Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Başkan Erdoğan Tarım ve Orman Şurasında Hayvan İthalatı Yapmayalım İstiyoruz

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Türkiye 3. Tarım-Orman Şurası'nda konuştu. Çiftçilere müjdeyi veren Başkan Erdoağn, "Dün akşam Ziraat Bankası ile görüştüm. Ziraat Bankamız çiftçiyle kredide alışmışın dışında bir dayanışmayı sürdürecek. Hayvan ithali yapmayalım istiyoruz. Bu konuda atılmış çok önemli kararlarımız var. İnşallah Anadolu, ana olarak görevini yerine getirecektir." ifadelerini kullandı.

Ülkemiz tarım ve ormancılığını ilerletmek için şurada görüşler bildirildi. 3. Tarım ve Orman Şurası en geniş katılımlı şura olarak kayıtlara geçti.
Bizim için değişmez hüküm her işinizde istişare ederiz. Bin bilsen de bir bilene danış ilkesiyle hareket ettik. Şurada alınan kararlar, bu millet evinde sizlerle bu çalışmayı yapmak, geleceğimiz için en önemli adımdır.
Elbette karar almak önemlidir. Uygulamaya geçmeyen her karar havada kalmaya mahkumdur.

"DÜN AKŞAM ZİRAAT BANKASI İLE GÖRÜŞTÜM"
Gerek süt gerekse et mamüllerinde atılacak adamlarda çok önemli sınavlar veriyorsunuz. Dün akşam Ziraat Bankası ile görüştüm. Ziraat Bankamız çiftçiyle kredide alışmışın dışında bir dayanışmayı sürdürecek. Hayvan ithali yapmayalım istiyoruz. Bu konuda atılmış çok önemli kararlarımız var. İnşallah Anadolu, ana olarak görevini yerine getirecektir.
Dünyamız iletişim ve ulaşım teknolojilerinde yaşanan ilerleme sonucunda çok büyük bir dönüşüm geçiriyor. Hayatımızın her alanında teknoloji devriminin olumlu veya olumsuz yansımalarına şahit oluyoruz. 15-20 yıl öncesine kadar üzerinde yeterince durmadığımız iklim değişikliği, obezite, göç, gelir adaletsizliği, kuraklık ve küresel ısınma gibi birçok mesele, bugün artık insanlığın ana gündem maddeleri haline geldi.

Coğrafi konumu veya gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, dünyadaki tüm ülkelerin bir şekilde bu sorunlarla yüzleştiğini görüyoruz. İklim değişikliği sadece dünyayı en fazla kirleten gelişmiş devletleri değil, Afrika kıtasındaki fakir ülkeler başta olmak üzere tüm insanlığı etkiliyor. Biz de bu olumsuzluklardan etkilenen ülkeler arasındayız.
Yüce Allah’ın tüm insanlığa emaneti olan tabiat, özellikle batılı büyük şirketler eliyle, tarihte belki de hiç olmadığı kadar hoyratça kullanılıyor, adeta talan ediliyor. Verimli tarım alanlarının azaldığı, su kaynaklarının giderek kıtlaştığı, denizlerin kirlendiği, iklimlerin değiştiği, hava olaylarının öngörülemez hale geldiği ürkütücü bir dönemin içindeyiz.

Bu yeni dönemin alamet-i farikalarından biri de toprağın, suyun, tarım alanlarının stratejik öneminin ve rekabetin artmasıdır. Geçtiğimiz asırda yer altı kaynakları için yürütülen mücadelenin aynısı, bugün tarım alanlarının ve su kaynaklarının kontrolü için veriliyor. Gelişmiş ülkeler, gıda güvenliklerini ve geleceklerini garantiye almak için olağanüstü çaba harcıyor.
Tarım arazisi ve su kaynakları bakımından zengin birçok Afrika ve Güney Amerika ülkesinin istikrarsızlıkla boğuşmasının sebeplerinden birisi budur. "Ambarın anahtarı kimin elindeyse, güç de onun elinde olur" derler. Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir.
Tarımsal üretimi ekonomik boyutunun çok ötesinde stratejik bir sektör olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da aynı hassasiyetle yolumuza devam edeceğiz. Türk tarımını, küresel tarım ve gıda şirketlerinin güdümüne sokacak her türlü teşebbüsün karşısındayız. Tarım topraklarımızın miras yoluyla bölünmesini gelin birlikte engelleyelim. Bakın iktidara geldiğimizden bu yana hep bunun gayreti içerisindeyiz. Bunu engellemek istiyoruz. Çünkü özellikle tarımda bu parçalanmayı engelleyebildiğimiz zaman hep birlikte ailecek de, milletçe de güç kazanırız.  Çiftçimize her türlü araç-gereç, gübre, tohum desteği verelim. Ürünlerin en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlayalım. Bu konuların hepsinin arkasındayız.

AVRUPA'DA 1. SIRADAYIZ
Son 17 yılda ülkemize birçok alanda nasıl çağ atlatmışsak, tarım ve hayvancılık konusunda Türkiye'!yi ilklerle buluşturduk. 137,7 milyar lira çiftçilerimize tarımsal destek verdik. Bunlar hayali rakamlar değil, yaptıklarımız... Ana muhalefetin başı çıkıyor saçmasapan konuşuyor. Bunlar resmi rakamlardır. Devlet yalan söyelemez, gerçeği söyler. Tarımsal hasılada dünyada 7. Avrupa'da birinci sıradayız. Buğday üretiminde çok önemli bir rakamı yakaladık. Tabii bunları anlamaz. Buğdayı görse tanımaz. Tarımda dış ticaret fazlamız 4,8 mliyar dolar gibi bir rakama ulaştı. Tarımsal ürün ihracatımız 3,7 milyar dolardan 17,7 milyar dolara çıkardık.

Organik ürün sayımızı 150’den 213’e çıkardık. Bu ürünleri yurt dışına da pazarlayarak 2018 yılında 361 milyon dolar gelir elde ettik. Aynı şekilde 145 bin ton olan tohum üretim miktarı 1 milyon tona çıktı. Ah ah… 20 yıl önce acaba Avrupa’da, Amerika’da nerede tohum buluruz da bunu çiftçimize dağıtırız diye koşturup duruyorduk. Şimdi neredeyiz. Tohum ihracatımızı 11 kat artırarak 102 bin tona, ihracat rakamımızı ise 152 milyon dolara yükselttik. Bu dönemde alan bazında tarımsal üretimin yerli tohumdan karşılanma oranı ise yüzde 80 oldu.
ATA Tohumu Projesiyle, ülkemiz gen kaynaklarını oluşturan bitki çeşitlerinin koruma altına alınmasını sağlıyoruz. Dünyanın 3’üncü büyük Tohum Gen Bankasını, 250 bin örnek kapasitesiyle Ankara’da hizmete açtık. Bugün itibariyle Gen Bankasında 3 bin 400 türe ait 121 bin örnek muhafaza altındadır.
Bunun yanında genç nüfusun köyde yatırım yapmasını ve tarımsal nüfusun gençleşmesini sağlamak için köye dönüş projesini başlattık. Genç çiftçilerimize kişi başı 30 bin lira tutarında hibe desteğini 2016-2018 yılları arasında devreye aldık.

ÜLKEMİZDE ÖYLE BİR MUHALEFET VAR Kİ, BÖYLE HAYIRLI BİR İŞİ BİLE KARALAMAYA KALKAR

Tarım ve hayvancılıkta bu adımları atarken, ormanlarımızı da asla ihmal etmedik. Ülkemizin orman alanını ve ağaç servetini çoğaltmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek, çevreyi korumak için ciddi yatırımlar yaptık. Biliyorsunuz bu yıl maalesef bölücü terör örgütü, ormanlarımızı yaktığını bizzat itiraf etti. Onlar sakallarımızı keserken, biz de açık net onların kolunu kırmaya devam ettik. Malum 11. ayın 11’inde, saat 11.00'de, 11 milyon fidanı tüm Türkiye'de diktik. Bu böylece devam edecek.
17 yılda toplam 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturarak, orman varlığımızı 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkardık. Böylece, erozyonla kaybettiğimiz toprak miktarını yıllık 500 milyon tondan 154 milyon tona kadar düşürdük.

Son olarak 11 Kasım tarihinde ülkemizin 81 vilayetindeki 2023 ayrı noktada, toplam, az önce de ifade ettiğim 11 milyon fidanı, "Geleceğe Nefes" adı altında diktik. Çünkü ormanlarımız varsa nefes var, ormanlarımız yoksa nefes yok. Onun için 11 Kasım'ı ayrıca "Milli Ağaçlandırma Günü" ilan ederek, bu alanda ülkemizde yeni bir dönemi başlattık. Böylece gelecek nesillere daha yeşil, daha güzel, her bakımdan daha yaşanabilir bir ülke bırakmış olacağız. Ancak ülkemizde öyle bir muhalefet var ki, böyle hayırlı bir işi bile karalamaya kalkar.
Miras mevzuatını yenileyerek tarım arazilerin bölünmesine engel olacağız.
 
 
 
21.11.2019
Devamı

Hayvancılık Desteklemeleri Haczedilemeyecek

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği dün Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan "2019 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar"da yer alan hayvancılık desteklemelerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Bu kapsamda, destekleme ödemeleri kamu kaynağı niteliğinde olduğundan hak ediş sahibinin hesabına aktarılmadan önce haciz, icra ve temlik işlemlerine konu edilemeyecek. Tebliğ kapsamında yapılan desteklemelerden kamu kurum ve kuruluşları yararlanamayacak.

Desteklemeden yararlanacak buzağıların 2019 yılında doğmuş, TÜRKVET ve e-ıslah veri tabanlarına kayıtlı olması ve doğduğu işletmede en az 4 ay (120 gün) yaşamış olması gerekecek.

Her buzağı için bir kez destekleme ödemesi yapılacak ve çoklu doğumlarda her bir buzağı desteklemeden faydalanacak.

Ödemeler, iki dönem halinde gerçekleştirilecek. Belirlenen illerde doğan ve gerekli şartları sağlayan buzağılara ek destek verilecek.

Saf sütçü sığır ırklarının 5 yaş üzeri olanları ile diğer sığır ırklarının etçi veya kombine ırk, Bakanlıktan izinli tabii tohumlama boğaları ile tohumlama veya suni tohumlama sonucu doğan buzağılarına destekleme ödemesi yapılacak.

Yerli sperma üretim merkezlerinde boğalardan elde edilen sperma ile tohumlanması sonucu doğa buzağılara ilave destek sağlanacak.

Soy kütüğüne kayıtlı buzağılar da ek destekten yararlanacak. Başvurular, birinci dönem için 31 Aralık 2019'a kadar, ikinci dönem için ise 1 Nisan 2020-15 Haziran 2020 tarihlerinde yapılacak.

1 Ağustos 2020'den sonra e-ıslaha kaydedilen buzağılar destekleme kapsamına alınmayacak.

İşletmelere, ıslah amaçlı süt içerik analiz desteklemesi de yapılacak. Ancak bu işletmelerin 1 Ocak 2019'dan önce soy kütüğüne kaydedilmiş ve geçerli süt analizi yapılmış en az 10 baş saf sütçü veya kombine ırk ineğe sahip olması gerekecek. Destekleme yılında süt analizi yapılan her inek için bir kez destekleme yapılacak. Buzağı desteklemesi birinci döneminde başvuruda bulunan işletmeler, bu destekleme için de başvuru yapmış sayılacak.

Malakların destekten yararlanması için bu yıl içinde doğmuş olması ve ana ve babası ile doğduğu işletmenin Manda Islah Sistemi'ne kayıtlı olması gerekecek. Malak desteklemesi için birinci dönem başvurular 31 Aralık 2019, ikinci dönem başvurular 1 Temmuz 2020-1 Ağustos 2020 tarihlerinde olmak üzere 2 dönem halinde yapılacak.

Dişi mandaların ise destekten yararlanması için 1 Ocak 2019'dan önce doğması gerekecek.

Anaç koyun keçi desteklemesinde ise hayvanların yaşlarının 1 Kasım 2019 itibarıyla 15 ay ve üzeri olması gerekecek. Göçer hayvancılık yapanlar hariç, farklı illerde birden fazla işletmesi olan yetiştiriciler, her bir işletmesinin bulunduğu ilde ayrı ayrı başvuruda bulunacak. Mardin, Siirt ve Şırnak illerinde saf ırk anaç Ankara (tiftik) keçileri ilave destekten yararlandırılacak. Yetiştiriciler (göçer hayvancılık yapan yetiştiriciler dahil), üyesi oldukları damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliğine dilekçe ile 2 Aralık 2019 tarihine kadar başvuracak.

Kovan ve ipekböceği destekleri

Arılı kovan desteklemesinden, Arıcılık Kayıt Sistemi'ne (AKS) kayıtlı, yetiştirici-üretici örgütüne üye ve işletmesinde en az 30 arılı kovan bulunan arıcılar faydalanacak. Arıcılar, en az 30, en fazla 1000 adet arılı kovan için desteklemeden yararlanacak.

İpekböceği tohum desteğinden Kozabirlik yararlanacak. İl ve ilçe müdürlükleri veya kooperatiflerce Kozabirlik'e iletilen talep sayısına göre, 2019 yılı bahar döneminde ücretsiz dağıtımı gerçekleştirilen kutu sayısı kadar destekleme yapılacak.

Çoban desteği

Bakanlıkça, sürü yöneticisi (çoban) istihdamı desteği de sağlanacak. Desteklemeden yararlanacak işletme, TÜRKVET'e kayıtlı en az 100 anaç küçükbaş hayvan varlığına sahip olacak. Köy-mahalle sürülerini ortak otlatan çobanlar da desteklemeden yararlandırılacak.

Bu çobanların otlattığı sürülerin en az 2 işletmeden oluşması ve her bir işletmede en fazla 99 baş olmak üzere, toplamda en az 100 baş ve üzeri anaç küçükbaş hayvan varlığı bulunması gerekecek. Her bir işletme sadece bir çoban için desteklemeden yararlandırılacak.

Çobanın, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primleri en az beş ay süreyle yatırılmış olacak.

Hayvancılık işletmesi bulunmayan veya fiilen çobanlık yapmayan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim ödemesini isteğe bağlı olarak yapanlar ve SGK primlerini 30 gün üzerinden tam zamanlı olarak yatırmayanlar, işletmede istihdam edilen ancak fiilen çobanlık yapmayanlar, muhtarlar, devlet memurları, emekliler ve on sekiz yaşından küçükler, çoban olarak destekleme kapsamında değerlendirilmeyecek.

Başvurular, işletme sahibi veya köy ve mahalle sürülerini otlatan çobanlar tarafından dilekçe ile işletmenin kayıtlı olduğu il ve ilçe müdürlüklerine yapılacak. Başvuru sırasında çobanın sürü yöneticisi sertifikası istenecek. Başvurular, 31 Aralık 2019'a kadar alınacak.

Düve alım desteğinden yararlanmak için de yetiştiricinin işletmesinin, 1 Ocak 2019 tarihinden önce TÜRKVET'e kayıt edilmiş olması ve işletme kapasitesinin destek talep edilen hayvan sayısı ile uyumlu olması gerekecek.

Manda dahil besilik erkek sığır desteklemesi için bu sığırların yurt içinde doğmuş, küpelenmiş, TÜRKVET'e işletme ve hayvanların kaydının yapılması ve bu yıl içinde kesilmiş olması gerekecek. Besilik erkek sığırların, belirlenen kilogram ve karkas ağırlık şartlarını taşıması gerekecek.

Sığırların kesimhanede kesilmesi ve bu durumun belgelenmesi gerekecek. Bir yetiştirici en fazla 200 baş sığırı için destekten yararlandırılacak. Bakanlıkça mecburi kesime tabi tutulan erkek sığırlar ile kesim sonrası muayenede karkasın imhasına karar verilen erkek sığırlar için destekleme ödemesi yapılmayacak. Başvurular, 31 Ocak 2020 tarihine kadar yapılacak.
Tiftik keçisi yetiştiriciliğinin ve tiftik üretiminin desteklenmesi için de tiftiğin, Tiftikbirlik ve bağlı kooperatifleri ile damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliklerine satılmış olması gerekecek.
Hastalıktan ari işletmeler için sağlık sertifikasına sahip olan süt sığırı işletmelerinde bulunan, damızlık boğalar dışındaki, yaşı 6 ayın üzerindeki erkek hayvanlar hariç, tüm sığırlar için hayvan başına doğrudan destekleme ödemesi yapılacak.
Veteriner hekim gözetiminde mecburi kesime tabi tutulan veya itlaf edilen hayvanlar için hayvan hastalığı tazminatı desteği ödenecek.
Yetiştirici ve üretici örgütlerine üyelik şartı aranan destekleme ödemelerinde, belirtilen oranlarda "çiftçi örgütlerini güçlendirme" adı altında sistem üzerinden kesinti yapılacak, kalan miktar üreticinin hesabına aktarılacak.
Desteklemeler için gerekli kaynak, bütçede hayvancılığın desteklenmesi için ayrılan ödenekten karşılanacak. Bütçe imkanları çerçevesinde, bakanlık tarafından banka aracılığıyla ödenecek.
 
 
21.11.2019
Devamı

Güngör : İyi Tarım Cezalandırılıyor

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, ‘Modeli uygulamaya alan bakanlık şimdi üreticisini cezalandırarak üretimden vazgeçirmeye çalışmaktadır. Girdi kullanımının denetlendiği, sağlığı ve çevreyi koruyan üretim modellerinin kamu desteği olmadan sürdürülebilir olması beklenemez’ dedi.

Sağlığa zararlı kimyasal kalıntılar içermeyen ürünleri, çevreyi kirletmeden gerçekleştiren ‘İyi Tarım ve Organik Tarıma’ destekler düşürüldü. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, teşvik edilmesi gereken iyi tarımın, bu kararla cezalandırıldığını söyledi.
Söz konusu, Bitkisel Üretime Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ, 9 Kasım 2019 günü yayımlanmıştı. Özden Güngör, Aydınlık’a yaptığı açıklamada, Tebliğin ‘Desteklemelerden Yararlanamayacaklar’ başlıklı 24’üncü maddesine dikkat çekti. Buna göre üç yıl üst üste iyi tarım desteği alanlara 2019 yılı için destek ödenmeyecek. Organik tarımda ise 2017 ve 2018’de destek alanlar 2019’da destek alamayacak.



KISITLANAN DESTEKLER
Alınan yeni kararla, organik tarım desteği ödemelerinin bireysel ürün sertifikası ve grup sertifikasına göre yapılacağını da kaydeden Güngör, şöyle konuştu: "Geçen yıl dekara 100 lira destek sağlanırken bu yıl bireysel ürün sertifikasına dekara 70 lira, üretici grubu sertifikasına göre dekara 35 lira ödeme yapılacak. Diğer kategorilerde de düşüş var. İkinci kategoride geçen yıl dekar başına 70 lira ödenirken bu yıl 60 lira ödenecek. Üçüncü kategoride ise 30 lira olan toplam destek bu yıl 15 liraya düşürüldü. Geçen yıl iyi tarım destekleri meyve, sebze, süs bitkileri, tıbbi aromatik bitkiler, örtü altı, çeltik, su ürünleri gibi ürün gruplarına göre verilirken, 2019 üretim yılında bireysel veya grup sertifikasyonu seçeneğine göre düzenlenmiş iyi tarım uygulamaları sertifikasına sahip olan çiftçilere destek verilecek."

‘UYGULAMA ESASLARINI BAKANLIK BELİRLEDİ’
‘İyi Tarım ve Organik Tarım’ desteklerinin tarımsal üretim açısından önemli olduğunu vurgulayan Özden, şunları söyledi:
"Gerek İyi Tarım Uygulamaları (İTU) ve gerekse Organik Tarım ile yapılan üretim; sağlığa zararlı kimyasal kalıntılar içermeyen, çevreyi kirletmeden gerçekleştirilen ve sertifikalandırılan, ekimden pazarlamaya kadar bütün aşamaları kontrol altında yapılan bir üretim modelidir. Söz konusu üretim modelinin uygulama esasları Tarım ve Orman Bakanlığı’nca hazırlanan mevzuat kapsamında belirlenmiştir. Modeli uygulamaya alan bakanlık şimdi üreticisini cezalandırarak üretimden vazgeçirmeye çalışmaktadır. Bu ürünleri tüketen tüketici de bu cezadan nasibini alacaktır."
"İyi Tarım" uygulamaları boyunca üretimden pazarlamaya kadar bütün işlemler kayıt altına alındığını belirten Güngör şu görüşleri savundu:
"Gıda zehirlenmelerinin tarım gündemine oturduğu ve özellikle de pestisit kalıntılarının tartışıldığı süreçte İyi Tarım ve Organik tarım yapan çiftçilere verilen desteğin çekilmeye çalışılmasına anlam veremiyoruz. Güvenilir gıda üretimi güvenli üretimle sağlanır. Girdi kullanımının denetlendiği, sağlığı ve çevreyi koruyan üretim modellerinin kamu desteği olmadan sürdürülebilir olmasını beklememek gerekir. ‘İyi Tarım’ teknikleri ile üretim yapmaya özendirilmiş çiftçiye destek verilmezse iyi tarım ve organik tarım tarihe karışacaktır."

‘MÜHENDİSLER DE İŞSİZ KALIR’
Güngör desteğin azaltılması ile ortaya çıkacak başka bir sorunu da şöyle açıkladı:
"Kontrol kuruluşlarında görev yapan ziraat mühendisleri işsizlikle karşı karşıya kalacaktır. Yanlış istihdam politikalarından dolayı oluşan işsiz ziraat mühendislerine yenileri eklenecektir. Tarım ve Orman Bakanlığı kime hizmet etmektedir? Çiftçiye mi? Tüketiciye mi? Ya da her iki kesimi de gözden çıkarmış mıdır? Devlet Ziraat Mühendislerinin işsiz kalmasına neden göz yummaktadır? Zaten derin yaralar almış olan tarımımız bitirilmeye mi çalışılmaktadır?"

İNSAN SAĞLIĞINI DİKKATE ALAN ÜRETİM
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, ‘İyi Tarım’ uygulamasını şöyle özetledi:
Ürün çeşidi, coğrafi bölge, gübre, ilaç uygulama zamanı, uygulama nedeni, teknik izin, kullanılan kimyasalın ticari ismi ve miktarı, uygulama aleti, operatörün ismi ve uygulama zamanından kaç gün sonra hasat yapılması gerektiği, sulama zamanı, yöntemi ve miktarı gibi bilgiler kayıtlarda yer alır. Sulamada asla kanalizasyon suyu ve kaynak analizi yapılmamış sağlığa zararlı su kullanılmaz. Toprak yapısına göre hangi gübrenin uygun olduğu belirlendikten sonra, bitkinin ihtiyaç duyduğu miktarda ve zamanda gübreleme yapılır. Pestisit kalıntı analizleri yapılarak maksimum kalıntı limitlerinin (MRL) aşılmaması sağlanır. Hastalık ve zararlılarla mücadele entegre mücadele teknik talimatları kapsamında yapılır. Öncelikle kültürel tedbirler, mekanik mücadele, biyolojik mücadele veya biyoteknik yöntemleri uygulanır. İlaçlama son yöntem olarak devreye alınır. Hasat zamanı, bitki koruma ürünlerinin uygulama zamanı da dikkate alınarak belirlenir. Hasat sonrası ürün işlemesi sırasında da hijyenik ortam sağlanır ve ambalajlama sonrası ürünler tüketiciye sağlıklı bir ortamda arz edilir.
 
 
21.11.2019
Devamı

Tarım Şurası Sonuç Bildirgesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Tarafından Bugün Açıklayacak

Tarihin en geniş katılımlı III. Tarım ve Orman Şurası tüm sektörlerin yoğun katılımıyla tamamlandı. Tarım ve orman sektörünü daha ileriye taşımak adına gerçekleştirilen şuranın sonuç bildirgesi ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bugün kamuoyuna açıklanacak.

15 yıl aradan sonra toplanan III. Tarım Orman Şurası en geniş katılımlı sektör istişare toplantısı oldu. Oluşturulan web sayfası, SMS ve diğer iletişim mecralarıyla tarım ve ormanın yarını için yaklaşık 30 bin öneri geldi. Gelen bu öneriler 611 kişiden oluşan 21 adet çalışma grubunda tek tek incelendi. Çiftçiler, vatandaşlar, akademisyenler, çalışmalara bizzat katıldılar.
18 Kasım’da başlayan ve 3 gün süren III. Tarım Orman Şurası’nda ise 21 Komisyon,   hazırlanmış olan Çalışma Belgelerinde yer alan hedef ve stratejiler üzerinde çalışarak komisyon raporlarını hazırladı.

Hazırlanan bu komisyon raporları ise toplam 550 kişiden oluşan komisyon üyeleri tarafından oy çokluğu esasına göre kabul edilerek tutanağa bağlandı ve Şûra Başkanlık Divanına teslim edildi.
Tüm bu bilgiler ışığında çok geniş bir katılımla tamamlanan III. Tarım Orman Şurası sonunda ortaya çıkan sonuç bildirgesi ise Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bugün yapılacak toplantıda kamuoyuna duyurulacak.

Şura ile tarım ve ormancılıkta, önümüzdeki beş yıl planlanacak ve gelecek 25 yıla ışık tutması bekleniyor.
 
21.11.2019
Devamı

"Marka Geliştirme Ve Tanıtım Ajansı" kurulacak

Türkiye'de üretilen tarım ve gıda ürünlerinin markalaşması ve coğrafi işaretli ürünlerin Avrupa Birliği'nden (AB) de tescil alması için geliştirilen yeni stratejiler çerçevesinde, bu konudaki çalışmaları tek çatı altında toplayacak "Marka Geliştirme ve Tanıtım Ajansı" kurulması planlanıyor.

Tarım ürünlerinin markalaşmasına yönelik çalışmalara hız verilecek.
Bu kapsamda, ticari potansiyeli yüksek ürünler ile yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımına yönelik faaliyetler artırılacak. Üretici örgütleri pazarlama, tanıtım ve coğrafi işaret alanlarında güçlendirilecek. 

Gıda, tarım ve orman ürünlerinin ayrı ayrı kalite standartları belirlenecek ve bu standartlara göre üretilmeleri yönünde gerekli koordinasyon sağlanacak.
Standartlarına göre üretilen ürünlere yönelik kalite ve prestij geliştirme amaçlı marka çalışmaları gerçekleştirilecek. 
Faaliyetler kapsamında Tarım, Gıda ve Orman Ürünleri Marka Geliştirme ve Tanıtım Ajansı kurulacak. Bu ajansla marka, tescil, standardizasyon, reklam, tanıtım, izleme ve geliştirme çalışmaları tek çatı altında toplanacak. Yetki ve sorumluluğun tek bir kurumsal yapıda toplanmasını sağlayacak ajans, katılımcı, verimli, etkin ve sonuç odaklı çalışma prensibini benimseyecek. Bu ajansın kurulmasına yönelik yasal zemin araştırılacak. 

Yerel Ürünler AB'de Tescil Edilecek
Öte yandan, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca yürütülen "Coğrafi İşaretlerde Farkındalığın Artırılması Projesi"nin de kapsamı genişletilecek. Yurt içinde tescilli ürünlerin artması ve uluslararası düzeyde coğrafi işaret tescili almaları yönünde çalışmalar başlatılacak. 

Türkiye'deki coğrafi işaretli ürünlerden AB düzeyinde tescil alma kapasitesi bulunanlar tespit edilecek. Bu ürünlerin AB düzeyinde tescili için ilgili kurum ve kuruluşlarla çalışmalar yürütülerek farkındalık çalışmaları düzenlenecek. 

Ekonomik değer taşıyan coğrafi işaretli ürünlerin yerelden ulusal pazar zincirine katılmalarını sağlamak amacıyla çalışmalar yapılacak. Coğrafi işaretlerin başvuru öncesi hazırlıklar ve tescil sonrası pazarlama ağının etkinleştirilmesi için ilgili taraflarla ihtiyaç analizi gerçekleştirilecek. Bu ürünlerin arz güvenliğiyle ilgili koordinasyon sağlanacak. 
Bu ürünlerde farkındalığı artırmak için medya iletişim araçlarından yararlanılacak, belirlenecek sektörler özelinde coğrafi işaretler çalıştayı ve "AB Yolunda Coğrafi İşaretler Çalıştayı"  düzenlenecek. 
Bakanlıkça, Türkiye-AB arasındaki iş birliği çerçevesinde öncelikli olarak tescil edilmesi uygun olacağı düşünülen coğrafi işaretli tarım ve gıda ürünlerinin tespiti amacıyla çalışmalara da başlandı.
 
21.11.2019
Devamı

Kayseri’de Tehlikeli Irk Köpeklere El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ekipleri Kayseri’de tehlikeli ırk köpek kategorisine giren farklı cinsteki 9 köpeğe el koydu.
Kayseri’nin Hacılar ilçesinde tehlikeli ırk köpek beslendiğine dair bir ihbar alınması üzerine güvenlik güçleriyle birlikte söz konusu ilçeye giden DKMP ekipleri, ihbara konu olan yerde tehlikeli ırktan 9 adet köpeğin beslendiğini tespit etti.

5199 Sayılı Kanun gereğince    Pitbull Terrier, Japanase Tosa, Dogo Argentino, Fla Brasileiro gibi tehlike arz eden hayvanların ve bu ırkların melezlerinin dahi sahiplenilmesinin yasak olması sebebiyle köpekleri besleyen 9 kişiye 70 bin 218 TL idari para cezası verilerek köpeklere el konuldu.
 
20.11.2019
Devamı

Kalkan Balığı Kotasında En Büyük Pay Türkiye’ye

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Karadeniz'de aşırı avcılık nedeniyle stokları azalan kalkan balığıyla ilgili avcılıkta kota uygulamasına geçileceğini belirterek, "Bu kapsamda Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu tarafından Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak belirlendi ve bu miktar Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Burada en büyük payı 497 ton ile Türkiye aldı." dedi.

Bakan Pakdemirli, Türkiye ve dünyada denizlere olan ilginin her geçen gün arttığını ve değerli bir hayvansal protein kaynağı olan balık stoklarından daha fazla pay elde etmek için ülkelerin birbiriyle yarışa girdiğini söyledi.

Bu mücadelelerden birinin geçen hafta Karadeniz'de kalkan balığı kota paylaşımında yaşandığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) geçen hafta Atina'da bir toplantı yaptı. Toplantıda, Karadeniz'deki kalkan balığı stoklarının aşırı avcılığa maruz kalması nedeniyle, türün korunması ve stoklarının iyileştirilmesi amacıyla bir takım düzenlemeler getirildi. Bu kapsamda Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak hesaplandı ve avcılığın kotayla yönetilmesine karar verildi. Belirlenen bu miktar da Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Ülkemizin yoğun müzakereleri sonucunda en büyük pay yüzde 58 (497 ton) ile Türkiye'nin oldu. Bu kota, 2020 yılından itibaren üç yıl boyunca uygulanacak. Alınan bu kotanın, ülkemiz ve Karadeniz'de avcılık yapan balıkçılarımıza hayırlı olmasını diliyorum."
 
 
19.11.2019
Devamı

Baklagil Fark Ödemesi Mercimek Lehine Düzenleniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2008’den bu yana baklagillerde verilen fark desteği ödemelerini hatırlattı, bundan sonraki süreçte de üretimin sürdürülebilirliği için çalışacağız, dedi. Bakan Pakdemirli; ‘‘Bakanlığımızca nohut, mercimek ve kuru fasulye üreten üreticilerimize 2008 yılından itibaren fark ödemesi desteği uygulaması başlattık. Destek birim fiyatını 2015 yılında 10 Krş/kg’dan 20 Krş/kg’a, 2016 yılında 30 Krş/kg’a ve 2018 yılında da 50 Krş/kg’a yükselttik. Uygulama ile baklagil üretimimize bir ivme kazandırmış olduk. Mercimek, insanımızın beslenmesinde temel ürünler içerisinde olmasının yanında yaptığımız ihracat ile de ülke ekonomisine sağladığı katkı nedeniyle üretiminin sürdürülebilirliği olması gereken bir ürün’’ diye konuştu.

Bakan Pakdemirli, bugüne kadar verilen fark desteği ödemesinin yeniden düzenleneceğini belirtti. Pakdemirli; ‘‘Baklagil fark ödemesi desteğini mercimek lehine düzenleyeceğiz. Günümüzde ekilişlerin yoğun olduğu Güneydoğu Anadolu bölgemize sıkışmış olan üretim alanlarımızı farklı bölgelere de genişleteceğiz. Hayata geçireceğimiz projelerde mercimek üretimine öncelik vereceğiz. Özellikle kırmızı mercimek üretimi konusunda üreticilerimize yönelik eğitim ve yayım çalışmalarına hız vererek, tarım alanlarının boş bırakılmadan mercimeğe yönelmesini sağlayacağız. Yürüteceğimiz çalışmalar neticesinde üreticimizin mercimek üretimine olan ilgisini artıracağız ve ülkemiz tarımında sürdürülebilirlik, ülkemiz insanının tüketimi ve dış ticaretimiz için önemli bir adım atmış olacağız’’ diye konuştu.
 
19.11.2019
Devamı

Başkan Eroğlu: “Antibiyotiklerin bilinçli kullanımı son derece önemli”

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu Dünya Antibiyotik  Farkındalık Haftası nedeniyle bir açıklama yaptı. Eroğlu: “Etkili antibiyotik geliştirilemezse 2050 yılında 10 milyon insan ölecek. ” dedi.
 
Başkan Eroğlu; Antibiyotikle ilgili şunları kaydetti;
 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO ) tarafından ilan edilen  “Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası”
bu yıl 18-24 Kasım 2019 tarihleri arasında düzenlenecektir. Hafta etkinlikleri çerçevesinde, halk sağlığını ve hayvan sağlığını tehdit eden antibiyotik direnci ve akılcı antibiyotik kullanımı hakkında toplumda farkındalık oluşturmak amaçlanmaktadır.
 
Antibiyotikler modern tıbbın temel taşı olarak görev yapmıştır. Hayvanlar için antibiyotiklerin varlığı ve kullanımı, hayvan sağlığı ve refahını sağlamak için esastır. Veteriner hekimler, hayvan sağlığı, zoonotik hastalıklar ve gıda güvenliği yönüyle de insan sağlığını korumaktan sorumludur. Bununla birlikte, insan ve hayvan sağlığında antibiyotiklerin sürekli kullanımı ve yanlış kullanımı, antibiyotik direncinin ortaya çıkmasına ve yayılmasına sebep olmaktadır.
 
Bu durum iki temel sorunu tetiklemektedir. Bunlar; 1- Antibiyotik kalıntısı içeren gıdaların tüketilmesi sonucu insan vücudunda bulunan bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesi 2-Hayvanlarda meydana gelen bakteriyel hastalıklara karşı bilinçsiz kullanılan antibiyotiklere karşı direnç gelişmesi ve bu dirençli bakterilerin insanlara bulaşmasıdır.
 
Düne göre, antimikrobiyal direnç ve gıda güvenliği daha önemli hale gelmiştir. Günümüzde yılda 700 bin kişinin antibiyotik dirençli enfeksiyonlardan ötürü hayatını kaybettiği, şayet yeni ve etkili antibiyotikler geliştirilemez ve direnç gelişimi önlenemez ise 2050 yılında 10 milyon insanın antibiyotik direncinden dolayı öleceği bildirilmektedir.
 
Dünyada bilinçsiz antibiyotik kullanımının maliyeti 100 trilyon dolar
Bilim insanları, önlem alınmadığı takdirde, gelecekte en basit mikrobiyal hastalıkların dahi tedavilerinin çok güçleşeceği konusundan endişe duymaktadır. Araştırmalar direnç artışının devam etmesinin, Gayri Safi Yurtiçi Hasılada (GSYİH) yüzde 2,0 ile yüzde 3,5 arasında bir düşüşe neden olacağına işaret etmektedir.  Bu da, dünyada 100 trilyon Amerikan Dolarından fazla kayıp anlamına gelmektedir.
 
Antibiyotik direnci tüm dünya ülkelerinin ortak sorunudur.  Vakit kaybetmeden, antimikrobiyal direnç konusunda tüm ülkeler,  hazırlanacak projeler çerçevesinde ortak çalışma yürütmek durumundadırlar. Yarın çok geç olabilir. Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü (FAO), Dünya Veteriner Hekimleri Birliği (WVA) ve Avrupa Veteriner Hekimleri Federasyonu (FVA)  gibi uluslararası kuruluşları önemli görevler beklemektedir.
 
Veteriner hekimlikte kullanılan ilaçların ve özellikle de antibiyotiklerin bilinçli kullanımı son derece önemlidir. Öncelikle koruyucu hekimlik, sağaltımdan daha önemlidir ve ekonomik maliyeti düşüktür. Hayvancılıkta aşılama programları, iyi bakım/besleme ve hayvan refahı  koşullarının sağlanması ilaçlara olan ihtiyacı önemli ölçüde azaltmaktadır.
Antibiyotikler uygulamadan önce bakteriyel etkene karşı antibiyotik duyarlık testleri yapılarak, buna göre kullanılacak ilaç belirlenmelidir. Mümkün olduğu kadar dar spektrumlu antibiyotikler tercih edilmeli, reçeteye uygun olarak yeterli dozda ve mümkün olduğu kadar kısa bir süre uygulanmalıdır. Bölgedeki çeşitli bakterilerde direnç yaygınlığı iyi bilinmeli, bu amaca yönelik bilimsel araştırmalara önem verilmelidir.
 
Antibiyotik Eylem Planı Yayınlanmalı
Antibiyotiklere direnç ile ilgili toplumda fazlaca bir bilgi birikimi söz konusu değildir. Bu amaçla toplumun ve bu konuyla ilgileneceklerin uzman kişiler tarafından bilgilendirilmesi önemlidir. Enfeksiyonların kontrolü antibiyotik direncini frenleyen çok önemli bir unsurdur.
Antibiyotik kullanma ihtiyacının azaltılması bakımından gerek insan ve gerekse hayvan sağlığı alanında sistematik koruyucu uygulamaların geliştirilmesi gerekmektedir. Ülkemizde bütün bu önlemlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi için  “Tek Sağlık” yaklaşımı çerçevesinde antibiyotik eylem planının yayınlanması büyük önem arz etmektedir.
 
Bu vesileyle, Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftasının, insan ve hayvan sağlığı için önemli katkılarının olmasını temenni ediyorum.
 
18.11.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli'den İzmir'e Tarıma Dayalı Osb Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir'in Dikili ilçesinde kurulacak Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi'nde 80 bin tonun üzerinde sebze meyvenin işleneceğini, 3 bin 500 kişinin istihdam edileceğini bildirdi.

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) ve Özgencil Grup iş birliğiyle İzmir'de bir otelde düzenlenen 3. Ege Ekonomik Forum'da konuşan Pakdemirli, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'ndeki fidan dikim etkinliğine dikkat çekerek çok güzel anların yaşandığına, bu günde toplumun tüm kesimlerinin bir araya geldiğine işaret etti. 

Tarımla ilgili konuların artık siyasetten arındırılması gerektiğini dile getiren Pakdemirli, "(Tarım bitti, öldü, üretici böyle oldu) dediğiniz zaman bu işle uğraşanları da korkutuyorsunuz, kaçmalarına sebebiyet veriyorsunuz. Eksiklerimiz varsa bunları konuşalım ama bunları saygı ve sevgi içinde yapalım. Bunun üzerinden siyaset yapıp kimse kendi için rant devşirmeye çalışmasın. En son siyaset yapılacak konu budur, milli güvenlik meselesidir." dedi.

Gelecek hafta Tarım Şurası'nı gerçekleştireceklerini, 15 yıldır yapılmayan şurada tarımla ilgili tüm konuları derleyip toplayarak tartışacaklarını aktaran Pakdemirli, bu toplantıdan gelecek 5 yıl için bir iş planı ortaya konmasını beklediklerini ifade etti.

Türkiye'de gıda fiyatlarının, enflasyon sepeti içinde yüzde 20-25'lik payı alması nedeniyle sürekli gündemde olduğunu, gelecek 20 yılda gıda üretimini yüzde 50-60 artırma zorunluluklarının bulunduğunu kaydeden Pakdemirli, bunun bir yolunun kooperatiflerin güçlendirilmesinden geçtiğine dikkati çekti.

Bekir Pakdemirli, "Avrupa'da 150 bin tane kooperatif var. 5,4 milyon çalışan var. Fransa'da 15 bin kooperatif var. Bu kooperatifler 86 milyar avro ciro yapıyor. Bizde Fransa ile hemen hemen aynı miktarda kooperatif var. Ama bizde 1 milyar lira ciro yapan kooperatif yok. Başarılı kooperatiflerimiz var ama bunları sayısını artırmamız lazım." diye konuştu.

Gıda güvenliğinde tohumdan çatala kadar olan sürecin takip edilmesinin önemine işaret eden Pakdemirli, "Son günlerde ıspanak konusunda ortaya çıktı. Dün bütçe konuşmalarında da konuşuldu. Her ürünü köküne kadar kontrol etme şansımız yok. Ama herkesi de bir şekilde belli seviyede eğitmemiz lazım. Tarımsal ilaçlamadan değil, ıspanağın içine karışan bir yabani ottan bir zehirlenme." ifadelerini kullandı.

Elektrikli traktörün prototipini ürettiklerinin hatırlatan Pakdemirli, Türkiye'nin bu konuda öncü ve ihracatçı olabileceğine değindi.
Türkiye'nin tarımsal üretimde Avrupa'da ilk sıralarda olmasına rağmen işlenmiş gıda konusunda aynı durumun söz konusu olmadığını dile getiren Pakdemirli, bu konuda İzmir'in potansiyelini daha iyi kullanması gerektiğini ifade etti.

Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ayın 7'sinde imzaladım. Dikili Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi hayırlı uğurlu olsun. Burada 80 bin tonun üzerinde sebze ve meyve üretimi olacak ve 3 bin 500 kişiye de istihdam sağlayacak. Ama 9 ilçede daha tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri kurulması konusunu da gündemimize aldık. Bunların hepsini peyderpey inşallah ülkemize kazandırmış olacağız. Bölge olarak da Denizli Sarayköy'de, Aydın Efeler'de, Manisa Alaşehir'de, Balıkesir Edremit'te de bu bölgelerin kurulması konusunda da gayretimiz sürüyor."
 
15.11.2019
Devamı

2020 Yılı Tarım Bütçesi Komisyondan Geçti

Türkiye  Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, dün (14 Kasım 2019) 2020 yılı  Tarım bütçe görüşmeleri başlamıştı. Gece geç saatlere kadar devam eden görüşmeler  Plan ve Bütçe Komisyonundan geçti.  Önümüzde ki günlerde ise Meclis Genel Kuruldan geçmesi bekleniyor.
 
Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan başkanlığında toplanan komisyonda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye Su Enstitüsünün bütçeleri ile Orman ve Su İşleri Bakanlığının kesin hesabı ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun Sayıştay raporları ele alındı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Tarımsal destekleri 2020 yılında yüzde 36,7 ile en yüksek artışla 22 milyar liraya çıkarıyoruz. Bakanlığımız 2020 bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık." değerlendirmesinde bulundu.

Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi 2018 yılında 39.957.575.013 lira iken 2020 yılı için  yüzde 19,4 arttırılarak 40,3 Milyar Lira çıkartıldı.
 
14.11.2019
Devamı

Bütçeden yüzde 54.5 pay Tarıma Ayrıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2020 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na sunum yapan Bakan Bekir Pakdemirli, önümüzdeki yılı bakanlık için dijitalleşme yılı olarak tasarladıklarını aktardı.

Tarımda dijital kayıtlılıkla üretimde ve gıda sanayisinde beklenen gelişim ve verim artışının en kısa yoldan sağlanacağını belirten Pakdemirli, "Tedarikten lojistiğe kadar bütün süreci optimize edecek bir sistemi tanımladık. Erken uyarı sistemleriyle ürün ve girdi fiyatlarının takibini, küçük ölçekli işletmelerin üretim ve fiyat alanında karşılaşabilecekleri sorunları önceden tespit ederek, geleceğe yönelik alınması gereken tedbirleri alacağız." diye konuştu.

Pakdemirli, 21 Kasım'da kapanışı yapılacak Tarım Orman Şurası'yla tüm paydaşlardan gelen bilgi ve önerileri damıtarak bir yol haritası çizeceklerini vurgulayarak, tarım ve hayvancılıkta 5 yılı planlayarak, gelecek 25 yıla ışık tutacaklarını söyledi.

Komisyon üyesi milletvekillerini de şuraya davet eden Bakan Pakdemirli, 2002'de 1,8 milyar lira olan tarımsal desteklerin 2018 yılında 14,5 milyar ve geçen yıl da 16,9 milyar liraya çıktığını kaydetti.

Pakdemirli, "Tarımsal destekleri 2020 yılında yüzde 36,7 ile en yüksek artışla 22 milyar liraya çıkarıyoruz. Bakanlığımız 2020 bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık." değerlendirmesinde bulundu.

Bu yıl gübre desteği başta olmak üzere bazı desteklerde birim destek miktarlarını artırdıklarını, bazı konularda ise yeni destekler başlattıklarını anlatan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu yıl 12 yeni destek ve 32 destek birim fiyatında da artış sağlayarak çiftçimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Tarım Orman Şurası'nda çıkacak tavsiye kararına göre imkanlar dahilinde destekleme modelinde revize yapabiliriz. Bu yıl içinde bugüne kadar, 9,9 milyar lira bitkisel üretim destekleme ödemesi yaptık. Tarıma yapılan çeşitli desteklemelerin yanı sıra, 2003-2018 döneminde, çiftçilerimize 117,4 milyar lira direk nakit destekleme ödemesi yaptık. Bu yıl ekim ayı sonuna kadar ise toplam 14,5 milyar lira nakit destekleme yapılırken, yıl sonuna kadar 16,9 milyar lira destekleme ödemesi gerçekleştirilmiş olacak."

"Hayvancılıkta 6,6 Milyar Lira Destek Verilecek"

Pakdemirli, hayvancılıkta da 2002 yılında 83 milyon lira olan destek miktarını 45 kat artırarak 2018 yılında 3,7 milyar liraya çıkardıklarını vurgulayarak, bu yıl ekim sonu itibarıyla, 4,4 milyar lira destekleme ödemesi yaptıklarını, bu miktarın yılsonunda 5,2 milyar liraya ulaşmasını ve 2020 yılında ise 6,6 milyar lira olmasını planladıklarını ifade etti.

Pakdemirli, böylece 2003-2019 döneminde toplam 33 milyar lira hayvancılık desteği ödemiş olacaklarını aktardı.

Kırsal alandaki yatırımlara hibe desteği sağlayan proje kapsamında bugüne kadar yaklaşık 11 bin projeye 4,5 milyar lira hibe desteği sağladıklarını bildiren Pakdemirli, bu yıl 490 projenin yatırımının sürdüğünü ve bu projelerle kırsal alanda 9 milyar liralık yatırım yapıldığını ve yaklaşık 92 bin yeni istihdam sağlandığını kaydetti.

Pakdemirli, Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) kapsamında bugüne kadar 14 bin 315 projeye 4 milyar lira hibe sağladıklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu hibelerle kırsalda 10 milyar liralık yatırım ve 60 bin yeni istihdam oluşturuldu. IPARD yatırımları vergilerden muaf olduğundan, yatırımcılara 1,5 milyar liralık dolaylı katkı sağlandı. 2019 yılında IPARD-2 kapsamında toplam hibe bütçesi 2 milyar lira olan 3 başvuru çağrısına çıktık. 2023 yılına kadar IPARD-1'de 10 bin 695 olan proje sayısını 20 bine, 3,2 milyar lira olan hibe miktarını 8 milyar liraya, 7 milyar lira olan yatırım miktarını 15 milyar liraya, 57 bin olan istihdam sayısını ise 100 bine çıkarmayı hedefliyoruz."

Faiz destekli tarımsal kredilere ilişkin de bilgi veren Pakdemirli, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından 2018 yılında, 498 bin üreticiye 8,7 milyar lira, bu yıl eylül ayı sonu itibarıyla 282 bin üreticiye 6,6 milyar lira, 2010-2018 döneminde ise 923 bin 449 üreticiye toplam 19,4 milyar lira kredi kullandırıldığını söyledi. Pakdemirli, tarımsal kredilerin geri dönüş oranının ise geçen yıl ortalama yüzde 97,8 olduğunu anlattı.
Pakdemirli, tohum ihtiyacının yüzde 96'sının yurt içinde üretildiğini, ayrıca 86 ülkeye 152 milyon dolarlık ihracat yapıldığını söyledi.

Halkın tükettiği şekerin tamamının yerli üretim olduğunu belirten Pakdemirli, "Pancar şekeri satışlarında cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. Şeker kotalarında yaptığımız düzenlemeyle nişasta bazlı şeker kotası, 2018'de yüzde 10'dan yüzde 5'e, 2019'da ise yüzde 2,5'e düşürüldü. Böylelikle, çiftçimizin ilave 1,5 milyon ton pancarı kota kapsamında üretmesi sağlandı. Şeker pancarının tonunu 2018'de 235 lira iken, 2019'da 300 liraya çıkardık. 2002'ye göre yüzde 21 artışla, pancar üretimimizin 2019'da yaklaşık 20 milyon ton olmasını öngörüyoruz." ifadelerini kullandı.

Büyükbaş İşletme Sayısı Arttı

Hayvancılığa sağlanan destekler ve kredilerle uygulanan projelerle 50 ve üzeri büyükbaş hayvan işletme sayısının 46 bin 475'e ulaştığına işaret eden Pakdemirli, kişi başına düşen süt üretiminin 2002'ye göre yüzde 113 artarak, 270 kilograma ve kırmızı et üretiminin de yüzde 115 artarak, 13,6 kilograma çıktığını aktardı.

Tarım topraklarını koruma çalışmaları kapsamında 265 büyük tarımsal ovanın koruma altına alındığını vurgulayan Pakdemirli, toplam 1,4 milyon hektar alanın miras ve satış yoluyla bölünmesini önlediklerini ifade etti.

Pakdemirli, Su Ürünleri Kanunu'nda köklü bir değişiklik yaptıklarına işaret ederek, "Su ürünleri yetiştiriciliğinde, 2018'de 315 bin ton olan üretimimizi, 2023'de 600 bin tona çıkarmayı ve 2 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyoruz." dedi.

Orman Alanları 23,4 Milyon Hektara Çıkarılacak

Son 17 yılda orman varlığının 1,8 milyon hektar artırıldığını anlatan Pakdemirli, "Orman alanımız bugün ülkemizin yüzde 29'unu kaplamaktadır. 2023'e kadar, bir yandan bozuk ve verimsiz ormanları ıslah ederek verimli hale getirmek, diğer yandan orman alanlarını genişleterek ülke yüzölçümünün yüzde 30'u olan 23,4 milyon hektara çıkarmak öncelikli hedeflerimiz arasında bulunuyor. 2023'e kadar dünya nüfusu oranında, yani 7 milyar fidanı toprakla buluşturacağız." diye konuştu.

Pakdemirli, 17 yılda, 30 bin futbol sahası alanı kadar toprağın erozyonla taşınmasını önlediklerini, 2023'de erozyonla taşınan toprak miktarını 130 milyon tona düşürmeyi hedeflediklerini bildirdi.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2020 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunum yapan Pakdemirli, yangınla mücadelede ilk müdahale süresini, 17 yılda 40 dakikadan 12 dakikaya kadar indirdiklerini vurguladı.

Pakdemirli, yangınla mücadele stratejilerinin yangın çıkmasına mani olmak, erken uyarı, hızlı ve etkin müdahale ile yanan alanların yangına dirençli hale getirilecek şekilde ağaçlandırılması olduğunu dile getirdi.

2009-2018 döneminde, yılda ortalama 2 bin 388 orman yangını çıktığını ve zarar gören alanın ortalama 6 bin 665 hektar olduğunu ifade eden Pakdemirli, verimli orman alanlarının 14 milyon hektara çıkaracaklarını belirtti.

"Enerjide Dışa Bağımlılığı Azaltıyoruz"

Pakdemirli, vatandaşların kaliteli ve güvenilir içme ve kullanma suyuna ulaşması için içme suyu tesisleri ve havzalarını korumak ve gelecek nesillere sağlıklı şekilde bırakmak amacıyla evsel atıksu arıtma tesisleri inşa ettiklerini, sulama ve toplulaştırma yatırımları gerçekleştirdiklerini söyledi.

Bekir Pakdemirli, hidroelektrik enerji tesisleriyle Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığını söyleyerek, şu bilgileri verdi:

"Baraj sayımızı, 2003-2019 yıllarında, 276 adetten yüzde 205 artışla 841'e, söz konusu dönemlerde HES sayımızı 97'den yüzde 570 artışla 650'ye, gölet ve bent sayımızı 228'den yüzde 164 artışla 602'ye, sulama tesisi sayımızı bin 764'den yüzde 76 artışla 3 bin 105'e ve içme suyu tesisi sayımızı 84'den yüzde 285 artışla 323'e çıkardık."

Teknik ve ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektar arazinin 6,6 milyon hektarını sulamaya açtıklarını bildiren Pakdemirli, "Tamamlanan arıtma tesisleri ile günde 8,6 milyon metreküp kaliteli içme suyu üretilmektedir. 2023 yılına kadar 12 milyon kişiye ve tüm projelerin tamamlanmasıyla yaklaşık 20 milyon kişiye içme suyu temin edeceğiz." dedi.

"Tigem, 2019 Yılında 50 Milyon Lira Kar Elde Etmeyi Hedefliyor"

Meteoroloji  Genel Müdürlüğünün yüzde 90'ları aşan tahmin tutarlılığı yakaladığını ifade eden Pakdemirli, "Tarımsal faaliyetlerin planlanmasında, verimliliği artırmak amacıyla 'Tarımsal Hava Tahmini' başlığıyla internet sayfasını hizmete sunduk. Uygulanan finans yönetimi sonucunda; 2018 yılında 9 milyon 323 bin lira zarar eden TİGEM, 2019 yılında 50 milyon lira kar elde etmeyi hedeflemektedir." diye konuştu.

Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) iç ve dış piyasaları yakından takip ettiğini ve piyasaların sağlıklı işlemesine yönelik düzenleyici tedbirler almak suretiyle de üreticiyi koruyup tüketiciyi kolladıklarını belirterek, TMO'nun 2019'da 14 üründe hasat dönemi öncesi alım fiyatı açıklayarak bugüne kadar 156 bin üreticiden, toplam 2,4 milyon ton ürün alımı gerçekleştirdiğini ve karşılığında 4,8 milyar lira ödeme yapıldığını söyledi.

"Besicilere 1 Milyar 962 Milyon Ödeme Yapıldı"

Et ve Süt Kurumunun (ESK) besicileri korumak ve hayvancılığın sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, üretim maliyetlerini göz önüne alarak hayvan alım fiyatlarını düzenlendiğinin altını çizen Pakdemirli, "2019 yılı ilk dokuz ayında, 203 bin 182 büyükbaş ve 72 bin ton kırmızı et ürettik. 3 milyon 943 bin kanatlı hayvan alımı yaptık ve 7 bin 243 ton beyaz et ürettik. Toplam 33 bin 280 ton kırmızı et ve 5 bin 5 ton beyaz et satışı gerçekleştirdik." ifadesini kullandı.

Pakdemirli, bu yılın ilk dokuz ayında besicilere 1 milyar 962 milyon lira ödeme yapıldığına işaret ederek, ESK'nin 2019 yılının ilk 9 ayında alınan 133 bin 19 ton çiğ sütten, 10 bin 911 ton yağsız süt tozu üretildiğini dile getirdi.

Türkiye'de üretilen yaş çayın yüzde 50-55'inin ÇAYKUR'un 46 adet yaş çay fabrikasında işlendiğini belirten Pakdemirli, bu yıl ekim ayı itibarıyla 750 bin ton yaş çay alımı yapıldığını bildirdi.

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, 2020 yılının bitkisel ürün miktarının arttığı ve meraların optimum kullanıldığı bir yıl olacağını ifade ederek, "Bitkisel üretimimizi yüzde 5 artırarak yaklaşık 125 milyon tona, sertifikalı tohum üretimimizi yüzde 5 artırarak 1,2 milyon tona çıkaracağız. Tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü 1,4 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz." şeklinde konuştu.

"Sofralık Zeytin İçin Kilograma 15 Kuruş Destek"

Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini bu yıl "Fark Ödemesi Desteği" kapsamına aldıklarını vurgulayan Pakdemirli, kilograma 15 kuruş destek vereceklerini anlattı.

Pakdemirli, 2020'nin küçükbaş hayvan varlığını artırmada hamle yılı olacağına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Küçükbaş sürü büyütme projesi kapsamında, sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek ve diğer projeler ile 56 milyon baş hayvan hedeflenmektedir. Küçükbaş hayvanlardaki sayısal artış, büyükbaş hayvanlardaki üremeye bağlı kayıpların azaltılması ve etçi - kombine buzağılara ilave 250 lira destek ile kırmızı et üretiminin 1,25 milyon ton olmasını hedefliyoruz. Beyaz et üretiminin, 2,4 milyon ton olması hedeflenmektedir."

Kırsal Kalkınma Destekleme Programı kapsamında, toplam 4,1 milyar lira tutarında yatırımın destekleneceğini ve 16 bin istihdam sağlanacağını belirten Pakdemirli, tarıma dayalı sanayi bölgelerini artırarak, sanayi üretimine katkı sağlayacaklarını ifade etti.

"Ar-Ge'ye 27 Milyon Lira Finansman Sağlayacağız"

Su ürünlerinde de ilkleri yapacaklarının altını çizen Pakdemirli, 16 bin 500 ton kapasitede Avrupa'nın ve ülkenin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesinin kurulacağını anlattı.

Pakdemirli, ülkenin tavukçuluk üretimini garanti altına alacak sistemler kurulduğunu ve 220 bin yerli etçi ve yumurtacı damızlık civciv üretiminin yapılacağını söyledi.

Ar-Ge'ye 27 milyon lira uluslararası finansman sağlayacaklarını kaydeden Pakdemirli, özel sektöre Ar-Ge Destek Programı kapsamında 21,4 milyon lira destek vereceklerini belirtti.

Pakdemirli, orman varlığının 2020 sonunda, 22,9 milyon hektara ulaştırılacağının altını çizerek, Türkiye'de akarsular tarafından denizlere taşınan toprak miktarını da 154 milyon tondan, 140 milyon tona düşüreceklerine işaret etti.

Toplulaştırmayla üretimde ve gelirde artış sağlayacaklarını dile getiren Pakdemirli, 230 olan toplulaştırma projesi sayısını 237’ye yükseltip, 143 bin hektarı toplulaştırma yapacaklarını anlattı.
Pakdemirli, Bakanlığın 2020 bütçe teklifinin bir önceki yılın bütçesine göre yüzde 19,4 artırılarak 40,3 milyar lira olduğunu dile getirdi.

Bekir Pakdemirli, 2018'de 1 milyon 124 bin 918 gıda denetimi yapıldığını anımsatarak, bu yıl ekim ayı itibarıyla 985 bin 188 gıda denetimi yapıldığını ve denetimlere devam edildiğini kaydetti.
 
 
 
13.11.2019
Devamı

2020 Yılı Tarım Bütçesi Meclis de

Türkiye  Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, bugün 2020 yılı  Tarım bütçe görüşmeleri başladı.

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan başkanlığında toplanan komisyonda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye Su Enstitüsünün bütçeleri ile Orman ve Su İşleri Bakanlığının kesin hesabı ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun Sayıştay raporu ele alınacak.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bakanlığının bütçesinin sunumunu yaptı.
 
Plan ve Bütçe Komisyonda bütçeler ile ilgili açıklama yapan Bakan Pakdemirli , “2018 yılı kesin hesaplarına göre Bakanlığımız bütçesi 39.957.575.013 Lira olup,  bunun %96’sı (38.274.340.822 Lira) harcanmıştır. Bakanlığımız 2020 bütçe teklifi bir önceki yılın bütçesine göre; %19,4 artarak, 40,3 Milyar Lira olmuştur.    2020 yılı bütçesinin %54,5’ini oluşturan 21 Milyar 968 Milyon Lira,
tarımsal desteklemeler için kullanılacaktır. 

AK Parti Hükümetleri döneminde, yürüttüğümüz tarım ve ormancılık politikaları ile üretimi ve üreticiyi destekledik. Önümüzdeki dönemde de büyüme odaklı,  tarım ve ormancılığı geliştirecek sürdürülebilirlik temelli,  kalkınmayı destekleyen politikaları uygulamaya devam edeceğiz. 2020 Yılı bütçemizi bu hedeflerle uyumlu, ülkemizin sürdürülebilir büyüme ve
kalkınmasını destekleyen bir çerçevede hazırladık.   Kamu harcamalarını, ekonominin üretken potansiyelini artıran  alanlara yoğunlaştıracağız.  Politika ve uygulamalarımızla, yatırım ve istihdamı desteklemeye devam edeceğiz.




Böylece bir yandan ülkemizin büyüme potansiyelini desteklerken, diğer yandan da güçlü kamu maliyesi ile makroekonomik istikrarı koruyacağız. “dedi
 
Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi 2018 yılında 39.957.575.013 lira iken 2020 yılı için  yüzde 19,4 arttırılarak 40,3 Milyar Lira çıkartıldı.
 
13.11.2019
Devamı

Çin’e gıda ihracatında yüzde 86’lık rekor artış

2018 yılının Ocak – Ekim döneminde Çin’e 110 milyon dolar olan gıda ihracatı, 2019 yılının 10 aylık döneminde yüzde 86 arttırarak 205 milyon dolara çıktı.

Ekonomi Servisi
Türkiye gıda ihracatçıları, 2019 yılının 10 aylık döneminde yüzde 86’lık ihracat artış hızı yakalayarak 205 milyon dolar ihracat yaptıkları, yıllık 2 trilyon doların üzerinde ithalat yapan Çin’e gıda ihracatını arttırmak için 5-10 Kasım 2019 tarihlerinde düzenlenen Çin Uluslararası İthalat Fuarı'na çıkartma yaptı. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB)  Heyetine Başkanlık eden EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, Çin’in meyve tüketiminin çok fazla olduğunu, amaçlarının bu büyük pazara yaptıkları ihracatı katlanarak arttırmak olduğunu kaydetti.

Çin’e Gıda İhracatında Hedef 1 Milyar Dolar
Ege İhracatçı Birlikleri’nin yıllık 5 milyar dolarlık gıda ürünleri ihraç ettiğine dikkati çeken Celep; “Çin frutaryen bir yapıya sahip. Yani meyve kültürüyle beslenme alışkanlığını seven bir toplum. Biz bu potansiyeli kullanarak 2018 yılının Ocak – Ekim döneminde Çin’e 110 milyon dolar olan gıda ihracatımızı, 2019 yılının 10 aylık döneminde yüzde 86 arttırarak 205 milyon dolara çıkardık. Çin’e önümüzdeki 2-3 yılda yıllık 1 milyar dolar gıda ürünleri ihraç etmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Celep, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nın, dünyanın dört bir tarafından Çin'e ihracat yapmak isteyen ihracatçıları buluştuğunun altını çizdi
.
Çin'e Fındık İhracatı 2'ye Katlandı
EİB verilerinden, yapılan derlemeye göre Türkiye'den Çin'e 10 ayda 205 milyon dolarlık gıda ürünleri ihracatı gerçekleşti. Çin’e gıda ihracatında aslan payını yüzde 107 artarak 34 milyon 296 bin dolardan 71 milyon dolara çıkan fındık aldı. Kuru meyve sektörü de Çin pazarında yaptığı tanıtımların semeresini gördü. Geçen yılın 10 ayında Çin’e, 7 milyon 946 bin dolarlık ihracata imza atan kuru meyve sektörü rakamı bu yıl yüzde 131 artışla 18 milyon 427 bin dolarlık ihracat rakamına ulaştı. Meyve sebze mamulleri sektörü de aynı dönemde yüzde 70 artışla 24 milyon 914 bin doları Türkiye ekonomisine kazandırdı. Bu yıl kiraz ihracatına kapıların açılmasıyla da yaş meyve sebze ihracatı Çin'e 3 milyon 380 bin dolara yükseldi.
 
 
13.11.2019
Devamı

Çorum Dünya Rekorunu Kırdı

11.11.2019 tarihinde 'Geleceğe Nefes' Seferberliği kapsamında, 81 ilde 2023 noktada, yaklaşık 1 milyon kişi tarafından, 11 milyon fidan 3 saatte toprakla buluştu. Fidan dikim törenlerine, öğrencilerden askeri birliklere, sivil toplum örgütlerinden kamu kurum ve kuruluşlarına, esnafından işçisine, sanatçısından sporcusuna kısaca 7'den 77'ye toplumun bütün kesimlerinden vatandaşlar katıldı.

Türkiye, ağaç sevgisi ve orman bilinci konusunda dünyaya örnek olacak bir seferberlik hareketine imza atarken; 'Geleceğe Nefes' ilk dünya rekorunu da kırdı.
Gerçekleştirilen fidan dikme etkinliğinin önemli noktalarından biri Çorum oldu. Guinness Rekorlar kitabında da yer alan ve ''232.647 adet fidan ile Endonezya'ya ait olan '1 saatte en fazla fidan dikme' dünya rekoru, Çorum'da 3 bin kişinin katılımı ile dikilen 303 bin 150 fidan ile Türkiye adına tescil ettirildi.

Guinness resmi hakemi Şeyda Subaşı Gemici ile Guinness rekor danışmanı Aydın Türkgücü de düzenlenen basın toplantısı ile Çorum'un dünya rekoruna ilişkin tescil belgesini Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye verdi.

Bakan Pakdemirli, " Dün fidan diktiğimiz önemli noktalardan biri de Çorum'du. Çorum'da dün Guinness Dünya Rekoru denemesine hep beraber şahitlik ettik. Daha önce 232 bin 647 adet fidan ile Endonezya'ya ait olan '1 saatte en fazla fidan dikme' dünya rekoru, dün Çorum'da 3 bin kişinin katılımıyla dikilen fidanlarla Türkiye adına tescil ettirildi." dedi.

Geleceğe Nefes Seferberliği ile Türkiye adına tescil ettirilmesi hedeflenen diğer Guinness Dünya Rekoru ise, "Dünyanın en büyük online fidan diken insan fotoğrafı albümü" olacak. Bu rekor için, 11 Kasım'da fidan dikenlerin, fidan dikim süresi 3 saat içinde ve sonrasında fidan dikerken çektikleri fotoğraflarını www.gelecegenefesalbum.com sitesine girerek yüklemesi gerekiyor. Çekilen fotoğrafların Guinness tarafından onaylanabilmesi için gereken teknik koşullar da www.gelecegenefesalbum.com sitesinde yer alıyor. 
 
12.11.2019
Devamı

Avrasya ve Balkan Ülkeleri Tarım Gazetecileri Forumun'da Türkiye'ye Tam Not

Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) IFAJ'ın (Uluslararası Tarım Gazetecileri Federasyonu) destekleriyle 2016 yılında İzmir'de "Uluslararası Tarım Gazetecileri Basın Turu" ve 2018'de de İstanbul'da "Ortadoğu Tarım Gazetecileri Forumu"nu düzenlemişti.
TAGYAD bu kez de Antalya'da "Avrasya ve Balkan Ülkeleri Tarım Gazetecileri Forumu"nu gerçekleştirdi. Tarımsal gazeteciliğin anlam ve uygulama örneklerini tüm boyutlarıyla ele alındığı Forum çalışmaları süresince Antalya bölgesinin gelişmiş bitkisel üretim performansını da yapılan tesis ziyaretleri ile yakından görmüş oldular.
Ayrıca etkinlik kapsamında Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Hakkı Bahar, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Doğan ve Antalya Ticaret Sanayi Odası (ATSO) Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Harun Öztürk'ün konuşmacı olduğu "Antalya ve Türkiye'de Tarım" konulu panelde yabancı konuklar  ulusal ve bölgesel tarıma ilişkin en güncel bilgileri öğrenme fırsatı buldular.
 
ULUSLARARASI TARIM GAZETECİLİĞİ ALANINDA İLİŞKİLER GELİŞTİRİLECEK
 
IFAJ Başkanı Owen Roberts ve Genel Koordinatörü Hugh Maynard ile birlikte 22 ülkeden 35 Tarım gazetecisinin katıldığı Forum çerçevesinde Avrasya ve Balkan ülkelerinde tarım ve gıda sektörüne yönelik medya faaliyetlerinde bulunan gazeteci, yazar, TV programcısı ve yayımcı - iletişimci (commnunicator) yapılan görüşmelerde, önümüzdeki dönem için ilişkilerin daha çok geliştirme kararı alındı.



TAGYAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail UĞURAL konu ile ilgili şunları kaydetti.
“Tarım Gazetecileri ve Yazarlar Derneği (TAGYAD) olarak 22 ülkeden 35 Tarım Gazetecisini ve yazarlarını ülkemizde ağırlamaktan ziyadesi ile mutluyuz. Bu konuda bizlerden desteklerini esirgemeyen başta GROWTECH ve ekibine aynı zamanda çok değerli yönetim kurulu üyelerimize şükranlarımı sunuyorum. 2020 yılı içinde yeni bir uluslararası etkinlik yapma çalışmasına gireceğimiz bilgisini dostlarımızla paylaştıktan sonra, konuklarımızın, "Zaten dünyada her yıl böyle arka arkaya uluslararası toplantılar yapabilen birkaç ülke var, bunlardan biri de Türkiye," şeklindeki değerlendirmeleri bizleri fazlasıyla mutlu etti, gerek yurt içi gerekse yurt dışı yeni projeler hazırlama konusunda bizleri daha da cesaretlendirmiş oldu. ”dedi.


 
 
 
12.11.2019
Devamı

Konya DSYB Et Entegre Tesisi İçin Düğmeye Bastı

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği süt işletme tesisinin ardından Et Entegre tesisi kurulması için düğmeye bastı. Konya’nın Ereğli Organize Sanayi Bölgesinde kurulacak olan modern tesis büyükbaş hayvan kesimi yapabilecek.

 
Konu ile ilgili bir açıklama yapan Konya DSYB Başkanı Edip YILDIZ , “Tesisimiz şimdiden KONYA ve bölgemiz hayvancılık sektörüne hayırlı olsun” dedi.

YILDIZ, hayvancılık merkezi olan Konya için hayati önem taşıyan bir projeyi daha hayata geçireceklerini söyledi. 1.107.617 bin büyükbaş hayvan varlığıyla ülke sıralamasında birinciliği elinde bulunduran Konya modern bir et entegre tesisi kurmak için harekete geçildiğini dile getiren Başkan YILDIZ “Konya’nın ve hayvancılık sektörümüzün geleceği açısından çok önemsediğimiz bir projeyi daha hayata geçiriyoruz.
“Tesisimiz şimdiden KONYA ve bölgemiz hayvancılık sektörüne hayırlı olsun” ifadesini kullandı.
 
 
11.11.2019
Devamı

Başkan Erdoğan: Hedefimiz zümrüt yeşili bir Türkiye ortaya çıkarmaktır

Türkiye genelinde gerçekleştirilecek "Geleceğe Nefes" seferberliği kapsamında, Türkiye'nin dört bir yanında saat 11.11'de 11 milyon fidan dikiliyor. İlk fidanı ise Cumhurbaşkanı Erdoğan dikti.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye genelinde gerçekleştirilecek "Geleceğe Nefes" seferberliği kapsamında, Endonezya'ya ait olan "1 saat içinde en fazla fidan dikme" rekorunun kırılması için 11 milyon fidan dikiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ankara'da fidan dikme etkinliklerine ilk fidanı dikerek start verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Geleceğe Nefes seferberliği kapsamında bir konuşma yaptı.

Başkan Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları ise şöyle:

11.11.2019 saat 11:00 de 11 milyon fidan ve ağacı geleceğe nefes olma ümidiyle toprakla buluşturuyoruz.

Hedefimiz zümrüt yeşili bir Türkiye ortaya çıkarmaktır.

Seferberliğimiz gördüğü ilgi ile dünyaya örnek olacak.

Bundan sonra her yıl 11 Kasım saat 11:00de milletimiz fidan dikecek.

82 Milyon hep birlikte diktiğimiz fidanlarla gürlemeye sürdüreceğiz.

Toplam 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturarak orman kapasitemizi 22 milyar hektara çıkardık.
Dede korkut ağacı ne güzel anlatıyor. Atalarımız “ağaç dalı ile gürler” diyor. Diktiğimiz fidanlarla gürlemeye devam edeceğiz.
 
 
11.11.2019
Devamı

Geleceğe Nefes'te İlk Fidanı Cumhurbaşkanı Erdoğan Dikti

Türkiye genelinde gerçekleştirilecek "Geleceğe Nefes" seferberliği kapsamında, Türkiye'nin dört bir yanında saat 11.11'de 11 milyon fidan dikiliyor. İlk fidanı ise Cumhurbaşkanı Erdoğan dikti.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye genelinde gerçekleştirilecek "Geleceğe Nefes" seferberliği kapsamında, Endonezya'ya ait olan "1 saat içinde en fazla fidan dikme" rekorunun kırılması için 11 milyon fidan dikiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ankara'da fidan dikme etkinliklerine ilk fidanı dikerek start verdi.

TÜRKİYE'DEN REKOR DENEMESİ

Türk halkının büyük ilgi gösterdiği organizasyon kapsamında iki ayrı alanda dünya rekoru kırılması da hedefleniyor. Etkinlikte ilk olarak, 232 bin 647 adet fidan ile Endonezya'ya ait "1 saat içinde en fazla fidan dikme" rekorunun, Çorum'da 1 saatte 301 bin 111 adet fidan dikilerek kırılıp, Guinness Dünya Rekoru'nun Türkiye adına tescil ettirilmesi amaçlanıyor.
 
 
11.11.2019
Devamı

Şeker Sektörüne Kalifiye Eleman İçin İmzalar Atıldı

Şeker sektöründe insan kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine ilişkin olarak Mesleki Yeterlilik Kurumu ile Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ve Türkiye Gıda ve Şeker Sanayii İşçileri (Şeker-İş) Sendikası arasında işbirliği protokolü imzalandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen törende “Ulusal Meslek Standardı ve Ulusal Yeterlilik Hazırlama İşbirliği Protokolü”  imzalandı.
İmzalanan protokol kapsamında başlatılacak çalışmalar ile şeker fabrikalarında görev yapan iş gücünün yetkinliği artırılacak ve şeker sektörünün sürdürülebilirliğine önemli katkılar sağlanacak.
Cumhuriyetin ilk tarıma dayalı sanayi tesislerinden biri olarak, 1926 yılında üretime başlayan Türkiye Şeker Sektörü, günümüzde Van-Erçiş’ten Kırklareli-Alpulllu’ya kadar ülke sathına yayılmış olan 33 pancar şekeri fabrikası ile halkımızın tükettiği şekerin tamamını yurt içinde üreterek ülkemize önemli katkılar sunuyor.
 
08.11.2019
Devamı

‘GELECEĞE NEFES’ Seferberliği Çifte Rekora Koşuyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 'Geleceğe Nefes Seferberliği' kapsamında 11 Kasım 2019'da 81 ilde 3 saatte gerçekleştirilecek 11 milyon fidan dikimi ile Türkiye'nin 2 ayrı Guinness Dünya Rekoru'nu kıracağını da müjdeledi. Pakdemirli, 'Geleceğe Nefes Seferberliği' kapsamında Çorum'da '1 Saatte en çok fidan dikme rekoru' ile ''Dünyanın en büyük online fidan diken insan albümü'' rekoru kırılacağını açıkladı.




''11 Milyon fidan için kenetlenen herkese teşekkür ediyorum''
 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, basın yayın organlarının temsilcileri ve gazeteciler ile 11 milyon seferberliği öncesi bir araya geldi. Seferberlik kapsamında fidan dikmenin bir 'memleket meselesi' olarak toplumun her kesimince sahiplenildiğini belirten Pakdemirli, burada yaptığı konuşmada, "Seferberliğimizin halkımızdan gördüğü yüksek ilgi ve dünyaya örnek olacak bir toplumsal bilinçlenme kampanyasına dönüşmüş olması; basınımızın, toplumumuzun kanaat önderlerinin, sanatçılarımızın, sporcularımızın bize verdiği gönülden destek sayesinde oldu. Başlattığımız seferberliğe destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Bu bize bundan sonra yapacaklarımız konusunda da büyük cesaret veriyor. Artık biliyoruz ki, bu ülkenin geleceği için attığımız her adımda bunu bir 'millet meselesi olarak gören' ve arkamızda kenetlenen bir halkımız var. En büyük teşekkürü de bu sağduyu ve bilinci gösteren vatandaşlarımız hak ediyor" dedi.
Sahiplenilen Fidan Sayısı 13 Milyona Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 11 Kasım'da, 11 milyon fidanın toprakla buluşturulmasının amaçlandığı 'Geleceğe Nefes Seferberliği' kapsamında, vatandaşlarımızın sahiplendiği fidan sayısının 13 milyona ulaştığını söyledi.

11 milyon fidanı sahiplendirmek için oluşturulan www.gelecegenefes.com web sitesinin Türk halkının gelecek nesiller konusundaki duyarlılığını ortaya koyduğunu belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, "11 milyon fidan birkaç gün içinde halkımız tarafından sahiplenildi. Halkımızın geleceğe nefes olma konusundaki bu heyecanını karşılıksız bırakmadık ve sahiplenilecek fidan sayısını 11 milyonun üzerine çıkardık. Şu an itibarı ile sahiplenilen fidan sayısı 13 milyona yaklaştı. 9 milyonu aşkın birey fidan sertifikası aldı. 11 Kasım'da dikeceğimiz 11 milyon fidan ile durmayacağız. 11 Kasım sonrasında da vatandaşlarımızın sahiplendiği bu fidanları dikmeye devam edeceğiz" dedi.

Türkiye, Ormanlarını Artıran Nadir Ülkelerden
Ülkelerin çevre konusundaki karnelerini, gelişirken doğadan aldıklarını minimumda; doğaya verdiklerini ise maksimumda tutabilmelerinin belirlediğini belirten Pakdemirli, "Toplumumuzda, özellikle genç neslimizde giderek artan bir çevre duyarlılığı ve bilinci olduğunu görmek bizi çok memnun ediyor. Buna karşılık, ülkemizin çevre konusunda yaptıklarının yeterince bilinmemesi, bu konudaki farkındalığın zayıf olması bizi üzüyor. Türkiye bu kadar hızlı gelişen ve büyüyen bir ülke olmasına karşılık, orman değerlerini de yükseltebilen bir ülke… Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı'nın (FAO) Küresel Orman Kaynakları Değerlendirmesi raporuna göre dünyamızdaki orman varlıkları hızla azalırken, aynı dönemde Türkiye, ormanlarını artırabilen nadir ülkeler arasında bulunuyor. 1999 yılında 20.8 milyon hektar olan orman varlığımız, 2018 yılında 22.6 milyon hektara ulaştı. Son 20 yılda, dünya genelinde orman varlıkları azalırken, biz ülkemiz orman varlığını yaklaşık 2 milyon hektar artırmayı başardık."

Çifte Dünya Rekoru Müjdesi
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 'Geleceğe Nefes Seferberliği' kapsamında 11 Kasım 2019'da 81 ilde 3 saatte gerçekleştirilecek 11 milyon fidan dikimi ile Türkiye'nin 2 ayrı Guinness Dünya Rekoru'nu kıracağını da müjdeledi. Pakdemirli, 'Geleceğe Nefes Seferberliği' kapsamında Çorum'da '1 Saatte en çok fidan dikme rekoru' ile ''Dünyanın en büyük online fidan diken insan albümü'' rekoru kırılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli; "Bu büyük fidan dikme seferberliğini anlatırken hep 'Dünya rekoru kıracağız' demiştik. Bu seferberliği uluslararası düzeyde bir rekor ile de taçlandırmak istiyoruz. Geleceğe Nefes Seferberliği Türkiye'ye bir değil 2 Guinness Dünya Rekoru getirecek. Çorum'da hazırladığımız dikim alanında Guinness hakemlerinin gözlemciliğinde halen 232.647 adet fidan ile Endonezya'ya ait '1 saatte en fazla fidan dikme' dünya rekorunu, 1 saat içinde bundan daha fazla fidan dikerek Türkiye adına tescil ettireceğiz. Halkımızın bu kadar benimsediği seferberliğimizde istedik ki, fidanlar gibi bir rekora da halkımız ortak olsun. Bunun için de 11 Kasım'da halkımızın fidan dikerken çektiği fotoğraflardan oluşan bir dijital albüm hazırlanacak. Vatandaşlarımız, fidan dikerken çektikleri fotoğrafları bize gönderecek ve biz de bunu 'Dünyanın en büyük online fidan diken insan albümü' olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na tescil ettireceğiz. Bu rekorumuz için de halkımıza ayrı bir bilgilendirme yapacağız. Böylece 'Geleceğe Nefes Seferberliği', çifte dünya rekoru ile taçlanacak" ifadelerini kullandı.

 
07.11.2019
Devamı

Tarım arazileri için Faizsiz finans sistemi güçlenecek

Cumhurbaşkanlığı Yıllık Proğram çerçevesinde faizsiz sistemin Türkiye ekonomisindeki yerini güçlendirmeye yönelik uygulamalar devreye alınırken, derecelendirme kuruluşu oluşturulacak.
"Faizsiz finans ürünlerine yönelik güçlü talep potansiyeline" dikkat çeken Başkan Recep Tayyip Erdoğan, faizsiz finans sisteminin Türkiye ekonomisindeki yerini güçlendirmeye yönelik 10 önemli adıma imza attı. Uygulama kapsamında faizsiz finans prensiplerine uygunluk adına derecelendirme kuruluşu oluşturulacak.
Faizsiz finans sistemine ilişkin ürün ve hizmet çeşitliliğini artırmaya yönelik düzenlemeler yapılacak.

Bu kapsamda kurumsal faizsiz borç uygulamalarının kurulması teşvik edilecek. Faizsiz finans alanında en iyi uygulama örneği olan sukuk ihracı yapılacak. Tarım arazileri gelirlerine yönelik Altyapı GYO kurulacak. İhracat finansmanı için ortak standart bir ürün oluşturulacak. Faizsiz finans prensiplerine uygunluk adına derecelendirme kuruluşu oluşturulacak. Faizsiz finans prensiplerine uygun pay tabanlı kitlesel fonlama platformu kurulacak.

Katılım sigortacılığı geliştirilecek
Emtia murabahası işlemlerinin yurt içinde gerçekleştirilebilmesi için kira sertifikasına, elektronik ürün senedine veya hisse senedi portföyüne dayalı platformların oluşturulması sağlanacak. Bu kapsamda Hazine ve Maliye Bakanlığı ve ilgili kurumlar tarafından kurulması öngörülen piyasanın/platformun işleyişine ilişkin iş akış süreçleri ve standartlar belirlenecek.
Faizsiz finans denetim standartları oluşturulacak. Bunun için faizsiz finans kuruluşlarına ilişkin altı denetim standardı mevzuata kazandırılacak.
Faizsiz finansa ilişkin araç ve kurumların terminolojisinin standardizasyonu sağlanacak. Kurumlar arası terminoloji birliğini sağlamak üzere Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) tarafından yayınlanan Terimler Sözlüğü yeni araçları da içerecek şekilde geliştirilecek. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından Kira Sertifikaları Tebliğinde değişiklik yapılarak sukuk terimi düzenleme kapsamına alınacak.

Türk Reasürans AŞ, katılım reasürans hizmeti verecek
Faizsiz finans kurumsal yönetişim sistemi tesis edilecek ve uluslararası uygulamalarla uyumlaştırılacak. Katılım Sigortacılığı Genel Görünüm ve Durum Tespit Raporu hazırlanarak katılım sigortacılığına ilişkin iyileştirme alanları tespit edilecek.
Katılım sigortacılığı faaliyetlerinin faizsiz finans prensipleriyle uyumlu olacak şekilde gelişimini teminen katılım sigortacılığı mevzuatında değişiklik çalışması yapılacak. Etkin denetim ve gözetimi sağlamak amacıyla Katılım Sigortacılığı Denetim ve Gözetim Rehberi hazırlanacak.
Ülke kaynaklarının yurt dışına akışının önüne geçilmesi için katılım reasürans fonu kurulacak. Bu kapsamda Türk Reasürans AŞ'nin katılım reasürans hizmeti vermesi sağlanacak.
Gerekli çalışmalar neticesinde katılım banka kredilerinin toplam krediler içindeki payının 2020'de yüzde 5,5'e hedefleniyor.
 
07.11.2019
Devamı

Erdoğan, 11 Kasım'ı "Milli Ağaçlandırma Günü" İlan Etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her yıl 11 Kasım gününün "Milli Ağaçlandırma Günü" olarak kutlanacağını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "11 Kasım Ağaçlandırma Seferberliği" nedeniyle yayımladığı genelgede, Türkiye'nin 78 milyon hektarlık alanıyla, ekolojik bakımdan zengin bir çeşitliliğe sahip olduğunu belirtti.

Bu zenginlik içerisinde ormanların tür ve kompozisyon olarak önemli bir yer tuttuğuna dikkati çeken Erdoğan, genelgeye şöyle devam etti:
"Sanayileşmenin hız kazandığı günümüzde, havanın, suyun, toprağın ve bunların oluşturduğu güzelliklerimizin korunması gün geçtikçe önemi artan bir konu olarak hep gündemimizde yer almaktadır. Bu kapsamda ülkemizin orman sahasını ve ağaç servetini çoğaltmak, erozyon kontrolünü teşvik ederek toprak, su ve bitki arasında bozulan dengeyi yeniden oluşturmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek, çevre değerlerini korumak, ağaç ve orman sevgisini yaygınlaştırmak, toplumun çevreye olan duyarlılığına katkı sağlamak maksadıyla; 11 Kasım günü saat 11.11'de Tarım ve Orman Bakanlığının koordinasyonunda; kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılacak ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmaları kapsamında, tüm yurtta eş zamanlı olarak fidan dikme etkinliği tertiplenecektir."

Söz konusu etkinliğe ilişkin bilgelerin Tarım ve Orman Bakanlığının internet adresinde yer aldığını bildiren Erdoğan, "81 ilimizde 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidanın toprakla buluşmasını ve dünya rekorunu hedefleyen bu etkinliğe, 7'den 77'ye tüm vatandaşlarımızın gönüllü olarak her türlü desteği vereceğine inancımız tamdır." ifadesini kullandı.

11 Kasım "Milli Ağaçlandırma Günü" Olarak Kutlanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, genelgede 11 Kasım'ı "Milli Ağaçlandırma Günü" olarak ilan ederek, şunları kaydetti: 
"Ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan büyük öneme sahip olan ormanlarımızı korumak, sürdürülebilir şekilde yönetmek ve gelecek nesillerimiz için yurdumuzu daha sağlıklı ve yaşanabilir kılmak amacıyla; milletimizin de desteği ile her yıl 11 Kasım gününün 'Milli Ağaçlandırma Günü' olarak kutlanması uygun görülmüştür. 
Yeşilin her tonuyla toprağa hayat, canlılara nefes olacak bu anlamlı çevre seferberliği kapsamında tertiplenecek etkinliklerin en iyi şekilde gerçekleştirilebilmesi için ihtiyaç duyulacak her türlü destek, yardım ve kolaylığın tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca geciktirilmeksizin öncelikli olarak yerine getirilmesi hususunda bilgilerini ve gereğini rica ederim."

