Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Anız Yakmak İsteyen Çiftçi, Araziyi de Yaktı

Denizli’nin Çameli İlçesine bağlı Belevi mahallesinde  bir çiftçinin anız yakması sonucu yaklaşık 10 dönüm arazi zarar gördü.
Edinilen bilgiye göre, Bağbaşı mevkiinde öğle saatlerinde bir çiftçinin anız yakması neticesinde yangın çıktı. Çevredeki vatandaşlar yangını söndürmeye çalıştı. Vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye itfaiye ekipleri sevk edildi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangını söndürürken yaklaşık 10 dönüm arazi zarar gördü. Kontrol altına alınan yangın soğutma çalışmalarının ardından tamamen söndürülmüş oldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
26.10.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığınca Yapılan Sınavın İptali İstendi

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınavı’nda, 80 sorudan 40’ının cevabı ‘A’ şıkkı çıktı. 11 Nisan'da yapılması gerekirken, pandemi nedeniyle 17 Ekim'e ertelenen sınav için adaylar duruma itiraz etti. Sınavın iptali için kampanya başlatıldı.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınavı tartışma yarattı.  Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezi tarafından Ankara, İzmir ve İstanbul'da gerçekleştirilen sınav için adaylar tarafından iptal kampanyaları başlatıldı.
 
Aradan geçen sürede yapılan yönetmelik değişikliği ile sınava orman ve endüstri mühendislerinin de katılmasının yolu açıldı. 14 bin 948 kişinin katıldığı sınavda 80 sorudan 40'ının doğru cevabının ‘A’ şıkkı olduğu belirlendi. Sınavdan geçer puan olan 70'i alabilmek için 80 sorudan 56 soruyu doğru yanıtlamak gerekiyor. Sınavda yanlışlar doğruları götürmüyor. Tüm soruları ‘A’ işaretleyen bir kişi bu sınavdan 50 puan alacak. Geçer notların az olması halinde ise ‘çan eğrisi' uygulaması yapılacak.
 
Bu uygulama ile 50 puan alan kişilerin de sınavı geçme ve zirai ilaç satma yetkisi alma olasılığı bulunuyor. Sınav sonuçlarının 16 Kasım'da açıklanacağı belirtilirken, adaylar sınavın iptali için kampanya başlattı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, yaptığı açıklamada konuyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye bilgi vereceklerini söyledi.
26.10.2020
Devamı

Mutlu Hayvancılık Projesi Tamamlandı

Avrupa Birliği (AB) ve aday ülkeler arasında Sivil Toplum Diyaloğu Programı'nın beşinci dönemi kapsamında hibe almaya hak kazanan Avrupa Birliği ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi tamamlandı.

 

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliğinin (SETBİR) yaptığı açıklama da proje ortağı İspanya'dan Valencia Bölgesel Gıda İşleri Federasyonu (FEDACOVA) olan proje, Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte yürütüldü.

Çiftlikte ve taşıma sırasında hayvan refahının sağlanması konulu projenin genel amacı; çiftçiler, hayvan sahipleri, nakil aracı sürücüleri, dinlenme yerleri ve sınır kontrol noktalarındaki görevlilerce yaygın olarak yapılan yanlış uygulamaların düzeltilmesi ve doğru uygulamaların öğretilip, benimsetilmesi yoluyla hayvan refahının artırılması olarak belirlendi.

 

SETBİR Başkanı Tarık Tezel, online gerçekleştirilen kapanış toplantısındaki konuşmasında, hayvancılığın gelişmesinde önemli basamaklardan olan hayvan refahını layıkıyla uygulayan bir üreticinin hayvanından elde ettiği sütün ve etin kalitesinin de artacağını belirtti.

"Bu projenin en büyük çıktısı, çiftlikte ve nakil esnasında hayvan refahına yönelik anlaşılır, kullanımı kolay rehberlerin ve bilgi notlarının hazırlanmış olmasıdır. Bu rehberler, çiftçilerimiz, hayvan sahiplerimiz, sınır kontrol noktalarında çalışan personelimiz ve taşıma elemanlarımızın her zaman başvurabilecekleri basit, anlaşılması kolay rehberlerdir. Projemizin en büyük ikinci çıktısı ise çiftçilere, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sahiplerine ve tüm veteriner sınır kontrol noktalarına yönelik yaptığımız eğitim faaliyetleri olmuştur. Bu eğitim faaliyetleri, hayvan refahı uygulamaları, bunların hayvan ve hayvansal ürün kalitesi üzerindeki etkilerine yönelik farkındalık yaratmak açısından çok değerlidir."

AB ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi'ne ilişkin tüm bilgiler, toplantı notları, eğitimlerde gerçekleştirilen sunumlar ve hazırlanan rehberlere "www.hayvanrefahiprojesi.org" adresinden erişilebiliyor.

26.10.2020
Devamı

Aksaray'da Yüzde 75 Hibeli Yem Bitkisi Dağıtıldı

Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı Aksaray'da mera alanlarının korunması ve kurtarılması amacıyla hayvan üreticilerine yüzde 75 hibeli olarak 56 bin 400 kilo yem bitkisi dağıtıldı.

Tarımsal üretimde Türkiye'de ilk 10'da yer alan Aksaray'da mera alanlarının kurtarılması ve korunması kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geliştirilen "Topraklarımız yeşerdi Aksaray’ımız şenlendi" projesi ile hayvan üreticilerine yem bitkisi dağıtıldı. Tarım ve Orman Müdürlüğünde gerçekleştirilen programla üreticiler yem bitkilerini alırken, toplam 21 köyde 83 üreticiye 56 bin 400 kilo 4'lü karışım yem bitkisi dağıtımı yapıldı.

Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Saklav, "Bakanlığımızca yapmış olduğumuz 'Topraklarımız yeşerdi Aksaray'ımız şenlendi' projesi kapsamında 21 köyde 83 çiftçimize 56 bin 400 kilogram 2 bin 800 dekar alanda ekilecek olan 4'lü karışım yem bitkisi dağıtımı yapıyoruz. Tabii bu projedeki amacımız mera alanlarımızdaki baskıyı azaltıp, otlatma kapasitesini artırarak boş ve nadas alanların da ekimini sağlamak. Bilindiği üzere ilimiz 387 bin hektar tarım arazisinin tamamını eken bir il her zaman. Bu alanları artırmak amacıyla bu projemizi yaptık. Bu projemizle üretilecek olan kaba yem hayvancılık üretimine katkı sağlayacak. Amacımız mera alanlarını çoğaltmak ve aynı zamanda üretimi artırmak. Bu şekilde çiftçilerimize yüzde 75 hibeli olarak verdiğimiz tohumlarla birlikte destek çıkmak istiyoruz" şeklinde konuştu.
23.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Yeni 10 Yılın Stratejisi Açıklaması

Tarım Ormanın Geleceği Zirvesi'nde gerçekleştirilen özel oturumda konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yeni 10 yılın stratejisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Uyguladıkları tarımsal destekleme mekanizmalarına değinen Pakdemirli, hem destek hem de müdahale alımlarını aynı paketin içinde yürüttüklerini, aynı zamanda kırsal kalkınmaya yönelik ciddi desteklerin de bulunduğunu söyledi.

Pakdemirli, tarımsal desteği artırmanın moral etkisi yarattığını, tarımsal GSYH'ya etkisinin görüldüğünü kaydetti. 2018'de 14.5 milyar TL, 2019'da 16.1 milyar TL olan tarımsal desteklerin 2020'de 22 milyar TL'ye taşındığını vurgulayan Pakdemirli, "Bu yıl 2 bin TL'nin altında destek almayacak kimse kalmayacak. İlk sene, önümüzdeki yıl 2 bin TL'nin altında alanlar, bir sonraki yılın bütçesinden 2 bin TL'ye tamamlanacak şekilde formülize ettik. Ondan sonra bu otomatik hesaplanarak, hesaba yatacak duruma gelecek. 12 yeni destek başlattık. 32 desteğin birim miktarını artırdık" dedi.

Türkiye'de ilk Kovid-19 vakası görünmeden günler önce hazırlıklara başladıklarını söyleyen Pakdemirli, bakanlık olarak tüm marketleri toplayarak, stokları artırmalarını istediklerini vurguladı. Özellikle perakende sektörünün çok iyi bir sınav verdiğinin altını çizen Pakdemirli, "Gıda arzıyla ilgili bir problem olmamasına, tüketilenden fazlasının üretilmesine rağmen tüm dünyada rafların boşaldığını gördük. Hem bakanlık hem ilgili tüm sektörler, iyi bir hazırlık dönemi geçirdik. Perakende zincirlerini yönlendirdik. Yurtdışındaki market manzaralarının hiçbirini görmedik. Çiftçiye diplomatik pasaport vereceğiz dedik. Karşılığını da aldık" dedi.


Bakan Pakdemirli, tarımın ekonomideki yerine değindi. Türkiye'de tarımın GSYH'dan yüzde 6 pay aldığını dile getiren Pakdemirli, istihdam edilen kesimin ise beşte birinin tarımla uğraştığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde tarımsal üretimde yaşanan değişimi ortaya koyma adına son üç yılın verilerini karşılaştıran Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin 2017'de 187 milyar TL olan tarımsal hasılasının yüzde 46 artışla 2019'da 277 milyar TL'ye ulaştığını vurguladı. 2019'da 48.9 milyar dolar tarımsal hasıla ile Türkiye'nin Avrupa'da lider olduğunu, geçen sene Fransa'nın da önüne geçtiğini dile getirdi.


Türkiye'nin sağlıklı gıda üreten bir ülke olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin genetiği değiştirilmiş gıda (GDO) konusunda çok yüksek alarma sahip ülkelerden biri olduğunu kaydetti. Türkiye'nin 18 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatına işaret eden Pakdemirli, Türkiye'nin sağlıklı gıdalar ürettiğinin çok iyi pazarlanması gerektiğini vurguladı. Dünyada kişi başı milli geliri yüksek ülkelerde organik, sağlıklı gıdaya bir yönelim olduğunu dile getiren Pakdemirli, "Burada da Türkiye'nin çok daha fazla söz sahibi olması gerekli. Gerçekten topraklarımız bu anlamda çok temiz. İyi ürünler üretiyoruz. Bir yandan da dünyadaki teknolojiyi yakından takip etmek gerekiyor" dedi.

Türkiye’nin 18 milyar dolar ihracatıyla, 12 milyar dolar ithalatıyla net fazla veren ve kendine yüzde 135 yeterli bir ülke olduğunu vurgulayan Pakdemirli, 2002'de 3.7 milyar dolar olan Türkiye'nin tarım ve gıda ürünleri ihracatının 2019'da 18 milyar dolara çıktığını dile getirdi. Pakdemirli, 2020 yılı sonunda 20 milyar doların zorlanacağını düşündüğünü ifade etti. 18 yılda 220 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı olduğunu, 73 milyar dolar dış ticaret fazlası verildiğini belirten Pakdemirli, "Birçok üründe Türkiye dünyada birinci veya ikinci. Büyük hedefler koyduk. Tohum ihracatımız dokuz kat artışla 17 milyon dolardan 150 milyon dolarlara kadar geldi" dedi.
23.10.2020
Devamı

TVHB Başkan Eroğlu; Yeni Veteriner Fakülteleri Hayvancılığa Zarar Veriyor

(TVHB) Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu Türkiyede Veteriner Hekimliği öğretim yılının 178.yıl dönümüne ilişkin bir açıklama yaptı.
Başkan Eroğlu “Ülkemizde 33 Veteriner Fakültesi mevcuttur. Yeni Veteriner Fakülteleri açılması ile zarar gören hayvan sağlığı, insan sağlığı, çevre sağlığı ve hayvancılığımız olacaktır. Yeni fakülteler açmak yerine, mevcut fakültelerimizin Uluslararası Akreditasyon Kurumu olan Avrupa Birliği Veteriner Hekimlik Eğitim Kurumları Birliği (EAEVE) tarafından denkliğinin onaylanması için çaba harcanmalıdır.
Yükseköğretim Kurumu tarafından Eğitim ve Öğretime Başlanması ve Sürdürülebilmesi İçin Asgari Koşulları ve Genel İlkeleri Belirlenen Programlar içerisine Veteriner Fakülteleri de dahil edilmelidir.”dedi.
Başkan Eroğlu şunları kaydetti.
 
“Bir meslek, tarihi geçmişi, statüsü, ülke ve topum üzerindeki etkileri ile önemli hale gelmektedir. Onu farklı kılan bireye, topluma ve insanlığa olan katkısıdır. Veteriner hekimliğin geçmişi M.Ö. 2000 yıllarına dayandığından, tarihin en eski mesleklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Dünyada ilk defa 1762 yılında Fransa’da, 1842 yılında da ülkemizde veteriner hekimlik öğretiminin başlatılmasında viral salgınlar etkili olmuştur.
Geçen 178 yıllık süre içerisinde ülkemizde Dünyada çapında birçok veteriner hekim bilim adamı yetişmiş ve önemli buluşlara imza atmışlardır. Haftalarca evlerine uğramadan salgın hastalıklarla mücadele çalışmalarını yürüterek, halkı açlıktan kurtarmışlar, zoonoz hastalıklara karşı yaptıkları mücadelelerle yine halkın sağlığını korumuşlar, ülkemizin en ücra köşelerine kadar ıslah hizmetlerini götürmüşlerdir. Böylece Ülke hayvancılığına ve dolayasıyla insan sağlığına sundukları önemli katkılardan dolayı halkın takdirini kazanmışlardır.

Kurtuluş savaşı sırasında sığır vebası serumu ile sığır vebası salgını kontrol altına alınarak ordunun lojistik gücünü yeniden kazanması sonucunda, Mareşal Fevzi Çakmak, “ Eğer Türk Veteriner Hekimleri olmasaydı İstiklalimizi kazanamayacaktık” sözünü söylemiştir. Balkan savaşı arasında sığır vebası hayvanlar arasında salgın halindeydi. Yakalanan sığırlara bir şey yapılamıyor ve bunlardan yararlanılamıyordu. Sığır vebasının insanda hastalık yapmadığını bilen genç Veteriner Hekim Teğmen Şefik KOLAYLI, hastalanan hayvanların kesilmesini ve bunların etlerinin kavrularak askere yedirilmesini teklif etti. Bu öneri, hasta hayvan etinin insanlara yedirilemeyeceği itirazıyla reddedildi. Bunun üzerine Şefik KOLAYLI, " Bu hayvanları yiyen tek bir insanda hastalık çıkarsa beni kurşuna dizin " diye diretti ve önerisini kabul ettirdi. Böylece askerlerin protein ihtiyacı karşılandı.

Yapılan çalışmalar ve verilen hizmetler, 1842 tarihinden bugüne kadar bir iftihar tablosu olarak ortadadır. Dün Adil Mustafa Şehzadebaşı, Şefik Kolaylı, Ord. Prof. Dr. Tümgeneral Süreyya Tahsin Aygün, Yüzbaşı Hüdai ve Kemal Cemil Beyler, Binbaşı Ahmet Bey, Mehmet Akif Ersoy ve daha niceleri.
1897’de sığır vebası serumu Dünyada ilk kez Adil Mustafa Şehzadebaşı (Adil bey) tarafından bulunmuş ve üretilmiştir. 1934 Dünyada ilk Dayanıklı Liyofilize sığır vebası aşış ile 1967 de Dünyada ilk kez Virüslerin üretildiği doku kültürünü Veteriner Hekim Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün Bulmuştur. Yine aynı yıllarda Türkiyede ilk defa kök hücre tedavisini uygulamıştır.

Bugün, başta İnsan sağlığı olmak üzere, çevre sağlığını, biyogüvenliği, sosyal hayatı, ekonomiyi, ticareti ve değerlerimizi ciddi oranda tehdit ve tahrip ederek, bütün Dünyayı kuşatan Covid-19 sebebiyle tüm veteriner hekimler bu salgın ile mücadele kapsamında görev başında olup, ülkemizin en büyük ilinden, ülkenin en ücra köşesindeki köy ve mezrasına kadar ayaktadır. Bir taraftan laboratuvarlara kapanarak hayatları kurtaracak aşı, serum ve ilaç üretmek için olağan üstü gayret gösterilerek, COVID-19 aşısının insanlarda deneme aşaması olan Faz-1 aşamasına gelinmiş, diğer taraftan sahada, salgın ve zoonotik hastalıklara karşı koruyucu aşılamalar, hastalık mihraklarına müdahale, tedavi hizmetlerinin kesintisiz olarak sürdürülmesi, insanımızın gıda güvenliğinin sağlanması gibi hizmetler onlarca riske rağmen gece gündüz demeden devam ettirilmektedir.

Veteriner hekimlik, hayvanların ve insanların sağlığı, refahı ve çevrenin korunması amacıyla faaliyet gösteren istisnai bir meslektir. Veteriner hekimler, gıda güvenliği, biyogüvenlik, biyolojik çeşitlilik, antimikrobiyal dirençlilik ve iklim değişikliği gibi dünyanın en acil sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak için çalışmaktadır.
Veteriner hekimlik tüm dünyada stratejik öneme sahip bir meslek olarak kabul edilmektedir. Bu önemine binaen gelişmiş ülkeler kaliteli ve yeterli bir eğitim ve öğretim için gerekli önlemleri almaktadırlar.
Eğitim ve öğretimde istenilen standartları olmayan bir mesleğin yarınları sıkıntılıdır, problemlidir. Çağın bilim ve teknolojisine göre normlarınızı oluşturmak, ön almak bir zorunluluk olarak ortadadır.

Türk Veteriner Hekimleri  Birliği olarak belirtmek isteriz ki;
Ülkemizde 33 Veteriner Fakültesi mevcuttur. Yeni Veteriner Fakülteleri açılması ile zarar gören hayvan sağlığı, insan sağlığı, çevre sağlığı ve hayvancılığımız olacaktır. Yeni fakülteler açmak yerine, mevcut fakültelerimizin Uluslararası Akreditasyon Kurumu olan Avrupa Birliği Veteriner Hekimlik Eğitim Kurumları Birliği (EAEVE) tarafından denkliğinin onaylanması için çaba harcanmalıdır
Yükseköğretim Kurumu tarafından Eğitim ve Öğretime Başlanması ve Sürdürülebilmesi İçin Asgari Koşulları ve Genel İlkeleri Belirlenen Programlar içerisine Veteriner Fakülteleri de dahil edilmelidir.

Yeni Fakülte açılışları için asgari standartlar ile açılış kriterlerine uyulmalıdır.
Veteriner Fakültelerine girişte taban puan veya yüzdelik başarı sınırı kriterleri getirilmeli, veteriner hekimlik eğitim ve öğretiminin araştırma ve uygulama ağırlıklı olması zorunluluğundan dolayı, veteriner fakültesi kontenjanları ülkemizde ihtiyaç duyulan veteriner hekim sayısı, fakültelerin fiziki yapısı, hayvan hastanesi, uygulama çiftliği, laboratuvar ve akademik altyapıları da dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmelidir.
Veteriner Hekimliği Çekirdek Eğitim Programı hayata geçirilmeli, derin müfredat ayrılıklarına son verilmelidir. 
COVID-19 Pandemisi ile uzmanlığın önemi daha iyi anlaşılmış olup, Veteriner Hekimlikte Uzmanlık Eğitimi bir an önce başlatılmalıdır.
Veteriner hekimlerin biyolojik savaşla mücadele konusunda eğitim almaları sağlanmalıdır.

Mesleğimizin yüksek standardını ve sürdürülebilirliğini devam ettirmek ve mümkün olan en iyi hizmeti sunmak için yüksek kaliteli bir veteriner hekimlik eğitim ve öğretiminin ülkemize kazandırılmasının yanı sıra, sürekli eğitimler ile iyi donanımlarla çağdaş veteriner hekimlik uygulamaları gerçekleştirilmelidir.
Türkiye’de Veteriner hekimliği öğretiminin 178. Yılını kutluyoruz. Değerli hocalarımıza teşekkür ediyor, tüm meslektaşlarımıza ve meslektaş adayı sevgili öğrencilerimize başarılar diliyoruz.”dedi.
 
 
 
23.10.2020
Devamı

Çiğ Süt Destekleri Bugün Ödeniyor

2020 yılı Nisan, Mayıs ,Haziran aylarına ait çiğ süt desteği 23 Ekim Cuma günü (Bugün) saat 18:00 dan itibaren üreticilerin hesaplarına ödenmiş olacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından süt üreticisine ödenen çiğ süt desteği T.C. Kimlik numarası ayrımı yapmaksızın bugün ödeniyor.
 
22.10.2020
Devamı

Antalya Kumluca’da Zarar Gören Çiftçilere Destek

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Antalya Bölge Müdürü Yakup Kasal, Antalya’nın Kumluca ilçesinde üç gün önce yaşanan fırtına ve doluda zarar gören çiftçileri ziyaret etti. Kasal, tarım alanları ve seraları zarar görenlere gereken tüm desteği vereceklerini söyledi.

Kasal, plastik sera örtülerini piyasa fiyatından yüzde 12, gübre ve bitki besleme ürünleri, zirai ilaçlarını ve fidelerini yüzde 15 oranında indirimli ve dört yıla kadar vade uygulayarak vereceklerini kaydetti.

Çiftçilere kredilendirme aşamasında uygulanan sabit faiz uygulamalarının devam ettiğini vurgulayan Kasal, "Çiftçilerimiz mutlaka seralarını, tarım alanlarını TARSİM sigortası yaptırsınlar. Bu konuda devletimizin desteği var. Tarım Kredi Kooperatifleri olarak çiftçilerimize her türlü desteği vermeye hazırız. Ben afetten etkilenen tüm çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum." dedi.

Zarar gören çiftçilerin büyük bölümünün TARSİM sigortasının olmadığını gördüklerini ifade eden Kasal, çiftçilerin ister mevsimsel olsun, isterse yıllık üretim yaptıkları tüm tarım alanlarını mutlaka sigorta yaptırmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

22.10.2020
Devamı

Tarım Kredi 1,6 Milyar Liralık Ürün Aldı

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, yılın ilk 9 aylık döneminde çiftçi ortaklarından 1 milyar 600 milyon liralık ürün alırken, yıl sonu hedefini 2,5 milyar liralık alım olarak koydu.

Başta gübre ve tohum olmak üzere ilaç, yem ve diğer tarımsal girdilerde çiftçi ortakların ihtiyaçlarını ve bunun finansmanını karşıladıklarını belirtti. Poyraz ayrıca, üretilen ürünlerin pazara taşınması noktasında da çiftçilere yardımcı olduklarını söyledi.

Yaklaşık 300 çeşit ürünü çiftçi ortaklardan alıp pazara taşıdıkları bilgisini de veren Poyraz, "Son 3 yılı karşılaştırdığımızda, 2018'de 9 aylık döneme baktığımızda ortaklarımızdan aldığımız ürün tutarı yaklaşık 540 milyon lira civarındayken 2019'un aynı döneminde bu rakam 880 milyon liraya çıktı. Bugün itibarıyla bu yılın 9 aylık döneminde rakam 1 milyar 600 milyon lirayı geçti. Bu sene kendimize 2,5 milyar liralık bir hedef koyduk. 2 milyar liralık eşiği inşallah geçeceğiz." diye konuştu.

Geçen yılın tamamında toplam 1 milyar 250 milyon liralık alım yaptıklarını anımsatan Poyraz, şu değerlendirmede bulundu:

"Burada esas amacımız, bir taraftan üreticimizin malını değerinde alıp pazara taşırken öbür taraftan da kendi şirketlerimiz uhdesinde açtığımız marketlerimize ve anlaşmalı olduğumuz yaklaşık 29 bin markete bu ürünleri taşıyarak piyasada üretici ile tüketici arasında bir bağ kurmak. Belli oranda gücümüz nispetinde regülasyon sağlama ve daha da önemlisi doğal, kaliteli ürünleri en makul fiyatlarla tüketiciye ulaştırma gayreti içindeyiz. Buna devam edeceğiz. Burada kendimize hedef olarak 5 milyar lira rakamını koyduk. Birkaç yıl içinde rakam buralara taşınacak."

Poyraz, piyasada zaman zaman fiyat dalgalanmaları olabildiğine işaret ederek, Tarım Kredi'nin ürün alımı yaparken sözleşmelere bağlı kalarak çiftçiyi mağdur etmemeye gayret gösterdiğini dile getirdi.

Geçen yıl salçalık domates sözleşmeleri imzaladıklarını hatırlatan Poyraz, şunları kaydetti: "Geçen sene bu domateslerin kilogramını 57 kuruştan alma taahhüdünde bulunduk. Bu sene tabi yaşanan sıkıntılardan dolayı fiyatlar bir dönem 33 kuruş bandına düşmüş olmasına rağmen biz sözleşmemizdeki fiyatın arkasında durduk. Zarar etme pahasına 57 kuruştan sözleşmelerimizdeki ortaklarımızdan üretilmiş ürünün tamamını piyasadan çektik" dedi.

22.10.2020
Devamı

Hayvancılık Yatırımlarına Destek

Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenecek olan illerde 2020 - 2022 döneminde uygulanacak hayvancılık yatırımları destek oranları belli oldu.

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 1 Ocak 2020 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Gerçek ve tüzel kişilerin damızlık manda düvesi yetiştiriciliği işletmesi kurmasına yönelik yatırımları, kapasite artırımı ve rehabilitasyon, makine alet ve ekipman ile hayvan alımı yüzde 50 hibe ile desteklenecek.

Yetiştiricilerce, 9 Ocak 2017 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Hayvancılık Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Karar kapsamında kurulmuş veya yatırımı devam eden işletmelerden 1500 başa kadar koç ve/veya teke alımına yüzde 50 hibe desteği sağlanacak.

Küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla Bakanlıkça belirlenecek iller ve şartlar doğrultusunda damızlık küçükbaş hayvan yatırımları yüzde 85, gerçek ve tüzel kişilerin, 1000 adet kapasiteli damızlık kaz, aynı kapasiteli ticari hindi ve 500 kapasiteli ticari kaz yetiştiriciliği için yapacakları inşaat, makine, alet ve ekipman yatırımları yüzde 75 oranında desteklenecek.

Arı Yetiştiricileri veya Bal Üreticileri birliklerine üye, Arıcılık Kayıt Sistemi'ne kayıtlı, 50 ve üzeri arılı kovan varlığına sahip üreticilerin arı ürünleri üretimi için yapacakları yatırımlarına yüzde 50, ipek böceği yetiştiriciliğinin geliştirilmesi için, gerçek ve tüzel kişilerin bu alanda yapacakları yatırımlara da yüzde 100 hibe olanağı sağlanacak.

Gerçek veya tüzel kişiler, hibe desteğine ilişkin yatırım konularından sadece bir proje için ve bir kez yararlandırılacak. Yatırım tutarının üst sınırı Bakanlıkça belirlenecek.

Hibe desteğinden, projesi onaylanan ve projesinde belirtilen süre içinde yatırımını tamamlayanlar yararlanabilecek.

Ödemeler, Ziraat Bankası aracılığıyla yapılacak ve bankaya kararın uygulanmasıyla ilgili olarak destekleme tutarının yüzde 0,2'si oranında hizmet komisyonu ayrıca ödenecek.

22.10.2020
Devamı

Hubuat Ürünlerinde Gümrük Vergisi Sıfırlandı

Bazı hububat ürünlerinin ithalatında uygulanan gümrük vergisi 31 Aralık'a kadar sıfırlandı.
 
Cumhurbaşkanlığının konu ile ilgili kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, daha önce ülke ve ülke gruplarına bağlı olarak, kapsam  dahilindeki makarnalık durum buğday, adi buğday, kızıl buğday, mahlut,  beyaz arpa, matlık arpa ve mısır ithalatında uygulanan gümrük vergisi 31 Aralık'a kadar sıfırlandı. Karar, dün itibarıyla yürürlüğe girdi.
 
 
22.10.2020
Devamı

Ankara Halk Ekmek Yerel Üreticiyi Tüketici İle Buluşturmaya Devam Ediyor

“Kırsal kalkınma” projesi kapsamında Ankara Halk Ekmek fabrikası bünyesinde hayata geçirilen “Başkent Market” uygulaması yaygınlaşmaya devam ediyor. İlk şubesini 29 Nisan da Etimesgut’ta  İkinci şubesini 5 Ekim Mamak şafaktepe’de  hizmete sunan Ankara Halk Ekmek A.Ş üçüncü şubesini ise Gimat toptancılar sitesindeki Genel Müdürlük binasının bulunduğu yerde açtı. Ankara ve Ankaralıların ilgisi ile karşılanan Başkent Market; özellikle üretici ile tüketiciyi direk buluşturması dikkat çekiyor.
Başkent Marketin üçüncü şubesi açılışına Ankara Halk Ekmek A.Ş. Genel Müdürü Dr. Hüseyin Velioğlu’nun yanı sıra Alman Kooperatifleri Konfederasyonu Türkiye Temsilcisi İfakat Gürkan’da katıldı.
Açılış sonrası market gezilirken; Alman Kooperatifleri Konfederasyonu Türkiye Temsilcisi İfakat Gürkan; Genel Müdür Velioğluna  “Halk ekmek olarak üreticiyi desteklemeniz aynı zamanda markette üretici ürünlerinin satışı yapılması, Halk ekmek olarak kooperatiflere ve alın teri ile kazanmaya çalışan üreticilerinize böyle anlamlı desteklerden dolayı teşekkür etti.


Genel Müdür Velioğlu ise “Bizim hedefimiz başkentli yerel üreticiler ile tüketiciler arasında kısa tedarik zinciri kurmak, aracıları ortadan kaldırmak.  Yılbaşına kadar Kızılay Sakarya Caddesi, Batıkent Atlantis ile Aski fabrika satış mağazalarımızın içinde de Başkent Market açmayı planlıyoruz. Başkent Marketler ile Ankara halkına en iyi hizmeti vermeyi planlıyoruz.
Ankaralı hemşerilerimizin Başkent Markete ilgisinden dolayı ayrıca teşekkür ediyoruz.”dedi.


 
 
 
22.10.2020
Devamı

Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık Kampanyası Başlatıldı

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gıda israfının önlenmesine yönelik başlatılan kampanya ile ilgili açıklamalarda bulundu. Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde başlatılan ''Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık'' kampanyasının detaylarıyla ilgili bilgi veren Bakan Pakdemirli, gıda israfının önlenmesi amacıyla kampanyayı başlattıklarını söyledi.

 Bakan Pakdemirli ayrıca israfı önlemek adına kampanyaya herkesin sofranasahipcık.com adresine girerek bilgilendirmeyi okuyup dijital imza ile destek olabileceğini açıkladı. Bakan Pakdemirli, "Bugün 7,8 milyar olan dünya nüfusu, aşağı yukarı 30 yıl içerisinde 10 milyar olacak. Gıda talebine dayalı üretim artışı olarak da en azından yüzde 60 daha fazla gıdaya ihtiyaç olacak. Bu nasıl karşılanacak? Hem üretimi artırarak hem de gıda kayıp ve israflarını azaltarak karşılayabiliriz. Bugün yeni bir rakam vereceğim. BM'nin Temmuz 2020'deki son raporuna göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını 2020 sonu itibarıyla dünyada 130 milyon kişiyi daha kronik açlığa mahkum edebilir. Gıda israfını önlemek büyük önem taşıyor" açıklamalarında bulundu.
 
 
22.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Koyunları Kurt Saldırısında Telef Olan Aileyi Sevindirdi

Bolu'nun Mudurnu ilçesinde sürüsüne kurt saldıran çiftçi aileye, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin talimatıyla 21 koyun ile bir miktar küçükbaş hayvan yemi hediye edildi.

Bakan Pakdemirli, ilçeye bağlı Gürçam köyünde yaşayan ve sürüsüne 15 Ekim'de kurt saldırması sonucu 21 koyunu telef olan Nigar-Kadir Sarıot çiftinin mağduriyetinin giderilmesi için talimat verdi.

Bolu Valiliği ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerince Sarıot çiftine, 21 küçükbaş hayvan teslim edildi. Ayrıca yine Pakdemirli'nin talimatıyla 250 kilogram arpa ile 15 balya ot da aileye verildi. 

"ÜRETİME DEVAM EDİN"
Bakan Pakdemirli, hediyelerin teslimi sırasında İzmir'den telefonla arayarak Nigar Sarıot ile görüntülü konuştu.
Geçmiş olsun dileklerini ileten Pakdemirli, koyunların nasıl telef olduğu konusunda "Nigar anne" diye seslendiği Sarıot'tan bilgi aldı.
Bakan Pakdemirli, konudan haberdar olur olmaz talimat verdiğini belirterek "Bakanlığımız yanınızda, teşkilatımız yanınızda, Valimiz yanınızda. Siz üzülmeyin, sadece üretime devam edin. Allah yolunuzu açık etsin. Eşiniz Kadir Bey de üzülmesin." dedi.
Koyunların hayırlı olmasını dileyen Pakdemirli, "Bir tek ricam var. Şimdi yeniden 30 tane koyunun oldu. Bunların sayılarını 60 çıkartalım. Destek bizden, gayret sizden, bereket Allah'tan." diye konuştu.

"BAKANIMIZDAN ALLAH RAZI OLSUN"
Nigar Sarıot da koyunlarının telef olmasından dolayı çok üzüldüğünü belirtti.
Bakan Pakdemirli'nin yardımının kendisini duygulandırdığını dile getiren Sarıot, "Allah razı olsun. Sesimizi duydular. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim." ifadelerini kullandı.

Koyunlara çok iyi baktığını söyleyen Sarıot, "Bunlara da öbürlerine baktığım gibi bakacağım. Can bunlar. Çok sevinçliyiz. Gururluyuz. Allah razı olsun mağduriyetimizi giderdiler." dedi. 
 
21.10.2020
Devamı

Başkan Çelik: “FAO’ya göre koyun, keçi eti üretimimiz açıklananın 4 katı”

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, 2018’de TÜİK’ göre 114 bin 434 ton, FAO’ya göre 432 bin 437 ton koyun, keçi eti üretildiğini bildirdi.
 
Başkan Çelik, “FAO’ya göre koyun, keçi eti üretimimiz açıklananın 4 katı. TÜİK’in hayvancılığın boyutunu tam olarak ortaya koyması lazım. 2018’de Kurban Bayramında 2,7 milyon küçükbaş hayvan kesilirken, yıllık kesim 5,3 milyon görünüyor. Sadece Kurban Bayramlarında 3 milyona yakın küçükbaş kesiliyorsa, bir yılda kesim sayısı 5,3 milyonun çok üzerindedir” dedi.

Nihat Çelik, Türkiye’de hayvancılığın Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verdiği desteklerle hızla geliştiğini, 2009-2020 döneminde koyun sayısının 21,7 milyondan 42,7 milyona, keçi sayısının 5,1 milyondan 12,35 milyona ulaştığını, toplam sayının 55 milyonu aştığını, çok daha sağlıklı ve doğal yaylıma dayanması nedeniyle son yıllarda koyun, keçi sütü ve etine de ilginin arttığını bildirdi.
“İnsanlar haklı olarak doğal gıdalarla beslenmek, kimyasal atık ve girdilerden uzak durmak istiyor. Koyun, keçi etinden, sütünden daha doğalı var mı? Türkiye, Avrupa kıtasından daha fazla endemik bitkisiyle, kekikli, çiçekli meralarıyla cennet gibi bir ülke” diyen Çelik, şunları kaydetti:
“Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre, Türkiye’de, 2018 yılında 4 milyon 652 bin 525 koyun, 693 bin 405 keçi kesildi ve 100 bin 831 ton koyun eti, 13 bin 603 ton keçi eti üretildi.
 
-FAO’ya göre koyun etinde ilk 4: Çin, Avustralya, Yeni Zelanda, Türkiye
 
Buna karşın Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, Türkiye, 2018 yılında 362 bin 560 tonluk koyun eti üretimiyle Çin, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ardından dünyada 4’üncü, 69 bin 877 ton keçi eti üretimiyle 15’inci sırada. Koyun eti üretiminde Çin 2 milyon 423 bin tonla birinci, Avustralya 735 bin tonla ikinci, Yeni Zelanda 471 bin tonla üçüncü konumda. Keçi etinde Çin 2 milyon 330 bin tonla ilk sırayı alırken, Hindistan 505 bin tonla, Pakistan 344 bin tonla, Nijerya 250 bin tonla, Bangladeş 223 bin tonla Çin’i izliyor. Bu ülkelerin ardından Çad, Sudan, Mali, İran, Myanmar, Etiyopya, Moğolistan, Nepal, Yemen ve Türkiye geliyor.”
 
-Dünya koyun eti üretiminin yüzde 3,7’sini Türkiye karşılıyor
 
Dünyada üretilen 9 milyon 788 bin 315 ton koyun etinin yüzde 3,7’sini, 5 milyon 977 bin 20 ton keçi etinin yüzde 1,17’sini Türkiye’nin karşıladığını vurgulayan Çelik, “dünya nüfusunun yüzde 1,1’i barındıran bir ülke için gayet iyi rakamlar. Yalnız bu bize yetmez. Hedefimiz büyük. Ülkemizde 90 milyon küçükbaş hayvan yetiştirecek potansiyel var. Bu rakamların çok daha üzerine çıkabiliriz” dedi.
 
-Koyun etinde ilk 3, keçi etinde ilk 6 hayal değil
 
Küçükbaş hayvan sayısını 90 milyona çıkarılması halinde, mevcut oranlarla koyun sayısının 69,2 milyona, keçi sayısının 20,8 milyona ulaşacağını dile getiren Çelik, şu bilgileri verdi:
“Verimliliği artırmasak bile koyun eti üretimi 672 bin tona, keçi eti üretimi 130 bin tona çıkar. Türkiye’nin kırmızı et sorunu kalmaz. İthalat yapılmaz. Çoğu ülkede hayvan başına et üretimi bizimki kadar değil. Koyun sayısında 8’nci sıradayız ama koyun eti üretiminde 4’üncü, keçi sayısında 22’nciyiz fakat keçi eti üretiminde 15’inciliğe kadar çıkıyoruz. Sütte durumumuz daha da iyi. Koyun sütü üretiminde Çin’i geçerek dünya birincisi olduk. Keçi sütünde 6’ncı sıradayız. Türkiye’nin sadece hayvan sayısını artırarak koyun eti üretiminde ilk 3’e, keçi eti üretiminde ilk 6’ya girmesi mümkündür. Hayal değildir.

Son yıllarda çok daha sağlıklı olması ve doğal yaylıma dayanması nedeniyle koyun, keçi sütü ve etine de ilgi arttı. Biz hep söylüyoruz. ‘Türkiye’de küçükbaş etinin toplam kırmızı et tüketimi içindeki payı yüzde 10 değil en az yüzde 20’dir’ diye. Görünen o ki yüzde 25-30’u buluyor.”

Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin hayvancılığa gereken önem ve desteği verdiklerini, Türkiye’nin kırmızı et sorununun çözümünün küçükbaş hayvancılıkta yattığını, ne yapıp edip küçükbaş hayvancılığın desteklenmeye devam edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
 
 
21.10.2020
Devamı

Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınav Sonuçları 16 Kasım’da

Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik" kapsamında bayi veya toptancı olacaklara Bakanlığımızca veya Bakanlığımızın uygun gördüğü kurumlarca merkezi sınav yapılmaktadır.

Bu kapsamda, bitki koruma ürünleri bayi ve toptancılık sınavı, Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezi tarafından 17 Ekim Cumartesi günü Ankara, İzmir ve İstanbul illerinde yapıldı. 

Sınava, 17.938 kişi başvuru yapmış olmasına rağmen 14.948 kişi katılım sağlamıştır. Söz konusu sınava ait Cevaplı Soru Kitapçıklarına, http://asym.ankara.edu.tr/2020/10/19/17-ekim-2020-tarihinde-yapilan-t-c-tarim-ve-orman-bakanligi-gida-ve-kontrol-genel-mudurlugu-bitki-koruma-urunleri-bayi-ve-toptancilik-sinavi-cevapli-soru-kitapciklari/ internet adresinden ulaşılabilmektedir.

Sınav sorularına ilişkin itirazlar 26 Ekim 2020 saat 17:00’a kadar ıslak imzalı dilekçeyle şahsen ya da posta yoluyla Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezine yapılacaktır.

Sınav sonuçları ise 16.11.2020 tarihinde açıklanacaktır.​
20.10.2020
Devamı

Tarımda Tasarruf İçin ZİHA

Tarım ve Orman Bakanlığı, zirai insansız hava araçlarının (ZİHA) bitki koruma amacıyla tarımda kullanımının incelenmesi ve geliştirilmesine ilişkin çalışma yürütüyor..
İlk denemelerde ZİHA'larla ilaçlamada yüzde 35, zamandan yüzde 80 tasarruf sağlandı. Çiftçilere tarım teknolojilerinin ulaştırılması kapsamında Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği ile Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü arasında protokol imzalandı.
20.10.2020
Devamı

Buğday Alım Garantili Tohum Desteği

Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, Beypazarı ilçesinde sözleşmeli çiftçilere yüzde 90 hibe alım garantili tohum dağıttı.Tohum dağıtımı, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ziraat Odasının çalışmasıyla gerçekleştirildi.

Beypazarı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Beypazarı ilçesinde 630 çiftçiye toplam 263 ton buğday dağıtıldığını bildirdi.

Sözleşmeli üretim kapsamında çiftçilere dağıtılan tohumların yetiştirilmesinin ardından, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından bu ürünlerin ekmek ve unlu mamul üretimi için satın alınacağını belirten Ateş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı yetkililerine teşekkür etti.

Fen İşleri Müdürlüğü bahçesinde yapılan tohum dağıtımına, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Esin Korkmaz, Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi Atilla Çelik ve çiftçiler katıldı.

20.10.2020
Devamı

Safran DİTAP Üzerinden Satılabilecek

Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yetiştirilen ve birçok alanda kullanılan safran, Tarım ve Orman Bakanlığının hayata geçirdiği Dijital Tarım Pazarı'nda (DİTAP) satışı yapılacak.

Safranın hasadına başlandığını söyleyen Karabük İl Tarım ve Orman Müdürü Çetin Ayvalık, uzun zamandır safran üzerine yoğun çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Safranbolu'da 7 köyde 20 çiftçi tarafından 40 dekar alanda safran üretimi yapıldığını belirten Ayvalık, "Safranda hasat dönemimiz başladı. Kasım ayının 20'sine kadar hasat devam edecek. Verimli bir yıl olmasını arzuluyoruz. Bir dekardan ortalama 300 ile 600 gram civarında ürün almayı hedeflersek 23-24 kilogram gibi üretim hedefimiz var." diye konuştu.

Safranın iç pazarda rahatlıkla pazarlanabildiğine dikkat çeken Ayvalık, sözlerine şöyle devam etti: "Üreticilerimizin Dijital Tarım Pazarı'na kayıt olmasını sağladık. Bu yolla elde ettikleri ürünleri sistem içerisine girecekler, fiyat skalası yapacaklar. Alıcı ile satıcının buluştuğu bu platformda ürünlerini rahatlıkla satma imkanı bulacaklar. Üreticilerin karşılaştıkları her türlü sorunlarında yanındayız.’’

19.10.2020
Devamı

Kahramankazan’lı Çiftçi ve Üreticileri Sevindirecek Müjde

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, bakanlıklarınca yürütülen çalışmaları denetlemek ve bir dizi temasta bulunmak üzere Kahramankazan Belediye Başkanı Serhat Oğuz’u ziyaret etti. Aksu’ya ziyaret sırasında, Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Korkmaz, DSİ Bölge Müdürü Murat Alp, Orman Bölge Müdürü Veysel Kodalak, Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürü Erdem Karaağaç, Tarımsal ve Kırsal Destekleme Kurumu İl Koordinatörü Emre Yeniay da eşlik etti. Başkan Oğuz Bakan Yardımcısı Aksu’ya ilçede bakanlık tarafından yürütülen proje ve çalışmaları kapsayan bir sunum yaptı.   

Ziyaret sırasında bakanlık tarafından ilçede yürütülen Ova Çayı Islahı Projesi’nin tamamlanması, Durhasan Şah Tabiat Parkı’nın Kahramankazan Belediyesi’ne tahsis edilmesi ile çiftçi ve üreticilere tohum, ilaç ve ve ekipman desteği sağlanması konuları masaya yatırıldı. Bakan Yardımcısı Aksu, hizmetlerin tamamlanması için yoğun şekilde çalışıldığını belirterek, bu projelerin en kısa sürede ilçeye kazandırılacağını kaydetti.

Bakan Yardımcısı Aksu ayrıca, ilçedeki çiftçi ve üreticilerin yüzünü güldürecek bir de müjde verdi. Aksu, ilçedeki çiftçilerin uzun yıllardır beklediği kapalı sulama sisteminin Kahramankazan’da hayata geçirilmesine ilişkin projenin, bakanlığın 2021 yatırım planına dahil edildiğini söyledi. Aksu, bu projenin de en kısa sürede tamamlanacağını ifade etti. Kapalı sulama sistemi projesinin tarım ve hayvancılık alanında yoğun bir potansiyele sahip olan Kahramankazan’da hayata geçirilmesiyle birlikte ilçeye bu alanda önemli bir katkı sunmuş olacak. Böylece, su kaybının önüne geçilerek, daha az suyla daha çok alanın sulanması sağlanarak, sulanamayan alanlar da suyla buluşturulmuş olacak.

Kahramankazan Belediye Başkanı Serhat Oğuz da, sanayinin yanı sıra aynı zamanda önemli bir tarım ve hayvancılık ilçesi olan Kahramanakazan’ın kapalı sulama sistemi ve diğer projelerin tamamlanmasıyla önemli değerlere kavuşacağını söyledi. Oğuz, özellikle çiftçilerin uzun süredir bekledikleri kapalı sulama sisteminin ilçelerine kazandırılması için yaptıkları girişimlerin meyvelerini vermeye başladığını görmenin kendilerini oldukça mutlu ettiğini belirtti. Projelerin ilçedeki çiftçi ve üreticiler başta olmak üzere tüm Kahramankazan’a hayırlı uğurlu olması temennisinde bulunan Oğuz, “Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli başta olmak üzere Sayın Bakan Yardımcımız Mustafa Aksu ve bakanlık bürokratlarımıza ilgi ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.
19.10.2020
Devamı

Kırsal Kalkınmaya Büyük Destek

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemir’li, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 9. Başvuru Çağrısı 1. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 1.049 projeye 243 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.

IPARD programını uygulayan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK), 16 farklı alt sektörde 42 ilde yapılacak yatırımlara hibe desteği sağlayarak yatırımcıların hayallerini gerçekleştirmeye devam ettiğini vurgulayan Bakan Pakdemir’li şöyle devam etti:
“AB standartlarında üretim ve işleme tesislerinin kurulmasına ve modernizasyonuna %40 ila %50 arasında hibe desteği sağlıyoruz. Bu bağlamda TKDK’nın uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 11 Mayıs 2020 tarihinde yayımlanan 9. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 1. grup sonuçları belli oldu”

Açıklanan 1.049 adet projeye 243 Milyon TL hibe desteği sağlanacağını belirten Bakan Pakdemir’li “1.049 projenin 11’i Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar sektöründen, 1.038’i ise Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme sektöründen oluşuyor. Sağlanan hibe sayesinde 433 Milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesini hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar Tedbirinde Açıklanan Projelerin; 3 adedi süt üreten, 6 adedi kırmızı et üreten, 1 adedi kanatlı eti üreten, 1 adedi yumurta üreten işletme yatırımını kapsıyor.

Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbiri Kapsamında Açıklanan Projelerin ise; 783 adedi bitkisel üretim, işleme ve paketleme, 126 adedi arıcılık ve arı ürünleri üretim, işleme ve paketleme, 47 adedi zanaatkârlık ve katma değerli ürünler, 16 adedi kırsal turizm ve rekreasyon,  6 adedi su ürünleri yetiştiriciliği, 12 adedi makine parkları, 48 adedi de yenilenebilir enerji yatırımından oluşuyor.
Çağrı kapsamında onaylanan projeler, www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklanmıştır.
19.10.2020
Devamı

Bartın'da Fındık Seferberliği

Bartın ilinin  önemli geçim kaynakları arasında bulunan fındık üreticilerinin daha verimli ürün alması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce eğitim seferberliği başlatıldı. 

Bartın'da Merkez İlçe , Kurucaşile, Amasra’ya bağlı köylerimizde fındık alanlarında eğitim seferberliği devam ediyor.  Ordu Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde Görevli Ziraat Mühendisleri Ömür DUYAR ve Ali Kemal GÜR tarafından bir dizi teorik ve sahada uygulamalı eğitimler düzenlendi.

Eğitimlere İl Müdürü Yasin ÖNDER, İl Müdür Yardımcısı Abdurrahman TÜRKMEN, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü İbrahim YILDIRIM, İl ve İlçe Müdürlüğünde görevli teknik ekipler ve çiftçilerimiz katıldı. Salı günü başlayan eğitimlerde ilk olarak İl ve İlçe Müdürlüğümüzde görev yapan teknik personelimize gelişen yeni teknikler hakkında seminer verildi. Aynı gün Güzelcehisar köyümüzün Hisar ve Kapaklı mahallelerinde fındık üreticilerimizin bahçelerinde uygulamalı olarak budama ve dikim teknikleri, zirai mücadele takvimine göre yapılması gerekenler, yıl içinde yapılacak işlemler anlatıldı.    Çarşamba günü Merkez İlçeye bağlı Gürgenpınarı ve Kurucaşile’ye bağlı Karaman köylerinde 16 Ekim Perşembe günü Amasra İlçemize bağlı Kazpınarı köyünde çiftçilerimize ait fındık bahçelerinde  teorik ve pratik eğitimler düzenlendi.

İl Müdürü Yasin ÖNDER eğitimler esnasında yaptığı açıklamada; “ Sayın Valimiz Sinan GÜNER’in talimatlarıyla yıl içinde yürüttüğümüz ‘Bartın İlinde 74 Tarımsal Proje’ kapsamında Fındıkta Verimliliğin ve Kalitenin Artırılması çalışmalarımız pandemi koşullarında dahi çiftçilerimizle devam ediyor. Üretmeye ve birim alandan verimi artırıcı çalışmalara hız kesmeden devam ediyoruz. Ordu Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde konularında uzman arkadaşlarımızın İlimize gelerek bizlere yeni teknikler hakkında bilgi vermelerini talep ettik. Bu hem bizim sahada hizmet eden ekiplerimiz hem de üreticilerimiz adına büyük bir önem arz etmektedir. Üç gün boyunca eğitimlerde teknik ekiplerimiz çiftçilerimizin bahçelerinde anlattıkları her konuyu birebir kendileri uygulayarak ve uygulatarak gösterme şansı yakaladılar. İlimizin fındık rekoltesini artırmak ve Ülke ekonomisi içinde hak ettiği noktaya çıkarmayı hedef koyduk kendimize. Çiftçilerimiz eğer bu eğitimlerde gördüklerini ve yıl içinde teknik ekiplerimizin talimatlarını uygularlarsa günden güne daha başarılı sonuçlar alacağımıza inanıyorum” dedi.



 
18.10.2020
Devamı

TVHB Başkanı Ali Eroğlu'ndan Dünya Gıda Günü Mesajı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu Dünya Gıda Günü dolayısı ile bir mesaj yayınladı. Eroğlu yayınladığı mesajda gıdanın sağlık ve önemine değindi.
 
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nün 2020 yılı teması; Hep birlikte büyütelim, besleyelim ve sürdürelim olarak ilan edilmiştir.
Günümüzde bir yandan maalesef sağlıklı, güvenilir ve yeterli gıdaya ulaşmadaki çarpıklıklar, adil olmayan paylaşımlar sonucunda açlık ve açlıktan kaynaklanan hastalıklar ve ölümler devam ederken, diğer yandan da sosyal doku hırpalanarak değerlerin yozlaşması ve kaybolması yaşanmaktadır.  Bu durum COVID-19 Pandemisi ile daha da derinleşerek insanlığı tehdit eder boyuta ulaşmıştır.
Pandemi sürecinde yaşananlar tüm zamanlardan farklıdır. Yarının dünyası farklı olacaktır. Bu farklılık sebebiyle yeterli ve güvenilir gıdaya erişim tüm devletlerin öncelikli konusu olmaya devam edecektir. Zira devletlere düşen temel görev insanlarının yeterli ve güvenilir gıdaya erişiminin sağlanmasıdır.
2020 yılının temasıyla FAO, gıda güvenliğine yönelik her tehdidin ancak tüm ülkelerin birlikte hareket ederek, ortak bir mücadele sonucunda bertaraf edilebileceğine dikkat çekmektedir.

Dünyada, her 9 insandan biri yetersiz beslenmekte, her gün açlığa bağlı nedenlerle yaklaşık 25 bin kişi hayatını kaybetmekte, yine her yıl yaklaşık 600 milyon insan güvenilir olmayan gıda tüketimi nedeniyle hastalanmaktadır.
Afrika’da çocukların açlıktan ve 10 liralık antibiyotik ilaçları alamadıkları için ölmeleri acı vericidir.
Durum bu iken; çeşitli uluslararası kuruluşlar, bu rakamların %20 civarında artacağını rapor etmektedir.
Açlıkla mücadelede; gıda üretiminin arttırılmasının yanında israfın ve obezitenin önlenmesi de büyük önem arz etmektedir.
Yetersiz ve niteliksiz beslenme, mikro besin elementlerinin yetersizliği gibi beslenme sorunlarının neden olduğu sağlık harcamaları ile obezite ve aşırı kilonun da küresel ekonomi üzerindeki yükünün yıllık olarak 3,5 trilyon ABD doları düzeyinde olduğu tahmin edilmektedir.
Dünya Bankası raporunda israf edilen gıdanın açlıktan ölen insanların 15 katını besleyecek miktarda olduğu bilgisi yer almaktadır. Türkiye’de ise 1 yıl içinde yaklaşık olarak 1,7 milyar ekmek çöpe atılırken, 214 milyar liralık gıda israfı yapılmaktadır.
Gıda güvenliğinin teminatı ve sağlıklı nesiller için nüfus artışları da dikkate alınarak herkes için erişilebilir, bugünden daha adil ve verimli gıda üretim ve paylaşım sisteminin oluşturulması kaçınılmazdır.

Oluşturulacak gıda sisteminde, doğal kaynaklar ve biyolojik çeşitlilik korunmalı, iklim değişikliğine uyumlu yeni üretim programları geliştirilmeli, belki de en önemlisi toplumun ekonomik olarak alt kesimlerinin de ulaşabileceği yeterli ve ucuz gıdaya erişim sağlanabilmelidir. 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak belirtmek isteriz ki;
Gıdanın ve geleceğinin gerçekçi ve doğru analizlere, isabetli politikalara ihtiyacı vardır. Aksi takdirde kutlanacak nice gıda günleri meseleyi çözemeyecektir.
TÜİK’e göre Türkiye nüfusunun, 2029 yılında 92,4 milyon, 2040 yılında 100,3 milyon olması beklenmektedir. Bu nüfusun yeterli ve güvenli gıdaya erişiminin planlamalarına bugünden başlanmalıdır.
Dışarıya bağımlılığın önüne geçilebilmesi, gıdada yeterli üretim ve sürdürülebilirlik için; üretici, yetiştirici, tüketici, sanayici, sivil toplum ve meslek örgütleri, üniversiteler, sektör kuruluşları ve kamu yönetimi işbirliği ile, Gıda Güvenliği Politikaları oluşturulmalıdır. Üretenden kopuk, üretenin korunamadığı bir uygulamanın başarılı olması mümkün değildir.
Ülkemiz insanının dengeli beslenmesinde ve dolayısıyla sağlıklı ve üretken nesillerin yetiştirilmesinde güvenilir hayvansal gıda tüketimi en önemli unsurdur. Bu nedenle hayvancılığın ülkemizde veteriner hekimlerin bilgi birikimi doğrultusunda çevreye dost ve verimli bir şekilde yapılması gerekmektedir.
Ülkemizde hayvancılık ve gıda üretimi önemli bir geçim kaynağıdır. Hayvansal üretime olan doğrudan destekler ile bu alanlardaki girişimcilik ve bilimsel çalışmalara olan teşviklerin arttırılarak devam ettirilmesi önem arz etmektedir.
Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı bir çevre, sağlıklı hayvanlar ve güvenilir gıdalar ile mümkün olabilmektedir. Zoonoz hastalıklarla mücadelede ve olası pandemilere karşı koruyucu hekimlik sağlığın korunmasında en etkili ve en ekonomik yöntemdir. Bu nedenle ülkemizde veteriner hekimler ile insan hekimleri ve çevre sağlığı konusunda yetkin meslek gruplarının iş birliği içinde çalışması gerekir.
Ülkesel ve küresel olayların değerlendirildiği, erken uyarı, erken teşhis ve erken ve hızlı reaksiyon gösterebilme alt yapısına ve uzman bilgisine sahip, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi’nin (HAKİM) kurularak, Tek Sağlık uygulanmasının başlatılması zorunlu hale gelmiştir.
Veteriner Hekimler, Çiftlikten sofraya hayvansal gıda üretiminin her aşamasında yer alan meslek grubu ve yasal otoritedir. Kamuda görev alan veteriner hekimler; kontrol, planlama, hayvansal üretimin sürdürülebilirliğinin temini ile kamunun sağlığını gözetirlerken; Serbest Veteriner Hekimler görevlerini mesleki yetki ve sorumlulukları çerçevesinde yürütmelerinin yanında emek ve sermayeleriyle büyük ölçüde çiftçilerimizi sübvanse etmekte, ayakta durmakta zorlanan yetiştiricilere doğal olarak destek olmakta, besin zincirimizin ve halk sağlığımızın devamlılığını sağlamakta önemli rol oynamaktadırlar. Yaşanan pandemi sürecinde veteriner hekimlerin 7/24 hizmetleri gözler önünde olup, mücadeleleri ile insanlığın geleceğini belirlemektedirler.

Her insanın yeterli ve dengeli beslenme hakkı olduğuna inanıyor, gıda dağıtımının adil olduğu bir yeni sistemin hayata geçirilmesi suretiyle gelecekte hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, tüm insanların sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşabildiği bir Dünya ve Türkiye olsun istiyoruz.
Çiftçilerimizin, üreticilerimizin, sanayicilerimizin, sektör kuruluşlarımızın, veteriner hekimlerin ve milletimizin Dünya Gıda Gününü kutluyoruz.
16.10.2020
Devamı

Ata Tohumlarını Geleceğimize Ekmek Zorundayız

     Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (ŞEKER-İŞ) Başkanı İsa Gök 16 Ekim dünya gıda günü nedenli ile bir açıklama yaptı. ŞEKER İŞ Başkanı Gök; “Birleşmiş Milletler'in yayınladığı 2019 Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Raporu'na göre 1 milyara yakın kişi açlık tehdidi altında. Açlık, yetersiz beslenmenin yaklaşık yüzde 20’lik bir oranla en yaygın görüldüğü kıta ise Afrikadır.”dedi. Başkan Gök daha sonra şunları söyledi. “Tüm dünyada yaşanan pandemi, ithal hammaddeye dayalı bir gıda ve tarım üretim modelinin ne denli imkânsızlıklar barındırdığını ortaya koymuştur.
Gıda ve tarım sektörlerini yeniden ele alma gereksinimi ortaya çıkmış, yeniden yapılanma arayışı tezahür etmiştir. Tarım ve hayvancılık alt yapısı güçlü olan ülkeler bu sürecin kazananları arasında yerlerini alacaktır.” Dedi.

Gök yazılı açıklamada şunları kaydetti.
 
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) her yıl 1945’te kurulduğu tarih olan 16 Ekim, Dünya Gıda Günü olarak kutlanmaktadır.
Dünya Gıda Günü’nün amacı küresel gıda güvencesini irdelemek, toplumlarda bu konu hakkında bilinç ve farkındalık oluşturmaktır.  Açlık, yetersiz- dengesiz beslenme ve yoksullukla mücadele etmek ve dayanışmayı sağlamaktır. Yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya ulaşmak temel bir insan hakkıdır. Bu hak, 1996 Dünya Gıda Zirvesi eylem planında açıkça belirtilmiş, uluslararası çok sayıdaki bağlayıcı protokollerle de pekiştirilmiştir. Birleşmiş Milletler'in yayınladığı 2019 Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Raporu'na göre 1 milyara yakın kişi açlık tehdidi altında. Açlık, yetersiz beslenmenin yaklaşık yüzde 20’lik bir oranla en yaygın görüldüğü kıta ise Afrika.

Kötü beslenmenin ekonomik maliyeti sarsıcı boyutta
Gıda güvenliği konusunda yeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bunlar şiddetli gıda güvensizliği ve orta seviye gıda güvensizliğidir. Şiddetli gıda güvensizliği açlık kavramıyla ilişkiliyken, orta seviyede gıda güvensizliği ise insanların gıdaya ulaşmada belirsizliklerle karşılaşması ve tükettikleri gıdaların kalitesi veya miktarından ödün vermek zorunda kalmasıdır. Dünyada yaklaşık 2 milyar insan orta veya şiddetli seviyede gıda güvensizliği içinde yaşamaktadır. Besleyici ve yeterli gıdaya düzenli erişim sağlanamaması bu insanların kötü beslenme ve sağlıklarının bozulması riskini arttırmaktadır. Kötü beslenmenin ekonomik maliyeti ise sarsıcı boyuttadır.

Şüphesiz toplumların öncelikli amacı, yeterli düzeyde gıda arzını sağlarken, insan sağlığını da en iyi şekilde korumaktır. Dünya genelinde fazla kiloluluk ve obezite yaygınlığı, özellikle okul çağındaki çocuklar ve yetişkinler arasında olmak üzere, tüm bölgelerde artmaktadır.  Fazla kiloluluk ve obezite tüm dünyada, özellikle okul çağındaki çocuklar ve yetişkinler arasında artmaya devam etmektedir.

Açlık, yoksulluk ve gıda güvencesizliği kurum ve kuruluşların yalnız başına uğraşılarıyla aşılamayacak kadar büyük sorunlardır. Bu sorunları çözmek için hükümetler, tarım sektörü, endüstri, akademik kurumlar ve araştırma kurumları,   sivil toplum kuruluşları ortak akıl yürüterek, birlikte çalışmak zorundadır.
 
 
Covid-19 ülkelerin tarım politikalarını yenilemesi için bir fırsat olabilir

Ülkelerin kriz karne notunda oldukça etkili, kararlar zincirine ihtiyaç duyan, küllerinden yeniden doğmayı bekleyen kritik bir alan da ülkemiz tarım ve gıda sektörüdür. Kovid-19 salgını, sistem dönüşümü yaratmak için bir fırsat olabilir mi? sorusunu çok iyi irdelemek gerekir. Çünkü hep birlikte deneyimlediğimiz üzere bu dönemde dünyanın şifreleri, ”milli yeterlilik” fırsatlarından istifade etme üzerine kodlanmıştır. Kriz dönemlerinde yerli sanayilerin gösterdiği refleks, ülkelere geniş bir çözüm ve hareket kabiliyeti kazandırmaktadır.   Çünkü salgın aynı zamanda ülkelerin milli kapasitelerinin de önemini ortaya koymuştur. Alt yapısı sağlam ve milli kapasitesi güçlü olan ve erken harekete geçen ülkeler, krizle daha başarılı mücadele etmektedir.

Ülke olarak yeni gıda ve tarım politikalarına ihtiyaç vardır

Ülkemizde toplumsal menfaatlerin ön plana çıkarılması, topyekûn kalkınma ve refahın sağlanması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması hayati önem taşımaktadır. Zayıf halkaları iliştireceğimiz güçlü halkamız olan gıda egemenliğimizin sağlanmasında tavizsiz bir yeniden yapılanma sürecine vakit kaybetmeden geçiş yapılmalıdır. Bunların gerçekleşmesi için de mikro ve makro ölçekli yol haritalarıyla Türkiye’nin coğrafi ve iklimsel avantajlarından yararlanmayı, şeker pancarından şeker üretimi gibi seçkin ürünlerde lider olma hedefiyle katma değerin ülke içinde arttırılması yönünde tercihimizi hayata geçirmemiz gerekmektedir.
Sonuç itibariyle, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde toplum sağlığını gözetecek, Türkiye’yi özellikle güvenilir gıda üretiminde farklı bir yörüngeye oturtacak politikalar çerçevesinde atılacak adımlar halkımızın güvenilir gıda temini ve tüketiminin sağlanması, toplumsal bilincin oluşturulmasına katkıda bulunulması açısından büyük önem arzetmektedir."dedi.
 
16.10.2020
Devamı

"Akıllı Tarım Kent Projesi"

Müstakil Sanayi ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Kırsal Kalkınma Komitesi Başkanı Abdullah Eriş, "Biz Akıllı Tarım Kentler ile kendi kendine yetebilen, üreten, geliştiren aynı zamanda sosyal yaşamından ödün vermeyen, doğal ve akıllı yaşam kültürünü oluşturmayı hedefliyoruz. Bu projeyle ilk etapta 500 aile, bin çalışan toplam 3 bin kişiye kırsalda şehir hayatı sunulacak." dedi.

MÜSİAD, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla Dernek genel merkezinde ve online olarak eş zamanlı düzenlediği toplantıyla "Akıllı Tarım Kent Projesi"nin tanıtımını gerçekleştirdi.

MÜSİAD Kırsal Kalkınma Komitesi Başkanı Abdullah Eriş, toplantıda yaptığı konuşmada, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tarımda makineleşmenin artması ve süregelen kentleşme sürecinin kırsal kesimdeki nüfus kaybını hızlandırdığını söyledi.

Eriş, tarımdaki verim açığının giderilememesi nedeniyle sürdürülebilir yeterli gelir sağlanamaması ve kırsaldaki iş ve yaşam şartlarının yeterince cazip olmamasının tarım ve kırsal alandan uzaklaşmanın en önemli nedenlerinden olduğunu vurguladı.

Türkiye'de nüfus dağılımı incelendiğinde, 21 milyona yakın kırsal kesim nüfusu olduğunu aktaran Eriş, "Türkiye, 2,5 ila 3 milyon arasında değişen tarımsal işletmeye, 5 ila 5,5 milyon nüfus arasında değişen tarımsal istihdama ve beldeler dahil 36 binden fazla köy yerleşimine sahip. 2023 yılında Türkiye'nin hedefi tarımsal üretim değerine sahip ilk 5 ülkeden biri olmak. Ekonominin canlanması, doğal kaynaklar ve çevrenin korunması, şehirdeki nüfus baskısının azalması ve kırsal alandaki kalkınma politikalarının daha etkin olması için kırsalda yaşayan nüfusun artması şart." diye konuştu.

Kırsalda yaşam ve iş şartlarını iyileştirmenin bu noktada çok önemli olduğuna dikkati çeken Eriş, 11. Kalkınma Programı'nda da bu konuda pek çok hedefe yer verildiğini anımsattı.
Eriş, bu hedefler doğrultusunda devletin elinden geleni yaptığını ve MÜSİAD'ın da kırsal kalkınma algısının yeniden canlandırılması amacıyla MÜSİAD Kırsal Kalkınma Komitesi kurduğunu söyledi.

Abdullah Eriş, Türkiye'de tarım sektöründe girişimciliğin desteklenmesine yönelik çalışmaların arttığını belirterek, şunları kaydetti: "Bugün Türkiye'de sütçülük, besicilik, tavukçuluk, fidancılık gibi farklı üretim dallarında kurulmuş olan örnek işletmeler ve girişimler mevcut. Bunda kırsal kalkınma destekleri itici güç oldu. Biz de MÜSİAD olarak tarımsal girişimciliği desteklemeye yönelik faaliyetlerin ve girişimci sayısının artması gerektiğini düşünüyoruz. Komitemizin özellikle genç nüfusun tarıma çekilmesine yönelik geliştirdiği Akıllı Tarım Kentler projesi, bu düşünce neticesinde ortaya çıkmış bir proje. Bizim anlayışımıza göre bir ülkenin tarım gücünü üretim gücü belirler. Fakat Türkiye'de kırsal hayatta konfor yok. Bu konforu da işin içine koymamız gerekir ki şehirden kırsala doğru geçiş olsun."

Diğer ülkelerdeki örnek uygulamaları paylaşan Eriş, "Almanya, Hollanda, Amerika gibi ülkeleri incelediğimiz zaman şunu görüyoruz; orada çiftçi tulumunu giyer, hayvancılık işletmesinde sağımını yapar, günlük işlerini yapar ama bir de sosyal hayatı vardır. Belli bir sosyal hayat standardına sahiptir. Elektriği, suyu daha ucuza tüketir. Türkiye'de de bunu sağlamamız gerekiyor. İşte biz bu proje ile kırsal alanda yaşam kalitesi yüksek ve sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Projenin ana hedeflerine değinen Eriş, sözlerini şöyle tamamladı: "Hedefimiz, modern yaşanabilir kır kentler oluşturmak, akıllı ve teknoloji altyapılı tarım işletmeleri oluşturmak, gençlere ve kadınlara istihdam sağlamak, bilgi, teknoloji ve yenilik üretmek. Biz Akıllı Tarım Kentler ile kendi kendine yetebilen, üreten, geliştiren aynı zamanda sosyal yaşamından ödün vermeyen, doğal ve akıllı yaşam kültürünü oluşturmayı hedefliyoruz. Bu projeyle ilk etapta 500 aile, 1.000 çalışan toplam 3 bin kişiye kırsalda şehir hayatı sunulacak. MÜSİAD olarak bu projeye dahil olan genç girişimcilerimizin her zaman yanında olacağız. Dahası proje sayesinde birçok insanımızı kır hayatına özendirerek tersine bir göç oluşturacağız."

Bir kırsal kalkınma projesi olan Akıllı Tarım Kent Projesi'ni MÜSİAD, Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte hayata geçiriyor.

Toplam 40 bin dekar alanda konumlandırılacak olan Akıllı Tarım Kentler, içinde bulunduracağı mekanlarla tarımda ivme kazandıracak hamleleri gerçekleştirecek.

Marmara, Karadeniz, Doğu Anadolu, Güney Doğu ve İç Anadolu Bölgeleri'ni kapsayan projeye ilişkin detaylı bilgiler ve başvuru süreçleri ise daha sonra açıklanacak.

16.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Gıda Güvenliği Yasa Taslağı TBMM’ye Gönderildi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gıda güvenliğiyle ilgili yasa taslağının TBMM’ye gönderildiğini söyledi.Bakan Pakdemirli, “İnsan hayatını tehlikeye atan gıdalar toplanıp imha edilecek. Sorumlusu masrafları ödeyecek ve hakkında 5 yıla kadar hapis cezası verilecek. Taklit veya tağşiş yapanlara da 500 bin TL ceza kesilecek” dedi.
 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Yeni Asır Ekonomi Yazarı ve İK Yönetim Danışmanı Gonca Elibol'a önemli açıkmalarda bulundu. Türkiye'nin her sektörde dünyanın gelişmiş ülkeleriyle rekabete girebilecek kapasiteye ve güce sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, hileli ürünler konusunda hazırlanan yasa taslağının detaylarını Yeni Asır'a anlattı. Hileli ürünlere yönelenlere ağır cezalar geleceğini ve gıda güvenliğiyle ilgili yasa taslağının TBMM'ye gönderildiğini belirten Pakdemirli, "Kişilerin hayatını tehlikeye atan gıdaları üreten firmaların ürünleri toplatılacak ve imha edilecek. Masraflarını sorumlusu ödeyecek. 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin tekrarlanması durumunda ayrıca, ilgili isimler 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men edilecek. Taklit veya tağşiş yapan firmalara ise ürettikleri, ithal ettikleri ve piyasaya sürdükleri ürünler için 50 bin TL'den 500 bin TL'ye kadar para cezası kesilecek" dedi. Pakdemirli ayrıca, gıda güvenliği, Dijital Tarım Pazarı (DİTAP), İHA'lar gibi pek çok konuda açıklamalarda bulundu.

BAKANLIKÇA FIRSAT VERMEDİK
Türkiye'nin gıda arzı, talebi karşılıyor mu? Covid-19'un gıda üzerindeki etkilerini nasıl değerlendirir siniz?

Korona virüs salgını, gıda ve tarımın ülkeler için ne denli önemli ve stratejik olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Covid-19'un ülkemizde etkileri görülmeye başladığında aldığımız tedbirleri hayata geçirmiştik. Bu önlemlerle tarımsal üretim ve gıda tedarik zincirinde hiçbir sıkıntı yaşanmadı. Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde üreticilerimizin bahçesine, tarlasına, gitmesini sağladık. Pandemi sürecinde vatandaşlarımızın tüm gıda ihtiyaçlarını eksiksiz sağlamak amacıyla Bakanlık olarak gerek ürün tedariğini, gerek ürünlerin pazara intikalini gerekse ürünlerin denetimlerini sağlayarak hiçbir olumsuzluğa fırsat vermedik.
TASLAK TBMM'YE GÖNDERİLDİ
Hileli ürün satan işletmelerle ilgili yeni dönemde alınacak tedbirler ve yaptırımlar nelerdir?

Caydırıcı nitelik kazanması amacıyla 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun taklit ve tağşişle ilgili ceza maddelerinde değişiklik yapacağız. Bu kapsamda; kişilerin hayatını tehlikeye atan gıdaları üreten firmaların ürünleri toplatılacak ve imha edilecek. Masraflarını sorumlusu ödeyecek. 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin üç yıl içinde tekrarlanması durumunda ayrıca, 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men edilecekler. Taklit veya tağşiş yapan firmalara ise ürettikleri, ithal ettikleri ve piyasaya sürdükleri ürünler için 50 bin TL'den 500 bin TL'ye kadar ceza uygulanacak. Fiilin iki yıl içinde tekrarlanması durumunda 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve bin günden 3 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Gıda işletmecisi, 5 yıldan 10 yıla kadar sektörden men edilebilecek. Konuyla ilgili kanun taslağı görüşülmek üzere TBMM'ye gönderildi.

Bakanlık olarak gıda güvenilirliğini sağlamak amacıyla tarladan veya çiftlikten sofraya kadar tüm süreci takip ediyoruz. Bu çerçevede işletmelerin onay/kayıtları ile şüphe, şikayet, izleme, izlenebilirlik, gözetim ve denetim gibi farklı hizmet ve tekniklerin tümü kontrol ediliyor. Tüketiciler alış veriş yaptıkları gıda işletmelerinde Bakanlığımız tarafından verilmiş "İşletme Kayıt Belgesi"nin olup olmadığına dikkat etmeli. Ayrıca gıdanın adı, üretici işletme adı, üretici işletme kayıt/onay numarası, son tüketim tarihi veya tavsiye edilen tüketim tarihi, parti numarası gibi bilgilerin tam olarak yer aldığı ambalajlanmış gıdaları almayı tercih etmeliler. Temel bilgilerinin de satış noktası tarafından tüketicilerin görebileceği şekilde sunulması gerekiyor.
16.10.2020
Devamı

Tarım İşçisi Küçük Kız Hayatını Kaybetti

Eskişehir’in Günyüzü ilçesine bağlı Doğray mahallesinde iddiaya göre; dün akşamüstü sıralarında, Şanlıurfa’dan mevsimlik işçi olarak gelen ailelerden birinin kızı olan 13 yaşındaki Gamze Kakız ayaklarını yıkamak için Sakarya nehri kıyısına geldiği sırada dengesini kaybederek suya düştü. Olayı gören Nizamettin Aytekin isimli bir mevsimlik işçi kız çocuğunu kurtarmak için suya atladı, ancak akıntıdan o da etkilenerek boğulma tehlikesi geçirdi. Çevredeki işçiler, Aytekin'i imkanlarıyla çıkarırken, 13 yaşındaki Gamze ise, kısa sürede suda kayboldu. Yapılan ihbar üzerine nehir kıyısına jandarma ve 112 Acil Sağlık ekipleri sevk edildi.
Ardından nehirde kaybolan kızı aramak üzere Ankara Emniyet Müdürlüğü Su Altı Grup Amirliği'nde görevli ‘Kurbağa adamlar' geldi. Yaklaşık 1 saat süren arama çalışmalarının ardından Gamze Kakız’ın cansız bedeni bulunarak sudan çıkarıldı. Savcılık ve jandarma ekiplerinin incelemesinin ardından küçük kızın cansız bedeni hastane morguna kaldırıldı.
Öte yandan Gamze Kakız’ın ailesi ise aldıkları acı haberle sinir krizi geçirdi. Olayla ilgili başlatılan soruşturma devam ediyor.
 
16.10.2020
Devamı

Süt Krizi Büyüyor

Kırklareli (DSYB) Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dermenci haziran ayında verilmeyen süt zammı kriz doğurdu dedi.

Başkan Dermenci çiğ süt fiyatlarını değerlendirerek şunu söyledi. “pandemi süreci ve akabinde yükselen döviz fiyatları ile birlikte başta yem fiyatları olmak üzere üreticilerimizin birçok girdi maliyetleri %30-%50 arasında artmaya başladı. Bunun üzerine 17 Haziran 2020 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptığım ziyarette bizzat bakanlık bürokratlarına; maliyetlerin arttığını, yem süt paritesinin düştüğünü, 2 Ekim de söyledikleri Ulusal Süt Konseyi (USK) nin toplanıp, süt fiyatının revize edilmesini akabinde de Aralık ayında belirlenecek yeni süt fiyatıyla birlikte yetiştiricilerimizin sürdürülebilir bir fiyatla üretime devam etmelerinin sağlanabileceğini belirttim. Fakat gelinen bu noktada bizlerin öngörüleri dikkate alınmayarak bugün yaşadığımız süt krizine zemin hazırlamış oldu.”dedi.


Başkan Dermenci şunları kaydetti
 
"En son 2 Ekim 2019 yılında yapılan Ulusal Süt Konseyi (USK) Toplantısında 15 Kasım 2019 dan geçerli olmak üzere süt fiyatı 2.30 kuruş olarak belirlenmişti. Ayrıca bu fiyatın bir yıl geçerli olacağı ifade edilmiştir.

Toplantıda bulunan diğer birlik başkanları ve bizzat ben de bu fiyatın bir yıl gibi uzun bir süreyle uygulanamayacağını, bunun belirli bir yem-süt paritesine bağlanması gerektiğini yada altı ayda bir belirlenmesi gerektiğini talep ettik.

O gün düzenlenen toplantıda bakanlık yetkilileri alınan kararın aynı kalacağını fakat; yem-süt paritesi düşünce de bir yılı beklemeden tekrar Ulusal Süt Konseyinin toplanabileceğini ifade ettiler.

Hepimizin malumu üzerine pandemi süreci ve akabinde yükselen döviz fiyatları ile birlikte başta yem fiyatları olmak üzere üreticilerimizin birçok girdi maliyetleri %30-%50 arasında artmaya başladı. Bunun üzerine 17 Haziran 2020 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptığım ziyarette bizzat bakanlık bürokratlarına; maliyetlerin arttığını, yem süt paritesinin düştüğünü, 2 Ekim de söyledikleri Ulusal Süt Konseyi (USK) nin toplanıp, süt fiyatının revize edilmesini akabinde de Aralık ayında belirlenecek yeni süt fiyatıyla birlikte yetiştiricilerimizin sürdürülebilir bir fiyatla üretime devam etmelerinin sağlanabileceğini belirttim.
Fakat gelinen bu noktada bizlerin öngörüleri dikkate alınmayarak bugün yaşadığımız süt krizine zemin hazırlamış oldu.
Bugüne bakıldığında üreticilerimiz bırakın para kazanmayı her gün zarar eder bir duruma düşmüştür. Öte yandan sanayici ihtiyacı olan sütü bulamamaya başlamış, sonuçta üretici de sanayici de bu uygulanan fiyat politikasından mağdur olmuştur.

Sonuç olarak Bakanlığımızın yapmış olduğu yılda bir fiyat politikasından vaz geçerek, yem-süt paritesini ve Dünya süt fiyatını baz alacak şekilde 3 er aylık yada 6 şar aylık periyotlar şeklinde süt fiyatını belirlemelidir. Yada Ulusal Süt Konseyinin (USK)  yeniden yapısının değiştirilerek, Gıda Komitesinden bağımsız bir kurul haline getirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin Üretene gücüne Yazık Olacaktır”

Aksi halde önceki yıllarda olduğu gibi bölgesel fiyat belirlenmesinin önü açılmış olacaktır. Biran önce bu önlemler alınmadığı taktirde Türkiye’nin üreten gücüne yazık olacaktır."dedi.
 
15.10.2020
Devamı

Enflasyonu Sadece Çiğ Süt mü Yükseltiyor?

Tokat (DSYB) Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Köten çiğ süt fiyatına yapılmayan zammı değerlendirdi. Başkan Köten çiğ süt fiyatına ilişkin “Geçen seneki 70 TL ye aldığımız süt yeminin torbası şu anda 105 TL olmuştur. Dövize bağlı girdi maliyetlerinin kontrol edilemediği bir ortamda süt fiyatlarının sabit kaldığı kabul edilemez bir durumdur.”dedi. Başkan Köten sütün enflasyonu yükselttiğine dairde bir açıklama yaparak Şunları söyledi. “Son günlerde süt fiyatlarının enflasyonu yükselttiği için zam yapılmadığını duyuyoruz. Sadece süt fiyatları mı enflasyonu yükseltiyor? Böyle bir ortamda süt fiyatlarına zam yapılmıyor ise her fırsatta yem fiyatlarına zam yapan kur yükselmesini bahane eden yem sanayicileri ile görüşülüp yem fiyatlarına indirim yapılmasını talep ediyoruz.” Dedi.

Başkan Köten Anadolu İzlenimleri’ne şunları kaydetti.
 
 “Sütün litre fiyatı en az 3 TL olması gerekmektedir. Ulusal Süt Konseyinin yaptığı son toplantıda açıkladığı 40 kuruşluk desteklemenin üreticiyi tatmin etmemiştir. Çiğ süt fiyatlarına en son 15 Kasım 2019 da zam yapılmıştır. Sütün litre fiyatı o tarihte 2,30 kuruş olarak belirlenmiştir. Bu fiyat üreticinin eline geçen rakam değil fabrika teslim fiyatıdır. Üreticinin eline geçen rakam ise ortalama 2,15 kuruş civarındadır. Aynı tarihte yem fiyatlarına baktığımızda 70-75 TL civarında idi.  Aradan geçen 11 aylık süre içerisinde süt fiyatlarına hiç zam yapılmamış, yem fiyatlarına ise %40 civarında zam yapılmıştır. Kısaca açıklayacak olursak geçen seneki 70 TL ye aldığımız süt yeminin torbası şu anda 105 TL olmuştur. Dövize bağlı girdi maliyetlerinin kontrol edilemediği bir ortamda süt fiyatlarının sabit kaldığı kabul edilemez bir durumdur. Yine de bu yıl saman fiyatlarına yaklaşık %13, mısır fiyatlarına %20, yonca fiyatlarına %15 oranında zam yapılmıştır. 1 litre süt satan üretici minimum 15 kg yem alabilmelidir. Bunun içinde süt fiyatlarının en az 3 TL olması gerekir.  Bu gidişat üreticimize ve ülke hayvancılığına ciddi zarar vermektedir.  Bu duruma bir çözüm bulunmaz ise üreticimiz elindeki damızlık hayvanları kestirmek zorunda kalacaktır.  Buda ülke ekonomisine ve bize ciddi zarar verecektir. Biz sütümüzün değerinde satılmasını istiyoruz.  Süt, Allah’ın insanlığa bahşettiği en değerli gıda maddelerinden birisidir.  Ama maalesef bir bardak çay, bir şişe gazoz bile sütümüzden daha değerli hale geldi. Bu durum bizleri gerçekten üzmektedir. Üreticimiz desteklensin ki üretsin. Biz üreticimizin desteklenmesini istiyoruz.

Son günlerde süt fiyatlarının enflasyonu yükselttiği için zam yapılmadığını duyuyoruz. Sadece süt fiyatları mı enflasyonu yükseltiyor? Böyle bir ortamda süt fiyatlarına zam yapılmıyor ise her fırsatta yem fiyatlarına zam yapan kur yükselmesini bahane eden yem sanayicileri ile görüşülüp yem fiyatlarına indirim yapılmasını talep ediyoruz.  Bizler bu ülke için bu güzel insanlar için üretmek istiyoruz.

Virüs salgını başladığında farkına varmamız gereken konulardan biriside Tarım ve Hayvancılık oldu.  Demek ki bir  ülkenin yolları köprüleri yüksek binalardan önce tarıma ve üretime ihtiyaç olduğu acı bir şekilde tecrübe etmiş olduk”.dedi.
 
15.10.2020
Devamı

Başkent Paris'de Tarım Fuarına Covid-19 Engeli

Fransa’nın başkenti Paris’te 27 Şubat-7 Mart 2021 tarihlerinde düzenlenmesi planlanan Tarım ve Hayvancılık Fuarı, covid-19 nedeni ile  2021 yılında  düzenlenmeyecek.
Fuar Komitesi, Tarım Bakanlığının onayıyla en az 12 bin tarım ve gıda ürününün değerlendirildiği açık rekabet etkinliklerinin Paris ve farklı kentlerde düzenleneceğini, hayvanların değerlendirildiği etkinliklerin ise gelecek yıla ertelendiğini duyurdu.

"Ülkenin en büyük fuarı" olarak bilinen Tarım ve Hayvancılık Fuarı, bu yıl Kovid-19 salgınından hemen önce düzenlenmişti.
Önceki yıllarda yaklaşık 650 bin ziyaretçiye ev sahipliği yapan fuarı, 2020’de 540 bin kişi ziyaret etmişti.
 
15.10.2020
Devamı

“Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından biri de Türk çiftçisidir”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Bayraktar, tarım sektörünün öneminin koronavirüs salgınıyla birlikte daha iyi anlaşıldığını vurgulayarak, “Dünya Gıda Günü münasebetiyle, fedakarca üretim yaparak gıda ihtiyacımızı karşılayan emektar çiftçilerimize bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz” diye konuştu.
Bayraktar yaptığı yazılı açıklamada, FAO’nun dünya gıda gününü bu yıl “Büyütelim, besleyelim, hep birlikte sürdürelim” temasıyla kutladığını belirtti.
Bu yıl belirlenen temanın, yeterli ve sürdürülebilir gıda üretimine vurgu yaptığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“FAO’nun Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu raporuna göre; 2019 yılında yaklaşık 690 milyon insanın yetersiz beslendiği, kronik açlık çektiği tahmin ediliyor. Yani dünyadaki her on kişiden biri açlık çekiyor. Yine 3 milyar kişi de sağlıklı beslenemiyor. Hatta raporda koronavirüs pandemisinin 2020'nin sonu itibariyle dünya genelinde 130 milyon kişiyi daha kronik açlığa sürükleyebileceği belirtilmektedir.”
 
