Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Hububat Tedarikçileri Derneğinden Açıklama!

Hububat Tedarikçileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Gülfem EREN dernek üyesi olan ve olmayan  tüccarlar, stokçuluk ve spekülasyonlara dair bir açıklama yaptı. Başkan Eren açıklamasında şöyle devam etti;

Bilindiği üzere Devletimiz, ürününü lisanslı depolara teslim eden çiftçilere ve lisanslı depodaki ürünün alım ve satımını yapan tüccar ve sanayicilere çeşitli destek ve teşvikler vermektedir. Bu kapsamda lisans alarak faaliyet geçen lisanslı depo kapasitesi 6.875.000 tona ulaşmış olup önümüzdeki yıllarda 10 milyon ton seviyelerine ulaşması beklenmektedir.

Lisanslı depoculuk sisteminin gelişmesi ve Türkiye Ürün İhtisas Borsasının (TÜRİB) devreye girmesiyle, TÜRİB platformuna üye olan uluslar ve uluslararası tüm şirket ve kişiler elektronik ortamda kolaylıkla elektronik ortamda ürün alıp satabilir hale gelmiştir. Lisanslı depoculuk ve Ürün ihtisas Borsasının kuruluş amaçlarından birisi de emtiaya yatırım yapmak isteyen yatırımcılara imkan sağlayarak, çiftçilerin ürünlerini daha iyi fiyata satmalarına imkan sağlamaktır.

Tüm Dünyaya yayılan ve 2020 yıl Mart ayında Ülkemizde de ortaya çıkan pandemi süreciyle birlikte gıdaya talebin armasıyla, Dünyada ve Ülkemizde buğday, arpa, mısır ve ayçiçeği fiyatlarında büyük oranda artışlar yaşanmıştır. 2020 yılı hasadıyla birlikte Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) iyi bir alım fiyatı açıklamasına rağmen ürünlerini lisanslı depolara teslim eden çiftçilerin büyük kısmı, piyasa fiyatlarının daha yüksek olması nedeniyle, bekletmek veya TMO’ya satmak yerine tüccar ve sanayicilere satarak daha çok kazanç sağlamışlardır.

Çiftçi ürününü alan tüccarlar da piyasa fiyatlarının günlük yükselmesiyle, satmak yerine beklemeyi tercih etmişlerdir. Devletimizin kontrol ve denetiminde olan TÜRİB platformu üzerinden çiftçi ürününü piyasa şartlarında alan tüccarlarımızı stokçuluk ve spekülatif eylemlerde bulunmakla itham edilmesini kesinlikle kabul etmiyoruz.
Bizce tüccarlarımızın bu şekilde itham edilmeleri yerine, piyasa düzenlemesi anlamında gerekli tedbirlerin alınarak sürecin yönetilmesi gerekmektedir. Nitekim; hububat ve yağlı tohumlarda gümrük vergilerinin düşürülmesi, TMO’nun yaptığı ithalat ihaleleri ve sektöre yaptığı satışlar piyasaları rahatlatmış ve elinde ürünü olan kişileri satışa yöneltmiştir.

Bu bakımdan stratejik öneme sahip tarımsal ürünlerde üretimin sürdürülebilirliği bakımından, çiftçilerin ürünlerini lisanslı depolarda bekleterek daha çok kazanç sağlamalarına imkan verecek tedbirlerin alınması ve tüccar ve sanayicilerimizin lisanslı depolardaki ürün alım ve satışının desteklenerek piyasa derinliği kazandırılması gerekmektedir dedi.
24.11.2020
Devamı

Tarım Kredi Kooperatifleri'nden Çiftçiye Haciz!

Amasya’nın Büyükkızılca köyünde Seracılıkla uğraşan 250 hanelik köyde Tarım Kredi Kooperatiflerine borçları ödenmediği için çiftçilerin traktörü, binek araç ve kamyonetleri çekicilere yükleyerek götürüldü.

Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı olarak kurulan ve Avrupa Birliği destekli faaliyet yürüten Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından çiftçilerin traktörleri haczedildi. 

Pandemide sokağa çıkma yasağından üretimin devam etmesi için çiftçiler muaf tutulmuştu. Çiftçilere yapılan bu uygulama tepki gördü. 
Tarım Kredi Kooperatifinin haksız yere uyguladığı ve Katılım Payı adı altında aldığı yüksek faizin altında ezilen çiftçilerimiz bugün de evlerinin önünden, bağ ve bahçesinden traktörleri jandarma eşliğinde toplandı.
 
İYİ Partili Amasya Belediye Meclis Üyesi Osman Yüce sosyal medyadan yaptığı açıklamada "Bu zor zamanlarda bile ülkesi milleti için canını hiçe sayıp tarlasında üretim yapmak için çırpınan köylülerimizi görmezden gelen bu anlayışı kınıyoruz." ifadeleriyle yaşananlara tepki gösterdi.
24.11.2020
Devamı

Kocaeli Veteriner Hekimler Odası’ndan Önemli Açıklama!

Kocaeli Veteriner Hekimler Odası Genel Sekreteri Cüneyt Özer, Antimikrobiyal Farkındalık Haftası’nda dünyada büyük tehdit oluşturan antimikrobiyal (Antibiyotik, Antiviral, Antiparaziter, Antifungal) maddelerin bilinçli kullanımına dair açıklamalarda bulundu. Özer; tüm paydaşların birleşerek çalışma yapması gerektiğini vurguladı.

Tüm Dünyada 18 Kasım 2020-24 Kasım 2020 tarihleri ‘Antimikrobiyal Farkındalık’ Haftası olarak belirlendiğini hatırlatan Özer, “Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) ve Birleşmiş Milletler Gıda, Tarım Örgütünün (FAO) ortaklaşa düzenlediği bu etkinlikle, halk sağlığı ve hayvan sağlığı için tehdit oluşturan günümüzün ciddi problemi haline gelen ‘Antimikrobiyal Direnç’ farkındalığını artırmak, bireyleri ve toplumu bu tehditlerden uzak tutmak amaçlanmıştır. Çoğu zaman gereksizce kullanılan antimikrobiyal (Antibiyotik, Antiviral, Antiparaziter, Antifungal ilaçlar) maddeler bakteri, virüs, mantarlar ve parazitlerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesi geçmiş yıllardan çok daha tehlikeli noktaya gelmiştir” dedi.
 

‘DÜNYADA HER YIL 700 BİN İNSAN ÖLÜYOR’

Son yıllarda ciddi boyutlara ulaşan antimikrobiyal direncin tedavisi zor hastalıklara yol açabildiğini belirten Özer, “Bu maddeler, büyük cerrahi operasyonlarda ağır hastalıkların oluşmasına sebebiyet verebilir. Antibiyotiklere dirençli bakterilerin yol açtığı enfeksiyonlar nedeniyle her yıl Avrupa’da 30 Bin, dünya çapında ise yaklaşık 700 Bin kişinin hayatını kaybettiği bildirilmiştir. Antimikrobiyal direnç gelişimi önlenemez, yeni ve etkili antibiyotikler geliştirilemez ise 2050 yılında yaklaşık 10 Milyon insanın sadece Antimikrobiyal direnç yüzünden öleceği rapor edilmektedir. Özellikle kontrolsüz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımı nedeniyle antibiyotik direnci artarak insan ve hayvan sağlığını tehdit etmekte hayvansal üretim sürecinde önemli hayvansal ürün kayıplarına yol açmaktadır.

‘TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI’

Zararlı gidişe dur denilmezse bu maddelerin günümüz ve yakın gelecekte en önemli sorunların kaynağı olacağını belirten Özer, “Zararlı etkileri her geçen gün artan bu riskleri ortadan kaldırmak insanın elindedir. Antimikrobiyal direnç nedeniyle gıda güvenliği ve gıda güvenirliği stratejik bir hale gelmiştir. Antimikrobiyal direnç oluşumunu önlemek amacıyla koruyucu hekimlik uygulamalarını hayata geçirmek beşeri, veteriner hekimler ve sağlığın diğer paydaşlarının bir arada çalışmasını sağlayacak ‘Tek Sağlık’ yaklaşımı hayata geçirilmelidir. Tek Sağlık yaklaşımı ile tüm meslek gruplarını bir arada bulunduran COVİD-19 gibi zoonoz hastalıkların önlenmesini sağlayacak, Antimikrobiyal direnç gibi gelecekteki sorunları önleyecek insan, hayvan ve gıda güvenliği gibi alanlarda riskleri ortadan kaldıracak ulusal ve uluslararası çalışmalar yapılmalıdır” dedi.

‘ULUSLARARASI BİR TEHDİT’

Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi (HAKİM) kurulması gerektiğinin de altını çizen Özer, “Tarım ve Orman Bakanlığı’nda Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü,Sağlık Bakanlığı’nda Veteriner Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, ayrıca büyükşehir belediyelerinde Veteriner İşleri Daire Başkanlığı ve her İlçe belediyesinde Veteriner İşleri Müdürlüğü kurulmalıdır. Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası olarak; Antimikrobiyal direnç sorununu toplum ve hayvan sağlığı ile hayvancılık ekonomisi bakımından önemli bir tehdit olduğunu vurguluyoruz. Disiplinlerarası işbirliği ile güncel ve etkili çalışmaların yapılmasını destekliyoruz. Sağlığı çok yönlü etkileyen Antimikrobiyal direncin uluslararası bir tehdit olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
24.11.2020
Devamı

Türkşeker: Ürünler Borsa Fiyatlarına Göre Alınacak

Türkşeker'in sözleşmeli tarım ve münavebe sistemi ile üreticilere verdiği destekler kapsamında Türkşeker ile sözleşme imzalayan çiftçilere tohum ve gübre desteği verilmeye devam ediyor.

Türkşeker'den yapılan açıklamaya göre, Türkşeker, model kapsamında üretilen ürünlere değerinde alım garantisi veriyor. Şirket, bu kapsamda 2021 üretim yılında sözleşmeli olarak hububat üretimi yapacak çiftçilerin ürünlerini bölgedeki Borsa fiyatlarına göre değerinde alacak.

 

Öte yandan, Türkşeker'in çiftçiyi faiz yükünden kurtarmak için verdiği avans destekleri de devam ediyor. Türkşeker, bu kapsamda buğday ve arpa ekimi yapan üreticilere kasım ayının sonunda avans ödemelerini gerçekleştirecek. Çiftçilerin desteklerden yararlanabilmesi için en kısa zamanda sözleşme imzalamaları gerekiyor.

Türkşeker'in verdiği alım ve fiyat garantisinden her çiftçi yararlanabiliyor. Bunun için çiftçilerin bulundukları bölgedeki Türkşeker’e bağlı ziraat bölge şefliklerine müracaat ederek sözleşme imzalamaları yeterli oluyor.
24.11.2020
Devamı

Mevsimlik Tarım İşçilerinin Çocuklarına Süt ve Hijyen Kiti

Adana Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından çadırlarda kalan mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına süt ve hijyen kiti dağıtıldı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, talimatıyla oluşturulan ve halkla birebir iletişim kurup, sorunların olabilecek en kısa sürede çözümlenebilmesi adına faaliyet gösteren Derman ekipleri, mevsimlik tarım işçilerinin çocuklarına süt dağıttı. İlk etapta 7 bin 500 kutu süt ailelere teslim edildi. Adana Büyükşehir Belediyesi, anne babalarıyla birlikte çadırlarda yaşayan ve temel gıda, hijyenik ortam sorunlarıyla karşılaşan çocuklara süt ve hijyen kiti desteğini sürdürecek.

Adana Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın çalışmalarına destek veren Derman ekipleri, tarım arazilerine yakın bölgelerde kurulan ve derme çatma çadırlardan oluşan yaşam alanlarında hayatlarını sürdüren mevsimlik işçileri ziyaret etti.
Yaşam mücadelesini çocuklarıyla birlikte çadırlarda sürdüren mevsimlik işçilerin sorun ve talepleri en hızlı biçimde çözüme kavuşturulmak üzere tespit edildi ve belediyenin ilgili birimlerine iletildi. Zor koşullarda barınan ve çalışan mevsimlik işçilerinin, yaşıtlarına göre beslenme ve hijyen konularında dezavantajlı olan çocuklarına süt, devam sütü ve hijyen kiti dağıtıldı.
 
23.11.2020
Devamı

Batman'da Çiftçilere 200 Bin Siirt Fıstığı Fidanı Dağıtıldı

Batman merkez ve ilçelerinde meyve bahçesi sayısını artırmak, çiftçilerin tarımsal gelirini yükseltmek, meyveciliğin gelişmesini sağlamak ve ekonomiye katkıda bulunmak amacıyla "Meyveciliğin Geliştirilmesi Projesi" kapsamında çiftçilere 200 bin Siirt fıstığı fidanı düzenlenen törenle dağıtıldı.

Batman Tarım ve Orman İl Müdürlüğüne bağlı Çiftçi Eğitim Merkezinde yapılan fidan dağıtım törenine, Vali Hulusi Şahin, Şanlıurfa Tarım ve Orman Bölge Müdürü Aytaç Onkun, İl Müdürü Mehmet Gün ve çiftçiler katıldı. Batman’da çiftçilerden fıstığa yoğun ilgi gösterildiğini belirten Hulusi Şahin: “İl Özel İdaresi olarak kendi imkânlarımızı sonuna kadar kullanarak çiftçimizi desteklemeye ve ürün yönünden geliştirmeye ve çeşitlendirmeye çalışıyoruz. Seracılık konusunda İl Özel İdaresinin destekleri var. Ayrıca tıbbi ve aromatik bitkilerle ilgili de çeşitli desteklerimiz oluyor. Bugün ise fıstık fidanları veriyoruz. Batman fıstığı sevdi. Çiftçilerimiz çok ilgi gösteriyor. Fıstık bitkisi de bu ilginin ve sevginin karşılığını veriyor. Özellikle belli bir yaşı geçtikten sonra çok ciddi ekonomik getirisi olduğunu çiftçilerimiz gördüler. Bu sayede de ilgi hızla arttı” dedi.

Vali Şahin, şöyle devam etti: “Bundan 10-15 yıl önce Batman’da hiç fıstık yokken bugün 60 bin dekara çıktı ve hızla artmaya devam ediyor. Bu hızla devam ederse bu işin başı olan Siirt’i yakalayacağız diye düşünüyoruz. Tüm hedefimiz çiftçilerimizin ekonomisini güçlendirmektir. Sloganımız ‘Çiftçi gülerse bütün ülke güler.’ Çiftçimizi güldürmeye çalışıyoruz. Elimizdeki imkanları son aşamaya kadar çiftçimizin lehine kullanıyoruz. Bugünde burada 200 bin fidan dağıtıyoruz. Böylece şimdiye kadar vermiş olduğumuz fıstık fidan sayısı 860 bine çıkacak. Bu verdiğimiz fidanların yüzde 70’i hibedir.” Fıstık fideleriyle buluşan çiftçiler ise fıstık ekiminin kendileri için çok daha avantajlı olduğunu, fıstığın gelir getirdiğini belirterek, hibe desteğinde bulunan yetkililere teşekkür etti.
23.11.2020
Devamı

Yasaktan Muaf Tutulan Çiftçiler Tarlalarda

Yeni tip koronavirüs salgını önlemleri kapsamında ilan edilen sokağa çıkma kısıtlamasında muaf tutulan çiftçiler tarlanın yolunu tuttu.

Kilis'te yeni tip koronavirüsle (Kovid-19) mücadele kapsamında uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan çiftçiler üretime devam etti.

Demirışık Köyü'nde günün ilk ışıklarıyla tarlanın yolunu tutan üreticiler, zeytin topladı.

Kovid-19 nedeniyle sosyal mesafe kuralına dikkat eden işçilerin, maske ve eldivenlerini takarak çalıştığı görüldü.

Çiftçi Ökkeş Kaplan, gazetecilere yaptığı açıklamada, tarımsal faaliyetlerin yoğun şekilde devam ettiğini söyledi.

Sokağa çıkma kısıtlaması kapsamı dışında tutulmalarını memnuniyetle karşıladıklarını ifade eden Kaplan, "Devletimizin çiftçilere hak tanınması iyi oldu. Sabah erkenden çiftçi tarlaya gidip zeytinini topluyor." dedi. Çiftçi Cuma Kaplan da günün ilk ışıklarıyla tarlaya gittiklerini belirterek, kendilerini uygulamadan muaf tuttukları için yetkililere teşekkür etti.

Zor şartlar altında üretime devam ettiklerini dile getiren Kaplan, bu süreçte çiftçiler için bir günün bile çok değerli olduğunu kaydetti.
23.11.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Bölge ve İl Müdürlerine Seslendi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, video konferans yöntemiyle bakanlığa bağlı bölge ve 81 ilin tarım ve orman müdürleriyle istişare toplantısı düzenledi.

Bakan Pakdemirli,  bölge ve il müdürlerinden illerindeki tarım ve hayvancılığın potansiyelini harekete geçirecek projeleri belirlemelerini ve bu projelere öncelik vermelerini istedi.

 

Ayrıca, ekim alanları, rekolte bilgileri, küçükbaş, büyükbaş hayvan sayıları gibi konuların yakından takip edilmesini ve ildeki et, süt, yem, yem hammaddeleri, hububat fiyatları, meyve ve sebze fiyatları gibi tarım ürünleri fiyatlarının yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Pakdemirli, “2021 yılında, 2020’den daha çok çalışmamız gerekiyor. Muhakkak ki; her mevki, her makam, her unvan geçicidir. Kanunun, mevzuatın arkasına sığınmayın, bahane etmeyin, insanımızı eli boş göndermeyin! Bakanlığımızla ilgiliyse mutlaka ama mutlaka çözün, başka bakanlığı ilgilendiriyorsa da yine çözün, gidin görüşün, mutlaka çözün! Çünkü Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, işte tam da bu etkileşim için, yani bürokrasiyi azaltmak, hızı arttırmak, vatandaşın işini kolaylaştırmak için var!” diye konuştu.

 

Toplantıda konuşan Bakan Pakdemirli, Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 150 binden fazla personelle 83 milyon vatandaşın gıdasını, havasını, suyunu, toprağını, ormanını koruyan, insanların en temel ihtiyaçları konusunda büyük sorumlulukları bulunan güçlü bir büyük bir bakanlık olduklarını söyledi.

 

“İşimiz de gücümüz de saha” diyen Pakdemirli, göreve geldiği günden beri 71 ili ziyaret ettiğini, 239 il programı ve 51 sektör buluşması gerçekleştirdiğini belirterek, daima sahada bulunmaya gayret ettiğini dile getirdi.

 

Son iki yılda, çok büyük başarılara birlikte imza attıklarını ifade eden Pakdemirli, bakanlık olarak, COVİD-19 salgınının yaygın etkilerini en aza indirmek için sürecin başından beri tüm imkânlarını seferber ettiklerini belirtti.

 

Son yayımlanan genelgede tarım ve gıda sektörünü ilgilendiren yeni tedbirlerin bulunduğuna dikkati çeken Pakdemirli, “Gıda sektöründe; restoran ve pastane gibi yeme­içme yerleri 10:00 ila 20:00 saatleri arasında sadece paket servis hizmeti verecek şekilde açık olabilecek. Bununla birlikte; üretim ve imalat tesisleri saat sınırı olmadan açık kalabilecek. Küçükbaş ve büyükbaş hayvanları otlatanlar, arıcılık faaliyetini yürütenler, veteriner hekimler, bitkisel ve hayvansal ürünlerin üretimi, sulaması, işlenmesi, ilaçlaması, hasadı, pazarlanması ve nakliyesinde çalışanlar da yasaklardan muaf olacak, yani işlerini yürütebileceklerdir.” dedi.

 

“TARIMSAL HASILA SON 2 YILDA YÜZDE 47 ARTTI”

 

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle, “Tarım ve Ormanın” tek bir bakanlık çatısı altında toplandığını hatırlatan Pakdemirli, “Bu sayede alınan hızlı kararlarla 2018 yılını %2,1 ve 2019 yılını ise % 3,7 büyüyerek tamamladık. 2020 yılının ilk çeyreğinde ise sektörümüz, %2,6 ve ikinci çeyreğinde de %4 ile ilk altı ayda ortalama %3,5 büyüdü.” diye konuştu.

2002 yılında 37 milyar lira olan tarımsal hasılanın 277,5 milyar liraya çıkardıklarını dile getiren Pakdemirli, son iki yılda ise hasılanın toplamda %47 arttığını söyledi.

“DİTAP’TA TİCARET HACMİ 150 MİLYONA ULAŞTI”

Bu yıl hayata geçirdikleri DİTAP’ın yaklaşık 150 milyon liralık işlem hacmine ulaştığını ve sisteme 105 binin üzerinde kayıtlı alıcı ve satıcının bulunduğunu anlatan Pakdemirli, sistemin daha yaygınlaşması için taşra teşkilatına önemli görevler düştüğünü söyledi.

Türkiye’de her yıl 18,8 milyon ton gıdanın çöpe gittiğini belirten Pakdemirli, bunun önüne geçmek için “Gıdanı Koru, Sofrana Sahip Çık” kampanyasını başlattıklarını belirterek, “Eğer, toplumsal farkındalık meydana getirebilir, yüzde 2’lik bir tasarruf sağlayabilirsek, 10 milyar liramızı çöpe atmamış oluruz. Bu rakam, 360 bin ailenin yıllık asgari geçimi demektir!” dedi.

Pakdemirli, bu kapsamda “Söz Ver, Rekor Gelsin” sloganıyla hayata geçirdikleri kampanyayla şuana kadar 700 bin vatandaşın gıdasını koruyacağına dair söz verdiğini dile getirdi.

 

“11 KASIM’DA 13,8 MİLYON FİDANI TOPRAKLA BULUŞTURDUK”

 

Geçen yıl başlattıkları ve halkın sahiplenerek büyük destek verdiği “Geleceğe Nefes, Dünyaya Nefes” kampanyasının da kalıcı hale geldiğini belirten Pakdemirli, son 18 yılda yaklaşık 5,4 milyon hektar alanda çalışma yapılarak, 5,1 milyar fidanı toprakla buluşturduklarını, böylece 20,8 milyon hektar olan orman varlığını 22,7 milyon hektara çıkardıklarını söyledi.

 

“2023 YILINA KADAR 100’ÜN ÜZERİNDE YERALTI BARAJINI ÜLKEMİZE KAZANDIRACAĞIZ”

 

Bu yüzyılın stratejik sektörlerinden birisinin su olduğunu ve bu nedenle bakanlık olarak 2021 yılını “Su ve Sulama Yatırımlarında Hamle Yılı” olarak ilan ettiklerini kaydeden Pakdemirli, son 18 yılda suya toplam 254 milyar liralık yatırım yaptıklarını, 2023 yılına kadar ise 100’ün üzerinde yeraltı barajını ülkeye kazandıracaklarını dile getirdi.
20.11.2020
Devamı

Ankara’ya 2021’de Kırsal Kalkınmaya Hibe Desteği

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Ankara İl Koordinatörü Emre Yeniay,  Çubuk Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonunda üreticiler, girişimciler ve kooperatif yöneticileriyle bir araya geldi.

Ankara'da 2021'de 35 milyon lira hibe vermeyi hedeflediklerini anlatan Yeniay, "Ankara tarımını ve kırsal kesimlerini kalkındırmak için projelerimizi tek tek ilçe ve köyleri dolaşarak bütün yatırımcılara ve çiftçilere ulaşarak anlatacağız. Bu dönem tarım ve hayvancılık alanlarında biraz daha icraat yapma zamanı. Pandemi döneminde gıdanın ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıktı." dedi.

Çubuk'un tarım ve hayvancılık açısından kendileri için önemli olduğunu vurgulayan Yeniay, Çubuk'un verilen hibelerden faydalanmak için çok elverişli bir bölge olduğunu kaydetti.

Toplantı sonunda Yeniay, Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Burhan Demirok, Çubuk Belediye Başkanı Baki Demirbaş ile bir araya gelerek ilçede yapılması planlanan hibe destekleri hakkında bilgi alışverişinde bulundu.
20.11.2020
Devamı

Boynu Ağaç Dallarının Arasına Sıkışan Çiftçi Öldü!

Şanlıurfa'da Bozova ilçesinde fıstık bahçesinde traktörüyle çift süren çiftçi Fazıl Ayalp (40) boynunun ağaç dallarının arasında sıkışması sonucu hayatını kaybetti.

 
Edinilen bilgiye göre, çiftçi Fazıl Ayalp (40), Bozova ilçesinin Kırağıl Mahallesi kırsalında bulunan fıstık bahçesine traktörüyle çift sürmeye gitti.
Çift sürdüğü sırada Ayalp'in boynu traktörüyle altından geçtiği ağacın dalları arasında sıkıştı.
Traktörü çalışır halde gören çevredekiler, Ayalp'i ağaç dallarının arasında asılı halde hareketsiz buldu.

Olay yerine çağrılan 112 Acil Servis ekibi, Ayalp'in boğulduğunu tespit etti.

Çiftçinin boynundaki yara izlerinin sıkıştığı yerden kurtulmaya çalışırken oluştuğu, bu esnada traktörün vitesini boşa aldığı ihtimali üzerinde duruluyor.
Ayalp'in cenazesi, savcının incelemesinin ardından Kırağıl Mahallesi'nde toprağa verildi.

20.11.2020
Devamı

Obruklar Çiftçileri Tedirgin Ediyor!

Konya'nın Karapınar ilçesindeki yaylalarda oluşan obruklar yöre halkını tedirgin ediyor. Son 1 ay içerisinde Reşadiye Mahallesi'nde 2 yeni obruk oluştuğunu söyleyen çiftçi Murat Acar (64), "Çok tedirgin oluyoruz. Her an ayağımızın altı çökecekmiş gibi hissediyoruz" dedi.

 
Karapınar ilçesinde yer altı sularının çekilip, toprağın göçmesiyle meydana gelen 350'nin üzerinde obruk bulunuyor.
 
İlçeye 8 kilometre uzaklıktaki Reşadiye Mahallesi Acarlar Yaylası'nda ise son 1 ayda 15 metre derinliğinde iki obruk oluştu.
Yaylada tarım ve hayvancılıkla uğraşan Murat Acar, oluşan obruklar nedeniyle korku içinde yaşadıklarını belirterek, "Obruk problemini sürekli yaşıyoruz.
 
Bu bölgede 10-15 adet irili ufaklı obruk var. Ne zaman ne şekilde olacağını da bilemiyoruz. Kardeşimin çardağının altında göçme yaptı. İçerisinde hayvanlar da vardı.
Çardağın ucunda oluştuğu için hayvanlara bir şey olmadı. Çok tedirgin oluyoruz tabi. Her an ayağımızın altı çökecekmiş gibi hissediyoruz. Burada tarım ve hayvancılıkla uğraşıyoruz. Buraya biçerciler bile gelmek istemiyor, korkuyorlar. Obruklardan dolayı tarımla da uğraşamıyoruz. Ne yapacağımızı bilemiyoruz. Altımızda ne olduğunu bilemiyoruz, korkuyoruz" dedi.

20.11.2020
Devamı

Tarım Aletine Çarpan Sürücü Hayatını Kaybetti!

Konya'nın Akşehir ilçesinde, traktöre bağlı tarım aletine çarpan motosikletlerin sürücülerinden biri yaşamını yitirdi, diğeri ağır yaralandı.

Karahüyük Mahallesi'nde, Akşehir istikametinden Konya yönüne doğru seyir halindeki Ali K. (57) idaresindeki 42 UD 692 plakalı motosiklet ile Sefer Ç'nin (57) kullandığı 42 UM 129 plakalı motosiklet, Gürcan A'nın yönetimindeki 42 D 3472 plakalı traktörün arkasındaki tarım aletine çarptı. Kazada, motosiklet sürücüleri ağır yaralandı.

Ambulansla Akşehir Devlet Hastanesine kaldırılan yaralılardan Ali K, Konya'ya sevk edilirken hayatını kaybetti. Diğer yaralı Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde tedavi altına alındı.
Jandarma ekipleri, traktör sürücüsü Gürcan A'yı gözaltına aldı.

19.11.2020
Devamı

Erzurum B.B. Başkanı Mehmet Sekmen: Hayvancılık ve Tarımda da Markayız

Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, kurmaylarıyla birlikte Doğu Anadolu Canlı Hayvan Pazarı’nı gezdi. Beraberindekilerle incelemede bulunan Başkan Sekmen, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Erzurum’un tarım ve hayvancılıkta da ortaya konan projelerle zirveye doğru çıktığını ifade etti.
 Başkan Sekmen, “Bizler, 6 yılda ‘Erzurum’da ekilmemiş tek bir tarım arazisi kalmayacak’ hedefiyle çıktığımız bu yolda, şehrimizi Doğu Anadolu’nun tarım ve hayvancılık merkezi yapmak için adeta bir üretim seferberliği başlattık” diye konuştu.
Sekmen, kentte hayata geçen tarım yatırımlarını şöyle özetledi:

“Erzurum’da Embriyo Transferi ile Elit Sürü Oluşturulması Projesi gibi ilimizde tarım ve hayvancılığa yönelik birçok projeyi hayata geçirdik. Çiftçimize umut ışığı olmak ve daha fazla ürün almalarını sağlamak amacıyla Tarım Makinaları Parkı’nı kurduk. Bununla birlikte Avrupa’nın en büyük tesisi olan Doğu Anadolu Canlı Hayvan Pazarı’mızla sadece ilimizin değil bölge çiftçisinin de kara gün dostu olduk. İlçelerimize kurduğumuz Canlı Hayvan Pazarı ile şehrimizin büyük ve küçükbaş hayvan varlığının gelişmesine önemli katkılar sunuyoruz. Mobil ve modüler mezbahalarımız sağlıklı ve hijyenik kesimin öncüsü oldu ilimizde. Tarım ve hayvancılık sektöründe tabiri yerindeyse Türkiye rekoru kırdık. 350 gölet ve 250 sulama tesisi ile yine rekordan rekora koşuyoruz. Et ve Et Ürünleri Entegre Tesisimiz şuan itibariyle Et ve Süt Kurumu Erzurum Kombina Müdürlüğü olarak hizmet veriyor. Göletlerimiz su ürünlerinin neredeyse merkezi konumuna ulaştı.”

“Çiftçilerimizin her daim yanındayız”

Erzurum’un tarımda marka bir kent olduğunu bildiren Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, sözlerini şöyle sürdürdü: “İlimizde 1 milyon yavru balık ile kentin su ürünleri popülasyonuna yeni bir vitrin kazandırdık. Şehrimizde arıcılığın gelişimi için 2500 çiftçimize lojistik destek sağladık ve kadim kentte 2000 yeni arıcı ve 500 de ana arı yetiştiricisine bu alanda üretim yapmasını sağlamak için modern üretim teknikleri ve eğitim hizmeti sunduk. 20 bin sıvat dağıtımından, çiftçi eğitimlerine, proje danışmanlığından çiftçilere lojistik desteklere varıncaya kadar tarım ve hayvancılık sektöründe ilkleri yaşatan Erzurum Büyükşehir Belediyemiz, Doğu’nun makûs talihini yenmeye devam edecek. Erzurum’da tarım üreticilerimize sağladığımız destekler de proje ve faaliyetlerimiz de kat ve kat artarak devam edecek. İnşallah yakın gelecekte Erzurum’un ülkemizdeki en önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden birisi olduğunu hep birlikte göreceğiz.”
19.11.2020
Devamı

Çiftçileri Sevindiren Gelişme!

"Bitkisel Üretimde Biyolojik ve/veya Biyoteknik Mücadele Destekleme Ödemesi Uygulama Tebliği" Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre bitkisel üretimde biyolojik ve biyoteknik mücadele yapan çiftçiye 520 TL destek ödemesi yapılacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı, uygulamayla, bitkisel üretimde zararlı organizmalar ile mücadelede zirai ilaç kullanımının azaltılması, kalıntının önlenmesi ve ekosistemin korunarak sürdürülebilir üretimin sağlanması amacıyla kimyasal mücadeleye alternatif yöntemleri tavsiye ve teşvik ediyor.

Bu çerçevede, örtü altında domates, biber, patlıcan, hıyar, kabak üretiminde biyolojik mücadeleye dekara 400 lira, biyoteknik mücadeleye 120 lira olmak üzere her ikisini de uygulayan üreticilere 520 lira destek ödemesi yapılacak. Açık alanda ise turunçgil, domates, bağ, elma, kayısı, zeytin, nar, ayva, armut, şeftali ve nektarinde dekara 130 lira destek ödenecek.
Desteklerden faydalanmak isteyen üreticiler başvurularını, açık alandaki turunçgil, domates, elma, bağ, zeytin, kayısı, nar, ayva, armut, şeftali ve nektarin için 4 Aralık'a, örtü altında ise 31 Aralık 2020 tarihine kadar yapabilecekler. Tarım ve Orman Bakanlığı, biyolojik ve biyoteknik mücadele kapsamında son 9 yılda 62 bin 94 üreticiye 97 milyon 221 bin lira destekleme ödemesi yaptı.
 
19.11.2020
Devamı

Kılıçdaroğlu’ndan Çiftçilere: “Hak Ediyorsunuz”

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu parti grubunda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu konuşmasında, "Biz mercimeği Bosna Hersek'ten alıyoruz. Çiftçi bunu hak ediyor mu? Oy veriyorsa hak ediyor. Sesini çıkarmıyorsan açlığı ve yoksulluğu hak ediyorsun kardeşim" dedi.

 

Kılıçdaroğlu konuşmasına şöyle devam etti;

"Ekonomik bir buhran var, hukuk buhranı var. Çözülmesi mi gerekiyor, çözülmesi gerekiyor. Kim çözecek? Siyaset kurumu çözecek. Her ortamda şunu söyledik. Eğer ekonomide veya hukukta bir sorunu çözecekseniz ve o çözüm milletin hayrına olacaksa CHP olarak biz Meclis'te elimizi kaldıracağız ve evet diyeceğiz, engellemeyeceğiz. Fakat ısrarla sadece söylemde kalan sözler var. Gerçeğe dönüşmüyor. Yasaya dönüşmüyor. Herkes beklenti içinde nasıl çözülecek diye. Dolarla devlete borç verenler için de ekonomi pik yapmış vaziyette. Buradan AK Partili kardeşlerime seslenmek isterim. Yerli ve milli olanlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından dolarla borçlanma konusunda hazine tahvili çıkarırlar mı? Sen kendi vatandaşından kendi parana güvenmiyorsun, kendi vatandaşına bana dolar üzerinden borç ver diyorsun. Sarayın bekçiliğini yapan için de bu sözüm geçerli. Yandaşlar ve tefeciler için ekonomi pik yaptı. Servete servet katıyorlar. Peki esnaf, emekli, işçi, dul için, yetim için ekonomi pik mi yaptı? Hayır, pik değil dip yaptı.

"OY VERİYORSA HAK EDİYOR"

Çiftçiye destek kanunu bugüne kadar hiç uygulanmadı. Uygulanmadı ama 2020 bütçesinde çiftçiye verilen desteğin önemli bir kısmı 2021 bütçesinde kesiliyor. Mazot desteği 2021 bütçesinde bir önceki yıla göre 177 milyon lira daha az olacak. Gübre 52 milyon, çatak 50 milyon daha az para verilecek çiftçiye. Niçin? Dışarıdan alıyoruz. Samanı dışarıdan alıyoruz. Yozgat'ın dünya çapında kokulu mercimeği var. Biz mercimeği Bosna Hersek'ten alıyoruz. Çiftçi bunu hak ediyor mu? Oy veriyorsa hak ediyor. Sesini çıkarmıyorsan açlığı ve yoksulluğu hak ediyorsun kardeşim. Ben senin, çocuklarının hakkını savunuyorum. Emeğin hakkını savunuyorum. Sen saraylarda yaşayan kişileri onları savunuyorsan bir sorunumuz var demektir. Ahlaki bir sorunumuz var demektir. Herkesin bu bağlanma iyi düşünmesi lazım. Bütün çiftçilerin oylarını AK Parti çantada keklik olarak görüyor.
 

"BİR NEŞTER ATILMASI LAZIM"

İşin ilginci şu: 18 yıldır devleti yönetenler bu ülkede adaletsizlik var, biz bunu çözeceğiz diyorlar. 18 yıl istediğini yapacaksın, adaleti perişan edeceksin, şimdi de hukuk reformuna ihtiyaç var diyeceksin. İnsanın biraz yüzü kızarır. Özür dileriz demeleri gerekmiyor mu? Evet, bir neşter atılması lazım. Yine büyük bir iyi niyetle, adalette reform yapacaksanız, sayayım: Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan hakimlere ne yapacaksınız? Bırakın hukuk fakültelerini, ilkokul mezunu olmayan biri bile Anayasa Mahkemesi kararlarına herkesin uyması gerektiğini bilir"

18.11.2020
Devamı

Tarım Kredi'den Üreticilere Çağrı

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Fahrettin Poyraz "2020-2021 üretim sezonu için bitkisel ürün sigortası yapılmasına 2 Kasım itibarıyla başlandı" dedi.

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, 2020-2021 üretim sezonu için bitkisel ürün sigortası yapılmasına 2 Kasım itibarıyla başlandığını belirterek, "Üreticilerimiz, devlet destekli düşük faizli kredilerden ve sigorta prim desteğinden faydalanmak için Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) kayıtlarını en kısa zamanda yaptırmalı." dedi.

Poyraz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tarım sigortasının önemine dikkati çekti.

Üreticilerin, devlet destekli düşük faizli kredilerden ve sigorta prim desteğinden faydalanmak için ÇKS'ye kaydolması gerektiğini ifade eden Poyraz, olası risklerle karşılaşılmaması ve sıkıntı yaşanmaması için sigorta poliçesi son kabul tarihlerine ve ÇKS güncellemelerine azami özen gösterilmesi gerektiğini söyledi.
Poyraz, geçmiş yıllardan farklı olarak "dolu paketi poliçesi" ve "don teminatlı poliçe" üretim tarihlerinin birlikte açılmış olması sebebiyle "meyve poliçeleri" için 2 Kasım itibarıyla "İsteğe Bağlı Don Teminatlı Poliçe" kesilebildiğini, bundan dolayı ocak ayının beklenmesine gerek kalmadığını bildirdi.

DOĞAL AFETLERE KARŞI DEVLET GARANTİSİ

Çiftçilerin, işletme varlıklarını Tarım Sigortaları Havuzuna (TARSİM) sigorta ettirmeleri halinde, Tarım Kredi kooperatiflerinden kullandıkları kredilere ait faizlerin yüzde 25'inden yüzde 100'üne kadar devlet tarafından ödendiği bilgisini veren Poyraz, üreticilerin indirimli faiz oranlarından faydalandığını dile getirdi.
Poyraz, şunları kaydetti:

"Örneğin, bir kooperatif ortağımız yüzde 50 indirimli 10 bin lira kredi kullandığı zaman bir yıl sonunda TARSİM'e sigorta ettirdiğinden 450 lira, yüzde 100 indirimli kredi kullandığında bir yıl sonunda TARSİM'e sigorta ettirdiğinden 900 lira daha az faiz ödeyecek. Ayrıca sel, don, dolu, yangın gibi afetlere karşı üreticilerimizin ürünleri devlet garantisinde sigortalanmaktadır. Bunun yanında, doğal afetler ve kuraklık sebebiyle borcunu ödeyemeyen ortaklarımızın kredi borçlarının ertelenmesinde de bu önemli. Yasal mevzuat gereğince yalnızca faiz indirimli kredi borçları ertelenebiliyor. Dolayısıyla üreticilerimizin tarımsal varlıklarının TARSİM'e sigorta ettirilmesi şartı, kredi borçlarının ertelenmesi işlemlerinde de aranıyor. 2020-2021 üretim sezonu için bitkisel ürün sigortası yapılmasına 2 Kasım itibarıyla başlandı. Üreticilerimiz, devlet destekli düşük faizli kredilerden ve sigorta prim desteğinden faydalanmak için ÇKS'ye kayıtlarını en kısa zamanda yaptırmalı"dedi.

18.11.2020
Devamı

“Balıkçılarımızı Bu Yılda Desteklemeye Devam Ediyoruz”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, geleneksel kıyı balıkçılığının kayıt altına alınması ve desteklenmesine bu yıl da devam edeceklerini belirterek, küçük ölçekli tekne sahiplerine son 3 yılda 28,2 milyon lira ödeme yaptıklarını bildirdi.

Bakan Pakdemirli, Geleneksel Kıyı Balıkçılığının Kayıt Altına Alınması ve Desteklenmesi Tebliği’nin, Resmi Gazetede yayımlanarak bugün itibariyle yürürlüğe girdiğini söyledi.

Bu kapsamda, balıkçılık filosunun büyük kısmını oluşturan, 10 metreden küçük boylardaki balıkçı gemilerine 2017 yılında beri sürdürülen destekleme ödemelerinin bu yıl da devam edeceğini belirten Pakdemirli, şöyle konuştu:

“2017 yılından beri sürdürülen bu destekleme programından elde edilen avlanma yöntemleri, av miktarları, gelir-gider bilgileri ve balıkçıların sosyo-ekonomik durumlarına ilişkin güncel verilerin, küçük ölçekli balıkçılık sektörünün refahı ve menfaati için kısa, orta ve uzun vadeli planlarda devreye alınacaktır.

Bu çerçevede, 2017 yılında 8.762 balıkçı gemisi sahibine toplam 7 milyon TL, 2018 yılında 10.297 küçük ölçekli avcılık yapan balıkçıya 8 milyon 200 bin TL ve 2019 yılında ise 12.269 adet destek başvurusu alınmış, bunun karşılığında balıkçılara 13 milyon 00 TL destekleme ödemesi yapılmıştır.”

Bakan Pakdemirli, balıkçıların bu yılki destekleme başvurularını, covid-19 ile mücadele nedeniyle en yakın İl/ilçe müdürlüklerine yapabileceklerini söyledi. ​
18.11.2020
Devamı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Koronavirüs Tedbirleri Açıklaması!

Koruyucu tedbirler kapsamında yürütülen aşı çalışmalarında umut verici gelişmeler yaşanırken, tehdit sürüyor. Sonbaharla birlikte yeniden tırmanışa geçen ölüm sayıları, Avrupa ve dünyanın pek çok yerinde tedbirlerin sıkılaştırmasına sebep oldu. Salgının seyri tırmanışını sürdürürse, hepimiz için can acıtıcı tedbirlerin tekrar gündeme gelmesi kaçınılmaz hale gelir. Türkiye olarak salgınla mücadeleyi ekonomimizi ayakta tutarak çalışmaları sürdürme görevimiz var.  Milletimizden bu fedakarlıkların boşa gitmemesi için salgınla mücadelede kurallara uyması ve daha fazla katkı sağlamasını bekliyoruz. Amacımız bir an önce ülkemizi bu salgın illetinden kurtararak hedeflerimize ulaşmaktır. Kabine toplantımızda yeni tedbirleri hayata geçirmeye karar verdik.

İŞTE ALINAN TEDBİRLER

Hafta sonları tedarik ve üretim zincirleri aksamayacak şekilde 10.00 ile 20.00 saatleri arası dışında sokağa çıkma sınırlaması uygulanacak.

Ara tatillerde olan okullardaki eğitim öğretim yıl sonuna kadar online olarak sürdürülecek.

65 yaş ve üstü için uygulanan belirli saatlerde sokağa çıkma uygulaması, çalışanlar hariç olmak üzere 20 yaş altına da teşmil edilecek.

Tüm spor müsabakaları seyircisiz oynanmaya devam edilecek. Halı sahaların faaliyetlerine ara verilecek.

Sinemalar, sektörün talebine de uygun şekilde yıl sonuna kadar kapalı kalacak.

Alışveriş merkezi, market, restoran, berber ve kuaför gibi işletmelerin çalışma süreleri saat 10.00 ile 20.00 arası olarak sınırlanacak.

Şehirlerdeki sigara içme yasağı sürecek.

Kıraathanelerimizin faaliyetlerine bir süre ara verilecek.

17.11.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Ankara ve İstanbul’da Su Sıkıntısı Beklemiyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bugün itibariyle İstanbul’a su sağlayan barajların doluluk oranı ortalamasının yüzde 27, Ankara’nın ise yüzde 13 olduğunu belirterek, hiç yağış olmaması durumunda bile İstanbul’un yaklaşık 3 ay, Ankara’nın da 5 aylık suyunun bulunduğunu açıkladı.

Türkiye genelinde işletmede olan;

Enerji maksatlı barajlarda yüzde 37,5

Sulama maksatlı barajlarda yüzde 32,6

 

İçme suyu maksatlı barajlarda yüzde 33,5 doluluk oranı bulunduğunu belirten Bakan Pakdemirli, 374 adet depolama tesisinde ise doluluk oranı ortalamasının yüzde 35,6 mertebesinde bulunduğunu ve mevcut su miktarının da 126,7 milyar metreküp olduğunu kaydederek, bu oranın geçen sene ile yaklaşık aynı miktarda olduğunu söyledi.

 

Baraj doluluk oranlarının geçen yılın aynı dönemine göre biraz daha düşük olduğunu ancak ‘sulama sezonunun bitmesi, buharlaşmanın azalması ve yağışlı periyoda girilmesi’ sebebiyle önümüzdeki günlerde barajlardan daha az su tüketimi olacağının beklendiğini dile getiren Pakdemirli, bu süreçte önemli bir su sıkıntı yaşanmayacağını öngördüklerini söyledi.

​ 

Pakdemirli, konuya ilişkin şu bilgileri verdi;

“İstanbul’un günlük içme ve kullanma suyu ihtiyacı ortalama 3 milyon 200 bin metreküptür. Bu ihtiyacın önemli bir miktarı Devlet Su İşleri’nin (DSİ) daha önce inşa ettiği Ömerli, Alibeyköy, Büyükçekmece ve diğer barajlar ile Yeşilçay ve Melen Sistemi’nden karşılanıyor. Dünya’nın en büyük şehirlerinden biri olan, Ülkemizin göz bebeği İstanbul’a su sağlayan barajların bir kısmı Anadolu yakasında bir kısmı ise Avrupa yakasında bulunuyor. Bu barajlar birbiri ile entegredir ve tüm barajlardan İstanbul’un her tarafına arıtma tesislerinden su aktarılabiliyor. Bugün itibariyle İstanbul’umuza su sağlayan barajların doluluk oranı ortalaması yüzde 27’dir.  Şu anda hiç su gelmese dahi İstanbul’un yaklaşık 3 aylık ihtiyacını karşılayacak su rezervuarlarda mevcuttur. Ayrıca her yıl olduğu gibi önümüzdeki kış aylarındaki yağışlarla birlikte baraj giriş akımlarındaki artışla birlikte İstanbul’da herhangi bir su problemi yaşanmasını beklemiyoruz.”

 

Ankara’daki barajlarla ilgili de bilgi veren Bakan Pakdemirli, “Şuan itibariyle Ankara’daki barajlarda doluluk oranı yüzde 13 seviyesinde. Geçen yıl aynı tarihte bu oran yüzde 12,7 seviyesinde idi. Ankara’da günlük 1,2 milyon metreküp su kullanılıyor. Ankara’nın su yeterlilik durumunu barajlardaki doluluk oranları üzerinden kıyaslayarak belirtmek doğru bir yaklaşım değildir. Zira 1 milyar 500 milyon metreküp depolama hacmine sahip Ankara’daki barajlarda şu an itibariyle 185 milyon metreküp su bulunuyor ve hiç yağış olmaması durumunda bile barajlardaki su, şehrin 5 aylık ihtiyacını karşılayabilecek miktardadır” dedi.

 

“ANKARA’NIN 2050 YILINA KADAR SU SIKINTISI OLMAYACAK”

Ankara İçme suyu 2. Merhale Projesi Gerede Sisteminin inşasının 2019 yılında tamamlanarak regülatör ve tünelle birlikte işletmeye alınarak ASKİ’ye devredildiğini hatırlatan Pakdemirli, şunları kaydetti:

 

“Ankara’nın 2050 yılı itibariyle ihtiyacı olan içme suyunu karşılayacak olan ve DSİ tarafından inşa edilen Gerede Sistemiyle, Bolu Gerede havzasındaki suların Işıklı Regülatörü ve 31,6 km uzunluğunda 4,5 m çapında 40 m³/s kapasitesinde Türkiye’nin en uzun içme suyu tüneli ile Çamlıdere Barajına cazibeli olarak aktarılmaktadır.

 

Söz konusu tesisle Ankara’ya yılda ortalama 226 milyon m³ içme ve kullanma suyu temin edilmesi planlanmış olup, 01.01.2020 – 16.11.2020 tarihleri arasında Çamlıdere Barajına 170 milyon m³ içme ve kullanma suyu aktarılmıştır.”

 

“SU SIKINTISI YAŞANMAMASI İÇİN GEREKLİ YATIRIMLARI HAYATA GEÇİRİYORUZ”

Türkiye genelinde önümüzdeki dönemde mevsimsel yağışlarının da etkisiyle önemli bir su sıkıntısı yaşanmayacağını öngördüklerini belirten Bakan Pakdemirli, ancak vatandaşlarımızın her zaman olduğu gibi suyu israf etmeden ihtiyacı kadar tüketmelerini ve tasarruf ilkelerine azami derecede uymalarının önemli olduğunun altını çizdi.

Bakan Pakdemirli, bakanlık olarak geçmişte olduğu gibi önümüzdeki dönemde de içme ve kullanma suyu sıkıntısı yaşanmaması için gerekli yatırımları planlayarak, peyderpey hayata geçirdiklerini ve gerekli tedbirleri aldıklarını da sözlerine ekledi.
17.11.2020
Devamı

Şanlıurfa’da Elektrik Borcu Olan Çiftçiler Dikkat!

Şanlıurfa'da tarımsal sulama abonelerine ait yaklaşık 2.9 milyar lira borç biriktiğini söyleyen

Dicle Elektrik, yeni yılda ödeme yapmayan abonelerin elektriklerinin kesileceği uyarısında bulundu. Şirket borçlu abonelere bugüne kadar gösterilen anlayışa rağmen bunun istismar edildiğini savunarak, artık bir istisna uygulanmayacağını bildirdi.

Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş Şanlıurfa İl Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre, ilde 2020 yılı Ekim itibariyle tarımsal sulama alanında vadesi geçmiş alacak tutarı gecikme cezasıyla birlikte toplam 2 milyar 945 milyon 468 liraya ulaştı. Verilen bilgiye göre, bu rakamın 1 milyar 113 milyon lirası 2018 yılı ve öncesine aitken, 502 milyon lirası ise sadece 2019 yılına ait. 2020 yılının ilk 10 ayına ait borç tutarı ise rekor kırarak 1 milyar 331 milyon lira oldu. Dicle Elektrik Dağıtım Şanlıurfa İl Müdürü Osman Hondu geçmiş dönem borçları bulunan ve ödeme yapmak isteyen aboneler için gecikme cezaları, icra masrafları gibi hususlarında ödeme kolaylıkları sağlanacağını, ancak borçlarını ödemeyen aboneler için yeni yılda hiçbir istisna ve kolaylık sağlanmayacağını, tarımsal sulamada kullandıkları elektriğin kesileceğini belirtti.

"Enerji ve zirai danışmanlık desteği veriliyor"

Şanlıurfa İl Müdürü Osman Hondu, ilde GAP kapsamı dışında kalan alanlarda yeraltı su derinliğine göre, ürün çeşitliliğinin ve modern sulama tekniğinin elektrik maliyetine doğrudan etkisinin yüksek olduğunu belirtti. Bu nedenle ilde çiftçilerin elektrik maliyetlerinden kaçınmak için kayıt dışı mısır ekimine yöneldiğini ifade eden Hondu, "Su yetersizliği olan ilçelerde mısır üretiminde mutlaka damla sulama yapılmalıdır. Bu sulama tekniğinin başlangıçtaki kurulum maliyeti yüksek olduğu için daha verimsiz olan vahşi sulama yöntemleri tercih ediliyor. Oysa uzun vadede damla sulama çok büyük tasarruf sağlıyor" dedi.

Hondu çiftçilere Çiftçi Kayıt Sistemi'ne (ÇKS) girerek, yüzde 45 oranındaki enerji desteğinden ve zirai danışmanlık hizmetlerinden yararlanmaları çağrısı da yaptı.

"2021'de 281.6 milyon lira yatırım planlanıyor"

İl Müdürü Hondu, Dicle Elektrik olarak Şanlıurfa'da özelleştirmenin yapıldığı 2013 yılından bu yana altyapı ve şebeke iyileştirmeleri için toplam 923 milyon 27 bin 398 lira yatırım yapıldığını belirtti. Sadece geçen yıl 176 milyon 414 bin lira yatırım yapıldığına dikkat çeken Hondu, 2021 yılında ise planlanan yatırım miktarının 281 milyon 678 bin lira olduğunu kaydetti.

17.11.2020
Devamı

Ekim’de Tarım ÜFE Arttı

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım ÜFE) ekimde bir önceki aya göre yüzde 1,89, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18,70 arttı.

 
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin Tarım ÜFE verilerini açıkladı. Buna göre, ekimde bir önceki aya göre yüzde 1,89 artışla 188 değerine ulaşan Tarım ÜFE, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 14,17, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 18,70 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 13,99 yükseldi.
Sektörlerde bir önceki aya göre değişime bakıldığında, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 1,82, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 2,66, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 3,85 artış gerçekleşti.
 
Ana gruplarda bir önceki aya göre değişim ise canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 1,47, tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,47 ve çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 3,01 artış görüldü.
Alt tarım gruplarında geçen yılın aynı ayına göre en az artış gösteren grup yüzde 1,31 ile meyveler oldu. En az artış gösteren diğer alt gruplar, yüzde 4,57 ile lifli bitkiler ve yüzde 6,13 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler olarak kayıtlara geçti.
Artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla yüzde 37,55 ile çeltik, yüzde 28,39 ile tahıllar (pirinç hariç) baklagiller ve yağlı tohumlar, yüzde 25,99 üzüm olarak belirlendi.
Ekimde bir önceki aya göre en fazla azalış yüzde 3,18 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular alt grubunda gerçekleşti. Bunu, yüzde 0,84 ile yağlı meyveler ve yüzde 0,93 ile canlı sığırlar (manda dahil), bunlardan elde edilen işlenmemiş süt takip etti.
Söz konusu ayda artışın yüksek olduğu alt gruplar ise yüzde 16,02 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler, yüzde 8,22 ile çeltik ve yüzde 6,77 ile lifli bitkiler olarak kaydedildi.
Endekste kapsanan 92 maddeden 17'sinin ortalama fiyatı azalırken, 16'sının ortalama fiyatında değişim olmadı, 59'unun fiyatında ise artış gerçekleşti.

17.11.2020
Devamı

Silivri’li Kadınlardan “Üretimde Kadın Eli” Projesi

Silivri'de çiftçi kadınlar, "Üretimde kadın eli" projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor.
 
Bu Proje ile birlikte 15 kadına iş istihdamı açmanın yanı sıra, bamya bitkisinden bamya çayı, Bamya cipsi, Bamya turşusu, bamya kurusu gibi birçok ürün elde etmeyi planlanıyor.
 
Silivri'de kurulan ve bugüne kadar ilçede birçok üretici kadınla iş birliği içinde olan Silivri Çiftçi Kadınlar Kooperatifi yeni projesini hayata geçirmek için kolları sıvadı. Hale Nur Akdeniz'in proje yöneticiliğini yaptığı "Üretimde kadın eli" projesi kapsamında 15 üretici kadına iş istihdamı sağlanmasının yanı sıra üretilecek olan "Alım garantili" Bamya bitkisinden bamya çayı, bamya cipsi, bamya turşusu, bamya kurusu elde edilecek. Ayrıca, bamya için coğrafi işaret alınarak bamya bitkisi dünyaya tanıtılmış olacak.
 
"Silivri'deki emekçi 15 kadına iş istihdamı sağlamayı hedefliyoruz"
 
Proje hakkında bilgiler veren proje yöneticisi Hale Nur Akdeniz "Kamu ile hazırlamış olduğumuz ilk proje olmamasına rağmen Ticaret İl Müdürümüz sayın İsmail Menteşe ile hazırladığımız ilk sosyal sorumluluk projesi, ilkönce bize bu şansı tanıdığı için kendisine çok teşekkür ederim. Hazırlamış olduğumuz projenin adı "Üretimde kadın eli" olup, Silivri Çiftçi Kadın kooperatiflerinde bayma bitkisinin yerli ve milli ekonomiye katkılar adı altında bir proje hazırladık. Hazırlamış olduğumuz bu projede Bamya üretiminin ülkemize ve ekonomiye katkılarının yanı sıra Silivri'deki emekçi 15 kadına iş istihdam sağlamayı hedefliyoruz.
17.11.2020
Devamı

Et ve Ot Borsası Geliyor!

Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin en önde gelen et ve hayvancılık merkezi olan Erzurum, yeniden bu unvanına kavuşuyor.


Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin bir hizmeti olarak geçen yıl hayata geçirilen hayvan borsasından sonra bu kez de buna bağlı olarak et ve ot borsasının kurulması için çalışmalara başladı.

Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, yakın bir zamanda faaliyete geçireceklerini duyurduğu et ve ot borsasında tıpkı hayvan borsasında olduğu gibi yine üreticinin, besicinin ve köylünün yanında olacaklarını söyledi.

Başkan Sekmen ayrıca Erzurum’un yeniden eski hayvancılık merkezi günlerine dönmesi için başkaca hizmetleri de hayata geçireceklerini söyledi.

16.11.2020
Devamı

“Tarım Arazilerinden Emlak Vergisi Alınmasın”

CHP Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, 2012 yılında çıkarılan yasa ile köylerin tüzel kişiliğinin kaldırıldığını belirterek tarım arazilerinden ilk 5 yıl muaf olmak üzere 2017 yılından itibaren alınmaya başlanan emlak vergisinin kaldırılması için yasa teklifi hazırladı.

Artan girdi maliyetleri, tarımdaki ithalat ve ekipman sorununun çiftçi ve köylüyü üretim yapamaz hale getirdiğini, bu sorunlara ek olarak tarım arazilerinden vergi alınmasının çiftçinin tarımdan uzaklaşmasına neden olduğunu kaydeden Şevkin, hazırladığı kanun teklifini TBMM Başkanlığı'na sundu. Dr. Şevkin, çiftçi ve köylünün ek maliyetlere maruz bırakılmaması gerektiğini söyledi.
16.11.2020
Devamı

Bekir Pakdemirli: “ İzmir Tarihinin En Büyük Dönüşümü ”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, düzenlediği basın toplantısında "Deprem bizim gerçeğimiz. Gelin deprem dönüşümünü tamamlamış bir İzmir'e, geleceğine güvenle bakan bir Türkiye'ye ulaşalım. Çocuklarımız için evlerimizi iş yerlerimizi dönüştürelim. Vakit İzmir tarihinin en büyük dönüşümüne 'Bismillah' deme vakti. Şimdiden hayırlı olsun diyorum" dedi.

 
Geçtiğimiz günlerde İzmir'de meydana gelen 6,6'lık depremin ardından bölgedeki hasar tespit ve yıkım çalışmaları devam ediyor. Çalışmaları yerinde takip eden Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir İl Afet Koordinasyon Merkezi'nde bir basın toplantısı düzenledi.
 
İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in de katıldığı toplantıda deprem sonrasında iki haftanın geride bırakıldığını hatırlatan Bakan Bekir Pakdemirli, "Hem devlet hem belediyelerimiz hem de sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerimiz İzmirli kardeşlerimizin yanında olduk. İzmir’imizin sıcak insanlarıyla beraberdik. Enkaz altında hayat arayan AFAD, Kızılay, UMKE, JAK ve tüm gönüllülerimize şükranlarımızı sunuyorum. Öpülesi elleriyle enkaz alanlarında canhıraş çalışarak İzmirlilerin yanında oldular. Depremin ardından hızlıca başlamış olduğumuz hasar tespit çalışmalarını da hızlıca tamamladık. Önümüzde riskli yapıların fotoğrafı var. Arama kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmalarını tamamladık. İzmir için dönüşüm çalışmasının başlamasının vakti. Hızlıca ilk kazmayı vurup, bir yıl sonra kış gelmeden evleri yıkılan İzmirli kardeşlerimize sıcacık yuvalarını teslim ediyor olacağız. Arkadaşlarından uzak kalan çocuklar, komşularından ayrılan ailelerimiz bir yıl sonra birbirlerine kavuşacak. Vefat edenlerin sayısı 115 oldu. 10 vatandaşımızın tedavisi sürüyor. Bugüne kadar 768 bin kap sıcak yemek dağıtıldı. Kınık Belediye başkanımız, Afyonkarahisar'da Dinar Belediyesi'ndeyken yaşadığı afeti bize anlattı: 'Biz devletin ve kamunun en üst düzey yöneticisi olarak, 20-25 gün sonra yarım ekmek arası pilav yedik, bunun için rabbimize müteşekkir olduk. Çünkü o güne kadar yemek yiyememiştik' dedi" diye konuştu.
 
Deprem sonrasıyla ilgili sayısal verileri aktaran Bakan Pakdemirli, "Sahada 10 binin üzerinde personel vardı. Çalışmaların azalmasıyla şu an 5 bin 225 personel alanlarda. 109 bin binada hasar tespit çalışmaları tamamlandı. Hasar tespit çalışmalarına göre, 506 ağır hasarlı acil yıkılacak bina ve 5 bin 119 az hasarlı ve 510 orta hasarlı bina tespit edildi. 14 okul ve 8 cami ağır hasarlı gözüküyor. İki haftada 60 milyonun üzerinde bir ödeme yapıldı. Eşya tahliye çalışmaları biten 118 bina var. 18 bina yıkıldı, 8'i yıkım aşamasında" dedi.

14.11.2020
Devamı

Polisten Tarım İşçilerine Yatak Yardımı!

Adana İl Emniyet Müdürlüğü, çadırda kalan tarım işçisi ailelere yatak yardımında bulundu.

 
İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şubesi ekipleri, merkez Seyhan ilçesi Zeytinli Mahallesi'ndeki tarım işçilerini ziyaret etti. Ekipler, beraberlerinde getirdikleri bir tır dolusu yatağı, çadırda yaşam süren tarım işçisi ailelere dağıttı.
Tarım işçileriyle birlikte tırdan yatakları çıkartan polisler daha sonra bunları birlikte çadırlara taşıyıp kullanıma hazırladı.

Çadırda kalan tarım işçilerinden Selim Arı, "Şimdiye kadar hep yer yatağında uyuduk. Ailelerimiz, polislerimizin sayesinde artık yerde uyumak zorunda kalmayacak. Emniyet müdürlüğümüzden Allah razı olsun. Çok mutlu olduk." ifadesini kullandı.
Tarım işçilerinden Nuray Şahan da kış mevsiminde yerde yatmanın zor olduğunu belirterek, "Şimdiye kadar hep yer yatağını kullandık. İlk defa böyle bir yatakta uyuyacağım. Polislere çok teşekkür ediyorum." dedi.
Polisler, ziyaret ettiği çadırlardaki çocuklara da boyama kalemi hediye etti.

14.11.2020
Devamı

Lahana Fiyatı Çiftçiyi Üzdü!

Batman merkeze bağlı Balpınar beldesinde ektikleri lahanaların hasadına başlayan çiftçiler, fiyatlardan memnun olmadıklarını söylediler.

Ürettikleri yerli lahanaları satarak geçimlerini sağlayan köylüler, hasattan memnun olduklarını ancak fiyatlardan memnun olmadıklarını belirttiler.

“Lahana tarlada 70 kuruş marketlerde 2 lira”   

Haziran ayının sonlarında ektikleri lahanaları kasım ayında toplamaya başladıklarını söyleyen çiftçi Mehmet Mahsun Erden, bu sene verimden memnun olduklarını belirtti.

Ektikleri lahanaları kasım ve aralık aylarında toplamaya başladıklarını ifade eden Erden, “Bu yıl 15 dönüm lahana, 15 dönüm karnabahar ve 10 dönüm de kabak ektim. Bu yıl verimlerimiz iyi ama fiyatlar düşük. Tarlada lahananın kilosu 70 kuruştan hal komisyoncularına verirken, marketlerde, çarşıda ve tablalarda ise 2 liraya satılıyor. Tarlada ile çarşı arasında iki katından fazla fiyat farkı var. Ürünlerimizi komisyonculara verdiğimizde bizden yüzde on komisyon kesiliyor. Tarladan komisyoncuya kadar tarlanın kirası, fide, gübre nakliye, komisyon, işçilik gibi bizim birçok masrafımız gidiyor. Bize de bu durumda pek bir şey kalmıyor. Komisyonculardan bu fiyatların üstünde durmalarını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Bize ancak işçiliğimiz kalıyor”

Sattıkları ürünlerin çoğunun masraflarını bile zor karşıladığını ifade eden diğer bir çiftçi İslam Ekinci ise şunları söyledi:

“Toplamaya başladığımız lahana hasadı aralık ayının sonlarına kadar devam edecek. Fiyatlarımız çok düşük, tablacılar bizden daha fazla kazanıyor. Ekimden biçmeye kadar masrafımız oluyor. Fiyatlarımızın düzelmesi için hal komisyoncularının bize yardımcı olmalarını istiyoruz. Bir boş kasanın bile tanesini 1,75 liraya alıyoruz. Bir kasaya zaten 10 kilogram lahana giriyor, bizim kazancımız zaten kasaya gidiyor. Sattıklarımız gübre, mazot, arazinin kirasını bile zor çıkarıyor. Lahanayı tarladan 70 kuruşa veriyorum, market ve çarşı, pazarda ise 2 lira ve üzerinde satılıyor. Bu yıl verimlerimiz iyidir ama fiyatlar çok düşük olduğundan pek bir kârımız olmuyor. Bize ancak işçiliğimiz kalıyor.”
14.11.2020
Devamı

“Eskişehir’in 4 Katı Kadar Alanı Ağaçlandırdık”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ege Bölgesi Sanayi Odasında düzenlenen Tarım ve Orman Sektöründeki Hedefler ile Konulara Yönelik Çözüm Önerileri Toplantısına katıldı. Pakdemirli  "Son 18 yılda, önceki 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın 1.5 katını yaparak, 5.4 milyon hektar alanda 5.1 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Diğer bir deyişle, Eskişehir ilimizin yüzölçümünün 4 katı kadar bir alanı ağaçlandırmış olduk" dedi.

Pandemi sürecinde pek çok ülkede rafların boş kaldığını söyleyen Pakdemirli, "Ülkemizde tarım ve gıda sektöründe hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadık. Son 2 yılda tarımsal hasılamız yüzde 46 artışla, 277 milyar liraya ulaştı. 48,9 milyar dolar tarımsal hasıla ile Avrupa'da lider, dünyada ilk 10 içindeyiz. TÜİK tarafından en son açıklanan 2020 yılı 2. çeyrek büyüme rakamlarında, tarım orman sektörü yüzde 4 büyüme ile birçok sektörün önünde gelişme gösterdi. Son 2 yılda bitkisel üretimimiz yüzde 8 artışla, 124 milyon tona ulaştı. Toplam üretimde 8,7 milyon ton ilave artış oldu" dedi.

Türkiye'nin tarım ve gıda ürünlerinde ihracatçı bir ülke olduğunu ifade eden Pakdemirli, "18 yılda tarımsal ihracatımız 3,7 milyar dolardan, 18 milyar dolara yükseldi. Son 18 yılda toplam 220 milyar dolar ihracat yaptık, 72 milyar dolar dış ticaret fazlası verdik. 193 ülkeye, bin 827 çeşit tarım ürünü ihraç ediyoruz. Bu yılın ilk 9 ayında, pandemiye rağmen ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,3 artarak, 14,6 milyar dolara ulaştı.

Son 18 yılda, ormancılık faaliyetlerinde gurur veren çalışmalara imza attıklarını kaydeden Pakdemirli, "Son 18 yılda, önceki 57 yılda yapılan ağaçlandırmanın 1.5 katını yaparak, 5.4 milyon hektar alanda 5.1 milyar fidanı toprakla buluşturduk. Diğer bir deyişle, Eskişehir ilimizin yüzölçümünün 4 katı kadar bir alanı ağaçlandırmış olduk. Orman varlığımızı; 20.8 milyon hektardan, 22.7 milyon hektar alana ulaştırdık. Ülkemizi, dünyada orman varlığını artıran nadir ülkeler ligine çıkarttık. Yanan ormanlardan 40 kat daha fazla alanı ağaçlandırdık. Bu yıl, orman yangınlarında ilk kez İHA'ları kullanmaya başladık" dedi.
13.11.2020
Devamı

Uygulamalı Çiftçi Okulunda İlk Sertifika

FAO ve Bursa Tarım İl Müdürlüğünün ortaklaşa yürüttüğü 'Uygulamalı Çiftçi Okulu' ilk sertifikalarını verdi.

Duvarsız Okul olarak adlandırılan Uygulamalı Çiftçi Okulu, Avrupa Birliği tarafından fonlanan "Sosyoekonomik entegrasyonun dengelenmesi ve geçim sağlama imkanı oluşturması amacıyla Türkiye'de geçici koruma altındaki Suriyeliler ile ev sahibi toplulukların dayanıklılığının geliştirilmesi projesi kapsamında hayata geçirilen UÇO'nun açılış etkinliği Bursa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü kampus alanında gerçekleşti. Proje, Bursa'da bulunan Geçici Koruma Altındaki Suriyeliler ve Türk vatandaşlar arasından seçilen faydalanıcıların çeşitli mesleki eğitim konularında eğitildikten sonra istihdam edilmelerini amaçlıyor.

13.11.2020
Devamı

Çürük Elma Görüntülerine İnceleme!

Tarım ve Orman Bakanlığı bazı sosyal medya hesaplarında çürük elmaların toplanıp meyve suyu yapılacağına dair iddiaların yer aldığı bir görüntünün paylaşılması üzerine konuyla ilgili inceleme başlattı.
 
Bakanlığın Twitter hesabından yapılan paylaşımda, halk sağlığını tehlikeye atacak hiçbir uygulamaya bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da kesinlikle müsaade edilmeyeceği belirtilerek, şu ifadeye yer verildi:
 
"Bazı sosyal medya hesaplarında çürük elmaların toplanıp meyve suyu yapılacağına dair iddiaların yer aldığı bir görüntünün paylaşılması üzerine ekiplerimiz konuyla ilgili derhal inceleme başlatmıştır. Gıda ile ilgili her türlü şikayeti Alo 174 Gıda Hattı ya da 0501 174 0 174 numaralı WhatsApp İhbar Hattı'na yönlendirebilirsiniz."
 
13.11.2020
Devamı

Tüketici Alo 174 Gıda Hattına İhbar Yağdırdı

Tarım ve Orman Bakanlığı, gıda alanında Avrupa Birliği (AB) ile uyumlaştırılmış etkin bir kontrol ve denetim mekanizması oluşturdu. Bu kapsamda gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerlerine yönelik gerçekleştirilen denetim ve kontrollere, her yıl sayısı artan uzman teknik personelle aralıksız devam ediliyor.
Risk esaslı olarak Türkiye genelinde yürütülen kontrollerde 2019 yılında 1 milyon 215 bin 996 gıda denetimi yapıldı. Bu yıl ise ekim ayı itibarıyla 1 milyon 17 bin 663 gıda denetimi gerçekleştirilirken, bu faaliyetler devam ediyor.

Yıl sonuna kadar denetim sayısının 1 milyon 300 bine ulaşması bekleniyor.

2002 yılında gıda denetimi sayısı 39 bin 646 olarak kayıtlara geçmişti.

Gıda denetçisi sayısı 2002 yılında 1500 iken bu yıl itibarıyla 7 bin personelden oluşan "kontrol ve denetim ordusu" oluşturuldu.

Toplam 3 bin 605 ürün ifşa edildi
Bakanlık, sağlıksız gıda üreten, taklit ve tağşiş yapan gıda firmalarını kamuoyuna ifşa ederken, 2012 yılı ile bu yılın ekim ayı arasında değişik dönemlerde 26 kez kamuoyuna açıklama yapıldı.

Bu kapsamda, 1609 firmanın 3 bin 605 farklı parti ürününün kamuoyuna duyurusu yapıldı. Denetimler sonucu, 2 bin 999 parti ürün taklit-tağşiş kapsamında, 493 parti ürün ise içinde bulunmaması gereken ilaç etken maddesi veya boyar madde içermesi nedeniyle kamuoyuna ifşa edildi.
Geçen yıl 1211, Ekim 2020 itibarıyla ise 789 farklı parti ürün kamuoyuna duyuruldu.

Çapraz denetim planlaması
Bakanlıkça oluşturulan Alo 174 Gıda Hattı'na tüketicilerden gelen ihbar, şikayet, öneri ve diğer talepler web tabanlı yazılım sayesinde anında 81 il müdürlüğüne iletilirken, gerekli işlemler de yapılıyor. Uygulama kapsamında Alo 174 Gıda Hattı bugüne kadar toplam 2,4 milyon defa arandı.
Yapılan aramalardan ihbar-şikayet kapsamında olan 743 bin başvurunun 741 bini sonuçlandırıldı ve denetimlerle 54 binden fazla cezai işlem uygulandı.
Alo 174 Gıda Hattı, tüketicinin denetim mekanizmasına etkin katılımının sağlanması amacıyla 2009 yılında kurulmuştu.
Bakanlıkça, gıda ve gıdayla temas eden madde ve malzemeler için 6 bin çapraz denetim yapılması planlandı.

Yeni yasal düzenleme çıkarıldı
Öte yandan, kısa süre önce yasalaşan Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun'a göre, kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye atacak gıdalar, masrafları sorumlusuna ait olmak üzere piyasadan toplatılacak ve mülkiyeti kamuya geçirilerek imha edilecek.
Söz konusu gıdaları üreten, ithal eden, kendi adı veya ticari unvanı altında piyasaya arz eden gıda işletmecilerine, 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 1000 günden 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek.
 
 
12.11.2020
Devamı

208 Firmaya Fahiş Fiyat Cezası

Ticaret Bakanlığı Türkiye genelinde 81 ilde, başta gıda ve temel tüketim ürünlerinde olmak üzere saha denetimlerini artırdı.

 Bakanlık yaptığı yazılı açıklamada, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'nca re'sen yapılan incelemeler kapsamında bugüne kadar bin 861 dosyanın karara bağlandığını, fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen 208 firmaya, toplam 6 milyon 870 bin lira idari para cezası uygulandığını bildirdi. Haksız fiyat artışı yaptığı belirlenenlere 10 bin liradan 100 bin liraya, stokçuluk faaliyetinde bulunanlara ise 50 bin liradan 500 bin liraya varan idari para cezaları da uygulandı. Öte yandan, Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda Adalet, Hazine ve Maliye, Sanayi ve Teknoloji ile Tarım ve Orman bakanlıkları, TOBB ile TESK temsilcileriyle üretici ve tüketici örgütleri ve perakende sektörü temsilcilerinden oluşan Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu, sonuncusu 15 Ekim 2020’de olmak üzere bugüne kadar 8 toplantı gerçekleştirdi.

Haksız fiyat artışlarına yönelik ticaret il müdürlükleri ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 33 ilde toplamda yaklaşık bin 500 firma denetlendi. Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunun oluşturulduğu 17 Nisan tarihinden itibaren ticaret il müdürlükleri, Reklam Kurulu, CİMER, e-Devlet ve Ticaret Bakanlığının internet sitesi üzerinden toplam 1625 başvuru kurula intikal etti. Fahiş fiyat artışına ilişkin şikayet listesinin başında, sebze ve meyveler ile temel gıda ürünleri, cerrahi maske, el dezenfektanı gibi koruyucu sağlık ürünleri, çeşitli temizlik ve hijyen ürünlerine yönelik başvurular yer aldı.
 
12.11.2020
Devamı

Erzurum'da Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Projesi Start Verildi

Erzurum'da küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla "Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var" projesi uygulamaya konuldu.
Morkaraman, Akkaraman, Kangal Akkaraman, Karacabey Merinosu, Orta Anadolu Merinosu, İvesi ve Hemşin ırkı koyun varlığının artırılması ve bu konuda faaliyet gösteren üreticilerin sürülerinin büyütülmesi amacıyla başlatılan "Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var" projesi Erzurum Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Ziraat Bankası işbirliği ile yürütülecek. Projeyle Erzurum'da ki küçükbaş hayvancılık yapan işletmelerin ölçeklerinin büyütülmesi, küçükbaş hayvan varlığının yanı sıra anaç koyun varlığının arttırılması, atıl işletmelerin üretime kazandırılması, ilimizdeki yerel koyun ırklarının sayısının arttırılarak bölgesel kalkınmanın sağlanması ve en nihayet yerel koyun yetiştiriciliği ile kırmızı et açığının kapatılması hedefleniyor.

Erzurum Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Ziraat Bankası işbirliğinde yürütülecek proje ile ilk etapta; halen koyun yetiştiriciliği yapan ya da daha önce küçükbaş hayvancılık ile ilgilenen asgari 100 baş koyun için ağıl kapasitesi ve bakım şartları uygun üreticilerle bu üreticilerin damızlık koyun alabileceği işletmeler belirlenecek. Proje kapsamında doğacak erkek hayvanların kesime gönderilerek kırmızı et üretimine katkı sağlanması ve dişi anaç hayvanların ise işletmede sürüde tutularak anaç sürüsünün büyütülmesi hedefleniyor. Ziraat Bankası, projeden yararlanacak üreticilere uygun koşullarla 100 bin TL‘ye kadar yüzde 0 faizle kredi ve 100 bin TL‘yi aşan kısım için güncel faiz oranı yüzde 4,5 olarak kredi kullandıracak. Bu kapsamda, üreticiler damızlık koyun alımı amacıyla 7 yıla kadar vadeli yatırım kredisi ve yem giderlerinin karşılanması amacıyla da 18 aya kadar vadeli işletme kredisi kullanabilecek. Yetkililer tarafından yapılan açıklamada, “Proje başvuruları 9 Kasım 2020 tarihi itibariyle başlamış olup projeye başvurmak isteyenlerin İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine müracaat etmesi gerekmektedir” denildi.
 
 
12.11.2020
Devamı

Karabağ'da 28 Yıllık Nadas Bitiyor

28 yıldır Ermenistan işgali altında bulunan Karabağ’da tarım arazileri için kollar sıvandı. Toprak analizlerine göre en fazla verimi veren ürünler yetiştirilecek ve hayvancılık canlandırılacak. Tarım ve Orman Bakanlığı bir uzman heyet göndererek Türkiye’nin tarım arazilerinin ıslahı ve sulama konusundaki tecrübelerini paylaşacak.

Ermeni işgali nedeniyle yaklaşık 30 yıldır büyük bölümü atıl kalan Karabağ arazileri, Azerbaycan’ın topraklarını özgürleştirmesiyle ekonomiye kazandırılacak. Toprak yeniden tohumla buluşacak. Yapılacak toprak analizlerinin sonucuna göre, arazilerde en fazla verimi veren ürünler yetiştirilecek. Ayrıca arıcılık başta olmak üzere hayvancılık yeniden canlandırılacak. İşlenecek toprak sayesinde evine dönecek 1 milyondan fazla bölge halkının gıdada kendi kendine yeter duruma gelmesi planlanıyor. Ermenistan, uluslararası hukuku hiçe sayarak, Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini oluşturan Karabağ’ı işgal ediyordu. Azerbaycan, işgal altındaki topraklarını kurtarmak için 27 Eylül’de başlattığı harekat ile Şuşa zaferinin ardından 9 maddelik anlaşmayla sonuçlandırıldı.
Türkiye’den bir tarım heyeti, Karabağ’a gidecek. Tarım ve Orman Bakanlığında oluşturulan uzman bir heyetin önümüzdeki süreçte Azerbaycan’a gideceği öğrenildi. Türk heyet, sulama ve tarım arazilerinin ıslahı bilgi tecrübelerini paylaşarak, her türlü desteği verecek.

Bölgenin tarımsal envanteri çıkartılarak üretim ve satış temelli stratejiler geliştirilecek. Bölgenin tarım arazi varlıkları ve hayvan sayıları çiftçi kayıt sistemi ile uygun şekilde kayıt altına alınacak. Bu kayıtlar temel alınarak, tarımsal üretimin artırılması için, fide dağıtımı, zirai ilaç temini, yem ve gübre dağıtımı, tarımsal ekipman desteği verilecek. Karabağ’da uzunca bir süre tam randımanlı ekilemeyen topraklar üretime kazandırılacak. Karabağ, hayvancılık yapmaya da uygun bir bölge. Arıcılık başta olmak üzere hayvancılık faaliyetleri de desteklenecek.
 
 
12.11.2020
Devamı

Organik Tarımda 200 Milyon Dolar İhracat

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Vekili Mehmet Hasdemir, Türkiye’nin organik tarım yapan çiftçi sayısında dünyada 6ncı sırada olduğunu söyledi. Hasdemir, 75 bin çiftçiyle 500 bin hektar alanın üzerinde 200’ün üzerinde üründe organik tarım yapılarak, 200 milyon dolar ihracat gerçekleştirildiğini kaydetti.

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’nün destekleri ile organik tarımda çiftçi sayısı arttı. 1980 yılında 8 ürün ile başlayan organik tarım, bugün verilen desteklerle 200 ürüne çıktı. Bugün 75 bin çiftçi, 500 bin hektar arazide organik tarım yapıyor. Ürettikleri ürünleri açılan organik pazarlarda satan çiftçiler, ülkeye 200 milyon dolarlık ihracat geliri sağlıyor.

Hasdemir, organik tarıma 1980li yıllarda ihraç edilen 8 ürün ile başlandığını ifade ederek, "Şu anda 200ün üstünde üründe organik tarım yapılıyor. 1994 yılında ilk defa ekolojik tarım yönetmeliği çıkarıldı. Daha sonra 2004 yılında organik tarım kanunu çıkartıldı. Şu anda Türkiye’de 75 bin çiftçiyle 500 bin hektarın üzerinde bir alanda organik tarım yapıyoruz. Türkiye organik tarım yapan çiftçi sayısı bakımından dünyada 6ncı sıradadır. Ülkemizde dünya ortalamasının üzerinde bir organik tarım yapma süreci içerisindeyiz. Biz bakanlık olarak organik tarım yapan her çiftçimizin yanındayız. Türkiye 200 milyon doların üzerinde organik ürün ihracatı gerçekleştirmektedir. Dünyanın önemli ihracatçı ülkelerinden biridir. Organik ürünlere olan talep özellikle pandemi sürecinde daha da arttı. Bu da organik tarım için önemli bir fırsat oluşturmakta" ifadelerini kullandı.

