Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

TÜDKİYEB: Küçükbaş Hayvan Sayısı 55 Milyonu Geçti

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, son yıllarda küçükbaş hayvancılığa verilen desteklerin olumlu sonuçlarının alındığını bildirerek, “küçükbaş sayısı 55 milyonu aştı. Nüfus başına bir küçükbaş hayvan sayısı hedefine adım adım yaklaşıyoruz” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada hayvancılık üretim istatistiklerini değerlendirdi. Haziran ayı sonu itibarıyla koyun sayısının 2019 Aralık ayı sonuna göre, 6 aylık sürede, koyun sayısının 5 milyon 437 bin artarak 37 milyon 276 binden 42 milyon 713 bine, keçi sayısının 1 milyon 145 bin artışla 11 milyon 205 binden 12 milyon 351 bine çıktığını belirten Çelik, küçükbaş hayvan varlığının 6 ayda 6 milyon 582 bin artışla 48 milyon 481 binden 55 milyon 63 bine yükseldiğini bildirdi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, 2009-2020 döneminde koyun sayısının 21,7 milyondan 42,7 milyona, keçi sayısının 5,1 milyondan 12,35 milyona ulaştığını belirtti.

Merinos koyunu sayısında 580 binlik artış
Nihat Çelik, koyunların 39 milyon 56 bin başının yerli, 3 milyon 656 bin başının merinos, keçilerin 12 milyon 88 bin başının kıl keçisi, 262 bin başının tiftik keçisinden oluştuğunu, özellikle yün sanayine hammadde sağlayan merinos koyunu sayısındaki 580 bin başlık artışın önemli olduğuna dikkati çekti.
Küçükbaş hayvan varlığının Tarım ve Orman Bakanlığının verdiği desteklerle olağanüstü bir hızla arttığını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“2020 yılının ilk yarısında sığır sayısı yüzde 4,2, manda sayısı yüzde 2,5 artarken, büyüme keçi sayısında yüzde 10,2, koyun sayısında yüzde 14,6 gibi çift haneli rakamlara ulaşıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her nüfus başına bir küçükbaş hedefi koydu. Bu hedefe ulaşmak için de Tarım ve Orman Bakanlığımız küçükbaş hayvancılığa daha önce olmayan destekler getirdi. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’ye küçükbaş hayvancılığa verdikleri önem ve destekler için teşekkür ediyoruz.”

Çelik; “Verilen desteklerin boşa gitmediği görüldü”
Çelik, verilen desteklerin boşa gitmediğinin görüldüğünü bildirerek, küçükbaş hayvancılıktaki hızlı büyümenin devamı için yetiştiricinin mera ve çoban sorununun çözülmesi gerektiğini bildirerek, “hayvancılıkta yem maliyetlerini düşürmenin yolu meraların ıslah edilmesinden, verimliliğinin artırılmasından, tamamının otlatmaya açılmasından, tek karış meranın, otlatma dışında kalmamasından geçiyor. Yetiştiricimiz 5-6 bin lira maaşla çoban bulamıyor. Hayvan varlığı arttıkça çoban ihtiyacı da artacaktır. Çığ gibi büyüyen bu sorun çözülmelidir” dedi.
Nihat Çelik, tarım ve hayvancılıkta genç nüfusun en önemli unsurlardan biri olduğunu, genç nüfusu tarımda tutabilmek için kır ile kent arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıkların giderilmesi, genç nüfusa yönelik desteklerin artırılması gerektiğini bildirdi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, bunlar yapıldığında destekler artırılarak devam ettirildiğinde yetiştiricinin rahatlıkla küçükbaş hayvan sayılarını da hayvansal ürün üretimini de çok daha ileri rakamlara taşıyacağını, küçükbaş hayvancılıktan elde edilen gelire milyarlarca liralık gelir ekleyeceğini vurguladı.
07.08.2020
Devamı

Osman Akar: Kurbanlıkların Yüzde 99'u Satıldı

Erzurum İl Tarım Orman Müdürü Osman Akar, Kurban Bayramı sonrası durum değerlendirmesi yaptı. Akar, "İl dışına 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakın küçükbaş hayvan sevkiyatı yaptık. Erzurum hayvancılığın başkenti durumunda" dedi.

Türkiye'nin en önemli tarım ve hayvancılık illerinden biri olan Erzurum Kurban Bayramı'nda beklentileri karşıladı. Edinilen bilgilere göre, il içinde bulunan kurbanlık hayvanların yüzde 99'u satıldı. İl dışına ise 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakın da küçükbaş hayvan sevkiyatı yapıldı.

Öte yandan, hayvanlarını satamayan besicilerin hayvanları ise Et ve Süt Kurumları tarafından belirli fiyatlara satın alınacak.

"Erzurum hayvancılıkta başkent durumunda"

Hayvan satışlarında geçen seneye oranla bu sene yüzde 25 artış olduğunu belirten Erzurum İl Tarım Orman Müdürü Osman Akar, "Erzurum hayvan potansiyeli açısından Türkiye genelinde çok önemli bir merkez durumunda. Yaklaşık 827 bin büyükbaş, 800 bine yakın küçükbaş hayvan varlığıyla hayvancılığın başkenti durumunda. Bu kadar hayvan varlığının olduğu kurban dönemi de çok beklentilerin olduğu bir dönemdi. Erzurum'da kurban dönemi çok verimli geçti. İl dışına yaptığımız sevkiyatlar ve il içinde yaptığımız kesimler tamamen beklentileri karşıladı. İl dışına 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakında küçükbaş hayvan sevkiyatı yaptık. Bunların dışında Erzurum içinde 25 bine yakın büyükbaş, 21 bin küçükbaş hayvan kesimi yapıldı. Geçen sene ile kıyasladığımızda yüzde 25 oranında artış sağladık" dedi.

"Kurban döneminde pandemi avantajımız oldu"

Pandemi sürecinin hayvan satımını olumlu yönde etkilediğini kaydeden Akar, "Pandemiden dolayı negatif düşüncelerimiz vardı. İnsanların beklentilerini karşılayabilir miyiz diye düşünüyorduk. Ama tam tersi pandeminin bizi olumlu etkilediğini söyleyebilirim. Pandemi nedeniyle tatile gidemeyen veya hac görevini yapmaya gidemeyen vatandaşlarımız ellerinde olan imkanları hayvanlara verdiler. Bu nedenle pandemi bizim avantajımız oldu diye düşünüyorum" açıklamalarında bulundu.

"Hayvanlarımızın yüzde 99'u satıldı"

Erzurum'un Türkiye'de besin kaynağı olarak ana iller arasında olduğunu söyleyen Akar, "Geçen seneye göre sevk ve kesim sayımızda artışlar oldu. Özellikle il dışına sevk ettiğimiz hayvanlardan bize geri dönüş olmadı. Hayvan pazarlarında görevli olan ekiplerimizin bildirilerine göre hayvanlarımızın yüzde 99'u satıldı. Kurban dönemi Erzurum'da beklentilerin karşılandığı bir dönem oldu. Biz önemli derecede Türkiye'yi besleyen ana illerden bir tanesiyiz. Biz yetiştirici bir iliz ve Türkiye'deki büyükşehirlere besin kaynağı olan ana iliz diyebilirim" ifadelerini kullandı.

"Besicilerin elinde kalan hayvanları Et ve Süt kurumları alacak"

Besicilerin elinde kalan hayvanların ise belirli fiyatlardan satın alınacağını vurgulayan Akar, "Sayın Bakanımızın açıklamalarına göre besicilerin ellerinde kalan hayvanları Et ve Süt kurumları belirli fiyatlardan satın alacak. Büyükbaş hayvanlarda 19 bin TL civarı, Küçükbaş hayvanlarda ise 15 bin ile 17 bin TL arasında değişen fiyatlarla Et ve Süt kurumu hayvanları sahiplerinden satın alacak bu konuda bakanlığımız her türlü tedbiri almış durumda" diye konuştu.

"Türkiye'nin en iyi hayvan pazarları Erzurum'da"

Vatandaşların en iyi imkanlara sahip olmak için Erzurum hayvan pazarlarını seçtiğini de ifade eden Akar, "Erzurum altyapı açısından Türkiye'de en iyi hayvan pazarlarına sahip durumda. Altyapının uygun olması insanların rahat bir şekilde hayvanlarını pazarlayabilmesinde etkili oldu. Şu anda 6 tane ruhsatlı hayvan pazarımız mevcut. Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Avrupa'nın en büyük hayvan pazarına sahibiz. Bunlardan dolayı Erzurum'daki pazarlarımız vatandaşlar tarafından tercih sebebi oldu" dedi.
07.08.2020
Devamı

Limon İhracatında Flaş Karar

Limon İhracatında Nisan ayından bu yana uygulanan Tarım ve Orman Bakanlığından ön izin alınması şartı kaldırıldı.

İç piyasada fiyat artışlarına karşı limon ihracatında Nisan ayından bu yana uygulanan Tarım ve Orman Bakanlığından ön izin alınması şartı, Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğle kaldırıldı.

Ticaret Bakanlığı tarafından 7 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Limon İhracatına İlişkin Tebliğ ile, taze limon ihracatı için Tarım ve Orman Bakanlığından ön izin alınması şartı getirilmişti.

Limon ihracatında ön izin şartı, süre dolmadan kaldırıldı. Uygulamanın 31 Ağustos 2020 tarihinde sona ereceği hükmüne karşılık Tebliğ, 7 Ağustos 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Limon İhracatına İlişkin Tebliğ (İhracat: 2020/7)’in Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ (İhracat: 2020/14) ile yürürlükten kaldırıldı.

07.08.2020
Devamı

İşlenmiş Tarım Ürününe Ek Gümrük Vergisi

Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 115 işlenmiş tarım ürünü için yüzde 4.3 ile yüzde 20 arasında değişen oranlarda ilave gümrük vergisi getirildi.

 
Buna göre, Paraguay çayı, kakao içermeyen şeker mamulleri, çikolata ve kakao içeren diğer gıda müstahzarları, makarnalar, ekmek, pasta, kek, bisküvi ve diğer ekmekçilik mamulleri, hububat veya hububat ürünlerinin kabartılması veya kavrulması suretiyle elde edilen gıda mamulleri, mayalar ve malttan üretilen biraları kapsayacak şekilde 115 işlenmiş tarım ürünü pozisyonundaki ürün için ek gümrük vergisi uygulanacak. Bu ürünlere, Avrupa Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması imzalanan ülke menşeli olanlar hariç, yüzde 4.3 ile yüzde 20 arasında değişen oranlarda ilave gümrük vergileri konulacak. Karar, 15 gün sonra yürürlüğe girecek.
Öte yandan, Resmi Gazete’de yayımlanan bir başka İthalat Rejimi Kararına Ek Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında yerli üretimin korunması ve desteklenmesi amacıyla sarımsak, ceviz, muz, çay, çerezlik ve yağlık ayçiçeği ithalatında uygulanan gümrük vergilerinde artış yapılmadan daha etkin uygulanmasını tesis edecek düzenlemeye gidildi.
Buna göre, söz konusu ürünlerin gümrük vergisinin bir kısmı nispi, daha yüksek kısmı ise maktu olarak uygulanacak. Karar,15 gün sonra yürürlüğe girecek.

07.08.2020
Devamı

Dolar ve Altındaki Artışın Çiftçi İçin Anlamı Nedir?

Hububat fiyatlarının bu yıl TMO'nun açıkladığı rakamların üstünde seyretmesi çiftçiyi biraz olsun rahatlatırken, kurdaki artışlar çiftçiyi şimdiden düşündürmeye başladı.
Tüm dünyada 19 milyon insana bulaşan koronavirüsün ikinci dalgasının gelip gelmeyeceği yönündeki endişeler, Lübnan'ın Beyrut Limanı'ndaki patlama, Türkiye'de dövize talebin güçlenmesi, alınan swap kısıtlamaları nedeniyle yabancı yatırımcının Türkiye piyasasına güveninin düşmesi gibi faktörler altın, döviz piyasasında yeni rekorları da beraberinde getirdi.
Uzun bir süredir yükselişini sürdüren altın fiyatları da yeni rekorlar kırdı. Peki, kur ve altın piyasasında yaşanan bu fiyat hareketlilikleri çiftçi için ne anlam ifade ediyor?
 
Bu yıl hububat fiyatlarının TMO'nun açıkladığı taban fiyatların üstünde seyretmesi çiftçiyi biraz olsun rahatlatmıştı. Ekmeklik buğday TMO tarafından 1650 TL olarak açıklanırken, fiyatlar bu rakamın üstünde seyretmiş, 1930 TL’ye kadar çıkmıştı. Çiftçi ürününü bu yıl iyi bir fiyattan sattığı için sevinirken, özellikle kurdaki artışlar, çiftçinin sevincini de altı götürdü.
Altın fiyatlarındaki yükseliş dolaylı yoldan etkilese de özellikle dolardaki yükseliş, çiftçiyi şimdiden kara kara düşündürmeye başladı. Çünkü dolardaki her birim artış, çiftçinin yeni dönemde girdi maliyetlerini de o oranda artıracak. Mozot, gübre, ilaç ve yem fiyatları artan kur fiyatlarından doğrudan etkileneceği için maliyetler bu kalemlerde ciddi oranda artacak. Diğer yandan çiftçilerin şimdiden piyasada gübre sıkıntısı yaşamaya başladığı da kaydediliyor.

07.08.2020
Devamı

Gıda ve tarımdan 10 milyar dolarlık ihracat

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Veri Paneli'ne göre, 2020'nin ilk 6 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 10,15 milyar dolar ihracat, 8,74 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi.

TÜİK tarafından açıklanan Dış Ticaret Verileri baz alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli'nin sonuçları açıklandı. TGDF Dijital Veri Paneli'ne göre, 2020 yılının ilk 6 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 10,15 milyar dolar ihracat, 8,74 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi.

Haziranda ihracat, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,5 artarak 1,68 milyar dolara yükseldi. Gıda ve tarım ürünleri ihracatının yılın ilk yarısında 10 milyar dolar çıtasını aşması, sektörün net ve güçlü ihracatçı konumunu yeniden gösterdi.

İhracat birim değeri 2020'nin ilk 6 ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,4 artarak 1.071 dolar/ton olarak gerçekleşirken, ithalat birim değeri yüzde 2,1'lik düşüşle 515 dolar/ton olarak gerçekleşti. İhracat birim değerinin artması ve ithalat birim değerinin düşmesi, sektör açısından olumlu bir gösterge olarak kabul edildi.


 
07.08.2020
Devamı

Menderes’te Yangının Çıktığı An İha’larca Görüntülendi

İzmir'in Menderes ilçesinde, ekipler tarafından güçlükle kontrol altına alınan orman yangınıyla ilgili bölgede soğutma çalışmaları devam ederken, bölgede sürekli olarak gözetleme yapan İnsansız Hava Araçları (İHA) yangının başladığı anları görüntüledi. İHA'lar, daha sonra ise kara birliklerine hemen koordinatları vererek erken müdahale edilmesini sağlarken, bölgede mangal yakanlarında izi tespit edildi.

Menderes ilçesi Çile Mahallesi'nde çıkan orman yangınına ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin saatlerce havadan ve karadan söndürmek için mücadele verdiği yangınla ilgili piknik yapmak için mangal yakanların izi tespit edildi.

Yangının neden çıktığına ilişkin inceleme yapan ekipler, Çile Mahallesi'nde bir mangal ateşinin yakıldığını, söndürmek için ise hortumla su taşındığını belirledi. Yangının bu nedenle çıkabileceği düşünülürken, bölgeden fotoğraf kareleri de ortaya çıktı.

Öte yandan, İnsansız Hava Aracının (İHA) Menderes'te keşif yaptığı ve yangının başlamasıyla kara birliklerine lokasyon ve koordinat verdiği görüntülerde ortaya çıktı.

İHA'lar tarafından kaydedilen görüntülerde, yangının Menderes'te başlama anları yer alıyor. Bölgede o sırada gözetleme yapan ısıya duyarlı İHA'lar, yangını tespit etmesiyle kara birliklerine koordinat ve lokasyon gönderiyor.

Alınan bölgeye göre, üretilen İHA'larla ilgili yazılım çalışmalarına başlandığı öğrenildi. Yazılım çalışmalarının tamamlanmasıyla İHA'ların anında ormanlardan fotoğraflama çalışmaları yapabileceği, bu sayede orman yangınlarının neden çıktığı konusunda da bilgi sahibi olunabileceği aktarıldı.
06.08.2020
Devamı

Tagem’de Atama

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür (Tagem) yardımcılığına İsmail Hakkı Kalyoncu getirildi. Konuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı yazısı:

Cumhurbaşkanlığından:

Karar: 2020 / 399

Tarım ve Orman Bakanlığında açık bulunan Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcılığına, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3 üncü maddeleri gereğince İsmail Hakkı Kalyoncu atanmıştır.

                                                                                                                                                                                                 Recep Tayyip ERDOĞAN
                                                                                                                                                                                                      CUMHURBAŞKANI

05.08.2020
Devamı

Kars'ta Dolu, Ekili Tarım Arazilerine Zarar Verdi

Hafta boyunca etkili olan sağanak ve dolu, Selim, Kağızman, Akyaka ve Arpaçay ilçelerindeki ekili tarım arazilerine zarar verdi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, hasada hazırlanan çiftçilerin zararlarının tespit edilmesi için çalışma başlattı.

İl Tarım ve Orman Müdürü Hüseyin Düzgün, AA muhabirine, dört ilçedeki bazı köyler ile merkez köylerde şiddetli sağanak ve dolu nedeniyle tarım arazilerinin zarar gördüğünü, ekiplerin sahada çalışmalara başladığını söyledi.

Arpaçay'da yaklaşık 20 dekarda sebze eken çiftçilerden Seyfettin Üneş, dolu nedeniyle birçok ürününün zarar gördüğünü anlattı.

Bostanda soğan, domates, kabak, lahana, aş otu, biber gibi birçok ürün yetiştirdiğini belirten Üneş, şöyle konuştu:

"Yumurta büyüklüğünde dolu yağdı. Salatalık, fasulye ve diğer ürünler yeşillikten görünmüyordu. Tam toplanma zamanları geldiğinde dolu vurdu. Yaklaşık 3 aydır yetiştiriyorduk ama emeklerimiz yarım saatte boşa gitti. Dolunun vurduğu soğanları biçiyoruz. Salata ve kabakları da temizleyeceğiz, daha sonra sulayacağız. İnşallah eskisi gibi olur."

Üneş, daha çok bakım yapıp ürünlerin bir kısmını kurtarmak için çalıştıklarını belirterek, "Allah beterinden saklasın. Bir şey olmamış gibi işimize odaklanıp çalışmamız lazım." ifadelerini kullandı.
05.08.2020
Devamı

Muş’ta Açılan Süt Toplama Üniteleri Hayvancılığı Canlandırıyor

Muş’ta, Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi tarafından finanse edilen ve Muş İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından yürütülen “Çiğ Süt Soğuk Zincir” projesi çerçevesinde kentteki 17 köye 29 ton kapasiteli süt toplama üniteleri kuruldu.
Muş’ta tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlayan vatandaşların yüzü, DAP İdaresi ve Muş İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından kurulan süt toplama merkezleri ile gülmeye başladı. Yılın 12 ayı sütlerini değerlendirmenin sevincini yaşayan vatandaşlar, günde 2 defa elde ettikleri sütü toplama ünitelerine teslim ediyor. İlk olarak 17 köye kurulan süt toplama ünitelerinden umutlu olan besiciler, hayvancılık ve üretimin artacağını ifade etti.
Günde iki defa süt toplama ünitesine süt teslim ettiğini ifade eden Kıyık köyü sakinlerinden Ali Sosan, uygulamadan memnun olduklarını söyledi. 12 ay sürekli olarak sütlerini buraya teslim edeceklerini belirten Sosan, “Yeni kuruldu. Köy olarak katılım da var. Günde 60 litre süt teslim ediyorum. Her ay başında paramız hesaplarımıza yatıyor” dedi.

“Yaz mevsiminde sütümüzü döküyorduk”
Kıyık Köyü Muhtarı Mustafa Sönmez ise çiğ süt soğuk zincirinin 12 ay boyunca günde 2 defa süt teslim aldığını belirterek, “Temmuz ayının birinden itibaren süt alımına başlandı. Büyük firmalarla anlaşmalar yapılmış. Buraya getirilen sütler hijyenik bir şekilde teslim alınıyor. Bu süt toplama ünitesi kurulmadan önce sütlerimizi mandıraya teslim ediyorduk. Piyasa şartları oluşmadan mandıra sütümüzü almıyordu. Biz yaz mevsiminde sütümüzü döküyorduk. Merkezin kurulmasıyla bu bölgede hayvancılık canlanacak. Başlangıç etabı olmasına rağmen günlük 30 vatandaşımız sabah akşam sütünü buraya teslim ediyor” diye konuştu.
05.08.2020
Devamı

Afyonkarahisar’da Ölümlü Kaza!

Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde patpat diye tabir edilen tarım aracı ile tırın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında baba hayatını kaybederken kızı ise ağır yaralandı.
Kaza, Şuhut'un Atlıhisar köyü yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Şuhut ilçesinden Karaadilli beldesi istikametine giden Osman A. idaresindeki 03 BP 793 plakalı tır, Atlıhisar köyü çıkışında Bayram Köken'in kullandığı patpat ile çarpıştı.
Kaza sonrası hurdaya dönen patpatın sürücüsü Bayram Köken ile kızı Nurcan K. yaralandı. Yaralılar çevredekilerin haber vermesi ile olay yerine gelen 112 Acil Servis ambulansları ile hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan sürücü Bayram Köken yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı, kızının tedavisi ise sürüyor.

Olayın ardından jandarma ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.
05.08.2020
Devamı

Sivas'ta 10 Bin Dekar Tarım Arazisine Dolu Zararı

Sivas’ın Ulaş ilçesinde etkisini gösteren sağanak ve dolu nedeniyle Acıyurt, Kurtoğlu ve Çevirme köylerinde su baskını yaşandı. Baskınlarda ekili tarım arazileri zarar gördü.

Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, Ulaş İlçe Tarım Müdürü Sevil Sırakaya ve Ulaş Ziraat Odası Başkanı Ziyaattin Gazioğlu, köylülerle birlikte ekili alanlarda hasar tespitinde bulundu.

Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, "Dolu yağışı nedeniyle Acıyurt ve Kurtoğlu köylerinde zarar meydana geldi. Ben de yerinde görmek amacıyla buradayım. Arkadaşlarımız hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarına başladı. Tahmini 10 bin dekar arazi zarar görmüş gibi. İnşallah Bakanlık olarak da gereken desteği vereceğimizden herkes emin olsun. Çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum" dedi.

"Afet olarak değerlendirilmesini istiyoruz"

 

Ekili alanların büyük ölçüde zarar gördüğünü belirten Ulaş Ziraat Odası Başkanı Ziyaattin Gazioğlu ise "Tarlada ekin kalmamış. Afet olmuş. Bunun genel bir afet olarak değerlendirilmesini istiyoruz. Çiftçilerimizin bazılarının sigortası yok, Çifti Kayıt Sistemi (ÇKS) yok. Bunları genel kapsamda değerlendirmek istiyoruz. Devletimizden yardım istiyoruz" diye konuştu.
05.08.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Rekor Katılımlı Bayramlaşma

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli videokonferans yöntemiyle yaklaşık 32 bin Bakanlık personeliyle online olarak bayramlaştı.
Konuşmasına “öncelikle sizlerin ve çok kıymetli ailelerinizin Mübarek Kurban Bayramını kutluyorum” diyerek başlayan Bakan Pakdemirli “Kurban Bayramımızın; ülkemiz, milletimiz ve İslam âlemi için huzur, barış ve esenliklere vesile olmasını diliyorum.  Allah kurbanlarınızı, hayırlarınızı kabul eylesin. Şüphesiz bu bayramlara erişmemize vesile olan kahraman şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum” dedi.
 
 150 Bin Personelimiz 81 İl, 922 İlçede Hizmet Veriyor
“Teşkilatımız içinde gerek orman, gerek tarım birimlerinde, görevi başında şehit olan personelimizi ve değerli ailelerini unutmamız mümkün değildir. Tüm görev şehitlerimizi de bu vesileyle, rahmetle anıyorum. Allah onlardan razı olsun” diyen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Çok sayıda meslek disiplininde; 150 Bin personelimiz 81 il, 922 ilçede hizmet veriyor. Biz, 83 Milyon vatandaşımızın tamamına hitap eden ve bunun sorumluluğunu taşıyan bir bakanlığız. Ülkemiz topraklarının yaklaşık %80’ninin sorumluluğu bizim üzerimizde. Tarıma, ormana, suya ve bilhassa gıdaya dokunuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemiyle iki yılda büyük işlere beraber imza attık.18 yılda ortaya koyduğumuz güçlü tarım-orman alt yapısını, 2 yılda daha da sağlamlaştırdık. Hamdolsun, geldiğimiz noktada, üretecinin memnuniyeti ve Bakanlığımıza olan güveni daha da güçlendi. Burada sizlerin rolü ve gayreti çok kıymetli”
        Tarımsal Desteği %52 Artışla, 22 Milyar Liraya Çıkardık
Konuşmasında iki yılda hayata geçirilen projelere değinen Bakan Pakdemirli “Tarımsal desteği %52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık. 2019 yılında 12 yeni destek başlattık,  32 destek birim fiyatında da artış sağladık.  Desteklerdeki bu artışla, tarımsal hasılamız %45 artışla 275 Milyar Liraya ulaştı. 2019 yılında 5,3 Milyar Dolar dış ticaret fazlası verdik.
Sertifikalı tohum üretimini %7 artırdık, 1 milyon 134 bin tona ulaştırdık. Üretici dostu politikalara ağırlık verdik, üreticimizin yüzünü güldürdük. Ekmeklik buğday fiyatını; son 2 yılda, %57 artışla, ton başına 1.650 Liraya çıkardık. Fındıkta alım fiyatını ilk kez hasat tarihinden önce açıkladık.  2 yılda, %55 artışla, kilogram başına 22-22,5 Lira aralığına çıkardık. Çay alım fiyatını; %34 artışla, kilogram başına, destek ile 3,40 Liraya çıkardık. Kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısıyı regülasyon kapsamına dahil ettik. Hayvancılık desteklerini %78 artışla, 6,6 Milyar Liraya çıkardık. Büyükbaş hayvan varlığını, %8 artırarak 18,6 milyon başa, küçükbaş hayvan varlığını, %20 artırarak 55,1 milyon başa çıkardık. Süt üretimi %4 artışla 23 milyon tona, Kırmızı et üretimi %7 artışla 1,2 milyon tona ulaştı. Su ürünleri üretimimiz %33 gibi rekor bir artışla 837 Bin tona ulaştı. Su ürünleri ihracatında 2023 hedefi olan 1 Milyar Doları, tam 4 yıl önce 2019’da yakaladık.
Gıda denetim sayısını %8 artırarak, yıllık 1,2 Milyonun üzerine çıkardık. 2020 yılında gıdalarda taklit ve tağşiş yapan firmaları 4 kez ifşa ettik. Kırsal Kalkınmada 7 Bin projeye, 2,7 milyar Lira hibe sağladık. Bu hibelerle 23.700 kişilik istihdam oluşturduk.  2 yılda 600 Milyon fidanı toprakla buluşturduk. “GELECEĞE NEFES” kampanyasıyla 1 günde 13,8 Milyon fidan diktik. Orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi güçlendirdik. İlk defa İHA’ları yangınları izleme amacıyla kullanmaya başladık. Öncekilerden 3 kat daha fazla su taşıyan amfibik uçakları ilk defa hizmete aldık. 47 adet yeni alanı Korunan Alan kapsamına aldık. Suyun gücünü milletle buluşturduk. 68 Baraj, 45 Gölet ve Bent, 42 HES yapımı tamamladık. 159 Bin hektar alan sulamaya açtık. 1,2 Milyon hektar alanda Arazi Toplulaştırma tescilini tamamladık” dedi.
Pandemi Sürecini Tarımsal Üretim ve Gıda Tedarikinde Sorun Yaşamadan Atlattık
Pandemi sürecinde 7/24 çalıştıklarının altını çizen Bakan Pakdemirli “Perakende zincirlerini yönlendirdik, böylece, yurtdışındaki market manzaralarını görmedik. Sizlerin gayretleriyle tarımsal üretim kesintisiz devam etti. Pandemi sürecinin en yoğun hissettiğimiz ilk 5 ayda tarımsal desteklerin %55’ini ödedik. Tohumun %75’inin çiftçimize hibe vererek, ekilmeyen hazine arazilerini üretime kazandırıyoruz. Çiftçimize, ÇKS başvurularını dijital ortamda yapma imkânı getirdik. Allah’a şükür, bu süreci alnımızın akıyla, tarımsal üretim ve gıda tedarikinde sorun yaşamadan atlattık. Bu gayretlerinden dolayı her bir personelimize çok teşekkür ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Pandemi sürecine rağmen, son iki yılda başlatılan projelere yenilerinin eklendiğini belirten Pakdemirli, bu projelere değinerek, projelerin tarım ve ormanın geleceği için kritik önem taşıdığını söyledi.
Potansiyelimiz Büyük, Hedeflerimiz de Büyük
Yapılanların durmayı ve izlemeyi değil, daha iyisini yapmayı, yeni projeleri hayata geçirmek için ışık olması gerektiğini ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle konuştu:
“Artık gelecek 1 yılı, 2 yılı değil; 10 yılı, 25 yılı çok doğru tasarlamak ve bütün altyapıları tamamlamak zorundayız.  Potansiyelimiz büyük, hedeflerimiz de büyük. Ekilmedik bir karış toprak bile bırakmamalıyız. Hazine arazilerini üretime kazandırmak için her bir boş araziyi tespit ederek ekime-dikime kazandırmalıyız. İnşallah; Hazine arazilerinin kullanımı ile ilgili uygulamanın usul ve esaslarını düzenleyen mevzuatı en kısa sürede yayımlayacağız. Üreticileri; doğru ve kârlı üretime, verimli çeşitlere yönlendirelim. Demonstrasyonlar yaparak bu çeşitleri sahada çiftçimize gösterelim. Üretim planlamasında optimizasyon bizim önem verdiğimiz bir konu. Bu kapsamda yeni çalışmalarımız olacak.
Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı konusunda taviz vermeyelim. Bu konuda ciddi mesafeler aldık. 2002 öncesi tarım dışına çıkarılan arazi miktarı yıllık 120 bin hektar iken, bu miktarı ortalama 60 bin hektara düşürdük.  Geçen sene bu rakam 10 bin hektarın altına indi. Bu sürecin devamında sizin rolünüz çok önemli”
2023 Hedeflerimize Ulaşmak, Sizin Gayretlerinizle Olacaktır
Bakanlığın belirlediği hedeflerin ve ortaya koyduğu projelerin, sadece merkezin değil; tüm taşra birimlerimizin de hedefleri ve projeleri olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bu bilinçle her zaman sahada, üreticinin ve tüketicinin yanında olmalıyız. Yaptığımız bütün icraatları; hece hece, kelime kelime, gerekirse köy köy, kahve kahve gezerek anlatmalıyız. 83 milyon vatandaşımıza; sorunlarını çözen, yeni projeler sunan ve bunu özveriyle yapan bir teşkilat olduğumuzu hiçbir zaman unutturmayalım. 2023 hedeflerimize ulaşmak, sizin gayretlerinizle olacaktır. Şimdi daha çok çalışmalıyız. Hedefleriniz her zaman büyük olsun.  Başta ben olmak üzere, tüm yöneticilerimiz, her zaman sizlerin yanınızda, arkanızda. Bu duygu ve düşüncelerle; tekrar sizlere ve ailelerinize hayırlı bayramlar, sağlıklı günler ve bereketli yarınlar diliyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
04.08.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Mangal Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi.ımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi..
Orman yangınları ile ilgili son durumu paylaşan Bakan Pakdemirli, yangınların yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğuna dikkat çekti.
Bakan Pakdemirli ormanlarda mangalın nasıl önleneceği ile ilgili soru üzerine şu yanıtı verdi:
"Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın ormana girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi. Yangınların tek sebebi mangal değil ama ısının çok arttığı nemin düştüğü dönemde vatandaşları bilinçlendirmek ve bu konuya hassasiyet göstermek gerekiyor"
 
04.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Kırsal Kalkınmaya Büyük Destek

Tarım ve Orman Bakanlığı kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın kalkınmasına yönelik yaklaşık 10,5 milyar liralık hibe desteği vererek, kırsaldaki üreticilerimizin yanında durdu ve onları yalnız bırakmadı.
Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı (KKYDP) kapsamında kırsal kalkınma yatırımlarını desteklediklerini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “2006 yılında başlattığımız KKYDP ile kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi ile alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması maksadıyla çeşitli alanlardaki yatırımlara %50 oranında hibe desteği veriyoruz” diye konuştu.
GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLER BAŞVURABİLİYOR
Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik, yeni tesis, teknoloji yenilenmesi, alternatif enerji kaynaklarının üretilmesi ve kullanılması ve alet ekipman alımlarına ilişkin hibe desteklerine gerçek ve tüzel kişilerin başvurabildiğini belirten Bakan Pakdemirli “Bu kapsamda 2006-2020 yılları arasında bu alanlarda 4,1 Milyar TL hibe desteği sağladık. Ayrıca modern sulama sistemlerinin desteklenmesi maksadıyla yapılan yaklaşık 625 milyon liralık hibe ile bu rakam 4,725 milyar liraya ulaştı” değerlendirmesinde bulundu.
GENÇ ÇİFTÇİ PROJESİNE 1,43 MİLYARLIK HİBE
Diğer yandan kırsal kalkınma için 2016-2018 yılları arasında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programının uygulandığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Proje ile bitkisel üretime,  hayvansal üretime, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi, işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik kişi başı 30.000 lira hibe desteği verdik. Bu bağlamda 47.775 genç çiftçimizin projesine toplam 1,43 milyar lira hibe desteği sağladık. Bu proje 2018 yılında tamamlandı” açıklamasını yaptı.
UZMAN ELLER PROJESİNİ BAŞLATTIK
2019 yılında ise tarım ve orman alanında üniversite eğitimi alan genç çiftçilerimize yönelik Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesini pilot olarak başlattıklarını söyleyen Pakdemirli “Projeyi İzmir, Düzce, Mardin ve Amasya illerinde başlattık. 100 kişiye 100’er bin lira hibe sağladığımız bu projede destekleme verilen işletmelerin kâr-zarar durumu ve faaliyetleri yakından takip edilecek. Olumlu etkileri görüldüğü takdirde, projeyi, Türkiye’nin bütün illerine yaymayı planlıyoruz” açıklamasını yaptı.
IPARD İLE KIRSALA 4,3 MİLYAR LİRALIK HİBE
Ülkemizde Avrupa Birliğinin ortak tarım politikasına uyum için politika geliştirmeyi destekleyen, tarım sektörü ve kırsal alanların sürdürülebilir adaptasyonuna katkı sağlamayı amaçlayan Kırsal Kalkınma Programının da (IPARD) uygulandığını ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“IPARD-1 ve IPARD-2 programlarıyla son 10 yılda yaklaşık 16.500 projeyle sözleşme imzaladık, bu projelere 4.3 milyar TL hibe desteği ödedik. Böylece kırsalda 12.5 milyar TL yatırım yapıldı, 67 bin yeni istihdam oluştu”
KIRSALA TOPLAM HİBE YAKLAŞIK 10,5 MİLYAR LİRAYI BULDU
Bakanlık olarak kırsaldaki vatandaşlarımızın ve üreticilerimizin her daim yanında olduklarını ve bundan sonra da onları yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bugüne kadar kırsal kalkınma maksadıyla yaklaşık 10,5 milyar liralık hibe desteği sağladık. Bu desteklemelerimiz bundan sonra da devam edecek” ifadelerini kullandı.​
 
04.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Gıda Cezası

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yılın ilk 7 ayında 705 bin gıda denetimi yaptıklarını ve uygunsuzluk tespit edilen işletmelere 63 milyon liranın üzerinde idari cezası uyguladıklarını açıkladı.

Bakan Bekir Pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada, gıda üretim ve satış ile toplu tüketim yerlerine yönelik denetim ve kontrolleri her geçen yıl artırarak devam ettirdiklerini ifade etti. 2002 yılında 39 bin olan gıda denetim sayısını geçen yıl 1,2 milyona çıkardıklarını kaydeden Bakan Pakdemirli, "Bu yılın ilk 7 ayında ise gıda üretim yerinde 122 bin 989, gıda satış yerinde 311 bin 616 ve toplu tüketim yerinde 270 bin 574 olmak üzere toplamda 705 bin denetim gerçekleştirdik. Denetim sonucunda olumsuzluk tespit edilen işletmelere yönelik 7 bin 446 adet toplamda 63 milyon 111 bin 879 TL idari para cezası uyguladık. 87 işletme için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduk" dedi.

 

Alo Gıda Hattı Aracılığı ile 2,4 Milyon Başvuru Yapıldı

Vatandaşların gıdayla ilgili gördükleri olumsuzlukları bakanlığa bildirmesi için 2009 yılında başlatılan 174 Alo Gıda hattına bugüne kadar toplamda 2,4 milyondan fazla arama yapıldığını belirten Pakdemirli, buna ek olarak bu yılın mart ayında hayata geçirdikleri WhatsApp ihbar hattına da yaklaşık 30 bin ihbar ve başvuru yapıldığını ifade etti.

04.08.2020
Devamı

Büyükbaş Hayvancılık Hibe kredisi ve Desteği Şartları 2020

2020 yılında dinamik çiftçilerimize hibe kredi desteği sağlanarak hayvancılık sektöründe büyük adımlar atılmıştır. Ziraat bankası da faizsiz kredi desteği sağlamaktadır. TKDK ve tarım il müdürlüğünün resmi gazetede yapmış olduğu açıklamaya göre büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin üst kredi limiti 10.000.000 TL’ye kadar yükseltilmiştir.

Büyükbaş hayvan hibe desteği nasıl alınır?

2020 yılın yıllık cari faiz oranı %10 olarak hesaplanarak çiftçilerimize ciddi bir oranda destek olunmuştur. Fakat bu destekten faydalanmak için hem hayvanlar hem de hayvan sahiplerinden istenilen bazı şartlar vardır. İstenilen bu şartlar resmi gazetede yayımlanmıştır.

Büyükbaş hayvan hibe kredisi şartları (Hayvanlar)

Büyükbaş hayvanının Türkvet’e kayıtlı olması gerekir.
Desteklenecek olan bu büyük baş hayvanının dişi ise en az bir kere doğum yapmış olması gerekmektedir.
3 yaşından büyük olması gerekmektedir
Söz konusu büyük baş manda ise 4 yaşından büyük ve bir kez doğum yapmış olması istenilmektedir.
Büyükbaş hayvanın verimi yüksek olan holstein siyah ya da alaca brownsiwis, simenta, jersey olması istenilmektedir.

Büyükbaş hayvan hibe kredisi şartları (Çiftçiler)

Hayvan sahiplerinin dikkat etmesi gereken birkaç husus bulunmaktadır. Hepinizin aklında banka kredi notu geliyor ise doğru düşünüyorsunuz.
Banka kredi notunuzun 1690 puan üzeri olması şarttır.
Gerek duyulması durumunu düşünerek olası bir kötü durum için 2 adet kefil gösterilmesi istenilmektedir.
Hayvan sahibi olacak çiftçileri vergi dairesine borçlarının olmaması gerekmektedir.
Çiftçi kayıt sistemi belgesi alma zorunluluğu vardır.
Hayvanlar küpeli değil ise finansman bedeli olarak gösterilecek mal, mülk istenilmektedir.
Banka sözleşme kağıdının eksiksiz bir şekilde doldurulması ve imzalanması gerekmektedir.

Tüm bu şartlar sağlandıktan sonra hibe kredisi desteği almanızda herhangi bir engel yoktur. Bu müracaatı ziraat bankasının tarımsal işler bölümüne yapabilirsiniz. Ziraat bankasının sağlamış olduğu kredinin yıllık faiz oranı %10 dur. Bu orana 40 yaşından küçük ya da kadın olma durumunuz eklenirse %0,9 düşmektedir. Tüm bu bilgilere ek olarak damızlık düve yetiştirmek isterseniz faizsiz kredi imkanı da sunulmaktadır.

04.08.2020
Devamı

Çorumlu Köylüler: Birleşip Eylem Yapacağız

 MTA ekipleri, Çorum’un Dodurga ilçesinin Mehmetdede Tekke köyünde sondaj çalışması yapılması için ihale açtı. İhaleyi kazanan firmanın şantiye kurulumunu tamamladıktan sonra bölgede rezerv araştırması yapacak olmasına köy halkı tepki gösterdi. Köylüler, sondaj çalışmalarından sonra tarım ve meyvecilik üretiminin sekteye uğrayacağını, tarım yapılabilecek arazilerin azalacağını söyledi.
Muhtar: Kesinlikle bu aramaya karşıyız
Mehmetdede Köyü Muhtarı Ali Üremiş, köy sınırları içerisinde maden araması yapılmasına karşı olduklarını ifade ederek, “Altın siyanürle aranır, siyanür ise toprağa ve yer altındaki suya zarar verir. Köyümüzün geçim kaynağı ise çiftçiliktir. Tarlamızı, bahçemizi sulamak için sondaj vuruyoruz. Bu, bizi haliyle olumsuz etkileyecek, çiftçilik yapmamıza mani olacaktır” dedi.
Muhtar Ali Üremiş, arama yapılacak bölgenin HES Obruk baraj gölüne sadece 100 metre mesafede olduğuna dikkat çekerek, bu baraj gölünden çeltik tarlalarının ve diğer arazilerinin de sulandığını ayrıca baraj gölündeki balıklarında siyanürlü aramada zarar göreceğini vurguladı.
Maden Tetkik Arama Müdürlüğü ekipleri köylerinde arama yapmakta ısrar ettiği takdirde köy halkı olarak eylem yapacaklarını kaydeden Ali Üremiş, “Köyümüzün geleceği ile oynatmayız. Sadece bizim köy değil, bölgeye yakın diğer köyler de bu aramada zarar görecektir. Diğer köylerle birleşip eylem yapacağız. Ne olursa olsun suyumuzun kirletilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Ali Üremiş, konuyla ilgili olarak Vali Mustafa Çiftçi ile görüştüğünü ancak Vali Çiftçi’nin, kendisine, “Konuyla ilgili bilgim yok” dediğini belirterek, bir ilin valisinin bilgisi olmadan MTA’nın nasıl böyle bir arama yapacağını ve kimlerden izin aldığını merak ettiklerini söyledi. Üremiş, konuyla ilgili bilgi almak amacıyla Dodurga Kaymakamı Abdülkadir Işık’ın yanına gittiklerini, Kaymakam Işık’ın da yeterli bilgiye sahip olmadığını sözlerine ekledi.

04.08.2020
Devamı

Pakdemirli’den, Orman Yangınları İle İlgili Açıklama

Bakan Bekir Pakdemirli, orman yangınlarına yapılan müdahalelere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakan Pakdemirli, Sivas Gemerek, Bolu Kıbrıscık, İstanbul Maltepe, Ataşehir, Diyarbakır Hani, Çardaklı, Balıkesir Dursunbey, Ayvacık, Eskişehir Tepebaşı ve Musaözü’ndeki orman yangınlarının ekiplerin yoğun çalışmaları sonucunda söndürüldüğünü ve soğutma çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.
 
KONTROL ALTINA ALINAN YANGINLAR
Pakdemirli, kontrol altına alınarak soğutma çalışmalarına başlanan yangınları ise şöyle sıraladı: "Kastamonu Taşköprü, Derebeysi, Denizli Çal, Poyrazlı, Kırklareli Demirköy, Bulanıkdere, Osmaniye Düziçi, Osmaniye Merkez, Adana Kozan, Antalya Konyaaltı, Hisarçandır, Muğla Menteşe, Dokuzçam, Yeşilyurt, Ankara Nallıhan, Kızılcahamam, Hatay İskenderun, Akarca, Gaziantep Şehitkamil, Tokat Erbaa, Yoldere, Manisa Alaşehir, Kozluca, İzmir Kiraz, Karaburç, Sinop Boyabat ve Oğlakcılar yangınları kontrol altına alındı. Soğutma çalışmalarına başlandı. Sinop Durağan yangınını söndürme çalışmalarımız ise devam ediyor."
 
04.08.2020
Devamı

KLORDİOKSİT’İN TARIM VE HAYVANCILIKTA KULLANIMI

Klordioksit, dünyada birçok sektörde değişik amaçlar ile kullanılmaktadır. Doğru kullanım ve doğru dozlama ile mükemmel sonuçlara ulaşmak mümkündür. Klordioksit, bakteri, rota-virüsler, mantar, küf, maya, parazit, yosun ve biyofilmin bertarafı üzerinde etkinliğini kanıtlamıştır. Tarımda ve hayvancılıkta bitkisel üretimde kanser, nematod ve fusarium, hayvancılıkta şarbon, şap, brusella sorunlarına karşı da bir çözüm olarak kullanılmaktadır.
 
FAO, WSU, FDA, WHO, US EPA gibi dünyanın önde gelen pek çok gıda, tarım ve sağlık kurumları klordioksiti, çevre ve insan dostu, organik tarım destekleyen, antikanserojen, hiçbir zararlı kalıntı bırakmayan bir dezenfektan olarak tanımlamış ve bu doğrultuda birçok projesinde yer vermiştir.
 
Klordioksit AB, USEPA, WHO standartları ve birçok ulusal içme suyu yönetmeliklerine göre insan ve hayvan tüketimi için izin verildi. Aynı zamanda Amerikan Çevre Koruma Dairesi klordioksitin patojenleri ve şarbon gibi hastalık mikroplarını güvenli bir şekilde yok ettiğini onaylamıştır.
 
KLORDİOKSİTİN KULLANIM ALAN-YERLERİ
 
Klor dioksit çok geniş alanlarda kullanılmaktadır. Sağlık sektörü, eğitim sektörü, toplu yaşam merkezleri, içme-kullanma ve arıtma suları, ağartma işlemleri, gıda sektörü, tarım ve hayvancılık bunlardan bir kısmıdır.
 
TARIM SEKTÖRÜNDE KLORDİOKSİT KULLANIMI
 
Topraktaki zararlıları yok etmek amacıyla kullanılan kimyasallar, toprağın ve bitkilerin biyolojik yapısını bozarak, bitkilerin zararlılarla ve hastalıklarla mücadele gücünü düşürmektedir. Özellikle toprak zararlılarının, kimyasallara karşı belli bir süre sonra bağışıklık kazanması, bazı kimyasalların toprakta kalan kalıntılarının bitkiler vasıtasıyla canlılara geçmekte ve canlı dokusunda kalıntılarının birikmesi nedeniyle kimyasal mücadele gün geçtikçe büyüyen bir sorun haline gelmektedir.
Tarımsal üretimde; kalite ve verimliliğin artırılmasında, hasat öncesi ve sonrası kayıpların önlenmesinde, hastalıklar ve patojenler ile mücadelenin önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu mücadele yöntemleri hem pahalı hem de zaman kaybına sebebiyet vermektedir. 
Günümüzde tarım sektöründe klordioksitin toprak dezenfeksiyonunda tercih edilmesinin nedeni, hem toprağın kimyasal ve biyolojik dengesini hem de bitkilerin biyolojik dengesinin korumasıdır. Ayrıca klordioksit, oksidasyon gücünün çok yüksek olması ve bilinen en kuvvetli dezenfektan olması sebebiyle mevcut kimyasallara oranla çok daha etkilidir ve arkasında kalıntı bırakmaz.
 
HAYVANCILIK SEKTÖRÜNDE KLORDİOKSİT KULLANIMI
 
Hayvan işletmelerinde verimliliğin yanında elde edilecek ürününde sağlıklı ve kaliteli olması önemlidir. Birçok viral ve bakteriyel hastalıkların hayvanlardan insanlara geçmesi hayvansal ürünlerin hijyenik olması önemini artırmaktadır.
 
Bir işletmede kaliteli üretim açısından değerlendirmek için çok farklı alanlara bakmak gerekmekle birlikte en önemlisi hayvan temizliği ve dezenfeksiyon işlemidir. Çünkü, hijyenin en son ürüne kadar etkisini sürdürmesi sebebiyle önem sıralamasında en başta gelir.
Ülkemizde barınak içi koşullar konusu halen problemdir. Salgın hastalık oluşturabilecek mikrobun işletmeye girmesihastalığın kısa sürede yayılması anlamına gelir. Bu sebeple hayvan yetiştirme alanlarında ve kesimhanelerde, ortamda yaşayan patojen ve mikroorganizmaların etkilerini en aza indirmek, bulaşıcı hastalıklarınan ortaya çıkmasını ve yayılmasını önlemek hayvanlarının verimini artırmak için, hayvancılık işletmesi, barınak, alet ekipman, çalışanlarda ve kullanılan araç gereçlerin, güçlü dezenfektanlar ile dezenfekte edilmesi çok önem arz etmektedir.
Güçlü dezenfektanların kalıntı bırakması, insan ve hayvan sağlığın üzerine özellikle solunum yolu rahatsızlıklarına sebep olmaları gibi olumsuz yönleri oldukça yüksektir.
Ülkemizde genellikle halen dezenfektan yerine kireç ve kanserojen etkisi yüksek formaldehit gibi kimyasallar kullanılmaya devam edilmektedir.
Ülkemizde yeterli seviyede ve uygun özellikte dezenfektan kullanılmaması sebebiyle dünyada kontrol altında tutulan şap, brusella ve verem gibi bazı bulaşıcı hastalıkların daha yaygın olarak görülmesine sebep olmaktadır.
 
Unutmamak gerekir ki etkin bir dezenfektan kullanımı ile hayvan ve verim kayıpları da en aza indirilir. Dünyada bugüne kadar hayvancılıkta kullanılan en etkin dezenfektan KLORDİOKSİT olmuştur.
Klordioksit geniş spektruma (bakteri, virüs, mantar, alg, mikrobik tek hücreli canlılar, vb) sahip olması, etki süresinin kısa olması, geniş bir pH ve ısı aralığında etkili olması, organik atıkların varlığında dahi etkili olması ve onlarla etkilişime girmemesi, kullanıldığı ortam materyaline (beton, toprak, ahşap, vb) bağlı etkilişim göstermemesi, biyofilm oluşturmaması ve hatta temizliğinde kullanılması, atıkların da dezenfekte edilmesinde kullanılması, ortamda kansojen oluşturacak bileşiklere girmemesi, kalıntı bırakmaması, hayvancılık işletmelerinde kullanılmasının tercih nedenlerindendir.
 
Klordioksit bakteriyel kontaminasyonu temizlemek için en iyi ve kesin çözüm olarak uygulanmaktadır. Bu amaçlı kullanımlarda özellikle amonyak gazını okside ettiği için hayvandaki stresi azaltarak genel büyüme performansını pozitif olarak etkiler.
 
Ayrıca, hayvancılıkta kullanılan her türlü alet-ekipman, araç-gereç, yemlikler, suluklar, yem kapları ve el arabaları, hayvanlara yedilen yemler, klordioksitle materyalin özelliğine göre püskürtme, yıkama, silme şeklinde dezenfekte edilebilir. Hayvanların kaşınma fırça veya kazıkları da püskürtmek süretiyle klordioksitle dezenfekte edilebilir.
 
Bu sebeple hayvancılıkta yeni nesil dezenfektan klordioksit önerilmektedir.
 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından all düzey dezenfektan olarak onaylanmıştır. Bu dezenfektan insanlar, hayvanlar ve çevre için zararsız, hızlı etkisi ile tüm virüs ve bakteriler için geniş spektrumlu etkinliğe sahip, mikroorganizmalar tarafından bağışıklık geliştirilemeyen, bakteri sporlarını öldürebilen dezenfektandır. Kullanımı kolay bir dezenfeksiyon olmakla beraber aynı zamanda koku önlemekte de etkindir.
 
Fransız bilim adamlarının ve Dünya Sağlık Örgütünün bağımsız olarak prionlara (hastalık etmeni olan prionların sebep olduğu örneğin Deli Dana hastalığına) karşı dezenfeksiyon konusunda yürüttüğü araştırmalarda görülmüştür ki Klordioksit her iki bağımsız çalışmada da prionlara karşı dezenfeksiyonda kısmen etkili kabul edilen tek dezenfektandır. Şu anda deli danaya karşı bilinen tek ve en etkili dezenfektandır. Ayrıca klordioksit; şarbon, brusella, vb zoonoza (insana geçebilen hayvan hastalıkları) karşı etkinliği kabul edilmiş bir dezenfektandır.
 
ABD'de 2001 yılında şarbon salgınından sonra binaların korunmasında ve hava dezenfeksiyonunda kullanılmıştır.
 
Büyükbaş ve Küçükbaş hayvancılıkta klordioksitin kullanım alanları;
 
İçme suyu, su depoları ve borularının dezenfeksiyonunda, içme suyu sistemlerinin düzenli dezenfeksiyonunda, su hatlarında oluşan hastalık yapıcı biofilm ve yosun tabakasının çözülmesinde, boş ve dolu barınakların dezenfeksiyonunda, işletmenin doğumhane,revir, sağımhane gibi hassas alanlarında, taban, tavan, duvar gibi yüzeylerin dezenfeksiyonunda, üretim ve işlemede kullanılan alet ve ekipmanların dezenfeksiyonunda, sağım üniteleri, biberonlar ve süt tanklarının dezenfeksiyonunda, yem, yemlik ve sulukların dezenfeksiyonunda, bulaşıcı hastalıklara karşı ortam ve hava dezenfeksiyonunda, bulaşıcı hastalıklara hayvanın ağız, burun ve bütün vücutlarının dezenfeksiyonunda, havalandırmada kullanılan fan ve pedlerin temizlik ve dezenfeksiyonunda, taşıma, nakil araçlarının ve malzemelerinin dezenfeksiyonunda, kaşınma fırça ve kazıkların dezenfeksiyonunda, soğuk hava depolarında, sıvı ve gübre alanlarında, güvenle kullanılır.
 
 
Adnan AKSU
Ziraat Mühendisi
 
29.07.2020
Devamı

Uzmanından Kurban Eti Önerileri

Kurban etinin saklanmasından pişirilmesine dikkat edilmesi gereken herşeyi Beslenme ve Diyet Uzmanı Selin Cengiz anlattı.

Kurban eti konusunda uyarılarda bulunan Diyetisyen Selin Cengiz, "Bayram günü kesilen hayvan eti, bekletilmeden birkaç saat içinde pişirilerek tüketilir. Ancak Ölüm katılığı (rigor mortis) dediğimiz, hayvanın kesilmesi sırasında oluşan kas kasılması durumunun ortadan kaybolması ve etlerinizin pişince sert olmaması için, dolaba kaldırmadan ve tüketmeden önce yaklaşık 12-24 saat kadar beklemesi gerekiyor. Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirmede, hem de sindirimde zorluk yaratır. Midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılı durumlara neden olabilir. Özellikle mide rahatsızlığı olan bireyler, eti 24 saat bekletmeden tüketmemelidir." dedi. 

 
KURBAN ETİNİ NASIL SAKLAMALI?
 
Kurban etinin sağlık açısından risk oluşturmaması için saklanma koşulları ile ilgili de bilgi veren Cengiz, "Etler; büyük parçalar şeklinde değil ancak kıyma, kuşbaşı gibi küçük parçalara ayrılıp, tek pişirimlik miktarlara bölünüp, buzdolabı poşetlerine koyularak buzdolaplarının buzluk kısmında veya derin dondurucuda saklanmalıdır. Buzdolabında -2 santigrat derecede 1-2 hafta, derin dondurucuda ise -18 santigrat derecede daha uzun süre etler saklanabilmektedir." diye konuştu.
 
KURBAN ETİ NASIL PİŞİRİLMELİ?
 
Corona virüsün gıdalarla bulaştığına dair bir bulgu olmasa da gıda hazırlama süreçlerinde temizliğin en üst düzeyde sağlanması gerektiğine dikkat çeken Selin Cengiz, etlerin iyi pişirilmesi gerektiğini dile getirdi. Etin kömürleşecek şekilde kızırtılmaması gerektiği konusunda da uyaran Cengiz, demir emilimini artırmak için etin yanında mutlaka C vitamini tüketilmesinin de altını çizdi. 
 
Diyetisyen Selin Cengiz, etin pişirilmesi ve tüketilmesi konusunda şunları söyledi:
 
 "Et ürünleri başta olmak üzere; pişen tüm yiyeceklerin yüksek iç sıcaklığa erişmesi yani iyi pişirilmesi oldukça önemlidir. Kırmızı et; iyi kalite hayvansal protein olmasının yanı sıra, demir, fosfor, magnezyum mineralleri, çinko ile B1, B6, B12 ve A vitaminlerini içermektedir. Etler, C ve E vitaminini içermezler. Bu yüzden kırmızı etin yanında C vitamini içeriği yüksek besinlerle tüketilmesi, demir emilimini de artırması nedeniyle daha faydalı olacaktır. Pişirme yöntemi olarak; haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan ve kavurma yönteminden kaçınılmalıdır. Etler mangal yapılacaksa; kömürleşecek şekilde kızartılmaması gerekir kömürleşen etler her zaman kanser riski taşır. Etin ateşe yakın olması B1, B12, folik asit gibi vitaminlerin kaybolmasına neden olmaktadır. Kurban bayramının geleneksel yemeği haline gelen kavurmanın içine tereyağı veya kuyruk/iç yağı eklemeden, kendi suyunda, kısık ateşte pişirme yapılmalıdır. Ayrıca,pişirirken içerisine kuyruk yağı ve iç yağ eklemek yapılan hatalardan biri olmaktadır. Sakatatlar, kolesterol ve doymuş yağ içeriği bakımından oldukça zengindirler. Özellikle kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır. Bu nedenle tüketim miktarlarına dikkat edilmelidir."
 
BU UYARILARA DİKKAT!
 
- Kavurma ve kırmızı et öğle öğününde tüketilmeli 
- Akşam öğününde ise sebze, kuru baklagil gibi posa veya lif içeriği yüksek besinler tercih     edilmeli. 
- Et kullanılarak yapılan sebze ya da baklagil yemeklerine ekstra yağ ilave edilmemeli.
- Özellikle katı yağlar, et yemeklerinde kullanılmamalı. 
- Etin kendi yağı ile pişmesi sağlanmalı, 
- Etlerin yanında rafine edilmiş pilav/makarna yerine bulgur/esmer pirinç; asitli/gazlı içecekler yerine ayran/yoğurt/cacık tüketilmeli, 
-Günlük (2-2.5 lt) su tüketimine dikkat edilmeli

29.07.2020
Devamı

Buğday Ekili Tarla Yandı! Tarla Sahibi Çiftçi Hayatını Kaybetti

Konya'da, Ramazan Özbek'e ait buğday ekili tarlada henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kendi imkanlarıyla yangına müdahale etmek isteyen Özbek, alevlerin arasında kalıp hayatını kaybetti.

Olay, bugün Akkise Mahallesi'nde meydana geldi. Ramazan Özbek'e ait 20 hektarlık buğday ekili tarlada belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. Kendi imkanlarıyla yangına müdahale etmek isteyen Ramazan Özbek, alevler arasında kalıp yaşamını yitirdi. Tarlayı saran alevler ise çevre belediyelerinin itfaiye ekiplerinin de müdahalesiyle söndürüldü. Özbek'in cansız bedeni de otopsi için morga kaldırıldı. Soruşturma sürüyor.

29.07.2020
Devamı

Damızlık Analar Kesilmeden Süte Zam Yapılsın

Hayvancılıkta pandemi sonrası ardı ardına yeme yapılan zamlar süt üretimini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Üretici yeme yapılan zamlardan sonra üretimin sürdürülebilirliği konusunda son aşamaya gelmişken; 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatının artırılmasını bekliyor.
Gözler Ulusal süt konseyine çevrilmişken, Ulusal Süt Konseyinden ise süt fiyatların yeniden güncellemesine yönelik hiçbir gelişme olmadığı gibi Konsey’de toplanmıyor.
Süt üreticisi, ya soğutulmuş sütün referans fiyatı artırılacak ya da üreten alın teri döken, işletmelerimizde gece gündüz çalıştığımız hayvanlarımızı kesime göndereceğiz diyor.
Hal böyle olunca süt üreticisi ürettiği 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatının 2,75 TL olmasını bekliyor.
Üretici 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatının 2,75 TL olmasını, bu belirlenecek olan fiyatında 1 Ağustos tarihi itibari ile uygulamaya biran önce geçmesini aynı zamanda yeme zam gelmeyecekse beklentisinin olduğu 2,75 TL fiyatının ‘da 2020 yılının sonuna kadar uygulanmasını istiyor.
Umuyorizki Ulusal Süt Konseyi biran önce toplanarak 1 litre soğutulmuş sütün referans fiyatında üreticinin lehine bir karar verir. Aksi takdirde gece gündüz çalışarak bayramı seyranı olmadan dumansız bir baca görevi gören işletmelerdeki damızlık hayvanlar kesime giderek damızlık ithalatının önü açılacaktır.
Damızlık kesimleri yapılmadan süt üreticisinin yüzü gülsün. Damızlık analar hayatta kalsın.
29.07.2020
Devamı

PANDEMİ GÖLGESİNDE KURBAN SPEKÜLASYONLARI VE ÖRGÜTLENME

     Bu sene yaşadığımız salgın hastalık Kurban Bayramındada birçok şeyi değiştirecek gibi görülüyor. Öncelikle yıllardır kurban yerlerinde hayvan refahı ve hijyen şartları ile alınmasını istediğimiz pek çok kuralın kendiliğinden minimum standart olarak uygulanacağını göreceğiz. Bu gerçekten olumlu bir gelişme olacak. Sosyal mesafenin ve diğer korunma şartlarının sağlanabilmesi amacıyla alınacak tedbirler belki işleri biraz yavaşlatıp aksatacak ama randevulu sistemle Bayram boyunca zaten geç kararan havanın da yardımıyla güzel bir bayram yaşayacağımızı umuyorum.
Benim merak ettiğim konu, bu sene de yine herKurbanda olduğu gibi gündeme gelmesine alıştığımız spekülatif haberlerin pandemi etkisiyle nasıl değişeceği. Bildiğiniz gibi Kurban geldiği zaman piyasalarda canlı hayvan ve kırmızı et fiyatlarında anormal değişlikler olacağına ilişkin çeşitli haberler yapılır. Vatandaş ya kurbanlık bulamazsam ya da pahalanır endişesiyle bir an evvel kurbanını almaya çalışır.Yetkililer kesinlikle bütün önlemleri aldıklarını iddia ederler. Hatta sıkışırlarsa ithalatı açma tehdidini kullanırlar. Ellerindeki tek müdahale silahı ile piyasayı kontrol etmeye çalışırlar. Hâlbuki telaffuzu bile tehlikeli bu tip söylemler sektöre verdiği zarar uzun sürede ve zor telafi edilebildiği için mümkün olduğunca kullanılmamalıdır.
     Burada devletin görevi, ülke ihtiyaçlarının ülke kaynakları ile en uygun maliyetlerle karşılanabilmesini sağlamaktır. Kişi başına kırmızı et tüketimimiz 15 kg’in altındayken, AB ‘de bu miktar 60 kg’in üzerindedir. Tarımda güçlü bir ülkenin halkı için bu miktarların çok daha üzerine çıkılması gerektiği aşikardır.Bunun için bilimsel bulgular ışığında gerekli planlamalar yapılmalıdır. Dengeli bir beslenme için vücudumuzdaki her 1 kiloya karşılık günlük 1 gr protein tüketilmesi ve bunun % 70’inin hayvansal kökenli gerektiği dikkate alınırsa; yaş ve cinsiyete göre toplam nüfusumuzun ihtiyaç duyduğu protein miktarını karşılayacak hayvan varlığı hesaplanabilir. Bu ihtiyacın karşılanmasında üretimden sofraya kadar uzanan ekonomik değer dikkate alındığında ortaya devasa bir sektör çıkmaktadır. Bu hesaba göre hayvancılık temelli, sürdürülebilir, stratejik açıdan iyi planlanmış politikalar üretilmelidir.Tarımsal üretim değerinin %50’den fazlasını oluşturan hayvansal üretim içinde en büyük pay et sektörüne aittir.Ekonomik açıdan bu kadar büyük bir sektörün girdilerini temin edecek, kayıtları tutacak, piyasanın talep ettiği kalite ve miktarda üretimi ve hatta ürünlerin işlenmesini planlayacak, sözleşmeler ile satışları yapacak, gerektiğinde piyasaya müdahale edebilecek bir düzenlemeye ve bunu yürütecek bir yapıya ihtiyaç bulunmaktadır. Burada piyasaları kamu yararına denetleyebilecek ve gerektiğinde düzenleyebilecek bir yapıya ihtiyaç duyulmaktadır.
     Hiç şüphesiz bu yapı üretici örgütleridir.
Ülkemize göre yaklaşık 4 kat daha fazla et tüketenAB’nin, et üretiminde bize göre farklı ve avantajlı durumları söz konusudur. Üretimin%70’e yakını küçükbaştan ve ağırlıklı olarak domuzdan karşılanmaktadır. En önemli girdi olan yem üretimindeise avantajlı iklim şartlarına sahiptirler. Ama bunlardan daha dikkat çekici olanı; kooperatiflerin piyasadaki en etkili aktör olmasıdır. Hayvancılığın diğer alanlarında olduğu gibi etin üretimi, kesimi, işlenmesi ve ticareti konularında da kooperatifler piyasada etkin bir rol oynamaktadırlar. Hem girdi temini, hem de sürdürülebilirlik açısından ot-et dengesi üzerine kurulmuş “Yeşil Ekonomi” ile ilgili yeniliklerin yaygınlaştırılmasına dair çalışmalar kooperatifler tarafından sürdürülmektedir. Piyasayahakim kooperatifler, 2013 yılında çıkartılan 1308 sayılı Ortak Piyasa Düzenlerine ilişkin temel kanun ve buna istinaden 2016 yılında çıkan 492 sayılı yönetmelikle belirlenen esaslar çerçevesinde; bölgeyi temsil edebilecek düzeyde bir araya gelerek Üretici Örgütleri (Producer Organisations) kurmaktadırlar. Bunlar sektörün kayıt altına alınmasında, üretimde, pazarlamada, özellikle sözleşmelerin yapılmasında, kırsal kalkınmada ve çevrenin korunmasında AB’de piyasanın ortak düzenlenmesinde önemli görevler üstlenmektedirler. Üye ülkeler, verimliliğin ve çiftçi gelirlerinin arttırılması ve bununla birlikte tüketici fiyatlarının da ulaşılabilir olması konularında Üretici Örgütlerine sorumluluklar vermişlerdir.
     Ülkemizdeki tarımsal işletmelerin yaklaşık %70’nde bitkisel ve hayvansal üretim birlikte yapılırken sadece %2,5’unda hayvansal üretim yapılmaktadır. Bu nedenle sadece hayvancılık ve özellikle kırmızı et ile uğraşan örgüt sayısı da diğer sektörlere göre daha azdır. Bu kapsamda ülkemizde kırmızı et örgütlerini ele alacaksak; doğrudan kırmızı et üreten üreticilerin örgütlerinin yanı sıra hayvansal üretimde bulunanları, hatta ıslahla uğraşanları da dikkate almamız daha doğru olacaktır.Ülkemizde hayvancılık ile uğraşan üretici örgütlerinin çoğu aynı zamanda tarımın diğer alanları ile de faaliyetlerde bulunmaktadır. Bunların içinde hayvancılık alanında sadece et üretimi faaliyetinde bulunan örgüt sayısı yukarıda belirtiğim gibi çok azdır. Kimisi bitkisel üretimin yanı sıra hayvancılık faaliyetlerinde bulunmakta, kimisi ise hayvancılık kapsamında yaptıkları ıslah hizmeti, süt üretimi ya da tiftik üretimi sırasında yan ürün olarak et üretmektedirler. Aşağıdaki tabloda et üretentarımsal üretim ve satış kooperatifler ile üretici ve ıslah birlikleri hukuki dayanaklarına göre sınıflandırılmıştır. 
     Ülkemizde kırmızı et sektöründe faaliyet gösteren üretici örgütleri
Örgüt Tipi Kanuni Dayanak Merkez Birliği Adı Birim Örgüt Sayısı Ortak/Üye Çiftçi Sayısı
Tarımsal Kooperatifler 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu Tarımsal KalkınmaKoop. Haykoop. ( Hayvancılık KoopMer.Bir) 6.823 745.371
Köykoop (Köy Kalkınma KoopMer.B)
Tarkoop(Tarım Kooperatifleri Mer. B.)
Orkoop(Orman Kooperatifleri Mer. B.)
Pankobirlik (Pancar Ekicileri KoopM.B) 31 1.382.627
Tüskoop (Türkiye Sulama KoopMer.Bir) 2.451 298.301
Toplam  Kooperatif   Sayısı 9.305 2.426.299
Islah Amaçlı Damızlık Yetiştirici Birlikleri 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği 81 240.314
Damızlık Koyun-Keçi Yetiştiricileri Merkez B. 80 249.409
Damızlık Manda Yetiştiricileri Merkez Birliği 30 8.898
Toplam Yetiştirici Birliği Sayısı 191 498.621
Üretici Birlikleri 5200 sayılı Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği 308 214.013
Kırmızı  Et  Üreticileri Merkez Birliği 120 55.034
Toplam Üretici Birliği Sayısı 428 269.047
Tarım Satış Kooperatifleri 4572 sayılı Tarım Satış Koop Kanunu Tiftik ve Yapağı Tarım Satış Kooperatifleri Merkez Bir 12 19.765
Et ve Süt Üreten Toplam Üretici Örgütü Sayısı 9.936 3.213.732
 
     Görüldüğü üzere ülkemizde hayvancılıkta örgütlenme bakımında yeterince güçlü bir altyapı bulunmaktadır. Önemli olan bu gücün iyi kullanabilmesidir.Üretici örgütlerimiz,sektörde birçok sorunu çözmeye yetecek güce sahiptirler. Kırmızı et ve ürünlerinin AB kriterlerinde kaliteli, sağlıklı ve güvenilir bir şekilde üretilmesinde, girdi maliyetlerinin düşürülmesinde, sözleşmeli üretim yapılmasında, üreticinin desteklenmesinde, piyasada istikrarın oluşturulmasında ve kayıt dışı ile mücadelede önemli görevler üstlenmeleri sorunların çözümünde temel yoldur. Özellikle üreticinin emeğinin karşılığını almasını engelleyen ve halkımızın pahalıya et tüketmesine neden olan spekülatörlere karşı en etkili silah üretici örgütleridir.
     Mübarek Kurban bayramınızı kutlar, emeğinizin hakkını alabildiğiniz, bereketini gördüğünüz mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dilerim.
 
    Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
29.07.2020
Devamı

Şemsi Bayraktar: Anız Yakmak Toprağın Verimini Yakmaktır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, anız yakmanın tarım alanlarına zarar veren çağ dışı bir uygulama olduğunu bildirerek, “Anız yakmak toprağın verimini yakmaktır. Çiftçilerimiz, gelecek yıl alacağı verimi ve toprakta yaşayan canları düşünmeli anız ateşinden uzak durmalıdır” diye konuştu.

Çiftçilerin tarlalarını hızlı bir şekilde ikinci ürüne hazırlamak ve toprağı daha kolay işlemek amacıyla anız yaktıklarını anlatan Bayraktar, “Anız yakmak, milli servetimiz olan doğal kaynaklarımızı, çevremizi ve geleceğimizi yok etmek demektir” diye konuştu.

Anız yakanların farkında olmadan bindiği dalı kestiğini ifade eden Bayraktar şunları söyledi:

“Anız yangınları; doğal ve tarımsal ekosistemin tahrip olmasına, topraktaki organik madde miktarının ve toprağın su tutma kapasitesinin azalmasına, su ve toprak erozyonunun artmasına, omurgalı ve omurgasız canlıların yok olmasına kısacası toprağın verimsizleşmesine ve doğanın ölümüne neden olmaktadır.

Toprağın verimini topraktaki mineral, gübre ve biyolojik canlılar belirlemektedir. Anız yakmak, toprağın veriminin azalmasına neden olmaktadır. Anız yakan çiftçimiz, daha fazla gübre atmak zorunda kalmaktadır. Toprağa kazandırılmayan anız, daha fazla gübre kullanılmasına dolayısıyla maliyetin artmasına neden olmaktadır. Anız ateşinden uzak duran çiftçilerimiz, hem gübreden tasarruf etmekte hem de daha fazla verim almaktadır.”

 

“Sebebi ne olursa olsun kimsenin milli servetlerimize zarar vermeye hakkı yoktur”

  

Anız yakmanın, oksijen kaynağı ormanlara da zarar verdiğini belirten Bayraktar, son 5 yılda gerçekleşen 12 bin 604 orman yangından yüzde 7,8’e karşılık gelen 968’ine anız yangınlarının neden olduğunu belirtti. Bu süre zarfında, 3 bin 190 hektar ormanlık arazinin, anız yangını nedeniyle zarar gördüğünü belirten Bayraktar, “Milli servetlerimize sebebi ne olursa olsun kimsenin zarar vermeye hakkı yoktur. Dinimiz de canlıların yakılmasını, öldürülmesini haram kılmıştır. Anız yakmak binlerce canlıyı öldürmek demektir” diye konuştu.

 

Anıza doğrudan ekim

Anız yangınlarının son bulması için çiftçilere alternatif öneriler sunulması, doğrudan ekim teknolojisi gibi var olan uygulamaların yaygınlaştırılması gerektiğini belirten Bayraktar, “Toprağın sürülmeden ekim yapılmasını sağlayan anıza doğrudan ekim yöntemi yaygınlaştırılmalıdır” diye konuştu. Gelişmiş ülkelerde uygulanan bu yöntemle, kullanılan girdilerden tasarruf etmenin de mümkün olduğunu ifade eden Bayraktar, şunları söyledi:

“Anıza doğrudan ekim, verimlilik ve karlılığı artırmakta, çevreyi korumaktadır. Doğrudan ekimde geleneksel uygulamalardan farklı olarak hasattan sonra yeniden ekime kadar herhangi bir toprak işleme yapılmaz ve ekim bir önceki ürüne ait anızla kaplı alan üzerine işlem yapabilen özel mibzerler ile gerçekleştirilir. Geleneksel uygulamada tarlanın sürümü, ikileme, üçleme, tohum ekimi gibi işlemler akaryakıt sarfiyatına yol açmaktadır. Anıza doğrudan ekim yöntemi ile tek bir işlem yapılmakta bu sayede yakıt masrafı da azalmaktadır. Bu yöntem erozyonu da büyük oranda engellemektedir.

Büyükşehir belediyeleri ve il özel idareleri tarafından desteklenecek projeler ile Ziraat Odaları bünyesinde oluşturulacak makine parklarında anıza doğrudan ekim yapabilen mibzerler yer almalı, çiftçilerin hizmetine sunulmalıdır” diye konuştu.
29.07.2020
Devamı

Chp’li Vekilden Soru Önergesi: İcralık Çiftçi Sayısı Açıklansın

CHP Manisa Milletvekili ve Tarım Orman Ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle Meclis’e verdiği soru önergesinde, kamu bankalarından kredi kullanan ve kredi borçlarını ödeyemedikleri için icra takibi başlatılan çiftçi sayısının açıklanmasını istedi.

CHP’li Başevirgen, “koronavirüs ile mücadeleye ilişkin hükümleri içeren 7226 sayılı kanunun, 26 Mart 2020 tarihinde yürürlüğe girdiğini ve bu kanunla, koronavirüsün ülkemizde görülmesi sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesine yönelik düzenlemeler yapıldığını hatırlatarak “30 Nisan 2020 tarihine kadar ertelenen icra ve iflas takipleriyle ilgili uygulamaların durdurulması, son olarak 15 Haziran tarihine kadar ertelenmişti. 15 Haziran itibari ile bu süre doldu” ifadelerini kullandı.

Daha önce, konu ile ilgili verilen önergelerin Bakan tarafından “ticari sır” olarak değerlendirildiğini ve yanıtlanmadığını belirten Başevirgen, ülkenin içinden geçtiği ve koronavirüs nedeni ile daha da ağırlaşan ekonomik krizin çiftçi üzerindeki olumsuz etkilerinin net olarak belirlenmesi gerektiğini ifade etti.

“BANKALARA BORCU OLMAYAN ÇİFTÇİ YOK”

Özellikle son yıllarda çiftçilerin hiç olmadığı kadar zor koşullarda üretim yapmaya çalıştıklarını belirten CHP’li Bekir Başevirgen, pandemi sürecinin öncesinde ekonomik krizle mücadele etmeye çalışan çiftçilerin, koronavirüs döneminde de yalnız bırakıldığını, tarıma verilen hiçbir yeni destek olmadığını belirterek, şöyle devam etti: “Açıklanan ekonomik önlem paketlerinde, tarım ve gıda sektörü yok sayıldı. Koronavirüs salgınından doğrudan etkilenen ve ana faaliyet alanı bakımından; AVM’ler de dahil perakende, sağlık hizmetleri, mobilya imalatı, demir çelik ve metal sanayii, madencilik ve taş ocakçılığı, otomotiv, matbaacılık, lokantacılık dahil yeme içme sektörü gibi sektörlerde faaliyette bulunan mükelleflere yönelik ‘Mücbir sebep’ düzenlemesi yapıldı. Bu sektördeki şirketlerin vergi başta olmak üzere kamuya olan borçları, ödemeleri ötelenirken, tarım şirketleri, gıda üreticileri bu kapsama alınmadı. Bu nedenle çiftçi hep borcu borçla çevirdi ve kredilere mahkum edildi. Bankalara borcu olmayan çiftçi yok. Bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine borcu nedeniyle icra takibine başlanan çiftçi sayısının açıklanması, içinde bulunulan vahim durumun doğru ve net şekilde tespiti için oldukça önemli.”

Muhalefet tarafından verilen soru önergelerine iktidarın gayri ciddi yanıtlar vermesini de eleştiren Başevirgen, sözlerine şöyle devam etti:

“Halk adına sorgulama hakkımız ne yazık ki elimizden alınıyor. Birçok Bakanlığa verdiğimiz onlarca soru önergesine, içeriği ile hiç alakası olmayan kopyala-yapıştır cevaplar almaktan bıktık. Bizim görevimiz kamu adına, gördüğümüz, tespit ettiğimiz ve sorunlu olduğu kanaatine vardığımız durumların, denetim yetkimizi kullanarak açıklığa kavuşmasını sağlamak. İktidarın bu vurdumduymaz tavrı, şeffaf yönetim anlayışıyla bağdaşmadığı gibi, denetlenebilirlik ilkesini de yok etmektedir.”
29.07.2020
Devamı

Tarım Yatırımlarına Hibe Desteği

Tarımsal üretim ve istihdamı artırmak, gençler ile kadınların tarımsal üretime katılımını teşvik etmek amacıyla önümüzdeki beş yıl boyunca hibe desteği verilecek. Destek miktarı proje tutarı üst limitinin yüzde 50'sine kadar olacak.
"Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar ve Kırsal Ekonomik Altyapı Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı" Resmî Gazete'de yayımlandı. Kararla 1 Ocak 2021 ile 31 Aralık 2025 döneminde, kırsal alanda ekonomik, sosyal ve altyapısal gelişimi sağlamak, tarımsal istihdamı artırmak, gelirleri çoğaltmak ve farklılaştırmak amacıyla ihracata yönelik yatırımlar ve üretici örgütleri ile kadın ve genç girişimciler öncelikli olmak üzere, gerçek ve tüzel kişilerin tarıma dayalı ekonomik ve kırsal ekonomik altyapı faaliyetlerine yönelik yatırımları için yapılacak hibe ödemelerine ilişkin hususlar düzenlendi. Buna göre tarıma dayalı ekonomik yatırımlar ile kırsal ekonomik altyapı yatırımlarına hibeye esas proje tutarı üst limitinin yüzde 50'sine kadar hibe yoluyla destek verilecek. Karar kapsamında gerekli kaynak, ilgili mali yıl bütçe kanunu ile tahsis edilen ödeneklerden karşılanacak ve Ziraat Bankası aracılığıyla ödenecek. Bankaya, kararın uygulanmasıyla ilgili yapılan nakdi ödeme tutarının yüzde 0,2'si oranında hizmet komisyonu verilecek. Destek verilecek alanlar ise şöyle:
 

-  Tarıma dayalı ekonomik yatırımlar kapsamında, tarımsal ürünlerin işlenmesine yönelik olanlar, tarımsal üretime yönelik sabit yatırımlar, karar kapsamındaki tesislerin enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılmak üzere yenilenebilir enerji kaynakları jeotermal ve biyogazdan ısı veya lisanssız elektrik üreten tesisler ile güneş ve rüzgâr enerjisinden lisanssız elektrik üreten tesisler desteklenecek.
 

-  Su ürünleri yetiştiriciliği yapılmasına yönelik yatırımlar ile hayvansal ve bitkisel orijinli gübre işlenmesine yönelik yatırımlara destek verilecek.
-  Kırsal ekonomik altyapı yatırım konuları kapsamında ise aile işletmeciliği faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik altyapı sistemleri, arıcılık ve arı ürünlerine yönelik yatırımlar, bilişim sistemleri ve eğitimi, el sanatları ve katma değerli ürünler, ipek böceği yetiştiriciliği, tarımsal amaçlı kooperatif ve birlikler için makine parkları ile tıbbi ve aromatik bitki yetiştiriciliği destek kapsamında olacak.

-  Belirlenen yatırım konularının yeni olması, kısmen yapılmış yatırımların tamamlanmasına yönelik gerçekleştirilmesi, kapasite artırımı, modernizasyon veya teknoloji yenilenmesine yönelik yapılması gerekecek.

29.07.2020
Devamı

ŞEYTANİ AKLIN YAPTIĞINA BAK

Geçen ay dünyaca ünlü Ekonomist  dergisinin  dış kapağındaki resimler  çok dikkat çekiciydi. Anne, baba, çocuk ve bir kedi kanepe üzerinde oturmakta, çocuk hariç anne- baba ve kedi ağzına gaz maskesi takmış, çocuk ise maskesiz  ama başında askeri bir miğfer taşır vaziyette oturmaktaydı.  Ailenin arkalarında yer alan duvarda 7 adet çerçeveli resim, 3 tane uçan ördek, bir tane de saat görünmekteydi. Kedinin durduğu tarafta yer alan en alt resimde bir domuz kafası, onun hemen üstünde aktif bir yanardağ, en üstteki resimde ise bir penguen denizde küçücük bir buz parçası üzerinde ve arkada kocaman bir güneş yer alırken, tam da bunun yanında duvarın ortasında 12 ye 1 dakika kaldığını gösteren bir duvar saati durmaktaydı. Saatin sol altında uçan ördeklerin arkasında dünyaya bir ateş topu yaklaşıyor, önlerindeki resimde de virüsler, bakteriler vs bulunuyordu. Bu resmin yanında üstte atom bombasını simgeleyen mantar bulutu izlenirken, son resimde de güneş ve uzay anlatılmaktaydı. Ne denmek isteniyordu, bunlarla okuyucuya ne mesaj veriliyordu acaba? Belli ki bir komplo teorisi gizlenmişti tüm bunların içine.

            Ben bu tür senaryolara, böylesi komplo teorilerine pek inanan biri değilim. Ama mantığımı işletince kafamda bir şeyler canlanmaya başladı.



            Değerli okurlar şöyle dünyaya ve etrafımıza kabaca bakarsak ne söylenmek istendiğini anlamak zor değil. Hepimizin başının belası, tüm insanlığı derde kedere boğan güçler ne amaçlıyorsa, ne yapacaksa onları özetliyordu kapakta yer alanlar. İlk önce Korona Virüs sahneye konuldu. Daha onun etkisi geçmeden Haziran sonunda Çin’de  yeni tür domuz gribi tespit edildiği açıklandı. “Bilimsel olarak G4 EA H1N1 adı verilen küresel salgın riski bulunan virüs domuzlarda görülüyor, ancak insanlara da bulaşabiliyor” deniliyordu. Birinci resmi hatırladık mı ? “DOMUZ”. Domuz Gribi’ni işaret etmiyormu?.  Peki uçan ördekler neydi? Tabi ki anladınız; “Kuş Gribi”. Ya virüsler, bakterilerin olduğu resim ? O da başka hastalıkları planladıklarının işareti değil mi? Bunların planlı bir şekilde yürütüldüğü ve de ne hikmetse her çeşit bilinmedik hastalığın kaynağı da ÇİN.  Bu tesadüf mü sizce? Bence değil? Peki diğer resimler,  uzay çalışmaları ve orada yaptıkları gizli saklı deneyler, jeomanyetik fırtınalar, doğaya verdikleri zararlarla meydana gelen İklim Değişiklikleri, bir çoğumuzun içeriğini tam manasıyla bilmediği, ama dünyanın belli bölgelerinde oluşturdukları yapay tektonik depremler, birçok yerde çıkarmayı düşündükleri saati de neredeyse tamamlanmak üzere olan kargaşalar veya savaşlar… Kimse saf değil. Herkes her şeyin farkında artık. Dünyada çeşit çeşit şeytani oyunlar oynanıyor. Bazı ünlü vakıflar insanları deney hayvanı gibi kullanıyor. Önce korkutulan insanlarda bir hastalık çıkartılıyor, sonra da yeni aşıları, biyolojik maddeleri üretip üretip pazara sunuyor ve tonla para kazanıyorlar. Ya da savaşlar çıkarıp silah ve teknoloji pazarlıyor bu vicdansızlar. Dua edelim de 3. dünya savaşı peydah olmasın. Yine dua edelim de kontrollü olarak planladıkları pislikler kendilerini boğsun. Artık Çin'in Wuhan şehrinde viroloji laboratuvarında çalışan uzmanlar birer birer dünya istihbarat servislerinin de yardımıyla başka ülkelere kaçıp sığınma talep ediyorlar. Bunları kabul eden ülkeler de Çin'e dava açmak için içerden bilgi topluyorlar. Şimdi soruyorum; Wuhan'da yaşanan bunca şeyi tesadüf olarak değerlendirebilir miyiz? Meydana gelen olaylar sizce de tuhaf değil mi?

            Bu sebeple daha güzel bir hayat sürmek için artık bizler tedbirli bir yaşam sürmeyi öğrenmeliyiz. Cenazeler, düğünler, asker uğurlamaları vs. yeni yaşama uyarlamamız gerekmez mi? Bazı gelenek-göreneklerimizi, bazı alışkanlıklarımızı değiştirme zamanı gelmedi mi? Yoksa daha büyük felaketleri üzerimize mi çekelim? Ya da elin ürettiği ve ne idüğü belirsiz aşıları, ilaçları sorgusuz sualsiz satın alıp kullanalım mı?  Ne dersiniz?

            Bence artık kaynaklarımızı ölçülü ve akıllıca kullanmalı, devlet, millet birbirimize daha sıkı sarılmalıyız. Vatanımızı bu şeytani zekalılara peşkeş çektirmemeliyiz. Her bir vatandaş ülke için elinden gelenin en iyisini yapmalı. Hedefimiz büyük olmalı, üretim olmalı. İhtiyacımız olan her şeyi yerli ve milli damgayla üretmeliyiz. Ülkemize ve ülkesini sevenlere canı gönülden yardımcı olmalı ve destek vermeliyiz.
 
 
Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
                Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı Bşk.

 
 
 
28.07.2020
Devamı

Dünya Sıfır Açlık Hedefinden Uzaklaşıyor mu?

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu'ndan (TGDF) yapılan açıklamada, "Bugün yaşadığımız Kovid-19 pandemisi, bir yandan tarım ve gıda üretiminde belirsizliği artırırken, diğer yandan dünyada sıfır açlık hedefine ulaşmayı da imkansız hale getiriyor. Böyle giderse dünyada açlığı sonlandırmak, insanlığın bir büyük hayali olmaktan öteye gidemeyecek." ifadeleri kullanıldı.

TGDF'den yapılan açıklamaya göre, küresel ölçekte tarım ve gıdaya dair gelecek öngörülerini ortaya koyan ve 2020-2029 dönemini kapsayan OECD-FAO Tarımsal Görünüm Raporu yayımlandı. Rapora göre, Kovid-19 sürecinde orta vadeli tarımsal tahminler için belirsizlikler artarken, pandeminin önümüzdeki yıllarda talebi azaltması ve gıda güvencesini daha da zayıflatması bekleniyor. Bu durum, gıdaya talepteki değişimlerle birlikte küresel gıda tedarik zincirlerinde de belirsizliklere neden oluyor.

Ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde tarım ve su ürünleri piyasaları için 10 yıllık beklentileri ortaya koyan rapor, kısa vadede ekonomik ve sosyal etkileri, küresel tarımsal üretim ve gıda tüketimi için genel olarak olumlu orta vadeli görünümü kesintiye uğratıyor. OECD-FAO Tarımsal Görünüm 2020-2029 Ortak Raporu'na göre, gelecek 10 yıl süresince arz büyümesi, talepteki artışı geride bırakacak ve çoğu emtia için fiyatlar ya değişmeyecek ya da düşecek. Arz ve talep cephesindeki keskin değişimler, fiyatlarda aşırı dalgalanmalara yol açabilecek.

"130 MİLYONDAN FAZLA İNSAN, KOVİD-19 SALGINI NEDENİYLE KRONİK AÇLIĞA DÜŞEBİLECEK"
TGDF, birbiri ardına yayımlanan BM'nin Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu Raporu ile OECD-FAO'nun Tarımsal Görünüm Raporu'na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. TGDF açıklamasında, BM'nin 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri'nden ikincisinin açlığı sıfırlamak olduğuna dikkati çekilerek, şunlar kaydedildi:

"2015 yılından itibaren küresel açlıkla mücadele sayesinde dünyadaki aç insanların sayısı giderek azalırken, tarım ve gıda üretimini tehdit eden iklim değişikliği başta olmak üzere yaşanan olumsuzluklar, bu azalmayı sekteye uğratmış, bu konudaki umutları da azaltmıştır. Son BM raporuna göre, dünyadaki 690 milyon, yani gezegenin nüfusunun neredeyse yüzde 9'u aç. 2019 yılında açlıkla mücadele edenlerin sayısı, 2018'deki rakamdan 10 milyon ve son 5 yıllık ortalamadan yaklaşık 60 milyondan daha fazla. Üstelik bütün dünyayı etkisi altına alan ve henüz aşısı, tedavisi bulunamamış olan Kovid-19 pandemisinin yarattığı belirsizlikler nedeniyle özellikle bu yıl çok daha fazla insan, açlıkla karşı karşıya kalabilecek. Yine rapora göre, dünya genelinde 2020 yılı sonuna kadar 130 milyondan fazla insan, Kovid-19 salgını nedeniyle kronik açlığa düşebilecek. Pandemi sürecinde yüksek maliyetler ve düşük satın alma gücü, milyarlarca insanın sağlıklı veya besleyici bir şekilde beslenmesini de zora sokuyor."

"GÜÇLÜ BİR TARIM VE GIDA ÜRETİMİNE SAHİP OLMAK HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ"
Açıklamada, bugün dünyada ilk önceliğin pandemiyi durdurmak ve sağlığı korumak olduğuna işaret edilerek, "Bunun bir ayağı da, insanların bağışıklığını destekleyecek düzeyde sağlıklı ve yeterli beslenmenin garanti altına alınmasıdır. Gıda sistemlerini herkes için daha sürdürülebilir ve sağlıklı diyetler için uygun fiyatlı ve erişilebilir hale getirmeliyiz. Bugün dünyada pandemiye karşı normalleşme adımları atılmasına rağmen henüz neyin, nereye kadar normalleşeceği de belli değildir. Artık ülkelerin önceliği, önce kendi vatandaşını beslemek, daha sonra gıdanın ticaretini yaparak ihtiyaçlarını karşılamak olacak. Bunun için güçlü bir tarım ve gıda üretimine sahip olmak her zamankinden daha önemlidir." ifadeleri kullanıldı.
OECD-FAO Tarımsal Görünüm Raporu'nda pandemi sürecinin tarım ve gıdada belirsizliği artırdığının vurgulandığına işaret edilen açıklamada, "Bugün yaşadığımız Kovid-19 pandemisi, bir yandan tarım ve gıda üretiminde belirsizliği artırırken, diğer yandan dünyada sıfır açlık hedefine ulaşmayı da imkansız hale getiriyor. Böyle giderse dünyada açlığı sonlandırmak, insanlığın bir büyük hayali olmaktan öteye gidemeyecek." değerlendirmesinde bulunuldu.

28.07.2020
Devamı

Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Genel Kurula Gidiyor

Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “İlimiz ve ilçelerinde 122 Tarımsal Kalınma Kooperatifi, 23 Sulama Kooperatifi, 12 adet Su Ürünleri Kooperatifi ile 18 adet Birlik faaliyet göstermektedir. 1163 sayılı kooperatifler kanunun kapsamında faaliyet gösteren kooperatifler mali yılının ilk altı ayı, birlikler ise ilk dört ayı içerisinde olağan genel kurullarını yapmaları gerektiği hükmü bulunmaktadır. Ancak; 17 Nisan 2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması hakkın da Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2 nci maddesinin (d) bendi ile 24 Nisan 1969 tarih ve 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun kapsamında İlimizde faaliyet gösteren tarımsal amaçlı kooperatifler ve bölge birliklerin genel kurul toplantılarını yapmak üzere 31 Temmuz 2020 tarihine kadar çağrı ve ilana çıkmamaları, bu sürenin sonunda ise 2020/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine istinaden Vilayetlerde kurulmuş olan Pandemi Kurulları ile koordineli olarak Valiliklerce durumun değerlendirilerek genel kurul toplantılarının yapılabileceği veya üç aya kadar ertelenebileceği hüküm edilmektedir. Valilik Makamının 17 Temmuz 2020 tarih ve E.1992694 sayılı olurları ile 1163 sayılı Kooperatifler Kanunun kapsamında İlimizde faaliyet gösteren tarımsal amaçlı kooperatifler ve bölge birlikleri, tarım kredi kooperatif ve bölge birlikleri ile üretici ve yetiştirici birliklerinin sosyal mesafe, maske, hijyen kurallarına uyarak ve gerekli tedbirleri alarak 2020 yılında yapmaları gereken genel kurul toplantılarını 01 Ağustos 2020 tarihinden itibaren 3 ay içinde yapmaları için izin verilmiştir. 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunun 87 nci maddesi uyarınca Bakanlık Temsilcisi olarak görevlendirilecek İl/İlçe personelin genel kurul toplantı öncesi, toplantı sırasında ve toplantı sonrası yapması gereken hususlar hakkında bilgi verildi. Ayrıca genel kurul esnasında sosyal mesafe, maske ve hijyen kurallarına uyum konusu hassasiyetle vurgulandı” denildi.
 
28.07.2020
Devamı

Çiftçinin Yaş Ortalaması Artıyor

ATAK’ın yaptığı araştırmaya göre çiftçilerin yaş ortalaması 56. ATB ve ATAK Başkanı Ali Çandır, “Genç nüfusun geri dönmeksizin kırsaldan uzaklaşmasına sebep olan faktörlerin iyileştirilmesi öncelikli hedefimiz olmalı” dedi.

   Antalya Tarım Konseyi’nin (ATAK), İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile ortak yaptığı bir çalışma, çiftçilerin yaş ortalamasının 56 olduğunu ortaya çıkardı. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı çiftçiler üzerinden yapılan araştırmada, Türkiye’de yaş ortalaması 32 iken, kırsalda bu rakamın 55 civarında olduğu saptandı. Kurumların yaptığı sektörel incelemeye göre, tarımda yaşanan bir diğer sorun da kırsal nüfusun azalmış olması. Son nüfus sayımı verileri baz alındığında kırsalda yaşayan nüfusun yüzde 23’e kadar gerilediği kaydediliyor.
Tarımda çalışan nüfusun ve kırsaldan kente göçün röntgenini çeken araştırmada, Türkiye’de toplam istihdam içinde tarımsal istihdam payının yüzde 18.4 olduğu belirlendi. Her 5 kişiden 1’inin tarım sektöründe çalıştığının altı çizilirken, “Tarım sektörü ancak genç, dinamik ve teknolojiye açık bir işgücü ile yoluna devam ettiğinde sürdürülebilirlik yoluna girer, kalite ve verimlilik gibi kıstaslarda gelişim trendlerini yakalayabilir. Giderek artmakta olan nüfusun gıda güvencesini sağlamanın yolu da sürdürülebilir tarımdan geçmektedir” denildi.
   Türkiye’nin dünyada kırsal nüfus kaybının en fazla olduğu ülkeler arasında yer aldığının altını çizen Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve ATAK Başkanı Ali Çandır, pandemi sürecinde tarımdaki küçük aile işletmelerinin ne kadar önemli olduğunun anlaşıldığını vurguladı. Sera ve bahçelerde üretim yapan küçük aile işletmelerinin özellikle Antalya’da sektöre hakim olduğunu aktaran Çandır, “Türkiye’de Cumhuriyet’in ilk yıllarında kırsal nüfus oranı yüzde 76 iken, son yıllarda bu oran yüzde 23’e geriledi. Sürdürülebilir üretim için tarım politikaları ile kırsal kalkınma politikalarının bir arada uygulanması zorunludur” dedi.
   Türkiye oransal olarak genç nüfus yapısına sahip görünse de son yıllardaki yaşlı nüfus artışının dikkat çekici olduğunu belirten Çandır, “Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü’nün 10 yıl önce yaptığı araştırmaya göre, kırsal kesimde 65 yaş üstü nüfusun oranı yüzde 10.3’tü. Şimdi bu yaş grubunun kırsaldaki oranının hızla yükseldiğini görüyoruz. Tarımın kırsal alanda varlığını sürdürebilmesi için genç nüfusun geri dönmeksizin kırsaldan uzaklaşmasına sebep olan faktörlerin tespit edilip iyileştirilmesi öncelikli hedefimiz olmalı. Tarımsal destekler çiftçilerin gelirini arttırmaya yönelik olsa da tarımdan kopuşun sebepleri arasında altyapı, eğitim, sağlık, güvenlik eksiklikleri de var” diye konuştu.

28.07.2020
Devamı

Kars, Erzurum ve Iğdır’da Kurban Bayramı Yoğunluğu

Erzurum, Iğdır ve Kars'ta, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde hayvan pazarlarında yoğunluk yaşanıyor.

Erzurum'da bayram öncesi Erzurum-Ağrı kara yolu üzerindeki Doğu Anadolu Canlı Hayvan Pazarı ile Aziziye ilçesindeki Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Hayvan Pazarı'nda hareketlilik arttı.

Tüm önlemin alındığı pazarlarda, büyükbaş ve küçükbaş hayvan almak isteyenler ile besiciler arasında sıkı pazarlıklar yapılıyor.

Pazarda, küçükbaş hayvanlar 800 ile bin 600, büyükbaş hayvanlar ise 6 bin ile 23 bin lira arasında alıcı buluyor.

Erzurum Hancı, Besici ve Sütçüler Odası Başkanı Sebahattin Bingöl, AA muhabirine, alış ve satışlarda besiciler ve alıcıların her hangi bir mağduriyet yaşamayacağını belirterek, "Kilogram fiyatı geçtiğimiz yıla göre çok farklı değil. Canlı hayvanın kilogramı 22-23 liradan alıcı buluyor. Fiyatlar geçtiğimiz yıl ile hemen hemen aynı. Mahallelerde hayvancılıkla uğraşan vatandaşların bir bölümü daha gelmemesine rağmen yoğunluk var." dedi.

Karayazı ilçesinden pazara getirilen 950 kilogram ağırlığındaki "Cihangir" ismi verilen kurbanlık, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü.

Kurbanlığı satışa çıkaran besici Muzaffer Karataş, pazarın en güzel kurbanlıklarından birini bayram dolayısıyla satacağını aktardı.

Iğdır'da kurbanlıklar görücüye çıktı

Iğdır Belediyesinin canlı hayvan pazarına ilçe ve köylerden kamyonlarla getirilen büyük ve küçükbaş kurbanlıklar görücüye çıktı.

Pazara gelenler, beğendikleri kurbanlığı en uygun fiyata almak, besiciler ise istedikleri fiyata satabilmek için pazarlık yapıyor.

Küçükbaş hayvanlar 700 ile 1400 lira arasında alıcı bulurken, büyükbaş hayvanlar ise 4 bin ile 25 bin lira arasında satılıyor.

Yoğun pazarlığın yaşandığı pazarda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle daha önce yapılan el sıkışarak anlaşma geleneği yerine, sosyal mesafe kurallarına uyularak alıcı ve satıcı pazarlığı ellerindeki sopaları sallayarak tamamlıyor.

Kars'ta kurbanlık satışları arttı

Kars'ta da pazartesi ve perşembe günleri kurulan Selim Belediyesi Canlı Hayvan Pazarında, Kurban Bayramı'na sayılı günler kala yoğunluk yaşanıyor.

Kovid-19 tedbirlerine uyulan modern hayvan pazarında, kurbanlık satışlarının arttığı gözlendi.

Besicilerden Hüseyin Özbaş, Kovid-19 nedeniyle pazardaki hareketliliğin önceki yıllara göre biraz daha sakin geçtiğini ifade ederek, satışların iyi geçtiğini anlattı.

Kurbanlık almak üzere pazara gelen Turan Yılmaz da bayrama sayılı günler kalmasıyla pazar alanlarında yoğunluk yaşandığını belirterek, pazar alanlarına maskesiz gelinmemesi önerisinde bulundu.

28.07.2020
Devamı

Saman Fiyatlarına Uyarı: Stokçular Mahkemede Yargılansın

Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, saman fiyatlarının iki hafta içinde yüzde 100’e yakın fiyatta arttığını söyledi. Artan fiyatlara karşı biran önce gerekli tedbirlerin alınmasını istedi. 

Konu hakkında yazılı bir açıklama yapan Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Yönetim Kurulu üyesi ve Kayseri Kırmızı Et Üreticileri Birliği Başkanı Ercan Aras, saman fiyatlarına gerekli tedbirlerin biran önce alınmaması durumunda ülke hayvancılığının büyük bir darbe yiyeceğini söyledi. 
Hububat üretiminde bu yıl her bakımdan verimli bir yıl olduğunu ancak hasat döneminde saman fiyatlarının 350, 400 TL’lerden 700, 800 TL’ye çıkmasının normal bir durum olmadığının altını çizen Aras, fiyatların bu şekilde artmasında da hayvancılığın dışında diğer meslek gruplarının saman stoku yapmasından kaynaklandığının altını çizdi. Saman stoku yapanlara karşı devletin gerekli tedbirleri almasını isteyen Aras, eğer bu tedbirlerden bir sonuç alınamıyorsa fiyat artışının önüne geçilmesi için saman ithal edilmesi gerektiğini vurguladı. 
Aras, şunları söyledi: “Biz üreticiler olarak devlet yetkililerinden acil olarak şunları istiyoruz. Muhtarlara acil olarak yazı gönderip köylerde ve tarlalarda saman stoku yasaklanmalı. Eğer bu şekilde stok yapmış şahıslar varsa cezai işlem uygulanmalı. Bu karaborsacılar, mahkemede yargılanmalı. Eğer bunlar fayda etmiyorsa acil olarak yurt dışından samsan ithal edilmeli. Eğer üretici rahatlatılmazsa Türkiye et ithal etmek zorunda kalacak. Saman ithal etmek kesinlikle ayıp değildir ancak et ithal etmek ayıptır”
27.07.2020
Devamı

Çay Üreticisinin Destekleri Bayramdan Önce Ödeniyor

 
Çaykur’un Haziran ayında üreticilerden aldığı 140.000 ton yaş çay karşılığı olan 457.000.000 TL ve Mayıs ayı organik yaş çay farkı olan 15.000.000 TL’lik ödemeler  bayramdan önce ödenecek.
 
 
27.07.2020
Devamı

GMO Kayseri İl Temsilciliği Sağlıklı Et Tüketimini Anlattı

Gıda Mühendisleri Odası Kayseri İl Temsilcisi Ergün Türkaslan, "Sağlıklı gıda tüketmenin ilk şartı, sağlıklı hayvan almaktır" dedi.

 
Kurban Bayramı’nda vatandaşların kesilen etleri nasıl tüketmesi gerektiği hakkında bilgiler veren Gıda Mühendisleri Odası Kayseri İl Temsilcisi Ergün Türkaslan, “Sağlıklı gıda tüketmenin ilk şartı, sağlıklı hayvan almaktır” dedi.
Kesimden sonra işlemlerin en fazla 12 saat içinde bitmiş ve şoklanmaya hazır hale gelmesi gerektiğin söyleyen Gıda Mühendisleri Odası Kayseri İl Temsilcisi Ergün Türkaslan, “Kurban Bayramı, dini bir bayramımız ve birçok yerde kesimler olacak. Tarım Bakanlığımızın ve Tarım İl Müdürlüklerinin kesimhane ve çiftliklerde veteriner hekimlerimizin kontrolü ile kesim yapılacak. Sağlıklı bir gıdaya erişmek için, öncelikle bu gıdanın ham maddesi olan besilik hayvanın sağlıklı olması şartı çok önemlidir. Bu bakımdan sağlıklı hayvan seçiminden de başlanabilir. Sağlıklı hayvan seçilip, uygun şartlarda doğru yöntemlerle, hijyenik şartlarda kesimhane ya da belirlenen kontrollü yerlerde kesimi sağlandıktan sonra, doğru şekilde kan akıtılması ve sökümünün düzgün yapılması önemlidir. Hava sıcaklığının çok yüksek olduğu günlerde olduğumuz için, söküm ve parçalanma hızlıca yapılıp küçük parçalar haline getirdikten sonra en geç 12 saat içerisinde işlemleri bitirip buzdolabının şokuna atmamız lazım. Şok 18, 30 gibi düşük sıcaklıklarda etin serbest suyunun dondurulduğu ortamlardır. Eti buzdolabının alt kısmında bekletmek, kısa sürede bozulmasına neden olacaktır. Bu bakımdan buzdolabının şok kısmında küçük parçalar halinde eti muhafazaya almak gerekir” dedi. Türkaslan, etin iyi pişmesinin mikropları bertaraf etmek için önemli olduğunu söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti;
“Et tüketileceği zaman da bu küçük parçaları mümkünse tek seferde tüketeceğimiz şekilde buzdolabının alt kısmında 04 derecede çözünmeye bırakıp, daha sonra pişirme veya yemeklerde kullanabiliriz. Ya da hızlı çözünmesi için mikrodalgalar da kullanılabilir. Et çözündükten sonra, etin iyi pişmesi çok önemlidir. Bugün olası hastalık ve benzeri risklerin bertaraf edilmesi için, 70 derecenin üzerinde tüberküloz mikrobunu bertaraf edecek şekilde etin düzgün pişirilmesi çok önemlidir. İyi pişmiş et tüketime sunulabilir. Eğer kalan eti de buzdolabına yeniden atmışsak, bunu da bir sonraki gün ya da birkaç saat sonra yeniden tüketmek söz konusu olduğunda, yeniden 70 derecede ısıtmamız önemlidir. Tüm vatandaşlarımıza güzel, huzurlu bir Kurban Bayramı diliyorum.”
27.07.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: e-Tarım Çiftçilerin Hayatını Kolaylaştıracak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiftçilerin e-Tarım portalıyla köylerinde en çok ihtiyaç duydukları hizmetlere dijital olarak rahatlıkla ulaşabileceğini söyledi.

Tekirdağ Şarköy ilçesinde çiftçilerle bir araya gelen Bakan Pakdemirli, zeytini, üzümü, bağları ve bahçeleriyle meşhur "Tekirdağ'ın incisi", "Marmara'nın mavi boncuğu" Şarköy'de bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirdi.

Son 18 yılda Şarköy'ü hiç yalnız bırakmadıklarını, bundan sonra da yalnız bırakmayacaklarını belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde 18 yılda Şarköy'e 130 milyon lira yatırım yaptık ve tarımsal destek verdik. Genç Çiftçi Projesi kapsamında 72 projeyi 2,2 milyon lirayla destekledik. Kırsal Kalkınma Yatırımları kapsamında 14 projeye 3,5 milyon lira hibe desteği sağladık. Süt desteği kapsamında üreticilerimize 8,4 milyon lira destekleme ödemesi yaptık. Tabii vermiş olduğumuz destekler ve sizlerin gayretleriyle Şarköy, tarımsal hasılasını 5,1 kat artışla 61 milyon liraya çıkardı."

Çiftçileri Bakanlık olarak gerçekleştirdikleri devrim niteliğindeki büyük, faydalı ve çok yönlü projelere  davet eden Pakdemirli, bu projelerden ilkinin sözleşmeli tarım modelinin ilk adımı Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) olduğunu anlattı.

Pakdemirli, şunları kaydetti:

"DİTAP ile tohumdan çatala, gıdaya dair toplumun her kesimini birleştiriyoruz. Bu vesileyle sizleri de DİTAP'ta emeğinizin karşılığını almaya davet ediyorum. İkinci projemiz ise Gıdanı Koru Seferberliği. Bu konuyu çok fazla önemsiyorum çünkü gıda kaybı ve israfıyla mücadelede dünyaya örnek olacak, kapsamlı büyük bir mücadeleyi hayata geçirdik. Zira yüzde 2'lik gıdayı çöpe atmazsak 360 bin ailenin bir yıllık asgari geçimini sağlıyoruz. Bu nedenle artık Şarköy ile 'Gıdanı koru, sofrana sahip çık' diyoruz. Seferberlik için 'gidanikoru.com' web sitesini ziyaret etmenizi önemle rica ediyorum."

Pakdemirli, üçüncü büyük çalışmalarının da e-tarım portalı olduğunu vurgulayarak, "İnşallah bu sistemle çiftçimiz, artık köyünde en çok ihtiyacı olan hizmetlere dijital olarak rahatlıkla ulaşabilecek. Çiftçilerimiz için 88 hizmet, vatandaş ve firmalar için de 50 hizmet olmak üzere toplam 138 hizmeti inşallah bundan sonra buradan sunuyor olacağız." diye konuştu.

27.07.2020
Devamı

Sel ve Dolu 3 Saatte 227 Milyon Lira Zarar Verdi

Bursa’da 22 Haziran günü Kestel, Yenişehir, Orhangazi ve İznik ilçelerinde 4 bin 500 çiftçiyi etkileyen sel ve dolu felaketinin bilançosunun 227 milyon 361 bin lira olduğu ortaya çıktı.
Büyükşehir Belediyesi Tarım Hayvancılık ve Orman Komisyonu üyeleri, 3 saat boyunca sel felaketinin yaşandığı Kestel’in Dudaklı ve Narlıdere ile Yenişehir’in Marmaracık köylerinde inceleme yaptı. 2 günlük inceleme gezisinin ardından komisyonun raporu Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde açıklandı.
Komisyon Başkanı Selahattin Külcü, 2 gün boyunca yaptıkları çalışmaları mecliste paylaştı. Sel ve doludan zarar gören bölge halkının Büyükşehir ve Kestel Belediyeleri’nin selin yaralarının sarılmasındaki gayretinden dolayı memnuniyetini dile getiren Külcü, “Bölge sakinleri Büyükşehir ve ilçe belediyemize ciddi anlamda teşekkür ve dua ediyorlar. Yaşanan sıkıntıyla alakalı çok kısa zamanda çözüm üretildi. Herkesin dua ettiğini komisyonumuzla yerinde gördük. Bursa İl Tarım Orman Müdürlüğü’nün 9 Temmuz genel değerlendirme raporuna göre, il genelinde 4 bin 500 çiftçi sel ve doludan zarar gördü. Zarar miktarı 72 milyon 325 bin lira, üretim kaybı 155 milyon 36 bin lira olarak tespit edilmiştir. Önlemler alınması adına meteorolojik olayların afetlere dönüşmemesi için gerekli yatırımlar yapılmalıdır. Tarım sektöründe meteorolojik verilerin alınması için tüm Bursayı kapsayacak ağ kurulmalı, çiftçimizle online olarak anında paylaşılmalıdır. İklimsel değişimlere göre ürün çeşitliliği güncellenmeli ve çiftçiler yönlendirilmesi sağlanmalıdır. Meyve bahçelerinin korunması için dolu topu teknolojisinin yaygınlaştırılması faydalı olacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi ile Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım AŞ. Ziraat Odaları tarafından ortak çalışma yapılarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na rapor sunulmalıdır. Tarımsal sigortanın yaygınlaştırılması, Tarsim’in çiftçiyi bilgilendirmesi gerekmektedir” dedi.
Öte yandan Kestel Belediye Başkanı Önder Tanır da bakanlık tarafından yaşanan olayla ilgili genel afet kararı alınmasının beklendiğini, kararın kısa sürede ellerine ulaşacağını bildirdi.

27.07.2020
Devamı

Köylüler Hayvanları İçin Su Taşıyor

Karaabük’ün merkez ilçeye bağlı Aşağı Kızılcaören köyü Çamlık Mahallesi’nde hayvancılıkla uğraşan köylüler hayvanları için su bulmakta zorlanıyor. Hava sıcaklıklarının arttığı şu günlerde köylüler hayvanlarının su ihtiyaçlarını tankerlerle karşılamaya çalışıyor. Uzun zamandır yaşanan su sorunu nedeniyle göç veren köydeki vatandaşlar yetkililerden yardım bekliyor. Köyde büyükbaş hayvancılıkla uğraşan Adem Ertan, susuzluk nedeniyle hayvanların telef olduğunu belirterek, “Bunlar cins hayvan. Getirme suyu ile uğraşıyoruz. Yetkililerden bir an önce çare istiyoruz” dedi.
Kardeşlerinin de kendisi gibi hayvancılık yapmak istediğini ifade eden Ertan, su sıkıntısından dolayı köye gelemediklerini söyledi. Kendi imkanları ile birkaç yer kazdıklarını ve su bulduklarını kaydeden Ertan, suyu çıkartmak için makine gücünün olması gerektiğini dile getirdi.
Köye gelen suyun ihtiyacı karşılamadığını söyleyen Selahattin Tuncer ise, “Hayvancılık yapacak arkadaşlarımız var. Aşağı bölgelerde kapalı besicilik yapıyorlar. Köyde su olması halinde köy canlanır. En büyük problem su sıkıntısı. Su olmadığı için herkes aşağıya göç etti. Köyün etrafında su çıkacak, sondaj vurulacak yerler var. 3040 metreden belki de su çıkar. Sondaj yapılsa buralarda su temin edilebilir. Yetkililer gelip incelese zaten onlarda görür” diye konuştu.
15 yıl önce ailesi ile birlikte Van’dan Karabük’e gelerek küçükbaş hayvancılık yapmak için Aşağı Kızılcaören köyüne yerleşen Hamdullah İzbekler, “Su sıkıntımız var. Tankerle su getiriyoruz ama yetmiyor. Yaklaşık 250300’e yakın koyunum var. Otlamadan getirdikten sonra köyün içerisine geldikleri zaman yarısı su içiyor yarısı da susuz kalıyor. Hayvanları çoğaltmak istiyoruz ama su olmadığı için bir şey yapamıyoruz. İnşallah e n kısa zamanda sıkıntımızı giderirler” ifadelerini kullandı.

27.07.2020
Devamı

Gölbaşı Türkiye'nin En Kapsamlı Hayvancılık Bölgesi Olacak

Türkiye’nin en güvenilir ve steril Kurban Pazarı alanı Gölbaşı’nda hayata geçti. Özellikle salgın süreci kapsamında pek çok tedbirin düşünülerek tasarlandığı alanı gezen Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek incelemelerde bulundu. Belediye Meclis Üyeleri ile Siyasi Partilerin İlçe Başkanlarının da katıldığı ziyarette açıklamalarda bulunan Başkan Ramazan Şimşek “Türkiye’nin en nitelikli kapsamlı hayvancılık bölgesinin ilk adımını attık. Salgın sürecini de dikkate alarak hijyenik kuralların ön planda olduğu bir alan tasarladık. 100 kurban çadırı konumlandırdığımız alan, 100.000 metrekare üzerine kuruldu. Otomatik kesim sistemi ile helal kesim sağlanırken vatandaşlarımızın da ibadetlerini usule ve hijyene uygun ortamda kesmelerine zemin hazırladık” ifadelerini kullandı.

Günde 240 kesim yapılacak

Kesim sistemi hakkında da ilgi veren Ramazan Şimşek “İlk kesimde 16 dk sonraki kesimlerde 8 dakikada kurban kesim işlemini tamamlayacağız. Alanda, günde 240 kesim yapabileceğiz. Hayvan satış alanının giriş kapılarına ve uygun yerlere çağımızın salgını olan corona virüsten korunma önlemlerini içeren tabelalar ve bilgilendirici yazılar yerleştirdik. Yine hayvan kesim noktalarına ateş ölçümü yapılarak giriş sağlayacağız.”

Otopark sorunu ve çocuklarda düşünüldü

“Aynı zamanda ailelerin kurbanları keserken, çocuklarında vakit geçirebileceği oyun alanı oluşturduk” açıklamasında bulunan Ramazan Şimşek sözlerine şunları ekledi: “Kurban pazarları alanında sıklıkla karşılaşılan otopark sorununu da düşünerek bin araçlık alan kurduk. Aynı zamanda acil durumlar için de kurmuş olduğumuz acil helikopter pisti de hizmette olacak. Buradan Fen İşleri Müdürlüğümüze bütün çalışmaları kendi bünyelerinde yürüttükleri için teşekkür ediyorum” dedi.

Gölbaşı Belediyesi’nin yeni pazar yerinden çok memnun kaldıklarını belirterek Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek’e teşekkürlerini ileten çiftçiler “Çalışmadan çok memnun kaldık. Bundan iyisi can sağlığı emekleriniz için teşekkür ederiz” dedi. Bir başka kurban çiftçisi ise “6-7 belediye başkanı gördük söz verdiler sözler havada kaldı siz sözünüzü yerinize getirdiniz. Size yakışanı yaptınız Allah razı olsun” ifadelerini kullandı.”

27.07.2020
Devamı

DİTAP Projesi Çiftçilere Tanıtılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın tarımda dijitalleşmeye yönelik başlattığı Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) projesi tanıtılıyor. Platform, çiftçinin alın teri ile ürettiği ürünleri değerinde satabileceği, tüm alıcılar ve üreticiler ile buluşabileceği ve tüketicinin de kaliteli ürünü daha uygun fiyatlara almasına imkan sağlayacak. Projenin tanıtım ve kayıt çalışmaları, Isparta'nın Eğirdir ilçesinde yapıldı. Çiftçiler projeye büyük ilgi gösterdi.
 
27.07.2020
Devamı

Tarım Aracını Vermeyince Amcasını Başından Vurdu

Zonguldak'ın Ereğli ilçesinde, tarım aracını kendisine vermediğini iddia ettiği amcası Dursun Atan'ı av tüfeğiyle vurup öldüren Ali Atan (40),yakalandı.
Olay, dün akşam saatlerinde Ereğli'ye bağlı Karakavuz Köyü'nde meydana geldi. Üç hafta önce cezaevinden çıkıp köye yerleşen Ali Atan, patpat olarak tabir edilen tarım aracını vermeyen amcası Dursun Atan'ı av tüfeğiyle başından vurarak, öldürdü. Olayın ardından ormanlık alana kaçan Ali Atan, jandarma tarafından gizlendiği yerde yakalandı.
Gözaltına alınan ve 96 suç kaydı olduğu öğrenilen Ali Atan, ifadesi alınmak üzere karakola götürüldü. Atan, jandarmadaki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Atan, gazetecilerin 'Neden öldürdünüz?' sorusuna, 'Kaza' diye cevap verdi.
 
 
27.07.2020
Devamı

Tekirdağ'da Anlık Süt Kayıt Sistemi Protokolü İmzalandı

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli Tekirdağ'ın Malkara ve Hayrabolu ilçelerinde çiftçilerle buluştu.


Tekirdağ programı kapsamında Malkara Süt Birliğini ziyaret eden Pakdemirli, üreticilerin sorunlarını dinledi.
Bakanlık ve Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliğinin yürüteceği "Anlık Süt Kayıt Sistemi Protokolü" imza törenine katılan Pakdemirli, Hayrabolu ilçesine geçerek belediyeyi ziyaret etti ve üreticilerle bir araya geldi.

Bakan Pakdemirli'ye programlarında Vali Aziz Yıldırım ile AK Parti Tekirdağ milletvekilleri Mustafa Yel ile Çiğdem Koncagül de eşlik etti.
 
 
27.07.2020
Devamı

Çiftçilerden Yaz Seralarıyla Üretime Destek

Kırıkkale'de hayata geçirilen proje kapsamında 10 üreticinin kurduğu toplamda 10.5 dekar sera alanında kentin üretimine destek sağlanacak.
Kırıkkale İl Tarım ve Orman Müdürü Sırrı Yılmaz, çiftçi ziyaretleri programına devam ediyor. Bu kapsamda Müdür Yılmaz, çiftçiler ile iletişimi sürdürmek, talep ve ihtiyaçları tespit ederek proje çalışmalarına yön vermek ve tarımda yakalanan gelişim ivmesine hız kazandırmak adına sürdürdüğü ziyaretlerinde Çelebi ilçesini ziyaret etti. Ziyareti kapsamında Yılmaz ilk olarak “KOP ile Çelebi'de yaz seraları kuruluyor” projesinde yapımı tamamlanan seralarda incelemelerde bulundu. Yılmaz; “Bu projemiz ile 10 üreticimize bin 50 metrekarelik seralar kuruluyor. Toplamda 10.5 dekar yeni sera alanı ilimiz üretimine katılacak” dedi.
Programına çiftçilerin hal ve hatırlarını sorarak devam eden Müdür Yılmaz, diyalog içerisinde çalışmaların sürdürüleceğini belirtti.
 
24.07.2020
Devamı

Çiftçi, Vatandaş ve Firmalar ‘e-tarım’da Toplandı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığın toplantı salonundan, video konferans yöntemiyle düzenlenen ve tüm tarımsal-hayvansal kayıtlar ile işlemlerin tek bir platformda toplandığı e-Tarım Portalı'nın tanıtım programına katıldı.
 
Dijital teknolojinin hayatın her yerinde olduğuna işaret eden Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığının da bu dijital hamle içinde güçlü bir altyapıyla yerini aldığını söyledi. 
 
Pakdemirli, Bakanlığının dijital çalışmalarını paylaşırken uydu teknolojilerini de yaygın kullandıklarını bildirdi. Uydu görüntüleri sayesinde su kaynaklarının, ekilemeyen tarım alanlarının ve ormanların izlendiğini vurgulayan Pakdemirli, coğrafi bilgi sistemleri sayesinde de uydu ve hava görüntülerinin sayısal veriye çevrildiğini dile getirdi.
 
Pakdemirli, e-Çiftçi Portalı ile üreticilerin işletmesindeki tüm bilgilere, cep telefonu ya da bilgisayarlarıyla kolayca ulaşabildiğini ve işlemlerini yapabildiğini anlattı.
 
Tarım Arazileri Yönetim Portalı'nın tapu işlemleriyle ilgili en büyük yazılım entegrasyonlarından biri olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, zamandan tasarruf sağlayan portalda 6 aylık sürede 80 binin üzerinde işlem yapıldığını kaydetti.
 
Pakdemirli, bu yıl hayata geçirilen önemli portallardan birinin de Pancar Kayıt Sistemi olduğunu belirterek şeker pancarının tohumdan başlayıp fabrikaya teslimine kadarki tüm süreçlerin, çiftçi bazında bu sisteme girildiğini kaydetti.
 
DİTAP'TAKİ ÜYE SAYISI 3 AYDA 28 BİNİ GEÇTİ
 
Bu yılın "Tarımda Dijitalleşme Yılı" ilan edildiğini hatırlatan Pakdemirli, bu doğrultuda atılan önemli adımlardan birinin de "Dijital Tarım Pazarı (DİTAP)" olduğunu söyledi. Pakdemirli, "DİTAP sadece üretici ve tüketiciyi buluşturan bir dijital platform değil. Bunun arkasında sözleşmeli üretim başta olmak üzere, üretim maliyetlerinin düşmesi, fiyat istikrarının sağlanması, aracı unsurların kaldırılması, üreticinin pazar gücünün artması, finansman olanaklarının arttırılması gibi tarıma değer katacak birçok faktör var. DİTAP'taki üye sayısı, 3 ayda 28 bini, toplam ciro da 100 milyon lirayı geçti" diye konuştu.
 
Orman yangınlarıyla mücadelede de dijital sistemlerin etkin kullanıldığına işaret eden Pakdemirli, Türkiye'de askeri amaçlar dışında ilk kez orman yangınlarıyla mücadele için insansız hava araçlarının (İHA) kullanıldığını söyledi.
 
Orman yangınlarıyla mücadelede haberleşme sistemini güçlendirdiklerini vurgulayan Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu: "Yangın-Cell Haberleşme Sistemi'ni kurduk. Bu sistemde, 'Bas-Konuş' cihazları ile telsiz sistemleri arasında bağlantı kuruluyor. Akıllı telefonlar ile telsiz sistemlerinin entegrasyonu sağlandı. Böylece yangın anında mobil telefonlarla hızlıca iletişime geçiyoruz. Sistemin testleri başladı ve 3 ay içinde inşallah tam olarak hizmete alacağız. Diğer bir çalışmamız ise Navigasyon Takip Sistemi. Bu dijital sistem sayesinde, Orman Genel Müdürlüğümüzün yangın söndürme ve hizmet araçları uydu üzerinden online takip edilecek. Yangın olduğunda, o bölgeye söndürme araçlarının en hızlı ve en etkin şekilde yönlendirilmesi sağlanacak. Sistemin denemeleri başladı ve 2 ay içinde hizmete almayı planlıyoruz."
 
E-TARIM PORTALI ÜZERİNDEN 138 HİZMET SUNULUYOR
 
Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığının 2023 hedefleri doğrultusunda tarımda dijitalleşme adımlarından biri olan e-Tarım Portalı sayesinde, başta çiftçiler olmak üzere, tüm vatandaşların, Bakanlıkla olan iş ve işlemlerini daha kısa sürede, il ve ilçe müdürlüklerine gitmeden, tamamen evraksız şekilde on-line yapabileceklerini bildirdi.
 
Bugün itibarıyla e-Tarım Portalı'nın hayata geçtiğini belirten Pakdemirli, "e-Tarım Portalı, Bakanlığımızın çiftçi, vatandaş ve firmalara yönelik tüm işlemlerini tek çatı altında toplayan on-line bir sistemdir. Yani her bir iş için il/ilçe müdürlüğüne gitmeden, her bir işlem için ayrı ayrı sistemlere girmeden, e-Tarım Portalı üzerinden yüzlerce hizmete tek çatıda ulaşabileceksiniz. Sisteme 'etarim.gov.tr' web adresinden giriliyor. Android veya IOS uygulamalarıyla sistemi cep telefonunuza veya tabletinize indirebilirsiniz. Çiftçilerimiz için 88 hizmet, vatandaş ve firmalar için 50 hizmet olmak üzere toplam 138 hizmeti buradan sunuyoruz" ifadelerini kullandı.
 
Pakdemirli, e-Tarım Portalı'nın getirdiği büyük kolaylıklar yanında, zaman ve mali olarak da önemli tasarruf ve katkı sağlayacağına dikkati çekerek şunları kaydetti: "Bir çiftçi, yıl içinde Çiftçi Kayıt Sistemi, destek başvuruları, hayvanlarıyla ilgili iş ve işlemleri için il/ilçe müdürlüğüne ortalama 3 ile 8 defa gidiyor. Her seferde yol dahil, ortalama 1 saatini harcıyor. Portal sayesinde bir kez bile il/ilçe müdürlüğüne gitmeden, işlemini dijital olarak yapmasını sağlayabilirsek Türkiye'deki 2,7 milyon çiftçi için 2,7 milyon saat tasarruf etmiş oluruz ya da 55'lik bir traktörle 1 saatte ortalama 5 dekar arazinin işlemesi yapılırsa 2,7 milyon saatte 13,5 milyon dekar arazi işlenebilir. Bu da Türkiye'deki mısır ekili 6,4 milyon dekar arazinin 2 katından fazlasının işlenmesi demektir. Mali faydasına bakacak olursak yine bu sistem sayesinde üreticimiz işlemlerini dijital olarak yaparsa yılda ortalama 110 lira tasarruf etmiş olacaktır. 2,7 milyon çiftçimiz için de yaklaşık 300 milyon lira tasarruf sağlanacaktır. Bu miktarla 157 bin ton buğday tohumu alınabilir. Bu tohum ile 7,1 milyon dekar arazide, 2,5 milyon ton buğday hasat edilebilir. Böylece ekonomiye yılda 4,1 milyar lira katkı sağlanacaktır."

24.07.2020
Devamı

İletişim Başkanlığından Basın Çalışanlarının Haklarını İyileştirme Çalıştayı

İletişim Başkanlığı, “Basın Çalışanlarının Haklarının İyileştirilmesi Çalıştayı” Düzenledi
İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun 
“İletişim Başkanlığı, medya çalışanlarının haklarının iyileştirilmesi noktasında, tüm kurum ve kuruluşlarla oturduğunuz her masada yanınızda yer alacaktır. Bundan en ufak bir kuşkunuz olmasın. Zira nasıl zor şartlar altında çalıştığınızı en iyi bizler biliyoruz.”
“Milli bilincin en damıtılmış, en saf halini o gün, 15 Temmuz 2016 gecesinde gördük. 15 Temmuz bu ülkenin vatan, bu halkın kalbi iman dolu bir millet olduğunu bir kez daha yedi düvele ilan ettiği gündür.”

“Bu milletin hiçbir ferdi, bu devletin hiçbir parçası FETÖ ile mücadele konusunda en küçük bir yumuşamaya, rehavete ya da kuşkuya kapılmaz, kapılamaz.”
“Nedamet getiren hiçbir darbeci olmadığı gibi, alçak teröristleri affedecek bir devletimiz de yok”
“Türkiyenin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın, küresel algı ve dezenformasyon merkezlerini rahatsız etmesinin yegâne nedeni yürüttüğü hakikat mücadelesidir”
 
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, medya mensuplarının görevleri sırasında karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi, çözüm önerileri getirilmesi ve sektör çalışanlarının haklarının iyileştirilmesine yönelik bir çalıştay düzenledi.

“Basın Çalışanlarının Haklarının İyileştirilmesi Çalıştayı” gazeteden televizyona, radyodan internete sektörün birçok mecrasından isimleri bir araya getirdi.
Video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen çalıştayda, muhabirden kameramana, foto muhabirinden genel yayın yönetmenine, sektör derneklerinden sendikalara, sosyal güvenlik uzmanlarından ilgili kamu kurumlarının temsilcilerine ve akademisyenlere kadar geniş bir yelpazede katılımcılar, basın mensuplarının haklarının iyileştirilmesine ve sorunlarının çözümüne yönelik önerileri masaya yatırdı.

İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun,çalıştayın açılışında yaptığı konuşmada, medya çalışanlarının yaşadıkları sorunlara çözüm önerileri getirilmesini ve haklarınıniyileştirilmesini ele almak üzere bir araya geldiklerini ifade eti.

Bu toplantının 15 Temmuz destanının 4. yılının anıldığı bir dönemde gerçekleştirilmesinin ayrı bir anlamı olduğuna işaret eden Altun, “Bu vesileyle şehitlerimize Allahtan rahmet ve gazilerimize mutlu, huzurlu bir ömür temennisinde bulunuyorum.O gün şehit düşen, gazi olan basın mensuplarımızı da buradan saygı ve minnetle anıyorum.” dedi.
 
“15 Temmuz destanı, mücadelelerimizin hülasasıydı”
15 Temmuz darbe ve işgal girişimine karşı milletin zaferinin üzerinden çok uzun bir zaman geçmemesine rağmen bu tarihi olayı, bu büyük hadiseyi idrak etme hususunda çok önemli bir mesafe kat edildiğini belirten Altun, şunları kaydetti:

“Zira o gün verdiğimiz destansı mücadele, bundan önce bağımsızlığımıza, istiklalimize, birliğimize ve dirliğimize yapılan saldırılar karşısında ortaya koyduğumuz mücadelelerin adeta hülasası niteliğindeydi.Milli bilincin en damıtılmış, en saf halini o gün, 15 Temmuz 2016 gecesinde gördük.Şunu çok iyi biliyoruz kiTürkiye demokrasi tarihi milletimizin, vesayetçilere karşı verdiği mücadelenin tarihidir. Bu mücadelenin tek bir nedeni vardı esasında. Millet, sadece kendi iradesi ile yönetilen bir Türkiye tahayyül etti.Dolayısıyla bu millet; 27 Mayıstan 12 Marta, 12 Eylülden 28 Şubata, 27 Nisandan 15 Temmuza kadar hep bağımsızlık ve demokrasi için mücadele etti. Millet ile vesayetçiler arasındaki bu mücadele 15 Temmuzda bambaşka bir boyut kazandı.Milletimiz, lideriyle birlikte ülkemizi çıplak elleriyle alçak bir işgal girişiminden kurtardı.Meclisimizi, Cumhurbaşkanlığı Külliyesini, kendi kurumlarını kurtaran bu millet, dünyaya çok açık bir mesaj verdi: Bu ülkeyi benim dışımda kimse yönetemez, buna izin vermem” dedi. Milli İrade bunu söyledi. Sayın Cumhurbaşkanımızın o gece 'Milletin gücünün üstünde bir güç tanımadım ben bugüne kadar’ söylemi siyasi tarihimizin bu anlamda özetidir.Bu söz, Merhum Menderesin Yeter söz milletindir” ilkesinin açıkça bir devamıdır.”
 
“Nedamet getiren hiçbir darbeci olmadığı gibi, alçak teröristleri affedecek bir devletimiz de yok”
Fahrettin Altun, bu noktada Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ile mücadelede kararlı duruşun her geçen gün daha da güçlendiğini vurgulayarak,sözlerini şöyle sürdürdü:
“Örgütün çözülmesi, yeni hücrelerin ortaya çıkması, örgüte dair kripto bilgilerin ele geçirilmesiyle birlikte devletin kurumlarında örgüte karşı çok önemli kazanımlar elde edilmiştir. Milletimizin de hassasiyetiyle birlikte bu örgüt her geçen gün daha büyük kayıplar yaşayacak ve sonuçta tarihin en kirli sayfalarında yerini almak üzere tamamen yok olacaktır.Hep söylediğimiz gibi onları dünyanın neresinde olursa olsun kıskıvrak yakalayacak ve adalete teslim edeceğiz. FETÖ ile millet adına görülecek hesabımız var.Devletimizin ve kurumların FETÖ’ye karşı mücadelede en ufak bir zafiyet içerisinde olduğu yanılgısına kapılmak sadece örgütün işine yarayacak bir dezenformasyondan ibarettir. Sayın Cumhurbaşkanımızın canına kast etmeye, milletin iradesini yok etmeye, Meclisini ortadan kaldırmaya ve milletin ordusunu millete karşı kışkırtmaya çalışan alçak ve sinsi bir terör örgütüne karşı, ne devlet katında ne de millet nezdinde en ufak bir acıma ya da müsamahaya yer yoktur ve olamaz. Bu milletin hiçbir ferdi, bu devletin hiçbir parçası FETÖ ile mücadele konusunda en küçük bir yumuşamaya, rehavete ya da kuşkuya kapılmaz. Kapılamaz. Bunu bekleyenler daha çok bekleyecekler! Örgütü en ufak parçasına kadar yok etmeden hiçbirimize rahat yüzü yoktur. Yeri gelmişken şunu da belirtmeliyim. Nedamet getiren hiçbir darbeci olmadığı gibi, alçak teröristleri affedecek bir devletimiz de yoktur. Kimse boş hayaller içerisine girmesin!Kimse milletimizin bilincini, vicdanını, ferasetini yok saymaya kalkmasın!En son yok saydıklarında işgali ve darbeyi elleriyle, bedenleriyle durduran milyonlarla karşılaştıklarını kendilerine hatırlatırım.Ve tabi kimse devletin gücünü, hafızasını, mücadele azmini, kararlılığını, iradesini, kurumlar arasındaki eş güdümünü test etmeye kalkmasın!FETÖ, PKK/YPG, DEAŞ ve diğer terör örgütleriyle gerek yurt içinde gerekse de sınır ötesinde nasıl mücadele ettiğimizi kimse görmezden gelemez. Sadece onlarla değil, onları yöneten, yönlendiren küresel güç merkezlerine karşı dimdik bir şekilde nasıl mücadele ettiğimizi unutmasınlar.Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle artık kuklalarla değil, kuklacılarla mücadele ettiğimizi iyi bilsinler!15 Temmuz, Milletin Zaferidir.15 Temmuz bu ülkenin vatan, bu halkın kalbi iman dolu bir millet olduğunu bir kez daha yedi düvele ilan ettiği gündür.”
 
“15 Temmuz ruhunu geleceğe taşıyacağız”
Prof. Dr. Altun, İletişim Başkanlığı olarak 15 Temmuzun tarihsel ve toplumsal önemini, alçak FETÖ’nün gerçek yüzünü ortaya koymayı en önemli vazifelerinden biri addettiklerini söyledi.
Bu amaçla son 2 yıldır hem yurt içinde hem de yurtdışında tüm 15 Temmuz etkinliklerinin koordinasyonunu sağlamaya çalıştıklarını anlatan Altun, “Sayın Cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın, üniversitelerimiz ve sivil toplum kuruluşlarımızın 15 Temmuz etkinliklerini eşgüdüm ve koordinasyon içerisinde yürütmelerine yardımcı oluyoruz.Her geçen yıl 15 Temmuz ruhunu daha güçlü hatırlamak ve geleceğe taşımak için daha büyük bir gayret içerisinde olacağız. Büyük bir memnuniyetle şunu söyleyebilirim ki gerek yurt içinde gerekse de yurtdışında tüm kamu, sivil toplum ve üniversitelerimizin 15 Temmuza yönelik hassasiyetlerinde hem nitelik hem de nicelik yönünden artan bir ilgi var.Bu, gelecek açısından bizlere umut veren bir durum. Zira 2019 yılında '15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’ kapsamında yurt içinde ve yurt dışında yaklaşık 1.500 olan etkinlik sayısı bu yıl 3.000e ulaştı.Bununla birlikte, İletişim Başkanlığı olarak 15 Temmuz etkinliklerini sadece koordine etmedik, aynı zamanda birçok çalışma ve projeyi de bizzat yürüttük. Tüm çabamız, tüm heyecanımız 15 Temmuzu gerek dünyaya gerekse gelecek nesillere hakkıyla anlatabilmektir. Bunun için her geçen gün daha çok çalışacağız daha çok üretmeye devam edeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
 
"Misyonumuz Türkiye’nin gür sesi olmak”
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Büyük ve Güçlü Türkiye” hedefine giden yolda tarihi bir adım ve demokrasi adına yeni bir kazanım olarak hayata geçtiğini belirten Altun, bu süreçte ihdas edilen İletişim Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanı Edoğan’ın çerçevesini çizdiği üzere, Türkiye markasını güçlendirmek için devlet ve millet arasındaki iletişimi daha sağlıklı bir hale getirmek, basın sektörüne kamu adına katkıda bulunmak, devletin kurumsal kimliğini ve kurumlar arasındaki söylem birliğini tesis etmek için yola çıktığını ifade etti.
 
24.07.2020
Devamı

Kurban Bayramı Öncesi Üreticiye 358 Milyon Lira Destek

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, Kurban Bayramı öncesi, 10 kalemde TOPLAM 358 MİLYON 204 BİN LİRA tarımsal desteğin çiftçilerimizin hesaplarına yatırılacağını müjdeledi.

Bakan Pakdemirli, 24 Temmuz’da saat 18.00 itibariyle hesaplara aktarılacak desteklere ilişkin detayları açıkladı.
Destek Ödeme kalemleri ve miktarları şöyle olacak;

      Çiğ Süt Desteği ödemesi; 254.300 üreticimizin 2,45 milyon ton çiğ sütü için 329,4 milyon lira,

 
   Hububat Ve Baklagil Desteği; 4.905 üreticimize 16 milyon 515 bin lira,

 
      Yağlı Tohumlu Bitkiler Desteği; 148 üreticimize 1 milyon 900 bin lira,

 
      Dane Mısır Desteği; 522 üreticimize 506 bin lira,

 
     Katı Organik-Organomineral Gübre Desteği; 2.391 üreticimize 1 milyon 525 bin lira,

 
      Toprak Analizi Desteği; 176 bin lira,

 
      Mazot Gübre Desteği; 102 üreticimize 74 bin lira,

 
      Kırsal Kalkınma Desteği; 69 projeye 6 milyon 464 bin lira,

 
      Uzman Eller Projesi; 9 projeye 880 bin lira

 
    Hayvan Gen Kaynakları Desteği kapsamında ise 112 yetiştiricimize 764 bin lira olmak üzere; toplamda 358 milyon 204 bin lira tarımsal destek bütün üreticilerimize hayırlı, uğurlu, bereketli olsun.’’ 
 
24.07.2020
Devamı

Konya DSYB Et Entegre Tesisi için Geri Sayımda

Konya Damızlık Sığır yetiştiricileri birliğinin üyelerin menfaatini korumak hayvansal üretimin sürdürüle bilirliğini sağlamak amacı ile Ereğli Organize Sanayi Bölgesinde Et Entegre Tesisini faaliyete geçirmeye hazırlanıyor.  Konu ile ilgili bir açıklama yapan Konya DSYB Yönetim Kurulu Başkanı Edip Yıldız şunları kaydetti.
 
“Konya İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği olarak üyelerimizin menfaatlerini korumak, hayvansal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla mücadele etmekteyiz. Sadece üretmekle bitmediğini biliyor üretim sonrası pazarlama konusunda da üreticimizin yanında olmak amacıyla yatırımlarımızı planlıyoruz. Yetiştiricimizin ürettiği süte katma değer sağlamak için süt işleme tesisimizi faaliyete geçirdik ve artık bölgemizde hem üreticimize hem de tüketicimize hizmet ediyor. Bu yatırımımıza ilaveten yetiştiricimizin ürettiği kırmızı et de hak ettiği değeri bulsun diye Ereğli Organize Sanayi Bölgesinde Et Entegre Tesisimizi faaliyete geçirmeye hazırlanıyoruz.




“Yetiştiricimiz üretmekten vazgeçmesin diye, sektöre küsmesin diye üreticimiz için dün de bugün de hep büyük taşların altına elimizi koyduk. Ancak hayvansal üretimin en önemli girdi maliyetini oluşturan yem fiyatlarındaki sürekli artış karşısında, süt fiyatlarında bir ilerleme kaydedilememiş olması üreticimizin ezilmesine sebep olmuştur. Bu sorunu görmemek mümkün değil, bu anlayıştan artık vazgeçilmelidir. Hepimiz bu sektörden rızkımızı kazanıyorsak, yetiştiricimizin de üretimde sürdürülebilirliğini sağlamak zorundayız. Aksi takdirde hayvansal üretim ve üretici olmadığında süt, yem ve ilaç sanayisinin ne anlamı var, kime hizmet edebilir. Sektörün her kademesindeki paydaşlarımızla sorunu kalıcı çözmeye yönelik çalışma yapmak zorundayız. Bunu başaramazsak devletimizin parası heba olur, sorunları çözmüş olmayız sadece ötelemiş oluruz. “dedi.
Başkan Yıldız süt sektörü ile ilgili şunları söyledi;



“Sektör içerisinde sadece üreticimiz emek emek üretmiş olduğu çiğ sütü belirli bir fiyata satmaya zorlanmasına karşılık diğer sektör paydaşlarımızın böyle bir zorunluluğu olmaması garip bir durumdur. Üreticiler olarak bu fiyat dayatması devam edecekse, diğer sektör paydaşlarımız için de ilgili konseyler tarafından da süt/yem paritesine uygun fiyat oluşturulması gerekmektedir. Ulusal Süt Konseyi öncülüğünde sektör paydaşlarımızla acilen toplanıp kangren olmadan bu sorunu çözmeliyiz.

“Üreticimizin süt fiyatlarında sene sonunu bekleyecek gücü kalmadı”
 
Üreticimizin sene sonunu bekleyecek gücü kalmamıştır. Damızlık hayvan kesimleri başlamadan herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Aksi takdirde telafisi zor bir süreç beraberinde bizi Avrupalı yetiştiricilerin insafına mahkum edecektir. Tarımsal ve hayvansal üretim bu ülkenin en önemli gündemi olmak zorundadır. Bu hatırlatmaların dikkate alınması ve herkesin taşın altına elini koyması ümidi ile diyorum.
 
 
23.07.2020
Devamı

Çiğ Süt Desteği Yarın Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, 2020 yılı Ocak, Şubat, Mart dönemini kapsayan Çiğ Süt Destek Ödemelerinin Cuma Günü ödeneceğini müjdeledi.
 
Bakan Pakdemirli çiğ süt desteğine yönelik şunları kaydetti.
“2020 yılı Ocak, Şubat, Mart dönemi, Çiğ Süt Desteği Ödemesi kapsamında, 254.300 üreticimizin 2,45 milyon ton çiğ sütü için 329,4 milyon lira destek ödemesini; 24 Temmuz Cuma Günü saat 18:00’dan sonra ödüyoruz. Tüm yetiştiricilerimize hayırlı, bereketli olsun.”​dedi.
 
 
23.07.2020
Devamı

TAGYAD'dan Yönetmelik Değişikliğine Sert Tepki


Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ve Depolanması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” 18 Temmuz 2020 günü Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Konu ile ilgili bir basın açıklaması yapan TAGYAD Genel Sekreteri Ziraat Mühendisi Buket Sakmanlı Apaydın bu yanlıştan biran önce dönülmelidir. dedi. Apaydın konu ile ilgili şunları kaydetti.

 söz konusu Yönetmelik, bugüne kadar mevcut sistem içerisinde karşılaşılan sorunların çözümü yerine, tam aksine yeni bir kargaşaya yol açtı. Çünkü, Orman Mühendisleri Odası’nın açtığı dava sonucu, eczacı, kimyager, kimya mühendislerinden sonra orman mühendislerine de sınav hakkı verildi.


Oysa tarım ilaçları, uzman tavsiyesine göre kullanılmadığında, özellikle insan ve çevre sağlığı açısından büyük tehlike arz etmektedir. Zirai ilaç satış yetkisinin bu alanda eğitim almamış kişilere verilmesi, sürdürülebilir tarım, üretici, uygulayıcı ve tüketici için ciddi tehdit oluşturacaktır.

Araziyi gezen, ilacı, gübreyi, tohumu bilen, bitkinin fizyolojisine hâkim, hastalığı, zararlıyı tanıyan ve bu alanda 4 yıl eğitim alarak uzmanlaşan kişi Ziraat Mühendisidir.

Zirai ilaçların satış yetkisinin farklı meslek kollarına verilmesi, yıllarını tarıma adayan meslektaşlarımıza yapılan büyük bir haksızlıktır, meslek gaspıdır. Bu işi herkesin yapabileceği algısı yaratılarak ziraat mühendisliği mesleğinin itibarsızlaştırılmasıdır.


Son sözümüz, bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiğidir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur... 
22.07.2020
Devamı

Kars'ta Süt Toplantısı

Kars Valisi Türker Öksüz Başkanlığı’nda “Sütün Soğuk Zincirine Girmesi Çalışmaları” toplantısı düzenlendi
Kars Valilik Makam Toplantı Salonu’nda Vali Türker Öksüz, Başkanlığı’nda düzenlenen toplantıya İl Tarım ve Orman Müdürü Dr. Hüseyin Düzgün ve süt işletmeleri yöneticileri katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Vali Türker Öksüz, “Şehir olarak ekonomimiz büyük ölçüde hayvancılığa dayanan bir iliz. Hayvancılık vatandaşlarımızın günlük hayatında çok önemli yer tutuyor. Hem istihdam açısından, hem büyükbaş hayvan sayısı açısından özellikle Türkiye genelinde 5’inci sırada bulunuyoruz. Bu yönüyle de ülkemiz hayvancılığında da önemli bir şehir Kars, diğer yandan hayvanlarımızdan elde edilen süt ve süt ürünleri yani peynir yapma yönünden önemli bir şehir, marka olmuş bir şehir, coğrafi işareti olan kaşar peynirine sahibiz. Toplam 1 milyon 100 bine yakın hayvan varlığı, canlı hayvan sevklerimiz yönünden ülkemiz hayvancılığına katkı sunmaya çalışıyoruz” dedi.

Vali Öksüz, “yıllık yaklaşık 590 bin civarında bir sütümüz var. Onu buradaki tesislerde değerlendiriyoruz. Burada 57 tane tesisimiz var. Bizim amacımız coğrafi işareti sahip olan ve marka olan peynirimizin kalitesini artırmak. Daha uygun şartlarda üretimini temin etmek. Sütlerimizin toplanmasında soğuk zinciri oluşturmayı amaçlıyoruz. Bu toplantıyı da bunun için düzenledik. Soğuk zincir içerisinde peynir üretimi yaparsak, kalitemizi artırmış olacağız. Hem de daha hijyenik şartlarda tüketicilerin hizmetine sunmuş olacağız peynirlerimizi, inşallah bu toplantı bir başlangıç olur” diye konuştu.

Yapılan konuşmaların ardından toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.
 
22.07.2020
Devamı

Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı: Çiftçi Psikolojik Olarak Rahatladı

Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı, Ticaret Bakanlığı'nın "İhracı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği" uyarınca, kuru soğan ile patates ihracatında Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan ön izin alınması uygulamasına son verilmesini değerlendirdi.

Kararın ocak ayında, korona virüs salgını tedbirleri kapsamında iç piyasada fiyat artışı riskine karşı önlem olarak alındığını hatırlatan Özer Matlı, "Ocak ayında ön izin şartına bağlanan soğan ve patates ihracatı, mayıs ayından itibaren kontrollü olarak gerçekleştirilmeye başlanmıştı. Gelinen noktada dünya genelinde normalleşme adımlarının ve yeni hasatların yoğunlaşmaya başlamasıyla birlikte, ihracatın önündeki tüm kısıtlamalar Resmi Gazete'de yayımlanan kararla kaldırılmış oldu. Bakanlığımızın almış olduğu bu karar, ihracatımıza daha da ivme kazandıracaktır" dedi.

"Rekoltelerde ciddi oranda artış söz konusu"

Patates ve soğan ihracatında ön iznin kaldırılmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiren Başkan Özer Matlı, "Bilindiği üzere Bursa'da da kuru soğan üretiminde Karacabey ve Yenişehir ilçelerimiz ön plana çıkmaktadır. Özellikle Karacabey, Türkiye'nin soğan ambarı olarak bilinmekte. Bu bölgelerde geçimini soğan üretiminden sağlayan çiftçilerimiz, pandemi sürecinde karşılaştıkları zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmedi. Geçtiğimiz yılın aksine, bu yıl rekoltede de çok ciddi bir artışın olması ve ihracatın önündeki engellerin kaldırılması, çiftçimizi psikolojik olarak rahatlatmıştır" diye konuştu.

"Dondurulmuş gıdalara talep arttı"

Pandemi sürecinde tüketim alışkanlıklarında yaşanan değişikliklerin ardından, özellikle dondurulmuş gıdalara olan talepte büyük bir artış yaşandığını ifade eden Başkan Matlı, "Üreticilerimiz böylesi dönemlerde alınan önlemlerle hem korunmalı hem de katma değeri yüksek ürünlere yönlendirilmelidir. Bu noktada hazırlanacak yeni destek paketleriyle birlikte üreticimizin, bilhassa soğan ve patates ihracatını taze olarak yapması yerine katma değeri yüksek, dondurulmuş ve işlenmiş ürün olarak yapması için teşvik edilmesi, ekonomimiz açısından son derece önem arz etmektedir" dedi.
22.07.2020
Devamı

E-Tarım Portalında Yapılan İşlemler Neler

Tarımsal kayıtlar ve işlemler tek çatı altında toplanıyor. Çiftçiler E-Tarım portalında bürokrasiye takılmadan online işlem yapabilecek.
Gıda Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığının 2023 hedefleri doğrultusunda tarımda dijitalleşme adımlarından birisi olan E-Tarım portalının tanıtım toplantısına katılacak. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, "E-Tarım portalı sayesinde başta çiftçilerimiz ve tüm vatandaşlarımız, Bakanlığımız ile olan iş ve işlemlerini daha kısa sürede, il ve ilçe müdürlüklerine gitmeden tamamen evraksız şekilde online olarak yapabiliyorlar" denildi.
Açıklamada şunlar kaydedildi: "E-Tarım Portalı ile çiftçilerimiz artık Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar zaman ve emek kaybetmeden, bürokratik süreçlere takılmadan destekleme ön başvurularını, çiftçi kayıt sistemi ön kayıt ve başvuru durumlarını, ‘Çiftçi Kayıt Belgesi’ni, Büyük ve Küçük Baş hayvanların ölüm, doğum, satış ve hastalık bildirim işlemlerini, Hayvan Nakil ve Hayvan Pasaportu Belgelerini, İşletme Tescil Belgesi gibi daha birçok belge teminini ve takip işlemini bu sistemden anlık olarak tamamlayabiliyorlar.
Ayrıca kayıtlı tarım arazilerinin ada/parsel bilgilerine, bu parseller üzerinde kayıtlı olan ürün bilgilerine erişim sağlayıp işlem yapabiliyorlar.
E-devlet şifresi ile giriş yapılabilen sistem ile çiftçimizin tamamen evraksız işlem yapması için gerekli alt yapı oluşturulmuş ve vatandaşların tarımsal faaliyetlerini tek bir çatı altında görmesi sağlanmıştır"
22.07.2020
Devamı

Çanakçı, “Çiftçilere Yapılandırma Yapılmalı”

Kocaeli Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Bekir Çanakçı, Çiftçilerin zor günler geçirdiğini bu yüzden Çiftçilere yapılandırma yapılması gerektiğini söyledi.
Çiftçi borcunu nasıl kapatacak?’
 
Çanakçı, ‘Son yıllarda yaşadığımız olumsuz ekonomik gidişin ve 2020 yılında yaşamakta olduğumuz Corona 19 vakası ve olumsuz hava şartları nedeni ile çiftçilerimiz zor günler geçirmektedir. Çiftçilerimiz bu dönemlerde Bankalardan ve Tarım Kredi kooperatiflerinden kullanmış oldukları kredileri ödeyememişlerdir. Bundan dolayı yüzlerce çiftçimize icra takibi başlatılmıştır. Bu da üretimi durma noktasına getirmektedir. Çiftçilerimizin traktör ve ekipmanlarına haciz konulmaktadır. Çiftçilerimize adeta siz üretmeyin yatın denmektedir.  Çiftçilerimiz bankalardan kredi istedikleri zaman önceki durumları göz önünde tutularak, kredi verilmiyor. Peki kardeşim çiftçi borcunu nasıl kapatacak? Çiftçinin borcuna karşılık bağı, bahçesi değerinin altında, ölü fiyatına icra yolu ile satılacak mı? Çiftçinin elindeki malı gasp mı edilecek? Tüm bunları anlayamıyoruz. Bir diğer sıkıntılı durum KEFİL’lik konusu. Her çiftçi kredi alırken mutlaka 2 kefil isteniyor olup, zincirleme kefil olan herkes icralık oluyor. Bu duruma acilen dur denilmesi gerekiyor.  Hükümetimizden acilen bir istediğimiz var. Sanayicimizin, esnafımızın icra takibine düşmüş borçlarına yapılandırma imkanı getirilmiştir. Bizlerde yeni bir düzenleme ile çiftçilerimizin icra takibine düşmüş borçları için yapılandırma talep etmekteyiz. Konunun ivedilikle çözümlenmesi gerekmektedir. Üretim durmasın istiyoruz. Üretim durursa Türkiye aç kalır!. Bunu herkes böyle bilmeli ve önlem almalı.’ dedi.
22.07.2020
Devamı

2020 TDK Hayvancılık Destekleme Kredisi Başvuru Şartları

Gıda Tarım ve orman Bakanlığı her yıl yüzlerce çiftçiye geri ödemesiz kredi verme imkânı sağlıyor. Kredi Türkiye’nin çiftçi destekçisi Ziraat Bankası tarafından temin ediliyor. Başvuru yapanlar TKDK tarafından IPARD ve IPARD2 projeleri kapsamında hayvancılıkla uğraşanlar için sunuluyor. 30 bin TL’ye varan hibe ve destek kredisi bakanlık tarafından talep edene veriliyor.
Ziraat bankası en uygun faiz oranlarıyla gerekli destek kredisi imkanını çiftçilere verirken devlet bankası olması yönüyle de uygun ödeme sağlama güvenirliği sağlıyor. Yeterli şartları bulundurması durumunda, aşağıda belirtilen biçimde hayvan kredisi desteği sağlanmaktadır;
  • Koyun, kuzu, keçi vb. türündeki hayvanların edinilmesi
  • Arı, ördek, kaz vb. türdeki kanatlı ve kümes hayvanlarının edinilmesi
  • İnek, dana, manda vb. türdeki büyükbaş hayvancılığın edinilmesinde finansal destekler sağlanmaktadır.
 Sağlanan avantajların arasında hayvan kredisine ek olarak hayvan yetiştirirken gerekli olan ekipman ve gıda desteği alımları da çiftçiler için uygun şekilde belirlenmiştir.
Peki hayvan kredisi almak için gerekli şart ve koşullar için nelerdir sorusu ise en çok merak edilen konulardan birisidir.

Geri ödemesiz hayvan kredisi başvuru şartları nelerdir?

  • Halihazırda zaten hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin yetiştirdikleri hayvanların küpe numaralarını bildirilmesi,
  • Kredi için başvuruda bulunacak kişinin Çiftçi Kayıt Sisteminde yer alması,
  • Krediye başvuran kişinin talep ettiği kredi miktarı kadar ipotek edebileceği bir gayrimenkulünün bulunması
  • Düzenli maaşı olan ve maaş bordrosunu gösterebilecek iki adet çalışan kefil
  • Başvuru yapacak kişinin Ziraat Bankasına doğrudan ve şahsen gidip başvuruda bulunması
  • 3 yıllık bir bilanço ve teminatın bankaya bildirilmesi şartları bulunmaktadır.

Hayvancılık kredisi veren bankalar hangisidir?

Devlet destekli hibelerin yanında çeşitli bankalarda hayvancılık yapmak isteyen çitçi vfe çiftçi adaylarına çeşitli faiz miktarlarında kredi imkânı sağlamaktadır. Bu bankalardan bir kısmı şu şekilde sıralanmıştır;
•    Halk bankası,
•    Garanti Bankası,
•    Vakıf Bankası,
•    QNB Finansbank.
Yukarıda belirtilen bankalara ek olarak Denizbank da hayvan yetiştiriciliği için kredi sağlayan avantajlı bankalardan birisidir. Denizbank’ın sağladığı kredi çeşitleri şu şekildedir;
  • Hayvan yetiştiriciliği sırasında kullanılacak ekipman için kredi,
  • Süt üretimi hayvancılığı kredisi
  • Besi hayvancılığı için kredi imkânı sağlamaktadır.
Denizbank bu kredileri verirken çiftçi ve çiftçi adaylarından belirtilen evrakları tamamlamalarını istemektedir. Bu evraklar;
  • Başvuru yapan kişinin çiftçi belgesi ve ÇKS belgesi
  • Kimlik kağıdının fazladan bir nüshası
  • Başvuru yapan çiftçinin ve çiftçi adayının hayvancılığı yapacağı alanın ikamet adresi
  • Tapu fotokopisi
  • Traktör veya hangi taşıt kullanılacaksa ruhsat fotokopisi istenmektedir.
Başvuruda bulunacak şahsın ya da tüzel kişiliğin başvurusunda talep edilen evraklar Denizbank resmi intenet sitesinde yer almaktadır. Gerekli evrakların tamamlanmasının ardından en yakın Denizbank şubesine gidilerek başvuru gerçekleştirilebilir.

Devlet hayvancılığa ne kadar destek veriyor?

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Türkiye’de hayvan yetiştiriciliğinin devamlılığını sağlamayı hedefler ve bu yönde vatandaşa gerekli yardım ve desteği sağlar. Kampanyalar üreterek, krediler vererek Türkiye’de çiftçiliğin gelişmesi yönünde adımlar atar. Her ilde bulunan İl Tarım Müdürlükleri üzerine düşen çalışmayı en faydalı olacak biçimde gerçekleştirir. Bakanlık, üreticilere düşük faizli ya da geri ödemesiz kredi ve destekler sunar. Bankalar güven gerekli güveni ve teminatı sağlamayan yetiştiricilere kredi başvuru onayı yapmaz. Son 10 yıldır yüzlerce kişiye hayvan başına destekleme paraları yatılmış, hibeler ve destek kredileri sağlanmıştır.
22.07.2020
Devamı

IPARD-II Kapsamında 71 Projeye 71 Milyon Lira Hibe

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 8. Başvuru Çağrısı 2. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 71 projeye 71 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.  
Bakan Pakdemirli, bakanlık olarak “yerinde üretim, yerinde işleme ve yerinde kalkınma” anlayışıyla kırsaldaki yatırımları desteklemeye devam ettiklerini bildirdi.
Bu çerçevede, kırsalı kalkındırmak, kente göçü önlemek, kadın ve genç girişimcileri desteklemek ve istihdama katkı sağlamak amacıyla IPARD-II kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla çeşitli sektördeki yatırımlara yüzde 40 ila yüzde 70 arasında hibe desteği verdiklerini dile getiren Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumumuzun uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 25 Kasım 2019 tarihinde yayımlanan 8. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 2. grup sonuçları belli oldu.
Buna göre, tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması sektöründe açıklanan 71 adet projeye 71 milyon TL hibe desteği sağlanacak. Bu hibe sayesinde kırsalda 183 milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesi hedefleniyor.
Tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlar tedbirinde açıklanan projelerin; 43’ü süt işleme tesisi ve süt toplama merkezi, 3’ü kırmızı et işleme ve kesimhane, 4’ü kanatlı eti işleme ve kesimhane, 1’i su ürünleri işleme, 20’si meyve-sebze işleme ve soğuk hava deposu yatırımlarını kapsıyor.”
Çağrı kapsamında onaylanan projeler, www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklanacak.

21.07.2020
Devamı

Öztürk, “Hayvan Fiyatlarında Artış Var”

Düzce Ziraat Odası Başkanı Ramazan Öztürk hayvan yetiştiricilerine uyarılarda bulunarak, çiftçilerin kendi yetiştirdikleri ürünleri hayvanlarına vermesi halinde hayvancılıktan para kazanabileceklerini dile getirdi.
  Kurbanlık almak isteyenlere yada hisseye gireceklere Ziraat Odası Başkanı Ramazan Öztürk uyarılarda bulundu. Ramazan Öztürk, çiftçinin kendi yetiştirdiği yem ile beslediği hayvanın etinin daha lezzetli olacağını dile getirerek “Maliyetimiz çok yüksek. Öncelikle bunu belirteyim. Maliyetleri düşürmek için ise hayvancılık yapacak bir kişi öncelikle beslediği hayvanlara vereceği yiyecekleri kendi bahçesinde yetiştirmesi gerekir. Saman, slaj, buğday, arpa gibi hayvan yiyeceklerini bahçesinde yetiştirmesi gerekir. Bunları kendi yetiştirirse para kazanabilir. Bunların tamamını dışarıdan alıp getirirse para kazanması mümkün değil. Görüyoruz ben hayvancılık yapacağım diyor. Ancak hiçbir şey ekmemiş, biçmemiş. Para kazanması mümkün değil. Ayrıca kendimiz yem ürettiğimiz zaman hayvanın etinin lezzeti bile farklı olur. Dışarıdan aldığı sanayi yemiyle beslenen hayvanın etinin lezzeti başka oluyor. Aynı bahçemizden ürettiğimiz sebze gibidir beslediğimiz hayvanlarımız. Bu sene geçen senelere göre hayvan fiyatlarında yüzde 20 artış var. Kurban kesmek isteyenler hayvanlarını şimdiden bir an önce alırlarsa daha uygun fiyata gelecektir” dedi.

21.07.2020
Devamı

Lisanslı Depolara Ürün Teslim Eden Çiftçilere Destek

Şekerbank, ürününü lisanslı depolara teslim eden çiftçilerin nakit ihtiyaçları için Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) teminatlı kampanya başlattı. Banka kampanya ile çiftçilere 9 aya varan vadeler ve yüzde 0.79’dan başlayan faiz oranlarından yararlanma fırsatı sunuyor.

Şekerbank, lisanslı depolara teslim edilen tarım ürünleri karşılığındaki Elektronik Ürün Senedi’ne (ELÜS) sahip olan çiftçilere kısa vadeli nakit ihtiyaçları için finansman sunuyor.

Banka kampanya kapsamında, ürününü lisanslı depolara teslim eden çiftçilere ürün senetlerini teminat göstererek 9 aya varan vadeler ve yüzde 0.79’dan başlayan faiz oranlarıyla nakit ihtiyaçlarını karşılama fırsatı sunuyor. Ürünlerini sağlıklı koşullarda depolayarak fiyat avantajından yararlanmak isteyen çiftçiler, 31 Temmuz 2020 tarihine kadar Şekerbank şubelerine başvuru yapabilecek.

“Çiftçilerimizin ihtiyaçlarını çok iyi anlıyoruz”

Şekerbank KOBİ, Perakende ve Tarım Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Tuğbay Kumoğlu konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Şekerbank olarak, üç nesildir yol arkadaşı olduğumuz çiftçi müşterilerimizin ihtiyaçlarını çok iyi anlıyor, onlara özel hizmetler sunuyoruz. Bu çerçevede Anadolu Bankacılığı misyonumuzun bir gerekliliği olarak üreticilerimizin yanında yer alıyor, yeni kampanyamızla ELÜS sahibi çiftçilerimize hızlı bir finansal çözüm getirmeyi hedefliyoruz. Kampanyamız ile hasadını değerinde satışa sunmak isteyen çiftçilerimiz hem sağlıklı bir şekilde ürünlerini depolayacak hem de nakit ihtiyacını karşılayacak. Çiftçilerimizin üretimini artırmak için onların yanında olmaya devam edeceğiz.”

21.07.2020
Devamı

Çiftçi Kazandığı İle Traktör Alıyor

Batman'da verimli bir hasat dönemini geride bırakan Batman ovasındaki Çiftçi, üründe elde ettiği kazancını traktöre yatırıyor. Batman’ın Binatlı (Bileyder) köyündeki 50 yaşındaki Bayram Demir "Bu yıl mercimek fena değildi. Buğdayda da verim iyiydi ama sünne verimi biraz da etkiledi. Son yılların en iyi hasad verimiyle karşılaştık. Genelde Buğday, arpa ve mercimek ekimi yapıyoruz. 1970'li yıllarda merhum babamın kullandığı traktör markasından biz de imkanlarımızı zorlayıp aynı marka traktör aldık. Bölge bayisi bize her türlü kolaylığı sağladı. Kendilerine teşekkür ediyoruz" diye konuştu.

60 TRAKTÖR SATIŞI

Çiftçinin bu yıl hububatta yüksek verim elde etmesine sevindiklerini belirten Cansağ Otomotiv Bölge Bayii Halil Cansağ, şunları kaydetti: "Son aylarda Batman ovasındaki çiftçilere yaklaşık 60 traktör satışımız oldu. Bazı serilerde elimizde traktör kalmadı. Çiftçimizin talebini anında karşılıyoruz. Önümüzdeki günlerde de çiftçilerimize tarla günü düzenlemeyi planlıyoruz. Bu yıl verim iyi gidince, çiftçi de haliyle yeni traktörlerin alımına yöneldi. Biz de toprak dostuyuz ve çiftçimizin her yıl daha çok kazanmasını istiyoruz."

21.07.2020
Devamı

Zeytinde Akılalmaz Hile!

Hileli gıdalara zeytin de katıldı. Özellikle siyah renkte ki zeytin türü gıda teröristlerinin hedefi oldu.
 
Kahvaltının vazgeçilmezi siyah zeytindeki hile pes dedirtti....
Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Uğur Toprak, kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan zeytinde yapılan hileler hakkında uyarılarda bulundu. Özellikle siyah renkte tezgahlarda yer alan türünün hileye açık olduğunu ifade eden Toprak, çekirdeğin çok aşırı siyah olmaması gerektiğini belirterek, "Zeytin, dalından koparıldığı gibi yenemeyen tek çekirdekli meyve olarak geçer.
Çünkü içerisinde acılık içeren bir madde bulunur. Bunun uzaklaştırılması için de kostik dediğimiz bir hava verilerek koyulaşması sağlanır ve bu acılık yok edilir. Daha sonra da zeytine renklendirici maddeler katılabilir. Bunlar zeytin tebliğinde bulunan renklendirme amaçlı kullanılan maddelerdir. Yasaldır.
Ancak dikkat edilmesi gereken noktalardan biri; zeytin açıldığı zaman elle morumsu, pembemsi bir renk bulaşmaması gerekmektedir. Çekirdeği, kahverenginden mora dönük bir renkte olmalıdır. Her çekirdeği siyah olan zeytin boyalı zeytin değildir ama çok aşırı siyah olmaması gerekmektedir. Yendiğinde de ekşi bir tat bırakmaması gerekmektedir" dedi. Toprak, "Zeytinin olgunlaşma süresi 4-6 ay arası değişebilir bu süreyi biraz daha kısaltabilmek için boyalar kullanılıyor" ifadelerini kullandı.
Doğal ve organik ürün satışı yapan Bilge Altınmakas Özgenoğlu da en çok hilenin siyah zeytinde yapıldığını söyleyerek, şöyle konuştu: "Siyah zeytinde tüketicilerin yapması gereken en doğru tahlil; tadım yapmaları ve çekirdek rengine bakmaları gerekmektedir. Çekirdeğin rengi çok siyaha kaçmamalı daha doğal renginde olmalıdır.
Mora çalan, kahverengi tonlarında olması gerekmektedir. Bu renklendiricinin çok olmadığı, kostik maddenin çok olmadığını anlamına gelir. Siyah zeytinin daha parlak olması için fazla miktarda boya maddesi konuluyor, kostik havuzlarda çok fazla bekletiliyor. Bu da sağlık açısından çok fazla zararlı.

 

21.07.2020
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik :"Talep olursa yetiştirici 5 milyona kadar küçükbaşı kurbanlık olarak pazarlayabilecek durumda”

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Ankara Yenimahalle’deki Yakacık Kurban Satış ve Kesim Alanını ziyaret etti. Yetiştiricilerle bir araya gelen, onların sorunlarını dinleyen Çelik, basın mensuplarının kurbanlıklarla ilgili sorularını da yanıtladı.
Kurbanlıklarla ilgili hiçbir sıkıntımız olmadığını, halkın istediği kadar kurban kesebileceğini, oluşacak talebin çok üzerinde kurbanlığa ayrılan küçükbaş hayvan bulunduğunu söyleyen Çelik, şöyle konuştu:

“Türkiye, çok büyük bir ülke... Rakamlarıyla da büyüklüğünü ortaya koyuyor. Öyle ki kurbanlığa ayrılan küçükbaş sayısı 138 ülkenin koyun, keçi sayısından fazla. Kurban Bayramı organizasyonu bile bunu gösteriyor. Dünya çapında bir Kurban Bayramı organizasyonumuz var.
Yetiştiricimiz aylardır Kurban Bayramı için hazırlanıyor. 6,5 milyar liralık 5 milyon küçükbaşı kurbanlık için hazır etti. Bunu yapmak hiç de kolay değildir. Bunlardan 4,55 milyar lira değerindeki 3,5 milyon küçükbaşı kurbanlık için ayırdı.

Geçen yıl 800 bin büyükbaş, 2,7 milyon küçükbaş kurbanlık kesildi. Bu yıl kesilecek kurbanlık sayısı bunun çok üzerinde olacaktır.
Çünkü, koronavirüs salgını nedeniyle birçok kişi tatil planını erteledi. İlinde, ilçesinde, mahallesinde, köyünde Kurban Bayramı’nı geçirecek. Bu kişilerin önemli bir bölümü de kurban kesecektir.


Suudi Arabistan da bu yıl yurt dışından hacı kabul etmeyeceğini açıkladı. Kutsal topraklara hac farizasını yerine getiremeyecek olan hacı adaylarımız da ülkemizde kurban kesimi yapacak.
Biz, küçükbaşta kesilecek kurban sayısının en az 300 bin artışla 3 milyona çıkacağını tahmin ediyoruz. Geçen yıla göre artış 1 milyona kadar çıkabilir. Bu durumda 3,7 milyon küçükbaş hayvanın kesimi yapılır.
Geçen yıla göre küçükbaş hayvan kesimi isterse 1 milyon fazla artsın sorun yok. Talep olursa yetiştiricimiz 5 milyona kadar küçükbaşı kurbanlık olarak pazarlayabilecek durumda.”
 
Kurbanlık fiyatları makul...
 
İl birliklerinden veri aldıkları ve teknik elemanların hayvan pazarlarını düzenli olarak takip ettiği bilgisini veren Çelik, şöyle devam etti:
“Şu an için kurbanlık koyunda fiyatlar 1050-1500 lira arasında değişiyor. Koyunda ortalama fiyat 1300 lira dolaylarında. Keçi de bu rakam 1000-1100 lira arasında değişiyor.
Tabii hem koyunda hem de keçide hayvanın koç, teke olmasına, vasfına göre fiyatlar yükseliyor. İyi bir koçta fiyat 3 bin-3 bin 500 liraya kadar çıkıyor.
Kurbanlık alışverişinde hem yetiştiricilerin hem de alıcı konumundaki vatandaşların memnun olacağı bir süreç geçirilmesini temenni ediyorum.
Büyük zorluklarla ve özellikle de artan yem masraflarına rağmen kurbanlıklarını satmaya çalışan yetiştiricilerimizin değerinden ve mağdur olmayacakları fiyatlarla hayvanlarına alıcı bulmalarını arzu ediyoruz.

Artan yem maliyetleriyle koronavirüsün birtakım olumsuz etkileri göz önüne alındığında, küçükbaş kurbanlık hayvan fiyatları geçen yıla göre yüzde 10 civarında artabilir. Tabii ki bölgesel farklılıklardan dolayı da artış oranı illere göre farklı olacaktır.
Biz satışların artacağını tahmin ediyoruz ama her ihtimalde kurbanlık için ayrılan 5 milyon küçükbaşın tamamının satılamayacağını da öngörerek, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da satılamayan ve elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumunca değerinden alınmasını talep ediyoruz. Yetiştiricilerimizin için rahat olsun. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli her zaman her yerde yetiştiricimizin yanındadır.”
 
Vekâlet yoluyla kurban kesimlerinde fiyatlar yetersiz kaldı
 
Vekâlet yoluyla kurban kesimlerinde hisse bedellerinin yetersiz kaldığını bildiren Çelik, “Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfı, 2020 yılı vekâlet yoluyla kurban hisse kesim bedelini yurt içi için sadece 85 lira artışla 890 liradan 975 liraya, yurt dışı için 100 lira artışla 725 liradan 825 liraya çıkardı.
Kızılay, yurt içi kurbanlık ve adak için 1050 lira, yurt dışı kurbanlık için 850 lira fiyat belirledi. Hisse fiyatları yetersiz kaldı. Vekâlet yoluyla kurban kesim bedelleri belirlenirken yetiştiricinin mağdur edilmemesi için birliklerin de görüşü alınmalıdır.

Bu fiyatlar piyasada oluşan fiyatların altında kalmıştır.”

Kurbanda hem bağış sahibi hem de yetiştirici mağduriyetine son verilmesi gerektiğini vurgulayan Çelik, ayrıca, dernek ve vakıflara yatırılan her kuruşun kurban kesiminde kullanılması için denetiminin sıkı bir şekilde yapılmasına özen gösterilmesinin de bir zorunluluk olduğunu belirtti.


 
Marketlerin kurbanlık satışı
 
Marketlerin de kurbanlık için fiyatlarını açıkladığını hatırlatan Çelik, şunları söyledi:
“Bizim anlamadığımız bazı marketlerin 1450 lira fiyatla 16 kilogram karkas ağırlıklı kurbanlık koç fiyatı açıklaması. TÜİK’e göre kesilen koyunların ortalama karkas ağırlığı 21,6, keçilerinki 19,8 kilogram. Şimdi sormak lazım. 16 kilogram karkas ağırlığı olan koç olur mu? Bulsunlar getirsinler bir görelim. Ortalama karkas ağırlık kurban vasıflarını taşıyan koçta nereden baksanız 35-45 kilogram gelir. Bunlar koyunu 2’ye, koçu 4’e mi bölüyorlar?
Hesabı vatandaşımız yapsın.
Biz her zaman söylüyoruz. Kurban aynı zamanda bir ibadettir. Bunun kuralları vardır. İlgili kurumlarımız kurbanın olması gereken niteliklerini açıklıyor. Nitelikleri kurbanlık için uygun olmayan koyun, koç, keçi ve tekelerin kesilmemesi gerekir.”
 