“Açlık sorunu devam ediyor”
Dünyada açlık sorununun devam ettiğini hatta aç insan sayısının hedeflenen şekilde azalmadığının altını çizen Bayraktar, “BM’ye üye 193 ülke oy birliğiyle 2030’a kadar açlığın sona erdirilmesini hedeflemiş bulunuyor. Özellikle yoksullar ve çocuklar başta olmak üzere herkesin bütün yıl boyunca güvenli, besleyici ve yeterli miktarda besine erişimini güvence altına alınması önemli bir hedeftir. Ancak bu hedefe ulaşmak için yeterli çalışmalının yapılmadığı da bir gerçektir” diye konuştu.
Dünyada herkese yetecek kadar gıda üretilmesine rağmen açlık çeken insan sayısının bir türlü azalmadığını ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti:
“Dünyada yaşanan açlığı yok etmek için üretilen gıdanın dengeli dağıtılması ve israfın en aza indirilmesi büyük önem taşımaktadır. Her sene dünyadaki gıdanın yüzde 14'ü satış aşamasına ulaşamadan kaybedilmekte ve yaşanan gıda kaybı yıllık 400 milyar dolara mal olmaktadır.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 19 milyon ton gıda israfı yapılmakta, bu neredeyse ürettiğimiz gıdanın beşte biri oranına denk gelmektedir. Türkiye'deki gıda kaybı düzeyi yüzde 40 civarındadır. Açlığa son vermek için gıda israfının önüne geçmeliyiz.”
 
Koronavirüsle mücadele süreci ve gıdaya ulaşım
Sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşmasının her bireyin en temel hakkı olduğunu vurgulayan Bayraktar, gıda üretiminin temelini oluşturan tarım sektörünün öneminin koronavirüs pandemisinde daha net görüldüğünü belirtti.
Tarım sektörünün bu süreçten kaçınılmaz olarak etkileneceğini belirten Bayraktar, “Yaşanan tüm zorluklara rağmen ülkenin gıda güvencesini sağlayan çiftçilerimiz, büyük fedakarlık göstererek tarlasında kalmaya, üretimi sürdürmeye devam etmiştir. Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından biri de Türk çiftçisidir” diye konuştu.
Bayraktar, Türkiye’nin salgınla mücadele sırasında gıda güvenliği açısından başarılı bir tablo çizdiğini, üretimin kesintisiz sürdüğünü, gıda ürünlerinin aksama yaşamadan tüketici ile buluşturulduğunu ifade etti.
Bu dönemde, her ülkenin kendi tarımını korumak ve sürdürmek için tedbirler aldığını, ülkelerin önceliğinin gıda güvenliğini sağlamak olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız. Bu süreçte üretimi ile hayati bir rol üstlenen tarım ve gıda sektörü durursa, ülkemizde hayat durur. Üretimin aksamadan sürdürülebilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
İthalata bağımlı ülkelerin bu süreçte büyük zorluklar yaşadığını ifade eden Bayraktar şöyle devam etti:
“Gıda milliyetçiliği kavramının önem kazandığı bu dönemde ülkeler, uyguladıkları korumacılık tedbirleri kapsamında ihracata kısıtlamalar getiriyor. Bu şartlarda ithalat yapılsa bile ürünün çok daha pahalıya geleceği bir gerçektir.
Yaşadığımız tecrübeler gösteriyor ki, tarım potansiyelimizin tamamını kullanmak, arz açığımız olan ürünlerimizin üretimini doğru planlamak zorundayız. Arz açığı veren ürünlerin üretiminin artırılması için iyi bir üretim planlaması yapılmalı, üretimin artırılmasına yönelik destek politikaları belirlenmeli, verim artışı sağlanmalıdır.”
 
Sektörün ve çiftçilerin sorunları
 
Üretimin artarak devam etmesi için çiftçilerin yeterli gelir elde etmesi gerektiğine işaret eden Bayraktar, “Çiftçilerimiz ancak diğer kesimlerin üçte biri oranında gelir elde etmektedir ve bu durum sürdürülebilir değildir. Bunu sağlamak için sektörün yapısal ve güncel sorunlarının çözüme kavuşturulması önemlidir” diye konuştu.
Tarım sektöründe; parçalanmış arazi yapısı, örgütlenme ve sulama gibi yapısal sorunlarının yanında, girdi fiyatlarının yüksekliği, banka borçlarının artması gibi kronik sorunların da bulunduğunu vurgulayan Bayraktar şöyle devam etti:
“Sorunların çözümü için orta ve uzun vadede çözüm yolları aranmalıdır.
Dünyada tarımsal üretim, açlığı bitirecek ve artan gıda talebini karşılayacak düzeyde artmamaktadır. Gıda açığını kapatma konusunda en önemli ülkelerden biri de bizim ülkemizdir. Ülkemiz büyük bir tarımsal potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelimizi tam olarak kullandığımızı söyleyemeyiz.
Tarım sektörünün sorunları çözülür ve sektör gerektiği gibi desteklenirse, gıda üretiminde sadece ülkemize değil içinde bulunduğumuz coğrafyaya yetecek gıda üretimini yapabiliriz.

Açlık sorunu kendi ayakları üzerinde duran ve yeterli tarım sektörü varlığını sağlamakla çözülebilecek bir sorundur. Dünyada gıda güvenliği ancak devletlerin, uluslararası kuruluşların, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm diğer aktörlerin de aktif katılım ve diyaloğuyla mümkün olabilir.
Ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması, toplumun, gençlerimizin ve çocuklarımızın sağlıklı ve kaliteli beslenmesi, tarımımızın uluslararası alanda rekabet edebilecek doğrultuda sürdürülebilir bir şekilde gelişebilmesi için Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her türlü olumlu katkıyı sağlamaya devam edeceğiz.”
 
 
15.10.2020
Devamı

Başkan Eroğlu“Kadınlar Kırsal Ekonomin Bel Kemiğidir"

Türk Veteriner Hekimleri Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu Dünya kadın Çiftçiler günü dolayısı ile bir açıklama yaptı. TVHB Başkanı Eroğlu Dünyada kadınlar kırsal ekonominin bel kemiğidir.Ülkemizde çalışan kadınların yaklaşık olarak yüzde 30’ u tarımdadır. Tarım çalışanlarının yüzde 41’ni de (2 milyon 200 bin) kadınlar oluşturmaktadır.”dedi

Eroğlu; Dünya çiftçi kadınlar gününe ilişkin şunları kaydetti.
 
“Kadınların bitkisel ve hayvansal üretimde, kaynakların sürdürülebilir kullanımında ve gıda arzının güvenliğinde sahip oldukları önemli konumdan hareketle her yıl 15 Ekim, ‘Dünya Çiftçi Kadınlar Günü’ olarak kutlanmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerde tarımsal iş gücünün yüzde 50’sini, daha az gelişmiş ülkelerde ise yüzde 70'ini kadınlar oluşturmaktadır. Kırsalda yaşayan kadınlar, tarımsal faaliyetlerdeki iş gücüne azımsanmayacak boyutta katkı sunmakta, ailenin bakımını üstlenmekte, tarımsal üretime, beslenme ve gıda güvenirliğine önemli katkılar yapmaktadırlar. Daha net bir ifadeyle, Dünyada kadınlar kırsal ekonominin bel kemiğidir.

Ülkemizde çalışan kadınların yaklaşık olarak yüzde 30’ u tarımdadır. Tarım çalışanlarının yüzde 41’ni de (2 milyon 200 bin) kadınlar oluşturmaktadır.
COVID-19 Pandemisi ile tarımsal üretim ve gıda arzı güvenliği dünyanın ve ülkemizin öncelikli konuları arasında yer almıştır. Tüm ülkelerde, kendine yetecek ve sürdürülebilirliği sağlayacak üretim modelleri üzerinde daha ciddi çalışmalara hız verilmiştir.

Ülkemizde kırsaldan ayrılan insanların üretimden kopması sebebiyle kırsalın cazip hale getirilmesi hayati derecede önem arz etmektedir. Kırsal nüfusun hızla azalmasına karşı gerekli politikalar bir an önce uygulamaya konulmalıdır. Kırsalın yok olması üretimin yok olması demektir.

 Bitkisel üretimde ve hayvancılıkta sürdürülebilirlik açısından çiftçi ve yetiştirici kadınlarımızın emeklerinin karşılığını almaları, taleplerinin karşılanması ile sorunlarının çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Üretimin her aşamasına aktif şekilde katılan kadın çiftçilere yönelik eğitim programları ve sertifikalandırma çalışmalarının yoğunlaştırılması, sürdürülebilir tarım-hayvancılık tekniklerinin öğretilmesi, düşük faizli tarımsal kredilerden faydalanmaları için öncelik tanınması ve girişimciliğin teşvik edilmesi, sosyal güvenlik hakları yönünden tam güvence altına alınmaları sağlanmalıdır.

Tarlasında, bahçesinde, ahırında gece gündüz demeden emek vererek ailesine ve ülkemize üretimle destek veren, elinin  değdiği her şeyi  güzelleştiren kadınlarımızın ‘Dünya Çiftçi Kadınlar Günü’ kutlu olsun.” Dedi.
 
 
 
15.10.2020
Devamı

Şeker İş'den Gıda Güvenliği Teklifine Tepki

Şeker İş Sendikası Genel Başkan İsa Gök: - "TBMM'ye sunulan 116 sayılı Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, kamu sağlığı ve gıda güvenliği ile hak arama özgürlüğü temelinde demokrasiye yönelik ciddi tehdit içermektedir"dedi.

Gök, yaptığı yazılı açıklamada, teklifin "tüketici haklarının etkin bir şekilde korunabilmesi" amacının arkasına sığınılarak, sınırsız kar hırsı ile hareket eden gıda kartel ve lobilerini korumak, güçlendirmek ve kamu sağlığını tehlikeye sokmak dışında bir sonucunun olmayacağını ileri sürdü.
Teklifle, "yanıltıcı yayınlara" idari para cezası uygulanmasının önünün açılacağını belirtenGök, "yanıltıcı yayın" ifadesini eleştirerek, şunları kaydetti:

"Bir gıda ürünü ile ilgili olarak, kamuoyuna aktarılan bilginin 'gerçeğe aykırılığı' nasıl belirlenecektir? Bu teklif yasalaştığında sendikamız Şeker-İş, kamuoyunu bilgilendirmek işlevi çerçevesinde bir açıklama yayınladığında 'yanıltıcı yayın' mı yapmış olacaktır? Bakanlık, sendikaya para cezası mı kesecektir? Gıda karteli Cargill, sendikaya tazminat davaları mı açacaktır? Gıda kartelleri, aksi ispatlanıncaya kadar, sağlıksız ürünleri topluma satıp kar elde ederken, bunun doğru olmadığını sırf kamusal yarar için ortaya koymaya çalışanlar neden yasal olarak sıkıntıya düşürülmek istenmektedir?"
Gök, vatandaşların, gıda olarak kullandığı ürünün içeriğini bilme ve seçim yapma hakkı olduğuna işaret ederek, tek yönlü bilgilendirmeler ve kamu sağlığının önüne geçen bu tıkaç girişiminin, vatandaşların bu hakkını elinden alacağını, ceza tehdidi ile korkutulan bilimsel çevrelerin araştırma yapma motivasyonundan yoksun kalacağını öne sürdü.

Kanun teklifinde yer alan şeker piyasasına ilişkin bazı düzenlemelerin de kötüye kullanılabileceğine, usulsüzlükleri cesaretlendirebileceğine ve adil olmayan uygulamalarla karşılaşılmasına yol açabileceğine dikkati çeken Gök, "TBMM'ye sunulan 116 sayılı Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, kamu sağlığı ve gıda güvenliği ile hak arama özgürlüğü temelinde demokrasiye yönelik ciddi tehdit içermektedir." ifadesini kullandı.
Gök, "maddi ve hukuki temeli bulunmayan, bilgilenme, şeffaflık açısından kabulü mümkün olmayan, ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran, kamu sağlığı ile gıda güvenliğini tehlike altına alan" bu teklifin TBMM Genel Kurulu'nca reddedilmesi gerektiğini kaydetti.
 
 
15.10.2020
Devamı

Başkan Durgun :"Bıçak Kemiğe Dayandı Bu Karar Kemiği Parçalar"

Tekirdağ (DSYB) Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ergin Durgun çiğ süt fiyatları ile ilgili bir açıklama yaptı. Başkan Durgun “Süt fiyatındaki kabul edilemez bu yanlıştan acil bir şekilde geri dönülmelidir buradan uyarıyorum bu süt fiyatının sonuçları hem süt üreticisine olumsuz etki edeceği gibi hem de uzun vadede süt ve süt ürünleri tüketicileri vatandaşlarımızın tamamına olumsuz tesir edecektir. Süt üreticisi zaten zor zamanlar geçiriyordu sürekli maliyetleri artıyordu süt fiyatı ile ilgili verilen bu karar işleri daha da zora soktuğu için işin içinden çıkılmaz bir hale geldi. Bıçak kemiğe dayanmıştı bu karar kemiği de parçalar!”dedi.
Başkan Durgun süt fiyatları ile ilgili şunları kaydetti.
 
“Süt fiyatındaki kabul edilemez bu yanlıştan acil bir şekilde geri dönülmelidir buradan uyarıyorum bu süt fiyatının sonuçları hem süt üreticisine olumsuz etki edeceği gibi hem de uzun vadede süt ve süt ürünleri tüketicileri vatandaşlarımızın tamamına olumsuz tesir edecektir. Süt üreticisi zaten zor zamanlar geçiriyordu sürekli maliyetleri artıyordu süt fiyatı ile ilgili verilen bu karar işleri daha da zora soktuğu için işin içinden çıkılmaz bir hale geldi. Bıçak kemiğe dayanmıştı bu karar kemiği de parçalar!

Süt üretim maliyeti özellikle yem hammaddelerinin birçoğu yurtdışından dövizle geldiğinden çok ciddi oranlarda artış gösterdi yine aynı şekilde tüm girdilerde artış yaşadık biz çok para kazanalım istemiyoruz çok yüksek süt fiyatı olsun istemiyoruz biz artan üretim maliyetlerimizin bizim ürettiğimiz ürünlerin satış fiyatına yansımasını istiyoruz artan maliyetler altında ezilmek istemiyoruz zarar etmek istemiyoruz biz zor şartlarda da olsa üretime devam etmek istiyoruz fakat sizler de takdir edersiniz ki zarar ederek ne kadar zaman bu işi devam ettirebiliriz bu şekilde bu yanlıştan acilen geri dönülmesini istiyoruz. Tüm sektörlerde üretim maliyeti artışları üretilen ürünlerin satış fiyatlarına yansıtılır bu gayet normal bir durumdur. Peki, neden süt üreticilerinin maliyet artışının süt fiyatına yansıtılmasına izin verilmiyor?

Süt fiyatında artış yapılmayarak desteğinde artış yapıldı o da bize göre düşük bir artış ve ne zaman ödeneceği belli değil şuan da süt üreticisinin geriye dönük 6 aylık süt desteği alacağı var! Üreticilere kulak verilmesi sadece süt Üreticisi için değil toplumun tamamının faydasına olacaktır yoksa süt ve et üreticilerinin sayısı azalacak ve ülkemiz Namerde muhtaç kalacaktır buradan uyarıyorum milletimizi Namerde muhtaç etmeyin süt üreticisinin sesine kulak verin! Bize diyorlar gençler bu işi yapmıyor bu şartlarda nasıl yapsın ki zaten sektörün içerisindeki insanlar bile pişmanken memnun değilken bu insanlar Çocuklarına nasıl bu işi tavsiye etsin bu insanlar çocuklarına tavsiye eder mi? Buradan uyarıyorum bu şekilde süt üreticisi zarar etmeye devam ederse mecburen bu işi bırakmak zorunda kalacak fakat ülkemizin süt ve et ihtiyacının karşılanması gerekecek bu defa ya yurtdışından ithalat yoluyla karşılanacak ya da sermaye sahipleri çok büyük Çiftlikler kurarak bu üretimi gerçekleştirir. Belki bunların sahipleri ülkemiz vatandaşı şirketi bile olmayabilir. Ama onlar bizim aile işletmelerimiz gibi bu iş yapmazlar yol köprü hastane havalimanı yapan sermaye şirketleri gibi devletten fiyat ve alım garantisi isteyerek yaparlar öyleyse biz de diyoruz ki devletimiz günün birinde fiyat ve alım garantisi verecekse günün birinde vermek zorunda kalacaksa bunu belki sahipleri ülkemiz vatandaşı bile olmayacak büyük sermaye şirketlerinin çiftlikleri için değil kırsalda yaşayan aile işletmeleri için yapsın üretilen ürüne fiyat ve alım garantisi verilsin.

 Sen yeter ki üret gerisini düşünme densin. Aynı sıkıntı et üreticisi besicilerde de var. Ramazan ayında bir kilo karkas et kesim fiyatı 40TL iken bu gün yem ve tüm üretim kalemlerinin maliyetlerinin artmasına rağmen kilosu 37TL’ye düştüğü halde bile hayvanını satamamakta! Ne olacak bu et ve süt üreticisinin hali? Üreticinin sesini duyun! Amacımız üzüm yemek bağcı dövmek değil! " Dedi.
 
 
14.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli “Tarım Sektörü 2 Yıldır Tüm Çeyreklerde Büyüme Gösteriyor”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, video konferans yöntemiyle, MÜSİAD Akıllı Tarım Kent Projesi’nin açılışına katıldı.
Programda yaptığı konuşmasına tarım ve kırsal kalkınma için önemli bir model olan bu projenin, ülkemize hayırlar getirmesini dileyerek başlayan Bakan Pakdemirli, MÜSİAD’ın özellikle, tarım ve kırsal kalkınma alanında ciddi çalışmalar yaptığını ve önemli projeler yürüttüğünü vurguladı.
Bugün tanıtımı yapılan Akıllı Tarım Kent Projesi’nin de bu çalışmaların bir sonucu olduğunun altını çizen Pakdemirli “Ülkemizin geleceğinin tarım olduğunu gösteren, gençlerimize ve girişimcilere yeni imkânlar sunan bu projeye; değer katan, katkıda bulunan herkese bir kez daha şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“Tarım Sektörü 2 Yıldır Tüm Çeyreklerde Büyüme Gösteriyor”
Pandemi sonrasında tarım sektörüne yeterlilik, yerli ve milli üretim olgusunun damgasını vurduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
Bu süreçte, pek çok ülkede raflar boş kalırken, temel ihtiyaçlar karşılanamazken, ülkemizde tarım-gıda sektöründe hamdolsun hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadık. Çünkü Türkiye kendi ihtiyacını karşılamasının ötesinde, üretim gücüne sahip bir ülkedir. Tarımsal hasılamız %45 artışla, 275 Milyar Liraya ulaştı. Tarımsal hasıla da Avrupa’da lider, Dünya’da ilk 10 içindeyiz. Tarımsal ihracatımız iki yılda 1 Milyar Dolar artarak, 18 Milyara Dolara yükseldi. Bu yılın ilk 8 ayında, tarım ve gıda ürünleri ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre %6,4 artış gösterdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte tarım sektörü 2 yıldır tüm çeyreklerde büyüme gösteriyor. TÜİK tarafından en son açıklanan 2020 yılı 2. Çeyrek büyüme rakamlarında, tarım %4 büyüme ile birçok sektörün önünde gelişme gösterdi” açıklamasını yaptı.

“Gıda ve Tarım Sektöründe Oldukça İyi Bir Noktadayız”
Kırsalda yatırımların artması, gençlerin, kadınların tarım sektöründe daha çok yer alması için önemli projeler ve destek programları uyguladıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli: “Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesine, verimsizleşmesine tahammülümüz yok. Tedbirlerimizi alıyoruz. Üretim potansiyeli yüksek ovaları özel koruma altına alarak, yanlış kullanımlar sebebiyle arazinin bozulmasını da engelliyoruz. Modern sulama tekniklerinde kullanım oranını; yüzde 6'dan yüzde 28 seviyesine çıkardık. Artık tüm sulama yatırımlarını, modern ve kapalı sistemde kuruyoruz. Sera tarımını ülkenin 72 iline yaygınlaştırdık. Böylelikle sera ürünleri; ülkemiz için önemli bir üretim ve ihracat kaynağı haline geldi. Yine ülkemiz, meyve ve sebzede de net ihracatçı konumdadır. Görüldüğü gibi, nereden bakarsanız bakın, gıda ve tarım sektöründe oldukça iyi bir noktadayız.

“Tarım ve Kırsaldaki Tüm Yatırımlara Çok Yönlü, İstihdam Odaklı, Refah Temelli, Gelir Hedefli Olarak Bakıyoruz”
Tarihteki medeniyetlere bakıldığında tarımın yüzyıllarca kentler ile bütünleşmiş bir biçimde uygulandığının görüldüğünü belirten Bakan Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hatta ilk şehirlerin tarımdan gelen üretim fazlası ve pazar ekonomisinden dolayı ortaya çıktığını da bilmekteyiz. 20. yüzyıldan itibaren tarım, kentlerde kaybolmaya başlamış, kırsalda yürütülen bir faaliyet olmuştur. Zaman içinde kentlere göçün artması, kırsalda tarım yapan nüfusun yaşlanması, sürdürülebilir üretimin önünde bir sorun olarak çıkmıştır. Bu konuda tedbirlerimizi alırken, yaşanan Pandemi dönemini, tarım ve kırsal kalkınma için bir fırsat olarak görüyoruz. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek, yeni yatırımlarla bu sektörü daha da güçlendirmek zorundayız. Elbette kırsalda yatırım önemli. Ama konuya sadece yatırım olarak bakmak doğru değil. Konuyu, kırsaldaki yaşam seviyesini yükseltecek, eğitim imkânlarını geliştirecek ve sosyal ihtiyaçları giderecek şekilde ele alırsak; o zaman tarımı daha verimli, kırsalı daha çekici hale getirebiliriz. İşte MÜSİAD’ın bugün tanıtımı yaptığı bu proje, konuya tam bu noktadan dâhil oluyor. Bizde Bakanlık olarak, tarım ve kırsaldaki tüm yatırımlara çok yönlü, istihdam odaklı, refah temelli, gelir hedefli olarak bakıyoruz. Yaptığımız çalışma ve projelerin, konuları ve uygulama yerleri farklı olsa da, ana fotoğrafa baktığımızda tüm bu çalışmaları; tarım ve kırsalı geliştirme adımlarının birer parçası olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Kırsal Kalkınma Alanında 11.552 Projeye, 3,1 Milyar Lira Hibe Verdik”
Kırsal kalkınma alanında yürütülen çalışmalara da değinen Bakan Pakdemirli “Ekonomik yatırımlar kapsamında; 11.552 projeye, 3,1 milyar Lira hibe verdik ve yaklaşık 100 bin kişiye istihdam sağladık. Bu projenin uygulama süresini 2025’e kadar 5 yıl süreyle uzattık. IPARD kapsamında; bugüne kadar toplam 16.569 projeye, 4,3 milyar lira hibe ödedik, 70 bin yeni istihdam sağladık. Geçen yıl pilot olarak başlayan Uzman Eller projesi kapsamında; tarım ve hayvancılık alanında herhangi bir bölümden mezun gençlerimize yeni yatırımlar için 100 bin lira hibe sunuyoruz. ORKÖY destekleri ile de; 2003 yılından bugüne kadar, toplam 240 bin projeye 3,4 milyar Lira destek verdik. Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile tarımsal işletmelerin etkin çalışmasına yönelik arazi edinimi uygulamaları ve buna bağlı olarak Arazi Bankacılığı geliştirilmesi kapsamında çalışmalarımız devam ediyor. TARSİM kapsamında; son 1 yılda 3,7 milyon adet tarım sigortası poliçesi ile 100 milyar Liranın üzerinde tarımsal varlığı teminat altına aldık. 2,4 milyar Lira prim desteği, 1,9 milyar Lira hasar tazminatı ödendi. Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Proje sayımızı 23 adetten, 41 adete çıkardık” diye konuştu.

“Tarımda Teknoloji Kullanımını ve Dijital Erişimi Artırmak Zorundayız”
MÜSİAD’ın Akılı Tarım Kent Projesi’nde, akıllı kelimesi önemli olduğuna vurgu yapan Pakdemirli “ Bilgiyi, teknolojiyi ve inovasyonu işaret ediyor. Bilgi ve teknolojinin en büyük avantaj olduğu günümüzde, tarımda teknoloji kullanımını ve dijital erişimi artırmak zorundayız. Tarım işletmelerimizin teknolojik altyapısını güçlendirmeli, dünya ülkeleri ile rekabet edebilecek seviyeye ulaştırmalıyız. Özellikle geçen yıl, Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde 15 yıl sonra yapılan 3. TARIM ORMAN ŞÛRASI’nda 50 binden fazla öneri aldık. Tüm bu fikirleri değerlendirerek 5 yıllık planlarımızı oluşturduk,25 yıla ışık tutacak bir yol haritası hazırladık. Şûra kapsamında odak noktalardan birisi de; “Tarımda Dijitalleşme” idi. Bu kapsamda, Tarımda Dijital Dönüşüm hamlesi ve akıllı tarım uygulamaları konusunda yeni projeleri başlattık” dedi.

YÖK ile yapılan işbirliği protokolleri çerçevesinde, bu ayın başında Gebze Teknik Üniversitesi ile Akıllı Tarım Uygulamaları konusunda işbirliği protokolü imzaladıklarını belirten Pakdemirli “Akıllı tarım uygulamalarını üretimin her aşamasında kullanmaya başladık. Bu teknoloji işgücü kullanımında %50’ye varan tasarruf sağlayacak, gübre kullanım etkinliğini %20-40’lardan %60’lara çıkaracak,  bitki koruma ilaçlarını %30 daha az kullanacak,  sertifikalı tohum kullanımı ile verimlilikte %20-25 artış sağlayacağız. Kısacası daha az girdi kullanımı ile daha verimli ve çevreyi koruyan üretim yapısı oluşturuyoruz. Buradan hareketle, MÜSİAD’ın Akılı Tarım Kent Projesi içerisinde, üretimi verimli, kırsalı güçlü hale getiren teknolojik uygulamalar ön planda olacak. Bizde bu konuda gerekli tüm katkıları sağlayacağız” diye konuştu.

“Gelecekte, Akıllı Tarım Kentleri Gibi Projeler Ön Planda Olacak”
2050 yılında Dünya nüfusunun 10 milyarı, ülkemiz nüfusunun da 100 milyonu geçmesinin beklendiğini söyleyen Bakan Pakdemirli “Artan nüfusu doyurmak için %60 daha fazla gıda üretmek zorundayız. Ancak bu gıda, yani üretim artışını; giderek azalan su kaynakları, iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi büyük sorunlarla birlikte yapmak zorundayız. Pandemi sürecinde gıda milliyetçiliği ve yerli üretim kavramları oldukça öne çıktı. Sınırların kapanması, ülkelerin ihracatlarını kesmesi, artık yerli ve yeterli üretimi vazgeçilmez hale getirdi. İşte bunu gelecekte daha güçlü hissedeceğiz. Gelecekte, MÜSİAD’ın AKILLI TARIM KENT gibi projeleri ön planda olacak. Bunun için Bakanlık olarak her türlü işbirliğine açık olduğumuzu, MÜSİAD’ın bu projesinden de büyük memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
 
 
14.10.2020
Devamı

TVHB Başkanı Ali Eroğlu’ndan Anadolu İzlenimleri’ne Ziyaret

Türk Veteriner Hekimleri Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Anadolu İzlenimlerine nezaket ziyaretinde bulundu. Başkan Eroğlu, Dergimiz Genel Yayın Yönetmeni Muhammet Oluklu ile Tarım ve Hayvancılık sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi.
Eroğlu sektöre yönelik şunları kaydetti.
“Tarım ve Hayvancılık sektörü gün geçtikçe önemini artırmaktadır. Covid – 19’un dünyada ve ülkemizde yaygınlaşmasının ardından gıdaya büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda da özellikle proteinli ürünlere tüketici yönelmiştir. Bu anlamda hayvancılık sektörüne üretim konusunda de büyük görevler düşmüştür.
 Hayvancılıkta yaşanan olumlu ve olumsuz tüm gelişmeleri TVHB olarak bizlerde yakından takip ediyoruz. Bu konuda bir basın yayın kuruluşu olarak sizler yani Anadolu İzlenimlerini ülke tarım ve hayvancılığına katkıları şüphesiz tartışılamaz. Üreticiye ve okuyucularınıza hem derginizde hem de internet haberciliğinde destek vermeniz, onların sorunlarını gündeme getirmeniz bir sivil toplum kuruluşu olarak bizleri de ziyadesi ile memnun etmektedir.”dedi



Dergimiz Genel Yayın Yönetmeni Muhammet oluklu ise “Anadolu İzlenimlerine yapmış olduğunuz nezaket ziyaretinden dolayı teşekkür ediyoruz. TVHB önemli bir sivil toplum kuruluşudur. Hayvancılığın olmazsa olmazlarındandır. Özellikle Covid – 19 sürecinde Türk veterinerlerimizin güzel hizmetler yaptığını, ayrıca arge konusunda veterinerlerimizin büyük destek verdiğini yakından biliyoruz. Bu anlamda katkıda bulunan TVHB ve tüm veteriner hekimlerimize teşekkür ediyoruz .”dedi.
Daha sonra görüşmenin ardından Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni Oluklu Başkan Eroğlu’na gazeteciliğin simgesi olan bir kalem takdim etti. Görüşme burada sonlandı.


13.10.2020
Devamı

Saadet Partili Av. Mahmut Sami Büyükyılmaz: Süt Üreticisi Mağdur

Saadet Partisi Konya İl Başkan Yardımcısı Av. Mahmut Sami Büyükyılmaz, partisinin il teşkilatında bir basın toplantısı gerçekleştirdi. İçerisinde bulunulan ekonomik problemlerle ilgili konuşan Büyükyılmaz, “Ülkemiz, zaten var olan ekonomik krizin pandemi nedeniyle iyice artmasından dolayı ekonomik olarak çok kötü günler yaşıyor. Asgari ücretli, emekli, işsiz, esnaf, tüccar, sanayici her kesimden feryatlar yükseliyor. Şu günlerde özellikle Konya'mızda da yoğun bir şekilde yapılmakta olan tarım ve hayvancılık sektöründe feryatlar yükselmektedir.” dedi.

Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyatın yeterli olmadığını belirten Büyükyılmaz, “Süt üreticisi mağdur durumdadır. Süt üreticilerinin temel girdileri olan ilaç, veteriner hekim hizmetleri, gübre, mazot, tarımda kullanılan elektrik ve bunlara bağlı olarak süt üreticisinin en temel girdisi olan yem fiyatları sürekli artarken, bugün bir litre süt 2,3 liradır. Ulusal Süt Konseyinin 15.11.2019- 31.12.2020 tarihleri arası için belirlediği 2,3 TL/kg fiyatı, bugünkü şartlarda süt işletmelerinin maliyetlerinin altında kalmıştır. Süt üreticisinin geçen yıl ile bu yılki temel girdileri mukayese edecek olursak, Geçen yıl mısır silajının tonu tarlada 170 TL. iken, bu yıl 280 TL’dir. Mısır silajındaki yıllık artış yüzde 60’tır. Geçen yıl tonu 350-400 TL. olan saman balyası, bu yıl 700-800 lira civarındadır. Saman balyasındaki artış yüzde 100’e yaklaşmıştır. Yonca kuru otunun tonu geçen yıl 900 TL. iken, bu yıl 1.400 TL. olmuştur. Yonca kuru otundaki yıllık artış yüzde 65’tir. Süt yeminin tonu geçen yıl 1.350 TL. iken, bu yıl 1.950 TL. olmuştur. Süt yeminde artış yıllık yüzde 44’tür. Besi yeminin tonu geçen yıl 1.250 TL iken bu yıl 1.750 TL. olmuştur. Yıllık artış oranı yüzde 40’tır. Tarımda kullanılan elektrik bir yılda yaklaşık yüzde 40 zam görmüştür. İlaç ve veteriner hekim hizmetlerindeki artış da yıllık yüzde 30’un üzerindedir. Temel girdileri ortalama olarak % 50’ler civârında artan süt üreticisinin ürünü hiç artış göstermemiştir. Süt fiyatının üreticinin elinde iken 2,3 lira, markette 6-7 lira olması kabul edilemez. Eğer ülkemizde zaten yıllardır zor durumda olan hayvancılığın bitmesini istemiyorsak, süt fiyatının en az 3,5 lira olması gerekmektedir. Süt yem paritesinin 1,5’un altında olması demek üreticinin üretimden çekilmesi ve ithal süte, ete ve damızlık, besilik hayvana muhtaç olmamız demektir.” diye konuştu.

13.10.2020
Devamı

"Çiğ Süt Üreticisi Yaşamak İstiyor"

Balıkesir  Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Kemal Çakırca çiğ süt fiyatları konusunda bir açıklama yaptı.
Başkan Çakırca çiğ süt fiyatlarındaki durumu şöyle kaydetti.

"Ülkemizde çiğ süt satış fiyatları Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenmektedir. Konsey, Tarım ve Orman Bakanlığı, süt sanayicileri ve çiğ süt üreticisi temsilcilerinden oluşmaktadır. En son 2019 yılının kasım ayında yapılan toplantıda 15 Kasım 2019 tarihinden itibaren tavsiye çiğ süt litre satış fiyatının 2,30 TL olması kararlaştırılmıştır.

Ancak 2020 yılı başında Dünya’da ve ülkemizde yaşanan Covt-19 virüsü sebebi ile süt üreticilerinin kullandığı kaba yemler (kuru yonca, mısır silajı, saman, vb.) ve fabrika yemlerinin satış fiyatları hızla artmıştır. Kasım-2019 da süt yeminin çuvalı 70-72 TL civarında satılırken, günümüz itibarı ile 100-110 TL civarında satılmaktadır. Çiğ süt fiyatlarının değişmeden aynı kaldığı dönemde maliyetlerde %40-50 civarındaki bu artışlar üreticilerimizin süt üretiminin sürdürülebilirliğini imkansız hale getirmiştir. Çiğ süt üreticilerinin bir kısmı işletmelerini kapatarak üretimden vazgeçmiş; bir kısmı ise damızlık hayvanlarını keserek işletmelerini küçültmüştür. Sektördeki bu küçülme ülkemizin çiğ süt üretimini olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmazdır. Genç yetiştiriciler çiğ süt üretimine yönelik çalışmak istememektedirler. Çünkü ailelerinin yılın tamamında 7 gün 24 saat çalıştıklarını; bu sektörden para kazanamadıklarını; üretimi devam ettirebilmek ve çocuklarına gelecek hazırlamakta zorlandıklarını yakından görmektedirler. Bu konuda yetiştiricilerimizin sorunları ve ilgili çözüm önerilerimiz, her zaman her yerde gerek Bakanlık ve gerekse sektör temsilcilerine iletilmekte olup; her platformda da iletilmeye devam edilecektir.

Çiğ süt satış fiyatının belirlenmesi çalışmaları öncesinde Maliye Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, sanayici ve market temsilcileri toplantı yapmışlar; ancak bu toplantıya çiğ süt üretici temsilcileri çağırılmamıştır.

Konu ile ilgili olarak Ulusal Süt Konseyi 10 Ekim 2020 tarihinde toplanmıştır. Bu toplantı sonrası Tarım ve Orman Bakanlığı ile yapılan görüşmede 2020 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait çiğ süt destekleme priminin 40 kuruş/litre olarak belirlendiği; yapılacak değerlendirmeler sonrası Aralık 2020 tarihinde yapılacak toplantıda çiğ süt satışı tavsiye fiyatının belirleneceğini ve 1 Ocak 2021 tarihinden geçerli olacağı açıklanmıştır.

Çiğ sütü üreten bizler üretim maliyetinin altında süt satarak zarar etmeye devam etmeyi ve ailemizin, çocuklarımızın geleceğini yok etmek istemiyoruz. Biz Bakanlık ve Gıda Komitesi yetkilileri tarafından sesimiz duyulsun ve sorunlarımıza çare bulunsun istiyoruz.

Biz üreticiler daha fazla para kazanma peşinde değiliz. Sadece çiğ süt üretimi faaliyetimizin sürdürülebilir hale gelmesi için, geçimimizi sağlayabilmek için, çocuklarımıza bir gelecek hazırlayabilmek için, damızlık hayvanlarımızı kesmek zorunda kalmamak için, işletmelerimizi kapatmamak için, ülkemizin yurtdışından süt ve süt ürünleri ithal etmek zorunda kalmaması için çiğ süt fiyatlarının yeniden belirlenmesini talep etmekteyiz.

Biz üreticilerin zarar ederek ürettiğimiz çiğ sütün enflasyon artışının en büyük nedeni olarak görülmesi bizi daha çok üzmektedir. Biz üreticilerin sorunları çözülmediği ve bu zihniyet devam ettiği sürece daha çok üretici sektörden çekilecek, işletmeler kapanmaya ve damızlık inekler kesilmeye devam edecek, çiğ süt üretimi hızla düşecek, süt ve süt ürünlerinin fiyatları da hızla artacaktır. Biz üreticileri yok edecek bu zihniyetin tüketicileri de vurması kaçınılmazdır.

Yılın değişik zamanlarında çiğ süt fiyatı konusunda ülke gündemini meşgul etmek üreticilerimizi rahatsız etmektedir. Çiğ süt satış fiyatları Bakanlık, sanayici ve üreticilerin katılımı ile herkes tarafından kabul görecek şekilde bir pariteye bağlanmalıdır. Bu amaçla çiğ süt/ fabrika yemi oranı kullanılabildiği gibi market raflarında yer alan süt ürünlerinden oluşacak ürün sepeti fiyatı ile çiğ süt fiyatı arasındaki oran da esas alınabilir. Tüketici gıda fiyatlarında yaşanan enflasyon açısında çiğ süt fiyatları ile birlikte fiyat artışında en büyük paya sahip fabrika yemi fiyatlarına da müdahale edilebilir. Bu amaçla çiğ süt fiyatını ile birlikte fabrika yemi fiyatları da sabitlenebilir. Üreticiler ancak bu şekilde fiyat değişiminden etkilenmez, zarara uğramaz ve çiğ süt üretiminde sürdürülebilirlik sağlanmış olur."dedi
 
13.10.2020
Devamı

Satsuma Mandalinada İhracat Sezonu Başlıyor

Sonbahar aylarının vazgeçilmezi, C vitamini deposu, grip ve soğuk algınlığına karşı doğal ilaç, bağışıklık sistemini güçlendiren satsuma mandalina da, 2020/21 ihracat sezonu 19 Ekim 2020 Pazartesi günü günü başlıyor. Mandalina ihracatında hedef 400 milyon dolar olarak belirlendi.
Pandemi döneminde, Covid-19 virüsünün panzehiri konumundaki satsuma mandalinanın kesim tarihi ise; 14 Ekim 2020 Çarşamba günü olarak belirlendi.
Satsuma mandalinanın kesim ve ihraç tarihine Ticaret Bakanlığı- Ege Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü Başkanlığında, Ege Bölgesi için oluşturulan Hasat ve İhraç Tarihini Belirleme Komisyonu karar verdi. Komisyon, İzmir iline bağlı İnciraltı, Seferihisar, Sığacık, Ürkmez, Gümüldür, Özdere ve Selçuk ilçeleri ve beldelerindeki muhtelif bahçelerde yapılan incelemeler ve alınan numunelerin İzmir Laboratuvar Müdürlüğünde yapılan analizi sonucunda kararını oluşturdu.
Ege Bölgesi’nin satsuma rekoltesi yüzde 25 arttı
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2020 yılı Narenciye Rekolte çalışmasında, Ege Bölgesi’nin satsuma mandalina rekoltesi, 2019 rekoltesine göre yüzde 25’lik artışla 154 bin 245 ton öngörüldüğü bilgisini veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, mandalinada Türkiye genelinde de rekoltede artış beklediklerini, hem ihracata, hem iç piyasaya yetecek miktarda satsuma mandalina olduğunu dile getirdi.
Covid-19 virüsüne karşı vücudun bağışıklığını güçlendirmek için her gün en az iki adet mandalina tüketilmesi tavsiyesinde bulunan Uçak, “Mandalina C vitamini olarak da zengin bir meyve, bu bakımdan, covid-19 virüsüne karşı, grip ve soğuk algınlıklarına karşı vücut direncini arttırmak için kış başlangıcında halkımıza da bol bol narenciye ürünleri tüketmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu.
İhracatta hedef 400 milyon dolar
Türkiye’nin mandalina ihracatının 2019 yılında 347 milyon dolar, satsuma mandalina ihracatının ise; 290 milyon dolar olduğu bilgisini veren Başkan Uçak sözlerini şöyle tamamladı; “2019 yılında Türkiye’den 66 ülkeye mandalina ihraç ettik. İhracatta en çok talep satsuma türü mandalinamıza oluyor. En fazla ihracatın gerçekleştiği ülkeler ise; 163 milyon dolarla Rusya, 54 milyon dolarla Ukrayna ve 23 milyon dolarla Irak oldu. Bu yıl mandalina ihracatında hedefimiz 400 milyon doları yakalamak.”
12.10.2020
Devamı

Tarım İşçilerini Taşıyan Midibüs Devrildi

Kaza, Erdemli ilçesine bağlı Köserelli Mahallesi, Devrent mevkiinde meydana geldi. Ceyhan Koç yönetimindeki 81 EG 437 plakalı işçi taşıyan midibüs, iddiaya göre, fren boşalması nedeniyle sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu yol kenarındaki şarampole devrildi.
Kaza sonrasında vatandaşların ihbarıyla olay yerine çok sayıda sağlık ekibi ve jandarma sevk edildi.
 
12.10.2020
Devamı

Batman’da Anız Yakan Çiftçi Sayısında Düşüş

Anız yangınlarının küçük alanlarda oluştuğuna dikkat çeken Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Muzaffer Özkan: “Valimiz ve Belediye Başkanvekilimiz sayın Hulusi Şahin’in hassasiyetle üzerinde durduğu konulardan biri de anız yangınlarıdır. Son yıllarda artık Batman ovasında, üreticilerimiz bu ilkel yöntemden iyice uzaklaştı. Bu yıl ovamızda anız yangınlarının yaşandığı 5 küçük alanı tespit eden timlerimiz, arazi sahiplerine 3000 TL’lik idari işlem cezası uyguladı. Anız yakmayan Batmanlı çiftçilere duyarlılıktan ötürü teşekkür ediyoruz. Aynı hassasiyeti komşu ilçelerimiz olan Sason ve Bismil’deki çiftçilerden de bekliyoruz” diye konuştu. Batman Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, bu yıl Batman’da anız yangınında 5 çiftçi hakkında da idari işlem yaptı.
 
12.10.2020
Devamı

Yangınları Pkk Üstlendi!

Hatay ve Kahramanmaraş’ta yüzlerce kişiyi evsiz bırakan, tarım arazilerini kül eden, yaban hayatını bitiren eşzamanlı 25 yangını, PKK’lı teröristlerin başlattığı ortaya çıktı. İnsanlığa ve doğaya karşı ihanet ateşini yakanları bulmak için çalışmalar başladı. Hatay’da bazı şüpheliler gözaltına alındı.

Hatay’ın Belen ilçesinin kırsal Sarımazı mahallesi TOKİ ile İssume bölgeleri arasındaki yerleşim yerine yakın bir bölgede önceki gün saat 10.15 sıralarında orman yangını çıktı. Saatte 70 kilometreye varan rüzgar nedeniyle yangın kısa sürede büyüdü. Şiddetli rüzgar nedeniyle alevlere havadan güçlükle müdahale edildi. Alevlerin tehdit ettiği yerleşim yerleri boşaltıldı. Sarımazı Mahallesi’nde polis ekipleri anons yaparak evlerin boşaltılmasını ve araçların kaldırılmasını istedi. Mahalle sakinleri alabildikleri eşyalarıyla birlikte kaçtı. Yangın Arsuz ilçesi ile İskenderun ilçesi sınırlarına da ulaştı. Arsuz ilçesinde bazı ev ve işyerleri ile Nardüzü Mahallesi’ndeki bir fabrika yandı.

Hatay ve Kahramanmaraş’ta önceki gün çıkan yangınlar dün kontrol altına alındı. Ancak Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesine bağlı Ayşe Pınarı Musalar mevkisinde dün çıkan orman yangını rüzgarın etkisiyle kısa sürede büyüdü. Kontrol altına alınan yangında 35 hektar yandı. Andırın Kuzgun Mahallesi kırsalında dün çıkan yangın gece kontrol altına alındı. Hatay Belen’de cuma günü çıkan orman yangınına ekipler geceboyunca müdahaleyi sürdürdü. AFAD, yangınlarda 542 kişiyi tahliye ettiğini açıkladı.

12.10.2020
Devamı

Başkan Yıldız: ‘ Tarihin En Büyük Krizi Bizi Bekliyor’

Konya DSYB Başkanı Edip Yıldız, çiğ süt fiyatları hakkında yazılı açıklama yaptı. Başkan Yıldız üreticinin uzun zamandır beklediği , zammın yapılmamasının ilerleyen dönemlerde hayvancılık da büyük krizlere neden olacağını açıkladı.

Yıldız sözlerine söyle devam etti;
 Dünyanın, yerli üretimi, ve üreticisini desteklemenin ne kadar önemli olduğunu anladığı bu günlerde, Ulusal Süt Konseyi ‘nin toplantısından süt üreticisinin beklediği haber çıkmamıştır.
Kasım 2019 yılında açıklanan süt fiyatlarının üzerinden 11 ay geçmiş ve bu süre içerisinde özellikle artan yem fiyatları ve diğer maliyetler sektörümüzü krize sokmuştur. Süt üretiminde ülkemizde ilk sırada bulunan Konya yetiştiricisi en zorlu ekonomik süreçlerde ülkemizdeki tüm yetiştiriciler ile birlikte üretime devam etmiştir. Yem fiyatları ve diğer tüm maliyetler artarken süt fiyatı sabit kalmıştır. Herkes maliyetine göre ürettiği ürününü satıyor iken bir tek süt üreticisine senin ürettiğin üründe fiyat sabit deniliyor. Üreticiye reva görülen bu uygulama ne bir ekonomik modelle ne de vicdanla izah edilebilir.

Bir kez daha anladık ki; İşlevi olmayan, etkisini yitirmiş kuruma dönüşen Ulusal Süt Konseyi’nin bu yapısıyla süt üreticisine zerre faydası olmayacağı ortaya çıkmıştır. Ulusal Süt Konseyi kurulurken yapılan yanlışın faturasını üreticiler artık ödemeye devam etmemelidir. Süt fiyatının sabit, yem ve diğer girdilerin fiyatının serbest olmasını asla kabul edemeyiz ve etmeyeceğiz.
İthalatta tarım ve hayvansal ürünleri hep taviz konusu olmuştur üreticinin haklı sesi duymamazlıktan gelinmiştir, haksız uygulamaların sorumluluğundan kimse kaçamaz , bilmeliler ki, bu yıkımın vebali üzerlerinde olacaktır.

Bir an önce yapılan bu haksız beyandan vazgeçilmeli, üreticinin zam talebi karşılanmalıdır. Önümüzdeki dönemlerde üreticinin ürettiği sütün fiyatını kendisinin belirleyeceği bir sistem kurulmalıdır. Aksi halde hayvancılıkta tarihin en büyük krizi bizi beklemektedir.
 
 
10.10.2020
Devamı

USK Çiğ SÜT Fiyatı İçin Acil Toplanıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Zoom üzerinden çiğ süt ile ilgili yapılan toplantıya market zincirlerinin yöneticileri çağrılmasının ve katılmasının ardından (USK) Ulusal Süt Konseyi üretici temsilcilerinin de içinde olduğu tarafları acil toplantıya çağırdı.

USK’nın sitesinde yayınlanan toplantı kararı 10 Ekim 2020 saat 11:30 da toplanma kararı aldı.

 Edinilen bilgiye göre 1 litre soğutulmuş çiğ süt fiyatının belirlenmesine yönelik karar alınması beklenirken; çiğ süt üreticisi ise soğutulmuş çiğ süt referans fiyatının resmi makamlarca açıklanmasını merakla bekliyor.

Öte yandan sanayici ve marketçiler tarafından bazı basın yayın organlarına sızdırılan 2,70 çiğ süt fiyatı resmi rakam olarak görülmezken;  süt üreticisi,  1 litre çiğ sütün referans fiyatının yeme gelen son zamlarla beraber 3TL olmasını bekliyor.
 
09.10.2020
Devamı

SÜTTE KRİZ Mİ?

Tarım ve Orman Bakanlığı Bakanlık bürokratları, sanayici ve market yöneticilerine çiğ süt referans fiyatının 2.70 TL olacağını söyledi. Bu konu ile ilgili son sözü ise Hazine Maliye Bakanlığı söyleyecek.

Gel gelelim Bakanlığın düzenlemiş olduğu zoom toplantısında üretici temsilcileri çağrılmaması üreticiyi kızdırdı.
 
Toplantının ardından USK masası kalacak mı? Sorusunu akıllara getiriyor.

SÜTBİR Başkanı Keskin çıkan kararı biz imzalamayız. Kim imzalayacaksa imzalasın açıklaması da süt krizini ortaya koydu. Üretici yem fiyatları altında ezilmeye dursun. Günlerdir çiğ süt fiyatının açıklanmasını bekleyen üretici ;  bu toplantıda yerini almaz iken bu kezde Süt krizimi ortaya çıkıyor? sorusu akıllara geldi.
Tarım ve Orman Bakanlığının  organize ettiği zoom toplantısı üreticiyi memnun etmedi. 

Bu gidişle süt fiyatlarını çok yazıp çok konuşacağız.
 
 
 
09.10.2020
Devamı

Keskin : Karara Biz İmza Vermeyiz Kim İmzalarsa İmzalasın


Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından organize edilen çiğ süt fiyatının belirlenmesine ilişkin toplantıya market zincirlerinin yöneticileri çağrıldı,  çiğ süt üreticileri çağrılmadı.

Çiğ sütle ilgili zoom üzerinden yapılan toplantıya Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş, Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (SETBİR) Başkanı Tarık Tezel, Ambalajlı Süt Üreticileri Derneği(ASÜD) Başkanı Harun Çallı, BİM marketler zincirini temsilen Galip Aykaç, A101 adına Erhan Bostan, CarrefourSA adına Ali Nadir Akan, ŞOK mağazalarını temsilen Ziya Kayacan ve Migros adına Özgür Tort katıldı.

Konu ile ilgili bir açıklama yapan Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin Ulusal Süt Konseyi üyesi olarak “Bizim olmadığımız toplantıda bir karar alınmasına biz imza vermeyiz”. Dedi.

Üreticinin temsilcisi ve üreticiler olarak hep iyi yönden bakmaya gayret gösterdik. Bugüne kadar üretim durmasın üretimden çekilmeyelim diye zararına üretim yaptık. Toplantıya bizim davet edilmeyip üreticinin olmadığı bir yerde kimse karar alamaz. Tek taraflı alınan kararada biz imza vermeyiz. Kim imzalayacaksa imzalasın dedi.
 
 
09.10.2020
Devamı

“Yumurta tüketimi gelişmişliğin göstergesidir”

  Türk Veteriner Hekimleri Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu  Dünya Yumurta Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Başkan Eroğlu “Yumurta tüketimi gelişmişliğin göstergesidir. Dünyayı hayvansal protein tüketen toplumlar yönetmektedir. Yumurta tüketiminin yüksek olduğu ülkeler aynı zamanda dünyanın en gelişmiş ülkeleridir.”dedi.

TVHB Başkanı Eroğlu şunları kaydetti.
“Her yıl Ekim Ayının 2. Cuma günü Dünya Yumurta Günü olarak kutlanmaktadır.
Dünya Yumurta Günü, yumurtanın faydalarına ve onun insan beslenmesindeki önemine dikkat çekerek tüketimi yeterli seviyeye getirmek amacıyla dünyada 1995, ülkemizde ise 2008 yılından beri çeşitli aktiviteler ile kutlanmaktadır.  

Gıda güvenliği, gıda güvenirliği, sağlıklı beslenme ve sağlıklı çevrenin vazgeçilemez önemi, COVID-19 Pandemisi ile daha iyi anlaşılmış ve tüm Dünya ülkeleri gıda arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik yoğun çalışmalar başlatmıştır. Yine yaşanan olağan üstü süreç, korunmanın ötelenemeyeceğini, ihmal edilemeyeceğini ve şartlarının süratle oluşturulmasının bir mecburiyet olduğunu gözler önüne sermiştir. Korunma tedaviden daha etkili ve daha ekonomiktir yaklaşımı küresel bir kabul haline gelmiş olup, bunun ilk basamağı da sağlıklı ve dengeli beslenmedir.

Anne sütünden sonra en kıymetli protein, adeta mucizevi bir besin kaynağı olan yumurta, tüm zamanlarda olduğu gibi bu süreçte de sağlıklı beslenme ve sürdürülebilir sağlıklı bir yaşam için son derece önemlidir.

Yumurta, vitaminlerin çoğunu, mineralleri ve antioksidanları, folat, demir ve çinkonun yanı sıra A,B, E, D vitaminlerini içeren 14 adet esansiyel besin maddesini ihtiva eder.

Çevre dostu protein kaynağı olan yumurta, dünya çapında yetersiz beslenmenin önlenmesinde önemli bir rol oynamakta, artan nüfusun beslenmesine büyük katkı sunmaktadır. Kolay satın alınabilirliği, yoğun besin maddesi içeriği ile birleştiğinde sağlık yönünden farkındalığı çarpıcı hale gelmektedir.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak aşağıda yer alan hususları kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.
Ülkemizde, on binlerce üreticiyi ilgilendiren yumurta sektörü, dünya ile rekabet edilebilen bir üretim hacmine ve ihracat büyüklüğüne sahiptir. Dünya çapında üretimde dokuzuncu, ihracatta üçüncü sırada yer alan sektör daha ileri seviyelere taşınmalıdır.
Yumurta sektörü, yaklaşık 150 bin kişiye doğrudan ve dolaylı olarak istihdam sağlayan bir sektör olarak da ön plana çıkmaktadır. Ancak böylesine önemli bir rol üstlenen sektör gerek salgın kanatlı hastalıkları ve gerekse ihracat yapılan ülkelerdeki istikrarsızlıklara bağlı olarak dönemsel krizlerle karşı karşıya kalmaktadır.
Dünyayı hayvansal protein tüketen toplumlar yönetmektedir. Yumurta tüketiminin yüksek olduğu ülkeler aynı zamanda dünyanın en gelişmiş ülkeleridir.
Yumurtalar satın alabileceğimiz en ucuz ve en yüksek kalitede hayvansal proteini içerir. İnsanlarımızın yeterli ve kaliteli gıdaya erişimini sağlanmalıdır. Kaliteli beslenmede hayvansal kökenli gıdalara yeterli erişimden geçmektedir.

Bu gün vesilesiyle yumurta üzerinde oluşturulan yanlış bilgilerin önüne geçerek, yumurta tüketimini toplumumuzda arttırmak için kamu, özel sektör ve meslek örgütleri ile sivil toplum temsilcileri gerekli işbirliği içerisinde olmalıdır. Ülkemiz insanının beslenmesinde ve istihdam yaratılmasında önemli rol üstlenen sektörün zaman zaman yaşanan dış etkenlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için gerekli önlemler alınarak sürdürülebilirliği sağlanmalıdır.
Özellikle kanatlı hayvan hastalıkları kaynaklı üretim düşüşü, insan sağlığı ve ihracatta yaşanan kısıtların önüne geçilebilmesi için daha etkin hizmetlerin verilebileceği, bütüncül bir yapının; Tarım ve Orman Bakanlığında Veteriner İşleri Genel Müdürlüğünün kurulması gerekmektedir.
 
 
 
                       
 
 
09.10.2020
Devamı

TİKA'dan Moğol Çiftçilere Tarım Ekipman Desteği

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı TİKA, Moğolistan'da işlenmeyen tarım alanlarının kullanılabilmesi ve istihdamın artırılabilmesi için çiftçilere tarım teçhizatları yardımında bulundu.

TİKA'dan yapılan yazılı açıklamaya göre, Öndörşireet Kaymakamlığının arzı üzerine TİKA, ilçedeki işlenmeyen tarım alanlarının kullanılması, istihdam sağlanması ve ilçe milletinin sıhhatli tarım mahsulleri harcayabilmesi emeliyle çiftçilere çim biçme, yem hasat, balya, patates dikim ve hasat, çapa, akışkan ve katı gübre, sebze ve buğday ekim cihazları teslim etti.

Tarım teçhizatlarının tesliminde konuşan Öndörşireet Kaymakamı Boldbaatar Tsedenish, "İlçe milletimizin sıhhatli yiyecek harcayabilmesine ve refah seviyesinin yükselmesine büyük desteklediniz. Artık tarım alanımızın hepsini işleyebileceğiz. Bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti’ne, Türk toplumuna ve TİKA’ya en içten teşekkürlerimi sunarım." ifadelerini kullandı.

TİKA, çağdaş zirai teçhizatlar sayesinde başşehir Ulanbator'a takribî 200 km mesafede bulunan Öndörşireet'in yanı gizeme Töv vilayetine bağlı 4 ilçenin de sebze lüzumlarının karşılanmasına ve takribî 273 bin gereksiniminin de temin edilmesine olanak sağladı.

2 bin 100 popülasyonlu Öndörşireet ilçesi 3500 hektar faydalı tarım arazisi ve 3500 hektar çayır alanına sahip fakat zirai donanım eksikliği ve üreticilerin finansal kapasitelerinin eksikliği sebebiyle yalnızca 1000 hektarlık alan zirai yapımda kullanılıyor.

TİKA, Öndörşireet ilçesindeki çiftçilere işlenmeyen tarım alanlarının kullanılabilmesi ve istihdamın artırılabilmesi için tarım teçhizatları desteğinde bulunmadan evvel ulus, sebze lüzumlarını öteki şehirlerden veya başta Çin olmak üzere ithal mahsullerden karşılıyordu.
 
 
09.10.2020
Devamı

Kayseri Şeker Çiftçiye Hayvancılık'tada Destek Verecek

Kayseri Şeker’in Gemerek’te bulunan Pandoğa Etçi Damızlık Sığır Yetiştirme Tesisinde dünyaya gelen ve hijyen ile kalite standartlarının en üst seviyesinde büyütülerek belli bir olgunluğa ulaşan buzağılar, geriye kalan yaşamlarını geçirmek üzere Pınarbaşı’nda bulunan çiftliğe nakledildiler.

Transfer öncesi Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Kayseri Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Turhan Özer, Genel Müdür Osman Canıtez ve Pandoğa Yönetim Kurulu ile birlikte Gemerek’te bulunan tesiste incelemelerde bulundular.

 Damızlık sığırların ve buzağıların gelişimi hakkında yetkililerden bilgiler alan Başkan Akay ve beraberindeki heyet, buzağı çağından çıkan hayvanların transferini yerinde inceleyip, tesis çalışanları ile sohbet ettiler.

Başkan Akay, Gemerek’te kurulan bu tesisin Türkiye’de ender özelliklere sahip çiftliklerden bir tanesi olduğunu belirterek, burada yetiştirilen damızlık besi hayvanlarının sütlerini almadıklarını ve bu sütlerin buzağıların beslenmesinde kullanıldığını ifade etti.
 
09.10.2020
Devamı

Kuru Bakliyata Talep Var Mercimek Cep yakıyor

Temel gıdaya gelen zamlar sonrası mercimeğin fiyatı son bir yılda yüzde 48, kuru fasulyenin fiyatı ise yüzde 35 arttı. Temek gıda ürünlerinin fiyat artışlarının en önemli sebepleri ise dışa bağımlılık ile koronavirüs pandemisinde bu ürünlere olan talebin artması olarak yorumlandı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) değerlerinden sonra yıllık enflasyon yüzde 11.75 olurken, Eylül ayında fiyatı en çok artan ilk 10 üründen yedisi gıda ürünleri olması dikkat çekti. TÜİK’in açıklamasına göre; son bir yılda, bulgur, pirinç, makarna, yumurta gibi her mutfakta bulunan temel gıda ürünlerine gelen zamlarsa çift haneli rakamları bulurken, pirinç yüzde 13.89, bulgur yüzde 19.68 zamlandı. Yumurtada yaşanan artış ise yüzde 30’u geçerken, mercimeğin fiyatı yüzde 48 artarken, kuru fasulyeye gelen zam yüzde 35’i geçti.

“KURU BAKLİYATA TALEP VAR”

Sözcü’nün haberine göre, tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’nin temel gıda üretiminde kendi kendine yeterli olamadığının altını çizerek, “Bu nedenle ürünler ithal ediliyor. Pandemi döneminde döviz kurlarının yükselmesiyle ithal ürünlerde fiyat artışları çok yüksek oldu. Dünyada da özellikle pandemi döneminde kuru bakliyata bir talep var. Gıdada fiyatların artmasının nedeni dışa bağımlılık” diye konuştu.

 

 
 
08.10.2020
Devamı

Erzurum'un Küçükbaş Hayvanda Hedefi En Az İki Milyon

Erzurum Valisi Okay Memiş, "Küçükbaş hayvanda bir yılda hedefimiz en az 2 milyon. Bana da gülersiniz içinizden ama ben bu kentin potansiyelini biliyorum. 2 milyon küçükbaş hiç ütopik hedef değil." dedi.



Atatürk Üniversitesi Mavi Salon'da, Erzurum Valiliği ve Ziraat Bankası Bölge Başkanlığı iş birliğinde yürütülecek Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Koyunculuk Projesi'nin lansman toplantısı yapıldı.

Valisi Memiş, programda yaptığı konuşmada, "Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Koyunculuk Projesi"nin hayalindeki proje olduğunu belirterek, bununla vatandaşlara doğrudan katkı sağlanacağını aktardı.
 
08.10.2020
Devamı

Sayıştay'a Göre Tarım Bakanlığı Doğru İş yapmıyor

Sayıştay, Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 Yılı Denetim Raporu’nu yayımladı. Rapora bakılırsa Tarım ve Orman Bakanlığı’nın doğru yaptığı iş neredeyse yok. Dünya Gazetesinden Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Mali tablolardan, muhasebeleştirmeye, tarımsal desteklerden kooperatifçiliğe, meraların ıslahından vergi ve cezalara kadar tespit edilen 45 bulgu ile yanlışlar tek tek dile getiriliyor.

Raporda “Denetim Görüşü” olarak “Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 yılına ilişkin geçerli finansal raporlama çerçevesi kapsamındaki mali rapor ve tablolarının ‘Denetim Görüşünün Dayanakları’ bölümünde açıklanan nedenlerden dolayı doğru ve güvenilir bilgi içermediği kanaatine varılmıştır.” deniliyor.
Sayıştay Raporu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı içerisindeki yanlış uygulamaları “Denetim Görüşünün Dayanaklarını oluşturan bulgular ve “Denetim Görüşünü Etkilemeyen Tespit ve Değerlendirmeler” başlığı altında 45 madde olarak yer verildi.

1- 2019 Yılı mali tabloları ile verilmesi gereken sayım ve tespit tutanaklarının verilmemesi,

2- Mali tablolarla birlikte sunulması gereken açıklama ve notların bulunmaması

3- Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kapsamında kullandırılan fonların bakanlık muhasebe sistemine kaydedilmemesi

4- Muhasebe yetkilisi sıfatı bulunmayanlar tarafından idare adına banka hesabı açılması suretiyle kayıt dışı mali işlemler yapılması

5- Bakanlıkça uygulanan idari para cezalarının muhasebeleştirilmemesi ve raporlanmaması

6- Bakanlığın yönetiminde ve kullanımındaki taşınmazların muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

7- Mera, yaylak ve kışlak olarak tescil edilen taşınmazların ilgili hesaplarda muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

8- Uzun süreli kiralanan meraların kira gelirlerin ilgili hesaplarda muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

9- Gerçek ve tüzel kişilere kiralanan veya tahsis amacı değişikliği yapılan meralar için ilgililerden alınan teminatların muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

10- Tarımsal amaçlı kooperatiflere kullandırılan kredilerden kaynaklanan alacakların gerçek tutarı göstermemesi

11- Tarımsal destekleme ödemelerinde gerçekleştirme işlemleri tamamlanmaksızın bütçeden harcama yapılması

12- Bütçeden yapılan hayvancılığı geliştirme projesi kapsamındaki proje ödemelerinin gerçekleştirme işlemleri tamamlanmaksızın yapılması

13- Yersiz ödenen tarımsal destekleme giderlerinin çiftçilerden geri alınması gereken tutarın tespitinin yapılamaması

Denetim görüşünü etkilemeyen tespit ve değerlendirmeler

14- Tahsis amacı değişikliği dolayısıyla zarar gören meraların eski vasfına getirilmesinin sağlanmaması

15- İdare bütçesinden karşılanan elektrik dağıtım tesis giderlerinden doğan alacaklarının elektrik dağıtım şirketlerinden takip ve tahsil edilmemesi

16- Entegre idare ve kontrol sisteminin teknik ve mevzuat çalışmalarının tamamlanmaması

17- Taşınır Mal Yönetmeliği’nin bazı hükümlerine uyulmaması

18- Bir mali yıl içerisinde gerçekleştirdiği destekleme ödemelerine ilişkin iş ve işlemlerinin bir bütün olarak kamuoyuna açıklanmaması

19- İlama bağlı tarımsal destekleme ödeme bilgilerinin ve tutarlarının TBS/ ÇKS’ye kaydedilmeden banka hesaplarından ödenmesi

20- Ziraat Bankasına yapılan komisyon giderlerinin hizmet alımları yerine hane halkına yapılan transferler olarak giderleştirilmesi

21- Tarım Kanunu uyarınca yasaklı olan tarımsal işletmelerin takibinin sağlıklı yapılamaması

22- Haksız yapıldığı tespit edilen destekleme ödemelerinden rızaen geri alınan tutarların, ilgili sistemlerde izlenmemesi ve muhasebeleştirilmemesi

23- Çiftçilere yapılan destekleme ödemeleri üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin idarenin muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması

24- Tarımsal amaçlı arazi kullanım plân ve projelerinin tamamlanamaması

25- Yapım işlerinde ihale sonrası büyük kapsamlı proje değişikliklerine gidilmesi
26- Bilişim alanında stratejik yönetime ilişkin doküman ve mekanizmaların olmaması
27- Bilişim hizmet alımlarına ilişkin sözleşme ve şartnamelerde eksiklikler olması
28- Bilgi güvenliği yönetimine ve bilişim teknolojileri politika ve prosedürlerine ilişkin eksiklikler bulunması
29- Bilişim teknolojileri organizasyon yapısının uygun olmaması
30- Bilişim teknolojileri risk yönetimine ilişkin eksiklikler bulunması

31- Bilişim teknolojilerine ilişkin rol ve sorumlulukları belirleyen dokümanlarda yetersizlikler bulunması

32- Bilgi sistemlerinin sürekliliğini ve güvenilirliğini sağlayacak kontroller çerçevesinde iş sürekliliği ve felaketten kurtarma süreçlerinde eksiklikler bulunması

33- Bakanlık organizasyon yapısı içerisinde görev, yetki ve sorumlulukların açık bir şekilde belirlenip yazılı hale getirilmemiş olması

34- Bakanlık merkez teşkilatında norm kadro uygulamasına henüz geçilmemiş olması ve teknik personelin uzmanlık alanları dışındaki görevlerde çalıştırılmaları

35- Bakanlık tarafından yurt dışına gönderilen devlet memurlarının mecburi hizmet yükümlülüğü takibinin yapılmaması

36- Tedvir ve vekâleten görevlendirmelerde kanuna riayet edilmemesi ile görevlendirme sürelerinin makul olmaması

37- Tarım ürünü olmayan ve tüketim amacıyla kullanılan sanayi ürünlerinin ihalesiz olarak satın alınması

38- İl müdürlükleri tarafından hurdaya ayrılan taşınırların satışının yapılması konusunda gerekli işlemlerin yapılmaması

39- Denizlerde ve iç sulardaki balıkçı gemilerine %20 gemi boyu artışının yönetmelik yerine idari kararla verilmesi

40- Sulak Alanları Koruma Çalışmaları ve Ulusal Su Planının Uygulanmasında Veri Paylaşımı İhtiyacının Bulunması

41- Su ürünleri yetiştiricilerine aşılama ve boylama için alan gösterilmemesinin üretim kaybına sebep olması

42- Yem amaçlı kullanılacak hayvansal yan ürünlerinin taşıma ve depolama şartlarının belirlenmemesi

43- Tütün ve alkol piyasasındaki denetleme ve inceleme görevleri için personel altyapısı oluşturulmaması

44- Kırsal kalkınma yatırımı projelerinin tamamlanma sürelerinin ötelenmesinin ekonomik kayıplara yol açması


45- Alkolden alınan vergilerin kayıp ve kaçakların önlenmesi için amaç dışı alkol kullanımına ilişkin önleyici kontrollerin yetersizliği
Sayıştay’ın raporunda bu bulgulara ilişkin tek tek ayrıntılı açıklamalara yer veriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile birleştirilen Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın uygulamalarına ilişkin 8 bulguda yapılan yanlışlara yer veriliyor.

Özetle, Sayıştay raporuna göre Tarım ve Orman Bakanlığı birçok konuda ciddi yanlışlar, usulsüzlükler yapmış ve yapmaya devam ediyor.
Bunlardan sadece bir iki tanesini özel bir şirket, kooperatif veya şahıslar yapsa ne kadar ağır cezalar ve yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını tahmin etmek zor değil.
Fakat bakanlıklar, kamu idaresi yapınca sadece raporlarda kalıyor. Bu kadar yanlışı, usulsüzlüğü demokratik, yasaların uygulandığı bir ülkede bir bakanlık yapabilir mi?
 
 
 
07.10.2020
Devamı

TVHB Başkanı Eroğlu Sütte Düşük Fiyat Paritesi Sektörü Olumsuz Etkiler

Türk Veteriner Hekimleri Birliği çiğ süt refarans fiyatı konusunda değerlendirmelerde bulundu. TVHB Konsey Başkanı Ali, Eroğlu “Çiğ süt referans fiyatları uzun dönem için ilan edilmemeli, azami 3‘er aylık dönemler halinde; girdi maliyetlerindeki artışlar çerçevesinde ve süt/yem paritesi yaklaşık 1.5 olarak kabul edilerek revize edilmesi ve bu uygulamanın herhangi bir kurulun veya komitenin kararına bağlı olmaksızın kendiliğinden otomatik olarak devreye girmesi daha gerçekçi olacaktır.”dedi.
 
Başkan Eroğlu çiğ süt refarans fiyatlarına ilişkin şunları kaydetti.
 
 
  “Ülkemizde üretilen sütün fiyatı, Gıda komitesinin (Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme  Komitesi) görüşü alınarak Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından kamuoyuna açıklanmaktadır.
 
Ulusal Süt Konseyinin 15.11.2019- 31.12.2020 tarihleri arası için belirlediği 2,3 TL/Kg fiyat bu günkü şartlarda süt işletmeleri için maliyetlerin bir hayli altında kaldığı, bir yıl öncesinde belirlenen referans fiyatın uluslararası çiğ süt fiyatlarının belirlenmesinde ana kriter olan Süt/Yem paritesi ve üretici maliyetleri açısından sürdürülebilir bir fiyat olmadığı anlaşılmıştır.
 
Belirlenen referans fiyatının bu güne kadar sabit kalması bu süre zarfında başta yem olmak üzere üretim maliyetlerini etkileyen tüm girdilerde ortaya çıkan ortalama % 25-30 oranındaki fiyat artışı ile beraber sektörün sürdürülebilirliğine olumsuz etki yaptığı ve bu çerçevede damızlık vasfı ve süt verimi yüksek hayvanların kesimine sebep olduğunu görülmüştür.
 
Aldığımız duyumlara göre süt referans fiyatında 40-45 kuruşluk bir artış düşünülmektedir. Bu artış 1,5 olması gereken süt/yem paritesinin ( Yani 1 kg referans süt fiyatı, 1.5 kg kesif yem fiyatına eşit olmalı) karşılığı değildir. Süt yeminin fiyatı 2,4 TL/kg civarındadır.Pariteyi karşılamak açısından üreticinin yeme 1,9 TL/kg fiyattan ulaşması gerekmektedir.
 
Ayrıca çiğ süt referans fiyatları uzun dönem için ilan edilmemeli, azami 3‘er aylık dönemler halinde; girdi maliyetlerindeki artışlar çerçevesinde ve süt/yem paritesi yaklaşık 1.5 olarak kabul edilerek revize edilmesi ve bu uygulamanın herhangi bir kurulun veya komitenin kararına bağlı olmaksızın kendiliğinden otomatik olarak devreye girmesi daha gerçekçi olacaktır.
 
Referans fiyatındaki artış miktarının aynı zamanda tüketici fiyatlarında da olası artışlara sebep olacağı düşünüldüğünde, belirlenen referans fiyatın sadece üretici maliyetlerine yönelik belirlenmesi, ancak bu fiyatın çiğ süt prim desteği ile güçlendirilmesi üreticinin karlılık ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde sektörün sürdürülebilirliğe katkı sağlayacaktır.
 
Önceki yıllarda çiğ süt alım fiyatlarında uygulanan ve sütün kalitesini belirleyen süt yağı, süt proteini, somatik hücre sayısı vb kriterleri, fiyatlandırmada ve prim desteğinde yeniden hayata geçirilmelidir.
 
Özellikle sanayiye toplanan sütün kalitesine yönelik değerlerin tespitinde kullanılan ileri teknoloji ölçüm cihazlarının olası suistimallerin önüne geçmek adına üretici örgütleri tarafında tedarik edilerek kullanılması göz önünde bulundurulmalıdır.
 
Başta süt inekçiliğinin yoğun olarak yapıldığı ve arzın yüksek olduğu bölgeler olmak üzere;  üretilen çiğ sütün bir kısmının katma değeri yüksek yöresel ürünlere dönüştürülmesi için gerekli makine ekipman ve altyapı olarak desteklenmeli ve bu çerçevede üretici birlikleri ile kooperatifler aktif olarak görev almalıdır. 
 
Ayrıca çiğ sütün üretilmesinde son ürüne dönüştürülmesine kadarki süreçlerde Veteriner Hekim meslektaşlarımızın bu süreçte aktif olarak görev alması da halk sağlığı, hayvan sağlığı, çevre sağlığı ve gıda güvenliği açısından ciddi önem arz etmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
07.10.2020
Devamı

Küçükbaş Hayvancılıktan Ekonomiye 58 Milyarlık Destek

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, küçükbaş hayvancılığın ülkemizde ekonomik hayatın önemli unsurlarından biri olduğunu bildirerek, “57,6 milyar liralık canlı hayvan ve hayvansal ürün üretimimizle ülke ekonomimizin hizmetindeyiz” dedi.
 
Çelik, yaptığı açıklamada, küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin 2019’da 37 milyar 247 milyon liralık koyun, kuzu, 9 milyar 234 milyon liralık keçi, oğlak olmak üzere 46 milyar 481 milyon liralık canlı hayvan yetiştirdiğini, 2019’da küçükbaş hayvancılıktan 6 milyar 444 milyon liralık süt, 4 milyar 456 milyon liralık et, 36,7 milyon liralık deri, 124,9 milyon liralık yapağı, 7 milyon liralık kıl, 6,3 milyon liralık tiftik olmak üzere 11 milyar 38 milyon liralık hayvansal ürün elde ettiğini belirtti.
 
“Canlı hayvanların 18 milyar 479 milyon lirasını pazarlıyoruz. Pazarladığımız 7 milyar 558 milyon liralık süt, et, deri, yapağı, kıl, tiftik de dahil edildiğinde piyasaya 26 milyar 37 milyon liralık ürün sürüyoruz” diyen Çelik, şunları kaydetti:
 
“Geçen yıl değer olarak canlı hayvan üretimimiz yüzde 25,4, hayvansal ürün üretimimiz yüzde 23,5 arttı. Sektörümüz enflasyonun üzerinde reel olarak büyüdü. Küçükbaş hayvancılık her zaman bu ülke için önemli olmuştur. Atalarımız bin yıl önce bu topraklara koyun, keçi sürüleriyle gelmiştir. Bu sektörün potansiyeli yüksektir. Bu topraklar küçükbaş hayvancılık için biçilmiş kaftandır. Yetiştiricimiz desteklendiği sürece üretim artışına devam ederiz. Üretim bizim işimiz.”
 
Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin hayvancılığa büyük destek verdiğini bildirerek, desteklerin devamı ve mera, yem, çoban sorunlarının çözümü halinde küçükbaş hayvancılıktan elde edilen gelirin katlanacağını belirtti.
 
 
07.10.2020
Devamı

SÜTBİR Başkanı Keskin’den: “Büyük Deniz ve Dalgaları Açtık Ferahtayız”

(SÜTBİR) Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik KESKİN Anadolu İzlenimleri ’ne çok önemli açıklamada bulundu. Başkan Keskin; Eli nasırlı üreticimizin kanayan yarası olan soğutulmuş çiğ süt fiyatında sona gelindiğini söyledi.

Başkan Keskin; Anadolu İzlenimlerine şunları kaydetti.

“Uzun zamandır gerek üreticimizin gerekse bizim kanayan yaramız olan soğutulmuş çiğ süt fiyatlarına çözüm arayışı içerisinde olduk. Bu konuda Gerek Hazine ve Maliye Bakanlığımız gerekse Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli dirsek teması içeresinde olduk.  Geldiğimiz bu süreçte Çiğ Süt fiyatının belirlenme hususunda güzel ve hayırlı haberler vereceğiz.

Soğutulmuş 1 litre Çiğ Süt fiyatının belirlenmesi hususunda üreticilerimizden ve bizlerden emeklerini esirgemeyen Gıda Komitesinin başında olan Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak beye, Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli beye her fırsatta üreticilerin yanında olmasından dolayı teşekkür ediyorum. ”dedi.

“Bakan Pakdemirli Her Zaman Üreticinin Yanında”

SÜTBİR Başkanı Keskin Şöyle devam etti.
 
“Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli her zaman üretenin ve alın teri dökenin yanında olmuştur. Süt üreticimizin sorunları ile her zaman yakından ilgilenmiş, üreticilerimizin sorunlarını da yakından bilmektedir. Dün olduğu gibi bugünde üreticinin sorunlarını çözeceğinden hiç şüphemiz kuşkumuz yoktur.

Süt Üreticimize buradan sizin aracılığınız ile şunu söylemek istiyorum. Büyük deniz ve dalgaları açtık. En kısa sürede kanayan yaramız olan sizin dertleriniz ile dertlendiğimiz soğutulmuş çiğ Süt fiyatında sona geldiğimizi belirtmek isterim. Özelikle sosyal medyada yapılan spekülatif oluşum ve yazımlara itibar edilmemesini rica ediyorum. İnşallah kısa sürede hepimiz ferah içerisinde üretmeye devam edeceğiz”. Dedi.
 
 
 
 
06.10.2020
Devamı

SÜTBİR'den USK'ya Başvuru

Süt üreticisinin gözü kulağı açıklanması beklenen süt fiyatlarında.
Ancak; şuana kadar ne Tarım ve Orman Bakanlığından ne de Ulusal Süt Konseyi’nden hiçbir ses seda yok. 

Öte yandan USK’nın üyesi Türkiye Süt Üretircileri Merkez Birliği ise süt fiyatının acilen belirlenmesi için birçok girişimde bulunmaya devam ediyor.

 Edinilen bilgiye göre Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik Keskin Ulusal Süt Konseyin (USK) acil toplanması için USK ya başvuru yapıldığı USK nın ise önümüzdeki günlerde toplanarak soğutulmuş çiğ süt fiyatına karar vermesi bekleniyor.

Diğer taraftan süt üreticisi 1 litre soğutulmuş çiğ süt fiyatının 3TL olmasını beklerken; daha fazla damızlıklar kesime gitmeden bu duruma müdahil olunmasını istiyor.
 
06.10.2020
Devamı

KKTC'ye İçme Suyu Bugün Veriliyor

KKTC Su Temin Projesi kapsamında Türkiye’den KKTC’ye içme ve kullanma suyu taşıyan hattın deniz geçiş sisteminde 8 Ocak 2020 tarihinde meydana gelen arıza, yoğun çalışmalar sonucu giderildi.
 
Çalışma kapsamında Taşucu’nda bir boru üretim fabrikası kurularak yedeklerle beraber her biri 500 metre uzunluğunda 10 adet yeni boru ve 1 adet 150 metrelik ek parça üretildi.
 
Açık denizde çalışan 6 adet donanımlı iş gemisi, 4 adet römorkör ve 4 adet hizmet teknesiyle deniz dibindeki hasarlı borular yenileriyle değiştirildi.
 
Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli’nin koordinatörlüğünde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü teknik ekibi ve yüklenici firmadan toplam 325 kişinin gece gündüz demeden çalışmasıyla tamamlandı.

Böylece, Torosların memba kalitesindeki suyu yeniden KKTC’ye akmaya başlayacak.
 
Öte yandan; Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz’un Geçitköy Barajından katılımıyla bugün açılacak.
 
06.10.2020
Devamı

Kansere Yol Açan Tarım İlacına Yasak Geldi

Kansere yol açtığı gerekçesiyle birçok ülkede milyonlarca dolarlık tazminat davaları açılan tarım ilacı ‘glifosat’ kullanımı yasaklandı.
 
Başta ABD olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde kansere yol açtığı gerekçesiyle milyonlarca dolarlık tazminat davalarına konu olan tarım kimyasalı “glifosat” için Türkiye’deki mahkemeden de yasak kararı çıktı.
Çevreci avukatlardan Senih Özay’ın glifosat içeren tarım kimysallarının lisans ve ruhsatlarının iptali istemiyle açtığı davada mahkeme, insan ve çevre sağlığına etkisi açısından yeterli inceleme yapılmadan glifosata izin verildiği gerekçesiyle talebi haklı buldu.
 
Mahkeme tahlil istedi
 
İzmirli avukatlar Senih Özay, Özge Işık ve Hazar Can Kıpçak’ın başlattığı hukuki sürecin ilk adımı glifosat içeren kimyasalların kansere neden olduğu gerekçesiyle toplatılması için Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptıkları başvuruydu. Bakanlığın yanıt vermemesi üzerine üç avukat, Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde dava açıp talepleri yineledi.
 
 
06.10.2020
Devamı

Bakan Akıllı Tarım'da İlk Dersi Verdi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Bakanlığına bağlı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ile Gebze Teknik Üniversitesi arasında işbirliği protokolü ve Akıllı Tarım Uygulamaları tanıtım programına katıldı. Bakan Pakdemirli, Gebze Teknik Üniversitesi'nin 2020-2021 Akademik yılı açılışı münasebetiyle ilk dersi de verdi.

Gebze Teknik Üniversitesi'nin 2020-2021 Akademik yılı açılışı için de bir arada bulunduklarını belirten Bakan Pakdemirli, "Teknolojinin en büyük avantaj olduğu günümüzde, ülkemizin teknoloji merkezi haline gelen Gebze'de, Teknik Üniversitemizin akademik yılının tüm öğrencilere, akademisyenlere, Kocaeli ilimize ve Ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum." dedi.

Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde teknoloji alanında büyük bir değişim ve dönüşüm dönemi yaşadığını dile getiren Pakdemirli, "Artık teknoloji ve dijital erişim hayatımızın her yerinde! Yerli ve milli üretimin öncelikli olduğu bu dönemde, tarım ve orman sektörü de, bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Tarımsal üretim tarlada başlıyor, ama bizler; meyveyi, sebzeyi, gıdayı genelde soframızda görüyoruz. Toprağa bir tohum atılıyor, üzerinden günler, aylar, yıllar geçiyor. Tarladan sofraya kadar giden bu süreç, içinde sayısız hikâyeyi barındırıyor. Bu hikâyenin her aşamasında ayrı bir emek, ayrı bir zaman harcanıyor. Her aşamada ayrı bir maliyet, ayrı bir zahmet ortaya çıkıyor.

İşte biz üretim sürecini inovasyonla ne kadar hızlı buluşturursak, tarımı ne kadar çok teknolojiyle birleştirirsek, o zaman verimliliği büyük oranda artırır, maliyeti ve harcanan zamanı önemli miktarda azaltırız. O nedenle tarımda teknoloji, tarımda inovasyon diyoruz. Buradan hareketle, tarımla teknolojinin buluştuğu, bugünkü gibi programlara çok önem veriyorum." ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'NİN EN GÜÇLÜ TARIMSAL AR-GE ALTYAPISINA SAHİBİZ"

Bakanlık olarak tarım teknolojileri, akıllı tarım uygulamaları ve Ar-Ge konusunda önemli çalışmalar yürüttüklerini ve Türkiye'nin en güçlü tarımsal Ar-Ge altyapısına sahip olduklarını anlatan Pakdemirli, bu altyapı ve teknolojiyi üniversitelerle yaptıkları işbirlikleri ile daha da geliştirmek istediklerini vurguladı.

YÖK ile bu kapsamda işbirliği protokolleri imzaladıklarının altını çizen Pakdemirli, bu işbirliği kapsamında, akıllı tarım uygulamaları ve bu konuda Gebze Teknik Üniversitesi ile beraber yürüttükleri çalışmaları anlattı.

Tarım ve gıdanın herkes için vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Pakdemirli, tüm dünyayı etkileyen pandemi sürecinde bunun çok iyi anlaşıldığını söyledi.
Son 10 yılda yapılan birçok uluslararası araştırmada, 21. yüzyıl için 3 sektör stratejik mücadele alanı olarak ön plana çıktığını belirten Pakdemirli, bunlardan ikisinin "Tarım-Gıda ve Su" olduğunu dile getirdi.