Ayaş Gökler köyünde 8 yıldır 35 dönüm alanda organik tarım yapan çiftçi Muharrem Canlı da organik tarıma bakanlığın ’organik meyve’ projesiyle başladığını söyledi. Canlı, şu an 40 kalem üründe organik tarım yaptığını, ürünlerini organik pazarlarda sattığını anlatarak, "Organik tarım yapmak için öncelikle araziniz temiz olacak, arazinizde gübre kullanılmayacak, zaten ilk sene başladığınızda ürettiğiniz ürünleri hemen pazarlarda satamıyorsunuz. İkinci sene kontrollü şekilde satışa çıkabiliyorsunuz. Organik tarım kararını aldıktan sonra ilçe tarım ve sertifika kuruluşları gelip tarlayı ve ürünleri inceliyorlar. Ürünler analize gidiyor ve temiz gelirse satma izni veriyorlar. Organik tarımda kesinlikle gübre ve ilaç kullanamıyoruz. İlaçları da kendimiz doğal olarak yapıyoruz. Kükürt, kireç, sirke, ısırgan otu kullanarak kendimiz yapıyoruz" dedi.

Canlı, Ayaş’ta sadece kendisinin, Ankara’da 70 kişinin organik tarım yaptığını söyleyerek, "Çiftçilerimiz organik tarım yapmaktan korkmasın, o kadar da zor değil. Son birkaç senedir, biz organik tarımdan güzel para kazanıyoruz. Normal tarımdan daha az verim alıyoruz ama satarken de daha pahalı sattığımız için para kazandırıyor. Bu sene sadece domateste 15 ton verim aldım. Toplam bütün ürünlerde de 30 ton üretim yaptım" diye konuştu.

11.11.2020
Devamı

AOÇ Arazisinde Yeniden Tarım!

Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 3 yıllığına kiralanan Atatürk Orman Çiftliği arazisinde tarım yeniden başladı. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikal edişinin 82. yılında, Atatürk Orman Çiftliği’ne Macar Fiği tohumu ekimi yapan Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, mayıs ayında hasadı yapılacak ürünleri hayvancılıkla uğraşan Başkentli çiftçilere hibe olarak dağıtacak.

 

Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın kırsal kalkınma projeleri arasında önemli bir yere sahip olan ve 3 yıllığına kiralanan Atatürk Orman Çiftliği arazisinde uzun yıllardan sonra tarım yapmaya başladı. Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı arazide hayvancılıkta kullanılan Macar Fiği tohumu ekimi gerçekleştirdi.

 

Atatürk Orman Çiftliği arazisine hayvan yemi olarak da kullanılan Macar Fiği ekimi yapan Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, elde edilecek yemi hayvancılıkla uğraşan Başkentli çiftçilere hibe olarak dağıtacak.

Hem üreticilere destek olmayı hem de Başkent ekonomisini kalkındırmayı amaçlayan Büyükşehir Belediyesi, 10 Kasım’da ekimi tamamlanan ve 130 ton yem elde edilmesi hedeflenen Macar fiğini balyalar halinde ve eşit bir şekilde çiftçilere ücretsiz ulaştıracak.

 

Başkent’te kırsal kalkınmayı geliştirmeye yönelik tarım projelerine ağırlık veren Büyükşehir Belediyesi, Atatürk Orman Çiftliği arazisinde 300 dekarlık alanın 174 dekarına ekilen Macar Fiği tohumunun hasadı ise mayıs ayında yapılacak.

Macar Fiği ekerek kent genelinde hayvancılık yapan çiftçilerin ekonomisine destek olmayı amaçladıklarını vurgulayan ve arazide önümüzdeki yıl sebze yetiştirmeyi planladıklarını açıklayan Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Fazıl Köremezli, şu bilgileri verdi:

“ Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak Atatürk Orman Çiftliği'nin 300 dönümlük kısmını kiralamıştık. Bu arazide geçen sene ilk kez ekim ve hasat gerçekleştirmiştik. Bu sene yine hayvan yemi olarak kullanılmak üzere Macar Fiği ekimi yapıyoruz. Yetiştirilen ürünleri Ankara'da hayvancılıkla uğraşan çiftçilerimize balyalar halinde ücretsiz olarak dağıtımını gerçekleştireceğiz. 300 dönümlük arazinin 174 dönümünde Macar Fiği ekimi yaptık geri kalan kısmında da önümüzdeki yıl Atatürk Orman Çiftliği'nin ruhuna uygun şekilde sebze yetiştirmek istiyoruz. Yetiştirilen sebzeleri de Başkentlilerin bu araziye gelip hasadı görmelerini ve elde edilen organik ürünleri almalarıyla ilgili bir çalışma yapıyoruz.”
11.11.2020
Devamı

Isparta Tarım Fuarına Covid-19 Engeli!

Isparta’da 19-22 Kasım tarihleri arasında yapılması planlanan 16. Göller Bölgesi Yayla Şartlarında Tarım ve Hayvancılık Fuarı, kentte Kovid-19 vakalarında yaşanan artış nedeniyle iptal edildi.
Isparta Valiliği’nden yapılan duyuruda fuarın kamu sağlığı gözetilerek iptal edildiği bildirildi.

Isparta Ticaret Borsası da yaptığı açıklamada, “Isparta Ticaret Borsası öncülüğünde gerçekleştirilen Göller Bölgesi Yayla Şartlarında Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın 16.’sının bu yıl 19-22 Kasım 2020 tarihlerinde gerçekleştirilmesi planlanmıştı. Ancak içinde bulunduğumuz pandemi sürecinde vaka sayıları Isparta ilimizde ve ülkemiz genelinde ciddi artış göstermiştir. Bu sebeple fuarımız, kamu sağlığını gözetmek amacıyla 2021 yılına ertelenmiştir” dedi.
11.11.2020
Devamı

“Geleceğe Nefes” Kampanyasına 30 Ülkeden Destek

“Geleceğe Nefes” kampanyası bu yıl 30 ülkenin desteği ile 11 Kasım saat 11.11’de gerçekleştirilecek.
 
Geçtiğimiz yıl Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda başlatılan ‘Geleceğe Nefes’ kampanyası bu yıl ilk defa Azerbaycan, Bosna – Hersek, Malta, Kosova, Senegal, Kazakistan ve Ukrayna gibi yaklaşık 30 ülkenin de katılacağı Milli Ağaçlandırma Günü kapsamında 83 milyon fidan toprakla buluşacak.
 
Geçtiğimiz yıl YouTuber Abdullah Enes Şahin’in sosyal medya hesabından paylaştığı “Ağaç dikme bayramı” önerisine kayıtsız kalmayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 11 Kasım Ağaçlandırma Seferberliği Konulu Cumhurbaşkanlığı Genelgesi yayınlandı. Ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan büyük öneme sahip ormanları korumak, sürdürülebilir şekilde yönetmek ve gelecek nesillere aktarmak amacı ile her yıl 11 Kasım gününün, “Milli Ağaçlandırma Günü” olarak kutlanması kararı alındı.
 
11 Kasım 2019 saat 11.11’de 81 ilde aynı anda 11 milyon fidanın toprakla buluşturulması için Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü’nün koordinasyonunda başlatılan kampanya, vatandaşlardan gördüğü yoğun ilgi ile bir seferberliğe dönüştü. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Eşi Emine Erdoğan’ın da katılımı ile 81 ilde aynı anda canlı bağlantılarla gerçekleşen organizasyonda 11 milyon hedefi aşılarak yaklaşık 14 milyon fidan, 7’den 77’ye her kesimden vatandaşın gönüllü katılımı ile dikildi.
 
Guinness Rekorlar Kitabına Girildi
 
Geçen yıl 81 ilde 2023 noktada gerçekleştirilen fidan dikme etkinliğinin önemli noktalarından biri de Çorum oldu. Çorum Guinness Rekorlar kitabına adını altın harflerle yazdırdı.  232 bin 647 adet fidan ile Endonezya'ya ait olan '1 saatte en fazla fidan dikme' dünya rekoru, Çorum'da 3 bin kişinin katılımı ile dikilen 303 bin 150 fidanla Türkiye adına tescil ettirildi. '1 saatte en fazla fidan dikme' rekorunu sırtlayan Çorum Celilkırı mevkiinde toprakla buluşan fidanların hepsi tuttu. Geçen yıl vatandaşların katılımı ile yürütülen rekor demesi bu yıl pandemi nedeniyle farklı bir konsepte yapılacak. Dünya üzerinde bitkilerle yapılmış en büyük resmi gerçekleştirmek için çalışmalar son hızla devam ediyor.
81 il ve 70 ülke temsilcisi ile aynı anda fidan dikilecek
11 Kasım günü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın teşrifleriyle düzenlenecek Ankara’daki program, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Çubuk yerleşkesinde yapılacak. Geçen yıl vatandaşların da yoğun ilgisi ile bir seferberliğe dönüşen organizasyon için bu yıl ilk defa yurt dışından da katılım olacak. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü koordinasyonundaki etkinliğin yurt dışı organizasyonu için Dışişleri Bakanlığı ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) destekleriyle yaklaşık 30 ülkeden katılım sağlanacak. Aralarında başta kardeş ülke Azerbaycan olmak üzere, Bosna-Hersek, Irak, Libya, Malta, Karadağ, Kazakistan, Gürcistan, Ukrayna, Sırbistan, Afganistan, Kosova, Özbekistan, Senegal ve Arnavutluk gibi pek çok ülkenin yer aldığı etkinlikte sahada 70 ülke temsilci Türkiye ile aynı anda fidan dikecek.
 
Anıtkabir’e 82 fidan dikilecek
 
11 Kasım tarihinde Türkiye genelinde gerçekleştirilecek fidan dikim etkinliklerinden bir gün önce, 10 Kasım Atatürk’ü Anma gününde, 81 il ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni temsilen toplam 82 adet fidan, Yüce Atatürk’e duyulan şükran ve bağlılığın bir ifadesi olarak, Ulu Önder Atatürk'ün naaşının bulunduğu Anıtkabir'in bahçesine dikilecek.
 
Pandemi için gerekli tüm tedbirler alındı
 
Türkiye’nin orman varlığını artırmanın yanı sıra, aynı zamanda toplumda ağaç ve orman sevgisini geliştirmeyi, çevresel farkındalığı artırmayı ve çevreye duyarlı nesiller yetiştirmeyi amaçlayan sosyal bir etkinlik olan “GELECEĞE NEFES” Ağaçlandırma Projesi kapsamında, bu yıl pandemi süreçlerinden dolayı Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü tarafından tüm çalışmalar titizlikle yürütüldü. 
 
Etkinliğin bütün illerde ve ilçelerde pandemi kurallarına uygun bir şekilde sorunsuz ilerleyebilmesi için valiliklerin koordinasyonunda, kamu kurumları, il milli eğitim müdürlükleri, belediyeler, askeri birlikler, muhtarlar ve sivil toplum kuruluşları temsilcileri gibi sürece katılımında gereklilik ve yarar görülen her taraf ile programın icrasına yönelik koordinasyon toplantıları yapıldı.
 
Bahçelerine fidan dikmek isteyenlere bedelsiz fidan
 
Pandemi nedeniyle, etkinlik sahalarına gidemeyip kampanyaya uzaktan katılım sağlamak isteyen vatandaşlara, yaşadıkları ortamı güzelleştirmeleri ve yeşil örtüyü geliştirmek amacıyla evlerinin etrafına veya site bahçelerine fidan dikmelerini teşvik edilmesi için talep edenlere bedelsiz fidan verilecek.
 
Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak yürütülen "Tohumdan Ormana Projesi" kapsamında, ilk ve ortaokula giden yaklaşık 12 milyon öğrenciye, bedelsiz verilecek tohum setleri, il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlükleri vasıtasıyla dağıtıldı. Çocukların bu tohumlar ile evlerinde kapta fidan üretimi yapmaları sağlanacak.
 
Dikim için en uygun alanlar belirlendi
 
Vatandaşların kolayca dikim sahalarına ulaşabileceği okul, üniversite, hastane, ibadethane bahçeleri, yol kenarları, köylülerce kullanılan kamusal alanlar, çeşitli kamu kurumlarının bahçeleri ile Orman Genel Müdürlüğü’nün ağaçlandırma ve toprak muhafaza çalışmaları yaptığı yerleşim yerlerine yakın sahalar öncelikli fidan dikim alanları olarak belirlendi.
Projenin faydaları saymakla bitmiyor
 
Proje kapsamında dikilen fidanlardan oluşan ormanlar, kampanya kapsamında hedeflenen sosyal faydalarının yanı sıra, dikim yapılan sahanın özelliğine göre; toprak kaybını önleyerek erozyonun şiddetinin düşürülmesi, ülkemiz yeşil dokusunun geliştirilerek, orman varlığının artırılması, yabani hayvanlara besin sağlayarak, popülasyonlarının gelişimine destek olunması, özellikle kamusal alanlarda yapılan ağaçlandırmalar ile çocukların, gençlerin ve vatandaşların daha yeşil, havası daha temiz ve oksijeni bol bir ortamda yaşamalarına hizmet etme gibi pek çok fayda sağlıyor. Proje ayrıca, dikilen çiçekli ve aromatik bitkiler sayesinde, bal üretimi desteklenirken, rekreasyonel alanların oluşumuna ve odun dışı ürün ve hizmetler alanında vatandaşların gelir sağmasına katkı sunuyor.
10.11.2020
Devamı

Kahramanmaraş’lı Çiftçilere Yem Bitkisi Tohumu

Kahramanmaraş Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı olan çiftçilere yem bitkisi tohumu dağıttı.

Kahramanmaraş’ta sonbahar hasat dönemi ile ilkbahar ekiliş dönemi arasında geçen sürede vejetasyon süresi yem bitkileri yetiştiriciliğine uygun tarımsal üretim alanları ile nadas alanlarında, hayvancılığın ihtiyaç duyduğu kaliteli kaba yem ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce hazırlanarak Tarım ve Orman Bakanlığına sunulan, yüzde 75 Bakanlık ve yüzde 25 çiftçi katkısı şeklinde uygulanacak "Ara Dönem Yem Bitkileri Yetiştiriciliği Projesi" Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünce kabul edilerek uygulanmaya başlandı.

Bu kapsamda, Kahramanmaraş Tarım Kredi Kooperatifi Müdürlüğü aracılığı ile piyasadan temin edilen, sertifikalı veya analiz raporlu adi fiğ, macar fiği, yem bezelyesi, tritikale ve arpa olmak üzere toplam 439 bin 500 kilogram yem bitkisi tohumu satın alınarak, talepler doğrultusunda İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri aracılığı ile Çiftçi Kayıt Sistemine kayıtlı olan Kahramanmaraşlı çiftçilere dağıtımı yapıldı.

 
Proje kapsamında İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından dağıtım töreni yapılırken, programa Tarım Kredi Kooperatifi Gaziantep Bölge Müdürü Mustafa Aslan, İl Tarım ve Orman Müdür Vekili Salih İnan, İl Müdür Yardımcısı Ramazan Bilir, Çayır Mera ve Yem Bitkileri Şube Müdürü Hüseyin General, Onikişubat İlçe Tarım ve Orman Müdürü İsmail Kıraç, teknik personeller ve üreticiler katıldı.
Proje bütçesi 2 milyon 430 bin 200 TL olurken, 26 bin  dekar alanı kapsıyor. Yem bitkisi yetiştiriciliği yapmak isteyen Kahramanmaraşlı çiftçiler, İlçe Müdürlükleri aracılığı ile sertifikalı Adi Fiğ + Arpa, Macar Fiği + Arpa ve Yem Bezelyesi + Tritikale karışımı yem bitkisi tohumluk dağıtımı yapılacak. Aynı zamanda yem bitkisi üretimi yapacak bu çiftçilerimize, başvurmaları halinde sertifikalı tohum, mazot gübre ve yem bitkisi üretim desteği verilebilecek.
Dağıtımı yapılan bu tohumluklar ile çiftçiler yaklaşık 35 bin ton kaliteli kaba yem üretimi yaparak, Kahramanmaraş’taki hayvancılığının ihtiyacı olan kaliteli kaba yem açığının kapatılmasına katkı sağlayacak.

10.11.2020
Devamı

Malatya’da Besicilerin Saf Irk Sorunu!

Malatya genelinde Hayvancılık sektöründe kalıcı ve çözüm odaklı adımların atılması gerektiğini söyleyen Veteriner Hekim Hamza Biçer,” Malatya’da saf ırk üretimi için bu şart. Aksi halde hem üretici hem de tüketici için önümüzdeki birkaç yılda büyük sorunlar karşımıza çıkacak” dedi.

Besicilerin en büyük sorunun Saf Irk bulamama olduğunu söyleyen Biçer, sözlerine şöyle devam etti;

” Kırmızı et ihtiyacının önemli bir kısmını büyükbaş hayvanlardan sağlayan Türkiye’de etçi sığırların geliştirilmesi ve sayılarının artırılması noktasında çalışmaların başlatılması gerekiyor. Malatya’da Büyükbaş hayvancılık yapan çiftçilerin en büyük sorunu saf ırk bulmadır. Bugün bir Hayvan Çiftliğine gidildiğinde, hatta en basiti Hayvan Pazarına gidildiğinde saf ırk bulamıyoruz. Hayvancılık sektörünün canlanması için saf ırk hayvanların piyasaya kazandırılması gerekiyor.” dedi.  Kurum ve kuruluşlar tarafından desteklerin çıkarılması gerektiğini, üretim bandında etkili hamlelerin yapılmasının şart olduğunu vurguladı.

Yem fiyatlarının artması ile üretimde maliyetin arttığını ve bu artışın fiyatlara yansıyacağını vurgulayan Veteriner Hekim Hamza Biçer,” Yem fiyatlarındaki artış ve bakım maliyetlerinin yükselişi Besicilerin belini büktü. Son bir ayda hayvan yemlerinde yüzde 35lik bir zam görüldü. Bu da haliyle et, süt ve hayvan ürünlerine yansıyacak. Saf et ırkı ve saf süt ineği ırkı bulunmadığı için minimum maliyet ile maksimum üretim elde edilemiyor. Bahsettiğimiz bu konular nedeniyle, Malatya’da saf ırkların Besicilere yayılması ve bu ırkların damızlık şekilde üretilmesi şart. Kurum ve Kuruluşların bu hususta elini taşın altına koyması gerekiyor. Bu işi yapmak isteyen özel teşebbüslere de ön ayak olunması gerekiyor. “ sözlerini kullandı.
10.11.2020
Devamı

ÇİN’E İLK KEZ KANATLI ET VE ÜRÜNLERİ İHRACATI BAŞLADI

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, dünyanın önemli ithalatçılarından biri olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin kapılarının Türk kanatlı sektörüne açıldığını belirterek, 6 Kasım itibariyle ilk kez kanatlı et ve ürün ihracatının başladığını söyledi.
Bakan Pakdemirli, Türkiye’den Çin Halk Cumhuriyeti’ne kanatlı et ve ürünleri ihracatının yapılması amacıyla yürütülen çalışmaların meyvelerini verdiğini açıkladı.

Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında uzun süredir devam eden resmi temas ve görüşmelerin ardından “Türkiye’den Çin’e İhraç Edilebilecek Kanatlıların Denetimi, Karantina ve Veteriner Sağlık Şartları Hakkında Protokol Taslağında” anlaşma sağlandı.

Hazırlanan veteriner sağlık sertifikası modeli ve ülkemizden ihracat talebi bulunan 38 adet işletme bilgisi Çin Halk Cumhuriyeti yetkililerine iletildi. Anlaşmaların ardından 15 Ekim 2020 tarihi itibariyle kanatlı et ve ürünleri ihracatı başladı.

Bakan Pakdemirli; “Ülkemizden Çin’e ilk kez kanatlı et ve ürün ihracatı gerçekleştirilecek. Bakanlığımız tarafından uzun süren çalışmalar sonucunda, kanatlı eti ve ürünlerinin ihracatında, dünyanın önemli ithalatçılarından biri olan Çin Halk Cumhuriyeti’nin kapıları Türk kanatlı sektörüne açması, sektörümüz açısından çok önemlidir. Önümüzdeki süreçte daha fazla kanatlı işletmesinin ihracat yapması için bakanlık olarak onaylı işletme sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalarımız devam edecek” dedi.

“DÜNYANIN 73 ÜLKESİNE KANATLI ETİ İHRAÇ EDİYORUZ”
Türkiye’nin kanatlı et üretiminde dünyada sayılı ülkelerden biri olduğunu kaydeden Bakan Pakdemirli, “Üretimden tüketime tüm aşamalarda gıda güvenilirliğini uyguluyoruz. Bu güvenilirliği sağladığımız için söz konusu ürünlerimizi Irak, Gürcistan, Japonya, Rusya Federasyonu ve Gümrük Birliği ülkelerinin de dâhil olduğu toplam 73 ülkeye ihraç etmekteyiz. 2019 yılında 613 milyon dolar, kanatlı et ve ürünleri ihracatı gerçekleştirdik. Önümüzdeki dönemde bu ihracatımızı daha artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Bakan Pakdemirli, 2020 yılı içerisinde Çin’e süt ürünleri ihracatının da başladığını ve 56 işletmenin onaylandığını hatırlatarak, hali hazırda süt ürünleri ihracatının sorunsuz bir şekilde devam ettiğini de sözlerine ekledi.
 ​
 
 
10.11.2020
Devamı

Hayvancılık Kredi Başvurusu Nasıl Yapılır?

Tarım ve orman Bakanlığı tarafından her yıl yüzlerce çiftçiye geri ödemesiz kredi imkânı sağlanıyor. Kredi, Ziraat Bankası tarafından temin ediliyor. Başvuru yapanlar TKDK tarafından IPARD ve IPARD2 projeleri kapsamında hayvancılıkla uğraşanlar için sunuluyor. Bakanlık tarafından talep edene 30 bin TL’ye varan hibe ve destek kredisi veriliyor.
Ziraat bankası devlet bankası olması yönüyle de uygun ödeme imkanı sağlıyor. Yeterli şartları bulunduran çiftçiye hayvan kredisi desteği sağlanmaktadır. Buna göre;
Koyun, kuzu, keçi vb. türündeki hayvanların edinilmesi
Arı, ördek, kaz vb. türdeki kanatlı ve kümes hayvanlarının edinilmesi
İnek, dana, manda vb. türdeki büyükbaş hayvancılığın edinilmesinde finansal destekler sağlanmaktadır.
Sağlanan avantajların arasında hayvan kredisine ek olarak hayvan yetiştirirken gerekli olan ekipman ve gıda desteği alımları da çiftçiler için uygun şekilde belirlenmiştir.
 Peki hayvan kredisi almak için gerekli şart ve koşullar için nelerdir sorusu ise en çok merak edilen konulardan birisidir.

Geri ödemesiz hayvan kredisi başvuru şartları nelerdir?

Halihazırda zaten hayvancılıkla uğraşan çiftçilerin yetiştirdikleri hayvanların küpe numaralarını bildirilmesi,
Kredi için başvuruda bulunacak kişinin Çiftçi Kayıt Sisteminde yer alması,
Krediye başvuran kişinin talep ettiği kredi miktarı kadar ipotek edebileceği bir gayrimenkulünün bulunması
Düzenli maaşı olan ve maaş bordrosunu gösterebilecek iki adet çalışan kefil
Başvuru yapacak kişinin Ziraat Bankasına doğrudan ve şahsen gidip başvuruda bulunması
3 yıllık bir bilanço ve teminatın bankaya bildirilmesi şartları bulunmaktadır.
10.11.2020
Devamı

Sarıbal: Türkiye Dünya Pazarındaki Gücünü Kaybediyor!

CHP Bursa Milletvekili ve PM üyesi Orhan Sarıbal, tarımsal hasıladaki düşüş nedeniyle ülke tarımının her gün kan kaybettiğini belirterek, “Bu durum dünyadaki konumumuzu da etkiliyor. ‘Ülke uçuşa geçecek’ denilen ucube Cumhurbaşkanlığı Sisteminde tarımdaki gerileme daha da arttı.  Yeni sisteme geçtikten sonra 2018, 2019 yıllarında dünya tarımsal hasıla içindeki payımız son 39 yılın en düşük oranına geldi” dedi.
CHP Genel Başkanı Tarım Politikaları Başdanışmanı da olan Orhan Sarıbal, tarım sektörünün ekonomik kriz yaşanan 2001 döneminden bile daha kötü duruma geldiğini söyledi.
 
Son 39 Yılın En Düşüğü
Sarıbal, “2001 krizinde ülkemizin dünya tarımsal hasıla içindeki payı %1.59 idi. Tek adam keyfi yönetimine geçildiği 2018 yılında bu oran 1981 yılından sonraki en düşük oran olan 1,33’e düştü. Türkiye’nin dünya tarımsal hasıla içindeki payı 2019 yılında ise %1,38 oldu. Son 39 yıl içerisinde dünya pastasındaki en düşük pay 2018 ve 2019 yıllarında, ‘tek adam keyfi yönetimi’nde gerçekleşti” dedi.
 
Dünya tarımsal hasılanın 2019 yılında 3,5 trilyon dolar olduğunu hatırlatan Sarıbal, şöyle devam etti:
 
Çok Ürün Verip Az Döviz Kazanıyoruz
“Dünyanın üretilen ürünlerin ekonomik değeri her geçen gün artarken ülkemizin tarımsal hasılası dolar kuru karşısında sürekli değer kaybediyor. Bu durum üreticiminiz ürünün aynı para birimi ile daha çok ürün satarak daha az para kazanması anlamına geliyor. Üreticilerimiz, dövize bağlı olarak her gün zam gören girdilerle ürettikleri ürünlerini hak ettikleri değerde satamıyor. Çiftçimiz emeğinin karşılığını alamazken ülkemiz de daha az döviz girdisi sağlıyor.”
09.11.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den IPARD- II Destekleri Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 9. Başvuru Çağrısı 2. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 564 projeye 261 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.  
Bakan Pakdemirli, Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar sektöründen 79, Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme sektöründen 485 olmak üzere toplam 564 projeye yaklaşık 261 milyon lira hibe desteği sağlanacağını dile getirdi.
Bu hibe sayesinde yaklaşık 438 milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesinin hedeflendiğini ifade eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumumuzun uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 11 Kasım 2020 tarihinde yayımlanan 9. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 2. grup sonuçları belli oldu.
Buna göre, Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar Tedbirinde;
 
18’i süt üreten tarımsal işletmeler,
45’i kırmızı et üreten işletmeler,
16’sı kanatlı eti üreten işletmeler yatırımı,
Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbirinde;
342’si bitkisel üretim, işleme ve paketleme,
47’si arıcılık ve arı ürünleri üretim, işleme ve paketleme,
29’u zanaatkârlık ve katma değerli ürünler yatırımı,
27’si kırsal turizm ve rekreasyon yatırımı,
3’ü su ürünleri yetiştiriciliği yatırımı,
11’i makine parkları yatırımı,
26’sı yenilenebilir enerji yatırımı olmak üzere toplam 564 projeye hibe desteği sağlanacak.”
 
3 BİN 924 PROJEYE 1,6 MİLYAR LİRA DESTEK
 
Bakan Pakdemirli, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu tarafından 2020 yılı içerisinde toplam hibe desteği 1,6 milyar TL olan 3 bin 924 projenin desteklenmek üzere onaylandığını ve yatırımların başlatıldığını söyledi.
9. Başvuru Çağrısı 2. Grup kapsamında onaylanan projeler www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklandı.
09.11.2020
Devamı

Mamak’ta Üretici ve Tüketici Kazanacak

Ankara İl Tarım Müdürlüğü ile Mamak Belediyesi arasında imzalanan gıda, tarım, hayvancılık ve kırsal kalkınma alanlarında işbirliği protokolü, Mamak Belediyesi Üreğil Millet Bahçesi'nde gerçekleştirildi.  Protokol törenine Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, Mamak Kaymakamı Ali Sırmalı, Mamak Belediye Başkanı Murat Köse ve Ankara Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Korkmaz, meclis üyeleri, başkan yardımcıları, Mamak Kadın Kooperatifi üyeleri ve çiftçiler katıldı.

İşbirliği protokolünün amaçlarına değinen Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu da, "Mamak ilçemizdeki özellikle kırsal mahalleleri kapsayan, gıda, tarım, hayvancılık ve kırsal kalkınma konularındaki işbirliği protokolü, hem önder olması hem vizyoner bakış açısının ön plana çıkması hem de bölgedeki çiftçilere sağlayacağı katkılar açısından çok büyük öneme sahip olacaktır. Yapılacak bu protokolle gıda, tarım ve hayvancılık faaliyetleri ve kırsal kalkınma hamleleriyle yeni projeler ortaya koyulacak, Mamak çiftçisi daha çok üretecek ve daha çok kazanacaktır. Türkiye tarımında oldukça söz sahibi olan başkentimiz Ankara'nın sadece bürokrasi şehri değil, tarım ve kırsal kalkınmada da öncü olacağını buradan Türkiye'ye duyuracağız" dedi.
09.11.2020
Devamı

2021’de En Fazla Tarım ve Hayvancılık Fuarı Düzenlenecek

2021 yılında Ülkemizde düzenlenecek fuar takvimi belli oldu. Buna göre toplam 387 fuarın 46'sı tarım ve hayvancılık alanında gerçekleştirilecek.
 
Tarım ve hayvancılık ile gıda sektörleri, en fazla fuar düzenlenecek alanlar olacak. Bu kapsamda tarım ve hayvancılık sektörüne dair 46, gıda sektörüne ilişkin olarak 32 fuar düzenlenecek.
İstanbul, 5 fuar ile tarım ve hayvancılık alanında en fazla etkinliğe ev sahipliği yapacak il olacak. İstanbul'u 4 fuarla Tekirdağ, 3'er fuarla Balıkesir ve Bursa illeri izliyor.
Fuar takvimine göre, Adana, Antalya, Kayseri, Kırklareli, Konya, Mersin ve Muğla illerinde 2'şer, Aydın, Batman, Burdur, Çorum, Denizli, Edirne, Eskişehir, Isparta, İzmir, Manisa, Mardin, Sakarya, Samsun, Şanlıurfa, Uşak, Ordu ve Yozgat'ta birer tarım ve hayvancılık fuarı yapılacak.
 
Tarım ve hayvancılık alanındaki 46 fuarın 36'sı ihtisas, 10'u ise uluslararası ihtisas türünde olacak. Bu fuarlar özellikle eylül ve kasım aylarında gerçekleştirilecek.
 
Gıda sektöründe de 11 fuarla İstanbul öne çıkıyor. Bu ili, üçer fuarla Antalya, İzmir ve Mersin illeri izlerken Eskişehir'de 2 fuar düzenlenecek. Aydın, Batman, Bursa, Kayseri, Mardin, Manisa, Ordu, Samsun, Şanlıurfa ve Yozgat ise fuar organize edilecek diğer iller olacak.
Gıda sektöründeki 32 fuarın 18 tanesi ihtisas, 14 tanesi uluslararası ihtisas türünde olacak. Bu fuarlar şubat, mart ve eylül aylarına yoğunlaşacak.
 
09.11.2020
Devamı

TSÜAB Başkanı Yılmaz’dan 2020 Tarımsal Desteklemeler Açıklaması

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Başkanı Dr. Ahmet Yılmaz 2020 Yılı Tarımsal Desteklemelere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı ile ilgili bir basın açıklaması yaptı. Yılmaz yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi;

“Başta TSÜAB Yönetim kurlumuz olmak üzere Tohumculuk Sektörünün tüm Paydaşları ile birlikte her platformda ve her fırsatta dile getirdiğimiz Sertifikalı tohum desteklerinde artış talebimiz belirli oranda karşılık buldu” dedi. Yılmaz açıklamasında TSÜAB’ın ve Sektör Paydaşlarının Sertifikalı Tohum Kullanım Destekleri ile ilgili çalışmalarının olumlu sonuç verdiğini, ancak sektör adına Sertifikalı Tohum Üretim desteklerinde de iyileştirmelerin yapılmasını beklediklerini belirtti. Başkan Yılmaz açıklamasına şöyle devam etti;

“Güçlü bir bitkisel üretim için güçlü bir tohumculuk sektörü şarttır. Bunu TSÜAB Yönetim Kurulu olarak temsil ettiğimiz 950 TSÜAB Üyesi firmamız adına her platformda, her fırsatta dile getirmekten vazgeçmedik. Yaşanan pandemi sürecinde ne kadar önemli bir konuya vurgu yaptığımızı herkes görmüş oldu.

Tohum, tarımın stratejik bir girdisi olmakla birlikte kendisi de bir tarım ürünüdür. Ancak, sertifikalı tohumluk üretimlerinin maliyeti normal ürün üretimine göre daha yüksektir. Sertifikalı tohum üretiminde, üretim maliyetlerine ek olarak AR-GE çalışmaları, tohum işleme, etiket, sertifikasyon işlemleri gibi ilave maliyetler ile maliyetler daha da yükselmektedir. Sertifikalı tohum üretim ve kullanım destekleri ile ARGE’ye ayrılan desteklerin artarak devam etmesi gerektiğini Tarım ve Orman Bakanlığı nezdinde yapmış olduğumuz görüşmelerde her fırsatta dile getirdik. Tedirginliğimiz, ödeme zamanı belirsizlikleri ve yıllar itibarı ile sabit kalan desteklerin hem sertifikalı tohum üretim rakamlarının artış ivmesini kaybettireceği hem de çiftçilerimizin sertifikalı tohum kullanma hevesini kıracağı yönünde olmuştu.

Uzun zamandır açıklanmasını beklediğimiz tarımsal desteklerdeki artış miktarlarını 5 Kasım tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararı ile görmüş olduk. Son yıllarda %100’ün üzerinde artış gösteren ilave maliyetlerin yanında tohuma verilen destekler 2015 yılından beri ilk defa artırılmıştır. Sertifikalı Tohum Kullanım desteklerine yapılan artış bir miktar rahatlama sağlamakla birlikte Sertifikalı Tohum Üreten Firmalarımıza verilen destekler yine yerinde saymaktadır.

5553 sayılı Kanun’un 5. Maddesinde yer alan “Tohumculuk sektörü, yurt içinde yatırım yapmak kaydıyla, Avrupa Birliği standartlarında ve uluslararası rekabete uygun bir şekilde gelişmesi amacıyla Bakanlıkça belirlenecek teşvik ve desteklerden yararlandırılır. Destekleme usul ve esasları Bakanlık tarafından çıkarılacak tebliğ ile düzenlenir” denmektedir. Ancak bu Tebliğ şimdiye kadar çıkarılamamış ve tohumculuk Destekleri Tarım Kanunu’nun destekler maddesine dayanılarak düzenlenmiştir. Tohumculuk Kanununda belirtildiği gibi Tohumculuk Destekleri ayrı bir tebliğ ile özel olarak düzenlenmeli, Sertifikalı Tohum Kullanım ve Üretim Destekleri devam ettirilmeli ve 5-7 yıllık planlamalar şeklinde düzenlenmelidir.

Üretime hız kesmeden devam eden Türkiye Tohumculuk Sektörünün öncelikli olarak desteklenen sektörler arasındaki yerini alması bir tercih değil, mecburiyettir.
07.11.2020
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik Hayvancılık Desteklerini Değerlendirdi

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, hayvancılık destekleriyle ilgili yaptığı açıklamada küçükbaş hayvancılıkta mevcut desteklerin sürdürülmesi, bazı desteklerin artırılması ve yeni desteklerin getirilmesinin sektörün gelişimine katkı sağlayacağını söyledi. Nihat Çelik,  “Bu çerçevede anaç koyun başına desteğin 25 liradan 30 liraya, anaç keçi desteğinin ise 25 liradan 35 liraya yükseltilmesini, bu yıl ilk defa göçer yetiştiricilerimize anaç koyun, anaç keçi başına 2 lira ilave destek ödemesi getirilmesini önemsiyoruz” dedi.
 
Çelik, yaptığı açıklamada, dünkü Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan 2020 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Cumhurbaşkanı Kararını küçükbaş hayvancılık açısından değerlendirdi.
 
Anaç koyun, anaç keçi desteği
 
Damızlık koyun, keçi yetiştiricileri birliklerine üye yetiştiricilerin, Bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı anaç koyun başına verilen desteğin yüzde 20 artışla 25 liradan 30 liraya, anaç keçi başına verilen desteğin ise yüzde 40 artışla 25 liradan 35 liraya çıkarıldığı, geçmiş yıllardan farklı olarak koyun, keçi ayrımına gidildiği bilgisini veren Çelik, anaç tiftik keçisi başına ilave 20 lira desteğin geçen yıl sadece Mardin, Siirt ve Şırnak illerine verilirken, bu yıl uygulama tüm illere yaygınlaştırıldığını belirtti.
 
Çelik, bu yıl ilk defa, göçer yetiştiricilerin anaç koyun ve anaç keçi başına ilave 2 lira destek ödemesi getirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.
 
Çoban, sürü büyütme, soy kütüğü desteği
 
Küçükbaş hayvancılık desteklemelerinde, geçen yıl olduğu gibi, çoban istihdam desteğinin 100 baş ve üzeri anaç koyun anaç keçi varlığına sahip işletmelere veya çobanlara 5 bin lira olarak ödeneceğini belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Bir önceki yılın anaç koyun, anaç keçi desteğini alan ve destekleme yılında anaç koyun anaç keçi sayısını artıran işletmelere, bir önceki yılın kuzu ve oğlaklarının, destekleme yılında anaç koyun, anaç keçi vasfına ulaşanlarına Bakanlıkça belirlenen artış oranını aşmamak kaydıyla hayvan başına 100 lira destek ödenecek.
Islah programına dahil olan damızlık koyun ve keçi yetiştiricileri birliklerine üye, Küçükbaş Soy Kütüğü ve Ön Soy Kütüğü Bilgi Sistemi (SOYBİS) ve Bakanlık Hayvan Bilgi Sistemi (HBS) sistemine kayıtlı yetiştiricilerin koyun ve keçilerine hayvan başına 100 lira, soy kütüğü işletmelerinde yetiştirilen koç ve tekeleri alan yetiştiricilere 500 lira hayvan başına destek ödemesi yapılacak.
 
Sözleşmeli üretim kapsamında üretilen tiftiğe 10 lira ilave destek
 
Tiftik ve Yapağı Tarım Satış Kooperatifleri Birliğine (TİFTİKBİRLİK) bağlı kooperatiflere, Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliklerine veya Bakanlığa kayıtlı yün işleme tesislerine müstahsil makbuzu karşılığında satan ve Tiftik Kayıt Sistemi (TKS) veri tabanına kaydettiren üreticilerine oğlak tiftiğinin kilogramına 30 lira, anamal tiftiğin kilogramına 28 lira ve tali tiftiğin kilogramına 20 lira ödeme gerçekleştirilecek.
Sözleşmeli üretim kapsamında üretilen tiftiğe de bu yıl ilk defa ilave 10 lira ödeme yapılacak.”
 
DİTAP desteği getirildi
 
Çelik, bu yıl ilk defa Dijital Tarım Pazarı Platformu (DİTAP) desteği getirildiğini bildirerek, “Tarım ve Orman Bakanlığımızca belirlenen hayvansal ürünlerini DİTAP üzerinden doğrudan veya üyesi olduğu üretici/yetiştirici örgütü üzerinden pazarlayan üreticilere ve besilik hayvanını bu platform üzerinden temin eden ve kararnamedeki şartları sağlayan yetiştiricilere Bakanlığımızca belirlenen dönem, birim fiyat ve kriterler üzerinden destek ödemesi yapılacak” dedi.
Nihat Çelik, küçükbaş hayvancılığa desteklerini esirgemeyen, sektörün sorunlarını çözmek için çalışan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’ye teşekkür etti.

2020 yılı Haziran ayı itibarıyla 55 milyon başı aşan küçükbaş hayvancılığa desteklerin artırılarak sürdürülmesi, yem maliyetlerinin düşürülmesi, çayır ve meraların ıslah edilmesi, orman kapsamında olmayan, tarımsal üretimde de kullanılmayan 15,8 milyon hektar alanın mera kapsamına alınması, sulama yatırımlarının tamamlanarak yem bitkileri ekim alanlarının artırılması, çoban sorunun çözülmesi halinde sektörün hızla büyüyeceğine dikkati çeken Çelik, açıklamasını, “Küçükbaş hayvancılığımızın gelişmesi kırmızı etteki açığımızı kapatacak, koyun ve keçi sütü üretimimizi artıracaktır” şeklinde tamamladı.
06.11.2020
Devamı

Erdoğan’dan Gıda Fiyatları Açıklaması!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, gıda fiyatlarında yükselişe yol açan stokçuluğa göz yummayacaklarını söyledi. Erdoğan, corona virüsü salgını nedeniyle pek çok ülkenin gıda ithalatını kolaylaştıran bir gümrük politikası yürüttüğünü, Türkiye'nin de bu yaklaşımın dışında kalamayacağını ifade etti.

 
Erdoğan, partisinin genişletilmiş il başkanları toplantısında yaptığı konuşmada, “Spekülatörlerin fiyatları yükselttiğini gördüğümüzde ithalat yolunu açıyoruz… Üreticiyi de, tüketiciyi da mağdur eden stokçuluk faaliyetlerine göz yumamayız” dedi.
Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanan karara göre, kırmızı mercimek ithalatında bazı ülke gruplarına uygulanan gümrük vergisi oranı %19.3’ten %9’a düşürüldü. Bosna Hersek (%0) ve Güney Kore’den (%5.2) bu kapsamda yapılan ithalatın gümrük vergilerinde ise değişiklik yapılmadı.

06.11.2020
Devamı

Çiftçilerin Tarım Kredi Borçlarına Yapılandırma!

Önceki gün TBMM Genel Kurulu’nda görüşmelerine başlanan teklifin ilk 10 maddesi dün kabul edildi. Çiftçilerin Tarım Kredi borçları yapılandırma kapsamına dahil edildi.

Geniş kapsamlı yapılandırmaya  AK Parti milletvekilleri tarafından verilen önergeyle Tarım Kredi Kooperatiflerine borcu olan çiftçiler ile kredi kullanan orman köylülerinin  borçlarının da taksitlendirilerek yapılandırılması hükümleri eklendi.

Kabul edilen önergeye göre, Tarım ve Orman Bakanlığınca, tarımsal amaçlı kooperatiflere veya bu kooperatiflerin ortaklarına 3l Ağustos 2020 tarihinden önce kullandırılan krediler yapılandırmadan yararlanacak. Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar Tarım ve orman il müdürlüklerine başvuruda bulunmaları  gerekiyor. ilk taksit 2021 yılı Kasım ayından başlamak üzere ve her yıl ilk taksitin tekabül ettiği ayda toplam beş eşit taksitte ödenecek. 

Tarım ve Orman Bakanlığınca, tarımsal amaçlı kooperatiflere veya bu kooperatiflerin ortaklarına 31 Ağustos 2020 tarihinden önce kullandırılan ve kanun yayınlandığı tarih itibarıyla muaccel hale gelen krediler yapılandırılacak. Daha önce yapılandırılan ancak taksitleri süresinde ödenemeyen borçlar da yapılandırma kapsamında olacak.

İki ay içinde başvurulması halinde, bunların ödenmeyen kısımlarına yüzde 3 faiz uygulanarak yapılandırma gerçekleştirilecek.

Tarımsal krediler 5 yıl vadeyle yapılandırılacak ve ilki 2021 yılı Kasım ayında olmak üzere 5 eşit taksitle ödenecek. Bu ödeme şartlarına uyulması halinde alacakların gecikme cezalarından vazgeçilecek. Kanunun yayınlandığı tarihten sonraki sürelere ilişkin herhangi  bir faiz, zam ve katsayı uygulanmayacak.

Kanun yayınlanmadan önce dava konusu edilmiş alacaklar da borçlunun istemesi halinde, davadan vazgeçme şartıyla yapılandırılabilecek. Hakkında icra takibi başlatılan borçlular da yapılandırmadan yararlanmak isterse, icra takipleri durdurulacak.

Öte yandan aynı önerge uyarınca,  orman köylerinde oturan köylüler ile bu köylülerce kendi aralarında Kooperatifler Kanununa göre kurulmuş veya durumları Kanun hükümlerine intibak ettirilmiş çok amaçlı tarımsal kalkınma kooperatiflerine orman Genel Müdürlüğü tarafından kullandırılan kredilerde yapılandırılabilecek.

06.11.2020
Devamı

Tarımsal Destekleme Kararnamesi Yayımlandı

2020 yılı tarımsal destekleme kararnamesi Cumhurbaşkanlığı kararı ile Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre yayımlanan kararda, çevreye duyarlı tarımsal üretimi yaygınlaştırmak, verimi ve kaliteyi yükseltmek, araştırma ve geliştirme projelerini desteklemek, uygulanan politikaların etkinliğini sağlamak,  sektörün öncelikli problemlerinin çözümüne katkıda bulunmak, sürdürülebilirliği sağlamak ve tarımsal kayıtların güncel tutulması amaçlanıyor.
 
05.11.2020
Devamı

Üretici Fiyatlarında Rekor Artış

(TÜİK) Türkiye İstatisk Kurumu  ekim ayı tüketici ve üretici fiyat endeksi istatistiklerini yayımladı. Ekimde yıllık enflasyon yüzde 11.89 ile beklentiye paralel geldi. Üretici fiyatlarında ise 13 ayın en yüksek yıllık artışı kaydedildi.
TÜİK verilerine göre tüketici fiyat endeksi ekimde bir önceki aya göre yüzde 2.13 arttı. Ekimde yıllık çekirdek enflasyon yüzde 11.48 oldu. Eylül ayında çekirdek enflasyon yüzde 11.32 olarak kaydedilmişti. Veriler gıda enflasyonundaki yüksek seyrin devam ettiğini gösterdi. Buna göre ekim ayında gıda fiyatlarında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16.51 artış meydana geldi. Böylelikle yıllık bazda gıda fiyatlarında 14 ayın en yüksek enflasyonu görüldü. Bir önceki aya göre gıda enflasyonu ise yüzde 3.03 oldu. Gıda ve alkolsüz içecekler, çeşitli mal ve hizmetler grubunun ardından yıllık enflasyonu en yüksek grup oldu.

ÜRETİCİ FİYATLARINDA HIZLI ARTIŞ
Yıllık en düşük artış yüzde 0.67 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda yaşandı. Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, yüzde 2.22 ile giyim ve ayakkabı, yüzde 5.48 ile haberleşme ve yüzde 7.36 ile eğitim oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, yüzde 27.40 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 16.51 ile gıda ve alkolsüz içecekler ve yüzde 15.60 ile sağlık oldu.
 
Ekimde üretici fiyatlarında hızlı bir artış yaşandı. Yıllık bazda üretici fiyat endeksi yüzde 18.20 artarak üretici fiyatlarında 13 ayın en yüksek enflasyonu oldu. Bir önceki aya göre ise yüzde 3.55 yükseliş meydana geldi.
 

 
 
05.11.2020
Devamı

TBMM'de Tarım ve Orman Bakanlığının Bütçesi Görüşülüyor

Tarım ve Orman Bakanlığının 2021 yılı bütçe görüşmeleri TBMM Plan Bütçe Komisyonunda görüşmelere başladı.

Tarım ve Orman Bakanlığının üst düzey bürokratlarının tam kadro yer aldığı TBMM Plan Bütçe Komisyonunda bakanlık bütçesi görüşmelerinin bugün geç saatlere kadar süreceği  öngörülüyor.
 
05.11.2020
Devamı

Aydemir'den Tarım Ve Hayvancılık Meslek Lisesi Önerisi Kabul Edildi

AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir'in, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu 2021 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Milli Eğitim Bakanlığı etabı görüşmelerinde talep ettiği, Erzurum'da Tarım ve Hayvancılık Meslek Lisesi açılması önerisi kabul edildi.


Milletvekili Aydemir yaptığı açıklamada, ‘Milli Eğitim Bakanlığı Bütçe görüşmelerinde Erzurum için talepte bulunduğumuz Tarım ve Hayvancılık Meslek Lisesi, Sayın Bakanımız Ziya Selçuk'un kabul müjdesiyle karşılanmıştır. Hayırlı olsun inşaallah. ‘ dedi.
 
Aydemir Beklentileri Seslendirdi
 
AK Parti Erzurum Milletvekili, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi İbrahim Aydemir Milli Eğitim Bakanlığı 2021 Yılı Bütçesi görüşmelerinde Erzurum'a yönelik talepleri dile getirdi, yapımı devam eden eğitim ve öğretim projelerine yönelik beklentileri aktardı, Atatürk Üniversitesi ve ETÜ ile ilgili paylaşımda bulundu.
 
Eğitimde Erzurum Projeleri
 
Milletvekili Aydemir, Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi sunumunda, Erzurum Tarım ve Hayvancılık Meslek Lisesi kurulması, Atatürk Üniversitesi Çoklu Otopark Projesi, Kâzım Karabekir Eğitim Fakültesi Kampüsü Projesi, Açık Öğretim Fakültesi Hizmet Binası Projesi, Atatürk Üniversitesi Batı Kampüsü Projesi, ETÜ Dijital Eğitim Projesini gündeme getirdi. Milletvekili Aydemir, Hınıs, Tekman, Palandöken, Yakutiye, Aziziye ve Köprüköy ilçelerinde yeni derslik ve okullara ihtiyaç bulunduğunu kaydetti.

Aydemir YÖK'e Talepleri İletti

Atatürk Üniversitesi ve Erzurum Teknik Üniversitesi'nin ülke ve bölgenin iki yüz akı yüksek eğitim kurumları olduğunu belirten Milletvekili Aydemir, Milli Eğitim Bakanlığı Bütçe görüşmelerinde projelere dönük beklentileri dillendirip, YÖK Başkanı Yekta Saraç'tan müzaharet istedi.

Eğitimde Ak Reform

AK Parti iktidarı döneminde Milli Eğitim odağında da reformlar gerçekleştirildiği, hayati yatırımlar yapıldığı, ülkenin her ilinde olmak üzere 200'ü aşkın üniversitenin kurulduğunu belirten Milletvekili Aydemir, ‘Noksanlarımız yok mu? Elbette var. Hayat her gün önümüze başka sayfalar açıyor. Biz okullaşma oranlarını çok artırdık ama yetmiyor, kifayet etmiyor, bugün yine ihtiyaç var. ‘ dedi.


İlçelerin Okul Ve Derslik Talebi

Milletvekili Aydemir, ‘Erzurum bağlamında söyleyeyim: Erzurum'da şu anda Hınıs'ta, Tekman'da, Palandöken'de, Yakutiye'de, Aziziye'de, Köprüköy ilçelerimizde okullara ihtiyaç var. Bunu söyleyeceğiz, konuşacağız, siz de söylüyorsunuz. Yani her şey mütekâmil demek doğru değil, elbette ki kâmil hâle getirmeye çalışıyoruz. ‘ kaydını düştü.

Aydemir'den Tarım Ve Hayvancılık Meslek Lisesi Talebi

Erzurum'da mekân ve adreslerin bir hususiyet ifade ettiğine vurgu yapan Milletvekili Aydemir, ‘Erzurum tarım ve hayvancılığın zirve bulduğu bir il. Burada bir okula ihtiyacımız var, okulun adı “Tarım ve Hayvancılık Meslek Lisesi.” Bunun yeri de var, şu anda Aziziye ilçemizde yatılı okul var, orada çok az sayıda öğrencimiz var, onlar bir başka yere plase edilerek, yönlendirilerek burası pekâlâ bu mevzuda eğitime açılabilir. Böyle bir ihtiyacımız var, hususen talep ediyorum. ‘ dedi.

‘Atatürk Üniversitesi özel ve güzide bir yüksek öğretim kurumu'

Atatürk Üniversitesinin yaklaşık yetmiş yıla varan bir serencamı olduğu, ülke çapında bir yüz akı eğitim kurumu hüviyetini taşıdığını belirten Milletvekili Aydemir, ‘Bütün üniversitelerimiz öyledir. Elhamdülillah, 200 küsurun üzerine çıktık, hepsi de nitelik ifade ediyor, hepsinde de bir özel gayret var, hepsi de milletin gönlünde, yüreğinde özel yer etti. Ama Atatürk Üniversitesinin ismi de özeldir, eğitim zemini de çok özeldir. Dolayısıyla, birtakım projelerimiz var, geliştiriyoruz, yapıyoruz. ‘ diye konuştu.
Erzurum Üniversitelerinin Yürüttüğü Projeler

Yürütülen projelerle ilgili destek talebinde bulunan Milletvekili Aydemir, Atatürk Üniversitesine yönelik olarak, ‘Bir çoklu otopark projemiz var. Kâzım Karabekir Eğitim Fakültemiz var. Kampüsün içerisinde yeni bir bina lazım. Böyle bir projemiz var, özellikle müzahir olmanızı istirham ediyoruz.

Yine, Açıköğretim Fakültesi, kendi parasıyla yapacak; bir idari bina ve depo projesi yürütülüyor. Onda bir talebimiz yok. Bunlar tabii, size söylerken Maliye Bakanlığına yönlendirme adına ben bunları özellikle söylüyorum ve o bütçelerde de konuşacağız. Batı Kampüsümüz var, büyüdü üniversitemiz, orada yemekhane ihtiyacımız var, ona dönük bir not düşüyorum. Yine kütüphane ihtiyacımız var.

Erzurum Teknik Üniversitesi; Erzurum'da, Doğu Anadolu Bölgesi'nde çok özel bir anlam ifade ediyor ve epeyce de bir mesafe aldı, şimdi dijital eğitime dönük bir gayretleri var. Bir proje gelmesi durumunda, hususi bir sahiplenme üzere olursak çok memnun oluruz. ‘ dedi.
 
 
 
 
 
05.11.2020
Devamı

Çiftçinin 211 Milyar TL Alacağı Var

Tarım ve Orman Bakanlığı 2021 yılı bütçesinde çiftçi desteklerinin 2020 yılı ile aynı kalmasını eleştiren CHP Bursa Milletvekili ve PM üyesi Orhan Sarıbal, “Bütçede ülke çiftçisinin sorunlarını çözümüne ilişkin kaynak ayrılmamış. Bu bütçe çiftçimizin değil, ithalat lobilerinin ve dolayısıyla yabancı ülkelerin çiftçilerinin bütçesi” sözleriyle tepki gösterdi.

Türkiye’nin 2021 yılı Gayri Safi Milli Hasılasının (GSMH) 5.6 trilyon olduğunu hatırlatan Sarıbal, Tarım Kanununu göre bugüne kadar çiftçiye verilmesi gereken 211 milyar TL’nin verilmediğini söyledi. Sarıbal şunları söyledi:
 
Çiftçinin 211 Milyar TL Alacağı Var
“5488 sayılı Tarım Kanunun 21. Maddesine göre çiftçiye verilecek destek GSMH’nin %1’den az olamaz. Yani en az %1 olması gerekir. Yasaya göre bu yıl çiftçiye verilmesi gereken doğrudan destek en az 56 milyar TL. Kanun böyle diyor. Bu kanunu kim yaptı AKP. Ne zaman çıkardı; 25 Nisan 2006 yılında. 2007 yılında hayata geçti. Bu rakamlar üzerinden değerlendirdiğimizde, 2007’den 2021’i de dahil ettiğimizde çiftçiye verilmesi gereken en az 376 milyar TL. 2021’i de dahil ettiğimizde çiftçiye verilen 165 milyar TL. Aradaki fark 211 milyar TL. Çiftçiye verilmesi gereken ama verilmeyen miktar 211 milyar TL” diye konuştu.

Çiftçiye verilen doğrudan destek miktarının 22 milyar TL olarak 2020 yılı ile aynı kaldığını hatırlatan Sarıbal, mazot ve gübre gibi çiftçinin en fazla kullandığı girdilere verilen desteklerin ise 2020 yılına göre 2021 yılında düşürüldüğünü belirtti. Sarıbal şöyle devam etti:
 
Çiftçinin Mazot Gideri Doğrudan Destek Miktarı Kadar
“Mazot desteğinde 2020 yılına göre 2021 yılında %6.1’lik bir düşüş var. 2020 yılında 2 milyar 901 milyon TL olan destek 2021 yılında 2 milyar 724 milyon TL’ye düşürülüyor.35 milyon dönüm tarım arazisi üretimden çıkmıştı. Bilmediğimiz çok yüksek oranda, tarımsal alanda bir düşüş mü var ki mazot desteği düşürülüyor? Çiftçinin en çok kullandığı tarımsal girdi mazottur. Çiftçi yılda yaklaşık 3 milyar litre mazot kullanır. Ortalama litresini 6.20 TL’den hesapladığınızda yılda 18-19 milyar TL para ödüyor.

Hükümetin çiftçiye verdiği destek miktarı çiftçinin bir yılda kullandığı mazot miktarına denk gelmektedir. Çiftçi cebinden 19 milyar TL’ye yakın para veriyor, hükümet toplam 22 milyar TL destek veriyor.”
Çiftçinin gübre desteğinde de %6.2’lik bir düşüş olduğunu belirten Sarıbal, 2020 yılında 840 milyon TL olan gübre desteğinin 2021 yılında 788 milyon TL’ye düşürüldüğünü çiftçinin gübreye daha fazla para ödemek zorunda kalacağını söyledi. Aynı şekilde hayvancılık desteğinin de 2020 bütçesine göre indirildiğini hatırlatan Sarıbal, “Hayvancılıktaki sorunlar bitti mi ki desteği çekiyorsunuz?” diye sordu.
 
Çiftçinin İşi Dolarla
 
Çiftçinin kullandığı mazot, gübre, ilaç, tohum gibi temel girdilerinin ithal edildiğini ve dövize bağlı olarak sürekli arttığını kaydeden Sarıbal, “Damadın dolarla işi olmayabilir ama çiftçinin bütün girdileri dolarla” dedi.
Uygulanan destekleme modelinin çiftçiyi çökerttiğini ve tarımdan uzaklaştırdığını belirten Sarıbal, hazırlanan bütçenin üretimi teşvik etmek yerine ithalatı hedeflediğini söyledi. AKP döneminde tarımsal ürün ithalatına 111 milyar dolar para verildiğini kaydeden Sarıbal, 2020 yılının ilk 9 ayında ise 7 milyar dolarlık tarım ürünü ithalatı yapıldığını kaydetti.

“Çiftçinin resmi borcu 138 milyar TL. Mazot, gübre, tohum bayileri gibi diğer borçlarıyla birlikte 170 milyarı buluyor. Çiftçilerin bu sorununa tek bir çözüm yok bütçede” diyen Sarıbal, Bu bütçe çiftçinin, orman köylüsünün, mevsimlik tarım işçilerinin, işçinin, doğal afetten zarar gören üreticinin ve 83 milyon vatandaşın bütçesi değil. Peki, bu bütçe kimin” diyerek şunları söyledi:
 
İthalat Lobilerinin Bütçesi
“Bu bütçe ithalat lobilerinin bütçesi. Çünkü sınırsız ve sorumsuzca ithalat devam ediyor. Bu bütçe tarımsal girdileri sağlayan tohum, ilaç, gübre gibi çiftçinin ve tarımın temel girdilerini sağlayan büyük yabancı şirketlerin bütçesidir. Çiftçiyi, bu ülkede yaşayan 90 milyona yakın vatandaşımızı müşteri yapan şirketlerin bütçesi. Bu bütçe, 18 yılda 111 milyar dolar hammadde ithal ettiğimiz yabancı ülkelerin çiftçilerinin bütçesi. Rusya, Ukrayna, ABD, Kanada, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Şili, Uruguay, Arjantin, Brezilya ülkelerinin çiftçilerinin bütçesi. Bu bütçede çiftçi, köylü, tüketici, tarım bileşenleri yok. Bu bütçede gıda egemenliği ve gıda güvenliği yok. Dolayısıyla bu bütçe halkın bütçesi olamaz.

Bu bütçe ile AKP ülke tarımına ilişkin tavrını net olarak ortaya koymuş, ‘Ben bu ülkede tarımsal üretim yapılmasını istemiyorum. Ben ithalattan yanayım’ demektedir.”
 
 
 
05.11.2020
Devamı

İbrahim Altıntaş Görevine Başladı!

İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nde Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürlüğü görevini yürütürken, Bakanlığın 23.10.2020 tarih ve 2138 sayılı yazısı ile Kars İl Tarım ve Orman Müdürü olarak görevlendirilen İbrahim Altıntaş, kentte gelerek görevine başladı.

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü önünde İl Müdür Yardımcısı ve Şube Müdürlerince karşılanan İbrahim Altıntaş, daha sonra İl Müdür Yardımcıları ve Şube Müdürleri ile kısa bir toplantı yaptı. İbrahim Altıntaş, "Kars'ta Tarım hayvancılığının çıtasını daha da yükseğe çıkarmak için hep beraber çalışarak, başaracağız” dedi.
04.11.2020
Devamı

Üreticilerimize Çiğ Süt Desteği Ödemesi Bugün Yapılıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, çiğ süt desteği kapsamında üreticilere 607 milyon liralık ödemeyi, Bugün (4 Kasım 2020) saat 18.00 itibariyle yapılacağını açıkladı.

 

Bakan Pakdemirli, TMO’nun besici ve yetiştiricilere 3 ay vadeli arpa satışına başlayacağının da müjdesini verdi.

 

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2020 yılı Temmuz-Ağustos aylarına ilişkin çiğ süt desteği ödemelerine dair şunları kaydetti:

“Geçtiğimiz günlerde Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarına ait çiğ süt desteğini 40 kuruş olarak ödeyeceğimizi kamuoyuna açıklamıştık. Bu kapsamda ilk etapta 246.649 üreticimizin; işlemleri tamamlanan Temmuz ve Ağustos aylarına ait 1 milyon 629 bin ton çiğ sütü için 607 milyon TL destek ödemesini, bugün saat 18.00’den itibaren yapacağız. Eylül ayında üretilen çiğ süte ait çalışmalar ise halen devam etmekte olup; işlemlerin tamamlanmasının ardından bu aya ait desteği de ödeyeceğiz.”

TMO, 3 AY VADELİ, VADE FARKSIZ ARPA SATIŞI YAPACAK

TMO’nun besici ve yetiştiricilere vadeli arpa satışına başlayacağının da müjdesini veren Bakan Pakdemirli, “Geçenlerde bununla ilgili bir çalışma yapıldığını açıklamıştım. TMO tarafından besici ve yetiştiricilere vadeli arpa satışını başlatıyoruz. Bu kapsamda Toprak Mahsulleri Ofisimiz (TMO) tarafından yem piyasalarında istikrarı korumak, besici ve yetiştiricilerimizin üretim maliyetlerini düşürmek için 3 ay vadeli vade farksız arpa satışlarına başlıyoruz. Kasım ayında, 100 bin ton arpa 1.425 TL/ton fiyattan satılacak. Buna göre, büyükbaş hayvan başına günlük 5 kg, küçükbaş hayvan başına günlük 1 kg hesabı üzerinden besici ve yetiştiricilerimize 1 aylık tüketimleri nispetinde satış yapılacak.” dedi.  

TMO’nun yapmış olduğu stok planlaması ile tüketim merkezlerinin çoğuna arpa sevkiyatı gerçekleştirdiğini dile getiren Pakdemirli,  Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri başta olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm TMO işyerlerinde arpa stoku bulunduğunu söyledi.

04.11.2020
Devamı

“Tek Sağlık Yasası Çıkartılmalı”

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu Tek sağlık yasası çıkarılması gerektiğini söyledi. Başkan Eroğlu yaptığı yazılı açıklamada şunları kaydetti;
“Tek Sağlık; yerel, bölgesel, ulusal ve küresel anlamda insanların, hayvanların ve çevrenin tam sağlığa ulaştırılması için farklı disiplinlerin birlikte çalışmasını ve işbirliğini ifade eder.
Tek sağlık yaklaşımını anlatmak ve farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl ‘3 Kasım Tek Sağlık Günü’ olarak dünya genelinde kutlanmaktadır.
Artan nüfus, şehirleşme, hayvansal kaynaklı gıdalara olan ihtiyacın giderek artması, uluslararası ulaşım, teknoloji ve endüstriyel gelişme, mikrobiyal direnç, iklim değişiklikleri, ekosistem ve yaban hayatına yanlış müdahaleler ve biyoterörizm gibi pek çok sorun Tek Sağlık yaklaşımı ihtiyacının doğmasına sebep olmaktadır.
 Son yıllarda dünyada zoonotik hastalıklar giderek artış göstermektedir. Nitekim halen devam eden Covid-19 pandemisi de, insanların yaban hayvanlarının yaşam alanlarına müdahalesi sonucu ortaya çıkmıştır.  İnsan, hayvan, bitki ve çevre sağlığı ile ilgili bakış açısında acil bir dönüşüme ve daha bütüncül bir yaklaşıma yani Tek Sağlık yaklaşımına ihtiyaç duyulmaktadır.
 
Zoonotik hastalıklar dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli halk sağlığı sorunlarına neden olmaktadır. Şarbon, Salmonella, Brusella, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, Kuş gribi, Kuduz gibi ülkemiz için de her zaman risk olan pek çok hastalıkla Veteriner Hekimler Tek Sağlık kapsamında mücadele etmektedir.
 
Türkiye'de sağlık alanında mücadeleyi amaçlayan bir dizi Tek Sağlık kavramı için girişimler olsa da, Tek Sağlık Sistemi mevcut mevzuatlar ve yapılarla kurumsallaşmakta ve katma değer yaratmakta istenilen başarıyı gösterememiştir.
Sağlıklı bir toplum için sağlıklı hayvanlar ve sağlıklı çevre olması gerektiği açıktır. “Korunma Tedaviden Daha Etkili ve Daha Ekonomiktir” sloganından yola çıkarak başta zoonoz hastalıklar olmak üzere hastalıklarla mücadelede başarılı olmak için disiplinler arası bir yaklaşım olan Tek Sağlık kavramıyla ilgi somut girişimlerde bulunmak büyük önem taşımaktadır.
Bu bağlamda;
Tüm Dünyada olduğu gibi veteriner hekimlik hizmetlerinin, temel sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği kabul edilerek tıp doktorları, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını sağlayacak ve oluşumun kurumsal alt yapısını da içeren bir Tek Sağlık Yasası çıkarılmalı ve bu yasaya bağlı olarak uygun bir yapılanma oluşturulmalıdır.
Bu doğrultuda; ilgili tüm meslek gruplarını bünyesinde barındıran ve COVID-19 benzeri salgın zoonoz hastalıkların kontrolü ve eradikasyonu olmak üzere, halk sağlığı ve hayvan sağlığı konusunda çalışmalar yapacak ve stratejiler oluşturacak, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi (HAKİM)  ve buna bağlı “Mehmet Akif Ersoy Zonootik ve Yeni Çıkan Enfeksiyonlar Araştırma Enstitüsü” kurulmalıdır.
Söz konusu oluşumun daha etkin, verimli ve rasyonel olabilmesi, ilgili bakanlık ve kamu kuruluşlarında üst seviyede bir koordinasyonun sağlanması ve kaynakların ortak ve etkin kullanılabilmesi için;

Tarım ve Orman Bakanlığında Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığında Veteriner Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı ve Belediyeler bünyesinde de büyük illerde Veteriner İşleri Daire Başkanlığı, küçük illerde ve ilçelerde Veteriner İşleri Müdürlükleri Kurulmalıdır
COVID-19 ile bir kez daha anlaşılmıştır ki, zoonozlarla mücadele, Veteriner Halk Sağlığı, gıda güvenliği ve diğer faaliyet alanları ile insan sağlığına hizmet eden veteriner hekimler yasal olarak Temel Sağlık Hizmetleri kapsamında değerlendirilmeli ve sağlık meslek grubunda yer almalıdır. Ülkemizde sayıları 32 bini geçen veteriner hekim bunu beklemektedir.
Tüm canlılar için en uygun sağlık koşullarını oluşturmak amacıyla gidilmesi gereken Tek yön, Tek Sağlık’tır
3 Kasım Tek Sağlık Günü’nü kutluyor, ülkemiz, mesleğimiz, meslek mensuplarımız ve tüm sağlık meslek grupları açısından hayırlara vesile olmasını diliyoruz”dedi.
 
03.11.2020
Devamı

"Kayseri; Türkiye'de Birçok Ürünün Yetiştirildiği İl"

Kayseri İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde 27 İl Müdürlüğünün katılımı ile Organik Tarım ve İyi Tarım Uygulamaları hizmet içi eğitimi düzenlendi. Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Şahin; 'sanayi kenti' olarak bilinen Kayseri'nin ciddi şekilde tarım ili olduğunu kaydederek; "Kayseri aslına bakarsanız genel profile bakıldığı zaman sanki sanayi şehriymiş gibi düşünülen ama aslında ciddi bir tarım ili olduğunu özellikle belirtmek isterim. 6 bin yıllık kadim bir tarihten geliyor Kayseri. Kayseri tarihi, kültürü, yemeği neyini sayarsanız sayın Türkiye'deki önemli illerden bir tanesi. Bunun içerisinde tarımı da hiçbir şekilde kenara bırakmıyoruz.
 
Türkiye'deki birçok ürünün yetiştirildiği ve birçok üründe de Türkiye'de liderlik vasfını taşıyan bir il. Türkiye'deki çerezlik ay çekirdeği yetiştiren iller içerisinde en fazla yetiştiren şehir Kayseri, neredeyse ülkenin ihtiyacının yüzde 35 civarı kısmını biz karşılıyoruz. Yine kabak çekirdeğinde neredeyse yarıya yakın kısmını biz karşılıyoruz. Bununla beraber şeker pancarında, patateste, elma gibi birçok üründe en önlerdeyiz. Kayseri'ye il müdürü olmadan önce Malatyalı olarak buradan gelip geçerken Kayseri'nin sanayi şehri olduğunu düşünüyordum ama Kayseri gerçek anlamda bir tarım şehriymiş, içine girince bunu daha da yakından görmüş olduk.
 
Kayseri kendi içerisinde 2010 yılından beri organik tarımla uğraşan küçük bir kitle varken şimdi bu rakamlar her geçen gün biraz daha artmaya başladı. 2012 yılında 7 üreticiyle başlayan organik tarım 80 dekarlık bir alandaydı. 2019 yılı verilerinde 50 üreticimiz var, bin 650 dekarlık alanda ve 10 ilçede üretim yapıyoruz. Yine organik tarımla alakalı 1 buçuk 2 civarında açık olan yine organik pazarımız da mevcut ilimizde. İnşallah benzeri pazarları artırmayı hedefliyoruz. Bununla birlikte iyi tarımın aslında vazgeçilmez olduğunu birkez daha belirtmek istiyorum. Buradaki arkadaşlarımızın bir çoğu eğitimden sonra devam edecek olan iyi tarım uygulamalarıyla alakalı da kalacaklarını düşünüyorum. Bu anlamda baktığımız zaman iyi tarımın organik tarıma oranla biraz daha rahat yürütülebildiği ve daha fazla insana temas edebileceğini düşünüyorum”dedi.
03.11.2020
Devamı

Isparta İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden Drone Eğitimi

Süleyman Demirel Üniversitesi Uzaktan Algılama Araştırma ve Uygulama Merkezi ile Sivil Havacılık Yüksekokulu tarafından Isparta İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Teknik Personeline tarımsal faaliyetlerde Drone kullanımına yönelik İHA-1 Pilotluk Eğitimi düzenlendi.
İl Müdürlüğü Şehit Piyade Uzman Çavuş Ali Yılmaz toplantı salonunda gerçekleştirilen eğitimi Uzaktan Algılama Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Öğr. Gör. Erhan Şener verdi. BAKA tarafından desteklenen Isparta İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce hazırlanan “İnsansız Hava Aracı Kullanım Eğitimi İle Personelin Teknik Kapasitesinin Arttırılması” projesi kapsamında verilen eğitim ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yetkisinde olan ürün ve havza bazlı tarımsal desteklemeler, doğal afetler ve hasar tespit çalışmaları, mera ıslah ve amenajman çalışmaları ve su ürünleri denetimlerinin daha sağlıklı yapılarak tarımsal ve hayvansal üretim yapan işletmelerde hizmet kalitesinin arttırılması amaçlandı.
Teorik eğitimlerin yanı sıra uygulamalı Drone uçuşlarının da yer aldığı eğitim programında, SHGM SHT-İHA3/EK3 eğitimleri ile birlikte İnsansız Hava Araçlarının tarımda kullanım olanakları, multispectral kamera entegre edilen İnsansız Hava Araçları ile bitki sağlığının takip edilmesi ve ziraai ilaçlama amaçlı İnsansız Hava Araçlarının hassas tarım uygulamalarındaki kullanım imkanları hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu.
Eğitimleri başarı ile tamamlayan Isparta İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görev yapan 15 personele İHA-1 Pilotluk Lisansları takdim edildi.
03.11.2020
Devamı

“İzmir'deki 11 Baraj ve Gölette Problem Yok”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir'deki depremle ilgili, "11 baraj ve gölette problem yok, hepsinin kontrolleri bitti” dedi. 13 baraj ve göletteki çalışmaların da sürdüğünü söyleyen Bakan Pakdemirli, “Bunlarda da bir problem çıkmayacağını düşünüyoruz."dedi.

Pakdemirli şöyle konuştu:

“Bakanlık olarak elbette hasar gören, görmesi muhtemel her ilçeyi çevre iller dahi bunların kontrollerini yapıyoruz yapmaya da devam ediyoruz. Tarım alanlarında zararımız yok Seferihisar açıklarında olduğu için balık çifliklerinde bir sorunumuz yok. Tabiki batan hasar gören balıkçı teknelerimizle ilgileniyoruz. İzmir’deki 11 baraj ve gölette problem yok, hepsinin kontrolleri bitti. 13 baraj ve göletteki incelemelerimiz sürüyor. Bakanlık olarak bölgede çiftçimize ve üreticimize yönelik olası hasar tespit çalışmalarımız devam ediyor. Ama genel olarak söyleyeyim buralardan da bir problem çıkacağını düşünmüyoruz.”

02.11.2020
Devamı

İlk 9 Ayın İhracat İthalat Rakamları Açıklandı!

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Dış Ticaret Verileri baz alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli’ne göre 2020 yılının ilk 9 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 14,63 milyar dolar ihracat, 11,74 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi. 01 ile 24 fasılları arasındaki tüm GTIP kalemleri ile 29. ve 35. fasıllardan seçili ürünlerin dahil edildiği hesaplamalara göre, 2020’nin ilk 9 ayında sektörün dış ticaret dengesi, önceki yılın aynı dönemine kıyasla %32,8 arttı.

Genel Ticaret Sistemine (GTS) göre yayınlanan dış ticaret verilerine göre ihracat 2020 yılı ilk 9 ayında önceki yılın aynı dönemine göre %6,3 oranında artarken, ithalat %1,4 oranında artış gösterdi. Yılın ilk 6 ayında ithalat önceki yılın aynı dönemine göre %7,6 oranında artış göstermişti. Bu da 2020 yılının ilk yarısına kıyasla ilerleyen dönemde ithalatın yavaşladığını gösterdi.

Aylık bazda bakıldığında Eylül ayında ithalat bir önceki yılın aynı ayına göre %6,9 düşüşle 1,1 milyar dolar olarak gerçekleşti, aylık ihracat ise %5,7 artarak 1,86 milyar dolara yükseldi. Ağustos ayında ithalat bir önceki yılın aynı ayına göre %6,4 artışla 0,97 milyar dolar, aylık ihracat ise %11,5 artarak 1,4 milyar dolara olarak gerçekleşmişti.

2020’nin ilk 9 ayında sektörün dış ticaret dengesi, önceki yılın aynı dönemine kıyasla %32,8’lik önemli bir artışla 2,89 milyar dolara yükseldi. 2020’nin ilk 7 ayında sektörün dış ticaret dengesi önceki yılın aynı dönemine göre %11,6 artışla 2,11 milyar dolara yükselmişti. Dış ticaret dengesinin yıl içerisinde giderek artması olumlu değerlendirildi.

İhracat birim değeri 2020 yılının ilk 9 ayında bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %5’lik bir artışla 1.029 dolar/ton olarak gerçekleşirken, ithalat birim değeri %0,8’lik bir artışla 485 dolar/ton olarak gerçekleşti.

2020 yılı ilk 9 ayında ihracatta öne çıkan ürünler sırasıyla Fındık İçi, Un ve Makarna olurken bu ürünler toplam ihracatın yaklaşık %14,6’sını oluşturdu.

En çok ithal edilen ürünler ise sırasıyla Buğday, Soya Fasulyesi ve Ayçiçeği Yağı oldu. Bu 3 ürün, toplam ithalatın yaklaşık %23’ünü, neredeyse 4’te 1’ini oluşturdu.

2020 Eylül ayında en çok ihraç edilen ürünler Fındık içi, Buğday Unu ve Makarna olarak sıralanırken, en çok ithal edilen ürünler Buğday, Palm Yağı ve diğer hazır gıdalar oldu.

2020 yılı ilk 9 ayındaki dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde Sert Kabuklu Meyveler, Yaş Meyve, Şeker ve Şekerli Mamuller, Bitkisel Yağ ve Kuru Meyve/Sebze Sektörleri en fazla ihracat yap an sektörler olarak sıralandı. Toplam ihracatın %42,5’i bu 5 sektör tarafından gerçekleştirildi.

Hayvan Yemi, Bitkisel Yağ, Un, Nişasta ve Kakao-Çikolata sektörleri ise aynı dönemde en çok ithalat yapan sektörler olarak sıralandı. Toplam ithalatın %64,8’i bu 5 sektör tarafından gerçekleştirildi. Tek başına Hayvan Yemi Sektörü, 2,81 milyar dolarlık hacim ile toplam ithalatın %23,9’unu, yani neredeyse 4’te 1’ini oluşturdu.
İhracatın arttığı ve azaldığı sektörler
2020 yılı ilk 9 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını değer olarak en fazla arttıran sektörler Yaş Meyve (284 milyon dolar artış) ve Bitkisel Yağ (237 milyon dolar) sektörleri olurken, bunları Sert Kabuklu Meyveler (211 milyon dolar artış), Makarna (122 milyon dolar) ve Baklagil (120 milyon dolar) Sektörleri izledi.
2020 yılında ihracatın en çok gerilediği sektörler ise Un (70 milyon dolar düşüş), Yumurtacılık (55 milyon dolar), Süt ve Süt Ürünleri (42 milyon dolar), Kuru Meyve/Sebze Sektörü (40 milyon dolar) ve Hayvan Yemi (37 milyon dolar) sektörleri oldu.
Geçen yılın aynı dönemine göre 2020’nin ilk 9 ayında ithalatı en çok artan sektörler 154 milyon dolar artış ile Bitkisel Yağ, 146 milyon dolar artış ile Baklagil, 56 milyon dolar artış ile Kakao ve Çikolata, 47 milyon dolar artışla Makarna ve 46 milyon dolar artışla Şeker ve Şekerli Mamuller sektörleri oldu. Önceki yılın aynı dönemine kıyasla 2020’nin ilk 9 ayında Baklagil Sektörü ithalatı %59,1 artış gösterdi.
İthalatın en çok düştüğü sektörler Canlı Hayvan Ticareti (262 milyon dolar düşüş), Nişasta Sektörü (96 milyon dolar), Hayvan Yemi (81 milyon dolar), Tütün ve Mamülleri (78 milyon dolar) ve Sebze (66 milyon dolar) sektörleri oldu.

Özellikle Hayvan Ticareti Sektörü ithalatındaki 262 milyon dolarlık gerileme, ülke ekonomisi açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi. 
Ülke bazında ithalat verileri incelendiğinde, 2020 yılı ilk 9 ayında en fazla ithalat yaptığımız ülkeler 2.223 milyon dolar ile Rusya, 1.125 milyon dolar ile Brezilya ve 694 milyon dolar ile ABD oldu. Rusya, Brezilya ve ABD’den yapılan ithalat toplam ithalatın %34,4’ünü oluşturdu.
Yılın ilk 7 ayına ilişkin verilerde Ukrayna en çok ithalat yaptığımız 3. ülkeyken, Ağustos ayına ait verilerin gelmesiyle birlikte 4. sıraya geriledi, Eylül ayında da 4. sırada kaldı.
Rusya’dan yapılan ithalatta öne çıkan ürünler buğday, ayçiçeği yağı ve ayçiçeği olurken; Brezilya’dan soya fasulyesi, kahve, tütün; ABD’den yapılan ithalatta ise etilen glikol, DDGS (kurutulmuş damıtık tahıl ve çözünür maddeleri) ve badem içi ürünleri öne çıktı.
 
02.11.2020
Devamı

Yıldırım 4 Can aldı!

Balıkesir'in Bigadiç ilçesinde tarlada çalışırlarken tarım işçilerinin üzerine yıldırım düştü. Düşen yıldırım sonucu 4 kadın işçi öldü, 3 işçi de yaralandı.

Balıkesir'in yerel gazetesi Gazete Merhaba'da yer alan habere göre Bigadiç'e bağlı Çekirdekli Mahallesi’nde düşen yıldırım, tarlada çalışan 4 kadının yaşamını yitirmesine, 3 kişinin ise ağır yaralanmasına neden oldu. Ağır yaralanan 3 kişi Bigadiç Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı.

Tarlada çalışan işçilerin yağmurun başlamasının ardından işi bırakıp ağacın altındaki malzemelerini aldıkları esnada yıldırımın düştüğü belirtildi. 
02.11.2020
Devamı

Bursa'lı Vatandaşlardan Çiftçi Pazarına Büyük İlgi

Osmangazi Belediyesi tarafından kurulan Çiftçi Pazarı, hem üreticilerden hem de vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.
Bursa Ovası'nda gerçekleştirilen tarımsal faaliyetleri hareketlendirmek adına Osmangazi Belediyesi tarafından her Pazar günü Çarşamba Pazarpark'ta kurulan Çiftçi Pazarı, Bursalı çiftçilerin bahçelerinde, tarlalarında yetiştirdikleri meyve ve sebzeleri, komisyonsuz bir şekilde doğrudan tüketiciyle buluşturmalarına imkan sağlıyor.
Bursa'nın 17 ilçesinden gelen çiftçiler, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından verilen kimlik kartları ile Çiftçi Pazarı'nda tezgah açabiliyor. Kimlik kartı olmayanlar pazarda kesinlikle satış yapamıyor. Her hafta 253 çifti ve 35 kooperatif pazarda yerlerini alarak yetiştirdikleri taze sebze ve meyveleri vatandaşlar ile buluşturuyor. Doğrudan üreticiden tüketiciye sunulan ürünlerin fiyatlarının semt pazarlarına oranla daha ucuz olması Çiftçi Pazarı'na olan ilgiyi daha da arttırıyor.
Çiftçi Pazarı'nda sadece Bursa'da üretilen ürünlerin satışının yapılmasına izin veriliyor. Muz, portakal, limon gibi bölgede yetişmeyen ürünler kesinlikle pazarda yer almıyor. Bursalı çiftçiler bahçelerinde, tarlalarında yetiştirdikleri meyve ve sebzeleri satarak ev ekonomisine katkıda bulunmanın mutluluğunu yaşarken, vatandaşlarda Bursa'nın en modern pazar alanında geniş ve ferah bir ortamda alışveriş yapmanın keyfini yaşıyor. Pazarda satıcı ve alıcılar, sosyal mesafe, maske ve temizlik kuralına dikkat ederken, zabıta ekipleri de bu konuda sık sık hatırlatmada bulunuyor.
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, tarım şehri Bursa'nın dört bir yanında yetişen ürünlerin en taze ve en ekonomik haliyle vatandaşla buluştuğuna dikkat çekerek, "Doğallık, tazelik, bereket, emek ve alın teri bu pazarda. 17 ilçemizden gelen ürünler Bursa'nın ilk ve en büyük çiftçi pazarında tezgahlarda yerini alıyor. Güneşin doğuşu ile birlikte tarlalarından topladıkları ürünleri Bursalı vatandaşlarımıza sunan üreticilerimize bol kazançlar diliyorum. Vatandaşlarımız, ilk elden taze ürün almanın mutluluğunu yaşıyor. Bu pazarımız daha da gelişerek, Türkiye'nin en önemli pazarlarından olacak. Üreticimizin değerli emeklerine Bursa olarak sahip çıkmalı ve bu güzel organizasyon her pazar büyüyerek sürmeli" dedi.
Üreticiler, kendilerine böyle bir olanak sunan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar'a teşekkür etti.
02.11.2020
Devamı

Mirasçılara Arazi Ediniminde Finansal Destek!