Koronavirüs tedbirleri
 
Koronavirüs ortamında bir bayram geçirileceğini vurgulayan Çelik, kurban satış yerlerinin 80 ilde 1 Temmuz’da, İstanbul’da 16 Temmuz’da açıldığını, satış alanlarının yavaş yavaş dolduğunu belirtti.
Vatandaşların ve yetiştiricilerin kurban pazarlarında koronavirüs salgınına karşı belirlenen tedbirlere harfiyen uymasının hayati önem taşıdığına dikkati çeken Çelik, şöyle konuştu:
“Diyanet İşleri Başkanlığımızın, Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ'i yayımlandı. Tebliğe göre, kesimlerin daha düzenli yapılması, zaman kaybının ve karmaşanın önlenmesi ile Kovid-19 bulaşma riskini en aza indirmek için kesim yerlerinde randevu sistemi uygulanacak, kesim işlemlerinin bayramın ilk gününde yoğunlaşmaması için gerekli tedbirler alınacak.
Satıcılar ve müşteriler arasında 'el teması' olmayacak ve bu nedenle kurban pazarlığında, gelenekselleşen ‘tokalaşma’ yapılmayacak.
Hayvan pazarlarında kontrol yapan kamu otoritelerimiz, hayvanların sağlık kontrollerini eksiksiz yerine getirmeli, hayvanların kurbanlık vasıfları taşıyıp taşımadığına da dikkatli bir şekilde bakmalıdır.”
 
Kurban satış yeri çadır ücretleri
 
Kurban satış yeri çadır ücretlerinin, yıldan yıla arttığı bilgisini veren Çelik, devletin bu konuya bir çeki düzen vermesinde yarar bulunduğunu, değişik kriterlere göre birbirinden çok farklı kurban satış yeri çadır ücreti talep edildiğini anlattı.
Çelik, yem başta olmak üzere artan maliyetlerle, bin bir güçlükle mücadele ederek kurbanlıklarını yetiştiren, fahiş nakil fiyatları vererek kurban satış yerlerine getiren yetiştiricilerden bir de yüksek çadır fiyatları talep edilmesinin üreticinin belini büktüğünü vurguladı.

Nihat Çelik, şöyle dedi:
“Belediyelerimiz, bu konuda yetiştiricimize destek olmalıdır. Bize gelen bilgilere göre, bazı belediyeler, 20 metrekarelik bir alana geçen yıl 135 lira satış yeri kirası alırken aynı yere bu yıl yüzde 363 artışla 625 lira, 100 metrekarelik bir alana sahip satış yerine geçen yıl 300 lira isterken bu yıl yüzde 942 artışla 3 bin 125 lira isteyebiliyor. Son bir yıllık enflasyonun yüzde 12,62 olduğu bir ortamda yüzde 942’lik, 10 kata varan bir fiyat artışı nasıl izah edilir?”
 
Hayvan satış yerleriyle ilgili yeni düzenleme
 
Tarım ve Orman Bakanlığının pazar günkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hayvan Satış Yerlerinin Ruhsatlandırılma ve Denetleme Usul ve Esasları Hakkındaki yeni yönetmeliği havan satış yerlerine otel konforunda ortam getirilmesini amaçladığına dikkati çeken Çelik, şunları söyledi:
“Yetiştiricimiz için insani şartlarda bir ortam sağlamayı hedefleyen düzenlemeyi çok yerinde buluyor ve takdir ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’ye teşekkür ediyoruz.

Tertemiz, hijyen şartları sağlanmış, kaba yem, kesif yem, su, gübre ve hayvansal atık depoları bulunan, yeterli kapalı ve açık alanları olan, ısı ve iklimlendirme merkezi bulunan, hayvanların gece rahat konaklamasına imkan veren düzenleme faaliyete geçince, yetiştiricimiz içi rahat bir şekilde hayvan toplama ve satış yerlerini kullanacaktır.
Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin yaptığı birçok ilkten sonra böyle düzenleme yapması bizim için büyük bir jest olmuştur. Kurban Bayramı'nı yetiştiricilerimiz daha güzel bir ortamda geçirecektir.

Yetiştiricilerimiz, Avrupa standartlarına uygun dünyadaki birçok ülkeye de örnek olacak hizmetinden dolayı Bakan Pakdemirli’ye minnettardır.
Güvenlik noktası, tıbbi ve biyolojik atıkların depolanmasına imkân sağlayan kapalı ve muhafazalı depolama alanı, ısı ve iklimlendirme merkezi olacak. Hayvan sahipleri veya bakıcılar için konaklama yeri, Veteriner hekimler için tam donanımlı büro ve dinlenme odası bulunacak.”
Genel Başkan Çelik, hayvan satış yerlerinin yeni düzenlemeye göre yapılanmasının en fazla bir yıl içinde gerçekleşeceğine inandıklarını bildirdi.
Çelik, hayvan satış alanında üreticiler sohbet etti, fiyat pazarlığı yaptı.
 
 
20.07.2020
Devamı

TZOB Kurbanlık Fiyatlarını Açıkladı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bu yıl yaklaşık 800 bini büyükbaş, 2,7 milyonu küçükbaş olmak üzere 3 milyon 500 bin baş hayvan kesileceğini tahmin ettiklerini bildirerek, “Kurbanlıklar için bu yıl ödenecek tutarın, 12,3 milyar liraya yaklaşacağını hesaplıyoruz” diye konuştu. Bayraktar, yaptığı açıklamada, kurbanlık fiyatları ve satış şeklinin illere ve bölgelere göre farklılık arz ettiğini, kimi yerlerde canlı kilogram (baskül) ve et (karkas) fiyatı üzerinden, kimi yerlerde ise canlı hayvan üzerinden pazarlık yöntemiyle satış yapıldığını belirtti.

  Şemsi Bayraktar, Ziraat Odalarından aldıkları bilgilere göre, bu yıl kurban döneminde hayvan fiyatlarının; illere, canlı ağırlığa, ırkına (yerli-kültür) ve büyükbaşta düve, tosun, küçükbaşta koyun, keçi olmasına göre farklılık gösterdiğini belirtti. Bayraktar, “Hayvan başına büyükbaşta 5 bin ile 30 bin lira, küçükbaşta ise 800 lira ile 3 bin 500 lira arasında değişeceğini, canlı ağırlık fiyatının da kilogram başına büyükbaş hayvanlarda 19 ile 30 lira, küçükbaş hayvanlarda 22 lira ile 35 lira arasında olacağını tahmin ediyoruz” diye konuştu.

  Bu fiyatların bayram yaklaştıkça talebe göre değişebileceğini bildiren Bayraktar şöyle devam etti:

  “Ülke ortalamasına bakıldığında, büyükbaş hayvanların canlı kilogram fiyatının 24 lira 61 kuruş, küçükbaş canlı kilogram fiyatlarının ise 28 lira 43 kuruş olduğu görülmektedir.

  Fiyatlar, geçen yıla göre, büyükbaşta yüzde 14,61, küçükbaşta ise yüzde 18,81 oranında artmıştır. Ortalama fiyat kilogram başına büyükbaşta 21 lira 47 kuruştan 24 lira 61 kuruşa, küçükbaşta 23 lira 93 kuruştan, 28 lira 43 kuruşa çıkmıştır.

  Canlı kilogram olarak büyükbaş hayvan fiyatları, satışların en fazla olduğu üç büyük ilimizden, İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakasında 27 lira ile 28 lira, Ankara’da 22 lira ile 28 lira, İzmir’de 20 lira ile 30 lira arasında değişmektedir.

Küçükbaş hayvan fiyatları ise canlı kilogram olarak, İstanbul’un Avrupa ve Anadolu yakasında 28 lira ile 30 lira, Ankara’da 25 lira ile 30 lira, İzmir’de 25 ile 35 lira düzeyinde seyretmektedir.”

 

“Yeterli kurbanlık var”

  Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada; halen kurbanlık vasfı taşıyan 1 milyon 200 bini büyükbaş, 3 milyon 500 bin küçükbaş olmak üzere toplam 4 milyon 700 bin baş kurbanlık hayvan bulunduğunu belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

  “Ülkemizde Kurban Bayramlarında, Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre; 2015’te 867 bin büyükbaş, 2 milyon 700 bin küçükbaş, 2016’da 920 bin büyükbaş, 2 milyon 950 bin küçükbaş, 2017’de 817 bin 805 büyükbaş, 2 milyon 720 bin 271 küçükbaş, 2018’de ise 866 bin 143 büyükbaş, 2 milyon 700 bin küçükbaş2019’da ise 800 bin büyükbaş, 2 milyon 682 bin 612 küçükbaş hayvan kurban olarak kesilmişti.

   Son yıllardaki kurban satışlarını göz önünde tuttuğumuzda, bu yıl da geçen yıla yakın yani yaklaşık 800 bini büyükbaş, 2 milyon 700 bini küçükbaş olmak üzere toplam 3,5 milyon hayvan kesileceğini tahmin ediyoruz.

   Bu tahminden yola çıkacak olursak; 2020’de, kurbanlıklar için ödenecek tutarın 12,3 milyar liraya yaklaşmasını bekliyoruz. Kurban Bayramı’nda kesileceğini tahmin ettiğimiz hayvan sayısından daha fazla kesilebilecek nitelikte büyükbaş ve küçükbaş kurbanlık hayvan vardır. Bu durum vatandaşlarımızın kurbanlık hayvan bulmada sıkıntı yaşamayacaklarını göstermektedir. Ziraat Odalarımızla yaptığımız görüşmeler de bu görüşü destekler niteliktedir. ‘Acaba hayvan bulabilir miyim?’ şeklinde bir endişe yaşanmasına gerek yoktur.”

 

“Et ve Süt Kurumu’nun bayram sonrasında uygun bir fiyataalması gerekir”

  

Üreticilerin, satışların geçen yıla göre yavaş seyrettiğini ifade ettiğini belirten Bayraktar, “Temennimiz satışlarda beklenilen ivmenin yakalanması, üreticilerimizin hayvanlarını uygun fiyata satarak emeklerinin karşılığını almasıdır” dedi.

   Satışların beklendiği gibi gerçekleşmemesi durumunda üreticilerin bayram döneminde satılamayan hayvanlarını, Et ve Süt Kurumu’nun bayram sonrasında uygun bir fiyata alması gerektiğine işaret eden Bayraktar şunları söyledi:

“Bu hem üreticimiz açısından hem de hayvancılıkta sürdürülebilirlik açısından çok önemlidir. Üreticimizin hayvanlarını yok pahasına elden çıkarmalarının önüne geçilmesi kurbanlık yetiştiriciliğinin geleceği açısından önem taşımaktadır.

   Bunun için yetkililerden beklentimiz, elinde kurbanlık kalan üreticilerimize yönelik belirleyecekleri alım fiyatlarını, maliyetlerin yanı sıra yapılan ek masrafları da dikkate alarak belirlemeleridir. Bu durumda üreticilerimizin bir yıllık emekleri boşa gitmeyecek, mağdur olmaları engellenecektir.”

 

“Yem fiyatları önemli oranlarda arttı”

  

Kurban Bayramlarının, bu kadar çok hayvanın besiye alınması ve uzun süreyle bakılmaları dolayısıyla ekonomik olarak da ciddi bir hareketliliğe yol açtığına dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:

   “Beslenme amaçlı hayvan alımları için ödenen para, yem, veteriner hizmetleri önemli bir yekun tutmaktadır. Bunun yanı sıra, hayvanların satış merkezlerine nakilleri, satış yerlerinde yer kiraları ve kişisel masrafları, kesimler için kasaplara ödenen para, sakatat ve derilerin satılmasına kadar birçok ticari faaliyet, bu dönemde söz konusu olmakta ve bütün bunlar ekonomik anlamda büyük meblağlara ulaşmaktadır. 

   Bu yıl Kurban Bayramı döneminde yaklaşık 800 bin büyükbaş, 2 milyon 700 bini küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 500 bin baş hayvan kesileceği tahmininden yola çıkılacak olursa; yem fiyatları, 2019/2020 Haziran döneminde önemli oranlarda artmıştır. İlgili dönemde ton fiyatı; mısırda yüzde 10,5 artışla bin 370 liraya, buğday kepeğinde yüzde 6,4 artışla bin 170 liraya, pamuk tohumu küspesinde yüzde 13,2 artışla bin 500 liraya, besi yeminde yüzde 10,6 artışla bin 811 liraya, süt yeminde yüzde 8,2 artışla bin 862 liraya, samanda yüzde 37,2 artışla 782 liraya, mısır silajında yüzde 24,2 artışla 462 liraya, kuru yonca otu yüzde 17,1 artışla bin 201 liraya yükselmiştir.

   Üretimin en önemli kalemi yemdir. Dolayısıyla yem fiyatlarındaki yükseliş üretimi ve fiyatları ciddi anlamda etkilemektedir.

 

Yem masrafı 4,01 milyar lira

  

Kurbanlık için besiye alınan büyükbaş hayvanların ortalama 6 ay beslendiği, aylık 450 liraya yem yedirildiği hesabıyla, 6 aylık yem masrafı hayvan başına 2 bin 700 lira olacaktır. Kesilecek olan 800 bin büyükbaş kurbanlık hayvan için toplam yem masrafı 2,16 milyar lira civarındadır. Yine ortalama 6 ay besiye alınma hesabıyla, küçükbaş hayvanlarda hayvan başına yem masrafı 684 liraya, 2 milyon 700 bin küçükbaş hayvan için yapılan toplam yem masrafı ise 1,85 milyar liraya yaklaşmaktadır. Toplamda 3,5 milyon baş kurbanlık canlı hayvan için üreticilerimizin 4,01 milyar lira civarında bir yem masrafı yaptıkları tahmin edilmektedir.

   Ortalama 400 kilogram canlı ağırlığa sahip büyükbaş hayvanın canlı kilogramının 24,61 lira civarında satılacağı düşünüldüğünde bayram süresince kesilecek yaklaşık 800 bin baş büyükbaş hayvana ödenecek paranın, 11 milyar 856 milyon lirayı geçeceğini, bir küçükbaş hayvanın ortalama bin 626 liradan satılacağı tahminiyle, kesilecek yaklaşık 2 milyon 700 bin küçükbaş hayvana ödenecek paranın ise 4 milyar 390 milyon liranın üzerinde olacağını belirten Bayraktar, “Daha önce de belirttiğim gibi, toplamda halkımızın kesilecek 3,5 milyon kurbanlık için 12,3 milyar liraya yakın para ödeyeceğini tahmin ediyoruz” diye konuştu.

 

   Kurban derilerinde kayıp yüzde 20’ler civarında

Standartlara uygun kesilmiş ve tuzlanmış yaş koyun derisinin yaklaşık 10 liraya satıldığını, ortalama 2 milyon 700 bin küçükbaş hayvan kesileceği hesap edildiğinde küçükbaş hayvanların derilerinin ekonomik değerinin yaklaşık olarak 27 milyon lirayı bulacağını bildiren Bayraktar, şöyle konuştu:

“400 kilogramlık bir sığırdan ortalama 30 kilogram deri çıkmaktadır. Standartlara uygun elde edilmiş, tuzlanmış sığır derisinin kilogramının 5 lira olduğu göz önüne alındığında kesilecek 800 bin büyükbaş hayvandan elde edilecek derinin değeri 120 milyon liraya ulaşacaktır. Toplam olarak kurbanlıklardan standartlara uyulursa yaklaşık 147 milyon liralık deri elde edilecektir. Fakat kurbanlıklar çoğu yerde ehil olmayan kişiler tarafından kesildiği için deride ciddi olarak ekonomik kayıp oluşmaktadır. Bu kaybın yüzde 20'ler civarında olduğu ve toplam kaybın 29,4 milyon lirayı bulduğu tahmin edilmektedir. Buna göre, kayıplar nedeniyle, Kurban Bayramında ekonomiye kazandırılan derinin değeri 117,6 milyon lira civarında kalmaktadır.”

 

   Hayvan pazar yerleri çadır kiraları

  

Kurbanlık satmak isteyen üreticilerin, büyükşehirlerde her ilçede farklı olmak üzere satış yerlerine çadır kirası ödediğini, fiyatların illere ve ilçelere göre farklılık arz ettiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:

   “Buralardan yüksek ücretler alınmaması yönünde belediyelere her yıl uyarılarda bulunmamıza rağmen, ne yazık ki bu yıl da ciddi paralar alınmıştır. Belediyelerin buraları gelir kapısı olarak değil, halkına hizmet yeri olarak görmesi gerekmektedir. Kurban satıcıları 15 gün olarak kaldıkları süre içinde; Ankara’da 4 bin lira ile 5 bin 500 lira arasında, İstanbul’da 13 bin lira ile 25 bin lira arasında, İzmir’de 7 bin lira ile 9 bin lira civarında çadır kirası ödemişlerdir.

   Satış yerleriyle ilgili olarak belediye başkanlarımıza seslenmek istiyorum. Üreticilerimize 25 bin liraya kiralanan yerler var. Bu durum ciddi mağduriyetlere neden oluyor. Belediyelerden ricamız, lütfen buraları uygun fiyattan üreticilerimize kullandırın, Bin bir zorlukla satış yapmaya çalışanlara her türlü altyapı hizmetlerini götürün.”

 

  Nakliye masrafları

  

Üreticilerin, Türkiye'nin dört bir yanından hayvanları şehirlerdeki kurban satış yerlerine nakletmek için nakliye parası ödediğini bildiren Bayraktar, “25 büyükbaş hayvanın nakliyesi için üreticilerimiz Kars ilimizden Ankara’ya 7 bin , Bursa’ya 8 bin, İstanbul’da 8 bin 500 ve İzmir’e ise 8 bin lira ödeme yapmaktadır. Bu önemli bir masraftır. Ayrıca üreticilerimiz, sattıkları hayvanları, alıcıların kesim yapacakları yerlere taşımakta, bunun için de para harcamaktadır. Kesilen hayvanların sayısal büyüklüğü dikkate alındığında net rakam verememekle birlikte önemli bir nakliye masrafı olduğu söylenebilir” dedi.

   Bayraktar, Kurban Bayramı döneminde, talebe bağlı olarak artan nakliye fiyatlarının kurban satış fiyatlarına etkisini azaltabilmek için mutlaka pazar yerlerinin disipline edilmesi, buralarda fırsatçılık yapılmasına imkan tanınmaması gerektiğini söyledi.

 

   “Kasaplara ödenen para 344,5 milyon lirayı bulacaktır”

   Kurban bayramları son yıllarda kasaplar için önemli bir gelir kapısı olduğunu belirten Bayraktar, “Kasaplar, hayvanları kesme, yüzme, parçalama gibi işler için küçükbaşta 70 lira, büyükbaşta ise 625 lira civarında para almaktadır. Kesme işine parçalama da dahil edildiğinde özellikle büyükbaştaki fiyat daha da yukarılara çıkabilmektedir. Büyükbaş hayvanlarının yarısının kasaplar tarafından ücret mukabilinde kesileceği tahminiyle, 400 bin büyükbaş hayvan için kasaplara ödenecek meblağ 250 milyon lirayı bulacaktır.

   Aynı şekilde küçükbaş hayvanların yarısının kasaplar tarafından kesileceği hesabıyla 1 milyon 350 bin küçükbaş hayvan için kasaplara ödenecek tutar 94 milyon 500 bin lirayı bulacaktır.

   Buna göre, kasaplara ödenecek bedel toplamda 344,5 milyon lirayı bulacaktır. Bunların yanı sıra kelle, paça, işkembe, bağırsak gibi sakatatlar kurban kesenler tarafından çoğunlukla alınmamakta, kasaplara veya toplayıcılara bırakılmaktadır. Bu da ciddi bir ekonomik değer oluşturmaktadır” diye konuştu.

 

Vekaletle kesim

 

   Kurban Bayramı döneminde birçok dernek ve vakıfların, hayır işlemeyi düşünen vatandaşlarımızın verdiği vekaletle onlar adına kurban kesmek için faaliyet içine girdiğini hatırlatan Bayraktar, şöyle konuştu:

   “Vekaletle kesimde zaman zaman vatandaşlarımız mağdur olabilmektedir. Dernek ve vakıflara yatırılan paraların kurban kesiminde kullanılması ve bunların iyi bir şekilde denetlenmesi çok önemlidir. Vekaleten kurban kesmeyi taahhüt eden bu kuruluşların, bu dönemde ne kadar hayvanı nereden aldığı, hangi şartlarda ve nerelerde ne kadar kurbanlık kestiği, vekaleti veren kurban sahibinin vekaletinin yerine getirilip getirilmediği, yetkili kurumlar tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmelidir. Aksi takdirde hem hayır işlemeyi düşünen vatandaşlarımızın hem de üreticilerimizin mağduriyeti söz konusu olabilecektirDernek ve vakıflar, kar amacıyla hareket etmemeli, üreticinin hakkını üreticiye vermelidir.

  

Yurt dışında kesim

   Son yıllarda vatandaşlarımızın önemli bir kısmı da dernek ve vakıflar kanalıyla yurt dışında kurban kesimine yönelmiştir. Bu durum, ülke içi kurbanlık satışlarının son yıllarda hemen hemen yerinde saymasından da anlaşılmaktadır.

   2020 yılı için kurban kesiminde hisse miktarını yurt içi ve yurt dışı olarak Diyanet Vakfı 975 ve 825 lira, Kızılay ise bin 50 ve 850 lira olarak belirlemiştir. Kurban hisse fiyatının daha düşük tutulması da yurt dışında kesimi teşvik etmektedir.

   Ülke dışındaki muhtaç Müslümanlara yapılacak her kuruş yardıma tam destek veriyoruz. Yalnız, kurban kesimi yurt içinde yapılır ve ülke dışındaki Müslümanlara ülkemizden gönderilirse üreticimizi de hayvancılığımızı da korumuş oluruz. Bütün dernek ve vakıfların bu hassasiyetle hareket etmesini bekliyoruz. Devletimiz bu konuda dernek ve vakıflara Diyanet Vakfı, Kızılay, Et ve Süt Kurumu, Türk Hava Kurumu gibi kuruluşları kanalıyla öncülük etmelidir.

   Bilindiği üzere hayvan pazarlarında kamu kuruluşlarınca, hayvanlar sağlık kontrolünden geçirilmektedirler. Bu kontrollerin yanı sıra hayvanların yaş uygunluğu, gebe olup olmadığı gibi vasıflar yönünden yapılan kontrollerde de titiz davranılması gerekmektedir. Böylece halkımıza gönül rahatlığıyla kurbanlığını seçme imkanı getirilecek ve mağduriyeti önlenecektir”

 

 Koronavirüsle mücadele

   Her yıl kurban dönemini sabırsızlıkla bekleyen üreticilerin, bu yıl koronavirüs salgını nedeniyle talebin daralmasından endişe ettiklerini belirten Bayraktar, “Kurban pazarlarındaki hareketliliğin geçmiş bayramları aratmamasını, üreticilerimizin emeğinin karşılığını almasını temenni ediyorum” diye konuştu.

   Bu yıl Kurban Bayramı’nın koronavirüsle mücadele sürerken idrak edileceğine işaret eden Bayraktar, “Bu yıl kurban pazarlarında belediyelerimize, üreticilerimize ve vatandaşlarımıza her zamankinden daha büyük bir sorumluluk düşüyor. Alışverişimizi yaparken önce sağlığımızı düşünmek zorundayız. Belediyelerimizin kurban pazarlarında hijyen tedbirlerini her zamankinden daha fazla hassasiyet göstererek alması büyük önem taşıyor. Üreticilerimize ve vatandaşlarımıza ise sosyal mesafe kurallarına uymak, kişisel hijyene dikkat etmek düşüyor. Bu yıl pazarlığımızı sözlerimizle, gözlerimizle yapalım. Kendimizin ve sevdiklerimizin sağlığını riske atmayalım” diye konuştu.
20.07.2020
Devamı

Fındık Rekoltesine Mhp ve Chp’den Sert Tepki

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yıl fındıkta beklenen rekoltenin de 665 bin ton olduğunu açıkladı. Pakdemirli'nin rekolteyi yüksek açıklamasına çok sert tepkiler geldi. MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, "Tarım Bakanı bugün fındık üreticisine ihanet etmiştir" dedi. CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel ise "Sizler ahlaksızsınız. Bu şekilde Türkiye’yi uluslararası sermayeye peşkeş çekenlerin hepsi utanmazdır" dedi.

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli‘nin Ordu’da bir katıldığı bir etkinlikte yaptığı açıklama infial yarattı. Pakdemirli, Türkiye’nin en çok fındık üretimi yapan ülke olduğunu belirterek, şunları söyledi:

FİYATI CUMHURBAŞKANI AÇIKLAYACAK
* Biz dünyada en fazla fındık ürüten ülkeysek bizim dediğimiz olacak. Fındığın pazarını ABD’de kuruyorlar. Ben oraya gittim, kürsüye çıktım ve “Patron biziz, bizim dediğimiz olacak, fiyatları biz dikta edeceğiz” dedim.
* Bugün fiyat açıklamayacağım. Fiyatı Cumhurbaşkanımız açıklayacak. Rakam belki az daha azalabilir. Ama ilk kez burada açıklıyorum, 665 bin ton tahmini rekoltemiz var. Geçen yıla göre daha az. Bu yıl fındığımız daha değerli olacak.
HESAP SORMUYORSAN ART NİYETLİSİN
Bekir Pakdemirli’nin bu açıklamalarının ardından yerel televizyon kanalı ALTAŞ TV’de bir programa katılan MHP Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, zehir zemberek sözler sarfetti.
Tarım Bakanı rekolteyi 665 bin ton olarak açıklıyor. Ey Tarım Bakanı bu bilgiyi sana verenler seni kandırdı, inanmıyorsan art niyetlisin. Hesap sormuyorsan, yine art niyetlisin… İhracatçılar Birliği 613 bin ton, ABD 620 bin ton rekolte açıklıyor. Sen neye göre 665 bin ton rekolte açıklıyorsun dedi.
 
20.07.2020
Devamı

Soru Önergesine Bakan Pakdemirli’den Yanıt

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’de bugüne kadar yaklaşık olarak 200 bin hektar mera alanında vasıf değişikliği yapıldığını bildirdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in soru önergesini yanıtlayan Pakdemirli, mera, yaylak ve kışlakların amacı dışında kullanılmasının mevzuat gereği mümkün olmadığını söylemesine karşın aynı cevapta zorunlu hallerde ve alternatif alan bulunmaması durumunda meralarda vasıf değişikliği yapılabildiğini kaydetti. Meraların amacı dışında kullanılmadığını savunan Pakdemirli, bu kapsamda 200 bin hektar mera alanında vasıf değişikliği yapıldığını söyledi.

MERA PARASI DEVAM EDECEK!

Pakdemirli, buna karşılık 2 milyon hektar hazine arazisinin mera olarak tescil edilerek hayvancılık sektörüne kazandırıldığını, enerji ve maden şirketlerine bedava ve teşvikler eşliğinde verilen mera alanı bulunmadığını öne sürdü.

Mera, yaylak ve kışlaklardan komisyonca tespit edilecek otlatma haklarına göre yararlanacak hak sahiplerinin bölgenin ekonomik durumu, otlatma kapasitesi ve otlatma süresi dikkate alınarak, komisyonca her yıl tespit edilecek belli bir ücreti ödemekle yükümlü olduğunu kaydeden Pakdemirli, bu bedellerin 1998 yılından bu yana alındığını savundu.

MERALAR KÖYLÜNÜNDÜR!

Pakdemirli’nin cevabını değerlendiren CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye’de son yıllarda uygulanan yanlış tarım politikaları nedeniyle çiftçi ve köylünün topraktan ve hayvancılıktan uzaklaştırıldığını belirtti. Çiftçinin üretemez ve geçinemez duruma düşürüldüğünü kaydeden Dr. Şevkin, maliyeti oldukça yükselen hayvancılığın olmazsa olmazı meraların köylünün kullanımından alınıp kiraya verilmesine, meralarda vasıf değişikliğine gidilmesine ve meralarda hayvan otlatmanın paraya bağlanmasına tepki gösterdi.

20.07.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Fındık Fiyatını Cumhurbaşkanımız Açıklayacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, fındık fiyatını Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklayacağını söyledi.

Bolaman Havzası Islah Projesi'nin tanıtımı için Ordu'da bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Fatsa ilçesinde organik tarım yapılan seralarda incelemelerde bulundu. Bakan Pakdemirli, bu sırada gazetecilere dönerek, “Boşuna beklemeyin. Fındık fiyatını Sayın Cumhurbaşkanımız açıklayacak” dedi.
 
 
17.07.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: "Küçük Aile İşletmelerine Yem Desteği Vereceğiz”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Kaliteli süt üretiminin teşvik edilmesi için 2020 yılında öncelikle pilot olarak belirlediğimiz Aksaray, Burdur ve Çanakkale illerimizi, 2 yıl sonra ise tüm illerimizi 'sınıflandırılan çiğ süt desteklemesi' kapsamına alarak, sütümüzün kalitesine göre ilave destek primi ödeyeceğiz. Covid-19 sürecinde süt üreticisi ve besicimizi korumak amacıyla bu yıl küçük aile işletmelerine yem desteği vereceğiz” dedi.

Video konferans yöntemiyle çiftçilerle bir araya gelen Bakan Pakdemirli Dijital Tarım Pazarı'na (DİTAP) lansmanından bu yana 25 binden fazla çiftçinin başvuru yaptığını söyledi.

Pakdemirli, "Cirosu 100 milyon lirayı geçti. Yine Mayıs ayında çok değerli bir kampanya daha başlattık. Gıda kayıplarının ve israfının önlenmesi amacıyla başlattığımız bu sosyal projede 'gıdanı koru sofrana sahip çık' diyoruz. Gıda kayıplarına ve israfa toplumsal bir savaş açmış bulunuyoruz. FAO ile birlikte yürüttüğümüz bu kampanya ile halkımızın da desteğini alarak gıda kayıpları ve israfın azaltılması konusunda büyük gelişmeler kaydedeceğimize yürekten inanıyorum. Sadece yüzde 2 civarında gıdayı israf etmezsek 10 milyar liranın çöpe gitmeyeceği, bunu yüzde 5 yapmayı başarırsak 25 milyar liranın ekonomimize katkı sağlayacağını bilmek bile konunun boyutunu anlamak için oldukça önemlidir" dedi.
17.07.2020
Devamı

Bakan PAKDEMİRLİ, TZOB Üyeleriyle Görüştü

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bakanlık toplantı salonunda, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) üyeleriyle video konferans yöntemiyle bir araya geldi.
Van'da şehit olan polislere Allah'tan rahmet ve ailelerine başsağlığı dileyen Pakdemirli, "Dün 15 Temmuz hain darbe girişiminin 4. yılıydı. Bu vesileyle milletimizin varlığını, birliğini tehdit eden her türlü unsuru nefretle kınıyorum. Şehitlerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.'' dedi.
Pakdemirli, pandemi sürecinde yoğun bir takvim oluşturduklarını dile getirerek, salgın süresince çiftçilerin, yetiştiricilerin ve gıda işletmelerinin faaliyetlerine kesintisiz devam etmesini sağladıklarını ifade etti.
Rize ve Artvin'deki doğal afetlerde yaşamını yitiren vatandaşlara Allah'tan rahmet, yaralı vatandaşlara da geçmiş olsun dileklerini ileten Pakdemirli, "Doğal afet nedeniyle zarar gören çiftçilerimizin hasar tespit çalışmaları il ve ilçe müdürlüklerimizce devam etmektedir. İnşallah en kısa sürede hasar tespit çalışmalarını bitireceğiz. Burada önemli olan husus şu, çiftçilerimizin Tarım Sigortaları Havuzuna (TARSİM) sigortalarını yaptırmaları. Biliyorsunuz, poliçe bedelinin yüzde 50'sini hibe olarak devlet karşılıyor. Bu hibe oranı kuraklık verim sigortasında yüzde 60'a, açık alanlarda yetişen meyvelerde don riski için yüzde 67'ye kadar çıkmaktadır. Şu anda ÇKS'ye kayıtlı alanın sadece yüzde 20'si sigortalı." diye konuştu.
"AŞIRI SICAKLIK" TARSİM KAPSAMINA ALINACAK
Pakdemirli, ziraat odalarının sigortalı üretici sayısını artırmak için yapacağı çalışmaların TARSİM'in yaygınlaşması adına çok faydalı olacağının altını çizerek, "Ayrıca bu yıl yaşanan aşırı sıcak afetini de TARSİM kapsamına almak için çalışmaları başlattık. TARSİM sigortası yaptırmamış üreticilerimizin ise il-ilçe hasar tespit çalışmaları tamamlandıktan sonra valilikler aracılığı ile Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığından İl Acil Destek Ödeneği talep edilecektir." ifadelerini kullandı.
Hayvansal üretimde avantaja sahip illerin sütçü ırklarıyla ülkenin süt ihtiyacını gidereceklerini belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Sütte kaliteyi artırmayı hedefleyen mevzuat düzenlememizi de yaparak, yağ ve protein değerleri açısından kaliteli sütü ayrı fiyatlamaya başlıyoruz. Bu kapsamda çiğ sütün sınıflandırılması ile ilgili mevzuatımız da yayımlanmıştır. Kaliteli süt üretiminin teşvik edilmesi için 2020 yılında öncelikle pilot olarak belirlediğimiz Aksaray, Burdur ve Çanakkale illerimizi, 2 yıl sonra ise tüm illerimizi 'sınıflandırılan çiğ süt desteklemesi' kapsamına alarak, sütümüzün kalitesine göre ilave destek primi ödeyeceğiz. Pandemi sürecinde, süt üreticisi ve besicimizi korumak amacıyla, bu yıl küçük aile işletmelerine yem desteği vereceğiz. 20 başa kadar sağmal dişi sığırı olan işletmelere hayvan başına 65 lira, 20 başa kadar besilik erkek sığırı olan işletmelere hayvan başına 65 lira, 50 başa kadar anaç koyun keçisi olan işletmelere hayvan başına 6,5 lira yem desteği vereceğiz."

"ÜRETİCİYİ KORUMA, TÜKETİCİYİ DE KOLLAMA PRENSİBİMİZDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ"
Patates ve soğan ihracatının önünü açtıklarını söyleyen Pakdemirli, bu ürünlerde alınan tedbirleri hasat dönemi haricinde yaptıklarını anımsattı.
Pakdemirli, limonda ihracatın önünün açılması durumunda 83 milyon insanın astronomik rakamlardan limon tüketmesi gibi bir durumun ortaya çıkacağına işaret ederek, "Limonda da ihracatın önünü açsaydık Türkiye'de limon kalmıyordu. İthalat yapmak gerekiyordu, ithalat yapılsa dahi ithal edebileceğiniz bir ülke yok. Bu yüzden 'önce can' dedik ve tüm dünyanın almış olduğu tedbirleri aldık. Üreticiyi koruma, tüketiciyi de kollama prensibimizden hiçbir zaman vazgeçmeyeceğiz." dedi.
Sulama yatırımlarına hızla devam ettiklerini belirten Pakdemirli, "Bu sene 700 bin hektarlık bir sulamanın imzasını atıyoruz. 2023'e kadar kesinlikle bitirmek kaydıyla 700 bin hektarlık alanı daha sulamaya açmak için çalışmalarımıza başladık." ifadelerini kullandı.
17.07.2020
Devamı

Bağışlanan Kamu Arazisi Konut Arazisine Çevriliyor

Kayseri’de 1960'lı yıllarda okul yapılması için köylüler tarafından bağışlanan
Kocasinan İlçesi’ne bağlı Güneşli bölgesinde yer alan 981 bin 560 metrekarelik
kamu arazisi, Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından konut arazisine çevrilmek isteniyor. Öneri, muhalif meclis üyelerinin itirazlarıyla Tarım İmar Komisyonu’na gönderildi. CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer "Okul yapılsın diye bağışlanan arazilerin ‘konut alanı’ adı altında birilerine rant sağlamasına izin vermeyin" dedi.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin (KBB), pazartesi günkü meclis toplantısında, 1960’lı yıllarda Tarım Meslek Lisesi yapılması için, bölgenin köylüleri tarafından bağışlanan Kocasinan İlçesi’ne bağlı Güneşli bölgesindeki 981 bin 560 m² alanlı kamu arazisinin konut arazisine çevrilmesi önerildi. Muhalif meclis üyelerinin itirazlarıyla Tarım İmar Komisyonuna gönderilen öneri Komisyon’dan onay alırsa, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Meclisinde oylamaya sunulacak.

ARAZİ KİMLERE GEÇMİŞTİ?

Kayseri Ak Parti İl Başkanı Şaban Çopuroğlu’nun da aralarında olduğu altı ortaklı GÜNTA Tarım ve Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından kiralanan arazi, kısa bir süre sonra şirketin devredilmesiyle el değiştirdi. Devir alan iki ortaktan birisi olan Kayseri Ak Parti eski İl Başkanı Ömer Dengiz, bu arazide tarım ve hayvancılık alanında ticari faaliyet yürüttü.

Ömer Dengiz’in 17/25 Aralık operasyonlarında gözaltına alınmasının ardından GÜNTA’nın faaliyetine son verilerek arazinin hakları Milli Emlak Genel Müdürlüğü’ne devir edildi. Ardından, Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Şehircilik bakanlıklarından onay alarak, Milli Emlak Genel Müdürlüğü bünyesine devir edilen devasa araziyi kendi bünyesine kattı.

CHP KAYSERİ İL BAŞKANI ÖZER: RANTTAN KİMLER NEMALANACAK?

Şu anda kamu arazisi statüsünde olan bu bölgenin, konut arazisine dönüşmesi için çalışmalara başlayan Kayseri Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz Pazartesi, Belediye Meclisi’nde bu konuyu ana gündem maddesi olarak değerlendirdi. Araziyi konut arazisine çevirmek isteyen KBB, Tarım İmar Komisyonu’na sevk edilen talep için onay bekliyor. Tarım ve İmar Komisyonu’nda muhalif partilerden hiçbir üye bulunmuyor.
CHP Kayseri İl Başkanı Ümit Özer, yaptığı yazılı basın açıklamasıyla Kayseri Büyük Şehir Belediyesi’nin yeni rant peşinde olduğunu ileri sürerek; “Tarım arazilerinin zor bulunduğu, tarıma elverişli alanların oluşturulmasının tavsiye edildiği şu dönemde, yıllardır tarım politikaları ile çiftçileri zor duruma düşürmüş AKP zihniyeti, yeni rantlar yaratmak ve bunları da başta yöneticileri olmak üzere kendi yandaşlarına yeni kazanç kapıları oluşturmak niyetindedir. Acaba bölgede yeni rant kapılarını kim aralayacak, kimler ranttan nemalanacak, kimler ihale alacaktır?” dedi.

17.07.2020
Devamı

FAO'dan Bolaman Havzası Islah Projesi İçin İnceleme

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO), Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Karayolları Genel Müdürlüğü ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü temsilcilerinden oluşan heyet; Fatsa, Çatalpınar, Kabataş, Aybastı, Gölköy, Gürgentepe, Çamaş, Korgan, kısmen Perşembe, Ulubey ve Tokat'ın bir bölümünü kapsayan 77 kilometrelik havzanın ıslah edilmesine yönelik 'Bolaman Havzası Rehabilitasyon Projesi’nin Fatsa ölçeğindeki etapları üzerinde incelemelerde bulundu.

Heyet incelemelerine Fatsa Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar nezaretinde Bolaman Hazinedaroğlu Konağı'ndan başladı. Bolaman’da balıkçı gemilerinin geçiş yapmakta zorlandığı balıkçı barınağında tespitler yapan heyet tarihi konağın içerisini gezdi. Heyet ikinci olarak Bolaman Park’ta gerçekleşen toplantıda Bolaman havası içerisinde yer alan Organize Sanayi Bölgesi, Özel Sanayi gibi yerlerde önceki yıllarda meydana gelen sel afetleri ile ilgili brifing aldılar. Heyet son olarak Organize Sanayi Bölgesi, Meşebükü’nde bulunan içme suyu terfi merkezi ve Gaga Gölü'nde incelemelerde bulundular.

Fatsa Belediye Başkanı İbrahim Etem Kibar, Bolaman havzasını sel, heyelan, kırsal göç gibi problemlerinden arındırarak tarım, hayvancılık, turizm ve orman unsurlarıyla zenginleştirip yöre insanına ekonomik istihdam sağlanmasını planladıklarını belirterek, “Böylesine anlamlı bir projenin ilimizde, ilçemizde hayata geçecek olmasından duyduğum heyecanı belirtmek istiyorum. Projenin arazi kısmında incelemelere ilk Fatsa'dan başlıyoruz. Sorunlar, çözümler, doğa olayları, gelecekte kalkınma ile ilgili perspektiflerin Dünya Bankası'nın finanse edeceği proje ilimiz ve ilçemiz için çok kıymetli. Proje paydaşlarının tümünün uyumu ve koordinasyonu sayesinde 1 yıl gibi kısa bir süre içerisinde iyi bir noktaya geldik. Güçlü alt yapısı, sanayisi, ekonomisi, tarihi, kültürü ve turizmi ile birlikte Fatsa’mızın adını her yerde söz ettireceğiz. Proje bizim birçok sorunumuzu çözme anlamında ve kaynak noktasında çok büyük katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Aynı zamanda bir model olarak Karadeniz Bölgesi'nde benzer projelerin hayata geçeceğini düşünüyorum. Projenin A takımı çok önemli kişilerden oluşuyor” dedi.

Ordu Su Kanalizasyon İdaresi (OSKİ) Genel Müdürü Murat Us da Fatsa’nın tüm içme suyunu karşılayan terfi merkezinin durumu ile ilgili bilgi verdi.

Türkiye’de 2020 yılı yatırım bütçe programında bulunan ve Dünya Bankası tarafından desteklenmesi kararı alınan Bolaman Havzası Islah Projesi’ni gerçekleştirecek olan kurum temsilcilerinin bölgedeki ziyaretleri dört gün sürecek.
 
16.07.2020
Devamı

Ay Çiçek Balında Taban Fiyat Belli Oldu

Türkiye Tarım Hayvancılık ve Arıcılık Dayanışma Platformu Genel Başkanı Mustafa Sarıoğlu, "Ayçiçek balının peşin para teneke fiyatı 400 lira." dedi.
Sarıoğlu, Tekirdağ'ın Hayrabolu ilçesinde bir düğün salonunda düzenlenen "Türk Arıcısının Sektörde Yaşadığı Sorunlar ve Çözümleri" panelinde yaptığı konuşmada, her zaman üreticinin yanında olduklarını söyledi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) sürecini en iyi yöneten ülkenin, Türkiye olduğunu belirten Sarıoğlu, "Bu süreci en rahat atlatan arıcılık ve tarım sektörü oldu. Bizim için yarım saatte genelgeler çıkartıldı. Hükümetimize teşekkür ediyoruz. Platform olarak derdimiz, ülkemiz arıcısının problemlerinin doğru tespit edilip hükümetimizin gerekli kurumlarına bu sorunları götürüp, çözmek. 10 aylık süreçte bunu ispatladık." diye konuştu.
 
 
16.07.2020
Devamı

Honamlı Keçi Projesi İçin İlk Adım

Burdur E Tipi Kapalı ve Açık Ceza İnfaz Kurumu İşyurdu Müdürlüğü bünyesinde 2019 yılında açılan tarım ve hayvancılık iş kolu çalışmaları kapsamında, Yörük kültürü ile özdeşleşen ve dünyada sadece Teke Yöresinde yaşayan keçi türünün yaygınlaşması amacıyla hayata geçirilmesi planlanan 'Honamlı Keçi Yetiştiriciliği Projesi' için ilk adım atıldı.

Proje kapsamında daha önce Burtrak Traktör ve Önyükleyici Fabrikası'nın faaliyet gösterdiği ve 2015 yılında Adalet Bakanlığı'na 49 yıllığına tahsis edilen arazide yapılacak Honamlı keçisi ağıl binaları inşaatının temel atma törenine, Burdur Başsavcısı Özkan Gürdoğan, Savcı Osman Coskunpınar, Burdur E Tipi Kapalı Ceze İnfaz Kurumu Müdürü Mustafa Erdem Yılmaz ile işyurdu yöneticileri ve cezaevi personeli katıldı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından 2020 yatırım programına da alınan 2500 metrekare kapalı alana sahip keçi ağılı projesinin 1250 metrekarelik ve 800 keçi kapasitesine sahip ilk etabının tamamlanmasının ardından ikinci etabına başlanılacak. Projenin üçüncü etabında ise modern sağımhane binası kurularak yaklaşık 4 ton keçi sütü üretiminin sağlanması hedeflendi.

Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi ile koordineliyürütülen projede, verimliliğiyle ünlü ve ırksal özellikleri bakımından farklı bir Honamlı keçisi yetiştirilerek, hayvancılık alanında yerli ve milli üretimin desteklenmesi yoluyla hem bölge hem de ülke ekonomisine katkı sağlanması hedefleniyor.
Ayrıca aynı araziye, tarımsal ürün olarak 1200 ceviz ağacı dikildi. Arpa, yonca, kavun ve karpuz yetiştiriciliği de yapılıyor. Önümzüdeki günlerde ise 2000 metrekare sera kurulumuna başlanacak.
 
 
16.07.2020
Devamı

Türk Şeker'de Çiftçiye 122 Milyon Destek

Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker), 122 milyon liranın dün çiftçinin hesabına yatırıldığını duyurdu. Türkşeker'den yapılan yazılı açıklamada, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın, Türkşeker'in ağustos sonunda ödemesi gereken 122 milyon 593 bin TL avans bedelinin dün itibarıyla pancar çiftçisinin hesabına geçtiğini ve toplamda küspe bedelleri dâhil 355 milyon 787 bin TL'nin bu yıl ödenmiş olacağına vurgu yaptığı hatırlatıldı.

514 MİLYON TL DESTEK
Türkşeker'in ilk defa bu yıl hububat üretiminde sözleşmeli tarım sürecinde de çiftçiye ciddi destekler vermeye başladığı belirtilerek, "Sözleşmeli üretim sürecinde avans olarak 42 milyon TL, ürün bedeli olarak da 116 milyon 431 bin TL ödeme yapılarak, çiftçiye 158 milyon 431 bin TL ödeme gerçekleştirildi. Toplamda çiftçiye ödenen miktar 514 milyon 218 bin TL'yi buldu" denildi. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, sosyal medya hesabından 'Bayram öncesi üreten ellerin yanındayız' başlığıyla paylaştığı mesajında, "600 köyde 575 bin dekar Hazine arazisini bedelinin yarısı üzerinden 20 bin çiftçimizin kullanımına sunmuştuk. Bugün (dün) de ağustos ayı yapılacak 122 milyon 593 bin TL avans bedelini pancar çiftçimizin hesabına yatırıyoruz. Hayırlı olsun" dedi.
 
16.07.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Hobi Bahçesi İçin Yeni Adım

Türkiye'de son dönemin en popüler yatırım araçları arasına giren hobi bahçeleri hakkında hatırlanacağı üzere 24 Haziran 2020 tarihinde meclise yeni kanun teklifi verilmişti. Verimli tarım arazileri üzerine kurulan, kaçak olan ve tapusu bulunmayan hobi bahçeleri yıkılacak iddiası gündeme bomba gibi düşmüştü. Hobi bahçeleri olanların tedirginlikle izlediği süreçte bakanlık konu hakkında geniş kapsamlı bir anket çalışmasına imza attı.

Tarım ve Orman Bakanlığı hobi bahçeleri hakkında verilen kanun teklifi sonrası ilk geniş çaplı anket çalışmasını tamamladı. 

 HOBİ BAHÇELERİNİN YÜZDE 60'I TAPUSUZ! 
Milliyet Gazetesi yazarlarından Aykut Yılmaz tarafından yapılan habere göre Tarım ve Orman Bakanlığı hobi bahçeleri hakkında geniş çaplı bir anket çalışması hazırladı. Hazırlanan ankete katılan kişilerden yüzde 32,6'sı hobi bahçesi olduğunu dile getirirken bunlardan yüzde 60,9'ı tapusu olmadığını beyan etti. 

Ankette soru yöneltilen kişilerden yüzde 49,7'si ise hobi bahçelerinin kooperatif hisseli olduğunu söyledi. Anket çalışması hobi bahçesi satın alan kişilerin ne yazık ki bu bahçelerin verimli tarım arazileri üzerine kurulu bulunduğundan habersiz olduğunu ortaya koyarken ankete katılanlardan yüzde 90.2'lik bölüm hobi bahçelerinin verimli tarım arazilerine zarar vermesini istemediklerini dile getirdi.  Hobi bahçeleri kaldırılsın diyenlerin oranı yüzde 69 olurken, hobi bahçeleri ile alakalı yasal düzenleme talep edenlerin oranı ise yüzde 71 rakamına ulaştı. 

HOBİ BAHÇELERİ YIKILACAKMI?
Meclise AK Parti tarafından verilen kanun teklifi üzerindeki görüşmeler ve yasal süreç devam ederken görüşmeler sonrasında teklifin kanunlaşması durumunda verimli tarım arazileri üzerine kurulan hobi bahçelerinin yıkılması, bu bahçeleri yapan kişilerin yüksek para cezasına çarptırılması gibi yaptırımlar resmen hayata geçirilmiş olacak. 



 
16.07.2020
Devamı

Bilim Kurulu üyesinden Kurban Bayramı öncesinde ‘corona virüsü’ uyarısı

Tarım ve Orman Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, Ankara'daki kurban pazarında, salgına karşı alınması gereken tedbirleri anlattı. Prof. Dr. Ayaz, kurban pazarlarının salgın açısından riskli yerler olduğunu vurgulayarak, vatandaşı maske ve sosyal mesafe konusunda uyardı.

Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi Gıda Hijyeni ve Teknolojisi Bölümü öğretim üyesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu üyesi Prof. Dr. Ayaz, Mamak ilçesinde bulunan Ortaköy Kurban Pazarı’nı gezdi.

Prof. Dr. Ayaz, henüz yeni kurulan pazarda Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı bilim kurullarının belirlediği tedbirler konusunda vatandaşı uyardı. Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, besiciler ile kurbanlık almak için pazarı ziyaret edenlerden özellikle maske ve sosyal mesafe konusuna dikkat etmelerini, el hijyenine özel hassasiyet göstermelerini istedi. Ayaz, pazarlık yaparken temastan kaçınılmasını, tokalaşma yerine mesafeye dikkat edilerek, sopa kullanılmasını önerdi.

Prof. Dr. Ayaz’ın uyarılarını dikkate alanların, kurallara uymaya çalıştığı görüldü. Maske takıp, hijyen ve sosyal mesafeye dikkat eden besicilerin, pazarlık yaparken de 1 metrelik sopa kullandığı görüldü.Ayaz, Kurban Bayramı öncesi yoğunluk oluşması muhtemel alanlardan kurban pazarlarının salgın açısından riskli olduğunu belirtti. Ayaz, bu yüzden pazarlarda giriş ve çıkışların kontrol altında tutulması gerektiğini, hayvanların nakil belgesi ile sağlık raporlarının mutlaka bulunması ve kulak küpe numaralarına göre sisteme kayıtlı olması gerektiğini kaydetti.

Prof. Dr. Ayaz, bu yıl 3,5 milyon hayvanın kesileceğini hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Bu hayvanların hareketliliği çok yoğun olacak bu dönemde, bu yüzden hayvan pazarlarında salgın tedbirleri çok önemli. Hayvanların içinde bulunduğu çadırlar arasında en az 2 metre mesafe kuralı var. Kurban pazarında bulunan besiciler ve müşterilerin ateşleri sık sık ölçülecek. Ateşi 38 derecenin üzerinde olanlar içeri alınmayacak.
Girişlerde el dezenfektanı uygulaması olacak. Sık sık maske kontrolü yapılacak, hayvan satıcılarının ve ziyaretçilerin maske kullanımı çok önemli. İçeride sosyal temasın önlenmesi ve korunması için pazarlıkta tokalaşma usulü uygulanmayacak.

İçeride 8 metre kareye bir kişi düşecek şekilde insan sayısı belirlenecek. Giriş çıkışlar kontrollü olduğu için içerideki toplam hayvan satış yerinin metrekaresi hesaplanarak içerideki insan sayısı belirlenecek. Çıkışlar olana kadar bir süre girecekler bekletilecek.”
 
15.07.2020
Devamı

Çiftçiye Faizsiz ve Taksitle Tarlalar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde Hazineye ait atıl tarım arazileri çiftçilere kiralandı.Yaklaşık 200 bin çiftçi üretim için Hazine arazisi başvurusunda bulunurken, uygulama alanı olan 600 köyde 575 bin dekar Hazine arazisini 20 milyon lira bedelle kiralandı. Hak sahibi çiftçilere dağıtılan topraklar, tespit edilen bedel karşılığı 4 yıl ödemesiz 10 yılda ve 10 eşit taksitte faizsiz olarak ödeniyor.

4 YIL ÖDEMESİZ 10 EŞİT TAKSİT

Bakan Pakdemirli, bu yıla ilişkin kiralama çalışmalarının devam ettiğini belirterek, tespit edilen bedel karşılığı 4 yıl ödemesiz 10 yılda 10 eşit taksitte faizsiz olarak ödendiğini anımsattı. Bakan Pakdemirli, "Örnek yazlık ekiliş için hazine arazisi tahsisi genç çiftçi olması (18-40) olması, ürün yetiştiriciliği kurslarından belge almış olması, üretici örgütleri, taşınmazın bulunduğu köyde ikamet etmesi ve taşınmaza komşu tarlasının bulunması, hububat, baklagil, yağlı tohumlu bitkiler, yem bitkisi yetiştirecek olması, organik ve iyi tarım, sözleşmeli tarım yapanlar arasından puanlamaya göre yapılıyor" dedi. Bu kapsamda yaklaşık 41.7 milyon metrekare Hazine arazisi kiraya verilecek. Süs bitkileri, aromatik bitkiler, ağaçlandırma çalışmaları ve hayvancılık faaliyetlerinin geliştirilmesi adına araziler uygun kira bedelleri ile kiraya verilecektir. Bitki yetiştiriciliği için 12.7 milyon metre kare, hayvan yetiştiriciliği için ise 29 milyon metre kare yer kiralanacak.

20 BİN İŞLEM TAMAMLANDI

Tarım arazilerinin kiralanması konusunda 200 binin üzerinde başvuru gelirken yaklaşık 20 bin vatandaşın kiralama işlemi de tamamlandı. Hazineye tarım arazileri çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanıyor. Arazilerin daha etkin, verimli kullanmasını sağlayacak bu sistemle çiftçiler arazileri kiralayıp daha sonra da bedeliyle satın alabiliyor. On yıllık kira süresi sonunda çiftçiler ister kira süresini uzatabiliyor, isterlerse bu arazileri satın alabiliyor.
14.07.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli: “Çks başvuru süresini uzattık”

30 Haziran günü sona eren Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvurusu süresi Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 1 Eylül tarihine uzatıldı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli konu hakkında yaptığı açıklamada “ÇKS kayıtları haziran ayının sonu itibarıyla bitmişti. ÇKS kayıtlarını koşulsuz şekilde 1 Eylül’e kadar uzatmış olduk. Üreticilerimize hayırlı uğurlu olsun.” dedi.

“BAKANLIĞIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUZ”

Uzatılan ÇKS başvurularınla ilgili olarak Uzunköprü Ziraat Odası Başkanı Yıldız Kılıç, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’ye teşekkür etti.

Başkan Kılıç çiftçilerin mağdur olmamaları için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına süre uzatımı yapılması için hem yazılı başvuru yaptıklarını hem de sözlü girişimlerde bulunduklarını ifade ederek, “Çiftçilerimizin 2020 yılı başvuru süresi devam eden desteklerden faydalanabilmeleri için, olası sıkışıklıkları düşünerek ÇKS başvuru tarihimiz uzatılmıştır. Bu konuda bakanlığımıza ve TZOB teşekkür ediyoruz.” dedi.
14.07.2020
Devamı

Hazineye Ait Tarım Arazilerinde Başvuru 200 Bini Geçti

Hazine’ye ait Tarım arazilerinin kiralanması konusunda 200 binin üzerinde başvuru gelirken yaklaşık 20 bin vatandaşın kiralama işlemi de tamamlandı.

Hazine’ye ait arazilerin çiftçilere kiralanması binlerce ailenin yüzünü güldürdü. 600 köyde 575 bin dekar arazi, 20 milyon TL bedelle kiralandı. 20 bin vatandaşın işlemi tamamlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan öncülüğünde Hazineye ait atıl tarım arazilerinin çiftçilere kiralanması binlerce ailenin yüzünü güldürdü. Yaklaşık 200 bin çiftçi üretim için Hazine arazisi başvurusunda bulunurken, uygulama alanı olan 600 köyde 575 bin dekar Hazine arazisini 20 milyon lira bedelle kiralandı. Hak sahibi çiftçilere dağıtılan topraklar, tespit edilen bedel karşılığı 4 yıl ödemesiz 10 yılda ve 10 eşit taksitte faizsiz olarak ödeniyor.

Sabah'tan Hazal Ateş'in haberine göre Hazine arazileri, Arazi Dağıtım Projeleri tamamlanıncaya kadar dağıtımda hak sahiplerinde aranacak şartlara sahip çiftçilere yıllık olarak kiralanıyor. Örnek yazlık ekiliş yapmak isteyen üreticilere de bu sezon için hazine arazisi tahsisi de başladı.

14 BİN HEKTARDA ÜRETİM
Tarım ve Orman Bakanlığı mayıs ayında atıl olan mülk, Hazine ve vakıf arazilerinin parsel bazında tespiti için çalışma başlattı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli devlete ait Hazine arazileri ile az topraklı, topraksız çiftçi ailelerinin toprak sahibi olmasına yönelik Arazi Dağıtım Projeleri yapıldığını anımsattı. Bu çerçevede 14 bin dekar Hazine arazisinde üretime elverişli olanlar belirlendi, birinci aşamada Erzurum, Erzincan, Kars, Bingöl, Kars, Kayseri, Muş ve Sivas'ta arazilerin tahsisi sağlandı.

21 PİLOT İL BELİRLENDİ
Program kapsamında çiftçilere bedelsiz kiralanacak atıl durumdaki bu araziler hububat, baklagiller, yağlı tohumlar ve yem bitkileri üretmek için kullanılıyor. 21 farklı şehirde başlatılan pilot uygulamalarda, atıl duran hazine arazilerinin kullanıma açılması hedefleniyor. Hazineye ait kullanılmayan tarım arazisinin olduğu köylerde ikamet eden çiftçilere, gençlere, kadınlara puanlama sistemiyle öncelik veriliyor.

4 YIL ÖDEMESİZ 10 EŞİT TAKSİT
Bakan Pakdemirli, bu yıla ilişkin kiralama çalışmalarının devam ettiğini belirterek, tespit edilen bedel karşılığı 4 yıl ödemesiz 10 yılda 10 eşit taksitte faizsiz olarak ödendiğini anımsattı. Bakan Pakdemirli, "Örnek yazlık ekiliş için hazine arazisi tahsisi genç çiftçi olması (18-40) olması, ürün yetiştiriciliği kurslarından belge almış olması, üretici örgütleri, taşınmazın bulunduğu köyde ikamet etmesi ve taşınmaza komşu tarlasının bulunması, hububat, baklagil, yağlı tohumlu bitkiler, yem bitkisi yetiştirecek olması, organik ve iyi tarım, sözleşmeli tarım yapanlar arasından puanlamaya göre yapılıyor" dedi. Bu kapsamda yaklaşık 41.7 milyon metrekare Hazine arazisi kiraya verilecek. Süs bitkileri, aromatik bitkiler, ağaçlandırma çalışmaları ve hayvancılık faaliyetlerinin geliştirilmesi adına araziler uygun kira bedelleri ile kiraya verilecektir. Bitki yetiştiriciliği için 12.7 milyon metre kare, hayvan yetiştiriciliği için ise 29 milyon metre kare yer kiralanacak.

20 BİN İŞLEM TAMAMLANDI
Tarım arazilerinin kiralanması konusunda 200 binin üzerinde başvuru gelirken yaklaşık 20 bin vatandaşın kiralama işlemi de tamamlandı. Hazineye tarım arazileri çiftçilere ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden 10 yıla kadar kiralanıyor. Arazilerin daha etkin, verimli kullanmasını sağlayacak bu sistemle çiftçiler arazileri kiralayıp daha sonra da bedeliyle satın alabiliyor. On yıllık kira süresi sonunda çiftçiler ister kira süresini uzatabiliyor, isterlerse bu arazileri satın alabiliyor.
 
 
13.07.2020
Devamı

Bankadan Ucuz Krediyi Bulan Buğday Alıyor

Ekmeklik ve makarnalık buğdayda fiyat 15 günde bin 800 liradan 2 bin 50 liraya çıktı. Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Başkanı Nihat Uysallı, “Ucuz krediyi bulan buğday alıyor. Bu durum, yüksek enflasyonun habercisi" dedi.

Makarna Üreticileri ve Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, ekmeklik ve makarnalık buğdayda, sezon açıldıktan 15 gün sonra oluşan fiyatların “yüksek enflasyonun” habercisi olduğunu söyleyerek karar alıcıları uyardı. Uysallı, “Ucuz para ve TMO dışında Şeker Kurumu’nun alımları buğday fiyatını coşturdu. Bin 800 lira olarak açıklanan fiyat 15 günde 2 bin 50 liraya geldi. İşle alakası olmayan, ucuz krediyi bulan buğday alıyor. Bu ekmek ve makarna da fiyat artışı demektir” dedi. Başlangıçta yüksek rekolte var diye sevindiklerini, ama fiyatların bambaşka bir aşamaya geldiğini dile getiren, Uysallı, “Bazı lisanslı depolar dahi alım yapıyor. Çiftçiye “Yer yok” diyen lisanslı depolar, kendi stoklarına yer açıyor. Spekülatif hareketler, yenisini doğuruyor” şeklinde konuştu.

Düşük faiz ortamında sağlanan ucuz paranın, daha fazla kazanç için adres aradığını dile getiren Uysallı, “Sektör paydaşı olmayan, bu işle hiç alakası olmayan insanların spekülasyon amaçlı buğday alımı yaptığını görüyoruz. Çok basit mantıkları var. Yüzde 0.6 faizli aylık krediyle buğday alıp, 1 ay beklettikten sonra yüzde 5-10 kârla satmak. Ve bu oyun tuttu. Türkiye’de 3.7 milyon ton rekolteden bahsettiğimiz makarnalık buğdayda, 22 milyon ton buğday alanında bir anda sistem yerle bir oldu. Biz rekoltenin bolluğuna övünüp, sevinemeden iş bambaşka bir yere gitti.

Artışta COVID-19 pandemisi nedeniyle kışın fiyatların yükselmesi beklentisinin de etkili olduğu kaydediliyor.

Böyle giderse tüm hububat ürünleri zamlanır
Bu gelişmenin enflasyonun yanı sıra ithalatı da artıracağına dikkat çeken Uysallı, “Bir yandan enflasyonla mücadele ediyoruz. Bir yandan da fiyatları artıracak kararlar alıyoruz. Böyle giderse tüm hububat ürünlerine zam gelecek. Yanı sıra ithalat da patlayacak” şeklinde konuştu.

200 bin tonluk alımla, 30 milyon tonluk pazara kontrol!
Fiyatların artmasında stokçuluğun dışında Türkiye Şeker Kurumu’na bağlı şirketin alım yapmasının da etkili olduğunu vurgulayan Uysallı, “Türkiye Şeker Kurumu çok anlayamadığımız bir biçimde buğday piyasasına girdi. TMO lisans depolarının yüzde 2 üzerinde fiyat verip buğday topluyor. Piyasadan buğdayı, hububat ürünlerini toplayıp marketlerde bir yıl zam yapmadan satacakmış. Bu yolla piyasaya sübvanse edecekmiş” diyerek, “22 milyon tonu buğday olmak üzere toplam 30 milyon hububat pazarını regüle eden TMO varken, 200 bin tonla şeker şirketi bunu nasıl yapacak” sorusunu yöneltti.

Gıda sektörünün pandemi döneminde çok onurlu bir duruş sergilediğinin altını çizen Uysallı, “Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, herkesin de saygısını kazandık. Şeker şirketi bize geldi, ‘Dönüşümlü şeker pancarı ekilen yerlerde tarım yapmak istiyoruz. Buğdayla ilgili sürece destek olur musunuz?’ dediler ve biz onları alkışladık. Yüzde 100 doğru bir projeydi. Bizimle bu projeyi konuşan kurum, şimdi buğday ticaretine başladı. Küçücük 100-200 bin tonluk alımlarla, piyasada buğday fiyatını yukarı çekiyorlar. Şeker kurumu farkında mı bilmiyorum ama tıpkı spekülatör gibi fiyatı yukarı taşıyor” iddiasında bulundu.

200 bin ton buğday toplamayla tüketiciye ucuz ürün sunulamayacağını ifade eden Uysallı, şunları söyledi:

“Kabaca 4 milyon tonluk makarnalık buğday ve 13 milyon tonluk ekmeklik buğday pazarına, 200 bin tonla fiyat müdahalesi yapılamaz. Bu uygulama ile daha çok spekülatörlerin ekmeğine yağ sürüp fiyatları şişirirsiniz. Ve çok büyük bir zam olarak döner. Eğer çiftçi ve tüketici desteklenecekse harika bir hamle yapılıyordu. Şeker pancarıyla ilgili dönüşümlü tarıma bütün firmalar destek verdi. Sonra iş ticarete dönüştü. Bu şirket yetkililerinin bazılarının ifadeleri şu ‘Köylüden çıkan buğday ile ürüne dönüşen buğday arasında devasa kayıplar var. Bu kimin cebine giriyor?’ Bu son derece yanlış bir soru. Çünkü, 4 milyon tonluk devasa ve kayıtlı bir lisanslı depoculuk sistemimiz var.”

Bazı lisanslı depo sahipleri yer olmadığını söylüyor
Bu ülkede sanayicinin akıllı ve aklı başında olduğunu vurgulayan Uysallı, “Sanayici dünya piyasalarında ne olduğunu biliyor. Çiftçinin para kazanması konusunda herkesin kafası net. Bu ülkede çiftçi para kazanmalı. Ama bu kararlarla sadece stokçunun cebine para gidiyor. Bazı lisanslı depolar, depo sahipleri, ‘Depomuzda yer kalmadı’ diye çiftçinin getirdiği buğdayı almıyor. Kendilerine buğday stokluyorlar. Spekülatif hareketler diğer spekülatif hareketleri doğruyor” dedi.

“Yoğun rekabet varken kim zam yapabilir”

Rekabetin yoğun olduğu bir ortamda kimsenin zam yapma lüksü olmadığını kaydeden Nihat Uysallı, “Tüm giderler 1 yıl sabit olsa, zaten kimse zam yapmaz. Yanı sıra rekabetin bu kadar yoğun olduğu ortamda kim durup dururken zam yapacak? Gıda piyasasında bu kadar sert rekabet içerisinde, spekülasyon yapmak mümkün değil. Burada da bir mantık hatası var” dedi. Politika yapıcılarına, bu işten sorumlu olanlara doğru veri gitmediği yönünde endişelerinin olduğunu vurgulayan Uysallı, “Biz devletin tarım politikaları ile ilgili hassasiyetine, bu kriz dönemindeki yaptıklarına minnettarız. Ama, şunu da net söylüyoruz, devlete bu konularda yanlış veri gidiyor” şeklinde konuştu.

“Buğdayda tağşiş yapıyorlar, cezası yok”

İhracattaki ucuz fiyat sıkıntısını senelerce anlattıklarını ama muhatap bulamadıklarına dikkat çeken Nihat Uysallı, “Senelerce anlattık. Sıkıntı büyüyecek dedik. Büyüdü. Makarnada, iç piyasada yüzde 50-60 oranında ekmeklik buğday kullanılıyor artık. Kontrolsüzlük buraya getirdi. Bu ülkeyi seviyorum, inanıyorum. Ve sadece iyi buğdaydan makarna yapabiliyorum. Benim başka prosesim yok. Ama öbür rafta benim 2 bin 200 liraya aldığım buğdayı adam 1500 liralık ekmeklik buğdayla harman edip satıyor iç piyasaya. Onun kavgasını da yapıyoruz. Tağşiş yapıyorlar ama cezası yok. Ekmek deyince alın teri, manevi değerler bir arada. O yüzden ekmeklik buğday lafını kullanmak istemiyorum, insanların zihninde ekmeği yanlış bir yere koymak istemiyorum. Ama, neden şimdi 24 saat bize ekmek yemeyi önermiyorlar. Çünkü birisi nişasta birisinde nişasta yok. Birisi şeker. Ve ceza yok.”
 
 
 
13.07.2020
Devamı

Değeri 6,5 Milyarı Bulan Küçükbaş Kurbanlıklar Alıcısını Bekliyor

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, talep olursa yetiştiricinin 5 milyon başa kadar küçükbaş hayvanı pazara kurbanlık olarak indirebileceğini bildirerek, “Yaptığımız hesaplamalara göre, halen kurbanlık olarak ayrılan 3,5 milyon küçükbaşın değeri 4 milyar 550 milyon lirayı, 5 milyon küçükbaşın değeri ise 6,5 milyar lirayı buluyor” dedi.

Çelik, yaptığı açıklamada, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin verdiği bilgiye göre, 2019’da 800 bin büyükbaş, 2,7 milyon küçük hayvan kesildiğini, halen 1,2 milyon büyükbaş, 3,5 milyon küçükbaş kurbanlık hayvan bulunduğunu belirtti.

Bu yıl yaklaşık 3 milyon küçükbaş hayvan kesileceğini tahmin ettiklerini bildiren Çelik, şunları kaydetti:

“Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle birçok kişi tatil planını erteledi. Suudi Arabistan da yurt dışından hacı kabul etmeyeceğini açıkladı. Hem tatil planlarını erteleyenler hem de hac farizasını yerine getiremeyecek hacı adayları nedeniyle kurban kesimlerinin yüzde 10 civarında artacağını tahmin ediyoruz.
Her ne kadar 3,5 milyon küçükbaş hayvan kurbanlığa ayrılsa da sahadan aldığımız bilgilere göre, yetiştiricimiz 5 milyona kadar koyun, keçiyi kurbanlık olarak pazara sunacak durumdadır. Kurbanlıkta herhangi bir sıkıntı olmayacaktır.”
 
Ağırlıklı ortalama fiyat 1300 lira
 
Damızlık Koyun Keçi İl Birliklerimizden aldığımız verilere göre, küçükbaşta ortalama kurbanlık küçükbaş hayvan fiyatı 1300 liradır. Bu değer üzerinden yaptığımız hesaplamalara göre, bu yıl 4 milyar 550 lira değerindeki 3,5 milyon küçükbaş hayvanın kurbanlık olarak ayrıldı. Talep olması durumunda kurbanlığa ayrılacak küçükbaş hayvanlarla birlikte sayı 5 milyon başa ulaşıyor. 5 milyon küçükbaş hayvanın değeri ise 6,5 milyar lirayı bulmaktadır.”
 
 
13.07.2020
Devamı

Yem Yerlileşmesse Pahalıya Gelecek

 Hayvancılıktaki en büyük maliyet olan yem konusunda yerlileşme çalışmaları bekleniyor. İthal girdisi yüksek yemde yakın zamanda yüzde 10 artış yaşandı. Uzman dışa bağımlılık giderilmesse besicinin üretimde zorlanacağını, tükteicinin ise eti ve et ürünlerinin pahalıya almayı sürdüreceğini belirtiyor.

Milliyetten Duygu Erdoğan’nın haberine göre hayvancılık yapanların önündeki en büyük maliyet kalemi hayvan yemi. Hayvan sahibi küçüklü büyüklü işletmelerde maliyetlerin yüzde 45 ila 60’ını yemin oluşturduğu tahmin ediliyor. Tüm bu artan maliyetler, et fiyatlarında da temel belirleyici oluyor. Diğer taraftan ise karma yem üretiminde kullanılan hammaddelerin yüzde 45-50’sini aşan orandaki kısmı ithal ediliyor. Dolayısıyla yağlı tohum, küspe, kepek, DDGS gibi, yemlerde önemli oranlarda kullanılan hammaddelerin fiyatları kur fiyatındaki artışa bağlı olarak yükseliyor. Yanı sıra pandemi durumundan kaynaklı ülkelerin stoklarını artırması ve yaşanan lojistik aksaklıklar nedeniyle de bu süreçte bir artış var. Tüm bunların fiyatlara yakın zamanda yüzde 10-12 arasında yansıtıldığı görülüyor.

Konunun uzmanları, bir taraftan üreticinin; diğer yandan ise yem sanayicilerinin farklı maliyet yükleriyle karşılaştıklarını belirtiyor. Yemde bir ‘düğüm’ oluştuğunu belirten uzmanlar, ithal maddelere alternatif ürünlerin yetiştirilmesi ve mera alanlarına yönelik bakım çalışmaları gibi içeriklerle oluşturulması önerilen ‘özel bir plan’ın yemde dışarı bağımlılığı da kademeli olarak düşürebileceğine dikkat çekiyor. Aksi halde et fiyatlarına yansımasının devam edeceğine vurgu yapılıyor.

‘En yüklü maliyet’
TÜİK verilerine göre, bir önceki yılın aynı ayıyla karşılaştırıldığında tarımsal girdiler içinde en fazla artış yüzde 12.42 ile hayvan yeminde gerçekleşti. Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, hayvancılıkta yemin ithal girdiler nedeniyle üretici için büyük bir yük olduğunu söyledi. ‘Hayvandan sonra en büyük maliyet kalemi yem’ diyen Yıldırım, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Hayvansal yemde yerlileşme Türkiye’nin en çok konuştuğu ama hala somut bir adım atılmayan sorunu. Bütün iş yemde düğümleniyor. Bu sorun ‘özel bir planla’ ele alınmalı. Örneğin yem için yılda 3 milyon tondan fazla soya ihtiyacı var. Üretim maksimum 150 bin ton. Bu açık uzun süre kapanmaz. Alternatif ürünlere bakmak lazım. Kaba yem ihtiyacını bile kendi karşılamayan işletmeler var. Yoncayı da dışarıdan alan işletmeler var. Mesela saman bile ithalata konu olabiliyor. Bunlar çok önemli sorunlar.”

‘Yerli yem için projemiz hazır’
Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Bülent Tunç, yemin maliyetleri ciddi anlamda değiştirdiğini vurgularken, üreticileri dünya yem sanayisine bağımlılıktan kurtarmak için çalıştıklarını söyledi. 160 bin üyesi olan bir birlik olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’na hazırladıkları projeyi sunduklarını belirten Tunç, “Bakanlık destek de oluyor. Hatta yem makineleriyle ilgili de katkı olacak. Bölge bölge yem üretip üreticinin kapısına götürmek konusunda destek olacağız. Kendi yemimizi kendimiz üretir hale gelemezsek bu üretici ve tüketiciye hep zarar olarak yansımaya devam eder. Mesela Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) yemde kullanılabilecek ürünleri vadeli olarak üreticiye veriyor. Elimizdeki ürünlerde en kaliteli yemi üretmek için paydaşlarla çalışacağız. Artık eylem zamanı” diye konuştu.

‘Hayvan dışarıda da beslenmeli’
Çözüm önerileri şöyle:
Buğday, ayçiçeği, mısır gibi birbirine alternatif ürünlere ağırlık verilebilir.
Soya; arpa, yemlik buğdayla ikame edilmeli ya da soyanın içerdiği maddeleri içeren belli ürünler sağlanmalı.
Yem fabrikası fazlası da var. Bu alana bir düzenleme şart.
Büyükbaş hayvanların yılın belli döneminde açık alanda beslenebilecek imkanı olmalı.
Meraların ıslahı ve yeterli bakımının sağlanması lazım.

Küçük işletmelere yem desteği verilecek
‘Küçük Kapasiteli Büyükbaş ve Küçükbaş Hayvancılık İşletmelerine 2020 Yılında Yapılacak Yem Desteği’ne İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, Tarım ve Orman Bakanlığınca, Kovid-19 salgını nedeniyle yem tedarikinde zorluk yaşayan küçük kapasiteli hayvancılık işletmelerine, yem maliyetlerindeki artıştan olumsuz etkilenmelerini önleyerek üretimde sürdürülebilirliğin ve üretici fiyatlarında istikrarın korunması amacıyla bir defaya mahsus yem desteği sağlanacak.

Bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı işletmelerden, manda dahil 20 başa kadar (20 dahil) anaç sığırı veya besilik erkek sığırı olan yetiştiricilere hayvan başına 65 lira, 50 başa kadar (50 dahil) anaç küçükbaş hayvanı olan yetiştiricilere hayvan başına 6.5 lira destekleme ödenecek.

‘Bundan sonra artış olmaz’
Türkiye Yem Sanayicileri Birliği (TÜRKİYEM-BİR) Başkanı Ülkü Karakuş, karma yemlerinin içeriğinde yüzde 50-55 oranında hububat olmak üzere, yağlı tohumlar, küspe ve kepek gibi bitkisel kökenli ürünler kullanıldığını söyledi. Karakuş, “Bitkisel üretimimiz yeterli olmadığı için hammadde ithalatı zorunlu. Karma yemde hammaddelerin yüzde 45-50’si ithal. Dünyada arpa, buğday, soya gibi ürün fiyatlarında artış olmayacağı öngörülmektedir” dedi. Karakuş, son 1 yılda hammaddeler, dolae kuru ve enerji maliyetlerindeki artışlarla yem fiyatlarında ‘yüzde 10-12 civarında bir güncelleme yapmak mecburiyeti’ oluştuğunu dile getirdi.
 
 
 
 
13.07.2020
Devamı

Yem Tedarikinde Zorluk Yaşayana Yem Desteği

Tarım ve Orman Bakanlığınca, Kovid-19 salgını nedeniyle yem tedarikinde zorluk yaşayan küçük kapasiteli hayvancılık işletmelerine, yem maliyetlerindeki artıştan olumsuz etkilenmelerini önleyerek üretimde sürdürülebilirliğin ve üretici fiyatlarında istikrarın korunması amacıyla bir defaya mahsus yem desteği sağlanacak.

Bu kapsamda, bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı işletmelerden, manda dahil 20 başa kadar (20 dahil) anaç sığırı veya besilik erkek sığırı olan yetiştiricilere hayvan başına 65 lira, 50 başa kadar (50 dahil) anaç küçükbaş hayvanı olan yetiştiricilere hayvan başına 6,5 lira destekleme ödemesi yapılacak.
 
 
13.07.2020
Devamı

ZİHA ile Havadan İlaçlama Dönemi…

TARNET ile TAGEM arasında gerçekleştirilen iş birliği kapsamında zirai insansız hava aracı (ZİHA) ile tarım arazileri havadan ilaçlanacak.

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri iştiraki olan teknoloji şirketi Tarnet Tarım Kredi Bilişim ve İletişim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret AŞ (TARNET) ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) arasında gerçekleştirilen iş birliği kapsamında zirai insansız hava aracı (ZİHA) ile tarım arazileri havadan ilaçlanacak.

TARNET, tarımsal ilaçlama ekipmanına sahip ZİHA'nın performansının belirlenmesi ve ilaçlama etkinliğinin araştırılması için TAGEM ile ortak Ar-Ge çalışmalarına, Samsun'un Bafra ilçesinde başlayacak.

Çalışma ile hava koşullarına ve ilaçlama karakteristiğine bağlı olarak düzgün ilaç dağılımı, hedefe ulaşan ilaç miktarının incelenmesi ve milli tarım teknolojilerinin geliştirilmesine önemli katkı sunulması hedefleniyor.

Proje, TARNET AŞ Tarım Teknolojileri ve Ar-Ge ekipleri ile TAGEM Genel Müdürlüğüne bağlı enstitü müdürlükleri tarafından ortaklaşa yürütülecek.

TÜRKİYE GENELİNE YAYGINLAŞTIRILACAK

ZİHA Ar-Ge Projesi'nin ön saha çalışmaları ise Samsun'un Bafra ve Terme ilçelerindeki çeltik tarlalarında devam ediyor.

Çeltik tarlaları, araziye traktör girmeden havadan ZİHA ile ilaçlanıyor. İlaçlamalardan çıkan araştırma sonuçları, milli tarım teknolojilerinin geleceği ve Türkiye'nin tarımsal teknolojilerin değerlenmesi için örnek teşkil edecek.

Ar-Ge çalışmalarından istenilen sonuçların alınmasıyla Türkiye geneline yaygınlaştırılması planlanan projenin, tarımsal üretim uygulamalarına ve çiftçiye teknolojinin desteği ile katma değer kazandıracağı belirtildi.

Proje, tarımda verimliliğin artırılması, tarımsal veriye sahip çıkılması, milli tarım teknolojilerine odaklanılması, Türkiye'nin rekabetçi piyasalar ile mücadelesi açısından önem taşıyor.

10.07.2020
Devamı

Gıda ve Beslenme Konusundaki Haber ve Paylaşımlara Sansür Endişesi

Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde “Gıda Bilim Kurulu” kurulması amacıyla hazırlanan düzenleme sansür endişesi yarattı. Kurul, bilimsel olmadığını düşündüğü her türlü yayın organındaki haber, makale ve görüş beyanını suç sayacak. 20 ila 50 bin lira arasında değişen para cezası kesecek. Kurula karşı çıkanlar, “görüş açıklama hürriyetinin zarar göreceğini” öne sürüyor. Buna göre gıda ve beslenme konusunda yapılan haber, sosyal medya paylaşımları ve kitaplar dahi cezalandırılabilecek.

Gıda,Tarım ve Ormancılık Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında TBMM’ye sunulan 34 maddelik kanun teklifi, gıda ve beslenme alanında tartışmalı yasak ve cezalar getiriyor. Komisyonda görüşülen tasarı Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde Gıda Bilim Kurulu kurulmasını ön görüyor. Bu kurul, reklamlar istisna tutularak, bilimsel olmadığı iddia ettiği her türlü yayın organındaki haber, makale ve görüş beyanını suç sayacak ve bunun akabinde 20 ila 50 bin lira arasında para cezası kesecek.

'HİLE VE TUZAK VAR' DEMEK YASAK
Bilimsel olmadığı iddiasıyla hiç kimse gıda ve beslenmeye dair hile, tuzak, aldatma ve yalanlara karşı eleştiri yapamayacak. Eleştiri yapan kişi ve çıktığı medya kuruluşu ceza alacağı için, yayınlar otomatik olarak sansürlenmiş olacak. Parası olan dev şirketler; 20 veya 50 bin lirayı göze alsa da, pek çok kişi için bu cezalar susturucu görevi görecek.
 
 
 
10.07.2020
Devamı

Üreticiye 651 Milyonluk Destek Ödemesi Yarın Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, “Yağlı Tohumlu Bitkiler, Hububat Baklagil, Dane Mısır Fark Ödemeleri ile Mazot Gübre Alan Bazlı Gelir Desteği, Zeytinyağı Fark Ödemesi Desteği ve Fındık Alan Bazlı Gelir Desteği” olarak 6 kalemde daha destek ödemelerinin başlayacağını duyurdu.

Bakan Pakdemirli desteklemeleri ilişkin şunları kaydetti.
 “ Yaklaşık 651 milyon TL’lik destek ödemeleri 10 Temmuz Cuma günü (yarın) saat 18.00’dan sonra üreticilerimizin hesaplarına yatırılmaya başlanacak.
Yapılacak destek ödemeleri:
Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Desteği kapsamında  45.523 üreticimize, 484 miyon TL
 
Hububat Baklagil Fark Ödemesi Desteği kapsamında 35.330 üreticimize, 112,5 milyon TL
 
Dane Mısır Fark Ödemesi Desteği Kapsamında 11.347 üreticimize, 41 milyon TL
 
Mazot Gübre Alan Bazlı Gelir Desteği, Zeytinyağı Fark Ödemesi Desteği Ve Fındık Alan Bazlı Gelir Desteği kapsamında ise 2.838 üreticimize 13,5 milyon TL şeklindedir. Tüm üreticilerimize hayırlı, bereketli olsun.”dedi.
 
 
09.07.2020
Devamı

Bozkurt'ttan Ücretsiz Suni Tohumlama

Denizli’de Bozkurt Belediyesi hayvancılık projeleri ile damgasını vurdu. Projenin tanıtımını bugün gerçekleştiren Denizli Belediye Başkanı Birsen Çelik, Denizli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Türkay Berberoğlu, Denizli Hayvancılık Kooperatifleri Birliği Başkanı Mehmet Varol gazetecilere projenin detaylarını aktardı. 

 PROJE TÜRKİYE’DE BİR İLK 
 Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen proje ile ilçede hayvancılığın kalkınması planlanıyor.  Bozkurtlu vatandaşların hayvancılıkta gelişmesi ve ilçede bulunan sokak hayvanları için geliştirilen projeler 4 basamaktan oluşuyor. Mayıs ayının başında planlanan proje korona virüs sebebiyle Temmuz ayında hayata geçirildi. Denizli Veteriner Hekimleri Odası Başkanı projenin detayları hakkında bilgiler verirken aynı zamanda sokak hayvanları için de çalışmalar yapılacağını söyledi. Ayrıca konuyla ilgili hazırlık aşamalarını aktaran Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik Türkiye Belediyeler Birliği’nden hayvancılıkla ilgili yapılmış projelerin örneklerini almak için başvurduklarını ancak daha önce böyle bir projenin hiçbir belediye tarafından yapılmadığı söyledi. 

BÜYÜKBAŞ HAYVANCILIK BOZKURT’TA SUNİ TOHUMLA ÜCRETSİZ
 Proje ile Bozkurt’ta bulunan her büyükbaş işletmesinde 1 hayvana suni tohumlama ücretsiz olarak Bozkurt Belediyesi tarafından yapılacak. Ayrıca büyük baş hayvancılık için ilçede büyük bir sorun haline gelen gübre sorunu içinde çözümler üreten iş birliği, ilçedeki büyükbaş çiftliklerinin haftada bir kere temizliğini ücretsiz olarak yapacak. Ahırlardan ve çiftliklerden ele edilen gübreler yine Bozkurt Belediyesi tarafından tahsis edilen boş arazide kurutularak, poşetlendikten sonra ihtiyacı olan vatandaşlara iade edilecek. 

KÜÇÜKBAŞLARIN KIRPMASINI BELEDİYE YAPACAK
Hayvancılık için çok basamaklı olarak geliştirilen projede ilçedeki küçükbaş hayvancılığın sorunları da ele alınıyor. İlçede küçükbaş hayvancılık ile geçimini sağlayan vatandaşlar için koyunların kırpma işlemi yine belediye tarafından ücretsiz yapılacak. Veteriner Hekimleri Odası ve Hayvan Kooperatifleri Birliği’nden uzmanların Belediye personellerine vereceği eğitim ile belediye personelleri koyun, keçi gibi hayvanları kırpacak. 

SOKAK HAYVANLARINI DA UNUTMADILAR
İlçedeki sokak hayvanlarının da unutulmadığı projede kedi köpek gibi hayvanların kısırlaştırma, tedavi gibi hizmetleri sağlanacak. Ayrıca ilçede bu hizmetlerin verilmesi için belediye bünyesinde bir veteriner kliniği de kurulacak.





 
08.07.2020
Devamı

138 Ülkenin Kurbanlık sayısından Fazla Kurbanımız Var

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Türkiye’nin kurbanlık ve kesilen kurban sayısı bakımından dünya çapında bir boyuta sahip olduğunu bildirerek, “Ülkemizdeki kurban organizasyonu, dünyanın en büyük etkinliklerinden biri durumundadır. Kurbanlığa ayrılan 3,5 milyon küçükbaş hayvan sayımız, tek tek 138 ülkenin koyun, keçi toplam varlığından fazladır.” dedi.

Çelik, yaptığı açıklamada, sahadan aldıkları bilgilere göre, yetiştiricinin 5 milyona kadar koyun, keçiyi kurbanlık olarak pazara sunacak durumda olduğunu, bu durumda kurbanlık küçükbaş hayvan sayısının koyun, keçi hayvan varlığını geçtiği ülke sayısının 148’e çıktığını belirtti.
 
Kurbanlığa ayırdığımız hayvan sayısı bile ülkelerin toplam hayvanvarlığıyla yarışıyor
 
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) son verisi olan 2018 rakamlarına göre, koyun, keçi varlığıyla dünyanın önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’nin koyun sayısında dünyada 8’inci, keçi sayısında 22’inci sırada bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin potansiyelini harekete geçirmesi halinde, kısa bir zamanda, koyun sayısında ilk 4’e, keçi sayısında ilk 12’ye girebileceğine dikkati çeken Çelik, FAO’nun kapsama aldığı 214 ülkeden 7’sinde (Amerikan Samoa, Aruba, Niue, Norfolk Adaları, Samoa, Solomon Adaları ve Tuvalu) koyun keçi varlığı bulunmadığı, koyun, keçi bulunan 207 ülkeden sadece 76’sının Türkiye’nin kurbanlık için ayırdığı 3,5 milyondan fazla koyun, keçi varlığına sahip olduğu bilgisini paylaştı.
 
Kurban organizasyonunun büyüklüğü
 
Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Birleşik Arap Emirlikleri, Eritre, Mozambik, Kuzey Kore, Burundi, Filipinler, Ürdün, Şili, Namibya’nın 3,5-5 milyon arasında, 138 ülkenin ise 3,5 milyondan daha az koyun, keçi varlığı olduğunu bildiren Çelik, şunları kaydetti:

“Türkiye’deki kurban organizasyonunun büyüklüğünü karşılaştırmak için, 2019’da hacda Suudi Arabistan’a giden hacı adayları için kesilen hayvan varlığının ancak 1 milyonu geçtiğini söylememiz yeterlidir. Üstelik hacı adayları için kesilen 1 milyonun üzerindeki kurbandan 83 bini Türk hacı adaylarınca kesilmiştir. Hacı adayları içindeki payı düşünüldüğünde Türk hacı adaylarının çok daha fazla kurban kesimi yaptığı görülmektedir.