Cumhurbaşkanı Erdoğan Verdiği Sözü Tuttu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9 Temmuz'da Abdullah Enes Şahin isimli bir gencin Twitter hesabından paylaştığı ve kısa sürede etkileşim alan "Ağaç Dikme Bayramı" önerisine destek vermişti.

Fikri beğendiğini belirten Erdoğan, söz konusu paylaşıma verdiği yanıtta, "Bu çok güzel bir fikir Enes. Biz her zaman yemyeşil bir Türkiye için çalıştık, çalışıyoruz. Milli bir ağaçlandırma bayramımızın olması için de ben ve arkadaşlarım her zamanki gibi üzerimize düşeni yapacağız." ifadelerine yer vermişti.
Abdullah Enes Şahin, Twitter'da "Bir fikrim geldi. Biz neden 'Ağaç Dikme Bayramı' ilan etmiyoruz. Her yıl bir gün ayıralım, çoluk çocuk maaile, 82 milyon ağaç dikelim. Hem dünyaya örnek olalım hem gelecek nesillere yemyeşil bir ülke bırakalım." paylaşımında bulunmuştu.
 
07.11.2019
Devamı

TMO: “Tüketicinin Yanında Olmaya Devam Edeceğiz”

Kamuoyunu son zamanlarda meşgul eden ihalesiz sınırsız ithalat yetkisine dair Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) açıklama yaptı. TMO açıklamasında endişe verici bir durumun olmadığının altını çizerek, tüketiciyi her zaman korumaya devam edeceklerini ifade etti.
 
Son günlerde yazılı ve görsel basında “TMO'ya ihalesiz sınırsız ithalat yetkisi” verileceği yönündeki kamuoyunu yanıltıcı ve piyasayı bozmaya yönelik haberler yayınlanmış olup kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına açıklama yapılması gereği doğmuştur.


TMO görev alanına giren ürünlerin üreticiler yönünden normalin altına düşmesini ve tüketici aleyhine anormal derecede yükselmesini önlemek, bu ürünlerin piyasasını düzenleyici tedbirler almakla görevlidir. 


Piyasa düzenleme kurumları, görevlerini yerine getirmek için anlık değişim ve dalgalanmalara karşı piyasaları regüle etmek amacıyla hızlı karar ve işlem sürecine ihtiyaç duyar. Değişen dünya, piyasa şartları ve uluslararası ticaret de bunu gerektirmektedir. TMO da bir piyasa düzenleme kurumu olarak gelişmeler doğrultusunda ihtiyaç duyulduğunda etkin ve hızlı müdahale için ilgili mevzuatlarında değişiklikler yapmaktadır.

Bu amaçla; faaliyet ve görev alanı kapsamında yer alan tarımsal ürünlerle ilgili olmak üzere, ürün fiyatlarında meydana gelebilecek olağanüstü dalgalanmaların önlenmesi veya ürünlerde fiyat istikrarının sağlanması amacıyla ilgili Bakanın onayı ve Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulunun görevlendirmesi ile Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün ithalat yoluyla yapacağı tarımsal ürün alımları ile buna ilişkin hizmet alımlarının Kamu İhale Kanununda yer alan uzun sürelere tabi olmadan ihale yapılabilmesi için kanun teklifi düzenlenmiştir.

Kamu İhale kanununda yer alan ceza ve yasaklılık hükümleri yapılacak ihalelerde geçerli olacaktır.       

Bu düzenleme ile ihale sürelerinin kısaltılması sağlanacak olup hiçbir şekilde, TMO'nun ithalat miktarının artırılmasına ya da sınırsız ithalat yetkisi verilmesine, görev alanında olmayan ürünlerin ithal edilmesine ve TMO'nun ihalesiz ürün almasına ilişkin bir düzenleme değildir.

Amaç, piyasa regülasyonunu daha seri ve aktif bir şekilde yürütmek için Kuruluşumuzun mevcut ithalat yetkilerinin kullanımında ihale sürecini kısaltmak, kısa süreli fiyat opsiyonu verilen dünya piyasalarından daha uygun fiyata ürün tedarik ederek ülkemize olan maliyetini azaltmak, uluslararası ticaret koşullarına uyumlu, etkin ve zamanında müdahale imkanını sağlamaktır.

TMO bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonraki süreçte de iç ve dış piyasaları anbean izleyerek piyasaları düzenlemeye ve paydaşlarını doğru bilgilendirmeye devam edecektir.
 
07.11.2019
Devamı

Su Ürünleri Kanununda Yapılan Değişiklikler TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi

Denizlerimizde, doğal göl, baraj ve akarsularımızda yaşayan başta balıklar olmak üzere tüm su canlılarını korumak, bu kaynakları gelecek nesillere daha sağlıklı bir şekilde bırakmak adına Su Ürünleri Kanununda değişiklik yapıldı.

Yapılan değişikliklerin sadece balık ve sucul biyoçeşitliliği değil, aynı zamanda alnının teriyle ekmeğini sudan çıkaran, kurallara uyan balıkçıların da haklarını koruyacağını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli "Kanunda yapılan değişiklikler kaçak avcılık yaparak dürüst balıkçıların ve denizin hakkını çalanların da sonunu getirecek hatta balıkçılık alanında milat olarak kabul edilebilecek önemli bir adımdır" diye konuştu.

Bu Kanun ile 1971 yılında yürürlüğe giren 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun gelişen teknolojik imkânlar, bilimsel, çevresel, ekonomik ve sosyal hususlar, uluslararası yükümlülükler ile sektörün ihtiyaçları göz önünde bulundurularak günümüz koşullarına uyumlu hale getirildiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:  "Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizin balıkçı filosu Avrupa ülkeleri arasında en büyük avlanma kapasitesine sahip filolardan birisidir. 15.352 adet balıkçı gemimizin 1.634 adedi 12 metreden daha büyük, bunların da 275 adedi 30 metreden daha büyük yüksek av kapasitesine sahip balıkçı gemileri olup endüstriyel avcılık yapan gruptadır. Bugün balıkçılarımızın sahip olduğu teknoloji, imkân ve kabiliyetler okyanuslarda bile avcılık yapabilmelerine imkân sağlamaktadır. Bu Kanunda yapılan değişikliklerle uluslararası sulardaki gücümüzün daha da artacağına inanıyoruz"

48 Yıldır Yapılan En Kapsamlı Düzenleme
Balık varlığını sürdürülebilir hale getirmek ve gelecek nesiller açısından deniz varlıklarının korunması amacıyla Su Ürünleri Kanununda yapılan bu değişikliğin, 48 yıldan bu yana yapılan en kapsamlı çalışmayı içerdiğini ifade den Bakan Pakdemirli "Değişiklikler su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi ve balıkçılık kaynaklarımızın korunması için ihtiyaç duyulan hususları içermektedir. Sektör paydaşları, ilgili sivil toplum kuruluşları ve kurallara uyan gerçek balıkçılar da bu değişikliğin bir an önce yasalaşmasını beklemekteydiler, nitekim gerçekleşti" açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, Su Ürünleri Kanununda Değişikliğin, yürürlük ve yürütme maddeleri dâhil 19 maddeden oluştuğunu da sözlerine ekledi.

Yapılan Başlıca Değişiklikler;
Yapılan değişiklik ile kaçak ruhsatsız teknelerle gırgır, trol, algarna ile avcılık yapanlara, deniz patlıcanı veya midye gibi su ürünlerini illegal yollarla dalarak avlayanlara ve Marmara, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarıyla, Karadeniz'de ışıkla avcılık yapanlara 50 bin TL'ye kadar idari para cezası getirildi. Ayrıca gemiler dâhil tüm av araçlarına ve yakaladıkları ürünlere el konulacak, tekneler ve av araçları kamu kurumları veya bilimsel kuruluşlara bağışlanacak, bağışlanamayanlar ise imha edilecek. Diğer taraftan Marmara'da, Boğazlarda kaçak trol çekenlerin bu fiili iki yıl içerisinde tekrar işlemeleri halinde ise Kanunda sayılan cezalara ilave olarak 1 ila 3 yıl hapis cezası getirilmektedir.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde verilen izinler günün şartlarına göre düzenlenmekte, kültür balıkçılığında ihtiyaç duyulan su alanı ve suyun kiralanmasında ilgili kurumların yetkileri belirlenmektedir. Halkımıza 12 ay boyunca sağlıklı balık arzı sağlayan ve neredeyse 100 ülkeye 1 milyar $ ihracat hacmi oluşturan su ürünleri yetiştiricilik çiftliklerinin kurulacakları bölgeler, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının ortak çalışmasıyla çevre ve turizm hassasiyeti de gözetilerek belirlenecektir. Özellikle başta Bodrum ve çevresi olmak üzere kapalı koy ve körfezlerde bulunan yetiştiricilik alanları ile turizm alanlarını her iki sektöründe lehine olacak şekilde ayırmak için planlamalarımıza başladık ve ilgili kurumların yer onayından sonra buralarda bulunan mevcut balık çiftliklerinin bir yıl içerisinde daha açıkta belirlenen alanlara taşınması planlanmaktır. Bu güne kadar kurallara uymayan balık çiftliklerine uygulanan 3.292 TL idari para cezası yeni düzenleme de aykırılığın niteliğine göre 10 bin TL'den 100 bin TL' ye kadar uygulanacak ve masrafları kendilerine ait olmak üzere yaptıkları aykırı faaliyetler düzelttirilecek, aykırılığın tekrarı durumunda ise para cezası katlanarak artacaktır.
Baraj, regülatör ve HES'lerde, can suyunun bırakılması zorunlu hale getirildi. Su ürünlerinin göç etmesine, üremesine imkân sağlayacak su yapılarının yapılması ve işler durumda tutulması zorunluydu. Ancak bu şartlara uymayanlara ceza yok denilecek kadar azdı ve uygulanamaz bir durumdaydı. Yeni düzenlemede verilen sürede aykırılığın giderilmemesi halinde uygulanan idari para cezası 100 bin TL'den 250 bin TL'e kadar artırılmakta ve üstelik tekrarında katlamalı olarak uygulanan müeyyideler getirilmektedir. Aynı şekilde akarsuları kirletenlere veya su ürünlerinin yaşaması için gerekli olan can suyu bırakmayanlara da 50 bin TL'ye kadar idari para cezası getirilmektedir.

Doğal göllerimize, akarsularımıza hatta denizlerimize yabancı tür canlıları (pirana, Amerikan veya Avrupa levreği, çim sazanı, havuz sazanı vb.) izinsiz bırakanlara, bu kişi gerçek kişi ise 10 bin TL, eğer kurumsal olarak izinsiz balıklandırma yapıldıysa 20 bin TL idari para cezası uygulanacaktır.

Kanuna eklenen yeni bir madde ile su ürünleri avcılık ve yetiştiricilik faaliyetlerinin uzaktan algılama sistemleri ve teknolojik imkânlarla izlenmesi, denetlenmesi ve kayıt altına alınması sağlanacaktır. Getirilen kurallara aykırı hareket edenlere 5 bin TL ile 25 bin TL arası idari para cezası uygulanacaktır.

Kanuna eklenen diğer bir yeni madde ile balıkçı gemilerimizin başka ülke karasularına ve uluslararası sulara avcılık amaçlı gidişleri kurala bağlanmaktadır.
Özellikle son zamanlarda artan ülkemizde tüketimi az olan deniz patlıcanı veya akivades gibi su ürünlerini, hatta sülük gibi ülkemize ait yerli türlerimizi ve biyolojik zenginliklerimizi kaçak yollarla yurt dışına kaçıranlara ilk seferinde, 5 bin TL'den 100 Bin TL'ye kadar idari para cezası getirilmekte ayrıca nakil vasıtalarına ve av araçlarına el konulmakta, aykırılığın iki yıl içerisinde tekrarı halinde ise 1-3 yıl hapis cezası getirilmektedir.

Dinamitle, zehirli kimyasal maddelerle veya elektrik ile balık avcılığı yapanlara 3.292 TL olan para cezası 10.000 TL'ye çıkarılmaktadır.
 
06.11.2019
Devamı

Sığır Islahı Bitiyor mu?

Tarım ve Orman Bakanlığında et ithalatının önüne geçebilmek için Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından sığır ıslahına yönelik bir karara imza atıldı. Alınan karara bakılınca Türkiye de  25 yıllık ıslah bitecek mi sorusu akıllara geliyor.

Tarımsal desteklemelere ilişkin kararnamenin 4/ii maddesinde saf sütçü sürülerinde, yüzde 60 oranına kadar hayvanın başka ırklarla tohumlaması yer alıyordu. Etçil ırklarla tohumlanarak doğan buzağılara ise 600 TL destek verilecekti.





HAYGEM 3/11/2019 günü ( pazar günü)  bir talimatla saf ırkların kendi ırkı dışında tohumlanmasındaki sınırlamalar  kaldırılarak, her ırkın her ırkla tohumlanması yolunu açmış oldu. Hayvancılık sektörü ise, 25 yıldır yapılan ıslah ve saf yetiştirmenin büyük darbe alacağından endişe ediyor. Saf sütçü ırkların tohumlamasından doğan erkekler besi materyali olarak et üretiminde kullanılacağı varsayılsa bile, doğan dişiler kestirilemeyeceği için bunlar elde tutulacak ve erişkin olduğunda bambaşka bir ırkla tohumlama yolu açılacağından ( hedefi ve planlaması olmayan bir tohumlama sonucu) bir kaç nesil sonra ırkı belirsiz genetik yapıda hayvanlar ortaya çıkacaktır. Kısa vadede et üretimini artırayım düşüncesi  saf ırkların yok edilme sürecine girme riskini doğuracaktır.
 Gelecekte saf ırklarda yeterli damızlık bulunamadığı gerekçesiyle ithalat daha da artacaktır. E ıslah sistemindeki eksiklikler giderilerek damızlık üretimi artırılması gerekirken, sistem tamamen çökertilmiş olacaktır. Bu karar yönetilmesi güç riski yüksek bir yola girilmiş, uzun vadede oluşacak zararları dikkate alınmamış bir karar olarak görünmektedir.

Bu kararla Türkiye 2 Yıl sonra her çeşit damızlık hayvandan net ithalatçı olacak aynı zamanda buna bağlı olarak süt üretiminde azalacağından dolayı süt tozu ithal etmek zorunda kalacak.
 
 
 
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
 
 
05.11.2019
Devamı

Hidroelektrik Üretiminde Rekor

2016’ya Ait Yıllık Üretim Rekoru, 2019’un İlk 10 Ayında 79.3 Milyar Kwh'lik Üretimle Geçildi
 
Temiz ve yenilenebilir enerji olan hidroelektrik santrallerinden (HES) üretilen enerjide yeni bir rekor kırıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2016 yılına ait yıllık üretim rekorunun, 2019’unilk 10 ayı itibarıyla 79,3 milyar kWh’lık üretimle geride bırakıldığını söyledi.

 Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ve özel sektör tarafından Türkiye’de işletmeye açılan hidroelektrik santrallerin ürettiği elektriğin 2019’un ilk 10 ayı itibariyle 79,3 milyar kWh’ye ulaştığının altını çizen Bakan Pakdemirli “2016’ya ait olan yıllık en fazla üretim olan 67,2 milyar kWh ise daha şimdiden geçilerek yeni bir rekora imza atıldı” dedi.


Hes’ler Enerji Üretiminde İkinci Sırada Geliyor
2019 yılı itibarıyla enerji üretim kaynakları arasında HES’lerin ikinci kaynak konumunda olduğunu da vurgulayan Pakdemirli “İlk 10 aylık süreçte elektrik üretimindeki kaynak payları, kömür % 36.3,  HES % 31.5,  doğal gaz % 17.3, Rüzgar enerji santralleri (RES) % 7.3, Güneş Enerji Santralleri (GES) % 3.4 ve Jeotermal enerji santralleri (JES) % 2.6 şeklinde gerçekleşti” diye konuştu.

Üretimin Ülke Ekonomisine Katkısı 19,8 Milyar TL
Boşa akan suların gücünü ülke ekonomisine kazandırmak için enerji sektörüne yatırım yaptıklarını da ifade eden Bakan Pakdemirli “ Bu yatırımlar ile bu senenin ilk 10 ayında 79,3 milyar kWh ile ülke ekonomisine 19,8 milyar liralık katkı sağlandığını belirtti.

79,3 Kwh İçin 3,5 Milyar Dolarlık Doğalgaz Gerekiyor
Temiz ve yenilenebilir enerji kaynağı olan HES projelerini hayata geçirmenin Türkiye açısından bir zaruret olduğunun altını çizen Pakdemirli “Türkiye enerji ithal eden bir ülke konumunda bulunuyor. Kendi kaynağımız olan bu enerjiyi değerlendirmek zorundayız. İlk 10 ayda bu kaynaktan üretilen 79,3 kWh’lik enerjiyi şayet ithal ettiğimiz doğalgazdan üretmiş olsaydık, 3,5 milyar dolarlık bir meblayı başka ülkelere ödemek zorunda kalacaktık. Dolayısıyla HES’lerin dış ticaret açığımıza da olumlu yönde bir katkısı var” değerlendirmesinde bulundu.


 
05.11.2019
Devamı

Zehirli Ispanak Açıklaması Yetkililerden Geldi

İstanbul’da çok sayıda kişi zehirlenme şikâyetiyle hastanelere başvurmuş ve yaşanılan bu rahatsızlığa yenilen ıspanağın neden olduğu ortaya çıkmıştı. İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü konuyla ilgili: "zehirlenmeye ıspanaklara karışan yabancı otların neden olduğu analizlerle ortaya çıkmıştır."dedi

Ispanak zehirlediği iddiaları üzerine İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazılı açıklama yaptı.
Açıklama şu şekilde: “İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü’nden 02.11.2019 tarihinde yapılan ihbarda ıspanak tüketimi sonrası zehirlenme olduğu bildirilmiştir.  Zehirlenme şüphesi ile sağlık kuruluşlarına başvuru yapanların ürün satın aldıkları ilimizde, faaliyet gösteren satış noktalarından analiz yapılmak üzere taze ıspanak, evlerden ise pişmiş ıspanak yemeği numunesi alınmıştır.  Alınan numunelerin ileri tetkik sonuçlarında ıspanak içerisinde tespit edilen yabancı ottan kaynaklı yoğun miktarda atropin ve scopalamin maddesi tespit edilmiştir.  Zehirlenmeye ıspanaklara karışan patlıcangiller familyasından, atropin ve scopalamin içeren yabancı otların neden olduğu yapılan analizlerle ortaya çıktığı görülmüştür.  İl Müdürlüğümüze ulaşan tüm ihbarlar değerlendirilmekte, konuyla ilgili değişik ilçelerimizden sağlık kuruluşlarına başvuranların ıspanak satın aldıkları işletmeler, resmi kontrole tabi tutulmakta, numune alınmakta ve alınan numuneler laboratuvarlara gönderilmektedir. Halkımızın tüketecekleri tüm gıdaları olduğu gibi, yeşil sebzeleri de dikkatlice kontrol ederek, yabancı otları ayırt etmeli ve çok iyi şekilde temizledikten sonra tüketmeleri gerekmektedir.”
 
05.11.2019
Devamı

Su Ürünleri Kanunun da Revizyon

Sür- KOOP Başkanı Özkaya: Bizim beklentimiz bu kanunun değişmesiydi.
 
 Su Ürünleri Kanununda ki bazı maddeler eylül ayından komisyona sunulmuştu. Su Ürünleri Kanununda değişiklikler komisyon tarafından kabul edildi. Anadolu İzlenimleri Dergisi olarak konunun tüm detaylarını  Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Ramazan Özkaya sorduk.

Başkan Özkaya komisyon tarafından kabul edilen kanun değişikliği ile ilgili “Bize göre bu kanun tam anlamıyla yeterli değil ancak Türk balıkçısının sürdürebilirliğini sağlaması için böyle bir çalışma olması gerekiyordu. Bu kanundaki yenilikler ise Balıkların stoklarının korunabileceği, avcılığa yeni bir sistem geleceği Marmara ve Karadeniz de ışığın yasak olacağı, 36 ncı maddeyi içeren cezaların  biraz daha caydırıcı olacağı , balıkçı barınaklarını kullanma hakkı kooperatiflerdeyken üretici birliklerininde ilave edildiği, balıkçı barınaklarını işleten kooperatiflere yönetmeliklere aykırı işlemler sonrası o 2500 lira ile 25000 lira ceza verilebileceği, yönetmeliklere ikinci bir aykırılık durumunda bu cezanın iki katına çıkacağı balıkçı barınağı yönetimlerinin fes edileceği ve bu cezaları yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı vereceği ilave edilmiştir.. Buradaki hedef stokların kendisinin yenilemesine fırsat verilmesi yakalanan balıkların küçülen boylarının büyümesi ve kaybolan ekonomik balıkların denizlerimizde çoğalmasının sağlanması hedeflenmiştir. Hepimizin beklentisi tabiî ki denizimizin bereketli olmasıdır. Ancak;  1975 ve 1995 yılları arasında o bereketli günleri yakalamamız mümkün görünmüyor.  Bu şartlar altında bugünü koruyarak geçmişte yapılan hatalardan ders alarak önümüzdeki yıllar için avlanma planı yapabilirsek eski bereketli denizlerimize dönebiliriz. ”dedi.
 
Sür- KOOP Başkanı Özkaya; konuyu şöyle değerlendirdi: “7 Ekim’deki tarım komisyonunda 1380 sayılı su ürünleri kanunundan değişiklik yapılması içi kanun teklifi komisyonda görüşüldü. Bu görüşmede bizim beklentimiz bu kanunun değişmesiydi. 1971 yılında çıkan kanun zaman içerisinde maddelerinde değişiklik olsa da günümüzün koşulları için yeterli gelmedi. 1971 yılında yetiştiricilik yoktu. Bir şeyler değiştikçe, teknoloji ilerledikçe, gemiler büyüdükçe, yurt dışında balıkçılık yapmalar arttıkça kanun yetersiz geldi. Kanunda değişikliklere ihtiyaç vardı. Tarım komisyonunda bu kanun tartışmalar dan sonra oylama ile kabul edildi kabul. Büyük ihtimalle Ekim ayının 20’sine kadar kanunlaşarak çıkacak.
 
Bize göre bu kanun tam anlamıyla yeterli değil ama Türk balıkçısının sürdürebilirliğini sağlayacağı balıkların stoklarının korunabileceği, avcılığa yeni bir sistem geleceği Marmara ve Karadeniz de ışığın yasak olduğu, maddelerin biraz daha caydırıcı olması ve kota ve bölgesel balıkçılığa geçilebileceğinin önünü açacağı için umutluyuz ancak; balıkçı barınaklarını kullanma hakkı kooperatiflerdeyken üretici birliklerininde ilave edildiği, balıkçı barınaklarını işleten kooperatiflere yönetmeliklere aykırı olduklarında 2500 lira ile 25000 lira ceza verilebileceği, yönetmeliklere ikinci bir aykırılık durumunda bu cezanın iki katına çıkacağı balıkçı barınağı yönetimlerinin fes edileceği ve bu cezaları yönetim kurulu üyelerine ayrı ayrı verileceği kanuna konulmuştur. Ancak Kooperatifler yerellerde kurulurken üretici birlikler il bazında kurulmuşlardır bu belirsizlik durum kooperatifleri sıkıntıya sokmuştur yasa böyle çıkarsa bu belirsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca yasak zamanda yasak yerde avlanan ruhsatsız teknelere el konulacağı, yasak zamanda yasak yerde avlanan ruhsatlı teknelerin kayık dışında bütün istihsal eşyalarına el konulacağı cezaları gelmiştir.  Tabiki denizleri cezalarla tamamen korumak mümkün değildir aslında tüm balıkçılar olarak bilinci balıkçılık yaparak bu sorunların tamamının çözüme kavuşturacaktır. Çünkü Genele baktığımızda stoklarımız azaldı, piyasaya sürülen balık boylarında küçülmeler var, ekonomik balık dediğimiz uskumru gibi balıklar neredeyse yok denecek kadar azaldı. Bunlar balık stoklarında sıkıntı olduğunu gösteriyor. Bunun en güzel örneği de 2007 yılında 528 bin ton, 2013 yılında 338 bin ton, 2018 yılında 280 bin ton balık stoku vardı yani her sene baktığımızda aşağı düşüyoruz. Avlanma büyüklüğüne ulaştık bu yüzden hangi teknoloji kullanırsak kullanalım gemilerimizi ne kadar büyütürsek büyütelim bizim yakalayacağımız balık miktarı bu kadar. 1975 ve 1995 yılları arasında o bereketli günleri yakalamamız mümkün görünmüyor.  Bu şartlar altında bugünü koruyarak geçmişte yapılan hatalardan ders alarak önümüzdeki yıllar için avlanma planı yapabilirsek eski bereketli denizlerimize dönebiliriz. Bunu yapabilmek için bütün dünyanın yaptığı bizde %3.5 olan koruma alanlarını %10’a çıkarmalı balıklar kaçabileceği alan bırakmalıyız böylece balıklar oraya kaçabilecek yumurta bırakacak belli erginlik seviyesine gelecektir.  Bunun dışında yasa dışı avlanmayı engellememiz gerekir.  Ben istediğim gibi avlanırım ben masraf yaptım diyen balıkçılar değil yasa dışı avlanmayan sürdürebilirliği sağlamak için destek olan stoklarımızın korunmasını amaçlayan balıkçı bizim balıkçımız. Kurallara uyulduğu sürece denizlerimiz bize yeter ancak kural kaideye uymazsak denizlerimiz hiç birimize yetmez. Belli bir zaman sonra denizlerde sadece balığın resimlerini görürüz. Bunun için biz diyoruz ki babalarımızdan dedelerimizden bize emanet kalan bu denizlere biz ihanet etmeyeceğiz. Biz bu denizleri koruyacağız. Sağlıklı yaşamda en üst sırada bulunan balığı sofralara daha çok taşımak için biz bir sistem getirmek zorundayız bunu el birliğiyle yapacağız.”
 
  
“Fahri Müfettişler olacak”
Fahri müfettişler gelmesi bu da komisyonda çok tartışıldı. Pek çok su ürünleri mühendisi varken fahri müfettişse ne gerek vardı? Su bilimleri, su ürünleri mühendisi neden yok? Aslında bizim balıkçılarımız tebliğe uygun kurallara uygun balıkçılık yapsalardı da böyle şeyler başımıza gelmeyecekti. Fahri müfettiş yanlış tutanak tutturursa 10 bin lira müeyyidesi var. Şimdi usulsüz avlama, her gün basında çıkması bazı tedbirlerin alınması için bakanlığı harekete geçirdi bunlardan biri de fahri müfettişleri. Herkes şikâyet ediyor gibi görünse de balık stoklarının düzenlenmesi, bilinçli avlanma yapılması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Yapalım ki stoklar kendine gelsin ve bizim müfettişe ihtiyacımız yok biz denizleri kendimizi koruyacağız diyebilelim. Bizim balıkçımız, akıllı balıkçı bunları yapar fakat bizim toplumumuz birbirinin arkasında durmak yerine eleştire bir toplum olduğu için bu birlikteliği sağlayamadık. Yasanın getirdiği en büyük olay kota. Bu sürdürebilirliği sağlamak için ne kadar balık yakalamalıyız? Tabi verilerimiz yok ama yapılabilir. Kota ve bunun yanında bölgesel balıkçılık gelirse, denetim elemanları da denetimi iyi yaparlarsa balıkçı kotayı geçip denetimlerden memnun kalırsa bir de para kazandığını görürse biz geleceğimizi garanti altına almaya başlarız bu da yeni çıkan yasa sayesinde olacak.
 
“Tüm Balıklarda sıkıntı var”
Her balık ta sıkıntısı var.  Bizim denizlerimizde en çok %47 oranında hamsi var biz hamsiye Türkiye’nin denizlerdeki kuru fasulyesi diyoruz. Hepsi insan gıdasına gitmiyor bunun bir kısmı balık unu ve balık yağı fabrikasına gidiyor. Bu üreticilerin bir ARGE çalışması yapması lazım balık girdilerini balık unu balık yağına bağlı değil fakat onlarında içinde olduğu bir çalışma yapması lazım. Sen organik balığı, una çeviriyorsun katkı koyuyorsun onu balığa tercih ediyorsun doğru değil.
 Yetiştiricilik olsun tabi denizin balığını halkın gıdasına vermek zorundasın. Çünkü adam zaten zor geçiniyor, zor alıyor. Kooperatifler olarak bir görevimiz tüketiciyi de korumak olmalı yani tüketici nerden yakalanmış, taze mi, ucuz mu bunlara bakacak bunları biz balıkçılar göstereceğiz yeni yasayla inanıyorum ki sofraya kadar takibi olacak. Kim yakaladı, nasıl yakaladı, kaç günde yakaladı hepsi belgeli olacak bu da tüketiciyi koruyacaktır.
Bizim hep söylediğimiz bir şey var biz tüketiciyi korumakla da yükümlüyüz. Nasıl koruyacağız bu tüketiciyi? Kandırmayacağız, hijyenik şartlarda getirdiğimiz taze balığı onlara ulaştıracağız. Bu kanundan mutluyuz, cezalar ağır mı evet ağır, bazı malzemelere el konulacak mı evet ama ben ruhsatı olmayan kurallara uymayan her tekneye el konulmasına tarafım. Denizde vergisi yok, ruhsatı yok yasak zamanda avlanma yapıyor biz niye yasak ettik? Stoklar kendini korusun diye, deniz bir dinlensin diye. Sen orda çıkıyorsun hukuk tanımadan istediğini yapıyorsun benim aklım almıyor. Ruhsatlı balıkçılarımızı zaman içinde eleştirebiliriz ama onları korumak da bizim görevimiz. Eğer onların karşısına denizler dinlensin 3,5-4 ay diye çıkarken tekneler, gemiler kıyıda beklerken bir bakıyorsun biri çıkıyor belge yok bir şey yok denizde cirit atıyor. Haksız rekabet yapıyor, stoklara zarar veriyor, dürüst balıkçının ekmeğini çalıyor bu yüzden biz çıkan kanundan mutluyuz.

“Mülkiyetlerin Kamuya Geçmesinde Son Karar Valinin”
Karar valiye kaldı ama vali bunu İl Tarım Orman Müdürlüğüne ya da Sahil Güvenliğe verebiliyor. Bu neden doğru eskiden sahil güvenlik yakaladığı zaman plaka yok bir şey yok ceza kesiyordu mahkemeye veriyordu mahkeme de bırakıyordu.  Tabi biz hukukçu değiliz neden bıraktığını bilemeyiz yeni çıkan kanun bu boşlukları dolduruyor. Eğer tekne kullanılabilirse üniversite veya kuruluşlara verecek yoksa imha edecek.  Bu şekilde iki teknesi giden kişi üçüncü bir tekne alamaz cezalar caydırıcı olur. Bu yüzden biz bu kanunun çıkmasını istiyoruz eksiği varsa düzeltilir.
Bütün balıkçı arkadaşlarımızın bu kanunu dikkatlice okumalarını boşu boşuna ceza yememelerini bizimde bunun için kanunlaştıktan sonra yürürlüğe geçeceği 01.01.2020’ye kadar toplantılar yaparak balıkçılarımızı bilgilendirmemiz lazım. Tüm balıkçıları bu kanundan haberdar edeceğiz.
 
04.11.2019
Devamı

Mersin Narenciye Festivaline Yoğun İlgi

Mersinde bu yıl 7. kez düzenlenen Uluslararası Narenciye Festivali, çeşitli ülkelerden katılımcıların gösterileriyle başladı. Sahil bandında düzenlenen festival açılışında, Türkiye'nin yanı sıra aralarında Rusya, Bulgaristan, Güney Kore, Kırgızistan, Meksika, Şili, Moldova ve Hindistan'ın da olduğu 25 ülkeden gelen sanat grupları oluşturulan kortejde gösteri sundu. Narenciye üreticisi kadınların, meyvelerle süsledikleri traktörleriyle katıldıkları korteje, çocuk grupları, bisikletli gezginler ve tiyatro toplulukları da katıldı. Kortejde, 100 tondan fazla narenciye kullanılarak yapılan aslan, fil, motosiklet, portakal, limon, gitar gibi 10 devasa figür de yer aldı. Sahil kıyısı da narenciye ürünleriyle süslendi. Bu yıl ilk kez yapılan balina, ejderha, maymun ve denizaltı gibi figürler ile uçak, helikopter, mini evlerin de sergilendiği alan vatandaşların akınına uğradı.





Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise festivalde bulunmaktan dolayı mutluluk duyduğunu vurgulayarak, "Burada müthiş bir manzara var. Türkiye'nin bütün şehirlerini görmüş bir kardeşiniz olarak, birçok şehirdeki festivale katıldım ama açık söylüyorum, Mersin bunun en iyisini yapmış. Tasarımdan, lojistiğine kadar dünya standartlarında bir festival yapılıyor" ifadesini kullandı. Mersin Ticaret Borsası ve Festival İcra Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir ise festivalle dikkatleri narenciyeye çekmeyi amaçladıklarını söyledi.

04.11.2019
Devamı

11 Milyon Fidanda Geri Sayım

11 Kasım’da saat 11:11’de, 81 ildeki 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidan toprakla buluşacak.

11 Kasım’da yurt genelinde gerçekleştirilecek seferberlikle, ‘Daha Yeşil Bir Türkiye İçin’, 11 milyon ağacı geleceğe miras bırakarak dünya rekoruna koşulacak.

Tarihi seferberlik öncesi, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Ankara’da ağaçlandırılacak 650 dönümlük alanda incelemelerde bulundu. “Şu an Ankara’da çalışma yaptığımız yeri, Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılacağı tören alanını ziyaret ediyoruz. Burası aşağı yukarı 650 dönümlük, 150 bin civarında ağaç dikeceğimiz bir yer” dedi.

Dünya üzerinde yaşayacak nesillerin sayısını artırmak, yaşamın daha uzun süre kaliteli ve sağlıklı olmasını sağlamak için hepimizin yarın değil, hemen şimdi bir şeyler yapmasının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli “Geleceğe Nefes” kampanyasına da dikkat çekti.

"GELECEĞE NEFES" KAMPANYASI 11 KASIM'A KADAR DEVAM EDECEK

Hem yurt içindeki hem de yurt dışında olan ancak kalbi Türkiye ile atan vatandaşlarımızın fidan sahiplenebileceğini ya da bağışta bulunabileceğini belirten Bakan Pakdemirli, kampanyaya olan yoğun ilgiye değindi; “Beklediğimizin üzerinde ilgi gören bir kampanya, seferberlik oldu. Biz 11 milyon fidanın sahiplendirilmesi önümüzdeki hafta sonu itibari ile anca tamamlanır diye bekliyorduk. Ancak bu sabah itibari ile memleketin 81 ilinden, 7’sinden 77’ye tüm vatandaşlarımız nerdeyse tüm fidanları sahiplendiler. Şu an itibariyle 10 milyonu geçkin fidan sahiplenildi” dedi.

Daha Yeşil Bir Türkiye İçin tüm yurtta fidanların toprakla buluşacağı seferberliğe katılmak isteyen vatandaşlar “Geleceğe Nefes” (gelecegenefes.com) internet sayfası üzerinden Türkiye’nin istediği bölgesinde dikilecek 5 kadar ağaca kendi ve aile bireylerinin isimlerini vererek fidan sahiplenebilir ya da bağışta bulunabilir.


6 Ek
 
 
 
   
04.11.2019
Devamı

11 Milyon fidan dikilecek! Geleceğe Nefes Ol

Geleceğe Nefes Ol Kampanyası büyük ilgi görmeye devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan Geleceğe Nefes Ol 11 milyon fidan kampanyası kapmasında bazı illerde fidan sahiplenme oranı belirlenen rakamlara kısa süre içerisinde ulaştı. Ağaç ve yeşile olan ilgi herkes kesim tarafından büyük ilgi ile karşılanırken 11 Kasım'da 81 ilde dikilecek olan 11 Milyon fidan için bazı şehirlerde ise belirlenen rakamlar tamamlanmak üzere. Fidan sahiplenmenin yanı sıra bağışta yapılabilen kampanyada 1 fidan bağışı 10 TL karşılığında yapılabiliyor. Fidan bağışında bulunan vatandaşlara Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından katılım sertifikası ulaştırılıyor. Geleceğe Nefes Ol Kampanyasına destek olmak isteyen vatandaşlar geleceğenefes.com adresi üzerinden fidan sahiplenip bağışta bulunabiliyor.
 
04.11.2019
Devamı

Mersin Narenciye Festivali İçin Hazır

Mersin'in merkez ilçe Toroslar Belediyesi, Türkiye'nin ilk meyve giydirmeli festivali olan Mersin Narenciye Festivali'ne hazır.

1-3 Kasım tarihleri arasında 7'cisi gerçekleşecek olan Uluslararası Mersin Narenciye Festivali kapsamında, belediye hizmet binası önünde tanıtım etkinliği düzenlendi. Yerli ve yabancı dans gruplarının performanslarını sergiledikleri ve maymun, fil, aslan, motor ve portakal gibi birbirinden ilginç narenciye figürlerinin hazır bulunduğu etkinlikte görsel ziyafet sunuldu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği tanıtım etkinliğinde belediye tarafından narenciye suyu da ikram edildi 3 gün sürecek festivalde konserler, yerli ve yabancı dans gruplarının performansları, onlarca şefin sunum yapacağı gastroshowlar, kortejler, su jeti ve flyboard şampiyonası gibi etkinlikler düzenlenecek. Festivalin son gününde de gün boyu gerçekleştirilecek yarışmayla Mersin Narenciye Festivali "flyboard şampiyonu" unvanına kavuşacak.
 
01.11.2019
Devamı

TZOB Başkanı Bayraktar Üretici Market Fiyatlarını Değerlendirdi


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ekim ayında markette 15, üreticide 9 üründe fiyat artışı, markette 16, üreticide 10 üründe fiyat düşüşü görüldüğünü, markette 7, üreticide 11 üründe fiyatın değişmediğini bildirdi.

Bayraktar, Ekim ayında fiyatı en fazla artan ürünün markette ve üreticide salatalık; fiyatı en fazla düşen ürünün ise markette kabak, üreticide kuru incir olduğunu belirtti.
Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak üreticiden tüketiciye halkın tamamını yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki değişimleri takip etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirmeye devam ettiklerini vurguladı.


 
Market fiyatlarındaki değişim-
 
Markette Ekim ayında kuru fasulye, kuru kayısı, Antep fıstığı, zeytinyağı, dana eti, kuzu eti ve ayçiçeği yağı fiyatında bir değişim meydana gelmezken, markette fiyat düşüşünün en fazla yüzde 22,42 ile kabakta görüldüğünü bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 12,21 ile patlıcan, yüzde 11,43 ile havuç, yüzde 10,92 ile patates, yüzde 10,68 ile kuru soğan izledi.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 16,14 ile salatalıkta yaşandı. Salatalıktaki fiyat artışını yüzde 11,85 ile maydanoz, yüzde 10,63 ile domates, yüzde 10,16 ile kırmızı mercimek takip etti.”
 
-Üretici fiyatlarındaki değişim-
 
Üreticide Ekim ayında maydanoz, kuru soğan, mandalina, kuru fasulye, nohut, pirinç, kuru kayısı, kuru üzüm, Antep fıstığı, zeytinyağı ve süt fiyatında bir değişim görülmezken, yüzde 27,78 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürünün kuru incir olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Kuru incirdeki fiyat düşüşünü, yüzde 22,81 ile patates, yüzde 20 ile havuç, yüzde 14,77 ile patlıcan, yüzde 14,29 ile kabak, yüzde 14,11 ile elma izledi.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 36,82 ile salatalıkta görüldü. Salatalıktaki fiyat artışını yüzde 34,17 ile yeşil fasulye, yüzde 32,65 ile domates, yüzde 10,99 ile limon takip etti.”
 
Üretici-market fiyat farkı
 
Ekim ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 360,35 ile mandalinada yaşandığına dikkati çeken Bayraktar, fiyat farkının kuru incirde yüzde 353,59, kuru kayısıda yüzde 307,25, havuçta yüzde 268,17, patlıcanda yüzde 264,44, nohutta yüzde 257,32 olduğunu bildirdi.
Mandalinanın 4,6 kat, kuru incirin 4,5 kat, kuru kayısının 4,1 kat, havucun 3,7 kat, patlıcan ve nohudun 3,6 kat fazlaya tüketiciye satıldığını vurgulayan Bayraktar, “üreticide 80 kuruş olan mandalina markette 3 lira 68 kuruşa, 13 lira olan kuru incir 58 lira 97 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 40 lira 73 kuruşa, 80 kuruş olan havuç 2 lira 95 kuruşa, 94 kuruş olan patlıcan 3 lira 42 kuruşa, 2 lira 80 kuruş olan nohut 10 lira 1 kuruşa satılmaktadır” dedi.
 
Fiyat değişimlerinin nedenleri
 
Bayraktar, üreticide en fazla fiyat artışının görüldüğü salatalık, yeşil fasulye, domates ve sivri biberde açıkta yetiştiriciliğin sonuna gelinmesi, seralarda ise ürünün yeni hasat edilmeye başlamasının etkili olduğunu vurguladı. Limonda mayer cinsi limonun kesiminin tamamlanmasıyla birlikte fiyatta artış görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, “fındıkta kalitedeki artışın yanı sıra TMO’nun alım politikası fiyata olumlu yansıdı. Yeşil mercimek ve kırmızı mercimekte üreticinin tohumluk ayırması fiyatı artırdı” dedi.
Fiyatı düşen ürünlerden kuru incirde arzdaki artışın yanı sıra tüccarın alım yapmamasının fiyatları aşağı çektiğini bildiren Bayraktar, “patateste artan rekolteyle birlikte yaşanan pazarlama sorunları fiyatı düşürdü. Elmada rekolte yüksekliği fiyatta düşüşe yol açtı. Havuçta başlayan hasat fiyata olumuz yansıdı. Patlıcan ve kabakta ihracatın durması ve hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesi nedeniyle hala açıkta ürün hasadının yapılması fiyat düşüşüne yol açtı” bilgilerini verdi.
 
Seçilmiş ürünlerde üretici fiyatlarındaki aylık fiyatlar ve değişim oranları:
 
Üretici 27 Eylül 2019 31 Ekim 2019 31 Ekim 2019/ 27 Eylül 2019
Ürünler Ay Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg) Ay Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg) Değişim (Yüzde)
Salatalık 1,34 1,83 36,82
Yeşil Fasulye 2,18 2,93 34,17
Domates 0,82 1,08 32,65
Limon 2,31 2,57 10,99
Fındık (İç) 32,00 35,00 9,38
Sivri Biber 1,48 1,60 8,47
Yeşil Mercimek 2,88 2,93 1,74
Yumurta 0,32 0,33 1,56
Kırmızı Mercimek 3,32 3,36 1,20
Maydanoz (Adet) 0,60 0,60 0,00
Kuru Soğan 0,50 0,50 0,00
Mandalina 0,80 0,80 0,00
Kuru Fasulye 5,78 5,78 0,00
Nohut 2,80 2,80 0,00
Pirinç 4,80 4,80 0,00
Kuru Kayısı 10,00 10,00 0,00
Kuru Üzüm 9,83 9,83 0,00
Antep Fıstığı 45,50 45,50 0,00
Zeytinyağı 15,00 15,00 0,00
Süt (Litre) 1,83 1,83 0,00
Kuzu Eti 41,18 41,08 -0,24
Dana Eti 30,77 30,42 -1,14
Yeşil Soğan (Kg) 2,38 2,25 -5,26
Marul (Adet) 1,20 1,10 -8,33
Elma 1,63 1,40 -14,11
Kabak 1,40 1,20 -14,29
Patlıcan 1,10 0,94 -14,77
Havuç 1,00 0,80 -20,00
Patates 0,95 0,73 -22,81
Kuru İncir 18,00 13,00 -27,78
 
 

Seçilmiş ürünlerde market fiyatlarındaki aylık fiyatlar ve değişim oranları:
 

Market

27 Eylül 2019

31 Ekim 2019

31 Ekim 2019/ 27 Eylül 2019

Ürünler

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Değişim

(Yüzde)

Salatalık

4,02

4,67

16,14

Maydanoz (Adet)

1,40

1,57

11,85

Domates

3,08

3,41

10,63

Kırmızı Mercimek

7,29

8,03

10,16

Mandalina

3,48

3,68

5,83

Sivri Biber

4,77

5,04

5,56

Yeşil Soğan (Kg)

4,98

5,25

5,53

Yeşil Mercimek

8,79

9,27

5,44

Elma

4,13

4,35

5,29

Kuru Üzüm

19,95

20,78

4,18

Kuru İncir

56,63

58,97

4,12

Tereyağı

50,05

51,67

3,23

Toz Şeker

5,33

5,41

1,41

Kaşar Peyniri

37,21

37,68

1,28

Mısırözü Yağı

12,15

12,27

0,97

Kuru Fasulye

12,96

12,96

0,00

Kuru Kayısı

40,73

40,73

0,00

Antep Fıstığı

118,13

118,13

0,00

Zeytinyağı

35,72

35,72

0,00

Dana Eti

50,84

50,84

0,00

Kuzu Eti

67,04

67,04

0,00

Ayçiçek Yağı

11,26

11,26

0,00

Yeşil Fasulye

7,35

7,30

-0,61

Limon

6,80

6,74

-0,89

Yumurta

0,52

0,51

-1,29

Süt (Litre)

6,48

6,36

-1,85

Pirinç

7,75

7,54

-2,71

Yoğurt

7,57

7,35

-2,86

Beyaz Peynir

29,53

28,68

-2,89

Fındık (İç)

89,29

84,95

-4,86

Marul (Adet)

3,22

3,03

-5,98

Nohut

10,88

10,01

-8,01

Tavuk Eti

14,94

13,47

-9,88

Kuru Soğan

1,92

1,72

-10,68

Patates

2,32

2,07

-10,92

Havuç

3,33

2,95

-11,43

Patlıcan

3,89

3,42

-12,21

Kabak

4,35

3,38

-22,42

 

 

 

 

 

Seçilmiş ürünlerde 31 Ekim 2019 tarihi itibarıyla ortalama üretici, hal, pazar ve market fiyatları ve fiyat farkları:

 

Ürünler

Üretici

Hal

Pazar

Market

Hal/Üretici

Pazar/Üretici

Market/Üretici

 

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Mandalina

0,80

1,59

2,63

3,68

98,75

229,17

360,35

Kuru İncir

13,00

-

43,33

58,97

-

233,33

353,59

Kuru Kayısı

10,00

-

28,00

40,73

-

180,00

307,25

Havuç

0,80

1,40

1,95

2,95

75,00

143,75

268,17

Patlıcan

0,94

1,56

2,54

3,42

66,67

171,11

264,44

Nohut

2,80

5,00

10,25

10,01

78,57

266,07

257,32

Süt (Litre)

1,83

-

-

6,36

-

-

247,54

Kuru Soğan

0,50

0,87

1,63

1,72

74,00

225,00

243,00

Yeşil Mercimek

2,93

4,50

7,25

9,27

53,58

147,44

216,21

Domates

1,08

1,63

2,54

3,41

50,09

134,62

214,97

Sivri Biber

1,60

2,53

3,17

5,04

57,81

97,92

214,69

Elma

1,40

2,70

3,42

4,35

92,86

144,05

210,36

Patates

0,73

1,39

1,88

2,07

89,55

155,68

181,74

Kabak

1,20

1,76

2,43

3,38

46,67

102,08

181,30

Marul (Adet)

1,10

1,44

2,40

3,03

30,91

118,18

175,39

Limon

2,57

3,52

4,50

6,74

37,14

75,32

162,40

Maydanoz (Adet)

0,60

0,64

1,19

1,57

6,67

98,33

160,97

Antep Fıstığı

45,50

-

75,00

118,13

-

64,84

159,62

Salatalık

1,83

2,65

3,48

4,67

44,55

89,55

154,80

Yeşil Fasulye

2,93

4,53

6,00

7,30

54,70

105,13

149,57

Fındık (İç)

35,00

-

50,00

84,95

-

42,86

142,71

Kırmızı Mercimek

3,36

5,00

7,25

8,03

48,81

115,77

139,11

Zeytinyağı

15,00

-

 

35,72

-

-

138,13

Yeşil Soğan (Kg)

2,25

3,43

5,00

5,25

52,22

122,22

133,33

Kuru Fasulye

5,78

7,70

11,00

12,96

33,22

90,31

124,22

Kuru Üzüm

9,83

-

16,00

20,78

-

62,77

111,43

Dana Eti

30,42

-

-

50,84

-

-

67,13

Kuzu Eti

41,08

-

-

67,04

-

-

63,19

Pirinç

4,80

6,00

6,25

7,54

25,00

30,21

57,00

Yumurta

0,33

-

0,75

0,51

-

130,77

56,92

Beyaz Peynir (Kg)

     

28,68

     

Kaşar Peyniri (Kg)

     

37,68

     

Yoğurt (Kg)

     

7,35

     

Tereyağı (Kg)

     

51,67

     

Mısırözü Yağı

-

-

-

12,27

-

-

-

Ayçiçek Yağı

-

-

-

11,26

-

-

-

Tavuk Eti

-

-

-

13,47

-

-

-

Toz Şeker

-

-

-

5,41

-

-

-

Not: Hal, pazar ve market verileri Ankara, İzmir, İstanbul, Mersin, Antalya ve Bursa illerinden derlenen ortalama fiyatlardır. Üretici fiyatları ise ürünlere göre önemli üretim merkezlerinden derlenmektedir. Pirinç (Osmancık), kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları toptan satış fiyatlarıdır.  Dana eti, kuzu eti, Antep fıstığı ve fındık fiyatı serbest piyasa fiyatıdır.


 

 
01.11.2019
Devamı

KUDUZA DAİR DEĞERLENDİRMELER



   Bazen insan şöyle bir tatil yapıp, ferahlamak, hoşça vakit geçirip kafa dağıtmayı planlar. Bunun için farklı yerler arayıp durur. Ya kendi ülkesinde bir etkinlik düşünür ya da yurtdışında. Ancak gidilen yerler pek tekin değil veya problem yaratacak mevkiler ise fayda yerine zarara bile uğrayabilir. Tam da  bu noktada aklıma Norveçli bir turistin başına gelenler takıldığı için sizlerle paylaşmak istedim.

24 yaşındaki  Birgitte Kallestad bu yıl Şubat ayında arkadaşlarıyla birlikte Filipinler'e tatile gider. Birgitte tatil yaptığı yerde, gezi sırasında kaldığı binaya geri dönerken yol kenarında rastladığı bir sokak köpeğini sever ve  iyilik olsun diye yanına alır. Amacı onu sokaktan kurtarmak, sevgisini paylaşmaktır. Genç kadın eve getirdiği köpek yavrusunu yıkar, temizler ve besler. Hatta bahçede kendi arkadaşlarıyla birlikte oyunlar oynamaya bile başlarlar. Fakat bir gün bahçede oyun esnasında köpek heyecana kapılır Birgitte'i  hafifçe ısırır. Kadın ısırık yarasına şöyle bir bakar, küçük olduğunu görünce de pek önemsemez. Ayrıca kendisi ülkesinde bir  hastanede sağlık çalışanı olarak görev yaptığı için, hemen ısırılan yeri temizler ve sterilize eder. Sonuçta bir tıbbi gözetime ihtiyaç olmadığını düşünür. Fakat malesef yanılır. Fark edemediği bir şey vardır o da "KUDUZ hastalığı". Bu illet Birgitte'in hiç de hesaplayamadığı bir  hatadır. Genç kadın Norveç'e döner dönmez  kendisini kötü hissetmeye başlar. Ateş ve baş ağrısı gibi belirtiler görüldükten sonra, halüsinasyonlar, kas spazmları da onu takip eder. Kuduz  teşhisi konulduktan sonra artık durum daha da fenalaşır ve ne acıdır ki bütün müdahalelere rağmen kurtarılamaz. Bir dikkatsizlik, bir tedbirsizlik sonucu hayata genç yaşta veda eder. İşin ilginç tarafı basın yayın organlarında Norveç'te 200 yıldır böyle bir vakanın görülmediği bildirilir. Yani iki asırdır Norveçliler KUDUZ hastalığı gibi bir problemi hiç görmemişler, tamamen unutmuşlardır.

            Kuduz, bilindiği gibi insanların dışında; kedi,köpek, tilki, kurt, çakal, fare, sincap, sansar, gelincik gibi yabani hayvanlarla birlikte, sığır, koyun, keçi, at, eşek gibi evcillerin beyinlerine yerleşen ve kısa sürede ölüme yol açan viral bir hastalıktır. Doğada yarasalar da kuduz virüsünü taşıyabilir. Ancak kendileri hastalanmaz, fakat ısırdıkları hayvan veya insana kuduzu bulaştırabilir. Genel olarak köpeklerde kuduz vakaları sıklıkla meydana geldiği için onlarda gözlenen belirtiler kısaca şöyledir;
 
1- Sakin dönem: Genelde 2-3 gün süren bu evrede köpeklerin huyları değişir, sahiplerini pek tanımaz ve evden kaçıp, uzaklaşırlar.
 
2- Saldırgan dönem: Hayvan huzursuzluk içindedir. Sağa sola saldırır, ışıktan ve sesten rahatsız olur. Bakışları değişir, göz bebekleri genişler, yabancı cisimleri kapıp ısırmak ister, hatta havayı ısırır gibi yapar, durup dururken havlamaya başlar, sesleri kalınlaşır, kendi salyasını yutamaz ve ağzından bol miktarda salya gelir.
 
3- Felç dönemi: Bu dönemde arka ayaklardan başlayan felç belirtileri tüm vücuda yayılır, özellikle alt çene düşer, dil gevşeyip dışarı sarkar, çene kaslarının felci nedeniyle yeme içmeyi beceremez. Alt çene bir sopa yardımıyla kaldırılıp bırakıldığında düşer. Sonuçta bir kaç gün içinde ölüm meydana gelir.
 
            Kuduza yakalanan hayvanlar genellikle 3-14 gün içerisinde ölmektedir. İnsan ve bir çok hayvanda bu belirtiler üç aşağı beş yukarı aynıdır. Fakat şunu da unutmamak gerekir. Bir kuduz hayvan tarafından ısırılan sığır, olay üzerinden 5-6 ay geçse dahi hastalığa yakalanabilir. Bu çok önemli bir durumdur. Mutlaka hayvan yetiştiricileri tarafından bilinmesi gerekir.
            Norveç, İngiltere, Japonya  gibi ülkelerde Kuduz hastalığı uzun zamandır hiç görülmezken acaba bizde durum nasıldır?

            Pek tabi aynı değil. Keşke ada ülkelerinin birçoğunun uzun yıllar boyunca hem insan, hem de hayvanlarda görmeyi unuttuğu bu zoonozu bizler de hiç hatırlamasak, hiç görmesek. Keşke bizlerde de çıkmasa, bizlerde de olmasa. Tamamıyla bitirebilsek ve defetsek şu güzelim vatanımızdan. Aslında devlet yetkilileri, veteriner hekimler ve sağlık çalışanları bu hususta bayağı uğraş veriyor. Başı boş hayvanlar  sokaklardan toplanarak barınaklara alınıyor aşıları yapılıyor, sahiplendirilmeye çalışılıyor. Ayrıca hayvan severler de bu konuyu önemsiyor kendilerince birçok çabalar sarfediliyor, ama yetmiyor. Hala istenen konuma ulaşmış, istenen hedeflere varabilmiş değiliz. Dolayısıyla daha çok dikkat, daha çok gayret, daha fazla özene ihtiyacımız var.  Hala sokaklarda başıboş gezen kedi-köpekler var. Bunun sonucu olarak insanların yanı sıra diğer evcil hayvanlarımız da tehlike altında. Güncel haberlere bir bakın, yakın tarihli gazetenin birinde; " Denizli'nin Bekilli ilçesindeki 15 mahallede, bir inekte kuduz hastalığı tespit edilmesi üzerine karantina kararı alındı" ifadesi, bir diğerinde; "Kuduz vakalarında tehlike tırmanıyor" adlı başlık ve
Türkiye’deki kuduz tehlikesinin ulaştığı boyutlar belirtiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığımızın TBMM'ye verdiği, Türkiye’deki kuduz tehlikesinin ulaştığı boyutları gösterir bir raporda; 2010 yılında 152 bin 236 kuduz vakası kayıtlara geçmişken, bu durum 2015’te 194 bin 59, 2016’da 211 bin 494, 2017’de ise 243 bin 769 olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca “Sokak Hayvan Popülasyonunun Artışı ile İlişkili Olarak Ülkemizde Görülen Kuduz Vakaları ve Maliyeti” konulu raporda da, “Hayvanların Üremesinin Kontrol Altına Alınmaması” ve “Sorumsuz Hayvan Sahipliği” gibi  nedenlerden dolayı sahipsiz köpek sayısındaki artışlardan bahsedilmektedir. Her yıl sağlık kuruluşlarına ortalama 200 binin üzerinde kuduz vakası başvurusu yapıldığı bildirilen aynı raporda, tedavi kapsamında uygulanan kuduz aşısı sayısının 2016’da 808 bin 557, 2017’de de 947 bin 438 olduğu söylenmiştir. Yine, 2017’de kuduz aşısı, at ve insan kaynaklı kuduz immunglobulini için 16 milyon 604 bin TL harcama yapıldığı, bu rakamın 2019’da 20 milyonu bulması beklendiği ifade edilmektedir. Kuduz hastalığına yakalanmış hayvanların imhası için 1 milyon 100 bin TL, imha edilen büyükbaş hayvan sütü için 1 milyon 875 bin TL, küçükbaş hayvan sütü için 500 bin TL olmak üzere toplam 3 milyon 475 bin TL harcama yapıldığı Bakanlık yetkililerince belirtilmiştir.

            Tüm bunları değerlendirmek amacıyla baktığımızda sonuç olarak; Kuduz hem insan hem de hayvan sağlığını ciddi manada tehdit eden ve ülkemize yüklü maliyetler doğuran bir hastalıktır. Bu konuda çok daha sıkı tedbirler ve uygulamalar yapılması şarttır. Özellikle evde hayvan besleyen insanların kedi ve köpek gibi canlıları yılda bir kez kuduz aşısı yaptırması zorunludur. Kendi sağlığımız için ısırılma, tırmalanma gibi hususları çok ciddiye alarak en kısa sürede aşımızı yaptırmayı ihmal etmemeli ve sağlık kuruluşlarından gerekli destek almak için çekinmemeliyiz.
 
 
Dr Öğretim Üyesi Hakan KEÇECİ
            Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı Bşk.
 

 
01.11.2019
Devamı

Kahramanmaraş Tarım Fuarı Açıldı

Tarım makineleri ve teknolojilerinden hayvancılık teknolojileri ve süt endüstrisine, tohumculuktan örtü altı yetiştiricilik ve modern meyveciliğe, fide ve sera teknolojilerinden sulama sistemlerine, gübreden zirai ilaca, projelendirme ve ambalajlamaya kadar geniş bir katılımcıyı misafir eden fuar, Kahramanmaraş Fuar Merkezi'nde (KAFUM) düzenlenen törenle açıldı. Kahramanmaraş Valiliği, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğinde düzenlenen fuarın açılış töreninde konuşan Kahramanmaraş Vali Yardımcısı Erol Özkan, lise dönemlerinde arkadaşlar arasında ülkenin gelişmesi ve zenginleşmesi için 'Tarım mı önemli, sanayi mi önemli?' diye münazaralar yaparken hep sanayinin en plana çıktığını söyledi. Ancak gelinen noktada tarım olmadan, tarımın itici gücü olmadan tek başına sanayinin bir ülkeyi kalkındırması çok zor olduğunu ifade eden Özkan, "Dünyanın kalkınmış 20 ülkesine baktığımızda 16 ülkesinin tarımda da, hayvancılıkta da çok ileri olduğu görülüyor.
Dünya nüfusunun giderek artması ve insanların refah seviyesinin artışıyla birlikte kaliteli gıda ihtiyacının artması nedeniyle bugünkü mevcut dünya üretiminin yüzde 70 civarının acilen artırılması gerekiyor. Dolayısıyla tarımın stratejik önemi giderek artıyor. Kahramanmaraş, bu açıdan ülkemizde örnek illerden bir tanesi" diye konuştu.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanvekili Arif Şen de belediye olarak kentte üretime dayalı bir ekonomi hedeflediklerini söyledi. Bu kapsamda belediye olarak tarımsal altyapı ve sulama hizmetlerini öncelikli olarak desteklediklerini kaydeden Şen, "Ayrıca bitkisel üretime de destek vermekteyiz. Fidan desteklemeleri kapsamında yüzde 60 hibe oranıyla, 614 bin adet zeytin, 220 bin adet ceviz, 23 bin adet ivme fidanı olmak üzere toplam 855 bin adet fidan dağıtımı gerçekleştirilmiştir. 735 bin adet çilek fidesi, yüzde 80 hibeli yaklaşık 1980 adet Maraş Biberi ve 385 bin adet kapya biber olmak üzere fide dağıtımı gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Hayvansal üretimi destekleme anlamında da 77 adet düve desteği ve yüzde 60 hibeli toplam 7 bin 650 adet ana arı desteği çalışmaları yürütüyoruz" dedi.
 
01.11.2019
Devamı

TKDK Modern Hayvancılığa Öncülük Ediyor

Muş'ta Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İl Koordinatörlüğü, girişimcilere verdiği 77 milyon 494 bin lira hibe desteğiyle kentte tarım ve hayvancılığın AB standartlarındaki modern tesislerde yapılmasına öncülük ediyor.
Muş'ta, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), 7 yıldan bu yana girişimcilere verdiği 77 milyon 494 bin 380 lira hibe desteğiyle tarım ve hayvancılığın modern tesislerde yapılmasını sağlıyor.

Avrupa Birliği'nin (AB) aday ve potansiyel aday ülkeler için oluşturduğu Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) kapsamında hazırlanan projelere destek veren TKDK, bu sayede bölgede istihdamın artmasını sağlarken, işini kurmak ya da geliştirmek isteyen girişimcilerin de önünü açıyor.

Projelere yüzde 50-70 hibe desteği veren TKDK, bölgede tarım ve hayvancılığın AB standartlarını taşıyan modern tesislerde yapılmasına öncülük ediyor. 7 yıldan bu yana et ve süt üretimine yönelik 71 projeye 77 milyon 494 bin 380 lira hibe desteği veren TKDK, kentte 23 et, 48 süt işleme tesisinin kurulmasını sağladı.

TKDK İl Koordinatörü Mehmet Emin Turan, AA muhabirine, 2012'den bu yana çiftçilere ve girişimcilere sundukları desteklerle tarım ve hayvancılığın gelişmesini sağlamaya çalıştıklarını söyledi. Yeni tesislerin kurulmasını, var olan tesislerin yeni teknolojilerle geliştirilmesine yönelik projeleri desteklediklerini belirten Turan, şunları kaydetti:

"Tesislerin fiziki yapılarına ve makine ekipmanlarına doğrudan destek verdik. AB standartlarında modern mekanizasyona sahip çiftliklerde yapılan üretim hem hayvan ırkının gelişmesine katkı sağladı hem de et ve süt veriminin artmasını sağladı. Muş Ovası hayvancılık anlamında önemli bir potansiyele sahip. Murat ve Karasu nehirleri ovadan geçtiği için sulama sıkıntısı yaşanmıyor. Hayvansal üretimler ilimizin can damarıdır. Et ve sütün işlenmesine yönelik desteklerimiz de var. Süt ürünleri ve et işleme fabrikası kurduk. Büyük ölçekli projelerden toplamda 33 bin metreküp 5 soğuk hava deposuna destek verdik. Sürekli çağrı ilanlarına çıkarak proje alacağız. Bu projeleri ilimize kazandırıp AB standartlarında kurulan işletmelerde hem ürünün kalitesini hem de sayısını nicel açıdan artırmayı planlıyoruz."

"EKONOMİK ANLAMDA GELİŞME SAĞLADIK"

Muş'taki iş adamlarını ve çiftçileri yatırım yapmaya davet eden Turan, "TKDK, tek başına ilin ekonomik anlamda kaderini değiştirdi dememiz çok doğru olmaz ama kamu yatırımı yapan kurumlar arasında önemli bir yerde duruyoruz. Bu ilimiz için büyük bir avantajdır. TKDK, Muş'ta ekonominin gelişmesine büyük katkı sunmuştur." dedi.
Yatırımcılardan Murat Traş ise TKDK'den aldığı destekle Bulanık ilçesinde AB standartlarına uygun süt üretim tesisi kurduğunu söyledi. Devlet desteği olmasaydı böyle bir işletme kuramayacağını vurgulayan Traş, "Proje kapsamında modern bir tesis kurduk ve hayvancılık yapmaya başladık. Bu tesisler sayesinde süt üretimimiz arttı. Allah devletimize zeval vermesin. Bu destekleri sunan ve her zaman yanımızda olan kurum çalışanlarına da teşekkür ederiz." ifadelerini kullandı.
 
 
 
 
01.11.2019
Devamı

ŞURAYA DOĞRU

Sizlerle bu yazımızda 21 Kasım tarihinde sonuç raporunun açıklanacağı söylenen III. Tarım Orman Şurası öncesinde Üretici Örgütlenmesi konusunu ele alacağım. Önce bugüne kadar ülkemizde yapılan bu tip büyük çalışmalara değineceğim. Tarım Şuralarında örgütlenme ve kooperatifler ile ilgili alınan kararların hangilerinin gerçekleştiğini ve hala gerçekleşmeyi bekleyenleri hatırlatacağım. İleriye dönük beklentileri ve AB’ye uyum konusunda verilen hükümleri sizlerle tartışacağım. Umarım bu değerlendirmeler, sizlerin değerli fikirlerine katkılarda bulunabilir.

Ülkemizde Cumhuriyetin ilanından sonra yeni devletin kuruluşunda tarıma özel bir önem verilmiş, Büyük Önder bizzat tarım ve kooperatifçilik konusunda örnek çalışmalarda bulunmuştur. Bunlardan ilki, 1931 yılında yapılan I. Ziraat Kongresidir. Daha sonra 1937 yılında Köy Kalkınma Kongresi düzenlenmiştir. Bu Kongrelerde bütün tarafların geniş katılımıyla tarımın genel kapsamda bütün sorunlarının ele alınmış, çözüm önerilerinin üretilmiş ve politikalar belirlenmiştir. Ülke ekonomisinde tarım en önemli sektör olmasına ve nüfusun büyük bir kısmı kırsal alanda yaşamasına rağmen Atatürk’ün vefatından sonra, bu tip büyük bir çalışma uzun süre yapılmamıştır. Yaklaşık 45 yıl sonra ilk çalışma Atatürk’ün doğumunun 100. yılı nedeniyle yapılan etkinliklerden biri olarak yapılan Türkiye II. Tarım Kongresidir. Bu Kongre’de 1970’li yıllarda Dünyada yaşanan ekonomik gelişmeler karşısında tarımdaki değişimler karşısında hangi yeni politikalara ihtiyaç duyulduğu görülmüştür.
Yine uzun bir aradan sonra 1990’li yıllara gelindiğinde, Dünyadaki liberalleşme rüzgarlarıyla piyasalarındaki değişen koşullara karşı yeni arayışlar iyice önem kazanmıştır. Bu şartlar altında özellikle artan nüfusun gereksinimlerinin ülke kaynakları ile karşılanması ve ekolojik açıdan çevreye saygılı sürdürülebilir bir tarımın yapılması hedeflerine nasıl ulaşılabileceğine yönelik sektördeki bütün tarafların katılımıyla büyük bir çalışmaya gerek duyulmuştur. Değişen koşullara uygun yeni politika, program ve projelerin geliştirilmesine imkan sağlamak için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 25-27 Kasım 1997 tarihleri arasında I. Tarım Şurası’nı düzenlemiştir.

Tarım Şuralarının ülkemizde 5 yılda bir tekrarlanması kararı bulunmaktadır. Bu kararın ardından 7 yıl sonra, II. Tarım Şurası, 29 Kasım – 01 Aralık 2004 tarihleri arasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu ikinci Şurada, yeni bir yüzyılın başında tarımın mevcut durumu ele alınmış, gelişmeyi etkileyen temel sorunlar tespit edilerek çözüm yolları tartışılmıştır. Bu kapsamda AB ile uyum sürecinde sektörün gelişmesi ve rekabet gücünün arttırılmasına yönelik strateji, politika ve uygulamalar üzerinde durulmuştur.
İlk iki şurayı komisyonda ele alınan konular, değerlendirmeleri ve sonuçta açıklanan kararlar açısından karşılaştırabiliriz.

İlk Şurada 10 temel konu belirlenmiş, her biri için komisyon kurulmuştur. Bunlardan biri de Tarımda Örgütlenme Komisyonudur. Komisyonun Sonuç Raporunda öncelikle ülkemizdeki örgütlenmenin Avrupa Topluluğu Ortak Tarım Politikasına benzer şekilde ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Anlaşmaları ile uyumlu yapılması gerektiği kararı alınmıştır. Raporda, üretici örgütlenmesi 3 yapı altında ele alınmıştır. Bunlar kooperatifler (Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri), üretici birlikleri (Sulama, Köylere Hizmet Götürme, Islah, Zirai Mücadele Birlikleri) ve Ziraat Odaları şeklindedir. Daha sonra bu yapının finansman, eğitim ve denetim ile ilgili sorunlarına çözümler getirmek üzere yapılması gerekenler belirlenmiştir. Bu arada Tarıma Hizmet Götüren Kuruluşlar adı ile bir bölüm daha oluşturulmuş ve Bakanlığın yapılanması konusu ele alınmıştır. Komisyonun hazırladığı Raporun Sonuç bölümünde ise; sivil ve resmi örgütlenme kapsamında koordinasyonun Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde toplanması, Türkiye Tarım Konseyinin oluşturulması, finans, denetim ve eğitim konularına ağırlık verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Özellikle son maddede, tarım sektörünün birçok sorununun gelişmiş ülkelerdeki gibi çiftçilerin öz yönetiminde bulunduğu üretici örgütleri tarafından çözülebileceği, başarılı örgütlerin ülke kaynaklarını daha rasyonel kullanabileceği, devletin yükünü hafifletebileceği ve ülke ekonomisine katkı sağlayabileceği vurgulanmıştır. Şuranın 26 maddeden oluşan genel kararları arasında ise; üretimden pazarlamaya kadar görev yüklenebilecek üretici örgütlerinin yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla ürün bazında üretici birlikleri kurulması ve bunun için Üretici Birlikleri Kanunu çıkartılması kararı yer almaktadır. I. Tarım Şurasında kooperatifçilik adına dikkat çeken husus, kooperatifler arasında entegrasyon sağlanması amacıyla dört farklı kanuna göre çalışan tarımsal amaçlı kooperatiflerin tek bir çatı kanun altında toplanması ve demokratik kooperatifçilik ilkelerinin uygulanmasıdır.

İkinci Şura kapsamında bu sefer 11 Komisyon kurulmuş ve örgütlenme konusu ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Tarımsal Örgütler ve Örgütlenme Komisyonu Sonuç Bildirgesinde konu, tarım ve gıda olarak daha geniş kapsamda ele alınmıştır. Yine DTÖ, AB öncelikli olarak belirleyici olurken yerel yönetimler, gıda denetimleri, kamu ve tarım reformu gibi konularda çalışmaya eklenmiştir. Özellikle AB uyum süreci önemli bir ölçüt olmuştur. Raporda öne çıkan bir diğer konusu ise; geçen Şurada da yer alan finans konusudur. Bağımsız finans kaynakları oluşturulmadıkça etkili bir örgüt yapısı oluşturulamayacağı ısrarla vurgulanmıştır. Bu şurada kamu yapılanması sorunu yine örgütlenme başlığı altında yer verilmiş ve sektördeki paydaşlar arasındaki iletişim sorununun olduğu belirtilmiştir. İkinci Şurada, üretici örgütleri ekonomik ve mesleki amaçlı olmalarına göre 2 ayrı gruba ayrılmıştır. Ekonomik örgütlerin içine sosyal amaçlı örgütlerde dahil edilerek kooperatifler, birlikler ile beraber gruplandırılmıştır. Burada üretici birlikleri ile ilgili çeşitli eleştiriler yapılmıştır. İkinci Grup ise mesleki örgütler adı ile Ziraat Odaları ile ilgili açıklamalardan oluşmaktadır. Çiftçiler tarafından kurulan Üreticiler Örgütlenmesi ile ilgili sınıflandırmaya teknik hizmetler sınıfının Meslek Odaları da dahil edilmiştir. Dernekler ve vakıflar da sosyal amaçlı örgütler olmalarına rağmen sanki üçüncü bir grupmuş gibi ele alınmışlardır. Ayrıca sanayi ve ticaret ile ilgili örgütlerin tarım ile ilişkileri göz önüne alınarak TOBB, TÜSİAD gibi kuruluşlarında üretici örgütü gibi ele alındığı görülmektedir. Hatta bu yapılanmaya kamu, üniversiteler, dış ticaret kurumlarının da dahil edilmiştir. Sektördeki bütün taraflar ele alınmaya çalışırken hepsinin de çiftçi örgütleri olarak sınıflama sokulması biraz karışıklığa sebep olmuştur. İkinci Şuranın Sonuç Raporunda üretici örgütlenmesi ile ilgili özellikle AB’ye ayrı bir yer verilmiş ve kooperatiflerin AB’de ne kadar önemli oldukları detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bu arada AB’deki Ortak Tarım ve Balık Politikaları mevzuatında belirtilen tanınma kriterlerine göre kurulan Üretici Örgütü kavramına Üretici Birliği adı verildiği görülmektedir. Raporun sonuç kısmında, öncelikle AB’ye uyum sürecinde ve Dünya piyasaları ile rekabet edebilecek güçte olmak için güçlü bir örgüt yapısına ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir. Bir önceki Şuradaki gibi eğitim, finans, denetim konularına ilaveten, vergi, destekleme gibi konulardaki sorunlara değinilmektedir. Ayrıca sorumlu bakanlık, kanun ve örgüt sayısındaki fazlalığın sorunlara neden olduğuna dikkat çekilmektedir. Sorunların çözümü için, dağınık olduğu düşünülen yapıyı çatılar altında toplayan mevzuat çıkartılması, Tarım Gıda Paydaşları Ağı adlı bir yapı oluşturulması önerilmektedir. İkinci Tarım Şurasının 36 maddeden oluşan genel kararları arasında ise; üretici örgütlenmesinin dağınık yapısının önlenmesi amacıyla kooperatiflerin bir ulusal birlik altında toplanması ile ilgili bir madde bulunmaktadır. Aslında diğer maddelerin içinde birkaç yerde ilgili tedbirin gerçekleştirilmesinde yine örgütlere değinildiği görülmektedir.
 
Bu anlatılanlara ilişkin ilk iki Şuranın karşılaştırması aşağıdaki tabloda yapılmıştır.
 
I. ŞURA
25-27 Kasım 1997
II. ŞURA
29 Kasım – 01 Aralık 2004
10 temel konu belirlenmiş
Tarımda Örgütlenme Komisyonu
11 temel konu belirlenmiştir.
Tarımsal Örgütler ve Örgütlenme Komisyonu
 
Üretici örgütlenmesi 3 yapı altında ele alınmıştır:
1. Kooperatifler (Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri),
2. Üretici birlikleri (Sulama, Köylere Hizmet Götürme, Islah, Zirai Mücadele Birlikleri)
3. Ziraat Odaları
Ayrıca
Tarıma Hizmet Götüren Kuruluşlar adı ile bir bölüm daha oluşturulmuş ve Bakanlığın yapılanması konusu ele alınmıştır
Üretici örgütleri ekonomik ve mesleki amaçlı olmalarına göre 2 ayrı gruba ayrılmıştır:
1. Birinci grup, Ekonomik örgütlerin içine sosyal amaçlı örgütlerde dahil edilerek kooperatifler, birlikler ile beraber gruplandırılmıştır. Burada üretici birlikleri ile ilgili çeşitli eleştiriler yapılmıştır.
2. İkinci Grup ise mesleki örgütler adı ile Ziraat Odaları ile ilgili açıklamalardan oluşmaktadır. Çiftçiler tarafından kurulan Üreticiler Örgütlenmesi ile ilgili sınıflandırmaya teknik hizmetler sınıfının Meslek Odaları da dahil edilmiştir.
Ayrıca
Dernekler ve vakıflar da sosyal amaçlı örgütler olmalarına rağmen sanki üçüncü bir grupmuş gibi ele alınmışlardır.
Sanayi ve ticaret ile ilgili örgütlerin tarım ile ilişkileri göz önüne alınarak TOBB, TÜSİAD gibi kuruluşlarında üretici örgütü gibi ele alındığı görülmektedir.
Hatta bu yapılanmaya kamu, üniversiteler, dış ticaret kurumlarının da dahil edilmiştir. Sektördeki bütün taraflar ele alınmaya çalışırken hepsinin de çiftçi örgütleri olarak sınıflama sokulması biraz karışıklığa sebep olmuştur.
 
Konuların ele alındığı alt başlıklar :
1. Finansman
2. Eğitim
3. Denetim
Konuların ele alındığı alt başlıklar :
Tarım ve gıda olarak daha geniş kapsamda ele alınmıştır. DTÖ, AB öncelikli olarak belirleyici olurken Yerel yönetimler, gıda denetimleri, kamu ve tarım reformu gibi konularda çalışmaya eklenmiştir.
1. Finans
2. Eğitim,
3.Denetim
4. Vergi,
5. Destekleme
 
Komisyonun SONUÇ Raporunda:
1. Ülkemizdeki örgütlenmenin Avrupa Topluluğu Ortak Tarım Politikasına benzer şekilde ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Anlaşmaları ile uyumlu yapılması gerektiği kararı alınmıştır.
2. sivil ve resmi örgütlenme kapsamında koordinasyonun Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde toplanması,
3. Türkiye Tarım Konseyinin oluşturulması,  
4. Finans, denetim ve eğitim konularına ağırlık verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
5. Tarım sektörünün birçok sorununun gelişmiş ülkelerdeki gibi çiftçilerin öz yönetiminde bulunduğu üretici örgütleri tarafından çözülebileceği, başarılı örgütlerin ülke kaynaklarını daha rasyonel kullanabileceği, devletin yükünü hafifletebileceği ve ülke ekonomisine katkı sağlayabileceği vurgulanmıştır.
Komisyon SONUÇ Raporunda:
1. AB uyum süreci önemli bir ölçüt olmuştur. Üretici örgütlenmesi ile ilgili özellikle AB’ye ayrı bir yer verilmiş ve kooperatiflerin AB’de ne kadar önemli oldukları detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bu arada AB’deki Ortak Tarım ve Balık Politikaları mevzuatında belirtilen tanınma kriterlerine göre kurulan Üretici Örgütü kavramına Üretici Birliği adı verildiği görülmektedir. Raporun sonuç kısmında, öncelikle AB’ye uyum sürecinde ve Dünya piyasaları ile rekabet edebilecek güçte olmak için güçlü bir örgüt yapısına ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir.
2. Bağımsız finans kaynakları oluşturulmadıkça etkili bir örgüt yapısı oluşturulamayacağı ısrarla vurgulanmıştır.
3. Kamu yapılanması sorunu yine örgütlenme başlığı altında yer verilmiş ve sektördeki paydaşlar arasındaki iletişim sorununun olduğu belirtilmiştir
Bu kapsamda sorumlu bakanlık, kanun ve örgüt sayısındaki fazlalığın sorunlara neden olduğuna dikkat çekilmektedir. Sorunların çözümü için, dağınık olduğu düşünülen yapıyı çatılar altında toplayan mevzuat çıkartılması, Tarım Gıda Paydaşları Ağı adlı bir yapı oluşturulması önerilmektedir.
.
Şuranın 26 maddelik Sonuç Raporunda:
1. kooperatifçilik adına dikkat çeken husus, kooperatifler arasında entegrasyon sağlanması amacıyla dört farklı kanuna göre çalışan tarımsal amaçlı kooperatiflerin tek bir çatı kanun altında toplanması ve demokratik kooperatifçilik ilkelerinin uygulanması kararı
2. üretimden pazarlamaya kadar görev yüklenebilecek üretici örgütlerinin yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla ürün bazında üretici birlikleri kurulması ve bunun için Üretici Birlikleri Kanunu çıkartılması kararı
Şuranın 36 maddelik Sonuç Raporunda:
1. üretici örgütlenmesinin dağınık yapısının önlenmesi amacıyla kooperatiflerin bir ulusal birlik altında toplanması ile ilgili bir madde bulunmaktadır.
Aslında diğer maddelerin içinde birkaç yerde ilgili tedbirin gerçekleştirilmesinde yine örgütlere değinildiği görülmektedir.
 
İlk Şuranın üzerinden 22 yıl, ikincisinin de 15 yıl geçtikten sonra bir değerlendirme yapılırsa; alınan kararların doğru tespitler olduğu, bazılarının hala güncelliği koruduğu, bazı sorunların çıkartılan mevzuata rağmen hala çözülemediği, bir de bunların üzerine değişen gündemle yenilerinin eklendiği görülmektedir. Örneğin AB ve DTÖ ile ilgili kararların bugün için ne kadar isabetli olduğu, hiçbir zaman tam üye olmasak bile buradaki ülke taahhütlerin ülkemiz tarımına büyük faydalar sağladığı zamanla anlaşılmıştır. Finansman, eğitim ve özellikle denetleme ile ilgili daha somut çözümlere bugün halen ihtiyaç duyulmaktadır. Buna karşın mevzuat ile sağlanması beklenen faydaların mevzuatlar çıkartılmasına ve yeni yapılar oluşturulmasına rağmen umulan gelişmeleri sağlamadığı, kooperatiflerin ise giderek öneminin arttığı görülmektedir. Örgütlenme alanında geçmiş yıllarda yapılan AB uyum ve rekabet gücünü geliştirmeye yönelik projeler ile elde edilen önemli deneyimler ve bilgiler bulunmaktadır. Sektörde başarılı kooperatif sayısı her geçen gün artmaktadır. Artık tarımın her alanında birçok sorunun çözümünde örgütlerin ne kadar önemli görevler üstlenebileceği konusunda ciddi bir farkındalık oluşmuştur.

Bu yıl yapılacak III. Şura bu sefer orman konularını da içine alarak toplam 21 çalışma konusundan oluşacaktır. Bunlardan biri yine “tarımda üretici örgütlenmesi” adı altında örgütlenme ile ilgilidir. Bu sefer tarımda örgütlenme kamu ve sivil kuruluşlar olarak ele alınmış, üretici örgütlenmesi ise sivil kuruluşlar içinden alınarak ayrı bir başlık olarak ekonomik-sosyal ve mesleki örgütler olarak gruplandırılmıştır. Bu arada dernekler, vakıflar, meslek odalar, sendikalar, alt birlikler, konseyler, sanayi kuruluşların teşkilatları Tarıma Hizmet Sunan Mesleki Amaçlı Sivil Toplum Kuruluşları başlığı altında gruplandırılmıştır. Konular ise, mevzuat, yönetim, denetim, finansman ve sermaye, yapılanma ve işbirliği, pazarlama ve katma değer oluşturma, eğitim ve araştırma, farkındalık ve imaj şeklinde çok daha fazla alt başlık altında yer almaktadır. Komisyonun Şura öncesi hazırladığı Çalışma Belgesinde yer alan Strateji kısmında verilen ana hedefler 6 başlık altında toplanmıştır. Bunlar; Üretici Örgütleri, Bilimsel Standart yapılara göre gruplandırılmalı, gerekli dönüşüm yapılmalıdır. Kooperatif tabanlı bir Tarım Bankası bütün üretici örgütlerinin katılımıyla kurulmalıdır. Denetim ile ilgili güvenilir, profesyonel, bağımsız denetim hizmetini verebilecek bir yapı oluşturulmalıdır. Üretici Örgütlerinde yöneticilere, üye/ortaklara ve teknik personele düzenli eğitimler verebilecek, “Proje Ofisleri” ile proje hazırlama, başvuruda bulunma ve uygulama gibi konularında yol gösterici olacak, AR-GE hizmeti verebilecek birimler oluşturulmalıdır. Kadın ve genç çiftçilerin örgütlenmesini teşvik etmek için kadın ve gençlerin ortak/üye olduğu üretici örgütlerine belirli kotalara ulaştıklarında özel destekler verilmelidir. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde Teşkilatlanma ile ilgili Genel Müdürlük kurulmalıdır. Bu altyapı oluşturulduktan sonra desteklemelerin, sözleşmeli üretim yapabilen, üretim ve pazarlama planı oluşturabilen ve kayıt tutabilen üretici örgütleri tarafından verilmesine yönelik bir model geliştirilmelidir. Bu model temel alınarak Uzun Vadeli Kredilerin verildiği Yatırım Projelerine tekrar geri dönülmelidir. Geçmişte uygulanan ve başarılı örnekleri olan Ortaklar Mülkiyetinde Kooperatif Projelerine benzer projelerin günümüz şartlarına uygun olarak tekrar geliştirilerek bütün Üretici Örgütlerini kapsayacak şekilde cazip şartlar ile sunulmalıdır.  Son olarak, Çalışma Belgesinde üretici örgütü, “çok fonksiyonlu çakı”ya benzetilmekte ve uzman bir kişinin elinde hayat kurtaran bir alet, işe yaramıyorsa; sebebinin kullanan kişi olduğu belirtilmektedir.
III. Tarım Orman Şurasının önümüzdeki 25 yılı planlayacağımız mevcut potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirmemize fırsat verecek imkanları oluşturmasını ve Türk Tarımında hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
erhan.ekmen@tarimorman.gov.tr


 
01.11.2019
Devamı

Büyük Şuraya Doğru

Tarım ve hayvancılık sektörünün gözü ve kulağı 21 Kasım 2019’da açıklanması beklenen Tarım ve Orman şurasından çıkacak kararlarda.
 
Ülkemizde Cumhuriyetin ilanından sonra yeni devletin kurulması ile birlikte tarıma özel bir önem verilmiş, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk bizzat tarım konusunda örnek çalışmalarda bulunmuştur.

Bunlardan ilki, 1931 yılında yapılan I. Ziraat Kongresidir. Daha sonra 1937 yılında Köy Kalkınma Kongresi düzenlenmiştir. Bu Kongrelerde bütün tarafların geniş katılımıyla tarımın genel kapsamda bütün sorunlarının ele alınmış, çözüm önerilerinin üretilmiş ve politikalar belirlenmiştir. Ülke ekonomisinde tarım en önemli sektör olmasına ve nüfusun büyük bir kısmı kırsal alanda yaşamasına rağmen Atatürk’ün vefatından sonra, bu tip büyük bir çalışma uzun süre yapılmamıştır. Yaklaşık 45 yıl sonra ilk çalışma Atatürk’ün doğumunun 100. yılı nedeniyle yapılan etkinliklerden biri olarak yapılan Türkiye II. Tarım Kongresidir. Bu Kongre’de 1970’li yıllarda Dünyada yaşanan ekonomik gelişmeler karşısında tarımdaki değişimler karşısında hangi yeni politikalara ihtiyaç duyulduğu görülmüştür.