"TÜRKİYE'NİN GIDA GÜVENLİĞİNİ GÜÇLENDİRECEK PROJELERİ HAYATA GEÇİRİYORUZ"

Bu nedenle, son 18 yıldır tarım ve orman sektörünü sağlam temeller üzerine oturttuklarını ve Türkiye'nin gıda güvenliğini güçlendirecek projeleri hayata geçirdiklerinin altını çizen Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Son yüzyılda tarım anlayışı giderek değişti. Özellikle son 50 yılda bu değişimin sonuçlarını daha net görüyoruz. Dün üretim odaklı yapılan tarım, bugün özellikle pandemi sonrası kendine yeterliği ön planda tutarken, bunun yanında pazar ve tüketiciyi de baz alacak şekilde yapılıyor.
Dün yerel ve bölgesel pazarlarda ürün satmak önemli iken, bugün yerel ve bölgesel pazarların yanında ulusal ve küresel pazarlar da hedef haline geldi.

Özellikle, pandemi sonrası dönemde, üretim ve pazar süreçlerinin entegrasyonu, yani sözleşmeli üretim, lojistik ve tedarik sistemlerinin güçlendirilmesi ön planda olacak konular arasındadır.
Ayrıca, günümüzde markalaşma ve coğrafi işaret, pazarlamada öncelik haline geldi. Artık, sadece paket ve ambalaj o ürünü satmıyor. O ürünün hikâyesi ve markası, insanların onu alma isteğini de üst sıralara taşıyor. Dün, emek ve işgücünün yoğun olduğu tarım sektöründe, bugün bilginin ve bilgi sahibinin bir adım önde olduğunu hepimiz görüyoruz. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan ve giderek gelişen mekanizasyon ağırlıklı üretim, 21. yüzyılda yerini teknolojinin yoğunlukta olduğu üretim sistemine bıraktı.

Artık sadece makinelere, onların gücüne ve kuvvetine bakmıyoruz. Teknolojiyle birleşmesine, dijital entegrasyona, üretim sistemiyle uyumuna, verimliliğe katkısına bakıyoruz. 
Tüm Dünyanın gittiği bu yolda, Türkiye olarak biz de yerimizi sağlam bir şekilde aldık. Bilgi ve teknoloji kullanımını tarımda ön sırada tutuyoruz. Ve yeni teknolojileri üreticimizle buluşturmak için de yoğun gayret gösteriyoruz."

"TARIMDA İNOVATİF VE TEKNOLOJİK UYGULAMALARA DAHA ÇOK AĞIRLIK VERMEK ZORUNDAYIZ"

Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyara, Türkiye nüfusunun ise 100 Milyonu geçmesinin beklendiğini ifade eden Pakdemirli, "Gelecek 30 yılda nüfusta yaklaşık %30 artış öngörülüyor. Artan nüfusla kişi başına düşen tarım alanı da giderek azalıyor. Bugün, Dünya'da kişi başına düşen işlenen tarım arazisi, diğer bir değişle bir kişinin karnını doyuracak tarım alanı miktarı 2 dekar iken, 2050 yılında, eğer toplam tarım alanı azalmaz aynı kalırsa 1,6 dekara kadar düşecek. Diğer taraftan ise artan nüfusun karnını doyurmak için bugünkünden %60 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyacağız. Peki, aynı tarım arazisinde %60 daha fazla gıdayı, yani üretimi nasıl artıracağız? Bu sorunun cevabı çok net: Teknoloji ve İnovasyon! Gıda güvenliğimizi sağlamlaştırmak, verimli ve yeterli üretimi garanti altına almak için, tarımda inovatif ve teknolojik uygulamalara daha çok ağırlık vermek zorundayız." diye konuştu. 

"TARIM 5.0'A ŞİMDİDEN HAZIRLANMALIYIZ"

Tarım 4.0'ın ne anlama geldiğini ve neleri içerdiğini de değinen Pakdemirli, şunları söyledi:
"20. yüzyılın başlarında, tarımda makinelere geçişle birlikte başlayan teknoloji dönemi, 2. Dünya savaşından sonra üretim artışını hedefleyen politikalar ve yeşil devrimle birlikte bir seviye atladı ve Tarım 2.0'a yükseldi. 1990'lara kadar devam eden bu süreçte üretimde ciddi artışlar yaşandı. Tarım 2.0'dan sonra, dünyada toplam tarımsal hasıla 200 Milyar Dolar seviyesinden, 1,2 Trilyon Dolar düzeyine kadar yükseldi. 1990'lardan itibaren ise Tarım 3.0 ile teknoloji bir üst kademeye çıktı. Tarım 3.0 döneminde üreticiler, hassas tarım teknikleri ve GPS uygulamalarıyla tanıştı.

Çevreyi koruyarak verimi artıran bu uygulamalar, tarımı yeni bir teknoloji  seviyesine taşıdı. Bugün, yani 2010'lardan sonra ise tarımda artık 4.0 var. Yani, bilgi, teknoloji ve akıllı tarım var. Özellikle Tarım 3.0 ve 4.0 arasındaki zamanın daha kısa olması ve teknolojinin gelişme hızını göz önüne alırsak, Tarım 5.0'a yani Robotik uygulamalar ve yapay zekâya geçişin, öngördüğümüzden de kısa sürede olacağına inanıyorum. O nedenle biz, bir taraftan 4.0 uygulamalarının yaygınlaşmasını sağlarken, diğer taraftan da şimdiden kendimizi tarım 5.0'a hazırlamalı, bunu için alt yapımızı oluşturmalıyız."

"TARIMSAL HASILADA AVRUPA'DA BİRİNCİ SIRADAYIZ"

Türkiye'nin coğrafi konum açısından büyük bir avantaja sahip olduğunu ve 12 binden fazla bitkiye ev sahipliği yaptığını vurgulayan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Dünyanın tam merkezindeyiz ve geçmişten bu yana ticaret yollarının üzerinde yer alıyoruz. Yani; Hava, Kara ve Deniz yollarının kesişim noktasındayız. 4 saatlik bir uçuş mesafesi ile dünya nüfusunun %40'ına ulaşma imkânımız var. Ülkemiz bulunduğu konum itibariyle, 1,9 trilyon Dolarlık tarımsal ticaret hacmine sahip bir bölgedeyiz.

Avrupa'da; 55,1 milyon küçükbaşla 1. sırada, 18,7 milyon büyükbaşla 2. sırada, süt üretiminde ise 3. sıradayız. Tarımsal alan bakımından dünyada 17. sırada olmamıza rağmen, tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ilk on arasında yer alıyoruz."

"SON 18 YILDA ÜRETİCİLERE 310 MİLYAR LİRA DESTEK VERDİK"

Son 18 yılda, üreticilere toplam 310 milyar lira tarımsal destek verdiklerinin altını çizen Pakdemirli, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile verdiğimiz desteklerde muazzam bir artış oldu. Son iki yılda tarımsal destekleri %52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık! Bütçemizin %55'ini çiftçimize, yani tarımsal desteklere ayırdık. Tarımsal desteklerin bugün itibariyle yaklaşık %80'i, yani 17 Milyar Lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı." dedi.
Tarımsal destekleri, sadece üretimi artırmak veya girdi maliyetlerini azaltmak için vermediklerini dile getiren Pakdemirli, şunları kaydetti:

Tarımda teknoloji kullanımını geliştirmek, yeni sistemleri ülkemize kazandırmak için de önemli desteklerimiz var. Kırsal kalkınma yatırımlarına %50 hibe, Ar-Ge projelerine 300 Bin Liradan 1 Milyon Liraya kadar destek sağlıyoruz. Verdimiz destekler üretime ve tarımsal hasılaya büyük ivme kazandırdı. Son iki yılda tarımsal hasılamızı %45 artışla, 275 Milyar Liraya çıkardık."
Türkiye'nin gıda güvenliği sorunu olmayan bir ülke olduğunu anlatan Pakdemirli, bunu pandemi sürecinde net olarak gördüklerini dile getirdi.

"E-DEVLET ÜZERİNDEN EN FAZLA HİZMET VEREN BAKANLIKLAR ARASINDAYIZ"

Geçen yıl, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın himayelerinde 15 yıl sonra yaptıkları 3. TARIM ORMAN ŞÛRASI'nda önemli kararlar aldıklarını belirten Pakdemirli, Şûra kapsamında odak noktalardan birisinin de "Tarımda Dijitalleşme" olduğunu söyledi.

Bakanlık olarak, 2020 yılını Tarımda Dijitalleşeme yılı ilan ettiklerini ve bununla ilgili çalışmaları Temmuz ayı başında kamuoyuna duyurdukları anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:
"Bu programda son 2 yılda yaptıklarımızı, önümüzdeki dönemde yapacaklarımızı anlattık. Son 2 yılda geliştirdiğimiz güçlü projeler sayesinde birçok hizmetimizi dijital ortama taşıdık. Bugün e-Devlet üzerinden en fazla hizmet veren Bakanlıklar arasındayız.

Uydu teknolojileri ve Coğrafi Bilgi sistemlerini kullanımındaki etkinliğimiz artırdık.  Bu teknolojiler, Dünya'da askeriyeden sonra en fazla tarımda kullanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye'de uydu teknolojilerini en fazla kullanan Bakanlıklardan biridir.  Bu sistemler sayesinde; Tarım, Orman, Mera ve Su alanlarını 7/24 takip ediyor, planlamalarımızı bu veriler üzerinden daha sağlıklı yapıyoruz.
Bu yıl Nisan ayında geleceğin tarımına yön verecek bir sistemi, Dijital Tarım Pazarını, yani DİTAP'ı uygulamaya aldık. DİTAP; Sözleşmeli üretim, fiyat istikrarı, aracıların kaldırılması, maliyetlerin düşürülmesi gibi çok sayıda unsuru içeren önemli bir proje. 5 ayda üye sayısı 57 Bine, toplam ciro 120 Milyon Liraya ulaştı.  Biz bir tohum attık ve bu tohum yeşermeye başladı.İnşallah büyüyecek ve meyvelerini vermeye başlayacak.

Bu yıl Mayıs ayında Dijital Tarım-Orman Akademisini, çiftçimizin ve tüm vatandaşlarımızın hizmetine açtık. İlk dersini benim verdiğim Tarım-Orman Akademisinde; bugüne kadar 70'ten fazla akademisyen ve uzman ders verdi.
Bu kapsamda oluşturduğumuz, Dijital Tarım Kütüphanesiyle merak edilen binlerce kitaba kolayca ulaşabilirsiniz.

Temmuz ayında E-Tarım Portalını hayata geçirdik. E-Tarım; çiftçi, vatandaş ve firmalara yönelik tüm işlemlerini tek çatı altında toplayan online bir sistemdir.  Toplam 138 hizmeti bu portaldan online olarak sunuyoruz.

Bu önemli sistem sayesinde Bakanlığımızın kapılarını dijital olarak tüm çiftçilerimize ve vatandaşlarımıza açmış olduk.

Bunların yanında benim büyük önem verdiğim, Türkiye'nin ilk elektrikli traktörü, seri üretime hazır hale geldi. 45-55 dakika arası %100 şarj olup, 105 Bg gücü ile dizel traktöre göre 8 kat daha az yakıt tüketiyor. Bu, çok daha az maliyetle, sürdürülebilir üretim anlamına geliyor.
Ayrıca, Akıllı küpe uygulamasını da önümüzdeki dönemde başlatıyoruz.  Büyükbaş hayvanları, kulaklarına takacağımız bu akıllı küpe sayesinde, hayvanların tüm aktivitelerini anlık olarak takip edeceğiz. Hayvan sayılarının günlük takip ederek planlamalarımızı daha doğru yapacağız."

"TARIM, EĞİTİM VE TKENOLJİYİ BARINDIRAN BİR MERKEZDEYİZ'

Şu anda 80 yıllık tarihin olduğu bir yerleşke içinde bulunduklarının altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti:

"İçinde; tarımı, eğitimi ve teknolojiyi barındırıyor. Burada sadece tarihi görmüyoruz, Türkiye'nin geleceği de bu yerleşke içerisinde.1943 yılında Teknik Bahçıvanlık Okulu olarak eğitim hayatına başlayan bu yerleşkede yetişen binlerce gencimiz, Tarım teşkilatımıza önemli hizmetler sundu.
1990'dan itibaren Çayırova Tohum Sertifikasyon Müdürlüğü bu yerleşkede faaliyet gösteriyor. 1992 yılında kurulan Gebze Teknik Üniversitesi ile bu yerleşke, teknolojinin merkezi haline geldi. Tarım, Eğitim ve Teknoloji bir arada."

"SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİNİ 1 MİLYON 143 BİN TONA ÇIKARDIK"

Kamuoyunda tohum konusunda çok sayıda yanlış eleştirinin yapıldığını dile getiren Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Eleştirilere elbette açığız, daha iyisini hep birlikte başaracağız. Ama, tohumculukta Türkiye'nin ulaştığı seviyeyi de herkesin bilmesinde büyük yarar var. Son 18 yılda; sertifikalı tohum üretimini 8 kat artırdık. 145 bin tondan 1 milyon 143 bin tona çıkardık. Bitkisel üretimde sertifikalı tohumluk kullanımı, verimi % 20 ila % 25 artırmaktadır. Bu artışının bizim için ne kadar önemli olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Türkiye yerli tohumculukta büyük mesafeler aldı. Yurtiçinde kullanılan sertifikalı tohumluk miktarının %96'sı yerli! Bu bizlere büyük gurur veriyor. 
Tohum gen bankalarımızda şu anda 115 bin tohum koruma altında. Ayrıca, atalarımızdan kalan tohumları hem koruyoruz, hem de üretime yeniden kazandırıyoruz. Bugüne kadar binin üzerinde tohum çeşidi, bu kapsamda halkımız tarafından Bakanlığımıza iletildi. Bu tohumların üretimi ve bu tohumlardan elde edilen ürünlerin marketlerde daha fazla yer alması için önemli çalışmalar yapıyoruz.

Tohum üretimin yanında, ihracatta da önemli mesafeler aldık. Son 18 yılda tohum ihracatımız 9 kat artışla 149 Milyon Dolara ulaştı. Tohumluk ihracatının ithalatı karşılama oranı, 2002'de %31 iken, 2019'da %86'ya ulaştı. Hedefimiz bunu %100'ün üzerine taşımak. 2019 yılında 38 Milyon Dolar fide-fidan ihracatı, 73 Milyon Dolar süs bitkileri ihracatı yaptık. 2019 yılında tohum, fide-fidan ve süs bitkileri ihracatı toplamı 260 Milyon Dolara ulaştı. Tohumculuk; ihracat potansiyeli yüksek bir sektör. Potansiyelimizi biliyoruz. Tohum üretim ve ihracat miktarını daha da ileriye taşımak için Akıllı tarım uygulamaları ve yeni teknolojiler başta olmak üzere birçok yeni teknolojiyi üretimle buluşturduk, buluşturmaya da devam ediyoruz."

"ÜNİVERSİTELERLE İŞBİRLİĞİ VE ORTAK PROJELER YÜRÜTÜYORUZ"

Bakanlık olarak üniversitelerle işbirliği yapmaya, ortak projeler ve Ar-Ge çalışmaları yürütmeye büyük önem verdiklerinin altını çizen Pakdemirli, bu kapsamda YÖK ve Üniversitelerle çok sayıda toplantı yaptıklarını ve 15 Ocak 2020 yılında YÖK ile bir protokol imzaladıklarını söyledi.

Bu protokol kapsamında; altyapı, personel, eğitim ve Ar-Ge konularında üniversitelerle önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Pakdemirli, Gebze Teknik Üniversitesi ile Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü arasında imzalanan bir işbirliği protokolü hakkında da konuştu:

"Bu protokol kapsamında; Tohumculuk ve tüm faaliyetlerde Akıllı Tarım Uygulamalarının etkin kullanımı, Doku Kültürü, drone kullanımı, Coğrafi Bilgi Sistemleri vb. konularda personel eğitimleri, Çiftçiler için eğitim ve yayım programları, Öğrencilere uygulamalı staj imkânı gibi konularda işbirliği yapacağız.

Protokol çerçevesinde akıllı tarım uygulamaları kapsamında, üretimde karar alma süreçlerinin etkinliğini artırma aşamasında, insan ve çevre sağlığını koruyacak çalışmalarda, optimizasyon, yani yeterlik temelinden en yüksek hasılayı elde edeceğimiz planlamalarda, işletmelerin daha profesyonel yönetilmesinde, big data ile devasa boyutlardaki verinin işlenmesinde, nitelikli işgücünün tarım sektörüne yönelmesinde, doğal kaynakların sürdürülebilir yönetiminde, mera ve orman arazilerinin denetimi ve kontrolünde, akıllı tarım uygulamalarını etkin olarak kullanacağız."

"AKILLI TARIM UYGULAMALARINDA DRONLAR AKTİF BİR ŞEKİLDE KULLANILACAK

Akıllı Tarım uygulamalarında drone kullanımının üretimin birçok safhasında ön plana çıktığını vurgulayan Pakdemirli, şunları ifade etti:

"Dronlarla birçok işlemi hızlı ve etkin bir şekilde yapmaya başladık. Tarım alanların ürün varlığını tespit ederek, verdiğimiz tarımsal desteklerin kontrolünde dronları da kullanacağız. 
Tarım arazileri, mera, yaylak ve kışlakların işgallere karşı izlenmesi ve korunmasını ile mera varlığı ve sınırlarının tespitinde dronları da kullanmayı planlıyoruz.
Azot Denge Analizi ve bitki hastalıkların tespitinde Drone'lar etkin bir şekilde kullanılıyor.
Ayrıca, mısır gibi yüksek boylu bitkilerin olduğu alanlarda ve eğimli arazilerde Drone'larla ilaçlama ve gübreleme kolaylıkla yapılabilmektedir.
Yine, droneler sayesinde kuşbakışı tarımsal arazinin görüntüleri alarak bitki gelişimlerini takip edip, bilgisayar modellemeleri ile rekolte tahminleri yapacağız."

Akıllı tarım uygulamaları sayesinde birçok konuda önemli kazanımların olacağını söyleyen Pakdemirli, "Tarımsal işgücü kullanımında %50'ye varan tasarruf sağlanacak. Gübre kullanım etkinliğini %20-40'lardan %60'lara çıkarılacak. Bitki koruma ilaçlarını %30 daha az kullanacağız. Sertifikalı tohum kullanımı ile verimlilikte %20-25 artış sağlayacağız. Daha az girdi kullanarak daha fazla üretim gerçekleştireceğiz. Kısacası, Akıllı tarım uygulamaları ile üretimi daha az maliyet ve emekle, daha verimli hale getirmeyi hedefliyoruz." dedi.

"AKILLI TARIM UYGULAMALARIYLA 2020 HEDEFLERİMİZİ BÜYÜTTÜK"

Akıllı tarım uygulamalarıyla birlikte 2023 hedeflerini önemli ölçüde büyüttüklerini ifade eden Pakdemirli, "2023 yılında; toplam bitkisel üretimimizi 117 milyon tondan, 140 milyon tona, sertifikalı tohum üretimimizi 1 milyon 143 bin tondan, 1,5 milyon tona, tohum ihracatımızı 149 milyon dolardan, 500 milyon dolara ulaştırmayı hedefliyoruz. Ayrıca, Ata tohumlarını kayıt altına almak ve korumak, 14,6 milyon hektar mera alanında tespit ve tahdit çalışmalarını tamamlamak da hedeflerimizden bazıları. Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, ekilmedik bir karış toprak bile bırakmayacağız." diye konuştu.

"TARIM, SİYASET ÜSTÜ BİR MESELEDİR"

Tarımın, siyaset üstü bir mesele olduğunun altını çizen Pakdemirli, "Bu yüzyıl, Türkiye'nin atılım dönemi olacaktır. Tarım, gıda ve orman; bu döneme damgasını vuracak alanların başında geliyor. 18 yılda yaptığımız yatırımlar ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle hayata geçirdiğimiz projeler sayesinde, tarım orman altyapımız daha güçlü ve dinamik bir yapıya kavuştu. 2 yılda marka haline gelen çok sayıda projeyi hayata geçirdik. ifadelerini kullandı.

"CUMHURBAŞKANIMIZ, HER ZAMAN ARKAMIZDA OLDU"

Tarım ve ormana verdiği önem ve destekten dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarını sunan Pakdemirli, "Ülkelerinin yükselişi de çöküşü de tarımla başlar. Bunu için güçlü Türkiye'nin yolu Güçlü Tarımdan geçer' diyerek her zaman bizim arkamızda oldu. Özellikte tarımda yeni teknolojilerin kullanımı konularında Sayın Cumhurbaşkanımızın ayrı bir ilgisi var.
Türkiye'nin ilk Elektrikli traktörünü de bizzat kendisi deneyerek bizlere büyük destek oldu. Potansiyelimiz büyük, hedeflerimiz büyük. Hiç kimse merak etmesin! Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, Tarım ve Orman sektöründe dünyada lider ülkeler arasında yer almaya devam edecektir.
Bakan Pakdemirli, üniversitelerle tarım ve orman sektörünün daha çok buluşmasını sağlayan işbirliğinden dolayı YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'a  ve Akıllı Tarım Uygulamaları kapsamında yaptığı işbirliğinden dolayı Gebze Teknik Üniversitesi rektörüne teşekkür etti, yeni Akademik yılın hayırlı olmasını diledi. 
06.10.2020
Devamı

Kooperatif ve Birlikler Üretiyor Başkent Market Satıyor

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın talimatı ile başlatılan “Kırsal kalkınma” projesi kapsamında Halk Ekmek fabrikası bünyesinde hayata geçirilen “Başkent Market” uygulaması yaygınlaşmaya devam ediyor. İlk şubesini 29 Nisan da Etimesgut’ta açan Başkent Market  ikinci şubesini Mamak şafaktepe’de  hizmete sundu. 700m2 lik marketin açılışını Ankara Halk Ekmek Genel Müdürü Dr. Hüseyin Velioğlu gerçekleştirdi.



Başkent Marketin Mamak şafaktepe’deki şubesinde incelemelerde bulunan Genel Müdür Velioğlu, markette aralarında kadınlarında kurucusu olduğu 13 kooperatif ile 2 üretici birliğince üretilen 407 yöresel ürün ile Halk Ekmeğin kendi ürünleri uygun fiyatla satış yapılacağını söyledi.
Öte yandan Genel Müdür Velioğlu Başkent Marketin amacına da değinerek şunları kaydetti.



“Başkent Market’in amacı Ankara’daki marketlere rakip olmak değil. Bizim hedefimiz başkentli yerel üreticiler ile tüketiciler arasında kısa tedarik zinciri kurmak, aracıları ortadan kaldırmak.  Yılbaşına kadar Kızılay Sakarya Caddesi Gimat, Batıkent Atlantis ile Aski fabrika satış mağazalarımızın içinde de Başkent Market açmayı planlıyoruz. Başkent Marketler ile Ankara halkına en iyi hizmeti vermeyi planlıyoruz.

Ankara çiftçilerinden satın alınan büyükbaş hayvanlar veteriner kontrolünde kesilerek; kuşbaşı pirzola, kıyma ve bonfile olarak şarküteri/ kasap reyonlarımızda satıyoruz. Başkent Market projesi ile Ankaralı üreticileri ekonomik yönden desteklerken, vatandaşlarımızın da uygun fiyatlarla güvenilir, doğal ve sağlıklı ürünlere uygun fiyatlarla ulaşmasına aracılık ediyoruz.” Dedi.
 
 
05.10.2020
Devamı

Patates Tarlada Kaldı Fiyat 65 Kuruşa Düştü

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, maliyeti 90 kuruş olan patateste fiyatın 65 kuruşa kadar düştüğünü ifade ederek “Pazarlama sorunları acilen çözüme kavuşturulmalı, yeni pazarlar bulunarak ihracat olanakları geliştirilmelidir” diye konuştu.

          Bayraktar, ülkemizde hemen her ilde üretilen patatesin, birçok ailenin geçim kaynağı olan en önemli tarım ürünlerinden biri olduğunu bildirdi.
 
          Patates üretiminin yıllar itibarıyla dalgalı bir seyir izlediğini belirten Bayraktar, “Üretimde meydana gelen dalgalanmalar fiyat istikrarsızlığını da beraberinde getirmektedir. Patates fiyatlarının arttığı dönemde tüketiciler mağdur olurken, fiyatların düştüğü dönemde de üreticilerimiz mağdur olmaktadır” diye konuştu.
          Patates ihracatına, Ticaret Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2020 tarihinde sınırlama getirildiğini hatırlatan Bayraktar, “İhracata getirilen kısıtlama kaldırılsa da pazarların kaybedilmesine neden olmuştur” ifadelerini kullandı.

          Bayraktar, pazarların kaybedilmesinin yanı sıra koronavirüsle mücadele kapsamında alınan tedbirler nedeniyle lokanta ve otellerin önceleri kapalı olması sonrasında ise tam kapasite çalışmaması, yurtların kapalı olması, kurum yemekhanelerinin kısıtlı çalışmasının patateste pazarlama sorunlarına yol açtığına dikkati çekti.
 
          Üreticiler patateslerini ne yapacakları konusunda endişe yaşıyor”
 
          Pazarlamada yaşanan sorunlar devam ederken, rekoltenin 5 milyon 200 bin ton beklenmesinin sorunu daha da derinleştirdiğine işaret eden Bayraktar, rekoltenin 2003 yılından bu yana ilk kez 5 milyon tonun üzerine çıktığını belirtti.
          Üreticilerin patateslerini ne yapacakları konusunda endişe yaşadığını ifade eden Bayraktar, “Düşen fiyatlar nedeniyle kışlık patates hasadı buruk başlamıştır. Pazarlama sorunu yaşayan ve yeterli gelir elde edemeyen üretici bir sonraki üretim sezonu için ihtiyacı olan finansmanı karşılayamazsa ekim alanlarının daralması riski ile karşı karşıya kalınacak kısır döngü devam etmiş olacaktır” diye konuştu.
          Bayraktar, patateste yaşanan kısır döngünün kırılması, pazarlamada yaşanan sorunların kalıcı olarak çözümlenebilmesi, üretim ve fiyatta istikrarın sağlanabilmesi için yapılması gerekenleri şöyle sıraları:
          “Türkşeker, Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ), Tarım Kredi Kooperatifleri acilen piyasaya girmeli, doğrudan üreticiden maliyeti kurtaracak bir fiyatla alım yapmalıdır.
          Patates ihracatına destek verilerek artan üretim ihracata yönlendirilmeli, yeni pazarlar bulunmalıdır.
          Sağlık Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı kurumlar tarafından alımlar artırılmalı, menülerde patatese daha fazla yer verilmelidir.
          Belediyelerce patates alımı yapılarak sosyal yardımlar kapsamında dağıtılan ürünlere patates de eklenmelidir.
          Başta elektrik fiyatları olmak üzere üreticilerimizin üzerindeki girdi yükü hafifletilmeli, elektrik faturalarının tahsilatı hasat döneminde yapılmalıdır.
          Üreticilerimizin tüm bankalara olan borçlar uzun vadeli yapılandırılmalıdır. Doğal afetlerden zarar gören üreticilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının kararnamede belirtildiği gibi sadece hasar oranı kadar olan kısmı değil tamamının ertelenmesi sağlanmalıdır.
          Yaşanan sorunların kalıcı olarak çözülmesi için üretim planlaması yapılmalı, üretim Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir.
          Patatesin sanayiye entegrasyonunu sağlamak suretiyle, patateste üretim ve işleme çeşitliliği sağlanmalıdır.
          Tarıma her zamankinden daha fazla yatırım yapılmalı, kalıcı politikalar üretilmelidir.”
          Patates üreticilerinin sorun ve beklentilerini Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığına ilettiklerini belirten Bayraktar, acil çözüm beklediklerini ifade etti.
 
 
 
05.10.2020
Devamı

Süleyman Bülbül ve Mahmut Nedim Barış’a Yanıt

Bazı basın yayın organlarında CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ve Ziraat Mühendisleri Odası Aydın Şube Başkanı Mahmut Nedim Barış’ın ifadeleri dayanak gösterilerek, açıklanan zeytin desteğinin çiftçilere ödenmediği yönünde mesnetsiz açıklamalara yer verilmiş ve bunun üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.
Zeytin ağacından hasat edilen ve hiçbir işleme tabi tutulmamış zeytin meyvesine (dane zeytin) fark ödemesi destek uygulamasına Bakanlığımız tarafından ilk defa 2019 yılında başlanılmıştır.
Dane zeytin fark ödemesi desteğine başvuru tarihi, tebliğin yayımlanma tarihi olan 9 Kasım 2019 tarihinde başlayıp 1 Nisan 2020 tarihinde sona ermiştir.
Ancak, pandemi nedeniyle destek başvurusunu yapamayacak olan üreticilerimizin mağdur olmamaları için destek başvurusu son tarihi 30 Nisan 2020’ye kadar uzatılmıştır.
Kilogram başına 15 kuruşluk dane zeytin fark ödemesi desteğine 20 ilimizden başvuru yapan 8 bin 95 üreticimize toplam 11.326.763 TL’lik ödeme 3 Temmuz 2020 tarihinde yapılarak, tamamlanmıştır.
Netice olarak, söz konusu haberlerde kullanılan ifadeler gerçeği yansıtmamakla beraber, maksatlı bir algı yaratarak halkı yanlış bilgilendirme amacı taşımaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur
02.10.2020
Devamı

Solakoğlu’nun Amacı Provokasyon mu?

Adana Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Kâhya TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu’nun önceki gün süt konusunda düzenlemiş olduğu zoom toplantına yönelik aynı zamanda bir basın kuruluşunda ise “Paralel Ulusal Süt Konseyi” başlıklı açıklamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
Başkan Kâhya “Sayın Sencer SOLAKOĞU bu değerlendirmenin sadece “Paralel Ulusal Süt Konseyi” cümlesini alarak konuşmalar sadece burada kalacak diye taahhütte bulunmasına rağmen “bir üretici birlik başkanının alternatif yapı mı oluşturulmaya çalışıyor diye tepki göstermesini çok manidar bulduğunu” basın kanalıyla açıklamıştır. Aklı sıra üretici örgütlerine saldırı yapmıştır.” Dedi.
 
Adana DSYB Yönetim Kurulu Başkanı Kâhya; TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu’nun Gıda Komitesi ve Ulusal Süt Konseyinin her hangi bir fiyat deklare etmemesi nedeniyle bizler burada bir fiyat açıklaması yapalım ve kamuoyuna deklare edelim şeklinde teklifte bulunmuştur. Dedi.
Başkan Kâhya;  Sencer Solakoğlu’nun bir basın kuruluşunda çıkan açıklamaya ilişkin şunları kaydetti.
 
 
“Süt piyasası ve süt üreticilerinin içinde bulunduğu durumu istişare etmek amacıyla 29 Eylül tarihinde TÜSEDAD Başkanı Sayın Sencer SOLAKOĞLU ‘nun düzenlemiş olduğu Zoom uygulaması ile yapılan toplantıya ben de Adana İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı olarak davet edildim ve katıldım.

Toplantı başladığında Sayın Sencer SOLAKOĞLU tarafından toplantı kayıt altına alınacak ancak hiçbir yerde ve kimseyle paylaşılmayacak ve her şey burada kalacak diyerek güvence verilmesine rağmen bir gün sonra toplantı kayıtlarının yazılı olarak değişik firmalar tarafından paylaşılması ve bir haber kanalında da benim söylemiş olduğum bir sözü çarpıtarak haber yapılmasını görünce Sencer SOLAKOĞLU ‘nun bu toplantı üzerinden üretici örgütlerini ve bakanlık yetkililerinin aleyhine kamuoyu oluşturmak üzere provoke yaptığını anladım ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirme gereğini duydum.
 
Toplantı katılımcıların sürekli olarak yem fiyatlarının yükselmesi nedeniyle süt fiyatlarına acilen zam yapılması temennisi ile başlamış ve son yarım saate girene kadar hiçbir katılımcı fiyat deklere etmemiştir. Bir kısım katılımcılar artık zamanın dolduğunu ve ayrılmak durumunda olduklarını beyan edince Sayın Sencer SOLAKOĞLU Gıda Komitesi ve Ulusal Süt Konseyinin her hangi bir fiyat deklare etmemesi nedeniyle bizler burada bir fiyat açıklaması yapalım ve kamuoyuna deklare edelim şeklinde teklifte bulunmuştur.
 
Bu teklife karşı Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Sayın M. Ülkü KARAKUŞ bu yanlış olur bakanlık içinde sütün fiyatının belirlenmesi ile ilgili bir çalışma var ve bir iki gün içinde açıklanacak dolayısıyla bekleyelim diye cevap vermiştir.
 
Tire Süt Kooperatifi Başkanı Sayın Mahmut ESKİYÖRÜK ise burada herhangi bir fiyat açıklarsak yani fiyatın 2.75 TL olduğunu farz edelim. Şu an için süte ihtiyaç var yıl başında süt fazlalaşınca ne yapacağız dolayısıyla bakanlığa gitmeyecek miyiz. Bu nedenle bakanlığa rağmen böyle bir hareket yapmayalım şeklinde bir değerlendirme yapmıştır.
 
Bunun üzerine Sayın Sencer SOLAKOĞLU tekrar ısrarcı olmuş sanayiciler de burada hazır olduklarına göre en az 3,00 TL olarak fiyatı açıklayalım demiştir. Şayet bu yapılmaz ise kendilerinin tekrar bölgesel ihaleler yapma yönünde harekete geçeceklerini söylemiştir. Bu teklife tekrar Yem Sanayicileri Birliği Başkanı bu yanlış olur Bakanlığın yapmış olduğu çalışmanın sonucunu bekleyelim demiştir. Diğer sanayici ve üretici örgütleri temsilcileri her hangi bir tepki göstermemişlerdir.
 
Bunun üzerine Adana İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı olarak söz aldım. Bakanlığın açıklayacağı fiyatları beklememiz gerekir. Burada fiyat açıklamaya kalkarsak paralel Ulusal Süt Konseyi imajını yaratmış oluruz ki bu durum üretici ve hayvancılık açısından büyük bir sıkıntı yaratır. Ulusal Süt Konseyi kurulmadan önce Marmara Bölgesinde bir yerde fiyat açıklanır daha sonra fiyatlar diğer bölgelere değişerek yansır dolayısıyla büyük sıkıntılar yaşanmakta idi. Ulusal Süt Konseyi kurulunca bu sorun bir nebze olsun çözülmüş oldu. Konseyin çalışmasında şu an için aksaklıklar olabilir ama konseyin görevini yerine getirmesi için elimizden geleni hep birlikte yapmalıyız şeklinde bir değerlendirme yaptım.
 
 Sencer SOLAKOĞU bu değerlendirmenin sadece “Paralel Ulusal Süt Konseyi” cümlesini alarak konuşmalar sadece burada kalacak diye taahhütte bulunmasına rağmen “bir üretici birlik başkanının alternatif yapı mı oluşturulmaya çalışıyor diye tepki göstermesini çok manidar bulduğunu” basın kanalıyla açıklamıştır. Aklı sıra üretici örgütlerine saldırı yapmıştır.
 
Son olarak Sencer SOLAKOĞLU öncelikli olarak sözünüzde durmaya davet ediyorum. Toplantıda bulunan kişilerden izin almadan konuşmaların bir şekilde kamuoyunda yazılı olarak dolaşması tarafınızdan yapılmışsa ki yapılmıştır bu durum toplantıya katılanlara yapılmış saygısızlık değil midir? Bu durumda toplantı kayıtlarının tamamının YouTube kanalınızdan eksiksiz yayınlamanızı istiyor ve kamuoyu kimin ne dediğini bir şekilde canlı olarak öğrenmesini istiyorum.
 
Aynı zamanda bu toplantı sadece bir istişare toplantısı demenize rağmen toplantı sonunda sütün fiyatını açıklama hususunda yetkiyi kimden aldınız?
 
Yasal olarak kurulmuş olan Ulusal Süt Konseyi var iken fiyat açıklamak istemenizin sebebi yasaları tanımamak mı?
 
 Toplantı esnasında aslında kendi işletmenizde üretmiş olduğunuz sütü pazarlama konusunda sıkıntınızın olmadığını, parakende olarak çok iyi fiyatlarla sattığınızı beyan etmenize rağmen sütün fiyatının belirlenmesi için bu derece ısrarcı olmanızın sebebi nedir acaba?

 Toplantı esnasında şahsınızla ilk defa bir araya gelmiş olmama rağmen bu toplantıda konuşulanlar burada kalacak diyerek taahhütte bulunduğunuz için size inanmıştım.

Toplantıda konuşulanları dışarıya sızdırılması bir şekilde toplantıya katılanlara karşı yalan söylemiş olmuyor musunuz?


 Bu durumda kamuoyu önünde yalancı durumuna düşmüyor musunuz?
 

                                                                      
 
 
                                                                       
 
 
02.10.2020
Devamı

Erzurumlu Kadın Çiftçilere Destek

Erzurum'da kadın çiftçilere, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca hibe edilen süt sağım makineleri dağıtıldı.

Erzurum'un Olur ilçesinde 10 kadın üreticiye, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü önünde düzenlenen törenle, hibe edilen süt sağım makineleri verildi.

İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar, yeni tip koronavirüs süreciyle tarım sektörünün öneminin bir kez daha ön plana çıktığını söyledi.

Tarımın dünyada stratejik sektör olduğunun bir kez daha kanıtlandığını ifade eden Akar, bu sektörü omuzlayan ve emek verenlerin de kadın çiftçiler olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Kırsalda yaşayan çiftçilerimizin hem sosyal ve ekonomik hayatta söz sahibi olabilmeleri hem de üzerlerindeki iş yükünü azaltmak adına mekanizasyon desteği sağlamaya çalışıyoruz. Erzurum'da şimdiye kadar 300 milyona yakın tarımsal destek verdik. Olur ilçemize de 4,5 milyon lira civarında şimdiye kadar tarımsal destek verdik. Olur'da 100 civarında sağım makinesi dağıttık. Bugün de 10 kadın çiftçimize tekrar dağıtıyoruz. İmkanlarımız oldukça desteklerimiz devam edecek. Özellikle son iki yılda yaklaşık 20 ton civarında yem bitkisi desteğinde bulunduk."

02.10.2020
Devamı

İTB Başkanı Işınsu Kestelli: Bu Maliyetlerle Hayvancılık Yapmak Çok Zor

İzmir Ticaret Borsası Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı ve Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı 30 Eylül 2020 Çarşamba günü video konferans aracılığıyla, Meclis ve Meslek Komiteleri üyelerinin geniş katılımıyla düzenlendi.
Meclis Toplantısı öncesinde Meslek Komiteleri Ortak Toplantısında konuşan İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Borsa üyelerinin temsilcisi oldukları sektörlere ilişkin yaşadıkları sıkıntılar ve Borsa olarak ürettikleri çözüm önerilerini üyelerle paylaştı.
Hayvancılık sektöründe maliyetler konusunda önemli sıkıntılar yaşandığına değinen Işınsu Kestelli, “Büyükbaş hayvancılık maliyetinde hayvani materyali yüzde 55-60, yem giderleri yüzde 30-35 ve diğer giderler ise yüzde 10-15 paya sahip. Döviz kurundaki yükseliş dolayısıyla yem maliyetlerinde son dönemlerde önemli artış yaşandı. Kaba yem kaynağı olan mera ve çayırlarımızın yeterli olmaması nedeniyle, karma yem hammaddesi olan soya ve yağlı tohumlu bitkileri ağırlıklı olarak ithal ediyoruz. Üstelik mevcut çayır ve mera alanlarımızın da büyük bir kısmının ıslah edilme ihtiyacı bulunuyor. Dünyada ise hayvancılıkta ileri gitmiş ülkelerin hemen hepsinin doğal mera alanları bakımından zengin olduklarını görüyoruz. Çin, ABD, Avustralya, Brezilya bu ülkelerin başında geliyor. Dünyada toplam tarım alanlarının yüzde 67’si çayır ve mera alanlarından oluşurken, ülkemizde bu oran sadece yüzde 39. Tarla ve bahçe alanlarında 15’inci sıradayken, çayır ve mera alanlarında 43’üncü sırada yer alıyoruz. Bu kaynak dağılımı ile sürdürülebilir hayvancılık yapmak gerçekten kolay değil. Buradan şu sonuca varmak gerekiyor: Yem kaynağı olan çayır ve mera alanları ve karma yem kaynağı olan yağlı tohumlu bitkiler sorununu çözmeliyiz. Çözemediğimiz sürece özellikle büyükbaş hayvancılıkta bu sorunlar ile karşılaşmamız kaçınılmaz. Aksi takdirde özellikle büyükbaş hayvancılık sektörü için girdilerin devlet tarafından yeteri miktarda ve sürekli olarak desteklenmesi ihtiyacı bulunuyor. Yem kaynağı açısından benzer durumda olan kümes hayvancılığı sektörümüz de aynı sorunlarla savaşıyor” dedi. 
Hasadı bölgemizde yeni başlayan pamuk piyasaları ile ilgili olarak da görüşlerini paylaşan Işınsu Kestelli, “Pamuk konusu son dönemde hem üyelerimiz hem de bizler tarafından sıklıkla dile getiriliyor. Geçtiğimiz yıl ülke olarak 1,6 milyar dolar değerinde yaklaşık 1 milyon ton pamuk ithalatı yaptık. Bu miktarda ithalata rağmen yerli pamukta yeni sezona stok devri olduğunu belirtmek isterim. Ege pamuğu kalitesinde bir pamuğun yurtdışı piyasalardaki değeri şu an için 12 lirayı bulurken yerli pamuğumuz henüz 11 liradan bile işlem görmedi. Bu durumda üreticimizin bu sezon kâr etmesi söz konusu olmayacak ve önümüzdeki sezon pamuk ekim alanları daha da azalacaktır. Pamuktan kaçan alanlarının mısır, domates gibi ürünlere kayması muhtemeledir. Ancak domateste bu yıl yaşanan sorunu sanırım hepimiz biliyoruz. Fiyatların düşük olması, hasat maliyetinin bile karşılanamaması nedeniyle ürününü tarlada bırakan üreticilerimiz oldu. Böyle bir ortamda pamuk ekim alanlarının azalması alternatif ürünlerin piyasasını da olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığımızdan 2020 yılı pamuk priminin üreticimizi memnun edecek seviyede bir an önce açıklanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
 
02.10.2020
Devamı

Reyhanlı Barajı Sayın Cumhurbaşkanımızın Katılımıyla Hizmete Alınıyor

Amik Ovası’nda 585 bin dekar arazinin sulanmasına hizmet edecek olan Reyhanlı Barajı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın canlı bağlantı yapacağı, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin ise baraj sahasından katılacağı törenle hizmete alınacak.
480 milyon m³ su biriktirme hacmine sahip Reyhanlı Barajı’nın Amik Ovası’nda 585 bin 160 dekar arazinin sulanmasına hizmet edeceğini belirten Bakan Pakdemirli “Bölgede yapılacak sulu tarım sayesinde hem tarlalardaki verim artacak hem de yörede ürün çeşitliliği sağlanacak. Projenin tüm üniteleri ile tamamlanmasıyla 2020 yılı birim fiyatları ile ülke ekonomisine yıllık 450 Milyon TL katkı sağlanacak” diye konuştu.
 
200 Bin Dekar Arazi Taşkından Korunacak
 
Reyhanlı Barajı'nın ana su kaynakları arasında yer alan Afrin Çayı’ndan yıllık 21 milyon metreküp suyun baraja aktarılacağını da söyleyen Pakdemirli “Tamamlanan iletim kanalı sayesinde saniyede 1.534 ton su Afrin Çayı'ndan alınarak baraj sahasına aktarılacak. Bu sayede yaz mevsiminde Amik Ovası’nda yaşanabilecek susuzluğun önüne geçilecek, kışın ise Amik Ovası’nda meydana gelmesi muhtemel taşkınlar engellenerek yaklaşık 200 bin dekar arazi taşkından korunacak” değerlendirmesinde bulundu.
Amik Gölü'nün Boyutlarına Yakın Büyüklükte Bir Sulak Alan Oluşacak
Reyhanlı Barajı ile Amik Gölü'nün boyutlarına yakın büyüklükte bir sulak alanın da oluşacağına vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Bunun sonucunda göçmen kuşlar için ideal bir dinlenme, beslenme ve üreme alanı oluşmaya başlayacak. Böylece Reyhanlı Barajı Hatay'ın “yeni kuş cenneti adayı” olacak” açıklamasını yaptı.
3 Ekim 2020 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın telekonferans ile açılışını yapacağı Reyhanlı Barajı’nın yanında ayrıca Hatay’da tamamlanan Türkiye'nin en büyük iletim kanalı olan “Afrin Çayı Davutlar Regülatörü ve Derivasyon Kanalı”, “Tahtaköprü Barajı Yükseltilmesi” ve “Hatay-İçmesuyu Arıtma Tesisi” projelerinin de açılışları yapılacak.
02.10.2020
Devamı

Tanker Midibüse Çarptı 26 Tarım İşçisi Yaralandı

Manisa'nın Alaşehir ilçesinden Denizli yönüne giden Kazım Çelebi'nin kullandığı tarım işçilerini taşıyan 45 J 4784 plakalı servis midibüsüne, arkadan gelen Oğuz Gülicak (51) yönetimindeki 34 ZC 7090 plakalı tanker çarptı. Çarpmanın etkisiyle kontrolden çıkan midibüs, yaklaşık 2,5 metre yükseklikten yan yola devrildi. Kazada midibüs şoförü Çelebi ile 25 tarım işçisi yaralandı. Yaralılar, Alaşehir ve Salihli ilçesindeki hastanelere kaldırıldı. tanker şoförü Oğuz Gülicak gözaltına alınırken, kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

01.10.2020
Devamı

Diyarbakır Besi OSB Sorunlara Çözüm Bekliyor

Diyarbakır'da Tarım ve Orman Bakanlığınca bin 186 dönüm alanda 22 milyon 200 bin lira bütçe ile 2009 yılında kurulan Tarıma Dayalı İhtisas Besi Organize Sanayi Bölgesi’nin (Besi OSB) sorunları çözüm bekliyor.

Başta OSB’nin merkezden uzak oluşu, yolunun çok kötü olması, yine gelen insanların yön tarifi olmadığından dolayı yolları bulamaması, PTT/kargo gibi araçların gelememesi, internet erişiminin ağır olması, iletişim şebeke hatlarının zayıf olması ve çevre düzenlemesi gibi sorunlar üreticiyi zora sokuyor.

Konuya ilişkin gazetemiz Güneydoğu Ekspres’e açıklamada bulanan Besi OSB üreticileri, mevcut sorunların çözümü halinde hayvancılıkta Diyarbakır’ın daha fazla yol alabileceğini belirttiler.

Besi OSB’nin yıllık besi kapasitesi 32 bin, yıllık 15 bin ton kırmızı et üretimine sahip olduğunu ve 600 milyon TL’lik ekonomik büyüklüğe sahip olduğunu belirten üreticiler, “Günlük 300 büyükbaş, 2000 küçükbaş kesim kapasitesinde olup entegre bir tesis” olduğunu söylediler.

Üreticiler, 5 MWh'lik atık bertaraf tesisi ile Türkiye'nin doğusunun ilk tesisi olma özelliğine sahip olduğunu da ifade ettiler.

Besi OSB’nin önemine de değinen üreticiler, “Bölge ekonomisine büyük katkı sunuyor. Direk 500, dolaylı olarak da 1000 kişiye istihdam sunmaktadır. Besi OSB projesinin temel amacı besiciliği modern yöntemlerle hayvansal üründe verimliliği arttırmak, bölge ve ülke ekonomisine katkısını sağlamaktır. Besicilik alanında organize bir alan oluşturarak, bu sektörde faaliyet gösteren kişi ve firmaların, burada sağlıklı bir çalışma alanına  kavuşmasını sağlamak” diye konuştular.

01.10.2020
Devamı

Başkent'te Gıda ve Hijyen Denetimi

Ankara Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerince yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında market ve kafelerde denetim yapıldı.

Denetimlerde söz konusu işletmeler hijyen koşulları, çalışanların giysileri ve iş yerlerinin mevzuata uygunluğu bakımından incelendi, süt ürünlerinden numuneler alındı.

Ankara Tarım ve Orman Müdürü Bülent Korkmaz, yaptığı açıklamada, il genelinde 7 gün 24 saat gıda denetimlerinin devam ettiğini söyledi.

Kovid-19 salgını sürecinde işletmelerin aldıkları tedbirler ve gıda güvenliği kapsamında, vatandaşların uğradığı her yerde denetimlerin sürdüğünü ifade eden Korkmaz, hijyenle ilgili görülen eksiklikler nedeniyle işletmelere idari para cezası uygulandığını kaydetti.

Ankara genelinde bu yıl eylül sonu itibarıyla 70 bin denetim gerçekleştirildiğinin bilgisini veren Korkmaz, "Bu denetimlerde 2 bin 500 üründen numune alındı, 208 üründe olumsuzluk tespit edildi. Gerek ürünlerin olumsuz çıkması gerek işletmelerin asgari hijyen ve temizlik koşullarına uymaması sebebiyle Ankara'daki gıda işletmelerine bu yıl içinde 5 milyon lira idari para cezası uygulandı." dedi.

Korkmaz, vatandaşın sağlıklı ve güvenli gıdaya ulaşması için ekiplerin sürekli denetim yaptığını söyledi. En büyük denetçinin tüketici olduğunu vurgulayan Korkmaz, tüketicilerin gıda güvenliğiyle ilgili herhangi bir şüphe duyması halinde "ALO-174 Gıda Hattı"na ihbarda bulunabileceğini anımsattı.

01.10.2020
Devamı

Çiftçi Kiraladığı Arazilerde Yerli Kavun ve Patates Yetiştirdi

Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde Fahrettin Demir isimli 27 yıllık çiftçi kiraladığı arazilerde patates ve kavun yetiştirerek ilçenin adeta yerli kavun ve patates deposu haline geldi.

İlçede her yıl 100 dönümü aşkın arazi kiralayarak özellikle kavun ve patates ekimi yaptığını söyleyen Fahrettin Demir,” Bu yıl kiraladığım 40 dönüm alana kavun, 60 dönüm alana patates ekimi yaptım.
Kavununun sulamasını damlama, patatesi ise yağmurlama sistemi ile gerçekleştiriyorum. Uyguladığım iyi tarım sayesinde ürünlerde kalite ve verim artıyor. Bu yıl patateste 150 ton, kavunda ise 70 ton dolaylarında ürün bekliyorum. Yetiştirdiğim doğal lezzetli kavun ve patatesleri ilçe pazarında ya da pazarcı esnafına satarak geçimimi sağlıyorum. Yetiştirdiğim ürünler kendi doğal lezzetinde olduğundan halk ve pazarcı esnafı tarafından tercih edilmektedir. Bilinçli tarıma yatırım amacıyla sürekli zirai aletler satın alıyor, böylelikle işçilik maliyetlerini en aza indiriyorum. Modern tarımın en yüksek verim ile en yüksek geliri elde etmeyi sağladığı bir gerçek” diye konuştu.
 
30.09.2020
Devamı

Süt Yorgunluğun Giderilmesinde Etkili

İran ve Kanada’dan bir grup araştırmacının 2018 yılında yaptığı çalışma, saygın bilimsel dergilerden European Journal of Clinical Nutrition’da yayınlandı.

Araştırmada çikolatalı sütün egzersiz sonrası iyileşme potansiyeli incelendi. Karbonhidrat, protein, yağ, su ve elektrolitler içeren bir ürün olan çikolatalı sütün egzersiz sonrası iyileşme için ideal bir ürün olduğu belirlendi. Çalışma kapsamında daha önce yapılan 12 araştırmaya ait veriler derlendi.
Analiz edilen sonuçlara göre çikolatalı süt, antrenman ve egzersiz sonrasında vücudun kendini toparlaması için sporcu içeceklerinden daha faydalı.
 
Süt, yorgunluğun giderilmesinde daha etkili

Araştırmada, çikolatalı süt tüketimine göre plasebo veya karbonhidrat, protein ve yağ içeren içecek tüketenlerin yorgun kaldığı sürenin daha uzun olduğu belirlendi. Aromalı sütlerin karbonhidrat – protein dengelerinin daha iyi olması nedeniyle normal sütten daha faydalı belirlendi.
Sporcu içecekleriyle kıyaslandığında çikolatalı sütte ekstradan sağlıklı yağlar, enzimler, doğal elektrolitler bulunuyor. Tüm bu besin maddeleri egzersiz sonrasında vücudun toparlanmasına katkı sağlıyor.
Araştırmada çikolatalı süt tüketmenin kandaki laktat seviyesini de düşürdüğü belirlendi. Laktat, yoğun egzersiz sırasında oluşan ve yorgunlukla ilişkilendirilen metabolik bir yan ürün.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
30.09.2020
Devamı

Sütte Aracı Para Kazanıyıor

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, tüketiciye litresi 11-12 liraya satılan keçi sütünden üretim maliyetlerini karşılayan üreticinin litrede 3,5-4 lira, aracıların 8-8,5 lira aldığını bildirerek, “Üreticinin aldığı paranın büyük bölümü üretim maliyetlere gidiyor. İşin mağduru üretici, kazananı her zamanki gibi aracı oluyor” dedi.

Çelik, yaptığı açıklamada, aracıların kar marjları düşürülmeden ne üreticinin makul bir gelir elde edebileceğini ne de tüketicinin uygun fiyatla koyun-keçi sütü ve süt ürünleri tüketebileceğini belirtti.

Başkan  Çelik, şunları kaydetti:
“Özellikle sütte yeterli üretim var. İnek sütünde üretici-sanayici entegrasyonunda belli bir disiplin sağlanmış durumda. Koyun ve keçi sütünde üretici fiyatları inek sütüne göre yüksek olsa da üretilen ürünün pazarlanmasında sorunlar var. Üretici ile sanayinin entegrasyonu inek sütündeki gibi değil. Koyun ve keçi sütünde ve süt ürünlerinde üretici ürününü hızla tüketiciye ulaştıramıyor. Bu sorun yaratıyor. Büyük şehirlerde talep olmasına rağmen tüketici, entegrasyonda yaşanan sorunlar nedeniyle koyun ve keçi sütüne ulaşmakta sıkıntı yaşıyor. Ulaştığında ise yüksek fiyatlarla karşılaşıyor. Keçi sütünün litresinin tüketiciye 11-12 liraya satıldığını görüyoruz. Üreticide 3,5-4 lira olan bir fiyat, nasıl 11-12 liraya, 3-3,5 katına çıkar anlamak mümkün değil. Aracı kalktığında, üretici doğrudan tüketiciye keçi sütünü sattığında, litre fiyatı 8-9 lira oluyor. Üreticinin satış fiyatı 2-2,5 katına çıkıyor ama tüketici yine de marketten litrede 3-4 lira daha ucuza keçi sütü alıyor. Hem üretici hem tüketici kazanıyor.”
 
Üretimde sorun yok, ürün pazarlanamayınca sıkıntı başlıyor
 
Üretici maliyetlerinin yüksekliğinin ayrı bir sorun kaynağı olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Hayvancılıkta en önemli maliyet olan hayvan yemi fiyatları ortalama girdi fiyatlarının üzerinde artıyor. Veriler bunu açıkça ortaya koyuyor. Maliyetlerle mücadele eden yetiştiricimiz, ürününü pazarlayamadığında büyük bir sıkıntıya giriyor. Yaptığı masrafın karşılığını alamıyor. 2019 yılında koyun sütü üretimimiz 1 milyon 521 bin tonla 1,5 milyon tonu aştı. Ülkemiz Çin’i de geride bırakarak koyun sütünde dünya birincisi oldu. Keçi sütü üretimimiz de 577 bin tonla 600 bin ton sınırına dayandı. Keçi sütünde dünya 6’ncısıyız. Üretimde de talepte de bir sorun yok. Son yıllarda halkımızda keçi ve koyun sütüne yönelik büyük bir ilgi var. Sorun pazarlamada, tüketiciye ulaşmada…”

Çelik, daha fazla pazara, ihracata dönük üretim yapılması, hem iç piyasanın hem ihracatın ürünle desteklenmesi, ürünü değerlendirme imkanı yeterince olmadığı için hızla elden çıkarılması gerektiğini açıklamasına ekledi.
 
 
 
30.09.2020
Devamı

Samsun'da Küçükbaş Hayvancılığa Destek

Köyümde Yaşamak İçin Bir SÜRÜ Nedenim Var Projesi kapsamında Samsun Valiliği ile Ziraat Bankası arasında protokol imzalandı. Proje kapsamında Samsun İli ve İlçelerinde Karakaya, Bafra ve Sakız ırkı koyun varlığının artırılması ve bu konuda faaliyet gösteren üreticilerin sürülerinin büyütülmesi amacıyla adı geçen kurumlar arasında işbirliği öngören Proje; Valilik koordinasyonunda, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Ziraat Bankası işbirliği ile yürütülecek.
Samsun Valiliği Sayın Zülkif Dağlı, konuyla ilgili yapmış olduğu açıklamasında: “Projeyle İlimizdeki küçükbaş hayvancılık yapan işletmelerin ölçeklerinin büyütülmesi, küçükbaş hayvan varlığının arttırılması, atıl işletme kapasitelerinin üretime kazandırılması, İlimizdeki yerel koyun ırklarının sayısının arttırılarak bölgesel kalkınmanın sağlanması ve en nihayet yerel koyun yetiştiriciliği ile kırmızı et açığının kapatılması hedeflenmektedir. Proje sayesinde İlimizdeki anaç koyun varlığımızın 400.000 baş artırılması hedefler arasındadır. Karakaya, Bafra ve Sakız ırkı anaç hayvanlardan oluşan Proje, küçükbaş hayvancılık yapan işletmelere finansal destek sağlamakla beraber, dişi hayvanların kesimini önleyerek anaç hayvan varlığımızın artırılmasını amaçlamaktadır. Bu çerçevede İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerince kontrol ve eğitim desteği de verilecek" denildi.
 
Samsun Valiliği koordinasyonunda, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ziraat Bankası işbirliğinde yürütülecek Proje ile ilk etapta; ilimizde halen koyun yetiştiriciliği yapan, asgari 100 baş koyun için ağıl kapasitesi ve bakım şartları uygun üreticilerle bu üreticilerin damızlık koyun alabileceği işletmeler belirlenecek. Samsun Valiliği, üreticilerin uygun fiyatlarla yem alabilmesi ve kesime göndereceği erkek hayvanları uygun fiyatlarla satabilmesi için de devrede olacak. Bu amaçla asgari 3 yem firması ve asgari 3 kesimhane/kombina belirlenerek firma bilgileri üreticilere duyurulacak. Üreticiler ihtiyaç duydukları yemi uygun maliyetle alırken, hayvanlarının kesimlerini de belirlenen firmalarda yapacaklar.
 
Proje kapsamında doğacak erkek hayvanların kesime gönderilerek kırmızı et üretimine katkı sağlanması ve dişi anaç hayvanların ise işletmede sürüde tutularak anaç sürüsünün büyütülmesi hedeflenmekte. Ziraat Bankası, projeden yararlanacak üreticilere uygun koşullarla 100 bin TL‘ye kadar yüzde 0 faizle kredi ve 100 bin TL'yi aşan kısım için güncel faiz oranı yüzde 4,5 olarak kredi kullandıracak. Bu kapsamda, üreticiler damızlık koyun alımı amacıyla 7 yıla kadar vadeli yatırım kredisi ve yem giderlerinin karşılanması amacıyla da 18 aya kadar vadeli işletme kredisi kullanabilecek. Hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.” dedi.

29.09.2020
Devamı

5 Yılda 750 Bin Koyun Projesi Protokol İmza Töreni Düzenlendi

Ağrı Valiliğinin öncülüğünde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ağrı Belediyesi ve Ziraat Bankasının ortak çalışmalarıyla ''5 YILDA 750 BİN KOYUN'' projesinin protokol imza töreni gerçekleştirildi.

Ağrı İbrahim ÇEÇEN Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilen imza törenine Ağrı Valisi Dr. Osman VAROL, Ak Parti Ağrı Milletvekili Ekrem ÇELEBİ, Ağrı Belediye Başkanı Savcı SAYAN, AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. Abdulhalik KARABULUT, Ziraat Bankası Van Bölge Müdürü Turgut ARVAZ, İl Tarım ve Orman Müdürü Kenan ENGİN, Ziraat Bankası Ağrı Şube Müdürü Faruk AKYEL, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, köy muhtarları, küçükbaş hayvan yetiştiricileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan törende konuşan Ağrı Valisi Dr. Osman VAROL '' İlimizin iklim şartları ve coğrafi yapısına adaptasyonu yüksek, hastalıklara dayanıklı yerel koyun ırklarımızla bölgesel kalkınmanın sağlanması ve kırmızı et açığının kapatılması hedeflenmektedir''  dedi.

Ağrı Milletvekili Ekrem ÇELEBİ, konuyla ilgili yaptığı konuşmasında; ''5 YILDA 750 BİN KOYUN Projesi hayvancılığımızın geleceği, küçükbaş hayvancılığının yarınları için; küçükbaş hayvancılığımızı geliştirme hedefiyle bu projenin hayırlara vesile olmasını diliyorum.'' dedi.

Konuyla ilgili konuşma yapan Ağrı Belediye Başkanı Savcı SAYAN; ''İnşallah bundan sonra hepberaber, el ele vererek Ağrı'yı hak ettiği noktaya getirmek için elimizden gelen bütün çabayı sarfedeceğiz. Ağrı'yı kalkındırmak, Doğuyu Türkiye'nin yıldızı yapmak boynumuzun borcu olsun.'' dedi.

İmza Töreninin açılış konuşmasını ve proje sunumunu yapan İl Müdürümüz Kenan ENGİN '' İlimiz sahip olduğu 3,5 milyon dekar tarım arazisi ile bitkisel üretimde, 400 bin büyükbaş, 1,5 milyon küçükbaş hayvan varlığı ve 24 bin arılı kovan varlığı ile de hayvancılık alanında bölgesinde ve ülke genelinde söz sahibi iller arasında yer almaktadır.

İlimizde tarım ve hayvancılık alanında yapılan bütün çalışmalar birim alandan alınacak verimin arttırılması, hayvan popülasyonundan elde edilecek verimin ve genetik kapasitenin en üst sınırına çıkarılması yönündedir. Bu amaçla her geçen gün yeni araştırmalar yapılmakta, yeni projeler hazırlanmakta ve yeni tarım politikaları geliştirilmektedir.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü olarak, tarıma yönelik altyapı projelerinin yanı sıra, bakanlık kaynakları ve yerel kaynakların etkin kullanımı ile çiftçilerimize yönelik birçok proje ve destekleme çalışmasını birlikte sürdürmekteyiz. '' diyerek sözlerine şöyle devam etti. 'Bugün, Sayın Valimizin destekleri ve öncülüğünde sürdürmüş olduğumuz tarıma yönelik yatırımlar kapsamında ''750 Bin Yeni Koyun Projesinin'' 1.etabı olan 150 bin baş koyun dağıtımı protokol imza töreni için toplanmış bulunmaktayız. Proje ile ilimizdeki küçükbaş hayvan işletmelerinin ölçekleri büyütülerek, 5 yıllık süre zarfında 1,5 milyon olan küçükbaş hayvan sayımızı kademeli olarak 2,5 milyona çıkarmayı hedeflemekteyiz. '' dedi.

Düzenlenen imza töreni tarafların protokole imzalarını atması ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
29.09.2020
Devamı

Manisalı Çiftçiden Covid - 19 Tedbirlerine Farkındalık!

Manisa'nın Salihli ilçesinde bir çiftçi, covid-19 tedbirlerine dikkat çekmek amacıyla yeni doğan kuzularına maske, mesafe ve hijyen isimlerini verdi.
Karayahşi Mahallesi'nde besicilik yapan İsmail İnce'nin Güdük isimli koyunu bir batında beşiz kuzu dünyaya getirdi.
İnce, yaklaşık 35 yıldır besicilik yaptığını, koyununun beşiz kuzu dünyaya getirmesiyle mutlu olduklarını söyledi.
 
Çiftliğinde daha önce altız, dördüz ve üçüz doğumlara da şahit olduğunu belirten İnce, şunları kaydetti:
"Merinos cinsi Güdük isimli koyunumuz beşiz doğurarak yüzümüzü güldürdü. Kuzularımızdan 3’ü erkek, 2’si dişi. Malum gerek dünya da gerek ülkemizde bir salgın sorunu var. Biz de Kovid-19 tedbirlerine dikkat çekmek amacıyla erkek kuzularımıza mesafe, maske, hijyen isimlerini vererek sosyal bir mesaj vermek istedik. Dişi 2 kuzumuza ise Neşe ve Eşe ismini verdik" dedi.
29.09.2020
Devamı

Antalya Büyükşehir Belediyesi Okullara Muz Gönderdi

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in 81 ilde 81 okula muz gönderme sözü yerine getirildi. Türkiye’nin dört bir tarafındaki okullarda eğitim gören öğrencilere binlerce muz gönderildi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un Mart ayında ‘İlk teneffüs’ paylaşımına sosyal medya hesabından 81 ilde 81 okula muz gönderme sözü ile karşılık veren Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in bu sözü yerine getirildi. Toptancı Halde özel hazırlanıp paketlenen muzlar, Türkiye’nin 81 ilindeki okullarda okuyan öğrencilere gönderilmek üzere yola çıktı.

Antalya'da Gazipaşa'dan Kaş'a kadar 491 okulda yüz yüze eğitime başlayan okul öncesi ve ilkokul 1. sınıf 60 bin öğrenciye meyve ikram eden Antalya Büyükşehir Belediyesi, Başkan Muhittin Böcek’in 81 ilde 81 okula muz gönderme sözünü de yerine getirdi.

Türkiye’nin dört bir yanındaki öğrencilere ulaştırılacak muz paketlerinde Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in ‘Yeni eğitim öğretim yılında hepinize başarılar dilerim. Maske takmayı ve bolca meyve tüketmeyi lütfen unutmayalım. Sevgilerimle’ mesajı da yer aldı.

28.09.2020
Devamı

CHP’li Sarıbal: İthal Pamuğa 23 Milyar Dolar Ödendi

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, pamuk hasadının başlaması ile birçok sektöre ham madde temin eden üreticilerin verilerini paylaştı.

İktidarın tarım politikasını eleştiren Sarıbal, AKP döneminde 92 ülkeden pamuk ithalatı yapıldığını belirterek şunları söyledi;

2003 yılında bugüne kadar 13,9 milyon ton pamuk ithalatına 23,2 milyar dolar ödeme yapıldı. AKP döneminde 92 ülkeden pamuk ithalatı yapıldı.

Ağırlıklı olarak ABD 7 milyon ton, Yunanistan 2 milyon ton, Türkmenistan 1.1 milyon ton ve Brezilya'dan 0,9 milyon ton pamuk alındı. Bu süreçte pamuk ithalatı için ABD'ye 12 milyar, Yunanistan'a 3,4 milyar, Türkmenistan'a 1,8 milyar ve Brezilya'ya 1,7 milyar dolar ödeme yapıldı.

Türkiye, AKP döneminde en fazla ithalat yapan ülkeler içinde hep ilk 5 içinde yer aldı. 2019 yılında ise dünyada en fazla pamuk ithal eden ülkeler sıralamasında 4’üncü sırada yer aldı. AKP'nin politikalarıyla her yıl yeni bir rekor kırmamız içten bile değil.

AKP dönemide pamuk ekim alanlarının azaldığını açıklayan Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü,

AKP iktidarından önce 2002 yılında 7,2 milyon dekar alanda pamuk üretimi yapılırken, AKP  döneminde bu oran yüzde 34 azalarak 2019 yılında 4,8 milyon dekara düştü.

Lif pamuk üretimi 988 bin tondan, 174 bin ton azalarak 814 bin tona düştü. Bu yıl ise ekim alanının 4 milyon dekar, lif pamuk üretiminin 600-650 bin ton arasında olması bekleniyor. Buna karşın pamuk ithalatı bu yıl 632 bin ton oldu.

Peki, bu duruma nasıl gelindi?  Ülkemizde AKP öncesi pamuk tarımı yapılan il sayısı 28'den bugün 24'e düşmüş durumda. Bu 24 ilin 21'inde pamuk ekim alanları azalmıştır.

En büyük azalış yüzde 96 Muğla, yüzde 94 Batman ve yüzde 94 Çanakkale illerimizde olmuştur. ‘Bu illerde ekiliş az olduğu için oran büyük olabilir' diye düşünülebilir.

O zaman ekiliş alanları bakımından incelediğimizde İzmir'de 248 bin dekar, Diyarbakır'da 233 bin dekar, Manisa'da 195 bin dekar, Aydın'da 195 bin dekar ve Hatay'da 176 bin dekar alan pamuk üretim alanından çıktı.

Bu 5 ilimizde 1 milyon dekar üstü azalış meydana gelmiştir. İllerimiz pamuk üretiminde söz sahibi illerdir.

Ülkede pamuğun yüzde 61'i Güneydoğu Anadolu bölgesi, yüzde 21'i Akdeniz ve yüzde 19'u Ege bölgesinde ekilmekte olduğunu söyleyen Sarıbal, “Bu 3 bölgenin ekiliş alanları son 15 yılda Ege bölgesinde yüzde 47, Akdeniz’de yüzde 28 ve Güney Anadolu bölgesinde ise yüzde 11 azaldı. Üretimin azalışının daha az olmamasının nedeni birim alandan artan verimden kaynaklanmaktadır” diye konuştu.
28.09.2020
Devamı

Mansur Yavaş’tan Yerli Üreticiye Müjde

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın başkent ekonomisini güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Başkent Ankara Kalkınma Projesi (BAKAP) sayesinde çok sayıda teşvikten yararlanıyor.
Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı 28 Eylül 2020 Pazartesi gününden itibaren yüzde 90'ı hibe, yüzde 10 çiftçi payı olarak toplam 833 bin yem bitkisi tohumu (Macar fiği) desteği sağlayacak.
Kırsal bölgelerde sağladığı teşviklerle çiftçileri ekonomik yönden rahatlatmayı amaçlayan projede, tarım alanlarından azami düzeyde fayda sağlanabilmesi ve hayvan üreticilerinin kaba yem ihtiyaçlarının karşılanması hedefleniyor. Bu yıl 28 Eylül-8 Ekim tarihleri arasında 4 bin 219 çiftçiye toplam 833 ton yem bitkisi tohumu (Macar fiği) dağıtılacak.
Yavaş, konu ile ilgili olarak sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Bizim en büyük projemiz de hayalimiz de Ankaralıyı zengin etmek. Bu kapsamda 4 bin 219 çiftçimize yüzde 90’ı hibe 833 ton yem bitkisi tohumu dağıtımına başlıyoruz. Yerli üreticimize nefes olacak yeni projelerimizi yakında açıklayacağız” ifadelerini kullandı.
Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde olan kırsal ilçelerde Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS), Türkvet ya da Ziraat Odalarına kayıtlı olan en az 5, en fazla 20 dekar tapulu araziye sahip veya araziyi kullanma hakkı olan çiftçilere yem bitkisi tohumu desteği verecek.
28.09.2020
Devamı

TESK: Online Gıda Alışverişinde Çok Sayıda Mağduriyet Var

Korona virüs pandemisi döneminde artan online gıda alışverişlerine karşı vatandaşlara uyarıda bulunan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu  TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, pandemide artan talep ve yaşanan yoğunluk sebebiyle online gıda alışverişlerinde eksik, hatalı ve bozuk ürünlerin gönderildiğine dikkati çekti. Palandöken, "Korona virüs salgınıyla birlikte karantinada olan ya da evden çıkmak istemeyen vatandaşların en çok başvurduğu online gıda alışverişlerinde ne yazık ki çok sayıda mağduriyet yaşanıyor. Özellikle son zamanlarda artan yoğunluk sebebiyle eksik, hatalı ya da tarihi geçmiş ürünler gönderilebiliyor. Online gıda alışverişi yapan vatandaşlarımız uygulamaları kullanırken daha dikkatli olmalı. Verilen siparişler, seçilen ürün ve markalar, fatura gibi dokumanlar dikkatli bir şekilde incelenmeli" değerlendirmelerinde bulundu.

Türkiye ve dünyada görülen korona virüs salgını dolayısıyla online gıda alışverişlerinde büyük bir artış yaşandığına vurgu yapan Palandöken, "Öyle ki bu yılın ilk yarısında online market pazarı yüzde 434 büyüyerek, 1.8 milyar liraya ulaştı. Son günlerde ise vaka sayılarındaki artışla birlikte evde karantinaya alınan vatandaşların sayısı da artınca online gıda alışverişlerinde birçok aksaklık yaşanıyor. Sipariş verirken seçilen ürünlerin yerine benzer ya da farklı ürünler, seçilen markanın dışında daha pahalı ya da daha ucuz markalar, bozulmuş, ya da tarihi geçmiş ürünler gönderilebiliyor. Hatta sipariş listesindeki bazı ürünler ücreti ödendiği halde stokta tükendiği gerekçesiyle gönderilmiyor. Stokta tükenen ürünlerin yerine, sipariş listesindeki diğer ürünlerin miktarlarında değişiklik yapılarak faturaya yansıtılıyor" diye konuştu.

Özellikle taze sebze ve meyve ile şarküteri ürünlerinin taşınırken iyi korunmadığı için bozuk gönderildiğini ifade eden Palandöken, "Büyükşehirlerdeki talep artışı, havaların sıcak gitmesi ve taşıma esnasındaki şartlar nedeniyle özellikle taze sebze ve meyve ile şarküteri ürünleri vatandaşa ulaştığında tazeliğini çoktan kaybetmiş oluyor. Hatta birçok ürün bozuk ya da ambalajı açılmış bir şekilde vatandaşın eline geçiyor. Öte yandan elde kalan ve tarihi geçmiş ürünlerin gönderildiğine dair de çok sayıda şikayet var. Virüsten korunmak için evden çıkmadan alışveriş yapmak isteyen vatandaşlarımız bozuk ve tarihi geçmiş ürünler yüzünden sağlığından olmamalı. Online alışveriş yapan vatandaşlarımız ürünlerin ambalajını, son kullanma tarihini mutlaka kontrol etmeli. Vatandaşın istediği ürün yerine muadil ürün göndermek bu dönemde moda oldu. Bu da işini kuralına uygun yapan firmaları olumsuz etkiliyor. Gerekli durumlarda tüketici haklarına başvurmaktan çekinilmemeli. Güvenilir ve bilinir sitelerden alışveriş yapılmalı" şeklinde konuştu.
28.09.2020
Devamı

ÇİFTÇİ NASIL HAREKETE GEÇER

Geçen sayıdaki yazımızda çiftçi uyanırsa ne olur demiştik. Kooperatifleri altında örgütlü bir yapıyla çiftçilerimizin gelişmiş ülkelerdeki emsalleri kadar piyasada güçlü olabileceklerini ve haklarını koruyabileceklerini söylemiştik. Bunun için kooperatiflerin neler yapabileceğine değinmiştik. Havza bazında, sözleşmelerle, kendi elektronik mezat ve kayıt sistemleri üzerinden, yerel yönetimlerle birlikte doğrudan pazarlama yöntemleri kullanarak nasıl başarılı olabileceğini anlatmıştık. Bu sefer çiftçinin farkındalığının üst düzeye ulaştığı, yeter artık diyerek çözüm için harekete geçmeye karar verdiğini düşünelim. Bu durumda muhatabımız çiftçi olacaktır. Bu nedenle buradan çiftçinin neler yapması gerektiğine ilişkin bilgiler vermeye çalışacağım. Çiftçilerimiz olarak sizlerin, sonuçlarını hemen görebileceğiz, birkaç ay içinde büyük değişimlere sebep olabilecek birçok şey olduğunu biliyor musunuz? Ama bu eylemlerin çok tehlikeli oldukları konusunda sizleri uyarmalıyım. Uyuyan bir dev misali, kendi gücünüzün farkına varıp büyük işler başarmanızdan memnun olmayanlar elbette olacaktır. Sizlerin güçlerini kırmak için ellerinden geleni yapacaklarından emin olabilirsiniz. Yüzyıl önce bu topraklarda sadece düşmanla savaşılmadı. Düşmanla ortak olan menfaatperestlere karşı nasıl mücadele edildi ise sizi, engellemeye kalkanlara bugünde yine aynı cevabı vereceğinizden eminim. Bunun için muhtaç olduğunuz kudretin zaten doğuştan sizlerde mevcut olduğunu çok iyi biliyorsunuz. Hemen yarın sabah kooperatifinize gidip ne durumdayız diye sormaya başlıyorsunuz. Ne yaptık, ne yapabiliriz, neye ihtiyacımız, nereden karşılayabiliriz sorularının cevaplarını bulmaya çalışıyorsunuz. Bunun için devletten yardım, destek, kredi almayacağınıza yemin ediyorsunuz.
Devlete ihtiyacınız olmadığına sadece kendi imkanlarınızın her şeyi çözmeye yeteceğine inanıyorsunuz. Bu tespitlerin ardından bölgenizdeki diğer küçük kooperatifleri araştırıyorsunuz. İki kooperatif bir araya gelirseniz neler yapabileceğinizi planlıyorsunuz. Bu arada kooperatifinizde çalıştırılmak üzere bir müdür ilanı veriyorsunuz. Sizin adınıza işleri ekonomik ve mali yönden idare edecek, mevzuat ve resmi işler ile ilgili durumları takip edecek, sizlere en uygun çözümleri üretecek yüksek maaşlı bir profesyoneli işe alıyorsunuz. Tek şart, maaş ödemesi işler gerçekleşip kazanç sağlanınca yapılacak. Yani profesyonel idarecinin de kaderi, sizin kazanmanıza bağlı olacak. Karşılıklı mutabakata vardıktan sonra en kısa sürede genel kurullarınızı topluyor ve ortak eylem kararlarınızı alıyorsunuz. Sonra bu ortak eylemleri çevrenizdeki girişimler ile sözleşmeli hale getiriyorsunuz. Kazandınız bu ilk zaferden sonra çevrenizdeki diğer kooperatifleri de gücünüze katılmaları için davet ediyorsunuz. Birleşen ordular gibi güçlerinizi birleştirerek daha önce yapmaya cesaret edemediğiniz yatırımlara girişiyorsunuz. Bu toplu girdi tedarikinden, ortak işlemeye ya da birlikte pazarlamaya yönelik dükkan açma, pazaryeri kiralama hatta internet üzerinden satışa kadar gidebilir. Bu süre sonunda yerel yönetimler ile, diğer büyük şirketler ile ya da holdingleşmiş kooperatifler ile aynı masaya oturup pazarlık yapabilecek güce geldiğinizi göreceksiniz. Sonuç olarak; daha 9 ay önce hayal edemediğiniz konularda bugün iddialarınız olduğunu görünce kim olduğunuzu, gücünüzün büyüklüğünü anlayacaksınız. Kuzey Avrupa’daki, ABD’deki çiftçi gibi sizler de yüksek refah seviyesine ulaşabilirsiniz. Bu ülkenin gerçek sahibi ve efendisi olduğunuzu, kendi, gücünüzle herkese ispatlayabilirsiniz. Bu aşamadan sonra sizi kimse tutamaz.
 
    Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendis
25.09.2020
Devamı

ÇİĞ SÜT FİYATLARINA ACİLEN KARAR VERİLMELİ

Türkiye süt üretiminde önemli bir konumda. Korona virüsün ülkemizde kol gezdiği şu dönemde süt ve  süt ürünleri  çok tüketildi. Tüketilmeye de devam ediyor. Tüketici salgın döneminden dolayı süt ürünlerini evlerde kendileri yaptı. Çünkü süt ve süt ürünleri bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ülkemizde şu anda süt üretimi ve tüketimiyle ilgili bir sorun yaşanmıyor. Türkiye’de süt üretimi ve tüketimi her geçen yıl artıyor. Salgına rağmen yılın ilk 6 ayında Türkiye’de 5 milyon 110 bin ton süt üretildi. Üreticinin gözü kulağı süt fiyatlarında Üreticinin gözü kulağı ise artmasını beklediği süt fiyatlarında. Ardı ardına yeme gelen zamlar üreticilerin üretim yapmasını zorlaştırıyor. Bu konuda çıkış bulamayan eli nasırlı üretici hayvanlarını kesime gönderiyor. Gözler Ulusal Süt Konseyinin toplanarak bir karar vermesi ancak USK dan da henüz ses seda yok. Süt ve yem paritesi arasında mesafeler gittikçe artmış durumda. Bu durumun eski seviyelere gelebilmesi için Gıda Komitesi biran önce düğmeye basmalı. Acilen karar almalıdır. Damızlık süt hayvanları bir bir kesime gidiyor. Üretici ise Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den soğutulmuş çiğ süt fiyatlarının biran önce iyileştirilmesini bekliyor. Damızlık analar daha fazla kesime gitmeden süt üretiminin ve üreticinin üretimi durdurmaması için soğutulmuş çiğ sütün referans fiyatlarına acil karar verilmelidir. Kalın sağlıcakla.
25.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: 115 Bin Tohum Koruma Altında

Tarım ve Orman Bakanlığı gen kaynaklarımızı koruyarak gelecek nesillere aktarılmasını sağlayacak yerel bitkilere ait yaklaşık 115 bin tohumu gen bankalarında muhafaza ediyor. Gen bankalarında korunmak maksadıyla çiftçilerimiz ve vatandaşlarımız tarafından ise 1.000’i aşkın bitki tohumu bağışlandı.
Tohum Gen Bankalarını yerel gen kaynaklarını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurduklarının altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “İzmir’de bulunan Ulusal Gen Bankası ile Ankara’da bulunan Türkiye Tohum Gen Bankası’nda uluslararası gen bankası standartları doğrultusunda çalışmalar yapıyoruz. Yerel çeşitlerin, kültür bitkilerinin, bunların yabani akrabalarının ve endemik bitkilerin dokümantasyonu, muhafazası, üretim yenilemesi ve karekterizasyonu konularında faaliyetler yürütüyoruz” diye konuştu.
Gen bankalarında yaklaşık 115 bin tohumun korunduğunu belirten Bakan Pakdemirli “İzmir’de bulunan Ulusal Gen Bankasında 3.339 türe ait yaklaşık 55.429 tohum örneğini koruma altında tutuyoruz. Ankara’da bulunan Türkiye Tohum Gen Bankasında ise 1.127 türe ait yaklaşık 59.919 tohum örneği
 ​
bulunuyor. Ayrıca 18 Arazi Gen Bankası’nda 107 türe ait yaklaşık 9.500 canlı örnek muhafaza ediyoruz. 6 Araştırma Enstitümüzde de yaklaşık 1000 türde 100.000 soğanlı ve yumrulu doğal süs bitkisinin (geofit) muhafazası yapılıyor” açıklamasını yaptı.
  
Çiftçilerimiz ve halk tarafından Bakanlığımıza, yerel bitki çeşitlerine ait 1.000’i aşan tohum bağışlandığını da ifade eden Bakan Pakdemirli “Gen bankalarımızda muhafaza edilen tohumlar toplandığı/elde edildiği andaki genetik yapısını koruyarak uzun yıllar saklanabiliyor. Gen bankalarıyla bugün ya da gelecekteki ihtiyaç duyulan genlerin, doğal ya da yapay etkenlerle erozyona uğramadan korunmasını hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Gen bankasında saklanan tohumların ileri biyoteknolojik yöntemlerle ıslah çalışmalarında etkin olarak kullanılması için araştırma projelerine destek verdiklerini de söyleyen Bakan Pakdemirli, yapılan ıslah çalışmaları ile küresel iklim değişikliğinden etkilenmemek için biyotik ve abiyotik stres koşullarına dayanıklı çeşitler geliştirdiklerini de sözlerine ekledi.
25.09.2020
Devamı

2021 Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) Başvuruları Başladı

2021 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuruları ÇKS Yönetmeliği ve Genelgesinde belirtildiği üzere 01 Eylül 2020 tarihinde başlamış olup 30 Haziran 2021 tarihi mesai bitiminde sona erecektir.

Üreticilerimizin  Bakanlığımızca uygulamada olan Mazot-Gübre Desteği, Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği, Sertifikalı Tohum Üretimi Desteği, Sertifikalı Fidan/Çilek Fidesi ve Standart Fidan Kullanımı Desteği, İyi Tarım Uygulamaları Desteği, Organik Tarım Desteği, Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeline Göre Yağlı Tohumlu Bitkiler ve Hububat- Baklagil Fark Ödemesi Desteği, Küçük Aile İşletme desteği, Yem Bitkileri desteği ve Lisanslı Depoculuk gibi desteklemelerden faydalanabilmeleri için ÇKS'ye kayıtlı olma zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu kapsamda üreticilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamamaları ve bahsedilen desteklemelere müracaat edebilmeleri için arazilerinin bulunduğu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine gerekli başvuru evrakları ile müracaat etmeleri gerekmektedir.

30 Haziran 2021 tarihine kadar başvuruda bulunmayan üreticilerimiz Bakanlığımızca uygulamada olan ve Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üzerinden yürütülen desteklemelerden faydalanamayacaktır.
25.09.2020
Devamı

Nihat Çelik: Hava Şartlarını Takip Çiftçimizi, Yetiştiricimizi Afetlerin Zararından Korur

 Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, hava şartlarını anlık takibin çiftçi ve yetiştiriciyi yağış, sel, su baskını, don, kırağı gibi doğal afetlerin sebep olacağı zarardan önemli oranda koruyacağını bildirerek, “dünyamızdaki iklim değişikliği nedeniyle, doğal afetlerin çok sık görüldüğü ve tarımsal üretim ile hayvancılığı olumsuz etkilediği günümüzde, afet yaşanmadan haberdar olup önlem almak hayati önem kazanmıştır. Bu açıdan Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün mobil uygulaması sektörümüz açısından çok yararlı olacaktır” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada, 19. ve özellikle 20. yüzyılda insanoğlunun, doğada binlerce yılda giderilemeyecek çevre sorunlarına neden olduğunu, ormanları, sulak alanları hızla bozduğunu, toprak ve suyu kirlettiğini, toprağı amacı dışında kullandığını, 21. yüzyılın ilk 20 yılını yaşadığımız bu dönemde de bu faaliyetlere devam ettiğini belirtti. Doğayı hoyrat kullanımın sonuçlarının hızla görüldüğünü, tüm dünyada tarım ve orman alanlarının, mera ve otlakların azaldığını, ciddi su sorunları yaşanmaya başladığını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“Doğa, insanoğlu olarak yaptıklarımızın hesabını bize soruyor. Dünya çapında bir iklim değişikliği yaşıyoruz. Doğal afetler, hiç olmadığı kadar arttı. Dünyamızda neredeyse yılın her günü bir doğal afet görülüyor. İnsanoğlunun faaliyetleri nedeniyle geçmişe nazaran çok daha fazla fırtına, kasırga, yağış, sel, su baskını, toprak kayması, don, kırağı, aşırı soğuk, aşırı sıcak, hortum, erozyon, kuraklık yaşanıyor. Bunun tarım ve hayvancılığı etkilememesi mümkün değil.  
Gelişmiş ülkelerde çiftçiler, yetiştiriciler artık meteorolojik verileri teknolojinin imkanlarını kullanarak anlık takip ediyorlar. Meteorolojik verilerde yaşanacak olumsuz durumlara karşı önlemlerini vakit kaybetmeden alıyorlar. Ürünlerini, hayvanlarını yaşanan doğal afetlerden koruyorlar. Ülkemiz çiftçi ve yetiştiricilerinin de bu uygulamalardan yararlanması hem kendileri hem ülke ekonomisi açısından son derece yararlı olacaktır. Çiftçi ve yetiştiricilerimizin, çobanlarımızın Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün mobil uygulamasını akıllı cep telefonlarına indirmelerini tavsiye ediyoruz.”
 
