Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Güçlü Bağışıklık Sistemi İçin Bal Tüketin

Günümüzde arıcılık faaliyeti büyük ilerlemeler göstererek sektörel bir hayvancılık kolu haline gelmiştir. Türkiye’de önceleri geleneksel yöntemlerle yapılan arıcılık faaliyeti ekonomik önemlerinden dolayı son yıllarda modern gezginci arıcılık halini almıştır. Küreselleşme yolunda hızla ilerlerken, sanayi ve hizmet sektöründeki gelişmeler nüfusun kırsaldan kentlere göç etmesiyle yeterli ve kaliteli tarımsal üretimin geliştirilmesi ve uygulanması ülkeler için oldukça önem arz etmektedir. Bu anlamda kendi gıdalarını yeterli düzeyde üretebilen ülkeler dünyada ki varlıklarını sürdürmenin yanında güçlü aktörler olacaklardır. Tarımsal üretimdeki gelişmeler bir yandan hızlı bir şekilde sürdürülürken diğer yandan kirlilik ve doğanın tahrip edilmemesi de göz ardı edilmemelidir. Bu anlamda arıların varlığı, dünya ve insanlar için küçümsenmeyecek öneme sahiptir (Çankaya ve ark, 2008).
 
                          

          
                                     Şekil 1.1. Arıcılık Faaliyetinden Bir Görünüş

            Arıcılık tarımsal faaliyetler içerisinde teknik olarak daha kolay yapılması, birçok ürünün elde edilmesi, belli bir toprağa gereksinim duyulmaması, çok düşük yatırım ve işletme sermayesi ile kurulabilmesi, ilk sezonda bile gelir sağlaması, işgücü ihtiyacının az olması, toplumun her kesimi tarafından yapılabilmesi gibi özelliklerinden dolayı alternatif bir ekonomik faaliyet olmuştur (Çelik ve ark, 2014). Bu duruma paralel olarak günümüzde arıcılık faaliyeti büyük ilerlemeler göstererek sektörel bir hayvancılık kolu haline gelmiştir (Vural ve ark, 2007).

            Arı ürünlerini kıymetli yapan bileşenler esasında içermiş oldukları vitamin, mineral madde, organik asit düzeyleri ve en önemlisi enzim düzeyleri olması nedeniyle daha kolay sindirilebilir ve besleyici olmasının yanı sıra hastalıklara karşı koruma, bağışıklık ve tedavi edici özelliklerinden dolayı tercih edilen gıdalardandır (Özmen ve ark, 2006). Arıların üretmiş oldukları en önemli ürün olan balın yanı sıra diğer arı ürünlerinin de insan sağlığının korunması üzerine olumlu etkilerinin bilinmesi arı ürünlerine olan talebi her geçen gün daha da artırmaktadır (Çelik ve ark, 2014).

            En fazla bilinen balın, rengi, tadı ve aroması nektar alındığı bitkinin türüne göre farklılık gösterir. Bal akıcı, viskoz, yoğun ve bulunduğu ortamın sıcaklığında kısmen veya tamamen kristalize olabilir. Balın kristalize olarak tanımlanması, balda mevcut olan şekerin belli sıcaklık derecelerinde doyması sonucunda dibe çökmesi olarak tanımlanır. Bal genellikle oda sıcaklığında kristalize olmaz ama yine de bazı türler oda sıcaklığında da kristalize olabilir. Arı kovan içerisinde, topladıkları nektarı bazı işlemlerden geçirirken (bala dönüştürürken) balın içerdiği suyu uçurarak olgunlaştırır. Bu anlamda petekli ballarda kristalize ya hiç görülmez ya da çok geç ve kısmen görülebilir. Kristalize olan bal tüketiciler için tercih edilmeyen, şekerli (dışardan şeker ile besleme) diye algılanıyor. Ancak yapısı gereği kristalize olma balın doğal bir sürecidir. Kristalize olan ballar belli sıcaklıklarda ve denetimli bir şekilde su banyosu içerisinde eski haline dönüştürülebilirler. Tabi ısıl işlem uygulanırken yüksek sıcaklıkta uzun süre kalan ballar için, içerdiği enzimler bozulmaya uğrayarak HMF miktarında artışlar meydana gelecektir (Günbey 2009). HMF miktarının artması istenmeyen bir durumdur.

Balın içerisinde tespit edilen yaklaşık 15 ayrı aminoasit (Prolin, Tirosin, Triptofan, Lisin, Glutamik Asit, Histidin, Arjinin, Treonin, Serin, Glisin, Valin, Metionin, Lösin, Alanin, Fenilalanin) bulunmaktadır. Koyu renkli ballarda tirosin ve triptofan’a rastlarken açık renkli ballarda bu iki aminoasit tespit edilmemiştir. Aynı zamanda, balda en fazla bulunan aminoasit prolin olmuştur (Hışıl ve ark. 1986).

Balın, su aktivitesinin düşük olması ve asit oranının ise yüksek olması yapısında bulunan hidrojen peroksit, fenolik asit ve flavonoid gibi bileşikleri bünyesinde bulundurmasından kaynaklı olarak antimikrobiyal özellik gösterdiği bilinmektedir. Balın bu özelliklerinden kaynaklı, insan sağlığını tehdit eden hastalık yapıcı bakterilerin gelişmesini önleyerek, inhibe edici bir ortam halini alır (Mutlu ve ark. 2017).
 
Zir. Yük. Mühendisi Ümit SAYLAK
Beyçeri Arıcılık Üretim Müdürü
 

 
03.04.2020
Devamı

Tarım Bakanlığı Misafirhaneleri Sağlık Çalışanlarına Tahsis Edildi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin talimatlarıyla Bakanlığa ait Türkiye genelinde ve 81 ilde bulunan 5 bin 450 oda kapasiteli misafirhaneler sağlık çalışanlarına tahsis edildi.
Konuyla alakalı açıklamalarda bulunan Tarım ve Orman Bakanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanı Fatih Sarıkaya, “Sayın Bakanımızın talimatlarıyla bu zor günlerde canla başla çalışan sağlık çalışanlarımızın yanında olduğumuzu göstermek ve onlara destek vermek maksadıyla ülke genelinde bulunan 5 bin 450 oda kapasiteli, toplam 307 misafirhanemizi tahsis ettik.

ÜCRET TALEP EDİLMEYECEK
Tahsis edilen misafirhanelerde kalan sağlık çalışanlarından ücret talep edilmeyeceğine vurgu yapan Sarıkaya "Tarım ve Orman Bakanlığı olarak virüsün etkilerini en aza indirmek için tüm imkanlarımızı seferber ettik ve etmeye de devam ediyoruz. Şu anda 5 bin 450 oda kapasiteli misafirhanelerimizin hemen hemen yarısı dolmuş durumda” diye konuştu.

MİSAFİRHANELERDE HER TÜRLÜ İMKAN VAR

Misafirhanelere yerleştirme işlemlerinin Valilik koordinasyonunda yapıldığını belirten Sarıkaya “Valiliklerin yetkilendirdiği il müdürlükleri bize bir liste yönlendiriyor. Bizde bu listeleri misafirhanelerdeki yetkili arkadaşlarımıza iletiyoruz ve sağlık çalışanlarımız burada konaklamasını sağlıyoruz. Sağlık çalışanlarına konaklayacakları misafirhanelerde her imkanı sunuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Tüm dünyanın ve Türkiye'nin 'korona virüs' salgınıyla bir mücadele içerisinde olduğunu aktaran Sarıkaya, "Bilindiği gibi yaklaşık 4 ay önce Çin'de ortaya çıkan 'korona virüs' salgını tüm dünyayı tehdit ediyor. Tüm dünyada olduğu gibi bizde ülke olarak bu virüs salgınıyla çetin bir mücadele içerisindeyiz. Bakanlık olarak bu mücadeleye her türlü desteği veriyoruz.  Buradan Sayın Bakanımız ve şahsım adına hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet diliyorum, yine tedavisi devam eden tüm vatandaşlarımıza da Allah'tan acil şifalar diliyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
 
 
03.04.2020
Devamı

Üreticinin Elektrik Borçları Ertelenmeli Desteklerden Blokeler Kaldırılmalı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, sulama ve elektrik borçlarını ödeyemeyen üreticilerin desteklerine bloke konulduğunu bildirerek, “Elektrik şirketleri, DSİ- sulama birlikleri, diğer su kullanıcı teşkilatların üreticilerimizin desteklerine koydukları blokeleri kaldırmalarını bekliyoruz” diye konuştu.

DSİ- sulama birlikleri ve diğer su kullanıcı teşkilatlara olan sulama suyu borcu ve elektrik dağıtım şirketlerine olan tarımsal sulamada kullanılan elektrik borçlarını vadesinde ödeyemeyen üreticilerin, 2020 yılı Mart ayında hesaplarına yatan gübre ve mazot desteklerine bloke konulduğunu ifade eden Bayraktar, “Dicle Elektrik A.Ş. desteklere konulan blokeleri kaldırmıştır. Kendilerine teşekkür ediyor, diğer şirketlerin de örnek almasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.
 
-“Üreticilerimizin borçları son yıllarda uygulanan zamlar nedeniyle ödenemez duruma geldi”
 
Üreticilerin sulama ve elektrik borçlarının, son yıllarda uygulanan zamlar nedeniyle ödenemez duruma geldiğine işaret eden Bayraktar şöyle devam etti:
“2017 Aralık ayında 35,6 kuruştan elektrik alan üreticilerimiz yapılan yüzde 126,2'lik artışla birlikte 2019 Aralık ayında 80,60 kuruştan elektrik kullanmak zorunda kalmıştır. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce her yıl yayınlanan ‘Su Kullanım Hizmet Bedeli Tarifelerine’ göre de 2015 yılından bu yana sulama ücretlerinde yüzde 43,3 ile yüzde 47,1 arasında değişen oranlarda artış olmuştur.
Üreticilerimizin birçoğu bu artışlar karşısında çaresiz kalmış, borçlarını ödeyememiştir. Koronavirüs salgını nedeniyle önünü görmekte, üretimini planlamakta güçlük yaşayan üreticilerimizin bu borçlarını ödemesine imkan bulunmamaktadır.

Üreticilerimizin sulama ve elektrik borçları 1 yıl süreyle faizsiz olarak ertelenmeli, desteklere konulan blokeler kaldırılmalıdır.”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Ziraat Odaları olarak üreticilerin sorunlarının çözümü için girişimlerde bulunduklarını ifade eden Bayraktar, “Dün Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’yi arayarak talebimizi ilettim. Pakdemirli, bu konuda bir çalışma yaptıklarını söyledi. Kendilerinden en kısa zamanda üreticilerimizi memnun edecek bir haber bekliyoruz” diye konuştu.
 
 
02.04.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli : Dünyayı Doyuran Ülke Dünyanın Lider Ülkesi Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Covid-19 salgını tedbirleri dolayısıyla illerde gerçekleştirdiği tarım orman sektör toplantılarını ilk kez videokonferans yöntemiyle Antalya tarım orman sektör temsilcileri ile gerçekleştirdi.

Toplantıda yaptığı konuşmada geldiği ilk günden beri, ülkemizi karış karış gezerek, çiftçilerin problemlerini yerinde çözmek adına toplam 70 ilde ve 200’ün üzerinde toplantı ve program gerçekleştirdiğini söyleyen Bakan Pakdemirli “Ancak şuan koronavirüsten sonra alınan tedbirlerden dolayı, il ziyaretlerimizi erteledik, ama çalışmalarımıza ara vermedik” diye konuştu.
“Bu günlerde çiftçilerimizim, üreticilerimizin bizim desteğimize daha çok ihtiyacının olduğunu biliyoruz” diyen Bakan Pakdemirli Bu sebeple “söz sizde” buluşmalarımızın videokonferanslı ilk toplantısını ülkemizin sebze-meyve hali, cennet şehir Antalya ile yapmaya karar verdim” dedi.

Artık insanlığın farklı bir dünyaya doğru evirildiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Bu hastalık bittiği zaman, nasıl bir tablo ile karışılacağımızı net bir biçimde bilmiyoruz. Fakat bazı öngörülerimize bağlı olarak, planlarımızı yapıyor, tedbirlerimizi almaya devam ediyoruz” açıklamasını yaptı.

DÜNYAYI DOYURAN ÜLKE, DÜNYA’NIN LİDER ÜLKESİ OLACAK
Göreve geldiği günden beri ortaya koydukları öngörülerin bir bir kendilerini doğruladığını ifade eden Pakdemirli şöyle devam etti:
“Peki ne idi bu öngörüler?  İlk olarak, göreve geldiğimizde dedim ki; ‘Dünyayı doyuran ülke, Dünya’nın lider ülkesi olacak’ Şuan gündemde sağlık, gıda, eğitim var. Tüm dünyada teknoloji üreten fabrikalar kepenklerini kapattı. Tekstil sektörü yavaşladı. Ulaşım sektörü durdu. Mobilya sektöründe üretim durdu. Ancak bu süreçte, tek bir sektör kapasitesini arttırarak hızlı bir şekilde üretime devam ediyor: O da “GIDA” sektörü.  Bu da ön görümüzde ne kadar haklı olduğumuzun göstergesidir.  Çünkü en basit ifadesiyle; karnınız açsa, elinizdeki telefonun kaçıncı seri olduğu önemli olmuyor.

İkinci öngörümüz ise; yurt dışından tarımsal üretim için arazi kiralama meselesiydi. Biz Sudan’dan arazi kiralama konusunu gündeme aldığımızda;  gıda arz güvenliğimizi garanti almak amacıyla yola çıktığımızı defaten söylememize rağmen, bize olmadık söylemlerde bulundular. Şimdi bunu kabul etmeyenler, bizlerden gıda arz güvenliğini garanti altına almamızı istiyor.

Üçüncü olarak da bütçe görüşmelerinde, “2020 yılının, Tarım ve Orman Bakanlığının Dijitalleşme Yılı” olacağını kurguladığımızı, ve çalışmalarımızı bu doğrultuda gerçekleştirdiğimizi bildirmiştik. Şimdi görüyoruz ki şükürler olsun; bu konuda da isabetli kararlar almışız. Böylelikle; çiftçimiz, üreticimiz, İl ve İlçe tarım müdürlüklerinde yapacakları iş ve işlemleri, bir tıkla hemen halledilebiliyor. E-TARIM portalı ile mevcutta kullandığımız E-ÇİFTÇİ Portalını yeniden düzenleyerek, Çiftçi, İşletme, Vatandaş ve Firmalar için çok kapsamlı bir e-TARIM portalına dönüştürdük. Böylece portal üzerinden, çiftçiler destekleme ön başvurularını yapabilecek ve Sanal POS sistemi ile ödemelerini gerçekleştirerek, ÇKS ön başvurularını yapacabilecek ve mevcut ÇKS’lerini sistem üzerinden alabileceklerdir”

TARIM, SAVUNMA SANAYİSİ KADAR ÖNEMLİ, COVİD-19’LA TOP VE TÜFEKLE SAVAŞILMIYOR
2020 yıllında, gıda güvenliğimizin sağlanması açısından çiftçilerimizin daha çok sübvanse edilmesi gerektiğini bildiklerini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Onun için destekleme ödemelerini, 2019 yılına göre %36 artırarak, 22 milyar liraya çıkardık ve bakanlığımız 2020 yılı bütçesinin %54,6’sını tarımsal desteklemelere ayırdık. Hep söylediğimiz gibi Tarım, savunma sanayisi kadar önemli, çünkü COVİD-19’ la top ve tüfekle savaşılmıyor. İlaç ile savaşılıyor, bağışıklık ile savaşılıyor, gıda ile savaşılıyor. İnsanımızın bağışıklık sistemini kuvvetlendirmek için, kaliteli ve sağlıklı gıdaya her durumda ulaşabiliyor olması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Son 17 yıldır alınan tedbir ve önlemlerle gıda ile ilgili hiçbir sıkıntı yaşanmadığının altını çizen Bakan Pakdemirli, vatandaşlarımızın gıda arz güvenliği konusunda endişeleri olmaması gerektiğini ifade etti.

KREDİLERİ YÜZDE 25 İLA YÜZDE 100 ORANLARINDA SÜBVANSE EDECEĞİZ
Bu zorlu süreçte çiftçilere destek olmak adına ve tarımsal üretimimizde sorun olmaması için, İl Tarım ve Orman Müdürlerine çiftçimiz için tüm imkânlarını seferber etmeleri talimatını verdiğini belirten Pakdemirli “Çiftimizin üretim için finansman kaynağı sağlaması amacıyla 3,5 miyar liralık destekleme ödemesini hesaplarına yatırdık. Çiftçilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kullanacakları kredileri yüzde 25 ila yüzde 100 oranlarında sübvanse edeceğiz” dedi.

BU SÜREÇTE ÜLKEMİZİN SAVUNMA SANAYİSİ BİZLERİZ
Diğer yandan Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığı ile verilen kredilerde COVID-19 virüsüne karşı çiftçimizin yanında olduklarını ve 4 karar aldıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli şu şekilde konuştu:
“-30 Nisan 2020 tarihine kadar, yurt genelinde yürütülmekte olan icra ve iflas takipleri durdurulmuş olup, bu çerçevede yeni takip işlemleri yapılmayacak,  ihtiyati haciz kararları icra edilmeyecektir.
-Kredi ödemlerindeki gecikmelere esneklik tanınarak,  gecikmeye giren krediler, takip ve hesaplarına aktarılmadan önce 90 gün yerine 180 gün beklenecek.
-Çiftçilerimizin kredi borçları sebebiyle risk merkezindeki siciline “Mücbir Sebep” notu düşülmesi sağlanacak.

-Vadesi Nisan ve Mayıs aylarında dolacak olan kredilerin anapara ve faiz tutarları 2 ay süreyle faizsiz olarak ertelenecek.
Siz yeter ki üretmeye devam edin, biz her daim arkanızdayız. Unutmayalım bu süreçte ülkemizin savunma sanayisi bizleriz. COVID-19’a karşı kullanacağımız topla tüfek; ürettiğiniz et, süt, balık, buğday, mısır, sebze ve meyvelerdir.

ANTALYA BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR CEPHE, ÇOK ÖNEMLİ BİR CEPHANEDİR
Antalyalı çiftçilerin, ürettiği tarımsal ürünlerin hem ülkemizin gıda ihtiyacını karşıladığını hem de yaptığı ihracat ile dünyanın gıda ihtiyacını karşıladığını ifade eden Pakdemirli “Biz, son 17 yıldır yaptığımız yatırım ve desteklerle her daim Antalyalı çiftçilerimizin yanında idik, bundan sonrada olmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Antalya’ya son 17 yılda, 8 milyar 800 Milyon lira tarımsal destek verdiklerini söyleyen Bakan Pakdemirli “Kırsal Kalkınma desteklerimiz ile ulusal kaynaklarımızdan Antalya’mıza,  209 proje için 103 Milyon Lira hibe desteği ödedik.  Bu hibeler ile yapılan yatırımlar neticesinde, 2.640 kişiye istihdam sağlandı.  Genç Çiftçilerimizin toplam 689 projesini, yaklaşık 21 Milyon Lira ile destekledik. Hayvancılığın olmazsa olmazı meralarımıza, Antalya’da özel hassasiyet gösterdik ve 85 bin dekar alanda mera ıslah çalışmasını tamamladık” ifadelerini kullandı.
Konuşmasının devamında Antalya’ya yapılan destek ve yatırımlar hakkında ayrıntılı bilgi veren Bakan Pakdemirli” İnşallah bugünler gelip geçicidir. Antalya bu salgında bizim için çok önemli bir cephe, çok önemli bir cephanedir” diyerek sözlerini tamamladı.​
 
 
 
01.04.2020
Devamı

Hazineye Ait Tarım Arazileri Kiraları Ertelendi

Çevre ve Şehircilik Bakanı  Murat Kurum, tarımsal amaçlı kiralanan hazine arazilerinden alınacak kira bedellerinin 6 ay süreyle ertelendiğini açıkladı.
Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, dünya genelinde etkili olan yeni tip koronavirüs (COVID-19) salgınının tarım sektöründeki olumsuz etkilerinin azaltılmasına yönelik yeni tedbirler aldıklarını belirtti.

Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Ecrimisil Bedelinin Yarısı Üzerinde Kiralama Projesi kapsamındaki çiftçilerin ödemelerini kolaylaştırmak için kira ödemelerinin ertelenmesi kararı aldıklarını bildiren Kurum, şunları kaydetti:

"Koronavirüs salgını nedeniyle Hazineye ait tarım arazisini kiralayan çiftçilerin nisan, mayıs ve haziran ayı kira ödemelerinin 6 ay süreyle ertelenmesine karar verildi. Uygulama koyduğumuz erteleme kararından yaklaşık 600 milyon metrekare alan için kiralama sözleşmesi düzenlenen 51 bin çiftçi yararlanacak."
Bakan Kurum, Hazineye ait tarım arazilerine ilişkin ecrimisil işlemlerinin de hasat dönemi dikkate alınarak yürütüleceğini ifade etti.   
 
 
01.04.2020
Devamı

Deli Dana

Bu sayımızda AB’de görülen ama biz de kesinlikle olmadığı iddia edilen “Deli Dana” hastalığına değineceğim.
 Deli Dana hastalığı, insana hastalıklı hayvanın eti yenirse bulaşıyor. Hastanın kanını doğrudan alsanız bile bulaşma ihtimali düşük. Hasta hayvanın etini yiyen kişide hastalık pusuya yatıyor. Yaşlılık ya da aniden gelişen herhangi bir hastalık gibi durumlarda yani vücut direnci düştüğünde, ortaya çıkıyor. Hastanın beyni hızla süngerimsi bir yapıya dönüşüyor. Süngerleşme ilerledikçe, sırasıyla hastada yürüme, el kol hareketleri, konuşma ve en son yutkunma bitiyor. Bu arada hayaller görmeye başlıyor, kendini bile tanıyamaz hale geliyor ve derin bir uykuya dalıyor. Yani önce felç oluyor ve sonra komaya giriyor. Sonunda enfeksiyon, zatürre ya da çoklu organ yetmezliği gibi nedenlerden hasta kısa sürede ölüyor.

Deli Dana ile ilgili AB ülkelerine baktığınızda; hastalıklı hayvan sayısı, mücadelesine yönelik yapılan faaliyet sayısı, hastalanan insan sayısı, tedavi çalışmalar gibi çeşitli istatistik verilere ve bilgilere şeffaf bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. AB mevzuatında, nasıl sürekli saha taraması yapılması ve müdahale edilmesi gerektiğini belirten özel hükümler bulunduğunu görüyorsunuz. Hastalık 2001 yılından bu yana yıllık resmi raporlarla yakından takip ediliyor ve yayınlanıyor. Yıllar içinde sayılar giderek azalsa da sonuç sıfır olmadıkça hastalık önemini korumaya devam ediyor. Çünkü hasta hayvan 1 tane bile olsa ondan elde edilecek eti yüzlerce kişinin tüketme riski var. Örneğin; sadece tek bir hastalıklı hayvandan elde edilen etin, ucuz kıyma satan bir reyondan yüzlerce kişiye bir defada bulaştırabilmesi mümkün. Bu nedenle AB konuyu sıkı takip ediyor.

Deli Danalı hayvanların ülkemize girmesi kanunen yasaklandığı için bu hastalığın ülkemizde hiç görülmediği iddia edilmektedir. Yani, ülkemize girmesi yasak hayvansal kaynaklı hastalıkların, ülkemizde görülmesi resmi olarak “imkansız” kabul edilmektedir. İstatistiklere göre ülkemizde hiç vaka bulunmamaktadır. Bu durumda Deli Dana hastalığından ölen hiç kimsenin olmaması gerekmektedir. Böyle biri varsa kesinlikle yurt dışına gidip, hastalıklı hayvan etini orada yediğine ya da yurt dışında hastalanmış birinin kanını aldığına inanılmaktadır.
Hâlbuki, babam kısa bir süre önce bu hastalıktan vefat etti. Hem de hiç yurt dışına çıkmadığı ve kan transfer yapmadığı halde bu hastalığa yakalandı. Demek ki; hastalığı resmen imkansız ilan etmek yeterli değilmiş. Bu durumda aklınıza, yukarıdaki belirtilerle kısa sürede ölen biri varsa, “acaba deli danadan mı öldü ya da bu hastalıktan ölen başkaları var mı” soruları gelebilir.

Bu durumda yapabileceğiniz hiçbir şey yok. Çünkü tahlili bile ülkemizde yapılamayan bu hastalığın teşhisini koymak bile çok zaman alıyor. Hastalığı kısa sürede ilerleyen hastanızın, ilk anda hangi bölüme götürüleceği bile bilenemiyor. İlgili olabilecek bölümleri dolaşmak, tetkik yaptırmak hatta görüntülü tetkikler için randevu almak için geçen süre, hastalığın seyrinden fazla sürüyor. Diyelim ki; kısa sürede 15 bin dolar harcayabilecek kadar varlıklı bir kişisiniz. Özel bir sağlık kurumunda birçok bölümün doktoru sizi gördü ve verdikleri tetkikleri kısa sürede cebinizden yaptırdınız. Buna rağmen ilk anda, hızla ilerleyen bir kanser ile karşılaşıldığı sanılıyor. Normalde aylar sonrasına verilen kanser taramasını ancak özel bir yerde yaptırabilirseniz hızla kanser olmadığınız cevabını alıyorsunuz. İşte ancak bu durumda ileri derece uzman bir doktor, devletin yasakladığı bir hastalığa yakalanmış olabileceğinizi düşünüyor. Bir mühendis maaşından fazla para verip Fransa’ya numune göndermenizi istiyor. Cevap gelince “ülkemizde kesinlikle imkansız” olan hastalığa yakalandığınızı anlıyorsunuz. Bütün ümitleriniz bitiyor. Sonrasında hastayı huzur içinde acısız bir şekilde uğurlayabilmek için kalan kısa sürede elinizden geleni yapıyorsunuz.  

Tarım Bakanlığında çalışan bir mühendis olarak, Ankara’nın merkezinde oturan, devletin en yüksek makamlarının işaret ettiği yerlerden et alan, emekli devlet memuru babam, “nasıl Deli Dana oldu” sorusunun cevabını arıyorum. Muhtemelen “dış mihraklar tarafından havadan paraşütle atılmış” eti yoldan geçerken buldu. Bütün eti tek başına yedi. Başka hiç kimse yemedi. Üstelik bilmeden dahi olsa, devlet tarafından yasaklanmış bir hastalığın bulaşık olduğu eti yediği için bir de devlete karşı suç işledi.

İşin kinayesi bir tarafa, sağlık alanında lüks inşaat kalitesinde Dünyanın en büyük hastanelerine sahip ülkemizde, bu hastalığın hiç görülmediğinin sanılmasının ardındaki gerçekler araştırılmalıdır. Yeterli maddi varlığa sahip olmadığı için aylar sonrasına verilen tetkiklerin günü gelinceye kadar bu hastalığa yakalanan belki de binlerce kişiye teşhis koymak mümkün olmuyorsa ne yapacağız. Hastanın niçin öldüğü anlaşılamıyor ve bu nedenle kayıtlara da geçmiyorsa “Ülkemizde Deli Dana yoktur” demeye devam mı edeceğiz.

Bu arada kendimi “taammüden öldürülen ve katili serbestçe dolaşan birinin oğlu” olarak hissettiğimi söylediğimde, “Allah verdi, Allah aldı” sözüyle karşılaşıyorum. Beni derinden etkileyen bu söz, inançlı kişiler tarafından çok iyi irdelenmelidir. Çünkü bu sözün arkasına sığınıp cinayete kurban gideni de en nihayetinde Allah aldı diyerek tedbir almamak, katili aklayıp suçu Allah’a atmak olacaktır. Sanırım kimse böyle bir vebalin altında kalmak istemez. Umarım hiç birimiz buna izin vermeyiz.

DR. Erhan Ekmen
Ziraat Yüksek Mühendisi
 

 
 
 
31.03.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığının Koronavirüs Bilim Kurulana Tepkiler Büyüyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca oluşturulan Bilim Kurulu’nda Ziraat Mühendisi bulunmamasına tepki yağdı. CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, “Bilim Kurulu Ziraat Mühendisi olmadan neyi tartışacak?” derken, Adana Milletvekili Ayhan Barut da, “Bakanlık Ziraat Mühendislerini yok sayıyor” dedi. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı da, “Mesleğimiz dışlanarak ülkemizde tarım ve gıda sorunları çözülemez” açıklaması yaptı.

CHP Manisa Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, koronavirüs salgınıyla ilgili olarak oluşturduğu 9 kişilik COVID-19 Komisyonunda bir tane bile ziraat mühendisinin bulunmaması ile ilgili bir açıklama yaptı.

Oluşturulan bilim kurulunda bürokrat olarak Gıda ve Kontrol Genel Müdür Vekili ve Genel Müdür Yardımcısı ile 3 adet Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi, 3 adet Gıda Mühendisliği Öğretim Üyesi, 1 adet Tıp Fakültesi Öğretim Üyesinin bulunduğunu belirten Başevirgen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bilim kuruluna bir tane bile ziraat mühendisi almayan Bakan, “Ziraat Mühendisi” diye bir meslek dalı olduğunu unuttu mu? Kurula ziraat mühendisi alınmaması, bu işe ne kadar ciddiyetsiz baktıklarının göstergesidir. Aralarında ziraat mühendisi olmayan kurul bir araya gelerek tarımsal ürün, tarımsal üretim ve sağlıklı gıda konusunda neyi tartışacak?
Tarım Bakanlığı uyguladığı yanlış tarım politikalarına bir yenisini daha ekledi, Sayın Bakan bizi yine şaşırtmadı. Bilim Kurulu niteliğinde oluşturulan komisyonda, Ziraat Mühendisi ve/veya Ziraat Mühendisi Öğretim Üyesinin olmaması, sorunların çözümü için ziraat mühendislerinin görüşlerine önem verilmemesi, en basit ifade ile tarım sektörüne ve anılan meslek dalına ihanettir. Tarım açısından alınması gereken tedbirlerin görüşüleceği Bilim Kurulunda ziraat mühendisinin bulunmaması, tarıma verdikleri önemin net bir göstergesi olmuştur.”

“Tüm bileşenleri sürece dahil edin!”
CHP’li Başevirgen, içinden geçilen sürecin ayrıştırarak değil, birleştirici ve kapsayıcı bir iş birliği ile sürdürülmesi gerektiğini belirterek, “Tarımsal üretimin ve gıdanın stratejik önem arz ettiği bir süreçte oluşturulan kurula üretimle ilgili genel müdürlerin ve ziraat mühendislerinin dahil edilmemiş olması, COVID-19 ile mücadelede ziraat mühendislerinin devre dışı bırakılması büyük bir hatadır. Özellikle bu kritik süreçte Bakanlığın, tarım ve gıda sektörünün tüm bileşenlerini sürece dahil ederek bilimsel önlemlerle krizi yönetmeleri gerekmektedir.”
 
“Bakanlık Ziraat Mühendislerini yok sayıyor”
Koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı’nca 9 kişiden oluşturulan komisyonda bir tane ziraat mühendisinin yer almadığına dikkat çeken CHP Adana Milletvekili Ayhan Barut da, “Salgın nedeniyle tarım, hayvancılık ve gıda alanında kararlar alması beklenen komisyon üyeleri arasında gıda mühendisi, veteriner, tıp doktoru var ama tek bir ziraat mühendisi bile yok. Elbette bu meslek grupları komisyonlarda olmalı. Ancak aralarında ziraat mühendislerinin de yer alması gerekmez mi? Ziraat mühendisi olmadan tarımla ilgili nasıl karar alıp, tavsiyeler verilecek? Bakanlıktan açıklama bekliyor, ziraat mühendislerini yok sayan anlayışı kınıyoruz” diye konuştu.

“Uyduruk değil, bilimsel olsun!”
Küresel ve ulusal çapta Koronavirüs salgınının sağlık ve ekonomiyi tehdit ettiğini ifade eden Barut, şunları vurguladı:
“Bu tehdidi ortadan kaldırmanın yolu; etkin önlem almak, tarım ve hayvancılığın ilgili ve yetkin tüm paydaşlarını bir araya getirip çareler bulmaktır. ‘Uyduruk’, ‘Dostlar alışverişte görsün’, ‘Yaptık, olduk’ veya ‘İşte kurduk’ diye değil, gerçek anlamda tarımın ve hayvancılığın tüm bileşenlerini, uzmanları, akademisyenleri ve konunun tüm muhataplarını barındıran ‘Tarımda Bilim Kurulu’ oluşturulmalı.
Tarım ve hayvancılık olmadan güvenli bir gelecekten, daha da doğrusu yarınlara ulaşmaktan söz bile edilemez. Gelin aklı başında herkesin dile getirdiği bu çağrımıza kulak verin. Yarın çok geç olmadan tarım ve hayvancılığımız için yani çocuklarımızın ve ülkemizin geleceği için kararlı bir adım atalım, sorunları kökünden çözecek politikalar geliştirelim.”
 
Ziraat Mühendisleri Odası: “Mesleğimiz dışlanarak tarım ve gıda sorunları çözülemez”
Yazılı bir açıklama yapan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez de, Tarım ve Orman Bakanlığı COVID-19 Komisyonu içerinde Ziraat Mühendisliği mesleği ve meslektaşlarının dışlanması şiddetle kınadı, “Ziraat Mühendisliği Mesleği dışlanarak ülkemizde tarım ve gıda sorunları çözülemez” dedi.
Koronavirüs salgınının sektöre yıkıcı etkilerini en aza indirmek amacıyla “Tarımsal Üretim Seferberliği” ilan edilmesini talep ettiklerini hatırlatan Suiçmez, seferberliğin sağlıklı işletilebilmesi, çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve uygulanabilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı’nın öncülüğünde Kamu, Üniversite, Meslek Odaları, Meslek Kuruluşları, ilgili Özel Sektör ve STK’ların temsil edildiği “Koronavirüs Tarım Bilim Kurulu” kurulmasını önerdiklerini vurguladı. Medyada, Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde “COVID-19 Komisyonu” kurulduğu haberlerinin yer aldığına dikkat çeken ZMO Başkanı Suiçmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Salgın nedeniyle tarım sektörü açısından alınması gereken önlemlerin görüşüleceği ve bir çeşit Bilim Kurulu niteliğinde kurulan Komisyonda, 1 adet bile Ziraat Mühendisi, Ziraat Mühendisi Öğretim Üyesinin olmaması, sorunların çözümü için görüşlerimize önem verilmemesi, mesleğimizin ve meslektaşlarımızın dışlanması, en basit ifade ile vahimdir.

“Ziraat Mühendisliği mesleğinin dışlanmasını şiddetle kınıyoruz”
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesindeki “meslek şovenizmi”ne dayalı, dar meslekçi eğilimleri güçlendiren bu anlayışı, mesleğimiz, meslektaşlarımız ve tarım sektörümüz adına kabul edilemez buluyoruz. Ülkeyi yönetenlerin tarım sektörüne yaklaşımlarını açıkça gösteren bu tercihten, bu yanlıştan bir an önce geri dönülmesini talep ediyoruz.
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası olarak; “Tarım ve Orman Bakanlığı COVID-19 Komisyonu” içerinde Ziraat Mühendisliği mesleğimizin ve meslektaşlarımızın dışlanmasını şiddetle kınıyoruz.”
 
 
31.03.2020
Devamı

500 Milyon Fidan Üretimi ile 97 Milyon Dolarlık Döviz Geliri Elde Edildi

Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 yılında özel sektörle birlikte 854 farklı türde, 500 milyon adet orman ağacı, dış mekan süs bitkisi ve meyve fidanı üreterek, 50 milyon adedini yurtdışına ihraç etti.
Türkiye’nin bir çok bitki ve meyve türünün anavatanı olduğunun altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Ülkemiz meyvecilik ve fidan yetiştiriciliği konusunda iklim ve ekolojik koşullar bakımından önemli avantajlara sahip bulunuyor. Bu kapsamda 2019 yılında ülkemizde ceviz, badem başta olmak üzere 100 milyon adet meyve fidanı üretimi yapıldı” diye konuştu.
 
97 MİLYON DOLARLIK DÖVİZ GELİRİ
Üretilen meyve ve orman ağacı fidanlarından ülkemiz vatandaşlarınca bahçe tesisi ve çevre düzenlemesinde kullanılmak üzere 11 milyon adedi bedelsiz verilerek 31 Milyon TL’lik katkı sağlandığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Üretimi yapılan fidanların 50 milyonunu yurtdışına ihraç ettik. Yapılan ihracattan 97 milyon dolar döviz geliri elde edildi”  açıklamasını yaptı.
 2002 yılına göre yaklaşık 5 kat artırılan ihracatın 2019 yılında  ağırlıklı olarak Türki Cumhuriyetleri olmakla üzere 55 ülkeye yapıldığını belirten Bakan Pakdemirli “İhracata en fazla konu olan türler ise; servi türleri, ıhlamur, ardıç, süs eriği, süs elması, ceviz, elma, zeytin, badem ve kirazdır” dedi.
 
TÜRKİYE FİDANCILIK SEKTÖRÜNDE NET İHRACATÇI
 Ülkemiz fidancılık sektöründe net ihracatçı konumunda olduğunu, gelinen bu noktada kazanılan ihracat ivmesinin artarak sürdürülmesi için gerekli çalışmaları yaptıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli “Gerek AB normları gerekse ihracat yaptığımız ülkelerin talepleri doğrultusunda ismine doğru, güvenilir, hastalık ve zararlılardan ari fidan üretimi ile ilgili mevzuat çalışmalarımız devam etmektedir. Bu kapsamda ihraç edilen fidanların 2019 yılından itibaren,  ülkemizde hastalık ve zararlılar yönünden kontrolleri yapılıp sertifikalandırılmış olma zorunluluğu getirilmiştir. Böylelikle kalitesiz fidanların yurtdışına satışı yasaklanarak mevcut pazar payının kaybedilme riski önlenmiştir” diyerek sözlerini tamamladı.​
 
 
31.03.2020
Devamı

Tarım Kredi Kredi Ödemeleri Faizsiz Erteleniyor

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, çiftçilerin vadesi Nisan ve Mayıs aylarında dolacak olan kredilerin anapara ve faiz tutarlarının 2 ay süreyle faizsiz olarak erteleneceğini açıkladı.
Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, corona virüsü salgınıyla mücadele kapsamında tarımsal üretimin kesintiye uğramaması amacıyla, çiftçilerin vadesi Nisan ve Mayıs aylarında dolacak olan kredilerin anapara ve faiz tutarlarının 2 ay süreyle faizsiz olarak erteleneceğini açıkladı.

30 Nisan tarihine kadar yurt genelinde yürütülmekte olan tüm icra ve iflas takiplerinin durdurulduğunu, bu çerçevede yeni takip işlemlerinin yapılmayacağını, ihtiyati haciz kararlarının icra edilmeyeceğini belirten Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, şu bilgileri paylaştı:

“Kredi ödemelerindeki gecikmelere esneklik tanınarak, gecikmeye giren krediler, takip hesaplarına aktarılmadan önce 90 gün yerine 180 gün beklenecek. Çiftçilerimizin kredi borçları sebebiyle Risk Merkezi’ndeki siciline mücbir sebep notu düşülmesi sağlanacak.”

“Kredi faaliyetleri çerçevesinde ortaklarımıza tarımsal girdi ihtiyaçları için ayni kredi, nakdi kredi ve yatırım kredisi veriyor; uygun koşullarda finansmana erişimlerini sağlamak amacıyla piyasadaki değişimler de yakından takip ediyoruz” diyen Poyraz, “Çiftçilerimiz üretmeye mutlaka devam etmeli. Bu zor dönemi üreterek, birlikte aşacağız” ifadelerini kullandı.
 
 
 
30.03.2020
Devamı

Biz Senin İçin Tarladayız Sen Evde Kal Türkiye

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, vatandaşları evde kalmaya davet ederken, çiftçilerin ise gıda ihtiyacını karşılamak için büyük bir özveriyle üretmeye devam ettiğini bildirdi.
Tüm kesimlere “evde kal” çağrısı yapılırken çiftçilerin çalışmak zorunda olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Salgınla mücadele ettiğimiz bu süreçte gıdaya erişimde sıkıntı yaşamıyorsak, çiftçilerimizin gösterdiği fedakârlık sayesindedir. Biz senin için tarladayız sen evde kal Türkiye’m” diye konuştu.
 
-“Üreticilerimize daha fazla destek vermek, tarımsal üretimimizi artırmak zorundayız”
 
Beslenmenin hayati bir gereklilik olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Çiftçilerimiz de herkes gibi endişeli ancak ülkemizin gıda ihtiyacını karşılamak için evlerinden çıkmak, tarlaya gitmek durumundalar. Üretimin aksamaması için, çiftçilerimizin sağlığı güvence altına alınmalı, acil çözüm bekleyen sorunları çözüme kavuşturulmalıdır” dedi.
COVİD-19 salgını ile mücadele edilen süreçte yeterli ve kaliteli gıdaya ulaşmanın öneminin bir kez daha ortaya çıktığını belirten Bayraktar şunları söyledi:

“İklim değişikliğiyle, doğal afetlerle mücadele eden dünyamız bugün ise uluslararası ölçekte etkili olan koronavirüs salgını ile savaş veriyor. Yaşanan bu gelişmeler tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor. Diğer ülkelerden gelen, marketlerin yağmalandığı, insanların gıda stoğu yapmak için yarıştığı görüntüler tarımsal üretimin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor. Henüz kontrol altına alınamayan bu salgının etkisini devam ettirmesi durumunda küresel çapta bir gıda kıtlığı ile karşı karşıya kalabiliriz. Gıda güvencemizi korumak istiyorsak, üreticilerimize daha fazla destek vermek, tarımsal üretimimizi artırmak zorundayız.”


 
“Risk alarak evinden çıkan ve üretmeye devam eden çiftçilerimize borçluyuz”
Koronavirüsle mücadele edebilmek için güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmak gerektiğini vurgulayan Bayraktar, “Bağışıklığımızın güçlü olması için yeterli ve dengeli beslenmemiz gerekiyor. Çiftçilerimiz üretemezse gıdaya erişemeyiz, bedenimizi virüslere karşı savaşta güçsüz bırakırız” diye konuştu.
Bayraktar, evlerimizden çıkmamamız gereken şu günlerde market, pazar ve manavlarda her türlü gıdanın bulunduğuna işaret ederek, “Hepimiz risk alarak evinden çıkan ve üretmeye devam eden çiftçilerimize borçluyuz” dedi.


 
 
30.03.2020
Devamı

Van'da Hayvanları Telef Olan Depremzedelere 2 Milyon 150 Bin lira Ödendi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, merkez üssü İran'ın Hoy kenti olan 5,9 büyüklüğündeki depremden etkilenen Van’da, hayvanları telef olan vatandaşlara 2 milyon 150 bin lira ödendiğini söyledi.

23 Şubat'taki depremde ahırların yıkılması sonucu hayvanları telef olan 103 çiftçiye 2 milyon 150 bin lira destek ödemesi yapıldığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Depremin ilk anından itibaren çiftçilerimizin yanında yer aldık. Depremden zarar gören yetiştiricilerimize, koyun başına 1.500, kuzu başına 450, keçi başına 750, oğlak başına 300, inek başına 9 bin, tosun başına 7 bin 500, buzağı başına 4 bin 500 lira ödendi” dedi.

YEM YARDIMI YAPILDI
Devletin imkanlarının Van'daki depremzedeler için seferber edildiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli, telef olan hayvanlar için belirlenen bedelin dışında küçükbaş hayvan için 75, büyükbaş hayvan için de 500 lira yem yardımının yapıldığını da söyledi.

ÜCRETLERİ ZİRAAT BANKASI HESAPLARINA AKTARILDI
Hasar tespit komisyonun yem ve hayvan başına belirlediği ücretlerin, Ziraat Bankası aracılığıyla hesaplara aktarıldığını belirten Bakan Pakdemirli, deprem olur olmaz tüm ekiplerin sahaya çıktığını ve depremde hasar gören ağıl ve ahırların tespit edildiğini ifade ederek “Yıkılan ağıl ve ahırlarda telef olan hayvanların sayısını belirledik ve enkazdan çıkardık. Bu hayvanların hastalıklara neden olmasını engellemek amacıyla çalışma başlattık. Depremin etkilediği mahallelerde yıkılan 605 ahırda telef olan 1.858 küçükbaş, 36 büyükbaş, 4 tek tırnaklı ve 21 kanatlı hayvanı, belirlenen alanlarda kireçleyerek gömdük. Ardından hayvanı olan vatandaşlara çadırlar dağıttık. Deprem bölgesinde yaklaşık bin 76 hayvan çadırı kurarak, özellikle yavrulama dönemindeki hayvanların soğuktan etkilenmelerini engelledik” açıklamasında bulundu.​
 
 
30.03.2020
Devamı

  Corona Fırsatçıları Karaborsa ve Stokçulara Şeker Kalkanı

                                             
Şeker İş Sendikası Genel Başkanı İsa Gök COVİD19 ile mücadele kapsamında Türk’ün gizli silahı benzetmesi ile öne çıkan kolonya ve dezenfektanların ana bileşeni  etil alkol üretimime yönelik şeker pancarının bir kez daha önemine değindi. Genel Başkan Gök yazılı yaptığı açıklamada şunları kaydetti.
“Ülkece yaşadığımız bu zorlu günlerde, yeni tip koronovirüs (Kovid-19) ile mücadele kapsamında yabancı basında “Türkün gizli silahı”  benzetmesiyle öne çıkan kolonya ve dezenfektanların ana bileşeni olan etanol (etil alkol) üretimi gereksinimine talebin son derece artması, benzin türlerine etanol harmanlanması zorunluluğunun askıya alınmasına neden olmuş, bu zorlu süreçte ülkemiz şeker fabrikalarından milli çözüm reçetesi çok geçmeden devreye girmiştir.

Ülkemiz kamu şeker fabrikaları TÜRKŞEKER ve kooperatif fabrikalarından Konya Şeker ile Amasya Şeker üretim kapasitelerini harekete geçirerek derinden hissedilen arz açığına milli bir girişimle müdahil olmuş, şeker pancarından şeker üretiminin önemi ve şeker sanayinin stratejik bir üretim alanı olduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Geçtiğimiz günlerde Sanayi Bakanlığı’mızın da deklare ettiği gibi, etil alkol üreticisi TEZKİM ve TARKİMle birlikle  TÜRKŞEKER ve  KONYAŞEKER, piyasada oluşan yüksek fiyatlardan indirime gitmiş, milli bir irade göstermiş, karaborsanın panzehiri vazifesi görmüşlerdir. Bu konjonktürde karaborsaya ve stokçuların piyasa fiyatlarını artırarak halkımıza fahiş fiyatlarla sundukları ürünlere geçit vermemişler, sahte üreticilerin zehirli maddelerinin halkımızla buluşmasının önüne geçmişlerdir. Nitekim uluslar arası pazardan etanolün temin edilmesinin mümkün olmadığı bu günlerde etanol üretiminin ham maddesi olan melas açığının yaşanmaması, ülkemizin milli bir pancar şekeri sanayine sahip olması avantajından ileri gelmiştir.

Ülkemizin sahip olduğu büyük bir fırsat olarak nitelendirilebilecek şeker pancarından, yakıt etanolü için yeterli hammadde potansiyeli ve kurulu kapasitesi mevcuttur. Nitekim ülkemiz bu alanda ürün, yan ürün ve atıkların değerlendirilmesi suretiyle rekabet gücü yüksek entegre (küme) tesislere dönüşebilir bir altyapıya sahiptir. Şeker fabrikalarının salt şeker üretimi yapan tesisler olmadığı, aynı zamanda sosyal işlevleriyle kırsal kalkınmadan, hayvancılıkta kaba yem ihtiyacının giderilmesine, et, süt, kozmetik, maya, taşımacılık ve diğer istihdam olanaklarına kadar geniş bir yelpazede hareket kabiliyeti olan kuruluşlar olduğu tüm dünyanın kabulü olarak stratejik sektörler içerisinde yerini almasına sebep olmuştur.  Dahası pancar şekeri sanayinin, endüstriyel ihtiyaçlara uygun ve katma değeri yüksek şeker çeşitleri olan küp şeker, sıvı şeker, invert şeker, ilaç sanayi tarafından ithal edilen şekerlerden,  her türlü şekerli mamul üretimine, kojen ve trijen sistemleri ile elektrik üretiminden yakıt etanolü üretimi atığı CO2’in sıvılaştırılarak gıda sanayi ihtiyaçlarına uygun olarak üretilmesine değin ülkemize birçok alanda hizmet etme olanağıyla büyük bir üretim sistemine ev sahipliği yapması, sanayimizin bilinmeyen katma değer sahalarını ortaya koymak bakımından son derece önemli görülmelidir.


 
Bu bakış açısıyla Türkiye’de pancar şekeri sanayi güçlendirilmeli, hammaddeyi garanti altına alan “çalışan-üretici ve kamunun da içinde bulunduğu bir yeniden yapılanma modeli” ile birbirini denetleyen bir organizasyon yapısı zaman kaybedilmeden hayata geçirilmeli, imalatçı ve ihracatçılarımızın yerli C şekeri (ihraç şekeri) talepleri karşılanmalı, endüstrimiz dünya ülkeleriyle rekabet edebilmeli, milli menfaatlerimize hizmet etme imkan ve kabiliyetinden mahrum bırakılmamalı, sanayinin çözüm bekleyen sorunları milli önceliklerimiz dahilinde nihayete erdirilmelidir.
 
Nitekim bu zorlu süreçte oldukça önemli bir tespit daha vardır ki, o da son süreçte özelleşen şeker fabrikalarının pancar üretim kültürlerinin bulunmayışı ve birincil amaçlarının kar elde edimi olması nedeniyle takriben 100 bin ton kota altı gerçekleştirdikleri üretim ile şeker açığına meydan veriyor olmalarıdır. Bu durum, hammaddeyi garanti altına almayan bir modelin hayata geçirilmesinin sonuçlarını görmemiz bakımından oldukça önemli olup, gereken kota aktarımının TÜRKŞEKER’e yapılması ve üretimin garanti altına alınmasının sağlanması noktasına işaret etmektedir.
 
Bizler hep birlikte nice sorunların ve felaketlerin üstesinden gelmiş bir millet olarak, üretimden halk sağlığına ve gıda erişimine değin yeter ve gerek her türlü alan ve sektörde milli menfaatlerimizi muhafaza edebilmeyi başarabilecek güçteyiz. Bu vesileyle Kovid-19 salgın riskine karşı başta sağlık emekçilerimiz olmak üzere tüm kurumlarımızın olağanüstü çabaları ve milletimizin katkılarıyla ulusal bir mücadele yürüttüğümüz bu dönemde tüm yetkililerimize minnetlerimizi sunar, Şeker-İş olarak bu zorlu sürece verebileceğimiz tüm katkıları sunmaya devam edeceğimizi bildiririz.” Dedi.
                                                                                                     
 
 
28.03.2020
Devamı

Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü Covid 19 Virüsüne Karşı Aşı Üretimine Dahil edildi

Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü bünyesinde çalışmalarını yürüten Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü, TÜBİTAK tarafından organize edilen, COVİD19 virüsüne karşı yapılan aşı üretim çalışmasına dâhil edildi.

Çin de çıkarak dünyaya yayılan ve Dünya sağlık örgütünce “pandemi “olarak ilan edilen Covit19 virüsüne karşı çalışmalar sürüyor.  Hastalık yapan etkenlerin izolasyonu ve aşı üretimi alt yapısı güçlendirilen Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü de bu çalışmalara dâhil edildi.

Bu bağlamda daha önce aşı üretimleri konusunda sıklıkla çalışılan Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Erganiş ile irtibata geçildi. Ayrıca, iki veteriner fakültesi ile iki tıp fakültesi ve bir özel sektör firmasının dahil edilmesiyle hazırlanan proje önerisi TÜBİTAK’a sunuldu ve 1.650.000 TL bütçe ile yürütülmesi kabul edildi.

Yerli aşı üretim konusunda Pendik Veteriner Kontrol Enstitüsü’nün de çalışmalara dâhil edilmesinin, daha önce yürütülen başarılı çalışmaların neticesi olduğunu belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “Korona Virüsü için çok ciddi tedbirler aldık, almaya da devam ediyoruz. Öyle ki; pek çok ülke virüsle mücadele konusunda bizden işbirliği talebinde bulundu. Sağlık çalışanlarımız büyük bir özveriyle virüse karşı gayret gösteriyorlar. Bilim insanlarımız, uzmanlarımız da bu virüsü yenmek üzere bilgilerini, yeteneklerini kullanıyor. Bu kapsamda, Pendik Veteriner Kontrol Enstitümüzün de bu çalışmalar içerisinde olması Bakanlığımız adına bizleri gururlandırıyor. Sağlık Bakanlığına destek olmak amacıyla alt yapısı müsait olan tüm enstitülerimiz milletimizin hizmetindedir. Biz de Bakanlık olarak araştırmacılarımızın sonuna kadar yanındayız” dedi.
 
 
28.03.2020
Devamı

HAYVANLARDAKİ KORONAVİRUS ENFEKSİYONLARI BİZE GEÇER Mİ ?

 Son zamanlarda hepimizin tek konuştuğu meşhur COVID-19, yani Korona Virüs Enfeksiyonu. Öyle ki Çin'de başlayan bu alev neredeyse bütün dünyayı sardı durdu. Yüz binlerce insanı enfekte eden bu salgın, 3600'ü aşan ölümle herkesi üzdü ve üzmeye devam ediyor.  Maalesef ölenlerin sayısı da giderek artıyor (7).  İşin kötüsü ülkemiz açısından tehdit sınıra geldi dayandı. Problem hem doğu (İran) hem de batı (Bulgaristan) eksenli görülmeye başladığından beri bir gerginlik başladı hepimizde.  Ne yapalım, bu saatten sonra yapabilecek başka bir şey yok. Tedbirleri artırıp, enfeksiyonu memleketten uzak tutmaya el birliğiyle çalışacağız, gayret edeceğiz. Onun için COVID-19 ile ilgili doğru bilgiye, bilgilendirmeye ihtiyacımız var diye düşünüyorum.  Bu noktada yüreğimize su serpen ve takdirle karşıladığımız Sağlık Bakanlığımızın son derece özenli, dikkatli çalışmaları ve aynı zamanda  dünyaya örnek olan gayretleridir. Ayrıca sınırlarda görev yapan gümrük personelimiz, askerimiz, polisimiz, hülasa bütün görevliler teyakkuz halinde çalışmaya devam ediyor. Ülkemize bu derdi sokmamak için herkes ellerinden geleni fazlasıyla yapıyor. Huzurlarınızda hepsini kutluyor, hepsine tebriklerimi sunuyorum.

         En son Güney Çin Sabah Postası'nda "insandan hayvana bulaşma vakası" şeklinde haber yazıldı. Buna göre; 28 Şubat tarihinde Hong Kong Tarım, Balıkçılık ve Koruma Bölümü tarafından yapılan açıklamada, COVID-19 enfeksiyonuna yakalanmış 61 yaşındaki bir kadının kendi Pomeranian ırkı köpeğinde "Düşük Seviye Enfeksiyon" görüldüğü belirtildi. Köpekte saptanan virüs için "Zayıf Pozitiflik" bulgusu dünyada ilk kez bildirilmiş oluyordu. Fakat bilim insanları, hayvanın gerçekte enfekte olup olmadığını belirleyemediler. Hemen karantinaya alınan köpek, Hong Kong Şehir Üniversitesi ve Dünya Hayvan Sağlık Örgütü yetkililerince incelendi sonuçta oybirliğiyle "Düşük bir enfeksiyon seviyesine sahip olduğu" kabul edildi (1). 
Şimdi soru şu;

- " Acaba! bu yeni korona virüs (COVID-19) hayvanları da hasta ediyor mu?"
- "Ya da hayvanlarda seyreden korona virüsler, insanlara geçip, bizleri etkileyebiliyor mu?"

         Değerli okuyucular, öncelikle hemen tüm hayvanlarda rastlanan Korona viral enfeksiyonların insanlara geçmediği uzun zamandır bilinen bir gerçek. Fakat yukarıda bahsettiğim haberdeki köpeğin hikayesi çok net değil ve zayıf enfeksiyon olarak tanımlanması da çok korkutucu bir durum olmadığının işareti (2).

         Şimdi bir daha vurgulayalım, Köpek Korona virüsü insan COVID-19 adlı virüsle ilgisi olmayan, sadece köpeklerde bulaşıcı bağırsak enfeksiyonuna yol açan bir etkendir.  Yani köpeklerde meydana gelen ishal salgınlarının bir kısmından sorumludur. Bugüne kadar birkaç köpek korona virüs suşu (türü) elde edilmiştir. Evcil köpeklerin aşılanmasında kullanılan bu tür virüsler zayıflatılarak aşı yapılmaktadır. Halbuki COVID-19'a ait bir aşı henüz mevcut değildir (3).

         Köpeklerde İlk aşı uygulaması hayvan 6 haftalıkken deri altı veya kas içi yapılmaktadır. İlk doz üzerinden 2-4 hafta geçtikten sonra ikinci bir doz aşı yapılarak hastalığa karşı bir yıllık tam koruma sağlanmış oluyor. Bundan sonra aşılama yılda bir kez yapılarak tekrarlanması öneriliyor.   Burada köpekler arasındaki korona virüsle ilgili risk faktörlerini sıralamak istersek; Bir yaşın altındaki genç köpekler, kalabalık barınaklarda yaşayanlar, evcil hayvan satış mağazalarından gelen köpekler ve birden çok evcil hayvanla aynı alanda yaşayan köpekler sayılabilir (3).

         Kedilerde de korona virüs (FCoV) enfeksiyonları da yaygın enfeksiyoz hastalıklar arasında yer alır. FCoV ile enfekte olan kedilerin çoğu hastalığı takiben virüsten kurtulabilirken, bazıları kalıcı bir enfeksiyona yakalanabilir. Genellikle ilk zamanlarda hafif ishale yol açan bu problem, bazı durumlarda mekanizması henüz tam anlaşılamayan viral değişiklikler nedeniyle kedilerde iç organlara ait zar iltihabına (Peritonitis-FIP) yol açarak ölümcül hale dönüşebilir. Genellikle bu kediler çevreye dışkıyla büyük miktarda virüs bulaştırırlar ve ortamdaki diğer kediler için de sürekli bir enfeksiyon kaynağı olarak hizmet edebilirler. Bir kedi popülasyonunda FCoV'nin sürekli dolaşması, öldürücü bir FIP suşunun ortaya çıkma şansını artırır. İnsanlar için bir tehlike oluşturmazlar. Kedi enfeksiyöz peritonite (FIP) karşı uygun bir aşı vardır, ancak etkinliği tartışmalıdır (4).

         Sığırlarda da korona virüs (BCoV)  enfeksiyonlarına  rastlanmaktadır. Genellikle doğumdan sonraki ilk bir aylık (neonatal) dönemde meydana gelen ishaller içinde yer alır. Tek başına ortaya çıkabildiği gibi, başka virüs ya da bakterilerle  işbirliği yaparak da ishallere sebep olabilir. Aynı suşlar bazen 2-16 haftalık buzağılarda solunum hastalıklarına da sebep olmaktadır (4). Uygun bir aşısı vardır ve doğuma yakın  anneye yapılır (5). Doğduktan hemen sonra buzağı anneden ağız sütü denen kolostrum sütünü emerek kendi bağışıklığını sağlar. Fakat bir daha belirtelim ki BCoV da diğer saydığımız korona virüsler gibi insana geçerek bir hastalık yapamaz. Etkinliğini sadece sığırlar içinde sürdürür.

         Sonuç olarak; dünyada şu gün itibariyle COVID-19'dan 3,648 kişi ölmüşse de,  60.637 kişinin  iyileştiği de bir gerçektir. Hastalık bulaşan insanlarda meydana gelen ölüm oranı gençlerde %1'in altında iken, 70 yaşı geçenlerde bu oran yaklaşık %10 ve üzerindedir. Elbette ölümleri küçümsemiyorum. Ancak 1918'de Avrupa'da görülmüş olan İspanyol influenza pandemisi'ndeki (grip salgını) gibi milyonlarca insan ölmemiştir (6). Hatırlayalım! Kuş Gribinde de dünyada benzer yaygaralar koparılmıştı. Ama ne oldu? Bir süre sonra işler yoluna girdi ve her şey unutuldu. Ben, bu enfeksiyonun da inşallah kısa zamanda zayıflayıp, ardından yok olacağına inanıyorum. Küresel anlamda bir sorun olan bu rahatsızlığın insanlarda hijyen bilincinin artırılması ve yakın temasın engellenmesiyle çözüleceğini umuyor, bizlere bulaşmadan çabucak hastalığın ortadan kalkmasını canı gönülden diliyorum.

Dr. Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fak. 
Ana Bilim Dalı Başk.


Kaynaklar
1-https://www.livescience.com/coronavirus-first-case-human-to-dog-transmission.html
2- https://www.livescience.com/coronavirus-updates.html
3- https://www.merck-animal-health-usa.com/dp/4
4-https://www.sciencedirect.com/topics/veterinary-science-and-veterinary-medicine/ bovine-coronavirus
5-https://www.bioveta.cz/tr/urunlerimiz/hayvan-sagligi/kolibin-rc-neo-sgrlar-icin-enjeksiyon-suspansiyonu.html

6- J S OxfordS Bossuyt, and R Lambkin . A new infectious disease challenge: Urbani severe acute respiratory syndrome (SARS) associated coronavirus. Immunology. 2003 Jul; 109(3): 326–328.

7- World Health Organization 2020. Laboratory testing for coronavirus disease 2019 (COVID-19) in suspected human cases: interim guidance, 2 March 2020

 
 
27.03.2020
Devamı

Mazot, Gübre,Anaç Koyun ve Keçi Destekleri 18:00 dan Sonra Hesaplar'da Olacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Toplam 1 milyar 881 milyon 426 bin TL’lik destek ödemelerinin yapılacağını dün duyurmuştu.
 Bugün saat 18.00’den sonra üreticilerin hesaplarına TCKN son hanelerine göre ödenmiş olacak.

Bugün mesai bitiminden sonra ödenecek destek kalemlerinde mazot-gübre, anaç koyun ve keçi, hububat-baklagil, dane mısır, hayvan hastalık tazminatı tiftik keçileri ilave desteği ödenecek.

Üreticilerin TCKN son hanelerine göre yatırılacak destek miktarları mazot-gübre desteği için 20 ilde 553 bin 326 üreticiye 1,145 milyar TL, anaç koyun-keçi üretimi için 80 ilde 196 bin 116 yetiştiriciye 580 milyon TL,  hububat-baklagil desteği kapsamında 14 ilde 35 bin 34 üreticiye  120 milyon TL, dane mısır desteği kapsamında 6 ilde 9 bin 485 üreticiye  20 milyon TL, hayvan hastalık tazminatı kapsamında 68 ilde 686 yetiştiriciye  16,2 milyon TL, tiftik keçilerine ilave destek için 3 ilde 131 yetiştiriciye 226 bin TL  ödenerek toplamda 1 Milyar 881 milyon 426 bin TL destek ödemesi üretici hesaplarında olmuş olacak.
 
 
27.03.2020
Devamı

YENİ BİR PANDEMİ; SARS-CoV-2 VİRÜSÜNÜN NEDEN OLDUĞU COVID-19 HASTALIĞI

Koronavirüsler, insanlarda ve hayvanlarda çok sayıda enfeksiyona neden olmaktadır. 2019 yılında Çin’de tanımlanan yeni bir koronavirüsde bu virüslerin arasında eklendi. Bu yeni virüs “severe acute respiratory syndrome coronavirus 2" (SARS-CoV-2) olarak, virüsün yapmış olduğu hastalık ise “coronavirus disease 2019” (COVID-19) olarak adlandırıldı. Çin’de 2002 yılında ortaya çıkan SARS koronavirüsünün misk kedileri veya yarasalardan, Orta Doğu’da 2012 yılında ortaya çıkan MERS koronavirüsünün develerden köken aldığı ortaya konulmuştur. Yeni koronavirüsün ise yarasalardan veya pangolinlerden insanlara bulaştığına dair veriler bulunmakla birlikte sağlık otoritelerince henüz kesin bir bilgi paylaşılmamıştır. Koronavirüsler kedi, köpek, domuz ve sığır gibi evcil hayvanlarda da farklı enfeksiyonlara yol açmaktadır. Fakat bu koronavirüslerin insanlara bulaşma özelliği bulunmamaktadır.

COVID-19 enfeksiyonu, ateş, öksürük, nefes almada güçlük ile seyretmekle birlikte, ileriki safhalarda hastalarda zatürre, şiddetli akut solunum yolu sendromu, böbrek yetmezliği ve ölüme neden olmaktadır. COVID-19 enfeksiyonu olan kişilerde görülen diğer bulgular arasında; bilinç bulanıklığı, göğüs ağrısı, kas ağrısı, baş ağrısı, boğaz ağrısı, halsizlik, bulantı, kusma, ishal de bulunmaktadır. COVID-19 hastalığına yakalananlarda eozinopeni, lenfopeni, serum C reaktif protein, serum amiloid A, prokalsitonin, D-dimer ve kreatinkinaz seviyelerinde artış bildirilmiştir. Özellikle 70 yaş ve üzeri kişilerde ve kronik hastalığı olanlar (hipertansiyon, şeker hastalığı, karaciğer hastalığı ve kalp-damar hastalığı) COVID-19 hastalığına karşı oldukça duyarlı olup ana risk grubunu oluşturmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi (kıtalar arası yayılım gösteren salgın hastalık) olarak kabul edilen COVID-19 hastalığı, dünya genelinde ülkemiz de dahil toplam 152 ülkede görülmüştür.
Hastalıktan korunmada; kişisel koruyucu ekipman kullanımı, hastalık bulgusu gösteren kişilerle yakın temastan kaçınılması ve en az 1 metre mesafede durulması, insanlarla selamlaşma sırasında tokalaşma ve öpüşmeden kaçınılması, ellerin sık sık sabun ile en az 20 saniye boyunca yıkanması, alkol bazlı antiseptiklerin kullanılması, sık kullanılan yüzeylerin ve eşyaların temizliğinin ve dezenfeksiyonunun yapılması, öksürme ve hapşırma esnasında kağıt peçete kullanılması gibi temel kurallara uyulması ve kalabalık yerlerden zaruri ihtiyaç olmadıkça kaçınılması önemlidir.
 
 
 

 
ETİYOLOJİ
 
Koronavirüsler, 26-32 kilobaz arasında değişen pozitif anlamlı tek sarmallı viral RNA genomuna sahip, yaklaşık 100 nm çapında zarflı virüslerdir. Koronavirüsler (CoV'ler) insan ve omurgalılar için önemli bir patojendir. Coronaviridae ailesinin Orthocoronavirinae alt ailesinde, alfakoronavirüsler, deltakoronavirüsler, gamakoronavirüsler ve betakoronovirüsler olmak üzere 4 ayrı genus (cins) bulunmaktadır. 

Alfakoronavirüsler; insan, yarasa, domuz, kedi ve köpekleri enfekte eden 17 ayrı virüs türünü içermektedir. Bu virüslerden insan koronavirüs 229E ve NL63 bu genusda yer alır. Kedi popülasyonlarında kedi koronavirüsü antikorunun pozitif olduğu kedi oranı %90'ın üzerindedir. Kedilerin koronavirüs enfeksiyonları (Feline infectious peritonitis- FIP) iki farklı serotip (FCoV serotip I ve II) tarafından oluşturulmaktadır. Kedilerin infeksiyöz peritonitisi, bağırsak epitel hücreleri üzerinde bulunan feline aminopeptidaz N fapn ve makrofajlar üzerinde bulunan feline DC-SIGN reseptörüne bağlanarak enfeksiyon oluşturmaktadır. Kedilerde yaş forma neden olan koronavirüsler, çok yüksek oranda ölüme neden olmaktadır. Hasta kediler 1 ile 8 hafta içerisinde hayatlarını kaybederler. Köpeklerin koronavirüsleri (CCoV) de iki farklı serotip ve IIa, IIb ve IIc olmak üzere üç ayrı alt tip altında sınıflandırılmaktadır. Köpek koronavirüsleri, başlıca ishale neden olan bir hastalık tablosuna yol açar. Kedi ve köpek koronavirüslerinin insanlarda enfeksiyon yaptığına dair bir delil bulunamamıştır.

Deltakoronavirüsler; yaban ördeği, bülbül, gece balıkçılı, saz tavuğu ve ispinoz gibi kuş türlerini enfekte eden toplam 7 virüs türünü içerir. Gamakoronavirüsler ise; kanatlılar ve balinayı enfekte eden 2 ayrı virüs türünü içerir. Tavuklarda infeksiyöz bronşitise neden olan gamakoronavirüsler, tavukçuluk sektöründe çalışanların oldukça fazla bilgi birikimine sahip olduğu bir enfeksiyondur. Tüm dünyada yaygındır, virüs nazal akıntı ve dışkı ile yayılmaktadır. Hasta tavuklarda solunum semptomlarına (öksürük, tıksırık, nazal akıntı, sinüzitis), nefritis tablosuna, yumurta veriminde azalmaya, yumurta iç ve dış karakterinde bozulmaya ve yumurta kabuğunda depigmentasyona neden olmaktadır.

Betakoronavirüsler; insan, yarasa, fare, sıçan, kirpi gibi canlıları enfekte eden 12 ayrı virüs türünü barındırmaktadır. Orta Doğu Solunum Sendromu (Middle East respiratory syndrome-related coronavirus-MERS-CoV) ve  Şiddetli Akut Solunum Yolu Sendromuna (Severe acute respiratory syndrome-related coronavirus- SARS-CoV) neden olan insan koronavirüsü HKU1, bu genus altında sınıflandırılmaktadır.İnsan korona virüsü HKU1, Ortadoğu solunum sendromu (Middle East respiratory syndrome-related coronavirus-MERS-CoV), şiddetli akut solunum yolu sendromu (Severe acute respiratory syndrome-related coronavirus- SARS-CoV) bu genus altında sınıflandırılmaktadır. SARS-CoV'un misk kedilerinden veya yarasadan, MERS-CoV'un ise tek hörgüçlü develerden insanlara bulaştığı ortaya konmuştur. Sığır koronavirüsü (BCV veya BCoV), Betacoronavirus 1 türünün üyesi olan bir koronavirüstür. Hastalık yenidoğan buzağılarda ölümcül enfeksiyonlara neden olmaktadır. Bu enfeksiyon yetişkin sığırların önemli ishal etkenleri arasında yer almaktadır.  Virüs, N-asetil-9-O-asetil nöraminik asit reseptörüne bağlanarak konakçı hücreye girmektedir. Ülkemizde ve dünyada başarılı bir şekilde kullanılan aşıları mevcuttur.

Betakoronavirüsler genusu altında yeni bir virüs tanımlanmıştır. Son yirmi yılda 2002’de SARS-CoV, 2012'de MERS-CoV ve 2019’da SARS-CoV-2 salgınları ortaya çıktı ve DSÖ tarafından pandemi olarak kabul edildi. SARS-CoV ve yeni virüs SARS-CoV-2, hücre içerisine girişte anjiyotensin dönüştürücü enzim 2 (angiotensin-converting enzyme 2; ACE-2) reseptörünü kullanmaktadır. Bu üç virüsün birbirinden farklı bulaşma oranına ve klinik tablolara sebep olmaları halen cevaplanamayan bir soru olarak kalmaktadır.
 
KLİNİK-EPİDEMİYOLOJİ
 
Kliniği ağır seyreden COVID-19 hastalarının çoğunda kronik hastalıkların olduğu bilinmektedir. Hastalığın klinik bulguları arasında; ateş, öksürük, bitkinlik, nefes darlığı, kas ve eklem ağrıları, bilinç bulanıklığı, baş ağrısı, boğaz ağrısı, burun akıntısı, göğüs ağrısı, ishal, bulantı ve kusma görülmektedir. COVID-19’un yol açtığı komplikasyonlar arasında zatürre (pnömoni), akut solunum sıkıntısı sendromu, akut böbrek hasarı, septik şok bildirilmiştir. Vuhan’da SARS-CoV-2 ile enfekte 99 olan hastada oluşan klinik bulgular; ateş (%83), öksürük (%82), nefes darlığı (%31), kas ağrısı (%11), bilinç bulanıklığı (%9), baş ağrısı (%8), boğaz ağrısı (%5), burun akıntısı (%4), göğüs ağrısı (%2), ishal (%2), bulantı ve kusma (%1) olarak rapor edilmiştir. SARS-CoV-2 ile enfekte hastaların %51’inde ise kronik hastalık olduğu bildirilmiştir.

Yaşlılar ve altta yatan bir hastalığı olanlar (hipertansiyon, şeker hastalığı, karaciğer hastalığı ve kalp-damar hastalığı) COVID-19 hastalığına karşı oldukça duyarlı olup ana risk grubunu oluşturmaktadır. Özellikle 70 yaş ve üzeri kişilerde COVID-19 şiddetli klinik bulgular ile seyretmektedir. Sigara içen veya daha önce sigara içmiş kişiler de COVID-19 risk grubuna girmektedir. Alerjik hastalık, astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) olan kişilerin COVID-19 için risk grubunda olmadıkları belirlenmiştir. Yapılan bazı çalışmalarda hastalığın erkeklerde daha yüksek oranda, bazı çalışmalarda ise kadınlarda daha yüksek oranda bulgu verdiği bildirilmiştir. Bir çalışmada, 4880 şüpheli hasta real-time PZR ile incelenmiş ve COVID-19 pozitif (ORF1ab ve NP çift pozitif) 1875 hastanın %48,5’inin (n=910) erkek ,  %51,5’inin ise (n=965) kadın olduğu bulunmuştur. Bir çalışmada, 4880 şüpheli hasta real-time polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) ile incelenmiş ve COVID-19 pozitif (ORF1ab ve NP çift pozitif) 1875 hastanın %48,5’inin (n=910) erkek,  %51,5’inin ise (n=965) kadın olduğu bulunmuştur. Bir başka çalışmada SARS-CoV-2 pozitifliği erkeklerde %68 kadınlarda  %32 oranında saptanmıştır. Vuhan’da SARS-CoV-2 pozitif 1875 hastanın yaşlara göre dağılımı 18–29 yaş arasında %6,40; 30–39 yaş arasında %14,45; 40–49 yaş arasında %14,83; 50–59 yaş arasında %23,15; 60–69 yaş arasında %22,61; 70 yaş ve üzerinde ise %18,56 olarak bulunmuştur. Vuhan’da bir hastanede SARS-CoV-2 pozitif olan hastaların yaş aralıklarına göre dağılımı 39 yaş ve altında %10; 40–49 yaş arasında %22; 50–59 yaş arasında %30; 60–69 yaş arasında %22 ve 70 yaş ve üzerinde %15 olarak belirlenmiştir. Çin Halk Cumhuriyeti’nde yapılan başka bir çalışmada şüpheli 72314 vakanın %62’sinin COVID-19 pozitif (n=44672) olarak teyit edildiği gösterilmiştir. Bunlardan sadece 889 vakanın asemptomatik vaka olduğu görülmüştür. Vaka ölüm oranı %2,3 olarak bildirilmiştir. Bu denli büyük bir çalışmaya ait yaş, hastalığının durumu, vaka ölüm oranı gibi veriler Tablo 1’de verilmiştir.
 
 
Tablo 1. COVID-19 vakalarının analizi (DOI: 10.1001/jama.2020.2648)
Yaş (Yıl) 80 yaş üzeri 30-79 yaş 20-29 yaş 10-19 yaş 10 yaş altı
  %3
(1408 vaka)
%87
(38680 vaka)
%8
(3619 vaka)
1%
(549 vaka)
1%
(416 vaka)
Hastalığın Durumu Ilımlı Şiddetli Kritik    
  %81
(36 160 vaka)
%14
(6168 vaka)
%5
(2087 vaka)
   
 
Çin’in Vuhan şehrinde solunum rahatsızlığı ile hastaneye gelen 16 yaşından küçük 336 çocuk üzerinde yapılan çalışmada, çocukların 23’ünde (%6,3) influenza A, 20’sinde (%5,5) influenza B, 6’sında (%1,6) ise SARS-CoV-2 belirlenmiştir. COVID-19 tanısı alan çocukların yaşları 1 ile 7 yıl arasında değişmektedir. Genel olarak bu çocuklarda 39°C’nin üzerinde ateş, öksürük görülmekle birlikte 6 hastanın 4’ünde ise kusma gelişmiştir. Hastaların özellikleri Tablo 2’de verilmiştir.
 
Tablo 2. COVID-19 ile enfekte altı çocuğun klinik özellikleri (DOI: 10.1056/NEJMc2003717)
ÖZELLİK Hasta 1 Hasta 2 Hasta 3 Hasta 4 Hasta 5 Hasta 6
Yaş (yıl) 3 7 3 1 3 4
Cinsiyet Kız Kız Kız Erkek Kız Erkek
Akciğer tomografisi Her iki akciğerde yama şeklinde tutulum ve buzlu cam opasitesi görünümü Mevcut değil Yama şeklinde akciğer tutulumu Yama şeklinde akciğer tutulumu Yama şeklinde akciğer tutulumu Normal
TEDAVİLER
Ribavirin Evet Hayır Hayır Hayır Hayır Evet
Oseltamivir Evet Evet Evet Evet Evet Evet
Glukokortikoid Evet Hayır Evet Evet Evet Hayır
Oksijen desteği Evet Hayır Hayır Hayır Hayır Hayır
Damar içi immunglobulin Evet Hayır Hayır Hayır Hayır Hayır
KLİNİK SEYİR
Yoğun Bakım İzlemi Evet Hayır Hayır Hayır Hayır Hayır
Ateş süresi 11 gün 3 gün 7 gün 6 gün 4 gün 6 gün
Hastanede kalma süresi 13 gün 7 gün 7 gün 5 gün 10 gün 8 gün
Şehir Vuhan Vuhan Huangshi Vuhan Vuhan Vuhan
 
COVID-19 hastalığı Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından pandemi (kıtalar arası yayılım gösteren salgın hastalık) olarak sınıflandırılmıştır. DSÖ’nün 16 Mart 2020 tarihli COVID-19 raporuna göre dünya genelinde toplam 167 511 kişide SARS-CoV-2 enfeksiyonu teyit edilmiş ve toplam 6606 kişi hastalıktan dolayı ölmüştür. COVID-19 hastalığı, Avrupa, Asya, Kuzey Amerika, Güney Amerika, Avustralya, Afrika kıtalarındaki toplam 152 ülkede görülmüştür. Ülkemizde de SARS-CoV-2 varlığı teyit edilmiş ve DSÖ raporlarında yerini almıştır.
Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) tarafından paylaşılan bilgilerde, evcil hayvanlardaki durum şu şekilde anlatılmaktadır. Hong Kong’ta, 26 Şubat tarihinde COVID-19 pozitif bir insanın evinde bulunan 17 yaşındaki bir köpekte çok düşük miktarda SARS-CoV-2 tespit edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, uzmanlar tarafından bulaşmanın hayvan sahibinden köpeğe doğru olduğu yorumlanmıştır. Köpek ise hiçbir klinik belirti göstermemiştir. Hastalığın yayılmasında köpeklerin bir rol oynadığına veya köpeklerin bu hastalığa yakalandıklarına dair hiç bir kanıt yoktur. Farklı hayvanların COVID-19 virüsü ile hastalanıp hastalanmayacağı ve mekanizmasının anlaşılabilmesi için daha fazla çalışmanın yapılmasına ihtiyaç vardır.
COVID-19’un kaynağının hayvanlar olduğu düşünülse de hastalığın nereden ortaya çıktığı kesin olarak tespit edilebilmiş değildir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ve diğer uluslararası kuruluşlara göre henüz COVID-19 salgınının gıdalarla bulaştığına dair herhangi bir bilimsel delil yoktur. Ayrıca COVID-19 ile benzer hastalıklar olan SARS ve MERS’te de gıda kaynaklı bildirilmiş bir vakaya rastlanmamıştır. Ancak virüsün yüzeylerde ve cisimlerde uzun bir süre canlı kalabildiği ve bu cisimlere temas eden kişilere bulaşabildiği bilinmektedir. Genel olarak, koronavirüsler -20°C'de donmuş ortamlarda iki yıla kadar enfeksiyöz karakterlerini koruyabilmektedir. SARS-CoV ve MERS-CoV üzerinde yapılan çalışmalar, bu virüslerin sıcaklık, nem gibi parametrelerin kombinasyonuna bağlı olarak günlerce farklı yüzeylerde kalabileceğini göstermiştir. Bu noktada gıdaları da bir cisim gibi düşünmek mümkündür. Bu nedenle COVID-19’un bulaşmasının önlenmesi için genel gıda hijyeni tedbirlerine uyulması tavsiye edilmektedir. Bu noktada açıkta satılan gıdaların toz-toprak, kirli yüzeyler veya kişilerce teması engellenmelidir. Öncelikle hastalık belirtisi gösteren personelin gıda işletmelerine girişi sınırlandırılmalıdır. Başta hayvansal gıdalar olmak üzere gıda işletmelerinde çalışanların el temizliği ve hijyenine dikkat etmeleri gerekmektedir. Koronavirüsler pişirme sıcaklıklarına (70°C) duyarlıdır. Dolayısıyla hayvansal gıdaların iyice pişirildikten sonra tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca çiğ tüketilecek gıdalar ile pişirildikten sonra tüketilecek gıdaların birbirine temas ettirilmemesi çapraz bulaşmaların önlenmesi açısından önem taşımaktadır. Gıda işletmelerinin özellikle sıklıkla temas edilen yüzeylerinin düzenli olarak temizlenmesi COVID-19’udan korunma tedbirleri arasında yer almaktadır.
 
 
TANI
COVID-19 hastalarından alından kan, balgam, idrar, dışkı, burun sürüntüsü (svab), orofaringeal sürüntü, bronkoalveolar lavaj sıvısı, bronkoskopi biyopsi örneği viral RNA yönünden test edildiğinde; virüsün en yüksek oranda tespit edildiği örnek bronkoalveolar lavaj sıvısı olarak belirlenmiştir. Bunu sırasıyla; balgam, burun sürüntüsü, bronkoskopi biyopsi örneği, faringeal sürüntü, dışkı ve kan örnekleri takip ederken; idrar örneklerinde ise virüse hiç rastlanılmamıştır. Yapılan çalışmalara göre bronkoalveolar lavaj sıvısı, SARS-CoV-2 teşhisinde kullanılacak en uygun materyal olarak gözükmektedir.
SARS-CoV-2 varlığının solunum örneklerinde belirlenmesinde real-time PZR kullanılmıştır. Burada virüsün açık okuma bölgesi (ORF1ab) ve nükleokapsid proteini (NP) hedef alınmıştır. Her iki gen bölgesi pozitif olan örnekler pozitif olarak kabul edilmiştir.
COVID-19 hastalarının tam kan analizlerinde eozinopeni (eozinofil hücrelerinin azalması) ve lenfopeni (lenfosit hücrelerinin azalması) bulgularının bir arada olduğu ve bunun klinik tanıya yardımcı olabileceği bildirilmiştir. SARS-CoV-2 ile enfekte kişilerde serum C reaktif protein (CRP), serum amiloid A (SAA), prokalsitonin, D-dimer ve kreatin kinaz seviyelerinde artış gözlenmektedir. Bu parametrelerdeki artış yangısal reaksiyon ve koagülasyon (pıhtılaşma) mekanizmasında bozulmaya işaret etmektedir. Şiddetli hastalarda CRP, prokalsitonin, D-dimer seviyesinin artması ve lökosit (beyaz kan hücreleri) sayısında artış önemli bulgular arasındadır.
 
KORUMA KONTROL
 
SARS-CoV-2, enfekte insanların öksürmesi veya nefesi ile havaya yayılan küçük damlacıklar ile yayılmaktadır. Virüsü içeren bu damlacıklar nesnelere ve yüzeylere düşmektedir. Diğer insanlar, virüs ile kontamine bu nesnelere veya yüzeylere dokunup ardından gözlerine, burunlarına veya ağızlarına dokunarak COVID-19'a yakalanmaktadır. Bu nedenle kişisel hijyen ve özellikle ellerin etkili bir şekilde yıkanması hastalığa yakalanmamak için oldukça önemlidir. Enfeksiyonun oluşması için bir diğer yol da, SARS-CoV-2 ile enfekte kişilerden saçılan damlacıkların bir başka kişi tarafından solunmasıdır. Bu yolla bulaşmanın önüne geçmek için insanlarla yakın temastan kaçınmak ve diğer insanlara en az 1 metre uzak durmak önemlidir.
SARS-CoV-2’nin koruma ve kontrolünde ülkelerin göstermiş olduğu tepki hızı, hastalığın yayılmasını ve subklinik, şiddetli ve ölüm ile seyreden vakaların sayısını direkt olarak etkilemiştir. Hastalık, salgının ilk zamanlarında Singapur ve Hong Kong’da, ilerleyen zamanlarda Almanya, Fransa, İspanya’da bildirilmesine rağmen, tüm bu ülkelerde görülen vaka sayılarında oldukça değişkenlik göstermiştir. Ülkelerin COVID-19 salgına tepki verme şeklinin, hastalığın yayılma hızı ve derecesi üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu Şekil 1’de görülmektedir. Bu mücadelede en başarılı model olarak Singapur modeli gösterilmiştir. Singapur modelinde bilimsel ve katı önlemlerin alınması ve hemen uygulamaya konulması olumlu etkisini göstermiştir (Şekil 1).
 
Şekil 1. İlk vakanın görülmesinde sonra vaka sayılarındaki artış hızı (https://www.npr.org/sections/goatsandsoda/2020/03/12/814522489/singapore-wins-praise-for-its-covid-19-strategy-the-u-s-does-not



Korunmada, vakaların hızlı tespiti ve izolasyonu, temas takibi, karantina ve basit korunma önlemleri gibi temel halk sağlığı önlemleri önemlidir. Belirli bir antiviral tedavisi olmadığı için, hastalıktan korunmada yüksek konsantrasyonda antiseptik-dezenfektanların kullanımı çok önemlidir. Bu dezenfektanlar arasında; %0,1 oranında sulandırılmış sodyum hipoklorit (çamaşır suyu), %70’lik 2-propanol, %70-80’lik etanol (etil alkol), %0,5’lik hidrojen peroksit, kloramin T, sodyum hipoklorit+potasyum bromit, %26 glukoprotamin yer almaktadır. İnsan hekimliğinde yaygın olarak kullanılan klorheksidin ve setrimid gibi dezenfektanlara etanol ilave edilmez ise HCoV 229E üzerinde etkisinin olmadığı bildirilmiştir. COVID-19 virüsünün çevresel kontaminasyonu ve yayılmasında cansız malzemelerin rolü, antiseptik-dezenfektan formülasyonlarına karşı duyarlılıkları ve/veya dirençleri, yeni, etkili ve toksik olmayan dezenfektanların geliştirilmesi koruma kontrolde önemlidir. SARS-CoV, MERS-CoV ve insan koronavirüsü (HCoV) farklı suşlarının çeşitli cansız yüzeylerde aktif olarak kaldığı süreler Tablo 3’de verilmiştir.
 