1990’lı yıllara gelindiğinde, Dünyadaki liberalleşme rüzgârlarıyla piyasalarındaki değişen koşullara karşı yeni arayışlar iyice önem kazanmıştır. Bu şartlar altında özellikle artan nüfusun gereksinimlerinin ülke kaynakları ile karşılanması ve ekolojik açıdan çevreye saygılı sürdürülebilir bir tarımın yapılması hedeflerine nasıl ulaşılabileceğine yönelik sektördeki bütün tarafların katılımıyla büyük bir çalışmaya gerek duyulmuştur. Değişen koşullara uygun yeni politika, program ve projelerin geliştirilmesine imkân sağlamak için Tarım ve Köy işleri Bakanlığı tarafından 25-27 Kasım 1997 tarihleri arasında I. Tarım Şurası’nı düzenlemiştir.

Tarım Şuralarının ülkemizde 5 yılda bir tekrarlanması kararı bulunmaktadır. Bu kararın ardından 7 yıl sonra, II. Tarım Şurası, 29 Kasım – 01 Aralık 2004 tarihleri arasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu ikinci Şurada, yeni bir yüzyılın başında tarımın mevcut durumu ele alınmış, gelişmeyi etkileyen temel sorunlar tespit edilerek çözüm yolları tartışılmıştır. Bu kapsamda AB ile uyum sürecinde sektörün gelişmesi ve rekabet gücünün arttırılmasına yönelik strateji, politika ve uygulamalar üzerinde durulmuştur.
 
III. Tarım ve Orman Şura ise 21 çalışma grubundan oluşarak hem Tarımı hem de Ormanı içine alarak geniş kapsamlı bir şekilde çalışma gruplarında değerlendirildi. Şuranın sonuç bildirgeleri 21 Kasım da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından külliyede düzenlenecek bir programla komu oyu ile paylaşılacak.
Tarım ve Orman Şurası ile önümüzdeki 25 yılı planlayacağımız aynı zamanda mevcut potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirmemize fırsat verecek bu şura, sonuç bildirgeleri açıklandıktan sonra uygulayıcı olmalı. Bizlerde tarımın birer neferleri olarak şura kararlarının takipçisi olmalıyız. Takipçi olmak derken de uygulamaların yapılması için teşvik edici olmalıyız. Kararlar uygulamaya aktarılırken ise ilgili kurum ve kuruluşlara yardımcı olmalıyız.
 
1931, 1937,  1990, 1997 ve 2004 te tarıma yönelik alınan kararlar ve tespitler doğru. Uygulamalar ise yetersiz kalmış gözüküyor. Bu sefer Tarım ve Orman Şurasından çıkan kararların yetersiz kalmaması için aynı zamanda kararların uygulanabilmesi için hem takipçisi hem de yardımcı olmalıyız.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 
31.10.2019
Devamı

AB Türkiye'den İthal Edilen Gıdaların Toksin Pestisit Kontrolünü Yoğunlaştıracak

Avrupa Komisyonu’nunca dün  yayınlanan kararnamesine göre Türkiye’den ithal edilen bazı gıdalar ile ilgili denetim yoğunlaştırılarak, ürünlere toksin ve pestisit içeriği bakımından daha titiz bir kontrol uygulanacak.
Yayınlanan belgede, “Kararname, üçüncü ülkeden gelen, AB’ye girişleri sırasında üzerlerindeki resmi kontrolün geçici olarak yoğunlaştırılacağı, hayvansal olmayan gıda ve yemlerin listesini belirliyor” ifadelerine yer verildi.

Kararname ayrıca ‘aflatoksinler, pestisit kalıntıları, pentaklorofenol ve dioksinlerin de dahil olduğu mikotoksin bulaşması riski ile ilgili olarak bir dizi gıda ve yem kategorisinin AB'ye girişini düzenleyen özel koşullar getirilmesini’ öngörüyor.

Kararnamenin ekinde ise bazıları Türk menşeili olan ve sınır geçiş noktalarında geçici olarak üzerlerindeki kontrolün yoğunlaştırılması öngörülen kuru kayısı, kayısı, kuru üzüm, limon, nar, kırmızı biber gibi gıdalar yer alıyor. 

Diğer bir ekteyse Türkiye’den tedarik edilen kuru incir, fındık, kuruyemiş ve kuru meyve karışımları, yağlı tohum ezmesi, yağ ve antepfıstığı dahil edilmiş bulunuyor.
Kararnameye göre Çin, Gürcistan, Sırbistan, Suriye, ABD, Özbekistan, Azerbaycan ve İran’dan gelen bir dizi gıda da yoğun bir denetime tabi tutulacak.
 
 
 
31.10.2019
Devamı

Tarım ve Gıda Politikaları Konferansı Adana'da Gerçekleşecek

Türkiye'nin, alanında düzenlenen en büyük etkinliği olarak değerlendirilen Tarım ve Gıda Politikaları Konferansı'nın 3'üncüsü 5-6 Kasım 2019 tarihlerinde Adana'da gerçekleştirilecek.

Gıda İçecek ve Tarım Politikaları Araştırmaları Merkezi, her yıl düzenlediği Tarım ve Gıda Politikaları Konferansı'nın 3'üncüsünü bu kez Adana'da gerçekleştiriyor. 5-6 Kasım 2019 tarihlerinde Adana Hiltonsa'da gerçekleştirilecek konferansla ilgili hazırlıkların sürdüğünü belirten GİFT Yönetim Kurulu Başkanı Samet Serttaş, yurtiçi ve yurtdışından tarım ve gıda uzmanı 50'ye yakın konuşmacının Adana'da ağırlanacağını söyledi.

GİFT Başkanı Serttaş, 2050'de dünya nüfusunun 10 milyar olacağını, bunun mevcut durumdan yüzde 70 daha fazla gıda üretimi anlamına geleceğini belirterek, "Nasıl doyacağız? Nasıl besleneceğiz? Bizi geleceğe taşıyacak tarım ve gıda politikalarını üretmeyi başarabilecek miyiz? Türkiye'de tüketici besleyici gıdaya ulaşamıyor. Gıda enflasyonu hiç olmadığı kadar arttı. Gıda ve içecek giderlerinin tüketici bütçesindeki payı yüzde 20'lere ulaştı. Çiftçimiz kendini geçindirmenin ötesinde, toplum ve gelecek için değer üretemiyor; işini, gözü arkada kalmadan çocuklarına teslim edemiyor. Çiftçinin yüzde 61'inin geliri azaldı, yüzde 30'u ekim alanlarını ve yatırımı azalttı" dedi.

Türkiye'de gıda endüstrisinin işlenmiş gıdalarla ilgili bilgi eksikliği ve kirliliği nedeniyle zarara uğradığını kaydeden Serttaş, "Tarım ve gıda sektöründe, hedeflenen miktar ve kalitede verimliliğin uzağındayız. GİFT olarak sorunların farkındayız, öte yandan politikanın sorunlara çözüm üretmek için var olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Doğru yöntem ve akılcı düzenlemelerle çok şey başarılabileceğini biliyoruz. Çözümleri, yalnız söz ve yetki sahiplerinden beklemiyor; bu yolda katkı sunmak, ufuk açmak için fırsat yaratıyoruz. Bu kez ilgili ve yetkililere Adana'dan sesleneceğiz" diye konuştu.

Neler konuşulacak?

Tarım ve gıda politikaları neden önemli, nasıl ve kimlerle yapılır? Türkiye nerede duruyor, nereye bakıyor; doğrular, yanlışlar, eksikler neler? Bu iş, ABD, Almanya, Fransa ve Yeni Zelanda'da nasıl yapılıyor?

Artan dünya nüfusunu besleyebilecek güçte gıda sistemlerini topraktan kente nasıl kurarız, tarımın verimliliğini doğayla uyum içinde nasıl artırırız, tedarik zincirini riskleri yönetecek şekilde nasıl tasarlarız?

Hem çiftçiyi hem tüketiciyi mutlu edecek güvenilir ve sağlam tarım-gıda piyasasını nasıl kurarız? Makul fiyat oluşumu için seçenekler, üreticiye finansman sağlayacak alternatif sistem ve kaynaklar neler olabilir?

Pamuk piyasasının mevcut durumu ve işleyişi, dirençli endüstriyel tarım ürünleri piyasalarını kurmak için örnek olabilir mi?

Üretici-endüstri diyalogu nasıl hayata geçer? Sözleşmeli çiftçilik, kooperatifler, küçük çiftçi-büyük işletme işbirlikleri ne vaat ediyor?

Çiftçiler hayvanlarını telefonlarından takip ediyor, seralarının sıcaklık seviyesini tek tuşla ayarlayabiliyor. Peki, hepsi bu mu? Tarım ve gıda büyük teknolojilerle nasıl buluşur; hangi alanlarda, nasıl fayda üretir? Konu başlıklarında değerlendirilecek.
 
31.10.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Belarus'a Yolcusu

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye-Belarus Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Toplantısına katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak amacıyla Belarus’a gidecek.
Bakan Pakdemirli, iki ülke arasındaki genel ve tarımsal konularla ilgili görüşme ve temaslarda bulunmak üzere 30-31 Ekim 2019 tarihlerinde Belarus’a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek.
Pakdemirli ziyaret kapsamında, Belarus Cumhurbaşkanı Alexander Lukashenko, KEK Eşbaşkanı ve Başbakan Yardımcısı Vladimir Dvornik, Tarım ve Gıda Bakanı Anatoly Khotko ile ikili temaslarda bulunacak.

İKİ ÜLKE TARIMSAL DIŞ TİCARET HACMİ 79 MİLYON DOLAR

2018 yılı verilerine göre, Türkiye ile Belarus arasındaki toplam dış ticaret hacmi 632 milyon dolar ve bunun 79 milyon dolarlık kısmı tarımsal ürünleri kapsıyor.
Türkiye geçen yıl Belarus’a 64 milyon dolarlık tarım ürünleri ihracatı gerçekleştirdi.
Belarus’a daha çok domates, taze üzüm, taze ve kuru fıstık, narenciye gibi tarımsal ürünler ihraç edildi.
Yapılacak ziyaretle iki ülke arasındaki mevcut tarımsal ilişkilerin daha da geliştirilmesi amaçlanıyor.
 
30.10.2019
Devamı

Sarımsak Fiyatları Düştü

Türkiye'nin önemli sarımsak üretim merkezlerinden Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde sarımsak fiyatlarında düşüş başladı. Eylülde ayında  yüzde 42 artışla Sarımsak zam şampiyonu olmuştu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, tüketici fiyatları bazında eylülde bir önceki aya göre en yüksek fiyat artışı yüzde 42,58 ile sarımsakta oldu.

Sarımsak dendiğinde Türkiye'de ilk akla gelen yerlerden biri olarak gösterilen Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde her hafta 2 kez sarımsak pazarı kuruluyor. İlçede kurulan pazarda sarımsak fiyatları kiloda ortalama 5 lira düştü. Fiyatlar, 15 lira ile 35 lira arasında değişiyor.


"Sarımsak Arzı Yeterli"

Sarımsak arzında sorun olmadığını ifade eden Tarım ve Orman İl Müdürü Osman Yaman,  Yaman, "Bizlerin üretmesi lazım. Üretmeye mecburuz. Görüldüğü gibi pazarımızda yeterli miktarda var. Çiftçimizin ambarında yeterli miktarda sarımsağı var. Sarımsak arzında bir sorunumuz bulunmuyor." diye konuştu.

Taşköprü Sarımsak Üreticileri Birliği Başkanı Abdullah Eligüzeloğlu da dolu dolayısıyla ürün kaybının az olmasına rağmen sarımsak piyasasının buna aşırı tepki verdiğini ifade etti.

Taşköprü'de 86 köyde sarımsak üretimi yapıldığını vurgulayan Eligüzeloğlu, "Bizim 86 köyümüzde yaklaşık 20 bin ton üretimimiz var. 42 tanesinde dolu hasarı oldu. Dolu hasarı da yüzde 20 ile 80 arasında değişen oranlarda oldu. 44 köyde hiç yaşanmadı. Bizim rekoltemiz bir miktar düştü ama bu yarıya bile tekamül eden bir düşüş olmadı." diye konuştu.

İthalata gerek olmadığını anlatan Eligüzeloğlu, şunları kaydetti:

"Taşköprü sarımsağı Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak durumda. İthalata gerek yok. Bu ilçede haftada 2 gün pazar kuruluyor ve her hafta 100 tonun üzerinde sarımsak pazara gelir. Bu sarımsaklar 15 lira ile 35 lira arasında fiyat buluyor. 35 lira en uç olan fiyattır. Pazara gelen sarımsağın en fazla yüzde 10'u ile 15'i bu gruba girer. Asıl bölümün ortalaması ise 25 lira civarındadır. İthalatın bir çare olmadığını düşünüyorum. İthalat geçici bir çözüm. Çözülmüş gibi görülse de ileride daha büyük sorun olarak karşımıza çıkar. Üreticinin, üretici birliklerinin desteklenmesi lazım. Üreticilerin üretici birliklerine üye olmaları teşvik edilmeli. Üretici birlikleri güçlendiğinde istikrarsız fiyat, üretim, düzensiz arz ve kalite gibi sorunlar kendiliğinden kalkacaktır."

"Piyasada Spekülasyonlar Yapılıyor"

Üretici Ali Demirkıran ise15 dekar alanda sarımsak ekimi yaptığını ve ürününü pazarda sattığını dile getirdi.

Söylenen rakamların çok yüksek olduğuna dikkati çeken Demirkıran, "Piyasada spekülasyonlar yapılıyor, basından izliyoruz. '60-70 liraya sarımsak satılıyor' deniyor. Üretici olarak bunun normal karşılamıyoruz. Türkiye'nin sarımsak pazarı burası, burada da sarımsak fiyatları bahsedilenin çok altında. Taşköprü piyasasında sarımsak 15 ile 25 lira arasında değişiyor. Türkiye piyasasına yetecek kadar sarımsağımız var. Dışarından ithalata gerek yok" ifadelerini kullandı.
 
30.10.2019
Devamı

Yüksek Miktarda Lift İçeren Kestane

Sonbahar ve kış aylarında her köşe başında bir seyyar satıcı tarafından satılan vazgeçilmez lezzet kestanenin insan sağlığına fayda sağlarken, fazla tüketimi ise bazı problemlerin habercisi olabiliyor.
Kayıngiller ailesine ait olan kestane ağacındaki meyvelerin tüketimi Antik Yunan tarihine kadar dayanıyor. Güney Avrupa’dan Asya’ya kadar tüketimi uzanan kestanenin dışı kalın bir kabukla kaplıdır. İçinde bol et bulunan kestane tam bir karbonhidrat kaynağıdır. Ülkemizde en fazla Ege bölgesinde yetiştirilir. Aydın ilinde daha fazla yetişmesine rağmen kestane şekeri imalatı Bursa’da yapılır. Kestane un haline getirilerek de kullanılır. Bunun dışında çörek, kek ve pasta yapımında ham maddedir. Kestane ağacı da meşe ağacı gibi sert bir yapıya sahip olduğundan mobilyacılık da kullanılır. Fransa başta olmak üzere birçok Kuzey Avrupa ülkesinde et yemeklerine eklenir.

Sindirimi kolay olan kestane yüksek miktarda lif içermektedir. Yağ oranı az olan kestane, B1,B2 ve C vitaminleri içerir. Günde dört tane tüketildiğinde vücudun ihtiyacı olan enerjinin yüzde yüzü karşılanır. Kabukları kaynatılıp elde edilen su çay olarak tüketilebilir. Bu çay mide asidini dengeler. Bağırsak florasını düzenler. Kısacası sindirimi düzenler.
Diyabet lifi içeren kestane, düşük şekerli besinler grubuna girer. Şeker hastalarının rahatlıkla tüketebileceği bir besindir. Ayrıca kandaki şeker oranını düzenler. Lif bakımından zengin olması sadece şeker hastalarına değil aynı zamanda kilo vermek isteyen kişiler için de idealdir.

Yüksek oranda C vitamini içeren kestane, güçlü bir antioksidandır. Bu özelliği sayesinde bağışıklığı serbest radikalli hücrelerden arındırır. Beyaz kan hücrelerinin üretimini destekler. Kanın çoğalmasını sağlar. Ayrıca kan ve bağışıklığa bağlı oluşan hastalıkları engeller.

Kemik sağlığının en temeli magnezyum maddesidir. Magnezyum vücuda alındığında demir emilimi gerçekleştirmek için kullanıldığından eksiklik yaşar. Ancak kestanedeki yüksek magnezyum hem demir emilimi hem de magnezyumu sağlar.

Kestane B vitamini bakımından zengin olduğundan hem beyin hem de sinir hücrelerini yeniler. Özellikle uzmanlar günde dört tane kestanenin hafızayı artırdığını ileri yaşlarda görülme ihtimali olan unutkanlığı önlediğini vurguluyor.

Kanı artırıyor ancak kan basıncını düşüren nadir besinlerden biridir. Bu bakımdan kalp ve damar hastalıklarının oluşumunu önler. Aynı zamanda damarların sertleşmesinin de önüne geçerek tıkanıklık gibi durumların riskini azaltır.

Peki Kestane Alerjisi Nedir ?
Kestanenin içerdiği bir protein maddesini bağışıklık sistemi kötü bir bakteri olarak algılar ve ona karşı korunma oluştururken vücutta bir takım ciddi komplikasyonlar meydana gelir. Bu duruma kestane alerjisi denir. Aynı şekilde arıların çiçek özlerinden meydana gelen kestane balı ya da kestane şekeri olarak adlandırılanlar içinde geçerlidir. Kestaneye karşı alerjisi olduğu kimseler tarafından bilinse de bazı kimseler bu durumu bilmez. Kestane alerjisinin belli bir tedavisi yoktur.  Özellikle çocuklukta fark edilen bu durum sırasında tüketilen kestane sonucu ortaya çıkan duruma ise kestane zehirlenmesi denir.
 
 
30.10.2019
Devamı

Rusya'nın Yaptırım Bilançosu Domatese Yaradı

Rusya'nın Batı'nın yaptırımlarına misilleme olarak bazı ülkelere karşı uyguladığı gıda ithalat yasaklarının maliyetiyle ilgili yeni bir hesaplama yapıldı. Moskova, Kırım'ın ilhakından sonra ABD öncülüğünde Batılı ülkelerin aldığı yaptırım kararlarına karşı yaptırımla cevap vermiş ve bu ülkelerden bazı gıda ürünlerinin ithal edilmesini yasaklamıştı. Ucuz gıdaya erişimin kısıtlanması nedeniyle söz konusu gıda ambargosunun Rus tüketicilere maliyeti yüksek oldu. 

RANHiGS ve TSEFİR gibi Rus araştırma-analiz kurumlarından ekonomistlerin ortak hesabına göre, bu maliyet yılda 445 milyar ruble civarında, yani yaklaşık 7 milyar dolar. Bir başka deyişle, her bir Rusya vatandaşının yıllık ortalama kaybı 3 bin ruble.
Ekonomistler tüketicilerin cebinden çıkan bu paranın yüzde 84'ünün Rus üreticilere ve yüzde 3'ünün ithalatçılara gittiğine, yüzde 13'ünün ise net kayıp şeklinde gerçekleştiğine dikkat çekti.

Rusya'nın 5 yıllık ithal ikameci politikasında sonuç almayı başardığı sadece üç ürün kategorisi var: domates, domuz eti ve tavuk-hindi vb. kuş eti.

Bu ürünlerde 2016'dan bu yana tüketici fiyatları düşüşte. 
Batılı ülkelerden gelen ürünlere uygulanan ithalat yasağından karlı çıkan aktörler de var. Son 5 yılda Rusya'ya gıda ihracatını Belarus yüzde 78, Arjantin yüzde 6, İsviçre yüzde 4, Uruguay yüzde 3 ve Şili yüzde 3 oranında arttırmayı başardı.
 
 
30.10.2019
Devamı

ŞEKER İŞ'den Geleneksel Basın Buluşması

 
Şeker İş Sendikası tarafından geleneksel hale gelen Basın buluşması Antalya’da Grand Şeker Otel de gerçekleşti. Programda bir açılış konuşması yapan Şeker İş Genel Başkanı İsa Gök basın mensuplarını selamlarken şunları kaydetti. “Aramızda görmekten büyük mutluluk duyduğum siz değerli basın mensubu kardeşlerim, Ülkemizin birlik ve beraberliğine, devletimizin bekasına milli iradeye ve demokrasimize kasteden 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı dik duruş sergileyerek demokrasi sınavından başarıyla geçen basın mensuplarımız, bugün ise aynı azmi Barış Pınarı Harekâtını tüm dünyaya aktarırken göstermiştir. ”dedi 

Başkan Gök şunları söyledi.
 “Geleneksel bir organizasyon halini alan bu birlikteliği oldukça önemsiyor, meşakkatli bir meslek grubuna mensup olmanız nedeniyle üstlendiğiniz görev, özveri ve sorumluluğun gerçekten mukaddes olduğunu öncelikle belirtmek isterim.


Basının özgür, doğru, eksiksiz ve tarafsız haber verme, kişilik haklara saygı ile toplumsal değerlerin korunması bakımından hiç şüphesiz ki demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunun altını çizmek gerekir.

Bu doğrultuda vatandaşlarımıza doğru bilgiyi en hızlı şekilde ulaştırmak için çalışan basın mensupları, evrensel normlara uygun ilkeler içerisinde objektif olarak kamusal bir görev üstlenmektedir.
Medya, yönetim erkleri ile toplum arasındaki en önemli araçtır. Milletin taleplerinin, beklentilerinin veya şikâyetlerini ilgili mercilere aktarılmasını sağlayarak, demokrasinin gereği olarak vatandaşların yönetime katılma hakkını kullanmasına vesile olmaktadır.

 Her durum ve koşulda insanların doğru bilgiye ulaşma hakkını sağlamak amacıyla gece gündüz demeden çalışmasına rağmen, çalışan emekçilerin anayasal bir hakkı olan sendikalaşmasının önündeki engellerin de kaldırılması temennimizdir.

Ülkemizin birlik ve beraberliğine, devletimizin bekasına milli iradeye ve demokrasimize kasteden 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı dik duruş sergileyerek demokrasi sınavından başarıyla geçen basın mensuplarımız, bugün ise aynı azmi Barış Pınarı Harekâtını tüm dünyaya aktarırken göstermiştir.
Bu vesileyle, bu kutsal görevi yerine getirirken kaybettiğimiz emekçi kardeşlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.

Sözlerime son verirken Şeker-İş Sendikası’nın siz değerli kardeşlerimin her daim yanında olduğunu bir kez daha bu vesileyle vurgulamak istiyorum.
 Sendika olarak pancar şeker sanayinin geleceğine, gıda güvenliğine, kamu sağlığına ve çalışan arkadaşlarımızın emek mücadelesine yönelik çalışmalarımızın aynı hızla devam edeceğini belirterek, milletimize ve yarınlarımıza ışık tutacak tüm çalışmalarda her zaman birlikte, yan yana, omuz omuza, aynı safta duracağımıza yürekten inanıyorum.
 İlkeli ve tarafsız bir anlayışla sürdüreceğine inandığım çalışmalarınızda başarılar diliyor, saygılarımı sunuyorum. ”dedi
 
 
28.10.2019
Devamı

Tarım Kredi Kooperatifleri ve TÜBİTAK’tan tarımda güç birliği

Tarım Kredi ve TÜBİTAK arasında iş birliği protokolü, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz ile TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal tarafından imzalandı. Protokol imzalanması için düzenlenen törene, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Köksal Kacır ile her iki kurumdan idareciler ve çok sayıda davetli katıldı.
Genel Müdür Poyraz, imza töreninde yaptığı konuşmada, Tarım Kredi Kooperatiflerinin üreticilerin faaliyetlerini kolaylaştırmak amacıyla kurulduğuna dikkati çekerek, "TÜBİTAK ile imzalayacağımız iş birliği protokolü, belirlediğimiz gelecek vizyonu ve başlattığımız dijital dönüşüm hareketi kapsamında bizim için ayrıca önem arz etmektedir" dedi.

“Dijital dönüşüm hareketi başlattık”
Gelişen teknolojilerin tarımda kullanımının artırılması ve ülke topraklarından en fazla verimin sağlanması için var güçleriyle emek verdiklerini belirten Poyraz, ülke genelinde çiftçilerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda destek sunduklarını belirtti.
Dijital dönüşüm hareketi başlattıklarını ifade eden Poyraz, “Tarım Kredi Kooperatifleri bir buçuk asırlık tecrübeye ve 850 bin ortağı ile büyük bir potansiyele sahip bir yapı. Biz bu potansiyeli belirlediğimiz dijital dönüşüm vizyonu ile geleceğe daha güçlü bir şekilde taşımak istiyoruz. Bu amaçla TÜBİTAK ile güç birliği yaparak projelerimizi daha sağlam temellere oturtmak istiyoruz. Protokol ile ülkemizin tarım, hayvancılık ve gıda sektöründe ihtiyacı olan milli çözümlerin üretilmesi amacıyla işbirliğine gidiyoruz. Tarımsal ürünlerin arz-talep zincirinin yönetilmesi ve tarım kooperatifçiliğinin bilişim altyapısının geliştirilmesi amacı ile Ar-Ge faaliyetleri yürüteceğiz. Ulusal stratejik hedef ve politikalar kapsamında belirlenen önceliklerle uyumlu Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi ve yürütülmesine yönelik iş birliği yapacağız” ifadelerini kullandı.

"Tarımsal üretimin her alanında varız"
Tarımda gelişen teknolojilerin kullanımının artırılması ile topraktan maksimum verimin sağlanmasını hedeflediklerini belirten Poyraz, “Merkez ve Bölge Birliklerimiz, Kooperatiflerimizde görev yapan mesai arkadaşlarım ile sadece ortaklarımıza yönelik değil, ülke genelinde çiftçilerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda destek sunuyoruz. Kurum olarak tarımsal üretimin her alanındayız. Üretim öncesi toprak analizinden, ilaçlamaya; hasat sonrası depolamadan, ürünleri tüketiciyle buluşturmaya kadar, tarladan sofraya üretimin her safhasında bilgi ve tecrübemizi sahaya yansıtıyoruz. Bizim sorumluluğumuz toprağını çok seven, ülkesi için alın teri döken ortaklarımızın bu emeklerini zayi etmemek. Kaynakların yerinde ve verimli kullanılması, gelişen teknolojik imkânlardan ortaklarımızın da yararlanması amacıyla pek çok proje geliştirdik. Geliştirmeye de devam ediyoruz” dedi.
 
“Değişimi görmezden gelemeyiz”
İklim, toprak, su kaynakları ve tarımla uğraşan insan gücünün değişim gösterdiğine dikkat çeken Poyraz, şöyle konuştu: “Eski dönemlere nazaran pek çok şeyin değiştiğini görmezden gelemeyiz. Yeni gelişmelere ayak uydurmak, bu değişimlerden olumsuz etkilenmemek için atılacak en doğru adım teknolojik gelişimleri yakından takip etmek ve hatta geliştiricisi olmaktır. TÜBİTAK ile imzaladığımız protokol bunun güzel bir örneğidir.
Gıda ve tarım Teknolojilerinde günümüzde 500 milyar dolar olan pazar payının 2023 yılında 730 milyar dolar olması beklenmekte. Akıllı Tarım Teknolojilerinin bugünkü pazar payı yaklaşık 10 milyar dolar civarındayken 2023 yılında bu rakamın 20 milyar dolara ulaşması beklenmekte.
Görülüyor ki yakın gelecekte tarım teknolojileri alanı dünyanın daha çok ilgisini çekmeye devam edecektir. 2050 yılına kadar 9,5 milyarı geçecek insan nüfusu için şuan üretilenden yaklaşık iki kat fazla üretim yapma mecburiyetimiz var.
Ve yine küresel ısınma, köyden kente göç gibi sebeplerle her yıl ciddi miktarda ekilebilir tarım arazisi kaybetmekteyiz. Bu sebeple verimli tarım üretimi yapmak, hassas tarım yapmak bir lüks değil mecburiyet haline geldi. Bugün kendi kendine yetebiliyor olmamız, gelecekte karşılaşacağımız bu problemlere önlem almak için engel değil. Özellikle G7 ülkelerine baktığımızda tarım alanının ne kadar stratejik bir öneme sahip olduğu daha net anlaşılmakta.”

“TÜBİTAK BİLGEM ile proje çalışmalarına başlıyoruz”
Teknolojiden daha fazla yararlanılarak ortakların kooperatif ile olan iletişim ve işlemlerinin daha etkin hale getirileceğini belirten Poyraz, şunları kaydetti: “Veri Odaklı Akıllı Tarım Uygulamaları, büyük veri ve yapay zeka da içeren mobil uygulamaları da geliştirme çalışmalarımız sürüyor. Daha önce de belirttiğim gibi Tarım Kredi Kooperatifleri bir buçuk asırlık tecrübeye ve 850 bin ortağı ile büyük bir potansiyele sahip bir yapı. Biz bu potansiyeli belirlediğimiz dijital dönüşüm vizyonu ile geleceğe daha güçlü bir şekilde taşımak istiyoruz.
Bu amaçla TÜBİTAK ile güç birliği yaparak projelerimizi daha sağlam temellere oturtmak istiyoruz. Bu protokol ile ülkemizin tarım, hayvancılık ve gıda sektöründe ihtiyacı olan milli çözümlerin üretilmesi amacıyla işbirliğine gidiyoruz. Tarımsal ürünlerin arz-talep zincirinin yönetilmesi ve tarım kooperatifçiliğinin bilişim altyapısının geliştirilmesi amacı ile Ar-Ge faaliyetleri yürüteceğiz. Ulusal stratejik hedef ve politikalar kapsamında belirlenen önceliklerle uyumlu Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi ve yürütülmesine yönelik iş birliği yapacağız.
Bu çerçevede somut bir adım atıyor ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri olarak, TÜBİTAK BİLGEM Yazılım Teknolojileri Enstitüsü ile dijital dönüşüm ve tarım kooperatifçiliğinin bilişim altyapısının geliştirilmesine yönelik proje çalışmalarına başlıyoruz.”

“Gıda güvenliği küresel bir sorun”
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da kurum binasındaki imza töreninde yaptığı konuşmasında, iş birliğinin Türkiye'nin gıda güvenliği ihtiyacından kaynaklandığını söyledi.
Gıda güvenliğinin küresel ölçekte üzerinde çalışılan en önemli konuların başında geldiğini belirten Mandal, "Dünyada kaliteli ve güvenilir gıda yarışı noktasında değişik değerlendirmeler var. Ülkemiz bu değerlendirmeler sonucunda 48'inci sırada yer alıyor. İlk 10 ülkeye baktığımızda gıda güvenliğinin gelişmişliğin de önemli bir göstergesi olduğunu görüyoruz. Bu anlamda, gıda alanındaki iş birliğimiz ve bunun eyleme dönüşmesi kritik ve zorunlu" diye konuştu.
Mandal, iş birliğinin bilim, teknoloji, ar-ge ve yenilik temelinde yürütülmesi gerektiğine işaret ederek, paydaşların birlikte çalışmalarının önemini vurguladı.

Konuşmaların ardından protokol imzalandı ve hatıra fotoğrafı çektirildi.
 
28.10.2019
Devamı

Arı Yetiştiricilerinde destekleme sevinci

Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, destekleme ödemesinin arıcıların yüzünü güldürdüğünü söyledi.

Açıklanan karara göre arı yetiştiricilerine kovan başına verilen destekleme ödemesinin artırıldığına işaret eden Çiftçi, "Buna göre arı yetiştiricilerine, arılı kovan başına 15 lira, Bakanlık kayıt sistemine kayıtlı arıcılara sattıkları damızlık ana arı başına 80 lira destek sunulacak." dedi.

Çiftçi, özellikle kovan başına verilen destekleme miktarının uzun süre artırılması yönünde tüm arıcıların gayretleri olduğunu kaydederek, verilen mücadelenin sonucunda arıcıların istediğini aldığını dile getirdi.

Destekleme ödemesinin arıcılık sektörü açısından önemine vurgu yapan Çiftçi, "Bu destekleme adeta arıcılarımızın yüzünü güldürüyor. Destekleme ile üreticilerimiz arılarının bakımlarını yapıyor, ihtiyaçlarını gideriyor. Destekleme ödemesi piyasayı da hareketlendiriyor. Bu paradan sadece arıcılarımız değil, tüm esnafımız yararlanacak." diye konuştu.

Çiftçi, destekleme ödemelerinin ocak, şubat ayı gibi yapılmasının beklendiğini ifade ederek, destekleme ödemesinin artırılmasında emeği geçenlere de teşekkür etti.

28.10.2019
Devamı

Ormanlar Küllerinden Yeniden Doğacak

Muğla Dalaman ve Göcek’te Temmuz ayında yaşanan yangınlarda zarar gören ormanlık alanlarımız, 4 ay gibi kısa bir sürenin ardından yeniden yeşillendiriliyor.

11 Temmuz’da başlayıp, 18 saat boyunca mücadele edilen yangının ardından Tarım ve Orman Bakanlığı çalışmalarını tamamladı, yanan alanlar yeniden ağaçlandırılıyor.  Yangın süresince bölgede bulunan ve çalışmaları bizzat yerinden takip eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kısa süre içinde Muğla’da yanan alanlardan çok daha fazlasının ağaçlandırılacağını açıklamıştı.

Bakan Pakdemirli’nin talimatları doğrultusunda titizlikle çalışan Orman Genel Müdürlüğü, yangında zarar gören ve ihtiyaç duyulan tüm alanları ağaçlandırmaya hazır hale getirdi.
 
Yanan Alanlar 4 Aydır Yeniden Yeşillendiriliyor
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Muğla’nın Dalaman ve Göcek ilçelerinde 11 Temmuz’da çıkan yangında zarar gören ormanlık alanların, yeniden ağaçlandırılması için çalışmaların tamamlandığını bildirerek, yangından 4 ay sonra 11 Kasım’da ilk fidanların dikileceğini müjdeledi.
 
'Geleceğe Nefes'
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli: “Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de 81 ilimizde 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidanı toprakla buluşturuyoruz. “dedi

Ülkemize hediye edeceğimiz fidanların, gelecekte bu topraklarda yaşayan tüm canlılar için nefes olacağını belirten Bakan Pakdemirli, “Bu kapsamda, Muğla’nın Dalaman ve Göcek ilçelerinde 11 Temmuz’da çıkan yangında zarar gören ormanlık alanların yeniden ağaçlandırılması için hazırlık çalışmalarında sona gelindi. Ekiplerimiz bir taraftan yangından zarar gören ağaçları sahadan çıkartarak alanın temizliğini yapıyor diğer taraftan da tohum ekimi ve fidan dikimi için alandaki çalışmalarını sürdürüyor. Yangından 4 ay sonra yani 11 Kasım’da Dalaman ve Göcek’teki alanlara ilk fidanları dikmeye başlayacağız ve ağaçlandırma mevsiminin sonuna kadar çalışmaları tamamlamış olacağız. Böylece yanan bu alanları yeniden yeşertmiş olacağız. Gelin 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de #GeleceğeNefes seferberliğimizde bize katılın.” dedi
Pakdemirli, Türkiye genelinde Kasım ayında yapılacak olan fidan dikim etkinliğine sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra 7’den 70’e vatandaşların da destek vereceğini söyledi.

Daha Yeşil Bir Türkiye için tüm yurtta fidanların toprakla buluşacağı seferberliğe katılmak isteyen vatandaşlarımız ‘Geleceğe Nefes’ (geleceğenefes.com) internet sayfası üzerinden fidan sahiplenebilirler.
 
Türkiye’nin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan üçüncü ülke konumunda olduğunu vurgulayan Pakdemirli, son 16 yılda 4,5 milyar fidan dikildiğini belirterek, hedeflerinin 2023 yılına kadar 7 milyar fidanı toprakla buluşturmak olduğunu ifade etti.

28.10.2019
Devamı

Organik Gübre ve Sofralık Zeytin Destekleme Kapsamına Alındı

2019 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı, Resmi Gazetede yayımlandı.

2019 yılında uygulanacak olan tarımsal desteklemelere ilişkin hususları içeren düzenleme ile kimi ürünler ilk kez destekleme kapsamına alınırken, kimi destek primleri de yüzde 50 veya yüzde 100 oranında artırıldı.

Hububat Prim Desteği Yüzde 100 Arttı

Karara göre, hububat grubu için prim desteği %100 artış ile 5 krş/kg' dan 10 krş/kg'a, yine aynı şekilde gübre desteği %100 artış ile 4 TL/da' dan 8 TL/da'a çıkarıldı.Bu yıl ilk defa organik-organamineral gübre için dekara 10 lira destek verilecek.

Sofralık zeytine kilogram başına 15 kuruş yeni prim desteği başlatıldı. Etçi ve kombine ırkı buzağılara ilave 250 lira verilecek. Sürü büyütme ve yenileme (küçükbaş) desteği 100 lira yeni destek başlatıldı.  Arıcılık desteği kovan başına yüzde 50 artışla 10 liradan 15 liraya çıkarıldı. Sürü yöneticisi istihdamı desteğinde, sürü büyüklüğü 200 baştan 100 başa düşürüldü. Bu kapsamda işletmelere 5.000 lira destek sağlanacak. 41 ilde uygulanan düve alım desteği 81 ile çıkarıldı. Hibe miktarı ise yüzde 30'dan 40'a yükseltildi. 12 ay üzeri mandalara da destek verilecek.

25.10.2019
Devamı

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik: “Küçükbaş hayvancılığın önü açıldı.”

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik:
- "2019 yılı Tarımsal desteklerinde küçükbaş hayvancılığa çok önemli yeni destekler sağlanarak sektörün önü açıldı. Küçükbaş hayvancılığa ilk kez sürü büyütme ve soykütüğü desteği verilecek.

Sektörümüz açısından memnunuz. " 
 
Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, 2019 yılı için yayımlanan tarımsal desteklemelerde geçen yıla oranla küçükbaş hayvancılığa çok önemli ve yeni destekler getirildiğini vurgulayarak ‘’ Yeni desteklemelerle küçükbaş hayvan sayımız ve hayvansal üretimimiz artacak, sektörümüzün önü sonuna kadar açılacaktır. Bu tablodan son derece memnunuz." dedi.

2019 yılı Tarımsal desteklemeler kararnamesinde, sektör açısından geçen yıla göre mevcudu korumanın yanında çok önemli sayılabilecek yenilikler getirildiğini belirten Genel Başkan Çelik, " Öncelikle son üç yıldır 25 lira olan anaç koyun keçi desteği 2019 yılı için de aynen devam ediyor. Ancak kararnameye yeni konulan sürü büyütme ve soykütüğü desteklerini sektörümüzün daha iyi yerlere gelmesi açısından çok önemli destekler olarak görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Küçükbaş Hayvancılığa 100 lira sürü büyütme ve yenileme desteği
Çelik, sürü büyütme ve yenileme desteği ile küçükbaş hayvan varlığının belirlenen 100 milyon hedefine büyük katkıda bulunacak çok önemli bir destek niteliğinde olduğunu belirterek ‘’ Koyun Keçi Bilgi Sistemi veri tabanında bir önceki yılın anaç koyun keçi desteğini alan ve destekleme yılında anaç koyun keçi sayısını artıran işletmelerimizde, bir önceki destekleme yılındaki kuzu ve oğlakların, destekleme yılında anaç koyun keçi vasfına ulaşanlara Bakanlığımızca belirlenecek artış oranı tavanını aşmamak kaydıyla hayvan başına 100 lira sürü büyütme ve yenileme desteği ödemesi yapılacaktır. Bu yeni destekleme kalemi ile hem küçükbaş hayvan yetiştiricilerimiz derin bir nefes alacak, hem de ülkemiz hayvancılığına önemli ölçüde katma değer sağlanacaktır.’’ dedi.

Soykütüğü Desteği İlk kez uygulanacak
Genel Başkan Çelik açıklamasında küçükbaş hayvan ıslahında çok önemli olan ve yıllardır hayali kurulan soykütüğü yürütme yetkisinin Bakanlık tarafından Merkez Birliği ve İl Birliklerine verildiğini ifade ederek ‘’ Küçükbaş hayvancılıkta soykütüğü uygulaması ıslah açısından en önemli gündemimizi teşkil ediyordu. Bu uygulamanın hayata geçmesi için de mutlaka maddi açıdan destekleme yapılması gerekiyordu. Sonuç itibarıyla Bakanlığımızca soykütüğü destekleme miktarı hayvan başına 100 lira olarak belirlenmiş oldu. Birliklerimize üye olan ve SOYBİS ile TÜRKVET sistemlerine kayıtlı olan yetiştiricilerimiz ıslah programımız çerçevesinde 100 lira destekten faydalanacaklardır. Ayrıca soykütüğü işletmelerinde yetiştirilen koç ve tekeleri satın alan yetiştiricilerimize de hayvan başına 500 lira ödeme yapılacaktır. Küçükbaş hayvancılıkta ıslah çalışmalarına büyük katkı verecek olan bu destek önümüzdeki süreçte sektörümüzün yüz akı olacaktır. Bu manada Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bakanımıza sektörümüz ve yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyoruz." diye konuştu.

Çoban istihdam desteğinde küçükbaş hayvan sayısı 100 başa indirildi
Çelik, söz konusu kararnameyle getirilen önemli bir desteğinde çoban istihdamı desteğinde hayvan sayısında indirime gidildiğini ifade ederek "5 bin lira olan çoban istihdamı desteği aynen muhafaza edilirken, 200 baş olan hayvan sayısı şartı 100 başa indirilmiştir. Yetiştiricilerimizin büyük çoğunluğunun küçükbaş hayvan varlığı 100 baş civarındadır. Bu konuda Birliklerimizden çoban istihdamında hayvan sayısının 100 başa indirilmesi hususunda yoğun talepler gelmekteydi. Dolayısıyla bu değişikliğin de yine sektörümüze olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. " dedi.

Yapay çayır meralar için dekara 150 lira destek
Genel Başkan Çelik, 2019 kararnamesinde kaba yem üretiminin artırılması ve çayır meraların verimli kullanılması adına yeni desteklerin konulduğuna da dikkat çekerek ‘’ Hayvancılığımızın gelişmesinde en önemli konulardan biri de ülkemizde halen var olan kaba yem açığının kapatılmasına yönelik tedbirlerin alınmasıdır. Bu kararnamede buna yönelik yeni desteklemeleri görüyoruz. Geçen yılki kararnameye göre bu yıl kaba yem çeşitleri ayrı kalemler halinde göz önüne alınarak destekleme miktarları belirlenmiştir. Ayrıca yine bu kararnameye ilk defa olmak üzere yapay çayır meralara ilişkin yeni bir destekleme miktarı belirlenerek dekara 150 lira destekleme ödemesi konulmuştur. Dolayısıyla küçükbaş hayvancılığa verilen destekler içinde kaba yem sorununa çare olabilecek önemli bir destek olacaktır.’’ dedi.

TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, 2019 destekleme kararnamesinin küçükbaş hayvancılık açısından son derece olumlu ve memnuniyet verici olduğunu ifade ederek tüm yetiştiriciler için hayırlı olması temennilerinde bulundu.
 
25.10.2019
Devamı

ORGANİK GÜBRE VE SOFRALIK ZEYTİN DESTEKLEME KAPSAMINA ALINDI


2019 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı, Resmi Gazetede yayımlandı.
2019 yılında uygulanacak olan tarımsal desteklemelere ilişkin hususları içeren düzenleme ile kimi ürünler ilk kez destekleme kapsamına alınırken, kimi destek primleri de yüzde 50 veya yüzde 100 oranında artırıldı.

HUBUBAT PRİM DESTEĞİ YÜZDE 100 ARTTI

Karara göre, hububat grubu için prim desteği %100 artış ile 5 krş/kg’ dan 10 krş/kg’a, yine aynı şekilde gübre desteği %100 artış ile 4 TL/da’ dan 8 TL/da’a çıkarıldı.
Bu yıl ilk defa organik-organamineral gübre için dekara 10 lira destek verilecek.
Sofralık zeytine kilogram başına 15 kuruş yeni prim desteği başlatıldı.
Etçi ve kombine ırkı buzağılara ilave 250 lira verilecek.
Sürü büyütme ve yenileme (küçükbaş) desteği 100 lira yeni destek başlatıldı.
Arıcılık desteği kovan başına yüzde 50 artışla 10 liradan 15 liraya çıkarıldı.
Sürü yöneticisi istihdamı desteğinde, sürü büyüklüğü 200 baştan 100 başa düşürüldü. Bu kapsamda işletmelere 5.000 lira destek sağlanacak.
41 ilde uygulanan düve alım desteği 81 ile çıkarıldı. Hibe miktarı ise yüzde 30’dan 40’a yükseltildi.
12 ay üzeri mandalara da destek verilecek.
 
Destek Adı Ürün Adı   2019
Mazot Desteği Buğday, Arpa, Çavdar, Yulaf, Tritikale 19,00
Çeltik, Pamuk   62,00
Ayçiçeği, Soya   26,00
Kanola   17,00
Aspir   17,00
Dane Mısır   25,00
Nohut, Mercimek, Kuru Fasulye   22,00
Patates   27,00
Soğan, ÇAY, FINDIK, Yem Bitkileri   17,00
Diğer Ürünler   15,00
Nadas   8,00
Gübre Desteği Buğday, Arpa, Çavdar, Yulaf, Tritikale 8,00
Çeltik, Pamuk   4,00
Ayçiçeği, Soya   4,00
Kanola   4,00
Aspir   4,00
Dane Mısır   4,00
Nohut, Mercimek, Kuru Fasulye   4,00
Patates   4,00
Soğan, ÇAY, FINDIK, Yem Bitkileri   4,00
Diğer Ürünler   4,00
Nadas   0,00
Organik Organa mineral Gübre Desteği     10
Toprak Analizi (Numune)     40
İyi Tarım Uygulamaları Desteği 1.Kategori Ürünler/ Örtüaltı ürünler Bireysel Sert. 150
Grup Sert. 75
1.Kategori Ürünler/ Açıkta Üretim Bireysel Sert. 50
Grup Sert. 25
2.Kategori Ürünler Bireysel Sert. 40
Grup Sert. 20
3.Kategori Ürünler Bireysel Sert. 30
Grup Sert. 15
4.Kategori Ürünler Bireysel, Grup Sert. 10
Organik Tarım Desteği 1.Kategori Ürünler Bireysel Sert. 70
Grup Sert. 35
2.Kategori Ürünler Bireysel Sert. 40
Grup Sert. 20
3.Kategori Ürünler Bireysel Sert. 10
Grup Sert. 5
4.Kategori Ürünler   _
Organik Hayvancılık Desteği Arılı Kovan   10
Fındık Alan Bazlı Gelir Desteği     170
Küçük Aile İşletme Desteği     100
Zeytin Bahçe Rehabilitasyonu Desteği Zeytin Bahçe Rehabilitasyonu   100
Yem Bitkileri Desteklemesi Yonca (Sulu)   90
Yonca (Kuru)   40
Korunga   90
Arpa (Yeşil Ot)   30
Buğday (Yeşil Ot)   30
Tek Yıllık   60
Silajlık Mısır (Sulu)   100
Silajlık Mısır (Kuru)   40
Yapay Çayır Mera   150
Diğer Çok yıllık Yem Bitkileri (Sulu)   90
Diğer Çok yıllık Yem Bitkileri (Kuru)   40
Su Kısıtı Olan Bölgelerde %50 ilave destek    
Hay.Yet.Böl. %25 ilave destek 30 il    
Bombus Arısı (Koloni)     60
Buzağı/Malak/Manda/Süt Kalite Desteği Normal   350
Etçi - kombine ırk boğaların suni tohumlamasından doğan buzağı 600
Soy Kütüğü (ilave)   175
Döl Kontrolü (ilave)   50
Bakanlıkça Belirlenen İller Buzağı (ilave)   100
Islah Amaçlı Süt İçerik Analiz Desteği     150
Malak   250
Yetiştirici Bölgesi Malak (ilave)    
Soy kütüğü malak (ilave)   200
Dişi Manda   250
Soy kütüğü dişi manda (ilave)   200
Tiftik Üretimi Desteği     30
İpek Böceği Desteği Tohum (kutu)   80
Yaş Koza   60
Islah Amaçlı Koyun/Keçi Desteği Anaç Koyun Keçi Desteği   25
Sürü Büyütme ve Yenileme Desteği   100
Küçükbaş Soykütüğü Desteği Koyun-Keçi 100
Koç Teke Alımı 500
Arıcılık Desteği Arılı Kovan   15
Damızlık Ana Arı   80
Ana Arı   0
Çoban İstihdamı     5.000
Düve Alımı Desteği      
...



 
24.10.2019
Devamı

Ürettiği Bal İle Dünya Birincisi Oldu

Amasyalı girişimci Halit Çelebi, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumundan, (TKDK) IPARD Programı kapsamında sunduğu projesine 40.000 lira hibe alarak arıcılığa başladı.
 
DESTEK İLE ÇIKTIĞI YOLDA DÜNYANIN ZİRVESİNE ULAŞTI

Halit Çelebi, ilk ödülünü 2017 yılında 110 ülkenin katılımıyla İstanbul’da düzenlenen 45’inci Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresinde ‘‘Polifloral (birden fazla bitkili) Çiçek Balı’’ kategorisinde üçüncü olarak kazandı.
 
Ürettiği balın kalitesini her geçen gün artıran Çelebi, bu yıl ise Dünya Arıcılar Birliği Federasyonu tarafından Kanada’da düzenlenen 46. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi’nde ‘‘Karakovan Balı’’ kategorisinde dünya birinciliğini, ‘‘Kristalize Bal’’ kategorisinde de dünya üçüncülüğünü elde etti.
 
Dünyanın farklı bölgelerinden Arıcılık Kongresi’ne katılan 600 üretici arasında birinci olan Çelebi, TKDK’dan aldığı destekle ürettiği ballarla Türkiye’nin adını tüm dünyaya duyurmaya devam edeceğini söyledi. ‘Markalaşarak ürünlerimizin çeşitliliğini artırdık’ diyen Çelebi, ürettiği ürünlerin yurt içine ve yurt dışına satışını yaptıklarını da belirtti.
 
24.10.2019
Devamı

İzmir'de Bilinçli Tarım İçin Enstitü Kuruluyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliği nedeniyle gelecekte olabilecek kuraklığa karşı vatandaşları bilgilendirmek ve tarımda doğru yöntemleri uygulamalı olarak anlatmak amacıyla eğitim ve araştırma enstitüsü kuruyor.

Sasalı Doğal Yaşam Parkı’nın içinde 15 bin metrekarelik alanda yer alacak enstitüde uygulama seraları da olacak. 
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim krizi konusunda kamuoyunu bilgilendirmek için AB’nin “HORIZON 2020” programı kapsamında hazırladığı ve Avrupa Birliği’nden 2 milyon 300 bin Avro hibe aldığı “Doğa Esaslı Çözümler” projesinde yapım süreci başladı.
 
Karşıyaka kent merkezinden Çamaltı Tuzlasına kadar olan bölgeyi içeren proje kapsamında, Girne Caddesi’nde cep parklar yapan, Sasalı Doğal Yaşam Parkı ve Vilayetler Evi otoparklarında ise yeşil çatı yapım işlerini tamamlamak üzere olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, şimdi projenin en önemli halkalarından biri olan “Sasalı 0İklime Duyarlı Tarım Eğitim ve Araştırma Enstitüsü’nün yapımı için ihaleye de çıktı.

Dokuz ayda tamamlanacak

İhaleye 16 firma katıldı. Değerlendirme aşamasından sonra ihaleyi alan firma ile yapılacak sözleşmenin ardından yer teslimi yapılarak işe başlanacak. Enstitü dokuz ayda tamamlanacak. İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın doğu bölümünde, 15 bin metrekarelik alanda yer alacak “Sasalı İklime Duyarlı Tarım Eğitim ve Araştırma Enstitüsü’nde vatandaşları ve çocukları bilgilendirmek için eğitim salonu, laboratuvar ve kütüphane olacak.

Binanın dışında ise iklim değişikliğinin tarıma etkilerini gösteren uygulama seraları kurulacak. İlerleyen yıllarda kuraklık nedeniyle açık alanda tarım yapılamayacağı için seralarla oluşturulan kapalı alanlarda örnek uygulamalar yapılacak. Seraları gezmeden önce öğrencilere ve vatandaşlara iklim değişikliğinin etkileri anlatılacak.  Alanda arılar ve böcekler için uzun uçuşla r sırasında dinlenmelerine olanak sağlayacak 10 adet böcek evi de olacak.

Üç serada alternatif tarım örnekleri

Kuraklığın, topraksız tarım ve dikey tarım uygulamalarının anlatıldığı 1000 metrekare alana yayılan üç serada ise 2080 yılında oluşabilecek kuraklığa karşı alınacak önlemler hakkında vatandaşlar görsel olarak bilgilendirilecek. Dikey tarım serasını gezenler üst üste raflarda su içinde yetişen ürünleri görüp, kendi seraları için örnek alacak.

Açık tarım alanlarının da bulunacağı enstitü bahçesinde 550 metre uzunluğunda “Doğa Esaslı Çözümlerin” anlatıldığı eğitim yolu (Biyo-Bulvar) olacak. Biyo-Bulvar yolu boyunca yağmur sularının yeraltı sularına karışmasını destekleyen ve sel-taşkın riskinin kontrolünü sağlayan su hendekleri olacak. Eğitim rotasında,  proje kapsamında uygulamaların anlatıldığı bilgilendirme panoları yer alacak.

Açık tarım alanında iki doğal yöntem

Enstitüyü gezenler açık tarım alanında sırt üstü tarım uygulaması hakkında bilgi sahibi olacak. Bitkilerin köklerini tuzdan uzaklaştırmak için 150 santim yüksekliğinde tümseklerde membran sistemi ile yetiştirilen ağaçlar olacak. Açık tarım alanın bir bölümünde ise biyokömür üretim tesisinde üretilen karbon emisyonunu azaltan ve toprağı verimli hale getiren akıllı toprak uygulaması ile ürün yetiştirilecek.  

Çevre projeleriyle Türkiye'de yerel yönetimler arasında öncü bir rol üstlenen İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu alandaki başarısını dünya çapındaki ödüllerle de kanıtlıyor. Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz Haziran ayında  “ISBS2019 Sustainability Award - En İyi Sürdürülebilir Uygulamalar Yarışması’nda dört projesiyle, dört büyük ödül kazandı.

Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Texas Tech Üniversitesi, Texas A&M Commerce Üniversitesi, Amerikan Mimarlar Enstitüsü ve ABD Yeşil Binalar Konseyi’nden kent uzmanlarının oluşturduğu yarışma jürisinin yaptığı değerlendirmeye göre "İzmirdeniz-İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirme" projesi "Sürdürülebilir Kent" alanında, "Portakal Vadisi" projesi "Sürdürülebilir Çevre" alanında, "Gürçeşme Doğa Keşif Parkı ve Kuşaklar Arası Etkileşim Merkezi" projesi "Sürdürülebilir Sosyal Sorumluluk" alanında, "Sasalı İklime Duyarlı Tarım Eğitim ve Araştırma Enstitüsü" ise "Sürdürülebilir Tarım" kategorisinde birinciliği elde etmişti. Ödüller 19 Temmuz’da Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen 4. Uluslararası Sürdürülebilir Yapılar Sempozyumu’nda sunulmuştu.
 
 
23.10.2019
Devamı

SETBİR'den "Mutlu" Hayvancılık İçin AB Projesi

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği, AB'nin Sivil Toplum Diyaloğu Programı çerçevesinde, İspanya'nın Valensiya Bölgesi Gıda İşleri Federasyonu ile "AB ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi" başlattı.

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR), Avrupa Birliği'nin (AB) Sivil Toplum Diyaloğu Programı çerçevesinde, İspanya'nın Valensiya Bölgesi Gıda İşleri Federasyonu (FEDACOVA) ile "AB ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi’ni uygulamaya koydu.

SETBİR'den yapılan açıklamaya göre, Avrupa Komisyonu'nun, AB ile birlik üyeliğine aday ülkeler arasındaki ön yargıları ve şüpheleri ortadan kaldırarak, sosyal ve kültürel diyaloğun güçlendirilmesi ve aday ülkelerin Avrupa'ya toplumsal entegrasyonunun sağlanması amacıyla oluşturduğu Sivil Toplum Diyaloğu Programı, 2008'den bu yana AB üyesi ülkeler ile Türkiye'nin sivil toplum kuruluşlarınca ortaklaşa yürütülen projeleri de destekliyor. Bu çerçevede SETBİR de İspanya'nın Valensiya Bölgesi FEDACOVA ile "AB ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi’ni başlattı.

Projenin amacı, çiftçiler, hayvan sahipleri, sürücüler, dinlenme yerleri ve sınır kontrol noktalarındaki görevlilerce bilinen uygulamalarla hayvan refahının artırılması olarak belirlendi. Proje kapsamında, hedef grubun hayvan refahı konusundaki kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik araçların geliştirilmesi ve hayvan refahının düzenlemeler doğrultusunda standart uygulama haline getirilmesine yönelik farkındalığın artırılması hedefleniyor.

Proje sonunda Türkiye ve İspanya'da hayvan refahıyla ilgili düzenlemelere yönelik kapasitenin güçlendirilerek AB ve Türkiye'de hayvan refahının ve iyi uygulamaların desteklenmesine yönelik farkındalığın artması öngörülüyor. Çalışma sonunda her iki ülkede, kamu otoritesinin de desteğiyle iyi uygulamaları tanıtacak, kullanıcı dostu araçların geliştirilmesini sağlayacak, hayvan yetiştiricileri ile sınır ve gümrük kontrol şubelerinin yöneticilerini ve çalışanlarını eğitecek kılavuzlar hazırlanacak.

Proje gelecek yıl sona erecek

Proje çalışmaları kapsamında AB'deki örnekleri görmek amacıyla SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, yönetim kurulu üyeleri ve uzmanlardan oluşan bir ekip, İspanya'nın Valensiya bölgesi ile Belçika'nın başkenti Brüksel'de çiftlik, mezbaha ve eğitim birimlerini gezdi. Ekip ayrıca Brüksel'de Türkiye Büyükelçisi Zeki Levent Gümrükçü ile AB Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay'ı da ziyaret etti.

Tezel, diplomatik temsilciliklerin ziyareti sırasında, gerekli kriterleri yerine getiren firmaların Türkiye'den AB'ye süt ve et ürünü ihraç edebildiğini bildirdi. Süt ve ette AB ile daha da yakınlaşabilmek için Brüksel'de bir SETBİR temsilciliği açacakları bilgisini veren Tezel, "Türk malı televizyonlarında film izleyen AB vatandaşları, yine Türk malı buzdolaplarını açtıklarında orada Türk malı süt ve et ürünleri bulabilirlerse hem Türkiye-AB ilişkilerinin daha üst seviyelere çıkacağına hem de Türkiye'nin AB üyeliğinin daha da mümkün hale geleceğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

SETBİR heyeti, Brüksel'de Türkiye'nin diplomatik misyonlarının yanı sıra Avrupa Canlı Hayvan ve Et Ticareti Derneğini ziyaret ederek hayvan refahı konusunda görüş alışverişinde bulundu.

"AB ve Türkiye’de Mutlu Hayvancılık Projesi" çalışmalarının 30 Haziran 2020'de sona ermesi planlanıyor. Proje çerçevesinde Türkiye'de Edirne, Bursa, Balıkesir, Mersin ve Erzurum'da sınır geçiş ve gümrük kontrol noktaları ziyaret edilecek, buralardaki büyükbaş ve küçükbaş hayvan barınakları incelenerek hayvan taşımacılığı üzerine çalışmalar yapılacak.
 

 
23.10.2019
Devamı

Türkiye'de 3 Milyon 211 Bin Hektar Alan Özel Statü İle Korunuyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP)  Genel Müdürlüğü ülkemizin farklı noktalarındaki doğal güzellikleri koruma faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor.
 
Korunan alanlarla ilgili yürütülen çalışmalara son yıllarda büyük bir ivme kazandıran DKMP Genel Müdürlüğü, günümüz itibariyle ülke topraklarımızın 3 milyon 211 bin hektarını koruyor.
 
2019 yılında ilan edilen alanlarla birlikte 45 milli park, 247 tabiat parkı, 115 tabiat anıtı, 30 tabiatı koruma alanı, 81 yaban hayatı geliştirme sahası, 14 Ramsar alanı, 56 ulusal öneme haiz ve 11 mahalli öneme haiz sulak alan olmak üzere toplam 599 alan sahip oldukları bu statülerle korunuyor.
 
Söz konusu bu alanlar sahip oldukları alan büyüklüğüne göre sıralandığında ilk sırayı yaban hayatı geliştirme sahaları, ikinci sırayı milli parklar, üçüncü sırayı da ulusal öneme haiz sulak alanlar alıyor. Özellikle yaban hayvanlarının ve yaban hayatının korunduğu yaban hayatı geliştirme sahalarında hayvanların yaşam ortamlarının iyileştirilmesi için gerekli bütün tedbirler alınıyor.
 
Milli parklar ve tabiat parklarının ise havasıyla, suyuyla, kaynak değerleriyle, manzaralarıyla ve sakin ortamlarıyla özellikle büyük şehirlerde insanlar için bir cazibe merkezi vazifesi gördüğü biliniyor. İnsanların eğlenmek, dinlenmek, piknik yapmak, doğa ile baş başa kalmak için tercih ettiği alanlar bayram tatillerinde ve yaz mevsimlerinde ziyaretçiyle dolup taşıyor.
 
Ulusal öneme sahip olan sulak alanlar ise barındırdığı flora ve faunanın özellikleri sebebiyle ekolojik ve genetik çeşitliliğinin sürdürebilmesi için özel bir önemle korunuyor.
 
 
22.10.2019
Devamı

TAKVA'da Taşan Güven Tazeledi

Ziraat, Orman, Su Ürünleri, Çevre Mühendisleri ile Veteriner Hekim ve Biyologlar tarafından 1986 Yılında kurulan Tarımsal Kalkınma Vakfının 15. Olağan Genel Kurul Toplantısı Vakfın Genel Merkez binasında gerçekleştirdi.

Takvanın 15 olağan genel kurulunda Divan başkanlığına Tarım Bakanlığının eski Müsteşar yardımcılarından Ramazan Kadak başkanlık yaparken; TAKVA Başkanı Mehmet Taşan güven tazeledi.

Genel başkan Taşan Vakıf çalışmaları ile ilgili şunları kaydetti.

“Tarım ve Orman sektöründe vakıf olarak ilgili Bakanlığın çalışmalarına katkı sağlandığını, iki yıllık süre içinde mesleki ve güncel konularda uzman kişiler tarafından üyelerini bilgilendirme amacıyla 55 sohbet toplantısı düzenlendiğini, Ülke genelinde düzenlenen mesleki toplantı, panel ve zirve vb. etkinliklere katılım sağlanarak Vakfın görüşlerinin paylaşıldığını, Tarım, Orman, Su vb. konularla ilgili önemli günlerde yayınlanan basın bültenleriyle kamuoyunun bilgilendirildiğini” dile getirdi.



      Genel Kurulda yapılan oylama sonucunda Tarımsal Kalkınma Vakfı Yönetim Kurulu üyeliklerine Mehmet TAŞAN, Abdürrahim ÖZASLAN, İbrahim YÜZER, Enver ŞİMŞEK, Dr. Talat ŞENTÜRK, seçilirken; Denetim Kurulu üyeliklerine ise Dr. Hüseyin VELİOĞLU, Dr. Durali KOÇAK, H. İbrahim EKREN seçildiler.
              
 
 
22.10.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli : İsrail ve Hollanda'ya Tohum Satıyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Sebze tohumculuğunda önemli aşamalar kaydettik. Ülkemiz Avrupa ülkeleri de dahil olmak üzere 86 ülkeye tohumluk ihraç ediyor. İsrail ve Hollanda'ya artık tohum satan bir konuma gelmiş durumdayız." dedi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Orman Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen, 'Kışlık Sebze Yetiştiriciliğinde Hat ve Çeşit Geliştirme Projesi Lansmanı'na katıldı. Bakan Pakdemirli'ye, TÜBİTAK Başkanı Hasan Manda da eşlik etti. Burada konuşan Bakan Pakdemirli, tarımdaki gelişmişlik seviyesinin önemine vurgu yaparak, "Dünyayı doyuran ülke dünyayı yöneten ülkedir. Diliyorum ki inşallah o ülke benim ülkem olacaktır, bizim ülkemiz olacaktır" dedi.

Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin tohum ihracatı yapan bir ülke olduğunu, 2002 yılında 17 milyon dolar olan tohum ihracatının 2018 yılında 152 milyon dolara yükseldiğini kaydetti. Bakan Pakdemirli, "Ben bu büyük başarıyı onun liderliğinde elde ettiğimiz için Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı sunuyor, bakanlık çalışanlarımıza ve kamu-özel bütün sektördeki paydaşlarımıza teşekkürlerimi bildiriyorum. Türkiye, tohum pazarı büyüklüğünde dünyadaki ilk on ülkeden biri. Tabii bir iyi haber daha; özellikle sebze tohumculuğunda önemli bir yeri olan İsrail ve Hollanda'ya artık tohum satan bir ülke konumuna gelmiş durumdayız. Bakanlık mensuplarımızın, üniversitelerimizin, TÜBİTAK'ın ve bilhassa çiftçilerimizin eline emeğine sağlık" şeklinde konuştu.

'ATA TOHUM KIŞLIK ÜRÜNLERİ 30 GÜN SONRA RAFLARDA'

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın öncülüğünde yürütülen 'Ata Tohum' projesine dikkati çeken Bakan Pakdemirli, şöyle konuştu:
"Bu proje hayata dokunan, zincir marketlerden kolayca edinebileceğiniz, vatandaşın imkânlarına dolaysız sunulan bir hizmet oldu. Buradan bir de müjde vermiş olalım; mirasımız Ata Tohum projesi kapsamında, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından üretilen fideler, Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla sözleşme yapılan üreticilerimize dağıtıldı, çiftçilerimizin ürettiği yazlık sebzelerimiz zincir market mağazalarında tüketicilerimizin beğenisine sunuldu. Şimdi aynı şekilde kışlık sebzelerimiz de hazırlık safhasında. 30 gün sonra yine bu mağaza reyonlarından kışlık sebzelere de ulaşacaksınız."
Bakan Pakdemirli, 11 Kasım 81 ilde 11 milyon fidanın toprakla buluşturulacağını ve bunun bir dünya rekoru denemesi olacağını belirterek, şunları söyledi:

"Bu işi rekor kırmak için yapmıyoruz, ağaç konusundaki farkındalığı artırmak için yapıyoruz. Son 17 yılda 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturmuş bir iktidarız. Ama görüyorum ki, ağaçla ilgili yapmış olduğumuz işleri anlatmadığımız gibi bu konudaki hassasiyetimizi de bugüne kadar anlatamamışız. Bu anlamda hem vatandaş nezdinde bir farkındalık ortaya çıkarmak için böyle bir girişimde bulunuyoruz. Başlangıçta; '3 milyon fidan diker miyiz bir günde' dedik. Sonra bunun 11 Kasım olması sebebiyle 11 milyona çıkardık. Aslında bu bizim için günlük aktivitelerden bir tanesi. Orman Genel Müdürlüğümüz kabaca her yıl 300 milyonun üzerinde ağaç dikiyor. Günde bir milyonun üzerinde ağaç dikiyoruz. Ama aynı gün içinde 11 milyonu 81 ilde vatandaşlarla birlikte dikiyor olmamızın önemli olduğunu düşünüyorum."
 
21.10.2019
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik'ten Hayvancılığa Ayrılan Kaynak Memnuniyet verici

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Naci Ağbal, 2020 bütçe teklifine dair basın toplantısında yaptığı açıklamada; 2020 yılında bütçeden tarım için ayrılan toplam kaynağın 33,4 milyar TL olduğunu, tarımsal desteklemeye 22 milyar TL ve bu bütçe içerisinden de 6,6 milyar liranın doğrudan hayvancılık desteklerine ayrıldığını söyledi.

Konuya ilişkin bir değerlendirmede bulunan Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, hayvancılığa ayrılan kaynağın sektör açısından kayda değer olduğunu belirterek memnuniyetini dile getirdi.

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, yaptığı değerlendirmede ‘’ Devletimiz, dolayısıyla da Tarım ve Orman Bakanlığımız, tarımsal üretimi artırmak gayesiyle bütçe imkanları dahilinde tarımı desteklemeye çalışıyor. Dolayısıyla 2020 yılı için açıklanan tarımsal destekleme bütçesinde geçtiğimiz yıllara oranla önemli bir artış yaşanması ve sektörümüze de olumlu yansıyacak olması bakımından haliyle biz yetiştiricileri memnun etmiştir. Çiftçilerimizin ve yetiştiricilerimizin üretime devam edebilmeleri için alacakları destekler netice itibarıyla ülkemiz ekonomisine katma değer olarak dönecektir.  

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı Sayın Naci Ağbal’ın açıkladığı 2020 yılı tarımsal desteklemeleri bütçesinde belirlenen kaynağın, 2019 yılına göre yaklaşık yüzde 37 oranında artırılarak 22 milyar liraya çıkarılması ve ayrıca bu miktar içerisinden hayvancılığa doğrudan 6.6 milyar lira ayrılmış olması hayvancılığımız adına memnuniyet duyacağımız bir tablodur.
2020 yılı için tarımsal desteklemelere ayrılan kaynağın neredeyse üçte birinin hayvancılık desteklemelerinde kullanılacak olmasını önemsediğimiz gibi küçükbaş hayvancılık sektörümüzün de bu kaynaktan daha fazla faydalanması en büyük beklentimiz olacaktır. Çünkü gerek Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve gerekse Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli, sektörümüz için 100 milyon küçükbaş hayvan hedefini belirlemişlerdir.
Merkez Birliği ve İl Birliklerimiz olarak önümüze konulan bu hedefi yakalamak adına küçükbaş hayvancılığa ayrılacak destekleme miktarından önemli ölçüde pay alabileceğimizi düşünüyoruz. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bakanımızın sektörümüzün güçlenerek gelişmesinden yana olan ciddi ve samimi gayretleri sonucunda, 2020 yılında ülkemiz hayvancılığının ve özellikle de küçükbaş hayvancılığımızın daha iyi yerlere gelecek şekilde destekleneceğine inanıyoruz. ‘’ ifadelerine yer verdi.

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, yaptığı değerlendirmenin sonunda 2020 yılı tarımsal desteklemeler bütçesinin tüm yetiştiriciler için hayırlı olması temennilerinde bulunarak, 2019 yılı tarımsal desteklemeler kararnamesinin de biran önce açıklanmasını beklediklerini söyledi.
 
21.10.2019
Devamı

Şanlıurfa’da, 481 bin 810 Dekar arazi sulandı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü yaptığı yatırımlarla modern sulama sistemlerini yaygınlaştırmaya, tarımda su tasarrufu sağlamaya, çiftçilerin  kazançlarını doğrudan ve dolaylı yollarla artırmaya  devam ediyor.

Bu çerçevede Şanlıurfa'da da sulama yatırımlarını hız kesmeden sürdüren DSİ, yapmış olduğu yatırımların meyvelerini alıyor. Bu kapsamda Şanlıurfa ve ilçelerinde tamamlanan sulama sezonunda toplam 3 milyon 40 bin 330 dekar tarım arazisi sulandı.

Modern sulama ile tarımda sağlanan verim artışlarının,  üretim deseninin çeşitlenmesinin, çiftçi gelirlerinde doğrudan ve dolaylı artışa neden olduğunu ifade eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ise "Şanlıurfa'da 2019 yılında yapılan sulu tarım sayesinde 2019 yılı birim fiyatları ile ülke ekonomisine yaklaşık 2 milyar 230 milyon TL katkı sağlandı" dedi.

GAP kapsamında yer alan Şanlıurfa'nın bereketli topraklarını hayata geçirecekleri sulama projeleri ile suyla buluşturmaya devam edeceklerini belirten Bakan Pakdemirli, "Tarım arazilerinin suya kavuşmasını, kapalı sistem sulamanın yaygınlaşmasını ve sulamada su tasarrufu sağlanmasını önemsiyoruz. Çalışmalarımızı da bu yönde kararlılıkla sürdüreceğiz" diyerek sözlerini tamamladı.
 
21.10.2019
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik: “Vatanımız için canımızı ortaya koymaya her zaman hazırız”

Türkiye ve ABD arasında Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör hedeflerine yönelik yapılan Barış Pınarı Harekâtı’na ilişkin yapılan görüşmelerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkan yardımcısı Mike Pence'in başkanlığında gerçekleştirilen görüşmede mutabakat sağlanarak teröristlerin güvenli bölgeden 5 gün içinde tamamen çekilinceye kadar harekâta ara verildiği açıklandı.

Konuya ilişkin bir açıklamada bulunan Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı ve Tüm Köy ve Mahalle Muhtarları Derneği Genel Başkanı Nihat Çelik, 270 bin küçükbaş hayvan yetiştiricisi ve 50 bin köy ve mahalle muhtarı adına yaptığı açıklamasında; ‘’ Ülkemizi yıllardır tehdit eden terör gruplarına karşı Fırat’ın doğusunda Türk Silahlı Kuvvetlerimizin başlattığı harekâtta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başkumandanlığında kahramanlık destanı yazılmış ve tüm dünyaya ordumuzun gücünü ve neler yapabileceğini göstermiştir. Harekât planlandığı gibi başarıyla devam ederken, başta Başkomutanımız, Reisimiz olmak üzere ordumuzun harekâttan geri adım atmayacağı ve hiçbir şekilde teröristlere ve onları destekleyen işbirlikçilerine taviz verilmeyeceği ortaya konulmuştur.  Sayın Cumhurbaşkanımızın bu dik duruşu sonrasında anlaşma zemini arayan ABD ile yapılan mutabakat ile teröristlerin 120 saat içerisinde bölgeden çekilinceye kadar harekâta ara verilmesi kararlaştırılmıştır. Dolayısıyla Türkiye, masa başında da büyük bir zafere imza atmıştır.
Bu gelişmelerde şüphesiz Sayın Cumhurbaşkanımızın izlediği strateji ve doğru politikalar sonuç vermiş dolayısıyla da başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Devlet büyüklerimiz ve şanlı ordumuzun tüm mensupları göğsümüzü kabartmış ve gururumuz olmuştur. Bu manada Türkiye Cumhuriyetinin birer ferdi olarak Sayın Reisimize ne kadar teşekkür etsek az gelir. Ayrıca vatanımızın müdafaasında bize düşen ne ise Sayın Cumhurbaşkanımızın emrinde olduğumuz bilinmelidir. Sayın Reisimizin, Başkomutanımızın önderliğinde; Merkez Birliğimiz, 80 il Birliğimiz ve 270 bin küçükbaş hayvan yetiştiricimiz ile cennet vatanımız için canımızı ortaya koymaya her zaman hazırız. Ülkemize musallat olan ya da olacak tüm şer güçler karşısında Allah yar ve yardımcımız olsun, ordumuzu muzaffer eylesin.’’ ifadelerine yer verdi.
 
18.10.2019
Devamı

Ordu'da kivi fiyatı belirlendi

Ordu'da hasadına kasımın ilk haftasında başlanması beklenen kivinin satış fiyatı belirlendi.

Ordu Kivi Üreticileri Birliği Başkanı Yusuf Uzunlar, Altınordu Ziraat Odası'nda düzenlediği basın toplantısında, kivi hasadına az bir süre kaldığını söyledi.
Kasım ayının ilk haftası itibarıyla bölgede kivi hasadının başlayacağını belirten Başkan Uzunlar, birlik olarak kivi fiyatlarını da belirlediklerini ifade etti.
Ordu Kivi Üreticileri Birliği Başkanı Yusuf  Uzunlar, fındıktan sonra üreticisine en çok kazandıran ürünlerin başında gelen kivinin fiyatını önceki yıllarda olduğu gibi sınıflarına göre belirlediklerine dikkati çekerek, şöyle devam etti: "Bu sezon için birinci sınıf olarak adlandırdığımız 90 gram ve üzeri kivinin fiyatını 4, ikinci sınıf dediğimiz 70 gram ve üzeri kivinin fiyatını 2,60, üçüncü sınıf olarak tabir ettiğimiz 40 gram ve üzeri olan kivi fiyatını ise 1 lira olarak belirledik. Geçen sezona oranla fiyatlarda ortalama yüzde 20 civarında bir artış söz konusu. Şu anda tüm üreticilerimiz, bu fiyattan alıcılarla anlaşmalarını yaptı. Tüm üreticilerimize hayırlı olsun. Bütün üreticilerimize bol ve bereketli bir hasat sezonu diliyorum."

Üreticilerin paralarını peşin alacağını kaydeden Uzunlar, kesinlikle vadeli ya da çek olayı olmayacağını aktardı.

Uzunlar, fiyat karşısında üreticilerin yüzünün güleceğini vurgulayarak, "Belirlenen bu fiyattan tüm üreticilerimiz memnun oldu. İlimiz genelinde 7 bin tonun üzerinde rekolte beklenmektedir. İnşallah tüm üreticilerimiz alın terinin karşılığını bu sezon alacaklar." dedi.

Üreticilerin erken hasattan kaçınmalarını isteyen Uzunlar, "Ordu kivisi geçtiğimiz günlerde kalitesi yönünden tescillendi. Tüm üreticilerimizin bu markasına sahip çıkmaya davet ediyorum. Kivi son yıllarda binlerce üreticimizin ciddi anlamda kazanç kapısı oldu. Biz kiviye ilginin bundan sonra daha fazla olacağına inanıyoruz. Hedefimiz 7 bin ton seviyelerinde olan üretimimizi 15 bin ton seviyelerine çıkarmak. Bu konuda da çalışmalar sürüyor." diye konuştu.
 
18.10.2019
Devamı

Bebka'dan Yenipazar Hayvancılık OSB'ye Destek

Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) tarafından, Fizibilite Desteği Programı kapsamında Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce hazırlanan ''Yenipazar Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi Kurulması İçin Fizibilite Raporu Hazırlanması'' projesinin destek görmeye hak kazandığı bildirildi. 

Tarım ve Orman İl Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Yenipazar ilçesinde bölgenin tanıtım ve yatırım imkanlarının geliştirilmesi ve hizmet kapasitesinin arttırılması için kurulması planlanan Hayvancılık Organize Sanayi Bölgesi (OSB) fizibilite çalışmalarının yapıldığı kaydedildi. 

Fizibilite çalışmasıyla bölgenin hayvansal üretim potansiyelinin ve hayvansal üretimden elde ettiği gelirin belirlenmesinin hedeflendiği belirtilen açıklamada şu bilgilere yer verildi:
''Bölgede yapılacak maksimum yatırımlar sonucunda ortaya çıkabilecek atık miktarı belirlenecek. Bertaraf alan ve yöntemler tespit edilecek. Hayvansal üretimde inşa edilecek gübre depoları, yüzey sularından, içme ve kullanma suyu temin edilen yer altı su kuyularından, göl ve benzeri su kaynaklarından, su havzalarından, yerleşim yerlerinden, sulama ve drenaj kanallarından, petrol ve doğal gaz boru hatlarından mevzuatlarla belirlenmiş uzaklıkta olup olmadığı incelenecek. Bölgeye yatırım yapabilecek potansiyel yatırımcılar araştırılarak, bölgenin mevcut durum analizi yapılacak.'' 
Proje ortağının İl Özel İdaresi olduğu ve eş finansman desteği sağladığı belirtilen açıklamada, ''Hayvancılık OSB'nin kurulması ile yatırımcı işletmelerin bölgede yatırım yapma isteklerinin artmasına, Bölgede hali hazırda bulunan hayvancılık işletmelerinin büyümek için aradığı alanın oluşturulması Bölge halkı için işsizlik oranının düşürülmesi, bölge kalkınmasına destek olunması ve göçü minimize edilmesiyle beraber düzenli bir şehir planlamasının yapılması beklenen sonuçlar arasındadır.'' ifadelerine yer verildi.
 
17.10.2019
Devamı

Üretilen Gıdanın Üçte Biri İsraf Ediliyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 39. Dünya Gıda Günü etkinlikleri kapsamında hazırlanan '5. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi'ne katıldı.

Açlık, israf ve sağlıksız beslenme üzerine konuşan Bakan Pakdemirli, dünyada önemli ölçüde açlık ve obezite sorunu olmasına rağmen üretilen gıdanın, her yıl üçte birinin kaybedildiğini ya da israf edildiğini belirtti; ''İsraf, modern dünya ve gelişmekte olan dünya arasındaki en büyük sorundur. Hem sağlık sorunudur hem de ekonomi sorunudur. Bizler ülkemizde, israfın önüne geçmek için birçok çalışmaya imza attık, atmaya da devam ediyoruz'' dedi.

İsrafı önlemek adına yapılan çalışmalardan da örnekler verdi Bakan Pakdemirli; "Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası" ile günlük, yaklaşık bir milyon ekmeğin israf edilmesini önledik. G20 Dönem Başkanlığımız süresince, FAO bünyesinde ''Gıda Kaybı ve İsrafının Azaltılması ve Ölçülmesine İlişkin Teknik Platformu"nun kurulmasına öncülük ettik. Söz konusu platform ile bu konudaki çalışmaların sürdürülebilir olmasını ve dünyada gerçekleştirilen iyi uygulamaların paylaşılabilmesini sağladık'' diye konuştu.

Dünya genelindeki 5 ölümden biri sağlıksız beslenmeden!

Yetersiz beslenme ve obezitenin önemli küresel sorunlar arasında yer aldığını belirten Pakdemirli, 800 milyon insan açlıkla karşı karşıya iken, 670 milyondan fazla yetişkin ve 140 milyon gencin ise obezite sorunu yaşadığını söyledi. Pakdemirli; ''Sağlıksız beslenme; dünyada bulaşıcı olmayan hastalıklarda ölümlere sebep olan risk faktörlerinin başında gelmekte ve dünya çapındaki her beş ölümden biriyle ilişkilendirilmektedir!'' diye de ekledi.

Ülkemizde artan obez nüfusa da dikkat çeken Bakan Pakdemirli; 'Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre; Türkiye'de her 3 kişiden 1'i obez olarak belirlenmiştir ki bu; tehlike çanları çalıyor, demektir! İşte bu gidişe dur demek için, 39. Dünya Gıda Günü vesilesiyle farkındalık oluşturmak niyetindeyiz' dedi.

Türkiye'nin tarımsal üretimde, Avrupa'da ve dünyada ilk sıralarda yer aldığını belirten Bakan Pakdemirli, bu doğrultuda, gıda güvenliği ve kırsal kalkınma kapsamında uluslararası boyutta projeler hayata geçirildiğini belirtti; ''BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile gıda güvenliği ve tarım alanında yürüttüğümüz ortak programlar sayesinde, Orta Asya'da komşu ülkelerimiz için çok faydalı projeler uyguladık. Ortaklığımızın yeni döneminde de Balkanlar ve Afrika ülkelerinin de yer aldığı projeler üretiyoruz. Türkiye'nin bilgi birikimi, deneyimi ve teknik kapasitesini dünyayla paylaşıyoruz.
İşte biz, bütün bunları; "Komşusu açken kendisi tok yatan bizden değildir" hükmünün bir gereği olarak ve kâinatımızın geleceğine dair hassasiyetlerimiz adına yapıyoruz!
Çünkü biz paylaşmayı seven, dünyanın belki de en cömert ve en misafirperver milletiyiz, diye düşünüyorum''.

Birilerinin kilo vermek için ödediği para ile Afrika'da milyonlar doyabilir!

''Bugün Yemen'de, Kongo'da, Somali'de, Hindistan'da; hala açlıktan ve susuzluktan ölen çocuklar varsa, daha çok yolumuz var demektir! Dünyada insanların fazla kilolarını vermek için ödediği milyonlarca parayla, Afrika'da milyonlarca aç doyabilecekse, daha çok işimiz var demektir!'' diyen Bakan Pakdemirli, açlıkla mücadele ve israf ile beraber "Sağlıklı Beslenme"nin de oldukça önemli olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanlığı olarak bütün planların kriz yönetimi yerine, risk yönetimi esasına dayanarak hazırlandığını anlatan Bakan Pakdemirli, suyu ve toprağı korumak adına yapılan ve yapılacak olan çalışmaları anlattı. Pakdemirli; ''Su kaynaklarımızı korumak adına, Temmuz ayında, Yeraltı Barajları Lansmanı'nı yaptık. Aşırı sıcak ve yüksek buharlaşma koşullarında yer altı barajları tasarlayıp, uygulamaya koyduk. Alüvyon yapılı, toprak tipindeki akiferlerde suyun biriktirilmesi ile daha az maliyetle, daha çabuk sonuç elde edeceğiz. Suyun, topoğrafyanın ve jeolojinin uygun olduğu alanlarda, çevre dostu yeraltı barajlarının yapımına başlıyoruz. Başlattığımız bu eylem planı ile toplam 100 adet yeraltı barajı inşa ederek, 50 milyon m3 su depolayacağız" dedi.
Gıda güvenilirliğinin sağlanması ve tüketicilerin aldatılmasının önlenmesi için denetimlerinde titizlikle yürütüldüğünü belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda; 2018 yılında, gıda işletmelerine, 1.124.918 denetim yapıldığını ve denetimler sonucunda olumsuzluk tespit edilen işletmelere yönelik toplam 18.164 adet yasal işlem yapıldığını açıkladı.

"Eylemlerimiz Geleceğimizdir"

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, '5. Sürdürülebilir Gıda Zirvesi'nde yaptığı konuşmayı; ''Sağlıklı beslenen, israf etmeyen ve paylaşan bir dünya için "Eylemlerimiz Geleceğimizdir" diyor; Bakanlığımızın teşviki ve milletimizin desteğiyle "Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası" gibi projelerimizin de artarak devam edeceğini bildiriyor, çalışmalarımızın dünyaya örnek olmasını diliyorum'' diyerek sözlerini ile tamamladı.
 
17.10.2019
Devamı

Su Zirvesi Budapeşte’de Gerçekleştiriliyor

İlki 2013'te ikincisi 2016 yılında düzenlenen ve karar vericilerin yanı sıra su alanında dünyanın önde gelen uzmanlarını bir araya getiren Budapeşte Su Zirvesi'nin üçüncüsü 15-17 Ekim 2019 tarihleri arasında Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de gerçekleştiriliyor.

Zirvenin açılışı, Macaristan Cumhurbaşkanı Janos Ader'in konuşması ile gerçekleşirken; Zirveye pek çok ülkeden ilgili bakanlar ve dünyada su alanında görev yapan uluslararası ve bölgesel kuruluşların başkanları katılım sağlıyor.

Bu yılki teması "Su Krizlerinin Önlenmesi" olan Zirve'de sudan kaynaklanan problemlerin çözümüne yönelik siyasi, ekonomik, finansal konular ele alınıyor.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Bakan Pakdemirli, Budapeşte Su Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Macaristan'da temaslarda bulundu. Burada Macaristan Başbakan Yardımcısı Zsolt Semjen ile bir araya gelen Pakdemirli, Macaristan'ın, "Barış Pınarı Harekatı"na verdiği desteğin Türkiye için çok önemli olduğunu bildirdi. Pakdemirli, "Suriye Barış Pınarı Operasyonu kapsamında Türkiye'nin yalnızlaştırılmasına karşı Macaristan'ın ülkemiz lehine sergilediği duruş için müteşekkiriz." değerlendirmesinde bulundu.
 
