birlik Projesi'ne ilişkin olarak kamuoyuna yansımış bir takım içeriklerden dolayı bu konudaki ilginin daha da arttığını gördüğünü dile getirdi.

"Eylül ayına yetiştireceğiz"

Bu ilginin artmasının kendisini memnun ettiğini belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Önümüzdeki aylarda bir Tarım Şurası düzenleyecektik. Bu şurada her konuyu A'dan Z'ye tüm paydaşlarla paylaşmak, tekrar karar vermek ve tüm yol haritamızı belirlemek maksadıyla Tarım Şuramızda bu konuları görüşüyor olacağız. Türkiye'de 2004 yılından beri Tarım Şurası olmadı. Şurayı haziran ayına yetiştirebilir miyiz diye baktık ama çok kapsamlı olacak. Sonbahara, eylül ayına yetiştirebiliriz diye düşünüyorum. Bu konudaki kamuoyu hassasiyeti ve merakından dolayı tüm bu konuları tüm paydaşlarla Tarım Şurası'ndan konuşmaya karar verdik."

 
 
26.4.2019
Devamı

Et Fiyatlarındaki Artışa Karşılık ESK ya 150 Milyon liralık Kaynak

Ramazan ayı öncesi et fiyatlarında olası artışa karşı önlem alındı. Et piyasasının düzenlenmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete’de yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Kararı, 1 Ocak 2019 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Kararın amacı, hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı et piyasasını düzenlemek olarak belirlendi.
Karar uyarınca, ihtiyaç duyulması halinde ESK’nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenecek. Bu kapsamda yapılacak ödemeler için gerekli olan 150 milyon TL’ye kadar kaynak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden karşılanacak.
 
Cumhurbaşkanı Kararı, 1 Ocak 2019 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Kararın amacı, hayvancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı et piyasasını düzenlemek olarak belirlendi.
Karar uyarınca, ihtiyaç duyulması halinde ESK’nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenecek. Bu kapsamda yapılacak ödemeler için gerekli olan 150 milyon TL’ye kadar kaynak, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden karşılanacak.

"Hayvancılık faaliyetlerinin sürdürebilirilliğine katkı sağlamak, besiciyi korumak, piyasada oluşan fiyat dalgalanmalarını önlemek ve kamu yararı kapsamında 2019 yılı için et piyasasını düzenlemek amacıyla" hazırlanan kararda şöyle denildi:

"Et ve Süt Kurumu (ESK) Genel Müdürlüğü'nün ana statüsünün beşinci maddesinin ikinci fırkasına binaen; ihtiyaç duyulması halinde, ESK'nın et fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önlemek amacıyla yapmış olduğu alım satımları neticesinde oluşacak fark, ESK tarafından hazırlanacak icmal karşılığında, 2019 yılı tarımsal destekleme bütçesinden ödenir."
Bu ödemeler için, Tarım ve Orman Bakanlığı, Ziraat Bankası ve diğer kamu kurum ve kuruluşları ile protokol yapmaya yetkilendirildi. Karara göre, ödemeler Ziraat Bankası'na aktarılmasından sonra yapılacak.

 
 
26.4.2019
Devamı

Tarıma Yeni Vizyon

Domates, Patates ve soğan fiyatlarındaki artışlar derken tanzim satışlar kuruldu. Tanzim satışlarının ardından da sebze ve meyve fiyatları gerilemeye başladı. Seçimlere doğru giderken; tarım ve hayvancılık sektörü öyle yâda böyle çok gündeme geldi. Hatta diyebilirim ki hiç gündemden düşmedi. Hem iktidar cephesi hem de muhalefet cephesi Tarım ve Hayvancılık sektörünü öyle ya da böyle dillendirdi.
Seçimler bitti. Tarımda Milli Tarım projesinden Milli Birlik Projesine doğru yöneldik. “Milli Birlik Projesi” içerisinde neler olacak sinyalleri hemen hemen her kesimden dillendiriliyor. Sektör ise ivedilikle sorunlara yönelik çözüm bekliyor. Çünkü Tarım ve Hayvancılık sektörü ayağa kalkmadan ne üretim ayağa kalkar. Ne de tüketim ile ilgili fiyatlar ’da bir istikrar yakalayabiliriz.
Hayvancılık sektörüne yönelik üreticinin gözü kulağı süt fiyatlarında idi. Ulusal Süt Konseyi ise geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı binasında bir araya gelerek soğutulmuş sütün referans fiyatını belirledi. Buna göre soğutulmuş sütün referans fiyatı 2TL oldu.

Soğutulmuş sütün referans fiyatının 2TL olarak açıklanması süt üreticisi açısından güzel bir gelişme. Ancak öyle bir sorun var ki süt fiyatından ziyade Süte ve Et’e bağlı önemli olan yem fiyatları. Yem fiyatları üreticinin önünde büyük bir engel. Öncelikli olarak hükümetin ve bakanlık bürokratlarının yem fiyatlarına yönelik hızlı bir adım atması. Çünkü süt fiyatını artırıyoruz. Arkasından yem fiyatlarına ’da zam geliyor. Üreticin en büyük girdisi olan yem fiyatlarına bir çözüm üretilebilirse üretici ’de ürettiği üründen zarar etmeyecek. Bunun arkasından üretmeye devam edecek. Aynı zamanda her alanda üretim artacak. Böylelikle ne sütü ne eti ne de tarım ürünlerinde yükselen fiyatlar yerine gelişmeleri konuşacağız.

Tarım ve hayvancılık sektöründe bölgesel üretim ve bölgesel teşviklere geçmeliyiz. Ülke olarak tarımsal ürün alanında bütün planlamayı yaparak nerde ne ekilecek Ne kadar ekilecek ne kadarını ihraç ne kadarını iç piyasaya süreceğimizi ivedilikle gerçekleştirmek zorundayız.

Böylelikle Nohut, Mercimek, Domates, Biber Patlıcan, patates ve soğan gibi tüketicinin sürekli ihtiyaç duyduğu ürünleri hem yeterleri sayıda üretmiş olacağız. Hem de ihraç edeceğiz.
Bunları yaparsak hem üreticimizin yüzü, hem tüketicinin yüzü hem de Ülkemizin yüzü gülecek.
Gülen yüzler ve emeğini kazanalar bol olması dileği ile.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 
26.4.2019
Devamı

Tarla'da 1,5 Pazar'da 8TL

Hatay İl Tarım ve Orman Müdürü Ergün Çolakoğlu, Hatay’da soğan hasadına başlandığını belirterek “Hatay soğan üretiminde Ankara ve Amasya’dan sonra yurdumuzun önemli soğan üreticisi illerinden bir tanesidir. Kumlu ilçemizde 3 bin dekara yakın, Reyhanlı ilçemizde 16 bin dekara yakın ve diğer ilçelerimizde olmak üzere 20 bin dekara soğan üretimimiz bulunmaktadır. Hasat edilen soğanlar ülkemizin değişik bölgelerine, hallere ve pazarlara gönderilmektedir. Bu sene yağışların fazla olması sebebiyle hasat biraz gecikti, araziye ancak girilebildi. Hasadın 15-20 Mayıs’a kadar süreceğini tahmin etmekteyiz. Temennimiz bu soğanların piyasaya girmesi ile beraber fiyatların dengeleneceğini düşünüyoruz” dedi. 

Hataylı çiftçi Recep Balcı ise, soğanı tarlada 1 buçuk liraya satabildiklerini, kendilerinin değil aracıların para kazandığını ifade ederek, "1996 yılından sonra aralıksız olarak bu işle uğraşıyorum. Pamuk, buğday, soğan gibi bu tip ürünleri ekiyoruz. Son birkaç yıldır bayağı sıkıntı çekiyoruz. İlaç konusunda olsun, mazot, gübre ve tohumların maliyetleri çok yükseldi. Şimdi haberleri izliyoruz, hallere gidiyoruz, pazarlara gidiyoruz. Soğana 5-7 lira, 8 lira fiyat çekiliyor. Biz bunu ürettiğimizde bizler tarlada bu ürünü 1-1.5 liraya ancak verebiliyoruz. Çiftçi para kazanıyor diyorlar ama çiftçi hiçbir şekilde para kazanamıyor, hep aradaki aracılar parayı kazanıyor. Soğanın tohumunu 9.5 liraya Bursa’dan getiriyoruz. 1 tonuna 10 bin liraya yakın para veriyoruz. 20 dönümü yetiştirene kadar bize maliyeti 30-40 bin lira oluyor. Bunu 1.5 liraya sattığımızda ancak kafa kafaya çıkabiliyoruz ya da çıkamıyoruz. Bu ürünlerde kazananlar sadece aracılar, çiftçi kazanamıyor, çiftçi sıkıntılı” dedi. 
Yetkililerin aracılar konusunda çalışmalar yaptığını ancak engellenemediğini belirten Balcı, “Hükümetimizin bu aracılar konusunda bilgisinin olduğunu biliyorum ama bir şekilde reisimiz de bu durumun önüne geçmeye çalışıyor, bir şekilde bu durumu engellemeye çalışıyorlar. Aradaki komisyoncular, tüccarlar, parayı kazanan hep bunlar” dedi. 

Soğanları pazarlayacak yerleri olmadığını, Haziran ayı sonunda yol kenarlarında file şeklinde satabildiklerini belirten Balcı, “Haziran ayının sonunda gelin görürsünüz biz bu soğanları karayolu kenarına indiririz. Pazarlayacak yerimiz de yok, biz bunu çuval çuval file şeklinde kiloyla satıyoruz. Yola indirdiğimiz zaman gelin biz bunun kilosunu 1.5 liraya dahi zor vereceğiz. Bizden mal çıkıp gittiği zaman altın pahasına gidiyor ama çiftçinin elindeyken mal bir şekilde bunu öldürüyorlar. Nasıl yapıyorlar, kim yapıyor bilemiyorum. Ama çiftçinin elinden çıktıktan sonra bir dünya para ediyor. Çiftçi para kazanamıyor kardeşim” diye konuştu. 

Çiftçi Recep Balcı, aracıların çekilmesini ve ürünlerini satabilecekleri bir pazar istediklerini ifade ederek, “Biz çiftçiler olarak bu aracıların aradan kaldırılması, çekilmesini istiyoruz. Bize bir satış pazarının gösterilmesi, ürünümüzü çıkardığımız zaman götürüp oraya verebilmemiz lazım. Mesela ofisler diyorlar, ofislere verdiğimiz zaman ofislerde de sıkıntı yaşıyoruz, belirli aralıklarla paramız peyderpey ödeniyor. Ofislere verdiğimizde dışarıya yapacağımız ödemelerde sıkıntı yaşıyoruz” dedi.
 
 
25.4.2019
Devamı

2' Dönem Buzağı Desteğine Başvurmayanlara Fırsat

Tarım ve Orman Bakanlığı 2018 yılında buzağısı doğan ve destek başvurusu yapamayanlara imkan tanıdı.

2018 yılında doğan buzağıya başvuru yapamayanlar için 2018 yılı buzağı desteği için 2 dönem başvuruları 2 Mayıs ve 1 Temmuz tarihleri arasında başvurabilecekler. Buzağı desteklemesine daha önce başvuranların ise tekrar başvuru yapmasına gerek yok.

Öte yandan buzağı desteğinden aranan şartlar ise Erkek buzağıda Şap aşısı, dişi buzağı da ise Şap ve Brucella aşı şartı aranırken; doğan buzağın aynı zamanda 4 ay boyunca işletme ’de kalması gerekiyor.
.
 
24.4.2019
Devamı

Bakan Mesaj verdi Mili Birlik Ramazan'dan Önce Açıklanacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin 2023 tarım hedefleri politikasına ilişkin plan ve programlarını ramazan ayından önce açıklayacağını kaydetti.
TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un ev sahipliğinde TBMM Şeref Salonu'nda düzenlenen 23 Nisan resepsiyona katılan Bakan Pakdemirli, gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'de tarım alanında yapılacak çalışmalarla ilgili bilgi veren Pakdemirli, "Kolay çözülebilecek sorunları zaten çözüyoruz. Diğer sorunlar ile ilgili bazıları için bir sene, bazıları için iki sene, bazıları için ise üç sene sürecek programlar hazırladık. Her şey takvimlendirildi. Tarımda 2023 yılına kadar yapılacak her şey takvimlendirildi. Bu takvim hızlı bir şekilde işleyecek. Tarıma ilişkin 2023 vizyonumuzu ve bunun yol haritasını açıklayacağız. Bu programlarımızı ramazan ayından önce açıklayacağız." diye konuştu.
 
 
24.4.2019
Devamı

Et Süt Yem Kardeşliği Olacak mı?

Tarım ve Orman Bakanlığı üreticinin en büyük girdisi olan yem fiyatlarının artışını durdurmaya yönelik düğmeye bastı.  Cumhurbaşkanlığı Gıda Sağlık Kurulu, Tarım ve Orman Bakanlığı ve sektörün paydaşları ile bir araya gelinerek hayvancılık sektöründe en büyük sorun haline gelen artan yem fiyatlarını masaya yatırdı.



ATO  ‘da gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanlığı Gıda Sağlık Kurulu üyesi Prof. Dr. Zümrüt Begüm’ün yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı’nı temsilen Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü,  Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Tarımsal Araştırmalar ve Politakalar Genel Müdürlüğü’nden Üst düzey Yöneticiler Katıldı.  Et, Süt, Yem kardeşliği başlıklı toplantıda sektör temsilcilerinin ve tüm tarafların yer aldığı toplantıda hayvancılık sektörünün en büyük girdisi olan yeme yönelik çözümler aranıyor.
 
22.4.2019
Devamı

Gıda Fiyatlarını Düşürmek İçin Tarım Okulları Kurulsun

Gıda fiyatlarını düşürmek için Tarım Okulları'nın açılması gerektiğine dikkat çeken CHP Niğde milletvekili  Fethi Gürer, "Tarım okulları kurulmalı, ortaokuldan başlayarak, tarım ortaokulu, tarım lisesi, tarım üniversiteleri kurulmalı. Buradan mezun olanlara, verimli tarım arazileri uygun koşullarda kiraya verilmeli, bu bölgelerin özelliklerine göre verimli ürünler ekilerek, tarım ve hayvancılık sanayi geliştirilmeli" dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Yeniçağ gazetesini ziyaret etti. Burada gıda fiyatlarıyla ilgili  değerlendirme yapan Fethi Gürer, iktidarın ithalat yaparak soğan, patates fiyatlarını düşüremediğini vurguladı. Fethi Gürer, tarım okullarına, Kalkınma ajansı destek sağlaması gerektiğini belirterek " Ayrıca aile tipi şirket yapılarına dönülmeli ve bu aile içi şirketler de ketten köye göçü sağlamalı. Bu şekilde tarımda dünya lideri olmak işten bile değil" dedi.

İktidarın yabancı şirketleri ve yabancı çiftçiyi kalkındırmak için çalıştığını vurgulayan Fethi Gürer, "Adana'da turfanda patates 4-5 lira civarında iken patates ithaline izin vermek çiftçiye aba altından sopa göstermektir" dedi. 20 Nisana kadar olan gümrüksüz patates ithalatı uygulamasının 31 Mayıs'a kadar uzatılması kararını da eleştiren CHP Milletvekili Gürel, "Bazı bölgelerde tam patates hasadı yapılırken, patates için ithal üründe gümrük vergisinin sıfırlanması, Türk tarımına, Türk çiftçisine vurulmuş en büyük darbedir" ifadelerini kullandı.
Fethi Gürer, 2017 yılında 2 milyon 130 bin ton olan soğan üretiminin 2018 yılında yüzde 6.4 oranında azalarak 1 milyon 900 bin tona kadar düştüğünü hatırlattı.
Soğan ekili alanlarda dekarda 4 ila 5 ton arasında verim beklendiğine işaret eden  Ömer Fethi Gürer, maliyet hesabını da açıkladı. Gürer, "Ürün için dekarda tarla kirası 600-700 TL, tohum bedeli 200-400 TL, gübre bedeli 200-250 TL, ilaç bedeli 600-700 TL, mazot bedeli 300-350 TL, su bedeli 150 TL, hasat ve işçi bedeli de 600-800 TL arasında değişiyor. Bu rakamlar üst üste toplandığında bir dekarda elde edilecek 4-5 ton soğan için 2 bin 650 TL ile 3 bin 350 TL arasında değişen fiyatlarla masraf oluşuyor. Bunlara nakliye, vergiler, üretici ve pazarcı karı da eklendiğinde maliyet katlanarak artıyor. Şayet, maliyet giderlerini azaltılmaz ve üretici desteklenmez ise diğer ürünlerde olduğu gibi soğanda da fiyatların dengelenmesi, fiyat artışının önlenmesi mümkün görünmüyor" diye konuştu.

ÇİFTÇİ PATATESİ 15 KURUŞA SATTI
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçtiğimiz hasat döneminde 1 milyon 200 bin ton patates üretimi yapılan Niğde'de, üreticilerin patatesin kiloğramını 15-20 kuruştan tüccara vermek zorunda kaldığını hatırlattı. Niğdeli üreticinin 50 kuruşa mal ettiği patatesi 15 kuruştan verdiğine dikkat çeken Fethi Gürer, "Depolarda bekletilen ve mart, nisan döneminde piyasaya sürülmesi gereken patates için üreticiye stokçu muamelesi yapıldı, depolar basıldı ve zamanından önce bu ürünler piyasaya verildi. Geldiğimiz noktada piyasada patates fiyatları düşmedi.Bu tablo hükümetin yanlış tarım politikasından kaynaklanıyor" diye konuştu.

YERLİ NOHUT 3 TL, İTHAL 18 TL
Üreticinin 3 liraya nohut satamamasına rağmen iktidarın nohut ithal ettiğine dikkat çeken Fethi Gürer, "Markete gidiyorsun ithal nohutun kilosu 18 lira. Vatandaşı buna mahkum ediyorlar, ancak Niğde'de üretici nohutun kilosunu 3 liradan satamıyor. Aynı durum ayçiçekte de var. Kuruyemiş olarak tükettiğimiz ayçekirdeğinin kilosunu yerli üretici 3 liradan satarken, bu fiyatı pahalı bulup ithal getiren iktidar, vatandaşa 20 liradan Çin çekirdeği yediriyor. Maalesef iktidar ithalatı gıda fiyatlarını düşürmek için yapmıyor. Sadece yerli üreticiye 'Sen üretme' diyerek bazı ithalatçı firmaları zengin ediyor" diye eleştirdi.
 
 
22.4.2019
Devamı

Çilek İhracatına Aşırı Yağışlar Engel Oldu

Hristiyanların Paskalya Bayramı nedeniyle Aydın’ın çilek üretim merkezi olan Sultanhisar’da hızlı başlayan ihracatın, son dört gündür azaldığı belirtildi. Toptan 8 liradan başlayan çilek fiyatı ihracatın düşüşüyle 5 liraya kadar geriledi.
Aydın’da her yıl 60-65 bin çilek üretimi yapılan Sultanhisar’da ihracat Hristiyanların her Nisan kutladıkları Paskalya Bayramı nedeniyle sezona oldukça hızlı başladı. İhracatın büyük bir bölümünün Rusya’ya yapıldığını belirtilen Sultanhisarlı halciler, ürün talebinin azaldığını ve soğuk havalar nedeniyle iç piyasanın da fazla mal çekmemesinden dolayı fiyatların 5-6 lira seviyelerine gerilediğini belirtti.

“ÇİFTÇİ ŞUANDA MEMNUN DEĞİL”
Rusya’ya çilek ihraç eden Hüseyin Özer, yağmurlu havalarda Rusya’ya çilek götürmenin bazı tüccarları kötü etkilediğini söyledi. Özer, “Yağmurlu havalarda bazı tüccarlarımızın Rusya’ya çilek göndermesi kötü etkiledi. Bu yüzden şuanda Rusya pazarımız sıkıntılı ama iklim şartlarının şuanda soğuk olması nedeniyle çileklerimizde kalite biraz düştü. Bir hafta sonra havalar düzelince daha da güzelleşeceğini umuyorum. Ama çiftçi şuanda memnun değil, tüccar da memnun değil. İç piyasa ürün çekmiyor. İlk başladığımızda tır üstü fiyat 7.5-8 civarındaydı. Şimdi 5.5 – 6 liraya kadar düştü. Üreticinin eline 4-4.5 anca geçiyor” diye konuştu.
Çilek üreticisi Yaşar Türkoğlu ise “Çilekler havadan etkilendi ama havaların düzelmesiyle çileğin kalitesi de düzelecektir. Fiyatları şuan tam olarak bilmiyoruz. Ürünü teslim ediyoruz ama fiyatı bende bilmiyorum” diye konuştu.

“GİRDİ MALİYETİ DAHA ÇOK ARTTI”
Çilek fiyatlarının başlarda iyiyken şimdi kötüye gittiğini söyleyen çilek üreticisi Hayrettin Karayakas da “Yağmur dolayısıyla ihracat kesildi ve fiyat düştü. Girdi maliyeti ise daha çok arttı. Geçen sene 1 çuvalı 200 lira olan gübre, şuanda 400 lira olmuş. Mazot 4 liraydı, şuan 6,50 lira oldu. Çilekçiyi 5’ten aşağısı kurtarmaz. Böyle giderse normaldir ama bundan aşağı giderse para kazanamayız. Rusya fiyatları iyiydi. Ama yağmur yağdığı için fiyatlar düştü” dedi.

“RUSYA ÇOK TALEPLİ”
Aydın Sultanhisar’da halcilik yapan İsa Özkurt da şöyle konuştu;
“Fiyatlarımız geçen seneye oranla biraz daha iyi, nedeni ihracat olması. Rusya çok talepli iç piyasa da istekli geçen seneye oranla kalite de yüksek hem fiyatlarımız iyi memnunuz durumdan bundan sonrası daha iyi olur” ifadelerini kullandı.

“HAFTA İÇİ 4 TIR ÇİLEK ÇEKİYORUZ”
Azerbaycan’dan Rusya pazarı için Aydın’a gelen Hüseyinov Elmirhan ise, Rusya’nın çileklerden memnun olduğunu dile getirdi. Elmirhan, “Buranın çileği kaliteli, onun için burayı tercih ediyoruz. Hafta içi 4 tır çilek çekiyoruz. Rusya’daki talep malın kalitesi, orada iyi gidiyor. Paskalya bayramı için talep daha da arttı” dedi.

“BİRKAÇ ESNAFIN AÇ GÖZLÜLÜĞÜNDEN OLDU”
Çileğin toplanmaması gerekirken, ihracata ürün gönderen bazı halciler nedeniyle kendilerinin sıkıntı yaşadığını belirten Fatih Özaslan, “İç piyasa biraz ağır bu sene, iç piyasanın ağır olmasından dolayı ilk etapta ihracat devreye girdi. Zaten mallarımızda güzeldi. Yalnız birkaç gün yağmur yağdı. yağmurun hemen ardından buradaki birkaç esnaf mal yaptılar. Oysaki biraz daha bekleselerdi ihracat sıkıntısı olmazdı. İhracatın önü kesilmezdi. Şuanda ihracat fiyatı 5 lira 5,5 liraya inmek zorunda kaldı. Bu buradaki birkaç esnafın aç gözlülüğünden oldu” diye konuştu.
 
 
22.4.2019
Devamı

Milli Birlik Projesi Tanıtım Toplantısı İptal

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 25 Nisan'da yapılacağı açıklanan Tarımda Milli Birlik Projesi'nin tanıtım toplantısı ertelendi. Tarım sektörü temsilcileri kamuoyunda oluşan büyük tepki nedeniyle toplantının ertelendiğini söylüyor.
Projeyi hazırlayan ekip ise, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin  ailevi bir sorun nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü ve toplantının bu nedenle ertelendiği ifade ediyor. Projeyi hazırlayan ekip hafta başında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yetkililerle görüşerek sunum için yeni tarih ve içerik üzerinde görüşmeler yapacak.

Sektörden  ve bakanlıktan habersiz hazırlandı iddiası
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın projeyle ilgili sunum yapılmasını ertelemesinde tarım sektöründen gelen büyük tepkilerin etkili olduğu ifade ediliyor. Tarım sektörü temsilcilerinin verdiği bilgilere göre, Tarımda Milli Birlik Projesi hazırlanırken Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratlarının, ziraat odalarının, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tarım Komisyonu Başkan ve üyelerinin, tarımla ilgili sivil toplum örgütlerinin, birlik ve kooperatiflerin hiçbirinin görüşü alınmadı. Cumhurbaşkanlığı Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu'nun da bu çalışmadan haberdar olmadığı öğrenildi. Bakanlık bürokratları ve sektör temsilcileri, tarımda yapısal bir dönüşüme ihtiyaç olduğunu ancak bunun sektörle birlikte hazırlanacak bir çalışma ile yapılması gerektiğine dikkat çekiyor. Tarımda Milli Birlik Projesi'nin sadece bir kaç firmanın çıkarlarına hizmet edeceğini iddia eden sektör temsilcileri, tarımda yapısal reform için üreticinin, çiftçinin, sektörün tüm kesimlerinin görüş ve önerileri doğrultusunda bir çalışma yapılmasını istiyor.

Projeye  büyük tepki var
Proje ilk olarak DÜNYA Gazetesi'nden Ali Ekber Yıldırım tarafından  17 Nisan 2019'da yayınlandıktan sonra Tarım ve Orman Bakanlığı bürokrasisinde, tarımla ilgili kurumlarda, sivil toplum örgütlerinde ve kamuoyunda büyük tepki gördü. Bir çok tarım örgütü, sivil toplum kuruluşu yazılı olarak bu projenin uygulanamayacağını açıklarken,  Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER)'ne de projenin uygulanmaması için çok sayıda şikayetin iletildiği biliniyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bu tepkiler üzerine proje sunumunu ertelediği ifade ediliyor.
 
 
22.4.2019
Devamı

Bakanlık Tabelası Yine Değişiyor

Tarım Bakanlığında teşkilat ve tabela yine değişiyor. "Tarımda Milli Birlik Projesi" ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın merkez ve taşra teşkilatı tamamen değişecek. Böylelikle bakanlık 2011’den bu yana 3. kez değişiklik yaşayacak.

8 yıl önce Tarım ve Köyişleri Bakanlığının adı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak değiştirildi. 2018'deki 24 Haziran'da seçimleri ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildi. Bu kez de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oldu. Yeni projeyle tabelalar ve bakanlığın teşkilat yapısı yine değiştirilecek.
Konunun ayrıntılarını Dünya gazetesinden Ali Ekber Yıldırım kaleme aldı.

Tarımda Milli Birlik Projesi ile Tarım Bakanlığı tabelaları bir kez daha değişecek. Son 8 yılda bakanlığın organizasyon yapısı 3. kez değiştirilecek. 2011 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'nm adı Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak değiştirildi. Merkez ve taşra teşkilatında tüm tabelalar yeni isme göre düzenlendi. Bazı birimler, genel müdürlükler kapatıldı, yenileri açıldı. Böylece bakanlık kadrosu da yeniden düzenlendi. Geçen sene 24 Haziran'da yapılan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimi sonrasında yönetim sistemi değişti. Bakanlıklarda da değişiklikler yapıldı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleştirilerek Tarım ve Orman Bakanlığı oldu. Merkez ve taşra teşkilatında bir kez daha tabelalar değişti.
Tarım Bakanlığı'nda tabelalar 3. kez değişecek larda önemli değişiklikler yapıldı. Daha bir yıl bile geçmeden Tarımda Milli Birlik Projesi ile bakanlığın rolü, organizasyon yapısı merkez ve taşra teşkilatında yine değiştirilecek. Tabelalar ve kadrolar da buna göre yenilenecek. Bakanlık tabela ve kadro değişiminden tarım sektörünün sorunlarına çözüm üretecek zaman bulamaz oldu. Bakanlığın merkez ve taşra kadroları "acaba yerimi koruyabilir miyim" endişesi ile yaşıyor.

BAKANLIĞIN YENİ ROLÜ VE ORGANİZASYON YAPISI
Tarımda Milli Birlik Projesi ile Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yeni rolü ve organizasyon yapısı 4 ana başlıkta toplanacak. Yine bazı genel müdürlükler, birimler kapatılacak. Yeni daire başkanlıkları yeni birimler kurulacak. Tarımda Milli Birlik Projesi ile Bakan ve Bakan yardımcılarına bağlı olarak 4 ana birim oluşturuluyor. Bu birimler ve yapıları şöyle olacak.

1- Ortak Hizmet Birimleri:
Destek ve Satm Alma, Uluslararası İlişkiler, Digital Dönüşüm ve Bilgi İşlem, Merkezi Operasyonlar, Teftiş ve İç Denetim, Hukuk, İnsan Kaynakları (Eğitim ve Yayın Daire Başkanlığı'nı kapsayacaktır.)
2- Strateji Hizmet Birimleri:

Ar-Ge (Tarımsal İşletmeler Genel Müdürlüğü - TİGEM ve Enstitüler doğrudan bağlı olacak), Yatırımlar Koordinasyon, Strateji Geliştirme (Strateji Geliştirmeye bağlı olarak Toprak Politikaları Daire Başkanlığı, Su Politikaları Daire Başkanlığı, Hayvancılık Politikaları Daire Başkanlığı, Gıda ve Sağlık Politikaları Daire Başkanlığı, Orman Politikaları Daire Başkanlığı olacak), Düzenleyici Denetleyici Fonksiyonlar (Gıda Kontrol -Tütün ve Alkol -Şeker, bu kapsamda yer alacak) Meteoroloji Genel Müdürlüğü.

3- Milli Birlik Kooperatifi:
Tarım Kredi Kooperatifleri ve Tarım ve Orman Bakanlığı taşra teşkilatı birleştirilerek kurulacak. Ayrıca 12 bölgeden oluşacak taşra teşkilatı da bu birimin altında yer alacak

4- Ticari Operasyon Birimleri:
Özel sektörün yüzde 50 hisse sahibi olacağı Semerat Holding ve bu holdingin iştiraklerine dönüştürülecek olan Toprak Mahsulleri Ofisi, Çaykur, Atatürk Orman Çiftliği ve Türk Şeker bu birimde yer alacak.
 
 
19.4.2019
Devamı

Türkiye 150 ülkeye meyve suyu ihraç etti

Dünya’nın ağzını Türk meyve suları tatlandırıyor. Türkiye’nin Meyve suyu ihracatı 2018 yılında yüzde 30’luk ihracat artış hızı yakaladı ve 279 milyon dolarlık tutarla meyve sebze mamulleri sektöründe ihracatın yıldızı oldu. Meyve suyu ihracatımız 2017 yılında 214 milyon dolar olmuştu.

 
Türkiye 150 ülkeye meyve suyu ihraç ederken; Meyve suyu ihracatı, 2018 yılında su ve gazlı içecekler ihracatı ile turşu ihracatını geçerek birinci sıraya yükseldi. Türkiye’nin katma değeri en yüksek ihraç kalemleri arasında yer alan meyve sebze mamulleri sektörünün toplam ihracatı ise; 2018 yılında yüzde 11’lik artışla 1 milyar 415 milyon dolardan, 1 milyar 564 milyon dolara yükseldi.
 
Meyve sebze mamulleri sektöründe; Sular ve gazlı içecekler sektörü 255 milyon 278 bin dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırarak zirve ortağı olurken, Türkiye’nin turşu ihracatından elde ettiği döviz ise; 221 milyon 67 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Domates salçası ve soslar ihracatı 184 milyon dolar olurken, dondurulmuş sebze ve meyve ihracatı yüzde 21’lik artışla 157 milyon dolara ulaştı. Konserveler ve közlenmiş sebzeler ihracatı 142 milyon dolar ile temsil edilirken, kurutulmuş sebze ihracatından 95 milyon dolar döviz kazandık. Alkollü içecek ihracatımız 94 milyon dolar, meyve konservelerinin ihracatı ise; 88 milyon dolara ulaştı.


 
Meyve suyu ihracatında çok başarılı bir yılı geride bıraktıklarını belirten Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, meyve suyu ihracatının meyve sebze mamulleri sektörünün toplam ihracatındaki payının yüzde 15’ten, yüzde 18’e çıktığı bilgisini verdi.
 
Elma suyundan, armut suyuna, karışık meyve sularından greyfurt suyuna, portakal suyundan domates suyuna, tropikal meyve suyundan kiraz suyuna kadar çeşit çeşit meyve sularını dünyanın tüm coğrafyalarına ihraç ettiklerini belirten Uçak, “Türk meyve suyu ihracatçıları 2018 yılında büyük bir başarı hikayesine imza attılar. Başarılarının bundan sonraki yıllarda da devam edeceğine inanıyorum” dedi.
 
Meyvelerimiz katma değere dönüşüyor
 
Meyve suyu sektörünün ihracat artışının, Türk üreticisinin ürettiği meyvelerin katma değerli bir şekilde değerlendirilmesine de zemin hazırladığına işaret eden Uçak, “Meyvelerimizin üretim sezonları belli. Meyve suyu sektörümüz, meyvelerimizi sezonda katma değere dönüştürememe riskimizi ortaya kaldırıyor ve meyvelerimizi işleyerek sektörün toplamda elde ettiği katma değeri arttırıyor” şeklinde konuştu.
 
Meyve suyumuzu en çok Amerikalılar tercih etti
 
Türkiye 2017 yılında 135 ülkeye meyve suyu ihraç etmişken, 2018 yılında meyve suyu ihraç ettiğimiz ülke sayısı 150’ye yükseldi. Türk meyve suyunu en çok tercih eden ülke ise 73,7 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri oldu. Hollanda, 37,5 milyon dolarlık Türk meyve suyu alırken, İtalya 16,5 milyon dolarlık Türk meyve suyu tercih etti. Bu ülkeleri İspanya, Almanya, İngiltere, Libya, Fransa, Güney Kore takip etti.
 
 
 
19.4.2019
Devamı

Üretici'nin Hayvanları Haciz'de

2018 yılından bugüne, dolardaki yükseliş, sel felaketleri, iklim değişikliği, artan maliyetler derken Türkiye'deki çiftçiler zor duruma düştü. Kimi çiftçi borcunu ödeyemez duruma gelirken kimisinin de evine haciz gitti ve vatandaşın canlı hayvanları icradan dolayı satışa çıkarıldı. 2018 yılında 231 adet büyükbaş hayvan icradan dolayı satışa çıkarılırken bu rakam 2019 yılının daha ilk çeyreğinde yüzde 32 artarak 306 rakamına ulaştı. Yani icradan satışa çıkarılan büyükbaş hayvan sayısı 2019 yılının ilk çeyreğinde yüzde 32 arttı.
Sözcü’den Derin Gökçe’nin haberine Türkiye son günlerde tarım sektörünü konuşuyor. TÜİK, Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi’nin de Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27.33 arttığını açıkladı. Yem fiyatları, artan maliyetler derken Türkiye’de çok sayıda çiftçi borcunun ödeyemez duruma geldi. Kimisinin tavukları haczedilirken kimisinin de atına haciz konuldu. Haciz konulan canlı hayvanlar açık artırma usulüyle satışa çıkarıldı. 2019 yılının ilk çeyreğinde 19 adet icralık dosya bulunuyor. Toplam 445 adet hayvan icralık ve açık artırma usulüyle satışa çıkarıldı. Bunlar sırasıyla şöyle; 1 adet yarış atı, 138 adet küçükbaş, 306 adet büyükbaş hayvan… Peki hangi bölgede kaç adet canlı hayvan icradan dolayı satılık? İşte cevabı…



 
“ÇİFTÇİLER KREDİNİN ALTINDA EZİLİP ÖDEYEMİYOR”

Tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’deki çok sayıda çiftçinin borcunun ödeyemediğini belirterek, yapılması gereken en önemli adımın süt fiyatlarının artırılması olduğunu söyledi .Yıldırım sozcu.com.tr’ye yaptığı açıklamada, “Canlı hayvanlara haciz işlemlerinin bu yıl içerisinde bu kadar artmasının öncelikli sebebi çiftçinin borcunu ödeyememesi. Çünkü hayvanlar ithal edilirken kredi kullandırılıyor. Daha sonra çiftçiler bu kredinin altında ezilip ödeyemiyorlar” dedi.
 
 “PATATES SOĞAN DERKEN HAYVANCILIĞI GÖZ ARDI ETTİK”
Üreticilerin yeme para veremediğini belirten Yıldırım, “Çiftçinin ürettiği süt para etmiyor. Bu nedenle çiftçi borcunu ödeyemiyor. Biz patates soğanla uğraşırken, hayvancılığı göz ardı ettik. Hayvancılığın kalkınması için süt politikasının doğru yapılması gerekiyor. İnanın borcunu ödeyemeyen çok sayıda çiftçi hapis yatıyor. “ifadelerini kullandı.


 
CANLI HAYVAN HACİZ İŞLEMLERİ SON DÖNEMDE ARTTI
icraburada.com Genel Müdürü Caner Çakı da konu hakkında sozcu.com.tr’ye açıklamalarda bulundu. Tüm Türkiye genelindeki icra ihalelerinin yayını yaptıklarını söyleyen Çakı, “Taşıt ve gayrimenkul ihalelerinin dışında birçok farklı ürünün satışı gerçekleşmektedir. Bu satışlardan biri olan icradan canlı hayvan satışları ile sık sık karşılaştığımızı söylemek yanlış olmaz. Özellikle son dönemlerde bu sayının daha da arttığını ifade etmek isterim. Canlı hayvan satışlarının geneline baktığımızda büyükbaş, küçükbaş, kanatlı ve az da olsa yarış atlarının icralık olduğunu söyleyebiliriz. Türkiye genelinde ise besiciliğin yaygın olduğu iller bu konuda ilk sıralarda yer almaktadır.”dedi.
Genel Müdür Caner Çakı Canlı hayvan bakımının zor olması nedeni ile satışlarının en hızlı şekilde gerçekleşmesi gerektiğini söyledi.
 


 
 
18.4.2019
Devamı

Tarım ve Hayvancılıktaki Halimiz

Tarım ve hayvancılıkta kendini kendine yeten bir ülkeyken, hemen hemen tarımda ve hayvancılıkta tamamen dışa bağımlı hale geldik. Bırakın bitkisel ve hayvansal gıdaları; hayvanlarımıza ot, bitkilerimize gübre ve tohumu bile dışarıdan temin ediyoruz. Bu işlerle uğraşanlar da zaten borç batağında boğuşmakla ya da ürettiğine pazar bulamamakla uğraşıyor. 

Yeni Mesajdan Uğur Kepekçinin yazısına göre tarım ve hayvancılık analizi
Ne oldu da bu hallere geldik? Büyüklerimiz "suç altından gömlek olsa kimse giymez" demişler. Suçu üstüne alan yok, ya da birbirini suçlayan çok. Biz vatandaşız, sorunlarımıza çözüm bulsunlar diye yöneticiler seçeriz ve çözüm noktasında da onları görürüz. Tarımda ve hayvancılıktaki sorunun kaynağı yanlış yönetimdir. Yani bu işin birinci derede sorumlusu hükümetlerdir. 
Öyle rakamsal ya da teknik konulara girerek fikir karmaşasına gerek yoktur. Düz bir mantıkla yapılan yanlışlara kısaca değinelim. 

Bizim ülkemiz yaşam koşulları, tarım ve hayvancılık; suyu, havası, iklim koşulları bakımından tabir yerindeyse cenneti andıran imkânlarla donatılmıştır. 
Yüce Allah'ın bize lutfettiği bu vatan toprakları üzerinde yaşayan hiç kimsenin açlıktan, yokluktan, yoksulluktan sıkıntı çekmemesi lazımdır. Ama halimiz, "hazine üzerinde oturan dilencileri" andırıyor. 
Barınma, beslenme, huzur içinde, varlık içinde yaşama hakkını yönetenlere vermişiz. Öyleyse bizi bu hallere siz düşürdünüz. Yanlış politikalar uyguladınız. Küresel güçlerin ve nefislerinizin, bitmek tükenmek bilmeyen arzularına uydunuz. En milli olanınız da, en dini olanınızda aynı şeylere hizmet ettiniz. 

Atatürk "köylü milletin efendisidir" diyerek tarım ve hayvancılıkla uğraşanların ne büyük işler becerdiğine, onların sosyal yaşantımızdaki önemine dikkat çekti. Siz köylüye hizmet vermediniz, onu hor gördünüz, onu hep şehirlere muhtaç ettiniz. Bir de kalktınız köyleri mahalle statüsüne aldınız. 

AB talimatlarıyla tarım ve hayvancılığı yok etmek amacıyla, üzerlerinden desteklerinizi çekerek mahvettiniz. Şehirleşmeyi teşvik ederek göçleri desteklediniz. Şehirleri verimli araziler üzerine kurdunuz. Verimli arazilere sahip olanlar, arazileri para ediyor diye topraklarını sattılar; yerli, yabancı demeden... Şimdi ne köylü kaldı, ne hayvancılıkla uğraşan, ne de çiftçilikle uğraşan. Her şeye rağmen uğraşanlar da zaten perişan.

Bu işlerin çözümü çok ama çok acildir. Ulusal bir kriz masası kurulmalıdır. Şayet önlem alınmazsa kıtlık yaşarız. Açlık yaşarız. Hükümet, hemen Prof. Dr. Haydar Baş'ın "Milli Ekonomi Modelinde" bulunan; tarım, hayvancılık ve diğer konulardaki acil çözüm önerilerinden istifade etmek için kendisiyle irtibat kurup yardım talep etmelidir. Bu konu ulusal çapta bir sorundur. Bırakın inadı, gidin Haydar Hocanın kapısına; hem siz kazanın, hem millet kazansın, hem de insanlık kazansın. Çünkü bu işin çözümü, Onun bilgisi ve modeli içerisinde mevcuttur.
 
 
18.4.2019
Devamı

Zeytin ve zeytinyağı ihracat şampiyonlarının gurur günü

Zeytincilik sektörü, 2018 yılında Türkiye’ye 405 milyon dolar döviz kazandırırken, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği sektörün ihracatının 180 milyon dolarlık dilimini gerçekleştiren 20 üyesini ödüllendirdi.

 
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin 2018 yılı olağan mali genel kurulunda, 2018 yılında sofralık zeytin ve zeytinyağı ihracatında ilk 10’a giren firmalar ödüllendirildi.
 
Ege İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirilen genel kurulda konuşan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı Davut Er, 2018 yılını ihracat rekoru ile tamamladıklarını, ambalajlı zeytinyağı ihracatının bu sezon yüzde 83’lük artışla 11 bin 795 tondan, 21 bin 725 tona yükseldiğini dile getirdi.


 
Ege Bölgesi’nden tarım ürünleri ihracatı 5 milyar doları geçti
 
Türkiye’nin 2018 yılında 168,1 milyar dolar ihracatla rekor kırdığı bilgisini veren EZZİB Başkanı Davut Er, “Toplam ihracatta tarım ürünlerinin payı yüzde 14 ile 23 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu rakamın 5 milyar doları, yani yüzde 22’si ise Ege İhracatçı Birlikleri üyeleri tarafından gerçekleştirildi. Bu rakamları bölgemiz için son derece sevindirici ve gurur verici olarak görüyorum. Bu son derece önemli bir rakam ama Ege Bölgesi için yeterli değil. Katma değerli ürünlerle bu rakamı iki katına çıkarmak içten bile değil” dedi.


 
Zeytincilik sektörü ihracatı 400 milyon doları geçti
 
2017/2018 zeytin ve zeytinyağı sezonu ve yeni sezon hakkında da konuşan Er, şöyle devam etti: “1 Ekim 2017 tarihinde başlayan 2017/2018 sofralık zeytin sezonu Eylül sonu itibariyle tamamlandı. 30 Eylül 2018 tarihi itibariyle sofralık zeytin ihracatımız, bir önceki sezonun tamamına kıyasla miktar olarak yüzde 16 artarak 58 bin tondan 68 bin tona, değerde ise yüzde 15 artarak 110 milyon dolardan 127 milyon dolara yükseldi. 2017/18 sezonu özellikle zeytinyağı ihracatımız için çok verimli geçti diyebiliriz. 1 Kasım 2017 tarihinde başlayan zeytinyağı sezonu, 31 Ekim 2018 tarihi itibariyle tamamlandı. İhracat rakamlarımıza baktığımızda, bir önceki sezona oranla miktar bazında yüzde 49 artarak 44 bin tondan 66 bin tona, tutarda ise yüzde 46 artarak 174 milyon dolardan 255 milyon dolara ulaştı Prina yağı ile birlikte toplam sektör ihracatımız 400 milyon doları geçti.”

 
Ambalajlı zeytinyağı ihracatında yüzde 83’lük artış
 
2017/18 sezonunda ambalajlı zeytinyağı ihracatının yüzde 83’lük artışla 11 bin 795 tondan, 21 bin 725 tona yükseldiğini anlatan EZZİB Başkanı Er, “Toplamda 92 milyon dolar tutarında zeytinyağını ambalajlı olarak ihraç ettik. Özellikle katma değeri yüksek bir ürün olarak ambalajlı zeytinyağı ihracatımızın yükselişini sektörümüz için son derece önemli bir gelişme olarak görüyorum. Dünya standartlarına göre kaliteli bir zeytinyağı üretimimiz var ve bu yağların ambalajlı olarak ihracatındaki artışı görmek bizi sevindiriyor ve ihracat hedeflerimize ulaşma konusunda umutlandırıyor” diye konuştu.
 
Sofralık zeytin ihracatındaki artış zeytinyağı ihracatındaki düşüşü telafi ediyor
 
2018/2019 sezonu ile ilgili de bilgi veren Er, sözlerini şöyle sonlandırdı: “1 Ekim 2018-31 Mart 2019 arasındaki 6 aylık dönemde, sofralık zeytin ihracatımız miktarda yüzde 46 oranında artış ile 52 bin tona ulaştı, 1 Kasım 2018-31 Mart 2019 arasındaki 5 aylık dönemde zeytinyağı ihracatımızın ise miktarda yüzde 28 düşüş ile 30 bin ton olarak gerçekleşti. Bu sezon zeytinyağı ihracatımızdaki düşüşü zeytin ihracatımızdaki artış ile önemli ölçüde telafi ettiğimizi düşünüyorum. Umarım önümüzdeki sezonlarda hem zeytin, hem zeytinyağı ihracatımız artarak devam edecek ve Türkiye’de tek birlik durumunda olan Zeytin ve Zeytinyağı Birliğimiz tarım sektörlerinin parlayan yıldızı olmaya devam edecektir.”
 
 
 
18.4.2019
Devamı

Tarıma Milli Holding Geliyor

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın hazırladığı “Tarımda Milli Birlik Projesi”nin ayrıntıları ortaya çıktı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarımda Milli Birlik Projesi Beştepe'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunuldu. "Sağlıklı beslenme temel insan hakkıdır" ilkesinin öne çıkarıldığı projenin sunumunda "Tarımda Milli Birlik Projesi; herkesin sağlıklı beslenmesini makul fiyatlar ve hakkaniyetli bir değer zinciriyle sağlayarak ülkemizin uluslararası alanda rekabetçi bir güç olmasını merkeze alır" bilgisine yer verildi.

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, konunun ayrıntılarını kaleme aldı.
Tarımda bütüncül bir perspektifle yapısal reformlara ihtiyaç olduğu vurgulanarak israf, maliyetler, gıda enflasyonu ve adaletsizlik başlığı altında yapılan durum tespiti şöyle: "Tarladan sofraya kadar uzanan ürün değer zincirlerinde yüzde 50'ye varan israf ve verimsizlikler yaşanmaktadır. Ölçek problemi nedeniyle tarımsal maliyetler oldukça yüksektir. Plansızlık ve yetersiz veri nedeniyle gıda fiyatlarında suni dalgalanmalar ve fiyat artışları yaşanmaktadır. Değer zinciri kopuktur. Katma değer hakkaniyetli dağıtılmamaktadır."

YENİ DEĞER ZİNCİRİ: YALIN SİSTEM
Tarımda Milli Birlik Projesi'nde daha önce hiç konuşulmayan, Tarımda Milli Birlik Projesi neler getiriyor? Gündemde olmayan yeni bir sistemden söz ediliyor. "Yeni Değer Zincirimiz: Yalın Sistem" başlığı ile anlatılan bu sistem bir piramit şeklinde sunuluyor. Piramidin en altında çiftçiler, ormancılar ve balıkçılar yer alıyor. İkinci katmanda Milli Birlik Kooperatifi var. Milli Birlik Kooperatifi'nin oluşumu şöyle ifade ediliyor: "Bakanlık Taşra Teşkilatı ve Tarım Kredi Kooperatifi konsolide edilerek üreticilerin girdileri, toprak/su gibi kaynakları, üretim ve pazarlama ihtiyaçları makro planlama perspektifi ile organize edilecektir."
 
 
17.4.2019
Devamı

32 Bin Çiftçi Arazi Kiraladı

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Milli Emlak Genel Müdürlüğünce, Hazineye ait tarım arazilerinin, tarımsal amaçlı kullanılması için 350 milyon metrekare taşınmazın kiralandığını, 32 bin vatandaşın kira sözleşmelerini imzaladığını bildirdi.
 
KONYA, ÇORUM VE KIRKLARELİ ALDI 
Kurum, tarım arazilerinin tarımsal amaçlı kullanımı, hayvancılık sektörünün canlandırılması ve yerli hayvan üretimi seferberliğine destek verilmesi amacıyla düzenlemeler yaptıklarını söyledi.  Bakan Kurum, düzenlemeye başvuru süresinin 19 Kasım 2018’de sona erdiğini anımsatarak, “Bu dönemde 180 bin kişi başvurdu, bunların değerlendirilmesi ve kiralama işlemleri devam ediyor. Bugün itibarıyla bu düzenleme kapsamında, 350 milyon metrekare yüzölçümlü taşınmaz kiralanarak, 32  bin vatandaş kira sözleşmelerini imzaladı. Böylelikle hem kullanımlarını sözleşmeye bağlayarak ‘kiracı’ sıfatını kazandılar hem de tarımsal desteklerden yararlanma imkanına kavuştular.” diye konuştu. En çok kiralama yapılan ilk 5 ilin, sırasıyla 46.7 milyon metrekare ile Konya, 18 milyon metrekare ile Çorum, 6.4 milyon metrekare ile Kırklareli, 4.8 milyon metrekare ile Muğla ve 2.4 milyon metrekare ile Kütahya olduğunu bildiren Kurum, diğer başvuruların da hızla değerlendirildiğini, işlemlerin kısa sürede sonuçlandırılacağının altınIı çizdi. 

HAYVANCILIK DESTEĞİ DE VAR
Bakan Kurum, ayrıca hayvancılık sektörünü canlandırmak ve yerli hayvan üretimi seferberliğine hız vermek amacıyla Hazine taşınmazları üzerinde üretim yapmak isteyen vatandaşlara 30 yıl süreyle arazi desteği sağladıklarını anlattı. Kurum “Ayrıca bu bedel yeni ya da esaslı nitelikte ilave tesis yatırım yapılması durumunda ilk 3 yıl için yüzde 70 oranında indirim, sonraki yıllar içinse yüzde 50 oranında indirim uygulanarak gerekli kolaylığı sağlıyoruz. Yerli hayvan üretimini teşvik etmek amacıyla 2018 yılında 12,2 milyon metrekare yüzölçümlü 46 Hazine taşınmazı üzerinde 49 yıla varan sürelerle irtifak hakkı  tesis edildi. Böylece en az 17 bin 300 büyükbaş veya muadili küçükbaş hayvancılık yatırımının yapılmasına imkan sağladık” dedi.    
 
 
17.4.2019
Devamı

Konya Şeker Embriyo Transfer Projesi Başlatılıyor

Konya Şeker, “Bilgiyi Ürüne Dönüştüren Üniversite” parolasıyla kurduğu Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinin öncülüğünde, Türkiye’de ilk defa üretim amaçlı embriyo transfer projesini başlatıyor. Konya Şeker, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırmalar Enstitüsünün proje ortağı olarak yer aldığı ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenmesi uygun bulunan ‘’İnvitro Embriyo Üretiminde (IVEP) Farklı Yöntemlerin Denenmesi ile Damızlık Elit Süt İneği Sürüsü Oluşturulması’’ projesinin tanıtım toplantısı Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinde gerçekleştirildi. Toplantıya, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş, TAGEM yetkilileri, Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyeleri, Bahri Dağdaş Enstitüsü yetkilileri ve öğretim üyeleri katıldı. 

Proje tanıtım toplantısında açış konuşmasını Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş; “Bu projeye Konya Şeker’in çok önemli bir düzeyde katkı sağladığını ifade eden Çökmüş, “Torku bizim yerli ve milli markamız, bu tür projeleri özellikle de destekliyor. Buradan Sayın Recep Konuk beye de teşekkür ediyorum, bize bu ufku açtı ve destek oldu, cesaretli olmamızı sağladı. Bu proje bilimsel olarak ayakları yere basan bir projedir” dedi. 



Daha sonra kürsüye gelen Selçuk Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Projenin yürütücüsü Prof. Dr. Dursun Ali Dinç konuştu. Konya Şeker’in desteği ile bu projenin yürüyeceğini anlatan Dinç, farklı yöntemlerin denenmesi ile oldukça verimli damızlık süt ineklerinin proje ile yetiştirileceğini ifade etti ve “Proje ile süt verimi oldukça yüksek olan damızlık süt ineği üreteceğiz. İnvitro Embriyo transfer metodunu ülkemizde bu proje ile ilk defa uygulayacağız. Ayrıca ilk kez üniversite sanayi işbirliğini de bu alanda sağlamış oluyoruz. Bu proje ile elit ve elit üstü süt ineğini ülkemizde üretmiş olacağız, proje ile yüksek süt verimine sahip dişi Gen kaynağını da oluşturmuş olacağız. Amacımız, hızlı genetik dönüşümü sağlamaktır. Biz bu proje ile bu teknolojinin oluşturulması ve sürdürülebilir hale gelmesini sağlayacağız, bunu da Torku’nun bünyesinde, Torku’nun çiftliklerinde yapacağız. Bu proje tamamlandığında ülkemiz üstün süt ineği ırkını ithal etmeden kendi bünyesinde temin etmiş olacak” şeklinde konuştu. 

HAYVAN İTHALATINA ALTERNATİF BİR MODEL OLMASI HEDEFLENİYOR

Proje ile yıllık süt ortalaması en az 18 ton olan, genetik kusur taşımayan, hastalıklara dayanıklı 30 baş üstün özellikli dişi materyalden proje süresi olan 3 yıl sonunda en az 1000 başlık bir sürü oluşturulması, özel sektör, üniversite ve kamu işbirliğini sağlayarak üretim amaçlı proje gerçekleştirilmesi, Konya Şeker bünyesindeki Embriyo Transfer Merkezinin güçlendirilmesi, aktif hale getirilmesi, merkezde çalışacak çok sayıda teknik personel yetiştirilerek sürekli üretim yapar hale getirilmesi, projenin sürdürülebilirliğinin sağlanması ile Konya Şeker’in üstün özellikli yavrular taşıyan gebe düve üretim merkezi kurarak ülke hayvancılığında hayvan ithalatına alternatif bir model olması hedefleniyor.

SÜT VERİMİ VE HAYVAN YETİŞTİRİCİLERİNİN GELİRİ ARTACAK

AK Parti 25. ve 26. Dönem Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk’un teşvikleri ile başlanan proje tamamlandığında; süt verimi oldukça yüksek, hastalıklara dayanıklı 1000 başlık bir süt ineği sürüsü elde edilecek ve sonrasında Konya Şeker’in öncülüğünde ülke sathında yaygınlaştırılarak ülkemizin süt ineği ithalatı azalmış ve süt verimi artırılarak hayvan yetiştiricilerinin gelir düzeyi artırılmış olacak. Mevcut süt üretiminin proje sonunda yaklaşık iki kat artması bekleniyor. 
Projeyi yürütecek olan kurum, Konya Şeker’in bir iştiraki olan Pankent Mimarlık İnş. Loj. Nak. San. ve A.Ş., projenin yürütücüsü ise Prof. Dr. Dursun Ali Dinç. Proje ortakları da Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Hayvancılık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü. 
 
15.4.2019
Devamı

Fındığın Katkısı 3 Milyar Dolar Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "(Fındık ihracatındaki döviz girdisi) İnşallah orta vadede fındığın Türkiye'ye katkısı minimum 3 milyar dolar olacak şekilde bir plan ve programı hayata geçireceğiz" açıklamasında bulundu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, fındık ihracatındaki döviz girdisi hedeflerine değinerek, "İnşallah orta vadede fındığın Türkiye'ye katkısı minimum 3 milyar dolar olacak şekilde bir plan ve programı hayata geçireceğiz." dedi.
Pakdemirli, Boztepe'deki bir otelde düzenlenen Ulusal Fındık Çalıştayının değerlendirme toplantısında yaptığı konuşmasında, 25 Nisan'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle tarımda milli birlik projesini açıklayacaklarını söyledi.

"Fındığın en büyük fındık çalıştayı var. Amerika bunu her sene konuşuyor. Biz vermiş olduğumuz önemi göstermek maksadıyla Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve ben bu yıl mayıs ayında fındığı konuşmaya Amerika'ya gidiyoruz. Her sene de mümkün mertebe orada olacağız. Çünkü dünyanın en büyük üretici olarak bizim orada olup en üst seviyeden temsil edilmemiz gerekiyor. Bu temsiliyet içerisinde fındıktaki kaliteyi ve verimi nasıl artırabiliriz, en iyi fiyatla, en iyi katma değerle nasıl değerlendiririzi mutlaka konuşuyor olmamız gerekiyor."

"TMO'ya gerek kalmadan FİSKOBİRLİK burada regülasyon görevi görsün"

"TMO olarak bugüne kadar çiftçimize ve müstahsilimize tam destek olduk, bundan sonra ida gerekiyorsa bölge insanına destek olmaya devam ederiz." diyen Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Ama benim isteğim şu. FİSKOBİRLİK burada. Ben isterim ki TMO'ya gerek kalmadan FİSKOBİRLİK burada regülasyon görevi görsün. Tabii ki bazı şartlar yüzünden FİSKOBİRLİK bu görevi yerine getiremiyordu ama biz devlet olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın bize vermiş olduğu güçle FİSKOBİRLİK'e bu sene bir can suyu verdik. İnşallah FİSKOBİRLİK de bunu iyi değerlendirecek ama bunun bir sonraki adımı FİSKOBİRLİK'in tek başına artık piyasada regüle edebilmesidir. Edemezse de biz yine TMO olarak oradayız ama bu işlerin, regülasyon kısmının asıl sadece fındık değil, tüm tarım ürünlerinde mutlaka birliklerin ve kooperatiflerin bu işleri yapıyor ve regülasyon görevini onların görüyor olması lazım ama olmadığı yerde de her zaman TMO olarak bölge çiftçisinin, insanının ve üreticisinin her zaman yanında oluruz."