Tablo 3. İnsanlarda enfeksiyon yapan farklı koronavirüslerin çeşitli cansız yüzeylerde ve farklı sıcaklıklarda aktif olarak kaldığı süreler.(DOI: 10.1016/j.jhin.2020.01.022)
Yüzey tipi Virüs Suş/izolat Test edilen viral titre/DKID 50 Sıcaklık Virüsün aktif kaldığı süre
Çelik MERS-CoV HCoV-EMC/2012 izolatı 105 20°C
30°C
48 saat
8–24 saat
HCoV 229E suşu 103 21°C 5 gün
Alüminyum HCoV 229E ve OC43 suşları 5 x 103 21°C 2–8 saat
Metal SARS-CoV P9 suşu 105 Oda sıcaklığı 5 gün
Ahşap SARS-CoV P9 suşu 105 Oda sıcaklığı 4 gün
Kağıt SARS-CoV P9 suşu 105 Oda sıcaklığı 4–5 gün
SARS-CoV GVU6109 suşu 106
105
104
Oda sıcaklığı 24 saat
3 saat
< 5 dakika
Cam SARS-CoV P9 suşu 105 Oda sıcaklığı 4 gün
HCoV 229E suşu 103 21°C 5 gün
Plastik SARS-CoV HKU39849 suşu 105 22°-25°C ≤ 5 gün
MERS-CoV HCoV-EMC/2012 izolatı 105 20°C
30°C
48 saat
8–24 saat
SARS-CoV P9 suşu 105 Oda sıcaklığı 4 gün
SARS-CoV FFM1 suşu  107 Oda sıcaklığı 6–9 gün
HCoV 229E suşu 107 Oda sıcaklığı 2–6 gün
PVC HCoV 229E suşu 103 21°C 5 gün
Silikon kauçuk HCoV 229E suşu 103 21°C 5 gün
Lateks ameliyat eldiveni HCoV 229E ve OC43 suşları 5 x 103 21°C ≤ 8 saat
Tek kullanımlık önlük SARS-CoV GVU6109 suşu 106
105
104
Oda sıcaklığı 2 gün
24 saat
1 saat
Seramik HCoV 229E suşu 103 21°C 5 gün
Teflon HCoV 229E suşu 103 21°C 5 gün
 
 
DSÖ, SARS-CoV-2 enfeksiyonundan korunmak için bazı temel önlemlerin altını önemle çizmektedir:
- Ellerinizi sıkça sabun ve su ile yıkayın veya alkol temelli el antiseptikleri kullanın.
- Hapşıran ve öksüren insanlarla aranızda en az 1 metre mesafe olmasına dikkat edin.
- Ellerinizle gözünüze, burnunuza ve ağzınıza ellemeyin.
- Öksürürken ve hapşırırken ağzınızı tek kullanımlık peçete ile kapatın ve kullandıktan sonra peçeteyi çöp kutusuna atın. Eğer yanınızda peçete yoksa kolunuzu dirseğinizden bükerek ağzınızı kapatın.
- Ateş, öksürük, nefes darlığı gibi bulgularınız varsa hemen hastaneye başvurun.
- İnsanlarla selamlaşırken öpüşmeyin ve tokalaşmayın.
- 60 yaşın üzerindeyseniz ve kalp hastalığı, hipertansiyon, şeker hastalığı, solunum hastalığı gibi kronik rahatsızlığınız varsa kalabalık yerlere gitmeyin.
- Öksürdükten ve hapşırdıktan sonra, canlı veya ölü hayvanlarla temas sonrasında, tuvalete girişte ve tuvaletten çıkışta, yemek yemeden önce, yemek hazırlamadan önce ve hazırladıktan sonra ellerinizi yıkayın.
            DSÖ, COVID-19 ile kişisel mücadelede tuzlu su ile burun yıkamanın kanıtlanmış herhangi bir faydası olmadığını belirtmiş ve kişisel koruyucu maske kullanımını yalnızca hasta kişiler için önermiştir. Ayrıca kişisel koruyucu maskenin kullanımında bazı temel kurallara uyulmaz ise maskelerin enfeksiyon kaynağı olabileceğini duyurmuştur. DSÖ, maske takılırken dikkat edilmesi gereken kuralları şu şekilde sıralamaktadır:
- Maske takmadan önce ellerinizi sabun ve suyla yıkayın veya alkollü el antiseptiği kullanın.
- Maskenin ağzınızı ve burnunuzu kapattığından ve maskeyle yüzünüz arasında boşluk olmadığından emin olun.
- Maskeyi kullanırken maskeyi ellemeyin. Eğer maskeyi ellerseniz ellerinizi sabun ve suyla yıkayın veya alkollü el antiseptiği kullanın.
- Maske nemlendiğinde yenisini takın ve bir defa kullandığınız maskeyi kesinlikle tekrar kullanmayın.
- Maskeyi yüzünüzden çıkarırken iplikli/lastikli kulak arkası kısmından tutarak ve kesinlikle ön kısmına dokunmadan çıkarın.
- Çıkardığınız maskeleri derhal çöp kutusuna atın ve ellerinizi sabun ve suyla yıkayın veya alkollü el antiseptiği kullanın.
 
 Prof. Dr. Ahmet Kürşat AZKUR1
Doç. Dr. Dilek AZKUR2
           Dr. Emel AKSOY1             
 
1- Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Yahşihan/Kırıkkale
2- Kırıkkale Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Alerji İmmünoloji Kliniği Yahşihan/Kırıkkale



 
26.03.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Tarımsal Destek Ödemeleri Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli NTV de Ahmet Ergenin sorularını yanıtladı. Bakan Pakdemirli 27 Mart Cuma günü desteklerin ödeneceğinin müjdesini verdi.

Bakan Pakdemirli  “Çiftçimizin, üreticimizin merakla beklediği toplam 1 milyar 881 milyon 426 bin TL’lik tarımsal desteği yarın ödemeye başlıyoruz. Ödemeler, TCKN son hanesine göre 27 Mart Cuma 18.00’den itibaren başlayacaktır. Hayırlı ve bereketli olsun.”


1,145 milyar TL Mazot Gübre Desteği
 
580 milyon TL Anaç Koyun-Keçi Desteği

120 milyon TL Hububat-Baklagil Desteği

20 milyon TL Dane Mısır Desteği

16,2 milyon TL Hayvan Hastalık Tazminatı

226 bin TL Tiftik Keçilerine ilave destek ödüyoruz.
 
26.03.2020
Devamı

TMO'dan Pirinç ve Çeltik Açıklaması

Toprak Mahsulleri Ofisi  (TMO)  pirinç arzına yönelik çıkan spekülasyonlara yönelik yazılı bir açıklama yaptı.

TMO dan yapılan açıklama ’da yeterli derecede çeltik ve pirinç olduğuna vurgu yapıldı. TMO pirinç ve çeltikle ilgili şunları kaydetti.

“TMO, piyasa düzenleme görevi gereği piyasalara zamanında müdahale ederek istikrarı sağlamak üzere stoklarında yeterli miktarda çeltik ve pirinç bulundurmaktadır.
TMO, 2019/20 döneminde yurtiçinden gerçekleştirdiği çeltik alımlarına ilave olarak stoklarını takviye etmek amacıyla çeltik ve pirinç ithalat bağlantıları da gerçekleştirmiştir.

Piyasalarda sektörün hammadde tedarikinde sürekliliği sağlamak, arz sıkıntısına ve fiyat artışlarına meydan vermeden piyasa istikrarını korumak amacıyla gıda perakendecilerine yönelik 2020 Ocak ayında başlanılan pirinç satışlarına önümüzdeki aylarda da devam edilecek, ayrıca Nisan ayından itibaren çeltik satışına da başlanacaktır.

Ayrıca TMO stoklarında yer alan pirinçler toptan satışların yanı sıra halkımızın uygun fiyatla pirinç tüketebilmesini teminen ülke genelinde yayılmış yaklaşık 150 TMO satış noktasında perakende olarak da satılmaktadır. TMO işyerlerine ulaşım imkanı olmayan tüketicilerimiz ise https://www.epttavm.com online satış sistemi üzerinden ürünlerimizi temin edebilmektedir.

Piyasa gelişmeleri yakından takip edilmekte ve politikalar geliştirmekte olup gerektiğinde piyasa istikrarının sağlanması ve yurtiçi arzın artırılmasına yönelik ilave tedbirler alınabilecektir. ”denildi.
 
 
26.03.2020
Devamı

KIRSALDA KADIN OLMAK

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Gönen’de anlamlı ve çok farklı bir etkinlikle kutlandı. Küratör Rahmi TEMURCAN önderliğinde, Gönen Fotoğraf Topluluğu (GÖNENFOT)  ev hanımı, öğretmen, kırsal çalışanı, emekli, esnaf olan sanatçılar Merve BAŞOĞLU, Alpaslan YALÇINKAYA, Ercan FIRAT, Erkan ARSLAN, Erol KUŞ,  Rahmi TEMURCAN ve Taner EVYAPAN’a ait  21 eserden oluşan “Gönen Kırsalında Kadın Olmak” temalı fotoğraf sergisinin açılışı Gaybular Mahallesinde bu yıl ilki düzenlenen “ Yörük Yaren Günü” etkinlikleri kapsamında, çok sayıda davetli ve fotoğraf severlerin katılımı ile gerçekleşti.


 
8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Gönen’de anlamlı ve çok farklı bir etkinlikle kutlandı. Küratör Rahmi TEMURCAN önderliğinde, Gönen Fotoğraf Topluluğu (GÖNENFOT)  ev hanımı, öğretmen, kırsal çalışanı, emekli, esnaf olan sanatçılar Merve BAŞOĞLU, Alpaslan YALÇINKAYA, Ercan FIRAT, Erkan ARSLAN, Erol KUŞ,  Rahmi TEMURCAN ve Taner EVYAPAN’a ait  21 eserden oluşan “Gönen Kırsalında Kadın Olmak” temalı fotoğraf sergisinin açılışı Gaybular Mahallesinde bu yıl ilki düzenlenen “ Yörük Yaren Günü” etkinlikleri kapsamında, çok sayıda davetli ve fotoğraf severlerin katılımı ile gerçekleşti.



Gönen’in Gaybular, Karasukabaklar, Geyikli, Hodul, Tahtalı, Ilıcaoba, Kumköy, Adayatak Mahallelerin de yapılan çekimler, yaklaşık üç aya yakın bir süre sürdü. Serginin açılışına Gönen Kaymakamı Arslan YURT, Gönen Belediye Başkanı İbrahim PALAZ, Balıkesir Milletvekili Ahmet AKIN, Gönen Ziraat Odası Başkanı Necati ÖZKURT ve çok sayıda vatandaş katıldı. Gaybular Mahallesi Muhtarı Tuğrul GÖK’ün eşlik ettiği protokol ve misafirler serginin açılmasından sonra köy içinde açılan köy pazarını gezdiler.  Gönen Yörükler Derneği’nin sponsor olduğu, ücretsiz gözleme ve pilav ikramı yapıldı. Mahalleye gelen ziyaretçiler Gönen Belediyesi tarafından ücretsiz taşındı.   

 

Gönen Fotoğraf Topluluğu sanatçıları, Gönen kırsalındaki kadınlarımızın zor koşullardaki çalışmalarını konu alan çok sayıdaki fotoğraf arasından seçim yaparak, özverili bir çalışma sonunda Gönen’de bir ilk olan Fotoğraf sergisini kırsal bir yerleşim yeri olan Gaybular Mahallesinde gerçekleştirdiler. Yoğun bir katılımın olduğu serginin açılışına Gönen dışından İstanbul, Bursa, Balıkesir, Bandırma, Biga, Eskişehir dahil olmak üzere 300’den fazla fotoğraf sanatçısı katıldı. Fotoğraf sanatçıları özellikle köyün simgesi haline gelen Suriye teyze ve yöresel kıyafetleri içinde ki kadınları fotoğraflamaya çabaladılar.


Sergilenen fotoğraflar aynı gün öğleden sonra Gaybular Mahallesinden Gönen Ömer Seyfettin Kültür Merkezi’ne taşındı. Gönen’de ki sergi kadınlar günü için ilçe de bulunan gazeteci yazar Banu AVAR tarafından açıldı. Sergiyi kalabalık bir vatandaş topluluğu izleme fırsatı buldu. Vatandaşlar fotoğraflar önünde hatıra fotoğrafı çektirdiler.   
Kırsal kesimde doğrudan üretici olan ve  ülke ekonomisine  büyük katkıda bulunan kadınlarımız, büyük oranda evinde, tarlasında ve akrabalarının işlerinde, maddi ve manevi hiçbir ücret beklemeden çalışmaktadırlar. Yüreğindeki sınırsız sevgi ve sabır için çok teşekkürler kadınlarımıza..


 
Haber: Cengiz DOĞAN/BALIKESİR
Fotoğraflar Cengiz DOĞAN, Sergi Fotoğrafçıları
 
 
 
 
 
25.03.2020
Devamı

TARIMSAL ÜRETİM İÇİN FAİZSİZ VE DÜŞÜK FAİZLİ KREDİ KULLANIM ESASLARI AÇIKLANDI

Geleneksel bitkisel üretim yapan işletmelere, 50 bin TL’ye kadar faizsiz kredi kullanabilecekler.

50 bin üzeri krediler ise en az yüzde 50 oranında sübvanse edilecek.
Düşük faizli kredi kullanım üst limiti ise 2,5 milyon TL olarak belirlendi.
Geleneksel hayvansal üretim yapan işletmelerimiz, 100 bin TL’ye kadar faizsiz kredi kullanabilecekler.
100 bin üzeri krediler ise en az yüzde 50 oranında sübvanse edilecek.
Düşük faizli kredi kullanım üst limiti ise 1,5 milyon TL olarak belirlendi.
 
Çiftçilerin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden kullanacakları düşük faizli tarımsal yatırım ve işletme kredilerinde şartlar belli oldu.
“T.C. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Uygulama Esasları Tebliği” Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Tebliğ, 2/1/2020 tarihli ve 2015 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince Tarımsal Üretime Dair Düşük Faizli Yatırım ve İşletme Kredisi Kullandırılmasına İlişkin Karar kapsamında, 1/1/2020-31/12/2022 yılları arasında (bu tarihler dahil) T.C. Ziraat Bankası A.Ş. ve Tarım Kredi Kooperatiflerince kullandırılacak yatırım ve işletme kredileri ile ilgili teknik esasları kapsıyor.

Bu kapsamda üreticiler;
Sütçü ve kombine sığır yetiştiriciliği,
Damızlık düve yetiştiriciliği,
Büyükbaş hayvan besiciliği,
Küçükbaş hayvancılık,
Arıcılık,
Kanatlı sektörü,
Kanatlı sektörü damızlık yetiştiriciliği,
Su ürünleri sektörü,
Geleneksel (yaygın) hayvansal üretim,
Kontrollü örtüaltı tarımı,
Yem bitkisi üretimi,
Yurt içi sertifikalı tohum,
Fide,
Fidan üretimi,
Süs bitkisi üretimi,
Stratejik bitkisel üretim,
Meyve yetiştiriciliği ve bağcılık,
Geleneksel (yaygın) bitkisel üretim,
Tarım makineleri (traktör ayrık),
Traktör,
Modern basınçlı sulama sistemi yatırımı,
Tarım makineleri parkı,
Arazi alımı (birleştirme),
Lisanslı depoculuk yatırımları,
Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) karşılığı kredi kullanımı,
Soğuk hava deposu yatırımları,
Tarımsal ürünlerin işlenmesi,
Sözleşmeli üretim(üretim yaptıran gerçek/tüzel kişi),
Özel ormancılık,
 
Başlıklarında yüzde 25 ile yüzde 100 oranlarında sübvanse edilerek, düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullanabilecekler.
Tebliğle ayrıca 2020 yılından itibaren başlamak üzere öncelikli indirimli kriterler de getirildi.
Buna göre;

Sütçü ve kombine sığır yetiştiriciliğinde, Adana, Afyonkarahisar, Aksaray, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bilecik, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Edirne, Eskişehir, Isparta, İstanbul, İzmir, Karaman, Kayseri, Kırklareli, Konya, Kütahya, Manisa, Mersin, Muğla, Nevşehir, Niğde, Sakarya, Tekirdağ, Uşak,

Damızlık düve yetiştiriciliğinde, Adana, Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Ankara, Aydın, Balıkesir, Bingöl, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Isparta, İzmir, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kastamonu, Kayseri, Kırklareli, Konya, Malatya, Muş, Osmaniye, Samsun, Sivas, Tunceli, Trabzon, Van, Yozgat,
Büyükbaş hayvan besiciliğinde, Adana, Afyonkarahisar, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Gaziantep, Isparta, İzmir, Kahramanmaraş, Kayseri, Kırklareli, Kırşehir, Konya, Malatya, Manisa, Muğla, Niğde, Tekirdağ, Uşak, Şanlıurfa,

Küçükbaş hayvancılıkta, Adana, Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Ankara, Antalya, Balıkesir, Batman, Bingöl, Bitlis, Burdur, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hakkari, Iğdır, Isparta, İzmir, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kayseri, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Niğde, Siirt, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tokat, Tunceli, Uşak, Van, Yozgat illerinde;

öncelikli bölge yatırımı kriterinden, atıl işletme alımı ve yurt içinde doğmuş olma şartı ile hayvan alımında, kendi yemini üreten/mera kullanan, organik/iyi tarım uygulamalarıyla uğraşan çiftçiler ile genç çiftçi ve kadın çiftçilerde üretim konuları için belirlenen taban indirim oranlarına ilave olarak, değişik oranlarda indirim uygulanacak.
Tebliğ 1/1/2020-31/12/2022 yılları arasında (bu tarihler dahil) 3 yıl geçerli olacak.
 
 
25.03.2020
Devamı

BAKAN PAKDEMİR’LİNİN İKİNCİ KİTABI YAYIMLANDI

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin de editörleri arasında olduğu  “Küresel Ekonomiye Yön Veren Yeni Teknolojiler” adlı kitap yayımlandı. Bu kitap Pakdemirli’nin editörlüğünü yaptığı ikinci kitap.

İlk kitap olan “Türkiye’de Geçmişten Günümüze Tarım Politikaları ve Ekonomisi” başlıklı kitabı 2019 yılında yayımlanmıştı. İlk kitapta olduğu gibi ikinci kitabın editörleri arasın da Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Ömer Seyfettin Uygulamalı Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi  Doç. Dr. Zülfikar Bayraktar’ın olduğu görülmekte. Zülfikar Bayraktar aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir  Pakdemirli’nin Danışmanlığını yapmakta. Necmi Gürsakal ve Sefa Takmaz da editör olarak katkıda bulunanlardan.

Kitap, teknoloji ve küresel ekonomi arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Küreselleşme ve teknoloji içinde yaşadığımız dünyayı olumlu ve olumsuz anlamda sürekli biçimlendiren iki faktör. Teknoloji küreselleşmeyi küreselleşme de teknolojiyi tetikliyor. Tasarım ABD’de üretim Çin’de yapılabiliyor. Bir otomobil, parçaları çeşitli ülkelerde üretilip, başka ülkelerde bir araya getirilerek üretilebiliyor. Her gün farkına bile varmadan yeni ağların parçası olunuyor. İşte bu çerçevede, küreselleşen dünyada yeni teknolojiler konusunu ele almış olan eserin hem akademik çalışmalara, hem de bilişim sektörü başta olmak üzere, gelişmiş teknoloji sektörüne katkıda bulunacağı, yol göstereceği beklenmekte.
 
Kitap Sağlık 4.00’dan, Bitcoin, Akıllı Tarım ve Ekonomik Etkileri gibi 14 farklı konu başlığını içermekte. Bakan Pakdemirli’nin yazdığı  “Akıllı Tarım ve Ekonomik Etkileri” bölümü dışında ki yazarları ise Necmiye Cömertler, Necmi Gürsakal, Sadullah Çelik, Burcu Yılmaz, Sedat Alataş, İsmet Ateş, Orhan Şanlı, Y.Murat Kızılkaya, M.Taylan Yavuzer, Osman Peker,  Emrah Akdamar, Funda Çondur, Gülşah Sezen Akar, Cansu Yıldıkım, N.Gülfem Gidener, Gökçe Sinem Erbuğa, Mehmet Metin Dam, Aslı Yenipazarlı’dan oluşmakta.
Kitap Ankara merkezli Akçağ Yayınlarından ve diğer internet kanallarından temin edilebilir.
 
Haber : Cengiz DOĞAN
 
25.03.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı Telekonferans Sistemine Geçti

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınına karşı Türkiye de teyakkuzda. Bu bağlamda koronavirüs salgınına karşı Tarım ve Orman Bakanlığı hizmetlerinin aksamaması ve koordinasyonun sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için telekonferans yöntemini kullanmaya başladı.

Bu çerçevede koronavirüs tedbirleri nedeniyle, riski en aza indirmek, aynı zamanda faaliyetlere ara vermeden sağlıklı bir şekilde devam edebilme adına Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Bakanlığının koordinasyon toplantısını telekonferans ile gerçekleştirdi.



Bakan Pakdemirli’nin başkanlığında yapılan toplantıya Bakanlığın 33 genel müdürü telekonferans yönetimiyle katılım sağladı.

Yapılan toplantıda çiftçi ve üreticilerin süreçten etkilenmemesi adına alınabilecek tedbirler, vatandaşların gıdaya ulaşması noktasında alınacak önlemler, gıda arzı ve güvenliği, fiyat hareketlenmelerinin takibi ve tarımsal faaliyetlerinin süreçten etkilenmeden sürdürülebilmesi için izlenmesi gereken yol ve alınacak tedbirler ele alındı.


 
 
24.03.2020
Devamı

Korana Virüsle Gıda’nın Önemi Bir kez Daha Anlaşılmış Oldu

Çinin Wuhan kentinde başlayan Covid 19 yani halk arasında Korona virüs dünyayı adeta esir almışken, bir yandan virüse ve ölümlere çare aranırken bir yandan da insanların yaşamını sürdürmesi için gerekli gıdaların temini için çalışmalar yapılıyor. Birçok ülke tarım ve gıda üretiminin devamı için önlemler açıkladı.

Konunun iki boyutu var. Birincisi, koronavirüsün tarım ve gıda ürünleri ile bulaşıp bulaşmadığı. Diğer boyutu ise ülkelerin aldıkları önlemler çerçevesinde sınırların kapatılması, ulaşımın engellenmesi, bazı ülkelerde sokağa çıkma yasağına kadar varan önlemlerin tarım ve gıda üretimini, tüketimini nasıl etkileyeceğidir.

Salgının en etkili olduğu Avrupa Birliği ve Çin başta olmak üzere, Amerika Birleşik Devletleri ile Dünya Sağlık Örgütü kaynaklarının tamamı, gıda tüketimi ile korona virüsünün bulaştığına dair bir kanıt olmadığı konusunda hemfikir.

Amerika Tarım Bakanlığı (USDA) internet sitesinde korona virüs ve gıda ile ilgili bilgilendirmeler yapıyor. Korona virüs ile ilgili en çok merak edilen sorulara yanıt verilirken besin güvenliği ile ilgili sorular için özetle şu değerlendirme yapılıyor: “COVID-19’un gıda veya gıda ambalajı ile bulaşabileceğini gösteren herhangi bir rapor, bir kanıt yok. Bununla birlikte, yiyecekleri tutarken veya hazırlarken hijyen kurallarına dikkat etmek gerekir. Ellerinizi ve yüzeyleri sık sık yıkamak, çiğ etleri diğer gıdalardan ayırmak, doğru sıcaklıkta pişirmek ve gıdaları hemen soğutmak her zaman önemlidir.

Çin’den ve diğer ülkelerden Amerika Birleşik Devletleri’ne ithal edilen gıdalar COVID-19’un yayılma riski altında. COVID-19’dan etkileniyor mu?” sorusuna ise; “Şu anda, ithal edilen mallarla ilişkili COVID-19 iletimini destekleyen hiçbir kanıt yoktur ve ABD’de ithal edilen mallarla ilişkili bildirilmiş COVID-19 vakası yoktur.” yanıtı veriliyor. Ayrıca ülkede üretilen gıdaların virüs bulaştırdığına dair kanıt olmadığı da vurgulanıyor.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) korona virüsün gıda kaynaklı olmadığını, gıdalardan bulaştığına dair bir kanıt olmamasına rağmen gıda hijyenine dikkat edilmesi gerektiği konusunda uyarılar yapıyor. FAO, hayvanların taşınması ve gıda zincirinde hijyene dikkat edilmesinin halk sağlığı için gerekli olduğunu ve bulaşıcı hastalıkların önlenmesine ve kontrolüne yardımcı olacağını duyurdu.

Avrupa Gıda Güvenliği Ajansı (EFSA) yaptığı açıklamada yeni korona virüsün (COVID-19) şu anda “gıdaların muhtemel bir kaynak veya bulaşma yolu olduğuna dair bir kanıt” olmadığını duyurdu.
Ülkemiz  genel olarak bugüne kadar süreci iyi yönetti. Bilim Kurulu rehberliğinde alınan önlemler yerinde. Tarım ve gıda konusunda ise, Türkiye’nin virüsün başladığı Çin’den tarım ve gıda ürünü ithalatı çok sınırlı. Bu nedenle Çin kaynaklı bir sorun yaşanması beklenmiyor. Avrupa Birliği ise, Türkiye’nin dış ticaretinde çok önemli bir pazar. Hem ithalat hem de ihracat açısından. Korona virüsün şu anda en etkili olduğu İtalya ve İspanya bir çok üründe Türkiye’nin en ciddi rakipleri. İtalya ve İspanya’dan ürün tedariki yapamayan ülkeler Türkiye’ye yöneliyor. Fakat Türkiye’nin buna hazırlıklı olup olmadığını tam anlamı ile söyleyemeye biliriz.

Türkiye, korona virüs nedeniyle iş yapma bakımından şu anda bir çok Avrupa ülkesine göre daha güvenilir ve temiz. Amerika Birleşik Devletleri, Avrupa’dan Amerika’ya seyahat yasağı uygularken Türkiye’yi bu kapsamın dışında tutması bile bunun önemli göstergelerinden birisi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada da ifade edildiği gibi Türkiye’nin yeterli gıda stoğu var. Fakat, birilerinin korona virüs endişesini fırsat bilerek ürünleri fahiş fiyatla satmasına kesinlikle izin verilmemeli.

 Koranavirüs salgını ile gıdanın bir kez daha çok önemli olduğu anlaşılmış oldu. Türkiye;  korana virüs den ders çıkartarak dünya pazarında hatırı sayılır gıda ihracatçısı olabilir. Dileğimiz bir an önce başta ülkemiz ve dünya bu virüsten biran önce kurtulur.
 
 
 
 
24.03.2020
Devamı

“SAĞLIKLI GÜNLER PEŞİMİZİ BIRAKMASIN”

Tüm dünyada Korona Virüsü (COVID-19) salgını nedeniyle hayat durdu.
Okullar tatil oldu, marketlerde kolonya, kağıt peçete, un, yağ, salça ve makarna rafları boşaldı.
Online eğitime geçiş yapıldı. Pek çok kurum ve kuruluşta, Ülkemizde pek de yaygın olmayan evden çalışma (Home Office) sistemine geçildi.

Sosyal mecralarda eller nasıl yıkanır, koronadan nasıl korunurum gibi içerikler oldukça popüler oldu.
Bitki karışımları ve tamamlayıcı ürünler ise herkesin gündemine oturmuş durumda.

Korona salgını nedeniyle herkes bağışıklık sistemini güçlendirmek için çabalıyor. Sosyal izolasyon ile el ve vücut hijyeni en önemli tedbir.
Peki bitkilerin birbirleri ile bilinçsiz bir şekilde karıştırılması nasıl sorunlara yol açar bu panik ortamında bunu hiç düşündünüz mü?
Her şeyden önce gebelik durumunuz veya şeker, kalp, tansiyon vb. rahatsızlıklarınız var ise mutlaka hekiminize danışarak, izin verdiği bitki çaylarını yine belirttiği ölçüde ve uygun demleme tekniklerini kullanarak tüketmelisiniz.

Papatya ve yasemin çayını fazla kaçırıp uyuklamak, biberiye ve kekik çaylarını bilinçsiz tüketip tansiyonunuzu oynatmak, sinameki kullanımını abartıp bağırsaklarınızı tembelleştirmek istemiyorsanız tabi.

“Uygun olmayan şekilde hazırlanan bitkiler faydadan çok zarar verir”
Demleyeceğiniz bitkilerin seçimine ve kullanımına oldukça dikkat etmemiz gerekiyor. Özellikle karışım olarak sunulan hazır bitki çaylarının etiketini mutlaka okumalı, içeriği hakkında bilgi sahibi olmalısınız. Nereden toplandığı belli olmayan bitkileri ise kullanmamanızı tavsiye ederim. Hele ki şu günlerde el ile temas edilebilen, ambalajsız ürünlerden uzak durmakta fayda var.
Ihlamur, ekinezya, zencefil, adaçayı, kuşburnu gibi bitki çaylarının bağışıklık sistemini güçlendirdiğini bilmeyen kalmamıştır. Fakat, bu bitkilerin beklediğiniz yararı sağlayabilmesi için bilinçli hazırlanması gerekiyor.

Adaçayını sıcak su ile demleyerek kullanabilirsiniz. Aynı zamanda boğaz rahatsızlıklarına da iyi geldiği için gargara da yapabilirsiniz.
Soğuk algınlığına iyi gelen ve özellikle boğazı ve göğsü rahatlattığı için kullandığımız ıhlamur çiçeklerini, bilinenin aksine kaynatmayıp yine demleyerek kullanmalıyız.

Ekinezya yine pek çoğumuzun kış aylarında sıklıkla tükettiği bir bitkidir. Onu da kaynamış suda demleyerek tüketebilirsiniz. Yine fazla tüketiminde mide bulantısı ve baş ağrısına yol açar.
Ortalama demleme süresi 10-15 dakika aralığında, ağzı kapalı olarak yapılmalıdır.

Bitki çaylarını şekersiz içemiyorum derseniz şeker yerine bir kaşık bal kullanmanızı öneririz. Balın sıcak suda etkisinin sadece tatlandırıcı mahiyetinde olacağını ise unutmayın.
Şifa kaynağı arı ürünlerini bu süreçte önemseyelim. Balı, toz zencefil, toz zerdeçal ve toz tarçın karışımı ile oldukça lezzetli bir şekilde tüketebileceğinizi söylemeden geçmeyelim.
Bu süreçte bol su içmeye ve portakal, mandalina, yeşil biber, bol bol yeşil yapraklı sebze ve kök sebzeleri tüketmeye özen gösterelim. Meyveleri ve sebzeleri iyice yıkadıktan ve soyduktan sonra bıçaklarımızı tekrar sudan geçirerek dilimleyelim.

Yazının içerisinde de belirttiğim gibi doktorunuza sormadan bilinçsizce bitki tüketiminden uzak duralım. Hiçbir ürün tek başına mucizeler yaratmaz. Sağlıklı beslenmeli, bol su tüketmeli, evimizi ve çalışma ortamımızı sıklıkla havalandırmalı, vücut hijyenimize oldukça özen göstermeliyiz.
Lütfen, imkânınız varsa evde kalın. Bana bir şey olmaz dediğiniz anda risk grubunda olan yakınlarınızı hatırlayın.
Sağlıklı günlerde görüşmek üzere.

Buket SAKMANLI APAYDIN
Ziraat Mühendisi
TAGYAD Yön. Kur. Üyesi
 
24.03.2020
Devamı

Eskiyörük :Çiftçi Üretemez İse Aç Kalırız

Tire Süt Kooperatifi Başkanı Mahmut Eskiyörük, "Soframıza baktığımızda her şeyi üreten çiftçi. Evinde virüs salgınının geçmesini beklemeden riske girerek tarlasında gıdamızı üretip karnımızı doyuruyorsa çiftçimize sahip çıkmaya mecburuz" dedi.

 Başkan Eskiyörük şunları kaydetti.
Halkımız virüs salgını nedeniyle eve kapanmak zorunda kaldı. Yaşamak istiyor. Maalesef çiftçilerimizin böyle bir şansı yok, çünkü çiftçiler de evine kapanır, üretemezse bu defa insanlar aç kalır. Tarımın önemi göz ardı edilemez. 

Soframıza baktığımızda her şeyi üreten çiftçi. Evinde virüs salgınının geçmesini beklemeden riske girerek tarlasında gıdamızı üretip karnımızı doyuruyorsa çiftçimize sahip çıkmaya mecburuz. 
Corona virüsü salgını tehditi devam ederken, bir de açlık tehlikesi ile karşılaşmamamız için temel gıda üretimini güvence altına almalıyız. Bu nedenle Devlet; et, süt, bakliyat gibi temel gıda maddelerinin ürün desteğini artırmalıdır. 

Gıda üretiminin teminatı üretici, üreticinin teminatı Kooperatiflerdir. 
Gıda üretiminin devamlılığını sağlamak için üreticilerimizin desteğini artırmalıyız. Üretici para kazanmalı ki, bu olumsuz şartlara rağmen üretimi sürdürebilsin.
Örneğin temel gıda olan et ve süt için, yemin kilosuna 10 kuruş, sıcak süte 5 kuruş, soğuk süte 10 kuruş, kontrollü toplanan ve örgütüyle pazarlanan soğuk süt primini de 20 kuruşa çıkararak, bu bedeli hak eden üreticinin yüzünü güldürmeliyiz. 

Gıda güvenliğimizin teminatı yerli üreticimiz ve yerli ürünlerimizdir. İthalat ile kendimizi güvence altına alamayız. 
Bugün, tarımın ve kooperatifleşmenin önemi ile ithalat politikasının yanlışlığı ve riski daha da iyi anlaşılmıştır. Doğru politikalar ile kendi değerlerimize ve zenginliklerimize sahip çıkarak

YERLİ ÜRETELİM, YERLİ TÜKETELİM."     
 
 
24.03.2020
Devamı

Konya'da Yeraltı Suyu Yakın Takibe Alındı

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinen ve ülkemiz sulanabilir arazilerinin yüzde 13’üne sahip olan Konya Kapalı Havzası’nda yeraltı suyunu yakın takibe aldı. Havzada 122 adet kuyuya yerleştirilen sensörler vasıtasıyla yeraltı su seviyesi anlık olarak Ankara’da DSİ Genel Müdürlüğüne iletiliyor.
Konya Kapalı Havzası yıllık ortalama yağış miktarı bakımından Türkiye ortalamasının altında olmasına rağmen, kullanılan yeraltı suyu bakımından Türkiye ortalamasının üstünde tüketimin yapıldığı bir havza konumunda bulunuyor.

Ülkemiz tarımı açısından önemli bir yere sahip olan Konya Ovası’nda yapılan tarımın sürdürülebilirliğinin sağlanması ve mevcut yeraltı sularının korunması büyük önem arz ediyor.

122 KUYU SENSÖRLERLE TAKİP EDİLİYOR
Bu bağlamda DSİ Genel Müdürlüğü ile KOP Bölge Kalkınma İdaresi (KOPBKİ) arasında 2016 yılında imzalanan protokol ile “Konya Kapalı Havzası Yeraltı Suyu Potansiyeli ve Geleceğinin Araştırılması Projesi” hayata geçirilmişti.
Proje kapsamında Konya Kapalı Havzasındaki DSİ’ye ait 122 adet yeraltı suyu gözlem kuyusuna, su seviyesini, sıcaklığını ve elektriksel iletkenliğini otomatik olarak ölçebilen ve ölçtüğü verileri GSM hattı üzerinden anlık olarak DSİ Genel Müdürlüğüne yollayabilen sensörler takıldı.



SİSTEM GEREKİRSE BAŞKA KUYULARA TAŞINABİLİYOR
Kuyuların üzerindeki betonarme kabinler içerisine yerleştirilen sistemlere dışarıdan müdahale önlendiği gibi gerekli olan enerji ise kabinler üzerine yerleştirilen güneş enerjisi sistemi sayesinde sağlanıyor. Portatif olarak geliştirilen bu sistem gerek görüldüğü takdirde tüm ekipmanları ile birlikte benzer nitelikteki başka bir kuyuya da taşınabiliyor.



HEDEF, YERALTI SUYU KULLANIMINDA SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
2019 yılı sonu itibarıyla 122 adet kuyudan yeraltı suyu seviyelerinin anlık olarak takip edildiğini ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ise “Bu sistem sayesinde Konya Kapalı Havzasında yeraltı suyu seviye değişimleri ile su çekimleri arasındaki ilişkiyi ortaya koymayı hedefliyoruz. Ayrıca, Konya Kapalı Havzasında yer alan alt havzaların birbirleri ile olan su ilişkilerinin araştırılması ve miktarlarının belirlenmesi, elde edilen veriler ışığında yeraltı suyunun kullanımının sürdürülebilirliğinin belirlenmesini de amaçlıyoruz” diye konuştu.

“HER DAMLANIN KIYMETİNİ BİLİYORUZ”
Yaptıkları çalışmalarla dış havzalardan Konya Kapalı Havzasına su getirdiklerinin de altını çizen Bakan Pakdemirli “Böylece Konya tarımı için büyük öneme sahip olan yeraltı suyunu da desteklemeye başladık. Yeraltı sularının anlık takip altına alınmasıyla yeraltı su haritamızı güncel olarak önümüzde tutuyoruz. Elde edilen veriler ışığında geleceğe dönük yol haritamızı oluşturuyor, suyun her damlasının kıymetini bilerek çalışmaya devam ediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.​
 
 
23.03.2020
Devamı

Bayraktar :Ekonomik İstikrar Paketinde Tarım Göz Ardı Edilmemeli

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan “Ekonomik İstikrar Kalkanı” paketinde diğer sektörlerin ihtiyaçlarının acil görüldüğü ancak ülkemizin gıda güvencesini sağlayan tarım sektörünün göz ardı edildiğini belirtti.

Tarım sektörünün öncelikli olacağı, üretici ve tüketicilerin korunacağı yeni bir pakete ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Bayraktar, “İnsanlarda aç kalma korkusu ve yeterli beslenme endişesinin ağır bastığı şu günlerde tarım birinci önceliğimiz olmalıdır” diye konuştu.

Bayraktar, Çin’den başlayarak dünya geneline yayılan COVİD-19 salgını ile mücadele edilen süreçte gıda güvencesinin sağlanmasının, yeterli ve kaliteli gıdaya ulaşmanın öneminin bir kez daha ortaya çıktığını bildirdi.

Fedakar Türk çiftçisinin en zor dönemde bile canla başla üretmeye, bu süreçte de sofralarımızı donatmaya devam edeceğini belirten Bayraktar, “Bu süreçte en stratejik sektörlerden biri olan tarıma daha fazla önem verilmeli ve çiftçilerin üretimde kalması, arzın aksamaması için acil önlemler alınmalıdır. Tarımsal üretime giden yoldaki tüm engelleri kaldırmalıyız” diye konuştu.
 
Bayraktar tarım sektörü için acil olarak çözüme kavuşturulması gereken beklentileri şöyle sıraladı:

“Ziraat Bankası, Tarım Kredi Kooperatifleri ve özel bankalara olan kredi borçları faizsiz ertelenmeli veya yapılandırılmalıdır.

Üretimin sürdürülebilirliği için bir defaya mahsus faizsiz kredi verilmelidir.

Tarım ve hayvancılıkta kullanılan elektrik borçları ile tarımsal sulama borçları faizsiz olarak ertelenmelidir.

Ödenmesi gereken destekler biran evvel ödenmelidir.

Maliyetlerin düşürülmesi için elektrik fiyatları başta olmak üzere girdi fiyatları indirilmelidir.

Bağ-Kur prim borçları başta olmak üzere çiftçilerimizin vadesi gelen tüm ödemeleri ertelenmelidir.

Yem fiyatları iyileştirilmeli, hayvancılık yapan üreticilerimize yem kredisi verilmelidir.

Son zamanlardaki üreticide hayvan fiyatlarındaki düşüşün önlenmesine dair gerekli tedbirler alınmalıdır.”
 
 
 
19.03.2020
Devamı

Başkan Akçan : Corana'da Tarıma, Çiftçiye Destek Yok

 TÜRKOB Başkanı Savaş Akcan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın corana krizinin ekonomik zararlarına azaltmak için verilecek destekleri açıkladı. Ancak açıklanan desteklerde tarıma, çiftçiye destek yok  diyerek Twitter hesabından  açıklamada bulundu. Akcan twitter hesabından şunları kaydetti.

Sayın Cumhurbaşkanı Corona krizinin ekonomik zararlarını azaltmak için verilecek destekleri açıkladı. Tarıma, çiftçiye destek yok. Çiftçinin kredi borçlarına temas yok, gübre, mazot, elektrik, zirai ilaç ve işçilik maliyetleri ile ilgili özendirici ve üretim artırıcı tedbir yok.

Muhtemelen bu konu hakkında Sn Başkan gerektiği kadar bilginledirilmedi. 5 milyon üyesi olan ve 18 yıldır aynı koltukta oturan Ziraat Odaları Başkanı Şemsi Paşa dan ses yok. Bu şartlar altında üretim yapan çiftçi dostlarımız, yılmadan, tükenmeden üretime devam etmek zorundayız.

Unutmadan da söyleyelim, önümüzdeki günlerde bu maliyetler altında piyasaya çıkacak ürünlerin fiyatlarının yüksek olmasından dolayı kimse çiftçiye sarmasın. “Tarlada izi olmayanın, harmanda
yüzü olmaz”




 
19.03.2020
Devamı

Bitkisel Üretim Desteklerinin Başvuru Tarihleri Uzatıldı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bitkisel üretim desteklemeleri kapsamında yer alan fark ödemeleri, iyi tarım uygulamaları ve organik tarım desteklemelerinin son başvuru tarihlerinin uzatılmasına ilişkin açıklamalarda bulunmuştur.

Bakan Pakdemirli bitkisel üretim desteklemelerine ilişkin şunları kaydetti.

“Dünya’da pandemi olan ve ülkemizde de etkisini gösteren COVİD-19 salgını, günlük yaşamı etkileyecek konuma gelmiştir. Bu doğrultuda hükümetimiz tarafından kamu sağlığını gözeten tedbirler ivedi olarak alınmakta ve uygulanmaktadır.
Bu çerçevede; kamu sağlığının korunması için alınan tedbirler nedeniyle, üreticilerimizin fark ödemesi desteğine başvuramaması ve neticesinde mağdur olmamaları amacıyla 2019 yılı ürünü olan;

“Yağlı Tohumlu Bitkiler ile Dane Zeytine yönelik fark ödemesi destekleri son başvuru tarihi 30 Nisan 2020’ye,
Hububat, Baklagil ve Dane Mısır fark ödemesi destekleri son başvuru tarihi 29 Mayıs 2020’ye,
İyi Tarım Uygulamaları ve Organik Tarım desteklemeleri son başvuru tarihi 30 Nisan 2020’ye uzatılmıştır.

Ayrıca Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) yapılan başvurular, 30 Haziran 2020’ye kadar devam etmekle birlikte, çiftçilerimiz il/ilçe müdürlüklerimize gelmeden ÇKS başvurularını (Çiftçi Kayıt Sistemi) e-devlet üzerinden de yapabileceklerdir.”​
 
 
19.03.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli : TMO Stoklarında Yeteri Miktarda Ürün Bulunmaktadır

Tarım ve Orman Bakanı  Dr. Bekir Pakdemirli, “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) stoklarında besici, yetiştirici, sanayici ve tüketicinin ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda ürün bulunduğuna dair açıklamalarda bulundu.

Bakan Pakdemirli açıklamada şunları kaydetti.
“Yeni Koronavirüs (COVID-19) salgınının ülkemizde görülmesi ile ülke genelinde alınan tedbirler bir ileri aşamaya taşınmıştır. Bakanlığımız, Ticaret ve Sağlık Bakanlıkları ile koordineli bir şekilde gerekli tüm önlemleri almaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak Dünyada Koronavirüs vakalarının görülmeye başlandığı tarihten itibaren olası senaryolar üzerinde çalışarak gerekli tedbirleri haftalar öncesinden almaya başladık. Temel gıda ürünlerinin üretim, stok ve tedarik zincirinde şuan için bir sıkıntı bulunmamaktadır. Önümüzdeki dönemde de herhangi bir olumsuz durum beklenmemektedir.



Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) stoklarında besici, yetiştirici, sanayici ve tüketicinin ihtiyacını karşılayacak yeterli miktarda ürün bulunmaktadır.

TMO, hububat ve bakliyat satışlarına sezon sonuna kadar devam edecek.
Ayrıca TMO stoklarında yer alan pirinç, nohut ve mercimekler toptan satışların yanı sıra halkımızın uygun fiyatla tüketebilmesini teminen ülke genelinde yayılmış yaklaşık 150 TMO satış noktasında perakende olarak da satılmaktadır.

TMO işyerlerine erişim imkanı olmayan tüketicilerimiz ise https://www.epttavm.com online satış sistemi üzerinden ürünleri temin edebilmektedir. Bunun yanında kısa bir süre sonra hasat sezonu başlayacak olup mevsim koşulları dikkate alındığına üretim yönüyle bir sıkıntı görülmemektedir.
İç ve dış piyasalar yakından izlenmekte olup piyasaların sağlıklı işleyişi ve ihtiyaçlarına yönelik alınan her türlü tedbir halkımızla paylaşılacaktır”
 
 
18.03.2020
Devamı

TMO'nun KABUKLU FINDIK SATIŞINA YOĞUN TALEP

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO)’nun 2 Mart 2020’de satışa açtığı 20 bin ton kabuklu fındığa 80 bin ton talep geldi.
TMO stoklarında bulunan ve 02 Mart 2020 tarihinde satışa açılan kabuklu fındığa 50’nin üzerinde firmadan yaklaşık 80 bin ton talep geldi. TMO, gelen talepler doğrultusunda daha fazla firmaya ürün verebilmek için satışa sunulan depoların tasfiye durumunu da değerlendirilerek satışa açılan ürün miktarını 22 bin tona çıkardı.
 
300 MİLYON USD FAZLADAN İHRACAT GELİRİ SAĞLANDI
TMO’dan yapılan yazılı açıklamada, Kurumun 2019 Ağustos ayında üreticilerden kabuklu fındık alımına başladığı belirtilerek, “Piyasa fiyatları 14 – 14,5 TL/kg civarında oluşmuşken TMO, 16,5 – 17 TL/kg fiyat açıklayarak piyasa fiyatlarının üreticiler lehine yükselmesini sağlamıştır. TMO’nun yaptığı başarılı regülasyonla fındık fiyatları Şubat Ayı’na gelindiğinde 20 TL/kg üzerine çıkmıştır. Sezon ortalaması düşünüldüğünde Kurumumuz uyguladığı politikalar sayesinde üreticimizin 1,5 Milyar TL ilave gelir kazanmasını, dış ticarette de ülkemizin 300 Milyon USD fazladan ihracat geliri kazanmasını sağlamıştır.” denildi.
 
TMO’nun, faaliyet alanında olan ürünlerin piyasalarını yakından izlemekte olduğu belirtilen açıklamada, “Gelinen noktada üreticimizin elinde fındık stokunun kalmadığı, piyasalara arzın yavaşladığı gözlenmiş, fındık ihracatımızın kesintiye uğramaması ve stoklarımızda bulunan kabuklu fındıkların değerlendirilmesi amacıyla Mart ayı için 20 bin ton kabuklu fındığın satışa” çıkarıldığı aktırıldı.
 
20 BİN TON FINDIĞA 80 BİN TON TALEP GELDİ
TMO yazılı açıklamasında satışa açılan stoklara 50’nin üzerinde firmadan yaklaşık 80 bin ton talep geldiği belirtilerek, “Gelen talepler neticesinde daha fazla firmaya ürün verebilmek için satışa sunulan depolarımızın tasfiye durumu da değerlendirilerek satışa açılan ürün miktarı 22 bin tona çıkarılmıştır.  Başvuru yapan tüm firmalara satış yapılacak miktar; talep ettikleri miktarın, o depoya yapılan toplam başvuru miktarına oranlanması ile belirlenmiştir. Parasını yatıran firmalara 04 Mart itibarıyla teslimatlar başlamış olup devam etmektedir.” vurgusu yapıldı.  
 
SATIŞLARI 6 KİŞİLİK KOMİSYON YÜRÜTÜYOR
Ofis, satış işlemlerinin 6 Kişilik komisyon tarafından yürütülmekte olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti: “4 personel tarafından imza altına alınmaktadır (Ekip Şefi, Eksper, Depo Memuru, Tartım Memuru). Satış ve analiz süreçlerinin tümü şeffaf ve izlenebilir şekilde yapılmakta olup takip etmek isteyen herkese açıktır. Bunun dışında analiz aşamasında alıcının da şahsen müşahede etmesi sağlanmakta, sonuç evrakları da yine alıcı tarafından imzalanmaktadır. Depolarımızın iç - dış mekânı ve randıman analiz odaları sürekli olarak kamera ile izlenmekte ve bu görüntüler kayıt altına alınmaktadır.”
TMO açıklamasında, satışların %50 sağlam iç üzerinden yapılmakta olduğunu, satışlarda her çuvaldan numune alınarak randıman tayini yapıldığına vurgu yaparak, “Alınan numunelerden üç ayrı analiz yapılarak, bu analizlerin ortalaması esas alınıp fındık satış fiyatı”nın belirlendiği aktarıldı.
 
Toprak Mahsulleri Ofisi, satışa açılan miktar ve satış fiyatlarının 31 Mart 2020 tarihine kadar geçerli olacağını Nisan ayı için ise tekrar talep toplanarak firmalara satışa açılacak miktar kadar tahsis yapılacağını da aktardı.
 
 
16.03.2020
Devamı

Gürer'in Soru Önergesi "Tarım Kredi'de Kaç Çiftçi İcralık" Açıklanmadı

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’na yönelttiği soru önergesinde tarım kredi kooperatiflerince proje karşılığı çiftçilere verilen destek miktarı ile kredi borçlarını ödeyemediği için takibe düşen çiftçi sayısını sordu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Gürer’in önergesine verdiği yanıtta, Tarım Kredi Kooperatifleri olarak “250.000 Düve Projesi” ve “Genç Çiftçi Projesi”ne destek verilmekte olduğunu belirtti ancak kredi borcunu ödeyemediği için takibe düşen çiftçi sayısı hakkında bilgi vermedi. Bakan Pakdemirli’nin yanıtını değerlendiren önerge sahibi Gürer ise “Soru önergemizde çiftçilerimizin durumunun belirlenip varsa çözüm önerilerinin ortaya konulması için borcunu ödeyemeyen ve bu nedenle takipte olan çiftçi sayılarının açıklanmasını istedik. Ancak Bakanlıktan gelen yanıtta, desteklemelerle ilgili bilgiler verilirken ne yazık ki, takipte olan, icralık durumda bulunan çiftçilerin sayısı açıklanmamış. Bakanlık, var olan sorunları saklayarak bu sorunların çözülmesine katkı sağlayamaz” dedi. 
 
 
16.03.2020
Devamı

Yeni Koronavirus ile ilgili açıklama TVHB Başkanı Eroğlu’dan geldi

TVHB Merkez Konseyi Başkanı  Ali Eroğlu, Dünya’nın ve Türkiye’nin gündemi olan Yeni Koronavirus Hastalığı  ile ilgili basın açıklaması yaptı.
 
Başka Eroğlu; “Virüslerin hepsinin de kendine özgü bir bulaşma döngüsü ve konakçı spektrumu bulunmaktadır. Bu nedenle de bir bilgi kirliliği oluşmaktadır. Evcil hayvanlarda çok uzun yıllardır görülen bu koronavirüslerin insanlarda neden olduğu bir salgın bulunmaktadır.” Dedi
 
Coronaviridae ailesinin Orthocoronavirinae alt ailesinde, alfakoronavirüsler, deltakoronovirüsler, gamakoronovirüsler ve betakoronovirisler olmak üzere 4 ayrı genusu (cins) bulunmaktadır.
 
Bunlardan Alfakoronavirüsler; insan, yarasa, domuz, kedi ve köpekleri enfekte eden 17 ayrı virüs türünü içermektedir. Deltakoronavirüsler; yaban ördeği, bülbül, gece balıkçılı, saz tavuğu ve ispinoz gibi kuş türlerini enfekte eden toplam 7 virüs türünü içerir. Gamakoronavirüsler; kanatlılar ve balinayı enfekte eden 2 ayrı virüs türünü içerir. Tavuklarda infeksiyöz bronşitise neden olan bir enfeksiyondur.
 
Betakoronavirüsler cinsi altında yeni bir virüs tanımlanmıştır. Son yirmi yılda 2002’de SARS-CoV, 2012'de MERS-CoV ve 2019’da SARS-CoV-2 salgını ortaya çıktı. MERS’in tek hörgüçlü develerden insanlara, SARS’ın ise misk kedileri veya yarasadan insanlara geçtiği bildirilmiştir.
 
Son paylaşılan bilimsel yayınlar incelendiğinde bir yarasa koronavirüsü ile SARS COV-2’nin %96 oranında benzerlik gösterse de COVID-19 yayılımında veya kökeninde hangi hayvanların rolü olduğu netlik kazanmamıştır. Bu nedenle diğer hayvanlarda tespit edilen koronavirüslerle genetik analizler yapıldıkça tahmini köken belirlenebilir.



 
COVID-19 salgını konusunda bilgi kirliliğini önlemek amacıyla bazı konuların belirtilmesinde fayda bulunmaktadır. Koronavirüsler birçok canlı türünü enfekte edebilmektedir. Koronavirüslerin sadece bazı türleri hem insanlarda hem de hayvanlarda hastalık yapar iken, birçok türü sadece hayvanlarda hastalığa neden olmaktadır. Örneğin sığır koronavirüsleri (Bovine coronavirus) sadece sığırlarda, kedi koronavirüsler (Feline Coronavirus-FIP),  köpek koronavirüsleri (Canine coronavirus) tavuklarda infeksiyöz bronşitise neden olan diğer bir korovirüstür ve sadece belirtilen bu canlılarda hastalık yapmaktadır.
 
Bu virüslerin hepsinin de kendine özgü bir bulaşma döngüsü ve konakçı spektrumu bulunmaktadır. Bu nedenle de bir bilgi kirliliği oluşmaktadır. Evcil hayvanlarda çok uzun yıllardır görülen bu koronavirüslerin insanlarda neden olduğu bir salgın bulunmaktadır.
 
Dünya Hayvan Sağlık Örgütü (OIE) tarafından paylaşılan bilgilerde, evcil hayvanlardaki durum şu şekilde anlatılmaktadır. Hong Kong’ta, 26 Şubat tarihinde COVID-19 pozitif bir insanın evinde bulunan 17 yaşındaki bir köpekte SARS-COV-2 tespit edilmiştir. Elde edilen veriler ışığında, uzmanlar tarafından bulaşmanın hayvan sahibinden köpeğe doğru olduğu yorumlanmıştır. Köpek ise hiçbir klinik belirti göstermemiştir. Hastalığın yayılmasında köpeklerin bir rol oynadığına veya köpeklerin bu hastalığa yakalandıklarına dair hiç bir kanıt yoktur. Farklı hayvanların COVID-19 virüsü ile hastalanıp hastalanmayacağı ve mekanizmasının anlaşılabilmesi için daha fazla çalışmanın yapılmasına ihtiyaç vardır.
 
COVID-19 yayılmasının sebebi insandan insana bulaşmadır. Şimdiye kadar, evcil hayvanların hastalığı yayabileceğine dair bir kanıt bulunmamıştır.
 
Hayvanlara dokunurken, bakımları yapılırken temel hijyen ve biyogüvenlik kurallarına her zaman uyulmalıdır. Bu kurallar; hayvanlara yaklaşmadan önce veya sonra ve hayvanların yemlerine, eşyalarına dokunmadan önce ve sonra ellerin yıkanmasını ve çok yakın temastan kaçınmayı içerir. Bu kurallar sadece bu salgına özel olmayıp hayvanların ve insanların sağlığının korunması için her zaman uygulanması önemlidir.
 
COVID-19 hastası olan ya da tıbbi gözetim altında bulunan kişiler, evcil hayvanlarıyla yakın temastan mümkün olduğunca kaçınmalı ve başka biri hayvanlarla ilgilenmelidir. Eğer hasta kişiler kendi hayvanlarıyla ilgilenmek zorundaysa belirtilen biyogüvenlik ve hijyen kurallarına uymalı ve mümkünse maske takmalıdır.
 
COVID-19’un hayvandan hayvana bulaşması ile ilgili bir kanıt olmamasına rağmen COVID-19 yönünden pozitif bulunan hayvanların diğer hayvanlardan uzak tutulması yapılabilecek en iyi uygulamadır. Belirtilen bu paylaşımlar Dünya Hayvan Sağlık Örgütü tarafından yapılmıştır.
 
Yeni ve yeniden ortaya çıkan hastalıkların daha çok hayvan kaynaklı olduğu görülmektedir. Yaban hayatında yapılan araştırmalar arttıkça elde edilecek veriler ile ileride olası insan ve hayvan salgınlarına neden olabilecek virüslerin erken tespiti sağlanabilecektir. Örnek vermek gerekirse SARS, MERS gibi koronavirüs enfeksiyonları, Ebola, Marburg, Lassa Fever, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Kuduz, Zika virüsü ve Batı Nil virüsü gibi dünyada insan sağlığını çok ciddi şekilde etkileyen viral hastalıkların yaban hayatı ve/veya hayvan ile ilişkili olduğu görülmektedir. Bunun dışında Şarbon, Tüberküloz gibi birçok bakteriyel ve birçok paraziter zoonotik hastalıklar insanları etkileyerek toplumda korku ve paniğe neden olmaktadır.
 
COVID-19’un kaynağının hayvanlar olduğu düşünülse de hastalığın nereden ortaya çıktığı kesin olarak tespit edilebilmiş değildir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), Amerika Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ve diğer uluslararası kuruluşlara göre henüz COVID-19 salgınının gıdalarla bulaştığına dair herhangi bir bilimsel delil yoktur. Ayrıca COVID-19 ile benzer hastalıklar olan SARS ve MERS’te de gıda kaynaklı bildirilmiş bir vakaya rastlanmamıştır. Ancak virüsün yüzeylerde ve cisimlerde uzun bir süre canlı kalabildiği ve bu cisimlere temas eden kişilere bulaşabildiği bilinmektedir. Genel olarak, koronavirüsler -20°C'de donmuş ortamlarda iki yıla kadar enfeksiyöz karakterlerini koruyabilmektedir. SARS-CoV ve MERS-CoV üzerinde yapılan çalışmalar, bu virüslerin sıcaklık, nem gibi parametrelerin kombinasyonuna bağlı olarak günlerce farklı yüzeylerde kalabileceğini göstermiştir. Bu noktada gıdaları da bir cisim gibi düşünmek mümkündür. Bu nedenle COVID-19’un bulaşmasının önlenmesi için genel gıda hijyeni tedbirlerine uyulması tavsiye edilmektedir. Bu noktada açıkta satılan gıdaların toz-toprak, kirli yüzeyler veya kişilerce teması engellenmelidir. Öncelikle hastalık belirtisi gösteren personelin gıda işletmelerine girişi sınırlandırılmalıdır. Başta hayvansal gıdalar olmak üzere gıda işletmelerinde çalışanların el temizliği ve hijyenine dikkat etmeleri gerekmektedir. Koronavirüsler pişirme sıcaklıklarına (70°C) duyarlıdır. Dolayısıyla hayvansal gıdaların iyice pişirildikten sonra tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca çiğ tüketilecek gıdalar ile pişirildikten sonra tüketilecek gıdaların birbirine temas ettirilmemesi çapraz bulaşmaların önlenmesi açısından önem taşımaktadır. Gıda işletmelerinin özellikle sıklıkla temas edilen yüzeylerinin düzenli olarak temizlenmesi COVID-19’udan korunma tedbirleri arasında yer almaktadır.
 
Hayvandan insana geçen zoonotik hastalıklarla mücadele amacıyla dünyada “Tek Sağlık” konsepti ortaya çıkmıştır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından “Tek Sağlık” konsepti adı altında insanlar, hayvanlar ve çevre için sağlık hizmetlerinin her alanında disiplinlerarası işbirliklerini ve iletişimi genişletmek için dünya çapında bir strateji oluşturulmuştur. Ayrıca, ortak ve hızlı hareket edilmesi, etkin kararların verilmesi için çalışma komiteleri de kurulmuştur. Son olarak bu üçlü yapı tarafından “Üçlü Zoonoz Kılavuzu” (TZG) oluşturulmuştur. Bu kılavuzda sunulan Tek Sağlık yaklaşımının kullanılması, ülkelerin sınırlı kaynaklardan en iyi şekilde yararlanmasına yardımcı olmakta ve küçük üreticilerin geçim kaynakları, zayıf beslenme, ticaret ve turizmin kısıtlanması gibi dolaylı toplumsal kayıpları azaltabilmektedir. Ülkelerin bu kılavuzu kullanarak; çok sektörlü, Tek Sağlık koordinasyon mekanizmaları, stratejik planlama ve acil durum hazırlığı, gözetim ve bilgi paylaşımı, eşgüdümlü soruşturma ve yanıt, zoonotik hastalık tehditleri için ortak risk değerlendirmesi, risk azaltma, risk iletişimi ve topluluk katılımı, işgücü geliştirme konularında ulusal kapasitelerini arttırabilecekleri kılavuzda belirtilmiştir. Tek Sağlık yaklaşımları ile sektörler ve disiplinler arasında birlikte çalışarak insan ve hayvan hayatları kurtarılır, geçim kaynakları sağlanır ve küresel sağlık sistemlerimiz sürdürülebilir bir şekilde iyileştirilebilir.
 
Koruyucu hekimlik, veteriner hekimlerin en önemli hizmetlerinden biri olup, hastalıkların hayvanlara ve insanlara gelmeden önce gerekli önlemlerin alınmasını sağlamaktadır.
 
Yine yaban hayvanı ticaretinin yasaklanması hem yaban hayatının korunmasında hem de hastalıkların yayılımının önlenmesinde etkili olacaktır.
 
Ülkemizin, COVID-19 salgınında verdiği kararlar bu işi ne kadar ciddiye alınması gerektiğini göstermektedir. Salgının, ülkemizde yayılmadan gerekli önlemlerin aktif hale getirilmesi olası bulaşma riskini düşürmüştür. Veteriner Hekimlerin viral hastalıkların teşhisi, epidemiyolojisi ve karantina önlemleri konusunda çok büyük tecrübeleri bulunmaktadır. Veteriner Hekimler, Zoonotik hastalıklar konusunda hayvanlarda yaptıkları çalışmalar ile sağlık camiasına ışık tutup erken uyarı yaparak önlemlerin alınmasını sağlamaktadır. Buna geçmişte viral bir pandemi olan sığır vebası örnek gösterilebilir. Bu hastalıkla, daha dünyada yok iken yerli aşısı üretilerek mücadelesinde başarılı olunmuş ve hastalık, ülkemizde ve tüm dünyada eradike edilmiştir.
Ülkemizde veteriner hekimler tarafından Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüleri’nde hayvanlar için viral ve bakteriyel aşılar üretilmekte, yapılan çalışmalar uluslararası standartlara uygun olarak gerçekleştirilmektedir. Hayvanlarda tespit edilen bu yeni virüsün bulunmasında veteriner hekimlerin çok büyük katkıları bulunduğundan tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de tecrübelerine ihtiyaç bulunmaktadır. İleride ülkemizde ve dünyada ortaya çıkacak zoonotik hastalıkların yayılımının erken safhada önlenmesi, gerekli hazırlıkların önceden ve hızlı bir şekilde yapılması için beşeri tıp hekimleri ve veteriner hekimlerin içinde olduğu bir yapının oluşturulmasına ihtiyaç olduğu  bir kez daha ortaya çıkmıştır. Başarılı ve hedeflenen “Tek Sağlık” uygulamaları için, gerek Sağlık Bakanlığı, gerekse Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde yeni bir yapılanma zorunlu hale gelmiştir. Bunun için Sağlık Bakanlığında acilen Veteriner Halk Sağlığı Başkanlığı kurulmalıdır. Sağlık bilimleri alanında yüksek lisans diploması ile mezun olan veteriner hekimler’in modern dünyada olduğu gibi istihdam edilmeleri zoonoz karakterli salgınların takibi, kontrol ve önlenmesinde oldukça önemlidir. 
Hayvan sağlığı, Hayvan Refahı, Veteriner Halk Sağlığı, Çevre Sağlığı, Gıda Güvenliği, Sınır Aşan Hastalıklar ve Biyogüvenlik gibi konularda etkin, yetki ve sorumluluk kargaşası yaşanmayan, bütüncül, motivasyonu yüksek gelişmiş ülkelerde olduğu gibi uluslararası sözleşmelere, kurallara ve kabullere uygun Veteriner Hekimlik Otoritesinin yani Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü’nün Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde oluşturulması kaçınılmaz hale gelmiştir.
Ayrıca Büyükşehir belediyelerinde Veteriner işleri Daire Başkanlıkları, diğer İllerde Veteriner İşleri Müdürlüklerinin ihdas edilmesi gerekmektedir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
 
16.03.2020
Devamı

Bakanlık COVİD 19 Korana Virüs ile ilgili Tedbirlerini Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanlığı  Covid19-Korona Virüs hastalığına karşı tedbirlerini artırmaya devam ediyor. Bu kapsamda alınan tedbirler ilgili bir yazılı açıklama yapıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığının covid 19 virüs ile ilgili tedbirlerle ilgili şunlar kaydedildi.

Covid19-Korona Virüs Tedbirleri
        Tarım ve Orman Bakanlığımız, Sağlık Bakanlığı ve diğer ilgili bakanlıklarla ilk andan itibaren koordineli olarak çalışmalarını yürütüyor.

         Bakanlığımız bünyesinde Covid19-Korona Virüs değerlendirme ve takip çalışmalarını yürütmek üzere bir Çalışma Grubu oluşturulmuştur. 7/24 teyakkuz halinde çalışmalarını sürdürmektedir.

         Öncelikle belirtmek gerekir ki, ihtiyaç duyulan her türlü gıdaya ait stoklarımız yeterli düzeydedir.

          81 ilde il ve ilçe müdürlüklerimizce gıda işyerlerinde Gıda Hijyen Yönetmeliği ve Hayvansal Gıdalar İçin Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği hükümlerinin sağlandığına yönelik denetimler üst düzeye çıkartılmıştır.

         Gıda işletmelerinde hammadde tedariklerinde ve ürün teslimatlarında gerekli hijyen kurallarının en üst seviyede sağlanmaya başlanılmıştır.

         Gıda denetim ekiplerimiz, açıkta satılan gıda maddelerinin arzında hijyen kurallarına azami özen gösterilmesini sağlayacak, gerekli özen göstermeyenlerin ürün arzına izin verilmeyecektir.
 
        Durumun hassasiyeti nedeniyle gerekirse kolluk güçlerinden destek istenecek, il ve ilçe mülki amirlerle irtibat kurulacaktır.

          Öncelikle toplu tüketim yerleri olmak üzere tüm gıda işletmelerindeki gıda çalışanlarının genel şartlar, el hijyeni, işyeri davranış kuralları ve personel hijyen eğitimi gibi personel hijyen kurallarına sıkı sıkıya uymaları, virüsün yayılmasını önlemede büyük önem arz etmektedir. Bu konuda tüm il/ilçe tarım ve orman müdürlüklerinde görevli kontrol görevlilerimiz gereken hassasiyeti göstermekte ve yapılan resmi kontrollerde bu hususlara çok daha fazla dikkat edilmesi sağlanmaya başlanmıştır.
 
         Çin’den ithal edilen su ürünleri ve hayvansal ürün girişi Ocak ayında alınan karar doğrultusunda durdurulmuş olup, mevcut uygulamamız devam etmektedir.

        Tarım ve Orman Bakanlığı’mızın Alo174 Gıda Hattı ile WhatsApp İhbar Hattı (0 501 174 0 174) vatandaşlarımızın ihbar, şikayet, soru ve sorunlarına ilişkin 7/24 hizmet vermektedir.
 
        Covid19 Virüsün hayvanlarda teşhisine yönelik gerekli altyapı mevcut olup süreç titizlikle takip edilmektedir.

         Egzotik ve Pet Hayvanların ülkeye girişi durdurulmuştur. ​
 
 
13.03.2020
Devamı

Eski Genel Müdür Taşan ZMO'ya Neden Aday Olduğunu Açıkladı

TİGEM’in eski Genel Müdürü ve TAKVA Vakfı’nın Başkanı Mehmet Taşan Ziraat Mühendisleri odasına neden aday olduğunu Anadolu İzlenimleri ’ne açıkladı. Taşan; bütün içten ve samimi duygularını dile getirerek amaçlarını değerlendirdi.
Taşan; “Tarımsal üretimin paydaşları olan üretici, meslek mensubu, akademi, özel sektör ve kamu idaresi ile diğer meslek mensupları ve sivil toplum örgütleriyle pozitif iletişime ve işbirliğine dayalı çözümcü bir yaklaşım sergilemektir.
Meslek mensuplarımızın haklarını her platformda korumayı, kazanımlarını arttırmayı ilke edinen ve bu yolda mücadeleyi hedeflemektir.” Dedi.


TAKVA Başkanı Taşan  Anadolu İzlenimleri ‘ne şunları kaydetti.

“Bir grup üye ve delege meslektaşlarımızla bir araya gelerek, Yeni bir ivme kazandırmak, Birikim ve tecrübelerimizi Mesleğimizin daha da gelişerek hak ettiği seviyeye getirilmesi amacıyla, Herkesin kucaklayan, her kesimden ve her bölgeden katılımla oluşan Birliğe Çağrı Grubu adı altında Genel kurul Seçimlerine katılmaya karar verdik.

10.000 Meslektaşıma istihdam sağlayan TARGEL Projesi, Tarımsal Yayımın özelleşmesi ve meslekte istihdamın artırılması amacıyla Sertifikalı Tarım Danışmanlığı Projesi; Basınçlı Sulama Yatırımları ve Tarımsal Yatırımların Desteklenmesi Pr., Makine Ekipman Desteklemeleri Pr., Kooperatif Yatırımlarına destek sağlayan Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi, “Embriyo transferiyle Damızlık Yetiştiriciliği Projesi”, “Yerli çeşitlerden sebze tohumu ıslah ve üretim Projesi” gibi pojeleri hayata geçirme imkanını bulduk.    
Amacımız; Tarımsal üretimin paydaşları olan üretici, meslek mensubu, akademi, özel sektör ve kamu idaresi ile diğer meslek mensupları ve sivil toplum örgütleriyle pozitif iletişime ve işbirliğine dayalı çözümcü bir yaklaşım sergilemektir.

Meslek mensuplarımızın haklarını her platformda korumayı, kazanımlarını arttırmayı ilke edinen ve bu yolda mücadeleyi hedeflemektir.
Meslektaşlarımızın haklarını korurken, ülkemizin birliği ve geleceğini tehdit eden her türlü oluşumun karşısında durmayı ilke edinmiştir.
Siyasi ve ideolojik önyargılara sahip olmayan, uzlaştırıcı, işbirliğine açık anlayıştaki meslektaşlarımızın bir araya geldiği bir dayanışma grubudur.
Meslektaşlarımızın Kamu ve özel sektörde istihdamını arttırmak için her türlü çabayı göstermektir.
Bu duygu ve düşüncelerle meslek mensuplarımızın desteklerini bekliyoruz. Dedi.
 
 
13.03.2020
Devamı

İran'dan Karpuz Gelmesin

Dünya geneline yayılan koronavirüs salgını gıda güvenliğini yeniden gündeme getirdi. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, şu dönemde özellikle gıdada ithalat yapılmamasını istedi.
Virüsün görüldüğü İran’dan kavun-karpuz getirildiğine işaret eden Güngör, “Bu tür ithalatlara izin vermememiz lazım” dedi. Güngör, Türkiye’nin buğdayda Rusya’ya bağımlı olduğunu söyledi. 16-17 yılda 60 milyon ton buğday ithal edildiğini anlatan Güngör, 17 milyar dolara yakın para ödendiğini bildirdi. Daha yeni 2.7 milyon ton buğday ithal edildiğini kaydeden Güngör, “Bizim 19 milyon ton buğday üretimimiz var. İhtiyacımız olan ise 21 milyon ton. 2 milyon ton eksiğimiz var. Özellikle bu tür durumlara karşı yerli üretimi artırmamız gerekiyor. Çiftçimizi desteklememiz lazım” diye konuştu. Güngör, bunların dışında özellikle Çin’den naylon oyuncaklar getirildiğini de belirterek bu konularda da önlem alınmasını talep etti. 

CHP Tekirdağ Milletvekili İlhami Özcan Aygun da bir salgın anında karantina durumunda stokların önem kazandığına dikkat çekti. Özellikle salgın ve kıtlık durumunda buğdayın anahtar yiyecek olduğuna işaret eden Aygun, “2018 yılında 5.8 milyon ton, 2019 yılında 9.8 milyon ton buğday ithal etmişiz. İthalat giderek artıyor. Diyelim ki sınırlar kapandı, ticaret olmadı, o zaman ‘paramız var ki ithalat yapıyoruz’ söylemi hiçbir şey ifade etmez. Ya da ithalat yaptığımız ülkede salgın oldu, o zaman ne olacak? Dünyadaki bu salgın bize gıda güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu göstermesi açısından ders olmalıdır” dedi.
 
13.03.2020
Devamı

Tarımsal Nüfus Gençleşiyor Projesi Sakarya'da Başlıyor

Sakarya’da “Tarımsal Nüfus Gençleşiyor” projesi kapsamında, gençlere modern tarım yöntemlerini öğretmeyi, hayvancılık ve bitki yetiştiriciliğinde verim düzeyini artırmayı amaçlayan tarım kursları başlıyor. 
İmza programına Kurum İl Müdürleri ile birlikte Karasu İlçe Tarım Müdürü Yutkun Cabak, Akyazı İlçe Milli Eğitim Müdürü Recep Özdemir, Akyazı İlçe Tarım Müdürü Veysel Meydan, Kocaali İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Çuhadar, Kocaali İlçe Tarım Müdürü Volkan Yalım katılım sağladı.
Söz konusu kurs programlarına katılmak isteyen çiftçilerin İŞKUR’ a müracaat etmeleri gerekmekte.Ayrıca, kurs programlarını başarı ile bitiren kursiyerlere Milli Eğitim Bakanlığının modüler eğitim programları çerçevesinde sertifika da verileceği belirtildi.

 Tarım ve Orman Bakanlığı’nın projesi kapsamında, genç çiftçilerin eğitilmelerini sağlamak amacıyla Türkiye Ziraat Odaları Birliği ve Türkiye İş Kurumunun işbirliği ile düzenlenecek olan kurslar, çiftçilerin mesleki niteliklerinin geliştirilmesini amaçlamakta.

Kurs programları Sakarya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün alanında uzman ziraat mühendisleri, veteriner hekimleri ve teknikerleri tarafından teorik ve uygulamalı olarak verilmek suretiyle güncel ve bilimsel üretim yöntemlerini öğretmeyi hedeflemekte.

Amacımız Genç Nüfusun Tarıma Kazandırılması İl Tarım ve Orman Müdürü Nuri Al, tarımda eğitimin önemini vurgulayarak ve tarım sektörünün her geçen gün kendini yenilediğini ifade ederek, düzenlenecek olan kurslarda çiftçilere teknik bilgilerin yanı sıra tarımda yaşanan yeni gelişmelerin de aktarılacağını belirtti.
Protokol imza töreninde projenin uygulanışı hakkında da bilgilendirmede bulunan İl Müdürü Nuri Al, hızla yaşlanmakta olan tarım nüfusunun gençleştirilmesinin sağlanması, teknolojiyi kullanan tarımsal yenilik ve gelişmeleri takip eden ve uygulayan genç çiftçilerin tarım sektörünün içerisinde yer almasını amaçladıklarını belirtti. Amacımız Tarımda İstihdamın Desteklenerek Artırılması

Düzenlenecek kurslarla ilgili açıklamalarda bulunan Sakarya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Tekin Kaya, tarımsal istihdamın geliştirilmesinde, bilinçli üretim, modern üretim teknikleri ve profesyonelleşmenin yanı sıra uygulamada oluşabilecek hataların eğitimlerle önüne geçilebilmesinin önemine vurgu yaptı. İl Müdürü Kaya, uzman teknik personellerce verilen bu eğitimler hem teoride hem de pratikte fayda sağlayacağını ve gelişen tarım sektöründe geleceğimiz olan genç nüfusun daha etkin bir şekilde tarımsal faaliyetlerle ilimizin tarımına katkı sağlayacağını belirtti. Ayrıca İŞKUR İl Müdürü Kaya, kurs programlarına katılımı arttırmak amacıyla kursiyerlere cep harçlığı da verileceğini ifade etti. Programda yapılan açıklamada Karasu, Kocaali ve Akyazı ilçelerinde 450 çiftçinin yararlanması sağlanacağı belirtildi. Aynı zamanda, çiftçilerden gelen talep ve ihtiyaçlar dikkate alınarak, kurs programlarının fındık yetiştiriciliği, süt sığırı yetiştiriciliği, arı yetiştiriciliği, çilek yetiştiriciliği, ceviz yetiştiriciliği, baklagil yem bitkisi yetiştiriciliği, meyve ağaçlarında budama, mantar yetiştiriciliği ve seracılık alanlarında uygulanacağı ifade edildi.



 
13.03.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımda Teknoloji Geliştirme Projelerine Destek Verecek

Tarım ve Orman Bakanlığı, tarım sektörünün ihtiyaç duyduğu konularda, bilgi ve teknolojilerin geliştirilmesi, bu bilgi ve teknolojilerin çiftçilerle tarımsal sanayicilere aktarılması amacıyla uygun görülen araştırma geliştirme projelerini destekleyecek.
Bakanlığın, Araştırma ve Geliştirme Destek Programına İlişkin Tebliğ Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, üniversiteler, sivil toplum ve meslek kuruluşları, TÜBİTAK Ar-Ge birimleri ve özel sektörce hazırlanan projelerin başvuru ve değerlendirme süreçleriyle değerlendirme süreci sonunda desteklenmesine karar verilen projeler Bakanlık Ar-Ge Destek Programı'ndan yararlanacak.

Projeler yeni kurulan bir kurul tarafından belirlenecek. Kurul, bakan yardımcısı başkanlığında, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar, Gıda ve Kontrol, Hayvancılık, Balıkçılık ve Su Ürünleri, Bitkisel Üretim ve Tarım Reformu genel müdürlüklerinden birer temsilci, üniversitelerin bahçe bitkileri, bitki koruma, tarla bitkileri, tarım makineleri, tarım ekonomisi, toprak bilimi ve bitki besleme, tarımsal yapılar ve sulama, zootekni, su ürünleri, gıda ve veteriner hekimliği bilim dallarından birer öğretim üyesi ve TÜBİTAK'tan bir temsilci olmak üzere 19 üyeden oluşacak.

Kurul, projelere verilen desteğin durdurulması, iptali, proje yürütücüsü veya üniversiteler için yürütücü kurum değişikliği, proje ortağı kurum değişikliği, bütçe artışı, süre uzatımı ve benzeri konularda karar verecek, ödemeleri karara bağlayacak.

TAGEM'E İLETİLECEK
Kurul, her yıl belirlediği öncelikli konulara ilişkin proje başvurularının Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğüne (TAGEM) sunulması için, her takvim yılında bir kez çağrıya çıkılacak
Proje formatına uygun şekilde hazırlanan projeler, çağrıda belirtilen süre içerisinde TAGEM'e iletilecek.
Desteklenmesine karar verilen projeler, TAGEM'in internet sayfasından ilan edilecek.
Destek ödemesi tarımsal destekleme bütçesinden, Ziraat Bankasında açılan proje hesabına yapılacak.
 
 
 
13.03.2020
Devamı

TARSİM'den Tavuk Üreticisine 150 Bin liralık Ödeme

Sakarya’da faaliyet gösteren sigortalı tavukçuluk işletmesi sahibi İrfan Demiray işletmesini Devlet Destekli Kümes Hayvanları Hayat Sigortası yaptırdı.

Sakarya Kanatlı Hayvan Üreticileri Birliği Başkanı ve aynı zamanda işletmenin sahibi olan Demiray’ın işletmesinde ölümler meydana geldi. Geçtiğimiz gün TARSİM Yönetim Kurulu Üyesi ve Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi Genel Müdürü Serpil Günal; Hayvan Hayat Sigortaları Grup Müdürü Orhan Sarıtepe ve Teknik Danışman Tufan Özel; işletmeye geçmiş olsun ziyaretinde bulundu.

Sakarya Kanatlı Hayvan Üreticileri Birliği Başkanı ve aynı zamanda işletmenin sahibi olan İrfan Demiray’a; işletmede meydana gelen ölümler nedeniyle geçmiş olsun dileklerini ileten Günal, Sarıtepe ve Özel; 150 bin TL’lik hasar ödemesini sembolik çek ile sundu ve yetiştiricilerin tarım sigortasını ihmal etmemesi gerektiğine dikkat çekti. Devlet Destekli Kümes Hayvanları Hayat Sigortası poliçesine sahip olan tavukçuluk işletmesinde; 26 Ocak tarihinde, 23 bin adet broiler tavuk telef olmuştu.
 
 
12.03.2020
Devamı

İnek Sütü Miktarı Yüzde 8,9 Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 Ocak dönemi süt ve süt ürünleri üretimini açıkladı. Buna göre; ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre toplanan inek sütü miktarı yüzde 8,9 arttı. Ocak ayında ticari süt işletmeleri tarafından toplanan inek sütü yağ oranı ortalama yüzde 3,5, protein oranı ise ortalama yüzde 3,2 olarak tespit edildi.
Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ticari süt işletmeleri tarafından yapılan içme sütü üretimi yüzde 8,7 artarak 146 bin 247 ton olarak gerçekleşti. Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ticari süt işletmeleri tarafından yapılan yoğurt üretimi yüzde 8,1 artarak 91 bin 983 ton olarak gerçekleşti.

Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre ayran üretimi yüzde 14, tereyağı üretimi yüzde 5,7, inek peyniri üretimi yüzde 0,4 artarken, tam yağlı süt tozu üretimi yüzde 2,5, kaymak üretimi yüzde 5,3, diğer peynirler (koyun, keçi, manda ve karışık sütlerden elde edilen peynir çeşitleri) yüzde 10,8 ve yağsız süt tozu üretimi yüzde 12,3 azaldı.

KÜMES HAYVANCILIĞINDA ARTIŞ
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2020 Ocak dönemi kümes hayvancılığı üretimi verilerini de açıkladı.
Buna göre; Tavuk eti üretimi 2020 Ocak döneminde yüzde 8,8 artarak 183 bin 713 ton, kesilen tavuk sayısı yüzde 6 artarak 103 milyon adet, tavuk yumurtası üretimi de yüzde 1,6 artarak 1,8 milyar adet olarak gerçekleşti.
 
 
12.03.2020
Devamı

Fındık'ta Tarım Sigortası Başvurusu Uzatıldı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan, fındıkta tarım sigortası başvurusu tarihinin 13 Mart'a kadar uzatıldığını bildirdi.
Soydan, yaptığı açıklamada, dün itibarıyla TARSİM'e olan başvuru süresinin dolduğunu söyledi. 

Üreticilerden gelen talep doğrultusunda TARSİM yetkililerince bu sürenin 13 Mart'a kadar uzatıldığı bilgisini veren Soydan, henüz bahçelerini sigorta yapmayanlar için bu sürenin fırsat olduğunu kaydetti.
Soydan, üreticilerin tarım sigortasından kaçınmaması uyarısında da bulunarak, şunları kaydetti:

"Üreticilerimize, doğal afetlerle oluşabilecek zararların en azından bir kısmını telafi edebilmeleri için tarım sigortası yaptırmalarını öneriyoruz. Bölgemizde özellikle mart ve nisan aylarında ciddi zirai don ve heyelanlar yaşanıyor. Üreticilerimizin geçmiş tecrübelere bakarak tarım sigortası yaptırmayı ihmal etmemeleri gerekiyor."
Arslan Soydan, bahçelerini sigortalatan üreticilerin, kullandıkları tarımsal kredilerde erteleme yapma imkanları bulunduğunu da sözlerine ekledi. 
 
 
12.03.2020
Devamı

Meteoroloji'den Süt Üretimine Destek

Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Arasında İşbirliği Protokolü imza töreninde konuşan Bakan Pakdemirli, süt üretiminde meteoroloji verilerinin kullanımıyla verimlilik artışı hedeflendiğini belirterek, bir bölgede verim alınacak bitki ve hayvan cinsinin belirlenmesinde en önemli faktörlerden birinin meteoroloji olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Meteoroloji Genel Müdürlüğü ile Türkiye Tarımsal Süt Üreticileri Merkez Birliği Arasında İşbirliği Protokolü imza törenine katıldı. Protokol, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin himayesinde Meteoroloji Genel Müdürü Volkan Mutlu Coşkun ve Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin arasında imzalandı.

Türkiye Don Takvimi, Bitki Sıcağa ve Soğuğa Dayanıklılık Haritaları, Bitki Soğuklama İsteği Hesaplama Programı gibi çalışmalarla üreticilere planlama aşamasında bir yerde ilk defa yetiştirilmesi düşünülen bitkilerin o yöreye uygun olup olmadığı konusunda ciddi destek sağlandığını kaydeden Pakdemirli, "Zirai don risk haritalarımız var. 5 günlük zirai don beklentisine dair. Zirai don takvimimiz, bitkilerin sıcak ve soğuğa dayanıklılık programı yeni dönemde devreye girdi. İklim değişikliği son derece önemli, buda meteorolojinin önemini artırıyor. Bana göre her kişi evden çıkarken meteorolojik bilgi alırsa ayağı kaymaz. Yapmış olduğunuz işlerle ilgili riskleri kontrol etmek mümkün olur" diye konuştu.

İklim değişikliğinin etkisiyle meteorolojik bilginin üretimin her aşamasında kullanılmasının büyük önem taşıdığına dikkat çeken Pakdemirli, bu amaçla, geliştirilen zirai meteorolojik uygulama ve ürünlerin daha çok sayıda üreticiye ulaştırılması, üreticilerin de planlamalarını bu bilgiler doğrultusunda yapmaları için Meteoroloji Genel Müdürlüğünün birçok kurum ve kuruluş ile protokol imzaladığını ifade etti.

Protokolün amacına ilişkin konuşan Pakdemirli, "Maksadımız hayvancılık, tarım ve süt üretiminde verimliliğini artırmak. Bilgiye, bilginin yorumlanmasına verdiğimiz önem önümüzdeki birkaç yılın bilgi çağı olacağını kabul edersek her alandaki bilginin önemli olduğunu gösteriyor. Süt üretimindeki verimi meteoroloji sayesinde ve üreticilerin verdiği hizmet sayesinde artırıyor olacağız. Üreticilerimiz ihtiyaç duyduğu tarımsal meteorolojik bilgilere, tahmin ve uyarılara anında erişim sağlayabilecektir. Bu protokol ile ülkemiz tarım ve hayvancılığına büyük katkılar sağlanacaktır" dedi.
Protokol ile 307 alt birlik ile 740 ilçede 250 bini aşkın üreticiye hizmet veren Merkez Birliği tarafından meteorolojik verilerin daha etkin kullanımının sağlanarak, meteorolojik uyarıların süt üreticilerine etkin şekilde ulaştırılması, böylelikle muhtemel zararların en aza indirilmesi ve ayrıca akıllı tarım uygulamalarına geçişte işbirliği yapılması hedefleniyor.
 
 
11.03.2020
Devamı

Balıkesir Tarım Fuarı Yarın Açılıyor

Balıkesir'in Kepsut ilçesinde her yıl düzenlenen "Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı" 12 Mart'ta kapılarını açacak.
Balıkesir'in Kepsut ilçesinde her yıl düzenlenen "Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı" 12 Mart'ta kapılarını açacak.

Kepsut Belediye Başkanı İsmail Cankul ve fuarın organizatörü Atlas Uluslararası Fuarcılık firmasının sahibi Fevzi Atasagun, bu yıl 11'incisi gerçekleştirilecek fuar öncesi basın toplantısı düzenledi.
Cankul, kentteki bir restoranda yapılan toplantıda, daha önce sadece tarım üzerine yapılan fuarda artık canlı hayvanların da yer alacağını söyledi.
 
 
 
11.03.2020
Devamı

Tarım Fuarına Koranavirüs Önlemi

Konya Tarım Fuarı, koronavirüs önlemleri kapsamında 2-6 Haziran tarihlerine ertelendi.
Zafer Samancı'nın haberine göre her yıl onlarca ülkeden yüzlerce firmanın katıldığı ve açık ve kapalı alandan oluşan 96 bin metrekarelik alanda ürünlerini sergilediği Konya Tarım Fuarı, koronavirüs nedeniyle ertelendi.

17-21 Mart tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan fuarın 2-6 Haziran tarihleri arasında yapılacağı belirtildi.
 