16.10.2019
Devamı

TAŞAN: “Farkındalık sağlamak amaçlanıyor”

Kadınların tarımsal üretimde, kaynakların sürdürülebilir kullanımında, gıda üretiminde ve güvenliğinde sahip oldukları önemli konumdan hareketle Birleşmiş Milletler bünyesinde “15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü” olarak kabul edilmiş ve 1997 Yılından itibaren tüm dünyada ve Ülkemizde kutlanıyor.
Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAK-VA) Genel Başkanı Mehmet TAŞAN, 15  Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü nedeniyle yaptığı açıklama Kadın Çiftçilerinin desteklenerek sayılarının daha da çoğaltılması gerektiğini vurguladı.
 
Mehmet TAŞAN:  “ ‘15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’ ile çiftçi kadınların toplumdaki sosyal statüsünü yükseltmek, kadın çiftçilerin faaliyetlerinin görünür olmasını sağlamak, kamuoyunun kadın çiftçilerin sorunları ve toplumdaki rolleri konusunda hassas olmalarını sağlamak, kadın çiftçiler ile ilgili örgütlerin ve toplulukların bugünü kutlamalarını desteklemek ve ortak bir ruh oluşturarak bir farkındalık sağlamak amaçlanıyor.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından pozitif ayrımcılık yapılarak, süt sığırcılığı konusunda kadın çiftçilerin kurduğu kooperatifler desteklenmiştir. Ancak halen Kadın çiftçilerin yönetimde yeterince yer almaması önemli bir yönetim sorunudur. Genel olarak baktığımızda Kadın çiftçiler eğitimlerden de yeterince faydalanmamaktadırlar.
 
Kadın çiftçilere üretici örgütleri aracılığıyla pazarladıkları üretimleriyle orantılı sigorta priminde destek uygulanmalıdır. Kooperatifler ve üretici birlikleri ortaklarına verilen eğitimler sadece ortağa yönelik olmamalı, “aile eğitimi” şeklinde planlanarak üretimde yer alan kadınların da eğitim almaları sağlanmalıdır.

Ülkemizde genellikle çiftçilik meslek olarak kabul edilmemekte, babadan oğula geçen bir yapı zamanla göçler nedeniyle bozulmakta, etkin ve verimli tarım yapılmamaktadır. Üretici örgütleri aracılığıyla kadınların çiftçilerin sosyal, ekonomik, kültürel alanda güçlü olması sağlanarak kalkınma süreçlerine de katkı sağlanmış olacaktır. Çiftçiliği özendirmek, köylerin ve kırsal kesimin boşalmasını önlemek ve istihdam yaratmak açısından, kadın çiftçilerin ortak ve üye olduğu üretici örgütlerine belirli kotalara ulaştıklarında özel destekler verilmelidir.
Bu vesileyle elleri nasırlı fedakâr ve cefakâr Kadın Çiftçilerimizin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nü kutluyor, bol kazançlar diliyorum” dedi.
                                                                                                                                                                     
 
15.10.2019
Devamı

Tarım'da Çalışanların Yüzde 45,2'si Kadın

 Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, yaklaşık 5,5 milyon istihdam sağlayan, 82 milyon ülke nüfusunu, 5 milyonu aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancıyı, 45 milyon turisti besleyen tarımın Türk ekonomisinin temeli olduğuna dikkati çekti.

 
 Bayraktar, tarımda çalışanların yarıya yakınını kadınların oluşturduğunu belirterek, “kırsalda çocukların bakımı ve ev işlerinin yanı sıra tarımın yükünü de kadınlar omuzluyor. Yaklaşık 2,5 milyon kadın çiftçimiz, günde 16-17 saat çalışıyor, üretime omuz veriyor, ülkenin gıda güvencesini sağlıyor” dedi. 



Tarımda çalışanların yüzde 45,2’si kadın-
 
Erkeklerin ağırlıklı olarak tarım dışında çalışmasıyla, kadınların tarımın en önemli istihdam unsuru haline geldiğini bildiren Bayraktar, “Haziran ayı rakamlarına göre, tarımda çalışan 5 milyon 392 bin kişinin yüzde 45,2’si olan 2 milyon 438 binini kadınlar oluşturuyor. Kadının olmadığı her alan çorak bir toprak gibidir. Kadın çiftçilerimizi destekleyerek tarla, bağ ve bahçelerimizi yeşertmeliyiz” dedi.
 
“Kadın çiftçilerin eğitimi, tarımda verimliliği ve üretimde kaliteyi artıracak”-
 
Kadınların tarımdaki ağırlığının zaman geçtikçe artacağını, Türkiye’nin, tarımda verimliliği yakalamak istiyorsa işe kadın çiftçilere eğitim vermekle başlaması gerektiğini belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kırsalda çalışma hayatında kadının yeri çok önemli. Tarımda kültürel işlemlerin iyi bir şekilde yapılması, hem bitkisel hem de hayvansal üretimde verimliliğin yakalanmasında en önemli unsurların başında kadınlar geliyor. Bundan dolayı, kadın çiftçilerimizin, geçmişten öğrendikleri geleneksel yöntemleri bırakmaları tarımsal üretime büyük katkı sağlayacaktır. Bunun en kestirme yolu kadın çiftçilerimizin eğitiminden geçer. Kadın çiftçilerimizin eğitimi, tarımda modern tekniklerin uygulanmasını kolaylaştıracak, verimliliği ve kaliteli üretimi artıracak, ülke tarım ve ekonomisine en büyük katkıyı yapacaktır. Tarımda verimliliği yakalamak istiyorsak kadın çiftçilerimizin eğitimine öncelik vermeliyiz.
Bu gerçekten hareket ederek, TZOB olarak, 2012 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı ile çiftçi eğitimi, kadın çiftçi eğitimi, genç çiftçi eğitimi, sürü yönetimi elemanı eğitimi, tarım danışmanları eğitimi üzerine iş birliği protokolü imzaladık.

Bu kapsamda, 2013-2018 yılları arasında “Kadın Çiftçi”, “Genç Çiftçi”, “Sürü Yönetimi Elemanı Benim”, “SGK Bilgilendirme”, “Güvenli Traktör Kullanımı”, “Tarım Danışmanları”, “Zirai Mücadele İlaçlarının Güvenli ve Sürdürülebilir Kullanımı”, “Bitki Sağlığı ile ilgili çiftçi eğitimleri”, “Ceviz Budama”, “Ziraat Odaları Otomasyon Sistemi”, “Mevzuat”, “Sulama” eğitimleri ve Ziraat Odalarının düzenlemiş olduğu eğitimler kapsamında toplam 560 bin kişiye eğitim verdik. Bunların 190 binini kadın çiftçilerimiz oluşturmuştur. Bu eğitimlerden “Kadın Çiftçi”, “Genç Çiftçi”, “Sürü Yönetimi Elemanı Benim”, “Zirai Mücadele İlaçlarının Güvenli ve Sürdürülebilir Kullanımı”, “Bitki Sağlığı” ile ilgili çiftçi eğitimleri devam etmektedir.”

Tarımdaki kadınların büyük çoğunluğu ücretsiz aile işçisi-
 
Tarımdaki istihdamın en önemli sorununun kayıt dışılık olduğuna dikkati çeken Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Tarımda çalışan 5 milyon 392 bin kişinin yüzde 46,5’i olan 2 milyon 509 bini ücretsiz aile işçisi konumundadır. Bu rakamın yüzde 78,7’si olan 1 milyon 919 bini kadınlardan oluşuyor. Tarımda, kadın işveren sayısı 2 binde, ücretli veya yevmiyeli kadın sayısı 273 binde, kendi hesabına çalışan kadın sayısı 244 binde kalıyor.

Tarımda çalışan kadınların ezici bir çoğunluğu olan yüzde 95,9’u primlerin yüksekliğinden dolayı kayıt dışı kalıyor, sosyal güvenlik kapsamına girmiyor. Kayıt dışılık oranı tarımda kendi nam ve hesabına çalışanlarda yüzde 96,7’yi, işveren kadınlarda yüzde 100’ü, ücretli veya yevmiyeli çalışan kadınlarda yüzde 85,7’yi, ücretsiz aile işçisi olarak çalışan kadınlarda yüzde 97,3’ü buluyor.”
Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin de yönetiminde yer aldığı Sosyal Güvenlik Kurumu’nda genelde çiftçilerin, özelde kadın çiftçilerin mağduriyetleri ve hak kayıplarının giderilmesi için büyük gayret gösterdiklerini anlatan Bayraktar, kadın çiftçiler için senede 90 gün yıpranma payı, primlerin yüzde 50’sinin devlet tarafından ödenmesi başta olmak üzere birçok alanda pozitif ayrımcılık talep ettiklerini bildirdi.
 
-“Kadın çiftçilere tarım Bağ-Kurunda ayrıcalık şart”-
 
Tarımda, mevcut sigorta primleriyle kayıt dışılığın önlenemeyeceğini ve kadın çiftçilere tarım Bağ-Kur’unda ayrıcalığın şart olduğunu belirten Bayraktar, şunları kaydetti:
“Tarım Bağ-Kur prim ödeme gün sayısı, 2019 yılında 26’ya çıktı. 2023 yılında diğer sigortalılarda olduğu gibi 30 güne yükselecek. Kırsalda gelir seviyesi ülke gelir ortalamasının yüzde 31,3’ünde kalmaktadır. Ülkemizin en yoksul kesimi kırsalda yaşamaktadır. Bu şartlarda, çiftçimiz, 26 gün üzerinden, mevcut primini bile ödemekte zorlanırken 30 gün üzerinden primi ödemesi mümkün olmayacağından, prim gün sayısı 2008’de olduğu gibi 15 güne indirilmelidir.
Zor şartlarda çalışanlara kamuoyunda yıpranma payı olarak bilinen fiili hizmet tazminatı verilmektedir. Çalışma şartlarının zorluğu dikkate alınarak, çiftçilerimize çalıştıkları her yıl için sigorta gün sayılarına 90 gün (4 yıla 1 yıl hesabıyla) yıpranma payı ilave edilmelidir.
Çiftçilerimize muafiyette geçen süreler için borçlanma imkânı verilmelidir.
Sigortalı kadınlarda 3 çocuğa kadar, her çocuk için 2 yıl borçlanma imkanı bulunmaktadır. Kadınlarda sigortalı olmadan önce gerçekleşen doğumla ilgili de hizmet borçlanması yapabilmesi mümkün kılınmalıdır.”

Bütün kadın çiftçilerin 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Gününü kutlayan Bayraktar, kadın çiftçilerin mağduriyetlerinin giderilmesi için Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan böyle de azami gayreti göstereceklerini belirtti.
 
 
15.10.2019
Devamı

Gıda Güvenliği Önlemleri Alındı

Tarım ve Orman Bakanlığı 618 firmaya ait 1211 parti üründe taklit ve tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiğini açıkladı.

Tarım ve Orman Bakanlığının internet sitesinde yapılan açıklamada “ Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesi, kişilerin sağlığının ve tüketici menfaatlerinin korunması ile sektörde haksız rekabetin engellenmesi amacıyla gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarında resmi kontrol faaliyetleri Bakanlık olarak büyük bir titizlikle yürütülmektedir. 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" ve bu Kanun kapsamında hazırlanan, "Gıda ve Yemin Resmi Kontrollerine Dair Yönetmelik" gereğince; laboratuvar sonucuyla taklit veya tağşiş yapıldığı kesinleşen gıdaları üreten/ithal eden; kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye düşürecek şekilde bozulmuş, değiştirilmiş gıdaları üreten ve/veya satan firmanın adı, ürün adı, markası, parti ve/veya seri numarasını içeren bilgiler kamuoyunun bilgisine sunulmaktadır.” İfadelerine yer verildi.

Bakanlık yürüttüğü resmi kontroller ve firmaların otokontrol sistemlerine ek olarak bu uygulama ile tüketici sağlığının ve menfaatinin korunması, sektörde haksız rekabetin önlenmesi, tüketiciler aracılığıyla firmalar üzerinde bir denetim mekanizması oluşturulması ve firmaların "güvenilir gıda üretiminin teşvik edilmesini amaçladığını belirtti.

Tüketici ihbar ve şikâyetleri büyük önem taşıyor

Söz konusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu bu bakımdan tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkın sağlığının korunması yönündeki çalışmaları için büyük önem taşıdığını ifade etti.

Taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 618 firmaya ait 1211 parti ürün Bakanlığın internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunuldu. Böylece ilk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1283 firmaya ait 2816 parti ürün tüketicilerin bilgisine arz edildi.

Son olarak gıda konusunda kamu otoritesi olan Bakanlık, yasalarla verilmiş tüm yetkileri tereddütsüz kullanarak gıda güvenilirliğinin sağlanmasına ve tüketicinin korunmasına yönelik çalışmalarını aralıksız olarak ve büyük bir titizlikle sürdürdüğünü kamuoyuna duyurdu.
 
 
14.10.2019
Devamı

Kriz Yok ise Yetiştiriciye Desteklemeler Konusunda  Neden Bir şey Yapılmıyor?

Kriz Yok ise Yetiştiriciye Desteklemeler Konusunda  Neden Bir şey Yapılmıyor?
CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, TBMM’de yaptığı konuşma ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından üreticiye vadeliden fakat henüz ödenmeyen desteklemeleri sordu.
Cumhuriyet Halk Partisi Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver, üreticinin sorunlarını TBMM’de gündeme getirdi.



Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2018 yılı buzağı desteklemesini hala tamamlamadığını ve birçok alanda olduğu gibi arıcılık ve sürü yöneticisi istihdamı, yani çoban desteklemesi ile ilgili tebliğin de henüz yayınlanmadığını belirten Ünver; “Bu yıl artan maliyetler hayvancılıkla uğraşan yetiştiricilerimizi zor durumda bırakmıştır. Her fırsatta ‘Kriz yok.’ diyen ekonomi yönetimi, eğer öyleyse yetiştiriciye ödenecek desteklemeler konusunda neden bir şey yapmıyor?” diye sordu.
 
 
14.10.2019
Devamı

MEYVE VE SEBZE SEKTÖRÜNE 640 MİLYON LİRALIK YATIRIM

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kırsal kalkınma destekleri sayesinde meyve-sebze işleme ve paketleme tesislerine 640 milyon liralık yatırım yapıldığını söyledi.
Bakan Pakdemirli, Avrupa Birliği (AB) tarafından aday ve potansiyel aday ülkelere destek olmak amacıyla hazırlanan Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Aracı (IPARD) Programı kapsamında, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) aracılığıyla, kırsal kalkınma projelerine destek sağlandığını dile getirdi.

IPARD kapsamında, meyve-sebze paketleme, kurutma, dondurma ve depolama yatırımlarının 1 milyon 250 bin avroluk kısmına yüzde 40 ila yüzde 50 arasında hibe verildiğine işaret eden Pakdemirli, “Bu kapsamda, yatırım değeri 640 milyon lira olan 220 adet sebze-meyve işleme ve paketleme projesine 263 milyon lira hibe verildi. Kurulan bu tesisler sayesinde meyve ve sebzeler daha uzun süre saklanacak, ürün kayıpları azaltılacak ve ürün kalitesi yükselecek, rekabet gücümüz ve ihracatımız artacak. Ayrıca, ürünlerin mevsimi dışında ve ekonomik getirisi yüksek olarak satılmasına imkân sağlanacak.” açıklamasında bulundu.

6 BİN İSTİHDAM
Bakan Pakdemirli, AB standartlarında kurulan bu tesislerde 6 bin kişinin istihdam edildiğini ve tesislerde işlenen ürünlerin büyük bir bölümünün komşu ve bölge ülkelere ihraç edildiğini ifade etti.

ISPARTA İLK SIRADA
İl bazında değerlendirildiğinde en çok yatırımın 130 milyon lirayla Isparta’ya yapıldığını ve buradaki projelere 54 milyon lira hibe verildiğini belirten Pakdemirli, Isparta’dan sonra en çok yatırımın Mersin, Manisa, Denizli ve Karaman illerine yapıldığını söyledi.  
Pakdemirli, bakanlık olarak “yerinde üretim, yerinde işleme, yerinde kalkınma” anlayışı çerçevesinde, bölgelerde ekonomik çeşitliliğin artırılması ve kentlere göçün önlenmesi amacıyla kırsal kalınma desteklerine devam edeceklerini dile getirdi.

2019 YILINDA 156 PROJE BAŞVURUSU YAPILDI
2019’da çıkılan IPARD-II 5. Başvuru çağrısı kapsamında ise meyve ve sebze sektörüyle ilgili toplam yatırım tutarı 680 milyon lira olan 156 proje başvurusu yapıldığını kaydeden Pakdemirli, TKDK tarafından proje değerlendirme işlemlerinin tamamlandıktan sonra uygun projelerin açıklanacağını ifade etti.
 
 
14.10.2019
Devamı

TMO Kuru İncir Alımlarına Başlıyor

Toprak Mahsulleri Ofisi, kuru incir üretici fiyatlarındaki istikrarsızlığın giderilmesi amacıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kuru incir alımı ile görevlendirildi. TMO'nun A1 kalite kuru incir alım fiyatı 18,00 TL/Kg olup kalitesine göre kuru incirin fiyatı artabilecek.

TMO, kuru incir alımlarına TARİŞ İncir Birliği ile yaptığı protokol kapsamında 14 Ekim de başlıyor.
TMO Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Güldal twitter hesabından müjde vererek kuru incir alımı ile ilgili şartları duyurdu.

TMO kuru incir alımları; TARİŞ İncir Birliğine bağlı Germencik ve Nazilli İncir Kooperatiflerinin depolarında yapılacak. TARİŞ, üyesi olmayan üreticilerden de alım yapacak TMO, üretici dışındaki kesimlerden ise (tüccar vb.) alım yapmayacak.

 TMO tarafından ilk kez yapılacak olan kuru incir alımlarının şartları şu şekildedir: “Ürün bedeli ödemeleri ürün tesliminden sonra en geç 10 gün içerisinde TARİŞ tarafından üreticilerin banka hesaplarına aktarılacaktır. Rutubet oranı %22'ye kadar olan ürünler satın alınacaktır. Boşaltma ücreti alınmayacaktır. Ürün teslimatları sadece ürün sahipleri tarafından yapılabilecektir. Yalnızca 2019 mahsulü kuru incirler satın alınacaktır.

Pazar günleri hariç, haftanın 6 günü alım yapcak TMO  en az %60 A serisi (iş malı), en fazla %40 B serisi (kürek malı) olan kuru incirlerİ satın alacak.




 
11.10.2019
Devamı

11 Ekim Dünya Yumurta Günü

Her yıl Ekim ayının ikinci cuma günü, dünyanın birçok ülkesinde 'Dünya Yumurta Günü' olarak çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

Yumurta ihracatını yıllık 350 milyon dolara çıkarak dünyada ikinci sıraya  Türkiye yerleşiyor. Uluslararası Yumurta Komisyonu'nun (IEC) 1996'da ilan ettiği "Dünya Yumurta Günü", dünyanın birçok ülkesinde ve son beş yıldır da Türkiye'de kutlanıyor. Bu yıl 11 Ekim'de kutlanacak Dünya Yumurta Günü'nde, 2011 yılında 284 milyon dolarlık yumurta ihracatını 2012 sonunda 350 milyon dolara çıkaran Türk kanatlı sektörü, ihracatta Hollanda’dan sonra ikinci sıraya yerleşerek dikkat çekiyor. Son dört yıllık ihracat artışı değerlendirildiğinde yüzde 194 büyüme kaydeden sektör, dünyada en çok büyüme kaydeden ülke olarak da birinci sırada yer alıyor.

Hedef Türkiye'de de tüketimi arttırmak
Besin değeri açısından özellikle çocuklar için çok önemli bir protein kaynağı olan yumurtanın Türkiye'de kişi başı tüketimini, Avrupa Birliği ülkeleri ortalamasına çıkarmayı amaçlayan KTG ve YUM-BİR, Dünya Yumurta Günü'nde bu konuya özellikle dikkat çekmek istiyor. KTG Yönetim Kurulu Üyesi ve YUM-BİR Başkanı Pala, "Avrupa'da yıllık kişi başı tüketim ortalaması 225 adet, Japonya'da 328, Amerika'da 247. Türkiye'de ise bu rakam 185. Yumurta üretiminde ilk 10'da, ihracatta ise ikinci sırada olan Türkiye için bu rakam oldukça düşük. İçeriğinde özellikle çocukların zihin gelişimi için gerekli olan kolini de barındıran yumurta protein ve vitamin bakımından da çok değerli bir besin. 7'den 70'e herkesin tüketmesi gerekiyor. Sektör olarak bu konuda sosyal sorumluluk projelerini önemsiyor, son dört yıldır da Ankara'da LÖSEV ve Omurilik Felçlileri Derneği'nin haftalık taze yumurta ihtiyacını karşılıyoruz. Yıl içinde dönemsel olarak farklı yumurta yardımları da yapıyoruz. Hedefimiz ihracatımızı artırırken, ülkemizde de yumurta tüketimini artırabilmek ve sağlıklı nesiller yetişmesine yardımcı olabilmek." diyor.
KTG Yönetim Kurulu Başkanı Şahin Aydemir ise sektörün dünyadaki ekonomik başarısına değinirken, hayvansal protein tüketimine de dikkat çekiyor, "Türkiye'de üretilen yumurta, piliç eti, damızlık kümes hayvanlarının kalitesini dünya çapında duyurarak Türkiye'nin dünya pazarındaki payını yükseltmek istiyoruz. Bu yıl hedefimiz, tavuk etinde 1.9 milyon ton, yumurtada 15 milyar adet üretim gerçekleştirmek. Ancak sağlıklı beslenme için ülkemizde de hayvansal protein tüketimini arttırmamız gerekiyor. Tüm dünyada ve ülkemizde de son beş yıldır kutlanan 'Dünya Yumurta Günü', hayvansal proteinin, özellikle yumurtanın vücut gelişimi ve sağlığı için önemini anlatmamız için bir araç."
 
11.10.2019
Devamı

Havadan aşılama Aydın’da başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yaban hayatında kuduz hastalığı ile mücadele kapsamında uygulamaya konulan havadan aşılama çalışması Aydın'da başladı.

Aydın İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada şu bilgiler verildi, "Bilindiği üzere Bakanlığımız, yaban hayatında kuduz hastalığı ile mücadele amacıyla Türkiye' de Kuduza Karşı Oral Aşı Temini" isimli yeni bir Avrupa Birliği Projesini uygulamaya koymuştur. Proje kapsamında yaban hayatı kaynaklı kuduz hastalığının yoğun olarak görüldüğü 225 bin kilometrekare alanda 3 yıl süreyle senede iki defa olmak üzere havadan aşılama çalışması yürütülecektir. Aşıların atımı için Uçak Kiralanması Hizmet Alımı İhalesi, 05.08.2019 tarihinde gerçekleştirilmiş ve sonrasında gerekli hazırlıkların yapılması ile birlikte 2019 yılı Sonbahar Aşı Kampanyası kapsamında aşı atım işine, 19 Eylül 2019 tarihinden itibaren Orta Anadolu'daki aşılama alanında başlanmıştır. Ege, İç Ege ve Orta Anadolu'da aşılama yapılmayan 16 ilde aşı atım çalışmaları 09 Ekim 2019 tarihinden itibaren, haftanın her günü, resmi tatiller dahil olmak üzere (Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Manisa, Aydın, Denizli, Burdur, Muğla, Isparta, Afyonkarahisar, Uşak, Kütahya, Ankara, Konya, İzmir, Antalya) gerçekleştirilecektir."
 
11.10.2019
Devamı

Şeker Pancarı Konya’da Çiftçinin Yüzünü Güldürüyor

Türkiye'de en fazla şeker pancarı üretiminin yapıldığı Konya'da şeker pancarı hasadı başladı. Şeker fabrikalarının pancar alım ve işleme kampanyası başlamasıyla birlikte üreticiler pancarı sökmeye başladı.

Konya'da binlerce çiftçinin ekimini gerçekleştirdiği şeker pancarının hasadı ile çiftçilerin tarlalarda zorlu mesaisi başladı. Tarladan sökülen pancarların geçen yıllara oranla daha verimli olması ise çiftçilerin yüzünü güldürdü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 1 Eylül 2019 tarihinde gerçekleştirdiği Konya ziyaretinde, "Bu yıl, pancar üretiminde yüzde 11 artış bekliyoruz. Pancar alım fiyatını da bu yıl için ton başına 235 liradan 300 liraya yükseltiyoruz"  dedi. Böylece pancar alım fiyatında yaklaşık yüzde 28 bir artış gerçekleşti.

Çiftçiler, kampanya döneminde 122 gün boyunca pancarlarını fabrikaya ulaştırabilecek. Çiftçiler, bu yıl daha yüksek rekolte bekliyor. Bu üretimlerle birlikte ülke genelinde toplam şeker pancarı üretiminin yaklaşık yüzde 29'u karşılanacak. Konya Şeker'in, bu yıl üreticilerden toplamda 3 milyon 650 bin ton pancar alımı yapması planlanıyor. Konya Şeker, bu kampanya döneminde 3 milyon 220 bin ton pancar işleyecek ve bu işlenen pancarlarla 455 bin ton şeker, 690 bin bin ton yaş pancar küspesi, 126 bin ton melas, 50 bin ton kuru küspe üretilmesi bekleniyor.

Tarlada şeker pancarında elle söküm yapan çiftçilere de rastlanırken, büyük söküm makineleriyle pancarlar topraktan sökülerek yapraklardan ayrılıyor. Şeker pancarının bu yıl daha verimli olduğunu belirten pancar üreticisi Halil İbrahim Çalık, "Hasadımız bu sene güzel, bereketli çok şükür. Tarlalardan dönümden 20 ton hasat yapıyoruz, tabii hepsinden 20 ton çıkmıyor ama beklentimiz bizim o yönde. Çiftçilerimiz onun için çabalıyor bir yaz boyunca inşallah beklediğimizi umuyoruz" şeklinde konuştu.
 
10.10.2019
Devamı

Tarım Şurası Sonuç Bildirgesi 21 Kasım'da Külliye'de Açıklanacak

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kısa, orta ve uzun dönem stratejilerinin belirlenmesine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen 3'üncü Tarım ve Orman Şûrası'nın sonuç bildirgesi, 21 Kasım'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilecek programda kamuoyuna duyurulacak.

Türkiye'nin tarım ve ormancılığının 25 yıllık vizyonunu çizmek üzere yola çıkan Tarım ve Orman Bakanlığı, geçen Temmuz ayında başlattığı 3'üncü Tarım ve Orman Şûrası' çalışmalarında sona gelindi.
Şura kapsamında üretici, öğretim üyesi, özel sektör temsilcisi, meslek odası temsilcisi, dernek temsilcisi, uluslararası kuruluş temsilcisi gibi üyelerden oluşan bin 611 kişilik çalışma platformu oluşturuldu.

Platformda 21 ayrı çalışma grubu oluşturularak, 'Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı', 'Hayvansal Üretim ve Hayvan Sağlığı', 'Tarımsal Destekleme Politikaları', 'Tarımsal Yapı ve Dönüşüm', 'Kırsal Kalkınma ve Tarımda İstihdam', 'Gıda Güvencesi', 'Tarımsal Sulama ve Su Yönetimi', 'Balıkçılık ve Su Ürünleri', 'Mera Yönetimi', 'Tarım ve Orman Hukuku', 'Sürdürülebilir Orman Yönetimi', 'Tarımda Teknolojik Dönüşümler' ve 'Orman Yangınlarıyla Mücadelede Yenilikçi Yaklaşımlar' gibi alanlarda kısa, orta ve uzun vadeli stratejiler belirlendi.

Çalışma gruplarının mesaisi 27 Eylül'de sona erdi. Belirlenen stratejiler Kasım ayında başlayacak şura sürecinde bildirge halini alacak.
Tarım ve Ormancılığın 25 yıllık yol haritasını belirleyecek sonuç bildirgesi, 21 Kasım'da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilecek törende kamuoyuyla paylaşılacak. 
 
 
09.10.2019
Devamı

182 Projeye 200 Milyon Hibe

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II kırsal kalkınma destekleri 5. Başvuru Çağrısı 2. Grubunda destek almaya hak kazan ve 200 milyon liralık hibe sağlanacak 182 projenin onaylandığını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, Bakanlık olarak, kırsalda daha çok yatırım, üreticiye daha çok gelir, istihdama daha çok katkı amacıyla kırsal kalkınma desteklerini yatırımcılarla buluşturmaya devam ettiklerini bildirdi.

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) 16 Şubat 2019 tarihinde çıktığı IPARD-II 5. Başvuru çağrı ilanı kapsamında uygun bulunan projelerin 2. Grup sonuçlarının www.tkdk.gov.tr adresinden açıklandığını belirten Pakdemirli, şöyle konuştu:


“Hayvancılık ve işleme-pazarlama sektörlerinde “Proje Değerlendirme ve Seçim Komisyonu” tarafından değerlendirmeleri tamamlanan 182 proje onaylandı ve hibe sözleşmelerinin imzalanma süreci başladı. 

182 projeye toplam 200 milyon TL hibe sağlanacak. Bu hibe sayesinde kırsalda 500 milyon TL’nin üzerinde yatırım yapılması ve 1000 yeni istihdam oluşturulması hedefleniyor.
Onaylanan ve hibe desteği alacak projelerin; 71’i besi çiftliği, 44’ü süt çiftliği, 13’ü broyler, 1’i yumurtacılık, 12’si süt işleme, 5’i kırmızı et işleme, 1’i su ürünleri işleme, 35’i de meyve ve sebze soğuk hava deposu yatırımını kapsıyor.”

Pakdemirli, IPARD-II 5.Başvuru Çağrı Döneminde onaylanacak diğer projelerin de önümüzdeki aylarda kamuoyuna açıklanmaya devam edeceğini söyledi.  
Türkiye’nin, IPARD Kırsal kalkınma uygulamalarında Avrupa Birliğine aday ülkeler içinde en başarılı ülke olduğunu kaydeden Pakdemirli, 2011 yılında uygulaması başlayan IPARD programı kapsamında ülkemizdeki küçük ve orta ölçekli tarım ve hayvancılık işletmelerinin modernizasyonu, teknoloji seviyelerinin iyileştirilmesi ve AB standartlarına ulaştırılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

KIRSALDA 8 YILDA 10 MİLYAR TL YATIRIMLA, 60 BİN İSTİHDAM OLUŞTURULDU
Pakdemirli, 42 ilde uygulanan IPARD Programı kapsamında, 16 sektördeki yatırımlara sektöre göre değişmekle birlikte 125 bin Avro ila 3 milyon Avro arasındaki bölümüne yüzde 40 ila yüzde 70 arasında hibe sağlandığını belirterek, “TKDK tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde son 8 yılda kırsalda 7 bini kadın ve gençlere ait olmak üzere 14 binden fazla projeye 4 milyar Lira hibe sağlandı. Bu hibe sayesinde kırsalda 10 milyar Liralık yatırım yapıldı ve 60 bin yeni istihdam oluşturuldu.” dedi.
Pakdemirli, “yerinde üretim, yerinde işleme ve yerinde kalkınma anlayışıyla” kırsaldaki dinamizmi daha çok enerjiye, daha çok üretime çevirmek için çalışmaya devam edeceklerini de sözlerine ekledi. 
 
 
09.10.2019
Devamı

Zeytin ve Zeytinyağı Rekoltesi Açıklandı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, "2019 yılı sofralık zeytin üretiminin 415 bin ton, yağlık zeytin üretiminin 1 milyon 110 bin ton, dane zeytin üretiminin 1 milyon 515 bin ton ve zeytinyağı üretiminin ise 225 bin ton olacağı öngörülmektedir." dedi.

Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde düzenlenen 2019-2020 Zeytin Rekolte Tahmini Toplantısı'nda konuşan Tunç, dane zeytindeki desteklerle ilgili bilgiler paylaştı.
Üreticileri desteklemeye devam edeceklerini vurgulayan Tunç, "Sayın Bakanımız kilogram başına 15 kuruş destek verileceğinin sözünü vermişti. Bu sözün gereği olarak kararname Cumhurbaşkanlığına sevk edildi. Kilogram başına 15 kuruşluk destek hayırlı uğurlu olsun." diye konuştu. 

Türkiye'nin zeytinin gen merkezi olduğunu ifade eden Tunç, zeytinin dünyaya Anadolu'dan yayıldığını vurguladı. Zeytinyağı üretiminde ise dünyada 5. sırada olduklarını hatırlatan Tunç, "2001'de 600 bin hektar olan zeytin alanı 2018'de yaklaşık 864 bin hektara, 99 milyon olan zeytin ağacı 177 milyona ulaştı. Zeytin üretimi ise 2018'de 427 bin ton oldu. Yağlık zeytin üretimimiz ise 1 milyon 74 bin tona çıktı." bilgisini verdi. 
Zeytin üretiminde artışın gerçekleşmesinde bakanlığın yanında sektörün de ciddi katkısı olduğunun altını çizen Tunç, tüketici bilincinin gelişmesinin Türkiye'deki zeytinyağı tüketimini artırdığını belirtti. 
Son yıllarda zeytinyağı üretiminde ciddi gelişmeler katedildiğini ve ürünlerin uluslararası yarışmalarda dereceler kazandığını dile getiren Tunç, bunların dış pazarda rekabet gücünü artırdığını vurguladı. 

Türkiye'de zeytin ve zeytinyağı rekoltesinin 2009'dan itibaren sektörün tüm bileşenlerini tek çatı altında toplayan Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi koordinatörlüğünde oluşturulan "Zeytin Rekolte Tahmin Komisyonu" tarafından belirlendiğine dikkati çeken Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, şöyle konuştu:  "Arkadaşlarımız 2 hafta süreyle sahada görev yaptılar. 2019 yılı sofralık zeytin üretiminin 415 bin ton, yağlık zeytin üretiminin 1 milyon 110 bin ton, dane zeytin üretiminin 1 milyon 515 bin ton ve zeytinyağı üretiminin ise 225 bin ton olacağı  öngörülmektedir. Zeytinyağı bu sene kaliteli olacak. Zeytinde hastalık ve zararlılar nedeniyle sorun yaşamadık ama son dönemdeki iklimsel faktörlerdeki düzensizlikler, aşırı yağmur ve dolu yağışları yer yer ürün kaybına sebep oldu. Bu sene ürünümüz kaliteli, asit oranı 0,2 ve 0,3 ile istenilen seviyede. Bu durum bizim için sevindirici, dış pazar için avantaj oluşturacak." 
 
08.10.2019
Devamı

Su Ürünleri Kanunu'nda Değişiklik Teklifi

Su Ürünleri Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi'nin görüşmelerine, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonunda başlandı.

Düzenleme ile su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi ve balıkçılık kaynaklarının korunması amaçlanıyor.

Kanun teklifiyle, Su Ürünleri Kanununun Kabahatler Kanunu ile uyumlaştırılarak, yasa dışı su ürünleri yetiştiriciliği faaliyetlerinde caydırıcılığın sağlanmasının hedeflendiği teklifte, su ürünleri faaliyetleri için su alanı ve suyun kiralanmasında yetkili kurumlar belirlenecek.

Teklif ile su ürünleri avcılık ve yetiştiricilik faaliyetleri yeni teknolojik imkânlarla izlenecek, denetlenecek ve kayıt altına alınacak.

Su ürünlerinin kaçak yollardan yurt dışına çıkarılmasının ve canlı olarak yurt içine sokulmasının önlenmesinin de amaçlandığı teklifte, su yapılarının bulunduğu alanlarda biyoçeşitliliğin korunması amacıyla bazı değişikliklerin yapılması da gündemde.

Komisyonda teklifin tümü üzerindeki görüşmeler devam ediyor.
 
08.10.2019
Devamı

Bakanlıktan Güvenlik Güçlerine Destek

Tarım ve Orman Bakanlığı, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele (ÇEM) Genel Müdürlüğü kış aylarında terörle mücadele eden güvenlik güçleri için çığ tehlikesine karşı emniyetli yürüyüş güzergâhlarını belirledi.

Bilindiği üzere özellikle çetin kış koşulları başta olmak üzere her türlü koşulda vatan savunmasını yerine getiren güvenlik güçlerimiz, kış aylarında çığ tehlikesi ile karşılaşabiliyor. Maalesef kahraman askerlerimiz kışın yürütülen bu operasyonlarda çığ sebebiyle şehit de düşebiliyor.

Bu minvalde Tarım ve Orman Bakanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı'nın talepleri doğrultusunda kış aylarında terörle mücadele faaliyetlerinde kullanılmak üzere, öncelikli olarak 10 ilde "Potansiyel Çığ Başlangıç Bölgeleri ve Emniyetli Yürüyüş Güzergâhları"nı belirlemişti.

Son olarak yine Jandarma Genel Komutanlığı'nca daha önceden çalışılmış olan 10 ile ilaveten 24 ilde daha çalışılma talep edildi. Bu çerçevede 24 adet il için daha çalışma yapılarak emniyetli güzergâhlar belirlendi.

Belirlenen güzergâhlar ise Jandarma Genel Komutanlığı başta olmak Harita Genel Müdürlüğü ve AFAD'a gönderildi.

 
07.10.2019
Devamı

Tarım Kredi Kooperatifleri Mağaza Sayısını Artırıyor

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, çiftçinin ürettiği ürünleri doğrudan tüketiciyle buluşturabilmesini istediklerini belirterek, "2017'de 1 şubeyle başlayan ve şu an 17'ye ulaşan, yıl sonuna kadar 50'ye çıkartacağımız market sayısını 2 yıl içerisinde 500'e ulaştıracağız" dedi.

Tarımsal girdileri çiftçiye sağlamalarının yanı sıra çiftçinin ürettiği ürünleri de tüketiciye ulaştırmak için çaba harcadıklarını söyleyen Poyraz, söz konusu gayretlerini son birkaç yılda somut hale getirdiklerini söyledi.

Poyraz, birlik ortaklarından alınan ürünleri tesislerde işleyerek tüketicinin kullanımına uygun hale getirdiklerini ifade ederek, şunları kaydetti: "Bir diğer yöntem ise çiftçilerimizden ürünlerimizi alalım, kendimiz tesis kurmak yerine, aldığımız ürünleri özellikle eksik kapasite çalışan ama altyapısı düzgün olan sanayici arkadaşlarımıza teslim edelim. Sonra standardını kendimiz belirlediğimiz ürünleri kendi markamızla piyasaya sunalım."

Geçen yıl, ortaklarından 20 bin ton civarında buğday alıp makarna ürettirerek tüketiciye sunduklarını anlatan Poyraz, 30 bin tondan fazla domatesin de salça haline getirilerek satışa sunulduğunu vurguladı.

Poyraz, çiftçiden ürünü değerinde almaya özen gösterdiklerini belirterek, zaman zaman piyasadaki arz daralmasından kaynaklanan yüzde 100'e yakın fiyat artışlarını takip ettiklerini söyledi.

Her İle Bir Market Olacak
Poyraz, Tarım Kredi'nin ürünlerinin yaklaşık 26 bin markette satıldığına işaret ederek, şöyle devam etti: "Her köşede bir marketimiz olsun istemiyoruz ama her ilde bir marketimiz olsun, çiftçi ürettiği ürünü doğrudan doğruya tüketiciyle buluşturabilsin istiyoruz. 2017'de 1 şubeyle başlayan şu an 17'ye ulaşan, yıl sonuna kadar 50'ye çıkartacağımız market sayısını 2 yıl içerisinde 500'e ulaştıracağız. 500 marketi Anadolu'nun il ilçelerine doğru bir şekilde yaygınlaştırmak için planlama yapıyoruz."

Poyraz, marketlerde diğer kooperatiflerin ve kamu kuruluşlarının ürünlerinin de yer aldığına dikkati çekerek, özellikle kadın kooperatiflerini önemsediklerini ve yaygınlaşması için çalışmalar yaptıklarını bildirdi.

Gıda arz güvenliğinin özgür bırakılacak bir alan olmadığını da vurgulayan Poyraz, birlik olarak üretici ve tüketiciyi mağdur edecek spekülasyonlara karşı devreye girecek alternatif yapı oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti. 
 
07.10.2019
Devamı

Uzat Elini Onlar da Yaşasın

 Türk Veteriner Hekimleri Birliği 4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü münasebetiyle  “UZAT ELİNİ ONLAR DA YAŞASIN” sloganıyla Çankaya Belediyesine ait hayvan barınağında hayvan severlerle ile bir araya geldi.

Programda konuşma yapan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu:” Biz insanlar olarak kendi geleceğimiz açısından da, hayvanları korumak ve yaşatmak zorundayız. Toplumda farkındalık ve bilinç oluşturmalı, hassasiyeti artırılmalı, mevcut sorunların çözümünü kolaylaştırarak, konuya ilişkin kayda değer mesafeler alınmalıdır. Bunun için; Kamu ve STK’ların birlikte çalışarak en kısa zamanda stratejik bir plan hazırlanması ve uygulamaya konulmalıdır” dedi.

Başkan Eroğlu konuşmasına şu sözlerle devam etti; “ İlköğretim öğrencilerine hayvan sevgisine yönelik dersler konulmalı, vatandaşlarımız hayvan satış yerlerinden hayvan satın almak yerine, ücretsiz olarak barınaklardaki hayvanlardan sahiplenmelidirler. Hayvan sahiplenme ehliyeti olmayan insanların, hayvan sahiplenmesi engellenmelidir.  4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü yalnızca bir vesile, bir hatırlatma günüdür. Gerek okul eğitimleriyle gerekse hayat boyu öğrenme etkinlikleri ile dünyayı tüm canlılarla paylaştığımızı toplumun her kesimine benimsetmeliyiz. Hayvanları Koruma günü kutlu olsun” dedi.


Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin barınağa bağışladığı mamalarla, barınaktaki hayvanlar Eroğlu ve yönetim kurulu üyeleri tarafından beslendi. Sonrasın da ise Başkan Eroğlu barınaktaki minik canların bakımıyla ilgili barınak görevlileri ve veteriner hekimlerden bilgi aldı.
 
04.10.2019
Devamı

Bu yıl Patatesler Daha Kaliteli ve Lezzetli Olacak

Patates üretiminde Türkiye'de ilk sırada yer alan Niğde'de bu yıl yaklaşık 260 bin dekar alanda 900 bin ton ürün bekleniyor.

Patates üretiminde Türkiye'de ilk sırada yer alan Niğde'de bu yıl yaklaşık 260 bin dekar alanda 900 bin ton ürün bekleniyor. Türkiye'nin patates üretiminde % 17 ile ilk sırada yer alan Niğde'de kışlık patates hasadı sürerken, kalitesiyle ön plana çıkıyor. Niğde'de yaklaşık 260 bin dekarda 900 bin ton rekolte bekleniyor.

Mevsimin serin ve soğuk geçmesiyle kalitesi artan patateste vatandaşlar, daha lezzetli patates tüketecek. Niğde Ziraat Odası Başkanı Veli Kenar, Konaklı beldesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Niğde'nin Türkiye'nin patates ihtiyacının yüzde 17'sini karşıladığını söyledi. Üretilen patatesin yaklaşık yüzde 80'inin depolara konularak kış aylarında tüketildiğini belirten Kenar, şunları söyledi: "Yaklaşık 10 gün daha sürecek hasat dönemimiz var. Bu yıl kayıt dışı 30 bin olmak üzere yaklaşık 260 bin dekar alanda üretim bekliyoruz. Bu da yaklaşık 900 bin ton patatesimizin depolara gireceğini tahmin ediyoruz. Kış boyunca patatesi tüketicilerimize arz edeceğiz.
 Geçen seneye üretimde çok fazla artış yok, ekili alanlarımız aynı. Geçen seneye göre bu yıl, patatesimiz biraz daha kaliteli ve lezzetli. Çünkü bölge, biraz daha soğuk geçti. O yüzden bu yıl patates daha kaliteli. Tüketicimiz gönül rahatlığıyla ürünleri tüketebilir.
 
04.10.2019
Devamı

TMO'nun Mısır Alımları Devam Ediyor

Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü tarafından mısır alımları ile ilgili bilgilendirme açıklaması yapıldı.  Yapılan açıklamaya göre 2019 yılının 2’inci hasadının önümüzde ki günlerde başlayacağı söylenirken, mısırda , fiyat istikrarının sağlanması ve oluşabilecek üretici mağduriyetlerini engellemek amacıyla hasattan önce fiyatları açıklayarak alımları başlattıklarını vurguladılar.

TMO tarafından yapılan açıklama şöyle: "2019 yılı I. ürün mısır hasadı ağustos ayının ilk haftası başlamış olup ülke genelinde %35 seviyelerine ulaşmıştır. II. ürün mısır hasadının ise önümüzdeki günlerde başlaması beklenmektedir. Hasadın hızlanmasına bağlı olarak piyasaya arz edilen ürünün artması ve alıcıların isteksiz davranması nedeniyle mısır piyasa fiyatlarının düşme eğilimine girdiği, %14 rutubetli mısırın, yöresine göre değişmekle birlikte 1.050-1.200 TL/Ton aralığında işlem gördüğü belirlenmiştir. Kurumumuz, faaliyet alanındaki diğer ürünlerde olduğu gibi mısırda da, fiyat istikrarının sağlanması ve oluşabilecek üretici mağduriyetlerini engellemek amacıyla hasattan önce fiyat açıklayarak alımlara başlamıştır. 

Mısır alım fiyatımız 9 Ağustos'ta bir önceki yıla göre %21 artışla, ton başına 1.150 TL olarak belirlenmiş ve alımlara başlanmıştır. Bu fiyat Bakanlığımızca verilen yaklaşık 60 TL/ton prim ve diğer desteklerle birlikte 1.210 TL/tona kadar yükselmekte olup üretici; maliyete göre %48, yani ton başına 390 TL gelir elde etmektedir. TMO protokol imzaladığı lisanslı depolara bırakılan mısırlara da alım garantisi vermekte olup ürünlerini lisanslı depolara teslim eden üreticiler, uygulanan vergi muafiyetleri yanında verilen desteklerin etkisiyle birlikte ton başına 72 TL daha fazla gelir elde etmektedir. Bu avantajların yanı sıra Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerinden ürün bedelinin % 75'ine kadar 9 ay vadeli kredi kullanma imkânı sunulmakta olup faizin tamamı devlet tarafından karşılanmaktadır. Kuruluşumuz ve lisanslı depo kapasitesi ile işyerlerindeki randevu doluluk oranı dikkate alındığında ne Kuruluşumuza ne de lisanslı depolara ürün teslim edilmesinde hiçbir sıkıntı bulunmamaktadır. Gelinen noktada alımlarımız sorunsuz bir şekilde devam etmektedir. Ancak, hasat yoğunluğuna bağlı olarak bugünlerde piyasalarda yaşanan fiyat düşüşlerini önlemek amacıyla üreticilerimizin de hasat ve piyasaya ürün arzında çok aceleci davranmamaları önem arz etmektedir.  Bu kapsamda, üreticilerimizin ürünlerini düşük fiyatlardan satmamalarını teminen Kuruluşumuz gereken tüm tedbirleri almış olup kendisine arz edilecek ürünün tamamını alacak şekilde hazırlıklarını tamamlamıştır."

 
03.10.2019
Devamı

Bünyanlı Kadın Çiftçilere Destek

Ak Parti Kayseri Milletvekili Hülya Atçı Nergis ile Bünyan Belediye Başkanı Özkan Altun, Kadın Çiftçiler Ekolojik Eğitim ve Üretim Merkezi’ni ziyaret etti. Kadın çiftçilerin sorunlarını ve taleplerini dinlediklerini ifade eden Başkan Özkan Altun, ‘’Bünyan’ın marka değerini artıran KAÇEM projesi kadınların iş hayatında aktif olmasını sağlamaktadır. Kadın çiftçilerimizin ürettiği ürünler Türkiye’nin dört bir yanına dağılıyor. Her zaman destekçileri olacağız’’ diye konuştu. Başkan Altun burada yaptığı değerlendirmede; "Burada tarlada ürettiğini bu merkezde organik ürünlere dönüştüren kadın çiftçilerimizin istek ve taleplerini dinledik. Hem ilçemizin marka değeri hem de kadınlarımızın iş hayatında aktif rol almaları adına oldukça önemsediğimiz bir merkez. Bünyan Belediyesi olarak her zaman merkezin tanıtımı, üretim yelpazesinin genişletilmesi, pazar ihtiyacının karşılanması olmak üzere elimizden gelen her türlü desteği vermeye hazırız" dedi.

 
03.10.2019
Devamı

Çiğ Sütte Referans Fiyatı Belli Oldu

Ulusal Süt Konseyi (USK) çiğ sütün referans litre fiyatını 15 Kasım 2019 - 31 Aralık 2020 dönemi için 2 lira 30 kuruş olarak belirledi.

USK'nin de  yapılan toplantısında bu yılın Mayıs-Aralık döneminde 2,00 lira olarak belirlenen çiğ sütün referans litre fiyatı 15 Kasım 2019 - 31 Aralık 2020 dönemi için revize edildi ve 2 lira 30 kuruşa yükseltildi.

Çiğ sütün minimum yağ değerinin yüzde 3,6 minimum protein değerinin de 3,2 olması kararlaştırıldı.
 
03.10.2019
Devamı

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: “Tarım ve Orman Bakanlığı’na buradan sesleniyorum. Biz planlamaya her türlü desteği vereceğiz”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar bugün yaptığı basın açıklamasında çiftçilerin kanayan yarası olan konuları dile getirdi.
TZOB Başkanı Bayraktar; “Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanının geldiğini, çoğu çiftçinin ise kredi vadelerinin geçtiğini bildirerek, “Çitçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını ve kredi borçlarının acil olarak yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Bunu hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz. Bu konuda talep çok fazladır” dedi.

Bayraktar, Birlik Merkezinde düzenlediği basın toplantısında Eylül ayı üretici-market fiyatlarını açıkladı, tarımdaki güncel sorunları değerlendirdi. Eylül ayı sonu itibarıyla çoğu üründe hasadın tamamlandığını, Ekim ayı itibarıyla yeni bir üretim sezonuna girildiğini vurgulayan Bayraktar, “Biz de hasatlara katıldık. 19 Eylül’de Şanlıurfa’da, 23 Eylül’de Edirne’de çiftçilerimizle bir aradaydık. Çiftçimizin durumunu net bir şekilde gördük. Şunu söylemeliyim, çiftçimizin sıkıntıları var. Geçtiğimiz üretim sezonunda, çiftçimiz bir taraftan afetlerle mücadele etti, diğer taraftan da artan girdi masraflarının yükünü çekti. Gecesini gündüzüne katarak çalıştı ama tarlasından, bahçesinden beklediği geliri elde edemedi” diye konuştu.
 
-“Yeterli geliri sağlayamadığı için çiftçimiz borcunu ödeyemedi”-
 
Yeterli geliri sağlayamadığı için çiftçinin borcunu da ödeyemediğini, yeni üretim sezonunun masraflarını da karşılayamadığına dikkati çeken Bayraktar, şunları söyledi:
“Çiftçimiz rahatlatılmalı. Özellikle hükümetimizden beklentilerimiz birkaç yıldır doğal afet geçiren çiftçilerimiz var. Bunların önemli bir miktarda borç stoku var. Üreticimizin bu sezonki kredi borcunun yanı sıra geçen yıldan ertelenen borcu da bulunmaktadır. Bunları, tüm borçların bir hasat sezonunda, defaten ödenmesi mümkün değildir.

Bunun dışında maliyetlerimiz yüksek. Para kazanamayan üreticilerimiz var. Bunlar da borçlarını ödemekte zorlanıyorlar. Eylül sonu Ekim başı gibi kredi vadeleri de geldi. Borçlarını ödeyemedikleri takdirde hepsi icralık olacak. Bugünler çok önemli acil olarak hükümetimizden borçların yapılandırılmasını bekliyoruz. Türkiye’nin her tarafından yoğun bir şekilde çiftçilerimizden talep var. Borçların acil olarak yapılandırılması gerekiyor. Bunu da hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Ve bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz.

Dün söyledik bugün de söylemeye devam ediyoruz. Hasat sonrası bekleyen kredi taksitlerinin ödeme zamanı gelmiş, çoğu çiftçimizin ise kredi vadeleri geçmiştir. Çiftçilerimize, alacaklı kurumlar uyarı yazıları göndermektedir. Kefiller ile asıl borçlular arasında sorunlar her geçen gün artmaktadır. Çitçilerimiz dört gözle borç erteleme kararını ve kredi borçlarının acil olarak yeniden yapılandırılmasını beklemektedir. Bunu hükümetimizden talep ettik. Bekliyoruz. Bu yapılandırmayı da faizsiz olarak istiyoruz. Bu konuda talep çok fazladır. Acilen çiftçilerimizin borçları faizsiz olarak ertelenmeli ve yeniden yapılandırılmalıdır.”
 
-“Artan girdi fiyatları üretimi tehdit eder hale geldi”-
 
Artan girdi fiyatlarının üretimi tehdit eder hale geldiğini belirten Bayraktar, şöyle devam etti:
“Üretimin sürdürülebilirliği ve verimliliğin sağlaması için başta elektrik, sulama, ilaç, gübre, mazot, yem olmak üzere girdi maliyetleri acilen düşürülmelidir. Özellikle elektrik fiyatları son zamanlarda çiftçimizi çok fazla zorlar hale gelmiştir. En son 1 Ekim tarihinden geçerli olmak üzere üreticilerimizin kullandığı elektriğin fiyatı yüzde 14,9 artmıştır. Tarımda elektriğin kilowattsaat fiyatı 70,2 kuruştan 80,6 kuruşa çıkmıştır. Oysa bu rakam konutlarda 69,3 kuruştur. Çiftçimiz, bu elektrik fiyatıyla, 82 milyon nüfusu, 5 milyon aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancıyı, 45 milyon turisti doyurmaya çalışmaktadır. Zaman geçirilmeden tarım ve hayvancılıkta, elektrik üzerindeki yüzde 18’lik KDV sıfırlanmalıdır. Yüzde 1 Enerji Fonu ve yüzde 2 TRT payı kaldırılmalıdır. Çiftçimizin her ay elektrik parası ödemesinin imkanı yoktur. Elektrik tahsilatı hasat dönemlerinde yapılmalıdır.”
 
-“Mısırda piyasada oluşan fiyat, maliyetin altında kalmıştır”-
 
Mısır üreten çiftçilerin de sorunları bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Piyasada oluşan fiyat, maliyetin altında kalmıştır. Yüzde 30 rutubetli mısır fiyatları serbest piyasada kesintiler düşüldükten sonra 730 liraya kadar gerilemiştir. Bu fiyatlarla üreticimizin tarlada kalması mümkün değildir. Girdi fiyatlarındaki artışa rağmen fiyatın bu seviyelere inmesi üreticimizi mısır üretiminden uzaklaştıracaktır. Piyasa fiyatlarının gerilememesi için mısır hasadı devam ederken, ithalat yapılmasının da önüne geçilmelidir. Fiyat istikrarsızlıkları sebebiyle oluşan üretici zararı mısır prim destekleri artırılarak telafi edilmelidir. Yaptığımız görüşmede TMO Genel Müdürü, üreticiden gelen mısırın tamamını alacağını üreticiyi mağdur etmeyeceğini iletmiştir. Üreticilerimiz fiyatlar daha da düşecek diye panik içinde hasat yapmamalıdır. Üretici ürününü lisanslı depolara koymalıdır. Lisanslı depolar, kurutma maliyetini özel sektör seviyesine çekmelidir. Lisanslı depoya götürülen ürün daha yüksek fiyattan alıcı bulacaktır. Fiyat da lisanslı depolarda sabit olacağı için düşüşlerden etkilenmeyecektir.”
 
-“Sütte ve besi hayvancılığında sorunlar devam ediyor”-
 
Sütte ve besi hayvancılığında sorunların devam ettiğine dikkati çeken Bayraktar, şöyle dedi:
“En son 23 Eylül’de Tekirdağ’da Ziraat Odaları Başkanları ve Süt Birliği Başkanlarıyla bir araya geldik, çiftçimizin sorunlarını ele aldık. Buradan bir kez daha dile getirmek istiyorum. Üreticimiz sürdürülebilir bir gelir elde edemiyor. Sektörde kazan kazan yok. Sanayici kazanmaya devam ederken, süt üreticimiz geçimini sağlayamıyor. Üretici de kazanırsa sistem yürür.
Halen çiftçimizin eline çiğ sütte litre başına ortalama 1 lira 83 kuruş geçiyor. Bu fiyatın çok daha altında süt satan üreticilerimiz de var. Sadece biz değil, uzmanlar da söylüyor. Süt/yem paritesi 1,5 olmalıdır diyorlar. Yani üreticimiz 1 kilogram sütle 1,5 kilogram yemi rahatlıkla alabilmelidir. Bugün alamıyor. Parite 1,1 civarında seyrediyor. Süt yemi fiyatı halen 1 lira 67 kuruş civarında. 1,5 paritenin tutturulabilmesi için çiğ sütün litre fiyatı 2 lira 51 kuruşa yükseltilmelidir.
Önümüzdeki aylarda maliyetler daha da artacak. Süt hayvancılığımız için zorlu bir dönem başlayacak. Hayvanların kesime gitmemesi için acilen tedbir alınmalıdır.
 
-“Beside piyasada neredeyse yaprak kımıldamıyor”-
 
Sadece süt hayvancılığında değil besi hayvancılığında da ciddi sorunlar yaşanıyor. Piyasa da hayvan alım satımları durağan vaziyette. Hayvan fiyatlarında geçen yıla göre düşüş var. Besilik hayvanını satmak isteyen de kesime gelip hayvanını kestirmek isteyen de memnun değil. Üreticilerimiz, devletin bu duruma el atmasını bekliyor.
Bazı yerlerde yağsız karkas kilogram fiyatı 28-28,5 liraya kadar düştü. Et ve Süt Kurumu yerli hayvanı 32 liraya, ithal hayvanı ise 31 liraya kesiyor ama kesim için çok az hayvan kabul ediyor. Konya ilinde günde 80 hayvanı ancak kesiyor, 56-57 gün de vade yapıyor. Özel sektörde de durum pek farklı değil. Kasaplar hayvanı 28,5 liraya, 1 ay vadeli hem de nazlanarak kesiyorlar. En az 33-34 lira olması gereken fiyatlar, 28 liraya kadar düşmüş vaziyette. Üretici Eylül ayı itibariyle 1 kilogram karkas et sattığında; 2016 yılında 29,18 kilogram yem alabiliyordu. Bu rakam, 2019 yılında 19,11 kilograma geriledi.”
 
-“Besicilikte üreticinin alım gücü her gezen gün azaldı”-
 
“Görüldüğü üzere üreticinin alım gücü her geçen gün azalmıştır ve azalmaya da devam etmektedir” diyen Bayraktar, şunları söyledi:
“Önünü göremeyen, ahırına bağladığı hayvanı kesim zamanında kaça satacağını bilemeyen, yem fiyatlarının besi boyunca ne kadar artacağını kestiremeyen üretici, ahırına yeni mal koymakta tereddüt etmektedir.
Üreticilerimiz;
Kısa, orta ve uzun vadede ithalatı bitirecek politikalar uygulanmasını,
Yem piyasasına müdahale edilmesini,
Ahırlarına koydukları hayvanlar için kendilerine besi sonunda üretimi sürdürebilecekleri fiyatın garanti edilmesini (destekler+piyasa müdahalesi ile),
Kredi borçlarının faizsiz uzun süreye yayılmasını talep etmektedirler.”
 
-“Birçok üründe destek yetersiz kaldı”-
 
Desteğin, maliyetlerin bu kadar arttığı bir ortamda çiftçi için vazgeçilmez bir unsur olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Bilindiği gibi Tarım Kanunu’nda “bütçeden ayrılacak kaynak gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inden az olamaz” hükmü bulunmasına rağmen, desteklerin milli gelire oranı yüzde 0,4’e gerilemiştir. Her fırsatta birçok üründe desteğin yetersiz kaldığını dile getiriyoruz. Çiftçimiz de hükümetimizden daha fazla destek bekliyor. 2019 yılı destekleriyle ilgili kararname henüz yayınlanmadı. Hükümetimizden tarıma verilen desteğin azaltılmamasını, hatta üretimi destekleyecek düzeye çıkarılmasını talep ediyoruz” dedi.
Çiftçinin üretimden vazgeçmesi halinde bu fiyatların aranacağını bildiren Bayraktar, “Üretimi artırmak durumundayız. Bizim bütün gayemiz bu olmalıdır. Her zaman söylediğimiz gibi üretim, üretim, üretim. Tarım sektöründe ve diğer sektörlerde üretimin önündeki bütün engelleri kaldırmamız gerekiyor” diye konuştu.
 
-Üretici-market fiyatları-
 
Basın toplantısında, Eylül ayı üretici market fiyatlarını açıklayan Bayraktar, market fiyatlarında, Eylül ayında, 5 üründe fiyat değişimi görülmezken, 11 üründe azalma, 21 üründe ise fiyat artışı gerçekleştiğini, kuru soğan, kuru kayısı, dana eti, toz şeker ve yeşil soğan fiyatında değişim olmadığını bildirdi.
Fiyat düşüşünün markette yüzde 41,39 ile en fazla limonda meydana geldiğini belirten Bayraktar, şöyle konuştu:
“Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 12 ile elma, yüzde 8,11 ile kuru incir izledi. Kuru üzüm, fındık, kaşar peyniri, beyaz peynir, yeşil mercimek, süt, tereyağı ve kuzu etinde fiyatlar yüzde 0,39 ile yüzde 1,72 arasında değişen oranlarda azaldı.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 44,31 ile patlıcanda oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 32,73 ile sivri biber, yüzde 32,25 ile kabak takip etti. Fiyat marulda yüzde 20,22, salatalıkta yüzde 15,95, domateste yüzde 13,47, pirinçte yüzde 8,50 arttı. Kırmızı mercimek, yoğurt, yumurta, kuru fasulye, tavuk eti, patates, nohut, yeşil fasulye, Antep fıstığı, mısırözü yağı, havuç, maydanoz, ayçiçeği yağı ve zeytinyağında fiyatlar yüzde 0,58 ile yüzde 4,84 arasında değişen oranlarda yükseldi.”
Üretici fiyatlarında ise; Eylül ayında 7 üründe fiyat değişimi görülmediğini, 6 üründe azalma, 16 üründe ise fiyat artışı meydana geldiğini, yeşil fasulye, havuç, maydanoz, kuru soğan, kuru kayısı, süt ve yeşil soğan fiyatında değişim olmadığını bildiren Bayraktar, şöyle dedi:
“Fiyat düşüşü üreticide yüzde 43,60 ile en fazla limonda görüldü. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 10 ile kuru incir takip etti. Fiyat, kuru üzümde yüzde 1,70, fındıkta yüzde 1,54, Antep fıstığında yüzde 1,09, dana eti yüzde 0,49 geriledi.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 80,33 ile patlıcanda meydana geldi. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 52,17 ile kabak,  yüzde 51,28 ile sivri biber izledi. Patateste yüzde 29,55, salatalıkta yüzde 24,07, pirinçte yüzde 20, yeşil mercimekte yüzde 17,55, domateste yüzde 12,64, yumurtada yüzde 9,22, elmada yüzde 7,24 arttı. Yumurta, elma, marul, nohut, zeytinyağı, kuru fasulye, mercimek ve kuzu eti fiyatlarında yüzde 0,32 ile yüzde 4,35 arasında değişen oranlarda yükseldi.”
 
-Fiyat değişimlerinin nedenleri-
 
Eylül ayında marketlerde ve üreticide fiyatı en fazla düşen ürünün limon, fiyatı en fazla artan ürün ise patlıcan olduğuna dikkati çeken Bayraktar, “fiyatı artan ürünlere baktığımızda, patlıcan, kabak, sivri biber, salatalık, domates gibi ürünlerde açıkta yetiştiriciliğin sonuna yaklaşılması, kıyı bölgelerdeki seralarda ise henüz hasada girilmemesi fiyatları yükseltti. Patates üretiminde ise hasadın yaklaşık yüzde 50’sinin tamamlanmış olması fiyatlara yansıdı. Yeni sezona ait pirinç ve elma fiyatlarında artan maliyetlerin etkisi görüldü. Yeşil ve kırmızı mercimekte tohumlukların ayrılmaya başlaması fiyat artışında etkili oldu. Fiyat düşüşünde limon ilk sırada yer aldı. Kuru incirde tüccarın alımları tamamlaması fiyata yansırken, kuru üzümde ise tüccarın peşin alım yapması etkili oldu” dedi.
 
-Üretici-market fiyat farkı-
 
Eylül ayında üretici ve market fiyatları arasındaki farkın yüzde 334,50 ile en fazla mandalinada görüldüğünü, mandalinadan sonra fiyat farkının sırasıyla, kuru kayısıda yüzde 307,25, nohutta yüzde 288,45, kuru soğanda yüzde 284, domateste yüzde 277,69 olduğunu bildiren Bayraktar, “mandalina 4,3 kat, kuru kayısı 4,1 kat, nohut 3,9 kat, kuru soğan 3,8 kat, domates 3,8 fazlaya tüketiciye satılmaktadır. Üreticide 80 kuruş olan mandalina 3 lira 48 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 40 lira 73 kuruşa, 2 lira 80 kuruş olan nohut 10 lira 88 kuruşa, 50 kuruş olan kuru soğan 1 lira 92 kuruşa tüketiciye ulaşmaktadır” diye konuştu.

Bayraktar, şunları söyledi:
“Görüldüğü gibi üretici market fiyatları arasındaki makasta sorun devam ediyor.
Tarladan markete olan zincirin kısalması, fiyatların çiftçimiz lehine oluşturulabilmesi, tüketicilerimizin de uygun fiyatla ürün almalarının sağlanmasının yolu kuşkusuz ekonomik örgütlenmeden ve planlı üretimden geçiyor.

Üreticilerin üretim ve pazarlamada ortak hareket ve örgütlü hareket etmelerini teşvik edici mekanizmaların geliştirilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bu örgütlerinin finansal bakımdan daha güçlü hale gelmesi, etkinlik ve işlevselliklerinin artırılması sağlanmalıdır.
Görüldüğü üzere çiftçimizin durumu gün gibi ortadadır. Kazananın da kim olduğu bellidir.
Maliyet çiftçimizin üzerindedir ama kazanan tüccarından, marketine çiftçimizin dışındaki herkestir.”
Şemsi Bayraktar, basın toplantısının bitiminde basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Tarımda yeni ekim sezona girildiğini bildiren TZOB Genel Başkanı Bayraktar, çiftçiye, tabii afetlerden uzak, bol ve bereketli bir üretim sezonu diledi.
 
 
02.10.2019
Devamı

Tezel: 'Süt hayvancılığıyla sürdürülebilir refahı yakalayabiliriz'

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, süt hayvancılığının da tarım sektöründe aylık düzenli gelir getiren bir kaynak ve yüksek finansal esnekliği olan bir yatırım olduğunu vurgulayarak, 'Dolayısıyla sütün tüketiminin sağlığımıza olan faydalarının yanı sıra üretilmesi de çok önemli bir ekonomik faaliyettir. Süt sektörü, insana yakışır iş ve ekonomik büyüme konusunda en duyarlı sektörlerden biridir' değerlendirmesinde bulundu.

Tarık Tezel, tarımsal üretimin ve gıda üretiminin, sadece halkın beslenmesi için bir zorunluluk olmadığını belirterek, bu üretimin aynı zamanda sürdürülebilir refaha ulaşmak için bir gereklilik olduğunu kaydetti. Süt üretiminin kalkınma için önemine işaret eden Tezel, 'Doğru koşullarda süt hayvancılığı yapılarak daha iyi bir iş, daha iyi bir gelir arayışı için göç etmeye gerek kalmadan, insanın doğup büyüdüğü topraklarda sürdürülebilir bir refah seviyesini yakalayabileceği inancındayız' ifadesini kullandı. Sütçülüğün gıda güvenliğini olumlu yönde etkilemesini temin için kademeli olarak ev içi çiftçilikten aile çiftçiliğine ve çiftlik işletmelerine geçiş için strateji ve planlar oluşturmaları gerektiğini vurgulayan Tezel, 'Sürdürülebilir süt hayvancılığı; süt üretimini, çiftlik verimlilik ve karlılığı ile insan ve hayvan refahını iyileştirirken, çiftliklerin karbon ayak izini de azaltacak sistemler oluşturmaktır' dedi.
 
01.10.2019
Devamı

'1000 Çiftçi 1000 Bereket’

Cargill, ülkemizin çiftçilerini sürdürülebilir tarım uygulamaları konusunda destekleyip verim ve kazançlarını artırmak hedefiyle başlattığı ‘1000 Çiftçi 1000 Bereket’ kurumsal sosyal sorumluluk programı kapsamında, mısır tarımında güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının gelişmesine katkı sunmak amacıyla İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimleri’ne başladı.

 Bu yılın başında hayata geçirdiği “1000 Çiftçi 1000 Bereket” programıyla çiftçilerin verimliliklerini ve refahlarını artırmak için çalışmalar yapan Cargill, Türkiye’de mısır tarımında güvenli ve sağlıklı çalışma ortamının oluşturulmasına katkı sunmak için, Konya’nın Çumra, Karaman, Ereğli ve Karapınar ilçelerinde iki gün süren eğitim programları gerçekleştirdi.

Mersin, Adana, Konya, Karaman, Manisa ve İzmir’de mısır tarımı yapan 1000 çiftçi ile yürütülen program kapsamında üreticiler, iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarıyla bir araya geliyor. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili farkındalık oluşturulması ve üretimde bu kültürün yerleşmesi amacıyla düzenlenen eğitimlere Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) uzmanları da katılıyor. Çiftçilerin yenilikçi dijital araçlara erişimini sağlayarak refah artıran tarım uygulamalarının yaygınlaşmasını hedefleyen program kapsamında üreticiler, alanında uzman ziraat mühendislerinden zirai ve teknik danışmanlık almaya ise devam ediyor.

2019 üretim sezonundan başlayan ve üç sezona yayılması planlanan “1000 Çiftçi 1000 Bereket” programı Mersin, Adana, Konya, Karaman, Manisa ve İzmir illerinde mısır tarımıyla uğraşan 1000 çiftçi ile yürütülüyor. İlk yıl program kapsamında 1000 çiftçi ekim öncesi ziyaret edildi ve tarlalarında dijital toprak analiz cihazı ile toprak analizleri yapıldı. 22 ziraat mühendisinin görev aldığı programda çiftçiler, ekimden hasada kadar doğru gübreleme, sulama yöntemleri ve hastalıklarla mücadele konusunda verilen danışmanlık hizmetinden yararlanıyor. Çiftçiler 444 5 175 numaralı telefon hattından ulaşabildikleri 1000 Çiftçi 1000 Bereket Danışma Hattı kanalıyla her türlü zirai problemlerini uzman ziraat mühendislerine danışabiliyor ve Çiftlik Yönetim Sistemi online portalı ile de tarlalarını bir işletme gibi yönetme imkânı buluyorlar.
 
01.10.2019
Devamı

75 Milyon Olan Yıllık Fidan Üretimi, Son 16 Yılda Ortalama 350 Milyona Yükseldi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) son yıllarda ağaçlandırma çalışmalarında gösterdiği büyük başarıyı fidan üretiminde de yakaladı. 1992-2002 yılları arasında ortalama yıllık 75 milyon fidan üretimi gerçekleşirken, son 16 yılda yapılan çalışmalar ile yıllık fidan üretim miktarı ortalama 350 milyon adete yükseldi.

Eskiden fidan ithal edildiğini hatırlatan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli "Son yıllarda nasıl ki ağaçlandırma konularında büyük bir mesafe ve başarı elde etmişsek, fidan üretimi hususunda da önemli mesafeler kat ettik. 2003 öncesi 1992-2002 yılları arasında ortalama yıllık 75 milyon fidan üretimi gerçekleşirken, son 16 yılda ortalama yıllık 350 milyon adet fidan üretim rakamını yakaladık. Bazı yıllar ise bu üretim miktarımız 470 milyon adete kadar da yükseldi" dedi.

2018'de 320 Milyon Fidan Üretildi

Ülke geneline yayılmış olan orman fidanlıklarının üretim kapasitelerini ihtiyaca göre artırdıklarını vurgulayan Pakdemirli "Yıllık fidan üretim kapasitemizi son 10 yılda 54 milyon arttırdık. Bu çerçevede geçen yıl 320 milyon fidan üreterek bu fidanları toprakla buluşturduk. Ayrıca üretilen bu fidanlar ile belediyeler ve vatandaşlar başta olmak üzere toplumun her kesiminin fidan ihtiyacını karşıladık" değerlendirmesinde bulundu.

Üretimi Yapılan Türler Arttı
Orman fidanlıklarında üretilen tür sayısını son 5 yılda 400'den 854 adete çıkardıklarının da altını çizen Bakan Pakdemirli "Bu yıl Ağustos ayı itibarıyla 183 milyon fidan üretim rakamını yakaladık. Nesli tehlike altında olan ardıçların toplu üretimini ise kimyasal yöntemler kullanmadan Dünya'da ilk kez biz başardık" açıklamasını yaptı.

Ayrıca alıç, ahlat, üvez, kuşburnu gibi yöresel türlerden her yıl ortalama 23 milyon fidan ürettiklerini ifade eden Bakan Pakdemirli "Bu fidanlar ile yaban hayvanlarının gıda ihtiyaçlarını güvenceye alıyoruz. Diğer yandan her yıl ortalama 8 milyon adet tıbbi ve aromatik bitkiyi de üretiyoruz" diye konuştu.

Tohum Üretiminde Artış
Tohum üretim noktasında da artışlar yaşandığını belirten Bakan Pakdemirli "2003 yılında üretilen tohum üretim miktarı 100 ton iken 2018 yılında ibreli ve yapraklı orman ağacı türleri ile süs bitkilerinden, 223 ton tohum üretimi yapıldı." diyerek sözlerini tamamladı.
 
01.10.2019
Devamı

Çiftçilere yem bitkisi tohumu dağıtıldı

DAP İdaresi tarafından "Bitkisel Üretim Altyapısının Geliştirilmesi Projesi" kapsamında, 155 ton tritikale tohumu ile 52 ton macar fiği tohumu Erzurum'daki çiftçilere dağıtıldı.

Ekim sezonuna kavuşturulan dağıtım, Erzurum Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yerleşkesinde gerçekleştirildi. 23-24 Eylül tarihinde Aşkale ve Aziziye ve Pasinler ilçelerinde dağıtılan tohumların ardından, 26 Eylül 2019 tarihinde ise tohumların diğer ilçelere dağıtımı gerçekleştirildi. Hayvanların et ve süt verimini artıracak uygulamayla 800 ila bin çiftçiye ulaşmak hedefleniyor.

DAP İdaresi Başkanı Adnan Demir, burada yaptığı konuşmada, 2016 yılında, Erzurum'da pilot uygulamayla başlatılan yem bitkisi uygulamasının bölge illerinde yaygınlaşmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Erzurum Valiliği ile imzalanan protokol kapsamında, 1 milyon lira ödenekle, yem bitkileri tohumunun Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinasyonunda Erzurum'daki bütün ilçelere dağıtılacağını ifade eden Başkan Demir, konuşmasında, DAP İdaresi tarafından başlatılan değişim ve dönüşümün önemine dikkat çekti.

Hayvancılıkta önemli bir yere sahip olan Erzurum'da en büyük problemin yem bitkisi olduğunu belirten Başkan Demir, sonbaharda ekimi yapılan ve kıraç arazide bile yetişen, buğday ve çavdarın melezlenmesinden elde edilmiş, protein değeri çok yüksek tritikalenin, macar fiği tohumuyla karışık ekilmesini istedi.

Hayvanların kaliteli kaba yemle beslenmesinde rasyoyu tarlada hazırlanın yolunu açmak istediklerini dile getiren Başkan Demir, "Avrupa öyle yapıyor, biz neden yapmayalım" dedi.

Hiçbir protein değeri bulunmayan ve sadece tokluk hissi veren saman ile hayvancılıkta beklenen verimin sağlanamayacağına dikkat çeken Başkan Demir, "Eğer, süt verimini artıramıyorsak, et verimini artıramıyorsak demek ki hayvanın beslenmesinde bir sıkıntı var. Aslında yeterli hayvan sayımız var, asıl problemimiz nitelik" ifadelerini kullandı.

Silajlık kaba yemin ve hayvancılıkta maliyet hesabının önemli olduğunu söyleyen DAP İdaresi Başkanı Adnan Demir, şunları kaydetti:

"Hayvancılık girdi maliyetinin yaklaşık yüzde 65-70'ini oluşturan kaba yemin kaliteli bir şekilde üretilmesi ve ucuza mal edilmesi gerekiyor. Minimum maliyetle maksimum faydayı sağlayacak şekilde ekim alanının yaygınlaştırılması lazım. Zaten hayvancılıkta önemli olan iki şey et ve süttür. Hayvan başına süt verimini artırmak istiyorsak, karkas ağırlığı artırmak istiyorsak hayvanın yediği yeme dikkat etmek gerekiyor. Enerji ve proteini bünyesinde barındıran kaba yemlerdir. Kaliteli kaba yemin silaj yapılıp hayvana verilmesi lazım. İşte o zaman beklenen fayda sağlanabilir. Avrupa'da saman, hayvanların yemesi için değil altlık olarak kullanılıyor. Samanın enerji ve proteini yok gibidir. Sadece hayvana tokluk hissi verir. Onun için samanla hayvancılık olmaz. Bizim yaptığımız ise hem farkındalık oluşturmak hem de bu işi yaygınlaştırmak"

Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar ise tohumlar dağıtılmadan önce çiftçilere bu konuda eğitim verdiklerini, eğitime katılan ve başarılı olanlar arasından kura ile çiftçilerin belirlendiğini söyledi.

Proje kapsamında, tritikale ve macar fiğini karışık ekmek isteyen çiftçiye tohumların hibe yoluyla dağıtıldığını söyleyen Akar, sadece tek tohumu ekmek isteyen çiftçiden yüzde 20 tohum bedeli ücreti alınacağını söyledi. Tohum verilecek çiftçilerde ÇKS kaydı aranacağını, en az 10 da araziye sahip olmak ve 20 büyükbaş veya dengi küçükbaş hayvana sahip olmanın çiftçilerin tohum desteği almasına yeterli şart olduğunu belirtti.

Akar, can suyu niteliğindeki bu uygulaya destek saplayan DAP İdaresi'ne teşekkür ederek, tohumların çiftçilere hayırlı olmasını ve ürünlerinin bereketli olmasını diledi.
 
30.09.2019
Devamı

Özcan Sessizliğini Neden Koruyor?

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Sayın Özcan’a geçtiğimiz günler ’de Anadolu İzlenimleri olarak bazı sorular sormuştuk. Gel gelelim aradan iki hafta geçmesine rağmen Özcan’dan tarafımıza iletilmiş henüz bir açıklama yok. Kamuoyunun ve yetiştiricilerin merak ettiği bu hususlar başkan Özcan tarafından açıklanmazken, haberimizin ardından birçok kesim ve yetiştiricilerden çok sayıda telefon aldık. Aldığımız bu telefonlar doğrultusunda yetiştiriciler, TDSYMB Başkanı Özcan’ın bu sorulara cevap vermesini bekliyor.

Diğer taraftan edindiğimiz bilgilere göre TDSYMB önümüzdeki günlerde bir mali genel kurula hazırlanıyor. Başkan Özcan Merkez Birliğinin mali genel kurulunda bu sorduğumuz soruların cevabını genel kurul üyelerine açıklayacak mı?

Başkan Özcan Merkez Birliğinde 2 yılık bir süreçte ne gibi çalışmalar yaptı? Başkan Özcan göreve geldiğinde Merkez Birliğinin kasasını ne kadar bir para ile devraldı? Merkez Birliğinde hangi projeler yapıldı. Bu projelere ne kadar harcamalar yapıldı?

Ankara Kızılay’daki Starton otelinde Merkez Birliğinin adına bugüne kadar kimler konakladı?

Merkez Birliğinin misafir hanesi varken 2 yılda (2018 ve 2019 yıllarında)bu otele ne kadar ödeme yaptınız? Metin beyi ağırladınızmı?  kimleri ağırladınız?

Sayın Özcan hem otelde kalıp, hem harcırah aldınız mı?

Merkez Birliği Genel Başkanı Özcan’dan hem bu sorulara hem de daha önceki yönelttiğimiz diğer soruların cevaplarını kamuoyu adına bir kez daha bekliyoruz.
 
30.09.2019
Devamı

Başkan Ali Eroğlu: 'Kuduz hastalığıyla mücadelede toplumsal bilinç artırılmalı'

Türk Veteriner Hekimleri Birliği 28 Eylül Dünya Kuduz Günü nedeniyle konuyla alakalı farkındalık ve bilinçlendirme toplantısı yaptı. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimler Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Kuduz hastalığıyla mücadelede toplumsal bilinç artırılmalı." dedi.



Türk Veteriner Hekimleri Birliği 28 Eylül Dünya Kuduz Günü nedeniyle farkındalık oluşturmak ve halkı bu konuda bilinçlendirmek için toplantı yaptı. Dünya Sağlık Örgütüne (WHO) göre, kuduz hastalığı dünyanın en ölümcül bulaşıcı hastalıklarından biri olarak kabul edilen kuduz hastalığı nedeni ile her gün 160 kişi, her 9 dakikada bir 1 kişi ve yüzde 40'ı çocuk olmak üzere yılda 59 bin kişinin hayatını kaybettiğinin altını çizen Eroğlu, “İnsanlar birlikte hareket ederek kuduz hastalığının kontrolü ve eradikasyonu ile ortak mücadelesine vesile olmak için amacıyla ‘Kuduzla Mücadele Küresel Birliği’ tarafından kuduz aşısını keşfeden Louis Pasteur’ün ölümünün anısına Dünya Kuduz Günü olarak 28 Eylül tarihi seçilmiştir. 2007 senesindenden bu yana da Dünya Kuduz Günü olarak kutlanmaktadır. Bu yılın teması olarak ‘Aşılat ve Yok Et’ olarak seçilmiştir.” şeklinde konuştu.

Kuduz Halk Sağlığı Açısından Büyük Önem Taşımaktadır
Başkan Eroğlu konuşmasında şu konulara değindi: “Halk sağlığı açısından büyük önem taşıyan kuduz hastalığı, insan, evcil ve vahşi hayvanlarda görülen ve hayvanlardan insanlara geçen % 99.9 oranında ölümcül aynı zamanda % 100 oranında da önlenebilir bir hastalıktır. Kuduz, tilki, kurt, çakal gibi yabani memeliler ve köpek, kedi, inek, koyun, keçi gibi evcil hayvanlardan insana ısırık, salya ve tırmalama gibi yollarla bulaşabilmektedir. Kuduz hastalığı ülkemizde yaygın olarak görülmekte olup, hastalık köpek ve tilki kaynaklı olmak üzere iki farklı siklus şeklinde devam etmektedir. Köpek kaynaklı kuduz, Trakya ve Orta Anadolu’nun bazı illeri hariç diğer bölgelerimizde görülmektedir. Tilki kaynaklı kuduz ise Çanakkale, İzmir, Manisa, Aydın, Denizli ve Uşak olmak üzere Ege Bölgesinde ve Orta Anadolu ile Doğuda bazı illerimizde görülmekte olup, bu yıl 2012 yılında olduğu gibi, Ege Bölgesinden tekrar İç Anadolu’ya doğru ilerlemektedir. Tilkilerle ilişkilendirilen ilk vakalar 1999 yılında İzmir İlinde görülmüş olup, 2014 yılında Çorum, Yozgat ve Kayseri İline kadar ulaşmıştır. Hastalık 2018 yılında batıda İzmir ve Balıkesir çevresinde, doğuda ise önceki yıllarda görülen alanlarda devam etmektedir.”
Kuduzla Mücadele Küresel Birliği kuduzun neden olduğu küresel ekonomik yükün her yıl 8,6 milyar dolar olduğunu tahmin etmektedir. Dünya çapında ise her yıl yaklaşık olarak 9 ile 12 milyon kişi kuduz profilaktik aşısı tedavisi olmakta ve toplam maliyeti yaklaşık 2.1 milyar doları bulmaktadır.

Kuduzun Neden Olduğu Ölümler Ortadan Kaldırılabilir
Kuduzla Mücadele Küresel Birliği’ne göre; “Dünyadaki köpek popülasyonunun en az yüzde 70’inin aşılanmasıyla insanlarda kuduz hastalığına bağlı ölümler ortadan kaldırılabilir.”
Bu gün, kuduz hastalığı dünyanın birçok bölgesinde hayvanlar ve insanlar üzerinde ciddi bir tehdit oluşturmakta olup, başta Asya’da ve Afrika ülkelerinde olmak üzere, 150’den fazla ülke ve bölgede halen hastalık görülmektedir.

Ülkemizde, geçmişte ağırlıklı olarak köpekler aracılığıyla yayılan hastalık, son yıllarda değişim göstermiştir. Hastalık, sokak köpeklerinden tilkilere, tilkilerden tekrar sokak köpeklerine, bunun yanında yabani hayvanların saldırıları ile meralarda çiftlik hayvanlarına bulaşmaktadır. Sahipli hayvanlar, sahipsiz hayvanlar ve yabani hayvanların eş zamanlı bağışıklığı sağlanamadığından, hastalık bu gruplar arasında sirküle olmakta ve yok edilememektedir. Bunun doğal sonucu olarak Ülkemizde, yıllık 230-240 bin insan kuduz şüpheli ısırık vakası yaşanmakta ve bazen insan ölümleri ile karşı karşıya kalınılmaktadır. Bu kapsamda sahipli ve sahipsiz hayvanların kuduz aşısının yapılması ve/veya yaptırılması ve denetlenmesi, yaban kaynaklı kuduz hastalığına karşı sürekli bir oral aşılamanın devamı gerekmektedir.
 
28.09.2019
Devamı

Ülkemizin Tabiat Anıtı Sayısı 115’e yükseldi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ülkemizin doğal güzelliklerini koruma altına almaya devam ediyor.

 DKMP Genel Müdürlüğü, ülkemizin doğal, kültürel ve rekreasyonel kaynak değerlerine sahip yerlerini, 2873 Sayılı Milli Parklar Kanunu kapsamında milli park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanı ve tabiat anıtı olarak tescil ederek koruma altına alıyor.



Ülkemizin ulusal düzeyde öneme sahip alanlarının korunarak sürdürülebilirliğinin sağlanması, bu sahalarımıza olan farklı kullanım taleplerinin kontrollü ve planlı bir şekilde karşılanabilmesi ve buraların koruma-kullanma dengesi gözetilerek gelecek nesillere bırakılması gayesiyle yeni bir tabiat anıtı ilan edildi.
 
Hatay Hassa ilçe sınırları içinde bulunan lav tüpü mağaraları ve leçeliklerinde 2016 yılından beri sürdürülmekte olan bilimsel araştırmalar sonucunda, 1.189 hektarlık saha ülkemizin 115. tabiat anıtı olarak tescil edildi.
 
Dünya üzerinde oldukça nadir rastlanan ve çok önemli bir jeomorfolojik kaynak değeri olan lav tüpü mağaraları ülkemizde sadece Hassa’ da tespit edildi. Yöre halkı tarafından “leçe” olarak adlandırılan alan, magmanın yüzeyde serbest akışından çok, neotektonik dönemde (genç tektonik dönem – 60 milyon yıldan genç) yaşlı, yerli kayaçlarda meydana gelmiş yaygın yarık ve çatlakları yüzeye çıkarak dolduran bazaltik magmatizma ve bunun içini boşaltarak tüp haline getiren ikincil bir magmatik evreden oluşuyor.