"10 çeşit marka gibi pazarlamamız lazım"

Pakdemirli, fındık çeşitlerinin ayrı ayrı pazarlanması gerektiğinin altını çizerek, "Fındık ürünlerinin her birini ayrı torbalara koyup 10 çeşit marka gibi pazarlamamız lazım. Bunu da mutlaka yapmamız lazım. Eğer bunu yaparsak burada katma değeri mutlaka artırırız. Biz mutlaka daha fazla bu işin girdisini getirmemiz lazım." diye konuştu. Bakan Pakdemirli, bunun yapılabilmesi için TMO'ya görev vereceği bilgisini paylaştı.

Fındığın senede 2-3 milyar dolarlara kadar Türkiye'nin ihracatına katkı sunan bir ürün olduğunun altını çizen Pakdemirli, bu ürüne çok daha hassasiyetle yaklaşıp işin gereğini yapmaları gerektiğini söyledi.

Fındıkta bazı sorunların olduğuna da dikkati çeken Pakdemirli, "Fındıkta verimi ve hastalıklarla mücadeleyi artırmamız, lisanslı depoculuğu da mutlaka halletmemiz lazım." dedi.

Pakdemirli, tanıtımına desteklerini sürdürecekleri fındıkta iç tüketimin mutlaka artırılması gerekiğine işaret ederek, "Ürünlerin sağlıklı olarak piyasada satılabilmesi için genel kural yüzde 50 ihracat, yüzde 50 iç tüketim. Bunlar olduğu zaman fiyatlar birbirini dengeliyor ama iç tüketim fazla ihracat yok veya ihracat var, iç tüketim azsa her zaman fiyat dengesizlikleri yaşayabiliyoruz. O yüzden iç tüketimimizi mutlaka artırmamız lazım." diye konuştu.

Pakdemirli, Ulusal Fındık Çalıştayı'nın sektör açısından milat olduğuna inandığının altını çizerek, "İnanıyorum ki ortaya koyulacak çalışmalarla üreticimiz, tüccarımız, sanayicimiz daha güçlü olacak. Türkiye fındığının marka değeri daha da artacak. İnşallah bu konudaki liderliğimizi daha da geliştirecek hale geleceğiz ama bu çalıştayı her sene de takip etmemiz lazım." açıklamasında bulundu.

14.4.2019
Devamı

Milli Birlik Projesi 25 Nisan'da Açıklanıyor

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Milli Birlik Projesinin külliyede yapılacağını söyledi. Bakan Pakdemirli; Ben buradan ilk defa açıklıyorum. Yeni dönemde, 25 Nisan’da Külliye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile tarımda Mili Birlik Projemizi açıklayacağız. Bugüne kadar tarımı alt üst eden ve daha farklı bir bakış açısı ile bir tarımda önümüzdeki 5 yılı, 20 yılı ve 50 yılın haritası olabilecek, Cumhurbaşkanımızdan da ışığını aldığımız, Cumhurbaşkanımızın vizyonundan etkilenerek yazdığımız bir proje. İnşallah yeni dönemde tarımda her konuyu ele alacağız. Bütün bu konuları ele alırken de fındık gibi stratejik bir ürünü ele almamak olmaz." dedi.
 
14.4.2019
Devamı

Soğutulmuş Süt'ün Fiyatı Belli Oldu

Ulusal Süt Konseyi 1 Nisan’dan geçerli olmak üzere 1 litre soğutulmuş sütün litre fiyatını belirlemek üzere Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş’un başkanlığında toplanarak bir araya geldi.

Aylardır Süt üreticisinin gözü, kulağı Ulusal Süt Konseyinden çıkacak bu kararı bekledi.

Nihayet soğutulmuş Sütün litre fiyatı belli oldu.


 Sütün litre fiyatı 2 TL olurken; sütün soğutmadan kaynaklı bedelleri ise belirlenen 2TL fiyatın içinde ödenmiş olacak.
Öte yandan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ulusal Süt Konseyinin toplantısının ardından Süt fiyatlarına ve Süt desteklerine yönelik açıklama yaptı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada; “Bilindiği üzere Ulusal Süt Konseyi çiğ sütün tavsiye fiyatını 2018 yılı Temmuz ayında Litre başı 1,70 TL olarak belirlemişti.

Geçen süreç içerisinde Bakanlığımız, üretimde sürdürülebilirlik ile arz/talep dengesinin sağlanması için süt destek primi fiyatlarını 2018 yılı son dört ayında 15 Krş, 2019 yılı Ocak Şubat Mart ve Nisan dönemi için ise 25 Krş olarak belirlemişti.

Bu kapsamda Ulusal Süt Konseyi üretim maliyetlerini göz önünde bulundurarak, 
1 Mayıs 2019’tan geçerli olmak üzere “Soğutulmuş Çiğ Sütün” tavsiye fiyatını litre başı 2 TL olarak belirlemiştir.

Bu sürece katkı yapan, üreticilerimize, örgütlerimizin başkanlarına ve yönetimlerine teşekkür ediyorum.

Açıklanan süt tavsiye fiyatı, 1 milyon 200 bin işletmemize, üreticimize hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum”dedi.


 
10.4.2019
Devamı

Süt Üreticisi : En Az 2 TL Olsun

Ulusal Süt Konseyi, 1 Nisan'dan itibaren geçerli olacak çiğ süt referans fiyatını belirlemek için bugün toplanıyor. Girdi maliyetlerinin artmasına rağmen günlerdir zararına üretim yapmak zorunda bırakılan üreticinin gözü kulağı bugün yapılacak toplantıda.

Süt üreticisi soğutulmuş süte zam beklerken; Sütün litresinin ise en az 2TL olmasını istiyor. Öte yandan Süt Üreticisi seçim sonrası yem fiyatlarına gelen zamları ’da dikkate alınması ve bu kez üreticiden yana bir fiyat belirlenmesini bekliyor.

Ulusal Süt Konseyi, Aralık ayında yaptığı son toplantıda 1 Nisan 2019'a kadar geçerli çiğ süt referans fiyatında hiçbir artış yapmayarak 1.70 lirada sabit tutmuştu. Üreticinin buradaki mağduriyeti süt prim desteklerine yapılan artışla karşılanmaya çalışılmıştı.
 
 
10.4.2019
Devamı

Banka Borcunu Ödeyemeyen Çiftçiye Yapılandırma Fırsatı

Ziraat Bankası, 2019 yılı tarım ve kredi borçları yapılandırması konusunda yeni bir çalışma başlattı. Banka, borcunu ödeyemeyen çiftçilere yapılandırma imkânı tanıyacak.

Ziraat Bankası, kredi başvurusunda bulunan ve maddi sıkıntılar yaşadığı için kredi borçlarını ödeyemeyen çiftçilerin borçlarının kapanmasına ilişkin kampanya başlattı. Basında yer alan haberlere göre, Tarım Kredi Kooperatiflerinden veya Ziraat Bankası aracılığıyla kredi çeken bireylerin 03.06.2019 tarihine kadar olan borçlarının yeniden vadelendirilmesine karar verildi.

Krediler 12 Aya Kadar Yapılandırılabilecek Tarım kredisi kullanan ve yaşadığı sorunlar sebebiyle borcunu ödeyemeyecek durumda olan bireylerin, 30 Haziran 2019’a kadar olan borçları yapılandırılabilecek. Ziraat Bankası bu noktada kişiye özel yeni ödeme planı oluşturacak. Borç yapılandırması noktasında bireye özel fırsatlar sunulabilmektedir. Ödenmemiş borçlarınızı daha uygun koşullar altında ve daha uzun vadelerle ödeyebilmenizi sağlayacak çalışma hakkında detaylar kısa bir süre sonra duyurulacak.



 
9.4.2019
Devamı

Türkiye'nin İhraç Ürünlerinden Tütün Yüz Güldürüyor

Türkiye’nin geleneksel ihraç ürünlerinden tütünde yüzler gülüyor. 2018 yılı için 1 milyar dolar ihracat hedefi koyan Tütün sektörü, 1 milyar 11 milyon 883 bin dolarlık ihracata imza attı.
 
Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkanı Ömer Celal Umur, 2017 yılında 945 milyon dolar ihracat rakamına ulaştıklarını, 2018 yılı için 1 milyar dolar ihracat hedefi belirlediklerini, bu hedefe ulaşmaktan dolayı sektörde faaliyet gösteren firmaların başarılı bir yılı geride bıraktığını kaydetti.
 
Ege İhracatçı Birlikleri’nde, Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nin 2018 yılı mali genel kurul toplantısı yapıldı. Genel kurul sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Umur, “Tütün ihracatımızın 383 milyon dolarlık kısmı yaprak tütün ihracatı olurken, tütün mamulleri ihracatımız 628 milyon dolar oldu” şeklinde konuştu.
 
Üretici de enflasyon oranında artış aldı
 
Tütün üretiminin Ege Bölgesi’nde 44 milyon kilogram seviyesinde olduğu bilgisini veren Umur sözlerini şöyle sürdürdü; “2017 yılında üreticinin eline ortalama kilogram başına 17 TL geçerken, 2018 yılında 20-21 TL geçti. Üretici enflasyon kadar artış aldı, hem ihracatçı, hem de üreticinin memnun olduğu bir yılı geride bıraktık.”


 
Basma tütününde rekabetçi olduk
 
2019 yılında Ege Bölgesi’nde mevsimsel etkiler olmadığı takdirde 44 ila 48 milyon kilogram tütün rekoltesi beklediklerini anlatan Umur, “Adıyaman’da İzmir tipi tütün üretimi son 10 yılda 6 milyon kg seviyesine ulaştı. Karadeniz’de üretilen Basma tipi tütün geçen yıl 4 milyon kg. olurken, Samsun tipi tütün üretimi 7.5 milyon kg oldu. Basma tipi tütün Yunanistan’da da üretiliyor ancak orada fiyatlarda bir artış oldu. Türkiye olarak biraz daha avantajlı konuma geldik. O nedenle bu sene Basma tipi tütün üretiminde artış olabilir. Toplamda 70 milyon kg tütün rekoltemiz olur” şeklinde konuştu.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı ile önümüzdeki günlerde Tütün sektörünün gündemindeki konuları görüşeceklerini dile getiren Umur, Türkiye’deki sigara fabrikalarında kullanılan ithal tütünlerin bir kısmının Türkiye’de yetiştirilebilmesi ve dünya genelinde üretilen Amerikan tipi sigaralarda yüzde 12 civarında kullanılan Oryantal tipi tütünlerdeki Türk tütün oranının arttırılabilmesi için yapılabileceklerini Tarım ve Orman Bakanlığı ile görüşeceklerini sözlerine ekledi.


 
Yaprak tütünde ABD, Tütün mamullerinde İran lider
 
Türkiye, 2018 yılında en fazla yaprak tütün ihracatını 158 milyon 800 bin dolarlık tutarla Amerika Birleşik Devletleri’ne yaparken, ikinci sırada 85 milyon 662 bin dolarla Belçika yer aldı. Endonezya ise; 29 milyon 664 bin dolarlık Türk tütünü tercih etti.
 
Tütün mamulleri ihracatında İran 94 milyon 79 bin dolarlık tutarla birinci sırada yer alırken, Irak 89 milyon 668 bin dolarlık Türk tütün mamulleri ithal etti. Listenin üçüncü sırasına ise; 80 milyon 410 bin dolarlık tütün mamulleri ile Bahreyn adını yazdırdı.
 
Ege Tütün İhracatçıları Birliği’nin 2018 yılı Olağan Mali Genel Kurul Toplantısı’nda, 2019 yılı bütçesi ve iş programı kabul edildi.

 
 
 
9.4.2019
Devamı

Türk Kirazı Çin Pazarında

Kiraz üretiminde dünya lideri olan Türkiye, kirazın en çok sevildiği ülkelerden biri olan ve yıllık 800 milyon dolarlık kiraz ithal eden Çin’e Türk kirazının girişindeki engelleri kaldırmak için mücadelesini sürdürüyor. Kiraz ihracatçıları, 2431 Mart tarihleri arasında gerçekleştirdikleri Çin seyahati ile “Türk kirazı Çin’e girecek” mesajı verdi. 
Türkiye’nin üretiminde dünya lideri olduğu kiraz ve taze üzümde ihraç pazarlarının çeşitlendirilmesi ve üretimden sonra ihracatta da dünya lideri olması amacıyla Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği tarafından 2016 yılından beri yürütülen URGE Projesi’ne katılan kiraz ve üzüm ihracatçıları, Çin’in Guanco ve Şanghay kentlerinde 2431 Mart tarihleri arasında inceleme ve görüşmelerde bulundu. 2016 yılında start alan URGE Projesi kapsamında Şili, Almanya, Malezya, Vietnam ve Güney Afrika’yı ziyaret eden taze kiraz ve üzüm ihracatçılarının son durağı Çin oldu. Türk ihracatçıları, Çin’in önemli ithalat merkezleri olan Guanco ve Şanghay’da ithalatçı birlikleri ve ithalat halleri yönetimleri ile verimli görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerde Türk kirazı başta olmak üzere diğer meyvelerin de detaylı tanıtımı yapıldı. Türk heyetinde yer alan 13 firmanın yetkilileri, Çin’in Guanco şehrinde 14, Şanghay’da ise 19 firmayla ikili görüşmeler yaptı. 

Çin temasları hakkında bilgi veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, “Çin, giderek artan kişi başı gelirleri ve değişen tüketim alışkanlıkları nedeniyle gıda sektörleri için önemli bir ülke. Biz meyve sebze ihracatında yoğunlukla Avrupa ülkeleri ile diğer bölge ülkelerine odaklanmış durumdayız. Ancak Şanghay’da bir araba kiralasanız ve 2 saatlik bir şehir turu yapsanız Avrupa pazarı kadar büyük bir pazar gezmiş olursunuz. Dolayısı ile bu pazara girmemiz sadece ihracatımızı artırmayacak, aynı zamanda diğer pazarlardaki rekabetimize de olumlu yansıyacak. Etkinliğimiz kapsamında toplam 168 ikili görüşmesi gerçekleştirildi ve bu görüşmeleri gerçekleştiren firmalarımız bu görüşmelerin 33’ünü ciddi olarak değerlendirdi. Bu etkinliğin en önemli katkılarından biri de işbirliği geliştireceğimiz ortaklarla önemli bağlantılar kurmamız oldu” diye konuştu.

"Çin’de kiraz zenginlik göstergesi"
Çin’de kirazın zenginlik göstergesi olduğunu ve çok sevildiğini anlatan Uçak, şöyle devam etti: 
“Çin’de Çinlilerin evlerine gelen misafirlerine kiraz ikram etmesi büyük bir prestij kaynağı. İthalatlarında Şili, ABD ve Yeni Zelanda öne çıkmış durumda. İki ülke arasındaki yasal süreçlerin Türk kirazı lehine iyileştirilmesi için çaba gösteriyoruz. Bu konuyu çözerek Çin’in 800 milyon dolarlık kiraz ithalatından pay almak istiyoruz.”
Güney Çin Gıda İthalatçılar Birliği, Çin Gıda Birliği ve Şanghay Meyve ve Sebze İthalatçıları Birliği ile yapılan görüşmelerde Türkiye’nin Guangzhou Ticaret Müşaviri Serdar Afşar, Şanghay Konsolosu Kenan Ağa ve Ticaret Ataşesi Mustafa Akseli de Türk firmalarına eşlik etti. Heyet, Çin temasları sırasında ithal ürünlerin yer aldığı haller ve marketleri ziyaret etti. İkili görüşmeler öncesinde yoğun ilgi gören "Türk Kirazı" Konulu bir seminer gerçekleştirildi. Seminerde Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Cengiz Balık bir sunum gerçekleştirdi.

Chunhua: “Türkiye dünyanın en kaliteli kirazlarını üretiyor”

Şanghay Yaş Meyve ve Sebze Birliği Başkanı ve Şanghay Hali Genel Müdürü Zhang Chunhua yaptığı konuşmada, “Türkiye, dünyanın en kaliteli kirazlarını üretiyor ve üretimde dünyada ilk sırada yer alma özelliğini taşıyor. Çin’in kiraz ithalatı 180 bin ton ve 800 milyon dolar değerinde. Ülke ithalatında ilk sırada Şili yer alıyor, ardından ABD ve Yeni Zelanda geliyor, Türkiye’nin dördüncü sırada yer almasını bekliyoruz. Türk kirazlarının Çin'e ihracatı için imzalanan Bitki Sağlığı Protokolü gereğince Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı ve Çin AQSIQ (Tarım Bakanlığı Karşılığı) temsilcileri Çin'e ihraç edilecek kirazların üretildiği bahçe ve paketleme tesislerini yerinde inceledi. 2015 yılında protokol imzalanmasından sonra 2017’de küçük bir miktar ihracat yapıldı. Bunun artması için uğraşıyoruz. Avrupa’da marketlerde Türk kirazı olarak bilinen bu güzel ürünü Çin raflarında da görmeyi, aynı başarıyı yakalamayı umuyoruz. İhracatın düzenli olması için teknik düzenlemeler gerekiyor. Yeterli tecrübemiz var, kapasitemiz yüksek ve kısa zamanda engelleri aşacağımıza inanıyoruz. Çin’de kiraz özel hediye paketleri olarak hazırlanıyor. O kadar kıymetli ki yeni yılda hediye olarak götürülüyor” ifadelerini kullandı.
Heyete Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği üyesi olan Beyobası Tarım Ürünleri Gıda Tur. Pet. Plastik Ambalaj İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti., Cena Dış Ticaret ve Tarım Ür. San. A.Ş., Bumey Gıda Tarım Nak. Hizm. San. Ve Tic. Ltd. Şti., Kral Tarım Ürünleri ve Gıda San. Dış Tic. A.Ş., Sultar Tarım Ürünleri Değerlendirme San. ve Tic. Ltd. Şti., Yalıcan Gıda Tarım Ür. Nak. Tur. San. Ve Tic. Ltd. Şti., Yetimler Tarım Ür. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti., Yonca Gıda Sanayi İşletmeleri İç ve Dış Tic. A.Ş. ve Ayhan 34 Tarım Ürünleri İth. İhr. Müm. Ve Tic. Ltd. Şti. firmaları katıldı.

Türkiye’nin kiraz ihracatı 162 milyon dolar oldu
Türkiye, 2018 yılında 162 milyon dolarlık kiraz ihraç ederken, 2017 yılına göre yüzde 2 artış gösterdi. Almanya, 84.5 milyon dolarlık tutarla Türk kirazını en çok tercih eden ülke olurken, ikinci sırada 31.4 milyon dolar ile Rusya yer aldı. Zirvenin üçüncü basamağının sahibi ise 8.4 milyon dolarlık tutarla Norveç oldu. 2018 yılında Türkiye 52 ülkeye kiraz ihraç etmeyi başarırken, Çin Halk Cumhuriyeti’ne 27 bin dolarlık Türk kirazı gitti. 
 
8.4.2019
Devamı

Çip'le Hayvanların Sağlık Durumu Takip Edilecek

Ortem firmasının geliştirdiği ‘İnternetin İnekleri’ projesi ile hayvanların sağlık durumunun takip edilmesi, kaybolma ve çalınma riskinin azaltılması hedefleniyor.
Bilişim Vadisi’nde çalışmalarını sürdüren Ortem firmasının ‘İnternetin İnekleri’ projesi kapsamında geliştirilen çiple hayvanların sağlık durumunun takip edilmesi, kaybolma ve çalınma riskinin azaltılması hedefleniyor. Firmanın genel müdürü Ömer Şahin Karaman, proje için dört senedir çalıştıklarını belirterek, “Nihai ürünleştirme bölümüne geçtik. Seri üretime de 2020’de başlamayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.
 
8.4.2019
Devamı

Sabiha Nine Bu Kez Mutluluktan Ağladı

Denizli’de ineği uçurumdan düşerek telef olan 70 yaşındaki Sabiha nine için Bakanlık harekete geçti. Bakan Pakdemirli nineye buzağılı inek hediye etti.
Denizli'nin Merkezefendi ilçesinde geçtiğimiz gün ineği uçurumdan düşerek telef olan Sabiha Özel'in (70), ineğinin arkasından döktüğü gözyaşları tüm Türkiye'nin yüreğini sızlattı. Sabiha ninenin acısına ortak olmak isteyen yetkililer ve yardımsever vatandaşlar, Sabiha nineye 2 inek ve 2 buzağı hediye etti. Sabiha nineyi basında gören Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Sabiha nineye yeni bir inek alınarak gerekli tüm eksiklerinin tamamlanması konusunda Denizli Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne talimat verdi.

Talimat üzerine harekete geçen Tarım ve Orman il Müdürü Yılmaz Erkaya, Merkezefendi İlçe Tarım Müdürü Nurdoğan Yaşar ve beraberindekiler, buzağılı bir inek alarak Sabiha nineye hediye etti. Sabiha ninenin acısına kayıtsız kalmayan Denizli Trafik ve Yaşam grubu üyeleri sosyal medya üzerinden aralarında para toplayarak, Özel'e bir buzağılı inek daha hediye etti. Sabiha nine ile telefonda görüntülü konuşan Bakan Pakdemirli, "Hiç merak etme ne gerekiyorsa yapılacak. Senin ellerinden öpüyorum, sizler var oldukça bizle de var oluyoruz. Devlet şefkatli kollarıyla her zaman yanınızda" dedi. Yapılan yardımlardan dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a, Bakan Pakdemirli'ye, İl Müdürü Erkaya'ya ve yardımsever vatandaşlara teşekkür eden Sabiha nine ise, yeni ineklerine kavuşmanın mutluluğunu yaşadı. Hayvanları çok sevdiğini belirten Sabiha nine, ineklerine kavuştuğu için çok mutlu olduğunu söyledi. Küçük yaştan beri hayvancılık yapan Sabiha nine, kendisine hediye edilen inek ve buzağıları tek tek sevdi. Tarım ve Orman İl Müdürü Yılmaz Erkaya, Sabiha ninenin tüm eksiklerinin giderilip inekler için yem desteği sağlanacağın ve evi için gerekli çalışmaların yapılacağını aktardı. Sabiha nineye Önümüzdeki günlerde hayırsever vatandaşların da Sabiha nineye inek hediye edeceği öğrenildi.
 
8.4.2019
Devamı

Genç Çiftçi Projesi İle Kocaeli'nde İş Kadını Oldu

Kocaeli’nde Genç Çiftçi Programı kapsamında 2018 yılında Mandacılık Projesine başvuru yaparak hibe almaya hak kazanan Merve AKKUZU Kandıra ilçesi  Selim köyde ikamet ediyor. Eşi ile birlikte küçük aile işletmesi bulunan AKKUZU, aldığı destekleme ile kandıra ve çevre yerleşim yerlerinde meşhur kandıra yoğurdu yapıp pazara sunarak aile geçimine ciddi katkıda bulunduğunu söylüyor.

Tarım ve Orman İl/İlçe Müdürlükleri tarafından sağlık ve denetim amaçlı dönemsel olarak yapılan işletme ziyaretinde işletmelerinin eksikliklerini anlatan AKKUZU, köyde yapılan işlerin devam ettirilmesi, çocukları için gelecek vaat edebilmesi için kırsal bölgede yaşayan ve sanayii bölgesinde daha da önem kazanan küçük aile işletmeciliğin sürdürülebilmesi için devlet desteklemelerinin devam etmesi gerektiğini söyledi.



 6 adet sağılır inek, 5 adet manda ve köy tavuğu yanında sebze ve meyve yetiştiriciliği yaparak geçimini sağlayan aile, özellikle mandacılık konusunda yeni destekleme modellerini merakla beklediklerini, yerleşim bölgelerinden çok az sayıda aile kaldığını ve ancak desteklemelerle köy yerlerini cazip hale getirilmesi sonucunda üretimin artacağını ve birlik ve kooperatif kurularak işletmede üretilen köy ürünlerinin pazara yaklaştırılmasının kolaylaştırılacağını söyledi. Akkuzu gibi daha birçok ailenin Genç Çiftçi Projesi sayesinde bir başlangıç yaparak üretime katkı sağlayacaklarını kaydetti.
 
5.4.2019
Devamı

Kocaeli'nde Yatırımlara Hibe Desteği

Kocaeli ilinde Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında, tabandan yukarıya doğru yaklaşımla katılımcılığı sağlayan, yerel kapasiteyi ve örgütlenmeyi geliştiren, istihdam yaratma potansiyeli olan, üretici gelirlerini artıran ve çeşitlendiren, tarıma dayalı küçük ve orta ölçekli sanayinin gelişmesini ve yaygınlaştırılmasını esas alan projelerin yanı sıra kırsal altyapının rehabilitasyonuna yönelik projeler ile üretime yönelik makine-ekipman alımı projeleri de desteklenmiş olup 2006 -2017 yılları arasında 53 adet ekonomik yatırım projesi desteklenmiş olup proje kapsamında 269 adet istihdam yaratılarak yatırımcılara 19.763.885,35 TL hibe destek ödemesi yapılmıştır.

Hibe destek ödemesi yapılan; kanatlı hayvan yetiştiriciliği projesi 21 adet, hayvansal ürün işleme paketleme ve depolama tesisi projesi 8 adet, bitkisel ürün işleme paketleme  ve depolama tesisi projesi 7 adet, Büyükbaş Hayvan yetiştiriciliği projesi(Besi, Süt, Manda) 8 adet, Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği projesi 2 adet, Mantar Üretim Tesisi Projesi 5 adet, Soğuk Hava Deposu Projesi 1 adet, Çiftlik Faaliyetlerinin geliştirilmesi projesi 1 adet uygulanmıştır.

Kırsal Kalkınma yatırımlarının desteklenmesi programı kapsamında;   2017 yılında yayınlanan tebliğle 12. Etap Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında Müdürlüğümüze 21 adet proje müracaatı yapılmış olup, hibe programı kapsamında desteklenmesi uygun görülen 8 adet proje Bakanlığımıza gönderilmiştir. Bakanlık tarafından İlimize ayrılan bütçe doğrultusunda 8 adet projenin desteklenmesi uygun görülmüş olup, ancak 4 adet yatırımcı ile hibe sözleşmesi imzalanmıştır. Proje uygulamalarımız devam etmektedir.
Kocaeli’nde Kırsal alanda yatırım yapmak isteyen yatırımcılarımıza yüzde 50 hibe desteği vererek tarıma dayalı sanayinin gelişmesine katkı sağlamayı sürdürüyoruz.

 Fatma KARAYEL
Kocaeli Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürü


 
5.4.2019
Devamı

Gıda Kontrol Genel Müdürlüğüne Atama

Ardeşen Eski Belediye Başkanı Mümtaz Sinan, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin imzasıyla Genel Müdürlüğe Atandığı bildirildi.

Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk'un Özel Kalem Müdürlüğü Emrine geçici görevle görevlendirilmesi sebebiyle boşalan Genel Müdürlüğü görevine aynı yerde Genel Müdür Yardımcısı olarak görevli Mümtaz Sinan'ın atandığı bildirildi.
Mümtaz Sinan Kimdir?
1967 Rize Ardeşen Sinan Köyünde doğdu. İlkokul ve ortaokulu Ardeşen'de, lise tahsilini Rize Ticaret Lisesinde tamamladı. 19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Bilimi ve Teknolojisi bölümünden 1991 yılında Ziraat Mühendisi olarak mezun oldu.
1991-1993 yıllarında gıda sektöründe faaliyet gösteren bir fabrikada Gıda Kontrol ve Kalite Sorumlusu olarak yöneticilik yaptı. 1994 yılında Ardeşen Belediyesinde Başkan Yardımcısı olarak çalışmaya başladı. 2002 yılında Ardeşen Belediye Başkanlığına seçildi.
13 yıl Ardeşen Belediye Başkanı olarak görev yaptı. 2014 Haziran ayında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına Müşavir olarak atandı.
 
 
4.4.2019
Devamı

Besiciliğe Hayat Veren Proje

Tarım ve Orman Bakanlığınca geçtiğimiz yıl Desteklenen ve Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Projesi Kapsamında Kocaeli’nde Ahmet CECE Büyükbaş Besi İşletmeciliği projesini hayata geçirdi. Ülkemizin ve Kocaeli’nin Et İhtiyacı açığının kapatılması hayvancılığın geliştirilmesini hedefleyen bu proje kapsamında;
Kocaeli’nin Derince ilçesine bağlı Toylar mahallesinde Ahmet CECE, Muammer CECE Kardeşler devletten 604 bin TL hibe kullanarak Toplam 1 Milyon 346 bin 565 TL ye kurduğu Çiftlikte 400 büyükbaş hayvan Yetiştiriyor.
 
Sektöre önemli yatırım yapan Ahmet ve Muammer CECE Kardeşler Amerika’dan getirilen Uruguay menşeli Hayvanlar ve Ülkemizin Çeşitli yerlerinden getirilen Büyükbaş Hayvanlar Kocaeli hayvancılığına büyük katkı sağlıyor.
 Kaba Yem Üretimini de teşvik edecek bu projede CECE Çiftliğinde 220 başlık yarı açık ahır yapımı, Yem karma makinası, Gübre sıyırıcı, Gübre pompası, yemlik ve suluk, kaba yem deposu, İdari binanın yapım ve alım işleri hibe kapsamında değerlendirilerek gerçekleşti.


 
Gelişime açık olan CECE Çiftliği kendi öz kaynakları ile Kurbana yönelik olarak bir adet kesimhaneyi de devriye almış bulunmaktadır.
Öte yandan; CECE Kardeşler bu yatırımın Kocaeli’ne kazandırılmasında Emeği geçen Başta Sayın Valimiz olmak üzere Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüz yetkililerine Teşekkür ettiğini ifade etti.       
 
4.4.2019
Devamı

IPARD'ta Son Başvuru 17 Mayıs

Tarım ve Orman Bakana Bekir Pakdemirli, Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı IPARD-2 Beşinci Çağrı Programında hayvancılık yatırımlarına 1 milyar lira destek verileceğini belirterek, “Hayvancılık yatırımlarına son başvuru tarihi 17 Mayıs'tır. Projelerinizi heyecanla bekliyor olacağız” dedi.
Bakan Pakdemirli, Ankara Ticaret Odası'nda düzenlenen 'Avrupa Birliği' Kırsal Kalkınma Programı IPARD-2 Beşinci Çağrı Programı bilgilendirme toplantısına katıldı.
Seçim sonuçlarını değerlendiren Pakdemirli, "Millet, yüce iradesiyle yol gösterici kararı verdi. Milletimiz ne karar verdiyse başımızın üstünde yeri vardır. Milletimizin terazisi en iyi terazidir. Dün olduğu gibi bugün de liderimiz Recep Tayyip Erdoğan ile yürümekten gurur duyuyoruz” dedi.

Avrupa Birliğine Teşekkür
IPARD kapsamında, kırsal kalkınmaya sağladığı kaynaktan dolayı, Avrupa Birliği'ne teşekkür eden Pakdemirli, bu desteklerin daha da artmasını istediklerini belirtti. Bu hibe paketiyle iki ana grupta, 9 alt sektördeki yatırımlara, yüzde 40 ile yüzde 70 arasında hibe sağlanacağını ifade eden Pakdemirli,
“Birinci grupta hayvancılık, ikinci grupta işleme ve pazarlama yatırımları olacak. Hayvancılıkta süt, besi ve kanatlı yatırımlarını destekleyeceğiz. Alt sektöre göre değişmekle birlikte, yatırımın 500 bin avroya, yani, 3 milyon liraya kadar olan kısmına destek sağlayacağız. Yeni işletme kurulumuna yüzde 40 hibe, mevcut işletmelerin modernizasyonunda yüzde 50 hibe vereceğiz. Kooperatifler, üretici örgütlerinin ve bunların hakim ortak oldukları tüzel kişiliklerin başvurularında, vereceğimiz hibe oranı yüzde 60 olacak. 250 milyon avronun, 170 milyon avrosunu, yani 1 milyar lirasını hayvancılık yatırımlarının desteklenmesi için kullanacağız. Hayvancılık yatırımlarında son başvuru tarihi 17 Mayıs'tır. Projelerinizi heyecanla bekliyor olacağız."
 
 
4.4.2019
Devamı

AB Projesi IFISH'le Balık Hareketleri ve Göç Yolları Belirlenecek

TAGEM tarafından geliştirilen Balıkçılık Faaliyetlerinde stok değerlendirme Uygulamalarına ilişkin teknik yardım başlıklı program Ankara’da düzenlendi. Programa İtalya Büyükelçisi Massımo Gaıanı, Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonunun yanı sıra Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar  (TAGEM) Genel Müdürü Özkan Kayacan, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü M. Altuğ Atalay, Hayvancılık ve Su  Ürünleri Araştırması Daire Başkanı Dr. ALi Ayar ve paydaşlar katıldı.

 
(IFISH Project ) Balıkçılık faaliyetlerinde stok değerlendirme uygulamaları tanıtım toplantısında bir konuşma yapan TAGEM Genel Müdürü Özkan KAYACAN şunları kaydetti.
“Balıkçılık Faaliyetlerinde Stok Değerlendirme Uygulamaları başlıklı AB IPA 2 kapsamında desteklenen yaklaşık 7 milyon Avro bütçeli proje, teknik yardım ve tedarik bileşeni olarak 2 kısımdan oluşmakta.

Teknik Yardım Bileşeni
25 Şubat 2019 tarihinde başlamış olan proje; Bakanlık personel alt yapısını desteklemek, Bakanlık-STK ve diğer kurumlarla işbirliğini arttırarak tavsiye komitesi oluşturmak, ayrıca Yerli ve Milli balıkçılık veri tabanı oluşturularak stok değerlendirme Programı oluşturulacak.

Tedarik Bileşeni
Denizlerde 9 noktaya şamandıra sistemi ve 2 adet otonom su altı aracı alınarak Denizlerin fiziko-kimyasal verileri ile sonarlar vasıtası ile balık hareketleri ve göç yolları belirlenecek su altı kamera sistemleri vasıtasıyla balık tür çeşitliliği belirlenecek. Su altı hidrofon ile deniz memelileri de bu proje ile detaylı olarak izlenecek.
 Ayrıca su üstü hareketliliği su üstü kameralar, AIS, RACON ve radarla tespit edilecek her şamandıra üzerinde bulunan meteoroloji istasyonları ile hem balıkçılar hemde denizel aktivitelerle uğraşanlara da yardımcı olacak. Otonom su altı cihazlar ile 0-250 metre derinlikteki denizel tüm hareketlilik ve Türkiye denizlerinin dip yapısı ortaya konacaktır.


 
3.4.2019
Devamı

Meyve Üreticisinin ve Yörenin Can Simidi MAŞUKİYE

Kocaeli’nin Kartepe İlçesine bağlı Maşukiye Beldesinin önemli değerlerinden olan S.S. Maşukiye Beldesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Kooperatifçilik ’de öncü oldu. 1974 yılından beri bölgenin çiftçisine her alanda destek veren soğuk hava depoculuğunda bir marka olan Maşukiye Tarımsal Kalkınma Kooperatifi bölgenin lokomotifi rolünü oynuyor.
 Maşukiye Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hikmet Kırvanoğlu Maşukiye’yi ve Kooperatifi şöyle ifade ediyor. “Kooperatifin çalışma alanı olan Maşukiye Mahallesinde elma, Armut, Ceviz, kestane yüksek üretim potansiyeline sahip olup, bu ürünlerin üretim mevsimi dışındaki tüketimlerinde kooperatifin soğuk hava depolarında saklanmasından dolayı daha lezzetlidir. Bundan dolayı meyvelerimiz aromasını hep korur, tadından hiçbir şey kaybetmez.” Dedi.


 
 
1974 yılında temelleri atılan Kooperatif aynı yıl 2.000 ton/yıl kapasiteli soğuk hava deposunu satın alarak ortakların ürünlerini depolamaya başlamış, Kooperatif depolama kapasitesini artırmak için 2006 yılında ise Tarım ve Orman Bakanlığının rehabilitasyon programından 1.703.000,00 TL kredi tahsis edilerek 2.000 tonluk ilave soğuk hava deposu yapılarak kapasitesini 4.000 ton /yıl çıkarmıştır. Ancak 1974 yılında satın alınan soğuk hava deposu 2017 yılında Kartepe Belediyesi tarafından kamulaştırıldığından proje faaliyetini sonlandırmıştır.
Kooperatif halihazırda 2000 ton/yıl soğuk hava deposu projesiyle faaliyetine devam etmektedir. Kamulaştırma nedeniyle kooperatife belediye tarafından ödenen  bedelle kırsal kalkınma yatırımlarının desteklenmesi hibe programından  yeni proje uygulanması planlanmakta.

 
Kooperatif ortaklarının depolama işlemlerini genelde  ağaç kasa ile yaparken, bugün ise depolama işlemlerimizin tamamını plastik kasalarla yapmakta. Maşukiye Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hikmet KIRVANOĞLU kooperatifle ilgili şunları kaydetti.
“Kooperatifimizin 270 ortağı bulunmaktadır. Bütün ortaklarımızın ve ortak dışı çiftçilerin meyveleri depomuzda muhafaza edilmekte ve pazara kooperatifimiz tarafından arz edilmektedir.
Kooperatifin çalışma alanı olan Maşukiye Mahallesinde elma, Armut, Ceviz, kestane yüksek üretim potansiyeline sahip olup, bu ürünlerin üretim mevsimi dışındaki tüketimlerinde kooperatifin soğuk hava depolarında saklanmasından dolayı daha lezzetlidir. Bundan dolayı meyvelerimiz aromasını hep korur, tadından hiçbir şey kaybetmez.” Dedi.

 
 
 
3.4.2019
Devamı

Arazi Toplulaştırma Çalışmaları Meyvelerini Veriyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın toplulaştırma çalışmaları Kocaeli’nde de meyvelerini vermeye başladı. Aysa Mühendislik tarafından gerçekleştirilen arazi toplulaştırma çalışmaları Kocaeli’nin Derince İlçesine bağlı Tahtalı, Geredeli, Kaşıkçı, Terziler, Toylar, Karagöllü mahalleleri ile Körfez İlçesi Cuma, Çıraklı, Himmetli, Karayakuplu, Kutluca, Osmanlı, Sevindikli ve Sipahiler mahallelerin ’de sevinçle karşılandı.



Aysa Mühendislik tarafından gerçekleştirilen Arazi Toplulaştırma çalışmaları hakkında Anadolu İzlenimleri Dergisi’ne bilgi aktaran Ziraat Mühendisi Ufuk Çelik şunları kaydetti.
“Kocaeli Tahtalı arazi toplulaştırma tarla içi geliştirme hizmetleri projesi kapsamında Proje sahası, Kocaeli İlinin kuzeyinde, coğrafi konum olarak 40.914672 enlemi ile 29.821949 boylamında yer almakta olup, İzmit Körfezi ile Karadeniz arasında kalmaktadır. Genel olarak bölge Karadeniz iklimi etkisi altındadır.”dedi.
Ziraat Mühendisi Ufuk Çelik; Projenin yürütüldüğü mahalle ve köyler hakkında bilgiler vererek şunları söyledi.
“Projenin yürütüldüğü mahalleler (köy) arasında Derince İlçesi Tahtalı, Geredeli, Kaşıkçı, Terziler, Toylar, Karagöllü mahalleleri ile Körfez İlçesi Cuma, Çıraklı, Himmetli, Karayakuplu, Kutluca, Osmanlı, Sevindikli ve Sipahiler mahalleleri yer almaktadır.
 
 
 
Projeden 15 Mahalle ve 75 Yerleşim Yeri Faydalanıyor
Proje ve uygulama alanı toplamda 14600 ha olup, projeden Derince İlçesine bağlı 7 mahalle, Körfez ilçesine bağlı 8 mahalle olmak üzere toplamda 15 mahalle 75 yerleşim birimi faydalanmaktadır. İnşaat ve Mühendislik işleri olarak iki aşamada devam eden projemiz şuanda  %60 seviyelerindedir.
Projenin inşaat işleri içerisinde tarla içi yol yapımı, eski parsel sınırlarının düzeltilmesi, geçit ve köprü yapımları yer alıyor. Mühendislik hizmetlerinde ise Derince ilçesine bağlı Tahtalı, Geredeli ve Terziler mahallelerinde yeni parsellerin tapu dağıtımları yapılmış, Çavuşlu ve Toylar mahalleleri tapu tescil çalışmaları, Kaşıkçı ve Karagöllü mahallelerinde askı süreçleri devam etmektedir. Körfez ilçesine bağlı Cuma ve Çıraklı mahallelerinde mülakat görüşmeleri yapılmış olup, askı süreçleri devam etmektedir. Körfez ilçesine bağlı diğer mahallelerde ise proje altlık çalışmaları tamamlanmış olup, mülakat görüşmeleri aşamasına gelinmiştir. “dedi
.
 
 
 
 
2.4.2019
Devamı

KOCAELİ’DE GIDA VE YEMİN RESMİ KONTROLLERİ

Kocaeli, Karadeniz ve Marmara Denizine olan kıyıları ile ticaret , kültür ve turizm açısından önem taşıyan 2018 yılı verilerine göre 1.906.391  nüfusa sahip  12 ilçesi olan bir ilimizdir. 37 limanı bulunmakta olup bunun 8 adetin de gıda ve yemin ithalat ve ihracatı gerçekleşmektedir. Kara ,demir,  deniz ve hava yolu ulaşımları ile Türkiye’nin önemli bir geçiş noktasıdır. 16 adet  Organize Sanayi Bölgesi  ve  4 adet  Teknoparkı ile ülke Sanayinin başkenti konumundadır. Bünyesinde 1.389  adet gıda üretim işyeri, 13.895 adet gıda maddesi satış ve toplu tüketim  yeri olmak üzere toplam 15.284  adet işletme faaliyet göstermektedir.

Gıda ve Yemin Resmi Kontrolleri
Gıda ve yemin güvenliğinin sağlanmasından sorumlu kuruluş Tarım ve Orman Bakanlığıdır (TOB). Bu kapsamda yurt içinde üretilen, yurt dışından gelen ve gerektiğinde yurt dışına giden gıda, gıda ile temas eden malzemeler ve yemlik maddeler   resmi kontrollere tabi tutulurlar. Bu kontroller; hammaddenin üretildiği hayvan, onun yediği yem, tarladaki bitki ve onun tohumunu da   içerecek şekilde son tüketiciye ulaşana kadar tüm aşamaları kapsar. Güvenli gıda ve yemi piyasaya  arz etmek  işletmecisinin görevidir. Bu işletmelerin denetimi, tüketicinin ve halk sağlığının korunmasına yönelik tedbirlerin alınması da TOB’nın sorumluluğundadır. TOB, öncelikle gıdalar  ve yemler ile  bunlara ait  zincire uygulanacak işlemlerle ilgili usulleri belirlemek üzere yönetmelik, tebliğ gibi düzenlemeler yapar. Daha sonrasında, bu düzenlemelerde saptanan kurallar doğrultusunda resmi kontrolleri gerçekleştirir.

Bu kapsamda yapılan resmi kontroller;
• İşletmelerin kontrol görevlileri tarafından yerinde kontrolü,
• Gerektiğinde üretilen ürün ve hammaddelerden numune alınması ve analizi,
• Gıda işletmecisi tarafından analiz sonuçlarına itiraz edilmesi durumunda kontrol sırasında alınan ikinci (şahit) numunenin yeniden analiz edilmesi,
 • Gerektiğinde ceza verilmesi, işletmenin kapatılması, uygunsuz ürünlere el konulması ve/ veya imhasını, içeren bir dizi işlemden oluşmaktadır.
Resmi kontroller risk esasına dayanılarak yapılmakta üretilen ürünün türü ve/veya işletmenin şartları dikkate alınarak belli aralıklarla yürütülmektedir. Risk esasına dayalı kontroller; kabaca, riskli ürünlerin veya denetim geçmişinde uygunsuz sonuçların yoğun olduğu işletmelerin daha sık denetimi anlamına gelmektedir.
Kocaeli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak, il genelinde, Ziraat Mühendisi, Gıda Mühendisi, Veterinerlerden oluşan 67 Gıda Kontrolörü ile 2018 yılı içerisinde 15.284  işletmede risk durumları da göz önüne alınarak  21.817 denetim gerçekleştirilmiştir.Bu denetimler 12 ilçesi olan ilimizde  yetkilendirilmiş olan ilçe 12 ilçe  Müdürlükleri  tarafından yapılmıştır.
Yurt dışından gelen (ithal) gıda ve yemlik maddelerde yurt içinde uygulanan aynı kurallar uygulanmak kaydı ile gümrüklerde yine TOB tarafından resmi kontroller yürütülmektedir. 2018 yılında bu kapsamda 80 ülkeden 184 gıda ve yem grubuna ait toplam 17.982 adet ithalat işlemi  gerekli kontrolleri sağlanarak yurt içine girişleri sağlanmıştır.
2018 yılında  gıda ve yemle ilgili 7.427 adet ihracat işleminin kontrol işlemleri yapılmıştır.
Yurt dışına gönderilen (ihraç edilen) ancak çeşitli sebeplerle yeniden ülkeye dönen gıda ve yemler ise aynı yurt dışından gelen ürünler için uygulanan kurallara göre resmi kontrolden geçirilerek uygun olması halinde yurda  yeniden girmesine izin verilmektedir. Bu üç alanda da aynı kuralların uygulanması yurt içinde üretilen, ithal edilen veya ihraç edilip geri gelen ürünlerin eşit gıda güvenliği şartlarını taşımasını sağlamaktadır.

Gıdalarda Şikâyet Mekanizması
TOB tarafından yürütülen rutin kontrollerin yanı sıra şüphe ve şikâyet üzerine de resmi kontroller gerçekleştirilmektedir. Tüketicilerin sorun yaşadıkları ürünlerle ilgili ALO 174 vasıtası ile bildirimde bulunarak şikâyet etmesi kontrol sistemini harekete geçirmektedir. Bu durumda, belirtilen gıda işletmesi yerinde  denetlenmekte , özellikle belirtilen ve sorun yaşanan parti numarasını taşıyan üründen numune alınarak resmi laboratuvarlarda kontrol edilmekte ve sonuca göre işlem yapılmaktadır.
Burada önemli olan tüketicinin doğru bilgileri şikayetinde dile getirmesidir. İşletmenin adı, ürünün adı ve ambalaj üzerindeki parti numarası şikâyette belirtilmelidir. Bu bilgiler etkin bir kontrol yapılması için önemli ipuçlarıdır. Tarım ve Orman İl Müdürlükleri veya İlçe Müdürlüklerine şikâyete konu ürünün götürülerek analizinin istenmesi doğru bir yöntem değildir. Açılmış ve kontrol görevlisi dışında başka kişilerce alınmış örnekler resmi kontrole tabi tutulamaz. Resmi analizler sadece kontrol görevlisi tarafından alınmış, mühürlenmiş ve laboratuvara gönderilmiş ürünler üzerinde yapılır. Bu nedenle şikâyet edilen ürünün ve/veya işletmenin, kontrol görevlileri tarafından yerinde denetlenmesi doğru bir şikâyet ve oto kontrol mekanizmasını sağlayacaktır.

Resmi Kontrollerde Uygulanan Kurallar Tüketiciler üzerine düşen görevler;
 • Özellikle ambalajlı ürünleri tercih ederek, marka, üretici, parti numarası gibi bilgilere gerektiğinde ulaşabilir olmalıyız.
• Açıkta satılan ürün alırken de yine zorunlu etiket bilgileri istenmelidir.
• Bu bilgiler gıda ile ilgili sorun yaşamamız halinde bize lazım olacaktır.
 
Resmi Kontrollerde Cezalar
 TOB yaptığı resmi kontrollerin sonucuna göre uygunsuz üretimler için 5996 sayılı Kanun kapsamında;
 • Para cezası uygulamakta,
• Gerektiğinde işletme eksiklerini giderene kadar faaliyetten men edilmekte,
 • İşletmeci tarafından ürünleri piyasadan toplatılmakta,
 • Ürünlere veya hammaddelere el konulmakta,
• Ürünlerin mülkiyeti kamuya geçirilmekte,
• Gerektiğinde ürünler imha edilmekte,
• Bazı durumlarda savcılığa suç duyurusunda bulunulmasını sağlamaktadır.
2018 yılında Kocaeli il genelinde çeşitli sebeplerden dolayı 5996 sayılı kanuna aykırı hareket eden işletmelere 322 adet İdari Para cezası uygulanmıştır. İdari para cezalarının  çoğunlukla; hijyen kurallarına aykırılık, kodekse aykırılık, son kullanma tarihi dolmuş olan ürün tespiti nedeniyle olduğu görülmektedir.
Ayrıca TOB yaptığı resmi kontroller neticesinde tüketiciyi aldatacak şeklinde üretim yapan gıda maddesinde taklit ve tağşiş yapan işletmeleri tespit etmekte ve diğer uygulanan cezaların yanı sıra bunları ifşa etmektedir. Taklit ve tağşiş ;tüketicinin aslında alması gereken üründen farklı bir ürünün kendisine satılmasına neden olmaktadır. Bu nedenle tüketicinin korunması için bu tür ürünleri ürettiği tespit edilen gıda işletmeleri ve ürünleri Tarım ve Orman Bakanlığı kendi resmi web sitesinden 30 gün boyunca duyurmaktadır. Ayrıca bunlar çeşitli gazetelerde de haber olarak yer almaktadır. Bu açıklanan işletmeler ve ürünlerinin takip edilmesi tüketicilerin tercihlerini belirlerken önemli bir bilgi kaynağıdır.

Sonuç olarak ;
Biz tüketicilerin kendi sağlığını ve çevresindekilerin sağlığını korumak için öncelikle;
• Ambalajlı ve etiketli ürünleri tercih etmesi,
• Ambalaj üzerinde işletmenin kayıt veya onay numarasının bulunması,
• Açıkta satılan dökme ürünlerde zorunlu etiket bilgilerinin (ürün adı, son kullanma tarihi, menşei ülke, üretim yeri) mutlaka istenmesi bu bölümde bahsedilen resmi kontrol sistemi içerisinde denetlenen ürünlere ulaşmamızın garantisi olacaktır.
Açıkta etiket bilgisi olmadan satılan ve/veya kayıt/onay numarası olmayan işletmelerde üretilen ürünler merdiven altı dediğimiz, resmi kontrol mekanizması içine girmemiş TOB tarafından kayıt veya onay verilmemiş işletmelerdir. Bunların ürettiği ürünlerden uzak durulması kişilerin sağlığı için kısa ve uzun vadeli olarak çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki birçok hastalık gıda kaynaklı olabilmektedir.

Halide SANCAR
Kocaeli Gıda Yem Şube Müdürü
2.4.2019
Devamı

Hayvancılık ’ta Islah Çalışmalarını Yaparsak İthalata DUR Deriz

Anadolu İzlenimleri Dergisi olarak Kocaeli ziyaretlerimizde Kocaeli ilinde Kırsal Kalkınma yatırımlarını desteklenmesine yönelik yapılan çalışmaları yerinde görme adına Kocaeli’nin Derince ilçesine bağlı İshakçılar köyünü ’de ziyaret ederek Kırsal Kalkınma desteklerinden faydalan yetiştiriciyi çiftliğinde ziyaret edip hem sektörü hem de yüzde elli hibe desteklerinden memnuniyetlerini sorduk.
İshakçılar köyündeki Gülfen çiftliğinin sahibi, yetiştiriciliğinin yanı sıra Kocaeli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin hem üyesi hem de başkanlığını yapıyor. Başkan Cemil GÜLFEN Kırsal Kalkınma ve Desteklemesinden faydalanarak yüzde elli hibe ile 105 başlık çiftliğinde son sistemde hijyenik olarak süt üretiyor. Başkan Gülfen; hem yatırımı hem de sektörü Anadolu İzlenimlerine Şöyle değerlendirdi.



Öncelikle bizleri her fırsatta yalnız bırakmayan sektöre büyük emek ve katkıları olan aynı zamanda buralara kadar gelip sektörün sorunlarını sıkıntılarını yerinde görüp merkez ve taşra arasında bir köprü vazifesi gören siz değerli Anadolu İzlenimleri Dergisine ve yöneticilerine teşekkür ederek başlamak istiyorum.

Bildiğiniz gibi hayvancılık sektörü inişli ve çıkışlı bir sektör. Şuanda da zor günlerden geçiyoruz. Yem, Mazot, gübre pahalı girdilerimizin birçok kalemi pahalı. Üstüne ’de üretmiş olduğumuz sütü ’de istediğimiz fiyata satamıyoruz. Konseyin almış olduğu fiyatlar dahi uygulanmıyor. Bizler bıkmadan usanmadan var gücümüz ile çalışmaya devam ediyoruz.
Kocaeli’nde hayvancılık konusunda baktığımızda 130 bin büyük baş hayvan varlığından bugün 117 binlere gerilemiştir.  Bu konuda birlik olarak tekrar toparlanması için bütün gücümüz ile gayret göstermekteyiz. Ülkemizin 2023 hedeflerine ulaşması için yetiştiriciler olarak üretimden vaz geçmeyip bütün zorluklara rağmen ayakta durmaya çalışıyoruz.
Tarım ve Orman Bakanlığımızın bölgemizde yapmış olduğu Arazi Toplulaştırma çalışmaları üreticinin ve yetiştiricinin yüzünü güldürdü. Köylerdeki toplulaştırma çalışmaları işleri kolaylaştırdı. Ancak, Bakanlığımızdan miras yolu ile bölünen arazilere hızlı bir şekilde önleyerek yeni projeler konusunda da adım atmasını bekliyoruz.
Tarım ve Orman Bakanlığımızın özellikle Genç Çiftçi ve Buzağılar Ölmesin projeleri tarım ve hayvancılık sektörüne fayda sağlamıştır.



Sayın Gülfen Islahla İlgili neler söyleyebiliriz?
Bildiğiniz gibi Damızlık Birlikleri Islah amaçlı birliklerdir.  Geçtiğimiz yıllarda yapmış olduğumuz ıslahlarla ülke hayvancığına büyük katkılar sağladık. Tarım ve Orman Bakanlığımızdan Islaha tekrardan önem vermesi ve ithalata dur demesi gerekmektedir. Yerli ve milliye destek vererek iç piyasadaki üretimi artırarak hem etçi hem de sütçü ırklarla hayvancılık sektörünü şaha kaldırabiliriz.
Tarım ve hayvancılıkta 2023 vizyonunu yakalamak adına ıslah çalışmalarına dönülmesi gerekmektedir. Bu yönde de hayvancılığı desteklemek gerekmektedir. Bunu dışında kaybolmaya yüz tutmuş yerli ırklarımıza yönelikte aynı zamanda adımlar atılmalıdır. Örneğin bölgemizde boz ırk ırkı vardır. Sanıyorum şuanda 25 binin altına kadar inmiştir. Bakanlığımızın bu konuda acilen girişimler yapması gerekmektedir. 
Son olarak sizin aracılığınız ile Tarım ve Orman Bakanlığımıza şunları söylemek isterim. Tarım ’da 4-0 ların konuşulduğu günümüzde 2023 hedeflerine ulaşabilmek için Tarım ve Hayvancılık Şurasının yapılmasını temenni ediyorum.
 
 
2.4.2019
Devamı

Kandıra’dan Uzakdoğu’ya Deniz Salyangozu

Kandıra’da 1981 yılında kurulan Marmara Gıda’nın (MARTAŞ) Marmara ve Karadeniz’den çıkarttığı salyangozlar, Uzakdoğu ülkelerine ihracat yapıyor.
Marmara Gıda San. İth. İhr. Tic. A.Ş.in sahiplerinden Selçuk UZTÜRK MARTAŞ’ı Anadolu İzlenimlerine değerlendirdi. UZTÜRK “Firmamızın temelini 1966 yılında Babam Salih Zeki Uztürk tarafından atıldı. 1981 yılında yılında yönetimini devraldığımız şirketi kardeşim Selman Uztürk’le devam ettirmekteyiz.” Dedi.
 
Sayın Uztürk Türkiye’de çok fazla yaygın olmayan bir sektörde hizmet veriyorsunuz. Sektöre nasıl girdiniz? Sektörü ve ihracatınızı bize anlatırmısınız?
Babam Salih Uztürk daha önceden salyangozları toplayıp sahibi olduğu fabrikada salyangozların satışını gerçekleştiriyordu. Bir süre sonra bu işin ihracatını yapmaya karar verdi. 1972’den beri de işin ihracatını ve üretimini devam ettirmekteyiz.
1981 yılından itibaren kardeşimin yurtdışı bağlantıları vesilesi ile ihracatımızı kendimiz yapmaya başladık. İlk başlarda kara salyangozu üretimi ve ihracatı ile uğraşıyorduk. 1987 yılında Uzakdoğu ile çalışmaya başladık. Uzakdoğu’ya deniz salyangozu ihraç eder olduk. Deniz salyangozunda kapisitemiz 1987 yılılında yıllık 150 ton civarındaydı. Şimdi ise 600 ton civarında. Ancak şuan kapasitemizin  %30’unu kullanabiliyoruz.



Bundan sonraki hedefleriniz nelerdir?
Yeni projemiz yaklaşık 2 milyon Euroluk bir bütçe ile bin ton kapasiteli bir tesis kurmak. Yıllık ihracatı 25 milyon dolarlık bir projeyi hedefliyorum. Kara salyangozu, dağ mantarı,deniz kestanesi, deniz patlıcanı gibi bir çok ürünü barındıran bir yapı oluşturmak.  Dünyada en çok deniz salyangozu ihracatı yapan ülke Türkiye. İhraç ettiğimiz salyangoz, Karadeniz’de deniz suyunun az tuzlu olması nedeni ile rağbet görüyor. Unutkanlığın giderilmesi dahil bir çok faydasısın yanında özelikle E vitamini ağırlıklı enerji yiyeceği olarak  tüketilen deniz salyangozu için uzak doğu ülkeleri gözünü Karadeniz’e dikti diyebiliriz. Protein ve içerdiği genetik özellikleri bakımından tercih edilen Karadeniz salyangozu bir çok Uzakdoğu ülkesinin lüks lokantalarında satılıyor. Deniz salyangozu  1985 yılından sonra ticari olarak önem kazanmaya başladı.  Türkiye’de yaklaşık 12 tesis ’de dondurulmuş taze ve soğutulmuş olarak işlenen salyangoz etleri başta Japonya, Güney Kore ve Tayvan başta olmak üzere 13 ülkeye ihraç edilmektedir. Türkiye İhracatçılar Birliğinin kayıtlarına göre yıllık ihracat miktarı 434 ile 2 bin 288 ton arasında değişmektedir.