11.03.2020
Devamı

KADIN GİRİŞİMCİLERDEN KIRSALA 1,5 MİLYAR LİRALIK YATIRIM

Türkiye’nin çeşitli kırsal alanlarında yaşayan 1988 kadın girişimci, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) destekleriyle 1,5 milyar liralık yatırım yaptı.
Avrupa Birliği’nin (AB) aday ve potansiyel aday ülkelere destek olmak amacıyla hazırladığı Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) Programı kapsamındaki 42 ilde yaşayan kadınlar, TKDK’ya çeşitli sektörlerde proje başvurusu yaptı. Uygun bulunan projelerin başvuru sahipleri yatırımlarını tamamlayarak ülke ekonomisine kazandırdı. TKDK, kadın yatırımcılara bugüne kadar toplam 764 milyon lira hibe ödedi. Projesi onaylanan ve sözleşme imzalanan 438 kadın girişimci ise yatırımlarını tamamlamasının ardından hibelerini alacak.   

En fazla yatırım tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğine    

Kadın girişimciler sektörel bazda en çok 918 proje sayısıyla tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliği için başvuru yaptı. Tıbbi aromatik bitkileri izleyen arıcılık, süt hayvancılığı, besi tavukçuluğu ve kırsal turizm en çok yatırım yapılan ilk 5 sektör içerisinde yer alıyor. TKDK’nın desteklemeleri kapsamında 73 tıbbi aromatik bitki türü bulunuyor. Bu bitkilerin listesine TKDK resmi web sitesi www.tkdk.gov.tr'den erişilebiliyor.

En fazla yatırım Konya’da

İller bazında incelendiğinde en fazla yatırım 63,4 milyon lirayla Konya’daki kadın yatırımcılar tarafından yapıldı. Konya’yı 61,4 milyon lirayla Uşak, 57, 7 milyon TL ile Samsun, 50,1 milyon  TL ile Denizli ve 32,5 milyon TL ile Çorum takip ederek ilk 5 sırayı paylaşıyor.
10 projeden 1’i kadın yatırımcılara ait
TKDK’nın kuruluşundan bugüne kadar desteklediği her 10 projeden 1’ini kadınlar tarafından yapılan yatırımlar oluşturuyor.
IPARD Programı’yla, kadınların mesleki kapasitelerinin yükseltilerek kadın istihdamının arttırılması amaçlanıyor. Proje başvurularının incelenme sürecinde kadın girişimcilere ilave puan verilip projenin onaylanmasında pozitif ayrımcılık uygulanarak, sıralama listesinde öne çıkması sağlanıyor.

42 il destekleme kapsamında

TKDK’nın desteklemeleri kapsamında Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kastamonu, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak, Van ve Yozgat olmak üzere toplam 42 şehir bulunuyor.
 
 
10.03.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Isparta'da Sektör Temsilcileri İle Buluştu

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Isparta Ticaret Odası'nda sektör temsilcileriyle bir araya gelerek istek ve sorunlarını dinledi, fikir alışverişinde bulundu.
Gıda taklidi ve tağşişi yapanların alacağı cezalara yönelik bir çalışma yaptıklarını, bu çalışmayı da meclise sunduklarını belirten Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Önümüzdeki hafta da yine tağşişle ilgili bir listeyi açıklıyor olacağız. Gıda tağşişi yapanların, topluma sağlığa aykırı ürünleri sunanları cezalandıracak bir yasa tasarısı üzerinde çalıştık. Biz bu talebimizi meclisimize ilettik. Şu anda meclis komisyonunda. En yakın zamanda bu cezaların daha da artacağı bir döneme giriyoruz" dedi.

Bakanlık olarak yaptıkları çalışmaları değerlendiren Pakdemirli, "Gıda kontrolleri son günlerde çok daha fazla gündemimizde. Önümüzdeki haftada yine tağşişle ilgili bir listeyi açıklayacağız. Bu konuda hiçbir geri adım atmayacağız." diye konuştu.

Pakdemirli, gıda tağşişi yapanları veya topluma sağlığa aykırı ürünleri sunanları cezalandıracak, mevcut cezaları arttıracak yeni bir yasa teklifi üzerinde çalıştıklarını belirtti.

"DENETİMLER 30 KAT ARTTI"

Teklifin şu anda meclis komisyonunda olduğunun bilgisini veren Pakdemirli, şunları söyledi:
"İnşallah yakın zamanda bu cezaların daha da artacağı bir döneme giriyor olacağız. Bu cezalar artana kadar hiç ara vermeden kimseye de nefes aldırmadan denetimlere devam edeceğiz. Elbette işini doğru düzgün yapanlara diyeceğimiz bir şey yok ama işini yanlış yapanlara da aman vermeden konunun takibini yapmaya devam ediyoruz. Geçen yıl 1,2 milyon denetim yaptık. Her yıl bu denetimlerimizi artırıyoruz. Toplam da 30 kat artan denetimimiz var." 
"Alo 174" hattının önemine değinen Pakdemirli, markete veya restorana giden bir kişinin aldığı ürünü beğenmediğinde ya da içerisinde katkı maddesi olduğunu düşündüğünde hattı arayıp ihbar edebildiğini, ihbarı yapan kişiye ise iki gün içinde dönüş yapıldığını dile getirdi.

Toplumun bir dinamizm içinde olduğuna ve sürekli değiştiğine dikkati çeken Bekir Pakdemirli, "Her zaman çağrı merkezlerini aramak mümkün olmayabiliyor. Bununla ilgili yeni WhatsApp hattı kurduk. '05011740174' üzerinden herhangi bir gıdayla ilgi şikayeti buradan mesaj atabilirsiniz. En kısa zamanda geri dönüş sağlayacağız. Bunu dün ilk kez İzmir'den açıkladım. Açıklar açıklamaz kafalar öne düştü. Herkes WhatsApp'tan mesaj göndermeye başladı ama mutlaka bir şey almış olmanız lazım mesaj atmanız için." ifadelerini kullandı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, buğday ithalatıyla ilgili spekülasyon yapıldığını belirterek, "Türkiye 20 milyon ton buğday üretir, 19 milyonunu tüketir. Kendi kendine yeten bir ülke ama bunun dışında un ve makarna fabrikalarının boş kalmaması için zaman zaman ihtiyaç varsa ithalat yapılabilir. Bu fabrikalar boş mu kalsın?" dedi. 
Türkiye'nin 2002'den beri tarımsal gayri safi yurtiçi hasılasının 37 milyar liradan 275 milyar liraya çıktığına işaret eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
"Geçen yıl 216 milyar lira olan tarımsal hasılamız bu yıl 275 milyar lira. Hükümetlerimiz döneminde tarımsal desteklerimiz 12 misli arttı. 2020 bütçemizin de yarısından fazlasını tarımsal desteklere ayırdık. Toplamda 45 kat hayvancılık desteklerimiz arttı. Bugüne kadar 33 milyar lira hayvancılık desteği verdik. Büyükbaş hayvan sayımız yüzde 80, küçükbaş hayvan sayımız ise yüzde 53 arttı. Bugün Türkiye, Avrupa'da 66,6 milyon ile küçükbaş hayvan varlığında birinci, büyükbaş hayvan sayısında ise ikinci sırada." 

"TÜRKİYE BUĞDAY UNU İHRACATINDA BİRİNCİ" 
Pakdemirli, makarna ihraç eden Türkiye'nin buğday unu ihracatında ise dünya ülkeleri arasında birinci sırada yer aldığını kaydetti.   
Buna rağmen buğday ithalatıyla ilgili spekülasyonlar yapıldığına dikkati çeken Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Herkesin diline pelesenk olan o; 'Hollanda'nın 17 milyar dolar tarımsal gayri safi milli hasılası var. Bizim üçte birimiz ama 5-6 misli ticaretini, ihracatını, ithalatını yapar.' Türkiye 20 milyon ton buğday üretir, 19 milyonunu tüketir. Kendi kendine yeten bir ülke ama bunun dışında un ve makarna fabrikalarının boş kalmaması için zaman zaman ihtiyaç varsa ithalat yapılabilir. Bu fabrikalar boş mu kalsın?" 
"ORMAN YANGININA 12 DAKİKADA MÜDAHALE"
Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin orman varlığını artıran nadir ülkelerden biri olduğunu belirterek, orman yangınlarına müdahale süresini 40 dakikalardan 12 dakikaya indirdiklerini söyledi. Pakdemirli, bu süreyi 2023'ten önce 10 dakikanın altına çekmeyi hedeflediklerini de bildirdi.
Hükümetleri döneminde barajların, hidroelektrik santrallerinin, göletlerin ve içme suyu tesislerinin kat be kat arttığına işaret eden Pakdemirli, "2 milyon hektarı daha sulamaya açmamız gerekiyor. Bunu ne yapıp edip bitirmeliyiz. Çünkü bu gıdamızın ve tarımımızın olmazsa olmazı." diye konuştu. 

"TOHUMUN YÜZDE 96'SI YERLİ"
Tohumun da yine spekülasyon yapılan konulardan bir başkası olduğunu hatırlatan Pakdemirli, şu bilgileri verdi:
"Tarladaki tohum yerlilik oranımız yüzde 96. AK Parti döneminde tohum üretimimiz 8 misli artmış durumda. 900 tohum firmasının 860'ı yüzde 100 yerli, aşağı yukarı kalan 40'ının da yarısı yerli-yabancı diğer yarısı da yabancıdır. Yerli tohum anlamında Türkiye çok büyük merhale kat etti. Milli savunma sanayisi kadar bu işi önemsiyorum. Yerli sebze ile ilgili eksikliklerimiz vardı, sebze tohumlarımızla ilgili de TUBİTAK'la bir projemiz var. Elektrikli traktör prototipi de geliştirdik. 45 dakikalık şarjla 7 saatten fazla çalışabiliyor. Performansı normal motorlu traktörlerin çok daha üzerinde. Orta boy traktörlerle kabaca aynı fiyat veya yüzde 10-20 daha pahalı olacak. Ancak 250 liralık mazot harcayan 20 liralık şarjla işini halledecek. Bunun Türkiye'deki üretime çok büyük katkısı olacağına inanıyorum." 
 
 
 
10.03.2020
Devamı

Merkez Bankası : Enflasyondaki Artış Gıda Fiyatlarından Kaynaklandı

Merkez Bankası yıllık enflasyonun şubatta yüzde 12.37’ye yükselmesinin gıda fiyatlarından kaynaklandığını söyledi.
Tüketici fiyatlarının şubatta yüzde 0.35 ile beklentilerin altında artması, yıllık enflasyonun ise yüzde 12.37’ye yükseldiğinin dün açıklanmasının ardından Merkez Bankası bugün aylık fiyat gelişmeleri raporunu yayınladı.

Tüketici fiyatlarının şubatta gıda öncülüğünde aylık yüzde 0.65 artması, yıllık enflasyonun ise ocak ayındaki yüzde 12.15’ten şubatta yüzde 12.7’ye yükselmesi bekleniyordu.
Raporda, hem işlenmemiş hem de işlenmiş gıda gruplarında yıllık enflasyonun yukarı yönlü seyir izlediği vurgulandı.
Enerji fiyatlarının, petrol fiyatlarındaki düşüşle birlikte akaryakıt öncülüğünde gerilediği belirtilen raporda, enerji grubunda yıllık enflasyonun düşüş kaydettiği ifade edildi.
Rapora göre, hizmet enflasyonu bir miktar yükselirken, temel mal grubunda genele yayılan fiyat düşüşleri neticesinde ılımlı bir seyir kaydedildi.

Raporda, “Bu görünüm altında, B ve C göstergelerinin yıllık enflasyonu sınırlı ölçüde artarken, eğilimleri görece yatay seyretmiştir” dendi.
‘Merkez’: Önce yatay seyredecek sonra düşecek

Son olarak, Merkez Bankası Başkanı Murat Uysal, enflasyondaki mevcut seyrin yüzde 8.2 seviyesindeki yıl sonu tahminiyle büyük ölçüde uyumlu olduğunu, enflasyonun bir süre mevcut yüzde 12 seviyelerinde yatay seyrettikten sonra yüzde 8.2’ye doğru kademeli gerileyeceğini söylemişti.
Ekonomistlerin beklentileri de ekonomi yönetimine kısmen paralel. İlk çeyrek ardından enflasyonda kademeli düşüş bekleyen ekonomistlerin ekonomi yönetiminden ayrıştığı nokta ise yıl sonunda gelinecek enflasyon seviyeleri. Tahminleri yüzde 10 seviyesinde şekilleniyor.
 
 
06.03.2020
Devamı

Aksaray'da Mera Islah Çalışmaları Hız Kazandı

Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıkla geçimini sağladığı Aksaray'da Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan mera çalışmaları devam ediyor.

İl genelinde mera çalışmaları kapsamında Aksaray'ın merkeze bağlı Yenikent Beldesinde KOP kapsamında yapılan Yenikent Beldesi Mera Sahası Rüzgar Erozyonu Önleme Projesi için rüzgar perdelerinin dikimi yapıldı. Atriplex ve Bozkır Otu dikimi öncesi toprak hazırlığı işlemleri devam ederken Tarım ve Orman Müdürü Bülent Saklav ve proje Koordinatörleri tarafından proje sahasında incelemeler yapıldı. Proje bitiminde ıslahı yapılan meralar tekrar Yenikent Beldesinin hayvancılığına sunulacak.
 
 
06.03.2020
Devamı

Salça'da Tüketici Yanıltılmayacak

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türk yemeklerinin vazgeçilmezi salçayla ilgili iki ayrı mevzuat düzenlemesi yapmaya hazırlanıyor. Buna göre hangi ürünlerin salça olarak tanımlanacağına dair yeni bir tanımlama yapıldı. Salça benzeri yemeklik sos gibi ürünler nedeniyle tüketicilerin yanıltılması engellenecek. Haksız rekabeti önlemek amacıyla hem bu ürünler için kriterler belirlenecek, hem de katkı maddesi kullanımı yasaklanacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türk Gıda Kodeksi Salça ve Püre Tebliği, salça benzeri ürünleri de kapsayacak şekilde düzenleyecek. Tebliğin adı “Türk Gıda Kodeksi Salça ve Benzeri Ürünler Tebliği” olarak değiştirilecek.

Yeni tebliğle tüketicileri korumak ve haksız rekabeti önlemek amacıyla salça olmadığı halde salça izlenimi veren yemeklik sos, kahvaltılık sos, yemeklik karışım gibi isimlerle piyasaya arz edilen ürünler için de kriterler belirlenecek. Yeni düzenleme, domates salçası, domates püresi, biber salçası, biber püresi, karışık salça, domates veya biber bazlı olan yemeklik ürünleri de kapsayacak.
Tebliğ taslağında, domates püresinin ilave tuz hariç kuru madde miktarının en az yüzde 7, en çok yüzde 20, biber püresinin kuru madde miktarının ilave tuz hariç en az yüzde 9, en çok yüzde 15 olması öngörüldü.

SALÇAYA BENZER ÜRÜNLERİN TANIMLAMASI DETAYLANDIRILDI
Taslakla domates-biber bazlı yemeklik ürünler de salçayla karıştırılmaması amacıyla ayrıca tanımlandı. Bu ürünler için “Ana bileşeni domates veya biber olan, domates salçası veya biber salçası ihtiva eden, tat, kıvam ve aroma geliştirmek amacıyla bitkisel yağ, baharat ve benzeri yenilebilir bileşenler ilave edilerek veya edilmeksizin üretilen, yemeklik karışım, sos ve benzeri isimlerle piyasaya arz edilen ürünler” tanımı yapıldı.
Domates bazlı yemeklik ürünlerde likopen miktarının kilogram başına maksimum 250 miligram olması planlandı.

SALÇA ALGISI VERECEK GÖRSEL DE OLMAYACAK
Tüketicinin yanıltılmaması için salça olmayan ürünlerin üzerinde salça ve domates resmi gibi bu ürün olduğu izlenimi verebilecek yazılı ve görsel bulunmayacak.
Salçada koruyucu kullanımını daha önce yasaklayan bakanlık, salça benzeri ürünlerde de haksız rekabet olmaması için benzer bir düzenleme kararı aldı.
Bu kapsamda Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği’nde değişiklik ve yemeklik ürünler için de katkı maddesi yasağı getirilecek. Hazırlanan yönetmelik taslağına göre, domates-biber bazlı yemeklik ürünler için koruyucular (Sorbik asit-potasyum sorbat, benzoik asit-benzoatlar)
 
 
06.03.2020
Devamı

Kaplan :Devlet Çiftçiye Çiftçi Bankalara Borçlu

CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması için Meclis Başkanlığına verdiği önergede Türkiye genelinde ve Gaziantep’te imara açılarak yok edilen tarım arazilerini ve çiftçinin alamadığı destek prim ödemelerini sordu. 

Milletvekili Kaplan, iklim ve biyolojik çeşitliliği sayesinde ekolojik anlamda avantajlı kabul edilen ülkemizin, tarım arazilerinin sürekli azaldığına dikkati çekti. “Türkiye yakın geçmişte tarımsal üretimi tüketimini karşılayabilen ender ülkeler arasında olmasına rağmen, bugün temel gıda maddelerinin bile ithal ediliyor olması, siyasal iktidarın tarım sektöründeki yanlış politikalarının yıkıcı etkisinin kanıtıdır’’ dedi.

ÜRÜNÜN MALİYETİ ARTTI!
CHP’li Kaplan, “Sektörde yakıt, gübre, tohum, ilaç ve ekipman gibi girdilerin ithal ve maliyetli olmasının yanında ürünlerin satışında çiftçilerden çok tüccarların kârlı çıktığı bir sistemin hakim olduğunu ve kâr marjı düşen çiftçinin çaresiz banka kredilerine umut bağlayarak daha da borçlandığını” belirtti.

TARIM VE EMEKÇİLERİ DESTEKLENMİYOR.

Milletvekili Kaplan, tarımsal destek ödemeleri konusunda beklentileri karşılanmayan çiftçilerin, sektörden çekilmek durumunda bırakıldığına değindi. “Siyasal iktidarın inşaata dayalı ekonomik büyüme modelinin bir sonucu olarak tarım arazilerinin imara açılmasıyla Türkiye verimli tarım alanlarını kaybetmektedir’’ diyen Kaplan, Gaziantep’te de durum farklı olmamakla birlikte kentin güneydoğusundan başlayıp batıya doğru ilerleyen bir betonlaşma söz konusudur.’’ ‘’Kent merkezi dışında tarımın yaygın yapıldığı İslahiye, Nurdağı, Nizip, Oğuzeli ve Araban ilçelerinde de sulu tarım arazileri konut ve ticaret alanlarına dönüştürülmeye devam edilmektedir. Antepfıstığı ağaçlarının ve bağların bulunduğu araziler şimdi konut ve ticari alanlara ev sahipliği yapmaktadır.’’ dedi.
CHP Gaziantep Milletvekili İrfan Kaplan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından yanıtlaması için Meclis Başkanlığına verdiği önergede “Türkiye’deki tarım alanlarının kaç hektarı sulanabilir arazi özellikler taşımaktadır? Halen kaç hektar alanda sulu tarım yapılmaktadır? Gaziantep ilinde toplam tarım arazisi kaç hektardır, bunun ne kadarı sulanabilir arazi özellikleri taşımaktadır? Yanıt vereceğiniz tarih itibariyle kaç hektar alanda sulu tarım yapılmaktadır? Gaziantep’te sulamaya açılması planlanan tarım arazileri var mıdır? Şayet varsa hangi takvim yılı içerisinde sulu tarıma başlanacaktır?” diye sordu.
 
 
04.03.2020
Devamı

Araplar'dan Türkiye'ye Tarım Çıkarması

Türk-Arap Ülkeleri İşbirliği Derneği (TÜRAP) desteğiyle İstanbul’da 7.cisi gerçekleştirilecek Türk-Arap Gıda ve Gıda Teknolojileri Fuarı,20 Arap ülkesinden 2 bin iş insanını, Türk firmalarıyla buluşturacak. Fuarla, gıda ve tarım sektöründe dışa bağımlı olan Arap ülkelerinde yüzde 5 olan Türk gıda firmalarının pazar payının, yukarılara çıkartılması hedefleniyor.
Fuar, TurabExpo tarafından 1-3 Nisan 2020 tarihleri arasında İstanbul Pullman İstanbul Airport and Convention Center’da gerçekleştirilecek.

Yapılacak olan bu fuara 20 Arap ülkesinden, 2 bin iş insanı, 200’den fazla Türk gıda firmasıyla buluşacak. 7’nci Türk-Arap Gıda ve Gıda Teknolojileri Fuarı’nın Türkiye ile Arap ülkeleri arasındaki ticaret hacmini arttıracağını vurgulayan TÜRAP Genel Başkanı Sabuhi Attar, “Arap ülkelerinin gıda ithalatı en az yüzde 80. Türkiye’nin bu pazardaki payı ise sadece yüzde 5 ve biz bu payı fuarlar sayesinde her geçen yıl yukarılara çıkartıyoruz. Arapların Türk ürünlerine olan ilgisi de oldukça fazla. Biz, sektörün en iyilerinin katılması için çok titiz çalışıyoruz. Amacımız kaliteyi sunmak” dedi.

“2 BİN ARAP İŞ ADAMI KATILACAK”
Attar, “Biz Türk- Arap Derneği işbirliği olarak çok büyük bir çalışma yapıyoruz. Arap iş adamlarından çok büyük talep var. Bu yılki fuara, iki bine yakın Arap iş adamı katılacak. Hem gıda ve hem de tarım fuarı bir arada olacak. Bu fuarlarla, hem Türkiye, hem de Arap ülkeleri için ticaret merkezi oluşturuyoruz. İş insanları bir araya gelip yatırım konuşuyorlar, ticaret konuşuyorlar ve alışveriş yapıyorlar. Ve bu fuarda çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Fuar boyunca, Arap iş adamlarıyla, Türk firmaları arasında 40 bine yakın ikili görüşmede sağlanacak” diye konuştu.
 
 
 
04.03.2020
Devamı

Zam Şampiyonu Kabak

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) şubatta aylık bazda yüzde 0.35, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 0.48 artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) şubat ayı enflasyonunu açıkladı.
Buna göre, yıllık enflasyon tüketici fiyatlarında yüzde 12.37, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 9.26 oldu. 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 13.94, yurt içi üretici fiyatları yüzde 14.18 arttı.

Giyim düştü
Şubatta ana harcama gruplarında aylık bazda en yüksek artış yüzde 2.33 ile gıda ve alkolsüz içecekler grubunda gerçekleşti. Onu yüzde 2.03 ile sağlık ve yüzde 0.86 ile eğitim grubu izledi. En fazla düşüş gösteren gruplar da yüzde 4.83 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 1.34 ile alkollü içecekler ve tütün, yüzde 0.38 ile ulaştırma, yüzde 0.22 ile haberleşme oldu. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’nde (Yİ-ÜFE) şubat ayında  yıllık bazda madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe yüzde 12.26, imalatta yüzde  8.52, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 19.24, su temininde yüzde 5.27  artış gerçekleşti.

Şampiyon kabak
Tüketici fiyatları bazında şubatta en yüksek fiyat artışı yüzde 44.09 ile kabakta gerçekleşirken, kabaktaki fiyat artışını yüzde 23.76 ile sivri biber, yüzde 22.12 ile vapur bilet ücreti, yüzde 20.71 ile salatalık izledi. Geçen ay en fazla fiyat düşüşü ise yüzde 12.58 ile erkek kazağında gerçekleşti. Bunu yüzde 11.58 ile domates, yüzde 11.53 ile kadın kabanı, yüzde 10.29 ile erkek kabanı izledi.
 
 
04.03.2020
Devamı

TMO VADELİ ARPA SATIŞLARINA BAŞLIYOR.

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) arpa satışlarına devam ediyor. TMO dan yapılan yazı açıklamada arpa satışlarında vade farkı alınmadan 90 gün vade ile üreticilere satışı gerçekleştirilecek.
TMO dan yapılan yazılı açıklamada  “Gıda ve hayvancılık sektörünün en önemli ham maddelerinden birisi olan arpa üretiminde TMO görev alanına giren diğer ürünlerde olduğu gibi, bu üründe de sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi amacıyla her türlü tedbiri almaya devam ediyor”.

Arpa Satışları Devam Ediyor

"Piyasalarda oluşabilecek spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi, besici ve yetiştiricilerimiz başta olmak üzere sektörün ham madde tedarikinde sıkıntı yaşamaması amacıyla 2019 Ekim ayından itibaren arpa stoklarımızın satışı devam etmektedir.

Bu kapsamda Ocak ayından bugüne kadar arpa satış fiyatlarımız değiştirilmemiş olup Kurumumuzca besici ve yetiştiricilere tonu 1.275 TL’den, piyasa fiyatlarının 100-150 TL altında satış yapılmaktadır.
Mart ayından itibaren öncelikle deprem yaşanan bölgelerimizdeki besici ve yetiştiricilerimizin ihtiyaçları karşılanacak şekilde arpa satışlarında vade farkı alınmadan 90 gün vade uygulanmasına karar verilmiştir.
Bunun yanı sıra besici yetiştiricilerimizin, ürün bedellerini kredi/banka kartı ile ödeme yapmaları imkânı da getirilmiştir.
 Kuruluşumuz bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da besici ve yetiştiricilerimizin yanında olmaya devam edecektir.
Talep sahiplerinin hinterlandında bulunduğu Şube müdürlüğüne hayvan sayılarını (kaç baş ve cins) gösteren belge ile birlikte müracaat etmeleri gerekmektedir.” Denildi.
 
 
02.03.2020
Devamı

Varlık İçinde Yokluk

Yıllardır tarım sektörünün sorunlarından ve bunları etkilerinden bahsedilir. Sorun her ne olursa olsun çözüm devletten beklenir. Destek verilmesi, mevzuat değişikliği yapılması ve yeniden yapılanmanın gerektiği söylenir. Geçen bunca zamana karşın ne tarımın sorunları çözülür ne de bu klasik yaklaşım değişir. Üstelik devlet kendisinden istenileni fazlası ile vermiştir. Destekleme, mevzuat ve yapılanma açısından son 60 yıla bakarsak durum açıkça görülmektedir.

1- Destekleme: Ülkemizde çiftçiye ve tarım sektörüne verilen desteklemelerin çeşitleri, tipleri ve her biri için ödenen miktarlar ciddi anlamda büyük meblağlara karşılık gelmektedir. Hemen her alanda hem sosyal, hem de teknik içerikli ciddi miktarlarda desteklemeler yapılmaktadır.

2- Mevzuat: Sektörün kendine ait özel bir kanunu ve bununla birlikte 200’e yakın tarım ile ilgi kanun bulunuyor. İkincil mevzuat ile birlikte ciltler dolusu haddinden fazla mevzuata sahip olduğumuz iddia edilebilir.

3- Yapılanma: Tarım sektöründe devlet yapılanmasına baktığımızda Cumhuriyetin en eski bakanlıklarından birine sahip olduğu ve bakanlığın ülke çapında bütün ilçelere kadar teşkilatlandığı ve sayısı 100 binden fazla, kalabalık bir personel ordusuna sahip olduğu görülmektedir. Bakanlığın görev ve sorumlulukları yerine getirebilmek için ihtiyaç duyulan fiziksel alt yapı, personel ve para da yeterince mevcuttur. Görevlerin ifası ile ilgili mevzuat ile verilmiş yetki, kalifiye yetişmiş eleman, teçhizat donanım, araç gereç, yolluk, ödenek, proje imkanları ile oluşturulmuş bütçeler acısından hiçbir eksik bulunmamaktadır. Üstelik bu bakanlığın haricinde en az 10 bakanlık daha doğrudan sektöre hizmet vermektedir. Bu arada Bakanlığın bugüne kadar defalarca yeniden yapılandığı da bilinmektedir. Tarım ile ilgili kamu kuruluşlarını, özel kurumları ve sivil toplum teşkilatlarını sayarsanız ciddi kalabalık bir yapılanmanın olduğunu görülmektedir.

Demek ki, para, yasa ve yapı bakımından eksiğimiz yok aksine fazlamız vardır. Belki de bu kadar çok kanun ve sorumlu olması sorun yaratmaktadır. Örneğin tarımda sadece üreticilerin örgütlenmesi ele alınırsa 5 farklı Bakanlığın sorumluluğunda 13 farklı kanunla kurulan 15 farklı türde üretici örgütü kurulduğu görülmektedir. Gelişmiş bir ülke için zenginlik sayılabilecek bu durum bizim ülkemizde kirlilik olarak değerlendirilmektedir. Eğer bir yerde, bir görevi yapabilmek için her şey fazlası ile olduğu halde; orada işler yapılamıyorsa, sorunlar çözülemiyorsa bunun sebebi nedir diye fazla düşünmeye gerek yoktur. Tek sebep, liyakat sahibi olmayanların sevk ve idare bozukluklarıdır. Bir kişi eğer size destek, mevzuat ya da yapılanma gibi sıkıntılar nedeniyle işini başaramadığını, sorumluluklarını yapamadığını söylerse, bu sözlerini iyi irdeleyin.

Kurumsal bir yapıya sahip bütün işyerlerinde, en alt birimden en üst makama kadar herkesin bulunduğu pozisyon itibariyle vazifeli oldukları sorumlulukları kuruluş mevzuatına göre, belirlenmiş ve tarif edilmiştir. Bu vazifelerin yerine getirilebilmesi için ihtiyaç duyulan donanım, bilgi kaynağı, teknoloji, para, personel ve düzenleme yapma hakkı tahsis edildiği halde bulunduğu görevin hakkını vermeyen, işlerini yapmayan, sorumluluklarını yerine getirmeyenler, makamlarını işgal ettikleri süreyle doğru orantılı olarak yapılmayan ya da eksik yapılan işlerle kendilerini apaçık belli etmektedirler. Belli bir süre sonunda işlerini beceremeyenleri tespit etmek gayet kolaydır. Bu kişiler mazeret üretmek konusunda maharet sahibi olabilirler. Ama Büyük Önderin dediği gibi hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz. Bu kişilerin başarısızlıklarının ardında iki neden olabilir. Başarısızlık zeka ve algı ile ilgili sorunlardan ya da daha da acısı liyakat eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Bu durumda bu kişileri bu görevlere, kimlerin niçin getirip, neden sorumluluk verdikleri dikkate alınmalıdır. Eğer kasıt varsa bu bir suçtur. Her iki durumda da kaynaklar heba edilmektedir.

Her bakımdan üstün özellikleri ve kabiliyeti olan çiftçimizin, gelişmiş ülkelerdeki meslektaşları kadar başarılı olmaması için önlerinde hiçbir engel bulunmamaktadır. Üstelik ihtiyaç duydukları her türlü donanıma ve araca sahip oldukları da söylenebilir. Bu araçlar içinde en önemli bütün Dünyada olduğu gibi başta kooperatifler olmak üzere üretici örgütleridir. Özellikle son dönemlerdeki ekonomik buhranlar sırasında tarım sektörünün her alanında, faaliyetlerin her aşamasında karşılaşılan sorunlar üretici örgütleri aracılığıyla çözülmüştür. Bizim üreticimizin de bu konuda geri olduğu söylenemez. Uzun yıllardır çeşitli adlar altında çok sayıda üretici örgütü kurulmuştur. Yani Türk çiftçisinin örgütlenme açısından da geri olduğu söylenemez. Sorun bu örgütlerin nitelikli hizmet verebilme kabiliyetleri ile ilgilidir. Çok büyük bir çoğunluğu, zamanında verilen destekleri almak ya da ileride verilecek destekleri şimdiden kapmak maksadıyla kurulmuş sonra da sadece tabelası kalmış örgütlerdir. Büyük çoğunluğu destekleme primlerinden geçinmektedir. Halbuki başarılı bir üretici örgütünün devletin desteklerine ihtiyacı yoktur. Kendisi tek başına piyasada bir güç olabilmelidir. Aksi takdirde kendilerinden beklenen faydayı mensuplarına sağlayamazlar.

Üretici örgütlerimizin AB’deki emsalleri kadar sektörde güçlü olmaları gerekmektedir. Bunun için yeterli idari, teknik ve finansal güce sahip olmalarını sağlayacak bir dizi çalışma yapılmalıdır. Ülke şartlarına uygun şekilde bunun nasıl başarılabileceğine ilişkin ön çalışma ve araştırma daha önce farklı fon kaynakları ile yapılan çeşitli projeler ile yapılmış ve ihtiyaç duyulan bilgiler üretilmiştir. Bunun için Strateji Belgesi, bu belgenin sahada uygulanabilmesi için Eylem Planı, planın uygulanması sırasında yol göstermesi amacıyla sektördeki paydaşların her birine özel Kılavuz Kitaplar, Yol Haritaları ve Bilgilendirme Broşürleri hazırlanmıştır. Uygulama sırsında ihtiyaç duyulacak eğitim paketleri ve taslak mevzuatlar bile hazırlanmıştır. Hatta bu çalışma için donanımlı personel yetiştirilmiş ve iç ve dış kaynaklı bütçe dahi oluşturulmuştur.

Sonuç olarak, tarım sektörünün sorunlarının çözümünde varlık içinde yokluk çektiğimizi, bunun tek sebebinin ise liyakatten uzak makamların sevk ve idare bozuklukları olduğunu söyleyebiliriz. İşin kötüsü ellerindeki altın anahtarın bile farkında olmayan bu kişiler ülkenin kaynaklarını da boşa harcamaktadırlar. Ülkemizde tarımın bütün sorunlarını çözebilecek üretici örgütlenmesi yapılanmasının oluşturulması için ihtiyaç duyulan her şeye sahibiz. Sadece bunu yönetebilme ve hesap verebilme liyakatine sahip kişilere ihtiyacımız var.

Dr. Erhan EKMEN 
Ziraat Yüksek Mühendisi

 
28.02.2020
Devamı

BÜGEM'e Şeker Dairesi Başkanı Hasdemir Atandı

Tarım ve Orman Bakanlığında görevden almalar devam ediyor. Geçtiğimiz hafta ’da Tarım ve Orman Bakanlığı Yayın Dairesi Başkan Vekili Şükrü Kanber görevinden alınırken, bu kez de Tarım ve Orman Bakanlığı BÜGEM Genel Müdürü Fuat Fikret Aktaş görevinden alındı.
Aydın İl Tarım Gıda ve Hayvancılık Müdürü iken 2018 yılı Ağustos ayında Tarım Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürü olarak atanan Fuat Fikret Aktaş, görevden alındı.
Aktaş’ın yerine vekaleten Şeker Dairesi Başkanı Mehmet Hasdemir atandı. 



 Mehmet Hasdemir Kimdir?
Doktora 2005-2011 Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarım Ekonomisi Bölümü Y.Lisans 2000-2003 Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Tarla Bitkileri Bölümü Lisans 1992-1996 Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü Lise 1988-1992 Malatya Ziraat Meslek Lisesi Yabancı Dil Becerisi : İngilizce (KPDS B Düzeyinde)

 İş Tecrübesi :
 Şeker Dairesi Başkanı (2018)  Şeker Dairesi Başkanlığı, Şeker İzleme Denetim ve Koordinasyon Daire Başkanı (2018)  Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, Şube Müdürü (2011-2018)  Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürlüğü, Şube Müdürü (2005– 2011)  Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü, Şube Müdürü (2004–2005)
 Malatya Tarım İl Müdürlüğü, Mühendis (1997–2004)
 Erzurum Tarım İl Müdürlüğü, İlçe Müdürü V., Mühendis, Teknisyen (1993–1997)
 Artvin Tarım İl Müdürlüğü, Teknisyen (1992–1993) Uzmanlık Alanları ve Özel Çalışmaları
Tarım politikası ve yayım.  Bitkisel ürün piyasaları ve tarım-çevre politikaları.
  Tarım ürünleri belgelendirmesi alanında akreditasyon baş denetçiliği.
 Bakanlık Yurt Dışı Eğitim Programı kapsamında, Almanya’da “Gıda Güvenliği, Hijyeni ve Yönetimi” konusunda eğitim almıştır.
 Onuncu ve On Birinci Kalkınma Planları Bitkisel Üretim Özel İhtisas Komisyonu Üyeliği ve Raportörlüğü görevlerinde bulunmuştur.  Başta tarım ekonomisi alanında olmak üzere ulusal ve uluslararası dergilerde yayımlanmış ve akademik toplantılarda sunulmuş çok sayıda bilimsel yayını bulunmaktadır.
Mehmet Hasdemir Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinden olup evli iki çocuk babasıdır.
 
27.02.2020
Devamı

TÜDKIYEB Başkanı Çelik : Van Depremi Sonrası Yaralar Sarılmaya Devam Ediyor

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, “Bakanımızın talimatlarıyla depremde telef olan hayvanlarımızın yerine hemen hayvan desteğine başlanması ve akabinde hayvan yemi sağlanması, devletimizin bütün imkanları ile vatandaşlarımızın normal hayatına daha çabuk dönebilmesi adına oldukça önemli” dedi.

 
Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, “Bakanımızın talimatlarıyla depremde telef olan hayvanlarımızın yerine hemen hayvan desteğine başlanması ve akabinde hayvan yemi sağlanması, devletimizin bütün imkanları ile vatandaşlarımızın normal hayatına daha çabuk dönebilmesi adına oldukça önemli” dedi.



TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, Van depreminden sonra verilen desteklerle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Çelik, “Son bir ayda yaşanan felaketler, yüreğimizi yakarken bir kez daha, Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, ‘devletimiz, milletinin yanında’ olduğunu gösterdi. Van’da son bir ayda yaşanan çığ felaketi ve deprem canlarımızı alıp, evlerimizi, ekmek teknelerimizi yıkarken, Tarım ve Orman Bakanlığımız da ilk andan itibaren teyakkuza geçerek, desteklerini eksik etmediler, Bakanlığımızın ekipleri çalışmalarını sürdürmeye devam ediyorlar. Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli depremden kısa süre sonra Van’ımıza bizzat gelerek, vatandaşlarımızın yaralarına merhem, acılarına ortak oldu. Bakanımızın talimatlarıyla depremde telef olan hayvanlarımızın yerine hemen hayvan desteğine başlanması ve akabinde hayvan yemi sağlanması, devletimizin bütün imkanları ile vatandaşlarımızın normal hayatına daha çabuk dönebilmesi adına oldukça önemli. Bakanımız, depremzedelerimizin tüm ihtiyaçlarının karşılandığını ve karşılamaya devam edeceklerini ifade ettiler. Kendilerine buradan bir kez daha teşekkür ediyorum. Bakanımız Pakdemirli, sektörümüzün Van’daki temsilcileri ile de bir araya geldiler. Çiftçimiz, üreticimiz ile beraber, ilimize, sektöre ilişkin gelişmeleri de değerlendirme fırsatı sundu. Üreticimizin çiftçimizin besicimizin yanında olduğunu gösterdiler. Mütevazılığı ve hoşgörüsü ile sadece Birliğimizin değil, Vanlı hemşerilerimizin de büyük sevgisini kazanan Bakanımız Bekir Pakdemirli’ye verdikleri desteklerden ötürü tüm hemşerilerim adına minnetlerimi sunarak, teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi.


 
 
 
 
 
 
27.02.2020
Devamı

Başkan Erdoğan : Türkiye 24 Milyon Ton Saman Üretmiştir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun saman ithalatına yönelik sorulara bir kez daha Ak Parti grubunda cevap verdi. Erdoğan Ak Parti grubunda saman ithalatına yönelik şunları kaydetti.

Başkan Erdoğan ;  “Türkiye 2019 yılında 24 milyon ton saman üretmiştir.  Ürettiği samandan  85 bin tonunu  ihraç etmiştir. İhraç ettiği samandan ise 14 Milyon dolar elde ettik. Gelelim buğdaya Türkiye buğdayda 20 Milyon ton üretmektedir. Buğday tüketimimiz ise 18 buçuk milyon tondur.

Türkiye Tarım ürünlerinde net ihracatçı bir ülkedir.  Ülkemiz Un ihracatında Dünya birincisidir. Makarna ihracatında ise ikinci sıradayız.” Dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Patates ve soğanla ilgili bir açıklama yaparak Ak Parti grubunda şunları kaydetti.

Erdoğan ; “Patatese ve soğanda kontrollü bir şekilde gidiyoruz. Kontrollü bir şekilde de izin veriyoruz.”
 
26.02.2020
Devamı

1.231 PROJEYE 310 MİLYON TL HİBE SAĞLANACAK

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 6. Başvuru Çağrısı 1. Grubunda destek almaya hak kazanan 1.231 projeye 310 milyon liralık hibe sağlanacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, kırsal kalkınmayı üretim ve insan odaklı bir bakış açısıyla ele aldıklarını belirterek, kırsaldan kente göçün önlenmesi, kadın ve genç girişimcilerin desteklenmesi, istihdamın artırılması ve kaliteli üretimin teşvik edilmesi amacıyla, IPARD-II kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla önemli miktarda hibeyi yatırımcılarla buluşturmaya devam ettiklerini söyledi.

Bu çerçevede, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) 8 Mayıs 2019 tarihinde çıktığı IPARD-II 6. Başvuru çağrı ilanı kapsamında uygun bulunan ve onaylanan projelerin 1. Grup sonuçlarının www.tkdk.gov.tr adresinden açıklandığını belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:

“Onaylanan 1.231 projeye toplam 310 milyon lira hibe sağlanacak. Bu sayede kırsalda 550 milyon liralık yatırım yapılacak.
Onaylanan projelerle ilgili yatırımcılarla hibe sözleşme imzalama süreci başladı.
Hibe desteği alacak projelerin; 876’sı bitkisel üretimin çeşitlendirilmesi, bitkisel ürünlerin işlenmesi paketlenmesi yatırımı, 169’u arıcılık ve arı ürünlerinin üretimi, işlenmesi ve paketlenmesi, 61’i zanaatkârlık ve katma değerli ürünler yatırımı, 91’i kırsal turizm ve rekreasyon faaliyetleri yatırımı, 2’si su ürünleri yetiştiriciliği yatırımı, 6’sı makine parkı yatırımı, 26’sı da yenilenebilir enerji yatırımını kapsıyor.”​
 
 
26.02.2020
Devamı

Mucizevi Ürün Arı Sütü

Türkiye uygun ekolojisi ve coğrafik yapısının yanında zengin bitki florası ve 8 milyonun üzerindeki arı koloni varlığı ile dünya arıcılık sektöründe önemli bir yere sahiptir. Arıcılık denildiğinde, ilk olarak aklımıza bal gelse de polen, propolis, arı sütü, arı zehiri ve bal mumu gibi arı ürünleri de üretilmektedir (Öztürk ve Kumova, 1998; Akyol, 2007). Ülkemiz arıcılık konusunda önde gelen ülkeler arasında olmasına rağmen yıllık arı sütü üretimi sınırlı olup birkaç yüz kg civarındadır. Değerli besin olmasının yanında çeşitli hastalıkların iyileştirilmesinde tedavi amaçlı kullanılıyor olması nedeniyle yüksek fiyatlara alıcı bulması, arı sütü üretimini kârlı ve ekonomik kılmaktadır (Korkmaz ve Akyol, 2015).

Arı sütü 1600’lü yıllarda fark edilmiş ve İngilizcede mükemmel besin anlamına gelen "Royal Jelly" adı verilmiştir. Arı sütü 5-12 günlük genç işçi arıların üst çene (mandibular) ve boğaz bezlerinden (hipofaringeal) salgılanır. Tüm yumurtalar ilk üç günlük dönemlerinde, kraliçe arı olacak larvalar ise larval ve ergin dönemlerinin tamamında sadece arı sütü ile beslenirler. Arı sütü pelte kıvamında, kemik renginde kendine has bir koku ve ekşimsi bir tada sahip gıda şeklinde tanımlanabilir (Chang, 1979; Genç, 1993). Arı sütünün yapısı, proteinler, lipitler, karbonhidratlar, kül, P, Na, K, Ca, Mg, polen, C, D, E ve B vitaminleri ile diğer bazı vitaminler içerir. Arı sütünde 1.3-2 µg/g B1 Vitamini, 7.5-10 µg/g B2 vitamini, 2-8 µg/g B6 Vitamini, 2-3 µg/g H Vitamini ve 3-5 µg/g düzeyinde C Vitamini bulunmaktadır (Benfenati ve ark., 1986).

Arı kolonisinde üç çeşit arıdan bahsedebiliriz. Görünüşleri ve fonksiyonları birbirinden farklı olan kraliçe, işçi ve erkek arılar koloni bireylerini oluşturur. Her bireyin vücut yapısı, ergin hale geliş süresi, yaşam süresi, görevleri ve davranışları tamamen farklıdır. Döllenmiş yumurtalardan işçi ya da kraliçe arının oluşumu, söz konusu yumurtalardan çıkan larvaların arı sütü ile beslenme süresine bağlıdır. Daha doğrusu, aynı genotipe sahip yumurtalardan devamlı arı sütü ile beslenen larvalar Kraliçe arı; larval dönemin ilk 3 günü arı sütü ile daha sonra bal ve polen karışımı ile beslenen larvalar ise işçi arı olarak gelişmektedirler (Genç, 1993; Akyol, 2007). Arı sütü, arı kolonisindeki yavru gelişimi için en önemli besin maddesi olmasının yanı sıra kraliçe arının beslenmesi ve fonksiyonlarını sürdürebilmesi için gereklidir. İşçi arılar, aktif dönemde 5-6 hafta yaşarken, yaşamı boyunca devamlı arı sütü ile beslenen ana arı, 4-5 yıl yaşayabilmektedir (Korkmaz ve Akyol, 2015).
Arı sütünün bilinen en önemli özelliği, insan vücudunda hücre yenilemesi, üretimi ve metabolizması üzerinde etkili olmasıdır. Organizmayı güçlü ve canlı kılarak kendisini yenilemesine imkân sağlamaktadır. Bazı deney hayvanları üzerinde yapılan araştırmalar göstermiştir ki yaşam sürelerini önemli düzeyde arttırmıştır (Akyol ve Baran, 2015).
Yapılan birçok çalışmada arısütünün insan sağlı üzerinde, cildin güzelleşmesi ve pürüzsüzleşmesini sağladığı ve sivilce problemlerini ortadan kaldırdığı, cilt için merhem olarak kullanılması, göz altı torbalarını giderdiği, daha kaliteli bir yaşam sunduğu bildirilmektedir. Ayrıca, bazı kanser türlerinin tedavilerinde yardımcı gıda olarak kullanıldığı, sperm kalitesini arttırdığı, yumurtalık ve yumurta kalitesi üzerine pozitif etki gösterdiği, damar ve kalp sistemini desteklediği, kan akışını düzenlediği, astım, bronşit ve nefes darlığı çeken hastaları rahatlattığı, çocukların gelişimine katkı sağladığı, kemikleri güçlendirip, kas gelişimini desteklediğini gösteren çalışmalar da yapılmıştır.
 
Arı sütü paketlenip taze veya kurutularak saklanıp tüketiciye sunuluyor. Burada dikkat edilmesi gereken muhafaza koşullarıdır. Özellikle ısı ve ışıktan korunmalıdır. Taze arı sütü dondurularak saklanmalı ve soğuk zincirde taşınmalıdır. Hastalıklara karşı korunmak sağlıklı ve zinde kalabilmek isteyen herkes tarafından arı sütü kullanılabilir. Arı sütü kullanımı saf şekilde olabileceği gibi bal ile farklı karışımlar hazırlanarak tüketilebilir. Tüketimi sırasında tahta kaşık kullanılması tavsiye ediliyor. Arı ürünleri genel olarak sağlıklı gıdalardır. Ancak her kişide aynı etkileri göstermeyebilirler. Arı ürünlerinin, hangi dozda kullanılması hekim tavsiyeleri ile daha doğru olacaktır.

İşletmeleri kayıt altında olan, markalı, uygun muhafaza koşullarında saklanan ürünleri tercih etmek tüketicilerin sağlığı açıcından büyük önem arz etmektedir. Tüketeceğiniz ürün ile ilgili herhangi bir problemde muhatap bulmanız önemlidir. “Sağlık en az para kadar değerlidir.”  

 
Zir. Yük. Mühendisi Ümit SAYLAK
Beyçeri Arıcılık Üretim Müdürü

 
Akyol, E. Bal Arılarında (Apis mellifera L.) ‘’Yumurtanın Yapısı ve Post Embriyonik Gelişme.’’ Uludağ Arıcılık Dergisi, 7(4) 135- 144, (2007).
Akyol, E., Baran, Y., 2015. Uludağ Arıcılık Dergisi Mayıs 2015, 15 (1): 10-15.
Benfenati, L; Sabatini, A G; Nanetti, A (1986) Composizione in sali minerali della gelatina reale. Apicoltura 2: 129-143.
Chang, S.Y., 1979; Effects of size and type of queen cup on the production of royal jelly and acceptance by nurse bees. Apic. Abst., 201.
Genç, F., 1993. Arıcılığın Temel Esasları. A.Ü. Ziraat Fak. Yayınları No:149.
Korkmaz, A., Akyol, E., 2015. Arı Sütü Üretimi. Ceylan Ofset 1. Baskı, ISBN: 978-605- 65564-0-1, SAMSUN.
 
26.02.2020
Devamı

Tarım Haftası Balıkesir’de Etkinliklerle Kutlandı


Tarım Haftası Balıkesir de büyük bir coşku ile kutlandı. Balıkesir Üniversitesi ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesin de faal Ziraat Mühendislik Fakülteleri olmamasından dolayı, Balıkesir ilinde bu etkinlikleri dünya da ödüllü birim olan Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ile Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ortaklaşa düzenlendi.

Haber/ Foto: Cengiz Doğan/Balıkesir
 
Bilindiği üzere Tarım Eğitim ve Öğretiminin yıldönümleri etkinlikleri genelde Ziraat Mühendisliği bulunan üniversiteler ve Ziraat Mühendisleri Odaları tarafından düzenlenmekte ve kutlanmakta. Çoğu ilde etkinlik ve kutlama yapılmamakta.
Balıkesir Üniversitesi ve Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesin de faal Ziraat Mühendislik Fakülteleri olmamasından dolayı, Balıkesir ilinde bu etkinlikleri dünya da ödüllü birim olan Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ile Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ortaklaşa düzenlendi.
Tarım eğitim ve öğretiminin 174. Yılı kapsamında  “10 Ocak Tarım Haftası”  etkinlikleri, Balıkesir Tarım ve Orman İl Müdürü Kurtuluş Candan, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün, BBB Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı Şube Müdürleri İzzet Ulusman, Mehmet Hezer, Serpil Günay, Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi’ni temsilen öğretim üyesi Prof. Dr. Bünyamin Söğüt, TKDK Balıkesir İl Koordinatörü Mehmet Zahid Döğdü,  ZMO Balıkesir İl Temsilciliği, Balıkesir ili belediyelerinin temsilcileri, TAGYAD temsilcisi Cengiz Doğan’dan oluşan İl Tarım Heyeti’nin öğleden önce Atatürk Anıtı’na çelenk koymasıyla başladı. İl Tarım Heyeti çelenk töreninin ardından Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz ve Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı’yı ziyaret ederek günün önemini belirtiler.


Tarım Haftası etkinliklerinin öğleden sonra ki ikinci bölümü Balıkesir Büyük Şehirbelediyesine ait Avlu Kongre ve Sergi yerleşkesinde gerçekleştirildi. Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı, ilçe kaymakamları,  BBB Başkanı Yücel Yılmaz, Altıeylül Belediye Başkanı Hasan Avcı, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mustafa Küçükkaptan Balıkesir Milletvekilleri Yavuz Subaşı, Mustafa Canbey İl Tarım Heyeti, Merkez ve çevre ilçelerden Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ve Balıkesir Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün organizasyonuyla merkez ve ilçelerden getirilen lise öğrencileri, çiftçiler, vatandaşlar fuaye alanında BBB’sinin ikramlarıyla ağırlandı. Protokol ve hazır bulunanlar  sırasıyla  fuaye alanında açılan Tarım Fotoğrafları Sergisini, Balıkesir’de tarımsal ve tarıma dayalı ürün ihracatı yapan firmaların açtığı standları, BBB Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın üretimlerinin yer aldığı stand ziyaret edildi,  ürünler incelendi.

Sergi ziyaretlerinden sonra konferans salonuna geçildi. Açılış konuşmasını yapan Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bünyamin Söğüt ülkemizde Tarım Öğretim ve Eğitiminin ilk olarak İstanbul Yeşilköy'deki Ayamama Çiftliği'nde kurulan Ayamama Ziraat Mektebi’n de, 10 Ocak 1846 yılında başladığını söyledi. Söğüt Türkiye'de tarımsal eğitimin güçlü bir gelenek ve birikime sahip olduğunu gelecekte daha da önem arzedeceğini vurguladı. Söğüt’ten sonra Balıkesir Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Dekanı Ziya İlhan, Balıkesir’in tarım ve hayvancılık potansiyeliyle ilgili bilgiler vererek bu konuda yapılması gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu.


 
Üniversite temsilcilerinden sonra söz alan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Yücel Yılmaz, artan nüfusla birlikte gıda maddelerine ihtiyacında arttığını söyleyerek “Lezzetler farklı noktada dünyanın her yerinde tercih edilen şeyler olmaya başladı. Katma değeri yüksek ürünler üreten ülkeler bunları diğer ülkelere ihraç ediyorlar. Hollanda’ya gittiğiniz zaman peyniriyle meşhur. Fakat tattığımızda damak lezzetimize göre şimdiye kadar tattığımız peynirlerden farklı olduğunu görüyoruz. Bu aslında o ülkenin kendisiyle ilgili dünyada oluşturduğu algı. Herkesin beğendiği bir şeyi beğenmediğiniz zaman eksik olan siz oluyorsunuz, böyle bir algı oluşturmuşlar.

Her ülkenin kendini tanıttığı ürünleri var. Artık insanların kendine yeteceğinden daha fazla ürün üreten rekabetçi bir ortam var. O zaman bizim, şehir olarak; katma değeri yüksek, insanımıza daha çok kazanç getiren ve ihtiyaç duyulan değil, nitelikli ihtiyaç duyulan ürünlere geçmemiz gerekiyor.



Ülkemizde üretilip diğer ülkelere kalitesinden dolayı gönderdiğimiz ürünler var. “Balıkesir, Türkiye’yi doyuran il”  ifadesini haklı olarak kullanıyoruz ama bu işi yapan insanların hepsinin de ben çalıştım ve karşılığını aldım diyebileceği ortamı burada mevcut bulunan insanlarla beraber oluşturmalıyız.” dedi.

Tarımla uğraşan insanların ürünlerinin gelirinin her zaman daha fazla olması için yapılan çalışmalara her zaman destek vereceklerini belirten Başkan Yılmaz, devamında şöyle konuştu:
“Bizler yerel yönetimde, Ziraat Odamız kendi altyapısıyla, üniversitelerimiz, devletin idari mekanizmasını temsil eden Valiliğimiz, kaymakamlarımız ve onlara bağlı idareciler hep beraber katma değeri yüksek ürünlere geçip pazar payları daha yüksek oranlara nasıl ulaşabiliriz? Eğitimcilerimiz bununla ilgili arge çalışmalarını yapıp uygulayıcı olan çiftçilerimize, vatandaşlarımıza bunları öğretip daha çok verimli almasını sağlamalı. Ticaret erbabı olup bu ürünlerin ülke geneline ve yurtdışına satılmasını sağlayan arkadaşların katma değeri, ambalajı daha güzel hale getirmesi gerekiyor. Bizim de yerel yöneticiler olarak hayatlarını kolaylaştıracak zeminleri oluşturacak platformları oluşturmamız gerekiyor.

Balıkesir bu işte üzerine düşeni son 10 yılda yapmaya başladı. Konuyla ilgili bir algımız oluştu, bu haftalar ve buna benzer etkinliklerde bu işi iyi yapanları iyi dinleyip bu pazardan pay alanlardan daha fazlalarını üretmek hepimizin asıl görevi olmalı.

Görüyorum burada gençler var, geleceğin mesleği aslında tarım. Bir teknoloji var bir de tarım var. Burada; veterinerlik, ziraat fakülteleri üstlerine düşeni yapmak için hazır. Gençlere de bu alanın farkındalığını artırmayı hep beraber öğretmemiz gerekiyor.”

Balıkesir’in gerçek bir tarım şehri olduğunu ve çok ciddi potansiyel barındırdı-ğını belirten Balıkesir Milletvekili Mustafa Canbey “Tarımın ne olduğunu ve neler yapılması gerektiğini biliyoruz. Çok kıymetli ovalarımız var. Özellikle bunların nasıl değerlendirilmesi gerektiğiyle ilgili kafa yoruyoruz. Balıkesir için Türkiye’yi doyuran il diyoruz ama gerçekten bugün tarımsal üretimde hem Türkiye’de hem de dünyada istediğimiz anlamda rekabet edebiliyor muyuz; sürdürülebilirlik anlamında verimlilik anlamında, teknolojik gelişim, değişim, dönüşüm anlamında dünyada hak ettiğimiz yerde miyiz? Bunlara ne kadar kafa yoruyoruz, bunlarla ne kadar uğraşıyoruz aslında bu sorularla mücadele etmemiz, bu soruları cevabını bulmamız gerekiyor. Bugün dünyada en stratejik sektörler arasında tarım kabul ediliyor. Tarımda inanılmaz bir değişim ve dönüşüm var. Bugün tarım dediğimizde artık insanlar sadece emek yoğun bir sektörden bahsetmiyor. Hem teknolojik anlamda çok ciddi bir değişim oldu. Hem de ekonomik kazanım anlamında şu anda tarım alanı çok ciddi bir şekilde önümüzde duruyor.” dedi.



Balıkesir için en önemli sorunlardan bir tanesinin tarıma dayalı sanayi alanlarının oluşturulamamış olduğunu dile getiren Milletvekili Canbey “Önümüzdeki dönemde bence en fazla kafa yoracağımız konulardan bir tanesi tarımsal verimliliği, sürdürülebilirliği nasıl artırabiliriz ve tarıma dayalı sanayiyi nasıl geliştirebiliriz olmalı. Bir ürünü üretip satmak katma değer anlamında bize bir şey kazandırmıyor. Ürünü üretip onu tarıma dayalı sanayiyle geliştirip yeni inovasyonlarla dünya pazarına sunmak ve uluslararası alanda rekabet edebilir hale gelmek bizim en önemli önceliklerimizden birisi olmalı. Nerede ne üretilmeli hangi alanda ne ekersek daha fazla verim alabiliriz bunların hesabını yaparak önümüzdeki dönemde tarıma yönelik çalışmalarımızı geliştirebiliriz. Bugün burada yapılan çalışma gerçekten çok değerli çok kıymetli. Bu tip çalışmaların daha çok yapılması gerekiyor. Şu anda yapılan çalışmaları yakinen takip ediyorum önemli çalışmalar yürütülüyor. Hayvancılık anlamındaki potansiyelimizi değerlendirmek için önemli çalışmalar yapıyoruz. Her daim tarım sektörünün yanındayız. Önümüzde kıymetli bir zaman dilimi var bunu en iyi şekilde değerlendirip şehrimize katma değer üretmek için gayret göstereceğiz.”

10 Ocak 1846’da İstanbul Ziraat Mektebi Aliye’si açılmasıyla Türkiye’de tarımsal öğretimin başladığını belirten Vali Ersin Yazıcı “Biz, bir tarım kenti olarak Türkiye’yi doyuran il olarak tarım ve hayvancılıkta gerçekten ülkenin üst sıralarındayız. Hem üretim anlamında hem kaliteli ürün halkımıza hatta dünyaya sunmak anlamında dolayısıyla bu şehirde buradaki öğrencileri öncelikle bu alanı tercih ettikleri için doğru yerde oldukları için hem ailelerini tebrik ediyorum.

Yaşamın devam edebilmesi için tarım olmazsa olmazımız ve bunları üretirken asla ve asla kaliteden vazgeçmeyelim. İnsanoğlunun vazgeçilmezi olan yerine ikamesi olmayan başka türlü giderilemeyen yemek içmek zorunda olduğumuz bu ürünleri en kaliteli şekilde hep birlikte üreteceğiz. Meslek liselerimizde, meslek yüksekokullarımızda, üniversitelerimizin ilgili fakültelerinde hep birlikte bu şehirde en iyisini üretmek için etimizle, sütümüzle, biberimizle, bamyamızla Türkiye’ye örnek olacak, parmakla gösterilecek tarımsal ve hayvansal faaliyetleri bu şehirde yapıyoruz, sizlerin sayesinde yapmaya devam edeceğiz. Salonda bulunan gençlerimizin içerisinden çok sayıda bu tür ihracat yapan şirketler kuran, söz sahibi olanların çıkacağına inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından Balıkesir’de tarım sektöründe üretim ve ihracat yapan Kocaman Balıkçılık, Tellioğlu Un-Yem, Panç Fidancılık, Sarıbekir Ambalaj, Kristal Gıda, Bu Piliç, Ahi Güven,  firmalarının temsilcilerine plaket takdim edildi.



BBB Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Ahmet Mekin Tüzün’ün yöneticiliğinde başlayan panelde tarım sektöründe üretim ve ihracat yapan firma temsilcileri firmalarının başarı hikâyelerini, faaliyetlerini, ülkeye, sektöre, bölgeye yaptıkları katkıları ve hedeflerini anlattılar.

Panel bitiminde sahne de katılımcılar, öğrenciler, çiftçiler, vatandaşlar toplu fotoğraf çektirdi. İyi dilekler de bulunularak veda edildi.
 

 
 
 
 
26.02.2020
Devamı

Yıldırım :Tarımda Zenginliğini Değerlendiremeyen Ülke; Türkiye

Dünya Gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım, dünkü yazısında Türkiye'deki tarım üretimi konusunu ele aldı. Yıldırım," Tarım meselesi yüzeysel ele alınıyor" dedi.
Yıldırım,"Türkiye tarımsal üretim potansiyeli bakımından çok büyük zenginliğe sahip. Ancak bunu yeterince değerlendiremediği çok açık. Bunun nedenlerine kafa yormak ve tarımdan zenginlik üretecek politikalara, uygulamalara odaklanmak gerekir." değerlendirmesinde bulundu.

Muhalefet ile iktidar bugünlerde tarım konusunda sık sık karşı karşıya geliyor. Saman – kapçık ithalatı, tarıma verilen destekler,tarım ürünlerinde ithalat ve ihracat rakamları en çok tartışılan konuların başında geliyor.
Ülkenin Cumhurbaşkanı ile Ana Muhalefet Lideri ithal edilen 6 bin 500 liralık ürünün saman mı kapçık mı olduğunu tartışıyor. Türkiye, ilk kez 2012 yılında saman ithal etmeye başladı. Bugün de ithalat devam ediyor.Samanın kilosu sezon başına 20 kuruş civarındaydı. Bugün 1 liranın üzerinde. İsviçre’den ithal edildiği ve kilosu 200 lira olduğu iddia edilen de saman olamaz.
Saman ithalatı tartışılırken ithalat var mı yok mu tartışmasının ötesine geçilerek ithalatın nedenleri üzerinde durulmalı. Bu nedenlerin ortadan kaldırılması için çalışılmalı.
Liderler düzeyinde başlayan tartışma yukarıdan aşağıya doğru yayıldı.Tarımın gündemde olması, tartışılması elbette önemli. Ancak, tartışmanın düzeyi ve içeriğine bakıldığında tarım meselesinin ne kadar yüzeysel ele alındığı da görülüyor. Her zaman söylediğimiz gibi, tarım ülkenin dış politikası gibi siyasetin üzerinde ele alınması gereken ve tarladan,tohumdan başlanarak doğru analiz edilmesi gereken bir konu.

Türkiye tarımsal üretim potansiyeli bakımından çok büyük zenginliğe sahip. Ancak bunu yeterince değerlendiremediği çok açık. Bunun nedenlerine kafa yormak ve tarımdan zenginlik üretecek politikalara,uygulamalara odaklanmak gerekir.

FAO’dan biyoçeşitlilik raporu
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2019’da çok önemli bir araştırma yayınladı. “Türkiye’nin Biyoçeşitliliği: Genetik Kaynakların Sürdürülebilir Tarım ve Gıda Sistemlerine Katkısı” başlıklı araştırma, Prof. Dr. Hafiz Muminjanov ve Prof. Dr. Alptekin Karagöz’ün editörlüğünde yayınlandı.

Araştırma da Türkiye’nin biyoçeşitliliği çok detaylı olarak ele alınıyor. Araştırmada özetle şöyle deniliyor:

“Türkiye, fındık ve incir üretimi bakımından dünyada açık ara birinci sırada, kavun, pırasa, kiraz ve vişne yetiştiriciliğinde ikinci sırada, baharatlar, biber, çilek, kestane, nohut, Antep fıstığı, ceviz, fiğ, mercimek, taze fasulye, havuç, karpuz, sofralık üzüm ve bal üretimi bakımından da üçüncü sırada yer almaktadır. Dünyadaki yedi biyo-coğrafi bölgeden üçü olan Akdeniz, Avrupa-Sibirya ve İran-Turan bölgeleri elementleri Türkiye’de bulunmaktadır. Her biyo-coğrafya bölgesi kendine has eşsiz ekosistemler barındırmaktadır. Akdeniz elementlerinden olan servinin dünyadaki en geniş ormanı buradadır. Avrupa-Sibirya elementi, alpin çayırları da içeren Karadeniz ormanlarından oluşur. Orta Anadolu ve Doğu Anadolu stepleri, İran-Turan elementlerindendir. Türkiye, kıtalar arasında köprü durumunda olması nedeniyle iklim ve coğrafi özellikler kısa mesafelerde değişmektedir.

Bunun sonucu olarak ülkemiz, ev sahipliği yaptığı orman, dağ, bozkır, sulak alan, kıyı ve deniz ekosistemleri, bunların farklı biçimleri ve kombinasyonları ile biyolojik çeşitlilik bakımından küçük bir kıta karakterindedir.

“Dünyanın en zengin ülkelerinden biri”

Bu olağanüstü ekosistem ve habitat çeşitliliği, önemli tür çeşitliliğini de barındırmaktadır. Türkiye’nin fauna çeşitliliği, ılıman kuşak ülkeleriyle kıyaslanacak ölçüde zengindir. Avrupa’daki (Türkiye hariç) damarlı bitki sayısı 12 bin 500 olup bunun yüzde 28’i Avrupa’ya özgü endemiktir. Akdeniz Bölgesi Avrupa’nın, en yüksek bitki çeşitliliğine sahip yeridir.
Türkiye, bünyesindeki 167 familya, 1320 cins ve 9 bin 996 tür ile bitki türlerinin çeşitliliği bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Bitki genetik kaynakları bakımından Türkiye, iki önemli gen merkezi olan Akdeniz ve Yakın Doğu’nun kesiştiği noktada yer almaktadır. Her iki gen merkezi de keten (Linum), soğan ve sarımsak (Allium), arpa (Hordeum), buğday (Triticum), yulaf (Avena), nohut (Cicer), mercimek (Lens), bezelye (Pisum), şeker pancarı (Beta), üzüm (Vitis), badem (Amygdalus) ve erik (Prunus) gibi tarla ve bahçe bitkilerinin ortaya çıkmasında kilit bir role sahiptir. Kazdağları, genetik çeşitlilik açısından ülkenin en önemli noktalarından biridir.”

Başka ülkeler ne yapıyor?

Bu araştırma, Türkiye’nin nasıl bir zenginliğin üstünde olduğunu gösteriyor. Benim aklıma gelen ilk soru şu oldu; bu zenginlik başka ülkelerin elinde olsa neler olurdu neler? Çünkü önümüzde çok önemli örnekler var.
Türkiye kadar biyoçeşitliliği olmayan öyle ülkeler var ki sadece bir kaç ürünle tarımda çok büyük zenginlik üretiyor. O ürünlerde dünya piyasalarına hakim oluyor. Kanada’nın gen merkezi Türkiye olan mercimekte, Rusya’nın buğdayda, Brezilya’nın soyada, Amerika’nın badem, mısır ve pamukta,Yeni Zelanda’nın hayvancılıktaki başarıları ve yarattıkları zenginlik bu ülkelerin ekonomisine, çiftçisine çok büyük katkılar sağlıyor.

Türkiye’ye bakıldığında dünya üretiminde tartışmasız lider olduğumuz, ikinci,üçüncü olduğumuz pek çok ürün var. Bunlardan ilk akla gelenler; fındık,incir,kiraz,vişne,domates, mercimek, kayısı,elma,Antep fıstığı,ceviz,zeytin, üzüm, kavun, karpuz,şekerpancarı, ayva, hıyar,biber,taze fasulye ve daha niceleri. Bu kadar çok üründe dünya üretiminde söz sahibi olan Türkiye, tarımdan zenginlik üretmek yerine başka ülkelerin çiftçilerini destekleyen ithalatçı politikalarla üretimi, üreticiyi yok ediyor. Çiftçinin üretmesi istenmiyor.

Yine her fırsatta dile getirdiğimiz gibi, ülke yararına doğru politikalarla, çevreyle dost üretimle Türkiye’nin çıkış yolu tarımda olacaktır. Zengin toprakların, fakir insanları olmayı hak etmiyoruz. Karamsar değil, umutluyuz. Umudumuz, tarımda sahip olduğumuz zenginlik ve insanlarımızdır.

Özetle, bugün iktidarda olanlar da,yarın iktidara gelecekler de tarımdaki zenginliği,tarımdaki potansiyeli değerlendirmek için üretimin önündeki engelleri kaldırmak için çalışmalı. Tarımın sorunlarını çözmeye ve üretime odaklanmalı. Bu konuyu daha ayrıntılı okumak isteyenler “Üretme Tüket” kitabımın son bölümünü okuyabilir.
 
 
26.02.2020
Devamı

82 Bin 623 İşletme Gıda Denetim'den Geçti

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin talimatlarıyla 17 Şubat tarihinde ikincisi başlatılan ve 6 gün süren seferberlik kapsamında 82 bin 623 işletme denetimden geçti.
 
82 BİN 623 İŞLETME DENETİMDEN GEÇTİ
7 binden fazla denetçi ile gerçekleştirilen ikinci seferberlik kapsamında 82 bin 623 işletme denetimden geçti. Eş zamanlı olarak 81 ilde yürütülen denetimlerle gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerleri ile okul kantin ve yemekhaneleri denetime tabi tutuldu.

4 BİN 275 İŞLETMEDE OLUMSUZLUK TESPİT EDİLDİ
Vatandaşların gıda güvenliği hususunda herhangi bir olumsuzlukla karşılaştıklarında Alo 174 Gıda Hattını aramaları gerektiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli; “İkincisini tamamladığımız gıda denetim seferberliği kapsamında 5 kategoride ürün bazlı olarak denetimlerimizi yaptık. Bu bağlamda denetlediğimiz 82 bin 623 işletmenin 4 bin 275 adedinde olumsuzluk tespit edildi. Yine bu denetimlerde 695 numune alındı. Olumsuzluk tespit ettiğimiz işletmelere gereken cezai yaptırımları uyguladık” diye konuştu.

DENETİMLER SÜRECEK
Bu seferberliğin tamamlanması dolayısıyla kimsenin artık denetim yapılmayacak gibi bir düşünceye kapılmaması gerektiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Ekiplerimiz her zaman alanda olacaklar ve bu denetimlerini sürdürecekler. Vatandaşlarımızın güvenli gıdaya ulaşması için var gücümüzle çalışacağız. Gıda da sahtekarlığa asla izin vermeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yıl boyunca rutin olarak denetimden geçirilen gıda işletmelerine yönelik denetim seferberliğinin ilki Bakan Pakdemirli’nin talimatlarıyla 25 Kasım 2019 tarihinde başlatılmıştı. 6 gün süren bu denetim seferberliğinde 72 bin 783 işletme denetimden geçmişti.
 
 
 
25.02.2020
Devamı

YENİ BİR KORONAVİRÜS: 2019-nCoV

İnsanlarda ve hayvanlarda enfeksiyon oluşturan çok sayıdaki koronavirüslere, 2019 yılında Çin’de tanımlanan yeni bir koronavirüs (2019-nCoV) daha eklendi. Çin’de 2002 yılında ortaya çıkan SARS koronavirüsünün misk kedileri veya yarasadan, Orta Doğu’da 2012 yılında ortaya çıkan MERS koronavirüsünün develerden köken aldığı ortaya konulmuştur. Yeni koronavirüsün ise yarasalardan veya pangolinlerden insanlara bulaştığına dair veriler bulunmakla birlikte henüz kesinleşmiş bir bilgi sağlık otoritelerince paylaşılmamıştır. Virüs ile enfekte hastaların teyit edildiği ülkeler arasında Çin, Hong Kong, Makao, Tayvan, Vietnam, Japonya, Malezya, Nepal, Sri Lanka, Singapur, Kamboçya, Tayland, Kore Cumhuriyeti, Avustralya, Fransa, Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada yer almaktadır. 2019-nCoV enfeksiyonu ateş, öksürük, nefes almada güçlük ile seyretmekle birlikte, ileriki safhalarda hastalarda zatürre, şiddetli akut solunum yolu sendromu, böbrek yetmezliği ve ölüme neden olmaktadır. Hastalıktan korunmada; tıbbi maske gibi kişisel koruyucu ekipman kullanımı, hastalık bulgusu gösteren kişilerle yakın temastan kaçınmak, ellerin sık sık sabun ile en az 20 saniye boyunca yıkanması, alkol bazlı antiseptiklerin kullanılması, sık kullanılan yüzeylerin ve eşyaların temizliğinin ve dezenfeksiyonunun yapılması, öksürme ve hapşırma esnasında kağıt peçete kullanılması gibi temel kurallara uyulmasının önemli olduğu belirtilmektedir.


YENİ BİR KORONA VİRÜS 2019-nCoV
 
Koronavirüsler, 26-32 kilobaz arasında değişen pozitif anlamlı tek sarmallı viral RNA genomuna sahip, zarflı virüslerdir. Koronavirüsler (CoV'ler) insan ve omurgalılar için önemli patojenlerdendir. İnsan, hayvan, kuş, yarasa, fare ve diğer birçok vahşi hayvanın solunum, gastrointestinal, hepatik ve merkezi sinir sistemini enfekte edebilirler. Son yirmi yılda ağır akut solunum sendromu koronavirüs (SARS-CoV) salgını 2002’de ve Orta Doğu solunum sendromkoronavirüs (MERS-CoV) salgını 2012'de ve son olarak 2019’da üçüncü koronavirüs (2019-nCoV) salgını ortaya çıktı. Diğer farklı iki koronavirüs olan HCoV-229E ve HCoV-OC43 de insanlarda hastalığa neden olmaktadır. Ayrıca insan koronavirüsü NL63 (HCoV-NL63) çocuklarda, yaşlılarda ve immün yetmezliği olan bireylerde soğuk algınlığı (nezle) ile ilişkilendirilmiştir. SARS-CoV ve HCoV-NL63 hücre içerisine girişte anjiyotensin dönüştürücü enzim 2 (angiotensin-converting enzyme 2; ACE-2) reseptörünü kullanmaktadırlar. Fakat birbirinden farklı klinik tabloya neden olan enfeksiyonlara sebep olmaları cevaplanamayan bir soru olarak kalmaktadır. Uluslararası virüs sınıflandırma komitesinin 2018b raporunda insanlarda hastalığa yol açan koronavirüsler aşağıdaki gibi sınıflandırılmıştır.
 
Riboviria›Nidovirales › Cornidovirineae › Coronaviridae › Orthocoronavirinae › Alphacoronavirus › Duvinacovirus › Human coronavirus 229E
Riboviria›Nidovirales › Cornidovirineae › Coronaviridae › Orthocoronavirinae › Alphacoronavirus › Setracovirus › Human coronavirus NL63
Riboviria›Nidovirales › Cornidovirineae › Coronaviridae › Orthocoronavirinae › Betacoronavirus › Embecovirus › Human coronavirus HKU1
Riboviria›Nidovirales › Cornidovirineae › Coronaviridae › Orthocoronavirinae › Betacoronavirus › Merbecovirus › Middle East respiratory syndrome-related coronavirus
Riboviria›Nidovirales › Cornidovirineae › Coronaviridae › Orthocoronavirinae › Betacoronavirus › Sarbecovirus › Severe acute respiratory syndrome-related coronavirus
 
Kedi ve köpeklerde enfeksiyona yol açan ve veteriner hekimlik açısından önem arz eden koronavirüsler ise alphacoronavirus 1 altında yer almıştır. Kedilerin koronavirüs enfeksiyonları (Feline infectious peritonitis- FIPV) ise iki farklı serotip (FCoVserotip I ve II) altında incelenmektedir. Köpeklerin koronavirüsleri (CCoV) de iki farklı serotip ve IIa, IIb, ve IIc olmak üzere üç ayrı alt tip altında incelenmektedir. Kedi ve köpek koronavirüslerinin insanlarda enfeksiyon yaptığına dair bir delil bulunamamıştır. SARS-CoV'un misk kedilerinden veya yarasadan, MERS-CoV'un ise tek hörgüçlü develerden insanlara bulaştığı ortaya çıkmıştır.
 
Yukarıda bahsi geçen koronavirüslerden farklı olarak 2019 yılının Aralık ayında Dünya Sağlık Örgütü ile Çinli yetkililer, Çin'in Hubei Eyaleti’nin Vuhan şehrinde tespit edilen ve etiyolojisi bilinmeyen pnömoni vakalarının görüldüğünü rapor ettiler. Yeni bir koronavirüs (2019-nCoV), 7 Ocak'ta Çinli yetkililer tarafından hastalık etkeni virüs olarak tanımlandı. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 7 Şubat 2020’de dünya genelinde teyit edilmiş vaka sayısı 31481 olarak bildirilmiştir. Bu vakaların büyük çoğunluğu Çin’in Hubei Eyaleti’nde olmak üzere, Çin’de toplam 31211 kişinin virüsle enfekte olduğu ve 637 kişinin hayatını kaybettiği bilinmektedir. Çin dışında ölümle sonuçlanan enfeksiyonun görüldüğü tek ülke 1 vaka ile Filipinler’dir. 2019-nCoV enfeksiyonunun teyit edilmiş vaka ve ölüm sayılarına bakıldığında hastalığın yaklaşık %2,02 oranında ölüm (31481 vakada 638 ölüm) ile seyrettiği görülmektedir. Teyit edilmiş 2019-nCoV enfeksiyon vakalarının Çin haricinde görüldüğü ülkeler arasında; Singapur, Japonya, Kore Cumhuriyeti, Avustralya, Malezya, Vietnam, Filipinler, Kamboçya, Tayland, Hindistan, Nepal, Sri Lanka, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Almanya, Fransa, Belçika, İtalya, İspanya, İngiltere, İsveç, Finlandiya, Rusya ve Birleşik Arap Emirlikleri bulunmaktadır. Hastalığın hızlı bir şekilde yayılıyor olması insanları endişelendirmektedir. Bununla birlikte Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri bu son salgının hayvansal kaynaklı olabileceğini ve insandan insana yayılımın sınırlı olduğunu, fakat insanlar arasında yakın temasın bulaşmada etkili olabileceğini bilgisini paylaştılar.
 
10 Ocak 2020 tarihinde Dünya Sağlık Örgütü bu yeni virüs hakkında tüm insanları nasıl hazırlayabilecekleri, hastalığın izlenmesi, örneklerin test edilmesi, hastaların tedavisi, sağlık merkezlerindeki enfeksiyonun kontrolü ve iletişim konularında bir rehber yayınladı. 2019-nCoV teyit edilen hastaların birçoğunda hafif semptomlar gözlenmektedir. Enfeksiyon, solunum bulguları, ateş, öksürük, nefes almada güçlük gibi bulgularla seyretmektedir. Daha ciddi seyirli olgularda ise zatürre (pnömoni), şiddetli akut solunum yolu sendromu, böbrek yetmezliği ve ölüm görülebilmektedir. Hastalığın laboratuvar tanısı ile henüz teyit edilmediği vakalarda, klinik tanısında ateş (≥38°C), pnömoninin radyografik kanıtı, düşük veya normal beyaz hücre sayısı, düşük lenfosit sayısı insanlarda 2019-nCoV enfeksiyonu şüpheli olarak değerlendirilmektedir. Bu hastaların antimikrobiyal veya semptomatik tedaviden sonra 3 ila 5 gün boyunca standart klinik kılavuzlar dahilinde müşahade altında tutulmasının önemli olduğu vurgulanmaktadır.
 
Hastalığın tanısı için Dünya Sağlık Örgütü bir kılavuz yayınlamıştır. Bu kılavuzda hastalığın tanısı için real-time RT-PCR testinde kullanılacak primer ve prob dizilimleri paylaşılmıştır. Şu ana kadar pubmed gen bankasında yeni koronavirüse (nCoV) ait toplam 24 gen sekans dizilimi yayımlanmıştır (Erişim numaraları: MT008023.1; MT008022.1; MN997409.1; MN994468.1; MN994467.1; MN985325.1; MN988669.1; MN988668.1; MN988713.1; MN975268.1; MN975267.1; MN975266.1; MN975265.1; MN975264.1; MN975263.1; MN975262.1; MN938390.1; MN938389.1; MN938388.1; MN938387.1; MN938386.1; MN938385.1; MN938384.1; MT007544.1). Yeni cins Koronavirüslerin (2019-nCoV) genom analizlerine göre üç farklı suşu tanımlanmıştır. Çift yönlü dizi analizleri, yarasa SARS benzeri koronavirüsünün (Genbank erişim numarası MG772933), %88 nükleotit benzerliği ile 2019-nCoV'ye en yakın virüs olduğunu göstermiştir. Pullu karıncayiyen bir memeli hayvan olan pangolinlerden izole edilen koronavirüs ile 2019-nCoV arasında genetik yakınlık %99 olarak bulunmuş ve 2019-nCoV’nün pangolinlerden insanlara bulaşmış olabileceği bilgisi paylaşılmıştır. 2019-nCoV, HCoV-229E, -NL63, –OC43, -HKU1 ve MERS-CoV ile %50'den az çok düşük nükleotit benzerliği paylaştığını bildirilmiştir. Bugüne kadar, insan klinik örneklerinde 2019-nCoV tespit edildiği yeni nesil sekanslama, real time RT-PCR, hücre kültürü ve elektron mikroskobu ile teyit edilmiştir.
 
 Paylaşılan genetik sekanslar sayesinde, daha fazla ülkenin bu yeni etken yönünden şüpheli hastalarda daha hızlı şekilde laboratuvar temelli teyit etmeleri amaçlanmaktadır. Hastaların tanısında nazofaringealsıvap ve balgam örnekleri kullanılmaktadır. Real time RT-PCR ile balgam örneklerinde hastalığı şiddetli dönemindeki bir hastanın viral yükü mililitrede 108 kopya olarak rapor edilmiştir. Filogenetik analizler, 2019-nCoV yarasa veya pangolin kaynaklı olduğunu gösterirken, 2019-nCoV ayrıca  çeşitli hayvan türlerinin (fareler ve sıçanlar hariç) ACE-2 reseptörünü potansiyel olarak tanıyabileceğini göstermiştir. 2019-nCoV geçirdiği evrimle, insanları enfekte etme ve insanlar arasında bulaşma yeteneğini geliştirdiği varsayılmaktadır. Bu hayvan türleri 2019-nCoV enfeksiyonları için olası ara konaklar veya hayvan modelleri olarak değerlendirilmiştir.
 
İlk 2019-nCoV vakaları, Vuhan'da vahşi hayvanların bir restoranda servis edildiği deniz ürünleri pazarından ortak bir maruziyetin bildirilmesi, hastalığın zoonotik potansiyelini göstermiştir. Bu nedenle yeni koronavirüsün, deniz ürünleri marketinde hayvanlardan (Huanan Seafood Wholesale Market) insanlara geçtiği düşünülmektedir. Ayrıca insandan insana bulaşma da söz konusudur. Hapşırma, öksürme ve enfekte kişilerle direkt temas ile virüs diğer insanlara bulaşmaktadır. Yeni koronavirüsün SARS virüsünde olduğu gibi ACE-2 reseptörüne bağlanarak hücre içerisine girdiği tespit edilmiştir.

KORUNMA
 
SARS-CoV, 56°C 90 dakika, 67°C’de 60 dakika ve 75°C'de ise 30 dakika kaldıktan sonra enfeksiyon yapma gücünü yitirmektedir. Koronavirüsler hafif asidik pH'da (6-6.5) alkali ortamlara göre daha dirençlidirler. Virüs, 96 saat boyunca balgam, serum ve dışkıda canlı kalabilir.
Korunmada hızlı vaka tespiti ve izolasyonu, temas takibi, karantina ve basit korunma önlemleri gibi temel halk sağlığı önlemleri önemlidir. Belirli bir antiviral tedavisi olmadığı için, hastalıktan korunmada yüksek konsantasyonda antiseptik-dezenfektanların (Sodyum hipoklorit, Kloramin T, sodyum hipoklorit ve potasyum bromit, glutaraldehit ile sodyum o-benzil-p-klorofenat+sodyumdodesilsülfat, %70 2-propanol, %78 etanol, 26% glukoprotamin) kullanımı çok önemlidir. İnsan hekimliğinde yaygın olarak kullanılan klorheksidin ve setrimid gibi dezenfektanlara etanol ilave edilmez ise HCoV 229E üzerinde etkisinin olmadığı bildirilmiştir. 2019-nCoV virüsünün çevresel kontaminasyonu ve yayılmalarında cansız malzemelerin rolü, antiseptik-dezenfektan formülasyonlarına karşı duyarlılıkları ve/veya dirençleri, yeni etkili ve toksik olmayan dezenfektanların geliştirilmesi koruma kontrolde önemlidir.
Son iki hafta içerisinde Çin başta olmak üzere koronavirüsenfeksiyonu görülen ülkeden geldiyseniz veya gelen biri ile temas etti iseniz, ateşiniz varsa, öksürüyorsanız ve nefes almada zorluk gibi semptomlar var ise maske takarak sağlık kurumuna başvurulmalıdır. Hastalar, hekimlerine son seyahatleri hakkında bilgi vermelidir. Eller sık sık su ve sabun ile en az 20 saniye boyunca yıkanmalı ve su veya sabunun olmadığı durumda alkol bazlı el antiseptiği kullanılması tavsiye edilmiştir. Soğuk algınlığı veya grip benzeri belirtileri (ateş, zor nefes alma, öksürük) olan kişiler ile yakın temastan kaçınılmalıdır. Hapşırma, öksürme ve ateş belirtileri olan kişiler ile en az 1 metre mesafede durmak da bulaşmayı engellemektedir. Hapşıran ve öksüren kişilerin kağıt peçete kullanamadığı durumlarda, kolu dirsekten katlayarak kıyafete hapşırması öksürmesi de virüsün saçılımını ve diğer kişilere bulaşmasını önemli ölçüde azaltmaktadır. Hastaların hapşırdıktan ve öksürdükten sonra ellerini yıkamaları gereklidir. Hapşırırken ve öksürürken kağıt peçetelerin kullanılması ve kullanılan peçetelerin çöp kutularına atılması da hastalığın yayılmaması için alınacak önlemler arasında sayılmaktadır. Öksürük ve hapşırık, canlı veya ölü hayvanlarla temas sonrasında, tuvalete girişte ve  tuvaletten çıkışta, yemek yemeden önce, yemek hazırlamadan önce ve hazırladıktan sonra ellerin yıkanması hastalıktan korunmada diğer önemli yollar arasında gösterilmiştir. Eller yıkanmadan göze, burna ve ağza temasından kaçınmalıdır.
Enfeksiyondan korunmada temel el ve solunum hijyeni önem arz etmektedir. Evcil hayvanlarla ve özellikle yarasa gibi vahşi hayvanlarla temas edilmemelidir. Çiğ veya az pişmiş hayvansal ürünler tüketilmemelidir. Çiğ et ve pişmiş yiyecekler için farklı kesme tahtası ve bıçaklar kullanılmalıdır. Hastalanan insanların evde kalmaları, dışarı çıkmamaları oldukça önemlidir. Sıkça dokunulan nesneler ve yüzeyler temizlenmeli ve dezenfekte edilmelidir. Şiddetli akut solunum hastalığına neden olan bir patojenin ortaya çıkması durumunda derhal yerel ve ulusal sağlık otoritelerine bildirilmelidir.
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre tüm sağlık personeli ve laboratuvar çalışanlarının uyması gereken temel kuralları şu şekilde belirtmektedir: 
  • Virüs varlığını tespit etmek için hastaların erken taraması, bulaşmayı azaltmada anahtar uygulamadır. Hemen tarama yapılmalı, virüs varlığı doğrulanmalı, hastalar ayrılmalı ve gerekiyorsa karantinaya alınmalıdır.
  • Bu uygulamaları takiben, hastalar gözlemlenerek destekleyici ve semptomatik tedavi uygulanmalıdır.
  • Sadece uzman ve eğitimli personel tarafından hastadan doğru örnek alınmalı ve laboratuvar tanısı yapılmalıdır.
  • Hipoksemik solunum yetmezliği ve akut solunum distressendromu ve septik şok hastalarının semptomlarına yönelik özel uygulamalar yapılmalıdır.
  • Komplikasyonlar engellenmeli ve yeni koronavirüse (2019-nCoV) yönelik özel ve tavsiye edilen tedaviler uygulanmalıdır.
  • Gebe hastalara özel bakım ve sağlık desteği verilmelidir.
  • Sağlık çalışanlarının yüzük, saat, bileklik gibi takıları çalışma sırasında takmaması da korunmada önemlidir.
  • Kişisel koruyucu ekipman (maske, gözlük, özel kıyafet, eldiven gibi) kullanımının oldukça önemli olduğu belirtilmektedir.