 Tabiat anıtı olarak tescil edilen saha içerisinde gerçekleştirilen çalışmalarda en uzunu Altınini Mağarası olmak üzere 9 adet lav tüpü mağarada araştırma yapıldı.
 
27.09.2019
Devamı

Menemen Belediyesi’nden Zeytin Üreticilerine Destek

Menemen’de köylerin kalkındırılması ve köylünün desteklenmesi amacıyla yapılan çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Menemen Belediyesi tarafından eksiklikleri tamamlanarak, günümüz şartlarına göre revize edilen Menemen Belediyesi Emiralem Kontinü Zeytinyağı Fabrikası, son teknoloji makineleri ile hizmete girdi.

Menemen Belediyesi’nden zeytin üreticilerine destek

Güçlü ve üreten bir Menemen hayal ettiğini her konuşmasında vurgulayan Menemen Belediye Başkanı Serdar Aksoy Zeytinyağı Fabrikası’nın açılışı nedeniyle yaptığı açıklamada, “Menemen’de köylümüz ile el ele verdik kalkınma için çalışıyoruz. Açtığımız fabrika ve kurduğumuz Tarım ve Hayvancılık Kooperatifi ile Menemen’in zeytinini markalaştırmak istiyoruz” dedi. Serdar Aksoy, yerelden kalkınma için çalışmalarının bundan sonra da devam edeceğini özellikle vurguladı.  
 
27.09.2019
Devamı

Bursa Yenişehir Küçükbaş Hayvancılıkta Kalitesini Tescilledi

Bursa'nın Yenişehir ilçesinde yetiştirilen damızlık koyun ve koçlar Türkiye genelinde düzenlenen fuarlarda birinciliği kimseye kaptırmazken, ilçede son yıllarda Avrupa standartlarında hayvancılık yapılmaya başlandı.

Yenişehirli hayvan üreticileri Avrupa standartlarında tesislerinde yetiştirdikleri kaliteli koyun ırkları sayesinde başarılarını tescilleyerek Avrupa'daki sistemle hayvanların pedigrilerini de tutuyor. Damızlık koyun üreticisi Berkay Yıldız, "İşletmemizde çeşitli katıldığımız fuarlarda hayvanlarımızın kaliteli olduğunu söylemiş belgelerini hayvan üreticilerine göstermiştik. Katıldığımız fuarlarda da birincilik ödülleri alarak kalitemizi Türkiye çapında tescillemiş olduk. Bunun başarısı da hayvanlarımıza iyi bakarak, iyi rasyonla, doğru bir aşılama programı sayesindedir. İşletmemizde ile de france ve suffolk yetiştiriyoruz. İle de France konusunda Türkiye'de 81 ilde satış gerçekleştiriyoruz. Gelen taleplere yetişemiyoruz" diye konuştu.

Yıldız, "İşletmemiz Avrupa standartlarına uygun bir tesistir. Hayvanların zemini komple ızgara sistemiyle donatılmıştır. Avrupa'da pedigrili hayvan dedikleri konuyla alakalı bizde işletmemiz olarak kendimiz çalışma yapıyoruz. Kendi pedigrimizi kendimiz tutuyoruz" dedi.
 
26.09.2019
Devamı

"Tarım Müzesi" projesi için ilk adım atıldı

Türkiye’nin ve Konya’nın en önemli tarım merkezlerinden, 9 Bin yıllık tarihi ile Anadolu’nun en eski çiftçilerinin yaşadığı Çatalhöyük şehri Çumra için önemli bir proje olan tarım müzesi projesi için ilk adım atıldı.

Çumra Belediyesi ( MEVKA )  Mevlana Kalkınma Ajansı ile tarımsal potansiyeli güçlendirmeye yönelik 'Tarım Tarihine Işık Tutan Müze’ proje protokolünü imzaladı.

Protokolün imza törenine ilişkin açıklamalarda bulunan Belediye Başkanı Halit Oflaz, "Tarım Çumra için çok önemli bir konu.  Rabbim ilçemize bereketli topraklar vermiş ve güzel tarım potansiyelimiz var. Tarımın kalkınmasında ve tarım bilincinin yükselmesinde vesile olacak ve Çumralı hemşehrilerimize hizmet verecek Tarım Müzesi projesinin ilk adımını atmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bereketli topraklarımızda gücünü üreticimizden alan potansiyelimiz ile; kavun, pancar ve  buğday gibi ürünlerin yetiştirilmesinde yalnızca ülkemizde değil dünyada da önemli bir konumdayız…  Çumra’nın  ülke ve dünya tarımındaki ağırlığını ve önemini bu projeyle çağın ötesine aktaracağız. Tarım müzesi projesiyle tarımın kalbinin attığı bu topraklarda tarımsal potansiyelimizi daha da  güçlendirmeyi hedefliyoruz.  " dedi.
 
26.09.2019
Devamı

‘Zeytin ile Hayat Projesi’ Bozova’da Başlıyor

Şanlıurfa’da başlayan ‘Yemyeşil Urfa’ kampanyasının ardından kentteki ağaç dikme seferberliği devam ediyor. Bozova İlçesinde İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bozova Ziraat Odası tarafından ‘Zeytin ile Hayat Projesi’ hazırlandı.

Bozova’da İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bozova Ziraat Odası tarafından hazırlanan ‘Zeytin ile Hayat Projesi’ ile 36 bin zeytin fidanı dağıtılması hedefleniyor.
370 bin lira bütçesi olan ve “Bozova'da Zeytinciliğin Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması-Zeytin ile Hayat Projesi” kapsamında önümüzdeki Kasım ayında zeytin fidanı dağıtılması planlanıyor. GAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı tarafından desteklenen proje, yüzde 70 hibe, yüzde 30 çiftçi katkısı ile yürütülüyor.

Toplamda 36 bin fidan hedeflenirken, şu ana kadar ulaşılan sayı ise 11 bin civarında. Öte yandan alınması düşünülen zeytin fidanlarının 2 yaşında, 75 cm- 125 cm boy arasında, gemlik yağlık olması planlanıyor.

Zeytin fidanı almak isteyen çiftçilerin, en az 100 fidan talep etmek kaydıyla Bozova İlçe Tarım Orman Müdürlüğüne dilekçe ile müracaat etmeleri ve zeytin fidanı başına 3,4 TL yatırmaları gerekiyor.
 
 
26.09.2019
Devamı

Tarım arazisinde 1 kilometrelik yarık oluştu

Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesindeki tarım arazisinde, yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda ve yer yer 5 metre derinliğinde yarık oluşması üzerine bölgede inceleme başlatıldı.

Afyonkarahisar'ın Dinar ilçesine bağlı Doğanlı köyünde tarlalarında derin yarıkların oluştuğunu görünce endişelenen köylüler, durumu Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) İl Müdürlüğüne bildirdi.

AFAD ekiplerinin bölgede yaptığı incelemede, yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki oluşumun derinliğinin bazı yerlerde 5 metreyi bulduğu tespit edildi.
Yetkililerin hazırlayacağı raporu, AFAD Başkanlığına sunacağı öğrenildi.

AFAD yetkilileri, kuraklık ve bilinçsiz su kullanımı nedeniyle yeraltı sularının zamanla azalmasına bağlı olarak arazide deformasyonların oluştuğunu bildirdi.
Benzeri durumların, önceki yıllarda yakın çevredeki Haydarlı beldesi ile Bolvadin ve Sultandağı ilçelerinde de görüldüğü belirtildi.

Öte yandan Dinar Kaymakamlığı tarafından arazideki oluşumun doldurulması için çalışma yapılacağı ifade edildi.
Kaynak: AA
 
25.09.2019
Devamı

"Muş Ovası Uluslararası Tarım Kongresi"

Muş Valiliği ve Muş Alparslan Üniversitesince düzenlenen "Muş Ovası Uluslararası Tarım Kongresi" başladı.

Muş Alparslan Üniversitesi 1071 Malazgirt Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen kongrenin açılışına katılan Vali İlker Gündüzöz, iktisadi açıdan tarımın her şeyden önce devletin müdahalesi ve desteğinin gerektiği bir alan olduğunu söyledi.

Tarımın her ülkede devlet tarafından himaye edildiğini belirten Gündüzöz, hükümetin de son zamanlarda tarım alanında önemli çalışma yürüttüğünü ifade etti.
 
Sadece bir sektörden ibaret olmayan tarımın aynı zamanda güvenlik konsepti içinde yer aldığını vurgulayan Gündüzöz, şöyle konuştu:
"Milli güvenlikte bugün gıda, çevre ve enerji güvenliği kavramları asli olarak önümüze çıkmaktadır. Muş, tarım alanında son derece önemli bir potansiyele sahip. Muş Ovası 1700 kilometrekare civarında bir ova. Bunun yanında Liz, Bulanık ve Malazgirt ovalarını hesaba kattığımızda 2 bin 800 kilometrekarelik devasa bir ova potansiyelimiz var. Bu ova potansiyelinin yanında mevsimsel şartlardan dolayı 3 ürün alma kabiliyetimiz zayıf olabilir ama ova varlığı olarak çok önemli bir alana sahibiz."
"Verimdeki artışın en önemli nedenlerinden biri Ar-Ge'" 
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Özkan Kayacan da gıda ve tarım sektörünün insanların beslenmesinde, dış ticarette ülkeye döviz kazandıran en önemli sektörlerin başında geldiğini kaydetti. Türkiye'nin tarım sektöründe son yüzyılda önemli mesafeler katettiğini aktaran Kayacan, "Tarımsal gayrisafi milli hasıla son 10 yılda sürekli artış göstermiştir. Ancak tarımsal hasıladaki hızlı artış bazen talebi karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Bu süreçte tarım sektöründe verim ve kalite artışının önemi gittikçe artıyor. Tarıma yönelik politikaların çok daha önemli olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Verimdeki artışın en önemli nedenlerinden biri Ar-Ge'dir. Yapılan Ar-Ge'de her yüzde bir artışla toplam faktör verimliliği yüzde 0.67 artıyor." diye konuştu.

"Muş Ovası'nın kimyasallarla kirletilmemiş toprakları var"
Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat ise kentte sulama sorununu çözecek baraj, göl ve nehir gibi su rezervlerinin olduğunu belirtti.
Kentin tarımsal açıdan önemli bir merkez olduğunu dile getiren Polat, "Muş Ovası'nın kimyasalla kirletilmemiş toprakları var. En önemli husus genç kırsal nüfusun çok olması. Bu nedenle tarım potansiyelimizi harekete geçirecek bir motivasyon sağlanması durumunda hem ilimize hem de ülkemize çok önemli getiriler sunacaktır." dedi.
Kongreye başkanlık yapan Muş Alparslan Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Uygulamalı Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yaşar Karadağ ise Muş'un Çukurova ve Konya'dan sonra ülkenin 3. büyük ovası konumunda olduğunu söyledi.

Muş'un yonca üretiminde 53 bin hektar alanla Türkiye'de 4. sırada yer almasına rağmen 1 milyon 343 bin ton yeşil ot verimiyle Türkiye'de zaman zaman ilk sırada da yer aldığını aktaran Karadağ, ülke genelindeki hayvan sayısı bakımından da kentin önlerde yer aldığını kaydetti.

Kongre, Türkiye, Tunus, İran, Pakistan, Makedonya, Azerbaycan ve Kırgızistan'daki üniversitelerden gelen bilim insanlarının sunumlarıyla devam etti. 105 bilim insanının katıldığı kongre 27 Eylül'de tamamlanacak.

Programa, İl Jandarma Komutanı Albay Bülent Baykal, İl Emniyet Müdürü Ahmet Arıbaş, akademisyenler, kurum amirleri ve öğrenciler katıldı.

Kaynak: AA
 
25.09.2019
Devamı

Yılda 100 Milyon Metreküp Daha Az Yeraltı Suyu Kullanılacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Mavi Tünel içme suyu isale hattı ve arıtma tesisinin hizmete girmesiyle Konya'da 180 adet yeraltı kuyusunun kapatıldığını, böylece her yıl 100 milyon metreküp daha az yeraltı suyu kullanılacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 2018 yılında açılışı yapılan Mavi Tünel içme suyu isale hattı ve arıtma tesisinin devre alınmasıyla Konya'daki musluklardan memba kalitesinde içme suyu akmaya başladığını belirterek, 1,2 milyon kişinin su ihtiyacının karşılandığını dile getirdi.

Bağbaşı Barajı'nda depolanan suyun 17 kilometre uzunluğundaki Mavi Tünel vasıtasıyla Konya Kapalı Havzasına aktarıldığını ifade eden Pakdemirli, aktarılan suyun bir kısmının arıtma tesisine bir kısmının da sulamaya ayrıldığını belirtti. Hedeflerinin tarımsal sulama ve içme suyunun yanında yeraltı su kaynaklarını da desteklemek olduğunu açıklayan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Konya yıllık ortalama yağış ve sahip olduğu yerüstü suyu bakımından Türkiye ortalamasının altındadır, yeraltı suyu tüketimi ise oldukça yüksektir. Mavi Tünel Projesiyle stratejik öneme sahip yeraltı suyu kullanımını da azaltıyoruz. Projenin devreye girmesiyle içme suyu temininde kullanılan 180 adet yeraltı suyu kuyusu ve 2 adet pompa istasyonu kapatıldı. Bu kuyulardan artık su çekilmiyor. Bu sayede her yıl 100 milyon metreküp daha az yeraltı suyu kullanmış olacağız.

Çumra İçme Suyu Hattında Çalışmalar Sürüyor
Pakdemirli, Mavi Tünel içme suyu arıtma tesisinde arıtılan suyun bir kısmının 23 bin 261 metre uzunluğundaki isale hattı ile Çumra'ya da ulaştıracağını belirterek, "Hattın yaklaşık 9 bin metrelik kısmı tamamlandı. Hattın tamamlanıp Çumra ilçemizi de sisteme dâhil ettiğimizde 8 adet yeraltı suyu kuyusunu daha kapatacağız. Suyun her damlasına sahip çıkmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.
 
24.09.2019
Devamı

Süt Hayvancılığında Sorunlar Büyüyor

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Dermenci,  Süt Hayvancılığı ile ilgili açıklama yaptı. Dermenci yaptığı açıklamada; üretimin devamlılığını sağlamak için acilen süt fiyatının süt-yem paritesi göz önüne alınarak revize edilmesi,  Tarım ve Orman Bakanlığının da süt destek primini artırması gerektiğini vurguladı.

Kırklareli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Dermenci sözlerine söyle devam etti.

“ En son 10 Nisan 2019 da Ulusal Süt Konseyi’nin Ankara’da gerçekleştirdiği toplantı kapsamında; 1 Mayıs-31 Aralık 2019 tarihleri arası 2 TL olarak belirlenen Soğutulmuş Çiğ süt referans fiyatının, aradan sadece 5 ay geçmesine rağmen artan girdi fiyatları, enflasyon oranı ve süt üretimindeki düşüşler neticesinde yetersiz kaldığı, Aralık ayı beklenmeden bir an önce revize edilmesi gerektiği görülmektedir.

Son TUİK verilerine bakıldığında Ülkemizde süt üretiminde yüzde 10’lara varan bir düşüş yaşanmaktadır. Kırklareli’nin süt üretiminde 2018 yılının ilk 6 ayı ve 2019’un ilk 6 ayı karşılaştırıldığında, 2018 yılının ilk 6 ay süt üretim oranı 93.213.621,17 lt olurken, 2019 yılının ilk 6 aylık süt üretim oranı 81.117.546,15 lt olduğu görüşmüştür. Yani süt üretiminde yaklaşık yüzde 15’lik bir düşüş yaşanmıştır. Bu da 6 ay gibi kısa bir zamanda ciddi bir düşüştür.

Süt üretiminin düşüşüne, süt yem paritesinin korunamaması, yem fiyatlarının yüksek olması, bakım- beslemenin yetersiz kalması ve bunun yanında da anaç inek sayımızın düşmesi etkili rol oynamıştır. Ayrıca ekonomik zorluklar böyle devam ederse sadece süt üretimi ve süt veriminin düşmesiyle kalmayıp, yetersiz beslenmeden dolayı döl tutmama bununla birlikte yavru kayıplarına da sebep olacaktır.

 

Bu nedenle üretimin devamlılığını sağlamak için acilen süt fiyatının süt-yem paritesi göz önüne alınarak revize edilmesi ve Tarım ve Orman Bakanlığının da süt destek primini artırması gerekmektedir.

 

Bir diğer sorun da geçmiş yıllarda olduğu gibi besi maliyetinin yüksek olmasına karşılık karkas et fiyatının düşük olmasıdır. Ayrıca etçi ırk hayvanların besi için tercih edilmesi ve üreticinin elinde olan sütçü ırk erkek hayvanlarının ise besi için tercih edilmemesi yetiştiricimizin elinde çok miktarda besi metaryelinin birikmesine neden olmuştur. Bu da süt üreticilerimize ayrı bir maliyet getirmektedir.

Süt fiyatları ve et fiyatlarında yaşanan bu sorunlar ve sıkıntılar neticesinde de bölgemiz üreticilerinin önemli bir geçim kaynağı olan 1. Sınıf kaliteli damızlık gebe düve satışlarımız da maalesef durma noktasına gelmiş ve satılan damızlık düvelerin de değerinin altında satıldığı üzücü bir şekilde görülmektedir.

Mevcut maliyetlere ve fiyat artışlarına bakıldığında, hayvancılığın tekrar cazip bir hale getirilmesi için süt fiyatlarının en az 2.50 TL ve karkas et fiyatının da 38-40 TL civarlarında olması gerektiği, böylelikle hayvancılığa tekrar bir ivme kazandırılacağı ve üretimin devam edeceği görüşündeyiz. Aksi taktirde süt üretiminin daha da düşeceği ve sürdürülebilir bir hayvancılığın kalmayacağı katidir

24.09.2019
Devamı

TMO ile Tarış arasında Kuru üzüm İşbirliği

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile TARİŞ arasında kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği gerçekleşiyor. 

10 Eylül itibariyle 9 numara üzümü 10 liradan almaya başlayan ve bugüne kadar 10 bin ton civarında randevulu başvurunun yapıldığı TMO ile Türkiye’nin en büyük kooperatif kuruluşu olan TARİŞ arasındaki, kuru üzüm alımına ilişkin işbirliği protokolü imza töreni, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli başkanlığında bugün Saat: 15: 00'de  Tarım ve Orman Bakanlığı Makam Toplantı Salonunda gerçekleştirilecek.
 
24.09.2019
Devamı

Zonguldak'ın Yeni Gelir Kapısı Sıfır Kalorili Şeker

Sıfır kalorili şeker üretilebilen stevia bitkisinin Zonguldak’ın yeni gelir kapısı olması bekleniyor. Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde ekimi yapılan ve sıfır kalorili şeker elde edilebilen stevia bitkisinin bölge için yeni gelir kapısı olması bekleniyor.

Çaycuma’da 17 kişi, Zonguldak Valiliği ve Tarım ve Orman İlçe Müdürlüğünün desteğiyle kiraladıkları araziye anavatanı Güney Amerika olan bitkiyi ekti. Üreticiler birlik kurarak bitkinin ihracatına da başladı.

Birliğin kurucu üyelerinden Mükerrem Sarıöz “Dönümünde aşağı yukarı 10 bin lira civarında bir gelir getirisi var. Bu bölgemiz adına çok sevindirici. Şu anda durumdan çok memnunuz. Şu anda kilosu 22 ila 25 lira arası satış pazarı var. Üretiyoruz, kurutuyoruz, kilosu 22-25 liradan aynı firmaya geri veriyoruz. Onlar da işliyorlar, üretiyorlar veya yurt dışına ihraç ediyorlar. Hem sağlık hem de gelir kapısı yönünden çok faydalı bir bitki. Özellikle Çaycuma halkı bu bitkiyi burada görsünler, tanısınlar. Bence bizim bölgemiz buna çok uyumlu. Bir tek suyu çok seviyor. Sürekli su istiyor, zaten damlama sistemiyle her gün sulanıyor burası.” ifadelerini kullandı.
24.09.2019
Devamı

Arıları Tarım İlaçları mı öldürüyor?

Tekirdağ'da kullanılan tarım ilacı arı ölümlerine yol açmaya başladı. Bakanlık  ise konuyu aralık ayında ele alacağını söyledi.

Arı  ölümleri en çok Silivri, Çatalca, Marmaraereğlisi, Malkara, Şarköy, Keşan, Enez ve Uzunköprü ilçelerinde yaşandı. Tekirdağ’da ayçiçeği tohumlarında toprak altı kurtlarına karşı kullanılan bir tarım ilacının arıları etkilediğini belirten Gıda Mühendisleri Odası Tekirdağ İl Temsilcisi ve Tekirdağ Arı Yetiştiricileri Birliği’nin eski başkanı Şakir Ada, “2006 ve 2007’de kullanılan bir tarım ilacı o dönem arı kolonilerinin yüzde 60’ının kaybedilmesine yol açmıştı. O ilaç, mücadelemiz sonucu yasaklandı. Ancak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2016’da başka bir ilaca ruhsat vermesi, bu yıl arı kolonilerinin en az yüzde 80’inin zarar görmesine yol açtı” dedi.

İlacın etkilerine dikkat çeken Ada, “Bu ilaç, bitkinin çiçek kısmına geçiyor ve toprakta uzun yıllar kalıyor. Arıların yön bulma kabiliyetini zayıflatıyor, Yüksek dozdaysa öldürüyor” dedi.
Yasaklanması için Tarım ve Orman Bakanlığı’na müracaat ettiklerini belirten Ziraat Mühendisleri Odası Tekirdağ Şube Başkanı Cemal Polat, bakanlıktan ,“Bahse konu sorun, aralık 2019’da toplanacak komisyonca çözüme kavuşturulacak” yanıtı aldıklarını söyledi. Polat, bu durumun 2020 ürünlerini de etkileyeceğini vurguladı.
 
24.09.2019
Devamı

IDF Dünya Süt Zirvesi İstanbul’da Başladı

Türkiye, süt sektörünün küresel anlamda en geniş kapsamlı organizasyonu olan ve Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) tarafından düzenlenen, "IDF Dünya Süt Zirvesi'ne (World Dairy Summit)" ev sahipliği yapıyor.



Tarımsal Hasılada Avrupa'da İlk Sıradayız
Zirve kapsamında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli; Ülkemizin, tarımsal hâsıla bakımından Dünyada 7'inci, Avrupa'da 1'inci sırada yer alan bir tarım ülkesi olduğunu hatırlatarak, hayvancılık ile süt üretimindeki yerini belirtti; 'Avrupa'da Küçükbaş hayvan varlığında 1'inci, büyükbaş hayvan varlığında 2'nci sırada yer alan ülkemiz, süt üretiminde ise, Dünyada 8'inci, Avrupa'da 3.'üncü sırada yer almaktadır' dedi.

Bakan Pakdemirli, 2019 yılı itibariyle hayvan varlığımızı da paylaştı; 'Ülkemizin, 2017 FAO verilerine göre 16,1 milyon büyükbaş, 44,3 milyon küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır. Dünya çiğ süt üretimin %2,5'i, kırmızı et üretiminin %1,2'si ülkemizde gerçekleşmiştir. 2019 yılı haziran sonu itibari ile büyükbaş hayvan varlığımız 18,2 milyon başa, küçükbaş hayvan varlığımız 50 milyon başa ulaşmıştır.'
Tarım Ürünleri İhracatı İle 4,9 Milyar Dolar Fazla Gelir Elde Edildi
Verilen destek ve teşviklerle, Ülkemiz hayvancılığında, son 17 yılda, önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Pakdemirli, 2002 yılına göre, Büyükbaş hayvan sayısında %74,
Küçükbaş hayvan sayısında %44, Süt üretiminde %163, Kırmızı et üretiminde %166 artış sağlandığını belirtti.  'Türk tarımı; 82 milyon vatandaşımız, 3,5 milyonu aşkın göçmen ve 50 milyon turistin gıda ihtiyacını karşıladığı gibi, 1.730 çeşit tarımsal ürün ihraç eden bir sektör konumuna gelmiştir' diyen Bakan Pakdemirli, Ülkemizin tarım ürünlerinde, 2018 yılında, 12,8 milyar dolar ithalata karşılık, 17,7 milyar dolar ihracat yaparak, yaklaşık 4,9 milyar dolar fazla verdiğini de vurguladı.

2019'da Süt Ve Süt Ürünleri İhracatı 227,9 Milyon Dolar'a Yükseldi
2019 yılında bir önceki yıla göre hayvansal ürün ihracatı ile süt ürünleri ihracatında da artış yaşandığını söyleyen Bakan Pakdemirli, '2019 yılının ilk yedi ayında, hayvan ve hayvansal ürün ihracatımız, 803,5 Milyon Dolar olarak gerçekleşmiş, bir önceki yılın aynı dönemine göre toplam ihracatta ise %2.5'lik artış sağlanmıştır. Bu dönemde, süt ve süt ürünlerinin ihracatı ise %20'lik artış göstererek, 227,9 Milyon Dolar'a yükselmiştir' dedi.

17 Yılda 32,7 Milyar Lira Hayvancılık Hibe Desteği Ödemesi Yapıldı
Sütün katma değeri yüksek bir ürün olduğu ve bu doğrultuda politikalara yön verildiğini belirten Pakdemirli, Son 17 yılda, Hayvancılığın gelişmesi için verilen destekleri hatırlattı; 'Hayvancılık desteklemelerimizi, 4 kalemden 10 kaleme çıkartarak, 32,7 milyar lira hayvancılık hibe desteği ödemesi yaptık. Kırsal kalkınma yatırımları ve Avrupa Birliği fonları – IPARD kapsamında; 2.985 projeye, 2,7 milyar lira hibe verdik. Orman Köylerimizde, çiftlik faaliyetlerinin geliştirilmesi amacıyla; 4.000 aileye, 110 milyon lira süt sığırcılığı ve koyunculuğu desteği verdik. Organik ve İyi Tarım uygulamaları kapsamında, yetiştiricilerimizi destekliyoruz. 48.258 baş hayvanımız bu kapsamda desteklenmektedir' dedi.
2002 yılında, 122 kg olan kişi başına düşen süt üretim miktarının 2018 yılında 270 kg'a yükseldiğini ifade eden Pakdemirli, son 17 yılda, yüzde 130'u bulan bu artışın yetiştiricilerimizin gayreti ve hükümetlerimizin destekleri ile gerçekleştiğini vurguladı. Sütten en iyi yararlanma şeklinin, sütü içerek tüketmek olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, 'Ülkemizde içme sütü tüketimi kişi başına 41 kg, Avrupa Birliğinde ise 65 kg'dır. Sağlıklı ve dengeli bir gelişim için içme sütü tüketiminin, daha da arttırılması gerektiğinin farkındayız. Süte dikkat çekmek, sütün tüketilmesinin ilk ayağıdır!' ifadelerini kullandı.

Hayvancılık Ve Sütte Potansiyelimizi Artıracak Politikalar Hayata Geçiriyoruz
'Ülkemizin potansiyelini katlayacak kritik birkaç politikayı, önümüzdeki günlerde hayata geçirmek için istişare ediyoruz' diyen Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, detayları paylaştı; 'Öncelikle, büyükbaş hayvancılıkta genetik potansiyelimizi artıracak şekilde ıslah politikalarını destekleyeceğiz. Bunu yaparken de ülkemizin bölgesel dinamiklerini de gözeterek, et ve sütte, bölgesel teşviklere geçme fikrini değerlendiriyoruz. Bu sayede hem ette hem sütte verimliliğimizi artırmayı planlıyoruz. Yine, sektörün aciliyet arz eden yapısal problemlerini, silsile yoluyla çözecek bir reformun, çiğ sütün sınıflandırılması çalışmalarının da sonuna yaklaştığımızı müjdelemek istiyorum. Süt fiyatının belirlenmesinde, tek fiyat uygulamasından, sütün vasıflarını gözeten, özellikle yağ ve protein değerlerini önceleyen bir fiyatlama sistemine geçme fikri üzerinde duruyoruz. Hem arz güvenliğini hem de tüketici açısından gıda güvenirliğini etkileyen karkas et sınıflandırması çalışmasına da sizlerden katkılar bekliyoruz. Karkas etin standartlarının belirlenmesinin hem et hem de süt sektörüne doğrudan ve dolaylı katkıları olacağına inancım tam' dedi.

Dünya Süt Zirvesi'nde, Bölge Ülkeleri İle İşbirliği İçin Çağrı
Dünya Süt Zirvesi katılımcılarına da çağrıda bulundu Bakan Pakdemirli; 'Hem yurt dışından gelen misafirlerimize hem de yerli yatırımcılarımıza bir çağrı yapmak istiyorum. Ülkemiz istisnai dönemler haricinde, et ve sütte kendine yeterli bir ülke.
Ancak, bizi çevreleyen coğrafyalardaki pazarlara, ülkemizi lojistik üs olarak kullanarak hem et hem süt tedariki yapmak mümkün. Bölgemizdeki tüm ülkelerle ortak işbirliği yapacağımız projeler için sizleri birlikte çalışmaya davet ediyorum. Bu alanda, Bakanlık olarak, var gücümüzle yanınızda olacağımızın da çağrısını yapıyorum' diye seslendi.



Çiğ Süt Eylem Planı Proje Taslağı Hazır
Ülkemizde, 2.242 adet süt ve süt ürünleri işleyen gıda işletmesi olduğunu belirten Pakdemirli, İşletmelerin verimliliği açısından nitelikli çiğ süt tedarikinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Bu kapsamda Tarım ve Orman Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, Hayvancılık Genel Müdürlüğü, Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün katılımı ile IPA II kapsamında, Çiğ Süt Eylem Planı Proje taslağı hazırlandığını söyledi. 'Söz konusu taslakta; hayvan hastalıkları, çiğ sütün toplanması ve toplayıcıların eğitimi, uygun olmayan çiğ sütün kullanımı, çiftliklerin yapısının büyütülmesi, antibiyotikli sütun imhası için prosedür hazırlanması gibi eylemler yer almakta olup, projenin Avrupa Birliği tarafından kabul edilmesi halinde, süt ve süt ürünleri sektörüne, önemli katkılar sağlayacağını düşünmekteyim' ifadelerini kullandı.

Çin'e Süt İhracatında Sona Yaklaşıldı
Bakan Pakdemirli, süt ürünlerinde Ortadoğu'ya yapılan ihracatın Uzakdoğu pazarına yayılmasının da hedeflendiğini belirterek, Çin ile süt ihracatı noktasında sona yaklaşıldığını duyurdu. 'Çin'e Süt ihracatı yapmak amacıyla, Veteriner Sağlık Sertifikası üzerinde anlaşmayı sağladık. 67 adet işletmenin CİFER sisteminde kaydı yapıldı. Çin tarafının onaylamasına takiben, düşük riskli süt ürünleri için ihracat başlayacak. Ayrıca, İran ve Özbekistan ile Sağlık Sertifikası konusunda, son bir yıl için anlaştığımızın da müjdesini size vermek isterim. Ayrıca sanayicilerimizin finansmana erişim konusundaki sorunlarının farkındayız. Bu noktada Ziraat Bankası ile görüşüp çözüm için gayret göstereceğiz' diye konuştu.
Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) Başkanı Dr. Judith Bryans, "Burada bulunmamızın sebebi, Türkiye'deki sektörün sesini tüm dünyaya duyurmak. IDF dünyası olarak, sütün geleceğinin şekillenmesi için Türkiye'nin ne kadar önemli olduğunu burada konuşacağız." dedi.

Bryans, Türkiye'nin zengin tarihi ve kültürüne işaret ederek, şunları kaydetti:
"Bugün burada bulunmamızın sebebi, Türkiye'deki sektörün sesini tüm dünyaya duyurmak. IDF dünyası olarak, sütün geleceğinin şekillenmesi için Türkiye'nin ne kadar önemli olduğunu burada konuşacağız. Süt sektörü olarak kendi adımıza epey iddialıyız. El ele çalıştığımız takdirde karşımızdaki bütün engelleri aşıp çok parlak ve iyimser bir geleceğe doğru gidebiliriz. Zorlukları fırsata dönüştürmek bizim elimizde. Son zamanlarda hayvansal tarımı eleştiren ve iklim değişikliği nedeniyle hayvan sayısının azalması gerektiğini söyleyen pek çok rapor var. Bakıldığında, süt ürünleri olmadan gerçek gıda güvenliğini sağlayamayız. Sütü her alanda savunmamız gerek. Çevre konusunda üzerimize düşen sorumlulukları her zaman yerine getiriyor, iyileştirmeye devam ediyoruz."
Zirvede, global süt ve süt ürünleri sektörünün yol haritası belirlenecek

Verilen bilgiye göre, her yıl farklı bir ülkede düzenlenen Dünya Süt Zirvesi'nin Türkiye ayağında, global süt ve süt ürünleri sektörünün yol haritası belirlenecek.
Zirve kapsamında düzenlenecek forum ve oturumlarda, sektörün geçen yıl neler yaptığı ve gelecekteki hedefleri ele alınacak.

Dünya ve Türkiye'den çiğ süt üreticileri, süt ürünleri üretimi yapan sanayiciler, makine ve ekipman üreticileri, lojistikçiler gibi bin 500'e yakın sektör paydaşının katıldığı zirve kapsamında, süt üretim çiftlikleri, süt işleme fabrikaları ve araştırma enstitülerinin yanı sıra turistik bölgeler de ziyaret edilecek.




Türkiye'deki süt hayvancılığı sektörünün dünyada tanıtılmasına katkı sağlaması beklenen IDF Dünya Süt Zirvesi, 26 Eylül'e kadar devam edecek.
 
 
 
23.09.2019
Devamı

Karaman’da Çiftçi Kayıt Sistemi başvuruları başladı

Karaman İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2020 Üretim Yılı Çiftçi Kayıt Sistemi(ÇKS) başvurularının başladığını duyurdu. Başvurular 30 Haziran 2020 tarihine kadar sürecek.

Çiftçilerin 2020 üretim yılına ilişkin ÇKS başvuruları başlamış olup başvurular 30 Haziran 2020 tarihinde sona erecektir.  "Bu doğrultuda çiftçiler, 2020 yılına ilişkin ÇKS başvurularını Eylül 2019 - 30 Haziran 2020 tarihleri arasında yapacaklardır.

Üreticilerin, Çiftçi Kayıt Sistemi başvurularını veya kayıt güncellemelerini yapabilmeleri için, istenilen belgelerle birlikte 30 Haziran 2020 tarihine kadar bağlı bulundukları İl / İlçe Müdürlüklerine şahsen müracaat etmeleri gerekmektedir. ÇKS başvurusu bulunmayan üreticilerimizin yıl içerisinde mazot, kimyevi gübre, yem bitkileri, fark ödemesi… vb. gibi tarımsal faaliyetlere ilişkin desteklemelerden yararlanmaları mümkün değildir.

Üreticiler Çiftçi Kayıt Sistemi(ÇKS )başvurularını veya kayıt güncellemelerini yapabilmeleri için istenilen belgeleri İl/İlçe Müdürlüklerinden temin edeceklerdir.  Çiftçilerin mağdur olmamaları için başvuru dilekçesi ve belgelerini zamanında teslim etmeleri önemle duyurulur.

Ayrıca "2018 üretim yılından başlamak üzere, örtüaltı üretimler ve çeltik hariç olmak üzere bir parsele aynı tek yıllık bitki arka arkaya üç kez ekilirse, üçüncü üretim için ilgili Tebliğde belirtilen destekleme ödemeleri yapılmaz." hükmü ile 2018 yılından itibaren bitkisel üretim desteklemelerinden yararlanmada münavebe şartı getirilmiştir.

2018 ve 2019 üretim yıllarında aynı ürünü yetiştirmiş/yetiştirecek olan ve 2020 üretim sezonunda da aynı ürünü yetiştirmeyi planlayan üreticilerimiz, Tebliğin İlgili maddeleri gereğince hem mazot/gübre desteğinden hem de varsa fark ödemesi desteklemeleri gibi diğer bitkisel üretim desteklemelerinden faydalanamayacaktır.

Bu nedenle üreticilerimizin desteklemelerden faydalanabilmeleri için 2018 ve 2019 üretim yılında aynı parsele aynı ürünü ekmişler ise; 2020 yılında münavebe esasına uyarak farklı bir ürün için planlama yapmaları gerekmektedir.
 
23.09.2019
Devamı

Çiftçilere Hazine arazisi kiraya verilecek

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, tarımsal yerli üretim için 200 milyon metrekare Hazine arazisi çiftçilere kiraya verilecek. Türkiye genelinde uygulamaya en çok başvuru 14 binle Adana'dan geldi. Hatay'dan 10 bin 200, Konya'dan 8 bin 900, İzmir'den 8 bin 73, Muğla'dan ise 7 bin 830 çiftçi uygulamaya başvurdu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca, Türkiye'deki tarımsal faaliyetleri desteklemek, yerli üretim potansiyeli bulunan tarım ürünlerinin yetiştirilmesini teşvik etmek için Hazine taşınmazlarından daha aktif yararlanmaya yönelik projeler geliştiriliyor.

Bu kapsamda, Hazineye ait tarım arazilerinin ecrimisil bedelinin yarısı üzerinden doğrudan kullanıcılarına kiralanması için Bakan Murat Kurum'un talimatıyla geçen yıl mayıs ayında başlatılan, yaklaşık 218 bin çiftçiyi kapsayan uygulamaya 180 bin çiftçi başvuruda bulundu.

En çok başvuru Adana'dan geldi

Türkiye genelinde uygulamaya en çok başvuru 14 binle Adana'dan geldi. Hatay'dan 10 bin 200, Konya'dan 8 bin 900, İzmir'den 8 bin 73, Muğla'dan ise 7 bin 830 çiftçi uygulamaya başvurdu.
Gerekli şartları taşıyan 45 bin çiftçiye 497 milyon metrekare taşınmaz kiralaya verildi. Diğer başvuruların ise değerlendirme süreci devam ediyor.
Uygulama kapsamında geliştirilen projeyle şimdiye kadar 46 ilde, 23 milyon metrekare Hazine taşınmazı ilana çıkarıldı. Bu taşınmazların 13 milyon metrekarelik kısmı lavanta, gül, adaçayı, kekik gibi bitkilerin yetiştirilmesi amacıyla kiralandı. En çok Balıkesir, Kütahya, Bursa ve Antalya'daki çiftçiler başvurdu.
139 çeşit bitkinin yerli üretiminin arttırılması hedefleniyor
Tıbbi ve aromatik bitkilere ek olarak bu sene aronya, frenk inciri, hodan otu, ıtır, kızılcık, laden, maviyemiş, moringa türleri de teşvik kapsamına alındı. Teşviklerle 139 çeşit bitki türünün yerli üretiminin arttırılması hedefleniyor.

Yerli üretimi arttırmak için geçen yıl ceviz, badem, Antep fıstığı, zeytin başta olmak üzere ağaçlandırma amacıyla, 9,7 milyon metrekare yüzölçümlü Hazine taşınmazı ilana çıkarıldı. 2,5 milyon metrekaresinin kiralaması tamamlandı.

Bakanlık tarafından geçen ay başlatılan yeni bir projeyle de Hazine taşınmazları üzerinde seracılık dahil tarımsal üretimde bulunmak isteyen tarımsal amaçlı kooperatifler, tarım satış kooperatifleri ve tarımsal üretici birlikleri ile bunların üst kuruluşlarına taşınmazın emlak vergi değerinin yüzde biri üzerinden 20 yıla kadar kiralama imkanı getirildi.
Başta ceviz, badem olmak üzere ağaçlandırma ve tıbbı, aromatik ve süs bitkileri yetiştiriciliği ile hayvancılık amaçlı kiralanmak üzere Bakanlık tarafından 2023 yılına kadar 200 milyon metrekare Hazine taşınmazı ilana çıkarılacak.
 
23.09.2019
Devamı

Konya DSYB Fabrika Satış Mağazası’nın Açılışını Yaptı

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Fabrika Satış Mağazası ile Karapınar Süt Üreticileri Birliği Doğrudan Satış Mağazası açılışlarını gerçekleştirildi. Açılışa AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta, AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez, Konya İl Başkanı Hasan Angı sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve üreticiler katılım sağladı.
Açılış töreninde konuşma yapan Konya DSYB Başkanı Edip Yıldız N1 markalarının nasıl hayat bulduğunu ve hedeflerini anlattı. Başkan Yıldız Konya halkının ürünlerini kısa sürede beğenerek tükettiğini bunun ise en büyük nedeninin üreticilerinin kaliteli ve sağlıklı besicilik yaptığını vurguladı.
  


Konya DSYB Başkanı Yıldız sözlerine söyle devam etti. “Öncelikle doğal, sağlıklı ve güvenilir süt ve süt ürünlerinin üretildiği N1 markamızın Ereğli’deki fabrika satış mağazamızın açılışına gerçekleştirdik.’ Yetiştiriciden Sofranıza’ inancıyla yola çıktığımız, Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin markası olan “N1” her geçen gün güçlenerek büyüyor. Yönetim kurulu olarak daima yetiştiricilerimizin ürettiği ürünlerin vatandaşlarımıza sağlıklı bir şekilde ulaşmasını amaç ediniyoruz.  Ürettiğimiz sağlıklı süt ve süt ürünlerinin daima günlük ve taze olmasını hedefledik.  Çünkü başta çocuklarımız olmak üzere ailelerimizin sağlığı bizim için çok önemli!  Kısa zamanda Konya’nın en önemli marketler zincirlerinin raflarında en beğenilen markalardan biri olmayı başardık. Vatandaşlarımızın en beğendiği markalardan biri olmamız kısa zamanda fabrika üretim kapasitemizi artırmamıza neden oldu.  Sütten peynire, yoğurttan ayrana, kaşardan kaymağa varıncaya kadar süt ve süt ürünlerinde birçok lezzeti sofralarınıza sunmanın gururunu yaşıyoruz.




Fatma Anamızın, Mehmet Amcamızın Hakkını Savunuyoruz

Biz burada, ineklerine gözü gibi bakan Fatma anamızın, Mehmet amcamızın hakkını savunuyoruz. Onların kazanıp güçlenmesi, milletimizin kazanıp güçlenmesi anlamına gelmektedir.
Konya ve ilçelerine yaptığımız bu yatırımlarda birçok kişiye istihdam sağladık. Yerli ve milli üretim bilincini daima üst seviyede tuttuk. Daima “ Bu tür yatırımlar Konya’nın ekonomisine önemli katkı sağlayacaktır.” Düşüncesini aklımızdan hiç çıkarmadık. Ürünlerimiz tesislerimizde el değmeden üretilmektedir. Yetiştiricilerimizin bizlerin arkasında durduğu sürece el birliği vererek, birliğimizi güçlendirmeye ve ülke genelinde N1 markasının söz sahibi hale gelmesine devam edeceğiz. Tekrar açılışımıza katılarak bizleri onurlandırdığınız için çok teşekkür ederim.”
 
20.09.2019
Devamı

Otobüs Bagajındaki 1,5 Ton Balığa El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Jandarma ekiplerinin, Ankara- Çankırı yolu üzerinde yaptığı yol kontrolleri sırasında otobüs bagajında taşınan, ancak belirlenen boy ve hijyen kurallarına uymadığı tespit edilen 1,5 ton balığa el konularak imha edildi.



19 Eylül 2019 tarihinde gece saatlerinde Ankara’nın Akyurt ilçesi Karacabey mevkisinde gerçekleştirilen yol kontrollerinde iki adet yolcu otobüsünün bagajında 85 adet kasa içerisinde yaklaşık 1,5 ton istavrit cinsi balığın taşındığı tespit edildi.

Yapılan inceleme sonrasında taşınan balıkların 8-9 cm boyunda olduğu ve belirlenen boy yasaklarına uymadığı, ayrıca nakil ve sevk belgelerinin de bulunmadığı anlaşıldı.
Yakalanan balıkların, insan sağlığı açısından tüketime uygun olmaması üzerine veteriner hekim tarafından düzenlenen raporla imha işlemi gerçekleştirildi.

Balıkları taşıyan otobüs şoförlerine ise gerekli idari para cezaları uygulandı.


20.09.2019
Devamı

Pamuk Hasadı Başladı

Türkiye'nin önemli tarımsal üretim merkezlerinden Şanlıurfa'da, GAP Eylem Planı kapsamında sulanabilen arazilerin artmasına paralel olarak tarımsal üretim de katlanıyor. Bu kapsamda ekim alanı her yıl genişleyen ve bölgede beyaz altın olarak adlandırılan pamuk, lifiyle tekstile, yağ sanayisine, küspesiyle de hayvancılık sektörüne ham madde sağlıyor.

Tarlalarına pamuk eken çiftçiler, ürünlerinden bereketli bir hasat sezonu geçirmeyi umut ediyor. Pamuk fiyatlarının makul bir sevide olmasının isteyen çiftçiler, bugün tarlada Şanlıurfa Ziraat Odası ev sahipliğinde Haliliye ilçesine bağlı Osmanbey Mahallesi'nde düzenlenen hasat günü etkinliğinde buluştu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'ın açıklamalarda bulunduğu hasat günü etkinliğinde çiftçiler, seslerini genel başkan aracılığıyla ilgililere ulaştırmaya çalıştı. Bayraktar, pamuk fiyatlarının bir an önce yükseltilmesi için yetkililere çağrıda bulundu.
Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Ahmet Eyyüpoğlu da etkinlikte yaptığı açıklamada, yakıt, su ve elektrik ücretlerinin çiftçiler için yüksek olduğunu belirterek çiftçiye kolaylık tanınması gerektiğini söyledi.

Bölge çiftçisinin katıldığı hasat günü etkinliğinde, açıklamaların ardından Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, biçerdöverde şoför koltuğuna oturarak hasada start verdi.
 
20.09.2019
Devamı

TKDK’dan Elbistan’da 4 yatırıma 6 milyon TL hibe

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Kahramanmaraş İl Koordinatörlüğü, Elbistan’da 4 adet hayvancılık projesi için yatırımcılarla hibe sözleşmesi imzaladı. TKDK, toplam bütçesi 12 milyon lirayı bulan projelere, 6 milyon lira hibe desteği sunacak.

Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu’nun (TKDK) IPARD II Programı 5. Çağrı Dönemi çerçevesinde sunulan projelerden Elbistan’a kazandırılacak 4 adet yeni yatırım için ilk imzalar atıldı. İmza töreninde değerlendirme yapan TKDK Kahramanmaraş İl Koordinatörü Ahmet Cemil Ceyhan, “Beşinci başvuru çağrı döneminde kurumumuza sunulan ve destek almak üzere seçildiği daha önce kamuoyuyla paylaşılan projeler için yatırımcılarla hibe sözleşmesi imzaladık. Elbistan ilçesinde kurulacak olan 4 adet besi çiftliği için atılan imzaların hayırlı olmasını diliyorum. Hibe desteği kazanan yatırımcılarımızı da tebrik ediyorum” dedi.

Toplam yatırım bütçesi 12 milyon liraya ulaşan hayvancılık projelerinin destek sözleşmeleri, İl Koordinatörü Ahmet Cemil Ceyhan ile yatırımcılar arasında imzalandı.
 
 
20.09.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli: "Dünyayı Doyuran Ülke, Dünyanın Lider Ülkesi Olacak"

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, Yağlı Tohumlu Bitkiler Ve Bitkisel Yağlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada dünya nüfusunun 2050 yılında 10 Milyara çıkmasının beklendiğini ve bu kapsamda gıdaya olan ihtiyacın her geçen gün arttığını ifade etti. Pakdemirli, bu paralelde bir devlet için savunma sanayi ne kadar önemliyse, tarımın da o nispette öneme sahip olduğunu belirterek; 'Yakın gelecekte hep beraber göreceğiz: Dünyayı doyuran ülke, dünyanın lider ülkesi olacak!
Bu gerçekten yola çıkarak; Geleceğin dünyasında gıda ve tarımın, bugünkünden çok daha önemli ve kritik bir noktada olacağından şüphemiz yok. Bu sebeple tarımı ve hayvancılığı çok önemsiyoruz' dedi.

'Tarım ekonomisinde avrupa'da birinci sıradayız'
Ülkemiz tarımının ekonomik büyüklük açısından Avrupa'da birinci sırada yer aldığını da belirten Bakan Pakdemirli, 'Bakanlığımızca yürütülen çalışmalar ve üretime yönelik teşvikler ile çok sayıda tarım ürününde Türkiye, dünyada da liderliğini sürdürmektedir' diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, bu başarıyı, bitkisel üretimimize ilişkin rakamlarla örneklendirdi. '2002 yılında, 98 milyon ton olan toplam bitkisel üretim miktarı, 2018 yılında, %19 oranında artarak, 117 milyon tona ulaşmış, üretim değeri ise, 159 milyar liraya çıkmıştır. 2019 yılında, bitkisel üretim miktarını, 122 milyon ton olarak tahmin ediyoruz.

Tarım Ürünleri Toplam İhracatımız, 17,7 Milyar Dolar
Türk tarımının 82 milyon vatandaşımız, 3 milyonu aşkın muhacir ve yaklaşık 40 milyon turistin gıda ihtiyacını karşıladığı gibi, ihraçta da önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 'Türk tarımı 186 ülkeye, 1.730 çeşit tarımsal ürün ihraç eden bir sektör konumuna gelmiştir. Bu gelişmeler sonucunda, tarım ürünleri toplam ihracatımız, 4 milyar dolardan 17,7 milyar dolara yükselmiştir' dedi.

2019 Yılında 4,3 Milyon Ton Yağlı Tohum Üretimi Bekleniyor
Türkiye'de son yıllarda, stratejik kategoriler arasında yer alan yağlı tohumlu bitkiler üretiminde önemli bir artış yaşandığını da ifade eden Pakdemirli, yağlı tohum üretim miktarlarını da açıkladı. 'Son 17 yılda 2,6 milyon ton olan toplam yağlı tohum üretimini, %48 artarak yaklaşık 4 milyon tona yükselttik. 2019 yılında ise, 4,3 milyon ton üretim olacağını öngörüyoruz. Yağlık ayçiçeği; ülkemiz bitkisel yağ tüketiminde %75-80 seviyesinde paya sahip olup, yüksek yağ oranı ile en önemli yağlı tohumlu bitki konumunda yer almaktadır. Toplam ayçiçeği üretimimiz, 2002 yılında, 850 bin ton iken, 2018 yılında, 1 milyon 949 bin ton olarak gerçekleşmiştir. 2019 yılında ise, rekoltenin, 2 milyon 137 bin ton olmasını öngörüyoruz.'
Pakdemirli, bakanlıkça destek verilen Kanola, Soya ve Aspir'e de değindi. Bu yağların da en az Ayçiçek kadar besleyici ve üretici için de karlı olduğunu söyleyen Pakdemirli 'Soya'ya kilogramda 60 kuruş, Aspir'e 55 kuruş, Kanola'ya kilogramda 50 kuruş fark ödemesi desteğinin yanında Organik Tarım Desteği de vermekteyiz. Ayrıca, Tüm yağlı tohumlarda arzı yerli kaynaklardan sağlamak için 11. Kalkınma planında, 2 milyon hektar sulama planlandık' dedi.

Zeytin Üretiminde Dünyada Üçüncü Sıradayız
Bakan Pakdemirli, dünyanın önde gelen üreticilerinden biri olduğumuz zeytinyağına da vurgu yaptı; tıpkı fındık, kayısı, incir gibi stratejik ürünlerimizin başında yer alan zeytinyağı ve zeytin üretimine ilişkin miktarları paylaştı. 'Türkiye, sofralık zeytin üretiminde 460.000 ton üretim ile İspanya ve Mısır'ın ardından dünyada 3'üncü sıradadır. Zeytinyağı üretiminde ise, yaklaşık, 275 bin ton üretim ile İspanya, İtalya, Yunanistan, Tunus'un ardından dünyada 5'inci sırada yer almaktadır.

2018'de Zeytin Ve Zeytinyağı İhracatından 375 Milyon Dolar Gelir Elde Edildi
2002 yılında, 99 milyon olan zeytin ağacı varlığımızın 2018 yılında, 178 milyon âdete çıktığını belirten Bakan Pakdemirli, zeytin ve zeytinyağı ihracat rakamlarını da paylaştı; '2001-2002 sezonunda, 65 Bin ton olan zeytinyağı üretimi, 2018-2019 sezonunda, %197 artarak, 193 Bin tona yükselmiştir. Ülkemizde 2018 yılında, toplam 143,4 bin ton zeytin ve zeytinyağı ihracatı yapılmış olup, 375 milyon dolar gelir elde edilmiştir. Aynı yıl, 5 bin ton zeytin ve zeytinyağına karşılık, 8,8 milyon dolarlık ithalat yapılmıştır' dedi.

2015-2019 yılları arasında uygulanmak üzere yayımlanan "Yabani Zeytin (Delice) Rehabilitasyonu Eylem Planı" ile ülkemizin değişik coğrafyalarında bulunan yabani zeytinlerin aşılanarak, ülkemizdeki zeytin üretim miktarının artırılmasının hedeflendiğini de belirten Pakdemirli, bu sayede 1,5 milyon Yabani Zeytin (Delice) aşılandığını ve 100 bin zeytin fidanı dikildiğini de söyledi.
Yağlı tohum üreticilerimizin, daha geniş alanda üretim yapabilmesi ve dışa bağımlılığın azalması için desteklenmesine devam edileceğini söyleyen Pakdemirli, '2019- 2020 üretim sezonunda %40 yağ oranlı, %9 rutubetli ve %2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun ton fiyatını, 2.500 lira olarak açıkladık. Üreticilerimiz, açıklanan fiyata ilave olarak; Bakanlığımızca verilen ton başına 400 lira fark ödemesi ve 92 lira mazot-gübre desteği ile birlikte, toplam 492 TL daha kazanacaklar' dedi.
2019'da Yağlı Tohumlu Bitkilere, 2.88 Milyar Destekleme Ödemesi Yapıldı
Uygulanan destek politikaları ile sektörün gelişmesine büyük katkı sağlandığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, '2002 yılında 1,8 milyar lira olan nakdi destekleri, 2019 yılında, 9 kat artışla, 16,1 milyar liraya çıkardık. 2019 yılında, bu güne kadar bitkisel üretim ve fark ödemesi desteği kapsamında, yağlı tohumlu bitkilere, 2,88 milyar lira destekleme ödemesi yaptık. Çiftçimizin üretim maliyetini azaltmak için 2003 yılından itibaren mazot ve gübre başta olmak üzere girdi destekleri başlattık. Mazot ve gübreye, son 17 yılda, toplam 20,1 milyar lira destekleme ödemesi yaptık' diyerek verilen destekleri paylaştı.

İyi Tarım Ve Organik Tarım Destek Ödemeleri Başlıyor
Bakan Pakdemirli, Yağlı Tohumlu Bitkiler Ve Bitkisel Yağlar Konferansı'nda yaptığı konuşmada ayrıca, İyi Tarım ve Organik Tarım destek ödemeleriyle ilgili de bir müjde verdi. 'Destek ödemeleri, 20 Eylül 18.00'dan sonra başlayacak. Ödemeler TC kimlik numarasına göre yapılacak. Son hanesi 4-6-8 olanlar 20 Eylül 2019 saat 18.00'den sonra, Son hanesi 0 ve 2 olanlar 27 Eylül 2019 saat 18.00'den sonra alacak. İyi Tarım Desteklemeleri; 55 bin 849 üreticiye 162 milyon 974 bin 573 TL, Organik Tarım Desteklemeleri; 67 bin 455 üreticiye 232 milyon 916 bin TL, Toplamda 123 bin 304 üreticiye 395 milyon 890 bin 789 TL ödenmiş olacak. Hayırlı, uğurlu olsun.'
 
20.09.2019
Devamı

Emirdağ'a 50 Milyon Avroluk Yatırım

Emirdağ Belediye Başkanı Serkan Koyuncu,  ilçelerindeki organize sanayi bölgesine 50 milyon avroluk yatırımla dondurulmuş gıda ürünleri tesisinin kurulacağını bildirdi.

Belediye Başkanı Koyuncu, yaptığı yazılı açıklamada, Bursa ilindeki ziyaretleri esnasında tanınmış bir gıda firmasıyla Emirdağ'a yapacakları yatırım için sözleşme imzaladıklarını belirtti.
Açıklamasında Emirdağ Organize Sanayi Bölgesini, bölgedeki yatırımcılara tanıttıklarını aktaran Koyuncu, "Emirdağ ve bölgesi için büyük bir yatırım olacak olan bu fabrikanın yatırım maliyeti yaklaşık 50 milyon avro olarak belirledik. Yapılacak yatırım ilçe ekonomisine ciddi katma değer sağlayacak. Bu güzel tesise de ilk etapta 250 kişi istihdam edilecek. Emirdağ'da çok iyi bir uyum yakaladık ve yatırım için çalmadığımız kapı kalmıyor. Meyvelerini de toplamaya başladık. Emeği geçen herkese teşekkür ederiz." ifadelerine yer verdi
 
20.09.2019
Devamı

Gıda Sektörü URGE ile Dünya’ya Açılıyor

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından, Ticaret Bakanlığı destekleriyle hazırlanan 'Bursa Dondurulmuş Gıda, Taze Sebze Meyve ve Süt Ürünleri Üreticilerinin Uluslararası Rekabet Gücünün Geliştirilmesi' (UR-GE) projesi başladı.
 
19.09.2019
Devamı

İhtiyacımız Olan Şekerin Tamamı Yerli Üretim

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, Ilgın Şeker Fabrikası kampanya dönemi açılış törenine katılım sağladı.  Törende konuşma yapan Bakan Pakdemirli, Pancar Şekeri satışında rekor kırıldığını dile getirdi.

İhtiyacımız Olan Şekerin Tamamı Yerli Üretim
Cumhuriyetin ilk yıllarını hatırlatan Bakan Pakdemirli, o dönemde buğday, arpa, hatta yumurta satılarak sermaye sağlandığını ve şekerin ithal edildiğini; şimdi ise ihtiyacın tamamının yerli üretimle sağlandığını belirtti; 'İlk şeker fabrikasının kuruluş öyküsüne baktığımızda, bu ülkenin inançlı, gözü kara insanlarını görüyoruz. Nakit sermaye olmadığı için 50 eşraftan, buğday, arpa, tütün, koyun, kuzu hatta tavuk yumurtası gibi ürünler alınarak, şirketin ambarına toplanıp, değer fiyatlarıyla satılarak sermaye yapıldı. Nereden nereye… Şimdi halkımızın ihtiyaç duyduğu şekerin tamamı, milli ve yerli üretimle, siz değerli Konyalı çiftçilerimizin de katkısı ile bu topraklarda üretilmekte' ifadelerini kullandı.




Pancar Üretiminde Yüzde 11 Artış Bekleniyor

Pakdemirli, şeker kotalarında yapılan düzenlemeye de değindi; bu sayede pancar üretiminde bir önceki yıla göre yüzde 11 artış beklendiğini ifade ederek; 'Şeker kotalarında yaptığımız düzenleme ile Nişasta Bazlı Şeker Kotası; 2018 yılında, yüzde 10'dan yüzde 5'e, 2019 yılında ise, yüzde 2,5'a düşürüldü. Böylelikle çiftçimizin, ilave 1,5 milyon ton pancarı kota kapsamında üretmesi sağlandı. Yaptığımız bu düzenleme doğrultusunda, ülkemizde pancar üretimi artmakta, 2019 yılında, bir önceki yıla göre pancar üretiminde, yüzde 11'lik bir artış beklenmekte' dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından, 2019-2020 pazarlama yılı için ise şeker kotalarının 2 milyon 700 bin ton olarak belirlendiğini belirten Pakdemirli, 'Bu kotanın, 2 milyon 632 bin 500 tonu, pancardan şeker üreten fabrikalarımıza tahsis edildi. Cumhurbaşkanımız pancar alım fiyatları ile ilgili müjdeyi de 1 Eylül'de Konya'da açıkladılar. 2018 yılında, tonu 235 TL olan pancar alım fiyatı, yaklaşık yüzde 28 artırılarak 2019 yılında 300 TL'ye yükseltildi' diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, Şeker Kanunu gereğince uygulanan kota sistemi ile üretimin sınırlandırılmadığını; arz ve talep dengesi tesis ederek, ülke ihtiyaçlarına göre sektörün planlandığını belirtti. Böylece üretimde dalgalanmaların önüne geçerek, pancar çiftçimizin refahının istikrarlı bir şekilde korunduğunu, ayrıca uygulanan sözleşmeli model ile hem şeker fabrikasının hem de çiftçilerimizin hak ve sorumluluklarının güvence altına alındığını vurguladı.

Pancar Şekeri Satışlarında Cumhuriyet Tarihinin Rekoru Kırıldı
2018 yılında, şeker sektöründe yaşanan değişimle Şeker Kurumu ve Şeker Kurulu'nun kapatılarak, görevlerinin Tarım ve Orman Bakanlığı'na verildiğini de hatırlatan Pakdemirli, yürütülen çalışmalar neticesinde pancar şekerinin satışında Cumhuriyet tarihinin rekorunun kırıldığını belirtti. '2018-2019 pazarlama yılında, yurt içi tüketim amacıyla, 2.455.402 ton pancar şekeri satıldı. Toplam pancar şekeri satışında, bir önceki pazarlama yılına göre, 333.980 ton ile yüzde 14 artış sağlandı. Buna karşılık 2001-2002 yıllarında, 460 bin ton olarak gerçekleşen Nişasta Bazlı Şeker satışı, 2018-2019 yıllarında, yüzde 71 oranında azalarak 135 bin tona geriledi' diyerek rakamları paylaştı.
2018 yılında 10 şeker fabrikasının özelleştirildiğini ve o fabrikaların kesintisiz olarak faaliyetlerine devam ettiğini belirten Bakan Pakdemirli, 'Kamuya ait TÜRKŞEKER A.Ş. Ilgın şeker fabrikasının da içerisinde olduğu 15 şeker fabrikası ile faaliyetine devam etmekte olup, sektörün yüzde 34'üne hâkimdir. Kamu yanında şeker üretiminde en büyük pay, yüzde 37 ile pancar ekicileri kooperatiflerine ait fabrikalardadır. Bu veriler dikkate alındığında, başka hiçbir üründe olmayan düzeyde üretimin çiftçi kooperatiflerince yapıldığı ve kamunun şeker üretimine güçlü bir şekilde devam ettiği görülmektedir' diye konuştu.

Konya'nın Tarımsal Üretim Değeri 19.4 Milyar Tl, Konya'dan Tarımsal İhracatımız 398 Milyon Dolar
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ülke genelindeki tarımsal desteklere bakıldığında Konya'nın yüzde 5 gibi büyük bir oranda destek aldığını da belirtti. Pakdemirli hem destekler hem de Konya'nın ekonomideki yerini rakamlarla açıkladı; 'Son 17 yılda, Konya'ya 8,4 Milyar TL hibe verdik. 2002'de 146,1 Milyon TL olan tarımsal hibe desteğimizi, 6,4 kat artırarak 2019 yılı itibariyle 938 Milyon TL'ye çıkardık.  Konya'nın Tarımsal üretim değeri son 17 yılda, 9 kat artarak 19,4 Milyar TL'ye çıkmıştır. Konya Tarımsal ihracatımız yine son 17 yılda, 20,3 kat artarak 398 Milyon dolara ulaşmıştır. Yine Konya'ya verdiğimiz tarımsal kredilerimiz son 17 yılda, tam tamına 89 kat artarak 2 Milyar TL'ye ulaşmıştır. Orman ve Su alanlarında toplamda Konya'mıza 10 Milyar TL yatırım yaptık. Toplamda 49 adet baraj ve gölet yaparak, 740 bin dekar alanı sulamaya açtık. Daha yeşil bir Konya için, 105 milyon fidanı toprakla buluşturduk.'

Ilgın'a İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Müjdesi
Bakan Pakdemirli bundan sonraki süreçte de desteklerin ve yatırımların devam edeceğini belirterek, Ilgınlılara bir dizi müjde verdi.
'Ilgın ilçemizde, jeotermal kaynakların değerlendirilmesi amacıyla bir çalışma yapılması talimatını verdim. Bu çalışma sonucunda, yeterli sıcaklık ve debide jeotermal enerji kaynağı bulduğumuz takdirde, Tarıma Dayalı Jeotermal Enerji ile Isıtmalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kuracağız inşallah. Bu alanda, her biri minimum 25 dekar olan, jeotermal enerji ile İleri teknolojik toprak seralar, Sebze kurutma tesisleri kurulacak. Bu seraların kurulmasıyla, kendi tarlanızda yetiştirdiğiniz domatesten 5-10 ton verim alırken, kuracağımız bu seralarda dekara, 50-60 ton ürün alacaksınız. Beni heyecanlandıran asıl kısım; bu yatırım sayesinde, 1.200 vatandaşımız İnşallah, iş ve aş sahibi olacak. Bu projemizi hayata geçirmek için düğmeye bastığımızın müjdesini vermek istiyorum!

2020'de İhalesi Yapılacak; Ekonomiye 65 Milyonluk Katkı Sağlayacak
Bakan Pakdemirli'nin Konyalılara bir diğer müjdesi de ekonomiye 65 milyonluk katkı sağlayacağı tahmin edilen, sulamanın borulu şebekeye çevrilmesi projesi oldu. Pakdemirli, 'Ilgın ilçemizde, 1970 yılında işletmeye açılan, 171.590 dekar sulama sahası bulunan Ilgın Atlantı Sulamasının, borulu şebekeye çevrilmesi projesinin çalışmalarında son aşamaya geldik. 2020 yılında inşaat ihalesini yapmayı planlıyoruz. Sulama tesisini tamamladığımızda, ekonomiye yıllık 65 milyon lira katkı sağlayacak' dedi.

Ilgın'da 55 Hektarlık Alanda Teraslama Çalışması Yapılacak
'Ilgın'a heybemiz dolu geldik' diyen Bakan Pakdemirli'nin bir diğer müjdesi de teraslama projesi oldu. Pakdemirli, 'Ilgın Gedikören Mahallemizde, 55 hektar alanda teraslama çalışması yapacağız. Çalışma yaptığımız alanları, badem, alıç, zerdali, iğde gibi gelir getirici tür fidanları ile ağaçlandıracağız. Bu fidanların bakımlarını da 3 yıl boyunca biz yapacağız. Ayrıca sahanın 13 hektarlık alanına 43.000 adet badem fidanı dikeceğiz. Ilgınımıza hayırlı uğurlu olsun!' dedi. 
 
19.09.2019
Devamı

Tokat'ta, tarım fuarında hayvan yarışmaları düzenlendi

Tokat'ta bu yıl 8'incisi düzenlenen Tarım, Hayvancılık, Gıda Fuarı ve Yöresel Ürünler Fuarı'nda çeşitli yarışmalar düzenlendi.
 
Tokat Valiliği ve Tokat Belediyesi'nin desteğiyle Ticaret ve Sanayi Odası tarafından düzenlenen Tarım Fuarı ziyarete açıldı. Kent merkezinde kapalı pazar yeri olarak kullanılan alanda düzenlenen törenle açılan Tarım Fuarı'na farklı illerden yaklaşık 200 firma katıldı. Açılış öncesinde Damızlık Sığır Yetiştiriciler Birliği tarafından buzağı yarışması düzenlendi. Buzağılar jüri ve protokol önünde yürütülerek aralarından en güzeli seçildi. Fuarda ayrıca koyun, keçi ve mandalar arasında da yarışma gerçekleştirildi. Yarışmada dereceye giren hayvan sahiplerine çeşitli hediyeler ve başarı belgeleri verildi.

Açılışta konuşan Damızlık Sığır Yetiştiriciler Birliği Başkanı İlhan Köten, "İlimiz hayvancılık potansiyeli açısından ülke genelinde söz sahibi illerden bir tanesidir. Nüfusumuzun yaklaşık yüzde 30'luk kesimi geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır. İlimizdeki hayvan sayısında ciddi artış gözleniyor" dedi.

Tokat Ticaret Sanayi Odası Başkanı Ali Çelik fuarın tarihini bu yıl daha erkene çekerek soğuk hava nedeni ile yaşanan olumsuzlukları ortadan kaldırdıklarını belirterek, "Fuar kapsamına gıda, hayvancılık, yöresel ürünleri ekledik. Bunlar bizim için çok değerli şeyler. Tokat için olmazsa olmazlarımız" diye konuştu.
 
19.09.2019
Devamı

Coğrafi İşaretli Biber, Maraş Biberidir

Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Başkanı Serdar Zabun, ‘Maraş Biberi’nin Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası adına tescilli bir ürün olarak tüm dünyaya tanıtımı yapıldığını ve artık bir global marka konumuna ulaşarak dünya pazarlarında tüketildiğini söyledi.

Kahramanmaraş’ın kırmızı pul ve toz biber üretiminde Türkiye lideri olduğunu, sektörün kent ekonomisine çok önemli katkı sağladığını, aynı zamanda kalite, gıda güvenirliği standartları ve lezzet bakımından başarı çıtasının yüksek olduğunu hatırlatan Zabun, “Maraş Biberi bu coğrafyaya özgü tadı ve kalitesi ile Türk ve dünya mutfaklarının vazgeçemediği bir ürünüdür. Farklı iklim karakterlerinin eşsiz bir bileşkesidir. Kahramanmaraş ve bölgesinde yetişen, Türk mutfağının vazgeçilmez tadı, sağlık ve lezzet sembolü olan, Kahramanmaraş ekonomisi için büyük önem taşıyan "Maraş Biberi", ilimiz adına coğrafi işareti olarak tescilli, ilimizin ismi ile tüm dünyaya tanıtımı yapılan ve artık bir global marka konumuna ulaşan stratejik bir ürünümüzdür. Coğrafi İşareti de 2002 yılından buyana Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’na aittir.” dedi.

'MARAŞ BİBERİ KAHRAMANMARAŞ'IN TEMEL GEÇİM KAYNAKLARINDANDIR'

Biber üretimi konusunda bilgi veren Zabun, “Esas olarak Acı Kırmızı Maraş Biberi olarak tanımlanan ‘Maraş Biberi’ başta rengi olmak üzere aroması ve acılık oranı ile dünyanın en kaliteli ve aranan biberi durumundadır. İlimiz, Baharatlık Kırmızı Biber üretimi, yıllara göre değişiklik göstermekle birlikte yaklaşık 30 bin ton düzeyindedir. Maraş Biberi Coğrafi İşaret hinterlandında Kahramanmaraş’ın yanı sıra, Gaziantep, Hatay, Kilis, Adıyaman ve Şanlıurfa yer almaktadır. Bu illerdeki üretim Türkiye üretiminin %83’üne tekabül etmektedir Kırmızı pul ve toz biber üretim kapasitesi bakımından Türkiye lideri olan Kahramanmaraş, 227 bin ton biberin %62’sini gerçekleştirmektedir. Baharatlık Kırmızı Biber sektöründe 70 fabrika ilimizde faaliyet göstermektedir. Bu anlamda kırsal kalkınmaya çok önemli katkıda bulunmaktadır. Dolayısıyla istihdam açısından da Kahramanmaraş ekonomisine katkısı büyüktür. Bu fabrikalar Kahramanmaraş’ta 20 bin ailenin geçim kaynağını oluşturmaktadır.” şeklinde konuştu. 'ADI ÜSTÜNDE MARAŞ BİBERİ' ‘Maraş Biberi’nin sağlık açısından önemine de değinen Zabun, “Maraş Biberi orta acılıkta olup çok geniş bir kitleye hitap ediyor. Metabolizmayı hızlandırıyor. İçeriğinde bulunan antioksidanlar, mineraller, vitaminler, lif ve kapsaisin bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve sağlıklı yaşama katkıda bulunuyor.” ifadelerini kullandı.Zabun, Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaklaşa finanse ettiği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yürüttüğü Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında, Kahramanmaraş İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Ticaret ve Sanayi Odası ve Ticaret Borsası ortaklığında, Kahramanmaraş Biberciler Derneği işbirliği ile yürütülen Maraş Biberi Kümelenme Projesi hakkında bilgi verdi.Zabun, kamu finansmanı ile desteklenen bu proje ile çiftçiden son tüketiciye kadar ulaşan zincirin tüm taraflarını bir araya getirdiklerini, Maraş biberinin rekabetçi gücünü artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını söyledi.KMTSO Başkanı Zabun, şunları kaydetti: “Devlet, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve teknoloji merkezleri sektörel gelişimin bir parçası olarak el ele veriyor. Baharatlık kırmızıbiber endüstrisinin tüm aşamalarında, üretim ve biber işleme teknolojisinin modernize edilmesi, sektörün ihtiyaç duyduğu eğitim ve danışmanlık hizmetlerinin sunulması, pazarlama ve tanıtım desteğinin sağlanması konusunda faaliyetlerimiz devam ediyor. Proje kapsamında ortak paketleme tesisi ve gıda laboratuvarı kuruldu. Bu tesislerle gıda kalitesi ve güvenirliğinin güçlendiriyoruz. Amacımız tüketiciye güvenle tüketebileceği lezzeti sunmak ve sürdürülebilir üretim hedefine ulaşmak.
19.09.2019
Devamı

Organik Tarıma EBRD Desteği

EBRD tarafından İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde organik kuru meyve üretimi ve ihracatı yapan Işık Organik Tarım şirketine 16 milyon avroluk kredi desteği sunulması nedeniyle firmanın üretim tesislerinde imza töreni gerçekleştirildi.

Tören ve tesis gezisinin ardından AA muhabirine açıklama yapan EBRD Türkiye Direktörü Arvid Tuerkner, hazırladıkları 5 yıllık stratejik planlama ile inovasyon ve teknoloji alanlarında belirli ihtiyaçlara karşılık vermek niyetinde olduklarını ifade etti.

Tuerkner, Türkiye’nin yatırımlar noktasında EBRD’nin en hacimli ülkesi olduğuna işaret ederek, çok farklı portföydeki yatırımlara destek olduklarını, ülkenin istihdam ve ihracatına katkıda bulunduklarını aktardı.

Türkiye'nin geçen yılın ikinci yarısında yaşadığı ekonomik sorunları atlatma yolunda olduğunu, son 2 çeyrekte büyüme görüldüğünü dile getiren Tuerkner, "EBRD olarak zor zamanlarda dahi Türkiye’de yatırımları asla durdurmadık. Çünkü Türkiye’de her zaman iyi projeler bulmanız mümkün. Işık Organik, ihracatçı olarak bu örneklerden biri, özellikle böyle zamanlarda ihracat Türk şirketleri için çok iyi bir strateji." dedi.

Işık Tarım Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Işık ise halen 120 bin dekar alanda organik üretim yaptırdıklarını, anlaşma ile hem alanın genişleyeceğini hem çiftçi sayısının artacağını dile getirdi.
 
18.09.2019
Devamı

Tarım ÜFE Ağustos Verileri Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu, ağustos ayına dair Tarım ÜFE verilerini açıkladı.

Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,70 azalışla 153,30 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 8,05, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 19,69 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 22,50 yükseldi.

Ormancılık ürünlerinde aylık bazda yüzde 1,56, tarım ve avcılık ürünlerinde yüzde 0,72 azalış, balıkçılıkta ise yüzde 0,82 artış gerçekleşti.
Ana gruplarda bir önceki aya göre değişimde tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,33, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,62 azalış olurken, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 0,60 artış kaydedildi.

Alt tarım gruplarından tropikal ve subtropikal meyveler yüzde 6,04, tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 2,70, canlı kümes hayvanları ve yumurtalar yüzde 2,18 artarken, çeltik yüzde 5,17, üzüm yüzde 8,09 ve yağlı meyveler yüzde 1,03 azaldı.
 
18.09.2019
Devamı

OGM Memur Alımı Başvuruları Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesine gerçekleştirilecek olan Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğünün (OGM) yapacağı 5 bin personel alımında başvurular devam ediyor.  Başvuruda bulunacak olan adaylar, işlemlerini OGM'nin resmi internet sitesi üzerinden yapabilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı  Orman Genel Müdürlüğünün  yapacağı yaklaşık 5 bin personel alımı için başvuru süreci devam ediyor. Orman Genel Müdürlüğüne (OGM) alınacak personelden bin 146'sı mülakat ve uygulama sınavı yapılmadan, KPSS puan sıralaması esas alınarak, adayların mezuniyet durumlarına göre tercih ettiği pozisyon için en yüksek puan alan adaydan başlayarak yerleştirilecek.

 OGM'nin resmi internet sitesi üzerinden yapılacak olan Tarım ve Orman Bakanlığı sözleşmeli memur alımı başvurusu, yüzlerce kişi için istihdam kapısı olacak. Farklı pozisyonlar için gerçekleştirilecek Tarım ve Orman Bakanlığı personel alımı için süreç, kurumun resmi internet sitesinden devam edilecek.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Orman Genel Müdürlüğü (OGM), sözleşmeli personel olarak istihdam edeceği adaylar için 12.09.2019-23.09.2019 tarihleri arasında http://isealim.ogm.gov.tr adresinden başvuruları alacak. Başvurular, E-Devlet şifresi ile alınabilecek.

Orman Muhafaza Memuru ve Orman Mühendisi olarak istihdam edilecek olan adaylar ise 24.09.2019-07.10.2019 tarihleri arasında http://isealim.ogm.gov.tr adresindeki sistemden e-devlet şifreleri ile başvuru yapacak.
 
18.09.2019
Devamı

Yeni Sezon Şeker Üretimi Bugün Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bugün şeker sektöründe 2019/2020 pazarlama yılının başlangıcı olması nedeniyle Konya’da düzenlenecek törene katılacak.

Bugün Konya Ilgın Şeker Fabrikası’nda düzenlenecek olan tören ’de çiftçiler başta olmak üzere üretici ve tüketiciler Bakan Pakdemirli’nin açıklamalarını büyük bir heyecan ile bekliyor. Şeker sektörü her üretim yılı başında pancar alımını ve şeker üretimini geleneksel olarak bir kampanya töreni ile başlatılıyor.
 
18.09.2019
Devamı

Buğday Trakyalıların Yüzünü Güldürdü

Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, Trakya’da özellikle buğdayda bir önceki yıla göre yüzde 20’lik verim artışı yaşandığını söyledi. Bereketli topraklarıyla yıllardır Türkiye’nin ekmeklik buğday, ayçiçeği ve çeltik ihtiyacının önemli kısmını karşılayan Trakya’da üreticinin yüzü yüksek verimle güldü.

Trakyalı çiftçilerin en önemli geçim kaynağı buğday  hasatı mevsimi hızla devam ediyor. Buğdayda hasadı geride bırakan çiftçiler, bugünlerde ayçiçeğini biçmeye devam ederken, çeltikte ise tarlaya girmeye hazırlanıyor. Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, bu yıl özellikle buğdayda bir önceki yıla göre verimde yüzde 20 artış yaşandığını ifade ederken, bu yıl üç kat artan kanola ekiminin ise önümüzdeki yıl daha da artacağını düşündüklerini dile getirdi. Buğday rekoltesindeki artışla çiftçinin yüzünün biraz da olsa güldüğünü dile getiren Arabacı, "Girdi maliyetleri yüksek. Aşağı yukarı geçen yıla nazaran bu yıl maliyetlerimizde yüzde 30 artış var. Buğday fiyatlarında yüzde 29 artış yaşandı, verim de arttığı için buğdayda bu yıl bizi verim kurtardı diyebiliriz. Bu yıl hem verimimiz hem de kalitemiz güzel. Buğdayda iyi bir sezon geçirdik diyebiliriz" diye konuştu.
 
17.09.2019
Devamı

Ordu Tarım A.Ş.’e Kadın Çiftçileri Ziyaret Etti

Ordu Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri Fatsa Ziraat Odası’nı ziyaret etti.

Ordu Tarım A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeleri ziyaret kapsamında Kadın Çiftçiler Meyve Kurutma ve İşletme Evi ile Fatsa Çiftçi Eğitim Çiftliğinde detaylı incelemelerde bulundular.

Ortak Çalışmalar Yürütülecek

İncelemeler esnasında ortak fikir birliği oluşturan yönetim kurulu üyeleri, “Kadın çiftçilerimiz ile bir araya geldik. Her bir kadın çiftçimiz burada azimle çalışıyor. Bu işletme evinde yöresel meyvelerimiz kurutularak işleniyor. Eğitim çiftliğinde yetişen çiçek ve fidanların en verimli şekilde değerlendirilmesi lazım. Kadın çiftçilerin sürdürülebilir kazanç elde etmesi gerekiyor. Bunun için birlikte ortak çalışmalar yürüteceğiz. Ordu Tarım A.Ş. olarak Fatsa Ziraat Odası tarafından özel yetiştirilen Kudret Narı için ise ilk siparişlerimizi verdik” bilgisini verdiler.
 
17.09.2019
Devamı

Turuncu Bayrak ile İsrafa Dur Denilecek

Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), ülkemizde son dönemde yaygınlaşan serpme kahvaltı kültürü nedeniyle yıllık 100 milyar liralık israf yaşandığını açıkladı. TİSVA, otellerde uygulanan ‘her şey dahil’ ve ‘ultra her şey dahil’ gibi sistemlerin de israfı arttırdığını vurguladı. Türkiye’nin gıda israfı tablosuna göre serpme kahvaltılar, yıllık 100 milyar liralık israfa neden oluyor.
Dünyada 67 ülkenin yer aldığı ‘gıda kaybı ve israf’ başlığı altında yapılan çalışmada Türkiye 65. sırada yer alıyor. Yılda 214 milyar liralık gıda israfı yapılan Türkiye’de bu miktar tam olarak 12 milyon tona denk geliyor.

Özellikle son dönemde giderek yaygınlaşan serpme kahvaltı kültürü 100 milyar liralık gıdanın israf edilmesine sebep oluyor. TİSVA Başkanı Prof. Dr. Aziz Akgül, kahvaltıda gelen zeytin, peynir, domates, tereyağı, reçel, yumurta ekmek gibi gıdaların birçoğunun tüketilmediği için çöpe gittiğini ifade etti.

İsrafının Önüne geçebilmek için Turuncu Bayrak Projesi devreye girecek.

Otel ve restoran işletmelerindeki gıda israfının önemli ölçüde azaltılması için hayata geçirilen Turuncu Bayrak projesi ile bu konuda 3 yıl içerisinde otellerdeki gıda israfını yüzde 30, 5 yıl içinde ise yüzde 70 azaltılması hedefleniyor.

Proje gıdaya saygılı, geri dönüşüm odaklı, çevre ve doğa dostu, hayvansever, işletme giderlerini azaltan, ülke ekonomisine katkı sağlayan otellere ekstra saygınlık katıyor.
 
17.09.2019
Devamı

Avrupa'nın En büyük Barajı Dicle Nehri Üzerinde Kuruluyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapımı süren Çetin Barajı’nın tamamlandığında Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa’nın en büyük barajı olacağını söyledi.

Bakan Pakdemirli, Dicle Nehri’nin en büyük kolu olan Botan Çayı üzerinde yer alan Çetin Barajı’nda inşaat çalışmalarının sürdüğünü belirtti.
Siirt’in Şirvan ve Pervari ilçeleri sınırları içerisinde bulunan Çetin Barajı ve hidroelektrik santralinin tamamlandığında temelden 165 metre gövde yüksekliğinde ve Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa’nın en büyük barajı olacağını ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Projenin inşaat çalışmaları 2011 yılında başladı. Baraj gövdesine günlük 15.327 metreküp beton dökümü yapılıyor. Tamamlandığında gövde beton hacmi 4.726.527 metreküp olacak. Gövde yüksekliği şuan 102 metreye ulaştı. Barajın maksimum işletme kotunda rezervuarında 615 milyon metreküp su depolanacak. 37 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre alanında bir göl alanı oluşacak. Baraj yılda 1175 GWh enerji üretimi sağlayacak.”



BARAJ 2020’DE HİZMETE GİRECEK
Bakan Pakdemirli, Çetin Barajı ve HES’te fiziki gerçekleşmenin şuanda yüzde 84 seviyesinde olduğunu ve projenin 2020 yılının ilk çeyreğinde işletmeye alınmasının planlandığını da sözlerine ekledi. 
 
 
16.09.2019
Devamı

Çiftçiye Ücretsiz Tohum Ne zaman Verilecek?

Ücretsiz tohum dağıtımı ne zaman? Binlerce çiftçi ücretsiz ata tohumların ne zaman dağıtılaca konusunda araştırmalarını sürdürüyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ücretsiz tohumların dağıtımına ilişkin tarihi açıkladı. Peki ücretsiz tohum ne zaman verilecek? 

Türkiye’nin dört bir yanından ata tohumu ve maya topladığını anlatan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı aracılığıyla 2020 yılında isteyen tüm vatandaşlara ücretsiz olarak ata tohumu verileceğini söyledi. Saraçoğlu, ata tohumunu alan kişilerin bunları çoğaltmakla yükümlü olduklarını anlattı.
 
16.09.2019
Devamı

Bakanlığı Eleştiren Çiftçinin Destekleri Kesildi

Bursa Karacabey’de kurduğu çiftlikte hayvancılık yapan Sencer Solakoğlu cezalandırıldığını söyledi.
Bursa Karacabey’de kurduğu çiftlikte hayvancılık yapan, tarım politikalarına ilişkin görüşlerini sosyal medyada ve konuk olduğu televizyonlarda anlatan Sencer Solakoğlu cezalandırıldığını söyledi.
Twitter hesabından açıklama yapan Solakoğlu, “Kendisine komplo kurulduğunu, cezanın kendisine ait olmayan ürün numuneleri ve yalan yanlış tutanaklar dayanak gösterilerek verildiğini” öne sürdü.
Solakoğlu 5 yıl boyunca tüm tarımsal desteklemelerden men edildiğini belirtti.

 
16.09.2019
Devamı

Okul Gıda Logosunda Erteleme

Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların bünyesindeki gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda "Okul Gıdası" logosunun kullanımına ilişkin süre bir yıl ertelendi.
Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi gıda işletmelerinde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdalarda "Okul Gıdası" logosunun kullanımına ilişkin süre bir yıl uzatıldı.

Tarım ve Orman Bakanlığının "Okul Gıdası Logosu Uygulaması Usul ve Esasları Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği" Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Buna göre, tebliğ hükümlerine uyum sağlamaları için gıda işletmecilerine 7 Eylül 2020 tarihine kadar süre tanındı. Tarım ve Orman, Sağlık ve Milli Eğitim bakanlıkları arasında imzalanan protokolle Milli Eğitim Bakanlığına bağlı resmi ve özel okul/kurumların bünyesinde faaliyet gösteren kantin, kafeterya, büfe, çay ocağı gibi işletmelerde satışa sunulacak hazır ambalajlı gıdaların etiketi üzerinde "Okul Gıdası" logosunun yer alması kararlaştırılmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığınca hazırlanan tebliğin yürürlüğe girme tarihi daha önce 16 Eylül olarak belirlenmişti. 
 
 
16.09.2019
Devamı

CARETTA YAVRULARI DENİZE KAVUŞMA YOLCULUĞUNDA

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü her yıl olduğu gibi bu yıl da üniversiteler ve gönüllü kuruluşlarla yaptığı işbirliğiyle deniz kaplumbağalarını koruma çalışmalarını sürdürüyor. Bu koruma çalışmalarının başarısı sayesinde ülkemiz sahillerine gelerek yumurtlayan deniz kaplumbağalarının yavrularının yumurtadan çıkarak denizle buluşma serüvenleri ise belgesel tadında görüntüler vermeye devam ediyor.