Salyangozların İhracata hazırlanmasından bahsedermisiniz?
Deniz salyangozlarını Karadeniz ve Marmara’daki balıkçılarımız ve dalgıçlarımız vasıtası ile topluyoruz. Toplanan salyangozlar araçlarımızla tesisimize getiriyoruz.  Salyangozları 5 dakika boyunca buharda pişiriyoruz. Sonra özel çatallarla salyangozları kabuklarından ayırıyoruz. Ardından bağırsaklarını alıyoruz. Burada yıkama ünitesine getiriyoruz. Yıkamadan sonra  kalibrasyon yapıyoruz. En küçük boydan en büyük boya kadar kalibre edip 10 kg blok kasalarda -35 santigrat derecede şokluyoruz.  Sonra iki tane 10kg lık kasayı 20 kg lık naylon torbalara koyup -18 santigrat derecede muhafaza altına alıyoruz. Bu durumda salyangozlarımız yükleme pozisyonunu hazırlanmış oluyor.
Salyangozların kabukları dahil her şeyini değerlendiriyoruz. Koreliler ahtapot avladıkları için kabukları alıyorlar. Salyangozun kapağını yine kozmetikte kullanıldığı için Dubaiye gönderiyoruz. Çıkan bağırsakları ise gübre olarak kullanılması için köylümüze satıyoruz.

Mantar İhracatından da Bahsedermisiniz?
Salyangoz üretimin dışında Fransa ve Almanya başta olmak üzere Avrupa’ya dağ mantarı ihraç ediyoruz. Dondurulmuş, kurutulmuş ve salamura olarak yabani mantarı ihraç ediyoruz. Mevsimine ve hava şartlarına bağlı olarak senede 100 ile 150 ton arası dağ mantarı yurt dışına ihraç ediyoruz.
 
 
 
1.4.2019
Devamı

Mandayı Markalaştıran BUFFA

Ülkemizin ve Kocaeli’nin önemli değerlerinden olan,  aynı zamanda manda yetiştiriciliğinde yapmış olduğu yatırımlarla hem gündeme gelen hem de Manda Sütü, Manda Yoğurdu ve Manda Kaymağını markalaştırmış bir İş adamı. Kocaeli Manda Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanlığı da yapan Niyazi YELKENCİOĞLU mandayı ve mandacılık sektörünü Anadolu İzlenimlerine değerlendirdi.

A.İ.: Sayın Yelkencioğlu İşletmeniz Hakkında bilgi verir misiniz?
İşletmemizi 2014 yılında ortağım Ömer Aral ile birlikte Kandıra’da kurduk.
Yerli mandaların süt verimi az olduğundan araştırmalar yapmak üzere defalarca İtalya’ya gittik.
İlk olarak İtalya’dan 200 adet gebe düve ithal ederek başladık.
Manda ve hayvancılık konusunda deneyimimiz ve bilgimiz olmadığından, çiftliğimizin başına İtalya’dan çiftlik sahibi bir İtalyan 'ı getirdik.
Çiftliğimiz şu anda yaklaşık 70.000m2 alanda kurulmuş olup, manda sayımızda 750 civarındadır.
3 adet yetişkin manda,1 adette yavru manda ahırı bulunmaktadır.
3000 tonluk silaj depomuz ve 2x8 ilk sağım hanemiz vardır.
2015 yılında da çıkan sütlerimizi işleyip değerlendirdiğimiz mandıramız Buffa markasıyla üretime başladı.
Mandıramızda mozzarella, burrata, ricotta,  gibi İtalyan peynirleri ile kaymak, yoğurt, tereyağ gibi manda sütünün özelliğini taşıyan ürünleri katkısız ve 100% manda sütünden üretiyoruz.
A.İ.: İşletmenizi Kandıra’da kurma tercihinizi bize anlatırmısınız?
 
İşletmemizi Kandıra’da kurma tercihimiz öncelikle Kandıra’nın mandaları ile meşhur bir yer olması ve de benim Kandıralı olmamdır.
Bütün yaşamımı İstanbul’da geçirdikten sonra kökleri 170 senedir Kandıra’da olan ve Kandıra’ya hep ilkleri getiren bir ailenin ferdi olarak memleketimde böyle bir yatırım yapmak bana ayrı bir gurur verdi.

A.İ.: Ülkemizin ve Kocaeli mandacılığını değerlendirirmisiniz?
 
Ülkemizde manda sayısı 30-40 sene önceleri 1.000.000 civarındayken 2000 lerde 70-80.000 lere kadar gerilemiştir.
Devletin manda konusuna el atmasıyla  sayıları son senelerde 130-140.000 lere kadar çıkmıştır.
 
Ben 2014 yılında Kocaeli manda yetiştiricileri Birliğini kurdum. Nerede ise yok olmakta olan manda sayısı ve üreticilerin mandaya olan ilgisi o tarihten itibaren hızlıca artmıştır.
Birlik üyesi olan üreticilere devlet her sene destekler vermektedir, Buda mandacılığı tekrardan popüler hale getirmiştir.
Ayrıca bizim manda çiftliği için yaptığımız yatırımda  üreticilere cesaret vermiştir.
 
 Az önce ifade ettiğim güzel şeyler maalesef son zamanlarda terse dönmeye başlamıştır. Üreticilerimiz mandalarını kesime göndermeye veya satmaya başlamıştır. Bunun sebebi de yem maliyetlerinin çok artması ve köylünün finansal zorluk yaşamasıdır.
Kocaeli Avrupa Birliği IPARD  programı kapsamında olmadığından Avrupa Birliği’nin verdiği avantajlı hibelerden faydalanamamaktadır.
Üreticiler finansman için ilk müracaat etmeleri gereken kaynak Ziraat Bankası olması gerekirken, gerekli desteği bulamadıklarından başka bankalardan yüksek faizli kredi aldıklarından sonunda zora düşmektedirler.
Tarım ve hayvancılıkla uğraşanlara hem düşük faizli kredi imkânı sunulması, hem de uygun fiyatlı yem hammaddesi ve yakıt temin edilmesi gerekmektedir.
Köylerde tarımla uğraşan genç nüfus maalesef pek kalmamıştır.
Tarım ve hayvancılığın cazip hale getirilmesi gerekmektedir. Bu bereketli topraklarda bilinçli tarım ve hayvancılık programları ile Çok başarılı sonuçlar alınacağına inanıyorum.



A.İ.: Ülke mandacılığının gelişimi için Tarım ve Orman Bakanlığına önerileriniz var mıdır?
Türkiye’de mandacılığın gelişmesi için önemli bir konuda kaliteli ve genetiği iyi mandaların yetiştirilmesidir.
Bunun için çok önemli bir fırsatta bizim yetiştirdiğimiz anne ve babaları İtalyan olan erkek malakların, boğaların, yerli üreticilerin mandalarına damızlık olarak verilmesidir. Bunu için bakanlıktan yetkililerle görüşüldü fakat tahsis olmadığı söylendi.
O yüzden İtalya’da 5000-6000 Euro olan boğalar damızlık olarak kullanılmak yerine sucuk olmak üzere kasaba gitmektedir.

A.İ.: Mandacılık sektörüne yatırım yapacak genç çiftçilere önerileriniz nelerdir?
 
Mandacılık sektörüne yatırım yapacak genç çiftçilere önerim öncelikle yapacakları işe ve mandaya güvenmeleri olacaktır.
Mandanın çok kaliteli sütü olduğunu ve ürünlerinin geleceği olduğunu anlamaları gerekmektedir.
İşe başlarken ucuzuna kaçmadan kaliteli mandalarla başlangıç yapmalarını tavsiye ederim.
A.İ.: Sayın YELKENCİOĞLU Son olarak Anadolu İzlenimleri Dergisi aracılığı ile okurlarımıza mesajlarınız nedir?
 
Okurlarınıza şu mesajı verme isterim ki, manda bizim atalarımızdan gelen, maalesef son 30-40 seneye kadar sayıları iyice azalarak yok olma seviyesine kadar inen, sütünün besin değeri  yüksek olan, çok önemli bir değerimizdir.
Dünyada Anadolu Mandası diye bilinen bir ırk vardır. Bu sene dünya manda kongresi İstanbul’da yapılacaktır. Türkiye’de manda için yatırım yapana az sayıda da olsa bilinçli yatırımcı var. Manda konusunda çalışmalar yapan bilgili ve kıymetli öğretim üyeleri var.
Eğer çok eskilerden gelen manda soyunu geliştirmek, besin değeri çok yüksek olan ürünlerini bizim halkımızın kullanımına ve bilgisine sunmak istiyorsak manda üretimini desteklenmesi gerekmektedir.
İtalya yaklaşık 50 sene önce Akdeniz mandasının(bir rivayet Akdeniz mandası, Osmanlının Avrupa’ya seferleri sırasında ağır yükleri taşıyan Anadolu mandasının devamıdır) genetiğini iyileştirme yoluna gitmiş olup bugün dünyanın dört bir yanına İtalyan mandası adı altına da satışını yapmaktadır.
Meşhur İtalyan peyniri mozzarella sadece manda sütünden yapılmakta olup dünyaca bilinen bir peynirdir.
Türkiye’de ise Anadolu mandasını ıslah çalışmaları daha yeni başlamış bulunmaktadır. Bilinçli bir çalışma ile bu fark çok kolay olmasa da kapanabilir.
Türkiye’deki İtalyan mandalarının boğaları ile dişi Anadolu mandaları  çiftleştirilmesi sonucunda genetiği yüksek, çok daha fazla süt veren mandalar elde edilebilir.
Bakanlığın bu konuya özellikle önem vermesini arzuluyoruz.
 
 
 
1.4.2019
Devamı

Tarım, Sanayi ve Ticaretin Lokomotifi Kocaeli

Dergimiz Genel Yayın Yönetmeni Muhammet OLUKLU; Kocaeli İl Tarım ve Orman Müdürü Nuri Al’ı ziyaret ederek Kocaeli tarımına yönelik yapılan çalışmalar hakkında bilgi alışverişinde bulundu. İl Müdürü AL Kocaeli tarımına yönelik şunları kaydetti. “Sanayi ve teknolojide ne kadar ileri gidersek gidelim, biz insanoğlu aş, ekmek yemek zorundayız. Aşın ekmeğin kaynağı topraktır, tarımdır, Çiftçidir. Her şeyden önce çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 8.846 adet ve kayıtsız 14.825 adet toplamda 23.671 çiftçi ailemizin geçim kaynağıdır. Bunun yanı sıra 1.389 adet işleme, paketleme, pazarlama, yetiştirme yapan firmaların giderlerinin sağlayan önemli bir faaliyettir. Tarım, sanayi ve ticaretin lokomotifi konumundadır.” dedi.
 
KOCAELİ’NDEKİ TARIM POTANSİYELİ
Kocaeli yüzölçümü bakımından küçük, ancak katma değeri bakımından büyük bir ildir. Kocaeli’nin ekonomik faaliyetlerinde sanayinin payı yüzde 51’dir. Son 10 yıllık istatistikî verilere göre İlin Türkiye imalat sanayine sağladığı katkı yüzde 13’tür. Kocaeli’nin sektörlerine bakıldığında;
*Türkiye araç üretiminin yüzde 35,84’ü Kocaeli’nden karşılanmaktadır. (2017 yılı)
*Türkiye kimya sanayi içerisindeki payı yüzde 27’dir.
*Türkiye Metal Sanayinin yüzde 19’unu karşılamaktadır.
Bu bağlamda İlimiz sanayileşme bakımında ülkemizin en gelişmiş şehirlerinden biridir ve Kocaeli İstanbul’dan sonra toplanan vergilerin %12,95’ini karşılayan ikinci ildir. (2017 yılı)
İlde verimli ovaların büyük kısmı sanayi kuruluşlarına ve yerleşim sahalarına kayması sebebiyle tarım arazileri baskı altında kalmıştır. İlimizde önemli ölçekte tarım yapılmasına rağmen ekonomiye yöne veren sektör sanayi ve hizmet sektörüdür.
İlimizin nüfusu 1.906.391 kişidir. Bu nüfusun %93’ü şehir merkezlerinde %7’si ise kırsalda ikamet etmektedir.Nüfusun dağılımına bakıldığında tarım sektörünün toplam içinde mütevazi bir yeri kapsadığı görülmektedir.
 
 
KOCAELİ’NİN TARIMLA İLGİLİ İSTATİSTİKLERİNE DAİR KISACA BİLGİ VERİR MİSİNİZ?
Kocaeli, 342.001 hektar yüz ölçümünün %43,76’sı 149.687,4 hektarı toplam tarım arazisi,  1.795,78 hektar mera alanıyla, 10.297 adet hayvancılık işletmesinde, 124.716 adet büyükbaş, 125.020 adet küçükbaş, 8.071.500 adet tavuk sayısı, 459 arıcılık işletmesiyle 51.672 adet kovan sayısıyla, 424 adet ruhsatlı balıkçı gemisiyle, 91 adet tarımla ilgili birlik ve kooperatifin 40.022 üyesinin bulunduğu, 15.384 adet gıda üretim ve satış yerinin olduğu bir ildir.


 
KOCAELİ'DE TARIM NEYİ İFADE EDİYOR?
Sanayi ve teknolojide ne kadar ileri gidersek gidelim, biz insanoğlu aş, ekmek yemek zorundayız. Aşın ekmeğin kaynağı topraktır, tarımdır, Çiftçidir. Her şeyden önce çiftçi kayıt sistemine kayıtlı 8.846 adet ve kayıtsız 14.825 adet toplamda 23.671 çiftçi ailemizin geçim kaynağıdır. Bunun yanı sıra 1.389 adet işleme, paketleme, pazarlama, yetiştirme yapan firmaların giderlerinin sağlayan önemli bir faaliyettir. Tarım, sanayi ve ticaretin lokomotifi konumundadır.
 
İlimizin fuana ve florası her türlü bitkisel ve hayvansal üretime elverişlidir. Tarımsal ürünlerin depolanması, paketlenmesi, işlenmesi, nakliyesi ve dolayısıyla pazarlanmasıyla ilgili herhangi bir sorun yoktur. Bu sorunlardan hareketle başlatılmış olan toplulaştırma çalışmaları yaygınlaştırılarak, parçalanmış ve ekonomik değerini yitirmiş arazileri birleştirerek sürdürülebilir ekonomik ölçekte tarım havzaları oluşturulacaktır. Bu bağlamda özel sektöründe tarımsal üretimin avantajlarına dikkat çekilerek tarımsal gelişme sağlanacaktır.
 
İlimizin şartlarına en uygun yapılabilen ve birim alandan en fazla ürün alınan örtü altı sebzecilik ve bodur, yarı bodur meyveciliktir (kiraz, ceviz, elma, erik ). ayrıca İlimizde yem bitkileri, silaj üretimi her geçen gün artmaktadır. İlimiz çiftçisi tarla ziraatını artık hayvancılığa yem tedariki için yapmaktadır. Buna bağlı olarak da büyükbaş hayvancılıkta ölçek giderek artmaktadır. Su ürünleri işletmeleri, tavukçuluk ve arıcılık da her geçen gün kalite ve kapasitesi artmaktadır.
 
 
KOCAELİ'NDE NELERİ GERÇEKLEŞTİRDİNİZ?
Kocaeli’de tarımla ilgili çok önemli gelişmeler sağladık. Halkımızın sağlığını direkt etkileyen ve güvenilir gıdaya ulaşması için 145 gıda denetçisiyle 21.817 adet gıda denetimi gerçekleştirildi. Bakanlığımızın ALO174 gıda hattı 7gün/24saat esasına göre çalışan, ihbar ve şikayetler için hizmetine devam etmektedir.
 
 
Tarımın makineleşmesine katkıda bulunmak için bakanlığımızın %50 hibe desteğiyle tarıma dayalı sanayi için bugüne kadar 53 adet ekonomik yatırıma 19.763.885,35 TL hibe desteği sağlamıştır.
 
Bakanlığımızın genel bütçesinde yer alan tarımsal desteklemelerin bitkisel üretimde üreticimize 17.460.465,65 TL, hayvancılıkta ise 16.227.565,23 TL destekleme ödemesi yapılmıştır.
 
Kocaeli hem ithalatın hem de ihracatın gerçekleştirildiği önemli noktalardandır. İlimizde, müdürlüğümüzü ilgilendiren tarımsal ihracat miktarı 10.468 adet, ithalat ise 21.455 adettir.
 
KOCAELİNDE ÖNE ÇIKAN KONULAR NELERDİR?
Kocaeli’nin sanayi şehri olması hava, deniz, karayolu ağlarının kesiştiği nokta olması ve büyük şehirlere yakınlığı artılarıdır. Bunun tarıma bağlı sanayinin gelişmesine önemli yansımaları olmaktadır. Gerek ithalat yoluyla hammaddenin Türkiye'ye giriş noktası olmakla birlikte ihracatında yapıldığı noktaların başında gelmektedir.
 
Müdürlüğümüzü ilgilendiren konularla ilgili olarak örnekler verirsek; Türkiye'nin 126.629 adet gıda ithalat işleminin 11.654 adet işlemi, yani %9,2'si ilimizde yapılmaktadır. bu Türkiye’de 4.'lük anlamına gelmektedir. Orman ürünlerinde 1.309.109 ton, 20.441 adet ve 260.112 m3 Türkiye ithalatının %75'ini kapsıyor. Sadece ithalat mı, ihracatta da Türkiye 7.siyiz. İhracatta detaya girersek 13.181.828 kg ekmek mayasıyla Türkiye üretiminin %65'ini yapmakta olup bu konuda Türkiye birincisiyiz.
1.553.808 kg işlenmiş fındıkla Türkiye 2.'si, 31.745.235 kg ham fındıkla Türkiye 4.'süyüz. Bu arada tarımda kullanılan gübreden de bahsetmek istiyorum, üretimde Türkiye 3.'süyüz.
Kocaeli, sanayi şehri olmasının yanında, tarıma dayalı sanayide gelişmiş olmakla birlikte lojistik sektöründe de Türkiye'nin önde gelen illerindendir.
 
OKUYUCULARIMIZA İLETMEK İSTEDİĞİMİZ MESAJINIZ NELERDİR?
Kocaeli’ndeki amacımız ilimizi geliştirmektir. Bu hedef doğrultusunda yukarıda saydığımız hizmetlerin yerine getirilmesinde bizle beraber hareket eden ziraat odalarımızla, birliklerimizle, kooperatiflerimizle tarımın bütün sektörleriyle, çiftçilerimizle ve  mesai arkadaşlarımızla çalışmalarımıza aynı şevk ve heyecanla devam edeceğiz. Kocaeli’nde tarıma yatırım yapan kazanacaktır.
 
 
 
1.4.2019
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığına 5 Bin Personel Alınacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, HaberTürk’ten Veyis Ateş'in sorularını yanıtladı. Bakan Pakdemirli, istihdam konusunda gelen soruya toplam 5 bin personel alımı yapacaklarını açıkladı.
"1200 orman mühendisi 2700 orman muhafaza memuru, 800 memur, 300 şoför toplam 5000 personel alımı yapılacak. KPSS puanına göre yapılacak" dedi.

 Bugün saat 18.00'den sonra tek seferde yapılacak 244 bin yetiştiricimize 784 bin ton çiğ sürt için 184 milyon 300 bin lira ödenecek. Litre başı 10 kuruş olan desteği de 2019 Ocak, Şubat ve Mart ayları için 25 kuruşa çıkardık. dedi.
Elektirikli tarktör ile ilgilide bir açıklama yapan Bakan Pakdemirli şunu söyledi.
 Dünyada şimdiye kadar ticarileşmiş herhangi bir elektrikli traktör yok. Biz prototipini yaptık. Ben de denedim. Seri üretime hazır.dedi.
 
 
29.3.2019
Devamı

Çiftçiliği Cazip Hale Getirmeliyiz

Domates, Patates ve soğan fiyatlarındaki artışlar derken tanzim satışlar kuruldu. Tanzim satışlarının ardından da sebze ve meyve fiyatları gerilemeye başladı. Seçimlere doğru giderken; tarım ve hayvancılık sektörü öyle yâda böyle çok gündeme geldi. Hatta diyebilirim ki hiç gündemden düşmedi. Hem iktidar cephesi hem de muhalefet cephesi Tarım ve Hayvancılık sektörünü öyle ya da böyle dillendirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı ’da 2018 yılına ait buzağı, Koyun, keçi, yem bitkileri derken hemen hemen diyebiliriz ki seçim öncesi çiftçinin, üreticinin bütün desteklerini ödedi ve ödemeye de devam ediyor.

Ancak Tarım ve Hayvancılık ’ta hepimizin gözden kaçırdığı bir konu var ki oda hepimizin tarımsal ya da hayvansal ürünleri sadece hibeler ya da teşviklerle arttıramamamız.
Tarım ve Hayvancılık sektörünü öncelikli olarak cazip hale getirmeliyiz. Tarımı ve Hayvancılığı hem büyüklere hem de gelecekteki küçüklere sevdirmeliyiz. Hollanda’da Tarım ve Hayvancılık sektörünü benimsetmeler küçüklerden başlıyor. Bizlerde geleceğimizin teminatı çocuklarımızdan başlayarak çiftçiliği, üreticiliği ve yetiştiriciliği çocukluktan sevdirmeliyiz. Onlara emeğin ve alın terini öğretmeliyiz. İşte buna yaparsak çiftçiliği cazip hale getirmiş oluruz.

Bugün hepimizin bildiği gibi herkes şehirde yaşamak istiyor. Şehirde büyümek istiyor. Unuttuğumuz ve kaybettiğimiz bir şey var ki oda eskilerimiz. Tarım ve Hayvancılık ‘ta eskiyi unutmamak gerek. Bizim bugün ağıllarımız ve ahırlarımız yenileniyor. Evlerimizi yeniliyoruz. Avrupa’da ise eskiyi yenileyerek dedemden atamdan kaldı diyerek hem övünüyor. Hem de tarihi bir yapı diyor. İşte bizlerde eskiye hem sahip çıkıcaz. Hem de eskileri unutmayıp yenilerinde değerini bilerek hem eski hem de yeni diyerek tarım ve Hayvancılıktaki gelişmeleri yenilikleri geleceğimizin teminatı çocuklarımıza benimseterek böylelikle çiftçiliği özendirmiş olacağız.

Kısacası çiftçiliği yani tarımı ve hayvancılığı her alanda ve her noktada etkileşim yaparak benimsetmeliyiz.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Koordinatörü
muhammetoluklu@gmail.com
 

 
 
 
29.3.2019
Devamı

Hayvansal Üretimde Son Trend MISIR Cipsi Yemi

İnsan beslenmesi, bütün dünyada olduğu gibi Ülkemizde de çağımızın sorunlarının başında gelmektedir. Beslenme denilince akla proteinli besinler gelir. Proteinli besinler iki kaynaktan sağlanır.
 
1-Hayvansal kaynaklı Proteinler
2-Bitkisel kaynaklı proteinler günlük ortalama  70 g proteine ihtiyaç duyan bir insan bu ihtiyacının yarısını bitkisel kaynaklı,yarısınıda  et gibi hayati öneme sahip hayvansal gıdalardan temin eder.Bu açıdan bakıldığında Türkiyede hızla artan nüfusun yeterli ve dengeli beslenmesi için hayvancılık büyük önem taşımaktadır. ET ve Süt üretimini artırmak, insanların yiyecek sorunlarını çözmek demektir. Hayvancılıkta amaç;bol,kaliteli ve düşük maliyetli hayvansal ürünler elde etmektir.2019 yılı itibarı ile Ülkemizin Büyükbaş hayvan varlığı 17 milyona,Küçükbaş hayvan varlığı 44 milyona ulaşmıştır. Bu göstergeler ışığında baktığımızda girdi maliyetlerini en aza indirip en yüksek verimi elde etmek gerekir,verimde yemlerin kaliteli ve hayvanların iştahını açacak nitelikte olmasına bağlıdır.İşte tam da bu noktada Tarımsal sanayi sektörüne ve çiftçilerimize yeni bir  prosesin Lansmanı nı yapmak uygun düşecektir.           
  Süt verimini ve süt proteinini arttırır, Sindirile bilirliği yüksek olup üretim teknolojileri sayesinde yüksek sıcaklıkta zararlı mikro organizmalar yok edilmiş olur. Dane ve kırılmış mısıra göre kullanım miktarı daha yüksek olup rasyonda iyi bir enerji kaynağıdır. Ayrıca erken Laktasyonda vücüt kondisyonunu dengede tutar Mısır Cipsi Teknolojisinin Ülkemizde yaygınlaşması ile Süt ve Besi İşletmelerinde karlılık %10-15 oranında artacaktır. Buna Bağlı olarak Tahıl Üreticileri Üretim aşamasında kaliteyi yakalamak adına nitelikli girdiler kullanmak durumunda kalacaklar böylece birim alandan alınan verim ve ürün kalitesi artacaktır.Büyük Hayvancılık ailesini beslemek ve İnsanlık ailesine ise temiz ve sağlıklı et yedirilmesi için gece gündüz  çalışan sektör yaklaşık 25 milyon tona yaklaşan yem üretimi gerçekleştirmektedir. Çok çeşitli yem alternatiflerinin olduğu bu sektöre,   

 
 
 

Mısır Cips Yeminin Yeni bir Proses olduğunu ve bu Teknolojik olanakların da beraberinde getirdiği bu yeni ürün ile yem fabrikasının buharla pişirilmiş mısır ezmesi (mısır cipsi) yemi üretmesi olanağını İş İnsanlarının dikkatine sunmak istedik.
 Üretilen mısır ezmesi yemleri daha iyi bir paçal oluşturmak için veya tek başına çelik silolara alınarak ve buradan istenen karışımla paketleme makinelerine gönderilebilir.Bu proses ile (Mısır Cipsi) hayvancılık yapan çiftçilerimiz daha çok kazanacak ve ülkemizin hem et verimine hem de süt verimine büyük katkı sunacaktır. Hayvancılığın en önemli girdisi yemdir. Yemin kalitesi de son derece önemlidir. Şu anda kullanılan toz yemlerin maalesef içeriğini gözle anlamak mümkün değildir.Hâlbuki  bu yeni yem çeşidinde insanlar yemi ellerine alarak yemin içinde neler olduğunu gözle görebileceklerdir. Çiftçimize sadece mısır cipsi vererek veya isteyen arpa ezmesi karıştırarak, isteyen bu ezmelerin içine toz yem ilave ederek. Böylece yavru veya yetişkin küçük veya büyükbaş beslemesinde her çeşit ihtiyaca göre rasyonun da kullanacaktır.
Bizim amacımız Ülkemizdeki küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiricilerimize daha kaliteli, daha verimli, daha besleyici ve her türlü hile ve hurdadan uzak şeffaf yeni bir yem çeşidi sunmaktır. Mevcut yemlerin içeriklerini analiz etmek son derece zordur. Ülkemiz Hayvancığının gelecek yıllarda daha üst seviyelere çıkması için çalışan Tüm sektör paydaşları ve saygıdeğer yetiştiricilerimiz büyük gayret göstermektedirler. Bu emeklerin heba olmaması için Tarım ve Orman Bakanlığımız Tüm imkânlarını seferber ederek, Türk Çiftçisinin ve Türk Sanayicisinin yanında olduğunu her zaman hissettirmiş ve hissettirmeye devam edecektir. Ana olmadan Dana olmaz (Bu tabirde Ana, Tarım ve Orman Bakanlığı)
   Yapılacak olan yeni yem çeşidi (buharla pişirilmiş mısır cipsi) üretimi ve paketlenmesi için aşağıdaki makine ve teçhizat listesine ihtiyaç bulunmaktadır.

 
  1. Buhar Kazanı: Bir saatte 5 ton buhar üretebilen buhar kazanı ve diğer yardımcı ekipmanları.
  2. Buharlı Pişirme Sistemi: Mısırı 150 Cº  sıcaklıkta pişirecek seri üretime uygun mısır pişirme sistemi. Bu sistem sürekli akacak olup mısırlar hareket halinde iken buharla pişirilecektir.
  3. Mısır Ezme Makinesi: Buharla pişirilmiş mısırlar silindirlerden geçirilerek cips haline getirilecektir.
  4. Soğutma ve Kurutma Tüneli: Pişirilmiş, ezilmiş ve cips haline getirilmiş mısırların depolamaya ve paketlemeye gönderilmeden önce kurutulması gerekir. Mısır cipsleri soğuk hava üflemeli bir tünelden geçecek ve içindeki nem oranı düşürülerek kurutulacaktır.
  5. Mamül Ürün Çelik Siloları: Yem imalatının gece gündüz herhangi bir zaman yapılabilmesi için ürünün mamül ürün silolarında depolanabilmesi gerekir. Bu nedenle farklı ürünleri paçal yapabilmek veya mısır cipsi içine arpa cipsi veya toz yem katabilmek için imal edilen mısır cipsinin önce 100 tonluk çelik silolara gönderilmesi gerekir. Burada toplam 6 adet 100’er tonluk çelik silo imalatı yapılacaktır. Siloların altında bulunan otomatik paçal sistemi ile müşterinin talebi doğrultusunda yem hemen çuvallanacaktır.
  6. Yem Paketleme Makinesi: Siloların altından paçal yapılarak gelen yemler çuvallanabilmek için paketleme makinesine gönderilecektir. 25 veya 50 kg çuvallara paketleme yapabilen bu makine sayesinde yemler çuvallara paketlenerek bir bant aracılığı ile kamyona veya traktöre yüklenecektir.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       Ali KOÇ Ziraat Yüksek Mühendisi /  Kocaeli Tarım ve Orman Müdürlüğü  Email: alikoc1968@hotmail.com
 
 
 
 
 
29.3.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli : Türkiye Samana, Buğday'a Muhtaç Değil

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, tarımsal üretim alanında yaşanan tartışmalara değindi. Pakdemirli, yapısal problemlerin bulunduğunu, düzeltilmesi gereken tarafların olduğunu, ancak Türkiye'nin samana, buğdaya muhtaç olmadığını söyledi.

Ege Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) tarafından ilki düzenlenen 'ESİAD SÜR 19 Sürdürülebilir Tarım ve Teknolojiö Konferansı, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla İzmir'de gerçekleştirildi. Konferansa İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Ticaret Odası Başkanı Mahmut Özgener, İzmir Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli ve çok sayıda davetli katıldı. Konferansta konuşan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, tarım konusunun herkesin, muhalefet liderlerinin sürekli eleştirdiği bir konu olduğunu söyledi. Bekir Pakdemirli, "Duruma gerçekten böyle mi bakmak lazım. Algıyı biraz düzeltmemiz lazım. Tarımda kavga edip bir noktaya varamayız. Gerçekleri rakamlarla ortaya koyup, bundan sonra ne yapacağımızı konuşmalıyız. Gerçekler düşündüğünüz kadar kötü değil, ama 25 yıl içerisinde bugün yaptığımız, bizi başarıya ulaştırmaz. Bu zor ev ödevini birlikte yapmamız lazım. Sivil toplum kuruluşlarından, devlet, muhalefet bir olursa, bu zor ödevin altından kalkarız" diye konuştu.

'İTHAL EDİLEN SAMAN 10 BİNDE 4'
Yapısal problemlerin bulunduğunu, düzeltilmesi gereken tarafların olduğunu da söyleyen Bekir Pakdemirli, bunlara rağmen Türkiye'nin samana, buğdaya muhtaç olmadığını söyledi. Pakdemirli, "Türkiye'de iki günde bir muhalefet liderleri 'Türkiye'yi samana muhtaç ettiniz' diyor. İthal edilen saman 10 binde 4. İthal etmenin günah olduğu bir ülkede mi yaşıyoruz? Buğday üst üste Türkiye'de 21.5 milyon ton üretiliyor. 19 milyon ton tüketim var. Her gün ağzımızda tarımı sakızla çiğneyerek başarıya ulaşamayız. Eleştiri olacak, ama yapıcı eleştiri ve rakamlar konuşulmalı" dedi.
Rakamları konuşmak gerektiğini de kaydeden Bakan Bekir Pakdemirli, şunları söyledi:
"Türkiye'de 18 milyar dolar ihracat, 12 milyar ithalat ile tarımda fazla veren bir ülke. Tabii ki bazı kalemleri ithal edeceğiz. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın elinde güneşi açma, güneşi kapatma bulutları aralama, yağmurları yağdırma yetkinliği yok. Bazı ürünlerin planlamasında, ki en iyisini yaptığımızı söylemem, ama çalışıyoruz. Bazı ürünlerin planlamasında örneğin ekim gecikmelerinden dolayı Türkiye ithalat da yapabilmelidir."

'GEÇEN YIL AVRUPA'DA PATATESİN TONU 20 EURO'YDU, BU SENE 360 EURO'

Bakanlığın ilk görevinin üreticiyi korumak olduğunu anlatan Bekir Pakdemirli, tüketicinin de yüksek fiyatla ürünleri yememesi gerektiğini belirterek, "Korkarak alacağımız kararlar olmamalı. Eksiklik olabilir, hatalar olabilir, ama emin olun en iyi niyetimizle vatandaşa en iyi şartlarda, en kaliteli ürünleri yemesi için çalışmaları sürdürüyoruz. Bundan sonra başarı istiyorsak, tarım ve orman sektörü algısını yukarı çekmemiz lazım. En başta İzmir Manisa, Afyon, Uşak, Denizli sahip çıkacak. Her zaman konuşan biz olmamalıyız. Konuşan bizler adına STK'lar olmalı. STK'lar 'Durun bakalım, bir hata yapılıyor bu işin doğrusu budur' diyebilmeli. Geçen yıl Avrupa'da patatesin tonu 20 Euro'ydu, bu sene 360 Euro. Orda da yağış, rekolte sorunu yaşanabiliyor, ama hiçbir muhalefet arkasında animasyonlu film çekmiyor" diye konuştu.

KOOPERATİFLERİN ÖNEMİNE DEĞİNDİ'
Tarımın, savunma sanayinden önemli olduğunu, en temel ihtiyacın tarım olduğunu da söyleyen Pakdemirli, "En temel ihtiyaç maddemiz üzerine her gün sakız gibi ağzımıza alıp konuşamayız. Eleştirilmeyecek diye bir bir şey yok, ama eleştiriye hesaplı, kitaplı, doğru veriler üzerinden gitmemiz lazım. Türkiye'de  2050'de 105 milyon nüfus olacak gibi" dedi. Konuşmasında kooperatiflerin önemli olduğuna da dikkat çeken Bekir Pakdemirli, "14 bin 200 kooperatif var. Dünya klasmanına giren bir tane var mı, yok. İlk 10'a, ilk 50'ye, ilk 100'e giren yok. Kooperatifte başarı modellerine alışmamışız. Bir elin parmağını geçmiyor. Kooperatifin görevi, üretici ile tüketiciyi yan yana getirmek" şeklinde konuştu.

'DEVLET SAHAYA İNER Mİ?'

Türkiye'de tanzim satışların gündemde olduğunu anımsatarak konuşmasını sürdüren Bekir Pakdemirli, şöyle konuştu:
"Devlet sahaya iner mi? İnmemesi lazım, ama buradaki görev, kooperatiflerin görevi. Üreticiyle tüketiciyi birleştirecek. Zinciri kısaltarak tüketiciye ulaşılabilir fiyatlar, üreticiye de maksimum fayda sağlayacak fiyatlar olmalı. Bugün en büyük şikayet, tarlada 1 lira, tüketicide 4 lira. Dengeye gitmemiz lazım. Kooperatifler görevlerini doğru yapmıyorlar. Dağınık ekosistem olamamalı. Bunu başarmış ülkeler var. Her ilçe, köyde dört kooperatif var. Vatandaşın elini sıkıyorsun, cebinden başkan kartı çıkarıyor. Gerekirse bir ilçede bir tane tarım hayvancılık kooperatifi olacak. Kooperatifin biri bin para. Yüzde 50 gıda üretimi artırmanın en önemli anahtarlarından biri sulamayı çözmemiz. 2 milyon hektarı sulamaya açmamız lazım. Bunun kabaca maliyeti 100 milyar. 1 hektarı 40 bine sulamaya açıyorsunuz, size getirdiği 8 bin lira. 5 senede sulama yatırımları kendini ödüyor. Bütçe kaynaklarımız tabii ki sınırlı. Bizim de zor ödevimiz, sürdürebilir modellerle yapişletdevret veya farklı modellerle bu işi en hızlı şekilde yapmak istiyoruz."

'TOHUM İŞİ TÜRKİYE'DE KALMALI'

Yerel tohumlar hakkında da konuşan Pakdemirli, tohum işinin Türkiye'de kalmasında fayda olduğunu açıklayarak, 150 bin ton tohum üreten Türkiye'nin, bugün 1 milyon ton tohum üretir halde geldiğini anlattı. Pakdemirli, "Türkiye GDO'suz ülke. Bunun avantajını ihracatta yaşamamız lazım. Türkiye'nin toprak kaynakları sınırlı olduğu için GDO'suz ülke olarak kalmak lazım. GDO ile ilgili teknolojileri de takip ediyor olmamız lazım. Hayvancılıkta, Türkiye'de zaman zaman ithalat yaşadığımız oluyor. Bakanlığın başından beri doğru dürüst ithalat yapmadık. Tedbirler, 3 yıl içinde Türkiye ithalattan bağımsız hale getirebilir. Türkiye bugün 80 milyon nüfus, 5 milyon mülteci, 40 milyon da turist. 80'lerin 40 milyonluk ülkesi değil. Nostaljik 'kendi kendine yeten ülke' deyip de gerçeklere bakmadan yürümemek lazım. Küçükbaş ve büyükbaş ile ilgili; küçükbaşta Türkiye yeterli bir ülke, ama büyükbaşta da yeterli ülke haline gelecek" dedi.

'ÜRÜNDE ŞÜPHE VARSA 174'Ü ARAYIN'

Pakdemirli, konuşmasını söyle sürdürdü:
"Tarım ürünlerini sadece üretip satmanın, tüketmenin ötesinde, işlenmiş gıdaya çevirip marka yüklememiz lazım. Bir şeylere anlam yüklememiz lazım. Tarımdaki başarımızın işlenmiş gıda sanayinde aynı olmadığını söyleyebilirim. Daha yürüyecek çok yerimiz var. Özel sektörün büyük ve yeni markalar oluşturması büyük sermaye gerekiyor. Bir çatı Türkiye markası oluşturup, altına lokum, incir, zeytinyağı, ürettiğimiz ürünleri koyalım. İyi çerçeve ile hızlı dünyada pazarlamaya gidebiliriz, katma değerini artırırız. Lisanslı depoculuk çok önemli. Tarımın finansal enstrümanlara ulaşması açısından son derece önemli. Bir şekilde finansal enstrümanlara ulaşmamız lazım. Ürünleri denetlemiyoruz gibi bir şey var. Alo 174 hattımız var. Bir hanımefendi bir ürünü açmış, sıcak suya atıp 'renk verdi' diyor sosyal medyada. Kıyma sıcak suya atıldığında renk verir. Üründen şüphelenmek normal ama şüphe varsa 174'ü arayın."

'TARIMSAL ÜRETİM İHTİYACI 13,5 MİLYAR TONA ÇIKACAK'

ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Fadıl Sivri de, yaptığı konuşmada Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO), 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yüzde 30 artacağına ve buna paralel olarak tarımsal üretim ihtiyacının 8,4 milyar tondan 13,5 milyar tona çıkacağını öngördüğünü aktardı. Fadıl Sivri, "Oysa tarım, sadece artan ihtiyacı karşılamaya değil, aynı zamanda kısıtlı arazi, azalan su ve enerji kaynakları için artan rekabet ve iklim değişikliğinin yaratacağı etkilerin de üstesinden gelmek durumunda. Zira sadece son 50 yılda, daha fazla gübre ve su kullanımı, tarımsal mekanizasyon, zirai mücadele ilaçları ve yanlış tarım uygulamaları, su kaynaklarının tüketilmesine ve kirletilmesine, toprağın bozulmasına, biyoçeşitliliğin kaybına, bitki ve hayvan hastalıklarının hızlı biçimde yayılmasına yol açabiliyor ve riskler barındırıyor. Üretimi yetebilir seviyelere çıkartmak, tarım ve gıda sistemlerinde önemli değişiklikler yapmadan mümkün görünmüyor" diye konuştu.

KARBON AYAK İZİMİZİ HESAPLAMA ÇALIŞMALARINA BAŞLADIK

İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, yaptığı konuşmada Küresel Ayak İzi Ağı tarafından her yıl açıklanan dünya limit aşım günü hesaplamasına göre, insanoğlunun, yerkürenin bir yılda sağlayabileceği kapasiteyi 2018 yılında 1 Ağustos tarihi itibariyle tükettiğini belirterek, "İnsanoğlu, 1 Ağustos'tan 2018 sonuna kadar olan 5 aylık süreçte 2019'un kaynaklarından borç aldı" dedi.
Kestelli, İzmir Ticaret Borsası olarak kendilerinin de birtakım çalışmalar yaptığını açıkladı.
Yapılan konuşmaların ardından, konferans sunumlarla devam etti.
 
28.3.2019
Devamı

Elektrikli Traktör 10 Liralık Şarzla 8 Saat Çalışacak

Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli, yerli elektrikli traktörle ilgili kısa zamanda büyük bir adım atıldığını belirterek, "Şu anda seri üretime hazır" dedi. Elektrikli traktörün 8 saat tek şarjla çalışacağını anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:
 "7 ila 10 liralık bir şarjla 8 saat boyunca köylüye, üreticiye, çiftçiye hizmet verecektir. Yaşlı traktörlerden kurtulacağız. Dünyadaki çok büyük traktör firmaları dahil bunu yaptırdığımız firmaya gidiyorlar 'Birlikte üretim yapalım' diyorlar. Dünyada şu anda ticarileşmiş bir elektrikli traktör yok. Çalışmaları çok kısa bir zamanda bitirdik, prototipini ortaya koyduk." Dedi.
 
28.3.2019
Devamı

Bakanının Adiler Sözünün Tepki Çekmesi üzerine Açıklama

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin Amasya Taşova'da partisinin seçim mitinginde yaptığı konuşma da sözleri sosyal medyada gündeme damgasını vurdu. Pakdemirli, "Bu adilere sandıkta derslerini verecek misiniz?' şeklinde hakarette bulunurken, vatandaşların 'kötü söz sahibine aittir, kalpte ne varsa dilde de o olur!' şeklinde tepki göstermesi dikkat çekti.

Öte yandan Bakan Pakdemirli sosyal medyada çıkan ve çığ gibi büyüyen tepkiler üzerine basın açıklması yaparak sözlerine açıklık getirdi. 
Bakan Pakdemirli'den yapılan açıklama




 
26.3.2019
Devamı

Bakanlık'tan Kamuoyundaki İddialara Kitapçıkla Yanıt

Tarım ve Orman Bakanlığı, kendi alanıyla ilgili kamuoyunda tartışılan konulara hazırladığı kitapçıkla yanıt verdi.
Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan bir kitapçıkla, tarımsal destekler, saman, buğday ve tohum üretim ile patates ekim alanları gibi konularda gündeme gelen iddialar cevaplandı.

Bakanlık, faaliyet alanındaki sıkça tartışılan konulara ilişkin, "Kamuoyunda Gündeme Gelen Asılsız İddialar ve Gerçekler" adında bir kitapçık hazırlayarak, kamuoyuyla paylaştı. 
Kitapçıkta yer alan bilgilere göre, tarımda net ithalatçı olduğu görüşlerine karşın Türkiye, 51,8 milyar dolarlık tarımsal hasılasıyla Avrupa'da birinci sırada bulunurken, 2002'de 3,8 milyar dolar olan tarımsal ihracat, 2018'de 17,7 milyar dolara yükseldi. 



Tarla bitkileri ile meyve ve sebze üretimine yönelik bitkisel üretim miktarı, aynı dönemde 98 milyon tondan, 117 milyon tona çıktı. 

Tarımsal desteklerin kırsala ulaşmadığı iddialarına da yanıt verilen kitapçığa göre, kırsal kalkınma alanında gerçekleştirilen 25 bin proje ve 9 milyar liralık hibe ödemesiyle 200 bin kişiye istihdam sağlandı. Bu yıl başlayan Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi'yle de 45 ilçe ve 2 bin 162 köydeki çiftçilere 98 milyon avro destek sağlanacak. 

Kitapçıkta tarımsal desteklerdeki artışa da işaret edildi. Bu kapsamda 2002'de 1,8 milyar lira olan destek miktarı, 8 katına çıkarak geçen yıl 14,5 milyar liraya ulaştı. Hayvancılık destekleri de bu dönemde 45 katına yükselerek 83 milyon liradan, 3,7 milyar liraya çıktı. 

Tarımsal gayri safi yurtiçi hasıla da 2002-2017 döneminde 37 milyar liradan 213 milyar liraya yükseldi. 

İTHAL SAMAN, ÜRETİMİN 10 BİNDE 4'Ü

Kitapçıkta, saman üretimine ilişkin veriler de paylaşıldı. Buna göre, Tükiye'nin yıllık saman üretimi ortalama 25 milyon ton civarında ikenithal edilen saman miktarı ise üretimin 10 binde 4'üne karşılık gelen 9 bin 525 ton oldu. İthalatın toplam değeri de 1 milyon doların altında bulunuyor. 

Türkiye'nin tohumluk üretimi de 2002'de 145 bin ton iken geçen yıl 1 milyon 59 bin ton oldu. 2002'de 17 milyon dolar olan tohum ihracatı, geçen yıl 151 milyon dolara çıktı. 

Kitapçıkta, Türkiye'nin yeşil alan varlığının azaldığı iddialarına da yanıt verildi. Bu çerçevede son 16 yılda dünyada orman varlığı azalırken, Türkiye, söz konusu varlığını artıran nadir ülkelerden oldu. Orman alanlarındaki ağaç sayısı 2002'de 16,1 milyar iken 2018'de 21,8 milyara ulaştı. 

Şeker pancarı üretimi de 2002'de 16,5 milyon ton iken geçen yıl 19 milyon ton oldu. 15 yılda pancar üretiminde dekar başına verimde yüzde 41 artış sağlandı. Nişasta bazlı şeker kotası indirilirken, şeker pancarı üretimi artırıldı. 

Öte yandan Türkiye'de tüketilen şekerin tamamı yurt içinde üretilirken, bu şekerin yüzde 95'i pancardan elde ediliyor, 2019-2020 pazarlama yılında bu oran yüzde 97,5'e çıkarılacak. 
Türkiye, un ihracatında dünyada birinci sırada yer alıyor. Ancak buğdayda ihracat bazlı ithalat yapılıyor. Bu buğday, ihracat amacıyla makarna ve irmik üretiminde kullanılıyor. Son 16 yılda mamul maddenin (un, makarna, irmik) buğday karşılığı dahil toplam buğday dış ticaret rakamlarına göre, 53,4 milyon tonluk ithalata karşılık, 68,1 milyon tonluk ihracat yapıldı. 

Kitapçığa göre, büyükbaş hayvan sayısı 2002'de 10 milyon iken, geçen yıl 17 milyon oldu. Bu dönemde küçükbaş hayvan sayısı 32 milyondan 46 milyona çıktı. Kanatlı sayısı da 251 milyondan 356 milyona ulaştı. 

PATATES YERİNE DİĞER ÜRÜNLER EKİLEBİLİYOR

Kitapçıkta, son dönemde gündeme gelen patates ekim alanlarının yasaklandığı iddialarına da yer verildi. 

Buna göre, patateste siğil hastalığının kimyasal mücadelesi bulunmadığı için toprakta uzun süre etkileri devam ediyor. Bu alanlarda ekim yapılmaya devam edilmesi nedeniyle, diğer üretim alanlarına da bulaşarak yayılma tehlikesi bulunurken, sadece bulaşık alanlarda karantina tedbirleri alınıyor. Hastalık bulgusu bulunmayan alanlarda ise söz konusu tedbirler kaldırılıyor. Bu alanlarda diğer ürünler ise ekilebiliyor. Karantinaya alınan alanlarda hububat, baklagil, yem bitkileri ekimi teşvik edilirken, çiftçinin gelir kaybını önlemek için de 3 yılda bir dekara 110 lira destekleme ödemesi yapılıyor. 

Kitapçıkta yer alan bilgi ve değerlendirmeler dikkate alındığında Türkiye'de gıda amaçlı GDO'lu ürün ithalatına izin verilmezken, gıda amaçlı GDO'lu ürün ithalatı onaylanmıyor. 

GDO'lu tohumlukların yurda girişine de müsaade edilmiyor. Geçen yıl ithalat aşamasında GDO'ya yönelik resmi kontrollerde yüzde 1 olumsuzluk tespit edilirken, GDO varlığı tespit edilen gıdaların yurda girişi engellendi. 
 
 
26.3.2019
Devamı

TEMA Umut Yeşertiyor

TEMA Vakfı bu yıl 21 Mart Dünya Ormancılık Günü ve Orman Haftası ile 22 Mart Dünya Su Günü’nde 31 Mart yerel seçimleri öncesi yayımladığı Ekos iyaset Belgesi çerçevesinde ormanların insan sağlığına olumlu etkilerine vurgu yapıyor ve su üretimi işlevlerine dikkat çekiyor. TEMA Vakfı gönüllüleri su varlıklarının (göl, nehir, sulak alan, dere, sahil, vb.) etrafında ve orman, park gibi alanlarda, son günlerde dünya çapında da yaygınlaşan çevre temizliği etkinliği (#trashtag) gerçekleştirerek, çocuklara ve gençlere yönelik eğitim etkinlikleri düzenleyerek konunun önemine dikkat çekiyor.


 
Tatlı suyun %75’inin kaynağı ormanlar

Ormanların ve suyun kent yaşamı için önemine değinen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Ormanların yaşamsal önemine dair bilgiler her geçen gün artıyor. Dünya’daki tatlı suyun %75’i karasal alanın sadece %30’unu teşkil eden ormanlardan geliyor. Giderek kentleşmenin arttığı dünyamızda su temini olmaksızın sürdürülebilir kent yaşamı mümkün değildir. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerine göre orman varlığımızın karasal alana oranı dünya ortalamasının altında olan ülkemizde sürdürülebilir kentler için orman varlığının korunması kadar, artırılmasının da büyük önemi bulunuyor. İstanbul’un su temini için Belgrad Ormanı’nda kurulan bentler ve bu ormanın sadece su üretimi işlevi ön plana çıkarılarak korunması bunun güzel bir örneğini gösteriyor. Kentsel nüfusun her saniyede iki kişi arttığı dünyada su varlığının; nüfus artışı, çevre kirliliği baskısı ve iklim değişikliği nedeniyle ilerleyen zamanlarda çok daha kritik bir konuma geleceği görülüyor. Bununla beraber çok değerli olan su varlıklarının çoğu zaman kullanılamaz hale geldiği bölgeler de bulunuyor. Atık su arıtma ile ilgili yetersizlikler nedeniyle Gediz, Küçük Menderes, Büyük Menderes, Ergene ve Bakırçay gibi önemli su havzalarının su kalitesi çok kirli sular kategorisindedir. Bu nedenle belediyelerin en önemli ve öncelikli görevleri arasında kentsel atık su arıtma tesislerini kurmaları veya yetersiz kalan arıtma kapasitelerini büyütmeleri gelmelidir” dedi.

 
Kent ormanları ve yeşil alanlar insan ömrünü uzatıyor
Toprağı koruma, biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapma, iklim düzenleme gibi ekosistem hizmetlerinin yanında temiz su temini ve döngüsünde rolü olan ormanların sağladığı su, sadece nehirlere değil kentlere de hayat veriyor. Yaşamsal önemi tartışmasız olan suyun temininde ve döngüsünde rol alan, kentlerin çeperinde meralarla birlikte yaşam destek sistemi görevi gören ormanlar, su havzaları ve tarım arazileri; kentlilere temiz su, temiz hava, gıda, iklimin dengelenmesi gibi ekosistem hizmetleri sunuyor. Örneğin, kent ağaçları ve ormanlarının zararlı toz ve parçacıkları tutması ve hava kirliliğini azaltması insan sağlığını koruyan özelliklerinden biridir. Her yıl bir km2 ormanlık alanda gerçekleşen toz ve parçacık tutulumunun 10.000 tondan fazla olduğu, kent ağaçlarının hava kirliliğini %1 oranında azalttığı biliniyor. Kent ağaçları ve ormanlarının kent sıcaklıklarının düzenlenmesinde de önemli rolü bulunuyor. Ağaçlar kentlerin kışın daha sıcak, yazın ise daha serin olmasını sağlıyor. Bugün kentleşme nedeniyle ortaya çıkan ve/veya yaygınlaşan hastalıkların azaltılmasında ağaçların, yeşil alanların ve kent ormanlarının kullanılması sağlık politikalarının önemli bir parçasıdır. Ormanlar ve yeşil alanlar insan ömrünü de uzatıyor. Japonya’da 3.341 insanın ölüm kayıtlarında yapılan incelemede orman alanlarına yakın olan ve ormanda yürüyüş yapan insanların ortalama 5 yıl daha uzun ömürlü olduğu belirlendi. Bu bakımdan belediye başkanı adaylarını kent ormanlarının ve yeşil alanların artırılması, şehirlerin ağaçlandırılması ve su yönetimi konusunu çalışmalarında göz önünde bulundurmaya çağırıyoruz.
 
 
26.3.2019
Devamı

Verimli Üretim Tohumdan Geçiyor

“Sebze ve Patateste Tohum/Fide ile Taşınan Bakteriyel Hastalıklar” semineri, Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) ve Ege Üniversitesi Tohum Teknolojisi Uygulama ve Araştırma Merkezi (TOTEM) iş birliği ile 20-21 Mart tarihlerinde Antalya’da düzenlendi.

TSÜAB Başkanı Dr. Ahmet Yılmaz  “Sebze ve Patateste Tohum/Fide ile Taşınan Bakteriyel Hastalıklar” seminerinde şu sözlere yer verdi.
“Bugün TOTEM ile sektörümüzün önemli bir konusunu tartışmak için bir araya gelerek bu semineri düzenlemiş bulunuyoruz.
Biz TSÜAB olarak 3 ana unsura çok önem veriyoruz; kamu kurumları, üniversite ve özel sektör.  İşte bu 3 ana unsur ellerindeki olanakları birleştirerek tohumculuk sektörünü daha iyi noktalara getirecektir. Bugün özel sektör ve üniversite olarak birlikte yaptığımız bu çalışmayla üniversitede olan bilgi birikimini, özel sektörün girişimciliği, katılımcılığı ve ürettiğini yurt içi ve yurt dışı ile buluşturma becerisi ile bir araya getirip, etkin bir sonuç almanın yolunu açacağımızı düşünüyorum.

Tohum hayatın başlangıcı ve bitkisel üretimdeki en önemli girdilerinden birincisidir. Tohumun ıslahından üretimine kadar hepimiz kutsal bir görevi yerine getiriyoruz. Çünkü dünya nüfusu artarken kullanılabilir tarım arazileriyse her geçen gün azalıyor.  Artan nüfusla bir lokma ekmeğe muhtaç olanların sayısı da ne yazık ki artıyor. İşte bunun önüne geçmek için olması gereken birim alandan daha fazla verim ve kaliteli ürün alabilmektedir. Bu, bizim en önemli görevlerimizden birisidir.
Bu görevi yerine getirirken bizler de bir takım sıkıntılar yaşıyoruz. Üretim sürecinin içerisinde hastalık ve zararlılar ile karşılaşıyoruz. Bugün bu hastalıklardan bazılarının tanı ve çözümünün ortaya konulacağı, bilgi birikimi, tecrübe ve araştırma sonuçlarının değerlendirileceği bir toplantıda birlikteyiz.

Uzun yıllar üretimi yapılan aslında verim ve kalite bakımından oldukça iyi olan çeşitlerin, toprak ve tohum kaynaklı hastalıklar nedeniyle kaybolduğunu yani üretiminden vazgeçildiğini gözlemledim. Burada tohumculuk bir kez daha öne çıkıyor. Temiz, hastalıksız, sertifikalı tohum üretme konusunda hepimize önemli görevler düşüyor.
Tohumculuk sektörü çok kısa zamanda büyük mesafeler katetti. 2023 hedeflerimize çok daha önce ulaşıyoruz.  Burada en büyük etkenlerden birinin; sebze sektöründe araştırma yapan, Ar-Ge’sini her geçen gün geliştiren, sektöre katkı sağlayan siz değerli üyelerimizin olduğu gerçeğini kimse inkâr edemez.
Daha önce bölgeler bazında yürüttüğümüz Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (URGE) projelerinin türler bazında devam etmesi ve ilk URGE projesinin sebze konusunda başlaması için Yönetim Kurulu kararı aldık.

Sizinle paylaşmak istediğimiz bir diğer konu da Bitki Sağlığı Laboratuvarımızdır. Bazı yetkilerin özel sektöre devrinin önünü açacak olan bu uygulamanın, yönetime geldiğimiz günden itibaren takipçisi olduk. Bu konuda yaptığımız girişimler sonrasında malzeme harici sabit yatırımlarımız tamamlanmak üzeredir. Patates ve sebzeden başlayarak sektörün ihtiyacı olan bitki laboratuvarını hizmete açmak için çalışmalarımız yoğun bir şekilde devam ediyor.”



  
ABAY: “Tohum Bilimi ve Teknolojileri Enstitüsü için YÖK’e başvurduk”
Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Canan Fisun Abay katılımcıları Üniversite adına selamladıktan sonra sözlerine şu şekilde devam etti.
“Üniversitemiz, bir Araştırma Üniversitesi olma yolunda ilerlerken Üniversite - Özel Sektör iş birliğine büyük önem vermektedir. Özellikle Dünyada ve Ülkemizde tohumculuk sektörünün öneminin bilinciyle sektör ile birlikte Ar-Ge yapmak, sektörün ihtiyaç duyduğu yetişmiş insan gücünü sağlamak konusunda desteğimizi sağlıyoruz.
Tohumculuk sektörüne hizmet veren TOTEM ve TSÜAB’ın güçlerini birleştirmesi bizleri de memnun etmektedir. Bu bağlamda her iki kuruma teşekkürler ediyor, başarılı çalışmalarının devamını diliyorum.”
 
Açılış konuşmalarından sonra verilen aranın ardından “Bakteriyologların Babası” olarak anılan Amerikalı Araştırmacı Dr. Norman W. Schaad’ın “Dünya Çapında Karpuz Meyvesi Leke Hastalığının Durumu (Acidovorax citrulli)” konusundaki sunumu ile seminer sunumları başladı.