Prof. Dr. Ahmet Kürşat AZKUR
           Dr. Emel AKSOY
Kırıkkale Üniversitesi Veteriner Fakültesi Viroloji Anabilim Dalı Yahşihan/Kırıkkale

                                                                                  
 

 
25.02.2020
Devamı

Gürer : Tarımsal Kredilerin Faizleri Silinsin 5 Yıl Süre İle Yapılandırılsın

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllardaki doğal afetler dikkate alınarak, çiftçilerin tarımsal kredi borçlarının faizlerinin silinip 5 yıl süreyle yapılandırılması ve çiftçilerin sorunlarının incelenmesi talebiyle Meclis Araştırma Önergesi verdi.
 
ÇİFTÇİLER BORCU, BORÇLA KAPATMAYA ÇALIŞIYOR
 
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis Araştırma Önergesinde, çiftçilerin tarımsal kredi borçlarındaki artışa dikkat çekti. Tarım kesiminin afetlerin de etkisiyle sıkıntılı dönemler yaşadığına vurgu yapan Gürer, çok sayıda çiftçinin kredi borcunu başka bankalarda kredi çekerek kapatma zorunda daldığını anlattı.

Bu yıl yaşanan afetler nedeniyle çiftçi borçlarının önemsenin zora girdiğini kaydeden CHP Milletvekili Gürer, çiftçilerin sorunlarının incelenmesi, araştırılması ve çözüm üretilmesi gerektiği belirtti.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun çiftçi kredileri verilerinden örnekler veren Gürer, 2019 Eylül ayı itibarıyla, son bir yılda tarım ve balıkçılık sektörüne kullandırılan nakdi kredi miktarının yüzde 3,3 artışla 101,2 milyar liradan 104,6 milyar liraya yükselmiş olduğunu ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu dönemde Tarım Kredi Kooperatiflerinin çiftçiye kullandırdığı kredi miktarı da yüzde 5,6 artışla 8,1 milyar liradan 8,5 milyar liraya çıktı. Finansman sıkıntısı çeken çiftçimizin faiz yükünü bir nebze hafifletmiş olsa da borçların çevrilmesinde zorluk sürmektedir. Çünkü çiftçimiz, 2018 ve 2019 yıllarında özel bankalardan yüzde 40’lara, Tarım Kredi Kooperatiflerinden yüzde 32,5’lere, Ziraat Bankası’ndan yüzde 16’lara ulaşan yüksek faiz oranlan ile kredi kullanmış, yüksek faiz oranlan ile borcunu ertelemiş veya yapılandırmıştır” dedi.

Ziraat Bankası’nın 2019 yılında kredi talebinde bulunan çiftçilere kullandırdığı kredinin tamamım nakit olarak ödemediğini, İlçeden ilçeye oranların değişmekle birlikte genel olarak kredinin bir kısmını nakit, bir kısmım ise çiftçiye girdi alımı için vermiş olduğu çiftçi kartına yüklenmekte olduğunu belirten Gürer, “Bununla ilgili çiftçilerimizin şikâyetleri vardır. Çiftçimiz kredisini nakit olarak almak istemektedir. Bunun dışında bankalar, çiftçiye, hayat sigortası, tarım sigortası, ipotek gibi ilave masraflar da yaptırmaktadırlar. Ayrıca, bankaların talep ettiği ağır teminatları (memur kefil, şehir merkezinde konut) sağlayamayan çok sayıda çiftçimiz de kredi kullanamamıştır” şeklinde konuştu.

Gürer, 22 Şubat 2019’da çıkarılan 7166 sayılı kanunla getirilen 10 puanını çiftçi, 5 puanını Hazine’nin karşıladığı yüzde 15 faizle 5 yıl vadeli yapılandırma uygulamasının da çiftçilere daha önce yapılandırma yapıldığı için kanuni takibe girmeyen borçlarını kapsamamış olduğunu, faiz yüksekliği nedeniyle de çiftçimizden beklenen ilgiyi göremediğini vurguladı.

 Gürer, TBMM Başkanlığına sunduğu Meclis Araştırma Önergesinde şu ifadelere yer verdi:
 
“Çiftçimiz, doğal afetler nedeniyle yüzde 3 faizle ertelenmiş borcunu da yüzde 10 faizle yapılandırmak istememiştir.
Son yıllarda afetlerin de etkisiyle çiftçi kredi borcunu, başka banka kredisiyle kapatmak zorunda kalmaktadır. Bu yıl da yaşanan afetler nedeniyle borçların ödenmesi mümkün görünmemektedir.
Yıllardır biriken borçların bir hasat sezonunda ödenebilmesi de mümkün değildir. Nitekim çok sayıda çiftçi, borcunu vadesinde ödeyememiştir. Çiftçilere, alacaklı kurumlar uyarı yazıları göndermektedir. Bazı tarımsal kredilerde icralar da başlamıştır. Kefiller ile asıl borçlular arasında borcun ödenememesi nedeniyle çıkan sorunlar da her geçen gün artmaktadır.

Çiftçilerin tüm bankalara olan borçları, çiftçi kayıt sistemi kaydı olsun olmasın, faizleri silinmek suretiyle en az 5 yıl vadeyle yapılandırılmalıdır. 2019 yılı içinde yaşanan afetler nedeniyle kredi borçlarının faizsiz olarak ertelenmesini sağlayacak düzenlemeli ihtiyaçtır. Genel olarak sorunların yerinde tespiti ile çözümü için meclis yapılmalıdır
 
 
 
25.02.2020
Devamı

Timsah Yiyen Kaplumbağa El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, ülke genelinde yaban hayvanlarını koruma faaliyetlerine aralıksız devam ediyor.
Bu koruma faaliyetleri kapsamında DKMP Genel Müdürlüğü’ne bağlı ekipler yapılan bir ihbarı değerlendirerek 8 adet timsah yiyen (alligator tortoise) ve 4 adet mahmuzlu kaplumbağaya (sulcata tortoise) el koydu.

Sosyal medyada egzotik kaplumbağa satışı yapıldığı ihbarı üzerine harekete geçen ekipler, internete satış ilanı veren şahısla pazarlık yapmak üzere müşteri olarak görüştü. Görüşme sonucunda 8 adet timsah yiyen ve 4 adet mahmuzlu kaplumbağa için 16 bin 400 TL karşılığında anlaşma sağlanarak bir buluşma gerçekleştirildi.



Buluşma sırasında satışı yapılmaya çalışılan hayvanların yurda giriş belgeleri ve faturaları ibraz edilemeyince söz konusu havanlara ekipler tarafından el konuldu.
Yasa dışı hayvan ticareti yapan şahıs hakkında idari işlem başlatılarak 7 bin 667 TL idari para cezası uygulandı.

El konularak koruma altına alınan kaplumbağalar ise yapılan protokol çerçevesinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Hayvanat Bahçesine teslim edildi.​
 
 
24.02.2020
Devamı

Geçirgen Bentler Hayata Geçiyor

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü, taşkınlarda sel sularının getirdiği ağaç, dal, kütük gibi malzemelerin köprü ve menfezleri tıkamasıyla yaşanan taşkınlara son vermek üzere geçirgen bent uygulamasını hayata geçiriyor. Geliştirilen iki modelin ise patent başvuruları yapıldı.
Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nde meydana gelen taşkınların en büyük sebeplerinden birini taşkın suyuyla birlikte yukarı havzalardan gelen ağaç, dal, kütük vb. odunsu malzemelerin köprü ve menfezleri tıkayarak barajlama yapması oluşturuyor. Bu sorunun çözümüne yönelik olarak dünyada son yıllarda geçirgen bentlerin yapımına ağırlık verilmiş ve ülkemizdeki ilk geçirgen bent uygulaması ise Rize’de yapılmıştı.

PATENT BAŞVURULARI YAPILDI
 Bu bağlamda DSİ Rize Bölge Müdürlüğü, rüsubat tutucu geçirgen bentlerin AR-GE çalışmaları kapsamında 2 farklı model tasarladı ve patent başvurularını yaptı. Söz konusu fikri eserlerin deneyleri Rize Bölge Müdürlüğü hidrolik laboratuvarında tamamlanarak, Dalgakıran ayaklı modelin Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde patenti alındı. Gemiburnu tip model ise Uluslararası patent başvurusu aşamasında bulunuyor.

RUSUBAT KAYNAKLI TAŞKINLAR ENGELLENECEK
Sel meydana geldiği durumlarda önü gelen odunsu materyalle hızla tıkanan bentlerinin sıklıkla iş makinaları ile temizlenmesi gerekiyor, bu durum ise bentlerin işletilmesini zorlaştırıyor. Geliştirilen bu iki geçirgen bent modeli ile rusubat kaynaklı taşkınların önüne geçilmesi hedefleniyor.

Özellikle son yıllarda Karadeniz Bölgesindeki taşkın sorununun çözümüne yönelik olarak çok sayıda öncü ve yenilikçi proje üreten DSİ, geçirgen bentlerin yanında, moloz bariyerleri, taşkın müzesi, taşkın acil müdahale ekibi, mobil taşkın koordinasyon merkezi, taşkın müdahale planı, deniz dalgalarının nehir taşkınlarına etkisi projesi, taşkın ve heyelan erken uyarı pilot çalışmaları, bölge menfezlerinin büyütülmesi kararı, pürüzlülük katsayısının revizyonu çalışmaları gibi birçok projeyi hayata geçirdi.
 
 
 
24.02.2020
Devamı

Geçmiş Olsun Van

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, depremden etkilenen Van’da ahırları zarar gören ve hayvanları telef olan vatandaşlarımıza yardım için çalışmaların başladığını ve 200 küçükbaş hayvanın sevkiyatının başladığını söyledi.

Merkez üssü İran olan 5,9 şiddetindeki depremin Van’ın Başkale ilçesi ve mahallelerinde şiddetli bir şekilde hissedildiğini belirten Bakan Pakdemirli “Devletimiz tüm imkanlarıyla depremzedelerimizin yanında ve yapılması gereken her şey yapılıyor. Bizde Bakanlık olarak depremde hayvanları telef olan, ahırları yıkılan vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılamak için çalışmalarımızı başlattık” diye konuştu.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatları doğrultusunda Depremin etkili olduğu Başkale ilçesinin Böğrüpek, Gelenler, Güvendik, Kaşkol, Ömerdağı, Özpınar, Eşmepınar mahallelerinde hasar tespit çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“İlk gelen verilere göre bu mahallelerimizde 193 ahır yıkılmış, 105 ahır ise ağır hasarlıdır. Tespitlerimizde 1.916 küçükbaşın ve 109 büyükbaş hayvanın telef olduğu anlaşılmıştır. Zarar ziyan tespiti için görevlendirdiğimiz personellerimizin çalışmaları ise devam etmektedir. Yıkılan ahırların yerine kullanılmak üzere Bakanlığımız tarafından bölgeye 6x4 metre büyüklüğünde 30 adet çadır sevk edilmiştir.

Ayrıca Van depreminde zarar gören ailelerin hayvan yemi olarak kullanması için TİGEM’e bağlı Ceylanpınar Tarım İşletmesinden 50 ton yonca otu ve 25 ton saman bölgeye sevk edilmiştir. Yine depremde hayvanları telef olan aileler için 200 baş küçükbaş hayvanın sevkiyatına başlanmıştır”​
 
 
23.02.2020
Devamı

Kalaycı :Esnaf Yapılandırma, Çiftçi Af Bekliyor

TBMM Genel Kurulu’nda konuşan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, sicil affı, vergi ve prim borçlarında yapılandırma, kuyu barışı ve pancar kota cezalarını gündeme getirdi.


Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, TBMM Genele Kurulunda Bankacılık kanun teklifi görüşmeleri esnasında yaptığı konuşmada banka komisyonları, sicil affı, vergi ve prim borçlarında yapılandırma, çiftçilerin kredi borçları, kuyu barışı ve pancar kota cezalarını gündeme getirdi.

 ‘BANKALARCA ALINAN ÜCRET VE KOMİSYONLARA SINIRLAMA GETİRİLMESİNİ DESTEKLİYORUZ’
Bankaların her türlü işlemlerinden elde ettikleri ücret, masraf, komisyon ve diğer menfaatlerin nitelikleri ile azamî miktar ya da oranlarını tespit etme, bunları kısmen veya tamamen serbest bırakma hususundaki yetkilerin doğrudan Merkez Bankasına verildiğini söyleyen MHP Konya Milletvekili Mustafa Kalaycı, “10 Şubat 2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan BDDK yönetmeliği ve Merkez Bankası tebliği ile bankaların alabileceği ücret ve komisyonlara sınırlamalar getirilmiştir. Vatandaşımız bankalarda yaptığı işlemlerde çeşitli adlarla istenen ücret ve komisyonları, yıllardır çaresizce ödemek durumunda kalmıştır. Bu durum, vatandaşlarımızın en fazla şikâyetçi olduğu konulardan biridir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak uzun süredir dile getirdiğimiz ve düzenleme yapılmasını istediğimiz bu konunun düzen altına alınması memnuniyet vericidir” dedi.

 ‘ESNAFIMIZI VE ÇİFTÇİMİZİ RAHATLATACAK POLİTİKALARA İHTİYAÇ VAR’
Türkiye’nin zor bir ekonomik dönemden çıktığına işaret eden MHP Konya Milletvekili Kalaycı, “Ekonomik göstergeler önümüzdeki dönem için umut vermektedir. Bu süreçte, reel sektöre yönelik bazı kararların alınmasının tam zamanıdır. Ekonomik sıkıntılardan dolayı borçlarını ödeyemez duruma düşen ticaret ve meslek erbabımızı, esnafımızı ve çiftçimizi rahatlatacak yeni politikalara ihtiyaç bulunmaktadır. Tarımsal krediler ile esnaf kredilerinin faiz oranlarının düşmesi çok olumludur. Fakat faiz oranları düşmekle birlikte kara listede yer alan birçok esnaf ve çiftçi uygun kredi şartlarından maalesef yararlanamamaktadır” diye konuştu.

‘ESNAF VE ÇİFTÇİYİ RAHATLATMAK AMACIYLA SİCİL AFFI ÇIKARILMALI’
“Esnaf ve çiftçi verilen kredilere ulaşamadıktan sonra, var olan borçlarını ödemekte zorlandığı süreçte faiz oranlarının düşmesinin onlar için hiçbir anlamı kalmamaktadır” diyen MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Konya Milletvekili Kalaycı, “Esnaf ve çiftçimizi rahatlatmak, ekonomiye canlılık kazandırmak, yeni kredilerin ve yatırımların önünü açmak amacıyla sicil affı mutlaka çıkarılmalıdır. Son iki yılda yaşanan sıkıntılılar vergi ve prim borçlarında yeni bir yapılandırma yapılmasını kaçınılmaz kılmakta. Vergi ve SGK primlerine ilişkin hem yapılandırma taksitlerini ve hem de cari yükümlülüklerini ödeyemeyen çok sayıda kişi bulunmaktadır. Yeniden yapılandırmanın vergi sistemine olan güveni sarstığı, vergi ahlakını bozduğu, bu konuda toplumda sürekli bir beklenti ortamının doğmasına neden olduğu doğrudur, ancak son iki yılda yaşanan sıkıntılılar ve halen ekonomide yaşanan toparlanma dikkate alındığı takdirde içinde bulunulan şartlar yeni bir yapılandırma yapılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Vergi ve prim tahsilatının artırılması yanında vatandaşın rahatlatılması için eski yapılandırma borçları dâhil tüm borçların birleştirilerek yeni bir yapılandırmaya gidilmesi, cari ay ödemeleriyle birlikte ödenebilecek uygun faiz ve uzun vade öngörülmesi, hem amaca ulaşılması ve hem de tekrar bir yapılandırma ihtiyacı doğmasına meydan verilmemesi açısından önem arz etmektedir” dedi.

 ‘ÇİFTÇİLERİN KREDİ BORÇLARI UYGUN ŞARTLARDA YAPILANDIRILMALI’
Çiftçilerin de kredi borçlarının uygun şartlarda yeniden yapılandırılmasını beklediğini ifade eden Kalaycı, “Bankalara olan kredi borçları katlanarak artan ve başta mazot ve gübre olmak üzere girdi fiyatları pahalılaşan çiftçimiz gerçekten zor durumdadır. Mevcut uygulamada çiftçimizin kredi yapılandırmalarına yüksek faiz uygulanmaktadır. Ziraat Bankası ve Tarım Krediye olan borçlarında çiftçilerin ödeyebileceği uygun şartlarda yapılandırmayı içeren bir düzenleme ivedilikle yapılmalıdır.  Diğer yandan, çiftçimiz, zamlarla iyice artan elektrik faturalarını ödemekte zorlanmaktadır.
 Tarımsal sulamada ve seralarda kullanılan elektrik için daha düşük tarife belirlenmelidir. Elektrik fatura bedellerinin hasat sonrası fatura edilerek tahsili sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı. Çiftçinin kuyu barışı yapılması suretiyle kuyulara ruhsat verilmesini de talep ettiğini dile getiren Kalaycı, “Konya ovasında ruhsatsız ya da depo ve benzeri adlarla izin alınmış çok sayıda yeraltı su kuyusu bulunmaktadır. Bu kuyular yıllardır kullanılmakta, elektrik faturaları ödenmektedir. Çiftçimiz kuyu barışı yapılması suretiyle bu kuyulara ruhsat verilmesini istemektedir. Pancar üreticisinin kotasını dolduramadığı için verilen kota cezalarında üreticinin kendi elinde olmayan sebepler dikkate alınmalı kota cezaları mutlaka kaldırılmalıdır. Çiftçimizin sorunlarının çözümüne yönelik acilen bir tedbir paketi uygulamaya konulmalıdır. Bu sorunlar giderilmeli ki, çiftçimiz daha fazla üretsin ve ekonomik büyümeye daha fazla katkı sağlasın” diye konuştu.



 
20.02.2020
Devamı

Hollanda'da Çiftçiler Hükumeti Protesto Etti

Hollanda'nın Lahey kentinde farklı şehirlerden gelen binlerce çiftçi hükümetin azot oksit emisyonlarıyla ilgili uyguladığı standartları protesto etti. Protesto sırasında 2 kişi gözaltına alındı.
Hollanda'nın farklı kentlerinden çok sayıda traktörle gelen binlerce çiftçi, Lahey kentinin Koekamp Meydanı'nda toplandı.

Traktörlerle ara yolları, sahili ve şehir içindeki tramvay yollarını kullanan göstericiler, kent trafiğinde aksamaya neden oldu.
Çiftçiler, şehir merkezindeki tramvay yollarını ve bazı noktaları kapattı.

Kapatılan yolların trafiğe açılması için çiftçileri uyaran polis, tehlike oluşturan iki kişiyi gözaltına  aldı.

Protesto nedeniyle meclis güzergahı ve çevresinde, Hollanda ordusunun da desteğiyle geniş güvenlik önlemi alındı.
Göstericiler, hükümetin azot oksit emisyonlarıyla ilgili uyguladığı standartları protesto etti.
 
 
20.02.2020
Devamı

Trans Yağ Miktarına Sınırlama Geliyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bütün bitkisel ve bitkisel kaynaklı gıdalardaki trans yağ miktarına sınırlama getireceklerini belirterek, “Gıda satış ve toplu tüketim yerlerinde son tüketiciye arz edilecek gıdalarda trans yağ içeriği, toplam yağın 100 gramında 2 gramı geçemeyecek.” dedi.
Bakan Pakdemirli, trans yağ asitlerinin hayvansal ve bitkisel tüm yağların doğal yapısında bulunabildiğini, ayrıca, sıvı bitki yağlarının hidrojen ile doyurulması sonucu da trans yağ oluşabildiğini söyledi.

Trans yağlara sınırlama getirmek amacıyla yönetmelik hazırlığı yaptıklarının altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti:
“Düzenlemeyle, bütün bitkisel ve bitkisel kaynaklı gıdalardaki trans yağ miktarına sınırlama getiriyoruz. Hayvansal yağlarda doğal olarak bulunan trans yağ hariç, gıda satış ve toplu tüketim yerlerinde son tüketiciye arz edilecek gıdalarda trans yağ içeriği; toplam yağın 100 gramında 2 gramı geçemeyecek. Yönetmeliğimiz en geç mart ayında yayımlanacak. Gıda işletmelerine 2020 yılı sonuna kadar süre verilecek.”

KISITLAMA AB’DEN ÖNCE HAYATA GEÇECEK

​Bakan Pakdemirli, yönetmeliğin, Dünya Sağlık Örgütünün öngördüğü şekilde hazırlandığını ifade ederek, Avrupa Birliği’nde konuyla ilgili geçiş süresinin 1.4.2021 olarak belirlendiğini, dolayısıyla trans yağ kısıtlamasını AB’den 3 ay önce hayata geçirmiş olacaklarını söyledi.
 
 
20.02.2020
Devamı

Aromalı Şuruplara Yasak Getirildi

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.
Yönetmelikle, gıda ve gıda ile temas eden malzemelere ilişkin kriterler, pestisit kalıntıları ve veteriner ilaç kalıntıları, gıda katkı maddeleri, gıdalara eklenebilecek vitaminler, mineraller, aroma vericiler, gıda enzimleri, bulaşanlar, ambalajlama, etiketleme, maksimum kalıntı limitleri ile yatay ve dikey gıda kodeksine ilişkin esaslar düzenlendi.
Gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemeler için ilgili gıdalara eklenebilecek vitaminler, mineraller ve gıda katkı maddelerini düzenleyen yatay gıda kodeksi hükümlerine uyulması zorunlu olacak.

Dikey Gıda Kodeksi Hükümleri, Yatay Gıda Kodeksi Hükümleri İle Birlikte Uygulanacak
Gıda ile temas eden madde ve malzeme için belirlenmiş özel kriterleri içeren dikey gıda kodeksi hükümleri de yatay gıda kodeksi hükümleri ile birlikte uygulanacak.
Gıda ile ilgili coğrafi işaret veya geleneksel ürün adlarının kullanımının, tescilde belirtilen özelliklere uygunluğunun denetimi Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılacak.
Yönetmelik kapsamında yer alan ve ülkesel veya yöresel adlarıyla belirtilen gıdalar, coğrafi işaretten doğan haklara aykırı olmamak koşuluyla bu adlarla üretilebilecek.

Aromalı Şuruplara Yasak
Yönetmeliğe göre, pekmez olmadığı halde pekmez izlenimi veren meyveli şekerli şurup, meyve tatlısı, pekmez şurubu, meyveli şekerli şerbet ve benzeri isimlerle ürünler üretilemeyecek.
Bitkisel yağ veya diğer gıda bileşenleri kullanılarak peynir izlenimi veren ürünlerin de üretiminin önüne geçilecek.
Aroma vericiler veya bal eklenerek bal aromalı şurup, çam aromalı şurup, ballı şurup ve benzer isimlerle bal izlenimi veren ürünler üretilmesi yasaklandı. Bal aromalı ve benzeri şurup üreten gıda işletmecilerinin, yönetmeliğin yayımı tarihinden önce ürettikleri ürünler, 31 Aralık 2020 tarihinden sonra piyasada bulunamayacak. 
 
20.02.2020
Devamı

Başkan Erdoğan: Saman Değil Hububat Kapçığı

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "İsviçre'den saman ithal ediyorlar" sözlerine yanıt veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nun yalan söylediğini belirterek, söz konusu ürünün hububat kapçığı olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Saman ithal ediyorlar" sözlerine yanıt verdi.

Erdoğan, İsviçre'den ithal edilen ürünün saman değil, hububat kapçığı olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu'nun ifadesinin yalan olduğunu belirten Erdoğan, "Çok ağır bir ifade kullanabilirim de bu kürsüye yakışmaz" dedi. Erdoğan konu hakkındaki açıklamasında şunları söyledi: "Milletin moralini bozmak için ülkemizin saman ithal ettiği yalanını utanmadan sıkılmadan tekrarlayabiliyor. Ben buradan çok ağır bir ifade de kullanabilirim de kürsüye yakışmaz
 
 
19.02.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığının Belge ve İzinlerde Elektronik Kolaylık

Tarım ve Orman Bakanlığının  Resmi Gazete'de yayımlanan yönetmeliklerine göre, bitki koruma ürünü veya bitki koruma ürünü teknik maddesi imalatı, tahıl tohum sertifikasyonu, yem bitkileri ve yemeklik tane baklagil tohumluğu beyannameleri, yurt içinde canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin nakilleri ve zirai mücadele alet ve makinesi imalatı için gerekli başvuru ve belge teslimi, ilgili kuruluşlara elektronik ortamdan da yapılabilecek.

Ayrıca, canlı hayvan ticareti yapan satıcılar çalışma izni için, hayvan satış yeri kurmak isteyenler de bu amaçla gerekli belgelerle elektronik ortamdan müracaatını yapabilecek. Ev ve süs hayvanlarının üretim, satış barınma ve eğitimi amacıyla iş yeri açmak isteyen gerçek ve tüzel kişiler de ilgili belgelerini elektronik ortamdan iletebilecek.
 
 
19.02.2020
Devamı

Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında 2745 Proje İle 14 Bin 839 Kişi İstihdam Edilecek

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında kabul edilen 2745 projeye 970 milyon 173 bin lira hibe desteği vereceklerini belirterek, bu sayede 14 bin 839 kişiye istihdam imkânı sağlanacağını açıkladı.
Bakan Pakdemirli, Kırsal Kalkınma Destekleri 13. Etap kapsamında tarıma dayalı ekonomik yatırımlara ve kırsal ekonomik altyapı yatırımlarına toplam 970 milyon 173 bin lira hibe vereceklerini bildirdi.

Desteklerden faydalanmak için 81 İl Tarım ve Orman Müdürlüklerine yapılan başvuruların 14 Kasım 2019 tarihinde sona erdiğini belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:
“Proje kapsamında İl Müdürlüklerimize 6591 adet başvuru yapıldı. Yapılan ilk değerlendirme sonucu başvuruların 2783 adedi, bakanlığımıza gönderildi. Merkez Değerlendirme Komisyonu bu başvuruların 2745 adedini desteklemeye uygun gördü.

Uygun görülen 1063 adet ekonomik yatırım projesine 814 milyon 444 bin lira, 1682 adet ekonomik altyapı yatırım projesine de 155 milyon 729 bin lira olmak üzere toplamda 970 milyon 173 bin lira hibe sağlayacağız. Bu projeler sayesinde 14 bin 839 kişiye istihdam da sağlamış olacağız.”

YATIRIM SÜRECİ 15 KASIMA KADAR TAMAMLACANACAK

Bakan Pakdemirli, uygun görülen proje sahipleri ile İl Müdürlükleri arasında hibe sözleşmelerinin imzalanacağını belirterek, böylece yatırım sürecinin başlayacağını ve 15 Kasım 2020 tarihine kadar projenin fiziki olarak tamamlanacağını dile getirdi. 
Kabul edilen ekonomik yatırım projeleri şöyle: 375’i bitkisel ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 80’i hayvansal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 15’i su ürünlerinin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 58’i çelik silo (tarımsal ürünlerin depolanması), 53’ü soğuk hava deposu, 35’i yenilenebilir enerji kullanan seralar, 66’sı yenilenebilir enerji üretim tesisi, 10’u hayvansal ve bitkisel orjinli gübrelerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 371’i tanesi büyükbaş, küçükbaş, hindi ve kaz yetiştiriciliği, su ürünleri ve kültür mantarı üretimine yönelik sabit yatırım tesislerinden oluşuyor.

Kırsal ekonomik altyapı yatırımları ise şunlar:

10’u kırsal turizm yatırımları,
1659’u çiftçilik faaliyetlerinin geliştirilmesi,
12’si el sanatları ve katma değerli ürünler, 1’i bilişim sistemi yatırımları.   ​
 
 
18.02.2020
Devamı

İkinci Gıda Seferberliği Başlıyor

Türkiye genelinde hafta boyunca 7 bini aşkın gıda kontrol görevlisi ile gerçekleştirilecek gıda denetim seferberliği, bugün Bakan Bekir Pakdemirli’nin talimatlarıyla başlatılacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı halk sağlığı ve gıda güvenilirliği konusunda ikinci denetim seferberliğini başlatıyor.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatları ile 81 İl ve İlçede, 7004 gıda kontrol görevlisi ile 6 gün boyunca eş zamanlı denetimler gerçekleştirilecek.
 
17.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Makamda Sahte Gıda Deneyi Yaptı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çayda boya, kaşar peynirinde patates, dönerde çamaşır suyu haberlerinin yüzde 90’ının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Geçen gün bir haber çıktı. ‘Dönerde çamaşır suyu’ diye. Cumhurbaşkanımız da beni aradı. ‘Bu ne?’ dedi. Makamda tavuk etlerini çamaşır suyuna bastırdım, ne olacak diye deniyorum. ‘Renk değişimi var mı?’ diye baktık. Söz konusu değil” dedi.
 
Milliyet Gazetesine gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan bakan Pakdemirli şöyle değerlendirdi.


TAĞŞİŞ GIDALAR
10 gün önce kanun taslağını Külliye’de görüştük. Diğer kurumların da görüşlerini aldık. Görünen o ki, gerektiğinde hapis cezasının getirilmesi konusunda bir problem olmayacak. Bizim, 7 bin denetçimiz var. 1 milyona yakın denetim yapıyoruz. Hakikaten piyasada, kolay kazancı amaç edinmiş insanlar var. Bunlara yönelik çok ciddi yaptırımlarla karşılarında durmadığınız sürece, bunu sürekli denemeye devam edecekler. Bizim öngördüğümüz taslakta, ‘2 yıl içinde filin tekrarı durumunda 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men, 5 yıla kadar hapis, 250 bin TL de ceza’ var.
 
MAKAMDA TAVUK ETİ DENEYİ
Çayda boya, kaşar peynirinde patates, dönerde çamaşır suyu... Bunların yüzde 90’ı yalan. Ismarlama haber. Kaşar peynirinin içerisine patatesi tutturamazsınız. Tutturacak usta varsa bravo. Geçen gün bir haber çıktı. ‘Dönerde çamaşır suyu’ diye. Cumhurbaşkanımız da beni aradı. ‘Bu ne?’ dedi. ‘Benim bildiğim kadarıyla dönerde çamaşır suyundan bir şey elde edilmez ama ben yine de bakayım’ dedim. Gıda Kontrol Genel Müdürümüz, bu haberi yapan arkadaşı aradı. Adam özür diledi. ‘Sen Türkiye’de bu haberi yaydın. Yaydığına göre bildiğin, neresi varsa söyle, ekiplerimiz hazır. Baskın düzenleyeceğiz’ dedik. ‘Yok hayır’ dedi. Bir yandan da ben, makamda tavuk etlerini çamaşır suyunun içerisine bastırdım, ne olacak diye deniyorum. Elde edilen bir şey var mı, renk değişimi var mı diye baktık. Söz konusu değil. Bu haberi, yayanlar rulo döner üreticileri. Bunlar hazır döner üretiyorlar. İsteniyor ki Türkiye’de bütün döner büfeleri, hazır döner satın alsınlar, yerinden hazırlama yapmasınlar.

BİLİM DIŞI BEYANATA CEZA GELİYOR
Bu iş gıda kirliliğine geliyor. Efendim, ‘yumurta yemeyin, kolestrol yapar’... Bu da yasal düzenlemeden geçecek. ‘Hangi bilimsel gerekçelerle bunu söylüyorsunuz?’ diyeceğiz. Açıklayamazsa bunun bir cezai yaptırımı olması lazım. Para cezası. Onu ekrana çıkaran yayıncı kuruluşa da ceza var. Gıda konularında herkes tribüne oynamayı çok seviyor. Bu, insanların söyleceklerini kısıtlamak asla değil ama bir yanlış yönlendirme yapılıyorsa orada bir nokta koymak lazım. Başkalarının sağlığına zarar veriyorsa orada bir durmak lazım.
 
 
14.02.2020
Devamı

Yerli Tohum Seferberliğine Start Verildi

Tarım ve Orman Bakanlığı, gelecek nesillerin sürdürülebilir ve sağlıklı gıdaya erişimi için Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yerli tohum seferberliğini başlattığını duyurdu.
Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilen ve yerli tohum kullanımını arttırmak için başlatılan Atadan Toruna Tohum Seferberliği programında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “En temel amacımız; uluslararası pazardan vatandaşlarımızın daha çok pay almasını sağlamaktır” ifadelerini kullandı.

EN AZ SAVUNMA KADAR STRATEJİK BİR ALAN
 Türkiye jeostratejik konumu ve sahip olduğu biyo çeşitlilikle önemli tohum ihracatçısı olabilecek nadir ülkeler arasında yer alıyor. Tarım en az savunma sanayi kadar önemli ve stratejik bir alan. Tohumda ithalatçı olduğumuz zannediliyor ancak ithalatçı değil, ihracatçı bir ülkeyiz. Tohum ihracatında dünyada ilk 10’dayız. Türkiye’nin hedeflerini tohum alanında gerçekleştirdik. Yüzde 96’sı yurt içinde olmak üzere 86 ülkeye tohum ihraç ediyoruz.

2023 HEDEFİMİZ İKİ MİLYAR DOLAR
 Yerli tohum üretiminde 2019 itibarıyla 1 milyon 130 bin tona gelindi. 14 farklı türde 24 çeşit aromatik bitkiyi tescilledik. Bu aromatik bitkiler, Türkiye’nin 1 milyar dolarlık cari açığını kapatıyor. Dünyada bu işin 115 milyon dolarlık bir pazarı var. 2023’te hedefimiz piyasada 2 milyar dolarlık bir yer elde edebilmektir.

ÇİFTÇİYE ÖZEL İNDİRİM OLACAK MI?
Bakan Pakdemirli toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtladı. 'Tohumlar konusunda çiftçiye özel bir indirim olacak mı?' sorusunu Pakdemirli, 'Sertifikalı tohum desteklerinde bir miktar daha artırıyor olacağız. Bütçeye göre, bütçedeki imkanlara göre ayarlayacağız' şeklinde cevap verdi.

MİLLİ ÇEŞİT LİSTESİ
2002’de 145 bin ton olan tohum üretimimiz bugün itibarıyla neredeyse sekiz misli artarak 1 milyon 134 bin tona gelmiş. Bu yıl hedefimiz 1 milyon 250 bin tona gelmek. 2023 için de hedefimiz iddialı; iki milyon tona gelmek. Yedi bölgemizdeki 61 araştırma enstitüsünde 1963’ten günümüze kadar; yem ve tıbbi aromatik bitkilerde 766, yerli sebzede 242 çeşit, ülkemiz Milli Çeşit Listesi‘nde yer alıyor.

DİJİTAL TOHUM ARŞİVİ OLUŞTURULUYOR
 Başlattığımız dört ayaklı seferberliğin ilk aşamasını eğitim oluşturuyor. Daha sonra test, analiz ve fidan ihtisas eğitimleri geliyor. Türkiye’nin dijital tohum arşivini ve kataloğunu oluşturma konusunda önemli adımlar attık. Üst kademe tohumlarda Türkiye bundan sonra daha iddialı olacak. Tohumların özel teknoloji ve mikroskobik cihazlarla teşhis ve analizini sağlayacağız.

ÜRETİCİYİ VE TÜKETİCİYİ KOLLUYORUZ
 Ürün kayıplarına yol açan hastalık etmenlerine dirençli tohumluklar geliştireceğiz. İleri görüntüleme sistemleri sayesinde de tohumların ve tohumlara zararlı organizmaların ayrıştırmasını sağlamış olacağız. Geçmiş nesillerden aldığımız emaneti gelecek nesillere sağlam bir şekilde ulaştırmamız lazım bu nedenle tohum seferberliğini başlattık. Bundan sonra ağırlığımızı koyuyoruz, üreticiyi kolluyoruz, tüketiciyi kolluyoruz.
 
 
 
14.02.2020
Devamı

Tüfenkci :Lisanslı Depolarla Kayısıda Fiyat Düşüşünün Önüne Geçeceğiz

65. Hükümetin Gümrük ve Ticaret Bakanı ve Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni Muhammet Oluklunun sorularını yanıtladı. Tüfenkci lisanslı depolar ile ilgili şunları kaydetti.

 “Malatya’da 2 adet lisanslı depo ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Lisanslı depolarımız tamamlandığında İncir, Kuru üzüm ve Fındıkta olduğu gibi kayısıda ’da lisanslı depolarla daha da değerlenecektir. Lisanslı depolarla ilgili Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile sürekli irtibat halindeyiz. Bu süreç tamamlandığında kayısı üreticimizin yüzü daha çok gülecektir.
 Malatya’da lisanlı depolarla  hasat sırasında piyasada biriken ürünlerin fiyat düşüşlerini önlemek ve piyasada arz-talep dengesinin kurulmasını sağlamış olacağız.”dedi.



 Ak Parti MKYK üyesi Bülent  Tüfenkci Elazığ ve Malatya’daki depremde evleri ve ahırları zarar görenlere yönelikte bir değerlendirme yaparak şunları söyledi.

“Malatya genelinde ahırları zarar gören çiftçilerimize 1180 hayvan çadırı dağıtıldı. Köylerde evleri yıkılan vatandaşlarımıza çelik konstrüksiyondan evleri tekrar yapılacak.Çelik konstrüksiyondan yapılan bu evler en geç 1 ay içerisinde teslim edilecek.  Aynı zamanda köylerde evleri yıkılan çiftçilerimize kira yardımları da yapılacak” dedi.
 
12.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Türkiye Buğday'da Uzun Dönemde Net İhracatçıdır

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin kendi ihtiyacını karşılayacak buğday üretimi gerçekleştirdiğini belirterek, “Son 17 yılda buğday ticaretinden ülke ekonomisine 12,5 milyar dolarlık katkı sağlandı.” dedi.

“2002-2019 yılları arasında 17,5 milyar dolar karşılığı 63,7 milyon ton buğday ithalatı varken, un, makarna, bulgur, irmik, bisküvi gibi mamul ürünlerin buğday karşılığında 29,9 milyar dolar değerinde 75,7 milyon tonluk buğday ve buğday mamulleri ihracatımız olduğu görülmektedir. Bu demektir ki 2002-2019 yılları arasında söz konusu ticaretten ülkemiz 12,5 milyar dolar net gelir elde etmiştir” diyen Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin buğday üretiminde kendine yeterli olduğunu, 20 milyon tonluk üretime karşı tüketimin 18,5 milyon ton olduğunu söyledi.
Bakan Pakdemirli, buğday üretim fazlasının mamul madde ihracatında kullanılmakta olduğunu, bu yönüyle buğdayda uzun dönem ortalamasında net ihracatçı olan Türkiye’nin, un, irmik, bulgur gibi ürün ihracatında dünyada 1’inci, makarna ihracatında ise 2’inci sırada bulunduğunu belirtti.
 
ÇİFTÇİLERİMİZİ DESTEKLEMEYE DEVAM EDİYORUZ
Buğday üretimini artırmak amacıyla çiftçilere ödenen hububat prim desteklerine de değinerek, hububat prim desteklerini geçen yıla göre %100 oranında artırıp, 5 kuruştan 10 kuruşa çıkardıklarını belirten Pakdemirli;

“2005 yılında dekara 1,6 lira olan gübre desteğini 8 liraya,

2003 yılında 1,95 lira olan mazot desteğini de 19 liraya yükselttik.

Bu kapsamda, hububat üreticilerimize 11,8 milyar lira prim desteği,

20,1 milyar lira da mazot ve gübre desteği ödemesi gerçekleştirdik” dedi.

Bakan Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) ekmeklik buğday alım fiyatını da 2019’da bir önceki yıla göre, %29 oranında artırarak, ton başına 1.350 lira olarak açıkladığını söyledi. 
 
12.02.2020
Devamı

Atadan Toruna Tohum Seferberliği Başlatılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, gelecek nesillerin sürdürülebilir ve sağlıklı gıdaya erişimi için Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yerli tohum seferberliğini başlatıyor.

Gıda zincirinde yerli tohum kullanımını daha da artırmak için başlatılacağı “Atadan Toruna Tohum Seferberliği’’ tanıtımı, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımı ile düzenlenecek basın toplantısında tanıtımı yapılacak.
 
 
11.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Nohutta İhracatçı Duruma Geldik

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, her yıl 10 Şubat’ta kutlanılan Dünya Bakliyat Günü vesilesiyle bir mesaj yayınladı.
Bakan Pakdemirli mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Dünyada 2 milyardan fazla insan için protein kaynağı olan yemeklik baklagiller, insan beslenmesindeki bitkisel proteinlerin %22’sini, karbonhidratların %7’sini, hayvan beslenmesindeki proteinlerin %38’ini, karbonhidratların ise %5’ini sağlamaktadır.

Ülkemiz baklagillerin gen merkezi olup, tarla bitkileri ekim alanları içinde tahıllardan sonra ikinci sırada gelmektedir.
Baklagiller, istihdama olan katkıları, ihracat potansiyelleri, ekim nöbetine kolayca girebilmeleri, nadas alanlarının azaltılmasında etkili olmaları, besin değeri yönünden zengin olmaları nedeniyle üretim ve tüketimde önemli bir ürün grubudur.

Üretim avantajımızın olduğu bu ürünlerde ihracatçı konuma gelebilmek için 2017 yılına kadar 300 TL/ton olan pirim desteklerini, 2018 yılından itibaren 500 TL/ton olarak vermeye başladık. Ayrıca 25 yıl aradan sonra TMO’nun görev alanına bakliyat ürünlerini dahil ederek alım garantisi vermeye başladık.

Tüm bu politikalar sayesinde nohut ve yeşil mercimek üretimimiz rekor seviyelere çıkmıştır. Nitekim son iki yılda nohut ekim alanlarımız  %32, yeşil mercimek ekim alanlarımız  %72 oranında artmış, üretimimiz ise 2019 yılında 2017 yılına göre nohutta %34 artışla 630 bin tona, yeşil mercimekte %45 artışla 44 bin tona yükselmiştir.

Özellikle nohutta artan üretim sayesinde ülkemiz net ihracatçı konumuna gelmiştir. Nohut ihracatımız; 2017 yılında 23 bin ton iken 2018 yılında 117 bin tona, 2019 yılında ise 127 bin tona yükselmiştir”
 
 
10.02.2020
Devamı

Orman Köylüsüne 202 Milyon Kaynak

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) son 17 yılda orman köylerinde yaşayan vatandaşlara toplam 2,8 milyar liralık kredi ve hibe desteği sağladı. Bu bağlamda OGM, 2020 için ise 202 milyon liralık kaynak ayırdı.
Orman köylülerinin kalkınmasına yönelik ORKÖY ile farklı birçok alanda yürütülen faaliyetler çerçevesinde destek verdiklerini belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Yapılan desteklemelerle orman köylüsünün gelir seviyesini artırmayı, orman ile halk ilişkilerini iyileştirmeyi,  ormanlar üzerindeki baskıyı azaltmayı ve ormanların sürdürülebilir yönetimini sağlamayı hedefliyoruz” diye konuştu.

SON 17 YILDA 2,8 MİLYAR LİRA
Orman köyü aile ve kooperatiflerine hibe ve kredi desteği verilmesi kapsamında son 17 yılda 2,8 milyar liralık destek verildiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “ Verilen destek miktarının % 20’sini hibe şeklinde veriyoruz. Kredi olarak kullandırılan kısım için ise çok düşük faiz uygulanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

2020’DE 202 MİLYON LİRA
Bu yıl orman köylülerine 202 milyon lira kaynak ayrıldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Bakanlığın politika ve hedefleri doğrultusunda ormanların sürdürülebilir yönetimini sağlayacak, köylünün ürettiği ürünleri ve iş gücünü değerlendirici, istihdam sağlayıcı her türlü proje desteklenecek. Bu yıl yaklaşık 10 bin 700 aileye ulaşmayı hedefliyoruz” açıklamasını yaptı.

ORMAN KÖYLERİNDE 7 MİLYON KİŞİ YAŞIYOR
22 bin 948 adet orman köyünde yaklaşık 7 milyon orman köylüsünün yaşadığını söyleyen Bakan Pakdemirli “Orman köylüleri sosyal imkanların azlığı, temel hizmetlere ulaşımın zor olması ve geçim sıkıntısı nedeniyle köyden kente hızla göç verdi. ORKÖY kapsamında verilen desteklerle köylünün yaşam konforunun artırılmasını ve dolayısıyla köyden kente göçün de önüne geçmeyi hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.​
 
 
10.02.2020
Devamı

Palandöken : Temel Gıda Ürünlerinde KDV 1'e Düşürülmeli

Üreticinin, tüketicinin ve esnafın rahatlaması için temel gıda ürünlerindeki KDV oranının yüzde 1'e düşürülmesi gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sofralarımızdan eksik etmediğimiz temel gıda ürünlerindeki KDV oranı yüzde 8'den yüzde 1'e düşürülmeli. Bu konuda atılacak adım, üreticiden tüketiciye, sanayiciden esnafımıza kadar tüm kesimleri büyük oranda rahatlatır. KDV oranı aşağı çekilip maliyetlerin azaltılması fiyatları düşürürken enflasyon da düşüşe geçer. Başta dar gelirli vatandaşlarımız olmak üzere tüm vatandaşlarımızın alım gücü yükselir" dedi.

Temel gıda ürünlerindeki KDV oranının düşürülmesiyle özellikle dar gelirli vatandaşların rahat bir nefes alacağını söyleyen Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Türk mutfağında sofralardan eksik olmayan patates soğan, domates gibi temel gıda ürünlerindeki KDV oranının düşürülmesi dar gelirli vatandaşlarımız başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini rahatlatır. Temel gıda ürünlerinin fiyatı düştüğünde tüketicilerin yanı sıra üretici konumundaki çiftçiler, sanayiciler ve perakendeci olan esnafımız da rahat bir nefes alır. Özellikle enflasyonla mücadele ettiğimiz dönemlerde temel gıda ürünlerindeki KDV oranının düşürülmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Gıdadaki KDV'nin düşürülmesi aynı zamanda enflasyonla mücadeleye de destek olur. KDV'nin düşürülmesi devleti zarara uğratmaz, aksine vergi gelirlerini artırır" diye konuştu.

"Mağduriyetlerin önlenmesi için KDV oranları eşitlenmeli"
KDV oranının düşürülmesine ek olarak gıda ürünlerindeki toptan ve perakende satışta tek bir KDV oranının uygulanması gerektiğine işaret eden Palandöken, "Gıda ürünlerinin birçoğunda toptan alınırken yüzde 1, perakende satarken yüzde 8 KDV oranı uygulanıyor. Bu uygulama, birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Toptan alımda daha düşük oranda KDV ödeyen perakendeci esnafımız, lokanta, kafeterya gibi yerleri işletenler, üzerlerinde kalan KDV yükünden dolayı hem kayıt dışı satışa yönlendiriliyor hem de KDV iadelerinde birçok sorun yaşıyor. Hem gıda ürünlerinin fiyatlarının ucuzlaması hem de KDV uygulamalarındaki sorunların ortadan kalkması için gıdada tek KDV oranı uygulanmalı. Hem toptan satışta hem de perakende satışta KDV oranı yüzde 1 olmalı" şeklinde konuştu.
 
 
10.02.2020
Devamı

Tütün Mamullerinde Düz Paket Uygulaması Hedefine Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 5 Ocak'ta zorunlu hale gelen sigarada düz paket uygulamasının hedefine ulaştığını belirterek, "Bu kapsamda yayımlanan makalelerde, düz paketin kullanıcılardan yüzde 81'inde günde en az bir kere sigarayı bırakmayı düşündürdüğüne, yüzde 70'inde sigarayı daha az tatmin edici buldurduğuna, yüzde 66'sında sigaranın kalitesinin düşük olduğu düşüncesi oluşturduğuna yer veriliyor." dedi.

Bakan Pakdemirli, tütün ürünleri tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ve tıbbi nitelikteki her türlü zarara karşı yürütülen mücadele kapsamında 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü'nün özel anlam taşıdığını söyledi.

Türkiye'nin, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde hazırlanan ve bugün itibarıyla 181 ülkenin taraf olduğu Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'ni 2004'te imzaladığını anımsatan Pakdemirli, bu çerçevede Türkiye'nin tütün kontrolü konusunda dünyada örnek gösterilen ülkelerden biri haline geldiğini bildirdi.

Pakdemirli, Bakanlığın tütün kontrolü noktasındaki çalışmalarını titizlikle sürdürdüğüne işaret ederek, şöyle konuştu:
"Tütün mamulleri, dünyada her yıl yaklaşık 6 milyon insanı öldüren ve daha fazla kişinin de sağlığına zarar veren ölümcül, bağımlılık yaratan ürünlerdir. Bu nedenle tütün ürünleri tüketimini azaltmayı, onlarca hastalığın yarattığı sağlık, sosyal ve ekonomik zararların önüne geçmeyi hedefliyoruz. Çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere, vatandaşlarımızın tütün kullanımına başlamasını ve bu ürünlerin pasif etkilerini önlemek amacıyla tütün kontrolü çalışmaları yapıyoruz."
DÜZ PAKET UYGULAMASIYLA UYARILARIN ETKİNLİĞİ ARTTI
Tütün mamullerinde ambalajın çekiciliğini ortadan kaldırmak ve söz konusu ürünlerin zararları konusunda farkındalığı artırmak amacıyla 5 Ocak'ta düz paket uygulamasının zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Pakdemirli, düzenlemeyle bu paketlerdeki resim, figür, sembol, işaret, logo, renk ve renk kombinasyonlarının kaldırıldığını dile getirdi.
Pakdemirli, "Düzenleme sayesinde, tütün ürünlerinde ambalajın etkisi ve çekiciliğiyle bazı ürünlerin diğerlerinden daha az zararlı olduğu algısı ortadan kaldırılırken, sağlık uyarılarının fark edilirliği ve etkinliği artırılmış oldu." diye konuştu.

Uygulamanın üzerinden henüz bir ayı aşkın süre geçmesine karşın sonuçlarının görülmeye başlandığını vurgulayan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Yapılan deneysel odak grup çalışmaları ve araştırmalar düz paket uygulamasının hedefine ulaştığını gösteriyor. Bu kapsamda yayımlanan makalelerde, düz paketin kullanıcılardan yüzde 81'inde günde en az bir kere sigarayı bırakmayı düşündürdüğüne, yüzde 70'inde sigarayı daha az tatmin edici buldurduğuna, yüzde 66'sında sigaranın kalitesinin düşük olduğu düşüncesi oluşturduğuna yer veriliyor. 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü vesilesiyle tütün kullanan vatandaşlarımıza da bir çağrıda bulunarak, hem kendi sağlıkları hem de pasif içicilik nedeniyle yakınlarına verdiği zarardan dolayı sigarayı bırakmalarını ve sağlıklı yaşama merhaba demelerini temenni ediyorum."
 
09.02.2020
Devamı

"Türkiye İçin Değişim Başlıyor"

"Türkiye İçin Değişim Başlıyor" etkinlikleri "Osmaniye İş Dünyası Buluşması" programı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın katılımları ile düzenlendi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak: "Tarımın desteklenmesi ve gıda enflasyonu ile mücadele kapsamında hem girdi finansmanı hem de üretilen ürünün pazarlanmasını planladığımız uçtan uca bir sistem tasarlıyoruz. Ziraat Bankamızın merkezinde yer alacağı bu sistemi çok yakında çiftçi ve üreticilerimizle paylaşacağız."dedi.

 Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 15 Temmuz Şehitler Amfisi’nde ‘Türkiye İçin Değişim Başlıyor’ sloganıyla Osmaniye ‘İş Dünyası Buluşması’ düzenlendi. Etkinliğe, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Osmaniye Valisi Ömer Faruk Coşkun, Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara, AK Parti ve MHP’li milletvekilleri, Korkut Ata Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Türk, Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Devrim Murat Aksoy, kamu bankaları yetkilileri, çeşitli oda ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile iş insanları katıldı.

Toplantıda konuşan Bakan Berat Albayrak, Osmaniye’yi daha iyiye taşıyacak görüş alışverişleri için kente geldiğini söyledi. Uluslararası rekabet gücünü daha yukarı taşımayı amaçladıklarını söyleyen Bakan Albayrak, “Bugüne kadar uygulama aldığımız tüm politik tedbirlerin yanında adım adım hayata geçirdiğimiz reformlar ekonomik göstergelere çok güçlü yansımaya başladı. Bu sayede ekonomide güvenin tesis edilmesiyle açık bir iyileşmeyi her geçen gün daha iyi noktaya taşıyoruz. Enflasyon, kur, faiz, şeytan üçgeni, ‘Türkiye bunlarla mücadele edemez, başaramaz’ diyorlardı. Pozitif gelişmelerle, faizdeki, enflasyondaki iyileşmelerle birlikte 2020 yılına çok daha iyimser iklimle girdik. 2019 yılını geride bıraktığımızda ki zor bir 2019 yılı geride bırakırken Türkiye tekrar güçlü büyüme trendine odaklanmaya başladı” diye konuştu.

Bakan Albayrak, Türkiye’nin son 1.5 yılda, 40-50 yıldır gerçekleştiremediği düzeyde önemli reformlar hayata geçirdiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Gayri safi yurt dışı hasıla 2019 yılının ilk 3 çeyreğinde büyüme trendine girerken gayrı safı yurt içi hasıla 3. çeyrekte 0.9 ile pozitif trendiyle alakalı ilk trendi verdi. Geçtiğimiz yıl için ifade ettiğimiz yeniden dengelenme süreci, net ihracatın büyüme kompozisyonuna katkısıyla birlikte iyileşen altyapı, sağlıklı büyüme görünümüne yavaş yavaş kavuşturmaya başladı. Saldırılara, ataklara karşı, Türkiye’yi istikrarsızlığa taşıyacak ve bunun neticesinde ki Türkiye son 1.5 yılda çok hızlı bir dengelenme süreci. Belki hasarları, etkileri birçok kişinin, kurumun, uluslararası kurumun tahmin ettiğinin aksine, çok hızlı bir sürece girdi ve ‘2019 yılı Türkiye şu kadar küçülecek’ dendiği bir dönemde son çeyrekteki pozitif yüzde 5 civarı beklenti, 2019 yılını pozitif büyümeyle kapatacağız. İşsizlik oranında da gerilemeye şahit olacağız.”

Enflasyon rakamlarına ilişkin bilgiler aktaran Bakan Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2018 yılı ekim ayında enflasyon yüzde 25.2 seviyesindeydi ve enflasyon beklentilerindeki iyileşmeyle birlikte 2019 yılı eylül- ekim aylarında tek haneye ve yıl sonu 2019 yeni ekonomi programındaki hedeflediğimiz oranın altında 11.8 oranında yılı kapattı. 2020 yılının çok net ifade ediyorum hafif dalgalanma olsa da mayıs- haziranla birlikte Türkiye tek haneli, kalıcı enflasyon hedeflerine ulaşıp 3 yıllık yeni ekonomi programında hedeflediğimiz, 2020 enflasyonu yüzde 8.5 hedefini inşallah başaracağız ve 3 yıllık yeni ekonomi programında da yüzde 5’in altı hedefimizi de 2022 yılında en güçlü performansımızla ulaşacağız. 2020 yılında da enflasyonla mücadele noktasında çok kararlı duruşumuz devam edecek. Enflasyonla mücadele, faizle mücadele iş dünyası açısından maliyetlerin ve faizlerin düşmesiyle birlikte yatırım, istihdam iklimi, ekonomik özgüven iklimi daha ileri gidecek ve bu da yatırım iklimin ötesinde Türkiye’nin bölgesel etkinliğinde çok daha farklar ortaya koyacak.”

Üreticiden-tüketiciye ulaşana kadar fiyat makası açılan gıda ürünlerine de değinen Bakan Albayrak, projelerini şöyle anlattı.
“Hem girdi finansmanı, hem de üretilen ürünün pazarlanmasını planladığımız uçtan uca bir sistem planlıyoruz. Bu nokta çok hassas bir nokta. Tüm gıda sektöründeki, özellikle tarım ürünlerinin üretilmesinden sonra gıda zincirinin son halkasındaki son tüketiciye kadar o aradaki oyunculara sesleniyorum. Ziraat Bankamız merkezinde yer alacağı bu sistemle çok yakında çiftçilerimiz, tarım anlamında üreticilerimizle çok daha yakın ve koordineli şekilde gıda güvenliği gibi önemli bir alanda maliyet anlamında, fiyatlama anlamında çok etkin bir sürece girecek. Bu da son kertede son tüketiciye maliyetler, gıda fiyatları, fahiş, spekülatif süreçlere yönelik etkin süreç ortaya koyacak. Sektördeki oyunculara selam olsun ama esas vatandaşımıza hayırlı olsun dediğimiz süreci 2020’den itibaren göreceğiz. 2 damla yağmur yağdı, 3 seraya bir şey oldu. Ürünler ne olmuş yok? Başka bir dolap var. Orada başka bir operasyon. Çiftçi mağdur. ‘Oradan alayım, buraya vereyim’ tefecilik... Aylık yüzde 3-5. O zaman başka bir tezgah var. Hep şöyle algı var; ‘ona yasa buna yasa’. Hayır serbest piyasa koşulları içinde, devlet olarak doğru organizasyon içerisinde olursanız piyasa da islah olur. Küçük, azınlık insan için değil. 83 milyon insanın gıda güvenliği.”

Faizlerle mücadele konusuna da değinen Bakan Albayrak, şunları söyledi:
“Geçtiğimiz 6 aylık dönemde yüzde 24’ten 11.25 e indirdik. Piyasa şartlarına göre baktığımızda ihtiyaç kredileri yüzde 13, ticari krediler yüzde 10, konut yüzde 9, piyasada hakiki anlamda pozitif hava esmesine neden oldu. Kamu bankalarımız, yüzde 9-11.5 ticari kredi bandını yüzde 8-10 aralığına getirdi ki son 10 yılın en düşük TL faiz marjlarına düştüğü bir trende girdik. İnşallah kamu bankalarını özel bankalarımız da takip ederek yavaş yavaş düşüş trendine destek vereceklerini düşünüyorum. Her adım meyve vermeye başladı. Piyasaların, reel sektörün, vatandaşlarımızın, ekonomiye olan güveninin de arttığı, güçlü yukarı yönlü endeks trendi görmeye başladık. Özel sektör istediği finansmanı çok daha düşük maliyetle sağlayacak ve canlanma sürecini yaşayacak. Büyümede hedefimiz katma değerli üretime, ihracata ve istihdama dayalı modele geçmek.”
 
09.02.2020
Devamı

Amasya Suluova’dan Ekonomiye Büyük Destek

Hayvanın üretiminden kesimine, bakımından pazarlanmasına kadar bütün aşamalarını tek noktada içinde barındıran ve bu kapsamda, Türkiye'nin ilk Tarıma Dayalı İhtisas Besi Organize Sanayii Bölgesi olma özelliği taşıyan Amasya'nın Suluova İlçesindeki Besi OSB, alanında gerçekleştirdiği fark ile ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor.
Besi organize sanayi bölgesinin ekonomik döngüsünü tamamlamak anlamında en önemli yatırımlardan biri biyogaz tesisi. Osb içerisindeki biyogaz tesisi, türkiye'de tek noktaya kurulu en yüksek kapasiteye sahip olması açısından bir ilk olma özelliği taşıyor.

Amasya Valisi Osman Varol biyogaz tesisinde atık gübrelerin 2019 yılından buyana elektrik enerjisi üretiminde kullanıldığını; ayrıca tarım arazilerinde kullanılmak üzere sıvı ve katı gübreye dönüştürüldüğünü de söyledi.

Biyogaz tesisi bu gübrelerden ürettiği elektrik enerjisi ile yaklaşık olarak 52 bin hanenin elektrik enerjisini karşılayabilirken, ülke ekonomisine de böylece yıllık 7 milyon 580 bin dolar katkı sağladı.
Yine bu biyogaz tesisi ile bağlantılı, ilave olarak bir de gübre fabrikası bulunuyor. Yani hayvan atıkları, biyogaz tesisinde elektrik üretimi için kullanılırken, ardından da gübre üretimi için değerlendiriliyor.

Hem ekonomi hem çevre kazanıyor
Türkiye'nin ve bölgesinin en önemli hayvancılık noktalarından olan suluova'da, gübresel atıkların değerlendirilmesi anlamında çevreye büyük katkı sağlanıyor. Çiftçilerimizin en önemli sıkıntılarından biri olan hayvan gübresi atıklarının çevreye ve insan sağlığına zararlarını önlemek adına işleyen gübre fabrikası, aynı zamanda da hayvan gübrelerinin daha verimli bir şekilde sıvı ve katı olarak tarım için, çiftçilerimiz tarafından kullanılmasına imkan sağlıyor.

2018 yılı itibari ile faaliyetlerine başlayan amasya suluova tarıma dayalı ihtisas besi organize sanayii bölgesi 35 adet besi 3 adet sanayi parseli olmak üzere toplamda 38 parselden oluşuyor. 12 parselde inşaat çalışmaları sürerken, diğer 26 tanesinde üretim devam ediyor.

Besi organize sanayi bölgesinde 6 bin 700 büyükbaş hayvan üretim kapasitesi mevcut olduğunu söyleyen amasya suluova tarıma dayalı ihtisas besi organize bölge müdürü mahmut hatipoğulları önümüzdeki 6 ay içerisinde ise 9 bin 100 büyükbaş hayvana kadar ulaşılmasının planlandığını belirtti.

Hayvan yetiştirme kapasitesine ek olarak besi osb'de çok önemli modern bir et entegre tesisi de mevcut. Bu entegre tesisi de günlük ortalama 400 hayvan kesme kapasitesine sahip.
Şu an için yüzde 75 kapasiteyle çalışan ve 6 ay içerisinde kapasitesini yüzde 90'ların üzerine çıkaracak olan suluova besi organize sanayi bölgesi'nde, üretim, kesim ve enerji gibi döngülerinin yanında bir de hayvan sağlığı merkezi yer alıyor. Hayvan hastanesi tesisinin de inşaatı tamamlanmış olup, önümüzdeki günlerde açılışı gerçekleştirilecek.
 
09.02.2020
Devamı

AGROEXPO 15’inci  Kez Kapılarını Açtı

Tarım sektörünün en büyük buluşması Fuar İzmir'de başladı. Uluslararası alım heyetleri ile Türk üreticilerini bir araya getiren 15. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı açıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Fuar İzmir kompeksindeki 110 bin metrekare alanda gerçekleştirilen etkinliğe 75 ülkeden 950 katılımcının ve 360 bin ziyaretçinin gelmesi bekleniyor.. Agroexpo, 9 Şubat Pazar akşamına kadar sürecek.
 
Fuarın açılışına Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve sektör temsilcileri katıldı.


 
9 Şubat’a kadar İzmir’de gerçekleştirilecek fuarın, 75 ülkeden 950 katılımcı ve 360 bin ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor.
 
2002’DE 3,8 MİLYAR DOLAR OLAN TARIMSAL İHRACATIMIZ, 2019’DA 18 MİLYAR DOLAR OLDU
 
Fuar açılışında konuşan Bakan Pakdemirli, Türkiye tarımının tanıtılması anlamında bu uluslararası platformun oldukça önemli olduğuna dikkati çekerken, tarım sektörümüzün dünyadaki yerini de rakamlarla özetledi. Pakdemirli; ‘‘Tarım orman sektörümüz, 2019 yılının ilk üççeyreğinde ortalama %3,56’lık büyüme ile sanayi ve hizmet sektörlerine göre pozitif bir büyüme göstermiştir. Ülkemiz çok şükür, son 17 yılda; yıllık ortalama olarak %2,72’lik büyüme ile Hollanda, İspanya, Fransa gibi birçok Avrupa ülkesini geride bıraktı. Dünyada yaşanan hem ekonomik olumsuzluk hem de iklim değişikliklerine rağmen sektörümüz, son 17 yılın 14’ünde büyüyerek sürdürülebilir gelişmesini devam ettirmiştir. 2002 yılında 37 milyar lira iken, 2018 döneminde, tarımsal hasılamız %486 artışla, 216,7 milyar liraya yükseldi. Ülkemiz 44 milyar dolarlık tarımsal GSYH ile Avrupa’da lider ülkeler arasında yerini aldı. Tarım orman sektörümüz, 2019 yılının ilk üççeyreğinde, GSYH’ye ortalama %6,3’lük katkı sağlayarak ülke ekonomisine destek oldu. Tarımsal ihracatımızı, 2002 yılında 3,8 milyar dolar iken, 4,7 kat artırarak, 2019 yılında 18 milyar dolara çıkardık. Ülkemiz çok şükür 2019 yılında da 193 ülkeye, 1.827 tarımsal ürün ihraç ederek, ihracatçı bir ülke olduğunu ispat etti.’’
 
 
BİRÇOK TARIM ÜRÜNÜNDE DÜNYA LİDERİYİZ
 
Bakanlıkça yürütülen çalışmalar ve üretime yönelik destekler ile çok sayıda tarım ürününde, dünya lideri olduğumuzu da belirtti Bakan Pakdemirli; ‘‘Fındık, Kiraz, İncir, Kayısı ve Ayva üretiminde Dünya birincisiyiz. Hayvansal üretimde de Dünyada önemli ülkelerden biriyiz. Büyükbaş hayvan varlığımız 1 milyon artışla, 18,2 milyona, Küçükbaş hayvan varlığımız ise 4 milyon artışla, 50 milyona ulaştı. Ülkemiz, Avrupa’da toplam hayvan ve küçükbaş hayvan varlığında 1’nci, büyükbaş hayvan varlığında 2’nci sırada bulunuyor. 2023 hedefimiz; nüfusumuz kadar küçükbaş hayvan varlığına sahip olmak’’ dedi.
 
 
Bakan Pakdemirli son 17 yılda gelinen noktaya da değindi. Çiftçilerimize 17 yılda, toplam 141 milyar lira tarımsal hibe ve destek verildiğini belirten Pakdemirli; ‘‘Bunun sonucunda: Bitkisel üretimimiz, %22 artışla; 120 milyon tona, Süt üretimimiz, %146 artışla; 20,7 milyon tona, Kırmızı et üretimimiz, %167 artışla; 1 milyon 126 bin tona, Tavuk eti üretimimiz, %200 artışla; 2,1 milyon tona çıkmıştır. Yumurta üretimimiz ise, %66 artışla; 19,3 milyar adede ulaşmıştır. Ülkemiz, su ürünleri yetiştiricilik üretiminde; Dünyada En Hızlı Büyüyen 3. Ülke Konumundadır. AB ülkeleri arasında 7. sıradan 2. sıraya yükselmiştir. 2017’de 280 bin ton olan su ürünleri yetiştiricilik üretimimizin, 2023’te, 600 bin tona ulaşmasını hedeflemekteyiz’’ diye konuştu.
 
 
2020 YILI BÜTÇESİNİN YÜZDE 54,5’İ TARIMSAL DESTEKLERE AYRILDI
 
Tarımın birçok sorununa çözüm getirildiğini ve yeni üretim ve destekleme modellerinin devreye alındığını da ifade eden Bakan Pakdemirli, 2002’de neredeyse tek kalemde olan tarımsal desteklerin yeniden düzenlendiğini belirtti ve ‘‘Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini 2019’da fark ödemesi desteği kapsamına aldık. Tarım sektörüne 2002 yılında toplam 1,8 milyar lira destek verilirken, bu rakamı 2019 yılında 17 milyar liraya çıkardık. Bununla da kalmadık. Bakanlığımızın 2020 yılı bütçesinin yüzde 54,5’ini, yani 22 milyar Lirayı tarımsal desteklere ayırdık. Böylece tarımsal desteklerimizi, bir önceki yıla göre yüzde 36,7 artırmış olduk. Tarımın en önemli girdilerini destekliyoruz. Mazot ve gübreye bugüne kadar, toplam 20,1 milyar lira destek verdik. 2019 yılında 2,9 milyar lira mazot destekleme ödemesi yaptık. Mazot maliyetinin %50’sini karşılıyoruz. Başta buğday, mısır, çeltik ve ayçiçeği olmak üzere birçok üründe Cumhuriyet tarihimizin üretim rekorlarını kırdık. Kırsal Kalkınma alanında gerçekleştirdiğimiz 25 bin proje ve toplam 10 milyar lira hibe ödemesi ile 200 bin vatandaşımıza istihdam sağladık. Kırsalda yaşayan gençlerimize verdiğimiz hibe destekler ile hem köyden kente göçü engelledik, hem de tarım ve hayvancılıkla teknolojiyi buluşturduk’’ dedi.
 
 
 
 
 
06.02.2020
Devamı

Türkiye’nin En Büyük Tarım Fuarı Yarın Açılıyor

Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın dört büyük tarım fuarı arasındaki “Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı” yarın 11.00’da Fuar İzmir’de açılıyor.

Avrupa'nın ilk dört büyük tarım fuarından biri olarak gösterilen 'Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı', 6-9 Şubat tarihleri arasında kapılarını İzmir'de ziyaretçilerini bekliyor. Fuarın 700 milyon doları aşan iş hacmi yaratacağı belirtildi.

Orion Fuarcılık tarafından düzenlenen Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nda 700 milyon dolarlık iş hacmi hedefleniyor. Ayrıca 75 ülkeden 950 katılımcının ve 360 bin ziyaretçinin gelmesi bekleniyor. Agroexpo İzmir, her yıl Fuar İzmir’de düzenleniyor ve Avrupa’nın dördüncü büyük tarım fuarı olma özelliğini koruyor. 2005 yılından bu yana tarımın başkenti İzmir’de düzenlenen ve dünya çapında başarılara imza atan Agroexpo, 2019 yılında 2000 üzerinde iş insanı arasında gerçekleşen ikili görüşmeler sayesinde 600 milyon dolarlık bir iş hacmi yaratarak sektörün lider fuarı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Arjantin, Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Etiyopya, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Somali, Katar, Gürcistan, Kırgızistan, KKTC, Makedonya, Moldova fuara katılan ülkeler. 9 Şubat’ta son bulacak tarımın bu en iddialı zirvesinde, yine ulusal ve uluslararası seçkin firmalar, tarım sektörü profesyonelleri ile bir araya gelecek. Fuar kapsamında paneller düzenlenecek.
 
 
05.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Büyükelçiler ile Buluştu

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Ankara’da 70’i Büyükelçi olmak üzere 153 Yabancı Misyon Temsilcisi, Uluslararası Kuruluşların Üst Düzey Temsilcileri, Dışişleri Bakanlığı Bakan Yardımcıları ve Genel Müdürler, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı ve Genel Müdürlerinin de katıldığı toplantı düzenlendi.

Program’da Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli  2019 yılı faaliyetlerinin yanı sıra 2020 yılında yapılması planlanan uluslararası etkinlikler aynı zamanda hedeflerin değerlendirdi.


 
 
Bakan Pakdemirli konuşmasında şunları kaydetti.

BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine (SKH'ler) baktığımızda, neredeyse hepsinin doğrudan veya dolaylı olarak küresel gıda sistemi, su ve ormancılıkla bağlantılı olduğunu görüyoruz.
İklim değişikliği, hızlı nüfus artışı, kentleşme, açlık, doğal kaynakların hızla tükenmesi vb. zorlukların üstesinden gelmek gibi çok zor bir ödevimiz var…
Bu zorlukların üstesinden gelmek istiyorsak, özellikle tarım başta olmak üzere bu meseleleri politik kaygılardan uzak tutmalıyız.
Tüm tartışma ve konuşmaların ortak temeli, üretimden tüketime ve hatta ticarete kadar sürdürülebilirlik ve işbirliğinin güvenli bir gelecek için kaçınılmaz olmasıydı.
Tüm bu gerçekler bizi tek bir noktaya getiriyor: İkili ve çok taraflı işbirliğini geliştirmeliyiz.

Son 1,5 yılda, sayısız ziyaret, etkinlik düzenlemek ve ikili-çoklu işbirliği çabalarını yoğunlaştırmak vasıtasıyla uluslararası arenada, mevkidaşlarımıza karşı daha faal ve işbirliği içerisindeydik.
Bu diyaloglar, Uluslararası Anlaşmalar ya da Mutabakat Zabıtları olarak sonuçlandı.

Saygıdeğer Büyükelçiler, lütfen bu anlaşmaların uygulanma durumunu yakından takip edin.
Çünkü, bizim niyetimiz, bu anlaşmaları gerçekten pratiğe dönüştürmektir, onları raflarda bırakmak değil.
Türkiye, toplam 21 trilyon ABD doları ticaret hacmine sahip bir bölgedeki konumunun yanı sıra üretim, ticaret ve işbirliğinde de güçlü bir konuma sahiptir.
Bu avantajların yanı sıra, bizi işbirliği için iyi bir ortak yapan şevkimiz de var.

Biz 4,8 milyar ABD doları ticaret fazlası ve 200'den fazla ülkeye ihraç edilen yaklaşık 1700 farklı tarım ürünleri ile tarımda net ihracatçı konumundayız.


 
 
 
 
05.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli 70 Büyükelçiye Bakanlığın 2020 Faaliyetlerini Değerlendirecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Ankara’da 70’i Büyükelçi olmak üzere 153 Yabancı Misyon Temsilcisi, Uluslararası Kuruluşların Üst Düzey Temsilcileri, Dışişleri Bakanlığı Bakan Yardımcıları ve Genel Müdürler, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı ve Genel Müdürlerinin de katılım sağladığı;

“Tarım Bakanlığı’nın 2019 yılında yapmış olduğu faaliyetler ile 2020 yılında planlanan uluslararası etkinlikler ile gelecek hedeflerinin tanıtılacağı resmi çalışma kahvaltısına” katılacak.
Program’da Tarım ve Orman Bakanlığının 2019 yılı faaliyetlerinin yanı sıra 2020 yılında yapılması planlanan uluslararası etkinlikler aynı zamanda hedeflerin değerlendirilmesi bekleniyor.
 
 
 
04.02.2020
Devamı

Halk Elinde Islah Projesi İle 80 Bin Üstün Nitelikli Koç Teke Üretildi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) koordinatörlüğünde yürütülen “Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi” meyvelerini vermeye başladı. Proje kapsamında bugüne kadar işletmeler, kendi ihtiyaçları için 80 bin üstün nitelikli damızlık koç ve teke üretti.
Projenin 2005 yılında başlatıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Proje, bugün itibariyle 56 ilde uygulanan 171 alt proje ile devam ediyor ve 21 koyun, 6 keçi ırkında, 1 milyon 100 bin küçükbaş hayvanda uygulanıyor” diye konuştu.

421 MİLYON LİRA DESTEK ÖDEMESİ YAPILDI
Proje kapsamında yer alan yetiştiricilere bu zamana kadar toplam 421 milyon TL destekleme ödemesi yapıldığının altını çizen Bakan Pakdemirli “Proje kapsamında 8 üniversiteden 62 öğretim üyesi ve TAGEM’e bağlı enstitülerinden 45 araştırmacı olmak üzere toplam 107 proje lideri görev alıyor. Ayrıca her alt projede görev almak üzere toplam 171 proje teknik elemanı bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Proje ile döl veriminin, süt veriminin, gelişme hızı ve yemden yararlanma kapasitesinin artırılmasının hedeflendiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Ayrıca projenin yapağı ve tiftik kalitesinin iyileştirilmesi, yerli koyun-keçi ırklarımızın saf olarak yetiştirilmesi, korunması ve mevcut verim potansiyellerinin ortaya çıkarılması, birim hayvan başına elde edilen verimin artırılması, bölgelere özgü damızlık üretimi ve kaliteli damızlık hayvan elde etmek gibi hedefleri de bulunuyor” açıklamasını yaptı.

80 BİN ÜSTÜN NİTELİKLİ DAMIZLIK ÜRETİLDİ
Projenin bu hedefler doğrultusunda başarılı bir şekilde uygulanmaya devam ettiğini ifade eden Pakdemirli “ Proje ile küçükbaş hayvancılıkta büyüme, gelişme, süt, yapağı-tiftik verim kayıtları alınmaya başlanarak veri bankası oluşturuldu. Küçükbaş hayvancılığa olan ilgi artırıldı ve azalmaya başlayan Ankara Keçisi gibi yerli gen kaynaklarımızda hızlı azalışın önüne geçildi. Kaliteli damızlık koç ve tekeler elde edilmeye başlandı ve işletmeler kendi ihtiyaçları için 80 bin üstün nitelikli damızlık koç/teke üretti” dedi.
Bakan Pakdemirli, proje kapsamında gerekli koordinasyonun sağlanması halinde, proje dışı işletmelere yaklaşık 150 bin baş erkek ve 350 bin baş dişi damızlığın sağlanabilecek duruma gelindiğini de sözlerine ekledi.​
 
 
04.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli : Hayvancılığa Son 17 Yılda 33 Milyarlık Destek Verdik

Hayvancılığa son 17 yılda 33 milyar lira destek verdiklerini belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, GAP, DAP, DOKAP VE KOP kapsamında yer alan 41 ilde ise hayvancılığa yüzde 50 hibe desteğinde bulunduklarını söyledi.

UYGULAMA 2015 YILINDA BAŞLADI
GAP, DAP, DOKAP VE KOP kapsamındaki yüzde 50 hibe uygulamasının 2015 yılında hayata geçirildiğini ifade eden Bakan Pakdemirli “Uygulama çerçevesinde son 5 yılda 11 bin 838 kişiye 311 milyon lira hibe ödemesi yaptık. Bu ödemelerin de katkısıyla bu illerimizde toplam 2 bin 75 tesis faaliyete geçti” diye konuştu.

2019’DA 402 KİŞİYE 45,2 MİLYON LİRA HİBE
 Proje kapsamındaki 41 ilde ahır, ağıl yapımı ve tadilatlarına damızlık boğa, koç ve teke alımları ile gübre sıyırıcı ve süt sağım makinesi alımlarına hibe desteğinde bulunduklarını ifade eden Pakdemirli “2019 yılında ise bu bağlamda 402 kişiye 45,2 milyon lira hibe ödemesi yaptık” dedi.

HAYVANCILIĞA SON 17 YILDA 33 MİLYAR LİRA
Hayvancılığa verdikleri desteğin ülke genelinde son 17 yılda üretimi ve kaliteyi yükseltecek şekilde arttığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “ 2002 yılında 83 milyon lira olan toplam hayvancılık desteklerini yaklaşık 60 kat artırarak 2019 yılında yaklaşık 5 milyar liraya yükselttik” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, 2003-2019 döneminde toplam 33 milyar lira hayvancılık desteği ödendiğini de sözlerine ekledi.​
 
 
03.02.2020
Devamı

Ocak Ayında Yüzde 34 Artışla Fiyatı En Çok Yükselen Ürün Kabak

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Ocakta üretici fiyatlarında yüzde 16,07 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün kuru soğan, fiyatı en çok yükselen ürün ise yüzde 130,34'lük artışla kabak oldu.
(TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Ocakta üretici fiyatlarında yüzde 16,07 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün kuru soğan, fiyatı en çok yükselen ürün ise yüzde 130,34'lük artışla kabak oldu." ifadesini kullandı.



Bayraktar, yazılı açıklamasında, ocakta markette 29, üreticide 22 üründe fiyat artışı, markette 9, üreticide 3 üründe fiyat düşüşü olduğunu, markette 4, üreticide 9 üründe fiyatın değişmediğini bildirdi.
Ocakta, markette kuru soğan, kuru fasulye, zeytinyağı ve yumurta fiyatında değişim olmadığının altını çizen Bayraktar, şöyle devam etti:
"Ocakta, markette en fazla fiyat düşüşü yüzde 15,09 ile havuçta görüldü. Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 73,17 ile kabakta yaşandı. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 70,35 ile patlıcan, yüzde 56,93 ile yeşil soğan, yüzde 29,91 ile sivri biber, yüzde 23,99 ile mandalina, yüzde 17,25 ile salatalık, yüzde 14,40 ile limon, yüzde 12,33 ile maydanoz, yüzde 11,72 ile Antep fıstığı, yüzde 11,43 ile marul, yüzde 10,05 ile domates takip etti."

Üretici fiyatlarındaki değişim
Bayraktar, söz konusu dönemde üreticide maydanoz, elma, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru üzüm ve kuru incir fiyatında bir değişim meydana gelmediğini belirterek "Ocakta üretici fiyatlarında yüzde 16,07 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün kuru soğan, fiyatı en çok yükselen ürün ise yüzde 130,34'lük artışla kabak oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 57,89 ile salatalık, yüzde 57,58 ile patlıcan, yüzde 53,85 ile sivri biber, yüzde 52 ile yeşil soğan, yüzde 48,98 ile mandalina, yüzde 22,43 ile ıspanak, yüzde 15,98 ile limon, yüzde 13,51 ile fındık, yüzde 12,50 ile patatesin takip etti." ifadelerini kullandı.

Üretici fiyatlarında, kabak, salatalık, patlıcan ve sivri biberde görülen artışta, mevsim itibarıyla olgunlaşmanın yavaş olmasına bağlı olarak hasat edilen ürün miktarının azalmasının etkili olduğunun altını çizen Bayraktar, "Mandalina, limon ve portakalda çiçeklenme dönemindeki iklimsel olumsuzluklar nedeniyle rekoltede yaşanan düşüş fiyatlara yansımıştır. Fındık fiyatında görülen artışta artan talebin yanı sıra randımanın iyi olması etkili oldu. Patateste ise Birliğimizin tüketimi artırmaya yönelik çalışmaları fiyata yansısa da hâlihazırda üreticilerimiz maliyetine ürün satmak zorunda kaldı."
 
 
 
03.02.2020
Devamı

TESK'ten Esnaf ve Çiftçi İçin Sicil Affı Talebi

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, esnaf ve çiftçinin, getirilecek sicil düzenlemesiyle bankaların inisiyatifine bırakılmadan kara listelerden çıkarılmasını talep etti.

Palandöken yaptığı yazılı açıklamada, esnaf ve çiftçiye verilen desteklerin amacına ulaşabilmesi için öncelikle etkin sicil düzenlemesi ve yapılandırma getirilmesi gerektiğini aktardı.
Kredi faizlerindeki düşüşün esnaf ve çiftçi için de olumlu olduğunu bildiren Palandöken, kredi kefalet kooperatifleri kefaletiyle esnafın kullandığı kredilerin faiz oranının da yüzde 6'dan yüzde 4,5'e düştüğünü ifade etti.

Palandöken, esnaf ve çiftçinin bu imkânlardan faydalanabilmesi için öncelikle mevcut borçlarının yapılandırılması gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Ödemekte zorluk çekilen kredi borçları ödenebilir hale getirildikten sonraki en önemli adım sicil düzenlemesidir. Geçmişte ödenemeyen borçlar nedeniyle bir şekilde kara listeye alınmış esnafımız ve çiftçimiz sicil düzenlemesi ile bankaların inisiyatifine bırakılmadan kara listelerden çıkarılmalı. Esnaf ve çiftçi kara liste sorunu yüzünden verilen kredilere ulaşamadığı için faiz indiriminin anlamı kalmıyor. Çiftçinin desteklenmesi demek esnafın da desteklenmesi demek. Çünkü tarladaki maliyetler ne kadar düşerse esnafın da tezgahtaki fiyatları o kadar düşer."
 
 
 
03.02.2020
Devamı

TİGEM 2019’da 237 Yarış Tayı Sattı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) 2019 yılında 237 yarış tayı satışı yaptığını ve bu satışlardan son 10 yıldaki en fazla gelirin sağlandığını söyledi.

TİGEM'in esas faaliyet alanının üstün vasıflı damızlık hayvan yetiştiriciliği ve sertifikalı tohumluk üretimi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, safkan Arap atı yetiştiriciliğinin, çok eski ve köklü bir tecrübenin ürünü olduğunu ve Osmanlı geleneklerine dayandığını belirtti.
Atçılık Osmanlının Kuruluşuna Dayanıyor

Atçılık faaliyetlerinin Osmanlı'nın kuruluşundan beri devam ettiğini ifade eden Pakdemirli "1300'lü yıllarda kurulan Karacabey Harası, 1815 yılında kurulan Çifteler Harası ve 1889 yılında kurulan Sultansuyu Harası olmak üzere 3 işletmemizde toplam 1.126 baş hayvan varlığı ile bu faaliyetler günümüzde de devam ediyor" diye konuştu.

Yılda Ortalama 250 Üstün Performanslı Yarış Tayı Atçılık Sektörüne Kazandırılıyor
TİGEM'in her yıl ortalama 250 baş üstün performanslı yarış tayını atçılık sektörüne kazandırdığının altını çizen Bakan Pakdemirli "TİGEM'in yetiştirdiği atlar bu zamana kadar, yarış otoritesi tarafından dağıtılan toplam prim ve ikramiyelerin yüzde 33'ünü kazandı" dedi.

Satışlardan 2019'da 22 Milyon 981 Bin Tl Gelir
TİGEM'in 2019 yılında toplam 237 tay satışından 22 milyon 981 bin TL satış geliri ile son 10 yılın en yüksek ortalamasını ve satış hasılatını elde ettiğini de söyleyen Bakan Pakdemirli, Arap atının geniş kitlelere etkin bir şekilde tanıtılması, at ve biniciliği ile ilgili toplumsal bilincin geliştirilmesi amacıyla kurulan Arap Atı Tanıtım ve Hipoterapi Merkezlerinde eğitim faaliyetlerinin devam ettiğini de sözlerine ekledi.
 
02.02.2020
Devamı

Düve Alım Desteği İçin Düzenleme Yayımlandı

Tarım ve Orman Bakanlığının "Hayvancılık Desteklemeleri  Uygulama Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’i Resmi Gazete'de yayımlandı.  Yayımlanan tebliğ’e  göre  20 Kasım 2019 tarihinden itibaren  geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Yetiştiricilerin düve alım desteğinden yararlanabilmesi için hayvanları temin edebilecekleri yerlere birliklerin yanı sıra yetiştirici ve üretici örgütleri de eklendi.
Buna göre, yetiştiriciler, Bakanlığın düve alım desteğinden yararlanabilmek için düve ve mandalarını yetiştirici ve üretici örgütlerinden de temin edebilecek.

Geçmiş düzenlemede, söz konusu destekten yararlanabilmek için hayvanların düve yetiştirici merkezlerinden, hayvancılıktan ari işletmelerden, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden, Damızlık Sığır Yetiştirici Birlikleri, Damızlık Manda Yetiştirici Birlikleri ile Tarım Kredi Kooperatifleri ve iştiraklerinden temin edilmesi şartı bulunuyordu. Böylece, bu kuruluşların yanı sıra aralarında kooperatiflerin de bulunduğu yetiştirici/üretici örgütlerinden temin imkanı sağlanacak.
 