DKMP Genel Müdürlüğü Türkiye’nin taraf olduğu BERN (Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması) ve BARCELONA (Akdeniz’in Kirlenmeye Karşı Korunması) Sözleşmeleri kapsamında deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta-İribaş deniz kaplumbağası, Chelonia mydas-Yeşil deniz kaplumbağası) korunması amacına yönelik olarak yaptığı çalışmalarla her yıl binlerce deniz kaplumbağasının denizlere ulaşmasına vesile oluyor.

GEÇEN YIL 590 BİN 984 YAVRU DENİZLE BULUŞTU
Ülkemizde 21 adet Önemli Deniz Kaplumbağaları Yuvalama Kumsalının 14 ‘ünde düzenli olarak “İzleme, Koruma ve Yuva Tespit” çalışmaları yürütülüyor. 2018 yılı çalışmaları neticesinde 143.7 km sahil şeridimizde 301 bin 224 adet Caretta caretta yavrusu ve 289 bin 760 adet Chelonia mydas yavrusu olmak üzere toplam 590 bin 984 adet yavru sahillerimizden ayrılıp denize kavuştu.
Bu yıl da sahillerimiz deniz kaplumbağalarını uğurlamaya başladı. Adana Akyatan kumsalından DKMP ekiplerinin kamerasına yansıyan ve denize kavuşma telaşıyla çırpınan yavru deniz kaplumbağalarının mücadelesi adeta belgesel tadında görüntüler ortaya koydu.

Deniz kaplumbağa yavrularının denizle buluşma serüveni her yıl Ekim ayı sonuna kadar devam ediyor.
 
 
16.09.2019
Devamı

Tarımsal projelerde "teminat" düzenlemesi

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarıma dayalı projeleri için hibe sözleşmesi imzalamış ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmamış yatırımcılar, 30 gün içinde müracaatta bulunursa teminatlarını geri alabilecek.
Kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarıma dayalı projeleri için hibe sözleşmesi imzalamış ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme alamamış yatırımcılara, 30 gün içinde müracaatta bulunmaları halinde teminatları geri ödenecek.

"Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Tarıma Dayalı Yatırımların Desteklenmesine İlişkin Kararda Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Karar, kırsal kalkınma destekleri kapsamında tarımsal projeleri için hibe sözleşmesi imzalayan yatırımcıları kapsıyor.

Buna göre, söz konusu projeleri için hibe sözleşmesi imzalanmasına karşın kendilerine herhangi bir ödeme yapılmayan yatırımcılar, bugünden itibaren 30 gün içinde hibe desteğine konu projeden vazgeçtiklerine dair ilgili il müdürlüklerine yazılı müracaatta bulunabilecek. İlgili il müdürlüğünün onayı halinde projeleri tasfiye olan yatırımcılara teminatları iade edilecek.
 
 
13.09.2019
Devamı

Tarım ve Hayvancılık Yapılan Alanlar da İlaçlamalar Başladı

İçel Büyükşehir Belediyesi ekipleri, kırsal mahallelerde tarım ve hayvancılık yapılan alanlarda, özellikle ahırlarda sürekli ilaçlama yaparak, hayvansal ve bitkisel atıklardan kaynaklanan çevre kirliliğinin ve sinek üremesinin önüne geçiyor.

Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığına bağlı ekipler, sivrisinek, karasinek, larva ve uçkunlara karşı mücadelenin yanı sıra hamamböceği, kene ve haşerelere karşı da İçel’in kırsal mahallelerinde tarım ve hayvancılık yapılan alanlarda ilaçlama yapıyor. 23 personelden oluşan 7 ekip ile 7 holder-atomizör ve 7 el dumanlaması ile ilaçlama çalışmaları düzenli olarak devam ediyor.

Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, sinekle mücadele kapsamında Büyükşehir Belediyesi’nin sınırları içerisinde yer alan kırsal alanlarda; göletler, havuzlar, bataklıklar, doğal çukurlarda biriken yağmur suları, sulama kanalları, su kuyuları, su varilleri, eski otomobil lastikleri, fosseptikler, kanallar, durgun su birikintileri, dere yatakları, metruk alanlar, çöp konteynerleri gibi vektörlerin üreme alanlarında Dünya Sağlık Örgütü tarafından önerilen ürünler ve yöntemlerle larva ve uçkunla mücadele çalışmaları gerçekleştiriliyor.



 
13.09.2019
Devamı

Çin'e su ürünleri ihracatı başlıyor

Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen, Türkiye ile Çin arasında imzalanan Çin'e su ürünleri ihracatı protokolüne ilişkin, "Böylece Türk üreticisi için 250 milyon dolarlık potansiyel bir pazarın kapıları açılmış oldu." dedi.

Çin Gümrükler Genel İdaresi ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında, 9 Eylül'de Ankara'da, Türkiye'den Çin'e gökkuşağı alabalığı, nehir alabalığı, orkinos ve mavi yüzgeçli orkinos gibi su ürünlerinin ihracatını hedefleyen protokol imzalandı.

Çin'in Ankara Büyükelçiliği, protokole ilişkin sosyal paylaşım sitesi Twitter'da yaptığı paylaşımda, "Bu protokol, her iki tarafça son imzalandığı tarihten itibaren 5 yıl geçerlidir." ifadesini kullandı.
Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Abdulkadir Emin Önen, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, söz konusu protokol ile gökkuşağı alabalığı, nehir alabalığı, orkinos ve mavi yüzgeçli orkinos gibi su ürünlerinin Çin Halk Cumhuriyeti'ne ihracatının önünün açıldığını belirtti.

Bu ürünlerde geçen yıl Türkiye'nin toplam ihracatının 80 milyon dolar, Çin'in ithalatının ise 250 milyon dolar olduğunu bildiren Önen, "Böylece Türk üreticisi için 250 milyon dolarlık potansiyel bir pazarın kapıları açılmış oldu.” dedi.

Önen, girişimleri sonucu bu yıl içinde Türkiye'den Çin'e kiraz ve Antep fıstığı ihracatının başladığını hatırlatarak, su ürünleri ihracatının ardından kanatlı hayvan ile süt ve narenciye ürünleri ihracatının başlamasına yönelik çabalarının da devam ettiğini söyledi. 
 
12.09.2019
Devamı

Bayburt’lu Arıcılar Uyarıldı

Bayburt'ta faaliyet gösteren arıcılar, Amerikan yavru çürüklüğü hastalığına karşı neler yapması gerektiği konusunda uyarıldı.
Bayburt’ta arı kolonilerinde ölümlere ve verim düşüklüğüne neden olan bazı hastalıklar oluştu. Arı larvalarının ölümüne neden olan tehlikeli ve bulaşıcı bir hastalık olan "Amerikan Yavru Çürüklüğü" hastalığına karşı Bayburtlu arıcılar uyarıldı.

Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı nedir?
Hastalığın etmeni Bacillus larvae isimli sporla çoğalan bir bakteri ve arılara yeni bulaşmış bu hastalığın farkına varmak çok zor. Hastalık ilerledikçe kolonide sürekli bir arı azalması göze çarpar. Önceleri çok istekli ve canlı olarak çalışan koloninin, arıların azalması ile uçuş deliği önündeki canlılığı azalır. Arılar uçuş tahtası üzerinde veya uçuş deliği önünde şaşırmış ve ne yapacağını bilmez bir şekilde isteksizce gezinirler.

Başlıca bulaşma nedenleri
Amerikan Yavru Çürüklüğü hastalığının bulaşma nedenlerine ise sterilize edilmemiş petekler, hastalıklı kovandan çerçeve alıp sağlam kovanlara verilmesi, oğul arıları ile temel petekte kolonilerin birleşmesi, hastalık etkeni taşıyan ergin arılar, yağmacılık, sağlam arıların hastalıklı bölgelere girmesi ve hastalıklı eski kovanların kullanılması gibi sebepler sayılabilir.

Hastalığın tedavisi
Amerikan Yavru Çürüklüğü arıcılar için tehlikeli bir hastalıktır. Tedavi için kullanılan kimyasallar dikkatli seçilip uygulanmalı. Hatalı ilaç uygulamaları balda kalıntı problemi yaratabilir. Amerikan yavru çürüklüğü hastalığı görülür görülmez ilaçla tedavinin yanı sıra dayanıklı kolonilerin oluşturulması önemli etkendir. Hastalık yeni başlamış ve hemen farkına varılmış ise, ilaçla tedavisi mümkün olabilmektedir. Bu durumda koloni, dezenfektan olarak kullanılan bazı kimyasal maddelerin yardımı ve ilaç olarak kullanılan bazı antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Ancak hastalığın ileri dönemlerinde ilaçla tedavinin yararı yoktur.
 
12.09.2019
Devamı

İzmir’de Hayali Süt Analizi mi? Bakan Yanıltıldı mı?

İzmir’de Hayali Süt Analizi mi? Bakan Yanıltıldı mı?
Geçtiğimiz günlerde (TDSYMB) Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Kamil Özcan’a Anadolu İzlenimleri olarak sorularımızı yöneltmiştik. Konu ile ilgili birçok kesimden telefon ihbarı aldık.  Başkan Özcan tarafından sorularımızın cevaplanıp cevaplamadığı merak konusu oldu. Kamuoyu da bu soruların cevaplanmasını beklerken, Genel Başkan Özcan sessizliğini korumaya devam ediyor.

Yetiştiricinin büyük emek ve çabaları ile kurulan TDSYMB 20 yıllık kazanımlarını kaybederken, yetiştirici Yeter artık!  TDSYMB ve İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinde Vurgun mu Var? Sorusunu soruyor.

Tarım ve Orman Bakanlığınca ıslah amaçlı süt içerik Analiz destekleme ödemesi her yıl yetiştiriciye yapılarak yetiştiriciyi daha kaliteli süte yönlendiriliyor.
Gel gelelim 2018 yılında Islah amaçlı süt içerik analiz desteklemesinde öyle bir rakam göze çarpıyor ki teknik olarak bakıldığında bu işin yapılabilirlik noktası soru işaretlerine neden oluyor.
2018 yılı süt analiz desteklerine baktığımızda 7 ilin yapmış olduğu süt analizi İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliğinin yapmış olduğu süt analizi ve destek rakamı bile etmiyor.
2018 yılında bakanlıkça toplamda süt analiz desteği 46.624.800 TL olarak ödenirken, toplam rakamdan en büyük aslan payı 30.148.800 TL sini İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile birlikte Denizli, Aydın Manisa, Antalya ve Uşak alıyor.
 
İzmir Tek Başına 2018 yılı Süt Analiz Desteğinde 20.875.950 TL Alıyor
 
 İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tek başına 158 Bin 845 baş hayvanın süt analizini yaparak 20.875.950 TL almış oluyor. Uzmanlardan edindiğimiz bilgiye göre Türkiye’de bulunan süt analiz makinaları bu kadar sayıdaki analizi 7/24 çalıştırılmış olsa bile bunu yapamayacağını belirtirken; İzmir DSYB’ nin elindeki bu makinalarla bu işin olamayacağını da ayrıca belirttiler.
 
Analiz Desteği Çıkmazsa Ne Olacak?
 
Diğer taraftan aldığımız duyumlara göre 2019 yılı Hayvancılık Desteklemesi kararnamesi çıkmamasına rağmen İzmir Damızlık Sığır Birliği destekleme çıkacakmış gibi üreticiyi eksik bilgilendirme yaparak Temmuz ayından beri ücretli süt analizi yapmaya devam ettiğini de İzmirli yetiştiricilerden duymuş olduk.
 
7 İlin 2018 Yılı Süt Analiz Desteği ise 16 Milyon 476 bin
Adana, Aksaray, Erzincan, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir ve Burdur illeri ise 2018 yılı süt analiz desteğinden sadece 16 Milyon 476 bin TL almış oluyor. Süt analiz laboratuvarlarındaki süt analiz cihazları aynı ölçümleri aynı hızıda aynı ve 3 numune ile yapılabilirken, İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği 229 bin 727 baş hayvandan üç numune alımına göre 689 bin 181 numuneyi nasıl gerçekleştirdi? Sorusu akıllara geliyor.

 Yetiştiricinin ve kamuoyu adına soruyoruz.

İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği bu kadar numune aldınız mı?

Bu kadar baş hayvandan 3 numune alarak bir ay ara ile analizi nasıl gerçekleştirdiniz?

Süt analiz sistemine her hangi bir müdahalede bulundunuz mu?

Bu analizler yapılırken tüm işletmelere gidildi mi?

Aldığınız 20 Milyon desteği gerçekten hak ettiniz mi?

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’yi yanılttınız mı?

Yetiştiricinin hakkını yediniz mi?

Tarım ve Orman Bakanlığınca 20 Milyon destek nasıl ödendi?

Merkez Birliğinden ıslah amaçlı süt analiz sistemi nasıl ayarlandı?

 Önceki bakanların döneminde açılmış olan ve Türkiye’de bir ilk olan hastalıktan ari 2 adet damızlık düve merkezini İzmir birliği neden kapattı?

Türkiye hala damızlık düve ithal ediyor. İzmir Birliği düve üretmekten vaz mı geçti?

Diğer taraftan edinilin bilgiye göre bu destekleme ödemesi Sayıştay’ında dikkatini çekmiş Sayıştay denetçileri konu ile ilgili araştırma ve inceleme yaptığının duyumlarını aldık.
Bizlerde kamuoyunun ve yetiştiricinin sesine kulak vererek kamuoyunda sürekli dile getirilen bu soruların cevaplandırılmasını bekliyoruz.
 
 
11.09.2019
Devamı

Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Belli Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdür Vekili Mümtaz Sinan’ın görevden alınmasının ardından yerine bu göreve vekâleten Harun Seçkin atandı.

Harun Seçkin kimdir?

1962 yılında Bursa’da doğan Harun Seçkin, 1986 yılında Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. 1988 yılında Adıyaman Tarım il Müdürlüğü’nde göreve başlayan Seçkin, 1992-2003 yılları arasında Bursa Orhangazi İlçe Müdürlüğü’nde görevine devam etti.

2003 -2004 yılları arasında Bursa Gıda Kontrol ve Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Veteriner Hekim, 2004 - 2009 yılları arasında da aynı kurumda Enstitüsü Müdür Yardımcısı, 2009-2016 yılları arasında Gıda ve Yem Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğünde Enstitü Müdürü olarak görev yapan Harun Seçkin, 2016 yılı Nisan ayından bu yana Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Vekilli olarak görev yapıyordu.

Evli ve 4 çocuk babası olan Harun Seçkin, iyi derece Almanca bilmektedir.
 
11.09.2019
Devamı

Bakanlıkta Revizyon Başladı Sıra Hangi Genel Müdürlükte

Tarım ve Orman Bakanlığı bugünlerde hareketli günler geçiriyor.  Tarım Reformu Genel Müdürü Hasan Özlü de  görevden alınlar arasında yerini aldı.
Peki, şimdi sırada Bakanlığın hangi genel Müdürleri ve daire başkanları görevden alınacak. Kamuoyunda sürekli kabine revizyonu konuşulurken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından ataması yapılan Genel Müdürlerinde görevden alınacağı kulislerde konuşulmaya başlandı. Bakan PAKDEMİRLİ tarafından atanan Tarım Reformu Genel Müdürü Hasan Özlü görevden alınırken gözler bakanlığın diğer Genel Müdürlüklerine çevrildi.

 Geçtiğimiz günlerde Gıda ve Kontrol Genel Müdürü, Eğitim ve Yayın Daire Başkanı, Rehberlik ve Teftiş Başkanı, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü görevlerinden alınmıştı. 

Eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü ’nün ağabeyi Hasan Özlü, Faruk Çelik’in Bakanlığı döneminde Müsteşar Yardımcısı olarak atanmıştı. Özlü, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Müsteşar Yardımcılıkları kaldırılınca Bekir Pakdemirli tarafından Tarım Reformu Genel Müdürlüğüne getirilmişti. 
 
 
10.09.2019
Devamı

TÜDKIYEB'ten 11 Milyon Fidan Kampanyasına Tam Destek

Tarım ve Orman Bakanlığının 11 Milyon fidan toprakla buluşuyor kampanyasına Türkiye Koyun Keçi Yetiştiriciler Merkez Birliğinden tam destek. 
Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKIYEB), Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen 11 Milyon fidan toprakla buluşuyor kampanyasını desteklediklerini açıkladı.

Genel Başkan Nihat Çelik konu ile ilgili yaptığı açıklamada; “Tarım ve Orman Bakanlığınca 11 Kasım saat 11:11 de 11 Milyon fidan toprakla buluşacak kampanyasına bizlerde TÜDKIYEB olarak tam destek veriyoruz. Merkez Birliğimizin yanısıra 80 İl Birliğimiz tarafından da kampanyaya özellikle sosyal medyada tam destek verilecektir. İzmir ve Dalaman başta olmak üzere farklı illerde tek seferde ve aynı anda 11 milyon fidan dikimi gerçekleştirilecek olması nedeniyle Dünya çapında bir rekor elde etmek ve yaz boyunca yanan alanlarda yeni fidan dikimleriyle birlikte ülkemizin akciğeri konumunda olan orman alanlarımızın artırılması ve daha yeşil bir Türkiye için milli servetimiz olan ormanlarımızı ağaçlandırmak adına kampanyayı canı gönülden destekliyoruz.” İfadelerine yer verdi.
10.09.2019
Devamı

Bakan Test Etti BE 200 Yangın Söndürme Uçakları Görüşmeleri Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rus üretimi yangın söndürme uçaklarını yerinde incelemek üzere beraberindeki heyet ile birlikte Rusya’nın Azak Denizi kenarında bulunan Taganrog kentine gitti. Türkiye’nin Rusya’dan almayı planladığı BE 200 çok amaçlı amfibi uçağını üretildiği fabrikada inceleyen Pakdemirli, yangın söndürme uçağınıda kullandı.

  Uçağı indirdikten sonra pilot kokpitinde konuşan Bakan Pakdemirli, “Kaptan pilotumuzla birlikte az evvel uçtuk. Uçağın kumandaları son derece yumuşak manevraya gelebiliyor. Bizim yangınlarımız için en önemli unsurlardan biri dar alanlarda manevra kabiliyeti, aslında bu uçak uzun zamandır takip ettiğimiz bir uçak. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da Rusya ziyaretinde fuarda gördüğü ve bizi talimatlandırdığı bir uçak. Diğer alternatifler üzerinde de çalışmakla birlikte bu uçağı da gelip görelim istiyorduk. Bugün itibarıyla Beriev uçak firmasının fabrikasının uçağını test ettik. Manevraya gelebiliyor. Türkiye'de ormanlarda yangınla mücadelede kullanabileceğimiz biz uçak. Bundan sonrasında ikili görüşmelerimiz var. Karşılıklı şartları görüşeceğiz. Uçağın teknik kabiliyetlerini, yakıt yakışından tutunda diğer Türkiye için gerekli olan hem teknik özellikler hem de bizim coğrafyaya uygunluğu konusunda teknik görüşmelerimiz olacak. Görüşmeleri tamamladıktan sonra daha net bir açıklama yapabiliriz” dedi.

 B-200 çok amaçlı amfibi uçağı UAC yapısında olan HAŞ ‘TANTK im. G. M. Beriyeva’ tarafından tasarlanmış ve seri üretime geçilmiştir.
Be-200 ilk uçuşu 1998 Eylül ayında yapıldı. Aralık 2003 tarihinde Rusya Doğal Affetler Bakanlığı için özel olarak tasarlanan Be-200ChS versiyonundaki Be-200 uçağına Devletlerarası Havacılık Komitesi (MAK) havacılık sicilinden Tip Sertifikası, Kasım 2010 tarihinde ise Avrupa Havacılık Güvenliği Ajansı’ndan (EASA) Tip Sertifikası aldı. Bundan dolayı, uçağın Avrupa şirket ve kurumları tarafından ve EASA normlarını standart olarak kabul eden ülkelerin şirket ve kurumları tarafından kullanılmasına imkan sağlandı. Günümüzde uçağa Dairelerarası Hava Tankerler Komitesi’nden (ABD) izin alma çalışmaları yapılmaktadır.

  Amfibi uçağının başlangıç müşterisi, şu anda 10 adet Be-200ChS uçak parkına sahip olan Rusya Federasyonu Doğal Afetler Bakanlığı olmuştur. Haziran 2004 tarihinden itibaren Be-200ChS uçakları yangın tehlikesi yüksek dönemlerinde havaalanlarında daimi görevini sürdürmektedir. Nisan 2008 tarihinde bir adet Be-200ChS uçağı Azerbaycan Doğal Affetler Bakanlığına teslim edilmiştir. Daha iki adet uçak (Be-200 ve Be-200ChS) HAŞ ‘TANTK im. G. M. Beriyeva’ şirketinde kullanılmaktadır. Taganrog fabrikasından ilk Be-200ChS uçağı Doğal Affetler Bakanlığı’na Ocak 2017 tarihinde teslim edilmiştir.
Mayıs 2017 tarihinde, Be-200 seri üretiminin İrkutsk fabrikasından Taganrog fabrikasında geçildikten sonra Doğal Affetler Bakanlığı ile daha altı tane Taganrog üretimi yeni Be-200ChS uçağının tedarik devlet sözleşmesi imzalanmıştır. Şimdi Be-200ChS seri üretimi yapılmaktadır. İç ve dış piyasalara toplam tedarik hacmi 2025 yılına kadar 50 uçaktan fazla Be-200ChS seri üretiminde yapılan varyasyonlarda olabilmektedir. Amfibinin baz modifikasyonu orman yangınların su veya ateş söndürme sıvıları ile söndürülmesi için yapılmıştır. Tamamen su geçirmez gövdesi sayesinde, Be-200 tarafından yapılan görev listesi büyük ölçüde artmaktadır. Uçak yolcu taşımacılığı, arama-kurtarma çalışmaları, çevre izleme, deniz ekonomik bölgesinin ve deniz sınırların gözlemlemesini yapabilmektedir. Be-200 birkaç kere Fransa, Almanya, Portekiz, İtalya, Yunanistan, Malezya, Çin’de yangın söndürme çalışmalarına katılmış ve gösterilmiştir. Uçağı Fransız, Amerikan, İtalya pilotları kullanmış ve teknik özellikler ile imkanları hakkında en yüksek puan vermiştir.
 
 
10.09.2019
Devamı

BİRLİKLERİN FERYADI Kamil Özcan Ne İş yapıyor?

Yetiştirici soruyor? Birliklerin Geleceği merak ediliyor?

20 yıl önce temelleri atılan Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği büyük emek ve zahmetlerle kurularak ıslah konusunda üreticinin ve yetiştiricinin vizyonu ve misyonu olmuş bugün gelinen noktada TDSYMB kazanımlarını kaybediyor mu?

 Yüzlerce yetiştiricinin adına soruyoruz?

Soru: TDSYMB Başkanı Kamil Özcan seçildiği 17 Ağustos 2017 gününden bugüne Merkez Birliği ve il birlikleri adına hangi projeleri gerçekleştirmiştir? Projeleri var mıdır?

Soru: Merkez Birliğinin 7 olağan Genel Kurulunda karar alınarak merkez birliği tarafından satın alınan Polatlı’daki araziye boğa istasyonu kurulacaktı. Boğa istasyonu temeli atıldı mı? Boğa istasyonu temeli ne zaman atılacak?

Soru: Soy kütüğü desteği 4 yıldır artırılmadı. Soy kütüğünün artırılmasına yönelik çalışmalar var mı? Ne zaman artırılacak?

Soru: Sayın Özcan birçok İl birliği huzur hakkı ve harcırah almazken siz iki yıldır görevdesiniz. İki yılda aldığınız huzur hakkı ve harcırahlar ne kadar? Günlük kaç TL harcırah alıyorsunuz?

Soru: Sayın Özcan yerli sperma Gentürk kullanıyor musunuz? Daha önce 400 bin doz Gentürk satışı olan sperma 250 bin doza düştü mü?

Soru: Tarım ve Orman Bakanlığınca görevlendirildiği dillendirilen Metin Bey isminde birisi var mıdır?

Bu kişi Merkez Birliğinde hangi görev ve vasıfla ne gibi işler yapmaktadır? Bu kişinin Tarım ve Orman Bakanlığından görevlendirilmiş olur yazısı var mıdır?  Bu kişinin Tarım ve Orman Bakanlığında resmi olarak bir görevi var mıdır?  Metin bey hangi vasıf ve durumla merkez birliğinin imkânlarından yararlandırılmaktadır?

Anadolu İzlenimleri aracılığı ile yüzlerce yetiştiricinin adına kamuoyunda sürekli dile getirilen bu soruları Genel Başkan Özcan tarafından cevaplandırılmasını kamuoyu adına bekliyoruz.

İzmir Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin dosyasını da yakında açıyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
09.09.2019
Devamı

Çiftçi Borçlarını Ödeyemiyor

Geçtiğimiz Haziran ayında Eskişehir’de etkili olan sel ve dolu felaketinden etkilenen çiftçiler şimdi de yeni bir mağduriyetle karşı karşıya. CHP Milletvekili Utku Çakırözer, 31 Ağustos’ta ödeme süresi dolan çiftçinin borçlarını ödeyemediğine dikkat çekti.

100 milyon zarar
Selden etkilenen çiftçinin kendi hesabıyla 100 milyon zararı olduğunu aktaran Çakırözer, “Eskişehirimizde selden etkilenen çiftçilerimizin kendi hesaplarıyla zaten 100 milyon zararı var. İktidar yetkililerinin yaptığı hasar tespit çalışmalarında bu zarar 60 milyona yakın tespit edilmiş. TARSİM selden etkilenen çiftçilerimiz için 9 milyon tutarında yardım yapıldığını açıklıyor. Hasar tespiti yapılan çiftçilerimizle konuştum. TARSİM’e kayıtlı olan çiftçilerimize çok az miktarlarda ödeme yapılmış. TARSİM’e kayıtlı olmayan çiftçimize ise hiçbir destek yapılmamış. Çiftçinin 100 milyon zararının 10’da 1’ini ödemek marifet mi? Bu rakamları ödedik diyerek hiç kimsenin derdine derman olamazsınız” dedi.

Derhal ertelenmeli
Çakırözer yetkililere çağrıda bulunarak, “31 Ağustos çiftçilerimizin borçlarını ödemesi için son tarihti. Ama çiftçimiz borçlarını ödeyemedi. Herhangi bir ertelemeye gidilmedi. Şu an çiftçilerimizin borçları cezalı faiz üzerinden işliyor. Çiftçimiz borç ertelemesi bekliyor. Borç yapılandırması bekliyor. 9 milyon ödeme yaptık diyerek kurtulamazsınız. Çiftçimizin mağduriyetleri derhal giderilmeli” dedi.
 
 
09.09.2019
Devamı

1,5 Milyon Balığın Ölümü Engellendi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü uygulamaya koyduğu proje ile 2014-2018 arasında denizlerde ve iç sularda yaklaşık 9 bin futbol sahası büyüklüğü alanda hayalet ağ taraması yaptı. Balıkçılar tarafından terk edilen ve halk arasında hayalet ağ diye adlandırılan bu ağların temizlenmesi ile ise yaklaşık 1,5 milyon balığın ölmesi engellendi.
“Denizlerin Terkedilmiş Av Araçlarından Temizlenmesi Projesi” 2014 yılında ülkemizin deniz ve iç sularında unutulan veya terk edilen, halk arasında hayalet ağ olarak tabir edilen av araçlarının temizlenmesi amacı ile uygulamaya konuldu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin yakından takip ettiği ve geçtiğimiz aylarda da farkındalığı arttırmak amacıyla Çeşme’de dalış yaptığı denizlerin temizlenmesi projesi denizlerimizde sürdürülebilirlik noktasında büyük önem taşıyor.

AKDENİZ ÜLKELERİNDE BİR İLK

Pakdemirli, Projenin kamu kaynağı kullanılması, çalışma süresi ve çalışma alanı büyüklüğü bakımından Akdeniz ülkeleri arasında bir ilk olma özelliği taşıyacağını belirtti.
“Bu proje bizim Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğümüzün projesi. Şimdilik tamamen devletimizin, Bakanlığımızın imkânlarıyla gerçekleşiyor. Ama ilerleyen günlerde burada inşallah sivil toplum kuruluşlarımızda olacak" dedi

63 FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE HAYALET AĞ ÇIKARILDI
Projenin ülkemiz iç su ve denizlerinde 2014 yılından itibaren uygulandığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Proje kapsamında 4 yıl içinde 600 lokasyonda yaklaşık 65 bin dekar, yani 9 bin futbol sahası büyüklüğünde alanı taradık. Bu tarama neticesinde ise yine yaklaşık 449 bin m2,  yani 63 futbol sahası büyüklüğünde terkedilmiş ağı ve 4.420 adet sepeti sularımızdan çıkardık” diye konuştu.

"100 METRE AĞ, 300 DENİZ CANLISININ ORTADAN KALKMASINA SEBEP OLUYOR"
Pakdemirli, “100 metre ağ yaklaşık 300 deniz canlısını, organizmasını ortadan kalkmasına sebep oluyor. Bizim şu ana kadar yapmış olduğumuz çalışmalarda 1,5 milyon deniz canlısını ve ekosistemi korumuş kollamış oluyoruz. Dünya'da da böyle bir durum söz konusu. Geçen yıl 650 bin ton ağ atılmış dünyada. Bunlar bir şekilde denize karıştı. Biz bu proje ile denizlerimizi temiz tutarak, sürdürülebilirliği arttırmayı amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı.

 
 
09.09.2019
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı'nda Görevden Alınma

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 5 ay önce Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne vekaleten atadığı Mümtaz Sinan’ı dün itibari ile görevden aldı.

Mümtaz Sinan, 3 Nisan 2019 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin imzasıyla Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne vekaleten atanan Mümtaz Sinan 05 Eylül 2019 tarihinde görevden alındı.

Mümtaz Sinan önceden Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı ve Ardeşen eski belediye başkanı olarak görev yapmıştı.

Genel Müdür Mümtaz Sinan 05 Eylül itibariyle görevden alındı. Mümtaz Sinan’dan önce Gıda ve Kontrol Genel Müdürü olarak Muharrem Selçuk görev almıştı. 

 
06.09.2019
Devamı

Fındıkta ödemeler başladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından alımı yapılan fındıkta ödemelerin bugün başladığını söyledi.

Sosyal medya hesabı üzerinden açıklamalarda bulanan Bakan Pakdemirli, TMO'nun alım döneminin ilk 10 gününde mahsullerini teslim eden 700 üreticinin hesabına 11.2 milyon TL yatırıldığını, üreticilerin yarından itibaren paralarını tahsil edebileceğini söyledi. Bakanın açıklamasında,"Alım döneminin ilk 10 gününde Toprak Mahsulleri Ofisi’mize mahsullerini teslim eden; 700 üreticimizin hesabına 11.2 milyon TL yatırıldı. Üreticilerimiz bugünden itibaren paralarını tahsil edebilir. Hayırlı ve bereketli olsun” ifadelerini kullandı.

 
06.09.2019
Devamı

Siirt Dünyaya Açılacak

Siirt Üniversitesi ile Dicle Kalkınma Ajansı (DİKA) arasında ’Keçi Payetleme Projesi’ imza töreni düzenlendi. Türkiye’de küçükbaş hayvancılıkta pilot üniversite seçilen Siirt Üniversitesi ile Siirt’te hayvancılığın merkezi haline gelmesi hedeflendiği belirtildi.
 
Mardin’de düzenlenen programın imza törenine Siirt Üniversitesi adına Rektör Prof. Dr. Murat Erman ve DİKA adına da Genel Sekreter Yılmaz Altındağ katıldı.

Proje ile Siirt’te yüksek verimli saf kültür ırkı hayvanların kazandırılması, yüksek verimli saf kültür ırklarına ait natif ve dondurulmuş sperma ihtiva eden payetler ile ıslah çalışmalarının yoğunlaştırılması, birim hayvandan elde edilen verim miktarının artırılması hedefleniyor.

Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Erman, “Üniversitemiz ve DİKA arasında yapılan iş birliği çerçevesinde ülkemizde ve bölgemizde bir ilk olan proje imzalama töreninde bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bu çerçevede küçükbaş hayvanlarda sperma payetleme  birimi isimli projemizin ilimizde kurulması ve bunun neticesinde bölgesel kalkınma ve üreticilerin gelir seviyesini artırmaya yönelik bir hedefimizi gerçekleştirmiş olacağız. Bu proje çerçevesinde üreticilerin gelir seviyesi arttırılırken akademik düzeyde de öğrencilerimizin ve akademisyenlerimizin ARGE ve uygulama çalışmaları bu proje çerçevesinde kurulacak birimde gerçekleştirilecektir. Üstün verim özelliklerine sahip saf hayvan ırklarının geliştirilmesi yine bu projemizin çerçevesinde hayvan ıslahı çerçevesinde yapılacak faaliyetler arasında bulunmaktadır. İlimiz keçi yetiştiriciliği noktasında ülkemizde 5 il arasında yer almaktadır. Ancak keçi yetiştiriciliğinde en önemli sorunlardan biri verim ve kalite düşüklüğüdür. Bu verim ve kalite düşüklüğünün önüne geçmek için özellikle ülkemizde kamu ve özel sektörde daha önce kurulmamış küçükbaş hayvancılıklarda sperma payetleme biriminin üniversitemiz faaliyetleriyle ilimizde kurulacak olması tek ve ilk olma özelliği taşımaktadır" dedi.

“Yurt dışına ihracat edilme potansiyeli bulunmaktadır”

Rektör Prof. Dr. Murat Erman, projenin ülke ve bölgeye hayırlı olmasını söyledi.

Prof. Dr. Murat Erman, “Sperma payetleme biriminde gerçekleştirilecek çalışmalar neticesinde ortaya çıkacak payetler hem ilimizin hem bölgemizin hem ülkemizin ihtiyacını karşılayacağı gibi aynı zamanda yurt dışına ihraç edilme potansiyeli de bulunmaktadır. Böylelikle ülkemize bir döviz girdisinin sağlanmasında bu proje çerçevesinde gerçekleşecek olacaktır. Projenin ilimize, bölgemize ve ülkemize hayırlar getirmesini hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.
 
06.09.2019
Devamı

Barajlarda ki Doluluk Oranı Arttı mı?

Bu yıl barajlarda su seviyelerinde görülen artış, yurt genelinde su sıkıntısı yaşanmayacağını gösteriyor.

Su Seviyesi Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 19 Arttı

Su seviyesi 2018 yılında düşen barajlarımızda bu sene itibariyle artış yaşanıyor. Yüksek ve engebeli topoğrafik yapıda ve yarı kurak iklim kuşağında yer alan ülkemizde, yağışların mevsimlere göre dağılımı ve şiddetleri düzensizdir. Ülkemizde 1973, 1985, 1989, 1994, 2001, 2007, 2014 yıllarında yaşanan kuraklığın yanı sıra, 2017 yılında da son 44 yılın en kurak dönemi yaşandı.  
Bu yıl ise 1 Ekim 2018 – 03 Eylül 2019 tarihleri arasında Türkiye genelinde kümülatif yağışlar ortalamasında uzun yıllar ortalamalarına göre yüzde 19,4, 2018 yılına göre ise yüzde 18,8 oranında artış meydana geldi.

3 Büyük Barajda Doluluk Geçen Yıla Göre Yüzde 40 Arttı

Fırat-Dicle Havzasında yer alan barajlar ülkemizin enerji ve tarımı için hayati önem taşıyor.  Ülkemizin en büyük barajlarından olan Atatürk Barajı’nda geçen yıl yüzde 21 olan doluluk oranı bu yıl İtibariyle yüzde 53,8 seviyesine, Karakaya Barajı’nda yüzde 25,5 seviyesinde olan doluluk yüzde 69 seviyesine, Keban Barajı’nda geçen yıl yüzde 50 seviyesinde olan doluluk bu yıl yüzde 79 seviyesine çıkmıştır.

Bununla birlikte, İşletmede olan 246 adet sulama maksatlı barajda doluluk oranı yüzde 55,3 yine işletmede olan 122 adet enerji maksatlı barajda ise doluluk oranı yüzde  59,7’dir.

4 Büyükşehirde İçme Suyu Barajlarında Doluluk Yüzde 4,5 Arttı

Enerji ve tarım için önemli su kaynakları kadar içme suyu kaynaklarındaki doluluk oranlarında da ciddi bir artış yaşandı. Bu yıl 4 Büyükşehrimize ait İçme suyu barajlarında geçen seneye göre yüzde  4,5 oranında daha fazla su mevcuttur.

Modern Sulama Sistemleri İle Yüzde 60 Tasarruf Edilebilir

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bu yıl görülen yağışlarla içme, sulama ve enerji maksatlı barajlarda doluluk olmasının memnuniyet verici olduğunu belirtirken, vatandaşlarımıza da suyumuza sahip çıkma noktasında uyarıda bulundu. ‘Su hayattır, en önemli kaynaktır’ diyen Bakan Pakdemirli, suyun başta tarım olmak üzere her alanda tasarruflu kullanılması noktasında uyarıda bulundu. ‘Bulunduğumuz coğrafyada ortalama olarak her 7 yılda bir kuraklık hadisesi görülüyor. Bu sebeple, su zengini bir ülke olmadığımız için de tasarruflu sistemleri tercih etmeliyiz. Kullanılan suyun 40 milyar metreküpünü yani yüzde 74'ünü sulamada, geri kalanını ise içme, kullanma ve sanayide kullanıyoruz. Bu sebeple en büyük su tasarrufu sulamada yapılabilir. 2003'ten itibaren eski sistemleri terk ederek modern sulama sistemlerini hayata geçirmeye başladık. Borulu sistemlerle yapılan yağmurlama ve damlama metotlarıyla sulamada yüzde 60'ın üzerinde tasarruf yapılabiliyor" diye konuştu.
 
05.09.2019
Devamı

Kırsal Kalkınma Yatırım Toplantısı

Bingöl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Bingöl Ticaret ve Sanayi Odasınca Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı nedeniyle, Karlıova’da toplantı yapıldı.
Karlıova Öğretmen Hüseyin Hüsnü Tekışık ortaokulunda düzenlenen toplantıda konuşan Gıda, Tarım ve Orman Müdürlüğü Şube Müdürü Ahmet Çibik; “Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından, kırsal alanda gelir düzeyinin yükseltilmesi, tarımsal üretim ve tarıma dayalı sanayi entegrasyonunun sağlanması için küçük ve orta ölçekli işletmelerin desteklenmesi, tarımsal pazarlama altyapısının geliştirilmesi, gıda güvenliğinin güçlendirilmesi, kırsal alanda alternatif gelir kaynaklarının oluşturulması, yürütülmekte olan kırsal kalkınma çalışmalarının etkinliklerinin artırılması ve kırsal toplumda belirli bir kapasitenin oluşturulması amacıyla bu program uygulanıyor” dedi.

“Cansuyu olacak”

Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mahmut Ayas ise; “Kırsal Kalkınma projeleri Karlıova ilçesine cansuyu olacak. Geçmiş dönemlerde hayvancılığın yoğun olduğu Karlıova ilçesinde, son dönemlerde ciddi bir azalma söz konusu. Kırsal Kalkınma ve Yatırımların desteklenmesi programları sayesinde çiftçilerimiz bu konuda bilinçlenerek, özellikle besicilik faaliyetlerin yoğunlaşmasına katkı sağlanacaktır” diye konuştu.

Toplantıda daha sonra Tarım ve Orman İl Müdürlüğünde Ziraat Mühendisi Kerim Kaya tarafından katılımcılara Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı hakkında sunum yapıldı.
Kırsal kalkınma Yatırımların Desteklenme programına, Karlıova Kaymakamı Ahmet Güneri, Karlıova Belediye Başkanı Veysi Bingöl, Bingöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mahmut Ayaz, Bingöl il Tarım ve Orman Müdürlüğü Şube Müdürü Ahmet Çibik, Ak Parti İlçe Başkanı İlyas Bingöl ve çok sayıda katılımcı katıldı.
05.09.2019
Devamı

Emine Erdoğan: Ata Tohum Projesi Milli Bağımsızlığımızın Anahtarıdır

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Ata Tohumu Projesi, tarımı milli bağımsızlığımızın anahtarı olarak gördüğümüzün de ifadesidir." dedi.

Emine Erdoğan, himayesinde başlatılan ve Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen "Ata Tohumu Projesi" kapsamında TİGEM Polatlı İşletmesi'nde gerçekleştirilen, "Mirasımız Ata Tohum" tanıtım toplantısına katıldı. 

Emine Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, 2017'de Tarım ve Orman Bakanlığı ile Ata Tohumu Projesi'ni başlattıklarını hatırlatarak o günden bugüne proje kapsamında yerel tohum buluşmaları gerçekleştirdiklerini anlattı.

Bu buluşmalarda çiftçilerin hazine sandıklarını açtıklarını dile getiren Emine Erdoğan, "Bu toprağın mirasının gelecek nesillere aktarılması için tohumlarını devletimize emanet ettiler. Büyük bir mutlulukla söylemek isterim ki, kısa sürede binden fazla tohum çeşidi bağışlandı. TİGEM aracılığı ile tohumlar kayıt altına alındı ve gen bankalarında muhafaza edildi." diye konuştu.
Bakanlığın, bu tohumları gen bankasında çoğalttığına ve fide haline getirip tekrar toprakla buluşturduğuna da dikkati çeken Emine Erdoğan, şöyle konuştu:
"Ata tohumlarımızdan ilk etapta 60 ton ürün elde ettik. Kandıra'nın sivri biberinden Samsun'un köy salatalığına, Çorum'un on dilim kavunundan Ayaş'ın beyaz bodur domatesine kadar 11 çeşit ürün mağazalarda satışa sunuldu. Bu sayede, anılarımızda dahi yok olmaya başlayan tatlar ve kokular bundan sonra nostalji olmayacak, inşallah yaşamaya devam edecek. Besinlerimiz, içeriği açısından zengin, özgün tadında ve kokusunda, seneler önce neyse şimdi de o şekilde soframıza gelecek."

Bu başarının sağlanmasındaki emeklerinden dolayı çiftçilere teşekkürlerini ileten Emine Erdoğan, "Ülkemizin parlak geleceğinin tohumları, sizlerin elleri ve yürekleriyle serpiliyor. Bu tohumlar sizlerin alın teriyle sulanıyor. Sağ olun, var olun." dedi.

Emine Erdoğan, tarımın ülkelerin en büyük gücü olduğunu belirterek, Anadolu'nun bereketli topraklarının "buğdayın anavatanı" olduğuna işaret etti. 
Tarımın, Anadolu'da 8 bin yıldan fazla zamandır yapıldığını ve bir anlamda tarımın beşiği konumunda olduğunu belirten Erdoğan, "Tarıma olan ihtiyaç gelecekte çok daha fazla karşımıza çıkacak. Dolayısıyla bugün attığımız adımlar geleceğimize sahip çıkmak ve çocuklarımızı kimseye muhtaç etmemek anlamına geliyor. Böyle bir amaca ulaşmak ise ancak ortak bir bilinç ve ortak bir çabanın ürünü olabilir. Biz bugün sizlerle birlikte toprağımıza milli bağımsızlığı ve geleceği ekiyoruz. İnşallah ileride çocuklarımız bu değerleri bizleri hayırla yad ederek biçecekler." diye konuştu. 

"GÜNÜMÜZDE YAKLAŞIK 800 MİLYON İNSAN YETERSİZ BESLENİYOR"
 Küresel gıda sistemlerinin dünya nüfusuna sürdürülebilir şekilde besleyici gıda sunamadığına dikkati çeken Emine Erdoğan, şöyle devam etti:
"Günümüzde yaklaşık 800 milyon insan yetersiz besleniyor. Buna karşılık 2 milyar insan ise fazla kilolu ya da obeziteyle mücadele ediyor. Bildiğiniz gibi obezitenin bir sebebi de sürekli olarak besin değeri açısından düşük yiyeceklere maruz kalmaktır. Yani kimyasallarla doldurulan, genetiği ile oynanan yiyecekler bir yandan hasta nesiller yetiştiriyor. Bildiğiniz gibi yüksek tansiyondan kansere kadar birçok hastalığın çıkış noktası beslenme alışkanlıklarımızdır. Dolayısıyla ata tohumlarımızla yapacağımız yerli üretimin, sofralarımızdaki tehlikeyi de bertaraf edeceğine inanıyorum. Tükettiğimiz her lokmadaki katkı maddesinden kurtularak bedensel sağlığımızı iyileştirebilir, hayat kalitemizi artırabiliriz."
Emine Erdoğan, dünyada küresel olarak organik ürünlere karşı büyük bir ilgi olduğunu vurgulayarak insanların doğal ürünlere olan hasretinin, beslenme alışkanlıklarının, sağlık açısından nasıl büyük bir tehlike yarattığının farkındalığına işaret ettiğine değindi.

Dünya nüfusunun 2050 yılında 9,7 milyar kişiye ulaşmasının beklendiğine dikkati çeken Emine Erdoğan, "Gelecekte kendi tarımını yapamayan ülkeler dünyanın açlık noktaları olmaya mahkum olacaklar. Savaşlar, iklim krizi, kıtlık ve doğal afetler gibi dünyanın yaşadığı buhranlar karşısında varlıklarını en iyi koruyabilen ülkeler, tarımda bağımsızlığa kavuşmuş ülkeler olacak. Yani tohum demek, bir anlamda yaşam sigortası demektir. O yüzden tarımı çok daha geniş anlamıyla düşünmek ve ele almak zorundayız. Ata Tohumu Projesi, tarımı milli bağımsızlığımızın anahtarı olarak gördüğümüzün de ifadesidir. Ülkemizin potansiyelinde dünyanın en önde gelen tohum üreticisi olmak var. Umudum odur ki kısa bir zamanda Türkiye'de inşallah yerli üretimden başka bir şey görmeyeceğiz." ifadelerini kullandı. 

"GENÇLERİN TARIM SEKTÖRÜNDEN ÜMİTVAR OLMALARINI SAĞLAMALIYIZ"
Ata tohumlarının muhafazası kadar, bu alanda insan kaynağının devamlılığının da önemine işaret eden Emine Erdoğan, "Kariyer denildiğinde, sadece plazaların anlaşıldığı bir çağdayız. Maalesef günümüzde özellikle gençler arasında masa başı bir iş sahibi olmak, statü elde etmek olarak düşünülüyor. Tarımsal üretim hangi gencimizin gelecek hayalini süslüyor? Demek ki burada bir şeyi yanlış yapıyoruz. Bu yanlışı düzeltmek için tarımdaki büyük potansiyeli doğru bir şekilde anlatmalıyız. Gençlerin tarım sektöründen ümit var olmalarını sağlamalıyız. Toprakla aramızda oluşan bu mesafeyi kaldırmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.  
Emine Erdoğan, tarımın yaşatılmasının ahlaki bir sorumluluk olduğunu da vurgulayarak çiftçilerden topraktaki gizli bilgeliği gençlere anlatmaları ricasında bulundu. 
Aşık Veysel'in "Dost dost nicesine sarıldım/ Benim sadık yarim kara topraktır/Beyhude dolandım, boşa yoruldum/Benim sadık yarim kara topraktır." dizelerini hatırlatan Erdoğan, başta çiftçiler olmak üzere, Tarım ve Orman Bakanlığı ve TİGEM'e titiz çalışmalarından dolayı teşekkür ederek Ata Tohumu Projesi'nin daha da güçlenmesini  temenni etti. 

"TOHUM BİR ZAMAN KAPSÜLÜ"
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu da tüm canlıların tohumdan çoğaldığına işaret ederek, tohumun bir "zaman kapsülü" olduğunu; geçmişten gelirken bir yandan geleceği taşıdığını söyledi. 

Tohumu korumak ve çoğaltmanın, gelecek nesiller için önemine işaret eden Saraçoğlu, tarihteki savaşlarda, tohumların yok edildiğine ilişkin örnekler verdi.  
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ayşe Ayşin Işıkgece'nin konuşma yaptığı programda, Ata tohumu tanıtım filmi gösterimi de yapıldı. 

Program sonunda Emine Erdoğan, projeye emeği geçenlere ve tohum bağışçıları Cemali Koro, Hazel Güçen, Halil Halaç, Ferdi Tercanoğlu'na plaket takdim etti.
Bakan Pakdemirli de Emine Erdoğan'a hediye takdiminde bulundu. 

Emine Erdoğan, program öncesinde ata tohumlarının ekildiği TİGEM'deki bahçeyi gezdi. 
Bahçeye gelişinde tohumları getiren çiftçilerle de selamlaşan Emine Erdoğan, bahçede yetişen ürünlerle ilgili de Işıkgece'den bilgi aldı.  
Daha sonra ata tohumları ve tohumların ürünlerinin sergilendiği stantları gezen Emine Erdoğan, buradaki ürünler hakkında da bilgi edindi.
 
04.09.2019
Devamı

71 Gıda Ürünü İncelendi Trans Yağ Tüketiyor Olabilirsiniz

Sağlığa Evet Derneği ve Türk Kardiyoloji Derneği tarafından İstanbul'da yapılan bir çalışma, markette ve açıkta satılan gıda ürünlerinin bir kısmında tehlikeli oranda trans yağ bulunduğunu ortaya koydu! Sağlığa Evet Derneği'nden, "Trans yağ tüketiyor olabilirsiniz" başlığı altında yapılan açıklamada, trans yağın paketli gıda etiketlerinde "hidrojenize bitkisel yağ" olarak yer aldığı belirtildi. Bitkisel yağ denilince sağlıklıymış izlenimi verse de yediğiniz şeyin trans yağ olma ihtimali çok yüksek. Yapılan araştırmada 71 gıda ürünü incelendi ve çıkan sonuç oldukça korkutucu. İşte trans yağ ibaresi kullanılmadığı halde içerisinde trans yağ bulunduran yani hidrojenize bitkisel yağ bulunduran sağlıksız besinler...

Sağlığa Evet Derneği'nden, "Trans yağ tüketiyor olabilirsiniz" başlığı altında yapılan açıklamada, trans yağın paketli gıda etiketlerinde "hidrojenize bitkisel yağ" olarak yer aldığı belirtildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türk Kardiyoloji Derneği Lipid Çalışma Grubu Başkanı Doç.Dr. Öner Özdoğan, bu etiketle tüketicide "Bitkisel ise güvenlidir" algısı yaratılmak istendiğini belirtti.
Dünya Sağlık Örgütü'nün gıdalarda her 100 gram yağda iki gram üzerinde trans yağ bulunmasının sağlığa zararlı olduğuna dikkati çekerek 2023 yılına kadar gıda tedarik zincirinden trans yağların kaldırılmasını önerdiğini anımsatan Özdoğan, şöyle devam etti:
"Ülkemizde de Tarım ve Orman Bakanlığı trans yağın gıdalarda mevcut toplam yağ miktarının yüzde 2'si ile sınırlı olması için bir düzenleme hazırlığı içindedir. Sivil toplum kurumları bu girişimi desteklemekte ve sınırın yüzde 1'e çekilmesini önermektedir. Türkiye'de dolaşım sistemi hastalıkları ölümlerin yüzde 40'ından sorumludur. Sanayi üretimi trans yağ, kalp krizi ve ölüme neden olan zehirli gıda katkısıdır. Günde 5 gram trans yağ tüketmek kalp hastalıkları riskini yüzde 25 artırmaktadır. Çalışmada bazı gıda ürünlerinde o denli yüksek trans yağ bulunmuştur ki, her gün bu gıdayı tüketen birinde kalp hastalığı riskinin artacağı öngörülebilir. Kalp ve damar sağlığı için satışa sunulan yiyecek maddelerinin trans yağ içeriklerini mutlaka denetlemeliyiz. Trans yağın tedarik zincirinden kaldırılması yiyeceğin tadını ve maliyetini değiştirmeyecektir."

Sağlığa Evet Derneği Üyesi Prof.Dr. Pınar Ay ise araştırmanın Türkiye'de satılan gıda ürünlerinde trans yağ miktarını saptamak üzere yapıldığını belirtti.
Çalışma çerçevesinde İstanbul'da marketlerde ve dükkanlarda satışa sunulan paketli ve açık 71 gıda ürününden örnek alınarak laboratuvarda trans yağ miktarının ölçüldüğünü ifade eden Ay, şu bilgileri verdi: "Trans yağın bu ürünlerin yüzde 7'sinde toplam yağ miktarında yüzde 3'ünü aştığı, yüzde 13'ünde ise 1 gram üzerinde olduğu saptanmıştır. En yüksek trans yağ değerleri açıkta satılan börek çeşitleri ile paketlenmiş bazı keklerde bulunmuştur. Örnek alınan simit, açma gibi çokça tüketilen hamur ürünlerinde, margarinlerde, süt ürünlerinde, dondurulmuş gıda ve çerezlerde trans yağ oranı yüzde 1'in altında bulunmuştur.

Okuldaki Çocuklar Tehlike Altında
Mutfak Ürünleri ve Margarin Sanayicileri Derneği tarafından 2014-2018 yıllarında yapılan başka çalışmalarda da örnek alınan margarin, sıvı yağ, çikolata, bisküvi, gofret gibi gıda ürünlerinin hepsinde trans yağ oranı yüzde 1 değerinin altında saptanmıştır. Bazı gıda üreticilerinin kullandıkları yağlar toplum sağlığını tehdit etmektedir.
Açıkta satılan yağlı börekler ve paketli kekler özellikle okullar civarında kısıtlı bütçe ile karın doyurmaya çalışan öğrenciler tarafından tüketilmektedir. Çalışmayı genişleterek başka ürünlerin trans yağ oranlarını ölçmeyi hedefliyoruz. Halk sağlığı açısından sağlıklı yeni bir nesil yetiştirmeyi önemsiyoruz."
 
 
04.09.2019
Devamı

ATB Başkanı Çondur İncire Destek Verilsin

Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur incire destek istedi. Çondur yaptığı açıklamada İncir, ülkemize sağladığı döviz girdisi bakımından stratejik öneme sahip, üstün besleyici özellikleri nedeniyle de tartışılmaz bir ürünümüzdür. Ürüne Prim desteği sağlanmaması sebebiyle, üreticiler sattıkları ürünün müstahsil makbuzu talebinde bulunmamaktadır.
 Bu durum haksız rekabet ve vergi kaçakçılığına sebebiyet vermektedir. Destek ile hem üreticimize, hem de incir üretiminin artmasına katkı sağlanacaktır. Dedi.
Başkan Çondur incir ile ilgili şunları kaydetti.

“İncir ve üzüm rekolte tahminleri Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli tarafından İzmir Ticaret Borsasında açıklanmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığı himayelerinde yapılan, Borsamızın da çalışmalarda yer aldığı rekolte çalışmaları Sonuçlanmıştır.
Sayın Bakanımız, yapılan çalışmalar neticesinde 2019-2020 sezonunda yaş incirde 329 bin ton üretim beklendiğini ifade etti. Bu yıl ürünümüz çok kaliteli.
Hava koşullarının uygun gittiği zaman incirimiz verimli oluyor, bu vesileyle ticaretimizde kolaylaşıyor, üreticilerimizin de içi rahat oluyor.



İncire destek verilsin

İncir, ülkemize sağladığı döviz girdisi bakımından stratejik öneme sahip, üstün besleyici özellikleri nedeniyle de tartışılmaz bir ürünümüzdür. Ürüne Prim desteği sağlanmaması sebebiyle, üreticiler sattıkları ürünün müstahsil makbuzu talebinde bulunmamaktadır.
 Bu durum haksız rekabet ve vergi kaçakçılığına sebebiyet vermektedir. Destek ile hem üreticimize, hem de incir üretiminin artmasına katkı sağlanacaktır. İncir de prim desteğinin verilmesi konusunda ilgili makamlara olan taleplerimiz Borsamız tarafından sürekli yenilenmektedir. İfadelerine yer verdi.
 
04.09.2019
Devamı

Büyük Şuraya Hazırlıklar Devam Ediyor

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mevlüt Aydın, Tarım ve Orman Şurası'na ilişkin, "Bakanlığımız tarafından yapılacak şura, kurumumuz ve ülkemiz için son derece önemlidir. Buradan çıkacak kararlar ülkemizin tarım, orman ve su konularının anayasası olacak." Dedi.

DSİ'den yapılan açıklamaya göre, Genel Müdür Mevlüt  Aydın başkanlığında kurum yöneticilerinin katılımıyla Tarım ve Orman Şurası değerlendirme toplantısı yapıldı.

Aydın, burada yaptığı konuşmada, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ekim ayında yapılması planlanan şuranın kurum ve ülke için son derece önemli olduğunu bildirdi. Aydın, "Buradan çıkacak kararlar ülkemizin tarım, orman ve su konularının anayasası olacaktır. Bizler de DSİ olarak ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda bu şurada söz sahibi olup katkı sağlamak amacındayız. Kurum olarak hedeflerimiz var ve inşallah bu hedeflerimize ulaşacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamaya göre, toplantıda, şuranın çalışma usul ve esaslarının düzenlenmesi, hedefleri, işleyişi ve görevlerinin belirlenmesi amacıyla yapılan çalışmaların istişareleri gerçekleştirildi.
 
04.09.2019
Devamı

Çiftçi Tarımsal Desteğini Bekliyor

Temmuz ayında gerçekleşen Tarım ve Orman Şurasının tanıtım toplantısının ardından illerde büyük şuraya yönelik çalışmalar hızla devam ediyor. Tarım ve Hayvancılık sektörü ise ekim ayında gerçekleştirilmesi planlanan büyük şuradan çıkacak sonuçları bekliyor.

Ağustos ayında mevsimlerin değişmesi ile birlikte Anadolu’nun birçok yöresinde sağanak ve dolu şeklinde yağan yağmurlar tarım arazilerine büyük oranda zarar verdi. Çiftçinin mahsul kaldırdığı şu günlerde sağanak yağmur ve dolu fındık başta olmak üzere Fasulye, salata, domates gibi birçok ürüne zarar verdi.

Zarar gören ürünlerin hasar tespit çalışmaları devam ederken anlaşılan şu ki;  mevsiminde yiyeceğimiz ürünler bu senede pahalı olacak gibi.

Ülkemizde diğer sektörler olduğu gibi tarım sektöründe de büyük oranda daralma yaşamaktayız. Üstüne birde sağanak yağış ve dolu tarım ürünlerinin fiyat artışına neden olacağı şimdiden görülebiliyor.

Ağustos ayını geride bıraktık. Tarım ve hayvancılık sektörünün dört gözle beklediği ve hala açıklanmayan 2018 tarımsal destekler üreticiyi geleceğe yönelik planlamalar yapmasında büyük engel olmaktadır. Umudumuz daha fazla geç kalınmadan tarımsal desteklerin bir an önce açıklanıp üreticinin önünü görmesidir. Aksi halde Anadolu’dan edindiğimiz bilgilere göre tarım sektöründe daha büyük krizler bekleniyor.

Temennimiz ülkemizin tüm sektörlerinde ve özellikle tarım sektöründe geleceğe yönelik planlamaların ve işlevlerinin yerinde ve zamanında uygulanarak tarımın şahlanmasıdır.

Kalın Sağlıcakla.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com


 
03.09.2019
Devamı

TMO Üzüm Fiyatları İçin Devreye Girdi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz" açıklamasında bulundu.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz." dedi.

İzmir Ticaret Borsası'nda (İTB) sezonun ilk çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incirinin borsaya getirilmesi nedeniyle düzenlenen sembolik açık artırma törenine katılan Pakdemirli, İzmir'in tarımsal faaliyetler anlamında önde gelen iller arasında yer aldığını belirtti. Dünyada hem üretimde hem ihracatta lider konumdaki ürünlerde fiyat belirleyici olmak gerektiğini söyleyen Pakdemirli, bu yıl 4,2 milyon ton yaş üzüm 305 bin ton da kuru üzüm üretimi beklendiğini vurguladı. Pakdemirli, yaş incirde de 329 bin ton üretim beklendiğini dile getirdi.
Manisa Ticaret Borsasında yaptıkları toplantıda "çekirdeksiz kuru üzüm fiyatının 10 liranın altına düşmesi halinde TMO olarak müdahale edeceklerini" söylediğini anımsatan Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Geçen sürede bakanlık ve TMO olarak piyasayı dikkatle takip ettik. Her ne kadar borsada alım fiyatları 10 lira civarında seyretse de üretim olan ilçelerde çiftçimizin daha düşük fiyatlardan satış yaptığına şahit olduk. Bizim bu durama kayıtsız kalmamız söz konusu değil. Buradan açıklıyorum. TMO olarak kuru üzüm alımı karar teklifimizi bu sabah imzaladım ve onay gönderdim. Hem TMO olarak hem Tariş olarak 2019 yılı kuru üzüm fiyatımız 9 numara için 10 liradır. Kuru üzüm üreticilerimizin emeklerinin karşılıklarını korumak için en kısa zaman aralığında alımlara başlıyoruz"
Manisa'nın Alaşehir ilçesi üreticilerinden Veli Şentürk'ün getirdiği çekirdeksiz kuru üzüm, kilogramı bin liradan Ege İhracatçı Birlikleri, Aydın'ın Nazilli ilçesi üreticilerinden Mutlu Yılmaz'ın getirdiği kuru incir de kilogramı bin 50 liradan İzmir Ticaret Borsası tarafından satın alındı. 
 
 
03.09.2019
Devamı

Tarım Sektörü Yüzde 3,4 Büyüdü

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan-Haziran 2019 dönemine ilişkin gayrisafi yurt içi hasıla rakamlarını açıkladı. Buna göre, ekonomi yılın ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1.5 daralırken, tarım sektörü ise aynı dönemde yüzde 3.4 büyüdü. 

Üretim yöntemiyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla tahmini, 2019 yılının ikinci çeyreğinde cari fiyatlarla yüzde 15 artarak 1 trilyon 24 milyar 226 milyon TL oldu.

KİŞİ BAŞI MİLLİ GELİR 9 BİN 693 DOLAR
Kişi başına GSYH, 2018 yılında cari fiyatlarla 45 bin 750 TL, ABD doları cinsinden 9 bin 693 dolar oldu.
Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'yı oluşturan faaliyetler incelendiğinde; 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak; tarım sektörü toplam katma değeri yüzde 3,4 arttı, sanayi sektörü yüzde 2,7 ve inşaat sektörü yüzde 12,7 azaldı. Ticaret, ulaştırma, konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinin toplamından oluşan hizmetler sektörünün katma değeri yüzde 0,3 azaldı.

Yerleşik hanehalklarının ve hanehalkına hizmet eden kar amacı olmayan kuruluşların toplam nihai tüketim harcamaları, 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirlenmiş hacim endeksi olarak yüzde 1,1 azaldı. Devletin nihai tüketim harcamaları yüzde 3,3 artarken gayrisafi sabit sermaye oluşumu yüzde 22,8 azaldı.

MAL VE HİZMET İHRACATI YÜZDE 8,1 ARTTI, MAL VE HİZMET İTHALATI İSE YÜZDE 16,9 AZALDI
Mal ve hizmet ihracatı, 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre zincirleme hacim endeksi olarak yüzde 8,1 artarken ithalatı ise yüzde 16,9 azaldı.

İŞGÜCÜ ÖDEMELERİ YÜZDE 21,1 ARTTI
İşgücü ödemeleri, 2019 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 21,1, net işletme artığı/karma gelir yüzde 9,9 arttı.

İŞGÜCÜ ÖDEMELERİNİN GAYRİSAFİ KATMA DEĞER İÇERİSİNDEKİ PAYI YÜZDE 37,1 OLDU
İşgücü ödemelerinin cari fiyatlarla Gayrisafi Katma Değer içerisindeki payı geçen yılın aynı çeyreğinde yüzde 35,6 iken bu oran 2019 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 37,1 oldu. Net işletme artığı/karma gelirin payı ise yüzde 47,2'den yüzde 44,6'ya düştü.
 
 
03.09.2019
Devamı

Enflasyon Rakamları Açıklandı

TÜİK ağustos ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. Buna göre Enflasyon ağustosta yüzde 0,86 artarken, yıllık bazda yüzde 15,01 oldu
TÜFE'de (2003=100) 2019 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,86, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 7,35, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,01 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 19,62 artış gerçekleşti.
Aylık en yüksek artış yüzde 19,11 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda oldu
Ana harcama grupları itibarıyla 2019 yılı Ağustos ayında endekste yer alan gruplardan, eğitimde yüzde 4,26, konutta yüzde 2,04, çeşitli mal ve hizmetlerde yüzde 0,89 ve lokanta ve otellerde yüzde 0,75 artış gerçekleşti.
TÜFE'de, bir önceki yılın aynı ayına göre çeşitli mal ve hizmetler yüzde 20,98, ev eşyası yüzde 20,13, lokanta ve oteller yüzde 18,52 ve eğitim yüzde 17,59 ile artışın yüksek olduğu diğer ana harcama gruplarıdır.
Özel kapsamlı TÜFE göstergesi (B) aylık yüzde 0,16 arttı
İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'de 2019 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,16, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 6,89, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 15,05 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 18,87 artış gerçekleşti.
Ağustos 2019'da endekste kapsanan 418 maddeden; 43 maddenin ortalama fiyatlarında değişim olmazken, 243 maddenin ortalama fiyatlarında artış, 132 maddenin ortalama fiyatlarında ise düşüş gerçekleşti.
 
 
03.09.2019
Devamı

Fındık Toplamaya Büyükşehir Eli Dokunuyor

Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler, projenin uygulandığı Ünye ilçesinde Ordu Tarım ve Hayvancılık Gıda Sanayi AŞ'ye bağlı olarak çalışan sigortalı fındık işçilerini ziyaret etti. 
Ordu Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen "Fındık Toplamaya Büyükşehir Eli Dokunuyor" projesi kapsamında sigortalı fındık işçileri durumlarından memnun.

Bir süre işçilerle fındık hasadı gerçekleştiren Belediye Başkanı Güler, gazetecilere yaptığı açıklamada, projenin bu yıl Altınordu, Fatsa ve Ünye ilçelerinde pilot bölge olarak uygulandığını söyledi.
Güler, projenin istenildiği gibi gittiğinin vurgulayarak, "Ekiplerimiz hazırlıklarını aylar öncesinden tamamladılar. Yapılan duyurular ve haberler ile fındık işçiliğine başvurular alındı. İlk defa yaptığımız bu çalışmayı bu yıl pilot ilçelerimiz olan Altınordu, Fatsa ve Ünye'de gerçekleştirdik. Elde edilen sonuçlar olumlu. İnşallah bu uygulamayı seneye daha kapsamlı yapacağız." diye konuştu.

Projeye çevre illerden talep var

Projenin sadece Ordu'da ses getirmediğini, komşu illerden de taleplerin olduğunu işaret eden Güler, "Hayata geçirdiğimiz projeye çevre illerden de talepler var. Mesela Giresunlu üreticiler bizden fındık işçisi başvurusunda bulundu. Bu durum projenin doğru olduğunu ve gelecek vadettiğini gösteriyor. İnşallah seneye bu projeyi tüm ilçelerimize yayacağız. Bu proje hepimizin ortak projesidir." dedi.

Güler, fındık işçiliği için başvuruda bulunan kişilerin, Ordu Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Ordu Tarım ve Hayvancılık Gıda Sanayi A.Ş’ye bağlı olduğunu da anımsatarak, şöyle devam etti:
"Fındık işçiliği için başvuruda bulunan ekipler, Ordu Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan (ORTAR) Ordu Tarım ve Hayvancılık Gıda Sanayi A.Ş'ye bağlanıp sigortalı olarak çalışıyorlar. Bu işçilerin tüm giderleri bizim tarafımızdan karşılanıyor. Onların tek yaptıkları üreticilerin bahçelerinden fındık toplamak. Maaşları ve sigortaları belediye tarafından karşılanıyor. Yapılan bu proje sayesinde her yıl il dışına çıkan yüklü miktarda para ilimizde kalmış oluyor. Bu proje aynı zamanda yeni bir istihdam kapısı haline geldi. Gelecek yıl bu projeye olan ilgilinin daha da artacağını düşünüyorum."

Öte yandan Güler, fındık sezonu sonrası fındık işçiliğinde çalışan işçilerin ağustos ve eylül ayında yapılacak hasadın ardından bahçe temizleme, ot biçme gibi işlere de başvuru yapabileceğini sözlerine ekledi. 
 
02.09.2019
Devamı

Tarımı Olmayan Balkonsuz Eve Benzer

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Kayseri’de katıldığı ’Tarım ve Orman Sektör Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, "Tarımı olmayan ülkeler balkonsuz eve benzeyecek" dedi.
Kayseri Ticaret Odası Konferans Salonu’nda düzenlenen Tarım ve Orman Sektör Değerlendirme Toplantısına, Kayseri Valisi Şehmus Günaydın, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, Melikgazi Belediye Başkanı Mustafa Palancıoğlu, Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar ve davetliler katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından bir konuşma yapan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, "Tarım ve Orman Bakanlığının 9 farklı biriminin genel müdür ve yardımcılarını vatandaşlarımız ve esnaflarımızla burada bir araya getiren sayın Mustafa Aksoy’a teşekkür ediyorum. Bakanlığımızın uzun süredir çok güzel teşvikleri var fakat Kayseri olarak tarım ve hayvancılıkta istediğimiz noktada olmadığımızı söylemeliyiz. Ankara’nın bütçe imkanlarını biliyoruz ama mümkün olduğu kadar Kayseri’nin aslında tarıma elverişli olan topraklarının Yamula, Bahçecik ve Develi projesinin sulama kanallarının tamamlanması ile hem köyden şehre göçün önüne geçeceğiz hem de tarım ve hayvancılıkta kendi kendimize yeten bir yer olacağız” dedi.

İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin de, "Bugün tarım ve hayvancılık yönündeki sorunlarımızı konuşarak 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine yön vereceğimiz bir dönemi hep birlikte başlatmış olacağız. Kayseri dışarıdan bakıldığında bir sanayi şehri olarak tanımlansa da gerçek anlamda tam bir tarım ve hayvancılık kentidir. Bitkisel üretimde kabak çekirdeğinde ilk sırada yer almaktayız, çilek fidesi üretiminin yüzde 60’ı ilimizden gerçekleşmektedir ve çerezlik ay çekirdeğinde 2. Sırada Kayserimiz yer almaktadır. Şeker pancarı ve arpa üretiminde 4. sıradayız. Elma üretiminde 7. ve buğday üretiminde 16. sıradayız. Biz ülkemizin yavru alabalık ihtiyacının yüzde 40’ını karşılıyoruz ve bunu aynı zamanda ülkenin çeşitli noktalarına gönderiyoruz ve oradan da yurtdışına ihraç ediliyor. Ülkemizde tüketilen her 3 yumurtadan 1’i ilimizden ihraç edilmektedir. Katılımlarınızdan ötürü hepinize teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç ise, "Her sektörün kendine özgü problemleri ve beklentileri var. Bizim şehir olarak uyum içerisinde, dayanışma içerisinde çalışmamızın bir bereket olduğunu burada herkes takdir eder. Bugüne kadar Kayserili deyince onların ihtiyacı yok ya da onlar kendi imkanlarıyla yapar mantığını artık şöyle revize ediyoruz, Kayserili işini bilir ama işini takip eder ve etmelidir diyoruz. Yapılanlar iyi ve güzel ama yeterli değil. Daha fazlasını hak ettiğimize ben inanıyorum. Orta Anadolu’da tarım ve hayvancılığın merkezi olan ve kendinden çok güzel şekilde söz ettiren bu şehrimizi daha iyi konum ve durumlara taşımak bizlerin de görevidir” diye konuştu.

AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, "Biz 1 yıl içerisinde 17 milyar TL şu veya bu şekilde farklı başlıklar altında tarım sektörüne teşvik veriyoruz. Bu zaman zaman koltuk değnekleri tarzında değerlendirilebilir ama biz sektörün yalnızca Türkiye içerisinde değil, aynı zamanda uluslar arası piyasada da rekabet edebilmesinin önünü açmak açısından bunu yapıyoruz. İnşallah verimlerimiz arttıkça bu tür teşviklerin hangi noktada yapılması lazım geldikçe gün ve gün hesaplanmakta” şeklinde konuştu.

Tarımı olmayan ülkelerin balkonsuz eve benzeyeceğini belirten Tarım VE Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, "Dünyanın bütün ülkelerinde beslenme,gıda ve sağlık kolları, önem sıralamasında ilk sırayı oluşturmakta. Bu bağlamda küresel ölçekte gıda, tarım ve hayvancılık sektöründe giderek öneminin arttığını daha da net bir şekilde her yıl görünmekte. Her seferinde ifade ettiğimiz gibi, bir devlet için gıda ve tarım ihtiyacı önümüzdeki süreçte savunma sanayiden daha da önemli bir hal alacağını ifade etmek isterim. Dünyayı doyuran ülkenin dünyanın lider ülkesi olacağını çok net bir şekilde göreceğiz. Şu da bir gerçek ki, tarımı olmayan ülkeler balkonsuz eve benzeyecekler. Bir şey eksik olacak ve bir şeyi gidermek için, bir başka ülkeye, bir başkasına ihtiyaç duymak zorunda kalacak. Türkiye olarak tarımsal hasılatta Avrupa’da ilk sıradayız. Bu da gerçek rakamlar. Dünyada 7.’yiz. yani bu sayıları toprak varlığı olarak değerlendirdiğimizde, toprak varlığı tarımsal alanda 17. sırada. Bu da şu demek, biz aslında fena değiliz ama çok daha iyi bir noktaya gitmemiz lazım ki nüfusumuz hızlı bir şekilde artmakta. Bu tabloda bize aslında arazilerimizi iyi kullandığımızı göstermekte" dedi.
 
02.09.2019
Devamı

AB PANORAMA

AB’DE VE ÜLKEMİZDE KIRSAL KALKINMA (IPARD) VE ÖRGÜTLENME – I
 
Gelişmişlik düzeyi, bir ülke değerlendirilirken önemli göstergelerden biridir. Genellikle sayısal verilere dayanılarak yapılan bu değerlendirmenin, o ülkenin bütün alanlarında, topyekûn bir gelişmişliği kapsaması ve ülkenin bütün fertleri arasında dengeli bir dağılıma sahip olması gerekmektedir. Değilse, gelişmişlik düzeyi sadece bir takım sayılardan oluşan ama o toplum için çok anlamlı olmayan bir gösterge olacaktır. Bu nedenle bir ülkenin gelişmişliğinden bahsederken kır-kent dengesinin iyi ayarlanmış olması, kırsal alanda yaşayan fertlerin ekonomik ve sosyal refahı ile yaşam kalitesinin kentteki insanlar kadar artırılabilmesi gereklidir. Sosyal devlet olduğunu iddia eden bütün ülkeler, toplumsal huzuru tesis edebilmek amacıyla sürdürülebilir bir kırsal kalkınma gerçekleştirmeye çalışırlar. Bunu başaran ülkeler ise gerçek anlamda gelişmiş ülke olarak nitelendirilebilirler.
 
Kabul edilebilir bir kalkınmanın sağlanması, ancak sürdürülebilir bir kırsal kalkınmanın gerçekleştirilmesi ile sağlanabilir. Her ülke kendi şartlarına ve ihtiyaçlarına uygun Kırsal Kalkınma faaliyetlerini etkin bir şekilde uygulayabilmek üzere politikalara belirlemekte ve bu kapsamda tedbirler oluşturmaktadır. İki bölümden oluşan bu yazımızda AB’de ve ülkemizdeki tarımsal alandaki kırsal kalkınma yaklaşımındaki tedbirler, IPARD uygulamaları ve tarımsal amaçlı üretici örgütlerinin bu yapı içindeki önemi üzerinde durulacaktır.
 
Bu ilk bölümde AB’de durum ele alınmakta, kırsal kalkınma yaklaşımındaki tedbirler ve tarımsal amaçlı üretici örgütlerinin bu yapı içindeki rolleri üzerinde durulmaktadır. Bu kapsamda AB’deki son mevzuatın uygulamaya yansımaları ve son durum hakkında bilgiler verilecektir. Gelecek sayıdaki bölümde ise; ülkemizde kırsal kalkınma alanındaki mevcut durum geçmişten günümüze kısaca ele alınıp, mevzuatımız ve stratejik planlarımızdaki son durum tespit edilecektir. Bu tespitler ve AB ile mukayeseler sonunda elde edilen veriler ışığında ülkemizdeki üretici örgütlerinin özellikle de kooperatiflerin AB’deki emsalleri gibi kırsal kalkınma süreçlerinde nasıl etkin roller üstlenebilecekleri anlatılacaktır.
 
 
AB’deki Durum
 
Avrupa Birliği’nde başlangıçta Akdeniz bölgesindeki üye ülkeler ve dağlık alanlardaki çiftçilere yönelik olarak başlayan kırsal kalkınma politikaları, her yeni üyelik sonrasında artan gelişmişlik farklılıkları nedeniyle giderek daha da önem kazanmış ve zamanla Ortak Tarım Politikasının (OTP) tamamlayıcı unsuru olarak görülmeye başlamıştır. Özellikle 1990’lı yıllarda başlayan çalışmalar sonunda Gündem 2000 adı altında yapılan reform çalışmaları ile OTP, çok yıllı programlar ile kırsal kalkınmayı da kapsayacak şekilde genişletilmiş ve bu tarihten sonra adı “Ortak Tarım ve Kırsal Kalkınma Politikası” olarak anılmaya başlamıştır.
 
AB yapısal fonların daha etkin kullandırılabilmesi amacıyla mevzuatda yapılan değişiklikler ile bir takım tedbirler alınmaya başlamıştır. Geri kalmış bölgelerde tarım ve ormancılıkta üretim ve işleme yapılarının düzenlenmesiyle gelişmenin desteklenmesi ve yapısal uyum sağlanmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda üreticilere yatırım yardımı, işleme ve pazarlama için yatırım yardımları, 55 yaşın üstündeki çiftçiler için erken emeklilik primleri, gıda dışı amaçlı tarım ürünlerinin teşviki, çevre dostu uygulamalara destek gibi konular ile kırsal alanlarda ekonomik çeşitliliğin teşvik edilmesi hedeflenmiştir.
 
AB’de son reform sürecinden sonra kırsal kalkınma ile ilgili son esas mevzuat 20 Aralık 2013 tarihinde yayınlanan 1305 sayılı Kırsal Kalkınma Tüzüğü olmuştur. Son mevzuat içinde özellikle 27’inci madde olmak üzere üretici örgütlerine kanunun birçok yerinde yer verilmiştir. Üretici örgütlerinin ticari planların hazırlanması ile kırsal alanda üretim ve çıktıların pazar taleplerine göre şekillendirilmesi, interbranş örgütler ve kümeler ile kırsal yerel eylem grupları arasında işbirliği kurulması, kuruluşlarının (üretici gruplarının kurulması ve 1308/2013 sayılı Ortak Piyasa Düzenleri Tüzüğünde belirtilen üretici örgütlerine dönüşünceye kadar) desteklenmesi gibi birçok konuya değinilmektedir.
 
AB’de kırsal kalkınma ile ilgili süreci etkileyen en önemli unsur genişlemedir. Son katılımlardan sonra, AB nüfusunun %60’a yakın bir kısmı kırsal alanda yaşar hale gelmiştir. Toplam istihdamın ve toplam üretim değerinin yarıya yakını kırsal alan olarak nitelendirilen bölgelerden sağlanmaktadır. Bu nedenle AB, yeni üyeler için katılım öncesinde sağladığı fonlar ile kırsal alanda denge sağlamayı amaçlamıştır. AB üyeliğine son katılan 10 Merkezi ve Doğu Avrupa Ülkesi için adaylık sürecinde geliştirilen genişleme stratejisi çerçevesinde tarımsal yapıyı yeniden şekillendirmek amacıyla verilen SAPARD (Special Accession Programme for Agriculture and Rural Development) ve aralarında ülkemizin de olduğu son aday ülkelere yönelik uygulanan katılım öncesi mali yardım aracı kırsal kalkınma için verilen IPARD (Instrument for Pre Accession Rural Development-Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Yardımı) destekleri önemli birer fon kaynağı olmuştur.
 
Genel olarak; AB’de kırsal kalkınma politikaları ile tarım ve orman sektörünün güçlendirilmesi, kırsal alanların rekabet gücünün artırılması ve çevrenin ve kırsal mirasın korunması hedeflerine ulaşmak hedeflenmektedir. Bu hedeflere ulaşmak ve Avrupa Birliği içinde kır-kent arası dengesizliği azaltmak amacıyla uzun yıllardan bu yana ciddi politikalar uygulanmakta ve büyük paralar harcanmaktadır. Halen Ortak Tarım Politikasının %25’i kadar bir miktar Kırsal Kalkınma Politikaları için ayrılmakta ve birlikte Ortak Tarım ve Kırsal Kalkınma Politikası bütçesini oluşturmaktadır. Aslında AB’nin tarım desteklemelerinde kırsal kalkınmaya yönelmesinin ardında yatan bir diğer gerçek; Dünya Ticaret Örgütü’nün kısıtlamalarından kaçınmak ve destekleri mavi ya da yeşil kutu içinde gösterebilmektir.
 
Bu arada zamanla kırsal alanlarda gerçekleştirilen projelerde hedeflenen başarıya ulaşabilmek için bir yapıya ihtiyaç duyulmaya başlamıştır. Kırsal kalkınma projelerinde karşılıklı dayanışma ortamı yaratmak, deneyimleri paylaşmak, yenilikleri desteklemek üzere LEADER (Links Between Actions For The Development Of Rural Economy-Kırsal Ekonominin Geliştirilmesinde Faaliyetlerin Birleştirilmesi) denen ortak faaliyetler başlatılmıştır. LEADER yaklaşımı olarak adlandırılan bu faaliyetlerin uygulanması sırasında karşılaşılan organizasyon ve idare ile ilgili düzenlemelere ilişkin yapılara ihtiyaç duyulduğu tespit edilmiştir.
 
Bu aşamada hem LEADER faaliyetleri kapsamında, hem de SAPARD ve IPARD Tedbirleri kapsamında ağırlıklı olarak üreticiler tarafından kurulmuş örgütlerin önemli sorumluluklar alabildikleri görülmektedir. Aslında sadece kırsal kalkınma alanında değil, AB’deki tarım ve balıkçılık ile ilgili ortak politikaların ve bu kapsamdaki Ortak Piyasa Düzenlemelerinin temel uygulama aracı olarak karşımıza hep örgütler çıkmaktadır. Kırsal Kalkınma ile ilgili üretici örgütlerinin rolleri ve uygulamalar Ortak Piyasa Düzenlerindeki uygulamalardan çok farklı değildir.
 
Kırsal kalkınmada üretici örgütlerinin görevi, dağlık ya da geri kalmış yörelerde sürdürülecek kalkınma faaliyetlerinde etkinliğin arttırılmasıdır. Bu amaçla öncelikle bölgede bulunan faal üretici örgütü kullanılmaktadır. Eğer halihazırda bir üretici örgüt yoksa daha önce kurulmuş fakat halen etkinliğini yitirmiş olan üretici örgütünün yeniden yapılandırılması tercih edilmektedir. Eğer bu da yoksa yeni bir üretici örgüt kurulması yoluna gidilmektedir.
 
Herhangi bir örgüte üye olmayan üreticiler bir araya gelerek ya da Mevcut Örgütler (Any Legal Entity) AB kriterlerine uygun olarak tanınma hakkını kazanmaları halinde “Üretici Örgütleri” (Producer Organizations) olarak adlandırılmaktadırlar. Özellikle kırsal alanlarda bu kriterleri karşılayabilmek güçleşebilmektedir. Bu tip durumlarda ilk 5 yıl cirosunun %5-3’lük bir kısmı oranında kuruluş desteği adı altında bir ön destek alarak “Üretici Grubu” (Producer Groups) oluşturulmaktadır. İşte bu örgütler Kırsal Kalkınma politikalarının uygulanmasında öne çıkmaktadırlar. Kırsal ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi ve arttırılması kapsamında üretim, destekleme, işleme, pazarlama, dış ticaret, stoklama, kalite/pazarlama standartları, tüketici bilgisi, rekabet kuralları, piyasa istihbaratı gibi konularda hükümlerin ve bu kapsamdaki kuralların uygulanmasına yönelik hazırladıkları özel planlama dökümanları yürütülen kırsal kalkınma çalışmalarının başarısı açısından büyük önem taşımaktadır. AB’de Üretici Gruplarına Örgütlerine verilen görevler ana hatları ile aşağıdaki şekilde özetlenmeye çalışılmıştır:
 
  1. Kırsal Kalkınma Politikalarının uygulanacağı yerde bulunan güçsüz üreticilerin ekonomik faaliyetlere katılımını desteklemek ve yönlendirmek,
  2. Üyelerinin kaydını tutmak,
  3. Üretilen ve pazarlanan ürünlerin kaydını tutmak,
  4. Üyeleri tarafından üretilen ürünlerin piyasaya satışını - arzını düzenlemek,
  5. Piyasanın talep ettiği miktar, standart ve kalitede üretiminin planlanması yapmak,
  6. Planlama yönelik İşletim Programın hazırlanmak,
  7. Uygulama için bir İşletim fonu oluşturmak ve bunu finanse etmek,
  8. Üretim maliyetlerini azaltıcı tedbirler almak,
  9. Kırsal piyasada fiyat istikrarını sağlayıcı müdahalelerde bulunmak,
  10. Kırsal alanda planlanan üretimin gerçekleştirilmesi için gerekli müdahale sistemlerinin kurmak ve gerektiğinde işletilmek,
  11. Pazarlama (doğrudan satış/mezat) faaliyetinde bulunulmak,
  12. Kırsal alanda hedef sektöre verilen destekleme, depolama, girdi gibi fonları ve maddi tazminatları üyeleri arasında paylaştırmak,
  13. Ürünlerin işlenmesi ve atıkların değerlendirilmesinde kırsal çevreyi koruyucu tekniklerin uygulanmasını sağlamak,
  14. Kırsal alanda su ve toprak kaynakları ile peyzajın korunması ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesine yönelik uygulamaları teşvik etmek.
 
Üye ülke yetkili otoritesi olan Tarım Bakanlıkları, bu mekanizma içinde işletim görevinden sorumlu olan üretici örgütlerinin kurulması, tanınması ve AB Komisyonu tarafından bu örgütlere verilen görevlerin yerine getirilmesini kontrol etmek ile yükümlüdür.
 
Avrupa Birliği’nde üye devletlerin bu kadar çok yetkiyi üretici örgütlerine devretmelerinin kendilerine göre haklı gerekçeleri bulunmaktadır. Hem AB Komisyonu, hem de üye devlet yetkili makamları, tarımsal verilerin doğruluğunu takip etmek ve kararların uygulanabilirliğini arttırmak için OPD hükümlerinin uygulanmasında üretici örgütlerine önemli roller vermektedir. Ayrıca bu yöntem, üye devletler açısından sahada büyük kolaylıklar sağlamakta ve daha ucuza mal olmaktadır.
 
Gelecek sayıda, kırsal kalkınma alanında ülkemizdeki son durum tespit edilecek, IPARD ile ilgili bilgiler verilecek ve ülkemizdeki üretici örgütlerinin özellikle de kooperatiflerin AB’deki emsalleri gibi kırsal kalkınma süreçlerinde özellikle de IPARD desteklerinde nasıl etkin roller üstlenebilecekleri anlatılacaktır.