Miras ve satış yoluyla tarım arazilerinin bölünmesini önlemek amacıyla, mirasçılara arazi ediniminde finansal destek sağlanacak.

2021 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı'ndan yapılan derlemeye göre, ülkenin tarım arazisi varlığı 2010 yılında 24,4 milyon hektar iken 2019 yılında 23,1 milyon hektar olarak belirlendi.

Bunun 15,4 milyon hektarını ekilen, 3,4 milyon hektarını nadasa bırakılan, 790 bin hektarını sebze yetiştirilen ve 3,5 milyon hektarını meyve, zeytin ağaçları ve bağcılık için ayrılan alanlar oluşturdu.

Tarım arazilerinin korunması ve etkin kullanılmasına yönelik arazi kullanım planlarının yapılması ve erozyonla mücadelenin etkinleştirilmesi amaçlanıyor. Bu çerçevede, tarımsal arazi piyasasının düzenlenmesi, mülkiyetten kaynaklanan ihtilafların giderilmesi ve işletme ölçeklerinin artırılmasına yönelik kurumsal ve hukuki düzenleme çalışmaları devam ediyor.

02.11.2020
Devamı

Buse'ye Nikah Şahitliği Sözü!

İzmir'deki depremde enkaz altından telefonla görüştüğü Buse Hasyılmaz’a nikah şahitliği sözü veren Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli,  Buse’nin nasıl kurtarıldığınıda anlattı.

Bakan Pakdemirli sözlerine şöyle devam etti:

"Çok büyük bir afet, her yer toz duman, kendimi bir anda enkazın üzerinde buldum. O sırada Kızılay'dan bir görevlimiz, işini çok iyi bir şekilde yapmaya çalışıyordu. Ama içerde kıpırdayamayan, üzerine ağırlık düşmüş, önünü görmeyen bir kızımız vardı. Yıkıntının altında moral verici, kendisini destekleyici bir şeyler duymaya ihtiyacı vardı. Buse'ye 'Ben Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli. Devlet olarak buradayız. Seni kurtarmak istiyoruz. Sadece senden sakin olmanı istiyorum, bana tarif et' diye seslendim. Buse'nin tarifleri sonrası binayı bilen birisini yanıma davet ettim. Nerede olabileceğini tahmin ettik, giriş katında olduğunu belirledik. Aldığımız bilgileri AFAD yetkilileri ile paylaştıktan sonra çalışmalar hızlı bir şekilde başladı. Binada ağır bir göçük vardı. 3-4 saat sonra ulaşabildik. Bu sürede sürekli görüştük. Her 15 dakikada bir 3 dakika konuştuk. Buse'nin cep telefonunun pili bitti, annesinin telefonundan görüştük. Başlangıçta 'hiçbir yeri göremiyorum, gözüm toprak dolu' diyen kızımız bizimle konuşmaya devam etti. Hala kıpırdama sorunu vardı. AFAD ve arama kurtarma ekiplerimizin özverili çalışmasıyla kendisine ulaşıldı. Tabii ki bizi çok memnun eden bir olay. Sağlam ve sağlıklı bir şekilde çıktı, ikinci hayatını yaşıyor." dedi.

02.11.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Son Gelişmeleri Anlattı!

İzmir’in Bornova ilçesinde oluşturulan kriz merkezinde düzenlenen basın toplantısında söz alan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli İzmir’de meydana gelen depremle ilgili son gelişmeleri anlattı ve "geçmiş olsun" temennisinde bulunarak, yaralılara acil şifa, vefat edenlere de Allah'tan rahmet diledi.

Deprem sırasında İstanbul'a doğru yolda olduğunu ve haber alır almaz İzmir'e geldiklerini belirten Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Öncelikle sahaya intikal ettim, sahadaki hasarlı binalarımızı gezdim. Tabii ki burada en büyük önceliğimiz canları yani ne kadar hayat kurtarabilirsek o kadar iyi bizim için, öncelik bu olmalı. Ondan sonraki öncelikler için plan ve program yapılıyor. Sahada Buse kızımızla telefonla konuştuk, ablasıyla konuştuk. Buse kızımızın yanında İnci kızımız var, bununla ilgili de arkadaşlar çalışmaları yapıyorlar. İnşallah daha çok Buselerimiz kurtulur. Binaların altında kalan her vatandaşımız bir şekilde çıkar."

Pakdemirli, binaların kimisinin tamamen yıkıldığını, bazılarının ise tek katının hasar gördüğünü söyledi.

Ekiplerin sahada çalışmalarını sürdürdüğünü dile getiren Pakdemirli, "Hiçbir eksiklik yok. Sahada yeterince AFAD ekipmanı, personeli ve teçhizatı şu anda sevk edilmiş durumda. Elbette çok özellikli ve incelikli bir çalışma isteyen bir çalışma olduğu için hepimiz çok sabırsızız biliyorum ama yavaş yavaş ilerlememiz gerekiyor çünkü binaların altında kalanlara da zarar vermememiz öncelik olmalı diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Bakan Pakdemirli, kentteki hava durumuna da değindi.

Bir haftaya yakın süreçte, 5 gün içinde İzmir ve çevresinde yağış beklenmediğini bildiren Pakdemirli, "Özellikle evine girmek istemeyen ve dışarıda barınmak zorunda olan vatandaşlarımıza bu, bir artı olacaktır diye düşünüyorum. Bu gece beklenen en düşük sıcaklık, bu da binaların altında kalan ve kurtarılmayı bekleyen vatandaşlarımız için önemli, 8 ila 11 derece, gündüz beklenen en yüksek sıcaklık 19-22 derece arasında." diye konuştu.

Pakdemirli, hasarlı binaların olduğu bölgelerde fazla ses çıkarılmamasını ve yakınları olmayanların bu bölgeye girmemelerini istedi.

Kriz merkezinde çok çabuk bir şekilde organize olunduğunu vurgulayan Pakdemirli, İzmir Valiliğine teşekkür etti.

"Olay çok üzücü. Bayraklı'daki binada da belki gördünüz, üç hamlede üç defa adım atmayla 7. kata kadar ulaşabildim. Bu binanın altında hala kurtarılmayı bekleyen insanlar var. Umudumuz, tüm gayretimiz sağ salim çıkarılmaları, çalışmalarımıza gece boyu devam edeceğiz. Onları da bırakmadan, amaç inşallah hepsini enkazın altından çıkarmak olacak. Tekrar tekrar İzmirlilere geçmiş olsun diyorum. Hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet diliyorum" dedi.
30.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Deprem Bölgesi İzmir'e Gidiyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İstanbul'daki programını iptal ederek İzmir'e gidiyor.

Bakan Pakdemirli, İzmir Depremi'nin ardından vatandaşlara mesaj verdi:
İzmir'de meydana gelen ve çevre illerde de hissedilen depremi yaşayan tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun diliyorum.
Devletimizin tüm imkanlarıyla hemşehrilerimizin yanındayız.
30.10.2020
Devamı

Çiğ Süt Krizi Damızlık Krizine mi Dönüşüyor?

Çiğ süt fiyatlarına zam yapılmamasının ardından çiğ sütte kriz giderek büyüyor.
Ülkemizde bu kez  damızlık krizi yaşanacak.
Süt yemi ve besi yemine ardı ardına gelen zamlar süt üreticisini kara kara düşündürmeye devam ediyor. Mevsimin kışa döndüğü şu dönemde damızlık hayvanlarına bakamayan aynı zamanda sütten zarar eden üretici; süt veren damızlık hayvanları ya kesime gönderiyor ya da pazarlarda yarı fiyatına satmaya çalışıyor.

Bu süreç böyle devam ederse Türkiye hayvancılık sektöründe büyük yara alacak. Tehlike çanları çalmaya devam ederken Ocak, Şubat ve Mart aylarında hayvancılık sektörü büyük kriz ile karşı karşıya kalacak. 

Bu konuda birçok sivil toplum örgütünün temsilcileri üreticinin durumunu aktardı ve aktarmaya devam ediyor.

“Üreticiye Kulak Verin”

Hali hazırda ne üreticiye kulak veren var ne de derdini dinleyen. Hal böyle olunca çiğ süt fiyatları belirsizliği devam ederken; çiğ süt ile ilgilenen fabrikalar bu tehlikeyi görmüşler ki bölgelerde kendilerince gemilerini kurtarabilmek adına harıl harıl süt toplamaya süt sözleşmesi yapmaya çalışıyorlar, ancak nafile. Çiğ süt krizi bugün değil yaklaşık 4 ay önce başlamıştı. Bu krizi de kimsecikler görmezden geldi.

Bugün gelinen noktada hala ülkemizi ve eli nasırlı üreticimizi kurtarabilmek için hala bir şans var.
Son tren henüz istasyondan çıkmamışken çiğ süt üreticisine kulak verin.

Aksi takdirde çiğ süt üretimi diye ülkede bir şey kalmayacak. Arkasından damızlık hayvanlarda kalmayacak. Covid 19 hastalığının dünyada kol gezdiği bu dönemde kimse bize süt ve damızlık hayvan vermez. Verse de büyük paralara mal edeceğiz. Bu paraları ithalata kullanmadan önce kendi yerli ve milli üreticine destek ve sahip çık.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 
30.10.2020
Devamı

Sarıbal: Çiftçiye ‘Üretmeyin’ Diyorlar

CHP Bursa Milletvekili ve PM üyesi Orhan Sarıbal, Türk Şeker tarafından açıklanan şeker pancarı alım fiyatına tepki gösterdi. Sarıbal, “Bütün girdiler en az %40-50 artarken şeker pancarı alım fiyatı %12 oranında arttırıldı. Şeker ithalatına milyonlarca dolar ödeyen AKP iktidarı şeker pancarı üreticisine ‘üretme, ben ithal edeceğim’ demiş oldu” dedi.

Şeker pancarı hasadının 2 aya yakın süredir devam ettiğini ama bir türlü alım fiyatının açıklanmadığını hatırlatan CHP Genel Başkanı Tarım Politikaları Başdanışmanı Orhan Sarıbal, “Geçen yıl tonu 300 TL’den fiyat açıklanan şeker pancarı için üretici en az 400 TL alım fiyatı bekliyordu. Ton başına sadece 36 TL’lik bir artış yaptılar. Her şeyi reklam için fırsata çeviren iktidar, o kadar komik bir şeker pancarı alım fiyatı açıkladı ki, bunu da yazılı açıklama ile ve yazılı olarak yapmak zorunda kaldı” dedi. Sarıbal, şunları söyledi:
 
Açıklanmasaydı da olurmuş
“Üreticinin aylardır beklediği 2020 ürünü şekerpancarı alım fiyatı akşam saatlerinde yazılı olarak açıklandı. Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.(Türk Şeker)’den yapılan yazılı açıklamaya göre geçen yıl 300 TL’den alınan 16 polar şekerpancarının tonu 336 liradan alınacak. Hiç açıklanmasaydı da olurmuş. Son bir yılda mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik giderleri %30 ile %50 arasında zam almışken şeker pancarının alım fiyatı sadece %12 artmış oldu. Oysa üretici ton başına en az 400 TL fiyat bekliyordu. Üstelik açıklanan fiyat Türk Şeker bünyesindeki 15 fabrika için geçerli olacak. Özelleştirilerek satılan fabrikaların bu fiyattan şeker pancarı alıp almayacakları da şüpheli.
Bu fiyat üreticiye ‘ekmeyin, ben ithal edeceğim’ demenin bir başka ifadesidir. Fiyatı açıklayanlar da yapılan artışın ‘komik’ olduğunun farkında. Öyle olmasa reklam için fırsat kollayan AKP ve yönetimi, şeker pancarı alım fiyatını Türk Şeker’e gece yarısı yazılı olarak yaptırmaz, kendileri açıklarlardı. Nitekim geçen yıl AKP Genel Başkanı açıklamıştı.
 
İthalata var çiftçiye yok
AKP diğer üreticiler gibi maalesef şeker pancarı üreticisini de gözden çıkardığını bu fiyatla bir kez daha ortaya koydu. Üretmek yerine yine ithalat yapmayı tercih etti.
İktidara geldiği günden beri bütün tarımsal ürünlerde ülkeyi dışa bağımlı hale getiren AKP, bu yılın ilk 9 ayında geçen yılın ithalat rakamını geçerek 174 bin ton şeker ithalatına 71 milyon dolar ödeme yapılırken, son 18 yılda ise 1.3 milyon ton şeker ithal ederek, 623 milyon dolar para ödendi.
Tek Adam Keyfi Yönetimine geçtiğimiz son iki yılda ithal edilen 429 bin ton şekere 140 milyon dolar verildi.
AKP yönetimi ülke tarımına ve ülke çiftçisine destek olmak yerine ithalat ile bir avuç ithalat lobisini ve yabancı ülke çiftçilerini desteklemeyi tercih ediyor.”
 
 
 
30.10.2020
Devamı

Tarım İşçilerini Taşıyan Midibüs Kaza Yaptı!

Isparta'nın Yalvaç ilçesinde meydana gelen trafik kazasında tarım işçilerini taşıyan midibüs ile hafif ticari araç çarpıştı. Çarpışma sonucu 1 kişi hayatını kaybederken, 1'i ağır 24 kişi de yaralandı.

Kaza dün akşam saat 18.30 sıralarında Yalvaç ilçesine bağlı Özgüney köyü yakınlarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, tarım işçilerini taşıyan Hasan Ç. idaresindeki 48 FS 207 plakalı midibüs ile Ayhan A. yönetimindeki 42 HAP 51 plakalı hafif ticari araç yağmur nedeniyle kayganlaşan yolda çarpıştı.

Çarpmanın etkisiyle midibüs şarampole devrildi. Kazada, midibüsün altında kalan 56 yaşındaki Havva Ece hayatını kaybetti.

İhbar üzerine olay yerine sağlık, itfaiye ve jandarma ekipleri sevk edildi.

Kazada yaralanan 1'i ağır 24 kişi ambulanslarla çevredeki hastanelere kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

30.10.2020
Devamı

Hayvansal Üretimde Son Trend MISIR Cipsi Yemi

İnsan beslenmesi, bütün dünyada olduğu gibi Ülkemizde de çağımızın sorunlarının başında gelmektedir. Beslenme denilince akla proteinli besinler gelir. Proteinli besinler iki kaynaktan sağlanır.

1-Hayvansal kaynaklı Proteinler
2-Bitkisel kaynaklı proteinler günlük ortalama  70 g proteine ihtiyaç duyan bir insan bu ihtiyacının yarısını bitkisel kaynaklı,yarısınıda  et gibi hayati öneme sahip hayvansal gıdalardan temin eder.Bu açıdan bakıldığında Türkiyede hızla artan nüfusun yeterli ve dengeli beslenmesi için hayvancılık büyük önem taşımaktadır. ET ve Süt üretimini artırmak, insanların yiyecek sorunlarını çözmek demektir. Hayvancılıkta amaç;bol,kaliteli ve düşük maliyetli hayvansal ürünler elde etmektir.2019 yılı itibarı ile Ülkemizin Büyükbaş hayvan varlığı 17 milyona,Küçükbaş hayvan varlığı 44 milyona ulaşmıştır. Bu göstergeler ışığında baktığımızda girdi maliyetlerini en aza indirip en yüksek verimi elde etmek gerekir,verimde yemlerin kaliteli ve hayvanların iştahını açacak nitelikte olmasına bağlıdır.İşte tam da bu noktada Tarımsal sanayi sektörüne ve çiftçilerimize yeni bir  prosesin Lansmanı nı yapmak uygun düşecektir.    
      
  Süt verimini ve süt proteinini arttırır, Sindirile bilirliği yüksek olup üretim teknolojileri sayesinde yüksek sıcaklıkta zararlı mikro organizmalar yok edilmiş olur. Dane ve kırılmış mısıra göre kullanım miktarı daha yüksek olup rasyonda iyi bir enerji kaynağıdır. Ayrıca erken Laktasyonda vücüt kondisyonunu dengede tutar Mısır Cipsi Teknolojisinin Ülkemizde yaygınlaşması ile Süt ve Besi İşletmelerinde karlılık %10-15 oranında artacaktır. Buna Bağlı olarak Tahıl Üreticileri Üretim aşamasında kaliteyi yakalamak adına nitelikli girdiler kullanmak durumunda kalacaklar böylece birim alandan alınan verim ve ürün kalitesi artacaktır.Büyük Hayvancılık ailesini beslemek ve İnsanlık ailesine ise temiz ve sağlıklı et yedirilmesi için gece gündüz  çalışan sektör yaklaşık 25 milyon tona yaklaşan yem üretimi gerçekleştirmektedir. Çok çeşitli yem alternatiflerinin olduğu bu sektöre, 


 Mısır Cips Yeminin Yeni bir Proses olduğunu ve bu Teknolojik olanakların da beraberinde getirdiği bu yeni ürün ile yem fabrikasının buharla pişirilmiş mısır ezmesi (mısır cipsi) yemi üretmesi olanağını İş İnsanlarının dikkatine sunmak istedik.
 Üretilen mısır ezmesi yemleri daha iyi bir paçal oluşturmak için veya tek başına çelik silolara alınarak ve buradan istenen karışımla paketleme makinelerine gönderilebilir.Bu proses ile (Mısır Cipsi) hayvancılık yapan çiftçilerimiz daha çok kazanacak ve ülkemizin hem et verimine hem de süt verimine büyük katkı sunacaktır. Hayvancılığın en önemli girdisi yemdir. Yemin kalitesi de son derece önemlidir. Şu anda kullanılan toz yemlerin maalesef içeriğini gözle anlamak mümkün değildir.Hâlbuki  bu yeni yem çeşidinde insanlar yemi ellerine alarak yemin içinde neler olduğunu gözle görebileceklerdir. Çiftçimize sadece mısır cipsi vererek veya isteyen arpa ezmesi karıştırarak, isteyen bu ezmelerin içine toz yem ilave ederek. Böylece yavru veya yetişkin küçük veya büyükbaş beslemesinde her çeşit ihtiyaca göre rasyonun da kullanacaktır.
Bizim amacımız Ülkemizdeki küçük ve büyükbaş hayvan yetiştiricilerimize daha kaliteli, daha verimli, daha besleyici ve her türlü hile ve hurdadan uzak şeffaf yeni bir yem çeşidi sunmaktır. Mevcut yemlerin içeriklerini analiz etmek son derece zordur. Ülkemiz Hayvancığının gelecek yıllarda daha üst seviyelere çıkması için çalışan Tüm sektör paydaşları ve saygıdeğer yetiştiricilerimiz büyük gayret göstermektedirler. Bu emeklerin heba olmaması için Tarım ve Orman Bakanlığımız Tüm imkânlarını seferber ederek, Türk Çiftçisinin ve Türk Sanayicisinin yanında olduğunu her zaman hissettirmiş ve hissettirmeye devam edecektir. Ana olmadan Dana olmaz (Bu tabirde Ana, Tarım ve Orman Bakanlığı)
   Yapılacak olan yeni yem çeşidi (buharla pişirilmiş mısır cipsi) üretimi ve paketlenmesi için aşağıdaki makine ve teçhizat listesine ihtiyaç bulunmaktadır.

 
  1. Buhar Kazanı: Bir saatte 5 ton buhar üretebilen buhar kazanı ve diğer yardımcı ekipmanları.
  2. Buharlı Pişirme Sistemi: Mısırı 150 Cº  sıcaklıkta pişirecek seri üretime uygun mısır pişirme sistemi. Bu sistem sürekli akacak olup mısırlar hareket halinde iken buharla pişirilecektir.
  3. Mısır Ezme Makinesi: Buharla pişirilmiş mısırlar silindirlerden geçirilerek cips haline getirilecektir.
  4. Soğutma ve Kurutma Tüneli: Pişirilmiş, ezilmiş ve cips haline getirilmiş mısırların depolamaya ve paketlemeye gönderilmeden önce kurutulması gerekir. Mısır cipsleri soğuk hava üflemeli bir tünelden geçecek ve içindeki nem oranı düşürülerek kurutulacaktır.
  5. Mamül Ürün Çelik Siloları: Yem imalatının gece gündüz herhangi bir zaman yapılabilmesi için ürünün mamül ürün silolarında depolanabilmesi gerekir. Bu nedenle farklı ürünleri paçal yapabilmek veya mısır cipsi içine arpa cipsi veya toz yem katabilmek için imal edilen mısır cipsinin önce 100 tonluk çelik silolara gönderilmesi gerekir. Burada toplam 6 adet 100’er tonluk çelik silo imalatı yapılacaktır. Siloların altında bulunan otomatik paçal sistemi ile müşterinin talebi doğrultusunda yem hemen çuvallanacaktır.
  6. Yem Paketleme Makinesi: Siloların altından paçal yapılarak gelen yemler çuvallanabilmek için paketleme makinesine gönderilecektir. 25 veya 50 kg çuvallara
  7. paketleme yapabilen bu makine sayesinde yemler çuvallara paketlenerek bir bant aracılığı ile kamyona veya traktöre yüklenecektir.
        Ali Koç
Yüksek Ziraat Mühendisi
Kocaeli Tarım ve Orman İl Müdürlüğü

 
 

 
 
 

 
30.10.2020
Devamı

Çiftçi Çocuklarına Tablet Jesti!

Kayseri Şeker Fabrikası tarafından düzenlenen törenle çiftçi çocuklarına bin adet tablet dağıtıldı.

Fabrikada düzenlenen törene; Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı ve AK Parti Kayseri Milletvekili Taner Yıldız, Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay, çiftçiler ve çocukları katıldı. Törende konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, "Değerli başkanımız burada ne istesek yardımcı oluyor. Ne istesek derken, şehrimize katkı sağlayacak, örneğin şuanda Keykubat Millet Bahçesi yapılıyor, buradaki çalışmalarımızı kolaylaştırıyorlar, sağ olsunlar" diye konuştu.

Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Hüseyin Akay ise, Kayseri Şeker´in büyük bir aile olduğunu belirterek, "Ailemizin bütünlüğü içerisinde gençlerimizi, çocuklarımızı ve diğer aile fertlerimizi de düşünmemiz gerekiyor, bizim hem sosyal sorumluluk anlayışımız çerçevesinde hem de eğitime katkı anlamında önemli çalışmalarımız var. Biz söz verdiğimiz gibi bin adet tableti temin ettik" diye konuştu. Yapılan konuşmanın ardından çiftçi çocuklarına bin adet tablet dağıtıldı.

30.10.2020
Devamı

Hobi Bahçesi Yasası Meclisten Geçti!

Her geçen gün sayıları hızla artan hobi bahçeleri ile ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yeni yasal düzenlemeler içeren kanun teklifi mecliste kabul edilerek kanunlaştı. Kanunlaşan yasa teklifi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanması halinde Resmi Gazete’de yayımlanarak resmen yürürlüğe girecek.

TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilen hobi bahçesi yasa teklifi hakkında değerlendirmede bulunan Çiftçiler Sendikası Genel Başkanı Ali Bülent Erdem kendilerinin bu uygulamaya zaten başından beri karşı olduklarını dile getirerek "Tarım arazileri parçalara ayırılıyor. Daha sonra bu bu topraklar üzerinde bina, baraka ne ise inşa ediyorlar. Sonrasında zaten imar affı gibi uygulamalardan yararlanıyorlar. Böylelikle bölgeler tarım arazileri olmaktan çıkıyor. Biz bu kanun teklifi gelmeden öncede konuyla ilgili sorunları dile getirmiştik. Kooperatifler aracılığı ile amaç dışı kullanım meydana geliyordu. Bu yüzden yasanın bu haline karşı çıkmamak lazım. Tarım arazilerini bu şekilde koruyacaksak, enerji şirketlerine de aynı şekilde yaklaşılması gerekiyor" diyerek yasaya destek verdi.  TARIM ARAZİSİ ÜZERİNE HOBİ BAHÇESİ YAPANLARA HAPİS CEZASI GELDİ!  Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli asıl amaçlarının hobi bahçesi olanlar değil hobi bahçesi yapıp satanlar olduğunu cezalandırmak olduğunu belirterek kanuna yeni madde ekleneceğini duyurmuştu. Yapılan değişiklik ile tarım arazisi üzerine hobi bahçesi yapıp satan kişilere 250 bin liraya kadar para cezası ve 3 yıla kadar da hapis cezası verilmesi kabul edilmişti. 
30.10.2020
Devamı

Çiftçiye ve Esnafa Emeklilik Fırsatı!

İstihdam paketi kapsamında binlerce kişiye emeklilik fırsatı doğdu. Esnaf ve çiftçiye 31 Ekim'den itibaren 2 ay süre verilecek. Bu süre zarfında binlerce esnaf, çiftçi ve vatandaşa istihdam paketi kapsamında sağlık primi borçlarını yapılandırma fırsatı tanınacak
 
Esnaf ve çiftçiye 31 Ekim öncesi borçlarını ödemeleri için yasanın çıkmasından itibaren 2 ay süre verilecek. Bu süre yasanın yayımlandığı tarih itibarıyla başlayacak. Borcunu peşin ödemeyenler de yapılandırma için başvurabilecek. Gecikme faizi yerine anapara ve enflasyon farkının şubata kadar ödenmesi durumunda durdurulan sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek. Borcunu bitirenler başvurusunu yapıp emekli olabilecek.
Şubat ayına kadar anapara ve enflasyon farkını ödeyenlerin, durdurulan süreleri sigortalılık süresi olarak değerlendirilecek. İlk taksit süresinde borç yatırılmazsa ihya işlemi geçerli sayılmayacak. Yasa teklifine göre, prim borcu olup da iki ay içinde yapılandırmayanların mevcut borcu silinirken sigortalılıkları da durdurulacak. Durdurulan süreler emeklilik için kullanılamayacak. Geçmiş borcunu ödemeyip hâlâ faaliyetlerini sürdürenlerin sigorta kaydı 1 Kasım'da başlayacak. Borçlarını yatıranlar 1 Kasım sonrası 5 puanlık prim indiriminden de yararlanacak.
Primini kendi ödeyen taksici, dolmuşçu ve sanatçılar için de düzenlemeye gidildi. Yapılandırılan borç haricinde 60 günden fazla prim borçları bulunmaması durumunda, ilk taksiti ödemeleri kaydıyla genel sağlık sigortasından yararlanmaya başlayabilecekler.
30.10.2020
Devamı

Mısır Hasadı Yapan 2 Çiftçi Elektrik Akımına Kapıldı

Şanlıurfa'ya bağlı Siverek ilçesinde biçerdöver ile mısır hasadı yapan 2 çiftçi elektrik akımına kapıldı. Çiftçiler olaydan yaralı olarak kurtuldu.
Olay, Siverek ilçe merkezine 20 kilometre uzaklıkta bulunan Büyük Kazanlı kırsal mahallesinde meydana gelen olayda biçerdöverle mısır hasadı yapan 2 çiftçi, elektrik telini fark etmeyerek elektrik akımına kapıldı. Olayda, Halil Erdem Demirtaş ve İbrahim Halil Uygur yaralandı.
Siverek Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alınan yaralılar buradaki ilk müdahalelerinin ardından Şanlıurfa'ya sevk edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
 
29.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Çiğ Süt Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, üreticilere destek için daha önce Ekim, Kasım ve Aralık ayları için 40 kuruşa çıkartılan çiğ süt destek priminin, 3 ay erkene çekilerek Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları için uygulanacağını söyledi. Pakdemirli, TMO’dan besiciye vadeli olarak yem temini konusunda bir çalışma yapıldığını da açıkladı.

Çiğ süt fiyatları piyasa koşullarında yaşanan değişiklikler sebebiyle 9 Ekim’de toplanan Ulusal Süt Konseyi (USK) toplantısından sonra yapılan açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 15 krş / lt olan çiğ süt destek priminin Ekim, Kasım ve Aralık ayları için 40 krş / lt olarak belirlendiği kaydedilmişti.
TGRT Haber Gündem Özel programında Gazeteci-Yazar Ziya Osman Açıkel’in sorularını yanıtlayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çiğ süt destek priminin 3 ay öne çekildiğini bildirdi.
Pakdemirli, şunları söyledi:
“Çiğ süt, ciddi miktarda insanı ilgilendiren bir konu, özellikle bizim sürdürülebilirlik anlamında kendi kendimize yeterliliğimizi korumamız gereken bir konu. Geçen yıl 15 Kasım 2019’da biz 2.30 lira tavsiye fiyatına gıda komitesinde görüşüp ulusal süt konseyine iletmiştik. Bu sahada da çok büyük bir memnuniyet oluşturdu. Bir kilogram sütün karşılığında 1.50 gram yem alınabiliyordu. Bu rasyo 1’e 1,50 rasyosu, Cumhuriyet tarihinde belki süt üreticisine verilen en önemli desteklerden bir tanesiydi. Çünkü ulusal süt konseyi de üreticiler de herkes bir kilograma 1,30 rasyosunu kabul eder ve 1,30’da bu işin kar ettiğini konuşurlar.

“Süt üreticimizin maliyetleri arttı”

Şimdi maalesef son dönemde pandemiyle beraber hem kurlardaki artış hem de dünyadaki emtiya fiyatlarındaki artışla birlikte süt üreticimizin ister istemez maliyetleri arttı. Bu konuda talepte arttı. Bunu normalde karşılıyoruz. Ancak biraz bu talebe karşı cevap vermekte geciktiğimizde, üreticimiz bu konuda çok sabırsız. Biraz sabırlı olmalarını istiyorum ki, şöyle bir rakam vereceğim. 2020 yılının ilk 6 ayında parite ortalama 1.35 olarak gerçekleşmiş 1.30’un 5 üzerinde ve ilk açıkladığımızda 1.50 ve maliyet artışına rağmen ilk 10 ayda ortalama 1.28 civarında seviyelerinde seyretti.

Çiğ süt destek primi 40 kuruş üzerinden ödenecek

Biz süt konseyine şöyle bir destek verdik. 40 kuruşa desteği çıkartalım, fiyat henüz artmasın, destekte 40 kuruş olsun diye. Yoğun talep üzerine bu 40 kuruşluk desteği erkene çekme konusunda bir insiyatifimiz oldu. Bunun parasını ve bütçesini ayarladık. Çünkü 40 kuruşu açıkladığımızda üreticide şöyle bir soru işareti oldu. Tamam 40 kuruş ama ne zaman ödenecek bu, şimdi ödenecek. 40 kuruşluk çiğ süt destek primini 3 ay erkene çekerek Temmuz, Ağustos ve Eylül ayları için uygulayacağız. Temmuz ve Ağustos’u da hemen ödemeye başlayacağız. En yakın zamanda da 2021 Ocak ayında geçerli süt fiyatını gıda komitesinde tartışıyor olacağız. En geç Aralık ayında tartışmış oluruz. Ulusal Süt Konseyine de biz Gıda komitesinin tavsiyesi olarak iletiriz.
Burada çiftçimizin, üreticimizin başımızın tacı olduğunu tekrar ediyorum. Onların dertleriyle dertlendiğimizi bilsinler. Elimizin rahat olduğu durumlarda aynı gıda komitesinin 1.50’lik rasyo
ile üreticimize destek olduğunu hatırlatmak istiyorum. Yine en yakın zamanda bu konuda tekrar gıda komitesinin gündemine girecek.”
Bakan Pakdemirli, uygulamayı sosyal medya hesabından da duyurdu.

TMO, besiciye vadeli yem tahsis edecek

Yemle alakalı çalışmanın yapıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, “Besiciyi, üreticiyi desteklemek gayesiyle yemle alakalı bir çalışma yapıyoruz. Toprak Mahsulleri Ofisine bir talimat verdim. Çalışmayı henüz bitiremediler. Bu akşam bitirselerdi belki onu da açıklayacaktık. Vadeli bir şekilde besiciye yemin Toprak Mahsulleri Ofisinden tahsis edilmesi konusunda, yem hammaddesinin tahsis edilmesi konusunda bir çalışma arkadaşlar yürütüyorlar.
Elbette bu arada döviz ve emtia fiyatlarının artışıyla beraber buradaki maliyetlerde artıyor. Bu maliyetlerin artmasıyla beraber Ticaret Bakanlığı bizimde uyarımızla tedbir aldı. Maliyet sürekli artıyor, buradaki gümrük vergilerinin gözden geçirilmesi, belirli bir süreliğine gümrük vergilerinin birçok kalemde sıfırlanması söz konusu oldu. Geçen hafta ciddi bir değişiklik yapıldı. Böylelikle de ana amaç artan maliyetlerin artmaması belirli bir yerde sabitlenmesi konusunda, çapa oluşturması konusunda bir gayretimiz oldu. Özellikle besici üretici tarafını desteklemek için Toprak Mahsulleri Ofisimiz böyle bir çalışma içerisinde, çalışmayı bitirdikleri zaman bizde kamuoyuyla paylaşırız” dedi.

29.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Cumhuriyet Bayramı Mesajı

    Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayınladı
 Bakan Pakdemirli’nin mesajı şu şekildedir:
      “Şanlı tarihimiz boyunca düşmanlarına karşı zor şartlar altında çarpışan yüce milletimiz hak ettiği zaferlere her daim ulaşmıştır. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde milletimizin azmiyle ve şehitlerimizin kanıyla kurduğumuz Türkiye Cumhuriyeti’nin  kuruluşunu hep birlikte gururla kutluyoruz.
     Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesinde olduğu gibi tam bağımsız bir devlet olmak için hepimize görev ve sorumluluklar düşüyor. Hedefi olmayan milletler tarih sahnesinden silinmeye mahkumdur. Bu bağlamda milli mücadele döneminde olduğu gibi birlik ve beraberliğimizi en üst seviyede tutarak millet olarak hedeflerimize emin adımlarla yürüyoruz.
    Cumhuriyetimizin teminatı gençlerimiz ise ülkemizi daha çağdaş seviyelere ulaştıracak ve göstereceği iradeyle 97 yıldır devam eden Türkiye Cumhuriyetinin bu topraklarda sonsuza kadar yaşamasını sağlayacaktır.
     Bu duygularla Cumhuriyetin 97. yıldönümünde, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı ve minnetle anıyor, Cumhuriyet Bayramımızı en içten dileklerimle tebrik ediyorum”
28.10.2020
Devamı

Gıda, Tarım ve Orman Düzenlemeleri Meclis'te Kabul Edildi

Tarım arazilerinin hobi bahçeleri gibi uygulamalarla bölünmelerinin engellenmesi, sahipli arazilerde izinsiz ağaç kesimiyle ilgili cezaların artırılması, makaron, yaprak sigara kağıdı, sigara filtresi ve alkol üretimi, satışının Tarım ve Orman Bakanlığının denetimine alınması, taklit ve tağşiş ürünleri üreten ve piyasaya arz edenlere yönelik yaptırımların ağırlaştırılmasını da içeren kanun teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı. Sulama kooperatifleriyle ilgili iş ve işlemlerde Tarım ve Orman Bakanlığı yetkili olacak.

Özel ormanlar için ağaçlandırma teşviki
Düzenlemeyle, "özel orman" sayılan sahipli arazilerde, ekim ve dikim yoluyla ağaçlandırmanın teşvik edilmesi hedeflenerek Orman Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor.
Buna göre, "orman sınırları dışında olup, yüzölçümü üç hektarı aşmayan sahipli arazilerde tabii olarak yetişen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerler" ile "orman sınırları dışında olup, alan büyüklüğüne bakılmaksızın sahipli arazilerde, ekim ve dikim yolu ile yetiştirilen her nevi ağaç ve ağaççıklarla örtülü yerlerin" orman sayılmaması öngörülüyor.
Kanunla, devlet ormanlarındaki bozuk orman alanlarında orman bitkisi fidanlıkları kurulmasına, mantar ve tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğine, orman alanlarından üretilen odun dışı ürünlerin mamul ya da yarı mamul olarak işlenmesi amacıyla tesis kurulmasına bedeli alınarak 29 yıla kadar izin verilebilecek. Ancak saha tesliminden itibaren 2 yıl içinde tesislerin işletmeye alınmaması halinde izin iptal edilecek.
Orman sınırları içerisinde söz konusu faaliyetleri izinsiz yapanlar veya tesis kuranlar, 6 aydan 2 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak.
Özel orman kapsamındaki yerlerde bulunan ağaçlar izinsiz kesilemeyecek. İzinsiz kesilen ağaçların dikili kabuklu gövde hacminin 5 metreküpe kadar olması halinde 500 lira, bu miktarı aşan her bir metreküpü için ilave 100 lira idari para cezası verilecek.
Orman Kanunu'na, Savunma Sanayii Başkanlığınca yapılacak savunma amaçlı tesislerle bunların müştemilatlarına bedelsiz olarak izin verilmesi de ekleniyor.
Yasayla, Adana'nın Karataş ilçesinde su ürünleri yetiştiriciliği konulu Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi kurulacak.
Şeker piyasasında mal ve hizmet üretenlere inceleme
Düzenlemeyle, Tarım ve Orman Bakanlığına şeker piyasasındaki mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilere yönelik de inceleme, araştırma yetkisi verilecek.
Bakanlık, inceleme, araştırma ve denetim görevi kapsamında, her türlü defter, evrak ve belgeleri inceleyebilecek ve suretlerini alabilecek, yazılı veya sözlü açıklama isteyebilecek,
Şeker Kanunu kapsamına giren her türlü mala ilişkin mahallinde inceleme yapabilecek ve tüm teknolojik imkanlardan yararlanabilecek.

28.10.2020
Devamı

“Kırmızı Et Tüketim Artışını Küçükbaş İle Karşılarız”

     Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, 2014-2018 dönemindeki yıllık ortalama artış eğiliminin devamı halinde, 2018’de 1 milyon 208 bin ton olan kırmızı et tüketiminin 2030’da 2 milyon 71 bin tona, kişi başına yıllık kırmızı et tüketiminin ise 14,8 kilogramdan 23,4 kilograma çıkacağını bildirdi.
Çelik, yaptığı açıklamada, Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsünün (TEPGE) 2014-2018 dönemini değerlendiren “Durum ve Tahmin Kırmızı Et 2018” raporu ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, kırmızı et tüketiminin 2014-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 4,6 arttığını belirtti. Nihat Çelik, bu artış eğiliminin devamı halinde, TÜİK yıl ortası nüfus ve Birleşmiş Milletler 2030 nüfus tahminleri kullanılarak yapılan hesaplamaya göre, 2018’de 14,8 kilogram olan kişi başına kırmızı et tüketiminin 2030 yılına kadar 8,6 kilogram artışla 23,4 kilograma yükseleceğini tahmin ettiklerini açıkladı.
 
-6 yılda kırmızı et tüketimi 267 bin ton arttı
 
TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik, şunları kaydetti:
 “Kırmızı et tüketimimiz hızla artıyor. 2012’de 941 bin ton, 2014’te 1 milyon 9 bin ton olan kırmızı et tüketimi, 2018’de 1 milyon 208 bin tona çıktı. Tüketim, 6 yılda 267 bin ton arttı. Ülkemizde gelir seviyesi arttıkça kırmızı et tüketimi de artacak. Kırmızı et tüketimi 2030’a kadar yüzde 70’den fazla artacak. Olağanüstü bir şekilde artan tüketimi karşılamak zorundayız. Aksi takdirde döviz ödeyerek ithalat yapmak zorunda kalırız. Bundan kurtulmanın yolu küçükbaş hayvancılıktan geçiyor. Çünkü, ülkemizde küçükbaş hayvancılık besiden çok yaylıma dayanıyor. Hayvan sayısı hızla artırılabilir. Nitekim 2020 yılında küçükbaş hayvan sayısı 55 milyonu aştı. Küçükbaş hayvan sayısının hedeflenen rakam olan 90 milyona çıkması halinde, et veriminde hiç değişiklik olmasa bile küçükbaş hayvan eti üretimi yüzde 64 artacak. Islah ve iyi beslemeyle et veriminde yüzde 20’lik bir artış sağlanması halinde küçükbaş hayvan eti üretimi ikiye katlanacak. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre Türkiye’nin küçükbaş hayvan eti üretimi 2018 rakamlarıyla 432 bin ton. Et üretimi ikiye katlanırsa üretim bu kadar daha artacak. Toplam kırmızı et tüketim artışı olan 863 bin tonun 432 bin tonu küçükbaş hayvan eti üretim artışından karşılanabilir.”
Kırmızı et tüketmenin çok fazla alternatifi bulunmadığına dikkati çeken Çelik, şu bilgileri verdi:
“Ülkemiz Batılı ülkelerle karşılaştırıldığında görece genç bir nüfusa sahip. Çocuk sayısı fazla… İnsan başta çocukluktaki gelişim döneminde olmak üzere her yaşta proteine ihtiyaç duyuyor. En önemli protein kaynaklarından biri de hayvansal protein. Ülkemiz, bitkisel üretimiyle halkımızın beslenme ihtiyacını karşılıyor. Fakat beslenmemizde hayvansal proteinin oranı gelişmiş ülkelere göre düşük kalıyor. Çocuklarımızın bedensel ve zekâ gelişimlerinin eksiksiz olması için et tüketimini artırmak zorundayız. Son yıllarda tavuk eti tüketimi olağanüstü hızla arttı. Sadece tavuk eti tüketimi yetmez. Dengeli beslenme açısından kırmızı et ve deniz ürünleri tüketimlerini de artırmamız zorunlu.”
 
-Kaba yem açığı kapatılmalı, meralar ıslah edilmeli, çoban sorunu
çözülmeli
 
Tüketim artışının hayvancılığın desteklenmesiyle rahatlıkla karşılanabileceğini, kaba yem açığının kapatılması, sulama yatırımları tamamlanarak sulama yapılacak bazı alanların yem bitkileri üretimine ayrılması, tarımsal üretimde kullanılmayan 15,8 milyon hektar alanın meralara dahil edilmesi, sektörün çayır ve meraların ıslahı ile en ucuz yem kaynağına kolayca ulaşmasının sağlanması, yem maliyetlerinin düşürülmesi ve çoban sorununun çözülmesi gerektiğini belirten Çelik, “hayvancılık sektörümüzü daha fazla desteklememiz gerekiyor. Bitkisel üretimde hayvancılığa yönelik mısır, arpa, fiğ, yonca gibi ürünlerin üretimini artırmamız zorunlu. Sorunlar ancak daha fazla üretim, daha fazla tüketim, daha fazla ihracat, daha fazla yerli ürün kullanılarak çözülür. Zaten, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli de bunun bilincinde olarak hayvancılığa gereken önem ve desteği veriyorlar. Türkiye’nin kırmızı et sorununun çözümünün küçükbaş hayvancılıktan geçtiğini biliyorlar.” dedi.  
Çelik, 2010’da 781 bin, 2014’te 1 milyon 8 bin ton olan kırmızı et üretiminin 2018’de 1 milyon 183 bin, 2019’da 1 milyon 201 bin tona yükseldiğini de açıklamasına ekledi.
28.10.2020
Devamı

HASTALIK ÜÇ GÜN AMA DERDİ BÜYÜK

Son günlerde ülkemizin güney illerinde büyükbaş hayvanlarda özellikle sığır ve mandalarda bir hastalık çıktığına dair bilgiler geliyor. Hastalık yüksek ateş, titreme, halsizlik, tutuk yürüyüş ve topallık gibi belirtiler gösteriyor. Bir kısım hayvan kendiliğinden iyileşirken, bazıları da malesef telef oluyor. Ayrıca, aynı anda birçok hayvanda görüldüğü ve hayvanlar arasında bulaşıcı bir karakterde seyrettiği sahadan aldığımız bilgiler arasıda. Aslına bakarsanız bu hastalık çok bilinmedik, çok gizemli bir sorun değil. Teknik adı “Efemeral Fewer”, Türkçesi  ÜÇ GÜN HASTALIĞI olan bu rahatsızlık önceki yıllarda da karşımıza çıkmıştır. Basına yansıyan haberleri şöyle bir gezerseniz, 2012 yılı yaz ve sonbahar aylarında aynı şeylerin yazıldığını görmeniz mümkün. Örneğin; 13 Kasım 2012 tarihli Anadolu Ajansının bir haberlerine bakalım. Haberde şu başlıkla karşılaşıyoruz;
Bakanlıktan “Üç Gün Hastalığı“ açıklaması 
devamında da;
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Dünya Hayvan Sağlığı Teşkilatı (OIE) tarafından bildirimi zorunlu olmayan ''üç gün hastalığından'' dolayı çok sayıda hayvanın telef olduğu ve bu hayvanlara ait etlerin tüketime sunulduğu şeklindeki açıklamaların gerçekle ilgisi bulunmadığını, hastalıkla ilgili her türlü takip ve tedbirlerin ivedilikle sürdürüldüğünü bildirdi.
Bakanlık'tan yapılan açıklamada, son günlerde bazı basın yayın organlarında, ''üç gün hastalığı''na ilişkin çeşitli iddiaların yer aldığı belirtildi. Söz konusu iddialar kamuoyunda yanlış anlaşılmalara neden olacağı için bilgilendirme yapılmasına ihtiyaç duyulduğu ifade edilen açıklamada, bunun, Haziran-Eylül döneminde görülen ve sinekler aracılığıyla hayvanlara bulaşan mevsimsel bir hastalık olduğu anlatıldı.
Bu yıl sıcakların Ekim ortalamalarının üzerinde seyretmesi sonucu görülme süresi uzayan hastalığın, görülme döneminin sona erdiği belirtilen açıklamada, insan sağlığı için herhangi bir risk oluşturmayan bu hastalığın hayvandan hayvana bulaşmadığı bildirildi.
Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay'da, kısmen de Şanlıurfa'da görülen ve haberlere konu edilen hastalıkla ilgili şu ana kadar 2 bin 200 ölüm vakasının meydana geldiği ve bunların veteriner hekim kontrolünde imha edildiği ifade edilen açıklamada, hastalık belirtileri görülen ancak antibiyotik kullanılmadığı kesim öncesi ve kesim sonrası muayenede resmi veteriner hekimlerin kontrolüyle kesinleşen 722 hayvanın kombinalarda kesildiği vurgulandı.” türünde bir açıklamayı görüyoruz.
Dikkat ederseniz şimdi de benzer haberler gündemde. Yukarıda size güney illerimiz derken; Gaziantep, Kahramanmaraş, Adıyaman, Diyarbakır gibi vilayetlerden bahsediyorum. Şimdilerde bu şehirlerimiz Üç Gün hastalığından oldukça şikayetçiler. Bu subtropik alanlarda yaygın seyreden hastalığın pençesindeler. Malesef etken bir virus ve bazı sinek ve sivrisinekler tarafından bulaştırılmakta. Enfekte hayvanın kanını emen sinek hastalık taşıyan hortumunu başka bir hayvana batırdığında o da bu derde yakalanıyor. Ya da aynı ortamda yer alan hayvanlarda damlacık enfeksiyonu tabir edilen solunum havası veya aksırık tıksırıkla bile geçtiği bildirilen hastalığın aslında aşısı var. Ama, her yıl ortaya çıkmadığı için çiftçilemiz tarafından pek bilinmiyor ve de yaptırılmıyor. Öyle olunca hastalık çıktığı bölgede hızla yayılıyor. Hatta rüzgarlar ve hayvan nakilleri de bunu körüklüyor. Ama bir sevindirici tarafı var ki, o da 3-4 gün içinde kendiliğinden geçebiliyor. Fakat böyle olması hayvanı tedavi etmeyin anlamına gelmiyor. Mutlaka veteriner hekimlerin muayenesi sonrasında, önerecekleri ateş düşürücüler, antibiyotikler, vitamin ve mineral takviyelerini kullanmak çok çok fayda sağlıyor. Bakın bu son söylediklerimi lütfen yabana atmayın. Aksi halde istemeden de olsa hayvanlarınızın bir kısmını telef edeceğinizi bilin. Memleket ekonomisine büyük darbe vuran böylesi hastalıklar dünyanın pek çok ülkesinde de görülmektedir ve onlarda da ciddi kayıplara yol açmaktadır. Malesef hayvan hastalıklarıyla yeterli mücadele edemeyen Irak, Suriye, İran gibi sınır koşumlarımızdan bizlere gelip bulaşan pek çok hastalık vardır. Bu da onlardan biridir. Dolayısıyla bu gibi ülkelere komşu olan vilayetlerimizdeki üreticilerimizin bir kat daha dikkatli olması gerekmektedir.
Sevgili okurlar sonuç olarak; Üç Gün hastalığı ülkenin her yerinde değil, iklimin sıcak olduğu yerleri seçiyor. Sıklıkla uçucu ve sokucu sinekler vasıtasıyla bulaşıyor. Çok çabuk yayılıyor. Bunu engellemek için adı geçen sineklerle mücadeleden bahsediliyor ancak takdir edersiniz ki bu çok başarılı bir yöntem olmuyor. Ayrıca maharet hasta olanları tedavi etmek değil, onları hasta olmaktan korumaktır. Her zaman “hastalıklarla mücadelede en iyi yöntem aşılamadır”. O yüzden işletmelerinizde hastalık görülmesini istemiyorsanız lütfen hayvanlarınızı zamanında AŞILATINIZ.
                                                                                              
Dr Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
             Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı  

 
 
28.10.2020
Devamı

HERKESE AFERİN YOK

Değerli Okurlar, Son iki sayıda birbirini takip eden makaleler yayınladık. İlkinde “Çiftçi Uyanırsa” başlığı altında, eğer çiftçi devletin verdiği 3 kuruş desteklemeyi kenara itip, kendi gücünü kullanırsa önünde kimsenin duramayacağını anlatmıştım. İkinci makalede ise, “Çiftçi Nasıl Harekete Geçer” başlığı altında ise, bunu başarabilmek için kooperatifler sayesinde çok kısa sürede nasıl güç birleştirilebileceklerini 10 maddede açıklamıştım. Bu yazımızda ise; oy kaygısı ya da şahsi menfaat içinde olan bazı küçük gruplar haricinde bütün vatandaşlarımızın faydasına olacak bu durumun toplumda kabullenilmesi için yapılması gerekenlere bakalım.

Burada toplumu 3 gruba ayırabiliriz. İlk grup, hiç şüphesiz çiftçiler olacaktır. Ama bu kadar büyük bir grubu, özellikle de gördüğünü yapmayı benimsemiş insanları kısa sürede bilinçlendirmek ve harekete geçirmek zor olacaktır. İkinci grup, yukarıda bahsi geçen sayıca çok az olmalarına rağmen sistemdeki açıkları çok iyi bildikleri ve değerlendirdikleri için belli bir güce ulaşanlardan oluşmaktadır. Durumun farkında oldukları için de çiftçinin uyanmaması ve harekete geçmemesi için her türlü önlemi almaktadırlar. Son grup ise; tüketiciden oluşan bütün vatandaşlarımızdır. Bu insanların mutlaka yeterli ve kaliteli gıdaya, ucuz şekilde ve sürekli ulaşmaları gerekmektedir. İşte bu mutlak şartın yerine getirilmesi önemli bir kamuoyu gücü oluşturmaktadır. Halkımıza bu koşulun ancak üreticinin bilinçlenmesi ve güçlenmesi ile garanti altına alınabileceğinin anlatılmalıdır.
Peki, burada bize düşen görev nedir, ne yapabiliriz?

Öncelikle bu kamuoyu gücünü harekete geçirecek adımlar atmalıyız. Bunun içinde toplumda milyonları etkileyebilen, kitleler üzerinde farkındalık oluşmasında yönlendirici olabilen kişiler ile çalışmaya başlamalıyız. İlk anda çok zor bir iş gibi gözükse de; aslında ülkemizde tarım sektöründe fikir ileri süren insanların sayısı çok fazla değildir. Sadece sorunlardan bahseden ve çözümlere değinmeyenleri bile saysak, kötümser bir tahminle birkaç yüz kişiden fazla oldukları söylenemez. Örneğin; tarım ve gıda alanında akademik unvanı olan, sektörde bizzat deneyimi olan, sivil toplum kuruluşlarında sözcü olan hatta başka meslekten olduğu halde hariçten gazel okuyanların hepsini toplasak sektörde söz sahibi olan ya da yazıp, çizen kişi sayısı, sektörün büyüklüğüne oranla gerçekten az olduğunu görebiliriz. Bu nedenle de bu kişiler bizim ilk etapta hedef kitlemizdir.
Bu kitle üzerinde aslında ilk başarı sağlandı. Yakın zamana kadar yukarıda bahsettiğim küçük ama etkili menfaat gruplarının da etkisi ile toplumda kooperatifçilik kötüdür, işe yaramaz algısı oluşturulmuştu. Uzun süredir kooperatifçiliği dava haline getirmiş bir avuç kişi, özellikle gelişmiş ülkelerden örnekler vererek, kooperatifçiliği çözümün temeli olarak yeniden gündeme getirmeyi başardılar. Yani çark tekrar işlemeye başladı.

Bundan sonra, sektörde fikri olan ve bunu beyan etmek için gayret gösteren kişileri gerçekten tebrik etmek ve kendilerine “Aferin” demeliyiz. Ama önerileri nasıl gerçekleştirilecek sorununa cevap olarak; yapmalı, etmeli, vermeli, kesmeli, asmalı gibi sadece mevzuat değişikliği ya da destekler gibi devletten beklentilere dayandığında hata yaptıklarını, aslında daha iyi bir çözüm olduğunu anlatmalıyız. Artık herkes “yapılan çalışmaların kooperatifler olmadan asla başarıya ulaşamayacağını ve devlet desteği ile gerçekleştirilemeyeceğini” bilmeli.

Sonuç olarak; her kim, ne öneriyor ya da neyi savunuyorsa mutlaka nasıl hayata geçirilebileceğini sorun. Özellikle kim, kiminle, nerede, ne zaman, hangi kaynaklarla, hangi yetkiyle, ne kadar sürede, hangi araçları kullanarak bu önemli fikri uygulamaya gerçekleştireceğini sorgulayın. Eğer tatminkar bir cevap yoksa emekler boşa gidecektir. Doğru cevabın kooperatif olduğunu kavrayabilen olursa; işte o zaman lütfen bu kişilere “Aferin” deyin. Bu onuru sadece hak edene verin, rastgele fikri olan ama daha nasıl yapacağını bile bilmeyen herkese değil.

Dr. Erhan Ekmen
Ziraat Yüksek Mühendisi

 
28.10.2020
Devamı

Trakya’lı Çiftçilerde Kuraklık Endişesi!

Türkiye'nin buğday, ayçiçeği, çeltik gibi ürünlerin en önemli merkezlerinden olan Trakya, son 91 yılın en kurak dönemini yaşıyor. Kuraklık nedeniyle, buğdayda yüzde 25- 30, ay çekirdeğinde de yüzde 40- 50'lere veren verim kaybı yaşandı. Edirne'ye temmuz ayından bu yana sadece ağustosta, 1,6 milimetre yağış düştü. Kurak dönemin ardından ekim ayında, bugüne kadar metrekareye toplam 58,8 kilogram yağış düşmesi, ekim hazırlığında olan üreticiye az da olsa nefes aldırdı.
Edirne Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Arabacı, kuraklığın ardından son yağışlarla birlikte üreticilerin nefes aldığını ve tarlalarını ekmeye başladığını söyledi. İklimlerin artık değiştiğini ve ürünlerine ekim ayı yerine kasım ayında ekmeye başladıklarını belirten Arabacı, "Yağışlar geç gelmeye başladığından bizim ekilişlerimizde geçe kalıyor. Bunun sebebi erken ektiğimiz yerlerde, yağış zamanında düşmüyor, kurak oluyor ve çeşitli sebeplerden dolayı hastalık oluşuyor buğdaylarda. Önceden ekim ayının 15'i gibi ekilişe başlardık, şimdi artık ekim ayının sonu ya da kasım ayının başı diyoruz. Özellikle geçen sene çok ılıman bir kış geçirdik. O yüzden ekilişleri hastalık yapmaması adına daha geç gerçekleştiriyoruz. Bu yıl biraz yağış aldık, buğday yerlerinin hazırlanması ve kızgın tav dediğimiz tav dönemi kalmadı. Güzel bir tav var arazide. O yüzden çiftçilerimiz birkaç gün içinde hazırlıklarına başlayıp, ekim ayının sonuna doğru ekilişlerine başlayacaktır. Kasım ayının ilk haftası da birçok çiftçimiz ekilişini yapacaktır" dedi.
27.10.2020
Devamı

Zeytin Alım Fiyatları Belli Oldu

Zeytin alımına başlayan Tarım Kredi Kooperatifi, Gemlik zeytinlerine 13 TL ile 5 TL arasında fiyat uygularken, yeşil çizik zeytinde de ebatlarına göre 8 TL ile 4,5 TL arası fiyat uyguluyor.

 
Burhaniye kırsal Börezli Mahallesi'nde kurulan zeytin alım merkezinde eleklerde zeytinler sınıflandırılırken, Havran Barajı'ndan sulanan zeytinlerde kalitenin arttığı kaydedildi. Burhaniye’de yeşil zeytin hasadının başlamasıyla birlikte çeşitli noktalarda elekler kurulurken, Tarım Kredi Kooperatifi de zeytin alımına başladı. Börezli’deki alım merkezinde, traktörlerle getirilen zeytinler eleklerde sınıflandırılırken, Havran Barajı sulama havzasında kalan zeytinlerde kalitenin yüksek olduğu açıklandı. Tarım Kredi Kooperatifi, Gemlik zeytininde 13 TL ile 5 TL arasında fiyat uygularken, yeşil çizik zeytinde ise 8 TL ile 4,5 TL arasında fiyatlarla alınıyor.
Elek altı olarak adlandırılan yağlık zeytin de 2 TL 75 kuruştan satın alınıyor. Tarım Kredi Kooperatifi'nin zeytin alımına başlaması çiftçileri sevindirdi. Tarım Kredi Kooperatifi adına alım yaptıklarını anlatan Berkan Sözaltın, "Tarım Kredi Kooperatifi yörede ilk defa zeytin alımı yapıyor. Börezli, Kızıklı ve Bahadınlı mahallelerinde Havran Barajı'ndan sulama yapıldığı için ürün çok kaliteli. Gemlik, Edremit yağlık ve Domat cinsi zeytin alımı yapıyoruz. Fiyatlarımız da iyi. Çiftçiler çok memnun. Tarım Kredi Kooperatifi olarak çiftçiye desteğimiz devam edecek" dedi.
Gemlik zeytinlerinde verimin iyi olduğunu söyleyen çiftçi Recai Emre de, "Gemlik zeytinleri sulandığı için mahsul oldukça kaliteli. Zeytinler irileşti. Gemlik duble zeytin 13 liradan alınıyor. Bu fiyat iyi. Bu sene inşallah Gemlik zeytininde yüzümüz gülecek. Hayırlı ve bereketli bir sezon diliyorum" dedi.

27.10.2020
Devamı

TARIM-KOOP Başkanı Özkurnaz’dan Süt Fiyatına Tepki!

Maliyetlerdeki artışa rağmen süt fiyatlarının Ulusal Süt Konseyi tarafından 2 lira 30 kuruşta sabit tutulmasına tepki gösteren TARIM-KOOP Genel Başkanı Mehmet Özkurnaz, Üreticilerin zor durumda kaldığını ve süt üretiminin de geçen yıla göre düştüğünü söyledi.

 
Ulusal Süt Konseyi tarafından süt fiyatlarında bu yıl değişiklik yapılmamasına karar verildi. Yem ve gıda fiyatları artarken, süt fiyatlarının 2 lira 30 kuruşta kalması üreticiler tarafından tepkiyle karşılandı. Süt sanayicileri ile bir araya gelen Tarım Kooperatifleri Merkez Birliği (TARIM-KOOP) Genel Başkanı Mehmet Özkurnaz , “Kasım ayının 15’inden sonra hangi firmaya lazımsa, sütün fiyatı 3 liradan aşağı kalmamak şartı ile bizimle sözleşme yapabilirler ve 1 Aralık’ta da sütlerini alabilirler” dedi.
Gıda Komitesi'nin süt fiyatlarını neye göre belirlediğinin belli olmadığını söyleyen Özkurnaz, “Geçen yıl 15 Kasım tarihinde sütün fiyatı 2 lira 30 kuruş olarak belirlendi. Bir yıla yakın süredir fiyatlar bu şekilde seyrediyor. Çiftçimiz bu süreçte et ve süt fiyatlarının yükselmesi gerektiği noktasında bir isyan içerisinde. Sütün fiyatlarını Gıda Komitesi belirliyor. Bu komitede Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret ve Sanayi Bakanlığı ile Tarım Orman Bakanlığı’ndan oluşuyor. Bu ülkede ekonomide bir sıkıntı varsa bunun sebebi sütçü olamaz. Gıda Komitesi’nin belirlediği bu fiyatları doğru bulmuyoruz” şeklinde konuştu.
Süt üretimindeki düşüşe dikkat çeken Özkurnaz, “Geçmişte Biga ilçemizde 435 ton civarında süt üretimi varken, bugün geldiğimiz nokta günlük 230 ton süt üretimi var. Çiftçimiz tarım yapıyorsa ve yaptığı tarımdan zarar ediyorsa artık yapmama eğilimine giriyor ve son dönemde de hayvan kesimlerinin oldukça fazla olduğu söyleniyor. Süt üretimine baktığımızda, düşüşün ne seviyede olduğunu net bir şekilde görebiliyoruz.” Dedi.

27.10.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığınca Yapılan Sınavın İptali İstendi

Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınavı’nda, 80 sorudan 40’ının cevabı ‘A’ şıkkı çıktı. 11 Nisan'da yapılması gerekirken, pandemi nedeniyle 17 Ekim'e ertelenen sınav için adaylar duruma itiraz etti. Sınavın iptali için kampanya başlatıldı.
 
Tarım ve Orman Bakanlığı Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınavı tartışma yarattı.  Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezi tarafından Ankara, İzmir ve İstanbul'da gerçekleştirilen sınav için adaylar tarafından iptal kampanyaları başlatıldı.
 
Aradan geçen sürede yapılan yönetmelik değişikliği ile sınava orman ve endüstri mühendislerinin de katılmasının yolu açıldı. 14 bin 948 kişinin katıldığı sınavda 80 sorudan 40'ının doğru cevabının ‘A’ şıkkı olduğu belirlendi. Sınavdan geçer puan olan 70'i alabilmek için 80 sorudan 56 soruyu doğru yanıtlamak gerekiyor. Sınavda yanlışlar doğruları götürmüyor. Tüm soruları ‘A’ işaretleyen bir kişi bu sınavdan 50 puan alacak. Geçer notların az olması halinde ise ‘çan eğrisi' uygulaması yapılacak.
 
Bu uygulama ile 50 puan alan kişilerin de sınavı geçme ve zirai ilaç satma yetkisi alma olasılığı bulunuyor. Sınav sonuçlarının 16 Kasım'da açıklanacağı belirtilirken, adaylar sınavın iptali için kampanya başlattı. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, yaptığı açıklamada konuyla ilgili Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye bilgi vereceklerini söyledi.
26.10.2020
Devamı

Mutlu Hayvancılık Projesi Tamamlandı

Avrupa Birliği (AB) ve aday ülkeler arasında Sivil Toplum Diyaloğu Programı'nın beşinci dönemi kapsamında hibe almaya hak kazanan Avrupa Birliği ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi tamamlandı.

 

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliğinin (SETBİR) yaptığı açıklama da proje ortağı İspanya'dan Valencia Bölgesel Gıda İşleri Federasyonu (FEDACOVA) olan proje, Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte yürütüldü.

Çiftlikte ve taşıma sırasında hayvan refahının sağlanması konulu projenin genel amacı; çiftçiler, hayvan sahipleri, nakil aracı sürücüleri, dinlenme yerleri ve sınır kontrol noktalarındaki görevlilerce yaygın olarak yapılan yanlış uygulamaların düzeltilmesi ve doğru uygulamaların öğretilip, benimsetilmesi yoluyla hayvan refahının artırılması olarak belirlendi.

 

SETBİR Başkanı Tarık Tezel, online gerçekleştirilen kapanış toplantısındaki konuşmasında, hayvancılığın gelişmesinde önemli basamaklardan olan hayvan refahını layıkıyla uygulayan bir üreticinin hayvanından elde ettiği sütün ve etin kalitesinin de artacağını belirtti.

"Bu projenin en büyük çıktısı, çiftlikte ve nakil esnasında hayvan refahına yönelik anlaşılır, kullanımı kolay rehberlerin ve bilgi notlarının hazırlanmış olmasıdır. Bu rehberler, çiftçilerimiz, hayvan sahiplerimiz, sınır kontrol noktalarında çalışan personelimiz ve taşıma elemanlarımızın her zaman başvurabilecekleri basit, anlaşılması kolay rehberlerdir. Projemizin en büyük ikinci çıktısı ise çiftçilere, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sahiplerine ve tüm veteriner sınır kontrol noktalarına yönelik yaptığımız eğitim faaliyetleri olmuştur. Bu eğitim faaliyetleri, hayvan refahı uygulamaları, bunların hayvan ve hayvansal ürün kalitesi üzerindeki etkilerine yönelik farkındalık yaratmak açısından çok değerlidir."

AB ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi'ne ilişkin tüm bilgiler, toplantı notları, eğitimlerde gerçekleştirilen sunumlar ve hazırlanan rehberlere "www.hayvanrefahiprojesi.org" adresinden erişilebiliyor.

26.10.2020
Devamı

Aksaray'da Yüzde 75 Hibeli Yem Bitkisi Dağıtıldı

Nüfusunun yüzde 80'inin tarım ve hayvancılıktan geçimini sağladığı Aksaray'da mera alanlarının korunması ve kurtarılması amacıyla hayvan üreticilerine yüzde 75 hibeli olarak 56 bin 400 kilo yem bitkisi dağıtıldı.

Tarımsal üretimde Türkiye'de ilk 10'da yer alan Aksaray'da mera alanlarının kurtarılması ve korunması kapsamında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geliştirilen "Topraklarımız yeşerdi Aksaray’ımız şenlendi" projesi ile hayvan üreticilerine yem bitkisi dağıtıldı. Tarım ve Orman Müdürlüğünde gerçekleştirilen programla üreticiler yem bitkilerini alırken, toplam 21 köyde 83 üreticiye 56 bin 400 kilo 4'lü karışım yem bitkisi dağıtımı yapıldı.

Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Saklav, "Bakanlığımızca yapmış olduğumuz 'Topraklarımız yeşerdi Aksaray'ımız şenlendi' projesi kapsamında 21 köyde 83 çiftçimize 56 bin 400 kilogram 2 bin 800 dekar alanda ekilecek olan 4'lü karışım yem bitkisi dağıtımı yapıyoruz. Tabii bu projedeki amacımız mera alanlarımızdaki baskıyı azaltıp, otlatma kapasitesini artırarak boş ve nadas alanların da ekimini sağlamak. Bilindiği üzere ilimiz 387 bin hektar tarım arazisinin tamamını eken bir il her zaman. Bu alanları artırmak amacıyla bu projemizi yaptık. Bu projemizle üretilecek olan kaba yem hayvancılık üretimine katkı sağlayacak. Amacımız mera alanlarını çoğaltmak ve aynı zamanda üretimi artırmak. Bu şekilde çiftçilerimize yüzde 75 hibeli olarak verdiğimiz tohumlarla birlikte destek çıkmak istiyoruz" şeklinde konuştu.
23.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli’den Yeni 10 Yılın Stratejisi Açıklaması

Tarım Ormanın Geleceği Zirvesi'nde gerçekleştirilen özel oturumda konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli yeni 10 yılın stratejisine ilişkin açıklamalarda bulundu. Uyguladıkları tarımsal destekleme mekanizmalarına değinen Pakdemirli, hem destek hem de müdahale alımlarını aynı paketin içinde yürüttüklerini, aynı zamanda kırsal kalkınmaya yönelik ciddi desteklerin de bulunduğunu söyledi.

Pakdemirli, tarımsal desteği artırmanın moral etkisi yarattığını, tarımsal GSYH'ya etkisinin görüldüğünü kaydetti. 2018'de 14.5 milyar TL, 2019'da 16.1 milyar TL olan tarımsal desteklerin 2020'de 22 milyar TL'ye taşındığını vurgulayan Pakdemirli, "Bu yıl 2 bin TL'nin altında destek almayacak kimse kalmayacak. İlk sene, önümüzdeki yıl 2 bin TL'nin altında alanlar, bir sonraki yılın bütçesinden 2 bin TL'ye tamamlanacak şekilde formülize ettik. Ondan sonra bu otomatik hesaplanarak, hesaba yatacak duruma gelecek. 12 yeni destek başlattık. 32 desteğin birim miktarını artırdık" dedi.

Türkiye'de ilk Kovid-19 vakası görünmeden günler önce hazırlıklara başladıklarını söyleyen Pakdemirli, bakanlık olarak tüm marketleri toplayarak, stokları artırmalarını istediklerini vurguladı. Özellikle perakende sektörünün çok iyi bir sınav verdiğinin altını çizen Pakdemirli, "Gıda arzıyla ilgili bir problem olmamasına, tüketilenden fazlasının üretilmesine rağmen tüm dünyada rafların boşaldığını gördük. Hem bakanlık hem ilgili tüm sektörler, iyi bir hazırlık dönemi geçirdik. Perakende zincirlerini yönlendirdik. Yurtdışındaki market manzaralarının hiçbirini görmedik. Çiftçiye diplomatik pasaport vereceğiz dedik. Karşılığını da aldık" dedi.


Bakan Pakdemirli, tarımın ekonomideki yerine değindi. Türkiye'de tarımın GSYH'dan yüzde 6 pay aldığını dile getiren Pakdemirli, istihdam edilen kesimin ise beşte birinin tarımla uğraştığını vurguladı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde tarımsal üretimde yaşanan değişimi ortaya koyma adına son üç yılın verilerini karşılaştıran Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin 2017'de 187 milyar TL olan tarımsal hasılasının yüzde 46 artışla 2019'da 277 milyar TL'ye ulaştığını vurguladı. 2019'da 48.9 milyar dolar tarımsal hasıla ile Türkiye'nin Avrupa'da lider olduğunu, geçen sene Fransa'nın da önüne geçtiğini dile getirdi.


Türkiye'nin sağlıklı gıda üreten bir ülke olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, Türkiye'nin genetiği değiştirilmiş gıda (GDO) konusunda çok yüksek alarma sahip ülkelerden biri olduğunu kaydetti. Türkiye'nin 18 milyar dolarlık tarım ürünleri ihracatına işaret eden Pakdemirli, Türkiye'nin sağlıklı gıdalar ürettiğinin çok iyi pazarlanması gerektiğini vurguladı. Dünyada kişi başı milli geliri yüksek ülkelerde organik, sağlıklı gıdaya bir yönelim olduğunu dile getiren Pakdemirli, "Burada da Türkiye'nin çok daha fazla söz sahibi olması gerekli. Gerçekten topraklarımız bu anlamda çok temiz. İyi ürünler üretiyoruz. Bir yandan da dünyadaki teknolojiyi yakından takip etmek gerekiyor" dedi.

Türkiye’nin 18 milyar dolar ihracatıyla, 12 milyar dolar ithalatıyla net fazla veren ve kendine yüzde 135 yeterli bir ülke olduğunu vurgulayan Pakdemirli, 2002'de 3.7 milyar dolar olan Türkiye'nin tarım ve gıda ürünleri ihracatının 2019'da 18 milyar dolara çıktığını dile getirdi. Pakdemirli, 2020 yılı sonunda 20 milyar doların zorlanacağını düşündüğünü ifade etti. 18 yılda 220 milyar dolar tarım ürünleri ihracatı olduğunu, 73 milyar dolar dış ticaret fazlası verildiğini belirten Pakdemirli, "Birçok üründe Türkiye dünyada birinci veya ikinci. Büyük hedefler koyduk. Tohum ihracatımız dokuz kat artışla 17 milyon dolardan 150 milyon dolarlara kadar geldi" dedi.
23.10.2020
Devamı

TVHB Başkan Eroğlu; Yeni Veteriner Fakülteleri Hayvancılığa Zarar Veriyor

(TVHB) Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konsey Başkanı Ali Eroğlu Türkiyede Veteriner Hekimliği öğretim yılının 178.yıl dönümüne ilişkin bir açıklama yaptı.
Başkan Eroğlu “Ülkemizde 33 Veteriner Fakültesi mevcuttur. Yeni Veteriner Fakülteleri açılması ile zarar gören hayvan sağlığı, insan sağlığı, çevre sağlığı ve hayvancılığımız olacaktır. Yeni fakülteler açmak yerine, mevcut fakültelerimizin Uluslararası Akreditasyon Kurumu olan Avrupa Birliği Veteriner Hekimlik Eğitim Kurumları Birliği (EAEVE) tarafından denkliğinin onaylanması için çaba harcanmalıdır.
Yükseköğretim Kurumu tarafından Eğitim ve Öğretime Başlanması ve Sürdürülebilmesi İçin Asgari Koşulları ve Genel İlkeleri Belirlenen Programlar içerisine Veteriner Fakülteleri de dahil edilmelidir.”dedi.
Başkan Eroğlu şunları kaydetti.
 
“Bir meslek, tarihi geçmişi, statüsü, ülke ve topum üzerindeki etkileri ile önemli hale gelmektedir. Onu farklı kılan bireye, topluma ve insanlığa olan katkısıdır. Veteriner hekimliğin geçmişi M.Ö. 2000 yıllarına dayandığından, tarihin en eski mesleklerinden biri olarak kabul edilmektedir.

Dünyada ilk defa 1762 yılında Fransa’da, 1842 yılında da ülkemizde veteriner hekimlik öğretiminin başlatılmasında viral salgınlar etkili olmuştur.
Geçen 178 yıllık süre içerisinde ülkemizde Dünyada çapında birçok veteriner hekim bilim adamı yetişmiş ve önemli buluşlara imza atmışlardır. Haftalarca evlerine uğramadan salgın hastalıklarla mücadele çalışmalarını yürüterek, halkı açlıktan kurtarmışlar, zoonoz hastalıklara karşı yaptıkları mücadelelerle yine halkın sağlığını korumuşlar, ülkemizin en ücra köşelerine kadar ıslah hizmetlerini götürmüşlerdir. Böylece Ülke hayvancılığına ve dolayasıyla insan sağlığına sundukları önemli katkılardan dolayı halkın takdirini kazanmışlardır.

Kurtuluş savaşı sırasında sığır vebası serumu ile sığır vebası salgını kontrol altına alınarak ordunun lojistik gücünü yeniden kazanması sonucunda, Mareşal Fevzi Çakmak, “ Eğer Türk Veteriner Hekimleri olmasaydı İstiklalimizi kazanamayacaktık” sözünü söylemiştir. Balkan savaşı arasında sığır vebası hayvanlar arasında salgın halindeydi. Yakalanan sığırlara bir şey yapılamıyor ve bunlardan yararlanılamıyordu. Sığır vebasının insanda hastalık yapmadığını bilen genç Veteriner Hekim Teğmen Şefik KOLAYLI, hastalanan hayvanların kesilmesini ve bunların etlerinin kavrularak askere yedirilmesini teklif etti. Bu öneri, hasta hayvan etinin insanlara yedirilemeyeceği itirazıyla reddedildi. Bunun üzerine Şefik KOLAYLI, " Bu hayvanları yiyen tek bir insanda hastalık çıkarsa beni kurşuna dizin " diye diretti ve önerisini kabul ettirdi. Böylece askerlerin protein ihtiyacı karşılandı.

Yapılan çalışmalar ve verilen hizmetler, 1842 tarihinden bugüne kadar bir iftihar tablosu olarak ortadadır. Dün Adil Mustafa Şehzadebaşı, Şefik Kolaylı, Ord. Prof. Dr. Tümgeneral Süreyya Tahsin Aygün, Yüzbaşı Hüdai ve Kemal Cemil Beyler, Binbaşı Ahmet Bey, Mehmet Akif Ersoy ve daha niceleri.
1897’de sığır vebası serumu Dünyada ilk kez Adil Mustafa Şehzadebaşı (Adil bey) tarafından bulunmuş ve üretilmiştir. 1934 Dünyada ilk Dayanıklı Liyofilize sığır vebası aşış ile 1967 de Dünyada ilk kez Virüslerin üretildiği doku kültürünü Veteriner Hekim Prof. Dr. Süreyya Tahsin Aygün Bulmuştur. Yine aynı yıllarda Türkiyede ilk defa kök hücre tedavisini uygulamıştır.

Bugün, başta İnsan sağlığı olmak üzere, çevre sağlığını, biyogüvenliği, sosyal hayatı, ekonomiyi, ticareti ve değerlerimizi ciddi oranda tehdit ve tahrip ederek, bütün Dünyayı kuşatan Covid-19 sebebiyle tüm veteriner hekimler bu salgın ile mücadele kapsamında görev başında olup, ülkemizin en büyük ilinden, ülkenin en ücra köşesindeki köy ve mezrasına kadar ayaktadır. Bir taraftan laboratuvarlara kapanarak hayatları kurtaracak aşı, serum ve ilaç üretmek için olağan üstü gayret gösterilerek, COVID-19 aşısının insanlarda deneme aşaması olan Faz-1 aşamasına gelinmiş, diğer taraftan sahada, salgın ve zoonotik hastalıklara karşı koruyucu aşılamalar, hastalık mihraklarına müdahale, tedavi hizmetlerinin kesintisiz olarak sürdürülmesi, insanımızın gıda güvenliğinin sağlanması gibi hizmetler onlarca riske rağmen gece gündüz demeden devam ettirilmektedir.

Veteriner hekimlik, hayvanların ve insanların sağlığı, refahı ve çevrenin korunması amacıyla faaliyet gösteren istisnai bir meslektir. Veteriner hekimler, gıda güvenliği, biyogüvenlik, biyolojik çeşitlilik, antimikrobiyal dirençlilik ve iklim değişikliği gibi dünyanın en acil sorunlarının çözümüne katkıda bulunmak için çalışmaktadır.
Veteriner hekimlik tüm dünyada stratejik öneme sahip bir meslek olarak kabul edilmektedir. Bu önemine binaen gelişmiş ülkeler kaliteli ve yeterli bir eğitim ve öğretim için gerekli önlemleri almaktadırlar.
Eğitim ve öğretimde istenilen standartları olmayan bir mesleğin yarınları sıkıntılıdır, problemlidir. Çağın bilim ve teknolojisine göre normlarınızı oluşturmak, ön almak bir zorunluluk olarak ortadadır.

Türk Veteriner Hekimleri  Birliği olarak belirtmek isteriz ki;
Ülkemizde 33 Veteriner Fakültesi mevcuttur. Yeni Veteriner Fakülteleri açılması ile zarar gören hayvan sağlığı, insan sağlığı, çevre sağlığı ve hayvancılığımız olacaktır. Yeni fakülteler açmak yerine, mevcut fakültelerimizin Uluslararası Akreditasyon Kurumu olan Avrupa Birliği Veteriner Hekimlik Eğitim Kurumları Birliği (EAEVE) tarafından denkliğinin onaylanması için çaba harcanmalıdır
Yükseköğretim Kurumu tarafından Eğitim ve Öğretime Başlanması ve Sürdürülebilmesi İçin Asgari Koşulları ve Genel İlkeleri Belirlenen Programlar içerisine Veteriner Fakülteleri de dahil edilmelidir.

Yeni Fakülte açılışları için asgari standartlar ile açılış kriterlerine uyulmalıdır.
Veteriner Fakültelerine girişte taban puan veya yüzdelik başarı sınırı kriterleri getirilmeli, veteriner hekimlik eğitim ve öğretiminin araştırma ve uygulama ağırlıklı olması zorunluluğundan dolayı, veteriner fakültesi kontenjanları ülkemizde ihtiyaç duyulan veteriner hekim sayısı, fakültelerin fiziki yapısı, hayvan hastanesi, uygulama çiftliği, laboratuvar ve akademik altyapıları da dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmelidir.
Veteriner Hekimliği Çekirdek Eğitim Programı hayata geçirilmeli, derin müfredat ayrılıklarına son verilmelidir. 
COVID-19 Pandemisi ile uzmanlığın önemi daha iyi anlaşılmış olup, Veteriner Hekimlikte Uzmanlık Eğitimi bir an önce başlatılmalıdır.
Veteriner hekimlerin biyolojik savaşla mücadele konusunda eğitim almaları sağlanmalıdır.

Mesleğimizin yüksek standardını ve sürdürülebilirliğini devam ettirmek ve mümkün olan en iyi hizmeti sunmak için yüksek kaliteli bir veteriner hekimlik eğitim ve öğretiminin ülkemize kazandırılmasının yanı sıra, sürekli eğitimler ile iyi donanımlarla çağdaş veteriner hekimlik uygulamaları gerçekleştirilmelidir.
Türkiye’de Veteriner hekimliği öğretiminin 178. Yılını kutluyoruz. Değerli hocalarımıza teşekkür ediyor, tüm meslektaşlarımıza ve meslektaş adayı sevgili öğrencilerimize başarılar diliyoruz.”dedi.
 
 
 
23.10.2020
Devamı

Antalya Kumluca’da Zarar Gören Çiftçilere Destek

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri Antalya Bölge Müdürü Yakup Kasal, Antalya’nın Kumluca ilçesinde üç gün önce yaşanan fırtına ve doluda zarar gören çiftçileri ziyaret etti. Kasal, tarım alanları ve seraları zarar görenlere gereken tüm desteği vereceklerini söyledi.

Kasal, plastik sera örtülerini piyasa fiyatından yüzde 12, gübre ve bitki besleme ürünleri, zirai ilaçlarını ve fidelerini yüzde 15 oranında indirimli ve dört yıla kadar vade uygulayarak vereceklerini kaydetti.