02.02.2020
Devamı

KORKULU RÜYAMIZ "KUŞ GRİBİ-DOMUZ GRİBİ VE KORONAVİRUSLAR"

       Malum, kış geldi halk arasında nezle-grip başladı. Tabi bunlar olağan şeyler. Ancak bu yıl öncekilerden biraz farklı gidiyor. Önce Kuş gribi, sonra domuz gribi derken, yakın zamanda bir de Korona Virus çıktı ortaya.  Bir anda hepimizde bir korku, bir panik oluştu.  Ancak, çoğumuz hatırlarız, yıllar evvel Van'da bir kaç vatandaşın hayatını kaybetmesiyle ilk olarak Kuş gribi hastalığını duyduk. Ve gerçekten pek çoğumuz ne olacağını asla tahmin edemedik. Hemen ülkenin bir çok noktasında karantina tedbirleri alındı. Yetkililerin aldığı radikal kararlar gereği, hatırı sayılır  miktarda kanatlı imha edildi. Çünkü o kadar korktuk, o kadar korktuk ki, mevcut durumu böyle kurtarabileceğimizi düşündük. Bu sırada hava limanlarında, kalabalık alanlarda karantina odaları oluşturularak,yüksek vücut sıcaklığını tespit edebilen dijital dedektörler yerleştirildi. Şüpheliler hemen karantinaya alındı. Neyse ki hatırladığım kadarıyla başka ölümler olmadı, hastalık söndü ve unutulup gitti. Ama sonra gördük ki, kanatlılardan insana kolay geçebilen  hastalık, insandan insana çok da rahat bulaşmıyormuş. Şimdilerde dünyanın farklı yerlerinden kuş gribi haberleri gelmeye başladı.
            Son olarak kuş gribi salgını Balkan ülkelerinden komşumuz Romanya'da ortaya çıktı. Burada en son üç yıl önce görülmüştü. Bizim hemen yanımızda ve batı sınırımızda gelişen olaylar ister istemez hepimizin içini şöyle bir ürpertti. Şimdi isterseniz bu hastalığı genel hatlarıyla bir hatırlayalım;

            Kuş gribi etkenleri H5N1, H7N9 şeklinde tanımlanan influenza (nezle) ailesine ait virüslerdir. Fakat en çok bilinen türü H5N1'dir. Bu virüs kuşlar dahil bir çok hayvan ve insanda görülebilir. Fakat sanıldığının aksine çoğu kuş gribi virüsü insanlarda pek hastalığa neden olmaz. Bulaşabilmesi için  hasta olan veya ölen kümes hayvanlarıyla yakın temas, solunum ve sindirim yoluyla uzun süreli maruziyet gerekir.  Hatta enfekte olan veya tam pişirilmemiş / az pişmiş kanatlı ürünlerinin (et, yumurta - kan dahil) hazırlanıp tüketilmesi ve bu hayvanların dışkı ya da tüylerine kontrolsüzce temas edilmekle de olur.  Konuyu biraz daha açarsak;

            Aslında çok farklı kuş gribi türü vardır. Bunların çoğu yabani kuşlarda dolaşır, ancak sadece bazı genç su kuşlarında enfeksiyon yapar. Bu virüsler iyi huyludur ve en kötüsü sadece hafif hastalığa neden olur. Bunlara “Düşük Patojenik Kuş Gribi” (LPAI) virüsleri denilir ve kümes hayvanları üzerinde sadece hafif etkiler oluşturur.
Bir diğeri, kalabalık koşullar altında yoğun kümes hayvanı yetiştiriciliğinin yapıldığı yerlerde, yabani kuşlardan türetilen H5 ve H7 'alt türlerinin' bazı varyantlarıdır. Bunlar kümes hayvanlarında büyük ölümlere neden olabilecek “Yüksek Patojenik Kuş Gribi” (HPAI) virüslerine dönüşebilir. Bu nedenle HPAI, H5N1 bir kümes hayvanı hastalığıdır. Şu anda, HPAI virüslerin insanları enfekte etmesi son derece zordur, ancak yukarıda belirtildiği gibi virüsün hızla insandan insana bulaşması ve ölüm oranının artırması konusunda ciddi bir endişe vardır. HPAI virüsleri yabani kuşlara da bulaşabilir ve onları öldürülebilir, ancak bu nadiren görülen bir durumdur. 

            H5N1'in izlenmesi ve kontrol edilmesi çok önemlidir. Tüm olası yayılma kaynaklarının belirlenmesi gerekir. H5N1'in ülkeler içinde ve arasında yayılması birkaç yolla olur.  En çok enfekte olmuş kümes hayvanlarının veya işlenmemiş kanatlı ürünlerinin (gübre dahil) hareketleri, yeterince temizlenmemiş kafesli taşıma kasalarıyla taşınmasıdır. BM Gıda ve Tarım Örgütü, yüksek riskli faaliyet olarak tanımlanan ve potansiyel olarak enfekte olmuş kanatlı dışkısının tarımda gübre olarak ya da balık ve domuz çiftliklerinde yem olarak kullanılmaması konusuna dikkat çekmiştir. Bu ve benzeri konularda daha fazla araştırmaların yapılması gerektiğini de vurgulamıştır.

            Kuş gribi, insanlarda nezle-grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Hastalığın kuluçka süresi birkaç saat ile 2-3 gün arasında değişir. Rahatsızlığın ilerlediği vakalarda halsizlik, yüksek ateş, öksürük, solunum güçlüğü, baş- boğaz- kemik ağrıları, ishal, bulantı- kusma görülebilir. Yine bir bölüm hastada, özellikle de kronik hastalığı bulunan yaşlı insanlarda ölümle sonuçlanabilecek şiddetli zatürreye çevirebilir. Virüs hızlıca kendi genetik yapısını değiştirebildiği (mutasyon) için aşı hazırlamaya pek fırsat vermez. Dolayısıyla aşısı mevcut değildir. Etkenin bu mutasyon özelliği başka canlılara, özellikle insanlara kolaylıkla geçebileceği şeklinde bilim adamlarının öngörüleri mevcuttur.

            Hastalığın bulaştırılıp yayılmasında yabani kuşların rolü olduğu kadar, kanatlı çiftliklerinden elde edilen dışkıların balık veya domuz yemi olarak kullanılması da başka bir nedendir. Yem meselesi özellikle uzak doğu ve bazı Avrupa ülkelerinde görülür. Bununla ilgili 2006 yılının ikinci yarısında Avrupa'da H5N1 davası açılmıştır. Dava konusu; Avustralya türü bir Siyah Kuğu'nun (Black Swan-Cygnus atratus) kuş gribinden ölmesidir. Almanya'nın Dresden Hayvanat Bahçesi'nde 2006 Nisan'da yumurtadan çıkan Siyah Kuğu, hep aynı süs göletinde yaşamış ve 2006-Ağustosunda kuş gribinden ölmüştür. Dolayısıyla başka bir yerden enfeksiyon kapma olasılığı yok gibidir. Bu nedenle mahkemece gölde kullanılan yapay yem, virüsün olası kaynaklarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu da enfeksiyonun gübre kaynaklı bulaşmasına en iyi delil olmuştur.

            Kümes hayvanlarında yüksek enfeksiyon görülme oranının aksine, yabani kuşların hastalıktan etkilenme durumu çok daha azdır. Her yıl diğer kanatlı hastalıklarından ölen kuş sayısı, kuş gribinden ölen hayvan sayısından çok daha fazladır. Örneğin, kuzey Almanya'da Niedersachsen eyaletindeki bir rapora göre, 2019'da test için laboratuara getirilen 7.000 ölü kuşun % 0.1'den azında H5N1 virüsüne rastlanmıştır.

            Önemsenmesi gereken bir diğer sorun da domuz gribidir. Domuz gribi, yediden yetmişe her yaştan insanı etkileyebilen, tehlikeli, bulaşıcı başka bir hastalıktır. Tipik soğuk algınlığı belirtileri ile kendisini gösterir. Yani ağız, boğaz ağrısı, hapşırık, öksürük gibi belirtilerle başlar. Teknik olarak etken H1N1 koduyla tanımlanan virüstür. Virüs hızla yapısal değişikliğe uğrayabilme yeteneğine sahip  olduğundan, başlangıçta çok tehlikeli olmadan hafifçe seyreder. Fakat, dikkat edilmezse zamanla tehlikeli bir hastalık haline dönüşebilir. Mevsimsel gribe oranla daha ağır bir tablo gösterir.
Dünyada İlk kez Meksika'da 2009 yılında tespit edilmiş, sonra hızla dünyaya yayılarak bir salgın (pandemi) haline gelmiştir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi alarmı verilmiştir.  Kronik hastalığı olan veya vücut direnci düşük kişiler herkesten daha fazla dikkat etmelidir. Hem kuş, hem de domuz gribi "Aman ne olacak!" deyip geçiştirilecek dertlerden değildir. Özellikle astım, domuz gribiyle birleştiğinde çok daha şiddetli,  çok daha ağır sonuçlar  doğurabilmektedir.

Son olarak, Korona virüs nedir? Ondan bahsedelim. Gerek hayvan, gerek insanlarda solunum ve sindirim sisteminde etkindir.  Vücut direnci azalan canlılarda  özellikle şiddetli solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurken, yeni doğanlarda viral ishallerin başlıca sebeplerinden biridir. Bu gün Dünya Sağlık Örgütü tarafından başta  Çin olmak üzere, Japonya, Tayland, Güney Kore dışında ABD'de rastlandığı bildirilmiştir. İnsanlarda ilk olarak 1960’lı yıllarda saptanan virüs, solunum yolu enfeksiyonlarında SARS-CoV suşuyla tehlikeli olmaktadır. Bu da Suudi Arabistan, Katar ve Ürdün’de görülmüştür. Genelde Hac ve Umreye giden insanlar için önemli  bir risk kaynağıdır. Son olarak Çin'de görülen yeni tip (Wuhan Coronavirus /2019-nCoV) nedeniyle Wuhan Pnömoni adını almıştır. Wuhan Koronavirüs'ün esas tehlikesi vucüdumuz tarafından yeterince tanınmamasıdır. Böylece meydana gelecek enfeksiyonlar çok daha şiddetli seyretmekte ve ölüme neden olabilmektedir. Henüz ülkemiz sınırları içinde rastlanmamıştır. Ortaya çıkmaması için herkesin hijyen kurallarına üst düzeyde riayet etmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak; sayılan hastalıkların hepsi yetkililerce bildirilen kurallara yeterli duyarlılık ve özen  gösterilerek hasarsızca atlatılabilecek problemlerdir. Ömür boyu sağlıklı kalmamız dileklerimle.
 
Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fak.
Ana Bili Dalı Başk.

 
31.01.2020
Devamı

Türkiye, Dünyaya Fındık Yedirmeye Devam Ediyor

Fındıkta dünya pazarının yüzde 70’ini elinde tutan Türkiye, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesine fındık yedirmeye devam ediyor.
Üretiminde ve ihracatında dünyada birinci sırada olduğumuz fındık, ülkemizde 39 ilde, 728 bin ha alanda yaklaşık 592 bin çiftçi tarafından üretiliyor.
Türkiye geçen yıl, son 10 yılın en yüksek üretim rakamı olan 776 bin 46 ton fındık üretimi gerçekleştirdi. Türkiye’nin fındıkta yeterlilik derecesi ise yüzde 501.

SON 4 AYDA 1,2 MİLYAR DOLARLIK FINDIK İHRAÇ EDİLDİ

Dünya fındık ticaretinin yaklaşık 70’ini elinde bulunduran Türkiye, son 4 dört ayda (1 Eylül 2019-5 Ocak 2020) bir önceki yılın aynı dönemine göre, fındık ihracatını 673 milyon dolardan 1,2 milyar dolara çıkardı. Böylece 4 aylık süreçte, bir önceki döneme göre 442 milyon dolarlık daha fazla ihracat yapılmış oldu.

Fındık ihracatı başta AB ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesine gerçekleştiriliyor. İhracatın 75-80’i AB ülkelerine yapılıyor. En fazla fındık ihraç edilen ülkeler ise Almanya, İtalya ve Fransa.
İhraç edilen ürünün yüzde 56’si iç fındık, yüzde 25’i dilimlenmiş, kıyılmış, yüzde 19’si ise kavrulmuş, ağartılmış olarak yapıldı.

FINDIK ÜRETİCİLERİNE 7,8 MİLYAR LİRALIK DESTEK
Türkiye’nin stratejik ürünlerinden biri olan fındık üretimine Tarım ve Orman Bakanlığı da destek sağlıyor. Bakanlık son 10 yılda, alan bazlı gelir desteği kapsamında fındık üreticilerine 7,8 milyar liralık destek ödemesi gerçekleştirdi.
 
 
31.01.2020
Devamı

Hibe Destekle Hayvancılık yapıyor

Uşak’ta 3 yıl önce kocasıyla birlikte başvuru yapan ancak hibe desteği kendisine verilen 23 yaşındaki Canan Debil, aldığı destekle birlikte hayvancılık yapmaya başladı. Geçimlerini hayvancılık yaparak sağladıklarını belirten ve kırsalda yaşayan kadınlara örnek olan Debil, kadınların hayatın her alanında olması için çağrıda bulunuyor.

Uşak merkeze bağlı Sorkun köyünde yaşayan 23 yaşındaki Canan Debil, 3 yıl önce devletten aldığı hibe desteğiyle hayvancılık yapmaya başladı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Genç Çiftçi Projesi’ kapsamında, kocasıyla birlikte başvuru yapan ancak hibe desteği kendisine verilen, Debil’in aldığı 30 küçükbaş hayvan hibe desteğiyle birlikte şu an 60’ın üzerinde hayvanı bulunuyor. Kocasının başka bir geliri olmadığını ve çift olarak geçimlerini hayvancılık yaparak sağladıklarını belirten Debil, vaktinin büyük bir bölümünü hayvanlarına bakarak geçiriyor. Hayvanlarına sevgiyle yaklaşan Debil, kuzularına elleriyle süt veriyor. Genç çift hayatlarından memnun olduklarını dile getirerek hayvancılık yapmaya devam edeceklerini kaydetti.

Pek çok kadına örnek teşkil eden ve kadınların her alanda çalışabileceklerini gösteren Debil “Hibe desteği olarak 30 koyun aldım. Kendi gelirimizle de 30 tane almıştık. O şekilde hayvancılığa hala devam ediyoruz. Köydeki arkadaşlarımız eşime söylemiş. O da kendisi başvurmaya gitti, ben sonradan gittim başvurdum ve bana çıktı” dedi.

Debil hayvancılık yaparak güzel noktalara ulaştıklarını kaydederek, “Ekonomik açıdan çok rahat. Bakıyorsun kuzusu oluyor, ondan sonra ikinci kuzu oluyor. Eşim başka işe gitmiyor, hayvancılıkla uğraşıyoruz. Gelirimizi hayvancılıktan karşılıyoruz. Hayvancılık denince genç çiftçiler olarak ismimiz anılıyor. ‘Şu kişide var, gidelim onlardan alalım. Onların hayvanları iyi ‘ deniliyor. Devam ettiriyorum çünkü bir şeyler yapmamız gerekiyor, yaşımız çok genç. Arkamızda çocuklarımız var. O yüzden devam ettireceğiz” diye konuştu.

Aldıkları destekle hayatlarının değiştiğini ve ekonomik anlamda refaha ulaştıklarını kaydeden 28 yaşındaki Murat Debil, “Ben senelik, hiç pazara indirmeden 50 tane kurbanlık satıyorum. Biz memnunuz müşterilerimiz de memnun. Ekonomik anlamda katkı sağlıyor. Allah bereketini versin. Bütün gençlere de tavsiye ederim” dedi.
 
 
31.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Tarım Ve Orman Şurası Eylem Planını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, tohumdan sofraya dijital değer zincirine ilişkin bir bilgisayar ve yazılım sistemi kurarak, üretim ve tüketimde her adımı takip edeceklerini söyledi.
Pakdemirli, Orman Genel Müdürlüğünde düzenlenen Tarım Orman Şurası Eylem Planı Tanıtım Toplantısı'na katılarak, 18-21 Kasım 2019'da gerçekleştirilen şurada alınan tavsiye kararlarının hayata geçirilmesine ilişkin eylem planlarını açıkladı.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sonuçlarını açıkladığı şura kapsamında 38 eylem planı belirlendiğini hatırlatan Pakdemirli, "Bunların alt eylemi olarak da 333 eylem bulunuyor. Bazı eylemler 2023 yılı sonrasında tamamlanacak. Bu yıl 38 eylemin tamamına başlıyoruz ancak bazıları 2021, 2022 ve 2023 yıllarında bitecek. Bu yıl 16 eylemi bitirmeyi hedefliyoruz. 2021'de 8, 2022'de 11, 2023'te ise 3 eylemin hayata geçirilmesi planlanıyor." dedi.



"Çiftçi bir yıl önceden ne üreteceğini bilecek"
Bu yıl tamamlanacak eylemlere ilişkin bilgi veren Pakdemirli, "Tohumdan sofraya dijital değer zincirine ilişkin bir bilgisayar ve yazılım sistemi kuracağız, üretim ve tüketimde her adımı takip edeceğiz." diye konuştu.
Pakdemirli, sözleşmeli üretim ve alternatif destekleme modelinin oluşturulması ve uygulanmasını sağlayacaklarını ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:
"Bu sistemle çiftçi 1 yıl önceden ne üreteceğini bilecek. Sözleşmeli üretim desteklenecek ve destekler daha etkin kullanılacak. Birim alanda daha az masrafla daha fazla ürün üretilecek. Birliklerimiz ve üreticilerimizle bir araya geleceğiz. Önümüzdeki günlerde bunun da lansmanı yapılacak, talep edenlerle üretim yapmak isteyenler bir araya gelecek. Domates üretecekse tohumunu, ilacını sistem içinde temin edeceği, girdi finansmanına uzanan, ürünün yarın kaç liraya satılacağını bileceği bir sistem olacak. Bu konuyla ilgili TBMM'de de bir yasa teklifi için çalışıyor olacağız. İlgili kamu kuruluşlarıyla Külliyede de bu işin çalışmalarından çoğunu bitirdik."



Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ile bu yıl Gıdanı Koru Kampanyası başlatacaklarını açıklayan Pakdemirli, gıda kayıp ve israfının önlenmesine yönelik altyapıyı oluşturacaklarını kaydetti.
Gıdada taklit ve tağşiş cezalarının caydırıcı olması için mevzuat düzenlemesi yapacaklarına işaret eden Pakdemirli, gıda kontrolü konusuna son derece önem verdiklerini, aldığı üründen şüphelenen her vatandaşın bakanlık laboratuvarlarında test ettirerek, sonucunu SMS ile öğrenebileceğini anlattı.



 "Gıdada bilgi kirliliğine karşı kurul oluşturulacak"
Pakdemirli, tağşiş yaparak vatandaşın sağlığıyla oynayanları ifşa etmeye devam edeceklerine dikkati çekerek, "Bu cezaların ağırlaştırılması ve gerekiyorsa hapis cezasına varma konusunda çalışmalarımız sürüyor. Bu yıl ilk çeyrek olmadan, şubat ayı içinde bu konuda gerekli aksiyonu almış olacağız." ifadelerini kullandı.



Gıdada bilgi kirliliğinin önlenmesi ve gıda okuryazarlığının artırılması için de atım atacaklarını vurgulayan Pakdemirli, şöyle konuştu:
"Her gün birileri 'Şunu yiyin, bunu yemeyin, tereyağı, yumurta tüketmeyin' gibi şeyler diyor. O kadar karmaşa var ki bu iş böyle yürümemeli. Bu iş bir kurul tarafından ele alınmalı. Bununla ilgili de yasa değişikliği çalışmamız devam ediyor. Hangi bilimsel gerekçelere dayanıyorsun diye vatandaş namına bunu kurulun sorma hakkı olacak."



İyi ürünler için "şemsiye marka" olacak
Pakdemirli, tarım ve orman ürünlerinde markalaşmaya gidileceğini belirterek, şöyle devam etti:
"Tarım ürünü üretmek yetmez, Türkiye için küresel bir marka düşünüyoruz. Yılın ikinci yarısında lansmanımız olacak. Yurt dışında bu markanın pazarlanması için çalışmamız olacak. Zeytinyağı, Türk lokumu, Türk baklavası, fındık, işlenmiş ürünler gibi stratejik ürünler bu kapsamda olabilir. Türkiye'nin iyi ürettiği ürünlerin birçoğu şemsiye marka altında toplanacak. Bunların başta gümrüklü satış mağazaları olmak üzere yurt dışındaki perakende noktalara satılması için marka desteği verilecek. Devlet olarak marka desteği verip, küçük üreticilerin ihracatla tanışması sağlanacak."
Orman ve orman ürünlerinin katma değerinin artırılması gerektiğini anlatan Pakdemirli, özel ağaçlandırma yapacak olanlara yüzde 65 hibe sağlanacağını söyledi.
Pakdemirli, bu kapsamda tıbbi aromatik bitkiler, lavanta, trüf mantarı, mavi yemiş, reçine, salep gibi geliri yüksek bitkilerin üretiminin artırılması gerektiğini bildirdi.

Yangınlara karşı yeni teknolojik önlemler yolda
Orman yangınlarına da değinen Pakdemirli, yangınlara müdahale süresinin 12 dakikanın altına indirilmesi için yeni teknolojik önlemleri de devreye alacaklarını dile getirdi.
Damızlık düve üretim merkezlerinin sayısını 25'ten 32'ye yükselttiklerini anlatan Pakdemirli, ıslah çalışmaları yapacaklarını ve elit damızlık sürüler üreteceklerini ifade etti.
Uluslararası projelere de önem vererek, yurt dışındaki iyi projelerden faydalanılacağını vurgulayan Pakdemirli, şunları kaydetti:



"Yabancı ülkelerde üretim teşvik edilecek. Ülkemiz uluslararası tarımla tanışmalı. ABD'nin, Brezilya'nın, Çin ve Malezya'nın dünyanın çeşitli ülkelerinde tarım toprakları var. Bu ülkelerde toprak mı yok? İklim ve benzeri koşullardan dolayı gıda güvenliğiyle ilgili riskler yaşayabilirsiniz. Ülkelerin bugünden önlem alması önemli."

Pakdemirli, kamu, özel sektör ve üniversite iş birliğini de geliştireceklerini belirterek, meteorolojik verilerin ürünlerin planlaması ve izlenmesine katkı sağlayacağını söyledi.
Suya ilişkin atılacak adımlara dikkati çeken Pakdemirli, "Suyun tek elden yönetilmesi, tasarruflu ve verimli kullanılması ile su kaynaklarının kirlenmeye karşı korunması için Su Kanunu çıkarılacak. Kanunun bu sene içinde çıkması için gayret içinde olacağız." diye konuştu.



Ürünlerin sanayisinin gelişmesi için çalışılacak
Pakdemirli, kenevir gibi bitki türleri üretilirken, bu ürünlerin sanayisinin de geliştirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Çiftçinin ürettiği ürünleri satacak nokta bulamaması konusunda endişelerimiz var. Bu konuda bu yıl adım atıyor olacağız." ifadelerini kullandı.
Büyükşehir belediyelerinde mahallelerin "kırsal" ve "kentsel" mahalle olarak yeniden tanımlanması gerektiğini vurgulayan Pakdemirli, burada köylerin tüzel kişilerinin koruması gerektiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da bu konuda bir çalışma yaptığını kaydetti.
 
 
30.01.2020
Devamı

Tarım ve Orman Şurasının Tavsiye Kararları Açıklanıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı “Tarım Orman Şurası Eylem Planı kapsamında alınan tavsiye kararların hayata geçirilmesine ilişkin eylem planını açıklayacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü salonunda gerçekleştirilecek lansman toplantısına Bakan Pakdemirli'de katılıcak.

8 ana başlıkta ve 39 maddede toplanan Şura eylem planlarından 2020’de 18, 2021’de 9, 2022’de 9, 2023’te ise 3’ünün hayata geçirilmesi planlanıyor.

2020 yılında hayata geçirilecek eylem planları arasında, Tohumdan Sofraya Dijital Değer Zincirinin Kurulması, Gıda Kayıp Ve İsrafının Önlenmesine Yönelik Alt Yapının Oluşturulması, Gıdada Taklit Ve Tağşiş Cezalarının Caydırıcılığı İçin Mevzuat Düzenlemesi Yapılması Ve Uygulamaya Konulması, Su Kanununun Çıkarılması gibi maddelerde yer alıyor.

 
 
 
29.01.2020
Devamı

SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDE YENİ KANUN VE ÖRGÜTLENMENİN ARTAN ÖNEMİ

Su ürünleri sektörü, 2020 yılına yeni bir kanun ile girdi. Balıkçılarımızın yıllardır beklediği mevzuat değişikliği sonunda 2019 Aralık ayında yapıldı. Yaklaşık 50 yıllık bir geçmişe sahip 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununda yenilikler yapan bu yeni kanun ile umutlarımıza yenilerini eklemek için iyi bir ortam oluştu. Bu arada yıllardır ciddi uğraşlar verdiğimiz AB’ye uyum konusunda mevzuat göre eksik kalan birçok konuda önemli bir gelişme sağlandı. AB’de 2013 yılının yine Aralık ayında yayınlanan ve enteresan bir tesadüfle 1380 sayı ile yürürlüğe giren AB Kanunu kapsamında Ortak Balıkçılık Politikasında yapılan en son düzenlemelerle daha uyumlu hale gelindi.

Kanun birçok kısıtlama ve yasak içermesine rağmen sektörün tamamında memnuniyetle karşılandı. Geleceği güvence altına alabilmek ve stoklar üzerindeki baskıyı azaltabilmek amacıyla alınan sürdürülebilirlik ile ilgili bu zorlayıcı kararlara öncelikle balıkçımız sahip çıktı. Bu yaklaşım, balıkçımızın ne kadar bilinçli olduğunu gösteriyor. Artık ileriyi görmek ve yeni yatırımlarda bulunma zamanının geldiğini düşünebiliriz. Buraya kadar her şey gerçekten güzel olduğunu söyleyebiliriz.

2000’li yılların ilk 20 yılını tamamladığımız bu günlerde aslında tarihte ikinci bin yılın %2’sini tamamladık. Hızla akıp geçen zamanda geçen yıllara baktığımızda teknolojik bunca gelişmeye karşın, sorunların çözümünde hedeflere hala ulaşamadığımızı görüyoruz. Öyleyse fırsatları, daha hızlı ve iyi bir şekilde değerlendirmeliyiz.

Türkiye, FAO verilerine göre dünya su ürünleri üretiminin ancak %1’lik kısmını oluşturmakla beraber yetiştiricilik alanında Dünya’da en hızlı gelişen üçüncü ülke durumundadır. Avrupa Birliği ülkeleri arasında ise yetiştiricilikte ilk sıralarda yer alan ülkemiz, Avrupa Çipura-Levrek pazarında %25’lik paya ulaşarak lider durumu gelmiştir. Yine de ülkemiz gibi büyük ekonomik güce ve ciddi su ürünleri potansiyeline sahip bir ülke için bu üretim yeterli değildir. Dünya’daki ve AB’deki gelişmelere bağlı olarak dış ticaret yönelme ve iç tüketimdeki artış sonucunda su ürünleri sektörü giderek önem kazanmaktadır.

Bütün Dünyada olduğu gibi, bizde de giderek azalan stok miktarı karşısında getirilen sınırlamaların yanı sıra, yüksek girdi fiyatları, pahalı teknoloji ve finansman yetersizliği gibi sorunlar balıkçılarımızı daha üretime başlamadan zorlamaktadır. Bunun üzerine bir de balıkçıdan tüketiciye uzanan pazarlama kanalında aracı kademelerin çok olması ve gelirin önemli bir kısmının bunlar tarafından alınması eklenince, balıkçının zaten az olan geliri daha da düşürmektedir. Burada bir başka sorun ise, piyasanın taleplerinin takip edilmemesi nedeniyle doğru bir av planlaması yapılamaması ve avlanan balıkların gerçek değeri üzerinden pazarlanamamasıdır. Sonuçta insanüstü gayretlerle üretilen bu ürün değerinin altında satılmakta, balıkçı emeğinin karşılığını alamamakta, tüketici ise balığı pahalıya yemektedir.

Bu sorunların çözümü tek başına mümkün değildir. Piyasa şartlarında rekabet edebilmek ve hayatta kalabilmek amacıyla balıkçıların mutlaka birlikte faaliyet göstermeleri gerekmektedir. AB ülkelerinde balıkçılık sektöründeki başarıların ardında yatan temel etmen, örgütlenebilme kabiliyetleridir. Son model, modern av araç ve gereçleri ile AB’deki kadar büyük bir avcılık gücüne sahip olan balıkçımız, sürdürülebilirlik konusunda da AB’deki meslektaşları gibi hassasiyet göstermektedirler. Balıkçımızın bu bilinçli davranışı, bütün sorunlarının çözümü olan örgütlenme alanında da aynı şekilde göstermesi gerekmektedir. Bugüne kadar örgütlenme alanındaki birikimimizi artık daha etkili kullanma zamanı gelmiştir. Yeni Kanun, bunun için uygun ortamı sağlayacaktır.

Bu aşamada, kanunlar ile ilgili genel bir kuralı hatırlatmamızda fayda olduğunu düşünüyorum. Bir kanunun uygulanabilirliği, “devletin yaptırım gücü ve cezalarının büyüklüğünden daha ziyade hitap ettiği kesim tarafından sahiplenilmesine” bağlıdır. Kanunun gerekçesinin sektördeki paydaşlara net bir şekilde anlatılması ve uygulanması esnasında izleme, denetleme ve değerlendirme sorumluklarının en iyi şekilde yapılması gerekmektedir. Bu sorumlulukların devletten beklenmesi yerine AB’de olduğu gibi balıkçının temsilcisi olan kooperatifler tarafından yapılması daha makul olacaktır. Çünkü bu görevleri daha hızlı, daha güvenli ve daha ucuza ancak gelecekte de mesleğine devam etmeyi isteyen balıkçıların ortağı olduğu kooperatifler yapabilirler. Bu nedenle yeni Kanunun uygulanmasına ilişkin çıkartılacak ikincil mevzuatta kooperatiflere öncelikli ve ayrıcalıklı yer verilmesi gerekmektedir.

Bu yaklaşım hem işleri kolaylaştıracak, hem de sektörde yer alan üretici örgütleri arasında ortaklaşa çalışma acısından önemli bir fırsat yaratacaktır. Bu çalışmanın nasıl yapılacağı konusunda, AB mevzuatı ve Bakanlıkta daha önceki yıllarda yapılan AB Projesi kapsamında hazırlanan “taslak mevzuat” oldukça yol gösterici olacaktır.

Ülkemizde sektördeki üreticiler tarafından kurulmuş tüzel kişiliğe haiz çeşitli örgütler bulunmaktadır. Bakanlığımız sorumluluğunda iki ayrı kanun ile üç tip örgüt kurulmaktadır. Bunlar 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile kurulan “Su Ürünleri Kooperatifleri” ve 5200 sayılı Üretici Birlikleri Kanunu ile kurulan “Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birlikleri” ve “Su Ürünleri Avcıları Üretici Birlikleri”dir.
1163 Sayılı Kanun ile kurulan Su Ürünleri Kooperatiflerin amacı; her türlü su ürünlerinin üretimi, yetiştiriciliği, avcılığı, işleme, depolama ve pazarlama konularında yeteri derecede iktisadi güce sahip olmayan balıkçılara hizmet vererek, ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle rasyonel bir şekilde ve ekonomik olarak karşılamak ve temin etmektir. 5200 Sayılı Üretici Birlikleri Kanunu kapsamında yetiştiricilerin ya da avcıların bir araya gelerek kurdukları Üretici Birliklerinin amacı ise; kendi mülkiyetine almamak kaydıyla pazara uygun ürün sevk etmek ve yönlendirici, iyileştirici faaliyetlerde bulunmaktır.

Ülkemizde su ürünleri sektöründe çalışan yaklaşık 38.000 balıkçı bulunmaktadır. Bunlardan yaklaşık 32.000’i, toplam 590 Üretici Örgütü altında örgütlenmiş durumdadır. Örgütlenenlerin 31.000’e yakın önemli bir çoğunluğu 560 adet Kooperatif altında bir araya gelmişlerdir. Geriye kalan yaklaşık 1.200 balıkçı ise 30 adet Üretici Birliği kurmuşlardır. Her örgüt kendi içinde üst yapılanmaya sahiptir. Kooperatiflerin önemli bir çoğunluğu kendi bölge birliklerini ve onlarda Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliğini (SÜRKOOP) oluşturmuşlardır. 30 Üretici Birliği arasından yetiştiricilikle uğraşan 18 tanesi bir araya gelerek Yetiştirici Üretici Birliklerinin Merkezi Birliğini, avcılık yapan 8 tanesi de bir araya gelerek Deniz Avcıları Üretici Birliği Merkez Birliğini kurmuşlardır. Ülkemizdeki üretici örgütlerinin ve bunlara ortak/üye olanları sayıları, tabi oldukları kanuna göre aşağıda tablo halinde verilmektedir.

 
Tablo. Türkiye’de su ürünleri üretici örgütlerinin tabi oldukları kanuna göre dağılımı ve sayıları
TABİ OLDUĞU KANUN BİRİM
ÖRGÜT TİPİ
DİKEY
YAPILANMA
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu Birim
Kooperatif
Kooperatif
Bölge Birliği
Kooperatif
Merkez Birliği
Kooperatif
 Sayısı
Ortak
 Sayısı
 Bölge
 Sayısı
Ortak Koop
 Sayısı
Ortak
 Sayısı
Merkez
 Sayısı
Ortak Koop.
 Sayısı
Ortak
 Sayısı
560 30.668 17 231 14.523 1 200 11.608
5200 Sayılı Üretici Birlikleri Kanunu Birim
Üretici Birliği
Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Merkez Birliği Deniz Ürünleri Avcıları Üretici Birliği Merkez Birliği
Üretici Birliği Sayısı  Üye
 Sayısı
Merkez
 Sayısı
Üye Birlik
 Sayısı
Üye
Sayısı
Merkez
 Sayısı
Üye Birlik
 Sayısı
Üye
 Sayısı
30 1.193 1 18 888 1 8 312
 
 
Sonuç olarak; balıkçımızın büyük oranda örgütlendiği hatta dikey yapılanmayı da tamamladığı görülmektedir. Yani balıkçımızın örgütlenme sorunu olmadığı söylenebilir. Esas sorun, mevcut örgütlerin gelişmiş ülkelerdeki emsalleri gibi piyasada daha etkin hale gelmeleridir. Halkımızın balık ihtiyacını karşılayabilmek, kaynakları koruyabilmek ve balıkçılarımıza sürdürülebilir bir iş ve gelecek imkanı sunabilmek adına yeni kanunumuzun, kooperatiflerimiz sayesinde etkin ve yaygın bir şekilde sahada uygulanabilmesini, ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
erhan.ekmen@tarimorman.gov.tr
 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
29.01.2020
Devamı

Renkli Pamuk'ta Sözleşmeli Üretim Yapılacak

Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından geliştirilen renkli pamuk çeşitlerinde deneme üretiminde başarılı olundu. Bu yıl renkli pamukların sözleşmeli üretim modeli ile üretilmesi sağlanacak.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin de daha önce kamuoyuna tanıtımını yaptığı iki renkli pamuk çeşidinde önemli bir eşik geride bırakıldı. TAGEM tarafından tescil ettirilen renkli pamuklar “Sarı Gelin” (açık kahve) ve “Gelincik” (koyu kahve) özel sektörün de büyük ilgisini çekmişti.

ÜRETİM YAYGINLAŞTIRILACAK
​Doğal renkli pamukların tekstil sektöründe kullanılması için bu konuya ilgili olan ve bu alanda faaliyet gösteren özel bir firma ile birlikte çalışılmaya başlandı. 2019 yılında bu çeşitlerden deneme üretimi yapıldı ve başarılı olundu. Bu yıl ise özel firma ile sözleşmeli üretim kapsamında üretim yapılacak ve bu üretimin yaygınlaştırılması sağlanacak. Aynı zamanda renkli pamukların lif verimi, kalitesi ve renk çeşitliğinin arttırılması konularında da firma ile ortak ar-ge çalışmalarının yapılması kararı alındı.

ÇOCUK GİYİMDE BÜYÜK İLGİ GÖRMESİ BEKLENİYOR
Pamukların doğal bir şekilde, herhangi bir kimyasal kullanılmadan renkli olmaları sebebiyle sağlık açısından olumsuz bir etkisi bulunmuyor. Renklendirmek için kimyasal kullanılmadığından çevreye de kötü bir etkisi bulunmayan renkli pamuklardan üretilen tekstil ürünlerin, özellikle çocuk giyimde kullanılarak, büyük rağbet görmesi bekleniyor. 
 
 
29.01.2020
Devamı

İzmir'de Yapılacak Olan Tarım Fuarında Geri sayım

Avrupa'nın ilk dört büyük tarım fuarından biri olarak gösterilen 'Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı', 6-9 Şubat tarihleri arasında kapılarını İzmir'de açıyor.
Avrupa'nın ilk dört büyük tarım fuarından biri olarak gösterilen 'Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı', 6-9 Şubat tarihleri arasında kapılarını İzmir'de açıyor. Fuarın 700 milyon doları aşan iş hacmi yaratacağı belirtildi.

Orion Fuarcılık A.Ş. tarafından düzenlenecek olan 'Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nda ulusal ve uluslararası firmalar, tarım sektörü profesyonelleri ile bir araya gelecek. Fuar, Türk tarımını dünya tarımı ile 15'inci kez buluşturmaya hazırlanıyor. 14 holde ve 337 bin metrekare alanda düzenlenecek fuarın açılışı, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla gerçekleşecek. Geçtiğimiz yıl yapılan fuarda 70 ülkeden 854 firma katılırken 337 bin 240 ziyaretçi ziyaret etmişti. Bu yıl ise fuarın 75 ülkeden 950 katılımcı ve 360 bin ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor.
 
 
29.01.2020
Devamı

Propolis

Bal arıları (apis mellifera) tarafından çok değerli ürünler olan bal, polen, arısütü ve propolis üretilmektedir. Uzun yıllardır bu ürünler birçok araştırma konusu olmuştur. Dünya genelinde binlerce yayın yapılmış ve son yıllarda bu ürünlere ilgi artmıştır.

Propolis ilk kez Yunanlılar tarafından keşfedilerek doğal antibiyotik olarak kullanılmıştır. Propolis Yunancada pro (“ön”) ve polis (“şehir”) anlamına gelen sözcüklerin birleşmesinden meydana gelmiş ve eski zamanlardaki arıcılar tarafından, arıların kovan girişini bu madde ile kapladıkları göz önüne alınarak şehirden önce anlamına gelen propolis adı verilmiştir (Ghisalberti, 1979).
Bal arıları propolisi, çiçeklerin ve tomurcukların koruyucu salgılarını alt çeneleri yardımıyla kazıyarak ağızda nemlendirip yumuşatarak ve bu sırada bazı enzimler ekleyerek küçük paketler haline getirir ve bu paketçikleri ön bacaklarını kullanarak arka bacaklarındaki polen sepetine aktarırlar (Ghisalberti, 1979; Krell, 1996). Arıların polen sepetlerinde taşınan propolis, kovanda yoğun olarak kovan tabanına, uçuş deliği arkasına ve örtü tahtaları arasına biriktirirler. Ancak kovan dip tahtası ve uçuş deliği arkasına biriktirilen propolis, içerisine mum kırıntısı ve artık maddelerin karışması nedeniyle saf değildir. Örtü tahtalarına biriktirilen propolis ise daha temiz ve saftır. Son yıllarda propolis tuzakları geliştirilmiş ve bu tuzaklar yardımıyla propolis en saf haliyle toplanmaktadır. Toplanan propolis kaynağına göre renk, koku, miktar ve kimyasal olarak ürün kalitesi değişkenlik göstermektedir. Bir de bölgedeki hava kirliliği, sanayi varlığı gibi dış etkenler ürün kalitesini etkilemektedir. Arılar tarafından toplanan kırsal bölgelerdeki propolis daha saf halde bulunabilir. Arılar yeterince propolis kaynağı bulamadıkları zaman asfalt yollardan zift bile toplayabiliyorlar. Bu anlamda yapılan üretim alanı çok fazla önem arz etmektedir. Ülkemizde hava kirliliğinden ari, doğanın en temiz haliyle duran bölgelerimizin başında Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri gelmektedir.
Arılar topladıkları propolisi arı barınağı olan kovan içerisindeki tüm hijyeni sağlamak için toplarlar. Arılar, kovan içerisindeki zararlılardan propolis yardımıyla korunurlar. Petek gözlerindeki temizliği ve özellikle kuluçka alanını propolis ile hazırlar ve kraliçe arı bu petek gözlerine yumurta bırakır. İşçi arılar tarafından toplanan propolisten, kovandaki ufak açıklıkları doldurarak kapatmakta, kovan girişini daraltmakta, böcek ve hayvanlar için giriş ve çıkışları tutmakta yararlanılmaktadır. Kovan içi sıcaklığının 34 °C ve nem % 40 - %65 olduğundan virüsler, bakteriler ve funguslar için çok ideal bir ortam oluşturmasına rağmen propolisin antimikrobiyal özelliği sayesinde, mikroorganizmalar üreme imkânı bulamayıp, arı kolonileri hastalıklara karşı korunmuş olurlar (Ghisalberti, 1979; Krell, 1996).
Ham propolisin bileşimi kaynağına göre değişmekle birlikte genel olarak % 50 reçine, % 30 mum, % 10 esansiyel ve aromatik yağlar, % 5 polen, % 5 diğer organik bileşikler ve mineral maddelerden oluşmaktadır. Kovandan toplanan propolis hamdır ve saflaştırılarak kullanılması gerekir. Propolis için çeşitli ekstraksiyon yöntemleri kullanılmaktadır. Ancak ham propolisin en pratik çözücüsü % 96’lık etanoldur. Tıbbı amaçlı kullanımlarda % 70’lik etanolde erimiş çözelti kullanılırken, kimyasal analiz amaçlı çözücü için % 99’luk etanol gerekmektedir (Pietta ve ark., 2002). Propolisin tıbbı amaçlı kullanımı sırasında alerjik içeriğinden dolayı bazı reaksiyonların olabileceği ifade edilmektedir. Bu nedenle ham propolis işlendikten sonra kullanılmalı, kontrol altında üretilmeli ve pazarlanmalıdır (Banskota ve ark., 2001).

Son yıllarda, Apiterapinin yaygınlaşması ile birlikte bazı hastalıkların tedavilerinde destekleyici olarak kullanılmaktadır. Yine bazı araştırmalar da vücut direncini arttırmak amacıyla günde 30 - 60 mg’ a kadar alınabilir. Tedavi edici amaçla, kardiyovasküler sistem ve kan dolaşımı rahatsızlıklarında, kulak, burun, boğaz (boğaz enfeksiyonları, faranjit, laranjit, rinit, sünizit, kulak iltihabı) kullanılabilir. Genel akciğer hastalıklarında, kısmi olarak tüberküloz’un tedavisinde kullanılmaktadır (Azevedo ve ark., 1986; Dobrowlski, 1991). Dermatolojide, kesiklerde, yaralarda (Morales ve Garboniva, 1997) soğuk ısırması (parmak, yüz ve kulakta) mayasıl hastalığında, birinci ve ikinci dereceden yanıklarda, nasır, çıban, egzamada, sedef hastalığında, mantar hastalıklarında, zona hastalığında, deride renk bozulmasında, kullanılmaktadır. Romatizmal hastalıklarda, ayrıca gözde arpacık gibi çeşitli yangı tiplerinde tedavi amacıyla kullanılmaktadır (Ghisalberti, 1979). Propolis ender bulunan geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edilmektedir (Erdem, 2002).
 
 
 
KAYNAK
Azevedo I. B. S., Sampaio R.F., Montes J. C., Contreras R. L. L., 1986. Tratamento de escaras de decúbito com própolis. Rev Bras Enferm 39: 7-33
BANSKOTA, A.H., TEZUKA, Y., KADOTA, S.: Recent Progress in Pharmacological Research of Propolis. Phytotherapy Research, 15: 561-571, 2001.
ERDEM, G.B., 2002. Propolisin Diş Çürüklüğü Oluşumuna Etkisinin Sıçan Dişlerinde Araştırılması. Teknik Arıcılık, 77, 27-28.
GHİSALBERTİ, E. L., 1979. Propolis: A review, Bee World, 60, 59-84.
KRELL, R., 1996. Value-Added Products from Beekeeping, Fao Agricultural Services Bulletin No. 124, Chapter 3, Pollen, http://www.fao.org/docrep.
Morales W, F., Garbarino J,L. 1997. Clinical evaluation of a new hypoallergic formula of propolis in dressings. In: Mizrahi A, Lensky Y. Bee products: Properties, Application and Apitherapy. New York: Plenum Press: 101-105.
PİETTA, P.G., GARDANA, C. And PİETTA A.M.: Analytical Methods for Quality Control of Propolis. Fitoterapia 73 Suppl. 1: 7–20, 2002.

Ümit SAYLAK  - ZİR.YÜK. MÜHENDİSİ
BEYÇERİ ARICILIK
ÜRETİM MÜDÜRÜ

 
28.01.2020
Devamı

Soğanın İhracat Kısıtlamasına Protesto

Ticaret Bakanlığı tarafından patates ve soğana getirilen ihracat kısıtlaması üreticiyi isyan ettirdi. Geçtiğimiz yıl fiyat artışlarıyla gündeme gelen patates ve soğana ihracat kısıtlaması getirilmesi Çorum'un Alaca ilçesinde soğan ve patates üreticileri tarafından protesto edildi.
Çorum, Tokat, Amasya ve Yozgat'tan Alaca ilçesinde bir araya gelen 1000 kişilik soğan üreticisi, 200 traktörle eylem yaptı. Üreticiler, ürünlerine sahip çıkılması gerektiğini ve ihracatın açılmasını istediler.
Alaca ilçesi içerisindeki Zile ve Yozgat caddelerinde bir süre taşıt trafiğini durduran eylemciler, Cumhuriyet meydanında bir basın açıklaması yaparak olaysız bir şekilde dağıldılar. Üreticiler, gelecek hafta içerisinde eylemi Çorum il merkezine taşıyacaklarını belirttiler. 

Soğan üreticileri, yüzlerce ton soğanın ellerinde kalarak depolarında çürümeye yüz tuttuğunda soğanlarını kimin alacağını sordular. "Soğan üreterek suç mu işledik" diye seslenen üreticiler, ''Şu ana kadar sesimizi duyuracak hiçbir yetkili bulamadık. Geçen yıl soğan üreticilerinin depolarını basıp terörist ilan eden yetkililer, bu yıl elimizde kalan soğanları ise kimse almıyor.'' şeklinde konuştu.
Öte yandan dış ülkelerle ihracat konusunda binlerce ton anlaşma yaptıklarını hatırlatan soğan üreticileri, ellerinde 300 bine tona yakın soğanın bulunduğunu ifade ettiler.

"BİZLERİ TERÖRİST İLAN ETTİNİZ!"
Osman Kılıç İsimli soğan üreticisi, ‘’Üretici yok oluyor. Sesimizi duyuracak bir yetkili bulamadık. Bütün mal varlıklarımız bankalara ipotekli. Girdiler ağır. Almış olduğumuz zirai aletler ve traktörlerimiz bankaya borçlu. Biz elimizdeki ürünü satamaz isek icralarla uğraşmak durumunda kalacağız. Biteceğiz, yok olacağız. Bu ülkenin çiftçisi yok olursa ülkemiz yok olur. Bizim sesimizi duyun ey yetkililer. Geçen yıl depolarımızı basarak gördüğünüz 3-5 ton soğanla bizleri terörist ilan ettiniz. Şimdi depolarımızda yüz binlerce ton soğan var satamıyoruz. Şimdi biz neyiz? Biz ölüyoruz ölüyoruz’’ dedi.
 
 
28.01.2020
Devamı

Tarım Arazi Vasfını Kaybeden Arazi Miktarında Düşüş

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli "AK Parti hükümetleri öncesi senelik 120 bin hektar olan tarım vasfını kaybeden arazi miktarını geçen yıl itibarıyla 10 bin hektarın altına indirdik" dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, AK Parti hükümetleri öncesinde senelik 120 bin hektarı bulan tarım vasfını kaybeden arazi miktarını, geçen yıl itibarıyla 10 bin hektarın altına indirdiklerini bildirdi.

Pakdemirli, AA muhabirine, tarım arazilerinin üretime kazandırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Türkiye'deki tarım arazilerinin şahısların mülkiyetinde olması nedeniyle bunlarla ilgili plan ve program yaparken toplumla birlikte hareket edilmesi gerektiğini belirten Pakdemirli, ülkede işletme başına ortalama büyüklüğün 6 hektar olduğunu ve bu rakamın toplulaştırma düzenlemeleriyle sağlandığını söyledi.
Pakdemirli, bir tarım arazisinin ekim ve dikimi konusundaki hürriyetin kişilere ait olduğunu vurgulayarak, "Dikmiyorsa bazı caydırıcı şeyler getirilebilir, bunların üzerinde çalışıyoruz. Bunları yaparken mevcut tarım arazilerinin kayıplarını da minimuma indiriyor olmamız lazım." dedi.

"TARIM ARAZİLERİNİ ÇOK DİKKATLİ ŞEKİLDE KORUYORUZ"

Türkiye'nin son 30 yılda ortalama 2,7 milyon hektar tarım arazisi kaybettiğine dikkati çeken Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Bu aslında önemli bir kayıp. AK Parti hükümetleri öncesi iktidarlara bakınca karne çok kötü, 'geçer' bile değil, 'başarısız'. Tarım vasfını kaybeden arazi miktarı senelik 120 bin hektar. 2005 yılında çıkan kanunla kaybedilen tarım arazisi miktarı 60 bin hektara düşmüş. 2017 yılında çıkan büyük ovalara ilişkin kanunla kaybedilen alan miktarı 20 bin hektara inmiş. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile beraber de geçen yıl itibarıyla 10 bin hektarın altına indirdik. Yani kaybedilen arazi miktarı senelik 10 bin hektarın altına indi."

Pakdemirli, büyük sanayi tesisi ya da yol yapımı gibi kamu yararını ilgilendiren nedenlerle de tarım arazilerinin kaybedilebildiğine işaret ederek, "Bunlarla ilgili gerekli izinler veriliyor ancak önceki dönemlere göre daha dikkatli şekilde bu kararlar alınıyor. Çok dikkatli şekilde tarım arazilerini korumaya ve muhafazaya devam ediyoruz." diye konuştu.
 
 
28.01.2020
Devamı

Elazığ ve Malatya'nın Tarımsal Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Elazığ ve Malatya’da bulunan çiftçilerin tarımsal destek ödemelerini bugün yapacaklarını açıkladı.
 Bakan Pakdemirli, yapılacak tarımsal destek ödemesiyle ilgili şu açıklamada bulundu:
 
“Elazığ ve Malatya’da bulunan çiftçilerimiz için 31 Ocak 2020 tarihinde yapılması planlanan 33,3 milyon lira değerindeki tarımsal destek ödemelerini bugün saat 18.00 itibariyle üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız.
 
Bu kapsamda Elazığ ve Malatya'daki üreticilerimize; buzağı için 23 milyon lira, yem bitkileri için 6,5 milyon lira, hububat için 3 milyon lira, ÇATAK için 700 bin lira, sertifikalı tohum kullanımı için de 100 bin lira olmak üzere toplamda 33,3 milyon destek ödemesi yapacağız.
 
Yapacağımız bu destek ödemeleri çiftçilerimize, üreticilerimize hayır olsun.
 
Bu vesile ile Elazığ ve Malatya’da meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum.”dedi.
 
 
27.01.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı Deprem Bölgesin'de

Elazığ Depremi sonrası devletimiz tüm imkânları ve kurumlarıyla yaraları sarmaya devam ederken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatları ile Tarım ve Orman Bakanlığı ’da vatandaşların yaralarını sarmayı sürdürüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nca yapılan ilk incelemeler neticesinde Elazığ ve Malatya’da yıkılan hayvan barınakları ve telef olan hayvan sayıları belirlendi. Bu kapsamda mağdur vatandaşlara büyükbaş ve küçükbaş hayvan dağıtımı başladı.

Elazığ Merkez ve Köyleri, Sivrice İlçesi merkez ve köyleri, Maden merkez ve köyleri ile Baskil İlçesi merkez ve köylerinde depremde, toplam 48 ahır yıkılırken, 86 büyükbaş ile 110 da küçükbaş hayvanın telef olduğu belirlendi.

Malatya’da ise, Doğanyol Merkez ve köyleri, Battalgazi Merkez ve köyleri ile Pütürge Merkez ve köylerinde 95 ahırda hasar olduğu ve 55 büyükbaş, 21 küçükbaş, 4 tavuk ve 20 Arılı kovanın telef olduğu belirlendi.

Tarım ve Orman Bakanlığınca, telef olan hayvan sayısı kadar yapılacak hayvan yardımlarının yanı sıra, bakanlıkça çadır hayvan barınağı ve yem desteği de verilecek. Dün  itibari ile başlayan ve ilk etapta 130 küçükbaş ile 30 büyükbaş hayvan ve 1 kamyon kaba yem, bir kamyon da kesif yem desteğinin koordinasyonu Elazığ Tarım Ve Orman İl Müdürlüğü’nce yürütülecek.
ve Kahramanmaraş Bölge Müdürlüklerindeki tüm baraj ve göletler ilgili teknik personelimizce tetkik edilmiş olup, herhangi bir hasar tespit edilmemiştir.
Ayrıca, bölgedeki il tarım ve orman müdürlüklerimizce, battaniye, atkı, bere, yardım kolileri, çocuk bez ve mamaları ile yiyecek maddelerinden oluşan kamyonetler, Kızılay lojistik merkezlerine teslim edilmek üzere, yardımlara devam ediliyor.

Bakan Pakdemirli başkanlığında Elâzığ’da il müdürleri ve bölge müdürleri ile yapılan değerlendirme toplantısı neticesinde de vatandaşlarımızın yaralarını sarmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tüm imkanlarını seferber etmeye devam edecektir.
 
 
27.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli'den 2 Milyar 384 Milyon Destek Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bugün ödenmeye başlayacak destek ödemeleriyle ilgili açıklamalarda bulundu.
Bakan Pakdemirli, buzağı, hububat, ÇATAK, sertifikalı tohum kullanımı, sertifikalı fidan kullanımı, hayvan hastalıkları tazminatı ve hayvan gen kaynakları destekleri kapsamında çiftçi ve yetiştiricilerimize toplam 2 milyar 384 milyon lira ödeme yapılacağını müjdeledi.
Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“Buzağı Desteği kapsamında; 81 ilde, 761.486 kişiye, 1 milyar 345 milyon TL,
Hububat Desteği kapsamında; 45 ilde, 193.293 kişiye, 948 milyon TL,
ÇATAK Desteği kapsamında; 21 ilde, 7.937 kişiye, 25 milyon TL,
Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği kapsamında; ise 17 ilde, 13.638 kişiye,
10 milyon 500 bin TL’lik ödemeyi,
bugün saat 18:00’dan sonra TC Kimlik numaralarının son hanelerine göre ödemeye başlayacağız
TC Kimlik numaralarının son rakamı 0-2 olanlara bugün, son rakamı 4, 6 ve 8 olanlara ise 31 Ocak'ta saat 18:00'dan sonra ödeme yapılacak.
Ayrıca;

Sertifikalı Fidan Kullanım Desteği kapsamında; 23 ilde, 4.713 kişiye,
19 milyon TL,
Hayvan Hastalıkları Tazminatı kapsamında; 72 ilde, 951 kişiye, 18 milyon TL,
Hayvan Gen Kaynakları Desteği kapsamında; 22 ilde, 1478 kişiye, 18 milyon 500 bin TL’lik ödeme ise bugün saat 18:00’dan sonra tek seferde yapılacak.
 
 
24.01.2020
Devamı

5 Hes'ten Ekonomiye Bir Yılda 11,1 Milyar Liralık Katkı

Türkiye'de geçen yıl en fazla enerji üretimi yapan 5 baraj ve hidroelektrik santralinden (HES) ekonomiye yaklaşık 11,1 milyar liralık katkı geldi.

1992'de tamamlanarak elektrik enerjisi üretmeye başlayan Atatürk Barajı ve HES, enerji, tarım ve hizmet sektörlerinde Türkiye'ye önemli ekonomik katkılar sağladı.
Kurulduğundan bu yana yaklaşık 184 milyar kilovatsaat enerji üretimiyle ekonomiye yaklaşık 110 milyar lira katkı veren baraj, 932 bin hektar arazinin sulanmasını temin edecek suyu depoluyor. Atatürk Barajı her yıl yaklaşık 50 bin kişi tarafından ziyaret edilerek turizme de destek oluyor.

Tesiste geçen yıl 8 milyar 300 milyon kilovatsaat enerji üretimi gerçekleştirilerek, ekonomiye yaklaşık 3,3 milyar liralık gelir oluşturuldu. 

Keban Ve Karakaya'dan Ekonomiye Büyük Katkı

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen Karakaya Barajı'ndan bugüne kadar 219 milyar kilovatsaat enerji üretilerek ekonomiye 88 milyar lira katkı verildi.

Geçen yıl barajda 7 milyar 700 milyon kilovatsaat enerji üretimi gerçekleştirildi. Böylece ekonomiye sağlanan destek yaklaşık 3 milyar lirayı buldu.
 
Hidroelektrik enerji açısından Türkiye'nin ilk dev yatırımlarından biri olan Keban Barajı'nın yapımı 1981'de tamamlandı. Enerji üretmeye başladığı tarihten bu yana 267 milyar kilovatsaat üretim yapılan Keban HES'in, ülke ekonomisine getirisi 106 milyar lirayı buldu. 

Söz konusu barajda 2019'da 7 milyar 15 milyon kilovatsaat enerji üretimi yapıldı ve ekonomiye yıllık yaklaşık 2,9 milyar lira katkı oluşturuldu. 

Birecik ve Berke Barajlarında Üretim

Birecik Barajı geçen yıl 2 milyar 600 milyon kilovatsaat enerji üretimiyle ekonomiye yaklaşık 1 milyar lira, Berke Barajı ise 2 milyar 200 milyon kilovatsaatlik üretimle 880 milyon lira katkı sağladı.
Böylece söz konusu 5 baraj ve HES'ten üretilen enerji miktarı 28 milyar kilovatsaate yaklaştı. Ekonomiye verilen katkı da 11,1 milyar lirayı buldu. 
 
23.01.2020
Devamı

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2019 yılında ödenmesi gereken  2018/2 dönem buzağı desteği nihayet ödeniyor.

Buna göre 2018/ 2dönem buzağı desteği yetiştiricilerin hesaplarına yatırılacak.

 T.C Kimlik numarasının  son hanesi 0 - 2 olanların ödemeleri  24 Ocak 2020 saat 18:00 den  sonra gerçekleştirilecek.  T.C Kimlik numarasının   son hanesi 4-6-8 bitenler ise 31 Ocak 2020 saat saat 18:00‘den sonra ödemelerini almış olacak. Tarım ve Orman Bakanlığı 2018/2 dönem buzağı desteği için  yaklaşık  1.5 Milyar ödeme yapacak.
 
22.01.2020
Devamı

Küçükbaş Hayvancılığa Milli Ve Yerli Teknolojik Destek

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, inovasyon odaklı geliştirdikleri Gezen Hibrit Sağım sistemiyle küçükbaş hayvanlarda sağım hijyenini sağlayarak çiğ süt kalitesini artıracaklarını ve işletme maliyetlerini düşüreceklerini söyledi.

Bakan Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından kamu özel sektör proje destekleri kapsamında Ar-Ge'si tamamlanan ve aynı anda 12 ve 24 hayvanın sağımının yapılabildiği iki farklı "Gezen Hibrit Sağım Sistemi" prototipi oluşturduklarını açıkladı.

Türkiye'de ilk defa inovasyon odaklı böyle bir ürünün yapıldığını ifade eden Pakdemirli, Gezen Hibrit Sağım sisteminde el değmeden sağım yapıldığından dolayı küçükbaş hayvanlarda sağım hijyenini sağlayarak çiğ süt kalitesini iyileştirmek ve işletme maliyetlerini düşürmek amacıyla tasarlanıp imal edildiğini dile getirdi.

Geliştirilen sağım sistemi ile makinenin otomatik olarak kendi kendini temizleyebildiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli "Soğutma tankı bulunduğu için sağılan süt bozulmadan uzun süre saklanabilecek. Böylece sütte soğuk zincir bozulmadan vatandaşlarımıza sağlıklı bir şekilde ürün ulaşmış olacak" dedi.

Sistemin elektrik olmayan yerlerde de kullanılabildiğini belirten Pakdemirli "Sistemde yer alan fotovoltaik paneller sayesinde işletme giderlerinin çok önemli bir kısmını oluşturan enerji gideri de azaltılmış olacak. Traktörler ile istenilen yere götürülebilen bu makineden birden fazla üretici ve elektrik olmayan yaylalardaki vatandaşlarımız da faydalanabilecek" diye konuştu.

Geliştirilen sistemin tamamen yerli ve milli olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli "Ayrıca bu sistemde sağım tekniğiyle hayvanın meme sağlığı korunacak. Dolayısıyla sistemle birlikte küçükbaş hayvanlarda sağım işi hem kolaylaşacak hem de elde edilen sütün kalitesi artacak, işletme maliyetleri önemli oranda düşürülecek. Diğer taraftan yıllardır uygulanmaya çalışılan ortak makine ekipman kullanımına yönelik örnek bir projeyi de hayata geçirmiş olacağız" açıklamasında bulundu.

Bakan Pakdemirli, sistemin koyun yetiştiriciliğinin ekonomiye katkısının artırılmasında çok büyük bir alternatif olduğunu belirterek, "Sistemin prototiplerinin saha denemeleri yapılıyor. Makinenin seri üretime geçilmesiyle alakalı çalışmalar ise devam ediyor" dedi.
 
21.01.2020
Devamı

Devlet Ve Millet İşbirliği İle Kararan Dünyası Aydınlandı

Van'ın Çatak ilçesinde, çöken ağıldaki 389 küçükbaş hayvanının telef olması nedeniyle dünyası kararan 22 yaşındaki Şehriban Şipal, devletin ve yardımseverlerin desteğiyle yeniden sürü sahibi oldu. 

İlçeye 15 kilometre uzaklıktaki Sözveren Mahallesi'nde besicilik yapan Şipal, ailesiyle 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi'nde oy kullanmaya gittiği sırada yağışlar nedeniyle ağılın çöktüğü haberini aldı. 
Mahalleye döndüğünde yıkılan ağıldaki 389 küçükbaş hayvanının telef olduğunu gören Şipal, hayatının en kötü anlarından birini yaşadı. 

Ağılla birlikte hayalleri de yıkılan Şipal'e, çevredeki mahalle sakinleri, imece usulüyle topladıkları 200 küçükbaş hayvanı hediye etti. Tarım ve Orman Bakanlığı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de Doğu Anadolu Projesi kapsamında 600 metrekarelik ağıl yaptırdı. 

Verilen destekler sayesinde kararan dünyası aydınlanan Şipal, babasıyla, devlet-millet işbirliği ile yapılan yeni ağılında yeni koyunlarına gözü gibi bakıyor. 
Şipal, ortaokulu bitirdikten sonra babasıyla hayvancılık yapmaya başladığını söyledi.

Taş ve topraktan inşa edilen eski ağılın yağış nedeniyle yıkılması sonucu bütün hayvanların telef olduğunu belirten Şipal, "Oy kullanmaya gittiğimizde ağılın çöktüğü haberini aldık. Döndüğümüzde çok kötü bir manzarayla karşılaştık. Çok üzülmüştük. Komşularımız yardımımıza koştu. Devletimiz bize modern bir ağıl yaptı. Çevre mahallelerden vatandaşlar da bize küçükbaş hayvan yardımında bulundu. Şimdi hem ağılımız var hem de hayvanımız. Bize yardım eden herkese teşekkür ederim." diye konuştu. 

Hayvancılık yapmaya devam edeceğini dile getiren Şipal, kendini geliştirerek ekonomiye katkı sunmak istediğini, milletine faydalı bir çiftçi olacağına inandığını ifade etti. 
Baba Mehmet Selim Şipal ise mahalleye gelerek inceleme yapan Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkililerinin, 4 ayda, yıkılan ağılın yerine daha modern bir ağıl inşa ederek kendilerine teslim ettiğini belirtti.
 
 
21.01.2020
Devamı

Ultrasonlu Gebelik Takibiyle Hayvan Varlığında Artış Sağlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan mobil ultrasonlu gebelik takibiyle hayvan varlığında önemli ölçüde artış sağlandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hayvan varlığını korumak ve sağlıklı hayvan ırklarının devamlılığı sağlamak amacıyla başlattığı mobil ultrasonlu gebelik takibi meyvelerini vermeye başladı. Pilot illerden olan Ankara'da uygulama başarılı bir şekilde sürdürülüyor. Pilot illerden olan Ankara'da devam eden uygulama sayesinde erken dönemde öğrenilen gebelik sürecinin kontrollü bir şekilde ilerlemesine ve olumsuzluklara anında müdahale edilmesine olanak sağlanıyor.

Ankara Tarım ve Orman İl Müdürlüğü'ne bağlı veteriner hekimler, belli aralıklarla büyükbaş hayvanlara ulstrasonlu takip yapıyor. Çok erken dönemde gebeliği öğrenmeye imkan tanıyan ultrasonlu takip sistemiyle oluşabilecek problemlerinde önüne geçiliyor. Böylelikle sağlıklı hayvan ırklarının devamlılığı sağlanmış oluyor. 2018 yılından bu yana devam ettirilen uygulamada her yıl artan bir başarı oranı yakalandı. Büyükbaş hayvanların ultrasonlu takibi Türkiye genelinde yaygınlaştırılacak.

Uygulamanın amacına ulaştığını belirten Ankara Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Korkmaz, "Ankara'da hayvancılık işletmelerinde yaptığımız incelemede hayvan kayıpları ve buzağı ölümlerinin fazla olduğunu tespit ettik . Buzağı Kayıplarının düşürülmesi projesi hayata geçirildi. Hayvan sağlığı, aşılama küpeleme gibi hizmetler ilgili veteriner hekim tarafından takip ediliyor. Geçmiş yıllara oranla projenin ilk yılında hayvan varlığında doğum oranlarında önemli bir artış olduğunu gözlemledik. 

Veteriner hekim geliyor işletme sahibi ile birlikte hayvanların nasıl beslendiği, hangi koşullarda barındığı, et verimleri, süt verimleri, aşıları ve kayıt altına alınmaları ve en önemlisi buzağıların sağlık durumlarına ilişkin takip yapıyorlar" diye konuştu.

Projenin başladığı 2018 'de buzağı doğum sayısının 83 bin olduğunu belirten Korkmaz "Geçen yılı ise 113 bin rakamıyla tamamladık. Bu sene 130 bin civarında buzağı bekliyoruz. Her yıl ortalama 10 bin buzağı artışı varken projenin hayata geçmesiyle beraber projenin ilk yılında bu artış 20 bine ulaştı. Geçmiş yıllara nazaran önemli bir artış meydana geldi. Bu proje ülkemiz için önemli bir sorun olan buzağı kayıplarının azaltılması halinde, et ihtiyacımızın giderilmesi açısından önemli katkı sağlayacaktır. Hem hayvanların verimliliği noktasında hem hayvanların sayısal olarak artırılması noktasında yürütülen bir proje" dedi.

Projenin bir parçası olarak bazı illerde suni tohumlama yapıldığını kaydeden Korkmaz, "Tarım ve Orman Bakanlığı veteriner hekimleri her alanda sahadalar ve bu projeyi takip ediyorlar. Veteriner hekim işletme sahibine yönelik eğitimler de veriyor. Proje hayvan varlığının yoğun olduğu 17 ilçemizde uygulanıyor. Her ilçemize mobil ulrtrason cihazı verildi. Hayvan varlığında önemli artış gözlemliyoruz. Doğan buzağılar hemen kayıt altına alınıyor. Böylece sağlıklı bir istatistik tutuluyor. Ülkemizde sağlıklı bir hayvancılık politikası oluşumuna önemli katkı sağlanıyor. Vatandaşlarımız, il ilçe müdürlüklerimizle irtibata geçebilir ve bu ücretsiz hizmetten yararlanabilir" diye konuştu
 
21.01.2020
Devamı

Yusufeli barajı’nda son 100 metre

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli tamamlandığında ülkemizin en yüksek barajı unvanını alacak Yusufeli Barajı’nın 175 metre yüksekliğe ulaştığını ifade ederek, 275 metre yüksekliğe sahip olacak barajda son düzlüğe girildiğini söyledi.

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen Yusufeli Barajı ve HES Projesinde şu an itibariyle baraj gövde betonu dökülmesi çalışmalarının hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Yusufeli Barajı genelinde şu an için yaklaşık % 72’lik fiziki gerçekleşme sağlandı” dedi.



Yusufeli Barajı’nın 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek barajı olacağını belirten Bakan Pakdemirli “18 ay içerisinde 4 milyon m3lük gövde betonunun 2 milyon 300 bin m3’lük kısmı dökülerek yaklaşık % 58 gerçekleşme sağlandı ve bu kategoride bir rekora imza atıldı. Yapılan programlamaya göre gövde betonunun 2 yılda tamamlanması hedefleniyor” değerlendirmesinde bulundu.

Baraj tamamlanıp işletmeye alındığında üretilecek enerjiyle 650 bin kişinin elektrik ihtiyacının karşılanacağını ifade eden Bakan Pakdemirli “Her biri 186 megavatlık 3 üniteden oluşan Yusufeli Barajı ve HES tesisinin toplam kurulu gücü 558 megavat, yıllık enerji üretimi ise 1 milyar 888 milyon kilovatsaat olacak. Yusufeli Barajı ve HES, ürettiği enerjiyle milli bütçeye yıllık 1 milyar 200 milyon lira katkıda bulunacak” açıklamasını yaptı.

Bakan Pakdemirli, Çoruh Nehri üzerinde kurulu Muratlı, Borçka, Deriner ve Artvin barajlarının ekonomik ömürlerini uzatacak barajın, kendisini 7 senede amorti etmesinin beklendiğini de sözlerine ekledi.
 
 
20.01.2020
Devamı

“Türk ürünlerine çok daha fazla para vermeye hazır pazarlar”

Düsseldorf'ta Türk iş adamlarıyla bir araya gelen Bakan Pakdemirli, Türkiye'de genetiği değiştirilmiş organizmalı ürünler yerine tamamen sağlıklı ürünler üretildiğine işaret ederek, dünyada Türk ürünlerine çok daha fazla para vermeye hazır pazarlar olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Almanya'nın Düsseldorf kentinde bulunan Türkiye'nin Düsseldorf Başkonsolosluğu resmi konutunda, Avrupa'da tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren Türk iş adamlarıyla bir araya geldi.

Pakdemirli, Türk iş adamlarına hitaben, "Türkiye'nin halen harekete geçmeyi bekleyen çok büyük bir potansiyeli var. Siz de bu durumda köprü olmaya aday iş adamlarısınız. Türkiye'nin 2 bin 500'den fazla coğrafi işaretli olmaya aday potansiyel gıda ürünü var. Bunun anlamı, binlerce ürünü çok daha fazla katma değer ekleyerek, anlam ve hikâye yükleyerek satma imkânımız olabilir. Kars'ın kaşarından tutun Türkiye coğrafyasında belki 500'den fazla peynirimiz var ve bunların hepsini artık dünyaya tanıtmamız lazım. Burada yapılabilecek çok şey var. Biz devlet olarak her zaman yanınızdayız." dedi.
Bugün itibarıyla  Türkiye'nin Avrupa'da tarımsal hasılada birinci, dünyada ise yedinci sırada olduğunu aktaran Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Yani genel itibarıyla baktığınız zaman Türkiye başarılı bir ülke. Hâlbuki arazilerimiz Avrupa'ya oranla çok daha ufak, hala yüzde yüz iyi planlama yapıyoruz diyemiyoruz, örgütlenme konusunda Avrupa'nın birçok ülkesinden daha gerideyiz. Yani bizim de eksiklerimiz olmasına rağmen şu an Türkiye iyi bir performans gösteriyor ama bu performansı daha iyiye götürmek mümkün. Bir yandan daha fazla satıp bir yandan da parasal anlamda daha çok gelir getirecek duruma getirmemiz lazım diye düşünüyorum." 

Dünyada Türk ürünlerine çok daha fazla para vermeye hazır pazarlar olduğunu belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin şöyle bir avantajı var. Türkiye GDO'lu bir pazar değil, genetiği değiştirilmiş organizmalardan ari bir ülkeyiz. Türkiye'de GDO'lu ürünler üretilmemekte ve tamamen sağlıklı ürünler üretilmekte. Bunun faydasını Türkiye yeterince görebiliyor mu? Hayır göremiyor. Bir diğer alan daha helal gıdayla ilgili ne yazıkki istediğimiz yerde değiliz. Helal gıdayla ilgili biraz daha çalışırsak, Türkiye'nin Müslüman dünyadaki helal gıdayı da domine etme şansı olabilir diye düşünüyorum." 
 
20.01.2020
Devamı

Japonya İmparatorluğundan Velioğlu’na Devlet Nişanı

Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) Derneğinin önceki dönem başkanı Dr. Hüseyin Velioğlu'na, Türkiye-Japonya dostluğu için sarf ettiği çabalar nedeniyle "Altın Işıklar, Yükselen Güneş Nişanı ve Boyun Bağı" verildi.

Bir dönem Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme genel müdürlüğü de yapan Velioğlu için Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Miyajima Akio'nun ev sahipliğinde, büyükelçilik konutunda davet düzenlendi.

Davete, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr.Mustafa Altuğ Atalay'ın yanı sıra JICA Derneği mensupları, Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratları, iş insanları, Velioğlu'nun ailesi ve çok sayıda davetli katıldı.

Törende konuşan Büyükelçi Miyajima, Velioğlu'nun, Japonya'nın uluslararası iş birliği vesilesiyle Türkiye ekonomisine sağladığı önemli katkılara ve iki ülkenin dostluğunun temelinin oluşturulmasında gösterdiği çabalara yönelik bir övgü olarak "Altın Işıklar, Yükselen Güneş Nişanı ve Boyun Bağı" ile taltif edildiğini belirtti.


Miyajima, Velioğlu'nun 1986'da JICA'nın Japonya'da düzenlediği su ürünleri yetiştiriciliği eğitim programına katılmasının ardından Türkiye'de Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürü olarak da JICA projesinde görev aldığını ve yetiştirilmesi zor olan Karadeniz kalkan balığı üretim tekniklerinin geliştirilmesi konusunda başarılara imza attığını anlattı.
Velioğlu'nun, JICA Derneği Başkanı olarak da teknik ve kültürel açılardan Japonya-Türkiye ilişkilerinin ilerletilmesine katkı sağladığını belirten Miyajima, Velioğlu'nu ve ailesini tebrik etti.
Miyajima, konuşmasını "Japonya ve Türkiye, iki devlet tek yürektir." sözleriyle sonlandırdı.



Büyükelçi Miyajima'nın konuşmasının ardından, Velioğlu'na verilen devlet nişanına ilişkin berat metni okundu ve devlet nişanı rozeti takdim edildi.
Kendisine verilen devlet nişanı dolayısıyla büyük onur duyduğunu dile getiren Velioğlu, Japonya'ya, Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Miyajima'ya, iş arkadaşlarına, ailesine ve davete katılanlara teşekkür etti.


JICA'nın eğitimine katılmasının ardından Tarım ve Orman Bakanlığındaki görevi ve emekliliği sırasında iki ülkenin balıkçılık, tarım ve kültür iş birliği alanındaki iş birliğine katkı sunmaya gayret ettiğini anlatan Velioğlu, konuşmasını "Yaşasın Türk Japon dostluğu, yaşasın hilal ile güneşin kardeşliği." sözleriyle bitirdi.
Törende konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Atalay da bakanlığın her kademesinde yıllarca görev yapmış Velioğlu'na verilen bu nişanın, iki ülke dostluğunun da göstergesi olduğunu vurgulayarak, yurt dışındaki görevi nedeniyle törene katılamayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin de tebrik ve selamlarını iletti.


 
 
 
 
17.01.2020
Devamı

BAKAN PAKDEMİRLİ :38 PROJEYE 52 MİLYON LİRA HİBE SAĞLANACAK

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 5. Başvuru Çağrısı 5. Grubunda destek almaya hak kazanan 38 projeye 52 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.   

Bakan Pakdemirli, kırsal kalkınmayı üretim ve insan odaklı bir bakış açısıyla ele aldıklarını belirterek, kırsaldan kente göçün önlenmesi, kadın ve genç girişimcilerin desteklenmesi, istihdamın artırılması ve kaliteli üretimin teşvik edilmesi amacıyla, IPARD-II kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla 42 ilde 16 sektördeki yatırımlara yüzde 40 ila yüzde 70 arasında hibe desteği sağladıklarını bildirdi.

Bu çerçevede, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) 16 Şubat 2019 tarihinde çıktığı IPARD-II 5. Başvuru çağrı ilanı kapsamında uygun bulunan ve onaylanan projelerin 5. Grup sonuçlarının www.tkdk.gov.tr adresinden açıklandığını dile getiren Pakdemirli, şunları kaydetti:   
“Hibe desteği alacak projelerin; 12’si meyve ve sebze soğuk hava deposu, 7’si besi çiftliği, 9’u süt çiftliği, 3’ü broyler, 1’i yumurtacılık yatırımı, 4’ü süt işleme, 1’i kırmızı et ve 1’i de kanatlı eti işleme yatırımını kapsıyor.

Bu 38 projeye toplam 52 milyon lira hibe sağlanacak. Verilen hibe sayesinde kırsal alanlara 125 milyon lira yatırım kazandırılacak.
Onaylanan projelerle ilgili yatırımcılarla hibe sözleşmesi imzalama süreci de başladı.” 

KIRSALDA 1,4 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPILACAK
IPARD-II 5. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında bugün açıklanan 5. Grupla birlikte desteklenecek proje sayısının 516’ya ulaştığını söyleyen Pakdemirli, bu projelere toplam 593 milyon lira hibe verileceğini ve böylece kırsal alanlara 1,4 milyar liralık yatırım yapılacağını da ifade etti. ​
 
 
17.01.2020
Devamı

Başkan Erdoğan: 2022'de Et İthalatını Sıfırlıyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Bu yıl 6,6 milyar lira hayvancılık desteği vereceğiz.
Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Değerlendirme Toplantısı’nda et ithalatının 2022 yılında sıfırlanacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ziraat Bankası’nın geri ödemede sıkıntı yaşayan çiftçilerin borçlarını uygun şartlarda 5 yıla kadar vadelendireceği müjdesinide verdi.
Tarım ve Orman sektöründe ülkemizi ilklerle buluşturduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sektör 2019’un ilk 3 çeyreğinde %3,6 büyüyerek diğer sektörlerin önüne geçti. Çiftçilerimize bugüne kadar toplamda 138 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik. Ziraat Bankası ise geri ödemede sıkıntı yaşayan çiftçilerimizin borçlarını uygun şartlarda 5 yıla kadar vadelendirecek” diye konuştu.

Tarımda dış ticaret fazlası 4,8 milyar dolar

Tarımsal ürün ihracatımızın 3,7 milyar dolardan 17 milyar dolara yükseldiğinin altını çizen Erdoğan, “Dünyanın 195 farklı ülkesine 1.690 tarım ürünü ihraç ediyoruz. Tarımda dış ticaret fazlamız 4,8 milyar dolar gibi ciddi bir rakama ulaştı” açıklamasını yaptı.
Topraksız tarım yapılan teknolojik sera sayısının 2019 sonu itibariyle 1.532’yi bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, “Stratejik bir ürün olan tohum üretimimiz 145 bin tondan, 1 milyon tonu geçti. Bugün artık tohum ihtiyacımızın % 96’sını yerli olarak karşılıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
 
 "Bu yıl 6,6 milyar lira hayvancılık desteği vereceğiz. Et ithalatını daha da azaltacak ve inşallah 2022'de tamamen sıfırlayacağız."
 
 
17.01.2020
Devamı

Hastalıktan Ari İşletmelere Destekleme Ödemesi Bugün Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yetiştiricilere hastalıktan ari işletme desteği kapsamında 84,8 milyon lira ödeme yapacaklarını açıkladı. Ödemeler, bugün (17 Ocak 2020) hesaplara yatacak. 

Bakan Pakdemirli, tarımsal destek ödemeleriyle ilgili şu açıklamada bulundu:

“Hastalıktan ari işletme desteği kapsamında, 1.253 işletmemize 323.247 baş hayvan için toplam 84,8 milyon lira ödemeye yapacağız.
Yetiştiricilerimize ayrıca, küpe uygulama ve hayvan atık desteği ödemesi de yapılacak.
Ödemeler, bugün yetiştiricilerimizin hesaplarına aktarılmış olacak.”​
 
 
17.01.2020
Devamı

BAKAN PAKDEMİRLİ, BERLİN’DE GIDA VE TARIM KÜRESEL FORUMU ve 12. TARIM BAKANLARI KONFERANSINA KATILACAK

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Gıda ve Küresel Forumu ile 12. Tarım Bakanları Konferansına katılmak ve çeşitli temaslarda bulanmak üzere 16-20 Ocak tarihleri arasında Almanya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek.

Bakan Pakdemirli, her yıl ocak ayında Berlin’de düzenlenen Uluslararası Yeşil Hafta (IGW) fuarına katılacak. Pakdemirli, burada, Gıda ve Tarım Küresel Forumu kapsamında gerçekleştirilecek “Tarım Bakanları Zirvesi”ne iştirak edecek.

Teması “Herkes İçin Gıda! Güvenli, Çeşitli ve Sürdürülebilir Beslenme için Ticaret” olan 2020 Gıda Zirvesine katılacak olan Pakdemirli, etkinlikler kapsamında “Tarımsal Kalkınma için Ticaret” konulu 4. ara oturumunda bir konuşma yapacak.

Bakan Pakdemirli ayrıca, Moğolistan, Özbekistan, Almanya, Brezilya, Hırvatistan ile AB Komisyon Başkanı ve FAO Direktörü ile ikili görüşmeler gerçekleştirecek.
Pakdemirli, Almanya programı kapsamında Türk-Alman Sanayi ve Ticaret Odası’nda Almanya’da yaşayan Türk iş insanlarıyla bir araya da gelecek. 
 
 
 
16.01.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Üniversitelere Burs

Tarım ve Orman Bakanlığı ile YÖK Başkanlığı arasında, işbirliği için protokol imzalandı. Törende konuşan YÖK Başkanı Yekta Saraç, "Protokol, ülke için fevkalade yararlı, görülebilir sonuçlar oluşturacak. Bu neredeyse tarım eğitiminin yeni bir modellemesi süreci" dedi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise, "YKS’de ilk 10 bine girip tercihleri doğrultusunda bakanlığımızın asli görevlerini yürüten ziraat, gıda, su ürünleri, balıkçılık teknolojisi, orman mühendislikleri, veterinerlik gibi fakülte ve bölümlere yerleşenlere burs verilmesini planlıyoruz" diye konuştu.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK), bakanlık ile yükseköğretim kurumlarının sorumluluk alanlarındaki altyapı, personel, eğitim ve Ar-Ge, tarımsal yayım hizmetleri gibi konularda işbirliği için protokol imzalandı. YÖK Konferans Salonu'nda Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla düzenlenen imza töreni öncesi konuşan YÖK Başkanı Yekta Saraç, dünya nüfusundaki yükseliş, şehirleşme oranlarındaki artışla çevre ve iklim sorunlarının, tarım ve gıda sektörünü çok yakından ilgilendirdiğini söyledi.

‘TALEBİN AZALDIĞI ALANLARDA, PROGRAM DEĞİŞİKLİĞİNE GİDİLDİ’
YÖK'ün eğitim, araştırma ve uygulama alanlarında bütün dünyada olduğu gibi ciddi değişiklikler yaptığını anlatan Saraç, şöyle konuştu:
“Fakültelerde talebin azaldığı alanlarda, program değişikliğine gidildi. Bu değişiklikleri yaparken, tarımda dijitalleşme, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın dijital tarıma yönelik çalışmaları, dünya ve Türkiye'de akıllı tarım teknolojilerindeki gelişmeler, hassas tarım karar destek sistemi, tohum çalışmaları gibi önemli başlıkları önlerine koyarak hareket ettik. Bu başlıklar, üniversitelerde çalışma yapan 165 araştırma ve uygulama merkezinin programlarını da belirledi. Uluslararası bağlamda, tarım, gıda ve hayvancılık eğitiminde gelinen ve önem verilen noktaları özenle takip ettik. Tarımın stratejik bir sektör olduğunu herkes biliyor. YÖK olarak, başarı sırası yüksek öğrencileri tarım, hayvancılık, orman ve su ürünleri alanlarına çekebilmek için YÖK destek bursları tahsis ettik. Gelişmiş ülkeler de dahil, dünyada tarım ve hayvancılıkta, yükseköğretime talepte belirgin bir düşüş oldu. Gözlemler nedeniyle bu burslar, tüm YÖK Destek Bursları’nın 3'te 1'ini kapsıyor.

10 ÜNİVERSİTEYE BÖLGESEL KALKINMA MİSYONU
Üniversitelerde ihtisaslaşmayı öne alan projeler doğrultusunda, 10 üniversiteyi tematik talepleri doğrultusunda bölgesel kalkınma misyonuyla görevlendirdik. Bu proje 11'inci Kalkınma Planı'nda da yer aldı. Bu üniversitelerden sekizi tarım, hayvancılık, orman ve bölge tarım ürünleriyle ilgili. Umuyorum ki bakanlığımızla yürütülecek olan bu işbirliği protokolü, özellikle konuyu ana tema olarak gören üniversitelerimizin akademisi ve araştırma grubuyla birlikte çalışmalar yaparak ülke için fevkalade yararlı, görülebilir sonuçlar oluşturacak. Bu neredeyse tarım eğitiminin yeni bir modellemesi süreci. Bu süreç, ayrıca bakanlık bünyesindeki değerli araştırma laboratuvarlarının üniversiteye kapılarını açmasıyla hem eğitimin gelişmesine hem yetişen genç akademisyenlerin bizzat uygulama alanlarında çalışmasıyla ayrı değerli bir katkı sunacak."
 
 
16.01.2020
Devamı

Amik Ovası İçin Kanun Teklifi

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, 7269 Sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ile 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanuna geçici maddeler eklenmesini isteyerek, su altında kalan Amik Ovası’nın yaralarının afet bölgesi düzeyinde sarılması ve bölge çiftçileri ile üreticilerinin tarım sigortası olup olmadığına bakılmaksızın zararlarının devlet tarafından karşılanması için kanun Meclis’e teklifi verdi.

Amik Ovası, Ocak ayı başından bu yana süren etkili yağışlar ve baraj kapaklarının açılmasından dolayı sular altında kaldı. Amik Ovası mağdurlarının sesi olan Güzelmansur, afet bölgesi düzeyinde sarılması ve bölge çiftçileri ile üreticilerinin tarım sigortası olup olmadığına bakılmaksızın zararlarının devlet tarafından karşılanması için kanun teklifi sundu.



CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur , “Bölgenin yaralarının sarılmaması durumunda Hatay’da tarım ve hayvancılığın bitme noktasına geleceğini söyleyen Güzelmansur  “Amik Ovası’nda binlerce dönüm ekili arazi, evler, ahırlar, ağıllar, yollar, meralar, tarım işçilerinin kaldığı çadırlar, hayvan yemleri sular altında kalmıştır. Bölgede durum öylesine vahim boyutlara ulaşmıştır ki çiftçiler tarlalarına gidemez duruma gelmiş, hayvan üreticileri ise ne hayvanlarını besleyecek yem ne de yatıracak yer bulabilmektedir. Soğuk, açlık hayvanların telef olmasına, gebe hayvanların düşük yapmasına yol açmıştır. Hatay’da her yıl yaşanan benzer felaketler ve sonrasında kaderine terkedilen çiftçiler tarlalarını satıp bölgeyi terk etme aşamasına gelmişlerdir. Hayvan üreticileri de benzer durumdadırlar. Dolayısıyla bölgenin yaralarının sarılması elzemdir. Aksi durum Hatay’da tarım ve hayvancılığı bitme noktasına getirecektir.” ifadesinde bulundu.
 