 
25.3.2019
Devamı

Bakan'dan Çatı Marka Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yüksek kalite yerli ve milli ürünlerin uluslararası alanda pazarlanması için "çatı marka" oluşturma hedefleri olduğunu belirterek, "Bu markayı yılın ilk yarısını bitirmeden açıklamış oluruz." dedi.
Pakdemirli, Uludağ Ekonomi Zirvesi'nde AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

Türkiye'nin tarımsal hasılada Avrupa'da birinci olduğunu anlatan Pakdemirli, ancak ülkenin işlenmiş gıdada aynı başarıyı sağlayamadığını kaydetti.
Türkiye menşeli ürünlerin kendi özelliklerinin yanı sıra ambalaj, kalite ve tüketici açısından önemine işaret eden Pakdemirli, "Bizim ürünlerimize mutlaka bir hikaye ekleyip bunu satmayı öğrenmemiz lazım. Diğer taraftan işlenmiş gıdalara da bir anlam yüklememiz gerekiyor. Bakanlık olarak Türk ürünleriyle ilgili uluslararası bir çatı marka kurma hedefimiz var. Yüksek kalite yerli ve milli ürünleri yurt dışında sergileme, bunlar için talep oluşturma ve söz konusu ürünleri yüksek fiyatla satmayı planlıyoruz." diye konuştu.
Özel sektör eliyle marka yaratmanın zorluğuna da değinen Pakdemirli, "Devletin derdi kendi cebine para girsin değil. Özel sektörün cebine para girerse Türkiye'ye para girmiş olacak. Bu markayı, yılın ilk yarısını bitirmeden açıklamış oluruz." değerlendirmesinde bulundu.

Pakdemirli, satışa sunulacak ürünlere ilişkin çerçevenin de çatı markayla birlikte açıklanacağını belirterek, "Bu ürünlerin içerisine lokum girecekse lokum, zeytinyağımız girecekse zeytinyağımız, incirimiz girecekse incirimiz girecek. Fındığımız girecekse fındık veya işlenmiş olacaksa o şekilde girecek. Bunlarla ilgili genel çerçeveyi açıklayacağız. Bu genel çerçevede ürünün çok premium bir ürün olması, gıdanın sağlıklı gıda olması çok önemli. İşte bunların hepsi, premium bir şekilde pazarlanacak." ifadelerini kullandı.

"ÇİFTÇİMİZİ YENİ SEZON ÖNCESİ RAHATLATTIK"
Bakanlığın renkli pamuk hamlesine ilişkin de açıklamalarda bulunan Pakdemirli, Türkiye'nin tarımsal üretimini çeşitlendirmesi gerektiğini kaydetti.
Bakan Pakdemirli, çiftçilerin borçlarını ortadan kaldırma hedefiyle bu yılın ilk üç ayında yaklaşık 9 milyar liralık tarımsal desteğin öne çekilerek verildiğini hatırlatarak, "Çiftçimizi, üreticimizi yeni sezonda hasattan önce rahatlatma hedefimizi ortaya koymuştuk, bunu da Sayın Cumhurbaşkanımızın desteğiyle gerçekleştirmiş bulunuyoruz." dedi.

"METEOROLOJİ REKOLTE TAHMİNİ DE YAPACAK"
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün polen tahminlerini yayınlama konusundaki çalışmasına değinen Pakdemirli, "Alerjisi olan birçok kesim var. Alerjisi olanlar için evden çıkarken ne yapacağı bile önemli, belki ilacını alacak, belki almayacak. O anlamda da hava, yağış durumu gibi meteorolojik bilgi yanında bir de polen bilgisini veriyor olmamız toplumda son derece memnuniyetle karşılandı." diye konuştu.
Pakdemirli, kurumun birçok sektöre destek sağladığını ve bu hizmetlerin devam edeceğini, fakat tarımın her zaman öncelikleri olacağını söyledi. Bakan Pakdemirli, "Tarım sektörü için hava durumundan çok geleceğe yönelik matematiksel tahmin ve modellemeler ile rekolte ve ürün fiyatları tahminleri konusunda da meteorolojimiz çalışıyor." açıklamasında bulundu.

KATAR İLE TARIMSAL İŞ BİRLİĞİ
İş insanlarıyla Katar'a bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlatan Pakdemirli, iki ülke arasında tarımsal faaliyetlerin ve yatırımların artırılması üzerine görüşmeler gerçekleştirildiğini anlattı.
Bakan Pakdemirli, "Katar biliyorsunuz iki yıl evvel bir ambargo yaşadı. Bu ambargodan büyük bir ders almış gözüküyorlar, üretimlerini de yüzde 400 artırmışlar ama seracılık alanında bizim Türkiye olarak onlara verebileceğimiz Batı'dan çok daha fazla şey var. Bunların da altını çizerek söyledik. Hem seracılık, hem hayvancılık, hem de kanatlı ette yapabileceklerimizi ortaya koyduk." değerlendirmesinde bulundu.
 
 
25.3.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Destekleme Prim Müjdesi

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Adıyaman'a giden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, AK Parti il teşkilatı tarafından düzenlenen toplantıya katıldı. Adıyaman Belediyesini ziyaret eden Bakan Pakdemirli, daha sonra Ziraat Odası'nda çiftçiler ile düzenlenen toplantıya katıldı. Toplantının ardından gazetecilere açıklama yapan Pakdemirli, üreticilere destekleme primlerinin yarın akşam itibariyle ödeneceğini ifade ederek, şöyle dedi:

"2018 yılı 3'üncü dönem besi desteğini ödüyoruz. 34 bin 835 yetiştirici için 196 bin büyük baş hayvanı için 49 milyon lira besi desteğini 22 Mart Cuma günü saat 18'den sonra tek seferde ödüyoruz. Ayrıca 2018 yılı süt analiz desteğini veriyoruz. 8217 işletmemize 310 bin 832 baş hayvan için 46,7 milyon lira süt analiz desteğini tekrar 22 Mart Cuma akşamı saat 18'den sonra bunu da tek seferde ödüyor olacağız. 2018 anaç manda desteğini 10 bin 797 yetiştiricimizin 68 bin 150 hayvan için 18 milyon lira anaç manda desteğini tekrar 22 Mart Cuma günü 18 itibariyle ödüyoruz. 2018 yılı büyük baş desteklerini ödüyoruz 8 bin 569 yetiştiricimizin 32 bin 207 baş mala için 8 milyon lira desteğini 22 Mart Cuma günü tekrar tek seferde 18'de ödüyoruz. Ayrıca 2018 yılı sürü yöneticisi istisnamı kamuoyunda bilinen çoban desteğini 7 bin 23 işletmeye 35 milyon lira çoban desteğini de tekrar 22 Mart Cuma akşamı hepsini ödüyor olacağız. Yani 22 Mart akşam saatleri itibariyle de toplam 156,7 milyon lira yetiştiricilerimizin hesabına yatırmış olacağız."
 
 
21.3.2019
Devamı

Yem Bitkileri Destekleri Ödeniyor

Tarım Orman Bakanlığınca 2018 yılı yem bitkileri desteklemesi ödemeleri yarın gerçekleşiyor.
2018 Yılı Yem Bitkileri ödemeleri T.C. kimlik numarası 8 ile başlayanlar yarın mesai bitiminden sonra alırken; T.C. Kimlik numarası 4 ve 6 ile başlayanlar ise 29 Mart Cuma günü mesai bitiminde hesaplarına ödenmiş olacak.  T.C. Kimlik numarası 0 ve 2 ile başlayanlar ise 5 Nisan günü mesai bitiminde ödenmiş olacak.
 
21.3.2019
Devamı

IPARD'da 5. Çağrı Lansman Toplantısı Gerçekleşti

TKDK tarafından IPARD II 5. başvuru çağrı proje lansman tanıtım programı Erzurum Ticaret Borsasında düzenlenen törenle gerçekleştirildi.
Erzurum Ticaret Borsası ev sahipliğinde, Tarım ve Kırsal kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Erzurum il Koordinatörlüğü'nün çalışmaları, Erzurum Ticaret Borsası'nın destekleri ile hazırlanan IPARD II 5.Başvuru Çağrısı Tanıtım Programı düzenlenen program çerçevesinde gerçekleştirildi.
Tanıtım toplantısına; Erzurum Valisi Okay Memiş, TKDK İl Koordinatörü Dr. Atilla Özlü, Erzurum Ticaret Borsası Yönetim kurulu Başkanı Hakan Oral, Tarım ve Orman İl Müdürü Osman Akar, Doğu Anadolu Tarımsal Araştırma Merkezi Müdürü Şerafettin Çakal, Ticaret İl Müdürü Muhammed Güneş Ziraat Bankası Bölge Yönetici Eroğlu Er, Ziraat Bankası Erzurum Şubesi Müdürü Ümmet Bilmez, Erzurum Ticaret Borsası Meclis Başkanı Yavuz Güney, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muammer Aydın ile Yönetim Kurulu ve Meclis Üyelerimiz, Kamu Kurum Kuruluşları ile Sivil Toplum Kuruluşlarının temsilcileri ve üreticiler ile çiftçiler katıldı.
Vali Memiş: "Tarım ve Hayvancılık uzmanlarımız, çiftçilerimize devlet kaynaklarından yararlanma konusunda destek olmalı"
Saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başlayan proje tanıtım programının açılışında bir konuşma gerçekleştiren Erzurum Valisi Okay Memiş, yaptığı konuşmada Tarım ve hayvancılığın önündeki engelleri devletimizin destekleri ile aşmaya devam ettiklerini vurgulayarak, "Yaklaşık 5 aydır Erzurum Valisi olarak görev yapmaktayım. Görev yaptığım süre zarfında, devlet kaynaklarımızı çarçur etmeden, tarım ve hayvancılık odaklı çalışmayı kendimize görev edindik. Sayın Cumhurbaşkanımızın özel bir önem verdiği Erzurum'da şimdiye kadar yaklaşık 30 Milyon TL'lik bir kaynağı tarım ve hayvancılık yapan çiftçilerimizin kullanımı için Tarım il Müdürlüğümüzü görevlendirdik. Bizler sizlere hizmet için buradayız. Çiftçilerimizin her daim Tarım İl Müdürlüklerimiz ile irtibatlı olmalarını istiyoruz. Çünkü desteklerden ve hibe programlarından ziyadesi ile faydalanmalarını istiyoruz. Bu konuda da tarım ve hayvancılık uzmanlarımıza büyük görev düşüyor. Uzmanlarımız çiftçilerimize kılavuz olmak zorunda. Yani Devlet kaynaklarından nasıl yararlanacakları konusunda kendilerine yol göstermelerini istiyorum." dedi.
Başkan Oral: "Süt sektöründe yaşanan problemlerin ortadan kaldırılması demek, et sektöründeki sorunların ortadan kalkması demektir"
Erzurum Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Oral, tarım ve hayvancılığın önündeki engellerin destek ve hibelerle aşılabileceğine vurgu yaparak sözlerine şöyle devam etti. "Bildiğiniz üzere Erzurum İli Tarım ve Hayvancılık yönünden Türkiye'nin önde gelen illeri arasındadır. Erzurum ilinde hayvancılıkla uğraşan ve ürün işleyen üreticilerimizin mevcut koşullarının iyileştirilmesi gerekmektedir. IPARD proje hazırlama aşaması, üreticilerimiz ve yatırımcılarımız açısından süreci zorlaştıran önemli bir faktördür. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin imzaladığı IPARD Projesi hazırlama işbirliği protokolü kapsamında Erzurum Ticaret Borsası olarak, üreticimizden ve yatırımcımızdan ücret talep etmeksizin danışmanlık hizmeti sunmaya başlıyoruz. Tüm yatırımcılarımızı da davet ediyoruz. Erzurum Ticaret Borsası olarak yürütücülüğünü yapmış olduğumuz "Erzurum İli Süt Sektörü Soğuk Zincir Kurulumu Projesi" kapsamında, bütçemiz 4.618.500,00 TL olup, Erzurum İlinde süt sektöründe yaşanan en önemli sorun olan kaliteli çiğ süt elde edilmemesi hususunun ortadan kaldırılmasını hedeflemekteyiz. Süt sektöründe yaşanan problemlerin ortadan kaldırılması demek, et sektöründeki sorunların ortadan kalkması demektir. Dolayısıyla tüm tarım sektörünün direk ve endirekt desteklemiş olmanın haklı gururunu hep birlikte yaşamış olacağız. Yine tarım ve hayvancılığa dayalı olan, üreticilerimizi yakından ilgilendiren ve kalite standardının sürdürülebilirliği açısından (süt ve süt ürünleri; et ve et ürünleri; bal gibi hayvansal ürünler ile tarımsal ürünler) gerekli bütün analizlerin yapılması amacıyla geliştirilen, Romanya Ticaret Odası ile ortak yürütülen (Euro Chambers) tarafından bütçelendirilen 150.000,00 Euro'luk modernizasyon projemiz devam etmektedir. Yine Borsamız tarafından Borsa Kompleksi Projemizin 1. etap bütçesi 10.000.000,00 TL olup, ajansa başvurusu yapılmıştır. Bu projemizle üreticilerimizin tarımsal ürünlerinin gerçek piyasa fiyatı ve uygun satış zamanının sağlanabilmesi amacıyla depolama hizmeti verilecektir. Projenin 2. etabı ise, Lisanslı Depoculuğa geçiş sürecidir. Erzurum İlindeki ziraatçimizin ve üreticimizin devletimiz tarafından verilen Lisanslı Depoculuk teşviklerinden yararlanmaları sağlanacaktır. Kadın çiftçilerimizin kalkınmalarını hedeflediğimiz Erzurum İlinde solucan gübresi üretiminin yaygınlaştırılması amacıyla sunmuş olduğumuz projemizin bütçesi 655.500,00 TL olup, Atatürk Üniversitesi ile ortaklaşa gerçekleştirilecektir. Geri dönüşüm kapsamı taşıyan projemizde, Atatürk Üniversitesinde üretim merkezi kurularak, Erzurum'da çiftçimize yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Atatürk Üniversitesi ile ortaklaşa yürüttüğümüz "Erzurum İli'nde Doğru Yem Bitkisi Haritası" Projemiz devam etmektedir. Ayrıca Başvuruda bulunacağımız projelerimiz ise Örnek Köy Et Sektörü, Örnek Köy Süt Sektörü ve Ortak Pazarlama Merkezi Projelerimizdir." şeklinde konuştu.

TKDK Koordinatörü Özlü: "Lokomotif Sektörlerden biri olan hayvancılığı desteklemeye devam ediyoruz."

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) İl Koordinatörü Atilla Özlü ise 2019 yılı çiftçilerimiz için yeni bir fırsat olduğunu vurgulayarak, Erzurum İli'nin lokomotif sektörlerinden biri olan hayvancılığa yönelik yatırımları desteklemeye devam ettiğini belirtti. Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili kuruluşu olan TKDK, 16 Şubat 2019 tarihinde yayınladığı çağrı ilanında 42 ilde yapılacak Tarımsal İşletmelerin ve Tarım ve Balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasıyla ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlar için 250 milyon avro (1.5 Milyar TL) bir destek bütçesi ayırdığını duyurdu.

Bu çağrı ilanında desteklemelerin IPARD II Programı kapsamında olup hibe oranlarının %40-70 arasında değiştiği ve toplam yatırım süresinin 18 ay ile sınırlı olduğu bildirildi. Söz konusu proje çağrısında hayvancılık (büyükbaş ve küçükbaş, kaz, hindi ve broyler) sektörü için proje başvurularının 8 Nisan 2019 - 17 Mayıs 2019 tarihleri arasında, diğer sektörler için ise 8 Nisan 2019 - 24 Mayıs 2019 tarihleri arasındadır. Her iki yatırım başlığı içinde oldukça ciddi bir destek bütçesinin bulunduğunu ve bu bütçeden ilimiz yatırımcılarının daha fazla yararlanması için bütün yatırımcıları projeleriyle birlikte il koordinatörlüğüne davet ettiğini ifade etti.

Özlü, 5. Başvuru çağrısı için 250 milyon avro'luk bütçenin %68'lik (170 milyon avro) kısmının manda yetiştiriciliği de dahil olmak üzere büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık sektörü kapsamında "süt ve besi" ahır ve ağıllarının yeniden yapımına veya mevcutlarının yenilenmesine, kanatlı et sektörün de "hindi ve kaz" yetiştiriciliği için yeni ve mevcut işletmelerin kurulumuna, "broyler" yetiştiriciliği ve "yumurta tavukçuluğunda" ise kapasite artırımı olmadan aktif ve mevcut işletmelerin modernizasyonuna ayrıldığını belirtti. Ayrıca katma değer oluşturan Tarım ve Balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına yönelik sektörlere de 80 milyon avro'luk bir bütçenin ayrıldığını ifade etti. Bu kapsamda kırmızı ve kanatlı eti işleme, süt işleme, su ürünleri işleme, meyve-sebze işleme ve paketleme tesislerinin, süt toplama merkezlerinin ve soğuk hava depolarının kurulumunun desteklenecek.

Bu dönemde üretici örgütlerine yönelik önemli bir fırsat sunulduğunu böylece üretici örgütlerinin kendilerinin veya ortağı oldukları tüzel kişiliklerin ahır yapımında ve süt toplama merkezlerinin kurulumunda hibe desteğinden faydalanabileceklerini belirtti. Ayrıca, üretici gruplarının dahil oldukları projelerin hibe destek oranlarının özel ve tüzel kişiliklere oranla daha yüksek olduğunu ifade ederek üretici örgütlerinin böyle bir fırsatı kaçırmamaları gerekmektedir. Tüm yatırımlarda uygulanmak üzere yatırımlara ait uygun harcama tutarları üzerinden KDV muafiyeti uygulanacağını da belirterek böylece yatırımcılar için hibe destek oranlarının daha karlı bir duruma geleceğini vurguladı. Diğer taraftan yine tüm yatırımlar kapsamında mevzuata uygun mevcut ya da kurulacak yeni işletmeler için 300 kW'ye kadar olan yenilenebilir enerji yatırımlarının da destek kapsamında olduğunu söyledi. Bu nedenle projelerinde enerji yatırımı bulundurmak isteyen yatırımcıların Lisanssız Elektrik Yönetmeliğinin 7. Maddesi uyarınca yenilenebilir enerji yatırımı kapsamında "muafiyet belgesi" almak için 25 Mart 2019 tarihine kadar bir dilekçe ile Erzurum İl Koordinatörlüğüne başvurmalarının gerektiğini belirtti.
Ayrıca Koordinatör Özlü hibe ve destek programları için detaylı bilgi almak isteyen tüm yatırımcılarımızın vakit geçirmeden İl Koordinatörlüğümüzle irtibata geçmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.
 
 
 
21.3.2019
Devamı

Acıpayam'da Deprem Hayvanlar Göçük Altında

Denizli’nin Acıpayam ilçesinde yaşanan depremde hayvanlar göçük altında kaldı.
Merkez üssü Denizli’nin Acıpayam olan 5.5 büyüklüğündeki depremde Acıpayam ilçesine bağlı Yeniköy, Karahöyük, Uçarı, Gedikli ve Yeşildere mahallerinde 50 ev hazar gördü.

Denizli Valiliğinden yapılan açıklamaya göre Eski toprak bazı yapıların yıkıldığı. Hasar tespit çalışmaların ise devam ettiği söylendi.

Öte yandan Toprak yapılarda hayvanlar göçük altında kalırken kurtarma çalışmalarının ise devam edildiği kaydedildi.



 
20.3.2019
Devamı

Bakanlık Gıda Alışverişleri Konusun'da Uyardı

Gıdada yapılan hilelere karşı Bakanlık uyardı: Ambalajsız ya da ambalajı bozulmuş besinleri almayın
Tarım ve Orman Bakanlığı'nca, gıda alışverişi yaparken dikkat edilmesi gerekenlere ilişkin uyarıda bulunuldu. Buna göre;

 Ambalajsız besinler ile ambalajı yırtılmış veya bozulmuş besinler alınmamalı.
 Özellikle ambalajın bombeleşmemiş olmasına dikkat edilmelİ
 Her besinin, sıcaklık, nem ve ışık gibi kendine özgü muhafaza koşullarında satışa sunulup sunulmadığı dikkate alınmalı.
 Kaynağı bilinmeyen, denetimsiz sokak sütü alınmamalı. Pastörize ve uzun ömürlü sütler (UHT) tercih edilmeli.

 Kırık, çatlak, kirli yumurtalar satın alınmamalı ve yumurtalar kullanılmadan önce yıkanmalı. Tahıl, kuru baklagiller, sert kabuklu yemişler ve yağlı tohumların küflü, böcek yenikli, kırık taneli olmamasına özen gösterilmeli.

Hayvansal besinlerin etiketinde oval şekilde ve içinde Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından verilen işletme onay numarasının bulunduğu "tanımlama işareti" aranmalı, diğer ürünler için ise yine Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kayıt altına alınan gıda işletmelerine verilen "İşletme Kayıt Numarası" (İKN) bulunan besinler tercih edilmeli.
 
 
20.3.2019
Devamı

Türkiye'nin Et ve Süt Merkezi Van Olacak

Tarım ve Orman Bakanlığınca Van'da kurulmasına onay verilen Tarıma Dayalı İhtisas Organize Hayvancılık Bölgesi'nde (TDİOHB),12 bin büyükbaş hayvan yetiştirilecek, et işleme ve yem fabrikaları bulunacak ve binlerce kişi istihdam edilecek.
Valilik öncülüğünde hazırlanan, Büyükşehir Belediyesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Van Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı, İpekyolu, Tuşba, Gevaş, Gürpınar belediyeleri, Van Ticaret Borsası, Van Kırmızı Et Üreticileri Birliği ve Van Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin de paydaş olduğu TDİOHB projesi, Tarım ve Orman Bakanlığınca onaylandı.
Edremit, Gevaş ve Gürpınar ilçelerinin kesiştiği noktada 80 bin dönüm alanda inşa edilecek organize hayvancılık bölgesinde, 50 ile 500 büyükbaş hayvan kapasiteli 100 besi işletmesi kurulacak, yılda 12 bin büyükbaş besi hayvanı yetiştirilecek.
Günlük 4 ton et işleme, deri işleme ve yem fabrikalarının kurulacağı bölgede, ayrıca hayvan gübrelerinden de elektrik enerjisi üretilerek işletmelerin maliyetleri düşürülecek.
Ürünlerin işlenmesine dayalı sanayi tesislerinin, muhafazası ve pazarlanmasına yönelik işletmelerin kurulacağı proje sayesinde doğrudan ve dolaylı binlerce kişinin iş sahibi olması sağlanacak.

"TÜRKİYE'YE ÖRNEK TEŞKİL EDECEK"
Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, proje ile kent merkezindeki hayvancılığı kent dışına çıkarmayı ve kentte modern besicilik faaliyetini geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi.
Bilmez, şu bilgileri verdi:
"Burada et kesimhanemiz, et işleme tesisimiz ve yem fabrikamız olacak. Et ve et mamullerinin depolandığı 2 büyük hava deposu yapılacak. Besiciler için yıllık 4 bin 500 ton yonca üretimi yapılacak. Hayvan atıklarından elektrik üretimi gerçekleştirilecek. Her yönüyle bu işletmemiz Türkiye'ye örnek teşkil edecek. Binlerce insan istihdam imkanı bulacak. Bölgemiz hayvancılığın ciddi bir merkezi. Artık eski aile işletmeciliğinden modern hayvancılığa geçmek istiyoruz. Kent merkezindeki hayvancılığı da kentin dışına çıkartarak toplulaştırmayı amaçlıyoruz. Proje, kentteki şehirleşme sürecine de katkı sunacak."
Van'da aile işletmeciliği şeklindeki hayvancılığı modern hale getirerek daha çok istihdam alanı yaratmak istediklerini kaydeden Bilmez, meralarıyla, bitki örtüleriyle ciddi potansiyele sahip Van'da, 1970'li yıllarda 7,5 milyon küçükbaş hayvan yetiştirildiğini anımsatarak, bu rakamların üstüne çıkmayı hedeflediklerini belirtti.
İşletmelerde önceliği kent merkezindeki hayvan yetiştiricilerine vereceklerini anlatan Bilmez, şöyle devam etti:
"Burada direkt ve dolaylı binlerce insan iş sahibi olacak. 3 ilçenin ortasında sulama konusunda da sıkıntısı olmayan büyük bir alan. Buranın hepsi tahsise uygun hale getirildi. Biz Türkiye'nin et ve süt deposu olmaya talibiz. 12 ay boyunca hayvan beslenen ender illerden biriyiz. Havanın sıcak olduğu illerde hayvanları yazın yaylalara çıkarmadığınız zaman köyde besleyemezsiniz ama burada Van'ın her yerinde hayvan beslenebiliyor. Bunu değerlendirmek gerekiyor. Daha fazla verimin elde edildiği modern tesislerin kurulmasını amaçlıyoruz. Hayvan sayıları Van için çok az, önceki yıllardaki rakamları yakalamamız lazım."

"5 BİN DÖNÜM ALAN YEM BİTKİSİ ÜRETİMİNDE DEĞERLENDİRİLECEK"
Proje koordinatörü Yusuf Taşkın ise projenin esas çıkış noktasının kent merkezinde hayvancılık yapan işletmelere yatırım ortamı sağlamak, hayvancılığa yatırım yapmak isteyenlere de entegre bir tesis kazandırmak olduğunu söyledi.
Hayvancılığın katma değerini, et ürünleri üreterek yükseltmeyi, böylece kent ekonomisini de canlandırmayı amaçladıklarını kaydeden Taşkın, "Türkiye'de 20 yerde bu şekilde kurulan tesisler var. Burayı özellikli kılan, diğer bölgelerden ayıran en önemli özellik, yem bitkilerinin de üretilecek olması. Hayvancılıkta kaba yemde dışa bağımlıysanız rekabet imkanınız olmuyor. Burada 5 bin dönüm alan yem bitkisi üretiminde değerlendirilecek. Verimsiz araziler ilk etapta hayvanlardan elde edilecek gübrelerle ıslah edilerek, sonrasında da kaba yem ihtiyacının karşılanmasında kullanılacak." ifadesini kullandı.
Hayvanlardan elde edilecek gübrenin de tüzel kişiliğin kuracağı şirket tarafından yönetileceğini anlatan Taşkın, şirketin her işletmenin gübresini bir yerde toplayacağını ve kurulacak biyometan tesislerinde enerjiye dönüştüreceğini aktardı.
Buradan elde edilecek değerli gübrenin piyasaya arz edileceğini belirten Taşkın, şunları kaydetti:

"Enerjiden atıl ısı çıkacak bununla da 50 dekara yetecek sera ısıtılabilecek. Ahırların çatısına kurulacak güneş enerjisi panelleri ile işletmelerin elektrik ihtiyaçlarının bir kısmı da buradan karşılanacak. Sanayi entegreli olduğu için katma değer artacak. Çok boyutlu, kent için önemli bir proje olacak. Bölgenin en önemli iktisadi faaliyet alanı hayvancılık. Proje ile üretilen ürünler yerinde katma değeri yüksek ürünlere dönüşecek. Sucuk, salam gibi ürünler elde edilecek ve ihracat imkanı da olacak. Şu an ilin hayvancılığının yüzde 8'i burada yapılabilecek. İlerleyen dönemlerde bu yüze 20'ye çıkacak. Bu çok önemli bir oran. "
 
 
 
19.3.2019
Devamı

Gübre Sektörüne Rekabet Soruşturması

Rekabet Kurumu; Gübretaş, Bagfaş ve Ege Gübre'nin aralarında bulunduğu 6 firmaya soruşturma açtı.
Rekabet Kurumu, gübre sektöründeki fiyat artışlarına yönelik olarak re'sen yürütülen ön araştırma sonucunda altı firma hakkında soruşturma açıldığını duyurdu.
Rekabet Kurumu'nun internet sitesinde yer alan açıklamaya göre, soruşturma açılan şirketler arasında Bandırma Gübre Fabrikaları, Ege Gübre, Gemlik Gübre, Gübre Fabrikaları, İstanbul Gübre Sanayii ile Toros Tarım bulunuyor.
Öte yandan kurum, Türk Telekom aleyhinde de toptan sabit genişbant internet hizmetleri pazarında hakim durumunu kötüye kullanıp kullanmadığını tespit amacıyla soruşturma başlattı.
Kaynak: Reuters
 
 
19.3.2019
Devamı

Çiğ Süt Desteğinden Kimler Yararlanıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 Yılında Yapılacak Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nda yer alan destekleme ödemelerine ilişkin usul ve esasları belirledi.
Tarım ve Orman Bakanlığının Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesi Uygulama Tebliği (No: 2019/22), 14 Mart 2019 tarihli Resmi Gazete ’de yayımlandı.
 
Çiğ süt üretimi ve kalitesi ile uygulanan hayvancılık politikalarının etkinliğini artırmak suretiyle çiğ süt üretiminde sürdürülebilirliği sağlamak üzere yetiştiricilerin desteklenmesi amacıyla çıkartıan Tebliğ, 817 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan 2019 Yılında Yapılacak Çiğ Süt Desteği ve Süt Piyasasının Düzenlenmesine İlişkin Kararda yer alan destekleme ödemelerine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.

Çiğ süt desteklemesi
Buna göre, çiğ süt desteklemesi; üretmiş olduğu çiğ sütü, Gıda İşletmelerinin Kayıt ve Onay İşlemlerine Dair Yönetmelik kapsamında faaliyet gösteren süt işleme tesislerine, fatura/E-Fatura ve/veya müstahsil makbuzları karşılığında kendisi, yetiştirici/üretici örgütü veya bunların %50’nin üzerinde paya sahip oldukları ortaklıkları vasıtasıyla satan ve BSKS veri tabanına aylık olarak kaydettiren bir yetiştirici/üretici örgütüne üye olan yetiştiricilere ödenecek.
Destekleme, hazırlanan ödeme icmalleri esas alınarak; inek, manda, koyun ve keçi sütü ile soğutulmuş inek sütü ve üretici örgütleri kanalı ile pazarlanan soğutulmuş inek sütüne, Bakanlığın belirleyeceği dönemler ve birim fiyatlar üzerinden ödenecek. Döneminde başvurusunu ve evraklarını tamamlamayanlar desteklemeden yararlandırılmayacak.



ESK’ya satan üreticiler de yararlanacak
Üretmiş olduğu çiğ sütü, üretici örgütleri aracılığı ile süt tozu olarak Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğüne satan üreticiler de desteklemeden yararlandırılacak. Desteklemede Bakanlıkça belirlenen 1 kg süt tozu eşdeğeri süt miktarı esas alınacak.
Çiğ Sütün Arzına Dair Tebliğ (Tebliğ No: 2017/20) kapsamında hastalıktan ari işletme belgeli süt üreten işletmeler, ürettikleri çiğ sütü, faaliyet alanında sütün arzı/satışı bulunan işletme kayıt belgesine sahip ve BSKS’ye kayıtlı yerel perakendecilere, işletme kayıt belgesine sahip BSKS’ye kayıtlı süt dolum tesislerine fatura/müstahsil makbuzu karşılığında satmaları şartıyla çiğ süt desteklemesinden yararlandırılacak.
Çiğ süt desteklemesinden yararlanmak isteyen üreticiler; BSKS’ye veri girişi için yetkilendirilmiş bir yetiştirici/üretici örgütüne üye ise bu yetiştirici/üretici örgütüne, BSKS’ye veri girişi yetkisi bulunmayan bir yetiştirici/üretici örgütüne üye ise örgüt aracılığı ile il/ilçe müdürlüklerine başvuracaklar.
1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere satılan çiğ sütlere ait fatura/E-Fatura ve/veya müstahsil makbuzları, yetiştirici/üretici örgütlerine teslim edilecek.
Çiğ süt desteklemesinden yararlanacakların işletmesi ve sütün elde edildiği hayvanların TÜRKVET’e kayıtlı olması gerekecek.
Destekleme icmallerinin hazırlanması, askıya çıkartılması, gönderilmesi ve ödeme ile ilgili çalışma takvimi Hayvancılık Genel Müdürlüğü (HAYGEM) tarafından belirlenecek.

Üye yetiştiricilerden kesinti
Merkez birliğini kurmuş olan; ıslah amaçlı yetiştirici birlikleri, üretici birlikleri ve/veya 1163 sayılı Kanuna göre kurulmuş tarımsal amaçlı kooperatif üyelerinden, hak ettikleri desteklerden çiftçi örgütlerini güçlendirme adı altında sistem üzerinden kesinti yapılacak. Kalan miktar yetiştirici/üreticilerin hesabına ödenecek.
Destekleme ödemelerinin denetimini sağlayacak tedbirleri almaya ve Tebliğin uygulamasında ortaya çıkan sorunlar ve öngörülmeyen durumlarda HAYGEM, genelge ve talimat çıkarmaya yetkili olacak. Destekleme ödemelerinin amacına uygun ve gerçek hak sahiplerine ödenmesi için, il müdürlüğü gerekli tedbirleri alacak.
Çiğ süt desteğinde ortaya çıkabilecek sorunlara ilişkin konularda Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliği hükümlerine göre kurulan İl/İlçe Tahkim Komisyonları yetkili olacak.
Desteklemelerden Tebliğde belirlenen hükümlere uymayanlar, Gerçeğe aykırı beyanda bulunan ve/veya belge ibraz edenler, Kamu kurum ve kuruluşları yararlanamayacak.

Tamamlanamayan işlemler
8/5/2018 tarihli ve 30415 sayılı Resmî Gazete ‘de yayımlanan Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği (Tebliğ No: 2018/21) hükümlerine göre başvuruları yapılmış ve sonuçlandırılamamış işlemler söz konusu Tebliğ hükümlerine göre sonuçlandırılacak.
Destekleme ödemelerinde kullanılan kayıt sistemlerinin Bakanlıkça yeniden oluşturulması halinde yürütülecek iş ve işlemler talimatla belirlenecek.
Tebliğ 1/1/2019 tarihinden geçerli olmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.
 
 
 
15.3.2019
Devamı

Tarım Üfe Verileri Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu, şubat ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı. Buna göre, şubatta bir önceki aya göre yüzde 2,73 artışla 157,84 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,79 ve 12 aylık ortalamalara göre de yüzde 14,34 yükseldi.
Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık yüzde 2,85, balıkçılıkta yüzde 6,32 artış gerçekleşirken ormancılık ürünlerinde yüzde 7,13 azalış gerçekleşti.
Bir önceki aya göre değişimde, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 2,31, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 7,44 ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,01 artış kaydedildi.

Alt tarım gruplarından, turunçgiller yüzde 9,11, diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler yüzde 3,14, çeltik yüzde 1,92, tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 2,67 artış gösterirken, lifli bitkiler yüzde 2,45, canlı kümes hayvanları ve yumurtalar yüzde 0,15 azaldı.
Şubat ayında endekste kapsanan 86 maddeden, 65'inin fiyatlarında artış, 17'sinin fiyatlarında azalış, 4'ünün fiyatlarında ise değişim olmadığı görüldü.
 
 
15.3.2019
Devamı

Anaç Koyun Keçi Destekleri Ödeniyor

2018 yılı anaç koyun keçi destekleme ödemeleri 15 Mart 2019 tarihinde mesai bitiminden hemen sonra yetiştiricilerin hesabına yatırılmaya başlanacak. Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli tarafından yapılan açıklamada 187 bin 209 küçükbaş hayvan yetiştiricisinin 21 milyon 495 bin hayvanı için 537 milyon 385 lira anaç koyun keçi destekleme ödemesi yapılacağı belirtilmişti.

Buna göre T.C. Kimlik numarası 8 i başlayanlar 15 Mart 2019 Cuma günü mesai bitiminde hesaplarına yatırılmış olacak. T.C. Kimlik numarası 4ve 6 olanlar 22 Mart 2019 tarihinde alırken; T.C. Kimlik numarası 02 ile başlayanlar ise 29 Mart 2019 günü mesai bitiminde hesaplarına ödenmiş olacak.
 
14.3.2019
Devamı

Gümrük Vergisiz 200 Bin Ton Patates İthalatı

Patates ithalatında 200 bin tona kadar tarife kontenjanı açıldı. Gümrük vergisiz  patates ithalatı 20 Nisan'a kadar yapılabilecek.
Ticaret Bakanlığı'nın Patates İthalatın da Tarife Kontenjanı Uygulanmasına İlişkin Tebliği ve konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete 'de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.
Buna göre, 200 bin tona kadar patates ithalatında gümrük vergisi alınmayacak. Tarife kontenjanı 20 Nisan'a kadar geçerli olacak.

Patates ithalatında uygulanacak tarife kontenjanının dağıtım yöntemiyle başvuru, kullanım usul ve esasları Ticaret Bakanlığının tebliğiyle belirlendi.
Kararda yer almayan hususlarda, İthalat Rejimi Kararı ve diğer ilgili mevzuat hükümleri uygulanacak.

Tebliğ, tarife kontenjanı kapsamında ithalatı gerçekleşecek eşyanın ithalatının tabi olduğu diğer mevzuat hükümlerinin uygulanmasını engellemeyecek.
 
 
 
12.3.2019
Devamı

Büyüme Rakamları Açıklandı

Üretim yöntemine göre cari fiyatlarla GSYH, 2018 yılında bir önceki yıla göre yüzde 19,1 artarak 3 trilyon 700 milyar 989 milyon TL oldu.

Gayrisafi Yurt İçi Hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2018 yılında zincirlenmiş hacim endeksi olarak tarım sektörünün katma değeri yüzde 1,3, sanayi sektörü yüzde 1,1 arttı, inşaat sektörü ise yüzde 1,9 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 5,6 arttı.

Kişi başına Gayrisafi Yurt İçi Hasıla 2018 yılında 45 463 TL oldu

2018 yılında kişi başına GSYH cari fiyatlarla 45 463 TL, ABD Doları cinsinden 9 632 Dolar olarak hesaplandı.

GSYH 2018 yılı dördüncü çeyreğinde yüzde 3 azaldı

Gayrisafi Yurt İçi Hasıla dördüncü çeyrek ilk tahmini; zincirlenmiş hacim endeksi olarak (2009=100), 2018 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3 azaldı.

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2018 yılının dördüncü çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 13,4 artarak 1 trilyon 10 milyar 114 milyon TL oldu.

Gayrisafi Yurt İçi Hasılayı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2018 yılının dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; tarım sektörü toplam katma değeri yüzde 0,5, sanayi sektörü yüzde 6,4 ve inşaat sektörü yüzde 8,7 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 0,3 azaldı.

Takvim etkisinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, 2018 yılı dördüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,2 azaldı. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış GSYH zincirlenmiş hacim endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,4 azaldı.

11.3.2019
Devamı

Bakan Yardımcısı Özkaldı: İlacımızı Kendimiz Üreteceğiz

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, Türkiye’nin kendi ilacını üretme konusunda çalışmalara başladığını belirtti. 

Afyonkarahisar’ın Bolvadin ilçesinde AK Parti İlçe Teşkilatı tarafından düzenlenen toplantıya katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Özkaldı, “İlçemizde bulunan Alkaloid Fabrikasında morfini nasıl üretiyorsak ilacı da kendimiz üreteceğiz. Bununla ilgili fizibilite çalışmaları başlamıştır. Ayrıca enerji gideri yüksekolacağından atık su arıtma tesisleri için büyük bir güneş enerjisi üsleri kuracağız. Enerji gideri de kendi kendini karşılayacaktır” ifadelerini kullandı.

Haşhaş üretimini de internetten takip edeceklerini belirten Özkaldı, ilçede haşhaş ekiminin iki katına çıktığını bildirdi. Hükümet tarafından ilçeye yapılan yatırımları anlatan Akif Özkaldı, “Bu hizmetler ekip işi. Bugüne kadar bu hizmetler nasıl yapıldı? Güçlü iktidar, güçlü hükümet ve istikrarlı ekonomi ile yapıldı. Bu gemi bizim, batacaksak bu gemide batalım. Dolayısıyla iyi günde de, kötü günde de hep birlikte olmamız lazım. Güçlü bir belediye olursa biz de hep birlikte bu projelerimizi kaldığımız yerden devam ederiz. Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır. Bakanlarımızın da desteklerini alarak Afyonkarahisar ve Bolvadin’de büyük işlere imza atacağız” dedi.

Daha sonra ilçe esnafını ziyaret eden Bakan Yardımcısı Akif Özkaldı, vatandaşların hal ve hatırlarını sorarak notlar aldı. 
 
11.3.2019
Devamı

TMO Mahsullere Yüzde 30 Fazla Ödeyecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, döviz dalgalanmalarından en çok etkilenen sektörün tarım olduğunu belirterek "Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) olarak sizlerin mahsullerinizi, ürünlerinizi en az yüzde 25-30 daha fazla ödeyerek alacağız." dedi.

Türkiye’nin ekonomisine yönelik yurt dışı kaynaklı bir operasyon düzenlendiğini aktaran Pakdemirli, bu süreçten sonra alınan yerinde tedbirlerle kontrolün sağlandığını söyledi. Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Döviz dalgalanmalarından en çok etkilenen sektör tarım sektörü oldu ama bu sene TMO olarak sizlerin mahsullerinizi, ürünlerinizi en az yüzde 25-30 daha fazla ödeyerek alacağız. Ayrıca sizleri biraz rahatlatmak adına bütün desteklerinizi ödeyeceğiz. 2018'den kalan elimize ulaşmış hiçbir destek ödemeniz kalmayacak."
Kaynak:AA

 

 

11.3.2019
Devamı

Üretici Pancarı Hayvan Yemi Yaptı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarlada buluştuğu pancar  üreticilerinin sorunlarını dinledi. Gürer, “Üretici, pancarı fabrikaya vermek yerine hayvan yemi olarak kullanmaya başladı. Besiciler artık küspe olarak pancardan yararlanıyor, yem fiyatı arttı. Pancardan para kazanamayan üreticiler, pancarı da hayvan yemi yaptı” dedi.
Gürer, çiftçinin fabrika ile yıllık ekim anlaşması yaptığını hatırlatarak, “Çiftçi geçen yıl taahhüt ettiği pancarı fabrikaya veremedi. Kota doldurulamayınca çiftçiye 30-40 bin lirayı bulan kota cezaları çıktı. Çiftçi perişan. Kota cezalarının kaldırılmaması halinde önümüzdeki dönemde çok sayıda üretici pancar ekimi yapamayacak” dedi. Gürer, şunları söyledi.

ÜRÜN TARLADA KALDI
“Şeker pancarı tohumunun fabrika satış fiyatı 150 lira ama daha çok verim alabilmek için üretici 350 liralık ithal tohuma yöneldi. Fabrikanın verdiği tohumun fiyatı düşük olmasına rağmen eski tohum olduğu için çiftçi kullanmak istemiyor. Tohumdan hasata girdi fiyatları da arttı. Nisan ayı ekim zamanı ama kota cezaları silinmezse pancar ekemeyecek.”
100 kilogram şeker pancarından ortalama 16 kilogram şeker elde edildiğini hatırlatan Gürer, “Fabrika çiftçinin ürününü olabildiğince düşük fiyatla almanın yolunu arıyor. Şeker pancarı ekim alanının hazırlanması, çapalanması, sulanması, ekimi, ot alımı, tarladan çekimi, çiftçi için büyük yük ve emek gerektiriyor. Eylül ayında hasadı yapılan şeker pancarının bir bölümü de tarlada kaldı” diye konuştu.

Gürer'e dert yanan üreticiler de, “Bizi ekim yapmama noktasına getirdiler. Bugüne kadarki pancar paralarını da alamadık. Kota cezaları nedeniyle mağduruz. Cezalar kaldırılmazsa, önümüzdeki dönem ekim yapamayız. Pancarı fabrikaya vermek yerine artık hayvan yemi olarak kullanıyoruz. Yem fiyatları çok arttı” dediler.
 
 
11.3.2019
Devamı

Çiftçiye Mart Ayında Destek Müjdesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye'nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde" programında, mart ayında 3 milyar 716 milyon liralık destekleme ödemesi yapılacağını açıkladı.
 
Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde "Türkiye'nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde" programında konuştu. Erdoğan'ın konuşmasının satırbaşları şöyle:

TARIM VE HAYVANCILIK DESTEĞİ

"2019 yılı destekleme ödemelerini hızla gerçekleştiriyoruz. Yılın ilk iki ayında 5 milyar liralık destekleme ödemesini yaptık. Mart ayında yapılacak desteklerin de müjdesini paylaşmak istiyorum. Mart ayı içinde alan bazlı desteklerde 2 milyar lira, buzağı desteklerinde 730 milyon lira, diğer hayvancılık desteklerinde 198 milyon lira, yem bitki desteklerinde 98 milyon lira, sulama desteğinde de 148 milyon lira olmak üzere 3 milyar 716 milyon liralık destekleme ödemesi yapacağız. böylece yılın ilk 3 ayında üreticilerimize 8 milyar 770 milyon liralık desteği sağlamış olacağız.
Tarım ve hayvancılığın ülkemiz bakımından taşıdığı önemi çok iyi bilen bir yönetimiz. Türkiye 2002 yılında tarımsal milli gelir bakımından 37 milyar lirayı bulmayan bir büyüklüğe sahipti. Tarımsal destek 1,8 milyar lirayı ancak buluyordu. Bugün artık ülkemiz tarımsal hasıla bakımından Avrupa'da ilk sırada yer alıyor.

"VATANA İHANET EDERİZ"
Arazi toplulaştırması projesinin ilk başladığı 1960 yılından 2002 yılına kadar toplam 450 bin hektar toplulaşması yapılabilmiştir. Biz 10 yılda 6,1 milyon hektar alanda arazi toplulaşmasını tamamladık. Halen 3,6 milyon hektar alanda da tescil işlemleri sürüyor. Genç çiftçilerimize 30 bin lira hibe desteği veriyoruz. Hayvancılıktan bitkisel üretime kadar geniş alana yayılan bu uygulama ile 48 bine yakın çiftçimizi destekledik. Tarım ve hayvancılık yapılan ovalarımızı sit alanı ilan ediyoruz. Tarım alanlarına beton yığınlarını dikersek bu vatana ihanet ederiz. 258 ovamızı sit alanı ilan etmiş durumdayız. Bu sayıyı 300'e çıkarıyoruz.

"TÜM ÜLKEME SESLENİYORUM..."
Tarım sektöründe de para çok önemli. Geçtiğimiz yıl çiftçilerimize Ziraat Bankası aracılığıyla 32 milyar lira, Tarım Kredi Kooperatifiyle 6,4 milyar lira kredi kullandırdık. Bu kredilerin geri dönüş oranı yüzde 98 oranında olmasını önemli görüyorum.
Spekülatörlerin gayesi üreticinin hakkını korumak değil, bir kısmı kar hırsıyla hareket ederken, bir kısmı daha derin emeller güdüyor. Bu tür tezgahları bozmaya devam edeceğiz. Tüm ülkeme sesleniyorum, hiç kimsenin ne üreticimizin alınterine, ne tüketicimizin sofrasına göz dikmesine izin vermeyeceğiz. Tıpkı teröristler gibi spekülatörlere muamele ediyoruz.
Ülkemizde en çok tartışılan hususlardan birisi hayvancılıktır. Maalesef vatandaşlarımıza istediğimiz fiyat seviyelerinden et sunamadığımızı itiraf etmemiz gerekiyor. Üretimdeki artışlar sayesinde kişibaşı süt tüketimi 122 litreden 258 litreye yükseldi. Kırmızı et tüketimi 6,1 kilodan 15 kiloya çıktı. Yapmamız gereken girdi maliyetlerini düşürerek, üretimi teşvik etmektir. Planlı üretime geçerek ithalatı azaltmayı, ihracatı artırmayı amaçlıyoruz.
 
 
6.3.2019
Devamı

Başkan Erdoğan "Hayvancılıkta yem, tarla bitkilerinde gübre konusunda yaşanan sıkıntıları biliyoruz"

Türkiye’nin en büyük Çiftçi ailesi Milletin evinde
Başkan Erdoğan’dan Tarıma Yönelik işte satır başları

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hayvancılıkta yem, tarla bitkilerinde gübre konusunda yaşanan sıkıntıları biliyoruz. Her iki üründe de dışa bağımlılık söz konusudur. Türkiye, bu konularda ithalatçı değil ihracatçı olmalıdır. Millî Tarım Projemizin hedeflerinden biri de budur.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Hiç kimsenin, ne üreticimizin alın terine ne de tüketicimizin ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz. Tarım sektöründeki spekülatörleri, sınırlarımıza dayanan teröristler gibi, bir millî güvenlik sorunu olarak görüyor ve ona göre muamele ediyoruz.”

“Tarım ve hayvancılığın ülkemiz bakımından taşıdığı önemi çok iyi bilen bir yönetimiz. Çiftçilerimize bugüne kadar yaptığımız 126,8 milyar liralık destek ödemesi, bunun en somut ifadesidir.”
 
6.3.2019
Devamı

Genç Çiftçide İkinci Dalga

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın çiftçiyi desteklemek amacıyla başlattığı 'Genç Çiftçiye Hibe Hayvan Verilmesi' projesini suistimal ederek, çok sayıda vatandaşı dolandırıp, devleti zarara uğratan şüphelilere yönelik bu sabah ikinci dalga operasyonu yapıldı. Ardahan merkezli operasyonda 10 ilde 13'ü veteriner 23 şüpheli gözaltına alındı. 15 Ocak'ta yapılan ilk operasyonda gözaltına alınan şüphelilerden 17'si tutuklanmıştı.

Ardahan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre; 'Genç Çiftçi Hibe Desteği' projesi kapsamında, işi ihalesiz alan yüklenici şirketlerin; teknik şartnamede belirtilen özelliklere uymayan hayvanlardan temin ettiği, kulak küpeleri ve pasaportları rüşvet karşılığında bazı veterinerlere ürettirerek talep sahiplerine, 'küpe kayıtlarında şartnameye uyan ancak fiziken uymayan' hayvanları vermeye çalıştıkları, böylelikle devleti ve projeden faydalanmak isteyen vatandaşları dolandırmaya çalıştıkları yönündeki iddialar üzerine harekete geçildi.
Başsavcılık koordinesinde, Jandarma Genel Komutanlığı KOM Daire Başkanlığı ve Ardahan İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, 2018 yılı Ekim ayından itibaren suç örgütüne yönelik fiziki takip başlattı. 15 Ocak günü de Ankara, Erzurum, Kars, Van, Aydın ve Ardahan'da belirlenen adreslere eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonda 9 şirket çalışanı, 7 hayvan toplayıcısı, 12 veteriner ve 2 veteriner teknikeri olmak üzere toplam 30 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerden 17’si tutuklanırken, 13’ü adli kontrol ile serbest bırakıldı.

GENÇ ÇİFTÇİ’DE İKİNCİ DALGA

"Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve örgüt faaliyeti kapsamında rüşvet almak-vermek, resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık" suçlamalarıyla yürütülen soruşturma kapsamında, bugün ikinci dalga operasyonu yapıldı. Ardahan, Kars, Erzurum, Van, Diyarbakır, Sivas, Niğde, Yozgat, Çorum ve Sinop'ta yapılan eş zamanlı operasyonda, 13’ü kamu görevlisi veteriner olmak üzere 23 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilere ait adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda hayvan küpesi ele geçirildi.  

 GENÇ ÇİFTÇİ PROJESİ: Tarım ve Orman Bakanlığı, Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında 'Genç Çiftçi Projesini' uygulamaya soktu. 2018 yılında tamamlanmak üzere proje kapsamında 44 bin 50 büyükbaş ve 132 bin 431 küçükbaş hayvanın hibe yoluyla ihtiyaç sahibi çiftçilere dağıtımı planlandı. Projenin yürütülmesi için Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü(TİGEM) ile Tarım Reformu Genel Müdürlüğü görevlendirildi. Proje amacı doğrultusunda 2 kurum ile yüklenici şirketler arasında projenin yürütülmesine ait detayları içeren protokol daha önce hayata geçirilmişti.
Kaynak:DHA
 
 
 
6.3.2019
Devamı

Sınır'da Ekin Yasağı

Hatay Valiliği 1'inci ve 2'nci derece kara askeri yasak bölge ve güvenlik bölgelerinde, kısa boylu ürünler haricinde boyu 1 metreyi aşan mısır ve ayçiçeği gibi sınır emniyetini zafiyete uğratan bitkilerin ekiminin yapılmasına izin verilmeyeceğini duyurdu.

Valilik sitesinden yapılan açıklamada, Suriye'de yaşanan iç karışıklık ve otorite boşluğu nedeniyle il sınır güvenliğinin sağlanması için alınan tedbirlerden etkilenen 1'inci ve 2'nci derece kara askeri yasak bölge ve güvenlik bölgesi içerisinde tarım arazisi bulunan çiftçilerin tarımsal faaliyetlerinin bazı usul ve esaslara göre yapmalarının uygun görüldüğü bildirildi.
 
 
6.3.2019
Devamı

Şeker Pancarında Sözleşme

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, şeker fabrikalarının, bu yılki ekim dönemi öncesinde çiftçilerle üretim sözleşmesi imzalamaya başladığı belirtildi.
Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Şeker Kanunu gereğince pancar tarımı "sözleşmeli" yapılıyor.
Bu kapsamda, 2019 yılının ekim dönemi öncesinde, tüm fabrikalar çiftçilerle üretim sözleşmesi imzalıyor. Pancar çiftçisi ile şeker fabrikası, ekim öncesinde sözleşme yaparken, üretim şartları ile alım usul ve esasları bu sözleşmede belirleniyor. Sözleşmeyle tarafların hak ve sorumlulukları güvence altına alınıyor.
Sözleşme kapsamında, çiftçilerin tohum ve gübreleri fabrikalar tarafından teslim edilmeye başlandı. Böylece pancar tarımının sürdürülebilirliği sağlanıyor.
Fabrikalar, hasat öncesinde bakım, sulama, söküm gibi adlar altında çiftçilere avans ödemesi yapıyor. Pancar çiftçisi, daha hasat gerçekleşmeden ürün bedelinin yaklaşık yüzde 40'ını peşin olarak alıyor.

Pancar üretiminde artış beklentisi
Kanun gereğince uygulanan kota sistemiyle şeker üretiminde arz ve talep dengesi tesis ediliyor, üretim planlanıyor ve istikrar sağlanıyor. Kota sistemiyle üretimde dalgalanmaların önüne geçilerek, pancar çiftçisinin refahı istikrarlı şekilde korunuyor.
Ayrıca, nişasta bazlı şeker kotalarının yüzde 2,5'e indirilmesi çiftçiler tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanırken, bu yıl pancar üretiminde büyük artış bekleniyor.
Şeker üretiminde en büyük pay yüzde 37 ile pancar ekicileri kooperatiflerine ait fabrikalarda bulunuyor. Kamuya ait Türk Şeker AŞ halen 15 şeker fabrikasıyla sektörün yüzde 34'üne hakim görünüyor. Böylece, başka hiçbir üründe olmayan düzeyde üretim çiftçi kooperatiflerince yapılıyor ve kamu şeker üretimine güçlü bir şekilde devam ediyor.
Kaynak: AA
 
 
5.3.2019
Devamı

Kayseri Tarım Fuarına 900 Yerli ve Yabancı Firma

7-10 Mart tarihleri arasında Kayseri OSB Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezinde düzenlenecek olan 14. Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı’na yerli ve yabancı bin 900 firmanın katılacağı açıklandı. 

Kayseri OSB Hizmet Binasında düzenlenen toplantıda 14. Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı konusunda bilgiler veren Kayseri OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Nursaçan, "Kayseri OSB’nin 1 Mart tarihinde gerçekleştirmiş olduğu 17. Olağan Genel Kurul sonucunun, başta sanayimiz olmak üzere, ilimiz ve ülkemiz için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bu seçimin kaybedeni yoktur. Seçimi Kayseri sanayisi / sanayicisi kazanmıştır. OSB yönetimi olarak hiçbir ayrım gözetmeden herkesi kucaklayacağız. Zira bizler, OSB’ni sahiplenmeye değil, Organize Sanayi Bölgesi’nin sahiplerine hizmet etmek için buradayız.

İş dünyası olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da devletimizin emrinde, milletimizin hizmetinde olacağız. Üstlenmiş olduğumuz sorumluluk da bunu gerektiriyor. Allah, birliğimizi, beraberliğimizi daim etsin" dedi.

Nursaçan, "Milli iradenin hakim olduğu, yani , daha önce olduğu gibi, sadece parmak kaldırma yerine, üyelerimizin huzuruna sandık konulmak suretiyle ve herkese örnek olacak şekilde, demokratik, hür ve şeffaf bir seçim olmuştur. Bu yeni dönemde, yönetim kurulu üyesi arkadaşlarımla birlikte, örnek alan değil, örnek alınan; edilgen değil, etken OSB olma yolunda, belirlenen hedeflere tek tek ulaşacağız inşallah.
Bu hedeflere ulaşmada; basınımızın da önemli katkı sağladığını burada özellikle belirtmek isterim. Kendilerine huzurunuzda teşekkür ediyorum.
Fuarların tüm sektörlerin gelişime katkı sağladığı yadsınamaz bir gerçektir.” ifadesinde bulundu.
Başkan Nursaçan konuşmasında; “Yenilikleri ve teknolojiyi takip etmek, kendimizi geliştirmek, ileriye dönük çalışmalar için bir öngörüye sahip olmak anlamında fuarlar; Üreticilerle müşterileri buluşturan önemli bir köprüdür" diyerek şunları söyledi:
"Günümüzde sadece kaliteli mal üretip pazara sürmek, satış yapabilmek için yeterli değildir. Doğru yerde, doğru zamanda ve doğru bir organizasyonla katılımcılarla iletişim kurabilmek te önemlidir.
Fuarlar, serbest ticaretin dünyamıza kazandırdığı, en önemli pazarlama ve tanıtım ortamlarından biridir. Fuarların önemi, sayılamayacak kadar fazladır.
Hepinizin Bildiği Üzere; sanayicilerimizden gelen yoğun talep üzerine Fuar projesine karar verdik. 15. Genel Kurulumuzdan aldığımız onayla, 2017 Nisan ayı başında temelini attık.
Allah'a Hamdolsun 22 ayda tamamladık. Fuarın, 1. etabı olan 18 bin m2’lik kısmı bir kaç gün sonra hizmete girecektir. İkinci etap 12 bin metrekarenin ise, temeli atılmış olup, 2020 yılında tamamlanmasıyla 30 bin metrekareye ulaşmış olunacaktır.
Tüm etaplarının tamamlanmasıyla toplamda 60 bin metrekarelik kapalı alanıyla, şehrimizin ve sanayicimizin hizmetinde olacaktır.
İşletilmesi konusunda sektörün lideri konumda TÜYAP ile anlaşma sağlanmıştır.
Şehrimiz ticareti bu sayede büyük bir canlılık kazanacaktır. Yılda yaklaşık olarak 2 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapacaktır.