Çiftçilere kredilendirme aşamasında uygulanan sabit faiz uygulamalarının devam ettiğini vurgulayan Kasal, "Çiftçilerimiz mutlaka seralarını, tarım alanlarını TARSİM sigortası yaptırsınlar. Bu konuda devletimizin desteği var. Tarım Kredi Kooperatifleri olarak çiftçilerimize her türlü desteği vermeye hazırız. Ben afetten etkilenen tüm çiftçilerimize geçmiş olsun diyorum." dedi.

Zarar gören çiftçilerin büyük bölümünün TARSİM sigortasının olmadığını gördüklerini ifade eden Kasal, çiftçilerin ister mevsimsel olsun, isterse yıllık üretim yaptıkları tüm tarım alanlarını mutlaka sigorta yaptırmaları gerektiğini sözlerine ekledi.

22.10.2020
Devamı

Tarım Kredi 1,6 Milyar Liralık Ürün Aldı

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri, yılın ilk 9 aylık döneminde çiftçi ortaklarından 1 milyar 600 milyon liralık ürün alırken, yıl sonu hedefini 2,5 milyar liralık alım olarak koydu.

Başta gübre ve tohum olmak üzere ilaç, yem ve diğer tarımsal girdilerde çiftçi ortakların ihtiyaçlarını ve bunun finansmanını karşıladıklarını belirtti. Poyraz ayrıca, üretilen ürünlerin pazara taşınması noktasında da çiftçilere yardımcı olduklarını söyledi.

Yaklaşık 300 çeşit ürünü çiftçi ortaklardan alıp pazara taşıdıkları bilgisini de veren Poyraz, "Son 3 yılı karşılaştırdığımızda, 2018'de 9 aylık döneme baktığımızda ortaklarımızdan aldığımız ürün tutarı yaklaşık 540 milyon lira civarındayken 2019'un aynı döneminde bu rakam 880 milyon liraya çıktı. Bugün itibarıyla bu yılın 9 aylık döneminde rakam 1 milyar 600 milyon lirayı geçti. Bu sene kendimize 2,5 milyar liralık bir hedef koyduk. 2 milyar liralık eşiği inşallah geçeceğiz." diye konuştu.

Geçen yılın tamamında toplam 1 milyar 250 milyon liralık alım yaptıklarını anımsatan Poyraz, şu değerlendirmede bulundu:

"Burada esas amacımız, bir taraftan üreticimizin malını değerinde alıp pazara taşırken öbür taraftan da kendi şirketlerimiz uhdesinde açtığımız marketlerimize ve anlaşmalı olduğumuz yaklaşık 29 bin markete bu ürünleri taşıyarak piyasada üretici ile tüketici arasında bir bağ kurmak. Belli oranda gücümüz nispetinde regülasyon sağlama ve daha da önemlisi doğal, kaliteli ürünleri en makul fiyatlarla tüketiciye ulaştırma gayreti içindeyiz. Buna devam edeceğiz. Burada kendimize hedef olarak 5 milyar lira rakamını koyduk. Birkaç yıl içinde rakam buralara taşınacak."

Poyraz, piyasada zaman zaman fiyat dalgalanmaları olabildiğine işaret ederek, Tarım Kredi'nin ürün alımı yaparken sözleşmelere bağlı kalarak çiftçiyi mağdur etmemeye gayret gösterdiğini dile getirdi.

Geçen yıl salçalık domates sözleşmeleri imzaladıklarını hatırlatan Poyraz, şunları kaydetti: "Geçen sene bu domateslerin kilogramını 57 kuruştan alma taahhüdünde bulunduk. Bu sene tabi yaşanan sıkıntılardan dolayı fiyatlar bir dönem 33 kuruş bandına düşmüş olmasına rağmen biz sözleşmemizdeki fiyatın arkasında durduk. Zarar etme pahasına 57 kuruştan sözleşmelerimizdeki ortaklarımızdan üretilmiş ürünün tamamını piyasadan çektik" dedi.

22.10.2020
Devamı

Hayvancılık Yatırımlarına Destek

Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenecek olan illerde 2020 - 2022 döneminde uygulanacak hayvancılık yatırımları destek oranları belli oldu.

Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 1 Ocak 2020 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Gerçek ve tüzel kişilerin damızlık manda düvesi yetiştiriciliği işletmesi kurmasına yönelik yatırımları, kapasite artırımı ve rehabilitasyon, makine alet ve ekipman ile hayvan alımı yüzde 50 hibe ile desteklenecek.

Yetiştiricilerce, 9 Ocak 2017 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Hayvancılık Yatırımlarının Desteklenmesine İlişkin Karar kapsamında kurulmuş veya yatırımı devam eden işletmelerden 1500 başa kadar koç ve/veya teke alımına yüzde 50 hibe desteği sağlanacak.

Küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesi amacıyla Bakanlıkça belirlenecek iller ve şartlar doğrultusunda damızlık küçükbaş hayvan yatırımları yüzde 85, gerçek ve tüzel kişilerin, 1000 adet kapasiteli damızlık kaz, aynı kapasiteli ticari hindi ve 500 kapasiteli ticari kaz yetiştiriciliği için yapacakları inşaat, makine, alet ve ekipman yatırımları yüzde 75 oranında desteklenecek.

Arı Yetiştiricileri veya Bal Üreticileri birliklerine üye, Arıcılık Kayıt Sistemi'ne kayıtlı, 50 ve üzeri arılı kovan varlığına sahip üreticilerin arı ürünleri üretimi için yapacakları yatırımlarına yüzde 50, ipek böceği yetiştiriciliğinin geliştirilmesi için, gerçek ve tüzel kişilerin bu alanda yapacakları yatırımlara da yüzde 100 hibe olanağı sağlanacak.

Gerçek veya tüzel kişiler, hibe desteğine ilişkin yatırım konularından sadece bir proje için ve bir kez yararlandırılacak. Yatırım tutarının üst sınırı Bakanlıkça belirlenecek.

Hibe desteğinden, projesi onaylanan ve projesinde belirtilen süre içinde yatırımını tamamlayanlar yararlanabilecek.

Ödemeler, Ziraat Bankası aracılığıyla yapılacak ve bankaya kararın uygulanmasıyla ilgili olarak destekleme tutarının yüzde 0,2'si oranında hizmet komisyonu ayrıca ödenecek.

22.10.2020
Devamı

Hubuat Ürünlerinde Gümrük Vergisi Sıfırlandı

Bazı hububat ürünlerinin ithalatında uygulanan gümrük vergisi 31 Aralık'a kadar sıfırlandı.
 
Cumhurbaşkanlığının konu ile ilgili kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, daha önce ülke ve ülke gruplarına bağlı olarak, kapsam  dahilindeki makarnalık durum buğday, adi buğday, kızıl buğday, mahlut,  beyaz arpa, matlık arpa ve mısır ithalatında uygulanan gümrük vergisi 31 Aralık'a kadar sıfırlandı. Karar, dün itibarıyla yürürlüğe girdi.
 
 
22.10.2020
Devamı

Ankara Halk Ekmek Yerel Üreticiyi Tüketici İle Buluşturmaya Devam Ediyor

“Kırsal kalkınma” projesi kapsamında Ankara Halk Ekmek fabrikası bünyesinde hayata geçirilen “Başkent Market” uygulaması yaygınlaşmaya devam ediyor. İlk şubesini 29 Nisan da Etimesgut’ta  İkinci şubesini 5 Ekim Mamak şafaktepe’de  hizmete sunan Ankara Halk Ekmek A.Ş üçüncü şubesini ise Gimat toptancılar sitesindeki Genel Müdürlük binasının bulunduğu yerde açtı. Ankara ve Ankaralıların ilgisi ile karşılanan Başkent Market; özellikle üretici ile tüketiciyi direk buluşturması dikkat çekiyor.
Başkent Marketin üçüncü şubesi açılışına Ankara Halk Ekmek A.Ş. Genel Müdürü Dr. Hüseyin Velioğlu’nun yanı sıra Alman Kooperatifleri Konfederasyonu Türkiye Temsilcisi İfakat Gürkan’da katıldı.
Açılış sonrası market gezilirken; Alman Kooperatifleri Konfederasyonu Türkiye Temsilcisi İfakat Gürkan; Genel Müdür Velioğluna  “Halk ekmek olarak üreticiyi desteklemeniz aynı zamanda markette üretici ürünlerinin satışı yapılması, Halk ekmek olarak kooperatiflere ve alın teri ile kazanmaya çalışan üreticilerinize böyle anlamlı desteklerden dolayı teşekkür etti.


Genel Müdür Velioğlu ise “Bizim hedefimiz başkentli yerel üreticiler ile tüketiciler arasında kısa tedarik zinciri kurmak, aracıları ortadan kaldırmak.  Yılbaşına kadar Kızılay Sakarya Caddesi, Batıkent Atlantis ile Aski fabrika satış mağazalarımızın içinde de Başkent Market açmayı planlıyoruz. Başkent Marketler ile Ankara halkına en iyi hizmeti vermeyi planlıyoruz.
Ankaralı hemşerilerimizin Başkent Markete ilgisinden dolayı ayrıca teşekkür ediyoruz.”dedi.


 
 
 
22.10.2020
Devamı

Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık Kampanyası Başlatıldı

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gıda israfının önlenmesine yönelik başlatılan kampanya ile ilgili açıklamalarda bulundu. Tarım ve Orman Bakanlığı öncülüğünde başlatılan ''Gıdanı Koru Sofrana Sahip Çık'' kampanyasının detaylarıyla ilgili bilgi veren Bakan Pakdemirli, gıda israfının önlenmesi amacıyla kampanyayı başlattıklarını söyledi.

 Bakan Pakdemirli ayrıca israfı önlemek adına kampanyaya herkesin sofranasahipcık.com adresine girerek bilgilendirmeyi okuyup dijital imza ile destek olabileceğini açıkladı. Bakan Pakdemirli, "Bugün 7,8 milyar olan dünya nüfusu, aşağı yukarı 30 yıl içerisinde 10 milyar olacak. Gıda talebine dayalı üretim artışı olarak da en azından yüzde 60 daha fazla gıdaya ihtiyaç olacak. Bu nasıl karşılanacak? Hem üretimi artırarak hem de gıda kayıp ve israflarını azaltarak karşılayabiliriz. Bugün yeni bir rakam vereceğim. BM'nin Temmuz 2020'deki son raporuna göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını 2020 sonu itibarıyla dünyada 130 milyon kişiyi daha kronik açlığa mahkum edebilir. Gıda israfını önlemek büyük önem taşıyor" açıklamalarında bulundu.
 
 
22.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Koyunları Kurt Saldırısında Telef Olan Aileyi Sevindirdi

Bolu'nun Mudurnu ilçesinde sürüsüne kurt saldıran çiftçi aileye, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin talimatıyla 21 koyun ile bir miktar küçükbaş hayvan yemi hediye edildi.

Bakan Pakdemirli, ilçeye bağlı Gürçam köyünde yaşayan ve sürüsüne 15 Ekim'de kurt saldırması sonucu 21 koyunu telef olan Nigar-Kadir Sarıot çiftinin mağduriyetinin giderilmesi için talimat verdi.

Bolu Valiliği ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerince Sarıot çiftine, 21 küçükbaş hayvan teslim edildi. Ayrıca yine Pakdemirli'nin talimatıyla 250 kilogram arpa ile 15 balya ot da aileye verildi. 

"ÜRETİME DEVAM EDİN"
Bakan Pakdemirli, hediyelerin teslimi sırasında İzmir'den telefonla arayarak Nigar Sarıot ile görüntülü konuştu.
Geçmiş olsun dileklerini ileten Pakdemirli, koyunların nasıl telef olduğu konusunda "Nigar anne" diye seslendiği Sarıot'tan bilgi aldı.
Bakan Pakdemirli, konudan haberdar olur olmaz talimat verdiğini belirterek "Bakanlığımız yanınızda, teşkilatımız yanınızda, Valimiz yanınızda. Siz üzülmeyin, sadece üretime devam edin. Allah yolunuzu açık etsin. Eşiniz Kadir Bey de üzülmesin." dedi.
Koyunların hayırlı olmasını dileyen Pakdemirli, "Bir tek ricam var. Şimdi yeniden 30 tane koyunun oldu. Bunların sayılarını 60 çıkartalım. Destek bizden, gayret sizden, bereket Allah'tan." diye konuştu.

"BAKANIMIZDAN ALLAH RAZI OLSUN"
Nigar Sarıot da koyunlarının telef olmasından dolayı çok üzüldüğünü belirtti.
Bakan Pakdemirli'nin yardımının kendisini duygulandırdığını dile getiren Sarıot, "Allah razı olsun. Sesimizi duydular. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim." ifadelerini kullandı.

Koyunlara çok iyi baktığını söyleyen Sarıot, "Bunlara da öbürlerine baktığım gibi bakacağım. Can bunlar. Çok sevinçliyiz. Gururluyuz. Allah razı olsun mağduriyetimizi giderdiler." dedi. 
 
21.10.2020
Devamı

Başkan Çelik: “FAO’ya göre koyun, keçi eti üretimimiz açıklananın 4 katı”

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, 2018’de TÜİK’ göre 114 bin 434 ton, FAO’ya göre 432 bin 437 ton koyun, keçi eti üretildiğini bildirdi.
 
Başkan Çelik, “FAO’ya göre koyun, keçi eti üretimimiz açıklananın 4 katı. TÜİK’in hayvancılığın boyutunu tam olarak ortaya koyması lazım. 2018’de Kurban Bayramında 2,7 milyon küçükbaş hayvan kesilirken, yıllık kesim 5,3 milyon görünüyor. Sadece Kurban Bayramlarında 3 milyona yakın küçükbaş kesiliyorsa, bir yılda kesim sayısı 5,3 milyonun çok üzerindedir” dedi.

Nihat Çelik, Türkiye’de hayvancılığın Tarım ve Orman Bakanlığı’nın verdiği desteklerle hızla geliştiğini, 2009-2020 döneminde koyun sayısının 21,7 milyondan 42,7 milyona, keçi sayısının 5,1 milyondan 12,35 milyona ulaştığını, toplam sayının 55 milyonu aştığını, çok daha sağlıklı ve doğal yaylıma dayanması nedeniyle son yıllarda koyun, keçi sütü ve etine de ilginin arttığını bildirdi.
“İnsanlar haklı olarak doğal gıdalarla beslenmek, kimyasal atık ve girdilerden uzak durmak istiyor. Koyun, keçi etinden, sütünden daha doğalı var mı? Türkiye, Avrupa kıtasından daha fazla endemik bitkisiyle, kekikli, çiçekli meralarıyla cennet gibi bir ülke” diyen Çelik, şunları kaydetti:
“Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre, Türkiye’de, 2018 yılında 4 milyon 652 bin 525 koyun, 693 bin 405 keçi kesildi ve 100 bin 831 ton koyun eti, 13 bin 603 ton keçi eti üretildi.
 
-FAO’ya göre koyun etinde ilk 4: Çin, Avustralya, Yeni Zelanda, Türkiye
 
Buna karşın Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, Türkiye, 2018 yılında 362 bin 560 tonluk koyun eti üretimiyle Çin, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ardından dünyada 4’üncü, 69 bin 877 ton keçi eti üretimiyle 15’inci sırada. Koyun eti üretiminde Çin 2 milyon 423 bin tonla birinci, Avustralya 735 bin tonla ikinci, Yeni Zelanda 471 bin tonla üçüncü konumda. Keçi etinde Çin 2 milyon 330 bin tonla ilk sırayı alırken, Hindistan 505 bin tonla, Pakistan 344 bin tonla, Nijerya 250 bin tonla, Bangladeş 223 bin tonla Çin’i izliyor. Bu ülkelerin ardından Çad, Sudan, Mali, İran, Myanmar, Etiyopya, Moğolistan, Nepal, Yemen ve Türkiye geliyor.”
 
-Dünya koyun eti üretiminin yüzde 3,7’sini Türkiye karşılıyor
 
Dünyada üretilen 9 milyon 788 bin 315 ton koyun etinin yüzde 3,7’sini, 5 milyon 977 bin 20 ton keçi etinin yüzde 1,17’sini Türkiye’nin karşıladığını vurgulayan Çelik, “dünya nüfusunun yüzde 1,1’i barındıran bir ülke için gayet iyi rakamlar. Yalnız bu bize yetmez. Hedefimiz büyük. Ülkemizde 90 milyon küçükbaş hayvan yetiştirecek potansiyel var. Bu rakamların çok daha üzerine çıkabiliriz” dedi.
 
-Koyun etinde ilk 3, keçi etinde ilk 6 hayal değil
 
Küçükbaş hayvan sayısını 90 milyona çıkarılması halinde, mevcut oranlarla koyun sayısının 69,2 milyona, keçi sayısının 20,8 milyona ulaşacağını dile getiren Çelik, şu bilgileri verdi:
“Verimliliği artırmasak bile koyun eti üretimi 672 bin tona, keçi eti üretimi 130 bin tona çıkar. Türkiye’nin kırmızı et sorunu kalmaz. İthalat yapılmaz. Çoğu ülkede hayvan başına et üretimi bizimki kadar değil. Koyun sayısında 8’nci sıradayız ama koyun eti üretiminde 4’üncü, keçi sayısında 22’nciyiz fakat keçi eti üretiminde 15’inciliğe kadar çıkıyoruz. Sütte durumumuz daha da iyi. Koyun sütü üretiminde Çin’i geçerek dünya birincisi olduk. Keçi sütünde 6’ncı sıradayız. Türkiye’nin sadece hayvan sayısını artırarak koyun eti üretiminde ilk 3’e, keçi eti üretiminde ilk 6’ya girmesi mümkündür. Hayal değildir.

Son yıllarda çok daha sağlıklı olması ve doğal yaylıma dayanması nedeniyle koyun, keçi sütü ve etine de ilgi arttı. Biz hep söylüyoruz. ‘Türkiye’de küçükbaş etinin toplam kırmızı et tüketimi içindeki payı yüzde 10 değil en az yüzde 20’dir’ diye. Görünen o ki yüzde 25-30’u buluyor.”

Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin hayvancılığa gereken önem ve desteği verdiklerini, Türkiye’nin kırmızı et sorununun çözümünün küçükbaş hayvancılıkta yattığını, ne yapıp edip küçükbaş hayvancılığın desteklenmeye devam edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
 
 
21.10.2020
Devamı

Bitki Koruma Ürünleri Bayi ve Toptancılık Sınav Sonuçları 16 Kasım’da

Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Depolanması Hakkında Yönetmelik" kapsamında bayi veya toptancı olacaklara Bakanlığımızca veya Bakanlığımızın uygun gördüğü kurumlarca merkezi sınav yapılmaktadır.

Bu kapsamda, bitki koruma ürünleri bayi ve toptancılık sınavı, Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezi tarafından 17 Ekim Cumartesi günü Ankara, İzmir ve İstanbul illerinde yapıldı. 

Sınava, 17.938 kişi başvuru yapmış olmasına rağmen 14.948 kişi katılım sağlamıştır. Söz konusu sınava ait Cevaplı Soru Kitapçıklarına, http://asym.ankara.edu.tr/2020/10/19/17-ekim-2020-tarihinde-yapilan-t-c-tarim-ve-orman-bakanligi-gida-ve-kontrol-genel-mudurlugu-bitki-koruma-urunleri-bayi-ve-toptancilik-sinavi-cevapli-soru-kitapciklari/ internet adresinden ulaşılabilmektedir.

Sınav sorularına ilişkin itirazlar 26 Ekim 2020 saat 17:00’a kadar ıslak imzalı dilekçeyle şahsen ya da posta yoluyla Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezine yapılacaktır.

Sınav sonuçları ise 16.11.2020 tarihinde açıklanacaktır.​
20.10.2020
Devamı

Buğday Alım Garantili Tohum Desteği

Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, Beypazarı ilçesinde sözleşmeli çiftçilere yüzde 90 hibe alım garantili tohum dağıttı.Tohum dağıtımı, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ziraat Odasının çalışmasıyla gerçekleştirildi.

Beypazarı Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, Beypazarı ilçesinde 630 çiftçiye toplam 263 ton buğday dağıtıldığını bildirdi.

Sözleşmeli üretim kapsamında çiftçilere dağıtılan tohumların yetiştirilmesinin ardından, Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından bu ürünlerin ekmek ve unlu mamul üretimi için satın alınacağını belirten Ateş, Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı yetkililerine teşekkür etti.

Fen İşleri Müdürlüğü bahçesinde yapılan tohum dağıtımına, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Esin Korkmaz, Ziraat Odası Başkanı Mustafa Ateş, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi Atilla Çelik ve çiftçiler katıldı.

20.10.2020
Devamı

Safran DİTAP Üzerinden Satılabilecek

Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yetiştirilen ve birçok alanda kullanılan safran, Tarım ve Orman Bakanlığının hayata geçirdiği Dijital Tarım Pazarı'nda (DİTAP) satışı yapılacak.

Safranın hasadına başlandığını söyleyen Karabük İl Tarım ve Orman Müdürü Çetin Ayvalık, uzun zamandır safran üzerine yoğun çalışmalar yaptıklarını söyledi.

Safranbolu'da 7 köyde 20 çiftçi tarafından 40 dekar alanda safran üretimi yapıldığını belirten Ayvalık, "Safranda hasat dönemimiz başladı. Kasım ayının 20'sine kadar hasat devam edecek. Verimli bir yıl olmasını arzuluyoruz. Bir dekardan ortalama 300 ile 600 gram civarında ürün almayı hedeflersek 23-24 kilogram gibi üretim hedefimiz var." diye konuştu.

Safranın iç pazarda rahatlıkla pazarlanabildiğine dikkat çeken Ayvalık, sözlerine şöyle devam etti: "Üreticilerimizin Dijital Tarım Pazarı'na kayıt olmasını sağladık. Bu yolla elde ettikleri ürünleri sistem içerisine girecekler, fiyat skalası yapacaklar. Alıcı ile satıcının buluştuğu bu platformda ürünlerini rahatlıkla satma imkanı bulacaklar. Üreticilerin karşılaştıkları her türlü sorunlarında yanındayız.’’

19.10.2020
Devamı

Kahramankazan’lı Çiftçi ve Üreticileri Sevindirecek Müjde

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, bakanlıklarınca yürütülen çalışmaları denetlemek ve bir dizi temasta bulunmak üzere Kahramankazan Belediye Başkanı Serhat Oğuz’u ziyaret etti. Aksu’ya ziyaret sırasında, Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Korkmaz, DSİ Bölge Müdürü Murat Alp, Orman Bölge Müdürü Veysel Kodalak, Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürü Erdem Karaağaç, Tarımsal ve Kırsal Destekleme Kurumu İl Koordinatörü Emre Yeniay da eşlik etti. Başkan Oğuz Bakan Yardımcısı Aksu’ya ilçede bakanlık tarafından yürütülen proje ve çalışmaları kapsayan bir sunum yaptı.   

Ziyaret sırasında bakanlık tarafından ilçede yürütülen Ova Çayı Islahı Projesi’nin tamamlanması, Durhasan Şah Tabiat Parkı’nın Kahramankazan Belediyesi’ne tahsis edilmesi ile çiftçi ve üreticilere tohum, ilaç ve ve ekipman desteği sağlanması konuları masaya yatırıldı. Bakan Yardımcısı Aksu, hizmetlerin tamamlanması için yoğun şekilde çalışıldığını belirterek, bu projelerin en kısa sürede ilçeye kazandırılacağını kaydetti.

Bakan Yardımcısı Aksu ayrıca, ilçedeki çiftçi ve üreticilerin yüzünü güldürecek bir de müjde verdi. Aksu, ilçedeki çiftçilerin uzun yıllardır beklediği kapalı sulama sisteminin Kahramankazan’da hayata geçirilmesine ilişkin projenin, bakanlığın 2021 yatırım planına dahil edildiğini söyledi. Aksu, bu projenin de en kısa sürede tamamlanacağını ifade etti. Kapalı sulama sistemi projesinin tarım ve hayvancılık alanında yoğun bir potansiyele sahip olan Kahramankazan’da hayata geçirilmesiyle birlikte ilçeye bu alanda önemli bir katkı sunmuş olacak. Böylece, su kaybının önüne geçilerek, daha az suyla daha çok alanın sulanması sağlanarak, sulanamayan alanlar da suyla buluşturulmuş olacak.

Kahramankazan Belediye Başkanı Serhat Oğuz da, sanayinin yanı sıra aynı zamanda önemli bir tarım ve hayvancılık ilçesi olan Kahramanakazan’ın kapalı sulama sistemi ve diğer projelerin tamamlanmasıyla önemli değerlere kavuşacağını söyledi. Oğuz, özellikle çiftçilerin uzun süredir bekledikleri kapalı sulama sisteminin ilçelerine kazandırılması için yaptıkları girişimlerin meyvelerini vermeye başladığını görmenin kendilerini oldukça mutlu ettiğini belirtti. Projelerin ilçedeki çiftçi ve üreticiler başta olmak üzere tüm Kahramankazan’a hayırlı uğurlu olması temennisinde bulunan Oğuz, “Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli başta olmak üzere Sayın Bakan Yardımcımız Mustafa Aksu ve bakanlık bürokratlarımıza ilgi ve desteklerinden dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.
19.10.2020
Devamı

Kırsal Kalkınmaya Büyük Destek

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemir’li, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 9. Başvuru Çağrısı 1. Grup sonuçlarının belli olduğunu belirterek, bu kapsamda destek almaya hak kazanan 1.049 projeye 243 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.

IPARD programını uygulayan Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK), 16 farklı alt sektörde 42 ilde yapılacak yatırımlara hibe desteği sağlayarak yatırımcıların hayallerini gerçekleştirmeye devam ettiğini vurgulayan Bakan Pakdemir’li şöyle devam etti:
“AB standartlarında üretim ve işleme tesislerinin kurulmasına ve modernizasyonuna %40 ila %50 arasında hibe desteği sağlıyoruz. Bu bağlamda TKDK’nın uyguladığı IPARD II Programı çerçevesinde 11 Mayıs 2020 tarihinde yayımlanan 9. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında uygun bulunan projelerin 1. grup sonuçları belli oldu”

Açıklanan 1.049 adet projeye 243 Milyon TL hibe desteği sağlanacağını belirten Bakan Pakdemir’li “1.049 projenin 11’i Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar sektöründen, 1.038’i ise Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme sektöründen oluşuyor. Sağlanan hibe sayesinde 433 Milyon TL tutarında yatırımın hayata geçirilmesini hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar Tedbirinde Açıklanan Projelerin; 3 adedi süt üreten, 6 adedi kırmızı et üreten, 1 adedi kanatlı eti üreten, 1 adedi yumurta üreten işletme yatırımını kapsıyor.

Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme Tedbiri Kapsamında Açıklanan Projelerin ise; 783 adedi bitkisel üretim, işleme ve paketleme, 126 adedi arıcılık ve arı ürünleri üretim, işleme ve paketleme, 47 adedi zanaatkârlık ve katma değerli ürünler, 16 adedi kırsal turizm ve rekreasyon,  6 adedi su ürünleri yetiştiriciliği, 12 adedi makine parkları, 48 adedi de yenilenebilir enerji yatırımından oluşuyor.
Çağrı kapsamında onaylanan projeler, www.tkdk.gov.tr web adresinde kamuoyuna açıklanmıştır.
19.10.2020
Devamı

TVHB Başkanı Ali Eroğlu'ndan Dünya Gıda Günü Mesajı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu Dünya Gıda Günü dolayısı ile bir mesaj yayınladı. Eroğlu yayınladığı mesajda gıdanın sağlık ve önemine değindi.
 
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nün 2020 yılı teması; Hep birlikte büyütelim, besleyelim ve sürdürelim olarak ilan edilmiştir.
Günümüzde bir yandan maalesef sağlıklı, güvenilir ve yeterli gıdaya ulaşmadaki çarpıklıklar, adil olmayan paylaşımlar sonucunda açlık ve açlıktan kaynaklanan hastalıklar ve ölümler devam ederken, diğer yandan da sosyal doku hırpalanarak değerlerin yozlaşması ve kaybolması yaşanmaktadır.  Bu durum COVID-19 Pandemisi ile daha da derinleşerek insanlığı tehdit eder boyuta ulaşmıştır.
Pandemi sürecinde yaşananlar tüm zamanlardan farklıdır. Yarının dünyası farklı olacaktır. Bu farklılık sebebiyle yeterli ve güvenilir gıdaya erişim tüm devletlerin öncelikli konusu olmaya devam edecektir. Zira devletlere düşen temel görev insanlarının yeterli ve güvenilir gıdaya erişiminin sağlanmasıdır.
2020 yılının temasıyla FAO, gıda güvenliğine yönelik her tehdidin ancak tüm ülkelerin birlikte hareket ederek, ortak bir mücadele sonucunda bertaraf edilebileceğine dikkat çekmektedir.

Dünyada, her 9 insandan biri yetersiz beslenmekte, her gün açlığa bağlı nedenlerle yaklaşık 25 bin kişi hayatını kaybetmekte, yine her yıl yaklaşık 600 milyon insan güvenilir olmayan gıda tüketimi nedeniyle hastalanmaktadır.
Afrika’da çocukların açlıktan ve 10 liralık antibiyotik ilaçları alamadıkları için ölmeleri acı vericidir.
Durum bu iken; çeşitli uluslararası kuruluşlar, bu rakamların %20 civarında artacağını rapor etmektedir.
Açlıkla mücadelede; gıda üretiminin arttırılmasının yanında israfın ve obezitenin önlenmesi de büyük önem arz etmektedir.
Yetersiz ve niteliksiz beslenme, mikro besin elementlerinin yetersizliği gibi beslenme sorunlarının neden olduğu sağlık harcamaları ile obezite ve aşırı kilonun da küresel ekonomi üzerindeki yükünün yıllık olarak 3,5 trilyon ABD doları düzeyinde olduğu tahmin edilmektedir.
Dünya Bankası raporunda israf edilen gıdanın açlıktan ölen insanların 15 katını besleyecek miktarda olduğu bilgisi yer almaktadır. Türkiye’de ise 1 yıl içinde yaklaşık olarak 1,7 milyar ekmek çöpe atılırken, 214 milyar liralık gıda israfı yapılmaktadır.
Gıda güvenliğinin teminatı ve sağlıklı nesiller için nüfus artışları da dikkate alınarak herkes için erişilebilir, bugünden daha adil ve verimli gıda üretim ve paylaşım sisteminin oluşturulması kaçınılmazdır.

Oluşturulacak gıda sisteminde, doğal kaynaklar ve biyolojik çeşitlilik korunmalı, iklim değişikliğine uyumlu yeni üretim programları geliştirilmeli, belki de en önemlisi toplumun ekonomik olarak alt kesimlerinin de ulaşabileceği yeterli ve ucuz gıdaya erişim sağlanabilmelidir. 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak belirtmek isteriz ki;
Gıdanın ve geleceğinin gerçekçi ve doğru analizlere, isabetli politikalara ihtiyacı vardır. Aksi takdirde kutlanacak nice gıda günleri meseleyi çözemeyecektir.
TÜİK’e göre Türkiye nüfusunun, 2029 yılında 92,4 milyon, 2040 yılında 100,3 milyon olması beklenmektedir. Bu nüfusun yeterli ve güvenli gıdaya erişiminin planlamalarına bugünden başlanmalıdır.
Dışarıya bağımlılığın önüne geçilebilmesi, gıdada yeterli üretim ve sürdürülebilirlik için; üretici, yetiştirici, tüketici, sanayici, sivil toplum ve meslek örgütleri, üniversiteler, sektör kuruluşları ve kamu yönetimi işbirliği ile, Gıda Güvenliği Politikaları oluşturulmalıdır. Üretenden kopuk, üretenin korunamadığı bir uygulamanın başarılı olması mümkün değildir.
Ülkemiz insanının dengeli beslenmesinde ve dolayısıyla sağlıklı ve üretken nesillerin yetiştirilmesinde güvenilir hayvansal gıda tüketimi en önemli unsurdur. Bu nedenle hayvancılığın ülkemizde veteriner hekimlerin bilgi birikimi doğrultusunda çevreye dost ve verimli bir şekilde yapılması gerekmektedir.
Ülkemizde hayvancılık ve gıda üretimi önemli bir geçim kaynağıdır. Hayvansal üretime olan doğrudan destekler ile bu alanlardaki girişimcilik ve bilimsel çalışmalara olan teşviklerin arttırılarak devam ettirilmesi önem arz etmektedir.
Sağlıklı bir toplum ancak sağlıklı bir çevre, sağlıklı hayvanlar ve güvenilir gıdalar ile mümkün olabilmektedir. Zoonoz hastalıklarla mücadelede ve olası pandemilere karşı koruyucu hekimlik sağlığın korunmasında en etkili ve en ekonomik yöntemdir. Bu nedenle ülkemizde veteriner hekimler ile insan hekimleri ve çevre sağlığı konusunda yetkin meslek gruplarının iş birliği içinde çalışması gerekir.
Ülkesel ve küresel olayların değerlendirildiği, erken uyarı, erken teşhis ve erken ve hızlı reaksiyon gösterebilme alt yapısına ve uzman bilgisine sahip, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi’nin (HAKİM) kurularak, Tek Sağlık uygulanmasının başlatılması zorunlu hale gelmiştir.
Veteriner Hekimler, Çiftlikten sofraya hayvansal gıda üretiminin her aşamasında yer alan meslek grubu ve yasal otoritedir. Kamuda görev alan veteriner hekimler; kontrol, planlama, hayvansal üretimin sürdürülebilirliğinin temini ile kamunun sağlığını gözetirlerken; Serbest Veteriner Hekimler görevlerini mesleki yetki ve sorumlulukları çerçevesinde yürütmelerinin yanında emek ve sermayeleriyle büyük ölçüde çiftçilerimizi sübvanse etmekte, ayakta durmakta zorlanan yetiştiricilere doğal olarak destek olmakta, besin zincirimizin ve halk sağlığımızın devamlılığını sağlamakta önemli rol oynamaktadırlar. Yaşanan pandemi sürecinde veteriner hekimlerin 7/24 hizmetleri gözler önünde olup, mücadeleleri ile insanlığın geleceğini belirlemektedirler.

Her insanın yeterli ve dengeli beslenme hakkı olduğuna inanıyor, gıda dağıtımının adil olduğu bir yeni sistemin hayata geçirilmesi suretiyle gelecekte hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği, tüm insanların sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşabildiği bir Dünya ve Türkiye olsun istiyoruz.
Çiftçilerimizin, üreticilerimizin, sanayicilerimizin, sektör kuruluşlarımızın, veteriner hekimlerin ve milletimizin Dünya Gıda Gününü kutluyoruz.
16.10.2020
Devamı

Ata Tohumlarını Geleceğimize Ekmek Zorundayız

     Türkiye Gıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası (ŞEKER-İŞ) Başkanı İsa Gök 16 Ekim dünya gıda günü nedenli ile bir açıklama yaptı. ŞEKER İŞ Başkanı Gök; “Birleşmiş Milletler'in yayınladığı 2019 Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Raporu'na göre 1 milyara yakın kişi açlık tehdidi altında. Açlık, yetersiz beslenmenin yaklaşık yüzde 20’lik bir oranla en yaygın görüldüğü kıta ise Afrikadır.”dedi. Başkan Gök daha sonra şunları söyledi. “Tüm dünyada yaşanan pandemi, ithal hammaddeye dayalı bir gıda ve tarım üretim modelinin ne denli imkânsızlıklar barındırdığını ortaya koymuştur.
Gıda ve tarım sektörlerini yeniden ele alma gereksinimi ortaya çıkmış, yeniden yapılanma arayışı tezahür etmiştir. Tarım ve hayvancılık alt yapısı güçlü olan ülkeler bu sürecin kazananları arasında yerlerini alacaktır.” Dedi.

Gök yazılı açıklamada şunları kaydetti.
 
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) her yıl 1945’te kurulduğu tarih olan 16 Ekim, Dünya Gıda Günü olarak kutlanmaktadır.
Dünya Gıda Günü’nün amacı küresel gıda güvencesini irdelemek, toplumlarda bu konu hakkında bilinç ve farkındalık oluşturmaktır.  Açlık, yetersiz- dengesiz beslenme ve yoksullukla mücadele etmek ve dayanışmayı sağlamaktır. Yeterli, güvenli ve besleyici gıdaya ulaşmak temel bir insan hakkıdır. Bu hak, 1996 Dünya Gıda Zirvesi eylem planında açıkça belirtilmiş, uluslararası çok sayıdaki bağlayıcı protokollerle de pekiştirilmiştir. Birleşmiş Milletler'in yayınladığı 2019 Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenme Raporu'na göre 1 milyara yakın kişi açlık tehdidi altında. Açlık, yetersiz beslenmenin yaklaşık yüzde 20’lik bir oranla en yaygın görüldüğü kıta ise Afrika.

Kötü beslenmenin ekonomik maliyeti sarsıcı boyutta
Gıda güvenliği konusunda yeni kavramlar ortaya çıkmaktadır. Bunlar şiddetli gıda güvensizliği ve orta seviye gıda güvensizliğidir. Şiddetli gıda güvensizliği açlık kavramıyla ilişkiliyken, orta seviyede gıda güvensizliği ise insanların gıdaya ulaşmada belirsizliklerle karşılaşması ve tükettikleri gıdaların kalitesi veya miktarından ödün vermek zorunda kalmasıdır. Dünyada yaklaşık 2 milyar insan orta veya şiddetli seviyede gıda güvensizliği içinde yaşamaktadır. Besleyici ve yeterli gıdaya düzenli erişim sağlanamaması bu insanların kötü beslenme ve sağlıklarının bozulması riskini arttırmaktadır. Kötü beslenmenin ekonomik maliyeti ise sarsıcı boyuttadır.

Şüphesiz toplumların öncelikli amacı, yeterli düzeyde gıda arzını sağlarken, insan sağlığını da en iyi şekilde korumaktır. Dünya genelinde fazla kiloluluk ve obezite yaygınlığı, özellikle okul çağındaki çocuklar ve yetişkinler arasında olmak üzere, tüm bölgelerde artmaktadır.  Fazla kiloluluk ve obezite tüm dünyada, özellikle okul çağındaki çocuklar ve yetişkinler arasında artmaya devam etmektedir.

Açlık, yoksulluk ve gıda güvencesizliği kurum ve kuruluşların yalnız başına uğraşılarıyla aşılamayacak kadar büyük sorunlardır. Bu sorunları çözmek için hükümetler, tarım sektörü, endüstri, akademik kurumlar ve araştırma kurumları,   sivil toplum kuruluşları ortak akıl yürüterek, birlikte çalışmak zorundadır.
 
 
Covid-19 ülkelerin tarım politikalarını yenilemesi için bir fırsat olabilir

Ülkelerin kriz karne notunda oldukça etkili, kararlar zincirine ihtiyaç duyan, küllerinden yeniden doğmayı bekleyen kritik bir alan da ülkemiz tarım ve gıda sektörüdür. Kovid-19 salgını, sistem dönüşümü yaratmak için bir fırsat olabilir mi? sorusunu çok iyi irdelemek gerekir. Çünkü hep birlikte deneyimlediğimiz üzere bu dönemde dünyanın şifreleri, ”milli yeterlilik” fırsatlarından istifade etme üzerine kodlanmıştır. Kriz dönemlerinde yerli sanayilerin gösterdiği refleks, ülkelere geniş bir çözüm ve hareket kabiliyeti kazandırmaktadır.   Çünkü salgın aynı zamanda ülkelerin milli kapasitelerinin de önemini ortaya koymuştur. Alt yapısı sağlam ve milli kapasitesi güçlü olan ve erken harekete geçen ülkeler, krizle daha başarılı mücadele etmektedir.

Ülke olarak yeni gıda ve tarım politikalarına ihtiyaç vardır

Ülkemizde toplumsal menfaatlerin ön plana çıkarılması, topyekûn kalkınma ve refahın sağlanması, kaynakların etkin ve verimli kullanılması hayati önem taşımaktadır. Zayıf halkaları iliştireceğimiz güçlü halkamız olan gıda egemenliğimizin sağlanmasında tavizsiz bir yeniden yapılanma sürecine vakit kaybetmeden geçiş yapılmalıdır. Bunların gerçekleşmesi için de mikro ve makro ölçekli yol haritalarıyla Türkiye’nin coğrafi ve iklimsel avantajlarından yararlanmayı, şeker pancarından şeker üretimi gibi seçkin ürünlerde lider olma hedefiyle katma değerin ülke içinde arttırılması yönünde tercihimizi hayata geçirmemiz gerekmektedir.
Sonuç itibariyle, 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde toplum sağlığını gözetecek, Türkiye’yi özellikle güvenilir gıda üretiminde farklı bir yörüngeye oturtacak politikalar çerçevesinde atılacak adımlar halkımızın güvenilir gıda temini ve tüketiminin sağlanması, toplumsal bilincin oluşturulmasına katkıda bulunulması açısından büyük önem arzetmektedir."dedi.
 
16.10.2020
Devamı

"Akıllı Tarım Kent Projesi"

Müstakil Sanayi ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Kırsal Kalkınma Komitesi Başkanı Abdullah Eriş, "Biz Akıllı Tarım Kentler ile kendi kendine yetebilen, üreten, geliştiren aynı zamanda sosyal yaşamından ödün vermeyen, doğal ve akıllı yaşam kültürünü oluşturmayı hedefliyoruz. Bu projeyle ilk etapta 500 aile, bin çalışan toplam 3 bin kişiye kırsalda şehir hayatı sunulacak." dedi.

MÜSİAD, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla Dernek genel merkezinde ve online olarak eş zamanlı düzenlediği toplantıyla "Akıllı Tarım Kent Projesi"nin tanıtımını gerçekleştirdi.

MÜSİAD Kırsal Kalkınma Komitesi Başkanı Abdullah Eriş, toplantıda yaptığı konuşmada, dünyada olduğu gibi Türkiye'de de tarımda makineleşmenin artması ve süregelen kentleşme sürecinin kırsal kesimdeki nüfus kaybını hızlandırdığını söyledi.

Eriş, tarımdaki verim açığının giderilememesi nedeniyle sürdürülebilir yeterli gelir sağlanamaması ve kırsaldaki iş ve yaşam şartlarının yeterince cazip olmamasının tarım ve kırsal alandan uzaklaşmanın en önemli nedenlerinden olduğunu vurguladı.

Türkiye'de nüfus dağılımı incelendiğinde, 21 milyona yakın kırsal kesim nüfusu olduğunu aktaran Eriş, "Türkiye, 2,5 ila 3 milyon arasında değişen tarımsal işletmeye, 5 ila 5,5 milyon nüfus arasında değişen tarımsal istihdama ve beldeler dahil 36 binden fazla köy yerleşimine sahip. 2023 yılında Türkiye'nin hedefi tarımsal üretim değerine sahip ilk 5 ülkeden biri olmak. Ekonominin canlanması, doğal kaynaklar ve çevrenin korunması, şehirdeki nüfus baskısının azalması ve kırsal alandaki kalkınma politikalarının daha etkin olması için kırsalda yaşayan nüfusun artması şart." diye konuştu.

Kırsalda yaşam ve iş şartlarını iyileştirmenin bu noktada çok önemli olduğuna dikkati çeken Eriş, 11. Kalkınma Programı'nda da bu konuda pek çok hedefe yer verildiğini anımsattı.
Eriş, bu hedefler doğrultusunda devletin elinden geleni yaptığını ve MÜSİAD'ın da kırsal kalkınma algısının yeniden canlandırılması amacıyla MÜSİAD Kırsal Kalkınma Komitesi kurduğunu söyledi.

Abdullah Eriş, Türkiye'de tarım sektöründe girişimciliğin desteklenmesine yönelik çalışmaların arttığını belirterek, şunları kaydetti: "Bugün Türkiye'de sütçülük, besicilik, tavukçuluk, fidancılık gibi farklı üretim dallarında kurulmuş olan örnek işletmeler ve girişimler mevcut. Bunda kırsal kalkınma destekleri itici güç oldu. Biz de MÜSİAD olarak tarımsal girişimciliği desteklemeye yönelik faaliyetlerin ve girişimci sayısının artması gerektiğini düşünüyoruz. Komitemizin özellikle genç nüfusun tarıma çekilmesine yönelik geliştirdiği Akıllı Tarım Kentler projesi, bu düşünce neticesinde ortaya çıkmış bir proje. Bizim anlayışımıza göre bir ülkenin tarım gücünü üretim gücü belirler. Fakat Türkiye'de kırsal hayatta konfor yok. Bu konforu da işin içine koymamız gerekir ki şehirden kırsala doğru geçiş olsun."

Diğer ülkelerdeki örnek uygulamaları paylaşan Eriş, "Almanya, Hollanda, Amerika gibi ülkeleri incelediğimiz zaman şunu görüyoruz; orada çiftçi tulumunu giyer, hayvancılık işletmesinde sağımını yapar, günlük işlerini yapar ama bir de sosyal hayatı vardır. Belli bir sosyal hayat standardına sahiptir. Elektriği, suyu daha ucuza tüketir. Türkiye'de de bunu sağlamamız gerekiyor. İşte biz bu proje ile kırsal alanda yaşam kalitesi yüksek ve sürdürülebilir bir ekosistem oluşturmayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.

Projenin ana hedeflerine değinen Eriş, sözlerini şöyle tamamladı: "Hedefimiz, modern yaşanabilir kır kentler oluşturmak, akıllı ve teknoloji altyapılı tarım işletmeleri oluşturmak, gençlere ve kadınlara istihdam sağlamak, bilgi, teknoloji ve yenilik üretmek. Biz Akıllı Tarım Kentler ile kendi kendine yetebilen, üreten, geliştiren aynı zamanda sosyal yaşamından ödün vermeyen, doğal ve akıllı yaşam kültürünü oluşturmayı hedefliyoruz. Bu projeyle ilk etapta 500 aile, 1.000 çalışan toplam 3 bin kişiye kırsalda şehir hayatı sunulacak. MÜSİAD olarak bu projeye dahil olan genç girişimcilerimizin her zaman yanında olacağız. Dahası proje sayesinde birçok insanımızı kır hayatına özendirerek tersine bir göç oluşturacağız."

Bir kırsal kalkınma projesi olan Akıllı Tarım Kent Projesi'ni MÜSİAD, Tarım ve Orman Bakanlığı ile birlikte hayata geçiriyor.

Toplam 40 bin dekar alanda konumlandırılacak olan Akıllı Tarım Kentler, içinde bulunduracağı mekanlarla tarımda ivme kazandıracak hamleleri gerçekleştirecek.

Marmara, Karadeniz, Doğu Anadolu, Güney Doğu ve İç Anadolu Bölgeleri'ni kapsayan projeye ilişkin detaylı bilgiler ve başvuru süreçleri ise daha sonra açıklanacak.

16.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Gıda Güvenliği Yasa Taslağı TBMM’ye Gönderildi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, gıda güvenliğiyle ilgili yasa taslağının TBMM’ye gönderildiğini söyledi.Bakan Pakdemirli, “İnsan hayatını tehlikeye atan gıdalar toplanıp imha edilecek. Sorumlusu masrafları ödeyecek ve hakkında 5 yıla kadar hapis cezası verilecek. Taklit veya tağşiş yapanlara da 500 bin TL ceza kesilecek” dedi.
 
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Yeni Asır Ekonomi Yazarı ve İK Yönetim Danışmanı Gonca Elibol'a önemli açıkmalarda bulundu. Türkiye'nin her sektörde dünyanın gelişmiş ülkeleriyle rekabete girebilecek kapasiteye ve güce sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, hileli ürünler konusunda hazırlanan yasa taslağının detaylarını Yeni Asır'a anlattı. Hileli ürünlere yönelenlere ağır cezalar geleceğini ve gıda güvenliğiyle ilgili yasa taslağının TBMM'ye gönderildiğini belirten Pakdemirli, "Kişilerin hayatını tehlikeye atan gıdaları üreten firmaların ürünleri toplatılacak ve imha edilecek. Masraflarını sorumlusu ödeyecek. 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin tekrarlanması durumunda ayrıca, ilgili isimler 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men edilecek. Taklit veya tağşiş yapan firmalara ise ürettikleri, ithal ettikleri ve piyasaya sürdükleri ürünler için 50 bin TL'den 500 bin TL'ye kadar para cezası kesilecek" dedi. Pakdemirli ayrıca, gıda güvenliği, Dijital Tarım Pazarı (DİTAP), İHA'lar gibi pek çok konuda açıklamalarda bulundu.

BAKANLIKÇA FIRSAT VERMEDİK
Türkiye'nin gıda arzı, talebi karşılıyor mu? Covid-19'un gıda üzerindeki etkilerini nasıl değerlendirir siniz?

Korona virüs salgını, gıda ve tarımın ülkeler için ne denli önemli ve stratejik olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Covid-19'un ülkemizde etkileri görülmeye başladığında aldığımız tedbirleri hayata geçirmiştik. Bu önlemlerle tarımsal üretim ve gıda tedarik zincirinde hiçbir sıkıntı yaşanmadı. Sokağa çıkma kısıtlamasının olduğu günlerde üreticilerimizin bahçesine, tarlasına, gitmesini sağladık. Pandemi sürecinde vatandaşlarımızın tüm gıda ihtiyaçlarını eksiksiz sağlamak amacıyla Bakanlık olarak gerek ürün tedariğini, gerek ürünlerin pazara intikalini gerekse ürünlerin denetimlerini sağlayarak hiçbir olumsuzluğa fırsat vermedik.
TASLAK TBMM'YE GÖNDERİLDİ
Hileli ürün satan işletmelerle ilgili yeni dönemde alınacak tedbirler ve yaptırımlar nelerdir?

Caydırıcı nitelik kazanması amacıyla 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun taklit ve tağşişle ilgili ceza maddelerinde değişiklik yapacağız. Bu kapsamda; kişilerin hayatını tehlikeye atan gıdaları üreten firmaların ürünleri toplatılacak ve imha edilecek. Masraflarını sorumlusu ödeyecek. 1 yıldan 5 yıla kadar hapis ve bin günden 5 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Fiilin üç yıl içinde tekrarlanması durumunda ayrıca, 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men edilecekler. Taklit veya tağşiş yapan firmalara ise ürettikleri, ithal ettikleri ve piyasaya sürdükleri ürünler için 50 bin TL'den 500 bin TL'ye kadar ceza uygulanacak. Fiilin iki yıl içinde tekrarlanması durumunda 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve bin günden 3 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Gıda işletmecisi, 5 yıldan 10 yıla kadar sektörden men edilebilecek. Konuyla ilgili kanun taslağı görüşülmek üzere TBMM'ye gönderildi.

Bakanlık olarak gıda güvenilirliğini sağlamak amacıyla tarladan veya çiftlikten sofraya kadar tüm süreci takip ediyoruz. Bu çerçevede işletmelerin onay/kayıtları ile şüphe, şikayet, izleme, izlenebilirlik, gözetim ve denetim gibi farklı hizmet ve tekniklerin tümü kontrol ediliyor. Tüketiciler alış veriş yaptıkları gıda işletmelerinde Bakanlığımız tarafından verilmiş "İşletme Kayıt Belgesi"nin olup olmadığına dikkat etmeli. Ayrıca gıdanın adı, üretici işletme adı, üretici işletme kayıt/onay numarası, son tüketim tarihi veya tavsiye edilen tüketim tarihi, parti numarası gibi bilgilerin tam olarak yer aldığı ambalajlanmış gıdaları almayı tercih etmeliler. Temel bilgilerinin de satış noktası tarafından tüketicilerin görebileceği şekilde sunulması gerekiyor.
16.10.2020
Devamı

Süt Krizi Büyüyor

Kırklareli (DSYB) Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ali Dermenci haziran ayında verilmeyen süt zammı kriz doğurdu dedi.

Başkan Dermenci çiğ süt fiyatlarını değerlendirerek şunu söyledi. “pandemi süreci ve akabinde yükselen döviz fiyatları ile birlikte başta yem fiyatları olmak üzere üreticilerimizin birçok girdi maliyetleri %30-%50 arasında artmaya başladı. Bunun üzerine 17 Haziran 2020 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptığım ziyarette bizzat bakanlık bürokratlarına; maliyetlerin arttığını, yem süt paritesinin düştüğünü, 2 Ekim de söyledikleri Ulusal Süt Konseyi (USK) nin toplanıp, süt fiyatının revize edilmesini akabinde de Aralık ayında belirlenecek yeni süt fiyatıyla birlikte yetiştiricilerimizin sürdürülebilir bir fiyatla üretime devam etmelerinin sağlanabileceğini belirttim. Fakat gelinen bu noktada bizlerin öngörüleri dikkate alınmayarak bugün yaşadığımız süt krizine zemin hazırlamış oldu.”dedi.


Başkan Dermenci şunları kaydetti
 
"En son 2 Ekim 2019 yılında yapılan Ulusal Süt Konseyi (USK) Toplantısında 15 Kasım 2019 dan geçerli olmak üzere süt fiyatı 2.30 kuruş olarak belirlenmişti. Ayrıca bu fiyatın bir yıl geçerli olacağı ifade edilmiştir.

Toplantıda bulunan diğer birlik başkanları ve bizzat ben de bu fiyatın bir yıl gibi uzun bir süreyle uygulanamayacağını, bunun belirli bir yem-süt paritesine bağlanması gerektiğini yada altı ayda bir belirlenmesi gerektiğini talep ettik.

O gün düzenlenen toplantıda bakanlık yetkilileri alınan kararın aynı kalacağını fakat; yem-süt paritesi düşünce de bir yılı beklemeden tekrar Ulusal Süt Konseyinin toplanabileceğini ifade ettiler.

Hepimizin malumu üzerine pandemi süreci ve akabinde yükselen döviz fiyatları ile birlikte başta yem fiyatları olmak üzere üreticilerimizin birçok girdi maliyetleri %30-%50 arasında artmaya başladı. Bunun üzerine 17 Haziran 2020 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptığım ziyarette bizzat bakanlık bürokratlarına; maliyetlerin arttığını, yem süt paritesinin düştüğünü, 2 Ekim de söyledikleri Ulusal Süt Konseyi (USK) nin toplanıp, süt fiyatının revize edilmesini akabinde de Aralık ayında belirlenecek yeni süt fiyatıyla birlikte yetiştiricilerimizin sürdürülebilir bir fiyatla üretime devam etmelerinin sağlanabileceğini belirttim.
Fakat gelinen bu noktada bizlerin öngörüleri dikkate alınmayarak bugün yaşadığımız süt krizine zemin hazırlamış oldu.
Bugüne bakıldığında üreticilerimiz bırakın para kazanmayı her gün zarar eder bir duruma düşmüştür. Öte yandan sanayici ihtiyacı olan sütü bulamamaya başlamış, sonuçta üretici de sanayici de bu uygulanan fiyat politikasından mağdur olmuştur.

Sonuç olarak Bakanlığımızın yapmış olduğu yılda bir fiyat politikasından vaz geçerek, yem-süt paritesini ve Dünya süt fiyatını baz alacak şekilde 3 er aylık yada 6 şar aylık periyotlar şeklinde süt fiyatını belirlemelidir. Yada Ulusal Süt Konseyinin (USK)  yeniden yapısının değiştirilerek, Gıda Komitesinden bağımsız bir kurul haline getirilmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin Üretene gücüne Yazık Olacaktır”

Aksi halde önceki yıllarda olduğu gibi bölgesel fiyat belirlenmesinin önü açılmış olacaktır. Biran önce bu önlemler alınmadığı taktirde Türkiye’nin üreten gücüne yazık olacaktır."dedi.
 
15.10.2020
Devamı

Enflasyonu Sadece Çiğ Süt mü Yükseltiyor?

Tokat (DSYB) Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Köten çiğ süt fiyatına yapılmayan zammı değerlendirdi. Başkan Köten çiğ süt fiyatına ilişkin “Geçen seneki 70 TL ye aldığımız süt yeminin torbası şu anda 105 TL olmuştur. Dövize bağlı girdi maliyetlerinin kontrol edilemediği bir ortamda süt fiyatlarının sabit kaldığı kabul edilemez bir durumdur.”dedi. Başkan Köten sütün enflasyonu yükselttiğine dairde bir açıklama yaparak Şunları söyledi. “Son günlerde süt fiyatlarının enflasyonu yükselttiği için zam yapılmadığını duyuyoruz. Sadece süt fiyatları mı enflasyonu yükseltiyor? Böyle bir ortamda süt fiyatlarına zam yapılmıyor ise her fırsatta yem fiyatlarına zam yapan kur yükselmesini bahane eden yem sanayicileri ile görüşülüp yem fiyatlarına indirim yapılmasını talep ediyoruz.” Dedi.

Başkan Köten Anadolu İzlenimleri’ne şunları kaydetti.
 
 “Sütün litre fiyatı en az 3 TL olması gerekmektedir. Ulusal Süt Konseyinin yaptığı son toplantıda açıkladığı 40 kuruşluk desteklemenin üreticiyi tatmin etmemiştir. Çiğ süt fiyatlarına en son 15 Kasım 2019 da zam yapılmıştır. Sütün litre fiyatı o tarihte 2,30 kuruş olarak belirlenmiştir. Bu fiyat üreticinin eline geçen rakam değil fabrika teslim fiyatıdır. Üreticinin eline geçen rakam ise ortalama 2,15 kuruş civarındadır. Aynı tarihte yem fiyatlarına baktığımızda 70-75 TL civarında idi.  Aradan geçen 11 aylık süre içerisinde süt fiyatlarına hiç zam yapılmamış, yem fiyatlarına ise %40 civarında zam yapılmıştır. Kısaca açıklayacak olursak geçen seneki 70 TL ye aldığımız süt yeminin torbası şu anda 105 TL olmuştur. Dövize bağlı girdi maliyetlerinin kontrol edilemediği bir ortamda süt fiyatlarının sabit kaldığı kabul edilemez bir durumdur. Yine de bu yıl saman fiyatlarına yaklaşık %13, mısır fiyatlarına %20, yonca fiyatlarına %15 oranında zam yapılmıştır. 1 litre süt satan üretici minimum 15 kg yem alabilmelidir. Bunun içinde süt fiyatlarının en az 3 TL olması gerekir.  Bu gidişat üreticimize ve ülke hayvancılığına ciddi zarar vermektedir.  Bu duruma bir çözüm bulunmaz ise üreticimiz elindeki damızlık hayvanları kestirmek zorunda kalacaktır.  Buda ülke ekonomisine ve bize ciddi zarar verecektir. Biz sütümüzün değerinde satılmasını istiyoruz.  Süt, Allah’ın insanlığa bahşettiği en değerli gıda maddelerinden birisidir.  Ama maalesef bir bardak çay, bir şişe gazoz bile sütümüzden daha değerli hale geldi. Bu durum bizleri gerçekten üzmektedir. Üreticimiz desteklensin ki üretsin. Biz üreticimizin desteklenmesini istiyoruz.

Son günlerde süt fiyatlarının enflasyonu yükselttiği için zam yapılmadığını duyuyoruz. Sadece süt fiyatları mı enflasyonu yükseltiyor? Böyle bir ortamda süt fiyatlarına zam yapılmıyor ise her fırsatta yem fiyatlarına zam yapan kur yükselmesini bahane eden yem sanayicileri ile görüşülüp yem fiyatlarına indirim yapılmasını talep ediyoruz.  Bizler bu ülke için bu güzel insanlar için üretmek istiyoruz.

Virüs salgını başladığında farkına varmamız gereken konulardan biriside Tarım ve Hayvancılık oldu.  Demek ki bir  ülkenin yolları köprüleri yüksek binalardan önce tarıma ve üretime ihtiyaç olduğu acı bir şekilde tecrübe etmiş olduk”.dedi.
 
15.10.2020
Devamı

“Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından biri de Türk çiftçisidir”

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Bayraktar, tarım sektörünün öneminin koronavirüs salgınıyla birlikte daha iyi anlaşıldığını vurgulayarak, “Dünya Gıda Günü münasebetiyle, fedakarca üretim yaparak gıda ihtiyacımızı karşılayan emektar çiftçilerimize bir kez daha teşekkürlerimizi sunuyoruz” diye konuştu.
Bayraktar yaptığı yazılı açıklamada, FAO’nun dünya gıda gününü bu yıl “Büyütelim, besleyelim, hep birlikte sürdürelim” temasıyla kutladığını belirtti.
Bu yıl belirlenen temanın, yeterli ve sürdürülebilir gıda üretimine vurgu yaptığını belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“FAO’nun Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu raporuna göre; 2019 yılında yaklaşık 690 milyon insanın yetersiz beslendiği, kronik açlık çektiği tahmin ediliyor. Yani dünyadaki her on kişiden biri açlık çekiyor. Yine 3 milyar kişi de sağlıklı beslenemiyor. Hatta raporda koronavirüs pandemisinin 2020'nin sonu itibariyle dünya genelinde 130 milyon kişiyi daha kronik açlığa sürükleyebileceği belirtilmektedir.”
 
“Açlık sorunu devam ediyor”
Dünyada açlık sorununun devam ettiğini hatta aç insan sayısının hedeflenen şekilde azalmadığının altını çizen Bayraktar, “BM’ye üye 193 ülke oy birliğiyle 2030’a kadar açlığın sona erdirilmesini hedeflemiş bulunuyor. Özellikle yoksullar ve çocuklar başta olmak üzere herkesin bütün yıl boyunca güvenli, besleyici ve yeterli miktarda besine erişimini güvence altına alınması önemli bir hedeftir. Ancak bu hedefe ulaşmak için yeterli çalışmalının yapılmadığı da bir gerçektir” diye konuştu.
Dünyada herkese yetecek kadar gıda üretilmesine rağmen açlık çeken insan sayısının bir türlü azalmadığını ifade eden Bayraktar, şöyle devam etti:
“Dünyada yaşanan açlığı yok etmek için üretilen gıdanın dengeli dağıtılması ve israfın en aza indirilmesi büyük önem taşımaktadır. Her sene dünyadaki gıdanın yüzde 14'ü satış aşamasına ulaşamadan kaybedilmekte ve yaşanan gıda kaybı yıllık 400 milyar dolara mal olmaktadır.

Türkiye’de her yıl yaklaşık 19 milyon ton gıda israfı yapılmakta, bu neredeyse ürettiğimiz gıdanın beşte biri oranına denk gelmektedir. Türkiye'deki gıda kaybı düzeyi yüzde 40 civarındadır. Açlığa son vermek için gıda israfının önüne geçmeliyiz.”
 
Koronavirüsle mücadele süreci ve gıdaya ulaşım
Sağlıklı ve yeterli gıdaya ulaşmasının her bireyin en temel hakkı olduğunu vurgulayan Bayraktar, gıda üretiminin temelini oluşturan tarım sektörünün öneminin koronavirüs pandemisinde daha net görüldüğünü belirtti.
Tarım sektörünün bu süreçten kaçınılmaz olarak etkileneceğini belirten Bayraktar, “Yaşanan tüm zorluklara rağmen ülkenin gıda güvencesini sağlayan çiftçilerimiz, büyük fedakarlık göstererek tarlasında kalmaya, üretimi sürdürmeye devam etmiştir. Koronavirüsle mücadelenin kahramanlarından biri de Türk çiftçisidir” diye konuştu.
Bayraktar, Türkiye’nin salgınla mücadele sırasında gıda güvenliği açısından başarılı bir tablo çizdiğini, üretimin kesintisiz sürdüğünü, gıda ürünlerinin aksama yaşamadan tüketici ile buluşturulduğunu ifade etti.
Bu dönemde, her ülkenin kendi tarımını korumak ve sürdürmek için tedbirler aldığını, ülkelerin önceliğinin gıda güvenliğini sağlamak olduğunu vurgulayan Bayraktar, “Tarım demek gıda güvencesi demektir. Gıda güvencemizi sağlamak için çiftçilerimizi desteklemek zorundayız. Bu süreçte üretimi ile hayati bir rol üstlenen tarım ve gıda sektörü durursa, ülkemizde hayat durur. Üretimin aksamadan sürdürülebilmesi için gerekli tedbirler alınmalıdır” ifadelerini kullandı.
İthalata bağımlı ülkelerin bu süreçte büyük zorluklar yaşadığını ifade eden Bayraktar şöyle devam etti:
“Gıda milliyetçiliği kavramının önem kazandığı bu dönemde ülkeler, uyguladıkları korumacılık tedbirleri kapsamında ihracata kısıtlamalar getiriyor. Bu şartlarda ithalat yapılsa bile ürünün çok daha pahalıya geleceği bir gerçektir.
Yaşadığımız tecrübeler gösteriyor ki, tarım potansiyelimizin tamamını kullanmak, arz açığımız olan ürünlerimizin üretimini doğru planlamak zorundayız. Arz açığı veren ürünlerin üretiminin artırılması için iyi bir üretim planlaması yapılmalı, üretimin artırılmasına yönelik destek politikaları belirlenmeli, verim artışı sağlanmalıdır.”
 
Sektörün ve çiftçilerin sorunları
 
Üretimin artarak devam etmesi için çiftçilerin yeterli gelir elde etmesi gerektiğine işaret eden Bayraktar, “Çiftçilerimiz ancak diğer kesimlerin üçte biri oranında gelir elde etmektedir ve bu durum sürdürülebilir değildir. Bunu sağlamak için sektörün yapısal ve güncel sorunlarının çözüme kavuşturulması önemlidir” diye konuştu.
Tarım sektöründe; parçalanmış arazi yapısı, örgütlenme ve sulama gibi yapısal sorunlarının yanında, girdi fiyatlarının yüksekliği, banka borçlarının artması gibi kronik sorunların da bulunduğunu vurgulayan Bayraktar şöyle devam etti:
“Sorunların çözümü için orta ve uzun vadede çözüm yolları aranmalıdır.
Dünyada tarımsal üretim, açlığı bitirecek ve artan gıda talebini karşılayacak düzeyde artmamaktadır. Gıda açığını kapatma konusunda en önemli ülkelerden biri de bizim ülkemizdir. Ülkemiz büyük bir tarımsal potansiyele sahiptir. Ancak bu potansiyelimizi tam olarak kullandığımızı söyleyemeyiz.
Tarım sektörünün sorunları çözülür ve sektör gerektiği gibi desteklenirse, gıda üretiminde sadece ülkemize değil içinde bulunduğumuz coğrafyaya yetecek gıda üretimini yapabiliriz.

Açlık sorunu kendi ayakları üzerinde duran ve yeterli tarım sektörü varlığını sağlamakla çözülebilecek bir sorundur. Dünyada gıda güvenliği ancak devletlerin, uluslararası kuruluşların, sivil toplum kuruluşlarının ve tüm diğer aktörlerin de aktif katılım ve diyaloğuyla mümkün olabilir.
Ülkemizin gıda güvencesinin sağlanması, toplumun, gençlerimizin ve çocuklarımızın sağlıklı ve kaliteli beslenmesi, tarımımızın uluslararası alanda rekabet edebilecek doğrultuda sürdürülebilir bir şekilde gelişebilmesi için Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak her türlü olumlu katkıyı sağlamaya devam edeceğiz.”
 
 
15.10.2020
Devamı

Başkan Eroğlu“Kadınlar Kırsal Ekonomin Bel Kemiğidir"

Türk Veteriner Hekimleri Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu Dünya kadın Çiftçiler günü dolayısı ile bir açıklama yaptı. TVHB Başkanı Eroğlu Dünyada kadınlar kırsal ekonominin bel kemiğidir.Ülkemizde çalışan kadınların yaklaşık olarak yüzde 30’ u tarımdadır. Tarım çalışanlarının yüzde 41’ni de (2 milyon 200 bin) kadınlar oluşturmaktadır.”dedi

Eroğlu; Dünya çiftçi kadınlar gününe ilişkin şunları kaydetti.
 
“Kadınların bitkisel ve hayvansal üretimde, kaynakların sürdürülebilir kullanımında ve gıda arzının güvenliğinde sahip oldukları önemli konumdan hareketle her yıl 15 Ekim, ‘Dünya Çiftçi Kadınlar Günü’ olarak kutlanmaktadır.

Gelişmekte olan ülkelerde tarımsal iş gücünün yüzde 50’sini, daha az gelişmiş ülkelerde ise yüzde 70'ini kadınlar oluşturmaktadır. Kırsalda yaşayan kadınlar, tarımsal faaliyetlerdeki iş gücüne azımsanmayacak boyutta katkı sunmakta, ailenin bakımını üstlenmekte, tarımsal üretime, beslenme ve gıda güvenirliğine önemli katkılar yapmaktadırlar. Daha net bir ifadeyle, Dünyada kadınlar kırsal ekonominin bel kemiğidir.

Ülkemizde çalışan kadınların yaklaşık olarak yüzde 30’ u tarımdadır. Tarım çalışanlarının yüzde 41’ni de (2 milyon 200 bin) kadınlar oluşturmaktadır.
COVID-19 Pandemisi ile tarımsal üretim ve gıda arzı güvenliği dünyanın ve ülkemizin öncelikli konuları arasında yer almıştır. Tüm ülkelerde, kendine yetecek ve sürdürülebilirliği sağlayacak üretim modelleri üzerinde daha ciddi çalışmalara hız verilmiştir.

Ülkemizde kırsaldan ayrılan insanların üretimden kopması sebebiyle kırsalın cazip hale getirilmesi hayati derecede önem arz etmektedir. Kırsal nüfusun hızla azalmasına karşı gerekli politikalar bir an önce uygulamaya konulmalıdır. Kırsalın yok olması üretimin yok olması demektir.

 Bitkisel üretimde ve hayvancılıkta sürdürülebilirlik açısından çiftçi ve yetiştirici kadınlarımızın emeklerinin karşılığını almaları, taleplerinin karşılanması ile sorunlarının çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

Üretimin her aşamasına aktif şekilde katılan kadın çiftçilere yönelik eğitim programları ve sertifikalandırma çalışmalarının yoğunlaştırılması, sürdürülebilir tarım-hayvancılık tekniklerinin öğretilmesi, düşük faizli tarımsal kredilerden faydalanmaları için öncelik tanınması ve girişimciliğin teşvik edilmesi, sosyal güvenlik hakları yönünden tam güvence altına alınmaları sağlanmalıdır.

Tarlasında, bahçesinde, ahırında gece gündüz demeden emek vererek ailesine ve ülkemize üretimle destek veren, elinin  değdiği her şeyi  güzelleştiren kadınlarımızın ‘Dünya Çiftçi Kadınlar Günü’ kutlu olsun.” Dedi.
 
 
 
15.10.2020
Devamı

Şeker İş'den Gıda Güvenliği Teklifine Tepki

Şeker İş Sendikası Genel Başkan İsa Gök: - "TBMM'ye sunulan 116 sayılı Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, kamu sağlığı ve gıda güvenliği ile hak arama özgürlüğü temelinde demokrasiye yönelik ciddi tehdit içermektedir"dedi.

Gök, yaptığı yazılı açıklamada, teklifin "tüketici haklarının etkin bir şekilde korunabilmesi" amacının arkasına sığınılarak, sınırsız kar hırsı ile hareket eden gıda kartel ve lobilerini korumak, güçlendirmek ve kamu sağlığını tehlikeye sokmak dışında bir sonucunun olmayacağını ileri sürdü.
Teklifle, "yanıltıcı yayınlara" idari para cezası uygulanmasının önünün açılacağını belirtenGök, "yanıltıcı yayın" ifadesini eleştirerek, şunları kaydetti:

"Bir gıda ürünü ile ilgili olarak, kamuoyuna aktarılan bilginin 'gerçeğe aykırılığı' nasıl belirlenecektir? Bu teklif yasalaştığında sendikamız Şeker-İş, kamuoyunu bilgilendirmek işlevi çerçevesinde bir açıklama yayınladığında 'yanıltıcı yayın' mı yapmış olacaktır? Bakanlık, sendikaya para cezası mı kesecektir? Gıda karteli Cargill, sendikaya tazminat davaları mı açacaktır? Gıda kartelleri, aksi ispatlanıncaya kadar, sağlıksız ürünleri topluma satıp kar elde ederken, bunun doğru olmadığını sırf kamusal yarar için ortaya koymaya çalışanlar neden yasal olarak sıkıntıya düşürülmek istenmektedir?"
Gök, vatandaşların, gıda olarak kullandığı ürünün içeriğini bilme ve seçim yapma hakkı olduğuna işaret ederek, tek yönlü bilgilendirmeler ve kamu sağlığının önüne geçen bu tıkaç girişiminin, vatandaşların bu hakkını elinden alacağını, ceza tehdidi ile korkutulan bilimsel çevrelerin araştırma yapma motivasyonundan yoksun kalacağını öne sürdü.

Kanun teklifinde yer alan şeker piyasasına ilişkin bazı düzenlemelerin de kötüye kullanılabileceğine, usulsüzlükleri cesaretlendirebileceğine ve adil olmayan uygulamalarla karşılaşılmasına yol açabileceğine dikkati çeken Gök, "TBMM'ye sunulan 116 sayılı Gıda, Tarım ve Orman Alanında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Teklifi, kamu sağlığı ve gıda güvenliği ile hak arama özgürlüğü temelinde demokrasiye yönelik ciddi tehdit içermektedir." ifadesini kullandı.
Gök, "maddi ve hukuki temeli bulunmayan, bilgilenme, şeffaflık açısından kabulü mümkün olmayan, ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran, kamu sağlığı ile gıda güvenliğini tehlike altına alan" bu teklifin TBMM Genel Kurulu'nca reddedilmesi gerektiğini kaydetti.
 
 
15.10.2020
Devamı

Başkan Durgun :"Bıçak Kemiğe Dayandı Bu Karar Kemiği Parçalar"

Tekirdağ (DSYB) Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ergin Durgun çiğ süt fiyatları ile ilgili bir açıklama yaptı. Başkan Durgun “Süt fiyatındaki kabul edilemez bu yanlıştan acil bir şekilde geri dönülmelidir buradan uyarıyorum bu süt fiyatının sonuçları hem süt üreticisine olumsuz etki edeceği gibi hem de uzun vadede süt ve süt ürünleri tüketicileri vatandaşlarımızın tamamına olumsuz tesir edecektir. Süt üreticisi zaten zor zamanlar geçiriyordu sürekli maliyetleri artıyordu süt fiyatı ile ilgili verilen bu karar işleri daha da zora soktuğu için işin içinden çıkılmaz bir hale geldi. Bıçak kemiğe dayanmıştı bu karar kemiği de parçalar!”dedi.
Başkan Durgun süt fiyatları ile ilgili şunları kaydetti.
 
“Süt fiyatındaki kabul edilemez bu yanlıştan acil bir şekilde geri dönülmelidir buradan uyarıyorum bu süt fiyatının sonuçları hem süt üreticisine olumsuz etki edeceği gibi hem de uzun vadede süt ve süt ürünleri tüketicileri vatandaşlarımızın tamamına olumsuz tesir edecektir. Süt üreticisi zaten zor zamanlar geçiriyordu sürekli maliyetleri artıyordu süt fiyatı ile ilgili verilen bu karar işleri daha da zora soktuğu için işin içinden çıkılmaz bir hale geldi. Bıçak kemiğe dayanmıştı bu karar kemiği de parçalar!

Süt üretim maliyeti özellikle yem hammaddelerinin birçoğu yurtdışından dövizle geldiğinden çok ciddi oranlarda artış gösterdi yine aynı şekilde tüm girdilerde artış yaşadık biz çok para kazanalım istemiyoruz çok yüksek süt fiyatı olsun istemiyoruz biz artan üretim maliyetlerimizin bizim ürettiğimiz ürünlerin satış fiyatına yansımasını istiyoruz artan maliyetler altında ezilmek istemiyoruz zarar etmek istemiyoruz biz zor şartlarda da olsa üretime devam etmek istiyoruz fakat sizler de takdir edersiniz ki zarar ederek ne kadar zaman bu işi devam ettirebiliriz bu şekilde bu yanlıştan acilen geri dönülmesini istiyoruz. Tüm sektörlerde üretim maliyeti artışları üretilen ürünlerin satış fiyatlarına yansıtılır bu gayet normal bir durumdur. Peki, neden süt üreticilerinin maliyet artışının süt fiyatına yansıtılmasına izin verilmiyor?

Süt fiyatında artış yapılmayarak desteğinde artış yapıldı o da bize göre düşük bir artış ve ne zaman ödeneceği belli değil şuan da süt üreticisinin geriye dönük 6 aylık süt desteği alacağı var! Üreticilere kulak verilmesi sadece süt Üreticisi için değil toplumun tamamının faydasına olacaktır yoksa süt ve et üreticilerinin sayısı azalacak ve ülkemiz Namerde muhtaç kalacaktır buradan uyarıyorum milletimizi Namerde muhtaç etmeyin süt üreticisinin sesine kulak verin! Bize diyorlar gençler bu işi yapmıyor bu şartlarda nasıl yapsın ki zaten sektörün içerisindeki insanlar bile pişmanken memnun değilken bu insanlar Çocuklarına nasıl bu işi tavsiye etsin bu insanlar çocuklarına tavsiye eder mi? Buradan uyarıyorum bu şekilde süt üreticisi zarar etmeye devam ederse mecburen bu işi bırakmak zorunda kalacak fakat ülkemizin süt ve et ihtiyacının karşılanması gerekecek bu defa ya yurtdışından ithalat yoluyla karşılanacak ya da sermaye sahipleri çok büyük Çiftlikler kurarak bu üretimi gerçekleştirir. Belki bunların sahipleri ülkemiz vatandaşı şirketi bile olmayabilir. Ama onlar bizim aile işletmelerimiz gibi bu iş yapmazlar yol köprü hastane havalimanı yapan sermaye şirketleri gibi devletten fiyat ve alım garantisi isteyerek yaparlar öyleyse biz de diyoruz ki devletimiz günün birinde fiyat ve alım garantisi verecekse günün birinde vermek zorunda kalacaksa bunu belki sahipleri ülkemiz vatandaşı bile olmayacak büyük sermaye şirketlerinin çiftlikleri için değil kırsalda yaşayan aile işletmeleri için yapsın üretilen ürüne fiyat ve alım garantisi verilsin.

 Sen yeter ki üret gerisini düşünme densin. Aynı sıkıntı et üreticisi besicilerde de var. Ramazan ayında bir kilo karkas et kesim fiyatı 40TL iken bu gün yem ve tüm üretim kalemlerinin maliyetlerinin artmasına rağmen kilosu 37TL’ye düştüğü halde bile hayvanını satamamakta! Ne olacak bu et ve süt üreticisinin hali? Üreticinin sesini duyun! Amacımız üzüm yemek bağcı dövmek değil! " Dedi.
 
 
14.10.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli “Tarım Sektörü 2 Yıldır Tüm Çeyreklerde Büyüme Gösteriyor”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, video konferans yöntemiyle, MÜSİAD Akıllı Tarım Kent Projesi’nin açılışına katıldı.
Programda yaptığı konuşmasına tarım ve kırsal kalkınma için önemli bir model olan bu projenin, ülkemize hayırlar getirmesini dileyerek başlayan Bakan Pakdemirli, MÜSİAD’ın özellikle, tarım ve kırsal kalkınma alanında ciddi çalışmalar yaptığını ve önemli projeler yürüttüğünü vurguladı.
Bugün tanıtımı yapılan Akıllı Tarım Kent Projesi’nin de bu çalışmaların bir sonucu olduğunun altını çizen Pakdemirli “Ülkemizin geleceğinin tarım olduğunu gösteren, gençlerimize ve girişimcilere yeni imkânlar sunan bu projeye; değer katan, katkıda bulunan herkese bir kez daha şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“Tarım Sektörü 2 Yıldır Tüm Çeyreklerde Büyüme Gösteriyor”
Pandemi sonrasında tarım sektörüne yeterlilik, yerli ve milli üretim olgusunun damgasını vurduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
Bu süreçte, pek çok ülkede raflar boş kalırken, temel ihtiyaçlar karşılanamazken, ülkemizde tarım-gıda sektöründe hamdolsun hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadık. Çünkü Türkiye kendi ihtiyacını karşılamasının ötesinde, üretim gücüne sahip bir ülkedir. Tarımsal hasılamız %45 artışla, 275 Milyar Liraya ulaştı. Tarımsal hasıla da Avrupa’da lider, Dünya’da ilk 10 içindeyiz. Tarımsal ihracatımız iki yılda 1 Milyar Dolar artarak, 18 Milyara Dolara yükseldi. Bu yılın ilk 8 ayında, tarım ve gıda ürünleri ihracatımız, geçen yılın aynı dönemine göre %6,4 artış gösterdi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle birlikte tarım sektörü 2 yıldır tüm çeyreklerde büyüme gösteriyor. TÜİK tarafından en son açıklanan 2020 yılı 2. Çeyrek büyüme rakamlarında, tarım %4 büyüme ile birçok sektörün önünde gelişme gösterdi” açıklamasını yaptı.

“Gıda ve Tarım Sektöründe Oldukça İyi Bir Noktadayız”
Kırsalda yatırımların artması, gençlerin, kadınların tarım sektöründe daha çok yer alması için önemli projeler ve destek programları uyguladıklarını söyleyen Bakan Pakdemirli: “Tarım arazilerinin miras yoluyla bölünmesine, verimsizleşmesine tahammülümüz yok. Tedbirlerimizi alıyoruz. Üretim potansiyeli yüksek ovaları özel koruma altına alarak, yanlış kullanımlar sebebiyle arazinin bozulmasını da engelliyoruz. Modern sulama tekniklerinde kullanım oranını; yüzde 6'dan yüzde 28 seviyesine çıkardık. Artık tüm sulama yatırımlarını, modern ve kapalı sistemde kuruyoruz. Sera tarımını ülkenin 72 iline yaygınlaştırdık. Böylelikle sera ürünleri; ülkemiz için önemli bir üretim ve ihracat kaynağı haline geldi. Yine ülkemiz, meyve ve sebzede de net ihracatçı konumdadır. Görüldüğü gibi, nereden bakarsanız bakın, gıda ve tarım sektöründe oldukça iyi bir noktadayız.