Erhan EKMEN
 
01.09.2019
Devamı

NEDEN BUZAĞI ÖLÜMLERİYLE BAŞ EDEMİYORUZ

Büyükbaş hayvan yetiştiriciliğinde kurulan işletmeler yüksek kar beklentisiyle bu işe soyunuyorlar. Bir takım etüt ve projeksiyon çalışmaları sonrası modern ahırlar oluşturuluyor. İşletmeci imkânı varsa biraz arazi satın alarak işe başlıyor. Kişi hayvancılık sektörüne yeni giriyor ve konuyla ilgili bir deneyimi yoksa, bazı zorluklarla karşılaşıyor. Mecburen ilk planda çiftlikle birilerinin alakadar olması gerekiyor. Öncelikle çiftliğe bakacak, sahip olacak yetkili bulunuyor, sonra da bir takım oluşturulmaya çalışılıyor. Takımda; bekçiler, hayvan bakıcıları, sağımcılar, tohumlama ve aşı elemanları ile veteriner hekimler, zooteknistler bulunmak zorunda. Bunlara ek olarak bir de tecrübe… Bakın en önemlisini sona yazdım “TECRÜBE”. İşte bu kapının altın anahtarı…
       Ne demek Tecrübe?
  • Yapılan hangi iş olursa olsun deneyim demek,
  • İş ciddiyeti demek,
  • Çalışılan konuda detay bilgi sahibi olmak demek,
  • Verilen emir ve komutları alıp, hem bilimin hem de kendi kazanımlarının süzgecinden geçirerek uygulayan demek,
  • Kısaca iyi ve faydalı olan her şeyi kullanmak demektir.
Şimdi konu başlığına gelelim “Neden buzağı ishalleriyle baş edemiyoruz “. İşletmelerin pek çoğu neden bu konuda hala sıkıntı yaşıyor?

En büyük neden iş kalitesi, tecrübesizlik ve teknik ekibin yetersizliği ya da uyumsuzluğudur. Çünkü iyi bir işletme, iyi bir takım oyunu demektir. Herkesin verilen görevi tam manasıyla yapması, tabiri caizse tüm imkanları sonuna kadar kullanıp, sinekten yağ çıkartması demektir. Ancak böylelikle kar edilebilir, böylelikle para kazanılabilir. Bir de zamanlamayı doğru yapıp işletmeye lazım olan ne varsa vakitlice almalıdır. Yani yemini-ilacını zamanında stoklamalıdır. İyi bir depolama alanı oluşturmalı ve alınan her şey son damlasına kadar çürütmeden, kokutmadan kullanılmalıdır. Bunları iyi ve deneyimli bir ekiple yapmalıdır. İşletmede alınan kararlar harfiyen ilgililer tarafından yerine getirilmeli. Aşılamalar, tohumlamalar gününde, zamanında ve düzenli yapılmalı, kayıtlar dosdoğru tutulmalıdır. Ayrıca sık sık personel değiştirilmeden ve de işten anlayan kişilerle çalışılmalıdır. İşetmede hijyen kuralları sıkı sıkıya çalıştırılmalı, anaç sürü, çok kalabalık olmadan ve diğer hayvanlardan ayrı tutulmalı. Genç hayvanlar ve buzağılar da farklı alanlarda bakılmalıdır. Özellikle buzağılarda yeni doğanları imkân varsa tek tek kulübelere yerleştirmeli, yoksa ağız sütünü aldığı ilk günler ister anne yanında, isterse de ayrı bir bölmede temiz, havadar ve hayvanı rahatsız etmeyecek sıcaklıkta bakmalıdır. Yine, doğuma veteriner hekimler, teknikerler, teknisyenler ya da çok tecrübeli elemanlarca müdahale edilmelidir. Yeni doğan buzağının göbek kordonu bakımı, kurulanması ve en önemlisi ilk emeceği ağız sütünü 2-3 saatlik zaman dilimi içinde vermeli. Elle beslenecekse kulübeye alınmalı veya annesiyle geniş ve rahat bir padokta birkaç gün geçirecek zemin hazırlanmalıdır. Bu süreçte ishal olmamaları için; derhal septisemi aşısı “E. Coli F5(K99)” yapılmalı.  Rotavirus, Coronavirus, Clostridium Perfringens ve Cryptosporidium gibi etkenlere karşı önlemler de alınmalıdır. İşletmede doğan hiçbir buzağı asla bir ihmale kurban gitmemelidir.
Aslında bu yazdıklarımı profesyonel işletmeler zaten yapıyor. Hatta dünyadaki yeni gelişen teknolojiyi birçok tesis iyi bir şekilde kullanıyor. Onlarla gurur duyuyor ve çoğalmalarını canı gönülden istiyoruz. Ancak, bizim esas dikkat kesilmemiz gereken küçük ya da orta ölçekli yetiştiriciler. İşin aslı herkes her şeyin farkında, ama nedense ısrarla ihmaller zincirini sürdürmeye devam ediyoruz. Ben söze başlarken modern bir işletme ve onların gereksinimlerini vurguladım. Aslında modern işletme diye bir tabir olmamalı. Hayvancılıkla uğraşan herkesin ahırı yeterli, teknik donanıma sahip bakılıp beslenen hayvanların rahatını ve sağlığını koruyor olmalıdır. Ahırlar, ağıllar günün şartlarını sağlar nitelikte olmalı ki, doğan yavrular-buzağılar ölmesin. Hala bugün olmuş işletmelerin bazılarında elektrik yok, su yok, yeterli havalandırma yok.  İşletmeye girdiğinizde, geniz yakan kesif bir gübre kokusu, bir delikten sızan ince bir ışık hüzmesi her yer karanlık, vıcık vıcık idrarın, gübrenin içinde yüzen yeni doğmuş buzağılar. Son derece sağlıksız, kalabalık bir ahır, birbiri üstüne basıp geçen koyun, keçi, kaz, ördek vs… Birçok şehirde, birçok yerde görmeye alıştığımız manzaralar bunlar. Ahır şatları o kadar yetersiz o kadar bozuk ki, çalışan insanlar bile etkileniyor. Yakın zamanda bir veteriner hekim arkadaşımız bir ineğe sezaryen operasyonu yaparken elektrik akımına kapıldı ve hayatını kaybetti. Ne kadar üzüldük. Ahırda doğru düzgün bir elektrik sistemi olmadığından uzatma kablosu kullanılarak ortam aydınlatılmak istenmiş ve bu sırada meydana gelen elektrik kaçağından kardeşimiz kaza kurbanı olmuştur. Her şeyin çok kolay elde edildiği bir çağda bu nasıl oluyor? Hayat bu kadar mı ucuz? Soruyorum şimdi; bir hekimin hayatta kalamadığı bir yerde, diğer canlılar nasıl yaşasın, nasıl sağ kalsın? Akıl mantık işimi bu? Oradakilere “bu hal nedir!” diye sorsanız; “ne yapalım, imkanlar böyle” ya da “başka bir çarem yok” gibi kaçamak cevaplar alırsınız. Halbuki ahır doğru düzgün inşa edilse, ya da ne bileyim adam akıllı bir bina, bir alan olsa bu acılar yaşanmayacaktır. İşte vurgulamak istediğim bu. Siz bir sürü eksiklerle dolusunuz, ama ne hikmetse tam sonuca varmak istiyorsunuz. Yok böyle bir şey. Bu arada dikkat çekilmesi gereken bir husus daha var o da; sahada çalışan veteriner hekimler sadece yıpranmıyor, ölüyor. Bunu tüm devlet büyüklerinin görmesi ve fark etmesi gerekiyor artık. Bir an önce özverili ve gayretli arkadaşlarımızın sosyal güvenlik hakları, yıpranma durumları göz önüne alınarak yeniden tanzim edilip, düzenlenmelidir.

Tekrar ana konuya dönersek; imkansızlıklar içinde çalışmak ya da hayvan bakmak büyük ölçüde verim kaybına uğramak demektir. Yani işletmeye sığacak kadar veya gücü yettiğince hayvan bakılmazsa, o tesisin kazanç sağlaması oldukça zordur. Ancak hala belli saplantılarla hayvancılık yapanlar, hala kendini düzeltmeyi ısrarla reddedenler var.

Onlara soruyoruz;
- “ Neden camı-kapıyı kapatıyorsunuz?, cevap; hayvanlar üşür”.
- “ Neden hayvanların altları ıslak?” İdrarı, suyu tahliye edecek gider yok.
- “ Neden zemine kuruluk atmıyorsunuz?” , sap saman pahalı.
- “ Neden aynı ahırda tavuk, koyun-keçi, buzağı bir arada?”, yerim dar veya başka alan yok.
- “ Neden böyle hayvancılık yapıyorsun?”, biz atamızdan böyle gördük, böyle biliriz.
İşte atamızdan böyle gördük, böyle biliriz TECRÜBE’si de bize yaramıyor. İyi bir netice vermiyor. Bu tecrübeyle biz buzağıları ölmekten kurtaramıyoruz, bu tecrübeyle biz kaliteli hayvan yetiştiremiyoruz, bu tecrübeyle biz sektörde ayakta kalamıyoruz?
Peki ne yapacağız?
Aslında yapılacakların başında işi sevmek ve bilinçli yapmak geliyor. Bir diğeri kendi olanaklarını göz önüne alarak yatırıma başlamak, ahırın yanı sıra, kendi yemini kendi temin eden kazanır ilkesinden hareketle arazi satın almak veya kiralamak gerekiyor. Tesis eskiyse modernize etmek şarttır. Hayvanlara bakacak yeterli alan oluşturulduktan sonra, temizlik ve hijyen kuralları tavizsiz işletilmelidir. Söz konusu aile işletmesi ise tüm bireyler anne - buzağı ve ahır bakım tekniklerini tam anlamıyla öğrenip uygulamalıdır. Tertipli ve düzenli olunursa karlılık artacaktır. Eğer iyi bir işletmecilik örneği oluşturulmak isteniyorsa; kulaktan dolma, atadan dededen kalma hatalı bilgiler değil, bilimsel gerçeklerle hareket etmek son derece faydalı olacaktır. Özellikle işletmede doğan her buzağı özenli bir şekilde ve yukarda belirttiğim kurallar çerçevesinde bakılıp beslenirse sonuç iyi olacaktır. Yoksa kötü örneklerle yürüyüp gitmek, tedbirleri artırmadan, gerekli kuralları işletmeden devam etmek değil. Bundan sonra daha dikkatli, daha teknik hayvancılık yaparak bol bereketli kazançlar sağlamak dileklerimle...
                       
 
    Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi ANA Bilim Dalı Başkanı

 
01.09.2019
Devamı

SU ÜRÜNLERİ AV SEZONU AÇILIYOR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan  31 Ağustos Cumartesi gecesi su ürünleri av sezonunu açacak.
Gırgır ve trol ağları ile avcılık faaliyetinde bulunan balıkçılar için 15 Nisan 2019’da kapanan genel av sezonu, 1 Eylül 2019’da açılıyor. Akdeniz’de avcılık yapan balıkçılar için ise av sezonu 16 Eylül 2019’da başlayacak.

Bu kapsamda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla, Tarım ve Orman BakanımI  Bekir Pakdemirli’nin ev sahipliğinde İstanbul Poyrazköy’de “2019-2020 Su Ürünleri Av Sezonu Açılış” programı yapılarak ‘vira bismillah’ denilecek.
Açılış programında denize çeşitli türlerden balıklar da bırakılacak.
 
30.08.2019
Devamı

Tarım ve İnsan Fotoğraf Sergisi Amasya'da Açıldı

Amasya'da Tarım ve Orman Bakanlığı'nın düzenlediği tarım ve insan fotoğraf sergisinin açılışı gerçekleştirildi.

10’uncu Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nda dereceye giren eserler, Hazeranlar Konağı Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde sergilendi. Serginin açılışına Vali Vekili Turgay İlhan, Vali Yardımcısı Bekir Sıtkı Dağ İl Tarım ve Orman Müdürü Zekeriya Şeker, daire amirleri ile vatandaşlar katıldı.

Açılış öncesi konuşan Zekeriya Şeker, 2009 yılından bu yana aralıksız yapılan Tarım ve İnsan Fotoğraf yarışmasına 10 yılda 5 bin 500 kişinin 25 bin eserle katıldığını belirtti.

Bu yılki 11. Tarım ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nın konusunun tarım, hayvancılık, toprak, su, su ürünleri, gıda ve muhafazası, her türlü tarım hareketliliğinin işlenmesi, üretici, çiftçi, köylü ve köy yaşamına dair her türlü faaliyet ile tematik kategorinin 'su' olarak belirlendiğine değinen Şeker, başvuruların 30 Eylül tarihine kadar yapılabileceğini söyledi.
 
29.08.2019
Devamı

Kantinlerde Gıda Denetimleri Hızlandırılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, yeni eğitim öğretim dönemi öncesinde okul kantinlerine yönelik denetimini artırdı. Tarım Bakanığı’ndan yapılan açıklamada, 2018-2019 eğitim öğretim ve yaz döneminde denetlenen 47 bin 805 kantinden mevzuata uygun olmayan 195'ine idari para cezasının kesildiği bildirildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, tüketici sağlığını koruma hedefi doğrultusunda gıda konusundaki çalışmalarını okul kantinlerine yönelik olarak da sürdürüyor.  Bakanlıkça yayımlanan Okul Kantinlerine Dair Özel Hijyen Kuralları Yönetmeliği ve Kılavuzu ile işletmeler için özel hijyen kuralları belirlenirken, kantinlerde çalışan bütün personel için ayrıca hijyen eğitimi alma şartı getirildi. Bu kapsamda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim bakanlıkları koordinasyonunda hijyen eğitimleri düzenlenerek toplamda 45 bin 29 kantin çalışanı ve Milli Eğitim Bakanlığı personeline eğitim verildi.  Düzenleme dolayısıyla 2015 yılının başından itibaren hijyen eğitimi almamış kişilerin kantin ve yemekhanelerde çalışmasına izin verilmiyor. Gelen talepler doğrultusunda eğitimlerin düzenlenmesine devam ediliyor.  Bakanlıkça, en hassas tüketici gruplarından olan öğrencilerin gıda güvenilirliği konusunda bilinçlenmesine yönelik 2018-2019 eğitim öğretim döneminde bin 370 eğitim verildi ve 130 bin 174 öğrenciye ulaşıldı. 2023 yılına kadar sürecek bu çalışmalarla ülkedeki tüm okullarda öğrenim gören çocukların eğitim alması hedefleniyor.  Bakanlık tarafından, 2011 yılından bugüne kadar tüm eğitim öğretim dönemlerinde okullar, yaz okulları ve kamplarda bulunan kantin ve yemekhaneler her sömestrde bir kez olmak üzere yılda en az 2 kez denetleniyor. Bu çerçevede, 2018-2019 eğitim öğretim ve yaz döneminde kantinlere 47 bin 805 denetim gerçekleştirildi. Denetimlerde mevzuata uygun olmadığı belirlenen 195 kantine idari para cezası uygulandı.
 
Veliler ve Öğrenciler Alo Gıda Hattı’na Başvurabilecek

Resmi kontrollerle okul kantin ve yemekhanelerinin genel ve özel hijyen şartlarının tespiti ve kantinde satılan gıdaların Türk Gıda Kodeksi'ne uygunluğu denetleniyor. Bakanlık tarafından, tüketiciler ve özellikle çocukların sağlığının en üst düzeyde korunması ve sağlıklı bir toplumun oluşturulması adına gelecek dönemde de çalışmalar aralıksız sürdürülecek. Bakanlıkça, veliler ve öğrencilerin, okul kantinlerinde karşılaştıkları olumsuzlukları mutlaka bakanlığın 174 Alo Gıda Hattı'na bildirmesi talep ediliyor.
 
29.08.2019
Devamı

Makine Ekipman Desteği Başvuruları Devam Ediyor

Tarım ve Orman Bakanlığının tarım alanlarında makine kullanımının arttırılması yönelik çalışmaları kapsamında makine hibe desteği başvuruları devam ediyor.
Bayburt İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekonomik yatırım programı kapsamında tarımsal ürünlerin işlenmesi ve paketlenmesi için çiftçilere hibe desteği sağlamaya devam ediyor.

Bayburt'un ekonomisinde önemli bir yere sahip olan hayvancılığında gelişmesi bakımından yem karma, balya ve silaj makineleri alımlarında çiftçilere verilecek olan yüzde 50 hibe desteğine başvuru devam ediyor. Hayvancılıkla uğraşan çiftçileri büyük oranda rahatlatacak olan hibe destek paketine ise son başvuru 30 Eylül'de sona eriyor. Hayvansal ve bitkisel orijinli gübre işlenmesi, kırsal turizm yatırımları, çiftlik faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik altyapı sistemleri, el sanatları ve katma değerli ürünler, bilişim sistemleri ve eğitimi gibi çok çeşitli konularda proje başvuruları da devam ediyor. Bu kapsamda 50 bin TL ile 2 milyon 500 bin TL arasında hazırlanacak olan proje konularına Bakanlık tarafından yüzde 50 hibe desteği sağlanacak. 
 
 
29.08.2019
Devamı

‘Vira Bismillah’ İçin Geri Sayım

Denizlerde 15 Nisan’da başlayan av yasağı 1 Eylülde sona erecek. Yeni sezona başlayacak balıkçılar, geçen dönem olduğu gibi özellikle hamsi, çinekop ve istavritte bolluk bekliyor.

1 Eylül’de başlayacak yeni sezon öncesi balıkçıların büyük beklenti içine girdiğini söyledi.
 
Balığın bol olmasının fiyatları düşürdüğünü vurgulayan Özkurnaz, şöyle devam etti:
“Her yıl olduğu gibi özellikle göç döneminde torik, palamut, lüfer ve bunun gibi birçok pullu balık, çipura, mercan, karagöz, sinarit, Karadeniz’den Ege’ye ve oradan da Akdeniz’e açılır. Balıkçıya ekonomik anlamda en çok katkı sağlayacak balık çeşidi lüferdir. Bu yıl özellikle lüfer, geçen yıldan bu yana yataklama yaptı, doğal olarak havyarı da bu bölgeye bırakmış oldu. Bu yıl bu bölgedeki balıkçılığın lüfer bakımından ciddi anlamda artış göstereceği düşüncesindeyiz. Balıkçılarımız geçen sezondan memnundu. Bu sezondan da umutluyuz. Balığın, balıkçılığın özellikle palamut, torik, lüfer gibi balıkların popülasyonunun daha çok artacağını ve balıkçılarımızın da güzel bir dönem geçireceğini umuyoruz.”

 
“Yasak bittiğinde fiyatlarda da düşüş olacaktır”
Balıkçı Tuncay Dinç ise avlanma sezonunun bereketli geçmesi beklentisinde olduklarını anlattı.
Av yasağı nedeniyle tezgahlarında birkaç çeşit balık bulunduğunu aktaran Dinç, “Levrek, çipura kültür balığı. Oltadan gelen çipuraları satıyorum. Dalyan’dan gelen kefal, turna ve levrek var.” dedi.
Dinç, bugünlerde en çok sardalyanın ilgi gördüğünü dile getirdi.
Haftaya başlayacak yeni sezondan beklentilerine değinen Dinç, “Yasak bittiğinde fiyatlarda da düşüş olacaktır. 20-25 lira aralığında satılan sardalyanın 15-20 liraya düşeceğini tahmin ediyoruz. Geçtiğimiz sezon hamsi, çinekop ve istavrit çok bereketliydi, inşallah bu sene de aynısı olur. Bu yıl sardalya fiyatları yüksek gitti ancak bu yıldan umutluyuz.” ifadelerini kullandı.

 
“Balıkçının umudu bitmez”
Balıkçılardan Melih Kayıkçı da sezonun açılmasını dört gözle beklediklerini belirtti.
Palamut, sarıkanat ve lüferin bol olmasını umut ettiklerini kaydeden Kayıkçı, “Sezonun açılışı palamutla başlar, sarıkanat, lüfer, istavrit ve tekir gibi balıklarla devam eder. Fiyatlarda düşme olur. Geçen yıl güzel bir sezon geçirdik, umarım bu sezon da bereketli bir sezon olur. Balıkçının umudu bitmez.” diye konuştu.
 
28.08.2019
Devamı

"Akıncı ruhlu çiftçi, girişimci ve yatırımcılara ihtiyacımız var"

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin, artık fetihlerin coğrafyalarda değil, zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapıldığını belirterek, "Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var." dedi.

Fatih Metin, çeşitli temaslarda bulunmak üzere geldiği Bolu’da Ziraat Odası tarafından Kuruçay Mahallesi'nde yapılan Mısır Kurutma tesisinin açılışına katıldı.
Konuşmasında bazı yatırım rakamlarının çok büyük ya da küçük olmasının önemli olmadığını dile getiren Fatih Metin,  önemli olan konunun bu yatırımların arkasından gelecek yatırımlarla üretimlere vesile olması gerektiğini vurguladı.

Tarım da ilk uygulamaların her zaman zor olduğuna işaret eden Metin, "Bu yüzden Bakanlığımız yeni bir tekniğin çiftçilerimize kazandırılması için demonstrasyon dediğimiz tanıtım uygulamaları yapıyor. Yeni teknikleri teşvik etmek için destekler veriyor. Ancak bunun yapılması için de şartlardan en önemlisi önder çiftçiler. Artık fetihler coğrafyalarda yapılmıyor. Zihinlerde, bilimde, teknolojide yeni tekniklerle yapılıyor. Tarımda gelişmemiz için akıncı ruhlu, önder çiftçiler, girişimciler ve yatırımcılara ihtiyacımız var." diye konuştu.

"Desteklerimiz devam edecek"

Metin, Bakanlık olarak mısır üretimine önem verdiklerini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Desteklerimiz artarak devam edecek. 2002 yılında Türkiye 2 milyon ton dane mısır üretirken 2019 yılında bu rakam 6 milyon ton civarında gerçekleşecek olup üretimin yaklaşık 3 kat arttığını görüyoruz. Dekara ortalama verim 400 kilogram ile 980 kilogram arasında değişiyor. Tüm bu artışlara rağmen hala yem maddesi olarak ciddi açığımız bulunuyor. Bu açığı kapatmak için inşallah üreticimiz ve çiftçimizle beraber Bakanlık olarak var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz."

Ülkede protein tüketiminin arttırılması gerektiğine dikkati çeken Metin, "Çocuklarımıza daha fazla süt, daha fazla et tükettirmeliyiz. Bu bağlamda özellikle kişi başına kanatlı et tüketimimiz 2002 yılından itibaren yaklaşık 3 kat artmıştır. Bu artışta Bolu'muzun çok önemli katkısı bulunmaktadır. Her ne kadar kanatlı et üretiminde Bolu ilk sırayı alsa da bunu destekleyecek yem maddesi üretimi konusunda arzu edilen noktada değiliz. Başlıca yem ham maddesi olan dane mısır üretimimizi arttırmamız gerek." ifadelerini kullandı.
 
28.08.2019
Devamı

Balon balıklarına karşı savaş açtılar

Mersın'in Anamur ilçesinde balık popülasyonlarını tehdit eden balon balığının etki alanını zayıflatmak amacıyla bu yıl ilk kez "İstilacı Balon Balığı Turnuvası" düzenlendi. Belediye ile Avcılar Doğa ve Su Sporları Derneği'nin organize ettiği turnuvaya 79 balıkçı, tekneleriyle katıldı. Sabah saat 06.30'da Anamur Dragon çayından denize açılan tekneler, saat 13.00'e kadar en çok balon balığını yakalamak için yarıştı. Tarım ve Orman Bakanlığı Akdeniz Su Ürünleri Araştırma Üretme ve Eğitim Enstitüsü ile Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü ekiplerinin gözetiminde 49 tekneyle toplam 400 balon balığı yakalandı. Gün sonunda 70 balıkla 1'inci olan Serkan Meteris 4 beygir gücünde deniz motoru, 2'nci olan Meltem Ceren Gülener fiber tekne, 36 balıkla 3'üncü olan Cihangir Uygur ise elektrikli çıkrık kazandı.
 
27.08.2019
Devamı

Holstein ırkı damızlık inek Yarışması Yetiştiricilerini Bekliyor

Tekirdağ İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ergin Durgun, 5 Eylül 2019 tarihinde Karaevli Tarım ve Teknoloji Fuarında, 3. Damızlık İnek Yarışması düzenleyeceklerini açıkladı. Durgun, yarışmanın kaliteli damızlık özelliğe sahip sığır yetiştiriciliği yapan üyelerini ödüllendirmek ve teşvik etmenin yanısıra, üyelerin yetiştirdiği kaliteli damızlık özelliğe sahip damızlık inek ve düveleri bölge ve ülke genelinde tanıtmak için düzenlendiğini belirtti.  
Durgun, yapılacak olan damızlık inek yarışmasına birlik üyelerini ve tüm yetiştiricileri davet etti. 

YARIŞMAYA KATILIM ŞARTLARI
Damızlık Birliği Üyesi Olmak
Holstein Irkı Damızlık İneğe Sahip Olmak
Yarışmaya katılmak isteyenlerin 30 Ağustos 2019 tarihinden önce başvuruda bulunmaları, 
DEĞERLENDİRME VE ÖN ELEME
Yarışma 2 aşamadan oluşmaktadır.
 
Ön eleme yetiştiricinin ahırında yapılacaktır,
Ön elemeyi geçen 8 Holstein İnek katılacaktır,
Yarışma günü ineklerin nakliyesi birliğimiz tarafından sağlanacaktır,
Yarışma anında yetiştiriciler ineklerinin yanında olacaktır,
Yarışmaya katılan inekler Uzman Kişiler tarafından değerlendirmeye alınacaktır.

ÖDÜLLER
Yarışma birincisi ineğin sahibi 13-17 Kasım 2019 tarihinde Almanya’da düzenlenen Agritechnica Fuarına ve Çiftlik Gezisine tüm masrafları DLG Fuarcılık tarafından karşılanarak gitme hakkı kazanacak.
Dereceye giren diğer ineklerin sahiplerine de sürpriz hediyeler verilecek.
 
 
26.08.2019
Devamı

Dolu, 10 Bin Dekar ekili tarım arazisini vurdu

Dün akşam saatlerinde Aksaray’da etkili olan sağnak yağmur ve ardından dolu yağışı 45 dakika içerisinde 10 bin dekar ekili tarım arazisini vurdu. Şiddetli dolu yağışı ayçiçeği başlarını adeta delik deşik ederken, mısır ve bahçelerde ekili sebzeleri yerle bir etti. Tarım arazileri adeta göle dönüşürken, ekili mahsuller tamamen zarar gördü.

Özellikle Çimeli köyü, Topakkaya beldesi, Baymış köyü, Yeşilova beldesi ve Yeşiltepe beldesindeki tarım arazilerinde ayçiçeği, mısır tarlaları ile bağ ve bahçelerde büyük zarara neden oldu. Afetin ardından Tarım ve orman Müdürlüğü ekipleri, Ziraat Odası Başkanlığı ekipleri tarım arazilerine inerek detaylı tespit çalışmalarını sürdürüyor..
 
22.08.2019
Devamı

2019 Yılı Üzüm Rekoltesi açıklanıyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2019 yılı üzüm rekoltesini bugün Manisa’da açıklayacak. 

Dünyanın en önemli sofralık ve kuru üzüm üreticilerinden biri olan ülkemizde, geçen yıl 3,9 milyon ton üzüm üretimi gerçekleştirildi. Bunun 1,9 milyon tonu sofralık, 1,5 milyon tonu kurutmalık, 464 bin tonu da şıralık olarak kullanıldı.

Stratejik ürünlerimiz arasında yer alan üzüm, ülkemizin tarımsal ihracatında da önemli bir yer tutarken; Bakanlık olarak üzüm üreticilerine mazot ve gübre, organik tarım, iyi tarım, örtü altı iyi tarım, küçük aile işletmeciliği ve biyoteknik mücadele desteği gibi çeşitli kalemlerde destek ödemesi yapıyoruz. Ayrıca üzümle ilgili işleme, paketleme ve soğuk hava deposu gibi yatırımlarda proje tutarının yüzde 50’si oranında hibe sağlıyoruz.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli de bugün Manisa’ya bir ziyaret gerçekleştirerek, Manisa Ticaret Borsasında ilk üzüm satışını yapacak ve 2019 yılı üzüm rekoltesini açıklayacak.
 
22.08.2019
Devamı

Giresun’da İlk Fındık Fiyatı 18, 36 dan Alındı

Fındık alımlarının bugün başlaması ile Ordu da başlayan program Giresun’da da hızlı bir şekilde devam ediyor.

Giresun Valisi Harun SARIFAKIOĞULLARI Fındık alımları açılışın konuşmasında söyledi: “ Bütün çiftçilerimize bütün Karadeniz’e kazasız belasız, bol kazançlı bir hasat dönemi diliyorum. Bugün de TMO Genel müdürümüz ile beraber borsamızın fındık alımını başlatıyoruz. Hepinizin bildiği üzere Giresun kalite fıstığın kalite fiyatı 17 TL olarak tespit edilmiştir. Bugünden itibaren de fındık alımları başlamıştır. Bu vesile ile ben fındık üreticilerimizin namına başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere Sayın Bakanımıza ve bölge milletvekillerimize emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.
Gerçekten fındık üretimi toparlanması meşakkatli bir ürün. Her açıdan besleyici bir ürün bizim az önce ifade ettiğimiz üzere kahverengi bir altın aslında elimizde bir altın var. Bu altını en verimli şekilde kullanmak istiyoruz. Üreticimizin de gene az önce belirttiği üzere dönüm başına yaklaşık 170 kg ürün aldığını ifade etti diyorlar. Burada yine ilk gıda tarım ve hayvancılık müdürlüğümüzün yardımları bilimsel çalışmaları,  gençleştirme, ilaçlama gübreleme çalışmaları,  çiftçilerimizin ürün verimliliğini pozitif yönde etkilemiştir.  Bu sene biz her köyümüze bir örnek fındık bahçesi oluşturduk. İnşallah bunu önümüzde ki yıl her köyümüzde 3 örnek bahçe uygulaması ile yaygınlaştırmayı düşünüyoruz. Burada ki hedefimiz az önceki üreticimizinde ifade ettiği üzere dönüm başı min. 170 kg ürün almak. Eğer örnek bahçelerde ki vurgulamaları genele yayarsak bunu başarabiliriz. Erişilemeyecek bir hedef değil. Tekrar hasat döneminin ve TMO alım dönemini bütün çiftçilerimize hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum. Çitçilerimiz randevu almak sureti ile borsamıza ve TMO’un gösterdiği noktalara ürünlerini getirmek sureti ile rahatlıkla ürünlerini teslim edebilirler.  Yine bu konuda da Genel Müdürümüz başta olmak üzere, borsa başkanımıza, tarım müdürümüze ve çalışanlarına teşekkür ederim”.



TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal  Giresun da yaptığı konuşmasında, Fındığın kalitesini ve ne kadar önemli olduğunu bir kez daha vurguladı. Güldal: “Giresun fındık ile çok örnek bir yatırımı gerçekleştirmiş oluyor. Buradan Giresun Ticaret borsasını kutluyor tebrik ediyorum. Örnek olarak da her yerde söylüyor gösteriyoruz. Bu yatırımın Giresun’da olması, üreticilerimiz için ayrı bir gelir olacaktır. İlk fındığı teslim alırken 17 TL olarak açıklanana fındık kalitesinden ötürü de 18.36 kuruşu. 2019 yılı fındık alım dönemi için TMO olarak tüm hazırlıklarımızı yaptık.  Cumhurbaşkanımızın da belirledi fiyatlar tüm üreticileri memnun etti.  Bizimde TMO olarak bir takım beklentilerimiz var tabi ki. Fındığın standart kriterlerini kesinlikle istiyoruz. 2019 yılı çiftçi kayıtlarının mutlaka güncellenmiş olasını istiyoruz. TMO alım noktalarından randevu alarak ürünlerini teslim edebilirler” dedi.
 
21.08.2019
Devamı

Adıyaman'da 10'uncu Fotoğraf sergisi açıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı, Eğitim ve Yayın Dairesi Başkanlığı tarafından toprağın ve tarımın önemi konusunda sosyal ve bireysel duyarlılığın geliştirilmesi amacıyla 2009 yılından bu yana düzenlenen 'Tarım ve İnsan Ulusal Fotoğraf Yarışmasında' dereceye girerek sergilenmeye değer bulunan eserlerin yer aldığı fotoğraflar AVM'de sergilendi.

Serginin açılış kurdelesi Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan, ATSO Başkanı Mustafa Uslu, Ziraat Odası Başkanı Salih Şahan kesti.

Adıyaman Tarım ve Orman İl Müdürü Adil Alan yaptığı açıklamada, "Yarışmacılar tarım, hayvancılık, toprak, su, su ürünleri, gıda ve muhafazası, tarım ürünlerinin işlenmesi, çiftçi, köylü ve köy yaşamına dair her türlü faaliyeti konu alan fotoğraflarla yarışmaya katıldı. 2019 yılı tema konusu 'su' olarak belirlenmiştir. Yarışmaya ilimizden de yoğun katılımının gerçekleşmesini ümit ediyorum" dedi.

63 Fotoğrafın sergilendiği sergiye vatandaşlarda ilgi gösterdi. 
21.08.2019
Devamı

TMO'dan İlk Fındığa 18 TL Fiyat

İlk defa Ordu Ünye’de yılın ilk fındık alımı yapıldı. 54 randımanlı fındığa 18 TL fiyat verildi.

Ordu Ünye’de bugün Başlayan Fındık alımları ile ilgili TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal şu açıklamalarda bulundu: “21 Ağustos itibari ile Ordu Ünye’de 2019 yılı fındık alım dönemini besmele ile başlatıyoruz. Tüm üreticilerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. TMO olarak 7’inci defa Sayın cumhurbaşkanımız tarafından görevlendirildik. 26 Temmuz tarihinde fındık fiyatları Sayın cumhurbaşkanımız tarafından açıklanmıştı.  Üreticilerimizi mutlu eden,  fındık geleceğine umut veren fiyat değindirmesi oldu. Biz TMO olarak bütün hazırlıklarımızı bayramdan önce bitirmiştik.  Yaklaşık 2 yüz bin ton civarında depo hazırlığı yaptık. 33 noktadan 60 ekip ile alım yapacağız. Personelimizi, bütçemizi hazırladık çiftlerimizi bekliyoruz.


TMO olarak çiftçilerimizin işlerini kolaylaştırmak, sıra beklemelerini önleme ve zorluk çekememeleri için randevu sistemi uygulamaya başladık. İnternet üzerinden ya da alım noktalarından randevularını alabilirler. Bunu aldıktan çiftçilerimizden il ve ilçelerindeki tarım müdürlüklerinde çiftçi kayıt sisteminde güncellemelerini yapılmasını istiyoruz.  Havalar yağışlı gidiyor. Fındığın geri gitmemesi için TMO’nun alım kriterlerine dikkat etmesi gerekiyor.  Fındığın kalitesinin düşmemesi için dikkat edilmesi gerekiyor. Nasıl olacak peki.  Yüzde 6 oranında rutubet istiyoruz.  Dışarda yağmur yağar iken fındığı alamayız, aldığımız da bekletemeyiz. Dolayısi ile üreticilerimizin buna dikkat etmesi lazım. Ayrıca alım noktalarımızda kriterlerimizde bildirdik. Randımanı yüzde 50 üzerinde olursa artı pirim alabilecekler yani 16 liralık fındık 17 – 18 liraya çıkabiliyor.  Randıman oldukça önemli.



Üreticilerimiz merak etmesin fındık bitene kadar yanı yılsonuna kadar devam edecek.  Herhangi bir sorun ile karşılaştıklarında fındık alım noktalarında ki koordinatör arkadaşlarımız kendilerine yardımcı olacaklar. Hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum”.
 
21.08.2019
Devamı

TKDK’dan Hayvancılık Kredisi

TKDK hayvancılık kredi desteklerinden yararlanmak için tarım ve hayvancılığa dair faaliyetlerin yürütülmesi gerekmektedir. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarfından; koyun, keçi vb. küçükbaş hayvancılık yapan vatandaşlar için çeşitli destekler sunulmaktadır. TKDK geri ödemesiz kredi hizmeti sayesinde tarım ve hayvancılık üretiminin arttırılması ve desteklenmesi hedeflenmektedir. Bu amaç doğrultusunda düşük faizli ve geri ödemesiz destekler kamu bankaları üzerinden vatandaşlara sunulmaktadır.
TKDK’nın yanı sıra Tarım ve Orman Bakanlığı ve Ziraat Bankası ortaklığında çeşitli hayvancılık kredileri sunulmaktadır. Proje ve kredi kapsamında belirlenen şartları taşıyan kişilerin bu kredi ve desteklerden yararlanmaları mümkündür.

TKDK Kredi Destekleri Nelerdir?

TKDK destekleri birçok farklı alanda tarım ve hayvancılığın bölgesel olarak geliştirilmesini ve bu faaliyetlerin desteklenmesini hedeflemektedir. 2020 yılına kadar geçerli olması planlanan geri ödemesiz kredi destekleri arasında;
  • Süt üreten tarım işletmeleri kredisi
  • Kırmızı et üreticisi tarımsal işletmeler
  • Kanatlı et üreten işletmeler
  • Yumurta üretim tesisleri
  • Su ürünleri yetiştiriciliği
  • Arıcılık ve arı ürünü üretimi
  • Bitkisel ürün çeşitlendirme ve ürün işlenme tesisleri
  • Yenilenebilir enerji yatırımları
  • Kırsal turizm ve rekreasyon faaliyetleri
  • Yerel tarımsal ürün yetiştiriciliği vb.
Birçok farklı kredi destekleri bulunmaktaıdr. Faaliyet alanlarına göre TKDK üzerinden ilgili kredilere başvurularınızı iletebilirsiniz. Belirli dönemlerde açıklanan proje çağrılarını takip ederek bu desteklerden yararlanmanız mümkündür.
TKDK başvuru şartları sağlandığı takdirde herkes bu kredilere başvuru yapabilir. Proje kapsamında geri ödemesiz kredilerin yer alması özellikle hayvancılık kredisi almak isteyenler için büyük avantaj sağlayacaktır. TKDK tarafından yaklaşık 42 şehirde belirli dönemlerde kredi çağrıları yapılmaktadır. Bu çağrıları takip ederek kredilerden yararlanmanız mümkündür.
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından sunulan destekler kapsamında %40 - %70, %55 - %65 oranında faaliyetlerinize ilişkin geri ödemesiz kredi desteği alabilirsiniz. TKDK’nın yanı sıra KOSGEB, kamu bankaları ve Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde de kredilerden yararlanabilirsiniz.

TKDK Desteklerinden Kimler Yararlanabilir?

Kırsal kalkınma destekleri kapsamında yararlanmak için TKDK tarafından çağrı yapılan illerde ikamet ediyor olmak gerekmektedir. Bunun yanı sıra desteklerden yararlanmak isteyen kişilerin tarımsal faaliyetleri yürütebileceklerine ilişkin emarelere ve şartlara sahip olması gerekir. Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) kaydı bulunan kişiler kredi desteklerine başvurularını rahatlıkla iletebilirler. TKDK geri ödemesiz kredi taleplerinizi çağrı dönemlerinde ilgili kurumlara iletmeniz gerekir

TKDK Geri Ödemesiz Kredi Başvurusu İçin Hangi Belgeler Gerekir?

TKDK hibe proje örnekleri incelenerek geri ödemesiz kredi desteklerinden yararlanma şansınızı büyük ölçüde arttırabilirsiniz. TKDK desteklerinden yararlanmak isteyen kişilerden istenen belgeler arasında;
  • Proje
  • Sözleşme belgesi
  • Mali tablolar (harcamalar, gelir, gider, masraf vb.)
  • Varlıklara ilişkin belgeler
  • Ruhsat
  • Başvuru formu
  • Diğer
Yer almaktadır. Desteklerden yararlanabilmek için mutlaka proje oluşturulması gerekmektedir. Destek kredileri sadece uygun projeler için detaylı incelemer sonucunda verilmektedir.
 
21.08.2019
Devamı

Sivas Kongresi'nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında 'Geçmişten Günümüze Tarım Aletleri' sergisi açılacak.

Sivas Kongresi'nin 100. yılı etkinlikleri kapsamında "Geçmişten Günümüze Tarım Aletleri" sergisi açılacak.

Sivas Valiliği koordinesinde Atatürk Kongre Müzesi bahçesinde gerçekleştirilecek sergiyle insanları tarım ve hayvancılığa özendirip tarımın hayatımızdaki yerini ve önemini göstermek ve yeni nesillere tarımı sevdirmek amaçlanıyor.

Cumhuriyet döneminden günümüze tarımda kullanılan alet ve ekipmanların görücüye çıkacağı sergiye yoğun ilgi bekleniyor. 
 
20.08.2019
Devamı

Pazaryeri'ndeki Tarım Arazilerinde Hasar Tespit Çalışmaları Başladı

Bilecik'in Pazaryeri ilçesinde geçtiğimiz hafta sonu etkili olan şiddetli sonrası zarar gören şerbetçi otu ve Pazaryeri Boncuğu fasulyesi tarlalarında hasar tespit çalışmaları başladı.

Pazaryeri İlçe Tarım Müdürlüğü ekipleri şiddetli yağmurdan zarar görmüş tarlalarda inceleme yapıyor. İlçe Tarım Müdürlüğünden alınan bilgiye göre Pazaryeri ilçesinde ve çevre köylerde 64 dönüm şerbetçi otu tarlası ve 10 dönüm fasulye tarlasında hasar tespit edilirken ekipler çalışmalarına devam ediyor.

Öte yandan Pazaryeri ilçesine bağlı Dereköy köyündeki fasulyesi yetiştiricisi Fehmi Özbay, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, "Pazaryeri Boncuğu fasulyemizden yaklaşık 16 dönüm tarla ektim. Cumartesi günü şiddetli yağışta tarlamın büyük bir bölümü çöktü. Daha hiç toplamadığım fasulyeler vardı. Tarlamda zarar çok büyük. Allah beterinden saklasın. İlçe Tarım Müdürlüğünden ekipler geldi tarlamda inceleme yaptı" ifadesinde bulundu. 
 
20.08.2019
Devamı

TÜRKİYE 4 ÜRÜNÜN ÜRETİM VE İHRACATINDA DÜNYA LİDERİ

Türk fındığı, kirazı, incir ve kayısısı lezzeti ve kalitesi ile dünyaya yayılıyor.

Türkiye fındık, kiraz, incir ve kayısı üretimi ve ihracatında dünyada lider konumda bulunuyor. Dünyada fındık üretiminin yüzde 67’sini, kirazın yüzde 26’sını, incirin yüzde 27’sini ve kayısının yüzde 23’ünü tek başına sağlayan Türkiye, bu ürünlerin üretiminde dünyada birinci sırada yer alıyor.

Fındık, Kiraz, İncir, ve Kayısıdan 2.17 Milyar Dolar İhracat Geliri
Türkiye’de, yıllara göre değişmekle birlikte, bir yılda ortalama 500 bin ile 750 bin ton arasında Fındık üretiliyor. Bu rakam dünya fındık üretiminin yüzde 67’sine denk geliyor. Türkiye Eylül 2018 ile Mayıs 2019 tarihleri arasında 1,4 milyar dolarlık fındık ve fındık mamulleri ihracatı yaptı.

Yine geçtiğimiz yıl gerçekleştirilen 306 bin ton ile dünya İncir üretiminin yüzde 27’sini karşılayan Türkiye, bu ürünün kuru ve taze olarak ihracatından 286 milyon dolarlık döviz girdisi elde etti.
627 bin tonluk üretim ile dünya Kiraz üretiminin de yüzde 26’sını gerçekleştiren ve 162 milyon dolarlık ihracat yapan Türkiye’de; Kayısı üretimi ise 750 bin ton ile 985 bin ton arasında değişiyor. Kayısı ihracatından da 294 milyon dolarlık gelire ulaşıldı.

Böylece sadece fındık, kiraz, incir kayısı ihracatından 2018 yılında 2,17 milyar dolarlık döviz girdisi sağlandı.

20 Üründe Dünyada İlk Dörtteyiz

Türkiye üretiminde dünyada birinci olduğu fındık, kiraz, incir kayısının yanı sıra ayva, haşhaş tohumu, kavun ve karpuzda ikinci; mercimek, Antepfıstığı, kestane, vişne ve hıyarda üçüncü; ceviz, zeytin, elma, domates, patlıcan, ıspanak ve biberde ise dördüncü sırada bulunuyor.

Bakan Pakdemirli:
  “Türkiye tarımsal üretim bakımından Avrupa’nın ve dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. Son 16 yılda tarımsal milli gelirimiz 37 milyar liradan 213,4 milyar liraya ulaştı.
Bu dönemde; meyve üretimi 13,3 milyon tondan 22,3 milyon tona, sebze üretimi 25,8 milyon tondan 30 milyon tona, tarla bitkileri üretimi 58 milyon tondan 64,4 milyon tona çıktı. Toplam bitkisel üretimimiz 98 milyon tondan 117 milyon tona yükseldi.

Üretimdeki bu artış ihracatımıza da olumlu yansıyor. 2002 yılında 3,7 milyar dolar tarım ürünleri ihracatımız 2018 yılında 17,7 milyar dolara yükseldi. 
Ülkemiz fındık, kiraz, incir ve kayısı üretimi ve ihracatında dünyada lider konumda bulunuyor. Sadece bu üründen toplam 2,17 milyar dolarlık ihracat geliri elde ettik.
20 üründe ise dünyada ilk dört içerisinde yer alıyoruz.”
 
19.08.2019
Devamı

27 Yıllık Çiftçinin Domatesi Tarlada Kaldı

Diyarbakır’ın merkez Kayapınar ilçesi Pozluk Mahallesi’nde ailesi ile birlikte binlerce lira verip tarla kiralayan ve 27 yıldır çiftçilik yapan İsmail Menek, domates fiyatının ucuz olduğunu ifade ederek satamadıkları tonlarca domatesi tarlaya döktü. 

27 yıldır çiftçilik yaptığını belirten Menek, kiraladığı tarlada domates ekip üretim yaptığını söyledi. Menek, “Hep sıkıntı çekiyoruz. Satın aldığımız fidelerin parasını bile çıkaramıyoruz. Şu anda ektiğim tonlarca domates satılmadığı için tarlada çürüyüp gidiyor. Satmak istiyorum fakat alıcı bulamıyoruz. Hepsi kızarmış, hazırdır, bölgede en güzel domatesi bu topraklarda yetişiyoruz ama satacak bir pazar ya da alıcı bulamıyoruz. Kış mevsiminde domates fiyatları tavan yapıyor ve bizlere domates ekin diyorlar ama biz yaz mevsiminde domates ekiyoruz fakat satacak bir tüccar dahi bulamadığımız için domatesler çürüyüp gidiyor ve bizler zararımız ile baş başa kalıyoruz. 170 dönüm tarlanın tamamını domates ekledim yaklaşık 350 bin lira masraf ettim, bunların masrafını nasıl geri alacağımı kara kara düşünüyorum. Elimizden bulunan tonlarca domatesi alıcı bulamadığımızdan kaynaklı olarak hayvanlara yem olması için tarlaya dökeceğiz. Devlet bizlere destek olsun, borç altındayız, çek ve senetlerimizi dahi ödeyemiyoruz” dedi. 



Eşi ve çocukları ile aylarca tarlada çadır kurarak yaşadığını belirten Saddet Minigül isimli kadın çiftçi ise ektikleri domatesleri satılmadığından dolayı döktüklerini söyledi.
 
 
19.08.2019
Devamı

TMO Fındık Alımı için Randevu Vermeye Başlayacak

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) bugünden itibaren 2019 ürünü fındık alımı için çiftçilere randevu vermeye başlayacak.
AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kaliteli kabuklu Giresun fındığı için taban fiyatın kilogramda 17 lira, levant kalite fındık için 16,5 lira olarak açıklandığını anımsattı.

TMO tarafından çiftçilere 19 Ağustos'tan itibaren alımlar için randevu verileceğini, 21 Ağustos'ta da ürün kabulüne başlanılacağı yönünde açıklamada bulunulduğunu belirten Öztürk, sürecin Türkiye ve fındık üreticilerine hayırlı olmasını diledi.

Öztürk, ofisin tüm hazırlıklarını tamamladığını ifade ederek, "TMO alım esaslarını da açıkladı. Şartlar üreticilerimizin lehine, gayet güzel. Şimdi sıra üreticilerimizde. Çiftçi Kayıt Sistemi belgelerini güncelleyerek randevularını alabilirler. Verilen tarihte de ürün teslimi gerçekleştirilecek." dedi.

Çiftçilerden fındık teslimlerinde aceleci davranmamalarını isteyen Öztürk, "Üreticimiz sabırlı olmalı. TMO'dan aldıkları randevulara riayet etmeleri ve alım şartlarına uymaları halinde hem fiyattan memnun olurlar hem de piyasada fiyatın düşmesi önlenir. Onun için çok acele davranılmamalı." diye konuştu.

Öztürk, Giresun'da Fındık Lisanslı Deposu'na ürün teslim edecek çiftçilerin de buradan alacakları ELÜS (elektronik ürün senedi) ile 9 ay vadeli, sıfır faizli kredi kullanabileceklerini sözlerine ekledi.
 
 
19.08.2019
Devamı

Baraj ve Göletler Su Ürünleri Üretimini'de Zenginleştiriyor

Enerjiden tarıma, içme suyu temininden taşkın korumaya kadar birçok alanda ülke ekonomisine hizmet veren baraj ve göletler, su ürünleri üretimine de zemin hazırlayarak hem vatandaşlarımıza yeni bir gelir kapısı açıyor hem de nesli tükenme tehlikesi altında olan türlerin devamlılığını sağlıyor.
Ülkemizdeki baraj ve göletlerde doğal olarak yaşayan ve ekonomik değeri olan yaklaşık 30 farklı balık türü bulunuyor. Bu doğal türlerin desteklenmesi ve balıkçılık faaliyetlerinden yüksek gelir elde edilmesi maksadıyla DSİ’ye ait 7 adet Su Ürünleri İstasyonunda çalışmalar yürütülüyor.

DSİ Su Ürünleri İstasyonlarında yılda yaklaşık 30 milyon pullu sazan (Cyprinus carpio) ve 2 milyon civarında Şabut balığı (Tor grypus) üretiliyor. Yine ekonomik değeri yüksek olan Karaca mersini (Acipenser gueldenstaedtii) ve Sivriburunun (Acipenser stellatus) anaç adayı olarak bakım ve besleme çalışmalarına Amasya-Yedikır ve Bolu-Gölköy Su Ürünleri İstasyonlarında devam ediliyor. Bu çerçevede, yayın balığı (Silurus glanis) üretimi ise ülkemizde ilk kez DSİ Keban Barajı Su Ürünleri İstasyonunda yapıldı.

BARAJLARA 575 MİLYON BALIK BIRAKILDI
Etütleri tamamlanmış ve stok tespiti yapılmış baraj göllerinde DSİ tarafından belirlenen program dâhilinde düzenli olarak balıklandırma da yapılıyor. DSİ tarafından bugüne kadar 235 baraj gölü ve çok sayıda gölete toplam 575 milyon değişik türde balık bırakıldı. Bu kapsamda yıllık olarak ortalama 30 milyon pullu sazan yavrusu yaklaşık 120 baraj gölü ile 30 adet gölete bırakılıyor. Şabut balığı ise havzaya özgü olması nedeniyle Atatürk ve Karakaya Baraj Göllerine bırakılıyor.

EKONOMİYE YILLIK 940 MİLYON LİRA KATKI
Baraj göllerinin, tarımsal sulama ile ülkemizin gıda güvenliğinin teminatı olduğunun altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Barajlar ve göllerimiz aynı zamanda balıkçılık faaliyetlerine de zemin hazırlıyor. Bu çerçevede DSİ’nin kullanımında bulunan baraj ve göletlerde gerçekleştirilen su ürünleri üretiminin ekonomik değeri yıllık olarak yaklaşık 940 milyon TL’yi buluyor” dedi.

2018’DE YETİŞTİRİCİLİKTEN 110 BİN TON ÜRETİM YAPILDI
Baraj ve göletlerde yürütülen yetiştiricilik faaliyetleri neticesinde 2018 yılında 110 bin ton su ürünleri üretimi yapıldığını vurgulayan Pakdemirli “Bu üretimin ekonomik değeri 880 milyon TL’yi buluyor. Ayrıca, ticari avcılık yoluyla üretime açılan 179 baraj gölünde 2018 yılında 14 bin ton çeşitli türde su ürünü elde edildi. Bu üretimin ekonomik değeri de 60 milyon TL civarında” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, DSİ’nin uygun gördüğü baraj gölleri ve göletlerde özel sektör tarafından yetiştiricilik faaliyetlerinin yapılabildiğini de sözlerine ekledi.
 
19.08.2019
Devamı

Tarım Üfe Verileri Düştü

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım ÜFE) temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,06 gerilerken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,83 arttı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı.
Buna göre, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1,06 azalışla 154,38 değerini alan Tarım ÜFE, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 8,81, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,83 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 22,2 yükseldi.
Tarım ve avcılık ürünlerinde aylık bazda yüzde 1,22, balıkçılıkta yüzde 0,9 düşüş, ormancılık ürünlerinde ise yüzde 6,6 artış gerçekleşti.
Ana gruplarda bir önceki aya göre değişimde çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,14, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,72 azalış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,26 artış kaydedildi.
Alt tarım gruplarından, tahıllar, baklagiller ve yağlı tohumlar yüzde 2,86, koyun ve keçi, canlı, bunların işlenmemiş süt ve yapağıları yüzde 1,95, yağlı meyveler yüzde 0,9 yükseliş, canlı kümes hayvanları ve yumurtalar 0,51 düşüş gösterdi.
Temmuzda endekste kapsanan 87 maddeden, 5 madde bu ay endekse girerken, 43 maddenin fiyatlarında artış, 33 maddenin fiyatlarında azalış oldu. 6 maddenin fiyatları ise değişmedi.
 
 
16.08.2019
Devamı

Kurban Bayramının Olmazsa Olmazı Kavurma

Kurban Bayramının olmaz ise olmazı Kavurma
 
Kurban Bayramı'nın gelmesi ile birlikte olmazsa olmazı olan kavurma tarifini siz değerli okuyucularımız için araştırdığımız  konulardan birisi oldu.
Kurban eti ile kavurma tarifini adım adım yazması,  bizden pişirip yemesi sizden…

Kuşbaşı doğranmış etimizi tenceremize koyup orta ateşte kendi bırakacağı suyunu çekene kadar pişiriyoruz. Bıraktığı suyu çektikten sonra üzerine 2 çay bardağı sıcak su ilave edip pişirmeye devam ediyoruz. Etimizi beklemeye alıp yağımızı tenceremize koyuyoruz. Ardından ısınan yağımıza sırasıyla pul biber karabiber kekik ve tuzumuzu da ekleyip karıştırmaya devam ediyoruz. Ortalama 5 dk karıştırdığımız malzemelerimizin üzerine pişirdiğimiz etimizi de ekleyip kavurmaya devam ediyoruz. Etlerimiz kızarıncaya kadar karıştırmaya devam ediyoruz. Etimiz kızardıktan sonra altını kapatıp servise hazırlıyoruz.
 
09.08.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Satılmayan Kurbanları ESK alacak

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Kurban Bayramı öncesi NTV verdiği özel röportajda çok merak edilen soruları yanıtladı.
Herkesin Kurban Bayramı'nı kutlayarak sözlerine başlayan Pakdemirli,  "Gönül rahatlığıyla kurbanlıklarını kessinler ve gönül rahatlığıyla yesinler. Türkiye'nin her tarafı hareketli. Her kurbanlıkta yeterince kurbanlık var mıdır diye sorulur. Bu sene 1 milyon 217 bin büyükbaş, 3 milyon 895 bin küçükbaşımız var.

Kurban sonrası et fiyatlarında bir değişiklik beklemiyoruz. Hayvanbilgi.tarim.gov.tr adresinden kulak küpe numarasını girerek kesilecek hayvanın tüm bilgilerine ulaşılabilir. "HaySag" adlı uygulamamızdan da bilgi edinebilirler." dedi.

Satılamayan kurbanlıkları ESK alacak
Satılamayan kurbanlıkların ESK tarafından alınacağını açıklayan Pakdemirli  fiyatın bayramın üçüncü-dördüncü günü açıklanacağını, arzu edenlerin ESK'da bu hayvanları kestirebileceğini dile getirdi. Kanlı görüntülerden uzak durma ve veteriner kontrolünde kesimlerin önemli olduğunu vurguladı. 

Ayçiçeği fiyatlarına Bakanlık'tan müdahale geldi
Pakdemirli, yağlı tohum ve hububat desteğinde 6 Ağustos tarihinde ödemelerin yapıldığını söyledi. Yıl sonuna kadar da ödemeler devam edecek dedi.
Ayçiçeği fiyatlarına Bakanlık olarak ilk kez biz müdahale ettik. Geçen yıl dövizdeki durumdan ötürü ikame fiyatları çok arttı. Bugün ise farklı. Ayçiçek üreticisinin eline 2 bin 492 lira eline geçmiş olacak. Üreticimizin lehinde olsun diye bu işte ilk defa tüm birlikleri bir araya getirerek karara vardık.

AR-GE faaliyetimizi tamamladık
Pekdemirli AR-GE çalışmalarına yönelik şunları söyledi:
"Çiftçiye elektrikli traktörde pil yedi saat dayanıyor, prototip seri üretime hazır. Ben bizzat test ettim son derece güçlü bir prototip oldu. Dünyada bir örneği olmayan traktör. Seri üretimde normal eşdeğer traktör neyse kategorisinin biraz daha pahalısı olabilir ama yakıtta tasarruflu olacak. AR-GE faaliyetimizi tamamladık, bu Türkiye'nin bir başarısıdır."

Çeltikte Cumhuriyet Tarihi'nin rekoru kırılıyor
2019 buğday tahminimiz 19,5 milyon ton olduğunu dile getiren Pakdemirli,  "Cumhuriyet Tarihi'nin rekor çeltik üretimine doğru gidiyoruz. Gıda fiyatlarında doğal olarak kışın sebze-meyve fiyatları artıyor. Fiyatların trendini ve seyrini tarımsal girdiler belirliyor." dedi.

Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacak
Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacağını kaydeden Pakdemirli şunları söyledi:
"Yeni nesil sera alanında yatırım 2 milyar TL'yi bulduğunu söyleyerek Ziraat Bankası çok düşük faizle 7 yıl ödemeli sera kredisi sundu
Tarım Şurası 15 yıl sonra yapılacak. Herkesin bir fikri var. Tüm paydaşlar konuşsun istiyoruz. Başta üreticiler, örgütler, birlikler, üniversiteler konuşacak. Cumhuriyet Tarihi'nin en büyük bilgi ve belge kütüphanesini oluşturmak istiyoruz.
Tarımda atama bekleyenler konusunda bu imkan bütçe meselesidir. Ben hayatım boyunca devletten maaş almamış bir insanım. Devleti tek istihdam kapısı olarak görmemek lazım. İhtiyaç oldukça alım yapıyoruz. Personel Genel Müdürlüğümüz ile bu arkadaşlarımız yazışabilirler. Önümüzdeki aylarda bunlarla ilgili belli açıklamalarımız olacaktır."
 
 
09.08.2019
Devamı

Gürer'den Tarım Politikaları Eleştirisi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ekim alanlarının hızla azalmasını, tarımda uygulanan yanlış politikaların yol açtığı etkileri ve çözüm önerilerini tek tek sıraladı. 

 “TEŞVİKLER DOĞRU ADRESLERE GİTMİYOR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer tarımda yaşanan sorunların aşılmasının iktidarın bakışına bağlı olduğunu belirtti. Her Bakan değişikliğinde tarım uygulamalarının da değiştiğini hatırlatan Gürer, “Bir yıl alınan karar bir yıl sonra uygulamadan kalktı. Yapılması gereken, girdi fiyatlarından başlayarak, ekimden hasada, pazarlamadan ürünün nihai tüketiciye ulaşımına kadar tarımda uzun vadeli kalıcı planlama sağlanmalıdır. Teşvikler, doğru adrese ve yeterli düzeyde verilmelidir” dedi. 


 
“VERİMLİ TARIM ARAZİLERİMİZ HIZLA AZALIYOR”
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1998’den günümüze kadar olan süreçte  4,5 milyon hektar arazisinin tarım dışı kaldığını belirtti. Buğdayda ekim alanlarının her geçen gün azaldığını hatırlatan CHP’li Gürer “Verimli tarım arazilerimiz var. Buğday, arpa, patates, domates… Her çeşit ürünü yetiştirebilecek, dört mevsimin yaşandığı zengin toprakları olan bir ülkemiz var. Ama yanlış tarım politikaları tarım alanlarının daralmasına neden oluyor. 4,5 milyon hektar tarım arazisi kullanılmıyor artık. Tarımdaki sorun, planlamanın eksikliğinden kaynaklanıyor. Çiftçi, 1 yıl önce hangi ürünü ekeceğini ve ektiği ürünü hasat ettikten sonra ne kadar para kazanacağını bilirse daha çok üretimin içinde olur ve tüketici daha uygun fiyata ürün alır. Ne yazık ki verimli arazilerimizin her yıl bir kısmı daha üretim dışı kalıyor. Türkiye'de 30 yıl önce  28,5 milyon hektar tarım arazisi  varken 24 milyon hektarın altına gerilemiş durumda, farklı ürünlerin ekim alanları da daraldı” dedi.
 
“AFET YARDIMI, BÜTÜN ÇİFTÇİLERİMİZE SAĞLANMALI”
Gürer,  Miras sorunu ve benzeri sebeplerle önemli miktarda tarım alanının Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) dışında kaldığını, çiftçinin TARSİM kapsamına alınmasının engellendiğini ve iklim değişikliği ile ortaya çıkan sorunların çiftçinin mağduriyetini katladığını belirtti. Gürer, “Afet halinde ayırt etmeden tüm mağdur çiftçilere destek sağlanmalıdır” dedi.
 
“İKTİDAR, DESTEKLERİ YANDAŞA DEĞİL, İŞİN EHLİ OLAN ÇİFTÇİYE SAĞLAMALI”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçilere bütçeden aktarılması gereken desteğin olması gerektiği gibi kullanılmadığını ve desteklerin çiftçiye aktarılmasında sorunlar yaşandığını belirtti. Avrupa Birliği Kırsal Desteklemeden (IPARD), 42 ilin yararlandığını, aralarında Niğde gibi tarım illerinin bulunduğu illerin bu destek dışında bırakıldığını söyleyen Gürer, “Sayıştay, bu desteklerin kırsala yeterince ulaşmadığına raporlarında yer vermiş. Tarımsal  desteklemenin  bu yönü ile de incelenmesi gerekir. Sektöre sağlanan desteklerin  ne yönde ve ne derecede etkin kullanıldığı bilinmelidir. Doğal olarak hedeflenen amaçlara ne ölçüde ulaşıldığı araştırmalarla açığa çıkarılmalıdır. Etki analizleri yapılarak, kendini yenileyen bir destekleme modelinin  oluşturulması ve desteğin gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması önemlidir. Siyasi iktidar, tarımda yaptığı desteklerin büyük payını yandaşa değil işin ehli olan çiftçiye sağlamalıdır. Aile tipi işletmelerin gelişmesi ve kooperatifleşme özendirilmelidir” dedi.
 

“ÇİFTÇİ ZORDA”

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin ciddi sorunlar yaşadığını, girdi fiyatlarındaki artışın  arayışlara neden olduğunu belirtti. Gürer, “Gübre ve ilaç kullanımında azalma var. Borçlanma artıyor. Ekim öncesi, ekim sonrası  ve hasat ile pazarlamada sorunlar katlıyor. Ürün yelpazesi, sürekli arayış ile değişkenlik gösteriyor. Üretimde istikrar dengesi oynuyor. Bilgi ile bilime dayalı tarım sınırlı kalıyor. Toplulaştırma sorun olmaya devam ediyor. Sulama suyunun sorun olduğu yerler var. Çiftçi verdiğini alamayınca topraktan uzaklaşıyor. Tüketici pahalı ürün alıyor. Üretici maliyetine ürün satamıyor, aracılık sisteminin kötü tarafları yanında özellikle nakliye fiyatları sıkıntıları artırıyor” dedi.
 
“İCRALIK ÇİFTÇİ SAYISI HIZLA ARTIYOR”

Türkiye’nin en önemli sektörlerinden biri olan tarımın en önemli aktörleri olan çiftçilerin sorunlarının kapsamlı bir şekilde ele alınmasının göçü engelleyeceğinin altını çizen Gürer, “Çiftçi, tarım kredi kooperatiflerinden, bankalardan ve elden alınan borçlarını ödeyemediği için icra tehdidi altında. Yalnız geçen yıl tarım kredisi 8 bin çiftçiyi icralık duruma düşürmüş. Üretimden  gerekli kazanç elde edemeyen çiftçiler, kredi kullanarak günü kurtarmaya çalıyor. Ancak girdi maliyetleri arttığı için ürününü değerine satamayan çiftçi, borcunu ödeyemez duruma düşüp, icralık oluyor. Ekonomik kriz ve yüksek enflasyon, girdi maliyetlerini artırıyor. Çiftçi de ürününü değerinde satamıyor. Bu durum, tarım alanların daralmasına, üretimin azalmasına neden oluyor. Üretim olmayınca iktidar çareyi ithalatta arıyor” dedi.
 

 


 
 
09.08.2019
Devamı

Genç Çiftçi Projesinde Dağıtılan Koyunlar ve Keçilerde Veba Hastalığı İddiası

Genç Çiftçi Projesi Kapsamında Havza’da dağıtılan koyun ve keçilerde veba hastalığı çıktığı iddia edildi.
Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta Havza Ziraat Odasını ziyaret ederek burada Oda Başkanı Coşkun Genç, yönetimi ve çiftçiler ile bir araya geldi.
Ziraat Odası ziyaretinde çiftçiler ile bir araya gelen Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta çiftçilerin sorunlarını dilendi.

"Genç Çiftçi Projesi" kapsamında 29 Temmuz'da Havza'da 7 kırsal mahallede 11 çiftçiye 344 koyun ve keçi dağıtıldı. Yetkililerden alınan bilgiye göre, dağıtıldıktan kısa bir süre sonra hastalanan hayvanlarda vebaya rastlandı. Proje kapsamında küçükbaş hayvan alıp mağdur olan çiftçiler mağduriyetlerini dile getirmek, çözüm yollarını bulabilmek için Havza Ziraat Odası Başkanı Coşkun Genç'in yanına gitti.



Proje kapsamında koyunların teslim edilmeye başlanıldığında hasta olduklarını ileri süren yetiştirici Hasan Alkan, "Koyunların hastalıklı olduğunu bildirdiğimiz halde yetkililer bize 'alırsanız alın almazsanız yedeklerinize veririz' dediler. Bizler de almak zorunda kaldık. Aradan 10-12 gün geçince koyunlarda rahatsızlıklar başladı, ölümler başladı. Koyunlardan örnekler alarak Samsun Veteriner Araştırma Enstitüsüne götürdük. Ancak oradan bize 'hastalık yoktur' diye rapor verdiler. Bu sefer OMÜ Veteriner Hekimlik Fakültesine götürdük ve koyunların vebalı olduğu ortaya çıktı. Oradan aldığımız raporu enstitüye iletildiğinde hastalığı fark edemediklerini söylediler. Şu an 7 köyde karantina uygulandı. Kurban Bayramı öncesinde mağdur olduk" dedi.
Proje kapsamında eşinin adına koyun alan Mürsel Polat, "Koyunları getiren araçta ölü olanlar, bitkin olanlar vardı. Uyardığımızda ilgililer bunları görmezden gelip dediklerimize kulak asmadılar. Eksper getirdik, koyunlarımızı sigortalasın diye ama sigortalamadılar. Bizlere gelen evraklarda bu koyunlar 2,5 yaşında gözüküyor. Ama bu koyunlar en fazla 6-7 aylık. Şimdi köylerimiz karantina altına alındı. Kurban Bayramı geldi, pazara götürüp kurbanlıklarımızı satamıyoruz. Mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz" diye konuştu.
Havza Ziraat Odası Başkanı Coşkun Genç, genç çiftçi projesi kapsamında ilçede dağıtılan küçükbaş hayvanlarda hastalık olduğunu ve bu sebepten ötürü bazı mahallelerde karantina uygulandığını belirterek; “ Hayvanlarda çıkan veba neden ile sadece genç çiftçi projesinden faydalanalar değil, bölgedeki tüm besiciler bu hastalıktan olumsuz etkilenecek.  7 Mahallemizde 11 çiftçimize toplan 374 küçük baş hayvan dağıtıldı ve hayvanlar veba nedeni ile tek tek ölmekte. Besicilerimiz sigorta yaptırmak için başvurduklarında hayvanlar hasta olduğu için sigortaları yapılmadı. Hastalık nedeni ile bu besiciler hayvanlarını pazara çıkaramıyor. Yarın hastalık yayıldığında daha büyük sıkıntılar yaşanacak.” Dedi.

Toplantıya katılan çiftçilerden de bilgiler alan Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta iddiaların boyutunun çok ciddi olduğunu belirterek; “Bu işin takipçisi olacağız. Derdimiz bağcı dövmek değil, üzüm yemek.  Burada sadece mesele devletin dolandırılması değil, hastalığın yayılma riski ile yaşanacak sıkıntılar var. Bunun hesabını birilerinin vermesi lazım.” Dedi.
Kurban bayramı öncesi böyle bir olayın yaşanmasının çiftçileri mağdur ettiğine değinen Usta; “Verilen bu hibeler üretimi arttırmak, çiftçileri desteklemek için.  Bunlar herkesin ödediği vergiler ile oluyor. Bunun hesabı sorulmalı ve toplum olarak bu gibi olaylara duyarlı olmalıyız.” Dedi.

Samsun'da küçükbaş hayvanlarda görülen hastalık
Samsun Tarım ve Orman Müdürlüğü, Havza ilçesinde küçükbaş hayvanlarda hastalık görüldüğü iddiasıyla ilgili açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamada, vatandaşları tedirgin edecek bir durumun söz konusu olmadığı belirtildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
"Havza ilçesinde bazı yetiştiricilerimizin küçükbaş hayvanlarında hastalık görüldüğü bildirimi alınarak, veteriner hekimlerimiz görevlendirilmiş, hastalığın teşhisi için Samsun Veteriner Kontrol Enstitü Müdürlüğüne numune gönderilmiştir. Yapılan tetkikler sonrasında işletme sahipleri bilgilendirilmiş olup, idari ve fenni tedbirler alınmıştır. Bu çerçevede tedbir amacıyla İl Müdürlüğü olarak öncelikle bu işletmelerimiz koruma ve gözetim bölgesinde bulunan sağlıklı küçükbaş hayvanların tamamı aşılanmıştır. Ayrıca ilçe genelinde yapılan kontrollerde diğer işletmelerimizde hastalığa rastlanılmamış olup, bu işletmelerde tedbir amaçlı sağlık taraması yapılmıştır."

Söz konusu hastalığın hayvanlardan insanlara bulaşan bir hastalık olmadığı kaydedilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:  "Büyükbaş hayvanların kordon ve izolasyon bölgesinde ve bu bölge içinde bulunan canlı hayvan satış pazarına girmesi ile ilgili olarak herhangi bir engel yoktur. Küçükbaş hayvanlar için ise yaklaşan Kurban Bayramı dolayısı ile oluşacak hayvan hareketlerine azami dikkat gösterilerek saha çalışmalarımız devam etmektedir. Aynı zamanda gerek yetiştiricilerimizin, gerekse kurban kesecek vatandaşlarımızın süreçten rahatsız olmaması için Kurban Hizmetleri Komisyonu'nca belirlenen 'Geçici Kurban Satış ve Kesim Yerlerine' küçükbaş hayvanların 'Resmi Veteriner Hekim' kontrolü ile girişinin ve kesiminin sağlanması yönünde gerekli tedbirler alınmıştır. Samsun il genelinde kurban satış noktalarında sıkı denetimlerimiz devam etmekte olup, vatandaşlarımız gönül rahatlığı ile kurbanlıklarını temin edebilirler."
Açıklamada, hayvanları ölen yetiştiricilere hayvan temin edileceği bilgisine de yer verdi.
 
 
09.08.2019
Devamı

ZMO: Hayvancılıkta 1960'tan Gerideyiz

Ziraat Mühendisleri Odası’nın Hayvancılık Raporu’na göre, Türkiye’nin hayvan varlığında ciddi düşüş yaşandığı belirtildi. Raporda, Türkiye'nin sahip olduğu sığır, koyun, keçi ve manda sayının toplam hayvan sayısı 60 milyonu geçtiği ifade edilirken, söz konusu sayısının 1960 yılında 72 milyonu geçtiği kaydedildi.

Detay Haberden Orhan Dede’nin haberine göre Türkiye'de hayvancılıkta yaşanan sorunlar artarak devam ederken, yaklaşan Kurban Bayramı nedeniyle yeterli hayvanımız var mı yok mu sorusu gündemdeki yerini koruyor.

Her ne kadar hükümet yetkilileri yeterli hayvanımızın olduğunu ifade ediyor olsa da Türkiye'nin hayvan eksiği ithalatla sağlandığı için hayvan üreticileri giderek daha zor şartlarda mücadele ederek ayakta kalmaya çalışıyor.

Türkiye tarihinde resmi olarak ilki 2010 yılında olmak üzere 2011, 2017 ve 2018 yıllarında kurbanlık amaçlı ithalat yapıldı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) tarafından hazırlanan Hayvancılık Raporu-2019 çalışmasına göre; son iki yıldaki aşırı ithalat miktarları nedeniyle, 2019 yılı için hayvan ithalatına gerek kalmadı.

10 milyon hayvan kesiliyor

Son on yıldaki verilere göre, Türkiye'nin kırmız et ihtiyacı için yılda yaklaşık 10 milyon civarında hayvan kesiliyor. Bu hayvanların yaklaşık yüzde 55'ini koyun, yüzde 14'ünü keçi, yüzde 31'ini sığır oluşturuyor.

Geçtiğimiz yıl kesilen büyükbaş hayvanların yüzde 25'i, küçükbaş hayvanların ise yüzde 58'i kurbanlık olarak kesildi. Türkiye'nin 2018 yılında kırmızı et üretimi ise 1 milyon tonun üzerinde gerçekleşti. Üretimin tümü tüketildiği kabul edilecek olunursa, kişi başı kırmızı et tüketimi ülkemizde 13.84 kg seviyesinde.

Hayvan varlığı 1960'tan geride

ZMO raporuna göre sığır, koyun, keçi ve manda sayısına bakıldığında, Türkiye'nin sahip olduğu toplam hayvan sayısı 60 milyonu geçiyor. Verilere göre 1960 yılında 72 milyonu geçen hayvan sayısı, 2009 yılında en düşük seviyesi olan 37.7 milyon seviyesine indikten sonra tekrar yükselişe geçmiştir.

 1960 yılı baz alındığında 2018 yılına kadar olan dönemde kırmızı et üretimi gerçekleştirilen toplam hayvan sayısında yüzde 13'lük bir azalış olmuştur.

Aynı dönemde sığır sayısında yüzde 37'lik, koyun sayısında yüzde 2'lik artış meydana gelirken, keçi sayısında yüzde 56'lık, manda sayısında yüzde 64'lük bir azalış olmuştur. Kıyaslanan dönemdeki nüfusumuz ise yaklaşık üç kat artmıştır. 1960 yılında nüfusu 27 milyon 754 bin olan Türkiye'nin toplam hayvan varlığı 72 milyon 670 bindi. O yıl ülkemizde kişi başına düşen hayvan sayısı 2.6 adetti.

Türkiye'nin nüfusunun 80 milyon 810 bini aştığı 2018 yılında ise resmi verilere göre Türkiye'nin toplam hayvan varlığı 63 milyon 338 oldu. Buna göre geçtiğimiz yıl kişi başına düşen hayvan sayısı 0.8 adet oldu.

Bu yıllar arasında dikkat çekilmesi gereken en önemli nokta ise kişi başına 2.6 hayvan düşen 1960'ta Türkiye'de bir tane bile hayvan ithal edilmemişken, kişi başına 0.8 adet hayvanın düştüğü 2018 yılında Türkiye'ye milyonlarca hayvan ithal edildi.

İthalata 4.5 yılda 4 milyar dolar gitti

Hayvan sayısının azalması ile ortaya çıkan kırmızı et ihtiyacını ithalat yoluyla giderilmeye çalışan Türkiye'nin hayvan ithalatı ZMO raporuna göre; 2010 yılından sonraki dönemde ciddi derecede artış gösterdi.

2019 yılının ilk altı ayı dâhil olmak üzere son dört buçuk yılda yaklaşık 4 milyar dolar karşılığında 3.35 milyon sığır ithal edildi. 2018 yılındaki sığır ithalatı 1.5 milyona yaklaşan sayısı ile en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yıl Haziran sonunda kadar üç yüz bin sığır ithalatı yapıldı.

Son dört buçuk yılda 765 bin koyun ithal edilirken, bu ithalata ise 110 milyon dolar ödendi. Brezilya, Uruguay ve Macaristan başta olmak üzere Çekya, Romanya, Almanya, Avusturya, Slovakya, İrlanda ve Avusturya'dan büyük baş hayvan ithal eden Türkiye, Avusturya, Bulgaristan, Macaristan, Romanya, Rusya ve Ukrayna'dan da koyun ithal etti.



 
 
09.08.2019
Devamı

BAKAN PAKDEMİRLİ’DEN KURBAN UYARISI;

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli Kurban bayramı dolayısıyla vatandaşlara uyarıda bulunarak “Kurbanlarımızı Kurban Komisyonlarınca belirlenen yerlerde hijyen ve çevre kirliliğine mahal vermeden keselim. Ayrıca ormanlarımızın yangınlara karşı çok daha hassas olduğu bu dönemde yangınlara karşı dikkatli olmaya özen gösterelim” diye konuştu.

KESİM YERLERİNDE VETERİNERLER GÖREVLENDİRİLDİ
Tüm vatandaşlarımızın kurbanlarını komisyonlar tarafından belirlenen yerlerde kesmesi gerektiğinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu kesim yerlerinde Kurban Bayramı süresince görevlendirdiğimiz veteriner hekimlerimiz, dini vecibelerini yerine getiren vatandaşlarımıza hem teknik hem de hijyen ve hayvan sağlığı hususlarında yardımcı olacaklar. Vatandaşlarımız da bu yerler dışında kurbanlarını keserek hijyen ve çevre kirliliğine mahal vermemeliler” ifadelerini kullandı.

HAYVANLARA EZİYET YASAK
Kurban keserken hayvanlara eziyet edilmemesi gerektiğini de vurgulayan Pakdemirli “Hayvanları uygunsuz şekillerde yakalayarak, uygun olmayan gereç ve şartlarda kesim yaparak insani ve dini bakımdan uygun olmayan hallerle, hayvanların gereksiz yere acı çekmelerine sebep olmayalım” açıklamasını yaptı.
5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda ‘Hayvanların kesilmesi; dini kuralların gerektirdiği özel şartlar dikkate alınarak hayvanı korkutmadan, ürkütmeden, en az acı verecek şekilde, hijyenik kurallara uyularak ve usulüne uygun olarak bir anda yapılır. Hayvanların kesiminin ehliyetli kişilerce yapılması sağlanır’ hükmünün bulunduğuna işaret eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Hükme aykırı hareket edenlere hayvan başına 1.552 TL idari para cezası uygulanacak. Bununla birlikte, yayınlanan Kurban Hizmetlerinin Diyanet İşleri Başkanlığınca Yürütülmesine Dair Yönetmeliğe aykırı hareket edenlere de 5199 sayılı kanunun gereği olarak hayvan başına 3 bin 897 TL idari para cezası uygulanacak. 2019 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ çerçevesinde Bölge Müdürlükleri ve İl Şube Müdürlüklerine tedbirlerin alınması için talimatlar verildi” diye konuştu.

ORMAN YANGINLARINA DİKKAT
Bayram süresince ülke genelinde havaların sıcak ve dolayısıyla orman yangınları açısından riskli olacağını da vurgulayan Bakan Pakdemirli “Bu sebeple vatandaşlarımız orman içlerinde ve kenarlarında yangınlara karşı çok dikkatli olsunlar. Özellikle mangal ateşini muhakkak söndürsünler ve orman içlerinde ateş yakmasınlar. Vatandaşlarımız tüm tedbirlerin alındığı mesirelik alanlarda ve piknik yapmaya izin verilen korunan alanlarımızda pikniklerini yapabilirler. Bir anlık dalgınlıkla ormana sıçrayacak bir kıvılcımın sonuçları ağır olabilir” diye konuştu.
 
 
09.08.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Yağlık Ayçiçeği Tohum Fiyatını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli 2019/2020 üretim sezonu ayçiçeği alım fiyatını açıkladı. Pakdemirli, % 40 yağ oranlı, % 9 rutubetli ve % 2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun fiyatının 2019/2020 üretim sezonu için 2.500 TL/ton olarak belirlendiğini duyurdu.

Yağlık ayçiçeği, Ülkemiz bitkisel yağ tüketiminde %75-80 seviyelerinde payı olan ve yüksek yağ oranı ile en önemli yağlı tohumlu bitki konumunda yer alıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile sektör temsilcilerinin bir süredir fiyat konusunda birlikte çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Bakan Pakdemirli, çalışmalarının nihayete erdiğini söyledi.  
Bakan Pakdemirli, Dünyadaki yağlık ayçiçeği üretimi ile dış piyasalardaki gelişmeler ve iç piyasa dinamiklerinin değerlendirilmesi neticesinde, % 40 yağ oranlı, % 9 rutubetli ve % 2-4 yabancı madde içerikli yağlık ayçiçeği tohumunun fiyatının 2019/2020 üretim sezonu için 2.500 TL/ton olarak belirlendiğini duyurdu.

Üreticilerimizin açıklanan fiyata ilave olarak, Bakanlığımızca verilen ton başına 400 TL fark ödemesi ve 92 TL mazot-gübre desteği ile birlikte toplam 492 TL daha kazanacaklarının altını çizen Bakan Pakdemirli, “Açıkladığımız bu fiyatın ayçiçeği üreticilerimiz, sanayicimiz ve sektörün tüm birimleri için hayırlı, uğurlu olmasını diliyor ve bol verimli, bereketli hasat temenni ediyorum” dedi.
 
 
08.08.2019
Devamı

Fındık Borsası İçin Orduda İmzalar Atıldı

Ordu'da Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanlığı arasında 'Fındık Alanında Stratejik İşbirliği Deklarasyonu' imzalandı. Dünyada 5 büyük fındık üreticisi bulunduğunu belirten Pakdemirli, “3’ü burada. Diğer üreticiler de gelmek isterse onlara da gönlümüz, kapımız açık” dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanı İmam Karimov ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanı Levan Davitashvili, fındık hasat şenliği programı için Ordu'ya geldi. Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler'i makamında ziyaret eden Bakan Bekir Pakdemirli ve beraberindekiler, daha sonra Belediye Meclis Toplantı Salonu'nda basın toplantısı düzenledi. Programa, AK Parti Ordu milletvekilleri, Ordu Valisi Seddar Yavuz ve Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler de katıldı.

Toplantıda konuşan Bakan Bekir Pakdemirli, Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı, Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanlığı ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanlığı arasında 'Fındık Alanında Stratejik İşbirliği Deklarasyonu'nun imzalandığını açıkladı. Bakan Pakdemirli, Türkiye, Azerbaycan ve Gürcistan halkları arasındaki dostane ilişkileri güçlendirmek ve fındık alanında işbirliğini geliştirmek; üretim, kalite, verimlilik için potansiyel ve ihtiyaç duyulan bilimsel, teknik ve teknolojik işbirliğini sağlamak ve fındık alanında daha yakın bir işbirliği geliştirmek, ortak yararları ve ortak çıkarları gözetmek amacı ile deklarasyon imzalandığını söyledi.
 

Deklarasyonun oldukça önemli olduğunu vurgulan  Bakan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Bu deklarasyon; Dünya fındık üretiminde en büyük paya sahip ilk 5 ülke içerisinde yer alan 3 ülke olarak, omuz omuza, bir arada, fındığın anavatanında, kültür fındığının dünyaya yayıldığı topraklarda fındığın üretimini, kalitesini ve verimini artırmak, hastalık, zararlılarla mücadele, yeni çeşitlerin geliştirilmesi yönündeki kararlılıkları ortaya koymaktadır. Biz 3 bakan olarak, her zaman üretenin ve tüketenin yanındayız. Yeni çeşitleri üreticimize sunmak, verim ve kaliteyi arttırmak, bölgemizdeki hastalık ve zararlılarla mücadele etmek, ürün kalitesi ve çeşitliliğini arttırarak fındığa katma değer kazandırmak ile kaliteli ürünün tüketicilere ulaşması yönündeki stratejik işbirliğimizde kararlı olduğumuzu bu iyi niyet beyanı ile de açıklıyoruz."

Azerbaycan Cumhuriyeti Tarım Bakanı İmam Karimov ve Gürcistan Çevre Koruma ve Tarım Bakanı Levan Davitashvili de birer konuşma yaparak, fındıktaki bölgesel işbirliğinin önemine dikkat çekti.


 
08.08.2019
Devamı

Türkiye'nin İlk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu Açıldı

Çorum İli Damızlık Koyun ve Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından merkeze bağlı Sevindikalan köyünde 12 dekarlık arazi üzerine kurulan Türkiye'nin ilk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu törenle hizmete açıldı.

Küçükbaş hayvancılığın gelişmesine önemli katkı sunması hedeflenen Türkiye'nin ilk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu'nun açılışı Vali Mustafa Çiftçi, AK Parti Çorum Mlletvekili ve MKYK üyesi Ahmet Sami Ceylan, İl Jandarma Komutanı Albay Abdurrahman Başbuğ, Vali Yardımcısı Recep Yüksel, Belediye Başkan Yardımcısı Zübeyir Tuncel, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik, Çorum Esnaf ve Sanatkarlar Odası (ÇESOB) Başkanı Recep Gür, Çorum Ticaret Borsası Başkanı Naki Özkubat, Çorum Ticaret Borsası Meclis Başkanı Yılmaz Kaya, Çorum İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan Sarı, Çorum Ziraat Odası Başkanı Mehmet Sayan, PANKOBİRLİK Başkanı Ahmet Pehlivan, Çorum ili Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Şevket Avcı, Birliğin Yönetim Kurulu Üyeleri ve birlik üyelerinin katılımıyla gerçekleşti.
Açılışta konuşan Vali Mustafa Çiftçi, "Ülkemiz bir tarım ülkesi. Hayvancılık ülkemizin milli bir meselesidir. Çorum bir tarım ilidir. Küçükbaş hayvan yetiştiricileri için son derece elverişli iklim ve topraklara sahibiz." dedi.



Türkiye'de küçükbaş hayvan sayısının 100 milyona ulaşması durumunda et sorununa kalıcı bir çözüm bulunabileceğini ifade eden Çiftçi, "Ülkemizde yaklaşık 47 milyon küçükbaş hayvan varlığımız var. Bu rakamın 60 milyona orta vadede ise 100 milyona çıkması durumunda et sorununa kalıcı bir çözüm gelecektir. Koyun yetiştiriciliğinde birinci sırada Van var. İkinci sırada Konya ve Urfa geliyor. Keçi yetiştiriciliğinde ise birinci sırada Mersin var. İkinci sırada Antalya ve Siirt geliyor. Bizim sıralamaya girmemiz için gayretlerimizi artırmamız gerekiyor. 240 bin olan küçükbaş hayvan sayımızı artırmamız gerekiyor. Birliğimiz ilimizde hayvan sayısının artırılması, ıslahı, yetiştirilmesi noktasında faaliyetlerini devam ettiriyor. Bizde elimizden geldiği kadar destek vermeye devam ediyoruz. Birliğimizin yem deposu, suluk, yemlik, traktör ve yem karma makinesi gibi ihtiyaçları olduğunu biliyorum. Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra elimizden gelen desteği vermeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.