Ülkemizde kurbanlık için ayrılan küçükbaş hayvan sayısından daha az koyun, keçi varlığına sahip ülkeler içinde Kamerun, Arnavutluk, Vietnam, Küba, Portekiz, Norveç, Venezüela, Sırbistan, Kolombiya, Almanya, Bulgaristan, Hollanda, Ukrayna, Macaristan, Bosna Hersek gibi ülkeler var. Bunların koyun, keçi varlıkları 1 milyon ile 3,5 milyon baş arasında değişiyor. Lübnan, Filistin, Gürcistan, Kuveyt, Kanada, Makedonya, Moldova, Hırvatistan, Ermenistan, Kıbrıs Rum kesimi, İsrail, Malezya, Jamaika, Katar, Tayland, Avusturya, İsviçre, Slovakya, Güney Kore, İsveç, Polonya, Çekya, Belçika, Finlandiya, Tayvan, Danimarka, Slovenya gibi ülkelerin koyun, keçi varlığı ise 100 bin ile 1 milyon baş arasında seyrediyor.”
Bu ülkelerin rakamlarının Türkiye’nin kurbanlık için ayırdığı küçükbaş hayvan sayısıyla karşılaştırmanın imkanı dahi bulunmadığını vurgulayan Nihat Çelik, “içlerinde Çekya, Karadağ, Litvanya, Belçika, Finlandiya, Tayvan, Danimarka, Slovenya, Estonya, Japonya gibi ülkelerin de bulunduğu 69 ülkenin koyun, keçi sayısı toplansa bile Türkiye’nin kurbanlığa ayırdığı küçükbaş hayvan sayısını ancak bulabiliyor.” dedi.
 
Sadece Kurban Bayramı’nda Almanya’nın toplam hayvan varlığının 1,5 katını kesiyoruz
 
Sadece Kurban Bayramında Almanya’nın toplam koyun, keçi varlığının 1,5 katının ülkemizde kesildiğini bildiren Çelik, şu bilgileri verdi:

“82 milyonluk Almanya’da 1 milyon 570 bin koyun, 146 bin de keçi var.  Nüfusu 42 milyonu bulan Ukrayna, sadece 727 bin koyun, 582 bin keçi varlığına sahip 38 milyon nüfuslu, Türkiye’nin 12 katından fazla alana yayılan Kanada’da ise 829 bin koyun, 30 keçi var. Ülkemizde geçen yıl Kurban Bayramı’nda kesilen 2,7 milyon koyun, keçi sayısı, Almanya’daki koyun, keçi varlığının 1,5 katından, Ukrayna’dakinin 2 katından, Kanada’dakinin ise 3 katından fazla. Ülkemiz, hem koyun, keçi, sığır varlığı hem kurbanlığa ayrılan hayvan sayısıyla dünya çapında bir boyuta sahip. Üstelik, potansiyelimizin de tamamını kullanabilmiş değiliz. Tarım ve Orman Bakanlığımızın da hedefi olan nüfus başına bir küçükbaş hayvan sayısına ve kırmızı ette küçükbaş etinin payını yüzde 10’dan yüzde 20’ye çıkarma hedefine en kısa zamanda ulaşabiliriz. Potansiyelin değerlendirilmesi için hayvancılığa verilen destekler sürdürülmelidir.”
 
 
08.07.2020
Devamı

Dijital Tarım Pazarı 100 Milyonun Üzerine Çıktı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli geçtiğimiz aylarda devreye alınan 'Dijital Tarım Pazarı' (DİTAP) ile ilgili "Şu anda 100 milyon liranın üzerine çıktı buradaki cirolar. Belli miktarda bir ciroya ulaştığınızda bir gıda enflasyonuna çözüm olacak" dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Dijital Tarım Pazarı'nı çok önemsiyoruz. Şu anda 100 milyon liranın üzerine çıktı buradaki cirolar. Hedefimiz milyarlarca lira ciroya ulaşmak, belli miktarda bir ciroya ulaştığınızda bir gıda enflasyonuna çözüm olacak, üretici daha fazla para kazanacak, tüketici belki biraz daha ucuza yiyecek." açıklamasında bulundu.
 
 
07.07.2020
Devamı

Kayısılarda Manolya Hastalığı

Dünyanın dört gözle hasadını beklediği Malatya kayısı, bu yıl yağışların mevsim şartlarının üzerinde seyretmesi nedeniyle ağaçlarda manolya hastalığının baş göstermesiyle çiftçilerin beklentisinin altında bir düşüş yaşandı.

Eski Malatya olarak bilinen Battalgazi bölgesinde ürünün iyi olduğu, diğer bölgelerde ise kayısı ürününün yok denecek kadar az olduğunu belirten çiftçiler, devletin kendilerine sahip çıkması çağrısında bulundu. Bu yılki rekoltenin, Tarım Orman Müdürlüğünün açıkladığı rekoltenin çok altında olduğuna dikkat çeken çiftçiler, kayısı fiyatının yükselmemesi için rekoltenin yüksek gösterildiğini ileri sürdüler.

Malatya kayısının bazı tüccarların tekelinde olduğunu ileri süren çiftçiler, Tarım ve Orman Bakanlığının buna el atması çağrısında bulundular.
Geçen sene bir ağacın yaklaşık 15 kasa ürün verdiğini belirten çiftçiler, bu sene ancak bir iki kasa ürün verdiğini ve bazı ağaçların ise hiç ürün vermediğini söylediler. Mahsulün azlığından dolayı işçi alımının da bu sene az olduğunu belirten çiftçiler, geçen sene 20 işçinin çalıştığı bahçede bu yıl 3 kişinin çalıştığını belirttiler.

Yetkililere seslenen çiftçiler, kayısı işinin zahmetli ve masrafının çok olduğunu ve kendilerine gübre ve mazot desteğinde bulunması talebinde bulundular.
Mevsimlik işçilerden Adile Kama geçimlerini sağlamak için Şanlıurfa’dan aile olarak geldiklerini belirtirken, işçilerden Amine Halisçelik ise bu sene liseye başlayacağını, okul masrafını karşılamak için ailesiyle birlikte çalışmaya geldiğini söyledi.

Bu sene eski Malatya olarak bilinen Battalgazi bölgesi dışında verimin çok düşük olduğuna dikkat çeken çiftçi Hasan Atalay, " Bazı yerlerde kayısı yemeğe bile yok Bazı ağaçlarda ancak yarım kasa var yani toplanmayacak kadar azdır. Bu sene verimin en iyi olan yer burasıdır. Bu da Cenab-ı Allah’ın (Celle Celaluhu) takdiridir. Bu senede rızık taksimi bu şekilde oldu." dedi.

"Çiftçi fiyatı yüksek tutumasın diye bilerek rekolteyi yüksek gösteriyorlar"

Kayısı fiyatının yükselmemesi için rekoltenin bilerek yüksek gösterildiğini ileri süren Atalay, "Kayısı ne kadar az olursa fiyat ta o şekilde yükseliyor. Çiftçi fiyatı yüksek tutumasın diye rekolteyi yüksek gösteriyorlar. Rekolte açıklanan rakamdan daha çok düşük! Kayısı çok da olsa az da olsa tüccarlar kâr ediyor. Malatya kayısının sahibi yok. Ziraat Odaları kayısıya hiç sahip çıkmıyor. Bizlere hiçbir faydaları yok. Malatya kayısısı 4 tane tüccarın elinde devletin, Tarım Bakanlığının buna el atması lazım." dedi.
 
 
07.07.2020
Devamı

“HER YIL 2.7 MİLYON İNSAN ZOONOTİK HASTALIKLARDAN ÖLÜYOR”

Türk veteriner hekimleri merkez konseyi Başkanı Ali Eroğlu dünya zoonoz günü ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Başkan Eroğlu;
“Louis Pasteur tarafından kuduz aşısının başarı ile kullanıldığı 6 Temmuz 1885 tarihi dikkate alınarak, her yıl 6 Temmuz, Dünya Zoonoz Günü olarak anılıp kutlanmaktadır.
Zoonoz; “Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalık” demektir.” Dedi.

Eroğlu dünya zoonoz günü ile ilgili olarak şunları kaydetti.

Bilimsel ve teknolojik gelişmelerle küçülen Dünyada; insanlık çözüm gerektiren çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Dünyadaki küçülme hastalıkların hızla yayılmasına sebep olmuş, COVID-19 gibi küreselleşen zoonotik hastalıklar maalesef küresel tehlike ve tehdit haline gelmiştir.

Yapılan araştırmalarda COVID-19’a kadar Dünya üzerinde her yıl 2 milyar vaka olduğu ve 2,7 milyon insanın zoonotik hastalıklardan öldüğü tahmin edilmektedir. İnsanlarda görülen hastalıkların %61’i hayvansal kökenlidir. Yeni oluşan patojenlerin (Ebola, Batı Nil, COVID-19, Kuş Gribi)  % 75’i hayvanlardan insanlara geçmektedir. Gıda kaynaklı hastalıkların %90 dan fazlası hayvansal gıdalardan kaynaklanmaktadır. Her yıl ortaya çıkan 5 yeni insan hastalığının 3’ü hayvan orijinlidir. Zoonotik hastalıklar grubunda yer alan etkenlerin %80’i potansiyel biyoterör etkenleri arasında bulunmaktadır.
 
Sağlık Bakanlığı’nın tehlikeli görüp ihbarını mecbur kıldığı 50 hastalıktan 26’sı hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar olup, ülkemizde Dünyadaki 200’ün üzerindeki zoonotik hastalığın ortalama 5/2’sine rastlanmaktadır. Halen en çok rastlanan zoonotik hastalıklar olarak Brusella (Malta humması), Şarbon, Salmonellozis, Tüberküloz, Kırım Kongo Kanamalı ateşi, Tokzoplazma ile Kuduz hastalığı sayılabilir.


 
Zoonotik hastalıkların küresel bilançosu; COVID-19 sürecinden önce her yıl 8 milyar Euro hayvansal üretim kaybı, küresel üretimin yaklaşık %20’si, her yıl ölen çiftlik hayvanın değeri yaklaşık 21.5 milyar Euro ve her yıl insan sağlığı için yapılan masraflar 43 milyar Euro. COVID-19 ile birlikte bugün tüm Dünya çok daha ağır bir bilanço ile karşı karşıyadır.
 
Dünya zoonoz gününün amacı; günümüz insanı ve gelecek nesiller için ciddi anlamda tehlike arz eden ve küresel bir tehdit haline gelen zoonozlara karşı insanları korkutmak ya da insan- hayvan ilişkisine negatif müdahalede bulunmak değildir.  Amaç, hepimizin refahı ve daha sağlıklı bir dünya vizyonunun gerçekleştirilebilmesi için, halk sağlığı stratejilerinde temel kabul gören, tıbbın en önemli ve uygulanabilir konusu olan koruyucu hekimlik kavramını hayata geçirmek için toplumu bilinçlendirmektir. Yine bu günün amacı; Zoonotik hastalıkların sürdürülebilir kontrolü ve eradikasyonu için kaynakların da birleştirildiği toplum işbirliğinin yapılmasının gerekliliğine dikkat çekmektir. 6 Temmuz’da Dünyaya hayvanları korumanın insanları korumak olduğunu hatırlatmak amaçlanmaktadır.

Zoonotik hastalıklarla ilgili risk analizi yapılması, epidemiyolojik çalışmaların artırılması, entegre bir veri tabanının oluşturulması, tehditlerin önceden belirlenmesi, yeni ortaya çıkabilecek veya mevcut hastalıkların halk sağlığı tehdidi oluşturma boyutuna gelmeden önlenmesi ve kontrolüne yönelik faaliyetler COVID-19 Pandemisi ile daha önemli hale gelmiştir.

Genel olarak pandemilerde erken uyarı, erken teşhis ve erken reaksiyon ile hızla gerekli tedbirleri alarak hastalığın kontrol ve eradikasyonunu sağlamak en temel yaklaşımdır. Zoonotik hastalıklarla mücadelede başarı “Tek Sağlık” yaklaşımı ile mümkündür. COVID-19 bu yaklaşımın vazgeçilmezliğini ortaya koymuştur. 

“Tek Sağlık”, zoonotik hastalıkların insan, hayvan ve çevre sağlığı ile uluslar arası ticaret ve ekonomi üzerine oluşturduğu küresel etkilere bağlı olarak gündeme gelmiştir. “Tek Sağlık” yaklaşımı, yerel ulusal ve küresel alanda çalışan farklı disiplinlerin insan, hayvan ve çevrenin optimal sağlığı için işbirliği faaliyetlerini kapsamaktadır.

 “Korunma Tedaviden Daha Etkili ve Daha Ekonomiktir.” Sloganı ile yola çıkan, hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve küresel halk sağlığını tehdit eden bulaşıcı hastalıkların kontrolünde, antibiyotik direnci ile mücadelede ve gıda güvenirliğinin sağlanmasında beşeri hekimler, veteriner hekimler, çevre uzmanları ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını sağlayan “Tek Sağlık” kavramıyla ilgili somut girişimlerde bulunmak büyük önem taşımaktadır.

Ancak, ülkemizde “Tek Sağlık” kavramı için girişimler olsa da, “Tek Sağlık" sistemi mevcut mevzuatlar ve yapılarla kurumsallaşmakta ve katma değer yaratmakta istenen başarıyı yakalayamamıştır.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığının 'Tek Sağlık” yaklaşımını gelişmiş ülkelerde olduğu gibi benimsemelerini, mesleğimizin hayvan sağlığı ile refahını, toplum sağlığını ve çevreyi korumadaki hayati rolünü desteklemelerini, Bakanlık teşkilat yapılanmasının bu konsepte uygun hale getirilmesinin ülkemiz açısından önemli bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulamak istiyoruz. Veteriner hekimlik hizmetlerinin temel sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası gerçeği kabul edilmeli,

“Tek Sağlık” yasası çıkarılarak, gerekli yasal ve yapısal düzenlemeler yapılmalıdır. Bu doğrultuda “Tek Sağlık” sistemine uygun olarak Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi kurulmalı, Tarım ve Orman Bakanlığında Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ile Sağlık Bakanlığında Veteriner Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü merkez ve taşra teşkilatları ihdas edilmelidir.
 
Dünya Zoonoz Günü vesilesiyle, zoonotik hastalıklara karşı can siperane mücadele eden veteriner hekimlerin de bir an önce sağlıkta şiddet yasasına dahil edilmesini, yıpranma payı ve  özlük haklarında gerekli yasal düzenlemelerin yapılmasını bekliyoruz.
 
Dünya Zoonoz Gününün ülkemiz ve mesleğimiz için daha güzel yarınlara vesile olmasını haklarının temenni ediyoruz.
 
 
06.07.2020
Devamı

Çay Üreticileri Gübreleme İçin Çay Bahçelerinde

Dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının, Türkiye’de de görülmesinin ardından salgının önüne geçilebilmesi için çeşitli önlemler alındı. 65 yaş üstü ve 20 yaş altı vatandaşların sokağa çıkma yasağı, seyahat yasağı, maskesiz sokağa çıkma yasağı, toplu alanların kapanması gibi yasakların yanı sıra üretimi etkilemeyecek şekilde çay üreticilerine de tavsiyelerde bulunuldu. Rize Valiliği başta olmak üzere, Rize Ticaret Borsası, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi, Çay Üreticileri Dayanışma Derneği de çay üreticilerini gübreleme yapmamaları ve 1. sürgünden sonraya bırakmaları konusunda tavsiyede bulunmuştu.

Uyarıyı dikkate alan çay üreticileri 19 Mayıs itibarıyla başlayan 2020 yaş çay sezonu öncesinde yapması gerektiği gübreleme işlemini çay arası denilen 1’inci sürgünden sonrasına bıraktı. Toplamda 3 sürgün olarak toplanan, yer yer 4 sürgünü bulan çay toplama işleminin ilkinin bugünlerde tamamlanması nedeniyle çay üreticileri yaprağını topladığı çay bahçelerine girerek, gübreleme işlemlerine başladı. Rize Ziraatçılar Odası ise her yıl yaptığı uyarıyı yineleyerek vatandaşları 1 dönüm çay tarım arazisine maksimum 80 kilogram gübre vermesi gerektiğini hatırlattı.

Yetkililerin uyarısı nedeniyle 1’inci sürgün yaş çay kampanyası açılmadan önce gerçekleşmesi gereken gübreleme işleminin 1’inci sürgünden önceye bırakıldığını dile getiren Rize’nin Derepazarı ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki çay üreticisi Ömer Demir, “Pandemiden dolayı nisan ayında gübreyi verememiştik. O nedenle gübrelemeyi yeni yaptık. Gübreyi verirken dikkat ettiğimiz şeyler var. Çayı siliyoruz, gübre çay yaprağının üzerinde kalmasın, yaprak yanmasın diye. O nedenle çay bahçesinin altından vermeye çalışıyoruz gübremizi” dedi.

Üretici çayı kendi topladı, gelir cepte kaldı
Pandemiden dolayı sınır kapıları kapalı olduğu için bölgeye gelemeyen Gürcistan uyruklu çay işçilerinin yerine herkesin kendi çayını toplamak zorunda kaldığını ve bu nedenle çay gelirinin çay üreticisinin cebinde kaldığını sözlerine ekleyen Demir, “Ayrıca bu yıl çayımızı da kendimiz topladık. Gürcü komşularımız gelemediği için herkes kendi çayını kendisi toplamak zorunda kaldı. Eskiden vatandaşımız çaylığa Gürcü işçi gönderiyordu, kendisi sosyal dayanışmaya yardım istemeye gidiyordu. Şimdi artık yardım istemez kimse herhalde. Çay topladı para kazandı” ifadelerini kullandı. Kendilerinden önceki neslin gübreleme işini yılda 2 aya böldüğünü dile getiren Demir, “Bundan 20 yıl önce büyüklerimiz gübreleme işlemini 2 ayda yapardı. Yani ilk gübreleme 1’inci sürgünden önce, 2’nci gübreleme ise 1’inci sürgünden hemen sonra yapılırdı. Şimdi artık işten kaçtığımız için tek seferde yapıyor, çıkıyoruz çaylıktan” şeklinde konuştu.
 
 
06.07.2020
Devamı

Tarım İhracatı Geriledi

TGDF Dijital Veri Paneli'ne göre, tarım, gıda ve içecek sektörü ihracatı mayısta 2019'un aynı dönemine kıyasla yüzde 9,1 azalarak 1,36 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yılın ilk 5 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 8,15 milyar dolarlık ihracat, 6,69 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. Ocak-mayıs döneminde öne çıkan ürünler sırasıyla fındık içi, un ve makarna olurken, söz konusu ürünler toplam ihracatın yüzde 15,1'ini oluşturdu.
 
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Dijital Veri Paneli'ne göre, mayıs ayında gıda ve tarım ürünleri ihracatı geriledi.
TGDF'den yapılan açıklamaya göre, TÜİK tarafından açıklanan dış ticaret verileri baz alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli'ne bakıldığında, yılın ilk 5 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü, 8,15 milyar dolarlık ihracat, 6,69 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi.
İhracat, ilk 5 ayda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,9, ithalat da yüzde 18,4 artış gösterdi. Geçen yılın aynı dönemine göre 2020'nin ilk 4 ayında ihracat yüzde 16,1, ithalat da yüzde 20,6 artış kaydetmişti.

Aylık bazda bakıldığında, mayısta ihracat 2019'un aynı dönemine göre yüzde 9,1 azalarak 1,36 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aylık ithalat ise yüzde 11,2 artışla 1,47 milyar dolara yükseldi. Mayıs; geçen yıla göre ihracatın gerilediği, ithalatın ise arttığı bir ay olarak öne çıktı.
2020'nin ilk 5 ayında sektörün dış ticaret dengesi yüzde 14 düşüşle 1,46 milyar dolara geriledi.
İhracat birim değeri, 2020'nin ilk 5 ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,6 düşerek 1.035 dolar/ton, ithalat birim değeri de yüzde 3,6'lık artışla 480 dolar/ton olarak gerçekleşti.

İHRACATIN YÜZDE 41'İ 5 SEKTÖRDE
Yılın ilk 5 ayında ihracatta öne çıkan ürünler sırasıyla fındık içi, un ve makarna olurken, söz konusu ürünler toplam ihracatın yüzde 15,1'ini oluşturdu.
En çok ithal edilen ürünler ise sırasıyla buğday, soya fasulyesi ve ayçiçeği yağı oldu. Söz konusu ürünler toplam ithalatın yüzde 23,9'unu oluşturdu.
2020 yılı ilk 5 ayındaki dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde, sert kabuklu meyveler, şeker ve şekerli mamuller, yaş meyve, bitkisel yağ, kuru meyve/sebze sektörleri en fazla ihracat yapan sektörler olarak sıralandı. Toplam ihracatın yüzde 41,4'ü, söz konusu 5 sektör tarafından gerçekleştirildi.
Hayvan yemi, bitkisel yağ, un, kakao ve çikolata, sert kabuklu meyveler sektörleri ise aynı dönemde en çok ithalat yapan sektörler olarak sıralandı. Toplam ithalatın yüzde 63,8'i, söz konusu 5 sektör tarafından yapıldı.

Yılın ilk 5 ayında 2019'un aynı dönemine göre ihracatını değer olarak en fazla artıran sektörlerin başını 208 milyon dolar artış ile sert kabuklu meyveler çekti. Bu sektörü, 208 milyon dolarlık artış ile bitkisel yağ ve 175 milyon dolarlık artışla yaş meyve sektörü izledi.

İhracatın en çok gerilediği sektörler ise un, yumurta, tütün ve mamulleri, balıkçılık ve su ürünleri sektörleri oldu.

Geçen yılın aynı dönemine göre 2020'nin ilk 5 ayında ithalatı en çok artan sektörler; 188 milyon dolar artış ile bitkisel yağ, 162 milyon dolar ile baklagil, 158 milyon dolarla sert kabuklu meyveler olarak sıralandı. Baklagil alanındaki ithalat yüzde 206,4, sert kabuklu meyveler sektörünün ithalatı da yüzde 133,5 artış gösterdi.
İthalatın en çok düştüğü sektörler ise 188 milyon dolar ile canlı hayvan ticareti, 60 milyon dolar ile sebze ve 15 milyon dolar ile kırmızı et sektörleri oldu.
 
 
 
06.07.2020
Devamı

Süt Analiz Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Süt İçerik Analiz Desteği kapsamında 38,6 milyon liralık destek ödemesinin bugün itibariyle gerçekleştirildiğini duyurdu.
Bakan Pakdemirli, verilecek desteğe ilişkin şöyle konuştu;
 
‘‘Süt İçerik Analiz Desteği kapsamında 11 bin 758 üreticimize, 385 bin 431 Büyükbaş hayvan için, 38,6 milyon liralık destek ödemesi bugün saat 18.00’da hesaplarına aktarılacak.
 
Özellikle bu zorlu Pandemi döneminde, milletimiz, ülkemiz için özveriyle ve durmadan çalışan bütün üreticilerimize teşekkürlerimi iletirken, devlet olarak onların her daim yanlarında olduğumuzu da bir kez daha söylüyorum. Sizler ürettikçe bizler de sizi desteklemeye devam edeceğiz.
Bugün ödediğimiz Süt içerik Analiz Desteğimiz de bütün üreticilerimize hayırlı ve bereketli olsun…’’
 
 
03.07.2020
Devamı

Doğal Afetten En Büyük Zararı Çiftçiler Görüyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, doğal afetlerin, tarımsal üretimi olumsuz etkilediğini bildirerek, “Küresel iklim değişikliğinin etkisiyle doğal afetler artıyor. Doğal afetlerden en çok zararı çiftçilerimiz görüyor” diye konuştu.

Bayraktar, 2009 yılında 461, 2010 yılında 555, 2011 yılında 324, 2012 yılında 538, 2013 yılında 461, 2014 yılında 500, 2015 yılında 781, 2016 yılında 654, 2017 yılında 598, 2018 yılında 871, 2019 yılında ise 935 doğal afet gerçekleştiğini belirtti.

2020 yılının ilk 6 ayında ise 600’ü aşkın doğal afet yaşandığına dikkati çeken Bayraktar, “Son 10 yılda gerçekleşen doğal afetlere baktığımızda, 2020 yılının ilk 6 ayında, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014 ve 2017 yıllarında yıl boyu yaşanan doğal afetlerden daha fazla afete maruz kaldık” diye konuştu.

2020 yılının doğal afetler nedeniyle tarımsal üretimde zor bir yıl olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Tarımda üretim üstü açık bir fabrikada gerçekleşiyor. Doğal afetler tarımsal üretime zarar veriyor” diye konuştu.

Bayraktar, şunları söyledi:
“Bu yıl çiftçilerimiz tam da üretim sezonumuz olan Nisan, Mayıs, Haziran aylarında ciddi hasarlara neden olan doğal afetlere maruz kaldı. Bu üç ayda 61 ilimiz doğal afetlerden etkilendi.

Buğday, arpa, mısır gibi tahıllar, domates, biber, kabak, patlıcan, hıyar, kavun, karpuz, gibi çeşitli sebzeler, mısır, patates, şekerpancarı, tütün, pamuk, ayçiçeği, kanola gibi endüstri bitkileri, kekik, lavanta, adaçayı, çay, yağlık gül, haşhaş gibi tibbi aromatik bitkiler, zeytin, kayısı, badem, erik, armut bağ, nar, çilek, kiraz, vişne, ceviz, narenciye, elma, antepfıstığı, fındık gibi meyveler ve yonca alanları doğal afetlerden zarar gördü. Ayrıca, seracılığın fazla olduğu Akdeniz Bölgesinde fırtına ve hortum seraların yıkılmasına ve sera örtülerinin yırtılmasına neden oldu, seralarda yetiştirilen sebzeler ve yeni dikimi yapılan sebze fideleri de zarar gördü.”
 
“Artan doğal afetler, iklim değişikliği yaşandığının bir göstergesidir”
 
Bayraktar, son yıllarda artan doğal afetlerin, ülkemizde iklim değişikliği yaşandığının bir göstergesi olduğunu belirtti.
Tarımın iklim değişikliğinden önemli oranda etkilendiğini ifade eden Bayraktar, “Sektör gıda ve giyim temininin yanı sıra, bağlı sanayilere hammadde sağlayan, hammadde alan, istihdam yaratan ve dış ticaret fazlası veren bir sektördür. Bu nedenle iklim değişikliği tarımı sosyo-ekonomik açıdan etkilemektedir. Üretim miktar ve kalitesindeki azalma ürün fiyatlarının artmasına, tüketicilerin daha fazla fiyat ödemesine, ithalatın artmasına ve ihracatın azalmasına neden olabilmektedir” diye konuştu.
 
“Doğal afetlerden en çok üreticiler zarar görüyor”
 
Doğal afetlerden en çok zarar gören kesimin üreticiler olduğunu vurgulayan Bayraktar, yaşanan doğal afetlerin sigorta yaptırmanın önemini bir kez daha gösterdiğine dikkati çekti. Tarımda sigortalılık oranının Çiftçi Kayıt Sistemi kaydı olan üreticilerde yüzde 20’de kaldığını belirten Bayraktar şöyle devam etti:
“Tarım sigortasında istenilen düzeyde artışın sağlanamamasının nedenleri arasında, yüksek prim tutarları gelmektedir. Ürünlerini sigorta yaptırmak isteyen üreticilerin prim bedelleri devlet tarafından destekleniyor olsa da, prim tutarları halen oldukça yüksektir. Üreticiler bu fiyatlarla sigorta yaptırmakta zorlanmaktadır. Tarım sigortasında prim tutarları düşürülmeli veya devlet desteği artırılmalıdır. Ülkemizde sıkça yaşanan doğal afetler nedeniyle ürünlerde risklerin tamamı teminat kapsamına alınmalı ve tarım sigortası zorunlu olmalıdır.”
 
Yapılması gerekenler
 
Doğal afetlerin önüne geçebilmek için iklim değişikliği ile mücadelenin bir zorunluluk olduğunu belirten Bayraktar yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:
“Tüm ülkeler iklim değişikliği ile mücadeleye odaklanmalıdır.

Emisyonların azaltılmasına yönelik politikalar ve çabalar etkili olsa dahi, az da olsa iklim değişikliği kaçınılmazdır. Bu nedenle iklim değişikliğinin etkilerini azaltacak stratejiler geliştirilmelidir.

İklim değişikliği ve doğal afetlerin, ürünlerin verim ve kalitelerine olumsuz etkileri göz önüne alınarak önlem alınmalıdır. Tarımla ilgili tüm kesimlerin iklim değişikliği konusunda bilinçlendirilmesi için çalışmalar yapılmalıdır.

İklim değişikliği ve doğal afetlerin etkisini azaltmada, erozyon kontrolü, sulama için baraj yapımı, doğru gübre kullanımı, yeni ürünlerin ortaya çıkarılması, toprak verimliliğinin iyileştirilmesi, ekim ve hasat zamanlarında değişiklik yapılması, kuraklığa dayanıklı ürünlerin geliştirilmesi, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi gibi çalışmalar yapılmalıdır. Toprağın ve suyun yönetimine, korunmasına yönelik eğitim programları düzenlenmelidir.

İklim değişikliğinin yavaşlatılmasında önemli faktörlerden birisi yutak alanlardır. Türkiye için en fazla yutağa fırsat veren kaynaklar sırasıyla ormanlar, tarım alanları ve meralardır. Bu alanlar korunmalı, amaçları dışında kullanılmamalıdır.”
 
 
03.07.2020
Devamı

Muş'ta Hayvanlar Sele Kapıldı

Muş’un Malazgirt ve Hasköy ilçelerinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle 50 hayvan sele kapılarak hayatını kaybetti, tarım arazileri de zarar gördü.
Muş’ta dün saat 15.00 sıralarında etkili olan yağış sele neden oldu. Malazgirt ilçesine bağlı Hasretpınar ve Bostankaya köylerinde su baskınları meydana geldi.
Bostankaya köyünde yaşanılan sel nedeniyle 50 büyükbaş hayvan hayatını kaybetti.

Malazgirt ilçesine bağlı 15 köyde etkili olan dolu nedeniyle ise birçok tarla kullanılamaz hale geldi.
Önceki gün de yaşanan sağanak nedeniyle Van’ın Erciş ilçesine bağlı Kırkpınar Mahallesi’nde su baskınları yaşanmış, sel sularına kapılan 70 koyun yaşamını yitirmişti.
 
 
03.07.2020
Devamı

Hobi Bahçeleri'ne Büyük Cezalar Geliyor

AK Parti, tarım ve ormancılıkla ilgili düzenlemeler içeren gıdada taklit ve tağşiş yapanların üretimden men edilmesinden hapis cezasına kadar yaptırımların artırılmasını öngören yasa teklifini geçen hafta Meclis Başkanlığına sunmuştu. AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş’un yaptığı açıklamada tarım ve ormancılıkla ilgili düzenlemeleri konu alan 34 maddelik kanun teklifinde hobi bahçelerinin tarım alanlarına verdiği zararların önüne geçilmesi başlığı dikkat çekti. Muş’un, birinci sınıf tarım arazileri üzerine hiçbir izin almadan yapılan hobi bahçelerinin sayısında son dönemde önemli bir artış yaşandığını belirtmesi ve tarım arazilerini tahrip eden bu yapılar için yeni yaptırımlar getirdiklerini söylemesi arsası üzerinde kaçak yapılar inşa edenleri paniğe sevk etti. İstanbul’da Silivri Belediyesi de, bu tür yapılara müsaade edilmediğini gerçekleştirdiği yıkımlarla ortaya koydu. Torba yasa teklifinin  TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonundaki görüşmeleri ise devam ediyor.

Cezalar artırılıyor

“Vatandaşları, “Hobi bahçesi adı altında izinsiz, ruhsatsız, plansız programsız herhangi bir yapı almamaları konusunda özellikle uyarıyoruz” diyen Muş, hobi bahçesi adı altında tarım arazilerine yapılan bu yapılarla ilgili bin liradan az olmamak üzere her metrekare için 10 lira para cezası kesileceğini belirtti. Bu yapılardaki aykırılıkların giderilmemesi ve tarım toprağının eski haline getirilmemesi halinde iki aylık beklemeden sonra bu cezaların üç kat artırılarak uygulanacağını ve bunların yıkımı için belediye ve il özel idarelerini devreye gireceğini söyledi. Tarım Bakanlığı tarafından büyük oba olarak adlandırılan ve tescil edilen yerlerde hobi bahçelerinin kurulması halinde cezaların iki katı olarak uygulanacağını belirtti.

Hepsi yıkılmayacak

Konunun uzmanları ise kamuoyunda oluşturulan hobi bahçelerinin tümünün yıkılacağı algısının yanlışlığına işaret ederek, yasa teklifinde hobi bahçelerinin hepsinin yıkılacağına dair bir düzenlemenin olmadığını belirtiyor. Teklifin ana gayesinin verimli tarım arazileri üzerinde yasal olmayan yollarla oluşturulan  hobi bahçelerini kapsadığını kaydeden uzmanlar, tarım arazileri üzerinde oluşturulacak her türlü yapılaşmaya karşı çıkmanın yerel yönetimlerle, kamu otoritelerinin görevi olduğunu dile getiriyor.

Hobi bahçeli yapı kılıfına geçit yok 

1- Arsa özelliği kazanmamış tarım arazilerindeki hobi bahçeleri yıkılacak.
2- Bu amaçla bozulan tarım arazisinin metrekaresi için 165 lira idari ceza kesilecek.
3- Tarım arazilerine kurulan yapıların kaldırılması için 3 ay süre verilecek. Kaldırılmazsa, valilik veya il özel idaresi kaldıracak. Masrafı araziyi o hale getirenlerden alınacak
4- Hobi bahçesi ovadaki tarım arazisinde olması durumunda ceza iki kat artırılacak.
5- Çiftçiler bu uygulamanın dışında tutulacak. Tarımsal amaçlı ve izinsiz kurulan yapılar için çiftçiye 5 yıl süre ile cezanın yarısı uygulanacak.
6- Teklife göre 2005 yılından önce 1/5000 ve 1/ 1000’lik imar planı görmüş ve arsa vasfı kazanmış arazilerde olanlar etkilenmeyecek.

 

 
 
03.07.2020
Devamı

Kene'ler Can Almaya Devam Ediyor

Çorum Valisi Mustafa Çiftçi, son dönemde yükselen sıcaklıklarla beraber artan kene vakalarından dolayı kentte 2 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, "Yılın yarısında olmamıza rağmen geçen yılki vaka sayısını yakaladık" dedi. Vali Çiftçi ayrıca, vatandaşların tedbirleri olması gerektiğini ifade etti.
 
Son dönemde yükselen sıcaklıklarla beraber artış gösteren kene vakalarına karşı dikkat çeken çorum Valisi Mustafa Çiftçi, bu yıl kene vakalarından dolayı 2 kişinin hayatını kaybettiğini açıklayarak vatandaşları uyardı.

Kene'den 38 Vaka Var

Virüs taşıyan kenelerin bulaştırdığı Kırım Kango Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından bu yıl iki ölüm olayı gerçekleştiğini dile getiren Vali Çiftçi, şuanda 8 kişinin hastanede tedavisinin devam ettiğini belirterek, bu yıl içerisinde 38 vakanın olduğunu dikkat çekti.
 
 
03.07.2020
Devamı

Tarlam Cepte'yi 20 Bin Çiftçi Kullanıyor

TürkTraktör tarafından geliştirilen "Tarlam Cepte" mobil uygulaması üzerinden 250 bin dekar tarım arazisinin takibi yapılıyor.
Türk traktör’ün çiftçilere tarımsal konularda tavsiyeler vererek destek sağlamak üzere geliştirdiği "Tarlam Cepte" mobil uygulamasını 20 bin çiftçi kullanıyor.
TürkTraktör açıklamasına göre, şirket, geçen yı, tarımda teknoloji kullanımını destekleyen ve saha çalışmalarında çiftçilere karar desteği sağlayan kullanıcı dostu "Tarlam Cepte" uygulamasını tanıtmıştı.

Çiftçilere tarımda girdi maliyetlerini azaltan ve operasyonel verimliliği artıran tavsiyelerde bulunurken, tarımsal üretime katma değer sunan bir çözüm olması için geliştirilen uygulama üzerinden 250 bin dekar tarım arazisinin takibi yapılıyor.

Uygulamadan en çok Ankara, İstanbul ve Konya illerindeki çiftçiler yararlanıyor

Açıklamaya göre, sektörde "bir ilk" olarak dikkati çeken Tarlam Cepte’nin sunduğu önemli avantajlardan faydalanarak uygulamayı kullanan çiftçilerin sayısı ise ilk yılında 20 bine ulaştı. Tarlam Cepte uygulamasından en çok Ankara, İstanbul ve Konya illerindeki çiftçiler yararlanıyor.
TürkTraktör, korona virüs salgınında tarımsal üretimin kesintiye uğramaması ve çiftçilerin sahadaki çalışmalarını kolaylaştırıp desteklemek adına nisan ve mayıs aylarında Tarlam Cepte’yi tamamen ücretsiz olacak şekilde kullanıma sunmuştu.
TürkTraktör’ün bu çalışmasıyla, salgın döneminde de yeni birçok çiftçi Tarlam Cepte’den yararlanmaya başladı. Uygulamanın en çok kullanılan ve sevilen yüksek çözünürlüklü uydudan bitki sağlığı takibi özelliği ise pandemi döneminde çiftçilerin en önem verdiği özelliklerden oldu.
 
Mobil cihazlar üzerinden arazi özelindeki tüm ulaşmak mümkün
 
Açıklamaya göre, uygulamayı akıllı cep telefonu veya tabletlerine indiren tüm kullanıcılar ücretsiz olarak bulundukları bölgenin hava durumundan, bakanlığın tarımsal hibe/desteklere ilişkin duyurularına, hal/borsa fiyatlarından mazot, gübre ve ilaç fiyatlarına kadar birçok güncel bilgiyi edinebiliyor.

Kullanıcılar ücretsiz özelliklere ek olarak, yılda 365 TL karşılığında tarlasına özel olarak sunulan ileri özelliklerden de faydalanabiliyor. Tarım yaptıkları arazi parçalarının harita üzerinde tanımlanarak izlenmesine imkan tanıyan "kullanıcının tarlasına özel" takip özelliği sayesinde çiftçiler, erken uyarı sistemiyle meteorolojik risk uyarılarını alıyor, uydudan sağlanan görüntüler ile bitki sağlığını düzenli olarak tarlaları özelinde takip edebiliyorlar. Risk ve kuraklık raporları, traktör ve ilaçlama kullanım saat önerileri ile yetiştiricilik tavsiyeleri ise çiftçilerin bu hizmet ile yararlanabileceği diğer imkanlar arasında yer alıyor.
 
 
 
03.07.2020
Devamı

KOOP Kapsamında 14 Bin Futbol Sahası Kadar Alan Daha Suya Kavuşuyor

Konya Ovası Projesi (KOP) kapsamında yer alan Konya-Çumra Projesinin 3. Merhalesi KOS 1,2,3’ün açılışı, Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans aracılığıyla teşrifi ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin tesisten bizzat katılımıyla yarın açılacak.

Konya Ovası Projesi (KOP), Güneydoğu Anadolu Projesinden sonra Türkiye’nin ikinci büyük entegre sulama projesi konumunda bulunuyor.

14 BİN FUTBOL SAHASINA DENK GELEN 72 BİN 650 DEKARLIK ALAN DAHA SUYA KAVUŞUYOR
Projenin en büyük ve geniş sulama kısmını Konya Çumra Projesi oluşturuyor.
Konya-Çumra Projesinin 3. Merhalesinde yer alan ve inşası tamamlanan KOS 1,2,3 ile Çumra, İçeriçumra, Doğanlı, Dineksaray ve Alibeyhüyüğü’nde 72 bin 650 dekarlık alan suya kavuşacak.
Bu sulama sayesinde ülke ekonomisine yıllık 65 milyon lira katkı ve 7 bin kişiye iş imkânı sağlanacak.
 
İNŞA EDİLECEK 3 BARAJ İLE KONYA’NIN YERALTI SUYU DESTEKLENECEK
Diğer taraftan, Konya-Çumra 3. merhale projesi ile Yukarı Göksu Havzası’nın Akdeniz’e boşalan suların yıllık 414 milyon metreküpü inşa edilecek olan 3 adet baraj ve Mavi Tünel vasıtasıyla Konya Kapalı Havzasına aktarılacak. Getirilecek bu su ile hem Konya Ovası’nın yeraltı suyu hem de 2 milyon 234 bin 100 dekarlık tarım alanının sulama suyu desteklenecek.
Öte yandan, 2015 yılında işletmeye alınan Bağbaşı Barajı’nda depolanan ve Mavi Tünel aracılığıyla Konya Kapalı Havzasına aktarılan suyla 1 milyon 480 bin dekar alan sulanarak ekonomiye 2,5 milyar lira katkı sağlandı.
 
KONYA’NIN MAVİ RÜYASI; ‘MAVİ TÜNEL’
Konya-Çumra 3. merhale projesinin en önemli ayağını 17 kilometre uzunluğundaki Mavi Tünel oluşturuyor. 2015 yılında hizmete alınan Mavi Tünel Projesi, Urfa tünellerinden sonra Türkiye’nin ikinci büyük sulama tüneli konumunda. Konya’nın Mavi Rüyası olarak bilinen tünelden saniyede 36 metreküp su Konya Ovası’na akıtılıyor.​
 
 
02.07.2020
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik: Hacca Gidemeyen Hacı Adayları Kurbanlık Satışlarını Artıracak

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Kurban Bayramında geçen yıl yaklaşık 800 bin büyükbaş, 2,7 milyon küçükbaş hayvan kesildiğini hatırlatarak, “bu yıl küçükbaş hayvan kesiminin geçen yıla oranla yüzde 10 civarında artarak 3 milyonu geçeceğini tahmin ediyoruz” dedi.
 
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı için yeterli hayvan sayının her yıl olduğu gibi bu yıl da fazlasıyla mevcut olduğunu belirten, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin geçtiğimiz günlerde verdiği bilgiye göre, halen 1,2 milyon büyükbaş, 3,5 milyon da küçükbaş hayvanın kesim için hazır beklediğini vurguladı.
 
Nihat Çelik, şunları kaydetti:
“Rakamlarımız 3,5 milyon küçükbaş hayvanla da sınırlı değil, yetiştiricimiz ihtiyaç olursa 5 milyona kadar küçükbaş hayvanı stoklarından pazara indirebilir. Kurban kesecek vatandaşlarımızın içi rahat olsun. Gönül rahatlığı içinde dini vecibelerini yerine getirebilirler. Yoksula, yetime, muhtaçlara yardım eden, onları doyurup gözeten kimseler, bunların karşılığını öbür dünyada alacaktır. Yüce rabbim bu insanlara kat kat fazlasıyla verecektir. Kurban bizim dini vecibelerimizden biridir. Kurban, Allah’a yaklaşmak demektir. Dolayısıyla Hazreti İbrahim’den bu yana her yıl Müslümanların özellikle kurban simgesi haline gelen koç kesimiyle yerine getirdikleri kutsal bir ibadettir. Kurban Bayramı, kurban kesip yoksullara dağıtacak insanlarımız için büyük bir fırsattır. Bunu her Müslüman çok iyi değerlendirmelidir.”
 
“Koronavirüs tedbirlerine harfiyen uyalım”
 
Çelik, bu yıl yeni koronavirüs salgını nedeniyle gerek insanların tatilden ziyade evlerinde kalmaları, gerekse Suudi Arabistan’ın, bu yıl yurt dışından hacı kabul edilmeyeceğini duyurmasının ardından hac farizasını yerine getiremeyecek olan hacı adaylarının kurbanlarını ülkede kesecek olmalarının kurbanlık kesimlerinin geçen yıla oranla artacağına dikkati çekti.
 
Nihat Çelik, vatandaşların ve yetiştiricilerin kurban pazarlarında yeni koronavirüs salgınına yönelik belirlenen tedbirlere harfiyen uymasının da hayati önemde olduğunu vurguladı.
 
Çelik, şunları kaydetti:
“Diyanet İşleri Başkanlığımızın, 26 Haziran 2020 tarihli Resmi Gazete’de 2020 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliği yayımlandı.
 
Tebliğe göre, kesimlerin daha düzenli yapılması, zaman kaybının ve karmaşanın önlenmesi ile koronavirüs bulaşma riskini en aza indirmek için kesim yerlerinde randevu sistemi uygulanacak, kesim işlemlerinin bayramın ilk gününde yoğunlaşmaması için gerekli tedbirler alınacak.
 
Satıcılar ve müşteriler arasında ''el teması'' olmayacak ve bu nedenle kurban pazarlığında, gelenekleşen 'tokalaşma' yapılmayacak. Kurban satış yerleri İstanbul'da bayramdan 15 gün, diğer illerde ise 1 ay önce hazır hale getirilecek ve bu tarihten önce kurbanlık hayvan girişine izin verilmeyecek. İstanbul'a kurbanlık hayvan girişleri 16 Temmuz'dan itibaren başlayacak. Tabii tebliğde ayrıntılı düzenlemeler de var. Biz yetiştiricilerimizin kurallara harfiyen uyacağına inanıyoruz. Vatandaşlarımızın da kurallara uyma konusunda hassasiyet göstereceğini biliyoruz. İnşallah, herhangi bir sıkıntıya yol açmadan, koronavirüs salgınının yayılmasına sebep olmadan Kurban Bayramımızı sağ salim geçireceğiz. Bu salgının panzehiri hijyen, mesafe, maske ve karantinadır. Lütfen hepimiz kurallara uyalım. Ülkemiz bu konuda aldığı tedbirlerle koronavirüs salgınını en az hasarla atlatan ülkelerin başında gelmektedir. Süreci gayet iyi yöneten başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’ye, Sağlık Bakanımız Dr. Fahrettin Koca’ya, İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya ve tüm Bakanlarımıza teşekkür ediyoruz. Bu sürece zarar vermememiz için elimizden geleni yapmak zorundayız.”
 
-Vekâlet yoluyla kurban hisse kesim bedelleri
 
Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfının, 2020 yılı vekâlet yoluyla kurban hisse kesim bedelini yurt içi için 85 lira artışla 890 liradan 975 liraya, yurt dışı için 100 lira artışla 725 liradan 825 liraya çıkardığını hatırlatan Çelik, “Türkiye Diyanet Vakfımız, vekâlet yoluyla kurban hisse kesim bedelini belirlerken, birliklerin de görüşünü almalı diye düşünüyoruz” dedi.
 
Vekaletle kurban hisse kesim bedellerinde yetiştiricilerin emeklerinin karşılığını alması gerektiğini bildiren Çelik, “Vekâlet yoluyla kurban kesimlerinde yetiştiricimiz mağdur edilmemelidir. Çünkü, yetiştiricilerimiz görevlerini her zaman eksiksiz yapmış, ülkemizin hiçbir zaman kurbanlık sıkıntısı çekmesine izin vermemişlerdir” diye konuştu.
 
Başta Diyanet Vakfı olmak üzere birçok kurum ve kuruluşun yurt dışında yüzlerce noktada kurban kesimi yaparak ihtiyaç sahiplerine dağıtmakta olduğunu ve bunun takdir edilecek bir davranış olduğunu bildiren Çelik, öncelikle ülke yetiştiricilerinin kurbanlıkların satılmasının sağlanması ve bunun çözümü için çalışılması gerektiğine dikkati çekti.
 
Çelik, “Elbette vatandaşlarımız vekâlet yoluyla kurban kestirebilirler. Ama biz vatandaşlarımızın dini vecibelerini tam olarak yerine getirmeleri bakımından kurbanlarını bizzat kesmeleri veya kasaplar aracılığı ile kestirmelerinin daha doğru bir yaklaşım olacağı için tavsiye ediyoruz. Ayrıca büyük marketlerde kurbanlık diye satılan kilogramı düşük et alınmasını da tasvip etmiyoruz. Müslümanların zor günler yaşadığımız şu günlerde kurbanlarını keserek daha çok fakir fukarayı gözetmeleri de Allah katında makbul olacaktır” dedi.
 
Kurbanda bir diğer unsurun da kurbanlıkların kurban vasfını taşıması olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti;
 
“Zaten Diyanet İşleri Başkanlımız tebliğinde bu konuya da dikkati çekmiş, dini ve sağlık açısından kurban olması uygun olmayan hayvanların sevklerine asla izin verilmeyeceğini, sevk işlemleri hayvan refahı mevzuatına uygun yapılacağını, kurban satış yerlerinde her satıcıdan hayvanların kurban olmaya uygun olduğuna dair taahhütname alınacağını, yapılan denetimlerde uygun olmayan hayvanların satış yerine getirildiğinin anlaşılması durumunda (X) sembolüyle işaretlenerek vatandaşların uyarılacağını bildirmiştir. Bu tedbirleri destekliyoruz.”
 
Fiyatlar
 
Kurbanlık alışverişinde hem yetiştiricilerin hem de alıcı konumunda olan vatandaşların memnun olacağı bir bayram olması temennilerinde bulunan Çelik, şöyle devam etti:
 
“Büyük zorluklarla ve özellikle de artan yem masraflarına rağmen kurbanlıklarını satmaya çalışan yetiştiricilerin değerinden ve mağdur olmayacak fiyatlarda hayvanlarına alıcı bulmalarını arzu ediyoruz. Artan yem maliyetleri ile birlikte yeni koronavirüsün birtakım olumsuz etkileri göz önüne alındığında küçükbaş kurbanlık hayvan fiyatlarının geçen yıla göre yüzde 10 civarında artabilir. Bölgesel farklılıklardan dolayı da artış oranı illere göre farklı olacaktır. Piyasada ortalama canlı kilogram fiyatının kuyruklu koyunda 24-25 lira, kuyruksuz koyunda 26-27 lira, kurbanlık fiyatlarının ise ortalama 1050-1500 lira arasında olacağını tahmin ediyoruz. Tabii hayvanın koç, teke olmasına ve vasfına göre de fiyatlar çok daha yüksek seviyelere çıkabilir.
 
Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da kurbanlık hayvanlarını satamayan ve elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumunca değerinden satın alınmasını Tarım ve Orman Bakanımızdan talep ediyoruz.”
 
Çelik, bu bayramın ve bayrama kadar olan sürecin yurdun her yerinde sağlıklı ve huzurlu bir şekilde geçmesinin en büyük temenni olduğunu vurguladı.
 
02.07.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli : Kırsal Kalkınma Yatırımlarına 2 Yılda 855 Milyon Hibe Verdik

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kırsal kalkınma yatırımlarına son iki yılda 855 milyon lira hibe verdiklerini, bu yıl ise 13.etap kapsamında kabul edilen 2745 projeye, 970 milyon lira daha destek sağlayacaklarını söyledi.
 
Bakan Pakdemirli, 2006 yılında başlatılan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programıyla,  81 ilde üretici gelirlerini artırmak ve çeşitlendirmek, yeni teknoloji içeren, tarıma dayalı küçük ve orta ölçekli sanayinin gelişmesine ve yaygınlaştırılmasına katkı sağlamak amacıyla ekonomik ve altyapı yatırımlarına destek verdiklerini belirtti.
 
Bu çerçevede; bitkisel, hayvansal ve su ürünlerinin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, çiftçilik faaliyetlerinin geliştirilmesi, yenilenebilir enerji kullanan sera, el sanatları, soğuk hava deposu ve kırsal turizm gibi konularda yatırımcılara yüzde 50 oranında hibe desteği sağladıklarını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:
 
“Son iki yılda, 2756’sı tamamlanan 2859 projeye 855 milyon lira hibe desteği verdik. Bu destek sayesinde kırsalda yaklaşık 1,8 milyar liralık yatırım yapılmış oldu. Bu yıl ise 13. etap kapsamında, 1063’ü ekonomik yatırımlar, 1682’si de kırsal ekonomik altyapı yatırımları olmak üzere toplamda 2745 adet projeye destek sağlayacağız. Bu projelere de 970 milyon lira hibe sağlayacağız.”
 
DESTEKLEME KAPSAMI DAHA DA GENİŞLEYECEK
 
2021-2025 yıllarını kapsayan 4. Dönem Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Ekonomik Yatırımlar ve Kırsal Ekonomik Altyapı Yatırımlarının Desteklenmesine ilişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ilgili çalışmaların devam ettiğini bildiren Bakan Pakdemirli, yeni dönemde kapsamın daha da genişleyeceğini söyledi.
 
Pakdemirli, bu kapsamda, mevcut konulara ek olarak, tarımsal ürünlerin işlenmesi, kurutulması, dondurulması, depolanması ve paketlenmesi, aile işletmeciliği faaliyetlerinin geliştirilmesi, su ürünleri yetiştiriciliği, ipekböceği yetiştiriciliği, tarımsal amaçlı kooperatif ve birlikler için makine parkları, yenilenebilir enerji üretimine bağlı olmaksızın yeni seraların yapılması, kanatlı yetiştiriciliği konularında destek vermeyi planladıklarını da dile getirdi.
 
 
 
02.07.2020
Devamı

Tarım Sektörünün İlk Sanal Fuarı'da Oldu

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, AgriVirtual Tarım ve Hayvancılık Makineleri Sanal Fuarı’nın 3 farklı özelliğe sahip olduğunu  belirterek, “Hem tarım ve hayvancılık makineleri sektöründe uluslararası alanda ilk sanal fuar, hem Türkiye’nin ilk 3 boyutlu sanal fuarı hem de kendi yerli ve milli yazılımımızla ilk sanal fuarımız” dedi.

Pekcan, Ticaret Bakanlığı desteğiyle Makine İhracatçıları Birlikleri organizasyonunda Selçuk Üniversitesi tarafından düzenlenen sanal fuarın açılışını yaptı.3 boyutlu geziliyor
Normalleşme süreciyle yenilikçi adımların atılması gerektiğinin altını çizen Pekcan, “Bu sanal fuar aynı zamanda, Türkiye’nin ve Türk üreticisinin yenilikçiliğini, vizyonunu, inovatif kapasitesini ve dijital çağda yer alma becerisini gösteren en güzel örneklerden” dedi.

Bakanlığın, salgınla hızlı bir şekilde sanal ticaret heyeti ve sanal fuar uygulamalarını hayata geçirmeye başladığına işaret eden Pekcan, sanal ticaret heyeti programlarına mayıs ayında Özbekistan, Kenya, Hindistan ile başladıklarını hatırlattı. Pekcan, Güney Kore, Nijerya, Pakistan, Almanya, Meksika, Kolombiya, Şili, BAE, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’a da ticaret  heyeti programı planladıklarını söyledi.
Pekcan, şöyle konuştu:
“Ziyaretçilerin sanal gerçeklik ile üç boyutlu olarak fuar alanında gezmelerine imkan tanınmıştır. Firmalarımız, aynı zamanda sanal ortamdaki ziyaretçileriyle, potansiyel müşterileri ile anlık mesajlaşma veya görüntülü görüşme imkanına sahip olacaklar.”

TİM Başkanı İsmail Gülle de, “Kovid-19 pandemisi sürecinden en çok etkilendiğimiz dönemi geride bıraktık. Mayısta toparlandık, inşallah haziranda ihracatımızı tekrar eski rakamlara getirmek adına önemli gelişme içindeyiz” dedi. Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu ise, “Bu deneyimi, sektör olarak rakiplerimizden önce yaşayacak olmanın heyecanını derinden hissediyoruz” diye konuştu.
 
01.07.2020
Devamı

Van'dan Katar'a Hayvan İhracatı

Van'dan Katar’a 2019 yılında 30 sene aradan sonra toplam 32 bin 425 baş koyun gönderilirken, pandemi sürecinden sonra da bin 250 baş kesimlik erkek toklu ihraç edildi.

Saray ve Özalp ilçelerinde bulunan işletmelerde yetiştirildikten sonra Katar'a gönderilen akkaraman ve melezi ırklarından bin 250 baş erkek toklu, Saray ve Özalp ilçelerinden Ankara Esenboğa Havalimanına nakledildikten sonra Katar'a uçakla gönderildiği belirtildi.

Katar Doha'ya yapılan ihracat sonrası değerlendirmelerde bulunan İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Görentaş, Van'ın koyun varlığında ülkemizde birinci olduğunu söyledi. Van'ın hayvancılık potansiyelinin daha fazla olduğunu belirten Görentaş, yeni pazarlara açılmanın ülkemiz ve Van ekonomisi için ciddi bir katkı ve istihdam oluşturacağını kaydetti. İl Müdürü Görentaş, bu ihracatın başlangıç olduğunu ve yaklaşık 3 bin toklunun daha Katar'a gönderileceğini vurgulayarak, yurtdışı pazarlara ulaştıkça kentteki koyunculuğun daha iyi yerlere geleceğini söyledi. Görentaş, bu ihracatın hayırlı olması temennisinde de bulundu.
 
 
01.07.2020
Devamı

ÇKS'de Son Gün

Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) 2020 yılına ait başvuruları için, 30 Haziran 2020 Salı günü mesai bitiminde müracaat süresi sona erecek.
ÇKS; tarım politikalarının oluşturulmasına yönelik olarak çiftçilere ait tarımsal faaliyetlerin kayıt altına alınması, güncellenmesi ve geliştirilmesi ile bağlı sistemlere yönelik tarımsal destekleme programlarının denetlenebilir, izlenebilir, raporlanabilir bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından kullanılan tarımsal veri tabanıdır.

Bakanlık İl/İlçe Müdürlükleri tarafından ilgili yönetmelik ve talimatlar gereği, 2020 yılı bitkisel üretim üretim sezonu ÇKS başvuruları 01 Eylül 2019 tarihinde alınmaya başlamış olup, 30 Haziran 2020 Salı günü mesai bitiminde başvuru süresi sona erecek.

2020 yılına ait ÇKS kaydını yaptırmayan üreticiler, ÇKS’ye kayıtlı olma zorunluluğu bulunan tarımsal desteklemelerden faydalanamayacaklar. Bu nedenle, olası bir mağduriyet yaşanmaması için, bitkisel üretim yapan özel/tüzel kişilerin 30 Haziran 2020 Salı günü saat 17.00’ye kadar ÇKS başvurularını yapmaları gerekmektedir.
 
 
30.06.2020
Devamı

Zerdeçal ve Zencefil Talebi Arttı

Koronavirüs salgını boyunca bağışıklık sistemini güçlendirmek isteyenler baharat talebini patlattı.  Araştırma şirketi Nielsen’in verilerine göre, ABD’de haziranın ikinci haftasına kadarki 14 haftalık dönemde zencefil satışları yüzde 94 artarken, zerdeçal satışları yüzde 68, sarımsak satışları yüzde 62 artış gösterdi.

Singapur merkezli gıda ticareti kuruluşu Olam, Hint zencefili için talebin yıllık bazda yüzde 20, Vietnam zencefili ve karabiberi satışlarının da sırasıyla yüzde 65 ve 15 arttığını bildirdi. Asya baharatı ticareti yapan Legend Exim’i kontrol eden AR Azeem, Myanmar da üretilen zerdeçal satışlarının son 3 ayda yüzde 30 arttığını söyledi. Baharat talebindeki artış fiyatlara da yansıyor. Çin zencefilinin fiyatı 2 yıl önceki 7.5 yuan/ kg seviyesinden 10 yuan/kg seviyelerine yükseldi.
 
30.06.2020
Devamı

Seydikemer'de Hayvancılık İhtisas OSB Kuruluyor

Muğla’nın  Seydikemer’de 2018 yılında başlatılan Hayvancılık İhtisas Organize Sanayi Bölgesi çalışmaları sonuç veriyor. Muğla Tarım ve Orman İl Müdürü Barış Saylak, "Seydikemer İlçemizde Organize Sanayii Bölgesi projesini gerçekleştirmemiz için hiçbir engelimiz yok. Tüm prosedürleri yerine getirmek için büyük bir ekip olacağız" diye konuştu.
 
29.06.2020
Devamı

Yavru Karaca Keçiyi Anne Olarak Benimsedi

 Tarım ​ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ekipleri tarafından dereden kurtarılan yavru karaca kendisini emziren keçiyi anne olarak benimsedi.

Duyarlı vatandaşlardan Bartın’ın Arıt mevkiinde derede yavru karacanın bulunduğu ihbarını alan DKMP ekipleri ivedilikle olay yerine intikal ettiler. İlgili ekiplerce dereden kurtarılan yavru karacanın veteriner hekimce muayenesi gerçekleştirildi. Muayenesinin ardından veteriner hekimce sağlık durumunun iyi olduğu, güçten düştüğü tespit edilen yavru karaca, keçi sütü ile beslenmesi ve annesinin yokluğunu hissetmemesi maksadıyla keçi çiftliğine götürüldü.

Burada bulunan bir keçiyi anne gibi benimseyen yavru karaca, keçinin de kendisini yavrusu gibi kabullenmesi ile özlediği anne şefkatine kavuştu.
 
29.06.2020
Devamı

ESK'dan Mangallık Tavuk Eti Üretimi

Yaz dönemi mangal sezonunun açılması ile birlikte tavuk ürünlerine olan talep arttı. Tüketicinin kaliteli  ve ekonomik ürünlere ulaşmasını hedefleyen Et ve Süt Kurumu, müşterileri için mangallık gövde tavuk üretiyor.  ESK'nın mangal için özel olarak parçalayarak ürettiği  gövde tavuklar kilogramı 12,50 TL'den satışa sunuldu. 

Tüketicilere ekonomik ve kaliteli et ürünleri ulaştırmak amacı ile çalıştıklarını dile getiren Et ve Süt Kurumu Genel Müdürü Osman Uzun, 'Ülkemize 68 yıldır güvenilir ve uygun fiyatla ürünler sunan Et ve Süt Kurumu yeni  ürünleriyle halkımıza hizmetini sürdürüyor.  Yaz sezonunda piknik mangal lezzetini yaşatmak için özel mangallık tüm tavuk üretip tüketicimize ekonomik fiyata sunuyoruz." dedi. 
 
 
29.06.2020
Devamı

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nden Hayvancılığa Destek

Kırsal kalkınma hedefiyle ürün toplama merkezlerinden ihracata kadar her alanda çiftçiye destek olan Bursa Büyükşehir Belediyesi, Tarım AŞ. Vasıtasıyla ‘Koyun Yetiştiriciliği Projesi'ni başlattı.

 Bursa’da kırsal kalkınmaya ve köyden kente göçün önlenmesine büyük önem veren Bursa Büyükşehir Belediyesi, şehrin hayvancılıkta daha da kalkınması amacıyla ‘Koyun Yetiştiriciliği Projesi'ni başlattı. Bu kapsamda ‘Damızlık küçükbaş hayvan çiftliği’ ve ‘Damızlık düve üretim merkezi’ yatırımlarını hayata geçiren Büyükşehir Belediyesi, projelerin uygulama noktalarından olan Mustafakemalpaşa Derekadı köyünde oluşturulan çiftlikte hayvancılığın özendirilmesi, yaygınlaştırılması ve hayvan varlığının artırılmasını amaçlıyor.

“1750 koyun üreticiyle buluşturuldu”
Geleceğin tarımda olduğunu belirten Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, bu manada üzerlerine düşen vazifeyi yerine getirebilmek için çalıştıklarını belirtti. Kırsalda kalkınmayı sağlamak amacıyla önemli adımlar attıklarını anlatan Başkan Aktaş, Bursa ve Türkiye’de hayvancılığının kalkınmasını ve üreticinin eğitilerek daha çok kazanmasını istediklerini dile getirdi. Üstün ırk verimli hayvanları üreticiye ulaştırarak kaliteyi ve verimliliği arttıracaklarını ifade eden Başkan Aktaş, “Özellikle damızlık hayvan getirerek ülkemiz ve şehrimizde hayvan varlığını arttıracak bir fayda üretiyoruz. Ürettiğimiz hayvanların, uygun ödeme imkânlarıyla ve piyasa koşullarına göre çok makul fiyatlarla satışlarını yapıyoruz. Projenin sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlıyoruz. Yetiştirme sürecinde eğitim ve kontroller yapılıyor. Bugüne kadar 1750 koyunu üreticimizle buluşturduk. Şu an çiftliğimizde 262 adet küçükbaş hayvan bulunuyor. Çok kaliteli damızlık koçlarımız var” dedi.

“Tarım ve hayvancılığa tam destek”
Bugüne kadar birçok vatandaşın bu hizmetten yararlandığını dile getiren Başkan Aktaş, “Bundan sonra da hayvancılığa başlamak ya da sürüsünü büyütmek isteyen üreticiler, Tarım AŞ’ye başvurabilir. İyi hayvanları en uygun imkânlarla vatandaşımızla buluşturmaya devam edeceğiz. Tarıma ve hayvancılığa desteğimiz hep devam edecek. Bursa’mız için bereketli olsun” diye konuştu.
 
 
29.06.2020
Devamı

Ilısu Barajı Enerji Üretiminden Ekonomiye Yıllık 412 Milyon Dolar Katkı Sağlayacak

Başta Diyarbakır, Batman, Mardin, Siirt ve Şırnak illeri olmak üzere Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tamamının kalkınmasına katkı sağlayacak olan Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı’nda önemli bir eşik daha aşıldı. İlk ünitenin devreye alınmasıyla üretime başlanan barajın 2. ünitesinde de elektrik üretimine başlandı.

Türkiye'nin en büyük elektrik üretimi projelerinden biri olan Ilısu Barajı'nın ilk elektrik üretim ünitesi 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans yöntemiyle iştirak ettiği, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin ise bizzat barajdan katılım sağladığı törenle hizmete alınmıştı.

EKONOMİYE YILLIK 412 MİLYON DOLAR KATKI SAĞLANACAK

1 200 MW kurulu gücü ve yılda üreteceği yaklaşık 4 milyar 120 milyon kWh enerji ile kurulu güç bakımından Atatürk, Karakaya ve Keban Barajlarından sonra ülkemizin dördüncü büyük barajı konumunda olan Ilısu Prof. Dr. Veysel Eroğlu Barajı’nın tüm ünitelerinin devreye girmesiyle sadece enerji üretiminden ekonomiye yıllık 412 milyon dolar katkı sağlanacak. Bu üretim rakamıyla 6 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık enerji ihtiyacı karşılanabilecek.

2. ÜNİTE DEVREDE

Bu kapsamda kademeli olarak hizmete alınan barajın 400 MW Kurulu güce sahip olan 2. Ünitesi devreye alındı. 3. ve 4. ünitelerin test çalışmaları ise devam ediyor. 3. ünitenin Temmuz ayının ilk yarısında devreye alınması planlanıyor.

18 MİLYAR LİRA YATIRIM BEDELİNE SAHİP

Önyüzü beton kaplı kaya dolgu baraj tipinde, dolgu hacmi ve gövde uzunluğu bakımından ise dünyada birinci sırada yer alan baraj, temelden 135 metre yüksekliğe, 24 milyon metreküp dolgu hacmine ve 1.820 metre kret uzunluğuna sahip bulunuyor. Ilısu projesi baraj, yeniden yerleşim, tarihi ve kültürel varlıkların korunması ve diğer inşaatlar ile beraber yaklaşık 18 milyar liraya mal oldu.

29.06.2020
Devamı

Başkan Eroğlu Pandemi Sürecinde Kurban Bayramında nelere dikkat edilmesi gerektiğini açıkladı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu Covıd-19 pandemisi tedbirleri süresince Kurban hizmetlerinin nasıl yapılması gerektiği konusunda yazılı açıklamada bulundu.
 
Eroğlu basın bülteninde şunları açıkladı;
 
“Ülkemizde yıl içerisinde kesimi yapılan küçükbaş hayvan sayısının yüzde elliden fazlası ve büyükbaş hayvan sayısının ise tahmini yüzde 25’lik bir kısmı kurban bayramı’nda kesilmektedir.
Ülkemizde son beş yılda ortalama yıllık kurbanlık hayvan kesiminin, yaklaşık 900 bin adeti büyükbaş, 2 milyon 800 bin adeti ise küçükbaş, olarak gerçekleşmiştir.
Kurbanlık olarak kesilen hayvan sayılarına bakıldığında; artan nüfus ve son yıllarda müslüman ülkelerden ülkemize gelen sığınmacı ve göçlere rağmen genel bir düşüş eğilimi görülmektedir.
Kurbanlık hayvan kesim sayısındaki bu düşüşe, yurt dışında vekâlet yoluyla kurban kestirilmesi amaçlı organizasyonların etkisinin olduğu, bu kapsamda kesilen kurbanlık hayvan sayısının ortalama 80-100 bin büyük baş ve 200-250 bin küçükbaş hayvana ve toplamda 1.000.000 hisseye ve 150 milyon dolarlık bir mali büyüklüğe ulaştığı görülmektedir.
Bu uygulamanın, ülkemizdeki hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliğini ve yetiştiricilerimizi olumsuz yönden etkilediği ve genelde kayıtsız bir şekilde işlediğinden ülkemiz adına da cari açığa sebep olduğu düşünülmektedir.

Covid-19 salgını sonrasında büyük önem kazanan gıda arz güvenliği açısından da hayvancılık sektörü ve dolayısıyla hayvansal ürünler açısından ciddi riskler oluşmuştur. Özellikle yetiştiricilerimiz asgari iki yıl boyunca emek verdiği kurbanlık hayvanlarının her yıl olduğu gibi vatandaşa intikaline engel bir durumun ortaya çıkıp çıkmayacağından emin olamamaktadır.
Diğer taraftan covid-19 salgınının dünyada ve ülkemizde halen devam ediyor olması kurban hizmetleri sürecince halk sağlığı ve çevre sağlığı açısından geçmiş yıllara göre ilave bir kısım tedbirlerin alınması zorunluluğunu ortaya koymaktadır.



Bu çerçevede türk veteriner hekimleri birliği’ne intikal eden raporlara göre; kurbanlık hayvan nakillerinde, hayvan satış yerlerinin oluşturulmasında, kesim ve kesim sonrası halk sağlığı ve çevre sağlığı hususlarında, toplu satış yerleri ile kesim yerlerinde olası risklere ve olumsuzluklara yönelik acil ve sıkı tedbirlerin alınması ve söz konusu yerler ile ilgili etkin bir denetim mekanizması kurulmasına ve işletilmesine imkan sağlayacak bir altyapının kurulması büyük önem arz etmektedir. Ayrıca kurulacak kontrol ve denetim sistemi içerisinde veteriner hekimlerin aktif olarak yer alması ve bu süreçte veteriner hekimlere dönük şiddet olaylarının yaşanmaması için gerekli idari ve güvenlik tedbirlerinin alınması gerekmektedir.

Türk veteriner hekimleri birliği olarak yaklaşan kurban bayramı sürecinde alınması gereken önlemler ve uygulamalara ilişkin görüş ve önerilerimiz aşağıda sunulmuştur.
Hayvansal gıda üretiminde tüketicilere güven vermek ve başta zoonoz hayvan hastalıkları olmak üzere olası hayvan hastalıkları ile mücadele ve gıda güvenliği için; çiftlikten başlayarak kesim, nakliye, dağıtım ve mutfağımıza girene kadar olan tüm süreçte veteriner hekimlerin daha etkin görev ve rol almaları sağlanmalıdır.

Kurban hizmetleri sürecinde kurbanlık hayvan tedarikinde, nakillerinde, satış ve kesim yerlerinde hayvan sağlığı, hayvan refahı, veteriner halk sağlığı ve çevre sağlığı açısından herhangi bir risk ve aksaklık yaşanmaması için; çalışmalar il pandemi komisyonu ile kurban hizmetleri komisyonunun işbirliği içerisinde yürütülmeli, bu komisyonlarda mutlak suretle il ve bölge veteriner hekimleri odası temsilcileri yer almalı ve kurban hazırlık süreci hızla sonuçlandırılmalıdır.

Kurban satış, kesim ve parçalama yerlerinde veteriner hekim odaları ile işbirliği içerisinde serbest veteriner hekimlerden yararlanarak, yeterli sayıda veteriner hekim istihdamı ile etkin bir denetime imkan sağlayacak bir alt yapı oluşturulmalıdır.

Halk sağlığını korumak için fedakarca çalışan veteriner hekimlere dönük şiddet olaylarının önüne geçmek için acil olarak gerekli idari ve güvenlik önlemleri alınmalıdır.
Ülkemizde hayvancılık sektörünün sürdürülebilirliği ve yetiştiricilerimizin bu süreçte mağdur olmaması açısından zaruret olmadıkça; yurt dışında vekâlet yoluyla kurban kestirilmesi amaçlı organizasyonlara müsaade edilmemelidir.

Bu tür organizasyonlar denetimli ve şeffaflık içerisinde yurt içindeki yetiştiricilerimizin kurbanlık hayvanları üzerinden gerçekleştirilmeli ve bu hayvanlardan elde edilen etlerin şoklanarak, konserve kavurma veya şarküteri şeklinde işlenerek raf ömrü uzun ürün hale getirildikten sonra yurt dışında ki ihtiyaç sahiplerine gönderilmesi sağlanmalıdır.
İller arasında hayvan nakilleri yapacak kişiler, hem gidiş hem de bayram sonrası kendi illerine dönüşlerde sağlık kontrolünden geçmelidir.
Nakilde hayvan refahına dikkat edilerek, nakil araçlarının genel temizlik ve dezenfeksiyonları yapılmalıdır.
Hayvan satış yerleri ile pazarların giriş ve çıkışları, hijyen tedbirlerin alınması ve uygulanması yönünden  sıkı kontrol altına alınmalıdır.
Hayvan pazarlarına mevcut kapasitelerinin azami yarısı kadar kullanım zorunluluğu tanınarak farklı sürüler arasında boş alanlar bırakılmalı ve kapalı padok sistemi kurulmalıdır.
Girişlerde tüm alıcı ve satıcıların ateşleri ölçülmeli, eldiven, maske, galoş vb. Koruyucu malzemeler giydirilmeli, hijyen tedbirlerinin alınması sağlanmalı, pazarlık ve para alışverişi aşamalarında asgari iki metrelik fiziksel mesafenin korunmasına yönelik tedbirler alınarak geleneksel el sıkışarak pazarlık yapma yönteminden vazgeçilmelidir.
Kesim hizmetleri kapsamında mevcut işletme onay belgesine sahip kesimhaneler ve mobil hayvan kesim üniteleri yer ve sayı olarak yeterli hale getirilmeli ve bu süreçte kamu ve özel sektöre ait tesislerin tamamının hizmet vermesi sağlanmalıdır.

Kamu veya özel sektörde işletme onay belgesi almadığından dolayı kapalı olan kesimhanelerin tekrar gözden geçirilerek bazı telafi edilebilir eksikliği olan veya yetersizliklerini kısa sürede tamamlayabilecek olanların geçici olarak hizmete açılması sağlanmalıdır.

Kurbanlık hayvan kesimi gerçekleştirilecek kesimhanelerde kapasiteye bağlı olarak değişmekle birlikte; hayvan hareketleri ve sevk raporları, kesim organizasyonu ve genel hijyen tedbirlerinin takibi, kasaplık hayvanların canlı (ante-mortem) muayenesinin yapılması, hayvan refahı koşullarının ve helal kesim şartlarının denetlenmesi ve kesim sonrası (post-mortem) muayenenin yapılması aşamaları için her vardiya döneminde asgari dört veteriner hekimin görev alması sağlanmalıdır.
Kesimde görev alan kasap ve yardımcı personelin öncesinde sağlık kontrolleri yapılmalı, söz konusu personelin görevli olduğu alanı terk etmesinin önüne geçilerek vatandaş mağduriyeti giderilmelidir.

Kesimhanede görev alacak kasap ve yardımcı personelin tulum, önlük, çizme, bone, maske ve eldiven kullanması sağlanmalıdır.
Kurbanlık hayvan kesimlerinde yığılma ve kargaşa yaşanmaması için tüm kesimhanelerin kurban bayramının 1. 2 ve 3 günü vardiyalı ve randevulu bir şekilde çalışması sağlanmalıdır.
Kesim, parçalama, paketleme vb. Aşamalarda hijyen kuralları ihlal edilmemeli, sosyal mesafe korunmalı ve asgari iki metre aralıklarla bariyer oluşturulmalıdır.
Kurban kesimi sonucu elde edilen etler ve tüketilebilir sakatatlar kurban sahiplerine ayrı ayrı ve gıda ambalajına uygun paketli bir şekilde teslim edilmelidir.
Kesim sonucu oluşan deri, işkembe, ayak vb. Yan ürün ve atıkların insan sağılığı ve çevre sağlığı açısından risk oluşturmaması için ivedilikle kesimhane içerisinden ve yakınından uzaklaştırılması ve bertaraf edilmesi sağlanmalıdır.

Yukarıda belirtilen tedbirlerin alınması ve kurban dönemi boyunca bu sürecin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi ve tamamlanması için ilgili kurum ve kuruluşların merkezi birimleri nezdinde gerekli çalışmaların bir an önce başlatılmasını ve konu ile ilgili yapılacak düzenleme ve alınacak tedbirlerin taşra teşkilatları ve kamuoyu ile paylaşılmasının ve söz konusu süreçte yetiştiricilerimiz ve vatandaşlarımızın bilinçlendirilmesi amacı ile yazılı, görsel basın ve sosyal medya platformlarının etkin olarak kullanılmasının uygun olacağını düşünmekteyiz.
Türk veteriner hekimleri birliği olarak bu süreçte birliğimize bağlı 56 il ve bölge odası olarak ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapmaya ve bu zorlu sürecin yetiştiricilerimiz ve kurban kesimi yapacak vatandaşlarımız açısından problemsiz geçmesi için gerekli katkıda bulunmaya hazır olduğumuzu belirtmek isteriz.
 
28.06.2020
Devamı

Bakanlık Bölünüyor mu?

Tarım ve Orman Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile ve Çalışma Bakanlığı'nın bölünerek mevcut bakanlık sayısının 16'dan 19'a çıkarılması planlanıyor.
Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile beraber Bakanlık sayısı 16'ya düşürülmüştü. 1'de Cumhurbaşkanlığı Yardımcısı atanmıştı.

Görevde olan Bakanlar, 10 Temmuz itibariyle özlük haklarını kazanmış olacak. Bu tarihten sonra bazı değişikliklerin olması bekleniyor.

Hürriyet Gazetesi yazarı Abdulkadir Selvi, bugün ki yazısında bakanlık sayısının 16'dan 19'a, Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı sayısının da 1'den 2'ye çıkacağını yazdı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile ve Çalışma Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın bölünmesi üzerinde duruluyor dedi.
 
 
26.06.2020
Devamı

Tarım İşçilerini Taşıyan Minibüs Tır'la Çarpıştı

Konya'da tarım işçilerini taşıyan bir minibüs ile TIR'ın çarpışması sonucu ilk belirlemelere göre 6 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Konya'nın Yunak ilçesinde meydana gelen feci kazaya ilişkin edinilen son bilgilere göre tarım işçilerini taşıyan minibüs ile tır kavşakta çarpıştı. Kazada, minibüs hurdaya dönerken, tır devrildi. Olay yerine sağlık, jandarma ve polis ekipleri sevk edildi. İlk belirlemelere göre kazada 6 kişi hayatını kaybederken, sağlık ekipleri yaralılar müdahale etti.
 
26.06.2020
Devamı

CHP'li Kaplan: İthal Hayvan Yerli Üreticiyi Çaresiz Bırakıyor

CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması için Meclis Başkanlığına verdiği önergede; hayvancılık sektöründe yerli üreticiyi mağdur eden ithal hayvan politikalarını, süt ve yem paritesindeki düşüşü, döviz artışıyla ile artan girdi maliyetlerinin yanında sektördeki hibe teşviklerin yetersizliğinin sebeplerini sordu.



CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan, ülke genelinde 2007 yılından itibaren devam eden hayvan ithalatının yanında, besici ve süt üreticilerin en önemli girdi maliyeti olan hayvan yeminin de ithal ediliyor oluşu, üreticileri çaresiz bırakmaya devam ediyor.’’ dedi. Dövizdeki sürekli ve hızlı artış sebebi ile girdi maliyetleri artarken, süt ve et fiyatlarının beklentiyi karşılanmaması sebebi ile üreticilerin sektörden çekilmek zorunda bırakıldığı sözlerine ekledi. Döviz artışından payını alan kalemlerden birinin de ilaç sektörü olduğunu söyleyen Kaplan, hayvan bakımında hayati öneme sahip olan birçok ilaç fiyatında %40’ın üzerinde artış gözlemlendiğini ekledi.

YEM, SÜTTEN DAHA PAHALI; SÜT MALİYETİNİ KARŞILAMIYOR

Süt üretimi yapanların en önemli göstergesinin süt ve yem paritesi olduğuna dikkat çeken Kaplan, yemin sütten daha pahalı olduğunun ve sütün, maliyetini karşılamadığının altını çizdi. Milletvekili Kaplan, ‘’Sütten zarar eden üretici, hayvanlarını mecburen kesime göndermek durumunda kalıyor. Bu şekilde artan et üretiminin yanında ithal hayvanların da etkisiyle et fiyatları da üreticisini memnun etmiyor.’’ dedi. CHP’li Kaplan ‘’et randımanlarının yüksek olması ithal hayvanları tercih sebebi yaparken, yarı fiyatına satış yapmaya razı olan yerli üretici, en iyi ihtimalle zararına satış yapabiliyor, aksi halde besi hayvanı elinde kalıyor. Haksız rekabete sebep olan ithal hayvan politikası sebebi ile yalnızca Gaziantep’te beş büyük çiftlik üretimini durdurmuş, kayıtlı hayvan sayısında ciddi azalmalar olmuştur.’’dedi.

HİBE VE TEŞVİKLER YETERSİZ; MERA VE OTLAKLAR ÜCRETLİ
Milletvekili Kaplan, hayvancılıkta hibe ve teşvikler mevcut olmakla birlikte yetersiz ve üreticiyi borçlandıran bir sistem ile sunulmakta olduğunu söyledi. Gaziantep’te düve hibesine binlerce başvuru yapılmış iken; yalnızca 235 işletmenin faydalanabildiğini, küçükbaş besi üreticileri için hiçbir hibe ve teşvik sunulmadığını ayrıca mera ve otlaklardan ücret karşılında faydalanma uygulaması ile üreticinin daha da zor durumda bırakıldığının altını çizdi.

 Bakan Pakdemiriye yanıtlaması için Sorular;
1. Hayvancılık sektörünü bitirme noktasına getiren ithal hayvan politikasına devam edecek misiniz? Eğer edecekseniz sebebi nedir? Yerli üreticinin besi hayvanı elinde kalıyorken piyasanın ithal hayvanlara gerçekten ihtiyacı var mıdır?

2. Dövize endekslenmiş bu sektörde, üreticinin girdi maliyetlerini düşürmek için herhangi bir çalışmanız var mıdır? Var ise nelerdir?

3. Yem satışçıları için bir fiyat sınırlaması yapılmıyorken; et ve süt fiyatlarında sınırlamanın devam etmesinin paritelere olan olumsuz etkisini düzenlemeye yönelik bir çalışmanız var mıdır? Var ise nelerdir?

4. Teşvik ve hibe ile desteklenmeyen yerli ve küçükbaş besi üreticileri için herhangi bir teşvik ve hibe programı planlıyor musunuz? Planlıyorsanız ne aşamadadır?



 
26.06.2020
Devamı

7 Alanda Daha Üreticiye Destekler Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Çay Budama Tazminatı desteğinden, Uzaman Eller Projesine, Zeytin Bahçeleri Rehabilitasyonundan Organik Arıcılığa, 7 alanda daha üreticiye destek ödemelerinin bugün itibariyle gerçekleştirildiğini duyurdu.

Bakan Pakdemirli, verilecek desteklerin ayrıntılarını şöyle açıkladı;

‘‘Çay Budama Tazminatı Desteği kapsamında 256 milyon 370 bin lira, Hayvan Hastalıkları Tazminatı kapsamında 628 yetiştiriciye 27 milyon 500 bin lira, Geleneksel Zeytin Bahçelerinin Rehabilitasyonu Desteği olarak 422 çiftçiye 1 milyon 500 bin lira, Toprak Analizi Desteği olarak 1 milyon lira, Kırsal Kalkınma Desteği kapsamında 52 projeye 7 milyon 300 bin lira, Uzman Eller Projesi kapsamında 2 projeye 200 bin lira ve Organik Arıcılık Desteği kapsamında da 243 üreticiye 373 bin lira bugün saat 18.00 itibariyle hesaplara aktarılacak.

Toplamda 294 milyon 243 bin lira desteği daha üreticilerimize ödemiş olduk.
Üreticilerimiz, Çiftçilerimiz bu ülke için üretmeye devam ettikçe bizler de onları desteklemeye devam edeceğiz. Bütün üreticilerimiz için hayırlı ve bereketli olsun.’’​ Dedi.
 
 
26.06.2020
Devamı

BENCİLLİK YAPMAYA HAKKIMIZ VAR MI?

Biz insanlar çok benciliz. Bırakın Dünyayı, bütün evren bizim çevremizde dönsün istiyoruz.
Dünya üzerinde tüketebilmeyi becerebildiğimiz bütün kaynakları yarın yokmuş gibi sömürüyoruz. Peki, böyle giderse ne olur? Cevap, çok basit. İnsanlık eninde sonunda kendini yok eder ama Dünyaya hiç bir şey olmaz. Kısa süre içinde doğada her şey sanki insanlar hiç var olmamış gibi kendi düzenine geri döner. İnanın biz yok olduktan sadece 100 yıl sonra Dünyaya uzaydan başka bir medeniyet gelse, izimizden eser bile bulamaz.

Üstelik Dünyada hayatta kalmamız neredeyse pamuk ipliğine bağlı sayılabilecek kadar tehdit altındayken bile, sömürmeye devam ediyoruz. Arılar, karıncalar ve solucanlar kadar bile Dünyada önemli bir rolümüzün olmadığını söylesek yeridir. Bu hayvanlardan birine bir şey olsa, yeryüzündeki varlığımız kısa sürede yok olur. Bunca yüksek teknolojimize rağmen kendimizi kurtaramayız ama o teknoloji ile Dünyaya verdiğimiz bütün zarar kısa sürede düzelir.

Kısacası; biz Dünyaya ve doğaya zarar vermiyoruz. Sadece kendimizi yok etmek için elimizden geleni yapıyoruz. Yarın yokmuş gibi her şeye tek başına sahip olma duygusuyla bencilce tüketmeye devam ediyoruz.  Yaşadığımız felaketlerden bile ders almıyor, bilinçsizce tüketmeye devam ediyoruz. Son salgın hastalık karşısında verdiğimiz tepkiler bunun sayısız örnekleri ile dolu.

Salgın ilk çıktığında bana bir şey olmaz diyerek korunmayanlar, hastalanınca can korkusuyla sağlık merkezlerine koştular. Sağlık çalışanlarını hiç düşünmeden hadi beni kurtar dediler. Sağlıkçılar bizim de ailemiz var, bizim canımız can değil mi diyecek olduklarında maaşlarına biraz zam, akşamları birkaç ışık açıp kapama ve alkışla işi ucuz yoldan çözmeye çalıştık. Sadece sağlık çalışanı mı, maalesef değil. Toplumda asgari ücretle çalışan ve evlerimizde rahat hayatımızı sürdürmemizi sağlayan birçok hizmet sektörü çalışanına da aynısını yaptık. Üstelik “bakın bir sürü işsiz var” diyerek en kötü koruma şartları altında sanki köle muamelesiyle çalışmalarını normal karşıladık. Onlar risk altında kapımıza hizmeti bu kadar ucuza getirirlerken, bizim canımızı onlardan daha değerli saydık. Sizce bunlar bencillik değil mi?

Maddi gücü olanlar marketleri evlerine depolayarak evde kaldılar. Kendilerini korudular. Peki, günlük geçinenler, kredi kartları ile kıt kanaat idare edenler ne yaptılar. Yokluk arttığında özellikle çocuklu aileler evde kalmaya ne kadar dayanacaklar. Benim karnım tok, sen aç olsan da evde kal demek, bencillik değil mi?

Salgın süresince şu ana kadar stoklarımız ve süregelen tarımsal üretimimiz nedeniyle gıdada bir yokluk hissetmedik. Ama üretim aksarsa kısa süre içinde gıda yokluğu yasayabileceğimizi fark ettik. Bu yüzden bir anda önemi akıllara gelen çiftçiye, ben evde kalıyorum ama sen çık benim için üret demek sizce ne kadar doğru? Borç ertelemek, ucuz kredi vermek, geciken destekleri ödemek, bu sene biraz daha yüksek destekleme vermek sizce üretimde devamlılığı sağlamak için yeterli mi? Birikmiş borçları ve dövize bağlı artan maliyetleri nedeniyle hiç durmadan üretmek zorunda olan çiftçiye sokağa çıkma yasağını size uygulamıyoruz demek acaba kimin için bir lütuf olmaktadır. Şehirde gıda bekleyen için mi, yoksa üreten için mi? Birçok kimse kırsal kesimde risk yok sanıyor. Ama işin aslı öyle değil. Üretim öncesinde, sırasında ve sonrasında açık ya da kapalı alanlarda yapılan bir sürü faaliyet ve bu esnasında görüşülen tedarikçi, iççi, toplayıcı, alıcı, kabzımal gibi temas halinde olunan bir sürü kişi var. Yani çiftçiler ve tarım işçileri salgın açısından sanıldığından daha fazla risk altındalar.