“Televizyonun, elektriğin olmadığı meralarda sürüleriyle baş başa kalan
çobanlarımız için bu uygulama hayati önem taşımaktadır”
Bu uygulamadan en fazla yararlanacak kesimin koyun keçi yetiştiricileri olacağına dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:
“Genel Müdür Volkan Mutlu Coşkun’un şahsında Meteoroloji Genel Müdürlüğümüze mobil uygulamadan dolayı sektörümüz ve yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum. Bu uygulamayı tüm yetiştiricilerimizin telefonlarında kullanmaları öncelikle kendileri ve sürüleri için önem arz etmektedir. Dağda bayırda çok zor şartlarda görev yapan çobanlarımız, bu uygulamayı kullanmaları halinde anlık hava durumundan haberdar olacak ve istenmeyen mağduriyetlerin önüne geçilebileceklerdir. Televizyonun, elektriğin olmadığı meralarda sürüleriyle baş başa kalan çobanlarımız için bu uygulama hayati önem taşımaktadır.”
 
“Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz çok önemli bir olaya imza attı”
 
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün mobil uygulama ile çok önemli bir olaya imza attığını ifade eden Çelik, “Genel Müdürlüğümüz kamuoyunun bütün kesimlerine hitap ederek hava raporlarıyla onların can ve mal emniyetini sağlamakla hayat kalitesini artırmak, başta bizim sektörümüz olmak üzere diğer sektörlerinde beklentilerini karşılamak, sosyoekonomik faydalar sağlamak adına kaliteli ve güvenilir meteorolojik hizmetler sunmanın gayretindedir. Bu yönüyle de takdire şayan çalışmalarına şahit oluyoruz” ifadelerine yer verdi.
Çelik, mobil uygulamayı kullanacak yetiştiricilerin sağlayacağı faydalara da dikkat çekerek, “mobil uygulama sayesinde yetiştiricilerimiz il ve ilçe merkezlerinde bulundukları her yerde istediği noktanın anlık hava durumu, sıcaklık, basınç, nem, saatlik tahminleri, tarımsal hava durumu tahminleri, zirai don risk tahminlerini anında öğrenecekleri gibi anlık gözlem bilgilerine, kar kalınlıkları ve meteorolojik uyarı ve değerlendirmelere de ulaşabilecekler, uygulama içinde Meteorolojinin Sesi radyosunu dinleyebilecekler. Onun için yetiştiricilerimiz için bu uygulama bir şanstır ve kullanmalarında büyük faydalar olacaktır” dedi.
 
25.09.2020
Devamı

Türkşeker’den Seracılıkta Sözleşmeli Tarım Modeli

Seracılıkta Sözleşmeli Tarım Modelini hayata geçiren Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (Türkşeker), seracılık alanında faaliyet gösteren çiftçilere destek olacak.

Türkşeker'den yapılan açıklamaya göre, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın desteği ile pancar dışı ürünlerde sözleşmeli tarım yapan şirket, Türkiye'de bir ilke imza atarak "Seracılıkta Sözleşmeli Tarım Modeli"ni hayata geçirdi.

Model kapsamında, 2 bin çiftçi ile 6 milyon metrekarelik alanda yaklaşık 250 bin ton sera domatesi yetiştirilmesi hedefleniyor.

Açıklamada, Türkiye'de ilk kez uygulanan "Seracılıkta Sözleşmeli Tarım Modeli"ne özellikle Akdeniz çiftçilerinin büyük rağbet gösterdiği ve ekim sonuna kadar devam edecek sözleşme çalışmalarında hedeflerin büyük ölçüde aşılacağı bildirildi.

Yapılan sözleşmelerin domates ile sınırlı olmadığı aktarılan açıklamada, domatesin yanı sıra salatalık, biber, patlıcan ve kabak için de Türkşeker'in sözleşmeler yaptığı aktarıldı.

Türkşeker, sözleşmelerde herhangi bir kota bulunmadığını ve isteyen her üretici ile sözleşme imzalandığını açıkladı.

24.09.2020
Devamı

Hazine'ye Ait Arazilerde Hasat Sevinci

Hazineye ait arazilerin çiftçilerin kullanımına sunulduğu 7 pilot ilden biri olan Erzurum'da üreticiler, devlet desteğiyle atıl arazileri değerlendirerek üretime kazandırmanın sevincini yaşıyor.

Erzurum'da çiftçilerin kullanımına sunulan Hazine’ye ait atıl durumdaki 1150 dekarlık arazi de hasat heyecanı yaşanıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla Hazineye ait atıl durumdaki arazilerin çiftçilerin kullanımına sunulduğu 7 pilot ilden biri olan Erzurum'da çiftçiler mahsullerini hasat etmeye başladı.

Erzurum'da 1150 dekarlık alanda buğday, silajlık mısır, yem bitkisi ve yulaf eken çiftçiler, devlet desteğiyle atıl arazileri değerlendirerek üretime kazandırmanın sevincini yaşıyor.

Kentin dört bir yanındaki tarıma uygun olan Hazine arazilerinde yetiştirilen ve hasadı yapılmaya başlanan ürünlerin, hem çiftçiye hem de bölge ekonomisine önemli katkı sağlaması hedefleniyor.

24.09.2020
Devamı

Sahte Bal Üretenlere Ağır Ceza

Gıda terörüyle ilgili kanun hazırlandığını belirten AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, Daha önce ürünü satan kişiye ceza veriyorduk. Üreten kişi satıcıya 'Bizi ifşa etmeyin, cezalarınızı karşılarız' diyordu. Bu cezayı hem hapis hem de men cezasına yükselttik." dedi.

Türkiye Tarım Hayvancılık ve Arıcılık Platformu"nun bölge temsilciliği Diyarbakır'da hizmet vermeye başladı. Plaftormun açılışı için Diyarbakır'a gelen AK Parti Aydın Milletvekili Yavuz, bal üretiminde Türkiye'nin Çin'den sonra ikinci sırada yer aldığını söyledi.
Geleneksel bal üretiminde bazı kaygıların olduğuna işaret eden Yavuz, "Geleneksel bal üretiminden çıkış var. Daha modern ve standart üretime doğru geçilmiş. Bu aslında tehlikenin başlangıcı olarak görülüyor. Çünkü arı aslında tarımın bel kemiği ve olmazsa olmazı. Doğal yaşantının devam etmesinde önemli rol alan bir hayvandır." ifadelerini kullandı.
Yavuz, üreticilerin emeklerinin karşılığını almadığı bir ortamda ister istemez sahtecilikle ilgili bazı gelişmelerin de olduğuna da şahit olduklarını dile getirerek, bu konuda reklamları yapılarak, hijyen olmayan koşullarda arısız bal üretildiğini kaydetti.
Türkiye'de tarımla ilgili alanda arının katkısı düşünülerek bu canlının yaşatılması gerektiğini belirten Yavuz, bal üretimini gerçekleştiren çiftçileri projelerle destekleyeceklerini ifade etti.
Daha önce bal aromalı şurupla yapılan sahte balların önüne geçmek adına Tarım ve Orman Bakanı Bakanı Bekir Pakdemirli ile görüştüklerini bildiren Yavuz, yapılan görüşme ve verilen demeçlerin ardından balın 200 lira olan teneke fiyatının bir anda 500 liraya çıkmaya başladığını aktardı.
"Daha önce iz sürümü sıkıntılı oluyordu. Yakaladığımız ürünü satan kişiye ceza veriyorduk. Fakat üreten kişi satıcıya, 'Siz bizi ifşa etmeyin, bütün cezalarınızı karşılarız.'  diyordu. Bunun küçük bir cezası vardı. Bu cezayı hem hapis hem de men cezasına yükselttik. Böyle olunca iz sürmek daha rahat olmaya başladı. Mecburen ifşa edildi. Fatura bazında bile olsa takibe başlanıldı. Bal fiyatları bu demeçlerden sonra hızlı bir şekilde artmaya başladı. Bu tedbir nedeniyle üreticiler bizlere dua ediyor. Ekim ayında yasa tasarısı Meclise gelecek. Tüketici balı yüksek fiyata alacak diye düşünülmesin. Tam tersine alım fiyatında sıkıntı olmayacak. Ancak sahtecilikle kazanç sağlayanlar noktasında çok büyük yol alacağız."
Türkiye Tarım, Hayvancılık ve Arıcılık Dayanışma Platformu Genel Başkanı Mustafa Sarıoğlu ise açtıkları teşkilat ile Diyarbakır'ı Güneydoğu'nun koordinasyon merkezi olarak seçtiklerini söyledi.

Diyarbakır'da arıcılık, bitkisel üretim ve hayvancılık potansiyelinin belli olduğunu dile getiren Sarıoğlu, sahadaki üreticiyi akademik destekle raporlandıracaklarını belirtti.
Sarıoğlu, bu platformların görevinin yereldeki envanteri çıkarıp, hızlı bir şekilde sorunları tespit edip bölgelere göre çözüm üretmek olduğunu bildirdi.

24.09.2020
Devamı

Üreticinin Gözü Gıda Komitesinden Çıkacak Kararda

Gıda Komitesi üç Bakanın katılımıyla toplandı.
Pakdemirli, Twitter hesabından, Gıda Komitesi toplantısına ilişkin paylaşımda bulundu.
Toplantının, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan'ın da katılımıyla yapıldığı bilgisini veren Pakdemirli, "Gıda Komitesi toplantımızda, hasat sonrası hububat gelişmelerini, salgın dönemi tedbirlerimizi, gıda ve tarım ürünleri fiyatlarını ve çiğ süt tavsiye fiyatlarını değerlendirdik." değerlendirmesinde bulundu. Gözler Gıda Komitesinden çıkacak karara çevrildi. Özellikle süt üreticileri fiyatlar konusunda merakla çıkacak sonucu bekliyor.
Öte yandan toplantının geç saatlere kadar süreceği belirtildi.

23.09.2020
Devamı

Çiftçinin Kulağından Canlı Sinek Çıktı

Manisa'nın Salihli ilçesinde yaşayan 66 yaşındaki Recep Korkmaz isimli çiftçi, kabus dolu bir gün geçirdi. Bahçede incir toplamak için ağaca çıkan Korkmaz'ın, kulağının içinde ses oluştu ve bu sesten dolayı gece gözüne uyku girmedi. Recep Korkmaz, sabah olunca soluğu hastanede aldı. Yapılan kontrollerde Korkmaz'ın kulağına sinek girdiği, sineğin canlı olduğu tepit edildi. Doktorların müdahalesi ile sinek, yaşlı adamın kulağından çıkarıldı.

Manisa'nın Salihli ilçesine bağlı kırsal Poyraz Mahallesi'nde çiftçilikle uğraşan 66 yaşındaki Recep Korkmaz'ın incir toplarken kulağına giren sinek, ilçedeki özel bir hastanede bir gün sonra canlı olarak çıkarıldı.

Kırsal Poyraz Mahallesi'ndeki bahçesinde bulunan ağaca incir toplamak için çıkan Recep Korkmaz'ın kulağından pır pır sesleri gelmeye başladı.

Kulağındaki ses nedeniyle geceyi uykusuz geçiren Korkmaz, soluğu ilçedeki özel bir hastanenin Kulak Burun Boğaz Polikliniğinde aldı. Operatör Doktor Muhammet Yeniay tarafından muayene edilen 66 yaşındaki çiftçi Recep Korkmaz'ın kulağında canlı bir sinek tespit edildi. Gittiği hastanede hayatının şokunu yaşayan Korkmaz'ın kulağına giren sinek, Op. Dr. Yeniay tarafından canlı bir şekilde çıkarıldı.

23.09.2020
Devamı

Pakdemirli: Tarımla İlgili Rakamlar Doğru Patikada Olduğumuzu Gösteriyor

Bloomberg HT tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Tarım ve Gıda Zirvesi'nin açılışını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli gerçekleştirdi. Bakan Pakdemirli önemli açıklamalarda bulundu

Bloomberg HT Tarım ve Gıda Zirvesi’nin konuğu Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli oldu.

İrfan Donat’ın soruları cevaplayan Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin açıklamaları şöyle;

Ekonominin olduğu yerde tüketim fiyatları hangi ekonomi olursa olsun bir artış içinde olacak. İster Batılı ister Doğulu ekonomi olsun ister istemez artacak. Burada ana eksenin şu olması lazım. Fiyatların artması kaçınılmaz olabilir ama ürün fiyatlarıyla da bunları desteklemek lazım. 2020 Temmuz itibari ile tarımsal girdi fiyat endeksinin yıllık 6,74 arttığını görüyorum. Ancak tarım ÜFE’ye baktığımız zaman Ağustos ayı itibari ile yüzde 17,36 artış var. Yani bunun anlamı biz maliyetlerin artışının üzerinde çiftçimizi, üreticimizi desteklemişiz. Rakamlar yalan söylemez, bunu her rakam destekliyor. Yani 216 milyar lira olan tarımsal gayrisafi milli hasılamız 275 milyar lira olmuş. Bugün üreticimize sorsak üreticimiz şunu söyleyecektir; evet mazot, tohum, gübre, fidan ve yem bunlar benim ana girdilerim ve benim maliyetlerim artıyor. Bu maliyetlerdeki artışı bir nebze desteklemek için sayacağım 4 destek tüm desteklerim yaklaşık yüzde 18 ile 20’sidir; Mazot ve gübre desteği, sertifikalı tohum desteği, fidan ve yem desteği. Bunların hepsi aşağı yukarı vermiş olduğumuz desteklerin kabaca yüzde 20’sidir.

Arkadaşlarımız bu konu hakkında gereken çalışmaları yapıyorlar. Geçen yıl ekim itibari ile biz çiğ sütte fiyatı 2.30’lara getirdiğimiz zaman bildiğiniz gibi süt-yem paritesi vardır. Bu süt yem paritesi normalde 1.30 tüm paydaşlar tarafından kabul edilen bir paritedir. Biz bunu belki de çok uzun zamandan beri ilk defa 1,50’ye çıkardık. Maliyetlerin arttığı bir ortamda bir marji olmalı ki 1,30’un altına düştüğü zamanlarda da üreticimizi kurtarsın. Arkadaşlar bu konu hakkında çalışıyor. yakın bir zamanda bu konu aydınlığa kavuşur.

Pancarda biliyorsunuz ki ağırlıklı olarak özel sektör var. Aşağı yukarı yüzde 20-25 Türk Şeker’in etkinliği var. Halihazırda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yönetiliyor. 2 kurum bunun için çalışıyor. Pamuk tarafında da destekler bir miktar artırılmalı ve yeni destek paketinde bunun bir çalışması var. Pamuğu biraz daha desteklememiz konusunda hemfikiriz.

Desteklemelerin açıklanması biraz gecikti bunun farkındayız ama unutmayalım ki hala bir pandemi dönemi yaşıyoruz ve hala bir belirsizlik yönetiliyor. Bu belirsizlik yönetilirken de üretici ve çiftçi lehine tek bir kazanım olacağına, bir miktar daha gecikebiliyoruz. Maalesef geçen sene de geciktik. Gecikmeye karşılık çok ciddi bir tarımsal destek bütçesinde de bir artış yakaladık. Tarımsal desteklerle ilgili çalışma henüz tamamlanmadı ama yakında gelecek. Desteklerde aile işletmeleri yönünde birkaç iyileştirme planlıyoruz. Üretici ve küçük üretici tarafından baktığınız zaman iş pazara ulaşımdan geçiyor. Bu kısmı halledersiniz geriye çok büyük bir problem kalmıyor. Pandemi dönemi için rakamlara bakmak lazım. İkinci çeyrekte Türkiye’nin büyümesi veya diğer sektörler büyümesine baktığınız zaman çoğunda negatif bir büyüme olduğunu göreceksiniz ama yüzde 4 tarım sektöründe ciddi bir büyüme var. Buğday, arpa, meyve, sebze, et, süt ve diğer konularda aslında 2019’da yakalamış olduğumuz performansı aynen devam ettiriyoruz. Her konuda aktif takip yapıyoruz. Son iki yılda üreticinin teri soğumadan kâra dönmesini ana amacımız haline getirdik. 2 yıldır aktif olarak ürün takibi yaptık. Serbest piyasaya inanırım ama tarım piyasalarının da regüle edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü üretim ve tüketim arasında geçen zamanda sizin mutlaka bu regülasyonu bir şekilde yapmanız gerektiğini düşünüyorum.
 
23.09.2020
Devamı

Çorum’da Çeltik Hasat Bayramı Düzenlendi

Çorum Valisi Mustafa Çiftçi, Osmancık Ziraat Odası Başkanlığınca düzenlenen "çeltik hasat bayramı" etkinliğine katıldı.

Üreticilerden çeltik hasadıyla ilgili bilgi alan Çiftçi, biçerdöver de kullandı.

Çiftçi, gazetecilere, Osmancık pirincinin "Osmancık 97" ismiyle tescilli marka olduğunu söyledi.

Kentteki çeltik üretiminin Osmancık ilçesinde yoğunlaştığına işaret eden Çiftçi, "Çeltik üretiminde Edirne, Samsun, Balıkesir ve Çanakkale'den sonra beşinci sıradayız. Çeltik üretiminde Türkiye'de iyi bir noktadayız. Sulanabilir arazilerin artırılmasıyla inşallah daha iyi noktalara çıkabiliriz." diye konuştu.

Çorum'daki ekilebilir arazilerin yüzde 46'sının tarımsal yatırımlarla sulanabilir hale getirildiğini dile getiren Çiftçi, şöyle devam etti:

"Çorum'da 535 bin hektar ekilebilir arazimiz var. Bunun yüzde 46'sı, yani 208 bin hektarı sulanabilir durumda. Eğer sulanabilir arazilerimizi artırırsak, yüzde 46'dan daha yukarılara taşıyabilirsek, Türkiye'de tarımda ilk 10'da olduğumuz ürünlerde de daha yukarılara çıkabileceğiz. Çeltik de bu noktada suya bağımlı ürünlerden bir tanesi."

Etkinliğe Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, Çorum Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Fatih Ağca, İl jandarma Komutanı Albay İlhan Uzunoğlu, İl Genel Meclisi Başkanı Osman Günay, AK Parti İl Başkanı Yusuf Ahlatcı, Osmancık Belediye Başkanı Ahmet Gelgör, İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan Sarı da katıldı.
23.09.2020
Devamı

Tarım-GFE Yıllık Yüzde 6,74 Artış Gösterdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) yıllık %6,74, aylık %0,61 arttı

Tarım-GFE (2015=100), 2020 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre %0,61, bir önceki yılın Aralık ayına göre %3,94, bir önceki yılın aynı ayına göre %6,74 ve on iki aylık ortalamalara göre %8,53 artış gösterdi.
Ana gruplar itibariyle bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksi %0,55, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksi %0,97 artış gösterdi. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksi %6,21, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksi %10,06 artış gösterdi.

Yıllık en fazla azalış %10,51 ile veteriner harcamaları alt grubunda oldu

Alt gruplar itibariyle, bir önceki yılın aynı ayına göre azalış gösteren diğer alt gruplar ise %2,77 ile tarımsal ilaçlar ve %2,66 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre en fazla artış sırasıyla %16,49 ile makine bakım masrafları, %11,28 ile diğer mal ve hizmetler ve %9,78 ile hayvan yemi alt gruplarında gerçekleşti.
23.09.2020
Devamı

Gıda Teröristlerinden Sucukta Akılalmaz Hile!

Gıda Mühendisleri Odası (GMO) İzmir Şube Başkanı Uğur Toprak, sucukta hile yapıldığına dikkat çekerek, tüketicileri uyardı. Toprak, "Sucuğun hilesi ne yazık ki gözle algılanmıyor. Pişmemiş bir sucuk kesildiği zaman içerisindeki yağların mozaik olarak dağılmış olması gerekiyor" dedi.
Peynirden süte, tavuktan kırmızı ete kadar pek çok gıdada hileye başvuran bazı üreticiler, hileli sucuk da üretiyor. Gıda uzmanları ise tüketicileri bu konuda uyararak, güvenilir markaların ürünlerini tüketmelerini tavsiye ediyor.
Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Uğur Toprak, işletmelerin maliyetlerini düşürmek için birtakım hilelere başvurduklarını ifade ederek, "Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı listeye baktığımız zaman hile yapılan gıdalarda et ve et ürünleri üst sıralarda yer alıyor. Tebliğ diyor ki; dana sucuğu üretilecekse mutlaka sadece ve sadece dana eti olması gerekiyor. Eğer piliç etinden sucuk yapılacaksa, ürününün etiketi üzerinde piliç sucuğu olduğunun yazılması gerekiyor" dedi.
İşletmelerin maliyeti düşürmek için birtakım hilelere başvurduğu anlatan Toprak, "Bunlar da ne yazık ki gözle algılanamıyor. Örneğin bir sucuğun etiketi üzerinde yüzde 100 dana eti yazmasına rağmen, sucuk incelendiği zaman at eti gibi ürünlerin katıldığı görülüyor. Öte yandan pişmemiş sucuk halka halka kesildiği zaman, sucuk içerisine konulan yağın gözle görünür bir şekilde mozaik olarak dağılmış olması, yağın bir tarafa toplanmamış olması gerekiyor. Eti biraz daha az, yağı biraz daha fazla koyup maliyeti düşürüp de hile yapıyorlar. Böyle hileli sucuklar, tavaya koyulduğu zaman yağını daha çok salacağı için sucukta bir küçülme meydana gelecektir" dedi.
Doğal ve organik ürünlerin satıldığı bir çiftlikle işletmecilik yapan kimya mühendisi Bilge Altınmakas Özgenoğlu ise, sucuk içerisine katılan baharatların sucuktaki hilenin anlaşılmasını zorlaştırdığını dile getirerek, "Sucuk hilesi bol, tüketicinin de anlayamayacağı bir ürün. Çünkü içerisine katılan baharat hilenin anlaşılmasını zorlaştırıyor. Bu hilelerin de tüketici tarafından anlaşılması imkansız. Tüketici kemiksiz bir et satın aldığı zaman 47-50 TL arası değişen bir fiyat aralığı var. Bunun içerisine baharat, tuz koyuluyor, işleniyor, fırınlanıyor. İşlenmemiş bir etin fiyatı 50 TL iken işlenmiş etten elde edilen dana sucuğunun fiyatının 50 TL'nin altında olması beklenemez. Eğer 50 TL'nin altındaysa bu sucuk ya piliç etidir ya da tek tırnaklı hayvan etidir. Üretici ürettiği sucuğun içerisine ne koyduysa bunu etiketinde belirtmeli. Sucuk içerisine katılan bitkisel yağa göre doymuş yağ daha da zararlı olabiliyor. Elbette tüketicilerin tercihi, dana eti ve yağından üretilen sucuğu tüketmek ama bu diğerlerinin çok daha zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Zeytinyağından üretilen sucuklar önceliğimiz olmalı ancak ekonomik şartlardan dolayı farklı yağlar katılarak da sucuk üretiliyor. Katı yağlarla, kızartma yağlarıyla üretilen sucukların satın alınmamasını öneriyoruz" diye konuştu.
22.09.2020
Devamı

Çiftçi Son Bir Yılda Ne Kadar Kredi Kullandı?

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2019 sonunda 107 milyar 834 milyon lira olan Türk bankacılık sektörünün tarım alanında kullandırdığı kredi miktarı bakiyesi, bu yılın temmuz sonunda 121 milyar 832 milyon liraya ulaştı. Sektörün tarım kredi bakiyesi, 7 aylık dönemde 13 milyar 998 milyon liralık artış gösterdi. Tarım sektöründeki 121,8 milyar liralık kredi bakiyesinin 35,5 milyar lirası kısa vadeli, 81 milyar lirası orta ve uzun vadeli, 5,3 milyar lirası ise takipteki kredilerden oluştu.
600 bin çiftçinin cebinde kredi kartı var; en önemli girdilerde kredi kartı kullanılıyor.
DenizBank Tarım Bankacılığı Grubu Genel Müdür Yardımcısı Burak Koçak 2003’te Tarişbank satın alması ile girdikleri tarım bankacılığı alanında 17 yılda özel bankalar arasında yüzde 48 gibi yüksek bir pazar payına ulaştıklarını söyledi.
Gübre, ilaç, yem, tohum, akaryakıt gibi en önemli girdi kalemlerinde sektörün tüm paydaşları ile işbirliği yaptıklarını anlatan Koçak, bu açıdan bakıldığında Üretici Kart’ın adeta 600 bin üyeli bir kooperatif gibi üyelerin tarafından alışverişlerde kullandığını söyledi.
5,3 milyarı takibe düştü bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden derlenend bilgilere göre, 2019 sonunda 107 milyar 834 milyon lira olan Türk bankacılık sektörünün tarım alanında kullandırdığı kredi miktarı bakiyesi, bu yılın temmuz sonunda 121 milyar 832 milyon liraya ulaştı. Böylece sektörün tarım kredi bakiyesi, 7 aylık dönemde 13 milyar 998 milyon liralık artış gösterdi. Kullandırılan tarım kredilerinin bakiyesi, temmuz sonu itibarıyla 2019 sonuna kıyasla yüzde 13’lük artışa işaret etti. Tarım sektöründeki 121,8 milyar liralık kredi bakiyesinin 35,5 milyar lirası kısa vadeli, 81 milyar lirası orta ve uzun vadeli, 5,3 milyar lirası ise takipteki kredilerden oluştu.
Balıkçılık sektörü de kredi sarmalında
Balıkçılık sektörüne kullandırılan kredi bakiyesi 2019 sonunda 2 milyar 546 milyon lira olurken, temmuz sonu itibarıyla bu tutar 3 milyar 202 milyon liraya yükseldi. Yılbaşından itibaren geçen 7 aylık süreçte balıkçılık sektörüne kullandırılan kredi bakiyesi 656 milyon lira arttı. Balıkçılık sektörüne kullandırılan kredi bakiyesinin 759 milyon lirasını kısa, 2 milyar 265 milyon lirasını orta ve uzun vadeli, 177 milyon lirasını da takipteki krediler oluşturdu.
Ziraat Bankası Tarım Bankacılığından Sorumlu Pazarlama Grup Başkanı Ferhat Pişmaf,  yaptığı açıklamada, 2010-2020 döneminde tarımsal üretime yönelik olarak kullandırdıkları kredilerin miktarının 258 milyar TL’yi, kredi kullandırdıkları üretici sayısının ise 4,5 milyon kişiyi aştığını belirterek, “Ağustos sonu itibarıyla kredileri devam eden 685 bin üreticimiz ve 73,4 milyar TL’nin üzerinde kredimiz var. Bu kredilerin yüzde 33’ü yatırım kredilerinden, kalan kısmı ise işletme kredilerinden oluşuyor.” dedi.
22.09.2020
Devamı

TMO Kuru Kayısı Fiyatlarını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Malatya’da bu yıl kuru kayısı alımına karar veren Toprak Mahsülleri Ofisi’nin (TMO) alım fiyatlarını, video konferansla katıldığı törende açıkladı. Bakan, 4 numara kükürtlü kuru kayısının kilosunu 21 TL’den, günkurusunun kilosunu ise 23 TL’den alacaklarını bildirdi.

Bakan, fiyatları şöyle açıkladı:

“Herkes hazırsa alım fiyatını açıklıyorum. 2020 numara 4 numara kuru kayısıyı kg başına kükürtlenmiş için 21 TL’den, -görüyorum ki yani sevinçle karşılandı bu fiyat, iyi biz de memnun olduk buna. İşin açıkçası tabi önümüzdeki yılları da düşünerek fiyatları yapmamız gerektiğinden dolayı, 20 TL gibi TMO aslında fiyat düşünmüştü. Ben acaba 20,5 TL olur mi diye arkadaşlarımla konuştum. Sayın Cumhurbaşkanımızla da konuştuğumuzda en az 21 TL olsun diye bize talimat verdi. Ve 21 TL’den açıkladık.- Şimdi günkurusuna da 2 TL fark veriyoruz. Günkurusu için ise 23 TL’den alıyoruz. Yani 21 TL’den 4 numara kayısıyı alıyoruz, günkurusunu da 23 TL’den alıyoruz. Hayırlı uğurlu ve bereketli olsun.”
21.09.2020
Devamı

8 Ayda 10,77 Milyon Dolarlık Çay İhracatı

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerine göre, Türkiye, yılın 8 ayında 2 bin 753 ton çay ihracatından 10 milyon 772 bin 705 dolar gelir elde etti.

Bu dönemde Rize merkezli firmalar, 1887 ton çay ihracatı karşılığında 6 milyon 235 bin 210 doların ülkeye girmesini sağladı. Böylece Rize, miktarda ülkenin toplam çay ihracatının yüzde 69'unu, değerde ise yüzde 58'ini gerçekleştirdi.

Kentten söz konusu dönemde yapılan çay dış satımı, geçen yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 23, değerde ise yüzde 57 arttı.

Rize'den çay ihraç edilen ülke sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 11 artarak 28'e yükseldi. En fazla çay satılan ülkeler, Belçika, ABD, Hollanda, Suudi Arabistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) olarak sıralandı.

Rize'den bu dönemde yapılan çay ihracatında 3 milyon 733 bin 236 dolarla Belçika ilk sırada yer aldı. Geçen yılın aynı döneminde bu ülkeye 2 milyon 615 bin 107 dolar karşılığında 725 ton çay ihraç edilmişti. Böylece Belçika'ya yapılan çay ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla miktarda yüzde 22, değerde yüzde 43 arttı.

Belçika'yı çay ihracatında 497 bin 572 dolarla ABD, 324 bin 994 dolarla Hollanda, 297 bin 310 dolarla Suudi Arabistan, 261 bin 882 dolarla KKTC takip etti.

Suudi Arabistan'a yapılan çay ihracatı, önceki yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 182, değerde ise yüzde 233 arttı.

En az çay ihracatı gerçekleştirilen ülkeler ise Tayvan, Tacikistan, Moldova oldu. Bu ülkelere gerçekleştirilen ihracattan toplam 7 bin 684 dolar gelir elde edildi.

Türk çayı sadece içecek olarak değil, yan sanayi alanları açısından da değerlendirilmeli"

Türk çayının sadece içecek olarak değil, yan sanayi alanları açısından da değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Turgut, kozmetik, gıda sanayisi, takviye edici gıda ve kimyevi ürünler alanlarına da yatırım yapılarak daha ileri düzeyde işlenmiş katma değerli ürün olarak da ihraç edilmesine yönelik çalışmalar yapılması gerektiğini kaydetti.
21.09.2020
Devamı

Süt Sağarken Elektrik Akımına Kapıldı

Dün sabah saat 07.30 sıralarında Manisa’nın Selendi ilçesi Şehirlioğlu Mahallesi'nde meydana geldi. 52 yaşındaki Mustafa Çelik, ineklerini sağmak için evinin yanındaki ahıra indi. İneklerini sağmak için çalıştırdığı süt sağma makinesindeki elektrik akımına kapılan Çelik, yere yığılarak eşine seslendi. Eşinin sesi üzerine ahıra inen Emine Çelik, eşini yerde hareketsiz şekilde görünce 112 ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, süt sağma makinesinde elektrik kaçağı olduğu ve elektrik akımına kapılan Çelik'in öldüğü belirlendi. Çelik'in cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Selendi Devlet Hastanesine kaldırıldı. Otopsisi yapılan Çelik, ardından morgdan alınarak aile kabristanlığında toprağa verildi.
Jandarma olayla ilgili inceleme başlattı.
21.09.2020
Devamı

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik: Doğu Anadolu'nun Zengin Meraları İyi Değerlendirilmeli

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Doğu Anadolu’nun zengin meralarının daha iyi değerlendirilmesi gerektiğini bildirerek, “Bölgedeki 14 il, ülke mera toplamının yüzde 37,1’ine sahip. Buna karşın koyun sayısında payı yüzde 26,8’de, keçide yüzde 14,1’te kalıyor” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada, Doğu Anadolu’da 2019 yılında 10 milyona yakın koyun 1,6 milyona yakın keçi varlığı bulunduğunu, 2020 yılında 55 milyon başa çıkan küçükbaş varlığı düşünüldüğünde, bu sayıların 2020 yılında koyun sayısının 11,4, keçi sayısının 1,7 milyonu, toplamda 13,1 milyonu aşacağını tahmin ettiklerini belirtti.
Mera varlığı dikkate alındığında bölgedeki küçükbaş varlığının mevcut verilere göre en az 20 milyon olması gerektiğini vurgulayan Çelik, “bu durumda mevcut mera varlığı ve verimiyle küçükbaş hayvan sayısı sadece Doğu Anadolu’da 7 milyondan fazla artırılabilir. Bu rakam mera alanları ve verimi artırılır, ülke küçükbaş hayvan varlığı 90 milyona çıkarsa Doğu Anadolu’nun küçükbaş hayvan varlığı rahatlıkla 30 milyonu geçer ” dedi.
 
-Bölgedeki mera alanları Marmara’nın 15,2, Ege’nin 15,7 katı
 
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Doğu Anadolu’da 4 milyon 337 bin 580 hektar mera alanı bulunduğu bilgisini veren Çelik, şunları kaydetti:
“Bu rakam 1970 yılında Doğu Anadolu’da 9 milyon 162 bin 100 hektardı. Meraların önemli bir bölümü kaybedildi. Yine de mevcut mera alanı açısından bölge, İç Anadolu’nun önünde bölgeler açısından birinci sırada. Bölgedeki meralar İç Anadolu’dan 170 bin 946 hektar daha fazla. Bölgenin Karadeniz Bölgesinin 3,4, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin 5,5, Akdeniz Bölgesinin 7,5, Marmara Bölgesinin 15,2, Ege Bölgesinin 15,7 katı mera alanı var. Bu zenginlik daha iyi değerlendirilmelidir.”
 
-Doğu Anadolu mera verimliliğinde Karadeniz’in ardından ikinci sırada
 
Doğu Anadolu Bölgesindeki meraların verimlilik açısından da dikkat çektiğini bildiren Çelik, “İç Anadolu, Doğu Anadolu’ya yakın bir mera alanı olmakla birlikte verimliliği düşüktür. Buna karşın Doğu Anadolu Bölgesindeki meralar kuru ot verimi açısından zengindir. Hektar başına kuru ot verimi, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da 450, Akdeniz Bölgesinde 500, Ege ve Marmara Bölgelerinde 600 kilogramda kalırken, Doğu Anadolu Bölgesinde 900 kilogramı bulmaktadır. Kuru ot veriminde bölgeler arasında sadece Karadeniz Bölgesi 1000 kilogramla Doğu Anadolu Bölgesini geride bırakmaktadır. Karadeniz Bölgesinden sonra en verimli meraların bulunduğu bölge çok daha fazla koyun ve keçi besleyebilir” dedi.
 
-Potansiyel üstünlükleri iyi değerlendirilirse bölgenin geleceği parlak
 
Tarım alanları açısından sınırlı olan Doğu Anadolu Bölgesinin, küçükbaş hayvancılıkla önemli bir gelir artışı sağlayabileceğini bildiren Çelik, şu bilgileri verdi:
“Doğu Anadolu Bölgesi, zor iklim ve arazi koşullarına sahip, nüfus yoğunluğu düşük, büyük pazarlara uzak, sanayinin gelişmediği bir bölgemiz. Ancak zengin su kaynaklarına ve mera alanlarına sahip, madencilik açısından potansiyel arz eden bir bölge. Gelişmeye müsait. Potansiyel üstünlükleri iyi değerlendirilirse bölgenin geleceği parlak olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin tarım ve hayvancılığa inanmaları, kırsala, tarım ve hayvancılığa, özellikle küçükbaş hayvancılığa verilen destekleri artırmaları bizleri daha da umutlandırıyor. Bu alana destek verilmesi bu ülkenin en önemli sorunlarının da çözüm yollarından biri olacaktır.”
 
-Mera alanları artırılmalı
 
Türkiye’nin tarım ve hayvancılık potansiyeli çok büyük bir ülke olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“Mülteci ve yabancılarla birlikte 88 milyonluk bir ülkenin gıda güvencesini çiftçimiz, yetiştiricimiz sağlıyor. Yakın çevrede tarım ve hayvancılıkta bizimle yarışacak bir ülke de yok. Bu ülkenin hala yeterince kullanılmayan tarlaları, otlakları var. Suya kavuşturulmamış 1,9 milyon hektar alan bulunuyor. Türkiye, verimli tarım alanlarını korumalı, sulama yatırımlarını tamamlamalı, kırsalda nüfusu tutacak kırsal kalkınma projeleri uygulamaya koymalı, tüm tarım arazilerini tarımsal üretim için kullanmalıdır. Hayvancılığın en ucuz yem kaynağı mera ve çayırlardır. Ülkemiz şartlarında meralar olmadan küçükbaş hayvancılık yapmak mümkün değildir. Mevcut mera ve çayırların alanı yetersizdir. Son 70 yılda mera ve çayır alanının yüzde 60’dan fazlası orman ve tarım alanlarına dahil edilmiştir. Bitkisel üretim yapma imkanı olmayan ve alanı 15,8 milyon hektarın üzerindeki diğer tarım arazileri de mera kapsamına alınmalıdır. Çayır ve meralar ıslah edilerek verimleri artırılmalıdır.
21.09.2020
Devamı

Çiftçiye 16,9 Milyar Lira Destek

Hükümet, çiftçilere desteğini sürdürüyor. İlk 8 ayda tarım ve hayvancılığa yaklaşık 16 milyar 900 milyon lira kaynak sağlandı. Bu yıl çiftçilere verilecek desteğin 22 milyar TL'yi bulması bekleniyor.

Hayvancılıktan bitkisel üretime, mazottan gübreye, çiftçilere her alanda destek veriliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı Ağustos ayı bütçe verilerine göre, çiftçilere 8 ayda toplam 16 milyar 973 milyon lira tarımsal destek sağlandı.

Yaklaşık 2 milyar 900 milyon lira mazot, 840 milyon lira gübre desteği verildi.

Buzağı yetiştiricilerine yapılan ödeme 2 milyar 750 milyon lirayı buldu.

Buğday üreticileri bir milyar 310 milyon lira, küçükbaş hayvan yetiştiricileri 900 milyon lira destek aldı.

Türkşeker'in çiftçiye yaptığı ödemeler 1 milyar 200 milyon lira oldu. Salgın süresince küspe ve pancar avans bedeli ise 400 milyon liraya ulaştı.

Tarımsal desteklere ayrılan bütçe 2020 yılında yüzde 36,7 oranında artırıldı.

Bu yıl çiftçilere yaklaşık 22 milyar lira destek verilmesi planlanıyor. 
20.09.2020
Devamı

Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı İptal Edildi

Adıyaman Medya Trend Fuarcılık tarafından 23-27 Eylül tarihinde yapılacak 5. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı korona virüs nedeniyle iptal edildi.

Adıyaman Fuar Merkezinde yapılması planlanan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Adıyaman Valisi Mahmut Çuhadar ve fuar komisyonunda yer alan Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılıç, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Uslu, Tarım ve Orman Müdürü Nurettin Kıyas'ın görüşleri doğrultusunda artan Covid-19 vakalarından dolayı iptal edildiği açıklandı.

Konu ile ilgili olarak açıklamada bulunan Medya Trend Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gül vatandaşın sağlığının her şeyden önemli olduğuna vurgulayarak, "Büyük bir heyecanla hazırlıklarını tamamladığımız Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarımızın iptali firmamız inisiyatifi ile Adıyaman halkının ve katılımcı firmalarımızın sağlığı düşünülerek ileri bir tarihe ertelenmiştir.

Halkımızın sağlığı tüm organizasyonlardan önde gelir. Fuarlarımızı vatandaşımız için yapmaktayız, dolayısıyla onları riskli ortamlardan uzak tutmakta başlıca görevlerimizdendir. İleri bir tarihe ertelediğimiz fuarımızı daha sağlıklı bir ortamda yapmak en büyük arzumuzdur. Heyecanımızdan hiçbir şey kaybetmeden fuar çalışmalarımız devam edecektir" diye konuştu.

20.09.2020
Devamı

Gaziantep’te Küçükbaş Hayvan İçin Proje Geliştirildi


Gaziantep’te “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Projesi” hayata geçirildi.

Gaziantep Valiliği koordinasyonunda Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Gaziantep Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve Ziraat Bankası Gaziantep Bölge Müdürlüğü iş birliğinde geçtiğimiz gün imzalanan protokol ile hayata geçirilen proje hayvan yetiştiricilerinden büyük bir ilgi gördü.

Proje ile ilgili bilgi veren Gaziantep Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak istediklerini ve bu proje ile birlikte Gaziantep’in hayvancılıkta Türkiye'nin lokomotifi olacağına dikkat çekti.

Türkiye'de hayvancılık denildiğinde özellikle büyükbaş hayvancılığın akla geldiğine dikkat çeken Türkman, sektörde küçükbaş hayvancılığın da önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Türkiye'de küçükbaş hayvancılığın her geçen gün gelişmekte olduğunu ifade eden Türkman, koyun ve keçi yetiştiricilerinin özellikle kriz dönemlerinde hayvancılığın sigortası durumunda olduğunu belirtti.

Pandemi döneminde hayvancılığın öneminin daha iyi anlaşıldığına dikkat çeken Türkman, çiftçilerin ve hayvan yetiştiricilerinin kıymetlerinin bilinmesini istedi.

Küçükbaş hayvancılık sektörünün büyüdüğüne dikkat çeken Türkman, “Ülkemizde küçükbaş hayvancılık her geçen gün biraz daha rağbet görüyor. İnsanlar özellikle küçükbaş hayvancılıkta meralarda yararlanma imkânlarını buldukça küçükbaş hayvancılığı daha çok yapmaya çalışıyorlar. Bu anlamda ilimizde her geçen gün hem üye sayımız hem de küçükbaş hayvancılık yapmak isteyen vatandaşlarımızın sayısı çoğalıyor.” dedi.

“Tarım ve hayvancılığa sahip çıkmayan ülkeleri zor günler bekliyor”

Her sektörde olduğu gibi hayvancılık sektöründe de sıkıntıların olduğunu anımsatan Türkman, şunları söyledi:

“Özellikle yem başta olmak üzere girdi maliyetleri yüksek. Fakat tüm bu sıkıntılara rağmen bir şekilde hayvancılığı çoğaltmaya, hayvan sayımızı artırmaya çalışıyoruz. İnsanların günlük yaşamları için gerekli olan gıda tarım ve hayvancılıktan elde ediliyor. Yani tarım ve hayvancılık birbirinden ayrılmaz ikilidir.  İnsanın yaşamı için gıda gerekiyor, gıda ise tarım ve hayvancılıktan elde ediliyor. Bu yüzden hayvancılık insanların yaşamında oldukça önemlidir. Örneğin pandemi sürecinin ilk günlerinde sokağa çıkma yasağı ile insanlar marketlere hücum etti. Çünkü yaşamlarının sürdürebilecek, ihtiyaç duyabilecek gıdaları almak için marketlere hücum ettiler. Oysa kimse galerilere hücum edip araba almadı. Ya da kimse mobilya mağazasına hücum edip evdeki koltuklarını değiştirmek için koşmadı. Kimse mobilya, beyaz eşyaya ve giyim mağazasında koşup gitmedi. Ama herkes marketlere erzakını almak üzere koştu. Gıda araziden, ağıldan geliyor. Gıda, tarım ve hayvancılıktan geliyor. Bu yüzden özellikle hep söylediğimiz bir şey var; önümüzdeki yıllarda tarım ve hayvancılığa ve çiftçisine sahip çıkmayan ülkeleri gerçekten zor günler bekliyor. Eksikliklerimizi var ama buna rağmen tarım ve hayvancılıkta doğru işlerde yapılıyor. Bu pandemi sürecinde tarım ve hayvancılığa,

çiftçiye üreticiye ve köylüye daha çok sahip çıkmamız gerektiğini öğrendik. O yüzden bizim bu insanlara sahip çıkmamız gerekiyor.”

Türkman, Gaziantep Valiliği koordinasyonunda Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Gaziantep Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve Ziraat Bankası Gaziantep Bölge Müdürlüğü iş birliğinde geçtiğimiz gün hayata geçirilen “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Projesi” ile ilgili bilgi verdi.

Proje ile amaçlarının küçükbaş hayvancılığı yaymak ve hayvan yetiştiricilerine sahip çıkmak olduğunu belirten Türkman, “Projenin ilk etabı 10 Eylül 2020 tarihinde başladı, 10 Eylül 2021 tarihinde de sona erecektir. Üreticinin İlçe Tarım Müdürlüğüne kayıtlı işletmesi olmalıdır. Bulunduğu ilde ikamet etmelidir.  Kişi faal olarak küçükbaş hayvancılık yapıyor olmalı veya daha önce hayvancılık yapmış olmalıdır. En az 100 adet ve üzeri hayvanlık sürüyü alacak kapasite de ağılı olmalıdır. İşletme şahsın kendi malı veya kiralık da olabilir. Ancak kiralık ise kira sözleşmesi en az 7 yıl olmalıdır. Başvuru için şahıs veya şirket olması fark etmez. Sadece 2 kişi kefil olmalıdır. Kendisinin ve kefillerinin kredi almasına engel bir durumu güncel sorgu da icra, haciz ve herhangi bir banka da borç takibi olmamalıdır. Banka gerek görürse teminat isteyebilir.” diye konuştu.

Sadece dişi koyunun proje kapsamında olduğunu ifade eden Türkman, alınacak koyunların yurt içinde doğmuş, 6-24 aylık dişi, ivesi ırkı veya ivesi ırkı melezi olması, kişinin işletmedeki koyun sayısının en az 100 adete tamamlanması gerektiğini belirterek, keçi alımının ise proje kapsamında olmadığını söyledi.

Proje devam ettiği sürece hayvan sayısının 100’ün altına düşmemesi gerektiğini belirten Türkman, “100 adetin altına düşürülürse hayvanların yerine en az 30 gün içinde aynı vasıflarda yeni hayvan eklenmelidir.” uyarısında bulundu.

Projeden faydalanmak isteyen üreticinin 2 kefili bulamaması durumunda mal varlığını güvence olarak gösterebileceğini belirten Türkman, proje kapsamında alınan hayvanların 7 yıl boyunca sigorta işlemlerinin de yapılacağını bildirdi.

“Hayvan alımları tedarik firmaları üzerinden yapılacak”

İşletmelerin 3’er aylık dönemlerle kontrol edileceğini ve hayvan sayılarını yazılı olarak bildirileceklerini belirten Türkman, “Üreticinin işletmesi var ama tüm hayvanları elden çıkarmış ağılında hiç hayvanı yoksa projeden faydalanabilir. Hayvan alımları tedarik firmaları üzerinden yapılacak, para hayvan tedariki sağlayan firmalara ödenecektir. Ziraat Bankası koyun alım fiyatları için üst limit şu anda bin 750 lira olup fiyatlar dönemler halinde güncellenecektir. Bin 750 lira üzerinde koyun alımı yapılırsa aradaki farkı faydalanıcı ödeyecek.  Proje süresince işletmenin yem ihtiyacı anlaşma yapılan firmalardan alınacaktır. Proje süresince kesimi yapılacak hayvanlar anlaşma yapılan kombinalarda kestirilecektir. Proje süresince elde edilen sütler anlaşma yapılan süt işleme firmalarına satılacaktır.” şeklinde konuştu.

Proje başvurularının ilçe tarım müdürlüklerine yapılacağını belirten Türkman, başvuruların ise 21 Eylül pazartesi gününden itibaren başlayacağını bildirdi.

Alınan başvuruların Ziraat Bankası bölge müdürlüklerine gönderileceğini, uygun görülen başvuru sahiplerine duyuru yapılacağını, üreticinin gerekli evraklar ile ilçesindeki Ziraat Bankası şubesine veya hesabının bulunduğu Ziraat Bankası Şubesine gidip işlemlerini başlatacağını bildirdi.

Türkman, diğer illerde de valilik ile Ziraat Bankası arasında protokol imzalandığı takdirde projenin uygulanacağını ve faydalanmak isteyenlerin başvuru yapabileceğini belirterek, şöyle devam etti:

“Özellikle bugüne kadar kredi kullanamayan, kullanma imkânı olmayan, arazisi olmayıp da ipotek veremeyen, tapusu olmayan yetiştiricilerimiz için bu proje güzel bir projedir. Bizim yaklaşık bin 700 civarında hayvan sayımız, 100’ün altında olan işletmemiz var. Özellikle bu işletmelerimizin öncelikle bu projelerden faydalanmalarını bekliyoruz. Dolayısıyla 100’ün altındaki işletmelerimizdeki hayvan sayılarının ortalamasını aldığımız zaman 51 tane hayvana denk geliyor. Burada yüzde 50 boşluğumuz var. Özellikle bu küçük üreticilerimiz inşallah hayvan sayılarını 100'ün üzerine çıkarır. 100'ün üzerine çıkartmaları ile beraber hem normal desteklemelerini alacaklar hem de 5 bin lira çoban desteğinden faydalanmış olacaklar. Onun dışında devletin vermiş olduğu sürü büyütme desteğinden de faydalanmış olacaklar.”

Türkman, “Her projenin eksik yönleri olduğu gibi bu projenin de muhakkak eksik yönleri vardır. Ama projenin geneline bakmamız lazım. Projenin geneline baktığımızda biraz daha ayakları yere basan ve biraz daha küçük işletmelerin önünü açan bir proje olduğu için inanıyorum ki ilimize, ülkemize ve üreticilerimize faydalı olacaktır.”diye konuştu. 
20.09.2020
Devamı

Marmara’da Yasadışı Trol Avcılığına Geçit Yok

Su ürünleri kaynaklarını korumak ve sürdürebilir su ürünleri avcılığını sağlamak üzere İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’nde geniş çaplı denetim yapıldı.

İstanbul Tarım ve Orman Müdürlüğü, Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü koordinasyonunda yapılan denetimler 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında ve Kanun'un 33. maddesinde yetkilendirilmiş kamu kurum ve kuruluşları ile müşterek gerçekleştirildi.

Yenikapı Limanı ve çevresi ile İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'nde yasadışı trol avcılığını önlemeye yönelik denetimlere İstanbul İl Tarım Müdürlüğünün yanısıra yetkili kurumlardan 4’ü dalgıç olmak üzere 56 personel katıldı.

 6 bot, 2 vinç ve 1 kamyonun da kullanıldığı geniş kapsamlı denetimlerde 14 adet büyük boy trol kapısına, 1.000 metre misina ağına ve 20 takım trol ağına el konuldu. El konulan istihsal vasıtaları ise mülkiyeti kamuya geçirilmek üzere yeddi emin limanına teslim edildi.
19.09.2020
Devamı

Hazine Arazisi Kiralama Nasıl Yapılır ve Şartları Nelerdir?

Hazine arazisi kiralamak isteyenler için Resmi Gazete tebliği yayımlandı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı Milli Emlak Tebliğinde kritik değişiklikler yapıldı. Hazine arazisi kiralamak için çiftçi olmak ve o köy ya da beldede 3 yıldır oturuyor olmak koşulu kaldırıldı. Bunun yerine o köy ya da mahallede kayıtlı olan, oturan ya da oraya kayıtlı olmasa da 3 yıldır oturan, oturmasa da kayıtlı olan topraksız veya yeterli toprağı olmayanlara kiraya verilebilir hale getirildi. Daha önce 5 yıl olan ve bağ, bahçeler için 10 yıla kadar uzatılabilen kiralama süresi, yeni tebliğde 10 yıl olarak belirlendi ve bu sürenin sonunda tüm ekip biçmeler için 10 yıl daha uzatma hakkı verildi. Böylece isteyen tek yıllık bitki ekecek, bahçe yapacak, isteyen çok yıllık bağ, badem, ceviz dikebilecek.

HAZİNE ARAZİSİ KİRALAMA BAŞVURU ŞARTLARI NELER? 

Köy nüfusuna kayıtlı olmayan, köyde ikamet etmeyenler yani dışarıdan kişiler de hazine arazilerini veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerleri ekip biçme amaçlı kiralayabilecek. Ancak bu, köye kayıtlı kişilerin talep etmemeleri durumunda mümkün olacak. Bir başka ifadeyle topraksız veya yeterli toprağı olmayan çiftçilere kiraya verilecek yerler ilan edilecek. Yeterli başvuru olmadığında bu taşınmazlar, gerçek veya tüzel kişilere kiraya verilebilecek.

EN FAZLA 60 DÖNÜM 

Bir kişinin kiralayabileceği hazine arazi miktarı 60 dönümü geçemeyecek. Yüzölçümü 60 dönümden fazla olan taşınmazlar, krokisinde ulaşım yolu da gösterilerek, 60 dönümlük bölümler halinde kiraya verilecek. Topraksız veya yeterli toprağı olmayan çiftçiler bu tebliğ kapsamında sadece bir kez hak sahibi olabilecek. Daha önce kiralanacak arazinin büyüklüğü sulu ve kuru tarım yapılabilirliğine göre her il için ayrı ayrı belirleniyordu. Yeni düzenlemede tüm iller için bu miktar 60 dönümle sınırlandırılmış oldu.

 

Kiraya verilecek yerler, Milli Emlak İl Müdürlükleri’nce belirlenecek ve nihai onay Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca verilecek. Bakanlığın onay verdiği taşınmazlar, Milli Emlak İl Müdürlükleri’nin internet sayfasında ve hükümet konaklarında 20 gün süreyle ilan edilecek. Tarım idaresince bu ilanlar çiftçilere, ilgili muhtarlıklara ve ziraat odalarına da duyurulacak.

PUANA GÖRE SIRALAMA 

İlana çıkılan araziyi kimin kiralanacağı kararı, başvuru sahiplerinin puanlarına göre belirlenecek. Köyde oturan ve o köye kayıtlı olanlar 20 puan, köyde kayıtlı olmayıp 3 yıldır oturanlar 10 puan, köy nüfusuna kayıtlı olanlar 5 puan alacak. Toprağı olmayanlar 60 puan, 10 dönümden az toprağı olanlar 40 puan, 30-40 dönüm arası toprağı olanlar 10 puan, evli ve 3’ten fazla reşit olmayan çocuğu olanlar 20 puan, 2’ye kadar çocuğu olanlar 15 puan alacak. Ayrıca ziraat teknikeri, teknisyeni, mühendisi, 20-40 yaş aralığında genç ya da kadın çiftçi olmak, iyi tarım, organik tarım yapacak olmak da puan üstünlüğü sağlayacak. Tüm değerlendirmelerin sonunda aynı puanı toplayan birden fazla kişi olursa kura çekilecek.

KİRALAMADA PAZARLIK

Arazinin kiralaması pazarlık usulüne göre yapılacak ancak ilk yıl tahmini kira bedeli, taşınmazın rayiç bedelinin yüzde 1.5’i olarak belirlenecek. Yani 100 bin liralık bir tarlanın yıllık kirası 1.500 lira civarında olabilecek. Sonraki yıllarda kira bedeli TÜİK’in yayımladığı Tarım ÜFE (Tarım Ürünleri Üretici Fiyatları Endeksi) oranında artırılacak. Sözleşmenin başlama ve bitiş tarihleri, ekim ve hasat dönemleri dikkate alınarak belirlenecek. İlk yıl kira bedeli peşin olarak veya faiz uygulanmaksızın dörtte biri peşin, kalanı üçer aylık dönemler hâlinde üç eşit taksitle alınacak. Sonraki yıllarda ise kira, peşin veya üçer aylık dönemler hâlinde dört eşit taksitte ödenebilecek. Kiracılar, arazileri başkalarına kiraya veremeyecek.

19.09.2020
Devamı

Silaj Makinesine Kolunu Kaptıran Çiftçi Ağır Yaralandı

Muğla'nın Milas ilçesinde kolunu silaj makinesine kaptırması nedeniyle yaralanan çiftçi, hastaneye kaldırıldı.

Pinar Mahallesi'nde mısır hasat eden Ali Faik Yakar, kolunu traktörün arkasına bağladığı silaj makinesine kaptırdı.

Dirsek altından kolu kopan Yakar, 112 Acil Servis ekiplerince Milas Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralı, buradaki müdahalenin ardından Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.

Milas Ziraat Odası Başkanı İsmail Atıcı, çiftçinin yaralanmasından üzüntü duyduğunu belirterek, makineli hasat yapan üreticilerin dikkatli olmasını istedi.

19.09.2020
Devamı

Küçükbaş Hayvancılığı Nedir, En Çok Hangi Bölgede Yapılır?

Küçükbaş hayvancılık keçi yetiştiriciliği, koyun yetiştiriciliği olarak bilinmektedir. Ülkemizde oldukça fazla yapılan küçükbaş hayvancılık ekonomiye de büyük katkı sağlamaktadır. Ülkemizin hemen her köşesinde küçükbaş hayvancılık yapılır. Küçükbaş hayvancılıkta, hayvanların etinden sütünden bir kürkünden yararlanır.
Küçükbaş hayvancılık genellikle keçicilik ve koyunculuk olarak adlandırılan Türkiye'de genellikle Orta Anadolu Bölgesi'nde, kurak iklim sebebiyle yetiştirilen hayvan türleri küçükbaş hayvanlar arasında yer almaktadır. Küçükbaş hayvancılık; koyun keçi ve kürk hayvanlarını kapsayan bir hayvancılık çeşididir. Ülkemizin her köşesinde küçükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Ülkemizde koyun ırkları birbirinden farklılık gösterir. Orta Anadolu ile birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde de küçükbaş hayvancılık türlerini farklılıklar görülmektedir. Keçi cinsinden olan hayvanlar ise özellikle tiftik ve Ankara kedisi olarak bilinen Türkiye'nin dağlık bölgelerinde daha çok yetiştirmekte olan keçilerdir. Ülkemizin az bir bölümünde ise süt keçileri bulunur

Otlakların az olmasından dolayı küçükbaş hayvancılık daha çok Orta Anadolu'da ve Akdeniz Kuzey bölgelerinde küçükbaş hayvancılık görülür. En çok orta Anadolu, Akdeniz’in Kuzey kesimleri en yoğun küçükbaş hayvancılık yapılan bölgeler arasında yer alır. Otlakların az olmasından dolayı küçükbaş hayvancılık bu bölgelerde yapılmaktadır. Ülkemizi onlarca farklı türde küçükbaş hayvan bulunmaktadır.

İl İl Koyun Sayısı

Van 1733665 koyun
Şanlıurfa 1361371 koyun
Ağrı 1385709 koyun
Muş 770944 koyun
Ankara 770.948 koyun

İl İl Keçi Sayısı
Keçi yetiştiriciliğinde;
Mersin başı çekerek 660 325 keçi ile 1. Sırada yer alırken,
Antalya 512 621 keçi
Adana 248 1758 keçi
Mersin 345499 keçi
Siirt 310014 keçi
Ülke İçinde toplam 1532000 Merinos koyununun 345.000 kadarı Ankara'da bulunmaktadır. Ankara'yı 341796 merinos koyunuyla Eskişehir takip eder. Keçi sayısında ise tiftik keçisi ile Ankara 1. Sırada yer alırken, Ankara'yı ise Siirt, Karaman ve Eskişehir takip eder.
 
19.09.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in acı günü

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in dün vefat eden babası İsmail Metin'in cenazesi memleketi Bolu'da toprağa verildi.
Bir süredir Ankara'da hastanede tedavi gören İsmail Metin (71) dün hayatını kaybetti. 
Cenaze aracı ile Bolu'daki evine getirilen Metin için Sağlık Mahallesi Saygılı Camisi'nde düzenlenen törende, oğlu Fatih Metin taziyeleri kabul etti. 
Törene, Metin ailesinin akraba ve yakınlarıyla AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, AK Parti Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü, bazı AK Parti milletvekilleri, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay, Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratları katıldı. 
İsmail Metin'in cenazesi, kılınan namazın ardından Sağlık Mahallesi'nde bulunan Şehitler Mezarlığı'na defnedildi
19.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Deneyimimizi Dünyaya Aktarıyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye’nin çölleşme ve erozyonla mücadele deneyimini dünyaya aktardığını vurgulayarak bu kapsamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim verildiğini söyledi.
Çölleşme ile mücadele ve erozyon kontrolü ile ilgili sahip olduğumuz deneyimlerin her yıl "Uluslararası Çölleşmeyle Mücadele Eğitimleri" ile Afrika, Orta Asya, Kafkas, Orta Doğu ve Balkan ülkeleri ile paylaşıldığının altını çizen Bakan Pakdemirli “Geçen yıla kadar toplamda 89 ülkeden 839 uzmana eğitim verdik” diye konuştu.
108 ÜLKEDEN 953 UZMANA EĞİTİM VERİLDİ
Bu eğitimleri kendilerine görev edindiklerini belirten Bakan Pakdemirli “Tüm dünyayı etkileyen COVID-19 salgını da, bu eğitimleri gerçekleştirmemize engel teşkil etmedi. 17 Haziran 2020 Dünya Çölleşme ve Kuraklık Günü kapsamında gerçekleştirdiğimiz online eğitim ile birlikte toplamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim vermiş olduk” değerlendirmesinde bulundu.
EROZYONLA KAYBOLAN TOPRAK MİKTARINI 154 MİLYON TONA DÜŞÜRDÜK
Ülkemizin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Son 18 yılda 5,4 milyon hektar alanda 4 milyar 633 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Yaptığımız erozyonla mücadele çalışmaları kapsamında 1970’lerde 500 milyon tonluk erozyonla kaybolan toprak miktarını günümüzde 140 milyon tona düşürdük. Hedefimiz, 2023’te bu rakamı 130 milyon tona indirmek” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, ülkemizin ağaçlandırma ve erozyonla mücadele kapsamındaki edinmiş olduğu tecrübeyi, önümüzdeki yıllarda da söz konusu eğitimlerle dünyadaki başka ülkelerin uzmanlarına aktarmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.​
 
18.09.2020
Devamı

Chp’li Vekillerden İş Bırakan tarım İşçilerine Destek

Çukurova’da ücret zammı taleplerinin karşılanmaması nedeniyle günlerdir iş bırakma eylemi yapan tarım işçilerine, Chp Adana milletvekilleri Ayhan Barut ve Orhan Sümer’den destek geldi.

Barut ve Sümer, “İnsanca bir yaşam isteyen tarım işçilerimiz ücret zammı konusunda çözüm bekliyor. İşçilerimizin mağdur edilmemesini istiyoruz” dedi.
Adana’nın Yüreğir ilçesindeki Doğankent Mahallesi’nde dün sabaha karşı tarım işçileriyle bir araya gelen Barut ve Sümer, işçilerin sorun ve taleplerini dinledi. Ziyarete Çukurova Aracılar ve Elçiler Derneği Başkanı Fevzi Ete de katıldı. Ete, “110 liranın altındaki bir teklifi kabul etmiyoruz. Talebimiz karşılanmadan işbaşı yapmayacağız” diye konuştu.

Çukurova Bölgesi’ndeki tarım işçisi dernekleriyle Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) arasında yapılan işçi yevmiyelerine ilişkin görüşmeler olumsuz sonuçlanmıştı. İşçi temsilcileri bu yıl için gündelik ücretin 116 lira olmasını talep ederken, AKİB yönetimi 101 lira dayatmasında bulunmuştu. Bunun üzerine tarım işçileri pazartesi günü itibariyle ‘işe çıkmama kararı’ almış; Mersin, Hatay ve Adana’da çok sayıda işçi tarla ve bahçelere gitmemişti. Öte yandan işçilere iş bırakma çağrısı yapan üç dernek temsilcisi gözaltına alınmıştı.
18.09.2020
Devamı

TSÜAB Başkanı Dr. Ahmet YILMAZ: Çuvala Konulan Her Ürün Sertifikalı Tohumluk Değildir

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Yılmaz yapmış olduğu açıklamada tohumluk vasfı taşımayan ürünlerin çuvallanarak yasa dışı yollarla çiftçilere pazarlandığını belirtti. Sertifikalı tohumun çiftçinin verim ve kalite güvencesi olduğunu vurgulayan Yılmaz şu ifadeleri kullandı:
“Tohumda sertifika; devletin kontrol ve denetiminin varlığını gösterdiği için çiftçinin ve tüketicinin en büyük kalite ve verim güvencesidir. Devletin kontrol ve denetimi nedeniyle sertifikalı tohum, aynı zamanda gıda güvenilirliği açısından da bir güvencedir.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından denetlenmemiş, hiçbir kontrolden geçmemiş ve tohumluk vasfı taşımayan ürünler, çiftçilerimize tohum adı altında satılıyor. Elenen mahsulün çoğu zaman koruyucu özelliği bile olmayan boyalara bulanmasıyla elde edilen bu ürünler çuvallanarak çiftçilere pazarlanıyor.
Sonuçta ise çimlenme garantisi olmayan, içerisinde başta yabancı ot tohumları olmak üzere farklı tür ve çeşidin tohumları bulunan, doğru ilaçlarla ilaçlanmadığı için hastalık ve zararlılara karşı dayanıksız, tohum denmeyecek özellikteki bu sözde tohumlar ekilmektedir. Sonuçta da üretici hem verim ve hem de özellikle kalite yönünden büyük mağduriyetler yaşamakta bunun sonucunda da ülke ekonomisi zarara uğramaktadır. 
Mağdur olan çiftçi, yaşadığı sorunlarla ilgili hiçbir muhatap bulamıyor ve ne yazık ki bütün bir sezon harcanan zaman, alın teri ve para da heba oluyor. İşte tam burada atalarımızın bir sözü geliyor aklımıza; “Biçtiğini beğenmiyorsan ektiğine bakacaksın”.
Sertifika, tohumun garanti belgesidir. Çiftçilerimiz, aynı zamanda ileride doğacak tohum kaynaklı bir mağduriyette ancak sertifika ve fatura ile hakkını arayabilmektedir.
Çiftçilerimiz ekim zamanında yani üretim için ilk adımı attığında dikkatli olmalı, ne ektiğini bilmelidir.  Sertifikalı tohum kullanan çiftçiler ne ektiğini de ne biçeceğini de bilir. Sertifikalı tohum ile %20-25 verim artışı sağlanır. Hasat edilen verimli ve kalitesi yüksek ürünler ise hem üreticinin yüzünü güldürür hem de ülke ekonomisine katkı sağlar.
Kaçak / Yasa dışı Faaliyetler Denetlenmeli
Sertifikalı tohum üretebilmek için Bakanlıktan mutlaka yetki belgesi alınmalıdır. Bakanlığımızdan aldığı yetki ile tohumculuğa yatırım yaparak sertifikalı üretimi yapan Tohum Sanayicisi ve Üreticilerimizin denetimi ve piyasadaki her türlü denetim 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile Tarım ve Orman Bakanlığına verilmiştir. Bakanlık tarafından yapılması gereken bu piyasa denetimleri maalesef yeterince ve etkili bir şekilde yapılamamaktadır. Bunun sonucunda da tohumculukla hiç alakası olmadan merdiven altı yasa dışı / kaçak tohum üretimi yapılmakta, hatta kamuya hizmet düşüncesi ile devletin koyduğu yasayı çiğneyen bazı şahıslar, Belediye ve Ziraat Odaları vasıtasıyla yasa dışı / kaçak tohum üretilmektedir. Bunun sonucunda da aldığı yetkiyi dürüstçe kullanarak üretim yapan Tohumcu, haksız rekabetle karşı karşıya kalmakta, Ülkemiz ise kayıt dışı ekonomi nedeniyle vergiden ve hedeflediği rekolteye ulaşmaktan geri kalmaktadır.
Tekrar vurgulamak gerekirse bu yasa dışı / kaçak tohum faaliyetinde haksız kazanç ve haksız rekabet söz konusudur. Haksız ticarete konu olan ve “tohum” diye satılan bu yasa dışı / kaçak ürünler, sertifikalı tohumun satışını olumsuz etkilemektedir. Yasal olarak tohum üreten birçok firma uzun vadede bu haksız rekabete direnemeyecek hale gelecektir. Ayrıca vergilendirilemeyen kaçak satışlar ekonomimize büyük ölçüde zarar vermektedir.
Çiftçiyi Sertifikalı Tohuma Yönlendirmeliyiz
Son yıllarda hızla artan tohum üretim maliyetlerine paralel olarak artış göstermeyen sertifikalı tohum kullanım destekleri, ödeme tarihlerinin gecikmesi ve hatta belirsizliği sertifikalı tohuma olan talebi düşürerek çiftçileri kaçak tohuma yöneltmektedir. Tohumculuk destekleri diğer tarımsal desteklerden ayrı değerlendirilmeli ve özellikle Tohumculuk Kanuna dayandırılarak düzenlenmelidir.”
 
Belediyelerimize ve Ziraat Odalarımıza da çağrı yapan Dr. Ahmet YILMAZ; “Eleme tesisi kurarak üründen elediklerini tohum diye çiftçilerimize satmak yerine, Tohumculuk Kanununun gereği olarak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş tohum üreticisi üyelerimizin ürettiği sertifikalı tohumları çiftçilerimizle buluşturmaları daha doğru olacaktır. Böylece kanuna aykırı bir işlem yapmadıkları gibi ülke ekonomisine de olumlu katkı sağlamış olacaklardır.” dedi ve eleme faaliyeti yerine sertifikalı tohum dağıtımı yapan Belediyelerimize ve Ziraat Odalarımıza da teşekkürlerini sundu.
Eğer bu konularda ivedilikle çözüm üretilmezse Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli’nin de 2023 hedefi olarak açıkladığı 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretimi hedefini yakalamamız mümkün olmayacaktır.”
 
“Bu Etiketleri Görmeden Tohum Almayın” “Kırmızı etiket ve mavi etiket görselleri”
Sertifikalı tohum paketlerinin üstünde mutlaka Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) veya Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü (TTSM) tarafından verilmiş olan “Sertifikalı Tohumluk Etiketi” bulunmaktadır.
18.09.2020
Devamı

Sincan Belediyesi’nden Tarım İşçilerine Yardım

Sincan Belediyesi Polatlı’da yaşanan kum fırtınasının ardından mağdur olan mevsimlik tarım işçilerine yardım elini uzattı. Sincan Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri, 90 adet gıda kolisini bölgeye ulaştırdı. Mağdur olan ailelere 200 adet terlik dağıtıldı. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan ve AK Parti Polatlı İlçe Başkanı Aysel Demir, tarım işçilerini ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Fırtına mağduru çocuklar da unutulmadı. Başkan Ercan'ın yakından ilgilendiği çocuklara uzaktan kumandalı araba, top, bebek gibi oyuncaklar hediye edildi.
 
18.09.2020
Devamı

Türkşeker’den Çiftçi Lokallerine Modern Görünüm

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (Türkşeker) yeni iletişim stratejileri çerçevesinde çiftçi lokallerini modern bir görünüme kavuşturdu. Çiftçi karşılama alanları olarak da kullanılacak olan lokaller de çiftçiler çay ve çorba hizmetlerinden ücretsiz bir şekilde faydalanacak.
Türkşeker'den yapılan yazılı açıklamaya göre; büyüklükleri fabrika kapasitelerine göre belirlenen çiftçi lokallerinin çevre ve iç mekânları yeniden düzenlendi. Yeni kampanya döneminde modern görünümüyle hizmete giren lokaller de çiftçilerin yararlanabilmesi için mescit ve duş alanları oluşturuldu.

Çiftçi lokalleri, Türkşeker ile çiftçiler arasındaki iletişim ağının güçlendirilmesi ve fabrika çalışanları ile çiftçiler arasında daha iyi bir iletişim ortamının kurulmasını sağladı. Bu sayede Türkşeker, çiftçilerin daha rahat diyalog kuracağı bir ortamı onların kullanımına sunmuş oldu. Çiftçi lokalleri sayesinde fabrika alanları içerisinde daha sosyal bir ortama kavuşan çiftçiler, fabrikaların açılışlarında lokallerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Türkşeker'in çiftçilerin kullanımına sunduğu lokaller, sivil toplum kuruluşları tarafından takdirle karşılandı. Ankara Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cengizhan Yorulmaz, çiftçilere kampanya döneminde tüketmeleri için bedava ayran taahhüdünde bulundu. Ankara Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Muhittin Bıyıkoğlu ise Ankara Şeker Fabrikası Lokali'ni çok beğendiğini ifade ederek lokalde kullanılmak üzere bir televizyon hediye etti.
17.09.2020
Devamı

Süt Üreticilerinden İsyan: Oynatmaya Az Kaldı

Antalya’da üretilen sütün girdilerine zam yapılmasına rağmen ham süte zam gelmiyor. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Simav, süte bir yıldır zam gelmediğini söyleyerek “Oynatmaya az kaldı” dedi
Süt üretiminde sektör girdilerine her geçen gün zam geliyor. Geçtiğimiz ay samana yüzde 80 oranında zam gelmesine rağmen üreticiden alınan süt aynı seyirde ilerliyor. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi ve 4. Meslek Grubu Üyesi Hüseyin Simav süte bir yıldır zam gelmediğini söyledi. 50 kilogram yemin 75 lirayken sütün 2 lira 30 kuruş olduğunu söyleyen Simav, şu anda 50 kilogram yemin 110 lira olduğunu sütün ise hala 2 lira 30 kuruş olduğunu söyledi. Üreticinin üretimden uzaklaştığını anlatan Simav böyle giderse süt kıtlığı yaşayacağımızı anlattı.
Ulusal Süt Konseyi adında bir çatı altında toplanmak için bir konsey kurduklarını belirten Hüseyin Simav, “Gemiyi batmaktan kurtarmak için çok büyük hayallerle kurduk. Biz de kurucusu olduk. Maalesef konseyden ses çıkmıyor. Bütün sivil toplum örgütleri, ‘Süt üretimi duracak, süt veren inekler kesime gidiyor. Konsey bu konu hakkında uyumamalı, uyanmalı’ diye herkes söylüyor. Ama maalesef konsey kulaklarını tıkadı. Konsey de Tarım Bakanlığı’nın güdümünde. Yani Tarım Bakanlığı ne derse o oluyor. Bakanlık da büyük ihtimalle süte zam gelmesini istemiyor. Süte zam gelirse ürüne zam gelir diye düşünüyorlar. Ürüne zaten defalarca zam geldi. Yeme de samana da yoncaya da zam geldi. Geçen sene 20 kuruş olan mısır silajı bu sene 50 kuruş. Bütün girdilerimiz arttı. Yüzde yüz zam olan girdilerimiz var. Ama sütümüze 1 yıldır zam gelmiyor” diyerek açıklama yaptı.
Konseyin sanayici lehine çalıştığını anlatan Simav, 9 bölümü olduğunu söyleyerek bunların üçünün üretici örgütleri ayağından, üçünün sanayici ayağından, üçünün de Tarım Bakanlığı ayağından olduğunu ekledi. “Tarım Bakanlığı’nın kararları ne tarafa ağır basıyorsa tarafın dediği oluyor” diyen Simav, “Şu anda sanayici ürününe zam yaptı. Ama üreticiden sütü alırken ki fiyata zam olmadı. Ortada günah keçisi olan biz olduk. ‘Ürün fiyatını arttırmak isterseniz ette olduğu gibi ithal ederim’ korkusunu üreticiye dikte edip bastırmaktan başka yaptıkları bir şey yok. Üreticinin canına yetti. Son direnişlerini sergiliyor” dedi.
Küçük üreticinin özellikle çok zor durumda olduğunu anlatan Simav durumu “Oynatmaya az kaldı” diyerek özetledi. Antalya’da Korkuteli, Döşemealtı, Manavgat, Elmalı, Serik gibi bölgelerde süt üretiminin yapıldığını söyleyen Simav, “Antalya örtü altı üretiminde başarılı olduğu kadar sütte de başarılı. Yani süt üretimi de çok yüksek. Köylerde biraz genç varsa hayvancılık sayesinde duruyorlar. Yoksa onlar da şehre inecek. Hayvancılık bitme noktasına geldi. Tarım Bakanlığı süte bir an önce çözüm üretmezse süt veren hayvanlar kesime gidecek” diyerek bunun ileride et açığı yaratacağını ve ithale dönüleceğini ekledi.
17.09.2020
Devamı

Bakan Bekir Pakdemirli: Diyarbakır’ın Çılgın Projesinde Önemli Bir Eşik Aşıldı

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün inşasını sürdürdüğü ve Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak bilinen Silvan Barajı’nda önemli bir eşiğin aşıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin ikinci büyük sulama barajının gövde dolgusunun tamamlandığını söyledi.
Silvan Barajı'nın hizmete alınmasıyla Güneydoğu Anadolu Projesinin (GAP) bölge genelindeki sulama hedeflerine ulaşılması adına önemli bir adım atılacağını ifade eden Bakan Pakdemirli “175,5 metre yüksekliği, 8,7 milyon m³ hacimli gövdesi ile Silvan Barajı ülkemizin ve Avrupa’nın ön yüzü beton kaplı baraj tipinde en yüksek barajı olacak” diye konuştu.
Önemli Eşik Aşıldı
Barajda önemli bir eşiğin geride bırakıldığını ve gövde dolgusunun tamamlandığını vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Silvan Barajı, GAP’ın en önemli projelerinden olan Silvan Projesi’nin en büyük ve en önemli bileşenidir Baraj oluşturacağı 7,3 milyar m³ rezervuar hacmi ile GAP’ın Atatürk Barajı’ndan sonra ikinci büyük barajı olacak. 4 aşamalı olan Silvan Projesi kapsamında her aşamada Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artarken, Silvan Hidroelektrik Santralinde üretilen elektrik enerjisi azalacak. Böylece zaman içerisinde enerji üretimi 681 milyon kilovatsaatten 88,41 milyon kilovatsaate inerken sulamaya verilen su 1,791 milyon m³’e çıkacak”
Ekonomiye Yılda 1,91 Milyar TL Katkı Sağlayacak
Projenin tamamen hizmete alınması ile 1.689.920 dekarı cazibeli, 661.310 dekarı pompaj olmak üzere toplamda 2.350.580 dekar alanın suyla buluşacağını söyleyen Bakan Pakdemirli “Böylece yaklaşık 305 bin kişiye iş imkânı, yılda 1,91 Milyar TL ekonomiye katkı sağlanacak” ifadelerini kullandı.
Hedef Barajı 2021 Başlarında Su Tutmaya Hazır Hale Getirmek
Silvan Projesinin toplam maliyeti 2020 yılı fiyatları ile 13,25 milyar lira olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Önemli bir eşiği aşarak gövde dolgusunu tamamladığımız bu devasa barajın 2020 yılı sonu itibarıyla ön yüz beton imalatlarını bitirmeyi, 2021 başlarında ise barajı su tutmaya hazır hale getirmeyi hedefliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.
17.09.2020
Devamı

Nihat Çelik: Cari Açığın İlacı Küçükbaş Hayvancılıkta

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, doların 7,5 liraya yükseldiği, döviz geliri elde etmenin ekonomi açısından en önemli unsurlardan biri haline geldiği bu ortamda, cari açığın kapatılması açısından ihracatın ayrı bir anlam kazandığını bildirerek, “cari açığın ilacı küçükbaş hayvancılıkta. Dünyada koyun keçide 10 milyar doların üzerinde canlı hayvan ve et ihracatı yapılıyor. Talebin gittikçe arttığı bu alanda, milyarlarca dolarlık bir potansiyelimiz olduğu gözden kaçırılmamalıdır” dedi.
Çelik, “eğer Avustralya 3 milyar dolara, Yeni Zelanda 2,7 milyar dolara yakın ihracat yapıyorsa, ithalat pazarlarının tam ortasında yer alan Türkiye’nin ihracatı çok uzun olmayan bir zamanda bu rakamlara ulaşabilir” görüşünü paylaştı.
Nihat Çelik, yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2018 verilerine göre, Avustralya’nın 2 milyar 667 milyon dolar koyun, 136 milyon dolar keçi eti ihracatıyla ilk sırada yer aldığını, bu ülkeyi koyun etinde 2 milyar 633 milyon dolarla Yeni Zelanda’nın izlediğini, Yeni Zelanda’nın 7 milyon doların üzerinde de keçi eti ihraç ettiğini bildirdi. Çelik, Avustralya’nın koyun keçi eti ihracatının yanı sıra 118 milyon dolarlık canlı koyun, 6 milyon dolarlık canlı keçi ihracatı gerçekleştirdiğini belirtti.
 
Hollanda ve İngiltere ithal ettiği eti yeniden ihraç ediyor
Koyun eti ihracatında 487 milyon dolarla İngiltere’nin üçüncü, 359 milyon dolarla İrlanda’nın dördüncü sırayı aldığı, 5. olan Hollanda’nın bu başarıyı 1 milyon baştan daha az koyun varlığıyla, ithal ettiği ürünü ihraç ederek gerçekleştirdiği bilgisini veren Çelik, “Hollanda 347 milyon dolarlık koyun eti ihracatını gerçekleştirmek için 413 milyon dolarlık ithalat yapıyor. İngiltere de bundan farklı değil. 487 milyon dolarlık koyun eti ihracatı için 483 milyon dolarlık ithalat yapıyor. Yeni Zelanda, 2 milyar 633 milyon dolarlık canlı koyun ve koyun eti ihracatını 27,3 milyon koyun varlığıyla gerçekleştiriyor. Bizim ise son rakamlara göre 42,7 milyon başa ulaşan koyun,12,35 milyon keçi varlığımıza rağmen ihracatımız neredeyse yok denecek kadar az düzeyde kalıyor. 4 milyon dolarlık ihracatımız, 62,5 milyon dolarlık ithalatımız var. İhracata odaklı üretime geçmemiz gerekiyor” dedi.
 
Türkiye çok daha avantajlı bir bölgede
Türkiye’nin ithalat pazarlarına çok uzak olan Avustralya ve Yeni Zelanda’ya nazaran ihracatta çok daha avantajlı bir bölgede yer aldığını belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Uçakla 3 saatlik uçuş mesafesinde yer alan ülkelerden Fransa 570, İngiltere 483, Almanya 477, Hollanda 413,  Birleşik Arap Emirlikleri 291, Katar 221, İran 215, Suudi Arabistan 177, Ürdün 142, Kuveyt 82, Bahreyn 56, Umman 48 milyon dolarlık koyun eti ithalatı yapıyorlar. Hatta 1 milyar 308 milyon dolarla en büyük koyun eti ithalatçısı olan Çin ve 933 milyon dolar ikinci büyük ithalatçı olan ABD bile çoğu noktasında Türkiye’ye daha yakın. İş bununla da sınırlı kalmıyor. Suudi Arabistan 518, Libya 190, Katar 141, Kuveyt 113 milyon dolarlık canlı koyun, Umman 110, Suudi Arabistan 67 milyon dolarlık canlı keçi ithalatı yapıyor. Üstelik Ortadoğu’da, Afrika’da, Asya’da koyun keçi eti ithalatı ve koyun keçi eti ithalatı yapan ülkelerin çoğu Müslüman. Bizim bu pazarlara girmemiz dini açıdan da daha kolay.
 
10 milyar dolarlık pazar var
2018 yılında çok sayıda ülke 7 milyar 694 milyon dolarlık koyun eti, 335 milyon dolarlık keçi eti, 1 milyar 696 milyon dolarlık canlı koyun, 319 milyon dolarlık canlı keçi olmak üzere 10 milyar 44 milyon dolarlık ithalat yaptı. Biz, bu pazardan neden en az yüzde 10 pay almayalım? Dünyanın diğer ucundaki Yeni Zelanda Ortadoğu ülkelerine ihracat yaparken, biz neden yapamıyoruz diye kendimize soralım.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin hayvancılığa gereken önem ve desteği verdiklerini, hayvan varlığında son yıllarda görülen hızlı artışın da bunu göz önüne koyduğunu belirten Çelik, Türkiye’nin kırmızı et sorununun çözümünün de hem kırmızı etteki ithalata ebediyen son vererek hem de büyük miktarlarda ihracat rakamlarına ulaşarak cari açığı belli bir oranda kapatmasının da yolunun küçükbaş hayvancılıktan geçtiğine dikkati çekti.
 