“Tarım ve Kırsaldaki Tüm Yatırımlara Çok Yönlü, İstihdam Odaklı, Refah Temelli, Gelir Hedefli Olarak Bakıyoruz”
Tarihteki medeniyetlere bakıldığında tarımın yüzyıllarca kentler ile bütünleşmiş bir biçimde uygulandığının görüldüğünü belirten Bakan Pakdemirli sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hatta ilk şehirlerin tarımdan gelen üretim fazlası ve pazar ekonomisinden dolayı ortaya çıktığını da bilmekteyiz. 20. yüzyıldan itibaren tarım, kentlerde kaybolmaya başlamış, kırsalda yürütülen bir faaliyet olmuştur. Zaman içinde kentlere göçün artması, kırsalda tarım yapan nüfusun yaşlanması, sürdürülebilir üretimin önünde bir sorun olarak çıkmıştır. Bu konuda tedbirlerimizi alırken, yaşanan Pandemi dönemini, tarım ve kırsal kalkınma için bir fırsat olarak görüyoruz. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek, yeni yatırımlarla bu sektörü daha da güçlendirmek zorundayız. Elbette kırsalda yatırım önemli. Ama konuya sadece yatırım olarak bakmak doğru değil. Konuyu, kırsaldaki yaşam seviyesini yükseltecek, eğitim imkânlarını geliştirecek ve sosyal ihtiyaçları giderecek şekilde ele alırsak; o zaman tarımı daha verimli, kırsalı daha çekici hale getirebiliriz. İşte MÜSİAD’ın bugün tanıtımı yaptığı bu proje, konuya tam bu noktadan dâhil oluyor. Bizde Bakanlık olarak, tarım ve kırsaldaki tüm yatırımlara çok yönlü, istihdam odaklı, refah temelli, gelir hedefli olarak bakıyoruz. Yaptığımız çalışma ve projelerin, konuları ve uygulama yerleri farklı olsa da, ana fotoğrafa baktığımızda tüm bu çalışmaları; tarım ve kırsalı geliştirme adımlarının birer parçası olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Kırsal Kalkınma Alanında 11.552 Projeye, 3,1 Milyar Lira Hibe Verdik”
Kırsal kalkınma alanında yürütülen çalışmalara da değinen Bakan Pakdemirli “Ekonomik yatırımlar kapsamında; 11.552 projeye, 3,1 milyar Lira hibe verdik ve yaklaşık 100 bin kişiye istihdam sağladık. Bu projenin uygulama süresini 2025’e kadar 5 yıl süreyle uzattık. IPARD kapsamında; bugüne kadar toplam 16.569 projeye, 4,3 milyar lira hibe ödedik, 70 bin yeni istihdam sağladık. Geçen yıl pilot olarak başlayan Uzman Eller projesi kapsamında; tarım ve hayvancılık alanında herhangi bir bölümden mezun gençlerimize yeni yatırımlar için 100 bin lira hibe sunuyoruz. ORKÖY destekleri ile de; 2003 yılından bugüne kadar, toplam 240 bin projeye 3,4 milyar Lira destek verdik. Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması ile tarımsal işletmelerin etkin çalışmasına yönelik arazi edinimi uygulamaları ve buna bağlı olarak Arazi Bankacılığı geliştirilmesi kapsamında çalışmalarımız devam ediyor. TARSİM kapsamında; son 1 yılda 3,7 milyon adet tarım sigortası poliçesi ile 100 milyar Liranın üzerinde tarımsal varlığı teminat altına aldık. 2,4 milyar Lira prim desteği, 1,9 milyar Lira hasar tazminatı ödendi. Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi Proje sayımızı 23 adetten, 41 adete çıkardık” diye konuştu.

“Tarımda Teknoloji Kullanımını ve Dijital Erişimi Artırmak Zorundayız”
MÜSİAD’ın Akılı Tarım Kent Projesi’nde, akıllı kelimesi önemli olduğuna vurgu yapan Pakdemirli “ Bilgiyi, teknolojiyi ve inovasyonu işaret ediyor. Bilgi ve teknolojinin en büyük avantaj olduğu günümüzde, tarımda teknoloji kullanımını ve dijital erişimi artırmak zorundayız. Tarım işletmelerimizin teknolojik altyapısını güçlendirmeli, dünya ülkeleri ile rekabet edebilecek seviyeye ulaştırmalıyız. Özellikle geçen yıl, Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde 15 yıl sonra yapılan 3. TARIM ORMAN ŞÛRASI’nda 50 binden fazla öneri aldık. Tüm bu fikirleri değerlendirerek 5 yıllık planlarımızı oluşturduk,25 yıla ışık tutacak bir yol haritası hazırladık. Şûra kapsamında odak noktalardan birisi de; “Tarımda Dijitalleşme” idi. Bu kapsamda, Tarımda Dijital Dönüşüm hamlesi ve akıllı tarım uygulamaları konusunda yeni projeleri başlattık” dedi.

YÖK ile yapılan işbirliği protokolleri çerçevesinde, bu ayın başında Gebze Teknik Üniversitesi ile Akıllı Tarım Uygulamaları konusunda işbirliği protokolü imzaladıklarını belirten Pakdemirli “Akıllı tarım uygulamalarını üretimin her aşamasında kullanmaya başladık. Bu teknoloji işgücü kullanımında %50’ye varan tasarruf sağlayacak, gübre kullanım etkinliğini %20-40’lardan %60’lara çıkaracak,  bitki koruma ilaçlarını %30 daha az kullanacak,  sertifikalı tohum kullanımı ile verimlilikte %20-25 artış sağlayacağız. Kısacası daha az girdi kullanımı ile daha verimli ve çevreyi koruyan üretim yapısı oluşturuyoruz. Buradan hareketle, MÜSİAD’ın Akılı Tarım Kent Projesi içerisinde, üretimi verimli, kırsalı güçlü hale getiren teknolojik uygulamalar ön planda olacak. Bizde bu konuda gerekli tüm katkıları sağlayacağız” diye konuştu.

“Gelecekte, Akıllı Tarım Kentleri Gibi Projeler Ön Planda Olacak”
2050 yılında Dünya nüfusunun 10 milyarı, ülkemiz nüfusunun da 100 milyonu geçmesinin beklendiğini söyleyen Bakan Pakdemirli “Artan nüfusu doyurmak için %60 daha fazla gıda üretmek zorundayız. Ancak bu gıda, yani üretim artışını; giderek azalan su kaynakları, iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi büyük sorunlarla birlikte yapmak zorundayız. Pandemi sürecinde gıda milliyetçiliği ve yerli üretim kavramları oldukça öne çıktı. Sınırların kapanması, ülkelerin ihracatlarını kesmesi, artık yerli ve yeterli üretimi vazgeçilmez hale getirdi. İşte bunu gelecekte daha güçlü hissedeceğiz. Gelecekte, MÜSİAD’ın AKILLI TARIM KENT gibi projeleri ön planda olacak. Bunun için Bakanlık olarak her türlü işbirliğine açık olduğumuzu, MÜSİAD’ın bu projesinden de büyük memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek istiyorum” diyerek sözlerini tamamladı.
 
 
14.10.2020
Devamı

TVHB Başkanı Ali Eroğlu’ndan Anadolu İzlenimleri’ne Ziyaret

Türk Veteriner Hekimleri Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Anadolu İzlenimlerine nezaket ziyaretinde bulundu. Başkan Eroğlu, Dergimiz Genel Yayın Yönetmeni Muhammet Oluklu ile Tarım ve Hayvancılık sektöründeki gelişmeleri değerlendirdi.
Eroğlu sektöre yönelik şunları kaydetti.
“Tarım ve Hayvancılık sektörü gün geçtikçe önemini artırmaktadır. Covid – 19’un dünyada ve ülkemizde yaygınlaşmasının ardından gıdaya büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Bu kapsamda da özellikle proteinli ürünlere tüketici yönelmiştir. Bu anlamda hayvancılık sektörüne üretim konusunda de büyük görevler düşmüştür.
 Hayvancılıkta yaşanan olumlu ve olumsuz tüm gelişmeleri TVHB olarak bizlerde yakından takip ediyoruz. Bu konuda bir basın yayın kuruluşu olarak sizler yani Anadolu İzlenimlerini ülke tarım ve hayvancılığına katkıları şüphesiz tartışılamaz. Üreticiye ve okuyucularınıza hem derginizde hem de internet haberciliğinde destek vermeniz, onların sorunlarını gündeme getirmeniz bir sivil toplum kuruluşu olarak bizleri de ziyadesi ile memnun etmektedir.”dedi



Dergimiz Genel Yayın Yönetmeni Muhammet oluklu ise “Anadolu İzlenimlerine yapmış olduğunuz nezaket ziyaretinden dolayı teşekkür ediyoruz. TVHB önemli bir sivil toplum kuruluşudur. Hayvancılığın olmazsa olmazlarındandır. Özellikle Covid – 19 sürecinde Türk veterinerlerimizin güzel hizmetler yaptığını, ayrıca arge konusunda veterinerlerimizin büyük destek verdiğini yakından biliyoruz. Bu anlamda katkıda bulunan TVHB ve tüm veteriner hekimlerimize teşekkür ediyoruz .”dedi.
Daha sonra görüşmenin ardından Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni Oluklu Başkan Eroğlu’na gazeteciliğin simgesi olan bir kalem takdim etti. Görüşme burada sonlandı.


13.10.2020
Devamı

Saadet Partili Av. Mahmut Sami Büyükyılmaz: Süt Üreticisi Mağdur

Saadet Partisi Konya İl Başkan Yardımcısı Av. Mahmut Sami Büyükyılmaz, partisinin il teşkilatında bir basın toplantısı gerçekleştirdi. İçerisinde bulunulan ekonomik problemlerle ilgili konuşan Büyükyılmaz, “Ülkemiz, zaten var olan ekonomik krizin pandemi nedeniyle iyice artmasından dolayı ekonomik olarak çok kötü günler yaşıyor. Asgari ücretli, emekli, işsiz, esnaf, tüccar, sanayici her kesimden feryatlar yükseliyor. Şu günlerde özellikle Konya'mızda da yoğun bir şekilde yapılmakta olan tarım ve hayvancılık sektöründe feryatlar yükselmektedir.” dedi.

Ulusal Süt Konseyi’nin belirlediği fiyatın yeterli olmadığını belirten Büyükyılmaz, “Süt üreticisi mağdur durumdadır. Süt üreticilerinin temel girdileri olan ilaç, veteriner hekim hizmetleri, gübre, mazot, tarımda kullanılan elektrik ve bunlara bağlı olarak süt üreticisinin en temel girdisi olan yem fiyatları sürekli artarken, bugün bir litre süt 2,3 liradır. Ulusal Süt Konseyinin 15.11.2019- 31.12.2020 tarihleri arası için belirlediği 2,3 TL/kg fiyatı, bugünkü şartlarda süt işletmelerinin maliyetlerinin altında kalmıştır. Süt üreticisinin geçen yıl ile bu yılki temel girdileri mukayese edecek olursak, Geçen yıl mısır silajının tonu tarlada 170 TL. iken, bu yıl 280 TL’dir. Mısır silajındaki yıllık artış yüzde 60’tır. Geçen yıl tonu 350-400 TL. olan saman balyası, bu yıl 700-800 lira civarındadır. Saman balyasındaki artış yüzde 100’e yaklaşmıştır. Yonca kuru otunun tonu geçen yıl 900 TL. iken, bu yıl 1.400 TL. olmuştur. Yonca kuru otundaki yıllık artış yüzde 65’tir. Süt yeminin tonu geçen yıl 1.350 TL. iken, bu yıl 1.950 TL. olmuştur. Süt yeminde artış yıllık yüzde 44’tür. Besi yeminin tonu geçen yıl 1.250 TL iken bu yıl 1.750 TL. olmuştur. Yıllık artış oranı yüzde 40’tır. Tarımda kullanılan elektrik bir yılda yaklaşık yüzde 40 zam görmüştür. İlaç ve veteriner hekim hizmetlerindeki artış da yıllık yüzde 30’un üzerindedir. Temel girdileri ortalama olarak % 50’ler civârında artan süt üreticisinin ürünü hiç artış göstermemiştir. Süt fiyatının üreticinin elinde iken 2,3 lira, markette 6-7 lira olması kabul edilemez. Eğer ülkemizde zaten yıllardır zor durumda olan hayvancılığın bitmesini istemiyorsak, süt fiyatının en az 3,5 lira olması gerekmektedir. Süt yem paritesinin 1,5’un altında olması demek üreticinin üretimden çekilmesi ve ithal süte, ete ve damızlık, besilik hayvana muhtaç olmamız demektir.” diye konuştu.

13.10.2020
Devamı

"Çiğ Süt Üreticisi Yaşamak İstiyor"

Balıkesir  Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Kemal Çakırca çiğ süt fiyatları konusunda bir açıklama yaptı.
Başkan Çakırca çiğ süt fiyatlarındaki durumu şöyle kaydetti.

"Ülkemizde çiğ süt satış fiyatları Ulusal Süt Konseyi tarafından belirlenmektedir. Konsey, Tarım ve Orman Bakanlığı, süt sanayicileri ve çiğ süt üreticisi temsilcilerinden oluşmaktadır. En son 2019 yılının kasım ayında yapılan toplantıda 15 Kasım 2019 tarihinden itibaren tavsiye çiğ süt litre satış fiyatının 2,30 TL olması kararlaştırılmıştır.

Ancak 2020 yılı başında Dünya’da ve ülkemizde yaşanan Covt-19 virüsü sebebi ile süt üreticilerinin kullandığı kaba yemler (kuru yonca, mısır silajı, saman, vb.) ve fabrika yemlerinin satış fiyatları hızla artmıştır. Kasım-2019 da süt yeminin çuvalı 70-72 TL civarında satılırken, günümüz itibarı ile 100-110 TL civarında satılmaktadır. Çiğ süt fiyatlarının değişmeden aynı kaldığı dönemde maliyetlerde %40-50 civarındaki bu artışlar üreticilerimizin süt üretiminin sürdürülebilirliğini imkansız hale getirmiştir. Çiğ süt üreticilerinin bir kısmı işletmelerini kapatarak üretimden vazgeçmiş; bir kısmı ise damızlık hayvanlarını keserek işletmelerini küçültmüştür. Sektördeki bu küçülme ülkemizin çiğ süt üretimini olumsuz yönde etkilemesi kaçınılmazdır. Genç yetiştiriciler çiğ süt üretimine yönelik çalışmak istememektedirler. Çünkü ailelerinin yılın tamamında 7 gün 24 saat çalıştıklarını; bu sektörden para kazanamadıklarını; üretimi devam ettirebilmek ve çocuklarına gelecek hazırlamakta zorlandıklarını yakından görmektedirler. Bu konuda yetiştiricilerimizin sorunları ve ilgili çözüm önerilerimiz, her zaman her yerde gerek Bakanlık ve gerekse sektör temsilcilerine iletilmekte olup; her platformda da iletilmeye devam edilecektir.

Çiğ süt satış fiyatının belirlenmesi çalışmaları öncesinde Maliye Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, sanayici ve market temsilcileri toplantı yapmışlar; ancak bu toplantıya çiğ süt üretici temsilcileri çağırılmamıştır.

Konu ile ilgili olarak Ulusal Süt Konseyi 10 Ekim 2020 tarihinde toplanmıştır. Bu toplantı sonrası Tarım ve Orman Bakanlığı ile yapılan görüşmede 2020 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ait çiğ süt destekleme priminin 40 kuruş/litre olarak belirlendiği; yapılacak değerlendirmeler sonrası Aralık 2020 tarihinde yapılacak toplantıda çiğ süt satışı tavsiye fiyatının belirleneceğini ve 1 Ocak 2021 tarihinden geçerli olacağı açıklanmıştır.

Çiğ sütü üreten bizler üretim maliyetinin altında süt satarak zarar etmeye devam etmeyi ve ailemizin, çocuklarımızın geleceğini yok etmek istemiyoruz. Biz Bakanlık ve Gıda Komitesi yetkilileri tarafından sesimiz duyulsun ve sorunlarımıza çare bulunsun istiyoruz.

Biz üreticiler daha fazla para kazanma peşinde değiliz. Sadece çiğ süt üretimi faaliyetimizin sürdürülebilir hale gelmesi için, geçimimizi sağlayabilmek için, çocuklarımıza bir gelecek hazırlayabilmek için, damızlık hayvanlarımızı kesmek zorunda kalmamak için, işletmelerimizi kapatmamak için, ülkemizin yurtdışından süt ve süt ürünleri ithal etmek zorunda kalmaması için çiğ süt fiyatlarının yeniden belirlenmesini talep etmekteyiz.

Biz üreticilerin zarar ederek ürettiğimiz çiğ sütün enflasyon artışının en büyük nedeni olarak görülmesi bizi daha çok üzmektedir. Biz üreticilerin sorunları çözülmediği ve bu zihniyet devam ettiği sürece daha çok üretici sektörden çekilecek, işletmeler kapanmaya ve damızlık inekler kesilmeye devam edecek, çiğ süt üretimi hızla düşecek, süt ve süt ürünlerinin fiyatları da hızla artacaktır. Biz üreticileri yok edecek bu zihniyetin tüketicileri de vurması kaçınılmazdır.

Yılın değişik zamanlarında çiğ süt fiyatı konusunda ülke gündemini meşgul etmek üreticilerimizi rahatsız etmektedir. Çiğ süt satış fiyatları Bakanlık, sanayici ve üreticilerin katılımı ile herkes tarafından kabul görecek şekilde bir pariteye bağlanmalıdır. Bu amaçla çiğ süt/ fabrika yemi oranı kullanılabildiği gibi market raflarında yer alan süt ürünlerinden oluşacak ürün sepeti fiyatı ile çiğ süt fiyatı arasındaki oran da esas alınabilir. Tüketici gıda fiyatlarında yaşanan enflasyon açısında çiğ süt fiyatları ile birlikte fiyat artışında en büyük paya sahip fabrika yemi fiyatlarına da müdahale edilebilir. Bu amaçla çiğ süt fiyatını ile birlikte fabrika yemi fiyatları da sabitlenebilir. Üreticiler ancak bu şekilde fiyat değişiminden etkilenmez, zarara uğramaz ve çiğ süt üretiminde sürdürülebilirlik sağlanmış olur."dedi
 
13.10.2020
Devamı

Satsuma Mandalinada İhracat Sezonu Başlıyor

Sonbahar aylarının vazgeçilmezi, C vitamini deposu, grip ve soğuk algınlığına karşı doğal ilaç, bağışıklık sistemini güçlendiren satsuma mandalina da, 2020/21 ihracat sezonu 19 Ekim 2020 Pazartesi günü günü başlıyor. Mandalina ihracatında hedef 400 milyon dolar olarak belirlendi.
Pandemi döneminde, Covid-19 virüsünün panzehiri konumundaki satsuma mandalinanın kesim tarihi ise; 14 Ekim 2020 Çarşamba günü olarak belirlendi.
Satsuma mandalinanın kesim ve ihraç tarihine Ticaret Bakanlığı- Ege Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü Başkanlığında, Ege Bölgesi için oluşturulan Hasat ve İhraç Tarihini Belirleme Komisyonu karar verdi. Komisyon, İzmir iline bağlı İnciraltı, Seferihisar, Sığacık, Ürkmez, Gümüldür, Özdere ve Selçuk ilçeleri ve beldelerindeki muhtelif bahçelerde yapılan incelemeler ve alınan numunelerin İzmir Laboratuvar Müdürlüğünde yapılan analizi sonucunda kararını oluşturdu.
Ege Bölgesi’nin satsuma rekoltesi yüzde 25 arttı
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2020 yılı Narenciye Rekolte çalışmasında, Ege Bölgesi’nin satsuma mandalina rekoltesi, 2019 rekoltesine göre yüzde 25’lik artışla 154 bin 245 ton öngörüldüğü bilgisini veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, mandalinada Türkiye genelinde de rekoltede artış beklediklerini, hem ihracata, hem iç piyasaya yetecek miktarda satsuma mandalina olduğunu dile getirdi.
Covid-19 virüsüne karşı vücudun bağışıklığını güçlendirmek için her gün en az iki adet mandalina tüketilmesi tavsiyesinde bulunan Uçak, “Mandalina C vitamini olarak da zengin bir meyve, bu bakımdan, covid-19 virüsüne karşı, grip ve soğuk algınlıklarına karşı vücut direncini arttırmak için kış başlangıcında halkımıza da bol bol narenciye ürünleri tüketmelerini tavsiye ediyorum” diye konuştu.
İhracatta hedef 400 milyon dolar
Türkiye’nin mandalina ihracatının 2019 yılında 347 milyon dolar, satsuma mandalina ihracatının ise; 290 milyon dolar olduğu bilgisini veren Başkan Uçak sözlerini şöyle tamamladı; “2019 yılında Türkiye’den 66 ülkeye mandalina ihraç ettik. İhracatta en çok talep satsuma türü mandalinamıza oluyor. En fazla ihracatın gerçekleştiği ülkeler ise; 163 milyon dolarla Rusya, 54 milyon dolarla Ukrayna ve 23 milyon dolarla Irak oldu. Bu yıl mandalina ihracatında hedefimiz 400 milyon doları yakalamak.”
12.10.2020
Devamı

Batman’da Anız Yakan Çiftçi Sayısında Düşüş

Anız yangınlarının küçük alanlarda oluştuğuna dikkat çeken Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Muzaffer Özkan: “Valimiz ve Belediye Başkanvekilimiz sayın Hulusi Şahin’in hassasiyetle üzerinde durduğu konulardan biri de anız yangınlarıdır. Son yıllarda artık Batman ovasında, üreticilerimiz bu ilkel yöntemden iyice uzaklaştı. Bu yıl ovamızda anız yangınlarının yaşandığı 5 küçük alanı tespit eden timlerimiz, arazi sahiplerine 3000 TL’lik idari işlem cezası uyguladı. Anız yakmayan Batmanlı çiftçilere duyarlılıktan ötürü teşekkür ediyoruz. Aynı hassasiyeti komşu ilçelerimiz olan Sason ve Bismil’deki çiftçilerden de bekliyoruz” diye konuştu. Batman Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, bu yıl Batman’da anız yangınında 5 çiftçi hakkında da idari işlem yaptı.
 
12.10.2020
Devamı

Başkan Yıldız: ‘ Tarihin En Büyük Krizi Bizi Bekliyor’

Konya DSYB Başkanı Edip Yıldız, çiğ süt fiyatları hakkında yazılı açıklama yaptı. Başkan Yıldız üreticinin uzun zamandır beklediği , zammın yapılmamasının ilerleyen dönemlerde hayvancılık da büyük krizlere neden olacağını açıkladı.

Yıldız sözlerine söyle devam etti;
 Dünyanın, yerli üretimi, ve üreticisini desteklemenin ne kadar önemli olduğunu anladığı bu günlerde, Ulusal Süt Konseyi ‘nin toplantısından süt üreticisinin beklediği haber çıkmamıştır.
Kasım 2019 yılında açıklanan süt fiyatlarının üzerinden 11 ay geçmiş ve bu süre içerisinde özellikle artan yem fiyatları ve diğer maliyetler sektörümüzü krize sokmuştur. Süt üretiminde ülkemizde ilk sırada bulunan Konya yetiştiricisi en zorlu ekonomik süreçlerde ülkemizdeki tüm yetiştiriciler ile birlikte üretime devam etmiştir. Yem fiyatları ve diğer tüm maliyetler artarken süt fiyatı sabit kalmıştır. Herkes maliyetine göre ürettiği ürününü satıyor iken bir tek süt üreticisine senin ürettiğin üründe fiyat sabit deniliyor. Üreticiye reva görülen bu uygulama ne bir ekonomik modelle ne de vicdanla izah edilebilir.

Bir kez daha anladık ki; İşlevi olmayan, etkisini yitirmiş kuruma dönüşen Ulusal Süt Konseyi’nin bu yapısıyla süt üreticisine zerre faydası olmayacağı ortaya çıkmıştır. Ulusal Süt Konseyi kurulurken yapılan yanlışın faturasını üreticiler artık ödemeye devam etmemelidir. Süt fiyatının sabit, yem ve diğer girdilerin fiyatının serbest olmasını asla kabul edemeyiz ve etmeyeceğiz.
İthalatta tarım ve hayvansal ürünleri hep taviz konusu olmuştur üreticinin haklı sesi duymamazlıktan gelinmiştir, haksız uygulamaların sorumluluğundan kimse kaçamaz , bilmeliler ki, bu yıkımın vebali üzerlerinde olacaktır.

Bir an önce yapılan bu haksız beyandan vazgeçilmeli, üreticinin zam talebi karşılanmalıdır. Önümüzdeki dönemlerde üreticinin ürettiği sütün fiyatını kendisinin belirleyeceği bir sistem kurulmalıdır. Aksi halde hayvancılıkta tarihin en büyük krizi bizi beklemektedir.
 
 
10.10.2020
Devamı

USK Çiğ SÜT Fiyatı İçin Acil Toplanıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Zoom üzerinden çiğ süt ile ilgili yapılan toplantıya market zincirlerinin yöneticileri çağrılmasının ve katılmasının ardından (USK) Ulusal Süt Konseyi üretici temsilcilerinin de içinde olduğu tarafları acil toplantıya çağırdı.

USK’nın sitesinde yayınlanan toplantı kararı 10 Ekim 2020 saat 11:30 da toplanma kararı aldı.

 Edinilen bilgiye göre 1 litre soğutulmuş çiğ süt fiyatının belirlenmesine yönelik karar alınması beklenirken; çiğ süt üreticisi ise soğutulmuş çiğ süt referans fiyatının resmi makamlarca açıklanmasını merakla bekliyor.

Öte yandan sanayici ve marketçiler tarafından bazı basın yayın organlarına sızdırılan 2,70 çiğ süt fiyatı resmi rakam olarak görülmezken;  süt üreticisi,  1 litre çiğ sütün referans fiyatının yeme gelen son zamlarla beraber 3TL olmasını bekliyor.
 
09.10.2020
Devamı

SÜTTE KRİZ Mİ?

Tarım ve Orman Bakanlığı Bakanlık bürokratları, sanayici ve market yöneticilerine çiğ süt referans fiyatının 2.70 TL olacağını söyledi. Bu konu ile ilgili son sözü ise Hazine Maliye Bakanlığı söyleyecek.

Gel gelelim Bakanlığın düzenlemiş olduğu zoom toplantısında üretici temsilcileri çağrılmaması üreticiyi kızdırdı.
 
Toplantının ardından USK masası kalacak mı? Sorusunu akıllara getiriyor.

SÜTBİR Başkanı Keskin çıkan kararı biz imzalamayız. Kim imzalayacaksa imzalasın açıklaması da süt krizini ortaya koydu. Üretici yem fiyatları altında ezilmeye dursun. Günlerdir çiğ süt fiyatının açıklanmasını bekleyen üretici ;  bu toplantıda yerini almaz iken bu kezde Süt krizimi ortaya çıkıyor? sorusu akıllara geldi.
Tarım ve Orman Bakanlığının  organize ettiği zoom toplantısı üreticiyi memnun etmedi. 

Bu gidişle süt fiyatlarını çok yazıp çok konuşacağız.
 
 
 
09.10.2020
Devamı

Keskin : Karara Biz İmza Vermeyiz Kim İmzalarsa İmzalasın


Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından organize edilen çiğ süt fiyatının belirlenmesine ilişkin toplantıya market zincirlerinin yöneticileri çağrıldı,  çiğ süt üreticileri çağrılmadı.

Çiğ sütle ilgili zoom üzerinden yapılan toplantıya Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Fatih Metin, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, Hayvancılık Genel Müdürü Zekeriya Erdurmuş, Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Derneği (SETBİR) Başkanı Tarık Tezel, Ambalajlı Süt Üreticileri Derneği(ASÜD) Başkanı Harun Çallı, BİM marketler zincirini temsilen Galip Aykaç, A101 adına Erhan Bostan, CarrefourSA adına Ali Nadir Akan, ŞOK mağazalarını temsilen Ziya Kayacan ve Migros adına Özgür Tort katıldı.

Konu ile ilgili bir açıklama yapan Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin Ulusal Süt Konseyi üyesi olarak “Bizim olmadığımız toplantıda bir karar alınmasına biz imza vermeyiz”. Dedi.

Üreticinin temsilcisi ve üreticiler olarak hep iyi yönden bakmaya gayret gösterdik. Bugüne kadar üretim durmasın üretimden çekilmeyelim diye zararına üretim yaptık. Toplantıya bizim davet edilmeyip üreticinin olmadığı bir yerde kimse karar alamaz. Tek taraflı alınan kararada biz imza vermeyiz. Kim imzalayacaksa imzalasın dedi.
 
 
09.10.2020
Devamı

“Yumurta tüketimi gelişmişliğin göstergesidir”

  Türk Veteriner Hekimleri Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu  Dünya Yumurta Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Başkan Eroğlu “Yumurta tüketimi gelişmişliğin göstergesidir. Dünyayı hayvansal protein tüketen toplumlar yönetmektedir. Yumurta tüketiminin yüksek olduğu ülkeler aynı zamanda dünyanın en gelişmiş ülkeleridir.”dedi.

TVHB Başkanı Eroğlu şunları kaydetti.
“Her yıl Ekim Ayının 2. Cuma günü Dünya Yumurta Günü olarak kutlanmaktadır.
Dünya Yumurta Günü, yumurtanın faydalarına ve onun insan beslenmesindeki önemine dikkat çekerek tüketimi yeterli seviyeye getirmek amacıyla dünyada 1995, ülkemizde ise 2008 yılından beri çeşitli aktiviteler ile kutlanmaktadır.  

Gıda güvenliği, gıda güvenirliği, sağlıklı beslenme ve sağlıklı çevrenin vazgeçilemez önemi, COVID-19 Pandemisi ile daha iyi anlaşılmış ve tüm Dünya ülkeleri gıda arz güvenliğinin sağlanmasına yönelik yoğun çalışmalar başlatmıştır. Yine yaşanan olağan üstü süreç, korunmanın ötelenemeyeceğini, ihmal edilemeyeceğini ve şartlarının süratle oluşturulmasının bir mecburiyet olduğunu gözler önüne sermiştir. Korunma tedaviden daha etkili ve daha ekonomiktir yaklaşımı küresel bir kabul haline gelmiş olup, bunun ilk basamağı da sağlıklı ve dengeli beslenmedir.

Anne sütünden sonra en kıymetli protein, adeta mucizevi bir besin kaynağı olan yumurta, tüm zamanlarda olduğu gibi bu süreçte de sağlıklı beslenme ve sürdürülebilir sağlıklı bir yaşam için son derece önemlidir.

Yumurta, vitaminlerin çoğunu, mineralleri ve antioksidanları, folat, demir ve çinkonun yanı sıra A,B, E, D vitaminlerini içeren 14 adet esansiyel besin maddesini ihtiva eder.

Çevre dostu protein kaynağı olan yumurta, dünya çapında yetersiz beslenmenin önlenmesinde önemli bir rol oynamakta, artan nüfusun beslenmesine büyük katkı sunmaktadır. Kolay satın alınabilirliği, yoğun besin maddesi içeriği ile birleştiğinde sağlık yönünden farkındalığı çarpıcı hale gelmektedir.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak aşağıda yer alan hususları kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz.
Ülkemizde, on binlerce üreticiyi ilgilendiren yumurta sektörü, dünya ile rekabet edilebilen bir üretim hacmine ve ihracat büyüklüğüne sahiptir. Dünya çapında üretimde dokuzuncu, ihracatta üçüncü sırada yer alan sektör daha ileri seviyelere taşınmalıdır.
Yumurta sektörü, yaklaşık 150 bin kişiye doğrudan ve dolaylı olarak istihdam sağlayan bir sektör olarak da ön plana çıkmaktadır. Ancak böylesine önemli bir rol üstlenen sektör gerek salgın kanatlı hastalıkları ve gerekse ihracat yapılan ülkelerdeki istikrarsızlıklara bağlı olarak dönemsel krizlerle karşı karşıya kalmaktadır.
Dünyayı hayvansal protein tüketen toplumlar yönetmektedir. Yumurta tüketiminin yüksek olduğu ülkeler aynı zamanda dünyanın en gelişmiş ülkeleridir.
Yumurtalar satın alabileceğimiz en ucuz ve en yüksek kalitede hayvansal proteini içerir. İnsanlarımızın yeterli ve kaliteli gıdaya erişimini sağlanmalıdır. Kaliteli beslenmede hayvansal kökenli gıdalara yeterli erişimden geçmektedir.

Bu gün vesilesiyle yumurta üzerinde oluşturulan yanlış bilgilerin önüne geçerek, yumurta tüketimini toplumumuzda arttırmak için kamu, özel sektör ve meslek örgütleri ile sivil toplum temsilcileri gerekli işbirliği içerisinde olmalıdır. Ülkemiz insanının beslenmesinde ve istihdam yaratılmasında önemli rol üstlenen sektörün zaman zaman yaşanan dış etkenlere karşı daha dirençli hale getirilmesi için gerekli önlemler alınarak sürdürülebilirliği sağlanmalıdır.
Özellikle kanatlı hayvan hastalıkları kaynaklı üretim düşüşü, insan sağlığı ve ihracatta yaşanan kısıtların önüne geçilebilmesi için daha etkin hizmetlerin verilebileceği, bütüncül bir yapının; Tarım ve Orman Bakanlığında Veteriner İşleri Genel Müdürlüğünün kurulması gerekmektedir.
 
 
 
                       
 
 
09.10.2020
Devamı

Kayseri Şeker Çiftçiye Hayvancılık'tada Destek Verecek

Kayseri Şeker’in Gemerek’te bulunan Pandoğa Etçi Damızlık Sığır Yetiştirme Tesisinde dünyaya gelen ve hijyen ile kalite standartlarının en üst seviyesinde büyütülerek belli bir olgunluğa ulaşan buzağılar, geriye kalan yaşamlarını geçirmek üzere Pınarbaşı’nda bulunan çiftliğe nakledildiler.

Transfer öncesi Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Kayseri Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Turhan Özer, Genel Müdür Osman Canıtez ve Pandoğa Yönetim Kurulu ile birlikte Gemerek’te bulunan tesiste incelemelerde bulundular.

 Damızlık sığırların ve buzağıların gelişimi hakkında yetkililerden bilgiler alan Başkan Akay ve beraberindeki heyet, buzağı çağından çıkan hayvanların transferini yerinde inceleyip, tesis çalışanları ile sohbet ettiler.

Başkan Akay, Gemerek’te kurulan bu tesisin Türkiye’de ender özelliklere sahip çiftliklerden bir tanesi olduğunu belirterek, burada yetiştirilen damızlık besi hayvanlarının sütlerini almadıklarını ve bu sütlerin buzağıların beslenmesinde kullanıldığını ifade etti.
 
09.10.2020
Devamı

Kuru Bakliyata Talep Var Mercimek Cep yakıyor

Temel gıdaya gelen zamlar sonrası mercimeğin fiyatı son bir yılda yüzde 48, kuru fasulyenin fiyatı ise yüzde 35 arttı. Temek gıda ürünlerinin fiyat artışlarının en önemli sebepleri ise dışa bağımlılık ile koronavirüs pandemisinde bu ürünlere olan talebin artması olarak yorumlandı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) değerlerinden sonra yıllık enflasyon yüzde 11.75 olurken, Eylül ayında fiyatı en çok artan ilk 10 üründen yedisi gıda ürünleri olması dikkat çekti. TÜİK’in açıklamasına göre; son bir yılda, bulgur, pirinç, makarna, yumurta gibi her mutfakta bulunan temel gıda ürünlerine gelen zamlarsa çift haneli rakamları bulurken, pirinç yüzde 13.89, bulgur yüzde 19.68 zamlandı. Yumurtada yaşanan artış ise yüzde 30’u geçerken, mercimeğin fiyatı yüzde 48 artarken, kuru fasulyeye gelen zam yüzde 35’i geçti.

“KURU BAKLİYATA TALEP VAR”

Sözcü’nün haberine göre, tarım yazarı Ali Ekber Yıldırım, Türkiye’nin temel gıda üretiminde kendi kendine yeterli olamadığının altını çizerek, “Bu nedenle ürünler ithal ediliyor. Pandemi döneminde döviz kurlarının yükselmesiyle ithal ürünlerde fiyat artışları çok yüksek oldu. Dünyada da özellikle pandemi döneminde kuru bakliyata bir talep var. Gıdada fiyatların artmasının nedeni dışa bağımlılık” diye konuştu.

 

 
 
08.10.2020
Devamı

Erzurum'un Küçükbaş Hayvanda Hedefi En Az İki Milyon

Erzurum Valisi Okay Memiş, "Küçükbaş hayvanda bir yılda hedefimiz en az 2 milyon. Bana da gülersiniz içinizden ama ben bu kentin potansiyelini biliyorum. 2 milyon küçükbaş hiç ütopik hedef değil." dedi.



Atatürk Üniversitesi Mavi Salon'da, Erzurum Valiliği ve Ziraat Bankası Bölge Başkanlığı iş birliğinde yürütülecek Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Koyunculuk Projesi'nin lansman toplantısı yapıldı.

Valisi Memiş, programda yaptığı konuşmada, "Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Koyunculuk Projesi"nin hayalindeki proje olduğunu belirterek, bununla vatandaşlara doğrudan katkı sağlanacağını aktardı.
 
08.10.2020
Devamı

Sayıştay'a Göre Tarım Bakanlığı Doğru İş yapmıyor

Sayıştay, Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 Yılı Denetim Raporu’nu yayımladı. Rapora bakılırsa Tarım ve Orman Bakanlığı’nın doğru yaptığı iş neredeyse yok. Dünya Gazetesinden Ali Ekber Yıldırımın haberine göre Mali tablolardan, muhasebeleştirmeye, tarımsal desteklerden kooperatifçiliğe, meraların ıslahından vergi ve cezalara kadar tespit edilen 45 bulgu ile yanlışlar tek tek dile getiriliyor.

Raporda “Denetim Görüşü” olarak “Tarım ve Orman Bakanlığı 2019 yılına ilişkin geçerli finansal raporlama çerçevesi kapsamındaki mali rapor ve tablolarının ‘Denetim Görüşünün Dayanakları’ bölümünde açıklanan nedenlerden dolayı doğru ve güvenilir bilgi içermediği kanaatine varılmıştır.” deniliyor.
Sayıştay Raporu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019 yılı içerisindeki yanlış uygulamaları “Denetim Görüşünün Dayanaklarını oluşturan bulgular ve “Denetim Görüşünü Etkilemeyen Tespit ve Değerlendirmeler” başlığı altında 45 madde olarak yer verildi.

1- 2019 Yılı mali tabloları ile verilmesi gereken sayım ve tespit tutanaklarının verilmemesi,

2- Mali tablolarla birlikte sunulması gereken açıklama ve notların bulunmaması

3- Avrupa Birliği Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) kapsamında kullandırılan fonların bakanlık muhasebe sistemine kaydedilmemesi

4- Muhasebe yetkilisi sıfatı bulunmayanlar tarafından idare adına banka hesabı açılması suretiyle kayıt dışı mali işlemler yapılması

5- Bakanlıkça uygulanan idari para cezalarının muhasebeleştirilmemesi ve raporlanmaması

6- Bakanlığın yönetiminde ve kullanımındaki taşınmazların muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

7- Mera, yaylak ve kışlak olarak tescil edilen taşınmazların ilgili hesaplarda muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

8- Uzun süreli kiralanan meraların kira gelirlerin ilgili hesaplarda muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

9- Gerçek ve tüzel kişilere kiralanan veya tahsis amacı değişikliği yapılan meralar için ilgililerden alınan teminatların muhasebeleştirilmemesi ve mali tablolarda raporlanmaması

10- Tarımsal amaçlı kooperatiflere kullandırılan kredilerden kaynaklanan alacakların gerçek tutarı göstermemesi

11- Tarımsal destekleme ödemelerinde gerçekleştirme işlemleri tamamlanmaksızın bütçeden harcama yapılması

12- Bütçeden yapılan hayvancılığı geliştirme projesi kapsamındaki proje ödemelerinin gerçekleştirme işlemleri tamamlanmaksızın yapılması

13- Yersiz ödenen tarımsal destekleme giderlerinin çiftçilerden geri alınması gereken tutarın tespitinin yapılamaması

Denetim görüşünü etkilemeyen tespit ve değerlendirmeler

14- Tahsis amacı değişikliği dolayısıyla zarar gören meraların eski vasfına getirilmesinin sağlanmaması

15- İdare bütçesinden karşılanan elektrik dağıtım tesis giderlerinden doğan alacaklarının elektrik dağıtım şirketlerinden takip ve tahsil edilmemesi

16- Entegre idare ve kontrol sisteminin teknik ve mevzuat çalışmalarının tamamlanmaması

17- Taşınır Mal Yönetmeliği’nin bazı hükümlerine uyulmaması

18- Bir mali yıl içerisinde gerçekleştirdiği destekleme ödemelerine ilişkin iş ve işlemlerinin bir bütün olarak kamuoyuna açıklanmaması

19- İlama bağlı tarımsal destekleme ödeme bilgilerinin ve tutarlarının TBS/ ÇKS’ye kaydedilmeden banka hesaplarından ödenmesi

20- Ziraat Bankasına yapılan komisyon giderlerinin hizmet alımları yerine hane halkına yapılan transferler olarak giderleştirilmesi

21- Tarım Kanunu uyarınca yasaklı olan tarımsal işletmelerin takibinin sağlıklı yapılamaması

22- Haksız yapıldığı tespit edilen destekleme ödemelerinden rızaen geri alınan tutarların, ilgili sistemlerde izlenmemesi ve muhasebeleştirilmemesi

23- Çiftçilere yapılan destekleme ödemeleri üzerinden yapılan gelir vergisi kesintisinin idarenin muhasebe kayıtlarına yansıtılmaması

24- Tarımsal amaçlı arazi kullanım plân ve projelerinin tamamlanamaması

25- Yapım işlerinde ihale sonrası büyük kapsamlı proje değişikliklerine gidilmesi
26- Bilişim alanında stratejik yönetime ilişkin doküman ve mekanizmaların olmaması
27- Bilişim hizmet alımlarına ilişkin sözleşme ve şartnamelerde eksiklikler olması
28- Bilgi güvenliği yönetimine ve bilişim teknolojileri politika ve prosedürlerine ilişkin eksiklikler bulunması
29- Bilişim teknolojileri organizasyon yapısının uygun olmaması
30- Bilişim teknolojileri risk yönetimine ilişkin eksiklikler bulunması

31- Bilişim teknolojilerine ilişkin rol ve sorumlulukları belirleyen dokümanlarda yetersizlikler bulunması

32- Bilgi sistemlerinin sürekliliğini ve güvenilirliğini sağlayacak kontroller çerçevesinde iş sürekliliği ve felaketten kurtarma süreçlerinde eksiklikler bulunması

33- Bakanlık organizasyon yapısı içerisinde görev, yetki ve sorumlulukların açık bir şekilde belirlenip yazılı hale getirilmemiş olması

34- Bakanlık merkez teşkilatında norm kadro uygulamasına henüz geçilmemiş olması ve teknik personelin uzmanlık alanları dışındaki görevlerde çalıştırılmaları

35- Bakanlık tarafından yurt dışına gönderilen devlet memurlarının mecburi hizmet yükümlülüğü takibinin yapılmaması

36- Tedvir ve vekâleten görevlendirmelerde kanuna riayet edilmemesi ile görevlendirme sürelerinin makul olmaması

37- Tarım ürünü olmayan ve tüketim amacıyla kullanılan sanayi ürünlerinin ihalesiz olarak satın alınması

38- İl müdürlükleri tarafından hurdaya ayrılan taşınırların satışının yapılması konusunda gerekli işlemlerin yapılmaması

39- Denizlerde ve iç sulardaki balıkçı gemilerine %20 gemi boyu artışının yönetmelik yerine idari kararla verilmesi

40- Sulak Alanları Koruma Çalışmaları ve Ulusal Su Planının Uygulanmasında Veri Paylaşımı İhtiyacının Bulunması

41- Su ürünleri yetiştiricilerine aşılama ve boylama için alan gösterilmemesinin üretim kaybına sebep olması

42- Yem amaçlı kullanılacak hayvansal yan ürünlerinin taşıma ve depolama şartlarının belirlenmemesi

43- Tütün ve alkol piyasasındaki denetleme ve inceleme görevleri için personel altyapısı oluşturulmaması

44- Kırsal kalkınma yatırımı projelerinin tamamlanma sürelerinin ötelenmesinin ekonomik kayıplara yol açması


45- Alkolden alınan vergilerin kayıp ve kaçakların önlenmesi için amaç dışı alkol kullanımına ilişkin önleyici kontrollerin yetersizliği
Sayıştay’ın raporunda bu bulgulara ilişkin tek tek ayrıntılı açıklamalara yer veriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı ile birleştirilen Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın uygulamalarına ilişkin 8 bulguda yapılan yanlışlara yer veriliyor.

Özetle, Sayıştay raporuna göre Tarım ve Orman Bakanlığı birçok konuda ciddi yanlışlar, usulsüzlükler yapmış ve yapmaya devam ediyor.
Bunlardan sadece bir iki tanesini özel bir şirket, kooperatif veya şahıslar yapsa ne kadar ağır cezalar ve yaptırımlarla karşı karşıya kalacağını tahmin etmek zor değil.
Fakat bakanlıklar, kamu idaresi yapınca sadece raporlarda kalıyor. Bu kadar yanlışı, usulsüzlüğü demokratik, yasaların uygulandığı bir ülkede bir bakanlık yapabilir mi?
 
 
 
07.10.2020
Devamı

TVHB Başkanı Eroğlu Sütte Düşük Fiyat Paritesi Sektörü Olumsuz Etkiler

Türk Veteriner Hekimleri Birliği çiğ süt refarans fiyatı konusunda değerlendirmelerde bulundu. TVHB Konsey Başkanı Ali, Eroğlu “Çiğ süt referans fiyatları uzun dönem için ilan edilmemeli, azami 3‘er aylık dönemler halinde; girdi maliyetlerindeki artışlar çerçevesinde ve süt/yem paritesi yaklaşık 1.5 olarak kabul edilerek revize edilmesi ve bu uygulamanın herhangi bir kurulun veya komitenin kararına bağlı olmaksızın kendiliğinden otomatik olarak devreye girmesi daha gerçekçi olacaktır.”dedi.
 
Başkan Eroğlu çiğ süt refarans fiyatlarına ilişkin şunları kaydetti.
 
 
  “Ülkemizde üretilen sütün fiyatı, Gıda komitesinin (Gıda ve Tarımsal Ürün Piyasaları İzleme ve Değerlendirme  Komitesi) görüşü alınarak Ulusal Süt Konseyi (USK) tarafından kamuoyuna açıklanmaktadır.
 
Ulusal Süt Konseyinin 15.11.2019- 31.12.2020 tarihleri arası için belirlediği 2,3 TL/Kg fiyat bu günkü şartlarda süt işletmeleri için maliyetlerin bir hayli altında kaldığı, bir yıl öncesinde belirlenen referans fiyatın uluslararası çiğ süt fiyatlarının belirlenmesinde ana kriter olan Süt/Yem paritesi ve üretici maliyetleri açısından sürdürülebilir bir fiyat olmadığı anlaşılmıştır.
 
Belirlenen referans fiyatının bu güne kadar sabit kalması bu süre zarfında başta yem olmak üzere üretim maliyetlerini etkileyen tüm girdilerde ortaya çıkan ortalama % 25-30 oranındaki fiyat artışı ile beraber sektörün sürdürülebilirliğine olumsuz etki yaptığı ve bu çerçevede damızlık vasfı ve süt verimi yüksek hayvanların kesimine sebep olduğunu görülmüştür.
 
Aldığımız duyumlara göre süt referans fiyatında 40-45 kuruşluk bir artış düşünülmektedir. Bu artış 1,5 olması gereken süt/yem paritesinin ( Yani 1 kg referans süt fiyatı, 1.5 kg kesif yem fiyatına eşit olmalı) karşılığı değildir. Süt yeminin fiyatı 2,4 TL/kg civarındadır.Pariteyi karşılamak açısından üreticinin yeme 1,9 TL/kg fiyattan ulaşması gerekmektedir.
 
Ayrıca çiğ süt referans fiyatları uzun dönem için ilan edilmemeli, azami 3‘er aylık dönemler halinde; girdi maliyetlerindeki artışlar çerçevesinde ve süt/yem paritesi yaklaşık 1.5 olarak kabul edilerek revize edilmesi ve bu uygulamanın herhangi bir kurulun veya komitenin kararına bağlı olmaksızın kendiliğinden otomatik olarak devreye girmesi daha gerçekçi olacaktır.
 
Referans fiyatındaki artış miktarının aynı zamanda tüketici fiyatlarında da olası artışlara sebep olacağı düşünüldüğünde, belirlenen referans fiyatın sadece üretici maliyetlerine yönelik belirlenmesi, ancak bu fiyatın çiğ süt prim desteği ile güçlendirilmesi üreticinin karlılık ve verimlilik ilkeleri çerçevesinde sektörün sürdürülebilirliğe katkı sağlayacaktır.
 
Önceki yıllarda çiğ süt alım fiyatlarında uygulanan ve sütün kalitesini belirleyen süt yağı, süt proteini, somatik hücre sayısı vb kriterleri, fiyatlandırmada ve prim desteğinde yeniden hayata geçirilmelidir.
 
Özellikle sanayiye toplanan sütün kalitesine yönelik değerlerin tespitinde kullanılan ileri teknoloji ölçüm cihazlarının olası suistimallerin önüne geçmek adına üretici örgütleri tarafında tedarik edilerek kullanılması göz önünde bulundurulmalıdır.
 
Başta süt inekçiliğinin yoğun olarak yapıldığı ve arzın yüksek olduğu bölgeler olmak üzere;  üretilen çiğ sütün bir kısmının katma değeri yüksek yöresel ürünlere dönüştürülmesi için gerekli makine ekipman ve altyapı olarak desteklenmeli ve bu çerçevede üretici birlikleri ile kooperatifler aktif olarak görev almalıdır. 
 
Ayrıca çiğ sütün üretilmesinde son ürüne dönüştürülmesine kadarki süreçlerde Veteriner Hekim meslektaşlarımızın bu süreçte aktif olarak görev alması da halk sağlığı, hayvan sağlığı, çevre sağlığı ve gıda güvenliği açısından ciddi önem arz etmektedir.
 
 
 
 
 
 
 
07.10.2020
Devamı

Küçükbaş Hayvancılıktan Ekonomiye 58 Milyarlık Destek

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, küçükbaş hayvancılığın ülkemizde ekonomik hayatın önemli unsurlarından biri olduğunu bildirerek, “57,6 milyar liralık canlı hayvan ve hayvansal ürün üretimimizle ülke ekonomimizin hizmetindeyiz” dedi.
 
Çelik, yaptığı açıklamada, küçükbaş hayvan yetiştiricilerinin 2019’da 37 milyar 247 milyon liralık koyun, kuzu, 9 milyar 234 milyon liralık keçi, oğlak olmak üzere 46 milyar 481 milyon liralık canlı hayvan yetiştirdiğini, 2019’da küçükbaş hayvancılıktan 6 milyar 444 milyon liralık süt, 4 milyar 456 milyon liralık et, 36,7 milyon liralık deri, 124,9 milyon liralık yapağı, 7 milyon liralık kıl, 6,3 milyon liralık tiftik olmak üzere 11 milyar 38 milyon liralık hayvansal ürün elde ettiğini belirtti.
 
“Canlı hayvanların 18 milyar 479 milyon lirasını pazarlıyoruz. Pazarladığımız 7 milyar 558 milyon liralık süt, et, deri, yapağı, kıl, tiftik de dahil edildiğinde piyasaya 26 milyar 37 milyon liralık ürün sürüyoruz” diyen Çelik, şunları kaydetti:
 
“Geçen yıl değer olarak canlı hayvan üretimimiz yüzde 25,4, hayvansal ürün üretimimiz yüzde 23,5 arttı. Sektörümüz enflasyonun üzerinde reel olarak büyüdü. Küçükbaş hayvancılık her zaman bu ülke için önemli olmuştur. Atalarımız bin yıl önce bu topraklara koyun, keçi sürüleriyle gelmiştir. Bu sektörün potansiyeli yüksektir. Bu topraklar küçükbaş hayvancılık için biçilmiş kaftandır. Yetiştiricimiz desteklendiği sürece üretim artışına devam ederiz. Üretim bizim işimiz.”
 
Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin hayvancılığa büyük destek verdiğini bildirerek, desteklerin devamı ve mera, yem, çoban sorunlarının çözümü halinde küçükbaş hayvancılıktan elde edilen gelirin katlanacağını belirtti.
 
 
07.10.2020
Devamı

SÜTBİR Başkanı Keskin’den: “Büyük Deniz ve Dalgaları Açtık Ferahtayız”

(SÜTBİR) Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik KESKİN Anadolu İzlenimleri ’ne çok önemli açıklamada bulundu. Başkan Keskin; Eli nasırlı üreticimizin kanayan yarası olan soğutulmuş çiğ süt fiyatında sona gelindiğini söyledi.

Başkan Keskin; Anadolu İzlenimlerine şunları kaydetti.

“Uzun zamandır gerek üreticimizin gerekse bizim kanayan yaramız olan soğutulmuş çiğ süt fiyatlarına çözüm arayışı içerisinde olduk. Bu konuda Gerek Hazine ve Maliye Bakanlığımız gerekse Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli dirsek teması içeresinde olduk.  Geldiğimiz bu süreçte Çiğ Süt fiyatının belirlenme hususunda güzel ve hayırlı haberler vereceğiz.

Soğutulmuş 1 litre Çiğ Süt fiyatının belirlenmesi hususunda üreticilerimizden ve bizlerden emeklerini esirgemeyen Gıda Komitesinin başında olan Hazine ve Maliye Bakanımız Berat Albayrak beye, Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli beye her fırsatta üreticilerin yanında olmasından dolayı teşekkür ediyorum. ”dedi.

“Bakan Pakdemirli Her Zaman Üreticinin Yanında”

SÜTBİR Başkanı Keskin Şöyle devam etti.
 
“Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli her zaman üretenin ve alın teri dökenin yanında olmuştur. Süt üreticimizin sorunları ile her zaman yakından ilgilenmiş, üreticilerimizin sorunlarını da yakından bilmektedir. Dün olduğu gibi bugünde üreticinin sorunlarını çözeceğinden hiç şüphemiz kuşkumuz yoktur.

Süt Üreticimize buradan sizin aracılığınız ile şunu söylemek istiyorum. Büyük deniz ve dalgaları açtık. En kısa sürede kanayan yaramız olan sizin dertleriniz ile dertlendiğimiz soğutulmuş çiğ Süt fiyatında sona geldiğimizi belirtmek isterim. Özelikle sosyal medyada yapılan spekülatif oluşum ve yazımlara itibar edilmemesini rica ediyorum. İnşallah kısa sürede hepimiz ferah içerisinde üretmeye devam edeceğiz”. Dedi.
 
 
 
 
06.10.2020
Devamı

SÜTBİR'den USK'ya Başvuru

Süt üreticisinin gözü kulağı açıklanması beklenen süt fiyatlarında.
Ancak; şuana kadar ne Tarım ve Orman Bakanlığından ne de Ulusal Süt Konseyi’nden hiçbir ses seda yok. 

Öte yandan USK’nın üyesi Türkiye Süt Üretircileri Merkez Birliği ise süt fiyatının acilen belirlenmesi için birçok girişimde bulunmaya devam ediyor.

 Edinilen bilgiye göre Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Genel Başkanı Tevfik Keskin Ulusal Süt Konseyin (USK) acil toplanması için USK ya başvuru yapıldığı USK nın ise önümüzdeki günlerde toplanarak soğutulmuş çiğ süt fiyatına karar vermesi bekleniyor.

Diğer taraftan süt üreticisi 1 litre soğutulmuş çiğ süt fiyatının 3TL olmasını beklerken; daha fazla damızlıklar kesime gitmeden bu duruma müdahil olunmasını istiyor.
 
06.10.2020
Devamı

Kansere Yol Açan Tarım İlacına Yasak Geldi

Kansere yol açtığı gerekçesiyle birçok ülkede milyonlarca dolarlık tazminat davaları açılan tarım ilacı ‘glifosat’ kullanımı yasaklandı.
 
Başta ABD olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde kansere yol açtığı gerekçesiyle milyonlarca dolarlık tazminat davalarına konu olan tarım kimyasalı “glifosat” için Türkiye’deki mahkemeden de yasak kararı çıktı.
Çevreci avukatlardan Senih Özay’ın glifosat içeren tarım kimysallarının lisans ve ruhsatlarının iptali istemiyle açtığı davada mahkeme, insan ve çevre sağlığına etkisi açısından yeterli inceleme yapılmadan glifosata izin verildiği gerekçesiyle talebi haklı buldu.
 
Mahkeme tahlil istedi
 
İzmirli avukatlar Senih Özay, Özge Işık ve Hazar Can Kıpçak’ın başlattığı hukuki sürecin ilk adımı glifosat içeren kimyasalların kansere neden olduğu gerekçesiyle toplatılması için Tarım ve Orman Bakanlığı’na yaptıkları başvuruydu. Bakanlığın yanıt vermemesi üzerine üç avukat, Ankara 18. İdare Mahkemesi’nde dava açıp talepleri yineledi.
 
 
06.10.2020
Devamı

Bakan Akıllı Tarım'da İlk Dersi Verdi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Bakanlığına bağlı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü ile Gebze Teknik Üniversitesi arasında işbirliği protokolü ve Akıllı Tarım Uygulamaları tanıtım programına katıldı. Bakan Pakdemirli, Gebze Teknik Üniversitesi'nin 2020-2021 Akademik yılı açılışı münasebetiyle ilk dersi de verdi.

Gebze Teknik Üniversitesi'nin 2020-2021 Akademik yılı açılışı için de bir arada bulunduklarını belirten Bakan Pakdemirli, "Teknolojinin en büyük avantaj olduğu günümüzde, ülkemizin teknoloji merkezi haline gelen Gebze'de, Teknik Üniversitemizin akademik yılının tüm öğrencilere, akademisyenlere, Kocaeli ilimize ve Ülkemize hayırlar getirmesini diliyorum." dedi.

Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde teknoloji alanında büyük bir değişim ve dönüşüm dönemi yaşadığını dile getiren Pakdemirli, "Artık teknoloji ve dijital erişim hayatımızın her yerinde! Yerli ve milli üretimin öncelikli olduğu bu dönemde, tarım ve orman sektörü de, bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyor. Tarımsal üretim tarlada başlıyor, ama bizler; meyveyi, sebzeyi, gıdayı genelde soframızda görüyoruz. Toprağa bir tohum atılıyor, üzerinden günler, aylar, yıllar geçiyor. Tarladan sofraya kadar giden bu süreç, içinde sayısız hikâyeyi barındırıyor. Bu hikâyenin her aşamasında ayrı bir emek, ayrı bir zaman harcanıyor. Her aşamada ayrı bir maliyet, ayrı bir zahmet ortaya çıkıyor.

İşte biz üretim sürecini inovasyonla ne kadar hızlı buluşturursak, tarımı ne kadar çok teknolojiyle birleştirirsek, o zaman verimliliği büyük oranda artırır, maliyeti ve harcanan zamanı önemli miktarda azaltırız. O nedenle tarımda teknoloji, tarımda inovasyon diyoruz. Buradan hareketle, tarımla teknolojinin buluştuğu, bugünkü gibi programlara çok önem veriyorum." ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE'NİN EN GÜÇLÜ TARIMSAL AR-GE ALTYAPISINA SAHİBİZ"

Bakanlık olarak tarım teknolojileri, akıllı tarım uygulamaları ve Ar-Ge konusunda önemli çalışmalar yürüttüklerini ve Türkiye'nin en güçlü tarımsal Ar-Ge altyapısına sahip olduklarını anlatan Pakdemirli, bu altyapı ve teknolojiyi üniversitelerle yaptıkları işbirlikleri ile daha da geliştirmek istediklerini vurguladı.

YÖK ile bu kapsamda işbirliği protokolleri imzaladıklarının altını çizen Pakdemirli, bu işbirliği kapsamında, akıllı tarım uygulamaları ve bu konuda Gebze Teknik Üniversitesi ile beraber yürüttükleri çalışmaları anlattı.

Tarım ve gıdanın herkes için vazgeçilmez olduğunu vurgulayan Pakdemirli, tüm dünyayı etkileyen pandemi sürecinde bunun çok iyi anlaşıldığını söyledi.
Son 10 yılda yapılan birçok uluslararası araştırmada, 21. yüzyıl için 3 sektör stratejik mücadele alanı olarak ön plana çıktığını belirten Pakdemirli, bunlardan ikisinin "Tarım-Gıda ve Su" olduğunu dile getirdi.

"TÜRKİYE'NİN GIDA GÜVENLİĞİNİ GÜÇLENDİRECEK PROJELERİ HAYATA GEÇİRİYORUZ"

Bu nedenle, son 18 yıldır tarım ve orman sektörünü sağlam temeller üzerine oturttuklarını ve Türkiye'nin gıda güvenliğini güçlendirecek projeleri hayata geçirdiklerinin altını çizen Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Son yüzyılda tarım anlayışı giderek değişti. Özellikle son 50 yılda bu değişimin sonuçlarını daha net görüyoruz. Dün üretim odaklı yapılan tarım, bugün özellikle pandemi sonrası kendine yeterliği ön planda tutarken, bunun yanında pazar ve tüketiciyi de baz alacak şekilde yapılıyor.
Dün yerel ve bölgesel pazarlarda ürün satmak önemli iken, bugün yerel ve bölgesel pazarların yanında ulusal ve küresel pazarlar da hedef haline geldi.

Özellikle, pandemi sonrası dönemde, üretim ve pazar süreçlerinin entegrasyonu, yani sözleşmeli üretim, lojistik ve tedarik sistemlerinin güçlendirilmesi ön planda olacak konular arasındadır.
Ayrıca, günümüzde markalaşma ve coğrafi işaret, pazarlamada öncelik haline geldi. Artık, sadece paket ve ambalaj o ürünü satmıyor. O ürünün hikâyesi ve markası, insanların onu alma isteğini de üst sıralara taşıyor. Dün, emek ve işgücünün yoğun olduğu tarım sektöründe, bugün bilginin ve bilgi sahibinin bir adım önde olduğunu hepimiz görüyoruz. 20. yüzyılın ilk çeyreğinde başlayan ve giderek gelişen mekanizasyon ağırlıklı üretim, 21. yüzyılda yerini teknolojinin yoğunlukta olduğu üretim sistemine bıraktı.

Artık sadece makinelere, onların gücüne ve kuvvetine bakmıyoruz. Teknolojiyle birleşmesine, dijital entegrasyona, üretim sistemiyle uyumuna, verimliliğe katkısına bakıyoruz. 
Tüm Dünyanın gittiği bu yolda, Türkiye olarak biz de yerimizi sağlam bir şekilde aldık. Bilgi ve teknoloji kullanımını tarımda ön sırada tutuyoruz. Ve yeni teknolojileri üreticimizle buluşturmak için de yoğun gayret gösteriyoruz."

"TARIMDA İNOVATİF VE TEKNOLOJİK UYGULAMALARA DAHA ÇOK AĞIRLIK VERMEK ZORUNDAYIZ"

Dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyara, Türkiye nüfusunun ise 100 Milyonu geçmesinin beklendiğini ifade eden Pakdemirli, "Gelecek 30 yılda nüfusta yaklaşık %30 artış öngörülüyor. Artan nüfusla kişi başına düşen tarım alanı da giderek azalıyor. Bugün, Dünya'da kişi başına düşen işlenen tarım arazisi, diğer bir değişle bir kişinin karnını doyuracak tarım alanı miktarı 2 dekar iken, 2050 yılında, eğer toplam tarım alanı azalmaz aynı kalırsa 1,6 dekara kadar düşecek. Diğer taraftan ise artan nüfusun karnını doyurmak için bugünkünden %60 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyacağız. Peki, aynı tarım arazisinde %60 daha fazla gıdayı, yani üretimi nasıl artıracağız? Bu sorunun cevabı çok net: Teknoloji ve İnovasyon! Gıda güvenliğimizi sağlamlaştırmak, verimli ve yeterli üretimi garanti altına almak için, tarımda inovatif ve teknolojik uygulamalara daha çok ağırlık vermek zorundayız." diye konuştu. 

"TARIM 5.0'A ŞİMDİDEN HAZIRLANMALIYIZ"

Tarım 4.0'ın ne anlama geldiğini ve neleri içerdiğini de değinen Pakdemirli, şunları söyledi:
"20. yüzyılın başlarında, tarımda makinelere geçişle birlikte başlayan teknoloji dönemi, 2. Dünya savaşından sonra üretim artışını hedefleyen politikalar ve yeşil devrimle birlikte bir seviye atladı ve Tarım 2.0'a yükseldi. 1990'lara kadar devam eden bu süreçte üretimde ciddi artışlar yaşandı. Tarım 2.0'dan sonra, dünyada toplam tarımsal hasıla 200 Milyar Dolar seviyesinden, 1,2 Trilyon Dolar düzeyine kadar yükseldi. 1990'lardan itibaren ise Tarım 3.0 ile teknoloji bir üst kademeye çıktı. Tarım 3.0 döneminde üreticiler, hassas tarım teknikleri ve GPS uygulamalarıyla tanıştı.

Çevreyi koruyarak verimi artıran bu uygulamalar, tarımı yeni bir teknoloji  seviyesine taşıdı. Bugün, yani 2010'lardan sonra ise tarımda artık 4.0 var. Yani, bilgi, teknoloji ve akıllı tarım var. Özellikle Tarım 3.0 ve 4.0 arasındaki zamanın daha kısa olması ve teknolojinin gelişme hızını göz önüne alırsak, Tarım 5.0'a yani Robotik uygulamalar ve yapay zekâya geçişin, öngördüğümüzden de kısa sürede olacağına inanıyorum. O nedenle biz, bir taraftan 4.0 uygulamalarının yaygınlaşmasını sağlarken, diğer taraftan da şimdiden kendimizi tarım 5.0'a hazırlamalı, bunu için alt yapımızı oluşturmalıyız."

"TARIMSAL HASILADA AVRUPA'DA BİRİNCİ SIRADAYIZ"

Türkiye'nin coğrafi konum açısından büyük bir avantaja sahip olduğunu ve 12 binden fazla bitkiye ev sahipliği yaptığını vurgulayan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Dünyanın tam merkezindeyiz ve geçmişten bu yana ticaret yollarının üzerinde yer alıyoruz. Yani; Hava, Kara ve Deniz yollarının kesişim noktasındayız. 4 saatlik bir uçuş mesafesi ile dünya nüfusunun %40'ına ulaşma imkânımız var. Ülkemiz bulunduğu konum itibariyle, 1,9 trilyon Dolarlık tarımsal ticaret hacmine sahip bir bölgedeyiz.

Avrupa'da; 55,1 milyon küçükbaşla 1. sırada, 18,7 milyon büyükbaşla 2. sırada, süt üretiminde ise 3. sıradayız. Tarımsal alan bakımından dünyada 17. sırada olmamıza rağmen, tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ilk on arasında yer alıyoruz."

"SON 18 YILDA ÜRETİCİLERE 310 MİLYAR LİRA DESTEK VERDİK"

Son 18 yılda, üreticilere toplam 310 milyar lira tarımsal destek verdiklerinin altını çizen Pakdemirli, "Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemi ile verdiğimiz desteklerde muazzam bir artış oldu. Son iki yılda tarımsal destekleri %52 artışla, 22 Milyar Liraya çıkardık! Bütçemizin %55'ini çiftçimize, yani tarımsal desteklere ayırdık. Tarımsal desteklerin bugün itibariyle yaklaşık %80'i, yani 17 Milyar Lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı." dedi.
Tarımsal destekleri, sadece üretimi artırmak veya girdi maliyetlerini azaltmak için vermediklerini dile getiren Pakdemirli, şunları kaydetti:

Tarımda teknoloji kullanımını geliştirmek, yeni sistemleri ülkemize kazandırmak için de önemli desteklerimiz var. Kırsal kalkınma yatırımlarına %50 hibe, Ar-Ge projelerine 300 Bin Liradan 1 Milyon Liraya kadar destek sağlıyoruz. Verdimiz destekler üretime ve tarımsal hasılaya büyük ivme kazandırdı. Son iki yılda tarımsal hasılamızı %45 artışla, 275 Milyar Liraya çıkardık."
Türkiye'nin gıda güvenliği sorunu olmayan bir ülke olduğunu anlatan Pakdemirli, bunu pandemi sürecinde net olarak gördüklerini dile getirdi.

"E-DEVLET ÜZERİNDEN EN FAZLA HİZMET VEREN BAKANLIKLAR ARASINDAYIZ"

Geçen yıl, Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın himayelerinde 15 yıl sonra yaptıkları 3. TARIM ORMAN ŞÛRASI'nda önemli kararlar aldıklarını belirten Pakdemirli, Şûra kapsamında odak noktalardan birisinin de "Tarımda Dijitalleşme" olduğunu söyledi.

Bakanlık olarak, 2020 yılını Tarımda Dijitalleşeme yılı ilan ettiklerini ve bununla ilgili çalışmaları Temmuz ayı başında kamuoyuna duyurdukları anlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:
"Bu programda son 2 yılda yaptıklarımızı, önümüzdeki dönemde yapacaklarımızı anlattık. Son 2 yılda geliştirdiğimiz güçlü projeler sayesinde birçok hizmetimizi dijital ortama taşıdık. Bugün e-Devlet üzerinden en fazla hizmet veren Bakanlıklar arasındayız.

Uydu teknolojileri ve Coğrafi Bilgi sistemlerini kullanımındaki etkinliğimiz artırdık.  Bu teknolojiler, Dünya'da askeriyeden sonra en fazla tarımda kullanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye'de uydu teknolojilerini en fazla kullanan Bakanlıklardan biridir.  Bu sistemler sayesinde; Tarım, Orman, Mera ve Su alanlarını 7/24 takip ediyor, planlamalarımızı bu veriler üzerinden daha sağlıklı yapıyoruz.
Bu yıl Nisan ayında geleceğin tarımına yön verecek bir sistemi, Dijital Tarım Pazarını, yani DİTAP'ı uygulamaya aldık. DİTAP; Sözleşmeli üretim, fiyat istikrarı, aracıların kaldırılması, maliyetlerin düşürülmesi gibi çok sayıda unsuru içeren önemli bir proje. 5 ayda üye sayısı 57 Bine, toplam ciro 120 Milyon Liraya ulaştı.  Biz bir tohum attık ve bu tohum yeşermeye başladı.İnşallah büyüyecek ve meyvelerini vermeye başlayacak.

Bu yıl Mayıs ayında Dijital Tarım-Orman Akademisini, çiftçimizin ve tüm vatandaşlarımızın hizmetine açtık. İlk dersini benim verdiğim Tarım-Orman Akademisinde; bugüne kadar 70'ten fazla akademisyen ve uzman ders verdi.
Bu kapsamda oluşturduğumuz, Dijital Tarım Kütüphanesiyle merak edilen binlerce kitaba kolayca ulaşabilirsiniz.

Temmuz ayında E-Tarım Portalını hayata geçirdik. E-Tarım; çiftçi, vatandaş ve firmalara yönelik tüm işlemlerini tek çatı altında toplayan online bir sistemdir.  Toplam 138 hizmeti bu portaldan online olarak sunuyoruz.

Bu önemli sistem sayesinde Bakanlığımızın kapılarını dijital olarak tüm çiftçilerimize ve vatandaşlarımıza açmış olduk.

Bunların yanında benim büyük önem verdiğim, Türkiye'nin ilk elektrikli traktörü, seri üretime hazır hale geldi. 45-55 dakika arası %100 şarj olup, 105 Bg gücü ile dizel traktöre göre 8 kat daha az yakıt tüketiyor. Bu, çok daha az maliyetle, sürdürülebilir üretim anlamına geliyor.
Ayrıca, Akıllı küpe uygulamasını da önümüzdeki dönemde başlatıyoruz.  Büyükbaş hayvanları, kulaklarına takacağımız bu akıllı küpe sayesinde, hayvanların tüm aktivitelerini anlık olarak takip edeceğiz. Hayvan sayılarının günlük takip ederek planlamalarımızı daha doğru yapacağız."

"TARIM, EĞİTİM VE TKENOLJİYİ BARINDIRAN BİR MERKEZDEYİZ'

Şu anda 80 yıllık tarihin olduğu bir yerleşke içinde bulunduklarının altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti:

"İçinde; tarımı, eğitimi ve teknolojiyi barındırıyor. Burada sadece tarihi görmüyoruz, Türkiye'nin geleceği de bu yerleşke içerisinde.1943 yılında Teknik Bahçıvanlık Okulu olarak eğitim hayatına başlayan bu yerleşkede yetişen binlerce gencimiz, Tarım teşkilatımıza önemli hizmetler sundu.
1990'dan itibaren Çayırova Tohum Sertifikasyon Müdürlüğü bu yerleşkede faaliyet gösteriyor. 1992 yılında kurulan Gebze Teknik Üniversitesi ile bu yerleşke, teknolojinin merkezi haline geldi. Tarım, Eğitim ve Teknoloji bir arada."

"SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİNİ 1 MİLYON 143 BİN TONA ÇIKARDIK"

Kamuoyunda tohum konusunda çok sayıda yanlış eleştirinin yapıldığını dile getiren Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Eleştirilere elbette açığız, daha iyisini hep birlikte başaracağız. Ama, tohumculukta Türkiye'nin ulaştığı seviyeyi de herkesin bilmesinde büyük yarar var. Son 18 yılda; sertifikalı tohum üretimini 8 kat artırdık. 145 bin tondan 1 milyon 143 bin tona çıkardık. Bitkisel üretimde sertifikalı tohumluk kullanımı, verimi % 20 ila % 25 artırmaktadır. Bu artışının bizim için ne kadar önemli olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Türkiye yerli tohumculukta büyük mesafeler aldı. Yurtiçinde kullanılan sertifikalı tohumluk miktarının %96'sı yerli! Bu bizlere büyük gurur veriyor. 
Tohum gen bankalarımızda şu anda 115 bin tohum koruma altında. Ayrıca, atalarımızdan kalan tohumları hem koruyoruz, hem de üretime yeniden kazandırıyoruz. Bugüne kadar binin üzerinde tohum çeşidi, bu kapsamda halkımız tarafından Bakanlığımıza iletildi. Bu tohumların üretimi ve bu tohumlardan elde edilen ürünlerin marketlerde daha fazla yer alması için önemli çalışmalar yapıyoruz.

Tohum üretimin yanında, ihracatta da önemli mesafeler aldık. Son 18 yılda tohum ihracatımız 9 kat artışla 149 Milyon Dolara ulaştı. Tohumluk ihracatının ithalatı karşılama oranı, 2002'de %31 iken, 2019'da %86'ya ulaştı. Hedefimiz bunu %100'ün üzerine taşımak. 2019 yılında 38 Milyon Dolar fide-fidan ihracatı, 73 Milyon Dolar süs bitkileri ihracatı yaptık. 2019 yılında tohum, fide-fidan ve süs bitkileri ihracatı toplamı 260 Milyon Dolara ulaştı. Tohumculuk; ihracat potansiyeli yüksek bir sektör. Potansiyelimizi biliyoruz. Tohum üretim ve ihracat miktarını daha da ileriye taşımak için Akıllı tarım uygulamaları ve yeni teknolojiler başta olmak üzere birçok yeni teknolojiyi üretimle buluşturduk, buluşturmaya da devam ediyoruz."

"ÜNİVERSİTELERLE İŞBİRLİĞİ VE ORTAK PROJELER YÜRÜTÜYORUZ"

Bakanlık olarak üniversitelerle işbirliği yapmaya, ortak projeler ve Ar-Ge çalışmaları yürütmeye büyük önem verdiklerinin altını çizen Pakdemirli, bu kapsamda YÖK ve Üniversitelerle çok sayıda toplantı yaptıklarını ve 15 Ocak 2020 yılında YÖK ile bir protokol imzaladıklarını söyledi.

Bu protokol kapsamında; altyapı, personel, eğitim ve Ar-Ge konularında üniversitelerle önemli çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Pakdemirli, Gebze Teknik Üniversitesi ile Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü arasında imzalanan bir işbirliği protokolü hakkında da konuştu:

"Bu protokol kapsamında; Tohumculuk ve tüm faaliyetlerde Akıllı Tarım Uygulamalarının etkin kullanımı, Doku Kültürü, drone kullanımı, Coğrafi Bilgi Sistemleri vb. konularda personel eğitimleri, Çiftçiler için eğitim ve yayım programları, Öğrencilere uygulamalı staj imkânı gibi konularda işbirliği yapacağız.

Protokol çerçevesinde akıllı tarım uygulamaları kapsamında, üretimde karar alma süreçlerinin etkinliğini artırma aşamasında, insan ve çevre sağlığını koruyacak çalışmalarda, optimizasyon, yani yeterlik temelinden en yüksek hasılayı elde edeceğimiz planlamalarda, işletmelerin daha profesyonel yönetilmesinde, big data ile devasa boyutlardaki verinin işlenmesinde, nitelikli işgücünün tarım sektörüne yönelmesinde, doğal kaynakların sürdürülebilir yönetiminde, mera ve orman arazilerinin denetimi ve kontrolünde, akıllı tarım uygulamalarını etkin olarak kullanacağız."

"AKILLI TARIM UYGULAMALARINDA DRONLAR AKTİF BİR ŞEKİLDE KULLANILACAK

Akıllı Tarım uygulamalarında drone kullanımının üretimin birçok safhasında ön plana çıktığını vurgulayan Pakdemirli, şunları ifade etti:

"Dronlarla birçok işlemi hızlı ve etkin bir şekilde yapmaya başladık. Tarım alanların ürün varlığını tespit ederek, verdiğimiz tarımsal desteklerin kontrolünde dronları da kullanacağız. 
Tarım arazileri, mera, yaylak ve kışlakların işgallere karşı izlenmesi ve korunmasını ile mera varlığı ve sınırlarının tespitinde dronları da kullanmayı planlıyoruz.
Azot Denge Analizi ve bitki hastalıkların tespitinde Drone'lar etkin bir şekilde kullanılıyor.
Ayrıca, mısır gibi yüksek boylu bitkilerin olduğu alanlarda ve eğimli arazilerde Drone'larla ilaçlama ve gübreleme kolaylıkla yapılabilmektedir.
Yine, droneler sayesinde kuşbakışı tarımsal arazinin görüntüleri alarak bitki gelişimlerini takip edip, bilgisayar modellemeleri ile rekolte tahminleri yapacağız."

Akıllı tarım uygulamaları sayesinde birçok konuda önemli kazanımların olacağını söyleyen Pakdemirli, "Tarımsal işgücü kullanımında %50'ye varan tasarruf sağlanacak. Gübre kullanım etkinliğini %20-40'lardan %60'lara çıkarılacak. Bitki koruma ilaçlarını %30 daha az kullanacağız. Sertifikalı tohum kullanımı ile verimlilikte %20-25 artış sağlayacağız. Daha az girdi kullanarak daha fazla üretim gerçekleştireceğiz. Kısacası, Akıllı tarım uygulamaları ile üretimi daha az maliyet ve emekle, daha verimli hale getirmeyi hedefliyoruz." dedi.

"AKILLI TARIM UYGULAMALARIYLA 2020 HEDEFLERİMİZİ BÜYÜTTÜK"

Akıllı tarım uygulamalarıyla birlikte 2023 hedeflerini önemli ölçüde büyüttüklerini ifade eden Pakdemirli, "2023 yılında; toplam bitkisel üretimimizi 117 milyon tondan, 140 milyon tona, sertifikalı tohum üretimimizi 1 milyon 143 bin tondan, 1,5 milyon tona, tohum ihracatımızı 149 milyon dolardan, 500 milyon dolara ulaştırmayı hedefliyoruz. Ayrıca, Ata tohumlarını kayıt altına almak ve korumak, 14,6 milyon hektar mera alanında tespit ve tahdit çalışmalarını tamamlamak da hedeflerimizden bazıları. Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, ekilmedik bir karış toprak bile bırakmayacağız." diye konuştu.

"TARIM, SİYASET ÜSTÜ BİR MESELEDİR"

Tarımın, siyaset üstü bir mesele olduğunun altını çizen Pakdemirli, "Bu yüzyıl, Türkiye'nin atılım dönemi olacaktır. Tarım, gıda ve orman; bu döneme damgasını vuracak alanların başında geliyor. 18 yılda yaptığımız yatırımlar ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet sistemiyle hayata geçirdiğimiz projeler sayesinde, tarım orman altyapımız daha güçlü ve dinamik bir yapıya kavuştu. 2 yılda marka haline gelen çok sayıda projeyi hayata geçirdik. ifadelerini kullandı.

"CUMHURBAŞKANIMIZ, HER ZAMAN ARKAMIZDA OLDU"

Tarım ve ormana verdiği önem ve destekten dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarını sunan Pakdemirli, "Ülkelerinin yükselişi de çöküşü de tarımla başlar. Bunu için güçlü Türkiye'nin yolu Güçlü Tarımdan geçer' diyerek her zaman bizim arkamızda oldu. Özellikte tarımda yeni teknolojilerin kullanımı konularında Sayın Cumhurbaşkanımızın ayrı bir ilgisi var.
Türkiye'nin ilk Elektrikli traktörünü de bizzat kendisi deneyerek bizlere büyük destek oldu. Potansiyelimiz büyük, hedeflerimiz büyük. Hiç kimse merak etmesin! Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye, Tarım ve Orman sektöründe dünyada lider ülkeler arasında yer almaya devam edecektir.
Bakan Pakdemirli, üniversitelerle tarım ve orman sektörünün daha çok buluşmasını sağlayan işbirliğinden dolayı YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç'a  ve Akıllı Tarım Uygulamaları kapsamında yaptığı işbirliğinden dolayı Gebze Teknik Üniversitesi rektörüne teşekkür etti, yeni Akademik yılın hayırlı olmasını diledi. 
06.10.2020
Devamı

Kooperatif ve Birlikler Üretiyor Başkent Market Satıyor

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın talimatı ile başlatılan “Kırsal kalkınma” projesi kapsamında Halk Ekmek fabrikası bünyesinde hayata geçirilen “Başkent Market” uygulaması yaygınlaşmaya devam ediyor. İlk şubesini 29 Nisan da Etimesgut’ta açan Başkent Market  ikinci şubesini Mamak şafaktepe’de  hizmete sundu. 700m2 lik marketin açılışını Ankara Halk Ekmek Genel Müdürü Dr. Hüseyin Velioğlu gerçekleştirdi.



Başkent Marketin Mamak şafaktepe’deki şubesinde incelemelerde bulunan Genel Müdür Velioğlu, markette aralarında kadınlarında kurucusu olduğu 13 kooperatif ile 2 üretici birliğince üretilen 407 yöresel ürün ile Halk Ekmeğin kendi ürünleri uygun fiyatla satış yapılacağını söyledi.
Öte yandan Genel Müdür Velioğlu Başkent Marketin amacına da değinerek şunları kaydetti.



“Başkent Market’in amacı Ankara’daki marketlere rakip olmak değil. Bizim hedefimiz başkentli yerel üreticiler ile tüketiciler arasında kısa tedarik zinciri kurmak, aracıları ortadan kaldırmak.  Yılbaşına kadar Kızılay Sakarya Caddesi Gimat, Batıkent Atlantis ile Aski fabrika satış mağazalarımızın içinde de Başkent Market açmayı planlıyoruz. Başkent Marketler ile Ankara halkına en iyi hizmeti vermeyi planlıyoruz.