Burada esas soru; Allah hak demekse, hepimizi yaratan tek Allah’ın huzurunda bencillik yapmaya hakkımız var mı?

Eğer bir şeyleri değiştirmek istiyorsak önce kendimizden başlamalıyız. Bunun için, Dünyada bizden daha hayatı öneme sahip arıları, karıncaları ve solucanları örnek alabiliriz. Onlar gibi çok çalışmamız, ama çalışmayı birlikte yapmamız gerekli. İhtiyaçtan fazlasını haram kabul eden, komşu açken tok yatmayı kabul etmeyen bir toplum olarak, ihtiyacımız kadarını tüketmeli ve sahip olduğumuz değerleri paylaşmalıyız. Her şeyin serbest olduğu küresel boyutlu bir piyasa ekonomisinde güçsüzlerin diğer aktörler kadar güçlü olabilmelerinin tek yolu var. Yabancılar buna kooperatif diyorlar. İsterseniz siz buna Hakbir deyin.

Adil, paylaşımcı, birlikte çalışan bir anlayışla sömürmeden, israf etmeden üretmeyi ve yaşamayı başarmak zorundayız. Bunu başarabilmek için ihtiyaç duyduğumuz araca sahibiz. Bundan sonrası bize kalmış durumda. Geleceğimiz sergileyeceğimiz tutuma bağlı. Ya torunlarımızın hayatlarına sahip çıkacağız, ya da onların katili olacağız.

Dr. Erhan Ekmen
Ziraat Yüksek Mühendisi
26.06.2020
Devamı

Pandemi Sonrası Tarım’da Bilgilendirme ÇalışmalarıYapılmalı

COVİD19’la yaşam tarzımız değişmeye devam ediyor. Dünya’da bir çok ülkede normalleşme adımları atılırken; ülkemizde ’de normalleşme çalışmaları kapsamında bir çok adım atıldı. Toplum olarak pandemi sonrası normalleşmeleri farklı algılar olduk.

 Bu konuda başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere birçok kamu ve kuruluşlar üzerine düşen görev ve hassasiyetleri yerine getirmeye çalışıyor. Sağlık Bakanlığının yapmış olduğu uyarıları bireyler olarak dikkate almak zorundayız.  Bilinmelidir ki sadece kamu ve kuruluşlar değil toplum olarak bizlerde bu konuda üzerimize düşenleri yerine getirmeliyiz. Kontrollü hayatı yanlış algılamamalıyız. Mesafemizi korumak aynı zamanda başta kendi sağlığımızı düşünerek maske takmamıza özen göstermeliyiz.

Tarım sektörün ’de pandemi sonrası önlemleri sıklaştırmalıyız.  Özellikle tarımdaki üretim alanları başta olmak üzere gıda üretim alanlarında daha çok hassasiyetle davranmalıyız. Hayvancılık ’la uğraş veren alın teri döken yetiştiricilerimizi üretim aksamadan bu konuda bilgilendirme afişleri hazırlayarak pandemi sonrası süreci ve işletmelerinde neler yapılması gerektiği hususlara önem göstermeliyiz. Bu konuda başta Tarım ve Orman Bakanlığı olmak üzere tarımın her alanında iştigal eden üreten, yetiştiren ve gıda arzını sağlayan çiftçilerimize yönelik bilgilendirme çalışmalarına hız vermeliyiz. 

Covid-19 ile gıdanın önemi bir kez daha anlaşıldığı her kez tarafından aşikârdır. Öyleyse tarım her ülke için önemlidir. Tarıma artı değerler katarak üretenin ve yetiştirenin Pandemi sonrası süreçte hem ekonomik tedbirlerle hem de sağlık tedbirleri kapsamında koruma altına almalıyız. Korona sürecinde evin, arabanın para etmediği anlaşılmış oldu. Tek ihtiyaç duyduğumuz gıda arzını sağlayan başta çiftçilerimize ve döngüyü sağlayan kuruluşlara destek olarak Türk Tarımı’nın ve Türk çiftçisinin yanında yer alıp geleceğe güven ve kaliteli üretim ile Türkiye’nin tarım ’da şahlanmasını sağlayabiliriz.
Kalın sağlıcakla.
 
25.06.2020
Devamı

Muz'da Yerli Üretim Arttı İthalat Azaldı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’deki muz tüketiminin yüzde 79’unun yerli üretimden karşılandığını belirten 2002 yılında 95 bin ton olan üretimin yaklaşık 6 kat artarak 550 bin tona ulaştığını söyledi.

Türkiye, muz üretiminin Tarım ve Orman Bakanlığı’na Bağlı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’nün (TAGEM) çalışmalarının etkisi ile son yıllarda hızla arttığını kaydeden Bakan Pakdemirli, ihtiyacımız olan miktarın büyük çoğunluğunun yerli üretimden karşılanmaya başlandığını söyledi.
Muz üretiminin 2002 yılında 95 bin ton iken, 2010 yılında bu rakamın 210 bin 178 tona çıktığını belirten Pakdemirli, 2019 yılında ise 2002 yılına göre yaklaşık 6 katlık artış ile muz üretiminin yaklaşık 550 bin tona ulaştığını vurguladı.

YETERLİLİĞİMİZ YÜZDE 79’A ÇIKTI
Bu kapsamda yerli üretimin yaklaşık yüzde 32’sinin TAGEM’e bağlı Alata Bahçe Kültürleri Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen ve tescil ettirilen çeşitlerden oluştuğunun altını çizen Pakdemirli “Muz üretiminde verimi ve kaliteyi artırmak için Enstitümüz tarafından bugüne kadar 13 proje tamamlandı. Bu gelişmelerin de etkisiyle yıllara göre değişmekle birlikte 2018/2019 sezonunda muz yeterliliğimiz yaklaşık % 79’a yükseldi” dedi.

İTHALATTA AZALMA
Ülkemizin muz ürününde geçmişte net ithalatçı konumdayken, son yıllarda yerli üretimin artması ile birlikte ithalatta azalma yaşandığını belirten Bakan Pakdemirli “2017 yılında muz ithalatımız 208 bin ton, 2018 yılında 155 bin ton, 2019 yılında ise 122 bin ton olarak gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.
 
 
25.06.2020
Devamı

Pakdemirli: “Selden Etkilenen Orman Köylülerine Hibe Desteği Vereceğiz”

Tarım ve Orman Bakanı   Bekir Pakdemirli, Bursa'daki selden etkilenen köylerin birçoğunun orman köyü olduğunu, ORKÖY kapsamında bu köylere 2 milyon lira hibe desteği verileceğini açıkladı.

Selden etkilenen bölgelerde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile incelemelerde bulunan Bakan  Pakdemirli, Yenişehir Havalimanında gazetecilere yaptığı açıklamada, gün boyunca ekiplerin sahada, hızlı bir tempoyla çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.

"SELDEN 26 BİN DEKAR ALAN ETKİLENDİ"
Selden 5 ilçe, 43 kırsal mahalle ve 26 bin dekar alanın etkilendiğini belirten Pakdemirli, "Bizim burada olmamızın ana sebeplerinden biri, sel felaketinin kırsal bir alanda olması ve tarımsal faaliyetlere belli miktarda zarar veriyor olması. Zarar, hayvancılık anlamında çok önemli değil; 17 kuzu, 48 arılı kovan, 400 kanatlı bertaraf olmuş durumda." dedi.

Pakdemirli, Kestel, Orhangazi ve İznik ilçelerindeki tarımsal alanlarda incelemelerde bulunduklarını aktardı.

Sahadaki tarım arazilerinde özellikle rusubat zararı oluştuğunu, taş ve kayaların birikmesinden kaynaklanan özellikle dikili örtüde, ağaçlarda hasar gözlemlediklerini anlatan Pakdemirli, şöyle devam etti:
"Sayın Cumhurbaşkanımızla tabii ki irtibatlandık. Sabah Kestel ilçesinde ve diğer taraflarda Cumhurbaşkanımızla özellikle taziye konusunda birebir aileleri irtibatlandırarak, taziyelerini iletmiş olduk. Kader kızımızı defnettik. Görünen o ki hem köyün içinde hem de tek yapılaşmanın olduğu yerde, dere içine ve ağzına yapılan konutlar ve yerleşim yerleri, bizim için en büyük tehlike. Türkiye, bu anlamda hakikaten çok büyük bir devlet, çok büyük yatırımları olan bir devlet. Ancak şunu da unutmamamız gerekiyor; Türkiye'de yüz binlerce böyle ıslah edilmeyi bekleyen dereler var. Bundan kaçınmanın en iyi yolu, riske almamak. O yüzden mutlaka dere yataklarından uzak duruyor olmamız lazım. Birçoğumuz, maalesef 'Bana bir şey olmaz. Buradan akan suyun kalınlığı nedir ki?' diyebilir ama ben ailesinden bir ferdini taşkınlarda kaybetmiş biri olarak, hakikaten bu suyun ne zaman geleceğini, problem oluşturabileceğini, hayatımızı riske atabileceği konusunu daha önceden kestirmenin güç olduğunu söylüyorum."

Dere yataklarında evleri olanlara seslenen Pakdemirli, "Kendinizi, çoluğunuzu çocuğunuzu, akrabalarınızı seviyorsanız en yakın zamanda oradan mutlaka konutlarınızı taşınmanın bir yolunu bulun. Gerekirse Çevre ve Şehircilik Bakanlığından, illerdeki kamu kurumlarından destek alarak bu felaketler olmadan bunları önlemenin yolunu bulmamız gerektiğine inanıyorum. Tüm bu felaketlerin hepsinin bir şekilde çözümü var. Çözümsüz olan, can kayıplarıdır. Can kayıplarının olduğu yerde diyecek çok bir şey kalmıyor, kelimeler tükeniyor." değerlendirmesinde bulundu.

"BURSA'DA TARIM SİGORTALILIK ORANI, OLMASI GEREKENİN 5'TE BİRİ"
Bakan Pakdemirli, tarımsal faaliyetin devamının ve tarım sigortalarının (TARSİM) son derece önemli olduğunu vurguladı.
"Şu anda Bursa'da tarım sigortalılık oranı yüzde 18 yani olması gerekenin 5'te biri." diyen Pakdemirli, bu oran ne kadar fazla olursa zor günlerde çiftçinin sırtı rahat, arkası pek oturabileceğini dile getirdi.

Tarım sigortası olmadığında afet durumlarında büyük kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulunan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Yüzde 45 ile armutta sigortalılığımız var. Bu sigortalılık oranını, tüm meyve ve sebzede artırmamız gerekiyor. Şu an özellikle domates ve sebzede ciddi kayıplar var. Dikilide çok ciddi bir kaybımız yok gibi gözüküyor. Bundan dolayı hasar görmüş arkadaşlarımız, ellerindeki hasar tespit raporlarıyla Tarım Krediye borçlarını, Ziraat Bankasına borçlarını erteleyebilecekler. Bu konuda herhangi bir sıkıntımız yok. Bu köylerin birçoğu orman köyleri. Bu sebeple ORKÖY kapsamında, bu köylerimize 2 milyon lira hibe desteği vermeyi öngördük, en azından tarımsal faaliyetin sürdürülebilmesi ve bir miktar da olsa yaşanan acıları telafi edebilmesi için böyle bir şey yapalım dedik.

"ALMAMIZ GEREKENDEN DAHA FAZLA BİR İNİSİYATİF VARSA DEVLET SU İŞLERİ OLARAK, BİZ BU İNİSİYATİFLERİ ALIRIZ"
Devlet Su İşleri ekipleri taşkınlar konusunda çalışıyor. Şu anda önemli olan, faaliyetin normal devam etmesiyle ilgili konularda Devlet Su İşleri ekipleri çalışıyor. Bugün sanayi bölgesini ve köyleri ziyaret ettik. Burada Büyükşehir Belediyesi de arzu ederse bunlara da almamız gerekenden daha fazla bir inisiyatif varsa Devlet Su İşleri olarak, biz bu inisiyatifleri alırız. Bu konuda bir sıkıntımız yok."

Bursa Büyükşehir Belediyesi ile çalışmaya devam edeceklerini aktaran Pakdemirli, "Menfezlere, drenaj tahliye kanallarına, tarlalarda biriken rusubatlara da hepsine de müdahale edeceğiz." bilgisini verdi.

Pakdemirli, yapısal tedbirleri almanın önemine değinerek, "Kaçınmak önemlidir ama yapılaşmanın belli noktalara geldiği bölgelerde, geleceğe yönelik hangi tedbirler alabiliriz? Sanayi bölgesine de kuşaklama kanallarıyla oraya suyun ulaşmayacağı bir şekle nasıl getirebiliriz? Bununla ilgili de çalışmaya başlandı." ifadelerini kullandı.
 
 
25.06.2020
Devamı

PANDEMİYE BAĞLI BİR HAYAT ve ALINACAK TEDBİRLER

Değerli okurlar son dönemlerde yaşadığımız pandemi nedeniyle yaşam tarzımız da hayli  değişti.  Dışarı  çıkıldığında fiziki mesafeyi  koruma ve maske takma  gerekliliği,  içeride bunlara ek olarak kalabalık oluşturmama  ya da en az bir buçuk metre  aralıklı oturma   gibi önlemler hayatımıza dahil oldu. Pek çoğumuz tarafından sık sık ellerimizi yıkayıp dezenfekte etme işlemleri başladı. Ayrıca kendi aracımızla gideceksek,  araçta  aile dışından da birileri varsa, kişi sayısı üçü geçemeyecek ve maskeli olacak. Yok eğer  toplu taşıma araçlarıyla seyahat edeceksek araçlara tıka basa binilmeyecek, belli sayıda yolcu alınacak.  Ya da uzun yol   gideceksek, bu defa da çapraz oturma koşuluyla birer koltuk atlayarak  oturulacak. Bu defa tam kapasite ile gidemeyeceği için yolcu taşıyan araç sahiplerinden itirazlar geldi. Öyle olunca devlet yetkilileri bunları göz önüne alarak Karayolları Kanununda değişikliğe gitti. 12 Haziran 2020 tarihli Resmi gazetede yayımlanan Karayolu ile Yolcu Taşımacılığı Alanında Uygulanacak taban- tavan ücret tarifeleri de her iki tarafı da korumak adına devlet eliyle belirlendi. Buna göre 101-115 kilometre yol mesafesi 70 lira, 551 -625 kilometre arası 125 lira ve 2001 kilometre üzeri yolculuklar için 375 TL taban fiyat belirlendi. Yani en az 70, en fazla 375 TL karşılığında seyahat edebileceğiz artık. Ancak buna köprü fiyatları dahil değildir. Sanırım onlar da eklenirse fiyatlar biraz daha yukarı çıkacaktır. Uçuş fiyatlarına gelince, onlar da Korona Pandemisinden  nasibini aldı. Daha sıkı güvenlik tedbirleri uygulanmaya başlandı. Uçağın kabinine çanta, valiz gibi malzemelerin konulması yasaklandı. Öyle eskisi gibi yolcu uğurlama, el sallayıp gönderme işleri de bitti. Bir tek sevindirici haber, Türk Hava Yolları  sağlık çalışanlarına %40 a varan indirim yapılacağı müjdesini verdi. Yani anlaşılıyor ki seyahat ve gezi durumlarımız çok çok değişti ve değişecek. Ayrıca fazla seyahat de edilemeyecek.  Pandemi süreci henüz tamamlanmadığı için  seyahatlerin  kısıtlanması ve azaltılması uzmanlara göre de doğru geliyor. Ne diyelim, yeni normalleşme böyle işte.

Ama her ne olursa olsun önceki yıllarda yaşadığımız tatiller de bitti artık, bunu anlatmaya söylemeye gerek yok. Şimdi yaz geldi ve önlemler biraz gevşetildiği için bir çoğumuz  nasıl tatil yapacağının hesabını yapmaya başladı. Bu yıl otel, motel dinlencesinden çok, bireysel tercihlerin ön plana çıktığı izlenen haberlerde görülüyor. İnsanlar artık kendilerine uygun havuzlu villaları tercih etmeye başladılar. Maddi durumum iyi değil o kadar ödeme yapamam diyenler de deniz sefası yapmak isterse, onları da sakin koylar veya aralarında en az 2 metre mesafeli konulmuş şezlongların bulunduğu halk plajları bekliyor.  Ayrıca yazı kendi köyümüzde kendi tarlamızda ya da   hobi bahçemizde   geçirmeyi planlıyoruz diyenler de olabilir. Onlar için de benzer senaryolar devrede. Fakat özellikle bu son grup için bir kaç uyarı yapmadan edemeyeceğim. Birincisi, bulundukları mıntıkada sürekli kalmalarını oraya buraya hareket etmemelerini belirtmek isterim. Yoksa Korona denen illet peşimizi bırakmaz ve başta bizi sonra da çevremizdekileri mutlaka bulur yakalar, hasta eder. İkinci en önemli sorun da Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı'dır. Namı diğer “Kene Hastalığı”. Bu yıl şu ana kadar ülke çapında 15 kişinin canına mal oldu. Maalesef memleketin pek çok vilayetinde ölüm saçmaya devam ediyor. Özellikle piknik alanları, çayırlar, meralar, koruluklar hepsi bu hastalığı taşıyan kenelerin evleri yuvaları olabilir. Böyle bakmalıyız olaya. Biz bahsedilen yerleri gezip eğlenirken bu canlılar da kendilerine kan emecek kurban bulma telaşındalar. “Adam ne olacak minnacık küçücük  böcekten”  diyerek  ihmalkarlığa asla  düşmeyelim. O küçücük canlı  tükürük bezlerinde yer alan virüsü vücudunuza zerk eder etmez,  durup dururken yaz ortasında ateşiniz yükselir, nezle-grip olmuşsunuz gibi belirtiler gösterirsiniz. Bu belirtilerden de hasta olduğunuzu anlayamazsanız vücudunuzda alerjik belirtiler, deride kızarıklıklar, döküntüler, kan oturmaları  görülmeye başlar. Hala teşhis konulmazsa ölüme kadar götürecektir sizleri. O yüzden pikniğe gittiğinizde ya da dış ortamda toprakla haşır neşir olup yerlerde oturduğunuzda eve döner dönmez kendinizi iyice gözlemleyiniz. Bu esnada vücudunuzda derinize tutunmuş bir kene görürseniz hemen en yakın sağlık kuruluşuna koşar adım gitmenizi ve acilen keneyi bir uzman tarafından çıkartarak tedavinizi olmanızı öneririm.  Yine böylesi zamanlarda  pikniğe gittiğinizden doktorunuza bahsetmez ve dış ortamda uzun süre oturduğunuzu söylemezseniz, doktor size sadece  nezle grip tedavisi önerecektir.  Daha sonra gerçekler ortaya çıktığında maalesef geç kalınacaktır. O yüzden bir kez daha tekrar edelim. Özellikle piknik amaçlı doğa gezileri, hafif eğimli bayırlar, otlaklar, çalılıklar bu tür kenelerin en sevdiği yerlerdir. Toprağın çatlakları için de yer alırlar ve yanından geçen canlının ayak titreşimlerini hissettikleri an bu çatlaklardan çıkarak aynı örümcek gibi hızlı hareketlerle saldırırlar. Çok hafif ve küçük olmaları nedeniyle çoğunlukla farkedilmezler. Aslında bu canlılar için birinci hedef tavşan, keklik, sansar, gelincik ve sığır gibi hayvanlardır. Ama onlara rastlayamazsa insan ve diğer canlıları da kan emip beslenmek için rahatlıkla kullanabilirler. Sanıldığının aksine tavuk beslemek, doğaya keklik salmak bu keneleri bitirmez, tam tersi artırır. Çünkü tavşan ve keklikler bu canlının birinci arakonakçısıdır. Ne demek ara konakçı? Parazitlerin Ergin forma geçmeden önce kullandıkları kan emilen canlı demektir. İşte ara konakçıdan kan emdikten sonra yere düşen kene daha sonra toprakta 3 bacaklı formdan 4 bacaklı olan ergin forma dönüşür. Ergin şeklini alan kene tekrar kan emerek bu defa da yumurtlayıp neslini sürdürmek için yeniden kan emmeye ihtiyaç duyar. İşte 3 bacaklı iken kan emdiği tavşan veya keklik gibi canlılardan aldığı virüsü biz insanlara bulaştırır hale gelir. Kenenin tükürük bezine yerleşen virüs kan emmeyi bitirmeye yakın veya kene tedirgin edildiğinde ısırdığı canlıya bulaştırılır, hayati tehlike başlar. Yoksa hastalık taşımayan bir kene tarafından ısırılmakla Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı insana geçmez. Bu keneler önceleri yurdumuzda Tokat, Amasya ve Sivas gibi kentlerimizde yer alırken, şimdilerde hemen her şehirde rastlanmaktadır. O sebeple bütün herkesin bu hastalığı kulağına küpe etmesinde fayda vardır. Bakın yeri gelmişken gerçek bir hikayeden bahsedeyim. Dört beş yıl önce Kırklareli’nin Bulgaristan’a sınır köyünün birinde yaşlı karı koca yaz gelince şehirden köye giderler. Evlerinin önünde küçük bir alanda sebze yetiştirmeye başlarlar. Sanırım her ikisi de yetmiş yaş üstündedirler. Bir süre sonra yaşlı teyzemizde soğuk algınlığı belirtileri başlar. Şehre gelip bir sağlık kurumuna gider muayene olur. Nezle olduğu söylenir kendine ona göre ilaçlar verilir. Fakat alınan ilaçlardan fayda görmez evin hanımı ve tekrardan hekime başvurur. Doktor hikayeyi dinledikten sonra durumdan şüphelenir ve keneden bahseder teyzemize. Yaşlı kadın da ona birkaç gün önce sırtında bir kenenin olduğunu farkettiklerini söyler. Keneyi de kendi çabalarıyla çıkarmaya çalıştıklarını ama başarılı olamadıklarını anlatır. Bunun üzerine hemen sağlık ocağında kene çıkarılır ve vakit kaybetmeden Trakya Tıp Fakültesi Hastanesine sevkedilir. Ama maalesef geç kalınmış ve iş işten geçmiştir. Kısa bir süre sonra vefat haberi gelir yaşlı kadından. Dolayısıyla böyle bir durumla karşılaşmamak için arazide ve riskli alanlarda dolaşılıyorsa, uzun kollu, paçalı elbiseler tercih edilmeli. Özellikle pantolon paçaları çizme giyilmişse onun içine veya çorabın lastiğinin arasına konularak gezilmelidir. Araziden dönüldüğünde de vücudumuz iyi bir kontrolden geçirilmeli, kene aranmalıdır.

Kıymetli okurlar anlattığım şeylerle sizlerin canını sıkmak, korkutmak veya germek istemiyorum elbette. Tamamen tedbirlerimizi alıp artırmak ve hayatı daha kaliteli yaşamak üzerine yazıyorum. Elbette insanlar doğada özgürce gezip dolaşma hakkına sahiptir. Ancak unutmamak gerekir ki maharet hasta olup tedavi edilmek değil, hastalığa yakalanmamaktır. Bu yüzden tedbirlerimizi artıralım ve sağlıklı mutlu kazasız bir yaz geçirelim. Kalın sağlıcakla.
 
 
Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
                Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı Bşk.
 
 
24.06.2020
Devamı

CHP'li Başevirgen: Çiftçi Geçen Yılın Ödemesini Alamadı

CHP’li Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Tarım Bakanı Pakdemirli’nin müjde olarak açıkladığı ödemeler aslında çiftçinin geçen yıldan kazanılmış ancak ödenmemiş hakkı” dedi.
CHP Manisa Milletvekili, Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, yağlı tohumlu bitkiler desteği ve tarımsal sulama elektrik desteği kapsamında üreticilere müjde gibi duyurduğu toplamda 1 milyar 469 milyon 303 bin TL ödeme ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

2019 yılında ödenmesi gereken tarımsal destekleme ödemelerinin bir kısmının halen ödenmemesine rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tüm ödemelerin yapıldığına dair açıklamalarda bulunduğunu belirten Başevirgen, “2020 yılının yarısını bitirdik. Çiftçi daha 2019 ödemelerini almaya çalışıyor. Bakanın müjde olarak açıkladığı ödemeler aslında çiftçinin geçen yıldan kazanılmış ancak ödenmemiş hakkı” dedi.

Girdi maliyetlerinin yüksekliğine karşı, iktidarın övünerek açıkladığı tarımsal desteklemelerin yetersiz olduğunu ve bu nedenle çiftçilerin üretemez hale geldiğini belirten Bekir Başevirgen, “Çiftçinin en büyük sorunu mazot. Çiftçi mazota yüzde 60 vergi ödüyor. Son 10 yılda mazot ve gübre fiyatları yüzde 250 oranında arttı. Kullandığı gübre ithal, yem ithal, kullandığı ilaçlar ithal. Elektrik, sulama pahalı. Bankalara borcu olmayan çiftçi yok. 2002 yılında borcu 1 milyar olan çiftçinin 2020 yılında borcu 130 milyara çıktı. Şimdi ‘veriyoruz’ diye övünülen hangi destek çiftçinin yarasına merhem oluyor?” diye sordu.

İKTİDAR ‘BORCUM BORÇ’ DİYOR

Avrupa Birliği bütçesinin yüzde 45’inin tarımsal desteğe ayrıldığını, ülkemizde ise bu oranın bütçenin yüzde 1,9-2,9’u arasında olduğunu ifade eden CHP Milletvekili Bekir Başevirgen, “Destekler yetmiyor. Oysa 2006 yılında çıkarılan Tarım Kanunu’na göre devletin çiftçiye ödemesi gereken 175 milyar TL borcu var. Pandemi sürecinin çiftçiye olan olumsuz etkileri de göz önüne alındığında yapılması gereken çiftçiye geriden gelen tarımsal destekleme ödemelerini müjde verircesine yapmak değil, Tarım Kanunu’nu uygulamaya koymaktır. Ancak iktidar ‘Borcum borç, ne öderim ne inkâr ederim’ gibi aymaz bir anlayışla bu borcu çiftçisine ödememekte, adeta kulağının üstüne yatmaktadır. Bu borç bir an önce gerçek sahiplerine ödenmeli” ifadelerini kullandı.
 
24.06.2020
Devamı

TMO ve Türkşeker arasında İş Birliği Protokolü İmzalandı

TMO Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür’ü Ahmet GÜLDAL  Türk şeker ile iş birliği protokolü imzaladıklarını twitter hesabından  duyurdu.

Güldal açıklamayı şu şekilde yaptı: “ Türkşeker'in üreticilerimizden sözleşmeli olarak alacağı hububat için Kurumumuz ve Türkşeker arasında iş birliği protokolünü imzaladık. Ülkemizin ve üreticilerimizin menfaatine olan her uygulamanın destekçisi olmaya devam edeceğiz.”
 
24.06.2020
Devamı

Kars Açık Ceza İnfaz Kurumu'nun Modern Besi Çiftliği Bölgeye Nefes Olacak

60 milyon liraya yapılan ve 2020 yılının 11’nci ayında hizmete girmesi öngörülen Kars Açık Ceza İnfaz Kurumu Modern Besi Çiftliği ve Kesimhane Projesi bölgeye nefes olacak.
8 Nisan 2017 tarihinde düzenlenen törenle temeli atılan Kars Açık Ceza İnfaz Kurumu Modern Besi Çiftliği ve Kesimhane Projesi geçtiğimiz yıl yüklenici firmanın işi sürdürememesi nedeniyle iş tasfiyeye gitti. Adalet Bakanlığı tarafından Kars Açık Ceza İnfaz Kurumu Modern Besi Çiftliği ve Kesimhane Projesi’nin ikmal ihalesi geçtiğimiz gün muhammen bedeli 15 milyon lirayla yapıldı. İlgili firmanın sözleşmeyi imzalamasıyla Kars Açık Ceza İnfaz Kurumu Modern Besi Çiftliği ve Kesimhane Projesi kaldığı yerden yapımına devam ediyor.

65. Dönem Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Kars Milletvekili Ahmet Arslan ile Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Kars Milletvekili Prof. Dr. Yunus Kılıç, Kars Valisi Türker Öksüz, Cumhuriyet Başsavcı Vekili Nazif Yücel, Meclis Başkanı Muzaffer Yağcı, Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Kapu, AK Parti Kars İl Başkanı Adem Çalkın, İl Emniyet Müdürü Yauz Sağdıç, İl Jandarma Komutanı Hidayet Arıkan ve protokol üyeleri Kars Açık Ceza İnfaz Kurumu Modern Besi Çiftliği ve Kesimhane Projesi’ni inceleyerek yüklenici firmadan yetkilisinden bilgi aldı.

İncelemeler sonrası gazetecilere açıklama yapan Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Kars Milletvekili Prof. Dr. Yunus Kılıç, “Kars için çok önemli olan ve Kars’ta yapmayı baştan beri arzu ettiğimiz, planladığımız hayvancılığın en son aşaması olan Kesimhane ve buranın besihanesiyle birlikte birkaç yıl önce Adalet Bakanlığının iş atölyeleri üzerinden yapımına karar verildi. Geçen yıl bitmesi gereken ancak ilgili firma ile bazı sıkıntılar yaşandıktan sonra kısa bir süre fesih süreci geçirildi. Daha sonra yeniden ihalesi gerçekleştirildi ve yeni bir yüklenici firma üstlendi. Kars’taki bu besihane ve kesimhane inşallah bu yılın sonuna kalmadan hizmet vermeye başlayacak. Bizim için çok önemli, çünkü biliyorsunuz Kars’ta hayvancılığın zahmetli tarafı yapılır. Yani bir buzağı alınır, büyütülür ve besi yapılamadan, en karlı kısmı Kars’ta halledilemeden başka illere satılırdı. Bununla beraber hem üretimiz, köylü kar edemezdi hem de özellikle kıtlık senelerde satmak zorunda kalırdı. Sattığı adamında ticari ahlakına çok bakma lüksü yoktu, çünkü satması lazımdı. O çoğu yıllarda da Kars’ta ciddi dolandırıcılıklar olurdu, Kars’ın hayvanını alırlardı ancak paraları ödemezlerdi. Besiciliğin Kars’ta yapılıyor hale gelmesi lazımdı, kesimhane Kars’ta olacak. Kesim için acaba Hatay’a mı götürsek, Ankara’ya mı götürsek, başka illere mi götürsek? korkumuz olmayacak.” dedi.
Kars Açık Ceza İnfaz Kurumu Modern Besi Çiftliği ve Kesimhane Projesi’nin sadece Kars için olmayacağını da anımsatan Kılıç, Kars’ın yanı sıra Ardahan, Iğdır ve sıkıştığı zaman da Ağrı için kurtuluş alanı olacağını söyledi.

Kılıç ayrıca, Kafkas Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nin uygulama alanının olmadığını Açık Ceza İnfaz Kurumu Modern Besi Çiftliği ve Kesimhane Projesi’nin hayata geçirildiğinde Veteriner Fakültesinin aynı zamanda uygulama alanı olacağını, aynı zamanda köylülere burada eğitim vererek besiciliğin nasıl yapılacağını uygulamalı olarak anlatacaklarını da sözlerine ekledi.

65. Dönem Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Kars Milletvekili Ahmet Arslan ise tarım ve hayvancılık şehrinde bu kadar baraj, bu kadar sulanabilir arazinin sulu hale gelmesiyle hayvancılığın tarımla birlikte geliştiğini ifade ederek, “Dolayısıyla kesimhane bunun olmazsa olmazı idi. Ne yazık ki bir önceki yüklenici firmanın işi sürdürememesi nedeniyle iş tasfiyeye gitti. İstediğimiz bir şey değildi ama kanunu bir şey olması nedeniyle yapacak bir şey yok. Şimdi işin ikinci kısmı ikmal ihalesi yapıldı, yüklenicimiz başladı, KDV’si ile birlikte yaklaşık 15 milyon liraya ihalesi gerçekleştirildi. İnşallah donanımıyla, teçhizatıyla birlikte en geç 2020 yılının 11’nci ayında hizmet verebilir hale gelecek. Bunu ziyadesiyle önemsiyoruz. Bu Kars Açık Ceza İnfaz Kurumu Modern Besi Çiftliği ve Kesimhane Projesi’nin toplam maliyeti 60 milyon lira. Bu proje inşallah bittiğinde hemşerilerimiz beslediği hayvanları herhangi bir yere götürmeden direk kesimhaneye getirebilecek ve en geç 3 gün içinde parasını alabilecek hale gelecek. O yüzden şimdiden hayırlı uğurlu olsun.” şeklinde konuştu.


Kars’ın her alanda kabuğunu kırdığını, her alanda çok büyük gelişmeleri gösterdiğini kaydeden Kars Valisi Türker Öksüz de, “Tarımda, turizmde, hayvancılıkta, dünkü törende gördüğünüz gibi tarımsal sulama boyutunda da çok önemli atılımlar içerisindeyiz. Bunlar rutin yatırımlar değil, bunlar bölgenin kaderini değiştirebilecek ölçekte ve nitelikte yatırımlar. Bu şehir bir yandan turizm, bir yandan da tarım ve hayvancılığa dayanan bir il. Dolayısıyla hayvancılığı geliştirmemiz lazım. Bizim küçükbaş ve büyükbaş toplam 1 milyon 100 bin hayvan varlığımız var ve yıllık 200 bin civarında canlı hayvan ticaretine konu olan bir şehir de yaşıyoruz. Burası Türkiye’nin hayvancılıkta gözbebeği olan bir şehir, onun için bu tesis çok anlamlı ve değerli. Bölgemizdeki çiftçilerimize, hayvancılık yapan vatandaşlarımıza da çok büyük bir nefes olacak, onların ürünlerinin kıymetiyle değerlendirilip bir entegre tesisinden yöreye ekonomik anlamda çok büyük destek sağlayacak.” diye konuştu.

Proje, 630 dönüm arazi üzerine gerçekleştirilecek olup toplam proje alanı 24.310,00 metrekare kapalı alan 67.185,00 metrekare yeşil alandan oluşacak. Bu tesiste 1 veteriner hekim, 1 ziraat teknisyeni, 1 gıda mühendisi,1 hayvan sağlığı teknisyeni 10 atölye şefi ve 70 hükümlü istihdam edecek.
 
 
 
 
 
23.06.2020
Devamı

TÜDKIYEB Genel Başkanı Çelik Hayvancılık'ta 455,07 Milyarlık Katkıda Bulunuyoruz

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, bu ülkenin geleceğinin tarım ve gıdada olduğunu bildirerek, “Bu ülke ekonomisine tarım ve hayvancılıkta 455,07 milyar liralık üretim değerimizle büyük katkıda bulunuyoruz” dedi.
 
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, 2019 yılı rakamlarına göre çiftçinin 165,32 milyar liralık canlı hayvan, 93,92 milyar liralık hayvansal ürün, 77,55 milyar liralık tahıl ve diğer bitkisel ürün, 67,83 milyar liralık meyve, içecek ve baharat bitkileri, 50,45 milyar liralık sebze üretimi gerçekleştirdiğini belirtti.

Ülkenin tarımdaki üretime dayanarak 19,7 milyar dolarlık gıda ve tarım ihracatı yaptığını, tarımın 5,1 milyon kişiye iş sağladığını, işsizliği 2 puan civarında düşürdüğünü bildiren Çelik, “Tarım ve hayvancılık potansiyeli çok büyük olan bir ülkede yaşıyoruz. Mülteci ve yabancılarla birlikte 88 milyonluk bir ülkenin gıda güvencesini çiftçimiz ve yetiştiricimiz sağlıyor. Yakın çevrede tarım ve hayvancılıkta bizimle yarışacak bir ülke de yok. Bu ülkenin hala yeterince kullanılmayan tarlaları, otlakları var. Suya kavuşturulmamış 1,9 milyon hektar alan bulunuyor. Türkiye, verimli tarım alanlarını korumalı, sulama yatırımlarını tamamlamalı, kırsalda nüfusu tutacak kırsal kalkınma projeleri uygulamaya koymalı, tüm tarım arazilerini tarımsal üretim için kullanmalıdır. Hayvancılığın en ucuz yem kaynağı mera ve çayırlardır. Çayır ve meralar ıslah edilmelidir. Bu konuda Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin çayır ve mera ıslahı çalışmalarına büyük önem verdiğini ve bu konudaki çalışmaları aralıksız sürdürdüğünü de görüyoruz. Bu konuda ve diğer konularda tarıma ve hayvancılığa yaptığı katkılar için teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.

“TARIM VE HAYVANCILIĞA VERİLEN HER DESTEK EKONOMİYE KATKI OLARAK GERİ DÖNÜYOR”
Tarım ve hayvancılık için harcanacak her kuruşun misliyle ekonomiye geri döneceğinin unutulmaması gerektiğini vurgulayan Çelik, “Tarıma ve hayvancılığa verilen her destek ülkeye ekonomik katkı olarak geri dönüyor. Yeni koronavirüs salgınında da görüldü ki gıda güvencesi ve sağlık her şeyden önemli. Hayat dursa bile sağlık hizmeti durmuyor, gıda tüketimi azalmıyor. Aksine artıyor. Eğer gıda güvencenizi sağlayamıyorsanız, sağlık sisteminiz yetersiz ise istediğiniz kadar zengin ülke olun muhtaç duruma düşüyorsunuz. Bu kriz, bize sağlık sistemimizi ve tarımımızı ne olursa olsun ayakta tutmamız gerektiğini bize gösterdi" şeklinde konuştu.
Koronavirüs sürecinde tarımsal üretimin aksamadan sürdüğüne, çiftçinin ve yetiştiricinin gecesini gündüzüne katarak üretim faaliyetini devam ettirdiğine dikkati çeken Çelik, “bu konuda muhtarlarımızın büyük gayretleri de yadsınamaz. Devlet ile vatandaş arasındaki köprü görevini yapan muhtarlarımız, koronavirüs salgınında yetkili birimlerimizle müthiş bir eşgüdüm içinde çalıştı, kontrolü sağladı ve salgının kırsalda yayılmasının önüne geçtiler” ifadelerine yer verdi.

"KIRSALIN KALKINDIRILMASINDA ANA UNSUR MUHTARLARIMIZ OLACAKTIR"
Muhtarların kamunun verdiği her türlü görevi bugüne kadar layıkıyla yerine getirdiğini, kırsalı ayakta tuttuğunu belirten Çelik, “Kırsalın kalkındırılması, ülke ekonomisine tarım ve hayvancılıkla çok daha büyük katkı sağlanması konusunda yapılacak her türlü proje, verilecek her türlü destek uygulamasının başarısında da ana unsur muhtarlarımız olacaktır. Kamu kuruluşları devletin kırsaldaki temsilcisi muhtarlarımızla işbirliği içinde hareket ederse sorunlar çok daha hızlı, kolay ve hedefe uyumlu bir şekilde çözülür” dedi.
 
 
 
 
23.06.2020
Devamı

TKDK Başvuru Süreleri Uzatıldı

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu, 11 Mayıs 2020 tarihinde Dokuzuncu Başvuru Çağrı İlanına çıkmıştı.

Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar ile Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme bünyesinde süt üreten ve kırmızı et üreten tarımsal işletmeleri, bitkisel üretim ve arıcılık konusundaki projelerin hazırlanıp, 30 Haziran’a kadar başvuru yapılması istenmişti. Sözü edilen ilgili projelere başvuru tarihi 7 Temmuz’a uzatıldı.
Projeler ve başvuru hakkında ayrıntılı bilgi, merkez ve ilçe Tarım ve Orman Müdürlüğü Proje Destek Birimi veya Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ndan alınabilecek.
 
 
23.06.2020
Devamı

Kurban Kesim Ve Satış Yerlerinde Pandemi Tedbirleri Açıklandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde Kurban kesimi ve satışı yapılacak olan yerlerde alınması gereken tedbirler hakkında açıklamalarda bulundu.

Kurban Bayramında bir gelenek olan tokalaşarak hayvan satış işleminin bu Bayramda olmayacağının altını çizen Bakan Pakdemirli, "Pazarlık esnasında gelenek haline gelen tokalaşma görüntüleri bu bayramda olmayacak. Sosyal mesafe kuralına uymak çok önemli. Bu yüzden bu bayramda tokalaşma olmayacak" dedi.

Kurban satış ve kesim yerlerinde uygun giriş-çıkış kapıları oluşturulacağını söyleyen Bakan Pakdemirli, kurban satış yerinin etrafı sınırlandırılacak ve çadırlar arası mesafe en az 2 metre olacak. Maskesiz girişlere de izin verilmeyecek. Ayrıca girişlerde vatandaşlarımızın el dezenfeksiyonu ve ateş ölçümü işlemleri titizlikle gerçekleştirilecek diye konuştu.
Hayvan satış yerlerine getirilen hayvanların kulak küpesi olmasının da önemine vurgu yapan Bakan Pakdemirli, "Hayvan satış yerlerine kulak küpesi, veteriner sağlık raporu/hayvan pasaportu/nakil belgesi olmayan hayvanlar alınmayacak. Vatandaşlarımız hayvanların bilgilerini ise  "HAYSAG" mobil uygulamasından sorgulayabilecekler" dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli hayvan sayısı hakkında da bilgi verdi. Bakan Pakdemirli: "Kurban Bayramı için 1,2 milyon büyükbaş, 3,5 milyon da küçükbaş hayvan kesim için hazır bekliyor. Geçen yıl da aşağı yukarı 800 bin büyükbaş kesildi 2,7 milyon da küçükbaş kesildi. Yani her yıl aşağı yukarı yüzde 50'i daha fazlasını sektör hazır ediyor. Bu konuda vatandaşlarımızın dini vecibelerini yerine getirmeleri konusunda herhangi bir endişeleri olmasın."
 
 
22.06.2020
Devamı

Erdoğan: “585’incı Barajımızı ülkemize kazandırıyoruz”

Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan, serhat şehrimiz Kars'ın mümbit topraklarını suyla buluşturacak olan Kars Barajı'nın açılışına video konferans yöntemiyle iştirak etti.
Kars Barajı Açılış Töreni'ne video konferansla iştirak eden Recep Tayyip Erdoğan, hükümete geldiklerinde ülkede toplam 276 baraj olduğunu belirterek, "Bugün ise son 18 yıldaki 585. barajı ülkemize kazandırıyoruz." dedi.

Ülkeyi bir baştan bir başa adeta gerdanlık gibi kuşatan barajlara yeni bir halka daha eklemenin memnuniyeti içerisinde olunduğunu belirten Başkan Erdoğan, kısa bir süre önce GAP'ın en önemli eserlerinden biri olan Ilısu Barajı'nın ilk ünitesini hizmete açtıklarını anımsatarak, "Ilısu Veysel Eroğlu" ismi verilen barajın tüm bölgeye hizmet vereceğini kaydetti.

Ardından kendi alanında ülkenin en büyüğü olacak Yusufeli Barajı'nın gövde betonunun dörtte üçünün tamamlanması törenine de katıldığını dile getiren Erdoğan, Kars Barajı'nın açılışının koronavirüs nedeniyle video konferansla gerçekleştirildiğini anlattı. 

SON 18 YILDAKİ 585. BARAJ
Başkan Erdoğan, hükümete geldiklerinde tüm basın mensuplarıyla baraj bölgesinde bu çevreyi ve Kars'ın geldiği konumu izleme fırsatını bulduklarını dile getirerek, şöyle devam etti: 
"Hükümete geldiğimizde ülkemizde toplam 276 baraj vardı. Bugün ise son 18 yıldaki 585. barajı ülkemize kazandırıyoruz. Aynı şekilde sulama tesislerimizin sayısını da 2 katından fazla artırdık. Ülkemizin su potansiyelini en verimli şekilde kullanmasını sağlayacak yatırımları birer birer hayata geçirdik. Bu doğrultuda attığımız her adım bizi hedeflerimize biraz daha yaklaştırdı. Şehirlerimizi barajlarla, hidroelektrik santralleriyle, içme suyu tesisleriyle, sulama kanallarıyla donatarak milletimizin refah seviyesini sürekli yükselttik."
Erdoğan, Kars Barajı ile Kars ve Iğdır'ın topraklarını sulayarak verimliliği artırdıklarını belirterek, yaklaşık 10 yıllık bir inşaat mazisi olan barajda geçtiğimiz yıl su tutulmaya başladığını belirtti.

BARAJ BİR YILDA YAPILAN YATIRIMI GERİ ÖDÜYOR
Buradan Arpaçay Barajı'na yapılan takviyeyle Akyaka ve Iğdır Ovası'nda 541 dekar arazinin sıkıntısız bir sulama mevsimi geçirmesinin sağlandığını ifade eden Erdoğan, sadece bu bölgede bir yılda 603 milyon lira tarımsal gelir elde edildiğini kaydetti.
Erdoğan, inşa bedeli 330 milyon lira olan barajın bir yılda yapılan yatırımı iki katıyla geri ödediğini vurgulayarak, sulamalar ve diğer yatırımlarla bu projenin toplam maliyetinin 2 milyar lirayı bulacağını dile getirdi.

EKONOMİYE YILLIK 300 MİLYON LİRA GELİR
Proje kapsamındaki sulama ve elektrik üretim tesisleri tam kapasite faaliyete geçtiğinde 475 bin dekar daha toprak sulanarak yılda 300 milyon liralık gelir elde edileceğini belirten Erdoğan, baraj çevresinin aynı zamanda yakında olan Kars'ın mesire ve dinlenme alanı olarak da hizmet vereceğini ifade etti.
Erdoğan, şehrin atık sularının Kars Çayı'na dökülmesini engelleyecek projeyi de hayata geçirerek çevre kirliliğinin önüne geçeceklerini aktararak, "Görüldüğü gibi ülkemize ve bölgemize gerçekten büyük katkı sağlayacak bir eser ortaya çıktı. Barajımızla serhat şehrimiz Kars'a yeni bir sembol de kazandırdığımıza inanıyorum." dedi.

"BU TABLO TÜRKİYE'NİN SON 18 YILDA HER ALANDA GELDİĞİ SEVİYENİN İŞARETİDİR"
Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin demokrasi ve ekonomi yolunda katettiği mesafenin en somut sonuçlarını koronavirüs salgını döneminde hep birlikte görme imkânı olduğunu belirterek, şöyle konuştu:
"Gelişmiş ülkelerin dahi çaresiz kaldığı salgın sürecini, hem sağlık altyapımızla hem gıda ve temizlik tedarik zincirimizle hem de kamu güvenliği bakımından örnek bir yönetimle göğüsledik. Bu tablo Türkiye'nin son 18 yılda sağlık yanında eğitimden adalete, güvenlikten sosyal desteklere, ulaşımdan tarıma, enerjiden sanayiye her alanda geldiği seviyenin işaretidir. Salgın sonrası yeniden şekillenecek küresel, siyasi ve ekonomik düzende hedeflediğimiz yere ulaşmamızda bu altyapı hayati öneme sahiptir. Ülkemizi bu seviyeye getirmek için 18 yıldır gece gündüz demeden çalıştık, çabaladık. Vesayet güçlerinin tuzaklarından darbe girişimlerine, ekonomimizi hedef alan saldırılardan sınırlarımıza yönelik tacizlere kadar nice mücadeleler verdik."
"SU MEDENİYETTİR"
Kars Barajı'nın hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, her zaman "Su medeniyettir" dediğini hatırlattı. Erdoğan, "Suyu olmayan medeniyetten nasipsizdir. Yol medeniyettir. Yolu olmayanın da maalesef nasibi yoktur. Barajımızın ülkemize kazandırılmasında emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum. Çiftçilerimize bol ve bereketli hasatlar diliyorum." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının ardından Kars'a bağlanarak, barajın açılışını gerçekleştirdi.
 
22.06.2020
Devamı

TSÜAB ToBRFV Karşı Farkındalık Projesi Başlattı

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB), domates ve biber gibi sebzelerin koronavirüsü olarak tanımlanan Domates Kahverengi Buruşuk Meyve Virüsüne (ToBRFV-Tomato Brown Rugose Fruit Tobamovirus) karşı farkındalık projesi başlattı.

TSÜAB Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Aydın Atasayar’ın koordinesinde yürütülen projenin ilk eğitim toplantısı 16-17 Haziran tarihlerinde video konferans yöntemi ile yapıldı. 4 farklı oturumda gerçekleştirilen toplantılara yaklaşık 150 TSÜAB Üyesi ve teknik personeli katıldı.
 
Toplantının açılışını gerçekleştiren TSÜAB Başkan Yardımcısı Yıldıray Gençer; pandemi süresince tarımın ve gıdanın öneminin ortaya çıktığını belirterek, tohumculuk sektörünün çok büyük aksaklıklar ile karşılaşmadan, gerekli tedbirleri alarak faaliyetlerine devam ettiğini kaydetti. TSÜAB Yönetim Kurulu olarak Üyelerin karşılaşabileceği sorunlar konusunda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili birimleri ile sürekli temasta olduklarını belirten Gençer, “Bu süreçten sonra belirlenecek olan politikaların da sektörümüze daha fazla katkı sağlayacak şekilde olacağına inanıyoruz” dedi.



Gençer sözlerine şöyle devam etti.
“TSÜAB olarak bölgesel ve tematik olarak gerçekleştirmiş olduğumuz eğitim faaliyetlerimize, bu süreçte video konferans yöntemi ile devam ediyoruz. Domates ve biber gibi sebzelerin koronavirüsü olarak tanımlanan, çok çabuk bulaşan ve ekonomik anlamda çiftçilerimize çok zarar veren Domates Kahverengi Buruşuk Meyve Virüsüne (ToBRFV-Tomato Brown Rugose Fruit Tobamovirus) karşı bir farkındalık projesi oluşturmak için harekete geçtik. TSÜAB’ın koordine ettiği bu iki günlük seminer programında, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi  Doç. Dr. Hakan Fidan hocamız Üyelerimize ve teknik personellerine bu virüsün yayılma tehlikesi karşısında seralarda ve fideliklerde alınması gereken tedbirleri detaylı bir şekilde aktaracaktır. Kendisine tüm üyelerimiz adına teşekkür ediyorum.”

Projenin Koordinatörlüğünü üstlenen TSÜAB Yönetim Kurulu Üyesi  Dr. Aydın Atasayar, Virüs ile ilgili çalışmaların devam edeceğini belirterek sahada bilfiil çalışmakta olan teknik personellerin ToBRV’yi tanımasının yayılımın önüne geçmek adına oldukça önemli olduğunu belirtti. Seminerlere olan yoğun ilgiden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getiren Atasayar, tüm katılımcılara ve sektöre yönelik katkılarından ötürü Doç. Dr. Hakan Fidan’a teşekkürlerini sundu.
 
19.06.2020
Devamı

Çiftçi Kuruluşunda Milletvekili Dayanışması!

TKDK’dan 1.8 milyon lira hibe desteğiyle yaptırdığı çiftliği Tarım Kredi’ye 6 milyon liraya sattı.
Türkiye’nin en önemli çiftçi kuruluşu olan Tarım Kredi Kooperatifleri, şimdi de batık durumdaki arkadaş şirketlerini kurtarmaya başladı.
Milli Gazete ‘den Sadettin İnan’ın haberine göre Ak Parti’den 23. Dönem milletvekili olan Muharrem Selamoğlu, Ankara’nın Haymana ilçesinde Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’ndan (TKDK) yaklaşık 1,8 milyon lira hibe desteği alarak süt çiftliği kurdu. Süt çiftliğini işletemeyen ve zamanla büyük zarar eden Selamoğlu, çiftliğini satmak istedi. Ancak çiftliğin bulunduğu yerin bir cazibesinin olmaması ve çiftlikteki süt hayvanlarının bakımsızlıktan dolayı verimlerinin çok düşmesinden dolayı bir müşteri bulamadı.  Selamoğlu’nun imdadına eski milletvekili arkadaşı Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz yetişti. Bakımsızlıktan dolayı süt verimleri düşen batık çiftliğin geçtiğimiz Aralık ayında sessiz sedasız Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından alındığı ortaya çıktı.

CEZA YEMEMEK İÇİN BATIK ÇİFTLİĞİ DOĞRUDAN TARIM KREDİ ALDI
Tarım Kredi Kooperatifleri’nin hayvancılık alanında Tareks Hayvancılık adında iştiraki bulunurken, söz konusu batık çiftliğin bu iştirak üzerinden değil de doğrudan Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği tarafından alınması da dikkat çekti. Bilindiği üzere TKDK’dan hibe desteği ile yapılan yatırımlarda 5 yıl şirket devri yapılamıyor. Bunun için batık çiftlik, Tareks Hayvancılık üzerinden alınmış olsaydı şirket ismi değişecek ve TKDK’dan ağır bir cezai müeyyide uygulanacaktı. Bunun için batık çiftlik, doğrudan Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği adına alınarak şirket ismi değiştirilmedi.

SERMAYESİ 50 BİN LİRADAN 3 MİLYON 50 BİN LİRAYA ÇIKARILDI
Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği’ne doğrudan alınan Selamoğlu Hayvancılık Şirketi’nin sermayesi satın almadan iki ay önce 50 bin liradan 3 milyon 50 bin liraya çıkarıldı. Artırılan sermayenin de 2 yıl içinde ödenmek şartıyla yükseltilmesi dikkat çekti. Şirketin devri de hukuki ve mali yükümlülükleriyle birlikte Tarım Kredi’ye devredilmesinden dolayı artırılan sermaye de Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından ödenecek. Şirket, doğrudan bir iştirakin bünyesine alınamadığı için Selamoğlu Hayvancılık’taki bütün işlemler vekâletle yürütülecek. Bunun için Tarım Kredi Yem’den Ticaret Müdürü Muhammet Çığ’a vekâlet verildi.

ESKİ VEKİL SATIŞ RAKAMINI AÇIKLAYAMADI
AKP eski Niğde Milletvekili Muharrem Selamoğlu, TKDK’dan hibe desteği alarak yaptırdığı süt çiftliğini Tarım Kredi Kooperatiflerine kaç liradan satıldığını açıklamadı. Milli Gazete’nin konuyla ilgili sorularını yanıtlayan Selamoğlu, çiftliği kurmak için çok emek verdiğini ancak işletemediklerini belirtirken, batık çiftliğin Tarım Kredi Kooperatiflerine kaç liradan satıldığını açıklamadı.

TARIM KREDİ’NİN ÜÇ BÜYÜK SÜT ÇİFTLİĞİ VAR
 Tarım Kredi Kooperatifleri’nin hayvancılık alanında iştiraki olan Tareks Hayvancılık’ın Yozgat Boğazlıyan ve Kırklareli Lüleburgaz’da süt hayvancılığı üzerine büyük çiftlikleri bulunurken, geçtiğimiz yıl yine Kırklareli’nde büyük bir çiftlik kiralanmıştı. Tarım Kredi Kooperatifleri’nin süt hayvancılığı anlamında büyük çiftlikleri bulunurken, iyi işletilmemesinden dolayı süt verimi düşmüş hayvanların bulunduğu bir çiftliği satın alması sektör yetkililerinin, “satın alma değil kurtarma operasyonu” iddialarını kuvvetlendiriyor.

ÇİFTLİK ALIMI DEĞİL KURTARMA OPERASYONU!
 Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz ile batık çiftliği satın alınan Muharrem Selamoğlu’nun aynı dönem milletvekilliği yapması dikkat çekerken, sektör yetkilileri söz konusu çiftlik alımının bir ihtiyaçtan dolayı değil, arkadaş şirketini kurtarma operasyonu olarak değerlendirmesi dikkat çekti.

KAMUOYUNA HİÇ BİR AÇIKLAMA YAPILMADI
Çiftliği satan eski Milletvekili Muharrem Selamoğlu, satış fiyatıyla ilgili bilgi vermekten kaçınırken, Tarım Kredi Kooperatiflerinin de söz konusu çiftlik alımıyla ilgili kamuoyuna hiçbir açıklama yapmaması dikkat çekiyor. Çiftlikte bulunan hayvanların bakımsızlıktan dolayı süt verimlerinin günlük 5-6 litrelere kadar düştüğü ifade edilirken, Tarım Kredi Kooperatiflerinin bu satın almadan nasıl bir kâr elde ettiği ise tam bir muamma.
 
 
18.06.2020
Devamı

ÇKS Başvuru Süreleri Uzatılmalı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, koronavirüsle mücadele sürecinde çiftçilerin, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) işlemlerini bekletmek durumunda kaldığını belirterek, “30 Haziran Salı günü sona erecek olan ÇKS başvuru süresi uzatılmalıdır” diye konuştu.

2019 yılında ÇKS başvurusu yapan çiftçi sayısının yaklaşık 2,1 milyon olduğunu belirten Bayraktar, bu yıl sayının 1,2 milyonda kaldığına dikkati çekti. ÇKS kayıtlarının yapılmasının, çiftçilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürmesine katkı sağlayan desteklerden yararlanabilmeleri için elzem olduğunu vurgulayan Bayraktar şunları söyledi:
“Her zaman olduğu gibi koronavirüsle mücadele sürecinde de fedakarlık göstererek tarlasında çalışmaya devam eden çiftçilerimiz, salgınla mücadele ederken sofralarımızı eksik bırakmadı. Tarlasında kalarak üretime devam eden çiftçilerimiz, koronavirüs salgını nedeniyle ÇKS işlemlerini ertelemek durumunda kaldı.
Başvurunun bitmesine sayılı günler kala, yaşanabilecek yoğunluğun neden olacağı salgının bulaşma riski de göz önüne alınarak başvuru süresi uzatılmalıdır.”
 
“ÇKS yaptırmayan üretici desteklerden yararlanamıyor”
 
Bayraktar, “ÇKS başvurusu yaptırmayan üreticilerin yıl içinde verilen mazot, gübre, yem bitkileri ve prim uygulamaları başta olmak üzere çiftçiye verilen desteklerden yararlanamadığını hatırlattı. ÇKS başvurusu bulunmayan üreticilerin düşük faizli kredi kullanamadığını, TMO gibi kurumlara ürün veremediğini, tarım sigortasına başvuramadığını belirten Bayraktar, “Çiftçilerimizin yaşanması muhtemel herhangi bir doğal afet sonucu meydana gelen zararları doğrultusunda kredi borçlarının ertelenmesi veya afet sonrası yapılacak her türlü tarımsal desteklerden yararlanabilmesi için ÇKS kayıtlarını yaptırmaları gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
Bayraktar, ÇKS başvurularının, 30 Haziran Salı günü mesai bitimine kadar, kayıtlara esas evraklarla birlikte Tarım ve Orman İl, İlçe Müdürlüklerine yapılabileceğini belirtti.
 
 
 
18.06.2020
Devamı

Eski Buğday Tohumunda 560 Ton Rekolte Bekleniyor

Mardin'de "Topraktan Tabağa: Yaşayan Toprak, Yerel Tohum Projesi" kapsamında ekilen, Mezopotamya'nın en eski buğday tohumlarından biri olarak bilinen "Sorgül"ün hasadına başlandı.
Türkiye Cumhuriyeti ve Avrupa Birliği'nin (AB) finanse ettiği Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünce uygulanan ve Şükraan Ekonomik Tarımsal Kalkınmayı ve Sosyal Gelişimi Destekleme Derneği tarafından yürütülen proje devam ediyor.

Artuklu ve Kızıltepe'de 17 çiftçinin gönüllü ekim yaptığı arazilerde kadınlar orakla biçim yaparken bazı arazilerde ise biçerdöverlerle hasat yapılıyor. 3 yıl önce 2 ton buğdayla başlayan ve ilk yıl 102 dönüm arazide 20 ton buğday hasadı yapılan projede, ikinci yıl 400 ton, bu yıl ise 1400 dönümden 560 ton rekolte bekleniyor.

ÇİFTÇİLERDEN TALEP YÜKSEK
Proje koordinatörü şef Ebru Baybara Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu sene 17 çiftçinin 1400 dönüm araziye ektikleri buğdaydan dönüm başına 400 kilogram ürün beklediklerini söyledi.

Ekim ayında bu arazilerden elde etikleri buğdayın büyük bir kısmını yine çiftçilerle paylaşacaklarını ifade eden Demir, çiftçilerden bu buğday türüne yoğun talep olduğunu belirtti.
Demir, her geçen sezon rekoltenin daha da yükseleceğini ve projenin amacına ulaşacağını umut ettiklerini dile getirerek, "Amacımız tohumu çoğaltmak, oluşabilecek kuraklığa karşı bu tohumu yaygın hale getirmek. Çiftçilerimiz bu konuda çok yapıcı. Çiftçilerden çok talep var." ifadelerini kullandı.

"BU, TÜRKİYE'NİN DEĞİL DÜNYANIN EN İYİ DURUM BUĞDAYI"
Sorgül buğdayının kalitesinin de fark yarattığını anlatan Demir, "Gluten miktarı az, bitkisel proteini yüksek. Bu, Türkiye'nin değil dünyanın en iyi durum buğdayı. Bu arazide yetişiyor. Hem iklim hem arazi koşulları çok iyi. Yüksek kalitede bir buğday elde ediyoruz. Üstelik buna tarım ilacı kullanmadık. Geleneksel yöntemleri kullandık." diye konuştu.
Demir, Suriyeli kadınların çok destek verdiğini aktararak, "Onlarla geleneksel tarım yöntemlerini kullanıyoruz.'' ifadesini kullandı.

''DÜNYANIN EN ESKİ BUĞDAYI MEZOPOTAMYA'DA HAYAT BULDU''
Özellikle Kovid -19 süresince gıdanın öneminin arttığını, aynı zamanda bu süreçte susuz tarımın ne kadar önemli olduğunun fark edildiğini belirten Demir, "Dünyanın en eski buğdayı dünyanın en eski topraklarında, Mezapotomya'da hayat buldu. Bu buğdayı gelecek kuşaklara aktarmayı misyon edindik. Amacımız sadece para kazanmak değil, gelecek kuşaklara olan borcumuzu ödemek, sağlıklı gıdaya onları ulaştırmak." şeklinde konuştu.

Demir, çiftçilerin su kullanmadan üretim yaptığını aktararak,  "Su kaynaklarını koruyabilmemiz için tarımdan suyu çekmemiz gerekiyor. Bu anlamda bu proje tarımdan suyun çekilmesi ve tarımdaki girdi maliyetlerinin ne kadar düşürülebileceği konusunda önemli bir örnek.''  diye konuştu.

''EMİNE ERDOĞAN'DAN İLHAM ALIYORUZ''
Şef Ebru Baybara Demir, yerel tohumlarda yaptıkları projelerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'dan ilham aldıklarını ifade etti.
Kendisinin de tohumla ilgili güzel projeler yaptığını bildiren Demir, şunları kaydetti:
"Kendisinin verdiği ilhamla proje buraya kadar geldi. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk'un da büyük desteklerini gördük. Kadınlarımız onların sayesinde sosyal güvenlik sitemine kayıt oldu. Projemizin liderliğini de 3 yıldır yürüten Milletvekilimiz Ceyda Bölünmez Çankırı'ya teşekkür ediyoruz. Gün geçtikçe çiftçi ve istihdam edilen kadın sayısını artırarak devam etmek istiyoruz.''

SURİYELİ VE TÜRK KADINLAR BİRLİKTE İSTİHDAM EDİLİYOR
Projede Türk ve Suriyeli kadınlarla çalıştıklarına dikkati çeken Demir, proje ile 310 kadının istihdam edildiğini ve hayatlarının değiştiğini anlattı.
Proje kapsamında istihdam edilen 4 çocuk annesi Ebru Karataş, elde ettiği gelirle çocuklarını okutma imkanı bulduğunu söyleyerek, "Kendi ayaklarımızın üzerinde durabiliyoruz. Bu benim için çok önemli. Kızlarıma çok iyi örnek oluyorum." ifadelerini kullandı.
Karataş,  üründen iyi verim aldıklarını, böyle bir projede yer aldığı için mutlu olduğunu belirtti.
Suriyeli Asya Mahmud da 7 yıl önce Kamışlı'dan geldiklerini, Suriye'de buğday ürettiğini aktardı.
Mardin'de de son 3 yıldır kadınlarla buğday yetiştirdiklerini anlatan Mahmud, ''Orada öğrendiğimizi burada uyguluyoruz. Bu çok güzel bir buğday. Her şey olur bu buğdaydan. Burada çalıştığım için çok mutluyum. Allah razı olsun emeği geçenlerden.'' diye konuştu.
 
17.06.2020
Devamı

Palandöken: Tarım Arazileri Üreticiye Bedelsiz Tahsil Edilmeli

Tarım alanlarının ve ekili alanların her geçen yıl azaldığına dikkati çeken Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Covid-19 sürecinde önceliğin temel gıdaya ulaşma ve gıda ürünleri olduğunu çok iyi anladık. Bağışıklığımız ve sağlığımız için en tazesinden sebze meyve tüketmek gerektiğini daha iyi idrak ettik. Dolayısıyla tarım ve toprakta yetişen ürün altından daha değerli hale geldi. Fakat ülkemizde tarım alanları her geçen yıl azalıyor. 1989’da 27,9 milyon hektar olan tarım alanları 2013’te 23,8 milyon hektara, geçtiğimiz yıl ise 23,1 milyon hektara geriledi. Yani 30 yılda yüzde 17 azaldı. Aynı dönemde ekili alanlar da 19 milyon hektardan 15,5 milyon hektara yüzde 18 geriledi” diye konuştu.

“TARIM ARAZİLERİ KÖYDE ÜRETİM YAPMAK İSTEYENE TAHSİS EDİLMELİ”

Boş duran tarım arazilerinin, köyde tarım veya hayvancılık yapmak isteyen vatandaşlara bedelsiz veya makul fiyata verilmesi gerektiğini belirten Palandöken, “Tarım ve hayvancılıkta devletimizin çok güzel destek projeleri var. Bunlardan en önemlileri köye dönüş projeleri. Farklı isim ve kriterlerle uygulanan bu projelerde tarım ile ilgili üniversitelerden mezun olmak, emekli olmamak, yaş kısıtlaması gibi birçok kriter bulunuyor. Yalnızca genç çiftçiler yetiştirmek yerine, köyüne geri dönmek isteyen tüm vatandaşları kapsayacak bir köye dönüş projesi hayata geçirilmeli. Arazilerin ve toprağın özelliğine göre desteklerin olması gerekli. Köyde evi, arazisi olmayanlar için ise hazineye bağlı boş duran tarım arazileri bedelsiz veya makul fiyata ve satılmamak koşulu ile tahsis edilmeli. Böylelikle kırsal kesime göç etmek isteyen tüm vatandaşlarımız desteklerden faydalanarak üretimi artırır ve tarımda daha güçlü hale geliriz. Hem topraklarımıza sahip çıkmış oluruz hem de bireysel işletme gibi herkes eker, biçer, üretime katkı sağlar, hayvancılık yapar. Bu şekilde özel teşviklerin verilmesi, planlı üretimi de artıracaktır” şeklinde söyledi.
 
 
 
17.06.2020
Devamı

Brusella'lı 600 Anaç Hayvanın Hesabını Kim Verecek?

CHP Yozgat Milletvekili Ali Keven, Yozgat Boğazlıyan ilçesinde kurulu bulunan Tarım Kredi Kooperatifleri’nin iştiraki TAREKS Hayvancılık Çiftliği’nde yaşanan şaibeli hayvan nakli ve 600 anaç hayvanda tespit edilen brusella hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu.

Keven, “Boğazlıyan ilçemizde kurulu bulunan TAREKS Çiftliği’nden 800 anaç hayvanın bin kilometre uzakta ki Kırklareli Bayramdere’de kiralanan çiftliğe taşınması ardından kısa bir süre sonra da tekrar acele bir şekilde Boğazlıyan’a getirilmesi izah edilmeye muhtaçtır. Ancak kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmamaktadır. Boğazlıyan ilçemizde kurulu bulunan çiftlikte milli değerimiz olan üç bin anaç hayvandan numune alınıyor ve 600 hayvanda brusella hastalığı tespit ediliyor. Bu hastalığı Kırklareli’nde götürüldükleri çiftlikte mi yakalandılar? Bin kilometre uzakta ki Kırklareli’ne onca hayvan neden nakledildi? Neden geri getirildi? Bu nakliye işini hangi şirket kaç milyona yaptı? Şimdi kesime gidecek olan brusellalı 600 anaç hayvanın hesabını kim verecek? Bunca maddi zararın, kamu zararının karşısında Cumhuriyet Savcılığını göreve davet ediyorum.” dedi.



İNSAFINA TERK EDİLDİ
Tarım Kredi Kooperatifleri’nin eski AKP milletvekillerinin insafına terk edildiğini dile getiren Ali Keven, “TAREKS Hayvancılık A.Ş.’nin Genel Müdürü AKP Giresun Eski Milletvekili Adem Tatlı ve Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü AKP Bilecik Eski Milletvekili Fahrettin Poyraz bu vahim durum karşısında kamuoyunu ne zaman aydınlatacak acaba? Görüldüğü üzere çiftçimizin göz bebeği Tarım Kredi Kooperatifleri AKP’nin çiftliği haline getirilmiştir. Yüz yıllık değerimiz Tarım Kredi Kooperatifleri esKİ milletvekillerine ya genel müdürlük ya da yönetim kurulu üyeliği dağıtılan bir parti çiftliğine dönüştürülmüştür. Siyasi parti referanslarıyla yönetilen Tarım Kredi Kooperatifleri ve iştiraki TAREKS Hayvancılık A.Ş. işinin ehli liyakatlı insanlarca yönetilmelidir. Aksi halde Boğazlıyan’da yaşanan vahim tablonun daha büyüklerinin yaşanması kaçınılmaz olacaktır” diye konuştu.
 
 
16.06.2020
Devamı

Bakan Duyurdu Depremde Zarar Gören Üreticiye Ahır ve Yem Desteği

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Bingöl depreminin ardından bölgedeki hasar tespit çalışmalarının yapıldığını Twitter hasabından duyurdu.

Bakan Pakdemirli Twitter hesabından yaptığı açıklamada “Bingöl deprem bölgesinde ilk tespitlerimize göre; 105 ahır yıkıldı, 43 küçükbaş, 85 de kanatlı hayvan telef oldu.” Dedi.

  Bakan Pakdemirli “Hayvanları telef olan üreticilerimizin  zararını karşılayacak, depremde zarar gören üreticilerimize yem desteği sağlayacağız.” 

 
15.06.2020
Devamı

Kenelere Dikkat !

Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ülkede bazı illerde yeniden ortaya çıkan ve birçok kişinin ölümüne neden olan keneler tarafından kan emerek Kırım Kango Kanamalı Ateşli Hastalık olaylarına karşı vatandaşları uyardı. Açıklamada; Kenelerin herhangi bir mücadele yöntemi ile tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hastalıktan korunmak için, kenelere karşı kişisel korunma en etkili yöntemdir” denildi.
 
Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, havaların ısınması, doğada bulunan kene miktarındaki artışla paralel olarak tarım, hayvancılık, ormancılık, piknik vb. nedenlerle kırsal alanda faaliyet gösteren insanların kenelerle temas ihtimalinin arttığı ifade edildi. Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, “Keneler, kan emerek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı başta olmak üzere birçok hastalığın hayvanlar ile insanlara bulaşmasında ve taşınmasında rol oynamaktadırlar. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığının etkeni olan virüs hayvanlarda hastalık oluşturmamaktadır. Hastalığı taşıyan hayvanlar hastalık belirtisi göstermemesine rağmen, keneler aracılığıyla virüs insanlara bulaşmakta ve bazen ölümle sonuçlanabilen enfeksiyonlara sebep olmaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Ülkemizde 2002 yılından beri görülmekte olup, İlimizin coğrafi olarak göçmen kuşların göç yolu üzerinde bulunması, hastalığın görülme ihtimalini artırmaktadır. Bu nedenle Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığına karşı tüm vatandaşlarımızın daha duyarlı olmaları gerekmektedir.
 
Kenelerin herhangi bir mücadele yöntemi ile tamamen yok edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle hastalıktan korunmak için, kenelere karşı kişisel korunma en etkili yöntemdir” denildi.
 
KENELERDEN KORUNMAK İÇİN YAPILMASI GEREKENLER NELERDİR?
Keneler uçamaz, sıçrayamaz. Ağaçtan insanların üzerine düşme ihtimalleri zayıftır. Keneler genellikle yerdedirler. Kenelerle olası teması azaltmak adına uzun otların, çimlerin ve çalılıkların bulunduğu yerlerde dolaşılmaması önerilmektedir. Kenelerin yaşama alanlarında bulunabilecek kişiler, repellent olarak bilinen böcek kaçırıcı ilaçlarla önleyici tedbir alabilirler. Arazide açık renkli, kolları ve bacakları kapatan kıyafetler giyilmesi tercih edilmelidir. Pantolon paçaları çorapların içine sokulmalı, kapalı ayakkabı ya da çizme giyilmelidir. Araziden eve dönen kişiler kendilerini ve çocuklarını kene yönünden kontrol etmelidirler. Vücudun özellikle diz arkası, koltuk altları, kulak arkası, ense, saç dipleri, kasık gibi kısımları kontrol edilmeli ya da ettirilmelidir.
 
KENE ISIRIĞINDA NE YAPILMALIDIR?
Yapışan keneler, kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan düz olarak yavaşça çekilip alınmalıdır.
 
Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa eldiven giyilmeli veya naylon bir poşet yardımı ile keneler toplanmalıdır.
 
Vücuttaki kenelerin üzerine alkol, kolonya, gazyağı vb. gibi kimyasal maddeler dökülmemeli, keneler sigara veya ateş kullanılarak uzaklaştırılmamalıdır. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini artırmaktadır.
 
Isırılan yer; bol sabunlu suyla yıkanıp temizlendikten sonra tentürdiyot benzeri iyotlu antiseptiklerle muamele edilmelidir. Sabunlu su bulunamaması halinde alkol içeren mendiller de kullanılabilmektedir.
 
Kene tarafından ısırılan kişinin 10 gün içinde; halsizlik, iştahsızlık, ateş, vücut ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal şikâyetlerinden herhangi birini görmesi halinde, zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna gitmesi gerekmektedir.
 
Kenelerden korunma ve mücadele yöntemleri kapsamlı ve etkin bir biçimde anlatılarak toplumun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi amacıyla İl/İlçe Müdürlüklerimiz tarafından yapılan eğitim çalışmaları devam etmektedir.
 
 
15.06.2020
Devamı

Dolu Tarım Arazilerine Zarar Verdi

Amasya'nın Suluova  ilçesinde dolu, tarım arazilerinde zarara yol açtı.
İlçeye bağlı Özalakadı köyünde öğleden sonra etkili olan sağanak, bir süre sonra doluya dönüştü. Dolu, tarım arazilerine zarar verdi.
İlçe Tarım ve Orman Müdürü Tacettin Özmen, köyde incelemelerde bulundu.
Dolu yağışı nedeniyle ilk belirlemelere göre, ayçiçeği, buğday ve arpa ekili yaklaşık 2 bin 500 dekar ekili alanda hasar oluştuğunu belirten Özmen, ürünleri zarar gören çiftçilere geçmiş olsun dileğinde bulundu.
 
 
15.06.2020
Devamı

Van'da Şehir Merkezindeki Ahırlar Yıkılacak

Van'ın önemli sorunlarının başında gelen şehir merkezindeki ahırlarla ilgili açıklamalarda bulunan Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, Edremit ile Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi arasındaki sahil bandında 300'ün üzerinde ahır bulunduğunu ve ilk etapta bunları yıkacaklarını söyledi.
Gazeteci Ziya Türk'ün Van FM'de hazırlayıp sunduğu Van'da Gündem Programı'nın konuğu olan Van Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Mehmet Emin Bilmez, Van Postası Gazetesi'nin yaptığı haberlerle gündeme getirdiği ahır sorununu ortadan kaldıracaklarını belirtti. Ahırların yıkımında Kurban Bayramı'nı beklemeyeceklerini ve biran önce çalışmalara başlayacaklarını belirten Vali Bilmez, ahırların yıkımında kendilerine karşı direnenlere çevre mevzuatı gereği 90 bin TL'den başlayan cezalar uygulayacaklarını söyledi.

"Ahırların tümünün yıkımına başlayacağız"

Kentin merkezinde köy hayatının devam ettiğini söyleyen Vali Bilmez, "Dünyada hiçbir zaman bütün sorunlar aynı anda çözülemez ama bir yerden de başlanması gerekiyor. Kentimiz büyükşehir oldu ve gelişti. Ama bir taraftan da kentin merkezinde köy hayatımızı hala devam ettiriyoruz. Oldukça fazla ahırımız var. Edremit, İpekyolu ve Tuşba belediye başkanlarıyla bir araya gelerek ortak karar aldık ve bunu da bütün ahır sahiplerine bildirdik. Edremit ile üniversitesi arasındaki sahil bandında 300'ün üzerinde ahır var. İlk etapta bu sahil bandında bulunan ahır sahipleriyle görüşüldü. Kendilerine tebligat yapıldı. Belediye encümenleriyle bunları tespit ettik. Yıkım kararı alıp bunlara tebligat yapacağız. Bu ahırların tümünün yıkımına başlayacağız. Kurban Bayramı'nı beklemeden bunların yıkımını gerçekleştireceğiz. Çünkü Kurban Bayramı'na kadar bize süre tanınsın istediler. Biz biliyoruz ki Kurban Bayramı denildiği anda bayramdan sonra da kış geldi baharın yıkın diyecekler. Geçtiğimiz günlerde bu partnerlerimizle de konuşurken Eminpaşa Mahallesi'nde ikamet eden Sabri bey kendi ahırının çatılarını gönüllü sökeceğini söyledi. Bize destek verene, yardımcı olana enkaz kaldırmasını belediye yapacak" dedi.
 
 
15.06.2020
Devamı

Yağlı Tohumlu Bitkiler Desteği Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yağlı tohumlu bitkiler ve besi desteği kapsamında toplam 886 milyon lira destek ödemesini, bugün saat 18.00 itibariyle üreticilerin hesaplarına aktarmaya başlayacaklarını açıkladı.
Bakan Pakdemirli, tarımsal destek ödemelerine ilişkin şu açıklamayı şaptı:
“Yağlı tohumlu bitkiler desteği kapsamında 7 ilde, 37.493 üreticiye 755 milyon lira,
Besi desteği kapsamında 75 ilde, 66.638 yetiştiricimize 131 milyon lira olmak üzere;

Toplamda 886 milyon lira destek ödemesi yapacağız.

Ödemeler, T.C. Kimlik numarası son hanesine göre yapılacak.
Buna göre;
0-2 olanlar 12 Haziran 2020 saat 18.00’den,
4-6 olanlar 19 Haziran 2020 saat 18.00’den,
8 olanlar 26 Haziran 2020 saat 18.00’den sonra üreticilerimizin hesaplarına yatmış olacak.
Ödemelerin, çiftçilerimize ve yetiştiricilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”
 
 
12.06.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Hobi Bahçelerine Yönelik Açıklama

Tarım Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Son zamanlarda tarım arazilerine izinsiz birçok hobi bahçesi yapılmakta, bu yapılar da tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Bu konuyla alakalı yasa teklifimiz de şu an Meclis'te" dedi. 

Bakan Pakdemirli, 'Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) ve Atıl Tarım Arazileri Değerlendirme Toplantısı'nda İl-İlçe Tarım ve Orman Müdürleri ile video konferans yöntemiyle bir araya geldi. Pakdemirli, pandemi sürecinin tüm dünyada hayatı durdurduğunu; ama tarımın bir an bile durmaması için online toplantılar ile sürekli bir araya gelerek istişarelerde bulunduklarını bildirdi. DİTAP'ın, Türkiye'deki tarım sektöründeki birçok soruna ortak bir çözüm altyapısı oluşturacak tarihi bir reform niteliğinde olduğunu söyleyen Pakdemirli, şöyle konuştu:

"DİTAP, 2023'te Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında, yapısal sorunların çözülmesini ve 21'inci yüzyılın dijital dünyasında rekabet gücünün en üst seviyeye çıkarılmasını sağlayacaktır. Bu doğrultuda tarım sektörümüzde yer alan üreticileri, birlikleri, sanayicileri, bankaları ve diğer tüm paydaşları DİTAP platformu üzerinde bir araya getirerek, online bir pazarlama fırsatı ve büyük bir sinerji oluşturuyoruz. Diğer taraftan DİTAP ile üretici örgütlerimizi güçlendirerek, pazarlama kabiliyetlerini artırmaya çalışıyoruz. Dolayısıyla DİTAP sayesinde; üreticimizin ürününü değer fiyattan satıp, kazancını artırmasına, tüketicimizin de kaliteli ürünü daha uygun fiyatlara almasına olanak sağlıyoruz. Tabii üreticimizin ürününü değer fiyattan pazarlayabilmesini sağlarken, sanayicimizin de uygun fiyatta hammaddeye ulaşmasına imkân veriyoruz."
Projenin merkezinde çiftçilerin ve üreticilerin bulunduğunu belirten Bakan Pakdemirli, "Yani bu reformun öznesi, çiftçimizdir. Dolayısıyla bu hususların çiftçilerimize çok iyi anlatılması gerekmektedir" diye konuştu.

3 MİLYON HEKTAR ATIL TARIM ARAZİSİ BULUNMAKTA
Pakdemirli, Türkiye'de ekilmeyen bir karış toprak bile bırakmamak adına atıl durumdaki hazine arazileri için önemli bir çalışma başlattıklarını vurgulayarak, "Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile koordineli çalışarak, pilot uygulama olarak atıl durumdaki hazine arazilerinin 14 bin dekarını, tarımsal üretime kazandırıyoruz. İlk tespitlerimize göre; 23,2 milyon hektar tarım arazisi olan ülkemizde, yaklaşık 3 milyon hektar atıl tarım arazisi bulunmakta olup, bu arazilerin 2 milyon hektar alanı üretime kazandırılabilecek durumda. Ancak arazilerin küçük, çok parçalı olması, mülkiyet sorunlarının bulunması, göç, yaşlı nüfus, sınır anlaşmazlıkları, kan davaları ve terör gibi nedenlerden dolayı atıl kalması nedeniyle maalesef yıllık yaklaşık 14 milyar liralık kayba yol açıyor. İşte hepimizin el ele verip bu kaybın önüne geçmesi lazım."

HOBİ BAHÇELERİ ÜRETİMİ OLUMSUZ ETKİLİYOR
Pakdemirli, il ve içe müdürlerinden tarımsal üretime uygun atıl durumdaki hazine arazilerinin tespitinin yapılıp, üretime kazandırılmasını isteyerek, "Ayrıca hepimizin şahit olduğu gibi; son zamanlarda tarım arazilerine izinsiz birçok hobi bahçesi yapılmakta, bu yapılar da tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Bildiğiniz üzere ilçelerdeki bu tür yapıların bir durum tespitini yapmanızı ve Bakanlığa bir değerlendirmeyle birlikte iletmenizi sizlerden daha önce de istemiştim. Bu konuyla alakalı yasa teklifimiz de şu an Meclis'te" ifadelerini kullandı.


 
 
11.06.2020
Devamı

Cücelik Virüsü Çiftçileri Kara Kara Düşündürüyor

Kırşehir'de cüce virüsü nedeniyle  binlerce dönüm ekili arazi zarar gördü.

Kışehir Haber Türk’ün haberine göre Birçok ekili alanda yüzde 70'lere varan zararın görüldüğü Cücelik virüsü çiftçileri de kara kara düşündürüyor.Tarımve Orman müdürlüklerinden sertifikalı tohum aldıklarını belirten çiftçiler, zararın karşılanması için sigorta şirketlerine başvurduklarını ancak sigorta şirketlerinin çiftçilere olumsuz dönüş yaptıklarını belirterek yetkililerin bu duruma müdahale etmesini talep ediyorlar.
Öte yandan Kırşehir'de bir çiftçi cücelik virüsünün ekili alanlara nasıl zarar verdiğini göstermek için sosyal medya üzerinden canlı yayın yaptı.
 
11.06.2020
Devamı

Normalleşmede Kurban Satışı ve Kesimi Nasıl Olacak?

1 Haziran itibarıyla başlatılan yeni normalleşmenin detayları belli olmaya devam ediyor. Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu, ‘Salgın Yönetimi ve Çalışma Rehberi’ isimli bir rapor yayınlayarak kurban kesim alanlarında alınması gereken tedbirleri paylaştı.

TOKALAŞMA YOK
Rapora göre, hayvan satış alanlarında sosyal mesafeye dikkat edilecek, maskesiz giriş yapılamayacak ve satışta pazarlık için kullanılan uzun uzun tokalaşmalar yapılamayacak. 

SATIŞ ALANLARINDA ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
 Hayvan satış alanının etrafı sınırlandırılmalı, insan kalabalığını önlemek için hayvan ve insanların giriş-çıkışına uygun kontrollü kapılar oluşturulmalıdır. Hayvan satış yerleri içinde uygun yönlendirmeler yapılmalıdır.

 Hayvan satış alanında 8 metrekareye bir kişi (müşteri ve satıcı beraber) olacak şekilde kontrollü insan girişi sağlanmalıdır.
Hayvan satış alanının giriş kapılarına ve uygun yerlerine, Covid-19’dan korunma önlemleri ile ilgili bilgilendirici kuralların olduğu tabelalar asılmalıdır.
 Hayvan satış alanlarına ateş, öksürük, burun akıntısı ve solunum sıkıntısı olanlar alınmamalıdır.

 Hayvan satış yerlerine girenlerin ateşi ölçülmelidir. Vücut sıcaklığı 38 derecenin üstünde olanlar alınmamalıdır.
Müşterilerin, hayvan satış alanlarında uzun süre kalmamaları için uyarılar yapılmalıdır.
 Kapalı alanı veya tesisi olan hayvan pazarlarında müşterilerin tesis alanlarına maskeli olarak girmeleri ve tesis içerisinde maskeli olmaları sağlanmalıdır.
 Girişte el dezenfektanı bulundurulmalı ve tesise giren her misafirin Sağlık Bakanlığı’nın el antiseptiğini kullanması sağlanmalıdır.
 Bütün kullanım alanlarda (bekleme, dinlenme vb.) en az 1 metre mesafeye uyacak şekilde düzenleme yapılmalı, ihtiyaç olan yerlerde zemine ve oturma alanlarına işaretlemeler yapılmalıdır.

 Tesis içinde veya dışında sıra beklenmesi gereken her yerde sosyal mesafe işaretlemeleri yapılır.

 Bu tesislerdeki yeme-içme alanları Covid-19 kapsamında restoran, lokanta, kafelerde alınması gereken önlemlere uyulmalıdır.

 Hayvan satış alanında insan kalabalığı ve belirli yerlerde yoğunluğu önlemek için uygun hayvan satış üniteleri oluşturulmalıdır. Bu üniteler arası mesafe en az 2 metre olmalıdır.
 Her hayvan satış ünitesinin uygun yerinde el antiseptiği veya en az yüzde 70 alkol içeren kolonya bulundurulmalıdır.

 Hayvan satış alanı içerisinde ulaşılabilir yerlerde el yıkamak için lavabolar oluşturulmalıdır.

 Yeterli sayıda lavabo ve tuvalet olmalıdır.

 Hayvan satış alanı içerisinde seyyar satıcı dolaşmamalıdır.

 Hayvan satış alanı yakınında hizmet veren büfe, bakkal ve kahvehaneler Covid-19 kapsamında alınması gereken önlemlere uymalıdır.

MÜŞTERİLERİN UYMASI GEREKEN ÖNLEMLER
 Müşteriler, hayvan satış alanlarına girerken bilgilendirme tabelalarını okumalıdır.  Girişte el antiseptiği kullanmalıdır.

 Ateşi, öksürüğü, burun akıntısı ve solunum sıkıntısı olan, Covid-19 tanısı alan veya temaslısı müşteriler hayvan satış alanlarına girmemelidir.
 Hayvan satış alanlarında maske takılmalıdır.

 Müşteri ve satıcılar, hayvan satış alanlarında sosyal mesafeye uymalıdırlar.
 Müşteri ve satıcılar arasında el teması (tokalaşma) olmamalıdır.

SATICILARIN UYMASI GEREKEN KURALLAR
 Satıcılar, hayvan satış alanlarına bilgilendirme tabelalarını okumalıdır. Girişte el antiseptiği kullanmalıdır.

 Ateşi, öksürüğü, burun akıntısı ve solunum sıkıntısı olan, Covid-19 tanısı alan veya temaslısı satıcılar, hayvan satış alanlarına girmemelidir.

 Satış ünitelerinin önüne Covid-19 için bilgilendirici afiş asılmalı ve el antiseptiği veya en az yüzde 70 alkol içeren kolonya bulundurulmalıdır.
 Müşteri ile el teması (tokalaşma) yapılmamalıdır.