Ne yapılmalı?
Küçükbaş hayvancılıkta 90 milyon başa ulaşma hedefleri olduğunu bildiren Çelik, şunları kaydetti:
“Sadece sayıyı artırmamız yetmez. Verimliliği de artırmak zorundayız. Bir hayvandan daha fazla et, süt, kuzu, oğlak almalıyız. En kısa sürede hayvan ağırlığında optimal ağırlığa ulaşmak zorundayız. Bitkisel üretim yapma imkanı olmayan ve alanı 15,8 milyon hektarın üzerindeki diğer tarım arazilerini de mera kapsamına almak, çayır ve meraları ıslah ederek verimlerini artırmak zorundayız. Sulama yatırımlarını tamamlamak zorundayız. Sulanan alanların bir kısmını yem bitkileri üretiminde kullanmak zorundayız. Yem maliyetlerini aşağı çekmek zorundayız. Kısaca, üretim artışı ve ihracat için destekler artırılarak sürdürülmeli, ihracata yönelik özel destekler verilmeli, çoban sorunu çözülmeli, mera alanları artırılmalı ve ıslah edilmeli, maliyetler aşağı çekilmelidir.”
16.09.2020
Devamı

Tarım Özelliğini Kaybetmiş Alanların Kazanılması Projesi Meyvelerini Veriyor

Tarım vasfını kaybetmeye yüz tutmuş alanların tekrar tarıma kazandırılması amacıyla uygulamaya konulan Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım Projesinin (SAY) meyvelerini vermeye başladığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Belirlenen pilot alanlarda uyguladığımız proje sayesinde alandan alınan verim yaklaşık yüzde 26 arttı” diye konuştu.
Çiftçilere Etkin Sulama Sistemi Uygulaması Gösteriliyor
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen projenin amacının arazi bozulumu, iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin korunması, tarım ve orman alanlarının verimli kullanımı ve dolayısıyla yönetiminin sürdürülebilirliği olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“2018 yılında başlattığımız ve pilot çalışma sahası olarak Konya Kapalı Havzasını seçtiğimiz proje kapsamında 11 adet elma bahçesi ile 15 adet şeker pancarı ve 13 adet mısır tarlası kuruldu. Kurulan bu araziler aracılığı ile çiftçilerimize etkin sulama sistemi uygulaması gösterildi. Bu kapsamda elma bahçelerine toprak altı sulama, mısır ve şeker pancarı tarlalarında damla sulama sistemleri kuruldu. FAO destekli projede kurulan sistemlerin toplam maliyeti 400 bin doları buldu”
Verim Yüzde 26 Arttı
Proje kapsamında bölge çiftçilerine programlı sulama konusunda eğitimler verildiğini de ifade eden Bakan Pakdemirli “Pilot uygulama alanlarında programlı sulamaya dair ilk sonuçları ise almaya başladık. Yapılan çalışmalar sonucunda örnek arazilerde programlı sulama ile yüzde 25.8 su, yüzde 26.6 enerji tasarrufu edilirken, verim  yaklaşık yüzde 26 arttı” değerlendirmesinde bulundu.
Projenin hedefinin bozulmuş arazilerinin rehabilitasyonu,  iklim dostu tarım uygulamaları ve sürdürülebilir arazi yönetimi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli “Pilot alanlardan aldığımız bu olumlu sonuçlar bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için büyük umut vadediyor. Bu bağlamda uygulamanın ülke çapında yaygınlaştırılması maksadıyla çalışmalarımıza hız vererek devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.
16.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: 91 Firmaya Ait 113 Parti Ürünü Daha İfşa Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanlığı vatandaşımızın sağlığını korumaya, gıdada taklit ve tağşiş yapanlara göz açtırmamaya devam ediyor. Bu kapsamda, taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 91 firmaya ait 113 parti ürün Bakanlık Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunuldu. ​İlgili açıklamaya https://www.tarimorman.gov.tr/GKGM/Duyuru/411/Kamuoyuna-Duyurulur bağlantısından ulaşılabilir.

Vatandaşımızın sağlığı söz konusu olunca kimsenin gözünün yaşına bakmayacaklarını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bu kapsamda son olarak 91 firmanın 113 parti ürününü ifşa ettiklerini duyurdu.
Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada şöyle konuştu;
“Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesi, kişilerin sağlığının ve tüketici menfaatlerinin korunması ile sektörde haksız rekabetin engellenmesi amacıyla gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarında resmi kontrol faaliyetlerini Bakanlık olarak büyük bir titizlikle yürütüyoruz.
Her zaman söylediğim gibi en etkin denetimci vatandaşımızdır. Söz konusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Bakanlığımızca yürütülen denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu açıktır. Bu bakımdan tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkımızın sağlığının korunması yönündeki çalışmalarımız için büyük önem taşımaktadır. Bir usulsüzlük gördükleri anda vatandaşlarımızın Alo 174 Gıda İhbar Hattı ve 0501 174 0 174 numaralı WhatsApp Gıda İhbar Hattı aracılığı ile bize ulaşmalarını, şikayetlerini iletmelerini rica ediyorum.”
Son yapılan ifşa ile beraber, ilk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1.609 firmaya ait 3.605 parti ürün tüketicilerin bilgisine sunuldu.
15.09.2020
Devamı

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu, ağustos ayına ilişkin Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi'ni açıkladı. Tarım-ÜFE' de (2015=100),2020 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,22, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,36 arttı

 

Tarım-ÜFE' de (2015=100),2020 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre %0,22, bir önceki yılın Aralık ayına göre %9,25, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,36 ve on iki aylık ortalamalara göre %13,74 artış gerçekleşti.

Sektörlerde bir önceki aya göre değişim; ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde %1,54, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde %0,24 azalış, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde %0,27 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre değişim; tek yıllık bitkisel ürünlerde %0,81 azalış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde %0,55 ve çok yıllık bitkisel ürünlerde %2,01 artış gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren diğer alt gruplar ise %7,90 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular, %9,59 ile yağlı meyveler oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu alt gruplar sırasıyla %30,50 ile üzüm, %30,39 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler ve %27,47 ile tropikal ve subtropikal meyveler oldu.

Alt gruplar itibarıyla bir önceki aya göre azalış gösteren diğer alt gruplar ise %6,35 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve %2,75 ile üzüm oldu. Buna karşılık, 2020 yılı Ağustos ayında artışın yüksek olduğu alt gruplar, %4,49 ile tahıllar (pirinç hariç),baklagiller ve yağlı tohumlar, %2,62 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler ve %2,23 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu.

Ağustos 2020'de, endekste kapsanan 86 maddeden, 28 maddenin ortalama fiyatında azalış olurken 8 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 50 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

15.09.2020
Devamı

Tavuk Üreticisi Oynanan Oyunu Açıkladı

Bolu'da tavuk üretimi yapan firmanın sahibi Mustafa Aksoy, pandemi sürecinde beyaz et sektörünün durumu ile ilgili bilgiler verdi.

Aksoy, korona virüs süresince tavuk tüketiminin düşmesi nedeniyle fiyatların da ucuz olduğunu ifade ederek, "Tavuk kesildiği an itibariyle en hızlı şekilde tüketilmelidir. Çünkü bozulabilen bir ürün. Firmalar burada günlük satabildiklerini taze olarak satıyorlar. Elde kalan malları da şoklayıp depoluyorlar. Bu tüketimin az olması ve satışların düşük olması fiyatlara da yansıyor. Şu anda tavuk fiyatları düşük ve firmalar zarar ediyor. Dolayısıyla piyasadaki bütün ürünlerdeki artışlara rağmen tavuk eti fiyatlarında düşüş olduğunu herkes gözlemleyebilir. Sadece kanatta belki düşüş yaşanmamış. Onun haricinde göğüs ve but eti fiyatlarında aşırı bir düşüş söz konusu" dedi.

Mustafa Aksoy, organik tavuk, gezen tavuk gibi farklı isimlerle satılan tavukların fabrika tavuklarından çok farkı olmadığını ifade ederek, şöyle konuştu: 

"Fabrika üretimi dediğimiz tavuklar da 2 bin metrekare alanda geziyor. Eğer gezme tabiri buysa bizim fabrika tavukları da geziyor. İnsanlara gezen tavuk derken, sanki köyde, bahçemizde yetiştirdiğimiz tavuk gibi bir izlenim veriliyor. Gezen tavuk satan firmalarda da bu durum söz konusu değil. Onlar da belli sınırlar içerisinde bu tavukları gezdiriyorlar. Gezen tavukların yaşam süreleri biraz daha uzun olduğu için, köy tavukları gibi satılabiliyor. Ama aradaki fiyat farkının bir anlamı yok. İnsanların gezen tavuk alacağız diye çok fazla para ödemelerinin bir mantığı yok."
15.09.2020
Devamı

Pakdemirli: Son 2 Yılda Tarımsal Hasıla 275 Milyar Liraya Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, son 2 yılda tarımsal hasılanın yüzde 45 gibi önemli bir artışla 275 milyar liraya ulaştığını belirterek, "Bugün itibarıyla tarımsal desteklerin 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı." dedi.

Pakdemirli, video konferans yoluyla katıldığı 11. Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nın ödül töreninde, söz konusu yarışmayla tarım ve ormanın arka planının paylaşılmasının amaçlandığını söyledi.

İnsanların bazen marketten aldıkları ürünlerin markete geliş öyküsündeki emeği, sabrı, heyecanı unutabildiklerini dile getiren Pakdemirli, "Tarım, Orman ve İnsan, bu hikayeyi çok iyi anlatan bir yarışmadır." diye konuştu.

Pakdemirli, 11 yılda toplam 31 bin 418 fotoğrafın yarışmaya katıldığını ifade ederek, tarımın kültürü, geleneği, sanatı, edebiyatı da şekillendirdiğini bildirdi.

Türkiye'nin 55,1 milyon küçükbaş hayvanla Avrupa'da birinci, 18,7 milyon büyükbaş hayvanla ikinci, süt üretiminde de üçüncü sırada yer aldığını anlatan Pakdemirli, "Tarımsal alan bakımından dünyada 17'inci sırada olmamıza rağmen, tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ilk 10 arasında yer alıyoruz."

Üretimi desteklemek için atılan adımlara da değinen Pakdemirli, son 18 yılda tarım ve ormana sağladıkları desteklerle güçlü bir üretim altyapısı oluşturduklarını anlattı.

Bakan Pakdemirli, bu sürede çiftçiye toplam 310 milyar lira tarımsal destek ödemesi yaptıklarının altını çizerek, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle son iki yılda tarımsal desteği yüzde 52 artışla, 22 milyar liraya çıkardık. Bütçemizin yüzde 55'ini çiftçimize, yani tarımsal desteklere ayırdık. Bugün itibarıyla tarımsal desteklerin 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı."

Desteklerin ve çalışmaların üretime, hasılaya nasıl dönüştüğünü izlediklerini dile getiren Pakdemirli, son iki yılda tarımsal hasılanın yüzde 45 gibi önemli bir artışla 275 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Tarımsal üretime dair aldıkları tedbirlerle üretimin bu dönemde kesintisiz sürdüğünü dile getiren Pakdemirli, "Üretimin devamı için üreticilerimize birçok kolaylık sağladık. Bu süreci alnımızın akıyla, gıda tedarikinde sorun yaşamadan atlattık." dedi.
15.09.2020
Devamı

Tarım Teknolojileri TEKNOFEST Festivalinde Tanıtılıcak

Türkiye, son yıllarda sağlıktan savunmaya, sanayiden uzaya kadar birçok alanda yerli ve milli teknolojilere odaklanırken tarım teknolojilerindeki yenilikler de TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali'ne taşındı. Festivalde bu yıl ilk kez tarım teknolojileri de yarışıyor.

TEKNOFEST 2020, 24-27 Eylül'de Gaziantep'te düzenlenecek. Türkiye'nin en büyük teknoloji etkinliği niteliğindeki festival, Milli Teknoloji Hamlesi'nin yeni ve stratejik başlıklarından tarım teknolojilerine de ev sahipliği yapacak. Bu yıl ilk kez robotik ve jet motor tasarımı gibi yarışmaların yanı sıra tarım teknolojilerinde de ekipler rekabet ediyor.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliğinin (Tarım Kredi) teknoloji alanında faaliyet gösteren iştiraki TARNET yürütücülüğünde düzenlenen tarım teknolojileri yarışmasında ekipler teknoloji kullanarak tarımdaki problemlere çözümler üretmeye çalıştı.

Bu kapsamda TARNET'in destek verdiği tarım teknolojileri alanındaki yarışmalara ilgi yoğun oldu. Söz konusu yarışmalara 35'i yurt dışından 728'i yurt içinden olmak üzere toplam 763 takım ve yaklaşık 2 bin 600 kişi başvuruda bulundu. Elemeler sonucu 35 takım finale kaldı. Finale kalan yarışmacıların 8'i robotik, 5'i insansız hava araçları, 9'u nesnelerin interneti, geri kalanları da sera, hayvancılık ve bitki sağlığına ilişkin projelerden oluştu.
Finale kalan 35 takıma yarışma sonunda ürünleştirme çalışmaları için destek verilmesi hedefleniyor.

Festivalde tarım teknolojileri tanıtılacak
Festival boyunca tarım teknolojileri alanında bilgilendirme yapacak olan TARNET, 850 bin çiftçi ortağı ve 15 şirketiyle çiftçiler için çalışan Tarım Kredi'nin ülkeye sunduğu katkıları da katılımcılarla paylaşacak.
Katılımcıların bilgilendirileceği konuların başında akıllı tarım teknolojileri, sulama ve gübreleme sistemleri, sera otomasyon sistemleri, tarımda İHA teknolojilerinin kullanılması, otomatik dümenleme sistemleri, dijital feromon tuzak teknolojileri, erken uyarı sistemleri ve hayvancılık teknolojileri geliyor.
 
 
14.09.2020
Devamı

Bayraktar'dan Çağrı: Antep fıstığı da Alan Bazlı Destek Kapsamına Alınmalıdır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, adil rekabet şartlarının oluşmadığı serbest piyasa koşullarının asla kabul edilemeyeceğini belirterek, “Çok sayıda üretici ve az sayıda alıcının olduğu Antep fıstığında istikrar ancak bir müdahale kurumunun varlığıyla sağlanabilir” diye konuştu.

Bayraktar, çok sayıda Antep fıstığı üreticisinin karşısında az sayıda alıcı bulunduğunu ve bu alıcıların da tekelci bir yapı oluşturduklarını bildirdi. Bu tekelci yapının piyasa üzerinde her türlü oyunu oynayarak Antep fıstığı fiyatları üzerinde spekülasyona neden olduklarını belirten Bayraktar şunları söyledi:

“Üreticilerimizin bin bir emekle ürettiği Antep fıstığını sezon başında ucuz fiyatla alarak stok yapan bu yapı, ürün arzının bitmesiyle birlikte stok yaptığı Antep fıstığını yüksek fiyatlarla piyasaya sürerek haksız kazanç sağlamaktadır. Bu durum başta tatlı üreticileri olmak üzere, fıstığı ham madde olarak kullanan imalatçıları ve tüketicileri olumsuz etkilemektedir.

Devletimiz bu durumu net şekilde görmelidir. Devletimiz üreticilerimizi serbest piyasa adı altında Antep fıstığında tekelleşen alıcılara teslim etmemelidir. Çiftçinin elinden tutmalıdır. Fındıkta olduğu gibi müdahale kurumu piyasayı takip etmeli, gerektiğinde fiyat açıklamalı, piyasayı regüle etmelidir. Ancak bu şekilde piyasa içerisindeki tekelci yaklaşımlar kırılacak, üretici arkasında bir desteğin olduğu bilinci ile daha fazla üretime odaklanacaktır.”
 
 "Üretim miktarlarındaki büyük değişiklikler, fiyatlarda istikrarsızlığa yol açıyor”

Bayraktar yaptığı açıklamada, 2019 yılında Antep fıstığının periyosite göstermesi sebebiyle rekoltede düşüş yaşandığını, bu yıl geçen yıla göre daha yüksek üretim beklendiğini bildirdi.

Üretim miktarlarındaki değişikliklerin, fiyatlarda istikrarsızlığa yol açtığını, bu durumun hem üretici hem de tüketiciye olumsuz yansıdığını belirten Bayraktar, “Antep fıstığı ağacı periyodisiteye bağlı olarak bir yıl ürün verirken ertesi yıl ya hiç vermemekte ya da çok az vermektedir. Bu nedenle üretim bir yıl yüksek, ertesi yıl düşük oluyor. Bu durumda piyasayı kontrol etmek zorlaşıyor” diye konuştu.

Ürünün az olduğu yıllarda fiyatın yükseldiğine, çok olduğu yıllarda ise düştüğüne işaret eden Bayraktar, “Ürünün çok olduğu yıllarda bir müdahale kuruluşu ürünü alarak depolamalı ve az olduğu dönemde piyasaya arz etmelidir” önerisinde bulundu.
 
İller arasında Şanlıurfa birinci”
2010 yılında 718 bin ton olan dünya Antep fıstığı üretiminin 2018 yılında yüzde 91,5 oranında artarak 1 milyon 375 bin ton seviyesine yükseldiğini belirten Bayraktar, “Bu üretimin 551 bin tonunu İran, 447 bin tonunu ABD, 240 bin tonunu Türkiye, 74 bin tonunu Çin, 28 bin tonunu Suriye gerçekleştiriyor” diye konuştu.
Türkiye’de 38 ilde Antep fıstığı yetiştirildiğini, üretimin büyük bölümünün Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinde gerçekleştirildiğini belirten Bayraktar şöyle devam etti:
“Güneydoğu Anadolu bölgemizde bulunan dokuz ilimiz Türkiye Antep fıstığı üretiminin yaklaşık yüzde 92’sini üretmektedir. 2019 yılında Şanlıurfa 31 bin 931 tonluk üretimle ilk sırada yer alırken, bu ilimizi 26 bin 343 tonla Gaziantep, 12 bin 208 tonla Siirt takip etti.”
 
“Üretim ve ihracatı artırma potansiyelimiz var”
Bayraktar, Antep fıstığı üretiminde artış yaşandığını belirterek, “Yüksek rekolte beklentisi fiyatların gerilemesine neden oldu. Fiyatların çok fazla düşmesinin önüne geçmek için ihracat kanalları zorlanmalıdır” diye konuştu.

Bayraktar, Türkiye’nin, 2016 yılında 4 bin 709 ton, 2017 yılında 2 bin 706 ton, 2018 yılında 4 bin 776 ton, 2019 yılında ise 5 bin 734 ton Antep fıstığı ihraç ettiğini bildirdi.
Türkiye’nin Antep fıstığında üretim ve ihracatı artırma potansiyeli olduğunu vurgulayan Bayraktar şunları söyledi:

“2017 yılında Antep fıstığı ihracatımız 45 milyon 430 bin dolar olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılında 71 milyon 914 bin dolara yükselen ihracatımız, 2019 yılında 90 milyon 310 bin dolar, 2020 yılının ilk yedi ayında 20 milyon 463 bin dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu yıl yüksek rekolte avantajı ve piyasada fiyat istikrarının sağlanması halinde ihracatımız 6 bin tonu, ihracat gelirimiz ise 100 milyon doları aşabilir.”
 
Yapılması gerekenler
Antep fıstığı üreticilerinin en önemli sorunlarından birinin yüksek girdi maliyetleri olduğunu belirten Bayraktar, “Girdi fiyatlarındaki artışlardan Antep fıstığı üreticilerimiz de olumsuz etkilenmiştir. Verilen destekler girdi maliyetlerindeki yüksekliğin yanında yetersiz kalmaktadır. Antep fıstığı da fındıkta olduğu gibi alan bazlı destek kapsamına alınmalıdır” diye konuştu.
Verim ve kaliteyi arttırıcı önlemlerin teşvik edilerek üretim kapasitesinin arttırılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:
“Türkiye’nin mevcut Antep fıstığı bahçelerinde, verim ve kaliteyi artırıcı önlemler teşvik edilerek üretim kapasitesinin artırılması gerekmektedir.
Yeni kurulacak bahçelerde ihracata yönelik çeşitler tercih edilmeli, tanıtım faaliyetleri ile “Türk Fıstığı” imajı oluşturulmalıdır. Türkiye’de yetiştirilen Antep fıstığı genellikle aroması yoğun, yeşil içli ve lezzetli çeşitlerdir. Ürünün damağa hitap eden bu belirgin özellikleri yapılacak tanıtımlarda öne çıkarılmalıdır.

İthalatçı ülkeler ürünü tamamen tüketmekte, stok yapmamaktadır. Ülkemizde var yılı ve yok yılı arasında belirgin bir fark olmasından dolayı, yok yıllarında dış piyasaya düzenli ürün sunulamamaktadır. Her yıl kaliteli ürününün piyasada bulunabilirliğinin sağlanması ancak lisanslı depolarla mümkün olabilmektedir. Gaziantep’de kurulumu devam eden lisanslı depolar toplam 15 bin ton kapasiteye sahip olmasına rağmen bu yıl ancak 2 bin ton Antep fıstığı alabilecektir. Depoların kurulumu hızla tamamlanmalıdır.

Antep fıstığı üreten diğer illerimizde de lisanslı depolar yaygınlaşmalı, ürün ihtisas depoları hayata geçirilmelidir. Böylece üretici ürününü yok pahasına elden çıkarmayacak, depoya teslim ettiği ürün için alacağı ürün senedi ile nakit sıkışıklığını da giderebilecektir. Lisanslı depolar ile depolama süresi uzun olan Antep fıstığında, piyasada kaliteli ürünün her an bulunabilmesi, fiyat istikrarı ve üreticimizin yeterli gelir elde edebilmesi sağlanmış olacaktır.

Komşu ülkelerden özellikle de İran’dan kaçak olarak giren fıstık, üreticimizin satış fiyatını etkilemekte, üreticilerimizi zor durumda bırakmaktadır. Kaçak fıstık girişi önlenmelidir.
Sulama imkanlarının yetersiz olması sebebiyle verim kayıpları yaşanmaktadır. Bu sebeple sulama yatırımlarının arttırılması gerekmektedir.
Toprak işleme, gübreleme, budama gibi kültürel işlemler etkin bir şekilde ve bilinçli olarak yapılmalı, uluslararası pazarların ihtiyaçlarını karşılayacak miktar ve kalitede Antep fıstığı üretilmelidir.”
 
 
14.09.2020
Devamı

Su Ürünlerine Sıkı Denetim

Av sezonunun açılmasının ardından su ürünleri denetimi hız kazandı. İstanbul Beylikdüzü Gürpınar Su Ürünleri Halinde yapılan denetimde mevzuata aykırı satışa sunulan 7 ton su ürününe el konuldu, sorumlulara 40 bin lira idari para cezası kesildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımıyla 1 Eylül’de açılan su ürünleri av sezonuyla birlikte denetimlere de ağırlık verildi.

Bu çerçevede, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ekipleri, Beylikdüzü Gürpınar Su Ürünleri Halinde ortak denetim gerçekleştirdi.

Yapılan denetimde balıkların belirlenen boy kriterlerine uygun olup olmadığına bakıldı. Bu kapsamda, mevzuata uygun olmayan 360 kasa istavrit, 47 kasa lüfer, 5 kasa tekir, 11 kasa kolyoz, 83 kasa bakalyaro, 12 kasa kırlangıç, 6 kasa dil, 2 adet kalkan, 3 adet sivriburun karagöze el konuldu. Canlı olan 1 adet ıstakoz da denize bırakıldı.
Denetimde toplam 7 ton su ürününe el konulurken, 8 kişiye toplam 40 bin idari para cezası uygulandı.
El konulan 7 ton su ürününün mülkiyeti kamuya geçirildi.

Öte yandan Su ürünleri denetimi yurt genelinde aralıksız bir şekilde devam edecek.​
 
 
14.09.2020
Devamı

Doğu Anadolu Tarım ve Hayvancılık Fuarı Ziyaretçilerini Bekliyor

Van'da Ajans Asya Fuarcılık tarafından bu yıl 10'uncusu düzenlenen ve dört gün sürecek olan 'Doğu Anadolu Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı' kapılarını ziyaretçilere açtı.
Ortadoğu Expo Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen fuara, çeşitli illerden yaklaşık 70 firma katıldı. 81 ilin ürünlerinin sergilendiği fuarın açılışına Van Vali Yardımcısı Ömer Faruk Canpolat, Van İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Görentaş, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, Van Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Nayif Süer, Van Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan, Van Terziler Konfeksiyoncular Kunduracılar Giyim Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı Çetin Karaduman, Van Demirciler Tornacılar ve Tamirciler Odası Başkanı Kenan Akalın, firma yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.

Açılışta konuşan Van Vali Yardımcısı Ömer Faruk Canpolat, yerli üretimlerin teknolojik anlamda fuarlarda tanıtılmasının çok önemsenecek bir durum olduğunu ifade etti. Fuarda Türkiye'nin dört bir tarafından ürünlerin Van'da sergilendiğini dile getiren Vali Yardımcısı Candemir, "Bu tür oluşumlar, her zaman vizyon geliştirici organizasyonlardır. Burada her bir çiftçimiz gezerken, belki bir fikir edinecek ve bunu tatbik etmek için İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz veya ticaret odamızla işbirliği ile güzel bir üretim yapacak. Van, gördüğüm kadarıyla potansiyeli olan bir ilimiz. İnşallah bu potansiyelin tam manasıyla kullanılması noktasında bu tür organizasyonlar güzel işlere vesile olacak" dedi.

Fuarda korona virüs pandemisine karşı tüm tedbirlerin alındığını belirten Vali Yardımcısı Canpolat, "Vatandaşlarımızın bu bilinçte olması gerekiyor. Ayrıca görevlilerimiz de fuar süresince gerekli tedbirlerin alınması noktasında hizmet verecek. Ben bu anlamda fuarda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, fuarın ilimize, ülkemize ve firmalarımıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.

Fuar ile ilgili açıklamada bulunan Ajans Asya Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Güler ise korona virüs nedeniyle fuarların yasaklandığını belirterek, "Tarım anlamında bölgedeki ilk fuarı gerçekleştiriyoruz. Türkiye'nin gözü şu anda Van'da. İnsanlar, Van'daki fuarın nasıl geçeceğini merak ediyordu. Şuan da gördük ki bizim insanlarımızın ilgisi çok iyi. Biz Van'da fuarcılığa başlarken hep şunu diyorduk. Van, güzel bir şehir ve güzel bir potansiyeli var. Bu şiarla yol çıktık. Şuanda insanlarımızın morale ihtiyacı var. Eğer biz moralli olamazsak, üretmezsek çok daha zor günlerin bizi bekleyeceğini düşünerek bu yola başladık. Allah'a şükür yoğun bir ilgiyle devam ediyoruz" diye konuştu.
Fuarda bilim kurulu tarafından belirlenen kuralların uygulandığını da sözlerine ekleyen Güler, "Bilim kurulunun öngördüğü kurallar çerçevesinde stantlar arası mesafeye dikkat edildi. Ayrıca girişte misafirlerin ateşleri ölçülerek, maske ve sosyal mesafe uyarıları yapılıyor. Bunun yanında birçok noktada sosyal mesafe ve maske uyarılarının bulunduğu afişler bulunuyor. İnşallah fuarımız her anlamda olumlu geçer. Ben bu anlamda fuarımızın gerek firmalarımız gerekse misafirlerimiz açısından olumlu geçmesini diliyorum" dedi.
 
 
 
11.09.2020
Devamı

“İNŞALLAH KIBRIS'I 25 EYLÜL'DE TEKRAR BU HATTAN MEMBA KALİTESİNDEKİ SUYUNA KAVUŞTURACAĞIZ"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) 25 Eylül'de Su Temin Projesi kapsamındaki hattan yeniden memba kalitesindeki suya kavuşturacaklarını bildirdi.
Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve KKTC Başbakanı Ersin Tatar ile KKTC Su Temin Projesi onarım çalışmalarının yürütüldüğü gemide yaptığı incelemenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Projenin çok büyük olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, şu ifadeleri kullandı:
"Akla hayale sığmayacak, Türkiye'nin son yıllarda yapmış olduğu dünyadaki en iddialı projelerden bir tanesi. Hatırlamak gerekirse, neredeyse 50 tane Osmangazi Köprüsü'nü yan yana koyduğunuzda elde edeceğiniz büyüklükte bir proje. Aslında temelinde bir asma köprü mantığıyla çalışıyor. Asma köprü ötesinde mühendislik hesapları ve karmaşık mühendislik içeren Türkiye, Kıbrıs ve iki ülke için çok faydalı büyük dünyaya örnek olacak bir proje. Dünyada çalışmaları yapılan, Amerikalıların dahi ilgilendiği bir proje."
Pakdemirli, projede 8 Ocak'ta ufak bir sorun yaşandığını dile getirerek, buna karşın derinlemesine yapılan araştırmalar sonucunda kalıcı çözüm üretmek amacıyla projede bazı değişikliklerin yapılması gerektiğini gördüklerini söyledi.
"TÜRKİYE PANDEMİ SÜRECİNDE YATIRIMLARINA DEVAM EDİYOR"
Bu nedenle hızlı şekilde tamir etmek yerine kalıcı değişikliklerin yapılması yoluna gittiklerini anlatan Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu:
"Böylece bugünkü noktaya gelmiş olduk. Türkiye pandemi sürecinde yatırımlarına devam ediyor. Böyle bir yatırımı devam ettirmek son derece zor. Gerçekten bir ay yüzeyinde hareket etmek kadar zor olan denizin binlerce metre altında robotların yapmış olduğu operasyonlar santim santim yukardan hesaplanarak birçok şeyde de ilk yaşanarak yapılan tamir ve onarım süreci."
Pakdemirli, proje kapsamında 80-100 kilometrelik geçiş ve 530 kilometrelik ishale hatları, iki baraj ve 17 bin dekarlık sulama alanının yer aldığına dikkati çekti. Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Özellikle tarımsal sulama alanında da KKTC Tarım Bakanımızla çalışıyoruz. Tarım Bakanımızla ilişkilerimiz son derece iyi. Pandemi sürecinde de karşılıklı fikir alışverişi ve yardımlaşmalarda da bulunduk. Buradaki onarım sürecini Kıbrıs tarafında da Tarım Bakanımız ve Başbakanımız da gün gün takip ettiler. Biz de inşallah Kıbrıs'ı 25 Eylül'de tekrar bu hattan memba kalitesindeki suyuna kavuşturacağız."
 
11.09.2020
Devamı

Temmuzda Yumurta Üretimi Yıllık Yüzde 2.1 Düştü

Türkiye İstatistik Kurumu, temmuz ayına ilişkin kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, tavuk yumurtası üretimi temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1.5 artarken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2.1 azaldı. Bu dönemde 1 milyar 541 milyon 760 bin adet tavuk yumurtası üretildi.

Temmuzda kesilen tavuk sayısı aylık bazda yüzde 6.2 azalarak 99 milyon 95 bin adet olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın aynı ayına göre de kesilen tavuk sayısı yüzde 13.5 azaldı.

Tavuk eti üretimi temmuzda bir önceki aya göre yüzde 7.3, geçen yılın aynı dönemine kıyasla da yüzde 13.5 geriledi. Bu dönemde tavuk eti üretimi 174 bin 329 ton oldu.

Hindi eti üretimi ise temmuzda aylık yüzde 10.7 azalırken, yıllık yüzde 8.4 artış gösterdi. Söz konusu ayda hindi eti üretimi 5 bin 620 ton olarak kaydedildi.

Ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre hindi eti üretimi yüzde 9.3, tavuk eti üretimi yüzde 2.9, kesilen tavuk sayısı yüzde 2.3, tavuk yumurtası üretimi de yüzde 0.5 arttı.
10.09.2020
Devamı

Şap Aşılama Kampanyası Erzurum’da başlatıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ülke genelinde uygulamaya konulan 'Bölgesel risklerin azaltılmasına dayalı şap hastalığının kontrolü ve eradikasyonu projesi' kapsamında Erzurum'un 20 ilçesinde büyükbaş hayvanlara yönelik olarak ‘Şap Aşılama Kampanyası' başlatıldı.
Erzurum Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Erhan Çiftgül, şap aşısı çalışması ile ilgili yaptığı açıklamada, “Erzurum ilinde hayvan hastalıkları ile mücadele programı kapsamında 2020 yılı sonbahar dönemi şap aşılama kampanyası 16 Kasım 2020 tarihine kadar devam edecektir. Erzurum ilinde şap aşısı uygulama çalışmalarında 820 bin büyükbaş hayvan şap hastalığına karşı aşılanacaktır. Şap hastalığı, salgın ve bulaşıcı, viral bir hayvan hastalığıdır. Şap hastalığının hayvan ölümlerine sebebiyet vermesinin yanı sıra, bu hastalık nedeniyle oluşan et, süt gibi verip kayıpları ayrıca çiftçilerimize ve ülke ekonomimize olumsuz yönde etkilemektedir. Çok hızlı bir bulaşma ve yayılma gösteren şap hastalığının ve neden olduğu ekonomik kayıpların önlenmesi için büyükbaş hayvanların İlkbahar ve Sonbahar dönemlerinde olmak üzere yılda bir kez şap hastalığına karşı aşılanması gerekmektedir. Hayvancılıktan beklenen verimin alınabilmesi için bulaşıcı hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek büyük önem arz etmektedir” dedi.
Erzurum'da 2019 yılında iki dönemde 1 milyon 600 bin hayvana şap aşısı yapıldığını anımsatan Çiftgül, “Yetiştiricilerimizin şap aşılama kampanyası ile ilgili Erzurum Tarım ve Orman Müdürlüğümüzce yapılacak duyuruları dikkate almaları ve hayvanlarını şap hastalığından korumak için en etkili ve ucuz yöntem olan aşılama hususunda duyarlı olmaları gerekmektedir. Yetiştiricilerimizin hastalıkla mücadele için hayvanlarını aşılatmalarını ve aşılama kampanyasına duyarlı olmaları, ülkemiz hayvancılığı açısından büyük önem arz etmektedir” diye konuştu.

Hayvanlarını aşılama yaptırmayanlara para cezası uygulanacağını belirten Çiftgül, “5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu gereği hayvan sahiplerinin hayvanlarını aşılatmaları zorunlu olup, aşılamaya katılmayan yetiştiricilere 13 bin 934 lira idari para cezası uygulanacaktır” şeklinde konuştu.
10.09.2020
Devamı

Uçurumdan Yuvarlandı Hayatını Kaybetti

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde, tarım arazisini düzenlediği iş makinesinin kontrolden çıkması sonucu 200 metrelik uçurumdan yuvarlanan Hüsame Pişkin (34) yaşamını yitirdi.

Olay, Kırahmetler Mahallesi’nde saat 13.00 sıralarında meydana geldi. Evli ve 2 çocuk babası Hüsame Pişkin kendisine ait paletli ekskavatörle tarım arazisi düzenleme işi yaptığı sırada aracın kontrolünü kaybetti. Tonlarca ağırlıktaki iş makinesi taklalar atarak Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Gazipaşa İtfaiye Birimi ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde yaşamını yitirdiği belirlenen Hüsame Pişkin’in cesedi itfaiye erleri, jandarma ve çok sayıdaki vatandaşın yardımıyla bulunduğu yerden alındı. Hüsame Pişkin’in cansız bedeni, sarp arazi nedeniyle zorlukla yukarı taşındı. Yaklaşık 200 metre taşınıp, kamyonet kasasına konulan Pişkin’in cesedi, D400 yolunda bekleyen cenaze aracına alınarak Gazipaşa Devlet Hastanesi’ne götürüldü.
10.09.2020
Devamı

Tevfik Keskin: Süt Üreticisi Daha Fazla Zararına Üretim Yapamayacak

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi: "Hayvancılığın başlıca sorunlarından biri olan girdi maliyetlerinde sürekli yaşanan artış son zamanlarda giderek artmaktadır.
Yeme gelen üst üste zamlarla üreticilerimiz ezilirken temsilcisi olduğumuz süt üreticileri için Gıda Komitesinin acilen toplanması talebimizi tekrar dile getiriyoruz Büyük emekler vererek üretim yapan süt üreticilerimizi bu dar boğazdan kurtaramaz isek dayanabilecek ve maalesef üretimi devam ettirecek güçleri kalmayacak.
Yeme. Samana, Silaja kısacası tüm girdi maliyetlerimize sürekli yapılan zamlar hayvancılığımızın ve üretimimizin sürdürülebilirliğine ciddi anlamda zarar verdi. Süt Üreticilerimiz zor durumda ve zor şartlarda… Neredeyse üretim yapılamayacak duruma geldi, İneklerimizin kesilmemesi ve referans fiyatın yeniden düzenlenmesi için Komitenin bize tavsiyede bulunması lazım.
2020 yılı itibariyle defalarca yapılan bu zam oranlarının karşılığında çiğ süt fiyatları revize edilmezken, yeni bir yem zammıyla karşı karşıyayız. Ayrıca Süt Konseyinde açıklanan referans fiyat 1 yıllıktı fakat Gıda Komitesinin aldığı kararda sıkıntılı bir durum olduğunda fiyatlar tekrar revize edilebilecekti.
Gıda komitesinin acilen durumu değerlendirip, toplanması talebimizi yeniliyoruz. 
Temsilcisi olduğumuz Süt Üreticilerimiz için, çiğ süt fiyatlarının günümüz şartlarına göre tekrar değerlendirilmesi konusunda sektör toplantımızı yaparak, üreticilerimizi bir nebze olsun rahatlatmak istiyoruz. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği olarak, Sayın Bakanımıza sürekli konuyu arz ediyoruz. Genel Müdürlerimizle ve Bakanlığımız yetkilileri ile devamlı istişare halindeyiz. Merkez Birliği Yönetim Kurulu olarak konunun takipçisiyiz.
Ardı arkası kesilmeyen yem zamları karsısında bekleyecek gücümüz kalmadı... Gereken tedbirler alınmazsa sut üreticisi daha fazla zararına üretim yapamayacak. 
Ülkemizin her köşesinde bu zorlu şartlara rağmen üretim yapmaya çalışan sut üreticilerimizin artık hayvanlarını besleyecek yem alma güçleri yok. Hayvan beslenmezse süt yok, süt yoksa hayvanını kesime göndermek zorunda, süt hayvanlarımız kesime giderse de artık süt ihtiyacımızı yurt dışından karşılamak zorunda kalabiliriz. 
Gıda Komitesinin tavsiyesi ve Sayın Bakanımızın kararıyla bizde konsey olarak, üreticilerimizi ve sanayicilerimizi bir araya getirip referans fiyatı belirleyerek üreticilerimize duyurmak istiyoruz"
10.09.2020
Devamı

Gençlere ve Kadın Çiftçilere Hibe Desteği

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, küçük aile işletmeleri kapsamında gençlerimize ve kadın çiftçilerimize pozitif ayrımcılık yapmaya devam ettiklerini belirterek, hibe müjdesi verdi.

Ülkemizde tarımsal işletmelerin büyük bölümünü oluşturan küçük aile işletmelerinin büyük işleme tesisi oluşturmak için ekonomik güçlerinin yeterli olamadığını belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda özellikle gençleri ve kadınları destekleyerek bu işletmelerin pazardaki paylarını artırmayı hedeflediklerini ifade etti.  

Bu doğrultuda hibe müjdesi veren Bakan Pakdemirli; “Kırsal Kalkınma yatırırım destekleri ile küçük aile işletmeleri kapsamında ve özellikle genç (18-40 yaş) ve kadın çiftçilerimize 2021-2025 döneminde bitkisel ve hayvansal ürünlerin işlenmesi (meyve sebzelerin dondurulması, kurutulması, konserve, reçel, erişte vb.), paketlenmesi faaliyetlerine %50 hibe desteği vereceğiz. Bunun için yeni dönem Cumhurbaşkanlığı kararını Temmuz ayında çıkardık” dedi.

Bakan Pakdemirli %50 Hibede öncelik tanınacak alanları da örnekledi;

“Genç ve kadın olması, kırsal da yaşıyor olması ve birincil tarım ürünlerini işleyerek katma değerli ürünlere dönüştürecek küçük ölçekli tesis kurmak istemeleri.

Örnek işletmeler; Salamura yaprak tesisi, Bal İşleme ve Paketleme Tesisi, Sebze Meyve Kurutma Tesisi, İstiridye Mantarı Üretim Tesisi vb.”

Bakan Pakdemirli ayrıca 4 ilde (Mardin, Düzce, İzmir, Amasya) pilot olarak uygulanan Uzman Eller Projesi’ni yeni dönemde 81 ile yayacaklarını da belirtti.
10.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Lisanslı Depo Desteği Hesaplara Yatıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli bu hafta Cuma günü Lisanslı Depo Desteği kapsamında 16,4 milyon lira destek ödemesi yapılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada;

“Ticaret Bakanlığınca belirlenmiş ve Bakanlığımıza bildirilmiş 95 lisanslı depoya 2020 yılı ikinci dönem için toplamda, bu hafta Cuma günü 16,4 milyon lira, saat 18.00 itibariyle kira bedeli olarak ödenecek” dedi.

10.09.2020
Devamı

Süt Toplama Merkezi İçin TKDK Desteği

Yozgat Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu arasında Süt Toplama Merkezi için sözleşme imzalandı. İmzalanan sözleşme kapsamında Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’ne 4 adet süt taşıma kamyonu, 4 adet soğutmalı araç üstü tank, 4 adet transfer pompası ve sütlerin elektrik kesintisinden etkilenmemesi için 1 adet jeneratör desteği verilecek.
Konu ile ilgili olarak açıklama yapan Yozgat İl Koordinatörü Selim Türker,  “Yozgat İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği merkez ve bağlı köylerinin sütlerini günlük, soğuk ve hijyenik olarak toplamakta ve çiftçilerimizin sütlerini değerlendirmektedir. Yozgat İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Kurumumuza müracaat etmiş ve projeleri onaylanmıştır” dedi.

KDV VE ÖTV’DEN MUAF
Türker, yapılan sözleşmenin KDV ve ÖTV’den muaf olduğunu belirterek, “Projenin yatırım tutarı 652 bin 760 TL’dir. Birliğe verilecek olan destek ile daha fazla kişi ve köyden sütler toplanacak ve değerlendirilecektir. Üretici Birlikleri çiftçilerin ürünlerini değerlendirme ve pazarlamada aktif olarak rol oynamaktadır. Sütünü satabileceğini bilen ve gören diğer kişiler de hayvancılığa sıcak bakmaktadır. Ayrıca süt ürünleri yetiştiriciliği için de üretilen yem bitkileri yıldan yıla artış göstermektedir. Hayvancılık bir yandan da tarımı geliştirmekte ve güçlendirmektedir. Yozgat İlimize Et ve Süt Kurumumuzun açacağı süt işleme tesisi ile birlikte bu yatırımlar bir bütünlük sağlayacak ve tarım ve hayvancılığımız bu sayede daha hızlı bir gelişim gösterecektir. Bu projemizin ilçelerimizde olan süt birlikleri için de örnek olmasını temenni ediyorum” ifadelerine yer verdi.  
 
 
09.09.2020
Devamı

Sütte Oscar'lık Vurgun

Sütte akılalmaz vurgun ortaya çıktı. Türk dizi ihracatçısı Calinos Holding’in patronu Gülgen, yakınlarına 6 ayrı şirket kurdurup, kanunların arkasından dolanarak süt işletmesi için faizsiz destekleri kaptı. Banka dava açıp faizi geri isteyince devlete karşı hukuk mücadelesine girişti

Sabah Gazetesinden Dilek Güngör’ün haberine göre Tarım ve hayvancılıkta girişimcilere verilen sübvansiyonlu (faiz destekli) kredilerde 'vurgun' mahkemelik oldu. Çiftçilere sağlanan Hazine destekli kredide kanunun arkasından dolanan dizi ihracatçısı Calinos Holding'in sahibi Melih Fırat Gülgen, Niğde'de kurduğu 26 bin dönümlük süt hayvancılığı işletmesine sıfır faizli kredi almak için yakınlarına 6 ayrı şirket kurdurdu. Tek işletmeyi muvazaalı olarak 6 ayrı firma gibi göstererek her biri için 7.5 milyon TL kredi aldı. Böylece, toplam 45 milyon TL'lik kredinin faizi Hazine'ye yıkıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Can Akın Çağlar'ın Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü döneminde verilen kredilerin faizinin tahsili için daha sonra dava üzerine dava açıldı. Faizi ödememek için direnerek kamuyu zarara uğratan Gülgen devlete de savaş açtı.

AKBULUT DA ALMIŞ!
Hükümet 2010 yılında süt ve et hayvancılığını desteklemek için çiftçilere sıfır faizli kredi imkânı sağladı. İşletme kredileri iki yıl, yatırım kredileri ise ilk iki yılı ödemesiz olmak üzere 7 yıl vadeliydi. Her bir işletme 7.5 milyon TL'ye kadar kredi kullanabiliyordu. Kredilerin faizini de Hazine üstleniyordu. Ziraat Bankası'nın o dönemdeki yönetimi daha önce hiç hayvancılık yapmamış birçok şirkete kredi verdi. Kanunda yasak olmasına rağmen işadamları, tek bir firmanın yararlanması gereken krediden yakınlarına üçer beşer şirket kurdurarak faydalandı. Aralarında FETÖ firarisi Ali Akbulut ve Dursun Akdağ gibi isimlerin de olduğu pek çok kişi, yakınlarına üçer, beşer işletme kurdurarak sübvansiyonlu kredileri cebe attı. Ziraat Bankası'nda 2011'de yönetim değiştikten sonra faiz destekli krediler mercek altına alındı. Muvazaalı şirket kuranların kredileri donduruldu. 2012'de yeni bir Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılıp, aynı risk grubundaki şirketlere kredi kullanımında limit getirildi.

Yeni yönetim Akbulut ve Akdağ'dan Hazine'nin üstlendiği faizleri geri aldı. Sübvansiyonlu kredilerden hülleyle yararlanan isimlerden birisi de film/ dizi sektörünün yakından tanıdığı Melih Fırat Gülgen'di. Gülgen, faizsiz krediden yararlanmak için Murat Hayvancılık, Leben Tarım, Cıngıllı Organik Tarım İşletmeleri, Çevik Süt, Gülbahar Süt, Şeker Ziraat ve Hayvancılık adıyla şirketler kurdurdu. Bu şirketlerin bir kısmını yakınlarının üzerine yaptı. Ayrı ayrı çalıştırılması mümkün olmayan 6 şirketi bir araya getirip entegre tesise dönüştürdü. 2016'da bu şirketlerin tamamının hisselerini emanetçi hissedarlardan alarak kendi üzerine geçirdi.

DANIŞTAY'DAN ŞAŞIRTAN KARAR
Üçkağıtla sübvansiyonlu kredileri alan Gülgen ise soluğu Danıştay'da aldı. 2012 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararı'nın sübvansiyonlu kredilere limit getiren maddelerinin iptali için Başbakanlık ve Hazine Müsteşarlığı aleyhine dava açtı. Danıştay 10. Dairesi, Gülgen'in şirketi Şeker Ziraat ve Hayvancılık'ın devlete karşı açtığı davanın reddine karar verdi.

MUVAZAALI İŞLEME GEÇİT
Ancak Gülgen boş durmadı. İlk derece mahkemesinin kendi aleyhine çıkan kararından sonra temyize başvurdu. Temyiz duruşmasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Bakanlar Kurulu Kararı'nın ilgili maddelerinin iptaline karar verdi. Davaya Hazine adına fer'i müdahil olan Ziraat Bankası karar düzeltme talebinde bulundu. Ancak Danıştay İdari Davaları Kurulu düzeltme talebini reddederek, muvazaalı şekilde elde edilen sübvansiyonlu kredilere yol verdi. Böylece kanunları arkadan dolanarak kamu zararına yol açanlara göz yumuldu.


BANKA DAVA AÇTI
Ziraat Bankası, arkadan dolanarak kanunlara hiçe sayan Gülgen'e karşı hukuk mücadelesi başlattı. Davalarda, Gülgen'in kanuna karşı hile yaptığı, aslında tek olan firmasını muvazaalı olarak 6 ayrı firma gibi gösterdiği, fiilen aynı kampüste bulunan, ayrı ayrı çalıştırılması mümkün olmayan tesislerin her bölümüne farklı isim vererek haksız yere fazladan sübvansiyona ulaşmayı hedeflediği anlatıldı. Yaklaşık 11 milyon TL'lik faiz sübvansiyonunun iadesi istendi.
 
 
09.09.2020
Devamı

Türkiye'nin İhracatında Tarım Damgası

Genel ihracat ocak-ağustos döneminde yüzde 12,8 azalarak 102 milyar 478 milyon dolara geriledi. Tarım ihracatı ise yüzde 4,5 artarak 15 milyar dolara yaklaştı.
Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını ve dünya çapında alınan tedbirlerin damga vurduğu yılın ilk sekiz ayında, özellikle gıda sektörünün önemi anlaşıldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, ihracat ocak-ağustos döneminde yüzde 12,8 azalarak 102 milyar 478 milyon 277 bin dolara geriledi. Türkiye'de de bu dönemde 7 sektör dış satım hacmini artırırken, söz konusu sektörlerden 5'inin tarım ile ilişkili olması dikkati çekti. İnsanların temel ihtiyaçlardan olan gıdaya yönelmesi, tarım ihracatının artmasındaki en önemli faktör oldu. Bu çerçevede yılın 8 ayında, 2019'un aynı dönemine göre Türkiye'nin tarım ihracatı yüzde 4,5 artarak 14 milyar 915 milyon 740 bin dolara yükseldi.

HİSSEDİLİR ARTIŞ
Dış satım hacmi yüzde 28,6 artarak 1,2 milyar dolara çıkan fındık ve mamulleri, ihracatını en fazla artıran sektör olarak kayıtlara geçti. İhracat; yaş meyve ve sebze sektöründe yüzde 23,8 artışla yaklaşık 1,5 milyar dolara, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinde yüzde 7,8 yükselişle 4,6 milyar dolara, meyve-sebze mamullerinde yüzde 5,3 artarak 1 milyar 32,4 milyon dolara, tütünde de yüzde 0,6 yükselerek 572 milyon 78 bin dolara çıktı. Türkiye'nin Covid-19 salgını çerçevesinde dış ticarette başta lojistik ve tedarik zinciri ayaklarında olmak üzere aksama yaşanmaması için gereken önlemleri zamanında alması, bu çerçevede hayata geçirilen "temassız ticaret" uygulaması ve diğer alternatif çözümlerle, tarım ihracatında önemli başarı elde edildi.

GELECEK BURADA
19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden  Prof. Dr. Yusuf Demir “Türkiye’nin geleceği tarım ve tarıma dayalı sanayidedir. Günümüzde gıda güvenliği, beslenme ve tarımsal üretimin önemi, tartışılmaz bir gerçek olarak gündemdeki yerini almıştır. İnsanların temel ihtiyacı olan sürdürülebilir yaşam, sağlıklı beslenme, nesillerin devamı gibi konular da ana gündem maddelerini oluşturmakta. Araştırmalar ve ülke stratejileri buna göre planlanmaktadır. Özellikle son dönemde yaşadığımız pandemi süreci bunu daha önemli hâle getirmiştir. Ülkemizde daha fazla profesyonel tarım yönetimi anlayışına geçilmesi çalışmaları yapılmalıdır. Bu bağlamda son dönemde çıkarılan yasaların uygun yönetmelikler ile desteklenmesi, yeni yasalar ile köylü ile çiftçi ayırımın yapılarak profesyonel tarıma geçilmesi, mevcut büyükşehir yasasının kırsalda ortaya çıkardığı sorunların çözülmesi gerekmektedir" diye konuştu.
 
 
09.09.2020
Devamı

1,5 Klogramlık Domates Hayrete Düşürdü

Kütahya'da bir vatandaşın tarlasında yetiştirdiği domatesin ağırlığı 1,5 kilograma ulaştı. Üretenin de şaşırdığı domates, görenleri hayrete düşürdü.
Kütahya'nın Hisarcık ilçesinde, bir vatandaşın tarlasında yetiştirdiği domates, 1,5 kilogram ağırlığa ulaştı. Domatesi iş yerinde sergileyen İsmail Ceylan, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
İlçede zücaciye dükkanı işleten İsmail Ceylan, Hasanlar Yüzü Mevkii'nde sadece hayvan gübresi ve doğal malzemeler kullanarak yetiştirdiği domateslerden birinin 1,5 kilogram gibi devasa boyuta ulaşmasının kendisini çok şaşırttığını söyledi.
Ceylan, "Dükkanımın vitrininde sergilediğim devasa domates vatandaşlar tarafından büyük ilgi görüyor. Şu an satmayı düşünmüyorum. Belli bir süre sergi amaçlı bekleteceğim" dedi.


Vatandaşlara hormonsuz sebze ve meyve tüketmelerini tavsiye eden Ceylan, "Yıllardan beri sebze ve meyveleri büyüklerimden gördüğüm şekilde hayvan gübresi kullanarak yetiştiriyorum. Sebze tohumlarını yine yetiştirdiğimiz ürünlerden elde ediyoruz. Bu nedenle yetiştirdiğimiz ürünler kendi doğal tatlarını muhafaza ettiği için lezzetli oluyor" diye konuştu.
 
09.09.2020
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik :Küçükbaşta Verimlilik Daha Çok Et ve Süt Demek

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, tarım ve hayvancılıkta verimliliğin katma değer açısından en önemli unsurlardan biri olduğunu, gelişmiş ülkelerin verimliliği artırarak daha az sayıda hayvanla daha fazla süt ve et elde ettiğinin görüldüğünü belirterek, “FAO ve TÜİK verilerini esas alırsak, yıllık olarak, koyun keçide artırılacak her bir kilogram et verimliliğiyle 20 bin tondan fazla et, her 5 kilogram süt verimliliğiyle 126 bin tondan fazla süt elde etmek mümkün” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada, 2004-2019 arasındaki 15 yıllık dönemde yıllar itibarıyla, sağılan hayvan başına yıllık süt veriminin koyunda 76,6 kilogram ile 78 kilogram arasında, keçide 104,6 kilogram ile 105,7 kilogram arasında, kesilen hayvan başına et veriminin ise koyunda 17,2 kilogram ile 21,7 kilogram arasında, keçide 17 kilogram ile 19,8 kilogram arasında değiştiğini bildirdi.
 
Et ve süt üretim artışları, hayvan varlığındaki yükselmeden kaynaklanmaktadır
 
Küçükbaş hayvancılıkta et ve sütteki üretim artışlarının esas itibarıyla hayvan varlığındaki yükselmeden kaynaklandığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
“Küçükbaş hayvan sayısı 2020 Haziran ayı verileriyle 2019 sonuna göre 6,5 milyon başlık artışla 48,5 milyondan 55 milyonun üzerine çıktı. Bu dönemde koyun sayısı yüzde 14,6 artışla 37,3 milyondan 42,7 milyona, keçi sayısı yüzde 10,2 artışla 11,2 milyondan 12,35 milyona yükseldi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın nüfus başına bir küçükbaş hayvana ulaşma konusunda talimatı var. Cumhurbaşkanımızın ve Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin destek ve gayretleriyle, Tarım ve Orman Bakanlığımızın küçükbaş hayvancılığa yönelik desteklemeleriyle adım adım hedefimize yaklaşıyoruz.”
 
Çağımız ekonomisinin temelinde verimlilik yatmaktadır
 
Küçükbaş hayvancılıkta sadece sayı artırmayla sınırlı kalınmaması gerektiğini vurgulayan Çelik, çağımız ekonomisinin temelinde verimlilik yatmaktadır. En az girdiyle en fazla, sürdürülebilir, yüksek kalite ve standartta üretimin ekonominin temel amacı olduğunu hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:
“2019 yılı itibarıyla koyunda 21,6, keçide 19,8 kilogramlık et, koyunda yıllık 76,7, keçide 105,5 kilogramlık süt verimliliğini ıslah çalışmalarıyla çok daha yüksek rakamlara çıkarabiliriz. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2019 yılında 19,8 milyon koyun, 5,5 milyon keçi sağılmaktadır. Her 5 kilogram süt verimliliğiyle 126 bin tondan fazla süt elde etmek mümkündür. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2018 verileri esas alındığında koyun keçide artırılacak her bir kilogram et verimliliğiyle 20 bin tondan fazla et elde etmek imkanlar dahilindedir.
Tabii sağılan hayvan sayısı arttıkça elde edilecek süt miktarı, kesilen hayvan sayısı arttıkça elde edilecek et miktarı artacaktır.”
 
Islah çalışmalarıyla verimlilik kolaylıkla artırılabilir
 
Verimliliğin yapılacak ıslah çalışmalarıyla kolaylıkla artırılabileceğini, Anadolu’nun et ve sütte verimli koyun ve keçi ırkları bulunduğunu, bunların yaygınlaştırılması gerektiğini bildiren Çelik, şöyle devam etti:

“Ülkemizde bazı koyun ırklarında yıllık süt verimi 200 kilograma kadar çıkmaktadır. Kültür ırkı keçilerde bu rakam 400 kilogramı aşmaktadır. Karkas ağırlık bazı koyun ırklarında 29-30 kilograma yaklaşmaktadır.
Buna göre, koyunda ve keçide süt verimini ıslahla en az ikiye katlamak mümkündür.  Et verimini ise yüzde 50 oranında artırma imkanı vardır.
Islah çalışmaları daha fazla desteklenmeli, küçükbaş hayvan varlığımızın tamamı ıslah edilmeli, et ve süt verimliliği artırılmalıdır.
Memnuniyetle söylemeliyim ki artık küçükbaş hayvancılıkta soy kütüğü yürütme çalışmaları başlamıştır. Çalışmalar hızla devam etmektedir. Önümüzdeki birkaç yılda ıslah çalışmalarının temelini oluşturan soy kütüğü kayıtları ile verimliliğin artırılması yolunda çok daha önemli mesafeler kaydedilecektir.”
Verimlilik artışında bakım ve beslenmenin de büyük önemi bulunduğu bildiren Çelik, “ıslah çalışmalarının başarıyla uygulanabilmesinin bir yolu da çevre şartlarının iyileştirilmesidir. Bu çerçevede bakım ve besleme konuları da son derece önemlidir. Yetiştiricimiz yem maliyetleri nedeniyle hayvanlarını yeterince iyi besleyememektedir. Hayvancılığın en ucuz yem kaynağı mera ve çayırlardır. Ülkemiz şartlarında meralar olmadan küçükbaş hayvancılık yapmak mümkün değildir. Halen 14,6 milyon hektar olan mera ve çayırların alanı yetersizdir. Son 70 yılda mera ve çayır alanının yüzde 60’dan fazlası orman ve tarım alanlarına dahil edilmiştir. Bitkisel üretim yapma imkanı olmayan ve alanı 15,8 milyon hektarın üzerindeki diğer tarım arazileri de mera kapsamına alınmalıdır. Çayır ve meralar verimsizdir. Bu alanlar ıslah edilerek verimleri artırılmalıdır” dedi.
 
 
 
09.09.2020
Devamı

TESK: Gıda ve Temizlik Ürünlerinde Kdv Düşürülsün

Yeni tip corona virüs (Covid-19) salgını döneminde vatandaşların gıda ve temizlik ürünleri harcamalarının arttığını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, bu ürünlerin KDV oranının düşürülmesini istedi.

Palandöken, yazılı açıklamasında, salgının ekonomiye olumsuz etkisinin azaltılması için KDV oranının düşürülmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.

Gıda ve temizlik ürünlerinin bu dönemde vatandaşların en çok harcama yaptığı kalemler olduğuna dikkati çeken Palandöken, "Pandemi devam ettiği sürece, gıda ürünlerindeki yüzde 8 ve temizlik malzemelerindeki yüzde 18 KDV'nin yüzde 1'e indirilmesi hem halkımızı rahatlatacak hem de enflasyonun aşağı inmesine sebep olacak." değerlendirmesinde bulundu.
Palandöken, söz konusu ürünlerde KDV'nin düşürülmesiyle özellikle dar gelirli vatandaşların salgın döneminde rahat bir nefes alacaklarını belirterek KDV'nin düşürülmesinin vergi gelirlerini artıracağını söyledi.
08.09.2020
Devamı

Antalya’da Toprak Altında Kalan Çiftçi Hayatını Kaybetti

Antalya'nın Alanya ilçesine bağlı Bıçakçı Mahallesi'nde Ahmet Teker, kepçe operatörü İsmail Turan ile birlikte kendisine ait bahçeden su çıkarmak için çalışmaya başladı.

Kazılan alanı kontrol etmek isteyen Ahmet Teker, aşağı indiği sırada toprak kayması oldu.

Üzerine toprak yığılan Ahmet Teker, sıkıştı. Çevredekilerin ihbarı üzerine ekiplerine bildirmesi üzerine olay yerine sağlık ekipleri gelirken, vatandaşların yardımıyla çıkarılan Teker'in yaşamını yitirdiği belirlendi.

Ahmet Teker'in cansız bedeni savcılık incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Kepçe operatörü İsmail Turan ifadesi için gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
08.09.2020
Devamı

Üzüm Alımları Başladı, Çiftçiler Kuyruk Oluşturdu

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 7 Eylül'de üzüm alımlarının 9 numara üzüm için 12,5 lira taban fiyat üzerinden alımlara başlanacağının açıklanması üzerine Manisa'da çiftçiler mahsullerini getirmeye başladı. Ürünlerini satmak için alım noktalarına gelen çiftçiler traktör kuyrukları oluşturdu.

Geçtiğimiz 27 Ağustos'ta Manisa Ticaret Borsası tarafından düzenlenen alım törenine canlı bağlantıyla katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 9 numara üzüm için TMO'nun 12.5 lira alım garantisi verdi. Bu kapsamda TMO bugün itibarıyla Manisa ile ilçeleri Alaşehir, Salihli, Turgutlu, Sarıgöl, Saruhanlı ve Denizli Buldan'ın yanı sıra İzmir ve Salihli Ticaret Borsaları üzerinden alımların yapılabileceği çekirdeksiz kuru üzüm alımına başlandı. Bakan Pakdemirli'nin alımların 7 Eylül'de başlayacağını açıklaması üzerine üzümlerini çuvallayan üreticiler soluğu TMO ve TARİŞ'te aldı. TMO'ya internet üzerinden randevu aldıktan sonra çiftçi kayıt sistemi belgeleriyle birlikte gelen çiftçilerin mahsulleri ekspertizler tarafından değerlendirildikten sonra numara verilerek fiyatları belirlendi. Çuvallarla getirilen ürünler daha sonra depolara konulmaya başlandı.

TARİŞ depolarında da üzüm alımları başlarken, çiftçilerin traktörleri uzun kuyruklar oluşturdu. TARİŞ'te de ekspertizler tarafından numaralandırılan üzümler depolara yerleştirildi.

Üzümünü TARİŞ'e getiren üreticilerden Mustafa Kököz, "TARİŞ'e geldik. Senelerden beri TARİŞ'in ortaklarından olduğum için her yıl üzümümüzü buraya veriyoruz. Biz üzüm fiyatlarını 13,5 olarak bekliyorduk. Ama çoğu çevrede konuşulan 'Her şeye yüzde 25 zam geldi' dediler. Bu fiyat 9 numara için verildi. Ama 8 numara üzüm için 12,5 lira fiyat verilmesi gerekiyordu. Şu anda tabi TARİŞ daha fiyatını açıklamadı" dedi.

Bu yıl bağlarda hava şartlarından dolayı zarar meydana geldiğini belirten Kököz, "Bu sene bağlarda silkinti yaptı. Bu yüzde neredeyse bütün çiftçilerde zarar var. Havalar bir sıcak bir soğuk gidince silkinti oldu. Ona istinaden geçen seneye nazaran çok büyük bir zarar var" diye konuştu.

Sezonun pek iyi geçmediğini belirten üzüm üreticisi Hüseyin Hasacar, "Şu an üzüm fiyatları için bir şey söyleyemem. Bana göre normal. Eskiden üzüm 1 dolar diyorlardı. Şu an aşağı yukarı 2 dolar seviyelerinde. Yağışlar zamanında yağmadı. Çok fazla üzüm vardı bazı yerlerde üzüm kendini besleyemedi. Sezon çok iyi geçti diyemem" dedi.

"7 Eylül itibariyle TMO alımlara başlamış durumda"

Bugün itibariyle TMO tarafından üzüm alımlarına başlandığını belirten Manisa Tarım ve Orman Müdürü Metin Öztürk, "27 Ağustos'ta Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli canlı yayında üzüm törenimize katılmış ve orada Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 9 numara Sultani çekirdeksiz kuru üzümün 12 lira 50 kuruştan alınacağını belirtmişti. 7 Eylül itibariyle Toprak Mahsulleri Ofisi'nin alımları başlayacağını söylemişti. Bugün 7 Eylül itibariyle TMO alımlara başlamış durumda. 7 ayrı noktadan TMO tarafından çekirdeksiz Sultani kuru üzümün alımları gerçekleştiriliyor. Eksperler sahada. Bugün saat 11.00 itibariyle alımlar başladı. Eksperler numuneler alarak, numaraları vererek üreticimizin ürünlerini alıyorlar" ifadelerini kullandı.
08.09.2020
Devamı

Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç: 2020 Yılı Tahmini Kuru İncir Rekoltesi 85 bin 585 Ton

Kuru incir sezonu açılış töreni kapsamında Aydın'a gelen Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, bu sene incirde iklim şartları dolayısıyla rekoltede düşüş beklediklerini belirterek, Ege Bölgesi'nde kuru incir rekoltesinin 85 bin 585 ton olduğunu açıkladı.
Kuru incir sezonu açılış töreni kapsamında Aydın'a gelen Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, bu sene incirde iklim şartları dolayısıyla rekoltede düşüş beklediklerini belirterek, Ege Bölgesi'nde kuru incir rekoltesinin 85 bin 585 ton olduğunu açıkladı.
Aydın Ticaret Borsası Soğuk Hava Deposu'nda gerçekleştirilen 2020-2021 sezonu kuru incir sezonu açılış töreni kapsamında Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Aydın'a geldi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, incir üretiminin yüzde 61'nin Aydın'da yapıldığını hatırlatarak, "İncir üretiminde dünya lideriyiz. 284 milyon dolar ihracatla piyasaya yön veriyoruz. Lisanslı depoculuk ile ürünlerimiz saklanarak dünya pazarlarına ulaşacak" dedi.
Aydın genelinde 7 milyon incir ağacının olduğunu belirten AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, "Geçen yılki rakamlara baktığımızda şu anki Aydın olarak ihracatımız 750 milyon dolar civarında. Bunun üçte biri incirden karşılanıyor. Son zamanda incirin, daldan sonraki kısmında da işletmelerimiz, faaliyetler, bir marka oluşturma yolunda hızlı adımlar atıyorlar" diye konuştu.
Kuru incir sezonu açılış töreninin geleneksel hale gelmesini istediğini ifade eden AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ise, "Bu töreni bir başlangıç olarak görüyorum. Bu törenin geleneksel hale gelmesini temenni ediyorum. Tarlada ürettiğimizle karnımızı doyururuz. Tesiste işlersek zenginleşiriz. Bu tür tesislerin sayısının artırılarak ilimizin gıda ambarı olacağına inanıyorum. Afiyetle yiyelim ve afiyetle yedirelim" ifadelerini kullandı.
"TMO ile Tariş İncir Birliği arasında protokol imzalandı"
Açılış töreninde konuşma yapan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç da gerekli görüldüğü takdirde Toprak Mahsulleri Ofisi'nin incir alımı yapacağını açıklayarak, "Türkiye kuru incir ihracatında birinci sırada. Aydın ilimiz 373 bin dekarda yaptığı üretim ile Türkiye'deki incirin yüzde 61,4'ünü tek başına üretmektedir. İncir yetiştiriciliği 16 bin aileye gelir kapısı olmuştur. 2019 yılında kuru incir ve yaş olarak yaklaşık 268 milyon dolarlık incir ihracatı yapılmıştır. Tarımsal ihracatın yaklaşık yüzde 1,6'sı incirden gelmektedir. 2020 yılının ilk yarısında ise 134 ülkeye gerçekleştirilen 605 milyon dolarlık kuru meyve ihracatının 92 milyon dolarını incir tek başına karşılamaktadır. İncir katma değerli bir üründür. Japonya'ya incir ihracatı kapsamında Mart 2020 tarihi itibariyle çalışmaları başlattık. Bu kapsamda Japon tarafı detaylı bir bilgi talebinde bulundu. Amacımız Aydın incirini dünyada tatmayan kalmasın. Bu yıl iklimsel faktörlere bağlı olarak bazı bölgelerde rekolte kısmen etkilendi. Elde edilen veriler neticesinde 2020 yılı Ege Bölgesi kuru incir rekoltesinin 85 bin 585 ton olacağı öngörülmektedir. Biz de elimizdekinin kıymetini çok iyi biliyor. Üretimi desteklemek için var gücümüzle çalışıyoruz. Son 18 yılda üreticilerimize ciddi destek ve hibeler veriyoruz. Mazot, gübre, organik, desteği veriyoruz. Aydın'da 50 projeye 22 milyon destek verdik. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile üreticinin yanındayız. İncir rekoltesi 85 bin 585 ton olacağını bekliyoruz. Geçen yıl TMO olarak Cumhuriyet tarihinde ilk kez kuru incir alım fiyatı A4 kalite olarak 16 lira olarak açıkladık. Cumhurbaşkanımız kuru incir alımı için TMO'yu görevlendirildi. TMO şu andaki fiyatları izlemeye devam edecek. Şayet fiyatlar çiftçi memnuniyetsizliğine sebep olacak bir noktaya gelirse TMO hemen devreye girecek ve alım yapmaya başlayacaktır. Geçen yıl olduğu gibi Tariş ile işbirliğine gidildi. Bugün burada bir protokolü imzalayacağız. TMO, 14 Eylül'den itibaren Nazilli ve Germencik'te gerekirse incir alacak" dedi.
Aydın'ın, Türkiye'nin önemli ürünlerinin yetiştirildiği illerden birisi olduğuna dikkat çeken Aydın Valisi Hüseyin Aksoy da incir sezonunun hayırlı olmasını dileyerek, "Aydın tarım potansiyeli yüksek bir şehir. İncirde de sadece Türkiye'de değil dünyada birinciyiz, İl genelinde 16 bini aşkın çiftçimiz incir üretimi yapıyor. Özellikle bölgemizde incir üretiminde her geçen gün yeni çalışmalar ortaya konmaktadır" diye konuştu.
Konuşmaların ardından TMO ile Tariş İncir Birliği arasında kuru incir alım protokolü imzalandı. Törenin ardından Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Aydın Valisi Hüseyin Aksoy ve törene katılanlar tarafından, Aydın Ticaret Borsası tarafından yapılan Soğuk Hava Deposu gezilerek incelemelerde bulunuldu.
Törene; Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Aydın Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Aydın milletvekilleri Metin Yavuz, Mustafa Savaş, Rıza Posacı, Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur, Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir ve davetliler katıldı.
07.09.2020
Devamı

Nihat Çelik’ten Üniversite Kazanan Çoban Muhammet Taş’a Ödül

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, üniversite sınavında Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanarak Erciş’in gururu olan Ercişli çoban Muhammet Taş’ı altınla ödüllendirdi.
Çelik, Muhammet Taş’ı Van İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğinin Erciş Şubesinde kabul etti.
Nihat Çelik, çobanlık yaparken Tıp Fakültesini kazanacak kadar da başarılı bir öğrenci olan Muhammet Taş ile kendisi de bir Ercişli olarak gurur duyduğunu belirtti. Çobanlığın en önemli mesleklerden biri olduğuna dikkati çeken Çelik, başta Peygamber Efendimiz olmak üzere hemen her peygamberin hayatlarının bir devresinde çobanlık yaptığını, Musa, Yakup ve İshak peygamberlerin asıl mesleklerinin de çobanlık olduğunu belirtti.
 
Buhâri’nin, Peygamber Efendimizin de “Allah hiçbir peygamber göndermedi ki çobanlık yapmamış olsun” şeklinde buyurduğunu, dinleyenlerin, “Sen de mi Ey Allah’ın Resûlü” diye sormaları üzerine, “Evet, ben de bir miktar kırat mukabili Mekke ehline koyun güttüm” dediğini naklettiğine vurgu yapan Çelik, şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da 2016 yılında Beştepe’te ‘Milli Tarım Projesi’nde yaptığı konuşmada, ‘peygamberlerin mesleği olan çiftçiliği ve çobanlığı teknolojinin tüm imkanlarıyla destekleyerek doğru planlamayla, yönlendirmeyle, bilgilendirmeyle teşvik ederek ülkemizde hak ettikleri konuma getirmeliyiz. Çobanlık deyip hafife almayım. Çobanlığın felsefesini anlamayan, onun psikolojisini yaşamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım’ demişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 yılında AA fotoğraf yarışmasında, yaşam kategorisinde oyunu, foto muhabiri Hasan Namlı’nın koyun sürüsü içindeki bir çobanın yüzündeki huzuru kadraja sığdıran ‘Huzur yaylası’ isimli eser için kullanmıştı.”
 
Bu vesileyle ülkenin mera ve çoban sorununa da değinmek istediğini belirten Çelik, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin küçükbaş hayvancılığa önem vermesi ve desteklemesi sonucu küçükbaş hayvan sayımız 55 milyonu aşmıştır. Bilindiği gibi 2,7 milyon küçükbaş hayvan sayısı ile ülke birincisi olan Van ilimizin ve Erciş ilçemizin bu sektörde ayrı bir yeri vardır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizlere hedef koyduğu her nüfus başına bir küçükbaş hayvan sayısına, 90 milyon baş küçükbaş hayvana en kısa sürede ulaşacağımızdan kimse kuşku duymamalıdır. Mera ve çoban sorumuz çözüldüğünde bu hedefe çok daha hızlı ulaşırız” dedi.
 
Peygamberlerin, bu topraklarda Cihan imparatorluğuna giden yolda Selçukluyu, Osmanlıyı kuran ecdadın mesleğini icra eden çobanların bir mensubunun olan Muhammet Taş’ın dağda, taşta, bayırda, gece gündüz son derece meşakkatli bir şekilde çobanlık yaparken, kıt imkanlarına rağmen aynı zamanda bu ülkenin en parlak öğrencileri arasına girmesinin kendilerini gururlandırdığını, onurlandırdığını belirten Çelik, “Senin bu toprakların bir evladı, halkın içinden gelen bir kişi olarak okulundan mezun olduktan sonra da ülkene, milletine, Van’a ve Erciş’e faydalı bir hekim olacağına yürekten inanıyorum. Başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Sektöre ve bu ülkenin gençliğini desteklemek, yanında olmak ve sahiplenmek için Ankara’dan Erçiş’e geldiğini belirten Çelik, “anne ve babasına da ülkeye böyle hayırlı bir evlat yetiştirdikleri için teşekkür ediyorum. Ülke çapında çobanlık yapan bütün gençlerimizin de Muhammet Taş’ı örnek almalarını temenni ediyorum” dedi.
Çelik, Muhammet Taş’ı eğitim hayatına bir katkıda bulunmak amacıyla çam sakızı çoban armağanı olarak tam altınla ödüllendirdi.
07.09.2020
Devamı

Tarım İhracatında Artış

Türkiye yılın ilk 8 ayında toplamda 102 milyar 478 milyon 277 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yılın ilk 8 ayında, 2019’un aynı dönemine göre Türkiye’nin tarım ihracatı yüzde 4.5 artarak 14 milyar 915 milyon 740 bin dolara yükseldi.

Koronavirüs salgını ve salgın kapsamında dünya çapında alınan tedbirlerin damga vurduğu yılın 8 ayında, Türkiye’de 7 sektör ihracat hacmini arttırırken, söz konusu sektörlerden 5’inin tarım ile ilişkili olması dikkati çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye’nin ihracatı, ağustosta yüzde 5.7 düşüşle 12 milyar 463 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracat, temmuz ayının sonuna denk gelen Kurban Bayramı tatilinin ağustosa uzamasıyla geçen ayın ilk 10 gününde düşük seyretti. Ağustosun son 20 gününde ise pandemi öncesi dönemdeki günlük ihracat rakamlarına ulaşıldı. Türkiye’nin ocak-ağustos dönemi ihracatı ise yüzde 12.8 azalarak 102 milyar 478 milyon 277 bin dolara geriledi.
Salgın kaynaklı etkilere karşın ocak-ağustos döneminde 7 sektörün ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre artış kaydederken, bunlardan 5’ini tarıma bağlı sektörler oluşturdu. Bu dönemde ihracat artışı yakalayan sektörler, hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri, yaş meyve ve sebze, meyve sebze mamulleri, fındık ve mamulleri, tütün, gemi ve yat, çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri oldu. Türkiye’nin koronavirüs salgını çerçevesinde dış ticarette başta lojistik ve tedarik zinciri ayaklarında olmak üzere aksama yaşanmaması için gereken önlemleri zamanında alması, bu çerçevede hayata geçirilen ‘temassız ticaret’ uygulaması ve diğer alternatif çözümlerle bu dönemde özellikle tarım ihracatında önemli başarı elde edildi.
İnsanların temel ihtiyaçlardan olan gıdaya yönelmesi de tarım ihracatının artmasındaki en önemli faktör oldu. Bu kapsamda yılın 8 ayında, 2019’un aynı dönemine göre Türkiye’nin tarım ihracatı yüzde 4.5 artarak 14 milyar 915 milyon 740 bin dolara yükseldi. Bu dönemde dış satım hacmi yüzde 28.6 artarak 1.2 milyar dolara çıkan fındık ve mamulleri, ihracatını en fazla artıran sektör olarak kayıtlara geçti. İhracat, yaş meyve ve sebze sektöründe yüzde 23.8 artışla yaklaşık 1.5 milyar dolara, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinde yüzde 7.8 yükselişle 4.6 milyar dolara, meyve-sebze mamullerinde yüzde 5.3 artarak 1 milyar 32.4 milyon dolara, tütünde de yüzde 0.6 yükselerek 572 milyon 78 bin dolara çıktı. Fındık ve mamulleri, meyve sebze mamulleri sektörleri en fazla Almanya’ya, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü en fazla Irak’a, tütün sektörü en fazla İran’a, yaş meyve ve sebze sektörü de en fazla Rusya’ya ihracat yaptı.

07.09.2020
Devamı

6. Ege Tarım ve Hayvancılık Teknolojileri Fuarı Açılıyor

Uşak Belediye Başkanı Mehmet Çakın, 17 Eylül 2020'de kapılarını açacak 6. Ege Tarım ve Hayvancılık Teknolojileri Fuarı'na tüm üreticileri davet etti.

32 bin çiftçi nüfusuyla tarım ve hayvancılık şehri olan Uşak, bu yıl Uşak Ege Tarım ve Hayvancılık Teknolojileri Fuarı'na altıncı kez ev sahipliği yapacak.
GL Platform tarafından düzenlenecek Uşak 6. Ege Tarım ve Hayvancılık Teknolojileri Fuarı, 17 Eylül 2020 tarihinde kapılarını ziyaretçiye açacak. Çakın, Uşak’ta 2.4 milyon dekar tarım alanı bulunduğuna dikkat çekerek “Tarımsal hasıla olarak 2018 yılında 3.2 milyar liralık bir hacim yakalayan Uşak, tarımsal ihracatta ise 28.4 milyon dolarlık bir gelir elde etti. 2002 yılından bu yana tarımsal ihracattaki gelir miktarı, yapılan desteklemelerin de katkısıyla yüzde 115’in üzerinde arttı” diye konuştu. Uşak’ın üretim çeşitliliği ve yenilikçi vizyonuyla tarım ve hayvancılıkta önemli bir noktada yer aldığını vurguladı.

Uşak’ın tarım ve hayvancılık konusunda birçok yeniliğe imza attığını da hatırlatan Çakın şöyle devam etti:
“Nohut üretimi ile Türkiye’de sekizinci; çörekotu yetiştiriciliğinde üçüncü; kekik, haşhaş ve susam yetiştiriciliğinde dördüncü; mercimek yetiştiriciliğinde ise beşinci sırada yer alıyoruz. Toprak yapısının iyileştirilmesinde kullanılan mürdümük bitkisi ihtiyacının yüzde 30,3’lük bir üretimle karşılayarak 29 bin 782 ton ile Türkiye’de ilk sıradayız. 2025 yılında 11 milyar dolara kadar çıkacağı öngörülen kenevir üretiminde pilot iller arasındayız. Lavanta bahçesi ile hem turizme hem de farklı sektörlere destek veriyor, topraksız tarıma da ev sahipliği yapıyoruz. Bu yöntemle domates üretimi gerçekleştirip ve 17 milyon TL’lik üretimin yüzde 20’lik kısmını ihraç ediyoruz. İşte bu nedenlerle dışa bağımlılığı ve yüksek miktardaki ithalatı önlemek, milli ekonomimize güç katmak adına Uşak önemli bir misyonu üstlenmiş durumda”

Tarım ve hayvancılık sektörünün dünya için her zamankinden çok daha büyük bir öneme taşıdığını vurgulayan Çakın “Bu sektörler artık yalnızca ekonomik ve sosyal bir olgu olmaktan öte, bir ülkenin milli güvenliği demektir. Gıdada dışa bağlılık, milli gardın düşmesi demektir” diye konuştu.
Yarınlara güvenle bakmanın altın anahtarının, üreticinin teknolojiyi yakından takip etmesi olduğunu söyleyen Çakın, Uşak 6.Ege Tarım ve Haycancılık Teknolojileri Fuarı'nın da bu misyona sahip olduğunu belirtti. Çakın "Fuar ile üretici yeniliklerle buluşacak. Bu buluşma hem ülke ekonomimize hem de bölgemizdeki üreticilere önemli bir katkı sağlamış olacak. Üreticimiz büyüyecek, sektör can kazanacak” dedi.
Uşak Belediyesi olarak üretimle Türkiye'ye güç katan tüm müteşebbislerin destekçisi olduklarını belirten Çakın “Bu kapsamda belediye olarak fuarın gerçekleşeceği alanı temin edecek, daha geniş bir kitlenin ulaşım sağlayabilmesi adına koordinasyon ve temizlik gibi konularda desteklerimizi sunacağız. Ayrıca fuarda bizzat yer alarak kültürel değerlerimizi tanıtacağız" diye konuştu.
07.09.2020
Devamı

Şemsi Bayraktar: Yumurtada Yeni Pazarlar Bulunmalı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yumurta sektörünün zor günler geçirdiğini bildirerek, “Yumurtada yeni pazarlar bulunmalı” diye konuştu.

Bayraktar, 7,4 milyar liralık üretim değerine sahip yumurta sektörünün zor günler yaşadığını bildirdi. Yumurta üreticilerinin acil çözüm beklediğine işaret eden Bayraktar, “Irak pazarının kapanması, pandemi nedeniyle yaşanan talep düşüşü, döviz kuruna bağlı artış gösteren yem fiyatları başta olmak üzere girdi maliyetlerindeki artışlar ve üretici fiyatlarının maliyetin altında seyretmesi sektörde küçülmeyi de beraberinde getirdi” diye konuştu.

2020 yılı ilk altı aylık dönemi ile bir önceki yılın aynı dönemi kıyaslandığında, yumurtacı tavuk civcivi üretimindeki azalmanın dikkat çektiğini bildiren Bayraktar şunları söyledi:

“Yumurtacı tavuk civcivi üretimi için kuluçkaya basılan yumurta sayısı yüzde 21,1 azalarak 108 milyon 799 bin adetten, 85 milyon 799 bin adete, üretilen yumurtacı tavuk civcivi sayısı ise yüzde 19,9 azalarak 40 milyon 523 bin adetten, 32 milyon 448 bin adete geriledi.

Üretilen civciv sayısındaki azalmanın nedeni üreticilerin para kazanamadığı için yeni civciv üretim maliyetine katlanmak istememeleri, ellerindeki tavuğu 80 haftalıkken elden çıkarmak yerine bu süreyi 110-150 haftaya kadar uzatmalarıdır. Bu bir miktar verim düşüşüne neden olacaktır ama birçok üretici zararına üretim yapmaktansa böyle davranmaya mecbur kalmaktadır.

Yumurtacı civciv üretiminde küçülmeye gidilmesi ilerleyen dönemde yumurta üretiminde bir miktar azalma yaşanmasına neden olacaktır.

Sektörün acilen maliyetleri, pazar taleplerini, iç dinamikleri dikkate alarak ‘referans fiyat’ belirleyebilecek; üretici örgütü, perakendeci, toptancı ve kamunun da içinde olduğu bir oluşuma ihtiyacı vardır. Böylece; hem üretici hem de tüketici korunabilir, iç ve dış pazar planlanabilir, sektöre rekabetçi yapı kazandırılabilir, üretimin sürdürülebilirliği sağlanabilir.”

“Yumurta üreticisi zararına satış yapıyor”

Döviz kurundaki dalgalanmaların, yem maliyetlerini artırdığına işaret eden Bayraktar, “2020 yılı 8 aylık verilere göre yumurta yemi fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18,42 oranında arttı” bilgisini paylaştı.

Yumurta Üreticileri Merkez Birliği verilerine göre; üretici için bir yumurtanın maliyetinin 40-42 kuruş civarında olduğunu ifade eden Bayraktar, “Yumurtanın maliyeti 40-42 kuruşken, üreticiden çıkış fiyatı 33-35 kuruştur. Üreticinin, yumurta başına yüzde 17 oranında zararı söz konusudur. Buna karşılık marketlerde yumurta, yaklaşık 56 kuruşa tüketiciye satılmaktadır. Yumurtanın üreticiden çıkış fiyatı 42 kuruşun üzerinde olmalı ki, üretim devam edebilsin, üretici para kazanabilsin” diye konuştu.

"Üretici maliyetin altında satış yapmak zorunda kalıyor”

Sektörün en büyük sorununun plansız üretim ve arz fazlasına bağlı üretici fiyatında yaşanan düşüşler olduğunu belirten Bayraktar, üreticinin çoğu zaman maliyetin altında satış yapmak zorunda kaldığını ifade etti.

Arz fazlası üretim için Et ve Süt Kurumu (ESK) ya da üretici örgütlerinin devreye girmesi, ihtiyaç duyulan tesisi kurarak, gerektiğinde piyasadan yumurta çekmesinin önemine işaret eden Bayraktar şunları söyledi:

“Likit yumurta ve yumurta tozu üretim tesisine ihtiyaç vardır. Günde 750 bin yumurtayı piyasadan çekecek, pazarı rahatlatacak bir tesisin kurulumu sağlanmalıdır.

Bu tesisle arz fazlası yumurta, piyasa fiyatları referans fiyat seviyelerine gelene kadar çekilir, piyasadan çekilerek likit hale dönüştürülenler 45 güne kadar, toz haline dönüştürülenler ise 1,5 yıl saklanabilir. Likit ve toz haline getirilen ürünler gerektiğinde iç pazara veya uzak dış pazarlara satılabilir. Bunun yan sıra taze olarak tüketilmesi yasak olan ‘B Sınıfı’ yani kirli ve kırık yumurtalar da bu tesiste değerlendirilebilir.

Türkiye'de makarnacılar tamamı ithal olmak üzere yumurta tozu ithal ediyorlar. Üretilecek bu tozla, makarnacıların ithalatı da ortadan kaldırılabilir. Üretim, makarnacıların 1 yıllık ithalatını karşılamaya yeter.”