7-10 Mart tarihleri arasında “14. Kayseri Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı” nın hep birlikte açılışını yapacağız, inşallah. Fuara yaklaşık 1900 yerli ve yabancı marka katılacaktır.
Gördüğünüz üzere; hem konuşuyoruz, hem de projelerimizi tek tek hayata geçiriyoruz. Zira, kaybedecek zamanımız yoktur. Allah bütün bu hayırlı hizmetlerin devamını nasip etsin.
Kayseri OSB tarafından planlanan Fuar ve Kongre Merkezi yatırımı, OSB’nin sanayicilere destek ve hizmet misyonuna uygun nitelikte hizmet sunacaktır. Bu önemli, büyük ve örnek projenin, sanayicimiz, ilimiz ve ülkemiz için hayır uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum.
Bu münasebetle; fuarın çevre düzenlemesine katkıda bulunan, Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Çelik Bey’e ve Belediyenin tüm çalışanlarına teşekkür ediyorum. Katkı ve destekleri her türlü takdirin üzerindedir.
Ülkemizin kalkınması ve gelişmesi için iş dünyamıza her türlü desteği sağlayan Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve Hükümetimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Bu vesile ile; 7 Mart Perşembe günü açılışı yapılacak olan 14. Kayseri Tarım Hayvancılık ve Gıda Fuarının hayırlı, uğurlu ve bereketli olmasını diliyorum. Huzurunuzda bu organizasyonda emeği geçen Atlas Fuarcılık yetkilisi Sayın Fevzi Atasagun Bey’e, İl Tarım ve Orman Müdürü Sayın Mustafa Şahin Bey’e, Kocasinan Ziraat Odası Başkanı Sayın Abdulkadir Güneş Bey’e ve organizasyonda emeği geçen herkese başarılar diliyorum. “
Atlas Fuarcılık yetkilisi Fevzi Atasagun ve Kocasinan Ziraat Odası Başkanı Abdulkadir Güneş ise; günümüzde fuar organizasyonlarının önemi ve bu fuara ait detaylar hakkında bilgiler verdi. Söz konusu fuara ülke çapında bilinen markaların katılacağı, 350 bin ila 400 bin arasında ziyaretçinin geleceği, diğer vilayetlerde de benzeri fuarların düzenlendiği, ancak Kayseri OSB Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek bu fuarın farklı bir ses getireceği “ ifade edildi. 
 
5.3.2019
Devamı

Tarıma Yüzde 12 İndirimli Elektrik Dönemi

Hatırlanacağı üzere Mart ayının ilk gününde Resmi Gazete'de elektrik tüketim desteğine dair karar yayımlanmıştı. Bu karara göre devlet sosyal yardım alan muhtaç ailelere elektrik tüketim desteği sağlayacak. Devlet tarafından atılan bu adım tarım ve hayvancılıkta da uygulanmaya hazırlanıyor. 

Hayvancılık İçin Yüzde 12 İndirimli Elektirik

Ekonomi gündemine oldukça yer tutan elektrik desteğine dair son gelişme ise Tarım ve Hayvancılık alanında geldi. 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez yapmış olduğu bir konuşmasında hayvancılığın gelişimi adına yeni bir destek başlayacağını söyledi. Enerji Bakanlığı'nca sağlanacak bu destek ile hem tarımsal üretim hem de hayvancılığı geliştirilmesi amaçlanıyor. 
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez bu konuya ilişkin detaylı bir açıklamada bulundu. Bu kapsamda çalışmaların bittiğini ve kurul kararınında bu hafta içerisinde çıkacağını dile getiren Bakan Fatih Dönmez şu ifadeleri kullandı. 

"Bununla ilgili çalışmalar bitti, önümüzdeki hafta kurul kararı da çıkacak. Tarımsal sulama gurubuna, sulamanın yanı sıra sera, hayvancılık küçükbaş, büyükbaş, kanatlı hayvancılık, süt toplayıcıları ve işleyicileri dahil olmak üzere tarımsal faaliyetlerin hemen hemen tamamını içeren bir düzenleme yapıyoruz. Bunlar dana önce iç ticari işletme grubunda yer almaktaydı. Kilovatsaat elektrik ücretleri görece daha yüksekti. Bu uygulamadan sonra yüzde 12 civarında indirimden yararlanmış olacaklar. Biz bu uygulamayla hayvancılığı da desteklemiş olacağız. İnşallah hem yereldeki destekler hem hükümetimizin yapmış olduğu bu desteklerle tarımı hayvancılığı da kalkındırmış olacağız."
 
4.3.2019
Devamı

Türkiye Dünya'yı Doyuran Ülke Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Önümüzdeki 20 sene içerisinde Türkiye dünyayı doyuran ülke olacak” dedi. 
Karabük’te Tarım ve Orman Sektörü değerlendirme toplantısına katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, zor bir ev ödevlerinin olduğunun altını çizerek, “ 20 25 yıl içerisinde üretimimizi yüzde 50 arttıracağız. Türkiye’de yeterince yiyecek ekmek buzdolabı dolu olacak. Bunun başka çaresi yok. Bunu mutlaka yapmamız lazım. Bu savunma sanayisi kadar çok önemli” diye konuştu.
İşçi lokalinde düzenlenen toplantıda konuşan Pakdemirli, Türkiye’nin 1990’lı yıllarda koalisyon prangasının eline düştüğünü belirterek, “ 2000’li yıllarla beraber istikrarlı bir büyüme ve istikrar sayesinde bu iktidar da ciddi hizmetlerde bulundu. Türkiye’nin koalisyon üretmeyen bir sisteme ihtiyacı var. Bundan sonra da buna kavuşmuş olduk. Bununla beraber yeni dönemde millete hizmet etmemiz gerekiyor. Millete hizmet ancak bürokrasiyi azaltmakla olur. Bürokrasiyi azaltmak için bakanlıklarımızın sayısı azaldı. Her bakanlığımız ayrı bir tarafa bir yerlere çekiyordu. Tarım ve orman bakanlığı ayrı idi. Suyu ve toprağı ayrı yönetiyorduk. Suyu ve toprağı ayrı yönettiğimiz zaman bir yere baraj yapıyorduk ama sulaması yoktu. Şimdi toprağı ve suyu birlikte yöneteceğiz. Tarımı ve ormanı birlikte yöneteceğiz. Karabük için orman önemli. Orman alanlarının da tarımsal ve hayvancılık faaliyetlerde kullanıyor olmamız lazım” dedi.

“Türkiye dünyayı doyuran ülke olacak”

20 yıl içerisinde Türkiye’nin dünyayı doyuran ülke olacağını da kaydeden Pakdemirli, “ Yüzde 50 daha fazla gıdaya ihtiyacımız var. Bugün ne üretiyorsak daha fazlasını üretmemiz lazım. O yüzden bu bilinçle mutlaka daha fazla gıda üretecek şekilde programlamamız lazım. Ormanlık alanlarımızı daha düzgün kullanmamız lazım. Toprağın ve tarımın siyasetinin olmaması lazım ama Türkiye’de bugün toprak ve tarım siyasete en kolay alet edilen konudur. Muhalif kanallarında çoğunda her gün tarımı yerin dibine vuruyorlar. Aslında Türkiye’nin durumu böyle değil. Çok entelektüel dediğimiz eski bakanlık yapmış insanlar bile bana telefon edip sen kafana takma, ‘Türkiye saman ithal etmiş’ diyorlar. Yani bize diyorlar ki, Türkiye’yi samana muhtaç ediyorsunuz. Rakamlara bakıyorum, Türkiye’nin saman ithalatı 150 bin dolar veya 9 bin ton. Türkiye’nin kaba yem ihtiyacı 66 milyon ton. Bu kadar ucuz siyaset ile üstümüze geliyorlar. Tabi ki bulunduğumuz yeri beğenmeyeceğiz. Daha iyiye doğru gitmemiz lazım. Daha iyiye gitmeden önce de bulunduğumuz yerle ilgili fotoğrafını da çekmek lazım. Türkiye tarımsal hasıla da birinci sırada dünyada 7. sıradayız. Toprak kaynağı olarak 17 sırada olmamıza rağmen dünyada biz 7. sırayı yakalamışız. Türkiye kendine şöyle bir hedef koydu, her alanda ilk 10’a girmek. Biz Tarım alanında ilk 10’a hatta ilk 7’ye girmişiz. Küçük baş hayvan varlığında Türkiye Avrupa’da birinci sırada. Süt sığırcılığında Avrupa’da birinci, büyükbaş hayvan varlığında Fransa’dan sonra ikinci sıradayız. Bütün bu rakamlar baktığımızda fevkalade iyi. Tavuk ihracatında 400 milyon dolar, balık ihracatında 1 milyon dolar civarında ihracatımız var. Et noktasında henüz ihracatımız yok. İnşallah 2022 yılı itibari ile et ihracatı yapan ülke haline mutlaka geleceğiz. Su ürünleri üreticiliği noktasında ülkemiz dünyada en hızla büyüyen ilk üç ülke haline gelirken, Avrupa’da yedinci sıradan ikinci sıraya yükseldik. 2017 yılında 276 bin ton, 2018’de 315 bin ton su ürünleri üretimimiz var” diye konuştu.

“Zor bir ev ödevimiz var”

Yerli tohum konusunun Türkiye’de çok konuşulan ve eleştirilen bir konu olduğunu da dile getiren Bakan Pakdemirli, “2002’de 150 bin yerli tohumumuz varken, bugün üretimimiz 1 milyon 50 bine gelmiş. 150 tane üretici varken 850 üreticiye ulaşmışız. Zor bir ev ödevimiz var. 20 25 yıl içerisinde üretimimizi yüzde 50 arttıracağız. Türkiye’de yeterince yiyecek ekmek buzdolabı dolu olacak. Bunun başka çaresi yok. Bunu mutlaka yapmamız lazım. Bu savunma sanayisi kadar çok önemli” ifadesinde bulundu.

Pakdemirli, ayrıca tanzim satış noktalarının ihtiyaç olmadığı takdirde kaldıracaklarını, eğer ihtiyaç süreklilik gerektirirse sürekli hale getirmenin yollarını arayacaklarını belirtti.
Darbe dönemlerini de anımsatan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Millet olarak her şeyi çabuk unutuyoruz. Bizde darbe oluyor ertesi gün hayat normale dönüyor. Başka bir ülkede veya batılı ülkede böyle bir şey olmaz. Bunun iyi tarafları var hayat akıyor, kötü tarafları da var çabuk unutuyoruz. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu istikrarsızlıkla ilgili tehditleri hep birlikte düşünsek AK Parti’nin oy oranı 100’de yüze çıkar. Herkesin gönlünde bir parti olabilir. Bugün itibari ile Türkiye’nin sistematik olarak istikrarsızlaştırıldığı ile ilgili tespiti var. Bu tespitte hem fikiriz. Koalisyonlarda Türkiye paramparça, ülkeye hizmet gitmemiş. Türkiye’de hakikaten zamanla bir yarışımız var. Türkiye olarak biz Osmanlı döneminde endüstri devrimini kaçırmışız. Bizim Avrupa’yı muasır medeniyetleri yakalamamız lazım. Bunu yakalamak için başkaları bir çalışırken bizim iki çalışmamız lazım. Bizim ayağımızın taşa asla takılmaması lazım ve bunun içinde siyasi istikrar lazım. Allah’a şükür koalisyon çıkarmayan bir sistem geldi. 2023’e kadar AK Parti’nin devam etmesi lazım. Ondan sonra kimi beğeniyorsanız verin. Hangi parti gelip size benim projem var, ben daha iyiyim diyorsa oyunuzu ona verin. Bu demokrasi. Ama AK Parti’nin 2023’e kadar devam etmesi lazım. Bu seçimde AK Parti’nin oylarında olacak düşüş, muhalefet şöyle yapacak, ‘Başımızda boza pişirecek.’ Diyecekler ki, 2023’e kadar sen gitme seçime gidelim. Türkiye’nin seçime ihtiyacı yok. 16 yılda iktidarda olduğu halde 13 kez seçime gitmiş. Onun için bu seçimi çok önemsiyoruz. Bu aynı zamanda yerelde AK Parti’yi seçmeniz, aynı zamanda AK Parti’nin tasdiki ve devamı için vatandaşın desteğinin bir göstergesi olacak” diye konuştu. 
 
1.3.2019
Devamı

Yumurta Rekor Kırdı

Türkiye’nin üretim alt yapısını sürekli geliştirerek ve kalitesini yükselterek dünya yumurta üretiminde önemli bir konuma sahip olduğunu belirten Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Yönetim Kurulu Üyesi ve Basın Sözcüsü Derya Pala “Yumurta sektörü 22 milyar adet üretimi ile dünyada dokuzuncu, her yıl artan ihracatı ile üçüncü sırada yer alıyor. Yumurta ihracatı, 2018’de yaşanan maliyet ve enflasyon artışlarına rağmen 430,7 milyon dolara ulaştı. Bu rakam ile son on yılın rekorunu kırdık” dedi.
Sürdürülebilir bir yapıya sahip Türk yumurta sektörünün hem kendi insanının hayvansan protein ihtiyacını karşıladığını hem de birçok ülkeye yaptığı ihracat ile insanlığın beslenmesine katkı sunduğunu ifade eden Pala, “Yumurta üreticileri olarak başarımızı gelecek yıllarda da artırarak sürdürmek istiyoruz. Bunun için kamu otoritelerinden öncelikli beklentimiz; haksız rekabete yol açan kayıt dışı tavukçuluğun önlenmesi, nüfus artışı, kişi başına tüketim ve ihracat potansiyelini temel alan bir üretim planlamasına gidilmesidir. Bir diğer talebimiz ise yumurtanın birincil üretim ve temel bir gıda maddesi olduğu gerçeğinden hareketle yumurtada KDV’nin yüzde 1’e düşürülmesi ve tüketicinin daha ucuz yumurta tüketmesinin sağlanmasıdır” dedi. 


“Yumurta fiyatlarındaki artış da düşüş de arz-talep dengesine bağlıdır”

Yumurta fiyatlarındaki artışın da düşüşün de arz-talep dengesine göre oluştuğunu belirten Pala, “Yumurtanın üretimi, paketlenmesi ve pazarlanması mevzuatla belirlenmiş olup yumurtanın rafta kalma süresi 21, tüketim süresi ise 28 gündür. Üretici yüksek maliyetler ile üretimini sürdürme çabası içinde olup bir an önce ürününü paraya çevirme derdindedir. Üreticiyi ciddi anlamda etkileyen maliyet kalemlerindeki fiyat artışları da yumurta fiyatlarına yansıyamamaktadır.
Yumurta stoklanabilen bir ürün olmadığı için üretici yumurtasını günlük paketlemekte ve pazara sunmaktadır. Dolayısıyla şunu net olarak ifade etmek isterim ki; yumurta fiyatlarındaki artış da düşüş de arz-talep dengesine bağlıdır. Arz yani üretim kısa sürede artıp azalmaz, ancak dönemsel olarak talebin artışı ya da azalması fiyat artışına ya da düşüşüne sebep olur. Ancak bu noktada bir hususun altını çizmekte fayda görüyorum, üreticinin makul kârla sattığı ürünü aracı tüccar ve marketlerin de makul kâr ile satmaları gerekiyor.” dedi.

“Nerede, kim tarafından nasıl üretildiği belli olmayan yumurtaları satın almayın”

Yumurta yetiştirme metodları ve kodları hakkında da bilgi veren Pala, “16 Nisan 2018 tarihinden itibaren yetiştirme metodu kodu ile işletme ve kümes numarasının yumurta kabuğu üzerine damgalanması zorunlu hale geldi. A sınıfı yumurtaların etiketleri üzerinde üretim yöntemine dair yer alan ifadeler şu anlama geliyor:
0: Organik Yumurta Üretimi (Organik yemlerle beslenen, açık havaya da erişimi olan, sertifikalandırılmış işletmelerden elde edilen yumurta)
1: Açık havaya da erişimi olan kümeste yetişen tavuklardan elde edilen yumurta
2: Kapalı kümeste, serbest dolaşabilen tavuklardan elde edilen yumurta
3: Kafeste yaşayan tavuklardan elde edilen yumurta.
Tüketicilerin yumurta satın alırken etiketlere dikkat etmesi gerektiğini belirten Pala, “Yetiştirme metodu kodu ile işletme ve kümes numarasının yumurta kabuğu üzerinde damgalanması zorunluluğu, gıda güvenirliğinin sağlanması ve gıda zincirinde izlenebilirliğin oluşturulması açısından son derece önemli. Etiketlere mutlaka dikkat edilmeli, nerede, kim tarafından nasıl üretildiği belli olmayan yumurtaları satın almayın” dedi.

Son yıllarda ülkemizde yumurta sektöründe kayıt dışı üretim gözle görülür şekilde arttığını ifade eden Pala, “Serbest dolaşan tavuklardan elde edilen yumurta toplam üretimin yaklaşık %1’idir. Organik yumurta üretimi ise toplam üretimin yüzde 0,4'üdür. Organik yumurta üretiminin azlığını dikkate alırsak tüketicilerimizin organik yumurta alırken dikkatli olması ve mutlaka organik ürün sertifikasını sorması gerekiyor. Tavuk pisliğine bulanmış yumurtalar saman içine konarak “köy yumurtası” “gezen tavuk yumurtası” “organik yumurta” gibi adlarla ve 3-4 misli fiyatla satılıyor. Bu durum hem tüketicileri yanıltıyor, hem de vergisini ödeyen kayıtlı üreticiler açısından haksız rekabet oluşturuyor” dedi.

“Yumurtanın besleyici değeri aynıdır”
Yumurta üretimi yapmak ve pazarlamak isteyen her üreticinin Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan onay almak, tavuklarını sağlıklı yemlerle beslemek, izinli ilaç ve aşı kullanmak zorunda olduğunun altını çizen Pala, “Yetiştirme metodu (organik, serbest, kafeste, kümeste) ne olursa olsun Bakanlıkça kayıtlı işletmelerde üretilen yumurtalar sağlıklıdır ve yumurtaların hepsinde ilaç vs. kullanımı kesinlikle yasaktır. Ne yazık ki özellikle sosyal medyada dolaşan bazı bilgilerde 2 ve 3 numaralı yetiştirme modellerinde hormon ve antibiyotik kullanımının yasak olmadığına, dolayısıyla bu tip yumurtaların en sağlıksız ve tüketilmemesi gereken yumurtalar olduğuna dair son derece yanlış bilgiler dolaşmakta. Hiçbir yetiştirme şeklinde hormon ve izinsiz ilaç kullanılmamaktadır, kayıtlı işletmelerin tamamında sürekli numune alınarak Bakanlık tarafından kontroller yapılmaktadır. Burada sağlıksız olduğundan şüphe edilmesi gereken tek yumurta üzerinde işletme numarası olmayan, kayıtsız ve denetimsiz üretilen yumurtalardır. Kafeslerde yetişen tavuklar da serbest dolaşan tavuklar da mısır, buğday, soya, ayçiçeği gibi doğal olan aynı yemlerle beslenmektedir. Sadece organik yetiştirilen tavukların organik yem yeme zorunluluğu vardır. Kısacası rengi, büyüklüğü, yetiştirme yöntemi ne olursa olsun yumurtanın besleyici değeri aynıdır. Dolayısıyla yapay yem, endüstri yumurtası gibi tabirlerin gerçekle hiçbir ilgisi yoktur, tamamen tüketicide algı yanılgısı yaratmaya dönüktür.
 
 
1.3.2019
Devamı

Bakanlıktan Aşırı Tuz Tüketimi Protokolü

Sağlık Bakanlığında ”Tuz Azaltma Rehberi Tanıtım Toplantısı” düzenlendi. Toplantıya sektörü temsilen Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu da katıldı, toplantı sonucunda protokol imzalandı.
Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Sağlık Bakan Yardımcısı Emine Alp Meşe, ”Kronik hastalıkların önlenmesinde yiyecek ve içeceklerde sodyum tuz alımının azaltılması önemlidir” dedi.
Sağlıklı Beslenme ve Hareketli Hayat İşbirliği Platformu çerçevesinde, Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu tarafından Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Protokolü imzalandı. Protokol ile birlikte gıda ve içecek sektörüne yönelik oluşturulan, Protokol Uygulama ve Tuz Azaltma Rehberi Tanıtım Toplantısı’nda tuz tüketiminin azaltılmasının sağlıklı nesiller için çok önemli olduğuna değinildi.
 
 
28.2.2019
Devamı

Yağışlar Çiftçi ve Yetiştiricilerinin Beklentisini Artırdı

Türkiye'nin önemli tahıl ile küçükbaş hayvan üretim merkezlerinden olan ve "GAP'ın başkenti" olarak adlandırılan Şanlıurfa'da, sonbahardan itibaren etkili olan yağışlar, çiftçi ve besicinin rekolte beklentisini yükseltti. 

Tarım alanı bakımından ülkede ilk sıralarda yer alan Şanlıurfa'da, Türkiye'de üretilen mercimeğin yüzde 36'sı, buğdayın yüzde 8'i, arpanın ise yüzde 11'i yetiştiriliyor. Yaklaşık 6 milyon 393 bin 49 dekar alanda hububat tarımının yapıldığı kentte, sulama imkanı olmayan birçok çiftçi, kuru tarımla üretim yapıyor. 
Geçen yıl özellikle sulama imkanının olmadığı yerlerde kuraklık nedeniyle sıkıntı yaşayan hububat üreticisi, bu yıl şimdiye kadar etkili olan yağışlar sayesinde bereketli bir sezon geçirmeyi umuyor. 

Yaklaşık 2 milyon küçükbaş hayvanın bulunduğu kentte, sonbahardan itibaren etkisini gösteren yağmurlar, meraların da yeşermesini sağladı. Tek Tek Dağları bölgesi, Siverek, Viranşehir ve Hilvan ilçesi bölgelerinde hayvancılıkla uğraşan vatandaşların bol yağışla yüzleri güldü. 

"CİDDİ VERİM ARTIŞI BEKLİYORUZ" 

Harran Üniversitesi (HRÜ) Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Çullu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hububat üreticisinin bu yıl verimli bir dönem geçireceğini söyledi. 

Geçen yıl kuraklığın buğday verimini ortalama 2 milyon ton düşürdüğünü hatırlatan Çullu, "Şimdiye kadar etkili olan yağışların, mart ve nisan ayında sürmesi durumunda özellikle kuru alanlardaki hububat, ortalama verimin üzerinde olacaktır. Bu anlamda ciddi verim artışı bekliyoruz." diye konuştu. Çullu, yağışların çiftçinin yanı sıra besiciyi de çok ilgilendirdiğini belirterek, yağışlar sayesinde meraların iyice geliştiğini, bu durumun da üreticiyi memnun ettiğini vurguladı. 

Meralardaki durumun, süt üretimini olumlu etkileyeceğine dikkati çeken Çullu, "Yeşeren meralar hayvan yetiştiricilerini sevindirdi. Yem fiyatlarının yüksek olması hayvancılığın karlılığını olumsuz etkilemekteydi. Geçen yılın kurak geçmesi hayvancılığa da yansıdı. Bu yıl ki yüksek yağışlar ise mera hayvancılığı
için umut oluşturdu. Meralardaki canlanma süt üretimini de olumlu etkileyecektir." değerlendirmesinde bulundu. 

BESİCİLER UMUTLU 

Şanlıurfa Canlı Hayvan Pazarı Derneği Başkanı İzzet Çiftçi de bölgede hayvancılığın, daha çok meraya bağlı olduğunun altını çizerek, bu anlamda yıllık yağış miktarının besiciyi yakından ilgilendirdiğini söyledi. 

Şanlıurfa ve bölgedeki besicilerin ülke ekonomisine ciddi katkı sağladığına değinen Çiftçi, şöyle devam etti:
 
"Geçen yıl yağışlar çok kötüydü. Bu nedenle besiciler açısından büyük sıkıntılar yaşandı. Ama sonbahardan itibaren yağışlar etkili olmaya başladı. Bu da meraların gelişmesini sağladı. Otlar iyi olunca hayvanlar kışın merada doymaya başladı. Bu durum bizleri sevindirdi. İnşallah bu durum ilkbahara kadar devam eder ve üreticimiz bereketli bir sezon geçirir." 
 
28.2.2019
Devamı

Ette Tanzim Satışa Gerek Yok

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası'nda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Tanzim satış yerlerinde kıyma ve kuşbaşının da satılması yönündeki soruları cevaplandıran Pakdemirli, “Ette tanzime gerek yok" dedi.

Buna gerekçe olarak Et ve Süt kurumu'nun (ESK) satış noktalarının mevcut olduğunu ve bu noktaların haricinde üç zincir mağazada ucuz kırmızı et satıldığını dile getiren Pakdemirli, tanzim satış noktalarının et için hem hijyen hem de diğer açıklardan uygun olmadığını kaydetti. Pakdemirli, “Bu nedenle kırmızı ette tanzim satışına şu aşamada gerek yok" dedi.
 
 
27.2.2019
Devamı

Dünyaya İhraç Edebileceğimiz Ürünlerden Biri Kırmızı Et

Sakarya Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mustafa Yıldız, ülkemizde kırmızı et tüketiminin yıllara bağlı olarak değişmekle beraber 12,4 kilogram olduğunu açıkladı. Başkan Yıldız,  “Üreticiye olan destekler artırılmalı, ithalat durdurulmalıdır. Orta ölçekli işletmelerin sayıları Avrupa’da olduğu gibi bizde de artırılmalı, teşvik edilmelidir. Üretimi yetersiz olan yem bitkilerinin, üretimi artırılmalı desteklenmelidir. Kaçak hayvan girişi önlenmelidir. Üretici maliyet fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki fark azaltılmalıdır. Ülkemizde uygun kalıcı yerel tarım ve de hayvancılık politikaları oluşturmalıyız. Dünyaya en kolay ihraç edeceğimiz ürünlerden biride kırmızı ettir.”



Sakarya Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mustafa Yıldız, başta Türkiye olmak üzere, Avrupa ve Amerika kıtasındaki ortalama kırmızı et tüketimi rakamlarını açıkladı. Yıldız, “Ülkemizde et tüketimi yıllara bağlı değişmekle beraber 12,4 kilogramdır. Bazı yıllar bu rakam 15 kilogramı buluyor. Dünya’dan örnek verecek olursak en çok Amerika Birleşik Devletleri et tüketiyor. Yılda ortalama kişi başına tüketilen et miktarı 116,7 kilogramdır. Bu rakam Avrupa kıtasında 80100 kilogram, Arjantin’de ise 99,5 kilogramdır” dedi.

Rakamları açıklamasındaki nedeninin, hayvancılık sektöründe gerek ülkemiz gerekse dünyada çok ciddi bir açık pazar olduğunu söyleyen Yıldız, “Hayvancılık sektöründe gerek ülkemiz gerekse dünyada çok ciddi bir pazar var. Pazar çok büyüktür, pazarı milyarlarca dolar olarak açıklarsak yanılmış olmayız. Yapılması gereken tek eylem, üretmek üretmektir. Anadolu coğrafyasında eğer siz üretmiyorsanız ticarette böyle bir potansiyeli kullanmamış olursunuz” diye konuştu.

Türkiye’de kırmızı et üretmek için gerekli olan her şeye sahip olunduğunu ve uygun kalıcı yerel tarım ile hayvan politikaları oluşturulması gerektiğini belirten Mustafa Yıldız, “Bununla birlikte mutlaka, üreticiye olan destekler artırılmalı, ithalat durdurulmalıdır. Orta ölçekli işletmelerin sayıları Avrupa’da olduğu gibi bizde de artırılmalı, teşvik edilmelidir. Üretimi yetersiz olan yem bitkilerinin, üretimi artırılmalı desteklenmelidir. Kaçak hayvan girişi önlenmelidir. Üretici maliyet fiyatı ile piyasa fiyatı arasındaki fark azaltılmalıdır. Ülkemizde uygun kalıcı yerel tarım ve de hayvancılık politikaları oluşturmalıyız. Dünyaya en kolay ihraç edeceğimiz ürünlerden biride kırmızı ettir. Kırmızı et üretmek için gerekli olan her şeye sahibiz. Hayvancılık için ihtiyaç duyulan araziden tutunda ihtiyaç duyulan teknik insanlara kadar her şeye fazlasıyla sahibiz. Anadolu coğrafyası iklimi hayvancılık için gerekli olan her türlü imkanı bize sunmaktadır. Bizim tek yapmamız gereken eyleme geçmektir” şeklinde konuştu. 
 
26.2.2019
Devamı

Çiftçim Markette Hem Üretici Hemde Tüketici Korunuyor

İzmir  Bornova'da kurulan Çiftçim Market'te et, süt ve bakliyat gibi ürünler, aracısız olarak tüketiciyle buluşuyor. Tarım Grubu Başkanı Mahmut Eskiyörük, market sayesinde hem üreticinin hem de tüketicinin kazandığını söyledi.
İzmir Tarım Grubu Başkanı Mahmut Eskiyörük, Çiftçim Market olarak adlandırdıkları ve Bornova'da İl Tarım Müdürlüğü girişinde açtıkları tanzim satış noktasında, üreticilerin et, süt ve bakliyat ürünlerini aracısız olarak tüketiciye ulaştırdıklarını söyledi.
Üreticinin kalkınması için çabaladıklarını ve kooperatiflerin bu süreçte önemli bir misyon üstlendiklerini kaydeden Mahmut Eskiyörük, oluşturdukları tanzim satış noktasının, önemli bir kırsal kalkınma modeli olduğunu söyledi. Eskiyörük, "Biz üreticiyi kurtarmadan, tüketiciyi kurtaramayız. Önce üreticiyi kurtarmamız gerekiyor. Biz bunu sağladık. Şu anda ortaklarımızın bütün ihtiyaçlarını karşılayarak onların düşük maliyetli bir üretim yapmalarının yolunu açarak, ürün kalitesini iyileştirip pazar yerini arttırarak, ürünlerinin hammaddesini mamule dönüştürerek bir model yarattık. Şimdi tüketiciyi korumak için de Çiftçim Market'i oluşturduk. Buranın farklı bir yönü var. Biz ürünü alıp satmıyoruz. Biz üretip satıyoruz. Marketimizdeki tüm ürünler, üretici örgütlerinin ürünleri. Özel sektörün hiçbir ürününü burada göremezsiniz" dedi.

ÜRETİCİ İÇİN DESTEK İSTEDİ
Bu markette İzmir'deki kooperatiflerin et, süt ve bakliyat ürünlerinin bulunduğunu belirten Mahmut Eskiyörük, "Buradan kazandığımız parayla da üreticiyi güçlendiriyoruz. Üretici memnun, tüketici memnun. Tüketici en azından güvenilir gıda elde ediyor. Güvenerek tüketiyor. Bir güven oluştu. İşin doğrusu bu" diye konuştu. Tanzim satış formülü konusunda da değerlendirmelerde bulunan Eskiyörük, şunları söyledi: "Niyet iyi ama yöntem yanlış. Biz üreticiyi ve tüketiciyi korumak istiyorsak, onlara daha uygun fiyata güvenilir gıda sunmak istiyorsak, bunlar kooperatifler kanalıyla yapılmalı. Ne yapılmalı? Belediyelerdeki uygun yerler ve Milli Emlak Müdürlüklerine ait yerler kooperatiflere tahsis edilmeli. Burada üretici ile tüketici buluşturulmalı. O aradaki haksız kazanç sağlayanlar ortadan kaldırılmalı. Böylece hem üreticinin yüzünü hem de tüketicinin yüzünü güldürebiliriz. Doğru model bu, bunları çoğaltmak gerekiyor. Biz böyle örnek model yarattık. Çok da benimsendi. İzmir buraya sahip çıktı. İnsanlar buradan ürün temin etmekle emeği ile üreten insanları desteklemiş oluyor. Bunlara ticari bakmamak gerekiyor."

'AMAÇ HEM ÜRETİCİYİ HEM DE TÜKETİCİYİ KORUMAK'
Ürünlerin satıldığı marketi, Milli Emlak'tan yıllık 30 bin lira karşılığında kiraladıklarını da aktaran Mahmut Eskiyörük, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu rakamı bugün bir kooperatif tabii ki kaldıramaz. Bunlar bedava tahsis edilsin. Amacımız burada ticaret yapmak değil. Hem üreticiyi hem de tüketiciyi korumak. Üretimden tüketicinin cebine girene kadar ürün bedelinin en az yüzde 40'ı arada gidiyor. Biz bunu yüzde 20'ye düşürebilsek, burada doğacak olan yüzde 20, yüzde 25'lik bir artı ile yüzde 10-15 düşük maliyetli ürün sağlayabiliriz. Üreticinin cebine yüzde 10 daha fazla para girer, onlar üretmeye devam eder, yerinde yaşamaya devam eder. Hak eden insanlar kazanmış olur."
 
 
 
26.2.2019
Devamı

Konya Bir kez daha Yıldız'ını Seçti

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin 9 olağan Genel Kurulu yetiştiricilerinin yoğun ilgisi ile yeniden Yıldız dedi.
 Konya DSYB’nin 9 olağan Genel Kurulunda 2 dönemdir başkanlık yapan ve Konya’da Süt İşletme Tesisi, Damızlık Düve Merkezi gibi önemli projelere imza atan Edip Yıldız ve ekibi kazandı.
Seçimde iki aday yarışırken beyaz listede yarışan Konya DSYB Başkanı Yıldız 2483 yetiştiricinin oyunu alarak 3 dönemde ’de Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin Başkanı oldu. Mavi listede yarışan Mustafa Türk ise 323 oy aldı. 3008 oyun kullanıldığı seçimde 26 oyda geçersiz sayıldı.



Başkan Yıldız Genel Kurulda yetiştiricilere seslenerek şu sözlere yer verdi.

“Eli nasırlı üreten cefakâr ve vefakâr yetiştiricilerimiz bugün sizin gününüzdür. Geçmişte seçildiğimiz günden bu yana Süt İşletme tesisi, Damızlık Düve Merkezi gibi söz verdiğimiz önemli projeleri sizlerin desteği ve teveccühü ile gerçekleştirdik. Bugün 9 olağan Genel Kurulu sizlerle birlikte gerçekleştirmekteyiz. Bizim listemiz beyaz liste. Tıpkı ürettiğiniz sütünüz gibi Ak ve beyazdır. Bundan sonraki hedefimizde Birliğimizin ve yine emek veren alın teri ile kazanan yetiştiricilerimizin büyük ihtiyaç duyduğu Et entegre tesisini de en kısa sürede sizlerin hizmetine aşmaktır.” dedi.


 
 
24.2.2019
Devamı

Bakan Açıkladı:Tarım'da İndirimli Enerji Tarifesi Geliyor

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez Şanlıurfalı çiftçilere hayvancılık sektörünün tarımsal enerji tarifesinden faydalanacağı açıkladı.
Bakan Dönmez, Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, il protokolü ve partililer tarafından Şanlıurfa GAP Havalimanında karşılandı.
Beraberindeki bakanlık bürokratlarından oluşan heyetle Şanlıurfa Valiliğini ziyaret eden Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Valilik şeref defterini imzaladıktan sonra Vali Erin tarafından makamında ağırlandı.

Dönmez, Şanlıurfa’nın kadim kültürümüzün en önemli şehirlerinden biri olduğunu ve fırsat buldukça bölgeye geldiğini ifade ederek, “Bakanlığımızın faaliyet alanlarıyla ilgili ilimizin sorunlarını, taleplerini dinlemek, sorunlara yerinde çözüm üretmek maksadıyla temaslarda bulunacağız. Şanlıurfa’da sektör temsilcileri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle de konuyu ayrıntılı masaya yatıracağız.” dedi.

Şanlıurfa’nın tarımda çok güçlü bir şehir olduğunu kaydeden Bakan Dönmez, sulamada kullanılan indirimli elektrik tarifesi için geçen yıl karar çıktığını hatırlatarak, bugünkü temaslarında ilgili kararın uygulamasıyla ilgili yerinde bilgiler alacaklarını ve çiftçilerin görüşlerini alacaklarını söyledi.
Tarımda indirimli elektrik enerjisi tarifesi uygulamasını, hayvancılık sektörü için de uygulanmasına yönelik bir karar aldıklarını ve hazırlıklarını tamamladıklarını kaydeden Dönmez, “Bu uygulamamız ile özellikle hayvancılık faaliyetiyle ilgilenen üreticilerimiz de tarımsal elektrik tarifesinden faydalanmış olacaklar. Gerekli hazırlıkları tamamladık, en geç bir ay içerisinde uygulamaya başlamış olacağız. Bu uygulamayı da Şanlıurfa’daki çiftçi kardeşlerimizle paylaşmış olalım” diye konuştu.

Şanlıurfa’nın güneş enerjisi potansiyelinin farkında olduklarını ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları Güneş Enerji Santrali (YEKA GES) projelerinden birini de Şanlıurfa için planladıklarını kaydeden Dönmez, yaklaşık 500 megavatlık bir potansiyelin söz konusu olduğunu, aynı şekilde Niğde Bor ve Hatay’da da uygun kapasiteler olduğunu ifade etti. Dönmez, çiftçilerin tarımsal amaçlı kullanacakları elektrik enerjisini, uygun yerlere kuracakları güneş enerjisi santralleriyle karşılamaları için de desteklediklerini ve prosedürleri de mümkün olduğunca hafiflettiklerini söyledi.
Valilik ziyaretinin ardından AK Parti İl Başkanlığını ziyaret eden ve cuma namazını Dergah Camii’nde kılan Bakan Dönmez, öğleden sonraki programında Şanlıurfa’da faaliyet gösteren elektrik ve gaz dağıtım şirketi yetkilileri ve STK temsilcilerinin katılımı ile düzenlenen toplantıya katıldı.

Bakan Dönmez ve beraberindeki heyeti Şanlıurfa’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirten Şanlıurfa Valisi Abdullah Erin, “Sayın Bakanımız bir günlerini Şanlıurfa’ya ayırdılar. Gün boyu programlar gerçekleştireceğiz. Şanlıurfa’mızın enerji sektöründe yaşadığı sıkıntı ve problemlere yönelik çözümleri müzakere edeceğiz.” diye konuştu.
Şanlıurfa’ya hükümetlerin 15-16 yıldır çok büyük kaynaklar aktardığını hatırlatan Vali Erin, enerji alanında da Şanlıurfa’nın altın devrini yaşadığını, yaşanan sıkıntıların da zaman içerisinde giderek azaldığını ve alınacak tedbirlerle sorunların tamamen çözüleceğine inandığını söyledi.
Kaynak: İLK HA





 
23.2.2019
Devamı

İhtisas Sera Organize Sanayi Sanayi Bölgesi Hayata Geçiyor

Tarıma dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi hayata geçiyor. Zonguldak’ta bir ilk geçekleştirilerek Tarıma Dayalı Sera İhtisas Organize Sanayi Bölgesi hayata geçecek.
Konu ile ilgili bir açıklama yapan AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, “Zonguldak’ta bir ilki gerçekleştirerek  Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesini hayata geçirdiklerini söyledi.
​​​​​​

Çolakoğlu yaptığı açıklamada şu bilgilere yer verdi: “Zonguldak’ta bir ilki gerçekleştiriyoruz, Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesini hayata geçiriyoruz. 52 hektar alana kurulacak organize sera bölgesinde 30 adet sera işletme faaliyet gösterecek ve sebze üretimi yapılacak.
Proje ile 500 kişi iş sahibi olacak. Yüksek teknolojili sera sahası olacak olan Tarıma Dayalı İhtisas Sera Organize Sanayi Bölgesini hayata geçiriyoruz. Proje ile Zonguldak’ta seracılık işletmeleri bu bölgede toplanacak.  2019 yılı yatırım programına Zonguldak-Çaycuma tarıma dayalı ihtisas sera organize sanayi bölgesinin yeni proje olarak alındığının müjdesini vermek istiyorum. Projeye ilişkin Revize Fizibilite Etüdünün onaylanmasından hemen sonra temelini atacağız Zonguldaklıların hiç şüphesi olmasın ki şehrimizin ihtiyacı olan tüm projeleri tek tek yerine getiriyoruz ve getirmeye de devam edeceğiz.”



 
22.2.2019
Devamı

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 yılı ilk dönem buzağı ödemesi tarihi belli oldu.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin geçtiğimiz günlerde açıkladığı 821 milyon TL buzağı desteği çiftçiye ödeniyor.  Buna göre T.C. Kimlik numarası son hanesi 8 olanlar 22 Şubat 2019 günü mesai bitiminden sonra hesaplara geçecek.

T.C. Kimlik numarası 4 ve 6 olanlara ise 1 Mart 2019 günü mesai bitiminde ödenmiş olacak. T.C. Kimlik numarası son hanesi 02 bitenlere ise  8 Mart 2019 Cuma günü mesai bitiminde ödenmiş olacak. Böylece Tarım ve Orman Bakanlığınca 2018 yılı ilk dönem buzağı desteğinin 821 Milyon TL si Çiftçiye ödenmiş olacak.
 
 
21.2.2019
Devamı

İthalatı Çözüm Görüyoruz Nerede Kaldı Bizim Irklarımız

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, hükümetin tarım politikasını eleştirerek, bitki tohumlarında ve hayvanlarda artık yerli ırkların kalmadığını belirterek, 'Yerli Karası' isimli büyükbaş hayvanın yerini Amerika'nın Brangusu, “sert yayla” isimli buğday tohumunun yerini, çılgın tohum diye tanıtılan glosanın aldığını, patates tohumlarının ise madalyn, agata, jeli, agriya, gibi isimlerden oluştuğunu ifade etti.


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Genel Kurulu'nda konuşmasında, Aksaray, Konya ve Niğde'de görüştüğü çiftçilerin yaşadığı mağduriyetlere değindi. Ömer Fethi Gürer, ithal gübre, ilaç ve tohumun yanı sıra elektrik ve mazottaki fiyat artışlarının çiftçileri kaygılandırdığını anlatan Gürer, çitçiler ve üreticilerin gelecek yıl nasıl üretim yapacaklarını kara kara düşündüğünü vurguladı.



NEREDE BİZİM YERLİ IRKLARIMIZ?
Ziyaret ettiği yerleşim birimlerindeki hayvan ırkı isimlerinden bahseden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Anadolu'muzda, Orta Anadolu Yerli Karası, az ot ve samanla beslenir ve etiyle sütüyle isteğimizi sağlardı. Trakya'nın Boz ırkı, Torosların Güney Doğu Anadolu Kırmızısı ve Doğu Anadolu Kırmızısı diye anılan büyükbaş hayvanlarımız vardı. Şimdi, Anadolu'daki büyükbaş hayvanların isimlerini sordum: Hollanda'nın Holstein'i, Belçika'nın Mavisi, İskoç'un Angusu, Hindistan'ın Brahmanı, Amerika'nın Brangusu, Fransız'ın Şarolesi ve Montofon, Limuzin, Simental adıyla büyükbaş hayvanlarımız var. Doğal olarak, bu hayvanlarımızı daha çok süt almak için, daha çok et almak için ülkemize ithal etmişiz ama bunların yerine yerli ırkları geliştirip… Bu kadar üniversitesi olan, tarımla uğraşan, bilgi ve bilimsellikle buluşmuş kişisi bulunan ülkemizde ne yazık ki dışarıyı, ithali kendimiz için çözüm gibi görüyoruz” şeklinde konuştu.

BUĞDAY TOHUMUNUN ADI BİLE YABANCI

Ülkemizin 1937 yılında 'akyayla sert' isimli buğday tohumu geliştirdiğini hatırlatan Gürer, Tarım Kredi Kooperatifinin "çılgın tohum" diye tanıttığı buğday tohumunun adının "glosa" olduğunu, bunun yanında esperia isimli tohum ekiminin yapıldığını vurguladı.

Patates isimlerine vurgu yapan Gürer, "Patatesin tohumlarının ismi ne diye baktım: Belmanda, madalyn, agata, jeli, agriya, marabel, melodi, esteralla. İyi ki Niğde Patates Enstitüsü şimdi bir denemeye başladı, onunla ilgili bir çalışma yürüyor, onun dışında yerli patates tohumumuz dahi yok” ifadelerini kullandı.
 
 
21.2.2019
Devamı

Gaziantep'te 350 Çiftçiye 70 Ton Nohut Tohumu

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından uygulamaya konulan Baklagil Üretimini Geliştirme Projesi kapsamında 350 çiftçiye 70 ton nohut tohumu dağıtıldı. 
Büyükşehir Belediyesi Suludere Şantiyesi’nde nohut tohumu dağıtım törenine Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Davut Gül, il protokolü ve çiftçiler katıldı.

Kurum: “Gönül Belediyeciliğini net bir şekilde görüyoruz”
Törende konuşan Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Türkiye’nin tarım ülkesi olduğunu hatırlatarak, “Her zaman tarım sektörünü desteklememiz gerekiyor. Fatma başkanımız bu noktada belediye olarak çiftçiye tohum dağıtıyor. Bu Türkiye’ye örnek bir belediyecilik anlayışıdır. 2014 yılında başladılar bugüne kadar yaklaşık 1 milyon 100 bin lira harcayarak bin çiftçimize 200 ton tohum dağıttılar. Böylece hem çiftçiye destek oldular hem de bir belediye başkanı olarak çiftçinin gönlüne girmeye başardı Fatma başkanımız burada gönül belediyeciliğini net bir biçimde bizlere gösteriyor. Bu çalışmalar tüm Türkiye’ye örnek olacaktır. Sosyal belediyecilik anlayışını gönül belediyeciliğine götüren süreci en güzel şekilde burada hep birlikte iştigal edeceğiz. Çiftçinin harmanın da ne varsa bizim torbamızda o var. Çiftçimiz ne ekiyorsa biz onu yiyoruz. Ekonomik savaşla başa çıkamayanlar bugünlerde gıdayla alakalı halde üreticinin 2 liraya sattığı malı marketlerde 910 liraya kadar satmaya çalışıyorlar. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bütün belediyelerimiz tanzim satış noktalarında çalışmaları başlattı belediyelerimiz hem çiftçimizin hem de vatandaşları mağdur etmeyecek bu çalışmaları yürüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı seçim manifestosunu hatırlatan Bakan Kurum, “15 maddelik seçim manifestosunun 8’i Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve belediyelerimizi direkt ilgilendiren konulardır. Artık şehir planları, 50100 yıl süreç içeren ve içerisinde hakkaniyet çerçevesinde vatandaşın rızası doğrultusunda yapılacak. Bu şehir planlaması da bütün şehrin geleceğini ilgilendirecek şekilde bir çalışma yapılmasıydı. İkinci önemli bir madde ise kentsel dönüşümdü. Geçen günlerde Kartal’da 21 tane canımız gitti. Göçükten annesinin kucağındaki yavrusuyla annesini çıkardık. Çok üzüldük, bütün Türkiye çok üzüldü. 2012 yılında cumhurbaşkanımızın başlattığı kentsel dönüşüm seferberliğinde bugüne kadar 590 bin konutun dönüşümünü sağladık. Hedefimiz, 5 yılda 1,5 milyon konutun dönüşümünü sağlamaktır” şeklinde konuştu.

“Türkiye’de riskli bina kalmayacak”
Belediyelerin kentsel dönüşümle alakalı büyük bir çalışma yürüttüklerini aktaran Bakan, “Manifesto çerçevesinde zaten bütün belediyelerimiz bütün başkanlarımız bakanlarımız kentsel dönüşümle alakalı her yerde her noktada çalışmaya gayret gösteriyoruz. Ve dün itibariyle 81 ilimize bir genelge yolladık. Neydi bu genelgenin içeriği genelgenin içerisinde şehirde riskli bina varsa vatandaşın canını malını riske atan bir durum söz konusuysa 3 ay içinde bütün belediye başkanlarımız bu riskli alanları tespit edecekler, bu riskli alanların öncelik sırasına göre de bir kentsel dönüşüm strateji planı getirecekler” ifadelerini kullandı. Bu strateji planı çerçevesinde de şehirlerimizde kentsel dönüşümü inşallah hızlı etkin bir şekilde cumhurbaşkanı hükumet sistemi ruhuna uygun bir şekilde vatandaşımızı mağdur etmeyecek şekilde bu dönüşüm işini inşallah gerçekleştirmiş olacağız. Hedefimiz 20 yılda Türkiye’deki 6,7 milyon konutun dönüşümünü gerçekleştirmek. Bu noktada biz bakanlık olarak her türlü fedakarlığa hazırız. Cumhurbaşkanımızın talimatları çerçevesinde arkadaşlarımız tüm Türkiye’ye ilişkin planlarını yaptılar ve belediyelerimizle birlikte İnşallah bu süreci yöneteceğiz. Ve önümüzdeki 20 yıllık süreçte de artık Türkiye’de riskli bina kalsın istemiyoruz ve deprem riski taşıyan vatandaşımız olsun istemiyoruz. Çünkü istiyoruz ki biz bir daha analar ağlamasın bir daha başka ocaklara ateş düşmesin diyoruz ve buna ilişkin de gerçekten kararlıyız. 81 ilimizde de bu çalışmayı kararlı bir şekilde yürüteceğiz. Biliyorsunuz şehirlerdeki yaşam kalitesini arttırmak adına biz 81 ilimizde en az bir tane millet bahçesi projemiz var. Bu millet bahçesi projesiyle birlikte de kişi başı yeşil alan miktarını arttırıyoruz ve bu yeşil alan miktarıyla birlikte gencimiz çocuklarımız, yaşlılarımız bu alanlarda vakit geçirebilecekler. Bu alanlarda genci çocuğu yaşlısı 7 gün 24 saat huzurlu bir şekilde yaşam sürecekler. Marka şehirler adına bu projelerimiz önemli. Bu vesileyle biliyorsunuz Antep’te biz 2 tane millet bahçesi yapıyoruz. Daha önce yaptığımız açtıklarımız Şahinbey’de bitirdiğimiz büyük bir kent ormanı var. Bunu artık saymıyoruz bitirdiğimiz için ama yeni 2 tane millet bahçemiz var. İnşallah bugün birinin ziyaretini gerçekleştireceğiz. Değerli iş adamımız Hasan Celal Güzel’in adını taşıdığı bir millet bahçemiz var. Bir de Gaziantep stadının olduğu alanda bir millet bahçesi yapıyoruz ve bu millet bahçeleriyle birlikte vatandaşımız burada huzurlu bir şekilde yaşamını sürdürecek. Şehirlerin yaşam kalitesini arttırmak adına altyapıdan üst yapıya bütün şehrin ihtiyaçları olan atık su arıtma tesisleri düzenli depolama tesislerini de 2023 yılı hedefimiz tüm Türkiye’deki nüfusumuzun tamamına İnşallah 2023 yılı sonu itibarıyla hizmet vermek. Bu çerçevede zaten belediye başkanlarımızla projelerimizi yürütüyoruz. Gaziantep’imizin önemli bir ihtiyacı sosyal konut işi. Başkanımız ifade ettiler geneyikte bayramlıda ve kuzey şehirde 3 bölgede biz hem sosyal konut, hem orta gelir düzeyi konut hem emeklilerimize hem de çalışan memurlarımıza yönelik projeler yürütüyoruz ve biliyorsunuz bir ay önce ben buradaydım. Tüm bakanlık çalışanlarımızla belediye başkanlarımızla şehrin ihtiyacı olan işleri konuştuk. Ve burada kararlar aldık. Kentsel dönüşüm noktasında sosyal konut ihtiyacı noktasında ve bunların da uygulamalarına başladık. İnşallah çok yakın süreçte de sahada artık projeleri inşa ediyor olacağız.”

Artık şehirlerimize çöp kamyonu girsin istemiyoruz 
Çevre bilincini geliştirmek için birçok proje geliştirdiklerini sıfır atık projesinin de bunlardan bir tanesi olduğunu sözlerine ekleyen Kurum, “Artık şehirlerimize ve köylerime çöp kamyonu girsin istemiyoruz. Köylerimizde çöp diye bir şey yoktu, sütümüz sağılırdı peynir olurdu, bir atığı yoktu, şehirden alış veriş yapılırdı karpuzun kabuğu hayvanlarımıza verilirdi. Aslında çöp kendi içerisinde dönüşümünü sağlıyordu. Çöp olmuyordu bez torbalarımızla pazarlardan alışverişlerimiz yapardık. Bu noktada kararlıyız, şehirlerin yaşam kalitesini artırmak, çiftçimizin yaşam kalitesini artırmak, sanayicimizin yaşam kalitesini artırmak için de bu çalışmaları yapacağız. Kentsel dönüşümü, şehir planlamasını yaparken şehir trafiğini dahi düşünerek yapıyoruz. Organize sanayi bölgesi çalışanları daha uzağa gitmesin yakında otursunlar diye kuzey şehir projesini yaptık. Hem trafik sorunun halledelim hem de sosyal konut sorununu halledelim düşüncesiyle hemen organize sanayi bölgesinin yanında konut üretiyoruz. Bundan sonra şehirlerimiz daha planlı büyüyecek, gelecek nesillere daha doğru dürüst şehirler bırakacağız. Biz her gönüle dokunmak zorundayız, çiftçimize, sanayicimize, turizmcimize dokunmak zorundayız, bunların gönlüne girmek zorundayız. Onların kalplerine dokunamıyorsak bizim yaptığımız belediyecilik te bakanlık ta boşa. Bu anlayışla hepinize geleceğiz. Fatma Şahin başkanlığında gelecek doğru projelere destek vermeye devam edeceğiz” dedi.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de eli nasırlı çiftçileri yalnız bırakmadığını söyleyerek, ”Eğer bugün Kuzey Şehir, Geneyik ve Bayramlı gibi bu şehrin en önemli konut meselesiyle ilgili bir umut varsa cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde sizin bakanlığınızın vermiş olduğu destekten dolayıdır. Burası bereketli hilal, Mezopotamya Doğu Akdeniz arasında toprak kıpkırmızı, çevreyi korumak, toprağı korumak, suyu korumak, havayı korumak en büyük görevimizdir, bunlar Allah’ın bize verdiği emanettir. Bu emanetlerle uğraşan çiftçilerimiz de bizim gözümüzün nurudur. Bütün çiftçileri çok özel seviyoruz. Cumhurbaşkanımızla çıktığımız yolda; ‘işçiyi çiftçiden, zengini fakirden, işvereni hiç kimseden ayırt etmeyeceğiz, herkes birinci sınıf vatandaş olacak, işçinin derdi bizim derdimiz çiftçinin derdi bizim derdimiz, işçi huzurluysa çiftçi huzurluysa biz huzurlu ve mutluyuz’ dedik. Milletimle kader birliği yaptık” ifadelerine yer verdi.

“Tarımda da çok iddialıyız”
Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığının Türkiye’ye bir model olduğunu anlatan Şahin ise, “Bereketli hilalin nimetini rakamlara baktığımız zaman sanayide gıdaya dayalı üretimde en iyilerden bir tanesiyiz. Niye başta bu işi sağlam tuttuk, toprak anadır toprak yardır, toprak tevazudur, toprak berekettir. Cumhurbaşkanımız, ‘bu ülkede savunma sanayi ne kadar önemliyse gıda güvenliği de o kadar önemlidir’ diyor. Eğitimle ilgili kısmı Eğitim Bakanlığından, sağlıkla ilgili kısmı Sağlık Bakanlığından tarımla ilgili kısmı Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından bekleyemeyiz, artık yeni bir belediyecilik var. Artık altyapı belediyeciliği bitmiştir. Artık sosyal belediyecilikte yetim, yoksul, yaşlı, mağdur, muhtaç hayat bulmaktadır. Sosyal devletten kimsenin haberi yoktu. Devletin şefkat yüzü, rahmet ve merhamet yüzü cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde 1990’lı yıllarda tanıştık. Bugün açtığımız alzheimer merkeziyle yetkin koordinasyon merkeziyle engelsiz yaşam merkeziyle örneğiz, lideriz. Tarımda da çok iddialıyız, lezzetin başkentiyiz. Bu bir zincir bu zinciri nasıl oluşturacağız, sof domatesi üretemezsen, Nurdağı’nın İslahiye’nin kırmızı biberini üretemezsen, o tat ne olacak, o salça olmazsa, o lezzet olmazsa, o baharat olmazsa, nohut, mercimek olmazsa nasıl olacak? İthalatı önlemenin yolu yerli ve milli üretimi desteklemekten geçiyor” dedi.

“31 Mart akşamında ektiğimizi biçeceğiz”

Şahin,”Artık belediyeler her şeye dahil, ilk nefes ve son nefes arasında. Gönül belediyeciliği topluma dokunabilmektir. ‘Önce millet önce memleket’, ‘memleket işi gönül işi’ diyen Cumhurbaşkanımıza çok güçlü gitmeliyiz. Çiftçilerimizden yüzde 90 destek istiyorum, bunu hak ettiğimize inanıyorum. Bugün harman zamanı, 5 senedir biz size çalışıyoruz, artık 31 Mart akşamında ektiğimizi biçeceğiz. Daha güçlü Türkiye, daha güçlü bir Gaziantep olacağız. Sandığımızda yeni bir destan yazacağız, alnımız ak başımız dik Cumhurbaşkanımıza gideceğiz ve ‘gazi şehir, çiftçimiz çok sağlam durdu size sonucu getirdik’ diyeceğiz. Sizlere güveniyorum inanıyorum, birlikte başaracağız, başarımızı birlikte tescil edeceğiz” diye konuştu.
Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı İbrahim Yılmaz, büyükşehir belediyesi olarak tarıma önemli desteklerde bulunduklarını belirterek, Kahramanmaraş’ta geliştirilen tamamen yerli olan 70 ton nohut tohumunu 350 çiftçiye dağıtacaklarını söyledi.
Konuşmaların ardından, Şahinbey Ziraat Odası Başkanı Ali Çolak, çiftçilere verdikleri destekten dolayı Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’e plaket takdim etti.
Bakan Kurum ve başkan Şahin, çiftçilere nohut tohumu dağıttı. 
 
21.2.2019
Devamı

Hayvancılık'ta Yüzde Elli Hibe Esasları Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığının GAP, DAP, DOKAP ve KOP Kapsamındaki İllerde Yatırımlarının Hayvancılık  Desteklenmesi Uygulama Hayvancılık Tebliği, Resmi Gazetede yayımlandı.
Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı ile söz konusu illerdeki hayvancılık yatırımlarına yönelik destekler, 2019-2023 yıllarını kapsayacak şekilde yeniden yürürlüğe girmişti. Bugün yayımlanan tebliğle de projenin uygulanmasına ilişkin esaslar belirlendi.