 Hayvan satış alanlarında maske takılmalıdır. Maske nemlendikçe ya da kirlendikçe yeni bir maske ile değiştirilmelidir. Yeni maske takmadan önce ve sonra el antiseptiği kullanılmalıdır.
 Satıcı sık sık elini yıkamalı veya el antiseptiği (özellikle her para ödemesinden sonra) kullanmalıdır.

 Satıcıların geceledikleri yerde yataklar arası mesafe en az 1 metre olarak konulmalıdır. Satış ünitesinde bulunan satıcılar, diğer satış ünitesinde olanlarla temas etmemelidirler.
Hayvanlardan bulaşan zoonotik hastalıklardan korunmak amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanan ‘2020/1 sayılı Hayvan
Hastalıkları ile Mücadele ve Hayvan Hareketleri Kontrolü Genelgesi’ ve Cumhurbaşkanlığı (Diyanet İşleri Başkanlığı) tarafından yayınlanan ‘Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ’ hükümlerine uygun hareket edilmelidir.

KESİMHANELERDE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
Kurban Bayramı süresince, özellikle bayramın birinci ve ikinci günü fazla sayıda kurban kesimi talebi olmaktadır. Yerleşim birimlerinde bulunan kesimhaneler bu talebi karşılamakta yetersiz kalabilir, bu yetersizlik veya fazla kesim talebi, kontrolsüz ve hijyenik olmayan kesimlerin yapılmasına, ayrıca kontrolsüz kesim yapılan yerlerin önünde kurallara uymayan, kontrol edilemeyen, sosyal mesafeye uymayan bir kalabalık oluşumuna yol açacaktır. Bu amaçla Kurban Bayramlarında İl ve İlçe Kurban Hizmetleri Komisyonlarının belirlediği alanlarda hayvan kesim yerleri oluşturulmaktadır.

HASTALIK BULAŞMAMASI İÇİN ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
 Kesim yapılacak yerler önceden planlanmalı, belirlenmeli, standartları kontrol edilmeli ve yetkilendirilmelidir.
Hayvan kesim yerleri/kesimhanelerin önüne Covid-19 ile ilgili bilgilendirme afişleri asılmalıdır.
 İl, ilçe ve diğer yerleşim birimlerinde, kesim standartlarına uygun mevcut hayvan kesim yerleri/kesimhanelerin (hayvan satış yeri hayvan kesim yerleri/kesimhaneler, belediye mezbahaları, özel hayvan kesim yerleri/kesimhaneler) bayram süresince açık olması ve hizmet vermesi sağlanmalıdır.
 Hayvan kesim yerleri/kesimhane bulunmayan ilçe veya yerleşim birimlerinde yetkililer standartlara uygun mobil hayvan kesim yerleri/ kesimhaneler oluşturmalı, kesim yapılan yerlerin ve çevresinin temizliği için önlemler alınmalıdır.

 Hayvancılık işletmelerinin (10 hayvandan fazla kesim yapanlar) oluşturdukları kesim yerleri, ilgili kurumlar tarafından denetlenmelidir.
 Kontrolsüz ve yetkilendirilmemiş kişi veya organizasyonların kesim yapmaları önlenmelidir.

 Hayvan kesim yerleri/kesimhanelerde görev yapacaklara; kasaplara, temizlik görevlilerine ve yöneticilere önceden COVID-19 konusunda eğitim verilmelidir.
 Hayvan kesim yerleri/kesimhaneler önünde kalabalık oluşumunu önlemek için kesimler randevu ile yapılmalıdır.

 Hayvan kesim yerleri/kesimhaneler önünde bekleyenlerin sosyal mesafeye uymaları ve maske takmaları sağlanmalıdır.
 Kasaplar su geçirmeyen önlük, maske, eldiven, su geçirmez çizme kullanmalıdır. Kasapların hijyen kuralları ve Covid-19 ile ilgili alınması gereken tedbirlere uymaları sağlanmalı ve kesim sırasında kullandıkları giysi, eldiven, maske ve ekipmanların kirlilik oluşması durumunda veya belirli aralıklarla değiştirilmesi sağlanmalıdır.
 Her kesimden sonra kesim aletlerinin temizlenmesine dikkat edilmelidir.

LAVABO VE TUVALETLERDE ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER
 Tuvaletlere el yıkama ve maske kullanımı ile ilgili afişler asılmalıdır.
 Tuvaletlere tek kullanımlık kâğıt havlu ve tuvalet kâğıdı konulmalıdır. Hava ile el kurutma cihazları çalıştırılmamalıdır.
 Tuvaletlerde sıvı sabun bulundurulmalı ve devamlılığı sağlanmalıdır. Antiseptik içeren sabuna gerek yoktur.
 Tuvaletlerdeki su ve sabunlar mümkünse fotoselli olmalıdır.
 Tuvaletlerin pencereleri açık tutulmalıdır.

 Lavabo ve tuvaletlerin temizliği sık sık yapılmalıdır. Tuvaletlerin dezenfeksiyonu için 1/10 sulandırılmış çamaşır suyu kullanılmalıdır.
 Temizlik yapan personelin tıbbi maske ve eldiven kullanması sağlanmalıdır. Temizlik sonrasında personel maske ve eldivenlerini çıkarıp çöp kutusuna atmalı, ellerini en az 20 saniye boyunca su ve sabunla yıkamalıdır.
 
 
 
11.06.2020
Devamı

Doğal Afetten Zarar Gören Çiftçiye Hasar Tazminatı Ödenecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2020 yılı içinde meydana gelen doğal afetlerin 57 ilde 163 bin 850 üreticiye ait 4 milyon dekarın üzerinde tarımsal alanı etkilediğini belirterek, tarım sigortası poliçesi olan üreticilere 780 milyon lira hasar tazminatı ödeneceğini söyledi.

Bakan Pakdemirli, tarımda doğal afetlere karşı TARSİM’in önemli bir güvence olduğunu belirtti.

Türkiye’de 2020 yılı içinde meydana gelen aşırı kar yağışı, aşırı sıcak, aşırı yağış, dolu, güneş yanıklığı, sel su baskını, çığ, deprem, don, fırtına, yangın, heyelan, hortum, kırağı, yıldırım düşmesi gibi afetler nedeniyle 57 ilde, 163 bin 850 üreticiye ait toplam 4.328.685 dekar alanın etkilendiğini ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Bu afetlerin büyük çoğunluğu mayıs ayı içesinde meydana geldi. Tarım sigortası kapsamında olan afetlerle ilgili TARSİM tarafından yapılan hasar tespit çalışmaları sonucunda yaklaşık muallak hasarlar dahil 780 milyon lira hasar tazminatı ödenecek. Ekspertiz çalışmalarının bitirilmesinden sonra hasar tazminat ödemeleri yapılacak.”
Bakan Pakdemirli, tarım sigortası kapsamında olan riskler için Tarsim hasar raporu ile, tarım sigortası kapsamına girmeyen afetler için ise üreticilerin, İl/İlçe Hasar Tespit Komisyonu raporuyla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine başvurarak, tarımsal kredi borçlarını erteletebileceğini ya da taksitlendirebileceğini söyledi.

İL ACİL DESTEK ÖDENEĞİ TALEP EDİLEBİLECEK
Pakdemirli, ayrıca, TARSİM kapsamında olmayan afetlerle ilgili İl/ilçe Tarım ve Orman Müdürlüklerinin hasar tespit çalışmalarının ardından, ilgili valiliklerin Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığından İl Acil Destek Ödeneği talep edebileceklerini dile getirdi.

AŞIRI SICAKLARIN DA TARSİM KAPSAMINA ALINMASI İÇİN ÇALIŞMA BAŞLATTIK
Mayıs ayı içerisinde ani sıcaklık değişimleri nedeniyle Akdeniz ve Ege bölgelerindeki bazı illerde turunçgil, zeytin ve bağ üretim alanlarında küçük meyve dökümlerinde artış meydana geldiğini belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Ülkemizde uzun yıllardır ilk kez turunçgilleri olumsuz etkileyen aşırı sıcak zararı yaşandı. Aşırı sıcak zararı tarım sigortaları kapsamında bulunmuyor. Bu konuda gelen talepleri dikkate alarak önümüzdeki yıl itibariyle narenciyede sıcaklık zararının TARSİM kapsamına alınması için bilimsel bir çalışma başlattık.”

Bakan Pakdemirli, tarımın doğal afetlerden en çok etkilenen sektör olduğunu belirterek,   çiftçilerin mutlaka tarım sigortası yaptırması gerektiğini de sözlerine ekledi.
 
 
11.06.2020
Devamı

Bakan Yardımcısı Metin'den TÜDKIYEB'e Ziyaret

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik’i ziyaret etti.
Çelik, ziyaretle ilgili yaptığı açıklamada, Bakan Yardımcısı Metin ile görüşmelerinde, yetiştiricilerin sorunlarını dile getirdiklerini, sektörle ilgili talepleri aktardıklarını bildirdi.
Ziyarette, Bakan Yardımcısı Metin ile küçükbaş hayvancılığın tarihsel gelişimini de değerlendirdiklerini belirten Çelik, şunları kaydetti.

“Bu toprakların ana geçim kaynaklarından biri de hemen her zaman küçükbaş hayvancılık olmuştur. Bu yeni de değildir. Yüzyıllardır böyledir. Dünyanın en güzel halı ve kilimleri, kumaşları bu topraklarda dokunmuştur. Osmanlı Devleti’nin kurucusu Osman Gazi de babası Ertuğrul Gazi de dedesi Süleyman Şah da geçimlerini küçükbaş hayvancılıktan sağlamışlardır. Atalarımız Osmanlı Devleti kurulana kadar obaları ve sürüleri ile hayvanlarını otlatabilecekleri güvenli topraklar için göç etmişlerdir. Koyun keçi otlatmayla işe başlayan Osmanlı İmparatorluğu, üretim faaliyetlerini, ipekten yüne, tiftikten kıla, kilimden dokumaya, baskı kumaşlara, süt ve süt ürünlerine, et ve et ürünlerine genişletmiş, bunun verdiği güçle yeryüzüne hakim olmuştur. Bin yıl önce koyunlarıyla, keçileriyle yola çıkan yüzlerce yıl dünyaya hükmeden ve imparatorluk kuran bir ecdadın torunlarıyız.”

Osmanlının ataları keçi çobanı olan kurucularının torunları olarak küçükbaş hayvancılığı her zaman baş üstünde tutmayı kutsal bir görev bildiklerini vurgulayan Çelik, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın her zaman çobanları önemsemesinden, Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin her daim, her yerde desteğinin yanı başımızda olmasından ve bugün de  Tarım ve Orman Bakan Yardımcımız Fatih Metin’in Merkez Birliğimizi ziyaret ederek sektörümüzün sorunlarını dinlemesinden anlaşılıyor ki, kırsalda tarlasında ekip biçen, merasında koyun keçi güden yetiştiricilerimiz, çobanlarımız sahipsiz değildir” dedi.
 
Tarım Bakanımız her zaman biz yetiştiricilerin yanında olmuştur
Sektör temsilcisi olarak tüm üretici ve yetiştiriciler adına ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade eden Çelik, şunları kaydetti:
“Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli, hizmette sınır tanımayarak her zaman biz yetiştiricilerin yanında olmuştur. Bakanımızın yetiştiricilerimize değer verdiğini biliyor ve minnettarlığımızı ifade ediyoruz.

Bugün Tarım ve Orman Bakan Yardımcımız Fatih Metin’in Merkez Birliğimizi ziyaretiyle bizleri onurlandırmasından sektörüm adına büyük şeref duyduğumu ifade etmek istiyorum. Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin şahsında Bakan Yardımcıma ziyaretlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Merkez Birliğimizin kuruluşundan bu yana ilk kez bir Bakan Yardımcımızın bizleri ziyaret etmesinin mutluluğunu yaşıyoruz. Bu ziyaret, çalışmalarımızda bizlere güç verecek, küçükbaş hayvancılığımızın gelişimine de katkısı olacaktır.

Bakan Yardımcımızın ziyaretiyle üretici ve yetiştiricilerimizin yanında olduğunu göstermesi, pandemi döneminde her ne kadar sektörümüz olumsuz etkilenmiş olsa da durumun yeniden normalleşme sürecine girmesi ile birlikte  yetiştiricilerimizin eskiden olduğu gibi üretime devam etmesi bakımından sektörümüze büyük moral olacaktır diye düşünüyorum.”

Genel Başkan Çelik, ziyaretin sonunda günün anısına sektöre yaptığı hizmetlerinden dolayı Bakan Yardımcısı Metin’e bir plaket takdiminde bulundu.
 
10.06.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından CHP Lideri Kılıçdaroğlu'na Yanıt

Tarım ve Orman Bakanlığı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Partisinin TBMM Grup Toplantısında, çiftçilerin yeterince desteklenmediği, borçlarını ödeyemediği ve kredi borçlarının ertelenmediği yönündeki ifadelere bakanlıktan yanıt geldi.  Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılan yazılı açıklamada şunlar kaydedildi.
“CHP Genel Başkanı’nın, çiftçilerimizin yeterince desteklenmediği yönündeki iddiaları hiçbir gerçeklik taşımadığı gibi, sadece 2020 yılında verilen Tarımsal desteklerdeki tarihi rekor, 2002 yılından bu yana izlenen yapıcı politikanın bir sonucudur.

Tarım ve Orman Bakanlığımızın çiftçilerimize verdiği destekte 2002 yılına göre 8 kat artış sağlandı. 

Tarımsal Desteklerde 2020 yılında, geçen yıla göre %36,7 artışla, yaklaşık 22 Milyar Lira ile tarihi bir rekora imza atıldı. Tarım ve Orman Bakanlığının 2020 bütçesinin %54,5’i de tarımsal desteklere ayrıldı.

Son 18 yılda, pek çok yeni ve etkin destekleme politikaları geliştiren Tarım ve Orman Bakanlığımız ilk kez bu dönemde, Dane Zeytin Desteği gibi, üreticileri birçok yeni destekle tanıştırdı. 2019 yılında, 12 yeni destek ve 32 destek birim fiyatında da artış sağlayarak, çiftçimizin yanında olduğunu, üretici dostu olduğunu gösterdi.
 
48,5 MİLYAR DOLARLIK TARIMSAL GSYH İLE AVRUPA’DA LİDER ÜLKEYİZ
Tarım orman sektörümüz, 2018 yılını, %1,9’luk ve 2019 yılını % 3,3 büyüme tamamladı. 2020 yılının ilk çeyreğinde ise %3 büyüdü. Son 18 yıldaki ortalama büyümesi ise %2,8 olarak gerçekleşti. Hollanda, İspanya, Fransa gibi Avrupa ülkesini geride bırakan ülkemiz, 48,5 milyar dolarlık tarımsal GSYH ile Avrupa’da lider ülke oldu.
Tarım orman sektörü, 2018 yılında GSYH’ye %6,2’lik, 2019 yılında %6,4 ve 2020 yılının ilk çeyreğinde ise %2,8 bir katkı yaparak ülke ekonomisine de güçlü bir destek sağladı. Yine 2002 yılında tarımsal hasılamız, 37 milyar lira iken,  7,5 kat artarak 2019 yılında 275 Milyar liraya yükseldi.

2003-2020 ARASINDA 310 MİLYAR TL’LİK DESTEK ÖDEMESİ YAPILDI
Tarım ve Orman Bakanlığımızın 2003-2020 yıllarında toplam reel olarak verdiği 310 milyar TL’lik destekleme ve elbette çiftçimizin eli, yetiştiricimizin emeğiyle; Ülkemiz 196 ülkeye, 1.690 tarımsal ürün ihraç ederek, ihracatçı bir ülke konumuna geldi. 18 milyar dolar tarımsal ihracat ve 5,3 milyar dolar dış ticaret fazlası sağlandı.
 
PANDEMİ SÜRECİNDE ÇİFTÇİ BORÇLARI FAİZSİZ ERTELENDİ
İçinde bulunulan pandemi sürecinde de çiftçilerimizin yanında olduk, olmaya da devam ediyoruz. Çiftçilerimizin, Mayıs ve Haziran aylarında vadesi gelecek ziraat bankası ve tarım kredi kooperatiflerine olan hazine destekli kredi geri ödemeleri faizsiz olarak, 6 ay ertelendi.
 
BU YILIN DESTEKLEME ÖDEMESİNİN YÜZDE 60’I HESAPLARA YATIRILDI
22 milyar TL desteklemenin 13 milyar TL’ lik ödemesi üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı. Böylece ilk 5 ayda desteklerin %60’ı ödenmiş oldu.
 Ayrıca 2019 yılında açıklanan alım fiyatlarıyla da, her daim çiftçimizin yanında olduğumuzu ispat ettik.
2020 yılı üretim dönemi için TMO’nun sert ekmeklik buğday alım fiyatı, ton başına 1350 liradan 1650 liraya, Arpa alım fiyatı, ton başına 1100 liradan 1275 liraya çıkarıldı. Ayrıca çiftçilerimize hububatta 230 lira ton başına prim ve destek ödemesi yapılması kararlaştırıldı.

Ton başına bakliyat alım fiyatları da, Kırmızı mercimekte 3500 lira, Yeşil mercimekte 3200 lira, Nohutta 3350 lira olarak belirlendi. Bakliyattaki prim ve destek ödemesi de ton başına 800 lira olarak açıklandı.

Bizler, Tarım, hayvancılık gibi hayati önem taşıyan bir konuda ülkemiz, çiftçilerimiz için çalışmaya devam ediyoruz. Bugün yaşanan Pandemi sürecinde birçok ülke gıdaya ulaşmakta zorluk çekerken, biz ise omuz omuza verdiğimiz üreticimizle, kendi kendimize yettiğimizi bir kez daha ortaya koyarken, bir de ülke ekonomisine katkıda bulunmaya devam ediyoruz.” Denildi 
 
 
 
 
10.06.2020
Devamı

TVHB Başkanı Eroğlu Artan Kene Vakalarının Üzerinde Durulmalı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaz aylarının gelmesi le birlikte artan kene vakalarının üzerinde durulmasına dikkat çekti.  Başkan Eroğlu “ Doğadaki birçok canlı gibi insanlarda keneler için konak görevi görmektedir. Bu sebeple hastalıkların bir kısmının nakledildiği konaklar arasında insanlarda yer almakta ve keneler, özellikle ülkemizin de içinde yer aldığı tropik ve subtropik iklim kuşağında yer alan bölgelerde hem hayvan hem de insan sağlığını tehdit etmektedirler.”dedi.  Eroğlu; “Hastalık kenelerin aktivasyonu doğrultusunda ilkbahar mevsimi ikinci yarısı ile yaz mevsimi birinci yarısında en yüksek düzeye çıkmaktadır.” Eroğlu Kırım kango kanamalı ateş hastalığı konusunda şunları kaydetti.
 
“Keneler, hayatlarını devam ettirebilmek için konak adı verilen canlılardan türlere göre değişen düzeylerde kan emmek zorunda olan eklem bacaklılardır. Keneler için hayati anlamı olan kan emme süreci vektörlüklerinin (hastalığı taşıması) temelini oluşturmaktadır. Kan emme esnasında konaklarına birçok hastalık etkenini taşırlar. Esasında kenelerin konakları üzerine başka zararlı etkileri olsa da naklettikleri hastalıklar bu etkilerin en önemli olanıdır. Kenelerin tüm dünyada 200’ün üzerinde hastalık etkenine vektörlük yaptığı bilinmektedir.

            Doğadaki birçok canlı gibi insanlarda keneler için konak görevi görmektedir. Bu sebeple hastalıkların bir kısmının nakledildiği konaklar arasında insanlarda yer almakta ve keneler, özellikle ülkemizin de içinde yer aldığı tropik ve subtropik iklim kuşağında yer alan bölgelerde hem hayvan hem de insan sağlığını tehdit etmektedirler. Bu hastalıklar arasında yer alan Kırım Kongo kanamalı ateşi (KKKA) 2002 yılından itibaren ülkemizde özellikle Hyolamma marginatum marginatum’un yoğun olarak bulunduğu Giresun, Gümüşhane, Bayburt, Sivas, Tokat,  Amasya ve Çorum illerinde insan sağlığını tehdit etmektedir. Diğer taraftan bu kene türünün ülkemizin yedi coğrafi bölgesinde de tespit edilmiş bir tür olduğu unutulmamalıdır.



Hastalık kenelerin aktivasyonu doğrultusunda ilkbahar mevsimi ikinci yarısı ile yaz mevsimi birinci yarısında en yüksek düzeye çıkmaktadır. KKKA ülkemizde ilk tespit edildiği 2002 yılından sonra 2008 yılında en yüksek düzeye ulaşmış sonraki yıllarda ise benzer vaka sayıları ile devam etmiştir. İçinde bulunduğumuz 2020 yılının hastalık sezonunun henüz erken dönemlerinde önceki yıllara göre artan vaka oranları üzerinde durulması gereken önemli bir husus olarak dikkati çekmektedir.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi bakımından kene mücadelesinin temelini bireysel korunma uygulamaları ile evcil hayvan zinciri ve yakın çevresinde kene popülasyonunun kontrol altın tutulması oluşturmaktadır.

Bireysel korunma uygulamaları kapsamında; özellikle hastalık yönünden riskli bölgelerde bulunan vatandaşların park, bahçe, tarla gibi her türlü araziye çıktıklarında açık renkli elbise giyinmeleri, çorapları paçalarının üzerine çekmeleri, elbiselerine repellent(Geçirmez) uygulamaları ve aktivite sonrası tüm vücudun kene yönünden kontrol edilmesi sayılabilir.

Vücut üzerinde kan emen kene tespit edilmesi halinde kenenin en kısa sürede çıkarılması önem taşımaktadır. Kene çıplak elle dokunulmadan çıkarılmalı ve en yakın sağlık kuruluşu ile irtibat kurulmalıdır. Kene çıkarıldıktan sonraki süreçte kişinin kendini takip etmesi, ateş, baş ağrısı ve diğer gribal belirtiler görülürse derhal en yakın sağlık kuruluşu ile irtibata geçilmelidir. Kırım Kongo Kanamalı ateşinde erken teşhis ve tedavinin hayati öneme sahip olduğu unutulmamalıdır.
Bireysel korunma yöntemlerini içeren eğitim faaliyetleri (TV programları, kamu spotları, broşürler vb.) toplumsal bilincin oluşumunu sağlayacaktır. Eğitim faaliyetleri eşgüdüm ve koordinasyonu ile çalışan bakanlıklar tarafında gerçekleştirilmeli ve kenelerin nasıl bir canlı olduğu, nerelerde bulunduğu, bulunduğu yerlerde davranış biçimleri, insan ve hayvanlardan beslenme yolları, konak üzerinde fark edildikten sonra yapılması ya da yapılmaması gerekenlerin öğretilmesini içermelidir.
Evcil zincir ve yakın çevresinde kene popülasyonunun kontrolüne yönelik yapılacak uygulamalar; meraların sürülmesi, tarlaların biçilmesi, otların kurutulması ve sökülmesi gibi mekanik kontrol uygulamaları ile konak canlılarda kimyasal mücadeleyi kapsamaktadır.

Mekanik kontrol uygulamalarının kene popülasyonunda bir azalmaya yol açacağı kabul edilmekte ancak uygulanabilirliği ile tarım ve hayvancılık üzerine olumsuz etkileri tartışılmaktadır. Bu uygulamaların Tarım ve Orman Bakanlığınca bölgelere göre uygun şekilde planlanarak gerçekleştirilmesinin fayda sağlayacağı düşünülmektedir.
Konak canlılarda kimyasal mücadele kene mücadelesinde yaygın olarak kabul gören en etkili yöntemdir. Hayvanların üzerinde veya çevresinde bulunan kenelerin akarasidler ile kontrol altına alınması anlamına gelen bu yöntem, kene kaynaklı hastalıkların ortadan kaldırılması için insan-evcil hayvan temas riskinin de azaltılacaktır. Buradaki en büyük problem ise bilinçsiz ve yoğun akarasidlerin kullanımıdır. Diğer taraftan beklenen etkinin elde edilmesi için, tüm bölgeleri kapsayan, yeterli sayıda tekrarı yapılan uygulamalarla başarılı sonuç elde edilebilecektir. Özellikle küçük ölçekli hayvancılık işletmelerinde uygulamaların maliyeti de mücadelenin yapılmamasının nedenleri arasında olduğu da dikkate alındığında ve teşvik kapsamında bu uygulamaların yapılması ile nispeten daha fazla fayda sağlanacağı düşünülmektedir. Nitekim bu uygulamalar daha önceki yıllarda hastalığın yoğun olarak görüldüğü bölgelerde yapılmıştır.

Kene mücadelesi söz konusu olduğunda zaman zaman çevre ilaçlaması gündeme gelmektedir. Oysa kenelerin yaşam alanlarının geniş olması ve çevrede ilaçların ya da etken maddelerin etki edemeyeceği alanlarda bulunmaları çevre ilaçlaması ile mücadelenin en büyük problemidir. Yine geniş çaplı bir çevre mücadelesinin ekolojik dengeye zarar vereceği, insan da dahil bir çok canlı türünün sağlığını olumsuz etkileyeceği unutulmamalıdır. Kene mücadelesinde çevresel ilaç uygulamaları etkin bir mücadele yöntemi olarak değerlendirilmemelidir. Bununla birlikte hayvan barınakları ve çevresinin ilaçlanması ile belli düzeyde etki elde edilebileceği de unutulmamalıdır.
 
Sonuç olarak; Kırım Kongo Kanamalı Ateşi bakımından kene mücadelesinin temelini; bireysel korunma uygulamaları ile evcil hayvan zinciri ve yakın çevresinde kene popülasyonunun kontrol altında tutulması için yapılacak bilinçli paraziter mücadele uygulamaları oluşturmaktadır. Başarılı bir mücadele programının yürütülebilmesi için bu temel uygulamaların tüm bölgeleri kapsayacak şekilde ve yeterli sayıda tekrarının yapılmasının gerekliliği unutulmamalıdır.”
 

 
10.06.2020
Devamı

1 Milyon TL'lik Süt Hayvancılık Çiftliği Kurdu

Niğde'de emekli öğretmen Mahmut Şahin, devletten aldığı 500 bin liralık hibe desteğiyle, 1 milyon lira yatırımlı süt hayvancılığı çiftlik kurdu. 
Niğde’nin Bor ilçesindeki Çukurkuyu'da yaşayan Mahmut Şahin, 500 bin lira devlet desteğiyle 2 bin 200 metrekare alan üzerine 150 büyükbaş hayvan kapasiteli çiftlik kurdu. Niğde Tarım ve Orman İl Müdürü Asım Baş, çiftliği ziyaret ederek, incelemelerde bulundu. Müdür Baş, çiftliğin kurulması için devletin sağladığı destekle ilgili bilgi vererek, "Tarım ve Orman Bakanlığı'nın destekleriyle kurulan bir çiftlik burası. Süt hayvancılığı yapılıyor. 150 büyükbaş hayvan kapasiteli bir çiftlik ama şu an itibariyle tam kapasitede değil. KOP Bölgesi desteklerinden 200 bin TL, 13'üncü etap kırsal kalkınma ve ekonomik destekler yatırımlar alet ekipman desteğinden yaklaşık 200 bin TL destek yapıldı. Toplam 1 milyon TL'ye yapılan bir işletme olmakla birlikte, bunun 500 bin TL'si hibe desteğidir. Bu tesis gelişmeye yönelik planlanmıştır. Şu an bu tesiste 80 civarında büyükbaş hayvan bulunmakta olup, 150 büyükbaş hayvan kapasitesine kadar çıkartılabilir" dedi. 

Hayvancılık ve çiftçilik için devlet desteğinin öneminden bahseden Mahmut Şahin de şöyle konuştu:



"Sadece hayvancılıkta değil diğer tarım ürünlerinde de devlet desteği olmadan olmaz. Bu hayvan çiftliği için müracaat edeli yaklaşık 2 yıl oldu. Projemiz onaylanmasıyla birlikte önce besi damımız sonra makine ve ekipmanlar olmak üzere 2 parça hibe desteği aldık. Kıraç ve yüksek olması nedeniyle bu araziyi seçtik. Kasım 2019 tarihinde inşaata başladık ve Haziran 2020 tarihi itibariyle hayvanlarımızı getirdik, süt hayvancılığı işine başladık. Bu çiftliğimiz 150 büyükbaş hayvan kapasitesinde olup şuan itibariyle yaklaşık 80 hayvanımız bulunuyor. Bu işi herkesin yapması lazım, bu ülke için yapılması gerekir." 
 
 
10.06.2020
Devamı

Halk Çerez Ekmek İsrafını Önlüyor

      
Ankara Halk Ekmek A.Ş ekmek israfının önlenmesine yönelik ürettiği halk çerezle gönüllere tat kuruyor. Konu ile ilgili bir açıklama yapan Halk Ekmek Genel Müdürü Dr. Hüseyin Velioğlu ekmek israfının önlenmesine dönük önemli çalışmalarımızdan biri de satışını gerçekleştirdiğimiz halk çerezlerdir.” Dedi.
Genel Müdür Velioğlu konu ile ilgili şunları kaydetti.

“Ekmek israfının önlenmesine dönük önemli çalışmalarımızdan biri de satışını gerçekleştirdiğimiz halk çerezler oluşturmaktadır. Üretim esnasında beyaz, fazla kızarmış, bıçak açmamış, şekli bozuk vb. ekmekler satışa sunulmayarak hijyenik koşullarda muhafaza edilmektedir. Bu ekmekler dilimlenerek tekrar fırınlandıktan sonra öğütülerek galeta unu yapılmaktadır.


Galeta unları ekstrüzyon pişirme teknolojisi kullanılarak sağlıklı ürün grupları olan ve her yaş grubuna hitap eden çerezler üretilerek katma değer oluşturulmuştur. Halk Ekmek Fabrikası olarak 6 çeşit Halk Çerez üretmekteyiz. Bunlar ; tam buğday unlu, yer fıstığı aroma çeşnili, sade dolgulu, dolgulu kakaolu ve glutensiz çerezdir. Sağlıklı Çerezlerimiz yağda kızartılmadan, fırınlanarak üretilmektedir. İçlerinde katkı maddesi yoktur, doğaldır. Çerezlerimiz günlük olarak üretilen ve fırınlarımızda satışa çıkmayan ekmeklerden üretilmektedir. Bu yolla ekmek israfı önlenmektedir. “dedi.
 
09.06.2020
Devamı

7 İlde Ücretsiz Tarım Arazisi Tahsis Edilecek

Çiftçilere ücretsiz hazine arazisi tahsisindeki çalışmalarda sona gelindi. Tespiti yapılan 14 bin dekar hazine arazisinde (1904 futbol sahası), tarımsal üretime elverişli olanlar çiftçilere ücretsiz olarak tahsis edilecek.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Amacımız ekilmeyen, atıl durumdaki boş arazileri üretime kazandırmak. Ülkemizde 23,1 milyon hektar işlenen tarım alanı varlığı bulunuyor. Bu üretim alanında 83 milyon vatandaşımızın gıda ihtiyacı karşılanıyor ve üstüne de 18 milyar dolara ulaşan ihracat gerçekleştiriyoruz. Türkiye 48 milyar dolarlık tarımsal hasıla ile Avrupa’nın lider ülke konumunda bulunuyor” diye konuştu.

‘ATIL OLAN ALANLAR DEĞERLENDİRİLECEK’

Erzincan, Bingöl, Erzurum, Kars, Kayseri, Muş ve Sivas’ta hazinelerin il müdürlüklerine tahsis edildiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, “Özellikle atıl olan mülk, hazine ve vakıf arazilerinin parsel bazında tespiti için mayıs ayında bir çalışma başlattık.

Öncelikle bir envanter çıkaracağız. İlk aşamada Erzincan, Bingöl, Erzurum, Kars, Kayseri, Muş ve Sivas’ta hazine arazilerinin il müdürlüklerimize tahsisini sağladık. Bu çerçevede, 14 bin dekar hazine arazisinde, tarımsal üretime elverişli olanların tespiti yapıldı. Bu arazileri bedelsiz olarak çiftçilerimize tahsis edeceğiz. Çiftçilerimizin başvuruları 1 Haziran’a kadar alındı. Şimdi talepler değerlendirildikten sonra hak kazananlara çiftçilerimize tahsisleri yapılacak” diye konuştu.
 
 
 
09.06.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından İyi Partili Türkkan'a Yanıt

İyi Parti Grup Başkanvekili Lütfü Türkkan’ın TBMM’de düzenlediği basın toplantısında ‘Buğday İthalatı’ ve ‘Tohumculuk Kanunu Türk Tarımının Sevr Anlaşmasıdır’ iddialarına Tarım ve Orman Bakanlığı yazılı bir açıklma yaptı. 
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada şu sözlere yer verildi.

Sayın Türkkan’ın iddiaları doğru değildir. Buğday ve tohumculuk sektörüne ilişkin resmi veriler, bu asılsız iddiaların, kasıtlı ve yıpratma amacı taşıdığını da ortaya koymaktadır. 
Bakanlığımızca yürütülen projeler ve çalışmalar ve üretime yönelik teşvikler ile çok sayıda tarım ürününde dünya liderliğimiz devam ediyor. Türkiye, buğday unu ihracatında dünyada birinci, makarna ihracatında ikinci sıradadır.

Ülkemiz, buğday iç tüketimi tamamen yerli üretimden karşılanmaktadır. 2019 yılında 19 milyon ton olan buğday üretimimiz, 2020 yılında %7,9 artış ile 20,5 milyon ton olarak beklenmektedir. (TÜİK)

Buğdayda, Dahilde İşleme Rejimi (DİR) kapsamında ihracat bazlı yurtdışı temin yapılmaktadır. İthal edilen buğday; un, makarna, irmik vb. işlenmiş ürün olarak, tekrar  ihraç edilmekte, ülkemize döviz girdisi sağlanmaktadır. 2019 yılında; 7,5 milyon ton buğdayın karşılığı olan mamul madde ihracatı yapılmıştır.

Türkiye tohumculuk sektörü de kendi ihtiyacı olan tüm tohumluğu üretecek güç, yetenek ve kapasiteye sahiptir. 2006 yılında çıkarılan 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile Ülkemiz Tohumculuk Sektöründe Özel Sektörün örgütlenmesi ve üretim sürecinde hızla yer almasıyla sertifikalı tohumluk üretimi 2020 yılı itibariyle 1 milyon tonun üzerine çıkmıştır. Son yıllarda tarımda kaydedilen gelişmeler sayesinde; üretimde, verimde, kalitede ve ihracatta artışlar gerçekleşmiştir. Ülkemiz tohumluk konusunda kesinlikle dışa bağımlı bir ülke değildir.

Dünyanın en büyük üretici ve ihracatçılarından biri olan ülkemiz, üyesi bulunduğumuz Dünya Ticaret Örgütü kuralları gereği her ülkeye tohum satabilmekte ve ihracat yaptığı pazarların talep çeşitliliği ve serbest pazar gerekleri doğrultusunda nihai ihraç ürününe dönüştürmek amacıyla tohumluk ithalatı yapmaktadır.
Son yıllarda uygulanan politikalar neticesinde sertifikalı tohum ile sertifikalı fidan üretimi ve ihracatta büyük artışlar sağlanmıştır.

2002-2019 döneminde; sertifikalı tohum üretimi 145 bin tondan 8 kat artış ile 1 milyon 134 bin tona, tohum ihracatımız 17 milyon dolardan 9 kat artışla 149 milyon dolara, İhracatın ithalatı karşılama oranı %31 iken %86 seviyesine yükselmiştir.  Yurtiçinde kullanılan sertifikalı tohumluk miktarının % 96 ‘sı yerli imkânlarla yurtiçinde üretilerek karşılanmaktadır.

Ülkemizde tohumculukla ilgili faaliyette bulunan firmaların tamamı Bakanlığımız tarafından yetkilendirilmekte ve kayıt altına alınmaktadır. Hâlihazırda bunların sayısı 939’dur. Sermaye durumuna göre; bu firmalardan 879’u yerli, 40’ı yabancı ve 20’si de yerli-yabancı ortaklığı şeklindedir. Bu şirketler sadece üretim yapmakla kalmayıp aynı zamanda kendi kaynakları ile yerli çeşitler de geliştirmektedir.
 
 
 
09.06.2020
Devamı

Başkan Günay : Sütün Olmadığı Yerde Eti Konuşamayız

Erzincan Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Faruk Günay süt sektörüne yönelik Anadolu İzlenimleri ’ne bir açıklama yaptı. Başkan Günay “ Hayvancılığın süründürebilmesi için 1 litre soğutulmuş sütün fiyatı 3TL olmalıdır.” Dedi.

Başkan Günay; Hayvancılık sektörüne yönelik şunları kaydetti.

“Biz yetiştiriciler yılmadan usanmadan üretiyoruz. Üretmeye de devam ediyoruz. Ne yazık ki hayvancılık sektörü sürdürülebilir değildir. Girdi maliyetlerimiz her geçen gün artmaktadır. Süt yemine ardı ardına gelen zamlar hayvancılık yapamama durumuna getirmiştir.

 Korona sürecinden önce bir çuval süt yeminin fiyatı 85 TL idi. Bugün süt yeminin çuvalı 110 TL oldu. Yetiştiricimiz girdi maliyetlerinin altında ezilmektedir. Hayvancılığı ayakta tutabilmek için 1 litre soğutulmuş sütün 3TL olması gerekiyor.  Tarım ve Orman Bakanlığımızdan acilen önlem almasını bekliyoruz. Sütün olmadığı bir yerde kırmızı Eti’de konuşamayız.  Yetiştiriciler süt hayvanlarını kesime göndermektedir. Bu konuya acilen dur demek için bakanlık yetiştiricinin yanında yer alarak düğmeye basmalıdır. ”dedi.
 
 
08.06.2020
Devamı

Cinisli : Tarım Kredi Faizleri Bir Tefeci Faizinden Farklı Değildir

İyi Parti Erzurum Milletvekili Muhammet Naci Cinisli Tarım’da 2020 COVİD19 önlemlerinin alınmasına yönelik vurgu yaptı. Cinisli “  Tarım kredi kooperatifleri ve Ziraat Bankası kredi limitleri yüzde 25 artırılmalı. Tarım Kredi kooperatiflerinin faizleri bir tefeci faizinden farklı değildir. Çiftçiler 12 ay vadeli değil, 24 vadeli kredi kullanabilmeli. Kredi yapılandırmasında çiftçi ayrımı yapılmamalı. Vergisiz mazot hiç olmazsa pandemi döneminde kullandırılmalı. Soya ekiminin desteklenmesi gerekmektedir. ”dedi.

Milletvekili Naci Cinisli TARSİM sigortasına değinerek şunları kaydetti.

“Çiftçimizin, TARSİM sigortası kapsamına girmeyen, aşırı sıcak ve fırtınadan kaynaklanan zararlarını derhal poliçelere dahil edin, ortaya çıkan zararı tespit edip devletimiz tarafından karşılanmasını sağlayın. Şu anda TARSİM % 40 zararı karşılıyor. Biz bu oranın % 10’a indirilmesini teklif ediyoruz. Bizler İYİ Parti olarak geçtiğimiz dönemden bugüne kadar 238 kanun teklifi verdik. Bunların içerisinde bir tanesi gündeme alınmaz mı? Bir tanesiyle ilgili değerlendirelim denmez mi?

Çiftçimizin, TARSİM sigortası kapsamına girmeyen, aşırı sıcak ve fırtınadan kaynaklanan zararlarını derhal poliçelere dahil edin, ortaya çıkan zararı tespit edip devletimiz tarafından karşılanmasını sağlayın. Şu anda TARSİM % 40 zararı karşılıyor. Biz bu oranın % 10’a indirilmesini teklif ediyoruz. Bizler İYİ Parti olarak geçtiğimiz dönemden bugüne kadar 238 kanun teklifi verdik. Bunların içerisinde bir tanesi gündeme alınmaz mı? Bir tanesiyle ilgili değerlendirelim denmez mi?

BİZİM TARIM SEKTÖRÜNDE İHTİYACIMIZ OLAN ADET DEĞİLDİR, FAZLALIK DEĞİLDİR; KALİTEDİR.

Yaşlanan tarım nüfusunda gençleşme yapmak için tarım liseleri konusunun çok önemli bir yeri olduğunu düşünüyoruz. Bundan önce cumhuriyetin kuruluşundan devraldığımız 25 tane tarım lisesi bulunuyordu. Bu liseler Millî Eğitim Bakanlığına değil Tarım Bakanlığı’na bağlıydı. Bugün ise yüzlerce tarım lisesi adı altında meslek okulu var ve senede 13-14 bin mezun veriyorlar ve Millî Eğitim Bakanlığı bünyesindeler. Bu liselerden mezun olan gençlerimizin hiçbiri tarımla ilgili bir pratikleri yok. Mezun olana kadar hiçbir pratikleri olmuyor. Hâlbuki bundan önceki o Tarım Bakanlığı’na bağlı olan okulların mezunlarının pratikleri vardı. Bizim tarım sektöründe ihtiyacımız olan adet değildir, fazlalık değildir; kalitedir. Bu okulları tekrar eski statüsünde daha aktif ve katkı verecek şekilde Tarım Bakanlığına alacağız.

Diğer taraftan hasat döneminde olduğumuz Çay; Çaykur’un günlük kotaları 15 kg’a kadar indirmesiyle ve açıklanana taban fiyatı 3,25 ile üretici ürünü satamaz durumdadır. 2,60’lara düşen tüccar fiyatlarına mahkûm hale gelmiştir.”
 
İyi Parti Milletvekili Cinisli COVİD19 sonrası önerilere değinerek şunları söyledi.
 
2020 COVID-19 SONRASI İÇİN ÖNERİLERİMİZ
 
  • Özellikle ekim dikim hasat dönemleri içinde bulunduğumuz bugünlerde gıda tedarikinde sorun yaşanmaması için 2020 desteklerinin yarısı Haziran ayı sonu gelmeden ödenmelidir.
  • Tarım kredi kooperatifleri ve Ziraat Bankası kredi limitleri yüzde 25 artırılmalı. Tarım Kredi kooperatiflerinin faizleri bir tefeci faizinden farklı değildir.
  • Çiftçiler 12 ay vadeli değil, 24 vadeli kredi kullanabilmeli.
  • Kredi yapılandırmasında çiftçi ayrımı yapılmamalı.
  • Vergisiz mazot hiç olmazsa pandemi döneminde kullandırılmalı.
Soya ekiminin desteklenmesi gerekmektedir.
 
 
 
 
08.06.2020
Devamı

Bayraktar : Kalabalık Şehirlerden Kırsala Göç Başladı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, pandemi sürecinin yaşam tercihlerinde de değişikliklere neden olduğunu bildirerek, “Kalabalık şehirlerden kırsala göç başladı. Vatandaşlarımız köy hayatını seçerek hem kazançlarını hem de huzurlarını artırmak istiyor. Şehrin karmaşasından uzak, toprağın işveren olduğu köylerde çiftçilik yapmak en cazip mesleklerden biri haline geldi” diye konuştu.
Kırsalda yaşama olan ilgi artarken, küçük aile işletmelerine pozitif ayrımcılık tanınması gerektiğine dikkati çeken Bayraktar, küçük aile işletmelerinin daha fazla desteklenmesinin önemine vurgu yaptı.

Bayraktar, koronavirüs salgınıyla birlikte doğal yaşamın önem kazandığını belirtti. Sağlık, ekonomik ve psikolojik gerekçelerle köy hayatına olan ilginin arttığını ifade eden Bayraktar, “Pandemi ile mücadele ederken insanlar, sağlıklarının yanı sıra ekonomik güvencelerini de kaybetme endişesi yaşadı. İnsanlar artık kalabalık şehirlerden uzaklaşarak daha sakin bir hayatı seçmek ve üretmek istiyorlar. Ekonomik kaygıların, iş kayıplarının etkisi göz önüne alındığında, kentten köye göç edenlerin sayısında bir artış bekliyoruz” diye konuştu.
Bayraktar, daha iyi işlerde çalışmayı ümit ederek kente göç edenlerin de yeniden köye dönme eğilimi gösterdiklerini ifade etti. Ekonomik kaygıların yanı sıra memleket özlemi ve doğa tutkusunun da tersine göçte etkili olduğunu belirten Bayraktar, “Köyüne dönüp yeniden toprağını işlemek isteyenlerin yanı sıra, beyaz yakalılar da şehir hayatında elde ettikleri deneyimlerden faydalanarak üretmek, girişimci olmak istiyor” ifadelerini kullandı.
 
“Ekonomik güçlükler de köylere geri dönüşe bir ivme kazandırabilecektir”
 
Artan nüfus baskısı ve ekonomik dalgalanmaların göçleri etkilediğini belirten Bayraktar şunları söyledi:
“Eğer köylerden şehirlere göçenler tarım sektöründe gelir artışı yaşandığını görürlerse, geri dönüş hızı da o derecede artacaktır. Çünkü tarım dışı sektörler, zor dönemlerden en çok etkilenen sektörlerdir. Bu dönemlerde tarımda istihdamın arttığı, tarımın işsizliği azalttığı görülmektedir. 1994 krizinde tarımda istihdam 7,7 milyon kişiden 8,7 milyon kişiye, 2001 krizinde 7,8 milyon kişiden 8,1 milyon kişiye ve 2008 krizinde ise 4,9 milyon kişiden 5,2 milyon kişiye yükselmişti. Ekonomik krizlerde kırsala yönelim vardır. Salgın ve benzeri gelişmelerin neden olduğu ekonomik güçlükler de köylere geri dönüşe bir ivme kazandırabilecektir.”
 
“Hangi köye döneceğiz?”
 
Daha çok şehirlerde görülen koronavirüs salgınının beraberinde getirdiği sosyal problemlerin köy hayatına özendirdiğini ifade eden Bayraktar şunları söyledi:
“Ama hangi köylere? Alt yapısını tamamlamış, interneti de dahil iletişimin sağlandığı, tarımsal üretimin yapılabileceği arazilere sahip köylere mi? Yoksa tarımsal üretimle ilişkisi kesilmiş, sadece yaşlıların ve birkaç hanenin ikamet ettiği köylere mi?

Köye, kırsala dönmeyi özendirmeye yönelik uygulanan politikalar artırılmalıdır. Kırsalda yaş ortalaması yükselmektedir. Kırsaldaki gençler ve köylerine dönen gençler teşvik edilmelidir. Kırsalı yaşanır hale getiren eğitim, sağlık, sosyal güvenlik, iletişim gibi hizmetler geliştirilerek altyapı modernize edilmelidir.
Tarımsal üretim karlı ve cazip hale getirilmeli, küçük aile işletmelerinin uygulayabileceği projeler geliştirilmelidir. Projelerin hazırlanması ve yürütülmesi konusunda Tarım Orman İl Müdürlüğü teknik elemanları ve Ziraat Odalarımızda çalışan danışmanlar görev almalıdır” diye konuştu.
 
Yapılması gerekenler
           
            Köylerdeki genç nüfusun her geçen gün azaldığına işaret eden Bayraktar, pandemi süreciyle birlikte cazip hale gelen tersine göçün, doğru değerlendirilmesi durumunda önemli bir avantaj olduğuna işaret etti. Köylerde yaşamın cazip hale getirilmesiyle şehirlerdeki göç baskısının da sona ereğini belirten Bayraktar, “Kırsala, kentlerde olan hizmetler götürülmelidir. Kent ve kır arasındaki sosyo- ekonomik farklılıklar giderilmeli, tarım sektörünün ülke ortalamasının üçte birinde kalan kişi başına gelir seviyesi yükseltilmeli, küçük aile işletmeleri desteklenmeli, tarıma dayalı sanayiler ve kırsal turizm geliştirilmelidir” diye konuştu.       
Bayraktar, kırsalda yaşamın avantajlı hale gelmesi için, tarımın, küçük ve parçalı arazi yapısı, sulama, örgütlenme, tarımsal eğitim ve yayım hizmetleri konusundaki yetersizlikler, kalite ve standartlara uyum konusundaki güçlükler, tarım-sanayi entegrasyonu ve pazarlama faaliyetlerinde etkinlik sorunları, sermaye ve mali kaynak yetersizlikleri, üretimin doğa koşullarına bağımlılığı ve verim düşüklüğü gibi yapısal sorunlarının çözülmesi gerektiğini belirtti.
Bayraktar, “Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi hizmetlerin başarıyla uygulanması, kırsal altyapının modernize edilmesi ve tarımsal sanayinin köylerde geliştirilmesi ile istihdam sağlanması durumunda kırsala ve köye dönüş olmaması için hiçbir sebep yoktur” diye konuştu.
 
 
 
08.06.2020
Devamı

Başkan Eroğlu: ‘Güvenli Olmayan Gıda Tüketimi Öldürüyor’

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu  “7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü”  için bir basın açıklaması yaptı.  
Başkan Eroğlu: “Güvenli Olmayan Gıda Tüketimi Her Yıl 2 Milyondan Fazla İnsanı Öldürüyor”diyerek, açıklamasına şöyle devam etti:

“Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından, 24 Aralık 2018’de alınan karar ile 7 Haziran olarak belirlenen Dünya Gıda Güvenliği Günü,  Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü  (FAO) işbirliği çerçevesinde bu yıl ikinci kez kutlanmaktadır

Bu Özel Günün amacı; gıda kaynaklı risklerin tespit edilmesi, önlenmesi ve yönetilmesi suretiyle gıda güvencesi ve güvenliğini sağlamak, halk sağlığı, ekonomik refah, tarım, turizm ve sürdürülebilir kalkınma gibi konulara katkıda bulunmak, bu kapsamda yapılan faaliyetler ile gıda güvenliğinin kamunun gündeminde yaygınlaştırılması ile küresel olarak gıda kaynaklı hastalıkların azaltılması çabalarına katkı sağlamaya çalışmaktır.

Toplumun sağlıklı ve üretken olabilmesi için yeterli miktarda ve güvenli gıdaya ulaşması şarttır. Bu nedenle gıda, ülkeler için son derece stratejik bir konudur. Gıdalar sağlıklı ve temiz hammaddeler ile hijyenik koşullar altında üretilmediklerinde ve/veya uygun koşullarda muhafaza edilmediklerinde içerdikleri fiziksel, kimyasal ve biyolojik tehlikeler ve özellikle hayvansal kaynaklı hastalıklar nedeniyle insan sağlığı açısından risk oluşturabilmektedir.



 
Dünyada her yıl yaklaşık 600 milyon hastalık vakası, bakteri, virüs, parazit, toksin ve kimyasallar gibi maddelerle bulaşan güvenli olmayan gıda tüketimine bağlı olarak şekillenmektedir. Hatta bir kişi yılda birkaç defa gıda kaynaklı bir enfeksiyondan etkilenebilmektedir.  Bu hastalık vakalarının önemli bir bölümü (yaklaşık %40) beş yaşın altındaki çocuklarda meydana gelerek, hayatlarını kaybedenlerin sayısı yüz binlerle ifade edilmektedir. Her 10 kişiden birisinin tehlikeyle bulaşık gıda tüketmek zorunda kalması dolayısı ile tıbbi tedaviye ihtiyaç duyar hale geldiği görülmekte olup, toplamda her yıl iki milyondan fazla insan gıda veya su kaynaklı bir hastalıktan hayatını kaybetmektedir.

Sağlık sorunları ve hayat kayıplarının yanı sıra, gıda kaynaklı hastalıklar ülkelerin sağlık harcamalarını arttırmakta, iş gücü kaybına neden olmakta ayrıca turizm ve ticareti olumsuz etkileyerek ekonomiye zarar vermektedir. Bu şekilde toplumların sosyoekonomik gelişimi bir kısır döngü içerisinde engellenmektedir.

Konuya insan ve hayvan hekimlerinin iş birliği içinde çalışması gerektiğini ifade eden “Tek Sağlık” kavramı çerçevesinden bakıldığında, hastalıklardan korunmak her zaman tedaviden hem daha ucuz hem de kalıcı hasarların oluşmaması açısından daha doğrudur. Hastalıklardan korunmanın birinci yolu da güvenilir gıdalar ile dengeli beslenmekten geçmektedir. Bu noktada gıda güvencesinin ve gıda güvenliğinin sağlanması ve denetimi öncelikle resmi otoritenin sorumluluğunda olmakla birlikte özellikle hayvansal gıdaların üretiminde ve denetiminde veteriner hekimler etkin rol oynamaktadır.

Veteriner hekim kontrolünde yetiştirilen sağlıklı hayvanlardan elde edilen et, süt, yumurta ve bal gibi ürünler yine veteriner hekim kontrolünde hijyenik ve uygun koşullarda üretilmesiyle halka arz edilebilmektedir. Veteriner hekimler, gıda güvencesi ve güvenliğinde, bulunabilirlik, erişim, kullanım ve istikrar alanında önemli katkılar sağlarlar. Ayrıca;hayvan sağlığı ve refahını koruyarak, daha güvenilir, sürdürülebilir, çevreyi kirletmeyen ve istenmeyen maddelerden ari olan besleyici gıda teminine öncülük ederler.

Bu bağlamda içinden geçtiğimiz COVID-19 pandemisi sürecinde daha da önemli hale gelen güvenli gıda arzının kesintisiz olarak sağlanması için özveri ile çalışmalarına devam etmektedirler.

Uluslar arası düzeyde kutlanan “Dünya Gıda Güvenliği Günü” kapsamında gerçekleştirilecek aktiviteler ile tükettiğimiz gıdaların üretim, işleme, hazırlanma aşamalarının her biri için güvenliğinin sağlanması hususunda daha çok emek verilmesinin gerekliliği net bir biçimde ortaya konulmakta olup, bu konuda Gıda değer zincirinde yer alan tüm kişi ve kuruluşların güvenli gıda temini konusunda sorumluluğu bulunmaktadır.

Ülkemiz ve tüm insanlık için sağlıklı ve insanca bir yaşama vesile olmasını temennisi ile Dünya Gıda Güvenliği Gününü kutluyoruz.
 
07.06.2020
Devamı

Çiftçilere Fark Destek Ödemeleri Yatırıldı

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, destek ödemesi olarak, çiftçilerin  hesabına 374 milyon lira yatırıldığını açıkladı.

Bakan Bekir  Pakdemirli; 

"Fark Ödemeleri kapsamında;  Yağlı Tohumlar desteği olarak 49.946 çiftçimize 340 Milyon TL, Hayvancılık Destekleri kapsamında Hayvan Hastalıkları Desteği olarak 1.131 üreticimize 27 Milyon TL, Hayvan Genetik Kaynaklarının Yerinde Korunması Projesi desteği kapsamında 468 çiftçimize 3,6 Milyon TL, olmak üzere, toplamda 374 Milyon TL destekleme ödemesi, bugün saat 18:00 itibari ile çiftçilerimizin hesaplarına yatırılmıştır" dedi.
 
06.06.2020
Devamı

Su Ürünlerinde Rekor Üretim

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, 2019 yılının su üretimi açısından bereketli geçtiğini belirterek, “Yaptığımız çalışmalar ve sektöre sağladığımız destekler sayesinde su ürünleri üretimimiz tarihi bir rekor kırarak 836 bin tonun üzerine çıkmıştır.” dedi.

Bakan Pakdemirli, 2019 yılı su ürünleri üretim verileriyle ilgili açıklamada bulundu.

Su ürünleri üretimi açısından bereketli bir yılı geride bıraktıklarını ifade eden Pakdemirli, “Bakanlığımız tarafından balıkçılık kaynaklarının korunmasına yönelik alınan kararlar, yapılan denetimler, üretimi artırmak için verilen teşvikler ve teknolojik gelişmelerin de etkisiyle, su ürünleri üretim miktarlarımız 2019 yılında geçmiş yıllara göre rekor bir artışla %33,1 artarak 836.523,7 tona ulaşmıştır. Toplam üretimin, %55,4’ünü su ürünleri avcılığı %44,6’sını ise yetiştiricilik ürünleri oluşturmuştur. İstatistiklere giren en yüksek toplam üretim miktarı 2007 yılında 772 bin ton olarak gerçekleşmişti.” değerlendirmesinde bulundu.
SU ÜRÜNLERİ AVCILIĞI YÜZDE 47,5 ARTTI
Bakan Pakdemirli, 2019 yılında avcılık yoluyla 463.167,7 ton, yetiştiricilik yoluyla ise 373.356 ton olarak üretim gerçekleştiğini belirterek, avcılığın bir önceki yıla göre %47,5 oranında arttığını söyledi.

Hamsi ve çaça avı miktarlarında önemli oranda artış görüldüğünü, palamut ve lüfer gibi balıkların avcılığında ise düşüş yaşandığını dile getiren Pakdemirli, balık avcılığındaki bu değişimin tür biyolojisi, besin durumu ve çevresel şartlardan kaynaklandığı belirtti.
Pakdemirli, su ürünleri yetiştiricilik üretiminin ise her yıl olduğu gibi geçen yıl büyümeye devam ettiğini, bu kapsamda çipura, levrek ve alabalık üretiminin önemli miktarda arttığını dile getirdi.

ÇİPURA ÜRETİMİNDE ARTIŞ YÜZDE 30 OLDU
Son yıllarda özellikle deniz balıkları yetiştiriciliğinde hızlı bir artış görüldüğünü ifade eden Pakdemirli, “2019 yılında, çipura üretimi yüzde 30 artarak 99,7 bin tona, levrek üretimi ise yüzde 17,5 oranında artışla 137,4 bin tona ulaşmıştır. Toplam yetiştiricilik üretimi ise yüzde 18,7 büyümüştür.” dedi.

SU ÜRÜNLERİ İHRACATI 1 MİLYAR DOLARI GEÇTİ
Su ürünleri üretimi ve yetiştiriciliğindeki artışın ihracata da yansıdığının altını çizen Pakdemirli, şöyle konuştu:
“2019 yılında ihracat bir önceki yıla göre miktar olarak yüzde 12,8 artarak 200 bin tona, değer olarak ise yüzde 7,8 oranında artışla 1 milyar 30 milyon dolara ulaşmıştır. İthalatımız ise 90 bin ton ve değer olarak 189 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ülkemiz su ürünleri dış ticaretinde net ihracatçı ülke konumundadır. 100’e yakın ülkeye su ürünleri ihracatı yaptık.”

YAPILAN YASAL DÜZENLEME SEKTÖRE OLUMLU YANSIYACAK
Bakan Pakdemirli, kasım ayında yapılan 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu’ndaki bazı değişikliklerin sektöre olumlu yansıyacağını belirterek, “Bu düzenlemenin stoklar üzerinde olan olumlu yansımaları şimdiden görülmeye başladı. Önümüzdeki 4-5 yıl içerisinde deniz kaynaklarımız bugünden çok daha iyi durumda olacaktır. Şimdiden ulaştığımız 2023 yılı hedefimizi ise revize ettik. Bu hedefimizi güzide kaynaklarımızdan efektif şekilde yararlanarak, koruma ve kullanma dengesini göz önünde bulundurarak yakalayacağız.” diye konuştu.
 Bakan Pakdemirli, insan beslenmesi için vazgeçilmez bir protein kaynağı olan su ürünlerinin ekonomi ve istihdama önemli katkılar sağladığını da belirtti.
 
​ 
 
 
05.06.2020
Devamı

Başkan Erdoğan:Hafta Sonu Sokağa Çıkma Yasağını Kaldırdı

Cumhurbaşkanı Erdoğan hafta sonu 15 ilde uygulanacak sokağa çıkma yasağının kaldırdığını Twetter hesabından duyurdu. Erdoğan Twetter hesabından sokağa çıkma yasağı ile ilgili şu sözlerle duyurdu.
“Bilindiği gibi salgın döneminde, milletimizi Koronavirüs'ten korumak için çok sayıda tedbiri hayata geçirdik. Bunlardan biri de tüm Türkiye’de veya belirli illerimizde uyguladığımız sokağa çıkma sınırlamalarıydı.
Esasen, en son sınırlamanın ardından bu yöntemi yeniden kullanmayı düşünmüyorduk. Ancak, bir ara 700 küsurlere kadar inen günlük vaka sayısı neredeyse bini buldu. Bu olumsuz gelişme üzerine, sokağa çıkma sınırlaması tedbirini tekrar gündemimize almak zorunda kaldık. Sağlık Bakanlığımızın önerisi ve İçişleri Bakanlığımızın genelgesi ile bu hafta sonu da 15 ilimizde sokağa çıkma sınırlaması uygulanacağı dün gece ilan edilmişti. Fakat vatandaşlarımızdan aldığımız değerlendirmeler, bizi kararı yeniden gözden geçirmeye yöneltti.

Tek amacı hastalığın yayılmasını önlemek ve vatandaşımızı korumak olan bu kararın, farklı sosyal ve ekonomik sonuçlara yol açacağı anlaşıldı. 2,5 aylık bir aradan sonra yeniden günlük hayatını düzenlemeye başlayan vatandaşlarımızın sıkıntıya düşmesine gönlümüz razı olmadı.

Bunun için, Cumhurbaşkanı olarak, 15 ilimizi kapsayan hafta sonu sokağa çıkma sınırlaması uygulamasını iptal etme kararı aldım. Vatandaşlarımdan, MASKE-MESAFE-TEMİZLİK kurallarına bu süreçte de titizlikle riayet etmelerini önemle rica ediyorum.” Dedi.
 
05.06.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Dünya Çevre Günü Mesajı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 5 Haziran Dünya Çevre Günü ile ilgili bir mesaj yayımladı. Bakan Pakdemirli’nin mesajında şu sözlere yer verdi.
“Çevre, insanların ve diğer tüm canlıların içinde yaşamak zorunda olduğu doğal ve yapay yaşam alanlarıdır. Bu nedenle her bireyin ve ülkenin içinde bulunduğu çevreyi koruma ve gelecek nesillere de yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluğu vardır. Bizler de bu bilinçle çalışıyoruz ve çalışmaya da devam edeceğiz.

Ülkemiz, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülkedir. Bakanlık olarak bir taraftan biyolojik kaynaklarımızı kayıt altına alıp korunan alanları artırırken diğer taraftan da iyi tarım, organik tarım ve çevre dostu çeşitli uygulamalara destek sağlayarak tarımsal faaliyetlerden kaynaklı çevre kirliliğini en aza indirmek için gayret gösteriyoruz.
Öte yandan ağaçlandırma, erozyonla mücadele ve mera ıslahı gibi çalışmalara ağırlık veriyoruz. Bu çerçevede, son 18 yıllık dönemde 4,7 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Bu dönemde orman varlığımızı 1,8 milyon hektar artırarak 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara ulaştırdık.

Ayrıca doğa ile baş başa bir hayat için korunan alanlarımızı hızla çoğaltıyoruz. 2002 yılında 33 olan milli park sayımızı 44’e, 17 olan tabiat parkı sayımızı 249’a yükselttik.
Sonuç itibariyle her biri ülkemize ayrı bir değer katan korunan alanları, biyolojik zenginliği, yaban hayatı çeşitliliği, endemik türleri ve kültürel değerleri ile ülkemizin ve çevremizin daha yaşanılabilir bir yer olması için özveriyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Unutmayalım ki çevre olmadan yaşam da olmaz. Yaşanabilir bir çevre için üzerimize düşen görevi yapmaya edeceğiz.” ​
 
 
05.06.2020
Devamı

YUSUFELİ’NDE 3 MİLYONUNCU METREKÜP BETON, 6 HAZİRAN’DA DÖKÜLECEK

Türkiye’nin vizyon projelerinden olan ve inşaat çalışmaları süren Yusufeli Barajı’nda 3 milyonuncu metreküp betonun dökümü, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans yöntemiyle iştiraki ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin baraj inşaatından katılımıyla 6 Haziran günü gerçekleştirilecek.
Bakan Pakdemirli, Çoruh Nehri üzerinde inşaat çalışmaları devam eden Yusufeli Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin temelden 275 metre yüksekliği ile çift eğrikli beton kemer gövde kategorisinde Türkiye’nin birinci, dünyanın üçüncü yüksek barajı olacağını belirtti.

GÖVDE İNŞAATININ YÜZDE 75’İ TAMAMLANIYOR
Yusufeli Barajı ve HES inşaatında baraj ünitelerine ait yapıların inşaat çalışmalarının tüm hızıyla devam ettiğini dile getiren Pakdemirli, “Bu kapsamda, 6 Haziran 2020 tarihinde, gövde betonuna başlama tarihi itibarı ile 22 ay içerisinde 4 milyon metreküplük gövde betonunun 3 milyon metreküplük kısmını dökmüş olacağız ve gövde inşaatının yaklaşık yüzde 75’ini tamamlamış olacağız. Beton döküm merasimimize Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da video konferans yöntemiyle iştirak edecek.” dedi. 

2,5 MİLYON KİŞİNİN ENERJİ İHTİYACI KARŞILANACAK
Yusufeli Barajı’nın, tamamlandığında rezervuarında 2,13 milyar mektreküp su depolayacağını ve 558 megavat gücündeki santrali ile yıllık bir milyar 888 milyon kilovatsaat enerji üreteceğini dile getiren Pakdemirli, “Baraj ve hidroelektrik santrali milli ekonomiye yıllık 1,5 milyar lira katkı sağlayacak. Üretilecek enerji ile 2,5 milyon kişinin enerji ihtiyacı karşılanacak.” ifadelerini kullandı.

Bakan Pakdemirli; nehir akış yönüne göre kendisinden sonra gelen barajlardan Deriner’de 100, Borça’da 43 ve Muratlı’da 17 olmak üzere toplamda 160 megavat ilave kapasite artışı sağlayacak olan Yusufeli Barajı’nın, Çoruh Nehri’nden kaynaklanan taşkın riskini azaltacağını ve buradaki barajların işletme ömrünü uzatacağını da söyledi.

112 BİN DEKAR ARAZİ MODERN SULAMAYA KAVUŞACAK
Bakan Pakdemirli, 239 milyon liraya mal olan ve inşaatı tamamlanan Bayburt Demirözü sulama tesisini de hizmete açacaklarını belirti. Projeyle 18 yerleşim yerinde 112 bin 600 dekar arazinin modern sulamaya kavuşacağını dile getiren Pakdemirli, bu sayede 11 bin 260 kişiye doğrudan istihdam ve çiftçilere de 85 milyon liralık ilave tarımsal gelir sağlanacağını belirtti.

9 MESKUL MAHAL VE 1000 DEKAR TARIM ALANI TAŞKINDAN KORUNACAK
Pakdemirli, ayrıca, Rize’nin taşkınlar açısından riskli bir il olduğunu ve bu nedenle “Rize Merkez ve Güneysu İlçeleri Taşlıdere Vadisi Islahı 5. Kısım” projesini 123 milyon lira yatırım bedeliyle tamamladıklarını ve onun da açılışını yapacaklarını söyledi.
İçerdiği “geçirgen tersip bentleri” ile Türkiye için örnek olacak ve ilk kez burada uygulanan proje sayesinde yağış esnasında sürüklenen iri kayalar, ağaç, dal ve köklerin bentlerin ızgaralarında tuzaklanacağını, mansabında yer alan köprü ve menfezlerin tıkanmasının engelleneceğini belirten Pakdemirli, böylelikle 9 meskun mahallin ve 1000 dekar tarım alanının taşkın riskinden korunacağını ifade etti.
​ 
 
 
 
 
05.06.2020
Devamı

Bakan Albayrak : Çiftçiye 400 Milyonluk Avans Desteği

Salgınla mücadele sürecinde verilen ekonomik desteklere ilişkin bir paylaşımda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, "Pandemi sürecinde de çiftçilerimizin yanındaydık. Hububat üretimi ve pancar küspesi için toplam 400 Milyon TL’yi aşan avans desteğinde bulunduk." dedi.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde çiftçilere, hububat üretimi ve pancar küspesi için toplam 400 milyon lirayı aşan avans desteği verdiklerini bildirdi.

Bakan Albayrak, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, "Pandemi sürecinde de çiftçilerimizin yanındaydık. Hububat üretimi ve pancar küspesi için toplam 400 milyon lirayı aşan avans desteğinde bulunduk. Çiftçilerimizden ilk hasadı TÜRKŞEKER almaya başladı." ifadelerini kullandı.
Öte yandan Albayrak'ın paylaşımında yer alan infografikte, 1,5 milyon dekar sözleşmeli ekili alanda 300 bin ton ürün için sözleşme yapıldığı, 32 bin 900 ton ilk hasat üretimi elde edildiği bilgisi paylaşıldı.



 
 
 
05.06.2020
Devamı

Vakıfbank'tan 15Bin Çiftçiye Tarım Kart

Vakıfbank  Kayseri Şeker Fabrikası AŞ hizmet alanında 15 bin çiftçiyi kapsayan bir iş birliği anlaşması imzaladı. VakıfBank Genel Müdürlüğü’ndeki törene VakıfBank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih ve Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay da katıldı.

Tarım stratejik sektör

VakıfBank Genel Müdürü Üstünsalih, “VakıfBank olarak tarımın stratejik sektör olduğunun farkındayız. Köy köy gezen tarım uzmanlarımızla, TarımKart’ın merkezde olduğu, tablet ile yerinde hizmet sunduğumuz ve ‘Mobil Çiftçi Paketi’ gibi pek çok teknolojik altyapıyla desteklediğimiz Tarım Bankacılığı yaklaşımımızla çiftçilerimize desteği sürdürüyoruz” dedi.

 
 
 
05.06.2020
Devamı

Buğday Üretiminin Bu Yıl 20 Milyon Tonu Aşması Bekleniyor

Ulusal Hububat Konseyi’nin raporuna göre, söz konusu yağış buğday için dengeli bir seyir izlemiş oldu. Bu gelişmelerin etkisi ile Türkiye genelinde buğday ekim alanlarında geçen yıla göre yüzde 3 dolayında artış gerçekleşirken, makarnalık ekimlerinde ise bu oran yüzde 10 seviyelerine çıktı. Bu dönemde gübre kullanımı da fiyatların dengeli seyretmesi nedeni ile bir önceki döneme göre arttı. Rapor sonuçlarına göre bu durum rekolte artışı da beraberinde getirecek. Türkiye’de uzun yıllar buğday ekim alanı ortalaması 7 milyon hektar, üretim ortalaması ise 19,7 milyon ton olarak gerçekleşti. Raporda bu yıl ise buğday üretiminin yüzde 2 artış ile 20.1 milyon tona çıkacağı belirtildi.
  
Rapora göre arpa ise 2009 yılından bu yana 2.4 milyon hektar ile 3.0 milyon hektar arasında değişen alanlarda ekim gerçekleşti. Raporda, “2017 yılından bu yana düzenli olarak ekimi artmakla birlikte, geçen üretim yılında belirgin artışla 2.9 milyon hektar alanda arpa ekimi yapıldı. Bu artışta da arpa fiyatlarındaki yükselişin büyük payı büyük. Arpanın ekim alanındaki değişime ve iklim koşullarındaki farklılıklara bağlı olarak, 2009 yılından günümüze üretimi 6.3 milyon ton ile 7.9 milyon ton arasında değişim gösterdi” denildi. Arpanın ekonomik değerinin artması nedeni ile bu yıl da ekim alanının yüzde 4-5 artış ile, 3.0 milyon hektara ulaşması nedeni ile üretimin son 12 yılın rekorunu kırarak, 8.4 milyon tona çıkacağı öngörülüyor. Öte yanda. Dünyada ise bu yıl arpa üretiminin düşmesi ve fiyatların artması bekleniyor.
 
Tahıllar içinde mısırdan sonra en yüksek yağ oranına sahip olan yulaf da yüksek besin değerine sahip olması ile de ön plana çıkıyor. Rapor, ürünün, bebek mamalarında, bisküvi ve ekmek yapımında kullanımının artmaya başladığını ortaya koydu. Son 11 yılda ekim alanı 86 bin hektar ile 113 bin hektar arasında, üretimi ise 204 bin ton ile 265 bin ton arasında değişen yulafın bu üretim yılında 112 bin hektar alanda ekileceği ve 265 bin ton üretim yapılacağı tahmin ediliyor.
 
 
04.06.2020
Devamı

Mavi Yüzgeçli Orkinos Avcılığı Başladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Mavi Yüzgeçli Orkinos balıkçılarının Vira Bismillah diyerek avlanmaya başladığını ifade ederek, bu yıl ülkemizce 2 bin 305 ton orkinosun avlanabileceğini söyledi.
 
Türk bayrağıyla Akdeniz’in uluslararası sularında orkinos avcılığı yapacak balıkçılarımızın bu avı başarıyla gerçekleştirebilmeleri için Bakanlık olarak gerekli tüm hazırlıkları tamamladıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli, “Avlanacak balıkçılarımızın kazasız belasız ve bereketli bir avcılık geçirmelerini temenni ediyorum” dedi.
 
Avcılık 30 Hazirana Kadar Sürecek
Mavi yüzgeçli orkinos avcılığı ve kota miktarının merkezi İspanya’da bulunan uluslararası bir bölgesel balıkçılık yönetim örgütü olan ICCAT tarafından belirlendiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Mavi yüzgeçli orkinos avcılığı Akdeniz’de 15 Mayıs itibarıyla başladı ve 30 Haziran 2020 tarihine kadar devam edecek” diye konuştu.
 
Kota 1.000 Tondan 2.305 Tona Çıkartıldı
Bakanlık olarak uluslararası platformlarda gösterilen üstün gayret ve başarıdan dolayı ülkemizin kotasının arttığını belirten Bakan Pakdemirli “Bu çabalar neticesinde kotamız 1000 tondan 2.305 tona çıkartıldı. Bu kota limitleri içinde orkinoslar, Bakanlığımız tarafından belirlenen şartları yerine getirerek avlanma hakkına sahip olan 27 balıkçı gemisi tarafından avlanacak” açıklamasında bulundu.
 
Yaklaşık 2 Bin Kişiye İstihdam Sağlanacak
Avcılık sonucu yakalanan orkinosların kafeslerle taşınarak çiftliklere ulaştırılması için 50 balıkçı gemisinin de avcılık faaliyetinde yer alacağını vurgulayan Pakdemirli, bu avcılık faaliyetleri sırasında yaklaşık 2 bin kişiye istihdam sağlanacağını söyledi.
 
Orkinoslardan Yılda 100 Milyon Dolar İhracat Geliri Sağlanıyor
Avcılığı yapılan mavi yüzgeçli orkinos balıklarının hemen hemen tamamının başta Japonya olmak üzere A.B.D ve Uzakdoğu ülkelerine ihraç edildiğini ifade eden Bakan Pakdemirli “Orkinos avcılığından her yıl ülkemize 100 milyon dolar ihracat geliri sağlanmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.​
 
 
04.06.2020
Devamı

Serin Hava Karpuz Fiyatlarını Düşürdü

Türkiye’nin en önemli karpuz üreticisi olan Adana’da karpuzun fiyatı tarlada 60-70 kuruşa kadar düştü. Havaların serin gitmesi nedeniyle karpuzun fiyatının düşmesi üreticiyi hüsrana uğrattı.

Yaz sıcaklarının vazgeçilmez meyvelerinden biri olan karpuzda hasat kent genelinde sürüyor. Ülkenin yıllık ortalama 4 milyon ton seviyesinde bulunan karpuz üretiminin yüzde 20-25'i Adana'da gerçekleştiriliyor. Haziran ayında olunmasına rağmen ülke genelinde hava sıcaklıklarının düşmesinden dolayı vatandaşların karpuz talebi de azaldı.

Tadı, aroması, kokusu ve rengiyle ünlü Adana karpuzunun kilogramı Mayıs ayının ilk haftasında tarlada 2 ile 2 buçuk lira arasında satılırken şuanda fiyatlar 60-70 kuruşa kadar geriledi. Düşen fiyatlar ise çiftçiyi memnun etmedi.
 
03.06.2020
Devamı

TZOB Başkanı Bayraktar :İsrafla Mücadele Tarlada Başlamalıdır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, üretim aşamasındaki israfın da en az tüketim aşamasındaki israf kadar önemli olduğunu bildirerek, “İsrafla mücadele tarlada başlamalıdır” diye konuştu.

Bayraktar, yaptığı açıklamada, üretimden sofraya her aşamada gıda israfının büyük boyutlara ulaştığını, ülkemizde üretim, kullanım, piyasa ve tüketim esnasında israf edilen gıdanın boyutunun 35,4 milyar doları bulduğunu bildirdi. Dünyada 820 milyon insan açlık çekerken, her yıl 10 milyonun üzerinde insan açlıktan ölürken, yılda üretilen 4 milyar tonluk gıdanın 1,3 milyar tonunun tüketilemeden israf edildiğini ifade eden Bayraktar, bu gıdanın yarısına yakın bir kısmıyla bile dünyadaki açlığın tamamen ortadan kaldırılabileceğini belirtti. Bayraktar, açlık sorununu çözmenin yolunun israfı önlemekten geçtiğini vurguladı.

Bilimsel araştırmalara göre, tarladan sofraya gıda israfının gelişmiş ülkelerde yüzde 40’ı bulduğuna, Türkiye’de sebze ve meyvenin en az dörtte birinin tüketilemeden çöpe gittiğine, Türkiye’deki tarladan sofraya yüzde 25-30’larda olan gıda israfıyla Suriye kadar, 20-25 milyon insanın doyurulup, açlıktan kurtarılabileceğine dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:

“İşin insani boyutu bir yana, ekonomik boyutu da çok büyük rakamlara ulaşıyor. Ülkemizde, istatistiği tutulan temel ürünlerde 2019 yılında 119,2 milyon ton olan üretimin 10,7 milyon tonu sofraya ulaşamadan, kaybedildi. Sadece bu bile 8-10 milyon nüfuslu bir ülkenin tüketebileceğinden fazla ürün demektir. Her gün 6 milyon ekmek çöpe gidiyor. Türkiye gibi çok ekmek tüketen bir ülkede bile bu rakamla 6 milyon nüfusun ekmek ihtiyacı rahatlıkla karşılanabilir.”
2018 yılında gıda ve alkolsüz içecekler için yapılan hane halkı harcamasının 90,6 milyar dolara ulaştığını, belirten Bayraktar, bu tutarın yüzde 25-30’u israf ediliyor. Buna göre nihai tüketicide israf, 27,2 milyar dolara ulaşıyor. Yapılan hesaba göre, üretim, kullanım ve piyasa kayıpları da tüketici fiyatlarıyla 8,2 milyar doları buluyor. Böylece, toplam kayıp 35,4 milyar dolara ulaşıyor.”
 
-Türkiye’deki gıda israfı, 96 ülkenin milli gelirinden fazla
 
Dünya Bankası tahminlerine göre, 2018 yılında 193 ülkeden 96’sının gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH), 35,4 milyar doların altında olduğunu bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Bizdeki gıda israfının 35,4 milyar doları bulması israfın boyutlarının korkunç olduğunu gösteriyor. Bu ülkelerin birçoğu açlıktan çok sıkıntı çekiyor. Üstelik gıda şu günlerde ön plana çıktığı için bu israfın önlenmesinin önemi bir kez daha ortaya çıkıyor”
 
İsraf önleme 7’den 70’e herkesin sorunu
 
Dünyada bu kadar aç insan varken, israfı önlemenin 7’den 70’e herkesin sorunu olduğunu, bu konuda tüm insanlığın sorumluluk taşıması gerektiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Üretici de tüketici de bilinçli davranmalıdır. 21. yüzyılda hala gıda sorununu çözememişsek, başta gelişmiş ülkeler olmak üzere bütün ülkeler bunun sorumluluğunu almalı, açlığı ortadan kaldıracak etkili politikaları bir an önce uygulamaya koymalıdır. Toplum bilinçlendirilmelidir. Kıt olan dünya kaynakları çok iyi korunmalı, temiz çevre bilinci toplumsal akla yerleştirilmelidir.”
 
Bitkisel üretimde kayıplar
 
Bitkisel üretimde, hasat, taşıma, depolama aşamalarında kayıplar yaşandığını belirten Bayraktar, üretimden tüketime kadar yüzde 25’i bulan kayıpların yaklaşık yüzde 60’ının hasat ve depolama safhasında meydana geldiğini belirtti. Bayraktar şunları söyledi:

“Zamanında ve uygun araçlarla yapılamayan hasat işleri ve gerekli koşulları taşımayan depolama sistemlerine bağlı olarak ürünlerin önemli bir kısmında kayıplar meydana gelmektedir. Yani 8,2 milyar dolarlık toplam kaybın yaklaşık 4,9 milyar doları hasat, taşıma, depolama kayıplarıdır.
Tarımsal üretimde hasattaki kayıplar miktar olarak 5,1 milyon tonu bulurken, bu miktar 2019 yılı döviz kuruyla 3,1 milyar dolara denk geliyor. Bu rakam Türkiye’nin 34,5 milyar dolarlık bitkisel üretim değerinin yüzde 9’ünü oluşturuyor.

Yaş sebze ve meyvedeki kayıp oranları tür ve çeşitlere göre yüzde 10 ile 30 arasında değişiyor. Toplam yaş sebze ve meyve üretimimizin 51,4 milyon ton olduğu dikkate alındığında her yıl, toplam yaş sebze ve meyve üretimimizin 5,1 ile 15,4 milyon ton arasındaki kısmı zayi olmaktadır. Meyve ve sebzelerde hasat sırasında yüzde 4-12, taşıma sırasında yüzde 2-8, pazara hazırlık evresinde yüzde 5-15, depolamada yüzde 3-10, tüketici evresinde yüzde 1-5 oranlarında kayıp meydana gelmektedir.
Zamanında ve uygun araç gereçlerle yapılmayan hasat işlemleri esnasında oluşan biçerdöver kayıpları ise yüzde 2 civarındadır”
 
“İsrafla mücadele tarladan başlamalıdır”
 
İsraf ile ilgili mücadelenin tarladan başlaması gerektiğini belirten Bayraktar, üreticilerin yetiştirme teknikleri ve hasat teknikleri konusunda da bilgilendirilmesi gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi:

"Tarladan sofraya israfla mücadele eksiksiz ve etkili bir şekilde yapılmalıdır.

Tarımda kültürel işlemlerden, yetiştirme tekniklerine, hastalık ve zararlılarla mücadeleye, hasada, depolama, paketleme ve pazara ulaştırmaya, tüketicinin bilinçli tüketimine kadar her aşamada israfı en aza indirecek uygulamalara öncelik verilmeli, yatırımlar buna göre yapılmalı, toplumlar buna göre örgütlenmelidir.
Bitkisel üretimde hastalık ve zararlılarla yeterince mücadele edilmemesinden kaynaklanan üretim kaybı yüzde 35'tir. Üreticilerimiz, üretim aşamasında yanlış uygulamalar yapmamalı, hastalık ve zararlılarla mücadele konusunda dikkatli davranmalıdır. Ürün olgunlaşmadan önce veya aşırı olgunlaşmış şekilde toplamamalı, bahçede uygun meyve ve sebze toplama kapları bulundurmalı, ürün güneşten korunmalı ve paketleme tesislerine teslimde veya pazara taşımada gecikilmemelidir. Hasat edilen ürünler uygun şekilde paketlenmeli, taşınmalı ve depolanmalıdır. Bu amaçla soğuk hava depolarının sayısı ve kapasitesi yükseltilmeli ve bu tesislere verilen destekler artırılarak devam etmelidir."
 
Eğitim çalışması
 
İsrafın önüne geçmek için en etkili yollardan birinin eğitim olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak, israfın en önemli sorunlardan biri olduğunun bilinciyle hareket ediyor, israfı en aza indirmek için farkındalık oluşturacak projelere imza atıyoruz. Üretim aşamasındaki israfı en aza indirmek için de eğitim çalışmalarına başlayacağız. Çiftçilerimize israfı önlemek için yapılması gerekenler hakkında eğitim vereceğiz” diye konuştu.

Şemsi Bayraktar, gıda israfını önleme konusunda kamu spotları hazırlanması ve bu konunun medyada geniş ölçekte yer almasının toplumsal bilinç oluşturmada yeri doldurulamaz bir görevi yerine getireceğine dikkati çekti. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin bu konuda da çalışmalar gerçekleştirdiğini belirten Bayraktar, israfa karşı farkındalık yaratmak amacıyla hazırladıkları kamu spotlarının izleyiciyle buluşmasını sağladıklarını ifade etti.

İsrafın önlenmesi için yapılması gerekenleri Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin ev sahipliğinde düzenlenen panel ve toplantılarla da masaya yatırdıklarını, raporlar hazırladıklarını anlatan Bayraktar, düzenlenen panelin, bu konuda yol gösterici bir kaynak olarak kitap haline getirildiğini belirtti. Bayraktar, israfla mücadele konusunda tüm kaynak ve tecrübeleri, ilgili kamu kurum ve kuruluşları ile paylaşmaya hazır olduklarını ifade etti.
 
 
 
 
03.06.2020
Devamı

EİB'nin İhracatı Geçen Yılın Aynı Dönemine Göre Yüzde 39 Geriledi

Ege İhracatçı Birlikleri'nin Mayıs ayı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 gerileyerek 793 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Türkiye’nin ihracatı ise Mayıs ayında 9 milyar 964 milyon dolar oldu.
 
Ocak-Mayıs döneminde 4 milyar 859 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege İhracatçı Birlikleri, son 1 yıllık dönemde 12 milyar 511 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
 
Ege İhracatçı Birlikleri’nin kayda aldığı ihracat verilerine göre Mayıs ayında EİB üyelerinin sanayi ürünleri ihracatı 380 milyon dolar, tarım sektörlerinin ihracatı 344 milyon dolar, madencilik sektörünün ihracatı ise 68 milyon dolar oldu.
 
Mayıs ayında en çok ihracat gerçekleştiren ilk 3 il; 3 milyar 822 milyon dolarla İstanbul, 626 milyon dolarla Kocaeli ve 589 milyon dolarla İzmir.
 
Demir ve demirdışı metaller zirveyi koruyor, yaş meyve artışta
 
Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 80 milyon dolarlık ihracatla birinci sırada, Ege Maden İhracatçıları Birliği ise 68 milyon dolarla ikinci sırada yer alıyor.
 
Üçüncü sırada ise 67 milyon dolarla Ege Tütün ihracatçıları Birliği ve Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamulleri İhracatçıları Birliği var.
 
Yaş meyve sebze ihracatı yüzde 32’lik artışla 20 milyon dolara yükselirken, meyve sebze mamulleri ihracatı ise 39 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği toplamda 59 milyon dolarlık ihracata imza attı.
 
Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ise 57 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı.
 
Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 48 milyon dolarlık ihracatla Mayıs ayını geride bırakırken, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin ihracatı ise 44 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.
 
Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 42 milyon doları, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği ise 13 milyon doları hanesine yazdırdı.
 
Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 11 milyon dolarlık, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ise 5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
 
Eskinazi’den kararlılık mesajı: Daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz!
 
Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, dünyada ve Türkiye’de normalleşme takvimine geçildiğini, kademeli normalleşme adımlarıyla birlikte toparlanma sürecine girilmesinin etkilerinin Türkiye geneli ihracat rakamlarında bu aydan itibaren görülmeye başlandığını söyledi.
 
“Türkiye’nin ihracatı Genel Ticaret Sistemi'ne (GTS) göre bir önceki aya nazaran Mayıs’ta yüzde 10,84 arttı. Bu olumlu hava önümüzdeki aylarda ihracatımızda yaşanacak pozitif gelişmelerin ayak sesi ve işaret fişeğidir. Dünya pazarından aldığımız payı genişletmek için sanal fuarlar, sanal ticaret heyetleri gibi teknolojik hamlelere odaklandık. Pandemi sonrası gelen yeni dünya düzeniyle birlikte artık hiçbir şey eskisi gibi değil ve hiçbir şey bizim için de eskisi gibi olmayacak. Her zamankinden daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz. Bu süreçte dijital dönüşüme önayak olduk ve hedeflerimizi büyüttük. Bu yüzden pandemi süreci bizim için bir irtifa kaybı değil, bir sıçrama tahtası olacak.”
 
İhracat tarihinde dönüm noktası: “Türkiye’de ve dünyada bir ilki başardık”
 
Jak Eskinazi, “Egeli ihracatçılar olarak Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirdiğimiz ayakkabı ve saraciye sektörlerine yönelik sanal fuarımız Shoedex2020 ile korona günlerinde Türkiye ve dünyada bir ilki başararak, ihracat tarihimizde dönüm noktası olacak anlara tanıklık ediyoruz. Gıda sektörümüze yönelik dijital fuar ve sanal ticaret heyeti hazırlıklarımıza da başladık. Yenilikçi vizyonumuzu sürdürerek, dünyadaki olumsuz değişkenlerin bize sirayet etmesine izin vermeyeceğiz.” dedi.
 
Uzak Doğu pazarlarında yeni kapıların açıldığını, tarım ürünleri ihracatının önündeki engellerin bir bir kalktığına değinen Eskinazi sözlerini şöyle sürdürdü:
 
“Tayland’a elma ihracatının, Çin’e ise süt ve süt ürünleri ihracatının önünün açılması da pandemi sürecinde Uzakdoğu ülkeleriyle ikili ticaretimizde en son yaşanan olumlu gelişmeler arasında. Bu süreçte ihracatçılar için yoğun çaba sarf eden, bizi destekleyen Ticaret Bakanımız Sayın Ruhsar Pekcan’a şükranlarımı iletiyorum. Türkiye inovatif çözümlerle, yenilikçi fikirlerle kendini hızla toparlayan ülkelerden biri olacak. Dijitalleşme hamlelerimizle güçlü bir tedarik zincirinde eskisinden de güçlü bir pozisyon alacağız.”
 