Ankara çiftçilerinden satın alınan büyükbaş hayvanlar veteriner kontrolünde kesilerek; kuşbaşı pirzola, kıyma ve bonfile olarak şarküteri/ kasap reyonlarımızda satıyoruz. Başkent Market projesi ile Ankaralı üreticileri ekonomik yönden desteklerken, vatandaşlarımızın da uygun fiyatlarla güvenilir, doğal ve sağlıklı ürünlere uygun fiyatlarla ulaşmasına aracılık ediyoruz.” Dedi.
 
 
05.10.2020
Devamı

Patates Tarlada Kaldı Fiyat 65 Kuruşa Düştü

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, maliyeti 90 kuruş olan patateste fiyatın 65 kuruşa kadar düştüğünü ifade ederek “Pazarlama sorunları acilen çözüme kavuşturulmalı, yeni pazarlar bulunarak ihracat olanakları geliştirilmelidir” diye konuştu.

          Bayraktar, ülkemizde hemen her ilde üretilen patatesin, birçok ailenin geçim kaynağı olan en önemli tarım ürünlerinden biri olduğunu bildirdi.
 
          Patates üretiminin yıllar itibarıyla dalgalı bir seyir izlediğini belirten Bayraktar, “Üretimde meydana gelen dalgalanmalar fiyat istikrarsızlığını da beraberinde getirmektedir. Patates fiyatlarının arttığı dönemde tüketiciler mağdur olurken, fiyatların düştüğü dönemde de üreticilerimiz mağdur olmaktadır” diye konuştu.
          Patates ihracatına, Ticaret Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2020 tarihinde sınırlama getirildiğini hatırlatan Bayraktar, “İhracata getirilen kısıtlama kaldırılsa da pazarların kaybedilmesine neden olmuştur” ifadelerini kullandı.

          Bayraktar, pazarların kaybedilmesinin yanı sıra koronavirüsle mücadele kapsamında alınan tedbirler nedeniyle lokanta ve otellerin önceleri kapalı olması sonrasında ise tam kapasite çalışmaması, yurtların kapalı olması, kurum yemekhanelerinin kısıtlı çalışmasının patateste pazarlama sorunlarına yol açtığına dikkati çekti.
 
          Üreticiler patateslerini ne yapacakları konusunda endişe yaşıyor”
 
          Pazarlamada yaşanan sorunlar devam ederken, rekoltenin 5 milyon 200 bin ton beklenmesinin sorunu daha da derinleştirdiğine işaret eden Bayraktar, rekoltenin 2003 yılından bu yana ilk kez 5 milyon tonun üzerine çıktığını belirtti.
          Üreticilerin patateslerini ne yapacakları konusunda endişe yaşadığını ifade eden Bayraktar, “Düşen fiyatlar nedeniyle kışlık patates hasadı buruk başlamıştır. Pazarlama sorunu yaşayan ve yeterli gelir elde edemeyen üretici bir sonraki üretim sezonu için ihtiyacı olan finansmanı karşılayamazsa ekim alanlarının daralması riski ile karşı karşıya kalınacak kısır döngü devam etmiş olacaktır” diye konuştu.
          Bayraktar, patateste yaşanan kısır döngünün kırılması, pazarlamada yaşanan sorunların kalıcı olarak çözümlenebilmesi, üretim ve fiyatta istikrarın sağlanabilmesi için yapılması gerekenleri şöyle sıraları:
          “Türkşeker, Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ), Tarım Kredi Kooperatifleri acilen piyasaya girmeli, doğrudan üreticiden maliyeti kurtaracak bir fiyatla alım yapmalıdır.
          Patates ihracatına destek verilerek artan üretim ihracata yönlendirilmeli, yeni pazarlar bulunmalıdır.
          Sağlık Bakanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı kurumlar tarafından alımlar artırılmalı, menülerde patatese daha fazla yer verilmelidir.
          Belediyelerce patates alımı yapılarak sosyal yardımlar kapsamında dağıtılan ürünlere patates de eklenmelidir.
          Başta elektrik fiyatları olmak üzere üreticilerimizin üzerindeki girdi yükü hafifletilmeli, elektrik faturalarının tahsilatı hasat döneminde yapılmalıdır.
          Üreticilerimizin tüm bankalara olan borçlar uzun vadeli yapılandırılmalıdır. Doğal afetlerden zarar gören üreticilerimizin Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının kararnamede belirtildiği gibi sadece hasar oranı kadar olan kısmı değil tamamının ertelenmesi sağlanmalıdır.
          Yaşanan sorunların kalıcı olarak çözülmesi için üretim planlaması yapılmalı, üretim Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre belirlenmelidir.
          Patatesin sanayiye entegrasyonunu sağlamak suretiyle, patateste üretim ve işleme çeşitliliği sağlanmalıdır.
          Tarıma her zamankinden daha fazla yatırım yapılmalı, kalıcı politikalar üretilmelidir.”
          Patates üreticilerinin sorun ve beklentilerini Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Tarım ve Orman Bakanlığına ilettiklerini belirten Bayraktar, acil çözüm beklediklerini ifade etti.
 
 
 
05.10.2020
Devamı

Süleyman Bülbül ve Mahmut Nedim Barış’a Yanıt

Bazı basın yayın organlarında CHP Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül ve Ziraat Mühendisleri Odası Aydın Şube Başkanı Mahmut Nedim Barış’ın ifadeleri dayanak gösterilerek, açıklanan zeytin desteğinin çiftçilere ödenmediği yönünde mesnetsiz açıklamalara yer verilmiş ve bunun üzerine aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.
Zeytin ağacından hasat edilen ve hiçbir işleme tabi tutulmamış zeytin meyvesine (dane zeytin) fark ödemesi destek uygulamasına Bakanlığımız tarafından ilk defa 2019 yılında başlanılmıştır.
Dane zeytin fark ödemesi desteğine başvuru tarihi, tebliğin yayımlanma tarihi olan 9 Kasım 2019 tarihinde başlayıp 1 Nisan 2020 tarihinde sona ermiştir.
Ancak, pandemi nedeniyle destek başvurusunu yapamayacak olan üreticilerimizin mağdur olmamaları için destek başvurusu son tarihi 30 Nisan 2020’ye kadar uzatılmıştır.
Kilogram başına 15 kuruşluk dane zeytin fark ödemesi desteğine 20 ilimizden başvuru yapan 8 bin 95 üreticimize toplam 11.326.763 TL’lik ödeme 3 Temmuz 2020 tarihinde yapılarak, tamamlanmıştır.
Netice olarak, söz konusu haberlerde kullanılan ifadeler gerçeği yansıtmamakla beraber, maksatlı bir algı yaratarak halkı yanlış bilgilendirme amacı taşımaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur
02.10.2020
Devamı

Solakoğlu’nun Amacı Provokasyon mu?

Adana Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Kâhya TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu’nun önceki gün süt konusunda düzenlemiş olduğu zoom toplantına yönelik aynı zamanda bir basın kuruluşunda ise “Paralel Ulusal Süt Konseyi” başlıklı açıklamaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
Başkan Kâhya “Sayın Sencer SOLAKOĞU bu değerlendirmenin sadece “Paralel Ulusal Süt Konseyi” cümlesini alarak konuşmalar sadece burada kalacak diye taahhütte bulunmasına rağmen “bir üretici birlik başkanının alternatif yapı mı oluşturulmaya çalışıyor diye tepki göstermesini çok manidar bulduğunu” basın kanalıyla açıklamıştır. Aklı sıra üretici örgütlerine saldırı yapmıştır.” Dedi.
 
Adana DSYB Yönetim Kurulu Başkanı Kâhya; TÜSEDAD Başkanı Sencer Solakoğlu’nun Gıda Komitesi ve Ulusal Süt Konseyinin her hangi bir fiyat deklare etmemesi nedeniyle bizler burada bir fiyat açıklaması yapalım ve kamuoyuna deklare edelim şeklinde teklifte bulunmuştur. Dedi.
Başkan Kâhya;  Sencer Solakoğlu’nun bir basın kuruluşunda çıkan açıklamaya ilişkin şunları kaydetti.
 
 
“Süt piyasası ve süt üreticilerinin içinde bulunduğu durumu istişare etmek amacıyla 29 Eylül tarihinde TÜSEDAD Başkanı Sayın Sencer SOLAKOĞLU ‘nun düzenlemiş olduğu Zoom uygulaması ile yapılan toplantıya ben de Adana İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı olarak davet edildim ve katıldım.

Toplantı başladığında Sayın Sencer SOLAKOĞLU tarafından toplantı kayıt altına alınacak ancak hiçbir yerde ve kimseyle paylaşılmayacak ve her şey burada kalacak diyerek güvence verilmesine rağmen bir gün sonra toplantı kayıtlarının yazılı olarak değişik firmalar tarafından paylaşılması ve bir haber kanalında da benim söylemiş olduğum bir sözü çarpıtarak haber yapılmasını görünce Sencer SOLAKOĞLU ‘nun bu toplantı üzerinden üretici örgütlerini ve bakanlık yetkililerinin aleyhine kamuoyu oluşturmak üzere provoke yaptığını anladım ve bu konuda kamuoyunu bilgilendirme gereğini duydum.
 
Toplantı katılımcıların sürekli olarak yem fiyatlarının yükselmesi nedeniyle süt fiyatlarına acilen zam yapılması temennisi ile başlamış ve son yarım saate girene kadar hiçbir katılımcı fiyat deklere etmemiştir. Bir kısım katılımcılar artık zamanın dolduğunu ve ayrılmak durumunda olduklarını beyan edince Sayın Sencer SOLAKOĞLU Gıda Komitesi ve Ulusal Süt Konseyinin her hangi bir fiyat deklare etmemesi nedeniyle bizler burada bir fiyat açıklaması yapalım ve kamuoyuna deklare edelim şeklinde teklifte bulunmuştur.
 
Bu teklife karşı Yem Sanayicileri Birliği Başkanı Sayın M. Ülkü KARAKUŞ bu yanlış olur bakanlık içinde sütün fiyatının belirlenmesi ile ilgili bir çalışma var ve bir iki gün içinde açıklanacak dolayısıyla bekleyelim diye cevap vermiştir.
 
Tire Süt Kooperatifi Başkanı Sayın Mahmut ESKİYÖRÜK ise burada herhangi bir fiyat açıklarsak yani fiyatın 2.75 TL olduğunu farz edelim. Şu an için süte ihtiyaç var yıl başında süt fazlalaşınca ne yapacağız dolayısıyla bakanlığa gitmeyecek miyiz. Bu nedenle bakanlığa rağmen böyle bir hareket yapmayalım şeklinde bir değerlendirme yapmıştır.
 
Bunun üzerine Sayın Sencer SOLAKOĞLU tekrar ısrarcı olmuş sanayiciler de burada hazır olduklarına göre en az 3,00 TL olarak fiyatı açıklayalım demiştir. Şayet bu yapılmaz ise kendilerinin tekrar bölgesel ihaleler yapma yönünde harekete geçeceklerini söylemiştir. Bu teklife tekrar Yem Sanayicileri Birliği Başkanı bu yanlış olur Bakanlığın yapmış olduğu çalışmanın sonucunu bekleyelim demiştir. Diğer sanayici ve üretici örgütleri temsilcileri her hangi bir tepki göstermemişlerdir.
 
Bunun üzerine Adana İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı olarak söz aldım. Bakanlığın açıklayacağı fiyatları beklememiz gerekir. Burada fiyat açıklamaya kalkarsak paralel Ulusal Süt Konseyi imajını yaratmış oluruz ki bu durum üretici ve hayvancılık açısından büyük bir sıkıntı yaratır. Ulusal Süt Konseyi kurulmadan önce Marmara Bölgesinde bir yerde fiyat açıklanır daha sonra fiyatlar diğer bölgelere değişerek yansır dolayısıyla büyük sıkıntılar yaşanmakta idi. Ulusal Süt Konseyi kurulunca bu sorun bir nebze olsun çözülmüş oldu. Konseyin çalışmasında şu an için aksaklıklar olabilir ama konseyin görevini yerine getirmesi için elimizden geleni hep birlikte yapmalıyız şeklinde bir değerlendirme yaptım.
 
 Sencer SOLAKOĞU bu değerlendirmenin sadece “Paralel Ulusal Süt Konseyi” cümlesini alarak konuşmalar sadece burada kalacak diye taahhütte bulunmasına rağmen “bir üretici birlik başkanının alternatif yapı mı oluşturulmaya çalışıyor diye tepki göstermesini çok manidar bulduğunu” basın kanalıyla açıklamıştır. Aklı sıra üretici örgütlerine saldırı yapmıştır.
 
Son olarak Sencer SOLAKOĞLU öncelikli olarak sözünüzde durmaya davet ediyorum. Toplantıda bulunan kişilerden izin almadan konuşmaların bir şekilde kamuoyunda yazılı olarak dolaşması tarafınızdan yapılmışsa ki yapılmıştır bu durum toplantıya katılanlara yapılmış saygısızlık değil midir? Bu durumda toplantı kayıtlarının tamamının YouTube kanalınızdan eksiksiz yayınlamanızı istiyor ve kamuoyu kimin ne dediğini bir şekilde canlı olarak öğrenmesini istiyorum.
 
Aynı zamanda bu toplantı sadece bir istişare toplantısı demenize rağmen toplantı sonunda sütün fiyatını açıklama hususunda yetkiyi kimden aldınız?
 
Yasal olarak kurulmuş olan Ulusal Süt Konseyi var iken fiyat açıklamak istemenizin sebebi yasaları tanımamak mı?
 
 Toplantı esnasında aslında kendi işletmenizde üretmiş olduğunuz sütü pazarlama konusunda sıkıntınızın olmadığını, parakende olarak çok iyi fiyatlarla sattığınızı beyan etmenize rağmen sütün fiyatının belirlenmesi için bu derece ısrarcı olmanızın sebebi nedir acaba?

 Toplantı esnasında şahsınızla ilk defa bir araya gelmiş olmama rağmen bu toplantıda konuşulanlar burada kalacak diyerek taahhütte bulunduğunuz için size inanmıştım.

Toplantıda konuşulanları dışarıya sızdırılması bir şekilde toplantıya katılanlara karşı yalan söylemiş olmuyor musunuz?


 Bu durumda kamuoyu önünde yalancı durumuna düşmüyor musunuz?
 

                                                                      
 
 
                                                                       
 
 
02.10.2020
Devamı

Erzurumlu Kadın Çiftçilere Destek

Erzurum'da kadın çiftçilere, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca hibe edilen süt sağım makineleri dağıtıldı.

Erzurum'un Olur ilçesinde 10 kadın üreticiye, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü önünde düzenlenen törenle, hibe edilen süt sağım makineleri verildi.

İl Tarım ve Orman Müdürü Osman Akar, yeni tip koronavirüs süreciyle tarım sektörünün öneminin bir kez daha ön plana çıktığını söyledi.

Tarımın dünyada stratejik sektör olduğunun bir kez daha kanıtlandığını ifade eden Akar, bu sektörü omuzlayan ve emek verenlerin de kadın çiftçiler olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Kırsalda yaşayan çiftçilerimizin hem sosyal ve ekonomik hayatta söz sahibi olabilmeleri hem de üzerlerindeki iş yükünü azaltmak adına mekanizasyon desteği sağlamaya çalışıyoruz. Erzurum'da şimdiye kadar 300 milyona yakın tarımsal destek verdik. Olur ilçemize de 4,5 milyon lira civarında şimdiye kadar tarımsal destek verdik. Olur'da 100 civarında sağım makinesi dağıttık. Bugün de 10 kadın çiftçimize tekrar dağıtıyoruz. İmkanlarımız oldukça desteklerimiz devam edecek. Özellikle son iki yılda yaklaşık 20 ton civarında yem bitkisi desteğinde bulunduk."

02.10.2020
Devamı

İTB Başkanı Işınsu Kestelli: Bu Maliyetlerle Hayvancılık Yapmak Çok Zor

İzmir Ticaret Borsası Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı ve Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı 30 Eylül 2020 Çarşamba günü video konferans aracılığıyla, Meclis ve Meslek Komiteleri üyelerinin geniş katılımıyla düzenlendi.
Meclis Toplantısı öncesinde Meslek Komiteleri Ortak Toplantısında konuşan İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Borsa üyelerinin temsilcisi oldukları sektörlere ilişkin yaşadıkları sıkıntılar ve Borsa olarak ürettikleri çözüm önerilerini üyelerle paylaştı.
Hayvancılık sektöründe maliyetler konusunda önemli sıkıntılar yaşandığına değinen Işınsu Kestelli, “Büyükbaş hayvancılık maliyetinde hayvani materyali yüzde 55-60, yem giderleri yüzde 30-35 ve diğer giderler ise yüzde 10-15 paya sahip. Döviz kurundaki yükseliş dolayısıyla yem maliyetlerinde son dönemlerde önemli artış yaşandı. Kaba yem kaynağı olan mera ve çayırlarımızın yeterli olmaması nedeniyle, karma yem hammaddesi olan soya ve yağlı tohumlu bitkileri ağırlıklı olarak ithal ediyoruz. Üstelik mevcut çayır ve mera alanlarımızın da büyük bir kısmının ıslah edilme ihtiyacı bulunuyor. Dünyada ise hayvancılıkta ileri gitmiş ülkelerin hemen hepsinin doğal mera alanları bakımından zengin olduklarını görüyoruz. Çin, ABD, Avustralya, Brezilya bu ülkelerin başında geliyor. Dünyada toplam tarım alanlarının yüzde 67’si çayır ve mera alanlarından oluşurken, ülkemizde bu oran sadece yüzde 39. Tarla ve bahçe alanlarında 15’inci sıradayken, çayır ve mera alanlarında 43’üncü sırada yer alıyoruz. Bu kaynak dağılımı ile sürdürülebilir hayvancılık yapmak gerçekten kolay değil. Buradan şu sonuca varmak gerekiyor: Yem kaynağı olan çayır ve mera alanları ve karma yem kaynağı olan yağlı tohumlu bitkiler sorununu çözmeliyiz. Çözemediğimiz sürece özellikle büyükbaş hayvancılıkta bu sorunlar ile karşılaşmamız kaçınılmaz. Aksi takdirde özellikle büyükbaş hayvancılık sektörü için girdilerin devlet tarafından yeteri miktarda ve sürekli olarak desteklenmesi ihtiyacı bulunuyor. Yem kaynağı açısından benzer durumda olan kümes hayvancılığı sektörümüz de aynı sorunlarla savaşıyor” dedi. 
Hasadı bölgemizde yeni başlayan pamuk piyasaları ile ilgili olarak da görüşlerini paylaşan Işınsu Kestelli, “Pamuk konusu son dönemde hem üyelerimiz hem de bizler tarafından sıklıkla dile getiriliyor. Geçtiğimiz yıl ülke olarak 1,6 milyar dolar değerinde yaklaşık 1 milyon ton pamuk ithalatı yaptık. Bu miktarda ithalata rağmen yerli pamukta yeni sezona stok devri olduğunu belirtmek isterim. Ege pamuğu kalitesinde bir pamuğun yurtdışı piyasalardaki değeri şu an için 12 lirayı bulurken yerli pamuğumuz henüz 11 liradan bile işlem görmedi. Bu durumda üreticimizin bu sezon kâr etmesi söz konusu olmayacak ve önümüzdeki sezon pamuk ekim alanları daha da azalacaktır. Pamuktan kaçan alanlarının mısır, domates gibi ürünlere kayması muhtemeledir. Ancak domateste bu yıl yaşanan sorunu sanırım hepimiz biliyoruz. Fiyatların düşük olması, hasat maliyetinin bile karşılanamaması nedeniyle ürününü tarlada bırakan üreticilerimiz oldu. Böyle bir ortamda pamuk ekim alanlarının azalması alternatif ürünlerin piyasasını da olumsuz etkileyecektir. Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığımızdan 2020 yılı pamuk priminin üreticimizi memnun edecek seviyede bir an önce açıklanmasını talep ediyoruz” diye konuştu.
 
02.10.2020
Devamı

Reyhanlı Barajı Sayın Cumhurbaşkanımızın Katılımıyla Hizmete Alınıyor

Amik Ovası’nda 585 bin dekar arazinin sulanmasına hizmet edecek olan Reyhanlı Barajı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın canlı bağlantı yapacağı, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin ise baraj sahasından katılacağı törenle hizmete alınacak.
480 milyon m³ su biriktirme hacmine sahip Reyhanlı Barajı’nın Amik Ovası’nda 585 bin 160 dekar arazinin sulanmasına hizmet edeceğini belirten Bakan Pakdemirli “Bölgede yapılacak sulu tarım sayesinde hem tarlalardaki verim artacak hem de yörede ürün çeşitliliği sağlanacak. Projenin tüm üniteleri ile tamamlanmasıyla 2020 yılı birim fiyatları ile ülke ekonomisine yıllık 450 Milyon TL katkı sağlanacak” diye konuştu.
 
200 Bin Dekar Arazi Taşkından Korunacak
 
Reyhanlı Barajı'nın ana su kaynakları arasında yer alan Afrin Çayı’ndan yıllık 21 milyon metreküp suyun baraja aktarılacağını da söyleyen Pakdemirli “Tamamlanan iletim kanalı sayesinde saniyede 1.534 ton su Afrin Çayı'ndan alınarak baraj sahasına aktarılacak. Bu sayede yaz mevsiminde Amik Ovası’nda yaşanabilecek susuzluğun önüne geçilecek, kışın ise Amik Ovası’nda meydana gelmesi muhtemel taşkınlar engellenerek yaklaşık 200 bin dekar arazi taşkından korunacak” değerlendirmesinde bulundu.
Amik Gölü'nün Boyutlarına Yakın Büyüklükte Bir Sulak Alan Oluşacak
Reyhanlı Barajı ile Amik Gölü'nün boyutlarına yakın büyüklükte bir sulak alanın da oluşacağına vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Bunun sonucunda göçmen kuşlar için ideal bir dinlenme, beslenme ve üreme alanı oluşmaya başlayacak. Böylece Reyhanlı Barajı Hatay'ın “yeni kuş cenneti adayı” olacak” açıklamasını yaptı.
3 Ekim 2020 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın telekonferans ile açılışını yapacağı Reyhanlı Barajı’nın yanında ayrıca Hatay’da tamamlanan Türkiye'nin en büyük iletim kanalı olan “Afrin Çayı Davutlar Regülatörü ve Derivasyon Kanalı”, “Tahtaköprü Barajı Yükseltilmesi” ve “Hatay-İçmesuyu Arıtma Tesisi” projelerinin de açılışları yapılacak.
02.10.2020
Devamı

Çiftçi Kiraladığı Arazilerde Yerli Kavun ve Patates Yetiştirdi

Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde Fahrettin Demir isimli 27 yıllık çiftçi kiraladığı arazilerde patates ve kavun yetiştirerek ilçenin adeta yerli kavun ve patates deposu haline geldi.

İlçede her yıl 100 dönümü aşkın arazi kiralayarak özellikle kavun ve patates ekimi yaptığını söyleyen Fahrettin Demir,” Bu yıl kiraladığım 40 dönüm alana kavun, 60 dönüm alana patates ekimi yaptım.
Kavununun sulamasını damlama, patatesi ise yağmurlama sistemi ile gerçekleştiriyorum. Uyguladığım iyi tarım sayesinde ürünlerde kalite ve verim artıyor. Bu yıl patateste 150 ton, kavunda ise 70 ton dolaylarında ürün bekliyorum. Yetiştirdiğim doğal lezzetli kavun ve patatesleri ilçe pazarında ya da pazarcı esnafına satarak geçimimi sağlıyorum. Yetiştirdiğim ürünler kendi doğal lezzetinde olduğundan halk ve pazarcı esnafı tarafından tercih edilmektedir. Bilinçli tarıma yatırım amacıyla sürekli zirai aletler satın alıyor, böylelikle işçilik maliyetlerini en aza indiriyorum. Modern tarımın en yüksek verim ile en yüksek geliri elde etmeyi sağladığı bir gerçek” diye konuştu.
 
30.09.2020
Devamı

Süt Yorgunluğun Giderilmesinde Etkili

İran ve Kanada’dan bir grup araştırmacının 2018 yılında yaptığı çalışma, saygın bilimsel dergilerden European Journal of Clinical Nutrition’da yayınlandı.

Araştırmada çikolatalı sütün egzersiz sonrası iyileşme potansiyeli incelendi. Karbonhidrat, protein, yağ, su ve elektrolitler içeren bir ürün olan çikolatalı sütün egzersiz sonrası iyileşme için ideal bir ürün olduğu belirlendi. Çalışma kapsamında daha önce yapılan 12 araştırmaya ait veriler derlendi.
Analiz edilen sonuçlara göre çikolatalı süt, antrenman ve egzersiz sonrasında vücudun kendini toparlaması için sporcu içeceklerinden daha faydalı.
 
Süt, yorgunluğun giderilmesinde daha etkili

Araştırmada, çikolatalı süt tüketimine göre plasebo veya karbonhidrat, protein ve yağ içeren içecek tüketenlerin yorgun kaldığı sürenin daha uzun olduğu belirlendi. Aromalı sütlerin karbonhidrat – protein dengelerinin daha iyi olması nedeniyle normal sütten daha faydalı belirlendi.
Sporcu içecekleriyle kıyaslandığında çikolatalı sütte ekstradan sağlıklı yağlar, enzimler, doğal elektrolitler bulunuyor. Tüm bu besin maddeleri egzersiz sonrasında vücudun toparlanmasına katkı sağlıyor.
Araştırmada çikolatalı süt tüketmenin kandaki laktat seviyesini de düşürdüğü belirlendi. Laktat, yoğun egzersiz sırasında oluşan ve yorgunlukla ilişkilendirilen metabolik bir yan ürün.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

 
 
 
 
30.09.2020
Devamı

Sütte Aracı Para Kazanıyıor

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, tüketiciye litresi 11-12 liraya satılan keçi sütünden üretim maliyetlerini karşılayan üreticinin litrede 3,5-4 lira, aracıların 8-8,5 lira aldığını bildirerek, “Üreticinin aldığı paranın büyük bölümü üretim maliyetlere gidiyor. İşin mağduru üretici, kazananı her zamanki gibi aracı oluyor” dedi.

Çelik, yaptığı açıklamada, aracıların kar marjları düşürülmeden ne üreticinin makul bir gelir elde edebileceğini ne de tüketicinin uygun fiyatla koyun-keçi sütü ve süt ürünleri tüketebileceğini belirtti.

Başkan  Çelik, şunları kaydetti:
“Özellikle sütte yeterli üretim var. İnek sütünde üretici-sanayici entegrasyonunda belli bir disiplin sağlanmış durumda. Koyun ve keçi sütünde üretici fiyatları inek sütüne göre yüksek olsa da üretilen ürünün pazarlanmasında sorunlar var. Üretici ile sanayinin entegrasyonu inek sütündeki gibi değil. Koyun ve keçi sütünde ve süt ürünlerinde üretici ürününü hızla tüketiciye ulaştıramıyor. Bu sorun yaratıyor. Büyük şehirlerde talep olmasına rağmen tüketici, entegrasyonda yaşanan sorunlar nedeniyle koyun ve keçi sütüne ulaşmakta sıkıntı yaşıyor. Ulaştığında ise yüksek fiyatlarla karşılaşıyor. Keçi sütünün litresinin tüketiciye 11-12 liraya satıldığını görüyoruz. Üreticide 3,5-4 lira olan bir fiyat, nasıl 11-12 liraya, 3-3,5 katına çıkar anlamak mümkün değil. Aracı kalktığında, üretici doğrudan tüketiciye keçi sütünü sattığında, litre fiyatı 8-9 lira oluyor. Üreticinin satış fiyatı 2-2,5 katına çıkıyor ama tüketici yine de marketten litrede 3-4 lira daha ucuza keçi sütü alıyor. Hem üretici hem tüketici kazanıyor.”
 
Üretimde sorun yok, ürün pazarlanamayınca sıkıntı başlıyor
 
Üretici maliyetlerinin yüksekliğinin ayrı bir sorun kaynağı olduğunu belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Hayvancılıkta en önemli maliyet olan hayvan yemi fiyatları ortalama girdi fiyatlarının üzerinde artıyor. Veriler bunu açıkça ortaya koyuyor. Maliyetlerle mücadele eden yetiştiricimiz, ürününü pazarlayamadığında büyük bir sıkıntıya giriyor. Yaptığı masrafın karşılığını alamıyor. 2019 yılında koyun sütü üretimimiz 1 milyon 521 bin tonla 1,5 milyon tonu aştı. Ülkemiz Çin’i de geride bırakarak koyun sütünde dünya birincisi oldu. Keçi sütü üretimimiz de 577 bin tonla 600 bin ton sınırına dayandı. Keçi sütünde dünya 6’ncısıyız. Üretimde de talepte de bir sorun yok. Son yıllarda halkımızda keçi ve koyun sütüne yönelik büyük bir ilgi var. Sorun pazarlamada, tüketiciye ulaşmada…”

Çelik, daha fazla pazara, ihracata dönük üretim yapılması, hem iç piyasanın hem ihracatın ürünle desteklenmesi, ürünü değerlendirme imkanı yeterince olmadığı için hızla elden çıkarılması gerektiğini açıklamasına ekledi.
 
 
 
30.09.2020
Devamı

Samsun'da Küçükbaş Hayvancılığa Destek

Köyümde Yaşamak İçin Bir SÜRÜ Nedenim Var Projesi kapsamında Samsun Valiliği ile Ziraat Bankası arasında protokol imzalandı. Proje kapsamında Samsun İli ve İlçelerinde Karakaya, Bafra ve Sakız ırkı koyun varlığının artırılması ve bu konuda faaliyet gösteren üreticilerin sürülerinin büyütülmesi amacıyla adı geçen kurumlar arasında işbirliği öngören Proje; Valilik koordinasyonunda, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ve Ziraat Bankası işbirliği ile yürütülecek.
Samsun Valiliği Sayın Zülkif Dağlı, konuyla ilgili yapmış olduğu açıklamasında: “Projeyle İlimizdeki küçükbaş hayvancılık yapan işletmelerin ölçeklerinin büyütülmesi, küçükbaş hayvan varlığının arttırılması, atıl işletme kapasitelerinin üretime kazandırılması, İlimizdeki yerel koyun ırklarının sayısının arttırılarak bölgesel kalkınmanın sağlanması ve en nihayet yerel koyun yetiştiriciliği ile kırmızı et açığının kapatılması hedeflenmektedir. Proje sayesinde İlimizdeki anaç koyun varlığımızın 400.000 baş artırılması hedefler arasındadır. Karakaya, Bafra ve Sakız ırkı anaç hayvanlardan oluşan Proje, küçükbaş hayvancılık yapan işletmelere finansal destek sağlamakla beraber, dişi hayvanların kesimini önleyerek anaç hayvan varlığımızın artırılmasını amaçlamaktadır. Bu çerçevede İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerince kontrol ve eğitim desteği de verilecek" denildi.
 
Samsun Valiliği koordinasyonunda, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Ziraat Bankası işbirliğinde yürütülecek Proje ile ilk etapta; ilimizde halen koyun yetiştiriciliği yapan, asgari 100 baş koyun için ağıl kapasitesi ve bakım şartları uygun üreticilerle bu üreticilerin damızlık koyun alabileceği işletmeler belirlenecek. Samsun Valiliği, üreticilerin uygun fiyatlarla yem alabilmesi ve kesime göndereceği erkek hayvanları uygun fiyatlarla satabilmesi için de devrede olacak. Bu amaçla asgari 3 yem firması ve asgari 3 kesimhane/kombina belirlenerek firma bilgileri üreticilere duyurulacak. Üreticiler ihtiyaç duydukları yemi uygun maliyetle alırken, hayvanlarının kesimlerini de belirlenen firmalarda yapacaklar.
 
Proje kapsamında doğacak erkek hayvanların kesime gönderilerek kırmızı et üretimine katkı sağlanması ve dişi anaç hayvanların ise işletmede sürüde tutularak anaç sürüsünün büyütülmesi hedeflenmekte. Ziraat Bankası, projeden yararlanacak üreticilere uygun koşullarla 100 bin TL‘ye kadar yüzde 0 faizle kredi ve 100 bin TL'yi aşan kısım için güncel faiz oranı yüzde 4,5 olarak kredi kullandıracak. Bu kapsamda, üreticiler damızlık koyun alımı amacıyla 7 yıla kadar vadeli yatırım kredisi ve yem giderlerinin karşılanması amacıyla da 18 aya kadar vadeli işletme kredisi kullanabilecek. Hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum.” dedi.

29.09.2020
Devamı

5 Yılda 750 Bin Koyun Projesi Protokol İmza Töreni Düzenlendi

Ağrı Valiliğinin öncülüğünde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ağrı Belediyesi ve Ziraat Bankasının ortak çalışmalarıyla ''5 YILDA 750 BİN KOYUN'' projesinin protokol imza töreni gerçekleştirildi.

Ağrı İbrahim ÇEÇEN Üniversitesi Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilen imza törenine Ağrı Valisi Dr. Osman VAROL, Ak Parti Ağrı Milletvekili Ekrem ÇELEBİ, Ağrı Belediye Başkanı Savcı SAYAN, AİÇÜ Rektörü Prof. Dr. Abdulhalik KARABULUT, Ziraat Bankası Van Bölge Müdürü Turgut ARVAZ, İl Tarım ve Orman Müdürü Kenan ENGİN, Ziraat Bankası Ağrı Şube Müdürü Faruk AKYEL, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri, köy muhtarları, küçükbaş hayvan yetiştiricileri ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunması ile başlayan törende konuşan Ağrı Valisi Dr. Osman VAROL '' İlimizin iklim şartları ve coğrafi yapısına adaptasyonu yüksek, hastalıklara dayanıklı yerel koyun ırklarımızla bölgesel kalkınmanın sağlanması ve kırmızı et açığının kapatılması hedeflenmektedir''  dedi.

Ağrı Milletvekili Ekrem ÇELEBİ, konuyla ilgili yaptığı konuşmasında; ''5 YILDA 750 BİN KOYUN Projesi hayvancılığımızın geleceği, küçükbaş hayvancılığının yarınları için; küçükbaş hayvancılığımızı geliştirme hedefiyle bu projenin hayırlara vesile olmasını diliyorum.'' dedi.

Konuyla ilgili konuşma yapan Ağrı Belediye Başkanı Savcı SAYAN; ''İnşallah bundan sonra hepberaber, el ele vererek Ağrı'yı hak ettiği noktaya getirmek için elimizden gelen bütün çabayı sarfedeceğiz. Ağrı'yı kalkındırmak, Doğuyu Türkiye'nin yıldızı yapmak boynumuzun borcu olsun.'' dedi.

İmza Töreninin açılış konuşmasını ve proje sunumunu yapan İl Müdürümüz Kenan ENGİN '' İlimiz sahip olduğu 3,5 milyon dekar tarım arazisi ile bitkisel üretimde, 400 bin büyükbaş, 1,5 milyon küçükbaş hayvan varlığı ve 24 bin arılı kovan varlığı ile de hayvancılık alanında bölgesinde ve ülke genelinde söz sahibi iller arasında yer almaktadır.

İlimizde tarım ve hayvancılık alanında yapılan bütün çalışmalar birim alandan alınacak verimin arttırılması, hayvan popülasyonundan elde edilecek verimin ve genetik kapasitenin en üst sınırına çıkarılması yönündedir. Bu amaçla her geçen gün yeni araştırmalar yapılmakta, yeni projeler hazırlanmakta ve yeni tarım politikaları geliştirilmektedir.

Tarım ve Orman İl Müdürlüğü olarak, tarıma yönelik altyapı projelerinin yanı sıra, bakanlık kaynakları ve yerel kaynakların etkin kullanımı ile çiftçilerimize yönelik birçok proje ve destekleme çalışmasını birlikte sürdürmekteyiz. '' diyerek sözlerine şöyle devam etti. 'Bugün, Sayın Valimizin destekleri ve öncülüğünde sürdürmüş olduğumuz tarıma yönelik yatırımlar kapsamında ''750 Bin Yeni Koyun Projesinin'' 1.etabı olan 150 bin baş koyun dağıtımı protokol imza töreni için toplanmış bulunmaktayız. Proje ile ilimizdeki küçükbaş hayvan işletmelerinin ölçekleri büyütülerek, 5 yıllık süre zarfında 1,5 milyon olan küçükbaş hayvan sayımızı kademeli olarak 2,5 milyona çıkarmayı hedeflemekteyiz. '' dedi.

Düzenlenen imza töreni tarafların protokole imzalarını atması ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
29.09.2020
Devamı

CHP’li Sarıbal: İthal Pamuğa 23 Milyar Dolar Ödendi

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, pamuk hasadının başlaması ile birçok sektöre ham madde temin eden üreticilerin verilerini paylaştı.

İktidarın tarım politikasını eleştiren Sarıbal, AKP döneminde 92 ülkeden pamuk ithalatı yapıldığını belirterek şunları söyledi;

2003 yılında bugüne kadar 13,9 milyon ton pamuk ithalatına 23,2 milyar dolar ödeme yapıldı. AKP döneminde 92 ülkeden pamuk ithalatı yapıldı.

Ağırlıklı olarak ABD 7 milyon ton, Yunanistan 2 milyon ton, Türkmenistan 1.1 milyon ton ve Brezilya'dan 0,9 milyon ton pamuk alındı. Bu süreçte pamuk ithalatı için ABD'ye 12 milyar, Yunanistan'a 3,4 milyar, Türkmenistan'a 1,8 milyar ve Brezilya'ya 1,7 milyar dolar ödeme yapıldı.

Türkiye, AKP döneminde en fazla ithalat yapan ülkeler içinde hep ilk 5 içinde yer aldı. 2019 yılında ise dünyada en fazla pamuk ithal eden ülkeler sıralamasında 4’üncü sırada yer aldı. AKP'nin politikalarıyla her yıl yeni bir rekor kırmamız içten bile değil.

AKP dönemide pamuk ekim alanlarının azaldığını açıklayan Sarıbal, sözlerini şöyle sürdürdü,

AKP iktidarından önce 2002 yılında 7,2 milyon dekar alanda pamuk üretimi yapılırken, AKP  döneminde bu oran yüzde 34 azalarak 2019 yılında 4,8 milyon dekara düştü.

Lif pamuk üretimi 988 bin tondan, 174 bin ton azalarak 814 bin tona düştü. Bu yıl ise ekim alanının 4 milyon dekar, lif pamuk üretiminin 600-650 bin ton arasında olması bekleniyor. Buna karşın pamuk ithalatı bu yıl 632 bin ton oldu.

Peki, bu duruma nasıl gelindi?  Ülkemizde AKP öncesi pamuk tarımı yapılan il sayısı 28'den bugün 24'e düşmüş durumda. Bu 24 ilin 21'inde pamuk ekim alanları azalmıştır.

En büyük azalış yüzde 96 Muğla, yüzde 94 Batman ve yüzde 94 Çanakkale illerimizde olmuştur. ‘Bu illerde ekiliş az olduğu için oran büyük olabilir' diye düşünülebilir.

O zaman ekiliş alanları bakımından incelediğimizde İzmir'de 248 bin dekar, Diyarbakır'da 233 bin dekar, Manisa'da 195 bin dekar, Aydın'da 195 bin dekar ve Hatay'da 176 bin dekar alan pamuk üretim alanından çıktı.

Bu 5 ilimizde 1 milyon dekar üstü azalış meydana gelmiştir. İllerimiz pamuk üretiminde söz sahibi illerdir.

Ülkede pamuğun yüzde 61'i Güneydoğu Anadolu bölgesi, yüzde 21'i Akdeniz ve yüzde 19'u Ege bölgesinde ekilmekte olduğunu söyleyen Sarıbal, “Bu 3 bölgenin ekiliş alanları son 15 yılda Ege bölgesinde yüzde 47, Akdeniz’de yüzde 28 ve Güney Anadolu bölgesinde ise yüzde 11 azaldı. Üretimin azalışının daha az olmamasının nedeni birim alandan artan verimden kaynaklanmaktadır” diye konuştu.
28.09.2020
Devamı

Mansur Yavaş’tan Yerli Üreticiye Müjde

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın başkent ekonomisini güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Başkent Ankara Kalkınma Projesi (BAKAP) sayesinde çok sayıda teşvikten yararlanıyor.
Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı 28 Eylül 2020 Pazartesi gününden itibaren yüzde 90'ı hibe, yüzde 10 çiftçi payı olarak toplam 833 bin yem bitkisi tohumu (Macar fiği) desteği sağlayacak.
Kırsal bölgelerde sağladığı teşviklerle çiftçileri ekonomik yönden rahatlatmayı amaçlayan projede, tarım alanlarından azami düzeyde fayda sağlanabilmesi ve hayvan üreticilerinin kaba yem ihtiyaçlarının karşılanması hedefleniyor. Bu yıl 28 Eylül-8 Ekim tarihleri arasında 4 bin 219 çiftçiye toplam 833 ton yem bitkisi tohumu (Macar fiği) dağıtılacak.
Yavaş, konu ile ilgili olarak sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Bizim en büyük projemiz de hayalimiz de Ankaralıyı zengin etmek. Bu kapsamda 4 bin 219 çiftçimize yüzde 90’ı hibe 833 ton yem bitkisi tohumu dağıtımına başlıyoruz. Yerli üreticimize nefes olacak yeni projelerimizi yakında açıklayacağız” ifadelerini kullandı.
Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde olan kırsal ilçelerde Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS), Türkvet ya da Ziraat Odalarına kayıtlı olan en az 5, en fazla 20 dekar tapulu araziye sahip veya araziyi kullanma hakkı olan çiftçilere yem bitkisi tohumu desteği verecek.
28.09.2020
Devamı

TESK: Online Gıda Alışverişinde Çok Sayıda Mağduriyet Var

Korona virüs pandemisi döneminde artan online gıda alışverişlerine karşı vatandaşlara uyarıda bulunan Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu  TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, pandemide artan talep ve yaşanan yoğunluk sebebiyle online gıda alışverişlerinde eksik, hatalı ve bozuk ürünlerin gönderildiğine dikkati çekti. Palandöken, "Korona virüs salgınıyla birlikte karantinada olan ya da evden çıkmak istemeyen vatandaşların en çok başvurduğu online gıda alışverişlerinde ne yazık ki çok sayıda mağduriyet yaşanıyor. Özellikle son zamanlarda artan yoğunluk sebebiyle eksik, hatalı ya da tarihi geçmiş ürünler gönderilebiliyor. Online gıda alışverişi yapan vatandaşlarımız uygulamaları kullanırken daha dikkatli olmalı. Verilen siparişler, seçilen ürün ve markalar, fatura gibi dokumanlar dikkatli bir şekilde incelenmeli" değerlendirmelerinde bulundu.

Türkiye ve dünyada görülen korona virüs salgını dolayısıyla online gıda alışverişlerinde büyük bir artış yaşandığına vurgu yapan Palandöken, "Öyle ki bu yılın ilk yarısında online market pazarı yüzde 434 büyüyerek, 1.8 milyar liraya ulaştı. Son günlerde ise vaka sayılarındaki artışla birlikte evde karantinaya alınan vatandaşların sayısı da artınca online gıda alışverişlerinde birçok aksaklık yaşanıyor. Sipariş verirken seçilen ürünlerin yerine benzer ya da farklı ürünler, seçilen markanın dışında daha pahalı ya da daha ucuz markalar, bozulmuş, ya da tarihi geçmiş ürünler gönderilebiliyor. Hatta sipariş listesindeki bazı ürünler ücreti ödendiği halde stokta tükendiği gerekçesiyle gönderilmiyor. Stokta tükenen ürünlerin yerine, sipariş listesindeki diğer ürünlerin miktarlarında değişiklik yapılarak faturaya yansıtılıyor" diye konuştu.

Özellikle taze sebze ve meyve ile şarküteri ürünlerinin taşınırken iyi korunmadığı için bozuk gönderildiğini ifade eden Palandöken, "Büyükşehirlerdeki talep artışı, havaların sıcak gitmesi ve taşıma esnasındaki şartlar nedeniyle özellikle taze sebze ve meyve ile şarküteri ürünleri vatandaşa ulaştığında tazeliğini çoktan kaybetmiş oluyor. Hatta birçok ürün bozuk ya da ambalajı açılmış bir şekilde vatandaşın eline geçiyor. Öte yandan elde kalan ve tarihi geçmiş ürünlerin gönderildiğine dair de çok sayıda şikayet var. Virüsten korunmak için evden çıkmadan alışveriş yapmak isteyen vatandaşlarımız bozuk ve tarihi geçmiş ürünler yüzünden sağlığından olmamalı. Online alışveriş yapan vatandaşlarımız ürünlerin ambalajını, son kullanma tarihini mutlaka kontrol etmeli. Vatandaşın istediği ürün yerine muadil ürün göndermek bu dönemde moda oldu. Bu da işini kuralına uygun yapan firmaları olumsuz etkiliyor. Gerekli durumlarda tüketici haklarına başvurmaktan çekinilmemeli. Güvenilir ve bilinir sitelerden alışveriş yapılmalı" şeklinde konuştu.
28.09.2020
Devamı

ÇİFTÇİ NASIL HAREKETE GEÇER

Geçen sayıdaki yazımızda çiftçi uyanırsa ne olur demiştik. Kooperatifleri altında örgütlü bir yapıyla çiftçilerimizin gelişmiş ülkelerdeki emsalleri kadar piyasada güçlü olabileceklerini ve haklarını koruyabileceklerini söylemiştik. Bunun için kooperatiflerin neler yapabileceğine değinmiştik. Havza bazında, sözleşmelerle, kendi elektronik mezat ve kayıt sistemleri üzerinden, yerel yönetimlerle birlikte doğrudan pazarlama yöntemleri kullanarak nasıl başarılı olabileceğini anlatmıştık. Bu sefer çiftçinin farkındalığının üst düzeye ulaştığı, yeter artık diyerek çözüm için harekete geçmeye karar verdiğini düşünelim. Bu durumda muhatabımız çiftçi olacaktır. Bu nedenle buradan çiftçinin neler yapması gerektiğine ilişkin bilgiler vermeye çalışacağım. Çiftçilerimiz olarak sizlerin, sonuçlarını hemen görebileceğiz, birkaç ay içinde büyük değişimlere sebep olabilecek birçok şey olduğunu biliyor musunuz? Ama bu eylemlerin çok tehlikeli oldukları konusunda sizleri uyarmalıyım. Uyuyan bir dev misali, kendi gücünüzün farkına varıp büyük işler başarmanızdan memnun olmayanlar elbette olacaktır. Sizlerin güçlerini kırmak için ellerinden geleni yapacaklarından emin olabilirsiniz. Yüzyıl önce bu topraklarda sadece düşmanla savaşılmadı. Düşmanla ortak olan menfaatperestlere karşı nasıl mücadele edildi ise sizi, engellemeye kalkanlara bugünde yine aynı cevabı vereceğinizden eminim. Bunun için muhtaç olduğunuz kudretin zaten doğuştan sizlerde mevcut olduğunu çok iyi biliyorsunuz. Hemen yarın sabah kooperatifinize gidip ne durumdayız diye sormaya başlıyorsunuz. Ne yaptık, ne yapabiliriz, neye ihtiyacımız, nereden karşılayabiliriz sorularının cevaplarını bulmaya çalışıyorsunuz. Bunun için devletten yardım, destek, kredi almayacağınıza yemin ediyorsunuz.
Devlete ihtiyacınız olmadığına sadece kendi imkanlarınızın her şeyi çözmeye yeteceğine inanıyorsunuz. Bu tespitlerin ardından bölgenizdeki diğer küçük kooperatifleri araştırıyorsunuz. İki kooperatif bir araya gelirseniz neler yapabileceğinizi planlıyorsunuz. Bu arada kooperatifinizde çalıştırılmak üzere bir müdür ilanı veriyorsunuz. Sizin adınıza işleri ekonomik ve mali yönden idare edecek, mevzuat ve resmi işler ile ilgili durumları takip edecek, sizlere en uygun çözümleri üretecek yüksek maaşlı bir profesyoneli işe alıyorsunuz. Tek şart, maaş ödemesi işler gerçekleşip kazanç sağlanınca yapılacak. Yani profesyonel idarecinin de kaderi, sizin kazanmanıza bağlı olacak. Karşılıklı mutabakata vardıktan sonra en kısa sürede genel kurullarınızı topluyor ve ortak eylem kararlarınızı alıyorsunuz. Sonra bu ortak eylemleri çevrenizdeki girişimler ile sözleşmeli hale getiriyorsunuz. Kazandınız bu ilk zaferden sonra çevrenizdeki diğer kooperatifleri de gücünüze katılmaları için davet ediyorsunuz. Birleşen ordular gibi güçlerinizi birleştirerek daha önce yapmaya cesaret edemediğiniz yatırımlara girişiyorsunuz. Bu toplu girdi tedarikinden, ortak işlemeye ya da birlikte pazarlamaya yönelik dükkan açma, pazaryeri kiralama hatta internet üzerinden satışa kadar gidebilir. Bu süre sonunda yerel yönetimler ile, diğer büyük şirketler ile ya da holdingleşmiş kooperatifler ile aynı masaya oturup pazarlık yapabilecek güce geldiğinizi göreceksiniz. Sonuç olarak; daha 9 ay önce hayal edemediğiniz konularda bugün iddialarınız olduğunu görünce kim olduğunuzu, gücünüzün büyüklüğünü anlayacaksınız. Kuzey Avrupa’daki, ABD’deki çiftçi gibi sizler de yüksek refah seviyesine ulaşabilirsiniz. Bu ülkenin gerçek sahibi ve efendisi olduğunuzu, kendi, gücünüzle herkese ispatlayabilirsiniz. Bu aşamadan sonra sizi kimse tutamaz.
 
    Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendis
25.09.2020
Devamı

ÇİĞ SÜT FİYATLARINA ACİLEN KARAR VERİLMELİ

Türkiye süt üretiminde önemli bir konumda. Korona virüsün ülkemizde kol gezdiği şu dönemde süt ve  süt ürünleri  çok tüketildi. Tüketilmeye de devam ediyor. Tüketici salgın döneminden dolayı süt ürünlerini evlerde kendileri yaptı. Çünkü süt ve süt ürünleri bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ülkemizde şu anda süt üretimi ve tüketimiyle ilgili bir sorun yaşanmıyor. Türkiye’de süt üretimi ve tüketimi her geçen yıl artıyor. Salgına rağmen yılın ilk 6 ayında Türkiye’de 5 milyon 110 bin ton süt üretildi. Üreticinin gözü kulağı süt fiyatlarında Üreticinin gözü kulağı ise artmasını beklediği süt fiyatlarında. Ardı ardına yeme gelen zamlar üreticilerin üretim yapmasını zorlaştırıyor. Bu konuda çıkış bulamayan eli nasırlı üretici hayvanlarını kesime gönderiyor. Gözler Ulusal Süt Konseyinin toplanarak bir karar vermesi ancak USK dan da henüz ses seda yok. Süt ve yem paritesi arasında mesafeler gittikçe artmış durumda. Bu durumun eski seviyelere gelebilmesi için Gıda Komitesi biran önce düğmeye basmalı. Acilen karar almalıdır. Damızlık süt hayvanları bir bir kesime gidiyor. Üretici ise Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den soğutulmuş çiğ süt fiyatlarının biran önce iyileştirilmesini bekliyor. Damızlık analar daha fazla kesime gitmeden süt üretiminin ve üreticinin üretimi durdurmaması için soğutulmuş çiğ sütün referans fiyatlarına acil karar verilmelidir. Kalın sağlıcakla.
25.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: 115 Bin Tohum Koruma Altında

Tarım ve Orman Bakanlığı gen kaynaklarımızı koruyarak gelecek nesillere aktarılmasını sağlayacak yerel bitkilere ait yaklaşık 115 bin tohumu gen bankalarında muhafaza ediyor. Gen bankalarında korunmak maksadıyla çiftçilerimiz ve vatandaşlarımız tarafından ise 1.000’i aşkın bitki tohumu bağışlandı.
Tohum Gen Bankalarını yerel gen kaynaklarını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurduklarının altını çizen Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “İzmir’de bulunan Ulusal Gen Bankası ile Ankara’da bulunan Türkiye Tohum Gen Bankası’nda uluslararası gen bankası standartları doğrultusunda çalışmalar yapıyoruz. Yerel çeşitlerin, kültür bitkilerinin, bunların yabani akrabalarının ve endemik bitkilerin dokümantasyonu, muhafazası, üretim yenilemesi ve karekterizasyonu konularında faaliyetler yürütüyoruz” diye konuştu.
Gen bankalarında yaklaşık 115 bin tohumun korunduğunu belirten Bakan Pakdemirli “İzmir’de bulunan Ulusal Gen Bankasında 3.339 türe ait yaklaşık 55.429 tohum örneğini koruma altında tutuyoruz. Ankara’da bulunan Türkiye Tohum Gen Bankasında ise 1.127 türe ait yaklaşık 59.919 tohum örneği
 ​
bulunuyor. Ayrıca 18 Arazi Gen Bankası’nda 107 türe ait yaklaşık 9.500 canlı örnek muhafaza ediyoruz. 6 Araştırma Enstitümüzde de yaklaşık 1000 türde 100.000 soğanlı ve yumrulu doğal süs bitkisinin (geofit) muhafazası yapılıyor” açıklamasını yaptı.
  
Çiftçilerimiz ve halk tarafından Bakanlığımıza, yerel bitki çeşitlerine ait 1.000’i aşan tohum bağışlandığını da ifade eden Bakan Pakdemirli “Gen bankalarımızda muhafaza edilen tohumlar toplandığı/elde edildiği andaki genetik yapısını koruyarak uzun yıllar saklanabiliyor. Gen bankalarıyla bugün ya da gelecekteki ihtiyaç duyulan genlerin, doğal ya da yapay etkenlerle erozyona uğramadan korunmasını hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
Gen bankasında saklanan tohumların ileri biyoteknolojik yöntemlerle ıslah çalışmalarında etkin olarak kullanılması için araştırma projelerine destek verdiklerini de söyleyen Bakan Pakdemirli, yapılan ıslah çalışmaları ile küresel iklim değişikliğinden etkilenmemek için biyotik ve abiyotik stres koşullarına dayanıklı çeşitler geliştirdiklerini de sözlerine ekledi.
25.09.2020
Devamı

2021 Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) Başvuruları Başladı

2021 üretim yılı Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) başvuruları ÇKS Yönetmeliği ve Genelgesinde belirtildiği üzere 01 Eylül 2020 tarihinde başlamış olup 30 Haziran 2021 tarihi mesai bitiminde sona erecektir.

Üreticilerimizin  Bakanlığımızca uygulamada olan Mazot-Gübre Desteği, Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği, Sertifikalı Tohum Üretimi Desteği, Sertifikalı Fidan/Çilek Fidesi ve Standart Fidan Kullanımı Desteği, İyi Tarım Uygulamaları Desteği, Organik Tarım Desteği, Türkiye Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeline Göre Yağlı Tohumlu Bitkiler ve Hububat- Baklagil Fark Ödemesi Desteği, Küçük Aile İşletme desteği, Yem Bitkileri desteği ve Lisanslı Depoculuk gibi desteklemelerden faydalanabilmeleri için ÇKS'ye kayıtlı olma zorunluluğu bulunmaktadır.

Bu kapsamda üreticilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamamaları ve bahsedilen desteklemelere müracaat edebilmeleri için arazilerinin bulunduğu İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine gerekli başvuru evrakları ile müracaat etmeleri gerekmektedir.

30 Haziran 2021 tarihine kadar başvuruda bulunmayan üreticilerimiz Bakanlığımızca uygulamada olan ve Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üzerinden yürütülen desteklemelerden faydalanamayacaktır.
25.09.2020
Devamı

Nihat Çelik: Hava Şartlarını Takip Çiftçimizi, Yetiştiricimizi Afetlerin Zararından Korur

 Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, hava şartlarını anlık takibin çiftçi ve yetiştiriciyi yağış, sel, su baskını, don, kırağı gibi doğal afetlerin sebep olacağı zarardan önemli oranda koruyacağını bildirerek, “dünyamızdaki iklim değişikliği nedeniyle, doğal afetlerin çok sık görüldüğü ve tarımsal üretim ile hayvancılığı olumsuz etkilediği günümüzde, afet yaşanmadan haberdar olup önlem almak hayati önem kazanmıştır. Bu açıdan Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün mobil uygulaması sektörümüz açısından çok yararlı olacaktır” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada, 19. ve özellikle 20. yüzyılda insanoğlunun, doğada binlerce yılda giderilemeyecek çevre sorunlarına neden olduğunu, ormanları, sulak alanları hızla bozduğunu, toprak ve suyu kirlettiğini, toprağı amacı dışında kullandığını, 21. yüzyılın ilk 20 yılını yaşadığımız bu dönemde de bu faaliyetlere devam ettiğini belirtti. Doğayı hoyrat kullanımın sonuçlarının hızla görüldüğünü, tüm dünyada tarım ve orman alanlarının, mera ve otlakların azaldığını, ciddi su sorunları yaşanmaya başladığını vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“Doğa, insanoğlu olarak yaptıklarımızın hesabını bize soruyor. Dünya çapında bir iklim değişikliği yaşıyoruz. Doğal afetler, hiç olmadığı kadar arttı. Dünyamızda neredeyse yılın her günü bir doğal afet görülüyor. İnsanoğlunun faaliyetleri nedeniyle geçmişe nazaran çok daha fazla fırtına, kasırga, yağış, sel, su baskını, toprak kayması, don, kırağı, aşırı soğuk, aşırı sıcak, hortum, erozyon, kuraklık yaşanıyor. Bunun tarım ve hayvancılığı etkilememesi mümkün değil.  
Gelişmiş ülkelerde çiftçiler, yetiştiriciler artık meteorolojik verileri teknolojinin imkanlarını kullanarak anlık takip ediyorlar. Meteorolojik verilerde yaşanacak olumsuz durumlara karşı önlemlerini vakit kaybetmeden alıyorlar. Ürünlerini, hayvanlarını yaşanan doğal afetlerden koruyorlar. Ülkemiz çiftçi ve yetiştiricilerinin de bu uygulamalardan yararlanması hem kendileri hem ülke ekonomisi açısından son derece yararlı olacaktır. Çiftçi ve yetiştiricilerimizin, çobanlarımızın Meteoroloji Genel Müdürlüğümüzün mobil uygulamasını akıllı cep telefonlarına indirmelerini tavsiye ediyoruz.”
 
“Televizyonun, elektriğin olmadığı meralarda sürüleriyle baş başa kalan
çobanlarımız için bu uygulama hayati önem taşımaktadır”
Bu uygulamadan en fazla yararlanacak kesimin koyun keçi yetiştiricileri olacağına dikkati çeken Çelik, şöyle devam etti:
“Genel Müdür Volkan Mutlu Coşkun’un şahsında Meteoroloji Genel Müdürlüğümüze mobil uygulamadan dolayı sektörümüz ve yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyorum. Bu uygulamayı tüm yetiştiricilerimizin telefonlarında kullanmaları öncelikle kendileri ve sürüleri için önem arz etmektedir. Dağda bayırda çok zor şartlarda görev yapan çobanlarımız, bu uygulamayı kullanmaları halinde anlık hava durumundan haberdar olacak ve istenmeyen mağduriyetlerin önüne geçilebileceklerdir. Televizyonun, elektriğin olmadığı meralarda sürüleriyle baş başa kalan çobanlarımız için bu uygulama hayati önem taşımaktadır.”
 
“Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz çok önemli bir olaya imza attı”
 
Meteoroloji Genel Müdürlüğünün mobil uygulama ile çok önemli bir olaya imza attığını ifade eden Çelik, “Genel Müdürlüğümüz kamuoyunun bütün kesimlerine hitap ederek hava raporlarıyla onların can ve mal emniyetini sağlamakla hayat kalitesini artırmak, başta bizim sektörümüz olmak üzere diğer sektörlerinde beklentilerini karşılamak, sosyoekonomik faydalar sağlamak adına kaliteli ve güvenilir meteorolojik hizmetler sunmanın gayretindedir. Bu yönüyle de takdire şayan çalışmalarına şahit oluyoruz” ifadelerine yer verdi.
Çelik, mobil uygulamayı kullanacak yetiştiricilerin sağlayacağı faydalara da dikkat çekerek, “mobil uygulama sayesinde yetiştiricilerimiz il ve ilçe merkezlerinde bulundukları her yerde istediği noktanın anlık hava durumu, sıcaklık, basınç, nem, saatlik tahminleri, tarımsal hava durumu tahminleri, zirai don risk tahminlerini anında öğrenecekleri gibi anlık gözlem bilgilerine, kar kalınlıkları ve meteorolojik uyarı ve değerlendirmelere de ulaşabilecekler, uygulama içinde Meteorolojinin Sesi radyosunu dinleyebilecekler. Onun için yetiştiricilerimiz için bu uygulama bir şanstır ve kullanmalarında büyük faydalar olacaktır” dedi.
 
25.09.2020
Devamı

Sahte Bal Üretenlere Ağır Ceza

Gıda terörüyle ilgili kanun hazırlandığını belirten AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, Daha önce ürünü satan kişiye ceza veriyorduk. Üreten kişi satıcıya 'Bizi ifşa etmeyin, cezalarınızı karşılarız' diyordu. Bu cezayı hem hapis hem de men cezasına yükselttik." dedi.

Türkiye Tarım Hayvancılık ve Arıcılık Platformu"nun bölge temsilciliği Diyarbakır'da hizmet vermeye başladı. Plaftormun açılışı için Diyarbakır'a gelen AK Parti Aydın Milletvekili Yavuz, bal üretiminde Türkiye'nin Çin'den sonra ikinci sırada yer aldığını söyledi.
Geleneksel bal üretiminde bazı kaygıların olduğuna işaret eden Yavuz, "Geleneksel bal üretiminden çıkış var. Daha modern ve standart üretime doğru geçilmiş. Bu aslında tehlikenin başlangıcı olarak görülüyor. Çünkü arı aslında tarımın bel kemiği ve olmazsa olmazı. Doğal yaşantının devam etmesinde önemli rol alan bir hayvandır." ifadelerini kullandı.
Yavuz, üreticilerin emeklerinin karşılığını almadığı bir ortamda ister istemez sahtecilikle ilgili bazı gelişmelerin de olduğuna da şahit olduklarını dile getirerek, bu konuda reklamları yapılarak, hijyen olmayan koşullarda arısız bal üretildiğini kaydetti.
Türkiye'de tarımla ilgili alanda arının katkısı düşünülerek bu canlının yaşatılması gerektiğini belirten Yavuz, bal üretimini gerçekleştiren çiftçileri projelerle destekleyeceklerini ifade etti.
Daha önce bal aromalı şurupla yapılan sahte balların önüne geçmek adına Tarım ve Orman Bakanı Bakanı Bekir Pakdemirli ile görüştüklerini bildiren Yavuz, yapılan görüşme ve verilen demeçlerin ardından balın 200 lira olan teneke fiyatının bir anda 500 liraya çıkmaya başladığını aktardı.
"Daha önce iz sürümü sıkıntılı oluyordu. Yakaladığımız ürünü satan kişiye ceza veriyorduk. Fakat üreten kişi satıcıya, 'Siz bizi ifşa etmeyin, bütün cezalarınızı karşılarız.'  diyordu. Bunun küçük bir cezası vardı. Bu cezayı hem hapis hem de men cezasına yükselttik. Böyle olunca iz sürmek daha rahat olmaya başladı. Mecburen ifşa edildi. Fatura bazında bile olsa takibe başlanıldı. Bal fiyatları bu demeçlerden sonra hızlı bir şekilde artmaya başladı. Bu tedbir nedeniyle üreticiler bizlere dua ediyor. Ekim ayında yasa tasarısı Meclise gelecek. Tüketici balı yüksek fiyata alacak diye düşünülmesin. Tam tersine alım fiyatında sıkıntı olmayacak. Ancak sahtecilikle kazanç sağlayanlar noktasında çok büyük yol alacağız."
Türkiye Tarım, Hayvancılık ve Arıcılık Dayanışma Platformu Genel Başkanı Mustafa Sarıoğlu ise açtıkları teşkilat ile Diyarbakır'ı Güneydoğu'nun koordinasyon merkezi olarak seçtiklerini söyledi.

Diyarbakır'da arıcılık, bitkisel üretim ve hayvancılık potansiyelinin belli olduğunu dile getiren Sarıoğlu, sahadaki üreticiyi akademik destekle raporlandıracaklarını belirtti.
Sarıoğlu, bu platformların görevinin yereldeki envanteri çıkarıp, hızlı bir şekilde sorunları tespit edip bölgelere göre çözüm üretmek olduğunu bildirdi.

24.09.2020
Devamı

Pakdemirli: Tarımla İlgili Rakamlar Doğru Patikada Olduğumuzu Gösteriyor

Bloomberg HT tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Tarım ve Gıda Zirvesi'nin açılışını Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli gerçekleştirdi. Bakan Pakdemirli önemli açıklamalarda bulundu

Bloomberg HT Tarım ve Gıda Zirvesi’nin konuğu Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli oldu.

İrfan Donat’ın soruları cevaplayan Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli’nin açıklamaları şöyle;

Ekonominin olduğu yerde tüketim fiyatları hangi ekonomi olursa olsun bir artış içinde olacak. İster Batılı ister Doğulu ekonomi olsun ister istemez artacak. Burada ana eksenin şu olması lazım. Fiyatların artması kaçınılmaz olabilir ama ürün fiyatlarıyla da bunları desteklemek lazım. 2020 Temmuz itibari ile tarımsal girdi fiyat endeksinin yıllık 6,74 arttığını görüyorum. Ancak tarım ÜFE’ye baktığımız zaman Ağustos ayı itibari ile yüzde 17,36 artış var. Yani bunun anlamı biz maliyetlerin artışının üzerinde çiftçimizi, üreticimizi desteklemişiz. Rakamlar yalan söylemez, bunu her rakam destekliyor. Yani 216 milyar lira olan tarımsal gayrisafi milli hasılamız 275 milyar lira olmuş. Bugün üreticimize sorsak üreticimiz şunu söyleyecektir; evet mazot, tohum, gübre, fidan ve yem bunlar benim ana girdilerim ve benim maliyetlerim artıyor. Bu maliyetlerdeki artışı bir nebze desteklemek için sayacağım 4 destek tüm desteklerim yaklaşık yüzde 18 ile 20’sidir; Mazot ve gübre desteği, sertifikalı tohum desteği, fidan ve yem desteği. Bunların hepsi aşağı yukarı vermiş olduğumuz desteklerin kabaca yüzde 20’sidir.

Arkadaşlarımız bu konu hakkında gereken çalışmaları yapıyorlar. Geçen yıl ekim itibari ile biz çiğ sütte fiyatı 2.30’lara getirdiğimiz zaman bildiğiniz gibi süt-yem paritesi vardır. Bu süt yem paritesi normalde 1.30 tüm paydaşlar tarafından kabul edilen bir paritedir. Biz bunu belki de çok uzun zamandan beri ilk defa 1,50’ye çıkardık. Maliyetlerin arttığı bir ortamda bir marji olmalı ki 1,30’un altına düştüğü zamanlarda da üreticimizi kurtarsın. Arkadaşlar bu konu hakkında çalışıyor. yakın bir zamanda bu konu aydınlığa kavuşur.

Pancarda biliyorsunuz ki ağırlıklı olarak özel sektör var. Aşağı yukarı yüzde 20-25 Türk Şeker’in etkinliği var. Halihazırda Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yönetiliyor. 2 kurum bunun için çalışıyor. Pamuk tarafında da destekler bir miktar artırılmalı ve yeni destek paketinde bunun bir çalışması var. Pamuğu biraz daha desteklememiz konusunda hemfikiriz.

Desteklemelerin açıklanması biraz gecikti bunun farkındayız ama unutmayalım ki hala bir pandemi dönemi yaşıyoruz ve hala bir belirsizlik yönetiliyor. Bu belirsizlik yönetilirken de üretici ve çiftçi lehine tek bir kazanım olacağına, bir miktar daha gecikebiliyoruz. Maalesef geçen sene de geciktik. Gecikmeye karşılık çok ciddi bir tarımsal destek bütçesinde de bir artış yakaladık. Tarımsal desteklerle ilgili çalışma henüz tamamlanmadı ama yakında gelecek. Desteklerde aile işletmeleri yönünde birkaç iyileştirme planlıyoruz. Üretici ve küçük üretici tarafından baktığınız zaman iş pazara ulaşımdan geçiyor. Bu kısmı halledersiniz geriye çok büyük bir problem kalmıyor. Pandemi dönemi için rakamlara bakmak lazım. İkinci çeyrekte Türkiye’nin büyümesi veya diğer sektörler büyümesine baktığınız zaman çoğunda negatif bir büyüme olduğunu göreceksiniz ama yüzde 4 tarım sektöründe ciddi bir büyüme var. Buğday, arpa, meyve, sebze, et, süt ve diğer konularda aslında 2019’da yakalamış olduğumuz performansı aynen devam ettiriyoruz. Her konuda aktif takip yapıyoruz. Son iki yılda üreticinin teri soğumadan kâra dönmesini ana amacımız haline getirdik. 2 yıldır aktif olarak ürün takibi yaptık. Serbest piyasaya inanırım ama tarım piyasalarının da regüle edilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü üretim ve tüketim arasında geçen zamanda sizin mutlaka bu regülasyonu bir şekilde yapmanız gerektiğini düşünüyorum.
 
23.09.2020
Devamı

Tarım-GFE Yıllık Yüzde 6,74 Artış Gösterdi

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) yıllık %6,74, aylık %0,61 arttı

Tarım-GFE (2015=100), 2020 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre %0,61, bir önceki yılın Aralık ayına göre %3,94, bir önceki yılın aynı ayına göre %6,74 ve on iki aylık ortalamalara göre %8,53 artış gösterdi.
Ana gruplar itibariyle bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksi %0,55, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksi %0,97 artış gösterdi. Bir önceki yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksi %6,21, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmet endeksi %10,06 artış gösterdi.

Yıllık en fazla azalış %10,51 ile veteriner harcamaları alt grubunda oldu

Alt gruplar itibariyle, bir önceki yılın aynı ayına göre azalış gösteren diğer alt gruplar ise %2,77 ile tarımsal ilaçlar ve %2,66 ile gübre ve toprak geliştiriciler oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre en fazla artış sırasıyla %16,49 ile makine bakım masrafları, %11,28 ile diğer mal ve hizmetler ve %9,78 ile hayvan yemi alt gruplarında gerçekleşti.
23.09.2020
Devamı

Gıda Teröristlerinden Sucukta Akılalmaz Hile!

Gıda Mühendisleri Odası (GMO) İzmir Şube Başkanı Uğur Toprak, sucukta hile yapıldığına dikkat çekerek, tüketicileri uyardı. Toprak, "Sucuğun hilesi ne yazık ki gözle algılanmıyor. Pişmemiş bir sucuk kesildiği zaman içerisindeki yağların mozaik olarak dağılmış olması gerekiyor" dedi.
Peynirden süte, tavuktan kırmızı ete kadar pek çok gıdada hileye başvuran bazı üreticiler, hileli sucuk da üretiyor. Gıda uzmanları ise tüketicileri bu konuda uyararak, güvenilir markaların ürünlerini tüketmelerini tavsiye ediyor.
Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Uğur Toprak, işletmelerin maliyetlerini düşürmek için birtakım hilelere başvurduklarını ifade ederek, "Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı listeye baktığımız zaman hile yapılan gıdalarda et ve et ürünleri üst sıralarda yer alıyor. Tebliğ diyor ki; dana sucuğu üretilecekse mutlaka sadece ve sadece dana eti olması gerekiyor. Eğer piliç etinden sucuk yapılacaksa, ürününün etiketi üzerinde piliç sucuğu olduğunun yazılması gerekiyor" dedi.
İşletmelerin maliyeti düşürmek için birtakım hilelere başvurduğu anlatan Toprak, "Bunlar da ne yazık ki gözle algılanamıyor. Örneğin bir sucuğun etiketi üzerinde yüzde 100 dana eti yazmasına rağmen, sucuk incelendiği zaman at eti gibi ürünlerin katıldığı görülüyor. Öte yandan pişmemiş sucuk halka halka kesildiği zaman, sucuk içerisine konulan yağın gözle görünür bir şekilde mozaik olarak dağılmış olması, yağın bir tarafa toplanmamış olması gerekiyor. Eti biraz daha az, yağı biraz daha fazla koyup maliyeti düşürüp de hile yapıyorlar. Böyle hileli sucuklar, tavaya koyulduğu zaman yağını daha çok salacağı için sucukta bir küçülme meydana gelecektir" dedi.
Doğal ve organik ürünlerin satıldığı bir çiftlikle işletmecilik yapan kimya mühendisi Bilge Altınmakas Özgenoğlu ise, sucuk içerisine katılan baharatların sucuktaki hilenin anlaşılmasını zorlaştırdığını dile getirerek, "Sucuk hilesi bol, tüketicinin de anlayamayacağı bir ürün. Çünkü içerisine katılan baharat hilenin anlaşılmasını zorlaştırıyor. Bu hilelerin de tüketici tarafından anlaşılması imkansız. Tüketici kemiksiz bir et satın aldığı zaman 47-50 TL arası değişen bir fiyat aralığı var. Bunun içerisine baharat, tuz koyuluyor, işleniyor, fırınlanıyor. İşlenmemiş bir etin fiyatı 50 TL iken işlenmiş etten elde edilen dana sucuğunun fiyatının 50 TL'nin altında olması beklenemez. Eğer 50 TL'nin altındaysa bu sucuk ya piliç etidir ya da tek tırnaklı hayvan etidir. Üretici ürettiği sucuğun içerisine ne koyduysa bunu etiketinde belirtmeli. Sucuk içerisine katılan bitkisel yağa göre doymuş yağ daha da zararlı olabiliyor. Elbette tüketicilerin tercihi, dana eti ve yağından üretilen sucuğu tüketmek ama bu diğerlerinin çok daha zararlı olduğu anlamına gelmiyor. Zeytinyağından üretilen sucuklar önceliğimiz olmalı ancak ekonomik şartlardan dolayı farklı yağlar katılarak da sucuk üretiliyor. Katı yağlarla, kızartma yağlarıyla üretilen sucukların satın alınmamasını öneriyoruz" diye konuştu.
22.09.2020
Devamı

Çiftçi Son Bir Yılda Ne Kadar Kredi Kullandı?

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerine göre, 2019 sonunda 107 milyar 834 milyon lira olan Türk bankacılık sektörünün tarım alanında kullandırdığı kredi miktarı bakiyesi, bu yılın temmuz sonunda 121 milyar 832 milyon liraya ulaştı. Sektörün tarım kredi bakiyesi, 7 aylık dönemde 13 milyar 998 milyon liralık artış gösterdi. Tarım sektöründeki 121,8 milyar liralık kredi bakiyesinin 35,5 milyar lirası kısa vadeli, 81 milyar lirası orta ve uzun vadeli, 5,3 milyar lirası ise takipteki kredilerden oluştu.
600 bin çiftçinin cebinde kredi kartı var; en önemli girdilerde kredi kartı kullanılıyor.
DenizBank Tarım Bankacılığı Grubu Genel Müdür Yardımcısı Burak Koçak 2003’te Tarişbank satın alması ile girdikleri tarım bankacılığı alanında 17 yılda özel bankalar arasında yüzde 48 gibi yüksek bir pazar payına ulaştıklarını söyledi.
Gübre, ilaç, yem, tohum, akaryakıt gibi en önemli girdi kalemlerinde sektörün tüm paydaşları ile işbirliği yaptıklarını anlatan Koçak, bu açıdan bakıldığında Üretici Kart’ın adeta 600 bin üyeli bir kooperatif gibi üyelerin tarafından alışverişlerde kullandığını söyledi.
5,3 milyarı takibe düştü bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) verilerinden derlenend bilgilere göre, 2019 sonunda 107 milyar 834 milyon lira olan Türk bankacılık sektörünün tarım alanında kullandırdığı kredi miktarı bakiyesi, bu yılın temmuz sonunda 121 milyar 832 milyon liraya ulaştı. Böylece sektörün tarım kredi bakiyesi, 7 aylık dönemde 13 milyar 998 milyon liralık artış gösterdi. Kullandırılan tarım kredilerinin bakiyesi, temmuz sonu itibarıyla 2019 sonuna kıyasla yüzde 13’lük artışa işaret etti. Tarım sektöründeki 121,8 milyar liralık kredi bakiyesinin 35,5 milyar lirası kısa vadeli, 81 milyar lirası orta ve uzun vadeli, 5,3 milyar lirası ise takipteki kredilerden oluştu.
Balıkçılık sektörü de kredi sarmalında
Balıkçılık sektörüne kullandırılan kredi bakiyesi 2019 sonunda 2 milyar 546 milyon lira olurken, temmuz sonu itibarıyla bu tutar 3 milyar 202 milyon liraya yükseldi. Yılbaşından itibaren geçen 7 aylık süreçte balıkçılık sektörüne kullandırılan kredi bakiyesi 656 milyon lira arttı. Balıkçılık sektörüne kullandırılan kredi bakiyesinin 759 milyon lirasını kısa, 2 milyar 265 milyon lirasını orta ve uzun vadeli, 177 milyon lirasını da takipteki krediler oluşturdu.
Ziraat Bankası Tarım Bankacılığından Sorumlu Pazarlama Grup Başkanı Ferhat Pişmaf,  yaptığı açıklamada, 2010-2020 döneminde tarımsal üretime yönelik olarak kullandırdıkları kredilerin miktarının 258 milyar TL’yi, kredi kullandırdıkları üretici sayısının ise 4,5 milyon kişiyi aştığını belirterek, “Ağustos sonu itibarıyla kredileri devam eden 685 bin üreticimiz ve 73,4 milyar TL’nin üzerinde kredimiz var. Bu kredilerin yüzde 33’ü yatırım kredilerinden, kalan kısmı ise işletme kredilerinden oluşuyor.” dedi.
22.09.2020
Devamı

TMO Kuru Kayısı Fiyatlarını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Malatya’da bu yıl kuru kayısı alımına karar veren Toprak Mahsülleri Ofisi’nin (TMO) alım fiyatlarını, video konferansla katıldığı törende açıkladı. Bakan, 4 numara kükürtlü kuru kayısının kilosunu 21 TL’den, günkurusunun kilosunu ise 23 TL’den alacaklarını bildirdi.

Bakan, fiyatları şöyle açıkladı:

“Herkes hazırsa alım fiyatını açıklıyorum. 2020 numara 4 numara kuru kayısıyı kg başına kükürtlenmiş için 21 TL’den, -görüyorum ki yani sevinçle karşılandı bu fiyat, iyi biz de memnun olduk buna. İşin açıkçası tabi önümüzdeki yılları da düşünerek fiyatları yapmamız gerektiğinden dolayı, 20 TL gibi TMO aslında fiyat düşünmüştü. Ben acaba 20,5 TL olur mi diye arkadaşlarımla konuştum. Sayın Cumhurbaşkanımızla da konuştuğumuzda en az 21 TL olsun diye bize talimat verdi. Ve 21 TL’den açıkladık.- Şimdi günkurusuna da 2 TL fark veriyoruz. Günkurusu için ise 23 TL’den alıyoruz. Yani 21 TL’den 4 numara kayısıyı alıyoruz, günkurusunu da 23 TL’den alıyoruz. Hayırlı uğurlu ve bereketli olsun.”
21.09.2020
Devamı

8 Ayda 10,77 Milyon Dolarlık Çay İhracatı

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği (DKİB) verilerine göre, Türkiye, yılın 8 ayında 2 bin 753 ton çay ihracatından 10 milyon 772 bin 705 dolar gelir elde etti.

Bu dönemde Rize merkezli firmalar, 1887 ton çay ihracatı karşılığında 6 milyon 235 bin 210 doların ülkeye girmesini sağladı. Böylece Rize, miktarda ülkenin toplam çay ihracatının yüzde 69'unu, değerde ise yüzde 58'ini gerçekleştirdi.

Kentten söz konusu dönemde yapılan çay dış satımı, geçen yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 23, değerde ise yüzde 57 arttı.

Rize'den çay ihraç edilen ülke sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 11 artarak 28'e yükseldi. En fazla çay satılan ülkeler, Belçika, ABD, Hollanda, Suudi Arabistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) olarak sıralandı.

Rize'den bu dönemde yapılan çay ihracatında 3 milyon 733 bin 236 dolarla Belçika ilk sırada yer aldı. Geçen yılın aynı döneminde bu ülkeye 2 milyon 615 bin 107 dolar karşılığında 725 ton çay ihraç edilmişti. Böylece Belçika'ya yapılan çay ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla miktarda yüzde 22, değerde yüzde 43 arttı.

Belçika'yı çay ihracatında 497 bin 572 dolarla ABD, 324 bin 994 dolarla Hollanda, 297 bin 310 dolarla Suudi Arabistan, 261 bin 882 dolarla KKTC takip etti.

Suudi Arabistan'a yapılan çay ihracatı, önceki yılın aynı dönemine göre miktarda yüzde 182, değerde ise yüzde 233 arttı.

En az çay ihracatı gerçekleştirilen ülkeler ise Tayvan, Tacikistan, Moldova oldu. Bu ülkelere gerçekleştirilen ihracattan toplam 7 bin 684 dolar gelir elde edildi.

Türk çayı sadece içecek olarak değil, yan sanayi alanları açısından da değerlendirilmeli"

Türk çayının sadece içecek olarak değil, yan sanayi alanları açısından da değerlendirilmesi gerektiğine dikkati çeken Turgut, kozmetik, gıda sanayisi, takviye edici gıda ve kimyevi ürünler alanlarına da yatırım yapılarak daha ileri düzeyde işlenmiş katma değerli ürün olarak da ihraç edilmesine yönelik çalışmalar yapılması gerektiğini kaydetti.
21.09.2020
Devamı

Süt Sağarken Elektrik Akımına Kapıldı

Dün sabah saat 07.30 sıralarında Manisa’nın Selendi ilçesi Şehirlioğlu Mahallesi'nde meydana geldi. 52 yaşındaki Mustafa Çelik, ineklerini sağmak için evinin yanındaki ahıra indi. İneklerini sağmak için çalıştırdığı süt sağma makinesindeki elektrik akımına kapılan Çelik, yere yığılarak eşine seslendi. Eşinin sesi üzerine ahıra inen Emine Çelik, eşini yerde hareketsiz şekilde görünce 112 ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde, süt sağma makinesinde elektrik kaçağı olduğu ve elektrik akımına kapılan Çelik'in öldüğü belirlendi. Çelik'in cenazesi kesin ölüm nedeninin belirlenmesi için otopsi yapılmak üzere Selendi Devlet Hastanesine kaldırıldı. Otopsisi yapılan Çelik, ardından morgdan alınarak aile kabristanlığında toprağa verildi.
Jandarma olayla ilgili inceleme başlattı.
21.09.2020
Devamı

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik: Doğu Anadolu'nun Zengin Meraları İyi Değerlendirilmeli

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, Doğu Anadolu’nun zengin meralarının daha iyi değerlendirilmesi gerektiğini bildirerek, “Bölgedeki 14 il, ülke mera toplamının yüzde 37,1’ine sahip. Buna karşın koyun sayısında payı yüzde 26,8’de, keçide yüzde 14,1’te kalıyor” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada, Doğu Anadolu’da 2019 yılında 10 milyona yakın koyun 1,6 milyona yakın keçi varlığı bulunduğunu, 2020 yılında 55 milyon başa çıkan küçükbaş varlığı düşünüldüğünde, bu sayıların 2020 yılında koyun sayısının 11,4, keçi sayısının 1,7 milyonu, toplamda 13,1 milyonu aşacağını tahmin ettiklerini belirtti.
Mera varlığı dikkate alındığında bölgedeki küçükbaş varlığının mevcut verilere göre en az 20 milyon olması gerektiğini vurgulayan Çelik, “bu durumda mevcut mera varlığı ve verimiyle küçükbaş hayvan sayısı sadece Doğu Anadolu’da 7 milyondan fazla artırılabilir. Bu rakam mera alanları ve verimi artırılır, ülke küçükbaş hayvan varlığı 90 milyona çıkarsa Doğu Anadolu’nun küçükbaş hayvan varlığı rahatlıkla 30 milyonu geçer ” dedi.
 