Söz konusu 4 kalkınma bölgesindeki 41 ilde, 2019-2023 yıllarında en az 1 yıldır hayvancılık kayıt sistemlerine kayıtlı işletmesi bulunan ve aktif hayvancılık yapan, büyükbaşta 10-50 baş ve küçükbaşta 100-200 baş arasında anaç varlığına sahip üreticiler için yeni ahır/ağıl yapımı ile tadilatlarına, damızlık boğa, koç/teke alımları ve gübre sıyırıcısı sistemi ile seyyar süt sağım makinesi alımlarına bakanlık tarafından belirlenecek üst limitler dahilinde yüzde 50 hibe verilecek.

İnşaat  yatırımı ile makina ve ekipman alımı yapmak isteyenler, yatırımı gerçekleştireceği yerdeki il müdürlüğüne, damızlık boğa ve koç-teke alımı hibe desteğinden yararlanmak isteyenler il/ilçe müdürlüklerine, her üç yatırımı da yapmayı planlayanlar ise il müdürlüğüne başvuracak.
Başvurular her yıl 1 Ocak-31 Mart döneminde alınacak. Gerekli görüldüğü takdirde başvuru süresi uzatılıp kısaltılabilecek veya yıl içinde yeniden başvuru çağrısı yapılabilecek.
Başvurular, yıl için geçerli olacak, yatırıma alınamadığı takdirde sonraki yıllar için yeniden başvuru yapılması gerekecek. Geçmiş yıllarda başvurusu onaylanıp yatırımı yapmaktan vazgeçenlerin, yeniden başvurmaları halinde puanlamasında eksi puan verilecek.

Yatırımcı ile il müdürlüğü arasında, yatırımcının aynı yatırım konusunda bakanlık veya diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca uygulanan faiz indirimi veya hibe desteği programlarından yararlanmadığına, yararlanmış ise karar kapsamındaki hibe desteğinin iptal edileceğini kabul ettiğine dair taahhütname imzalanacak.
İnşaat  yatırımları, makine alet ve ekipman alımları  ile  damızlık boğa ve koç-teke alımı başvurularında istenecek belgeler, bakanlıkça belirlenecek ve uygulama rehberiyle yayımlanacak.
Tebliğ, 1 Ocak'tan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
 
 
21.2.2019
Devamı

Gıda Fiyatları Çiftçi Örgütlenirse Düşer

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üretici örgütlenmesinin güçsüzlüğünün Türkiye'de tarım sektörünün en önemli sorunu olduğunu belirtti.

Çiftçilerin ürünlerini pazara doğrudan ulaştıramamalarının fiyat artışına yol açtığını dile getiren Selışık, "Spekülasyon, fırsatçılar ve aracılar dünyanın her yerinde var fakat çiftçiler kurumsallaşıp pazara erişim kapasiteleri arttıkça karları artacak, çiftçinin tüketiciye doğrudan ulaşması ekonomiye katkı sağlayacaktır" diye konuştu.

Tarım sektörünün gelişmesi için Türkiye'de yasal altyapının yeterli olduğunu ifade eden Selışık, şöyle devam etti:

"Türkiye, üretim çeşitliliği ve yeni teknolojilerin aktarılması anlamında çok zengin bir ülke. Biraz daha planlı ve örgütlü çalışmaya ihtiyaç var. Gıda fiyatlarının ucuzlaması ve üretici kazancının artması için çiftçi örgütlenmesinin güçlenmesi gerekiyor. Tarım danışmanlığının ve ziraat mühendislerinin çiftçiye nasıl ulaşacağına dair yasal altyapı Türkiye'de mevcut. Sadece bu daha da aktifleştirilmeli ve güçlendirilmeli."

"ARACI, FİYATLARI MANİPÜLE EDEBİLİYOR"

Uluslararası ve ulusal ölçekteki müdahalelerin gıda fiyatlarını etkileyen en önemli unsur olduğunu anlatan Selışık, aracıların, özellikle stokçuluk yaparak, fiyatların artmasına yol açtıklarını söyledi.

Selışık, "Aracı, stoklama imkanı varsa, fiyatları manipüle edebiliyor ya da ürüne talep olduğunda stoklarını kullanıyor" açıklamasında bulundu.

Küçük ölçekli çiftçiler desteklendiğinde fiyatların da dengeleneceğini kaydeden Selışık, fiyatların dengede tutulması adına özel sektör ve kamunun farklı bir model yaratmalarının ve birbirleriyle iletişim halinde olmalarının önemine işaret etti.

"ARACILAR TAMAMEN ORTADAN KALKMAZ"
Selışık, çiftçiler pazara doğrudan ulaşsalar bile aracıların tamamen ortadan kalkmayacağını belirterek, buna karşın örgütlenme yoluyla çiftçilerin maliyetlerinin bir miktar üzerinde kazanabileceklerini ifade etti.

Gıda kaynaklı atıkların azaltılmasının da ekonomiye ciddi katkı sağlayacağını anlatan Selışık, "Tarladan sofraya kadar geçen sürede ciddi bir gıda israfı var. Bunun azaltılması da çiftçinin cebine girecek olan paraya katkı sağlayacaktır" diye konuştu.

FAO olarak gıda fiyatlarının hesaplanması açısından dünya genelinde temel besin ihtiyaçlarının üretimini takip ettiklerini belirten Selışık, verileri toplayıp analizinin yapılmasının yanında tüketici taleplerini ve maliyetlerini dikkate alan fiyat analizi yaptıklarını da sözlerine ekledi.
 
20.2.2019
Devamı

Ziraat Bankası Hasar Gören Seraları Ayağa Kaldırmak İstiyor

Ziraat Bankası Tarım Politikaları Bölüm Başkanı Ferhat Pişmaf, seracılık kredileri ilse hasar gören seraları ayağa kaldırmak istediklerini ve yeni seraların kurulmasına öncülük etmek istediklerini bildirdi. 

Ziraat Bankası Seracılık Toplantıları, Antalya’da kent merkezindeki bir otelde, ziraat odaları, ticaret oda ve borsaları, Tarım ve Orman Bakanlığı İlçe Müdürlükleri, tarım kredi kooperatifleri, üretici örgütleri ve çok sayıda üreticinin katılımıyla gerçekleştirildi.

Toplantıda katılımcılara bilgiler veren Ziraat Bankası Tarım Politikaları Bölüm Başkanı Ferhat Pişmaf, 2011, 2018 döneminde kredi kullanan üretici sayısının 3 milyona ulaştığını söyledi.
Pişmaf, kredisi devam eden üretici sayısının ise 676 bin olduğunu belirterek, bu 7 yıllık dönemde artışın ise yüzde 30 olduğunu vurguladı.
Her 100 kişiden 98.5’unun kredisi ödediğini 1.5’unun ise gecikmeli olarak ödediğine değinen Pişmaf, erteleme ve yapılandırma şartlarının dışında üreticilerle baş başa görüşüp çiftçilerin sorununu çözmeye çalıştıklarını kaydetti. 
Antalya’da yayla seracılığına kayışın olduğunu ifade eden Pişmaf, cam örtüden ise naylon örtüye geçişin olduğunu söyledi. 

"Amaçları"
Seralarda ağırlıklı olarak domates,salatalık, biber patlıcan, karpuz ve muz üretildiğini bildiren Pişmaf,“ Verdiğimiz kredinin yüzde 80’i Akdeniz bölgesinde, bununda yüzde 50’sini Antalya oluşturuyor. Mersin ve Muğla takip eden iller. 770 bin dönüm kadar kayıtlı örtü altı olduğu belirtiliyor. Amacımız örtü altı tarımın geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, kapasite kullanımın arttırılması, jeotermal kaynakların kullanılmasını arttırma, üretimde verimlilik ve karlılığın arttırılması, tarımsal üretimde sürdürülebilirliğinin sağlanmasıdır."ifadelerine yer verdi.

"Yüzde 75'ini banka karşılayacak"
Pişmaf Üreticinin hangi harcamalarına kredi verileceğini, ise şöyle açıkladı,“ Yeni sera yapımı, kurulu sera alımı, modernizasyon ve onarım, ısıtma, soğutma nemlendirme, serada kullanılan ekipmanlar, kullanım ömrü 24 aydan uzun olan demirbaşlar. İşletme kredileri ise, tohum, fide, gübre, ilaç, enerji, ısıtma,soğutma, işçilik, nakliye gibi. Yatırım harcamalarının yüzde 75’ine kadar kredi vereceğiz. Yüzde 25’in ise üreticinin kendi karşılayacak.”

"Ödeme koşulları"
Ödemelerden bahseden Pişmaf, “ Yatırım kredileri 2 yıla kadar ana para ödemesiz dönem, toplam yedi yıla kadar vade veriyoruz. Bu krediler yılda bir ödemeli, eşit ana para taksitli ödemeli, eşit taksit ödeme, esnek ödemeli olarak gerçekleşecek. Faizi yüzde 11 uyguluyoruz ama hazinenin desteğiyle bu oran yüzde 8.25 olarak gerçekleşiyor.” diye konuştu.
Pişmaf, kredi değerlendirmelerinde yapı ruhsatı aranması uygulamasını kaldırdıklarını kaydetti.
Amaçlarının hasar gören seraların biran önce ayağa kaldırılması ve üreticilerin yoluna devam etmesini sağlamak olduğunun altını çizen Pişmaf, yeni seraların ve yayladaki seraların kurulmasını teşvik etmek olduğunu kaydetti.
Pişmaf, sübvansenin ise 2020 yılına kadar geçerli olduğunu sözlerine ekledi.

"Kayıt önemli"
Tarsim Antalya Bölge Müdürü Mustafa Değer, Örtü Altı Kayıt Sistemi’ne kayıtlı bulunan her üreticinin sigortadan faydalanabileceğini kaydetti.
Değer, en çok karşılaştıkları risklerin ise dolu, fırtına, hortum ve su baskınının başı çektiğini ifade etti.


 
20.2.2019
Devamı

Çiftçi Borçlarını da İlgilendiren Torba Yasa Geçti

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi alacaklarından, 31 Aralık 2018 itibarıyla borçları takibe düşenler ile borçları çeşitli afetler nedeniyle ertelenenler, tarımsal kredi borçlarını yapılandırabilecek.
 
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi alacaklarından, 31 Aralık 2018 itibarıyla borçları takibe düşenler ile borçları çeşitli afetler nedeniyle ertelenenler, tarımsal kredi borçlarını yapılandırabilecek.

AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan Sosyal Hizmetler Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi.
Teklifle, Petrol Piyasası Kanunu'nda yer alan "Bir tüketim tesisinde her bir cins üründen yılda 20 bin ton ve üzeri akaryakıt kullanan serbest kullanıcılar, tüketimlerinin 15 günlük kısmını karşılayacak miktarda kendi depolarında stok bulundurmak mecburiyetindedir ve bunlar ulusal petrol stoku içinde mütalaa edilir." hükmü, metinden çıkarılıyor.
Serbest kullanıcı lisansı sahiplerinin, ulusal petrol stok yükümlülüğünün kaldırılması hedefleniyor.

Teklife göre, konusu suç teşkil etmemek kaydıyla, bu maddenin yürürlük tarihine kadar personelinin çocukları için kreş ve gündüz bakımevi hizmetini bütçesinden hizmet alımı yoluyla karşılayan belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşlarının yetkili ve görevli personeli hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamayacak, başlamış olanlar işlemden kaldırılacak.
Hazineye ait deniz ve iç sularda ya da buralardan yararlanılarak karada yapılacak su ürünleri üretiminde, üretim hakkının Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca kiralanmasına ilişkin uygulamanın süresi 1 Ocak 2020'ye kadar uzatılacak.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda değişiklik yapılarak, tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde görev yapan C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının ve çok tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde hizmet veren B sınıfı iş güvenliği uzmanlarının hizmet verme süreleri, kamu kurumları ve 50'nin altında çalışanı olan az tehlikeli iş yerlerinin hizmet alma yükümlülüğünün yürürlük tarihi ile eşleştiriliyor.
Teklifle, tarımsal üretime devam etmeleri şartıyla; Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından kullandırılan tarımsal kredi alacaklarından 31 Aralık 2018 itibarıyla tasfiye olunacak alacaklar hesabına aktarılanlar ile borçları çeşitli afetler nedeniyle ilgili mevzuat kapsamında ertelenmiş olan borçlular, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi izleyen üçüncü ayın sonuna kadar banka/kooperatife başvuruda bulunarak tarımsal kredi borçlarını yapılandırabilecek.

Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, yapılandırılan ve ödemeleri halihazırda devam eden krediler, bu madde hükmünden etkilenmeyecek ancak başvurmaları durumunda bu madde hükümlerinden faydalandırılabilecek.

 
20.2.2019
Devamı

Et Üreticileri TANZİM İstiyor

Son zamanlarda sebze-meyve fiyatlarındaki fahiş artışın önüne geçmek amacıyla, büyükşehirler başta olmak üzere şehirlerin meydanlarında, tanzim satış noktaları kuruldu.
Geçtiğimiz hafta pazartesi günü başlayan uygulama; tüketiciyi memnun ederken, fiyatlarda da yüzde 50'ye yakın düşüş oldu.

ET ÜRETİCİLERİ DE İSTİYOR

Sebze-meyvedeki olumlu gelişmelerin ardından Kırmızı Et Üreticileri Birliği de kırmızı et için tanzim satış noktası kurulmasını istiyor.

ŞARKÜTERİ YÜZDE 50 UCUZLAR

Üreticiler, kendi alanlarında da aracıların aradan çıkacağı bu sistemde, şarküteri ürünlerinin yüzde 50, karkas etin ise yüzde 30 ucuzlayacağı düşüncesinde.
Öte yandan Kırmızı Et Üreticileri, Et ve Süt Kurumu üzerinden ve marketler üzerinden yapılan ucuz et satışının ise yetersiz olduğu görüşünde.
Et ve Süt Kurumu'nun (ESK) sınırlı sayıdaki satış noktasıyla vatandaşa ulaşamadığını, ucuz eti de ucuzcu zincir marketlere verdiğini dile getiren Tunç, "ESK ithal et satışı da yapıyor. Biz aracı olmadan ucuz yerli eti vatandaşa ulaştırmak için tanzim satışa başlamak istiyoruz" dedi. Gerekirse ESK bünyesinde de bu işi yapabileceklerinin altını çizen Tunç, sadece üretici ve tüketicinin olacağı bir modelle fiyatların ciddi oranda düşebileceğini kaydetti.

'ARACILAR KAZANIYOR'

Ette tanzim satışı başlarsa karkasta yüzde 30, şarküteride yüzde 50'ye varan indirimin söz konusu olabileceğinin altını çizen Tunç, "İlerleyen zamanlarda fiyatı 3'e katlanan süt ürünlerini de sisteme dahil edebiliriz" dedi.
Mevcut sistemin aracılara kazandırdığını ve bu işte inanılmaz bir rant olduğunu ifade eden Tunç, "Başkan Erdoğan'a görüşme talebimizi ilettik. Bu iş için düşünülecek her modele hazırız. Yeter ki üretici birlikleri bu işin içine dahil olsun" diye konuştu. Tunç, konunun detaylarını netleştirmek için yarın üreticilerle de bir araya geleceklerini kaydetti.
 
 
 
20.2.2019
Devamı

Fındığa 2 Milyon Kalite Farkı

Türk fındığının yaklaşık üçte birini satın alan Ferrero Fındık'ın Genel Müdürü Bamsı Akın, fındığa bakış açılarının kalite bazlı olduğunu belirterek, "Türkiye'de bu sezon için fındığa 2 milyon lira kalite farkı ödedik" dedi. Ferrero'nun cirosunun 10 yılda ikiye katlandığını ifade eden Akın, "Bu fındık talebimizin de arttığını gösteriyor. Fındık tarımının sadece veriminin değil, kalitesinin de arttırılması gerekiyor" diye konuştu.

VERİM ARTMALI
Fındıkta verimi arttırmak ve sosyal, çevresel konularda çiftçileri bilgilendirmek amacıyla uygulamaya koyduğu projelere 25 milyonluk yatırım yaptıklarını belirten Akın, Değerli Tarım Uygulamaları adını verdikleri projeye ilişkin, "Türkiye'de şu an dekar başına ortalama 80-100 kilogram ürün alınıyor. Biz model bahçelerimizde dekarda 300-350 kg ürün alabiliyoruz. Profesyonel fındık tarımı için yılda 120 gün bahçede çalışmak gerekiyor. Türkiye'de bu süre ortalama 30 gün. Ferrero olarak uzun vadeli projelere açığız" açıklamasında bulundu.

FINDIK ELÇİSİYİZ
Fındık için en önemli merkezin Türkiye olduğuna değinen Akın, şunları söyledi: "Dünyada toplam 1 milyon ton kabuklu fındık üretimi var, iç fındık bunun yarısı eder. Türkiye'de üretim 600-700 bin ton civarında. Türkiye'nin fındık elçisi olduğumuzu söylüyoruz. Soramartec'in yani Ferrero Ar-Ge Bölümü'nün Türkiye'de de bir ofisi var. Tarım il müdürlükleriyle, üniversitelerle, ziraat odalarıyla, Giresun Tarımsal Araştırmalar ile Türk fındığının gelişmesine yönelik ortak yürüttüğümüz ya da katkı sağladığımız projeler oluyor. Ayrıca, TOÇEV ve AYDER gibi sivil toplum kuruluşları ile sosyal projeler yürütüyoruz."dedi.
 
20.2.2019
Devamı

Gübre'de Mazotta Tanzim Satış Açıklaması Çiftçiyi Sevindirdi

Antalya'nın Kaş ilçesinde düzenlenen Geniş Katılımlı Buluşma Programı'nda konuşan Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu çiftçi için de gübre, ilaç ve tohum gibi girdilerin maliyetinin yüksek olduğunu, bunu düşürmek için de bir çalışma yaptıklarını belirterek, "Gerekirse bu girdiler için de tanzim satış yapabiliriz." Dedi.
Çavuşoğlu’nun sözleri çiftçileri heyecanlandırdı. Mardinli çiftçiler, tanzim kararının bir an önce yürürlüğe girmesini istiyor.

"Çiftçiler olarak tanzim satışına çok sevindik"

Çiftçilikte girdi maliyetinin yüksek olduğundan yakınan Mardinli  çiftçi Hasan Yılmaz, "Bu yıl buğday ekiminde gübrenin tonu bin 800 TL’ye aynı şekilde tohumun tonunu da bin 800 TL’ye aldım. Tabi ilaç da almamız lazım. Ektiğimiz arazi yabancı otla dolmuş bu yabancı ot için ilaçlamanın yapılması gerekir. İlaçlama yapılmasa hiçbir ürün alamayız. İlaç, gübre, tohum, mazot hepsi pahalıdır. Çiftçi arazisini nadasa bırakmak istemediği için ekiyor. Çünkü girdiler ile geliri hesapladığınızda hemen hemen baş başa çıkıyor yani çiftçiye pek fazla bir şey kalmıyor. Meyve sebzede uygulanan tanzim satışı gübre, ilaç ve tohumda da yapılırsa biz çiftçilere iyi bir yardım olur ve rahat bir nefes alırız. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun gübre, ilaç ve tohumda tanzim satışa gidileceğini açıkladığında çiftçiler olarak çok sevindik. Çünkü bizde böyle şey istiyorduk." diye konuştu.
"İnşallah tanzim kararı bir an önce yürürlüğe girer"
 
 
19.2.2019
Devamı

TZOB'da İmparatorluk mu?

TZOB Mayıs ayında yapılacak Merkez Birliği seçimlerine hazırlanıyor.
Tarımdan Haber’den Sadettin İnanın Haberine göre Bayraktar'ın karşısına yine kimse aday olamayacak. Bayraktar'ı seçecek 300 üst kurul delegesi, TOBB, sendikalar ve hiçbir meslek örgütünde olmayan seçim sisteminden dolayı özel olarak seçilecek. Özel olarak seçilecek 300 delege ise Bayraktar'ı yeniden Başkan koltuğuna oturtacak.
Tarımdan Haber’ den Sadettin İnan yaklaşan TZOB seçimleri ile ilgili yazısında şunlara değindi.
 
Ülke tarımı can çekişirken, çiftçinin en önemli meslek örgütü olan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) yönetimi ise koltuk peşinde. TZOB, çiftçinin örgütlü yapısından ziyade Bayraktar imparatorluğuna dönüştürülmüş durumda. 16 yıldır TZOB Başkanlığını yapan Şemsi Bayraktar, Mayıs ayında yapılacak seçimlerde yeniden aday olacak. TZOB seçimlerinde Türkiye genelindeki bütün odalar temsil edilmezken, mevcut seçim sistemine göre de Bayraktar'ın karşısına kimse aday çıkamıyor.

ÇİFTÇİ SAHİPSİZ DURUMDA

Ülke tarımı ithalat ve girdi maliyetlerinin yüksekliğinden dolayı can çekişirken, çiftçide üretimden çekiliyor. TZOB gibi örgütlü bir yapı bulunmasına rağmen, koltuk kaygısından dolayı çiftçi şu anda sahipsiz durumda. Çiftçi, girdi maliyetlerinin yüksekliği, finans sorunu, ithalat ve ağır borç yükü altında ezilirken, bu sorunların çözümü konusunda TZOB güçlü bir lobi faaliyeti yürütemiyor. Ülke tarımı ve çiftçi her geçen gün kan kaybederken, TZOB Başkanı Bayraktar 16 yıllık koltuğunu kaybetmemek için Mayıs ayında yapılacak seçimlerde yeniden aday olacak. Demokratik olmayan seçim sisteminden dolayı da Bayraktar'ın karşısına yine aday çıkamayacak.

4.5 MİLYON ÜYESİ VAR BAŞKANI 300 DELEGE SEÇİYOR!

TZOB seçimlerinde çiftçi tam anlamıyla temsil edilmezken, demokratik olmayan bu seçim sistemine ise yıllardır göz yumuluyor. TZOB Başkanı Şemsi Bayraktar, TZOB'un gücünü göstermek için 4.5 milyon üyesinin bulunduğunu söylemesine rağmen, seçimlere sadece 300 delege katılabiliyor. TZOB'un üst kuruluna katılacak 300 delege de Mart ayında yapılan özel bir seçimle belirlenecek.

BÜTÜN ODALAR TEMSİL EDİLMİYOR

TZOB'un Türkiye genelinde 750 civarında odası bulunmasına rağmen, bu odaların tamamı Başkan seçimlerinde temsil edilmiyor. Normalde her oda başkanı veya Meclis Başkanı'nın Merkez Birliği'nin seçimlerine katılması gerekirken, seçim sistemi buna müsaade etmiyor. Demokratik olmayan ve çiftçinin tam manasıyla temsil edilmediği seçim sistemi ise yıllardır değiştirilmiyor.

BAŞKANI SEÇEÇEK 300 DELEGE ÖZEL SEÇİLİYOR!

TZOB'un Mayıs ayında yapılacak seçimlerine katılacak üst kurul delegeleri, ilçe oda seçimlerinde değil, Mart ayında Ankara'da yapılacak özel bir seçimde belirlenecek. TOBB, sendikalar ve diğer meslek örgütlerinde görülmeyen bu seçim sisteminden dolayı TZOB, Bayraktar imparatorluğuna dönüştürülmüş durumda. TZOB Başkanını seçecek 300 delegenin belirlenmesi için Mart ayında yapılacak seçimlere ise ilçe odalarının üye sayılarına göre delege gönderiliyor. Ankara'ya muhalif olabilecek delegeler bu seçimlere gönderilmezken, gönderilen de eleniyor. Zaten Merkez Birliği'nin istediği adayların gönderilmemesi durumunda Ankara'nın o odaya müfettiş gönderme yetkisi bulunuyor. Yani Mayıs ayında yapılacak seçimlerde Bayraktar'ın karşısına aday olabilecek isimler, Mart ayında yapılacak seçimlerle tamamen elenmiş olacak.

BAYRAKTAR'A DOĞAL ÜYE AYRICALIĞI

Diğer yandan TZOB Başkanı Bayraktar ile yönetim kurulu üyelerinin doğal üye ayrıcalığı bulunuyor. Bu ayrıcalıktan dolayı Bayraktar ve yönetim kurulu üyeleri, ilçelerinden seçilmeden Merkez Birliği seçimlerine aday olabiliyorlar. Yani Bayraktar, seçim bölgesi olan Sakarya Akyazı'dan seçime girmeden TZOB Başkanı seçilebiliyor. Doğal üye hakkı ise 750 oda başkanının hiç birinde bulunmuyor.
 
 
 
19.2.2019
Devamı

Rusya’dan Patates İthalatı Gerçekleştirilecek mi?

CHP Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu TBMM’de Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi verdi. Gaytancıoğu’nun soru önergesinde Et ve Et ürünlerinin yanı sıra Patates ithalatı önergesi de dikkat çekti.
CHP’li Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu bakana yanıtlaması istemiyle şu soruları yöneltti;
 
Rusya’dan et ve et ürünleri ithalatının yanında patates ithalatı da gerçekleştirilecek midir?
Eğer Rusya’dan patates ithalatı  gerçekleştirilecekse miktarı ne olacaktır?
Türkiye'de patates ekimlerine ne zaman izin verilecektir?
Patateste yerli üretimi arttırabilmek için bir politikanız ve üretim planlamanız var mıdır?

Öte yandan Gaytancıoğlu soru önergesine yönelik şu açıklamayı kaydetti.

  “Son zamanlarda çeşitli illerde patates depo baskınları ve arkasından sözde hastalık riski nedeni ile 25 ana üretici ilde yasaklanan patates  üretiminin ana nedeninin Rusya ile yapılan et, et ürünleri, canlı hayvan, süt tozu, süt ve süt ürünleri yanında patateste olduğu şeklinde kamuoyuna da yansımıştır” dedi.
 
 
18.2.2019
Devamı

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kırklareli Üniversitesi'nde düzenlenen 'Tarım ve Orman Sektörü Değerlendirme Toplantısı'na katıldı. Çiftçinin merakla beklediği destek ödemeleri hakkında değerlendirmelerde bulunan Pakdemirli, “Dün Sayın Cumhurbaşkanımız da müjdesini verdi, ben de detaylarını vereceğim" dedi.

Ocak ayında 2,3 milyar lira destek ödemelerini yaptıklarını hatırlatan Pakdemirli, "Ocak ayında 2,3 milyar lira, eski parayla 2,3 katrilyon destek ödemelerini yaptık" diye konuştu.
Mart ayında ise ödemelerin devam edeceğini dile getiren Pakdemirli, şunları kaydetti: “Alan bazlı destekler 1 katrilyon 855 milyar 977 milyon, buzağı desteklemeleri ödemeleri 510 milyon, diğer hayvancılık ödemeleri 133 milyon 650 bin, fark ödemeleri 260 milyon, yem bitkileri desteği 120 milyon diğer tarımsal desteklemeler 144 milyon 527 bin. Toplam 3 milyar 24 milyon 154 bin eski parayla 3 katrilyondan daha fazla bir paranın destek ödemesi olarak cebinize giriyor; üretici olarak bu da hayırlı olsun."
 
 
18.2.2019
Devamı

Tarım Kredi Katılım Bankacılığında Kararlı

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, katılım bankacılığında kararlı olduklarını belirterek, "Biz bunu çalışıyoruz ve inşallah yakın zamanda da projemizi Cumhurbaşkanı'na sunacağız" dedi.
Poyraz, tarım sektöründe katılım bankacılığı ihtiyacına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Bir ürünün tarladan tüketiciye gelirken geçtiği süreçlerde birçok aşamada finansmana ihtiyaç duyulduğuna dikkati çeken Poyraz, finansman sağlamada kullanılan kredinin faiz maliyetlerinin ürünlerin fiyatlarına eklendiğini anlattı.

Poyraz, gübre alım satımı üzerinden örnek vererek, "Tarım Kredi olarak gübreyi alırken bizim de çok ciddi anlamda finansman ihtiyacımız var, bunun için bankadan kredi kullanıyoruz. Çiftçiye bunu satarken çiftçi de parası yoksa kredi kullanıyor. Sonrasında ürün üretiliyor. Bu ürünün 1 ay içinde alınması ve işleme tabi tutulması gerekiyor. Milyonlarca tonla ifade edilen ürün alınırken de kredi kullanarak çiftçiye parası ödeniyor. Sonrasında da çiftçi bize, biz de kredi kullandığımız yere ödüyoruz. Bütün bu katmanların her birinde ayrı ayrı finansman kullanıldığı için burada çok ciddi bir faiz yükü var" ifadelerini kullandı.
Faiz yükünün maliyetleri bu kadar etkilediği bir durumda alternatif bir sistem oluşturulması gerektiğini vurgulayan Poyraz, tarım sektörünün katılım bankalarının yatırım yapmalarına müsait olduğunu ve fırsatlar sunduğunu anlattı.

Poyraz, örnek olması için bir katılım bankasıyla ticaret yaptıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Fıstık ve badem işleme tesisimizde işlemek üzere vatandaşımızdan fıstık ve badem alırken parasını ödüyoruz. Parayı öderken bankadan borçlanıyoruz. Katılım bankasına dedik ki '50 milyon lira siz, 50 milyon lira biz koyalım, ortaklarımızdan aldığımız ürünün bedelini ödeyelim. Sonra fabrikada bunları işleyip satalım, dönem sonunda bir hesap yapalım. Fabrikadaki masrafları düşelim, ne kadar kaldı ikiye bölelim' dedik."
Tarım Kredi'nin katılım bankası kurma yönünde kararlı olduğunun altını çizen Poyraz, şöyle devam etti: "Bu işe sermaye koymak isteyen yabancı ortaklarla ya da Türkiye'de bu işe yatırım yapmak isteyen, bu işe varız diyen katılım bankalarıyla veya en nihayetinde biz biraz daha küçük başlayalım ama biz başlayalım dersek de bu işe başlayabiliriz.
Biz bunu çalışıyoruz ve inşallah yakın zamanda da bu projemizi Cumhurbaşkanı'na sunacağız. Yani ete kemiğe büründüğünü söyleyebilirim. İllaki biz yapalım demiyoruz." 
 
 
18.2.2019
Devamı

e Çiftçi Portalı Devrede

Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü tarafından geliştirilen e-Çiftçi Portalı ile çiftçiler, pek çok konuda bilgiye ulaşmanın yanında, destekleme başvurularını da buradan gerçekleştirebilecek.
Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, uygulamanın çiftçilere kolaylık sağlayacağını bildirdi.
Pakdemirli, "e-Çiftçi, tarımsal alanda faaliyet gösteren çiftçilerin işletmeleriyle ilgili bilgilerin yer aldığı ve bu bilgilere, bilgisayar ve mobil cihazlar üzerinden erişebilmelerine imkan sağlayan bir portaldır. Bu portal üzerinden e-Çiftçi Portalı'na giriş yapan kullanıcı, işletmesinde kayıtlı tarım arazileri, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün ile sahip oldukları hayvanların ırk, yaş ve cinsiyet bilgilerine ulaşabilecek. Ayrıca kullanıcılar, işletmelerinde kayıtlı büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile ilgili doğum, ölüm, hastalık, satış gibi bildirimlerini uygulama üzerinden yapabilecek ve hayvanlara yönelik tüm veteriner işlemlerini de takip edebilecek." ifadelerini kullandı.
Portal üzerinden girilen bildirimlerin anlık olarak bakanlığın ilgili birimine ulaşacağına işaret eden Pakdemirli, bu sayede çiftçilerin zamandan kazanacağını ve çiftçiler ile bakanlık arasında etkili iletişim sağlanacağını vurguladı.

"DÜNYANIN EN KAPSAMLI TARIM BİLİŞİM ALTYAPISI"

Pakdemirli, çiftçilerin, bitkisel ve hayvansal üretim faaliyetlerine yönelik destekleme başvurularını portal üzerinden yapabileceğine ve aldığı tüm destekleme bilgilerine ulaşabileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Gelişen teknoloji ve vatandaşlarımızdan gelen talepler bu portal içinde entegre edilerek çiftçilerin kullanımına sunulacak. Çiftçiler, yapmış olduğu tarımsal faaliyetlere ait geçmişten bugüne kadar olan bilgilerini portal üzerinden raporlayabilecek. Bakanlık birimleri, bu uygulama üzerinden gerekli duyduğu konularda çiftçilere bildirimler göndererek onlarla anlık iletişim kurabilecek. Portal, 2 milyon 132 bin işletme, 33 milyon tarım parseli ve 64 milyon 700 bin baş (büyükbaş ve küçükbaş) hayvan varlığıyla birlikte kayıtlı ürün çeşitliliği göz önünde bulundurulduğunda dünyanın en geniş ve en kapsamlı tarım bilişim altyapılarından biri olma özelliğine sahip. Sisteme, bakanlık internet sitesi ile e-Devlet Kapısı üzerinden girilebilecek. Ayrıca e-Çiftçi Mobil Uygulaması, android telefonlar için uygulama mağazasından indirilebilecek. Çok yakında diğer mobil mağazalarda da yerini alacak."
.
 
18.2.2019
Devamı

Hayvancılık Desteklerinde Ana Olmadan Dana Olmaz

Türkiye’de tarımsal desteklerin tutarı ve veriliş şekli ile yerindeliği hemen her zaman çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Türkiye’de tarımsal destekler yakın zamanda gündeme gelmiş değildir. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana şu ya da bu şekilde tarımsal destekler gündemde olmuştur. Öyleki hem temel işlevi destekleme olan birçok kurum oluşturulmuş, hem de bu konulara ilişkin çok sayıda yasal düzenleme yapılmıştır. Hatta bunlar da yeterli olmamış olacak ki, tarımsal destekler zaman zaman Türkiye ile uluslararası kuruluşların müzakere ettikleri konular arasında da yer almıştır.

Tarımsal Destek Nedir?
Tarımsal ürün üreten, işleyen ve tüketenlere doğrudan ya da dolaylı biçimde kullandırılan kamu kaynakları “tarımsal destek” adı altında toplanabilir. Mesele bu şekilde ele alındığında günümüzde tarımsal destek kapsamında sayılabilecek uygulamaların bir kısmını;
  • Faizsiz yatırım kredisi,
  • Mazot, gübre, toprak analizi desteği,
  • Çevre amaçlı tarım arazilerinin koruma programı desteği,
  • Fark ödemeleri destekleri,
  • Anaç sığır, anaç manda, anaç koyun-keçi desteği,
  • Buzağı desteği,
  • Süt primi,
  • Yem bitkileri üretimi desteği vb. şeklinde sıralamak mümkündür.
Tarım ve Orman Bakanlığının internet sayfasında destek verilen alanlar sıralanmıştır. Burada hayvancılık desteklemeleri başlığı altında 20, onların altında da yaklaşık 35 alt başlık saymak mümkündür . Kısaca; sığırdan su ürünlerine, hayvan sağlığından yem üretimine oldukça geniş bir çerçevede olmak üzere hayvancılığa 50’ye yakın başlık altında destek verilmektedir.

Tarım Desteklerinin Amacı
Tarıma verilen desteklerin birçok amacı vardır. Bunlar arasında ilk sırayı şüphesiz üretimin devamlılığı ve yeterliliğini sağlamak alır. Üretimin devamlılığı; üretici refahı ile başta toprak olmak üzere üretim unsurlarını korumayı gerektirir. Besin nitelikli tarım ürünleri söz konusu olduğunda, üretimin sürekliliğinin esas tetikleyicilerinden olan talep her zaman olacaktır. En azından tarımsal ürünler olmadan yaşamın olamayacağı ve dünya nüfusunun önemli bir bölümünün (yaklaşık % 10) açlıkla karşı karşıya olduğu bilinmektedir. Bu olumsuzluklara ek olarak hem yetersiz hem de aşırı beslenen çok sayıda insanın varlığından da söz etmek gerekir.
Özetle tarımsal üretim hem dünya hem de Türkiye için önemlidir. Ama Türkiye için hayvansal ürünler üretimini artırmak yaşamsal öneme sahiptir. Türkiye’nin hayvansal protein üretiminin yarıya yakını sütten elde edilir. Türkiye’nin süt üretimine katkıda bulunan türler de; sığır, koyun, keçi ve mandadır. Ama süt üretiminin yaklaşık %91.2’si sığırdan elde edilmektedir. Türkiye’nin hayvan kökenli protein üretimine katkı yapan ürünlerden kanatlı eti ikinci, sığır eti de üçüncü sırayı almaktadır. Bahsettiğimiz bu hususlardan tahmin edileceği üzere, Türkiye hayvansal protein üretiminin yarıdan çoğu (yaklaşık %62) sığırdan elde edilmektedir.



Sığırın Türkiye süt ve kırmızı et üretiminin en önemli kaynağı haline gelmesinde, onun biyolojik avantajları yanında, Türkiye’de yıllardır hayvansal üretimde ilgili sorunların çözüm anahtarı olarak görülen entansif üretime, diğer memelilerden daha uygun olmasının da payı vardır. Bu avantajlarına son yıllarda, yatırımcıların başta faizsiz ya da düşük faizli yatırım kredileri vb. özendirici unsurlarla desteklenmeleri de eklenince, entansif süt sığırı ve sığır besiciliği yatırımları artmıştır. Bu değişimin ülke üretimine doğrudan artış olarak yansıyıp yansımadığı konusunda net ifadeler kullanmak pek mümkün değildir. Ama sığır eti üretiminde çok önemli artışlar olmadığı, hatta beklenmemesi gerektiği de, bilinmelidir.
Genelde tarım, özelde de hayvansal üretime verilen desteklerin yetersizliğinden şika­yetçi olanlar yanında, dağınıklığından, dağıtımında adil davranılmamasından, birçok hileye imkan vermesinden, hatta kesinti ve masrafların yüksekliğinden söz edenler de vardır. En azından çok çeşitli olması ve dağınıklığı konularında tereddüt yoktur.

Hayvancılık Neden Desteklemelidir?

İnsanların beslenmesi ve çeşitli sanayi kollarına hammadde sağlaması başta olmak üzere toplumlar için vazgeçilmez olan hayvansal üretimin desteklenmesinin birçok nedeni vardır.

Hayvansal Üretimi Artırmak

Ülkede yetersiz olduğu veya gelecekte yetersiz kalacağı saptanan ürün ve ürünlerin üretimini artıracak tedbirlerin alınması yönetimlerin önemli bir görevi kabul edilmelidir. Türkiye bu açıdan değerlendirildiğinde ilk dikkat çeken hayvansal ürünler kırmızı et grubunda yer alanlardır.
 
Üretici Örgütleri Desteklenmesi Gerek

Ürün satış fiyatları ile üretim girdilerinin temin fiyatları üretimden sağlanan gelirin ana unsurlarıdır. Bunların üretici lehine oluşmasına üretici örgütleri katkı sağlayabilir. Bu nedenle üretici örgütlerinin bu tip faaliyetlerde bulunmalarını mümkün kılacak yasal düzenlemeler yanında, onları ekonomik açıdan güçlü kılacak desteklemelere de ihtiyaç vardır. Kısaca, refahın yükseltilmesi için sadece üreticileri değil, bunlara hizmet veren örgütlerini de uygun biçimde desteklemek gerekir.
Tarımsal desteklerin şeffaf ve izlenebilir olması oldukça önemlidir. Bu tip desteklerin hak edildiğinden; ne desteği alan, ne desteği veren ne de üçüncü kişiler kuşku duymalıdır. Bunun için de doğru tasarlanmış ve gerçeği yansıtacak biçimde işleti­lebilen veri tabanları ya da bilgi sistemlerine ihtiyaç vardır.
Kısacası Hayvancılık desteklerinde yerinde ve zamanında verilerek daha etkin sonuçlar alınmalıdır. Özellikle buzağı desteklemesinden vaz geçilerek tekrardan anaya verilmelidir. Çünkü ana olmadan dana olmaz. Umut ediyoruz ki hayvancılıkta sağlıklı anneler kazandırılarak ithalata bağımlı olmaktan kurtuluruz. Aynı zamanda bu sağlıklı anneler ’den sağlıklı buzağılar elde edilerek hayvancılıktaki en büyük çıkmaz olan yetiştiricinin aynı zamanda ülkemizin ve ekonomimizin belini büken bu ithalat bağımlığından kurtuluruz.
Hayvancılıkta analarımıza sahip çıkmak dileği ile.
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Koordintörü
muhammetoluklu@gmail.com
 

 
 
 
 
 
15.2.2019
Devamı

Çiftçi Borçlarını Yapılandırılması TBMM Sunuldu

Çiftçi borçları yapılandırılmasını ve kitaplardaki KDV'nin sıfırlanmasını içeren 18 maddelik torba Meclis Başkanlığı'na sunuldu. 
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, düzenlediği basın toplantısında, çiftçilerin Ziraat Bankası ile Tarım Kredi'ye olan borçlarının yeniden yapılandırılması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı, kitaplarda KDV oranının sıfıra indirilmesini de içeren 18 maddelik torba kanunun Meclis Başkanlığı'na sunulduğunu ifade etti. Ak Parti Grup Başkanvekili Muş, “Bu yüzde 15’in 5 puanını hazine karşılayacak, 10 puanını çiftçi karşılayarak yapılandırma sağlanacak” ifadelerine yer verdi. Emeklilere Ramazan ve Kurban Bayramında verilen 1000 TL’lik ikramiyenin gelir testi uygulamasına dahil edilmeyeceğine ilişkin bir maddenin de teklifte yer aldığının altını çizen Mehmet Muş, “Dahil edildiği zaman gelir hesaplamasında gelir yükseldiği için engelli yardımı alan bazı vatandaşlarımızın engelli yardımının kesilebileceğini gördük. Bu 2 bin liranın gelir testine dahil edilmemesi ile alakalı da bir düzenleme de teklifte mevcut” şeklinde konuştu.

3600 ek göstergeyle ilgili sorulara yanıt veren Ak Parti Grup Başkanvekili Muş, 3600'ün masada olduğunu, “Ancak bu çalışmalar tamamlandıktan sonra adım atılabilir. Bu AK Parti’nin masasında ajandasında olan bir konudur. 3600 ile ilgili çalışmanın seçim öncesi alelacele getirilmesini etik olarak çok doğru bulmuyoruz” dedi. Emeklilikte Yaşa Takılanlar (EYT) ile ilgili bir çalışmanın olmadığını ve Hal Yasası, Askerlik Yasası ile Hayvanları Koruma Yasası gibi düşünülen konuların ise şu anda yasalaşmasının mümkün olmadığını söyleyerek sıkışık Meclis takvimi nedeniyle ileriki zamanları işaret etti.

Yapılması gereken diğer düzenlemeler ise şöyle:
 Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitesini ismi Adana Alparslan Türkeş Üniversitesi olarak değiştirilecek. 

 Çevre Kanuna göre, alınan geri kazanım katılım paylarının beyan edildikleri ayın son gününe kadar ödenecek.
 Özel Tüketim Kanunu ekli 4 sayılı listede yer alan cep telefonu ile diğer alıcısı bulunan verici portatif telsiz telefon cihazlarının vergi oranlarının belirlenmesinde ÖTV vergisi matrahları esas alınarak farklı dilimler ihdas edilmesi yönünde düzenleme yapılıyor.
Petrol piyasası Kanununda değişiklik yapılarak serbest kullanıcı lisansı sahiplerinin ulusal petrol stok bulundurma yükümlülüğü kaldırılıyor. Yasa teklifinin gerekçesinde, bu kapsamda yer alan lisans sahibi sayısının sınırlı olması ve tutulan stok miktarının düşük olması nedeniyle ülkenin ulusal stok miktarında kayda değer bir azalmanın olmayacağı belirtildi.
Teklifle tehlikeli sınıfta yer alan iş yerlerinde hizmet vermekte olan C sınıfı iş güvenliği uzmanlarının ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde hizmet vermekte olan B sınıfı iş güvenliği uzmanlarının hizmet verme sürelerinin kamu kurumları ile 50’nin altında çalışanı olan az tehlikeli işyerlerinin hizmet alma yükümlülüğünün yürürlük tarihi eşleştirilerek, iş güvenliği uzmanları için iş gücü piyasasının daralmanın önüne geçilmekte.
 
 
 
15.2.2019
Devamı

Tarımsal Üretim Projesinde Pilot İl'de İmzalar Atıldı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kırşehir'de Ak Parti'nin seçim bürosunun açılışını yaptı. Burada 31 Mart seçimlerinin önemine dikkat çeken Pakdemirli, tarım ve hayvancılıkta üreticilere ve çiftçilere verdikleri destekleri anlattı.

Burada çiftçiye, “Derdinizi, sıkıntılarınızı biliyoruz” diye konuşan Pakdemirli, tarım girdilerinin dövizden kaynaklanan artışlar nedeniyle arttığını kaydetti. Bunları mümkün mertebe imkanları çerçevesinde yardımcı olacaklarını dile getiren Pakdemirli, “Artan girdi maliyetlerini azaltmaya çalışıyoruz, çalışmaya da devam edeceğiz. Tarım ve hayvancılık desteklerini bu ay içerisinde bitireceğiz. Yem fiyatlarını da aşağı çekmeye çalışıyoruz" diye konuştu.

Diğer yandan Ürün Alım Garantili Tarımsal Üretim Projesi, pilot il olarak belirlenen Kırşehir'de Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz ve Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci tarafından imzalanan protokolle hayata geçirildi.

Bakan Pakdemirli şunları kaydetti: "Sözleşmeli tarımda daha çok üreticinin hakkını koruyacak bir kanun tasarısı üzerinde çalışıyoruz. Sanayici bir malı alırken fiyat aleyhinde geliştiği zaman sözleşmeyi bir kenara bırakıyor, serbest piyasadan alıyor. Bunu karşılıkı olarak düzenleyeceğiz. Üreticiler baştan alacağı parayı bilecek, hesabını kitabını ona göre yapacak. Sözleşmeli tarım bu açıdan çok önemli. Burada da bunun iş birliği protokolü imzalanacak. Kooperatifler var, biz varız. Değerli belediyemiz var. 18 bin dekar arazide sözleşmeli tarım yapılıyor olacak. Bunun da Kırşehir'imize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum”
 
 
15.2.2019
Devamı

Fırsatçılar Yola Geldiğinde Tanzim Satışlar Sona Erecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Esnaf Buluşması Toplantısında konuştu. Erdoğan tanzim satışlarla ilgili, "Fırsatçıların yola geldiğini gördüğümüzde, uygulama sona erecek" dedi.

YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALARIN AMACI ESNAFI RAHATLATMAK

Aile içindeki sıkıntının bize etkisi ne ise esnaftaki sıkıntının etkisi de aynıdır. Esnaf kardeşlerimizle yapmış olduğumuz sohbetin ve içmiş olduğumuz bir bardak çayın keyfini başka hiçbir şeyde bulamadım.
 Esnaf kredilerinin faiz oranını yüzde 47'den yüzde 4-5 seviyelerine indiren iktidarız. Esnaf ve sanatkarlarımızın borçlarını yeniden yapılandırarak önlerini görmelerini temin ettik. Ticari araçlardaki ÖTV ve KDV indirimini Mart ayı sonuna kadar uzattık. Vergi konusunda esnafımızın yükünü azaltmak için çalışmalar yaptık. Vergisini düzenli ödeyene 5 puan indirim sağladık. Yaptığımız bütün çalışmaların bir amacı var o da esnafımızı rahatlatmaktır.
Fırsatçılar her yerde karşımıza çıkabiliyor. Milletimiz bunlar karşısında haklı olarak çok öfkeli. Biz de öyleyiz. İşte bu yüzden tanzim satış uygulamasını başlattık. Şu anda fiyatlar yarı yarıya indi. Bundan sonraki süreçte yani seçim sonrasında belediyelerimizin organizasyonunda bakanlığımızın kontrolünde bu işin en ücra köşelere kadar yapılmasına yönelik adımlar da atacağız. Sadece buralarda sebze meyve değil temizlik ürünlerine kadar pek çok şeyi buralarda vatandaşımıza ucuza satma arzusu içindeyiz. Amacımız asla esnafa rakip olmak değildir. İşlerin normale döndüğünü gördüğümüzde artık bu tür yöntemlere gerek kalmayacak. Bizim işimiz zaten bu değil ki. Biz şu anda bu işi yoluna sokalım diye bu adımları attık.

FIRSATÇILAR YOLA GELDİĞİNDE TANZİM SATIŞLAR SONA ERECEK

Fırsatçılara ikazlarımızı yaptık. Karlarını makul seviyelere çekmeleri yönünde çağrıda bulunduk. Fırsatçıların yola geldiğini gördüğümüzde tanzim satış uygulaması sona erecek. Bu ekonomik tetikçilere de sağlamından bir Osmanlı tokadını hep birlikte vuracağız.

BUGÜNKÜ MESELE SOFRAYI DONATMAK MESELESİDİR

Bugünkü mesele kuru ekmek bulmak değil sofrayı donatmak meselesidir. Bu hayat standartlarını talep etmek vatandaşlarımızın hakkıdır. Bizim de bu standartlarımızı sağlamak görevimizdir. Biz milletimizi dünyanın en ileri ülkelerinin standartlarına çıkarma sözü veriyoruz. İcraatlarımıza yetişemeyenler aradaki farkı göremezler.
 
 
 
14.2.2019
Devamı

KÜÇÜKBAŞLARDA KOYUN-KEÇİ VEBASI (PPR)  VE ÇİÇEK  HASTALIĞI

 
Türkiye, koyun-keçi yetiştiriciliği için uygun şartlara ve coğrafi özelliklere sahip bir ülkedir. Bunu birçok uzman veya hayvan yetiştiricisi bilir ve her yerde  vurgular. Memleketimizin doğusunda meşelikler ve meralar, Orta Anadolu’da uçsuz bucaksız bozkırlar, batıda sulu-susuz araziler küçükbaş yetiştiricileri için caziptir ve nice fırsatlar sunar. Aile işletmeciliği adına bir çok insana iş sahası ve gelir kaynağı oluşturan bir sektördür.

Fakat son zamanlarda ülkemizin bazı bölgelerinde küçükbaş hayvanlarda Koyun-Keçi Vebası “Peste des Petits Ruminants” (PPR)  ya da Çiçek hastalığı tespit edildiğine dair haberler bulunmaktadır.  Böylesi şeyler zaman zaman hem üreticilerimiz, hem de sektörde çalışanlar için bir baskı unsuru olup can sıkıcı sonuçlar doğurabilmektedir. Bahsedilen hastalıklar sadece bizde değil, pek çok ülkede de sorun oluşturmaktadır. Ortadoğu ülkeleri, Orta Afrika, Arap Yarımadası, Hindistan, Pakistan ve Afganistan’da da sıklıkla görülmektedir. İtalya, Kıbrıs, Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerde de rastlanmıştır. Koyun Keçi Vebası (PPR) Türkiye'de 2000 yılından itibaren ortaya konulmuş, önemli ekonomik kayıplara yol açmıştır. 2005-2015 yılları arasında PPR vakaları yönünden incelendiğinde, en fazla Marmara bölgesinde (%32), daha sonra Ege, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgelerinde (%22) görüldüğü bildirilmiştir.



İl bazında 12 ilde hastalık bildirimi yapılmışken, bu dönemde en fazla hastalık çıkan şehir İzmir olmuş, onu Konya ve Adana izlemiştir. Sonraki yıllarda başka şehirlerden de hastalık bildirimleri tek tük gelmiştir. Veba hastalığı koyunlara nazaran keçilerde daha fazla görülür.  Erginlere göre oğlaklar daha duyarlıdır. Hastaların gözyaşı, burun akıntısı, salya ve dışkılarında yüksek düzeyde virusa  rastlanır. Bir hayvandan diğerine yakın temas ve ağız-burun akıntılarıyla bulaşır. Yine etkenin bulaştığı yem ve sular da hastalığı yaymada büyük rol oynar. Özellikle kalabalık sürülerde hastalık hızlı yayılır. Yüksek ateş, iştahsızlık, durgunlukla başlar. Başlangıçta berrak karakterde göz ve burun akıntısı varken, hastalık ilerledikçe sümüksü akıntılar irinli bir hal alır.  Bir kaç gün sonra diş etlerinde, dudaklarda, dilde, damakta kepek serpilmiş tarzda bir görüntü ve burun içinde yaralar şekillenir. İleriki zamanlarda yaralar ülserleşir. Ağızdan oldukça pis ve kötü kokular gelmeye başlar. Öksürük çok sık rastlanan başka  bir belirtidir. Akciğerlerde pnömoni (iltihaplanma) ile karakterizedir. İshalin başlaması ile beden ısısı düşer. Bu dönemde gebe hayvanlarda yavru atmalar meydana gelebilir. Bir hafta içinde ölümler başlar. Ancak hastalığı kendi kendine atlatan hayvanlar da olabilir. Genç hayvanlarda gerek bulaşma ve gerekse ölüm oranı çok daha fazladır.

            Koyun ve keçi vebası bir yerde tespit edilir edilmez, derhal yetkili mercilere bildirmeli ve acil tedbirler alınmalıdır. Hastalığı bir an evvel söndürmek için genel tedbirler alındığı gibi, özel ilave tedbirlere de baş vurulur. Hastalık çıkan yer ve yakın çevresi Tarım Orman Müdürlüğü yetkilileri tarafından derhal karantinaya alınır. Yine bu bölgede küçükbaş hayvan satışları yasaklanır. Karantina süresince hayvan sevkiyatına da izin verilmez. Hastalığın bulaşma riskine karşı yakın çevredeki tüm küçükbaşlar PPR aşısı ile aşılanırlar. Vebadan ölenlere kesinlikle otopsi yapılmaz, öylece derin çukurlara gömülür. Ancak gerektiğinde uzmanlar tarafından hastalık şüphesiyle otopsi yapılacak olursa, otopsi sonrası hayvanlara ait kadavralar ya yakılarak imha edilmeli ya da çok derin çukurlara gömülmeli ve üzerine güçlü dezenfektanlar, çamaşır suyu ya da sönmemiş kireç gibi kimyasallar dökülerek kapatılmalıdır. Son olarak hastalıklı veya şüpheli hayvanlarla temas eden kişiler ellerini, elbiselerini, ayakkabılarını ve ayrıca kullandıkları aletleri, malzemeleri ve ağılın her yerini mutlaka dezenfekte etmelidir. Karantina tedbirleri, son ölüm vakasından ya da iyileşmeden 30 gün geçtikten sonra yetkililerce kaldırılacaktır.
            Çiçek hastalığına gelince; Asya, Afrika ve Ortadoğu’da sıklıkla görülür. Virus solunum, salya ve çiçeğe ait deri döküntüleri yoluyla ya da süt ile çevreye saçılır. Hayvandan hayvana aynı ortamda bulunmakla bulaşır ve genç hayvanlar hastalığa daha duyarlı olsa da, hemen her yaştaki koyunları da etkileyebilir.
            Yüksek ateş, nabız ve solunum  sayısında  artış, gözlerde şişme görülür. Burundan sümüksü bir akıntı gelir. Enfeksiyonun birinci gününden itibaren derinin kılsız bölgelerinde, burun ,dudaklar, göğüs, bacak arası, meme ve karın altında içi su dolu kabarcıklar veya kabuklar görülür.  Daha sonra bu kabarcıklar patlar, kabuklaşır. Kabuklar da döküldükten sonra yerlerinde izler kalır. Bazen döküntüler irinleşirler. Hastalığın şiddetli seyrettiği durumlarda kuzularda akciğer iltihaplanması (bronkopnömoni) meydana gelir.  Bu durumda 1-2 haftada içinde ölümler başlar. Ayrıca meme iltihabı (mastitis) ve yavru atmalar olur. Hastalığın seyri sırasında bakım, beslenme ve hijyen koşullarının etkisi çok büyüktür. Özellikle kuzularda ölüm oranı % 80’ e çıkabilir. Bu hastalıkla mücadelede yapılması gerekenler  yukarıda vebada belirtilen tedbirlere benzer. İşe enfeksiyon çıkan bölgede yer alan tüm koyun ve keçiler en kısa sürede aşılama yapılarak başlanmalıdır. Bütün viral hastalıklarda olduğu gibi, hastalıkların bulaşmasını engellemek, ölümlerden kurtulmak istiyorsak, aşılamalara yeterince önem verilmelidir. Bu kurala dikkat etmek gerçekten son derece hayatidir. Her iki enfeksiyonda kullanılan aşıları özetlemek gerekirse;

Koyun-Keçilerde Veba Aşısı (PPR): Normalde aşılama faaliyetleri sonbaharda (Eylül-Kasım) her yaş ve kilodaki koyun ve keçilerin deri altına, 1 ml dozda yapılır. Gebe hayvanlara da uygulanabilir. Eğer altı aydan büyüklere yapılacaksa tek doz olarak, 6 aydan küçüklere uygulanacaksa 3-6 ay arayla iki defada yapılır. Aşı daha sonra yılda bir tekrarlanır. Koruyucu bağışıklık 21 günün sonunda başlar. Yaptırılması gereken aşılar içindedir. O sebeple bu aşıyı yaptırmayan ve hayvan sevki talep eden hayvan sahiplerine Veteriner Sağlık Raporu verilemez.

Koyun-Keçi Çiçek Aşısı: Bu aşı genellikle ilkbaharda (Mart-Nisan) kuzu ve koyunlarda koltuk altından, oğlak ve keçilerde de kuyruk dibindeki kılsız bölgeden deri altına yapılır. 6-12 haftalık kuzu ve oğlaklarda 0.2 ml, 3 aydan büyüklerde de 0.5 ml miktarında uygulanır. Gebe koyun-keçilerde gebeliğin son üçte birlik dönemiyle, doğumu takip eden ilk ayda ve hastalık çıkmayan yerlerde de 6 haftalıktan küçük kuzu-oğlaklara aşı yapılmamalıdır. Yirmi bir gün sonra başlayan bağışıklık en az sekiz ay sürmektedir.

            Sonuç olarak; hayvan yetiştiricileri tarafından yaptırılması zorunlu olan bu iki aşıyı, hastalık çıkmasını beklemeden, sürü sahipleri düzenli olarak kendileri  yaptırmalıdır. Aşı yaptırdıktan sonra bölgede bir salgın çıkması halinde üretici dikkatli davranmalı. Ağılın giriş-çıkışları kontrol altına alınarak, yabancı insanların ve hayvanların girmesi engellenmeli veya kısıtlanmalıdır. Ağıl kapısına dezenfeksiyon havuzları oluşturup içine klorlu, florlu sular katıldıktan sonra ayaklar dezenfekte edilerek içeri alınıp, dışarı çıkarılmalıdır. Hastalıklı sürülerin otlatıldığı mera veya otlaklara salgın geçene kadar hayvanlar sokulmamalı, en az bir ay boyunca tedbirler boşluk bırakılmaksızın sürdürülmelidir. Unutmayalım ki alınacak her tedbir bizi ve hayvanlarımızı koruduğu gibi, maddi kayıpları da en aza indirecektir. Hastalıksız, sorunsuz ve bereketli bir yıl geçirilmesi dileklerimle...
 