 
03.06.2020
Devamı

Atakum'da Atıl Araziler Tarım Okulu Oldu

Samsun’un Atakum Belediyesi, ilçedeki çiftçi ve besicileri uygulamalı şekilde bilgilendirmek için Taflan bölgesindeki atıl tarım arazisini Yem Bitkisi Deneme Sahası’na dönüştürdü.
Nisan sonunda ekimi yapılan yoncaya alternatif yem bitkisi ‘korunga’, ilk yapraklarını gösterdi. Bitkinin gelişim sürecini sahada takip eden ziraat mühendisleri; korungaya ilgi duyan, tanımak isteyen çiftçi ve besicileri sahaya bekliyor. Talep edenlere, mühendisler tarafından arazi ziyareti eşliğinde bilgilendirme yapılacak. İlk kez üretime açılan deneme sahası tarım okulu olacak.

Atakum Belediye Başkanı Av. Cemil Deveci’nin öncülüğünde ilçenin köyden mahalleye dönüşen kırsal bölgelerinde yaşayan yurttaşları kalkındırma amacıyla kurulan Kırsal Hizmetler Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, Atakumlu çiftçi ve besicileri bilgilendirmek ve teşvik etmek için yoncaya alternatif yem bitkisi yetiştirmeye başladı. Taflan’da belediyeye ait 5 bin 500 metrekare büyüklüğündeki atıl tarım arazisi, ‘korunga’ adlı alternatif yem bitkisinin denenmesi için ilk defa tarımsal üretime açıldı. Kırsal Hizmetler Müdürlüğü’ne bağlı ziraat mühendisleri, Atakumlu çiftçi ve besicileri susuz ortamda yetişebilen, protein değeri yüksek korunga hakkında saha gezileri eşliğinde bilgilendirecek. Yıllardır atıl halde bekleyen arazi, ilçenin kırsal kalkınması için tarım okuluna dönüştürüldü. Nisan sonunda taban gübresi serilerek ekim yapılan arazide korungalar ilk yapraklarını gösterdi. Yem Bitkisi Deneme Sahası’nı yakından takip eden belediye ekipleri, haziran ayı ile birlikte araziyi yabani otlardan temizlemek için harekete geçti. Ziraat mühendislerinin gözetiminde saha çalışmalarını sürdüren tarımsal üretim ekipleri, yabani otları mekanik yöntemle araziden uzaklaştırdı.

Çiftçi ve besicilere sahada bilgilendirme

İlçedeki yetiştiricilerin hayvanlarını beslemek için genelde yonca ekimi yaptığını belirten Atakum Belediyesi’nin ziraat mühendisleri, korunganın yoncaya göre daha avantajlı bir bitki olduğunu belirtti. Çiftçilerin korungayı bol yağışlı Karadeniz ikliminde yılda 56 kez biçebileceğini ve dönüm başına yaklaşık 22 balya ürün alabileceklerini kaydeden mühendisler, “Oluşturduğumuz Yem Bitkisi Deneme Sahası’nı bir eğitim alanı olarak kullanacağız. Korunga hakkında bilgi sahibi olmak isteyen Atakumlu üreticilerimiz bizle temasa geçebilir. Sahamızda gruplar halinde bilgilendirme faaliyetlerimiz olacak. Bu bitki hakkında öğrenmek istedikleri tüm ayrıntıları bize sorabilir, arazideki uygulamayı yerinde incelemek için talepte bulunabilirler” ifadelerini kullandı.

Taşlı ve susuz arazilerde dahi yüksek verim

Kırsal bölgelerde yaşayan vatandaşları, modern tarım yöntemleri ve nitelikli ürünlere yönlendirmeyi amaçladıklarını belirten mühendisler şunları kaydetti:
“Korunga, geçimini tarım ve hayvancılıkla sağlayan kırsal nüfus için çok önemli bir yem bitkisi. Her şeyden önce yetişme döneminde sulamaya ihtiyaç duymuyor. Hiçbir bitkinin yetişmediği verimsiz, taşlı ve meyilli arazilerin değerlendirilmesi için kıymetli bir ürün. Protein yönünden zenginliği nedeniyle hayvan yetiştiriciliğinde kaliteli bir yem türü olarak kullanılıyor. Bitkideki protein oranı yüzde 12 ila 16 civarında. Korunganın çiçekleri, arılar için bal özü ve polen kaynağı oluyor. Hasadı yapıldıktan sonra hayvanlar tarafından yeşil ya da kuru ot şeklinde tüketilebiliyor.”

Tek ekimle yılda 56 kez ürün alınabiliyor

Korunganın tohumlarının dahi hayvan yemi olarak kullanılabildiğinin altını çizen ziraat mühendisleri, “Bitkinin kazık şeklindeki kök sistemi, ekildiği toprağı derinlere kadar işliyor ve ıslah ediyor. Korunga sonrası aynı arazide kültür bitkileri yetiştirebilmek için elverişli bir ortam, nitelikli bir tohum yatağı oluşuyor. Bir dönümlük alan için yaklaşık 10 kilogramlık tohum kullanımı yeterli oluyor. Karadeniz gibi yağışın bol olduğu iklim bölgelerinde aynı yıl içerisinde yaklaşık 5 kez kesim yapılabiliyor. Her kesimde de bin metrekarelik alandan ortalama 2022 balya ürün elde ediliyor. 5 bin 500 metrekarelik deneme sahamızda bir yıl içerisinde yaklaşık 700 balya korunga hasadı yapmayı hedefliyoruz. Bu bitkiye ilgi duyan, tanımak isteyen tüm Atakumlu çiftçilere bize ulaşmaları için çağrıda bulunuyoruz. Tarıma çok elverişli olmayan arazilerini dahi korunga ile kıymetli hale getirebilirler. Talep eden tüm çiftçilerimiz, besicilerimizle sahada bir araya gelip bilgilendirme çalışmaları yürüteceğiz” bilgilerini verdi.
 
03.06.2020
Devamı

COVID19 Sonrası Türk Gıda Ürünlerine Talep Arttı

Korona virüs (Covid-19) sonrasında Türk gıda ürünlerine talep attı. Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi Hindistan ve dünyanın en önemli ticaret merkezlerinden Singapur Türk gıda ürünlerini talep ediyor.

Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), "Korona virüs Salgınının Hedef Pazarlarımızdaki Seyri" isimli video konferansların dördüncüsünde, Ege İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri İ. Cumhur İşbırakmaz'ın moderatörlüğünde Hindistan ve Singapur'da görev yapan ticaret müşavirleriyle ihracatçıları buluşturdu. Toplantıda konuşan EİB Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Covid-19 sonrasında dünya genelinde gıda ürünlerine talepte bir düşüş yaşanmadığını, EİB'nin nisan ayında gerçekleştirdiği 819 milyon dolarlık ihracatta tarım ürünleri ihracatının yüzde 45 paya ulaştığını kaydetti. Eskinazi, Ege Bölgesinin lezzetlerinin dünya genelinde daha fazla talep görmesi için gıda sektörüne yönelik Sanal Ticaret Heyeti Organizasyonu ve Sanal Gıda Fuarı düzenlemek için çalışma başlattıklarını da sözlerine ekledi. "Korona virüs Salgınının Hedef Pazarlarımızdaki Seyri-4" isimli video konferansa Yeni Delhi Ticaret Müşavirleri Aysun Ergezer Timur ve Ali Özdin, Mumbai Ticaret Ataşesi Hüseyin Aydın ve Singapur Ticaret Müşaviri Müge Dağlı Durukan katılarak, Hindistan ve Singapur'da Covid-19 sürecinde yaşanan değişimi anlattı.

"Firmalarımız sanal ortamı iyi kullansınlar"

Hindistan'ın 2.9 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip olduğunun altını çizen Yeni Delhi Ticaret Müşaviri Aysun Ergezer Timur, "Rotamızı daha fazla Hindistan'a yönlendirmemiz gerekiyor. Çok büyük bir potansiyel var. Firmalarımız bu süreçte sanal ortamı çok iyi kullansınlar, web sitelerindeki teşhir ettikleri ürün kataloglarını güncellesinler. İnsanlar bu süreçte birbirleriyle temas edemeyecek. Sanal ortamdaki kimlikleri daha ön plana çıkacak. Bu süreçte sanal ticareti geliştirmeliyiz. Hindistan'da ekonominin olumlu bir seyir izleyeceğine inanıyorum" diye konuştu.

"Hindistan zihinlerimizde daha uzak bir ülke"
Hindistan pazarını Türk firmaları açısından bakir kalmış bir pazar olarak tanımlayan Mumbai Ticaret Ataşesi Hüseyin Aydın, tespitlerini şu şekilde dile getirdi:
"Firmalarımız Hindistan'ı alternatif pazar olarak görüyor. Hindistan ile Türkiye arasındaki uçuş mesafesi 6-6.5 saat olmasına karşın, insanımızın zihnindeki uçuş mesafesi çok daha fazla. Bu da algının düşüklüğünün bir göstergesi. Bu pazarda iş yapmak isteyen firmalarımızın orta vadeli düşünmesi gerekiyor."
"Hindistan önemli bir potansiyel barındırıyor"

Hindistan pazarında işlenmiş tarım ürünleri, konserve edilmiş gıda ürünlerinde Hindistan pazarında fırsatlar olduğunu dile getiren Aydın, "Hindistan'da değişik kriterlere göre 400 ile 600 milyon arasında orta sınıf var. Bu orta sınıf tüketicileri Covid-19 sonrasında sağlıklı gıda ürünleri tüketimine yönelmiş durumda. Sosyal medya fenomenlerini takip ediyorlar. Kuru kayısı, kuru incir, kuru üzüm, zeytin, zeytinyağına yöneliş var. Zeytinyağına ülkede ilave bir talep var. Türk kayısısı biliniyor ve tercih ediliyor, ancak zeytin ve zeytinyağında İspanyol, İtalyan ve Yunan markaları var. Hindistan'a 200-250 gramlık kavanozlarda bu ülkeye zeytin satılabilir. Taze elma ihracatımızda dört kat artış oldu. İki ülke arasındaki anlaşmalar tamamlandığında armut ihracatımız için de büyük potansiyel var. Ülkemiz ürünlerine uyguladıkları gümrük vergileri düşük olduğu için temizlik ürünlerinde bir potansiyel var. Sabunlar, ıslak mendil, tuvalet kağıtları, havlu kağıt için 1.4 milyarlık büyük bir pazar. Mobilyada ciddi bir talep var. Mobilyasını ağırlıklı olarak Çin'den alıyor. Türk mobilyası dizayn ve kalite olarak Hindistan pazarında yer alabileceğini düşünüyoruz. Küçük mobilyaların online pazarda bu ülkede pazarlanabileceğini düşünüyoruz. Hastane mobilyasında da Hindistan önemli bir potansiyel barındırıyor. İnşaat sektörü 2 aydır durmuş durumda o nedenle Mermere kısa vadede bir talep olmayacağını düşünüyoruz" diyerek görüşlerini özetledi. Yeni Delhi Ticaret Müşaviri Ali Özdin'de ihracatçı firmalardan gelen soruları cevaplandırdı.
"Singapur'un 13 milyar dolarlık gıda ithalatından daha fazla pay alabiliriz"
 
Dünyadaki önemli ticaret merkezlerinden biri olan Singapur'un 2019 yılında 390 milyar dolar ihracatı olduğunu, bunun 206 milyar dolarının reexporttan kaynaklandığını ifade eden Singapur Ticaret Müşaviri Müge Dağlı Durukan, Singapur'un gıdada dışa bağımlı olduğunu, 2019 yılında 13 milyar dolar gıda ithalatı yaptığını, Türkiye'nin Singapur'a gıda ihracatının ise sadece 28 milyon dolarda kaldığının altını çizdi. Durukan, şöyle devam etti:
"Türkiye'den Singapur'a gıda ihracatında kiraz, elma, buğday unu, çikolata, şekerleme ürünleri öne çıkıyor. İlerleyen süreçte Singapur Türk gıda ihracatçılarının ihracatlarını artırabilecekleri bir pazar konumunda. Gıdada en çok meşrubat, süt ürünleri, deniz ürünleri, tavuk eti ve balık, yaş meyve sebze, hububat en çok ithalatını yaptıkları ürünler diyebiliriz."

30 binden fazla uluslararası firmanın irtibat ofisi
Türkiye'nin Singapur ile 1 Ekim 20178 tarihinde yürürlüğe giren kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması olduğu bilgisini veren Durukan, Singapur'a ihracatımızı arttırmak için atılması gereken adımları ise şöyle özetledi:

"Pazara giriş açısından bakacak olursak perakende zincirlerle direkt temas kurularak bir giriş söz konusu olabilir. Online platformlar alışveriş için zaten oldukça popüler alanlardı. Şu anda popülaritesi tüm dünyada ziyadesiyle artış durumda. Dolayısıyla bu açıdan da Singapur'u online platformlar açısından göz önünde bulundurmakta fayda var. Singapur'a girişte distribütörlerle çalışmak çok önemli. Singapur'u sadece Singapur pazarına hitap eden bir ülke olarak düşünmemek lazım. Aynı zamanda Güneydoğu Asya'daki ülkelerle bu distribütörlerin bir şube ya da ağı bulunuyor. Bu ülkelerle iş yapma kültürünü genel olarak iyi biliyorlar. Singapur'da 30 binden fazla uluslararası firmanın irtibat ofisi bulunuyor." 
 
 
 
03.06.2020
Devamı

Türkiye Çin Halk Cumhuriyetine Süt Ürünleri İhracatı Yapabilecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, dünyanın en kalabalık nüfusuna sahip Çin Halk Cumhuriyeti’ne süt ihracatının kapılarının açıldığını belirterek, “Ramazan Bayramı öncesinde açıkladığımız 54 tesisimiz, Çin Halk Cumhuriyeti’ne süt ürünleri ihracatı yapabilecek”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nde video konferansla süt sektörü temsilcileriyle bir araya geldi. Acil Durum Yönetim Merkezi’nde gerçekleşen programa Bakan Pakdemirli’nin yanı sıra, Ulusal Süt Konseyi Başkanı Muhittin Özder, ASÜD Başkanı Harun Çallı, Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik Keskin ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.

Dünya Süt Günü’nü kutlayarak, sektöre verdikleri destekler hakkında bilgi veren Pakdemirli, son 18 yılda, hayvancılık desteklemelerini, 4 kalemden 10 kaleme çıkarttıklarını, 38,4 milyar lira hayvancılık hibe desteği ödemesi yaptıklarını hatırlattı. Pakdemirli, “IPARD ve kırsal kalkınma yatırımları kapsamında, bugüne kadar süt sektörüne yönelik toplam 2 bin 217 projeye 2,1 milyar lira hibe desteği vererek, 4,5 milyar liralık yatırımın hayata geçirilmesini sağladık” dedi.
 
 
02.06.2020
Devamı

Deniz Patlıcanı Avcılığı Sona Erdi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin önemli ihraç kalemlerinden biri olan deniz patlıcanında av sezonunun sona erdiğini söyledi.

Bakan Pakdemirli,  deniz tabanındaki kum ve çamuru süzerek beslenen ve deniz ekosistemi için önem taşıyan deniz patlıcanında 1 Ocak'ta başlayan av sezonunun 1 Haziran'da sona erdiğini bildirdi.

Türkiye'nin temiz deniz sularında sağlıklı ve kaliteli olarak doğal yollarla yetişen deniz patlıcanın özellikle Çin mutfağında önemli bir tuttuğunu ve iç tüketimde kullanılmadığını ifade eden Pakdemirli, deniz patlıcanı avcılığının İzmir Dikili, Çeşme ve Balıkesir Ayvalık ilçeleri arasında yapıldığını belirtti.

Dış talepten dolayı kaçak avcılığın artığını dile getiren Bakan Pakdemirli, bu nedenle kota sistemi getirdiklerini ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ve deniz polisiyle yürüttükleri etkin denetim sayesinde geçmiş yıllarda yaşanan kaçak avcılığı bitirdiklerini söyledi.

Bakan Pakdemirli, kota kapsamında 230 balıkçı gemisine toplam 2500 ton deniz patlıcanı avcılığı yapılması için izin verdiklerini ifade etti.

Av sezonun 1 Haziran'da sona erdiğini belirten Pakdemirli, avlanılan 2084 ton deniz patlıcanının fabrikalarda işlendiğini ve Çin ve Güney Kore başta üzere Uzak Doğu ülkelerine ihraç edildiğini söyledi.

Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin yılda 30 milyon dolar değerinde deniz patlıcanı ihraç ettiğini de sözlerine ekledi.

02.06.2020
Devamı

COVID-19 ile Göz Sağlığınızı İhmal Etmeyin

Covid19 ile hem dünya hem ülkemiz mücadele etmeye devam ediyor. İnsan sağlığı için çok önemli olan aynı zamanda görme duyu organımız olan gözlerimiz, COVID-19 yani Korona ile daha da hassaslaştı. Dolayısı ile Pandemi süreci kapsamında göz sağlığına dikkat edilmesi gerektiğini bir kez de biz vurgulayalım.
 Bu kapsamda göz sağlığına yönelik Dünyagöz Keçiören Hastanesi Müdürü Nermin Toktay COVID-19 önlemleri kapsamında göz sağlığının önemine değindi.

Hastane Müdürü NerminToktay “Ülkemiz sahip olduğu güçlü sağlık sistemini ve acil durumlarda ortaya koyduğu profesyonel örgütlenme kabiliyetini Corona ile mücadelede de göstermiştir. 25 yıldır sağlık sektöründe görev almış bir profesyonel olarak; böyle güvenli bir ortamda sağlık ihtiyaçlarımızı ihmal etmemeliyiz. Göz hastaneleri Pandemi (salgın) hastanesi değildir.” dedi.

Keçiören Dünyagöz Hastanesi Müdürü Nermin Toktay korona sonrası göz ve göz sağlığının önemine değindi. Toktay şunları kaydetti.
 
"ÜLKEMİZİN SAĞLIK SİSTEMİ ÇOK GÜÇLÜ"

“Covit-19 nedeniyle tüm dünya zor bir dönemden geçiyor.  Sağlık turizminde gösterdiği başarılarla dünya gündeminde olan Türkiye’nin şimdi de Corona ile nasıl bir mücadele sergilediğini hepimiz yakından biliyoruz. Bildiğiniz üzere tüm dünya beraberinde biz de Covid-19’ dan dolayı rutinimizin dışında önlemler alarak hizmet veriyoruz. Hekimlerimiz bu dönemde daha önce tanısı konulmuş ve tedavisi düzenlenmiş bir göz hastalığınız varsa tedavinize ihmal etmeden devam etmenizi, doktorunuz ve hastanenizle irtibat içinde olmanızı öneriyorlar. Acil tedavi gerektiren rahatsızlıkların tedavisinin geciktirilmemesi tedavinin başarısı için oldukça önemlidir. Ülkemiz sahip olduğu güçlü sağlık sistemini ve acil durumlarda ortaya koyduğu profesyonel örgütlenme kabiliyetini Corona ile mücadelede de göstermiştir. 25 yıldır sağlık sektöründe görev almış bir profesyonel olarak; böyle güvenli bir ortamda sağlık ihtiyaçlarımızı ihmal etmemeliyiz. Göz hastaneleri Pandemi (salgın) hastanesi değildir. Öte yandan, Corona Virüs salgını için aldığımız üst düzey önlemler sayesinde hastalarımız güvende ve bizler de sağlıklarını korumak için her gün görevimizin başındayız...” dedi.



Keçiören Dünya göz Hastanesi Müdürü Nermin Toktay göz ve göz hastalıkları ile ilgili şunları kaydetti.

"GÖZ SAĞLIĞINIZI İHMAL ETMEYİN"

“Çarpma, batma gibi dıştan gelen etkilerle gelişen travmaya bağlı veya kimyasal göz yaralanmaları, hastalığa bağlı gelişen ani kalıcı-kısmi görme kayıpları, bekletilmeyecek tedavi ve ameliyat süreçleri gibi göz sağlığı ihtiyaçlarında hiç vakit kaybetmeden hastaneye, göz hekimine gidilmesi gerekiyor. Tedavi ihtiyacınızda ilk olarak maske ve eldivenlerinizi takıp sosyal mesafe kurallarına dikkat ederek acil durumlarda randevu almadan doğrudan hastaneye başvurabilirsiniz. Hastane olarak misafirlerimizi, enfeksiyon Komitemizin, T.C. Sağlık Bakanlığımızın ve Dünya Sağlık örgütünün COVID-19 düzenlemeleri çerçevesinde karşılamaktayız. Hastanemizin kapısından girildiği andan itibaren tüm misafirlerimizin ateşini ölçülmekte,  yeni maske ve eldiven verilmektedir.


 
"İŞİMİZ SAĞLIĞI KORUMAK VE GERİ KAZANDIRMAK"

“Bizim işimiz sağlığı korumak ve geri kazandırmak, bu uğurda gereken tüm tıbbi süreçleri tavizsiz şekilde yerine getiriyoruz. Hastanelerimizde “Foglama” adı verilen uygulama ile bütün hastanelerimizi dezenfekte ediyoruz. Ameliyathanelerimizin sterilizasyonu için uyguladığımız bu işlem ilaçlı bir solüsyonla yüksek ısıda buhar uygulaması prensibine dayanıyor. Bu sterilizasyon işlemini Covid-19 süreciyle beraber hastanemizin her köşesine gün içinde düzenli aralıklarla uygulamaya başladık.
COVID-19 dan korunmanın en önemli yolu bireysel önlemlerden başlıyor. Gelen misafirlerimizi, hastane çalışanlarımızı, doktorlarımızı virüsten korunmak için maksimum önlemlerle hijyen uygulamaları yapıyoruz. Hastanelerimizde her şey kontrol altında. Bunu sağlamak için çok çalışıyor hiçbir noktada taviz vermiyoruz ancak unutulmamalıdır ki COVID-19 dan korunmanın en etkili yolu; maske – eldiven kullanımı yaparak ve sosyal mesafeye dikkat ederek aldığımız bireysel tedbirlerimizden vaz geçmeden hem kendimize ve çevremize duyarlı hareket etmemizdir” dedi.
 
 
 
 
02.06.2020
Devamı

TVHB Başkanı Eroğlu :Süt Verimi AB Ortalamasının Yarısı Kadar

 1 Haziran Dünya Süt günü nedeni ile Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali EROĞLU süt verimine ilişkin açıklama yaptı.
Başkan Eroğlu “süt verimi AB ortalamasının yarısı kadardır.” dedi. Eroğlu yerli hayvan ırklarına da değinerek “Son yıllarda, işletmelerde yerli ırk hayvan sayısı azalırken melez ve kültür ırkı hayvan sayılarının ve işletme büyüklüklerinin artması son derece olumlu olmakla birlikte halen 1-20 baş hayvan bulunan süt işletmeleri, toplam süt işletmelerinin %90’ını oluşturmaktadır. Bu durum verimliliği önemli ölçüde azaltmaktadır.”dedi.

Başkan Eroğlu dünya süt gününde süt ve hayvan ırkları ile ilgili şunları kaydetti.
 

Dünya Süt Günü, sütün insan sağlığı ve beslenmesi açısından önemini vurgulamak ve toplumsal yaşama katkılarını hatırlatmak amacıyla, 2001 yılında BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından belirlenmiş olup 20 yıldan beri her yıl 1 Haziran’da dünya genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır.
Süt; yüksek kalitede protein, yağ, kalsiyum, magnezyum, selenyum, riboflavin, B5 ve B 12 vitamini gibi maddeleri içeren sağlıklı beslenme bakımından çok değerli bir üründür.
Kaliteli, sağlıklı ve yeterli süt elde edebilmek için öncelikle sütün kaynağı olan hayvanların başta brusellozis ve tüberkülozis gibi insan sağlığını da tehdit eden hastalıklardan korunmaları, sağlıklı ve genetik açıdan verimi yüksek hayvanlar olmaları ve uygun koşullarda refah içinde bakılmaları gerekmektedir.
Bu çok değerli besin ögesini ulaşılabilir kılmak için; süt işletmelerinin küçük, orta ya da büyük fark etmeksizin desteklenmesi, süt verimi yüksek ancak ülkemiz iklimine ve bakım şartlarına da uygun ırkların ve hayvan türlerinin teşvik edilmesi, sütün toplama ve nakliyesindeki giderlerin azaltılması, süt ürünlerinin de çeşitlendirilerek coğrafi işaretlemelere ilişkin faaliyetlerin artırılması ve teşvik edilmesi gibi düzenlemelerle sektörün desteklenmesi gerekmektedir

Son yıllarda, işletmelerde yerli ırk hayvan sayısı azalırken melez ve kültür ırkı hayvan sayılarının ve işletme büyüklüklerinin artması son derece olumlu olmakla birlikte halen 1-20 baş hayvan bulunan süt işletmeleri, toplam süt işletmelerinin %90’ını oluşturmaktadır. Bu durum verimliliği önemli ölçüde azaltmaktadır.
Yine doksanlı yıllarda ülkemizde 1.351 kg olan ortalama süt verimi günümüzde yıllık yaklaşık 3.200 kg’a kadar yükselmiştir. Ancak bu değer halen AB ortalamasının neredeyse yarısı düzeyinde olup arttırılmasına yönelik çalışmalara hız verilmelidir. Zira bu konu sadece gıda arzı açısından değil çevre kirliliği ve küresel ısınma açısından da önem taşımaktadır.

Dünya genelinde süt hayvanları yılda yaklaşık 3 gigaton (1 milyar ton) karbondioksit eşdeğeri emisyon üretmektedir. Bu miktar toplam hayvancılıktan kaynaklanan emisyonun %40'ını oluşturmaktadır. Süt hayvanlarının oluşturduğu emisyonun %51 ila %67’si enterik metandır. Atmosferde 200 yıla kadar kalarak küresel ısınmaya neden olan karbondioksit ile karşılaştırıldığında metan, kısa ömürlü̈ olmasına karşın havaya salındıktan sonra karbondioksitten 84 kat daha fazla ısı tutabilmektedir.
Bu nedenle, süt hayvanlarının verimliliğini artırarak üretilmesi hedeflenen süt miktarının daha az süt hayvanı besleyerek üretilmesi iklim üzerindeki olumsuz etkilerin azaltılması açısından çok önemlidir. Bu noktada kg süt başına oluşan emisyonun azaltılması için yem kullanım verimliliği, gübre yönetimi ve sürü performansını arttırmaya yönelik çalışmalar yapılmalıdır.

Süt maliyeti üzerine en etkili faktörlerden birisi yem giderleridir. COVID-19 salgını sırasında döviz kurlarındaki kontrolsüz artış hayvancılık işletmelerinde dışa bağımlı olan yem giderlerini arttırmıştır. Hayvancılık işletmelerinin artan yem fiyatlarından korunmasına yönelik önlemler alınması gerekmektedir.
Ülkemizde mera alanlarının yetersiz olması, meraların verimlilik ve ot kalitesi özelliğini yitirmesi ve etkin kullanılamamaları süt üretiminde yem giderlerinin süt maliyeti üzerine etkisinin yüksek olmasının başlıca nedenlerindendir.

Ayrıca yıl boyunca üretimde meydana gelen artış ve azalışa bağlı olarak süt fiyatlarında yaşanan fiyat dalgalanmaları üreticilerimizi ve sektörü olumsuz etkileyebilmektedir.
Çiğ süt alımında fiyat istikrarının ve gerekli rekabetin sağlanması açısından Et ve Süt Kurumu, AOÇ vb. kamu kurum ve kuruluşların daha fazla süt piyasasının içerisinde olması ve özellikle arz talep dengesinin bozulduğu dönemde süt tozu, tereyağı vb. müdahale alımlarının devreye girmesi gerekmektedir.

Süt endüstrisi ve süt üreticileri, son yıllarda basın ve yayın organlarında süt ve süt ürünlerinde taklit ve tağşiş gibi hususların sık sık gündeme gelmesi, yazılı ve görsel basında konu uzmanları dışındaki kişilerin yanlış bilgi ve beyanları dolayısıyla kamuoyunda zaman zaman tekrar eden bilgi kirliliğinden ciddi zarar görmektedir.
Süt ve süt ürünlerinin kalitesini belirleyen; hayvan sağlığı, hayvan refahı ve halk sağlığı hizmetleri, işletme şartları, sağım hijyeni, üretim, işleme, depolama ve pazarlama aşamaları dikkatle takip edilmeli ve göz ardı edilmemelidir. Bu kapsamda süt ve süt ürünlerinin Çiftlikten Sofraya geliş sürecine kadarki tüm aşamalarında veteriner hekimler aktif olarak yer almaktadır ve almalıdır.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, süt ile toplum ve çevre arasında sıkı bir bağ bulunduğundan dolayı süt hayvancılığı ve süt sektörünün kalkınmasının teşvik edilmesi ile toplum sağlığının korunması, dengeli beslenme, toplumsal refah ve çevre sağlığı gibi konulara da katkı sağlanmış olacağına inanıyor, bu vesileyle Dünya Süt Gününü kutluyoruz.”dedi.
 
 
01.06.2020
Devamı

Ankara Halk Ekmek Dünya Süt Gününde 4 Bin Adet Ücretsiz Süt Dağıttı

 Dünya süt günü nedeni ile Ankara Halk Ekmek Genel Müdürlüğü ve Ankara Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin ortaklaşa düzenlemiş olduğu Dünya süt gününde sosyal mesafe kurallarına dikkat edilerek dünya süt günü kutlandı. Ankara Halk Ekmek Genel Müdürlüğünün organizasyonunda düzenlenen programda sütün önemine değinilerek çocukların beyin ve kemik gelişimine, büyüklerin ise kemik erimelerine karşı önemli bir kalsiyum kaynağı olduğuna vurgu yapıldı.

Dünya Süt günü programında Ankara Halk Ekmek Genel Müdürü Dr. Hüseyin Velioğlu bir konuşma yaparak şunları kaydetti.



“Dünya Süt Günü, Birleşmiş milletler Gıda ve Tarım Örgütü tarafından sütün küresel bir gıda olarak önemini kabul etmek için kutlanılan uluslararası bir gündür. Süt hakkında toplumu bilinçlendirmek ve tüketimin artmasını teşvik etmek amacıyla Birleşmiş Milletler Gıda ve tarım Örgütleri (FAO) 2001 yılından beri her yıl 1 Haziran’da kutlanmaktadır. Gün, Süt sektörü ile bağlantılı faaliyetlere dikkat çekme fırsatı sunmayı amaçlamaktadır.


Süt son derece değerli bir besin kaynağıdır. Bu yüzden çocukların beyin ve kemik gelişimi ile büyüme hormonları açısından son derece değerli bir besin maddesidir. Ayrıca yaşlılık da kemik erimelerine karşı önemli bir kalsiyum kaynağıdır. Süt ürünleri proteinleri aynı zamanda yağsız vücut kitlesini arttırma ve obeziteyi azaltma aracılığı ile dolaylı yoldan  metobalik sağlığı iyileştirmektedir. Önemli bir protein kaynağı olması, bağışıklık sistemini güçlendirmesi, kemik gelişimini sağlaması ve, kemik erimesini engellemesi, kalp hastalıklarından koruması, gebelikte mineral kaybını önlemesin, dişleri koruması, cildi güzelleştirmesi, kilo alımını engellemesi, enerji vermesi ve çocukların okul başarısını arttırması gibi özellikleri ile süt, günlük beslenmenin vazgeçilmez bir parçası olması gerekiyor.



Süt üretiminde ülkemiz dünya genelinde ( 850 Milyon ton) 9’uncu sırada( 23 Milyon Ton) olmasına rağmen süt tüketiminde Avrupa’da sonlarda yer almaktadır. Üretilen sütün yaklaşık yarısı sanayiye aktarılmakta olup diğer yarısı ev tüketimi ve sokak sütü ve diğer şekilde ürünlere dönüştürerek satışa sunulmaktadır.
Kişi bası Süt tüketimi Avusturalya, Norveç, İsveç, Fransa, Almanya gibi ülkelerde süt eşdeğeri olarak 300 kg üzerinde iken bu oran ülkemizde 270 kg civarındadır. Sadece içme sütü olarak kıyaslandığında, Belarus, Ukrayna gibi ülkelerde 110 kg civarında iken ülkemizde bu oran 42 kg civarındadır. Ülkemizde de süt tüketimini arttırıcı çalışmaların, desteklemelerin yapılması gerekmektedir. 

Yeni dönemde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mansur Yavaş’ın önderliğinde kırsal kakınmaya ciddi manada destekler verilerek başkent marketler ile birlikte Ankara üreticisinden tüketicisine aracısız kaliteli, sağlıklı, hijyenik ve ekonomik gıda, ve özellikle süt ve süt ürünlerini teminine yönelik çalışmalarımız yoğun bir şeklide devam etmektedir.


Ankara Büyükşehir belediyesi olarak tüm çocukların, gençlerin, annelerin ve değerli büyüklerimizin yeterli miktarda sağlıklı ve güvenli süte ulaşabildiği doya doya süt içebildiği güzel bir gelecek dileği ile dünya süt günü kutlu olsun”.dedi.


Konuşmanın ardından Ankara Halk Ekmek Genel Müdürlüğünün fabrika satış mağazası içinde alış veriş yapan bütün vatandaşlara ücretsiz olarak pastörize 500ml süt dağıtımı gerçekleştirildi.
 
 
01.06.2020
Devamı

Eskişehir'de Gölete 3 Bin Yavru Sazan Bırakıldı

nden yapılan açıklamaya göre, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Balıklandırma Programı kapsamında Akdeniz Su Ürünleri Araştırma, Üretme ve Eğitim Enstitüsü Müdürlüğü'nden temin edilen sazan yavruları Beyyayla göletine salındı.

Ortalama ağırlıkları 2 gram civarında olan sazan yavrularının, yaklaşık 4 yıl sonra avlanabilir asgari boy limiti olan 40 santimetreye ulaşabilecekleri belirtildi.

Balıklandırma çalışmalarında yetiştiriciliğe açılmamış olan ve amatör balıkçıların avcılıkta yararlanabileceği su kaynaklarının tercih edildiği ifade edildi.

Ayrıca gerek su kaynaklarına yeni bırakılan ya da suda mevcut diğer yavru balıkların gelişimlerini tamamlamaları ve en az bir kez üreyebilmeleri için avcılık sırasında yakalanan küçük balıklara herhangi bir zarar verilmeden suya geri salınmaları konusunda avcılar uyarıldı.
 
28.05.2020
Devamı

Tarım Ve Orman Bakanlığı 2019'da 32 Bin 600 Ton Defne Üretimi Gerçekleştirdi

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) 2019 yılında yaptığı çalışmalarla odun dışı orman ürünlerinden olan defneden 32 bin 600 ton üretim gerçekleştirdi. Bu defne üretimi sürecinde çalışan orman köylülerine ise 115 milyon lira ekonomik katkı sağlandı.

Anavatanı Anadolu ve Balkanlar olan defne Akdeniz bitki örtüsünün karakteristik bitkilerinden biri konumunda bulunuyor. Ülkemizde defne, Ege, Akdeniz ve Karadeniz Bölgesi’nin bütün kıyı şeridi boyunca yayılış gösteriyor ve bu bitkiye, yaklaşık 600-800 metre yüksekliklerde rastlanıyor. Dünyada ise Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bütün Akdeniz ülkelerinde ve Rusya’nın Karadeniz kıyılarında yetiştirilebiliyor.

Dünya nüfusunun sürekli artması, insan ihtiyaçlarının da artmasına ve çeşitlenmesine yol açıyor. İnsanların besin temini konusunda bilinçlenmeleri, sentetik maddelerden mümkün olduğunca korunma istekleri, ekolojik veya tabiattan toplanan ürünlere olan talebi artırıyor, bu ise odun dışı orman ürünlerine yansıyor. Ülkemizin odun dışı orman ürünlerinden ve önemli tıbbi aromatik bitkilerinden birisi olan, ayrıca dış ticaretimizde de önemli yer tutan Akdeniz Defnesi de bu talepten nasibini alıyor.
Bu çerçevede defnenin tabii yayılış alanlarından yapılan yaprak ve tohum faydalanmalarının sürdürülebilir nitelikte olmasını, üretim maliyetlerinin düşürülmesini, üretimde yaşanan değer kayıplarının azaltılmasını ve orman köylüsünün gelirlerinin artırılmasını sağlamak maksadıyla Tarım ve Orman Bakanlığı 2016 yılında “Defne Eylem Planı”nı hayata geçirmişti.

12.500 Dekar Alanda Rehabilitasyon ve 160 Km Yol Yapılacak
2016 ve 2020 yılları arasında uygulanacak bu eylem planı çerçevesinde hedefleri belirleyen Bakanlık, bu süre zarfında 12.500 dekarlık alanda defne rehabilitasyonu çalışmaları yapacak. Ayrıca bu alanlarda toplanan defnelerin taşınabilmesi için 160 kilometrelik bir yol şebekesi inşa edecek.
Diğer yandan eylem planı ile 1.000 dekarlık defne alanı, tohumundan faydalanmak üzere koruma altına alınacak ve 5.000 kişiye eğitim verilerek iç tüketimin arttırılmasına yönelik 13 adet tanıtım faaliyeti gerçekleştirilecek.

9.610 Dekar Alanda Rehabilitasyon Çalışması Tamamlandı
Eylem planı kapsamında yürütülen çalışmalar ile bugün itibarıyla 9.610 dekar alanda rehabilitasyon çalışması tamamlanarak 122 km’lik yol yapıldı. Ayrıca 810 dekar alan defne tohumundan faydalanılmak üzere koruma altına alındı ve 4.000 kişiye eğitim verildi.

Türkiye 2019’da 40 Milyon Dolar Defne İhracatı Yaptı
Dünyada önemli bir üretici konumunda bulunan Türkiye yıllar itibarıyla sürekli ihracat gelirlerini artırıyor. 2005 yılı defne ihracat geliri yaklaşık 12 milyon dolar olan Türkiye’nin 2019 yılı ihracat geliri 40 milyon dolar oldu. OGM de defne üretimi ve defnenin korunması için çalışmalarını sürdürüyor. 2005 yılında OGM’nin 6 bin 436 ton olan defne üretimi 2019 yılında 32 bin 600 tona yükseldi. Bu üretimden ise 4,2 milyon lira tarife bedeli tahsil edildi.

Defne Alanlarından Aşırı ve Bilinçsiz Faydalanılıyordu
Toplayıcıların defne alanlarından aşırı ve bilinçsiz faydalanmaları sebebiyle verimli defne alanlarının tahrip olduğu ve yaprak veriminin düştüğünü ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ise “Faydalanılan alanlarda makinalı çalışma imkanlarının olmaması, defne alanlarından iç kısımlara ulaşımını sağlayacak yol şebekesinin de yetersizliği bu eylem planının hazırlanmasını zorunlu hale getirdi” değerlendirmesinde bulundu.

Orman Köylüsüne Ek Gelir Kapısı Açılıyor
Dünya’da ve ülkemizde, orman kaynaklarının gelecek nesillere aktarılabilmesinin önemli şartlarından birisinin de, o civarda yaşayan halka alternatif gelir kaynakları sunma olduğunu ifade eden Dr. Pakdemirli “Bu eylem planı ile orman köylümüze ek gelir kapıları açıyoruz. Bu çerçevede 2019 yılında üretimi gerçekleştirilen defnenin üretim aşamalarında yer alan orman köylülerine 115 milyon lira ekonomik katkı sağladık. Bugüne kadar birçok eylem planı hazırladık ve uyguluyoruz. Bu eylem planının da başarıyla hedefine ulaşacağından hiç şüphem yok. Bu tip uygulamalar kırsal kalkınmanın lokomotifi olacak” diyerek sözlerini tamamladı.​
 
28.05.2020
Devamı

Avrupa’nın En Büyüğünde Enerji Üretimi Başladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapılan ve silindirle sıkıştırılmış beton tipine göre Türkiye ve Avrupa'nın en büyük barajı olan Çetin Barajı'nın enerji üretimine başladığını ifade ederek, barajın milli ekonomiye yıllık 500 milyon lira katkı sağlanacağını söyledi.
Siirt'in Şirvan ve Pervari ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Çetin Barajı ve Hidroelektrik Santralinin temelden 165 metre gövde yükseklikte inşa edildiğini belirten Bakan Pakdemirli "Kendi kategorisinde Türkiye ve Avrupa'nın en büyük barajı olan Çetin Barajı'nın maksimum işletme kotunda, 615 milyon metreküp su depolanacak, 37 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre alanında bir gölalanı oluşacak" dedi.

Yılda 1 Milyar 175 Milyon Kwh Enerji Üretilecek
Barajın üç büyük ve bir küçük olmak üzere 4 türbin ile toplamda 420 MW kurulu güce sahip olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "Baraj ile yılda 1 milyar 175 milyon kWh enerji üretilecek ve milli ekonomiye yılda yaklaşık 500 milyon TL katkı sağlanacak" değerlendirmesinde bulundu.

Enerji Kaynaklı Dış Ticaret Açığına Olumlu Yönde Etki
Projede bir küçük ünite ve bir büyük ünitenin devreye girdiğini ve elektrik üretimine başladığını açıklayan Pakdemirli "Yerli ve yenilenebilir enerjinin payının artırılması bakımından son derece önemli olan bu barajın tamamlanarak milli ekonomiye katkı verir duruma gelmesi, ülkemizdeki enerji kaynaklı dış ticaret açığına olumlu yönde etki yapacak" açıklamasında bulundu.
 
28.05.2020
Devamı

KORONA PANDEMİSİ SONRASI NELER YAPILMALI

  Ocak ayından beri devam eden Korona enfeksiyonu, belki biraz bulaşma hızını azaltsa da maalesef devam ediyor. Evlerimizde bekleyiş sürüyor. Ama genel manada sorunlar da büyüyor. En başta dünya ekonomisinde küçülme, işsizlik oranlarında artış, daha kötüsü de açlığı iyice körüklemiş durumda. Dünya Sağlık Örgütüne göre 217 ülke pandemiden etkilenmiş ve 100’den fazla ülke de iflas ettiğini açıklayarak, yazık ki IMF'den yardım talep eder olmuştur.

            Tüm bu olan biten içinde bizler de “ne zaman normal hayata döneceğiz ?” diyoruz. İnanın kimse de net olarak bilmiyor. Ama bir gerçek var, o da en erken Haziran sonu gibi biraz normalleşeceğiz. Tahmin ediyorum Kurban Bayramına kadar itidalli tutumumuz sürecek. Fakat istesek de istemesek de bu dar ve meşakkatli yoldan geçmek zorundayız. Ancak bizi bekleyen esas gerçekler, Korona sonrasında daha net ortaya çıkacak. Bu sebeple her tür tedbiri şimdiden düşünüp, almalıyız. Gerek sağlık, gerek tarım, gerekse sanayi alanında yenilikçi ve ileriyi gören bir takım senaryolar üretmeli ve hızla hayata geçirmeliyiz. 

Şunu da söylemek gerekiyor ki sadece sağlık alanında yapılacak iyileştirmelerle tek bir yol haritası  çizmemeliyiz.

            Bakın söylüyorum, şu an dünyada meydana gelen salgın ilerde benzer başka hastalıklar, başka şekillerde dünya çapında gündem olacak gibi.  Nereden söylüyorum, çünkü birilerinin dediği gibi eğer salgın planlı bir eylem olarak tasarlandı ise  benzer teşebbüsler de tekrar tekrar  karşımıza çıkacaktır.  Yok sadece bir hata sonucu, yanlışlıkla meydana geldiyse o zaman da başka hatalar dünyanın başını ağrıtacaktır. Öyleyse biz ülkemiz açısından şimdiden bir takım tedbirler almalıyız, almak zorundayız.  Birçok insan, özellikle de devlet yetkilileri aynı benim gibi düşündüğünü biliyorum. Bu nedenle salgın sonrası mutlaka birçok yeni uygulama devreye girecektir.
         
   İşte yapılanma esnasında özellikle tarımsal alanlarda çok güçlü adımlar  atmamız gerekiyor. Köylüyü çiftçiyi bu hususta eğiterek, aynı deprem tatbikatı yapar gibi bu tür biyolojik saldırılara karşı bilgilendirip donatmalıyız. Yine şehirde yaşayanları da işin içine katarak daha akılcı üretim ve tüketim modellerini oluşturmalıyız. Yani ne demek  istiyorum ki, tam manasıyla her yönden kendine yeter, kendi ayakları üzerinde durabilecek bir ülke olmak zorundayız.  Sağlıklı toplum ve sağlıklı bireyler olmanın bir ayağı sağlıklı beslenmeden geçiyor. Böyle olması nedeniyle tarım ve hayvancılık hususunda da şimdiki konumumuzdan çok daha iyi duruma gelmemiz şart oldu. O yüzden Tarım ve orman Bakanlığımızın böylesi pandemilerde gücünü artırmak, özellikle zoonotik (hayvanlardan insana bulaşan) hastalıklar başta olmak üzere, memlekette büyük ekonomik kayıplara yol açan hayvansal kaynaklı salgınları çok daha etkili ve kısa zamanda durdurup yok edecek bir alan açması mecburi olmuştur.

            Bunun için yeni bir birim kurması zamanı geldi de geçiyor bile. O nedenle kendi  bünyesinde tamamı uzmanlardan oluşan yeni bir  Genel Müdürlük oluşturmalıdır. Bu bahsettiğim genel müdürlüğün içinde tamamen profesyonel klinisyen tabipler, veteriner hekimler, eczacılar, ziraat, gıda, su ürünleri, genetik mühendisleri, biyologlar, bilişimciler ve ilgili alan uzmanlarından müteşekkil olmalıdır. Zaten dünyada bunun tanımı TEK SAĞLIK ‘tır. Şu pandemi yaşadığımız günlerde birçok  ülkede de bu ve benzeri oluşumlardan bahseden çok fazla tartışma ve bilimsel makale mevcuttur.  Tarım, hayvancılık  ve halk sağlığı ayrılması mümkün olmayan üçlüdür. Her birini ayrı ayrı idare edelim derken bazı hususlar atlanıyor, hız ve zaman  kaybına uğruyor, radikal kararlar almada zorlanıyoruz. Bakın Korona pandemisinde bunu hepimiz gördük. İlk Başta Sağlık Bakanlığınca doğal olarak tabiplerden meydana gelen bir Bilim Kurulu oluşturuldu. Daha sonra, zaman ilerledikçe kurulun daha geniş perspektiften bakması gerektiği, başka mesleklerden de yardım alınması gerektiği görüldü. Ardından salgın hastalıkları ve onunla mücadeleyi bilen tabipler dışındaki meslek dallarından bilim insanları yavaş yavaş kurula eklendi. Çok daha etkili ve güzel çalışmalar oldu. Keşke ta işin en başında ve zaman geçmeden bu şekliyle şekillenmiş olsaydı. Ama pandemi pek çok şeyi etkilediği için bize bunu zorla öğretti.

            Bakın hastalığın Çin’de çıkması ve dünyaya yayılması ne kadar çabuk oldu, değil mi? Gelişmiş, zengin,sağlık alanında çok iyi bildiğimiz ülkeler düşünmeye, tedbirler almaya fırsat bulamadan bir bir çöktüler. Bizim hastalığa yakalanmamız Mart ayına kadar geciktiği, hastanelerle sağlık çalışanlarımızı çok daha iyi organize ettiğimiz için bu salgında başarılı olduk. Yöneticilerimiz ve sağlık çalışanlarımızla gurur duyduk ve duyuyoruz. Hastanelerde canla başla çalışan tabip, hemşire, hastabakıcı, güvenlikçi, memur vs. hepsine müteşekkiriz. Ama bu yetmez. Onları rahatlatacak, hastanelere hastaların yığılmasını önleyecek başkaca tedbirler gerekiyor. Bu kaçınılmaz bir gereksinim. 

            Şimdi olaya başka bir açıdan bakalım isterseniz. Şöyle bir senaryo düşünün, “bu defa meydana gelen hastalık yine dünya çapında  hem hayvanda, hem de insanlarda yayılsa ve öldürme oranı da yüksek olsaydı” ne yapardık? İnsanlara müdahale edecek hastane sayısı yeterli iken, hayvanlara müdahalae edecek yeterli donanıma sahip klinik veya hastane yeterli mi? Ayrıca oluşan kaosu çözmek, iş takibi yapıp yönetmek hangi bakanlık koordinesinde olacak?  Soruyorum. Böylesi acil durumlarda kamu kurum ve kuruluşlarının Acil Eylem Planları oluşturduğunu biliyorum. Ama hangi sıra dahilinde ve öncelik ne olacaktır? 

Dolayısıyla çok daha hızlı, çok daha güçlü kararlar alıp, bürokratik engellere takılmadan uygulayacak yeni birim ya da birimlere ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. İşte, benim vurgulamak istediğim budur. Şu an yukardaki senaryoyu uygulayacak hayvansal salgınların kontrolünü sağlayacak yetkili Tarım ve Orman Bakanlığı’dır. Bütün il ve ilçelerde örgütlenmiş, her türlü hayvansal hastalıkla mücadele eden deneyimli personeli mevcuttur. Ayrıca içinde yüksek lisans ve doktora yapmış uzmanları  bulunan, çok çeşitli aşı- serum ve biyolojik madde üretebilen enstitüleri ve en önemlisi halkla olan yakın ilişkili altyapısı vardır. Sağlık Bakanlığı da benzerdir. Onlar da güçlü bir altyapıya sahip, her tür iş yapma yeteneği vardır. Ancak sadece insan ve insan sağlığıyla uğraşmaktadır. Tarım ve hayvancılık kısmı eksiktir. Bakın önceki yıllarda Gıda Denetim işi büyük ölçüde Sağlık Bakanlığı yetkisindeydi ve çevre sağlık teknisyenleriyle yürütülüyordu. Maalesef istenen başarıyı sağlayamadılar.  Tarım Bakanlığı kadar başarılı  olamadılar.  Tarım Bakanlığı Gıda Denetim işlerinde gerçekten  iyi ve etkin  bir rol oynuyor.  O halde söylemiş olduğum yeni oluşum ancak Tarım Bakanlığı bünyesinde diğer bakanlıklarla koordineli çalışarak başarılı olabilir.  

            Yani;  ülkemizde  savaş şartlarında veya ani gelişen salgın durumlarında meydana gelebilecek her türlü halk ve hayvan hastalığını koruyup müdahale edebilecek özgün bir sağlık çalışma ekibi oluşturulmalıdır. İnsan ve hayvan sağlığı tek çatı altında oldukça etkili korunabilir. Belki bu fikir birçok yetkili için gereksiz veya cazip gelmeyebilir. Ama artık bir bölgede hayvanlarda hastalık çıktığında, ölen hayvanını çoban Ali efendi basit bir torbaya koyup, kendine ve çevreye bulaşıp bulaşmadığını düşünmeden minibüse atıp ilçeye veya ile gelmesin. Sokaklarda koşturan kurbanlık boğaları zabıtalar veya polis memurları kovalamasın. Kolu kanadı kırık kuş veya yabanıl hayvanları hiç işten anlamayan görevliler müdahale etmesin. Bahçesinde yılan, akrep gibi zehirli hayvanlarla kuduz dahil pek çok hastalığı bulaştırabilen çakal, tilki, porsuk vs yabani hayvanları görenlerin aradıklarında konu sorumlusu acil müdahale edebilecek bir birim olsun. O zavallı hayvanları bir belediyeye, bir kliniğe, bir veteriner fakültesi hastanesine veya bir yaban hayatını koruma kurumuna top gibi atarak  ordan oraya dolaştırıp durulmasın. Yoksa hiç bir salgınla veya hastalıkla istenildiği gibi başarı sağlamak mümkün olmaz. Mesleki taassup veya bağnazlığa mahal verilmeden eldeki güçler bir an evvel birleştirilerek, TEK SAĞLIK uygulaması tez zamanda başlatılmalı ve geç kalmadan dünyaya bu alanda da örnek olmalıdır. Böylece devletimizi, milletimizi yüceltip, halkımızın sağlıklı gıda ve sağlıklı yaşam olanaklarını hızla artırmalıyız.
 
 
Dr Öğretim Üyesi Hakan KEÇECİ
            Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı Bşk.

 
 
22.05.2020
Devamı

Bakanlık Gıda İsrafını Önlemek İçin Düğmeye Bastı

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle yürütülecek Gıdanı Koru Kampanyası kapsamında, strateji belgesi ve eylem planı hazırlandı.

Türkiye'nin gıda kayıpları ve israfının önlenmesi, azaltılması ve yönetimine ilişkin hazırlanan planla, ilgili bakanlıklar, kamu kurumları ve sivil toplum örgütlerinin katkısıyla gıda israf ve kayıplarının önlenmesi için 100 eylem hayata geçirilecek.

Bu kapsamda, özellikle tüketiciler için farkındalık oluşturulması amaçlanıyor. Uygun gıda muhafaza koşulları, kalan yemeklerin muhafazası ve tekrar kullanılması, planlı alışverişin önemi konusunda eğitimler ve atölye çalışmaları yapılacak.
 

Ürün etiketi üzerindeki son tüketim tarihi ve tavsiye edilen tüketim tarihi arasındaki fark anlatılacak ve güvenilir tüketim konusunda farkındalık artırılacak. Evlerde gıda israfını azaltmaya yönelik tarifler ve çözümler yaygınlaştırılacak.

Kusurlu, şekil bozukluğu olan ancak güvenilir ve besleyici meyve ve sebzelerin israfının önüne geçilmesi mesajı verilecek.

Şekli bozuk ürünlerin süpermarketlerde satışa sunulması sağlanacak, bu kapsamda gıdanın şeklinden öte kalitesinin önemli olduğuna ilişkin bilgi posterleri kullanılacak. Şekli bozuk ürünler restoran ve hazır yemek şirketlerinin satışlarına da entegre edilecek.

Gıda israfıyla mücadele için mesaj verilecek

Okullarda, temel askeri eğitim müfredatında, Gençlik ve Spor Bakanlığı yurtlarında, gençlik merkezlerinde, gençlik kamplarında, cezaevlerinde ve hastanelerde, posterler, seminerler, videolarla gıda israfı konusunda bilgi, bilinç ve farkındalık düzeyi artırılacak.

Ramazan da dahil, kültürel ve sanatsal faaliyetler yoluyla porsiyon ayarlama ve pişirme kalan yemekleri muhafaza etme ve raf ömrünü uzatma, yeterli miktarda meyve ve sebze satın alma yöntemleri konusunda tüketicilerin farkındalığı sağlanacak.

Televizyon programlarında, filmlerde veya TV dizisi senaryolarında gıda kaybı ve israfıyla mücadele konusunda gizli veya açık mesajlar verilecek.


 
 
22.05.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Biyolojik Çeşitlilik Günü İçin Mesaj Yayınladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 22 Mayıs Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü münasebetiyle bir mesaj yayınladı. Bakan Pakdemirli’nin mesajında şunları söyledi.

“Biyoçeşitlilik ile ilgili sorunlara dikkat çekmek, halkı bilinçlendirmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin kabul edildiği gün olan 22 Mayıs,
Birleşmiş Milletler tarafından “Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Günü” olarak ilan edilmiştir.

Her yıl dünya genelinde çeşitli etkinliklerle kutlanan Biyolojik Çeşitlilik Günü’nün bu yıl ki teması “Çözümlerimiz Doğadadır” olarak belirlenmiştir.
Bu günlerde dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgını da bir kez daha göstermiştir ki; bütün teknolojik ilerlemelere rağmen sağlık, su, gıda, ilaç, barınak ve enerji için tamamen sağlıklı ve canlı ekosistemlere ihtiyacımız vardır.

Bu yılın teması olan “Çözümlerimiz Doğadadır” sloganı; umut, dayanışma ve doğa ile uyumlu bir gelecek inşa etmek için birlikte çalışmanın önemine de değinmektedir. Yine bu slogan; biyoçeşitlilik kaybının önlenmesi için küresel çerçevede güçlü bir iradenin oluşması gerektiğine, bu yıl her zamankinden çok daha fazla işaret etmektedir.
Ülkemiz, biyoçeşitliliğin korunması için önemli adımlar atan ülkelerden biri olmasının yanında 2022 yılında düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 16. Taraflar Konferansına ev sahipliği yapacak ve 2022-2024 yılları arasında sözleşme dönem başkanlığını yürütecektir.

Bu kapsamda, geçtiğimiz yıl Ağustos ayında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla bir genelge yayınlanarak Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Koordinasyon Kurulu kurulmuş ve faaliyetlerine başlamıştır. İlgili bakanlıklar başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlar seferber edilerek geniş bir biçimde katkı ve katılımlarının sağlandığı bu süreç, ülkemizin biyolojik çeşitliliğe verdiği önemin bir göstergesidir.

Bu vesile ile 22 Mayıs Biyolojik Çeşitlilik Gününüzü tebrik eder, biyolojik çeşitliliğimizin korunmasına gösterdiğiniz katkı ve duyarlılıktan dolayı en kalbi şükranlarımı sunarım”
 
 
22.05.2020
Devamı

BU SENE RAMAZAN DAHA ANLAMLI

Ramazan ile ilgili sohbetler hep “nerede o eski Ramazanlar diye” başlar. Bu sefer Korona Salgını gölgesinde çok farklı bir Ramazan yaşıyoruz. İlk anda yasaklar altında kapalı buruk bir Ramazan diye düşünülebilir. Ama birçok anlamlı gününde bir araya geldiği bu Ramazan birçok şeyi düşünmek için aslında güzel bir fırsat yakaladık.
Gerçekten de bu sene Ramazanın maneviyatını milli günlerimizin coşkusuyla birlikte yaşıyoruz. Daha en baştan Ramazanı karşıladığımız ilk sahura, Bağımsızlığımızın 100. yılını kutladığımız 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramında kalktık. Ama daha önemlisi 1000 aydan daha kıymetli bu yılki Kadir Gecesini, milli mücadelenin ilk adımının atıldığı 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Bayramında idrak ediyoruz. Her Kadir Gecesinde, dualar ettiğimiz Büyük Önderi, silah arkadaşlarını ve bugüne kadar ülkemiz için can vermiş şehitlerimizi bu gece daha minnetle anacağız.

Bunlara ilaveten bu yıl, emek, hak ve rızık gibi büyük manevi anlamları olan özel günleri de Ramazanda kutlayacağız. Emeğin karşılığının teri soğumadan verilmesini Hak bilenler için 1 Mayıs İşçi ve Emekçi Bayramı çok anlamlıdır. Yine rızık kadar rızkı üretenlerin de değerini bilenler için 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününü önemlidir. Bu özel günlerin de Ramazan içine denk gelmesi milli günler kadar anlamlıdır.

Sonuç olarak; bu sene Ramazan, milli ve manevi değerlerimizin birlikte harmanlandığı bir ay oldu.
Her fırsatta sahip olduklarımızın önemini anlamak ve şükretmek gerektiğini söylesek de ancak bir felaket yaşadığımızda farkındalığımız artar. Bu açıdan Dünyayı sarsan salgın hastalık da birçok konuya bize bir daha hatırlattı. Teknoloji ne kadar gelişse de hayatlarımızın nasıl bir anda tehlikeye girebileceğini bu korkunç durumdan korunmanın ise sosyal mesafe ve hijyen ile ne kadar basit olduğunu gördük. Marketlere saldırırken aslında gıdanın ne kadar vaz geçilmez olduğunu anladık. Daha birkaç ay önce sürdürülebilirlik kelimesini fiyakalı bir söz sananlar, sadece birkaç günlük sokağa çıkma yasağı sonrasında hızla değişen tabiatı gördükçe; ne kadar savurgan olduğumuzu, kaynaklarımızı hoyratça kullandığımızı anlamaya başladılar. Aslında bilim çevreleri yıllardır doğa, ekonomi ve sosyal yaşam çerçevesinde karşılıklı dengelerin devamlılığını savunan sürdürülebilirlik ile ilgili tedbirleri anlatıyorlar. Bu farkındalığın artmaya başladığı günlerde, Ramazanı idrak ediyor olmak, topluma doğru yolu göstermek adına büyük bir şans. Rızka şükretmeyi, bu kapsamda israfı engellemeyi ve yoksulla paylaşmayı emreden Ramazan, sürdürülebilirliğin anlaşılması ve kamuoyu desteği bulması için iyi bir vesile oluşturuyor.
Bütün Dünya yıllardır bilinçsiz tüketimle aslında kendi geleceğini yok ettiğinin farkına vardıktan sonra giderek yaklaşan kıyametten korumanın en iyi yolunun tarımda sürdürülebilirlik olduğu sonunda anladı. Bunun teminatının ise dev işletmeler değil, küçük aile çiftçilerinin olduğu, yaşanan krizler sırasında gördü. Tek başına zayıf olan bu kahramanların, güçlü olabilmek için ellerindeki tek silah ise kooperatifleri. Dünyayı kurtarabilecek kahramanların küçük aile işletmelerine sahip çiftçiler olduğunu artık herkes biliyor. Giderek artan bu farkındalık, salgın hastalık ile daha da belirgin hale geldi.

Piyasadaki daralma nedeniyle ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kalan, artan girdi fiyatları karşısında borçlarını ödeyemez duruma gelen çiftçi, salgın hastalığın kol gezdiği bir ortamda sağlığını hiçe sayarak üretimine devam ediyor. Onun bizim adımıza verdiği hayatta kalma mücadelesine destek vermek gerekmektedir. Birlik ve beraberliğimizin iyice pekiştiği bu Ramazan rızık üretenlere hak ettikleri saygının verilmesi için iyi fırsat oluşturmuştur.
Artık milletimizin kendisi için her dönem fedakârlık yapan Türk Çiftçisine vefasını göstermesinin vakti gelmiştir.
Salgınla mücadelede başarı sağlayarak sağlıklı, huzurlu çiftte bayramın ötesinde, çiftçimizle kucaklaştığımız birlik ve beraberlik içinde çok daha anlamlı bir Ramazan bayram diliyorum.

Dr.Erhan Ekmen
Ziraat Yüksek Mühendisi

 
21.05.2020
Devamı

Ceylanpınar'da 60Bin Dekar Arazi Sulamaya Açılıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye’nin en büyük tarım işletmesi olan Şanlıurfa Ceylanpınar Tarım İşletmesinde 60 bin dekar alanı suyla buluşturacak yatırımın tamamlandığını açıkladı ve 22 Mayıs 2020 Cuma günü açılışının yapılacağını söyledi.

Devlet Su işleri Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen TİGEM-Ceylanpınar Sulama Projesinin yaklaşık 70 milyon lira yatırım bedeli ile hayata geçirildiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli, proje ile işletmede kuru tarım yapılan alanda üretim düşüklüğü riskinin ortadan kalkacağını belirtti.

Tek Tuşla Binlerce Dönüm Arazi Sulanacak
Sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği için daha yüksek verime ulaşmada modern sulama yöntemleri kullanılacak.  Bakan Pakdemirli “Üretim artışı için vazgeçilmez olan suyu, modern sulama sistemleriyle daha tasarruflu kullanıyoruz. Ceylanpınar Tarım İşletmesinde toprakları en ileri teknolojilerle donatılmış modern sistemlerle suluyoruz. Sadece tek tuşa basarak binlerce dönüm araziyi suya kavuşturuyoruz” diye konuştu.

Türkiye Su Zengini Bir Ülke Değil
Bu projede olduğu gibi modern basınçlı sulama sistemleriyle suyu daha tasarruflu kullandıklarını kaydeden Pakdemirli “Bilinenin aksine Türkiye su zengini bir ülke değil. Bu sebeple suyumuzu mümkün olduğunca tasarruflu kullanmak zorundayız. Bu sebeple her damla suyumuz toprağa hayat olacak, bereket olacak, toprak da bize” değerlendirmesinde bulundu.

Ülke Ekonomisine 4 Kat Daha Fazla Katkı Sağlanacak
Toplam 60 bin dekar zirai araziye can suyu olacak TİGEM Ceylanpınar Sulama Projesi ile iki yılda bir ürün yerine yılda iki ürün alınacağının altını çizen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Bu arazilerde nadas sistemi kalkacak, ikinci ürün ekilişleri sayesinde bitki çeşitliliği artacak, verim ve kalitede artış gerçekleşecek. Hububat verimi 250 kg/dekardan, 500 kg/dekara çıkacak ve kalite yükselecek. Her yıl ilave 25 milyon TL gelir sağlanacak. İkinci ürün ekilişleri ile bu gelir 70 milyon TL düzeylerine çıkacak. Böylece ülke ekonomisine 4 kat daha fazla katkı yapılacak. Ayrıca daha fazla istihdam sağlanacak, kanal sulaması nedeniyle enerji tüketimi azalacak. Üretim maliyeti düşecek. Yer altı su kullanım oranı azalacak”

Hedefimiz 2023 Yılına Kadar 150 Bin Dekar Araziyi Daha Suyla Buluşturmak
Ceylanpınar Tarım İşletmesinde 2008 yılında 108 bin dekar arazinin sulandığını ifade eden Pakdemirli “2019 itibarıyla sulanan alan büyüklüğünü 613 bin dekara yükselttik. Açılışını yaptığımız bu projeyle bu alan 2020 itibarıyla 673 bin dekara çıktı. Hedefimiz 2023 yılına kadar 150 bin dekar araziyi daha suyla buluşturmak ve işletme arazisinde 820 bin dekar arazinin sulanmasını sağlamak” diye konuştu.

18 Yılda 800 Milyon Liralık Yatırım Yapıldı
Bakan Pakdemirli, 2002 yılından 2019 yılına kadar Ceylanpınar Tarım İşletmesine sulama, hayvancılık, mekanizasyon ve tarımsal tesis anlamında 721 milyon lira yatırım yapıldığını ve bu yıl yapılacak 80 milyon liralık yatırımla son 18 yılda yapılan yatırımın 800 milyon lirayı aştığını da sözlerine ekledi. ​
 
 
 
 
21.05.2020
Devamı

Organomineral Gübre Desteği Ödemeleri Başladı

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, 2019 yılı organik ve organomineral gübre  kullanan  çiftçilere uygulanacak desteklere ait açıklamalarda bulundu.
         Bakan Pakdemirli'nin açıklaması şu şekildedir:
         "Ülkemiz topraklarının organik madde kapsamının  yükseltilmesi,  kimyevi  gübre kullanım etkinliğinin artırılması ve topraklarımızın ihtiyacı olan bitki besin maddelerinin ülkesel kaynaklardan karşılanması amacıyla ilk defa 2019 yılında uygulamaya başladığımız normal gübre desteğine ilave olarak organik ve organomineral gübre  kullanan  çiftçilerimize  dekara  10  TL  destekleme  ödenmeye başlanmıştır.
         Bu çerçevede başvuru, icmal, askı ve kontrolleri tamamlanan 57 İlde 18.892 çiftçimize 14 milyon 481 bin liralık destek ödemelerine 15 Mayıs Cuma günü başladık.
Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun"
 
19.05.2020
Devamı

Ilısu Barajı’nda Elektrik Üretimi Başlıyor

Türkiye'nin en büyük elektrik üretimi projelerinden biri olan Ilısu Barajı'nın altı tribününden ilki, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda hizmete alınıyor. 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın video konferans yöntemiyle iştirak edeceği ilk tribünün hizmete alınma törenine; Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez de katılacak.

Konuyla ilgili açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin 70 yıllık rüyası olan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2008 yılında temeli atılan Ilısu Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nde elektrik üretiminin başlayacağını müjdeledi.



KAYA DOLGU TİPİNDE DÜNYANIN EN BÜYÜĞÜ

Dicle Nehri üzerine inşa edilen ve kurulu güç bakımından Atatürk, Karakaya ve Keban barajlarından sonra Türkiye’nin dördüncü büyüğü konumunda bulunan Ilısu Barajı’nın önyüzü beton kaplı kaya dolgu baraj tipinde dolgu hacmi ve gövde uzunluğu bakımından ise dünyada birinci sırada yer aldığını ifade eden Pakdemirli, tesisin, temelden 135 metre yüksekliğe, 24 milyon metreküp dolgu hacmine ve bin 820 metre kret uzunluğuna sahip olduğunu dile getirdi.

YILSONUNDA TAM KAPASİTEYLE HİZMETE GİRMİŞ OLACAK

Pakdemirli, inşa edilen Ilısu Barajı ve hidroelektrik santralinin, her biri 200 MW gücünde 6 tribünden oluştuğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da video konferans yöntemiyle açılışına katılacağı ilk tribünü, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda hizmete alacağız. İlk tribünün hizmete girmesiyle yıllık 687 milyon kWh elektrik enerjisi üretilecek ve ekonomiye ilave 355 milyon lira katkı sağlanacak. Bu üretim rakamı 1 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık enerji ihtiyacının karşılanması anlamına geliyor.

Daha sonra ise her ay bir tribünün daha hizmete alınmasıyla yılsonuna kadar barajın tam kapasiteyle üretime geçmesini hedefliyoruz. Toplam kurulu gücü 1200 MW olan santral tam kapasite ile devreye girdiğinde, yılda ortalama 4120 GWh enerji üretimi gerçekleştirilecek. Böylece sadece enerji üretiminden ekonomiye yıllık 412 milyon dolar katkı sağlanacak. Bu üretim rakamıyla 6 milyon nüfuslu bir şehrin yıllık enerji ihtiyacı karşılanabilecek.”

BARAJ SAYESİNDE ÇOK SAYIDA KÖY YOLU DA YAPILIYOR

Baraj inşaatı kapsamında, araçların zorlukla geçtiği Midyat- Dargeçit yolunun yeniden yapıldığını belirten Pakdemirli, bu çerçevede 52 km ulaşım yolu ile Dicle Nehri üzerine 250 metre uzunluğunda köprü inşa edildiğini, ayrıca Batman-Siirt-Şırnak ve Diyarbakır’a ait köylerde de 237 km asfalt kaplı köy yolunu yapmaya başladıklarını söyledi.

ILISU PROJESİ 18 MİLYAR LİRAYA MAL OLDU

Bakan Pakdemirli, Ilısu projesinin baraj, yeniden yerleşim, tarihi ve kültürel varlıkların korunması ve diğer inşaatlar ile beraber yaklaşık 18 milyar liraya mal olduğunu da sözlerine ekledi. 
 
19.05.2020
Devamı

Ağrı Hayvan Pazarı Kısmen Açıldı

Ağrı’da, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle kapatılan Ağrı Hayvan Pazarı artık haftada 2 gün açılacak.

Ağrı Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mehmet Nuri Samancı, açıklanan karara yetiştiricileri adına Ağrı Valisi Süleyman Elban’a teşekkür etti.

Başkan Samancı: “ Ağrı Valiliğimizin yapılan değerlendirme sonucunda Hayvan Pazarının 14 Mayıstan itibaren haftada iki gün  ( Pazartesi - Perşembe ) olmak üzere açılmasına karar verilmiştir.  Bu karardan dolayı Valimiz Sayın Süleyman Elban ` a yetiştiricilerimiz adına çok teşekkür ederim. Şükranlarımı arz ederim. Hayvan pazarı yetiştiricilerimizin can damarıdır.” dedi

Valilikten yapılan yazılı açıklamada, yurdun hayvancılık açısından önde gelen illerinden Ağrı’daki hayvan pazarının yeni tip koronavirüs nedeniyle 20 Mart tarihinden bu yana kapalı olduğu hatırlatıldı.





 
16.05.2020
Devamı

Covıd-19 Anti-Serumu İçin Önemli Bir Adım Daha Atıldı…

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteklediği, Etlik Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü (Etlik VKMAEM), ve Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü iş birliği içerisinde yürütülen “COVID-19’a Karşı Terapötik Amaçlı Hiperimmunserum (Anti-serum) Üretimi” isimli proje kapsamında Etlik VKMAEM Viroloji Teşhis Laboratuvarında, SARS CoV-2 (COVID-19) virüsü izole edilerek, genetik sekanslama metoduyla virüsün haritasının çıkartılması çalışmalarına başlandı. Projede temel amaç, COVID-19 hastalığı etkeni SARS-CoV-2 virüsüne karşı acil olarak Antiserum geliştirilmesi.

Bütün dünyayı ve ülkemizi etkisi altına alan Covid-19’a karşı bilim insanlarının dünya genelinde çalışmaları devam ediyor. 100 yılı aşkın süredir antiserum üretme tecrübesi olan Bakanlığımızın veteriner kontrol enstitüleri ile Türk tıp ve veteriner hekimleri bir kez daha, tedavide hayati önem taşıyan antiserum geliştirilmesi noktasında oldukça tecrübeli olduklarını ortaya koyuyor.
Tarım ve Orman Bakan  Bekir PAKDEMİRLİ’nin eşi Dr. Ahu PAKDEMİRLİ’nin de içerisinde olduğu tıp ve veteriner hekimlerden oluşan ekip Covid-19’e karşı Antiserum geliştirme projesi kapsamında sürdürdüğü çalışmalarda önemli bir aşamaya geldi.

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Tıp Fakültesi Girişimsel Olmayan Etik Kurul’u ve akabinde Ankara İl Sağlık Müdürlüğü izinleri ile pozitif hasta örnekleri toplanarak, Etlik VKMAEM imkânları ile virüs izolasyonları tamamlandı.

Virüs izolasyonu, yüksek miktarda üretilmesi ve inaktivasyonu işlemleri Biyogüvenlik Seviyesi 3 (BSL3) olan laboratuvarda uzman ekip tarafından, kısa sürede tamamlandı. Şimdi ise hayvanlar üzerinde denemelere başlamak için virüs canlılık kontrolleri yapılıyor. Kontrollerin ardından tavşan ve atlar üzerinde denemeler başlayacak.
Hayvan denemelerinden sonra Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı ortak çalışmalar yürüterek elde edilen immunglobulinleri, insanlarda kullanıma uygun olarak saflaştıracak ve elde edilen antiserumlar insanlığın hizmetine sunulacak.
 
ANTİ-SERUM ÇALIŞMALARI SÜRERKEN YÜRÜTÜLEN DİĞER ÇALIŞMALAR
Etlik VKMAEM sadece Anti-serum projesi konusunda çalışmıyor. Hastalığın ortaya çıktığı Wuhan kentinde bulaş kaynağı olarak gösterilen yarasalar konusunda 2020 yılı başında Etlik VKMAEM bünyesinde kurulan Yaban Hayatı Birimi yaban hayatından gelen örneklerde COVID-19 taraması yapmaktadır.
İstanbul ve Ankara’dan gelen atık su numunelerinde COVID-19 taraması yapılarak elde edilen virus sayısından hareket ile popülasyondaki gerçek vaka ortalaması tahmin edilmesi hedeflenmektedir.

Türkiye doğal zenginlikleri açısından Dünya’nın önde gelen ülkelerinden biridir ve Bakanlığımız bünyesinde birçok tedavi amaçlı tıbbi aromatik bitki üretilmektedir. Anadolu’da fitoterapi uygulamaları çok uzun yıllardır sürdürülmektedir. Etlik VKMAEM ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi multidisipliner bir bakış açısıyla COVID-19’a karşı kullanılabilecek bazı bitkisel ekstraktlarının ve yine Bakanlığın bünyesinde üretilen uçucu yağların çeşitli hücrelerde üretilen COVID-19’a karşı etkinliği üstüne çalışmalar yapmaktadır.
 
“VİRUSLER KONUSUNDA ÇOK DENEYİMLİ VE BAŞARILIYIZ”
Tarım ve Orman Bakanı  Bekir PAKDEMİRLİ de veteriner hekimleri içinde barındıran çok önemli bir bakanlık olduklarını söyledi. Virolojinin veteriner hekimlikte anabilim dalı olduğunu ve bu nedenle virüsle ve salgın hastalıklar ile ilgili çok fazla çalışma yapıldığını anlatan Pakdemirli, “Başta Etlik ve Pendik olmak üzere bakanlığımıza bağlı 8 tane veteriner kontrol enstitümüz var. Sığır vebası ve kuş gribi gibi salgın hastalıkları yenmiş bir kurumuz. Virüslerin neden oldukları hastalıklar konusunda çok deneyimli ve başarılıyız. Korona virüse karşı hem aşı hem serum konusunda arkadaşlarımız çalışıyor. Yakın bir zamanda önemli gelişmeler kaydedileceğini umut ediyorum” diye konuştu.
 
ANTİ-SERUM PROJESİNDE KİMLER GÖREV ALIYOR?
Tüm proje ekibi:
Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Harun SEÇKİN,
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Özkan KAYACAN, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Fatih KARA, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü Hayvan Sağlığı Gıda ve Yem Araştırmaları Daire Başkanı Ramazan BÜLBÜL, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü Veteriner Sağlık Ürünleri ve Halk Sağlığı Dairesi Başkanı Mustafa BEBEK, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Dairesi Başkanı Prof. Dr. Selçuk Kılıç, Etlik VKMAEM Müdürü Dr. Cevdet Yaralı, Etlik VKMAEM Müdür Yardımcısı Özcan Yıldırım, Etlik VKMAEM Virolojik Teşhis Laboratuvarı Sorumlusu Dr. Sabri Hacıoğlu, Etlik VKMAEM Teknik Koordinatör Dr. Erdem Danyer, Etlik VKMAEM Viral Aşı Üretim Laboratuvarı Sorumlusu Dr. Özden Kabaklı ve Dr. Elvin Çalışkan, Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Gülhane Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğretim üyesi Ahu Pakdemirli ve Uzm.Meral SARPER, Etlik VKMAEM Biyogüvenlik seviye 3 Labaratuvar Sorumlusu Dr. Özlem KARDOĞAN, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Dairesi Uzman Veteriner Hekim Mehmet Ali KANAT ve Dr. Metin SERİN, Etlik VKMAEM Viral Aşı Üretim Laboratuvarından Züleyha ERGÜN, Hakan TAŞKAYA, Bora ÜNDAR, Ankara 29 Mayıs Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Dilek Dülger ve Dr. Ümmü Sena SARI, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğünden Dr. Erkan TAÇBAŞ, Vet. Hek. Şahin ÇAKIR,
Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü'nden Dr. Gencay ERGİN, Etlik VKMAEM Deney Hayvanları Ünitesi Sorumlusu Dr. Ufuk ÜLKER.
 
 
16.05.2020
Devamı

Eski Tarım Bakanı Hayatını Kaybetti

Eski Tarım Bakanı Musa Demirci hayatını kaybetti. Musa Demirci, 19, 20 ve 21. dönem Sivas milletvekilliği ve Tarım ve Köyişleri Bakanı olarak hizmet etmişti.
Eski Tarım Bakanı ve milletvekili Musa Demirci geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybetti. 

Musa Demirci kimdir?
1942 yılında Sivas’ta doğdu.

Eğitim Hayatı
Musa Demirci, Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun oldu.

Çalışma Hayatı
Sivas Teknik Ziraat Müdürlüğü teknik elemanı ve Başmühendisliği, Kahramanmaraş ve Erzurum Teknik Ziraat Müdürlüğü, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Ziraat İşleri Genel Müdürlüğü ve Genel Müdür Başyardımcılığı, Tarım Orman ve Köy işleri Bakanlığı Aydın İl Müdürlüğü görevlerinde bulundu.

Siyasi Hayatı
20 Ekim 1991 (19. Dönem) ve 24 Aralık 1995 (20. Dönem) tarihlerinde yapılan genel seçimlerde Refah Partisi (RP) Sivas Milletvekili seçildi. Necmettin Erbakan’ın 28 Haziran 1996 tarihinde kurmuş olduğu 54. Hükümet’te Tarım ve Köy işleri Bakanı olarak atandı. Bakanlık görevini İsmet Attila’dan devraldı. 29 Haziran 1996 tarihine kadar Tarım ve Köy işleri Bakanlığı görevini sürdürdü. Bakanlık görevini Mustafa Rüştü Taşar’a devretti. 18 Nisan 1999 (21. Dönem) tarihinde yapılan genel seçimlerde üçüncü defa Fazilet Partisi Sivas Milletvekili seçildi. Numan Kurtulmuş’un kurmuş olduğu HAS Partide Başkan Yardımcılığı yapmıştır. Son olarak 2015-17 yılları arasında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı olan Faruk Çelik’in Danışmanlık görevini yürütmüştür.



 
15.05.2020
Devamı

Yaşasın Türk Çiftçisi

Bilindiği gibi her yıl 14 Mayıs tarihinde "Dünya Çiftçiler Günü" kutlanıyor. Bu gerçekten anlamlı bir kutlama... Çünkü "Çiftçilik" ile birlikte esasında çok önemli bir konuya gönderme yapılıyor. Bu konuyu biraz açalım. Kamuoyu artık "Tarım - Gıda" ve "Çiftçilik" ile daha fazla ilgileniyor. Bu hususta ciddi bir farkındalık sorunu vardı ve bu mutlaka çözülmeliydi, yavaş yavaş da çözülüyor.

ÜRETİM KİMLER İÇİN - Çiftçiler olmazsa gıda olmaz... Gıda olmazsa hayat olmaz! Ne kadar açık bir ifade değil mi? Öyleyse neden insanlar bir farkındalık sorunu
yaşıyor. Sağlıklı ve düzenli yaşayabilmek için düzgün beslenmemiz şart. Bu söze kimsenin itiraz edecek hali yok. Ancak çiftçiler olmazsa bu nasıl sağlanacak?
İşte tam olarak bu gerçeği tartışmıyoruz. Aslında sürdürülebilir bir hayat için çiftçilere muhtacız. Diğer yandan özellikle Afrika ve Asya'da kol gezen açlık ve
yoksulluk gibi devasa sorunların çözümü de tarımdan geçiyor. Yani bir yanda yüz milyonlarca aç insan, öte yanda her geçen gün artan nüfusla gıda ihtiyacı büyüyen yeni insan toplulukları!

EKONOMİ KİMLER İÇİN - Hep biliyoruz, çok stratejik olduğu kabul edilen sektörler var. Enerji, makina ve bilişim gibi... Oysa bugünkü nüfusu ele alırsak yani 7.5
milyarın üzerinde ya da 2050 yılındaki 10 milyara yaklaşacak muazzam bir insan kitlesini, bir tek sektörün olmazsa olmaz olduğunu görürüz. Gıda sektörünü!
İşin doğrusu en yüksek stratejik değer taşıyan ekonomik sektör tarım ve gıda olarak karşımızda duruyor. Sonuç itibarıyla şöyle bir benzetme yapalım. Tarım ve
gıda Mısır piramitlerine benziyor. Taş üstüne taş konulmuş. Hem çok zor hem de çok zahmetli ve riskli. Bir de bütün bu işleri sessizce ve sabırla yapan insanları
düşünün, karınca misali! Bunlar da çiftçiler!

BU TOPRAKLAR BİZİM - Bir düşünelim.. Bir yanda 83 milyon nüfus, diğer yanda 5 milyon olduğu tahmin edilen mülteciler ve 40 milyonun üzerinde yabancı turist bu topraklarda, Anadolu'nun bereketli topraklarında besleniyor. Tabii bir de 18 milyar dolara yakın tarım ve gıda ihracatı var. Ama bütün bunların hepsinin arkasında TÜRK ÇİFTÇİSİ var! Tüm dertleri ve sıkıntıları omuzlarında taşıyan bu insanlar durmadan üretiyor. Üretim kolay değil, çok zor! Yüksek maliyetler ve piyasa şartlarının belirsizliği tam bir çıkmaz sokak.. Üstelik her vesile ile üzerinde durduğumuz üretim planlaması sorunu da cabası. Her şeye rağmen Türk çiftçisi, "Ya bu deveyi güdeceğiz ya bu deveyi güdeceğiz, yani bu diyardan gitmek yok" diyor.

İsmail UĞURAL
Tarım Gazetecileri ve Yazarları D. Başk.
(TAGYAD)

 
15.05.2020
Devamı

Bir Alkış’ta Türk Çiftçisine Gelsin

11 ayın sultanı ramazan ayını geride bırakarak Covid19 ile mücadelemiz aralıksız devam ediyor.
Ülkemizin bütün kurumlarının yanı sıra sivil toplum örgütleri, emekçi ve alın teri ile çalışan çiftçilerimizde gıda arzını sağlamak için korona ile mücadele kapsamında büyük rol oynamaya devam etmektedir.

Üreten ve ürettiği ile mutlu olan çiftçilerimiz; Ben, Sen, o, Biz, Siz, Onlar aç kalmasın diye gece gündüz üretim durmasın diye çalışmaya devam ediyor.
Korona ile mücadele kapsamında sağlık çalışanlarımız kadar çok değerli olan üreticilerimizi de ayakta alkışlamak gerekmez mi?

Bence bir büyük alkışı da alın teri ile ekip diken yağmur çamur demeden yedi yirmi dört Türk Tarımına hizmet edenler için gelmelidir.
Türk çiftçisi her şeyin en iyisine en güzeline layıktır.  Korona kapsamında devletimiz tüm kurumları ile seferber olarak covid19 salgınından zarar gören birçok işletmeye kişi ya da kişilere ek destekler vererek bu zorlu süreci atlatmamıza büyük katkılar sağlamış ve sağlamaya devam etmektedir. Bu anlamda üreten ve ürettiği ile ülkesine katma değer sağlayan Türk Çiftçisi de göz ardı edilmeyip ek destek, ilave destek, covid19 desteği adına artık ne derseniz bu desteklerden ayrıca yararlandırılmalıdır.

Çünkü onlar ülkemizin gıda arzı için gelecekte gıda arzında sorun yaşanmaması için gece gündüz çalışmaya ve üretmeye devam etmektedirler.

 Bu duygu ve düşüncelerle
En büyük Alkış’ta Türk Çiftçisi ve Türk Tarımına Gelsin.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 
 
 
15.05.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: “Tüm çiftçi kardeşlerimin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlu olsun”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü münasebetiyle ilgili mesaj yayınladı. Bakan Pakdemirli, mesajında tarımın, her zamankinden çok daha önemli ve stratejik sektör haline geldiğini vurguladı.

Bakan Pakdemirli'nin mesajı şöyle:
“Tarım, her zamankinden çok daha önemli ve stratejik sektör haline gelmiştir. Gıdanın ana kaynağı olan tarım birçok sektöre de hammadde sağlamaktadır. Çin’de başlayıp tüm dünyayı etkisi altına alan Korona virüs salgını, gıdanın ülkeler için adeta bir milli güvenlik meselesi olduğunu göstermiştir.

Bakanlık olarak bu önemin farkındayız ve tarımsal politikalarımızı bu bilinçle oluşturup hayata geçiriyoruz. Salgın sürecinde tarımsal üretimimizin aksamaması ve çiftçilerimizin mağduriyet yaşamaması için birçok tedbiri hayata geçirdik, geçirmeye de devam ediyoruz.

Karşı karşıya kaldığımız bu zor süreçte çoğu ülke gıdaya erişim konusunda sıkıntılar yaşarken ülke olarak aldığımız önlemlerle tarımsal üretim ve gıda tedarik zincirinde hiçbir sıkıntı yaşamadık. Bu da kendi kendimize yeterliliğimizin bir göstergesidir.

Çiftçilerimize uzaktan eğitim ve danışmanlık hizmetini uygulamaya koyduk. Ayrıca, üreticilerimizi koruyacak ve destekleyecek olan Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) platformumuzu devreye aldık. Hasat öncesi alım fiyatlarını açıklayarak üreticilerimizi sevindirdik. Sadece tarımsal üretime değil, üretilen ürünlerin kolayca işlenmesi, katma değerli hale getirilmesi ve pazarlanması için de kırsal kalkınma yatırımlarına destek sağlıyoruz. Çiftçilerimizi, üreticilerimizi sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tuttuk.

Son 18 yılda ise çiftçilerimize toplam 310 milyar lira tarım desteği ödemesi yaptık. Bu yıl da çiftçilerimize toplamda 22 milyar lira destek sağlayacağız. 2020 yılının ilk üç ayında toplam destek ödemesinin %56’lik kısmı olan 12,4 milyar lirayı çiftçilerimizin hesabına yatırdık. Tarımsal üretimde verimin artması ve çiftçilerimizin daha fazla kazanç elde etmesi için 565 yeni baraj inşa ettik, 6,6 milyon hektar araziyi tarımsal sulamaya açtık. Bu sayede tarımsal hasılamız yüzde 645 artışla 275 milyar liraya ulaştı. Tarımsal ihracatımız ise 18 milyar dolara çıktı. Tarım ve gıdada dış ticaret fazlamız 5,3 milyar dolar oldu. Tarımda net ihracatçı bir ülke konumuna yükseldik.