15.01.2020
Devamı

Tarım Kredi'de Vurgun

Silvan'daki Çiftlik Bank vurgunuyla sarsılan Diyarbakır'daki çiftçiler bu kez, Silvan Tarım Kredi Kooperatifindeki yolsuzluk ve usulsüzlükle, sarsıldı. 15 milyon liralık vurgun yapıldığı iddia edildi.
Diyarbakır Sözün  haberine göre Diyarbakır  ve yöresindeki hayvan yetiştiriciliğiyle uğraşan çiftçileri sarsan Silvan'daki Çiftlik Bank vurgunundan sonra şimdi de, Silvan Tarım Kredi Kooperatifindeki yolsuzluk ve usulsuzlük patlak verdi. Kooperatif yetkililerinin, çiftçilere boş kağıt imzalatıp daha sonra adlarına fazladan gübre ve mazot aldığı iddia edildi. Çiftçiler üzerinden yaklaşık 15 milyon liralık vurgun yapılırken, mağdur çiftçiler, yetkililere seslenerek usulsüzlüğün giderilmesini istedi.



15 MİLYONLUK VURGUN
Silvan’da Tarım Kredi Kooperatifi’ne kayıtlı 76 çiftçinin, talep edilen mazot ve gübre rakamlarından çok daha fazlasının çekildiği iddia edildi. 76 çiftçiden 15 milyon liraya yakın haksız kazanç elde edilirken, çiftçiler kendilerine boş kağıt imzalatıldığını kaydederek usulsüzlüğün giderilmesini istedi. Tarım Kredi Kooperatifi üyesi çiftçi Ömer Eraslan, kendisinin 20 ton gübre aldığını, senet imzalatıldığını fakat kendi adına 46 ton gübre alınmış şekilde işlem yapıldığını söyledi.

BOŞ KAĞIT ÜZERİNE
Eraslan, “2 ton mazot alırken, 8 ton mazot yazılmış bu haksızlıktır. Toplam 76 üye adına usulsüzlük yapılmış yaklaşık 15 milyon liraya yakın. Tarım Kredi Kooperatifinin yaklaşık 2 bine yakın üyesi var. Gübre alınmış, nakit alınmış, mazot alınmış, bir ton gübre alan kişiye 3 ton gübre yazılmış, bin litre mazot alan kişiye 3 bin litre mazot alınmış gibi gösterilmiş, aslında almayan üyelere bile almış gibi yazılmış. Müfettişler geldi derdimizi anlattık ve ifadelerimizi aldılar. Kendileri de müfettişlere evet doğrudur biz yapmışız diye ifadelerin altına imza atmalarına rağmen yine mağdur olan bizleriz.

GÜBRE VE MAZOT
Şimdi de bütün dosyalarımızı icraya vermişler traktörlerimize haciz konulmuş, arabalarımıza haciz konulmuş, satamıyoruz. Satsak bile borçları ödeyemiyoruz. Bankada ve kooperatifte her hangi bir işlem yapamıyoruz. Geçen sene tefecilerin eline düştük. Bu mağduriyetlerden dolayı ürün alamadık, gübre piyasalarda 1 lira iken tefecilerden 1,5 liraya almak zorunda kaldık. Devlet büyüklerimizden yardım bekliyoruz" dedi.
Bir başka çiftçi Celal Aykut ise, kooperatif yetkililerinin kendi adına veresiye olarak 42 ton gübre yazdığını savundu. Aykut, “Bütün arkadaşlarım mağdurdur buna el atılmasını istiyoruz. Hepimiz icralığız her hangi bir işlem yapamıyoruz” diye konuştu.

MAĞDURİYET GİDERİLSİN
Eski Tarım Kredi Kooperatifi Başkanı ve üyesi Müfit Çapan ise şu anda bütün çiftçilerin mağdur olduğunu söyledi. Çapan, “Benim adıma olan 2,5 ton 10,5 ton yazılmış, 700 kilo normal gübre almışım 6 ton 700 kilo yapılmış. Eski borçlarımızı ödeyemiyoruz, hepimiz icralık olmuşuz” diye konuştu.
Çiftçiler, 2015 yılından beri Silvan Tarım Kredi Kooperatifi yetkileri tarafından boş kağıtlara imza attırıldığını, kuruma güvendikleri için bunu yaptıklarını kaydederek, yetkililerin seslerini duymasını istedi.

MÜFETTİŞLERİN SORUŞTURMASI
Silvan Tarım Kredi Kooperatif Başkanı Fesih Varlık ise “Kooperatifimiz ile çiftçilerimiz arasında yaşanan bu olumsuzluk Silvan’a büyük zarar getirir. Tarım Kredi Kooperatifi olarak biz çiftçilerimiz ile kooperatif arasında aracı konumundayız. Muhasebe bölümüne hiç bir şekilde müdahale etme gibi bir yetkimiz yok. Ben çiftçilerimizin mağdur olmamaları için görüşmeler yaptım. Müfettiş raporları doğrultusunda davalar açılmış, dava sonuçlarını beklemek lazım. Ben her zaman da çiftçiden yanayım. Mağdur olmalarını istemem” şeklinde konuştu. 
 
 
15.01.2020
Devamı

386 Üründe Taklit ve Tahşiş Var

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye genelinde satışı yapılan ve taklit, tağşiş veya ilaç etken maddesi tespit edilen 229 firmaya ait 386 farklı ürünü ifşa etti.
Gıdada en çok sahtecilik yapılan ürünler zeytinyağı, margarin, süt ve süt ürünleri oldu. Yüzde 100 dana etinden yapıldığı iddia edilen köfte, sucuk ve kıyma gibi ürünlerde de kanatlı hayvan etinin ve soyanın yoğun olarak kullanılması dikkat çekti.

Bakanlığın açıkladığı listede bal, kahve, enerji içecekleri, et ve et ürünleri, baharat, bitki çayı, bitkisel yağ ve margarin, çikolata, kuruyemiş ve çerezler, şekerli mamüllerle takviye edici gıdalar kategorisinde toplam 386 üründe taklit ve tağşiş tespit edildiği belirtildi.

3 AY ÖNCEKİ DENETLEMELERDE 1211 ÜRÜNDE TAĞŞİŞ BELİRLENDİ
Euronews'ten Kerem Çongar'ın haberine göre, daha önceki ifşalarda olduğu gibi bal ve arıcılık ürünlerinde sakkaroz, fruktoz ve glukoz gibi maddelere rastlanırken, bitki çayı, kahve ve baharatlarda gıda boyası tespit edildi. En fazla sahtekarlığın naturel sızma zeytinyağlarında yapıldığı tespit edildi. Zeytinyağına diğer bitkilerin tohum yağlarıyla bitkisel yağlar karıştırıldığı tespit edildi.
Süt ve süt ürünlerinde kategorisinde değerlendirilen peynir, yoğurt, tereyağ gibi ürünlerde bitkisel yağ, nişasta, jelatin ve süt harici yağlara rastlandı.

Tarım Bakanlığı 14 Ekim 2019 tarihinde de tağşiş ve sahtecilik yapıldığı belirlenen ve Türkiye genelinde satışı yapılan 1.211 ürünü ifşa etmiş, aynı suçu 21 kere işleyen firmaların olduğu gözlemlenmişti.


 
15.01.2020
Devamı

Tohum İhtiyacının Yüzde 96' sı Türkiye'de Üretiliyor

Türkiye’nin buğday unu ihracatında dünyada birinci, makarna ihracatında ise ikinci sırada olduğunu vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Yeni Akit Gazetesi’nden Ertuğrul Şahan’a açıklamalarda bulundu. Bakan Pakdemirli “Ülkemiz bugün 195 ülkeye, 1.690 çeşit tarım ve gıda maddesi ihraç ediyor” dedi. Bakan Pakdemirli, “Sertifikalı tohum üretimimiz, 2002 yılına göre 7 kat artışla 145 bin tondan 1 milyon 59 bin tona çıktı. Toplam tohum ihtiyacımızın yüzde 96’sını yurt içinde üretiyoruz” diye konuştu. 2019 yılında yapılan gıda denetimine ilişkin verileri paylaşan Pakdemirli, “2019 yılında 26 Aralık tarihi itibariyle 1.195.809 adet gıda denetimi yapılmış olup, denetimlere devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Pakdemirli, “Yeni dönemde elektrikli traktörün 65 HP’lik 2. prototipini ve kendi yürür ilaçlama makinesinin prototipini üreteceğiz” şeklinde konuştu. Bekir Pakdemirli, “Özellikle teknoloji ve değer zincirinin bir bütün olarak ortaya çıkması ile 2020 yılını, Tarım ve Orman Bakanlığı dijitalleşme yılı olarak tasarladık” dedi. Pakdemirli, “Küçükbaş hayvan varlığımızı ise sürü büyütme projesi kapsamında, sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek ve diğer projeler ile 56 milyon başa ulaştıracağız” ifadelerini kullandı. Bekir Pakdemirli, 2020 yılında 10 adet yeraltı barajı yapmayı planladıklarını da söyledi.

Tarımsal üründe dünya liderliğimiz sürüyor
İklim değişikliği ve ekonomik dalgalanmalara rağmen tarım ve gıda sektörünün son 17 yılda, yıllık ortalama yüzde 2,72’lik büyüme kaydettiğini belirten Bakan Bekir Pakdemirli, “Sektördeki büyüme 2019 yılında da devam ediyor. Bu yılın birinci çeyreğinde yüzde 2,7 ikinci çeyreğinde yüzde 4,2 olarak gerçekleşen büyüme, üçüncü çeyrekte yüzde 3,8’e ulaştı. Tarım sektöründeki yukarı yönlü ivmenin devam ettiğini görüyoruz. 2019 yılında gübre desteği başta olmak üzere bazı desteklerde, birim destek miktarlarını artırdık, bazı konularda ise yeni destekler başlattık. Bu çerçevede 12 yeni destek ve 32 destek birim fiyatında da artış sağlayarak çiftçimizin yanında olmaya devam ettik.  Bu yıl bitkisel üretimimizin 119 milyon ton, büyükbaş ve küçükbaş toplam hayvan varlığımızın 68 milyon baş, süt üretimimizin 22,1 milyon ton, kırmızı et üretimimizin 1,1 milyon ton, tavuk yumurtası üretimimizin 19,6 milyar adet, tavuk eti üretimimizin 2,2 milyon ton olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Fındık, kiraz, incir, kayısı ve ayva gibi birçok tarımsal üründe dünya liderliğimiz sürüyor” şeklinde konuştu.

Türkiye 195 ülkeye tarım ve gıda maddesi ihraç ediyor
Türkiye’nin buğday unu ihracatında dünyada birinci, makarna ihracatında ise ikinci sırada olduğunu vurgulayan Bekir Pakdemirli, “Ülkemiz bugün 195 ülkeye, 1.690 çeşit tarım ve gıda maddesi ihraç ediyor. 2019 yılının ilk 9 ayında 12,4 milyar dolar tarım ve gıda ürünleri ihracatı yaptık. Ülkemiz 44 milyar dolarlık tarımsal GSYH ile Avrupa’da lider ülkeler arasındadır.  2019 yılı ilk 6 ay verilerine göre; büyükbaş hayvan varlığımız 1 milyon artışla, 18,2 milyona, küçükbaş hayvan varlığımız ise 4 milyon artışla, 50 milyona ulaştı. Ülkemiz, Avrupa’da toplam hayvan ve küçükbaş hayvan varlığında 1’nci, büyükbaş hayvan varlığında 2’nci sırada bulunuyor. Hedefimiz; nüfusumuz kadar küçükbaş hayvan varlığına sahip olmak. 2019 yılının ilk dokuz ayında, 1 milyar 60 milyon dolarlık hayvan ve hayvansal ürün ihracatı gerçekleştirdik. Hayvan ithalatının sonlandırılması konusunda son derece kararlıyız. 2018 yılına göre 2019’da canlı hayvan ithalatının yarı yarıya azaldı. 26 Ekim’den itibaren başvuru almıyoruz. Bir ihtiyaç olmadığı sürece de sosyal sorumluluk projeleri haricinde herhangi bir şekilde et ithalatına da girmeyeceğiz” diye konuştu.

Tohum ihtiyacının yüzde 96’sı yurt içinde üretiliyor
Kırsal kalkınma yatırımları kapsamında yaklaşık 11 bin adet projeye 4,5 milyar lira hibe desteği sağlandığını söyleyen Pakdemirli, “Buzağı ölümlerini engellemek konusunda yaptığımız çalışmalarımızı da inşallah çok yakın bir zamanda yaygınlaştırmış olacağız. Tarımsal kredilerde, yüzde 25 ile yüzde 100 arasında faiz indirimi uygulaması ile hayvancılık sektöründe sıfır faizli kredi uygulaması devam ediyor. Bu kapsamda Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri, Eylül ayı sonu itibariyle 6,6 milyar lira faizsiz kredi kullandırıldı. Sertifikalı tohum üretimimiz, 2002 yılına göre 7 kat artışla 145 bin tondan 1 milyon 59 bin tona çıktı. Toplam tohum ihtiyacımızın yüzde 96’sını yurt içinde üretiyoruz. 86 ülkeye 152 milyon dolarlık tohum ihraç ettik” şeklinde konuştu.

Tohumculuğu geliştirme çalışmalarına ağırlık verilecek
Yerli sebze tohumculuğu geliştirme çalışmalarına ağırlık verileceğini ifade eden Pakdemirli, “Yerli sebze tohumculuğunun geliştirilmesi amacıyla TİGEM’e bağlı Antalya’daki Boztepe İşletmesinde 11 adet modern sera kuracağız. Bu seralarda tarla şartlarında yeni Ar-ge yöntemlerinin uygulanması ile domates, biber, patlıcan, hıyar, kavun gibi ürünlerde toplam 240 yeni hat ve 17 yeni çeşit elde edilecek. Nadas alanlarının değerlendirilmesi için arz açığı olan bitkisel ürünlerde sözleşmeli üretim modelini yaygınlaştıracağız. Pancar şekeri satışlarında Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı. Şeker kotalarında yaptığımız düzenleme ile Nişasta Bazlı Şeker Kotası; 2018 yılında yüzde 10’dan yüzde 5’e, 2019 yılında ise yüzde 2,5’e düşürüldü. Böylelikle, bir önceki yıla göre pancar üretiminde yüzde 13’lük bir artış bekliyoruz” dedi.

Özel sektöre 21,4 milyonluk Ar-Ge desteği verilecek
Gelecek için Ar-Ge ve inovasyona ilişkin çalışmaların hız kesmeden devam edeceklerinin altını çizen Pakdemirli, “Ar-Ge’ye 27 milyon lira uluslararası finansman sağlayacağız. Özel sektöre Ar-Ge Destek Programı kapsamında, 21,4 milyon lira destek vereceğiz. Yüzde 50 devlet destekli Tarım Sigortaları (TARSİM) uygulamamız devam edecek. Orman varlığımızı 2020 yılı sonunda, 22,9 milyon hektara ulaştıracağız. Koruma altına alınan büyük ova sayısını 265’ten 280’e çıkaracağız. 230 olan toplulaştırma projesi sayısını da 237’ye yükseltip, 143 bin hektar toplulaştırma yapmış olacağız. Böylece tescil olan toplulaştırma alan miktarı 4,5 milyon hektara ulaşacak” şeklinde konuştu.

2019 yılında yaklaşık 1,2 milyon gıda denetimi yapıldı

2019 yılında yapılan gıda denetimine ilişkin verileri paylaşan Pakdemirli, “‘Tarladan Sofraya Güvenilir Gıda’ anlayışıyla, tüketici sağlığını en üst düzeyde korumaya yönelik çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. 2019 yılında 26 Aralık tarihi itibariyle 1.195.809 adet gıda denetimi yapılmış olup, denetimlere devam ediyoruz. 17 yılda, 30 bin futbol sahası alanı kadar toprağın erozyon ile taşınmasını önledik” dedi.

2020 tarımda dijitalleşme yılı olacak
Büyüme odaklı, tarım ve ormancılığı geliştirecek sürdürülebilirlik temelli, kalkınmayı destekleyen politikaların uygulamaya devam edeceğine dikkat çeken Pakdemirli, “Özellikle teknoloji ve değer zincirinin bir bütün olarak ortaya çıkması ile 2020 yılını, Tarım ve Orman Bakanlığı dijitalleşme yılı olarak tasarladık. Tarımda dijital kayıtlılık ile üretimde ve gıda sanayiinde beklenen gelişim ve verim artışı en kısa yoldan sağlanabilecek, dijital değer akışı haritalama ile tarladan sofraya kayıtlılık ve yapay zekâ uygulamaları üzerine hedef koyarak, hem üreticinin gelir seviyesini artıracak, hem de tüketicinin daha kaliteli, zamanında ve uygun fiyata beslenmesini sağlayacak bir üretim planlamasını hedefledik. Kıt olan kaynakların verimliliğini artırmak için yeni teknoloji ve teknikleri kullanarak daha az girdi ile daha fazla ürünü, birim maliyeti azaltarak ulaşabiliriz. Bu amaçla, tedarikten lojistiğe kadar bütün süreci optimize edecek bir sistemi tanımladık. Erken uyarı sistemleri ile iklim değişimi, toprak analizi, teknolojik eğitim, ürün ve girdi fiyatlarının takibi, küçük ölçekli işletmelerin üretim ve fiyat alanında karşılaşabilecekleri sorunları önceden tespit ederek, geleceğe yönelik alınması gereken tedbirleri alacağız. 2020 yılı bitkisel ürün miktarının arttığı ve meraların optimum kullanıldığı bir yıl olacaktır. Bitkisel üretimimizi yaklaşık 125 milyon tona, sertifikalı tohum üretimimizi 1,2 milyon tona çıkaracağız” açıklamasında bulundu.

2020’de 10 adet yeraltı barajı yapılacak
Kısıtlı su kaynaklarından azami ölçüde yararlanabilmek için ilk etapta 100 adet yeraltı barajı ve suni besleme yeri tespit ettiklerini ifade eden Bekir Pakdemirli, “2020 yılında 10 adet yeraltı barajı yapmayı planlıyoruz. Atık suların yeniden kullanılması için çalışmalara başladık. Ülkemizde akarsular tarafından denizlere taşınan toprak miktarını 154 milyon tondan, 140 milyon tona düşüreceğiz. 841 olan baraj sayımızı 856’ya ve 177 milyar m3 olan depolama hacmini, 178 milyar m3’e çıkartacağız. 3 bin 105 adet olan sulama tesisini 3 bin 201’e çıkacağız. Böylece 52 bin hektar araziyi daha sulamaya açarak, sulanan arazileri 6.703.000 hektara yükseltip, çiftçimize yıllık toplam 390 milyon lira ek gelir artışı sağlayacağız. Tüm işlemleri e-devletten yapılabilir hale getireceğiz. Böylece birlik dernek aidatı ortadan kalkacak, çiftçi evden işlem yapacak, kamuda iş yükü azalacak. 854 olan e-Devlet hizmet sayımızı, 904’e çıkaracağız. 2020 yılında Bakanlık bütçemizin yüzde 54,5’ini oluşturan 21 milyar 968 milyon lirayı tarımsal destek olarak çiftçilerimize, üreticilerimize ödeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Küçükbaşta hedef; 56 milyon baş
Küçükbaş hayvancılığına ilişkin bilgi veren Bekir Pakdemirli, “Küçükbaş hayvan varlığımızı ise sürü büyütme projesi kapsamında, sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek ve diğer projeler ile 56 milyon başa ulaştıracağız. Küçükbaş hayvanlardaki sayısal artış, büyükbaş hayvanlardaki üremeye bağlı kayıpların azaltılması ve etçi - kombine buzağılara ilave 250 lira destek ile kırmızı et üretimimiz 1,25 milyon tona çıkacak. Beyaz et üretimimiz de, 2,4 milyon ton olacak. Kırsal kalkınma destekleme programı kapsamında toplam 4,1 milyar lira tutarında yatırımı destekleyerek 16 bin yeni istihdam sağlayacağız. Tarıma dayalı sanayi bölgelerimizi artırarak, sanayi üretimine katkı sağlayacağız” dedi.

Elektrikli traktörün 2’nci prototipi üretilecek
Elektrikli traktörün ikinci prototipi üretileceği müjdesini veren Bakan Pakdemirli, “Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltmak ve çevreci yaklaşımları benimsemek için yüzde 100 yerli ve milli, 45 dakika şarj ile 7 saat aralıksız çalışabilen, çevre dostu ve sessiz Elektrikli Traktör Prototipini geliştirdik. Yeni dönemde elektrikli traktörün 65 HP’lik 2. prototipini ve kendi yürür ilaçlama makinesinin prototipini üreteceğiz” ifadelerini kullandı.
 
 
13.01.2020
Devamı

Pakdemirli: Türkiye Un Ve Makarna İhracatında Dünya Birincisi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Mersin'de tarım ve orman sektör temsilcileriyle bir araya geldi.

"Söz sizde" sloganıyla düzenlenen "Tarım Orman Buluşmaları"ndaki konuşmasında, kentin önemli bir tarım merkezi olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, 15 yıl aradan sonra 7 binden fazla paydaşın katılımıyla 3. Tarım Orman Şurası'nın düzenlendiğini ifade etti.

Türkiye'nin coğrafi işaretli ürün potansiyelinin 2 bin 500 olduğunu ve bu ürünlerin tanıtımını çok önemli bulunduğunu belirten Pakdemirli "Coğrafi işaret ve ürünlere hikaye ekleme önemli. İngiliz kraliyet ailesi hep çok konuşuluyor. Kraliyet ailesinden bir hanımefendi, hamileyken bizim Bursa'nın siyah incirini yiyor. Bugün o siyah incir, düne göre avro bazında 2-3 katına satılıyor" diye konuştu.
Türkiye'nin, coğrafi konumunun da önemli bir avantaj olduğuna işaret eden Bakan Pakdemirli "1,9 trilyon dolarlık tarımsal ticaret hacminin tam ortasında bulunuyoruz. Hatta dünyanın tam merkezindeyiz. Türkiye'nin konumu, dünyadaki birçok ülkeden çok daha iyi" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin 2002'de un ve makarna ihracatında dünya 11'inciliğinden, 2005'ten itibaren dünya birinciliğine yükseldiğini belirten Pakdemirli, tarımın, günlük hayatta ve siyasette speküle edilmemesi gereken bir konu olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

"Hep, 'Buğdaya Türkiye'yi muhtaç ettiniz' derler. Halbuki Türkiye, kabaca son 15-20 senedir 20 milyon ton buğday üretir, 20 milyon ton da tüketir. Türkiye'nin buğday ithalatı var mıdır? Vardır. İşte var olmasının sebebi Türkiye'nin un ve makarna ihracatında dünyada ilk sırada yer alması. Ne zamandır bir 'Demirperde' ülkesi olduk da Türkiye ithalat yapmayacak? Mersin'e soruyorum. Rahmetli Özal zamanında bir yandan da koruyarak muz ithalatını serbest bırakmasaydı bugün muzda bu noktaya gelebilir miydik? Kontrollü olduğu sürece ithalat, buğday ithalatı yapılabilir. Bunu nerede kullanıyorsunuz? Un ve makarna ihracatında. Türkiye, 21. yüzyılda, kendi içine kapanıklıklarının ve akıl tutulmalarının hepsini kırıp çok daha büyük ihracat yapan, çok daha büyük potansiyeli olan bir ülke olmak durumunda. Şunu da müjdelemek istiyorum. Birkaç yıl içerisinde Mersin artık sadece Türkiye'ye değil dünyaya muz ihraç eder konuma gelmiştir, gelecektir."
Türkiye'nin son 17 yıldaki tarımsal rakamlarına da değinen Bakan Pakdemirli,  bitkisel üretimin yüzde 20 arttığını, kırsal kalkınma alanlarında 200 bin istihdamının sağlandığını, tohum üretiminin 7 kat, tohum ihracatının da 9 kat yükseldiğini söyledi.

1.700'e yakın ürün, 195 ülkeye satıldığını ifade eden Pakdemirli "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisindeki çok kısa bir dönemde yüzde 100 yerli ve milli, 45 dakika şarjla 7 saat çalışabilen bir elektrikli traktör prototipini de geliştirdik. Bunda eğer seri üretime geçebilirsek ki çalışmalar sürüyor, çiftçimizin ve üreticimizin en önemli girdi kalemlerinden biri olan mazotun maliyetini yüzde 90 düşürmemiz mümkün olacak. Bu da Türk üreticisine farklı bir yön vermiş olacak. Bu traktörün dünyaya ihraç potansiyelini de unutmamak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Toplam desteklerin 2002 yılında 1,8 milyar lirayken 2019'da 9 kat artışla 16,1 milyar liraya çıkarıldığını kaydeden Pakdemirli, 2020'de tarımsal desteklerin tam yüzde 36 artışla 22 milyar liraya çıkarıldığını belirtti.

Mersinli çiftçilere son 17 yılda 1 milyar 760 milyon liralık tarımsal destek verildiğini belirten Pakdemirli, 2016-2018'de 582 projeye 17,5 milyon liralık destek sağlandığını dile getirerek, sulama konusunda önemli yatırımlar yapılan kentin, üretiminde birinci olduğu muz, limon, yeni dünya, çilek, erik gibi ürünlerin geliştirilmesi konusunda iş birliğini önemsediklerini belirtti.
Yurt genelinde yapılan "Geleceğe Nefes" kampanyasına da değinen Bakan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Biz orman teşkilatı olarak çalışkan bir teşkilatız. Zaten her yıl önemli ölçüde fidan dikiyoruz. Önemli olan bunu milletle, vatandaşla dikmekti. Bu konuda gerçekten çok önemli bir başarı elde ettik. Tabii ki bu başarı bizim değil, sizlerin başarısı. Millet bu projeye sahip çıktı. 11 milyon fidan programında 268 bin fidan dikimini Mersin'de yaptık. Bu o kadar güzel bir proje oldu ki bize de ilham verdi. Yeni yılda da bir tweet ile bu işi başlattım. Dedim ki 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkese birer fidan olmak kaydıyla 82 milyon fidan dikeceğiz.' Yine milletle, yine sizlerle beraber."
Yoğun çalışmaları neticesinde tarımsal kredi faizlerinin yüzde 12'den yüzde 9'a düştüğünü vurgulayan Bakan Pakdemirli "Yüzde 25 ile yüzde 100 oranında faiz sübvansiyonu sağladığımızı da hesap ettiğimizde bazı faiz oranları ortalama yüzde 5'e, 4,5'a, hatta sıfıra kadar inecek durumda." ifadesini kullandı.

Kentten, Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme kapsamında 23 proje başvurusunun geldiğini aktaran Pakdemirli, projelerin tamamına "kabul" verildiği bilgisini de paylaştı.
185 bin dekar araziyi sulayacak Pamukluk Barajı'nın inşaat çalışmalarının 2020'de tamamlanacağını da belirten Bakan Pakdemirli  "Anamur Alaköprü Sulaması'nın inşaat ihalesinin gelecek ay yapılacağını, Erdemli Karacaoğlan Göleti'nin inşaat çalışmalarına da bu yıl başlanacağını söyledi.
 
13.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli : KIRSALA 3 MİLYAR LİRALIK HİBE DESTEĞİ VERDİK

Bakanlık olarak kırsal kalkınmaya büyük önem verdiklerini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı kapsamında 2019 yılında 796 projeye 258 milyon Türk Lirası hibe verdik. Avrupa Birliği (AB) Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) kapsamında ise 2019’da 334,1 milyon lira kamu katkısı içeren yatırım faaliyete geçti” diye konuştu.

Kırsal kalkınmayı üretim ve insan odaklı bir bakış açısıyla ele aldıklarının altını çizen Bakan Pakdemirli “Kırsalda daha çok yatırım, üreticiye daha çok gelir, istihdama daha çok katkı amacıyla kırsal bölgelere yapılan yatırımları destekliyoruz. Bu yatırımların hayata geçmesiyle kırsaldan kente göçün önlenmesini, kadın ve gençlerimizin iş hayatında daha fazla yer bulmasını hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

2006-2019 ARASI KIRSALA 3 MİLYAR LİRALIK HİBE

Bu hedefler doğrultusunda geçtiğimiz yıl Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı kapsamında 796 projeye 258 milyon Türk Lirası hibe verdiklerini ifade eden Bakan Pakdemirli “Program kapsamında 2006-2019 yılları arasında ise 11.073 adet projeye toplamda 3 milyar lira hibe desteği verdik” dedi.

97 BİN İSTİHDAM SAĞLANDI

Uygulanan bu 11.073 projenin 5.611 adedinin yeni tesis olduğunu da söyleyen Pakdemirli “4.777 adedi kapasite artırımı ve teknoloji yenileme, 685 adedi ise tamamlama projesidir. Vermiş olduğumuz bu hibeler sayesinde 97 bin istihdam sağlanmıştır” açıklamasını yaptı.

2019’DA IPARD KAPSAMINDA 334,1 MİLYON LİRA KAMU KATKISI

Diğer yandan Avrupa Birliği (AB) Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) kapsamında 2019 yılı içerisinde 334,1 milyon lira kamu katkısı içeren yatırımın da tamamlandığını belirten Bakan Pakdemirli “Verilen bu katkı ile 2019’da 1.246 adet tarımsal işletme faaliyete geçti. Faaliyete geçen bu tarımsal işletmeler ile 3 bin kişiye istihdam sağlandı” diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, IPARD kapsamında 2011-2019 yıllarında ise 3 milyar 952 milyon lira kamu katkısı içeren yatırımın tamamlanarak, 13 bin 366 işletmenin faaliyete geçtiğini ve 66 bin kişiye istihdam sağlandığını sözlerine ekledi.​
 
 
10.01.2020
Devamı

Bitki Koruma Ürünleri Bayilik ve Toptancılık Sınavı Ankara'da Yapılacak

Bitki koruma ürünleri bayilik ve toptancılık sınavı, 11 Nisan tarihinde Ankara’da yapılacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ile Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezi (ASYM) arasında imzalanan protokol çerçevesinde, bitki koruma ürünleri bayilik ve toptancılık sınavı, ASYM tarafından yapılacak.
 
Sınav, 11 Nisan 2020 tarihinde Ankara’da yapılacak.
 
Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Uygulanması Hakkında Yönetmelik gereği sınava; ziraat mühendisi, eczacı, kimya mühendisi, kimyager, bitki sağlığı ile ilgili dersleri alarak mezun olmuş tekniker veya ziraat teknisyenleri girebilecek.
 
Sınava girmek isteyen adaylar, 13-30 Mart tarihleri arasında https://aday.ankara.edu.tr internet adresi üzerinde başvuru yapabilecek.
 
Sınav giriş belgeleri ile sınav sonuçlarına da aynı internet adresi üzerinden ulaşılabilecek.
 
 
10.01.2020
Devamı

Gıda Fiyat Endeksi 6 yılın zirvesini gördü

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nden (FAO) yapılan açıklamaya göre, uluslararası pazarlarda tahıl, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şekerden oluşan 5 ana gıda maddesinin fiyatlarının ve ticaretinin takibiyle ölçülen Gıda Fiyat Endeksi, Aralık 2019'da bir önceki aya göre yüzde 2,5 artarak 181,7 puana ulaştı. Bu yükselişte bitkisel yağ fiyatlarındaki artış etkili oldu.

Bu değerle Gıda Fiyat Endeksi, Aralık 2014'ten bu yanaki en yüksek seviyesine çıktı.

Endeks, 2019 genelinde bir önceki yıla göre yüzde 1,8 artış göstererek 171,5 puan seviyesine geldi.

Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, Aralık 2019'da bir önceki aya göre yüzde 9,4 artarken, Şeker Fiyat Endeksi yüzde 4,8 yükseldi.

Süt Fiyat Endeksi söz konusu dönemde aylık yüzde 3,3, Tahıl Fiyat Endeksi yüzde 1,4 artış kaydetti. Et Fiyat Endeksi ise değişim göstermedi.
 
10.01.2020
Devamı

Çiftçi borçları yapılandırılıyor mu?


2019 yılını kötü geçiren çiftçi umutla hükümetten borçların yapılandırılmasını bekliyor.

Konu ile ilgili birçok kesimden çiftçi borçları yapılandırılsın diye sesler yükselmeye başladı.

Hükümetin en önemli ismi olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak çiftçileri sevindirecek haber verdi.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Ak Parti Sivas il teşkilatını ziyareti sırasında iş dünyası ile bir araya gelerek çiftçilere müjdeyi verdi.

Bakan Albayrak çiftçilere ilişkin yüzde 9 faizle 5 yıla kadar çiftçi borçlarının yapılandırılacağının müjdesini verdi.
 
 
 
09.01.2020
Devamı

Markette Fiyatı En Çok Yükselen Ürün

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar Aralık ayı marketteki ürün artışlarını değerlendirdi. Aralık ayında fiyatı artan en çok kurusağan olurken fiyatı en çok düsen ürün ise kabak oldu.  Bayraktar, basın toplantısında, Aralık ayı ve 2019 yılı fiyatlarındaki değişimleri de açıkladı.
Aralık ayında markette, 42 ürünün 29’unda fiyat artışı, 10’unda fiyat azalışı, üreticilerde ise 34 ürünün 20’sinde fiyat artışı, 5’inde ise fiyat azalışı meydana geldiğini belirten Bayraktar, “Markette 3, üreticide 9 üründe fiyatlar değişmedi. Yaptığımız tespitlere göre, Aralık ayında fiyatı en fazla artan ürün, marketlerde kuru soğan, üreticilerde ise patlıcan olurken, hem marketlerde hem de üreticilerde fiyat düşüşünde ilk sırayı kabak aldı” diye konuştu.

Aralık ayında market fiyatlarında kuru fasulye, zeytinyağı, toz şeker fiyatında değişim görülmezken, fiyat düşüşünün, yüzde 16,59 ile en fazla kabakta meydana geldiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Kabaktaki fiyat düşüşünü, yüzde 16,02 ile sivri biber, yüzde 4,77 ile fındık, yüzde 2,69 ile kuru üzüm izledi.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 42,56 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 40,2 ile patlıcan, yüzde 33,66 ile mandalina, yüzde 25,14 ile yeşil soğan, yüzde 21,83 ile domates izledi.

Aralık ayında üretici fiyatlarında, maydanoz, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir fiyatında değişiklik olmazken, kabak yüzde 35,97 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün oldu.

Kabaktaki fiyat düşüşünü, yüzde 20,87 ile elma, yüzde 6,73 ile limon, yüzde 5 ile lahana, yüzde 2,99 ile sivri biber takip etti.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 135,71 ile patlıcanda görüldü. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 124 ile kuru soğan, yüzde 66,1 ile mandalina, yüzde 62,6 ile yeşil soğan, yüzde 39,34 ile domates izledi.

Aralık ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı 354,67 ile en fazla kuru incirde görülürken, kuru kayısıda yüzde 354,67, lahanada yüzde 287,72, sütte yüzde 250,98, nohutta yüzde 248,44, portakalda yüzde 239,65, pırasada yüzde 238,29 oldu.

Kuru incir ve kuru kayısı 4,5 kat, lahana 3,9 kat, süt ve nohut 3,5 kat, portakal ve pırasa 3,4 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır.
Bugün üreticide 13 lira olan kuru incir markette 59 lira 13 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 45 lira 47 kuruşa, 48 kuruş olan lahana 1 lira 84 kuruşa, 2 lira 4 kuruş olan süt 7 lira 16 kuruşa, 2 lira 89 kuruş olan nohut 10 lira 7 kuruşa, 1 lira 19 kuruş olan portakal 4 lira 3 kuruşa, 1 lira 23 kuruş olan pırasa 4 lira 14 kuruşa satılıyor.
Görüldüğü gibi üretici ile market fiyatları arasındaki tutarsızlık sürüyor. Bu durum sürdürülemez. Devam ederse, önünde sonunda çiftçimizin üretimden kaçınmasıyla sonuçlanır. Çiftçimiz istikrarlı bir gelir elde etmeli, tüketicimiz de makul fiyatlarla ürün tüketebilmelidir. Mevcut durumdan hem çiftçimiz hem de tüketicimiz mağdurdur.

Patlıcan, domates ve salatalıkta arz örtü altından sağlanmaktadır. Hava sıcaklıklarındaki düşüş ile birlikte olgunlaşmanın gecikmesi arzı yavaşlatmış, fiyatlarda artış yaşanmıştır.
Kuru soğanda geçen yıla göre rekoltede yaşanan artış ile birlikte üreticilerimiz pazarlama sorunları yaşamış, fiyatlar 63 kuruş seviyesine düşmüştü. Aralık ayında Hindistan’ın ülkemizden soğan alımı ile birlikte fiyatlarda artış yaşandı. Ancak iç piyasada ürün sıkıntısı yaşanmaması için ihracat durduruldu.

Mandalinada geçen yıla göre rekoltedeki düşüşün arzı daraltması nedeniyle fiyatlar artmıştır. Portakalda da rekoltedeki düşüş nedeniyle fiyatlarda artış görülmüştür.
Yeşil soğan ve marulda mevsim itibarıyla hasat edilen ürün miktarındaki azalma fiyatları artış yönünde etkiledi.

Havuç, ıspanak, pırasa ve karnabahar gibi kış sebzelerinde de kış koşulları fiyat artışında etkili oldu. Ispanakta tüketimin normale dönmeye başlaması da fiyatları artırdı.
Fiyatı düşen ürünlere baktığımızda kabakta ihracatın yavaşlaması fiyat düşüşünde etkili olurken, limon çeşitlerinin hasadının çakışması, lahanada ise hasat dönemi olması fiyata yansıdı.
 
09.01.2020
Devamı

TAGYAD 3. Olağan Genel Kurulunu Gerçekleştirdi

Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) 3. Olağan Genel Kurulunu Ankara'da yaptı
Türkiye'nin tarım, gıda ve ormancılık alanında tek medya sivil toplum kuruluşu olan Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) 3. Olağan Genel Kurulunu Ankara'da Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Genel Merkezinde gerçekleştirdi. Dernek üyeleri ile birlikte çok sayıda sektör temsilcisinin de katıldığı toplantıda mevcut başkan İsmail Uğural üç yıllık bir dönem için yeniden seçildi. 
 
 
Genel Kurul sonrası yazılı bir açıklama yapan, TAGYAD Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Buket Sakmanlı Apaydın;
"Geçen dönemde arkadaşlarımızın ortak ve başarılı çalışmaları sonucunda birçok projeye imza atıldı. Yeni dönemde çıtayı daha da yukarı çıkarmak istiyoruz. Ses getirecek yeni projelerimiz var. Hemen önümüzdeki günlerde, 'Tarım Gazeteciliği'ni tartışmaya açacak bir çalıştay düzenliyoruz. Bundan böyle sektör temsilcileri ve akademisyen dostlarımızla daha yakın bir iş birliği içinde olacağız.
Planladığımız bir diğer faaliyet ise; Tarımsal Yayımcılığı Ulusal Basın Sektörü ile paylaşmak, tartışmak olacak. Tarımda, doğru bilinen yanlışlar ve konu uzmanı olmayan kişilerin değerlendirmeleri ana sorunumuz. Bu konunun çözülmesi yolunda atacağımız adımları yakın zamanda paylaşacağız.
Yine, son dönemde ortaklaşa programlar yürütmekte olduğumuz Uluslararası Tarım Gazetecileri Federasyonu (IFAJ) ile yeni etkinliklerde bir arada olacağız.
 
Başta Genel Kurulumuza ev sahipliği yapan ZMO Genel Başkanı Özden Güngör olmak üzere, Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET) Başkanı Prof. Dr. Cemal Taluğ, TARMAKBİR Başkanı Şenol Önal, BALDER Başkanı İsfendiyar Üzümcü, TARGET Yönetim Kurulu Üyesi Petek Ataman, TARMAKBİR Genel Sekreteri Selami İleri ve bizi yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz” dedi.
 
 
Apaydın, TAGYAD'ın yeni seçilen Yönetim ve Denetim Kurulları hakkında şu bilgileri verdi:
 
Yönetim Kurulu:
 
1.   İsmail Uğural, Başkan, Yazar- TV Programcısı
2.   Dr. Erhan Ekmen, Başkan Yrd., Yazar- Tarımsal Yayım Uzmanı
3.   Buket Sakmanlı Apaydın, Sekreter Üye, Zir. Müh.- Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Basın Danışmanı
4.   Assiye Yıldırım- Tarımsal Yayım Uzmanı
5.   Umut Özdil, Çiftçi TV Program Yapımcısı- Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Basın Danışmanı
 
Denetim Kurulu:
 
1.   Mehmet Efe, Başkan, Ziraat Mühendisi- TV Programcısı
2.   Cengiz Bostancı, Ziraat Mühendisi- Tarımsal Yayım Uzmanı
3.   Muhammet Oluklu, Tarım Yazarı- Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
 
 
09.01.2020
Devamı

Bayraktar : Patateste Arz Fazlası Dikkate Alınmalı


TZOB Başkanı Bayraktar, düzenlediği basın toplantısında, milli gelirin yüzde 5,8'ini karşılayan tarımın, 2019 yılının ocak- eylül döneminde yüzde 3,7 büyüdüğünü söyledi. Bayraktar, “Çiftçimiz, 83 milyon ülke nüfusunun, 5 milyonu aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancının, 45 milyonu aşkın turistin gıda güvencesini sağlamıştır. Her şeye rağmen esas itibarıyla verimliliğe dayalı bitkisel ve hayvansal üretimdeki artış, büyüme rakamlarına olumlu yansımıştır" diye konuştu. 

Gübre Takip Sistemi'ni desteklediklerini belirten Bayraktar, "Bu sistemin getirdiği maliyet, gübre fiyatlarını artırmadan çözülmelidir. Son günlerin önemli gündem konularından biri olan elektrikli traktör ve otomobil konusuna da değinmek istiyorum. Bilindiği gibi çiftçimizin en önemli maliyet unsurlarından biri mazottur. Elektrikli araçlar bu maliyeti önemli oranda düşürecektir. Yalnız bu konuda önemli bir sorun akü bedelidir. Devlet akü desteği verirse elektrikli traktör, tarımımız açısından önemli gelişme olacaktır" dedi. 

Aralık ayında fiyatı en fazla artan ürünün, marketlerde kuru soğan, üreticilerde ise patlıcan olduğunu dile getiren Bayraktar, "Hem marketlerde hem de üreticilerde fiyat düşüşünde ilk sırayı kabak aldı. Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 42,56 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 40,2 ile patlıcan, yüzde 33,66 ile mandalina, yüzde 25,14 ile yeşil soğan, yüzde 21,83 ile domates izledi. Görüldüğü gibi üretici ile market fiyatları arasındaki tutarsızlık sürüyor. Bu durum sürdürülemez. Çiftçimiz istikrarlı bir gelir elde etmeli, tüketicimiz de makul fiyatlarla ürün tüketebilmelidir" diye konuştu. 

“PATATESTE ARZ FAZLASI DİKKATE ALINMALI”

Patates fiyatlarının, 2019'da üretim artışı nedeniyle düşük seyrettiğini kaydeden Bayraktar, bunun üzerine Milli Savunma Bakanlığı'nın kışlalarda patates tüketiminin artırılmasına yönelik taleplerine olumlu cevap verildiğini hatırlattı. Bayraktar, "İç talepte patates tüketimini artırıcı yönde düzenleme yapılmasının milli ekonomiye katkı sağlayabileceğini değerlendiren bakanlık, bu kapsamda kuvvet komutanlıklarına yemek listelerinde patates tüketiminin artırılması yönünde teşvik edici talimat verdi. Sağlık Bakanlığı'mız ise yazımız üzerine taşra teşkilatlarına gerekli duyuruyu yaptığını ve ayrıca merkez teşkilatında yemek menüsünde patates kullanımına özen gösterileceğini bildirdi. Kuru soğan ve tohumluk hariç patates ihracatının izne bağlanması özellikle patates üreticimizi olumsuz etkileyebilir. Kuru soğanda üretim yeterli olsa da patateste bir arz fazlası olduğu göz önüne alınmalı. Patates ihracatındaki izin uygulaması kaldırılmalıdır" dedi. 
TZOB Başkanı Bayraktar, son yıllarda hem büyükbaş hem küçükbaş sayılarında artış görüldüğüne değinerek, şunları kaydetti:

"Büyükbaş hayvan sayısı 2019 yılında 17,3 milyondan 18,3 milyona, küçükbaş hayvan sayısı 47,4 milyondan 49,8 milyona çıkmıştır. Yalnız kırmızı etteki sorunumuz devam etmektedir. 2019 yılının son dönemi besiciler için sıkıntılı geçmiştir. Et ve Süt Kurumu'nun depolarında et stokları oluşmuş, bu ürünün ihracat yolları aranmıştır. Diğer taraftan süt üretimimiz sürekli artmaktadır. Bu durum süt hayvancılığımız açısından olumlu bir gelişmedir. Ancak sanayiye aktarılan sütte aynı oranda bir artış görülmemektedir. Süt sektörü, kırmızı et açısından çok önemlidir. Çünkü besiye alınan materyal oradan gelmektedir. Sütte istikrar olmadan, kırmızı ette istikrar olmaz. Ülke hayvancılığı ancak ve ancak iç üretim geliştirilerek sağlanabilir."
 
 
09.01.2020
Devamı

Hatay’da Tarım Arazilerini Su Bastı

Hatay'da Amik Ovası'nda, yaklaşık iki haftadır aralıklarla süren sağanakların ardından oluşan taşkınlar nedeniyle bazı tarım arazileri sular altında kaldı.

Hatay'da Amik Ovası'nda, yaklaşık iki haftadır aralıklarla süren sağanakların ardından oluşan taşkınlar nedeniyle bazı tarım arazileri sular altında kaldı.

Kentte yaklaşık iki haftadır aralıklarla devam sağanağın ardından, Antakya ilçesinde Amik Ovası'ndan geçen sulama kanalının bazı bölümlerinde taşkınlar meydana geldi.
Bazı tarım arazilerinin sular altında kaldığı Aşağıoba Mahallesi'nde çok sayıda evin bahçesi ile ahırlarını su bastı.

Mahalle sakinlerinden Osman Sönmez, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da buğday tarlasının su altında kaldığını söyledi.

Suyun bazı evlere kadar girdiğini belirten Sönmez, yetkililerden çözüm beklediklerini ifade etti.


 
08.01.2020
Devamı

Türkiye Ve Avrupa’nın En Büyük Barajında Su Tutulmaya Başlandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapılan ve Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa'nın en büyük barajı olan Çetin Barajı'nın tamamlanarak su tutulmaya başlandığını söyledi.

Siirt'in Şirvan ve Pervari ilçeleri sınırları içerisinde bulunan ve Dicle Nehri'nin en büyük kolu olan Botan Çayı üzerinde yer alan Çetin Barajı'nın 165 metre yüksekliğe sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

"Projenin inşaat çalışmaları 2011 yılında başladı. Baraj rezervuarında 615 milyon metreküp su depolanacak. 37 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre alanında bir gölalanı oluşacak"
Çetin Barajı ve HES'in 2020 yılının ilk çeyreğinde enerji üretmeye başlayacağının planlandığını vurgulayan Pakdemirli "Barajın işletmeye alınması ile birlikte toplam kurulu gücü 420 MWh olan barajdan yılda 1 milyar 174 kwh enerji üretilecek, milli ekonomiye yılda yaklaşık 500 milyon TL katkı sağlanacak" açıklamasını yaptı.

Bakan Pakdemirli, yerli ve yenilenebilir enerjinin payının artırılması bakımından son derece önemli olan bu barajın tamamlanarak milli ekonomiye katkı verir duruma gelmesinin, ülkemizdeki enerji kaynaklı dış ticaret açığına olumlu yönde etki yapacağını da sözlerine ekledi.
 
08.01.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Patates ve Soğan İçin Ön İzin Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanlığınca, kuru soğan ve patates ihracatının ön izne bağlanmasına ilişkin, "Bu karar, ihracata herhangi bir yasaklama getirmemiş olup, ülkemizin üretim, tüketim, stok, ihtiyaç ve yurt içi-yurt dışı piyasa fiyatlarının düzenli takip edilerek, söz konusu ürünlerin ihracatının ön izne bağlanmasını içermektedir" ifadeleri kullanıldı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan "İhracatı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ" ile kuru soğan ve patates (tohumluk hariç) ihracatının ön izne bağlı mallar listesine eklendiği bildirildi.

Açıklamada, alınan bu kararın, ihracata herhangi bir yasaklama getirmediği vurgulanarak, "Karar, ülkenin üretim, tüketim, stok, ihtiyaç ve yurt içi-yurt dışı piyasa fiyatlarının düzenli takip edilerek, söz konusu ürünlerin ihracatının ön izne bağlanmasını içermektedir. Söz konusu iki üründe 2019 yılı üretimlerimiz bir önceki yıla göre artış göstermiş ve ülke ihtiyacımızı karşılayacak seviyelere ulaşmıştır." değerlendirmesinde bulunuldu.

"TÜKETİCİ FİYATLARI DALGALANMASIN DİYE"
Özellikle kuru soğanda en büyük üretici ve ihracatçı kimi ülkelerde bu yıl iklimsel olumsuzluklardan kaynaklı yaşanan üretim düşüşü ve ithalat talebinin yurt içi ve dışı piyasaları etkilediğine dikkati çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Patateste de aynı durumun yaşanmaması ve ihracat nedeniyle ülkemizde arz açığı oluşmaması, tüketici fiyatlarında dalgalanma yaşanmaması amacıyla ihracat ön izne bağlanmıştır. Piyasalar, Bakanlığımızca yakından takip edilmekte olup, gerektiğinde ülke menfaatleri ile üretici ve tüketiciyi koruyacak tedbirler hızla alınmaktadır, alınmaya devam edecektir.”
 
 
 
08.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli, Mehmet Akif Ersoy'u Anma Programına Katıldı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli İzmir'de Tarihi Havagazı Fabrikasında düzenlenen Mehmet Akif Ersoy'u anma programına katıldı. Burada konuşan Pakdemirli, Mehmet Akif Ersoy'un Türk istiklalini ihya, Türk istikbalini inşa eden bir vatan şairi olduğunu söyledi.

Mehmet Akif Ersoy'un mücadelelerle dolu bir hayatı olduğunu vurgulayan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Onun hayatı, yokluklar içinde verilmiş bir varlık savaşıdır. Ekseriyetle biz Akif'e İstiklal Şairi deriz. Fakat Akif bundan daha fazlasıdır. O yalnızca bir vatan şairi değil, aynı zamanda bir vatan bilgesidir. Vatan nasıl vatan olur, vatana nasıl sahip olunur, bunu anlamış ve anlatmıştır. Hatta vatan nasıl sevilir, bunu da o öğretmiştir. Zira vatanımızı senelerdir onun dizeleriyle seviyoruz."

Mehmet Akif Ersoy'un Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi adını taşıyan veteriner fakültesinden birincilikle mezun olduğunu hatırlatan Pakdemirli, aynı zamanda da ilk memuriyetinin de eski ismi Orman, Maden ve Ziraat olan Tarım ve Orman Bakanlığında olduğunu ifade etti.

Mehmet Akif Ersoy'un, "Asım'ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek." mısralarını hatırlatan Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Bu mısraların ispatı bugündedir, günümüzdedir. Ben inanıyorum ki o nesil sizlersiniz, gençlerimizdir. Ben inanıyorum ki Asım'ın nesli daima meydandadır, er meydanındadır ve meydanları boş bırakmayacaktır. Asım'ın nesli bu milletin namusudur, namlusudur. Bu nesil bu namusu çiğnetmemiştir, çiğnetmeyecektir evelallah."

Pakdemirli, AK Parti'de en önemli görevin parti üyeliği olduğuna işaret etti.

Parti üyeliğinin en şerefli görev olduğunu vurgulayan Pakdemirli, "Diğer bütün görevler hepsi geçici. Ben yarın gene İzmir'e bakanlık görevi bittikten sonra geleceğim ama en şerefli olarak omzumda taşıdığım AK Parti üyeliğimle partime nefer olarak hizmet etmeye devam edeceğim." şeklinde konuştu. 

Türkiye'nin zorlu bir coğrafyada yer aldığını ancak 2 trilyon dolar gayrisafi milli hasılaya sahip olduğunu vurgulayan Pakdemirli, ülkenin 21. yüzyılda dünyanın ve bölgenin zenginliğinden daha fazla almaya aday olduğunu dile getirdi.

Programda ayrıca şair ve yazar Serdar Tuncer, Mehmet Akif Ersoy'un şiirlerinden örneklerle sunum gerçekleştirdi.

Bakan Pakdemirli, gençlerle yerde mindere oturarak sunumu izledi. 

07.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı Toplantısına Katıldı

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, III. Tarım Orman Şûrası’nın ilk eylem planı olan ve Antalya’da düzenlenen ‘Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı Toplantısı’na katıldı.
 
50.000’i aşkın fikir, plan ve proje sonrası şekillenen Şura kararları için yol haritasının belirlenmeye başladığını belirten Bakan Pakdemirli, Hayvancılık konusunun da Şura’da değerlendirilen ana başlıklardan olduğunu ve bugün itibariyle yol haritasının paylaşımına başladıklarını ifade etti.
 
Tarım Orman Sektöründe Avrupada İlk Sıralardayız
 
Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin güçlü bir Tarım Orman sektörü olduğuna dikkati çekti; ‘‘Tarım Orman sektöründe; Avrupa’da ilk sıralarda, dünyada ise ilk 10’dayız. Avrupa’da Büyükbaş hayvan varlığında 2. Sırada, Küçükbaş hayvan varlığında ise ilk sıradayız! Bakanlık olarak biz, küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız kapsamında; son 17 yılda, hayvancılık sektörümüze, 33 milyar lira hibe desteği sağladık! 2019 yılında küçükbaş hayvan varlığımızı, 50 milyon başa çıkardık! Bununla birlikte, küçükbaş süt üretimimizi 2,3 kat artırarak, 867 bin tondan 2 milyon tona çıkardık. Toplam küçükbaş et üretimimizi %21,2’lik artışla, 94 bin tondan 114 bin tona çıkardık’’ diye konuştu.
 
Desteklerle, Hayvancılık Gelişmeye Devam Edecek
 
Bakan Pakdemirli gelinen noktada, verilen desteklerin payının büyük olduğunu belirtti ve rakamlarla bu desteklerden örnekler verdi; ‘‘2006 yılında, 286 bin baş anaç koyun keçiye 1,4 Milyon Lira destek verilirken, 2018 yılında destekleme ödemesi yaptığımız anaç koyun keçi sayısını 22 milyon başa, destekleme miktarını ise 540 Milyon Liraya ulaştırdık. Damızlık Koç Teke Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi ile damızlık koç tekelerin taban sürülerde kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla; proje kapsamındaki, Tokat, Manisa, Konya ve Bingöl illerinde birliklerimizce yapılan damızlık koç teke yatırımlarına yatırım bedelinin %50 si oranında destekleme ödemesi yaptık. Bu işletmelerden koç teke temin eden yetiştiricilerimize de aldıkları koç teke başına % 50 hibe karşılığı destekleme ödemesi gerçekleştirdik. İnşallah bu proje ile 2020 yılı başında, Eskişehir ve Elazığ illerimizde de, % 50 hibe ödemesi yapacağız. Ayrıca projenin, 2022 yılına kadar uzatılmasına ilişkin çalışmalarımız da devam etmektedir. Koyun ve Keçi Yetiştiriciliğini Geliştirme Projesi ile 2018 yılında, 30 ilde 1.835 yetiştiriciye, 2.393 baş damızlık koç ve teke dağıtık. Küçükbaş Çiğ Süt Desteği kapsamında da; 2019 yılı ilk 8 ayında, 139 bin ton küçükbaş sütü için 21 Milyon Lira çiğ süt destekleme ödemesi yaptık. Sürü Yöneticisi (Çoban) İstihdam Desteği ile; işletmelerimizin çoban istihdamını artırması için eğitim ve destek projesi yürütüyoruz. Bu kapsamda; 2019 yılında; 67 ilde sürü yöneticisi istihdamı yapan 7.039 işletmeye, 35,2 Milyon Lira destek ödemesi gerçekleştirdik.’’
 
Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesinin küçükbaşlarda 21 koyun ve 6 keçi ırkında uygulandığını da hatırlatan Bakan Pakdemirli, bu proje sayesinde Üniversite, Damızlık Koyun Keçi Yetiştirici Birlikleri ve Kamu iş birlikteliğinin de sağlanmış olduğunu ve bu projeden elde edilen damızlıkların daha iyi fiyattan satılarak, yetiştiricilerin gelirlerinde artışın sağlanmasına da vesile olduğunu söyledi.
 
Son 17 yılda ORKÖY kapsamında; Besi Koyunculuğu ve Süt Koyunculuğu Projelerinde toplam 13.500 aileye 484 milyon lira kredi ve hibe desteği verildiğini de belirten Bakan Pakdemirli, Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı kapsamında ise;
10.298 küçükbaş hayvancılık projesi ile genç çiftçilere toplam 373 bin küçükbaş hayvanın ayni olarak hibe edildiğini ifade etti.
 
 
17 Yılda 5,9 Milyar Lira Yem Bitkileri Destekleme Ödemesi Yapıldı
 
Hayvancılıkta, girdi maliyetleri içerisinde, kaba yem maliyetlerinin, önemli bir paya sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda verilen desteklere de değindi; ‘‘Yem bitkileri desteklemeleri kapsamında; 2002 yılında, 35,6 Milyon Lira destek verirken, 2019 yılında, bu destekleme miktarını 24 kat artırarak, 850 Milyon Liraya çıkardık. Ve böylelikle; son 17 yılda, 5,9 Milyar Lira yem bitkileri destekleme ödemesi yaptık’’ dedi
 
Bakanlıkça, 2019 yılı itibariyle mera varlığımızın; 11,7 milyon hektar alanında tespit, 8 milyon hektar alanında tahdit ve 4,9 milyon hektar alanında tahsis çalışmasının tamamlandığını ve 1 milyon hektar alanda da mera ıslah ve amenajman projesi uygulandığını da belirtti Bakan Pakdemirli.  
 
 
Bakan Pakdemirli, ülkemizin Canlı Koyun-Keçi İhracatı kapsamında 2019 yılında; Azerbaycan, Katar, Sudan, Irak ve Lübnan olmak üzere, toplam 5 ülkeye, 141 bin küçükbaş hayvan ihraç ettiğini de açıkladı.
 
‘‘2020 Yılında 22 Bin Baş Damızlık Dağıtımı HEDEFLİYORUZ’’
 
Küçükbaş hayvancılıkta verilen destekleri ve gelinen noktayı anlatan Bakan Pakdemirli, TİGEM aracılığıyla Damızlık Koyun Yetiştiriciliğine verilen desteklere de değindi.  Pakdemirli; ‘‘9 işletmede, 10 ırk ile damızlık koyun yetiştiriciliği yapıyoruz. Evet, 2002’de 71 bin baş olan damızlık koyun varlığını, 2019 yılında 183 bin başa çıkardık. 2020 yılında da 225 bin başa çıkarmayı hedefliyoruz. Son 17 yılda, toplam 195 bin baş damızlık koyun dağıtımı gerçekleştirdik. İnşallah bu yıl da 22 bin baş damızlık dağıtımı hedefliyoruz’’ dedi.
 
2019 yılında uygulamaya konulan sürü büyütme ve yenileme desteği kapsamında, bir önceki yılda doğan kuzu ve oğlaklardan anaç vasfına ulaşan ve ilk defa sürüye katılan hayvan başına 100 Lira destekleme yapılacağını söyleyen Bakan Pakdemirli, hayvan ıslahı kapsamında da ata mirası kadim ırkların ıslah edilmesi, ekonomik değer taşıyan ve tescili yapılan koyun keçi ırklarının ıslahı ve korunması için de soy kütüğü ve verim kayıtlarının tutulmasına yakın bir zamanda başlanacağını belirtti. Islah programı kapsamında; soy kütüğü kaydı tutulan koyun keçi başına 100 Lira; soy kütüğünden doğan damızlık koç-tekeleri kullanan yetiştiricilere de koç teke başına 500 Lira destekleme ödemesi yapılacak.
 
 
Önümüzdeki döneme ilişkin hedefleri de açıkladı Bakan Pakdemirli.
Koyun ve Keçi Yetiştiriciliğini Geliştirme Projesini 2020 yılında, 45 ilde uygulamayı planladıklarını da ifade eden Bakan Pakdemirli, Sürü Yöneticisi (Çoban) İstihdam Desteğinden daha fazla yetiştiricimizin faydalanması için sürü büyüklüğünün 200 baştan 100 başa düşürüldüğünü ve bu sayede işletme sayısını 10 bine çıkararak,
50 Milyon Lira destekleme ödemesi yapacaklarını açıkladı.
 
Hedefimiz, Et Üretiminde Küçükbaş Payını %20’nin Üzerine Çıkarmak
 
Önümüzdeki dönemde, toplam kırmızı et üretiminde küçükbaş eti üretim payını, %10’dan %20’nin üzerine çıkarmayı hedeflediklerini de anlatan Bakan Pakdemirli, bunun yanı sıra, 2023 yılına kadar, bütçe ve bütçe dışı imkânlarla, 2 milyon hektar alanı daha sulamaya açmayı hedeflediklerini de söyledi. Pakdemirli; ‘‘Böylece yem bitkisi üretimini arttırarak, yetiştiricimizin ihtiyacı olan kaba yemi tedarik etmiş olacağız. Ayrıca bana göre; kırsal üretim, hâlâ istihdam için doğru adrestir ve hayvancılık sektörünün bu sebeple de özel bir önemi vardır. Doğru politikalar, küçük doğru dokunuşlar, doğru organizasyonlar ile 2023 yılına kadar, inanıyorum ki ülke küçükbaş hayvan varlığımızı nüfusumuz kadar arttıracağız’’ dedi.
 
Bakan Pakdemirli, geçtiğimiz yıl çokça yaşanan ve çobanlarımız ile hayvanlarımızın büyük zarar gördüğü yıldırım düşmesi olaylarına karşı da Çiftçi ve çobanlara uyarıda bulunarak, ‘‘Kuvvetli meteorolojik olaylardan korunmak için ‘Meteorolojinin Sesi Radyosu’ nu dinlemelerini, cep telefonlarında MGM Mobil ve “Tarımsal Hava Tahmini” uygulamalarımızı kullanmanızı tavsiye ediyorum. Ülkemizin en köklü radyosu olan,
Meteorolojinin Sesi Radyosu ile hayvanlarınızı otlatmaya gitmeden, yaylalara çıkmadan önce anlık hava durumundan haberdar olabilirsiniz’’ dedi.
 
 
06.01.2020
Devamı

Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı Toplantısı Başladı

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliğinin 3’üncü Tarım ve Orman Şurası Küçükbaş hayvancılığı güçlendirme eylem planı toplantısı Antalya da Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımları ile başladı.




Çobanların karşılaması ile başlayan toplantı Antalya da  3 gün süre ile  devam edecek.



Açılış konuşmasını yapan  TÜDKIYEB Genel Başkanı Nihat ÇELİK, “Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz” dedi.
 
 Başkan Çelik Konuşmasına şöyle devam etti: “  Merkez Birliğimizce düzenlemiş olduğumu 3. Tarım Orman Şurası Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı toplantımızın küçükbaş hayvancılığımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sağlıkla mutluluğun kucaklaştığı, bereketin herkese ulaştığı, başarılara imza atacağımız bir yıl olması temennilerimle yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum. 77 de Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz.
 
Tarım ve Orman Şurası kapanış toplantısında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk tarımını küresel şirketlerin sadece kar odaklı çalışan çarkı içinde kesinlikle ezdirmeyeceğiz sözü biz yetiştiriciler için büyük bir umut olmuş, 2020 yılını küçükbaş hayvancılıkta hamle yılı olarak ilan ederek küçükbaş hayvan sayısının 56 milyona çıkarılacağını ifade etmiş olması nedeniyle de heyecanımız kat be kat artmıştır. Dolayısıyla bugün burada birlik beraberlik içerisinde tarihi bir güne tanıklık ediyor olmanın haklı gururunu yaşarken biz de Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz.

Bugün 300 bin yetiştiricimizin bir o kadar da çalışanı ve aileleri ile birlikte düşünüldüğünde 3 milyon insanımızın kalbi bu salonda atıyor.

Devlet büyüğümüz Sayın Bakanımız aramızda, Devlet Başkanımız ve Reisimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın sektörümüze olan desteği her zaman yanı başımızda.
 Merkez Birliği olarak Tarım Orman Şurasında alınan kararları güçlendirmek ve sektör temsilcileri olarak eylem planımızın ortaya konulacağı bu toplantıyı sektörümüzün miladı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.



Bizler STK sorumluluğu bilinciyle 3. Tarım Orman Şurası sonrasında ilk eylem planı hazırlayan Merkez Birliği olmamızın da heyecanını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ayrıca; 2019 yılında yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin yayımlanan kararnamede ve Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliğinde yer alan sürü büyütme ve yenileme desteklemesi ile soy kütüğü desteklemesinin ilk defa uygulamaya konulacak olması nedeniyle Ulusal Islah Programı ve Soykütüğü sistemi uygulamalarına yönelik konuların ayrıntılı bir şekilde görüşüleceği toplantımızdan hep birlikte yapacağımız katkı ve çalışmalarla azami faydalar elde edeceğimize yürekten inanıyor, şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Gayemiz bu bayrağı başarıyla geleceğe taşımak
 
Daima gurur kaynağımız olan peygamberler mesleğinin, yüzyıllar öncesinden atalarımızdan bize yadigâr kalan bir mirasın temsilcileri olarak ana gayemiz bize teslim edilen bu bayrağı başarıyla geleceğe taşımaktır.

Bizler; Merkez Birliğimiz ve Bakanlığımızı bir zincirin halkaları gibi görüyor bu çerçevede güçlü bir aile olduğumuzu düşünüyoruz. Bu manada çalışmalarımıza ışık tutan, bizlerden destek ve katkılarını hiçbir zaman esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sayın Bakanımıza teşekkürlerimle birlikte şükranlarımızı sunuyorum.
Merkez Birliğimiz ile uyum içerisinde çalışan Birlik Başkanlarımızı, yönetim ve denetim kurulu üyelerini de huzurlarınızda canı gönülden kutluyorum.

Türkiye’de kırmızı et ve süt üretiminin artışı için özellikle 1980’li yıllardan sonra hayvancılığımız Global Şirketlerin de baskısı ve lobi faaliyetleri sonucunda Sığırcılık ve Tavukçuluk üzerine kurulan politikalarla belirlenmeye çalışılmış, bu nedenle küçükbaş hayvancılık sektörü çok büyük haksızlığa uğrayan bir sektör olarak yıllarca göz ardı edilmiştir.

Sektörümüzün geçmişine dair söylenecek çok söz vardır ama memnuniyetle ifade etmem gerekirse; 2002 yılı öncesine kadarki kötü gidişata dur demek için AK PARTİ Hükümetleri yetiştiricilerimize sahip çıkmıştır.

2006 yılı öncesine kadar 32 milyon başa gerileyen küçükbaş hayvan varlığımız 2019 yılının ilk yarısı itibariyle 50 milyona ulaşmıştır.  

Artık geriye dönüş yoktur, ileriye doğru hedefimiz en az 80 milyondur. Nüfus başına en az 1 koyundur. Bu hedefe yürürken en büyük desteğimiz dün olduğu gibi bugün de Cumhurbaşkanımızdır, Bakanımızdır, Sektörümüzün tüm paydaşlarıyla olan birlik beraberliğimizdir.

Bu manada Bizim Bakanlığımızdan en büyük talebimiz; YÖNÜMÜZE REHBER, YOLUMUZA IŞIK OLMASIDIR…
 
Hedeflerimize emin adımlarla yürümek için öncelikle sorunlarımızı doğru tanımlayarak, zamanlamayı doğru yaparak, mevcut kaynaklarımızı en doğru ve planlı bir şekilde kullanarak hep birlikte gönül gönüle ele ele vermek suretiyle BAŞARILI olacağımıza inanıyor ve diyorum ki; başaracağız, başaracağız, ALLAH’ın izniyle sizlerle başaracağız.

Küçükbaş hayvanı olmayan hiçbir ülke tarımda başarıyı yakalayamamıştır. Dolayısıyla bizim tarımda başarıyı sağlayacak düzeyde küçükbaş hayvancılık potansiyelimiz mevcuttur.
Bu potansiyeli harekete geçirmeyi, küçükbaş hayvancılığı milli bir mesele gibi görerek ülkemiz tarımının vazgeçilmezi haline getirmekle sağlayabiliriz.
 
Dünya Gıda Tarım Örgütü (FAO) hayvansal üretimde kalkınmanın anahtarını “kırsal bölgelerde yaşayan ve sürü büyüklüğü 100 baştan küçük olan hayvan sahiplerinin ve hayvanların koşullarının iyileştirilmesi ve bu bölgelerdeki hayvancılığın ekonomik olarak sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi” olarak açıklamıştır. Dolayısıyla bizim de planlarımızı buna göre yapmamız ülkemiz hayvancılığının hayrına olacaktır.
 
Geçmişte birlikler kurulmadan önce yetiştiricilerimiz öksüz, yetim ve reisi olmayan bir aile gibiydiler. Bu nedenle örgütsüz, kimsesiz kalan bu kesimin bugün ve yarınlarda da Birliklerin mevcudiyetine olan ihtiyacı devam edecektir.

Dolayısıyla; Dünya Döndükçe De Allah’ın İzniyle Hükümetimizin Desteği İle Hep Var Olacağız…
 


 
 
 
06.01.2020
Devamı

Tarımsal Üretime Yönelik İşletme Ve Yatırım Kredilerinde Faiz İndirimi

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri, tarımsal üretime ilişkin finansman ihtiyacını uygun koşullarda karşılamaya yönelik yüzde 25-75 oranında daha düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırabilecek.

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, üreticiler, sözleşmeli üretim yapanlar, tarımsal amaçlı kooperatif ve üretici birlikleri, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve yalnızca lisanslı depo yatırımı yapan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların iktisadi işletmeleri, 31 Aralık 2022'ye kadar belirlenen indirim oranlarıyla kredi kullanabilecek.

Sadece Türkiye'deki tarımsal üretim faaliyetleri için yatırım ve işletme kredisi verilecek.

Üreticilerin, birden fazla üretim alanında kredi talebinde bulunması durumunda kredinin üst limiti, krediye konu ürünlerden en yüksek kredi üst limitine sahip ürüne göre belirlenecek.
Büyükbaş, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği veya besiciliği konularında faaliyet gösteren ve bu alanlarda kredi kullanan üreticilerin mevcut kapasiteleriyle uyumlu yem bitkisi üretimi, modern basınçlı sulama sistemi alımı ile sözleşmeli üretim yaptıran gerçek veya tüzel kişilere kendi adlarına sözleşmeli üretime konu ürünle aynı ya da farklı konularda yaptıkları tarımsal üretime yönelik kullandırılacak krediler kredi üst limiti hesaplamasına dahil edilmeyecek.

İndirim oranlarının kademeli olarak uygulanacağı geleneksel hayvansal ve bitkisel üretim konularında kredi kullanacak üreticiler, indirim oranlarından, kullanacakları kredi tutarına göre kademeli olarak yararlanacak.

Mevcut işletmelerin satın alınmasına yönelik kredilerde de satın alınacak işletmenin faaliyet konusuna göre indirim uygulanacak.

Üretim konusuna göre, 500 bin lira ile 50 milyon lira arasında değişen üst limitteki krediler için yüzde 25-75 oranında faiz indirimi yapılacak. Özellikli kriter olarak belirlenen şartları sağlayan üreticiler, ek olarak yüzde 10 faiz indiriminden faydalanabilecek. Uygulanacak toplam indirim oranı yüzde 100'ü aşamayacak.

Bu arada, özellikli kriterler dikkate alınarak hazırlanan ve indirim oranları ile kredi üst limitinin gösterildiği tablo da karar metninde yer aldı.
Karar, 1 Ocak'tan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
 
03.01.2020
Devamı

Türkiye, Tohumculukta Söz Sahibi Olma Yolunda Hızla İlerliyor

Hedef 2023'te 500 Milyon Dolarlık İhracat

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye'nin tohumculukta Dünyada söz sahibi olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini vurgulayarak "Hedefimiz 2023 yılında 500 milyon dolarlık tohum ihracatı yapmak" diye konuştu.

Son yıllarda yerli tohum üretiminde önemli adımlar atıldığını belirten Bakan Pakdemirli "Atılan bu adımlar ile üretimimiz, buna paralel ihracatımız da artış eğiliminde devam ediyor. Tohumculuk, fidan ve fide sektörüne yönelik yapılan yasal düzenlemeler ve bu sektörlerde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan işbirlikleri sayesinde sertifikalı tohumluk üretiminde 7 kat, sertifikalı tohumluk ihracatında da 8 kat artış yaşandı" açıklamasını yaptı.

Hedef 2 Milyon Ton Üretim

Bu bağlamda tohumculuk sektöründeki hedeflere koşar adım ilerlediklerini ifade eden Bakan Pakdemirli " Tohumculukta 2023 hedefimiz 2 milyon ton üreterek, 500 milyon dolarlık ihracat yapmak. Bu hedefe ulaşamamamız için hiçbir neden yok. Türkiye bu hedeflerine ulaşacak" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Tohumda Net İhracatçı

Tohum konusunda Türkiye'nin net ihracatçı olduğunun altını da çizen Bakan Pakdemirli " 2018 verilerine göre 110 bin ton civarında tohum ihracatı, 40 bin ton civarında ithalat yapıldı. 2019'un ilk altı ayında ise 52 bin ton tohum ihraç edilerek, toplam 135 milyon dolar gelir sağlandı" diyerek sözlerini tamamladı.
 
03.01.2020
Devamı

Tavuk Yumurtası Ve Balıkta KDV İndirimi

Yeni yılla birlikte tüketiciye yönelik vergi adımları peş peşe geldi. 

Bu kapsamda Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar'da yapılan değişiklikle, önemli bir temel tüketim maddesi olan tavuk yumurtasında da KDV'nin yüzde 8'den yüzde 1'e indirildi.

Tavuk yumurtası, toptanda yüzde 1 KDV'nin uygulandığı 1 Nolu listeye alınırken, diğer bir değişiklik de toptancı hallerine yapılan balık teslimlerinde gerçekleşti.
Buna göre yine yüzde 1 KDV uygulanan 1 sayılı listenin 6'ncı sırasındaki sebze ve meyveler arasına balık teslimleri de eklendi.
 
03.01.2020
Devamı

Yaban Hayatına Yem Desteği

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar(DKMP) Genel Müdürlüğü, özellikle kış aylarında yiyecek sıkıntısı yaşayan yaban hayvanlarının ve kuş türlerimizin zorlu kış şartlarında aç kalmasını önlemek; yerleşim merkezlerine inmesinin ve insanlarla olan ilişkilerinin sıkıntıya girmesinin önüne geçmek için yaban hayatına yem takviyesi yapıyor. Yapılan yemleme çalışmaları ile her yıl tonlarca yem yaban hayatıyla buluşturuluyor.

SON 7 YILDA 2 MİLYON 638 BİN 339 KG YEM TAKVİYESİ YAPILDI
2019-2020 yemleme sezonunda ise havaların soğumaya başlamasıyla beraber yemleme çalışmaları tüm hızıyla başladı. DKMP ekipleri yaban hayvanlarını beslemek için var gücüyle çalışıyor ve bu soğuk havalarda hemen yanı başımızda duran, dünyamızı paylaştığımız canlılar aç kalmasın diye yemleme çalışmalarını gayretle sürdürüyor.
Bu çerçevede son 7 yıllık dönemde tabiata 2 milyon 638 bin 339 kg yem takviyesi yapıldı. 2018-2019 yemleme döneminde ise yaban hayatı için tabiata 287 bin 421 kg yem bırakılmıştı. 

AÇ KALAN YIRTICI HAYVANLARIN YERLEŞİM YERLERİNE YAKLAŞMASI ENGELLENİYOR
Yapılan yemleme çalışmaları ile ağır kış şartlarının sonucunda aç kalan hayvanların yerleşim yerlerine yaklaşarak can ve mal kayıplarına sebep olmaları engellenirken, yaban hayvanları popülasyonu da destekleniyor.
Son olarak da Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yeni yıl öncesinde Bolu'da, Abant Tabiat Parkı bölgesinde yaban hayvanları için doğaya yem bıraktı. Pakdemirli, ‘‘Doğal hayatı desteklemek anlamında kışın bu zamanında doğal hayatta yaşayan hayvanların beslenmeleriyle ilgili problem olmasın diye Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz yemleme yapıyor. Bu çalışmalar ile alakalı hep birlikte yemleme yaptık. Doğal hayatın devamı için bundan sonra da çalışmalarımız ve gayretlerimiz sürecek" dedi.
 
ÇALIŞMALARA 7’ DEN 70’ E HERKESİN KATILIMI SAĞLANIYOR
Yaban hayvanlarını yemleme çalışmalarına 7’ den 70’ e herkes katılıyor. Böylelikle yaban hayatı sevdirilerek ve bilinçlendirme faaliyetleri yürütülerek tabii hayata sahip çıkılıyor.  
 
02.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Güçlü Tarım Güçlü Türkiye Vurgusu

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yeni yıl dolayısıyla birmesaj yayımladı.
‘Güçlü Tarım, Güçlü Türkiye’ vurgusu yapan Bakan Dr. Pakdemirli;
“Tarım ve Orman Sektörü, dünümüzü, bugünümüzü ve geleceğimizi etkileyen stratejik bir sektördür. Bakanlık olarak gerek tarımsal, gerekse orman ve su konularındaki politikalarımızı bu bilinçle oluşturuyor, ülkemizi ileriye taşıyacak adımları hızla hayata geçiriyoruz.

Tarım Orman Şurası ile 5 yılı planlayarak 25 yıla ortak akılla ışık tuttuk. 11 Kasım’da 11 Milyon Fidan seferberliğimizle ‘Geleceğe Nefes Ol’ dedik, tüm dünyaya örnek olacak bir kampanya yürüttük. Guinness rekorlar kitabına tüm vatandaşlarımızla birlikte adımızı yazdırdık. Önümüzdeki süreçte de Orman Varlığımızı, ülke toplam alanının yüzde 29.40’ına, verimli orman alanını ise 13 Milyon 250 bin hektara çıkarmayı hedefliyoruz. Ayrıca sürdürülebilir orman yönetimiyle ormanlarımızın ekonomiye katkısını da artırıyoruz.

 Çiftçinin, üreticinin emeğini, alın terini koruyan, büyük yatırımlar ve Ar-Ge projeleriyle dolu bir yıl geçirdik. Şimdi 2020’ye girerken, ‘Güçlü Tarım, Güçlü Türkiye’ ilkesiyle rekabetçi, örgütlü, teknolojik ve sürdürülebilir üretim modelleri için çiftçimizle, üreticimizle birlikte, omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Verimli, kaliteli, sağlıklı, sürdürülebilir, rekabet düzeyi yüksek bir tarım sektörü için Bakanlığımız 2020 bütçesinin % 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık ve en yüksek artışla 22 milyar liraya çıkardık.

Yeni umutlarla, büyük projelerle ve heyecanla karşıladığımız 2020 yılının fedakâr, üretken çiftçi ve üretici kardeşlerimiz başta olmak üzere milletimize ve bütün insanlığa hayır ve bereket ile iyilikler, güzellikler, mutluluklar getirmesini diliyorum.”
 
 
31.12.2019
Devamı

1 Ocak'ta Gıda'da Yeni Dönem

Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği ile tüketicilere yönelik birçok önemli düzenleme 1 Ocak 2020 itibariyle hayata geçiriliyor.
 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 1 Ocak 2020 itibariyle, hazır yemek hizmeti veren restoran, kantin, okul ve hastane gibi toplu tüketim yerlerindeki gıdalar için alerjen bilgilerinin tüketiciye sunulmasının, hazır ambalajlı gıdalarda ise beslenme bildirimi yapılmasının zorunda olacağını söyledi.
 
Gıda alerjilerinin, çocuklarda yaygın olmak üzere, toplumun bütün kesimlerinde görülebildiğini, bunun da kişilerde farklı şikayetlere yol açtığını dile getiren Pakdemirli, “Yapılan düzenlemeyle, gıdanın tüketime hazır hale getirildiği ve son tüketiciye sunulacağı hazır yemek hizmeti veren restoran, kantin, okul, hastane vb. işletmelerde yiyeceklerin alerjen bilgileri, afiş, yazı tahtası, menü vb. vasıtalarla tüketicilere sunulacak.” dedi.
 
HAZIR AMBALAJLI GIDALARDA ENERJİ VE BESİN ÖGELERİNİN MİKTARI YER ALACAK
 
Bakan Pakdemirli, ayrıca, yönetmelikle hazır ambalajlı gıdalarda beslenme bildirimi yapılmasının da zorunlu hale getirildiğini belirterek, böylece hazır ambalajlı bir gıdanın 100 gramında veya 100 mililitresinde ne kadar enerji, yağ, doymuş yağ, karbonhidrat, şeker ve tuzun yer aldığının bilineceğini söyledi.
 
DÜZENLEME OBEZİTEYLE MÜCADELEYE DE KATKI SAĞLAYACAK
 
Bakan Pakdemirli, düzenlemeyle tüketicilerin daha bilinçli gıda seçimine ve tüketmesine dolayısıyla özellikle obeziteyle mücadeleye ve halen Türkiye’de kişi başı günlük ortalama 12 gram olan tuz tüketiminin 5 gramın altına düşürülmesine katkı sağlanacağını da sözlerine ekledi.
 
Yetişkinler için vitamin ve mineraller dışındaki enerji ve bazı besin öğelerinin uluslararası günlük ortalama alım değerleri; Enerji 2000 kcal, toplam yağ 70 gram, doymuş yağ 20 gram, karbonhidrat 260 gram, şekerler 90 gram ve tuz 6 gram olarak belirlenmiştir.
 
Alerjiye veya intoleransa (tüketilen bir gıdanın içinde yer alan bir maddeye karşı sindirim sisteminin reaksiyonu) neden olan belirli madde ve ürünler ise şunlar: Gluten içeren tahıllar, yumurta, hardal, kereviz, yerfıstığı, acı bakla, balık, soya fasulyesi, sert kabuklu meyveler, deniz kabukluları ve yumuşakçaları, susam tohumu, süt ve bunların ürünleri ile kükürt dioksit ve sülfitler.
 
1 Ocak itibariyle yürürlüğe girecek düzenlemeye ilişkin Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü’nce örnek bir gıda alerjen tablosu da hazırlandı. 
 
 
 
31.12.2019
Devamı

Turhal Şeker Fabrikasında Kampanya Dönemi Sona Erdi

 2018 yılında yapılan özelleştirme programı kapsamında satın alınarak, Kayseri Şeker Ailesine katılan Turhal Şeker Fabrikası’nda, 86. Pancar Alım Kampanyası sona erdi.

2018 yılında yapılan özelleştirme programı kapsamında satın alınarak, Kayseri Şeker Ailesine katılan Turhal Şeker Fabrikası’nda, 86. Pancar Alım Kampanyası sona erdi. Kayseri Şeker bünyesindeki 2. Kampanyasını, 87 gün boyunca hiçbir kaza yaşanmadan ve kesintisiz üretim yaparak tamamlayan Turhal Şeker’de bu yıl; 5 bin 473 çiftçi ile 136 bin 643 dekar alanda yapılan ekim sonrası, 679 bin Ton pancar karşılığında 96 bin 200 ton şeker üretildi.

Yapılan milyonlarca liralık yatırımın ardından, bazı bölümlerinde günümüz teknolojisine hızlı bir şekilde kavuşturulan Turhal Şeker Fabrikası’nda, bereketli bir yılın ardından 86. Pancar Alım Kampanyası’nda sona ulaşmanın mutluluğu yaşanıyor. Verilen büyük mücadele ve özverinin ardından bugün; özelleştirmede örnek model olarak kabul edilen Turhal Şeker Fabrikası’nın bu noktaya ulaşmasında, tecrübesi ve azimli ekibi ile adeta sektöre rehberlik eden Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Kayseri Şeker’in artık kabuk değiştirdiğini ve sektörde bir başarı hikâyesinin baş kahramanı olarak temsil edildiğini ifade etti.

Turhal Şeker Fabrikası’nda çalışanlar ile bir araya gelerek bu anlamlı günde onları yalnız bırakmayan Akay, “Gerek özelleştirme noktasındaki başarımız, gerek yeni kurumsal yapımız, gerekse de sözleşmeli hayvancılık noktasında ortaya koyduğumuz çalışmalar artık; Türkiye’de hem ulusal medyanın, hem de devletin üst makamlarının gündeminde. Bu başarıda sizlerin gücü ve inancı ile yakaladığımız motivasyon inşallah, bizleri çok daha iyi noktalara taşıyacaktır” dedi.

Düzenlenen etkinlikte ilk olarak Turhal Şeker Kazan Dairesi Usta Başı Yardımcısı Hacı Mustafa Canıtez’in yazmış olduğu şiir, İç Hizmetler Şefi Mehmet Gençsoy tarafından seslendirildi. Şiirin hemen ardından söz alan Kayseri Şeker Genel Müdürü Osman Canıtez, başarılı bir kampanyanın ardında emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür etti.
Osman Canıtez’in ardından konuşan Kayseri Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Turhan Özer ise çiftçilerin ve çalışanların duası ile kazasız, duraksız bir kampanya dönemi geçirmiş olmanın verdiği mutluluktan bahsederek, nice 86. kampanyaları görmek temennisiyle emeği geçenlere teşekkür etti.

Son olarak söz alan Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Turhal Şeker Fabrikası’nda bu yıl, 679 bin ton pancar işlendiğini de ifade ederek, “Bu yıl bereketli bir kampanya döneminin ardından Turhal Şeker Fabrikamızda 96 bin 200 ton şeker üretmişiz. Bunun karşılığında 679 bin ton pancar işleyip, 26 bin ton kadar da melas ürettik. Kampanyamız biraz daha uzamış olsa, şeker üretiminde 100 bin tonu geçecektik. Bu bereket ve istikrar hepimizi mutlu etmektedir.
Bu berekete ek olarak, özellikle bu bölgenin çalışanları ile birlikte tüm çalışanlarımız artık bir aile olarak bu işi yürütmektedirler. Özellikle Turhal Fabrikamız ile ilgili kamuoyunda çok güzel bir algı oluşmaya başladı. Bunda hepinizin büyük payı var. Geçtiğimiz yıl Turhal özelleştirmesine olumsuz bakan tüm medya kurumları, bugün artık farklı düşünüyorlar ve Turhal’ın özelleştirmenin yüz akı olduğunu ifade ederek, hakkı hak sahibine teslim ediyorlar” dedi.

Başkan Akay, Bu başarının bir bedeli olarak çiftçilerden kendilerine kota talebinde bulunduklarını belirterek, “Dün pancar ekiminden uzaklaşan çiftçilerimiz, bugün oluşan bu güven ve başarı ortamının sonucu olarak arık daha fazla pancar ekmek istiyorlar ve bizlerden kota talebinde bulunuyorlar. Bu da onların en doğal hakkı. Orta Anadolu’da çiftçimizin yegâne geçim kaynağı şeker pancarı üretimidir. Bu nedenle bu fabrikanın kotasının arttırılarak insanların geçimine katkıda bulunulması lazım” şeklinde konuştu.