AK Parti Çorum Milletvekili ve MKYK üyesi Ahmet Sami Ceylan, Çorum'da hükümetin hayvancılık ve bitkisel üretime 196 milyon TL destek verdiğini söyledi. 2018 yılında ise 72 milyon TL hayvancılığa destek verildiğini aktaran Ceylan, "İlimizde genelinde yaygın olarak yetiştiriciliği yapılan Akkaraman koyun ırkının ıslah edilerek verim kalitesinin yükseltilmesi için kurulan bu tesis ile ilimizde küçükbaş hayvancılığın gelişmesinde önemli bir adım atılmıştır. Hükümetimizin hayvancılık ve bitkisel üretime vermiş olduğu destek 196 milyon TL'dir. İlimizde 240 bin adet koyun ve keçi varlığı bulunmaktadır. 2018 yılında hayvancılığa verilen destek 72 milyon TL'dir. Koyun ve keçi destekleme tutarı ise 4 milyon TL'dir. İlimizde yürütmüş olduğumuz ıslah projemiz koyun-keçi olarak 16 bin adettir. Bu sayıyı artırmamız gerekir. Bizim için hayvancılığın ıslahı birinci önceliktir. Sağlıklı ve kaliteli ıslah edilmiş küçükbaş hayvan ile ülke hayvancılığına büyük katkı sağlamış oluruz. Çorum'da küçükbaş desteği hayvan başına 25 TL'dir. Islah projesinde olan üreticilerimiz ise koyun ve kuzu başı toplamda 64 TL destek almaktadır." ifadelerini kullandı.
Tesiste yetişen kaliteli koç ve tekelerin Çorum'un küçükbaş hayvancılığına çok büyük destek olacağına aynca bölge illerine de örnek olacağına inandığını kaydeden Ceylan, "Bu proje çıktığında ilimiz kapsam dışında idi. 36 il içinde yoktuk. Dönemin Tarım Bakam Faruk Çelik ile yaptığımız görüşme sonucu Çorum'u da bu proje içine dahil ettik. Üzerime düşeni her zaman yapmaya hazırım. Burada yetiştirdiğimiz kaliteli koç ve tekelerin ilimiz küçükbaş hayvancılığına çok büyük destek olacağına aynca bölge illerine de örnek olacağına inanıyorum. Geçen yıl Vali Beye rica ettik. Birliğe 40 bin lira Özel İdare kaynaklarından aktarıldı. 34 kuzu aldık ve şu anda koç oldular. Bu istasyonu Çorum üreticisine örnek yapacağız. Ayrıca ıslah projesi kapsamında Tarım Bakanlığı'nda 120 bin TL birliğimize geldi. Bu parayla TİGEM Çiftliği'ne alınan 73 damızlık koç, üreticilerimize dağıldı. İlimizde hayvancılığa yapılacak tüm projeler Tarım ve Orman Bakanlığı Komisyonu üyesi olarak yakın takibimizde. Tarım Bakanlığı'nın projelerini ilimizde uygulamamız ve örnek olmamız gerekir." şeklinde konuştu.



Türkiye'nin ilk Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu açılışında bir konuşma yapan Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Ceylan, Türkiye'de son 17 yılda büyükbaş hayvan sayısının %75, küçükbaş hayvan sayısının ise %44 arttığını söyledi. Hükümet olarak yetiştiricileri desteklediklerini ve sadece 2018 yılında koyun desteği kapsamında üreticilere 567 milyon TL destek sağladıklarını aktaran Ceylan, "Ülkemizde hızlı bir nüfus artışı gözlenmekte buna bağlı olarak da gıdanın önemi artmaktadr. Hayvansal gıdaların önemi fazlalaşmakta. Bütün dünyada gelişmiş ülkelerde olduğu gibi hükümet olarak hayvancılığa destek veriyoruz. Yetiştiricilerimizin daha fazla ve kaliteli üretmesi için destek ödemeleri yapıyoruz. Büyükbaş hayvan sayımız 2002 yılında 9.9 milyon iken bugün 17.2 milyon. Küçükbaş hayvan sayımız ise 2002 yılında 31 milyon iken bugün 46 milyon. Biz üreticilerimizi desteklemeye devam edeceğiz." dedi.
 Türkiye'nin tarımsal ve hayvansal faaliyetler bakımından gelişmekte olan bir ülke konumunda olduğunu ifade eden Ceylan, "Son yıllardaki gelişen refah düzeyinin ve nüfus artışının etkisiyle gıda tüketimi artmıştır. Özellikle gıda tüketiminde hayvansal proteinin önemi büyüktür. Bu nedenle gerekli hayvan ihtiyacımızı karşılamak için iki doğum arasındaki süreyi azaltarak döl verimini artırmalı ve hayvanlanmızın yem ihtiyacını karşılamak için kaba yem üretimimizi artırmalıyız." diye konuştu.




Etkinlik kapsamında bir konuşma gerçekleştiren Türkiye Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Nihat Çelik, "Bu tesisin faaliyete geçmesiyle birlikte artık Çorum'da damızlık sorununun ortadan kalkacağı, damızlık koç ve teke ihtiyacının bu merkezden karşılanacak olması sektörümüz adına gurur verici olacaktır." dedi.
 Tesis ile Çorum'da küçükbaş hayvancılığın çok daha iyi yerlere geleceğine inandığını belirten Çelik, "Merkez Birliğimiz ve il birliklerimizin temel amacı ıslah faaliyetlerini yürütmek ve neticesinde de yüksek verimli hayvanlar elde etmektir. Biz ancak üstün vasıflı damızlık koç ya da teke üretmekle ıslah çalışmalarından istediğimiz sonuçları alabiliriz. Bu nedenle ülkemiz genelinde olmasını arzu ettiğimiz ve Çorum Birliğimizce yapılan bu Koç Teke Üretim İstasyonu'nu fazlasıyla önemsiyoruz. Bizim Merkez Birliği olarak ana hedefimiz halen 47 milyon civarında olan küçükbaş hayvan sayımızı yapacağımız çalışmalarla orta vadede 100 milyona çıkarmak ve bu hedefe ulaşırken de özellikle yerli ırklarımızı ıslah ederek verimlerini yükseltmektir. Vatandaşlarımızın ihtiyacı olan hayvansal proteini küçükbaştan karşılamaları, doğal ve sağlıklı beslenme adına büyük önem taşımaktadır." ifadelerini kullandı.



Çelik, "Buğdayla Koyun Gerisi Oyun" sözü ülkemiz tarım ve hayvancılığını 4 kelimeyle özetleyen ve ülkemiz gerçeğini anlatan en güzel söylemdir. Ülkemiz, coğrafyası, iklimi ve mera yapısı ile küçükbaş hayvancılığın en uygun üretim dalı olduğunu göstermektedir. Daha da önemlisi Peygamberler mesleği olmasıyla övündüğümüz ve bizlere atalarımızdan kalan bu mirası en iyi şekilde değerlendirmek hepimizin boynunun borcudur. Bu nedenle çok zor şartlarda küçükbaş hayvancılıkla meşgul olarak geçimlerini sağlayan ve ülkemiz ekonomisi için katma değer ortaya koyan tüm yetiştiricilerimizin alınlarından, mübarek ellerinden öpüyorum. Bizler Merkez Birliği olarak hakkını hiçbir zaman ödeyemeyeceğimiz çok değerli yetiştiricilerimizin, çobanlarımızın emrinde olduk, bundan böyle de çalışmalarımıza azimle devam edeceğiz. Bugün Çorum ilimizde inşa edilen bu tesisin Çorum hayvancılığına büyük katkılar sağlayacağını inşallah önümüzdeki günlerde göreceğiz. Ben tekrar emeği geçen herkesi cam gönülden tebrik ediyor bir kez daha hayırlı olması dileklerimle teşekkürlerimi sunuyorum." şeklinde konuştu.

Çorum İl Tarım ve Orman Müdürü Orhan Sarı ise, "Tarımın önemli ana kollarından biri olan koyunculuk bu coğrafyada binlerce yıldır çiftçilerimizin geçim kaynağı olmuştur." dedi.
Çorum'da 240 bin küçükbaş hayvan varlığı olduğunu belirten Sarı, Çorum'da koyunculuğun en önemli geçim kaynaklarından biri olduğunu kaydederek, "Bu sektörün nüfusa göre değerlendirmesi yapıldığında et ve süt ürünleri kendine yeten konumda iken günümüzde artan nüfus ile birlikte ihtiyaçlan karşılamamaktadır. 240 bin koyun,keçi sayısına sahip olan ilimizde koyunculuk önemli geçim kaynağıdır. Bunun en önemli sebeplerinden biri 66 bin hektar mera alanlarına sahip olmamızdır. İlimizde var olan potansiyelin geliştirilmesi, hayvanların verim bakımından daha kaliteli bir ırka dönüştürülmesi, bölgemiz ve ülke ekonomisi için önem arz etmektedir. Müdürlüğümüz, Bakanlığımızın desteği ile küçükbaş hay van yetiştiriciliğinde mevcut ırkın et verim kalitesinin iyileştirilmesi ve döl veriminin artırılması amacıyla 73 çiftçimize damızlık koç ve 40 adet damızlık kuzu dağıtımı yapılmıştır. Bu destekle ırk ıslahı ve genç girişimcilerin sektöre katılımı sağlanarak koyun sayısı artırılacak, ülkemizin et açığının giderilmesine katkıda bulunmuş olacağız." diye konuştu.



Sarı, Çorum'a kazandırılan Damızlık Koç Teke Üretim İstasyonu ise hayvancılığın gelişmesinde önemli bir adım atıldığına dikkat çekti.
Çorum ili Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Şevket Avcı ise yaptığı konuşmada, Çorum'u damızlık merkezi haline getirmek istediklerini söyledi. Koyun üretiminde ilk sıralarda yer alan Konya'ya yetişmek için çaba göstereceklerini belirten Avcı, ana hedeflerinin Çorum'daki koyun ve keçi yetiştiricilerinin damızlık ihtiyacını karşılamak ve daha sonra çevre illere göndermek olduğunu ifade etti. Çorum hayvancılığı için çok önemli bir merkezin faaliyete geçtiğini dile getiren Avcı, elit sürülerin ıslah programlan ile burayı daha da büyütmek ve geliştirmeyi hedeflediklerini aktardı.

Program, üretim istasyonunun oluşturulmasında emeği geçenlere plaket ve teşekkür belgelerinin dağıtımının ardından sona erdi. Bu kapsamda Vali Mustafa Çiftçi, TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik’e bir takdir plaketi verdi.

08.08.2019
Devamı

KOP İle KOYUN GERİSİ OYUN KONYA DKKYB'den

Konya Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği küçükbaş hayvanlarda dış parazit mücadelesi amacı ile yapılan banyo işini teknoloji kullanarak Seyyar Püskürtmeli Yıkama makinasını üyelerin hizmetine sundu.
Konu ile ilgili Anadolu İzlenimlerine bilgiler veren Başkan Fettah Öztürk şunları kaydetti. “Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün hazırlamış olduğu projenin Kop İdaresi Başkanlığı tarafından kabulü ile “KOP İLE KOYUN GERİSİ OYUN” projesi kapsamında alınan,  Küçükbaş hayvanlar için özel üretilen yıkama makinası ile dış parazitlere karşı geliştirilen dezenfekte sıvısıyla hayvanlar tek tek seri bir şekilde yıkanmaktadır.” Dedi.


Konya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği olarak profesyonel çalışma ekibi ile proje bölgesinde çalışmalara başlayarak üyelerinin hayvanlarına dış parazit mücadelesi hizmet vermekteyiz. Seyyar Püskürtmeli Yıkama makinasının küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin günümüzde de kullandığı geleneksel banyoluklardan çok daha avantajlı olduğu çalışmalar sonucunda görülmüş olup yetiştiricilerden olumlu tepkiler aldık.
Bu proje ile Konya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Türkiye’de öncü bir birlik olduğunu bir kez daha kanıtlayarak çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz.


 
 
08.08.2019
Devamı

Yağlı Tohumlu Bitkiler Fark Ödemesi Hububat, Baklagil Dane Mısır Destek Ödemeleri Bugün Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yağlı tohumlu bitkiler fark ödemesi ile hububat, baklagil ve dane mısır destek ödemelerine ilişkin açıklama yaptı.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli;

“ Sayın Cumhurbaşkanımızın Hasat Bayramı'nda açıkladığı gibi yağlı tohumlu bitkiler fark ödemesi ile hububat, baklagil ve dane mısır destek ödemelerini Kurban Bayramı öncesi ödüyoruz.
Bu çerçevede ‘Yağlı Tohumlu Bitkiler’ fark ödemelerinin kalan %30’luk kısmı ile ‘Hububat, Baklagil ve Dane Mısır desteği’ olarak toplam 227 bin çiftçimize 1 milyar 200 milyon TL ödenecek.
Ödemeler bugün saat 18:00’dan itibaren başlayacak. Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun.” Dedi.
 
 
06.08.2019
Devamı

2019 Yılı Tarımsal Destekler Neden Açıklanmıyor?

Ağustos ayına geldik. Çiftçinin, yetiştiricinin gözü kulağı Tarımsal desteklerde. Tohumlar ekildi. Biçildi 2019 tarımsal destekler hala açıklanmadı. Dünya Gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım 2019 Tarımsal desteklerle ilgili bir yazı kaleme alarak Hazine ve Maliye bakanlığının tarımsal desteklerin düşürülmesini istiyor dedi.

Çiftçiye verilen tarımsal desteklerin temel hedeflerinden birisi üretim planlaması yapmaktır. Devlet hangi ürünün daha çok üretilmesini istiyorsa, o ürüne daha çok destek verir. Arz fazlası olan ve üretimini artırmak istemediği ürüne ise daha az destek verir veya hiç vermez. Böylece üretimde bir planlama sağlanır.
İkinci temel hedef, yüksek girdi maliyetleri nedeniyle üretim yapmakta zorlanan çiftçiye destek verilerek üretimin devamı sağlanır.
Bir başka önemli hedef, ithal ürünlere karşı çiftçinin rekabet gücünü artırmak, tüketicinin güvenilir,sağlıklı ürünleri uygun fiyata almalarını sağlamaktır.
Gıda sanayisine uygun koşullarda hammadde temin edilmesi,ihracatta rekabet gücünün artırılması ve daha bir çok amaç,hedef sıralanabilir. Fakat, asıl önemli olan bu hedeflere ulaşabilmek için doğru zamanda ve doğru oranda tarımsal desteklemelerin yapılmasıdır.

Türkiye’deki uygulamalar bakıldığında bu hedeflerin hemen hiçbirisinin gerçekleşmediğini görüyoruz. Çünkü, Türkiye, doğru zamanda ve doğru oranda tarımsal destek vermiyor. Her yıl bütçeye konulan bir kaynak var. Bu kaynak para olarak dağıtılıyor. Amacı,hedefi olmayan bir şekilde para dağıtılıyor.
Verilen desteklerin üretime,verimliliğe yansıması hesaplanmıyor. Etki analizi yapılmıyor. Toplamda 100’den fazla destek kalemi var. Her sene ayrılan bütçe ile bu kalemlerde bir kaç kuruşluk artış yapılıyor.Bazıları yıllarca artırılmıyor. Çiftçi aldığı destekten, devlet verdiği destekten memnun değil.

Tohum ekilmeden destekler belli olmalı
Bu yılın 7 ayı geride kaldı tarımsal destekleri henüz açıklanmadı.Bir çok üründe ekim yapıldı, hasat büyük oranda tamamlandı fakat çiftçinin alacağı destek daha açıklanmış değil. Bu durumda üretim planlaması hedefini nasıl gerçekleştireceksiniz?
Yüksek girdi fiyatları karşısında çiftçiyi nasıl koruyacaksınız?
Çiftçinin en çok ihtiyaç duyduğu ekim zamanı desteği açıklamaz ve ödemezseniz üretimi nasıl sürdüreceksiniz?
Denilebilir ki, bu destekler zaten bir yıl sonraki bütçeden ödenecek. Erken açıklansa ne olacak? Doğrudur. 2019 yılında üretilen ürünlerin desteği büyük oranda 2020 yılı bütçesinden ödenecek. Geçen yılın hububat,yağlı tohumlar desteğinin üçte biri bugün çiftçiye ödenecek. Bu kadar geç ödenen desteğin bir yararı olur mu?
Her fırsatta yazıyoruz,söylüyoruz. Avrupa Birliği 7 yıllık bütçe yapar ve 7 yıllık dönem itibariyle tarıma verilecek destek miktarları bellidir.Amerika 5 yılda bir çıkardığı Tarım Kanunu ile tarımsal destekleri açıklıyor. Türkiye’de hükümet değişmese de bakan değiştikçe destekleme politikası değişiyor.
Hatırlarsanız daha 3 yıl önce 2016’da dönemin Başbakanı Binali Yıldırım tarım desteklerinin yılda iki kez, iki taksitle ödeneceğini söyledi. Bir yıl bile uygulanamadan bundan vazgeçildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı desteklerin düşürülmesini istiyor
Bir çok çiftçi, tarım teşkilatında çalışanlar ;”2019 destekleri ne zaman açıklanacak?” diye soruyor. Son 12 yılın 9’unda tarım desteklerini bakanlıktan önce açıkladık. Çok önceden açıklanması gereken tarım desteklerini “atlatma haber” olarak yazdık. Fakat bu yıl ortada henüz hazırlanmış bir kararname yok. Sadece bir takım söylentiler var.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hazırladığı tarımsal destekleme bütçesi 20 milyar lirayı aşıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı “bütçede para yok, bu kadar desteği veremeyiz” diyerek desteklerin düşürülmesini istiyor. Bu nedenle 2019 tarım desteklerinin açıklanamadığı ifade ediliyor.

Hayvancılık destekleri düşürülecek
Sızan bilgilere göre hayvancılık desteklerinde kısıtlamaya gidilecek. Besilik erkek hayvan desteği kapsamında hayvanlarını bakanlık onaylı kesimhanede kestiren besicilere 200 başa kadar hayvan başına ödenen 250 liralık desteğin 100 liraya indirileceği ifade ediliyor.
Besicilik bölgesi olarak ilan edilen illerde değişiklik yapılacak. Hayvan varlığı yüksek bazı iller bu kapsamdan çıkarılırken hayvan varlığı az olan yeni iller eklenecek. Besicilik bölgesi kapsamındaki illerde buzağı başına ödenen 200 lira ilave desteğin kaldırılması veya azaltılması yine sızan haberler arasında. Soykütüğüne kayıtlı hayvan başına ilave desteğinde kaldırılabileceği konuşuluyor.

Yerel seçim öncesi verilen sözler
2019 tarım destekleri konusunda 31 Mart’ta yapılan yerel seçim öncesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin seçim meydanlarında verdiği vaatler,sözler de var. Bazı ürünlerde fiyat açıklanırken verilecek destek miktarı da açıklandı. Bunlar destekleme kararnamesine ne oranda yansıyacak?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim öncesi Van mitinginde küçükbaşta hayvan başına 25 lira olan desteğin 100 liraya çıkarılacağını söyledi.Doğan her kuzuya 100 lira destek verileceğini açıkladı. O zaman doğan kuzular koyun oldu ama daha ortada destek yok.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, buğday ve arpada 2018 yılında kilo başına 5 kuruş olan destekleme priminin yüzde 100 artışla 10 kuruşa çıkarılacağını açıkladı.
Pakdemirli, Rize’de yaş çay alım fiyatını açıklanırken çayda destekleme priminin kiloda 13 kuruş olacağını söyledi.Geçen yıla göre artış olmayacak.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Manisa Akhisar’da zeytin üreticileri ile konuşurken, zeytinyağının yanı sıra ilk kez zeytin danesine de prim verileceğini söyledi.
Bakan Pakdemirli, seçim öncesinde ve geçtiğimiz günlerde Aksaray’daki konuşmasında düve alımında 31 ilde uygulanan yüzde 40 hibe desteğinin 81 ilde uygulanacağını açıkladı. Bu nedenle düve satışları durdu.Herkes hibe desteğinin resmi olarak açıklanmasını bekliyor.

Özetle, çiftçi,sanayici,tüccar, ihracatçı, tarım teşkilatı çalışanları;tarımla ilgili herkes 2019 tarım desteklerinin bir an önce açıklanmasını istiyor. Ödemesi 2020 yılında yapılsa da çiftçi ne kadar mazot,gübre desteği alacağını, hayvancılıkta hangi desteklerin artacağını hangilerinin azalacağını, alan bazlı ve prim(fark ödemesi) desteklerindeki artış oranlarını merakla bekliyor. Destekler acilen açıklanmalı. 2019 üretim yılı geride kalırken,en azından 2020 üretim yılı için belirleyici olur.
 
 
 
06.08.2019
Devamı

Türk Balıkçılar Moritanya’da Zor Günler Geçiriyor

 Dem- Bir Yönetim Kurulu Başkanı Ali GÜNEY   Moritanya’da ki avcıların zor durumda olduğunu dile getirdi. Başkan Güney; “Karada yaşam şartları çok ağır. Doğru düzgün kalacak yer,  yiyecek, hastane yok. Buna rağmen başarılı işler yapıyoruz. 3 yıldır Moritanya da duruyoruz 1,5 yıldır ülkeler arası sıkıntı yasıyoruz. Fakir ülkelerde aracısız hiçbir iş yapılamıyor. Türk tekneleri olarak çok güzel avlanıyoruz. İşlerimizden oldukça memnunlar ancak,  en azından gemilerimizi kıyaya yanaştırabileceğimiz iskele yaptırmamızı istiyorlar. Teknelerimizin orda çalışabilmesi her yıl gemilerin sörvey (ruhsat yenilemesi )  yapılması gerekiyor.  Avladığımız balıkları karaya çıkartmak için çok uzun sıra bekliyoruz. ”dedi.


 
Başkan Ali Güney Moritanya’da ki son durumu şöyle değerlendirdi. 

“Yaşama şartları oldukça zor bir Ülke Moritanya. Sosyal hayat yok, ekmek parası için evlerinden vatanlarından uzakta çalışmaya gittiler. Teknelerimizde onların 1 yılda tutukları balıkları 1 günde avlıyorlar.  Buda başta Çin olmak üzere herkesi hayrete düşürüyor. Türkler Bu işi nasıl yapıyorlar dedirtiyor. Avcılarımız en son teknoloji ile avlama yapıyorlar ve oldukça başarılı işler çıkartıyorlar. Ancak son 1,5’ yıldır dır çok ciddi sıkıntı yaşıyoruz. Yaşadığımız bu sorun çözülemediği durumda üzülerek söylüyorum ki teknelerimizi Moritanya’dan geri gelecek.
Karada yaşam şartları çok ağır. Doğru düzgün kalacak yer,  yiyecek, hastane yok. Buna rağmen başarılı işler yapıyoruz.
3 yıldır Moritanya da duruyoruz 1,5 yıldır ülkeler arası sıkıntı yasıyoruz.
Şu anda 50 tekne var her tekneden en az 35 kişi çalışıyor 1 kişinin aylık maaşı 10 bin.
Fakir ülkelerde rüşvetsiz hiçbir iş yapılamıyor. Türk tekneleri olarak çok güzel avlanıyoruz.
İşlerimizden oldukça memnunlar ancak,  en azından gemilerimizi kıyaya yanaştırabileceğimiz iskele yaptırmamızı istiyorlar.



Teknelerimizin orda çalışabilmesi her yıl gemilerin sörvey (ruhsat yenilemesi )  yapılması gerekiyor.  Avladığımız balıkları karaya çıkartmak için çok uzun sıra bekliyoruz. Örneğim Çin gemileri kendi iskelesi var ve pek çok yatırım yapmışlar kolaylıkla her işlerini yapabilirken,  bizim avcılarımız zor şartlar altında geri çalışmaya devam ediyor.
Günlük 50 ton balık avlıyoruz. 2’şer yıllık sözleşmelerimiz var.  Sektörün sürdürüle birliğine bakıyorum.
Liman bakım onarımı Olması gerekiyor. Moritanyalı yetkililer Türkiye Cumhuriyetinden liman yapmamızı veya iskele yapmamızı istiyor. Acilen Devletimizden bu konuda desteklerini bekliyoruz. ”dedi.
 
06.08.2019
Devamı

Tarım ve Orman Şurasına Vatandaştan Yoğun İlgi

15 yıl aranın ardından yapılacak olan ve ilk defa, tüm Türkiye’nin söz sahibi olabileceği bir platform oluşturmak için yola çıkılan III. Tarım Orman Şurası‘na vatandaşlardan yoğun ilgi.
Tarım ve Orman Bakanlığınca Tarım ve Orman Şurasının çalışmaları hakkında yazılı bir açıklama yapılarak Türkiye’nin her kesiminden sürece katkı geldiği ifade edildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada
Çiftçi (756 öneri), Mühendis(490), Veteriner(176) gibi sektörle direk bağlantılı vatandaşlarımızın yanı sıra; Öğretmen, Doktor, Avukat, Gazeteci, Kaptan, Borsacı, Asker, Hemşire ve daha birçok meslek grubundan vatandaşımız da duyarlılık gösterip bugüne kadar Tarıma, Ormana dair önerisini iletenlerden olduğu bildirildi.   

Ayrıca Vatandaşlardan gelen önerilerin yanı sıra, 1,6 Milyon çiftçi ve sektörün tüm paydaşlarına, SMS kanalıyla ulaşılarak da katkıları talep ediliyor.
 Gönderilen SMS’de “Kıymetli Üreticimiz, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak Ekim ayında birlikte gerçekleştireceğimiz III. Tarım ve Orman Şurası için “Bir fikrim var!” diyorsanız, sizi de https://sura.tarimorman.gov.tr  adresindeki “Görüşünü Bildir” sayfasına bekliyoruz” ifadeleri yer alıyor.

SMS’in yanı sıra “Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın teşvik ve himayeleriyle kıvanç duyduğumuz ve güç bulduğumuz Şura süreci, önümüzdeki üç ay boyunca sizlerin fikir ve projeleriyle daha anlamlı ve değerli hale gelecektir. Bunun için sizleri de https://sura.tarimorman.gov.tr adresli web sitemizdeki “Görüşünü Bildir” sayfasına davet ediyoruz. Birlikten kuvvet, beraberlikten bereket doğar. Ekim’de buluşmak üzere” İfadelerini içeren mail ile de vatandaşlardan görüş ve önerileri talep ediliyor.

Vatandaşlardan gelecek tüm görüşler konuları itibariyle 21 Çalışma Grubuna iletilirken, III. Tarım Orman Şûrası’nın çalışma grupları da mesaiye devam ediyor.
Program kapsamında oluşturulan 21 adet Çalışma Grubundan Bitkisel Üretim Ve Bitki Sağlığı Çalışma Grubu, Tarımsal Üretim Planlaması Çalışma Grubu, Tarım Ve Orman Hukuku Çalışma Grubu, Gıda Güvencesi Çalışma Grubu, Tarımsal Yapı ve Dönüşüm Grubu, Orman Kaynaklarından Faydalanma Grubu ile Balıkçılık ve Su Ürünleri Grubu ilk toplantılarını gerçekleştirdi.
Grup Toplantıları Bakanlık Personelleri, Sivil toplum kuruluşu üyeleri ve Çeşitli üniversitelerden öğretim üyelerinin yanı sıra Şûra Genel Sekreterliğinin de katılımıyla gerçekleşiyor.
Bütün öneri ve görüşlerin titizlikle ele alındığı 21 çalışma grubunun mesaisi 3 ay devam edecek. Bu çalışmalarla hazırlanacak raporlar neticesinde, Tarım ve Ormancılığın 25 yıllık yol haritasını belirleyecek olan kararlar, Eylül veya Ekim ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile yapılacak toplantıda kamuoyuna duyurulacak.
 
 
06.08.2019
Devamı

TÜRKİYEDE TARIMSAL ÖRGÜTLENME VE KOOPERATİFÇİLİK

Tarımsal faaliyetlerde teknoloji kullanımının artması, teknik bilginin büyük işletmelerde uygulama imkânı bulması, tarımsal nüfusun önemli bir çoğunluğunu oluşturan küçük tarım işletmelerinin/küçük üreticilerin giderek üretimde kalmasını zorlaştırmaktadır. Büyük işletmeler, daha ziyade gelişmiş ülkelerdeki teknik tarımla ve büyük üretim gücüne sahip üreticilerle rekabet etmekte zora girerken, küçük üreticiler veya işletmeler ise hem iç piyasada var olabilme, hem de büyük işletmelerle rekabet etme gibi sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu durumda üretici açısından ortaya çıkan en önemli ihtiyaç örgütlenme ihtiyacı olmaktadır.
            Kırsal kesimde yaşayan üreticilerimizin ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla çeşitli yasaları dayanak almak suretiyle, değişik çiftçi organizasyonları oluşturarak örgütlendikleri bilinmektedir. Tarımsal Kalkınma kooperatifleri, Pancar Ekicileri Kooperatifleri, Tarımsal Üretici Birlikleri, Damızlık Birlikleri, Tohum Birlikleri, Tarım Kredi Kooperatifleri, Sulama Birlikleri, Tarım Satış Kooperatifleri, Ziraat Odaları vb. Örgütlenme yapısını incelediğimizde faaliyet konularında ve etki alanlarında çakışmalar görülmektedir. Bu yapılanma şekliyle belki bir zenginlik gibi düşünülse de çoğu zaman aynı faaliyette bulunan örgütler arasında ciddi sürtüşmelere neden olmaktadır. Türkiye’deki tarımsal örgütlenme yapısının yeniden masaya yatırılarak yetki ve sorumlulukların yeniden belirlenmesi ve bunun devamında da güçlü bir yapılaşma ile daha fonksiyonel bir hale getirilmesi gerekmektedir.
 
            Amaç:
 
          Örgütlenmenin amacı; Tarımda verimliliği yükseltmek ve üretimden tüketim aşamasına kadar tarımsal ürünlerin değerlendirilmesi suretiyle üreticinin gelirini ve pazardaki konumunu yükseltmektir.
Bu nedenle, tarımda üretici örgütlerinin; Üreticilerin çıkarlarını koruma, Yenilik ve gelişmeleri izleme ve yaymada her türlü bilgi alışverişini sağlama, Politik baskı grubu oluşturma, Demokratik karar alma sürecini hızlandırma, Verimlilik ve kalitenin arttırılması için gereken girdileri ve teknolojileri sağlama, Kırsal alanın ekonomi içindeki etkinliğini arttırma, Tarım üreticisinin gelir ve yaşam düzeyini yükseltmek gibi amaçları vardır.
Tarımsal üretimi arttırmanın, kaliteli ürün elde etmenin ve tarım ile             uğraşanların yaşam düzeylerini yükseltmenin en önemli yollarından biri, üreticilerin etkili bir biçimde örgütlenmesidir. Gelişmiş ülkeler incelendiğinde, tarımın gelişip sanayileştiği ve üreticilerin de örgütlendiği görülür. Çünkü tarım politikalarını oluşturmak, uygulama koşullarını belirlemek ve böylece politik mekanizmaları etkileyebilmek, pazarda etkin olabilmek, çağdaş üretim yöntemlerini kullanıp verimliliği arttırarak kırsal alan kalkınmasını gerçekleştirmek, ancak örgütsel güçle yani örgütlü üreticilerle olmaktadır.
Üreticinin örgütlenmesi ve pazarda etkin bir konuma gelebilmesinde en önemli araç tüm gelişmiş ekonomilerde olduğu gibi kooperatiflerdir. Türkiye gibi, işletmeleri küçük olan ülkelerde üreticiler ancak, kooperatifler aracılığıyla modern ve ekonomik ölçekli tarım yapabilirler. Türkiye'de sayısal olarak 4-5 milyon ortağı bulunan tarımsal kooperatifler çeşitli alanlarda faaliyet göstermesine rağmen, batı ülkelerinde olduğu gibi etkili değildirler. Çünkü; Almanya, Danimarka, İsveç, Hollanda, Finlandiya gibi ülkelerde tarımsal kooperatiflerin pazarlamadaki payı %50 ila %100 arasındadır. Bizde ise %1 ila %10 arasındadır.
Kooperatif Projelerinin Desteklenmesi:
Günümüzde tüm dünyayı etkileyen finansal kriz ve gıda krizi koşulları kooperatifçiliği daha önemli ve öncelikli hale getirmiştir. Ekonomik durgunluğun devam etmesi nedeniyle işsizlik oranları gelişmiş ülkelerde dahi ciddi oranlara tırmanmaktadır. Günümüzde Türkiye’de en önemli sorun olan işsizliğin azaltılması köyden kente olan göçün önlenmesi ile yakından ilişkilidir. Bu göçün engellenmesinde kırsal kesimin kalkınmasını sağlayacak tarımsal kooperatiflerin varlığı ve gelişimi belirleyicidir.
            Bu kapsamda; başta ülkemizde kırsal refahın sağlanmasında örgütlü yapılanmanın temelini oluşturan tarımsal amaçlı kooperatiflerin idari, teknik ve mali kapasitelerinin geliştirilmesi desteklenmelidir.
             AB ülkelerinde özellikle tarımda kooperatifçilik çok büyük bir ağırlığa sahiptir. Kooperatiflerin payı tarımsal girdi sağlamada % 50, tarımsal ürünlerin alımı, işlenmesi ve pazarlanmasında % 60 ve dış satımda ise % 50’den fazladır. AB ülkelerinde 32 bin tarımsal kooperatif var olup, bunların ortak sayısı 12 milyondur. Tarım kooperatiflerinin AB ülkelerinde yıllık iş hacmi yaklaşık 200 milyar Euro’ya ulaşmıştır. Toplulukta tarım kooperatiflerinin cirosunun tarımsal üretime oranı günümüzde %90’a ulaşmıştır .(İnan,2008)
Üretici örgütlerinin fonksiyonel olması, idari ve mali yönden güçlendirilmesi ve profesyonelce yönetilebilmesi için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır.
          Tarımsal kalkınma kooperatifleri, çok amaçlı kooperatifler olmaları ve bünyelerinde hayvancılık, seracılık, depolama, nakliye gibi önemli tarımsal faaliyetleri bulundurmaları nedeniyle çiftçi gelirini doğrudan etkileyecek olan kooperatiflerdir.     Ülkemiz süt sektöründe özellikle ihale yapılan bölgelerde üreticiler çoğunlukla ihalelerde tarımsal kalkınma kooperatifleri aracılığıyla temsil edilmektedir. Ülkemizde tarımsal kalkınma kooperatiflerinin pazar etkinlikleri son derece düşük düzeydedir. Ancak, hayvancılık, seracılık ya da yaş meyve, sebze üretimi, depolanması, ambalajlanması ve nakliyesi konusunda faaliyet gösteren ve çoğu küçük ölçekli de olsa kendi tesislerini kuran başarılı tarımsal kalkınma kooperatifleri mevcuttur. Bakanlığımız faaliyet alanında yer alan tarımsal kalkınma kooperatifleri; kırsal alanda mahalle, köy, belde ve ilçe düzeyinde kurulmakta olup, küçük ölçekli, az ortaklı ve düşük sermayeli faaliyet göstermelerinden dolayı, amaçlarına ulaşmada beklenilen düzeyde başarılı olamamaktadırlar.
1163 Sayılı Kooperatifler Kanununda 1988 yılında 3476 sayılı Kanunla önemli değişiklikler yapılmıştır. O zamanki adıyla Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca, 3476 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin mevcut kooperatiflere yansıtılabilmesi için çalışma konuları aynı veya benzer nitelikte olan kooperatiflerin ana sözleşmelerinde birleştirme çalışmaları yapılmıştır.
           Tarımsal kalkınma kooperatifleri; tarım işletmelerini verimli hale getirmek, pazarlamayı düzenlemek, girdi, kredi vb ihtiyaçları karşılamak, kırsal sanayinin kurulmasını sağlamak gibi birden fazla amacı gerçekleştirmek için kurulmuşlardır. Ülkemizde halen faaliyet gösteren Tarımsal Kalkınma kooperatiflerinin sayıları bugün itibariyle 9.942 olup, ortak sayıları ise 2.500.000 civarındadır.
           Türkiye tarımsal kalkınma kooperatiflerini desteklemeye 1990 yılında başlamış olup, 2002’ye kadar desteklediği toplam 287 kooperatife 87 Milyon TL destek verilmiştir. Türkiye’nin tarımsal kalkınma kooperatiflerinin desteklenmesi 2003 yılından 2011 yılına kadar çok büyük oranda artmış olup, yaklaşık 2 milyar TL’yi  bulmuş, 1932 tarımsal kalkınma kooperatifi yatırım programına alınarak desteklenmiştir. 180 bin aile bu kooperatiflerde üye olmak suretiyle üretim sürecine dahil oldu. Bu projelerdeki temel amaç;  köylerde, kırsal alanda yaşayan, gerek yoksul, ama çiftçilikten ve hayvancılıktan başka yapacak işi olmayan kişilerin bir araya gelmek suretiyle bir ekonomik güce dönüştürülmesi ve bunun üzerinden hem istihdam yaratılması hem de milli ekonomiye katkı sağlanması olmuştur.
            Tarımsal Kalkınma Kooperatiflerinin desteklendiği ilk yıllarda “Kooperatif Mülkiyetindeki Projeler”e destek verilmiş, ancak bu modelde üyelerin üretime iştiraki sağlanamadığından Zeytinyağı işleme, konserve, salça, süt işleme, yem fabrikası, ürün paketleme, soğuk hava deposu, gibi projelerin dışında özellikle üretim projelerinde “Ortaklar Mülkiyetindeki Projeler”in desteklenmesine geçilmiştir. Bir köy bir proje olarak değerlendirilmiş, değişik kapasitelerde hayvancılık ve bitkisel üretim projeleri geliştirilerek desteklenmiştir. Büyükbaş hayvancılıkta 100 aileye 2 baş damızlık projesi 2003 yılından sonra ihtiyaca göre 50 aileye 4 veya 6 baş damızlığa, daha sonra da 30 aileye 10 baş damızlığa çıkarılarak desteklenmiş, işletme kapasiteleri artırılmıştır. Proje uygulamasında ipotek veya teminat alınmadan tamamen güven esasıyla üyeler üçer kişilik gruplar halinde müteselsil kefaletle, Ziraat Bankasının uyguladığı zirai kredi faiz oranının dörtte biri oranında ilk yıl ödemesiz, ikinci yıl sadece faiz ödemesi toplam beş yıl vadeli borçlandırılıyordu. 2003 yılında uygulamaya konulan “Kırsal Alanda Sosyal Destek Projesi”nde ise iki yıl ödemesiz beş yıl vadeli ve faizsiz borçlandırılıyordu.
            Yatırım proğramına alınan kooperatifler önce Genel Müdürlükte görevli Kontrolörler tarafından idari, mali ve hukuki yönden denetleniyor, uygun olmayanlar uygun hale getiriliyordu. Projeye dahil olan üyeler Tarım İl Müdürlüğü elamanlarınca eğitime tabi tutuluyordu. Hayvancılık projelerinde proje kapsamında olan üyelerin mevcut ahır veya ağılları ihtiyaç varsa onarılıyor veya yenisi yapılıyor, isteyen üyeler bitişik veya toplu ahır yapabiliyor, Süt ve damızlık üretim projelerinde süt toplama ve sağım sistemi kuruluyor, Kooperatif işletme binası yapılıyor, şartnameye uygun damızlık hayvanlar temin edilerek teslim ediliyor, ayrıca projenin devamında 3 veya 4 yıl süreyle işletme sermayesi ile destekleniyordu. Genel Müdürlükçe oluşturulan veri tabanı ile her türlü takip yapılıyordu. Verilen kredilerin % 80-90 oranında geri dönüşü sağlanıyordu. Değişik nedenlerle ödeme güçlüğü çeken kooperatiflerin borçları erteleniyor veya yapılandırılıyordu. Tökezleyen düşmeden tutuluyordu.
            Bugün hayvancılıkta yaşanan damızlık sıkıntısı da bu projeler uygulanırken yaşanmıyordu. Özellikle büyükbaş hayvancılık projeleri ile 2003 yılı öncesi ülke genelinde yılda 4 bin civarında damızlık sığır dağıtılırken, 2003-2011 yıllarında yurtiçinden yıllık ortalama 28 bin baş damızlık sığır temin edilerek dağıtılmıştır. Damızlık sığır verilen kooperatifler iki yıl sonra damızlık satmaya başlıyordu.
            Sera projelerinde de bitişik veya toplu projeler teşvik edildi. Örneğin bugün muzun serada üretilmesinin temelinde kooperatif projeleri yatmaktadır. Ortaklar Mülkiyetindeki Projelerde her çiftçi kendi adına çalışır, kooperatif yönetimi uygun girdi temin eder, üretilen ürünleri uygun şartlarda toplu pazarlardı.
            2011 Yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yeniden yapılanması ile çiftçi örgütlenmesi, desteklenmesi ve eğitim-yayım hizmetlerinden sorumlu olan TEDGEM (Teşkilatlanma ve Destekleme Genel Müdürlüğü) kaldırılmış, Örgütlenme kısmı Tarım Reformu bünyesinde bir daire başkanlığına, Eğitim-yayım kısmı da Eğitim, Yayım ve Yayınlar Dairesi Başkanlığına aktarılmıştır. Bununla birlikte eskiden Kooperatifler Genel Müdürlüğünden beri devam eden kooperatif projelerinin desteklenmesi hizmetleri de iptal edilmiştir. Kooperatiflerin kredi ihtiyaçlarının Ziraat Bankasından sübvansiyonlu kredi kullanarak karşılanması öngörülmüş ancak, teminat ve ipotekteki ağır şartlar yüzünden hemen hemen hiçbir kooperatif bu kredilerden yararlanamamıştır. Bütçede “Borç verme” faslında olan ödeneğin de iptaliyle bazı projeler yarım kalmış, işletme sermayesi alamayan kooperatifler de ödeme güçlüğüne düşmüştür. Uygulanan projelere satmak için yetiştirilen damızlıkların da çoğu kesime gitmiştir.
 
            Sonuç:
Genel bazda incelediğimizde tarımsal kalkınma kooperatiflerinin sermaye, karlılık oranı açısından yetersiz olduğu görülmektedir. Kooperatiflerin çalışmalarında daha etkin ve verimli olabilmeleri için şunlar yapılmalıdır;
- Kooperatif ortak ve yöneticileri kooperatifçilik konusunda daha çok bilinçlendirilmeli ve bilgilendirilmeli, Kooperatif yöneticileri ve ortakların aralarındaki iletişimi daha etkin kılacak bir yapının kooperatifte etkin kılınması,
- Devletin kooperatifçiliği destekleyecek politikalar uygulayarak, kooperatifleşmeyi daha çekici bir hale getirmesi,
 - Kooperatiflerde çalışan personel kooperatifçilik alanı ile ilgili okullardan tercih edilmeli ve çalışan personel hizmet içi eğitime tabi tutulmalıdır,
- Kooperatifçilik Bankasının biran önce finansman sağlanabilmesi için kurulmasına ihtiyaç bulunmaktır.
Ekonomik örgütlenmenin yetersizliği, Tarımda üretim planlaması yapılamamasına, Pazarlamada sorunlara, Tüketicide fiyat ve üreticide gelir istikrarsızlığının oluşmasına neden olmaktadır. Üretim planlaması yapılmadığından üretici kendi bildiği şekilde üretim yapmakta, pazar sıkıntısı yaşamaktadır. Bu durum üreticiyi de olumsuz etkilemektedir.
Üretici birlikleri, ekonomik kuruluşlar olarak piyasaya girmeli, ürün alıp satarak piyasayı düzenlemeli, üreticiye ucuz girdi temin etmeli, soğuk hava depoları, ürün işleme ve paketleme tesisleri kurmalı, ürüne katma değer kazandırmalıdır. Kısacası üretimin yapıldığı yerlere entegre tesisler kurarak paketli ve ambalajlı, fiyatları yerinde tespit edilen ürünleri Avrupa’da olduğu gibi, fiyatları değiştirmeyecek şekilde piyasaya arz etmeleri gerekir.
Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde eskiden olduğu gibi Çiftçi Örgütlenmesinden sorumlu bir Genel Müdürlüğün kurularak, geçmişte uygulanan ve olumsuzlar olmakla birlikte çoğu başarılı örnekleri olan Ortaklar Mülkiyetinde Kooperatif Projelerine benzer projeler geliştirilerek Kooperatif ve Üretici Birlikleri Projeleri cazip şartlarda desteklenmelidir. Proje ve uygulamalarda gerekli revizyonlar yapılarak hataların asgari düzeye inmesi sağlanmalıdır.
Devlet kural koyucu, yönlendirici, destekleyici ve denetleyici olmalıdır. 

Mehmet TAŞAN
Ziraat Yüksek Mühendisi
Tarımsal Kalkınma Vakfı (TAK-VA) Genel Başkanı
TEDGEM ve TİGEM E. Genel Müdürü

 
 
 
            
                
 
           
 
 
06.08.2019
Devamı

MAVİDİL HASTALIĞINA BİR BAKIŞ

  Ender olarak sığırlarda görülen, genellikle koyunlara mahsus, viral  ve bulaşıcı bir hastalıktır. Virusun 24 serotipi bulunmaktadır. Etken 50 C0 sıcaklıkta 3 saatte, 60 C0'de 15 dakikada yok edilebilir.

Fenol içerikli veya iyotlu kimyasallara karşı duyarlı olduğundan bu dezenfektanlar hastalıkla mücadelede yaygın kullanılmaktadır. Ancak  virus 20 C0'de muhafaza edilen kan içerisinde uzun yıllar aktif kalabilir. Bulaşma genellikle sivrisinekler, tatarcıklar ya da kan emici bitler vasıtasıyla meydana gelir.
Hastalığın taşınıp bulaştırılmasında vektör olarak adlandırılan insektler (böcekler) daha çok yaz ve sonbahar başlarında, düşük rakımlı bölgelerde etkilidir. Bu dönemde virusu kolayca bulaştırıp yayarlar. Sokucu sinek tarafından kan emme sırasında etkeni alan hayvanda ilk belirtiler 7 gün sonra görülmeye başlar. Bu süre hayvanın ırkına ve bireysel direncine göre uzayıp kısalabilir. Örneğin, merinoslar diğer koyun ırklarına göre çok daha duyarlıdır ve çok daha fazla etkilenirler. Kuzular da, koyunlara nazaran hastalığa karşı daha duyarlıdır. Ağız, burun ve sindirim sisteminin mukozası denen yüzeysel katmanları ile ayak- tırnak arasındaki canlı dokularda mavi mor renkte bir görüntü veya halka oluşmaya başlar. Dil şişerek dışarı doğru sarkar, yem ve nefes alımında son derece zorlanan hayvan halsiz düşer. Hastalık yüksek yağış, sıcaklık, nem gibi ekolojik faktörlere bağlı olarak yayılma oranında farklılıklar gösterir. Rahatsızlanan hayvanlarda ölümler %20-100'e ulaşabilir. İhbarı mecburi olduğundan, görüldüğü her yerde Tarım ve Orman Bakanlığı yetkililerine bildirilmesi gerekir.

            Hastalık dünyada ilk kez 1905’ te yılında ortaya konulmuş, ülkemizde ise 1944 yılında rastlanmıştır. Sonraki yıllarda maalesef yurdumuzun bir çok ilinde özellikle batı ve kuzeybatıdaki şehirlerde  belirli aralıklarla ortaya çıkmıştır. Bilhassa Bulgaristan, Yunanistan, Romanya gibi ülkelerden zaman zaman ülkemize hastlalık geçişleri olmuştur. Edirne, Kırklareli, Tekirdağ ve hatta İstanbul'un Trakya kesiminde yer alan küçükbaş işletmelerimiz ciddi düzeyde etkilenmiştir. Bazı yıllarda hastalık Trakya'yı geçerek Marmara ve Ege bölgesini de tehdit etmiş, hatta bazı Anadolu vilayetlerimizde de tek tük görülmüştür.

            Böyle sıkıntılı bir problemle ilgili çiftçilerimizin çok dikkatli ve uyanık olması gerekir. Son derece büyük ekonomik kayıplar yaşatan bu hastalıkla ilgili direkt tedavi olmadığı için, korunma yollarını çok iyi bilmek ve uygulamak lazımdır. Zaten bütün viral hastalıklarda olduğu gibi, aşı ve hijyen kurallarını sıkı sıkıya işletmek zorundayız. Eğer bir bölgede hastalık çıktığını duyarsak, hemen yetkililerle diyaloga geçip, aşılamaları başlatmalı kendi işletmelerimizde de resmen hastalık çıkmış gibi giriş çıkış kısıtlanmalı, temizlik ve hijyeni üst düzeyde tutulmalıdır. 15 Nisan 2018 pazar tarihli resmi gazetede yayınlanan yönetmelikte Mavidil Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele yöntemlerinden bahsedilmektedir.  Buna göre hastalık çıktığında bakanlık yetkililerinin ve işletme sahiplerinin neler yapması gerektiği ayrıntılı  olarak verilmiştir. İlgili Yönetmelikte;

Hastalık bildirimi

Madde 5 – (1) Mavidil virüsünün varlığından şüphe duyulması veya varlığının doğrulanması ile ilgili, hayvan sahipleri ve bakıcıları, veteriner hekimler ile muhtarlar, köy korucuları, celepler, çobanlar, gemi kaptanları, istasyon ya da gümrük memur veya idarecileri gibi ilgililer derhal yetkili otoriteye bildirimde bulunmak zorundadır.

Şüphe

Madde 6 – (1) Mavidil hastalığına yakalandığından şüphe duyulan bir veya birden fazla hayvan varsa, resmi veteriner hekim hastalığın varlığını doğrulamak veya bu ihtimali ortadan kaldırmak için derhal resmi araştırma yöntemlerini uygular.
(2) Hastalığın varlığından şüphe duyulduğuna dair bildirimde bulunulmasını takiben resmi veteriner hekim en kısa sürede;
a) Şüphelenilen işletme veya işletmeleri resmi gözetim altına alır.
b) Aşağıdaki tespitleri gerçekleştirir:

1) Hayvanların envanterini hazırlar, envanterde, her bir tür için hâlihazırda ölmüş olan, enfekte olan veya enfekte olması muhtemel hayvanların sayılarını belirtir ve hastalıktan şüphelenilen dönem içerisinde doğan veya ölen hayvanları tespit etmek için bu envanteri günceller; bu envanterdeki veriler istek üzerine hayvan sahibi ya da bakıcısı tarafından ibraz edilir; veriler her ziyaret sırasında kontrol edilebilir.

2) Vektörün hayatta kalabilmesini kolaylaştıracak veya barınması muhtemel yerlerin ve özellikle de üremesi için müsait olan alanların bir envanterini hazırlar.
3) 9 uncu maddeye uygun olan epidemiyolojik survey yürütür.

c) İşletme veya işletmelere düzenli ziyaretlerde bulunur ve her seferinde ölen veya enfekte olduğundan şüphelenilen hayvanlar üzerinde ayrıntılı bir klinik muayene veya nekropsi yapar ve laboratuvar testleri aracılığıyla hastalığı teyit eder.

ç) Aşağıdaki uygulamaların yürütülmesini sağlar:

1) Şüpheli işletmelere veya buralardan başka işletmelere hayvanların hareketinin yasaklanmasını.
2) Vektörlerin aktif olduğu zamanlarda hayvan hareketlerinin kısıtlanması için hayvanların belli sınırlar içerisinde tutulmasını.
3) Hayvanların ve hayvanların barındırıldığı binalar ile binaları çevreleyen alanların (özellikle Culicoides popülasyonlarının geliştiği ortamların) düzenli ruhsatlı insekt öldürücülerle (insektisitlerle) ilaçlanmasını.

4) İşletmedeki ölü hayvanların yakılarak veya gömülerek imha edilmesini.
d) Diğer işletmelerin konumları, coğrafi durumları veya hastalıktan şüphelenilen işletmeye olan temasları kontaminasyon ihtimalinden şüphelenmek için yeterli gerekçe oluşturuyor ise, resmi veteriner hekim bu işletmelerde de ikinci fıkrada değinilen önlemleri uygulayabilir.

(3) İkinci fıkradaki hükümlere ek olarak, hayvanların serbestçe yaşadıkları korumalı doğa alanları için spesifik hükümler uygulanabilir.

(4) Mavidil hastalığının varlığından duyulan şüphe yetkili otorite tarafından giderilene kadar, bu maddede değinilen önlemler kaldırılmaz.

(5) İkinci fıkranın (ç) bendinde belirtilen önlemler uygulamaya koyulana kadar, enfekte olmasından şüphe duyulan herhangi bir hayvanın sahibi veya bakıcısı, ikinci fıkranın (ç) bendinin birinci ve ikinci alt bentlerindeki hükümlerine uymak için tüm koruyucu önlemleri alır.

Aşılama
Madde 7 – (1) Mavidil hastalığına karşı aşılama ancak Bakanlık tarafından yürütülen risk değerlendirmesi sonucunda yapılan programlamaya göre uygulanabilir.
(2) Uygulanacak aşıya Bakanlık tarafından karar verilir. Aşılama alanı, Bakanlık tarafından başka şekilde talimatlandırılmadığı takdirde 10 uncu maddede belirtilen koruma ve gözetim bölgesini kapsar.
 
Dikkat edilirse hastalığın her aşaması tek tek yazılarak gerekli tedbirler sıralanmıştır.  Burada resmi veteriner hekimlerimizin yanı sıra, işletme sahiplerinin ve diğer yetkililerin de sayılan maddeleri okuyup öğrenmeleri, hastalıkla yapılan mücadelede katkılarını artırmalarından bahsediliyor.  Hayvancılık işletmelerimizin devamlılığı ve ülke ekonomisinin zarar görmemesi adına artık hiçbir çiftçilerimizin  gerek Mavidil gerekse diğer bulaşıcı hastalıklarla ilgili kenar durmaları söz konusu değildir. Herkesin kendi üzerine düşenleri aksatmadan  sıkı sıkıya yapmaları memleket millet menfaatine olacaktır.

KAYNAKLAR
1- HS Saltık, M Kale. Mavidil Virus Hastalığı Bluetongue Virus Disease. MAKÜ Sag. Bil. Enst. Derg. 2017, 5(1): 32-44
2- TE Walton.The History of Bluetongue and a Current Global Overview. Vet Ital. 2004 Jul-Sep;40(3):31-8.
3- World Health Organisation. Bluetongue. http://www.oie.int/en/animal-health-in-the-world/animal-diseases/bluetongue/
4- Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı. Mavidil Hastalığına Karşı Korunma ve Mücadele Yönetmeliği. Resmi Gazete Tarih: 15.04.2018 ve Sayı :  30392
 
 
 
02.08.2019
Devamı

Çiğ Süt Desteği Bugün Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca süt üreticisine yapılan çiğ süt  desteği bugün ödeniyor. 2019 Nisan ayı süt desteklemesi kapsamında soğutulmamış çiğ inek süt desteği litre başına 0,18 TL olurken; soğutulmuş çiğ inek sütü desteği ise litre başına 0,22TL olarak ödenecek. Üretici örgütleri üzerinden pazarlanan soğutulmuş  sütün litre fiyat desteği ise 0,25 TL olarak bugün mesai bitiminden sonra üreticilerin hesaplarını yatırılmış olacak.
 
02.08.2019
Devamı

Tarım Kart Hayata Geçti

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri ve PTT A.Ş. işbirliği ile başlatılan Tarım Kredi Ortak Kart Projesi’nin ilk uygulaması pilot bölge Trabzon’da yapıldı.

Trabzon’un Akçaabat ilçesinde Tarım Kredi Kooperatifi'nde düzenlenen tanıtım toplantısına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, Trabzon Valisi İsmail Ustaoğlu, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz ve PTT A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Genel Müdür Kenan Bozgeyik katıldı. Toplantıda bir konuşma yapan PTT A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Genel Müdür Kenan Bozgeyik, tarım kart ile birlikte 9 milyon evrakın israf olmasının önleyeceğini belirterek, “Vatandaşımızın, çiftçimizin hayatını kolaylaştırmak, verimliliği ve karlılığı arttırmak, ülkemizin adına yeni kazanımlar kazandırmak üzere bir araya geldik. 550 bin çiftçimize tarım kart vermek üzere ülkemizin göz bebeği olan Trabzon’umuzda bir araya geldik. Lansmanın ilk başlangıcını buradan yapıyoruz.  Bu kart ile biz 9 milyon evrakın israf olmasını önleyeceğiz. Dijitalleştiriyoruz, sistemi elektronikleştiriyor en ileriki teknoloji ile çiftimize hizmet getiriyoruz. Bununla kalmayarak çiftçimizin gelirlerini arttırıyoruz. Çiftçimizin hayatını kolaylaştıracak  PTT hizmetlerinin tümünden çiftçilerimizin indirimli olarak yararlanmasını sağlıyoruz. 550 bin çiftçimize verilecek olan bu kartlardan bugün 20 bin tanesi Trabzon’umuzda ilk olarak dağıtmış olacağız” dedi.

"VERİMLİLİĞİ ARTTIRMA, MALİYETLERİ AŞAĞI ÇEKME GAYRETİNDEYİZ"
 
Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz ise yaptığı konuşmada, verimliliği arttırma ve maliyetleri aşağıya çekme gayreti içerisinde olduklarını dile getirerek, “Değişen çağın, dijitalleşen ortamın çiftçimizin, vatandaşımızın hayatını kolaylaştırma anlamında bir fırsata dönüştürülmesinde yaptığımız bu işbirliği son derece önem arz ediyor. Şuanda tarım sektöründe şikayet ettiğimiz hususlardan bir tanesi verimlilik maliyetlerinin yüksek olması ve bunların aşağıya çekilebilir olması sorunu. Dolayısıyla biz şuanda her türlü fırsatı bu anlamda verimliliği arttırma, maliyetleri aşağıya çekme anlamında kullanma gayreti içerisindeyiz. Bu bir adım, başlangıç ve temel. Bundan sonra ki adımlar bu temelin üzerine inşa edilecek.  Bundan sonra atılacak olan adımlarda sadece ortak kart kullanımı değil, yine cep telefonuna uyumlu programlar ile birlikte oradan işlemler yapmak, sipariş vermek ve e-ticaret anlamında yapılan ticaretin aynı zamanda tarım sektörüne taşınması gündeme gelecek. Biz Tarım Kredi Kooperatifleri olarak bin 625 kooperatif, 209 şube, 17 bölge müdürlüğü ve 15 şirketimizle birlikte bir taraftan Türk tarımında çiftçilerimizin girdi tedarikini ihtiyacını karşılarken özellikle yakın zamanda tüketici tarafında da doğrudan doğruya çiftçilerimizin ürettiği ürünleri işletip pazara arz etme noktasında kabiliyetimizi arttırma gayreti içerisindeyiz. Önümüzdeki dönem özellikle tüketici haklarının korunması, gıda arz güvenliğinin sağlanması noktasında sözleşmeli tarımın ve planlı üretimin daha çok tartışıldığı ve uygulamaya geçildiği dönem olacak. Özellikle sözleşmeli tarım uygulamasının yaygınlaşması durumunda bugün yaptığımız işbirliğimiz çok daha önem arz edecek. Bundan sonra Türkiye genelinde yapılmış olan her türlü üretim pazarın ihtiyaçlarına bağlı olarak bir sözleşme bağıtlanmış olarak yapılacağı için iş ve işlemlerin kayıt altında, dijital ortamda yapılması son derece önem arz edecek. Bu çalışma bu anlamda temel bir altlık oluşturacak” şeklinde konuştu.
 
 "TARIM, ÜLKE OLARAK BİZİM ÖTEDEN BERİ BASTIĞIMIZ EN TEMEL ZEMİNDİR"
 
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan, bu çağda teknoloji olmadan hiçbir işte beklenilen sonuca ulaşılamayacağını vurgulayarak, “Tarım, ülke olarak bizim öteden beri bastığımız en temel zemindir. Ecdadımız bu zeminden yani bereketli topraklarımızdan aldığı güçle 3 kıtaya hükmetmiştir. Bu zemin sayesinde Anadolu yüzyıllar boyu bolluğun, bereketin, refahın beşiği olmuştur. Bugün eli nasırlı, gönlü iman dolu çiftçilerimizin bu topraklardan elde ettiği ürünlerle karnımızı doyuruyoruz. Bugün ülke olarak dünyanın sayılı ekonomilerinden biri isek kalkınma ve refah noktasında millet olarak yüzümüz gülüyorsa bunda en büyük pay tarımıdır. Eli dualı kalbi merhametli, eli bereketli çiftçilerimizindir. Allah onlardan sizlerden hepimizden razı olsun. Tüm bunların yanında ulaşım ve haberleşme yani yol, köprü, internet, telefon, iletişim teknolojileri bizleri çok daha yukarılara taşıyan faktörlerdir. Bu çağda bunlar olmadan bunları hesaba katmadan yaptığımız hiçbir işte beklediğimiz sonuca ulaşamayız” diye konuştu.
 
"BİR YIL ÖNCE ATILAN MÜŞTEREK TOHUMUN BUGÜN MEYVEYE DURDUĞUNU GÖRÜYORUZ"
 
“Bugün ulaşım ve haberleşme hizmetleri tarımdan turizme, sanayiden sağlığa her alana her noktaya adeta kan pompalayan damarlar konumundadır” diyen Bakan Turhan, “Tarım ve teknolojiyi ne kadar çok buluşturursak elde edilen ürünleri en tasarruflu ve en güvenli yollarla pazara ne kadar kolay ulaştırabilirsek üreticimizin, çiftçimizin önündeki engelleri ne kadar çok kaldırıp üzerindeki yükü hafifletirsek o kadar çok ülkemize, milletimize, istikbalimize, ekonomimize hizmet etmiş oluruz. İşte bu kapsamda yaklaşık bir yıl önce PTT Genel Müdürlüğümüzle, Tarım Kredi Kooparatifleri Genel Müdürlüğümüz imzaladığı işbirliği protokolü ile tarım kartı hayata geçirmeye karar vermişlerdi. Amaç çiftçimizin yükünü hafifleterek üretime katkı sunmaktı elbette. Bugün burada bir yıl önce atılan müşterek tohumun bugün meyveye durduğunu görüyoruz, tanık oluyoruz. Tohumu atan iki güzide kuruluşumuz PTT ve Tarım Kredi. Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile dün bir işbirliği protokolü imzaladık. Dijital dönüşüm süreciyle ürün ve hizmetlerini çağın gereklerine göre yenileyen posta ve telgraf teşkilatımız bugün mesai yükünü azaltan kaynak israfını önleyen işlem sürecini hızlandıran ürün ve hizmetleriyle kurumlara sürat, kalite ve verimlilik getirmeye çalışıyor. Elbette tüm bunlardan çiftçilerimizde istifade etsin istiyoruz. İşte tarım kartla bu mümkün olacak” ifadelerini kullandı.
 
"500 BİNDEN FAZLA ÇİFÇİMİZİN HAYATINI KOLAYLAŞTIRACAK PTT BANK UYGULAMASININ ALTYAPI ÇALIŞMALARI TAMAMLANDI, TESTLERİ YAPILDI"
 
Hayata geçirilen tarım kartın 500 binden fazla çiftçinin hayatını kolaylaştıracağını söyleyen Bakan Turhan, “Bir yıl önce Tarım Kredi Kooparatifleriyle imzalanan tarım kart protokolünde ön görülen maddeler bir bir hayata geçiyor. Bugün bu protokolün hazırlık aşaması tamamlanan önemli maddelerinden birini hayata geçiriyoruz. Buna göre hali hazırda Tarım Kredi Kooparatiflerinin ayni ve nakdi kredi onaylarındaki senet süreçleri, PTT'nin sağladığı pratik çözümlerle ortadan kalkıyor. 500 binden fazla çiftçimizin hayatını kolaylaştıracak PTT Bank uygulamasının altyapı çalışmaları tamamlandı, testleri yapıldı. Artık kullanım zamanı ülkemize, milletimize çiftçilerimize hayırlı olsun. Her işte olduğu gibi tarım karttaki nihai amacın yüzlerin gülmesidir.  Yüzler güldükçe, ocaklar tüttükçe, çarklar döndükçe, yolar uzandıkça, köprüler yükseldikçe yollarımız tüm ülkede ağ gibi örüldükçe hedeflerimize daha emin adımlarla ilerleyeceğimizden kimsenin kuşkusu olamasın” diye konuştu.
 
 
 
 
01.08.2019
Devamı

Kurban Alırken ve Keserken Nelere Dikkat Edilmeli?

Yaklaşan Kurban Bayramı nedeni ile Anadolu İzlenimleri olarak kurbanlık alırken ve keserken nelere dikkat edilmeli? Hususlarına dikkat çekmek istedik. Ülkemizde yaklaşık 3.6 milyon hayvanı kurban bayramında kesiyoruz. 11 Ağustos 2019 günü Kurban Bayramını idrak edeceğiz. Durumu iyi olanlara farz olan bu ibadette kurbanlık alırken nelere dikkat edilmeli? Hangi hayvanlardan kurban kesilir? Hangi hayvanlardan kurbanlık olur? Kurban hangi hayvanlardan seçilir? Soruları şu günlerde merak konusu olmaya devam ediyor.

Sığır cinsi büyükbaş hayvanların kurban edilebilmesi için, en az iki yaşlarını bitirmeleri gerekir. İki yaşını bitirdikleri kesin olarak bilinen büyükbaş hayvanların kapak atmamaları kurban olmalarına engel olmaz. Yine kapak attığı halde iki yaşını doldurmamış olurlarsa kurban olarak kesilemezler. Ancak doğumu kesin olarak bilinmeyen büyükbaş hayvanlar için kapak atma, bir ölçü olarak kabul edilebilir.

Kurbanlık hayvan alırken dikkat edilmesi gereken noktalar

1. Etli, canlı olması gerekiyor.
2. Kulağının veya kuyruğunun kopuk olmaması gerekiyor.
3, Gözünün veya memesinin kör olmaması gerekiyor.
4. Çok hasta, zayıf olmaması gerekiyor.
5, Tüylerinin parlak olması gerekiyor.
6, Küçükbaş hayvanlarda, oğlaklar en az 1 yaşında, kuzuların en az 6 aylık ve annesi kadar olması gerekiyor. Koyun ve koçlar zaten kurban edilebiliyor ama yaş şartı koyun ve keçilerde farklılık gösteriyor.
7. Oğlaklar 1 yaşında olması lazım. Erkek kuzular en az 6 aylık olmalı. 1 yaşını doldurmuş olan hayvanlar zaten kurban edilebiliyor.
8. Büyükbaş hayvancılıkta en az 2 yaşını doldurmuş olması gerekiyor. Tüm hayvanların 2 yaşını doldurması dişlerinden belli oluyor. Ortadaki küçük kuzu dişlerinin düşüp büyük anaç dişlerinin çıkmış olması gerekli.
9. Alt çenelerinde 2 büyük dişin olması gerekiyor. İslami bir ibadet yapıyoruz, bunu düzgün yapmak zorundayız.
Kurban kesmek durumu olanlara farz olan bir ibadettir. Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir? Kurban keserken usule göre kesim yapmak oldukça önemlidir. Özellikle; kurban kesilirken hayvana acı çektirilmemeli, ehil kişiler tarafından yapılmalı ve çevre temizliği için tedbirler alınmalıdır.
Kurban Bayramı'nın ilk günü, ikinci günü kurban ibadetleri yerine getirilebilir. Kurban keserken kurbanın faziletini kazanmak için, bazı kurallar ve değerler söz konusudur. Kurbanlık hayvanın canı çıkmadan başın gövdeden ayrılmamasına özel gösterilmelidir.

Kurban keserken nelere dikkat edilmelidir?

 Usulüne göre bir kesim yapmış olmak için hayvanın yemek ve nefes borularıyla, iki atardamarından en az birinin kesilmesi gerekir. Bu şekilde yapılan bir kesim sırasında, hayvanın omuriliğinin kesilmesi mekruhtur. Bu konuda etlik kesim ile kurbanlık kesim arasında bir fark yoktur.
 Hayvanın canı çıkmadan başının gövdesinden ayrılmamasına özen gösterilmelidir.
 Kurban edilecek hayvana acı çektirilmemeli ve eziyet edilmemelidir. Bu nedenle hayvanlar ehil kişiler tarafından kesilmeli ve boğazlama işlemi süratli bir şekilde yerine getirilmelidir.
 Çevre temizliği için gerekli tedbirler alınmalıdır.
 Hayvanların bir diğerinin kesimini görecek şekilde yan yana bulundurulmamalarına azami özen gösterilmelidir.
 
 
01.08.2019
Devamı

BELKOOP

Değerli okurlar, AB Panorama başlığı altında bu sayıda, kooperatiflerin hayat pahalı konusunda belediyeler ile birlikte nasıl faydalı hizmetler verebileceğine geçmişten bu güne örneklerle ve değineceğim.
Son zamanlarda yaşanan ekonomik krizler nedeniyle satın alma gücünün düşmesi, hane halkı harcamaları içinde gıdanın payını arttırmıştır. Özellikle son birkaç yıldır aile bütçesinde mutfak harcamaları büyük pay almaktadır. Mutfaktaki sıkıntı, doğal olarak seçimlere denk gelince siyasete de malzeme olmuştur. Ama toplumun her ferdinin istediği anda sağlıklı besine, ucuza ulaşabilmesi siyaset üstü olmalıdır. Bu nedenle enflasyon ile mücadelede belki de en önemli konu, gıda enflasyonudur. Bunu sadece hayat pahalılığı olarak ele almak dar açısından yaklaşım olacaktır. Öncelikle gıda ihtiyacının yurt içinden karşılanması bakımından ülkenin tam bağımsızlığının korunması hedeflenmeli ve bunun için tarım sektörü, üretim öncesinden sofraya kadar bütün aşamaları ile ele alınmalıdır. Ekonomide “Değer Zinciri” denilen bu süreç tarımda gittikçe hem üretici hem de tüketici aleyhine işler hale gelmektedir. Son 40 yıldır devletin piyasadan çekilmesi, EBK, SEK TÜGSAŞ, İGSAŞ, Yem ve Şeker Fabrikaları, TEKEL gibi KİT’leri çok değerli taşınmazları ile birlikte özelleştirmesi, devletin piyasaya müdahale gücünü azaltmıştır. Bu durum değer zincirindeki aktör sayısı artmasına neden olmuştur. Her ne kadar rekabet bakımından bu sayının artması iyi gibi görünse de; artan her bir basamak ile ürünün değeri göreceli olarak artarken, fiyatı da artmıştır. Her türlü tarım ürününü nüfusunun tamamı için yetiştirebilecek potansiyele sahip bir ülkede, gıda fiyatlarındaki bu artış vatandaşı rahatsız etmektedir. Bu rahatsızlık nedeniyle fiyatlar üzerinde oluşan baskı ise; doğrudan çiftçinin gelirine yansımaktadır. Bir de sınırsız iletişim çağında gördükleri yeni hayallerin peşinden giden gençler nedeniyle, her ne olursa olsun tarıma devam edeceğini sandığımız küçük aile çiftçisi giderek azalmaktadır. Yani üreticinin dolayısıyla da tarımsal üretimin geleceği risk altındadır. Yıllardır süre gelen bu gelişmeler sonunda; piyasada fiyatlara müdahale edebilecek araçlar yok olmuş, girdilerde dışa bağımlı bir durum oluşmuştur.

Hâlbuki bu gelişmeleri tersine çevirecek ve potansiyelimizi en iyi şekilde kullanmamıza fırsat verecek, üstelik piyasaya kamu yararına AB’deki gibi müdahalelerde bulunabilecek önemli bir imkan sahibiz. Gelişiş ülkelerde, olduğu gibi bütün bu sorunlarını kooperatiflerimiz aracılığıyla çözebiliriz. Ülkemizde kooperatifçilikte 150 yıllık uzun bir geçmişe ve ciddi bir alt yapıya sahiptir. Neredeyse çiftçilerimiz tamamının birkaç farklı yere üye ya da ortak oldukları 18 farklı türde 16 binden fazla çiftçi örgütü bulunmaktadır. Bunlar içinde kooperatifler ve kooperatif benzeri örgütler piyasada öne çıkmaktadırlar. Halen 2 ayrı Bakanlık bünyesinde, 3 farklı Kanuna göre, 8 ayrı faaliyet alanında toplam 13 bin adet Tarımsal Amaçlı Kooperatif ve bunlara ortak 4 milyona yakın çiftçi bulunmaktadır.

Görüldüğü üzere sorun, mevcut örgütlerin piyasada yukarıda bahsettiğimiz hizmetleri verebilmeleri konusunda yaşanmaktadır. İşte bu noktada kooperatiflerimizi piyasada doğrudan tüketici ile buluşturabilecek, değer zincirindeki mesafeyi azaltabilecek kamu yararı güden bir yapıya ihtiyaç duyulmaktadır. Artık ülkemizde üretici kooperatiflerin, gelişmiş ülkelerde emsalleri görüldüğü gibi tüketici kooperatifler ile bir araya gelerek birlikte faaliyetlerde bulundukları yapılar oluşturmalarını gerekmektedir. İşte bu yapı geçmişte olduğu gibi yine Belediyeler sayesinde tekrar oluşturulabilir. Ülkemizde bu yaklaşım 1970’li yıllarda İzmir, Aydın ve Muğla Belediyeleri tarafından denenmiş ve Tarım Satış Kooperatifleri ile birlikte iyi sonuçlar elde edilmiştir. Belediye Tanzim satış Mağazaları (TANSA) adı verilen bu yapı 1990’li yıllarda şirketleşmiş TANSAŞ adını almıştır. Zamanla gelişerek 2000’li yıllara gelindiğinde tamamen süpermarket haline dönüşmüş ve en sonunda başka zincir marketler ile birleşerek kuruluşundaki hedeflerinin dışına çıkmıştır.
 
BELKOOP nedir ve neleri başarabilir:

Belediyelerimiz, gelişmiş ülkelerdeki emsalleri gibi; kentin potansiyelini, kentin insanlarıyla üretime ve halka hizmete dönüştüren modelleri bir an evvel uygulamalıdır. Örneğin; en temel ihtiyaç olan tarım ürünlerini, belediyelerimiz kendi hizmet bölgesinde vatandaşa sağlıklı ve ucuza ulaştırabilmelidir. Bir belediyenin bunu başarabilmesinin en iyi yolu, kooperatif tipi girişimlerdir. BELKOOP adı verilen bu yapı, üretim ve pazarlama kooperatifi olarak kurulacak ve üretici ile tüketici birlikte yer alacaktır.

BELKOOP sayesinde; tarladan sofraya kadar her aşamada; üreticinin üretebilmesi için bazı temel ihtiyacının karşılanmasında, paketleme, depolama, nakliye gibi katma değer arttırıcı basit faaliyetlerin gerçekleştirilmesinde ve nihai ürün şehirde tüketiciye sunulurken temel mağazacılık hizmetlerinin verilmesinde belediyelerin imkanları kolaylıkla kullanılabilecektir. Ayrıca bir kooperatif olduğu için, başlangıçtaki kuruluş sermayesi ile ciddi birikimler oluşturulabilecektir. Topluma sağlanan ekonomik faydanın yanı sıra risturn ile ortaklara ikinci gelir sağlanabilecektir. Bu şekilde belediyeler, ülkemizde daha önceki yıllarda yaptıkları tanzim satış ile ilgili hizmetleri vermekte bugün karşılaştıkları mevzuat engelini de rahatlıkla aşabilecektir.
BELKOOP, Kırsal Kalkınma Daire Başkanlıklarının görev ve sorumlulukları arasında yer alan hizmetlerin adil bir şekilde vatandaşa ulaştırmanın en az maliyetli ve en kazançlı yoludur. Bu yaklaşım sayesinde belediye, önemli bir gelir kaynağına ve ciddi istihdam imkanına ulaşacaktır.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
erhan.ekmen@tarimorman.gov.tr
 


 
01.08.2019
Devamı

Mobilya, Kağıt ve Ağaç Sektörü Sorunlara Çözüm Bekliyor

Hak-İş Konfederasyonuna bağlı Mobilya, Kağıt ve Ağaç sektöründe örgütlü Öz Ağaç-İş Sendikası tarafından ikincisi organize edilen, Ulusal ve Uluslararası pazarda Türk Mobilya Sektörünün yüzde 50’sini temsil eden 100’e yakın mobilya üretim firmalarının temsilcilerinin katılarak sektöre dair görüşlerini ve çözüm önerilerini sunduğu "Mobilya Sektöründeki Sorunlar ve Çözüm Yolları Paneli" Ankara’da bir otelde düzenlendi.

Sektör temsilcilerinin başlıklar halinde belirlediği sorunlar ve çözüm önerileri değerlendirme panelinde, Mobilya sektörünün canlanması ve 2023 hedeflerine ulaşılabilmesi için çözüm yolları belirlendi.
Öz Ağaç İş Sendikası tarafından gerçekleştirilen panelde  Öncelikli olarak, hükümetin ekonomik reform planlamalarında yer alan ve ülkemize uluslararası ve ulusal pazarda önemli seviyede katma değer sağlayan Mobilya sektörünün ekonomik olarak zor günlerden geçtiği vurgulandı.

 Mobilya sektörü temsilcileri, sektörün büyümesi, gelişmesi ve 2023 hedeflerine ulaşması için devletten, ilgili kurum ve kuruluşlardan taleplerini sıraladı.

Döviz Kurundaki Dalgalanmalar Fabrikaları Kapatılma Noktasına Getirmiştir

Mobilya sektörü temsilcileri konu ile ilgili şunları kaydetti.

“Sektörümüzde kullanılan hammadde ve yarı mamül maddelerin yüzde 40’ı ithal edilmekte buna bağlı olarak döviz kurundaki dalgalanmalar ve faiz oranları dolayısıyla maliyetlerdeki artış sektörümüzü büyük bir çıkmaza sokmuştur. Üreticiler mecburen küçülmeye gitmekte hatta üretim durma fabrikalar kapatılma noktasına gelmiştir. Özellikle küçük ölçekli esnafta dayanma gücü kalmamıştır.

Bu sebeple Sektörde istihdam, üretim ve satışların artması için 2009, 2017 ve son olarak Kasım 2018’de başlayıp 2019’un Haziran ayında son bulan, sektörü hem satış hem üretim hem de istihdam açısından yüzde 30 büyüten KDV indiriminin hammadde, mamul ve yarı mamul ürünlerin alımını da kapsayacak şekilde sürekli hale getirilmesini öncelikli olarak devletimizden talep ediyoruz.  Ayrıca üretimin teşvik edilmesi için yeni fonların ve kaynakların oluşturulmasını, tüm bunların yapılırken de uluslararası uygulamalar ve ülke gerçeklerinin dikkate alınmasını talep ediyoruz. ”denildi.
 
Gelir Vergisi,  stopaj ve SGK primleri Ülke gerçeklerine göre Düzenlensin
 
Mobilya Temsilcileri sektörü gelir vergisi, stopaj ve SGK primlerinin ödenmesi hususlarına ’da değinerek şu sözler ifade edildi.
“Üreticiye kamu yükü oluşturan Gelir vergisi, stopaj ve SGK primlerinde yine ülke gerçekleri dikkate alınarak mobilya üretimi gibi emek gücü yoğun olan sektörlerde yeniden düzenlemeye gidilmesini kaçınılmaz bir gerçek olarak görüyor ve kamu yükünün en aza indirgenmesini istiyoruz.

Şuan için, yüzde 1’lerde olan Türkiye’nin dünya mobilya pazarından aldığı payın artması adına, sektörün ve ürünlerinin tanıtılmasına yönelik faaliyetler yapılmalı, firmaların yatırım ve ihracat teşviklerinden yaygın olarak yararlanmalı ve sektörün gerçek potansiyeli ihracata yansıtılmalıdır. Bunun için ise Türkiye mobilya ihracatçılarının rekabet gücünün desteklenmesi, uluslararası finansman ve fuar imkânlarından yararlandırılması gerekmektedir. Yine bunda da devletimizden özellikle kamu bankaları aracılığıyla firmalarımızı finans kaynakları konusunda desteklemesini talep ediyoruz.” Denildi.

Kayıt Dışı İstihdam ve Kaçak Göçmenler Çalıştırılmamalı

“Kayıt dışı üretim oranının yüzde 60’lara, buna bağlı olarak da yine kayıt dışı istihdamın büyük oranlara ulaştığı Mobilya sektöründe, üretimde ve istihdamda mutlaka uluslararası standartlar yakalanmalıdır. Üretimin daha kaliteli hale getirilmesi için nitelikli elemanlar ve yöneticiler yetiştirilmelidir.
Tüm dünya da etkili olan ancak en çok ülkemizin etkilendiği kaçak göçmenlerin çalıştırılması ve istihdam edilmesi konusunda mutlaka bir acil eylem planı yapılmalıdır. Ülkemizin ev sahipliği yapmasına karşı olmadığımız göçmenlerin, kaçak olarak düzensiz göç etmesi ve buna bağlı olarak oluşan kayıt dışı göçmen istihdamı global olarak yaşanan ekonomik savaşta bir silah olarak kullanılmamalı ve üreticiler tarafından kaçak göçmenlerin çalıştırılması için tercih sebebi olmamalıdır.

Milli İş Gücü Desteklensin

Tüm sektörlerde olduğu gibi sektörümüz de de istihdam sorunu açısından büyük önem arz eden düzensiz kaçak göçmenlerin kayıt dışı çalıştırılması, hem kalifiye çalışan işçi hem de milli iş gücü potansiyeli açısından ülke ekonomisine ve istihdama büyük zarar vermektedir. Ucuz iş gücü düşüncesiyle kaçak göçmenlerin çalıştırılması ülkemize katma değer sağlayan sektörümüz ve üretim kalitesi için büyük tehlike arz etmektedir. Bu durum ayrıca ülkemize kaçak göçmen akımını da daha da arttırmaktadır.
Çalışma Bakanlığı verilerine göre 2017 yılındaki KDV indirimi ile artış gösteren ve 242 bine ulaşan sektörde çalışan sayısı ve TİM verilerine göre artan ihracat oranları, 2019 yılı ilk yarısında açıklanan verilere göre yaklaşık yüzde 10 azalmıştır. Yani 20 bin kalifiye eleman işsiz kalmıştır ve buna bağlı üretim ve ihracatta ciddi boyutta daralma yaşanmış, birçok üretici firma üretimini durdurmuştur.

Tüm bunlar üretim kalitesini etkilemekte ve hedeflediğimiz 2023 büyüme planlarımıza ulaşmamızda önemli engel teşkil etmektedir. Bunun en büyük somut örneği ise şuan itibari ile resmi istatistik oranlarına göre Mobilya sektörü 2023 hedefleri kapsamında yüzde 50 geride kalmıştır. Denildi.
 
 
31.07.2019
Devamı

“Türk Tarımı Kalkınsın Türkiye Kalkınsın”

Türkiye’nin gündeminden hiç düşmeyen tarım sektörüne Temmuz ayında Tarım ve Orman Şurasının tanıtım toplantısı damgasını vurdu. 17 Temmuz’da Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımları ile gerçekleşen tanıtım toplantısının 15 yıl aradan sonra ardından sonra 3.cü Tarım ve Orman Şurası gerçekleşecek.

 2019 yılının Ekim ayında yapılması planlanan büyük şura için 21 çalışma grubu oluşturuldu. Bu şurada öğretim üyeleri 163, sivil toplum kuruluşu temsilcileri 268, Bakanlık personellerinden 412 kişi  Bakanlık harici diğer kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan 39 kişi, toplamda 882 kişi şuarada görev aldı.  Tanıtım toplantısına 81 ilin İl Tarım ve Orman Müdürleri ile birlikte yine 81 ilden 162 üretici de katılım sağladı. Tarım ve Orman Şurasının tanıtım toplantısının ardından illerde de büyük şuraya kadar çalışmalar devam ediyor. Umut ediyoruz ki Tarım ve Orman Şurasından çıkacak kararlar Türkiye Tarımının yol haritası olsun.
Başta eli nasırlı üreticiler olmak üzere Tarım sektörünün bütün paydaşları umutla yapılacak olan büyük tarım ve orman şurasından güzel haberleri bekliyor. Tarım Türkiye için olmazsa olmazdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ında dediği gibi “Türk Tarımını Kalkındırmadan Türkiye’yi Kalkındıramayız” sözünü yol haritası edinerek tarım sektörüne dört elle sarılıp hem üreticiyi hem de tüketiciyi memnun edecek formüller aramalıyız.
Geçtiğimiz günlerde TBMM’de 11. Kalkınma planı kabul edildi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk kalkınma planı olan ve 2019-2023 dönemini kapsayan On Birinci Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. 11. Kalkınma Planı ile Söz konusu 5 yıllık dönemde çevresel, sosyal ve ekonomik olarak sürdürülebilir, ülke insanının yeterli ve dengeli beslenmesinin yanı sıra arz-talep dengesini gözeten üretim yapısıyla uluslararası rekabet gücünü artırmış, ileri teknolojiye dayalı, altyapı sorunlarını çözmüş, örgütlülüğü ve verimliliği yüksek, etkin bir tarım sektörünün oluşturulması amaçlanıyor.

Planda ‘Tarım’ Öncelikli gelişme alanları içerisinde yer alıyor. Bu kapsamda atılacak adımlarla; makro ve mikro düzeyde doğru ve güvenilir veri temin edilerek, tohumdan sofraya uzanan tüm zincir tam olarak kayıt altına alınacak, yıllık izleme ve değerlendirme çalışmaları kurumsal hale getirilecek, tarımsal bilgi sistemleri tamamlanarak etkin kullanımı sağlanacak.
Tarımsal girdi ve ürün fiyat dalgalanmalarının izlenmesi, rekabetin korunması ve piyasa aksaklıklarının giderilmesine yönelik piyasa bilgi ve izleme sistemi oluşturulacak.
Tarımsal destekler artırılacak, su kısıtını gözeten, üretimde kalite, çiftçi maliyet ve geliri, arz ve talep dengesi odaklı dinamik bir yapıya kavuşturulacak.

11.ci Kalkınma planı içeriğinde ağırlıklı olarak Tarım var. Bu kalkınma planı 2019 ve 2023 yılları arasında tam olarak uygulamaya geçerse aynı zamanda 3. Tarım ve Orman Şurasında da alınacak kararlarla ve bu kararların takibi ile Türk tarımı ve Türkiye kalkınmış olacak.  Kalın sağlıcakla.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 
31.07.2019
Devamı

Elektrikli Traktör Mazot Maliyetini Yüzde 90'dan Fazla Düşürecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, elektrikli traktörün mazot maliyetlerini yüzde 90’dan fazla düşüreceğini belirterek, elektrikli traktörün dünyada ve Türkiye’de ilk, yazılımı ve tasarımının da yerli olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Sayın Dr. Bekir Pakdemirli TİGEM tarafından geleneksel olarak düzenlenen ‘Hasat Bayramı’nın 69.sunda konuştu. 
Hasadın ve bereketin coşkusunun paylaşıldığı, tarımda alın terinin, toprağa verilen emeğin, atılan tohumun, edilen duanın ve bir yıllık emeğin meyvelerinin toplandığı Hasat Bayramı’nın tarımla geçinenler için oldukça önemli olduğunu b