Yumurta ihracatında ülke bazlı stratejik adımlar şart

Dış ticarette yaşanan sorunların da üreticileri fiyat konusunda sıkıntıya soktuğunu ifade eden Bayraktar şunları söyledi:

“Türkiye Ziraat Odaları Birliği Olarak, dış pazarda tek bir ülkeye bağımlı olmanın çok riskli olduğunu, dış pazar yelpazesini geliştirecek, ülke bazlı stratejilere ve adımlara ihtiyaç olduğunu, aksi takdirde yaşanacak herhangi bir olumsuzluk durumunda sektörün ciddi zarar göreceğini her platformda belirttik.

Düşündüğümüz şey başımıza geldi, büyük oranda bağımlı olduğumuz Irak pazarı 2019 yılının ortasından itibaren kapandı, yerine etkili alternatif pazarlar bulunamadı.

Irak'ın toplam ihracattaki payı 2016 yılında yüzde 86,8, 2017 yılında yüzde 90,2, 2018 yılında yüzde 81,7, 2019 yılında yüzde 44,6 iken 2020 yılında bu ülkenin ithalatı yasaklamasıyla birlikte sıfıra inmiştir. Irak kendi içinde büyük kümesler kuruyor, yaptıkları bu yatırımlarla da ithalata son vermeyi planlıyor. Bu pazarın yakın gelecekte eski haline gelmesi pek mümkün görünmüyor.

Sektör kapanan Irak pazarının yarasını körfez ülkeleri ile sarmaya çalışsa da karşılarına yüksek maliyet faktörü çıkıyor.

Şu aşamada sektörün bir araya gelip, yeni pazarlar için ülke bazı stratejik adımları belirlemesine ihtiyaç vardır.

Ülkenin dövize şiddetle ihtiyaç duyduğu bu dönemde en önemli ihraç kaleminin sekteye uğraması kabul edilebilir bir durum değildir.

Maliyeti düşürecek tedbirler alınmalı, ihracat destekleri üreticiyi pazarda kalıcı ve rekabet edici seviyeye getirecek düzeylere çıkarılmalıdır.”
07.09.2020
Devamı

Başkent’te Ekmeğe yüzde 20 zam geldi

Ankara'da ekmek fiyatlarına zam yapılacağına ilişkin bilgilendirme yapıldı. Daha önce Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nın Ocak ayında aldığı zam kararı valilik tarafından iptal edilmişti. 
Ancak açıklanan karar ile Ankara'da daha önce 1.25 TL olarak satılan 200 gram ekmek, 5 Eylül 2020 tarihinden itibaren 1.50 TL'den satılıyor.
 
05.09.2020
Devamı

Tarım İşçilerinin Zorlu Mesaisi Devam Ediyor

Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Tokat’ta, kavurucu sıcağın altında domates hasadı yapan tarım işçileri ekmek parası için mücadele veriyor.

Kadın tarım işçileri, sabahın erken saatlerinde başladıkları mesaiye, güneşin altında öğle saatlerine kadar devam ediyor.

Verimli ovalara sahip kentte kadınlar tarafından toplanan domatesler kasalara konularak hale gönderiliyor.

Yöre halkının başlıca geçim kaynakları arasında ilk sıralarda yer alan tarım sektörü binlerce kişiye ekmek kapısı oluyor.

Şehir merkezinden Ulaş köyüne gelerek çalışan 2 çocuk annesi Fadime Eliaçık, 55 yaşında çalışmak zorunda olduğunu ifade ederek, “Bu yıl üniversiteyi kazanan çocuğum var. Burada aldığım yevmiye ve eşimin yaşlılık maaşı ile geçinmeye çalışıyoruz” dedi. Ayten Aytekin ise 40 derece sıcağın altına tek önlem olarak şapka takıp çalıştıklarını söyledi. Sıcak havada maske ile çalışmanın da işlerini zorlaştırdığını belirten Aytekin, “Sabah 05.00’te geliyoruz 15.00 gibi işi bırakıyoruz. Sıcakta çalışmak çok zor ama yapacak bir şey yok. Geçim için çalışmak zorundayız” dedi.
05.09.2020
Devamı

Pakdemirli: “Alınan Tedbirlerle Tarımsal Üretim Yüzde 4 Arttı”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rize'de ÇAYKUR'un Hayrat Botanik Bahçesindeki örnek çay bahçelerinde incelemelerde bulundu. Hayrat fidanlığındaki Ar-Ge çalışmaları hakkında ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim’den bilgi alan Pakdemirli, bakanlık olarak üretimi, araştırmayı, çeşitliliği, katma değeri desteklediklerini ifade etti.  Pakdemirli ardından ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nü de ziyaret ederek Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim'le görüştü.  
Rize Ticaret Borsası'nda Ulusal Çay Konseyi üyeleri ve çay sektörünün temsilcileri ile bir araya gelen Bakan Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin tarımsal üretiminin ilk iki çeyrekte yüzde 4 büyüdüğünü kaydederek, "Bunda, pandemi sürecince üreticinin de evine kapanmaması için bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin etkili olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. 
Pakdemirli, Rize Ticaret Borsası salonunda gerçekleştirilen, Ulusal Çay Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çay üretiminde dünyada beşinci, Avrupa'da birinci sırada olduğunu anımsatarak, buna rağmen yürünecek çok yol olduğunu ifade etti. ÇAYKUR'un, kendilerinin Ankara'dan Rize'ye uzanan elleri olduğunu vurgulayan Pakdemirli, görev ve sorumluluğun ağır olduğunu, bölge insanının beklentisinin ÇAYKUR ile çok bağdaştığını aktardı. 
Pakdemirli, ÇAYKUR'un gen kaynaklarını geliştirmeyle ilgili araştırma ve geliştirme merkezini ziyaret ettiğine dikkati çekerek, "ÇAYKUR'un da ağır bir sorumluluğu var. Sadece malı alıp, üretip satacak bir kuruluş olarak değil, bölgede bu işin devamını sağlayacak ve bu işin de aslında hem iç hem de dünya ticaretini planlayıp programlayacak önemli kuruluşlardan bir tanesi" diye konuştu.

Kaçak çay konusuna da değinen Bakan Pakdemirli, bunun çok önemli bir sorun olmadığını ifade etti. ÇAYKUR'un gelişime açık yönlerinin bulunduğunun altını çizen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Fabrikalardaki üretim süreci, paketleme ve depolama sorunları, çok minimal miktarda da olsa kaçak çay sorunundan bahsedilebilir ama bunların bir önemi olmadığını düşünüyorum. Pazarlama sorunları en büyük sorunumuz. Kimyasal gübre halen sorun olmaya devam ediyor. Tabii ki bahçelere bakım yapılması, bitki zararlıları ile mücadelenin iyi yapılması, yaşlanmış çay bahçelerinin rehabilitasyonu, budamaların yapılması, müstahsilin çay toplarken standart dışının önüne geçilmesi önem taşıyor."

05.09.2020
Devamı

Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Projesinde ilk Damızlık İhracatı

Halk elinde küçükbaş hayvan ıslahı ülkesel projesi kapsamında ilk damızlık ihracatı gerçekleşti.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından yürütülen “Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi" meyvelerini vermeye devam ediyor. Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi 2005 yılında başlamış olup, bugün itibariyle 56 ilde ve 171 alt proje ile devam etmektedir. Proje; 21 koyun ırkı ile 6 keçi ırkında, toplam 1 milyon 100 bin baş küçükbaş hayvan materyalinde uygulanmaktadır. Proje kapsamında yer alan ve proje gerekliliklerinin yerine getiren yetiştiricilere bu zamana kadar toplam 511,5 milyon TL destekleme ödemesi yapılmıştır. Proje sayesinde kaliteli damızlık koç ve tekeler elde edilmeye başlanmış ve yetiştiriciler kendi ihtiyaçları için 80 bin üstün nitelikli damızlık koç/teke üretmişlerdir. Aynı zamanda, proje dışındaki yetiştiricilere de yaklaşık 150 bin baş erkek ve 350 bin baş dişi damızlık sağlanabilecek düzeye gelinmiştir.
TAGEM daire başkanı Dr. Ali AYAR’ yaptığı açıklamaya göre; Bu projelerden Mersin ilinde yürütülen İvesi Koyun Irkı Halk Elinde Hayvan Islahı Alt Projesi I ve II kapsamında üretilen 240 baş dişi, 13 baş erkek damızlık anaç hayvan materyali Türk İş birliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığı aracılığıyla, yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Devlet Üretme Çiftliği bünyesine yetiştirilmek üzere götürülmüştür. Bu girişimle; “proje çıktısı” olarak da değerlendirilebilecek yurt dışına “damızlık koyun ihracatı” ilk defa gerçekleştirildiğini belirterek proje kapsamında hem yurt içi hem de yurt dışı damızlık taleplerinin karşılamanın mümkün olduğunu bildirdi.
Ülke çapında projeye emek veren tüm paydaşlara ve bu İhracat aşamasındaki gayretleri nedeniyle Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü çalışanlarına, Mersin İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği yönetimine, Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitü Müdürlüğüne, personeli ve Proje Liderine çalışmaları ve emeklerinden dolayı da  teşekkürlerini ifade etti.
05.09.2020
Devamı

Bekir Pakdemirli: Tarımsal Üretimimiz Yüzde 4 Büyüdü

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemir'li Türkiye'nin tarımsal üretiminin ilk iki çeyrekte de yüzde 4 büyüdüğünü belirterek, "Bunda pandemi sürecince müstahsilin de evine kapanmamasıyla ilgili bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin önemi olduğunu düşünüyorum." dedi.
Pakdemirli, Rize Ticaret Borsası Salonunda gerçekleştirilen, Ulusal Çay Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çay üretiminde dünyada beşinci, Avrupa'da birinci sırada olduğunu anımsatarak, buna rağmen yürünecek çok da yol olduğunu ifade etti.
 
ÇAYKUR'un, kendilerinin Ankara'dan Rize'ye uzanan elleri olduğunu vurgulayan Pakdemirli, görev ve sorumluluğun ağır olduğunu, bölge insanının beklentisinin 

Pakdemirli, ÇAYKUR'un gen kaynaklarını geliştirmeyle ilgili araştırma ve geliştirme merkezini ziyaret ettiğine dikkati çekerek, "ÇAYKUR'un da ağır bir sorumluluğu var. Sadece malı alıp, üretip satacak bir kuruluş olarak değil, bölgede bu işin devamını sağlayacak ve bu işin de aslında hem iç hem de dünya ticaretini planlayıp programlayacak önemli kuruluşlardan bir tanesi." diye konuştu.
ÇAYKUR'un gelişime açık yönlerinin bulunduğunun altını çizen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Fabrikalardaki üretim süreci, paketleme ve depolama sorunları, çok minimal miktarda da olsa kaçak çay sorunundan bahsedilebilir ama bunların bir önemi olmadığını düşünüyorum. Pazarlama sorunları en büyük sorunumuz. Kimyasal gübre halen sorun olmaya devam ediyor. Tabi ki bahçelere bakım yapılması, bitki zararlıları ile mücadelenin iyi yapılması, yaşlanmış çay bahçelerinin rehabilitasyonu, budamaların yapılması, müstahsilin çay toplarken standart dışının önüne geçilmesi."
Pakdemirli, bu sene bir musibet yaşandığını ve halen daha maskelerle dolaşıldığını belirterek, "İster istemez Gürcistan'dan gelen işçileri engellemek zorunda kaldık hastalığın yayılmaması için. Ama bu musibet bir hayır da getirdi, paramız ülkemizde kaldı, şu an çayın kalitesi arttı. Bugün fabrikalara gelen çayın kokusunda bile bir değişik hava var, kalitenin artışını kokudan bile hissedebiliyorsunuz. İster istemez kendinize ait olmayan bir işi yaptığınızda çok daha geniş davranıyorken, kendinize ait çaylıklardan çay topladığınızda çok daha iyi bir sahiplenme oluyor." dedi.
Bu anlamda pandeminin getirdiği artılar ve eksiler olduğuna işaret eden Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu: "Pandemi döneminde yönetilmesi gereken bir süreç vardı özellikle toplamayla ilgili. Şehirlerden buraya gelmek isteyen müstahsille alakalı. Bu süreci de bölgemizdeki bakanlarla, milletvekillerimizle, il başkanlarımızla ve ÇAYKUR'un da katkılarıyla iyi yönettiğimizi düşünüyorum. Çünkü ister istemez tarımsal üretimin artması gerekiyor. Bu süreçte de Allah'a şükür ilk iki çeyrekte de tarımsal üretimimiz yüzde 4 büyümüş durumda. Türkiye'de diğer sektörler bunun çok gerisinde olmasına rağmen, tarımsal üretimde büyümemiz oldu. Bunda pandemi sürecince müstahsilin de evine kapanmamasıyla ilgili bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin önemi olduğunu düşünüyorum."
 
Pakdemirli, arazilerin küçük olduğunu ve bu konu üzerinde çalışılması gerektiğini ifade ederek, "Bunlar tabi ki bölge insanı için sosyolojik olarak çok kolay konular olmamakla birlikte hepsinin üzerinde durmamız lazım." diye konuştu.
Çay Kanunu'nun konuşulan bir konu olduğunu dile getiren Pakdemirli, "Ben kanunları amaç değil de araç olarak görüyorum. Ana amacımızı tespit ettikten sonra araç olarak o kanunlara ihtiyaç varsa bunları da ortaya koymakta fayda var." dedi.
Pakdemirli, Çay Kanunu'nun ilgili tüm paydaşların üzerinde anlaşacağı hale getirilmesi durumunda Gazi Meclisin de gereğini yapacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Biz de Bakanlık olarak bunun önünde durmayız yanında veya gerisinde oluruz, arkadan da bu konuyu ittiririz. Tabi burada problemlere genel itibariyle bakıyorum, ihracatın desteklenmesi, fabrikalara sistematik kota verilmeli ve bu kota aşılmamalıdır. Bana göre bu konu üniversitemizce çalışılmalı, üniversitemiz zaten bir ihtisas üniversitesi. Üniversitemizin bize önerdiği konuda bizde gereken inisiyatifi bakanlık olarak üstümüze alırız. Ama burada en önemli olan konu müstahsilin memnun edilmesi ve müstahsilin karşı çıkmayacağı bir çözüm bulunması. Yani tüm paydaşların arasında herkesin aynı eşit önemi vardır ama müstahsilin önemini de bir çıt daha fazla mutlaka öne çıkarmamız gerekiyor."
Yaş çay ve kuru çay arasındaki fiyat farkının farkında olduklarının altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti: "Tabi ki ÇAYKUR'un gelirlerini artırma konusunda çaba ve gayretimizin bir yandan da artıyor olması lazım ama özel sektörün de aslında burada ÇAYKUR'a göre daha verimli çalışabileceğini ve burada bir miktar halen karlılığın taşınabildiğini düşünmek istiyorum ve böyle olduğunu görüyorum arkadaşlardan sorduğum zaman. Elbette bütün bunları ÇAYKUR, ÇAYKUR'un sağlıklı olması, sektör, sektörün sağlıklı olması ve aynı zamanda müstahsilin memnun olması ve aynı zamanda özellikle enflasyon sepetinde çok yüksek bir payı olan çayın da doğru şekilde fiyatlandırılmasının sağlanması gerekir diye düşünüyorum."
Bakan Pakdemirli, bir gazetecinin, Çorum-Sinop arasındaki yangındaki son durumu sorması üzerine, müdahalenin sürdüğünü söyledi. Bölgeye, tüm diğer bölgelerden dinlenmiş olan, yangınlarda en deneyimli ve en yetkin teknik personeli gönderdiklerini aktaran Pakdemirli, "Üzerinde çalışılıyor, henüz kontrol altında değil ama hızlı bir şekilde kontrol altına alma üzerinde arkadaşların gayreti sürüyor. Yangın, tahmin ettiğiniz kadar büyük bir yangın değil ancak parçalı ve araziye yayılmış olmasından dolayı bazı endişeler doğuruyor ama inşallah hızlı bir şekilde diğer yangınları hallettiğimiz gibi bu yangını da halledeceğiz." ifadesini kullandı.

Toplantıya, Rize Valisi Kemal Çeber, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak, ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Pakdemir, ayrıca ÇAYKUR Genel Müdürlüğünü ziyaret etti, Hayrat Botanik Bahçesindeki örnek çay bahçelerinde de incelemelerde bulundu.
 
04.09.2020
Devamı

Bağrıbütün Kavunu Coğrafi İşaret Tescil Belgesi Aldı

Yozgat'ın Aydıncık Belediye Başkanı Ahmet Koçak, ilçeye özgü "bağrıbütün kavunu"nun coğrafi işaret tescil belgesi aldığını söyledi.

Aydıncık yöresinde yetişen bağrıbütün kavununun coğrafi işaret alması için 2017 yılında Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile ortak proje başlattıklarını hatırlatan Koçak, yapılan çalışmalar sonucunda Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından bağrıbütün kavununun 25 Ağustos'ta Aydıncık adına tescillenerek belgesinin verildiğini aktardı.

Koçak, "İlçemizin tarihi ve kültürel birikimine katkı sağlamış olduk. Bu gelişme, özellikle çiftçilerimizin daha fazla ekim yapmasına ve daha fazla gelir etmesine katkı sunacaktır. Bundan sonra daha planlı şekilde pazarlamasını yaparak çiftçilerimize katkı sağlamak amacındayız." dedi.

Koçak, belediyelerin görevinin sadece yol, su, kaldırım yapmak olmadığını vurgulayarak, "Bölgemizin değerlerine de sahip çıkıyoruz. 3-5 yıl öncesine kadar çiftçimiz sadece yiyeceği kadar bağrıbütün ekiyordu. Yaptığımız çalışmalarla ekim alanları her geçen yıl artıyor, daha planlı ekimler yapılıyor. Talepler artıyor ve şu an kilosu 5 liradan satılıyor. Coğrafi işaret belgesi alınması için bize büyük destek veren Bozok Üniversitemiz öğretim üyelerine ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum." diye konuştu.
04.09.2020
Devamı

Tigem’den Silaj İhalesi

Tarım ve Orman Bakanlığının bağlı kuruluşu Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Gökhöyük Tarım İşletmesi Müdürlüğü, mısır silajı nakliye ve sıkıştırma işini ihale edecek. Resmi Gazete'de yayımlanan ilana göre, 18 ton üzeri kapasiteli damperli kamyon ile 430 sefer hasıl mısır silajı nakliyesi ve teknik şartnamede belirtilen makineyle 100 saatlik mısır silajı sıkıştırma işi için ihale düzenlenecek.İhale şartnamesi Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünde, tigem.gov.tr internet sitesinde ve idarenin adresinde ücretsiz görülebilecek ya da 100 liraya satın alınabilecek.Kapalı teklif usulüyle yapılacak ihalede teklif mektupları en geç 17 Eylül saat 14.30'a kadar Gökhöyük Tarım İşletmesi Müdürlüğüne verilecek veya söz konusu saatten önce ulaşacak şekilde postayla gönderilecek. İlk ihalede netice alınamadığı takdirde ihale, 24 Eylül'de aynı yer ve saatte tekrarlanacak.

04.09.2020
Devamı

Türkşeker'den Sözleşmeli Tarım Modeli

Antalya bölgesinde sera üreticileri ve sektör temsilcileri ile bir araya gelen Türkşeker Genel Müdürü Mücahit Alkan, hububat ve gıda sektöründe uygulamaya koyduğu 'Sözleşmeli Tarım Modeli'nin çiftçiler tarafından büyük bir coşkuyla karşılandığını söyledi. Alkan, Türkşeker olarak aynı ilgiyi sera çiftçisiyle de yaşamak istediklerini kaydetti. Alkan, çiftçilerin girdileri temin etme hususunda kredi ve faiz yükü altına girmek zorunda kaldığını belirtti. Sözleşmeli tarım modeliyle çiftçinin tüm girdilerinin Türkşeker tarafından karşılanacağını, bu sayede çiftçinin kredi ve faizden kurtulacağını ifade eden Alkan, "Türkşeker Ankara, Ereğli ve Ilgın fabrikalarında belirlediği alanlarda sera üretimine başlayacak. Türkşeker milli emlak genel müdürlüğünün belirleyeceği hazine arazilerinde de sera üretimine geçecek. Gıda fiyatlarını dengelemek, istihdamı artırmak ve ithal ürünlerin Türkiye'de yetiştirilmesini sağlamak için hububat ve gıda sektöründe başlattığımız 'Sözleşmeli Tarım Modeli'ni seracılık sektöründe de hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Belirlenen araziler sera üretimi yapmak isteyen fakat yer problemi yaşayan çiftçilere avantajlı fiyatlarla kiralanacak. Bu konuda özellikle genç çiftçilerimize pozitif ayrımcılık minimize edilmesi için gayret sarf ediyoruz. Sera yapımında kullanılan hammadde ve diğer malzemelerin toplu temini ve aracıların ortadan kalktığı bir yöntemle sera yatırımlarında yüzde 25 ile yüzde 30 uygulamayı planlıyoruz. Türkşeker sera yatırımlarında girdi maliyetlerini düşürmek için çalışıyor. Girdi maliyetlerinin arasında bir kazanç elde etmeyi hedefliyoruz" dedi.
 
04.09.2020
Devamı

TÜİK Verilerine Göre Ağustos Ayında Gıda Fiyatları Düştü!

TÜİK verilerine göre ağustos ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yüzde 0,08’lik bir azalma meydana geldi. Öte yandan Birleşik Kam-İş Konfederasyonu; 1 Eylül’de sunduğu raporunda gıda fiyatlarının bir yılda yüzde 26,2 olduğunu öne sürmüştü.

En düşük artış ise yüzde 2,44 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti. En yüksek artış, yüzde 26,99 ile çeşitli mal ve hizmetler grubunda gerçekleşirken; bunu yüzde 14,68 ile sağlık sektörü izledi.

Hazırlanan raporda en yoksul yüzde 20’lık kesimin aile bütçesinin gıdaya ayırdığı pay önceden yüzde 28,7 iken, yüzde 30,7’ye yükseldi.

Yıllık en düşük artış %2,44 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, %6,37 ile haberleşme, %6,61 ile eğlence ve kültür ve %8,50 ile eğitim oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, %26,99 ile çeşitli mal ve hizmetler, %14,68 ile sağlık ve %13,51 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu.

Alternatif araştırma: Gıda fiyatları bir yılda yüzde 26 arttı

Öte yandan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Ar-Ge birimi KAMUAR’ın, halkın en fazla tükettiği 77 gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak yaptığı “halkın enflasyonu” araştırmasına göre, gıda fiyatları son bir yılda yüzde 26.2 oranında arttı.

12 aylık ortalama fiyatlara göre artış ise yüzde 32.2 olarak hesaplandı. Gıda harcamaları ağustosta bir önceki aya göre yüzde 0.5 oranında artarken, ocak-ağustos dönemindeki fiyat artışı da yüzde 15.2’yi buldu.

Gıda fiyatlarının diğer harcamalara göre daha yüksek oranda arttığı 2019 yılında en yoksul yüzde 20’lik kesimin aile bütçesinden gıda için yapmak zorunda olduğu harcamanın payı yüzde 28.7’den yüzde 30.7’ye yükseldi. En zengin yüzde 20’lik kesimin gıda harcamalarının toplam aile harcamaları içerisindeki payı ise yüzde 15.4’ten yüzde 15.3’e indi.

Türkiye’deki ailelerin gıda için harcadıkları her 100 liranın 17.8 lirasını pirinç, ekmek, bulgur, buğday unu, makarna ve şehriye gibi ürünler oluşturuyor. Diğer ülkelere göre miktar olarak çok az tüketilmesine rağmen, dünyanın belki de en yüksek fiyatlarının geçerli olması nedeniyle et ve balık için yapılan harcamalar ise gıda harcamalarının yüzde 19.4’ünü oluşturuyor.
04.09.2020
Devamı

TİGEM 2020 Tohum Satış Fiyatlarını Açıkladı Çiftçi Hibe Desteği İstiyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) 2020 tohum satış fiyatlarını açıkladı.
Açıklanan fiyatlara bakıldığında 2019’a göre ortalama yüzde 20 zam yapıldığı dikkat çekiyor. Geçen yıl tonu 2 bin 100 lira olan tohumluk makarnalık buğday fiyatı 2020’de 2 bin 500 liraya çıkarıldı. Ekmeklik buğday tohumluğunun tonu 1900 liraydı, 2 bin 300 lira oldu. Arpa tohumluğunun tonu 1700 liradan 2 bin liraya yükseldi. Tritikale ve yulaf tohumluğunun tonu 1750 liradan 2 bin 100 liraya çıkarıldı.
Bu fiyatlara ilaç, bayi karı, nakliye eklenecek Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre açıklanan bu fiyatlara bazı ilaveler yapılacak. Açıklanan fiyatlara;
Kök ve kök boğazı çürüklüğüne karşı ilaçlanan tohumlukların kilogram fiyatına (KDV Hariç) 4 kuruş ilave olarak eklenmesi,
Tarım ve Orman Müdürlüklerine, İl Özel İdarelerine, Belediyelere, Üniversitelere ve İşletmelerden çiftçilere yapılacak doğrudan peşin bedelle tohumluk satışlarında, dağıtıcı kuruluşlara uygulanan peşin satış fiyatı üzerine 0,20 TL/ Kg eklenmesi,
Dağıtıcı kuruluşların, belirlenen tohumluk satış fiyatları üzerine nakliye, sigorta v.s. masraflar ve kar karşılığı azami %14’e kadar ilave yapılarak belirlenecek fiyat üzerinden, çiftçiye satışı yapılması öngörülüyor.
Çiftçi yüzde 75 hibe desteği istiyor Tarım ve Orman Bakanlığı, koronavirüs sürecinde çiftçilere destek olmak ve daha fazla ekim yapılması amacıyla yazlık ekim yapılan alanlarda çiftçilere %75 doğum desteği sağladı. Bu destekten çok sınırlı sayıda çiftçi yararlanabildi. Çiftçiler bu desteğin güz ve kışlık ekimlerde ülke genelinde uygulanmasını istiyor.
04.09.2020
Devamı

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Pamuk Üreticisi Prim Artışı Bekliyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, pamuk üreticisinin prim desteğinde artış beklediğini bildirerek, “Pamukta üretim düşüyor. Üretim artışı üreticinin desteklenmesine bağlıdır. Pamukta kendi kendine yeten üretime ulaşabilmemiz için üreticilerimiz teşvik edilmelidir” diye konuştu.

Bayraktar, pamuğun, yüksek katma değer sağlayan bir tarım ürünü olması, üretim, istihdam ve ihracat açısından lokomotif sektör konumunda olan tekstil ve konfeksiyon sektörü için temel girdi niteliğinde olması, doğrudan veya dolaylı şekilde milyonlarca insana istihdam sağlaması nedeniyle stratejik bir önem arz ettiğini bildirdi.

Türkiye’nin, pamuk ekim alanında dünyada 11’nci sırada olmasına rağmen, verimde dünya ikincisi olduğunu belirten Bayraktar, Türkiye’de hektara 1944 kilogram olan pamuk veriminin, 790 kilogram olan dünya ortalamasının oldukça üzerinde olduğunu vurguladı.

Pamukta ekim alanlarındaki değişimin, çiftçinin kazancıyla; yani ürün maliyetleri, fiyat ve desteklerle doğrudan ilişkili olduğunu belirten Bayraktar şöyle devam etti:

“Ülkemizde, 2000 yılında 6 milyon 541 bin dekar olan ekim alanı son 20 yılda hızla daralarak 2019 yılında yüzde 27 azalmayla 4 milyon 778 bin dekara kadar gerilemiştir. Bu dönemde üretim ise 2 milyon 260 bin tondan 2 milyon 200 bin tona düşmüştür. Ekim alanlarında yaşanan yüzde 27 oranında düşüşe rağmen üretimdeki azalışın çok az olmasının sebebi, verim artışından kaynaklanmaktadır.”

 

“Pamuk ithalatında koruma önlemi bulunmamaktadır”

Türkiye’de, pamuk üretiminin tüketimi karşılama oranının yüzde 60’da kaldığını belirten Bayraktar, üretimdeki bu açığın ithalatla karşılandığına işaret etti. 2019 yılında yaklaşık 935 bin ton lif pamuk ithalatına 1,6 milyar dolar döviz ödendiğini belirten Bayraktar şöyle devam etti:

“Pamuk, AB-Gümrük Birliği Anlaşması kapsamında, sanayi ürünü olarak işlem görmesi nedeniyle, pamuk ithalatında koruma önlemi bulunmamaktadır. Bu anlaşmanın yerli üreticimizi mağdur ettiği göz önünde bulundurulmalı, bu dezavantajın giderilmesi için üreticimiz daha fazla desteklenmelidir. Türkiye toprakları pamuk üretimine elverişlidir ve Türk çiftçisi ülke ihtiyacını sağlayacak hatta ihracat yapacak çalışma azmine sahiptir.”

 

Yapılması gerekenler

Pamuk üreticilerinin fiyat konusundaki belirsizlik nedeniyle tedirginlik yaşadığını belirten Bayraktar, pamuk üreticisinin üretime devam edebilmesi için alınması gereken tedbirleri şöyle sıraladı:

“Gübre, elektrik, ilaç gibi yüksek girdi fiyatları üreticinin maliyetlerini enflasyonun çok üzerinde artırmış, çiftçi borçlanarak ekim yapmak zorunda kalmıştır. Bu nedenle üreticiye verilen desteklerin artırılması önem arz etmektedir.

2017 yılından itibaren kilogramda 80 kuruşa çıkarılan prim desteği 1 lira 50 kuruşa yükseltilmelidir.

Primde dekar başına 500 kilogramlık verim üst sınırı uygulaması kaldırılmalıdır.

Özellikle gübre, ilaç, elektrik gibi girdi fiyatları ve sulama ücretleri makul düzeylere çekilmelidir.

Üreticilerimizin hasat ettiği pamuğun tatminkâr bir fiyatla alınması için Tariş, Çukobirlik, Antbirlik gibi tarım satış kooperatifleri güçlendirilmeli ve müdahale alımı yapmaları sağlanmalıdır.

Pamuk üreticimiz korunmalı, pamuk, gümrük birliğinde tarım ürünleri kapsamına alınmalı, gümrük vergileri tekrar konulmalıdır.

Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiye göre pamuk maliyeti illere göre değişmekle birlikte beklenti, kilogram fiyatının en az 5 lira olması yönündedir.

Üretim, verimlilik ve çiftçimizin deneyim üstünlüğüne sahip olduğu bu ürünü sektörde yer alan sanayicilerimizin de sahiplenmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından önemlidir.

Sanayi ürünü kapsamında değerlendirilen pamuk tarım ürünü olarak işlem görmelidir.”
04.09.2020
Devamı

2020 Dönemi Çeltik Alım Fiyatları Açıklandı

(TMO) Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünce 2020 dönemi çeltik alım fiyatları açıklandı.

Kurumdan yapılan yazılı açıklamada 2020 dönemi çeltik alım fiyatları ise şöyle;

2020 dönemi
55 randımanlı Baldo çeşidi çeltik alım fiyatı; 4.500 TL/Ton,
60 randımanlı Osmancık çeşidi çeltik alım fiyatı; 3.600 TL/Ton,
65 randımanlı Luna çeşidi çeltik alım fiyatı; 3.200 TL/Ton,
olarak belirlenmiştir. Denildi.
Öte yandan TMO dan yapılan açıklamada “60 randıman Osmancık çeşit çeltik için belirlenmiş olan 3.600 TL/Ton alım fiyatı, Bakanlıkça verilen yaklaşık 190 TL/Ton prim ve diğer desteklerle birlikte 3.790 TL/Tona kadar yükselmektedir”. İfade edildi.
Randıman Değeri ve Pirinç Bin tane Ağırlıkları eklendi
Son yıllarda Ülkemiz üretiminde çeşit sayısının hızla artmasıyla birlikte kaliteli üretimin teşvik edilebilmesi ve çeşitlerin korunması bakımından geçtiğimiz yıllardan farklı olarak bu yıl çeltik alım baremine çeşitlerin özelliklerine göre ortalama randıman değerleri ve pirinç bin tane ağırlıkları eklenmiştir.
Üreticilerimizin dikkat edeceği hususlar;
TMO’ya ürün teslim edecek üreticilerimizin, alım noktalarımızda herhangi bir zorlukla karşılaşmamaları için;
Covid-19’a karşı önlemlerini mutlaka almaları,
ÇKS bilgilerini güncellemeleri, randevu almaları ve ürünlerini randevu alınan gün getirmeleri, anlaşmalı bankalardan alınacak ürün kartı veya banka hesap numaraları ile alım noktalarına gelmeleri,
Lisanslı depolara ürün teslim edeceklerin bankadan ELÜS işlem emrine izin veren yatırım hesabı açmaları ve TÜRİB acentelerine başvurarak TÜRİB’e üye olmaları, ürünün, iş yerlerimize/lisanslı depolara ürün sahibi tarafından veya vekâlet verilerek getirilmesi,
gerekmektedir.
Üreticiler, TMO işlemleri ile ilgili her türlü bilgiyi TMO internet sitesinden (www.tmo.gov.tr), TMO iş yerlerinden ve Alo Ürün Hattından [312 416 34 10 (8 hat)] alabileceklerdir.
 
 
03.09.2020
Devamı

Tekirdağ'da Tarım ve Teknoloji Fuarı Kapılarını Açtı

Tekirdağ’da 10 yıldır devam eden Tarım ve Teknoloji Günleri Fuarı, 122 bin metrekare açık alanda korona virüs tedbirleriyle kapılarını açtı.
2011 yılından beri her yıl Tekirdağ Süleymanpaşa Karaevli’de düzenlenen açık alan uygulamalı Tarım ve Teknoloji Günleri Fuarı, bu sene 25 Eylül tarihleri arasında Covid19 tedbirleri dikkate alınarak ziyaretçileriyle buluştu. Fuarın açılışına Tekirdağ Valisi Aziz, Yıldırım, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Tekirdağ milletvekilleri, kurum müdürleri ve çok sayıda davetli katıldı.

Fuar girişlerinde alınan tedbirler kapsamında ateş ölçümleri yapıldıktan sonra maske ve sosyal mesafe kurallarına uygun olarak ziyaretçilerin ve katılımcıların sağlıklı bir fuar ziyareti gerçekleştirmesi sağlandı. Zirai ilaç, tohum ve gübre üreticilerinin en yeni ürünlerini tarlada uygulanmış olarak ziyaretçilere tanıtma şansını yakalayan fuarda aynı zamanda ziyaretçiler tarım profesyonelleri ve uzmanlarından kendi işletmeleri için ihtiyaç duyabilecekleri ürünler ile ilgili tüm bilgileri alabilecek. 122 bin metrekarelik fuar alanında ziyaretçilerin ilgisini çekecek tarla bitkileri ve bahçe bitlerinin yanı sıra alternatif bitkilerde yer alıyor. Tarımsal mekanizasyon ve Traktör firmalarının en yeni teknolojilerinin yer aldığı fuar ziyaretçilerine, aynı ürün gamında farklı markaları aynı anda görüp kıyaslama yapabilme ve alım kararını verme imkanı sunuyor.

“Kendi kendini besleyebilen 6 ülkesinden biriyiz”

Tekirdağ Valisi Aziz Yıldırım fuar açılışı öncesi yaptığı açıklamada, “Hepinizin bildiği gibi 10 yıldan beri başarıyla devam eden fuarın açılışına katıldık. Bu fuarlar bize şunu gösteriyor ki tarım ülkemizde bizim için baş rolde çok öneme sahip. Biz bunu hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. Fuarlar, tarımda yeni gelişmeleri, yeni teknolojileri, yeni üretim şekillerinin sergilendiği, öğretildiği ve öğrenildiği alanlar. Hakikatten tarımımıza ve hayvancılığımıza çok büyük bir ivme kazandırıyor. Ben tarım fuarlarını dolaştığımda o kadar güzel makinalar görüyorum ki, o kadar çok üretim modelleri ile karşılaşıyorum ki bunların büyük sahalarda yer aldığını düşünerek te çok seviniyoruz. Dünyanın kendi kendini besleyebilen 6 ülkesinden biriyiz” diye konuştu.

Fuarın ikinci gününde Tekirdağ Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından buzağı ırk tanıtımı ve damızlık inek yarışmaları düzenlenecek. Aynı zamanda Tekirdağ Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından koyun kırkım yarışması ve merinos koç güzellik yarışmaları düzenlenecek. Bu yarışmalarda dereceye giren hayvanların üreticilerine çeşitli ödüller takdim edilecek.
 
03.09.2020
Devamı

Covid 19 Salgınına Rağmen Tarım Sektörü Büyüme Devam Ediyor

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde birçok ülke ekonomisi ve sektörü küçülürken, Türkiye'de tarım sektörü 8'inci çeyrekte de büyümesini sürdürdü. Salgının etkili olduğu nisan-haziran döneminde sektörün büyüme oranı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4'ü buldu.
AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgiye göre, ülke ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,4 büyümesine karşın, Kovid-19 salgını ve kısıtlama tedbirlerinin etkisiyle ikinci çeyrekte yüzde 9,9 daraldı.

Gayrisafi yurt içi hasılayı (GSYİH) oluşturan faaliyetler incelendiğinde, nisan-haziran döneminde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla zincirlenmiş hacim endeksi olarak bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 11, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 27,8, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 1,7 arttı.

Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü de zorlu sürece karşın büyüme gösterdi. Geçen yıl, 2018'e göre yüzde 4,8 büyüyen tarım, ormancılık ve balıkçılık sektöründeki büyüme trendi, yılın ilk çeyreğinde de 2019'un aynı dönemine kıyasla yüzde 2,6 artışla sürdü. Sektör, Kovid-19 salgını ve tedbirlerinin etkili olduğu yılın ikinci çeyreğinde de büyümesine devam etti. Nisan-haziran döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 büyüyen sektör, böylece 8 çeyrek üst üste büyüme başarısı gösterdi.
İktisadi faaliyet kolları içinde tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü hacim olarak da yılın ikinci çeyreğinde 17 milyar 972 milyon liradan 18 milyar 683 milyon liraya yükseldi.

"Büyümede sürekliliğin sağlanması çok önemli"
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, yılın ikinci çeyreğinin tarım sektöründe birçok ürünün üretim zamanı olduğunu söyledi. Suiçmez, "Sektörde büyümenin sürekliliğinin sağlanması çok önemli. Tarımın desteklenmesi, üretime devam etmemiz ve büyümedeki sürekliliğin sağlanması dış ticaret açısından da çok önemli. Bu dönemde girdi fiyatlarının yükselmesi tarımsal üretimi olumsuz etkiledi. Girdi fiyatları bu kadar yüksek olmasaydı belki daha yüksek büyüme oranına ulaşacaktık. Verilerin daha iyi değerlendirilebilmesi için ekim alanları ve üretim miktarları bilgisine de ulaşmamız lazım." dedi.
Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş da tarım sektörünündeki büyümede market alışverişlerinin artmasının etkili olabileceğini bildirdi. Demirtaş, "Tarım sektörü pandemi sürecinden güçlenerek çıktı." diye konuştu.

Salgın sürecindeki destekler de etkili oldu
Tarım sektöründeki büyüme trendinin devamında sağlanan destekler de etkili oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, tarımsal üretimin kesintisiz devam etmesi için sektörel bazda yönlendirmeler yapıldı. Tarımsal desteklerin yüzde 77'si 7 ay içinde ödendi. Kovid-19 salgınının etkili olduğu nisan ve mayıs aylarının tarımsal kredi borçları ertelendi. Tohumun yüzde 75'i çiftçilere hibe olarak verilerek, ekilmeyen hazine arazileri üretime kazandırıldı.

Tarım sektörünün son 3 yıllık büyüme rakamları şöyle:
 
Yıllar 1. çeyrek (%) 2. çeyrek (%) 3.çeyrek (%) 4. çeyrek (%)
2018 7,5 -1,3 2,8 0,8
2019 3,9 4,6 4,0 2,5
2020 2,6 4,0  

 
 
 
03.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli:Türkiye tohumculuk alanında dünyada ilk 10 ülke arasında yer alıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2020 yılı itibariyle Bakanlığa bağlı Araştırma Enstitüleri tarafından tarla bitkilerinde 74, bahçe bitkilerinde 8 çeşidin tescil edildiğini belirterek toplamda 82 yerli tohum çeşidini sektörün kullanımına sunduklarını söyledi.
Bakan Pakdemirli, video konferans aracılığıyla TİGEM Tohum Bayileri toplantısına katıldı.

Burada bir konuşma yapan Bakan Pakdemirli, tarımsal üretimin başlangıcı olan tohumun gelecek için tüm dünyada kritik ve stratejik bir öneme sahip olduğunu dile getirdi.
Pakdemirli, geçen yıl Tarım Orman Şûrası’nda tohumculuk konusunu etraflıca ele aldıklarını ve sonrasında da tohumla ilgili yol haritasını kamuoyuyla paylaştıklarını söyledi.
Önümüzdeki 30 yılda dünya nüfusunun 10 milyara yaklaşacağını ve Türkiye nüfusunun da 100 milyonu geçeceğini belirten Pakdemirli, “Nüfusun bu kadar artacak olması önümüzdeki 30 yıl içerisinde gıdaya talebin %60 oranında artacağını; hatta sadece insanlar değil, hayvanlar için de gıda ihtiyacının artarak devam edeceğini göstermektedir. Bu nedenle; gelecekte gıda arz güvenliğinin sağlanması için tohumun genetik kodlarının iyi okunması ve planlamaların ona göre yapılması, artık hayati öneme sahiptir.” diye konuştu.

Türkiye’nin tohumculuk alanında dünyada ilk 10 ülke arasında yer aldığına işaret eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Sertifikalı tohum üretimimiz, 2002 yılında 145 bin ton iken, bugün 8 kat artışla, 1 milyon 143 bin tona çıkmıştır. Yine 2002 yılında, 17 milyon dolar olan tohum ihracatımız, 2019 yılında 9 kat artışla, yaklaşık 150 milyon dolara çıkmıştır. 2002 yılında tohum ihracatının ithalatı karşılama oranı %31 iken, 2019 yılında bu oran %86’ya ulaşmıştır.
Ülkemizde en fazla üretim alanı bulan buğday ekilişlerinde; 2002 yılında 80 bin ton olan sertifikalı tohum kullanımı, 2019 yılında 5  kat artışla 450  bin tona çıkmıştır. Yine ülkemizde ikinci büyüklüğe sahip arpa üretiminde kullanılan sertifikalı tohum artışı da, 42 kat olarak gerçekleşmiştir.
Keza bu artışları, bitkisel üretimin tüm alanlarında kullanılan çeşitlerdeki tohumlar için de sıralayabiliriz. İşte bütün bu artışlar, ülkemiz tohumculuk sektörünün hızla geliştiğini ve bir atılım halinde olduğunu göstermektedir.
Ancak, bu artışlar hala yeterli seviyede değildir! Bitkisel üretimimizin tamamında sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak, milli tohumculuk sektörümüzün gelişmesi için ilk şarttır.”



“TOHUMCULUK SEKTÖRÜNE 2,4 MİLYAR LİRA DESTEK SAĞLADIK”

Bakanlık olarak, tohumculuk sektörünün uluslararası rekabete uygun bir şekilde gelişmesini sağlamak, tarımsal üretimde verim, kalite ve güvenilirliği arttırmak, üreticilerimizin tohumluk maliyetinin bir kısmını karşılamak ve girdi maliyetini azaltmak için, son 18 yılda çok büyük destekler verdiklerinin altını çizen Pakdemirli, 2005’ten beri sertifikalı tohum ve fide/fidan kullanımını, 2008’ten bu yana sertifikalı tohumluk üretimini ve 2016 yılından itibaren de sertifikalı fidan üretimini desteklediklerini söyledi.

Bakan Pakdemirli, bu kapsamda 2,1 milyon çiftçiye 1,8 milyar lira sertifikalı tohum-fidan kullanım desteği ve 650 milyon lira tohum-fidan üretim desteği olmak üzere tohumculuk sektörüne toplamda 2,4 milyar lira destekleme ödemesi yaptıklarını dile getirdi.
Yine bakanlığa bağlı araştırma enstitülerinin farklı türlerde ve ülkemiz şartlarına uygun yerli çeşitler geliştirdiğini ve bunları çiftçilerin hizmetine sunduğunu hatırlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Özellikle, 2020 yılında tescil ettirilen çeşitlerle birlikte, 833 tarla bitkisi ve 242 sebze çeşidi geliştiren ve üreten Araştırma Enstitülerimiz; bilgi, beceri ve tecrübeleriyle, yerli ve milli tohumculukta büyük pay sahibi olduklarını bir kere daha ortaya koymuşlardır.
Ayrıca 2019 yılında, üretilen toplam 1 milyon 143 bin 466 ton sertifikalı tohumluk miktarının 503 bin 557 ton ile %44’ü,sadece Bakanlığımıza bağlı Araştırma Enstitülerimiz tarafından üretilen %100 yerli ve milli tohumlardan sağlanmıştır.

2020 YILINDA 82 YERLİ TOHUM ÇEŞİDİ SEKTÖRÜN HİZMETİNE SUNULDU
2020 yılı itibariyle Bakanlığımız Araştırma Enstitüleri tarafından; Tarla bitkilerinde 74, Bahçe bitkilerinde 8 çeşit tescil edilmiş olup, toplamda 82 yerli tohum da sektörün kullanımına sunulmuştur. 
Diğer taraftan; 10 adet Yerli Patates çeşidi geliştirilerek tescil ettirilmiştir. Çeltik tohumluğunda ithalattan ihracata geçilmiş ve ilk “Yerli Siyah Çeltik” çeşidi geliştirilmiştir. Lif amaçlı endüstriyel tip kenevir çeşidini geliştirmeye yönelik işbirlikleri yapılmıştır. Tarla bitkilerinde sağlık yönünden özellikle mineral madde içeriği ve yarayışlılığı yüksek çeşit ıslah çalışmalarına başlanmıştır.

“Türkiye F1 Hibrit Sebze Çeşitlerinin Geliştirilmesi ve tohumluk Üretiminde Kamu-Özel Sektör İşbirliği Projesi” ile yerli hibrit sebze çeşitlerinin kullanım oranı, son 18 yılda %10’dan %60’a çıkarılmıştır. Ayrıca enstitülerimizdeki sebze gen havuzu büyüklüğü 10 kat artmış ve 8 sebze türüne ait 15.000’den fazla örnek, 5 araştırma enstitümüzde muhafaza altına alınmıştır. 21 özel sektör tohum firması ile işbirliği kapsamında 200’den fazla genetik materyal de özel sektöre aktarılmıştır.

Yazlık sebze türlerinde 320 nitelikli hat ve 42 çeşit geliştirilmiş olup, bunlardan 214 hat ve 31 çeşit özel sektöre devredilmiştir. İlaç, parfümeri, gıda, tekstil ve bazı diğer sektörlerin ihtiyacı olan tıbbi ve aromatik bitkilerin yurtiçinde temin edilebilmesi için de araştırma enstitülerimiz, 14 farklı türde toplam 24 çeşit tescil ettirmiştir.”
“ÇİFTÇİ EĞİTİMLERİ SAYESİNDE TOHUM ÜRETİMİNDE VERİM VE KALİTE ARTACAK”
Tohumculuğa verdikleri önemin bir göstergesi olarak Şubat ayında “Atadan Toruna Tohum Seferberliği” lansmanını yaptıklarını anımsatan Pakdemirli, lansman kapsamında eğitim, test ve sertifikasyon, analiz ve fidan ihtisas eğitimi olmak üzere, 4 ayaklı bir strateji izlemeye karar verdiklerini söyledi.

Çiftçi eğitimi projesi kapsamında, 2 yıl süre ile 15 bin tohum yetiştiricisine; modern tarımsal teknolojilerin kullanıldığı kaliteli tohum üretimini hedefleyen yetiştiricilik metotları hakkında teorik ve pratik eğitimler vermeye başladıklarını anlatan Pakdemirli, “Bilgi birikimi yüksek bir tohum yetiştirici kitlesi oluşturulacak ve tohum sanayicisinin talep ettiği istekli, bilgili ve tekniğine uygun tohum üreten tohum yetiştiricileri yetiştirilecektir. Böylece ülkemiz ihtiyacına uygun olarak, üst kademe sertifikalı tohumluk üretim planlaması sağlanacak, sertifikalı tohum üretiminde verimliliği artırılacak ve üretim kayıplarını azaltarak kalite yükseltilecektir. Ülkemiz tohumluk sektörünün ihracat kapasitesi artırılarak ithalat düşürülecektir.” diye konuştu.
Pakdemirli, diğer taraftan ise Tohum Veri Tabanı ile Türkiye’nin dijital tohum arşivi ve kataloğu ile tüm resmi ve özel yetkili laboratuvarların, üniversitelerin, tohum analistlerinin yararlanabileceği bir veri tabanını kurmaya başladıklarını dile getirdi.

“TİGEM SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİNDE ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYOR”
TİGEM’in sertifikalı tohumluk üretimi ve çiftçilere dağıtımı konusunda önemli çalışmalar yürüttüğünün altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti:
Bu kapsamda 2020 yılında; 24 çeşitte 175 bin ton buğday, 6 çeşitte 20 bin ton arpa, 3 çeşitte 5 bin ton tritikale, 4 çeşitte 230 ton yonca, 6 çeşitte 1.375 ton fiğ, 2 çeşitte 510 ton korunga, 5 tür 6 çeşitte 1000’er adetlik 207 bin paket sebze tohumluğu üretti. Ve modern tohum hazırlama tesislerinde hızla tohum üretimine başladı. İnşallah TİGEM tarafından sertifikalı tohumlarının ekim sezonundan önce, ülkemiz coğrafyasının tüm bölgelerine dağıtılmasını ve siz değerli bayilerimiz tarafından ülkemiz çiftçileriyle buluşturulmasını sağlayacağız.”
TİGEM’İN TOHUMLUK SATIŞ FİYATLARI BELLİ OLDU
TİGEM’in 2020 yılı sezonunda pazara arz edeceği hububat fiyatları ile 2020 yılı sertifikalı tohum fiyatlarını kapsamlı bir piyasa araştırması ve sektör değerlendirmeleri ile belirlediklerini söyleyen Pakdemirli, “Buna göre, TİGEM 2020 yılı sertifikalı tohum fiyatlarını; makarnalık buğdayda kilogramda 2,50 lira, ekmeklik buğdayda kilogramda 2,30 lira, tritikalede kilogramda 2,10 lira ve arpada kilogramda 2,00 lira olarak belirledik. TİGEM yetkili bayilerine, işletme teslimi satış olarak belirlenen bu fiyatlara, bayilerimizin tüm maliyetleri içinde en fazla %14 artış yaparak ve üzerine %1 KDV uygulayarak, çiftçilerimizle buluşturulmasını sağlıyoruz.” diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılmasında bayilerin çok büyük rolü olduğunu söyledi.

“2023 YILI SONUNA KADAR SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİ 1,5 MİLYON TONA ÇIKACAK”
Bakan Pakdemirli, Yerli ve Milli Tohumculuğun Geliştirmesi ve Yaygınlaştırılması kapsamında 2023 yılı sonuna kadar sertifikalı tohum üretimini 1,5 milyon tona çıkarmak istediklerini vurguladı.
Pakdemirli, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ve Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) işbirliği ile 2018 yılında uygulamaya konulan “Yerli Sebze Tohumculuğunun Geliştirme Projesi”nin bu yıl ilk ürünlerini vermeye başladığını, projeyle ülkemiz sebzecilik sektörünün verim ve kalitesi yüksek, tohum ihtiyaçlarının yerli ve milli olarak ülkemiz üretimlerinden karşılamayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, konuşmasının ardından 6 çeşit sebze tohumunun tanıtımını yaptı. ​
 
 
02.09.2020
Devamı

Koyun Sürüsü Tarım İlacı İle Zehirlendi

Adana'nın Kozan ilçesine bağl Güneri Mahallesi'nde hayvancılık yapan Döndü Araz, yemek için eve gittikten iki saat sonra ahırdaki 40 koyununun telef olduğunu gördü.

TARIM İLACIYLA ZEHİRLENDİLER
Olayın İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne bildirilmesi üzerine bölgeye gelen veteriner hekim, koyunların tarım ilacıyla zehirlendiğini tespit etti. 165 koyunu bulunan Ayşe Araz, veteriner hekimin tarım ilacı ile sürüsünün zehirlendiğine dair rapor tuttuğunu, bunu yapan kişinin mutlaka bulunmasını istedi.
 
 
02.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: 3,2 Milyon Lira Fındık Üreticilerinin Hesaplarına Yatırıldı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) ürünlerini teslim eden fındık üreticilerine alım bedellerini hemen ödediklerini belirtti. Pakdemirli "Bugün itibarıyla 3,2 milyon lira üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı." ifadelerini kullandı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir  Pakdemirli, Twitter hesabından fındık alımlarına ilişkin paylaşımda bulundu.

Fındık alım bedellerinin hemen ödendiğini vurgulayan Pakdemirli, "Başta Giresun fındık üreticilerimiz olmak üzere, TMO'ya ürünlerini teslim eden üreticilerimize fındık alım bedellerini hemen ödüyoruz. Bugün itibarıyla 3,2 milyon lira üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı. Bereketli olsun." değerlendirmesinde bulundu.

01.09.2020
Devamı

Mersin’li Çiftçiden Ters Ev

Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de yaygınlaşan ters evlere bir örnek de Mersin'in Çamlıyayla ilçesine bağlı Çayırekinliği Mahallesi'nden çıktı.

Yaz aylarında yaylacıların akınına uğrayan mahallede çiftçilik yapan Derya Sakallı, babasına ait boş arsaya geçen ay 250 bin TL yatırımla ters duran dubleks ev inşa ettirdi.

100 metrekare büyüklüğündeki evde mutfak, yatak odası, salon takımları, çocuk odası, tuvalet-banyo donanımları ile birlikte halıların üzerindeki oyuncaklar da özenle hazırlanıp, ters şekilde yerleştirildi.

İlçedeki vatandaşlar tarafından beğeniyle karşılanan ve giriş ücreti istenmeyen ters ev, fotoğrafseverlerin de uğrak noktası oldu.

Evin sahibi Sakallı, ilçe turizminin gelişmesine katkı sağlamak için ters ev de inşa ettiğini söyledi.

2020 yılının ters giden bir yıl olduğunu söyleyen Sakallı, "Seller, doğal afetler, koronavirüs nedeniyle 2020 yılı ters giden bir yıl olunca, 'evimizi de ters yapalım' dedik, o da ters oldu." dedi.
01.09.2020
Devamı

Yerli Mısır Verimi Artırdı

Kırklareli'nde geliştirilen ve verimliliği ile dikkati çeken yerli mısır çeşidi 'aga' ile üreticilerin yüzü gülecek. Kırklareli Tarım ve Orman Müdürü Funda Eylem Özel 'Burada dekar başına 12 tonluk bir verimden bahsediliyor’ dedi.
Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve Pehlivanköy Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde yürütülen “Trakya'ya mısırın agası geliyor” projesi kapsamında, Kırklareli'nin Armağan köyünde oluşturulan demostrasyon sahasındaki çalışmalar sonucu, geliştirilen yerli mısır tohumunun, ithal çeşitlerine göre dekara yaklaşık 6 ton daha fazla verim sağladığı tespit edildi.
 
“Aga” ismi verilen mısır çeşidinin ithal mısırlara göre verim ve kalitesinin yüksekliğiyle ön plana çıktığını aktaran Özel, üretici ve besicilerin yerli ve milli tohumlara yönelmesini istediklerini belirtti. Bazı ithal tohumlarda dekarda yaklaşık 4 ton verim elde edildiğini anlatan Özel, 'aga' çeşidinde ise dekar başına yer yer 10 ya da 12 tonluk verim gözlendiğini aktardı.
İthal tohuma göre geliştirilen yerli tohumun birçok avantajı olduğunu anlatan Özel, konuşmasına şöyle devam etti: “Yeni geliştirilen 'ağa' ismini verdiğimiz mısır çeşidinde ithal tohumlara göre yüzde 100 oranında bir verim artışı var. Ekonomiye en büyük katkısı yerli ve milli olması. Dışa bağımlılığımızın olmaması çok büyük avantaj. Ayrıca besi hayvanlarının süt veriminde de yaklaşık yüzde 10 verim artışı sağlıyor. Boyunun uzunluğu ve dekara alınacak verimin yüksek olması, silajlık mısır üretiminde üretici için avantaj. Burada dekara 12 tonluk bir verimden bahsediliyor. Daha fazla kaba yem üretmesi, hayvanlara daha fazla besin ulaştırılması sürecini getirecektir. Normalde hayvancılık işletmelerinde hayvanların süt veriminin artması için dengeli beslenme rasyon dediğimiz programın oluşturulması gerekiyor. Sırf samana bağladığımız zaman süt verimi 10 kiloları, 12 kiloları geçmez. Ne kadar kaliteli kesif yem verirseniz, o kadar süt verimi artar. Birden süt verimi 20-25 kilolara çıkan durumlar var. Bu projede uyguladığımız 5 çeşit var ancak en çok biz 'aga'yı önemsiyoruz.”
 
Çiftçi Bülent Özkaya da yerli mısır çeşidinden çok memnun kaldığını vurguladı. İlk kez yerli mısır üretimi yaptığını ve ithal ürünlere göre yer yer 5-6 ton daha fazla verim elde ettiğini dile getiren Özkaya, “Çok yüksek bir verim çıktı. Yaklaşık dekarda 6 ton kadar fark var. İthal mısır ile aynı gübreyi kullanıyor ve aynı sulamayı yapıyoruz. Girdi maliyetlerimiz aynı ama yerli mısırda daha çok verim aldık” dedi.
 
01.09.2020
Devamı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Giresun’da İncelemelerde Bulundu

Giresun'un 22 Ağustos günü 50 yılda bir rastlanabilecek büyük bir yağış felaketine maruz kaldığını anımsatan Erdoğan, geçmiş olsun dileklerini iletti.

Afette hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır dileyen Erdoğan, "Devlet felaketin ilk anından itibaren tüm kurumları ve imkânlarıyla vatandaşının yanına, yardımına koşmuştur." dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun felaket gününden beri ekibiyle çalışmaları koordine ettiğini, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Çevre ve Şehircilik, ile Ulaştırma ve Altyapı başta olmak üzere tüm ilgili bakanların kendi görev alanlarıyla ilgili her hususu yakından takip ettiğini ifade eden Erdoğan, afetin ilk anından itibaren çeşitli kurumların 1264 araç ve 3 bin 672 personel ile çalışmalarda yerini aldığını aktardı.

Ekonomik ve sosyal hayatın süratle normale dönmesi için afet bölgesine desteklerin devreye sokulduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

" Üreticilerimize verilecek tarımsal destekleme ödemeleri erkene alınarak 8 milyon lira ödeme yapılmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi fındık alım tarihini bir hafta öne çekmiş ve alım noktası sayısını artırmıştır. Üreticilerimizin ödemeleri aynı hafta içerisinde yapılmaktadır. Balık yetiştiricilerimize 8 bin kırmızı benekli alabalık hibe olarak dağıtılmıştır. Biliyorsunuz bugün aynı zamanda balıkçılık sezonunun açılışı var. Bunu da Giresun'dan yapacağız inşallah. ORKÖY destekleri kapsamında toplam 5 milyon liralık hibe verilecektir. 2020 sonuna kadar Giresun iline özel hayvanlara yapılacak aşılarda bedel alınmayacaktır. Bölgede 55.000 dekar mera ve yaylanın ıslahı gerçekleştirilecektir"

"Giresun'da bir daha böyle bir afet yaşanmaması için toplam keşif bedeli 1 milyar 290 milyon lirayı bulan proje hayata geçirilecektir." müjdesini veren Erdoğan, ilk etapta 120 milyon liralık bütçe ile bent yapımı, ıslah, beton duvar ve kanal inşası, kargir duvar ve taş tahkimat inşası ile köprü yapımının gerçekleştirileceğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Harşit Çayı inşasında vadisindeki tüm kum, çakıl ocakları kapatılacak, derelere yapılacak müdahaleler mutlak kontrol altına alınacaktır. Aksu Deresi, Yağlıdere, Gelivera Deresi ve Harşit Çayı vadisinde Dünya Bankası kredisiyle entegre havza projesi hazırlanacak ve uygulanacaktır. Görüldüğü gibi yaraları sarmak, afetin izlerini ortadan kaldırmak, ilçelerimizi ekonomik ve sosyal olarak yeniden canlandırmak için her türlü tedbiri aldık, yatırımları planladık, çalışmalara başladık. Rabb'imiz dünyayı bir düzen üzere kurmuştur. Bu düzende tabiatın hakkı vardır. Tabii insanın hakkı vardır, diğer canlıların da hakkı vardır."

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'a inceleme sırasında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun, da eşlik etti.
01.09.2020
Devamı

Tarımsal İlaçta Drone Tasarrufu

Tarımda girdi maliyetlerinin düşürülmesi için projeler geliştirip uygulayan Tarnet a.ş, 800 milyon doları aşan tarım ilaçları kullanımını “drone’la” yüzde 45 azaltacak.

Pilot ürün olarak seçilen çeltikte, 1 yılda 150 milyon liralık tarım ilacı kullanıldığına dikkat çeken TARNET AŞ Genel Müdürü Huzeyfe Yılmaz, “Yaptığımız Ar-Ge çalışmaları sonucunda drone ile ilaçlama yapıldığında, ilaç kullanımının yüzde 45-50 oranında düşürülebileceğini gördük. Pilot ürün olarak çeltiği seçtik. Bugün 120 bin hektar alanda çeltik tarımı yapılıyor ve yıllık yaklaşık 150 milyon liralık ilaç kullanılıyor. Drone ile ilaçlama yaparak sadece ilaçta yıllık 70 milyon lira tasarruf sağlayacağız. Araziye tekerlekli araçların girmemesi nedeniyle, ilaçlama ve gübreleme işleminden kaynaklanan yüzde 15’lik ürün zayiatı da önlenmiş olacak. İlacı, Tarım Kredi Kooperatifleri’nden alan çiftçimize ise hizmeti ücretsiz vereceğiz. Çeltikten sonra mısır ve pamukla devam edeceğiz” dedi.

Tarım Kredi Kooperatiflerimin bin 600’ün üzerindeki hizmet noktasının ve 17 iştirak şirketinin bilişim altyapısını güçlendirmek amacıyla kurulan TARNET AŞ’nin son dönemde tarım teknolojilerine de odaklandığını ifade eden Yılmaz, “Tarım alanında Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirmeye başladık. Yürüttüğümüz birçok projemiz var. Tarım Kredi’nin sahadaki gücü ile TARNET’in çiftçiye dokunur, çiftçiye hizmet eden bir tarafının da olmasını istedik. Aslında çok geniş bir hareket alanı var, ama kısaca girdi maliyetlerinin düşürülmesi, tarımsal veri ve farkındalık olmak üzere üç ana konuya odaklandık” şeklinde konuştu.

Yılmaz, “Girdi maliyetlerinin düşürülmesinde öncelikle ilaçlama konusuna eğildik. Bunun için de en doğru teknolojinin İnsansız Hava Aracı olduğunu gördük. İlaçlamayı tekerlekli bir makine ile yapmadığınız için tarla ve ürün ezilmiyor. Doğru ilacı doğru miktarda vermek de önemli. Bu nedenle ilk etapta ilaçlama zorlukları ve İHA ile ilaçlamanın yüksek verimliliği nedeniyle çeltik ürününü seçtik. Mevcut yöntemlerin öncelikle sağlık sorunlarına, sonrasında ürün kayıplarına neden olan sakıncaları var. Biz Zirai İnsansız Hava Aracı (ZİHA) adını verdiğimiz bir teknoloji ile bu sorunların da önüne geçmeyi planlıyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızda sona yaklaştık. İlaçlama yaptığımız alanlarda verimliliği artırarak yabancı otların tamamını öldürdük ve ilaçta yüzde 50’ye kadar tasarruf sağladığımız yerler oldu” diye konuştu.

İlaçlamanın ardından gübreleme ve tohumlama işini de ZİHA aracılığıyla yapmayı planladıklarını dile getiren Yılmaz, “Gelecek sene ZİHA’larımızı yerli ve milli olarak çiftçimizin hizmetine sunmak için çalışıyoruz. Ayrıca biz sadece ilaçlama yaparak sahadan çekilmek istemiyoruz. Üzerinde çalıştığımız multispektral İHA’lar ile tarla sağlığını ilaçlama öncesinde ve sonrasında takip etmek, ilaçlamayı da değişken oranlı yapabilmek için çalışıyoruz. Bu çalışmalarla birlikte toprak daha sağlıklı hale geleceği için verimlilik de artacak” ifadelerini kullandı.
31.08.2020
Devamı

MHP’den Çiftçi Borç Yapılandırması Soru Önergesi

Tarım Kredi Kooperatifleri salgından etkilenen 122 ortağın borç yapılandırmasından, 24 bin 457 çiftçinin ise borç ertelemesinden yararlandığını açıkladı. Şartlar değişmediği için borçlarını ödeyemeyeceğini belirten çiftçinin ise yeni bir erteleme için başvurduğu ortaya çıktı.
Çiftçinin durumuna ilişkin bilgi almak isteyen MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi. Osmanoğlu, koronavirüs salgını nedeniyle çiftçilerin ödemekte zorluk çektiği Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçlarının yeniden yapılandırılması ve borçlarının ertelenmesiyle ilgili bazı adımlar atıldığını ancak bu önlemlerin yeterli olmadığını söyledi.
Osmanoğlu, “Kangren haline gelmiş bazı sorunların çözüme kavuşturulması için çok daha köklü adımların atılması gerekmektedir” diyerek şu soruyu yöneltti: “Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçlarını ödeyemeyen vatandaşlarımızın borçlarını ödeyememesine sebep olan gerekçeler ortadan kalkmadığına göre sonbahar aylarına tekamül eden yeni ödeme planının faiz yükü de göz önünde bulundurulduğunda çiftçilerimize yeni yükler getireceği öngörülmekte midir?”
Önergeyi yanıtlayan Tarım Bakanı Pakdemir’li ise erteleme için kredi borçlarının ertelenmesi ya da yapılandırılmasının yürürlüğe konulan yasa veya kararnamelerle verilen görevler doğrultusunda yapıldığını belirtti. Bakanın Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü’nden aldığı verilere göre borcunu yapılandıran ya da erteleten çiftçi sayısı şöyle açıklandı: “Temmuz sonuna kadar 122 ortak, borcunu yapılandırdı. Borç ertelemesinden yararlanan çiftçi sayısı ise 24 bin 457 kişiye ulaştı.

31.08.2020
Devamı

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Denizlerde Av Yasağı Sona Eriyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, denizlerde av yasağının bu gece sona ereceğini bildirerek, “Bu gece balıkçılarımız ‘vira bismillah’ diyerek denize açılacaklar. Bütün balıkçılarımıza ürünü bol, bereketli bir sezon diliyorum” diye konuştu.

Bayraktar, insan sağlığı için değerli bir gıda olan balığın, aynı zamanda önemli bir geçim kaynağı olduğunu vurguladı. Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen, su ürünlerinde var olan potansiyelin tam olarak değerlendirilemediğini belirten Bayraktar, “Ülkemiz, 8 bin 333 kilometrelik uzun sahil şeridi, yaygın içsuları ve nehirleriyle kıymetli balıkçılık kaynaklarına sahiptir. Bulunduğumuz coğrafyanın bahşettiği bu nimeti doğru değerlendirmek zorundayız” diye konuştu.

Ülkemizde su ürünleri avcılığının, daha çok kıyı balıkçılığı şeklinde yapıldığını ifade eden Bayraktar, “Balıkçılığımızı kıyıya hapsolarak geliştiremeyiz. Denizlerimizin bize sunduğu fırsatı değerlendirmeli, yeterli altyapıyı sağlamalı, açık deniz avcılığını geliştirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“2019’da su ürünleri üretimi yüzde 33,1, su ürünleri avcılığı yüzde 47,5 oranında arttı”

Bayraktar, 2015 yılında 672 bin 241 ton olarak gerçekleşen su ürünleri üretiminin, 2016 yılında yüzde 12,4 oranında azalışla 588 bin 715 ton, 2017 yılında yüzde 7,2 oranında artışla 630 bin 820 ton, 2018 yılında yüzde 0,3 oranında azalışla 628 bin 631 ton olduğunu belirtti. Bayraktar, 2019 yılı su ürünleri üretiminin ise yüzde 33,1 oranında artış göstererek 836 bin 524 tona ulaştığına dikkati çekti.

2019 yılında su ürünleri avcılığının yüzde 47,5, yetiştiriciliğin ise yüzde 18,7 oranında arttığını belirten Bayraktar şöyle devam etti:

“Avcılık yoluyla yapılan toplam üretim 463 bin 168 ton, yetiştiricilik üretimi de 373 bin 356 ton olarak gerçekleşmiştir.

Kişi başına düşen balık tüketimimizde artış yaşanmıştır. Kişi başına tüketim 2019 yılında yüzde 2 oranında artarak, 6,14 kg’dan 6,26 kg’a çıkmıştır. Balığın dengeli beslenmedeki önemi düşünüldüğünde bu oran yeterli düzeyde değildir. Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır.

Kişi başına düşen yıllık balık tüketimi Japonya, Norveç gibi ülkelerde 80, İspanya'da 40, Yunanistan'da 23, dünyada 19 kilogram, Avrupa Birliği ülkelerinde 25 kilogramdır. Balık tüketimi teşvik edilmelidir."

 

Üretimi artırmak için alınması gereken tedbirler

Su ürünleri sektörünün önü açık ve gelecek vadeden bir sektör konumunda bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, su ürünleri yetiştiriciliğinin artırılması için üreticilerin desteklenmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasının büyük önem arz ettiğini belirtti. Türkiye’yi, dünyada ve içinde bulunduğu bölgede su ürünleri yetiştiriciliği konusunda söz sahibi, güçlü ve lider bir ülke haline getirmenin mümkün olduğunu vurgulayan Bayraktar, su ürünleri üretimini artırmak için alınması gereken tedbirleri ise şöyle sıraladı:  

“Sektörün geleceği açısından sürdürülebilir avcılığın sağlanması şarttır. Bu amaçla stokları koruyucu ve geliştirici yönde gerekli çalışmaların ve araştırmaların yapılması ve koruma kontrol çalışmalarının arttırılmasına öncelik verilmesi gerekmektedir.

Denizlerde ve iç sularda yapılacak ticari ve amatör amaçlı su ürünleri avcılığına yönelik düzenlemeleri içeren tebliğlerle Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda önemli çalışmalar yapmıştır. Su ürünleri avcılığında yer, zaman, tür, boy, avlanma mesafesi ve ışık kullanımı gibi getirilen yasaklar ve kontroller su ürünleri üretiminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır.

Hayvansal protein temininde önemli yeri olan su ürünlerini sofralarımıza taşıyan balıkçılarımızın av yasaklarına ve tebliğ ile getirilen düzenlemelere titizlikle uyması büyük önem taşımaktadır.

Sürdürülebilir su ürünleri üretimi ülkemizde ana politika olmalı ve bu politika çerçevesinde gerekli stratejiler ile kısa, orta ve uzun vadeli eylem planları ve hedefler belirlenmelidir.

Kaynakların rasyonel kullanılabilmesi için su ürünleri eğitim merkezleri kurularak, eğitimler yapılmalı ve Ar-Ge çalışmaları desteklenmelidir.

Su ürünleri sektöründe örgütlenme yapısı mutlaka güçlendirilmelidir.

Balıkçılıkta arz-talep dengesi oluşturularak, sürdürülebilir balıkçılığın sağlanması gereklidir. Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır. Bunun artırılması için tedbirlerin alınması gerekmektedir.

Balıkçılık sektöründeki ürünlere yönelik dondurma, tuzlama, konserve ve paketleme ünitesi içeren işleme tesislerinin kurulması ekonomik anlamda sektöre katkı sağlayacaktır.”
31.08.2020
Devamı

IPARD-II Kapsamında 68 Projeye 71 Milyon Lira Hibe Sağlanacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 8. Başvuru Çağrısı 3. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 68 projeye 71 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.
Kırsal kalkınmayı sadece “destek vermek” olarak değil, üretimi çeşitlendirip artıran, çok yönlü ve uzun soluklu bir çaba olarak gördüklerini vurgulayan Bakan Pakdemirli, “Kırsala verdiğimiz desteklerle insanlarımıza dokunmayı, hayatlarını olumlu yönde değiştirmeyi ve yeni başarı hikâyeleri yazmayı amaçlamaktayız” diye konuştu.
IPARD programını uygulayan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK), 16 farklı alt sektörde 42 ilde yapılacak yatırımlara hibe desteği sağlayarak yatırımcıların hayallerini gerçekleştirmeye devam ettiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması sektörü çerçevesinde, et ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması, süt toplama merkezleri, meyve-sebze soğuk hava depoları, işleme ve paketleme tesisleri ile su ürünleri işleme ve pazarlama yatırımlarına destek veriyoruz. AB standartlarında üretim ve işleme tesislerinin kurulmasına ve modernizasyonuna %40 ila %50 arasında hibe desteği sağlıyoruz.
Bu bağlamda TKDK’nın uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 25 Kasım 2019 tarihinde yayımlanan 8. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 3. grup sonuçları belli oldu”
Açıklanan 68 adet projeye 71 Milyon TL hibe desteği sağlanacağını belirten Bakan Pakdemirli “Bu hibe sayesinde 179 Milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesini hedefliyoruz. Açıklanan 3. grup sonuçlarıyla birlikte, 8. Çağrı kapsamında bugüne kadar, yatırım tutarı 606 Milyon TL, hibe tutarı ise 237 Milyon TL olan 244 proje sözleşme imzalamaya hak kazandı” değerlendirmesinde bulundu.
Tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlar tedbirinde açıklanan projelerin; 29'u süt işleme tesisi ve süt toplama merkezi, 13'ü kırmızı et işleme ve kesimhane, 4'ü kanatlı eti işleme ve kesimhane, 22'si ise meyve-sebze işleme ve soğuk hava deposu yatırımlarını kapsıyor.
Çağrı kapsamında onaylanan projeler, www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklanacak.​
28.08.2020
Devamı

Pakdemirli: Giresun’un Yaralarını Sarmaya Devam Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, Giresun 2020 2. Dilim Buzağı Desteği kapsamında toplamda 8 Milyon 152 Bin TL Buzağı Desteği ödeneceğini müjdeledi.
Bakan Pakdemirli, açıklamasında şöyle konuştu;
“Giresun’da 15 bin 850 buzağı için 7 milyon 415 bin, TL destek ödemesi yapıyoruz. Selden en çok etkilenen Develi’de ise 1394 buzağı için 737 bin TL destek ödemesi gerçekleştiriyoruz. Ödemeler bugün saat 18.00 itibariyle üreticilerimizin hesaplarına aktarılacak. Toplamda 8 milyon 152 bin TL buzağı desteği bütün üreticilerimize hayırlı, uğurlu, bereketli olsun.’’
28.08.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Kuru Üzüm Alım Fiyatını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Giresun'da Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) 2020 Yılı Fındık Alım Törenine katılarak fındık alımına ilişkin açıklamalarda bulundu. Pakdemirli programda canlı bağlantıyla Manisa Sultani Çekirdeksiz Üzümünde 2020-2021 Sezonunun Açılışı ve Geleneksel İlk Çekirdeksiz Kuru Üzüm Töreni'ne de katılarak üzüm alım fiyatlarını açıkladı.

Konuşmasına Giresun'da yaşanan sel felaketinden dolayı şehit olan askerlerimize ve hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, yakınlarına baş sağlığı dileyerek başlayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli İnşallah, vatandaşlarımızın yaralarını çok hızlı bir şekilde saracağız. Bunun için bölgeye, Bakanlığımızın imkânlarını seferber ettik" diye konuştu.

Bugün, Dünyada fındık denince akla ilk Türkiye'nin geldiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

"Türkiye'de fındık denilince ise, açık ara Karadeniz ve Giresun gelir. Fındık, bizim stratejik ürünümüz. Dünya fındık alanlarının %76'sına sahibiz. 734 bin hektar alanda ürettiğimiz fındık, 612 bin aileye gelir kapısı olmuştur. Fındık üretiminde Dünya lideri olan Türkiye, üretiminin %70'ini, ihracatının ise %76'sını tek başına yapmaktadır.  Fındık, bugün ülkemiz tarım ihracatının bir numaralı ürünüdür. Ürettiğimiz fındığın % 80'ini ihraç ediyoruz. Bu bizim için bir iftihar tablosudur. Tarımsal ihracat gelirimizin %12'si fındıktan geliyor. 100'den fazla ülkeye, yılda ortalama 250 bin ton iç fındık ihraç ediyoruz. İhraç birim fiyatlarında, son 1 yılda %16'lık bir artış sağladık. Geçen yıl kilogramı 5,80 Dolar olan fındık ihraç fiyatı, bugün itibariyle 6,72 dolara yükseldi. Bu artışla, ihraç edilen 335 bin ton fındıktan, ilave 300 milyon Dolarlık bir katkı sağlandı. Bu ilave ihracat artışının 50 milyon Doları Giresun ekonomisine, Giresun esnafına, Giresunlu vatandaşımıza doğrudan katkı sağladı. Fındık ihraç geliri ise 2 milyar Dolara ulaştı. İnşallah fındık ihracatında rekorlar kırmaya devam edeceğiz"

Karadeniz'in kalite, tadı ve içerdiği yağ oranı ile Dünya'nın en kaliteli fındığını yetiştirdiğini belirten Pakdemirli " Biliyoruz ki; fındık denilince akla Giresun ve Levant gelir. Giresun'da 116 bin çiftçimizden, yaklaşık %73'ü yani 85 bini fındık üretimi yapıyor. Biz de, üretimi artırmak ve katma değere çevirmek için var gücümüzle çalışıyoruz" dedi.

Fındık üretimini ve piyasaları günlük takip ettiklerini ve üreticiyi mağdur etmeyecek, geliri artıracak tüm tedbirleri aldıklarını ifade eden Bakan Pakdemirli " 2019 yılında Fındık alım fiyatını, Cumhuriyet tarihinde ilk kez hasat öncesinde, yani fındık dalda iken açıkladık. Geçen yıl TMO tarafından kilogramı 16,5-17 Liradan fındık alımı yaptık.  Açıkladığımız fiyatlar; üreticiler, üretici örgütleri, ilgili STK'lar, yani bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca, üretimin devamlığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı. Hasat dönemi düşme eğiliminde olan fındık fiyatları hızla toparladı ve sezon içerisinde 18-20 Lira civarında seyretti. Böylece kg başına 3-4 Lira gibi artış ile fındık üreticilerimizin cebine ve Karadeniz ekonomisine en az 2 milyar Liralık fazladan gelir sağlanmış oldu.

2020 yılı fındık fiyatları ise yine hasattan önce, 27 Temmuz'da Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından açıklandı. TMO üzerinden; Giresun kalite fındığı 22,5 Liradan, Levant kalite fındığı 22 Liradan, Sivri kalite fındık ise 21 Liradan alıyoruz. Yine, randıman ve Bakanlığımız destekleri ile birlikte Giresun kalite fındığın kilogram alım fiyatı 25,5 liraya çıkmıştır. Böylece fındık alım fiyatında son 1 yılda ortalama %33, son iki yılda ise ortalama %55 artış sağladık ve üreticilerin yüzünü bir kez daha güldürdük" değerlendirmesinde bulundu.

Üreticilerin 19 Ağustos'tan itibaren randevu almaya ve 24 Ağustos'tan itibaren de ürünlerini TMO'ya satmaya başladığını söyleyen Bakan Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü:

"Buradan şunun da müjdesini vermek istiyorum. Ödemeler Lisanslı depoya teslimde peşin, diğer alım noktalarına teslimlerde 10 gün içinde yapılacaktır. Ancak, alımların başladığı Pazartesi gününden bugüne kadar teslim edilen fındık bedellerini, 10 gün beklenmeden Cuma günü üreticilerimizin hesaplarına aktaracağız.

TMO'ya fındık alım görevi verildiği 2006 yılından bugüne, Karadenizli üreticilerimizden, yaklaşık 6 milyar Liralık fındık alımı yaptık. Giresun'da ise son 3 yılda toplam 30 bin ton kabuklu fındık alımı yaparak, üreticilere 400 milyon Lira ödedik" 

Daha sonra canlı bağlantı ile çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatını açıklamak üzere Manisa'ya bağlanan Bakan Pakdemirli "Üzüm Alım Fiyatı Açıklanması Programını, sizlerle birlikte yüz yüze yapacaktık. Giresun'da meydana gelen sel felaketi sebebiyle afetin yaralarını bir an önce sarmak için Giresunlu kardeşlerimizi yalnız bırakmadık. Çok iyi biliyorum ki, benim Manisalı hemşerilerim de, her daim dualarıyla Giresunlu kardeşlerimizin yanında" açıklamasını yaptı.

Ülkemizin fındıkta olduğu gibi kuru üzümde de dünyada marka olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "Bağ alanı bakımından Dünya'da 5'inci sırada, ortalama üzüm üretimi açısından ise Dünya'da 6'ncı sırada yer almaktayız. Ve en önemlisi de; Dünya'da kuru üzüm ihracatında 1'inci sıradayız. Öyle ki Manisa'da, yaklaşık 5,1 milyon dekar tarım alanında üretilen pek çok tarım ürününden, ortalamanın üzerinde verim alınmaktadır. 2019 yılında, Manisa'da toplam üzüm üretimimiz, 1 milyon 546 bin tondur. Manisa, Türkiye'deki Kurutmalık Üzümün % 85 ini, Sofralık Üzümün %20'sini üretmektedir. Bundan dolayı, ülkemizin çekirdeksiz kuru üzüm ihracatının tamamına yakını Manisa'dan gerçekleşmektedir.  Manisa'dan yıllık ortalama 250 bin tonluk üzüm ihracatı yapılmakta ve bu sayede ülke ekonomimize 500 milyon dolar gelir kazandırılmaktadır. Bu da, Dünya'nın en kaliteli üzümlerinin bu topraklarda yetiştiğinin göstergesidir.  Ayrıca Manisa, üzümü katma değerli bir ürüne dönüştürebilmeyi başarabilmiş bir şehirdir. 2019 yılında, sofralık ve kuru olarak, yaklaşık toplamda 672 milyon Dolarlık üzüm ihracatı yaptık. Yani tarımsal ihracatın yaklaşık %4'ü üzümden geliyor" diye konuştu.

Üzüm Rekolte Tahmin Komisyonlarınca yapılan çalışmalara göre, 2020 yılında çekirdeksiz kuru üzüm rekoltesini; geçen seneye oranla %12'lik azalışla 271 bin ton olarak öngördüklerini belirten Pakdemirli "Geçen yıl kuru üzüm fiyatlarının 10 Liranın altına düşmesi halinde müdahale edeceğimizi belirtmiştik. Nitekim fiyatların düşmesiyle birlikte, TMO kuru üzüm alım fiyatını, 9 numara için kilogramını 10 Lira açıkladık ve alımlara başladık. Açıkladığımız fiyatlar; üreticilerimiz ve bütün kesimler tarafından memnuniyetle karşılandı. Ayrıca fındıkta olduğu gibi bu alım fiyatı; üretimin devamlığına ve piyasaların doğru şekillenmesine de büyük katkı sağladı" dedi.

Toprak Mahsulleri Ofisinin kuru üzüm alımı ile görevlendirildiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli "Üretim, piyasa ve diğer tüm faktörlere yönelik yaptığımız detaylı değerlendirme sonucunda, bu yıl da üzüm üreticimizi memnun edecek haberimizi sizlerle paylaşıyorum. TMO 2020 yılı kuru üzüm alım fiyatını, 9 numara için kilogramı 12,5 Lira olarak açıklıyoruz. TARİŞ'te, TMO fiyatlarından alım yapacak. Kuru üzüm alımlarında TMO ve TARİŞ arasında koordinasyon ve işbirliğinin sağlanması amacıyla bir protokol yapıldı. TMO alımlara 7 Eylül'den itibaren başlayacak" açıklamasını yaptı.

TMO tarafından en az 50 bin ton ürün alınmasını temenni ettiğini söyleyen Bakan Pakdemirli "Tüm üzüm üreticilerimize, ülkemize, hayırlı, uğurlu olsun. Buradan özellikle tüm kesimlere şunu belirtmek istiyorum. Kuru üzüm piyasasını, açıkladığımız bu fiyatlardan aşağı düşürmemekte kararlıyız. Ve bunun için gereken her türlü argümanı kullanacağız. Her zaman söylediğim gibi, üreticimizi asla mağdur etmeyiz" ifadelerini kullandı.

Üretici ve çiftçilere bir de müjdesi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli "28 Ağustos 2020 cuma günü -yani yarın - saat 18.00 itibariyle, 11 kalemde, 86 milyon 464 bin Liralık tarımsal destekleme ödemesini, Değerli üreticilerimizin hesaplarına yatıracağız.

Destekleme ödemesi kapsamında;

İyi Tarım Uygulamaları desteği olarak; 44 milyon 888 bin Lira,

Organik Tarım desteği kapsamında; 19 milyon 384 bin 800 Lira,

Toprak Analizi Desteği olarak 1 milyon 361 bin Lira,

Mazot ve Gübre Desteği kapsamında; 255 bin Lira,

Yem Bitkileri Desteği olarak 1 milyon 445 bin Lira,

Uzman Eller Hayvancılık Proje Desteği kapsamında;

11 hak sahibi vatandaşımıza 1 milyon 100 bin Lira,

Yurt İçi Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği kapsamında; 73 bin Lira, /18

Dane Mısır Fark Ödemesi Desteği olarak 4 milyon 536 bin Lira,

Hububat-Baklagil Fark Ödemesi Desteği kapsamında; 11 milyon 210 bin Lira,

Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Desteği olarak 903 bin Lira,

Gen Kaynakları Desteği olarak da 1 milyon 305 bin Lira ödeme yapacağız.