Yine hayvancılıkta da 48,5 milyon küçükbaş hayvan varlığı ile Avrupa’da birinci, 17,9 milyon baş büyükbaş hayvan varlığı ile ikinci, 23 milyon tonluk süt üretimi ile üçüncü sırada yer alıyoruz.
Bugün ülkemiz; tarımsal gayri safi milli hasılası açısından Hollanda, İspanya Fransa gibi tüm Avrupa ülkelerini geride bırakarak, 48 milyar dolarlık tarımsal GSYH ile Avrupa’da lider konumda bulunuyor.

Tarımda yakaladığımız bu başarı hiç şüphe yok ki; yaz kış demeden çalışan, emek veren, alın teri döken, eli nasırlı çiftçilerimiz sayesindedir.
Çünkü biz savaş dönemlerinde bile tarımsal üretimi bırakmayarak kendi kendini doyurabilmiş bir milletiz. Geçmişte olduğu gibi bugün de çiftçilerimiz bağında, bahçesinde ve tarlasında yağmur çamur demeden emekleriyle sofralarımızı bereketlendirmeye devam ediyor.

Çiftçilerimiz yeter ki üretsinler; ekimden hasada kadar tarımsal üretimin her aşamasında, onların yanındayız ve olmaya da devam edeceğiz.
Onların bu ülke için verdiği emek ve alın teri her zaman kutsaldır.

Bu vesileyle ülkemiz için üreten, hizmet eden tüm çiftçi kardeşlerimin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyor, bereketli, bol kazançlı, sağlıklı bir yıl geçirmelerini temenni ediyorum.”
 
14.05.2020
Devamı

Bayraktar: ' Bir alkışı da emektar çiftçimiz hak ediyor'

 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, koronavirüsle mücadele sürecinde, tüm kesimlere “evde kal” çağrısı yapılırken çiftçilerin üretime devam ettiğini bildirerek, “Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından biri de Türk çiftçisidir. Bir alkışı da emektar çiftçimiz hak ediyor” diye konuştu.
Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, tarımın ve çiftçilerin öneminin salgınla mücadele sürecinde daha iyi anlaşıldığını vurguladı.
Hastalıklarla mücadelede yeterli ve dengeli beslenmenin ilaç kadar önemli olduğunu ifade eden Bayraktar, “Çiftçimiz pandemi sürecinde fedakarlık göstererek üretmeye devam etmiş gıda arzında kesinti yaşanmasına müsaade etmemiştir. Dünyada çiftçiler, pandemi sürecinde üretimden kaçarken bizim çiftçimiz ülkemiz için üretmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.
            Bayraktar, “Bu süreçte üretimi ile hayati bir rol üstlenen tarım ve gıda sektörü durursa, ülkemizde hayat durur. Üretimin aksamadan sürdürülebilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır” diye konuştu.
 
            -“İthalata bağımlı ülkeler bu süreçte yara alıyor”
Bayraktar, koronavirüs salgınıyla birlikte tarımsal üretiminin ve tarımda kendine yeter ülke olmanın öneminin daha iyi anlaşıldığını belirterek, “Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız. Tarlada kalmak, üretmek, insanlarımızı doyurmak istiyoruz. Arz açığı olan temel ürünlerde kendine yeterlilik derecemizi en üst seviyeye çıkarmalıyız” diye konuştu.
Kendi kendine yeten ülkelerin, zor dönemleri daha başarılı bir şekilde atlattığına işaret eden Bayraktar şunları söyledi:
“İthalata bağımlı ülkeler bu süreçte yara alıyor. Gıda milliyetçiliği kavramının önem kazandığı bu dönemde ülkeler, uyguladıkları korumacılık tedbirleri kapsamında ihracata kısıtlamalar getiriyor. Bu şartlarda ithalat yapılsa bile ürünün çok daha pahalıya geleceği bir gerçektir. Bu süreçte tarım sektörünün ve üretimde kendi kendine yeten ülke olmanın ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmıştır.
Yaşadığımız tecrübeler gösteriyor ki, tarım potansiyelimizin tamamını kullanmak, arz açığımız olan ürünlerimizin üretimini doğru planlamak zorundayız.
Arz açığı veren ürünlerin üretiminin artırılması için iyi bir üretim planlaması yapılmalı, üretimin artırılmasına yönelik destek politikaları belirlenmeli, verim artışı sağlanmalıdır. Bunun için de özellikle sulama yatırımları tamamlanmalı, 1 milyon 850 bin hektar arazi sulamaya açılmalıdır.”
 
-“Çiftçilerimiz tüm kaygılara rağmen üretime devam ediyor” 
Şemsi Bayraktar, çiftçilerin diğer kesimlerin üçte biri oranında bir gelir elde ettiğini, bu durumun sürdürülebilir olmadığını belirtti.
Üretimin artarak devam etmesi için çiftçilerin yeterli gelir elde etmesinin önemine işaret eden Bayraktar, “Bunu sağlamak için sektörün başlıca sorunlarının çözüme kavuşturulması gerekmektedir” diye konuştu.
Bayraktar şöyle devam etti:
“Koronavirüsle mücadelenin ne kadar süreceği ve nasıl önlemler alınacağı konusundaki belirsizlikler, çiftçilerimizin önünü görmesine engel olmaktadır. Salgın nedeniyle vatandaşlarımızın evlerinde kalması, turistik tesisler, lokanta, restoran gibi yerlerin kapalı olması, her yıl ülkemize gelen 40 milyon turistin bu yıl belki de gelemeyecek olmasının doğuracağı muhtemel talep daralması üreticilerimizi kaygılandırmakta, tedirginliğe yol açmaktadır.
Çiftçilerimiz tüm kaygılara rağmen üretime devam ederken, ürününü hasat edemeyeceği ve satamayacağı gibi endişeler yaşamaktadır. Bu endişelerin giderilmesi için, gıda zincirinin ilk halkası olan tarladaki üretimin
güvence altına alınması gerekmektedir. Beklentimiz, bir an evvel tarım sektörüne özel bir ekonomik paket açıklanmasıdır.”
           
-Çözüm önerileri ve talepler-
Çiftçilerin bu günlerde her zamankinden daha çok desteğe ihtiyacı olduğunu ifade eden Bayraktar, üretimin artması için çözüme kavuşturulması gereken başlıca sorunları şöyle sıraladı:
“Gübre, mazot, elektrik, ilaç, yem gibi girdiler ile sulama ücretlerindeki artış tarımsal üretimi olumsuz etkilemektedir. Gübre fiyatları üretimde önemli bir kriterdir. Fiyatlar arttığında kullanım azalmakta, yeterli ve kaliteli bir üretim sağlamak güçleşmektedir. Girdi fiyatları makul seviyelere çekilmelidir.
Çiftçilerimizin sulama birlikleri ve elektrik şirketlerine olan borçları nedeniyle tarımsal desteklere konulan blokeler kaldırılmalıdır.
Üreticilerimiz, özellikle kredi borçlarının ödenmesi konusunda da büyük sıkıntı yaşamaktadır. Beklentimiz çiftçilerimizin bankalara ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi borçları ile elektrik, sulama, BAĞ-KUR primleri gibi borçlarının faizsiz olarak uzun vadeli yapılandırılmasıdır.

Destek miktarları girdi fiyatlarında yaşanan artışlar göz önünde bulundurularak arttırılmalıdır. Çiftçilerimize ek destek verilmelidir. Küçük aile işletmeleri ve genç çiftçilere özel olarak desteklenmelidir. 2019 yılı destekleri biran evvel ödenmeli 2020 destekleri avans olarak verilmelidir.
Et ve süt fiyatlarındaki dengenin üretici ve tüketici aleyhine bozulmasını önleyecek tedbirler alınmalı, sektör desteklenmelidir. Gerektiğinde Et ve Süt Kurumu müdahale etmelidir.
Bazı gıda ürünlerinde spekülatif olarak yaşanan fiyat artışları, üretici- tüketici makasının açılmasına neden olmaktadır. Bu durum hem üreticilerimizi hem de tüketicileri olumsuz etkilemektedir. Üreticilerimiz ürününü düşük fiyatla satarken
tüketici pahalıya almaktadır. Bu spekülatif hareketlerin denetimlerle kontrol altına alınması gerekmektedir.
Hafta sonu uygulanan sokağa çıkma yasaklarında da tarladan sofraya kadar uzanan zincirde aksama yaşanmaması için önlemler alınmalıdır.”
 
- “Ziraat Odaları ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak çiftçimizin hizmetindeyiz”
            Çiftçilerin, tüm zorluklara göğüs gererek, tarlasında, bağında, bahçesinde, ahırında, ağılında üretmeye devam ettiğini belirten Bayraktar, bu gayretin karşılıksız kalmaması gerektiğini ifade etti.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları’nın çiftçinin hizmetinde, Anayasal meslek kuruluşu olduğunu belirten Bayraktar, “Her zaman olduğu gibi koronavirüsle mücadele ettiğimiz bu süreçte de çiftçilerimizin karşılaştığı her sorunda yanlarında olduk. Çiftçilerimizin tarlada çalışmaya devam edebilmesi için önemli çaba sarf ettik. Ziraat Odası İl Koordinasyon Kurulu Başkanlarımızla gerçekleştirdiğimiz toplantılarda, üreticilerimizin bitkisel ve hayvansal üretimde karşılaştıkları sorunlar, çözüm önerileri ve beklentileri görüştük. Toplantıların ardından hazırladığımız raporları Sayın Cumhurbaşkanı ve ilgili Bakanlarımıza gönderdik.
Odalarımız ve Birliğimiz, 5 milyon üyesinin hak ve menfaatlerini bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da her platformda sonuna kadar savunacaktır” ifadelerini kullandı.
 
-“Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır” 
Türkiye’nin tarım potansiyeli açısından en şanslı ülkeler arasında bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şöyle devam etti:
“İçinde bulunduğumuz süreç gösterdi ki her zaman önemini koruyan tarım sektörü daha da önem kazanacak. Üreticilerimizi daha fazla destekler, sektörün yapısal sorunlarını çözersek tüm ülkelerin zarara uğradığı bu süreçte durumu fırsata çevirebilir, içinde bulunduğumuz coğrafyanın gıda ambarı olabiliriz.
Cumhuriyetimizin 100. yılında 90 milyonluk Türkiye nüfusuyla birlikte 60 milyon turisti besleyecek, tarım ve gıdada 40 milyar dolarlık ihracat geliri, gıda sanayi ile birlikte 200 milyar doların üzerinde üretim değeri sağlayacak kapasiteye sahibiz. Ülkemizin zenginleşmesine katkı sağlamak istiyoruz.
Hedefimiz; bütün sorunlarını çözmüş, örgütlenmesini tamamlamış, üretimde yüksek verim ve kaliteyi yakalamış, dünya ile rekabet eden, üreticisine istikrarlı gelir sağlayan, tüketicisine bol ve makul fiyatlarla ürün sunan, başta Ortadoğu ülkeleri olmak üzere çevre ülkelerin gıda açığını kapatan bir tarım sektörü oluşturulmasıdır.
Bunun için üreticiyi merkez almış, istikrarlı, sorun çözen, geleceği planlayan politikalara ihtiyacımız vardır.
Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları olarak bu hedeflerin peşindeyiz. Gece gündüz bu amaçlar için çalışıyoruz. Tarımda gelişmiş ülkeler arasında yer alma mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz.

Tarımda ülkemizin içinde bulunduğu bölgenin yıldızı olacağına yürekten inanıyoruz. Yeter ki ülkemizin tarımdaki potansiyeli harekete geçirilsin.
Çiftçimiz kazanırsa ülke kazanır.
14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günümüzü kutluyor, gece gündüz üretimini sürdüren bütün çiftçilerimizi sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.”
 
 
13.05.2020
Devamı

Toplanan İnek Sütü 878 Bin 593 Tona Yükseldi

Türkiye genelinde toplanan inek sütü miktarı, mart ayında geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 4,7 artarak 878 bin 593 tona yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu, mart ayına ilişkin süt ve süt ürünleri üretimi verilerini açıkladı. Buna göre, toplanan inek sütü miktarı, martta yıllık bazda yüzde 4,7 artışla 878 bin 593 ton oldu. Bu dönemde ticari süt işletmeleri tarafından yapılan içme sütü üretimi ise yüzde 16,1 yükselerek 145 bin 282 tonu buldu.

Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre, tam yağlı süt tozu üretimi yüzde 40,3, inek peyniri üretimi yüzde 12,2, tereyağı üretimi yüzde 1,2 arttı.

Diğer yandan ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü yağ oranı ortalama yüzde 3,5 ve protein oranı yüzde 3,2 olarak tespit edildi.
 
13.05.2020
Devamı

18 Yılda 587 Hes Hizmete Alındı

"Üretim Potansiyelimiz 44 Milyar kWh'den 102,1 Milyar kWh'ye Çıkmıştır"

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, Türkiye'de hidroelektrik enerjinin, elektriğin sigortası olduğunu belirterek, "Bu alanda son 18 yılda Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğümüz büyük işlerin altına imza attı. Özel sektöründe bu alanda yatırım yapmasına imkân sağlanmasıyla birlikte DSİ ve özel sektör, ülkemizde 18 yılda 587 adet HES projesini tamamlayarak hizmete almıştır." dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, bu 587 adet Hidroelektrik Santralinden (HES) 233 milyar liralık üretimin gerçekleştirildiği bilgisini verdi.    Bakan Pakdemirli açıklamasında şu bilgilere yer verdi;
"Hizmete alınan 587 adet HES ile üretilen 895 milyar kWh elektrik ile ülke ekonomisine bugüne kadar 233 milyar liralık katkı sağlandı. Üretim potansiyelimiz ise 44 Milyar kWh'den 102,1 Milyar kWh'ye yükselmiştir. Enerji bağımlılığını azaltmak için yerli kaynakları hızla devreye alıyoruz. Su kaynakları bakımından söz konusu avantajlara sahip ülkemiz, bu kaynakların değerlendirilmesi noktasında ne yazık ki henüz ulaşılması gereken düzeyde değil. Ancak biz bu kaynağı etkin bir şekilde kullanmakta kararlıyız. Hizmete alınan son 18 yıldaki 587 HES'in yıllık ortalama enerji üretim potansiyeli 57,1 milyar kWh ve bu tesislerden bugüne kadar 895 milyar kWh elektrik üretildi."

Kalkınmakta olan ülkemizin hızla artan enerji talebinin yerinde, zamanında, temiz ve yenilenebilir olarak karşılanmasını sağlama açısından HES'lerin çok önemli olduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli "Bütün dünyada, Amerika'dan Kanada'ya, Finlandiya'dan Japonya'ya kadar birçok ülke, hidroelektrik enerji potansiyelini yüzde 80 hatta yüzde 100'e kadar artırmıştır. Dolayısıyla bu alandaki çalışmalarımıza tüm hızımızla devam ediyoruz" diye konuştu. 
 
 
12.05.2020
Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan Yaş Çay Alım Fiyatlarını Açıkladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan kabine toplantısı sonrasında 2020 yılında yaş çay ücretini açıkladı.

Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  başkanlığında toplandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan  koronavirüs tedbirleri kapsamında alınan önlemleri duyurdu.

Koronavirüs tedbirlerinin açıklanmasının ardından merak edilen bir diğer konu ise 2020 çay fiyatıydı. 4 ilde yapılacak çay hasadı için üreticiler fiyatın ne kadar olacağıyla alakalı meraklı bir bekleyiş içerisindeydi. 

‘Müjdeyi vermek istiyorum’ diyerek açıklamayı yapan  Cumhurbaşkanı Erdoğan “2020 için yaş çay alım fiyatı 3 lira 27 kuruş olarak belirlenmiştir Bu rakam 13 kuruşluk destekleme ile kilogramda 3 lira 40 kuruşa tekabül etmektedir. Hasatla beraber yaş çay alımları başlayacaktır. Ülkemizin en büyük enerji ve sulama projelerinden biri olan Ilısu Barajı'nın 6 türbininden ilkini 19 Mayıs'ta hizmete alacağımızın müjdesini kamuoyumuzla paylaşmak istiyorum.” dedi.
 
 
11.05.2020
Devamı

Ipard-II Programı Kapsamında 9. Başvuru Çağrı İlanına Çıkıldı

Avrupa Birliği tarafından da desteklenen IPARD-II programı kapsamında 9. başvuru çağrı ilanına çıkıldı. Program kapsamında toplam hibe desteği 1,2 TL olurken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Kırsalda daha çok yatırım, üreticiye daha çok gelir, istihdama daha çok katkı amacıyla IPARD kırsal kalkınma desteklerini yatırımcılarla buluşturmaya devam ediyoruz." dedi.
 
İşte Bakan  Pakdemirli’nin açıklamaları;
“Kırsalda daha çok yatırım, üreticiye daha çok gelir, istihdama daha çok katkı amacıyla IPARD kırsal kalkınma desteklerini yatırımcılarla buluşturmaya devam ediyoruz. Bu kez de toplam hibe desteği bütçesi 158 milyon avro yani 1.2 milyar TL olan IPARD-II 9. Başvuru Çağrısı için ilana çıktık.

IPARD destekleri ile bir yandan AB standartlarında, rekabetçi yeni işletmeler kurulmasını desteklerken, diğer yandan kırsalda gelir getiren faaliyetleri çeşitlendiriyoruz. Böylece kırsaldaki kadın ve genç girişimcilerimizi daha çok desteklemeyi ve kaliteli üretimi teşvik etmeyi amaçlıyoruz.

Bu çağrı kapsamında Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar (101) ile Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme (302) sektörlerinde sunulacak projeler desteklenecek.

Hayvancılık sektöründeki yatırımların destekleneceği Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar (101) tedbirinin destek bütçesi 104 Milyon Avro, yani 790 Milyon’dur. Bu kapsamda, yatırım tutarı 5.000 ila 500.000 Avro arasındaki projelere %50-70 oranında hibe desteği sağlanacak.

Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme (302)  tedbiri için ise 54 Milyon Avro 410 Milyon Liralık destek bütçesi tahsis edildi. Bu çerçevede de, yatırım tutarı 5.000 ila 500.000 Avro arasındaki projelere % 55-65 oranında hibe desteği sağlanacak.

Toplamda 1.2 Milyar TL hibe desteği bütçesi ayrılan IPARD-II 9. Başvuru Çağrı İlanına ilişkin ayrıntılı bilgiye Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun internet sitesinden de ulaşabilirsiniz.

Hepinize sağlıklı ve bereketli günler diliyorum.”
 
11.05.2020
Devamı

Trans Yağa Yüzde 2 Sınırı Getirildi

Gıda satış ve toplu tüketim yerlerinde son tüketiciye arz edilecek bitkisel ve bitkisel kaynaklı gıdalarda trans yağ içeriği, toplam yağın 100 gramında 2 gramı geçemeyeceği şeklinde yönetmelik yayımlandı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre , “Türk Gıda Kodeksi Gıdalara Vitaminler, Mineraller ve Belirli Diğer Öğelerin Eklenmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete’de  yayımlandı.

Getirilen düzenlemeye göre, gıda satış ve toplu tüketim yerlerinde son tüketiciye arz edilecek olan bütün bitkisel ve bitkisel kaynaklı gıdalardaki trans yağ miktarı yüzde 2’yi geçemeyecek. Hayvansal kaynaklı yağlarda doğal olarak bulunan trans yağ kapsam dışı bırakıldı.

Düzenleme, Dünya Sağlık Örgütünün öngördüğü şekilde yapıldı.

Trans yağ düzenlemesi Avrupa Birliği’nde 1 Nisan 2021 uygulamaya girecek. Yayımlanan yönetmelikle, gıda işletmelerine 31 Aralık 2020 tarihine kadar geçiş süresi verildi. Dolasıyla Türkiye, trans yağ kısıtlamasını Avrupa Birliği’nden 3 ay önce hayata geçirmiş olacağı ifade edildi.
 
08.05.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Açıkladı! 2 bin 153 kişi işe alınacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2 bin 153 personel alımıyla ilgili başvuruları 15-22 Mayıs tarihleri arasında almaya başlayacaklarını açıkladı.
 

08.05.2020
Devamı

Tarımda İhracatın Lideri Fındık Oldu

Türkiye'nin tarım  ürünleri ihracatı, Kovid-19 salgınına rağmen ocak ve nisan aylarında  arttı.

Tarıma Bağlı Sektörlerin İhracatı 2,9 Arttı

Söz konusu dönemde Türk ihracatçılar tarım, sanayi ve madencilik olmak üzere 3 ana sektörden ürün sattı. Tarıma bağlı sektörlerin ihracatı yüzde 2,9 artarak 7,8 milyar dolara ulaştı.
İhracat Artışının Lideri Fındık Oldu

Kovid-19 salgınının etkisinde geçen ocak-nisan döneminde dış satımını oransal bazda en fazla artıran sektör fındık ve mamulleri oldu. Sektörün ihracatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32,6 artarak 754,3 milyon dolara ulaştı.

İhracatta kaydedilen oransal artışta bu sektörü, dış satımı yüzde 21,6 yükselerek 756,3 milyon dolar olan yaş meyve ve sebze, yüzde 12,9 artarak 565,4 milyon dolar olan meyve sebze mamulleri ve yüzde 4,1 artarak 2,4 milyar dolara ulaşan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri takip etti.
 
08.05.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli, Video Konferans Aracılığıyla İlçe Tarım Ve Orman Müdürleriyle Görüştü

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, video konferans aracılığıyla 81 ilin, 922 Tarım ve Orman İlçe Müdürleriyle bir araya geldi. Pakdemirli, "İşi bilen, sahaya dokunan, ilçelerimizi emanet ettiğimiz ve de büyük bir sorumluluk yüklediğimiz ilçe müdürlerimizle bir arada olmaktan son derece mutluyum" dedi.
Pandemi nedeniyle Ramazan'ın bu yıl buruk ve mahzun geçirildiğini dile getiren Pakdemirli, fakat alınan tedbirler sayesinde Türkiye'nin salgınla mücadele örnek gösterilen bir ülke olduğunu, bu süreçte tarım ve orman sektörünün de büyük bir gayret ve emek ortaya koyarak, ülkenin dik duruşuna omuz verdiğini söyledi.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte verilen desteklerle tarımsal üretimdeki artışın büyük bir ivme kazandığını belirten Pakdemirli, "Tarım orman sektörü olarak, 2019 yılında GSYH'ye, %6,4'lik bir katkı yaparak, ülke ekonomisine de güçlü bir destek sağladık. Bugün ülkemiz; tarımsal gayri safi milli hasıla açısından Hollanda, İspanya Fransa gibi tüm Avrupa ülkelerini geride bırakarak, 48 milyar dolarlık tarımsal hasıla ile Avrupa'da lider konumuna gelmiştir." dedi.

TARIMSAL HASILA 275 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI
Son 18 yılda yapılan yatırımlar ve verilen destekler ile Türkiye'nin güçlü bir tarım ve orman altyapısına kavuştuğunu anlatan Pakdemirli, bu dönemde sektöre 310 milyar lira destek verdiklerini, 565 baraj inşa ettiklerin, 6,6 milyon hektar araziyi sulamaya açtıklarını ve böylece tarımsal hasılanın 7,5 kat artışla 275 milyar liraya ulaştırdıklarını söyledi.
Bakan Pakdemirli, geçen yıl, 15 yıl aranın ardından 'Ortak Akıl Buluşması' adıyla, 3. Tarım Orman Şûrası'nı topladıklarını ve ocak ayında şurayla ilgili 38 eylem planını hayata geçirmek üzere kamuoyuyla paylaştıklarına dikkati çekti.

"HERKESİ GELECEĞE NEFES OLMAYA DAVET EDİYORUM"
Yine geçen yıl, milli bir seferberliğe dönüşen, "Geleceğe Nefes" kampanyasını Gines Rekoruyla taçlandırdıklarını anımsatan Pakdemirli, "Şimdi de sağlık çalışanlarımız için 'Sağlık Kahramanları Hatıra Ormanı' kampanyasını başlattık. Bu çerçevede toplam 1 milyon 61 bin 635 fidanı 81 ilimizde toprakla buluşturacağız. Buradan herkesi sağlık çalışanlarımız için gelecegenefes.com sitesinden fidan sahiplenmeye ve Geleceğe Nefes olmaya davet ediyorum." diye konuştu.

KÜÇÜK AİLE İŞLETMELERİNE 100 MİLYON LİRALIK YEM DESTEĞİ
Salgın nedeniyle tarım sektörünün sekteye uğramaması ve gıda arz güvenliğinde bir sıkıntı yaşanmaması için birçok çalışmayı hayata geçirdiklerini anlatan Pakdemirli, kurdukları ürün masalarıyla 50'ye yakın ürünü yakından takip ettiklerini, aşı çalışmalarına dahil olduklarını, çiftçi borçlarıyla ilgili ertelemeye gittiklerini, çiğ sütte prim desteğini artırdıklarını, küçük aile işletmelerine hayvan başına 65 lira olmak üzere toplamda 100 milyon liralık yem desteği ödemesini başlattıklarını bildirdi.
Hasattan önce hububat ve bakliyat alım fiyatlarını açıkladıklarını dile getiren Pakdemirli, çiftçilerin eğitim ve bilgi ihtiyacını karşılamak amacıyla uzaktan eğitim portalı olan Tarım Orman Akademisini ve sözleşmeli tarımın yaygınlaştırılması ve pazarlama sorunun çözümü amacıyla da tüm tarafların bir araya getirildiği Dijital Tarım Pazarını hayata geçirdiklerini söyledi.

"POLİTİKALARIMIZIN SAHADA HAKİM OLMASINI SİZLER SAĞLAYACAKSINIZ"
Bakanlık politikalarının sahada hakim olmasını ilçe müdürlerinin sağlayacağını dile getiren Pakdemirli, şöyle konuştu:
"Öncelikle sizlerden beklentim; çiftçilerimizin her türlü sorununda yanlarında olmanız ve ilçenizde tarımsal hasılayı artırmaya yönelik çalışma yürütmeniz. Kırmızı et üretiminde, dünya ile rekabet edebilir konuma gelmeliyiz. Bu hedefe ulaşmak için küçükbaş yetiştiriciliğine önem veriyoruz. Yetiştiricilerin özellikle et ve sütte üretim maliyetlerini, açıklanan çiğ süt satış fiyatına uyulmasını ve spekülatif fiyat artışı yapan firmaları yakından takip edin. Hayvanların aşılama çalışmalarını hassasiyetle yapılmasını sağlayın. Her zaman dediğimiz; 'üreticiyi koruyan, tüketiciyi de kollayan' politikamızın sahada hâkim olmasını ancak ve ancak sizler sağlayacaksınız Açık söyleyeyim; ben, çiftçiye "hayır" diyen bir müdür istemiyorum. Yetkili sizsiniz, söz sahibi sizsiniz, çözüm makamı sizsiniz. Sizi ehil görmüş, sizi müdür olarak atamışsak, siz de gerekeni yapın. Sorunları çözün, çözemiyorsanız il müdürünüze götürün. Onlar da çözmezse bize ulaştırın, biz her anlamda gerekeni yaparız."
 
08.05.2020
Devamı

“Tarım Orman Akademi de" İlk Dersi Bakan Pakdemirli’den

Çiftçi ve üreticiye ihtiyaç duyduğu konulardaki bilgiyi, internet üzerinden yayınlanacak ders ve eğitim videolarıyla vermeyi amaçlayan "Tarım Orman Akademi"de ilk dersi Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli verdi.

Çiftçinin istediği an, hızlıca, aradığı bilgiye ulaşmasını sağlayan eğitim portalı yayınlarına başladı.
Tarım ve Orman Bakanlığı Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından hizmete sunulan ve "akademi.tarimorman.gov.tr ve www.tarimtv.gov.tr" adreslerinden üretici ile buluşan portalda, Bakan Pakdemirli, ilk derste detaylarıyla Dijital Tarım Pazarı'nı ve avantajlarını anlattı.

İLK DERS; DİJİTAL TARIM PAZARI
Geçtiğimiz hafta tanıtımı yapılan ve devreye alınan Dijital Tarım Pazarı'nın tüm alıcılar ve üreticilerin online olarak ulaşabileceği bir platform olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, bu yeni sistemle hem üreticinin, hem tüketicinin hem de gıdaya dair her kesimin daha avantajlı olacağını ifade etti. Bakan Pakdemirli; "Bugün üreticimize sorsanız şunu söyleyecektir; ben ürünümü üretiyorum, tam karşılığını alamıyorum. Çünkü pazardaki fiyatlara baktığımız zaman, ben bu kadar ter dökerken, bir başka aracı ya da aradaki zincir daha fazla para kazanabiliyor, ben alnımın terinin karşılığını almak istiyorum. Peki, tüketiciye sorsanız; İstanbul'daki Ankara'daki İzmir'deki markete gidip gelen tüketiciye de sorsanız, tüketiciler de ürün tarlada ucuz, ama bana ulaşana kadar çok pahalılaşıyor ve bunu sürekli bulma noktasında sıkıntı çekiyorum. İşte Dijital tarım Pazarı, üretici ile tüketiciyi nerdeyse biraraya getiren bir sözleşmeli üretim platformu" dedi.

DİJİTAL TARIM PAZARI İLE ALAN DA SATAN DA MEMNUN OLACAK
Bu sözleşmeli üretim platformunda tohumdan çatala, gıdaya dair her kesimin olabileceğini belirten Bakan Pakdemirli, en önemli avantajlardan birinin finansman olacağını vurguladı ve "Bunun üreticiye şöyle bir faydası olacak; sözleşmeli üretim yapan üreticimiz bir defa malını kaç liradan satacağını en baştan biliyor olacak. Bunun önemli bir faydası, önemli bir ekişi var. Ayrıca eğer alıcı ile satıcı arasında girdi finansmanı ile alakalı bir ek sözleşme varsa, girdi finansmanı sağlayacak. Yani sebzesini, meyvesini satmak isteyen üreticimiz eğer bir perakende zincirle bir marketle anlaştıysa, belki bunun yüzde 20 – 25'ine varan bir kısmını ayni yardım olarak alacak veya peşin para olarak alacak. Bununla gübre ihtiyacını, tohum ihtiyacını, fide ihtiyacını, ilaç ihtiyacını karşılayacak. Yani böylelikle de aslında tarımın finansmanına da genel anlamı ile bir çözüm bulunacak. Bugün üreticimize sorsanız, hep girdilerden size bahsedecek. Mazottan, gübreden, yemden, ilaçtan, tohumdan bahsedecek. Yani bunların finansmanı da üretici üzerinde bir yük olmaktan bir süre sonra kalkacak. Ektiğiniz, diktiğiniz günden itibaren eğer fiyatını da biliyorsanız bu üretici için gerçekten aranacak bir durumdur" dedi.

SON 18 YILDA TARIMSAL HASILA 7,5 MİSLİ ARTTI
Türkiye'nin son 18 yıllık Ak Parti Hükümetleri döneminde tarımda önemli bir ivme yaşadığını ve bugün olduğu noktaya geldiğini belirten Bakan Pakdemirli, bu süreçte yaşanan gelişimi de örnekleri ile hatırlattı; "Son 18 yılda, Ak parti dönemlerinde tarımsal hasılamız tam 7,5 misli arttı. 565 baraj inşa edildi; Ak Parti hükümetleri öncesi inşa edilen barajların tam 3 misli baraj daha inşa edilmiş oldu. 308 milyar lira toplamda tarımsal destek verdik. 6.6 milyon hektar araziyi de sulamaya açtık. 4.5 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Kırsal kalkınma hibeleri iel de 200 bin vatandaşımıza istihdam sağladık. Tohumluk ihracatımız 10 katı arttı. 18 milyar dolar tarımsal ihracata geldik, nerden geldik, 3.7 milyar dolar ihracattan bugün 18 milyar dolar tarımsal ihracata geldik. İnşallah bu sene bu rakamı da katlayarak artıracağımıza son derece eminiz. Türkiye kendi kendine yeterliliğini ispat etmiş ve tarımsal fazla olarak yani net tarımsal fazla olarak da 5.3 milyar dolar dış ticaret fazlası veren kendi kendine yeterli bir ülkedir. Tohumluk üretimimiz de 8 misli artmıştır."
SON İKİ YILDA GSMH YÜZDE 45 ARTTI
Bu 18 yıllık süreçte Gayri Safi Milli Hasıla'da da önemli bir artış yaşandığını belirten Bakan Pakdemirli, sadece son iki yılda bile yüzde 45 artış yaşandığını söyledi. "2017 yılında 189 milyar lira olan tarımsal GSMH 2018 yılında 217 milyara, 2019 yılında da 275 milyara, yüzde 27 artış, toplam, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yüzde 45 artışla, gerçekten Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde tarım sektörü başarısı ile taçlandırmıştır.

"DESTEK BİZDEN, GAYRET SİZDEN"
Tabi ki bu başarının ardında Ak Parti Hükümetlerinin tarıma verdiği destek vardır. Desteklerimiz son 18 yılda 12 misli artmasına rağmen sadece son iki yılda da 14,5 milyar lira ile 2018 de 16.1 milyar lira, 2019'da ve 2020 desteklerinin toplamı da 22 milyar liraya geldi. Yani son iki yılda destekler yüzde 52 artış, hasılada da yüzde 45 artış. Biz her zaman şunu söylüyoruz; destek bizden, gayret sizlerden, bereket de Allah'tan. Biz desteği verdikçe bu topraklarda on binlerce yıl boyu üretim yapan çok kıymetli, elleri öpülesi çiftçilerimiz, üreticilerimiz, besicilerimiz, yetiştiricilerimiz bu desteklerin karşılığını Türkiye'ye üretim olarak taçlandırıyorlar."
Türkiye'nin coğrafi konum açısından, 4 saatlik uçuş ile dünyanın yüzde 40'ına yaklaşabilen, 1.9 trilyon dolar ticaret hacmine sahip bir bölgede olduğunu ancak, tarımsal hasılada Avrupa'da bir, dünyada ilk 10 arasında yer aldığını belirten Bakan Pakdemirli, bundan sonraki süreçte sözleşmeli üretimle bu sıralamada ilk 5 arasında yer almayı hedeflediklerini de belirtti. 

"DİJİTAL TARIM PAZARI'NA HER KİM OLURSAN OL GEL!"
Tarım Orman Akademi'deki ilk derste Bakan Pakdemirli, sözleşmeli üretim platformunun toplumun her bireyine açık olduğunu vurgulayarak; "Mevlana misali, dijital tarım pazarına her kim olursan ol gel diyoruz. Bu, tüm yapılanları tek bir yerde toplayıp daha verimli hale getirmeye çalışan bir sistemdir. Burada herkese yer var. Yani kooperatiflere de yer var, çünkü kooperatifler de burada daha aktif rol alarak hem girdi finansmanında hem de Pazarlama tarafında olabilirler. Böylelikle kooperatiflerin, birliklerin ve örgütlerin üreticiye daha fazla faydalı olma yollarını aramış olacaklar. Üretici de, alıcı da, gıda işleme tesisleri de olacak burada. İsterse halciler ve nakliyeciler de olacak" dedi.  
Dijital tarım pazarı ile hem üreticinin hem de tüketicinin yanında olduklarını belirten Bakan Pakdemirli; "Dijital tarım pazarında üretici ürününü değer fiyattan satmak istiyor, tüketici de ürünlerini daha uygun fiyata almak istiyor. Böylelikle iki taraf da günün sonunda birbirinden memnun ayrılıyor. Arz ve talep buluşuyor, tohumdan çatala kadar olan zincirin hem takibi, hem planlaması hem daha sağlıklı yürümesi hem de gıda zayiatından da kurtulmuş oluyoruz.
Dijital tarım pazarındaki ana mantığımız şu; üreticinin yanında olan her kim varsa biz de onların yanındayız. Buradaki tüm paydaşların da bunu bilmesini ve anlamasını istiyoruz" diye konuştu.  

DİJİTAL TARIM PAZARI, ULUSLARARASI ÖRGÜTLERE DE ÖRNEK OLUYOR
Dijital tarım pazarının henüz bir haftadır uygulamaya alınmasına rağmen dünya ülkelerinin de dikkatini çektiğini belirten Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin önemli bir başarıya imza atacağını söyledi; "Uluslararası örgütlerin hepsi bunula ilgili bizden sunum aldı. Bunu örnek alacaklarını söyleyerek de, attığımız adımları takip etmek istediklerine dair de bize bilgi verdiler. Yani Türkiye gerçekten tarımla ilgili önemli bir başarıya daha imza atmak üzere. Ancak dediğim gibi bu platform bizim değil. Bu platform sizlerin platformu. Ancak sizler bu platformun bir parçası dijital tarım pazarını kullananlar olduğunuz sürece ve buradaki işlemler derinleştiği sürece burası son derece başarılı olacak ve buranın paydaşı olan herkes dünden daha fazla gelir kazanacak."

DİJİTAL PAZARLA ÜRETİCİ ÖRGÜTLERİ DAHA DA GÜÇLENECEK
Sözleşmeli üretimin neden öncelikli bir konu olarak ele alındığını da şöyle açıkladı Bakan Pakdemirli, "Bir defa üretici örgütleri de buradan daha iyi güçlenecek. Çünkü hem alımda hem satımda tüm süreçte yer almaya başlayacakları için üreticiyi de memnun eden üretici birlikleri kooperatifleri meydana çıkacak. Üretici memnun olduğu sürece, örgüt ve kooperatifteki dayanışması daha da yüksek bir seviyeye gelecek. Pazarlama kabiliyetleri artacak. Dediğim gibi en küçük üreticiden en büyük üreticiye kadar hepsinin pazarlama kabiliyetleri neredeyse eşitlenecek ve üretimin olduğu yerde tüketim de olacağı için son derece verimli bir ekosistem oluşacak. Üretim faaliyetlerinin de Pazar koşullarına optimize edilmesi son derece önemli verimliliği de artırarak üretici gelirleri de artırmış olacağız. Sürdürülebilir tarım için de sözleşmeli tarım modelinin önemli olduğunu düşünüyoruz. İnşallah daha önce de söylediğim gibi en ufak üreticimizin bile ürünü tek yumruk haline gelecek, tek yumruktan kastımız şu, aynı büyük üreticiler gibi küçük üreticilerimizin de ürünleri yüksek fiyattan değer fiyattan pazarlanabilir olacak."
Bakan Pakdemirli, Dijital tarım pazarının sağlayacağı en önemli avantajlardan birinin de tarım ürünlerinin doğrudan satışının sağlanması ile ihracata yönelik pazarın artması olacağını belirtti.

DİJİTAL PAZARLA TARIM İLE SANAYİ BÜTÜNLEŞECEK
Türkiye'nin coğrafi işaretli ürünlerinin de bu Pazar sayesinde hem Türkiye içinde hem dünyada çok daha iyi bir şekilde pazarlanacağını söyleyen Bakan Pakdemirli, en önemli amaçlardan birinin de tarım ile sanayiyi bütünleştirmek olduğunu belirtti. Pakdemirli; "Gıda sanayiinin gelişmesindeki en önemli engellerden biri de sözleşmeli üretimde Türkiye'nin istenilen yerde olmamasıdır. Gıda sanayide İnşallah istenilen yere bu şekilde gelecek. Arz talep fiyat bunların hepsi bir şekilde dengede olacak. Gıda arz güvenliği içinde sözleşmeli üretim ve tarımsal planlamanın son derece önemli olduğunun altını çiziyoruz. Tarımsal ürünlerin pazarlanması ve tarıma dayalı sanayinin zamanında ve nitelikli hammadde talebini karşılamada bu dijital tarım pazarının uygun bir model olacağını biz düşünüyoruz."
 
06.05.2020
Devamı

TVHB Başkanı Eroğlu: “Hayvanlara şiddette artık Polyannacılık oynanmamalı”

Türk Veteriner Hekimleri Birliği  Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu;  Hayvanlara yapılan  şiddet ile ilgili bir açıklamada bulundu.  Eroğlu, yaptığı açıklamada; “Hayvan hakkının olmadığı yerde insan hakkının olmayacağı aşikardır. Çözümün adresi TBMM’dir.” dedi
 
Başkan Eroğlu açıklamasında şöyle devam etti; “Ülkemizde maalesef her gün hayvanlara yönelik yeni bir şiddet olayı ile güne başlıyoruz. Önceki gün Ankara Haymana'da, görüntülere göre bir şahsın kendisine ait olduğu ifade edilen 2 çoban köpeğini vahşice eşek yavrusuna saldırtarak, hayvanın ölümüne yol açması ve görüntülerin bir maharetmiş gibi sosyal medya hesabından yayınlaması bizleri bir kez daha üzüntüye ve derin endişeye sevk etmiştir.” dedi
 
Hayvanlara şiddet bir psikolojik vakadır. Bugün şehirlerin en büyük mağdurları konumunda olan sahipsiz hayvanlara eziyet edenlerin devlet gözetiminde rehabilitasyon merkezlerinde belli sürelerde tedavi altına alındıktan sonra toplum içerisine döndürülmeleri gerekmektedir. Aksi taktirde ileride toplum açısından çok daha vahim sonuçlarla karşılaşılması kaçınılmazdır. Hayvana şiddet konusunda iktidarından muhalefetine, sivil toplum kuruluşlarına kadar sosyal medyada tepkisel paylaşımlar yapılması olumlu ancak, çözüm değildir. Kamuoyunun tepkisi hızla büyüyüp aynı hızla sönmektedir. Hayvan hakkının olmadığı yerde insan hakkının olmayacağı aşikardır. Çözümün adresi TBMM’dir.
 
ABD’de hayvana şiddet, tıpkı kundakçılık, cinsel istismar gibi kayıt altına alınıp, sabıka kaydı oluşturulmakta ve takip edilmektedir. Böyle bir uygulamanın ülkemizde de olmaması için bir sebep yoktur. Bu sebeple yıllardır çıktı çıkacak denilen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun bir an önce yasalaştırılarak hayvanlara karşı her türlü şiddetin, istismarın ve terk etmenin Kabahatler Kanunu’ndan çıkartılarak, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamına alınarak caydırıcı para cezaları ile birlikte hapis cezası gibi yaptırımların bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir.
 
 
05.05.2020
Devamı

Dsi ve Toki Arasında Sulamada İşbirliği Protokolü

Sulamada yeni bir adım daha attıklarını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ile TOKİ Başkanlığı arasında sulama tesislerinin yapımı konusunda bir protokol imzalandığını belirtti.

İmzalanan protokol çerçevesinde değişik illerde 25 adet sulama projesinin hayata geçirileceğini vurgulayan Bakan Pakdemirli "Bu kapsamda, 3 milyon 200 bin dekar civarında araziyi sulayacak projeler ile çiftçimizin yanında olacağız. Söz konusu projelerin tamamlanması ile 300 bin kişiye istihdam sağlanması ve ülke ekonomisine yıllık 2,5 milyar TL katkı sağlamayı hedefliyoruz" dedi.
Sulamaya yapılan yatırımlar ile suya hasret toprakları suyla buluşturduklarını söyleyen Pakdemirli, protokol ile yapılacak tesislerin toplam maliyetinin 8,5 milyar lirayı bulduğunu söyledi.
Ülkemizin 85 milyon dekar olan ekonomik sulanabilir arazisinin yüzde 78'inin yani 66,5 milyon dekarının sulamaya açıldığını ifade eden Bakan Pakdemirli "Sulamaya açılan 66,5 milyon dekar arazide uygun ziraat usulleri ve ürün deseniyle tarım yapılması durumunda takriben yıllık 49,5 milyar TL zirai gelir artışı sağlanması mümkün"  dedi.

Türkiye'de suyun dörtte üçünün sulamada kullanıldığını belirten  Bekir Pakdemirli "Bu yüzden sulama tesislerini inşa ederken en modern ve tasarrufu en yüksek yağmurlama ve damlama sistemleri tercih ediyoruz. Protokol kapsamında inşa edilecek tesislerde de bu sistemler uygulanacak. Kapalı sistem basınçlı borulu sulamaya geçilmesi ile iletim kayıpları minimum seviye indirilmekte ve tarla içi sulama sistemleri ile önemli ölçüde su tasarrufu sağlanarak çiftlik randımanı maksimum seviyeye yükseltilmektedir. Böylelikle, yağmurlama sulamalarda % 35 damla sulamalarda ise % 65 oranında su tasarrufu sağlanmaktadır " değerlendirmesinde bulundu.
 
 
04.05.2020
Devamı

DİTAP Üreticiye Avantaj Sağlayacak

Seralarında kesintisiz üretime devam eden Antalyalı çiftçilerde  DİTAP heyecanı başladı.

Antalya’ da sera ve tarlalarında kesintisiz üretime devam eden çiftçiler, devreye giren Dijital Tarım  Pazarı'nı (DİTAP) hem alın terinin korunması hem de daha fazla üretimi teşvik edecek olmasından dolayı mutlu.

Muratpaşa Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, AA muhabirine, DİTAP'ın üreticiye birçok avantaj sağlamasını beklediklerini söyledi.

Yıllardır "ürün deseni"ni savunduklarını belirten Alp, bir kişinin örneğin 10 veya 30 dönüm arazisi varsa, buraya tek tip değil, çeşitli ürünleri ekmesinin önemli olduğunu ifade etti.

Çeşitli ürünler ekildiğinde fiyatlarda düşüşler yaşansa bile üreticinin zor durumda kalmayacağını aktaran Alp, fiyatı yükselen ürünün diğerinin masrafını karşılayabileceğini dile getirdi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin DİTAP sayesinde ürünün çiftçinin elinde kalmayacağını açıkladığını vurgulayan Alp, yetiştirilen ürünün serada, tarlada kalmayacak olmasının hem üreticiye hem de tüketiciye avantaj sağlayacağını bildirdi.



 
04.05.2020
Devamı

Pakdemirli: “ Kimsenin ürünü tarlada, hayvanı elinde kalmayacak”

Tarım ve Orman  Bakanı Bekir Pakdemirli, "Kimsenin ürünü tarlada, hayvanı elinde kalmayacak. Gerekirse devlet olarak biz alacağız" dedi. Hububat fiyatlarının hasattan önce açıklanacağını söyleyen Pakdemirli'nin hayvancılığa dair de açıklamalarda bulundu.

"Kimsenin ürünü tarlada, hayvanı elinde kalmayacak. Gerekirse devlet olarak biz alacağız.". Tarım  ve Orman Bakanı Pakdemirli, mesajlarını video konferans yöntemiyle gerçekleşen Türkiye Ziraat Odaları Birliği  Danışma Kurulu Toplantısından verdi.

2020 yılında ödenmesi planlanan 22 milyar liralık tarımsal desteğin 12,4 milyar lirasının ödendiğini hatırlatan Pakdemirli, hububat alım fiyatlarının hasattan önce açıklanacağını söyledi.  Türkiye’nin tarımsal hasılada Avrupa ’da zirvede yer aldığını söyledi.
 
Hayvancılığa dair de mesajlar veren Pakdemirli, “Aile işletmeleri desteklenecek, entegre tesis sayısını artıracağız” dedi.
 
Meraların yoğun olduğu yerlerde daha fazla buzağı elde etmek için 22 ili yetiştiricilik bölgesi ilan edileceğini açıkladı. Kaliteli sütü ayrı fiyatlandırmaya başladıklarını belirten Pakdemirli, küçükbaş hayvan varlığında ise 2020 hedefinin 56 milyon küçükbaş hayvan varlığı olduğunu paylaştı.
 
02.05.2020
Devamı

Gümüşhane'de tarım arazileri sulanmaya başlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü yaptığı yatırımlarla modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmaya, tarımda su tasarrufu sağlamaya, çiftçilerin kazançlarını doğrudan ve dolaylı yollarla artırmaya ve ülke tarımına katkı sunmaya devam ediyor.

DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada Gümüşhane'de 113 bin 800 dekar tarım arazisinin sulanmasına başlanıldığı ifade edilerek yapılan sulu tarım ile birlikte 2020 yılı birim fiyatları ile ülkemiz ekonomisine 56 Milyon TL katkı sağlanmasının hedeflendiği belirtildi.

Açıklamada, "DSİ olarak son yıllarda modern sulama projelerini geliştirerek uygulamaya koymaktayız. Modern sulama ile tarımda sağlanan verim artışları, üretim deseninin çeşitlenmesi, çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa neden oluyor. Bu durum bir yandan kırsal kalkınmanın hedeflerinden olan yoksulluğun azaltılması amacına hizmet ediyor bir taraftan da yaşam standardını yükseltmektedir. Bu kapsamda Kuşburnu diyarı Gümüşhane ilimizde 1 Mayıs tarihinde başlayan 2020 yılı sulama sezonunda Gümüşhane ilimiz ve ilçelerimizde toplam 113 bin 800 dekar tarım arazisi sulanacaktır. Gümüşhane il ve ilçelerimizde 2020 yılında toplam 113 bin 800 dekar arazide yapılan sulu tarım ile birlikte 2020 yılı birim fiyatları ile ülkemiz ekonomisine 56 Milyon TL katkı sağlanması hedeflenmektedir. Gümüşhane ilimizde en önemli sulama projelerinin başında Koruluk Sulaması işi kapsamında 40 bin 740 dekar zirai arazinin sulanması sağlanacak olup bölgede yapılacak sulu tarım ile birlikte 2020 yılı birim fiyatları ile ülkemiz ekonomisine 27 Milyon TL katkı sağlanması hedeflenmektedir" denildi.

 
02.05.2020
Devamı

Orman Yangınlarına Karşı İlk Kez İha’lar Kullanılacak

Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) orman yangınları ile mücadele için hazırlıklarını tamamladı.

Ülkemizde özellikle Hatay'dan başlayıp Akdeniz ve Ege sahil bölgelerinden İstanbul'a kadar uzanan kıyı bandı orman yangınları için en riskli bölgeyi oluşturuyor. Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli de hazırlıkların bu riske göre yapıldığını ve yangınla mücadele için yangın sezonunda araç, gereç ve personelinin büyük bir bölümünün buralarda hazır bekletildiğini ifade etti.
Orman yangınlarıyla mücadelede 3 temel strateji belirlediklerini söyleyen Bakan Pakdemirli "Bunların ilki önleme, yani yangın çıkmasına mani olacak eğitim ve bilinçlendirme çalışması. Unutmayalım ki orman yangınlarının yüzde 88'i insan kaynaklı ve bu oranın inmesi ancak eğitim, bilinçlenme ve dikkatle sağlanabilir" dedi.

İkinci stratejilerinin ise önleme, yani erken uyarı, hızlı ve etkin müdahale olduğunu vurgulayan Pakdemirli 'Orman yangınlarını tespitte bu yıl ilk defa İHA'lardan faydalanmaya başlıyoruz. Ülke genelinde 776 yangın gözetleme kulesinden ormanlarımızı izliyoruz Yangından anında haberdar oluyor ve 1.140 noktada konuşlanmış ilk müdahale ekiplerimiz ile en kısa sürede yangınlara müdahale ediyoruz. Böylece yangınlara ilk müdahale süremizi 12 dakikaya indirdik." dedi.

YANGINLA MÜCADELE KAPSAMINDA 300 ARAZÖZ YENİLENECEK
Orman yangınlarıyla mücadele için büyük bir planlamaya ve titiz çalışmaya ihtiyaç olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, ekipmanın da oldukça önemli olduğunu vurgulayarak; "Yangınla mücadele kapsamında yaklaşık 8 bin araç görev alacak. 300 arazözü de bu yıl yenileyeceğiz" ifadelerini kullandı.

"BU YIL ALINACAK YANGIN SÖNDÜRME PERSONELİ İLE EKİBİMİZ DAHA DA GÜÇLENECEK"
OGM'nin orman yangınları ile mücadele ekibi genişliyor. Bu yıl ülkemizde meydana gelebilecek her büyüklükte ve zorluktaki yangına karşı hazırlıklarını tamamladıklarını vurgulayan Bakan Pakdemirli,  "Orman yangınlarında bu yıl 18 bin 545 personel görev alacak. Bu arkadaşlarımızla beraber, bu yıl alımı yapılacak yeni elemanlar ile ekibimizi daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.

AYNI YIL İÇİNDE TEKRAR AĞAÇLANDIRIYORUZ
Stratejilerinin son ayağını ise yanan alanların tekrar ağaçlandırılmasının yani rehabilitasyon çalışmalarının oluşturduğunu belirten Bakan Pakdemirli" Yanan ormanlık alanları ilk ağaçlandırma sezonunda yani aynı yıl içinde tekrar ağaçlandırıyoruz. Anayasa gereği bu alanları başka bir maksatla asla kullandırmıyoruz. Ağaçlandırırken asli türlerin korunmasına da dikkat ediyoruz" diye konuştu.
 
 
01.05.2020
Devamı

Halk Ekmeğin Yeni Genel Müdürü Velioğlu Oldu

30 Nisan 2020 tarihinde Ankara  Büyükşehir Belediyesi  Halk Ekmek A.Ş   Genel Müdürlüğüne Dr. Hüseyin Velioğlu getirildi.
Tarım Bakanlığından emekli TÜGEM Genel Müdürü,  Dr. Velioğluna  yeni görevinde başarılar diliyoruz.
 
Hüseyin Velioğlu Kimdir?
1958 Of Doğumlu Hüseyin Velioğlu evli ve 3 çocuk babasıdır. 1982 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni bölümünden mezun olan Velioğlu, 1999 yılında; Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü doktorasını  yapmıştır.
 
1982-1983      Tarım Bakanlığı Su Ürünleri Dairesi Başkanlığı  Mühendis

1984-1987      Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Proje ve Uygulama Genel Müdürlüğü Mühendis

1988-1996      Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı Müfettiş Yardımcısı, Müfettiş, Baş Müfettiş

1996-1997      Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü  Genel Müdür Yardımcısı

1997-1998      Tarım ve Köyişleri Bakanlığı APK Kurul Başkanlığı APK Uzmanı

1998                Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Şırnak İl Müdürlüğü  İl Müdürü

1998-1999      Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü  Genel Müdür Yardımcısı

1999-2000      Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü Mühendis

2000-2003      Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü   Genel Müdür Yardımcısı

2003-2007      Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü  Genel Müdür

2005-2007      TARSİM Kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği

2007-2009       TARİŞ Pamuk ve Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Genel Müdürlüğü, İzmir   Genel Müdür
          
2007-2009      TARİŞ İncir Tarım Satış Kooperatifi Genel Müdürlüğü, İzmir Genel Müdür
                       
2010-2016      JICA (Japon Teknik Yardım Kurumu) JICA Mensupları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı
                       
2009- 2017     Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Sekreter
                       
2018- 2019     Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği  Danışman
                 
 
 
01.05.2020
Devamı

COVİT – 19 ile değişiyoruz…

Kaygı, korku, belirsizlik, güvensizlik, öfke, panik... Korona salgınının tüm hızıyla devam ettiği günlerde birbirinin içine geçen duygularımızın bazıları…  Salgın krizinin hayatımıza girmesi ile hissettiklerimiz yaşadıklarımız hepimizi başka başka yerlere sürükledi.

Geçtiğimiz yıllarda size biri, gözünüzle göremeyeceğimiz ama tüm Dünya’yı durduracak bir olay yaşayacaksınız deseydi muhtemelen hepimiz saçmalama olur mu öyle bir şey gibi cümlelerle tepki gösterirdik. Hatta söyleyen kişinin de hayal gücü ile dalga geçecektik…

İnsanoğlu, 2020 yılına da yeni umutlarla yeni planlarla girmişti.  Fakat düşünemediği gözden kaçırdığı bir şey vardı ve ancak yaşayarak bunu öğrenecekti…

Evren, doğa, tabiat ana, eşitlik, adalet, denge bu kelimeler sizlere neler anlatıyor bilmiyorum ama korona hayatıma girdiğinden beri bana pek çok şey anlattı öğretti.
Şimdi gelin hep birlikte neler yaşıyoruz, hangi yollardan geçiyoruz biraz iç dünyamızda yolculuk yapalım.  Görünende hayat durdu, evlerimizden dışarı çıkamıyoruz değil mi?

 İşte böyle düşünürsek yaşadığımız bu süreci kendimize yakınlarımıza zindan ederiz… Bu bir son değil bu yeniden doğuş uyanış tam anlamıyla. Tabi bunu fark edebilir ve doğru geçirebilirsek.    Bu tüm insanlığa verilmiş bir ikaz bence…  Hepimizin hayatında öncelikli olanların sıralaması çok farklıydı ama ortak paydamız hep aynıydı.   Herkes doyumsuz şükürsüz ve mutlu görünselerdi iç dünyalarında mutsuzdu. Kendimizi ailemizi düşünmek yerinde dünya telaşına o kadar kaptırmıştık ki en yakınlarımızı hatta hatta kendimizi bile göz ardı ediyorduk.  Ocak ayı itibari ile önce Çin de duran hayat sonra tüm dünyayı etkiledi. Ve o kadar enteresan ki insanları ölümle burun buruna getiren virüs çocukluklarımıza dokunmuyordu. Sizce de burada görmemiz gereken bir durum yok mu ?

Gelelim bizlere yaklaşık 40 gündür çok değişik bir deneyim yaşıyoruz. Evet bu bir pandemi evet can kayıplarımız var, hayat durdu ama ben bardağın dolu tarafından bakanlardanım.  Tedbirimizi alacağız takdiri yüce yaratana bırakacağız ve alınması gereken mesajları alıp gelecek günlerde ona göre yaşayacağız…
Hani şu ah keşke zaman olsa da bunu yapsaydım dediklerimiz vardır hepimizin içinde, ya da sarılması gereken yaralarımız, ilgilenmemiz gerekenler, yapmaktan keyif alıp da hep yakındığımız zamansızlıktan yapamadığımız tonlarca olay… İşde fırsat her ne kadar kısıtlıda olsa kendimizi yenileyebileceğimiz uzun bir yolculuk. Bu pandemi bitecek ve bittikten sonra umut ederim ki hepimizin hayatında güzel dokunuşlar bırakmış olsun.

Evlerimizde kalıyoruz… Hayat eve sığar diyoruz. Ve bunu derken kendimizi bulmayı seçiyoruz… Özümüze dönüyoruz… Zenginle fakir eşitlendiği,   dengenin kurulduğu anlardayız. Evren, tabiat bizlere, siz evinize girin hayatı bize bırakın demedi mi sizce de. 

Yıllardır yaşadığım başkentte ilk defa sokağa çıkma kısıtlaması geldiğinde kuş cıvıltılarını şehrin merkezinde duydum… Nasıl bir şaşkınlık ve mutluluktu anlatamam… O anda diyebildiğim tek şey şükürdü… Evet bizler büyük şehirde hep özlemini kurduğumuz kuş seslerini yaşamıştık… Teşekkürler tabiat ana… 

Bizler dilimizden şükretsek te  kalben şükretmesini  unutmuştuk… Dünya da değer vermemiz gereken konuların çok farklı olduğunu görmedik mi…  Sağlığımızın, nefes almanın kıymetini anlamadık mı? Sadece dışarı çıkıp özgürce yürüyebilmenin ne kadar güzel olduğunu beklide ilk defa bu kadar iyi anladık…

 Sinsi, ciddi,  hatta ölümcül olabilen ama ne yazık ki görünmeyen düşmanla karşı karşıyayız. Tüm dengeleri alt üst eden bir süreç yaşıyoruz. Fakat Şemsi Tebriz’in ne demişti bizlere..  'Hakk'ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. "Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir" diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını? 

Bilmiyoruz ki yeni hayatımızın bizlere ne kadar çok mutluluklar getirecek. O yüzden sevgili dostlar bu günlerimizin kıymetini bilelim. Yaşadığımız zor süreci iyi yönetelim ki bu deneyimden de payımıza düşenleri alıp yolumuza yeniliklerle devam edelim…
 
#EVDEKALTÜRKİYE
Anadolu İzlenimleri Haber Müdürü                         
Gizem Cengiz

 
30.04.2020
Devamı

Taş Fırından Çıkmış Gibi Evde Ramazan Pidesi

Hoş Geldin Ey şehir Ramazan…  11 ayın Sultanı Mübarek ramazan geldi. Bu seferki ramazan ayı biraz farklı içinde bulunduğumuz pandemi nedeniyle diğerlerinden farklı geçecek.  Biraz buruğuz bu sene…  İftar sofralarında kalabalık olamamak, ramazanın olmazsa olmazı sıcak pideden, teravi namazlarından mahrum kalmak  11 Ayın Sultanını buruk yaşatacak.  İçinde bulunduğumuz durumdan ötürü herkes evlerinde mutfaklarında tüm hünerlerini keşif etti . Bizlerde siz değerli okuyucularımız için derledik.

Çıtır çıtır ramazan pidesi tarifi için yapmanız gerekenler aşağıda;
KAÇ KİŞİLİK
2 adet
HAZIRLAMA SÜRESİ
20 dakika
PİŞİRME SÜRESİ
20 dakika
Ramazan Pidesi Tarifi İçin Malzemeler
Üzeri için:
  • 3,5 su bardağıun
  • 1,5 su bardağısu
  • 6 gr.yaş maya
  • 1 silme tatlı kaşığıtuz
  • 1 adetyumurta sarısı
  • 1/2 su bardağıyoğurt(sulu bir kıvamda)
  • 1/2 çay bardağısu
  • 1 yemek kaşığızeytinyağı
Tuzu çözdürmek için:
  • 1/3 su bardağısu
Altı ve üzeri için:
  • 1 su bardağıyulaf kepeği
Süslemek için:
  • 1 yemek kaşığısusam
  • 1 yemek kaşığıçörek otu
Derince bir kaba 1,5 su bardağı oda ısısındaki suyu alın ve içine mayayı katıp silikon bir spatula ile maya eriyene dek karıştırın. Unu başka bir kaba alın ve ortasını çukurlaştırın. Mayalı suyu unun ortasına ekleyin ve spatula ile karıştırarak  una yedirin. Yarım su bardağından bir parmak eksik suya tuzu katın karıştırın ve bunu da ekleyip tekrar karıştırın. 10 dakika kadar karıştırın ve hamuru tezgaha alıp, tezgaha vurdurarak yoğurun. Ele oldukça yapışan bir hamur olacak ekstra un eklemeyin. Hamur elinize daha az yapışmaya başlayınca etrafına biraz un serpin ve hamuru ikiye kesip, iki hamur topu yapın. Bu topları üst üste koyup bastırın ve tekrar ikiye bölüp, tekrar iki top yapın. Bu şekilde 3 kere ikiye bölüp üst üste alın ve en sonunda 2 hamur topunu ılık bir yerde üstü örtülü olarak 2 saat mayalanmaya bırakın. Üzeri için gerekli tüm sos malzemeleri bir kapta çırpın. Bir tahtaya yulaf kepeğini serpin ve mayalanma süresinin sonunda, hamur toplarından birisini onun üstüne alıp, ıslattığınız ellerinizle pide şeklinde açın. Bir servis tabağı büyüklüğünde açtığınız hamura yine parmağınızla kenar ve üstüne kare şekiller yapın. Yumurta sarısı, yağ, yoğurt, su karışımını bir fırça ile üstüne sürün ve susamla çörek otu serpin. Yağlı kağıt serilmiş bir fırın tepsisine pidenizi kaydırarak alın. Önceden ısıtılmış 230 derece fırında 5 dakika pişirin ve sonra fırın ayarını 200 dereceye indirip, 15 dakika daha kontrolü olarak pişirin. Sıcak sıcak servis edin. Afiyetler olsun!
 
 
 
 
 
30.04.2020
Devamı

Prof.Dr. Erbaş'tan Gıda Alış Veriş Uyarısı

Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erbaş, corona virüsü (COVID-19) salgını döneminde önemli konulardan biri olan gıdaların güvenli temin edilmesi sürecine ilişkin önemli uyarılar yaptı. Prof. Dr. Erbaş, alışverişi kısa tutmanın yollarını sıraladı ve ekmek tüketimi ile ilgili önemli bir uyarıda bulundu.

Korona virüsü tehlikesinin uzun bir süre devam edebilme ihtimalini göze alarak günlük hayatta alışveriş ve beslenme konuları başta olmak üzere birçok şeyi alışkanlık haline getirmek gerektiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Erbaş, corona virüsü salgınında alışveriş yaparken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda önemli açıklamalar yaptı.



MARKETTE GEÇİRİLEN SÜRE NASIL KISALTILABİLİR?
Prof. Dr. Erbaş, alışveriş öncesi bir liste oluşturulmasının, ihtiyaçların meyveler, sebzeler ve süt ürünleri gibi gruplandırılarak mantıksal bir sıra ile yazılmasının markette geçirilen süreyi kısaltacağını ve alışverişte nakit para yerine temassız ödeme yapan kredi kartı kullanılmasının, alışverişe giderken maske, eldiven, dezenfektanlı veya kolonyalı mendiller bulundurulmasının korunma seviyesini yükselteceğini söyledi.



“MARKET ARABASININ TUTMA YERİNİ TEMİZLEYİN”
Market arabasının tutma yerinin eldivenli bir şekilde dezenfektanlı mendille silinmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Erbaş, market içerisinde diğer kişilerden en az üç adım uzak durarak sosyal mesafeye dikkat ederek alışverişe başlanılması gerektiğini ve alışverişte temel olarak, açıkta satılan ürünler yerine fabrikada paketlenmiş veya markette poşetlenmiş ürünleri tercih etmenin oldukça koruyucu bir davranış olacağını ifade etti.

HANGİ GIDALAR TERCİH EDİLMELİ?
“Alışverişte sağlıklı beslenmeye ve bağışıklık sistemine yardımcı olan yumurta, et ve süt gibi proteinli gıdalar ve kırmızı, mor, yeşil, sarı ve beyaz gibi doğal renkleri birbirinden farklı vitamin ve minerallerce zengin meyve ve sebzeler tercih edilmelidir” şeklinde konuşan Prof. Dr. Erbaş, bunlara ilave olarak yoğurt, boza ve turşu gibi probiyotik özellikli gıdalara, kekik ve zerdeçal gibi antioksidan özellikli baharatlara, ay çekirdeği ve kabak çekirdeği gibi çinko mineralince zengin tuzsuz kabuklu yemişlere de bağışıklık sistemini desteklemeleri nedeniyle öncelik verilmesi gerektiğini söyledi.

Marketlerde ürünlerin elle değil gözle seçilmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Erbaş, eve gelindiğinde market poşetleri içerisindeki et ve süt gibi bozulabilir ürünler ayrıldıktan sonra market poşetlerinin balkon gibi havadar bir yere çıkartılarak birkaç saat bekletilmesi gerektiğini söyledi. Açık şekilde veya poşetlenmiş olarak alınan ekmeklerin, sıcaklığı doksan derece kadar olan fırında 10 dakika kadar tutulması gerektiğini dile getiren Erbaş, “Salata ve meyveler gibi çiğ olarak pişirilmeden tüketilen gıdalar, bir ön yıkama işleminden geçirildikten sonra derin bir kap içerisindeki sirkeli suda en az 15 dakika bekletilmeli ve sonra iyi bir şekilde ovalanarak akan suyun altında yıkanmalıdır” dedi.

Erbaş, alışverişlerde tek kullanımlık poşetlerin kullanılması gerektiğini ve poşetlerin başka amaçlarla kullanılmadan iç içe geçirilerek geri dönüşüme atılması gerektiğini söyledi.
Prof. Dr. Erbaş, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Dünya Tarım ve Gıda Örgütü (FAO) gıdalarda veya gıda ambalajlarında korona virüsün çoğaldığına ve buralardan insana bulaştığına dair bir bildirimde bulunmamıştır. Ancak gıdaların tedarik ve hazırlanma süreçlerinde kişilere bir bulaşma olabileceği de göz önünde bulundurularak alışverişte özen gösterilmeli ve bağışıklık sistemini destekleyen gıdalar tercih edilmelidir” dedi. İHA
 
 
 
29.04.2020
Devamı

Büyükşehir Dağıtıcak Çiftçi Yetiştirecek

Başkentli çiftçileri teşvik ederek tarımsal üretimi artırmak amacıyla destek programlarını genişleten Ankara Büyükşehir Belediyesi, Mayıs ayında çiftçilere 5 milyon domates ve sivri biber fidesi dağıtarak bu desteğini sürdürecek.

Tarım ve hayvancılıkla uğraşan üreticilere su fiyatlarını 50 kuruşa indiren, ellerinde kalan ürünleri satın alan, yem bitkisi tohumu dağıtan ve sözleşmeli üreticilik modeline geçen Büyükşehir Belediyesi, şimdi de yüzde 75’i hibe, yüzde 25’i çiftçi katkı payı olmak üzere toplam 5 milyon 95 bin 20 adet domates ve sivri biber fidesini çiftçiyle buluşturacak.
Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, Başkan Mansur Yavaş’ın talimatıyla Başkent ekonomisini canlandırmak amacıyla 10-15 Mayıs tarihleri arasında merkez dahil 25 ilçenin tamamında çiftçilere domates ve sivri biber fidesi desteği sağlayacak.

Ankara’nın tarımın da başkenti olmasına yönelik çalışmalar aralıksız devam ederken, 2020 yılı sebze fidesi desteği kapsamında Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Tarım ve Hayvancılık Şube Müdürlüğü ekipleri çiftçilere 2 milyon 704 bin 170 domates, 2 milyon 390 bin 850 sivri biber fidesi dağıtacak.
Özellikle üreticilerin tercihi olan nergis cinsi domates ile Demre cinsi sivri biber fide çeşitleri seçilerek üreticiye ulaştırılacak. Sebze fidesi desteğinden yararlanmak isteyen çiftçiler, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’a başvuru yapacak.
 
 
29.04.2020
Devamı

Kilosu 1 Liraya Düştü Tüketimi Azaldı

Adana Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, “Soğan fiyatları 2 ile 3 TL’den satışa sunulurken aradan bir hafta geçmeden soğanın kilosu 1 TL’ye düştü” dedi.
Adana Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, bir otelde çiftçi ile tüccarlar bir araya gelerek soğanın fiyatının bir anda düşmesi hakkında görüştüler.
Çiftçilerin sesi olan Mehmet Akın Doğan, “Bütün dünyayı etkisine alan korna virüs salgınından sonra ülkenizde tarımsal üretim devam etti. Yalnız yaş meyve sebze üretimi çok. Corona virüsü salgınından dolayı yaş meyve sevkiyatı yurt dışına yapılmadığından dolayı şuan çiftçiler ve tüccarlar zor durumda” dedi.

KAMYON ÜSTÜ SOĞAN 1 LİRA
Nisan ayının ilk günlerinde Adana'da ve Reyhanlı'da soğan hasadı başladığını dile getiren Doğan, ”Soğan fiyatları 2 ile 3 TL'den satışa sunuldu. Aradan bir hafta geçmeden soğan fiyatları bir anda aşağı çekildi. Şuan soğanın kilosu 1 TL, bunun en az 40 kuruş çuval maliyeti var. Kamyon üstü soğan şuan 1 TL” diye konuştu.

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, “Bu yıl soğan fiyatları çok düşük, ülkemize yetecek kadar soğan var ve soğan bol. Günlük tüketim 5 tondan 2 tona düştü. Neden, lokantalar, yemekhaneler, otellerin çoğu kapalı olduğundan dolayı soğan tüketimi çok düşük.” Dedi.

“YURT DIŞINDA İHRACATIN AÇILMASINI İSTİYORUZ”
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, “Soğanların çoğu tarlada, bakanlığımızdan bir an önce yurt dışına soğan ihracatının açılmasını bekliyoruz. Çiftçimiz ile tüccarımız şuan zor durumda, bakanlığımızın sesimizi duymasını bekliyoruz. Eğer bu soğanlar yurt dışına gitmez ise çiftçi ve tüccarın elinde kalacak. İhracat kapandığı için çiftçi ve tüccarımız çok zor durumda” diyerek sözlerini sonlandırdı. 
 
 
29.04.2020
Devamı

Küçükbaş Yetiştiricisinden Ormancıya Mesaj Et, Süt Peynir Yağ Yoğurt İstiyorsanız Bize İyi Bakın.

Isparta Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Yaşar Köroğlu yayla ve meralara çıkma zamanının geldiğini ifade ederek öyle ya da böyle gerekçelerle işlerimizi zorlaştırmaya çalışıyorlar dedi.

Başkan Köroğlu konu ile ilgili şunları kaydetti.

“Mübarek Ramazan ayının içerisindeyiz. Korona virüs ülkemizde de zarar vermeye devem ederken bizler yetiştirici olarak yani küçükbaş hayvan yetiştiricileri olarak üretmeye devam ediyoruz.
Bizler küçükbaş Yetiştiricileri olarak bahar aylarına girmek üzere iken kuzularımız yetişti. Oğlaklarımız doğdu. Artık meralara yaylalara çıkma zamanımız geldi. Çıkacağız ama hala orman içi otlak alanları ve yaylalarla ilgili hala sıkıntılarımız var. Buradan Tarım ve Orman teşkilatımızdan kolaylık ve yardım bekliyoruz. Et süt peynir yağ yoğurt istiyorsanız bize iyi bakın. Bu cefakâr insanlar sizden fazla bir şey beklemiyor. Anladınız mı? Biz yaylaya çıkıyoruz. ”dedi.

Başkan Süleyman Yaşar Köroğlu ormancıları isli demlikten de çay içmeye davet ederek;

 “Buyurun gelin isli çaydanlıktan çay içmeye”. Dedi.
 
28.04.2020
Devamı

Çiftçi Borçlarına Faizsiz 6 Ay Erteleme

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısı sonrası oldukça önemli bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Başkan Recep Tayyip Erdoğan corona virüsü salgınında zor günler geçirmesi muhtemel çiftçi vatandaşlara müjdeli haberi verdi.

ÇİFTÇİYE KREDİ BORCU ERTELEME

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Çiftçilerimizin mayıs ve haziran ayında vadesi gelecek Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan kredi geri ödemelerini faizsiz olarak 6 ay erteliyoruz. Evden çalışma sürelerini de 27 Mayıs'a kadar uzatıyoruz. Tüm bakanlıklarımız kendi sorumluluk alanlarıyla ilgili planlarını ve hazırlıklarını sürdürüyor. Salgınla mücadele için aşama aşama hayata geçirdiğimiz tedbirlerin tüm kesimler üzerindeki olumsuz etkilerinin önüne geçmek için pek çok paketi devreye soktuk. Verdiğimiz desteklerin toplamı 200 milyar lirayı buldu. Sıkıntılı günlerde milletimizin her kesiminin yanında olduğunu gösterdik. Yaklaşık 4 milyon vatandaşımıza 22,3 milyar liralık kaynak tahsis edildi. Esnafımıza 8,4 milyar lira finansman tahsisi yapıldı." ifadelerini kullandı.

 
28.04.2020
Devamı

Her Derde Deva HURMA

11 Ayın sultanı Ramazan ayının gelmesi ile birlikte iftar ve sahurlarımızın vaz geçilmezi hurmalar alışveriş tezgâhlarında yerini aldı. Birçok derde deva hurma hem kalp ilacı hem de sindirim kolaylaştırıcı. İnsan vücudunun zinde kalabilmesi için hayati önem taşıyan hurma 10’dan fazla element içermektedir. İşte hurma ile ilgili tüm detayları sizler için derledik.
Potansiyel sağlık faydaları ve zengin hayati besinleri barındırması hurmayı hemen hemen ideal bir gıda haline getiriyor.

Şeker, protein, lif ve yağın dışında 15 farklı mineral ve C, B1, B2, niasin ve A Vitaminleri içeriyor. Dişlerin çürümesini önleyen flor ve bağışıklı sistemini güçlendirerek kanser önleyici işlevi olan Selenyum gibi minerallerde hurmalarda bulunuyor.

Hurma, insan vücudunun sağlıklı ve zinde kalabilmesi için hayati önem taşıyan 10'dan fazla element içermektedir. Bu nedenle günümüzde bilim adamları, insanın sadece hurma ve suyla yıllarca yaşayabileceğini belirtmektedirler. Bu konuda tanınmış uzmanlardan biri olan V. H. W. Dowson ise, bir hurma ve bir bardak sütün bir insanın günlük besin ihtiyacını karşılamaya yeteceğini söylemektedir.

Hafızaya İyi Geliyor
Hurmalar, bağırsakta bir Vitamin A türü olan Retinal'e dönüşen 15,6 mg Beta-karoten içerir. Yakın zamanlarda yapılan bir araştırma Beta-karoten'in uzun süreli kullanımı hafıza kaybı gibi önleyici faydalar sağlayabileceğini ortaya koymuştur.

Kanseri Önleyici
Hurmalarda yüksek oranda lif bulunur. (Yüzde 6,5-18). Büyük oranda hurmayla beslenen bedevi Araplarda kanser ve kalp hastalıkları riskinin düşük olduğu ortaya çıktı. Araştırmalar yüksek lifli yiyeceklerle beslenmenin kolon, göğüs ve rahim kanseri olasılığını düşürdüğünü gösterdi.

Hurma, betakaroten açısından da son derece zengindir. Betakarotenin hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önleyici özelliği vardır.
Antioksidan Kaynağı
Yüksek besin değerinin yanında hurmaların antioksidan özelliklere sahip olduğu çeşitli araştırmalarda ortaya kondu. Antioksidanlar kanser, damar tıkanıklığı ve yaşlanmanın önlemesinde faydalı olduğu biliniyor. Depolanırken bozulmaya meyilli diğer meyvelerin aksine, hurmaların soğukta muhafazasında antioksidanların yoğunluğu artıyor.

Kalp İlacı
Sâd İbn-i Ebî Vakkas (r.a.) hasta olduğunda Resûlûllah (s.a.v.) Efendimiz hasta zi­yaretine giderler "Mübarek ellerini göğsüme koydu. Hatta ben mübarek elinin soğukluğunu kalbimde hissettim. Sonra -"Sen kalp hastalığına yakalanmışsın! Sakif'in kardeşi Haris İbn-i Kelede'ye git. Tedavi ol. O tabib birisidir. Medine'nin Acve hurmasından yedi tane al­sın, onları çekirdekleri ile beraber dövsün (öğütsün) sonra onu süt ile yağ ile sulandırarak sana yedirsin." Sâd (r.a.) böylece bu hastalıktan kurtulmuştur.

"Eğer Acve hurması bulunamazsa, Medine hurması çekirdekleriyle öğütülür, az badem içi ve hı­yar çekirdeği öğütülür. Süt, zeytinyağı ve bal ile pişirilip macun yapılıp soğuk olarak yedirilir." Bu macun birçok hastalığa şifadır.

Kolesterole ve Damar Sertliğine Faydalı

Çağın hastalığı damar sertliği ve kolesterolü yok eder. Kan damarlarını yumuşatıcı etkisi vardır. Özellikle Arap ülkelerinde yaşayanların hurmadan dolayı kolesterole, kalp damar hastalığına ve kanser hastalığına yakalanma oranları çok düşüktür.
Doğumu Kolaylaştırıcı
Rahim adalesini kuvvetlendirir. Bu özellik doğumu kolaylaştırır. Hurma macununa 1/3'ü kadar defne tohumu öğütülüp karıştırılarak, doğuma 1 hafta kala yenmeye de­vam edilirse, doğum ağrısız ve çok kolay olur.

Hurmada bulunan oksitosin maddesi de, modern tıpta doğumu kolaylaştırıcı bir ilaç olarak kullanılmaktadır. Oksitosin, doğumu kolaylaştırıcı etkisi nedeniyle pek çok kaynakta "rapid birth" yani "hızlı doğum" ifadesiyle tanımlanmaktadır. Doğum sonrasında ise anne sütünü artırıcı etkisiyle bilinmektedir. Oksitosin esas olarak beyinde salgılanan, doğum sancılarını başlatan bir hormondur. Doğum öncesi vücudun tüm hazırlıkları bu hormon sayesinde başlar. Hormonun etkisi, ana rahmini oluşturan kaslarda ve anne sütünün salgılanmasını sağlayan kas yapısındaki hücrelerde görülür. Doğum esnasında ana rahminin etkili olarak kasılması doğumun gerçekleşebilmesi için son derece önemlidir. Oksitosin de, rahmi oluşturan kasların çok güçlü bir şekilde kasılmasını sağlar. Ayrıca oksitosin, yeni doğmuş olan bebeğin beslenmesi için anne sütünün salgılanmasını başlatır. Hurmanın tek başına bu özelliği -oksitosin içermesi- bile Kuran'ın Allah'ın vahyi olduğunun önemli bir delilidir. Tıbbi olarak hurmanın faydalarının tespit edilmesi ancak yakın tarihlerde mümkün olmuştur. Halbuki Kuran'da yaklaşık 1400 sene evvel Allah'ın Hz. Meryem'e hamilelik döneminde hurma ile beslenmesini vahyettiği bildirilmektedir.



Hamilelikte Hurma Tüketiminin Doğumu Kolaylaştırıcı Etkisi ile İlgili Bilimsel Bir Araştırma
Ürdün Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nde hamilelik sırasında hurma tüketiminin doğum sonuçlarına etkisi üzerine bir çalışma yapılmıştır. Araştırmada doğumdan önceki 4 haftada günde 6 adet hurma tüketen 69 kadına ve hurma tüketmeyen 45 kadına ait doğum sonuçları karşılaştırılmıştır. 2011 yılında yayınlanan çalışma sonuçlarına göre;

1- Hurma tüketen anne adaylarında rahim açıklığı belirgin şekilde (3,52 cm) tüketmeyenlere göre (2,02 cm) fazladır.

2- Hurma tüketen adayların % 96'sı herhangi bir tetikleyici olmadan doğuma başlarken, bu oran tüketmeyenlerde % 76'da kaldı.

3- Prostin/oksitosin kullanımı hurma tüketen adaylarda (% 28) tüketmeyenlere göre (% 47) belirgin olarak daha düşüktü.

4- Doğumun birinci evresi olan Latent Fazı hurma tüketmeyenlerde 906 dk = 15 saat sürerken hurma tüketenlerde bu süre 510 dk = 8,5 saate kadar düşmüştür.

Buna göre doğumdan önceki 4 haftada hurma tüketiminin doğum olayı için dışarıdan tetikleme ve takviye ihtiyacını belirgin şekilde azalttığı sonucuna varılmıştır.
http://www.tandfonline.com/doi/full/10.3109/01443615.2010.522267

Lohusa Gıdası - Bebek Maması
Resûlûllah (s.a.v.) Efendimiz - "Kadınlarınıza loğusa döne­minde hurma yediriniz. Kim loğusalığında hurma yerse onun çocuğu AKILLI ve AĞIR­BAŞLI olur. Çünkü hurma Hz. Meryem'in loğusalığındaki yiyeceği idi. (Hz. Meryem vali­demize Allah (c.c.) kuru bir hurma ağacından onu vermişti). Şayet (loğusa için) hurmadan daha iyi bir yiyecek olsa idi Allah (c.c.) Onu Meryem'e ikram ederdi." buyurarak hurmanın önemini belirtmişlerdir.

Tabibler de yaptıktan araştırmalarda hurmanın antiseptik olduğunu, loğusalık yaralarını çabuk iyileştiren bir ilaç olduğunu, süt arttırdığını, bebeği beslediğini, içindeki potasyumun çocukların büyümesini sağlayan ideal besin olduğunu belirtmişlerdir.

Bebek ilk doğduğunda damağına dünya gıdası olarak hurma ezip ovuşturmak, hurma ezmesi tattırmak, sünnettir ve bebeğin zeki olmasını sağlayan ilaçtır.

Loğusa, hurmayı sade olarak yer, süte ıslayıp yer, bebeğe de hurma şıralı sütten yedirir. Polenli hurma macunu yapıp yer ve bebeğe de yedirir.

"250 gr. hurma, 100 gr. polen, 50 gr. badem içi, 50 gr. ceviz içi, 100 gr. zeytinyağı, 150 gr. halis bal, 50 gr. hıyar çekirdeği, 500 gr. süt kaynatılıp macun kıvamına getirilir." Soğutulup ömür bo­yu yenebilir.

Ayrıca doğum sırasında meydana gelen kan kaybı, vücut şekerinin düşmesine sebep olur. Hurma vücuda tekrar şeker girişinin sağlanması açısından önemlidir ve tansiyon düşmesini de engeller. Kalori değerinin çok yüksek olması sebebiyle hastalıktan güçsüz düşmüş ya da yorgun olan kimseler için özellikle çok faydalıdır. Bu bilgiler, Allah'ın Hz. Meryem'e, hem kendisine enerji ve canlılık verecek hem de bebeğin tek gıdası olan sütün meydana gelmesini sağlayacak "hurma"dan yemesini bildirmesindeki hikmetleri ortaya koymaktadır. Örneğin hurma, insan vücudunun sağlıklı ve zinde kalabilmesi için hayati önem taşıyan 10'dan fazla element içermektedir. Bu nedenle günümüzde bilim adamları, insanın sadece hurma ve suyla yıllarca yaşayabileceğini belirtmektedirler.1 Bu konuda tanınmış uzmanlardan biri olan V. H. W. Dowson ise, bir hurma ve bir bardak sütün bir insanın günlük besin ihtiyacını karşılamaya yeteceğini söylemektedir.

Bebeğin Büyümesini Sağlayıcı
Hurmada potasyum miktarı bol olduğu için bebeğin gelişmesi­ni, gürbüzleşmesini, hasta olmamasını sağlar. Hurmadaki potasyum oranı, bebeğim beslensin di­ye ilk akla gelen çikita muzundan 2.5 kat daha fazla. Hurmanın muz gibi hazmı da zor değildir.

İktidarsızlığa iyi geliyor
Klasik tıp uygulamalarında hurmalar afrodizyak olarak da kullanılır. Hurma palmiyesi poleni bazı ülkelerde iktidarsızlık için kullanılır. Deney hayvanlarında yapılan araştırmalara göre hurma özleri sperm sayısı ve hareketliliğini artıyor. İnsanlardaki faydalarını tespit edebilmek için daha kapsamlı araştırmalara ihtiyaç duyuluyor.

Kısırlık İlacı
Hurma bol miktarda fosfor ihtiva ettiği için kısırlık tedavisinde ila­hi bir ilaçtır. Polenli hurma macunu yapılıp yenmeye devam edilir.

1- 8. âyette Zekeriya (a.s.)'in "Yarabbi zevcem kısır, ben ise ihtiyarım nasıl çocuk sahibi olabilirim" sualine.

2- 25. Âyet-i Kerîme'de doğum sancısı çeken Meryem validemize hurma ağacını silkele ve hurmaları dökülüversin (ye) mealindeki -hurmanın, kısırlık tedavi edici ve doğum kolaylaştırıcı etkisi.-

3- 24. Âyet-i Kerîme'de "Sakın mahzun olma muhakkak ki Rabbin senin alt yanında bir su deresi meydana getirdi."




Şeker Hastalığı ve Hurmanın Faydaları

Diyabete ve yüksek tansiyona faydalı

Yüksek öğretim enstitüleri etkinlikleri konusunda geleneksel ilaçların biyolojik değerlendirmesine yakın zamanlarda artan bir ilgi gösteriyorlar. Halk tıbbının sıklıkla uygulandığı Fas'ta geleneksel tıp bitkileri üzerine çeşitli araştırmalar ve çalışmalar yürütülüyor. Modern tıp olmasına rağmen, klasik ilaçlar (örneğin hurmaların diyabet ve yüksek tansiyon'da kullanılması) Fas'ın uzak toplumlarında yaygın olarak kullanılıyor.

Kandaki Şekeri Artırmıyor
2003'te yapılan bir çalışma hurmaların glisemi (kandaki şeker oranı) endeksinin düşük olduğunu ortaya koydu. Bunun anlamı kan şekeri ve ensülin seviyelerinde düşük oynamalara neden olmaları. Çalışmadaki bilim adamları hurmaların şekerli olmasına rağmen şeker hastaları için zararsız olduğunu söylüyorlar. Yine de şeker hastaları hangi meyvelerin onlar için uygun olduğunu öğrenmek için kesinlikle doktorlarına danışmalılar.

Şekeri Ayarlar
Vücuttaki şeker oranını ayarlayan (regüle eden) tek meyve hurmadır. Hurmada insan vücuduna bol miktarda hareket ve ısı enerjisi kazandıran, vücutta parçalanıp kullanılması kolay olan bir şeker türü bulunmaktadır. Üstelik bu şeker kan şekerini hızla yükselten glikoz değil, meyve şekeri fruktozdur. Özellikle şeker hastalarında kan şekerinin hızla yükselmesi, pek çok organı olumsuz olarak etkiler, ancak en çok hasar gören organ ve sistemler göz, böbrekler, kalp-damar sistemi ve sinir sistemidir. Gözde görme kaybına kadar varan rahatsızlıklar, kalp krizi, böbrek yetmezliği gibi pek çok ciddi hastalığın en önemli nedenlerinden biri, kan şekeri yüksekliğidir.




Kan Yapıcıdır, Anemi Hastalığını Kaldırır
Hurmanın içerdiği demir, kırmızı kan hücrelerinde bulunan hemoglobin sentezini kontrol eder ve bu da hamilelikte kansızlığın engellenmesini ve bebeğin gelişimi için hayati önem taşıyan kandaki alyuvarlar dengesinin uygun hale gelmesini sağlar. Bilindiği gibi alyuvarlar kanda oksijen ve karbondioksiti taşıyarak hücrelerin canlılığını sürdürmesinde rol oynarlar. Çok fazla demir içermesi sebebiyle, bir insan günde 15 tane hurma yiyerek vüc