-Bölgedeki mera alanları Marmara’nın 15,2, Ege’nin 15,7 katı
 
Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Doğu Anadolu’da 4 milyon 337 bin 580 hektar mera alanı bulunduğu bilgisini veren Çelik, şunları kaydetti:
“Bu rakam 1970 yılında Doğu Anadolu’da 9 milyon 162 bin 100 hektardı. Meraların önemli bir bölümü kaybedildi. Yine de mevcut mera alanı açısından bölge, İç Anadolu’nun önünde bölgeler açısından birinci sırada. Bölgedeki meralar İç Anadolu’dan 170 bin 946 hektar daha fazla. Bölgenin Karadeniz Bölgesinin 3,4, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin 5,5, Akdeniz Bölgesinin 7,5, Marmara Bölgesinin 15,2, Ege Bölgesinin 15,7 katı mera alanı var. Bu zenginlik daha iyi değerlendirilmelidir.”
 
-Doğu Anadolu mera verimliliğinde Karadeniz’in ardından ikinci sırada
 
Doğu Anadolu Bölgesindeki meraların verimlilik açısından da dikkat çektiğini bildiren Çelik, “İç Anadolu, Doğu Anadolu’ya yakın bir mera alanı olmakla birlikte verimliliği düşüktür. Buna karşın Doğu Anadolu Bölgesindeki meralar kuru ot verimi açısından zengindir. Hektar başına kuru ot verimi, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’da 450, Akdeniz Bölgesinde 500, Ege ve Marmara Bölgelerinde 600 kilogramda kalırken, Doğu Anadolu Bölgesinde 900 kilogramı bulmaktadır. Kuru ot veriminde bölgeler arasında sadece Karadeniz Bölgesi 1000 kilogramla Doğu Anadolu Bölgesini geride bırakmaktadır. Karadeniz Bölgesinden sonra en verimli meraların bulunduğu bölge çok daha fazla koyun ve keçi besleyebilir” dedi.
 
-Potansiyel üstünlükleri iyi değerlendirilirse bölgenin geleceği parlak
 
Tarım alanları açısından sınırlı olan Doğu Anadolu Bölgesinin, küçükbaş hayvancılıkla önemli bir gelir artışı sağlayabileceğini bildiren Çelik, şu bilgileri verdi:
“Doğu Anadolu Bölgesi, zor iklim ve arazi koşullarına sahip, nüfus yoğunluğu düşük, büyük pazarlara uzak, sanayinin gelişmediği bir bölgemiz. Ancak zengin su kaynaklarına ve mera alanlarına sahip, madencilik açısından potansiyel arz eden bir bölge. Gelişmeye müsait. Potansiyel üstünlükleri iyi değerlendirilirse bölgenin geleceği parlak olacak. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin tarım ve hayvancılığa inanmaları, kırsala, tarım ve hayvancılığa, özellikle küçükbaş hayvancılığa verilen destekleri artırmaları bizleri daha da umutlandırıyor. Bu alana destek verilmesi bu ülkenin en önemli sorunlarının da çözüm yollarından biri olacaktır.”
 
-Mera alanları artırılmalı
 
Türkiye’nin tarım ve hayvancılık potansiyeli çok büyük bir ülke olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti:
“Mülteci ve yabancılarla birlikte 88 milyonluk bir ülkenin gıda güvencesini çiftçimiz, yetiştiricimiz sağlıyor. Yakın çevrede tarım ve hayvancılıkta bizimle yarışacak bir ülke de yok. Bu ülkenin hala yeterince kullanılmayan tarlaları, otlakları var. Suya kavuşturulmamış 1,9 milyon hektar alan bulunuyor. Türkiye, verimli tarım alanlarını korumalı, sulama yatırımlarını tamamlamalı, kırsalda nüfusu tutacak kırsal kalkınma projeleri uygulamaya koymalı, tüm tarım arazilerini tarımsal üretim için kullanmalıdır. Hayvancılığın en ucuz yem kaynağı mera ve çayırlardır. Ülkemiz şartlarında meralar olmadan küçükbaş hayvancılık yapmak mümkün değildir. Mevcut mera ve çayırların alanı yetersizdir. Son 70 yılda mera ve çayır alanının yüzde 60’dan fazlası orman ve tarım alanlarına dahil edilmiştir. Bitkisel üretim yapma imkanı olmayan ve alanı 15,8 milyon hektarın üzerindeki diğer tarım arazileri de mera kapsamına alınmalıdır. Çayır ve meralar ıslah edilerek verimleri artırılmalıdır.
21.09.2020
Devamı

Çiftçiye 16,9 Milyar Lira Destek

Hükümet, çiftçilere desteğini sürdürüyor. İlk 8 ayda tarım ve hayvancılığa yaklaşık 16 milyar 900 milyon lira kaynak sağlandı. Bu yıl çiftçilere verilecek desteğin 22 milyar TL'yi bulması bekleniyor.

Hayvancılıktan bitkisel üretime, mazottan gübreye, çiftçilere her alanda destek veriliyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı Ağustos ayı bütçe verilerine göre, çiftçilere 8 ayda toplam 16 milyar 973 milyon lira tarımsal destek sağlandı.

Yaklaşık 2 milyar 900 milyon lira mazot, 840 milyon lira gübre desteği verildi.

Buzağı yetiştiricilerine yapılan ödeme 2 milyar 750 milyon lirayı buldu.

Buğday üreticileri bir milyar 310 milyon lira, küçükbaş hayvan yetiştiricileri 900 milyon lira destek aldı.

Türkşeker'in çiftçiye yaptığı ödemeler 1 milyar 200 milyon lira oldu. Salgın süresince küspe ve pancar avans bedeli ise 400 milyon liraya ulaştı.

Tarımsal desteklere ayrılan bütçe 2020 yılında yüzde 36,7 oranında artırıldı.

Bu yıl çiftçilere yaklaşık 22 milyar lira destek verilmesi planlanıyor. 
20.09.2020
Devamı

Adıyaman Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı İptal Edildi

Adıyaman Medya Trend Fuarcılık tarafından 23-27 Eylül tarihinde yapılacak 5. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı korona virüs nedeniyle iptal edildi.

Adıyaman Fuar Merkezinde yapılması planlanan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarı, Adıyaman Valisi Mahmut Çuhadar ve fuar komisyonunda yer alan Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılıç, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Uslu, Tarım ve Orman Müdürü Nurettin Kıyas'ın görüşleri doğrultusunda artan Covid-19 vakalarından dolayı iptal edildiği açıklandı.

Konu ile ilgili olarak açıklamada bulunan Medya Trend Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gül vatandaşın sağlığının her şeyden önemli olduğuna vurgulayarak, "Büyük bir heyecanla hazırlıklarını tamamladığımız Gıda, Tarım ve Hayvancılık Fuarımızın iptali firmamız inisiyatifi ile Adıyaman halkının ve katılımcı firmalarımızın sağlığı düşünülerek ileri bir tarihe ertelenmiştir.

Halkımızın sağlığı tüm organizasyonlardan önde gelir. Fuarlarımızı vatandaşımız için yapmaktayız, dolayısıyla onları riskli ortamlardan uzak tutmakta başlıca görevlerimizdendir. İleri bir tarihe ertelediğimiz fuarımızı daha sağlıklı bir ortamda yapmak en büyük arzumuzdur. Heyecanımızdan hiçbir şey kaybetmeden fuar çalışmalarımız devam edecektir" diye konuştu.

20.09.2020
Devamı

Gaziantep’te Küçükbaş Hayvan İçin Proje Geliştirildi


Gaziantep’te “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Projesi” hayata geçirildi.

Gaziantep Valiliği koordinasyonunda Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Gaziantep Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve Ziraat Bankası Gaziantep Bölge Müdürlüğü iş birliğinde geçtiğimiz gün imzalanan protokol ile hayata geçirilen proje hayvan yetiştiricilerinden büyük bir ilgi gördü.

Proje ile ilgili bilgi veren Gaziantep Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Osman Türkman, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini yaygınlaştırmak istediklerini ve bu proje ile birlikte Gaziantep’in hayvancılıkta Türkiye'nin lokomotifi olacağına dikkat çekti.

Türkiye'de hayvancılık denildiğinde özellikle büyükbaş hayvancılığın akla geldiğine dikkat çeken Türkman, sektörde küçükbaş hayvancılığın da önemli bir yer tuttuğunu söyledi.

Türkiye'de küçükbaş hayvancılığın her geçen gün gelişmekte olduğunu ifade eden Türkman, koyun ve keçi yetiştiricilerinin özellikle kriz dönemlerinde hayvancılığın sigortası durumunda olduğunu belirtti.

Pandemi döneminde hayvancılığın öneminin daha iyi anlaşıldığına dikkat çeken Türkman, çiftçilerin ve hayvan yetiştiricilerinin kıymetlerinin bilinmesini istedi.

Küçükbaş hayvancılık sektörünün büyüdüğüne dikkat çeken Türkman, “Ülkemizde küçükbaş hayvancılık her geçen gün biraz daha rağbet görüyor. İnsanlar özellikle küçükbaş hayvancılıkta meralarda yararlanma imkânlarını buldukça küçükbaş hayvancılığı daha çok yapmaya çalışıyorlar. Bu anlamda ilimizde her geçen gün hem üye sayımız hem de küçükbaş hayvancılık yapmak isteyen vatandaşlarımızın sayısı çoğalıyor.” dedi.

“Tarım ve hayvancılığa sahip çıkmayan ülkeleri zor günler bekliyor”

Her sektörde olduğu gibi hayvancılık sektöründe de sıkıntıların olduğunu anımsatan Türkman, şunları söyledi:

“Özellikle yem başta olmak üzere girdi maliyetleri yüksek. Fakat tüm bu sıkıntılara rağmen bir şekilde hayvancılığı çoğaltmaya, hayvan sayımızı artırmaya çalışıyoruz. İnsanların günlük yaşamları için gerekli olan gıda tarım ve hayvancılıktan elde ediliyor. Yani tarım ve hayvancılık birbirinden ayrılmaz ikilidir.  İnsanın yaşamı için gıda gerekiyor, gıda ise tarım ve hayvancılıktan elde ediliyor. Bu yüzden hayvancılık insanların yaşamında oldukça önemlidir. Örneğin pandemi sürecinin ilk günlerinde sokağa çıkma yasağı ile insanlar marketlere hücum etti. Çünkü yaşamlarının sürdürebilecek, ihtiyaç duyabilecek gıdaları almak için marketlere hücum ettiler. Oysa kimse galerilere hücum edip araba almadı. Ya da kimse mobilya mağazasına hücum edip evdeki koltuklarını değiştirmek için koşmadı. Kimse mobilya, beyaz eşyaya ve giyim mağazasında koşup gitmedi. Ama herkes marketlere erzakını almak üzere koştu. Gıda araziden, ağıldan geliyor. Gıda, tarım ve hayvancılıktan geliyor. Bu yüzden özellikle hep söylediğimiz bir şey var; önümüzdeki yıllarda tarım ve hayvancılığa ve çiftçisine sahip çıkmayan ülkeleri gerçekten zor günler bekliyor. Eksikliklerimizi var ama buna rağmen tarım ve hayvancılıkta doğru işlerde yapılıyor. Bu pandemi sürecinde tarım ve hayvancılığa,

çiftçiye üreticiye ve köylüye daha çok sahip çıkmamız gerektiğini öğrendik. O yüzden bizim bu insanlara sahip çıkmamız gerekiyor.”

Türkman, Gaziantep Valiliği koordinasyonunda Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Gaziantep Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği ve Ziraat Bankası Gaziantep Bölge Müdürlüğü iş birliğinde geçtiğimiz gün hayata geçirilen “Köyümde Yaşamak İçin Bir Sürü Nedenim Var Projesi” ile ilgili bilgi verdi.

Proje ile amaçlarının küçükbaş hayvancılığı yaymak ve hayvan yetiştiricilerine sahip çıkmak olduğunu belirten Türkman, “Projenin ilk etabı 10 Eylül 2020 tarihinde başladı, 10 Eylül 2021 tarihinde de sona erecektir. Üreticinin İlçe Tarım Müdürlüğüne kayıtlı işletmesi olmalıdır. Bulunduğu ilde ikamet etmelidir.  Kişi faal olarak küçükbaş hayvancılık yapıyor olmalı veya daha önce hayvancılık yapmış olmalıdır. En az 100 adet ve üzeri hayvanlık sürüyü alacak kapasite de ağılı olmalıdır. İşletme şahsın kendi malı veya kiralık da olabilir. Ancak kiralık ise kira sözleşmesi en az 7 yıl olmalıdır. Başvuru için şahıs veya şirket olması fark etmez. Sadece 2 kişi kefil olmalıdır. Kendisinin ve kefillerinin kredi almasına engel bir durumu güncel sorgu da icra, haciz ve herhangi bir banka da borç takibi olmamalıdır. Banka gerek görürse teminat isteyebilir.” diye konuştu.

Sadece dişi koyunun proje kapsamında olduğunu ifade eden Türkman, alınacak koyunların yurt içinde doğmuş, 6-24 aylık dişi, ivesi ırkı veya ivesi ırkı melezi olması, kişinin işletmedeki koyun sayısının en az 100 adete tamamlanması gerektiğini belirterek, keçi alımının ise proje kapsamında olmadığını söyledi.

Proje devam ettiği sürece hayvan sayısının 100’ün altına düşmemesi gerektiğini belirten Türkman, “100 adetin altına düşürülürse hayvanların yerine en az 30 gün içinde aynı vasıflarda yeni hayvan eklenmelidir.” uyarısında bulundu.

Projeden faydalanmak isteyen üreticinin 2 kefili bulamaması durumunda mal varlığını güvence olarak gösterebileceğini belirten Türkman, proje kapsamında alınan hayvanların 7 yıl boyunca sigorta işlemlerinin de yapılacağını bildirdi.

“Hayvan alımları tedarik firmaları üzerinden yapılacak”

İşletmelerin 3’er aylık dönemlerle kontrol edileceğini ve hayvan sayılarını yazılı olarak bildirileceklerini belirten Türkman, “Üreticinin işletmesi var ama tüm hayvanları elden çıkarmış ağılında hiç hayvanı yoksa projeden faydalanabilir. Hayvan alımları tedarik firmaları üzerinden yapılacak, para hayvan tedariki sağlayan firmalara ödenecektir. Ziraat Bankası koyun alım fiyatları için üst limit şu anda bin 750 lira olup fiyatlar dönemler halinde güncellenecektir. Bin 750 lira üzerinde koyun alımı yapılırsa aradaki farkı faydalanıcı ödeyecek.  Proje süresince işletmenin yem ihtiyacı anlaşma yapılan firmalardan alınacaktır. Proje süresince kesimi yapılacak hayvanlar anlaşma yapılan kombinalarda kestirilecektir. Proje süresince elde edilen sütler anlaşma yapılan süt işleme firmalarına satılacaktır.” şeklinde konuştu.

Proje başvurularının ilçe tarım müdürlüklerine yapılacağını belirten Türkman, başvuruların ise 21 Eylül pazartesi gününden itibaren başlayacağını bildirdi.

Alınan başvuruların Ziraat Bankası bölge müdürlüklerine gönderileceğini, uygun görülen başvuru sahiplerine duyuru yapılacağını, üreticinin gerekli evraklar ile ilçesindeki Ziraat Bankası şubesine veya hesabının bulunduğu Ziraat Bankası Şubesine gidip işlemlerini başlatacağını bildirdi.

Türkman, diğer illerde de valilik ile Ziraat Bankası arasında protokol imzalandığı takdirde projenin uygulanacağını ve faydalanmak isteyenlerin başvuru yapabileceğini belirterek, şöyle devam etti:

“Özellikle bugüne kadar kredi kullanamayan, kullanma imkânı olmayan, arazisi olmayıp da ipotek veremeyen, tapusu olmayan yetiştiricilerimiz için bu proje güzel bir projedir. Bizim yaklaşık bin 700 civarında hayvan sayımız, 100’ün altında olan işletmemiz var. Özellikle bu işletmelerimizin öncelikle bu projelerden faydalanmalarını bekliyoruz. Dolayısıyla 100’ün altındaki işletmelerimizdeki hayvan sayılarının ortalamasını aldığımız zaman 51 tane hayvana denk geliyor. Burada yüzde 50 boşluğumuz var. Özellikle bu küçük üreticilerimiz inşallah hayvan sayılarını 100'ün üzerine çıkarır. 100'ün üzerine çıkartmaları ile beraber hem normal desteklemelerini alacaklar hem de 5 bin lira çoban desteğinden faydalanmış olacaklar. Onun dışında devletin vermiş olduğu sürü büyütme desteğinden de faydalanmış olacaklar.”

Türkman, “Her projenin eksik yönleri olduğu gibi bu projenin de muhakkak eksik yönleri vardır. Ama projenin geneline bakmamız lazım. Projenin geneline baktığımızda biraz daha ayakları yere basan ve biraz daha küçük işletmelerin önünü açan bir proje olduğu için inanıyorum ki ilimize, ülkemize ve üreticilerimize faydalı olacaktır.”diye konuştu. 
20.09.2020
Devamı

Marmara’da Yasadışı Trol Avcılığına Geçit Yok

Su ürünleri kaynaklarını korumak ve sürdürebilir su ürünleri avcılığını sağlamak üzere İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi’nde geniş çaplı denetim yapıldı.

İstanbul Tarım ve Orman Müdürlüğü, Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü koordinasyonunda yapılan denetimler 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında ve Kanun'un 33. maddesinde yetkilendirilmiş kamu kurum ve kuruluşları ile müşterek gerçekleştirildi.

Yenikapı Limanı ve çevresi ile İstanbul Boğazı ve Marmara Denizi'nde yasadışı trol avcılığını önlemeye yönelik denetimlere İstanbul İl Tarım Müdürlüğünün yanısıra yetkili kurumlardan 4’ü dalgıç olmak üzere 56 personel katıldı.

 6 bot, 2 vinç ve 1 kamyonun da kullanıldığı geniş kapsamlı denetimlerde 14 adet büyük boy trol kapısına, 1.000 metre misina ağına ve 20 takım trol ağına el konuldu. El konulan istihsal vasıtaları ise mülkiyeti kamuya geçirilmek üzere yeddi emin limanına teslim edildi.
19.09.2020
Devamı

Hazine Arazisi Kiralama Nasıl Yapılır ve Şartları Nelerdir?

Hazine arazisi kiralamak isteyenler için Resmi Gazete tebliği yayımlandı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırladığı Milli Emlak Tebliğinde kritik değişiklikler yapıldı. Hazine arazisi kiralamak için çiftçi olmak ve o köy ya da beldede 3 yıldır oturuyor olmak koşulu kaldırıldı. Bunun yerine o köy ya da mahallede kayıtlı olan, oturan ya da oraya kayıtlı olmasa da 3 yıldır oturan, oturmasa da kayıtlı olan topraksız veya yeterli toprağı olmayanlara kiraya verilebilir hale getirildi. Daha önce 5 yıl olan ve bağ, bahçeler için 10 yıla kadar uzatılabilen kiralama süresi, yeni tebliğde 10 yıl olarak belirlendi ve bu sürenin sonunda tüm ekip biçmeler için 10 yıl daha uzatma hakkı verildi. Böylece isteyen tek yıllık bitki ekecek, bahçe yapacak, isteyen çok yıllık bağ, badem, ceviz dikebilecek.

HAZİNE ARAZİSİ KİRALAMA BAŞVURU ŞARTLARI NELER? 

Köy nüfusuna kayıtlı olmayan, köyde ikamet etmeyenler yani dışarıdan kişiler de hazine arazilerini veya devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerleri ekip biçme amaçlı kiralayabilecek. Ancak bu, köye kayıtlı kişilerin talep etmemeleri durumunda mümkün olacak. Bir başka ifadeyle topraksız veya yeterli toprağı olmayan çiftçilere kiraya verilecek yerler ilan edilecek. Yeterli başvuru olmadığında bu taşınmazlar, gerçek veya tüzel kişilere kiraya verilebilecek.

EN FAZLA 60 DÖNÜM 

Bir kişinin kiralayabileceği hazine arazi miktarı 60 dönümü geçemeyecek. Yüzölçümü 60 dönümden fazla olan taşınmazlar, krokisinde ulaşım yolu da gösterilerek, 60 dönümlük bölümler halinde kiraya verilecek. Topraksız veya yeterli toprağı olmayan çiftçiler bu tebliğ kapsamında sadece bir kez hak sahibi olabilecek. Daha önce kiralanacak arazinin büyüklüğü sulu ve kuru tarım yapılabilirliğine göre her il için ayrı ayrı belirleniyordu. Yeni düzenlemede tüm iller için bu miktar 60 dönümle sınırlandırılmış oldu.

 

Kiraya verilecek yerler, Milli Emlak İl Müdürlükleri’nce belirlenecek ve nihai onay Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca verilecek. Bakanlığın onay verdiği taşınmazlar, Milli Emlak İl Müdürlükleri’nin internet sayfasında ve hükümet konaklarında 20 gün süreyle ilan edilecek. Tarım idaresince bu ilanlar çiftçilere, ilgili muhtarlıklara ve ziraat odalarına da duyurulacak.

PUANA GÖRE SIRALAMA 

İlana çıkılan araziyi kimin kiralanacağı kararı, başvuru sahiplerinin puanlarına göre belirlenecek. Köyde oturan ve o köye kayıtlı olanlar 20 puan, köyde kayıtlı olmayıp 3 yıldır oturanlar 10 puan, köy nüfusuna kayıtlı olanlar 5 puan alacak. Toprağı olmayanlar 60 puan, 10 dönümden az toprağı olanlar 40 puan, 30-40 dönüm arası toprağı olanlar 10 puan, evli ve 3’ten fazla reşit olmayan çocuğu olanlar 20 puan, 2’ye kadar çocuğu olanlar 15 puan alacak. Ayrıca ziraat teknikeri, teknisyeni, mühendisi, 20-40 yaş aralığında genç ya da kadın çiftçi olmak, iyi tarım, organik tarım yapacak olmak da puan üstünlüğü sağlayacak. Tüm değerlendirmelerin sonunda aynı puanı toplayan birden fazla kişi olursa kura çekilecek.

KİRALAMADA PAZARLIK

Arazinin kiralaması pazarlık usulüne göre yapılacak ancak ilk yıl tahmini kira bedeli, taşınmazın rayiç bedelinin yüzde 1.5’i olarak belirlenecek. Yani 100 bin liralık bir tarlanın yıllık kirası 1.500 lira civarında olabilecek. Sonraki yıllarda kira bedeli TÜİK’in yayımladığı Tarım ÜFE (Tarım Ürünleri Üretici Fiyatları Endeksi) oranında artırılacak. Sözleşmenin başlama ve bitiş tarihleri, ekim ve hasat dönemleri dikkate alınarak belirlenecek. İlk yıl kira bedeli peşin olarak veya faiz uygulanmaksızın dörtte biri peşin, kalanı üçer aylık dönemler hâlinde üç eşit taksitle alınacak. Sonraki yıllarda ise kira, peşin veya üçer aylık dönemler hâlinde dört eşit taksitte ödenebilecek. Kiracılar, arazileri başkalarına kiraya veremeyecek.

19.09.2020
Devamı

Silaj Makinesine Kolunu Kaptıran Çiftçi Ağır Yaralandı

Muğla'nın Milas ilçesinde kolunu silaj makinesine kaptırması nedeniyle yaralanan çiftçi, hastaneye kaldırıldı.

Pinar Mahallesi'nde mısır hasat eden Ali Faik Yakar, kolunu traktörün arkasına bağladığı silaj makinesine kaptırdı.

Dirsek altından kolu kopan Yakar, 112 Acil Servis ekiplerince Milas Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralı, buradaki müdahalenin ardından Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi.

Milas Ziraat Odası Başkanı İsmail Atıcı, çiftçinin yaralanmasından üzüntü duyduğunu belirterek, makineli hasat yapan üreticilerin dikkatli olmasını istedi.

19.09.2020
Devamı

Küçükbaş Hayvancılığı Nedir, En Çok Hangi Bölgede Yapılır?

Küçükbaş hayvancılık keçi yetiştiriciliği, koyun yetiştiriciliği olarak bilinmektedir. Ülkemizde oldukça fazla yapılan küçükbaş hayvancılık ekonomiye de büyük katkı sağlamaktadır. Ülkemizin hemen her köşesinde küçükbaş hayvancılık yapılır. Küçükbaş hayvancılıkta, hayvanların etinden sütünden bir kürkünden yararlanır.
Küçükbaş hayvancılık genellikle keçicilik ve koyunculuk olarak adlandırılan Türkiye'de genellikle Orta Anadolu Bölgesi'nde, kurak iklim sebebiyle yetiştirilen hayvan türleri küçükbaş hayvanlar arasında yer almaktadır. Küçükbaş hayvancılık; koyun keçi ve kürk hayvanlarını kapsayan bir hayvancılık çeşididir. Ülkemizin her köşesinde küçükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Ülkemizde koyun ırkları birbirinden farklılık gösterir. Orta Anadolu ile birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde de küçükbaş hayvancılık türlerini farklılıklar görülmektedir. Keçi cinsinden olan hayvanlar ise özellikle tiftik ve Ankara kedisi olarak bilinen Türkiye'nin dağlık bölgelerinde daha çok yetiştirmekte olan keçilerdir. Ülkemizin az bir bölümünde ise süt keçileri bulunur

Otlakların az olmasından dolayı küçükbaş hayvancılık daha çok Orta Anadolu'da ve Akdeniz Kuzey bölgelerinde küçükbaş hayvancılık görülür. En çok orta Anadolu, Akdeniz’in Kuzey kesimleri en yoğun küçükbaş hayvancılık yapılan bölgeler arasında yer alır. Otlakların az olmasından dolayı küçükbaş hayvancılık bu bölgelerde yapılmaktadır. Ülkemizi onlarca farklı türde küçükbaş hayvan bulunmaktadır.

İl İl Koyun Sayısı

Van 1733665 koyun
Şanlıurfa 1361371 koyun
Ağrı 1385709 koyun
Muş 770944 koyun
Ankara 770.948 koyun

İl İl Keçi Sayısı
Keçi yetiştiriciliğinde;
Mersin başı çekerek 660 325 keçi ile 1. Sırada yer alırken,
Antalya 512 621 keçi
Adana 248 1758 keçi
Mersin 345499 keçi
Siirt 310014 keçi
Ülke İçinde toplam 1532000 Merinos koyununun 345.000 kadarı Ankara'da bulunmaktadır. Ankara'yı 341796 merinos koyunuyla Eskişehir takip eder. Keçi sayısında ise tiftik keçisi ile Ankara 1. Sırada yer alırken, Ankara'yı ise Siirt, Karaman ve Eskişehir takip eder.
 
19.09.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in acı günü

Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Fatih Metin'in dün vefat eden babası İsmail Metin'in cenazesi memleketi Bolu'da toprağa verildi.
Bir süredir Ankara'da hastanede tedavi gören İsmail Metin (71) dün hayatını kaybetti. 
Cenaze aracı ile Bolu'daki evine getirilen Metin için Sağlık Mahallesi Saygılı Camisi'nde düzenlenen törende, oğlu Fatih Metin taziyeleri kabul etti. 
Törene, Metin ailesinin akraba ve yakınlarıyla AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mustafa Aksu, AK Parti Bolu Milletvekili Fehmi Küpçü, bazı AK Parti milletvekilleri, Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan, AK Parti Bolu İl Başkanı Nurettin Doğanay, Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratları katıldı. 
İsmail Metin'in cenazesi, kılınan namazın ardından Sağlık Mahallesi'nde bulunan Şehitler Mezarlığı'na defnedildi
19.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Deneyimimizi Dünyaya Aktarıyoruz

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye’nin çölleşme ve erozyonla mücadele deneyimini dünyaya aktardığını vurgulayarak bu kapsamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim verildiğini söyledi.
Çölleşme ile mücadele ve erozyon kontrolü ile ilgili sahip olduğumuz deneyimlerin her yıl "Uluslararası Çölleşmeyle Mücadele Eğitimleri" ile Afrika, Orta Asya, Kafkas, Orta Doğu ve Balkan ülkeleri ile paylaşıldığının altını çizen Bakan Pakdemirli “Geçen yıla kadar toplamda 89 ülkeden 839 uzmana eğitim verdik” diye konuştu.
108 ÜLKEDEN 953 UZMANA EĞİTİM VERİLDİ
Bu eğitimleri kendilerine görev edindiklerini belirten Bakan Pakdemirli “Tüm dünyayı etkileyen COVID-19 salgını da, bu eğitimleri gerçekleştirmemize engel teşkil etmedi. 17 Haziran 2020 Dünya Çölleşme ve Kuraklık Günü kapsamında gerçekleştirdiğimiz online eğitim ile birlikte toplamda 108 ülkeden 953 uzmana eğitim vermiş olduk” değerlendirmesinde bulundu.
EROZYONLA KAYBOLAN TOPRAK MİKTARINI 154 MİLYON TONA DÜŞÜRDÜK
Ülkemizin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan ülkeler arasında yer aldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Son 18 yılda 5,4 milyon hektar alanda 4 milyar 633 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Yaptığımız erozyonla mücadele çalışmaları kapsamında 1970’lerde 500 milyon tonluk erozyonla kaybolan toprak miktarını günümüzde 140 milyon tona düşürdük. Hedefimiz, 2023’te bu rakamı 130 milyon tona indirmek” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, ülkemizin ağaçlandırma ve erozyonla mücadele kapsamındaki edinmiş olduğu tecrübeyi, önümüzdeki yıllarda da söz konusu eğitimlerle dünyadaki başka ülkelerin uzmanlarına aktarmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.​
 
18.09.2020
Devamı

Chp’li Vekillerden İş Bırakan tarım İşçilerine Destek

Çukurova’da ücret zammı taleplerinin karşılanmaması nedeniyle günlerdir iş bırakma eylemi yapan tarım işçilerine, Chp Adana milletvekilleri Ayhan Barut ve Orhan Sümer’den destek geldi.

Barut ve Sümer, “İnsanca bir yaşam isteyen tarım işçilerimiz ücret zammı konusunda çözüm bekliyor. İşçilerimizin mağdur edilmemesini istiyoruz” dedi.
Adana’nın Yüreğir ilçesindeki Doğankent Mahallesi’nde dün sabaha karşı tarım işçileriyle bir araya gelen Barut ve Sümer, işçilerin sorun ve taleplerini dinledi. Ziyarete Çukurova Aracılar ve Elçiler Derneği Başkanı Fevzi Ete de katıldı. Ete, “110 liranın altındaki bir teklifi kabul etmiyoruz. Talebimiz karşılanmadan işbaşı yapmayacağız” diye konuştu.

Çukurova Bölgesi’ndeki tarım işçisi dernekleriyle Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) arasında yapılan işçi yevmiyelerine ilişkin görüşmeler olumsuz sonuçlanmıştı. İşçi temsilcileri bu yıl için gündelik ücretin 116 lira olmasını talep ederken, AKİB yönetimi 101 lira dayatmasında bulunmuştu. Bunun üzerine tarım işçileri pazartesi günü itibariyle ‘işe çıkmama kararı’ almış; Mersin, Hatay ve Adana’da çok sayıda işçi tarla ve bahçelere gitmemişti. Öte yandan işçilere iş bırakma çağrısı yapan üç dernek temsilcisi gözaltına alınmıştı.
18.09.2020
Devamı

TSÜAB Başkanı Dr. Ahmet YILMAZ: Çuvala Konulan Her Ürün Sertifikalı Tohumluk Değildir

Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Yılmaz yapmış olduğu açıklamada tohumluk vasfı taşımayan ürünlerin çuvallanarak yasa dışı yollarla çiftçilere pazarlandığını belirtti. Sertifikalı tohumun çiftçinin verim ve kalite güvencesi olduğunu vurgulayan Yılmaz şu ifadeleri kullandı:
“Tohumda sertifika; devletin kontrol ve denetiminin varlığını gösterdiği için çiftçinin ve tüketicinin en büyük kalite ve verim güvencesidir. Devletin kontrol ve denetimi nedeniyle sertifikalı tohum, aynı zamanda gıda güvenilirliği açısından da bir güvencedir.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından denetlenmemiş, hiçbir kontrolden geçmemiş ve tohumluk vasfı taşımayan ürünler, çiftçilerimize tohum adı altında satılıyor. Elenen mahsulün çoğu zaman koruyucu özelliği bile olmayan boyalara bulanmasıyla elde edilen bu ürünler çuvallanarak çiftçilere pazarlanıyor.
Sonuçta ise çimlenme garantisi olmayan, içerisinde başta yabancı ot tohumları olmak üzere farklı tür ve çeşidin tohumları bulunan, doğru ilaçlarla ilaçlanmadığı için hastalık ve zararlılara karşı dayanıksız, tohum denmeyecek özellikteki bu sözde tohumlar ekilmektedir. Sonuçta da üretici hem verim ve hem de özellikle kalite yönünden büyük mağduriyetler yaşamakta bunun sonucunda da ülke ekonomisi zarara uğramaktadır. 
Mağdur olan çiftçi, yaşadığı sorunlarla ilgili hiçbir muhatap bulamıyor ve ne yazık ki bütün bir sezon harcanan zaman, alın teri ve para da heba oluyor. İşte tam burada atalarımızın bir sözü geliyor aklımıza; “Biçtiğini beğenmiyorsan ektiğine bakacaksın”.
Sertifika, tohumun garanti belgesidir. Çiftçilerimiz, aynı zamanda ileride doğacak tohum kaynaklı bir mağduriyette ancak sertifika ve fatura ile hakkını arayabilmektedir.
Çiftçilerimiz ekim zamanında yani üretim için ilk adımı attığında dikkatli olmalı, ne ektiğini bilmelidir.  Sertifikalı tohum kullanan çiftçiler ne ektiğini de ne biçeceğini de bilir. Sertifikalı tohum ile %20-25 verim artışı sağlanır. Hasat edilen verimli ve kalitesi yüksek ürünler ise hem üreticinin yüzünü güldürür hem de ülke ekonomisine katkı sağlar.
Kaçak / Yasa dışı Faaliyetler Denetlenmeli
Sertifikalı tohum üretebilmek için Bakanlıktan mutlaka yetki belgesi alınmalıdır. Bakanlığımızdan aldığı yetki ile tohumculuğa yatırım yaparak sertifikalı üretimi yapan Tohum Sanayicisi ve Üreticilerimizin denetimi ve piyasadaki her türlü denetim 5553 sayılı Tohumculuk Kanunu ile Tarım ve Orman Bakanlığına verilmiştir. Bakanlık tarafından yapılması gereken bu piyasa denetimleri maalesef yeterince ve etkili bir şekilde yapılamamaktadır. Bunun sonucunda da tohumculukla hiç alakası olmadan merdiven altı yasa dışı / kaçak tohum üretimi yapılmakta, hatta kamuya hizmet düşüncesi ile devletin koyduğu yasayı çiğneyen bazı şahıslar, Belediye ve Ziraat Odaları vasıtasıyla yasa dışı / kaçak tohum üretilmektedir. Bunun sonucunda da aldığı yetkiyi dürüstçe kullanarak üretim yapan Tohumcu, haksız rekabetle karşı karşıya kalmakta, Ülkemiz ise kayıt dışı ekonomi nedeniyle vergiden ve hedeflediği rekolteye ulaşmaktan geri kalmaktadır.
Tekrar vurgulamak gerekirse bu yasa dışı / kaçak tohum faaliyetinde haksız kazanç ve haksız rekabet söz konusudur. Haksız ticarete konu olan ve “tohum” diye satılan bu yasa dışı / kaçak ürünler, sertifikalı tohumun satışını olumsuz etkilemektedir. Yasal olarak tohum üreten birçok firma uzun vadede bu haksız rekabete direnemeyecek hale gelecektir. Ayrıca vergilendirilemeyen kaçak satışlar ekonomimize büyük ölçüde zarar vermektedir.
Çiftçiyi Sertifikalı Tohuma Yönlendirmeliyiz
Son yıllarda hızla artan tohum üretim maliyetlerine paralel olarak artış göstermeyen sertifikalı tohum kullanım destekleri, ödeme tarihlerinin gecikmesi ve hatta belirsizliği sertifikalı tohuma olan talebi düşürerek çiftçileri kaçak tohuma yöneltmektedir. Tohumculuk destekleri diğer tarımsal desteklerden ayrı değerlendirilmeli ve özellikle Tohumculuk Kanuna dayandırılarak düzenlenmelidir.”
 
Belediyelerimize ve Ziraat Odalarımıza da çağrı yapan Dr. Ahmet YILMAZ; “Eleme tesisi kurarak üründen elediklerini tohum diye çiftçilerimize satmak yerine, Tohumculuk Kanununun gereği olarak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş tohum üreticisi üyelerimizin ürettiği sertifikalı tohumları çiftçilerimizle buluşturmaları daha doğru olacaktır. Böylece kanuna aykırı bir işlem yapmadıkları gibi ülke ekonomisine de olumlu katkı sağlamış olacaklardır.” dedi ve eleme faaliyeti yerine sertifikalı tohum dağıtımı yapan Belediyelerimize ve Ziraat Odalarımıza da teşekkürlerini sundu.
Eğer bu konularda ivedilikle çözüm üretilmezse Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli’nin de 2023 hedefi olarak açıkladığı 1,5 milyon ton sertifikalı tohum üretimi hedefini yakalamamız mümkün olmayacaktır.”
 
“Bu Etiketleri Görmeden Tohum Almayın” “Kırmızı etiket ve mavi etiket görselleri”
Sertifikalı tohum paketlerinin üstünde mutlaka Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) veya Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü (TTSM) tarafından verilmiş olan “Sertifikalı Tohumluk Etiketi” bulunmaktadır.
18.09.2020
Devamı

Sincan Belediyesi’nden Tarım İşçilerine Yardım

Sincan Belediyesi Polatlı’da yaşanan kum fırtınasının ardından mağdur olan mevsimlik tarım işçilerine yardım elini uzattı. Sincan Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri, 90 adet gıda kolisini bölgeye ulaştırdı. Mağdur olan ailelere 200 adet terlik dağıtıldı. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan ve AK Parti Polatlı İlçe Başkanı Aysel Demir, tarım işçilerini ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Fırtına mağduru çocuklar da unutulmadı. Başkan Ercan'ın yakından ilgilendiği çocuklara uzaktan kumandalı araba, top, bebek gibi oyuncaklar hediye edildi.
 
18.09.2020
Devamı

Türkşeker’den Çiftçi Lokallerine Modern Görünüm

Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (Türkşeker) yeni iletişim stratejileri çerçevesinde çiftçi lokallerini modern bir görünüme kavuşturdu. Çiftçi karşılama alanları olarak da kullanılacak olan lokaller de çiftçiler çay ve çorba hizmetlerinden ücretsiz bir şekilde faydalanacak.
Türkşeker'den yapılan yazılı açıklamaya göre; büyüklükleri fabrika kapasitelerine göre belirlenen çiftçi lokallerinin çevre ve iç mekânları yeniden düzenlendi. Yeni kampanya döneminde modern görünümüyle hizmete giren lokaller de çiftçilerin yararlanabilmesi için mescit ve duş alanları oluşturuldu.

Çiftçi lokalleri, Türkşeker ile çiftçiler arasındaki iletişim ağının güçlendirilmesi ve fabrika çalışanları ile çiftçiler arasında daha iyi bir iletişim ortamının kurulmasını sağladı. Bu sayede Türkşeker, çiftçilerin daha rahat diyalog kuracağı bir ortamı onların kullanımına sunmuş oldu. Çiftçi lokalleri sayesinde fabrika alanları içerisinde daha sosyal bir ortama kavuşan çiftçiler, fabrikaların açılışlarında lokallerden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Türkşeker'in çiftçilerin kullanımına sunduğu lokaller, sivil toplum kuruluşları tarafından takdirle karşılandı. Ankara Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Cengizhan Yorulmaz, çiftçilere kampanya döneminde tüketmeleri için bedava ayran taahhüdünde bulundu. Ankara Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanı Muhittin Bıyıkoğlu ise Ankara Şeker Fabrikası Lokali'ni çok beğendiğini ifade ederek lokalde kullanılmak üzere bir televizyon hediye etti.
17.09.2020
Devamı

Süt Üreticilerinden İsyan: Oynatmaya Az Kaldı

Antalya’da üretilen sütün girdilerine zam yapılmasına rağmen ham süte zam gelmiyor. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Simav, süte bir yıldır zam gelmediğini söyleyerek “Oynatmaya az kaldı” dedi
Süt üretiminde sektör girdilerine her geçen gün zam geliyor. Geçtiğimiz ay samana yüzde 80 oranında zam gelmesine rağmen üreticiden alınan süt aynı seyirde ilerliyor. Antalya Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi ve 4. Meslek Grubu Üyesi Hüseyin Simav süte bir yıldır zam gelmediğini söyledi. 50 kilogram yemin 75 lirayken sütün 2 lira 30 kuruş olduğunu söyleyen Simav, şu anda 50 kilogram yemin 110 lira olduğunu sütün ise hala 2 lira 30 kuruş olduğunu söyledi. Üreticinin üretimden uzaklaştığını anlatan Simav böyle giderse süt kıtlığı yaşayacağımızı anlattı.
Ulusal Süt Konseyi adında bir çatı altında toplanmak için bir konsey kurduklarını belirten Hüseyin Simav, “Gemiyi batmaktan kurtarmak için çok büyük hayallerle kurduk. Biz de kurucusu olduk. Maalesef konseyden ses çıkmıyor. Bütün sivil toplum örgütleri, ‘Süt üretimi duracak, süt veren inekler kesime gidiyor. Konsey bu konu hakkında uyumamalı, uyanmalı’ diye herkes söylüyor. Ama maalesef konsey kulaklarını tıkadı. Konsey de Tarım Bakanlığı’nın güdümünde. Yani Tarım Bakanlığı ne derse o oluyor. Bakanlık da büyük ihtimalle süte zam gelmesini istemiyor. Süte zam gelirse ürüne zam gelir diye düşünüyorlar. Ürüne zaten defalarca zam geldi. Yeme de samana da yoncaya da zam geldi. Geçen sene 20 kuruş olan mısır silajı bu sene 50 kuruş. Bütün girdilerimiz arttı. Yüzde yüz zam olan girdilerimiz var. Ama sütümüze 1 yıldır zam gelmiyor” diyerek açıklama yaptı.
Konseyin sanayici lehine çalıştığını anlatan Simav, 9 bölümü olduğunu söyleyerek bunların üçünün üretici örgütleri ayağından, üçünün sanayici ayağından, üçünün de Tarım Bakanlığı ayağından olduğunu ekledi. “Tarım Bakanlığı’nın kararları ne tarafa ağır basıyorsa tarafın dediği oluyor” diyen Simav, “Şu anda sanayici ürününe zam yaptı. Ama üreticiden sütü alırken ki fiyata zam olmadı. Ortada günah keçisi olan biz olduk. ‘Ürün fiyatını arttırmak isterseniz ette olduğu gibi ithal ederim’ korkusunu üreticiye dikte edip bastırmaktan başka yaptıkları bir şey yok. Üreticinin canına yetti. Son direnişlerini sergiliyor” dedi.
Küçük üreticinin özellikle çok zor durumda olduğunu anlatan Simav durumu “Oynatmaya az kaldı” diyerek özetledi. Antalya’da Korkuteli, Döşemealtı, Manavgat, Elmalı, Serik gibi bölgelerde süt üretiminin yapıldığını söyleyen Simav, “Antalya örtü altı üretiminde başarılı olduğu kadar sütte de başarılı. Yani süt üretimi de çok yüksek. Köylerde biraz genç varsa hayvancılık sayesinde duruyorlar. Yoksa onlar da şehre inecek. Hayvancılık bitme noktasına geldi. Tarım Bakanlığı süte bir an önce çözüm üretmezse süt veren hayvanlar kesime gidecek” diyerek bunun ileride et açığı yaratacağını ve ithale dönüleceğini ekledi.
17.09.2020
Devamı

Bakan Bekir Pakdemirli: Diyarbakır’ın Çılgın Projesinde Önemli Bir Eşik Aşıldı

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünün inşasını sürdürdüğü ve Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak bilinen Silvan Barajı’nda önemli bir eşiğin aşıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin ikinci büyük sulama barajının gövde dolgusunun tamamlandığını söyledi.
Silvan Barajı'nın hizmete alınmasıyla Güneydoğu Anadolu Projesinin (GAP) bölge genelindeki sulama hedeflerine ulaşılması adına önemli bir adım atılacağını ifade eden Bakan Pakdemirli “175,5 metre yüksekliği, 8,7 milyon m³ hacimli gövdesi ile Silvan Barajı ülkemizin ve Avrupa’nın ön yüzü beton kaplı baraj tipinde en yüksek barajı olacak” diye konuştu.
Önemli Eşik Aşıldı
Barajda önemli bir eşiğin geride bırakıldığını ve gövde dolgusunun tamamlandığını vurgulayan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“Silvan Barajı, GAP’ın en önemli projelerinden olan Silvan Projesi’nin en büyük ve en önemli bileşenidir Baraj oluşturacağı 7,3 milyar m³ rezervuar hacmi ile GAP’ın Atatürk Barajı’ndan sonra ikinci büyük barajı olacak. 4 aşamalı olan Silvan Projesi kapsamında her aşamada Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artarken, Silvan Hidroelektrik Santralinde üretilen elektrik enerjisi azalacak. Böylece zaman içerisinde enerji üretimi 681 milyon kilovatsaatten 88,41 milyon kilovatsaate inerken sulamaya verilen su 1,791 milyon m³’e çıkacak”
Ekonomiye Yılda 1,91 Milyar TL Katkı Sağlayacak
Projenin tamamen hizmete alınması ile 1.689.920 dekarı cazibeli, 661.310 dekarı pompaj olmak üzere toplamda 2.350.580 dekar alanın suyla buluşacağını söyleyen Bakan Pakdemirli “Böylece yaklaşık 305 bin kişiye iş imkânı, yılda 1,91 Milyar TL ekonomiye katkı sağlanacak” ifadelerini kullandı.
Hedef Barajı 2021 Başlarında Su Tutmaya Hazır Hale Getirmek
Silvan Projesinin toplam maliyeti 2020 yılı fiyatları ile 13,25 milyar lira olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Önemli bir eşiği aşarak gövde dolgusunu tamamladığımız bu devasa barajın 2020 yılı sonu itibarıyla ön yüz beton imalatlarını bitirmeyi, 2021 başlarında ise barajı su tutmaya hazır hale getirmeyi hedefliyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.
17.09.2020
Devamı

Nihat Çelik: Cari Açığın İlacı Küçükbaş Hayvancılıkta

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, doların 7,5 liraya yükseldiği, döviz geliri elde etmenin ekonomi açısından en önemli unsurlardan biri haline geldiği bu ortamda, cari açığın kapatılması açısından ihracatın ayrı bir anlam kazandığını bildirerek, “cari açığın ilacı küçükbaş hayvancılıkta. Dünyada koyun keçide 10 milyar doların üzerinde canlı hayvan ve et ihracatı yapılıyor. Talebin gittikçe arttığı bu alanda, milyarlarca dolarlık bir potansiyelimiz olduğu gözden kaçırılmamalıdır” dedi.
Çelik, “eğer Avustralya 3 milyar dolara, Yeni Zelanda 2,7 milyar dolara yakın ihracat yapıyorsa, ithalat pazarlarının tam ortasında yer alan Türkiye’nin ihracatı çok uzun olmayan bir zamanda bu rakamlara ulaşabilir” görüşünü paylaştı.
Nihat Çelik, yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) 2018 verilerine göre, Avustralya’nın 2 milyar 667 milyon dolar koyun, 136 milyon dolar keçi eti ihracatıyla ilk sırada yer aldığını, bu ülkeyi koyun etinde 2 milyar 633 milyon dolarla Yeni Zelanda’nın izlediğini, Yeni Zelanda’nın 7 milyon doların üzerinde de keçi eti ihraç ettiğini bildirdi. Çelik, Avustralya’nın koyun keçi eti ihracatının yanı sıra 118 milyon dolarlık canlı koyun, 6 milyon dolarlık canlı keçi ihracatı gerçekleştirdiğini belirtti.
 
Hollanda ve İngiltere ithal ettiği eti yeniden ihraç ediyor
Koyun eti ihracatında 487 milyon dolarla İngiltere’nin üçüncü, 359 milyon dolarla İrlanda’nın dördüncü sırayı aldığı, 5. olan Hollanda’nın bu başarıyı 1 milyon baştan daha az koyun varlığıyla, ithal ettiği ürünü ihraç ederek gerçekleştirdiği bilgisini veren Çelik, “Hollanda 347 milyon dolarlık koyun eti ihracatını gerçekleştirmek için 413 milyon dolarlık ithalat yapıyor. İngiltere de bundan farklı değil. 487 milyon dolarlık koyun eti ihracatı için 483 milyon dolarlık ithalat yapıyor. Yeni Zelanda, 2 milyar 633 milyon dolarlık canlı koyun ve koyun eti ihracatını 27,3 milyon koyun varlığıyla gerçekleştiriyor. Bizim ise son rakamlara göre 42,7 milyon başa ulaşan koyun,12,35 milyon keçi varlığımıza rağmen ihracatımız neredeyse yok denecek kadar az düzeyde kalıyor. 4 milyon dolarlık ihracatımız, 62,5 milyon dolarlık ithalatımız var. İhracata odaklı üretime geçmemiz gerekiyor” dedi.
 
Türkiye çok daha avantajlı bir bölgede
Türkiye’nin ithalat pazarlarına çok uzak olan Avustralya ve Yeni Zelanda’ya nazaran ihracatta çok daha avantajlı bir bölgede yer aldığını belirten Çelik, şunları kaydetti:
“Uçakla 3 saatlik uçuş mesafesinde yer alan ülkelerden Fransa 570, İngiltere 483, Almanya 477, Hollanda 413,  Birleşik Arap Emirlikleri 291, Katar 221, İran 215, Suudi Arabistan 177, Ürdün 142, Kuveyt 82, Bahreyn 56, Umman 48 milyon dolarlık koyun eti ithalatı yapıyorlar. Hatta 1 milyar 308 milyon dolarla en büyük koyun eti ithalatçısı olan Çin ve 933 milyon dolar ikinci büyük ithalatçı olan ABD bile çoğu noktasında Türkiye’ye daha yakın. İş bununla da sınırlı kalmıyor. Suudi Arabistan 518, Libya 190, Katar 141, Kuveyt 113 milyon dolarlık canlı koyun, Umman 110, Suudi Arabistan 67 milyon dolarlık canlı keçi ithalatı yapıyor. Üstelik Ortadoğu’da, Afrika’da, Asya’da koyun keçi eti ithalatı ve koyun keçi eti ithalatı yapan ülkelerin çoğu Müslüman. Bizim bu pazarlara girmemiz dini açıdan da daha kolay.
 
10 milyar dolarlık pazar var
2018 yılında çok sayıda ülke 7 milyar 694 milyon dolarlık koyun eti, 335 milyon dolarlık keçi eti, 1 milyar 696 milyon dolarlık canlı koyun, 319 milyon dolarlık canlı keçi olmak üzere 10 milyar 44 milyon dolarlık ithalat yaptı. Biz, bu pazardan neden en az yüzde 10 pay almayalım? Dünyanın diğer ucundaki Yeni Zelanda Ortadoğu ülkelerine ihracat yaparken, biz neden yapamıyoruz diye kendimize soralım.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin hayvancılığa gereken önem ve desteği verdiklerini, hayvan varlığında son yıllarda görülen hızlı artışın da bunu göz önüne koyduğunu belirten Çelik, Türkiye’nin kırmızı et sorununun çözümünün de hem kırmızı etteki ithalata ebediyen son vererek hem de büyük miktarlarda ihracat rakamlarına ulaşarak cari açığı belli bir oranda kapatmasının da yolunun küçükbaş hayvancılıktan geçtiğine dikkati çekti.
 
Ne yapılmalı?
Küçükbaş hayvancılıkta 90 milyon başa ulaşma hedefleri olduğunu bildiren Çelik, şunları kaydetti:
“Sadece sayıyı artırmamız yetmez. Verimliliği de artırmak zorundayız. Bir hayvandan daha fazla et, süt, kuzu, oğlak almalıyız. En kısa sürede hayvan ağırlığında optimal ağırlığa ulaşmak zorundayız. Bitkisel üretim yapma imkanı olmayan ve alanı 15,8 milyon hektarın üzerindeki diğer tarım arazilerini de mera kapsamına almak, çayır ve meraları ıslah ederek verimlerini artırmak zorundayız. Sulama yatırımlarını tamamlamak zorundayız. Sulanan alanların bir kısmını yem bitkileri üretiminde kullanmak zorundayız. Yem maliyetlerini aşağı çekmek zorundayız. Kısaca, üretim artışı ve ihracat için destekler artırılarak sürdürülmeli, ihracata yönelik özel destekler verilmeli, çoban sorunu çözülmeli, mera alanları artırılmalı ve ıslah edilmeli, maliyetler aşağı çekilmelidir.”
16.09.2020
Devamı

Tarım Özelliğini Kaybetmiş Alanların Kazanılması Projesi Meyvelerini Veriyor

Tarım vasfını kaybetmeye yüz tutmuş alanların tekrar tarıma kazandırılması amacıyla uygulamaya konulan Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım Projesinin (SAY) meyvelerini vermeye başladığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Belirlenen pilot alanlarda uyguladığımız proje sayesinde alandan alınan verim yaklaşık yüzde 26 arttı” diye konuştu.
Çiftçilere Etkin Sulama Sistemi Uygulaması Gösteriliyor
Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen projenin amacının arazi bozulumu, iklim değişikliği, biyolojik çeşitliliğin korunması, tarım ve orman alanlarının verimli kullanımı ve dolayısıyla yönetiminin sürdürülebilirliği olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:
“2018 yılında başlattığımız ve pilot çalışma sahası olarak Konya Kapalı Havzasını seçtiğimiz proje kapsamında 11 adet elma bahçesi ile 15 adet şeker pancarı ve 13 adet mısır tarlası kuruldu. Kurulan bu araziler aracılığı ile çiftçilerimize etkin sulama sistemi uygulaması gösterildi. Bu kapsamda elma bahçelerine toprak altı sulama, mısır ve şeker pancarı tarlalarında damla sulama sistemleri kuruldu. FAO destekli projede kurulan sistemlerin toplam maliyeti 400 bin doları buldu”
Verim Yüzde 26 Arttı
Proje kapsamında bölge çiftçilerine programlı sulama konusunda eğitimler verildiğini de ifade eden Bakan Pakdemirli “Pilot uygulama alanlarında programlı sulamaya dair ilk sonuçları ise almaya başladık. Yapılan çalışmalar sonucunda örnek arazilerde programlı sulama ile yüzde 25.8 su, yüzde 26.6 enerji tasarrufu edilirken, verim  yaklaşık yüzde 26 arttı” değerlendirmesinde bulundu.
Projenin hedefinin bozulmuş arazilerinin rehabilitasyonu,  iklim dostu tarım uygulamaları ve sürdürülebilir arazi yönetimi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli “Pilot alanlardan aldığımız bu olumlu sonuçlar bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için büyük umut vadediyor. Bu bağlamda uygulamanın ülke çapında yaygınlaştırılması maksadıyla çalışmalarımıza hız vererek devam edeceğiz” açıklamasını yaptı.
16.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: 91 Firmaya Ait 113 Parti Ürünü Daha İfşa Ediyoruz

Tarım ve Orman Bakanlığı vatandaşımızın sağlığını korumaya, gıdada taklit ve tağşiş yapanlara göz açtırmamaya devam ediyor. Bu kapsamda, taklit, tağşiş yapıldığı veya ilaç etken maddesi ilave edildiği tespit edilen toplam 91 firmaya ait 113 parti ürün Bakanlık Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü internet sitesinde kamuoyunun bilgisine sunuldu. ​İlgili açıklamaya https://www.tarimorman.gov.tr/GKGM/Duyuru/411/Kamuoyuna-Duyurulur bağlantısından ulaşılabilir.

Vatandaşımızın sağlığı söz konusu olunca kimsenin gözünün yaşına bakmayacaklarını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, bu kapsamda son olarak 91 firmanın 113 parti ürününü ifşa ettiklerini duyurdu.
Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada şöyle konuştu;
“Ülkemizde gıda güvenilirliğinin sağlanması, gıdalarda taklit ve tağşişin önlenmesi, kişilerin sağlığının ve tüketici menfaatlerinin korunması ile sektörde haksız rekabetin engellenmesi amacıyla gıda ve gıda ile temas eden madde ve malzemelerin üretim, işleme ve dağıtımının tüm aşamalarında resmi kontrol faaliyetlerini Bakanlık olarak büyük bir titizlikle yürütüyoruz.
Her zaman söylediğim gibi en etkin denetimci vatandaşımızdır. Söz konusu uygunsuzlukların tespit edilmesinde; Bakanlığımızca yürütülen denetimlerin yanında, tüketiciler tarafından yapılan ihbar, şikâyet, CİMER ve Alo 174 Gıda Hattı başvuruları neticesinde gerçekleştirilen denetimlerin de büyük payı olduğu açıktır. Bu bakımdan tüketicilerin bu başvurularını sürdürmeleri, halkımızın sağlığının korunması yönündeki çalışmalarımız için büyük önem taşımaktadır. Bir usulsüzlük gördükleri anda vatandaşlarımızın Alo 174 Gıda İhbar Hattı ve 0501 174 0 174 numaralı WhatsApp Gıda İhbar Hattı aracılığı ile bize ulaşmalarını, şikayetlerini iletmelerini rica ediyorum.”
Son yapılan ifşa ile beraber, ilk kamuoyu duyurusunun yapıldığı 2012 yılından bu yana 1.609 firmaya ait 3.605 parti ürün tüketicilerin bilgisine sunuldu.
15.09.2020
Devamı

Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu, ağustos ayına ilişkin Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi'ni açıkladı. Tarım-ÜFE' de (2015=100),2020 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 0,22, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 17,36 arttı

 

Tarım-ÜFE' de (2015=100),2020 yılı Ağustos ayında bir önceki aya göre %0,22, bir önceki yılın Aralık ayına göre %9,25, bir önceki yılın aynı ayına göre %17,36 ve on iki aylık ortalamalara göre %13,74 artış gerçekleşti.

Sektörlerde bir önceki aya göre değişim; ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde %1,54, balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde %0,24 azalış, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde %0,27 artış gerçekleşti. Ana gruplarda bir önceki aya göre değişim; tek yıllık bitkisel ürünlerde %0,81 azalış, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde %0,55 ve çok yıllık bitkisel ürünlerde %2,01 artış gerçekleşti.

Bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren diğer alt gruplar ise %7,90 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular, %9,59 ile yağlı meyveler oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu alt gruplar sırasıyla %30,50 ile üzüm, %30,39 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler ve %27,47 ile tropikal ve subtropikal meyveler oldu.

Alt gruplar itibarıyla bir önceki aya göre azalış gösteren diğer alt gruplar ise %6,35 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve %2,75 ile üzüm oldu. Buna karşılık, 2020 yılı Ağustos ayında artışın yüksek olduğu alt gruplar, %4,49 ile tahıllar (pirinç hariç),baklagiller ve yağlı tohumlar, %2,62 ile diğer çiftlik hayvanları ve hayvansal ürünler ve %2,23 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu.

Ağustos 2020'de, endekste kapsanan 86 maddeden, 28 maddenin ortalama fiyatında azalış olurken 8 maddenin ortalama fiyatında değişim olmadı. 50 maddenin ortalama fiyatında ise artış gerçekleşti.

15.09.2020
Devamı

Tavuk Üreticisi Oynanan Oyunu Açıkladı

Bolu'da tavuk üretimi yapan firmanın sahibi Mustafa Aksoy, pandemi sürecinde beyaz et sektörünün durumu ile ilgili bilgiler verdi.

Aksoy, korona virüs süresince tavuk tüketiminin düşmesi nedeniyle fiyatların da ucuz olduğunu ifade ederek, "Tavuk kesildiği an itibariyle en hızlı şekilde tüketilmelidir. Çünkü bozulabilen bir ürün. Firmalar burada günlük satabildiklerini taze olarak satıyorlar. Elde kalan malları da şoklayıp depoluyorlar. Bu tüketimin az olması ve satışların düşük olması fiyatlara da yansıyor. Şu anda tavuk fiyatları düşük ve firmalar zarar ediyor. Dolayısıyla piyasadaki bütün ürünlerdeki artışlara rağmen tavuk eti fiyatlarında düşüş olduğunu herkes gözlemleyebilir. Sadece kanatta belki düşüş yaşanmamış. Onun haricinde göğüs ve but eti fiyatlarında aşırı bir düşüş söz konusu" dedi.

Mustafa Aksoy, organik tavuk, gezen tavuk gibi farklı isimlerle satılan tavukların fabrika tavuklarından çok farkı olmadığını ifade ederek, şöyle konuştu: 

"Fabrika üretimi dediğimiz tavuklar da 2 bin metrekare alanda geziyor. Eğer gezme tabiri buysa bizim fabrika tavukları da geziyor. İnsanlara gezen tavuk derken, sanki köyde, bahçemizde yetiştirdiğimiz tavuk gibi bir izlenim veriliyor. Gezen tavuk satan firmalarda da bu durum söz konusu değil. Onlar da belli sınırlar içerisinde bu tavukları gezdiriyorlar. Gezen tavukların yaşam süreleri biraz daha uzun olduğu için, köy tavukları gibi satılabiliyor. Ama aradaki fiyat farkının bir anlamı yok. İnsanların gezen tavuk alacağız diye çok fazla para ödemelerinin bir mantığı yok."
15.09.2020
Devamı

Pakdemirli: Son 2 Yılda Tarımsal Hasıla 275 Milyar Liraya Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, son 2 yılda tarımsal hasılanın yüzde 45 gibi önemli bir artışla 275 milyar liraya ulaştığını belirterek, "Bugün itibarıyla tarımsal desteklerin 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı." dedi.

Pakdemirli, video konferans yoluyla katıldığı 11. Tarım, Orman ve İnsan Fotoğraf Yarışması'nın ödül töreninde, söz konusu yarışmayla tarım ve ormanın arka planının paylaşılmasının amaçlandığını söyledi.

İnsanların bazen marketten aldıkları ürünlerin markete geliş öyküsündeki emeği, sabrı, heyecanı unutabildiklerini dile getiren Pakdemirli, "Tarım, Orman ve İnsan, bu hikayeyi çok iyi anlatan bir yarışmadır." diye konuştu.

Pakdemirli, 11 yılda toplam 31 bin 418 fotoğrafın yarışmaya katıldığını ifade ederek, tarımın kültürü, geleneği, sanatı, edebiyatı da şekillendirdiğini bildirdi.

Türkiye'nin 55,1 milyon küçükbaş hayvanla Avrupa'da birinci, 18,7 milyon büyükbaş hayvanla ikinci, süt üretiminde de üçüncü sırada yer aldığını anlatan Pakdemirli, "Tarımsal alan bakımından dünyada 17'inci sırada olmamıza rağmen, tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ilk 10 arasında yer alıyoruz."

Üretimi desteklemek için atılan adımlara da değinen Pakdemirli, son 18 yılda tarım ve ormana sağladıkları desteklerle güçlü bir üretim altyapısı oluşturduklarını anlattı.

Bakan Pakdemirli, bu sürede çiftçiye toplam 310 milyar lira tarımsal destek ödemesi yaptıklarının altını çizerek, şunları kaydetti:
"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle son iki yılda tarımsal desteği yüzde 52 artışla, 22 milyar liraya çıkardık. Bütçemizin yüzde 55'ini çiftçimize, yani tarımsal desteklere ayırdık. Bugün itibarıyla tarımsal desteklerin 17 milyar lirası çiftçilerimizin hesaplarına yattı."

Desteklerin ve çalışmaların üretime, hasılaya nasıl dönüştüğünü izlediklerini dile getiren Pakdemirli, son iki yılda tarımsal hasılanın yüzde 45 gibi önemli bir artışla 275 milyar liraya ulaştığını söyledi.

Tarımsal üretime dair aldıkları tedbirlerle üretimin bu dönemde kesintisiz sürdüğünü dile getiren Pakdemirli, "Üretimin devamı için üreticilerimize birçok kolaylık sağladık. Bu süreci alnımızın akıyla, gıda tedarikinde sorun yaşamadan atlattık." dedi.
15.09.2020
Devamı

Bayraktar'dan Çağrı: Antep fıstığı da Alan Bazlı Destek Kapsamına Alınmalıdır

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, adil rekabet şartlarının oluşmadığı serbest piyasa koşullarının asla kabul edilemeyeceğini belirterek, “Çok sayıda üretici ve az sayıda alıcının olduğu Antep fıstığında istikrar ancak bir müdahale kurumunun varlığıyla sağlanabilir” diye konuştu.

Bayraktar, çok sayıda Antep fıstığı üreticisinin karşısında az sayıda alıcı bulunduğunu ve bu alıcıların da tekelci bir yapı oluşturduklarını bildirdi. Bu tekelci yapının piyasa üzerinde her türlü oyunu oynayarak Antep fıstığı fiyatları üzerinde spekülasyona neden olduklarını belirten Bayraktar şunları söyledi:

“Üreticilerimizin bin bir emekle ürettiği Antep fıstığını sezon başında ucuz fiyatla alarak stok yapan bu yapı, ürün arzının bitmesiyle birlikte stok yaptığı Antep fıstığını yüksek fiyatlarla piyasaya sürerek haksız kazanç sağlamaktadır. Bu durum başta tatlı üreticileri olmak üzere, fıstığı ham madde olarak kullanan imalatçıları ve tüketicileri olumsuz etkilemektedir.

Devletimiz bu durumu net şekilde görmelidir. Devletimiz üreticilerimizi serbest piyasa adı altında Antep fıstığında tekelleşen alıcılara teslim etmemelidir. Çiftçinin elinden tutmalıdır. Fındıkta olduğu gibi müdahale kurumu piyasayı takip etmeli, gerektiğinde fiyat açıklamalı, piyasayı regüle etmelidir. Ancak bu şekilde piyasa içerisindeki tekelci yaklaşımlar kırılacak, üretici arkasında bir desteğin olduğu bilinci ile daha fazla üretime odaklanacaktır.”
 
 "Üretim miktarlarındaki büyük değişiklikler, fiyatlarda istikrarsızlığa yol açıyor”

Bayraktar yaptığı açıklamada, 2019 yılında Antep fıstığının periyosite göstermesi sebebiyle rekoltede düşüş yaşandığını, bu yıl geçen yıla göre daha yüksek üretim beklendiğini bildirdi.

Üretim miktarlarındaki değişikliklerin, fiyatlarda istikrarsızlığa yol açtığını, bu durumun hem üretici hem de tüketiciye olumsuz yansıdığını belirten Bayraktar, “Antep fıstığı ağacı periyodisiteye bağlı olarak bir yıl ürün verirken ertesi yıl ya hiç vermemekte ya da çok az vermektedir. Bu nedenle üretim bir yıl yüksek, ertesi yıl düşük oluyor. Bu durumda piyasayı kontrol etmek zorlaşıyor” diye konuştu.

Ürünün az olduğu yıllarda fiyatın yükseldiğine, çok olduğu yıllarda ise düştüğüne işaret eden Bayraktar, “Ürünün çok olduğu yıllarda bir müdahale kuruluşu ürünü alarak depolamalı ve az olduğu dönemde piyasaya arz etmelidir” önerisinde bulundu.
 
İller arasında Şanlıurfa birinci”
2010 yılında 718 bin ton olan dünya Antep fıstığı üretiminin 2018 yılında yüzde 91,5 oranında artarak 1 milyon 375 bin ton seviyesine yükseldiğini belirten Bayraktar, “Bu üretimin 551 bin tonunu İran, 447 bin tonunu ABD, 240 bin tonunu Türkiye, 74 bin tonunu Çin, 28 bin tonunu Suriye gerçekleştiriyor” diye konuştu.
Türkiye’de 38 ilde Antep fıstığı yetiştirildiğini, üretimin büyük bölümünün Güneydoğu Anadolu Bölgesi illerinde gerçekleştirildiğini belirten Bayraktar şöyle devam etti:
“Güneydoğu Anadolu bölgemizde bulunan dokuz ilimiz Türkiye Antep fıstığı üretiminin yaklaşık yüzde 92’sini üretmektedir. 2019 yılında Şanlıurfa 31 bin 931 tonluk üretimle ilk sırada yer alırken, bu ilimizi 26 bin 343 tonla Gaziantep, 12 bin 208 tonla Siirt takip etti.”
 
“Üretim ve ihracatı artırma potansiyelimiz var”
Bayraktar, Antep fıstığı üretiminde artış yaşandığını belirterek, “Yüksek rekolte beklentisi fiyatların gerilemesine neden oldu. Fiyatların çok fazla düşmesinin önüne geçmek için ihracat kanalları zorlanmalıdır” diye konuştu.

Bayraktar, Türkiye’nin, 2016 yılında 4 bin 709 ton, 2017 yılında 2 bin 706 ton, 2018 yılında 4 bin 776 ton, 2019 yılında ise 5 bin 734 ton Antep fıstığı ihraç ettiğini bildirdi.
Türkiye’nin Antep fıstığında üretim ve ihracatı artırma potansiyeli olduğunu vurgulayan Bayraktar şunları söyledi:

“2017 yılında Antep fıstığı ihracatımız 45 milyon 430 bin dolar olarak gerçekleşmiştir. 2018 yılında 71 milyon 914 bin dolara yükselen ihracatımız, 2019 yılında 90 milyon 310 bin dolar, 2020 yılının ilk yedi ayında 20 milyon 463 bin dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu yıl yüksek rekolte avantajı ve piyasada fiyat istikrarının sağlanması halinde ihracatımız 6 bin tonu, ihracat gelirimiz ise 100 milyon doları aşabilir.”
 
Yapılması gerekenler
Antep fıstığı üreticilerinin en önemli sorunlarından birinin yüksek girdi maliyetleri olduğunu belirten Bayraktar, “Girdi fiyatlarındaki artışlardan Antep fıstığı üreticilerimiz de olumsuz etkilenmiştir. Verilen destekler girdi maliyetlerindeki yüksekliğin yanında yetersiz kalmaktadır. Antep fıstığı da fındıkta olduğu gibi alan bazlı destek kapsamına alınmalıdır” diye konuştu.
Verim ve kaliteyi arttırıcı önlemlerin teşvik edilerek üretim kapasitesinin arttırılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şunları söyledi:
“Türkiye’nin mevcut Antep fıstığı bahçelerinde, verim ve kaliteyi artırıcı önlemler teşvik edilerek üretim kapasitesinin artırılması gerekmektedir.
Yeni kurulacak bahçelerde ihracata yönelik çeşitler tercih edilmeli, tanıtım faaliyetleri ile “Türk Fıstığı” imajı oluşturulmalıdır. Türkiye’de yetiştirilen Antep fıstığı genellikle aroması yoğun, yeşil içli ve lezzetli çeşitlerdir. Ürünün damağa hitap eden bu belirgin özellikleri yapılacak tanıtımlarda öne çıkarılmalıdır.

İthalatçı ülkeler ürünü tamamen tüketmekte, stok yapmamaktadır. Ülkemizde var yılı ve yok yılı arasında belirgin bir fark olmasından dolayı, yok yıllarında dış piyasaya düzenli ürün sunulamamaktadır. Her yıl kaliteli ürününün piyasada bulunabilirliğinin sağlanması ancak lisanslı depolarla mümkün olabilmektedir. Gaziantep’de kurulumu devam eden lisanslı depolar toplam 15 bin ton kapasiteye sahip olmasına rağmen bu yıl ancak 2 bin ton Antep fıstığı alabilecektir. Depoların kurulumu hızla tamamlanmalıdır.

Antep fıstığı üreten diğer illerimizde de lisanslı depolar yaygınlaşmalı, ürün ihtisas depoları hayata geçirilmelidir. Böylece üretici ürününü yok pahasına elden çıkarmayacak, depoya teslim ettiği ürün için alacağı ürün senedi ile nakit sıkışıklığını da giderebilecektir. Lisanslı depolar ile depolama süresi uzun olan Antep fıstığında, piyasada kaliteli ürünün her an bulunabilmesi, fiyat istikrarı ve üreticimizin yeterli gelir elde edebilmesi sağlanmış olacaktır.

Komşu ülkelerden özellikle de İran’dan kaçak olarak giren fıstık, üreticimizin satış fiyatını etkilemekte, üreticilerimizi zor durumda bırakmaktadır. Kaçak fıstık girişi önlenmelidir.
Sulama imkanlarının yetersiz olması sebebiyle verim kayıpları yaşanmaktadır. Bu sebeple sulama yatırımlarının arttırılması gerekmektedir.
Toprak işleme, gübreleme, budama gibi kültürel işlemler etkin bir şekilde ve bilinçli olarak yapılmalı, uluslararası pazarların ihtiyaçlarını karşılayacak miktar ve kalitede Antep fıstığı üretilmelidir.”
 
 
14.09.2020
Devamı

Su Ürünlerine Sıkı Denetim

Av sezonunun açılmasının ardından su ürünleri denetimi hız kazandı. İstanbul Beylikdüzü Gürpınar Su Ürünleri Halinde yapılan denetimde mevzuata aykırı satışa sunulan 7 ton su ürününe el konuldu, sorumlulara 40 bin lira idari para cezası kesildi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımıyla 1 Eylül’de açılan su ürünleri av sezonuyla birlikte denetimlere de ağırlık verildi.

Bu çerçevede, İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ekipleri, Beylikdüzü Gürpınar Su Ürünleri Halinde ortak denetim gerçekleştirdi.

Yapılan denetimde balıkların belirlenen boy kriterlerine uygun olup olmadığına bakıldı. Bu kapsamda, mevzuata uygun olmayan 360 kasa istavrit, 47 kasa lüfer, 5 kasa tekir, 11 kasa kolyoz, 83 kasa bakalyaro, 12 kasa kırlangıç, 6 kasa dil, 2 adet kalkan, 3 adet sivriburun karagöze el konuldu. Canlı olan 1 adet ıstakoz da denize bırakıldı.
Denetimde toplam 7 ton su ürününe el konulurken, 8 kişiye toplam 40 bin idari para cezası uygulandı.
El konulan 7 ton su ürününün mülkiyeti kamuya geçirildi.

Öte yandan Su ürünleri denetimi yurt genelinde aralıksız bir şekilde devam edecek.​
 
 
14.09.2020
Devamı

Doğu Anadolu Tarım ve Hayvancılık Fuarı Ziyaretçilerini Bekliyor

Van'da Ajans Asya Fuarcılık tarafından bu yıl 10'uncusu düzenlenen ve dört gün sürecek olan 'Doğu Anadolu Tarım, Hayvancılık ve Gıda Fuarı' kapılarını ziyaretçilere açtı.
Ortadoğu Expo Fuar ve Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen fuara, çeşitli illerden yaklaşık 70 firma katıldı. 81 ilin ürünlerinin sergilendiği fuarın açılışına Van Vali Yardımcısı Ömer Faruk Canpolat, Van İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Görentaş, Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı (DAKA) Genel Sekreteri Halil İbrahim Güray, Van Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Nayif Süer, Van Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Memet Aslan, Van Terziler Konfeksiyoncular Kunduracılar Giyim Sanatkarları Esnaf Odası Başkanı Çetin Karaduman, Van Demirciler Tornacılar ve Tamirciler Odası Başkanı Kenan Akalın, firma yetkilileri ve vatandaşlar katıldı.

Açılışta konuşan Van Vali Yardımcısı Ömer Faruk Canpolat, yerli üretimlerin teknolojik anlamda fuarlarda tanıtılmasının çok önemsenecek bir durum olduğunu ifade etti. Fuarda Türkiye'nin dört bir tarafından ürünlerin Van'da sergilendiğini dile getiren Vali Yardımcısı Candemir, "Bu tür oluşumlar, her zaman vizyon geliştirici organizasyonlardır. Burada her bir çiftçimiz gezerken, belki bir fikir edinecek ve bunu tatbik etmek için İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz veya ticaret odamızla işbirliği ile güzel bir üretim yapacak. Van, gördüğüm kadarıyla potansiyeli olan bir ilimiz. İnşallah bu potansiyelin tam manasıyla kullanılması noktasında bu tür organizasyonlar güzel işlere vesile olacak" dedi.

Fuarda korona virüs pandemisine karşı tüm tedbirlerin alındığını belirten Vali Yardımcısı Canpolat, "Vatandaşlarımızın bu bilinçte olması gerekiyor. Ayrıca görevlilerimiz de fuar süresince gerekli tedbirlerin alınması noktasında hizmet verecek. Ben bu anlamda fuarda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, fuarın ilimize, ülkemize ve firmalarımıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.

Fuar ile ilgili açıklamada bulunan Ajans Asya Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Güler ise korona virüs nedeniyle fuarların yasaklandığını belirterek, "Tarım anlamında bölgedeki ilk fuarı gerçekleştiriyoruz. Türkiye'nin gözü şu anda Van'da. İnsanlar, Van'daki fuarın nasıl geçeceğini merak ediyordu. Şuan da gördük ki bizim insanlarımızın ilgisi çok iyi. Biz Van'da fuarcılığa başlarken hep şunu diyorduk. Van, güzel bir şehir ve güzel bir potansiyeli var. Bu şiarla yol çıktık. Şuanda insanlarımızın morale ihtiyacı var. Eğer biz moralli olamazsak, üretmezsek çok daha zor günlerin bizi bekleyeceğini düşünerek bu yola başladık. Allah'a şükür yoğun bir ilgiyle devam ediyoruz" diye konuştu.
Fuarda bilim kurulu tarafından belirlenen kuralların uygulandığını da sözlerine ekleyen Güler, "Bilim kurulunun öngördüğü kurallar çerçevesinde stantlar arası mesafeye dikkat edildi. Ayrıca girişte misafirlerin ateşleri ölçülerek, maske ve sosyal mesafe uyarıları yapılıyor. Bunun yanında birçok noktada sosyal mesafe ve maske uyarılarının bulunduğu afişler bulunuyor. İnşallah fuarımız her anlamda olumlu geçer. Ben bu anlamda fuarımızın gerek firmalarımız gerekse misafirlerimiz açısından olumlu geçmesini diliyorum" dedi.
 
 
 
11.09.2020
Devamı

“İNŞALLAH KIBRIS'I 25 EYLÜL'DE TEKRAR BU HATTAN MEMBA KALİTESİNDEKİ SUYUNA KAVUŞTURACAĞIZ"

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni (KKTC) 25 Eylül'de Su Temin Projesi kapsamındaki hattan yeniden memba kalitesindeki suya kavuşturacaklarını bildirdi.
Pakdemirli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay ve KKTC Başbakanı Ersin Tatar ile KKTC Su Temin Projesi onarım çalışmalarının yürütüldüğü gemide yaptığı incelemenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu.
Projenin çok büyük olduğuna dikkati çeken Pakdemirli, şu ifadeleri kullandı:
"Akla hayale sığmayacak, Türkiye'nin son yıllarda yapmış olduğu dünyadaki en iddialı projelerden bir tanesi. Hatırlamak gerekirse, neredeyse 50 tane Osmangazi Köprüsü'nü yan yana koyduğunuzda elde edeceğiniz büyüklükte bir proje. Aslında temelinde bir asma köprü mantığıyla çalışıyor. Asma köprü ötesinde mühendislik hesapları ve karmaşık mühendislik içeren Türkiye, Kıbrıs ve iki ülke için çok faydalı büyük dünyaya örnek olacak bir proje. Dünyada çalışmaları yapılan, Amerikalıların dahi ilgilendiği bir proje."
Pakdemirli, projede 8 Ocak'ta ufak bir sorun yaşandığını dile getirerek, buna karşın derinlemesine yapılan araştırmalar sonucunda kalıcı çözüm üretmek amacıyla projede bazı değişikliklerin yapılması gerektiğini gördüklerini söyledi.
"TÜRKİYE PANDEMİ SÜRECİNDE YATIRIMLARINA DEVAM EDİYOR"
Bu nedenle hızlı şekilde tamir etmek yerine kalıcı değişikliklerin yapılması yoluna gittiklerini anlatan Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu:
"Böylece bugünkü noktaya gelmiş olduk. Türkiye pandemi sürecinde yatırımlarına devam ediyor. Böyle bir yatırımı devam ettirmek son derece zor. Gerçekten bir ay yüzeyinde hareket etmek kadar zor olan denizin binlerce metre altında robotların yapmış olduğu operasyonlar santim santim yukardan hesaplanarak birçok şeyde de ilk yaşanarak yapılan tamir ve onarım süreci."
Pakdemirli, proje kapsamında 80-100 kilometrelik geçiş ve 530 kilometrelik ishale hatları, iki baraj ve 17 bin dekarlık sulama alanının yer aldığına dikkati çekti. Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Özellikle tarımsal sulama alanında da KKTC Tarım Bakanımızla çalışıyoruz. Tarım Bakanımızla ilişkilerimiz son derece iyi. Pandemi sürecinde de karşılıklı fikir alışverişi ve yardımlaşmalarda da bulunduk. Buradaki onarım sürecini Kıbrıs tarafında da Tarım Bakanımız ve Başbakanımız da gün gün takip ettiler. Biz de inşallah Kıbrıs'ı 25 Eylül'de tekrar bu hattan memba kalitesindeki suyuna kavuşturacağız."
 