Konuşması sık sık “Turhal seninle gurur duyuyor” sloganları ile kesilen Akay, asıl gurur duyulması gereken kişilerin çalışanlar ve çiftçiler olduğunu da belirterek, “Sizlerin çabasını, gayretini ve duasını devamlı yanımızda hissediyoruz. Sizlerin duası ve çabası ile inşallah tüm engelleri sırasıyla aşacağız. Sizlerin bu desteği omuzlarımızdaki yükü ağırlaştırıyor ama biz bu yükten şikâyetçi değiliz. Bu yük bizi daha fazla çalışmaya teşvik ediyor. Tüm fabrikalarımızdaki insan odaklı yönetim politikamız ve gayretimiz ile Türkiye’de artık örnek bir rol model haline geldik. İnşallah sektörde daha iyi noktalara ulaşacağız. Geçtiğimiz hafta yaptığımız Lansman tanıtım toplantımıza yerel basın mensuplarımızın yanısıra, ulusal medya mensuplarımızı da davet edip, buradaki uygulamaları da yerinde göstermek istedik. Katılım gösteren tüm basın mensupları bize bir şey söyledi. ‘Sizin burada olup bitenleri saklamaya hakkınız yok, burada olup biten tüm başarıları anlatmanız gerekiyor. Bizler bu konuda üzerimize düşeni yapacağız, sizler de bu başarı öyküsünü burada saklı tutmayın’ dediler. Ve sağ olsunlar sesimizi duyurmada bizlere yardımcı oldular” şeklinde konuştu.

Konuşmasının sonunda Kayseri Şeker’in rol model oluşundan ve tarım sektörüne olan katkısından da bahseden Akay, Sözleşmeli Hayvancılık noktasında Türkiye’ye örnek olacak bir hazırlık ve çalışma yaptıklarını söyledi. Akay, Ziraat Bankası ile Sözleşmeli Hayvancılık noktasında görüşmelerin devam ettiğini ve Ocak Ayı içerisinde bu projeyi hayata geçirmeyi planladıklarını belirterek, “Geçmişte sözleşmeli hayvancılık modeli maalesef tam olarak hayat bulamamış. Bizler daha kapsamlı ve daha ayakları yere basan bir projeyi bitirmek üzereyiz. İnşallah Ziraat Bankası ile yaptığımız bu ortak proje ile Türkiye’de önemli bir eksikliği gidereceğiz inancındayız” dedi. .

Turhal Şeker Fabrikası Pancar Alım Kampanyasının son günü, verilen yemek ve yapılan dualar ile sona erdi.
 
 
 
30.12.2019
Devamı

Fidan Kesene 10 Yıla Kadar Hapis Cezası

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli yılbaşı için ormanlık alanlardan kanunlara aykırı olarak fidan temin edenlere uyarıda bulundu; bu eylemi yapanların kanunlara göre hapisle cezalandırılabileceğini söyledi; “kaçak kesim yapanlara karşı, tüm orman teşkilatımız talimatlandırılmıştır. Ormanlarda bu türlü usulsüz faydalanmalara meydan verilmemesi için her türlü önlem alındı. Her yıl olduğu gibi ağaç kesmeyelim, fidan dikelim” dedi.

VATANDAŞLAR FİDANLIKLARDAN FİDAN ALABİLECEK

Kaçak kesimlere karşı tüm tedbirlerin alınmasının yanında, vatandaşlarımızın yılbaşı çam ihtiyacının talepler doğrultusunda orman fidanlıklarından temin edileceğini de belirten Pakdemirli; “Her yıl olduğu gibi 81 ilimizde bu yıl da ‘Ağaç Kesme Fidan Dik’ Kampanyası çerçevesinde tüm illerde ücretsiz olarak vatandaşlarımız fidanlıklardan, Orman Genel Müdürlüğümüzün şehir merkezlerinde oluşturduğu stantlardan fidan alabilecekler. Bu fidanların daha sonra toprakla buluşturulması için ise yine orman teşkilatımız yardımcı olacaklar” diye konuştu.

FİDAN KESEN 10 YIL CEZA ALABİLİR

Yasalara göre ormanlardan kaçak kesim yapmanın ağır yaptırımları olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, ‘‘Ağaç kesenler, kökünden sökenler veya ağaçlardan yalamuk, pedavra, hartama çıkaranlar üç aydan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Suçun konusunun fidan olması halinde birinci fıkraya göre verilecek ceza bir kat artırılır’’ hükmünü içeren 6831 sayılı Orman Kanunu’nu hatırlattı. Bakan Pakdemirli, ‘‘Sonuç itibarıyla ormandan genç ağaç kesenlere 10 yıla kadar hapis cezası uygulanabilir” diyerek vatandaşları uyardı.​
 
 
30.12.2019
Devamı

Üreticilere 425 Milyon Liralık Destek Ödemesi Yapılacak

Tarım ve Orman Bakan Bekir Pakdemirli, yapılacak bazı tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Pakdemirli;
  • Hayvan hastalıkları tazminatı için 40 milyon lira,
  • Biyolojik mücadele için 12 milyon lira,
  • Sertifikalı tohum kullanımı için 100,1 milyon lira,
  • Sertifikalı fidan için 13 milyon lira,
  • Hububat-baklagil için 148,5 milyon lira,
  • Kırsal kalkınma için 34 milyon lira,
  • Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı (ÇATAK) için 64,7 milyon lira,
  • Çiftlik muhasebe veri ağı için 3,5 milyon lira,
  • Patates siğili hastalığı için 8,6 milyon lira,
  • Bitki karantinası için 1 milyon lira,
Toplam 425,4 milyon lira ödeme yapacağız.
Ödemeler, 30 Aralık tarihine kadar çiftçilerimizin, yetiştiricilerimizin Ziraat Bankası hesaplarına geçmiş olacak.
Tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”dedi.
 
30.12.2019
Devamı

Temmuz Ağustos Dönemi Çiğ Süt Desteği Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Çiğ Süt Destekleme ile Tiftik Üretimi Destekleme Ödemeleri” ne ait açıklamalarda bulundu.
“ 2019 Yılı Temmuz-Ağustos aylarına ait Çiğ Süt Desteklemeleri, yetiştiricilerimize bugün (27 Aralık) saat 18:00’dan sonra tek seferde ödenecektir.
2019 Yılı Temmuz-Ağustos Ayı Çiğ Süt Desteklemeleri çerçevesinde,

266 bin 163 yetiştiricimize 1 milyon 777 bin ton çiğ süt için 133,7 Milyon TL destek ödenecek.
Ayrıca 2019 yılı tiftik üretimi desteği kapsamındaki ödemeler de bugün tek seferde ödenecek.

2019 Yılı Tiftik Üretimi Desteği çerçevesinde;
253 bin yetiştiricimize 158 bin 675 kg tiftik için 4,5 milyon TL destek ödemesi yapılacaktır. Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun.”
 
27.12.2019
Devamı

BUNCA DERDE BİR DE 'RUAM' EKLENDİ

İstanbul Adalar Kaymakamlığı'nın yaptığı ve Büyükada’daki bazı atların Ruam hastalığına yakalandığına dair basın açıklaması, medyada geniş yankı uyandırdı.  Yetkililerce yapılan incelemeler sonucu, hastalığın pozitif çıktığı 81 atın zorunlu olarak ilgili mevzuat hükümlerince itlaf edildiği bildirildi. Valilik açıklamasında üç ay süreyle faytonlarla at koşulması da yasaklandı. Ardından Bolu Abant'ta 8 atın Ruam şüphelisi olduğu bilgisi geldi. Aslında olaylar öncesinde Adalar'da zaman zaman atlarla ilgili değişik haberler yapılmıştır. Yazılı ve görsel basında at arabalarına ya da faytonlara koşulan hayvanların can sıkıcı halleri hep konu olmuştur. Atların iyi olmayan bakım koşulları olsun, gün boyu koşturmayla geçen yoğun tempoları olsun herkesin dikkatini çekmiştir. Hep acıyarak bakmışızdır onların bu hallerine. Tüm bunlara bir de Ruam hastalığı eklenince, yine atlar gündem oldu.

 Ruam genellikle tek tırnaklı hayvan hastalığı olarak bilinir. 'Pseudomonas Mallei' adlı bakteri tarafından meydana getirilir. Başta at, eşek ve katırlarda hastalık ortaya çıkarken, insan, kedi ve köpeklerde hatta; aslan, kaplan, leopar gibi bazı vahşi hayvanlarda da görülebilen ZOONOZ (hayvanlardan insanlara geçen hastalık) bir hastalıktır. Bahsi geçen mikrop; ısı, ışık gibi çevresel koşullara, çeşitli kimyasallara, dezenfektanlara ve antibiyotiklere karşı direnci düşüktür. Ancak bulunduğu çevrede inatla gizlenmeye çalışan sinsi bir illettir. Özellikle hasta hayvanların burun akıntıları veya deri lezyonlarından akan irinlerle mikroplar etrafa bulaşır. İrinli ifrazatlar içinde olsun, rutubetli ve karanlık yerlerle, su yalaklarında olsun, uzun zaman canlı kalabilmektedir. Enfekte hayvanlar mikrop taşıyıcısı olması nedeniyle potansiyel hastalık kaynağıdır. Bu sorun dünyada bir çok yerde,  Batı ve Orta Avrupa ile Kuzey Amerika'da tamamen ortadan kaldırılmışken, Doğu Avrupa ve bazı Asya ülkelerinde hala görülmektedir.

            Ruam bizlere en çok hasta hayvanların öksürük, aksırığıyla ya da solunum havasından, bazen de elimizdeki yara berelerden geçer. Hayvanlara ise solunum, sindirim  (özellikle bulaşık ot ve suların tüketilmesi, hasta hayvan etlerinin yedirilmesi vs) veya deri yoluyla bulaşır.

Hayvanlarda hastalık üç değişik formda görülür. Bunlar; "Burun, Akciğer ve Deri Ruamı" şeklindedir. Hastalık belirtileri vücutta görülmeye başladıktan sonra, kan yoluyla bu üç yer dışında; karaciğer, dalak, kemik dokusu ve testis gibi organlara da sıçrar, oradan da vücudun başka yerlerine dağılır. Böylece tipik irinli Ruam lezyonları ortaya çıkar.
Kısaca bu üç formu özetlersek:

Burun ruamı:  Burun içerisinde ve mukoza yüzeyinde önce bir takım kabartılar (nodüller) belirir, daha sonra bunların açılmasıyla ülserler meydana gelir. Çene altı lenf yumruları şişer, büyür, sıcak ve ağrılıdır. Kanlı bir burun akıntısı da dikkat çeker.

Deri ruamı :  Vücudun değişik yerlerinde en fazla da bacaklarda deri altı lenf yumruları şişer, sonrasında bu şişlikler patlayarak içinden irin akan ülserler oluşur.
Akciğer ruamı:  Hastalık çok ağır ilerler, bazen aylar sürer. Solunum sistemine ait belirtiler vardır ve bu form en çok tüberkülozla (verem) karıştırılır.

            İnsanlardaki belirtilere gelince; genel durum bozukluğu, ateş, eklemlerde ağrı, burun mukozasında yangı, ödem ve iltihap şeklinde seyreder. Ayrıca gerek deri altında, gerekse kaslarda içi irin dolu şişlikler meydana gelir. Antibiyotikler keşfedilmeden önce bir çok insan, bu hastalıktan dolayı feci şekilde can vermiştir. Şimdilerde de dikkat edilmez ve tedavide geç kalınırsa yine ölümler kaçınılmaz olacaktır.

            Hastalığın koruyucu bir aşısı bulunmamaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığının talimatlarında İhbarı Mecburi Hastalıklar sınıfındadır. İnsan ve hayvan sağlığı açısından çok fazla tehlike arz ettiği için, hastalığa tutulan hayvanların imhası kanuni bir zorunluluktur. Bu hoş bir durum olmasa da, bulaşıcı hastalıkların ortadan kaldırılması, hastalığın başka yerlere ve canlılara bulaşmasının önlenmesi, kısaca kontrol edilmesi adına şarttır. Aksi takdirde bizlere daha ağır bedeller ödetecektir.

            Hayvanlarda Ruam, Mallein Testi yapılarak teşhis edilir. Bu amaçla; önce hayvanın boyun derisi tıraş ve dezenfekte edilir. Sonra deri kalınlığı kompas denen aletle ölçülüp kaydedilir. Deri içine özel iğnelerle 0.2 cc Mallein adlı test maddesinden enjekte edilir ve deride oluşan reaksiyon yine kompas yardımıyla 72 saat geçtikten sonra okunup değerlendirilir.

            Değerlendirmede; Mallein enjekte edilen derideki kalınlaşma iki ölçüm arasındaki fark 5 mm’ den fazla ise pozitif, 3-5 mm ise şüpheli, 0-2.9 mm ise negatif kabul edilir. Eğer aynı canlıda Mallein testi tekrarlanması gerekirse,  uygulanan hayvanlara en erken testten iki ay sonra yapılabilir.

            Sonuç olarak; böyle bir hastalığın ülkemizde özellikle İstanbul ve Bolu gibi güzide şehirlerimizde görülmesi bizleri üzmüştür. Başka şehirlerimizde de görülebilme olasılığı da  vardır. Bu sebeple hastalığın kontrol altına alınması ve yayılmasında herkese çok iş düşmektedir. Özellikle hayvan sahiplerinin sürülere kontrolsüzce atların alınmasını engellenmesi, enfekte hayvanların naklini yapmaması, sergi, panayır ve hayvan alım satımlarının durdurulması da bu anlamda çok önemlidir. Devlet yetkililerinin hastalık çıkan alanlarda uygulayacağı her çeşit tedbire sıkı sıkıya bağlı olmak gerekir. Çünkü hijyen kurallarına uymak diğer bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi, Ruamın engellenmesi adına da şarttır. Şunu biliyoruz ki, ihtiyaca göre Tarım ve Orman Bakanlığı ülke çapında kontrol amacıyla tek tırnaklı hayvanları test etmektedir. Bu sebeple yetkili kurumlarca vakit geçmeden ülke çapında genel bir kampanya düzenlenmelidir. Tek tırnaklı hayvanlar belli aralıklara allerjik ve serolojik testlere tabi tutularak tek tek enfekte veya taşıyıcılar bulunup, ayıklanmalıdır. İnanıyorum ki,  en kısa sürede hayvan sahipleri ve devlet  yetkilileri el ele vererek bu sorunu çözeceklerdir.
 
Dr Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Bşk.

 
27.12.2019
Devamı

AB PANORAMA YILSONU DEĞERLENDİRMELERİ

AB’de ve gelişmiş birçok ülkede yılın son günlerine gelindiğinde, adet olduğu üzere o yılın bir değerlendirmesi yapılır. Sadece işlerin değil kişilerin de ele alındığı bu değerlendirmelere göre; gelecek yıla yönelik kararlar alınır. Bu yazımızda, sizlerle alışıla gelenin ötesine geçip bu tip değerlendirmelerin ve kendimizin bir değerlendirmesini yapalım.

Önce bu senenin değerlendirmesi için son birkaç yıldır neler yazıldığına bakalım. Geçmiş yıllara ait değerlendirmeleri ele aldığımızda, sorunlarda hiçbir değişiklik olmadığı hatta yenilerinin eklendiği ve çözüme yönelik atılan adımların ise yetersiz kaldığı görülmektedir. Yılın son günlerinde yapılan Şura çalışmasının bile bu açıdan benzerlik gösterdiği söylenebilir. Her ne kadar Şura, bilinen sorunların tasdiklendiği, eski çözüm önerilerinin ise yeniden hatırlandığı bir çalışma olarak değerlendirilse de; geleceğe yönelik büyük ümitlerin oluştuğu önemli bir gelişme olarak kabul edilmelidir. Çünkü mühim olan, alınan kararların sahiplenilerek hayata geçirebilmesidir. Yıllardır benzer toplantılarda hep aynı şeyler, aynı kişiler tarafından, yılın belirli günlerinde, benzer şekilde konuşulmaktadır. Sorunlar detayları ile ele alınmakta, iş çözüme gelince otomatik şekilde suç devlete atılmaktadır. Devletin daha fazla destek vermesi, mevzuatı bir daha değiştirmesi, hatta ayrıcalıklar ve öncelikler tanıması istenmektedir. Gerçekten de devlet tarafından neredeyse bu taleplerin çoğu sağlanmasına rağmen, azalması gereken sorunlar giderek artmaktadır.
Bu durum, tarımda üretici örgütlenmesi için de böyle süregelmektedir. Ülkemizde üretici örgütlenmesine uzun yıllardır AB’de olduğu kadar önem verildiğini söyleyebiliriz. Üreticinin örgütlenmesi için 50 yıldan fazla bir süre çeşitli teşvikler verilmiş, desteklemelerde ve projelerde öncelik tanınmış, vergilerde avantaj sağlanmıştır. Birçok kamu kurumuna örgütlenme konusunda yol gösterici ve yardımcı olması amacıyla sorumluluklar verilmiştir. Özellikle mevzuat konusunda çok çalışılmış ve çiftçinin örgütlenebilmesi için 13 tane kanun çıkartılmıştır. Bu gün hemen her üretim alanında, 18 farklı türde üretici örgütü kurulabilmektedir. Sonuç olarak, ülkemizde 10 milyondan fazla ortağı ya da üyesi olan 15 bine yakın üretici örgütü bulunmaktadır. İlk bakışta her şey mükemmel olarak kabul edilebilir. Çünkü devlet destek, teşvik, mevzuat, ayrıcalık ne istendi ise vermiş ve karşılığında da çiftçimizin %60’ı örgütlenmiştir. Bu durumda ülkemizde çiftçinin örgütlenme probleminin olmadığı iddia edilebilir. O zaman, sorunun ne olduğunu birlikte inceleyelim.

Sorun çiftçinin örgütlenebilme kabiliyetinde değil, mevcut üretici örgütlerimizin kendilerinden beklenen hizmeti verebilmesi ile ilgilidir. AB’deki emsal üretici örgütlerinin verdiği hizmetlere baktığımız zaman bu durum bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Miktar bakımından ciddi bir sayıya ulaştığımız üretici örgütlerimizin önemli bir bölümünün gerçek anlamda faal olmadığı söylenebilir. Zamanında devletin desteğini alabilmek amacıyla kurulmuş birçok üretici örgütü, bugün desteği heba etmiş, ekonomik açıdan güçsüz duruma düşmüştür. Kimisi de devletin desteğini dağıtabilmek amacıyla kurulmuş ama umduklarını bulamadıkları için atıl kalmıştır. Halen mevcudiyetini koruyabilenler, girdi tedariki yapanlardır. Bunun üzerine ürünü toplama ve ilk elden pazarlama işini başarabilenler ise, para kazanabilen örgütlerdir. Tabii ki sadece bu faaliyetler ile piyasada rekabet edebilmek ve çiftçinin hakkını koruyabilmek mümkün değildir. Aslında piyasa taleplerini takip eden, mezat işleten, sözleşmeler ile ileriye yönelik üretimi planlayabilen, bu üretimi işleyerek, paketleyerek, depolayarak ürünün katma değerini artıran üretici örgütleri ancak gerçek anlamda çiftçiye kazanç sağlayabilir. Fakat bu tipteki üretici örgütü sayımız olması gerekenden oldukça azdır.

Bu durumun sebebi olarak karşımıza, yukarıda olumlu olarak anlattığımız devletin verdiği hizmetler çıkmaktadır. Örneğin bu kadar çok mevzuat olunca, hem kamu kuruluşları arasında, hem de sektörde üretici örgütleri arasında yetki çatışmaları olmakta ve üreticinin aleyhine durumlar gelişmektedir. Çiftçi hangi kanuna uyacağını, hangi örgüte katılacağını şaşırmaktadır. Büyük çoğunluğu polikültür yapan çiftçimiz, ortalama 5 örgüte üye olmak zorunda kalmaktadır. Sonunda gelinen noktada, devletin yıllardır verdiği desteklerin örgütlenmeyi sadece sayısal olarak arttırmış, iyi düşünülmeden çıkartılan mevzuat sahada birbirine rakip bir sürü yeni üretici örgütü oluşturmuştur. İhtiyaç dışı bu kadar çok örgüt, sahada birbirlerinin işini engellemektedir. Özellikle pazarlama ve girişimcilik konularında geri kalınması öncelikle çiftçiyi zarara uğratmaktadır.

Burada sorulması gereken soru, bu duruma nasıl gelindiği olmalıdır. Geçmişten günümüze kadar gelişmelere baktığımızda sanki Nasrettin Hocanın fıkrasında olduğu gibi her şeyimiz tam olduğu halde bir türlü sonuca uluşamadığımız görülmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Büyük Önderin de gayretleri ile başlayan kooperatifçilik hareketi bile, Dünyanın en saçma gerekçesi ile yıllarca yurdumuzda gelişememiştir. Kapitalist ülkelerdeki en yaygın dayanışma biçimi olan kooperatifçilik hareketi, üstelik Dünya tarihinde hiçbir komünist rejimle yönetilen ülkede tek bir kooperatif dahi kurulmamışken, “komünist işi” diye ülkemizde engellenmiştir. Daha sonra anayasaya konmasına, özel kanun çıkartılmasına ve yapılan her işte ön koşul olarak konmasına, en önemlisi özel desteklemeler yapılmasına rağmen yine de bir türlü hedeflenen seviyeye gelinememiştir. Bu özel desteklemeler bile zamanla amacının dışına çıkmış, “destek için kooperatifi kur, alınca unut” modeline dönmüştür. Sorunu çözmek için çıkartılan her yeni mevzuat ve kurulan yeni örgüt tipleri ile sorun daha da çıkmaza sokulmuştur. Bütün bu yaşananlar sonunda gittikçe kısır döngüye dönüşen durumun mantıklı bir açıklamasını yapmak zordur.

Burada insanın aklına şöyle bir soru gelmektedir. Yıllarca hedefe ulaşılamıyor ve çabaladıkça sayısal artışın haricinde yeterince başarı sağlanamıyorsa; bunun sorumlusu kimdir?

Cevap, sorumluluklarımız çerçevesinde sektörde yer alan hepimizi kapsamaktadır. İster çiftçi, ister üretici örgütü kurucu, ortağı ya da yöneticisi, isterse ilgili kurum ve kuruluşlarda çalışan teknik ya da idari personel olsun hemen herkesin, bu durumun oluşmasında kendi çapında bir payı bulunmaktadır. Aslında herkesin elini vicdanına koyup bir değerlendirme yapması gerekmektedir. Öncelikle kendi güçlerinin farkında olmayıp kendi sorunlarının çözümünü devlete yükleyenler, bu listede başı çekmektedirler. İkinci sırada, onlar kadar sorumlu diğer bir kesim ise; vazifeli oldukları halde bu sorumluluğa sahip çıkmayanlardır. Ne yazık ki bu milletin büyük zorluklar ile ellerine verdikleri büyük imkanları düşünmeden, iyi planlamadan, takip ve kontrolünü yapmadan kullananlar, kaynakların heba olmasına neden olmuşlardır. Yukarıdaki benzetmeyi hatırlarsak, bunlar helvayı yapamamışlardır. Üstelik kendilerinden beklenen hizmeti verebilmek için ihtiyaç duydukları bilgi kaynağına, teknolojiye, paraya, personele ve yasal altyapıya sahip oldukları halde görevlerini yerine getirememişlerdir. Bilhassa ülkeye hizmet konusunda yapılacak işlerin kasıtlı olarak engellenmesi, geciktirilmesinin kabul edilemez bir durum olduğunu vurgulamak gerekmektedir. Eğer kasıt yoksa yani bu başarısızlık zeka ve algı ile ilgili sorunlardan ya da daha da acısı liyakat eksikliğinden kaynaklanıyorsa; suçlu bu kişileri bu makamlara getirip sorumluluk verenlere aittir. Gerekçe her ne olursa olsun, bunun mutlaka bir vebali olacaktır. Büyük Önder’in de dediği gibi; hiçbir mazeret, başarının yerini tutamaz. Bu nedenle vazifeye atılmak için, içinde bulunduğumuz vaziyetin imkansızlıkları ve şartların elverişsizlikleri bizi engelleyememelidir. Anlamsız gerekçeler ile işlerimizi engelleyen, geciktiren çevreler hatta makamlar her zaman olacaktır. Bu kişiler kıskançlıktan, liyakatsizlikten ya da menfaatten dolayı bu hainliği yapıyor olabilirler. İstiklal ve Cumhuriyetimize kurulduğu ilk günden beri kastetmeye devam edenlerden emir alanlar için gaflet ve dalalet içinde olduklarını söylemek bile masum bir niteleme olacaktır. Bu hıyanetin içindekiler kendilerini saklamaya çalışsalar da kolaylıkla tespit edilebilirler. Atandığı görevin hakkını vermeyen, işlerini yapmayan, sorumluluklarını yerine getirmeyenler, makamlarını işgal ettikleri süreyle doğru orantılı olarak kendilerini zaten apaçık belli etmektedirler. Bize düşen görev bu kişiler ile uğraşmak değildir. Bu sorumluluk, onları bu makamlara getirenlere aittir. Çünkü bunlar en çok kendilerini bu makamlara getirenlere zarar vermektedirler. Bizim esas ülkümüz, bunlara rağmen görevimizi en iyi şekilde yapabilmektir. Halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğuna inanıyorsak, hesap günü geldiğinde hiçbir bahanenin ardına saklanamayacaksak yapmamız gereken şey; çalışmak, daha çok çalışmak, inadına çalışmaktır. Bunun için muhtaç olduğumuz kudrete aslında doğuştan sahibiz. Bu kudreti, ancak birlik ve beraberlik içinde olursak, liyakatle ve inançla kullanırsak başarıya ulaşabiliriz. AB çiftçisinden bir çok bakımdan üstün özellikleri ve kabiliyeti olan çiftçimizin, AB’deki meslektaşları kadar başarılı olmamaları için önlerinde hiçbir engel bulunmamaktadır.

Bunun için, bilhassa devletten hiç bir şey beklemeyen, liyakate önem veren, birleştirdiğimizde kendi imkanlarımız ile başarabiliriz diyen, birbirlerine güvenen ve çevrelerindeki her şeyi sorgulayan üreticilerin artık daha bilinçli bir şekilde örgütlerini sahiplenmeleri gerekmektedir. 2020 yılında hep beraber helvayı yapabilmeyi, mevcut sorunlarımızın neredeyse tamamını çözebilecek idari, teknik ve finansal güce sahip üretici örgütlerini oluşturabilmemizi diliyorum.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
erhan.ekmen@tarimorman.gov.tr

 
27.12.2019
Devamı

Vakıf Bank Tarım Sohbetleri Üreticiler ile Buluştu

Vakıf Bank Tarım Sohbetleri, 2 bin 500 üreticiyle buluştu. Toplantılarda, tarımda yenilikçi teknolojiler ve finansal okuryazarlık konuları ele alındı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Vakıf Bank, Çiftçi Akademisi çatısı altında Tarım Sohbetleri düzenleyerek başta çiftçiler olmak üzere tarımın tüm paydaşlarıyla bilgi ve tecrübe paylaşımı gerçekleştirdi.

Vakıf Bank Tarım Sohbetleri, temmuz ayında Konya'nın Çumra ilçesinde başladı ve son toplantısı Burdur'da düzenlendi.

Çumra, Karacabey, Yenişehir, Tokat, Merzifon, Çarşamba, İzmir, Alaşehir, Ödemiş, Çine, Denizli, Tekirdağ, Malkara, Uzunköprü, Şanlıurfa, Silifke, Ceyhan, Adana ve Burdur'da gerçekleştirilen Vakıf Bank Tarım Sohbetleri'nde, tarımda yenilikçi teknolojiler ve finansal okuryazarlık konularında yetkililer tarafından bilgilendirmeler yapıldı.

Etkinliklerde, uzmanlarca dijital tarımdan gen teknolojisine kadar dünya genelinde kullanılan modern tarım yöntemleri anlatıldı. Ayrıca, çiftçilere kredi kullanırken dikkate etmeleri gereken konularda da bilgiler verildi.

Faizsiz tarımsal girdi alım imkanı sağlayan Vakıf Bank Tarım Kart, hayat sigortası, ferdi kaza sigortası, lisanslı depoculuk, TARSİM, TMO Kart gibi ürünlerin özellikleri ve faydaları anlatıldı.
İki farklı konseptte düzenlenen etkinliklerin bir kısmında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Özertan, konuşmacı olarak yer aldı.

Vakıf Bank Çiftçi Akademisi tarafından 7 ilde düzenlenen bu etkinliklere kaymakamlık, belediye, oda, borsa temsilcilerinin yanı sıra tarımsal girdi satıcıları ile büyük ölçekli çiftçiler katıldı.
"Tarımda Dijitalleşme: Türkiye Tarımı için Fırsatlar" konulu sunum ile üreticilere küresel finans piyasalarındaki gelişmeler ve Türkiye ekonomisine etkileri, dünya tarımındaki gelişmeler ve Türkiye'ye etkileri, tarımda teknoloji ve dijitalleşmenin sunduğu çözümler, sürdürülebilir tarımsal üretim, çevresel riskler ve çiftçilerin alabileceği önlemler konusunda bilgi verildi.
 
27.12.2019
Devamı

Karadeniz’deki Yangınlar Tamamen Kontrol Altında

Karadeniz'de 3 gün süren orman yangınları tamamen kontrol altına alındı, alanda soğutma çalışmaları devam ediyor.

Tarım Ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 10 hektarı fındık bahçesi olmak üzere toplam 280 hektar alanın zarar gördüğünü açıkladı.

Karadeniz Bölgesi'nde 3 gündür süren örtü ve orman yangınlarıyla ilgili çalışmaları incelemek üzere Trabzon'da bulunan Bakan Pakdemirli, düzenlenen basın toplantısında "170 kilometre hızında rüzgâr ve meteoroloji koşullarının aleyhimize olması, arazi koşullarının zorluğu nedeniyle 65 saatin sonunda tüm yangınlar kontrol altında alındı ve söndürüldü. 200 araç ve 700 personelle yangınlara müdahale ettik. 23 ilden 40 tane araç takviyesi yapıldı. Bazen uçakla da personel taşıdık. Antalya, Adana, İzmir ve Muğla gibi illerden personel geldi. Gece boyunca çalıştık. Hem Araklı'da hem Dernekpazarı'ndaki çalışmaları bizzat yerinde inceledik ve kontrol ettik. Dün gece hiç başlamamış bir yangınımız çıktı Maçka'da. Bu noktada da çalışmalar yapıldı ve yangın söndürüldü" diye konuştu. 

Yangın söndürme ekiplerinin alanda soğutma çalışmalarına devam edeceğini belirten Bakan Pakdemirli, "Ortahisar ve Vakfıkebir'de de küçük çaplı yangınlar çıktı. Bunlar da kontrol altına alındı. Şu anda soğutma faaliyetlerine geçildi. 11 noktada soğutma faaliyeti devam ediyor. Yangınların hepsi söndürüldü, tamamı kontrol altına alındı. Ekiplerimiz yangın alanlarında bir süre daha kalacak. 280 hektar örtü şeklinde bir alan zarar gördü, bunun 10 hektarı da fındıklık. Bu yangında hassasiyet gösteren herkese teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızı bir kez daha uyarıyorum: Meteorolojik uyarılara karşı dikkatli olalım. Bahçe temizliği yapılırken meteoroloji uyarılarını dikkate alalım. Çok büyük felaketler ortaya çıkabilir" dedi.
 
27.12.2019
Devamı

Başkentte Yılbaşı Öncesi Denetimler Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, alkol sunumu yapılan işletmelerde denetim gerçekleştirdi.

Açık alkol sunumu yapılan işletmelerin başta genel ve özel hijyen kurallarına uygunlukları ve tüketime sunulan alkollü içkiler olmak üzere tüm gıda maddelerine yönelik Türk Gıda Kodeksine uygunlukları yönünden denetlendi ve numuneler alındı. Anında sonuç veren barkod okuma cihazıyla alkollü içeceklerin bandrol kontrolü yapıldı.

Denetimlere katılan İl Müdürü Bülent Korkmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni yılın yaklaşmasıyla yıl boyunca sürdürdükleri denetimleri sıklaştırdıklarını söyledi.

Bu yıl yaklaşık 1500 denetim gerçekleştirilirken bu denetimlerde 80 işletme hakkında yasal işlem yapıldı. Bu yıl alkollü içki servisi yapılan yerlerden sunumu yapılan alkollü içeceklerden alınan 93 numuneden şimdiye kadar sonuçları belli olanlardan 12 tanesi olumsuz çıktı, bunlarla ilgili de gerekli idari ceza uygulandı. Ayrıca denetim yapılan işletmede hijyen açısından olumsuz görüntülere rastlanılması üzerine idari ceza uygulandı, şartların düzeltilmesi için süre verildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı olarak vatandaşlarımızın sağlıklı ve huzurlu şekilde yeni yıla girmeleri için gıda güvenliği noktasında tüm işletmelerde yıl boyu süren denetimlerimizi artırdık.
Vatandaşlarımızdan da beklentimiz, denetimlerimizin sağlıklı ve etkili bir şekilde devam etmesi için herhangi bir olumsuzluk gördükleri takdirde Alo 174 hattına bildirimlerde bulunmalarıdır.
 
26.12.2019
Devamı

Trabzon’da Çıkan 55 Orman Yangınının 51’i Kontrol Altında

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) 23 Aralık 2019’dan bu yana farklı zamanlarda Trabzon’da çıkan toplam 55 örtü yangınının 51’ini kontrol altına aldı. Trabzon’daki 4 yangın için ise kontrol altına alma çalışmaları sürüyor.

OGM, 23 Aralık 2019’dan bu yana Trabzon’da farklı zamanlarda 15 ayrı ilçede 55 noktada çıkan örtü yangınlarının 38’ini söndürdü. 13 noktada meydana gelen orman yangınını kontrol altına alan yangın ekipleri, bu yangınlarda soğutma çalışmalarını sürdürüyor. Trabzon’daki 4 yangında ise kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor.

Toplam 190 araç ve 650 personel ile müdahalede bulunulan yangınlar için Trabzon’a 23 ayrı ilden 37 adet arazöz sevk edildi. Ayrıca Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine ait araçlarda yangına müdahalede bulundular.

Trabzon genelindeki yangınlarda herhangi bir can kaybı yaşanmadı ancak 21 mezra evi (bağ evi tarzı) yandı.

Dernekpazarı İlçesi Günebakan Mahallesinde 9 ev, Araklı ilçesi Yeniköy Mahallesinde 2 ev tedbir amaçlı boşaltıldı. Ancak şu an için tehlikenin ortadan kalkmasıyla vatandaşlar evlerine döndü.
Yangınlarda yaklaşık 260 hektarlık orman alanı ile 10 hektarlık tarım alanı (fındık bahçesi) etkilendi. Halen zarar gören alanlardaki hasar tespit çalışmaları devam ediyor.
 
25.12.2019
Devamı

Adana'da Ekili Araziler Sular Altında

Adana'da gece boyunca etkili olan sağanak nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluştu, bazı noktalarında hasarlı kazalar meydana geldi.
Tarım arazileri sular altında kaldı

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, ilçede su altında kalan arazileri inceledi.
Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, meteorolojiden aldıkları bilgiye göre, yağışların hafta sonuna kadar devam edeceğinin tahmin edildiğini dile getirdi.
Dün gece saat 22.00'den bu yana metrekareye 117 kilogram yağış düştüğünü belirten Doğan, "Bugünden sonra yağış etkisini azaltacak. Şu an soğan, buğday tarlaları ile narenciye bahçeleri sular altında kaldı." dedi.

Doğan, bu kadar yağış beklemediklerini kaydederek, şu an çiftçilerin yoğun yağış nedeniyle tarlalarına giremediğini ifade etti.
Tarım arazilerinin olduğu bölgedeki yollarda arazi araçlarıyla dahi belirli bir yere kadar gidebildiklerini aktaran Doğan, şunları söyledi:
"Asıl zarar, yağışın bitmesinin ardından anlaşılabilecek. Ekili tarlalarda zarar olacaktır. Narenciyede ise limonun hasadı yapıldığı içi zarar olmayacaktır. Diğer hasadı yapılacak greyfurt, portakal ve mandalinada ise aşırı su dolan bahçeler de zarar görebilir. Yağış nedeniyle drenaj kanallarındaki sular taşarak ekili arazilere doldu. Şu an tüm ekili araziler sular altında diyebiliriz."

Vali Demirtaş: Kriz masası kuruldu

Adana Valisi Mahmut Demirtaş, kentte dün geceden bu yana etkisini sürdüren sağanağa ilişkin, "Şu anda hem yerel yöneticilerimiz hem de bizler tamamen ayaktayız, tetikteyiz. İnşallah üstesinden geleceğiz. Kriz masamız sabah kuruldu. Şu anda değerlendiriyoruz, ciddi anlamda bir problemimiz yok." dedi.
 
 
25.12.2019
Devamı

Gürer'den Et ve Süt Kurumu Taşınmazları Sorusu

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in Et ve Süt Kurumu taşınmazlarına ilişkin yönlendirmiş olduğu yazılı soru önergesine Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli yanıt verdi.
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in yönlendirmiş olduğu, “Et ve süt kurumuna ait taşınmaz, mülk ve binaların bulunduğu iller hangileridir? Et ve Balık Kurumu iken Et ve Süt Kurumu adını alan kuruluşun son 18 yılda ne kadar taşınmazı satılmış veya devredilmiştir?” şeklindeki sorulara Bakan Pakdemirli’den ilginç bir yanıt geldi.
Bakan Pakdemirli vermiş olduğu yanıtta şu bilgileri kaydetti: “Et ve Süt Kurumuna Adana, Ankara, Ağrı, Bingöl, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, Erzincan, Erzurum, Sakarya, Sivas, Van ve Yozgat İllerinde binaları ile Ankara, Şanlıurfa, Aksaray ve Kars İllerinde arazisi bulunmaktadır. Son 18 yılda Et ve Süt Kurumunun 2 adet kombinası satılmış ve 4 adet kombinası devredilmiştir.”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuyla ilgili şunlarıkaydetti:

“Bu kurum, 13 yıl Özelleştirme kapsamında kalıp, 25.08.2005 tarih ve 2005/104 sayılı karar ile Özelleştirme kapsam ve programından çıkarılarak, eski statüsüne iade edilmiş ve 06.10.2005 tarihinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile ilgilendirilmişti. 25.03.2013 tarih ve 2013/4553 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kurumun adı Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü olarak değiştirildi. Kurumun 2015 yılı itibari ile Adana, Sincan, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Sakarya, Ağrı, Bingöl, Van, Yozgat illerinde kombinaları vardı. İstanbul’da depo Müdürlüğü mevcuttu. Öyle ki 31 Adedi Ankara’da 171 adedi diğer illerde boş 202 lojmanı vardı. Ankara Yenimahalle ilçesinde 16.816 metrekare yüzölçümlü taşınmaz tapusuna sahipti. Ankara’da 4, Erzurum’da 2, Adana’da 3, Ağrı, Bingöl, Denizli, Diyarbakır, Sakarya, Yozgat illerinde bir mağazası mevcuttu. 1953 yılında yapılıp, Erzurum Belediyesine devredilen arazi için, kent dışında 50 bin metrekare verilecekti. Bu veriler artırılabilir. Bakanlığın, kurumun bu varlıkları ile ilgili ayrıntılı bilgi vermekten kaçındığı görülmektedir. Bakanlık bu duruma açıklık getirmelidir. Kurumun taşınmazları ile ilgili tarafıma gelen bilgi anlaşılır bir yanıt değildir. Özelleştirme kapsamında içi boşaltılan kurumun durumu, özelleştirme öncesi varlıkları ve bugünkü hali ile kamuoyuna açıklanmalıdır” ifadelerini kullandı.
 
 
25.12.2019
Devamı

"UZMAN ELLER PROJESİ"Nde Hibe Başvuruları Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığınca, kırsal kalkınmaya katkı vermek, köyden kente göçü önlemek ve eğitimli girişimcileri desteklemek için İzmir, Mardin, Amasya ve Düzce'deki girişimcilere 100 bin liraya kadar verilecek hibe desteği için başvuruları başladı. 

"Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projelerinin Desteklenmesi" çerçevesinde verilecek destekle tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversitelerden mezun gençlerin, kırsal alanda istihdamına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Uzman Eller Projesi'yle söz konusu sektörlerde girişimciliğin desteklenmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, 2019-2020 döneminde, pilot il seçilen Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'deki projelere hibe desteği sağlanacak. 

Bu destek, kırsal alanda yaşayan ve yaşamayı taahhüt eden, ilgili okullardan mezun kişilerin uygulayacağı bitkisel ve hayvansal üretim, su ürünleri üretimi, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimiyle bu ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projeleri kapsayacak.

Ayrıca büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, arı yetiştiriciliği, bal üretimi, ipek böceği yetiştiriciliği ve tesis yapımı, midye ve kara salyangozu entansif üretim tesislerinin de aralarında olduğu birçok proje desteklenecek.

Projeden yararlanmak isteyenler ön başvurularını  https://uzmaneller.tarimorman.gov.tr web sitesi üzerinden yapabilecek, başvurular 40 gün sürecek.
Kesin başvurular, girişimcinin ikamet ettiği yerleşim biriminin bağlı olduğu bakanlık il müdürlüklerine şahsen gerçekleştirilecek.
Hibe ödemesinin yapılabilmesi için proje yatırımının tamamlanmış olması gerekecek.
 
 
24.12.2019
Devamı

Ticareti Yapılmak İstene Piton Ve Parmak Maymuna El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, yasa dışı şekilde bulundurulan ve satışı yapılmak istenen piton yılanı ve parmak maymuna el koyarak koruma altına aldı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, doğasından kopartılarak kaçak olarak yurda getirilen yaban hayvanlarını kurtarmak ve bu sömürüyü azaltmak için gereken mücadeleyi sürdürmeye devam ediyor.
Ulusal ve Uluslararası yasalarla koruma altında buluna yaban hayvanlarının mevzuat gereğince yırtıcı ve saldırgan türlerinin beslemesine izin verilmiyor. Bu bağlamda DKMP ekiplerince yapılan denetimler sonucunda, İstanbul'da farklı adreslerde ve kişilerde bulunan, 1 adet piton yılanı ve 1 adet parmak maymuna el konuldu. DKMP tarafından el konulan hayvanlar, sağlık kontrollerinin ardından korumaya alındı.

Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin (CITES) Sözleşmesi ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'na göre koruma altında olan, bu hayvanları yasa dışı şekilde bulunduran ve satışını yapılmak isteyen şahıslara ise piton için 6 bin 500, parmak maymun için 13 bin lira olmak üzere toplam 19 bin 500 lira cezai işlem uygulandı.

CITES Sözleşmesi ile yabani hayvan ve bitki türlerinin, uluslararası ticaret sebebiyle nesillerinin tehlikeye düşmesinin önlenmesi hedefleniyor. Bazı hayvan ve bitki türlerinin sömürülme seviyeleri yüksek olduğu için bunların ticareti, habitat kaybı gibi diğer faktörlerle birlikte hayvanların nüfuslarını büyük oranda etkileyebiliyor. Hatta bazı türlerin yok olmasına neden olabiliyor.
 
24.12.2019
Devamı

TZOB Başkanı Bayraktar İnsana Yakışır İçin Kooperatif

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ekonominin vazgeçilmez bir parçası olan kooperatiflerin hem ekonomiye katkı sağladığını hem de istihdam yarattığını bildirerek, “sürdürülebilir istihdam ve büyümede, yerel kalkınma ve adaletli gelir dağılımında etkili olan kooperatifçiliği geliştirmekten başka çıkış yoktur” dedi.

Bayraktar, 21 Aralık 2019 Dünya Kooperatifçilik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler’in bu yıl temayı “İnsana yakışır iş için kooperatif” olarak belirlediğini kaydetti. Şemsi Bayraktar, kooperatifçiliğin sürdürülebilirlik, istihdam, büyüme, yerel kalkınma ve adaletli gelir dağılımı sağlayarak insana yakışır bir model olarak göze çarptığını belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:

“Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) tarafından yapılan tespitlere göre dünya genelindeki kooperatif sayısı 2,6 milyon, ortak sayısı 1 milyar ve yaratılan istihdam da 250 milyona ulaşmış bulunmaktadır.

Avrupa Birliği, ABD ve Japonya’da halkın önemli bir bölümü kooperatif ortaklarıdır. Kooperatif işletmeler ise milyonlarca kişiye istihdam sağlamaktadır.

Ülkemizde ise sadece 100 bin kişinin kooperatiflerde ve kooperatif iştiraklerinde çalıştığı tahmin edilmektedir. Bunun Türkiye’de çalışan nüfustaki payı binde 3‘ler seviyesindedir.”

“Kooperatifler halk odaklı”

Kooperatiflerin, halk odaklı olduğunu ve herkese açık gönüllü ortakların demokratik kontrolüyle yürütüldüğünü belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Özellikle tarım sektörü açısından baktığımızda, çiftçilerin ürettiği her ürünü pazarla buluşturabilecek bir organizasyon olan kooperatifler, dünyada pek çok toplumsal ve ekonomik sorunun çözümüne katkı sağlamaktadır.

Ancak ülkemizde kooperatifçiliğe, zaman zaman önem ve öncelik verilmekle birlikte, süreklilik kazandırılamaması nedeniyle istenilen düzeyde gelişme sağlanamamıştır. Üstelik tarımsal amaçlı kooperatiflerin sorunları yıllardır tartışıldı. Yine de sorunların çözümünde önemli bir aşama kaydedilemedi. Kooperatifçilikte yaşadığımız temel sorunlar; finansman, üst örgütlenme, mevzuat, denetim, eğitim ve araştırma eksikliğidir.

“Kooperatifçilik 3. Tarım Şurası’nda da ön plana çıktı”

3. Tarım Şurası’ndaki örgütlenme çalışmalarında da kooperatifçilik ön plana çıkmıştır. Alınan kararlarda; örgütlerin görev tanımlarının yeniden yapılanması, dikey yapılanmada zorunluluk, denetim eksikliği, kooperatifçilik bilinci, eğitim, kooperatiflerin Tarım ve Orman Bakanlığı altında toplanması, çatı yapılanma, kooperatif bankası kurulması ve kooperatiflerin mali ve idari yönden güçlenmesi için desteklenmesi hususları ön plana çıkmıştır.

Kooperatifçiliğin gelişmemesinin en önemli sebeplerinden biri, kooperatif kurucu ve ortaklarının konularıyla ilgili eğitim eksikliğidir. Başarılı ve iyi örnek teşkil eden kooperatifler yanında, ortaklık hak ve menfaatleri konusunda yeterli bilgisi olmayan üyelerin, bazı kooperatif kurucuları veya yöneticileri tarafından istismar edilmeleri, ülkemiz kooperatifçiliğinin gelişmesinde olumsuz rol oynayan önemli faktörlerden biri olmuştur.

Ancak, son yıllarda eğitim seviyesinin yükselmesi ve ortakların bilinçlenmesine paralel olarak kooperatifçiliğimizde gelişmeler yaşandığı da görülmektedir.”

“Kooperatifler rakip olarak görülmemelidir”

Kooperatifçilik sektörünün devlet tarafından mali, teknik ve hukuki desteğin verilmesi, geliştirilmesi, denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şu konulara değindi:

“Kooperatifler devlet ve/veya özel sektörün rakibi olarak görülmemelidir.

Devlet, temel olarak yasa koyucu ve yasaları düzenleyici pozisyonunu güçlendirmeli ve kooperatifleri yasal boşluk ve karmaşıklıklardan kurtarmalı, devletin kooperatiflere müdahaleci rolü azaltılarak kooperatifleşme teşvik edilmeli, kooperatifler mali yönden güçlendirilmeli ve desteklenmelidir.

Ülkemizde tarımsal örgütlenmedeki dağınıklığın ele alınarak tartışılması ve AB ülkelerinde olduğu gibi ülkemiz şartlarına uygun bir modelin benimsenerek hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi konularında Hükümetin ve özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı’nın önderliğine ihtiyaç vardır.”

Kooperatifçiliğin sorunlarının çözümü ve geliştirilmesi için hazırlanan “Kooperatifçilik Strateji ve Eylem Planı”nın hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığına dikkati çeken Bayraktar, ülkemizde, “ortakların güç ve kaynaklarını en etkin nasıl harekete geçirebiliriz” anlayışının hakim olduğu bir modelinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

 

20.12.2019
Devamı

TMO fındık, kuru üzüm ve kuru incir üreticileri uyarıdı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), fındık, çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incir hakkında duyuru yaptı.

TMO'nun resmi sitesinden yapılan açıklamada, hububat ve bakliyat ürünlerinin piyasalarını düzenlemekle görevli olan TMO'nun, diğer tarım ürünleri ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Kararı ile verilen görevleri de yürüttüğü hatırlatıldı.

Açıklamada, "Bu kapsamda 2019 yılında fındık, çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incir ürünlerinin piyasalarını düzenlemekle görevlendirilen Kurumumuz, doğru ve zamanında uyguladığı politikalarla fiyatların hasat döneminde üretici aleyhine düşmesini ve muhtemel mağduriyetleri önlemiştir" denildi.

Fındık hasadının Eylül ayının sonunda, çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incir hasadının ise Ekim ayının ilk haftasında tamamlandığının altı çizilen açıklamada, "Söz konusu ürünlerde piyasa fiyatları üretici ve ihracatçı lehine seyretmekte olup cari tarih itibariyle Kuruluşumuza ürün arz edilmemektedir. Kuruluşumuzun, fındık, çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incir alımları 31 Aralık 2019 tarihinde sona ereceğinden, Kurumumuza ürün satmak isteyen üreticilerimizin yılsonuna kadar ürünlerini TMO alım noktasına teslim etmeleri önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi. 
 
19.12.2019
Devamı

Tarım Bakanı Pakdemirli, 2020 hedeflerini açıkladı

2020'yi dijitalleşme yılı olarak tasarladıklarını belirten Tarım Bakanı Pakdemirli, bakanlık bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdıklarını söyledi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bakanlığın faaliyetleri ve gelecek yıla yönelik hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Geçen ay yapılan Tarım Orman Şurası'ndan çıkan kararların yol haritası şeklinde hazırlandığını ifade eden Pakdemirli, bu kararları ocak ayında kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi. Pakdemirli, kararlarda, su odaklı planlama, sözleşmeli üretim, üretici örgütleri, gıdada taklit ve tağşiş gibi öncelikler olacağını bildirdi.

12 yeni destek verdiklerini ve 32 destek birim fiyatında da artış sağladıklarını dile getiren Pakdemirli, çiftçinin yanında olduklarını, gelecek yıl da yüzde 36,7 artışla yaklaşık 22 milyar lira tarımsal destek sağlayarak rekor kırmayı hedeflediklerini söyledi. Pakdemirli, "Bakanlık bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık" diye konuştu.
Pakdemirli, gelecek yıla yönelik hedeflerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"2020'de tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü 1,4 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Küçükbaş hayvan varlığında da hamle yılımız inşallah 2020 olacak. Beyaz et üretimini 2020 yılı için 2,4 milyon ton olarak hedefliyoruz. Kırsal Kalkınma Destekleme Programı toplam 4,1 milyar liralık yatırımla desteklenecek ve yeni 16 bin istihdam sağlanacak. Su ürünlerinde de ilkleri yapacağız. 16 bin 500 ton kapasitede Avrupa'nın ve ülkemizin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesi kurulacak. Su ürünleri yetiştiriciliğindeki üretimimizi 2023 yılında 600 bin tona çıkarmayı ve 2 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyoruz. Dijitalleşme yılı olarak tasarladığımız 2020'de artık tüm işlemleri e-devletten yapılabilir hale getireceğiz"dedi.
 
 
19.12.2019
Devamı

Köye dönen gence 100 Bin TL Hibe...

Tarım ve Orman Bakanlığı, genç çiftçi projesinin sona ermesinin ardından bu defa 'Uzman Eller' projesiyle gençleri kırsalda üretim yapmaya yönlendirecek.
Tarım ve Orman Bakanlığı, üretimde verimliliği ve kaliteyi yükseltmek için kırsalda yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık ve gıda alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunlarının projelerine 100 bin lira hibe desteği verecek.

Dün Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile hayata geçirilecek proje, ilk etapta Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de uygulanacak. Destekten yararlanmak için projeler, hayvansal, bitkisel, su ürünleri, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi aromatik bitkilerin üretimine, depolanmasına ve paketlenmesine yönelik olacak. Projeyle genç nüfusun kırsalda istihdamı sağlanacak.
Bu doğrultuda tarım ve hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri sektörlerinde girişimcilik desteklenecek. Aynı zamanda üretimin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik edilmesi sağlanarak, üretim miktarı ve kalite artırılacak. Kırsala yönlendirilen gençler, yapacağı sürdürülebilir yatırımlarla işletmelere örnek olacak.

Gençler kırsala yönlendirilirken, onların ihtiyaçlarını karşılayacak imkânlar konusunda adımlar da atılacak. Kırsalda riskli tek bir kerpiç ev kalmayacak. Köylerin hemen yanı başında güvenli konutlar inşa edilecek.  Tarım ve Orman Bakanlığı 48 bin genç çiftçiye, büyükbaş ve küçükbaş projeleri için 1,1 milyar, arıcılık ve kanatlı projeleri için 182 milyon lira, bitkisel üretim projeleri için ise 134 milyon lira olmak üzere toplam 1 milyar 433 milyon lira hibe desteği verdi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, arazi dağıtım projeleri kapsamında bugüne kadar 16 bin 151 çiftçi ailesine hazine arazisi dağıtıldığını bildirdi. Pakdemirli, "Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede, 199 köy ve kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık" ifadelerini kullandı. Hâlen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir ve Edirne'de 28 köy ve mahallede, 253 bin 32 dekar arazi için dağıtım çalışmalarının sürdürüldüğünü belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: Dağıtılan topraklar bölünemez ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamaz. Bu araziler başkalarına devredilemez.
 
19.12.2019
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Şeker İthalatına Yönelik Açıklama

‘‘Türkiye, Rusya’dan şeker ithalatına başladı’’ başlığıyla bazı basın yayın organlarında yer alan haberlere ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yazılı bir açıklama yapıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada Ülkemiz, yurtiçinde tüketilmek üzere şeker ithalatı yapmamaktadır. Şeker ithalatı, sadece ‘İhraç Edilen İşlenmiş Mamul Ürünlerde ’kullanılmaktadır. Denildi.  

Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada şeker ile ilgili şunlar kaydedildi.
2018 yılında yapılan 82,9 milyon dolar değerindeki 201 bin ton ithalata karşılık; 1,9 milyar dolar şekerli mamul ihracatı yapılmıştır.

İthal edilen 1 ton şeker; 22,5 kat değer kazanarak şekerli mamul bünyesinde ihraç edilmiştir.

Bu yöntem ile ülkemiz katma değer oluşturmakta, şekerli mamul ihracatçılarımız dünya ile rekabet etmekte ve ilave döviz girdisi sağlanmaktadır. 
Özellikle belirtmek gerekir ki, ülkemizde 2018/2019 pazarlama yılında pancar şekeri tüketimi, rekor kırarak 2 milyon 455 bin tona ulaşmıştır. Vatandaşlarımız tarafından tüketilen şekerin tamamı da yurt içinde üretilmektedir.
 
 
18.12.2019
Devamı

TKDK'da Görev Değişimi

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanlığına atanan Dr. Muhammed Adak, görevine başladı.
Adak, Başkanlık makamında TKDK Başkan Vekili Hakan Kalender’den görevi devraldığı törende yaptığı konuşmada, Kalender’e bugüne kadar yaptığı hizmetler için teşekkür etti ve yeni çalışma hayatında başarılar diledi.

Törene katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Kalender’e çalışmaları için teşekkür etti, Adak’a da yeni görevinde başarılar diledi.



 Muhammed Adak’ın öz geçmişi
1966 doğumlu olan Adak, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu olup, Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde "Kırsal Alan Planlama Politikaları" yüksek lisansını, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde ise “Bölgesel Kalkınmanın Kentleşme ve Çevreye Etkileri ve GAP Projesi Örneği” tez konulu doktorasını tamamladı.

Adak, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türk İslam Sanatı Tarihi Bölümü'nde araştırma görevlisi, özel sektörde sorumlu müdür, danışman ve proje geliştirme uzmanı görevlerinin yanı sıra, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Kapsamında GAP İdaresi ile birlikte sürdürülen Eko-Kent Planlama Projesi'nde danışman, Bayındırlık ve İskân Bakanlığında Emlak Şube Müdürü, ardından Dış İlişkiler ve Mesleki Eğitim Daire Başkanı, Avrupa Konseyi Daimi Delegesi, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığında şube müdürü ve uzman, Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü) Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı görevlerinde de yer aldı.
Adak, 2016’dan beri Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcılığını yürütüyordu. 
 
 
18.12.2019
Devamı

Topraksız Çiftçiye Hazine Arazisi Desteği

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, arazi dağıtım projeleri kapsamında bugüne kadar 15 ilde 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisinin çiftçilik yapmaları şartıyla 16 bin 151 çiftçi ailesine dağıtıldığını bildirdi.

Pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada, mülkiyeti Hazine adına kayıtlı tarım arazilerinin tarıma kazandırılması ve en uygun şekilde değerlendirilebilmesi amacıyla birçok bölgede arazi dağıtım projeleri uyguladıklarını ifade etti.

Hedeflerinin, topraksız veya az topraklı çiftçilerin, yeterli gelire sahip aile işletmeleri kurabilecekleri şekilde hazine arazileriyle topraklandırılması olduğunu belirten Pakdemirli, bu uygulamayla toprağın verimli şekilde işletilmesini, tarım arazisinin parçalanmasının önlenmesini, üretimin artırılmasını, istihdam imkanlarının geliştirilmesini ve çiftçilerin desteklenmesini amaçladıklarını kaydetti.

Pakdemirli, Hazine arazilerinin kanun gereği çiftçilik yapmak şartıyla verildiğini vurgulayarak, "Projenin uygulamaya geçtiği günden beri Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede, 199 köy ve kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık." ifadelerini kullandı.
"DAĞITILAN TOPRAKLAR BÖLÜNEMEZ"

Halen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir ve Edirne'de 28 köy ve mahallede, 253 bin 32 dekar arazi için dağıtım çalışmalarının sürdürüldüğünü belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Bakanlığımız tasarrufuna geçen Hazine arazileri, amaçları doğrultusunda değerlendirilinceye kadar boş kalmaması ve Hazinenin herhangi bir hak kaybına uğramaması için yıllık olarak kiralanıyor. Hazine arazisiyle topraklandırılan çiftçilerimize, komisyon marifetiyle belirlenen bedel karşılığında tapu tescilleri yapılıyor. Bu bedeller tapuların verildiği yıldaki değer üzerinden hesaplanıyor, borçlandırmadan sonra 4 yıl ödemesiz olmak üzere 10 yılda 10 eşit taksitte ve faizsiz olarak geri ödemeye tabi tutuluyor. Dağıtılan topraklar bölünemez ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamaz. Bu araziler, anayasanın ilgili hükmü gereği miras hükümleri dışında başkalarına devredilemez, ipotek edilemez, satılamaz ve kiraya verilemez."
 
18.12.2019
Devamı

Bakanlıktan 500 Bin ton Buğday İthalatına Yanıt

Tarım ve Orman Bakanlığı, "500 bin ton buğday ithalatı" iddialarına ilişkin, "Piyasa düzenleyici konumda olan TMO'nun ithalat kotasındaki 500 bin tonluk artış mevsimsel dalgalanmalara karşı kullanılmak üzere tahsis edilmiştir." açıklamasında bulundu.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bazı basın yayın organlarında "Sıfır gümrükle 500 bin ton daha buğday ithal edilebilecek" başlığıyla haberler yapıldığı anımsatıldı.

Habere konu olan Buğday Raporu'nda, gelecek sezon için bir öngörü yapılarak, buğday ekim alanlarında artış beklendiğinin belirtildiği açıklamada, "Bu kapsamda buğday ekim alanlarının artması beklenirken, buğday ithalatı neden yapılıyor diye sormak gerçeklikten uzak bir yaklaşımdır. Piyasa düzenleyici konumda olan TMO'nun ithalat kotasındaki 500 bin tonluk artış mevsimsel dalgalanmalara karşı kullanılmak üzere tahsis edilmiştir." ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, haberlerde çelişki olarak belirtilen üretim alanı artışı öngörüsüyle gerektiğinde kullanılacak olan ithalat yetkisinin aynı üretim sezonunu kapsamadığı kaydedilerek, ithalata kota verilmesinin kesin ithalat yapılacak anlamı da taşımadığı vurgulandı.

165 ÜLKEYE İHRACAT YAPILDI

Söz konusu ithalat kararının tedbir amacıyla alındığının altının çizildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Nitekim ülkemizde buğday üretimi kendi ihtiyacımıza yetecek düzeydedir. TÜİK verilerine göre ortalama buğday üretimimiz 20,5 milyon ton olup, tüketimimiz ise 18,2 milyon tondur. Söz konusu ithalatlar, 'Mamul Madde İhracatına Yönelik' olarak yapılmaktadır. Ülkemiz, dünyada un ihracatında 1'inci sırada, makarna ihracatında ise 2'nci sıradadır. Son 18 yılda ülkemiz, 59 milyon ton buğday ithalatına karşılık, 73 milyon ton buğday karşılığı mamul maddeyi (un, makarna, bulgur, irmik, bisküvi) 165 ülkeye ihraç etmiştir.

Söz konusu rakamlardan da anlaşılacağı üzere Türkiye bu konuda ihracatçı ülke konumundadır. Toprak Mahsulleri Ofisine verilen ithalat yetkileri genel bir yetki olup, ihtiyaç halinde kullanılabilecektir."
İthalat yetkisinin hasat sezonunda kullanılmasının söz konusu dahi olmayacağı aktarılan açıklamada, "Asla üretici mağduriyetine sebebiyet verilmemektedir. Esas olan piyasa fiyat istikrarıdır. İstikrarlı bir piyasada üretici de tüketici de korunmuş olacaktır." değerlendirmesine yer verildi.
 
 
18.12.2019
Devamı

16 Binden Fazla Topraksız Çiftçi Toprak Sahibi Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen az topraklı ve topraksız çiftçi ailelerinin topraklandırılması projesi kapsamında 16 binden fazla topraksız çiftçi toprak sahibi oldu.  Proje çerçevesinde çiftçilere 1 milyon dekardan fazla hazine arazisinin dağıtımı yapıldı.

Mülkiyeti hazine adına kayıtlı tarım arazilerinin izlenmesinin büyük önem arz ettiğini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Hazineye ait bu arazilerin tarıma kazandırılması ve en uygun şekilde değerlendirilebilmesi amacıyla birçok bölgede arazi dağıtım projeleri uyguluyoruz” dedi.

Bu uygulama ile hedeflerinin topraksız veya az topraklı çiftçilerin, yeter gelirli tarımsal aile işletmeleri kurabilecekleri şekilde hazine arazileri ile topraklandırılması olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu uygulama ile ayrıca toprağın verimli şekilde işletilmesini, tarım arazisinin parçalanmasının önlenmesini, üretimin artırılmasını, istihdam imkânlarının geliştirilmesini ve çiftçilerimizi desteklemeyi hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Hazine arazilerinin kanun gereği çiftçilik yapmak şartıyla verildiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Projenin uygulamaya geçtiği günden bu tarafa Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa,  Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede 199 köy/kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık.” açıklamasını yaptı.

Halen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa,  Eskişehir ve Edirne’de 28 köy ve mahallede 253 bin 32 dekar arazi dağıtım çalışmalarının devam ettiğini de ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“Bakanlığımız tasarrufuna geçen hazine arazileri, bu uygulama ile kanun amaçları doğrultusunda değerlendirilinceye kadar boş kalmaması ve hazinenin her hangi bir hak kaybına uğramaması için yıllık olarak kiralanmaktadır.

 Daha sonra hazine arazisi ile topraklandırılan çiftçilerimize, komisyon marifetiyle belirlenen bedel karşılığında adlarına tapu tescilleri yapılmaktadır. Bu bedeller tapuların verildiği yıldaki değer üzerinden hesaplanmakta, borçlandırmadan sonra 4 yıl ödemesiz olmak üzere 10 yılda 10 eşit taksitte ve faizsiz olarak geri ödemeye tabidir”

 Dağıtılan toprakların, bölünemeyeceğini ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamayacağının altını çizen Pakdemirli, bu arazilerin anayasanın ilgili hükmü gereği miras hükümleri dışında başkalarına devredilemeyeceğini, ipotek edilemeyeceğini, satılamayacağını ve kiraya verilemeyeceğini de sözlerine ekledi.​
 
17.12.2019
Devamı

Kuruyan Uzunlu Barajı'nın Hayat Suyu Kızılırmak'ta

Yozgat'ta bulunan Uzunlu Barajı, Boğazlıyan ve Uzunlu ilçelerinde tarıma hayat veriyordu. 1978'de kurulan barajın suyu yıldan yıla kurudu, ıslahı ise yılan hikâyesine döndü. Ekim alanlarının yarı yarıya azaldığı bölgede üreticiler, çözüm bekliyor.

Uzunlu Barajı, yöre halkının talebiyle 1978'de Bülent Ecevit hükümeti döneminde kuruldu.  Uzunlu ve Boğazlıyan'da yaklaşık 50 köye sulama suyu sağlıyordu. Daha çok pancar üretiminin yapıldığı bölgede, tarıma hayat veriyordu. 

Yozgat'ın kurak iklimi ve Uzunlu Barajı'nın bentlerinde oluşan delikler nedeniyle su seviyesi yıldan yıla düştü, baraj kurudu. Uzunlu'da ekili alan oranı yüzde 60 azaldı. Bölge üreticisi zor durumda çünkü pancar su istiyor. 

Yıllardan beri Uzunlu Barajı'nın ıslahı konusunda çaba sarf eden Tarım Uzmanı Hasan Aslan Nurdoğdu, 20 km ötedeki Kızılırmak'ta kurulu Yamula barajından su nakli yapılarak sorunun çözülebileceğini belirtiyor.
 
 
16.12.2019
Devamı

Yaban Hayatından Gülümseten Görüntüler

Artvin'de yaban hayvanlarını izlemek için kullanılan foto kapana takılan bir anne ayı ile üç yavrusunun görüntüleri izleyenleri gülümsetiyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, yaban hayvanlarını izlemek için teknolojiden faydalanmaya devam ediyor.  DKMP Genel Müdürlüğü, tabiata yerleştirdiği, önünden geçen canlıların hareketini algılayarak çok kısa bir süre içinde çekim yapabilme özelliğine sahip foto kapanlarla yaban hayatını kayıt altına alıyor.
Foto kapanlarla yaban hayatının takip edilmesi ülkemizin sahip olduğu yaban hayvanı çeşitliliği düşünüldüğünde, bu çeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından yapılan envanter ve izleme çalışmaları bakımından da büyük önem taşıyor.

DKMP Genel Müdürlüğü'nün ülkemiz tabiatındaki çeşitli yerlere yerleştirdiği foto kapanlarla yaban hayatı hakkında pek çok bilgiye ulaşılabiliyor. Yerleştirilen foto kapanlar büyük memeli popülasyonlarının izlenmesi ve yaşadıkları çevreye etkilerinin araştırılması, insan-yaban hayvanı çatışmasının sebeplerinin tespiti ve çözüm yollarının araştırılması, türlerin belirli alanlarda varlık/yokluk durumlarının araştırılması, kaçak avcılık ve karayollarında yer alan önemli geçiş noktalarının yaban hayvanlarınca kullanılma sıklığının tespiti gibi hususlarda pek çok bilginin edinilmesinde kullanılıyor.

Geçtiğimiz günlerde Artvin'de foto kapana yakalan anne ayı ve üç yavrusunun görüntüsü de adeta belgesel tadında. Doğal ortamlarında birbiriyle oynayan yavrular ve onları korumaya çalışan anneye ait görüntü hem bölgenin yaban hayatı açısından önemini hem de biyolojik çeşitliliğimizin ne derece zengin olduğunu gözler önüne seriyor.
 
16.12.2019
Devamı

Yavru Deniz Kaplumbağları Denizle Buluştu

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü her yıl olduğu gibi bu yıl da üniversiteler ve gönüllü kuruluşlarla yaptığı işbirliği neticesinde deniz kaplumbağalarını koruma çalışmalarına devam ediyor.

DKMP Genel Müdürlüğü Türkiye'nin taraf olduğu BERN (Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması) ve BARCELONA (Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması) Sözleşmeleri kapsamında deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta-İribaş deniz kaplumbağası, Chelonia mydas-Yeşil deniz kaplumbağası) korunması amacına yönelik olarak yaptığı çalışmalarla her yıl binlerce deniz kaplumbağasının denizlere ulaşmasına vesile oluyor.

Ülkemizde 21 adet Önemli Deniz Kaplumbağaları Yuvalama Kumsalının 14 'ünde düzenli olarak "İzleme, Koruma ve Yuva Tespit" çalışmaları yürütülüyor.

2019 yılı çalışmaları neticesinde 143.7 km sahil şeridimizde 4 bin 491 adet Caretta caretta yuvası ve 3 bin 125 adet Chelonia mydas yuva sayısı tespit edilirken, bu yuvalarda yapılan sayımlarda Caretta caretta türünün 359 bin 280 ve Chelonia mydas  türünün ise 312 bin 500 yumurta bıraktığı görüldü.

Bu yumurtalardan  287 bin 424 adet Caretta caretta yavrusu ve 250 bin adet Chelonia mydas yavrusu olmak üzere toplam 537 bin 424  adet yavru  sahillerimizden ayrılıp denize kavuştu. 
 
16.12.2019
Devamı

“Tarımsal Hizmetler ve Hayvancılık Çalıştayı” toplandı

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından “Tarımsal Hizmetler ve Hayvancılık Çalıştayı” düzenlendi. Toplantıda, kentin tarım ve hayvancılık alanında izleyeceği yol haritası masaya yatırıldı.

Büyükşehir Belediyesi Doğal Hayatı Koruma ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığınca, yerel ekonomiye can veren tarım ve hayvancılık sektöründe atılması gereken adımların ele alındığı çalıştay, Bahri Üçoklar Toplantı Salonu’nda toplandı. 2014-2019 yıllarındaki tarım ve hayvancılık çalışmalarına ilişkin raporların konuşulduğu toplantıda; Antep Fıstığı Geliştirme, Yerel Ürünleri Koruma, Telli Sistem Bağ Projesi, Zeytin Geliştirme, Küçükbaş Hayvancılığı Geliştirme, Sertifikalık Tohum Projesi, Arıcılığı Geliştirme ve Mera Hayvanları İçin Su Temini konuları ele alındı.

Çalıştaya, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Latif Karadağ, Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan, Doğal Hayatı Koruma ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Celal Özsöyler, Gaziantep Veteriner Hekimliği Odası Başkanı Yunus Emre Özdede, ziraat odası başkanları, tarım orman il müdürlüğü temsilcileri, ilçe tarım müdürleri ve Gaziantep meteoroloji temsilcileri katıldı.

Çalıştayda konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Latif Karadağ, “6 yıl önce Başkan Fatma Şahin’le beraber Doğal Hayatı Koruma ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nı kurduk. Daha sonra tarım alanında nelerin yapılacağına dair istişarelerde bulunduk. Çünkü Gaziantep bir turizm, sanayi şehri olduğu kadar aynı zaman da bir tarım şehridir. Gaziantep’in tarım şehri unvanıyla anılmasından memnunuz. Bu nedenle tarım adına gerçekleştirilen işleri önemli buluyoruz. Geçtiğimiz 5 yıllık dönemde birçok alanda Büyükşehir Belediyesi tarafından destek verildi. Doğal Hayatı Koruma ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın kurulmasıyla birlikte tarım alanında gerçekleştirilecek projeler için bütçe ayrıldı. Böylelikle düzenli ve programlı bir destek sağlanmış oldu. Geldiğimiz noktada, bunu bir adım daha ileriye taşımak istiyoruz. Sizlerle istişare ederek yeni fikirlerin önünü açmak amacındayız. Sizlerden gelen görüşler ışığında birlikte tarım alanında önemli çalışmalar yapmak istiyoruz” dedi.
 
16.12.2019
Devamı

Tarım Bakanı'na Protesto

Ankara Ulus'ta Heykel'in önünde toplanan gıda, ziraat ve su ürünleri mühendisleri ile veteriner hekimler, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'yi atama konusunda verdiği sözün arkasında durmaya davet ettiler.
Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: 
"Bizler Tarım ve Orman Bakanlığına 30 aydır atama bekleyen Gıda, Ziraat ve Su Ürünleri Mühendisleri ile Veteriner Hekimler olarak sizi saygıyla selamlıyoruz. 
Tarım ve Orman Bakanlığı bütün vermiş olduğu sözlere rağmen 30 aydır tek bir atama dahi yapmayarak biz emek harcamış ve puanlarını almış gençleri mağdur etmiş ve sessiz kalarak bu mağduriyeti görmezden gelmiştir.


Bakanımız, Bekir Pakdemirli 2019 Bütçe  görüşmelerinde 2.çeyrekte atama yapacağını bildirmiştir. Aynı şekilde 2019 Mart yerel seçimden önce Orman atamasını açıklarken en kısa zamanda Tarım atamasını da  açıklayacağını bildirmiştir. Üzerinden  9 ay geçmesine rağmen hala atamamız yok. Tarım Bakanlığı, 29 Ağustosta 3500’e yakın sayıyı Cumhurbaşkanlığı Prensipler birimine sayımızı göndermiştir.

Bakanlığımız da Tarım kısmında 4800 den fazla ziraat, gıda, su ürünleri mühendisi ve veteriner hekimler emekli olmuş olup gönderilen sayı maksimum 3500’dür.Hükümetin emekli olan kadar alacağız sözüne binaen gönderilen sayı emekli olandan bile azdır. İl tarım’dan aldığımız bilgiler; il tarımda çalışan mühendisler ve veteriner hekimler işler yetişmediği için hafta sonu bile çalışmak zorunda kaldığı ve sık sık bakanlığı arayarak,faks çekerek yada Bakanımız Bekir PAKDEMİRLİ ile görüşerek yeni personel ataması istedikleri bilgisi alıyoruz. Tek İstediğimiz 30 Aydır Bekleyişimizin son bulup, Bize söz verilen 3500 sayısının verilmesi" 
 
 
13.12.2019
Devamı

Hastalıktan Ari İşletme Desteği Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Hastalıktan Ari İşletme Desteği Ödemeleri” ne ait açıklamalarda bulundu.
Bakan Pakdemirli   Hastalıktan Ari İşletme Desteği Ödemeleri bugün saat 18:00’dan sonra ödenmeye başlayacaktır. İfadesine yer verdi.

Hastalıktan Ari İşletme Desteği Ödemeleri Çerçevesinde,
435 işletmeye, 148 bin 178 baş hayvan için toplam 39,4 milyon TL ödenecek.
Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun” dedi.
 
 
13.12.2019
Devamı

Türkiye’nin 13. Ramsar Alanı Kuyucuk Gölü’ne Can Suyu

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü Kars’ta bulunan ve Türkiye’nin 13. Ramsar Alanı olan Kuyucuk Gölü’nün kurak geçen dönemlerde kuruma riskine karşı can suyu temin etmek maksadıyla su kuyusu açtı.

Başta Uzunbacak (Himantopus himantopus), Angıt (todorna ferruginea), Sakarmeke (Fulica atra), Karaboyunlu batağan (Podiceps nigricollis), Dikkuyruk (oxyura leucocephala), Sığıcık kuşları(Sturnus vulgaris) Bozkaz (Anser anser) olmak üzere göç eden birçok kuş türüne ev sahipliği yapan, Kuyucuk Gölü havaların kurak geçtiği dönemlerde kuruma riskiyle karşılaşabiliyordu.
Gölün karşılaştığı bu riski ortadan kaldırmak, kurumasını engellemek ve tekrar canlandırarak yüzbinlerce kuşu ağırlayabilmesini sağlamak için DSİ Genel Müdürlüğü, Kars Valiliği ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ortak bir çalışma başlattı.

Göle Günlük 2 Bin Metreküp Su Verilecek

Bu çalışma çerçevesinde DSİ, göle can suyu sağlamak için 140 metre derinlikte bir sondaj kuyusu açtı. Saniyede 24 litre suyun çekilebileceği kuyu ile gölün kuruması engellenecek. Böylece Kars ilinin önemli turistik bölgelerinden birisi olan ve Afrika-Avrasya kuş göçü yolu üzerinde yer alan, Türkiye'nin 13. Ramsar alanı ve Doğu Anadolu'nun 1. sıradaki önemli kuş cenneti olan Kuyucuk Gölü’nde doğal hayatın devam etmesine katkı sağlanmış olacak​
 
13.12.2019
Devamı

Ürün İzleme Masaları Hizmet Vermeye Başladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin talimatıyla stratejik öneme sahip bazı tarım ürünleri hakkındaki gelişmelerin izlenmesi için oluşturulan ürün takip masalarının kuruluşu tamamlandı.
Stratejik öneme sahip olan ve fiyatları değişkenlik gösteren tarım ürünlerinin takibi için oluşturulan ürün masaları, izlenen ürünler hakkında tavsiye şeklinde öneriler sunacak. Ürün masaları bünyesinde 26 ürün takibi için toplamda 7 masa oluşturuldu. Takibi sağlanacak ürünler arasında hububat, pamuk, ayçiçeği, soya, kanola, aspir, nohut, kuru fasulye, mercimek, patates-kuru soğan, çay-fındık, incir, kayısı, kiraz, üzüm, zeytin- zeytinyağı ve yem bitkileri yer alıyor.

Ürün takip edecek masalar oluşturulurken, Türkiye için stratejik öneme sahip, insan ve hayvan beslenmesi konusunda önem arz eden ürünler de belirlendi. Oluşturulan masalardaki uzmanlar, Bakanlık adına güvenli şekilde veri oluştururken, verilerin güncel tutulması ve periyodik olarak raporlanması gibi çalışmalar gerçekleştirerek, çiftçiye tavsiye niteliğinde öneriler oluşturacak. Uzmanlar, alanlarındaki ürünlere ait verileri ulusal veya uluslararası veri sistemlerinden yararlanarak çiftçi, sivil toplum örgütleri ve kurumlarla görüşmeler gerçekleştirerek sektörü takip edecek.

Sahada ve masada yapılan ürün araştırmaları sonrasında uzmanlar tarafından belirlenen tarımsal ürünlerin ekiliş alanları, rekolte tespiti, ürün verimi, ürün tüketimi, ürünün ticareti ve fiyat-maliyet gibi bilgileri bir bülten olarak Bakanlığın web sitesinden yayımlanacak.  

Söz konusu bültenler, ürün özelliğine göre aylık, 3 aylık ve 6 aylık dönemler halinde hazırlanacak. İlk etapta saha gözlemleri ve ürün piyasa bilgilerinin beraber araştırılması sonucunda herkesin faydalanması amacıyla ayçiçeği, buğday, mercimek, mısır, nohut ve pamuk için bülten hazırlandı.  
 
 
13.12.2019
Devamı

Oyuncak Şırıngalı Çikolata Kantinde Satıldı mı?

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ilkokul birinci sınıf öğrencisi Mert Yağız Köksal'ın yaşamını kaybettiği olayla ilgili yürütülen soruşturmada okul yöneticisinin görevden uzaklaştırıldığını, kantinin sözleşmesinin feshedildiğini bildirdi.

MEB'den yapılan açıklamada, Keçiören ilçesindeki Şehit Ahmet Kabukçu İlkokulu birinci sınıf öğrencisi Mert Yağız Köksal'ın dün vefat etmesiyle ilgili olayın idari açıdan, Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığınca görevlendirilen maarif müfettişlerince tüm yönleriyle ve kapsamlı şekilde soruşturulduğu aktarıldı.

Maarif müfettişleri tarafından yapılan ilk incelemede, söz konusu kantin işletmesinin, ilgili mevzuat gereği okulda oluşturulan komisyon tarafından 15 Kasım 2019'da, Keçiören İlçe Tarım ve orman  Müdürlüğü tarafından da son olarak 29 Kasım 2019'da denetlendiğinin görüldüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Soruşturmanın salahiyeti açısından, sorumluluğu olabileceği düşünülen ilgili okul yöneticileri görevden uzaklaştırılmış olup, iddialara konu olan okul kantini işletmesinin sözleşmesi feshedilmiştir. Öğrencimizin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan ve eğitim camiamızı derinden üzen bu elim hadisede sorumluluğu bulunan kişiler hakkındaki soruşturma süreci hassasiyetle yürütülmektedir. Ayrıca, söz konusu olayla ilgili adli makamlarca başlatılan soruşturma devam etmektedir."

7 yaşındaki Mert Yağız Köksal, önceki gün sabah okulda çikolata yerken nefes alamayarak fenalaşmış, yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetmişti. Öğrencinin cenazesi otopsi için Keçiören Adli Tıp Kurumuna götürülmüştü.

Mert Yağız Köksal'ın, okul kantininden aldığı, içinde sıvı çikolata bulunan oyuncak şırınga şeklindeki ambalajın kapağının nefes borusuna kaçması sonucu hayatını kaybettiği şüphesi üzerinde duruluyor. Köksal'ın kesin ölüm nedeni, otopsi raporu tamamlandığında açıklanacak.
 
 
12.12.2019
Devamı

Tarım arazileri ve 2B taşınmazlarının satış başvuruları için son 5 gün

2B taşınmazları ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışı uygulamasından yararlanmak isteyenler 16 Aralık'a kadar başvuruda bulunabilecek.
AA muhabirinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinden aldığı bilgiye göre, kamuoyunda 2/B yasası olarak bilinen 6292 sayılı Kanun uyarınca, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların hak sahiplerine satışı uygulaması devam ediyor.
Tarımla geçimini sağlayan vatandaşların bu arazileri uzun yıllar kullandıkları hususu göz önünde bulundurularak, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan tarım arazileri hak sahiplerine rayiç bedellerinin yüzde 50'si oranında indirimli ve faizsiz 6 yıl vadeli olarak satılıyor.
Bu kapsamda 2012'den bugüne kadar 791 bin hak sahibine yaklaşık 556 bin 2B taşınmazı satıldı. Toplam değeri 11,8 milyar lira olan satış bedelinin 8,8 milyar lirası tahsil edildi, geri kalanı ise taksitler halinde alınıyor.

 Düzenlemeden 157 bin hak sahibinin yararlanması bekleniyor
Tarım arazilerinin satışından ise bugüne kadar yaklaşık 65 bin kişi yararlandı. Bu kapsamda toplam 51 bin tarım arazisi, 790 milyon lira bedelle satıldı. Bu bedelin 350 milyon lirası tahsil edildi.
Yine aynı kanunla çözüme kavuşturulan Hazineye ait tarım arazilerinin kiracılarına, kullanıcılarına ve paydaşlarına satışı uygulamasında rayiç bedel ve hak sahiplerini belirleme çalışmaları tamamlanan illerde satışlara başlandı.

Bu arada, söz konusu kanundan daha fazla hak sahibinin yararlanabilmesini sağlamak için yasal değişikliğe gidildi. Değişiklik doğrultusunda, 2/B taşınmazları ve Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin, süresi içinde başvurmayanların, kendilerine yapılan tebligatta belirtilen bedeli süresi içerisinde ödemeyenlerin ve taksitli satışlarda, sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin başvuru ve ödeme süresi 16 Aralık'a kadar uzatıldı.
Bu düzenlemeden, tarım arazileri satışlarında başvuru ve ödeme sürelerini kaçıran 27 bin kişi ve 2/B satışlarında bu süreleri kaçıran 130 bin kişi olmak üzere toplam 157 bin vatandaşın yararlanması bekleniyor.

Hazineye ait tarım arazileri ve 2/B taşınmazlarının satışında bir daha süre uzatımı olmayacağı, vatandaşların herhangi bir hak kaybı yaşamamaları için en geç 16 Aralık'a kadar başvurularını ve ödemelerini yapmaları gerektiği kaydedildi.
 
 
12.12.2019
Devamı

Yarım Asırlık Gıda Devi Dubai'ye Satıldı

Balıkesir'in Susurluk ilçesinde üretimde bulunan Yörsan fabrikası 1 yıl kadar önce konkardato ilan etmişti. Aradan geçen zaman zarfında fabrika üretime devam ederken firma tarafından iflasın istenmesine yönelik dilekçe mahkemeye sunuldu.

Özlük haklarını alamayacaklarını iddia eden işçiler fabrika önünde toplandı.
Bir işçi yaptığı konuşma ile durumu özetlerken şu ifadeleri kullandı:

"Aralık 10 bugün. Yörsan'dayız. Satım olacak ve iflas aşamasında. Herkes mağdur. Yaklaşık 300 kişiyiz. Satış olmasını engelliyorlar. Bazı bankalar ile anlaşma olmuyor, anlaşılması gerekiyormuş. Şu an polis ekipleri de geldi. Milletvekillerimizden yardım istiyoruz"
Yörsan, geçtiğimiz yıl ekonomide yaşanan genel sıkıntıların şirketin mali yapısını olumsuz etkilediğini belirterek Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesi'ne konkordato başvurusu yapmıştı.

Yarım asırlık gıda devi
İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı en büyük 500 sanayi kuruluşu listesine de giren Yörsan'ın temeli 1964 yılında Yörükler Gıda Limited Şirketi olarak atıldı. 1984 yılında Türkiye'nin ilk beyaz peynir fabrikasını kuran Yörsan 4 yıl önce özel sermaye fonu Dubai merkezli Abraaj Group'a satıldı.
 
 
11.12.2019
Devamı

En Büyük Sulama Barajında Hedef Belirlendi

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü Diyarbakır’ın çılgın projesi ve Türkiye'nin Atatürk Barajı’ndan sonra en büyük sulama barajı olan Silvan Barajı’nda hedefi belirledi. Hedef iki yıl içinde barajı su tutmaya hazır hale getirmek.

Toplam 8 baraj ve 23 sulama tesisinden oluşan ve Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak nitelendirilen Silvan Projesi kapsamında Silvan, Pamukçay, Ambar, Kuruçay, Başlar, Kıbrıs, Karacalar ve Bulaklıdere barajları inşa ediliyor. Bu barajların tamamlanması ile bölgede 7 milyar 500 milyon metreküp suyun depo edileceği devasa bir kapasite oluşturulacak.

TERÖR NEDENİYLE YAPIMINDA İKİ YIL GECİKME YAŞANDI
Silvan Projesi kapsamında inşası süren ve terör saldırıları nedeniyle yapımında 2 yıl gecikme yaşanan Silvan Barajı ise bölgede sulama hedeflerinin yakalanması açısından büyük önem taşıyor. 175,5 metre yüksekliği ve 8,8 milyon m3 hacimli gövdesi ile ülkemizin ve Avrupa’nın en yüksek ön yüzü beton kaplı barajı olacak.

SULAMAYA AYRILAN SU KADEMELİ ARTIRILACAK
Enerji ve sulama maksatlı inşa edilen Silvan Barajı oluşturacağı 7,3 milyar m3 rezervuar hacmi ile Güneydoğu Anadolu Projesi’nin Atatürk Barajı’ndan sonra 2. büyük sulama barajı olacak. 4 aşamalı olarak planlanan Silvan Projesi kapsamında, her aşamada Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artırılacak. Dolayısıyla Silvan Barajı’ndan üretilen elektrik enerjisi kademe kademe azalacak ve zaman içerisinde enerji üretimi 681 GWh’dan 88,41 GWh’a inerken sulamaya verilen su 1,791 milyon m3’e çıkacak.