1- N. ALTUĞ, R. ÖZDEMİR, Z. CANTEKİN: Ruminantlarda Koruyucu Hekimlik: I. Aşı Uygulamaları. Erciyes Üniv. Vet. Fak. Derg. 10(1) 33-44, 2013)
2- Dollvet Veteriner Aşı, İlaç, Biyolojik Madde Üretimi Sanayi Ticaret A.Ş. https://www.dollvet.com.tr/urun-detay/Poxdoll.html /PestdollS.html
3- VETAL Hayvan Sağlığı Ürünleri A.Ş.http://www.vetal.com.tr/urun/PESTVAC-K /POXVAC
4- U. ÇAYANOĞLU. Adana ve Konya illerinde 2005-2015 yılları arasında görülen ppr (peste des petits ruminants) olgularının seyri ve patolojik yönden değerlendirilmesi. Yüksek Lisans Tezi. Konya -2016
5- S. GÜMÜŞOVA, Y. Selim MEMİŞ. Bazı Keçi Irklarında Küçük Ruminant Vebası Aşısı Sonrası Antikor Dağılımı. Kocatepe Vet J (2014) 7(1):53-55.
6- S. ÇERİBAŞI, M. ÖZKARACA, A. O. ÇERİBAŞI, H. ÖZER. Elazığ Yöresinde Pnömonili Keçi Akciğerlerinde Küçük Ruminant Vebası (PPR) Viral Antijeninin İmmunohistokimyasal Olarak Belirlenmesi.
7- C.N. AYTUĞ, Ü. ÖZKOÇ. Koyun Keçi Hastalıkları ve Yetiştiriciliği. Tüm Vet. Hayvancılık Hizmetleri Yayını 1990 İstanbul.
 
Dr Öğr Üyesi Hakan KEÇECİ
            Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı
 
 
14.2.2019
Devamı

Komşu'da İthal Et Kararı

İran, ekonomik krizle fiyatı çok artan kırmızı etin fiyatını düşürebilmek için Avustralya, Brezilya ve Kırgızistan ve daha birçok ülkeden canlı hayvan ve hazır et ithalatı yapacak.
İran'da ABD Başkanı Donald Trump'ın nükleer anlaşmadan çekilmesinden sonra yerel para birimi tümenin dolar karşısında değer kaybetmesi nedeniyle oluşan ekonomik krizden en fazla etkilenen sektörlerin biri de hayvancılık ve bununla bağlantılı olarak kırmızı et fiyatı oldu. 


Coğrafya, tabiat ve iklim şartlarının uygun olması nedeniyle hayvancılık alanında bölge ülkelerine göre iyi durumda olan İran, 11 Şubat 1979 devriminin 40'ıncı yılını kutladığı bu günlerde kırmızı et krizine çözüm arıyor.   
Komşu ülkelerden Kuveyt, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkmenistan'a canlı hayvan ihraç eden İran'da, besicilerin ülke içerisinde sattıkları etten kar etmedikleri gerekçesiyle hayvanları kaçak yollarla komşu devletlere satması, kırmızı et fiyatının 2 katına çıkmasına ve hükümetin fiyatları düşürmek için Kırgızistan, Brezilya ve Avustralya başta olmak üzere dünyanın birçok yerinden et ithal etmesine yol açıyor. 

Tahran'da geçen yıl bu aylarda 50 bin tümen olan kırmızı etin kilosu, şimdi kasaplarda ve marketlerde 100 bin tümenden satılıyor. Hükümetin yabancı ülkelerden ithal edip belediye pazarlarında sattığı kırmızı etin kilosu ise 40 ila 50 bin tümen arasında değişiyor. Fiyatların yarı yarıya fark etmesi, belediye pazarları ve ithal ucuz etin satıldığı diğer satış noktalarında uzun kuyrukların oluşmasına neden oluyor. 

Ülkede kesilen hayvan sayısının önceki yıla göre yüzde 20 azalmasıyla et fiyatlarında oluşan  artışın önemli bir faktör olduğu belirtiliyor. 
Ülkenin hayvancılık ve tarım alanında en güçlü ve zengin bölgesi olan kuzeydoğudaki Kuzey Horasan eyaletinin Teavün Odası temsilcisi  Emin Receppur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "İran yerel para biriminin değerini kaybetmesi ve diğer ülkelere göre kazancın az olması nedeniyle besicilerin hayvanları kaçak yollarla Türkmenistan, Irak ve diğer Arap ülkelerine sattığını" söyledi. 
Sadece Kuzey Horasan'da 2 milyon 55 bin küçük baş ve 78 binden fazla da büyük baş hayvanın bulunduğunu aktaran Receppur, şunları anlattı:
"Kuzey Horasan eyaletindeki köylülerin tek meşguliyeti ve geçim kaynağı hayvancılıktır. Bölgenin 500'den fazla köyünde halk hayvancılıkla uğraşıyor. Eyalet, havası, suyu ve coğrafyasının uygun olması nedeniyle hayvancılık ve tarım alanında İran'ın en zengin ve güçlü bölgesidir.

Receppur, Kuzey Horasan'da yaygın olan hayvancılık faaliyetleri nedeniyle önceki yıllarda bu eyaletin kırmızı et konusunda kendisine fazlasıyla yettiğini ve ülkenin birçok yerine et satışı yaptığını dile getirdi. 
Receppur, "Kuzey Horasan'dan yurt dışına resmi ya da kaçak yollarla çok fazla küçük baş hayvan satılıyor ve bu durum birkaç sene sonrası için çok daha büyük bir tehlike meydana getirecek. Halkımızın bu konuda daha fazla zorlanacağını düşünüyorum. Çünkü hayvancılığın gelişebilmesi için hayvanların doğurması ve süt vermesi gerekir." dedi.

Güvenlik güçlerinin kaçak et ticaretini önlemek için birçok tedbir aldığını ve sürekli olarak operasyon düzenlediğini aktaran Receppur, bu kapsamda birçok kişinin yakalandığını aktardı. 
Başkent Tahran'ın kuzeybatısındaki Kerec kentinde havaalanına inişi sırasında geçen ay düşen ve 14'ü asker 15 kişinin ölümüne neden olan orduya ait kargo uçağı, Kırgısiztan'dan İran'a kırmızı et taşıyordu. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, konuyla ilgili yaptığı açıklamada halkın ihtiyacını karşılayabilmek için dışarıdan et ithal etmek zorunda kaldıklarını ifade etmişti.

İran Hayvancılığı Destekleme Şirketi Genel Müdürü Hamit Purnasiri, 26 Ocak'ta yaptığı açıklamada haftada 50 bin canlı küçük baş hayvan ithal etmek için program hazırlandığını ve bu sayede kırmızı etin kilosunun 40 bin tümenden piyasaya arz edileceğini aktarmıştı.
 
 
 
13.2.2019
Devamı

Tanzim Fiyatlar Geçici

Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz soruları yanıtladı. Poyraz tanzim satış için iki buçuk aylık bir planlama yapıldığını söylerken fiyatların ‘geçici fiyat’ olduğuna vurgu yaptı. Poyraz, “Bunlara geçici fiyat demek lazım. İstisnai olan şeyi devletin tüm kuruluşlarıyla kısmi bir müdahale gibi görmek lazım. Sosyal sorumluluk bu.” diye konuştu.
Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Poyraz; AA ekonomi masasına şunları kaydetti.

4 milyon insan kamu kurumlarında çalışıyor. Bir kısmı tek öğün bir kısmı iki öğün yemek yiyorlar .Kamu hizmeti gereği günde 3 öğün yemek çıkaran yerler var. Hansateneler cezaevleri. Bunların hepsi gıda temini notkasında ihaleler yapıyorlar. Kamu oyundan binlerce gıda çekiyorlar. Enflasyonist baskı nerede olur açık ihale fiyatlar aşağı iniyor diyebilirsiniz. Ama ben tedarikçi olarak A'dan ihale aldığım zaman Cuma günü vereceksem ürünü ne yaparım Cuma gününe kadar ürünü piyasadan temin etmek zorundayım o an fiyatına bakmam.

PİYASA BOZUCU OLMAK İSTEMİYORUZ

Firma olarak bu riske göze almayacağım için kendi yöremde fiyatına bakmaksızın ilgili kuruma teslim etmem lazım. Piyasada bozucu bir etki yapalım gibi bir iddiamız yok.

KAMU İHALE KURUMUNDA TADİLAT

2018 yılında 6 milyar TL alım yapmış kamu kurumları. Bunun tedarik noktasında üretici birlikleri doğrudan alım olarak sisteme dahil edilirlerse kamu ihale kurumunun 3A maddesine bir ekleme yapmak. O zaman kamu kurumları ihtiyaç duymaları halinde. Üretici birliğinden de tedarik edebilirler. Burada yüzde 10 gibi bir avantaj olsa. 6 milyarda 600 milyon TL yapar. Eleştiriler gelebilir her yere niye burnunuzu sokuyorsunuz diye. Şu an kooperatiflerin güçlendirilmesi için ufak tefek pozitif ayrımcılık yapılmalı. Dikkat çeken ürünler üzerine yoğunlaşıldı. Ürün çeşitliliği talebi olursa dikkate alınır. Sizin malınızı şu fiyatta alıyoruz yok. Onlar piyasa koşulları ne gerekiyorsa ondan verecekler. Şu anda sadece Antalya'dan almıyoruz Mersin'de de alım yaptık. Yörelere göre de fiyatlar farklılık arz edebiliyor. Belediyelerimize sevkini yaptık. Açıkta üretilenler piyasaya girince fiyatlar ürün bolluğundan gevşeyecek.

‘GEÇİCİ FİYAT’

Taban fiyat oluşuyor. Bunlara geçici fiyat demek lazım. İstisnai olan şeyi devletin tüm kuruluşlarıyla kısmi bir müdahale gibi görmek lazım. Sosyal sorumluluk bu. Kalıcı bir fiyat oluşturmak biçiminde değil. Piyasada fiyatların kendi mekanizmasında oluşması gerekir. Sıradışı zamanlarda bir takım suiistimallerin önlenmesi gerekiyor.
 
 
13.2.2019
Devamı

Tanzim satışa ek üretici pazarları da açılmalı

1973’de İhsan Alyanak’ın İzmir’inde açılan TANSA’ların başarısı, tarladan sofraya uzanan gıda maddesi ticaretinde, nakliyeci, komisyoncu, tüccar, kabzımal gibi aracıları aradan çıkartmasıydı.
 
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın talimatı, Sayın Berat Albayrak’ın bilgisiyle, büyükşehirlerde kurulacak tanzim satışlar da, sebze, meyveyi direk tarladan alıp, tüketiciye tek elden ulaştırabilirse, yüzde 30-40 ucuzluk sağlanabilir.
 
Eğer sebze, meyve fiyatlarını ucuzlatmak istiyorsanız, tarladan sofraya uzanan yoldaki, aracıları kaldırın. Komisyoncuları, tüccarları, kabzımalları, aradan çıkartın. Bırakın marketler, domatesi, patatesi, tarladan direk alsın. 
Tanzim satışlara ek, üretici pazarları da açın. Böylelikle, hem çilekeş çiftçi, emeğinin karşılığını alabilir, hem de büyükşehirdeki tüketiciler, gıdasını yüzde 30-40 daha ucuza temin edebilir.

Kadir ERCAN / GAZETECİ
 
KURU SOĞAN’A, patatese, domatese, buğdaya, mısıra,  ete muhtaç hale gelince, hal yasasını ve tanzim satışları konuşmaya başladık.
İstanbul, Ankara gibi büyük şehir belediyelerinin önemli görevlerinden biri de sosyal belediyecilik kapsamında, hemşerileri ucuza doyurmaktır. Hiç kimse aç açıkta kalmamalı, kimse soğukta üşümemelidir.
 
İzmir’in efsane Belediye Başkanı merhum İhsan Alyanak, 1973 yılında, dar ve orta gelirlilere ucuz temel gıda maddeleri temin etmek için TANSA (Tanzim Satış Mağazaları) kurunca Türkiye’de sosyal belediyecilik modelinde önemli mesafe kat etmiş oldu. 
Kuru fasulye, pirinç, bulgur, et, süt, çay, şeker, ekmek, zeytin, yağ, domates, patates, soğan gibi sebze, meyve, temel gıda maddelerini ucuza satmakla ün salan TANSA, güzel İzmir’i, büyükşehirler arasında tartışmasız en ucuz kent haline getirdi.

TANSAŞ YENİDEN TÜRKİYE’NİN UMUDU OLDU
 
Alyanak’tan sonra başkanlık görevini devralan Burhan Özfatura, Yüksel Çakmur, bu organizasyonu bir marka haline getirdi. TANSAŞ artık dünyanın en büyük alışveriş market zincirlerinden biriydi.

ALBAYRAK, “TANZİM SATIŞ MAĞAZALARI AÇACAĞIZ”

İzmir’de 44 yıl önce temeli atılan ve 25 yıl boyunca başarıyla yürütülen belediyelerin işlettiği ve halka ucuz gıda maddesi sunan tanzim satış mağazaları modeli, ucuz gıda için yeniden Türkiye’nin umudu oldu.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tanzim satış mağazaları açacaklarını söyledi. Albayrak, "Önümüzdeki hafta ilk etapta İstanbul'da 50, Ankara'da 30'dan fazla noktada, hakiki değerinde olacak şekilde süreci başlatacağız" dedi. Albayrak’ı, kutluyorum.

TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ ÖNCE GÜBREYİ UCUZLATSIN!

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, belediyelerin tanzim satış mağazalarında satılacak ürünleri çiftçilerden almaya başladıklarını belirterek, "Üreticiden alabildiğimiz kadar makul fiyata alıp, bu ürünleri dağıtımın noktasındaki belediyenin yetkililerine teslim edeceğiz. Özel sektör mantığıyla düşünmediğimiz için hemen hemen hiç kar koymayacağız" dedi.
Tanzim satış, Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz’a bırakılırsa, yandık demektir. Çünkü, Poyraz’ın yönettiği Tarım Kredi kooperatiflerinde 50 kiloluk gübre fiyatı fahiş zamlarla 1 yılda 50TL’den 100TL’ye çıkmış durumda. Poyraz, öncelikle Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarını yerine getirsin, gübre ve yem zamlarını geri alsın. Öncelikle, kendi ortakları olan çiftçinin, besicinin girdilerini düşürsün. Tarım Kredi’yi örnek kooperatif modeli haline getirsin.



MARKETLER DOMATESİ  TARLADAN ALABİLSİN

TBMM, Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç, hal yasası değişince, zincir marketlerin hal sistemine dahil olacağını ve tarladan mal alamayacağını söyledi.
BU NE PERHİZ NE LAHANA TURŞUSU?
Tarladaki ürünün, sadece zincir marketler ve tüccarlar aracılığıyla değil aynı zamanda komisyoncular üzerinden de tüketiciye ulaştırıldığını söyleyen Yunus Kılıç, “Komisyoncular, aldıkları ürünü yasalara aykırı olarak yüzde 8 karla başka komisyonculara satıyor. Ürün el değiştirdikçe fiyat da artıyor. Mevcut sistemde üreticiler, perakende satışını elinde tutan zincir marketler, büyük tüccarlar ve komisyoncuların insafına kalmış durumda. Buna seyirci kalamayız” dedi.
Sormazlar mı şimdi, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?” diye, Hem aracı sayısı arttıkça, ürünün fiyatı artıyor diyeceksiniz, hem de marketlerin direk tarladan domates, patates, almasını engelleyip, aradaki tüccarları koruyacaksınız?
Yeni Hal Kanunu’yla, hal sayısının 170’den  70’e indirilmesi planlanıyor. Eğer, marketler, manavlar, pazarcılar, malı direk tarladan alabilecekse, bu engel teşkil etmeyebilir. Ancak, yine de üretici bölgelerinde çiftçinin ürününün değerlendirildiği hallerin sayısı azaltılmamalı. Üreticiler ürünlerini buralarda da satabilmeli.

ÜRETİCİ PAZARLARI AÇILMALI

Eğer sebze, meyve fiyatlarını ucuzlatmak istiyorsanız, tarladan sofraya uzanan yoldaki, aracıları kaldırın. Komisyoncuları, tüccarları, kabzımalları, aradan çıkartın.
Bırakın marketler, tanzim satış mağazaları, manavlar, sebze, meyveyi, tarladan direk alabilsin. Dağından, dalından, tarladan sofraya projesi gerçekleşebilsin. Böylelikle, hem çilekeş çiftçi, emeğinin karşılığını alabilsin, hem de büyükşehirlerde yaşayan tüketici gıdasını yüzde 30-40 daha ucuza temin etsin.
Kuzey Avrupa’da ve gelişmiş ülkelerde, üreticilerin tüketici hallerindeki ve pazarlardaki doğrudan satış oranları yüzde 90 . Türkiye'de ise, sadece binde 6.
İşte Türkiye’deki bu çarpık düzeni değiştirmek, tarım ürünlerini tarladan sofraya tek elden ulaştırıp, hem çiftçinin alın terinin karşılığını vermek, hem de mutfağın ucuzlatılması amacıyla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Hal Yasası yenileniyor.

Tarlada kilosu 50-60 kuruş olan soğan, Ankara, İstanbul’a geldiğinde nasıl oluyor da 5-6 kat zamlı fiyattan satılıyor?
 Bin bir güçlükle, çileyle, tohum, mazot, gübre, sulama, tarımsal ilaç, emek harcayıp, güç bela tarlasından senede yalnızca 1 kamyon hasat yapabilen çiftçiye kilo başına sadece 5-10 kuruş bırakılırken, aradaki tüccar, komisyoncu, halci, pazarcı, market zincirleri, günde 1 kamyon mal satıp, üreticinin 300-500 katı yıllık kazanç elde edebiliyor.  İstanbul, Ankara’daki toptancı hallerindeki kabzımallar ise günde 3-5 kamyon mal satıp daha fazla kazanç elde edebiliyor.
Avrupa’daki gibi, üretici pazarları açılırsa, sebze ve meyvede, üretici bölgesindeki toptancı halinde kesilen yüzde 13 komisyon, tüketici halinde kesilen yüzde 17’lik komisyon olmak üzere toplamda yüzde 30 ucuzluk sağlanabilir.
Ayrıca toptancı hallerinde, komisyon, rüsum, hamaliye, KDV’ye ek olarak, “kasa, ambalaj maliyeti” denilerek, kilo başına eklenen 1’er liralar da alınmaz ise, gıda fiyat indirimleri daha da iyi hale gelebilir.
Kadir ERCAN
Sürekli Basın Kartı Sahibi Gazeteci
Kadirercan09@gmail.com
 
 
13.2.2019
Devamı

Mili Tarım Yerli Tohum Projesi Yüz Güldürdü

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı Yerli Tohum Deneme Ekimleri Projesi kapsamında bugüne kadar 175 dönüm alanda buğday, pirinç, ayçiçeği, mısır, başta olmak üzere birçok farklı bitki türünde ekim gerçekleştirdi. İstanbul'un tarıma elverişli arazilerinin bulunduğu Silivri, Çatalca, Şile, Beykoz gibi ilçeler başta olmak üzere 2018 yılında toplam 26 farklı bölgede, 9 farklı türde, toplam 52 çeşitte yerli tohum deneme ekimleri yapıldı. Deneme ekimlerinde toplam 2 bin 640 kilogram yerli tohum kullanıldı.

Proje kapsamında yerli tohumun bilinilirliği arttığı için çiftçilerin yerli tohuma talebi de yükseldi. Deneme ekimlerinde yerli tohumların araziye daha uygun olduğu ve ithal tohuma nazaran veriminin daha yüksek olduğu tespit edildi. Yerli tohum kullanımını yaygınlaştırmak için 2019 yılında da deneme ekimlerine başlandı.
AA muhabirine konuşan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Muhtarlıklar Gıda Tarım ve Hayvancılık Daire Başkanlığı Tarım ve Su Ürünleri Müdürlüğü'nde Ziraat Mühendisi Abdurrahman Eşref Özbey, Büyükşehir Belediyesi'nin başlattığı Milli Tarım Yerli Tohum Projesi'yle ilgili bilgi verdi.

Bu proje çerçevesinde çiftçilerle görüştüklerini ve yerli tohum bilinirliğine baktıklarını, köylerde yerli tohuma ilginin yeterli seviyede olmadığını tespit ettiklerini anlattı. Araştırmalar sonucunda yerli tohumla ilgili bir çalışma başlattıklarını belirten Özbey, şunları kaydetti:

"Ülkemizde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'na bağlı araştırma enstitüleri var. Bu enstitülerle görüşerek tohumları istedik ve onlar da kabul etti. Konuyla ilgili önder çiftçilerimizle de görüştük ve projemizi anlattık. Proje kapsamında da yerli tohum deneme ekimlerine çiftçilerimizin kabul etmesi üzerine başladık. 2017 yılında başlatılan Milli Tarım Yerli Tohum Projesi kapsamında Silivri, Çatalca ve Beykoz başta olmak üzere, 26 bölgede 175 dekar (dönüm) alanda yerli tohum denemeleri yaptık. Bu denemelerde 9 farklı türde 52 çeşit ekim yapıldı. Şu ana kadar yapılan deneme sonuçları başarılı."
Çevre koşullarının tarımda çok önemli olduğuna değinen Özbey, "Yerli tohumlardan aldığımız sonuçlar çok olumlu. Çiftçiye tohumlarımızı deneme ekimlerinde dolayı ücretsiz veriyoruz. Önder çiftçilerle istişarelerde bulunup daha sonra onların arazilerinde deneme ekimleri yapılıyor. Uygun çeşidi tespit edene kadar deneme ekimlerimiz devam ediyor. Geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiğimiz ekimlerde, 400 kilogram verim alınırken, yerli tohum ekiminde 600 kilogramın üzerine çıktık. Bu da yerli tohumla üretim ve verimde yüzde 50 artış olduğunu gösteriyor. Mısırda da Beykoz, Silivri ve Çatalca'da yaptığımız denemelerde, yüzde 20-30 oranında mısır hasadında verim artışını sağladık." diye konuştu.

Projenin 2. yılında olumlu sonuçlar aldıklarına dikkati çeken Özbey, "Yerli tohum denemeleri yeni türlerde de olacak. Örneğin nohut, sebze tohumu, yulafta da denemeler başladı." dedi.
Özbey, amaçlarının yerli tohumda çiftçinin maksimum verim alabilmesi olduğunu anlatarak, "Bunun için çiftçimizin ekebileceği bütün çeşit ürünlerde, varsa yerli tohuma teşvik etmeyi hedefliyoruz. Çiftçilerimiz bu deneme ekimlerini yapmak istiyorlarsa, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Tarım ve Su Ürünleri Müdürlüğü'ne başvurmaları yeterli olacak." ifadelerini kullandı.
Yerli tohumun tarımda maliyetleri düşürdüğünden dolayı, meyve ve sebze fiyatlarının düşmesine de neden olabileceğine dikkati çeken Özbey, şöyle konuştu:
"Yöreye uygun çeşitleri tespit edip, onlarla devam edersek, üründe verim artışı sağlanacak. Verim artışının da gıda fiyatlarına tabiki etkisi olacak. Doğru yerde doğru çeşidin ekimini yaparsak, bu verimin artmasına sebep olur. Yerli tohumda da amaçladığımız budur. Uygun çeşitleri bulup, yöre çiftçisine onu önermek, onu en güzel şekilde alabilmek. Bu da bize ürün maliyetlerini düşürüyor, piyasaya ürün daha uygun fiyatta sunulabiliyor. Yerli tohumda uygun çeşitleri tespit ettiğimiz zaman her halükarda, gıda fiyatları düşecektir."

YERLİ TOHUM ÇİFTÇİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRDÜ

Çiftçi Sami Subaşı, Silivri'de Büyük Kılıçlı Köyü'nde babadan kalma çiftçiliğe devam ettiğini dile getirerek, yerli tohum deneme ekimini tarlasında gerçekleştirdiğini söyledi. Subaşı, şöyle konuştu:
"Geçen sene kendi tarlamda 5 çeşit yerli tohum denedim ve memnun kaldım. Yerli tohumlardan beğendiğim 2'sini seçtim ve bu sene 60 dönüm tarlama, tamamen yerli tohum ektim. Üretim ve verimlilikte yerli tohum farklılık gösterdi. Önceki seneler tarlamıza ithal tohum ekiyorduk daha sonra yerli tohum Milli Tarım Projesi'ne katıldık. Yerli tohumun ilaçlamada faydası var ve verimlilikte yaklaşık yüzde 40-60, ithal tarıma göre çok daha verimi yüksek oldu. Yerli olarak buğday çeşidi tohumlardan ektim. Çiftçilere yerli tohum ekmelerini tavsiye ederim çünkü verim fazla. Verim fazla olunca, kazanç fazla oluyor. Diğer çiftçilere tavsiye ediyorum, yerli tohumdan ithal tohuma göre yüksek verim alıyoruz."
Yerli tohumun sebze ve meyve fiyatlarında düşüşe neden olabileceğine dikkati çeken Subaşı, "Yerli tohuma dönmek üretim arttıkça gıda fiyatlarını da etkileyecektir. Bolluk olursa fiyatlar düşer. Arz ve talep meselesi." dedi.
 
 
12.2.2019
Devamı

İNTERNET'TEN MEYVE SEBZE SİPARİŞİ VERİLEBİLECEK

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Keçiören'de kurulan tanzim satış çadırını ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi.

Havaların çok soğuk gitmesi, güneşin olmaması ve birtakım felaketlerle ister istemez fiyatlarda artış yaşandığına işaret eden Pakdemirli, bunun yanında bazı fırsatçıların fiyatlara etki ettiğini dile getirdi.
Tanzim satış yerlerinin 4 günlük bir organizasyonla hayata geçirildiğini dile getiren Pakdemirli, bu uygulamanın üreticiye karşı yapılmadığını söyledi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, internet üzerinden meyve sebze siparişinin verilebileceğini belirterek, "Vatandaşın evine internetten siparişle meyve ve sebzesini ulaştırıyor olacağız. Türkiye çapında EPTTAVM, vatandaşların evine bu süreçte ücretsiz ya da cüzi ücretlerle ürünleri hızlı, ucuz ve kaliteli şekilde taşıyacak” dedi.
Tanzim satış çadırındaki fiyatlar hakkında da açıklamada bulunan Pakdemirli, domatesin 3 lira, patlıcanın 4,5 lira, biberin 6 lira, soğan ve patatesin de 2'şer liradan satışa sunulduğunu bildirdi.
 
 
12.2.2019
Devamı

Üretici Birlikleri Tanzim Satışlarda Hem Yer ALSIN Hem ’de Ürün Yelpazesi Genişletilsin

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik KESKİN Başkan Erdoğan’ın artan sebze ve meyve fiyatlarını düşürmek için hayata geçirdiği “Tanzim Satış” noktası projesine Süt Üreticilerinden tam destek geldi. Genel Başkan KESKİN “Tanzim Satış” noktalarına ilişkin Anadolu İzlenimleri ’ne yaptığı açıklama şunları kaydetti. “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın artan sebze ve meyve fiyatlarını düşürmek için hayata geçirdiği tanzim satış noktası projesini üretici birlikleri olarak destekliyor, bu projenin içinde olmayı ve üreticilerimizin ürettikleri ürünleri tanzim noktalarında satılması için devletimizin vereceği görevleri yapmaya hazır olduğumuzu bildiriyoruz. Enflasyonla topyekûn mücadele de üreticiden tüketiciye direk ürün satışı yapılması noktasında üretici birliklerinin de mutlaka bunun içinde yer alması gerekmektedir.” Dedi. KESKİN ayrıca; “ Üretici ’den tüketiciye vakit birlik vaktidir. Vakit üretme vaktidir”. Dedi.
 
Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik KESKİN “Tanzim Satış” noktaları ile ilgili Anadolu İzlenimleri ‘ne şunları söyledi.
“Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın artan sebze ve meyve fiyatlarını düşürmek için hayata geçirdiği tanzim satış noktası projesini üretici birlikleri olarak destekliyor, bu projenin içinde olmayı ve üreticilerimizin ürettikleri ürünleri tanzim noktalarında satılması için devletimizin vereceği görevleri yapmaya hazır olduğumuzu bildiriyoruz.” Dedi. Keskin sözlerine şöyle devam etti.
 
Üretici Birlikleri ’de “Tanzim Satış” ta Yer alsın
 
“Enflasyonla topyekûn mücadele de üreticiden tüketiciye direk ürün satışı yapılması noktasında üretici birliklerinin de mutlaka bunun içinde yer alması gerekmektedir.
Bu uygulamayla Üreticilerimizi korurken tüketicilerimizin de direk üreticilerimizin emeğinin başka ellerden kar marjını dönüştürülmeden ve fırsata çevrilmeden ürünlerinin satılması, ülkemiz ekonomisi için büyük önem taşımaktadır.” Diye kaydetti.
Keskin; “Tanzim Satış noktalarına ilişkin ürün yelpazesini arttırmak için Süt Birlikleri ve diğer üretici birlikleri olarak ülkemizin refahı için Türkiye’nin güçlü kararlı ve azimli süt üreticileri olarak bu mücadelede devletimizi ve milletimizi yalnız bırakmayacağımızı belirttirmek istiyoruz.” Ayrıca Keskin sözlerini şöyle sürdürdü.
“Türk Çiftçisi ve Türkiye Süt Üreticileri olarak birlik, beraberlik ruhu ve Vatan sevgisi sorumluluğuyla üretmeye devam edecek, süt ve süt ürünleri üreticiden direk tüketiciye ulaştırmak için ülkemizin her noktasından, süt üreticileri olarak tüketicilerimize desteklerimizi vereceğimizi bir kez daha dile getirmek istiyorum. Çünkü “Üreticiden Tüketiciye Vakit Birlik Vaktidir. Vakit Üretme Vaktidir.” Dedi.
 
 
 
12.2.2019
Devamı

Hazine Destekli Kredi Paketi Seracılara

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tarımsal üretimi artırmak ve gıdada fiyat istikrarını sağlamak için tüm alanlarda yoğun bir programı hayata geçireceklerini belirterek, "Seracılık altyapısının güçlenmesine ve verimliliğin artırılmasına önemli katkı sağlayacak olan Hazine destekli Ziraat Bankası kredi paketi hayırlı olsun." ifadesini kullandı.
Albayrak, Twitter hesabından "Seracılık Kredi Paketi"ne ilişkin değerlendirmede bulundu.

Tarımsal üretimi artırmak ve gıdada fiyat istikrarını sağlamak için tüm alanlarda yoğun bir programı hayata geçireceklerini vurgulayan Albayrak, Hazine destekli Ziraat Bankası kredi paketinin seracılık altyapısının güçlenmesine ve verimliliğin artırılmasına önemli katkı sağlayacağını bildirdi.
Albayrak, "tweet"inde kredi paketinin detaylarına ilişkin bir de infografik paylaştı.
Devlet bankalarının tarıma desteğinin Ziraat Bankası tarafından açıklanan yeni kredi paketiyle devam ettiği belirtilen infografikte, yatırım kredisinden faydalananların ayrıca 14 ay vadeli piyasa koşullarıyla uyumlu işletme kredisinden de faydalanabileceği vurgulandı.
Paket kapsamında, yüzde 8,25 faizli, yapılan yatırımın yüzde 75'ine kadar kapsayan, toplamda 7 yıla kadar vadeli, 2 yıla kadar ödemesiz, 10 milyon liraya kadar olan yatırımlar için Hazine desteği verileceği kaydedildi. Kaynak A.A.
 
 
11.2.2019
Devamı

Su Ürünleri Yetiştiriciliğine İyi Tarım Desteği

Tarım ve Orman Bakanlığının "Su Ürünleri Yetiştiriciliğinde İyi Tarım Uygulamaları Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ"i, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Tebliğ, iyi tarım uygulamalarının geliştirilmesi, doğal kaynakların korunması, hayvan refahının, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik ile güvenilir ürün arzının sağlanması için su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları yapan yetiştiricilerin desteklenmesine ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlandı.
Düzenleme, Bakanlıktan onaylı Su Ürünleri Yetiştiricilik Belgesi ile Bakanlıkça yetkilendirilmiş kontrol ve sertifikasyon kuruluşlarından alınmış İyi Tarım Uygulamaları (İTU) Sertifikası'na sahip, Tarım Bilgi Sistemi'ne kayıtlı yetiştiricilere yapılacak su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları desteğine ilişkin usul ve esasları kapsıyor.
Buna göre, su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları destekleme çalışmaları, Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ve il/ilçe müdürlükleriyle yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından yürütülecek.

BAŞVURULAR 8 MART'A KADAR YAPILACAK

İyi tarım desteğine, su ürünleri yetiştiriciliğini yavrudan hasada kadar İyi Tarım Uygulamaları Hakkında Yönetmelik kapsamında gerçekleştiren, 1 Ocak-31 Aralık 2018'de düzenlenen ve 2018'de geçerli olan İTU Sertifikası'na sahip üreticiler ile balıkları işletmesine yavru balık olarak değil, daha büyük ve değişik ağırlıklarda temin etmek suretiyle yetiştiricilik yapan, geçen yıl düzenlenen ve 2018 yılında geçerli olan İTU Sertifikası'na sahip üreticiler başvurabilecek.
Desteklemeden yararlanmak isteyenler, Destekleme Talep Formu'nu doldurarak, 8 Mart'a kadar yetiştiriciliğin yapıldığı il/ilçe müdürlüğüne müracaat edecek.
Bir yetiştirici/üreticinin, su ürünleri yetiştiriciliğinde iyi tarım uygulamaları desteğinden faydalanabileceği miktar çipura, levrek ve alabalık türlerinin toplamı için en fazla 250 bin kilogramla sınırlı olacak.

DESTEK MİKTARI KİLOGRAM BAŞINA 25 KURUŞ

Çipura, levrek ve alabalık türlerinde destek miktarı kilogram başına 25 kuruş olarak belirlendi. Yetiştirici/üreticinin birden fazla yetiştiricilik işletmesi varsa bu işletmeler tek işletme olarak kabul edilecek ve destekleme ödemesi buna göre yapılacak.
Tebliğ, 1 Ocak 2018'den geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
.
 
11.2.2019
Devamı

Sarımsak Depoda Çürüdü

Şanlıurfalı çiftçinin Harran Ovası’nda ektiği sarımsak, 50 kuruştan bile alıcı bulmayınca depolarda çürüdü. Çiftçi İsmail ve Hasun Acar kardeşler, ürünü defalarca hal pazarına götürdüklerini belirterek, 50 kuruştan dahi alıcı bulamadıklarını söyledi. 
Şanlıurfa’nın Harran ilçesine bağlı kırsal Parapara Mahallesi'nde, 20 yıllık çiftçi İsmail ve Hasun Acar kardeşler 8 ay önce 15 dönüm arazi üzerine sarımsak ekti. Yaklaşık 15 ton ütün elde eden Acar kardeşler 50 kuruşa dahi alıcı bulamadı. Hasat sonrası hal pazarında alıcı bulamadıklarını belirten çiftçi kardeşler, yol kenarlarına kurdukları tezgahlarda yaklaşık 1 ton sarımsağı kilosunu 50 kuruş ile 1 lira arasında sattı. Yaklaşık 14 ton sarımsaktan sürekli numune alarak hal pazarında komisyonculara sunduklarını aktaran Acar kardeşler, sürekli erteleme sonucu ürünün depoda filizlenerek çürüdüğünü söyledi. 
Tohum, gübre ve işçilik ücretleri ile birlikte zararlarının yaklaşık 40 bin lira civarında olduğunu dile getiren kardeşler, yetkililerden yardım istedi.

Tonlarca Sarımsak depoda çürüdü

20 yıllık çiftçi İsmail Acar, “Geçen yıl daha fazla ekmiştik, bu yıl 12 dönüm ektik. 15 ton civarında sarımsağımız vardı. Şanlıurfa’da hal pazarına götürdük. Hal pazarında komisyoncular yarın gel, bir hafta sonra gel, bir ay sonra gel para eder diye diye ürün elimizde kaldı. En sonunda bize kimse almıyor dediler ve ürün filizlenerek çürüdü. Depoda çürüyen sarımsağın çocuğunu tahliye kanalına attık, bir kısmını da potasyum özelliği var dediler gübre niyetine tarlamıza döktük. Hem sarımsaktan zarar ettik hem de sarımsaktan sonra ikinci ürün olarak pamuk ektiğimizden dolayı pamuk desteklemesinin yarısını alacağız. Yani hem pamuktan hem de sarımsaktan çifte zarara uğradık. İkinci ürün desteklemesi alacağız. İşçi tutmuştuk, işçi parası olsun, gübre parası olsun tohum olsun, zararımız 40 bin lira civarındadır. Bizde her ailenin en az 1011 çocuğu var. Ortada kalmışız, ne yapacağımız bilmiyoruz. Tek isteğimiz pamuk desteklememizin tam olarak bize verilmesidir. Yetkililerin bizim durumumuza bir el atmasını istiyoruz” dedi.
Kardeşi ile birlikte sarımsak eken Hasun Acar ise “Benim de 7 ton ürünüm vardı. Pazarlara götürdük kimse almadı. Hal pazarına götürdüm kimse istemedi. Bize bekleyin belki para yapar diye diye ürün çürüdü. Birkaç sefer tezgahlarda kendimiz satmaya kalktık, 50 kuruş ile 1 lira arasında satışa sunduk, satamadık. En son filiz atınca sarımsağı attık” diye konuştu.
Çiftçi kardeşler, çürüyen sarımsak ürününün çoğunu tahliye kanalına attıklarını, geri kalan kısmını ise gübre niyetine tarlaya döktüklerini aktardı. 
 
11.2.2019
Devamı

Tanzim Satış ’ta Tarım Krediler’ de Var

Hükümet sebze meyve fiyatlarındaki vurguna karşı piyasayı düzenleyecek halk gıda modelini hayata geçiriyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz günlerde grup toplantısında dikkat çektiği belediyelerde ekmek uygulamasına benzer çalışmanın sebze ve meyvede de yapılması için harekete geçildi.

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, sebze meyve fiyatlarındaki fahiş artışı önlemek amacıyla hayata geçirilecek tanzim satış mağazalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Tarım Kredi Kooperatifleri olarak belediyelerin tanzim satış mağazalarında satılacak ürünleri çiftçilerden almaya başladıklarını vurgulayan Poyraz, şöyle konuştu:
"Bu konuda çalışmalarımız başladı. Üreticiden alabildiğimiz kadar makul fiyata alıp bu ürünleri dağıtımın noktasındaki belediyenin yetkililerine teslim edeceğiz. Özel sektör mantığıyla düşünmediğimiz için buna hemen hemen hiç kar koymayacağız. Bu işlerle her aracı kendi karını eklediği için, ne kadar aracı olursa fiyat da o kadar artar. Biz üreticiden aldığımız fiyata sadece nakliyesini ekleyeceğiz. Bir tarafta üreticimiz olacak diğer tarafta satış yapacak yetkililer olacak."

"HANGİ ÜRÜNE İHTİYAÇ VARSA SEZONUNA GÖRE TEMİN EDECEĞİZ"

Poyraz, çiftçiye ürünlerini Tarım Kredi'ye satmaları için zorlama yapılmayacağının altını çizerek, "Biz zaten piyasadayız. Geçen sene çiftçilerden 800 milyon liralık ürün almışız. Hububat ve bakliyat ağırlıklı olarak gerçekleştirdiğimiz işi, şimdi önceden kısmi olarak yaptığımız yaş sebze meyvede de sürdüreceğiz. Piyasada hangi ürüne ihtiyaç varsa sezonuna göre temin edip göndereceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
Tarım Kredi yetkililerinin yaş sebze meyve alımı konusunda çalışmalara devam ettiğine dikkati çeken Poyraz, "Sistem çok kısa süre içerisinde işlemeye başlayacak." dedi.

"KAMUNUN GIDA ALIMLARINDA KOOPERATİFLER DEVREYE GİRMELİ"

Poyraz, Tarım Kredi olarak Kredi Yurtlar Kurumu ve Milli Savunma Bakanlığına ürün verdiklerini de anımsatarak, kamu kurumlarının ciddi manada gıda alımı yaptıklarını ve bunun da tartışılması gerektiğini söyledi.
Kamu kuruluşlarına gıda temini yapmak için ihaleyi alan firmaların piyasayı etkilediklerine işaret eden Poyraz, "Firmalar kamu ihalesine girdiği zaman milyonlarla ifade edilen rakamlarla piyasadan mal çekmek zorunda kalıyor. Halbuki biz bir ihale olmadığı için, o günkü borsa fiyatları neyse kamu kurumlarına o fiyatlarından verebiliyoruz. Burada enflasyonist bir baskı oluşturmuyoruz. Kamu kurumlarının gıda alımlarında da kooperatiflerin devreye girmesi lazım. Yani kooperatiflerin üreticiden aldığı, işlediği veya işlettiği ürünleri de bu anlamda sisteme dahil etmek lazım." diye konuştu

"FAHİŞ FİYATLARI AŞAĞIYA ÇEKER"

Poyraz, kamu kurumlarına gıda temininde bulunan firmaların da aracılık sisteminden ürün almak zorunda kaldığının altını çizerek, şunları kaydetti:
"İhaleyi alanlar aracılardan alıyor ve piyasayı etkiliyorlar. Bu işin ticaretini yapıyorlar, burada aracılık sistemi çalışıyor. Burada da kooperatiflerin devreye girmesi için belki düzenleme yapmak gerekiyor. Kooperatiflerin önünü açmak gerekiyor. Kamu kurumların uygun kooperatiflerden doğrudan doğruya ihalesiz alım yapabilmesi lazım. Kooperatiflerden alsın demiyoruz ama alınan ürünlerin kamu kurumlarına verilmesinin yolu açılırsa piyasayı regüle eder, fahiş fiyatlar varsa da bu fiyatları aşağı çeker."
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, tanzim satış mağazalarına ilişkin açıklamasında, "Önümüzdeki hafta ilk etapta İstanbul'da 50, Ankara'da 30'dan fazla noktada, hakiki değerinde olacak şekilde süreci başlatacağız." bilgisini paylaşmıştı.
 
 
 
8.2.2019
Devamı

Halk Gıda Haftaya Geliyor

Hükümet sebze meyve fiyatlarındaki vurguna karşı piyasayı düzenleyecek halk gıda modelini hayata geçiriyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın salı günü grup toplantısında dikkat çektiği belediyelerde ekmek uygulamasına benzer çalışmanın sebze ve meyvede de yapılması için harekete geçildi.

Son Bakanlar Kurulu toplantısında da halkın kaliteli ve ucuz gıdaya erişimi için başta İstanbul, Ankara gibi büyükşehirler olmak üzere birçok yerde "Tanzim Satış Noktaları" kurulmasının masaya yatırıldığı öğrenildi. Uygulama ile üreticiden pazara gelene kadar fiyatı yüzde 410'a kadar artan gıda ürünlerinin spekülasyon malzemesi yapılmasının da önüne geçilecek.

Satıcı fiyatlarının yükselmesini önlemek ve bazı malların tüketiciye daha uygun fiyatlarla ulaşmasını sağlamak amacıyla uygulamaya geçecek tanzim satışlar ile suni olarak fiyatı yükseltilen ürünler belediye veya kamu kuruluşları eliyle uygun fiyat etiketleriyle satışa sunulacak. Başta büyükşehir belediyeleri olmak üzere ilgili kamu kurumları ile temasa geçildi. Fahiş fiyatla ürün satan fırsatçıların hevesini kursağında bırakacak uygulama ile komisyoncular devreden çıkartılarak, üreticiden çıkan ürün direkt tüketiciye ulaştırılacak. Böylece tarladan sofraya uzanacak zincir içinde, üreticinin memnun olduğu, tüketicinin mağdur edilmediği aradaki simsarların ise haksız kazanç sağlamasının önüne geçildiği bir sistem işletilecek.
 
8.2.2019
Devamı

Tarım Zirvesi 7 Ülkenin Tarım Bakanı İle Gerçekleşti

İzmir'de 14. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Tarım Zirvesi'nde 7 ülkenin tarım bakanları bir araya geldi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Tarımda sineğin yatırımını çıkarmamız lazım" dedi.
İzmir'de 14. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Tarım Zirvesi'nde 7 ülkenin tarım bakanları bir araya geldi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Tarımda sineğin yatırımını çıkarmamız lazım” dedi. 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın dört büyük tarım fuarından biri olan 14. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nda 6 ülkenin tarım bakanları ile Tarım Zirvesi'nde bir araya geldi. Zirveye Pakdemirli’nin yanı sıra Azerbaycan’dan Goshgar Tahmazlı, Gürcistan’dan Levan Davitashvili, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) Erkut Şahali, Sırbistan’dan Branislav Nedimovic, Slovenya’dan Aleksandra Pivec ve Somali’den Siad Hussein katıldı. Zirvede konuşan Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, “Tarımda sineğin yağını çıkarmamız lazım. İyi bir planlama ile hasılayı artırabiliriz. Optimizasyonla tarlamızda neyi ne kadar yetiştireceğimizi bilerek en fazla hasılayı alacağımız ürünleri üretmemiz lazım” diye konuştu.

Bir araya gelerek bu zor ev ödevini yapabiliriz”

Tarımın savunmadan daha önemli olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü: 
“Bir ülkenin teknolojisi, savunma sanayi önemli ama eğer üretim yoksa, karnımız açsa bunların anlamı yok. Tüm teknolojilere sahip olduğumuz halde yiyeceğe sahip değilseniz savaş, tabi afet durumunda aç kalmanız içten değil. Nüfus artışı ve kentleşme, çölleşme tüm dünyada problem. Dünyada 2050’de yüzde 75 kentleşme olacak ve gıdayı artırmamız lazım. 3,5 trilyon doları her yıl yanlış beslenmeye harcıyoruz. 1.4 milyar ton gıdayı israf ediyoruz. Bugün 39 ülkenin gıda, 80 ülkenin su sıkıntısı var. Yarın gıda ve su savaşlarının olmayacağının garantisi yok. Tarım arazileri dünya çapında yok oluyor. Su ve toprak kaynakları kirleniyor. Neredeyse yarıya varan bir israf söz konusu. Tarımın geleceği tehdit altında. Zor ev ödevini tek ülke ile yapma imkanımız yok. Tüm ülkeler bir araya gelerek bu zor ev ödevini yapabiliriz.”

Gelecek Tarımda”

Aile işletmelerini korumanın yanı sıra endüstrileşme ve mekanizasyonun da şart olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, “Tarım 4.0 uygulamalarını hayata geçirmemiz lazım. Geçmiş günlerce Türkiye’de ineklerin kulaklarını küpelemekle ilgili proje yaptık. Devlet olarak sübvanse edeceğiz; hayvan nerede, karantinaya mı ihtiyacı var takip etmeye başlayacağız. Bunların üreticilere de faydası olacak, gıda arz güvenliği sağlamak için bilgi alt yapısı da sağlayacak. Tarım büyüyen bir sektör. İşin geleceği tarımda. Dünyada elektrikli traktör yok ama biz bunun üzerinde prototip çalışması yapıyoruz. Mart ayında Cumhurbaşkanımızı bu traktöre bindirmeyi hedefliyoruz. Bunu yaparsak dünyaya daha az karbon gazı salacağız ve mazot derdinden üreticilerimizi kurtarıyor olacağız” ifadelerini kullandı. 
 
 
8.2.2019
Devamı

Gaytancıoğlu :Türkiye, 1,5 milyar dolarlık buğday ithal edip; 1 milyar dolarlık un ihracatı yapıyor

TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyonu, 27.Dönem ilk toplantısını gerçekleştirdi. İslam Güvenliği Teşkilatı Tüzüğü’nün onaylanmasına ilişkin yasa teklifini görüşmek üzere toplanan komisyon, CHP’li üyelerin sert tartışmalarına şahit oldu.
Komisyonun işlevsel olmadığına ve tarımın güncel sorunları ile alakalı toplanmadığına dikkat çeken  Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, Türk tarımını ayağa kaldırmak için İslam ülkeleri gıda güvenliğini konuşmak yerine; çiftçinin sorunlarını, yem fiyatlarını ucuzlatmayı, çiftçinin eline geçen destekleri ve yanlış politikalar sebebiyle artan ithalatın konuşulması gerektiğine vurgu yaptı.

CHP’li Gaytancıoğlu, Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyonunda şunları kaydetti;



Türkiye, 1,5 milyar dolarlık buğday ithal edip; 1 milyar dolarlık un ihracatı yapıyor

Hayvancılık bitmiş, fiyatlar yükselmiş, gübrede sıkıntı var, çiftçi gübre kullanamamış.
Bizim Türk tarımını ayağa kaldırmamız ve bu yüzden acilen toplantılar yapmanız gerekiyor. Senede bir toplanan komisyonda öncelikle İslam ülkeleri gıda güvenliğini konuşmak yerine; çiftçinin sorunlarını, yem fiyatlarını ucuzlatmayı, çiftçinin eline geçen destekleri arttırmayı, ithalatı konuşmalıyız.
Bu ülke yaklaşık iki yıldan beri gümrük vergilerinden para kazanamıyor. Hükümet olarak AKP, harıl harıl vergileri yeniden yapılandırmaya çalışıyor, askerliği bedelli yapıyor, bütün vergileri yeniden yapılandırmaya çalışıyor ama gümrük vergisi toplayamıyor. Gıda fiyatları bir türlü dengeye giremiyor, her şey ithalatla çözülüyor.
Nişasta bazlı şekerin kotası düşürüldü; denetleyen kurum kapatıldı. Bakanlık hala bir denetleme raporu yayınlayamadı. Dün bir rapor çıktı, şeker kotası 2 milyon 700 bin ton. Ne kadarı nişasta bazlı üretiliyor, ne kadarı tüketiliyor, neden NBŞ üreticileri hiç itiraz etmiyorlar, destek de vermiyorlar, ne olduğu belli değil?
Her getirilen torba yasada bir mera talanı var. Gelişmiş ülkelere ya da hayvancılığı iyi ülkelere bakıldığında meraların korunduğunu net bir şekilde görebiliyoruz. Türkiye’de ise termik santralleri meralara yapılıyor, mineral madenleri oralarda aranıyor, haberleşme, baz istasyonları meralara konabiliyor.
 
Çiftçinin Tefeciye Borcu 100 Milyarın Üzerinde

Resmî rakam 110 milyar lira ama 100 milyar liranın üzerinde de tefecide var. Türkiye’nin dış borcu ise 470 milyar dolarlara geldi.

Türkiye Yedi Yıldan beri Net Et İthalatçısı

Kıyma fiyatı 18 liraydı şimdi 50 lira. Et ithalatının fiyatlara bir yansıması olmuş mu, fiyatları düşürmüş mü? Ama yandaşlara destek olmuş. Birkaç tane yandaş türemiş, onlar büyümüş, büyümüş, stoklar dolu şu anda. Bir besicinin hayvanı varsa inanın iki ay sıra bekliyor. Fiyat düşüyor.


Rusya'dan 1,5 Liraya Buğday Alıyoruz

Biz kendi çiftçimizi korumayacağız da başka ülkelerin çiftçilerini mi koruyacağız? Yani kendi çiftçimiz daha 1 liradan buğday satamadı, biz Rusya'dan 1,5 liraya buğday alıyoruz. Bunun neresi akıllı bir ticaret?
Buzağı Maması Adı Altında Süt Tozu İthalatı mı Yapılıyor

Ciddi anlamda sütte sıkıntı var. Yem ve süt paritesi çok bozuldu. Yem fiyatları süt fiyatlarını geçti ve nedense süt hayvanları da kesilmesine rağmen biz bu konuda bir destek yapmıyoruz. Şu anda piyasalarda süt nasıl bulunuyor?

"Buzağı maması" adı altında süt tozu ithal edildiğine yönelik bilgiler var. Daha önce Faruk Çelik döneminde, fazla olan sütü alıp süz tozu yapıyorlardı, buna karşıydık ama bu bir şekilde, fazla olan sütün değerlendirilmesine yol açıyordu. Şimdi tamamen süt tozu ithalatı yapıyoruz ve bunu da "buzağı maması" adı altında yapıyoruz. Ayrıca bazı süt ürünlerinde ciddi anlamda hile yapıldığı söyleniyor. Burada "sütte oyun" diyebiliriz. Örneğin, ne yapıyorlar? Fazla olan sütün içilmesi, yardıma muhtaç kesimlere okul sütü olarak değerlendirilmesi gerekirken biz şunları yapıyoruz: Birçok süt ürününde süt kullanılmıyormuş. Örneğin, piyasada kemik unu ve nişasta ağırlıklı olarak -süt de tabii katılıyor- böyle bir karışımdan peynir yiyoruz. Bunlar basında yer aldığı için söylüyorum. Bu konuda denetimlerimiz var mıdır?



Ekilmeyen 50 milyon Dönüm Arazi Var

Ekilmeyen 50 milyon dönüm arazi var, aşağı yukarı bir 45 milyon dönüm de nadas arazisi var. Daha 1980'li yıllarda Türkiye bu sorunu çözmüşken, nadas arazilerinde nohut ve mercimek nadas alanlarının daraltılması projesi gerçekleştirilmişken biz nohudu, mercimeği alıp yiyoruz, hiçbir sanayi ürününe de çevirmiyoruz. Onun dışında arpa ithal ediyoruz. Politika geliştiremediğimiz için ithalat yapıyoruz. Oysaki dünya veriminin üzerinde verime sahibiz.

9,5 Katrilyon Değerindeki Çiftlikler Çürümeye Mahkum

TKDK'dan bahsettik, IPART desteklerinden bahsettik. Bir sürü yatırım yapılmış, paraları ödenmiş, beton olarak duruyor. İnternete girin "satılık çiftlik" yazın, sadece Trakya bölgesinde 200'e yakın, Kırklareli'nde çok fazla, bin başlık devasa çiftlikler, içinde hayvan yok, içinde süt kazanları var, çürümeye terk edilmiş, içinde beton binalar var, çürümeye terk edilmiş. Bedeli ne kadar? 9,5 katrilyon. Bu 2014 rakamları. 9,5 katrilyonunu gömmüşüz "hayvancılığı geliştireceğiz" adı altında sıfır faizli kredi vermişiz. O kredileri küçük çiftçilere versek, 3'er, 4'er tane ineğinin yanına 2'şer tane daha ilave edebilseydik, onlar bakabilseydiler ne köyden kente göç ederlerdi, köylerinde kalırlardı, üretime de devam ederlerdi, en azından hayvan varlığımızı artırırdık.

 
7.2.2019
Devamı

Koyun'da Veba ve Çiçek Hastalığı Alarmı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla uyguladığı 'Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi' ve 'Genç Çiftçi Projesi' kapsamında hayvan dağıtımları mercek altına alındığı ileri sürüldü.
Özellikle, Genç Çiftçi Projesi kapsamında geçmişte yapılan koyun ithalatının hastalığın kaynağı olduğu iddia edilirken, sektör temsilcileri koyun vebası ve çiçek hastalığının bu iki proje uygulanmadan önce de zaman zaman ortaya çıktığını ifade ediyor. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ise, hayvanların ithalatla temin edilmesi yerine yurt içinden karşılanması için Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği ile protokol imzaladı.

HASTALIK İTHAL KOYUNLARLA MI GELDİ?

Dünya gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım'ın yazısına göre, CHP Tarımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Bursa'da 'Genç Çiftçi Projesi' kapsamında 50 üreticiye 1700 koyun dağıtıldığını belirterek, koyunların dağıtımından 10-15 gün sonra ölümlerin başladığını ve 50 koyunun öldüğünü söyledi. Yaptıkları incelemelerde ölümlerin koyun vebasından olduğunu vurgulayan Sarıbal, vebanın genç çiftçi projesi kapsamında ithal edilerek dağıtılan koyunlardan bulaştığını iddia etti. Sarıbal, koyunlarla birlikte hastalığın da ithal edildiğini öne sürerek insan ve hayvan sağlığının tehdit altında olduğunu ifade etti.
Zonguldak'ın Alaplı İlçesi Gümeli beldesinde bir üreticinin koyunlarında görülen veba hastalığı nedeniyle belde 21 günlük karantinaya alındı. Anadolu Ajansı'nın haberine göre, Alaplı ilçesine bağlı Gümeli beldesinde bir üreticiye ait 2 küçükbaş hayvanda koyun vebası görüldü. Veteriner hekimlerin çabalarına rağmen iyileşmeyen hayvanlar için Alaplı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne bilgi verildi. Koyunlardan alınan örnekler Ankara'daki Merkez Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsü Laboratuvarı'nda incelendikten sonra veba olduğu tespit edildi. Bulaşma riski nedeniyle belde 3 haftalığına karantinaya alındı. Hayvanlar aşılandı ve beldeye hayvan giriş çıkışı yasaklandı.

DENİZLİ'DE ÇİÇEK HASTALIĞI

Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin yaygın olduğu illerden biri olan Denizli'de ise çiçek hastalığı görüldü. Denizli Çivril'de Kocakaya Mahallesi'nde bir besicilik işletmesinde koyun-keçi çiçek hastalığı görüldü.
Genç Çiftçi Projesi kapsamında hibe alarak besicilik yapan Mehmet Ali-Tuğba Erdoğdu çiftine ait işletmede görülen hastalık nedeniyle işletme karantinaya alındı. Çivril Belediyesi ise hastalığın yayılmaması için Çivril Hayvan Pazarı'nı 3 haftalığına kapatıldığını duyurdu. İhlas Haber Ajansı'nın bölgeden verdiği habere göre, Genç Çiftçi Projesi ile besiciliğe başlayan ve İŞKUR tarafından verilen engelli hibe desteğiyle sürüsünü büyüten Tuğba Erdoğdu, Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğüne başvurarak yardım istedi.
Erdoğdu, koyunları kuzulamaya başladıktan sonra mahallede ortaya çıkan çiçek hastalığı yüzünden her gün bir koyununun ölmeye başladığını dile getirdi. Hibe yoluyla alınan hayvanların üç yıl boyunca devlet kontrolünde olduğunu belirten besici Tuğba Erdoğdu "Ölen hayvanın yerine yenisini alıyorum üç gün sonra o da ölüyor. Hayvanlar, TARSİM tarafından sigortalı. Ölümler başlayınca müracaat ederek durumu bildirdik ama bize ‘çiçek hastalığı kapsam dışında' dediler. Her gün bir koyunum ölüyor. Elimden hiçbir şey gelmiyor" dedi.