Toplamda vereceğimiz 86 milyon 464 bin Liralık destek ödemesinin; üreticilerimize, yetiştiricilerimize hayırlı, uğurlu ve bereketli olsun" diyerek sözlerini tamamladı.
28.08.2020
Devamı

Çiftçinin Umudu Mısır

Batman’ın dört bir yanını saran mısır hasadına start verilirken, çiftçi bu yıl bol verim bekliyor. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Ebubekir Doğan, korona sürecine rağmen çiftçinin tarladan kopmadığına dikkat çekerek, çiftçinin umudunun mısır olduğunu söyledi. Batman ovasında 70 Bin ton mısır rekoltesinin beklendiğini belirten Doğan: “Korona salgını sürecinde Tarım alanında çalışanlar da Sağlık sektöründekiler gibi hiç durmadı. Hep tarlasına bağlı kaldı. Çiftçiler çok büyük bir emek sarf ediyor. Sabah erken saatlerinden geç saatlere kadar tarlasından kopmayan çiftçi, haklı olarak emeğinin karşılığını bekliyor. Batman ovasında yetişen kaliteli mısıra Marmara ve İç Anadolu Bölgelerindeki  illerinden  talep var. Mısır üreticisi hasadı tarlasında topladıktan sonra kendisine uygun koşullar tercih edene ürününü teslim ediyor. Mısır üreticilerine bereketli ve bol kazançlı bir hasad mevsimi diliyoruz” diye konuştu.
28.08.2020
Devamı

Dünya Yaban Hayatı Fonundan Çarpıcı Rapor

Dünya Yaban Hayatı Fonu (WWF) tarafından hazırlanan rapora göre, dünya genelindeki orman yangınlarının yüzde 75'i insan eliyle çıkarılıyor. Bunların çoğunu da, tarım ve hayvancılık başta olmak üzere, ekonomik nedenlerle kasıtlı olarak çıkarılan yangınlardan oluşuyor.
WWF tarafından hazırlanan ve bugün yayımlanan "Yangınlar, Ormanlar ve Gelecek: Kontrolden Çıkan Bir Kriz" raporuna göre, dünya genelinde yangın sayısı ve süresi giderek artıyor.
Orman yangını mevsiminin ortalama uzunluğu, artan aşırı sıcaklar ve değişen iklim koşulları nedeniyle son 35 yılda yüzde 19 oranında arttı. Rapora göre, yangınların en önemli iki nedeni, insanlar ve iklim değişikliği.
Avrupa'daki orman yangınlarının yüzde 95'i ihmallerden kaynaklanırken, tropikal bölgeler başta olmak üzere, dünyanın büyük bölümünde kasıtlı olarak çıkarılıyor.
Raporda, dünya genelindeki orman yangınlarının yüzde 75'inden insanların doğrudan sorumlu olduğu vurgulandı. WWF Orman Uzmanı Merijn van Leuwen'e göre, yangınların bir kısmı, bilinçsizce yapılan insan hataları ya da ihmaller sonucu meydana gelse de, büyük bölümü insanlar tarafından kasıtlı olarak çıkarılıyor.
Van Leuwen, orman yangınlarının bazı ülkelerde ekonominin bir parçası haline geldiğini vurguluyor.
Tarım, hayvancılık ve diğer ekonomik nedenlerle yangınlar çıkarıldığına işaret eden Hollandalı uzmana göre, Endonezya ve Brezilya'daki orman yangınlarının arkasında genellikle büyük şirketler bulunuyor.
WWF raporuna göre, iklim değişikliğine bağlı yangınlar da, dünya genelinde daha belirgin hale gelmeye başladı. Geçtiğimiz aylarda Sibirya'da meydana gelen orman yangınları bunun en önemli örneklerinden.
Sibirya ve Kanada gibi yerlerde daha önce, yıldırım düşmesi sonucu birkaç yüz hektarlık alan zarar görürken, şimdi iklim değişikliği nedeniyle binlerce hektarlık alanlar yanıyor.
Havada daha fazla enerji olması, yıldırım düşmesi olasılığını artırıyor.
Rüzgarların daha kuvvetli hale gelmesi ve hava sıcaklıklarının artması da, orman yangınlarının çoğalmasında etkili oluyor.
Orman yangınları konusunda "felaket yılı" olarak nitelenen 2019'dan daha kötüsünü görmemeyi umduklarını belirten WWF uzmanına göre, 2020'de durum daha da kötüye gitti.
Nisan ayında çıkan orman yangını oranı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 arttı. Bu da 2020'nin orman yangınları konusunda yeni bir "rekor yılı" olması endişesini gündeme getirdi.
"Kötü görüntüler çabuk unutuldu"
Hollanda medyasına değerlendirmede bulunan Van Leuwen'e göre, geçen yıl medyaya yansıyan orman yangınlarından etkilenen insan ve hayvanlara ait korkunç görüntülerin yarattığı etki çok çabuk unutuldu.
İklim değişikliğine bağlı olarak yangın mevsimi süresinin uzaması ve doğanın kendini yenileme için daha az zamana sahip olması, doğal hayatı da olumsuz etkiliyor. Yiyecek yetersizliği nedeniyle doğadaki genç hayvanlar zor durumda kalıyor.
Dünya genelinde orman yangınları, insanlar için de ciddi olumsuz sonuçlara yol açıyor. Brezilya'daki Amazonlar başta olmak üzere, dünyadaki 148 bölgede yerli topluluklar, toprak ve su kaynaklarını tahrip eden yangınlar nedeniyle zor durumda kaldı.
Orman yangınlarından çıkan dumanlar yüzünden de, her yıl yaklaşık 340 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Geçen yıl Endonezya'da çıkan orman yangınları nedeniyle 1 milyon kişi solunum sorunları yaşadı.
WWF Orman Uzmanı Leuwen, bu yıl koronavirüse bağlı akciğer sorunlarının da eklenmesiyle, orman yangınlarına bağlı solunum rahatsızlıklarının daha da artacağına dikkati çekiyor.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, ormansızlaşmayla mücadele amacıyla bir düzenleme hazırladı. Eylül ayından itibaren Avrupa genelinde, bu konuda kapsamlı bir çalışma başlatılacak.
WWF uzmanı Leuwen, AB ülkelerinin, dünyadaki tüm ormansızlaşmayla ilgili ürünlerin üçte birinin ithalatı ve transit geçişinden ortaklaşa sorumlu olduklarına işaret ederek, düzenlemenin önemine vurgu yapıyor.
 
28.08.2020
Devamı

Giresun’ daki Felaketin Yaraları Sarılmaya Devam Ediyor

Taşkın felaketinin yaşandığı Giresun’da incelemelerini sürdüren Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bir iş makinesinin rusubat altından çıkarılmasına yardım ederek ekskavatör kullandı.
Geçtiğimiz cumartesi günü Giresun’da yaşanan sel felaketinin ardından bölgeye giden ve çalışmaları yakından takip ederek koordine eden Bakan Pakdemirli, felaketin vurduğu Doğankent ilçesinde de incelemelerde bulundu.
Doğankent’te Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün rusubat altında kalan bir iş makinesini çıkarma çalışmalarına yardım eden Bakan Pakdemirli, ekskavatör kullanarak selin getirmiş olduğu rusubatı temizledi.
26.08.2020
Devamı

Çevrim İçi Toplantıda Terk Edilen Tarım Arazileri Görüşüldü

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünden (FAO) uzmanlar, Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan'da arazilerin terk edilmesiyle mücadele için gerçekleştirilebilecek ortak çalışmaları çevrim içi toplantıda görüştü.

FAO'dan yapılan açıklamaya göre, Avrupa ve Orta Asya'daki birçok ülkede tarım arazilerinin terk edilmesi veya kullanılmaması ortak sorun oluşturuyor. Türkiye'de de yaklaşık 2 milyon hektar verimli tarım arazisi kullanılmıyor veya terk edilmiş durumda bulunuyor.

FAO, Türkiye, Azerbaycan ve Özbekistan'da terk edilmiş tarım arazilerini yeniden faaliyete geçirmek için yeni bir proje uygulamaya hazırlanıyor. FAO-Türkiye Gıda ve Tarım Ortaklık Programı (FTPP II) aracılığıyla Türkiye tarafından finanse edilen proje, arazi terki sorununu ele almanın yanı sıra, arazi toplulaştırması ve iyileştirilmiş arazi politikası ve kamu politikası hedefleri aracılığıyla tarımın yapısal gelişimini desteklemeyi amaçlıyor.

Söz konusu proje özellikle, Türkiye'de bir arazi bankacılığı enstrümanının ortaya konulmasını, Azerbaycan ve Özbekistan'da ihtiyaçların analiz edilerek kapasitelerin geliştirilmesini ve ülkeler arasında bilgi alışverişi için bir iş birliği mekanizması kurulmasını hedefliyor.

Verimli tarım arazilerinin terk edilmesi, ulusal ekonomiler ve gıda güvenliğine olumsuz etkilerinin yanı sıra, araziyi koruyucu tedbirlerin uygulanmasını engelliyor, özellikle kurak bölgelerde arazinin bozulmasını tetikliyor ve tarım sektörünün iklim değişikliğinin etkileri karşısındaki kırılganlığını artırıyor.

Tüm bunların yanı sıra özellikle çiftliklerin küçük olması ve arazilerin çokça bölünmesi arazi terkinin ana sebepleri arasında olduğundan, arazi kullanım hakkı sorununun çözümü, ülkelerin "Arazi Tahribatının Dengelenmesi" hedeflerine ve Paris Anlaşması çerçevesinde ulusal olarak belirlenmiş katkılara ulaşmada oldukça önem arz ediyor.

Proje çiftlik yapılarının iyileştirilmesine katkı sağlayacak

Yeni proje, çiftliklerin genişlemesini kolaylaştıracak ve arazi parçalanmasını azaltarak çiftlik yapılarının iyileştirilmesine katkıda bulunacak.

Bu kapsamda ilk adım olarak, aralarında FAO Toprak Mülkiyeti Uzmanı Morten Hartvigsen ve Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcısı Metin Türker'in de bulunduğu kıdemli yetkililer ve uzmanlar geçen hafta çevrim içi bir toplantı gerçekleştirdi.

Toplantı katılımcıları, tarım sektörünün iklim değişikliği etkileri karşısındaki kırılganlığını

azaltacağı konusunda hemfikir oldu.

26.08.2020
Devamı

Balıkesir'de Kadın Çiftçi Akademisi Kuruluyor

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü 2020 Yılı Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında, Balıkesir Karesi Belediyesi tarafından Güney Marmara Kalkınma Ajansı’na (GMKA) sunulan “Karesi Kadın Çiftçi Akademisi Projesi”, 1 Milyon 533 Bin 760 TL bütçesiyle kabul edildi.

 
Karesi’de toplumun dezavantajlı kesimlerinin ekonomik ve sosyal hayata daha aktif katılmalarını sağlamak, istihdam edilebilirliği artırmak, sosyal içermeyi, sosyal girişimciliği ve yenilikçiliği desteklemek ve sosyal sorumluluk uygulamalarını yaygınlaştırmak amacıyla kurgulanan projede 18-40 yaş arası kadınların çiftçi akademisinde iyi tarım uygulamaları ve modern tarım yöntemlerinin öğrenilmesine yönelik eğitimler hedefleniyor.
Kadınlar Üretim, Pazarlama ve Satış Eğitimi Alacak
Proje kapsamında günümüzde popüler kimlik kazanan istiridye mantarı, kültür mantarı, örtü altı sera yetiştiriciliği, yaş sebze ve meyve kurutma tesisi kurulum çalışmaları yapılacak. Karesi Yeni Mahalle’de kurulacak olan tesisle birlikte kadınlar kooperatif kurma, tarımsal işletmelerde çalışma, kendi ürettikleri ürünleri pazarlama ve satış konularında eğitimler alacak.
Balıkesir Karesi Kaymakamlığı, Balıkesir Karesi İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, Balıkesir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ve Balıkesir Karesi İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün iştirakçi olarak yer aldığı projenin 18 ayda hayata geçirilmesi planlanıyor.
Başkan Orkan: "Her Alanda Gelişen Bir Karesi"
2019-2024 yılları arasına yönelik Karesi'nin gelişmesi amacıyla kurgulanan projeleri sırasıyla hayata geçirdiklerini ifade eden Karesi Belediye Başkanı Dinçer Orkan, “Amacımız her alanda gelişen bir Karesi meydana getirmek. Bu projede kırsal kalkınmaya öncelik vererek ilçemiz sınırları içerisinde tarım ve istihdamın gelişimine destek olmak istiyoruz. Önceliklerimiz arasında yer alan sosyal politikalar ve istihdam bizim için vazgeçilmez hedefler arasında yer almaktadır. Uygulamaya geçireceğimiz Karesi Kadın Çiftçi Akademisi ile birlikte tarımda istihdam oranlarında artış sağlamayı hedefliyoruz. Şu anda bir yerel bir de uluslararası Avrupa Birliği projemiz geçmiş bulunmakta. AB projemiz çevre ve tarım kaynaklarının korunmasına yönelik faaliyetleri içermektedir. Bu noktadan bakıldığında Karesi Kadın Çiftçi Akademisi, bu projenin tamamlayıcısı niteliğindedir” dedi.Hali hazırda başvuru sonuçları beklenen 3 yerel proje ve 17 Avrupa Birliği projesi bulunduğunu ifade eden Başkan Orkan, "Diğer oluşturacağımız fon ve kaynaklarla Karesi Kadın Çiftçi Akademisini Türkiye’de örnek bir tesis ve proje olmasını sağlayacağız" diye konuştu.
Karesi Belediyesi’nin hali hazırda başvuru sonuçları beklenen 3 yerel proje ve 17 Avrupa Birliği projesi bulunuyor.
26.08.2020
Devamı

Kıymada Mide Bulandıran Sahtekarlık!

Gıda teröristler halkı kandırmaya ve zehirlemeye devam ediyor. Halkın sağlığını tehlikeye atan gıda teröristlerinin yeni taktiği pes dedirtti. Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Murat Yağmur, hazır kıyma satın almamaları konusunda halkı uyararak, bazı marketlerin bu kıymaları tavuk taşlığı, atık iç yağ, kemik gibi malzemelerden elde edip, bici bici tatlısında kullanılan gıda boyasıyla kırmızı rengi verdiklerini dile getirdi.

Sahte kıyma yapımını anlatan Yağmur, halkın kasaplardan kendi gözleri önünde çekilmiş etlerin kıymalarını gönül rahatlığıyla alabileceğini söyledi.
Koyun ve dana eti kullanılıp elde edilen kıymanın, tavuğun 'atık' olarak bilinen kısımlarından yapılarak, marketlerde tüketiciye sunulduğunu öne süren Adana Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Murat Yağmur, etin kırmızı renginin ise bici bici tatlısına da koyulan gıda boyasıyla sağlandığını kaydetti.
Bu kıymanın yapımını uygulamalı olarak anlatan ve halkın bunu ayırt edemeyeceğini dile getiren Yağmur, "Sahte kıymada tavuk taşlığı, koç yumurtası, atık dediğimiz tavuk derisi, iç yağ, kemik ile hazır kıyma haline getiriliyor. Bici bici tatlısında kullanılan gıda boyasını karıştırarak et rengini veriyorlar. Bunları marketlerde makinede çekip paketleyip tüketiciye ucuz yolla satıyorlar. Vatandaş bunu ayırt edemez, çok zor. Bunu anca işin uzmanı, kasaplarımız ayırt edebilir" diye konuştu.
Paketlenmiş kıymadan uzak durulması gerektiğinin altını çizen Başkan Yağmur, "Kasaplar kıymayı vatandaşların gözünün önünde çekiyor. Ama marketlerin depoları içler acısı. Biz vatandaşlarımızdan hazır kıymadan uzak durmalarını istiyoruz. Veteriner hekim kontrolü olmadan, market elemanları çekiyor bunları. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile temas halindeyiz. Adana'da böyle bir sorunla karşılaşırsak gereği yapılacak. Ben Kasaplar Odası Başkanı'yım. Ben dahi olsam hazır kıyma almamaları gerekir" dedi.
Hazır, önceden çekilmiş kıymaların gıda zehirlenmesine yol açabileceğini belirten gıda mühendisi Deniz Kaypak Tona, tüketicinin de kandırıldığını belirterek, şunları söyledi: "Bu kıymaların ne zaman hazırlandığını bilmiyoruz. Kıymalar da bütünlüğü bozulan et olduğundan bozulmaya daha yatkın. Bu nedenle ürünün raf ömrünü kısaltmış oluyoruz. Ayrıca gerçekten bir et parçasından mı çekildi yoksa katkı olarak sakatat ya da başka bir bileşen eklendi mi; bunu görmüyoruz. En masum şekilde etin sinir ve yağ gibi kullanılmayan kısımlarından elde ediliyor olabilir. Canlı ve parlak rengi vermek için gıda boyaları kullanılıyor. Bu bileşenler size etten üretilmiş kıyma yerine daha ucuz alt malzemelerden ya da atık diyebileceğimiz malzemelerin kullanılarak yapıldığı bir ürüne dönüştürmüş olabilir. Bu da sağlıksız koşullarda yapılmışsa gıda zehirlenmesine bile yol açabilir. Aslında biz sakatatı ayrıca tüketiyoruz, gıda boyalarının yasal kullanılma izinleri var. Bununla ilgili sağlık sıkıntısı olmasa dahi biz bir ürünü et ve et ürünü olarak alıyoruz. Kandırılmış oluyoruz."

25.08.2020
Devamı

Çiftçi - Sen: Çekirdeksiz Kuru Üzüm Taban Fiyatı 14 Lira Olmalı

Çiftçiler Sendikası (Çiftçi-Sen), yaptığı yazılı açıklamada üzümde taban fiyatın 14 tl olması gerektiğini belirtti.

Çiftçiler Sendikası Genel Başkanı Ali Bülent Erdem ve Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan Çobanoğlu tarafından yapılan açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın açıkladığı ve son yıllarda TMO’ya sınırlı miktarda aldırdığı kuru üzüm alım fiyatlarının kuru üzümün gerçek maliyetinden düşük olduğu ifade edildi. Açıklamada, “Hiçbir altyapı ve işleme yatırımları yapmadan, ihracat için dış pazar aramadan kuru üzüm alan TMO bu üzümleri iç pazarda tüccarlara ve TARİŞ’e kârlı bir şekilde satarak üreticinin sırtından para kazanmaktadır. Piyasayı üreticiler aleyhine, tüccarlar ve şirketler lehine düzenlemeye çalışmaktadır. Şaraplık üzüm üreten üreticilerin durumu da farklı değildir. Üreticilerin kendi üzümlerini işleyip satmaları yasak olduğundan dolayı fiyat belirlemesi de tamamen şarap fabrikalarının insafına kalmış durumdadırlar. Üzüm üreticilerinin insanca yaşayabilmesi ve üretimlerini devam ettirebilmeleri için en azından (tesis masrafları amortisman payı ve çıplak arazi değerinin faizi hesaba katılmadan oluşan) kuru üzüm maliyeti olan 10.20 Lira’nın üzerine yüzde 25 kar payı artık yüzde 10 insanca yaşam payı eklenerek fiyat belirlenmelidir. Bu hesaplamaya göre referans taban fiyatın en az 14 Lira olması gerekir” denildi.

TARİŞ TARAFINDAN DESTEKLEME ALIMI YAPILMALI

Uluslararası sözleşmelerden ve Anayasa’dan gücünü alan çiftçilerin sendikal örgütlenmesi fiyat belirlemelerinde sürece dahil edilmesi gerektiğine vurgu yapılan açıklamada, “ Ziraat Odaları, Birlikler, kooperatifler vb. çiftçi örgütleri de demokratik yapılara kavuşturulmalı,4572 sayılı kooperatif yasasının şirketler lehine olan hükümleri kaldırılmalı, TARİŞ, üretimden pazarlamaya kadar olan zincirin her halkasında, yönetim organlarında, üreticilerin söz ve karar sahibi olacağı şekilde yeniden yapılandırılarak kuru üzüm alımında devreye sokulmalıdır. Kuru üzüm fiyatlarında maliyet, kar payı ve insanca yaşama payı gözetilerek sendikamızın referans fiyatları üzerinden TARİŞ tarafından destekleme alımı yapılmalı, hükümet bu konuda desteğini vermelidir. Sofralık üzüm yetiştiren üreticilerin erkencisinden geççisine üzüm çeşitlerini arttıracak tarzda üretim yapması için planlamalar yapılmalı ve teşvikler verilmelidir. Şaraplık üzüm üreten üreticilerin üzümlerini işleyip satabilecekleri yasal düzenlemeler yapılmalı ve ürünlerini işleyerek satmaları konusunda teşvikler verilmelidir” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada son olarak şu ifadelere yer verildi: “Üreticilerin üretimleri sürecinde zirai kimyasallardan ve şirketlere bağımlı girdilerden kurtulmaları için Hükümet ve yerel yönetimler tarafından agroekolojik üretime ilişkin eğitimler verilmeli ve üretim tarzında bu eğitimlere uygun hareket eden üreticilere teşvikler verilmelidir. Sağlıklı ürün sağlıklı ortamda yetişir. Bu nedenle tarım topraklarını, suyu havayı kirleten JES yatırımlarına son verilmeli var olanların faaliyetleri durdurulmalıdır. Tarım Sigortaları Yasası şirketlerin kazancını artırmak için değil, üzüm üreticilerini zor günlerinde yardımcı olmak amacıyla yeniden düzenlenmelidir. Bizler ürünlerimizi yok pahasına satın alarak emeğimizi sömürmeye çalışanlara, insanların ve tüm canlıların yaşam alanlarını yok etmeye çalışanlara karşı durmak için örgütlenmeye çalışıyoruz. Çiftçiler Sendikası olarak küçük üreticilerin hakları için mücadele etmeye ve bu konuda hükümeti ve yetkilileri uyarmaya devam edeceğiz.”
25.08.2020
Devamı

Pakdemirli'den, Adana'daki Orman Yangını İle İlgili Açıklama

Adana'nın Kozan ilçesindeki orman yangınına ilişkin açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yangına 2 uçak, 19 helikopter, 35 iş makinesi, 153 arazöz ve 750 personelle müdahale edildiğini belirterek "En kısa sürede yangını tam anlamıyla kontrol altına alarak soğutma çalışmalarına başlamak üzere çalışmalarımız ve gayretlerimiz sürüyor. Henüz yangın tam anlamıyla kontrol altında diyemiyoruz ancak yukarıdan en son incelemelerimize göre iyiye doğru gidiş olduğunu da gözlemlemek mümkün." dedi.

 
Pakdemirli, helikopterle geldiği ilçedeki yangın alanında gazetecilere yaptığı açıklamada, dün saat 12.50 civarında yangınla ilgili ilk ihbarı aldıklarını söyledi.
Ekiplerin ilk müdahaleyi saat 13.04'te yaptığını belirten Pakdemirli, "Rüzgar kuzeyden yaklaşık 35-40 kilometre saatle, yani yüksek süratle esiyor. Yüzde 19 gibi ciddi bir şekilde nemin azlığıyla karşı karşıyayız. Sıcaklık 32 derece. Sürekli olarak değişen bir rüzgarla karşı karşıyayız. Yangına 2 uçağımız, 19 helikopter, 35 iş makinesi, 153 arazöz ve 750 personelle müdahale ediyoruz. Böyle bir yangın alanında müdahale edilebilecek maksimum derecede hem insan hem araç hem de hava aracıyla müdahalemiz sürüyor." diye konuştu.
"Kasıt olma ihtimali üzerinde duruyoruz"
Pakdemirli, yangından etkilenen bölgelerin bulunduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu:
"Yangından 8 mahalle etkilenmiş gözüküyor. Çok şükür can kaybımız yok. Bu mahalleler dün gerekli saatlerde Valiliğimizin koordinesinde tahliye edildi. En kısa sürede yangını tam anlamıyla kontrol altına alarak soğutma çalışmalarına başlamak üzere çalışmalarımız ve gayretlerimiz sürüyor. Henüz yangın tam anlamıyla kontrol altında diyemiyoruz ancak yukarıdan en son incelemelerimize göre iyiye doğru gidiş olduğunu da gözlemlemek mümkün. Yangının çıkış sebebiyle ilgili hem biz hem de Valiliğimiz, bunun 'kasıt' olma ihtimali üzerinde duruyoruz ama şu anda bizim için önemli olan yangının ne sebeple kim tarafından çıkarıldığından daha çok yangını söndürmek, bir an evvel buradaki tehlikeyi tam anlamıyla bertaraf etmektir."
Bir gazetecinin  yönelttiği "Şu ana kadar ne kadarlık alan zarar gördü?" sorusuna Pakdemirli, şöyle yanıt verdi:
"Çok parçalı bir alanda bunu tespit etmek ve şu anda da ekiplerimizi buna yoğunlaştırmak istemiyoruz. Yangını söndürelim, ondan sonra bütün rakamlar çıkar, bunlar kamuoyu ile paylaşılır. Görünen o ki parçalı bir alanda olmasına rağmen, önemli bir miktarda alanda etkilenme gözüküyor. Şöyle söyleyebilirim ki buradaki yangın, Türkiye'deki büyük yangınlardan biri değil. En azından onu söyleyebilirim şimdilik. Etkilenen alan itibarıyla çok parçalı ve zirai alanları da kapsadığı için tahmin ediyorum ancak yangın söndükten sonra resmi rakamları veya gerçeğe daha yakın rakamları açıklayabiliriz."
25.08.2020
Devamı

Tzob Başkanı Bayraktar: Süt Üreticisi Zorda

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yem fiyatları başta olmak üzere girdi maliyetlerindeki artışların süt üreticisini zora soktuğunu bildirerek “Süt fiyatları acilen artırılmalı, üreticide en düşük fiyat 2 lira 80 kuruş olmalıdır" dedi.

Bayraktar, çiğ süt fiyatlarının Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlendiğine dikkati çekti. Çiğ süt fiyatlarının 15 Kasım 2019 tarihinden itibaren brüt 2 lira 30 kuruş olarak belirlendiğini, daha sonra yapılan toplantıda da bu fiyatın 2020 Aralık ayına kadar sabitlendiğini anımsatan Bayraktar, bugün itibariyle üreticinin eline 2 lira 13 kuruş geçtiğini bildirdi.

Dövize bağlı girdi maliyetlerindeki artışlarının kontrol edilemediği bir ortamda, üretici fiyatlarının sabit kalmasının kabul edilemez olduğunu belirten Bayraktar, “Ulusal Süt Konseyi en kısa zamanda yeni fiyat belirlemek için bir araya gelmelidir” diye konuştu.

Süt fiyatı sabit olmasına rağmen, yem fiyatlarının sürekli artış gösterdiğinin altını çizen Bayraktar şunları söyledi:

“Çiğ süt fiyatları 14 aylık süre için brüt 2 lira 30 kuruşta sabitlenirken, bu tarihler arasında süt yem fiyatları yüzde 15,4, saman yüzde 12,9, mısır silajı yüzde 21,1, yonca otu ise yüzde 15,2 oranında artmıştır. Maliyetlerdeki bu artışlar üreticilerimizin zor durumda kaldığını açıkça ortaya koymaktadır.

1 litre çiğ süt satan üreticimiz, karşılığında 1.5 kilogram yem alabilmeli, bunun için de üreticide en düşük süt fiyatı 2 lira 80 kuruş olmalıdır.

Fiyatlar belirlenirken yemde meydana gelen artışlar dikkate alınmalı, fiyat 1,5 pariteye göre belirlenmeli, ya da maliyet artışlarını durdurmaya yönelik tedbirler hayata geçirilmelidir. Girdi fiyatlarındaki artışı kontrol edemeyen fakat üretici fiyatlarını uzun süre sabitleyen bir sistem ülke hayvancılığına ve üreticilerimize zarar vermektedir. Bu soruna çözüm bulunamazsa, üreticilerimiz üretimden kopacak, hayvanlar kesime gidecektir.”

Türkiye'de üreticilerin diğer ülke üreticilerine kıyasla daha düşük fiyata çiğ süt sattığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Temmuz 2020 itibariyle dünya ülkelerindeki çiğ süt fiyatlarına bakıldığında Arjantin ve Uruguay gibi meraya dayalı ucuz maliyetli üretim yapan ülkelerden sonra en ucuz çiğ süt fiyatının Türkiye'de olduğu görülmektedir.

Avrupa Birliği ülkelerindeki çiğ süt fiyatlarıyla, ülkemizdeki çiğ süt fiyatları karşılaştırıldığında, 100 litre süt Avrupa Birliği ülkelerinde ortalama 32,50 euroya satılırken bizde 27,24 euroya satılmaktadır. Süt üreticilerimiz, Letonya ve Litvanya'dan sonra en düşük fiyata süt satan üretici konumundadır. Fiyat sorununa çözüm bulunmazsa süt üreticileri ve süt sektörünün geleceği sıkıntıya girecektir.”
24.08.2020
Devamı

Çiftçi Telefonundan Tarlasını Takip Edebilecek

Tarım Kredi tarafından, tarımda verimliliğin artırılması, maliyet ve risklerin azaltılması amacıyla geliştirilen Uydu Tarla Takip Sistemi (TARKİP) ile Tarım Kredi ortağı çiftçiler, tarlalarını mobil cihazlarından takip edebilecek, ürünlerin gelişim, sağlık, su, stres, hastalık ve ilaç durumlarını harita üzerinden izleyebilecek

Tarım Kredi Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Tarım Kredi'nin ekim öncesi girdi temininden, hasat sonrası ürünlerin pazara ulaşmasına kadar tarımsal üretimin her alanında sorumluluk aldığını belirtti.

Uzaktan algılama teknolojileri ve güncel uydu görüntülerinin analiziyle geliştirilen TARKİP'i Tarım Kredi ortaklarının kullanımına açtıklarını ifade eden Poyraz, şunları kaydetti:

Tarımda, ürün ve toprak şartlarını uygun hale getirmek için gerekli girdileri hassas tarımın gerektirdiği gibi sağlamak, üretim işlemlerini daha etkin gerçekleştirmek, araziden sürekli bilgi akışını sağlamak ve olası risklere engel olabilmek için uzaktan algılama teknolojileri geliştirdik. Kullanıma açtığımız mobil yazılım TARKİP ile ortaklarımız, tarladaki ürünlerine ait gelişim, verim, sağlık, su ve stres (besin eksikliği, klorofil geriliği, hastalık, ilaç takip gibi) durumlarını harita üzerinden takip edebilir, arazinin farklı yerlerinde meydana gelen riskleri tespit edebilir ve farklı üretim dönemleriyle karşılaştırarak yorumlar alabilirler.

Poyraz, uzaktan algılama teknolojisinin sağladığı en önemli faydanın, ürün çeşidi, sezon ve fenolojik safhadan bağımsız olarak değerlendirme yapılabilmesi olduğuna dikkati çekti.

TARKİP ile ürünün, tarlanın tümüne yayılmış konumsal durumuna göre verimlilik ve gelişim dağılımının tespit edilebildiğini dile getiren Poyraz, tarlanın her yerinde aynı homojenlikte dağılım, iyi kalite ve yüksek ürün hasadı yapabilmek için tarlanın neresinde nasıl bir farklılık olduğunun izlenilebildiğini bildirdi.

Ziraat mühendisleri başta olmak üzere sahadaki tüm Kooperatif personelince de kullanıma açılan TARKİP'in, ortakların kullanımına Kooperatif Ortak Bilgi Sistemi mobil uygulaması üzerinden ücretsiz olarak sunulduğunu ve online zirai destek verilmesinin sağlandığını ifade eden Poyraz, sistem hakkında ayrıntılı bilginin http://www.korbis.org.tr/uydutakip internet sitesinden alınabileceğini söyledi.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle tarımsal üretimi uzaktan takip edebilmenin öneminin arttığına işaret eden Poyraz, Tarımsal Hava Bilgi ve Erken Uyarı Sistemi entegrasyonu çalışmalarının da devam ettiğini kaydetti.

Poyraz, bilgi ve teknoloji çağının sağladığı olanakları kullanmak, Tarım Kredi ortaklarına tarımsal üretimde verimliliği artıracak teknik ve teknolojiler geliştirmek, adaptasyonlarını sağlamak için çaba sarf ettiklerini sözlerine ekledi.
24.08.2020
Devamı

Çapa Makinesine Sıkışan Çiftçi Hayatını Kaybetti

Hatay'ın Altınözü ilçesinde traktörün çapa makinesine sıkışan çiftçi hayatını kaybetti.

Hacıpaşa Mahallesi'ndeki bir arazide çapa makinesiyle tarla süren Senet Aslan (41) araçtan inip çapa makinesine bakmak istedi.

Bu sırada Aslan, çalışır durumdaki makineye sıkıştı. Haber verilmesi üzerine olay yerine gelen itfaiye ekipleri tarafından sıkıştığı makineden kurtarılan Aslan'ın hayatını kaybettiği belirlendi.

Jandarma olayla ilgili soruşturma başlattı.

24.08.2020
Devamı

CHP'li Vekil’den Soru Önergesi: 280 Bin Çiftçiye Ne Oldu?

Türkiye’de son bir yıl içerisinde 280 bin çiftçinin bitkisel üretim desteklerinden yararlanmanın temel koşulu olan Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıt yaptırmadığı ortaya çıktı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin’in soru önergesine verdiği yanıt tarım nüfusundaki korkunç detayı gözler önüne serdi. Pakdemirli, 2019 yılı Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıtlı çiftçi sayısının 2 milyon 83 bin iken 2020 yılı Ağustos ayı itibariyle ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısının 1 milyon 803 bin olduğunu açıkladı. KAYITLI ÇİFTÇİ SAYISI NEDEN DÜŞTÜ? Haziran ayında covid-19 salgını nedeniyle ÇKS işlemlerini bekletmek durumunda kalan çiftçiler için başvuru süresinin uzatılması için Bakan Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle soru önergesi sunan Dr. Şevkin’in, “2019 yılında ÇKS başvurusu yapan çiftçi sayısı kaçtır? 2020 yılında önergenin yanıtlandığı tarih itibariyle ÇKS başvurusu yapan çiftçi sayısı kaçtır?” sorularına verilen yanıt şöyle: “2019 yılı ÇKS kayıtlı çiftçi sayısı 2 milyon 83 bin olup, 2020 yılında günümüze kadar ÇKS’ye kayıtlı üretici sayısı ise 1 milyon 803 bindir ve kayıtlarımız devam etmektedir. Salgın süresince ÇKS başvuruları e-devlet üzerinden de alınmıştır.” Kayıtların devam etmesine karşın geçen yılki sayıya ulaşılmasının mümkün görünmediğine dikkat çeken Dr. Şevkin, salgın süresince ÇKS başvurularının e-devlet üzerinden de alınmasına rağmen çiftçi sayısının oldukça düştüğüne dikkat çekti. Bitkisel üretim desteklerinin ÇKS Yönetmeliği çerçevesinde sadece ÇKS kayıtlı üreticilere verildiğine işaret eden Dr. Şevkin, “Bakanlığın bu açıklaması gösteriyor ki; tarım toprakları azaldı, ÇKS’ye kaydı bulunmayan üreticilerin bir çoğu üretimden çekildi, bir çoğu da bitkisel üretim desteklerinden faydalanamadı” diye konuştu.
24.08.2020
Devamı

Giresun'da Sel Felaketi! Tarım Bakanı: Şehrin Silüeti Değişmiş Durumda

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin "İlk defa böyle büyük bir afet görüyorum, şehrin silüeti tamamen değişmiş durumda" sözleri durumun vahametini gözler önüne serdi.

Giresun'da dün akşam meydana gelen ve 6 vatandaşımızın hayatını kaybetmesine neden olan sel felaketinin ardından Dereli ilçesinde incelemelerde bulunan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli "Gerçekten şehrin tamamen silüeti değişmiş durumda. Şehrin seviyesi değişmiş durumda" diyerek tabloyu gözler önüne serdi.

Bakan Pakdemirli şunları söyledi "Ben de ilk defa böyle büyük bir taşkın böyle büyük bir afet görüyorum. Gerçekten şehrin tamamen silüeti değişmiş durumda. Şehrin seviyesi değişmiş durumda. Şu anda 2-3 metre yükseklikte toprağa basıyoruz ama tahmin ediyorum dün bulunduğumuz yer 2-3 metre daha aşağıdaydı. Yol tabelalarını görüyoruz. Dükkanları gördük. Bazı dükkanlar tavana kadar kumla dolmuş durumda. Öncelikle can kayıpları son derece önemli. Üzülerek söylüyorum ki her defasında meteoroloji olarak ciddi uyarılar yapmamıza rağmen, bu uyarıların da muhtarlıklar, belediyeler, kaymakamlıklar, valilikler tarafından da defalarca tekrarlanıyor olmasına rağmen vatandaşlarımız 'nasıl olsa bana olmaz, nasıl olsa benimle alakası olmaz' diye bir düşünce içerisine giriyorlar. Maalesef bu da zaman zaman can kayıplarına yol açabiliyor."

Zarar gören tüm yerlerle alakalı hem temizlik hem tespit çalışmaları yapıldığını aktaran Pakdemirli, "Bunların bir daha olmaması için tüm gerekli tedbirleri alacağız. Ayrıca Doğu Karadeniz Bölgesi'de bir mastır plan çerçevesinde de yatırımlarımız sürüyor. Mümkün mertebe bu taşkınları önlemeye yönelik. Ancak şunu da hatırlatmak isterim. 120 bin tane derenin olduğu Karadeniz'de bu taşkınları tamamıyla önlemenin imkanı yok. İsterseniz süper güç olun, süper devlet olun ama bunların hepsine yetme imkanı yok. Öncelikle kendimizi koruyacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Dere yataklarında yapı yapmaktan kaçınılması gerektiğine işaret eden Pakdemirli, şöyle devam etti: "Maalesef dün uzun yıllar ağustos ayı ortalamasının 1,5 misli bir günde yağdı. Yani 135 milimetrenin üzerinde yağış aldık. Bu afetle beraber de maalesef bunları yaşadık. Üzülerek söylüyorum ilk değil, son da olmayacak. İklim değişiyor. Bu tarz felaketleri yaşıyor olacağız. Öncelikle can kaybı yaşamamamız için her tülü tedbirleri kişi olarak almamız lazım. Devletin uyarılarını dikkate almamız lazım. Vatandaşlarımızın bu konuda daha fazla iş birliği yapması gerektiğini düşünüyoruz. Çünkü bir kişinin dahi kaybı son derece herkesi üzüyor. Bütün milletimizi üzüyor. Bu anlamda çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Burası tüm kurumların iş birliğiyle temizlenir. Hızlı bir şekilde inşallah yaralar da sarılır. Özellikle şehir içine yönelik ne tedbirler alınabilir ilerleyen saatlerde tahmin ediyorum onun da açıklamaları olacak. Biz de şu anda gerekli tespitleri devam ettiriyoruz."

24.08.2020
Devamı

TMO, Fındık Alımlarında Covid-19 Tedbirlebini Tam Uygulayacak

Toprak Mahsulleri Ofisi(TMO) fındık alımlarının 24 Ağustos itibari ile başlayacağını bildirerek, fındık alımlarında Koronavirüs (Covid-19) tedbirlerinin tam olarak uygulanacağını belirtti.
 
TMO’dan yapılan yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN tarafından 2020 Yılı kabuklu fındık alım fiyatlarının hasat öncesinde açıklandığı hatırlatılarak TMO olarak bütün hazırlıkların tam olduğu, fındık alımlarının 24 Ağustos itibariyle  başlayacağı belirtildi.
 
TMO açıklamasında alımların sorunsuz devam etmesi amacıyla tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 salgınına karşı da gerekli tedbirin alındığı aktarılarak şunlar kaydedildi: “Üreticilerimiz ve çalışanlarımızın sosyal mesafesini tesis etmek adına üretici izleme odaları oluşturulmuştur.  Bu sayede üreticilerimiz ürün analizlerini kameralı sistem sayesinde sürekli dezenfekte edilen bir alanda izleyeceklerdir.
Ürün alım noktalarının giriş kısımları ile bekleme alanlarında dezenfektan ve maske bulundurulacaktır.
Alım noktalarına girişlerde ateş ölçümü ve maske denetimleri yapılacaktır.
Alım noktalarında yalnızca üreticilerimiz bulunacak, ürün sahibi dışındaki kişilerin alana girişine izin verilmeyecektir.
Sosyal mesafenin sağlanması için gerekli her türlü önlem alınacaktır.
Üreticilerimiz ile çalışanlarımız için Covid-19’a karşı gerekli bütün tedbirler uygulanacak olup maske, mesafe ve hijyen kurallarına uyulması önem arz etmektedir.”
21.08.2020
Devamı

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne Başvuru Süresi Uzatıldı

Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kaydını yaptıramayan çiftçiler için müracaat süresi 1 Eylül'e kadar uzatıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığının, "Çiftçi Kayıt Sistemi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"i, Resmi Gazete'de yayımlanarak, 30 Haziran'dan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Buna göre, 2020 üretim yılına ilişkin 30 Haziran'a kadar ÇKS kaydını yaptıramayan çiftçiler için süre 1 Eylül'e kadar uzatıldı.

21.08.2020
Devamı

Tüdkiyeb ve Burdur Üniversitesinden Hayvancılık İçin İşbirliği Kararı

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) ile Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) küçükbaş hayvancılıkta işbirliği yapma kararı aldı.
Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz, Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriyya Erdurmuş, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakan Öner, TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik’i ziyaret etti.
Ziyarette hayvancılık sektörü ele alınırken, karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.
 
Prof. Dr. Korkmaz; “hayvancılıkta ölçeği büyütmek, verimliliğimizi artırmak zorundayız”
 
MAKÜ’nün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından hayvancılık konusunda bölgesel kalkınma üniversitesi olarak belirlenen ilk üniversitelerden biri olduğunu bildiren Prof. Dr. Korkmaz, “Cumhurbaşkanımızın himayelerinde çalışmalarımızı yürütüyoruz. TÜDKİYEB ile işbirliği halinde iyi sürü belgesi veren akreditasyon kurumu haline gelmeyi amaçlıyoruz. Bu belgeye sahip olanların teşviklerde de öncelik almasını sağlamalıyız. Çünkü, hayvancılıkta ölçeği büyütmek, verimliliğimizi artırmak zorundayız” dedi.
 
Prof. Dr. Korkmaz, şunları söyledi: Hayvancılık, yetiştiricilik, hayvan hastalıklarıyla ilgili 60 milyon lira bütçeli 41 proje yürütüyoruz. Strateji ve Bütçe Başkanlığımızın destek verdiği 15 üniversiteden biriyiz. Projelerimiz yatırım programında yer alıyor. Bir üniversitenin hayvancılık sektörüne kendini adamış olması önemli ama tek başımıza sorunları çözemeyiz. Kamunun ve Merkez Birliğimizin destekleri çok önemlidir.
Çok çeşitli projeler yürütüyoruz. Çiftlik Belgelendirme Sistemi geliştirdik. 175 kriter belirledik. 20 civarında çiftliği belgelendirdik. Belgelerimizi altın, gümüş, bronz olarak sınıflandırdık. Bu belgeyi alanlara iyi sürü belgesi veriyoruz. İyi tarım uygulaması gibi. 2 yıl izliyoruz. Hayvancılık sektöründe belgelendirme akreditasyon kurumu olmayı, iyi sürü belgesini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Bunun için işbirliğine hazırız. Belgeyi TÜDKİYEB ile birlikte verebiliriz.
Genel Başkan Çelik, MAKÜ ile ortak akıl çalışması yaptıklarını belirterek, “çalışmamızdan işbirliği kararı çıktı. Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli küçükbaş hayvancılığı destekliyor. Bize ne görev verilirse yapmaya hazırız. Küçükbaş hayvancılık bu ülkenin geleceğidir. Bu topraklar küçükbaş hayvancılığa uygundur” dedi.
 
Çelik; “Çalışmalarımızı üniversitelerle ortaklaşa yapmak istiyoruz”
 
Hayvancılık Genel Müdürlüğü ile birlikte üniversite kırsal işbirliğini sağlamak istediklerini bildiren Çelik, şunları söyledi:
“Bu çerçevede söz konusu projeler pilot bölgelerle tüm Türkiye’ye yaygınlaştırılacak sadece Burdur ile sınırlı olmayacak. Köyden şehre değil şehirden köye göçü sağlamalı, insanları kırsalda tutarak üretimi artırmalıyız. Burdur Mehmet Akif Üniversitemiz ile işbirliği içinde çalışacağız. Amacımız ülkemize hizmet etmek, tarım ve hayvancılıkta uygulanan politikalardan üreticimizin yararlanmasını sağlamaktır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da bizden beklentisi bu yönde. Hayvancılıkta verimliliği, kaliteyi artırmak zorundayız. Hayvan ıslahını tamamlamak zorundayız. Atadan babadan kalma yöntemlerle hayvancılığımızı geliştiremeyiz. Üniversitelerle işbirliği yapmamız şart. Çalışmalarımızı üniversitelerle ortaklaşa yapmak istiyoruz. Başta iyi sürü olmak üzere hayvancılığımıza, ekonomimize katkı sağlamak için ortak çalışma yapmaya karar verdik. Rektörümüzden gelen birlikte çalışma teklifini önemsiyor ve kendilerine teşekkür ediyorum.”
Dekan Prof. Dr. Öner ise, Üniversite olarak Küçükbaş Hayvan Yetiştiriciliği Islahı ve Yaygınlaştırılması projesini yürüttüklerini, Burdur’da bir köyü pilot bölge haline getirdiklerini, gebelikten doğuma ve doğum sonrasına beslenme takibini yaptıklarını, bir model oluşturmaya çalıştıklarını bildirdi.
Çelik, sektöre yaptıkları katkı dolayısıyla Rektör Prof. Dr. Korkmaz ve Dekan Prof. Dr. Öner’e Hayvancılık Genel Müdürü Erdurmuş ile birlikte plaket takdim etti.
21.08.2020
Devamı

Uzmanlardan Korkutan Uyarı! Dondurulmuş Gıda Paketinden Korona Virüs Bulaşabilir

Çin'den korkutucu haber geldi. Brezilya ve Ekvador'dan Çin'e ulaşan bazı dondurulmuş gıda paketlerinde korona virüs tespit edildi. Ülkenin bazı kesimlerinde bu ürünlere yasak getirilirken, uzmanlar, "Paketlerden virüs bulaşabilir" uyarısı yaptı
 
Brezilya ve Ekvador'dan gelen dondurulmuş gıda paketleri üzerinde yeni tip korona virüs tespit eden Çinli yetkililer harekete geçti ve bazı ürünlerin ithalini durdurdu. Yaklaşık 220 milyar dolarlık bir pazara sahip olan soğuk zincir endüstrisine büyük bir sorun olan bu gelişmeyi uzmanlar değerlendirdi.
ABD'nin köklü medya kuruluşlarından Bloomberg, donmuş gıdalar üzerinde korona virüs tespit edilmesinin ardından bu şekilde insanlara virüs bulaşma ihtimalini gündeme getirdi.
Uzmanlar donmuş gıdadan korona bulaşma ihtimalinin olduğunu açıklarken, bunun düşük bir ihtimal olduğunu vurguladı. Özellikle soğuk depolama alanları ve et kesim merkezlerinin virüsün yayılması için soğuk ve kuru olduğu için elverişli bir ortam oluşturduğu kaydedildi.
Hong Kong Üniversitesi'nde Biyoistatistik ve Epidemiyoloji Bölüm Başkanı Benjamin Cowling, "Virüsün dondurulduğu zaman hayatta kaldığını biliyoruz. Bu da enfeksiyonun donmuş gıdalar aracılığıyla yayılabileceğinin mümkün olduğunu gösteriyor. Fakat gerçekte bu çok düşük bir ihtimal, çünkü korona virüs bulaşması için birçok farklı adım olması gerekiyor" dedi.
Cowling, korona virüs bulaşması için ise, "Virüs öncelikle dondurulurken hayatta kalması gerek ve ısı artınca hayatta kalması gerek. Daha sonra bir kişinin eline bulaşması ve o kişinin de elini burnuna ya da ağzına götürmesi gerek. Ayrıca bu durumda bile canlı olması gerek. Bence bu çok yaygın bir bulaşma yöntemi değil, fakat böyle bulaşması mümkün" yorumunu yaptı.
Çin hükümetine danışmanlık yapan ünlü doktorlardan Zhong Nanshan ise, "İthal edilmiş donmuş gıdadan virüsün bulaşması çok nadir bir durum" ifadesini kullandı. Fakat Nanshan'ın bu açıklamasına rağmen Çin, dondurulmuş ithal ürünler konusunda bazı önlemler aldı. Çin'in güneyindeki Guangzhou'da bulunan Soğuk Zincir Derneği, Kovid-19 salgınının yaygın olduğu bölgelerden donmuş et ve deniz ürünü ithal edilmemesine karar kıldı.
21.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin Barajlardaki Doluluk Oranını Açıkladı

Gölköy Projesi ile ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, "Şu anda Türkiye'deki barajlarımızın doluluk oranı yüzde 76 seviyesinde. Bu, Türkiye'nin içme ve kullanma su sorununun olmadığını gösteriyor." dedi.

Bolu'nun sulama ihtiyacının karşılandığı ve aynı zamanda da bir mesire alanı olan Gölköy Sulama Göletinin çevresinde yapılan çalışmalar hakkında gazetecilere bilgiler veren Metin, "Allah Bolu'ya, memleketimize çok güzel bir doğa nasip etmiş. Gölleri ile ormanları ile ve diğer doğal güzellikleri ile bir cennet Bolu. Dolayısı ile her köşesini de en güzel şekilde değerlendirmek, vatandaşımızın hizmetine de en iyi şekilde kazandırmak için çalışmalarımızı yürütüyoruz." şeklinde konuştu.

Metin, Kovid-19 sürecinde su kullanımının arttığı ifade edilerek, gelinen noktada Türkiye'nin barajlarının doluluk oranlarının ne durumda olduğu yönündeki soruya, şu yanıtı verdi:

"Pandemi süreci ile beraber haliyle hijyen çok ön plana çıktı. Bununla beraber temizlik aracı olan her şeyde hassasiyet daha fazla. Buna göre kullanım arttı. Her ne kadar Türkiye su zengini bir ülke olmasa da çünkü zengin olunduğu yönünde bir algı var. Su zengini gibi bir şey yok. Netice itibarıyla kaynaklarımız sınırlı. Ama DSİ olarak bu kaynaklarımızı en iyi şekilde kullanma adına takibimizi yapıyoruz. Şu anda Türkiye'deki barajlarımızın doluluk oranı yüzde 76 seviyesinde. Bu, Türkiye'nin içme ve kullanma su sorununun olmadığını gösteriyor. Gerek içme suyunda gerek sulama suyunda şu anda Türkiye’nin hiçbir yerinde sıkıntımız yok. Çiftçimiz sulamasını yapıyor. İçme suyunda da başta büyükşehirler olmak üzere hiçbir şehrimizde sıkıntımız söz konusu değil."

Koronavirüs tedbirleri kapsamında "tabiat parkları ile milli parklara HES kodu ile girilmesinin sorun yaşatıp yaşatmayacağı" yönündeki bir soruya da cevap veren Metin, "Pandemi sürecinde tabiat parklarına HES ile girilecek. Bu açıdan ziyaretçi sayısının etkileneceğini zannetmiyorum. Zaten pandemi sürecinde kurallara alıştık. Halkımız, bu sisteme de alıştı. HES kodunu kullanarak her şeyi yapıyor. HES kodu hayatın bir parçası haline geldi. Bunun tabiat parklarına girişlerde uygulanması anlamında sorun olacağını düşünmüyorum." ifadelerini kullandı.

Milli parklar ve tabiat parklarına giriş için sanal uygulama

Metin, özelikle Abant ve Yedigöller’in girişlerinde bazı dönemlerde yaşanan araç kuyrukları ve yoğunlukları ile ilgili bir çalışma yaptıklarını, sanal randevulu sistem getireceklerini kaydetti.

Gölcük Tabiat Parkı'nda yapılan ve daha sonra bazı STK'ların başvurusu ile mahkeme süreci başlayan 25 bungalov evin akıbetinin sorulması üzerine Metin, "Devam eden bir mahkeme var. Bakanlığımıza intikal eden bir karar yok. Ama tabii ki mahkeme ne karar verirse onun uygulanması mecburi. Ama onun dışında şunu ifade edeyim; oradaki asıl problem bu 25 evden ziyade yapılmak istenen bir oteldi. O otel zaten olmayacak. Çünkü öyle bir otelin oraya yapılma şansı yok. Öyle bir şeye izin vermeyiz. Onu net olarak söyleyeyim." diye konuştu.
21.08.2020
Devamı

Dsö’den Tüm Dünyaya Kritik Aşı Çağrısı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Başdanışmanı Bruce Aylward, Covid-19 ile benzer belirtiler gösteren grip hastalarındaki artışı engellemek için tüm dünyaya ‘grip aşısı olma’ çağrısında bulundu.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan merkezinde video konferans yöntemiyle düzenlenen basın toplantısında konuşan DSÖ Başdanışmanı Bruce Aylward, grip hastalığının önüne geçilmesi için tüm dünyaya ‘grip aşısı’ olma çağrısı yaptı.

Aylward, Covid-19 ile benzer belirtiler gösteren gribin önlenmesinin salgınla mücadeledeki önemine işaret etti.

Grip aşısı sayesinde hastalığın önüne geçilerek, hastanelerdeki yoğunluğun azaltılması hedefleniyor.

“Aşı milliyetçiliğini önlemeliyiz”

Toplantıda konuşan DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus da, yeni tip koronavirüs (Covid-19) aşısı için ülkelere uyarıda bulundu.

Covid-19’un tedavisi, ilaç ve aşıları konusunda ülkeleri paylaşıma davet eden Ghebreyesus, ülkelerin aşı tedarikini sağlarken ulusal çıkarlarını öncelikli hale getirmesinin salgını daha da kötüleştireceğine dikkat çekti.

Ghebreyesus, “Sınırlı tedarikleri stratejik ve küresel olarak paylaşmak, aslında her ülkenin ulusal çıkarına. Herkes güvende olana kadar kimse güvende değil. Aşı milliyetçiliğini önlemeliyiz” ifadelerini kullandı.

Genel Direktör, DSÖ’nün bu amaçla “ACT-Accelerator” programı kapsamında hükümet ve özel sektörle birlikte çalıştığını, böylelikle en yüksek risk altında olanların salgın konusundaki yeni tedavi yöntemlerinden faydalanmasının amaçlandığını kaydetti.

DSÖ, Rusya’nın aşısına henüz onay vermedi

Virüse ilişkin başarılı bir aşı geliştirildiğinde, DSÖ’nün stratejik danışma grubunun bunu onaylayacağını ve adil kullanımı için öneriler sunacağını aktaran Ghebreyesus, Rusya’nın seri üretimine başladığını açıkladığı korona virüs aşısına henüz onay vermedikleri imasında bulundu.

Ghebreyesus, DSÖ üyesi ülkelere, çok uluslu COVAX aşı çalışmalarına katılım için mektup gönderdiğini de bildirdi.
19.08.2020
Devamı

Türkiye'de Gıda İsrafı 87 Milyon Ailenin Yıllık Geçim Masrafına Eşit

Konuyla ilgili çalışma yapan Fazla Gıda, Türkiye’de yıllık gıda israfının ekonomik karşılığının yaklaşık 280 milyar TL’yi bulduğunu belirtiyor.
Bu rakamın özellikle pandemi dönemi ile yaşanan tedarik zincirindeki kırılmalar ile yıl sonunda 300 milyar TL’yi bulacağını söylüyor. Bu rakam yaklaşık 87 milyon ailenin aylık geçim masrafına eşit gösteriliyor. Bu israfın önlenmesi ile 109 milyon çocuğun yıllık eğitim masrafı, 219 milyon öğrencinin yıllık yabancı dil masrafı karşılanabilir
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nun araştırmalarına göre her yıl üretilen gıdaların üçte biri renk, şekil gibi kalite standartları, fazla üretim, yanlış lojistik kararlar ve tüketim tarihleri ile ilgili basit bilgilerin eksikliğinden dolayı çöpe gidiyor.
Oluşan gıda atığı her yıl 1,3 trilyon dolar finansal kayba neden oluyor. Çevresel gıda atığı total karbon salınımına yüzde sekiz etki ediyor. Bu yaklaşık olarak bir milyar arabanın yıllık karbon salınımına eşit geliyor.
Gıda sektöründe ise çoğu firmanın atık yönetimine özel atanmış departmanı bulunmuyor. Farklı departmanların sorumluluğu altına verilen atık yönetimi genellikle üretimin bir maliyeti olarak gösteriliyor. İnsani tüketime uygun olan gıdalar bile toprağa gömülüyor. Yarattığı atığı tanıyamayan, nasıl değerlendirmesi gerektiğini bilmeyen firmalar atıkları değerlendirmek için en büyük faydayı yaratacak değerlendirme yöntemini belirliyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Elektrik- Elektronik Mühendisliği Bölümü öğrencisi ve Fazla Gıda Ar-Ge Mühendisi Atakan Özkan ile Bilgi öğrencisi Pelin Damla Ateş, Soğuk Zincir Takip Sistemi isimli projelerini Fazla Gıda Platformu için tasarladı.
Yürütücülüğünü Bilgi Elektrik- Elektronik Mühendisliği Bölümü Dr. Okan Zafer Batur ile BİLGİ Elektrik- Elektronik Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcısı Dr. Yiğit Dağhan Gökdel’in yaptığı projede soğuk zincir kırılmasına bağlı gıda, zaman ve mali kayıpların en aza indirilmesi hedefleniyor.
Yapılan çalışmanın öğrencilerin Fazla Gıda A.Ş.’nin alandaki tecrübelerinden faydalanarak firma için gerçekleştikleri bir sistem olduğunu söyleyen Dr. Yiğit Dağhan Gökdel, şöyle dedi:
“Uygun çevresel ortam testlerinde (THS5) başarılı sonuçlar elde edildi. Teknoloji hazırlık seviyesi 6’ya ulaşmak için sistem geliştirilmeye devam ediliyor.
"Bu iş birliği, esasen bir yazılım şirketi olan Fazla Gıda A.Ş’nin özellikle düşük güç tüketimli akıllı donanım geliştirme bilgi birikimine katkı sağlamasının yanında, projede kapsamında çalışan öğrencilerimizin de teknik anlamda gelişmesini sağlayıp, kendilerine iş olanakları sunuyor .
"Fazla Gıda A.Ş. ve İstanbul Bilgi Üniversitesi ortaklığını devam ettirip, 2020 yılı içerisinde söz konusu bu proje ile geniş kapsamlı bir Avrupa Birliği Projesi başvurusu da yapmayı planlıyoruz.”

360 derece soğuk zincir takip sistemi kurulacak

Türkiye’ de taşımacılık sektörü ile büyük perakende firmalarında soğuk zincir takip sistemlerinin en yaygın şekilde kullanıldığının altını çizen Fazla Gıda Platformu kurucularından Arda Eren şöyle dedi:
“Küçük işletmeler ve küçük lojistik operasyonlar için sistemin kullanımının yüksek yatırım maliyetleri ve yönetim maliyetleri sebebi ile çok da yaygın olmadığını gözlemledik. Buradan yola çıkarak; ön yatırımı yüksek olmayan, yönetim süreci kolay ve maliyeti düşük yaklaşımımız ile en küçük işletmelere kadar soğuk zincir takibini gerçek zamanlı hale taşımayı hedefliyoruz.
“Projenin tamamlanmasıyla çalışılan depo ve mağaza sayısı artacak. Eşsiz partner ekosistemimiz ile Türkiye’nin dört bir yanına hızla yayılabileceğiz. Bununla birlikte 360 derece kapsayıcı bir soğuk zincir takip sistem alt yapısı kurulup yaygınlaştırılmış olacağız. Bu nedenle oluşacak finansal kaybın önüne geçilebilecek zamanla yarışılan soğuk zinciri takip sürecinde atıl durumda kalan gıda ürünü farklı yöntemler ile ekosisteme yeniden kazandırılabilecek.”
19.08.2020
Devamı

Hatay Yardımlaşma Derneğinden Gıda Yardımı

Hatay Yardımlaşma Derneği (HAYAD) tarafından Kırıkhan ilçesindeki tarlaların kenarında kurdukları çadırlarda yaşayan tarım işçisi ailelere gıda yardımı yapıldı.

 
HAYAD üyeleri, çadırlarda kalan 100 aileye gıda yardımında bulunurken, çocuklara da çeşitli oyuncaklar hediye etti.Derneğin proje sorumlusu Hüsnü İnci, AA muhabirine, "İhtiyaç sahibi ailelere yardımlarımıza devam ediyoruz. Bugün Kırıkhan'ın yakın mahallelerinde tarım işlerinde çalışan ve çadırlarda kalan 100 aileye gıda kolisi yardımında bulunduk. Çocuklara ise oyuncak hediyelerimiz oldu." dedi.İnci, kış aylarının gelmesiyle bölgede yatak, battaniye ve kışlık kıyafet yardımı yapacaklarını da belirtti.Yaklaşık 9 yıldır mazlumun yanında yer almak için çalıştıklarını vurgulayan İnci, mazlumun dini, dili, ırkı, mezhebi sorulmaz" prensibiyle yardımlarını sürdürdüklerini sözlerine ekledi.
19.08.2020
Devamı

Çiftçi: İflas Noktasına Geldik!

Türkiye’nin domates ihtiyacının yüzde 40’ının karşılandığı Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerinde çiftçiler iflasın eşiğine geldi. Türkiye’deki salça fabrikaların yüzde 70’inin bulunduğu iki ilçede fabrikaların tek taraflı fiyat belirleme politikaları ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın pandemi sürecinde “Ekilmedik yer kalmasın” çağrısı üzerine domates ekimlerini yoğunlaştıran çiftçiler domates fiyatlarının 35 kuruşa kadar düşmesi, düşürülmesi nedeniyle maliyetlerinin altında satış gerçekleştiriyor. Çiftçiler şimdi kendilerini koruyacak yasanın bir anca önce hayata geçmesini bekliyor. Mustafakemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Mehmet Aydemir, “Önümüzdeki yıl domates ektirmemek için elimden geleni yapacağım” diye konuştu.

 

Mustafakemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Mehmet Aydemir, domates fiyatların dip seviyelere düşmesi ve salça fabrikaların fırsatçılık yaptığının altını çizdiği açıklamalarında yetkililere seslendi. Aydemir yaptığı açıklamada, “Karacabey ve Mustafakemalpaşa Türkiye’nin domates ihtiyacının yüzde 40’ını karşılarken, Türkiye’deki toplam salça fabrikalarının yüzde 70’i bu bölgede bulunuyor. Bu yıl çiftçilerimiz mısırdan çok domates ekti. Ekimler başladı ama iklim şartlarından ve yağışlardan dolayı hastalıklar baş gösterdi. Domateslerin bir kısmı hastalıklardan dolayı yandı. Yüzde 40 verim kaybı yaşandı. Hastalıklardan dolayı çiftçilerin ilaçlama maliyetleri iki katına çıktı. Salça fabrikalarında ürünlerdeki hastalıklardan ve yanmalardan dolayı korku başladı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çağrısından sonra ürün çok olduğu için; sanayiciler fiyatları düşürdü. Bir kilo domatesin ortalama maliyeti 60 kuruşa kadar çıktığı bu dönemde sanayiciler 35-40 kuruşa domates almayı amaçladılar. Bu yıla kadar salça fabrikalarının yanındaydık fakat pandemi nedeniyle zor günler geçirdiğimiz bu günlerde çiftçileri zarara uğratacak kadar düşük fiyatta alım yapan fabrikalara artık fırsat vermeyeceğiz. Onların fırsatçılığına göz yumarsak çiftçimizin seneye tarım yapacak sermayesi elinde olmayacak ve bu kriz tüm Türkiye’yi, tarım sektörünü ciddi anlamda etkileyecek. Bu süreç bu şekilde devam eder çiftçi sahipsiz bırakılırsa, çiftçiler iflas edecek ve domates üretimi duracak.” dedi.

“Boş senetlere imza atıyoruz”

Çok çarpıcı açıklamalarda bulunan ve salça fabrikalarının çiftçileri iflasın eşiğine getiren adımlarından bahseden Aydemir, “Hastalıklardan ve yanmalardan dolayı domateslerde erken oluşmalar başladı. Bunlarla beraber İzmir ve Manisa bölgelerinin hasat zamanıyla aynı zamana denk geldi. Köylülerimiz erken oluşmalardan dolayı ürünlerini topladı. Ürün çokluğundan dolayı Karacabey ve Mustafakemalpaşa ilçelerindeki salça fabrikaları özellikle de piyasayı belirleyen fabrikalar, domates fiyatlarını düşürerek çiftçilerimizi çok zor durumda bıraktılar. Bölgedeki domateslerin yüzde 50’sinin fabrikalarla anlaşmalı olarak taahhütlü olduğunu aktaran Aydemir, “Geri kalan yüzde 50’lilik kısım ise serbest piyasada satışa sunuluyor. Taahhüt gereği domatesi kilogram fiyatı 50-55 kuruş. Fabrikalar, çiftçilerimize boş senetlere yani tek taraflı sözleşmelere imza attırdıkları için çiftçilerimiz taahhüt yapmaktan çekiniyorlar. Bizler sözleşmeli tarımdan yanayız. Şu anda serbest ekilişten dolayı serbest domates fiyatları 36 kuruşa kadar düştü. Piyasada 35-40 kuruşa domates olunca fabrikalarda bizden alımlarını düşürdüler. Fire oranlarını artırdılar. Çok büyük oyunlar oynanıyor. Devletimizden beklentimiz bu oyunlara son verilip, çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi yönünde kanunların çıkarılıp bir an önce hayata geçirilmesidir.” dedi.

“Salça fabrikaları üreticinin kanını emiyor”

Salça fabrikalarının birçoğunun yurtdışına ihracat yaptığını ve dolar kurundan dolayı kar oranlarının büyük ölçüde arttığını anlatan Aydemir, “İç piyasa da şuan da gıda toptancılarında salça sıkıntısı var. Piyasayı belirleyen fabrikalar kendi aralarında anlaşarak özellikle taahhütlü ürünlerde fire oranlarını artırarak ürün alımını daha ucuza getirmeye çalışıyorlar. Ayrıca fiyat politikalarıyla da çiftçilerin kanını emiyorlar. Çiftçilerin battıklarını, bittiklerini, bildikleri halde bunu yapıyorlar. En azından sözleşme fiyatlarının altına fiyat belirlemeseler çiftçiler daha az zarar edecek. Domatesin satış fiyatı en az 60 kuruş olması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

18.08.2020
Devamı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesinden Amatör Balıkçılar İçin Yarışma

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Amatör ve sportif olta balıkçılığını tanıtmak, sevdirmek ve gelişmesine katkı sağlamak amacıyla Değirmendere Yüzbaşılar Sahili’nde 1’inci Ulusal Kocaeli LFR Balık Tutma Yarışması  yapacak. Türkiye’nin çeşitli illerinden amatör olta balıkçılarının katılacağı yarışma 29 Ağustos Cumartesi günü yapılacak.

Olta ile balık avının özendirileceği Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Gölcük Belediyesi, Kocaeli Sportif Olta Balıkçılığı ve Doğa Sporları Derneği ve Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın işbirliğinde gerçekleştirilecek 1’inci Ulusal Kocaeli LFR (Balık Tutma) Yarışması 29 Ağustos tarihinde büyük heyecana sahne olacak. İMEAK Deniz Ticaret Odası Kocaeli Şubesi’nin ana sponsoru olduğu yarışmaya birçok firma da sponsor olarak destek verecek.

Sosyal mesafe ve maske kullanımı şartı

Kocaeli Sportif Olta Balıkçılığı ve Doğa Sporları Derneği tarafından düzenlenen olta ile balık avına özendirileceği yarışmaya amatör olta balıkçılığına gönül vermiş herkes katılabiliyor. Balıkçılar LRF yöntemi ile yarışma gerçekleştirilecek. Pandemi nedeniyle sosyal mesafe ve maske kullanımı şartlarına uygun yarışılacak.

Ödül dağıtılacak

Büyük heyecana sahne olacak balık tutma yarışması Yüzbaşılar Sahili askeri sınırından, amfi tiyatro arasındaki geniş alanda yapılacak. Amatör balıkçılar çeşitli kategorilerde yarışacaklar ve sponsorların desteğiyle ödül dağıtılacak. 29 Ağustos Cumartesi günü saat 14.00'de kayıt işlemi ile başlayacak olan organizasyon, 17.30 ‘da kuralların okunmasının ardından açılış ve selamlama konuşmaları yapılacak. Sektörlere yerleşim ile birlikte saat 19.00'da yarışma başlayacak. Saat 22.30'da sona erecek yarışmada 22.45’de ödül töreni yapılacak.

Yarışma alanında balık tutmak yasak

Yarışmanın sağlıklı yapılması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan alınan izin neticesinde; 29 Ağustos tarihlerinde, Yüzbaşılar askeri sınırından amfi tiyatro arasında yarışmaya katılanlar dışında balık tutmak yasak olacak. Ayrıca karadan denize 200 metre boyunca da tekne girişi yapılmayacak. Sahil Güvenlik Komutanlığı da bu konuda gerekli önlemleri alacak. Değirmendere’de yarışmanın yapıldığı alanlar dışında ise olta balıkçıları balık tutabilecek.

LRF balık avı nedir?

Lrf avcılığı ( Light Rock Fishing ) İngilizceden Türkçeye çevrildiğinde hafif kaya balıkçılığı anlamına gelmekte. Daha çok uzak doğudaki gerçek ismi hafif iğne ile küçük balık yakalama sitilidir. LRF sisteminin gerçek amacı kıyıda yaşayan, (kumda kayalıkta, sazlıkta, otlukta) kıyı şeridine yakın yaşayan yavru balıkların büyüyüp göç edecek kıvama gelene kadar beslendiği, kendine yuva yaptığı yerlerde yaşayan balıkları avlama şeklidir.
18.08.2020
Devamı

Örnek Fındık Bahçeleri Projesi Verimi Artırıyor

Fındık üretilen Karadeniz illerinde uzman ekipler eşliğinde uygulanan projede oluşturulan örnek fındık bahçeleri, ürünün verim ve kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadı.

Perşembe ilçesine bağlı Efirli Mahallesi'ndeki örnek bahçede açıklama yapan Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, ülke için oldukça önemli olan fındığın verim ve kalitesinin artırılması noktasında son yıllarda çok ciddi çalışmaların olduğunu, bu çalışmalarının sonucunu olumlu şekilde almaya başladıklarını söyledi.

Birkaç yıldır sürdürülen projeler sayesinde fındıkta verim ve kaliteyi artırmayı başardıklarını belirten Soydan, bu projelerden birinin de Örnek Fındık Bahçeleri Projesi olduğunu aktardı. Soydan, tarım il ve ilçe müdürlüklerinin yanı sıra ziraat odalarının katkılarıyla bölgede örnek fındık bahçelerinin hızla yaygınlaştığına dikkati çekerek, sadece Ordu'da 1000 bahçede projenin başarılı şekilde uygulandığını, hedeflerinin 2 bin bahçeye ulaşmak olduğunu kaydetti.

"Proje sayesinde üreticimiz daha fazla kazanmış oluyor"

Üreticilerden aldıkları bilgi ve kendi gözlemlerine göre, örnek bahçelerdeki verimin ve kalitenin önceki yıllara göre 2-3 katına kadar çıktığına dikkati çeken Soydan, "Geçmiş yıllarda dekarda 90-100 kilogram fındık alan bir üretici, örnek fındık bahçeleri uygulamaları sonrasında 300 kilograma kadar ürün alabilmekte. Bu proje, ihracatımız açısında da son derece önem arz etmektedir" dedi.

Soydan, verim ve kalitenin artmasının kent ekonomisine yaklaşık 400 milyon lira ekstra gelir getireceğine vurgu yaparak, proje sayesinde üreticinin daha fazla kazanmış olduğunu söyledi.

Örnek bahçelerde uygulanan tarım teknikleri hakkında Soydan, şu bilgileri paylaştı: "Fındık hasadı tamamlandıktan sonra uzman tarım danışmanları nezaretinde bahçelerin tüm yıl boyunca bakımı yapılıyor. İlk olarak bahçenin toprak tahlilleri analiz ediliyor. Ardından kışlık bakım ve dal budamaları uzmanlar nezaretinde sürdürülüyor. Bunun yanı sıra sonbahar bakımları uygulanıyor. Bahçenin ilaçlamaları ve gübreleme işlemleri de yine tekniğine uygun şekilde yapılıyor. Zararlı böceklerle ve hastalıklarla bilinçli mücadele bu bahçelerde gerçekleştiriliyor. Kısaca A'dan Z'ye tüm bakımlar ve mücadeleler bu ekipler tarafından bahçelerde titizlikle yapılıyor."

Soydan, tarım danışmanlarının uygulama sırasında bahçe sahiplerine işin teknik boyutunu anlattığını ve eğitim verdiğini de belirterek, örnek bahçelerde ömrünü tamamlamış yaşlı dallar kesildiği için hasat işleminin daha kolay olduğunu da sözlerine ekledi.

Üreticiler projeden memnun

Fındık üreticisi Tahir Karadeniz ise tavsiye üzerine başvurduğu projeyi, tarım danışmanı aracılığıyla bahçesinde uyguladığını ifade ederek, "Bahçemin bakımlarını ziraat mühendislerinin dedikleri şekilde yaptım. Bu uygulamayı yaptıktan sonra her sene ürünümde artış görmeye başladım" diye konuştu.

Ziraat danışmalarıyla bahçedeki tüm bakımları gerçekleştirdiklerini anlatan Karadeniz, "Geçen sezon bahçemden 8 ton fındık topladım. Bu sezon 16-17 ton hasat bekliyorum. Önceden fındığım bu kadar iri değildi. Bu projeyi uygulamaya başladıktan sonra fındığım daha irileşti ve randımanı arttı" ifadesini kullandı.
18.08.2020
Devamı

TVHB den Covid 19 Açıklaması

“İlk olarak Aralık 2019'da Çin'in Wuhan kentinde bildirildiği günden itibaren COVID-19 hastalığı zoonoz yani hayvan kökenli bir hastalık olması ve halk sağlığını ciddi olarak etkilemesi nedeniyle süreç Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) tarafından ciddiyetle takip edilmiş, toplumun bilgilendirilmesi ve mücadele sürecine katkı sağlanması amacıyla zaman zaman TVHB Bilim Kurulu ve uzman görüşleri doğrultusunda açıklamalarda bulunulmuştur.
Bugünde gelinen süreci ve TVHB’nin konu ile ilgili görüşlerini özetleme ihtiyacı hasıl olmuştur.
 
Şöyle bir baktığımızda COVID-19 hastalığı ile enfekte insan sayısı tüm dünyada yirmi milyonu geçmiş ve bu hastalıktan hayatını kaybedenlerin sayısı ise 750.000’e ulaşmıştır. Hastalığının tanısında kullanılan ticari real time PZR (PCR) ve ELISA kitleri sahada başarı ile kullanılmaktadır. Birçok ülke hastalığın tedavisinde farklı metotlar ile mücadele etmektedir. Aynı zamanda hastalık hala 65 yaş üstü bireylerde yüksek ölüm ile seyretmektedir.
 
COVID-19 hastalığı ile mücadele de kullanılmak üzere hala etkin antiviral ve aşı geliştirilememiş ve ticari olarak piyasaya sürülmemiştir. 9 Ağustos 2020 tarihi itibari ile Dünyada 28 adet aşı adayı klinik insan deneyleri aşamasında iken, 139 adet aşı adayı ise klinik öncesi aşamalarda yer almaktadır. 12 Ağustos 2020 tarihi itibari ile Rusya Federasyonu ise COVID-19 aşısı ürettiğini ve bunun aşının ticari olarak kullanımı iki hafta içerisinde hazır olduğunu (tartışmalıda olsa) beyan etmiştir.
 
Ülkemizden Ege Üniversitesi DNA aşısı, Selçuk ve Erciyes Üniversitesi inaktif aşı, Acıbadem Üniversitesi kodon deoptimized edilmiş zayıflatılmış canlı aşı, Ankara ve Erciyes Üniversitesi Adenovirüs tabanlı aşı, İzmir Biyotıp ve Genom Merkezi Rekombinant S proteini aşısı, Boğaziçi Üniversitesi Peptid aşısı, Bezmi Alem ve Ortadoğu Teknik Üniversitesi Virüs benzeri partikül aşısı, Selçuk Üniversitesi mRNA aşısı ile Dünya Sağlık Örgütü Aşı platformuna kayıt yaptırmıştır.
 
Bugün ülkemizde COVID-19’a yönelik olarak gerçekleştirilen aşı ve ilaç çalışmalarında Veteriner Hekim Uzmanlar, Virologlar, Veteriner Kontrol Enstitüleri ve Veteriner Fakülteleri önemli roller üstlenmişlerdir. Yine veteriner hekimler ile beşeri hekimlerin ortak çalışmaları neticesinde anti serum geliştirme çalışmalarında da önemli bir mesafe kat edilmiştir.
 
Birliğimizce salgının ortaya çıktığı ilk günden itibaren COVID-19 başta olmak üzere zoonoz hastalıklarla mücadelede Tek Sağlık kavramının önemi vurgulanmıştır. Gelinen nokta itibariyle veteriner hekimler ile insan hekimlerinin hatta çevre uzmanlarının birlikte çalışmasının başarıda ne denli önemli olduğu ortaya çıkmıştır.
COVID-19‘un Çin’de ortaya çıktığı günden sonra Dünya’da ve Türkiye’de hastalığın yayılımının önlenmesine yönelik tedbirler kademeli olarak arttırılmış ve bu kapsamda alınan tedbirlerin gıda üretim, tedarik ve arzında kesintiye neden olmaması içinde de önlemler ve çalışmalar veteriner hekimlerin katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte birincil üretimden perakende satış noktasına kadar olan tüm aşamalar hayvansal gıda üretiminde kesinti yaşanmaması ve sürdürülebilir bir hayvancılık için aktif ve canlı tutulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda da veteriner hekimler ülke hayvancılığı açısından sahada faaliyetlerini büyük bir özveriyle devam etmişlerdir.
İçinden geçtiğimiz bu zorlu süreçte COVID-19’un evcil hayvanlardan insanlara geçebildiği yönündeki asılsız ve gerçek dışı bilgiler nedeniyle insanların pet hayvanlarını sokağa terk ettiği ile ilgili bilgiler ortaya çıkmıştır. Ancak kedi ve köpek gibi evcil hayvanların hastalığın bulaşmasında rol oynadığına dair bir kanıt bulunmamaktadır.
Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’nün (OIE) de görüşü kedi ve köpek gibi evcil hayvanların hastalığı bulaştırmada rol oynamadığı şeklindedir.
Elde edilen bilgilere göre çeşitli ülkelerden az sayıda köpek, kedi, aslan, kaplan, vizondan COVID-19 etkeni virüs tespit edildiği rapor edilmiştir. Etken tespit edilen evcil hayvanlarda bulaşmanın büyük oranda insandan hayvana doğru olduğu resmi makamlarca rapor edilmiştir.
 
Yine son günlerde Çin’e Brezilya’dan ithal edilen tavuk kanatlarında COVID-19 etkeni virüs tespit edildiği yönündeki haberlerin basına yansıması üzerine konuya ilişkin Birliğimizce açıklama yapma ihtiyacı duyulmuştur. Mart ayının başında gerçekleştirdiğimiz basın açıklamasında da belirttiğimiz gibi, gıdalar bir cisim olarak düşünüldüğünde hastalık taşıyan bir kişi hijyen şartlarına uymadığında gıdaya veya gıda ambalajına etkeni bulaştırması söz konusu olabilecektir. Yapılan değerlendirmeler bu vakada da etkenin tavuk kanatlarına işleme veya taşımada görevli personelden geçmiş olabileceği yönündedir. Zira tavukların COVID-19 etkeni virüse duyarlı olmadıkları ve rezervuarı olmadığı bilimsel çalışmalarla ortaya konmuştur.
Ancak özellikle kesimhaneler gibi kalabalık çalışma ortamlarında COVID-19’un çalışanlar arasında yayılması söz konusudur. Bu durum gıda güvenliği riski oluşturabileceği gibi hastalığın personel arasında yayılması neticesinde işgücü kayıplarına ve üretimde aksamalara neden olabilecektir.
Uluslararası kuruluşların ve uzmanların yaptığı açıklamalar COVID-19’un insandan insana damlacık yolu ile bulaşan bir solunum sistemi hastalığı olduğu ve gıda tüketimi yoluyla bulaşmadığı yönündedir.
 
Birliğimiz Bilim Kurulu tarafından, bu süreçte özellikle hayvansal gıdalar ile ilgili olarak ilave bir halk sağlığı riskinin olmadığı, bu nedenle genel gıda hijyeni tedbirlerinin uygulanmasının yeterli olduğu belirtilmektedir.
 
Öncelikle hayvansal gıdalara temas öncesi ve sonrasında eller ve temas eden cisimler iyice yıkanmalıdır.
 
Çapraz bulaşmaların önlenmesi için, çiğ tüketilecek gıdalar ile pişirildikten sonra tüketilecek gıdaların hazırlanmasında farklı kesme tahtası, bıçak ve kap gibi mutfak gereçleri kullanılmalıdır.
 
Hayvansal gıdaların iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir.
 
Ülkemizde ilk COVID-19 vakasının tespit edildiği 11 Mart 2020’den itibaren çok ciddi tedbirler alınmış ve COVID-19 ile mücadelede önemli kazanımlar elde edilmiştir. Ancak son günlerde yeni vaka sayılarındaki artış endişe vericidir. Toplumun büyük bölümünde fiziki mesafe, maske kullanımı ve el temizliği bilinci istenilen seviyeye ulaşamamıştır.
Ödenen bedellerin karşılıksız kalmaması, gıda arzında sıkıntı yaşanmaması, okulların Eylül ayında açılması, işletmelerin yeniden kapanmaması, insanımızın işsiz kalmaması, ekonomimizin daha fazla yara almaması, yoğun bakımların dolup taşmaması, yaşlı ve kronik hastalığı olanların bu mücadeleye yenik düşmemesi için COVID-19 tedbirlerine ciddiyetle uyulması gerekmektedir. Bu kapsamda gıda satan her türlü işletmeye büyük sorumluluk düşmektedir. Zira her türlü ihtiyaç ertelenebilmekte ancak gıda ve su tüketiminden vazgeçilememektedir. Dolayısıyla kesimhaneden fabrikaya, büfeden restorana, marketten pastaneye, her türlü gıda üreten, işleyen ve satan işletmelere büyük sorumluluk düşmektedir. Bu sorumluluk gıda güvenliğinin sağlanmasının yanı sıra personel ve müşterilerin sağlığının korunması ve toplumda COVID-19 tedbirlerinin yaygınlaşması açısından büyük önem taşımaktadır.
Koronavirüs hastalığının özellikle ülkemizde Mart ayının başlarında etkisini göstermiş olması nedeniyle bu yıl birinci üretim olarak adlandırdığımız çiftlikte ve ahırda bir sıkıntı yaşanmamıştır. Ancak ihracatta yaşanan sıkıntılar ve girdi maliyetlerinin artması ve bakım döneminde işçi teminindeki sıkıntılar bu süreçte gıda arzını tehdit eden en önemli unsur olmuştur. Ancak önümüzdeki süreçte gıda üretim ve pazarlama zinciri için daha hazırlıklı olunması gerekmektedir. Zira COVID-19’un Eylül-Ekim ayından sonra da etkisini sürdürebileceği öngörülmektedir.
 
TVHB olarak diyoruz ki; Güvenli aşı ve antiviral tedaviler bulunana kadar COVID-19 hastalığı ile sürdürülebilir ve disiplinli mücadele hala en öncelikli konudur. Bu nedenle Tek Sağlık kavramı hayata geçirilmeli, multidisipliner bir çalışma ile hastalıkla etkin mücadeleye devam edilirken vatandaşlarımızın da alınan tedbirlere hassasiyetle uymaları gerekmektedir.
 
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.” 17.08.2020
 
                                                                                                                                                                                            Ali EROĞLU
                                                                                                                                                                            TVHB Merkez Konseyi Başkanı
17.08.2020
Devamı

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Domates Tarlada Kaldı. İhracat Acilen Açılmalı…

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, fiyatların salçalık domateste 30, sofralık domateste 60 kuruşa kadar düştüğünü ifade ederek, “Üretim maliyetinin altında kalan fiyatlar üreticilerimizi mağdur ediyor” diye konuştu.
Bayraktar, fiyatlardaki düşüşün devam etmesi durumunda domates üreticisinin üretimden çekilebileceğini veya alternatif ürünlere yönelebileceğini bildirdi. Pandemi ile birlikte gıda güvencesinin öneminin daha iyi anlaşıldığına işaret eden Bayraktar, Türk çiftçisinin bu süreçte büyük fedakarlık göstererek tarlasında kaldığını, üretime devam ettiğini hatırlattı.
 
“Üretim maliyetleri arttı”
 
Ülkesi için, vatandaşlarını doyurmak için büyük bir özveri ile üreten çiftçilerin, bu süreçte çeşitli olumsuzluklarla karşılaştığını belirten Bayraktar şöyle devam etti:
“Doğal afetler ve bitki hastalıkları ile mücadele eden, aralarında domates üreticilerimizin de bulunduğu çiftçilerin birçoğu fidelerini yeniden dikmek zorunda kaldı. Bu durum üretim maliyetlerini önemli ölçüde artırdı.
 
Pazarlama sorunları
 
Bütün bu olumsuzluklara rağmen pes etmeden üretime devam eden çiftçilerimiz bugün ise pazarlama sorunları ile karşı karşıya kalıyor. Domatesin tarlada kalmaması için ihracatın acilen açılması gerekiyor. Sofralık domateste sorunun çözümü için Irak ve Suudi Arabistan’a ihracatın yolu açılmalı, Tarım Kredi Kooperatifleri ve Büyükşehir Belediyeleri de alım yaparak zor durumdaki üreticilerimize destek olmalıdır.”
 