BARAJDA YÜZDE 70 FİZİKİ GERÇEKLEŞMEYE ULAŞILDI
Silvan Barajı'nın tamamlanmasıyla GAP'ın bölge genelindeki sulama hedeflerine ulaşılacağını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Barajın gövde kazıları tamamlandı ve gövde dolgusu imalatları devam ediyor. Yaklaşık 8,8 milyon m3 olan gövde dolgusunun 7,7 milyon m3’ü tamamlandı. Barajın genel fiziki gerçekleşmesi ise yüzde 70 seviyelerine ulaştı. 2020 yılı sonu itibarı ile barajda ön yüz beton imalatlarını bitirmeyi ve akabinde 2021 başlarında barajı su tutmaya hazır hale getirmeyi hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

2 MİLYON 400 BİN DEKAR TARIM ARAZİSİ SULANACAK
Yaklaşık 2 milyon 400 bin dekar tarım arazisinin Silvan Barajı ile sulanacağının da altını çizen Bakan Pakdemirli “Silvan Barajı birçok farklı fonksiyonu daha bünyesinde barındıracak. Bu barajımız hem kendisi su kaynağı toplayacak hem de diğer küçük barajlara su verilmesini sağlayacak. Proje kapsamında çok ciddi sulama tünelleri olacak. Babakaya ve Silvan gibi kapasiteli tüneller oluşturulacak. 100 kilometreyi aşkın ana sulama kanalı yapılacak” açıklamasını yaptı.​
 
 
11.12.2019
Devamı

Canlı Hayvan Pazarı ve Ot Borsasının Temelleri Atıldı

Sivas tarım ve hayvancılığına katkı sağlaması amacıyla hazırlanan “Canlı Hayvan Pazarı ve Ot Borsası” projesi kapsamında ilk kazmalar vuruldu.
Sivas’ın Kovalı Mevkii Demirçelik kavşağında kurulan tesisin önemine dikkat çeken Vali Ayhan, projenin sosyal, toplumsal ve ekonomik boyutuna dikkat çekerek, “Sivas´ın tarım ve hayvancılık potansiyeline olan inancımızla, 20 milyon lira bütçe ile ilimize dev bir tesis daha kazandırıyoruz. Bu tesis, çiftçilerimize, besicilerimize güç verecektir” dedi.
İlimizin hayvancılığına çok önemli katkı sağlayacak olan ´Canlı Hayvan Pazarı ve Ot Borsası´nda ilk kazmalar vuruldu. Ulaş Kovalı mevkiinde yakın zamanda temeli atılacak projenin temel kazısı, İl Özel İdaresi tarafından başlatıldı.

Temel atma töreni öncesinde yapılan çalışmaları yerinde inceleyen Vali Salih Ayhan, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri M. Nebi Kaya ve teknik personelden bilgi aldı. İnceleme gezisine Belediye Başkanı Hilmi bilgin ve ilgili paydaş kurumların temsilcileri de eşlik etti.

20 MİLYON LİRALIK DEV TESİS
Vali Salih Ayhan, projenin sosyal, toplumsal ve ekonomik boyutuna dikkat çekerek, “Sivas´ın tarım ve hayvancılık potansiyeline olan inancımızla, 20 milyon lira bütçe ile ilimize dev bir tesis daha kazandırıyoruz. Bu tesis, çiftçilerimize, besicilerimize güç verecektir” dedi.

“BÜYÜK NETİCELER ALACAĞIZ”
Tarım ve hayvancılık alanında şehrin önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Vali Ayhan, ilimize ivme kazandırmak ve küçük dokunuşlarla büyük neticeler almak için çiftçilere yönelik büyük projeler yaptıklarını söyledi. Vali Ayhan, “DAP ve kurumlarımızın destekleri ile tesisimizin yakında zamanda temeli atılacak. Burası tek merkez olacak, aynı zamanda Şarkışla hayvan parası ile birbirlerine güç verecekler. Bu güzel tesis şehrimize hayırlı uğurlu olsun” dedi.

GÜÇ BİRLİĞİNİN GÖSTERGESİ
Belediye Başkanı Hilmi Bilgin ise “Bu bölgeye tarım ve hayvancılık kompleksini inşa edeceğiz. Bizim amacımız üretene ve istihdama destek olmaktır. Sayın Valimizin öncülüğünde, il özel idaremiz, belediyemiz ve ticaret borsasının ortaklaşa hayata geçireceği bu proje güç birliğinin de bir göstergesidir. Projeye emek harcayan herkese teşekkür ediyorum” dedi.
 
 
10.12.2019
Devamı

Kaliteli Fidan İçin Kaliteli Tohum

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) kaliteli fidanlar kaliteli tohumlardan üretilir prensibi ile üstün vasıflı ağaçlardan oluşan tohum meşçereleri ve tohum bahçelerinden tohum üretimi yapıyor.

Ülkemizde doğal olarak kaliteli ağaçların bulunduğu alanları ifade eden ve OGM tarafından koruma altında bulunan mesçerelerden alınan doğal tohumlar yine OGM tarafından suni yollarla oluşturulan alanlarda ekiliyor ve tohumları kullanılmak üzere tohum bahçeleri tesis ediliyor. Bu alanlardan elde edilen kaliteli tohumlar ise fidanlıklarda fidan üretiminde kullanılarak ülkemizin ağaçlandırılmaya müsait alanlarında toprakla buluşturularak kaliteli ormanlar oluşturuluyor.

Bu çerçevede ülkemiz genelinde 11 ağaç türünden, toplam 1.411 hektarı kapsayan 180 adet tohum bahçesi oluşturuldu. Ayrıca doğal olarak 33 ağaç türünden, 41.991 hektar alanda 317 adet tohum meşçeresi de kaliteli fidan üretimi için kullanılıyor.

Diğer yandan farklı ülke ve iklimlerden alınan tohumların ülkemizde yetiştirilmesi maksadıyla 3 ağaç türünden toplam 114 hektar arazide 30 adet döl deneme alanı bulunuyor. Bu uygulama ile yeni tür ağaçların ülkemizde yetişmesi ve biyoçeşitliliğe katkı sağlanması hedefleniyor.

OGM üretmiş olduğu kaliteli tohumları ise 21 şehirde kurulmuş olan ve 340 ton kapasiteli soğuk hava depolarında saklıyor ve gerektiğinde uygun bölgelerde ekim yapıyor ya da fidan üretimi için kullanıyor.

Bu çerçevede 2003 yılında üretilen tohum üretim miktarı 100 ton iken yapılan çalışmalar neticesinde 2018 yılında başta Karacam, Sarıcam, Kızılcam, Fıstıkçamı, Doğu Kayını,  Meşe gibi asli ağaç türlerimizin fidanları yanı sıra Ceviz, Badem, Zeytin, Defne, Ihlamur, Kestane, Mavi yemiş, Mahlep. Alıç, İğde, Zerdali vb. türler olmak üzere ibreli ve yapraklı orman ağacı türleri ile sus bitkilerinden, 222 ton tohum üretimi gerçekleştirildi. 2019 yılında ise 177 ton üretim yapılması planlanıyor.
 
09.12.2019
Devamı

TZOB Başkanı Bayraktar: Dünyada domates üretiminde üçüncü sıradayız

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'nin domates üretiminde dünyada üçüncü sırada yer aldığını söyledi.
Seydikemer Ziraat Odası açılışına katılan Bayraktar, Muğla'nın bir turizm şehri olarak algılandığını,  tarım ve hayvancılık potansiyeline bakıldığında ise ciddi bir tarım ili olduğunu söyledi.

Bayraktar, Muğla'nın 2 milyon 300 bin dekar civarında tarım alanına sahip olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Muğla tam bir meyve, sebze cenneti. Birlik olarak çiftçimizin hak ve menfaatlerini aramanın yanında projelerle çiftçiyi bilgiyle bulaştırmamız lazım. Ne kadar destek, katkı sunulursa sunulsun çiftçiyi bilgiyle buluşturmazsanız, tarım sektöründe hedeflere ulaşamazsınız. Bakanlıklarla Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin yaptığı protokol çerçevesinde 560 bin çiftçimize eğitim verdik. Bunun 190 bini kadın çiftçimiz. Ne kadar üyemiz varsa hepsine eğitim vermek zorundayız. Çiftçimizi eğitimle buluşturmak zorundayız."

"Çiftçinin Önünün Açılması Lazım"

Muğla'da yılın 12 ayı   domates üretildiğini ve bunun yüzde 90'ının Ukrayna, Rusya, Irak ve Suudi Arabistan'a ihraç edildiğini vurgulayan Bayraktar, "Bu anlamda çiftçinin önünün açılması lazım. Bakanlıklar tarafından verilecek teşviklerle üretim artacak ama tedbir de almak zorundayız. Dünyada domates üretiminde üçüncü sıradayız. Son 10 yılın rakamlarına baktığımızda, gelirimizin 450 milyon dolardan 300 milyon dolarlara düştüğünü görüyoruz. İhracatta bir düşme görülüyor. Muhakkak yeni pazarlar bulmak zorundayız." ifadesini kullandı.

Muğla Tarım ve Orman Müdürü Barış Saylak ise ildeki nüfusun yüzde 55'inin halen kırsalda yaşadığını söyledi. Zeytin, örtü altı domates, narenciye, çam balı, susam ve su ürünlerinin Muğla'nın en önemli sektörleri olduğunu belirten Saylak, bu alanlarda üretimde lider konumda olduklarını kaydetti.

Konuşmaların ardından Seydikemer Ziraat Odasının açılış yapıldı ve protokol üyeleri oda karışısında kurulan "Sağlığım için doğayı seçtim hobi bahçeleri"nde inceleme yaptı.
 
09.12.2019
Devamı

Ak Zambak Eylem Planı Tamamlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ülkemizin sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor.
DKMP Genel Müdürlüğü tarafından İzmir il sınırları içinde yaşayan Ak Zambak (Lilium candidum L.) türünün popülasyonunun ve yaşam alanının korunması amacıyla 2014 yılında başlanan eylem planı çalışmaları tamamlandı.

Yürütülen çalışmalar kapsamında İzmir'in Kemalpaşa, Bayındır, Menderes, Urla, Karaburun, Seferihisar, Bergama ve Buca ilçelerinde 10 doğal popülasyon belirlendi.

Ak Zambağın yaşam alanlarının izlendiği çalışmalarda türün tohum ve soğanları haricinde saplarından da üreyebildiği tespit edildi. Türün varlığını sürdürdüğü alanlara uyarı ve bilgilendirme tabelalarının konulduğu ve yöre halkına gerekli bilgilendirmelerin yapıldığı faaliyetler neticesinde Ak Zambak birey sayılarında artış olduğu gözlendi.

Ak Zambak Farklı Sektörlerde Kullanılıyor

Süs bitkisi ve kesme çiçek olarak kullanılmasının yanı sıra kozmetik sektöründe de ihtiyaç duyulan Ak Zambak, sahip olduğu potansiyelden dolayı geçmiş zamanlardan günümüze kadar insan tahribatına maruz bırakıldı.

160 cm'ye kadar boylanabilen, çok sayıda beyazımsı, oval birbirinden ayrık, mızraksı ve şeritsi-mızrak şekilli etli-sulu soğan yapraklarının meydana getirdiği oval soğanlı bir türdür. Ak Zambak dünya üzerinde balkan ülkeleri, Yunan Adaları, Lübnan, Filistin, İsrail, Suriye ve ülkemizde yayılış gösteren bir türdür. 
 
09.12.2019
Devamı

84 Projeye 113 Milyon TL Hibe Sağlanacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 5. Başvuru Çağrısı 4. Grubunda destek almaya hak kazanan 84 proje 113 milyon liralık hibe sağlanacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, kırsal kalkınmayı üretim ve insan odaklı bir bakış açısıyla ele aldıklarını belirterek, kırsaldan kente göçün önlenmesi, kadın ve genç girişimcilerin desteklenmesi, istihdamın artırılması ve kaliteli üretimin teşvik edilmesi amacıyla, IPARD-II kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla önemli miktarda hibeyi yatırımcılarla buluşturmaya devam ettiklerini söyledi.

Bu çerçevede, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) 16 Şubat 2019 tarihinde çıktığı IPARD-II 5. Başvuru çağrı ilanı kapsamında uygun bulunan ve onaylanan projelerin 4. Grup sonuçlarının www.tkdk.gov.tr adresinden açıklandığını belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:"Açıklanan, 4. grupta 84 projeye toplam 113 milyon lira hibe sağlanacak. Bu hibe sayesinde kırsalda 275 milyon lira yatırım yapılması ve 400 yeni istihdam oluşturulması hedefleniyor.

Onaylanan projelerle ilgili yatırımcılarla hibe sözleşme imzalama süreci başladı.

Hibe desteği alacak projelerin; 23'ü meyve-sebze soğuk hava deposu, 21'i süt çiftliği, 16'sı besi çiftliği, 10'u broyler çiftliği, 6'sı süt işleme, 5'i kırmızı et işleme, 2'si su ürünleri işleme ve 1'i de kanatlı eti işleme yatırımını kapsıyor."  Bakan Pakdemirli, IPARD-II kapsamında kırsal kalkınmaya yönelik yeni proje başvuru çağrılarının devam ettiğini belirterek, "25 Kasım 2019 tarihinde 50 milyon Euro (320 milyon lira) hibe bütçeli IPARD-II 8. Proje Başvuru Çağrısına çıkıldı. Bu çağrıda ise, işleme ve pazarlama sektörlerinde makine-ekipman alımı ve yenilenebilir enerji ekipmanları desteklenecek. Sektöre göre değişmekle birlikte yatırımların 1 milyon Euro ila 3 milyon Euro'ya kadar olan kısmına yüzde 40 ila yüzde 50 arasında hibe sağlanacak. Böylece IPARD-II 8. Başvuru çağrısıyla birlikte 2019 yılında çıkılan proje başvuru çağrı miktarı toplamda 443 milyon Euro'ya (2,8 milyar TL) ulaşmış olacak." dedi.

Bakanlık olarak IPARD kapsamında son 8 yılda önemli çalışmalar yaptıklarını hatırlatan Pakdemirli, bu kapsamda sağlanan 4 milyar lira hibe ile 10 milyar liranın üzerinde yatırım yapıldığını, 7 bini kadın ve gençlere ait 14 binden fazla tesisin desteklendiğini ve 60 bin yeni istihdam oluşturulduğunu söyledi.
09.12.2019
Devamı

İnsan Sağlığı İçin Hayvan Sağlığı Yaklaşımı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen toplantıda, hayvan sağlığının doğrudan insan sağlığını etkilediği belirtilerek, “Sağlıklı İnsan İçin Sağlıklı Hayvan” yaklaşımına dikkat çekildi.
Bakanlık tarafından Antalya’da düzenlenen Hayvan Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Programı Değerlendirme Toplantısı, bugün sona erecek.

Toplantıya, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Özen, Rehberlik ve Teftiş Başkan Yardımcısı M. Zeki Özbay, Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Veli Gülyaz, Hayvan Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Bayram Sertkaya, Hayvan ve Hayvansal Ürünler Sınır Kontrol Daire Başkanı Engin Derya Tayfun, Risk Değerlendirme Daire Başkanı Şenay Eken, Hayvancılık Genel Müdürlüğünden Daire Başkanı Emre Gürçay, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığından Daire Başkanı Ramazan Ata, 81 İl Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri/Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürleri ile Enstitü Müdürleri, veteriner hekimler, TİGEM işletmelerinden ilgili personel katıldı.



“Sağlıklı İnsan İçin Sağlık Hayvan” yaklaşımı
Açılışta konuşan Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Veli Gülyaz, hayvan sağlığının doğrudan insan sağlığını etkilediği ve hayvansal ürünlerin insan beslenmesindeki tartışılmaz gereksiniminin unutulmaması gerektiğini söyledi.
“Sağlıklı İnsan İçin Sağlıklı Hayvan” yaklaşımında, hayvan sağlığı ve refahı, gıda güvenirliği ve halk sağlığı konularında veteriner hekimlerin önemli sorumluluklarının bulunduğunu dile getiren Gülyaz, hayvan sağlığından ve veteriner hizmetlerinden sorumlu olan Genel Müdürlükçe yürütülen projeler hakkında bilgi verdi.

“Hayvan hareketlerinin kontrolü önemli”
Hayvan Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Bayram Sertkaya’nın hayvan hastalıkları konusunda yapılan çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi vermesinin ardından Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, bir konuşma yaptı.
Hayvan hastalıkları ile mücadelede hayvan hareketlerinin ve hayvan pazarlarının kontrolünün büyük önem arz ettiğini, hayvan hastalıkları ile mücadele konusunda yapılan çalışmaları başarılı bulduğunu belirten Tunç, 3. Tarım Şurası Sonuç Bildirgesinde önerilen havza bazlı yönetim modelinin önemini vurguladı.
 
 
 
06.12.2019
Devamı

Kurallara Uymayan Balıkçılara 23,6 Milyon Lira Ceza

Tarım ve Orman Bakanlığı, su ürünleri kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir balıkçılığın sağlanabilmesi amacı ile balıkçılara yönelik denetimlerini sıkı bir şekilde sürdürüyor. Bu çerçevede avlanması yasak tür ve boyutlarda balık avlayanlara, ava kapalı sahalarda ve yasak av araçlarıyla avlananlara yönelik 2019 yılının ilk 10 ayında 23,6 milyon liralık yaptırım uyguladı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, balıkçılık av sezonunun 1 Eylül 2019 tarihinde açıldığını belirterek, su ürünleri kontrol ekiplerinin denizlerde, karaya çıkış noktalarında, nakil güzergâhlarında, balık hallerinde ve perakende satış yerlerinde mesai mefhumu gözetmeksizin 24 saat esasına dayalı olarak denetim yaptığını söyledi.

Bakan Pakdemirli, denetimlerde avlanılan türlerin yanı sıra bu türlerin yasal avlanma boyutlarına, kullanılan av araçlarına, av sahalarına, ruhsat ve belgelere ilişkin hususların denetlendiğini ifade etti.
Denetimlerde bakanlık ekiplerinin yanı sıra Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma ve Emniyet kuvvetlerinin de etkin rol oynadığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:Tarı
“Sürdürülebilir balıkçılık için kurallara uymayan balıkçılara göz açtırılmıyor Bu kapsamda 2019 yılının ilk 10 ayında 94 bin 442 adet su ürünleri denetimi yapıldı. Denetimlerde 588 ton su ürünü ile 2 bin muhtelif ağ ve av aracına el konulurken, kurallara aykırı davrananlara 23,6 milyon liralık idari para cezası uygulandı.”
 
05.12.2019
Devamı

6. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Tarım Bakanları Toplantısı Yapıldı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Azerbaycan'da düzenlenen "6. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Tarım Bakanları Toplantısı"na katıldı.
Ekonomik işbirliği teşkilatı üyesi ülkelerin, toplam dünya nüfusunun yüzde 6'sına yani 470 milyondan fazla kişiye ev sahipliği yaptığını belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda tarımın da bu teşkilatın en büyük büyüme ve gelişme kaynaklarından biri olduğuna değindi. Pakdemirli, "Bölgedeki tarım sektörünün önemi, sektörün ülke ekonomilerinin bel kemiği olduğu için açıktır ve bunun yanı sıra, tarımın verimliliği, gıda güvenliğinin boyutlarından biri olan gıdanın yeterli şekilde kullanılabilirliğini sağlamada önemli bir faktördür. Ancak, gıda güvenliği sorununun en aza indirilmesi, sadece gıda üretiminin arttırılması ile değil, aynı zamanda nitelikli ürünlerin elde edilmesi ve elde edilen ürünlerin dengeli bir şekilde paylaşılması ile mümkün olacaktır. Ayrıca, bölge arasında güçlü bir tarım sektörü ve gelişmiş bir bölge içi ticaret ekonomik istikrarı artıracak ve sürdürecektir" diye konuştu.

Eco Bölgesinde 59 Milyon İnsan Yetersiz Besleniyor
Bakan Pakdemirli, bir tehdit oluşturan gıda güvensizliğine dair konuştu. ECO Bölge nüfusunun yüzde 13'üne denk gelen, 59 milyon insanın yetersiz beslendiğine dikkati çekti. Gıda güvenliğinin 4 ana boyutu olan gıdanın mevcudiyeti, erişilebilirliği, kullanılabilirliği ve istikrarının giderek daha karmaşık ve zorlu hale geldiğini ifade eden Bakan Pakdemirli, bu noktada ülkelerin işbirliği içinde hareket etmesinin oldukça önemli olduğuna değindi. 2012 yılında Türkiye'de yapılan 5. ECO Tarım Bakanları Toplantısında oluşturulan ECO Ülkelerinde Gıda Güvenliği Bölgesel Koordinasyon Merkezi'ni (ECO-RCC) hatırlattı.

Pakdemirli, "Türkiye'nin koordinatör ülkesi olduğu ECO-RCC, ulusal ve bölgesel düzeyde gıda güvenliğine yönelik temel engelleri tespit etmek, önceliklendirmek ve ele almak için faaliyete geçmiştir. Kuruluşundan bu yana Merkez, kuruluş amacına uygun önemli çaba ve faaliyetler göstermiştir. Merkezin kurulmasını içeren projenin ilk aşamasını başarıyla tamamladığımızı belirtmekten memnuniyet duyarım. Merkez'in gıda güvenliğinin zorluklarını ele alma ve bölgedeki SDG hedeflerine ulaşma konusunda kritik bir rolü vardır, çünkü gıda güvenliği yalnızca tarımsal üretimi değil, insanların hayatlarını ve toplumlarının geleceklerini de teşvik etmektedir. Yeterli, uygun fiyatlı, çeşitlendirilmiş ve besleyici gıdalara erişim, gıda güvenliğinin ve daha sağlıklı bir yaşamın sağlanmasının anahtarıdır. Gıda güvenliğine yapılan yatırım daha müreffeh bir gelecek için ihtiyaç duyulan değişiklikleri yönlendirmektedir" dedi.

Türkiye 195 Ülkeye Bin 690 Tarım Ürünü İhraç Ediyor
Bakan Pakdemirli, ECO üyesi ülkeler ile Türk tarım sektörünün temel verilerini de paylaştı. Pakdemirli, "Türkiye, 2003-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 2,72'lik büyüme ile Hollanda, İspanya ve Fransa gibi birçok Avrupa ülkesini geride bırakmıştır. Ülkemiz tarımsal GSYİH 44 milyar dolar ile Avrupa'nın önde gelen ülkeleri arasındadır. Türkiye 195 ülkeye 1.690 tarım ürünü ihraç ederek ihracatçı bir ülke olduğunu kanıtlamıştır" dedi.

"Tarımda değişim ve dönüşüm için, teknoloji bir fırsattır"
Sektörde, değişim ve dönüşüm için yeni teknolojinin fırsat olarak görüldüğünü belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda Ar-Ge çalışmaları yapıldığını söyleyerek, Türkiye'nin ilk yerli milli traktörü ile Akıllı küpe uygulamalarından örnek verdi.

Pakdemirli "Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltmak ve çevreci yaklaşımları benimsemek için %100 yerli ve milli 45 dakika şarj ile 7 saat aralıksız çalışabilen çevre dostu ve sessiz Elektrikli Traktör Prototipini geliştirdik. Ayrıca, hayvancılıkta her türlü hayvan kayıtlarının tutulması için hassas tarım tekniklerinden faydalanıp verimliliği arttıracak Akıllı Küpe (Hayvan Takip Platformu) geliştirme çalışmalarına başladık" diye konuştu.

Ormanlık alanlarımızın sürdürülebilir kullanımına da büyük önem verildiğini belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, bu kapsamda bu yıl 11 Kasım'da başlatılan ve bundan böyle her yıl kutlanacak olan Ulusal Ağaçlandırma Gününü hatırlattı. 11 Kasımda 11,5 milyon fidanın toprakla buluştuğunu ve rekor kırıldığını belirten Pakdemirli, bundan sonraki yıllar için de ECO ülkelerine davette bulundu ve 'sizleri aramızda görmekten memnuniyet duyarız' dedi.
 
05.12.2019
Devamı

Çiftçiye Geçiş Cezası

Sakarya'nın Akyazı ilçesinde yaşayan çiftçi Adem Civan, traktörüne Fatih Sultan Mehmet Köprüsünden kaçak geçiş cezası gelince şaşkına döndü.
Akyazı Devlet Hastanesi'nde güvenlik görevlisi olarak çalışan ve Akyazı ilçesi Boztepe Mahallesi'nde yaşayan Adem Civan'ın traktörüne Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nden HGS ve OGS sistemini ihlal ederek kaçak geçiş yaptığı gerekçesiyle 43,75 liralık trafik cezası tebligatı gönderildi. Cezayı görünce büyük şaşkınlık yaşadığını belirten Civan, traktörünü sadece köyde tarla işlerinde kullandığını İstanbul’a ise hiç gitmediğini söyledi.

Son günlerde ülke genelinde birçok çiftçinin traktörüne İstanbul’da HGS ihlali yaptığı gerekçesi ile ceza tebligatı gönderildiğini hatırlatan Civan, “Sanırım sahte plaka kullanıp köprüden geçiyorlar. Traktörümün plakasının sahtesini yapıp köprüden geçmiş olabilirler. Zaten traktörün köprüden geçmesi yasak. Bu şekilde çiftçiler mağdur oluyor. Cezaya itiraz edeceğim" dedi.
 
 
04.12.2019
Devamı

TÜTÜN MAMULLERİNDE DÜZ VE STANDART PAKET UYGULAMASI BAŞLIYOR

Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılan düzenlemeyle "Tütün mamullerinde düz ve standart paket" uygulamasına 5 Aralık'ta geçilecek. 5 Aralık’tan itibaren artık eski paketlerle tütün mamulleri üretilmeyecek. Bir aylık süreçte, yani 5 Ocak’a kadar yeni paketlerle üretim yapılacağı gibi mevcut paketlerin piyasadaki satışı devam edecek. 5 Ocak 2020 itibari ile ise sadece yeni standart paketlerin satışı yapılabilecek ve piyasada eski tip paket bulunmayacak.
 
5 Aralık'tan itibaren başlayacak olan düz ve standart paket uygulaması ile paketlerin çeşitli renklerinden ve grafik tasarımlarından kaynaklanan çekiciliğinin ve yanıltıcı özelliğinin ortadan kaldırılması, sağlık uyarıları mesajlarının caydırıcı etkisinin artırılması hedefleniyor. 
 
Yeni düzenleme ile tütün mamulleri paketlerin rengi, Pantone 448 C Mat bitişli tek renk olarak belirlendi. Marka, ayırt edici ibare ve diğer zorunlu bilgilerin yazım şekli, rengi, konumu standart hale getirildi, markanın logosu, simgesi veya sair işaretleri kaldırıldı.
 
Tek tip ve tek renk olacak paketler üzerindeki birleşik (resimli) sağlık uyarıları alanı yüzde 65’ten yüzde 85’e çıkarıldı, resimli uyarı paketin ön yüzeyi yanı sıra arka yüzeyine de konuldu. 14 yeni birleşik (resimli) sağlık uyarısı belirlendi. Bütün paketlerde yer alacak ibarelerden biri de birleşik (resimli) sağlık uyarıları içerisinde yer alan ‘‘ALO 171 SİGARA BIRAKMA HATTI’’ mesajı olacak.
 
Yeni düzenleme ile tütün mamulü çeşidini belirleyen ayırt edici ibare paketlerin ön yüzeyinde yer alacak. Nargilelik tütün mamulü paketlerinin iç ambalajı ile puro ve sigarillo paketlerinin varsa iç ambalajları üzerine marka ve ayırt edici ibare siyah renkle yazılacak. Üretim tarihi ve üretim kodlama bilgileri, siyah zemine beyaz renkte yazılacak.
Ayrıca yeni paketlerde, yan yüzey alanlarının yüzde 50'sini kaplayan genel uyarı ve bilgi mesajı yer alıyor. Paketlerde, "Sigara içmek öldürür-hemen bırakın" genel uyarısı ile "Tütün dumanı, kansere yol açtığı bilinen 70'ten fazla madde içerir" bilgi mesajı bulunacak. Hâlihazırda mevcut sigara paketlerinin yan yüzeyinin birinde %10’unu kaplayan zifir, nikotin ve karbon monoksit bırakım değerlerine ilişkin bilgilendirme kaldırıldı, paketler üzerinde bulunan “18 yaşını doldurmayanlara satılamaz” şeklindeki uyarı, “18 yaşını doldurmayanlara satışının cezası hapistir” şeklinde değiştirildi.


 
14 YENİ MESAJ VE RESİM İLE CAYDIRICILIK ARTIRILIYOR
 
Paketlerde sigara içen insanlara ilişkin caydırıcı fotoğraflarla birlikte 14 ayrı yeni resimli uyarı mesajı da yer alacak. Resimli uyarılarda yer alan ifadelerden bazıları şöyle:
- "Sigara içiyorsanız çocuğunuzun da sigara içme ihtimali iki kat fazladır. Yaşam boyu sigara içenlerde erken ölümlerin yarısı sigara içmekten kaynaklanmaktadır."
- "Sigara içmek kan akışını yavaşlatır ve cinsel iktidarsızlığa neden olur."
- "Sigara kullanımı gebelikte erken doğuma yol açarak bu bebeklerdeki ölüm, hastalık ve engellilik riskini artırır."
- "Sigara kullanımı her aldığınız nefesi zorlaştıran kronik bronşite neden olmaktadır."
- "Sigara en büyük inme nedenidir."
- "Sigara dumanında benzen, nitrozamin, formaldehit ve hidrojensiyanit gibi kanser yapıcı maddeler bulunur."
- "Sigara içmek ayakta kangrene neden olur."
- "Sigara içenler genç yaşta ölür."
Bakanlığımızca, tütün mamullerinde düz ve standart paket izinleri verilmeye başlanılmış, üretime 05/12/2019 tarihi itibarıyla tamamen geçilmiş olacaktır. Bu uygulama ile 05/01/2020 tarihinden sonra tütün mamulleri eski paketleri piyasada bulundurulamayacaktır.

DÜNYADA DÜZ PAKET UYGULAMASI
Dünyada Fransa, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya gibi ülkelerden sonra Türkiye de düz ve standart paket uygulamasına geçmiş olacak.

TÜRKİYE İLE AVRUPA ARASINDA DÜZ ve STANDART PAKET UYGULAMASINA İLİŞKİN FARKLILIKLAR
¾    Düz ve standart paket uygulamasına Türkiye’de tüm tütün mamulleri kategorilerinde geçiliyorken, Avrupa’da sadece sigara ve sarmalık kıyılmış tütün mamulleri kategorilerinde geçildi.
¾    Türkiye’de Birleşik Sağlık Uyarılarının kapladığı alan %85, Avrupa’da ise %65 oranında uygulanmaktadır.
¾    Türkiye’de düz paketlerde marka ve ayırt edici ibare (çeşit adı) dış ambalajın sadece bir yüzeyinde bir yerde yazılırken, Avrupa’da ise dış ambalajın üç yüzeyinde bir yerde yazılmaktadır.
 
 
 
04.12.2019
Devamı

Tarım Kredi Üretici ve Çiftçi Arasında Köprü Görevi Üstlenecek

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesi olan Tarım Kredi’nin, çiftçilere tarımsal girdileri uygun fiyatlı sağlarken ürünleri tüketiciye ulaştırma noktasında da sorumluluk üstlendiğini söyledi.

Hazine ve Maliye, Tarım ve Orman bakanlıklarıyla koordineli hareket ederek çiftçilerin maliyetlerinin düşürülmesi için uygun kredi kaynakları sağlamak adına çalışmalar yaptıklarını belirten Poyraz, üretici ortaklardan ürünlerinin alınıp işlenmiş halde pazara taşınması için de çalışmalarını hızlandırdıklarını aktardı. Poyraz, üretici ile tüketici arasında köprü vazifesi görecek bir model kurmaya çalıştıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:

 “Doğrudan üreticiden aldığımız ürünleri kendi tesislerimizde işliyoruz. Bir ürünle ilgili herhangi bir altyapımız yoksa da illaki o altyapıyı yaptıralım diye bir iddiamız yok. O zaman düşük kapasitede çalışan, atıl kapasitesi olan sanayicilerimize gidip, ‘Biz ortaklarımızdan şu ürünleri alıyoruz. Bunu bize şu standartlarda mamul madde haline getirir misin?’ diyoruz. Mesela bu sene 30 bin ton salçalık domatesi aldık, bir sanayiciyle anlaştık. Bu şekilde 50’nin üzerinde tedarikçimizle çalışmaya başladık. Yani aradaki aracıların sayısını mümkün olduğu kadar azaltarak üreticiden aldığımız ürünü işleyerek veya işleterek marketler vasıtasıyla doğrudan tüketicimize ulaştıracağız.”
 
 
03.12.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Ekonomik İş Birliği Teşkilatı Toplantısı İçin Azerbaycan'a Gidecek

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 6. Tarım Bakanları Toplantısına katılmak üzere Azerbaycan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek.

Bakan Pakdemirli, 3-4 Aralık tarihleri arasında Azerbaycan’da gerçekleştirilecek olan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 6. Tarım Bakanları Toplantısına katılacak. 
 
Toplantıda bir konuşma yapacak olan Bakan Pakdemirli, diğer ülke bakanlarıyla ikili görüşmelerde de bulunacak.

Toplantılarda, üye ülkelerinin tarım sektöründeki son gelişmeler ile tarım alanındaki işbirliği konuları ele alınacak.

Toplantıya ev sahibi Azerbaycan’ın yanı sıra Türkiye, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 
 
 
03.12.2019
Devamı

Gıda Denetim Seferberliğinde 3 Bin 398 Olumsuzluk Tespit Edildi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatı ile 25 Kasımda başlatılan ve 81 ilde eş zamanlı sürdürülen ürün bazlı gıda denetim seferberliği tamamlandı. Bir haftalık ürün bazlı uygulamalarda 72 bin 783 işletme denetimden geçti.

Bakan Pakdemirli’nin talimatları ile rutin olarak yıl boyunca devam eden gıda işletmelerine yönelik denetimlere ilaveten 25 Kasım’da tüm yurtta ve tüm denetçilerle gıda denetimi seferberliği başlatılmıştı. Eş zamanlı olarak 81 ilde yürütülen seferberlik kapsamında gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerleri ile okul kantin ve yemekhaneleri denetime tabi tutuldu.
Üretimden tüketime, tarladan sofraya kadar ürünlerin seferberlik kapsamında mesai mefhumu gözetmeyen ekiplerce 5 gün süreyle denetlendiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli ise, vatandaşın güvenilir gıdaya ulaşımı için böyle özverili çalışmaları dolayısıyla ekiplere teşekkür ettiğini söyledi.

3 BİN 398 OLUMSUZLUK TESPİT EDİLDİ
Denetim seferberliği sonuçlarına ilişkin de açıklama yapan Pakdemirli şöyle devam etti:

“5 günlük süre zarfında toplam 6 alanda denetim gerçekleştirdik ve toplam 72 bin 783 işletmeye denetim yaptık. Yapılan bu denetimlerin 3 bin 398’inde ekiplerimiz olumsuzluk tespit etti ve denetimler sırasında 419 numune aldık. Olumsuzluk tespit edilen işletmelere ise gereken cezai işlemleri uyguladık”

VATANDAŞLAR ALO 174 GIDA HATTINI ARAMAKTAN ÇEKİNMESİN

Gıda denetimlerinin bu seferberlik kapsamında kalmayacağını ve bundan sonra da hız kesmeden süreceğinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Vatandaşlarımızın güvenli ve sağlıklı gıdaya gönül rahatlığıyla ulaşması için gereken her türlü tedbiri alıyoruz. Vatandaşlarımız ise olumsuz bir durumla karşılaştıkları zaman Alo 174 Gıda Hattını aramaktan çekinmemeliler. Bu bir vatandaşlık görevidir ve gıda güvenilirliği ile tüketici menfaatleri açısından büyük önem teşkil etmektedir” açıklamasını yaptı.

25-30 KASIM ARASI UYGULANAN SEFERBERLİK SONUÇLARI
Ürün Sınıfı Toplam Denetim Sayısı Olumsuz Denetim Sayısı Alınan
Numune
Sayısı
Et ve Et Ürünleri Üreten İşyerleri 2.021 164 60
Süt ve Süt Ürünleri Üreten İşyerleri 2.342 171 34
Ekmek ve Ekmek Çeşitleri ile Unlu Mamuller Üreten İşyerleri 10.523 999 41
Kasap ve Şarküteri ile Bakkal, Market, Büfe, vb. İşyerleri 27.115 843 167
Okul Kantinleri ve Yemekhaneleri 9.391 201 14
Lokanta, Restoran, Dönerci,  Fast-Food vb. Toplu Tüketim Yerleri 21.391 1.020 103
Genel Toplam 72.783 3.398 419
​ 

 
 
02.12.2019
Devamı

20 Ton Su Ürününe El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ortaklaşa yaptığı denetimlerde kanuna aykırı olarak avlanmış yaklaşık 20 ton su ürününe el koydu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gürpınar Su Ürünleri Hali'nde 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında gerçekleştirilen ortak denetimde boy, avlanma zamanı gibi kriterlere aykırı olarak avlanılmış olan 165 Kasa İstavrit, 1.259 Kasa Hamsi, 4 Kasa Lüfer, 4 Kasa Tekir, 6 Kutu Bakalyaro, 2 Kutu Ahtapot olmak üzere toplam 20 bin 100 kg su ürünlerine el konuldu.

Denetimler sonucu yasaya aykırı faaliyet gösteren şahıslar hakkında ise idari para cezası kararları uygulandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamındaki denetimlerini Kanun'un 33. Maddesinde yer alan yetkili kurumlar ile birlikte müşterek ve koordineli olarak deniz, iç sular, karaya çıkış noktaları, nakil vasıtaları, soğuk hava depoları ve perakende satış yerleri vb. olmak üzere tüm noktalarda aralıksız olarak devam etmektedir.
 
02.12.2019
Devamı

Önce Kara Akbabayı doğaya saldı… Sonra da göle balık bıraktı…

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli,  Bolu'da yaralı halde bulunup, tedavisi tamamlanan Kara Akbaba'yı doğaya saldı.
Geçtiğimiz Haziran ayında Bolu'nun Kıbrıscık ilçesinde yuvasından düşerek yaralı halde bulunan Kara Akbaba, tedavisinin ardından Bakan Pakdemirli tarafından Bolu Gölcük'te tekrar doğaya bırakıldı.

Köylüler tarafından bulunan ve Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ekiplerine teslim edilen yaralı Kara Akbabaya, Düzce Efteni Yaban Hayatı Geliştirme ve Rehabilitasyon Sahasında bakım yapıldı. Kara Akbabaya burada ayrıca uçuş eğitimi de verildi.

Ülkemizin En Büyük Yırtıcı Kuşu

Ülkemizin en büyük yırtıcı kuşu olan Kara Akbabanın dünya çapında ve ülkemizde sayısı hızla azalıyor. Bu sebeple Tarım ve Orman Bakanlığı'nca özenle korunan bir tür olan Kara Akbaba, boynunu çevreleyen geniş yakası ve vücudunu kaplayan uzun koyu kahverengi tüyleriyle tıpkı Orta Çağ keşişlerini andırır.

Bu nedenle de Latince olarak Aegypius monachus yani "keşiş akbabası" olarak isimlendirilen kara akbabanın Türkiye'de bilinen en büyük popülasyonu 22 - 27 çift ile Eskişehir Türkmenbaba Dağları'ndadır. Kızılcahamam Ormanları'nda Soğuksu Milli Parkı ve Kara Akbaba Yaban Hayatı Geliştirme Sahası içerisinde ise 7-10 çift yaşadığı bilinmektedir. Ortalama yaşam süresi 30 yıl civarındadır.

Kara Akbabanın ortalama kanat açıklığı erkek bireyde 255 santimetre, dişi bireyde 295 santimetre, ortalama uzunluk erkek bireyde 100 santimetre, dişi bireyde 110 santimetredir. Ağırlıkları ise erkek bireyde 7 -11,5 kilogam, dişi bireyde 7,5 -12,5 kilogramdır.

Bakan Pakdemirli tarafından Gölcük'te ait olduğu ortama tekrar bırakılan Kara Akbabanın kanat genişliği 240 santimetre, ağırlığı ise 13 kg olarak ölçüldü.

Bakan Pakdemirli Göle Balık Saldı

Tarım ve Orman Bakanımız Pakdemirli Gölcük'te ayrıca endemik bir tür olan 650 adet Abant Alasını göle saldı.
Bakan Pakdemirli'nin ailesi ile beraber yer aldığı etkinliğe, göl kenarında yürüyüş yapan vatandaşlarımız da katıldı.
Göl gibi durgun sularda yaşayan bir tür olan Abant Alasının vücudunda kahverengi benekleri vardır. Tarım ve Orman Bakanlığı'nca, bu türün korunması ve devamının sağlanması için yıllık bir milyon yavru kapasiteli balık üretim istasyonu kurulmuştur. Bu üretilen balıklar her yıl Abant dâhil yüksek rakımlı diğer göllerimize de salınmaktadır.
Bakan Pakdemirli'nin vatandaşlarımız ile beraber göle bıraktığı balıklar 1 yaşında ve ortalama 8 gram ağırlığında, boyları ise ortalama 9 cm civarındadır.
 
 
02.12.2019
Devamı

TVHB Başkanı EROĞLU; “Tarımın yol haritası ve eylem planı açıklanmalı”

Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nden (TVHB) 14 yıl aranın ardından geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen 3. Tarım Orman Şurası’yla ilgili yazılı bir basın açıklaması yapıldı. “Tarım ve Orman Bakanı’nın ifade ettiği yol haritasını, eylem planını bekliyoruz. Umarız, bir önceki şuranın aksine bu şuranın sonuçları dikkate alınır, kısa süre içerisinde eylem planı ortaya konulur ve çalışmalar başlar.” diyen Başkan Eroğlu açıklamasında şunları kaydetti.
 
Geçtiğimiz günlerde 14 yıl aranın ardından gerçekleştirilen 3.Tarım Orman Şurası, 21 Kasım 2019 tarihinde Cumhurbaşkanımızın “Türk Tarımını geliştirecek, Türk Çiftçisini güçlendirecek tüm kararların yakından takipçisi olacağı” yönündeki ifadelerinin yer aldığı sonuç bildirgesini açıklamasıyla son bulmuştur.
 
Toplantıda Tarım ve Orman Bakanı da, ilk 2 aylık süreçte yol haritasının belirlenmesinin ardından uygulama aşamasında, mevzuat, bütçe, zaman, insan kaynağı ve etkin iş birliği kıstaslarını dikkate alarak, bir eylem planı ortaya konulacağını söylemiştir
 
Öncelikle 2019-2023 yıllarını kapsayan on birinci kalkınma planında ülkemiz hayvancılığı ile ilgili yapılacaklar belirlenmiş, sonra 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında planda belirlenen hedeflere nasıl ulaşılacağı açıklanmıştır. Yine Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019-2023 Yılları Stratejik Planında da ülkemiz hayvancılığı ile ilgili önemli tedbirler öngörülmektedir. Bu belgeler hazırlandıktan, hedefler belirlendikten sonra bir de 3.Tarım Orman Şurası düzenlenmiştir. Şüra’lar icra organı değildir. Alınan kararlar tavsiye niteliğinde metinler olup, bu kararların uygulanıp, uygulanmaması veya eksik uygulanması icra makamına aittir.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin temsilcileri Şüra dolayısıyla oluşturulan 21 çalışma grubunun 15’inde yer alarak, ülkemiz hayvancılığı için yoğun çalışmalarda bulunmuştur. Bilindiği gibi, 29 Kasım - 1 Aralık 2004 tarihlerinde 2. Tarım Şurası gerçekleşmiş, ülkemiz hayvancılığı ile ilgili hiç kimsenin itiraz edemeyeceği olumlu kararlar alınmış, ancak uygulamaya aktarılmamıştır.
Kararlar:
  • Mera ıslah çalışmalarının tamamlanması,
  • İşletme ölçeklerinin optimum düzeye getirilmesi,
  • Tarım-sanayi-pazar entegrasyonunun sağlanması,
  • Et, süt ve su ürünlerinin kalite standartlarının belirlenmesi ve bu standartlara uygun üretiminin sağlanması,
  • Hayvan sağlığı ve refahı için gerekli mevzuat düzenlemesinin yapılması, gelecek 10 yıl içerisinde hayvan hastalıkları ile ilgili kontrol ve eradikasyon programlarının tamamlanması,
  • Tarımsal desteklerin, tarımının yapısal problemlerinin çözümüne katkıda bulunacak şekilde düzenlenmesi,
  • Hayvancılık desteklerinin artırılması ve sürekliliğinin sağlanması,
  • Uzun dönemde, örgütlü, ekonomik, büyüklükte ve ileri teknolojiyi kullanan hayvancılık işletmelerinin oluşturulmasıdır.
 
Türkiye, hayvancılık dâhil olmak üzere tarımın her konusunda yeterli birikimli uzmana sahiptir. Ülkemiz hayvancılığının sorunları bilinmektedir.
 
Bu kez, 3.Tarım Orman Şûrası’nın sonuç bildirgesinde yayınlanan altmış maddenin on üçü direk olarak hayvancılığımız ile ilgilidir ve bir öncekine göre daha kapsamlıdır.
 
Bunlar;
  • Tarım sektörünün yapısını iyileştiren, doğal kaynakları ve çevreyi koruyan, en az üç yıllık dönemi kapsayacak, aktif çiftçi odaklı, üretim, kalite, ulaşılabilir fiyatlar ve sürdürülebilirliği esas alan yönlendirici bir destekleme sisteminin oluşturulması,
  • Aile işletmeciliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak için kadın ve gençlerde girişimciliğin desteklenmesi,
  • Bitki ve hayvan hastalıkları ile etkin mücadelede yerli ilaç ve aşı üretiminin teşvik edilmesi,
  • Buzağı ölümleri ve döl verimi istatistiklerinde uluslararası ortalamalara ulaşılması,
  • Kırmızı et sektöründe küçükbaş hayvan eti tüketiminin özendirilmesi ve pazar payının artırılması,
  • Küçük ve büyükbaş hayvancılıkta halk elinde ıslah ve benzeri projelerle yerli ırklarımızın muhafaza ve ıslahına yönelik çalışmaların artırılması,
  • Mera hizmetlerinin yürütülebilmesi, mera niteliği taşıyan alanların tespit ve tahdit çalışmalarının ivedilikle tamamlanması, üreticiler ve üretici örgütlerine tahsis edilmesi, mera ıslahında kullanılacak bitki tohumları geliştirme çalışmalarının teşvik edilmesi,
  • Su ürünlerinde balık işleme sektörünün geliştirilmesi, pazarlama ve marka tescilinin desteklenmesi, ihracatın ve yerli tüketimin artırılması,
  • Sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması çalışmalarına devam edilmesi,
  • Gıda ve yem güvenliği, halk sağlığı, bitki sağlığı, hayvan sağlığı ve refahını sağlamak amacıyla tohumdan sofraya tüm zincirde etkin bir izlenebilirlik sağlanması ve denetim sisteminin etkinliğinin arttırılması,
  • Ülkemizde yetiştirilen ve uluslararası piyasalarda yüksek oranda talep gören tarım, gıda ve ormancılık ürünlerinde ihracat gelirlerini arzu edilen seviyelere çıkarmak için marka, kalite, standardizasyon, tanıtım ve özendirme çalışmalarının desteklenmesi, dünya üretiminde lider konumda bulunduğumuz ürünlerin tanıtım faaliyetlerinin profesyonel düzeyde yapılması ve pazar paylarının artırılması,
  • Kayıt, nakliye, hayvan pazarları ve mezbaha alt yapımızın yenilenerek, hayvan hareketlerinde etkin kontrolün sağlanması,
  • Tarımsal girdi ve finansman ihtiyacını karşılayan sözleşmeli bitkisel ve hayvansal üretim modellerinin desteklenmesi ve yaygınlaştırılmasıdır.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, Tarım ve Orman Bakanı’nın ifade ettiği yol haritasını, eylem planını bekliyoruz. Umarız, bir önceki şuranın aksine bu şuranın sonuçları dikkate alınır, kısa süre içerisinde eylem planı ortaya konulur ve çalışmalar başlar.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi adına Türk Tarım ve Hayvancılığının geleceği için katkılarından dolayı bütün katılımcılara, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
 
 
02.12.2019
Devamı

İpek Böcekçiliği Desteği Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ipek böceği desteği ödemelerine ilişkin bir açıklama yaptı.

Bakan Pakdemirli;“ 2019 yılı ipek böceği destekleme ödemelerine 29 Kasım 2019 Cuma (Bugün) günü başlıyoruz.
Bu çerçevede 2 bin 62 üreticimize 5,8 milyon TL ödeme yapacağız.

Destek ödemeleri bugün saat 18:00’dan sonra Ziraat Bankası hesaplarına yatırılacak.
Tüm üreticilerimize hayırlı olsun” dedi.
 
 
29.11.2019
Devamı

Dünyada ve Ülkemizde Orman Kooperatifçiliği

Ekolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan paha biçilemez faydalar sağlayan orman, yaşamın devamı ve giderek artan nüfusun beslenmesi için tarım alanları ile birlikte mutlak ihtiyaç duyulan önemli bir doğal kaynaktır. Fakat küresel ısınma ve çevre kirliliği gibi tehditler kaynaklarımızı ve ormanlarımızı yok etmektedir. Dünyanın geleceğine ilişkin artan bu ciddi endişeler, uluslararası örgütlerin özellikle de Birleşmiş Milletlerin öncelikli konusu haline gelmiştir. Bu konuda farkındalığı arttırabilmek için 2011 yılını Dünya Orman Yılı, 2012 yılını ise Dünya Kooperatifçilik Yılı olarak ilan etmiştir. Dünyada kooperatifçilik hareketi, kalkınmanın merkezinde insan ve çevre unsurunun birlikte ele alınmasını bir kooperatifçilik değeri olarak kabul ettiği için BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile ilgili faaliyetlerinde kooperatifler çok etkindir ve yeşil ekonominin en dinamik kuruluşlarıdır. Bu nedenle BM’nin FAO gibi ilgili kuruluşları kooperatiflerle birlikte ekonomik ve sosyal amaçlı uluslararası projeler yürütmektedir.

Ormancılık alanında Dünya çapındaki örgütlenmeye baktığımızda, bölgesel yapılanmaların öne çıktığını görüyoruz. Bunlar kendi coğrafi bölgelerindeki ülkelerde tarım ve orman konusunda multidisipliner bir yaklaşımla bilgi, tecrübe ve fikir alışverişinde bulunmayı amaçlayan uluslararası örgütlerdir. Örnek olarak; Akdeniz bölgesinde Uluslararası Akdeniz Ormanları Derneği (AIMF), Güney Amerika’da Tropikal Tarımsal Araştırma ve Yüksek Öğrenim Merkezi (CATIE) ve Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın birlikte kurdukları Ilıman Tarımsal Ormancılık Derneği (AFTA) verilebilir. Bu örgütlerde dikkat çeken önemli bir ortak kelime bulunmaktadır. Tarım ve orman kelimelerini orman tarımı (agroforesty) şeklinde bir arada kullanmaktadır. Tarımsal ormancılık ifadesi, ormanlar ile tarımsal (bitkisel ve hayvansal) üretimin birleştirilmesiyle ortaya çıkan biyolojik etkileşimlerden faydalanmayı optimize etmek amacıyla etkin bir arazi yönetim sistemi olarak tanımlanmaktadırlar. Kuzey Amerika’daki Derneğin sembolünde bu durum güzel bir şekilde vurgulamaktadır.

Dünya çapındaki uluslararası bu yapılanmanın ormancılık kooperatifleri için de aynı olduğu ve tarımla beraber ele alındığı görülmektedir. Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) altında bulunan Uluslararası Tarım Kooperatifleri Örgütü (ICAO) çatısı altında tarım kooperatifleri ile birlikte yer almaktadır. Bu genel yaklaşıma karşın, ormancılığın maden işçiliği kadar tehlikeli ve zor bir iş olarak kabul edilmesi nedeniyle her ülke kendine özel politikalar uygulamaktadır. Bu durum ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Özellikle mülkiyet durumuna göre kimi ülkelerde orman sahipleri, kimisinde ise orman köylüleri kooperatifleşmektedir.

Başta Avrupa olmak üzere, Amerika, Brezilya, Kanada, Hindistan, Kore ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde orman sahiplerinin kurduğu kooperatifler yaygındır. Ülkenin tarihsel mülkiyet geçmişinden gelen haklar nedeniyle özel orman işletmesi olan kişiler bu kooperatiflerin ortağı olmaktadır. Bu kooperatifler, ormancılık faaliyetlerinin yanı sıra aynı zamanda bir tarım kooperatifi olarak hareket etmektedirler. Örneğin; Avrupa Orman Sahipleri Konfederasyonu (CEPF), Avrupa'daki orman alanının yaklaşık % 60'ına sahip özel bireylerin, ailelerin ve kooperatiflerin üst örgütüdür. Avrupa'da aile ormancılığını temsil eden CEPF, sürdürülebilir orman yönetimini ve sektörünün ekonomik uygulanabilirliğini desteklemektedir. Konfederasyonun en önemli üyeleri bölgesel bazda kurulmuş orman kooperatifleridir.

Birçok ülkede kamuya ait ormanlarda çalışan orman köylülerinin kurduğu kooperatifler bulunmaktadır. Bu kooperatifler devlete ait ormanlarda yaşayan ve buralarda ormanlarda çalışan köylülerin oluşturdukları, işçilik hizmeti veren emek kooperatifleridir. Bunlarda aslında birer tarımsal kooperatif olarak kabul edilmektedirler. Dünyada orman çiftçiliği kooperatifleri olarak anılan bu tür kooperatiflere ABD, Çin ve Asya ülkelerinden örnekler verebiliriz. Ülkemiz bu tip orman kooperatifleri için verilebilecek en başarılı örneklerden biridir.

Türkiye çapında, ormancılık faaliyetlerinin büyük bir bölümü kooperatiflerce gerçekleştirilmektedir. Ülkemizdeki 8.000 tarımsal kalkınma kooperatifinin yarıya yakını orman köylerinde kurulmuştur. Bu kooperatiflerden yaklaşık 2.500 tanesi Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (OR-KOOP) altında birleşmişlerdir. Ortağı olan orman köylüsünün milli gelirden hakça pay alması, sosyal ve ekonomik olarak refahının artması amacıyla 1997 yılında kurulan ORKOOP, bir emek kooperatifidir. Türkiye ormanlarının ulusal çıkarlar doğrultusunda geliştirilmesi ve işletilmesine destek vererek ormancılık gelirlerinin artırılması için aşağıda belirtilen çalışmaları yürütmektedir.

Ülkemizde gerek hazine arazilerinde ve gerekse orman rejimine giren alanlarda birim fiyat usulüne göre gerçekleştirilen ağaçlandırma faaliyetlerinin yaklaşık %70'i ORKOOP’a bağlı kooperatifler tarafından yapılmaktadır. Bunun yanı sıra, kırsal nüfus istihdamında ve kalkınmasında büyük önemi olan Odun Dışı Orman Ürünleri olarak adlandırılan yabanıl organikler ürünlerin pazarlanması ve ekolojik turizm hizmetlerinin verilmesi konularında da faaliyetlerde bulunulmaktadır. Orman köylülerinin orman işçisi olarak sosyal güvenceye kavuşmaları doğrultusunda çalışmalar yürütmektedir. Kendi içinde oluşturduğu fon ile orman yangınları ve kazalar sonucu ortaklarının karşılaştıkları can ve mal kayıplarına ile ilgili karşılıksız maddi destek vermektedir. Ayrıca; ortaklarına ormancılık, kooperatifçilik ve çevre koruma konularda mesleki gelişim eğitimleri vermektedir.

Bütün bu çalışmalar içinde belki de en dikkate çekici olanı, mesleki yeterlilik ve belgelendirme faaliyetleridir. Dünyada yeşil ekonomi kavramının ön plana çıkmasıyla son yıllarda ormancılıkta mesleki standartlar ile ilgili yeterlilik belgeleri giderek önem kazanmaya başlamıştır. Bu kapsamda eğitim verme ve uluslararası geçerliliğe sahip belge düzenleme konusunda ORKOOP resmi olarak yetki almıştır. Bu belgeye sahip olan orman köylülerimiz Dünyanın her yerinde özellikle de Kuzey Avrupa’da yüksek gelirli işler bulabilmektedirler.

ORKOOP, Dünya kooperatifçilik hareketindeki en üst kuruluşlarla başarı ilişkilerde bulunmaktadır. Ülkemizin uluslararası temsilinde onur verici etkinlikler gerçekleştiren ORKOOP, üyesi olduğu Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) kapsamında, özellikle idari boyutta önemli faaliyetler sürdürmektedir. Genel Başkan Cafer Yüksel, 2009 yılından beri ICA’nın sektör örgütü olan Uluslararası Tarım Kooperatifleri Örgütü’nün (ICAO) yönetim kurulu üyesidir. Eğitim, Araştırma ve Dış İlişkiler Koordinatörü Ünal Örnek ise; 2017-2021 yılları arasında ICA’nın en büyük kıta örgütü olan Cooperative Europe’un yönetim kuruluna seçilmiştir. Dünya Çiftçi Örgütünün (WFO) çalışmalarına ICAO yönetimi adına katılmaktadır. Ayrıca, Avrupa Birliği'nin kooperatiflerinin üst örgütü olan COGECA ile de kooperatifçilik alanında işbirliği içinde çalışmaktadır. FAO’daki çalışmalara da destek vermektedir.

Ülkemiz bulunduğumuz coğrafyada önemli bir orman varlığına sahiptir. Orman alanlarımızın yarıdan fazlası verimli ve ekonomik olarak sınıflandırılmaktadır. Biyolojik çeşitlilik yönüyle % 95’ i doğal orman vasfında olan ormanlarımızda zengin bir yaban hayatını sürdürmektedir. Bir çok hayvan türünün yanı sıra ormanlarımızın % 33’ü tıbbi ve aromatik bitkilerden oluşmakta ve çoğu endemik 9000’den fazla bitki türü bulunmaktadır. Bu özellikleriyle ormanlarımızın Avrupa ve Orta Asya’da ciddi bir potansiyele sahiptir.

Bu zenginlik orman köylüsünün emeği hatta kanı ile elde edilmektedir. Çetin şartlar altında ve can güvenliği riskiyle çalışan orman köylüsünün refah düzeyi ülke ortalamasının altındadır. Geçim için küçük birkaç tarım alanı ve birkaç hayvanı dışında varlığı olmayan bu insanlar, eğitim, sağlık, altyapı hizmetlerinden ve modern yaşamın nimetlerinden uzakta tam bir mahrumiyet hayatı yaşamaktadırlar. Milli gelirden en az pay alan bu grup, toplam nüfusun yaklaşık % 9'unu oluşturmaktadır. Ülkemizde 21.500 orman köyünde 7,2 milyon orman köylüsü bulunmaktadır. Bakanlığımızın orman teşkilatı tarafından devlete ait ormanlarımız işletilirken sahadaki iş ortağı ve temel işgücünü kaynağı orman köylüleridir. Bu insanların ve ormanların korunması, geliştirilmesi ve kalkındırılması devletimizin temel görevlerinden biridir.

Dünyanın doğal dengesinin korunması ve sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilebilmesi, tarım ve orman sektörlerinde uygulanacak bütüncül politikalar ile sağlanabilecektir. Bu açıdan tarım ve orman gibi iki büyük bakanlığın güçlerini birleştirerek dev bir bakanlık haline gelmesi, biriken sorunların tek elden çözümü için büyük fırsat yaratmıştır. Ormanlarımızdaki zenginliği öncelikle orman köylüsünün ve bütün halkımızın refahı için kullanmak, doğal kaynaklarımızı korumak ve özellikle gelişmiş ülkelerdeki yaklaşımlara benzer şekilde geliştirmek için, tarımsal ormancılık (agroforesty), aile ormanı çiftçiliği (family forestry farming) ve kooperatifçilik gibi kavramlar üzerinde durmalıyız. Tarımsal üretimin, ormancılık ile bütüncül olarak ele alan politikaların uygulanmasında devletin yanında yine kooperatiflerimiz olacaktır.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi

 
29.11.2019
Devamı

19,8 Milyonluk Hektar Alan Ormanlık Alan Tapusuna Kavuştu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ülkemizde 19,8 milyon hektarlık orman alanında tapu işlemlerini tamamlayarak tapularını aldı.
Orman kadastrosunun yapılmaya başlandığı 1937 yılından 2003 yılına kadar 66 yılda 12 milyon hektar orman alanının kadastrosu yapıldığını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli “Geçen bu 66 yılda toplam 4.4 milyon hektar ormanın tapusu alınabilmişti. 2003 yılından 2019 yılına kadar geçen 16 yıllık süre zarfında ise 12,1 milyon hektar orman kadastrosu yapılarak, 15,4 milyon hektarın tapusu alındı” diye konuştu.

Ülkemizde toplamda 24,1 milyon hektar orman alanının kadastrosunun yapıldığını belirten Bakan Pakdemirli “19,8 milyon hektarın tapusunun ise OGM’de bulunduğunu söyledi.
Artık kimsenin ormanları işgal edemeyeceğini belirten Bakan Pakdemirli “Zaten ormanlarımızı uydudan takip ediyoruz. Kaldı ki tapuları da elimizde, bir işgal söz konusu olamaz. Böyle bir durumda hapis cezası var. Eğer bir yapılaşma da var ise yıkıyoruz. Kimse böyle bir şeye teşebbüs etmesin, ormanların kapı gibi tapuları var” değerlendirmesinde bulundu.
 
 
29.11.2019
Devamı

Erzurum'da Canlı Hayvan Pazarı Zinciri

Büyükşehir Belediyesi, Erzurum’un birçok ilçesinde yapımını tamamlayarak hizmete sunduğu canlı hayvan pazarları zincirine Narman, Karayazı, Çat, Tekman ve Horasan ilçelerini de ekledi.
Büyükşehir Belediyesi, hayvancılık sektörüne yönelik olarak yaptığı yatırımlara yenilerini eklemeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi, Erzurum’un birçok ilçesinde yapımını tamamlayarak hizmete sunduğu canlı hayvan pazarları zincirine Narman, Karayazı, Çat, Tekman ve Horasan ilçelerini de ekledi. Yapımları tamamlanarak yöredeki besicilerin istifadesine sunulan hayvan pazarları sayesinde üreticilerin karşı karşıya kaldığı pazar ve sevkiyat sorunu da ortadan kalkmış oldu. Besiciler, büyük ve küçükbaş hayvan alım-satım işlemlerini artık kendi ilçelerindeki hayvan pazarlarında yaparken, söz konusu faaliyetler ilçe ekonomisine de doğrudan katkı sağlamaya başladı.

BÜYÜK BİR İHTİYAÇ ORTADAN KALDIRILDI
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum’un hayvancılık açısından oldukça yüksek bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, böyle bir ortamda en büyük ihtiyacın pazar olduğunun altını çizdi. Göreve geldikleri günden bu zamana kadar geçen süre zarfında Erzurum’un ilçelerinin büyük bir bölümünde canlı hayvan pazarları kurduklarını kaydeden Başkan Sekmen, söz konusu seferberliğe Narman, Karayazı, Çat, Tekman ve Horasan ilçelerini de dahil ettiklerini açıkladı. Bu ilçelerde de yapımı tamamlanan hayvan pazarları sayesinde üreticilerin hem pazar ve hem de sevkiyat sorununu ortadan kaldırdıklarını anlatan Başkan Sekmen, “Üreticilerimiz bu pazarlar sayesinde küçük ve büyükbaş hayvan ticaretlerini artık rahatlıkla yapabilecekler. Yani besicilerimiz, çiftçilerimiz, canlı hayvan satmak ya da almak için artık kilometrelerce yol kat etmek zorunda kalmayacak. Ticaretini de kendi ilçesinde yapacak, ihtiyaçlarını da yine kendi ilçesinden karşılayacak. Bu da doğrudan ilçe ekonomilerine olumlu katkılar sağlayacak” diye konuştu.

ORTA DOĞU’NUN EN BÜYÜK TESİSİ TAMAMLANMAK ÜZERE
Büyükşehir Belediye Başkanı Sekmen, hayvancılık faaliyetlerine ivme kazandıran ilçe hayvan pazarlarının yanı sıra yine Erzurum’a Orta Doğu’nun en büyük Canlı Hayvan Borsası’nı da kazandıracaklarını kaydederek, “Canlı Hayvan Borsamızı tamamladık; şu anda son rötuşları yapıyoruz. Hayvan borsamızda kapalı ve açık padoglardan karantina ahırına, hayvan otelinden müzayede salonuna, yönetim ofislerinden sosyal tesislere varıncaya kadar her türlü ihtiyacı düşündük. Hayvancılığımıza dinamizm kazandıracak olan yatırımımızı çok yakında sektörün ve üreticilerin istifadesine sunacağız. Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak; hayvancılığın gelişim kaydetmesi adına ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
 
29.11.2019
Devamı

Tarımda Bunları Biliyor musunuz?

• Tarım Sektörü yarattığı katma değer ve istihdam ile ön planda yer almaktadır.

• Dünyada 570 milyon tarım işletmesi var.

• Dünya tarım işletmeciliğinde, küçük işletmecilikten şirket işletmeciliğine geçiş var.

• İklim değişikliğinden en çok etkilenen sektör tarım sektörüdür.

• Tarım küresel ısınmadan %16 etkilenmektedir.

• Dünyada sıcaklık artıkça buzlanma azalmaktadır.

• Tarımda kriz yönetimi değil, yönetim  planı olmalıdır.

• Türkiye’de tarımı bilenler teknolojiyi  bilmiyor, teknolojiyi bilenler tarımı  bilmiyor.

• Türkiye’de 24 milyon hektar tarım alanımız var.

• AB ülkelerinde 130 bin çiftçi var.

• Türkiye’deki çiftçilerin kooperatiflere  borcu 104 milyar liradır.

• Türkiye’de tarım envanteri en son 2001 yılında yapıldı.

• Desteklemeler doğru yönetilmeli, takip sistemi getirilmeli, tek pakette verilmelidir. Yani etki analizi yapılmadır.

• Her bakan geldiğinde tarım politikaları değişmemeli, kalıcı ve milli olmalıdır.

• Tüketiciler üreticilerle farkındalık yaratmalıdır. Web siteleri kurarak doğa dostu ürünler  tüketmelidir.

• Dünya turunçgil üretimi 146 milyon ton.

• Türkiye turunçgili 5 milyon ton, Avrupa ikincisi Dünya’nın 7’nci büyük  üreticisi.

• Türkiye’de üretilen turunçgilin %41 ihraç ediliyor.

• Mersin’de üretilen turunçgilin %37’si ihraç ediliyor.

• Mersin üretimi ile muz - çilek – limon  - erik - badem - yenidünya - keçiboynuzu - kabak (sakız) Türkiye birincisi.

• Mersin keçi yetiştiriciliğinde Türkiye birincisi.

• AB ülkelerinde tarımda işletme sayısı 13 milyon

• AB ülkelerinde bütçenin %37,3’ü tarıma harcanıyor.

• Türkiye’de 5,2 milyon tarım üreticisi var.

• İtalya- Avusturya organik tarımda lider ülkeler.

• AB ülkeleri içinde tarımda en zengin ülke Lüksemburg, tarımda 1800 üreticisi var.

• Hırvatistan’da arazilerin %25’i devletin.

• Hollanda tarımda 7 milyar avroluk ihracat yapıyor.

• Dünyada kullanılan zirai ilaç kullanımı 3,5 milyar ton

• Türkiye’de kullanılan zirai ilaç kullanımı 54 bin ton

• Bitkilere uygulanan pestisislerin sadece %2’si uygulandığı alandakalıyor. Geriye kalan %98’i havaya,

suya, toprağa karışıyor.

• Desteklemeler zarar kapatma sistemi değildir. Destekleme üretim modeline destek olmalıdır.

• Mersin’de 22 adet tarla ürünü, 30 adet sebze ürünü, 31 adet meyve ürünü olmak üzere toplam 83 adet ürün yetiştirilmektedir.

• Mersinde 1-2-3 Kasım’da 7’inci Narenciye Festivali yapıldı.

• Dünya’da 4 yılda bir yapılmakta olan Dünya Turunçgil Kongre’si 8-13 Kasım 2020 yılında Mersin’de

yapılacaktır. Bu kongreye 60 ülkeden 2500 kişi bekleniyor.

• Türkiye’de kişi başına düşen limon tüketimi 3,1 kilogram, mandalina tüketimi 5 kilogram, greyfurt tüketimi 0,6 kilogram, portakal tüketimi 17 kilogram.
 
Mehmet ATEŞ
Ziraat Yüksek Mühendisi
Ulusal Turunçgil Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi

 
28.11.2019
Devamı

TBMM’de Sahte Bal Satılmadı

TBMM İdare Amiri, İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Meclis kantininden toplatılan ve numuneleri alınan balların Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğine uygun olduğunun tespit edildiğini belirtti.
Turan, Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş'un herhangi bir araştırma yapmadan, konuyu siyasi malzeme haline getirerek mesnetsiz iddialarla gündeme gelmeye çalışmasının uygun olmadığını ifade etti.

Turan, "Meclis'te sahte bal satıldığı" iddiaları ve haberlerine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, TBMM Başkanlığının talimatıyla iddiaya konu ballardan alınan numunelerin analiz için Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne teslim edildiğini ve söz konusu analiz sonuçlarının dün Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından raporlanarak Meclis'e sunulduğunu kaydetti. 

Analiz raporunda, S.S. Meclis Çalışanları Kooperatifi Kantininden toplatılan ve numuneleri alınan balların, Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğine uygun olduğunun tespit edildiğini belirten Turan, "Ayrıca konuyla ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 23 Kasım 2019 tarihinde yapılan yazılı açıklamada da S.S. Meclis Çalışanları Kooperatifi Kantininde satılan balların 2017 yılında üretildiği ve bakanlıkça 01 Ağustos 2017 tarihinde 81 ilden toplatılan ürünlerinden olmadığı kamuoyuna duyurulmuştur." dedi. 

Turan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sayın milletvekilinin herhangi bir araştırma yapmadan konuyu siyasi malzeme haline getirerek mesnetsiz iddialarla gündeme gelmeye çalışması uygun olmamıştır. Aynı şekilde toplumu doğru bilgi ve haberlerle aydınlatmak görevi bulunan medyanın da konuyu araştırmadan ve sonuçlarını beklemeden TBMM'nin itibarını zedeleyecek şekilde sütunlarında ve ekranlarında haber yapması da basın mesleğine uygun düşmemiştir.

Burada hepimize düşen görev, hangi partiden olursak olalım Meclisimizin ve milletvekillerimizin itibarını korumak; Meclisimizi kamuoyunda ve milletimizin gözünde önemsizleştirme çabalarına karşı birlikte mücadele etmektir.

Başta ayın milletvekillerimizi, görsel ve yazılı basınımızı, sosyal medya kullanıcılarını, Meclisimizi ve kamuoyunu ilgilendiren benzer konularda hassasiyet göstermeye davet ediyorum."
 
28.11.2019
Devamı

Pakdemirli: “Dünyada Yaklaşık 820 Milyon İnsan Aç”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, başkanlığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 35. Bakanlar Toplantısı Görüş Alışverişi Toplantısına katıldı.

          Bu yıl "Gıda Sistemleri" konusuna odaklanan İSEDAK toplantısında konuşan Bakan Pakdemirli,  “öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve İSEDAK Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’a bu önemli toplantıya vermiş olduğu destek ve liderliğinden ötürü şükranlarımı sunmak istiyorum. İnanıyorum ki bu toplantı sadece İslam Dünyasında değil, aynı zamanda dünya çapında da önemli bir konu olan sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesine yönelik farkındalığı arttıracaktır” dedi.

          2050 yılına kadar Dünya nüfusunun yaklaşık 10 milyara ulaşacağının beklendiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, artan bu nüfusun besin ihtiyacını karşılayabilmek için gıda üretiminin %50 oranında artırılması gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

          Pakdemirli, “Dünyada yaklaşık 820 milyon insan açtır. Bu her dokuz insandan birinin her gece yatağa aç girdiği anlamına gelmektedir. Bu yüzden, gıda ve tarımsal üretim daha çok önem kazanmış ve uluslararası gündemin önemli konularından biri haline gelmiştir. Sürdürülebilir gıda sistemlerinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle, tarım, orman ve balıkçılık alanlarındaki bütün paydaşların sürece dâhil edilmesi gerekmektedir.  Sürdürülebilir bir gıda sistemi, tarladan çatala gıdaya ilişkin bütün süreçlerde her kesimden paydaşın katılımını gerektirmektedir. Bu kapsamda, Türkiye'nin sürdürülebilir gıda sistemlerindeki mevcut durumunu ve söz konusu sistemin teşvikine ilişkin faaliyetleri ortaya koymayı hedefleyen bir Ülke Raporu hazırladık” diye konuştu.

         Hâlihazırda üye sayısı 57 olup, Asya ve Afrika kıtaları ile Ortadoğu bölgesindeki Müslüman nüfusa sahip ülkelerin büyük bölümünün üyesi olduğu İSEDAK Toplantısında, Sürdürülebilir gıda sistemleri bağlamında Türkiye’nin tarımsal görünümüyle ilgili bilgilere de değindi Bakan Pakdemirli. “Türkiye, dünyanın 7. Avrupa’nın ise 1. tarımsal üreticisi olup, fındık, kayısı, kiraz ve incir gibi pek çok tarım ürünlerinin üretiminde dünyanın lider ülkesidir. Bununla birlikte, uluslararası ticaretin geliştirilmesine büyük önem verdiğimizi ifade etmek istiyorum. Türkiye 1690 farklı tarımsal ürün ihracatı ile tarım sektöründe net ihracatçı bir ülkedir.

          Ayrıca, yaklaşık 4,8 milyar dolar dış ticaret fazlasını verdiğimizi de ifade etmek isterim. Diğer taraftan dış yatırımlara büyük önem veriyoruz. Türkiye'nin tarımdaki gücü sayesinde, Türk gıda ve içecek sanayisi, yabancı yatırımcılar için en cazip alanlardan birini oluşturmaktadır. Ekonomik dalgalanmalar ve iklim değişikliğinin dünya tarım sektörü üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, Türkiye’de tarım ve gıda sektörü son 17 yılda sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam etmiştir. İnşallah bu ivmeyi kaybetmeden yolumuza devam edeceğiz” dedi.

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli daha sonra, İSEDAK üyesi konuk bakanlara, Türkiye’nin ilk milli ve yerli yapımı olan Elektrikli Traktörü de tanıttı.




             Bakan Pakdemirli, ayrıca toplantı sonrası Gabon Tarım, Hayvancılık, Balıkçılık Ve Gıda Bakanı BIENDI MAGANGDA-MOUSSAVOU ile de heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede bakanlar, iki ülke tarımsal ticaret hacmini artırmak üzere işbirliği yapılması adına temennide bulundu.
 
28.11.2019
Devamı

Gıda Denetim Seferberliği Üretim ve Tüketim Olan Her Yerde

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bir hafta boyunca tüm yurt genelinde sürecek olan "Gıda Denetim Seferberliği" uygulaması Manisa'da da başladı.
"Denetim Seferberliği" sloganı ile başlatılan ve tüm kontrol görevlilerinin katılımıyla gerçekleştirilen denetleme sürecinde, gıda güvenirliğini sağlamak amacıyla Manisa il merkezi ve ilçelerindeki üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinde denetimler gerçekleştiriliyor.
Ürün bazlı gıda kontrolünün ikinci gününde ilde bulunan süt ve süt ürünleri üretim tesisleri denetlendi. Denetimlere Manisa İl Tarım ve Orman Müdürü Metin Öztürk, İl Müdür Yardımcısı Melikşah Taşkın ile Yunusemre İlçe Tarım ve Orman Müdürü Serdar Mersinli de katıldı. Denetim sonrasında açıklamalarda bulunan İl Müdürü Metin Öztürk, gıda denetimlerinin yıl boyunca da aralıksız devam ettiğini ifade ederek, "Bilindiği üzere, 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" gereği, gıda zincirinin tüm aşamalarında tüketici sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sağlanması Bakanlığımız sorumluluğundadır. Ülkemizde gıda güvenirliğine yönelik denetimler; Bakanlığımıza bağlı 81 il müdürlüğü ve illere bağlı yetkilendirilmiş ilçe müdürlüklerinde çalışan kontrol görevlilerimizce yürütülmektedir. 25-30 Kasım 2019 tarihlerinde denetim seferberliği başlatılmış olup bu kapsamda;et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri üretim tesisleri, ekmek ve ekmek çeşitleri ile unlu mamul üreten iş yerleri, kasap ve şarküteri ile bakkal, market, büfe gibi iş yerleri, okul kantinleri ve yemekhaneleri (üniversite kampüsleri dahil) ve lokanta-restoran, dönerci, fastfood gibi toplu tüketim yerlerine eş zamanlı denetimler gerçekleştirilmektedir. Denetim seferberliğinde il ve 17 ilçemizdeki toplam 246 kontrol görevlilerimizle denetim faaliyetlerimiz yoğun bir şekilde sürmektedir" dedi.
Denetimlerde görülen aksaklıklar konusunda öncelikle işletmelere süre verildiğini, gerektiği hallerde idari yaptırım uygulandığını ve yine gerekli görülen hallerde numune aldıklarını söyleyen İl Müdürü Öztürk, numuneler analiz edildikten sonra uygunsuzluk tespit edilmesi halinde yasal işlem uygulandığına dikkat çekti. Metin Öztürk, "Çiftlikten sofraya, ham maddenin başlangıcından son mamule kadar her aşamada denetim faaliyetleri yürütüyoruz. Kontrol planları kapsamında risk esasına göre uygun sıklıkta, haber vermeden hassasiyetle denetimlerimizi gerçekleştiriyoruz. İl müdürlüğümüz ve 17 ilçe müdürlüğümüz olarak 2019 yılı Ocak ayından bugüne kadar 25 bin 62 adet denetim gerçekleştirilmiş olup 317 adedine idari yaptırım uygulanmıştır. Denetimlerde toplam bin 826 adet numune alınmıştır. Bunlardan bin 506 adedi uygun, 105 adedi uygunsuz bulunmuş olup 215 adedi sonuçlanma aşamasındadır" diye konuştu.
 
 
27.11.2019
Devamı

KARA ÖLÜM "VEBA"

 Son günlerde Çin’in Moğolistan Özerk Bölgesi’nde 55 yaşlarında bir adamın veba hastalığına yakalandığı ve 28 kişinin de karantinaya alındığına dair  bilgiler  yer aldı basında. Haberlerde şahsın  hastalığa yabani tavşan eti yedikten sonra  tutulduğu belirtiliyordu. Böylesi haberleri uzun zamandır pek duymamıştık. En son 2010 -2015 yılları arasında Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Afrika, Asya ve Güney Amerika’da, daha çok kırsal kesimlerde veba vakalarına rastlanmış, bu süre zarfında da toplam 584 kişi yaşamını yitirmişti. 

            Peki “ VEBA (Kara Ölüm) nedir ve nasıl bulaşır?” bir çoğumuzun merak ettiği konu bu. Aslında bir çok filme konu olduğundan tehlikeli öldürücü bir hastalık olduğu çoğumuz tarafından bilinir. Etken "Yersinia Pestis" adlı bir bakteridir. Fare, tavşan başta olmak üzere  bazı kemirgenler, pire, kene gibi dış parazitler ile hijyenik koşulların kötü olduğu ortamlar ve  bulaşık sular  vasıtasıyla kolayca yayılır. Eğer hızlı bir şekilde kontrol altına alınıp, tedaviler başlatılmazsa çevreye çabuk bulaşır. İklimsel etmenlerden kolay kolay etkilenmez. Dış ortamda özellikle soğuk havalarda canlılığını bir kaç yıl boyunca rahatlıkla sürdürebilir. Karanlık ve nemli yerleri sever. Balgam-iltihap gibi bazı vücut ifrazatları içinde bir kaç hafta canlılığını koruyabilir. Böylesi inatçı bir hastalığı yenmenin yolu yukarıda belirttiğim kemirgenlerden uzak durup, temizlik ve hijyen kurallarına sıkı sıkıya sarılmakla olur. Vebanın bir kaç türü olduğu için, belirtiler ufak tefek değişiklikler gösterse de genellikle insanda; yüksek ateş, baş, bel ve kas ağrıları, öksürük, nefes darlığı, kusma, ishal, kilo kaybı, ağız ve burundan kan gelmesi gibi durumlar görülür. Özellikle iç organlarda yaptığı tahribatlar sonucu kanamalar ve nekrozlar (siyahlaşmış doku ölümleri)  vardır. Esasen şarbon hastalığında da  benzer semptomlar görülür. Ancak Vebadan farklı olarak daha spesifik alanlarda, özellikle sığır, koyun-keçi ve diğer evcillerde başlar, insana derideki yara, bere, çeşitli kesiler vasıtasıyla geçer. Nadiren iç organlara bulaşır ve ölümle neticelenir. Bu arada şunu da belirtmekte fayda var. Sığır, koyun - keçilerde meydana gelen veba hastalığıyla Yersinia Pestis’ten kaynaklanan insan vebası aynı şey değildir. Etkenler birbirinden tamamen farklıdır ve insana bulaşmaz. Zaten sığır vebası uzun zamandır ülkemizde ortadan kaldırılmıştır ve görülmemektedir. Sadece arada bir, bölgesel çapta koyun-keçi vebası haberleri basına yansımaktadır. Bu tür haberleri okuduğumuzda ya da çevremizde hayvancılık işletmelerinde gördüğümüzde insana geçecek korkusuyla asla paniğe kapılmamalıyız. Sadece onların hayvan hastalığı olduğunun bilinciyle davranmalıyız.

            Vebanın ortaya çıktığı günlerde, özellikle Orta Çağ Avrupa'sında nüfusun neredeyse yüzde 60’ı bu hastalığa karşı kurban verilmişti. Kara ölüm olarak kayıtlara geçen ve  uzunca bir dönem insanları kırıp geçiren Veba, şehirlerde ceset yığınlarının meydana geldiği bir felaketti. O vakitlerde bu dertten ölen insanlar toplanarak yıkılıyor, hastalıktan kurtulmaya  çalışılıyordu. Fakat maalesef çoğunlukla başarılı olunamıyordu.  Daha sonraki yıllarda antibiyotiklerin keşfedilmesiyle bu tarz hastalıklar gündemden düştü.  Ancak günümüzde bazı bölgesel savaşların meydana gelmesi ya da açlık, sel gibi bazı felaketler sebebiyle zaman zaman tekrardan gün ışığına çıkmaktadır.

            İşte Çin'deki  veba vakaları da  bize bu kötü hastalığı bir defa daha hatırlatmıştır. Yalnız yazının başında da söylediğim gibi hastalığa yakalanan 55 yaşındaki Çinli’nin yabani tavşan eti yedikten sonra hastalığı  kapması ilginçtir. Ülkemizde de tavşan avı pek çok avcı tarafından sıklıkla yapılmaktadır. Avcıyım diyen, eline tüfeği alan, belgeli belgesiz sayısız vatandaş bu işi sürdürmektedir. Gerek avlanma esnasında, gerek av hayvanlarının soyulup, yüzülmesi ve hatta iyi pişirilmeden yenilmesi sırasında bazı hastalıkların insanlara geçtiği bilinmektedir. Bunlardan en önemlisi Francisella Tularensis adlı etkenin oluşturduğu TULAREMİ  (Tavşan Ateşi)  hastalığıdır. Bu hastalığın vebaya benzer belirtileri vardır. Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal belirtileri gibi. Ayrıca  fare, rat, kedi, köpek gibi hayvanların dışkıları veya ölülerinin sulara karışmasıyla ya da hastalık taşıyan kene, sivrisinek gibi kan emicilerin ısırmasıyla insanlara bulaştığı biliniyor. O nedenle biz hekimler bu güne kadar genellikle  TULAREMİ’yi (Franciella Tularensis) Avcı Hastalığı olarak bilir ve konuşurduk. Ama bu haberle artık VEBA hastalığının da av hayvanları vasıtasıyla bulaşabileceği bize gösterildi. Bir kez daha insan hayatının ne tür tehlikelerle karşı karşıya kaldığı vurgulanmış oldu.

            Dolayısıyla av merakı olan, ava giden vatandaşlarımızı buradan bir kez daha uyarıyor. “Asla bana bir şey olmaz” diyerek tedbiri elden bırakmayalım, doğaya duyarlı, bilgili ve bilinçli bireyler olalım.
 
 
Dr Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fak.
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı

 
 
27.11.2019
Devamı

SERA GÖLÜ ESKİ GÖRÜNÜMÜNE KAVUŞUYOR

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü Trabzon’da bulunan Sera Gölü’nde başlattığı temizlik çalışmalarını tamamladı. Yapılan çalışmalarla göl tabanından 180 bin metreküp malzeme çıkarıldı.

Karadeniz’in turizm merkezlerinden, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası Sera Gölü’nde başlatılan temizlik çalışmalarını tamamladıklarının altını çizen Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli “Bu temizlik çalışmalarını Ankara’dan özel olarak getirilen 2 Dragline iş makinasının yanı sıra, 2 Ekskavatör, 1 yükleyici ve 12 kamyondan oluşan toplam 17 araçlık iş makinası filosuyla yaptık” dedi.

180 BİN METREKÜP MALZEME ÇIKARILDI

Temizlik çalışmasında, yaklaşık 37 bin 500 metrekarelik bir alanda tarama yapıldığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Yaklaşık 4,5 ay süren çalışmaların ardından 180 bin metreküp malzeme, göl tabanından çıkartılarak, Trabzon Büyükşehir Belediyesine ait döküm sahasına nakledildi” açıklamasını yaptı.

Bölge için son derece önemli olan Sera Gölü’nün memba kısmına yapılması planlanan çökeltim havuzunun proje çalışmalarının başladığını belirten Bakan Pakdemirli, projenin tamamlanmasıyla Sera Gölü’nün yeniden kirlenmesinin önüne geçileceğini de sözlerine ekledi.
 
26.11.2019
Devamı

Sığır Islah Sisteminde Yap Boz Oyunu

Ülkemizdeki Sığır Islahı sürecine kısaca bir göz atarsak;
Cumhuriyetle beraber başlayan ıslah çalışması sonucu suni tohumlama da yaygınlaşmaya başladı. Bu süreçte, “Karacabey Esmeri” sığırı geliştirildi. Ancak veri kayıt sisteminin olmaması ve buradan kaliteli damızlıkların üretilmesi hedefinin eksik olması zayıf noktalardı. Bu ırkın devamı sağlanamadığı gibi, holstein başta olmak üzere yoğun şekilde ithalatla ve ülkemizde de sperması üretilen bir çok ırka ait spermalar ile tohumlamalar arttı.
 Bu nedenle, sığır ırklarının Islahı ve yüksek damızlık vasfında hayvan yetiştirilerek, sığırlarda verimin artırılması amacıyla Uluslararası işbirliği ile yürütülen projeler ( ANAFİ, GTZ) sonucu damızlık sığır birlikleri ve E-ıslah kayıt sistemi kuruldu. Uzun yıllar sadece holstein birlikleri ve holstein ırkı kayıt sistemi gibi çalışan sisteme, yakın zamanlarda 2011 yalından sonra Esmer ve Simental kayıtları da eklendi. 
 
ŞİMDİ NELER OLUYOR;
 
Saf ırk sığır ırklarının  bozulmasına yol açacak ve ırklara ait saf damızlık üretimini tamamen bitirecek her ırkın her ırkla tohumlanması/ melezlenmesi yolunu açan talimatının sektörden tepki görmesi üzerine  yeni bir talimat hazırlığında olunduğu duyumu alınmıştı. Hayvancılık destekleme tebliği  yayınlandı. Ancak bu “sıkıntılı” talimatı düzeltici bir hüküm olmadığı görülüyor. Peşpeşe yapılan yanlışlıklar bazı konularda  spekülasyonun da dışına taşarak bu genel müdürlüğün son zamanlardaki bazı uygulamalarıyla açıkça ortaya çıkmıştır;
 
1- Bakanlığın AB uyum sürecinde çıkardığı ıslah mevzuatının uygulanmaması sonucu oluşan eksiklik ve yanlışlıklar nedeniyle ülke ihtiyacı damızlık hayvanlar üretilmemiş ve sürekli ithalat yapılmıştır.
2- Sistemin bilimsel ıslah sistemine göre geliştirilememesi, alınması öngörülen verimler ve ırkın özelliğini ortaya koyan dış görünüş, tip puantajı, yetiştirme, hastalıklarla ilgili kayıtların olmaması, eksik olması, yanlış olması önemli eleştiri konuları olagelmiştir.

3- Bakanlığın verdiği yetkiyle kayıtla görevli olan damızlık sığır birliklerinde sperması kullanılarak doğan yavrularının ve ebeveynlerinin verimlerine göre  progeny test adı verilen ve boğaların damızlık değerlerinin tahmininde kullanılan (varsa, doğruysa spekülasyonu bir yana) verilerinin ne olduğu ve damızlık değerlendirme yöntemi bile sorumlu genel müdürlüğün bilgisi dışındadır.
4- Sığır ıslah kayıt siste