KOYUN İTHAL EDİLMEYECEK

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Çelik, küçükbaş hayvanlarda görülen hastalığın sadece genç çiftçi veya 300 koyun projesine bağlanmasının doğru olmadığını belirterek Dünya'ya şu bilgileri verdi:

“Büyükbaş hayvanlarda olduğu gibi küçükbaş hayvanlarda da zaman zaman hastalıklar görülüyor. Bunu uygulanan projelere bağlamak doğru değil. Biz birlik olarak 300 koyun projesinde başından beri görev aldık.Bu proje kapsamında 30 bin koyun dağıttık ve bir tek koyun ithal edilmedi. Türkiye'nin ithalata ihtiyacı var mı? Damızlık materyalinde elit sürülerden temin etmek şartıyla ithalata ihtiyacı var. Fakat biz birlik olarak bunu yapmadık. Biz ithalata karşıyız. Romanya'dan, Bulgaristan'dan ithalat yapılmasına karşıyız. Ayrıca döviz artışı nedeniyle geçen yazdan bu yana ithalat yapılamıyor. Hastalık şimdi çıkmış. Genç çiftçi projesindeki koyun temininde düne kadar biz yoktuk. Ama biz olmadık diye kimseyi suçlayamayız. Yanlışlar yapılmış olabilir. Önemli olan bunları tespit ederek sektöre zarar vermeden ilerlemektir. TİGEM ile bir protokol yaptık. Genç Çiftçi Projesi kapsamında ihtiyaç olan küçükbaş hayvanları yurt içinden temin edeceğiz. Bir tek ithal koyun vermeyeceğiz.” dedi.
 
 
7.2.2019
Devamı

Gıda Fiyatlarına Önümüzde'ki Hafta Adım Atılacak

Ankara'da gazetecilerle bir araya gelen Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak; 'Gıda fiyatlarıyla ilgili önümüzdeki hafta adım atacağız' açıklamasında bulundu.
Ankara'da gazetecilerle bir araya gelen Albayrak, yüzde 2.3'lük büyüme hedefinin tutturulacağını öngördü. Bakan Albayrak; '2008 krizinden büyük ders çıkarıldı, seçimden sonra daha iyi olacağız' dedi. 

Haftaya Adım Atılacak

Bakan Albayrak gıda fiyatlarına ilişkin şunları kaydetti. “Fiyatlara karşı haftaya önemli adımlar atacağız. Gıda terörünün perde arkasına baktık. Gördük ki felaket tellallığı yapanlar bazı siyasi partilerden aday. 
 Şaşırmamak lazım ülkenin canına kasteden terör örgütlerine destek olanlar mutfağına mı kast etmeyecek. Dedi.
 
 
 
7.2.2019
Devamı

Türkiye'de 30 Milyon Dekar Araziyi Çiftçiler Yanlış Politikalar Nedeniyle Ekmiyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu, gıda fiyatlarının artış sebepleri üzerine değerlendirmelerde bulundu.
CHP’li Gaytancıoğlu yaptığı açıklamada şunları kaydetti;
 
Üretim Tepeden Tırnağa Dışa Bağımlı

Türkiye'de son dönemde temel gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışı tüketicilerin tepkisini çekiyor. Sorun çiftçide ve ürettiği ürünlerde değil, üretimi tepeden tırnağa dışa bağımlı hale getiren AKP yaklaşımındadır. 

Türk çiftçisi dünyanın en pahalı mazotunu, elektriğini, gübresini ve yemini kullandığı için maliyetler bir türlü düşmemektedir. Tarımsal ürün piyasalarını düzenleyecek TMO, TEKEL, SEK, EBK, ÇAYKUR vb. devlet kurumları da özelleştirme, piyasa etkin rol oynamama gibi nedenlerle devre dışı bırakıldığı için çiftçi ciddi anlamda plansız bir üretim  yapmaktadır. Çiftçi destekleneceğine, Türkiye'de yetiştirilen buğday, arpa, mısır, soya, tütün, ayçiçeği, nohut, mercimek, pirinç gibi bitkisel ürünler ile canlı hayvan ve kırmızı ette ithalat rekorları kırıldı ve Türk tarımı dışa bağımlı hale geldi. Kur artışları sonucu ithalat pahalılaşırken, çiftçinin maliyeti katlandı. Diğer yandan yüksek fiyatları düşürebilmek için her seferinde ithalat öne sürüldü. Son olarak kuru soğan ve ardından domates konservesi, buğday, arpa, mısır, pirinç ve bakliyata ithalat kapısı açıldı.


Kuru soğan ithalatında yüzde 49,5 olan gümrük vergisi Şubat sonuna kadar sıfırlandı.

Domates konservesi ithalatı için de 31 Mayıs'a kadar 25 bin ton sıfır gümrük vergili tarife kontenjanı tanındı.

Toprak Mahsulleri Ofisi'ne (TMO) bu yıl 1 milyon ton buğday, 700 bin ton arpa, 700 bin ton mısır, 100 bin ton pirinç ve 100 bin ton bakliyat ithalatı yetkisi verildi.

Enflasyon Yüzde 20,3 Artarken, Gıda Enflasyonunda Artış Yüzde 25,1 Oldu

İthalat kararı, iç piyasada fiyatların aşırı derecede artmasının önüne geçmek için gerekçe gösteriliyor. Ancak bu fiyat artışlarını çözecek bir önlem olmadığı gibi fiyatlar kısa bir düşüşün ardından yeniden yükselişe geçmektedir. Enflasyon yüzde 20,3 artarken, gıda enflasyonunda artış yüzde 25,1 oldu. Fiyatı en çok artan ürün yüzde 184 ile kuru soğan olarak açıklandı. Kuru soğanı yüzde 91 ile salça, yüzde 75 ile patates izledi.

Peki Fiyatlar Neden Artıyor?

Tarımda yapısal sorunlar düzeltilemediği gibi AKP bu sorunları daha da ağırlaştırdı. Örneğin sulama altyapısı bir türlü tamamlanamadı. Altyapı eski ve 8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın 2,15 milyon hektarı sulanamıyor. Bu nedenle yağlı tohumlar üretim açığı veriyor ve ithal ediliyor. Sulama tamamlanmadığı için 8 milyon hektar nadasa bırakılıyor. Ayrıca, tarım arazileri çok parselli. Türkiye'de ortalama tarım arazisi büyüklüğü 61 dekar iken Almanya'da 457, Amerika'da 1817, İngiltere'de 538, Fransa'da 521 dekar. Üstelik bu 61 dekar da 10 parçaya ayrılıyor. Bu nedenle üretim verimli olmuyor ve parseller ekilmemeye başlanıyor. Bir diğer yapısal sorun, ekonomik anlamda örgütlenmenin olmaması. Kooperatifler olmadığı için çiftçi üretimini planlayamıyor, ürününü düzgün bir biçimde pazarlayamıyor, dolayısıyla fiyatlar istikrar kazanmıyor. Tarımsal  girdilerde de ithalata bağımlı bir ülke olmamız yapısal sorunları ağırlaştırmaktadır. Raylı ulaşım olmadığı için ulaşım maliyetleri de yüksektir. Örneğin Antalya’dan İstanbul'a nakliye kamyondaki üründen fazladır. Bu yapısal sorunlar çözülmeden fiyatlarda dalgalanma devam edecektir. Girdi fiyatlarındaki artış ve dövizdeki yükselişi tarım ürünlerine gelen zamlarda etkili  olmaktadır. Sıfır gümrüklü ithalat yerine yerli üretici desteklenmelidir. Hayvan ithalatı, et ithalatı, buğday ithalatı, çeltik ithalatı yurtiçindeki fiyatları bugüne dek düşürmedi. Fiyat artışları sürdü. Gümrük sıfırlamalarıyla çiftçi üretimden caydırıldı. Şu an Türkiye'de 30 milyon dekar araziyi çiftçiler bu yanlış politikalar nedeniyle ekmiyor. 50 milyon dekar arazide nadas nedeniyle boşta. Yanı neredeyse 2 Trakya büyüklüğünde bir araziyi kullanmıyoruz. Fiyat artışları üretici ve tüketici arasındaki zincirin çok uzun oluşuna bağlıdır. Buna göre, üretici ürününü doğrudan tüketiciye ulaştıramadığı için tarladan sofraya fiyatlarda 6-7 kat fark oluşuyor. Yaş meyve-sebze, üreticiden, zincirin son halkası olan tüketiciye gelene kadar hal dışı tüccarlar, toptancı komisyoncular fiyatı belirliyor. Kısacası gıda fiyatlarının artmasında çiftçi suçlu değildir. Üretimi planlayamayan ve rantçılara teslim olan AKP baş suçludur. Dedi.
 
6.2.2019
Devamı

Avrupa'nın Dördüncü Büyük Tarım Fuarı Bugün Açılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, 7-10 Şubat'ta İzmir'de gerçekleştirilecek fuarın açılışına Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de katılacak. 130 bin metrekare alanda düzenlenecek fuara, yurt dışından üreticiler, tarım ve hayvancılık firmaları, yerli ve yabancı traktör üreticileri gibi sektör paydaşları katılım sağlayacak.

Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Bakan Pakdemirli, farklı ülkelerden iş insanları, özel sektör temsilcileri, akademisyenler ve sivil toplum kuruluşlarının fuarda bir araya geleceğini, organizasyon sayesinde tarımda potansiyel işbirliği alanlarında yeni fırsatların ortaya çıkacağını belirtti.

Pakdemirli, fuarda bu yıl ilk kez Tarım Bakanları Zirvesinin de gerçekleştirileceğine işaret ederek, "Fuara dünyanın farklı ülkelerinden 16 bakan ve bakan yardımcısı, uluslararası kuruluş temsilcileri ile 30'dan fazla üst düzey delege katılım sağlayacak. Fuar ihracat açısından Türk tarım ve hayvancılık sektörüne büyük katkı sağlayacak." ifadelerini kullandı.
 
 
6.2.2019
Devamı

Sebze Fiyatlarına Ayar Geliyor

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Dünkü AK Parti Grup Toplantısı'nda  Gıda fiyatlarındaki artışa yönelik açıklama yaptı. Erdoğan, "Üreticiden tüketiciye kadar, arada bu komisyoncular var ya, vurgunu bunlar vuruyor. Herkes karını alıyor. Bu işte farklı adımlar atmak suretiyle üreticiden çıkıp tüketiciye gelen süreci sağlamak gayreti içinde olacağız. Her şeyde bu fiyatlara gerekirse ayar çekme kararını aldık, adımlarımızı atacağız" ifadelerini kullandı.
 
 
6.2.2019
Devamı

Meyve Suyunda Ham Madde Tarım Krediden

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri (Tarım Kredi) ile Meyve Suyu Endüstri Derneği (MEYED) arasında iş birliği protokolü imzalandı. Protokolle, MEYED üyesi meyve suyu üreticilerinin hammadde ihtiyacı olan vişne, kayısı, şeftali ve kiraz Tarım Kredi Kooperatifi ortağı çiftçilerin üretiminden karşılanacak.

Tarım Kredi Kooperatiflerinin 17 bölge birliği, 1625 kooperatif, 206 hizmet bürosu, 13 şirketi, 8 bin 597 çalışanı, 25 milyar TL aktif büyüklüğü ile yalnız 850 bin ortağının değil, aynı zamanda da gıda arzı noktasında 80 milyon insana ulaşma kapasitesine sahip büyük bir aile olduğunu belirten Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, bir tarafta çiftçilere hizmet etmeyi hedeflerken, bir taraftan da 82 milyon nüfusa ulaşan bir kuruluş olduklarını kaydetti.

Faaliyet alanlarında çiftçilerin ihtiyacı olan tarımsal girdilerinin temini noktasında çalışma yaparken aynı zamanda da çiftçilerin ürettiği ürünleri değerinde alınması ve pazara ulaştırılması noktasında sorumluluk üstlendiklerini ifade eden Poyraz, "40'ın üzerinde ürünü çiftçilerden alıp tüketicilerle buluşturduk. 2018 yılında çiftçilerimizden 772 milyon TL bedel ile 620 bin ton tarımsal ürün alarak, şirketlerimiz ve özel sektör firmalarına satışını yaptık. Öncelikli hedefimiz kısa vadede bu rakamı 1,5 milyar TL'ye çıkarmak. Daha sonra da 5 milyar TL'ye ulaşmak" dedi.

Poyraz şunları kaydetti. "Ürün ve üretim planlaması noktasında ne yazık ki kopukluk var. Bir taraftan vatandaş üretici olarak 'ürün para etmiyor' diye şikayetçi diğer taraftanda tüketici de 'niye ürünü bu fiyattan alıyoruz' diye şikayetçi. Aynı zamanda sanayicimiz de bu konudan şikayetçi. Çünkü bugünkü sistemimizde bir aracı problemimiz var. Bunun konuşulması ve yerine sağlıklı bir sistemin konulması gerekiyor. Ürünün pazarın ihtiyaçları doğrultusunda üretilmesi, süreçlerin planlanması ve piyasa fiyatlarında herkesin kazanç sağlayacağı şekilde fiyatlandırılması son derece önemli. Tarım Kredi olarak bu dengesizliğin ortadan kaldırılması için sorumluluklarımızı artıracağız. Temel prensibimiz talebe bağlı üretim modeli oluşturmak istiyoruz” dedi

MEYED Yönetim Kurulu Başkanı İlker Güney de, sektörde hammadde tedariği güvenliğinin önemine dikkati çekerek, “Her yıl yaklaşık 1 milyon ton meyve sanayiciler tarafından işlenmek üzere alınmakta. Dünyada Türk meyvesine büyük bir talep var. Biz de bunu değerlendirmek istiyoruz” diye konuştu.
 
 
 
5.2.2019
Devamı

Ocak Ayı'nın Zam Şampiyonu

Çarliston biber yüzde 87,87'lik fiyat artışıyla Ocak ayının zam şampiyonu oldu. Tüketici fiyatları bazında ocak ayında bir önceki aya göre en yüksek fiyat artışı, yüzde 87,87 ile çarliston biberde oldu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, fiyat artışında çarliston biberi, yüzde 80,94 ile patlıcan, yüzde 67,63 ile ıspanak izledi.
Ocakta fiyatı en çok artan diğer ürünler arasında yüzde 63,84 ile sivri biber, yüzde 53,31 ile taze fasulye, yüzde 44,31 ile salatalık, yüzde 38,75 ile domates, yüzde 36,03 ile havuç, yüzde 28,41 ile kabak, yüzde 23,31 ile ulaşım araçlarıyla ilgili hizmetler yer aldı.
 
 
 
5.2.2019
Devamı

Başkan Erdoğan: Yeni Hal Yasası Gıda Fiyatlarındaki Artışın Önüne Geçecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni hal yasası ile gıda fiyatlarındaki artışın önüne geçileceğini belirterek, "Fiyatlar aracılardan kaynaklanıyor. Bu işi böyle götürmek mümkün değil." dedi.
TRT canlı yayınında gündeme ilişkin sorular yanıtlayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, hazırlıkları yapılan yeni hal yasasıyla birçok sorunun önüne geçileceğini açıklayarak, "Üretici ile tüketici arasındaki istasyonlar maliyeti artırıyor. Fiyatlar aracılardan kaynaklanıyor. Bu işi böyle götürmek mümkün değil." dedi.
 
4.2.2019
Devamı

Kışın Patlıcan Yemeyin

Sağlıklı yeme içme konusunda kamuoyuyla paylaştığı görüşleri ve kaleme aldığı kitaplarla yankı uyandıran Prof. Dr. Canan Karatay, bir kanala konuk oldu. Soruları yanıtlayan Prof. Karatay, insanların doğal besinleri tüketmesiyle olası hastalıkların önüne geçebileceğini kaydetti.
Karatay, mevsiminde yetişen sebzelerin tüketilmesi gerektiğine işaret edekek "Kışın patlıcan tüketmeyin" diye konuştu.
Karatay'ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"MISIR ŞURUBU TOZ ŞEKERDEN 7 KAT DAHA FAZLA ZARARLI"

Şekerli ve gazlı içecekler alkol kadar değil; alkolden daha zararlı. Çünkü 3 yaşındaki, 5 yaşındaki çocuklara verildiği için bunu söylüyorum. Kota falan değil tamamen yasaklanması lazım. Beyaz şekerin bütün hücrelere etkisi var. Mısır şurubu şekerin vücuda normal şekerden 7 kat daha fazla zararı var. Anneler çocuklara şekeri kesinlikle vermemeli. Madem çocuklara tatlı bir şey verecek, biraz meyve suyu verebilir.

"HAMİLEYKEN ŞEKERLİ SU TESTİ YAPMAK KESİNLİKLE YASAKLANMALI"

Gebelik şekerini tespit etmek için şekerli su veriyorlar, hatta kutularla mısır şurubu veriyorlar. Bu yanlıştır ve yasaklanması lazımdır. Doğru olan hamileliği anladığımız andan itibaren, açlık bir kan tahliliyle ortaya çıkabiliyor zaten. Teşhis koyulabiliyor. Bu da erken doğumlar, sakat doğumlar, 3 aylık bebekte yetişkin diyabet hastalıkları çıkıyor. Anne de mahvoluyor, çocuk da mahvoluyor.

"HAMİLELİK ANNE VE BABAYNIN YAŞADIĞI ORTAK SÜREÇTİR"

Anne ve babalarının 6 aylık hamilelikte kendilerini toparlamaları lazım. 6 ay en erken. Yurt dışında 3 ay diyorlar. Anne baba idrarda iyot baktıracaklar, şeker baktıracaklar. Birlikte baktıracaklar.

"ÇOCUKLARINIZA KÖY YUMURTASI BULUN VERMELİSİNİZ"

İnsan vücudunun yüzde 60'ı sudur, yüzde 20'si hayvansal proteindir, yüzde 19'u yağdır. Yüzde 1'den aşağısı karbonhidrattır. Siz karbonhidrat yükleyeceksiniz. Çocuklarımıza yumurta vereceğiz. Köy yumurtası bulacaksınız. Serbest gezen tavukların yumurtalarını bulacaksınız. Yumurtayı haşlayıp, çocuklarınıza vereceksiniz.Milli Eğitim Bakanlığı okullardaki kantinleri yasaklamalıdır.

"BENİM HAYATIM YAĞ YEMEKLE GEÇTİ! DÖNERDE TRANS YAĞ OLMAMALI"

Dönerde yağ kısıtlaması olmaz. Yalnız trans yağ kullanılmayacak. Benim hayatım yağ yemekle geçti. Bütün yemeklerin lezzeti yağdan gelir. O uzun yaşayan insanlar hayatları boyunca Trabzon yağı yemişler. Tavuk döner diye bir şey olmaz. Çünkü tavuklar süni yemle besleniyorlar. Yağlar bozulmamış, işlenmemiş, tahşiş edilmemiş olarak vücuda girecektir.

"YÜKSEK KOLESTROLDAN KORKMA! KAN ŞEKERİNDEN KORK!"

Kolestrol diye bir hastalık yok. Kollestrolu çıkaran hekimler değil ilaç firmalarıdır. İyi kolestrol, kötü kolestrol diye bir şey yok. Kolestroldan korkmayın. Kolestrolu olan hanımlar ve beyler daha uzun yaşıyorlar. Çok büyük bir tıp yalanı uyduruldu. Yüksek kolestrolden korkmayın. Karaciğeri yağlandıran kan şekerinden kork! Kolestrol yağ değil hormondur.

"KOLESTROL VÜCUTTAKİ YANGINI SÖNDÜRMEYE GİDEN HORMONDUR"

İtfayie arabaları giderler. Yangını onlar mı çıkarırlar? Hayır. Onlar yangını söndürmeye giderler. İşte vücutta da çıkan yangını söndürmeye giden kolestrollerdir. Kötü şeker vücutta trigliseriti yükseltir. Beyaz şekerden, tatlılardan, gazlı içecekleri ağzımıza koyduğumuz anda kan şekeri yükselir. Bu dolaşıma karıştığı anda bütün hücreleri bozar.

"TANSİYON YÜKSEKLİĞİNDEN ÇEŞİTLİ KANSERLERE KADAR"

Trigliseritler 22 tür hastalık üretiyor. Tansiyon yüksekliği, kan yağlarının altüst olması, damar tıkanıklığı, damar sertliği ve kanserler. O halde tehlikeli olan kolestrol falan değil trigliserittir.

"KIZARTMA YİYORSANIZ, SİGARA İÇİYORSANIZ BİTTİ ZATEN!"

Yağlar margarin olduğu anda trans yağ olur. Zeytinyalğ çok sağlıklıdır, ama işlem gördüğü zaman trans yağdır. İşlenmemiş, doğal gıdalara yönelinmelidir. İnsan vücudunu okyanus ve uzay gibi düşünün. Bir tek kolestrol tek başına zararlı olamaz. Sigara içiyorsanız, kızartma yiyorsanız, fabrikadan çıkan her şeyi yiyorsanız bitti zaten... Ev yoğurdu, köy yumurtası hakiki besinlerdir. Ekmek besin değildir, sizi kandırıyor. Ekmek yediğiniz için acıkıyorsunuz.

"GÜNÜMÜZDEKİ EKMEKLER HİBRİT BUĞDAYDAN İMAL EDİLİYOR"

Şimdiki buğday eski buğday değil. Un fabrikalarına gönderilen buğday cüce buğdaydır. Bunlar hibrittir. Fazla ürün alalım diye hibrit yapılmışlar. O yüzden çok tehlikelidir. Buğdayda bulunan glutenin antikoru var. Fabrikadan gelen buğdayda çok büyük katkı maddeleri var. Pankreasa insülün salgılatıyor. Sizi acıktıran o. Acıktırdıkça yiyorsunuz, yedikçe acıkıyorsunuz. Bu ekmek firmaları için bulunmaz bir pazar.

"YUMURTA, KIRMIZI ET, YAĞ, YOĞURT VÜCUDA FAYDALIDIR"

Mısır şurubu şekeri ekmekte de var. Nişasta bazlı şeker. Karaciğeri 7 kat daha fazla yağlandırıyor. Şeker uyuşturucuur, kokain gibi bağımlılıktır. Benim söylediğim yeni şeyler değil. Büyüklerimizin uyguladığı şeylerdir. Yumurta sağlıklıdır, yasaklayamazsınız. Kırmızı et, tam yağlı peynir, tam yağlı yoğurt vücudumuzun ihtiyacıdır.

"GÜNDE İKİ ÖĞÜN SAĞLIKLIDIR ÜÇ ÖĞÜN HASTALIKTIR"

24 saat içinde ilk yediğimiz öğün kahvaltıdır. Sık sık yemek değil, acıkınca yiyeceksiniz. Acıkmayı bekleyceksiniz. İbn-i Sina söylemiş, iki öğün sağlıklı, üç öğün hastalıktır. Hz. Muhammet de aynı şeyi söylüyor. Çünkü insan vücudu ona göre programlanmıştır. Siz sürekli yerseniz hormonlar şaşırır. Siz mutlu olacağım diye ona buna saldırıyorsunuz.

"İDEAL BİR SABAH KAHVALTISI NASIL OLMALADIR?"

Kaçta kalkarsanız kalkın doğal yağ, doğal fındık fıstık, doğal yumurta yerseniz açıkmayacaksınız. Arada çok bol su içeceksiniz, Türk kahvesi de içebilirsiniz. Sonra acıkınca vücut 'artık ben hazırım bana besin gönder' diyecektir. Yumurta yiyin, az pişmiş olacak. Bir gün omlet, bir gün rafadan, bir gün kayısı gibi yiyeceksiniz. Kalori hesabı yapılmayacak. Kalori hesabı tehlikelidir. Tereyağında kırılmış yumurta, doğal peynir. Turp yiyebilirsiniz.

"YEMEKTEN SONRA İÇİLEN SEBEP KRONİK KANSIZLIK SEBEBİDİR"

Yumurta, yoğurt, süt, fındık, fıstık çok önemli. İlle marketten bir şey almak mecburiyetinde değiliz. Çay yeni çıkmış bir alışkanlıktır. Geçmişte böyle bir şey yoktu. Seneler önce kahve içilirdi. Ben çaya karşı değilim. Ama yemek yedikten sonra hemen içilmemelidir. 4 saat sonra içilmelidir. Hemen içilmeli kronik kansızlık sebebidir. Demir eksikliğine yol açar.

"PATLICAN HABERİ YAPMAYIN! PATLICAN YERİNE YUMURTA YİYİN"

Mevsiminde ne varsa onu yiyin diyorum. Oturup da ocak ayında patlıcan yemeyin diyorum. Doğal olduktan sonra aşırıya kaçmamak kaydıyla meyve yenebilir. Elma, portakalın kurtlusu, organik, doğal olanını yiyebilirsiniz. Diğerlerinde tarım zehri var. Medya kışın patlıcan haberi yapmasın. Peki ne yiyeceğiz derseniz. Yumurta yiyin. Yaz ayında güneşin en dik, gölgenin en kısa olduğu zamanında 20 dakika durursanız faydası çok fazla.

"HAYVANSAL YAĞLAR TÜKETMEDEN İNSAN BEYNİ ÇALIŞMAZ"

Suç duyurusunda bulunurken bana hakaret ediliyor. Suç duyurusu savcılığa yapılır. Tabipler Birliği savcı olarak çalışıyor. Tabipler Birliği demesi gerekir ki, "Bu bizi ilgilendirmez savcılığa başvurun" demesi lazım. Veganlık, vejetaryenlik aynı değil. Veganlar tamamen insan doğasına aykırı oluyor. Yalnız baklagillerle, kuruyumeşle besleniyorlar. Doğal sağlıklı hayvansal yağların ve hayvansal proteine ihtiyacı var insanın. Hayvansal yağ olmadan beyin çalışmaz.
(Habertürk)
 
 
4.2.2019
Devamı

Tarım Ürünlerinde En Büyük Pay Ege'nin

Türkiye'nin 2018 yılında gerçekleştirdiği 22,6 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının yüzde 22'lik dilimine Egeli ihracatçılar imza attı.
Ege İhracatçı Birlikleri verilerinden yapılan derlemeye göre 2017 yılında 4 milyar 514 milyon dolar olan tarım ürünleri ihracatı, 2018 yılında yüzde 11'lik artışla 5 milyar 2 milyon dolara yükseldi.

EİB'nin ihracatında tarım ürünlerinin payı yüzde 38

Türkiye'nin 2018 yılında gerçekleştirdiği 168,1 milyar dolarlık ihracatta tarım ürünleri ihracatı yüzde 13,4 ile temsil edilirken, EİB'nin 2018 yılında kayda aldığı 13 milyar 324 milyon dolarlık toplam ihracattan tarım ürünleri ihracatının aldığı pay yüzde 38 oldu.

Tütün sektörü ihracatta lider oldu

Ege Tütün İhracatçıları Birliği'nin tütün ve tütün mamulleri ihracatı 990 milyon dolarlık tutarla tarım ürünleri içerisinde en büyük dilimi temsil ederken, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği'nin su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı ise; 989 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.
Türkiye'nin geleneksel ihraç ürünleri çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı ihracatı yapan Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği'nin 2018 yılı ihracatı ise; yüzde 11'lik artışla 870 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 234 milyon doları yaş meyve sebze, 598 milyon doları meyve sebze mamulleri olmak üzere 832 milyon dolarlık ihracat rakamı ile 52 yıllık tarihinin en yüksek ihracat rakamına 2018 yılında imza attı.
Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 2018 yılında yüzde 8'lik artışla 600 milyon dolar ihracat rakamına ulaştı.

Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ihracat artış rekortmeni oldu

Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ise; 2017 yılında 292 milyon dolar olan ihracatını, 2018 yılında yüzde 37'lik artışla 402 milyon dolara taşıdı ve EİB bünyesinde yer alan 7 tarım birliği içinde ihracat artış rekortmeni oldu.
Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ise; ihracatta başarılı geçen bir sezonun ardından yüzde 15'lik ihracat artış hızı yakaladı ve 290 milyon dolarlık dövizi Türkiye'ye kazandırdı.

Tarım ürünleri ihracatında katma değer Türkiye'de kalıyor

Tarım ürünleri ihracatında ithal girdi oranının çok sınırlı olduğunu belirten Ege İhracatçı Birlikleri 
 
Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, Ege Bölgesi'nden gerçekleştirdiği 5 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatının tamamına yakınının katma değerinin Türkiye'de kaldığına dikkati çekti.
Tarım sektörünün hak ettiği değeri alamadığı uyarısında bulunan Celep, "Tarım sektörü 1970'li yıllarda Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'dan yüzde 30 pay alırken bugün yüzde 6 civarında pay alabiliyor. İstihdamımızın yüzde 19 unu sağlayan tarımın, GSYIH'dan yüzde 6 pay alması, çiftçilerin refah düzeyleri açısından da önemli bir göstergedir. Tarım sektörü refahını arttırdığımız takdirde üretici, üretim bölgelerinde kalır ve üretmeye devam eder. Politikalarımızı bu sonuca ulaşacak şekilde kurgulamamız gerekiyor" şeklinde konuştu.

Tarım ürünleri ihracatında ABD zirvede yer aldı

Ege Bölgesi'nden tarım ürünleri ihracatında Amerika Birleşik Devletleri 490 milyon dolar ile zirvede yer alırken, Almanya 401 milyon dolarlık Türk tarım ürünleri tercih ederken, zirvenin üçüncü basamağı ise 343 milyon dolarlık tarım ürünleri ihracatı ile İngilterenin oldu. EİB'den tarım ürünleri ihracatı yapılan ülke sayısı 175'e ulaştı.

Çekirdeksiz kuru üzüm en çok ihraç edilen ürün oldu

En çok ihraç edilen tarım ürünleri incelendiğinde çekirdeksiz kuru üzüm 488 milyon dolar ile ilk sırada yer aldı. Tütün mamulleri 461 milyon dolarlık tutarla ikinci olurken, taze soğutulmuş balıklar 389 milyon dolar ile üçüncü sıranın sahibi oldu. En çok ihraç edilen diğer tarım ürünleri ise; yaprak tütün, kuru incir, konserve, yumurta, fileto balık, kanatlı eti, kuru kayısı, bitkisel yağ, zeytinyağı, zeytin, odundışı orman ürünleri ve yağlı tohumlar oldu.
 
 
1.2.2019
Devamı

Çiftçiye Verilen Kredilerin Geri Ödemesi Temmuz Sonuna Ertelendi

Ziraat Bankası toplam 530 bin çiftçinin 30 milyar liraya yakın çiftçi kredisi temmuz sonrasına ötelendi. Sabah'tan Hazal Ateş'in haberine göre banka, çiftçilere kredi ödemelerinde yapılandırma, erteleme, yeniden vade imkânı da sunmaya devam ediyor.
Bakanlar Kurulu Kararı kapsamında, tarımsal kredi kullanan, geçici olarak gelir-gider dengesi bozulan üreticilere tarımsal faaliyetlerinin devamını sağlamak için 30 Haziran'a kadar süre verildi. Bu tarihe kadar olan işletme ve yatırım kredileri vade tarihinden itibaren 12 aya kadar yeniden vadelendiriliyor.
Çiftçiye destek kapsamında 530 bin çiftçinin yaklaşık 30 milyar liralık çiftçi kredisi de temmuz sonrasına ötelendi. Mevcut en düşük maliyetli faizin altyapısı korunarak bu tarihe kadar rahatlamaları sağlandı.
Hükümet çiftçilere nakit hibe desteğini bu yıl yüzde 10.7 artırarak 16.1 milyar liraya çıkardı. Böylece son 16 yılda üreticilere verilen nakit hibe desteği yaklaşık 118 milyar lira oldu. Bu yılın bütçesinde yatırım ödenekleri dahil tarıma ayrılan kaynak toplamı 26.5 milyar liraya ulaştı.
 
Tarımsal destek programları için 16.1 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 5.1 milyar lira, tarımsal kredi sübvansiyonu, müdahale alımları, ihracat ve diğer tarımsal destekler için de 5.3 milyar liralık destek sağlanacak.

850 BİN ÇİFTÇİYE FAİZ DESTEĞİ

Türkiye'nin kaliteli üretimle tarım ve hayvancılıkta katma değeri yüksek bir üretim-pazarlama üssü olması hedefleniyor. Küçük çiftçilerin ürettiği ürünleri tüketiciye doğrudan satışında, vergisel düzenlemelerden kaynaklanan engeller kalkacak. Çiftçilerin tarımsal üretime yönelik finansman ihtiyacını uygun koşullarda sağlayabilmesi amacıyla faiz desteği sürerken, uygulamadan yararlanan çiftçi sayısı 850 bine ulaştı.

EKONOMİYE 384 MİLYARLIK KATKI SAĞLIYOR

Ziraat Bankası ekonomiye 384 milyar TL kredi kanalıyla destek sağlıyor. Banka, çiftçilerin yanı sıra küçük işletmelere, altyapı ve enerji projelerine, vatandaşlara kredi kullandırıyor.
 
 
31.1.2019
Devamı

Bakan Pekdemirli'den Bir Çok Konuya Açıklık

Tarım ve Orman  Bakanı Bekir Pakdemirli AHaber'de gündeme ilişkin soruları yanıtladı. 
Bakan Pakdemirli'nin konuşmasından satır başları şöyle:
Fiyatlar mevsim normallerinde değil. Piyasalarda her gün daha fazla denetim yapıyoruz. Özellikle en güzel denetim vatandaşın denetimidir. Vatandaş bakacak, mevsimi olmayan meyve sebze pahalıysa mevsime göre tüketim yaparsa ürünlerde dengeleme oluşacaktır. Hangi market ucuzsa ürünleri oradan almaya yönelirse fiyatlar dengeye ulaşır. Fahiş fiyat varsa gerekli cezaları kesiyoruz. Sebze meyve gıda artışları düşük olur. Yıl içerisinde birbirini dengeliyor. Enflasyona olan olumsuz katkıları şu an için öyledir, ancak geçen yıl, ondan önceki yıl, ondan önceki yıl da öyleydi.
Gıda Komitesi
Gıda komitesi özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile çok ciddi çalışmaya başladı. 3 bakan anlık kararları alıyoruz. Birbirimize dokunduğumuz noktalarda çok hızlı kararlar alıyoruz. Birçok konuda geç kalmamış oluyoruz. Hal yasası tabii ki yüzde 30-40. Aynı zamanda parekende yasasını da ele almamız lazım.
Küçükbaş ve büyükbaş tüketicinin tercihidir. Büyükbaş hayvan tercih edilmeye başlandı. Eskiden de küçükbaş ihracatı yapan bir ülkeydik ve yapma isteğimiz devam ediyor. Hayvan nüfusunu artıracak proje de hazırlandı. Kaynağı da ilgili bakanlıklar ayarladı. Bu kadar hayvana ihtiyacımız yok ama ihracat yapma düzeyine geldi. 2022 yılında Türkiye küçükbaş hayvan ihracatına başlar.
ET İHRACATI
Ortadoğu’ya ihraç etme çalışmalarımız devam ediyor. 2021’den itibaren bir hayvanın doğması büyümesi gelişmesi 3-4 yıl alıyor. 2002’de 1 yılda 6 kilo et yiyen vatandaşlar bugün 15 kilo et tüketmeye başladı. Balıkta hiç büyümedik. Tavukta 10 kilogramdan 26 kilograma ilerlemişiz. Balıktaki tavuktaki ihracatı düşündüğümüzde ithalat önemli bir rakam değil.
Etle ilgili tüketicinin tercihi varsa eksikleri tamamlamak için planımızı ortaya koyduk ve bu durum 2021 itibariyle sorun olmaktan çıkacaktır. Piyasaları dengelemek için yurt dışı daha ucuz olacaksa tercih etmeliyiz. Burada önemli olan tüketicinin daha ucuza yemesidir, üretici için de karlılığı belli düzeyde tutulacak şekilde yapılması gerekiyor.
HAYVAN HAKLARI 
Hayvanlara yönelik çalışmalarda ölü bir hayvan gördüğümüzde bakıp, bu işin suç mu doğal kaynaklı mı bakalım dedik, o anlamda bir yönümüz oldu. Parasal cezaları misliyle artıracağız. Hayvan sahipleri, hayvanlarına sahip çıkmak zorunda kalacak. Yazlık bölgelerde özellikle görüyoruz.
KENEVİR EKİM HEDEFİ
Kenevir kontrollü yapılması açısından çok faydalı. Yağlı tohumlar arasında, sağlıklı yağlar arasında yer almaktadır. Endüstride kullanıldığı çok alan var. Özellikle yaptığımız ithalat var. Buradan 200-300 milyon dolar para kazanma durumumuz var. İhraç edecek vaziyete gelirsek çok iyi olacak.. Yetiştirilmesi kolay bir bitki. Türkiye'nin her tarafından başvuru ve talepler geliyor. Topluyoruz, değerlendikten sonra ürünün üretilebilecek alanlarında geliştirmeyi düşünüyoruz. Başvuruları topluyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla değerlendireceğiz.
BARAJLARDA SON DURUM
Kar stoğumuz var, barajlarımız dolu.
TARIM SİGORTASI
Devletten hemen beklentiye giriliyor. Koşullar uygunsa zararın tamamını alıyorsunuz. Felaket oldu geçen hafta, bu hafta 35 milyon para ödüyor olacağız. Teşekkür ediyorum, yaraların sarılması için gereği yapıldı. Tarım sigortasını yapanlar gece rahat uyuyor diye düşünüyorum.
 
 
 
31.1.2019
Devamı

Komşu Romanya'dan Günlük 50 bin Koyun İthal Edecek

İran Küçükbaş Hayvancılık Birliği Başkanı Ali Asger Meleki, İranlı İşçiler Haber Ajansı ILNA'ya yaptığı açıklamada, Romanya'dan günlük 50 bin koyun ithalatı gerçekleştireceklerini, bunun ülkedeki et fiyatlarında kısmi bir düşüş sağlayacağını söyledi.
Meleki, İran iç pazarında yasa dışı yollarla ülkeye sokulan etlerin satışının yapıldığını ve bunun önüne geçmek istediklerini dile getirdi.
İran'da yaptırımlar nedeniyle bozulan ekonominin olumsuz etkileri, gıda sektöründe özellikle kırmızı et üretim ve tüketiminde kendini göstermeye başladı.
Ülkede kırmızı et fiyatlarında meydana gelen artış halkı zor durumda bıraktı.
İran'da kırmızı etin kilogram fiyatının 110 bin tümene (25 dolar) yükselmesi ve et stoklarında meydana gelen azalma İran halkının et satış kooperatifleri önünde kuyruk oluşturmasına neden olmuştu.
Halk, kırmızı et yerine devletin daha uygun fiyata sattığı dondurulmuş beyaz ete yöneldi ve et satış kooperatifleri önünde uzun kuyruklar oluşturmuştu.
Asgari ücretin 1 milyon 115 bin tümen olduğu İran'da, doların aşırı yükselişi karşısında 10 Nisan'da alınan kararla dolar kuru 4 bin 200 tümene sabitlenmişti.
İran'da resmi kura rağmen serbest piyasada bir dolar 12 bin tümenden işlem görüyor.

TAVUK İHRACATI 2 AY YASAKLANDI

Öte yandan, Piyasa Düzenleme Kurulu tarafından alınan kararla 2 ay boyunca tavuk etinin ihracatı yasaklandı.
Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Rıza Rahmani'nin başkanlığında Piyasa Düzenleme Kurulu'nun 23'üncü oturumunda iç piyasada tavuk et fiyatının düşmesini sağlamaya yönelik 20 şubat ile 20 nisan arasında tavuk eti ihracatına yasak getirildi. Kurul, tavuk miktarını arttırmak için ise bir günlük civcivlerin ithalatına izin verdi.
 
 
30.1.2019
Devamı

Son Yaşanan Afetler Çiftçiyi Sigortaya Yönlendirdi

Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi AŞ (TARSİM) Genel Müdürü Yusuf Cemil Satoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkede yaşanan doğal afetlere karşı üreticilere tarım sigortalarını yaptırmaları yönünde uyarıda bulundu.
Küresel ısınma, iklim değişikliği nedeniyle tarım sigortasının artık zorunluluk haline geldiğini dile getiren Satoğlu, üreticilerin bunu bir maliyet olarak değil, ihtiyaç olarak görmelerini istedi.
Tarım yapabilmek için gübre, tohum, ilaca ihtiyaç duyan üreticinin tarım sigortasını da aynı şekilde yaptırması gerektiğini belirten Satoğlu, "Artık Türk tarımında sigorta zorunluluğu yerleşmeli. Üreticilerimizin ne kadar zor şartlarda üretim yaptıklarını biliyoruz. Dolayısıyla bir afette tüm yıllık emeklerinin gitmesi kabul edilebilecek bir durum değil. O nedenle sürdürülebilir bir tarım faaliyeti için mutlaka ve mutlaka tarım sigortalarını yaptırmaları gerekiyor." dedi.
Tarım sigortasının devlet destekli bir sistem olduğuna işaret eden Satoğlu, prime yüzde 67'ye kadar devlet desteği sağlandığını kaydetti. Poliçelerin en az yüzde 50'sinin devlet tarafından karşıladığını vurgulayan Satoğlu, amaçlarının ticari bir faaliyet değil, tarım ekonomisinin sürdürülebilir olmasını sağlamak olduğunu belirtti.
Çiftçiyi korumaya yönelik çalışma yürütüldüğünü anlatan Satoğlu, şunları söyledi:
"Bitkisel ürün sigortalarında Çiftçi Kayıt Sistemi'ne kayıtlı olan alanların yaklaşık yüzde 20'si sigortalı. 12 yıllık süreçte önemli bir rakama ulaşmış durumdayız ama henüz istediğimiz durumda değiliz. Biraz daha zamana ihtiyacımız var. Afetler oluştukça, çiftçilerimizin, hasarları ve hasardan dolayı poliçesi olan üreticilere zararların ödendiğini gördükçe, poliçe yaptırma istekleri giderek artıyor. Bunu çok yakından gözlemliyoruz."
Üreticilerin ürünün ekonomik değerine göre de tarım sigortasına ilgi gösterdiklerini dile getiren Satoğlu, ekonomik değeri yüksek, daha stratejik üzüm, kayısı, fındık gibi ürünlerde ve doğal afetlere karşı hassasiyeti daha yüksek ürünlerde sigortalılık oranının arttığını ifade etti.

"Hayvan hayat sigortasına ilgi düşük"

Büyükbaş, küçükbaş, kümes hayvanları, arı kovanları ve balık çiftliklerinin hayvan hayat sigortası kapsamında değerlendirildiğini anlatan Satoğlu, TARSİM'in bu alanda da yüzde 50 devlet desteği ile poliçeler düzenlediğini bildirdi. Bu alanda sigorta sayısının düşük olduğunu belirten Satoğlu, "Hayvancılıkta işletme büyüklükleri arttıkça sigortalılık oranı da artıyor. 100 baş üzerine işletmelerde sigortalılık oranı yüzde 40'lara kadar yükseliyor ancak 100 başın altında bu oran yüzde 3-5'lere kadar düşüyor." diye konuştu.
Yusuf Cemil Satoğlu, hayvan hayat sigortasına ilginin bitkisel ürünlere göre daha düşük olduğunu bildirdi.
Tarımsal faaliyetin yoğun yapıldığı Trakya, Ege, Akdeniz bölgelerindeki üreticilerin tarım sigortasına daha duyarlı olduklarını söyleyen Satoğlu, Karadeniz Bölgesi'nde ise özellikle fındık üreticilerin tarım sigortasına daha duyarlı yaklaştıklarını kaydetti.
Ülkede doğal afetler yaşanmaması temennisinde bulunan Satoğlu, "Bu dönem tarımsal açıdan son derece bereketli güzel bir yıl olur inşallah." ifadesini kullandı.
 
 
30.1.2019
Devamı

2021 den İtibaren Et İthal Edilmeyecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli,  Hendek 2. Organize Sanayi Bölgesi'nde Suriyeli bir işadamının kurduğu süt ürünleri fabrikasını ziyaret eden Pakdemirli, Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Almanfush ve yetkililerden bilgi aldı. Daha sonra Hendek ilçesinde bir otelde Sakarya Ticaret Borsası'nca (STB) düzenlenen mini sektör toplantısında iş adamı ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelen Pakdemirli, burada yaptığı konuşmada, tarımı olmayan ülkenin mutfağı olmayan eve benzeyeceğini söyledi.

"Türkiye 2021 sonu itibariyle et ithal etmeyecek"

Toprağın ve tarımın siyaseti olmayacağını vurgulayan Pakdemirli, "Tarım, savunma sanayisinden daha önemlidir. Neden? Çünkü her şeyiniz olabilir. Roketleriniz, uçaklarınız, her türlü teknolojiniz olabilir ama evde buzdolabı boşsa, insanların karnı açsa burada yapacak bir şey yok. En temel ihtiyacımız tarım ve gıda. Bu anlamda tarımı her zaman her şeyden daha önemli konumda olduğunu söylüyorum." dedi. Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin küçükbaş hayvan ve süt sığırı varlığında Avrupa Birliği'nde (AB) birinci, büyükbaş hayvan varlığında ise Fransa'dan sonra ikinci sırada bulunduğuna işaret ederek, Avrupa'da en büyük tarımsal hasılaya sahip ülke olarak kaynakları çok iyi kullandıklarını, çok daha iyi kullanılması gerektiğini kaydetti.

"2021'den itibaren et ithal edilmeyecek"

Tarımda üretim artışlarına değinen Pakdemirli, zaman zaman etle ilgili birtakım problemlerin yaşandığını ifade etti. 2002'de kişi başına bir yılda 6,1 kilogram et tüketildiğini, 2017'debunun 14 kilograma çıktığını kaydeden Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yani et tüketimimiz öyle bir artmış ki hayvancılıktaki et üretim miktarımız buna yetmemiş. Tavuk 10 kilogramdan 26'ya çıkmış, bu tarafta ihracatımız var. Balık 6,7 kilogramdan 5,5 kilograma düşmüş. Demek ki fazla ete yönelmişiz. Balık sağlıklı olduğu için her zaman balığın tüketilmesini tavsiye ediyorum. Etle ilgili şu anda Türkiye'nin önemli bir ihtiyacı yok, bir ihtiyaç olursa tekrar ithalata gireriz. Ama bugün itibariyle Türkiye'nin belirli bir süre daha aşağı yukarı ekim-kasım gibi söylemiştim, en az 6 ay daha et ihtiyacımız yok. Şu anda da belli süre daha ihtiyacımız yok, bunun planlamasını da gerekirse yaparız. İnşallah 2021 sonu itibariyle Türkiye bir daha kasaplık et ya da canlı hayvan ithal eden bir konumda olmayacak."dedi.
 
 
30.1.2019
Devamı

Döner ve Köftenin Standardında Değişiklik

Tarım ve Orman Bakanlığının "Türk Gıda Kodeksi Et, Hazırlanmış Et Karışımları ve Et Ürünleri Tebliği" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Buna göre, "fermente sucuk" olarak adlandırılan ürünün adı, tüketici tarafından anlaşılamadığı gerekçesiyle "sucuk" olarak güncellendi.
Türkiye'de et üretiminde kullanımına izin verilmeyen, mekanik yöntemlerle kanatlı hayvanların karkaslarından ayrılan etlerin (MAKE), kalsiyum limitleri çerçevesinde sadece ısıl işlem görmüş emülsifiye kanatlı eti ürünlerinde etikette belirtilmesi kaydıyla kullanımına olanak sağlandı.
Böylece yıllık üretim miktarı yaklaşık 160 bin tonu bulan MAKE'nin yurt içi üretimde de kullanılmasıyla ciddi bir ekonomik kaybın önüne geçilmesi hedefleniyor.
Tebliğ kapsamında yer alan, MAKE kullanılmayan ürünlerde kalsiyum miktarı çiğ kanatlı eti ve kanatlı kıymada kilogram başına 150 miligramı, hazırlanmış kanatlı eti karışımlarında 250 miligramı ve ısıl işlem emülsifiye kanatlı eti ürünleri dahil olmak üzere diğer kanatlı eti ürünlerinde 350 miligramı geçemeyecek. Etiketlerinde MAKE kullanıldığı bildirilen kanatlı emülsifiye et ürünlerinde ise kalsiyum miktarı 750 miligramı aşamayacak.
Emülsifiye et ürünleri, evcil tırnaklı hayvan veya kanatlı hayvan etlerinden özel bir teknik işlem uygulanarak elde edilen karışımın doğal veya yapay kılıflara doldurulup ısıl işlem görmesiyle üretilen salam, sucuk gibi ürünleri kapsıyor.

Köfte’de üretim sınırı kaldırıldı

Kasap, market gibi perakende işletmelerde köfte üretiminde günlük 10 kilogram olarak belirlenen miktar kısıtlaması da kaldırıldı. Hazırlanmış kırmızı et karışımı olarak sadece pişmemiş köfte ve yöresel ürünler (tantuni, Kilis tava, kağıt kebabı gibi), büyükbaş ve/veya küçükbaş hayvan karkas etlerinden günlük olarak üretilip satışa sunulabilecek.
Soğuk zincirin kırılması halinde gıda güvenliği açısından riskli görülen tavuk kıymanın dondurulmuş olarak piyasaya sunulmasına, uygun teknik ve hijyenik şartların sağlanması şartıyla izin verilecek.
Tebliğ kapsamında yer alan çiğ et, kıyma, kanatlı kıyma, hazırlanmış et karışımları, mekanik ayrılmış kanatlı eti ve et ürünlerinin üretiminde, "ürün" ismi "tür" ismiyle birlikte ifade edilebilecek.

Dönerin yağ oranı

Dönerin içerdiği yağ oranı kütlece en çok yüzde 25, kanatlı eti dönerinin içerdiği yağ oranı ise kütlece en çok yüzde 20 olarak belirlendi.
Et ürünleri için belirlenmiş ürün özelliklerinde, toplam et proteinindeki kolajen bağ doku proteini oranı esas alınacak. Kurutulmuş jambonda nem miktarı kütlece en çok yüzde 50 olacak.
Baş eti, ilgili mevzuatta belirtilen şartları sağlaması halinde sadece emülsifiye et ürünlerinin üretiminde kullanılabilecek.
Gıda işletmecilerine bu hükümlere uyum sağlayabilmeleri için 31 Aralık'a kadar süre tanındı.
 
 
 
 
30.1.2019
Devamı

Konya DSYB'den Süt İşletme Tesisi

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin  Süt işletme tesisi coşkuyla açılışı gerçekleşti. Konya DSYB’nin Süt İşletme Tesisi açılışına Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin, Ak Parti Konya Milletvekili Halil ETYEMEZ, Ak Parti Konya Milletvekili Ömer Ünal Ak Parti İl Başkanı Hasan Angı ve çok sayıda üretici ve yetiştiriciler açılış programına eşlik etti.
Programda bir açılış konuşması yapan Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Edip Yıldız şunları kaydetti.



“Bugün üreticimize vermiş olduğumuz sözü yerine getirmenin mutluluğu içerisindeyiz. 
Süt işleme tesisinde kase yoğurt, süzme yoğurt, beyaz peynir, tereyağı, rulo kaymak, kahvaltılık kaymak üretilmeye başlanmış olup tüketici talepleri doğrultusunda yeni çeşitler geliştirilecektir. Konya DSYB Süt İşleme Tesisinde üretilen ürünler başta merkez ilçeler olmak üzere birçok taşra ilçesinde market reyonlarında yerini almıştır.” Dedi.
 
 
 
30.1.2019
Devamı

Yaş Çay Fark Desteği Resmi Gazete'de Yayımlandı

Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeline Göre Yaş Çay Üreticilerine 2018 Yılı Yaş Çay Ürünü İçin Fark Ödemesi Desteği Yapılmasına Dair Tebliğ, dünkükü Resmi Gazete'de yayınlandı.
Tebliğ2/4/2012 tarihli ve 2012/3067 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Çay Tarım Alanlarının Belirlenmesi ve Bu Alanlarda Çay Tarımı Yapan Üreticilere Ruhsatname Verilmesine Dair Karar ile belirlenen ve üretime izin verilen çay alanlarında Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAY-KUR) tarafından düzenlenip kontrolleri yapılan ruhsatlı çay alanlarında 2018 yılı üretim sezonunda yaş çay yaprağı üreterek satışını yapan ruhsatlı üreticilerin desteklenmesini kapsıyor.
Ödemeler ruhsatlı üretici olup Karardan önceki yaş çay ürünü destekleme ödemelerine ilişkin kararnameler doğrultusunda yaş çay ürünü destekleme ödemelerinden faydalanmak için kamu ve/veya özel sektör işletmelerine başvuruda bulunan ve ruhsatını yenileyen, 2018 yılı üretim sezonunda da üreticiliği devam eden ruhsatlı üreticiler ile ilk defa 2018 yılı üretim sezonunda yaş çay yaprağı üreterek satışını yapan ruhsatlı üreticilere yapılacak. Ruhsatlı üreticilere 2018 yılı yaş çay ürünü için kg ram başına 13 kuruş yaş çay fark ödemesi desteği yapılır.

Fark ödemesi desteği, T.C. Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü tarafından, Bakanlığın ilgili kuruluşu olan ÇAY-KUR aracılığı ile üreticilere ödenecek.
 
 
30.1.2019
Devamı

NBŞ Yüzde2,5 Çekiliyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, il seçim işleri başkanları toplantısında yaptığı açıklamada nişasta bazlı şeker kotasının yüzde 5'den yüzde 2.5'e indirildiğini söyledi. Bilindiği üzere nişasta bazlı şekerlerin kotası 2018 yılının Mart ayında yüzde 10'dan yüzde 5'e düşürülmüştü.
Nişasta bazlı şekerlerin kotası geçtiğimiz yıl şeker fabrikalarının özelleştirme kararının hemen ardından yüzde 10'dan yüzde 5'e düşürülmüştü. Hükümetin bu kararı halk sağlığı ve pancar üretimi açısından sevinçle karşılanmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz yıl düşürülen kotanın yeniden düşürüleceğini açıkladı. Buna göre 135 bin ton kotası bulunan nişasta bazlı şekerlerin kotası yüzde 2.5'e yani 67.5 bin tona indirilecek. Nişasta bazlı şekerlerden alınan 67.5 bin ton şeker kotası da şeker fabrikalarına dağıtılacak. Kota dağıtımının nasıl olacağı ise yayınlanacak Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile belli olacak.
 
 
30.1.2019
Devamı

Garip Tavukçuluk Garip Kalmayacak

Adana'da bölgenin ihracat şampiyonu olan 40 yıllık tavuk firması Garip Tavukçuluk, yüksek faiz oranları ve yem ham maddesi stokçuluğundan kaynaklı Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurarak konkordato talep etmişti. İşlerini kaybetmek istemeyen işçiler ve yetkililer, açlıktan telef olma riskiyle karşı karşıya olan 3 milyon canlı tavuğun olduğunu belirterek firma önünde eylem yapmıştı.
Planlama Şefi Serkan Dönmez, ekonomik sıkıntılardan dolayı konkordato talebinde bulunduklarını kaydederek, “Talebimiz kabul edildi fakat gerekli desteği alamadık. Sahada canlı hayvanlarımız mevcut fakat onlara maddi imkânsızlıklardan dolayı yem gönderemedik. Onları yemsiz bırakmak zorunda kaldık. O hayvanların ölüm riski mevcut. Yaklaşık 650 çalışanımız ve bunların aileleri herkesin bir mağduriyeti söz konusu. Bizim tek derdimiz firmamız kapanmasın. Çalışanlarımızdan memnunuz, insanlar burada ekmek yemeye devam etsin. Bu konuda devlet büyüklerimizden destek bekliyoruz” şeklinde konuşmuştu.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli gerekli girişimde bulunarak bakanlığın ilgili bürokratlarına talimat verdi. Bakan Pakdemirli Twitter hesabından konu ile ilgili şu açıklamayı yaptı.
“Adana’da tavuk üretimi ile ilgili basına da yansıyan ve hepimizi derinden üzen görüntüler vardı. Bu konuyla ilgili görüşmelerimiz oldu ve nihayet bu sorun çözüldü. Ekonomik sorunlar yaşayan bir firmanın, bu işte fason üreticilere yem desteği sağlayamadığını gördük. Bakanlık Bürokratlarımıza gereken talimatları verdim ve Adana Valimiz Sayın Mahmut Demirtaş ile de sabah görüştüm. Akşam saatlerinde Valimiz beni çok mutlu eden haberi verdi. Bakanlığımız tarafından yapılan girişim ve protokollerden sonra artık yem desteğinin sağlanacağını ve civcivlerimizin yaşayacağı müjdesini vermek istiyorum. Bu gelişme hem şahsımın, hem Bakanlık Bürokratlarımızın hem de tüm kamuoyunun vicdanını rahatlattı.” Açıklamasında bulundu.
 
 
29.1.2019
Devamı

Özelleştirme'nin Çiftçiye Getirisi İcra, İflas, Haciz

Şeker fabrikalarının özelleştirilmesinin ardından iflas ve icra pancar çiftçisinin kaderi oldu. Yozgat’ta pancarı tarlada kalan bir çiftçi borçlu olduğu kişiye ödeme taahhüdünü yerine getiremediği için hapis cezası aldı.
Bir Gün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre Hükümetin 14 şeker fabrikasını özelleştirme kararı işçilerin yansıra çiftçileri de mağdur etti. Dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın “Hiç kimse mağdur olmayacak” sözüne karşın 11 bin işçi ve yaklaşık 50 bir çiftçiyi işsizlik ve yoksullukla karşı karşıya. Özelleştirmelerin ardından Yozgat’ta ürünü tarlada kalan, iflas eden bir çiftçi sonunda borçlarını ödeyemediği için hapis cezasına çarptırıldı.
Yerköy, Karacaahmet köyünde 350 dekar alana 800 ton pancar eken Ali İhsan Yılmaz, söküm için avans alamadığından ürününü toplayamadı. Hava koşullarının da kötüleşmesiyle Yılmaz’ın pancarının tamamına yakını kar altında kaldı ve çürüdü. Çorum Şeker Fabrikası’nı satın alan Safi Katı Yakıt Şirketi’nin söküm avansını ödemeyerek bu mağduriyeti yaşamasının sorumlusu olduğunu ifade eden Yılmaz, çürümekten kurtulan az miktardaki pancarını elleriyle sökerek satmaya başladı.
300-330 TL’ye satabileceği pancarı 100 TL’ye satmak zorunda kaldığını anlatan Yılmaz, özelleştirme öncesinde söküm öncesi avanslarını alıp hasata başladıklarını söyledi. Bu yıl ise fabrikayı satın alan şirketin taahhütlerini yerine getirmediğini ifade eden Yılmaz, “Pancarlara güvenip borçlandık üretim yaptık ancak şirket bizi yüzüstü bıraktı. Devletten de yüzümüze bakan olmadı. Bunun sonucunda benim gibi birçok arkadaşımız borca battı