Salçalık domates
 
Salçalık domates üreticilerinin de maliyetin altına düşen fiyatlar nedeniyle zarara uğradığını belirten Bayraktar, sözleşmenin esaslarına uymayan salça fabrikalarını insafa davet etti.
Sorumluluklarını yerine getirmeyen bazı salça fabrikalarının üreticilerin zararına göz yumduğunu ifade eden Bayraktar, “Sözleşmenin gereğini yerine getirmeyip maliyeti karşılamayacak fiyatlardan alım yapan fabrikalar, fiyatların düşmesine neden olmuştur. Fabrikalar şunu çok iyi bilmelidir ki, eğer çiftçilerimiz üretimden uzaklaşırsa önümüzdeki yıl domates bulmak hayal olacak. Üreticimiz fabrikaların insafına bırakılmamalı, Ziraat Odalarımıza sözleşmelere uyumu denetleme yetkisi verilmelidir” diye konuştu.
Salçalık domateste Türkşeker’in piyasaya girmesini olumlu karşıladıklarını ifade eden Bayraktar, sözleşmeli olarak salçalık domates alan Tarım Kredi Kooperatifleri’nin de kotalarını artırarak üyeleri olan çiftçilere yardımcı olmaları gerektiğini vurguladı.
 
“Çiftçilerimizin sorunlarını ilettik”
 
Bayraktar, Türkiye geneline yayılan 9 bölgeden 765 Ziraat Odası başkanı aracılığıyla, üreticilerin sorunlarını yakından takip etiklerini belirtti. Çiftçi sorunlarının çözümü için ilgili Bakanlıklar nezdinde girişimlerde bulunduklarını vurgulayan Bayraktar, “Sofralık ve salçalık domates üreticisi çiftçilerimizin sorunlarını ilgili Bakanlıklarımıza ilettik. Aktardığımız sorunların bir an önce çözüme kavuşmasını bekliyoruz” diye konuştu.
17.08.2020
Devamı

Manda Hibesi Gelir Kapısını Açtı

Hayvancılık ile uğraşan vatandaşlara destek amaçlı mandalar dağıtıldı. Verilen bu destek vatandaşların yüzlerini güldürdü.
Muş’ta devlet desteği ile 2018 yılında dağıtılan mandalar, hayvan sahiplerinin yüzünü güldürmeye başladı. Son 10 yılda devlet eliyle geliştirilen ve sağlanan desteklerle manda sayısı 7 bin 100’e çıkarken, hayvancılığın yeniden canlandırılmasıyla birlikte köylünün de yüzü gülmeye başladı. Manda besleyerek geçimlerini sağlayan vatandaşlar elde ettikleri süt, peynir, tereyağı ve yoğurttan ihtiyaç duydukları kadarını evlerine alırken, ihtiyaç fazlası ürünleri de marketlere satıyor.
Mandacılığın gelişmesiyle ilgili açıklamalarda bulunan Muş Manda Birliği Başkanı Yüksel Erkul, 2012’de manda birliğini kurduklarını hatırlatarak, “Birliği kurduğumuzda 960 manda ile bu işe girdik. Şu anda bin 700 tane halk elinde ıslah projesi yürütüyoruz.
İnşallah bu gidişle daha sayıyı artıracağız. Mandanın bakımı kolay, devlet desteği var ve samanı da bedava geliyor. O yüzden vatandaşlarımız mandaya daha önem vermeye başladı. Bir de bölgemiz sulak alan olduğu için mandacılığı önemsiyoruz” dedi.
Mandadan elde edilen ürünün bir kısmını ihtiyaçları için ayırdıklarını geri kalanını ise satarak aile bütçelerine katkı sunduklarını ifade eden Erkul, “Mandaya rağbetin başlıca nedeni elde edilen ürünün kaliteli olmasıdır. Mandacılık 2010’da bitme aşamasına geldi. Devlet desteği ile mandacılık Türkiye’de canlanmaya başladı.
Bu gidişle manda sayısı Türkiye genelinde yılda 10-15 bin civarında olabilir. Bizim bölgemizde de yılda bin ile bin 500 arasında bir artış bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Sazlıkbaşı köyünde manda besleyen vatandaşlardan Cezayir Güngör de, babasından kalma besiciliği devam ettirdiğini dile getirerek, “Mandanın sütü, peyniri, yağını satıyoruz. Çok güzel ürünler elde ediyoruz” dedi.
17.08.2020
Devamı

Üreticilere Damızlık Koç Dağıtıldı

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından küçükbaş hayvan üreticilerine 90 adet koç dağıtıldı.

Tarım ve Orman İl Müdürü Orhan Sarı, Kırşehir'deki devlet üretme çiftliğinden en iyi koçları seçerek. Çorum'a getirdiklerini belirterek, "750 TL vatandaş katkısı, 1250 TL devletin hibesi var. 2 bin TL'ye mal ettik. Buradaki amacımız, sürülerde kan değişikliğine gitmek, verimliliği artırabilmek, kaliteli yavrular alabilmek için iki yılda bir farklı koçlar getirerek bunların kanını değiştirmemiz lazım. Bu projeyi daha da artırarak devam ettireceğiz. Çorum'a faydalı işler yapmaya gayret edeceğiz" dedi.

Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Birol Alanbay da, hedeflerinde 120 koç dağıtmak olduğunu ifade ederek, getirilen koçları hiç yararlanmayan üyelerine vereceklerini söyledi.

Vali Yardımcısı Recep Yüksel ise üretimin önemine değinerek üreticilere kadınları, gençleri ve çocukları toprağa bağlı tutmaya devam etmeleri gerektiğini kaydetti.

"İthale karşı değiliz ama kendi öz malımızı hem ihya etmeye hem daha çok üretmeye hem de toplumuzu sağlıklı tüketmeye özen gösteriyoruz" diyen Vali Yardımcısı Yüksel, "Bunun için sizlerle birlikte çalışmaya ihtiyacımız var. Projelerin küçüğü büyüğü olmaz. Parasal miktarı az çok önemli değil. Önemli olan ata-dede yadigarımızı, değerlerimizi aynı anlayışla sahiplenmeye bizi götürebilmesi, örgütlerimizi sizlerle beraber canlı tutmaya, üretimlerimizi sizlerle beraber canlı tutmaya, artırmaya, bereketli kılmaya devam etmesi önemli. Size dağıtılan koçlar hayatta kalmalı, soy sürdürmeye devam etmeli. Bunlara özen göstermelisiniz. Farkına varmazsınız sizin üreticiliğiniz, sahip çıkmışlığınız birçok genci köye, çiftliğe, toprağa bağlı tutar. Herkesin gözü şehirde olmamalı. O yüzden sizler örnek çiftçisiniz. Buna da devam edin" ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından kura çekilerek koçlar üreticilere dağıtıldı. Hayvan pazarında gerçekleşen dağıtım törenine, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Başkanı Yılmaz Kaya, Ziraat Odası Başkanı Mehmet Sayan ile üreticiler katıldı.

17.08.2020
Devamı

Tarım Kredi Kooperatifi Fındık Alımı Yapacak

Perşembe Tarım Kredi Kooperatifi personeli Taşkın Keskin, kooperatifin bu sene üreticilerden fındık alımı yapacağını bildirdi.

Perşembe Tarım Kredi Kooperatifi personeli Taşkın Keskin, “Tarım Kredi Kooperatifi fındık alımına geçtiğimiz sene Giresun ve Trabzon bölgesinde başlamıştı. Bu kez Samsun ve Ordu bölgesinde de fındık alımlarına başlayacak. Biz Samsun bölgeye bağlıyız. Samsun bölgesi bu sene ilk kez alım yapacak. Alım yeri de Altınordu ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde Atatürk Bulvarı’nın kenarında bulunan kooperatif önünde yapacak. Depo olarak alım yapılmayacak. Kamyonlar aracılığıyla alım yapacağız. Altınordu’nun yanı sıra Fatsa ve Ünye ilçelerinde de alımlar yapılacak. Naylon çuvalda değil kara çuvallardaki fındıklar alınacak. Fındık ücretlerine çuval parası ve nakliye bedeli peşin ödenecek. 44 randıman altında fındık alınmayacak.” ifadelerini kullandı.
 
17.08.2020
Devamı

DİTAP Projesi Çiftçilere Tanıtılmaya Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) projesinin tanıtım çalışmaları, Kırklareli'nin Vize ilçesine bağlı köylerde de devam ediyor. Çiftçi, DİTAP projesi sayesinde yetiştirdiği ürünlerini online sistem üzerinden satabilecek.

Kırklareli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, “Bakanlığımızın tarımda dijitalleşme adına hayata geçirdiği Dijital Tarım Pazarı (DİTAP) sayesinde, üreticilerimizin bin bir emekle ürettiği ürünler değer fiyattan alıcı ile buluşabilmektedir.

DİTAP üzerinden üretici ile alıcı doğrudan bağ kurabilmektedir. Bu sayede üretici elindeki ürünü değerinde satabilmekte, alıcı da daha uygun fiyattan ürüne ulaşabilmektedir. Online bir platform olan DİTAP’a üreticilerimiz ve alıcılar e-Devlet şifresi ile kolaylıkla üye olabilmektedir. İstenilen yer ve zamanda platforma rahatlıkla giriş yapılabilmektedir” bilgilerine yer verildi

Açıklamada ayrıca, “Bakanlığımızın üretici ve alıcıları yanında olmak adına hayata geçirmiş olduğu bu projenin tanıtımı ve üyelik için Vize İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak gereken çalışmaları sürdürmekteyiz. Bu kapsamda Vize İlçe Müdürümüz Zeynep Şeyda Gürsu ve İlçe Müdürlüğümüz teknik personelleri Müsellim, Hasbuğa ve Sergen köylerinde üreticilerimizle bir araya gelerek, DİTAP projesi hakkında bilgilendirme yapmıştır. Vize İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü olarak üreticilerimizin yararı için hayata geçen DİTAP projesinin tanıtımı ve kullanımı için çalışmalarımız devam edecektir” denildi.
17.08.2020
Devamı

Sivas’ta Buğday Satışları Başladı

Çiftçiler hasat yaptıkları arpa, buğday ve yulaf gibi ürünleri traktör ve kamyonetlerle Toptancılar Sitesinde bulunan Buğday Pazarına getiriyor. Pazarda bulunan esnaflar çiftçinin ürünlerini alarak Türkiye’nin çeşitli illerine satış gerçekleştiriyor. Geçtiğimiz günlerde Sivas Ziraat Odası Başkanı’nın yaptığı açıklamada rakımın yüksek olması, soğuk havanın etkisi ve dolu yağışı sebebiyle rekolte de kayıp olduğu söylenmişti. Buğday pazarında satış yapan çiftçi buğdayın veriminden memnun değilken alım yapan bazı esnaflar ise halinden memnun gözüküyor. Buğdayın fiyatını ise kalitesi ve çeşidi belirliyor.
Buğday Pazarı esnaflarından Ahmet Yiğit, bu sene hasadın iyi olduğunu ve çiftçinin yüzünün güldüğünü belirterek, “Buğdayları bu sene çok pahalı alıyoruz. Beyaz buğdayları bin 750 liraya, Kızıltanları 850 bin-900 bin arası, bayraktarları ve gerekleri bin 740-bin760 arası ve tritikal tahılları 450-500 arası alıyoruz. Hasat iyi, köylünün yüzü gülüyor.Mazot ve gübre de biraz düşüm olursa, devletimiz büyük imkanlar sağlamış olur. Biz de aldığımız malın bir kısmını stokluyoruz bir kısmını ise satıyoruz.800 -810 lira gibi fiyatlara satıyoruz. Ama faturalar çok geldiği için pek bir şeyde öğrenemiyoruz. Ürünlerin kalitesi geçen seneye göre iyi. Kesik olmuş az bitmiş ama tahıllar kalorili’’ şeklinde konuştu.
Buğdayını pazara satmaya getiren çiftçi İdris Cırıtcı, doludan etkilenen bölgelerde ürün kaybı yaşandığını belirtip, “Satışlarımız şu an normal. Ama buğdayların durumları bu yıl çok zayıf. Tarlalardan mı hava durumlarından mı? ürünlerimiz çıkmıyor. Yöre yöre tarlalarımızdan verim alamıyoruz’’ dedi.

Çiftçi Yakup Çoban ise, buğdayın fiyatının kalitesine göre değiştiğini ifade ederek “Bu seneye geçen seneye gene olarak iyi gözüküyor. Milletimiz biraz tembel çalışıyor gibi bir izlenim var. Desteklemelerden ziyade hububat alımlarında biraz daha fiyatların iyi olmasını talep ediyoruz.Geçen seneye göre bu sene fiyatlar aşağı yukarı aynı.Fazla bir değişiklik olmadığı için bu konuda mustaribiz. Hasat zamanı yoğun bir hareketlenme olduğu için fiyatlarda çok aşırı bir oynama oluyor. Sabit bir fiyatımız yoktur. Buğdayın kalitesine göre fiyat değişiyor’’ ifadelerini kullandı.
 
14.08.2020
Devamı

Gıdada İlk Koronavirüs Bulgusu!

Çin’de Brezilya’dan ithal dondurulmuş tavuklarda koronavirüs tespit edildi.

Covid-19’un dünyaya yayıldığı Çin’den korkutan bir haber geldi. Brezilya’dan ithal edilen dondurulmuş tavuk kanadında koronavirüs tespit edildiği, ancak bu ürünlerle temas eden kişilerin testlerinin negatif çıktığı bildirildi.

 

Çin’in güneyinde Hong Kong sınırındaki Shenzhen kentinde Brezilya’dan ithal edilen dondurulmuş tavuk ürünleri ile temas eden kişiler ile onların akrabalarına koronavirüs taraması yapıldı, testler negatif çıktı.

Ayrıca Anhui bölgesinde Wuhu şehrinde Ekvador’dan gelen karides paketlerinde koronavirüse rastlandığı açıklandı.

Deniz ürünleri pazarı kapatılmıştı

Pekin’deki Xinfadi deniz ürünleri pazarı, buradaki çok sayıda kişide koronavirüs görülmesi üzerine Haziran ayında kapatıldı.

Geçtiğimiz yıl sonunda Çin’de ortaya çıkan koronavirüs salgını bu ülkede büyük oranda kontrol altına alındı. Ülkede Mayıs ortasından bu yana koronavirüsten dolayı ölen olmadı.

14.08.2020
Devamı

Tarım İşçilerinin Yüzü Güldü

Kovid-19 salgını nedeniyle, Karadeniz Bölgesi’ne her yıl ağustos ayında gelen mevsimlik tarım işçilerine yönelik oluşturulan proje, Sağlık Bakanlığı’nın destekleriyle Ordu’nun Ünye ilçesinde hayata geçirildi.

Karadeniz Bölgesi’nin geçim kaynağının büyük bir bölümünü oluşturan fındığın her yıl ağustos ayında toplanması nedeniyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinden gelen mevsimlik tarım işçileri için hazırlanan proje dört kişilik bir ekibin çalışması sonucu Sağlık Bakanlığı tarafından onaylandı. Proje sayesinde ise her yıl bölgeye gelen yaklaşık 4 bin kişilik tarım işçilerini korona virüs salgınından korumak, sosyal alanlarının iyileştirilmesi ve fındık üretimin azalmamasının sağlanması hedefleniyor.

“Bu projeyle tarım işçilerinin sahadaki sıkıntıları takip ediliyor”

Kovid-19 salgını nedeniyle oluşabilecek her hangi bir hastalığında önüne geçilmesinin planladığını ifade eden Ünye İlçe Sağlık Müdürü Dr. Sinan Dinçer Ayyıldız, "12 Ağustos tarihi itibarıyla İlçe Kaymakamımız Ümit Hüseyin Güney tarafından da onaylanan bu proje, mevsimsel tarım işçilerinin sahadaki olabilecek sıkıntılarını takip etmek için hayata geçirildi. Tabii, fındık ayının başlamasıyla beraber olası bir salgın durumunun kontrolü ve fındık potansiyelinin gelirlerinin düşmemesi adına bu proje hayata geçirilmiş oldu. Bu anlamda proje koordinatörü Emine Cengiz ve ekibine çok teşekkür ederim” dedi.

“Proje bölgede üretimin azalmamasını sağlıyor”

Projenin hayata geçirilmesinin ardından çalışan mevsimlik işçilerinin sosyal olanaklarının sağlandığını ve iyileşmelerinin devam ettiğini ifade eden Proje Koordinatörü Emine Cengiz, ”Biz bu projeyi düşündüğümüzde başta bölgemize gelen mevsimlik tarım işçilerinin yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik proje olsun istedik. Sağlık Bakanlığımızın bünyesinde hazırladığımız bu proje sayesinde sürdürülebilir fındık tarımını iyi hale getirmek ve pandemiden dolayı bulaşma durumunda kontrolleri sağlamak için ortak bir proje hazırladık. Projemiz içeriğinde mevsimlik tarım işçilerine hem sosyal sorumluluklarımızla beraber ayrımcılık, ücretler, zorla çalıştırılma ve yine bakanlığımız bünyesinde kanser taraması, çocuklarımız için aşı taraması, kadınlarımıza meme kanseri bilgilendirmeleri gibi birçok konuda bakanlığımızın desteği olacak. Tabi ailelerimize proje içeriğinde diş fırçası, diş macunu, tişört, çorap, maske, dezenfektanların yer aldığı hijyen paketini dağıtımı gerçekleştirdik. Bizler ekip olarak Trabzon’dan Ünye bölgesinde tarım işçilerinin durumu hakkında İlçe Sağlık Müdürümüz ile istişare ederek karşılıklı olarak yapılabilecekleri listeledik. Son olarak Ünye Kaymakamımız Ümit Hüseyin Güney ve İlçe Sağlık Müdürü Sinan Dinçer Ayyıldız’ın destekleriyle projemizi hayata geçirmiş olduk” diye konuştu.
Projeden, Ünye’de Aydıntepe, Düzsaylan, Gölceğiz, Günpınarı, Kaledibi, Taflancık, Tekkiraz, Yazkonağı Mahalleleri ile Çaybaşı ilçesinde 500 tarım işçisi ve 110 üretici faydalanıyor.
14.08.2020
Devamı

Iğdır'da bal hasadı başladı

Iğdır Arı Yetiştiricileri Birliği ve İl Tarım Orman Müdürlüğünce düzenlenen 2020 yılı Bal Hasadı, Iğdır'ın Tuzluca ilçesi Hamurkesen köyünde başladı.
Iğdır Arı Yetiştiricileri Birliği ve İl Tarım Orman Müdürlüğünce düzenlenen 2020 yılı Bal Hasadı, Iğdır'ın  aşladı.

Bal hasadı, Iğdır Valisi, Belediye Başkan Vekili Hüseyin Engin Sarıibrahim, İl Müdürü Özkan Yolcu, AK Parti İl Başkanı Ali Kemal Ayaz, SERKA Koordinatörü Ramazan Mutlu Doğaner, İl Jandarma Alay Komutanı Murat Binbaşı, AK Parti İlçe Başkanı Mehmet Öner, STK Temsilcileri ve kurum amirlerinin katılımları ile törenle yapıldı.

Bal sağımı gelen misafirlerle birlikte yapılırken, açıklamada bulunan Arı Yetiştiricileri Birlik Başkanı Hüccet Şabahat, bu sene düzensiz geçen mevsim nedeniyle çiftçilerin fazla verim alamadığını, ona rağmen memnun kaldıklarını ifade etti. 
 
13.08.2020
Devamı

Nihat Çelik: Türkiye Koyun Sütü Üretiminde Dünya Şampiyonu

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Türkiye’nin 1,5 milyon tona yakın koyun sütü, 600 bin tona yakın keçi sütü ürettiğini bildirerek, “FAO verilerine göre Türkiye koyun sütü üretiminde dünya şampiyonu. Keçi sütü üretiminde ise altıncı sırada. Bu durum, küçükbaş hayvancılığımızın büyüklüğünü gösteren en iyi örnektir” dedi.
 
Çelik, yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) son verisi olan 2018 rakamlarına göre, Türkiye’nin 1 milyon 446 bin ton koyun sütü üretimiyle dünya birinciliğini aldığını, ülkemizi, 1 milyon 180 bin tonla Çin’in, 754 bin tonla Yunanistan’ın, 647 bin tonla Suriye’nin, 626 bin tonla Romanya’nın, 545 bin tonla İspanya’nın, 525 bin tonla İtalya’nın, 414 bin tonla Sudan’ın, 381 bin tonla Mali’nin, 369 bin tonla Somali’nin takip ettiğini belirtti.
 
Keçi sütü üretiminde altıncı sıradayız
 
Keçi sütü üretiminde 6 milyon 99 bin tonla ilk sırada açık farkla Hindistan’ın bulunduğunu vurgulayan Çelik, “Sudan 1 milyon 151 bin tonla ikinci, Bangladeş 1 milyon 122 bin tonla üçüncü, Pakistan 915 bin tonla dördüncü, Fransa 652 bin tonla beşinci, Türkiye 562 bin tonla altıncı, Mali 526 bin tonla yedinci, İspanya 461 bin tonla sekizinci, Güney Sudan 459 bin tonla dokuzuncu, Yunanistan 398 bin tonla onuncu sırada” dedi.
 
Türkiye toplam koyun-keçi sütü üretiminde de dünya ikincisi
 
Dünya genelinde 81 ülkenin koyun sütü, 111 ülkenin keçi sütü üretimi verisinin yer aldığı listede, Türkiye’nin toplam koyun-keçi sütü üretiminde de 2 milyon 8 bin tonla Hindistan’ın ardından ikinci sırayı aldığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
1 milyon tondan fazla koyun-keçi sütü üreten 7 ülke var. Hindistan yüzde 96,8’i keçi sütü olmak üzere 6,3 milyon ton koyun-keçi sütü üretimiyle ilk sırayı alırken, ülkemiz 2 milyon 8 bin tonu geçen üretimiyle ikinci sırada bulunuyor. Üçüncü sırayı 1 milyon 565 bin tonla Sudan, dördüncü sırayı 1 milyon 403 bin tonla Çin, beşinci sırayı 1 milyon 152 bin tonla Yunanistan, altıncı sırayı 1 milyon 151 bin tonla Bangladeş, yedinci sırayı 1 milyon 6 bin tonla İspanya aldı. Bu ülkeleri Fransa, Pakistan ve Mali izledi.”
Çelik, Türkiye'nin koyun sütü üretiminin 2019'da 1,5 milyon tonu aşarak 1milyon 521 bin tona, keçi sütü üretiminin ise 577 bin tona yükseldiği bilgisini verdi.
 
Süt, beslenmede vazgeçilmez bir öneme sahip
 
Sütün, içerdiği protein, karbonhidrat, mineraller, vitamin ve yağ nedeniyle bebeklerden yaşlılara tüm insanoğlunun beslenmesinde vazgeçilmez bir öneme sahip bulunduğuna dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:
 
Süt insan yaşamının her döneminde gerek duyulan mikro ve makro besin ögelerini içerir. Bebek ve yaşlılarda kemik sağlığı açısından önemlidir. Diyabet, obezite, hipertansiyon gibi rahatsızlıklara karşı da etkili olduğu yönelik çok sayıda bilimsel çalışma bulunmaktadır. Uzmanlar süt ve süt ürünleri tüketiminin artmasını sürekli olarak tavsiye etmektedir. Biz, buna katılıyoruz. Özellikle yüzde 18,8 kuru madde, yüzde 7,5 yağ, yüzde 5,6 protein, yüzde 4,6 laktoz, yüzde 1 mineral madde içeren koyun sütü ile yüzde 13,2 kuru madde, yüzde 4,5 yağ, yüzde 3,6 protein, yüzde 4,3 laktoz, yüzde 0,8 mineral madde içeren keçi sütünü tavsiye ediyoruz. Koyun ve keçi sütü, özellikle ülkemizde, küçükbaş hayvancılığın doğal yaylıma, meralara dayanması, besi hayvanı olmaması, ilaç kullanılmaması nedeniyle son derece doğal ve sağlıklı ürünlerdir. Halkımız çekinmeden, içleri ferah olarak koyun, keçi sütü ve süt ürünleri tüketebilirler.”
Koyun ve keçinin bu toprakların bir gerçeği olduğunu vurgulayan Çelik, Anadolu’da da Trakya’da da koyun, keçi olmadan bir tarım ve hayvancılık düşünülemeyeceğine vurgu yaptı.
 
Çelik, Türkiye’de hayvancılığın geleceğinin küçükbaş hayvancılıkta olduğunu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin verdikleri önem ve Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle hızla geliştiğini, bu şekilde sürmesi halinde yakın gelecekte küçükbaş hayvancılığın ülkenin kırmızı et açığını rahatlıkla kapatabileceğini, koyun-keçi peyniri ve yoğurdu üretimiyle çok daha fazla katma değer elde edebileceğini belirtti.
11.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Çarpıcı Rapor

Tarım ve Orman Bakanlığı, “İklim Değişikliği ve Tarım” raporu yayınladı. Raporda, önümüzdeki yıllarda kuraklığın Türkiye’de geniş bölgelerde hissedileceği belirtilerek, tarım politikalarının 2-3 derece sıcaklık artışı baz alınarak yapılması gerektiği vurgulandı. Raporda, dünya genelinde 30 yıla kadar gıda fiyatlarında yüzde 85’e varan artışlar olabileceği ifade edildi. Türkiye’nin son dönemlerde iklim değişikliğiyle mücadelenin hemen her alanında sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, politikalar oluşturduğu belirtilen raporda, hukuki, kurumsal ve iktisadi sistemini yeni iklim ekonomisi bağlamında geliştirme yolunda ilerlediği kaydedildi. Dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de, kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı öngörülürken, bu sorunun ulusal anlamda ciddiyetle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
Tarım ve Orman Bakanlığı, “İklim Değişikliği ve Tarım” raporu yayınladı. Raporda, önümüzdeki yıllarda kuraklığın Türkiye’de geniş bölgelerde hissedileceği belirtilerek, tarım politikalarının 2-3 derece sıcaklık artışı baz alınarak yapılması gerektiği vurgulandı. Raporda, dünya genelinde 30 yıla kadar gıda fiyatlarında yüzde 85’e varan artışlar olabileceği ifade edildi. Türkiye’nin son dönemlerde iklim değişikliğiyle mücadelenin hemen her alanında sürdürülebilir kalkınma ilkeleri çerçevesinde, politikalar oluşturduğu belirtilen raporda, hukuki, kurumsal ve iktisadi sistemini yeni iklim ekonomisi bağlamında geliştirme yolunda ilerlediği kaydedildi. Dünyada iklim değişikliğinden en çok etkilenmesi beklenen bölgelerden biri olan Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye’de, kuraklığın geniş bölgelerde hissedileceği ve aşırı sıcak günlerin sayısının artacağı öngörülürken, bu sorunun ulusal anlamda ciddiyetle ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
İklim Değişikliği Etkileri
Daha sıcak ve az yağışlı iklim koşulları görülecek.
Ekstrem meteorolojik olaylarda artış, su kaynaklarında azalma görülecek.
Kuraklık şiddetinde artış olacak, su ve toprak kalitesi bozulacak.
Ekosistemi bozulacak ve biyolojik çeşitlilik azalacak.
Ekolojik alanlarda kayma, tarımsal üretimde ve kalitede azalma yaşanacak.
Zararlılarda ve hastalıklarda artış görülürken, gübreleme ve ilaçlama sorunları olacak.
Sürdürülebilir gıda güvenliği sorunları baş gösterecek.
 
Sıcak Artışıyla Neler Değişecek?
Küresel ortalama sıcaklıktaki her bir santigrat derece artışın, küresel ortalama arazi verimlerini buğdayda yüzde 6, mısırda yüzde 7.4, pirinçte yüzde 3.2 ve soya fasulyesinde yüzde 3.1 azaltacağı öngörülüyor
Dünya genelinde 3 derecelik sıcaklık artışları için (2050 yılı civarında) yüzde 25-50 seviyesinde verim kayıpları yaşanacağı tahmin ediliyor.
Toprak verimliliğinin azalmasıyla birlikte topraktaki besin elementlerinde de azalmalar görülmekte. Bu durum da daha fazla kimyasal gübre kullanmaya zorluyor. 
 
Gelecekte Dünyayı Neler Bekliyor?
Raporda yer alan bilgilere göre 21’inci yüzyılın stratejik sektörleri arasında gösterilen gıda sektörü, 2050’de 10 milyara ulaşacağı hesaplanan dünya nüfusunun beslenmesinde önemli bir tehdit ile karşı karşıya. Araştırmalar, 2050 yılında dünya nüfusunu beslemek için tarım ve gıda üretiminin, bugünkü düzeyinden en az yüzde 50 oranında artırılması gerektiğini gösteriyor. IPCC’nin değerlendirme raporlarında, iklim değişikliğinin gıda fiyatlarında dünya genelinde yüzde 85’e varan artışların gerçekleşebileceğini öngörülüyor.
Etkileri Azaltmak İçin Neler Yapılabilir?
Türkiye’nin önümüzdeki 10 ve 20 senenin tarım politikaları belirlenirken, 2-3 derece sıcaklık artışı ve bu artışın iklim üzerine yaratacağı etkiler varsayım senaryosu olarak ele alınmalı ve politika planları bu çerçevede yapılmalıdır.
Tarımın olumlu etkilenmesi için yapılabilecek uygulamalar arasında yağmur hasadı kullanılmalı.
Tasarruflu su kullanımı, doğrudan ekim yöntemi, rüzgar perdesi uygulanmalı.
Gübreleme, arazi toplulaştırma, organik tarım, biyoenerji kaynakları da uygulamalar arasında olmalı.
İklim değişikliğinin etkilerine hazırlıklı olmak için, tarımda iklim değişikliğine uyum seferberliğine geçilmeli.
İklim değişikliğine ‘uyum fonu’ acilen oluşturulmalı.
Düşük gelirli çiftçilere iklim değişikliğine uyum destekleri sağlanmalı.
Doğrudan ekim uygulamaları yaygınlaştırılmalı.
Yüzde 100 basınçlı sulamaya geçilmeli.
İklim bazlı dinamik tarımsal sigorta yaygınlaştırılmalı. 
 
11.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı: Faiz Alınmayacak

Tarım ve Orman Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, Orman ve Köy İlişkileri Dairesi Başkanlığı faaliyetlerinin 13 Haziran 2012 tarihli ve 28322 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 'Orman Köylülerini Kalkındırılmalarının Desteklenmesi Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik' ve bu yönetmelikte muhtelif tarihlerde yapılmış değişiklik ile yürütüldüğü anımsatıldı.

Orman köylüsü lehine gerçekleştirilecek iyileştirilmeler ve yönetmeliğin bazı maddelerinin daha anlaşılır hale getirilmesi, yürürlükte bulunan mevzuat ile yönetmelik arasındaki uyumsuzluğun giderilmesi amacıyla yönetmelikte tekrar değişiklik yapılması ihtiyacı olduğu belirtilerek, şunlar kaydedildi:

"Bu yönetmelik değişikliği ile özetle aşağıdaki iyileştirmeler sağlanmıştır. Orman köylülerine kullandırılan tüm ferdi, kooperatif ve kooperatif üst kuruluşları kredilerinde faiz kaldırılmıştır. Olası doğal afet, salgın, vb. durumlarda orman köylülerinin taksitlerinin faizsiz ertelenebilmesi imkanı getirilmiştir. Orman köyünde yaşayan gazilerin, şehidin dul ve yetimleri yanı sıra anne-baba ve kardeşlerinin öncelikli olarak kuraya tabi tutulmadan kredilerden faydalanabilmesi sağlanmıştır. Kredi başvurularının Kurumun resmi elektronik ortamı üzerinden veya e-devlet üzerinden yapılabilmesi imkanı getirilmiştir. Kredi kullandırılan orman köylülerinin kabul edilebilir bir gerekçeyle krediden vazgeçebilmesi sağlanmıştır. Bu durumda vazgeçme tarihi itibariyle borcu ve aldığı hibeyi ödemesi esastır."

11.08.2020
Devamı

Birol Celep’ten Pakdemirli'ye Tarım İlacı Teşekkürü

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirterek, sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu kararlardan dolayı Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye teşekkür etti.
Ege İhracatçı Birliklerinden (EİB) yapılan yazılı açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanlığı haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklarken, 5 Ağustos 2020 tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ekledi. 7 pestisitin ise Aralık 2021 tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi.
 
Açıklamada görüşlerine yer verilen Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, bakanlığın kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirtti.
Tüketici taleplerinin dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğine dikkati çeken Celep, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesi'nin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesi'nde Dikili'de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz."
10.08.2020
Devamı

Sağlıklı Gıda İçin Bazı Tarım İlaçlarına Yasak

Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, Tarım ve Orman Bakanlığının hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 9 tarım ilacına yasak, 7'sine kısıtlama getirdiğini hatırlatarak, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını belirtti.
Avrupa'nın birinci, dünyanın 7. büyük tarım ülkesi Türkiye, bir yandan tarımsal üretimini artırmak için projeleri hayata geçirirken, diğer yandan ürettiği tarım ürünlerinin daha sağlıklı olması için adımlar atıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, haziran ayında hastalık ve zararlı organizmaların ürüne zarar vermesini önlemek için kullanılan 16 tarım ilacını (bitki koruma ürünü) yasaklamışken, 5 Ağustos tarihinde bu listeye 9 pestisiti daha ilave etti. 7 pestisitin ise 2021 Aralık tarihinde yeniden yapılacak değerlendirmeye kadar kullanım alanlarının kısıtlanmasına karar verdi. Tarım ve Orman Bakanlığının bu kararını 81 il müdürlüğüne genelge ile duyurduğunu belirten Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Birol Celep, 2009 yılından beri Türkiye'de kullanımı yasaklanan ve kısıtlanan pestisitlerin sayısının 220'e ulaştığını kaydetti.
"Dünya piyasalarında elimiz güçleniyor"
Tüketici taleplerinin, dünya genelinde gıda üretimini şekillendirdiğinin altını çizen Celep, "Dünya genelinde sağlıklı gıda tüketmek isteyen tüketici kitlesinin sayısı hızla artıyor. Pandemiyle birlikte sağlıklı gıdaya yöneliş daha da arttı. Yaklaşık 35 yıldır organik tarım ve iyi tarım uygulamaları ile dünyaya gıda üretiyoruz. Ege Bölgesinin tarım ürünleri ihracatı son bir yıllık dönemde 5 milyar doları aşmış durumda. Ege Bölgesinde Dikili'de ilk uygulaması hayata geçmek üzere olan Tarım İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin itici gücüyle orta vadede 10 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı hedefliyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığının sağlıklı gıda üretimiyle ilgili hamleleri dünya piyasalarında elimizi güçlendiriyor. Sürdürülebilir üretim ve ihracatı destekleyici bu karardan dolayı Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli nezdinde Tarım ve Orman Bakanlığımıza da teşekkür ederiz" diye konuştu.
"Büyük adımlar atıyoruz"
"Tarladan çatala kadar olan zincirde, sağlıklı gıdanın bir tercih değil yeryüzündeki bütün canlıların hakkı" diyen Celep sözlerini şöyle tamamladı: "Çevreyi, insan sağlığını ve biyoçeşitliliği koruyan, doğa dostu üretim metotlarını destekleyerek üretim yapma konusunda büyük adımlar atıyoruz. Toprağın yapısını bozan, gıdalarımızın kaynağı olan toprağımızı kaybetmemize yol açabilen pestisitlerden hızla uzaklaşıyoruz. Böylece biyoçeşitlilik kaybının da önüne geçiyoruz."
İmha edilmesi karara bağlandı
Türkiye'de zirai mücadele amacıyla kullanılan bitki koruma ürünlerinin ruhsatlandırılması, üretimi, ithalatı, piyasaya arzı ve kontrolü ile ilgili iş ve işlemler, 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" ile bu Kanuna bağlı olarak çıkarılan ilgili mevzuata göre Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılıyor. Söz konusu mevzuat çerçevesinde, Türkiye'de ilk kez ruhsatlandırılacak olan bitki koruma ürününün aktif maddesinin Avrupa Birliği veya G8 ülkelerinde ruhsatlı olması şartı aranıyor. Ayrıca, uluslararası kuruluşlarca insan ve çevre sağlığı ve benzeri konularda sakıncalı görülen aktif maddelerin kullanımının sonlandırılması halinde yine aynı mevzuat kapsamında bu aktif maddelerin ülkemizde de kullanımları Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından sonlandırılıyor. Tarımsal üretimde yasaklanan 9 pestisitin ithalatı, imalatı ve kullanımı sonlandırılırken, kullanım süresi sonunda piyasada bulunan söz konusu aktif maddeleri içeren bitki koruma ürünlerinin firmasınca toplanarak bakanlığın bilgisi dahilinde imha edilmesi karara bağlandı. Yasaklanan ve kısıtlanan aktif maddelerin farklı tarım ürünlerinde hastalık, zararlı ve yabancı otlarla mücadelede kullanılan bitkisel koruma ürünlerinden oluşuyor.
10.08.2020
Devamı

Tarım Orman İş Sendikasından Dikkat Çeken Araştırma

Tarım Orman İş Genel Başkanı Şükrü Durmuş, sendika olarak yaptıkları araştırmanın bilgilerini paylaşarak “Orman Genel Müdürlüğü bünyesindeki ormanlarımızda 2019’da 3 bin 400 iş kazası meydana geldi. Kazalar sonucu, 486 emekçi hayatını kaybetti. 2 bin 300 kişi uzuv kaybına uğradı.” dedi.
Tarım Orman İş Genel Başkanı Şükrü Durmuş, sendika olarak yaptıkları araştırmanın bilgilerini paylaştı. 3 bin 100’ünün sosyal güvenceden yoksun olduğu ve kayıt dışı çalıştırıldığı tespit edildi. Durmuş, sendikanın, bu olumsuz durumu Birleşmiş Milletler, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ve İnşaat ve Ağaç İşçileri Enternasyonali’ne (BWI) rapor ettiklerini belirtti.
Durmuş açıklamasında şunları kaydetti:
“Orman, orman köyü kooperatiflerinin elinden alınarak, ‘yandaş tüccara’ verildi, rantsal fayda öne çıkarıldı. Ormanla ‘hısım’ olan orman köylüsü ‘hasım’ konumuna getirildi. Başta orman yangınlarıyla mücadelede yerinde ve zamanında müdahale etmenin eksikliğiyle, orman yangınlarının sonucunda büyük alanların yanmasına sebep olurken, kurumun personel politikalarındaki yandaşlık anlayışı yangınları sevk idarede ciddi zafiyetlere düşürdü. Orman işçiliğinin çoğunlukla kayıt dışı işçilerle yapılıyor olması beraberinde iş kazalarının en üst seviyeye yükselmesine sebep oldu. Sayın Bakan Bekir Pakdemirli’nin yaptığı açıklamada ‘orman yangınlarıyla mücadelede hiç kayıp verilmediği hatta, Yunanistan’dan örnekler verilerek Avrupa’nın en iyisi olduğu’ söylemi gerçek değildir. İki hafta önce, yangına giderken arazözün devrilmesi sonucu, hayatını kaybeden iki orman emekçisi insandan sayılmıyor mu? Sayın Bakan bu verileri ya bilmiyor ya da örtbas etmek istiyor.”
10.08.2020
Devamı

TÜDKİYEB: Küçükbaş Hayvan Sayısı 55 Milyonu Geçti

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, son yıllarda küçükbaş hayvancılığa verilen desteklerin olumlu sonuçlarının alındığını bildirerek, “küçükbaş sayısı 55 milyonu aştı. Nüfus başına bir küçükbaş hayvan sayısı hedefine adım adım yaklaşıyoruz” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada hayvancılık üretim istatistiklerini değerlendirdi. Haziran ayı sonu itibarıyla koyun sayısının 2019 Aralık ayı sonuna göre, 6 aylık sürede, koyun sayısının 5 milyon 437 bin artarak 37 milyon 276 binden 42 milyon 713 bine, keçi sayısının 1 milyon 145 bin artışla 11 milyon 205 binden 12 milyon 351 bine çıktığını belirten Çelik, küçükbaş hayvan varlığının 6 ayda 6 milyon 582 bin artışla 48 milyon 481 binden 55 milyon 63 bine yükseldiğini bildirdi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, 2009-2020 döneminde koyun sayısının 21,7 milyondan 42,7 milyona, keçi sayısının 5,1 milyondan 12,35 milyona ulaştığını belirtti.

Merinos koyunu sayısında 580 binlik artış
Nihat Çelik, koyunların 39 milyon 56 bin başının yerli, 3 milyon 656 bin başının merinos, keçilerin 12 milyon 88 bin başının kıl keçisi, 262 bin başının tiftik keçisinden oluştuğunu, özellikle yün sanayine hammadde sağlayan merinos koyunu sayısındaki 580 bin başlık artışın önemli olduğuna dikkati çekti.
Küçükbaş hayvan varlığının Tarım ve Orman Bakanlığının verdiği desteklerle olağanüstü bir hızla arttığını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“2020 yılının ilk yarısında sığır sayısı yüzde 4,2, manda sayısı yüzde 2,5 artarken, büyüme keçi sayısında yüzde 10,2, koyun sayısında yüzde 14,6 gibi çift haneli rakamlara ulaşıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her nüfus başına bir küçükbaş hedefi koydu. Bu hedefe ulaşmak için de Tarım ve Orman Bakanlığımız küçükbaş hayvancılığa daha önce olmayan destekler getirdi. Başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’ye küçükbaş hayvancılığa verdikleri önem ve destekler için teşekkür ediyoruz.”

Çelik; “Verilen desteklerin boşa gitmediği görüldü”
Çelik, verilen desteklerin boşa gitmediğinin görüldüğünü bildirerek, küçükbaş hayvancılıktaki hızlı büyümenin devamı için yetiştiricinin mera ve çoban sorununun çözülmesi gerektiğini bildirerek, “hayvancılıkta yem maliyetlerini düşürmenin yolu meraların ıslah edilmesinden, verimliliğinin artırılmasından, tamamının otlatmaya açılmasından, tek karış meranın, otlatma dışında kalmamasından geçiyor. Yetiştiricimiz 5-6 bin lira maaşla çoban bulamıyor. Hayvan varlığı arttıkça çoban ihtiyacı da artacaktır. Çığ gibi büyüyen bu sorun çözülmelidir” dedi.
Nihat Çelik, tarım ve hayvancılıkta genç nüfusun en önemli unsurlardan biri olduğunu, genç nüfusu tarımda tutabilmek için kır ile kent arasındaki ekonomik ve sosyal farklılıkların giderilmesi, genç nüfusa yönelik desteklerin artırılması gerektiğini bildirdi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, bunlar yapıldığında destekler artırılarak devam ettirildiğinde yetiştiricinin rahatlıkla küçükbaş hayvan sayılarını da hayvansal ürün üretimini de çok daha ileri rakamlara taşıyacağını, küçükbaş hayvancılıktan elde edilen gelire milyarlarca liralık gelir ekleyeceğini vurguladı.
07.08.2020
Devamı

Osman Akar: Kurbanlıkların Yüzde 99'u Satıldı

Erzurum İl Tarım Orman Müdürü Osman Akar, Kurban Bayramı sonrası durum değerlendirmesi yaptı. Akar, "İl dışına 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakın küçükbaş hayvan sevkiyatı yaptık. Erzurum hayvancılığın başkenti durumunda" dedi.

Türkiye'nin en önemli tarım ve hayvancılık illerinden biri olan Erzurum Kurban Bayramı'nda beklentileri karşıladı. Edinilen bilgilere göre, il içinde bulunan kurbanlık hayvanların yüzde 99'u satıldı. İl dışına ise 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakın da küçükbaş hayvan sevkiyatı yapıldı.

Öte yandan, hayvanlarını satamayan besicilerin hayvanları ise Et ve Süt Kurumları tarafından belirli fiyatlara satın alınacak.

"Erzurum hayvancılıkta başkent durumunda"

Hayvan satışlarında geçen seneye oranla bu sene yüzde 25 artış olduğunu belirten Erzurum İl Tarım Orman Müdürü Osman Akar, "Erzurum hayvan potansiyeli açısından Türkiye genelinde çok önemli bir merkez durumunda. Yaklaşık 827 bin büyükbaş, 800 bine yakın küçükbaş hayvan varlığıyla hayvancılığın başkenti durumunda. Bu kadar hayvan varlığının olduğu kurban dönemi de çok beklentilerin olduğu bir dönemdi. Erzurum'da kurban dönemi çok verimli geçti. İl dışına yaptığımız sevkiyatlar ve il içinde yaptığımız kesimler tamamen beklentileri karşıladı. İl dışına 30 binin üzerinde büyükbaş, 32 bine yakında küçükbaş hayvan sevkiyatı yaptık. Bunların dışında Erzurum içinde 25 bine yakın büyükbaş, 21 bin küçükbaş hayvan kesimi yapıldı. Geçen sene ile kıyasladığımızda yüzde 25 oranında artış sağladık" dedi.

"Kurban döneminde pandemi avantajımız oldu"

Pandemi sürecinin hayvan satımını olumlu yönde etkilediğini kaydeden Akar, "Pandemiden dolayı negatif düşüncelerimiz vardı. İnsanların beklentilerini karşılayabilir miyiz diye düşünüyorduk. Ama tam tersi pandeminin bizi olumlu etkilediğini söyleyebilirim. Pandemi nedeniyle tatile gidemeyen veya hac görevini yapmaya gidemeyen vatandaşlarımız ellerinde olan imkanları hayvanlara verdiler. Bu nedenle pandemi bizim avantajımız oldu diye düşünüyorum" açıklamalarında bulundu.

"Hayvanlarımızın yüzde 99'u satıldı"

Erzurum'un Türkiye'de besin kaynağı olarak ana iller arasında olduğunu söyleyen Akar, "Geçen seneye göre sevk ve kesim sayımızda artışlar oldu. Özellikle il dışına sevk ettiğimiz hayvanlardan bize geri dönüş olmadı. Hayvan pazarlarında görevli olan ekiplerimizin bildirilerine göre hayvanlarımızın yüzde 99'u satıldı. Kurban dönemi Erzurum'da beklentilerin karşılandığı bir dönem oldu. Biz önemli derecede Türkiye'yi besleyen ana illerden bir tanesiyiz. Biz yetiştirici bir iliz ve Türkiye'deki büyükşehirlere besin kaynağı olan ana iliz diyebilirim" ifadelerini kullandı.

"Besicilerin elinde kalan hayvanları Et ve Süt kurumları alacak"

Besicilerin elinde kalan hayvanların ise belirli fiyatlardan satın alınacağını vurgulayan Akar, "Sayın Bakanımızın açıklamalarına göre besicilerin ellerinde kalan hayvanları Et ve Süt kurumları belirli fiyatlardan satın alacak. Büyükbaş hayvanlarda 19 bin TL civarı, Küçükbaş hayvanlarda ise 15 bin ile 17 bin TL arasında değişen fiyatlarla Et ve Süt kurumu hayvanları sahiplerinden satın alacak bu konuda bakanlığımız her türlü tedbiri almış durumda" diye konuştu.

"Türkiye'nin en iyi hayvan pazarları Erzurum'da"

Vatandaşların en iyi imkanlara sahip olmak için Erzurum hayvan pazarlarını seçtiğini de ifade eden Akar, "Erzurum altyapı açısından Türkiye'de en iyi hayvan pazarlarına sahip durumda. Altyapının uygun olması insanların rahat bir şekilde hayvanlarını pazarlayabilmesinde etkili oldu. Şu anda 6 tane ruhsatlı hayvan pazarımız mevcut. Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan Avrupa'nın en büyük hayvan pazarına sahibiz. Bunlardan dolayı Erzurum'daki pazarlarımız vatandaşlar tarafından tercih sebebi oldu" dedi.
07.08.2020
Devamı

Limon İhracatında Flaş Karar

Limon İhracatında Nisan ayından bu yana uygulanan Tarım ve Orman Bakanlığından ön izin alınması şartı kaldırıldı.

İç piyasada fiyat artışlarına karşı limon ihracatında Nisan ayından bu yana uygulanan Tarım ve Orman Bakanlığından ön izin alınması şartı, Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğle kaldırıldı.

Ticaret Bakanlığı tarafından 7 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Limon İhracatına İlişkin Tebliğ ile, taze limon ihracatı için Tarım ve Orman Bakanlığından ön izin alınması şartı getirilmişti.

Limon ihracatında ön izin şartı, süre dolmadan kaldırıldı. Uygulamanın 31 Ağustos 2020 tarihinde sona ereceği hükmüne karşılık Tebliğ, 7 Ağustos 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Limon İhracatına İlişkin Tebliğ (İhracat: 2020/7)’in Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ (İhracat: 2020/14) ile yürürlükten kaldırıldı.

07.08.2020
Devamı

İşlenmiş Tarım Ürününe Ek Gümrük Vergisi

Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 115 işlenmiş tarım ürünü için yüzde 4.3 ile yüzde 20 arasında değişen oranlarda ilave gümrük vergisi getirildi.

 
Buna göre, Paraguay çayı, kakao içermeyen şeker mamulleri, çikolata ve kakao içeren diğer gıda müstahzarları, makarnalar, ekmek, pasta, kek, bisküvi ve diğer ekmekçilik mamulleri, hububat veya hububat ürünlerinin kabartılması veya kavrulması suretiyle elde edilen gıda mamulleri, mayalar ve malttan üretilen biraları kapsayacak şekilde 115 işlenmiş tarım ürünü pozisyonundaki ürün için ek gümrük vergisi uygulanacak. Bu ürünlere, Avrupa Birliği ve Serbest Ticaret Anlaşması imzalanan ülke menşeli olanlar hariç, yüzde 4.3 ile yüzde 20 arasında değişen oranlarda ilave gümrük vergileri konulacak. Karar, 15 gün sonra yürürlüğe girecek.
Öte yandan, Resmi Gazete’de yayımlanan bir başka İthalat Rejimi Kararına Ek Cumhurbaşkanı Kararı kapsamında yerli üretimin korunması ve desteklenmesi amacıyla sarımsak, ceviz, muz, çay, çerezlik ve yağlık ayçiçeği ithalatında uygulanan gümrük vergilerinde artış yapılmadan daha etkin uygulanmasını tesis edecek düzenlemeye gidildi.
Buna göre, söz konusu ürünlerin gümrük vergisinin bir kısmı nispi, daha yüksek kısmı ise maktu olarak uygulanacak. Karar,15 gün sonra yürürlüğe girecek.

07.08.2020
Devamı

Dolar ve Altındaki Artışın Çiftçi İçin Anlamı Nedir?

Hububat fiyatlarının bu yıl TMO'nun açıkladığı rakamların üstünde seyretmesi çiftçiyi biraz olsun rahatlatırken, kurdaki artışlar çiftçiyi şimdiden düşündürmeye başladı.
Tüm dünyada 19 milyon insana bulaşan koronavirüsün ikinci dalgasının gelip gelmeyeceği yönündeki endişeler, Lübnan'ın Beyrut Limanı'ndaki patlama, Türkiye'de dövize talebin güçlenmesi, alınan swap kısıtlamaları nedeniyle yabancı yatırımcının Türkiye piyasasına güveninin düşmesi gibi faktörler altın, döviz piyasasında yeni rekorları da beraberinde getirdi.
Uzun bir süredir yükselişini sürdüren altın fiyatları da yeni rekorlar kırdı. Peki, kur ve altın piyasasında yaşanan bu fiyat hareketlilikleri çiftçi için ne anlam ifade ediyor?
 
Bu yıl hububat fiyatlarının TMO'nun açıkladığı taban fiyatların üstünde seyretmesi çiftçiyi biraz olsun rahatlatmıştı. Ekmeklik buğday TMO tarafından 1650 TL olarak açıklanırken, fiyatlar bu rakamın üstünde seyretmiş, 1930 TL’ye kadar çıkmıştı. Çiftçi ürününü bu yıl iyi bir fiyattan sattığı için sevinirken, özellikle kurdaki artışlar, çiftçinin sevincini de altı götürdü.
Altın fiyatlarındaki yükseliş dolaylı yoldan etkilese de özellikle dolardaki yükseliş, çiftçiyi şimdiden kara kara düşündürmeye başladı. Çünkü dolardaki her birim artış, çiftçinin yeni dönemde girdi maliyetlerini de o oranda artıracak. Mozot, gübre, ilaç ve yem fiyatları artan kur fiyatlarından doğrudan etkileneceği için maliyetler bu kalemlerde ciddi oranda artacak. Diğer yandan çiftçilerin şimdiden piyasada gübre sıkıntısı yaşamaya başladığı da kaydediliyor.

07.08.2020
Devamı

Gıda ve tarımdan 10 milyar dolarlık ihracat

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Veri Paneli'ne göre, 2020'nin ilk 6 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 10,15 milyar dolar ihracat, 8,74 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi.

TÜİK tarafından açıklanan Dış Ticaret Verileri baz alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli'nin sonuçları açıklandı. TGDF Dijital Veri Paneli'ne göre, 2020 yılının ilk 6 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 10,15 milyar dolar ihracat, 8,74 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi.

Haziranda ihracat, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,5 artarak 1,68 milyar dolara yükseldi. Gıda ve tarım ürünleri ihracatının yılın ilk yarısında 10 milyar dolar çıtasını aşması, sektörün net ve güçlü ihracatçı konumunu yeniden gösterdi.

İhracat birim değeri 2020'nin ilk 6 ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,4 artarak 1.071 dolar/ton olarak gerçekleşirken, ithalat birim değeri yüzde 2,1'lik düşüşle 515 dolar/ton olarak gerçekleşti. İhracat birim değerinin artması ve ithalat birim değerinin düşmesi, sektör açısından olumlu bir gösterge olarak kabul edildi.


 
07.08.2020
Devamı

Menderes’te Yangının Çıktığı An İha’larca Görüntülendi

İzmir'in Menderes ilçesinde, ekipler tarafından güçlükle kontrol altına alınan orman yangınıyla ilgili bölgede soğutma çalışmaları devam ederken, bölgede sürekli olarak gözetleme yapan İnsansız Hava Araçları (İHA) yangının başladığı anları görüntüledi. İHA'lar, daha sonra ise kara birliklerine hemen koordinatları vererek erken müdahale edilmesini sağlarken, bölgede mangal yakanlarında izi tespit edildi.

Menderes ilçesi Çile Mahallesi'nde çıkan orman yangınına ilişkin yeni bir gelişme yaşandı. Orman Genel Müdürlüğü ekiplerinin saatlerce havadan ve karadan söndürmek için mücadele verdiği yangınla ilgili piknik yapmak için mangal yakanların izi tespit edildi.

Yangının neden çıktığına ilişkin inceleme yapan ekipler, Çile Mahallesi'nde bir mangal ateşinin yakıldığını, söndürmek için ise hortumla su taşındığını belirledi. Yangının bu nedenle çıkabileceği düşünülürken, bölgeden fotoğraf kareleri de ortaya çıktı.

Öte yandan, İnsansız Hava Aracının (İHA) Menderes'te keşif yaptığı ve yangının başlamasıyla kara birliklerine lokasyon ve koordinat verdiği görüntülerde ortaya çıktı.

İHA'lar tarafından kaydedilen görüntülerde, yangının Menderes'te başlama anları yer alıyor. Bölgede o sırada gözetleme yapan ısıya duyarlı İHA'lar, yangını tespit etmesiyle kara birliklerine koordinat ve lokasyon gönderiyor.

Alınan bölgeye göre, üretilen İHA'larla ilgili yazılım çalışmalarına başlandığı öğrenildi. Yazılım çalışmalarının tamamlanmasıyla İHA'ların anında ormanlardan fotoğraflama çalışmaları yapabileceği, bu sayede orman yangınlarının neden çıktığı konusunda da bilgi sahibi olunabileceği aktarıldı.
06.08.2020
Devamı

Tagem’de Atama

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür (Tagem) yardımcılığına İsmail Hakkı Kalyoncu getirildi. Konuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı yazısı:

Cumhurbaşkanlığından:

Karar: 2020 / 399

Tarım ve Orman Bakanlığında açık bulunan Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcılığına, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 ve 3 üncü maddeleri gereğince İsmail Hakkı Kalyoncu atanmıştır.

                                                                                                                                                                                                 Recep Tayyip ERDOĞAN
                                                                                                                                                                                                      CUMHURBAŞKANI

05.08.2020
Devamı

Kars'ta Dolu, Ekili Tarım Arazilerine Zarar Verdi

Hafta boyunca etkili olan sağanak ve dolu, Selim, Kağızman, Akyaka ve Arpaçay ilçelerindeki ekili tarım arazilerine zarar verdi. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, hasada hazırlanan çiftçilerin zararlarının tespit edilmesi için çalışma başlattı.

İl Tarım ve Orman Müdürü Hüseyin Düzgün, AA muhabirine, dört ilçedeki bazı köyler ile merkez köylerde şiddetli sağanak ve dolu nedeniyle tarım arazilerinin zarar gördüğünü, ekiplerin sahada çalışmalara başladığını söyledi.

Arpaçay'da yaklaşık 20 dekarda sebze eken çiftçilerden Seyfettin Üneş, dolu nedeniyle birçok ürününün zarar gördüğünü anlattı.

Bostanda soğan, domates, kabak, lahana, aş otu, biber gibi birçok ürün yetiştirdiğini belirten Üneş, şöyle konuştu:

"Yumurta büyüklüğünde dolu yağdı. Salatalık, fasulye ve diğer ürünler yeşillikten görünmüyordu. Tam toplanma zamanları geldiğinde dolu vurdu. Yaklaşık 3 aydır yetiştiriyorduk ama emeklerimiz yarım saatte boşa gitti. Dolunun vurduğu soğanları biçiyoruz. Salata ve kabakları da temizleyeceğiz, daha sonra sulayacağız. İnşallah eskisi gibi olur."

Üneş, daha çok bakım yapıp ürünlerin bir kısmını kurtarmak için çalıştıklarını belirterek, "Allah beterinden saklasın. Bir şey olmamış gibi işimize odaklanıp çalışmamız lazım." ifadelerini kullandı.
05.08.2020
Devamı

Muş’ta Açılan Süt Toplama Üniteleri Hayvancılığı Canlandırıyor

Muş’ta, Doğu Anadolu Projesi (DAP) Bölge Kalkınma İdaresi tarafından finanse edilen ve Muş İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından yürütülen “Çiğ Süt Soğuk Zincir” projesi çerçevesinde kentteki 17 köye 29 ton kapasiteli süt toplama üniteleri kuruldu.
Muş’ta tarım ve hayvancılıkla geçimlerini sağlayan vatandaşların yüzü, DAP İdaresi ve Muş İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından kurulan süt toplama merkezleri ile gülmeye başladı. Yılın 12 ayı sütlerini değerlendirmenin sevincini yaşayan vatandaşlar, günde 2 defa elde ettikleri sütü toplama ünitelerine teslim ediyor. İlk olarak 17 köye kurulan süt toplama ünitelerinden umutlu olan besiciler, hayvancılık ve üretimin artacağını ifade etti.
Günde iki defa süt toplama ünitesine süt teslim ettiğini ifade eden Kıyık köyü sakinlerinden Ali Sosan, uygulamadan memnun olduklarını söyledi. 12 ay sürekli olarak sütlerini buraya teslim edeceklerini belirten Sosan, “Yeni kuruldu. Köy olarak katılım da var. Günde 60 litre süt teslim ediyorum. Her ay başında paramız hesaplarımıza yatıyor” dedi.

“Yaz mevsiminde sütümüzü döküyorduk”
Kıyık Köyü Muhtarı Mustafa Sönmez ise çiğ süt soğuk zincirinin 12 ay boyunca günde 2 defa süt teslim aldığını belirterek, “Temmuz ayının birinden itibaren süt alımına başlandı. Büyük firmalarla anlaşmalar yapılmış. Buraya getirilen sütler hijyenik bir şekilde teslim alınıyor. Bu süt toplama ünitesi kurulmadan önce sütlerimizi mandıraya teslim ediyorduk. Piyasa şartları oluşmadan mandıra sütümüzü almıyordu. Biz yaz mevsiminde sütümüzü döküyorduk. Merkezin kurulmasıyla bu bölgede hayvancılık canlanacak. Başlangıç etabı olmasına rağmen günlük 30 vatandaşımız sabah akşam sütünü buraya teslim ediyor” diye konuştu.
05.08.2020
Devamı

Afyonkarahisar’da Ölümlü Kaza!

Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde patpat diye tabir edilen tarım aracı ile tırın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında baba hayatını kaybederken kızı ise ağır yaralandı.
Kaza, Şuhut'un Atlıhisar köyü yolu üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Şuhut ilçesinden Karaadilli beldesi istikametine giden Osman A. idaresindeki 03 BP 793 plakalı tır, Atlıhisar köyü çıkışında Bayram Köken'in kullandığı patpat ile çarpıştı.
Kaza sonrası hurdaya dönen patpatın sürücüsü Bayram Köken ile kızı Nurcan K. yaralandı. Yaralılar çevredekilerin haber vermesi ile olay yerine gelen 112 Acil Servis ambulansları ile hastaneye kaldırıldı. Yaralılardan sürücü Bayram Köken yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı, kızının tedavisi ise sürüyor.

Olayın ardından jandarma ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.
05.08.2020
Devamı

Sivas'ta 10 Bin Dekar Tarım Arazisine Dolu Zararı

Sivas’ın Ulaş ilçesinde etkisini gösteren sağanak ve dolu nedeniyle Acıyurt, Kurtoğlu ve Çevirme köylerinde su baskını yaşandı. Baskınlarda ekili tarım arazileri zarar gördü.

Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, Ulaş İlçe Tarım Müdürü Sevil Sırakaya ve Ulaş Ziraat Odası Başkanı Ziyaattin Gazioğlu, köylülerle birlikte ekili alanlarda hasar tespitinde bulundu.

Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, "Dolu yağışı nedeniyle Acıyurt ve Kurtoğlu köylerinde zarar meydana geldi. Ben de yerinde görmek amacıyla buradayım. Arkadaşlarımız hızlı bir şekilde hasar tespit çalışmalarına başladı. Tahmini 10 bin dekar arazi zarar görmüş gibi. İnşallah Bakanlık olarak da gereken desteği vereceğimizden herkes emin olsun. Çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum" dedi.

"Afet olarak değerlendirilmesini istiyoruz"

 

Ekili alanların büyük ölçüde zarar gördüğünü belirten Ulaş Ziraat Odası Başkanı Ziyaattin Gazioğlu ise "Tarlada ekin kalmamış. Afet olmuş. Bunun genel bir afet olarak değerlendirilmesini istiyoruz. Çiftçilerimizin bazılarının sigortası yok, Çifti Kayıt Sistemi (ÇKS) yok. Bunları genel kapsamda değerlendirmek istiyoruz. Devletimizden yardım istiyoruz" diye konuştu.
05.08.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Rekor Katılımlı Bayramlaşma

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli videokonferans yöntemiyle yaklaşık 32 bin Bakanlık personeliyle online olarak bayramlaştı.
Konuşmasına “öncelikle sizlerin ve çok kıymetli ailelerinizin Mübarek Kurban Bayramını kutluyorum” diyerek başlayan Bakan Pakdemirli “Kurban Bayramımızın; ülkemiz, milletimiz ve İslam âlemi için huzur, barış ve esenliklere vesile olmasını diliyorum.  Allah kurbanlarınızı, hayırlarınızı kabul eylesin. Şüphesiz bu bayramlara erişmemize vesile olan kahraman şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum” dedi.
 
 150 Bin Personelimiz 81 İl, 922 İlçede Hizmet Veriyor
“Teşkilatımız içinde gerek orman, gerek tarım birimlerinde, görevi başında şehit olan personelimizi ve değerli ailelerini unutmamız mümkün değildir. Tüm görev şehitlerimizi de bu vesileyle, rahmetle anıyorum. Allah onlardan razı olsun” diyen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Çok sayıda meslek disiplininde; 150 Bin personelimiz 81 il, 922 ilçede hizmet veriyor. Biz, 83 Milyon vatandaşımızın tamamına hitap eden ve bunun sorumluluğunu taşıyan bir bakanlığız. Ülkemiz topraklarının yaklaşık %80’ninin sorumluluğu bizim üzerimizde. Tarıma, ormana, suya ve bilhassa gıdaya dokunuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet sistemiyle iki yılda büyük işlere beraber imza attık.18 yılda ortaya koyduğumuz güçlü tarım-orman alt yapısını, 2 yılda daha da sağlamlaştırdık. Hamdolsun, geldiğimiz noktada, üretecinin memnuniyeti ve Bakanlığımıza olan güveni daha da güçlendi. Burada sizlerin rolü ve gayreti çok kıymetli”
        Tarımsal Desteği %52 Artışla, 22 Milyar Liraya Çıkardık
Konuşmasında iki yılda hayata geçirilen projelere değinen Bakan Pakdemirli “Tarımsal desteği %52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık. 2019 yılında 12 yeni destek başlattık,  32 destek birim fiyatında da artış sağladık.  Desteklerdeki bu artışla, tarımsal hasılamız %45 artışla 275 Milyar Liraya ulaştı. 2019 yılında 5,3 Milyar Dolar dış ticaret fazlası verdik.
Sertifikalı tohum üretimini %7 artırdık, 1 milyon 134 bin tona ulaştırdık. Üretici dostu politikalara ağırlık verdik, üreticimizin yüzünü güldürdük. Ekmeklik buğday fiyatını; son 2 yılda, %57 artışla, ton başına 1.650 Liraya çıkardık. Fındıkta alım fiyatını ilk kez hasat tarihinden önce açıkladık.  2 yılda, %55 artışla, kilogram başına 22-22,5 Lira aralığına çıkardık. Çay alım fiyatını; %34 artışla, kilogram başına, destek ile 3,40 Liraya çıkardık. Kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısıyı regülasyon kapsamına dahil ettik. Hayvancılık desteklerini %78 artışla, 6,6 Milyar Liraya çıkardık. Büyükbaş hayvan varlığını, %8 artırarak 18,6 milyon başa, küçükbaş hayvan varlığını, %20 artırarak 55,1 milyon başa çıkardık. Süt üretimi %4 artışla 23 milyon tona, Kırmızı et üretimi %7 artışla 1,2 milyon tona ulaştı. Su ürünleri üretimimiz %33 gibi rekor bir artışla 837 Bin tona ulaştı. Su ürünleri ihracatında 2023 hedefi olan 1 Milyar Doları, tam 4 yıl önce 2019’da yakaladık.
Gıda denetim sayısını %8 artırarak, yıllık 1,2 Milyonun üzerine çıkardık. 2020 yılında gıdalarda taklit ve tağşiş yapan firmaları 4 kez ifşa ettik. Kırsal Kalkınmada 7 Bin projeye, 2,7 milyar Lira hibe sağladık. Bu hibelerle 23.700 kişilik istihdam oluşturduk.  2 yılda 600 Milyon fidanı toprakla buluşturduk. “GELECEĞE NEFES” kampanyasıyla 1 günde 13,8 Milyon fidan diktik. Orman yangınlarıyla mücadele kapasitemizi güçlendirdik. İlk defa İHA’ları yangınları izleme amacıyla kullanmaya başladık. Öncekilerden 3 kat daha fazla su taşıyan amfibik uçakları ilk defa hizmete aldık. 47 adet yeni alanı Korunan Alan kapsamına aldık. Suyun gücünü milletle buluşturduk. 68 Baraj, 45 Gölet ve Bent, 42 HES yapımı tamamladık. 159 Bin hektar alan sulamaya açtık. 1,2 Milyon hektar alanda Arazi Toplulaştırma tescilini tamamladık” dedi.
Pandemi Sürecini Tarımsal Üretim ve Gıda Tedarikinde Sorun Yaşamadan Atlattık
Pandemi sürecinde 7/24 çalıştıklarının altını çizen Bakan Pakdemirli “Perakende zincirlerini yönlendirdik, böylece, yurtdışındaki market manzaralarını görmedik. Sizlerin gayretleriyle tarımsal üretim kesintisiz devam etti. Pandemi sürecinin en yoğun hissettiğimiz ilk 5 ayda tarımsal desteklerin %55’ini ödedik. Tohumun %75’inin çiftçimize hibe vererek, ekilmeyen hazine arazilerini üretime kazandırıyoruz. Çiftçimize, ÇKS başvurularını dijital ortamda yapma imkânı getirdik. Allah’a şükür, bu süreci alnımızın akıyla, tarımsal üretim ve gıda tedarikinde sorun yaşamadan atlattık. Bu gayretlerinden dolayı her bir personelimize çok teşekkür ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Pandemi sürecine rağmen, son iki yılda başlatılan projelere yenilerinin eklendiğini belirten Pakdemirli, bu projelere değinerek, projelerin tarım ve ormanın geleceği için kritik önem taşıdığını söyledi.
Potansiyelimiz Büyük, Hedeflerimiz de Büyük
Yapılanların durmayı ve izlemeyi değil, daha iyisini yapmayı, yeni projeleri hayata geçirmek için ışık olması gerektiğini ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle konuştu:
“Artık gelecek 1 yılı, 2 yılı değil; 10 yılı, 25 yılı çok doğru tasarlamak ve bütün altyapıları tamamlamak zorundayız.  Potansiyelimiz büyük, hedeflerimiz de büyük. Ekilmedik bir karış toprak bile bırakmamalıyız. Hazine arazilerini üretime kazandırmak için her bir boş araziyi tespit ederek ekime-dikime kazandırmalıyız. İnşallah; Hazine arazilerinin kullanımı ile ilgili uygulamanın usul ve esaslarını düzenleyen mevzuatı en kısa sürede yayımlayacağız. Üreticileri; doğru ve kârlı üretime, verimli çeşitlere yönlendirelim. Demonstrasyonlar yaparak bu çeşitleri sahada çiftçimize gösterelim. Üretim planlamasında optimizasyon bizim önem verdiğimiz bir konu. Bu kapsamda yeni çalışmalarımız olacak.
Tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı konusunda taviz vermeyelim. Bu konuda ciddi mesafeler aldık. 2002 öncesi tarım dışına çıkarılan arazi miktarı yıllık 120 bin hektar iken, bu miktarı ortalama 60 bin hektara düşürdük.  Geçen sene bu rakam 10 bin hektarın altına indi. Bu sürecin devamında sizin rolünüz çok önemli”
2023 Hedeflerimize Ulaşmak, Sizin Gayretlerinizle Olacaktır
Bakanlığın belirlediği hedeflerin ve ortaya koyduğu projelerin, sadece merkezin değil; tüm taşra birimlerimizin de hedefleri ve projeleri olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bu bilinçle her zaman sahada, üreticinin ve tüketicinin yanında olmalıyız. Yaptığımız bütün icraatları; hece hece, kelime kelime, gerekirse köy köy, kahve kahve gezerek anlatmalıyız. 83 milyon vatandaşımıza; sorunlarını çözen, yeni projeler sunan ve bunu özveriyle yapan bir teşkilat olduğumuzu hiçbir zaman unutturmayalım. 2023 hedeflerimize ulaşmak, sizin gayretlerinizle olacaktır. Şimdi daha çok çalışmalıyız. Hedefleriniz her zaman büyük olsun.  Başta ben olmak üzere, tüm yöneticilerimiz, her zaman sizlerin yanınızda, arkanızda. Bu duygu ve düşüncelerle; tekrar sizlere ve ailelerinize hayırlı bayramlar, sağlıklı günler ve bereketli yarınlar diliyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
04.08.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Mangal Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi.ımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi" dedi..
Orman yangınları ile ilgili son durumu paylaşan Bakan Pakdemirli, yangınların yüzde 90'ının insan kaynaklı olduğuna dikkat çekti.
Bakan Pakdemirli ormanlarda mangalın nasıl önleneceği ile ilgili soru üzerine şu yanıtı verdi:
"Yangına hassas dönemlerde bırakın mangal yapmayı vatandaşlarımızın ormana girmemesi gerekiyor. İçişleri Bakanımız akşam üzeri konuyu tekrar değerlendirmeye alacaklarını ve bu konuyla ilgili çalışma yapacaklarını söyledi. Yangınların tek sebebi mangal değil ama ısının çok arttığı nemin düştüğü dönemde vatandaşları bilinçlendirmek ve bu konuya hassasiyet göstermek gerekiyor"
 
04.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Kırsal Kalkınmaya Büyük Destek

Tarım ve Orman Bakanlığı kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın kalkınmasına yönelik yaklaşık 10,5 milyar liralık hibe desteği vererek, kırsaldaki üreticilerimizin yanında durdu ve onları yalnız bırakmadı.
Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı (KKYDP) kapsamında kırsal kalkınma yatırımlarını desteklediklerini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “2006 yılında başlattığımız KKYDP ile kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi ile alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması maksadıyla çeşitli alanlardaki yatırımlara %50 oranında hibe desteği veriyoruz” diye konuştu.
GERÇEK VE TÜZEL KİŞİLER BAŞVURABİLİYOR
Tarımsal ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik, yeni tesis, teknoloji yenilenmesi, alternatif enerji kaynaklarının üretilmesi ve kullanılması ve alet ekipman alımlarına ilişkin hibe desteklerine gerçek ve tüzel kişilerin başvurabildiğini belirten Bakan Pakdemirli “Bu kapsamda 2006-2020 yılları arasında bu alanlarda 4,1 Milyar TL hibe desteği sağladık. Ayrıca modern sulama sistemlerinin desteklenmesi maksadıyla yapılan yaklaşık 625 milyon liralık hibe ile bu rakam 4,725 milyar liraya ulaştı” değerlendirmesinde bulundu.
GENÇ ÇİFTÇİ PROJESİNE 1,43 MİLYARLIK HİBE
Diğer yandan kırsal kalkınma için 2016-2018 yılları arasında Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programının uygulandığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Proje ile bitkisel üretime,  hayvansal üretime, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi, işlenmesi, paketlenmesi ve depolanmasına yönelik kişi başı 30.000 lira hibe desteği verdik. Bu bağlamda 47.775 genç çiftçimizin projesine toplam 1,43 milyar lira hibe desteği sağladık. Bu proje 2018 yılında tamamlandı” açıklamasını yaptı.
UZMAN ELLER PROJESİNİ BAŞLATTIK
2019 yılında ise tarım ve orman alanında üniversite eğitimi alan genç çiftçilerimize yönelik Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesini pilot olarak başlattıklarını söyleyen Pakdemirli “Projeyi İzmir, Düzce, Mardin ve Amasya illerinde başlattık. 100 kişiye 100’er bin lira hibe sağladığımız bu projede destekleme verilen işletmelerin kâr-zarar durumu ve faaliyetleri yakından takip edilecek. Olumlu etkileri görüldüğü takdirde, projeyi, Türkiye’nin bütün illerine yaymayı planlıyoruz” açıklamasını yaptı.
IPARD İLE KIRSALA 4,3 MİLYAR LİRALIK HİBE
Ülkemizde Avrupa Birliğinin ortak tarım politikasına uyum için politika geliştirmeyi destekleyen, tarım sektörü ve kırsal alanların sürdürülebilir adaptasyonuna katkı sağlamayı amaçlayan Kırsal Kalkınma Programının da (IPARD) uygulandığını ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“IPARD-1 ve IPARD-2 programlarıyla son 10 yılda yaklaşık 16.500 projeyle sözleşme imzaladık, bu projelere 4.3 milyar TL hibe desteği ödedik. Böylece kırsalda 12.5 milyar TL yatırım yapıldı, 67 bin yeni istihdam oluştu”
KIRSALA TOPLAM HİBE YAKLAŞIK 10,5 MİLYAR LİRAYI BULDU
Bakanlık olarak kırsaldaki vatandaşlarımızın ve üreticilerimizin her daim yanında olduklarını ve bundan sonra da onları yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bugüne kadar kırsal kalkınma maksadıyla yaklaşık 10,5 milyar liralık hibe desteği sağladık. Bu desteklemelerimiz bundan sonra da devam edecek” ifadelerini kullandı.​
 
04.08.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Gıda Cezası

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yılın ilk 7 ayında 705 bin gıda denetimi yaptıklarını ve uygunsuzluk tespit edilen işletmelere 63 milyon liranın üzerinde idari cezası uyguladıklarını açıkladı.

Bakan Bekir Pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada, gıda üretim ve satış ile toplu tüketim yerlerine yönelik denetim ve kontrolleri her geçen yıl artırarak devam ettirdiklerini ifade etti. 2002 yılında 39 bin olan gıda denetim sayısını geçen yıl 1,2 milyona çıkardıklarını kaydeden Bakan Pakdemirli, "Bu yılın ilk 7 ayında ise gıda üretim yerinde 122 bin 989, gıda satış yerinde 311 bin 616 ve toplu tüketim yerinde 270 bin 574 olmak üzere toplamda 705 bin denetim gerçekleştirdik. Denetim sonucunda olumsuzluk tespit edilen işletmelere yönelik 7 bin 446 adet toplamda 63 milyon 111 bin 879 TL idari para cezası uyguladık. 87 işletme için Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunduk" dedi.

 

Alo Gıda Hattı Aracılığı ile 2,4 Milyon Başvuru Yapıldı

Vatandaşların gıdayla ilgili gördükleri olumsuzlukları bakanlığa bildirmesi için 2009 yılında başlatılan 174 Alo Gıda hattına bugüne kadar toplamda 2,4 milyondan fazla arama yapıldığını belirten Pakdemirli, buna ek olarak bu yılın mart ayında hayata geçirdikleri WhatsApp ihbar hattına da yaklaşık 30 bin ihbar ve başvuru yapıldığını ifade etti.

04.08.2020
Devamı

Büyükbaş Hayvancılık Hibe kredisi ve Desteği Şartları 2020

2020 yılında dinamik çiftçilerimize hibe kredi desteği sağlanarak hayvancılık sektöründe büyük adımlar atılmıştır. Ziraat bankası da faizsiz kredi desteği sağlamaktadır. TKDK ve tarım il müdürlüğünün resmi gazetede yapmış olduğu açıklamaya göre büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinin üst kredi limiti 10.000.000 TL’ye kadar yükseltilmiştir.

Büyükbaş hayvan hibe desteği nasıl alınır?

2020 yılın yıllık cari faiz oranı %10 olarak hesaplanarak çiftçilerimize ciddi bir oranda destek olunmuştur. Fakat bu destekten faydalanmak için hem hayvanlar hem de hayvan sahiplerinden istenilen bazı şartlar vardır. İstenilen bu şartlar resmi gazetede yayımlanmıştır.

Büyükbaş hayvan hibe kredisi şartları (Hayvanlar)

Büyükbaş hayvanının Türkvet’e kayıtlı olması gerekir.
Desteklenecek olan bu büyük baş hayvanının dişi ise en az bir kere doğum yapmış olması gerekmektedir.
3 yaşından büyük olması gerekmektedir
Söz konusu büyük baş manda ise 4 yaşından büyük ve bir kez doğum yapmış olması istenilmektedir.
Büyükbaş hayvanın verimi yüksek olan holstein siyah ya da alaca brownsiwis, simenta, jersey olması istenilmektedir.

Büyükbaş hayvan hibe kredisi şartları (Çiftçiler)

Hayvan sahiplerinin dikkat etmesi gereken birkaç husus bulunmaktadır. Hepinizin aklında banka kredi notu geliyor ise doğru düşünüyorsunuz.
Banka kredi notunuzun 1690 puan üzeri olması şarttır.
Gerek duyulması durumunu düşünerek olası bir kötü durum için 2 adet kefil gösterilmesi istenilmektedir.
Hayvan sahibi olacak çiftçileri vergi dairesine borçlarının olmaması gerekmektedir.
Çiftçi kayıt sistemi belgesi alma zorunluluğu vardır.
Hayvanlar küpeli değil ise finansman bedeli olarak gösterilecek mal, mülk istenilmektedir.
Banka sözleşme kağıdının eksiksiz bir şekilde doldurulması ve imzalanması gerekmektedir.

Tüm bu şartlar sağlandıktan sonra hibe kredisi desteği almanızda herhangi bir engel yoktur. Bu müracaatı ziraat bankasının tarımsal işler bölümüne yapabilirsiniz. Ziraat bankasının sağlamış olduğu kredinin yıllık faiz oranı %10 dur. Bu orana 40 yaşından küçük ya da kadın olma durumunuz eklenirse %0,9 düşmektedir. Tüm bu bilgilere ek olarak damızlık düve yetiştirmek isterseniz faizsiz kredi imkanı da sunulmaktadır.

04.08.2020
Devamı

Çorumlu Köylüler: Birleşip Eylem Yapacağız

 MTA ekipleri, Çorum’un Dodurga ilçesinin Mehmetdede Tekke köyünde sondaj çalışması yapılması için ihale açtı. İhaleyi kazanan firmanın şantiye kurulumunu tamamladıktan sonra bölgede rezerv araştırması yapacak olmasına köy halkı tepki gösterdi. Köylüler, sondaj çalışmalarından sonra tarım ve meyvecilik üretiminin sekteye uğrayacağını, tarım yapılabilecek arazilerin azalacağını söyledi.
Muhtar: Kesinlikle bu aramaya karşıyız
Mehmetdede Köyü Muhtarı Ali Üremiş, köy sınırları içerisinde maden araması yapılmasına karşı olduklarını ifade ederek, “Altın siyanürle aranır, siyanür ise toprağa ve yer altındaki suya zarar verir. Köyümüzün geçim kaynağı ise çiftçiliktir. Tarlamızı, bahçemizi sulamak için sondaj vuruyoruz. Bu, bizi haliyle olumsuz etkileyecek, çiftçilik yapmamıza mani olacaktır” dedi.
Muhtar Ali Üremiş, arama yapılacak bölgenin HES Obruk baraj gölüne sadece 100 metre mesafede olduğuna dikkat çekerek, bu baraj gölünden çeltik tarlalarının ve diğer arazilerinin de sulandığını ayrıca baraj gölündeki balıklarında siyanürlü aramada zarar göreceğini vurguladı.
Maden Tetkik Arama Müdürlüğü ekipleri köylerinde arama yapmakta ısrar ettiği takdirde köy halkı olarak eylem yapacaklarını kaydeden Ali Üremiş, “Köyümüzün geleceği ile oynatmayız. Sadece bizim köy değil, bölgeye yakın diğer köyler de bu aramada zarar görecektir. Diğer köylerle birleşip eylem yapacağız. Ne olursa olsun suyumuzun kirletilmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Ali Üremiş, konuyla ilgili olarak Vali Mustafa Çiftçi ile görüştüğünü ancak Vali Çiftçi’nin, kendisine, “Konuyla ilgili bilgim yok” dediğini belirterek, bir ilin valisinin bilgisi olmadan MTA’nın nasıl böyle bir arama yapacağını ve kimlerden izin aldığını merak ettiklerini söyledi. Üremiş, konuyla ilgili bilgi almak amacıyla Dodurga Kaymakamı Abdülkadir Işık’ın yanına gittiklerini, Kaymakam Işık’ın da yeterli bilgiye sahip olmadığını sözlerine ekledi.

04.08.2020
Devamı

Pakdemirli’den, Orman Yangınları İle İlgili Açıklama

Bakan Bekir Pakdemirli, orman yangınlarına yapılan müdahalelere ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakan Pakdemirli, Sivas Gemerek, Bolu Kıbrıscık, İstanbul Maltepe, Ataşehir, Diyarbakır Hani, Çardaklı, Balıkesir Dursunbey, Ayvacık, Eskişehir Tepebaşı ve Musaözü’ndeki orman yangınlarının ekiplerin yoğun çalışmaları sonucunda söndürüldüğünü ve soğutma çalışmalarının devam ettiğini kaydetti.
 
KONTROL ALTINA ALINAN YANGINLAR
Pakdemirli, kontrol altına alınarak soğutma çalışmalarına başlanan yangınları ise şöyle sıraladı: "Kastamonu Taşköprü, Derebeysi, Denizli Çal, Poyrazlı, Kırklareli Demirköy, Bulanıkdere, Osmaniye Düziçi, Osmaniye Merkez, Adana Kozan, Antalya Konyaaltı, Hisarçandır, Muğla Menteşe, Dokuzçam, Yeşilyurt, Ankara Nallıhan, Kızılcahamam, Hatay İskenderun, Akarca, Gaziantep Şehitkamil, Tokat Erbaa, Yoldere, Manisa Alaşehir, Kozluca, İzmir Kiraz, Karaburç, Sinop Boyabat ve Oğlakcılar yangınları kontrol altına alındı. Soğutma çalışmalarına başlandı. Sinop Durağan yangınını söndürme çalışmalarımız ise devam ediyor."
 
04.08.2020
Devamı

KLORDİOKSİT’İN TARIM VE HAYVANCILIKTA KULLANIMI

Klordioksit, dünyada birçok sektörde değişik amaçlar ile kullanılmaktadır. Doğru kullanım ve doğru dozlama ile mükemmel sonuçlara ulaşmak mümkündür. Klordioksit, bakteri, rota-virüsler, mantar, küf, maya, parazit, yosun ve biyofilmin bertarafı üzerinde etkinliğini kanıtlamıştır. Tarımda ve hayvancılıkta bitkisel üretimde kanser, nematod ve fusarium, hayvancılıkta şarbon, şap, brusella sorunlarına karşı da bir çözüm olarak kullanılmaktadır.
 
FAO, WSU, FDA, WHO, US EPA gibi dünyanın önde gelen pek çok gıda, tarım ve sağlık kurumları klordioksiti, çevre ve insan dostu, organik tarım destekleyen, antikanserojen, hiçbir zararlı kalıntı bırakmayan bir dezenfektan olarak tanımlamış ve bu doğrultuda birçok projesinde yer vermiştir.
 
Klordioksit AB, USEPA, WHO standartları ve birçok ulusal içme suyu yönetmeliklerine göre insan ve hayvan tüketimi için izin verildi. Aynı zamanda Amerikan Çevre Koruma Dairesi klordioksitin patojenleri ve şarbon gibi hastalık mikroplarını güvenli bir şekilde yok ettiğini onaylamıştır.
 
KLORDİOKSİTİN KULLANIM ALAN-YERLERİ
 
Klor dioksit çok geniş alanlarda kullanılmaktadır. Sağlık sektörü, eğitim sektörü, toplu yaşam merkezleri, içme-kullanma ve arıtma suları, ağartma işlemleri, gıda sektörü, tarım ve hayvancılık bunlardan bir kısmıdır.
 
TARIM SEKTÖRÜNDE KLORDİOKSİT KULLANIMI
 
Topraktaki zararlıları yok etmek amacıyla kullanılan kimyasallar, toprağın ve bitkilerin biyolojik yapısını bozarak, bitkilerin zararlılarla ve hastalıklarla mücadele gücünü düşürmektedir. Özellikle toprak zararlılarının, kimyasallara karşı belli bir süre sonra bağışıklık kazanması, bazı kimyasalların toprakta kalan kalıntılarının bitkiler