11.09.2020
Devamı

Temmuzda Yumurta Üretimi Yıllık Yüzde 2.1 Düştü

Türkiye İstatistik Kurumu, temmuz ayına ilişkin kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, tavuk yumurtası üretimi temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1.5 artarken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2.1 azaldı. Bu dönemde 1 milyar 541 milyon 760 bin adet tavuk yumurtası üretildi.

Temmuzda kesilen tavuk sayısı aylık bazda yüzde 6.2 azalarak 99 milyon 95 bin adet olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın aynı ayına göre de kesilen tavuk sayısı yüzde 13.5 azaldı.

Tavuk eti üretimi temmuzda bir önceki aya göre yüzde 7.3, geçen yılın aynı dönemine kıyasla da yüzde 13.5 geriledi. Bu dönemde tavuk eti üretimi 174 bin 329 ton oldu.

Hindi eti üretimi ise temmuzda aylık yüzde 10.7 azalırken, yıllık yüzde 8.4 artış gösterdi. Söz konusu ayda hindi eti üretimi 5 bin 620 ton olarak kaydedildi.

Ocak-temmuz döneminde geçen yılın aynı dönemine göre hindi eti üretimi yüzde 9.3, tavuk eti üretimi yüzde 2.9, kesilen tavuk sayısı yüzde 2.3, tavuk yumurtası üretimi de yüzde 0.5 arttı.
10.09.2020
Devamı

Şap Aşılama Kampanyası Erzurum’da başlatıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ülke genelinde uygulamaya konulan 'Bölgesel risklerin azaltılmasına dayalı şap hastalığının kontrolü ve eradikasyonu projesi' kapsamında Erzurum'un 20 ilçesinde büyükbaş hayvanlara yönelik olarak ‘Şap Aşılama Kampanyası' başlatıldı.
Erzurum Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Erhan Çiftgül, şap aşısı çalışması ile ilgili yaptığı açıklamada, “Erzurum ilinde hayvan hastalıkları ile mücadele programı kapsamında 2020 yılı sonbahar dönemi şap aşılama kampanyası 16 Kasım 2020 tarihine kadar devam edecektir. Erzurum ilinde şap aşısı uygulama çalışmalarında 820 bin büyükbaş hayvan şap hastalığına karşı aşılanacaktır. Şap hastalığı, salgın ve bulaşıcı, viral bir hayvan hastalığıdır. Şap hastalığının hayvan ölümlerine sebebiyet vermesinin yanı sıra, bu hastalık nedeniyle oluşan et, süt gibi verip kayıpları ayrıca çiftçilerimize ve ülke ekonomimize olumsuz yönde etkilemektedir. Çok hızlı bir bulaşma ve yayılma gösteren şap hastalığının ve neden olduğu ekonomik kayıpların önlenmesi için büyükbaş hayvanların İlkbahar ve Sonbahar dönemlerinde olmak üzere yılda bir kez şap hastalığına karşı aşılanması gerekmektedir. Hayvancılıktan beklenen verimin alınabilmesi için bulaşıcı hayvan hastalıklarıyla mücadele etmek büyük önem arz etmektedir” dedi.
Erzurum'da 2019 yılında iki dönemde 1 milyon 600 bin hayvana şap aşısı yapıldığını anımsatan Çiftgül, “Yetiştiricilerimizin şap aşılama kampanyası ile ilgili Erzurum Tarım ve Orman Müdürlüğümüzce yapılacak duyuruları dikkate almaları ve hayvanlarını şap hastalığından korumak için en etkili ve ucuz yöntem olan aşılama hususunda duyarlı olmaları gerekmektedir. Yetiştiricilerimizin hastalıkla mücadele için hayvanlarını aşılatmalarını ve aşılama kampanyasına duyarlı olmaları, ülkemiz hayvancılığı açısından büyük önem arz etmektedir” diye konuştu.

Hayvanlarını aşılama yaptırmayanlara para cezası uygulanacağını belirten Çiftgül, “5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu gereği hayvan sahiplerinin hayvanlarını aşılatmaları zorunlu olup, aşılamaya katılmayan yetiştiricilere 13 bin 934 lira idari para cezası uygulanacaktır” şeklinde konuştu.
10.09.2020
Devamı

Uçurumdan Yuvarlandı Hayatını Kaybetti

Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde, tarım arazisini düzenlediği iş makinesinin kontrolden çıkması sonucu 200 metrelik uçurumdan yuvarlanan Hüsame Pişkin (34) yaşamını yitirdi.

Olay, Kırahmetler Mahallesi’nde saat 13.00 sıralarında meydana geldi. Evli ve 2 çocuk babası Hüsame Pişkin kendisine ait paletli ekskavatörle tarım arazisi düzenleme işi yaptığı sırada aracın kontrolünü kaybetti. Tonlarca ağırlıktaki iş makinesi taklalar atarak Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Gazipaşa İtfaiye Birimi ekipleri sevk edildi.

Sağlık ekiplerinin yaptığı kontrolde yaşamını yitirdiği belirlenen Hüsame Pişkin’in cesedi itfaiye erleri, jandarma ve çok sayıdaki vatandaşın yardımıyla bulunduğu yerden alındı. Hüsame Pişkin’in cansız bedeni, sarp arazi nedeniyle zorlukla yukarı taşındı. Yaklaşık 200 metre taşınıp, kamyonet kasasına konulan Pişkin’in cesedi, D400 yolunda bekleyen cenaze aracına alınarak Gazipaşa Devlet Hastanesi’ne götürüldü.
10.09.2020
Devamı

Tevfik Keskin: Süt Üreticisi Daha Fazla Zararına Üretim Yapamayacak

Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği Başkanı Tevfik Keskin, konuyla ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi: "Hayvancılığın başlıca sorunlarından biri olan girdi maliyetlerinde sürekli yaşanan artış son zamanlarda giderek artmaktadır.
Yeme gelen üst üste zamlarla üreticilerimiz ezilirken temsilcisi olduğumuz süt üreticileri için Gıda Komitesinin acilen toplanması talebimizi tekrar dile getiriyoruz Büyük emekler vererek üretim yapan süt üreticilerimizi bu dar boğazdan kurtaramaz isek dayanabilecek ve maalesef üretimi devam ettirecek güçleri kalmayacak.
Yeme. Samana, Silaja kısacası tüm girdi maliyetlerimize sürekli yapılan zamlar hayvancılığımızın ve üretimimizin sürdürülebilirliğine ciddi anlamda zarar verdi. Süt Üreticilerimiz zor durumda ve zor şartlarda… Neredeyse üretim yapılamayacak duruma geldi, İneklerimizin kesilmemesi ve referans fiyatın yeniden düzenlenmesi için Komitenin bize tavsiyede bulunması lazım.
2020 yılı itibariyle defalarca yapılan bu zam oranlarının karşılığında çiğ süt fiyatları revize edilmezken, yeni bir yem zammıyla karşı karşıyayız. Ayrıca Süt Konseyinde açıklanan referans fiyat 1 yıllıktı fakat Gıda Komitesinin aldığı kararda sıkıntılı bir durum olduğunda fiyatlar tekrar revize edilebilecekti.
Gıda komitesinin acilen durumu değerlendirip, toplanması talebimizi yeniliyoruz. 
Temsilcisi olduğumuz Süt Üreticilerimiz için, çiğ süt fiyatlarının günümüz şartlarına göre tekrar değerlendirilmesi konusunda sektör toplantımızı yaparak, üreticilerimizi bir nebze olsun rahatlatmak istiyoruz. Türkiye Süt Üreticileri Merkez Birliği olarak, Sayın Bakanımıza sürekli konuyu arz ediyoruz. Genel Müdürlerimizle ve Bakanlığımız yetkilileri ile devamlı istişare halindeyiz. Merkez Birliği Yönetim Kurulu olarak konunun takipçisiyiz.
Ardı arkası kesilmeyen yem zamları karsısında bekleyecek gücümüz kalmadı... Gereken tedbirler alınmazsa sut üreticisi daha fazla zararına üretim yapamayacak. 
Ülkemizin her köşesinde bu zorlu şartlara rağmen üretim yapmaya çalışan sut üreticilerimizin artık hayvanlarını besleyecek yem alma güçleri yok. Hayvan beslenmezse süt yok, süt yoksa hayvanını kesime göndermek zorunda, süt hayvanlarımız kesime giderse de artık süt ihtiyacımızı yurt dışından karşılamak zorunda kalabiliriz. 
Gıda Komitesinin tavsiyesi ve Sayın Bakanımızın kararıyla bizde konsey olarak, üreticilerimizi ve sanayicilerimizi bir araya getirip referans fiyatı belirleyerek üreticilerimize duyurmak istiyoruz"
10.09.2020
Devamı

Gençlere ve Kadın Çiftçilere Hibe Desteği

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, küçük aile işletmeleri kapsamında gençlerimize ve kadın çiftçilerimize pozitif ayrımcılık yapmaya devam ettiklerini belirterek, hibe müjdesi verdi.

Ülkemizde tarımsal işletmelerin büyük bölümünü oluşturan küçük aile işletmelerinin büyük işleme tesisi oluşturmak için ekonomik güçlerinin yeterli olamadığını belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda özellikle gençleri ve kadınları destekleyerek bu işletmelerin pazardaki paylarını artırmayı hedeflediklerini ifade etti.  

Bu doğrultuda hibe müjdesi veren Bakan Pakdemirli; “Kırsal Kalkınma yatırırım destekleri ile küçük aile işletmeleri kapsamında ve özellikle genç (18-40 yaş) ve kadın çiftçilerimize 2021-2025 döneminde bitkisel ve hayvansal ürünlerin işlenmesi (meyve sebzelerin dondurulması, kurutulması, konserve, reçel, erişte vb.), paketlenmesi faaliyetlerine %50 hibe desteği vereceğiz. Bunun için yeni dönem Cumhurbaşkanlığı kararını Temmuz ayında çıkardık” dedi.

Bakan Pakdemirli %50 Hibede öncelik tanınacak alanları da örnekledi;

“Genç ve kadın olması, kırsal da yaşıyor olması ve birincil tarım ürünlerini işleyerek katma değerli ürünlere dönüştürecek küçük ölçekli tesis kurmak istemeleri.

Örnek işletmeler; Salamura yaprak tesisi, Bal İşleme ve Paketleme Tesisi, Sebze Meyve Kurutma Tesisi, İstiridye Mantarı Üretim Tesisi vb.”

Bakan Pakdemirli ayrıca 4 ilde (Mardin, Düzce, İzmir, Amasya) pilot olarak uygulanan Uzman Eller Projesi’ni yeni dönemde 81 ile yayacaklarını da belirtti.
10.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Lisanslı Depo Desteği Hesaplara Yatıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli bu hafta Cuma günü Lisanslı Depo Desteği kapsamında 16,4 milyon lira destek ödemesi yapılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli yaptığı açıklamada;

“Ticaret Bakanlığınca belirlenmiş ve Bakanlığımıza bildirilmiş 95 lisanslı depoya 2020 yılı ikinci dönem için toplamda, bu hafta Cuma günü 16,4 milyon lira, saat 18.00 itibariyle kira bedeli olarak ödenecek” dedi.

10.09.2020
Devamı

Süt Toplama Merkezi İçin TKDK Desteği

Yozgat Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu arasında Süt Toplama Merkezi için sözleşme imzalandı. İmzalanan sözleşme kapsamında Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’ne 4 adet süt taşıma kamyonu, 4 adet soğutmalı araç üstü tank, 4 adet transfer pompası ve sütlerin elektrik kesintisinden etkilenmemesi için 1 adet jeneratör desteği verilecek.
Konu ile ilgili olarak açıklama yapan Yozgat İl Koordinatörü Selim Türker,  “Yozgat İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği merkez ve bağlı köylerinin sütlerini günlük, soğuk ve hijyenik olarak toplamakta ve çiftçilerimizin sütlerini değerlendirmektedir. Yozgat İli Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Kurumumuza müracaat etmiş ve projeleri onaylanmıştır” dedi.

KDV VE ÖTV’DEN MUAF
Türker, yapılan sözleşmenin KDV ve ÖTV’den muaf olduğunu belirterek, “Projenin yatırım tutarı 652 bin 760 TL’dir. Birliğe verilecek olan destek ile daha fazla kişi ve köyden sütler toplanacak ve değerlendirilecektir. Üretici Birlikleri çiftçilerin ürünlerini değerlendirme ve pazarlamada aktif olarak rol oynamaktadır. Sütünü satabileceğini bilen ve gören diğer kişiler de hayvancılığa sıcak bakmaktadır. Ayrıca süt ürünleri yetiştiriciliği için de üretilen yem bitkileri yıldan yıla artış göstermektedir. Hayvancılık bir yandan da tarımı geliştirmekte ve güçlendirmektedir. Yozgat İlimize Et ve Süt Kurumumuzun açacağı süt işleme tesisi ile birlikte bu yatırımlar bir bütünlük sağlayacak ve tarım ve hayvancılığımız bu sayede daha hızlı bir gelişim gösterecektir. Bu projemizin ilçelerimizde olan süt birlikleri için de örnek olmasını temenni ediyorum” ifadelerine yer verdi.  
 
 
09.09.2020
Devamı

Sütte Oscar'lık Vurgun

Sütte akılalmaz vurgun ortaya çıktı. Türk dizi ihracatçısı Calinos Holding’in patronu Gülgen, yakınlarına 6 ayrı şirket kurdurup, kanunların arkasından dolanarak süt işletmesi için faizsiz destekleri kaptı. Banka dava açıp faizi geri isteyince devlete karşı hukuk mücadelesine girişti

Sabah Gazetesinden Dilek Güngör’ün haberine göre Tarım ve hayvancılıkta girişimcilere verilen sübvansiyonlu (faiz destekli) kredilerde 'vurgun' mahkemelik oldu. Çiftçilere sağlanan Hazine destekli kredide kanunun arkasından dolanan dizi ihracatçısı Calinos Holding'in sahibi Melih Fırat Gülgen, Niğde'de kurduğu 26 bin dönümlük süt hayvancılığı işletmesine sıfır faizli kredi almak için yakınlarına 6 ayrı şirket kurdurdu. Tek işletmeyi muvazaalı olarak 6 ayrı firma gibi göstererek her biri için 7.5 milyon TL kredi aldı. Böylece, toplam 45 milyon TL'lik kredinin faizi Hazine'ye yıkıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Can Akın Çağlar'ın Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü döneminde verilen kredilerin faizinin tahsili için daha sonra dava üzerine dava açıldı. Faizi ödememek için direnerek kamuyu zarara uğratan Gülgen devlete de savaş açtı.

AKBULUT DA ALMIŞ!
Hükümet 2010 yılında süt ve et hayvancılığını desteklemek için çiftçilere sıfır faizli kredi imkânı sağladı. İşletme kredileri iki yıl, yatırım kredileri ise ilk iki yılı ödemesiz olmak üzere 7 yıl vadeliydi. Her bir işletme 7.5 milyon TL'ye kadar kredi kullanabiliyordu. Kredilerin faizini de Hazine üstleniyordu. Ziraat Bankası'nın o dönemdeki yönetimi daha önce hiç hayvancılık yapmamış birçok şirkete kredi verdi. Kanunda yasak olmasına rağmen işadamları, tek bir firmanın yararlanması gereken krediden yakınlarına üçer beşer şirket kurdurarak faydalandı. Aralarında FETÖ firarisi Ali Akbulut ve Dursun Akdağ gibi isimlerin de olduğu pek çok kişi, yakınlarına üçer, beşer işletme kurdurarak sübvansiyonlu kredileri cebe attı. Ziraat Bankası'nda 2011'de yönetim değiştikten sonra faiz destekli krediler mercek altına alındı. Muvazaalı şirket kuranların kredileri donduruldu. 2012'de yeni bir Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılıp, aynı risk grubundaki şirketlere kredi kullanımında limit getirildi.

Yeni yönetim Akbulut ve Akdağ'dan Hazine'nin üstlendiği faizleri geri aldı. Sübvansiyonlu kredilerden hülleyle yararlanan isimlerden birisi de film/ dizi sektörünün yakından tanıdığı Melih Fırat Gülgen'di. Gülgen, faizsiz krediden yararlanmak için Murat Hayvancılık, Leben Tarım, Cıngıllı Organik Tarım İşletmeleri, Çevik Süt, Gülbahar Süt, Şeker Ziraat ve Hayvancılık adıyla şirketler kurdurdu. Bu şirketlerin bir kısmını yakınlarının üzerine yaptı. Ayrı ayrı çalıştırılması mümkün olmayan 6 şirketi bir araya getirip entegre tesise dönüştürdü. 2016'da bu şirketlerin tamamının hisselerini emanetçi hissedarlardan alarak kendi üzerine geçirdi.

DANIŞTAY'DAN ŞAŞIRTAN KARAR
Üçkağıtla sübvansiyonlu kredileri alan Gülgen ise soluğu Danıştay'da aldı. 2012 yılında çıkarılan Bakanlar Kurulu Kararı'nın sübvansiyonlu kredilere limit getiren maddelerinin iptali için Başbakanlık ve Hazine Müsteşarlığı aleyhine dava açtı. Danıştay 10. Dairesi, Gülgen'in şirketi Şeker Ziraat ve Hayvancılık'ın devlete karşı açtığı davanın reddine karar verdi.

MUVAZAALI İŞLEME GEÇİT
Ancak Gülgen boş durmadı. İlk derece mahkemesinin kendi aleyhine çıkan kararından sonra temyize başvurdu. Temyiz duruşmasında Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Bakanlar Kurulu Kararı'nın ilgili maddelerinin iptaline karar verdi. Davaya Hazine adına fer'i müdahil olan Ziraat Bankası karar düzeltme talebinde bulundu. Ancak Danıştay İdari Davaları Kurulu düzeltme talebini reddederek, muvazaalı şekilde elde edilen sübvansiyonlu kredilere yol verdi. Böylece kanunları arkadan dolanarak kamu zararına yol açanlara göz yumuldu.


BANKA DAVA AÇTI
Ziraat Bankası, arkadan dolanarak kanunlara hiçe sayan Gülgen'e karşı hukuk mücadelesi başlattı. Davalarda, Gülgen'in kanuna karşı hile yaptığı, aslında tek olan firmasını muvazaalı olarak 6 ayrı firma gibi gösterdiği, fiilen aynı kampüste bulunan, ayrı ayrı çalıştırılması mümkün olmayan tesislerin her bölümüne farklı isim vererek haksız yere fazladan sübvansiyona ulaşmayı hedeflediği anlatıldı. Yaklaşık 11 milyon TL'lik faiz sübvansiyonunun iadesi istendi.
 
 
09.09.2020
Devamı

Türkiye'nin İhracatında Tarım Damgası

Genel ihracat ocak-ağustos döneminde yüzde 12,8 azalarak 102 milyar 478 milyon dolara geriledi. Tarım ihracatı ise yüzde 4,5 artarak 15 milyar dolara yaklaştı.
Yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını ve dünya çapında alınan tedbirlerin damga vurduğu yılın ilk sekiz ayında, özellikle gıda sektörünün önemi anlaşıldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, ihracat ocak-ağustos döneminde yüzde 12,8 azalarak 102 milyar 478 milyon 277 bin dolara geriledi. Türkiye'de de bu dönemde 7 sektör dış satım hacmini artırırken, söz konusu sektörlerden 5'inin tarım ile ilişkili olması dikkati çekti. İnsanların temel ihtiyaçlardan olan gıdaya yönelmesi, tarım ihracatının artmasındaki en önemli faktör oldu. Bu çerçevede yılın 8 ayında, 2019'un aynı dönemine göre Türkiye'nin tarım ihracatı yüzde 4,5 artarak 14 milyar 915 milyon 740 bin dolara yükseldi.

HİSSEDİLİR ARTIŞ
Dış satım hacmi yüzde 28,6 artarak 1,2 milyar dolara çıkan fındık ve mamulleri, ihracatını en fazla artıran sektör olarak kayıtlara geçti. İhracat; yaş meyve ve sebze sektöründe yüzde 23,8 artışla yaklaşık 1,5 milyar dolara, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinde yüzde 7,8 yükselişle 4,6 milyar dolara, meyve-sebze mamullerinde yüzde 5,3 artarak 1 milyar 32,4 milyon dolara, tütünde de yüzde 0,6 yükselerek 572 milyon 78 bin dolara çıktı. Türkiye'nin Covid-19 salgını çerçevesinde dış ticarette başta lojistik ve tedarik zinciri ayaklarında olmak üzere aksama yaşanmaması için gereken önlemleri zamanında alması, bu çerçevede hayata geçirilen "temassız ticaret" uygulaması ve diğer alternatif çözümlerle, tarım ihracatında önemli başarı elde edildi.

GELECEK BURADA
19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden  Prof. Dr. Yusuf Demir “Türkiye’nin geleceği tarım ve tarıma dayalı sanayidedir. Günümüzde gıda güvenliği, beslenme ve tarımsal üretimin önemi, tartışılmaz bir gerçek olarak gündemdeki yerini almıştır. İnsanların temel ihtiyacı olan sürdürülebilir yaşam, sağlıklı beslenme, nesillerin devamı gibi konular da ana gündem maddelerini oluşturmakta. Araştırmalar ve ülke stratejileri buna göre planlanmaktadır. Özellikle son dönemde yaşadığımız pandemi süreci bunu daha önemli hâle getirmiştir. Ülkemizde daha fazla profesyonel tarım yönetimi anlayışına geçilmesi çalışmaları yapılmalıdır. Bu bağlamda son dönemde çıkarılan yasaların uygun yönetmelikler ile desteklenmesi, yeni yasalar ile köylü ile çiftçi ayırımın yapılarak profesyonel tarıma geçilmesi, mevcut büyükşehir yasasının kırsalda ortaya çıkardığı sorunların çözülmesi gerekmektedir" diye konuştu.
 
 
09.09.2020
Devamı

1,5 Klogramlık Domates Hayrete Düşürdü

Kütahya'da bir vatandaşın tarlasında yetiştirdiği domatesin ağırlığı 1,5 kilograma ulaştı. Üretenin de şaşırdığı domates, görenleri hayrete düşürdü.
Kütahya'nın Hisarcık ilçesinde, bir vatandaşın tarlasında yetiştirdiği domates, 1,5 kilogram ağırlığa ulaştı. Domatesi iş yerinde sergileyen İsmail Ceylan, vatandaşların yoğun ilgisiyle karşılaşıyor.
İlçede zücaciye dükkanı işleten İsmail Ceylan, Hasanlar Yüzü Mevkii'nde sadece hayvan gübresi ve doğal malzemeler kullanarak yetiştirdiği domateslerden birinin 1,5 kilogram gibi devasa boyuta ulaşmasının kendisini çok şaşırttığını söyledi.
Ceylan, "Dükkanımın vitrininde sergilediğim devasa domates vatandaşlar tarafından büyük ilgi görüyor. Şu an satmayı düşünmüyorum. Belli bir süre sergi amaçlı bekleteceğim" dedi.


Vatandaşlara hormonsuz sebze ve meyve tüketmelerini tavsiye eden Ceylan, "Yıllardan beri sebze ve meyveleri büyüklerimden gördüğüm şekilde hayvan gübresi kullanarak yetiştiriyorum. Sebze tohumlarını yine yetiştirdiğimiz ürünlerden elde ediyoruz. Bu nedenle yetiştirdiğimiz ürünler kendi doğal tatlarını muhafaza ettiği için lezzetli oluyor" diye konuştu.
 
09.09.2020
Devamı

TÜDKİYEB Başkanı Çelik :Küçükbaşta Verimlilik Daha Çok Et ve Süt Demek

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, tarım ve hayvancılıkta verimliliğin katma değer açısından en önemli unsurlardan biri olduğunu, gelişmiş ülkelerin verimliliği artırarak daha az sayıda hayvanla daha fazla süt ve et elde ettiğinin görüldüğünü belirterek, “FAO ve TÜİK verilerini esas alırsak, yıllık olarak, koyun keçide artırılacak her bir kilogram et verimliliğiyle 20 bin tondan fazla et, her 5 kilogram süt verimliliğiyle 126 bin tondan fazla süt elde etmek mümkün” dedi.
Çelik, yaptığı açıklamada, 2004-2019 arasındaki 15 yıllık dönemde yıllar itibarıyla, sağılan hayvan başına yıllık süt veriminin koyunda 76,6 kilogram ile 78 kilogram arasında, keçide 104,6 kilogram ile 105,7 kilogram arasında, kesilen hayvan başına et veriminin ise koyunda 17,2 kilogram ile 21,7 kilogram arasında, keçide 17 kilogram ile 19,8 kilogram arasında değiştiğini bildirdi.
 
Et ve süt üretim artışları, hayvan varlığındaki yükselmeden kaynaklanmaktadır
 
Küçükbaş hayvancılıkta et ve sütteki üretim artışlarının esas itibarıyla hayvan varlığındaki yükselmeden kaynaklandığına dikkati çeken Çelik, şunları kaydetti:
“Küçükbaş hayvan sayısı 2020 Haziran ayı verileriyle 2019 sonuna göre 6,5 milyon başlık artışla 48,5 milyondan 55 milyonun üzerine çıktı. Bu dönemde koyun sayısı yüzde 14,6 artışla 37,3 milyondan 42,7 milyona, keçi sayısı yüzde 10,2 artışla 11,2 milyondan 12,35 milyona yükseldi. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın nüfus başına bir küçükbaş hayvana ulaşma konusunda talimatı var. Cumhurbaşkanımızın ve Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin destek ve gayretleriyle, Tarım ve Orman Bakanlığımızın küçükbaş hayvancılığa yönelik desteklemeleriyle adım adım hedefimize yaklaşıyoruz.”
 
Çağımız ekonomisinin temelinde verimlilik yatmaktadır
 
Küçükbaş hayvancılıkta sadece sayı artırmayla sınırlı kalınmaması gerektiğini vurgulayan Çelik, çağımız ekonomisinin temelinde verimlilik yatmaktadır. En az girdiyle en fazla, sürdürülebilir, yüksek kalite ve standartta üretimin ekonominin temel amacı olduğunu hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:
“2019 yılı itibarıyla koyunda 21,6, keçide 19,8 kilogramlık et, koyunda yıllık 76,7, keçide 105,5 kilogramlık süt verimliliğini ıslah çalışmalarıyla çok daha yüksek rakamlara çıkarabiliriz. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, 2019 yılında 19,8 milyon koyun, 5,5 milyon keçi sağılmaktadır. Her 5 kilogram süt verimliliğiyle 126 bin tondan fazla süt elde etmek mümkündür. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) 2018 verileri esas alındığında koyun keçide artırılacak her bir kilogram et verimliliğiyle 20 bin tondan fazla et elde etmek imkanlar dahilindedir.
Tabii sağılan hayvan sayısı arttıkça elde edilecek süt miktarı, kesilen hayvan sayısı arttıkça elde edilecek et miktarı artacaktır.”
 
Islah çalışmalarıyla verimlilik kolaylıkla artırılabilir
 
Verimliliğin yapılacak ıslah çalışmalarıyla kolaylıkla artırılabileceğini, Anadolu’nun et ve sütte verimli koyun ve keçi ırkları bulunduğunu, bunların yaygınlaştırılması gerektiğini bildiren Çelik, şöyle devam etti:

“Ülkemizde bazı koyun ırklarında yıllık süt verimi 200 kilograma kadar çıkmaktadır. Kültür ırkı keçilerde bu rakam 400 kilogramı aşmaktadır. Karkas ağırlık bazı koyun ırklarında 29-30 kilograma yaklaşmaktadır.
Buna göre, koyunda ve keçide süt verimini ıslahla en az ikiye katlamak mümkündür.  Et verimini ise yüzde 50 oranında artırma imkanı vardır.
Islah çalışmaları daha fazla desteklenmeli, küçükbaş hayvan varlığımızın tamamı ıslah edilmeli, et ve süt verimliliği artırılmalıdır.
Memnuniyetle söylemeliyim ki artık küçükbaş hayvancılıkta soy kütüğü yürütme çalışmaları başlamıştır. Çalışmalar hızla devam etmektedir. Önümüzdeki birkaç yılda ıslah çalışmalarının temelini oluşturan soy kütüğü kayıtları ile verimliliğin artırılması yolunda çok daha önemli mesafeler kaydedilecektir.”
Verimlilik artışında bakım ve beslenmenin de büyük önemi bulunduğu bildiren Çelik, “ıslah çalışmalarının başarıyla uygulanabilmesinin bir yolu da çevre şartlarının iyileştirilmesidir. Bu çerçevede bakım ve besleme konuları da son derece önemlidir. Yetiştiricimiz yem maliyetleri nedeniyle hayvanlarını yeterince iyi besleyememektedir. Hayvancılığın en ucuz yem kaynağı mera ve çayırlardır. Ülkemiz şartlarında meralar olmadan küçükbaş hayvancılık yapmak mümkün değildir. Halen 14,6 milyon hektar olan mera ve çayırların alanı yetersizdir. Son 70 yılda mera ve çayır alanının yüzde 60’dan fazlası orman ve tarım alanlarına dahil edilmiştir. Bitkisel üretim yapma imkanı olmayan ve alanı 15,8 milyon hektarın üzerindeki diğer tarım arazileri de mera kapsamına alınmalıdır. Çayır ve meralar verimsizdir. Bu alanlar ıslah edilerek verimleri artırılmalıdır” dedi.
 
 
 
09.09.2020
Devamı

TESK: Gıda ve Temizlik Ürünlerinde Kdv Düşürülsün

Yeni tip corona virüs (Covid-19) salgını döneminde vatandaşların gıda ve temizlik ürünleri harcamalarının arttığını belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, bu ürünlerin KDV oranının düşürülmesini istedi.

Palandöken, yazılı açıklamasında, salgının ekonomiye olumsuz etkisinin azaltılması için KDV oranının düşürülmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.

Gıda ve temizlik ürünlerinin bu dönemde vatandaşların en çok harcama yaptığı kalemler olduğuna dikkati çeken Palandöken, "Pandemi devam ettiği sürece, gıda ürünlerindeki yüzde 8 ve temizlik malzemelerindeki yüzde 18 KDV'nin yüzde 1'e indirilmesi hem halkımızı rahatlatacak hem de enflasyonun aşağı inmesine sebep olacak." değerlendirmesinde bulundu.
Palandöken, söz konusu ürünlerde KDV'nin düşürülmesiyle özellikle dar gelirli vatandaşların salgın döneminde rahat bir nefes alacaklarını belirterek KDV'nin düşürülmesinin vergi gelirlerini artıracağını söyledi.
08.09.2020
Devamı

Antalya’da Toprak Altında Kalan Çiftçi Hayatını Kaybetti

Antalya'nın Alanya ilçesine bağlı Bıçakçı Mahallesi'nde Ahmet Teker, kepçe operatörü İsmail Turan ile birlikte kendisine ait bahçeden su çıkarmak için çalışmaya başladı.

Kazılan alanı kontrol etmek isteyen Ahmet Teker, aşağı indiği sırada toprak kayması oldu.

Üzerine toprak yığılan Ahmet Teker, sıkıştı. Çevredekilerin ihbarı üzerine ekiplerine bildirmesi üzerine olay yerine sağlık ekipleri gelirken, vatandaşların yardımıyla çıkarılan Teker'in yaşamını yitirdiği belirlendi.

Ahmet Teker'in cansız bedeni savcılık incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Kepçe operatörü İsmail Turan ifadesi için gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.
08.09.2020
Devamı

Üzüm Alımları Başladı, Çiftçiler Kuyruk Oluşturdu

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 7 Eylül'de üzüm alımlarının 9 numara üzüm için 12,5 lira taban fiyat üzerinden alımlara başlanacağının açıklanması üzerine Manisa'da çiftçiler mahsullerini getirmeye başladı. Ürünlerini satmak için alım noktalarına gelen çiftçiler traktör kuyrukları oluşturdu.

Geçtiğimiz 27 Ağustos'ta Manisa Ticaret Borsası tarafından düzenlenen alım törenine canlı bağlantıyla katılan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 9 numara üzüm için TMO'nun 12.5 lira alım garantisi verdi. Bu kapsamda TMO bugün itibarıyla Manisa ile ilçeleri Alaşehir, Salihli, Turgutlu, Sarıgöl, Saruhanlı ve Denizli Buldan'ın yanı sıra İzmir ve Salihli Ticaret Borsaları üzerinden alımların yapılabileceği çekirdeksiz kuru üzüm alımına başlandı. Bakan Pakdemirli'nin alımların 7 Eylül'de başlayacağını açıklaması üzerine üzümlerini çuvallayan üreticiler soluğu TMO ve TARİŞ'te aldı. TMO'ya internet üzerinden randevu aldıktan sonra çiftçi kayıt sistemi belgeleriyle birlikte gelen çiftçilerin mahsulleri ekspertizler tarafından değerlendirildikten sonra numara verilerek fiyatları belirlendi. Çuvallarla getirilen ürünler daha sonra depolara konulmaya başlandı.

TARİŞ depolarında da üzüm alımları başlarken, çiftçilerin traktörleri uzun kuyruklar oluşturdu. TARİŞ'te de ekspertizler tarafından numaralandırılan üzümler depolara yerleştirildi.

Üzümünü TARİŞ'e getiren üreticilerden Mustafa Kököz, "TARİŞ'e geldik. Senelerden beri TARİŞ'in ortaklarından olduğum için her yıl üzümümüzü buraya veriyoruz. Biz üzüm fiyatlarını 13,5 olarak bekliyorduk. Ama çoğu çevrede konuşulan 'Her şeye yüzde 25 zam geldi' dediler. Bu fiyat 9 numara için verildi. Ama 8 numara üzüm için 12,5 lira fiyat verilmesi gerekiyordu. Şu anda tabi TARİŞ daha fiyatını açıklamadı" dedi.

Bu yıl bağlarda hava şartlarından dolayı zarar meydana geldiğini belirten Kököz, "Bu sene bağlarda silkinti yaptı. Bu yüzde neredeyse bütün çiftçilerde zarar var. Havalar bir sıcak bir soğuk gidince silkinti oldu. Ona istinaden geçen seneye nazaran çok büyük bir zarar var" diye konuştu.

Sezonun pek iyi geçmediğini belirten üzüm üreticisi Hüseyin Hasacar, "Şu an üzüm fiyatları için bir şey söyleyemem. Bana göre normal. Eskiden üzüm 1 dolar diyorlardı. Şu an aşağı yukarı 2 dolar seviyelerinde. Yağışlar zamanında yağmadı. Çok fazla üzüm vardı bazı yerlerde üzüm kendini besleyemedi. Sezon çok iyi geçti diyemem" dedi.

"7 Eylül itibariyle TMO alımlara başlamış durumda"

Bugün itibariyle TMO tarafından üzüm alımlarına başlandığını belirten Manisa Tarım ve Orman Müdürü Metin Öztürk, "27 Ağustos'ta Tarım ve Orman Bakanımız Bekir Pakdemirli canlı yayında üzüm törenimize katılmış ve orada Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından 9 numara Sultani çekirdeksiz kuru üzümün 12 lira 50 kuruştan alınacağını belirtmişti. 7 Eylül itibariyle Toprak Mahsulleri Ofisi'nin alımları başlayacağını söylemişti. Bugün 7 Eylül itibariyle TMO alımlara başlamış durumda. 7 ayrı noktadan TMO tarafından çekirdeksiz Sultani kuru üzümün alımları gerçekleştiriliyor. Eksperler sahada. Bugün saat 11.00 itibariyle alımlar başladı. Eksperler numuneler alarak, numaraları vererek üreticimizin ürünlerini alıyorlar" ifadelerini kullandı.
08.09.2020
Devamı

Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç: 2020 Yılı Tahmini Kuru İncir Rekoltesi 85 bin 585 Ton

Kuru incir sezonu açılış töreni kapsamında Aydın'a gelen Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, bu sene incirde iklim şartları dolayısıyla rekoltede düşüş beklediklerini belirterek, Ege Bölgesi'nde kuru incir rekoltesinin 85 bin 585 ton olduğunu açıkladı.
Kuru incir sezonu açılış töreni kapsamında Aydın'a gelen Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, bu sene incirde iklim şartları dolayısıyla rekoltede düşüş beklediklerini belirterek, Ege Bölgesi'nde kuru incir rekoltesinin 85 bin 585 ton olduğunu açıkladı.
Aydın Ticaret Borsası Soğuk Hava Deposu'nda gerçekleştirilen 2020-2021 sezonu kuru incir sezonu açılış töreni kapsamında Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Aydın'a geldi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, incir üretiminin yüzde 61'nin Aydın'da yapıldığını hatırlatarak, "İncir üretiminde dünya lideriyiz. 284 milyon dolar ihracatla piyasaya yön veriyoruz. Lisanslı depoculuk ile ürünlerimiz saklanarak dünya pazarlarına ulaşacak" dedi.
Aydın genelinde 7 milyon incir ağacının olduğunu belirten AK Parti Aydın Milletvekili Metin Yavuz, "Geçen yılki rakamlara baktığımızda şu anki Aydın olarak ihracatımız 750 milyon dolar civarında. Bunun üçte biri incirden karşılanıyor. Son zamanda incirin, daldan sonraki kısmında da işletmelerimiz, faaliyetler, bir marka oluşturma yolunda hızlı adımlar atıyorlar" diye konuştu.
Kuru incir sezonu açılış töreninin geleneksel hale gelmesini istediğini ifade eden AK Parti Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ise, "Bu töreni bir başlangıç olarak görüyorum. Bu törenin geleneksel hale gelmesini temenni ediyorum. Tarlada ürettiğimizle karnımızı doyururuz. Tesiste işlersek zenginleşiriz. Bu tür tesislerin sayısının artırılarak ilimizin gıda ambarı olacağına inanıyorum. Afiyetle yiyelim ve afiyetle yedirelim" ifadelerini kullandı.
"TMO ile Tariş İncir Birliği arasında protokol imzalandı"
Açılış töreninde konuşma yapan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç da gerekli görüldüğü takdirde Toprak Mahsulleri Ofisi'nin incir alımı yapacağını açıklayarak, "Türkiye kuru incir ihracatında birinci sırada. Aydın ilimiz 373 bin dekarda yaptığı üretim ile Türkiye'deki incirin yüzde 61,4'ünü tek başına üretmektedir. İncir yetiştiriciliği 16 bin aileye gelir kapısı olmuştur. 2019 yılında kuru incir ve yaş olarak yaklaşık 268 milyon dolarlık incir ihracatı yapılmıştır. Tarımsal ihracatın yaklaşık yüzde 1,6'sı incirden gelmektedir. 2020 yılının ilk yarısında ise 134 ülkeye gerçekleştirilen 605 milyon dolarlık kuru meyve ihracatının 92 milyon dolarını incir tek başına karşılamaktadır. İncir katma değerli bir üründür. Japonya'ya incir ihracatı kapsamında Mart 2020 tarihi itibariyle çalışmaları başlattık. Bu kapsamda Japon tarafı detaylı bir bilgi talebinde bulundu. Amacımız Aydın incirini dünyada tatmayan kalmasın. Bu yıl iklimsel faktörlere bağlı olarak bazı bölgelerde rekolte kısmen etkilendi. Elde edilen veriler neticesinde 2020 yılı Ege Bölgesi kuru incir rekoltesinin 85 bin 585 ton olacağı öngörülmektedir. Biz de elimizdekinin kıymetini çok iyi biliyor. Üretimi desteklemek için var gücümüzle çalışıyoruz. Son 18 yılda üreticilerimize ciddi destek ve hibeler veriyoruz. Mazot, gübre, organik, desteği veriyoruz. Aydın'da 50 projeye 22 milyon destek verdik. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile üreticinin yanındayız. İncir rekoltesi 85 bin 585 ton olacağını bekliyoruz. Geçen yıl TMO olarak Cumhuriyet tarihinde ilk kez kuru incir alım fiyatı A4 kalite olarak 16 lira olarak açıkladık. Cumhurbaşkanımız kuru incir alımı için TMO'yu görevlendirildi. TMO şu andaki fiyatları izlemeye devam edecek. Şayet fiyatlar çiftçi memnuniyetsizliğine sebep olacak bir noktaya gelirse TMO hemen devreye girecek ve alım yapmaya başlayacaktır. Geçen yıl olduğu gibi Tariş ile işbirliğine gidildi. Bugün burada bir protokolü imzalayacağız. TMO, 14 Eylül'den itibaren Nazilli ve Germencik'te gerekirse incir alacak" dedi.
Aydın'ın, Türkiye'nin önemli ürünlerinin yetiştirildiği illerden birisi olduğuna dikkat çeken Aydın Valisi Hüseyin Aksoy da incir sezonunun hayırlı olmasını dileyerek, "Aydın tarım potansiyeli yüksek bir şehir. İncirde de sadece Türkiye'de değil dünyada birinciyiz, İl genelinde 16 bini aşkın çiftçimiz incir üretimi yapıyor. Özellikle bölgemizde incir üretiminde her geçen gün yeni çalışmalar ortaya konmaktadır" diye konuştu.
Konuşmaların ardından TMO ile Tariş İncir Birliği arasında kuru incir alım protokolü imzalandı. Törenin ardından Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Aydın Valisi Hüseyin Aksoy ve törene katılanlar tarafından, Aydın Ticaret Borsası tarafından yapılan Soğuk Hava Deposu gezilerek incelemelerde bulunuldu.
Törene; Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Aydın Valisi Hüseyin Aksoy, AK Parti Aydın milletvekilleri Metin Yavuz, Mustafa Savaş, Rıza Posacı, Aydın Ticaret Borsası Başkanı Fevzi Çondur, Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, Adnan Menderes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Selçuk Aldemir ve davetliler katıldı.
07.09.2020
Devamı

Nihat Çelik’ten Üniversite Kazanan Çoban Muhammet Taş’a Ödül

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, üniversite sınavında Malatya İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesini kazanarak Erciş’in gururu olan Ercişli çoban Muhammet Taş’ı altınla ödüllendirdi.
Çelik, Muhammet Taş’ı Van İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliğinin Erciş Şubesinde kabul etti.
Nihat Çelik, çobanlık yaparken Tıp Fakültesini kazanacak kadar da başarılı bir öğrenci olan Muhammet Taş ile kendisi de bir Ercişli olarak gurur duyduğunu belirtti. Çobanlığın en önemli mesleklerden biri olduğuna dikkati çeken Çelik, başta Peygamber Efendimiz olmak üzere hemen her peygamberin hayatlarının bir devresinde çobanlık yaptığını, Musa, Yakup ve İshak peygamberlerin asıl mesleklerinin de çobanlık olduğunu belirtti.
 
Buhâri’nin, Peygamber Efendimizin de “Allah hiçbir peygamber göndermedi ki çobanlık yapmamış olsun” şeklinde buyurduğunu, dinleyenlerin, “Sen de mi Ey Allah’ın Resûlü” diye sormaları üzerine, “Evet, ben de bir miktar kırat mukabili Mekke ehline koyun güttüm” dediğini naklettiğine vurgu yapan Çelik, şunları söyledi:
“Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da 2016 yılında Beştepe’te ‘Milli Tarım Projesi’nde yaptığı konuşmada, ‘peygamberlerin mesleği olan çiftçiliği ve çobanlığı teknolojinin tüm imkanlarıyla destekleyerek doğru planlamayla, yönlendirmeyle, bilgilendirmeyle teşvik ederek ülkemizde hak ettikleri konuma getirmeliyiz. Çobanlık deyip hafife almayım. Çobanlığın felsefesini anlamayan, onun psikolojisini yaşamayan insan yönetemez. Ben de bir çobanım’ demişti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 yılında AA fotoğraf yarışmasında, yaşam kategorisinde oyunu, foto muhabiri Hasan Namlı’nın koyun sürüsü içindeki bir çobanın yüzündeki huzuru kadraja sığdıran ‘Huzur yaylası’ isimli eser için kullanmıştı.”
 
Bu vesileyle ülkenin mera ve çoban sorununa da değinmek istediğini belirten Çelik, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Tarım ve Orman Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin küçükbaş hayvancılığa önem vermesi ve desteklemesi sonucu küçükbaş hayvan sayımız 55 milyonu aşmıştır. Bilindiği gibi 2,7 milyon küçükbaş hayvan sayısı ile ülke birincisi olan Van ilimizin ve Erciş ilçemizin bu sektörde ayrı bir yeri vardır. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bizlere hedef koyduğu her nüfus başına bir küçükbaş hayvan sayısına, 90 milyon baş küçükbaş hayvana en kısa sürede ulaşacağımızdan kimse kuşku duymamalıdır. Mera ve çoban sorumuz çözüldüğünde bu hedefe çok daha hızlı ulaşırız” dedi.
 
Peygamberlerin, bu topraklarda Cihan imparatorluğuna giden yolda Selçukluyu, Osmanlıyı kuran ecdadın mesleğini icra eden çobanların bir mensubunun olan Muhammet Taş’ın dağda, taşta, bayırda, gece gündüz son derece meşakkatli bir şekilde çobanlık yaparken, kıt imkanlarına rağmen aynı zamanda bu ülkenin en parlak öğrencileri arasına girmesinin kendilerini gururlandırdığını, onurlandırdığını belirten Çelik, “Senin bu toprakların bir evladı, halkın içinden gelen bir kişi olarak okulundan mezun olduktan sonra da ülkene, milletine, Van’a ve Erciş’e faydalı bir hekim olacağına yürekten inanıyorum. Başarılarının devamını diliyorum” dedi.
Sektöre ve bu ülkenin gençliğini desteklemek, yanında olmak ve sahiplenmek için Ankara’dan Erçiş’e geldiğini belirten Çelik, “anne ve babasına da ülkeye böyle hayırlı bir evlat yetiştirdikleri için teşekkür ediyorum. Ülke çapında çobanlık yapan bütün gençlerimizin de Muhammet Taş’ı örnek almalarını temenni ediyorum” dedi.
Çelik, Muhammet Taş’ı eğitim hayatına bir katkıda bulunmak amacıyla çam sakızı çoban armağanı olarak tam altınla ödüllendirdi.
07.09.2020
Devamı

Tarım İhracatında Artış

Türkiye yılın ilk 8 ayında toplamda 102 milyar 478 milyon 277 bin dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yılın ilk 8 ayında, 2019’un aynı dönemine göre Türkiye’nin tarım ihracatı yüzde 4.5 artarak 14 milyar 915 milyon 740 bin dolara yükseldi.

Koronavirüs salgını ve salgın kapsamında dünya çapında alınan tedbirlerin damga vurduğu yılın 8 ayında, Türkiye’de 7 sektör ihracat hacmini arttırırken, söz konusu sektörlerden 5’inin tarım ile ilişkili olması dikkati çekti. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türkiye’nin ihracatı, ağustosta yüzde 5.7 düşüşle 12 milyar 463 milyon dolar olarak gerçekleşti. İhracat, temmuz ayının sonuna denk gelen Kurban Bayramı tatilinin ağustosa uzamasıyla geçen ayın ilk 10 gününde düşük seyretti. Ağustosun son 20 gününde ise pandemi öncesi dönemdeki günlük ihracat rakamlarına ulaşıldı. Türkiye’nin ocak-ağustos dönemi ihracatı ise yüzde 12.8 azalarak 102 milyar 478 milyon 277 bin dolara geriledi.
Salgın kaynaklı etkilere karşın ocak-ağustos döneminde 7 sektörün ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre artış kaydederken, bunlardan 5’ini tarıma bağlı sektörler oluşturdu. Bu dönemde ihracat artışı yakalayan sektörler, hububat bakliyat yağlı tohumlar ve mamulleri, yaş meyve ve sebze, meyve sebze mamulleri, fındık ve mamulleri, tütün, gemi ve yat, çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri oldu. Türkiye’nin koronavirüs salgını çerçevesinde dış ticarette başta lojistik ve tedarik zinciri ayaklarında olmak üzere aksama yaşanmaması için gereken önlemleri zamanında alması, bu çerçevede hayata geçirilen ‘temassız ticaret’ uygulaması ve diğer alternatif çözümlerle bu dönemde özellikle tarım ihracatında önemli başarı elde edildi.
İnsanların temel ihtiyaçlardan olan gıdaya yönelmesi de tarım ihracatının artmasındaki en önemli faktör oldu. Bu kapsamda yılın 8 ayında, 2019’un aynı dönemine göre Türkiye’nin tarım ihracatı yüzde 4.5 artarak 14 milyar 915 milyon 740 bin dolara yükseldi. Bu dönemde dış satım hacmi yüzde 28.6 artarak 1.2 milyar dolara çıkan fındık ve mamulleri, ihracatını en fazla artıran sektör olarak kayıtlara geçti. İhracat, yaş meyve ve sebze sektöründe yüzde 23.8 artışla yaklaşık 1.5 milyar dolara, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinde yüzde 7.8 yükselişle 4.6 milyar dolara, meyve-sebze mamullerinde yüzde 5.3 artarak 1 milyar 32.4 milyon dolara, tütünde de yüzde 0.6 yükselerek 572 milyon 78 bin dolara çıktı. Fındık ve mamulleri, meyve sebze mamulleri sektörleri en fazla Almanya’ya, hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü en fazla Irak’a, tütün sektörü en fazla İran’a, yaş meyve ve sebze sektörü de en fazla Rusya’ya ihracat yaptı.

07.09.2020
Devamı

Şemsi Bayraktar: Yumurtada Yeni Pazarlar Bulunmalı

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yumurta sektörünün zor günler geçirdiğini bildirerek, “Yumurtada yeni pazarlar bulunmalı” diye konuştu.

Bayraktar, 7,4 milyar liralık üretim değerine sahip yumurta sektörünün zor günler yaşadığını bildirdi. Yumurta üreticilerinin acil çözüm beklediğine işaret eden Bayraktar, “Irak pazarının kapanması, pandemi nedeniyle yaşanan talep düşüşü, döviz kuruna bağlı artış gösteren yem fiyatları başta olmak üzere girdi maliyetlerindeki artışlar ve üretici fiyatlarının maliyetin altında seyretmesi sektörde küçülmeyi de beraberinde getirdi” diye konuştu.

2020 yılı ilk altı aylık dönemi ile bir önceki yılın aynı dönemi kıyaslandığında, yumurtacı tavuk civcivi üretimindeki azalmanın dikkat çektiğini bildiren Bayraktar şunları söyledi:

“Yumurtacı tavuk civcivi üretimi için kuluçkaya basılan yumurta sayısı yüzde 21,1 azalarak 108 milyon 799 bin adetten, 85 milyon 799 bin adete, üretilen yumurtacı tavuk civcivi sayısı ise yüzde 19,9 azalarak 40 milyon 523 bin adetten, 32 milyon 448 bin adete geriledi.

Üretilen civciv sayısındaki azalmanın nedeni üreticilerin para kazanamadığı için yeni civciv üretim maliyetine katlanmak istememeleri, ellerindeki tavuğu 80 haftalıkken elden çıkarmak yerine bu süreyi 110-150 haftaya kadar uzatmalarıdır. Bu bir miktar verim düşüşüne neden olacaktır ama birçok üretici zararına üretim yapmaktansa böyle davranmaya mecbur kalmaktadır.

Yumurtacı civciv üretiminde küçülmeye gidilmesi ilerleyen dönemde yumurta üretiminde bir miktar azalma yaşanmasına neden olacaktır.

Sektörün acilen maliyetleri, pazar taleplerini, iç dinamikleri dikkate alarak ‘referans fiyat’ belirleyebilecek; üretici örgütü, perakendeci, toptancı ve kamunun da içinde olduğu bir oluşuma ihtiyacı vardır. Böylece; hem üretici hem de tüketici korunabilir, iç ve dış pazar planlanabilir, sektöre rekabetçi yapı kazandırılabilir, üretimin sürdürülebilirliği sağlanabilir.”

“Yumurta üreticisi zararına satış yapıyor”

Döviz kurundaki dalgalanmaların, yem maliyetlerini artırdığına işaret eden Bayraktar, “2020 yılı 8 aylık verilere göre yumurta yemi fiyatları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 18,42 oranında arttı” bilgisini paylaştı.

Yumurta Üreticileri Merkez Birliği verilerine göre; üretici için bir yumurtanın maliyetinin 40-42 kuruş civarında olduğunu ifade eden Bayraktar, “Yumurtanın maliyeti 40-42 kuruşken, üreticiden çıkış fiyatı 33-35 kuruştur. Üreticinin, yumurta başına yüzde 17 oranında zararı söz konusudur. Buna karşılık marketlerde yumurta, yaklaşık 56 kuruşa tüketiciye satılmaktadır. Yumurtanın üreticiden çıkış fiyatı 42 kuruşun üzerinde olmalı ki, üretim devam edebilsin, üretici para kazanabilsin” diye konuştu.

"Üretici maliyetin altında satış yapmak zorunda kalıyor”

Sektörün en büyük sorununun plansız üretim ve arz fazlasına bağlı üretici fiyatında yaşanan düşüşler olduğunu belirten Bayraktar, üreticinin çoğu zaman maliyetin altında satış yapmak zorunda kaldığını ifade etti.

Arz fazlası üretim için Et ve Süt Kurumu (ESK) ya da üretici örgütlerinin devreye girmesi, ihtiyaç duyulan tesisi kurarak, gerektiğinde piyasadan yumurta çekmesinin önemine işaret eden Bayraktar şunları söyledi:

“Likit yumurta ve yumurta tozu üretim tesisine ihtiyaç vardır. Günde 750 bin yumurtayı piyasadan çekecek, pazarı rahatlatacak bir tesisin kurulumu sağlanmalıdır.

Bu tesisle arz fazlası yumurta, piyasa fiyatları referans fiyat seviyelerine gelene kadar çekilir, piyasadan çekilerek likit hale dönüştürülenler 45 güne kadar, toz haline dönüştürülenler ise 1,5 yıl saklanabilir. Likit ve toz haline getirilen ürünler gerektiğinde iç pazara veya uzak dış pazarlara satılabilir. Bunun yan sıra taze olarak tüketilmesi yasak olan ‘B Sınıfı’ yani kirli ve kırık yumurtalar da bu tesiste değerlendirilebilir.

Türkiye'de makarnacılar tamamı ithal olmak üzere yumurta tozu ithal ediyorlar. Üretilecek bu tozla, makarnacıların ithalatı da ortadan kaldırılabilir. Üretim, makarnacıların 1 yıllık ithalatını karşılamaya yeter.”

Yumurta ihracatında ülke bazlı stratejik adımlar şart

Dış ticarette yaşanan sorunların da üreticileri fiyat konusunda sıkıntıya soktuğunu ifade eden Bayraktar şunları söyledi:

“Türkiye Ziraat Odaları Birliği Olarak, dış pazarda tek bir ülkeye bağımlı olmanın çok riskli olduğunu, dış pazar yelpazesini geliştirecek, ülke bazlı stratejilere ve adımlara ihtiyaç olduğunu, aksi takdirde yaşanacak herhangi bir olumsuzluk durumunda sektörün ciddi zarar göreceğini her platformda belirttik.

Düşündüğümüz şey başımıza geldi, büyük oranda bağımlı olduğumuz Irak pazarı 2019 yılının ortasından itibaren kapandı, yerine etkili alternatif pazarlar bulunamadı.

Irak'ın toplam ihracattaki payı 2016 yılında yüzde 86,8, 2017 yılında yüzde 90,2, 2018 yılında yüzde 81,7, 2019 yılında yüzde 44,6 iken 2020 yılında bu ülkenin ithalatı yasaklamasıyla birlikte sıfıra inmiştir. Irak kendi içinde büyük kümesler kuruyor, yaptıkları bu yatırımlarla da ithalata son vermeyi planlıyor. Bu pazarın yakın gelecekte eski haline gelmesi pek mümkün görünmüyor.

Sektör kapanan Irak pazarının yarasını körfez ülkeleri ile sarmaya çalışsa da karşılarına yüksek maliyet faktörü çıkıyor.

Şu aşamada sektörün bir araya gelip, yeni pazarlar için ülke bazı stratejik adımları belirlemesine ihtiyaç vardır.

Ülkenin dövize şiddetle ihtiyaç duyduğu bu dönemde en önemli ihraç kaleminin sekteye uğraması kabul edilebilir bir durum değildir.

Maliyeti düşürecek tedbirler alınmalı, ihracat destekleri üreticiyi pazarda kalıcı ve rekabet edici seviyeye getirecek düzeylere çıkarılmalıdır.”
07.09.2020
Devamı

Pakdemirli: “Alınan Tedbirlerle Tarımsal Üretim Yüzde 4 Arttı”

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Rize'de ÇAYKUR'un Hayrat Botanik Bahçesindeki örnek çay bahçelerinde incelemelerde bulundu. Hayrat fidanlığındaki Ar-Ge çalışmaları hakkında ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim’den bilgi alan Pakdemirli, bakanlık olarak üretimi, araştırmayı, çeşitliliği, katma değeri desteklediklerini ifade etti.  Pakdemirli ardından ÇAYKUR Genel Müdürlüğü’nü de ziyaret ederek Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim'le görüştü.  
Rize Ticaret Borsası'nda Ulusal Çay Konseyi üyeleri ve çay sektörünün temsilcileri ile bir araya gelen Bakan Bekir Pakdemirli, Türkiye'nin tarımsal üretiminin ilk iki çeyrekte yüzde 4 büyüdüğünü kaydederek, "Bunda, pandemi sürecince üreticinin de evine kapanmaması için bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin etkili olduğunu düşünüyorum" diye konuştu. 
Pakdemirli, Rize Ticaret Borsası salonunda gerçekleştirilen, Ulusal Çay Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çay üretiminde dünyada beşinci, Avrupa'da birinci sırada olduğunu anımsatarak, buna rağmen yürünecek çok yol olduğunu ifade etti. ÇAYKUR'un, kendilerinin Ankara'dan Rize'ye uzanan elleri olduğunu vurgulayan Pakdemirli, görev ve sorumluluğun ağır olduğunu, bölge insanının beklentisinin ÇAYKUR ile çok bağdaştığını aktardı. 
Pakdemirli, ÇAYKUR'un gen kaynaklarını geliştirmeyle ilgili araştırma ve geliştirme merkezini ziyaret ettiğine dikkati çekerek, "ÇAYKUR'un da ağır bir sorumluluğu var. Sadece malı alıp, üretip satacak bir kuruluş olarak değil, bölgede bu işin devamını sağlayacak ve bu işin de aslında hem iç hem de dünya ticaretini planlayıp programlayacak önemli kuruluşlardan bir tanesi" diye konuştu.

Kaçak çay konusuna da değinen Bakan Pakdemirli, bunun çok önemli bir sorun olmadığını ifade etti. ÇAYKUR'un gelişime açık yönlerinin bulunduğunun altını çizen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Fabrikalardaki üretim süreci, paketleme ve depolama sorunları, çok minimal miktarda da olsa kaçak çay sorunundan bahsedilebilir ama bunların bir önemi olmadığını düşünüyorum. Pazarlama sorunları en büyük sorunumuz. Kimyasal gübre halen sorun olmaya devam ediyor. Tabii ki bahçelere bakım yapılması, bitki zararlıları ile mücadelenin iyi yapılması, yaşlanmış çay bahçelerinin rehabilitasyonu, budamaların yapılması, müstahsilin çay toplarken standart dışının önüne geçilmesi önem taşıyor."

05.09.2020
Devamı

Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Projesinde ilk Damızlık İhracatı

Halk elinde küçükbaş hayvan ıslahı ülkesel projesi kapsamında ilk damızlık ihracatı gerçekleşti.
Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından yürütülen “Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi" meyvelerini vermeye devam ediyor. Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi 2005 yılında başlamış olup, bugün itibariyle 56 ilde ve 171 alt proje ile devam etmektedir. Proje; 21 koyun ırkı ile 6 keçi ırkında, toplam 1 milyon 100 bin baş küçükbaş hayvan materyalinde uygulanmaktadır. Proje kapsamında yer alan ve proje gerekliliklerinin yerine getiren yetiştiricilere bu zamana kadar toplam 511,5 milyon TL destekleme ödemesi yapılmıştır. Proje sayesinde kaliteli damızlık koç ve tekeler elde edilmeye başlanmış ve yetiştiriciler kendi ihtiyaçları için 80 bin üstün nitelikli damızlık koç/teke üretmişlerdir. Aynı zamanda, proje dışındaki yetiştiricilere de yaklaşık 150 bin baş erkek ve 350 bin baş dişi damızlık sağlanabilecek düzeye gelinmiştir.
TAGEM daire başkanı Dr. Ali AYAR’ yaptığı açıklamaya göre; Bu projelerden Mersin ilinde yürütülen İvesi Koyun Irkı Halk Elinde Hayvan Islahı Alt Projesi I ve II kapsamında üretilen 240 baş dişi, 13 baş erkek damızlık anaç hayvan materyali Türk İş birliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Başkanlığı aracılığıyla, yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı Devlet Üretme Çiftliği bünyesine yetiştirilmek üzere götürülmüştür. Bu girişimle; “proje çıktısı” olarak da değerlendirilebilecek yurt dışına “damızlık koyun ihracatı” ilk defa gerçekleştirildiğini belirterek proje kapsamında hem yurt içi hem de yurt dışı damızlık taleplerinin karşılamanın mümkün olduğunu bildirdi.
Ülke çapında projeye emek veren tüm paydaşlara ve bu İhracat aşamasındaki gayretleri nedeniyle Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü çalışanlarına, Mersin İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği yönetimine, Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitü Müdürlüğüne, personeli ve Proje Liderine çalışmaları ve emeklerinden dolayı da  teşekkürlerini ifade etti.
05.09.2020
Devamı

Bekir Pakdemirli: Tarımsal Üretimimiz Yüzde 4 Büyüdü

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemir'li Türkiye'nin tarımsal üretiminin ilk iki çeyrekte de yüzde 4 büyüdüğünü belirterek, "Bunda pandemi sürecince müstahsilin de evine kapanmamasıyla ilgili bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin önemi olduğunu düşünüyorum." dedi.
Pakdemirli, Rize Ticaret Borsası Salonunda gerçekleştirilen, Ulusal Çay Konseyi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin çay üretiminde dünyada beşinci, Avrupa'da birinci sırada olduğunu anımsatarak, buna rağmen yürünecek çok da yol olduğunu ifade etti.
 
ÇAYKUR'un, kendilerinin Ankara'dan Rize'ye uzanan elleri olduğunu vurgulayan Pakdemirli, görev ve sorumluluğun ağır olduğunu, bölge insanının beklentisinin 

Pakdemirli, ÇAYKUR'un gen kaynaklarını geliştirmeyle ilgili araştırma ve geliştirme merkezini ziyaret ettiğine dikkati çekerek, "ÇAYKUR'un da ağır bir sorumluluğu var. Sadece malı alıp, üretip satacak bir kuruluş olarak değil, bölgede bu işin devamını sağlayacak ve bu işin de aslında hem iç hem de dünya ticaretini planlayıp programlayacak önemli kuruluşlardan bir tanesi." diye konuştu.
ÇAYKUR'un gelişime açık yönlerinin bulunduğunun altını çizen Pakdemirli, şöyle devam etti: "Fabrikalardaki üretim süreci, paketleme ve depolama sorunları, çok minimal miktarda da olsa kaçak çay sorunundan bahsedilebilir ama bunların bir önemi olmadığını düşünüyorum. Pazarlama sorunları en büyük sorunumuz. Kimyasal gübre halen sorun olmaya devam ediyor. Tabi ki bahçelere bakım yapılması, bitki zararlıları ile mücadelenin iyi yapılması, yaşlanmış çay bahçelerinin rehabilitasyonu, budamaların yapılması, müstahsilin çay toplarken standart dışının önüne geçilmesi."
Pakdemirli, bu sene bir musibet yaşandığını ve halen daha maskelerle dolaşıldığını belirterek, "İster istemez Gürcistan'dan gelen işçileri engellemek zorunda kaldık hastalığın yayılmaması için. Ama bu musibet bir hayır da getirdi, paramız ülkemizde kaldı, şu an çayın kalitesi arttı. Bugün fabrikalara gelen çayın kokusunda bile bir değişik hava var, kalitenin artışını kokudan bile hissedebiliyorsunuz. İster istemez kendinize ait olmayan bir işi yaptığınızda çok daha geniş davranıyorken, kendinize ait çaylıklardan çay topladığınızda çok daha iyi bir sahiplenme oluyor." dedi.
Bu anlamda pandeminin getirdiği artılar ve eksiler olduğuna işaret eden Pakdemirli, şu değerlendirmede bulundu: "Pandemi döneminde yönetilmesi gereken bir süreç vardı özellikle toplamayla ilgili. Şehirlerden buraya gelmek isteyen müstahsille alakalı. Bu süreci de bölgemizdeki bakanlarla, milletvekillerimizle, il başkanlarımızla ve ÇAYKUR'un da katkılarıyla iyi yönettiğimizi düşünüyorum. Çünkü ister istemez tarımsal üretimin artması gerekiyor. Bu süreçte de Allah'a şükür ilk iki çeyrekte de tarımsal üretimimiz yüzde 4 büyümüş durumda. Türkiye'de diğer sektörler bunun çok gerisinde olmasına rağmen, tarımsal üretimde büyümemiz oldu. Bunda pandemi sürecince müstahsilin de evine kapanmamasıyla ilgili bakanlıkça, diğer kurumlarla birlikte aldığımız tedbirlerin önemi olduğunu düşünüyorum."
 
Pakdemirli, arazilerin küçük olduğunu ve bu konu üzerinde çalışılması gerektiğini ifade ederek, "Bunlar tabi ki bölge insanı için sosyolojik olarak çok kolay konular olmamakla birlikte hepsinin üzerinde durmamız lazım." diye konuştu.
Çay Kanunu'nun konuşulan bir konu olduğunu dile getiren Pakdemirli, "Ben kanunları amaç değil de araç olarak görüyorum. Ana amacımızı tespit ettikten sonra araç olarak o kanunlara ihtiyaç varsa bunları da ortaya koymakta fayda var." dedi.
Pakdemirli, Çay Kanunu'nun ilgili tüm paydaşların üzerinde anlaşacağı hale getirilmesi durumunda Gazi Meclisin de gereğini yapacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Biz de Bakanlık olarak bunun önünde durmayız yanında veya gerisinde oluruz, arkadan da bu konuyu ittiririz. Tabi burada problemlere genel itibariyle bakıyorum, ihracatın desteklenmesi, fabrikalara sistematik kota verilmeli ve bu kota aşılmamalıdır. Bana göre bu konu üniversitemizce çalışılmalı, üniversitemiz zaten bir ihtisas üniversitesi. Üniversitemizin bize önerdiği konuda bizde gereken inisiyatifi bakanlık olarak üstümüze alırız. Ama burada en önemli olan konu müstahsilin memnun edilmesi ve müstahsilin karşı çıkmayacağı bir çözüm bulunması. Yani tüm paydaşların arasında herkesin aynı eşit önemi vardır ama müstahsilin önemini de bir çıt daha fazla mutlaka öne çıkarmamız gerekiyor."
Yaş çay ve kuru çay arasındaki fiyat farkının farkında olduklarının altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti: "Tabi ki ÇAYKUR'un gelirlerini artırma konusunda çaba ve gayretimizin bir yandan da artıyor olması lazım ama özel sektörün de aslında burada ÇAYKUR'a göre daha verimli çalışabileceğini ve burada bir miktar halen karlılığın taşınabildiğini düşünmek istiyorum ve böyle olduğunu görüyorum arkadaşlardan sorduğum zaman. Elbette bütün bunları ÇAYKUR, ÇAYKUR'un sağlıklı olması, sektör, sektörün sağlıklı olması ve aynı zamanda müstahsilin memnun olması ve aynı zamanda özellikle enflasyon sepetinde çok yüksek bir payı olan çayın da doğru şekilde fiyatlandırılmasının sağlanması gerekir diye düşünüyorum."
Bakan Pakdemirli, bir gazetecinin, Çorum-Sinop arasındaki yangındaki son durumu sorması üzerine, müdahalenin sürdüğünü söyledi. Bölgeye, tüm diğer bölgelerden dinlenmiş olan, yangınlarda en deneyimli ve en yetkin teknik personeli gönderdiklerini aktaran Pakdemirli, "Üzerinde çalışılıyor, henüz kontrol altında değil ama hızlı bir şekilde kontrol altına alma üzerinde arkadaşların gayreti sürüyor. Yangın, tahmin ettiğiniz kadar büyük bir yangın değil ancak parçalı ve araziye yayılmış olmasından dolayı bazı endişeler doğuruyor ama inşallah hızlı bir şekilde diğer yangınları hallettiğimiz gibi bu yangını da halledeceğiz." ifadesini kullandı.

Toplantıya, Rize Valisi Kemal Çeber, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, AK Parti Rize Milletvekili Osman Aşkın Bak, ÇAYKUR Genel Müdür Vekili Yusuf Ziya Alim ve diğer ilgililer katıldı.
Bakan Pakdemir, ayrıca ÇAYKUR Genel Müdürlüğünü ziyaret etti, Hayrat Botanik Bahçesindeki örnek çay bahçelerinde de incelemelerde bulundu.
 
04.09.2020
Devamı

Bağrıbütün Kavunu Coğrafi İşaret Tescil Belgesi Aldı

Yozgat'ın Aydıncık Belediye Başkanı Ahmet Koçak, ilçeye özgü "bağrıbütün kavunu"nun coğrafi işaret tescil belgesi aldığını söyledi.

Aydıncık yöresinde yetişen bağrıbütün kavununun coğrafi işaret alması için 2017 yılında Bozok Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile ortak proje başlattıklarını hatırlatan Koçak, yapılan çalışmalar sonucunda Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından bağrıbütün kavununun 25 Ağustos'ta Aydıncık adına tescillenerek belgesinin verildiğini aktardı.

Koçak, "İlçemizin tarihi ve kültürel birikimine katkı sağlamış olduk. Bu gelişme, özellikle çiftçilerimizin daha fazla ekim yapmasına ve daha fazla gelir etmesine katkı sunacaktır. Bundan sonra daha planlı şekilde pazarlamasını yaparak çiftçilerimize katkı sağlamak amacındayız." dedi.

Koçak, belediyelerin görevinin sadece yol, su, kaldırım yapmak olmadığını vurgulayarak, "Bölgemizin değerlerine de sahip çıkıyoruz. 3-5 yıl öncesine kadar çiftçimiz sadece yiyeceği kadar bağrıbütün ekiyordu. Yaptığımız çalışmalarla ekim alanları her geçen yıl artıyor, daha planlı ekimler yapılıyor. Talepler artıyor ve şu an kilosu 5 liradan satılıyor. Coğrafi işaret belgesi alınması için bize büyük destek veren Bozok Üniversitemiz öğretim üyelerine ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum." diye konuştu.
04.09.2020
Devamı

Tigem’den Silaj İhalesi

Tarım ve Orman Bakanlığının bağlı kuruluşu Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Gökhöyük Tarım İşletmesi Müdürlüğü, mısır silajı nakliye ve sıkıştırma işini ihale edecek. Resmi Gazete'de yayımlanan ilana göre, 18 ton üzeri kapasiteli damperli kamyon ile 430 sefer hasıl mısır silajı nakliyesi ve teknik şartnamede belirtilen makineyle 100 saatlik mısır silajı sıkıştırma işi için ihale düzenlenecek.İhale şartnamesi Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünde, tigem.gov.tr internet sitesinde ve idarenin adresinde ücretsiz görülebilecek ya da 100 liraya satın alınabilecek.Kapalı teklif usulüyle yapılacak ihalede teklif mektupları en geç 17 Eylül saat 14.30'a kadar Gökhöyük Tarım İşletmesi Müdürlüğüne verilecek veya söz konusu saatten önce ulaşacak şekilde postayla gönderilecek. İlk ihalede netice alınamadığı takdirde ihale, 24 Eylül'de aynı yer ve saatte tekrarlanacak.

04.09.2020
Devamı

Türkşeker'den Sözleşmeli Tarım Modeli

Antalya bölgesinde sera üreticileri ve sektör temsilcileri ile bir araya gelen Türkşeker Genel Müdürü Mücahit Alkan, hububat ve gıda sektöründe uygulamaya koyduğu 'Sözleşmeli Tarım Modeli'nin çiftçiler tarafından büyük bir coşkuyla karşılandığını söyledi. Alkan, Türkşeker olarak aynı ilgiyi sera çiftçisiyle de yaşamak istediklerini kaydetti. Alkan, çiftçilerin girdileri temin etme hususunda kredi ve faiz yükü altına girmek zorunda kaldığını belirtti. Sözleşmeli tarım modeliyle çiftçinin tüm girdilerinin Türkşeker tarafından karşılanacağını, bu sayede çiftçinin kredi ve faizden kurtulacağını ifade eden Alkan, "Türkşeker Ankara, Ereğli ve Ilgın fabrikalarında belirlediği alanlarda sera üretimine başlayacak. Türkşeker milli emlak genel müdürlüğünün belirleyeceği hazine arazilerinde de sera üretimine geçecek. Gıda fiyatlarını dengelemek, istihdamı artırmak ve ithal ürünlerin Türkiye'de yetiştirilmesini sağlamak için hububat ve gıda sektöründe başlattığımız 'Sözleşmeli Tarım Modeli'ni seracılık sektöründe de hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Belirlenen araziler sera üretimi yapmak isteyen fakat yer problemi yaşayan çiftçilere avantajlı fiyatlarla kiralanacak. Bu konuda özellikle genç çiftçilerimize pozitif ayrımcılık minimize edilmesi için gayret sarf ediyoruz. Sera yapımında kullanılan hammadde ve diğer malzemelerin toplu temini ve aracıların ortadan kalktığı bir yöntemle sera yatırımlarında yüzde 25 ile yüzde 30 uygulamayı planlıyoruz. Türkşeker sera yatırımlarında girdi maliyetlerini düşürmek için çalışıyor. Girdi maliyetlerinin arasında bir kazanç elde etmeyi hedefliyoruz" dedi.
 
04.09.2020
Devamı

TÜİK Verilerine Göre Ağustos Ayında Gıda Fiyatları Düştü!

TÜİK verilerine göre ağustos ayında gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yüzde 0,08’lik bir azalma meydana geldi. Öte yandan Birleşik Kam-İş Konfederasyonu; 1 Eylül’de sunduğu raporunda gıda fiyatlarının bir yılda yüzde 26,2 olduğunu öne sürmüştü.

En düşük artış ise yüzde 2,44 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti. En yüksek artış, yüzde 26,99 ile çeşitli mal ve hizmetler grubunda gerçekleşirken; bunu yüzde 14,68 ile sağlık sektörü izledi.

Hazırlanan raporda en yoksul yüzde 20’lık kesimin aile bütçesinin gıdaya ayırdığı pay önceden yüzde 28,7 iken, yüzde 30,7’ye yükseldi.

Yıllık en düşük artış %2,44 ile alkollü içecekler ve tütün grubunda gerçekleşti

Bir önceki yılın aynı ayına göre artışın düşük olduğu diğer ana gruplar sırasıyla, %6,37 ile haberleşme, %6,61 ile eğlence ve kültür ve %8,50 ile eğitim oldu. Buna karşılık, bir önceki yılın aynı ayına göre artışın yüksek olduğu ana gruplar ise sırasıyla, %26,99 ile çeşitli mal ve hizmetler, %14,68 ile sağlık ve %13,51 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu.

Alternatif araştırma: Gıda fiyatları bir yılda yüzde 26 arttı

Öte yandan Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu’nun Ar-Ge birimi KAMUAR’ın, halkın en fazla tükettiği 77 gıda maddesinden oluşan bir sepeti esas alarak yaptığı “halkın enflasyonu” araştırmasına göre, gıda fiyatları son bir yılda yüzde 26.2 oranında arttı.

12 aylık ortalama fiyatlara göre artış ise yüzde 32.2 olarak hesaplandı. Gıda harcamaları ağustosta bir önceki aya göre yüzde 0.5 oranında artarken, ocak-ağustos dönemindeki fiyat artışı da yüzde 15.2’yi buldu.

Gıda fiyatlarının diğer harcamalara göre daha yüksek oranda arttığı 2019 yılında en yoksul yüzde 20’lik kesimin aile bütçesinden gıda için yapmak zorunda olduğu harcamanın payı yüzde 28.7’den yüzde 30.7’ye yükseldi. En zengin yüzde 20’lik kesimin gıda harcamalarının toplam aile harcamaları içerisindeki payı ise yüzde 15.4’ten yüzde 15.3’e indi.

Türkiye’deki ailelerin gıda için harcadıkları her 100 liranın 17.8 lirasını pirinç, ekmek, bulgur, buğday unu, makarna ve şehriye gibi ürünler oluşturuyor. Diğer ülkelere göre miktar olarak çok az tüketilmesine rağmen, dünyanın belki de en yüksek fiyatlarının geçerli olması nedeniyle et ve balık için yapılan harcamalar ise gıda harcamalarının yüzde 19.4’ünü oluşturuyor.
04.09.2020
Devamı

TİGEM 2020 Tohum Satış Fiyatlarını Açıkladı Çiftçi Hibe Desteği İstiyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) 2020 tohum satış fiyatlarını açıkladı.
Açıklanan fiyatlara bakıldığında 2019’a göre ortalama yüzde 20 zam yapıldığı dikkat çekiyor. Geçen yıl tonu 2 bin 100 lira olan tohumluk makarnalık buğday fiyatı 2020’de 2 bin 500 liraya çıkarıldı. Ekmeklik buğday tohumluğunun tonu 1900 liraydı, 2 bin 300 lira oldu. Arpa tohumluğunun tonu 1700 liradan 2 bin liraya yükseldi. Tritikale ve yulaf tohumluğunun tonu 1750 liradan 2 bin 100 liraya çıkarıldı.
Bu fiyatlara ilaç, bayi karı, nakliye eklenecek Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre açıklanan bu fiyatlara bazı ilaveler yapılacak. Açıklanan fiyatlara;
Kök ve kök boğazı çürüklüğüne karşı ilaçlanan tohumlukların kilogram fiyatına (KDV Hariç) 4 kuruş ilave olarak eklenmesi,
Tarım ve Orman Müdürlüklerine, İl Özel İdarelerine, Belediyelere, Üniversitelere ve İşletmelerden çiftçilere yapılacak doğrudan peşin bedelle tohumluk satışlarında, dağıtıcı kuruluşlara uygulanan peşin satış fiyatı üzerine 0,20 TL/ Kg eklenmesi,
Dağıtıcı kuruluşların, belirlenen tohumluk satış fiyatları üzerine nakliye, sigorta v.s. masraflar ve kar karşılığı azami %14’e kadar ilave yapılarak belirlenecek fiyat üzerinden, çiftçiye satışı yapılması öngörülüyor.
Çiftçi yüzde 75 hibe desteği istiyor Tarım ve Orman Bakanlığı, koronavirüs sürecinde çiftçilere destek olmak ve daha fazla ekim yapılması amacıyla yazlık ekim yapılan alanlarda çiftçilere %75 doğum desteği sağladı. Bu destekten çok sınırlı sayıda çiftçi yararlanabildi. Çiftçiler bu desteğin güz ve kışlık ekimlerde ülke genelinde uygulanmasını istiyor.
04.09.2020
Devamı

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Pamuk Üreticisi Prim Artışı Bekliyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, pamuk üreticisinin prim desteğinde artış beklediğini bildirerek, “Pamukta üretim düşüyor. Üretim artışı üreticinin desteklenmesine bağlıdır. Pamukta kendi kendine yeten üretime ulaşabilmemiz için üreticilerimiz teşvik edilmelidir” diye konuştu.

Bayraktar, pamuğun, yüksek katma değer sağlayan bir tarım ürünü olması, üretim, istihdam ve ihracat açısından lokomotif sektör konumunda olan tekstil ve konfeksiyon sektörü için temel girdi niteliğinde olması, doğrudan veya dolaylı şekilde milyonlarca insana istihdam sağlaması nedeniyle stratejik bir önem arz ettiğini bildirdi.

Türkiye’nin, pamuk ekim alanında dünyada 11’nci sırada olmasına rağmen, verimde dünya ikincisi olduğunu belirten Bayraktar, Türkiye’de hektara 1944 kilogram olan pamuk veriminin, 790 kilogram olan dünya ortalamasının oldukça üzerinde olduğunu vurguladı.

Pamukta ekim alanlarındaki değişimin, çiftçinin kazancıyla; yani ürün maliyetleri, fiyat ve desteklerle doğrudan ilişkili olduğunu belirten Bayraktar şöyle devam etti:

“Ülkemizde, 2000 yılında 6 milyon 541 bin dekar olan ekim alanı son 20 yılda hızla daralarak 2019 yılında yüzde 27 azalmayla 4 milyon 778 bin dekara kadar gerilemiştir. Bu dönemde üretim ise 2 milyon 260 bin tondan 2 milyon 200 bin tona düşmüştür. Ekim alanlarında yaşanan yüzde 27 oranında düşüşe rağmen üretimdeki azalışın çok az olmasının sebebi, verim artışından kaynaklanmaktadır.”

 

“Pamuk ithalatında koruma önlemi bulunmamaktadır”

Türkiye’de, pamuk üretiminin tüketimi karşılama oranının yüzde 60’da kaldığını belirten Bayraktar, üretimdeki bu açığın ithalatla karşılandığına işaret etti. 2019 yılında yaklaşık 935 bin ton lif pamuk ithalatına 1,6 milyar dolar döviz ödendiğini belirten Bayraktar şöyle devam etti:

“Pamuk, AB-Gümrük Birliği Anlaşması kapsamında, sanayi ürünü olarak işlem görmesi nedeniyle, pamuk ithalatında koruma önlemi bulunmamaktadır. Bu anlaşmanın yerli üreticimizi mağdur ettiği göz önünde bulundurulmalı, bu dezavantajın giderilmesi için üreticimiz daha fazla desteklenmelidir. Türkiye toprakları pamuk üretimine elverişlidir ve Türk çiftçisi ülke ihtiyacını sağlayacak hatta ihracat yapacak çalışma azmine sahiptir.”

 

Yapılması gerekenler

Pamuk üreticilerinin fiyat konusundaki belirsizlik nedeniyle tedirginlik yaşadığını belirten Bayraktar, pamuk üreticisinin üretime devam edebilmesi için alınması gereken tedbirleri şöyle sıraladı:

“Gübre, elektrik, ilaç gibi yüksek girdi fiyatları üreticinin maliyetlerini enflasyonun çok üzerinde artırmış, çiftçi borçlanarak ekim yapmak zorunda kalmıştır. Bu nedenle üreticiye verilen desteklerin artırılması önem arz etmektedir.

2017 yılından itibaren kilogramda 80 kuruşa çıkarılan prim desteği 1 lira 50 kuruşa yükseltilmelidir.

Primde dekar başına 500 kilogramlık verim üst sınırı uygulaması kaldırılmalıdır.

Özellikle gübre, ilaç, elektrik gibi girdi fiyatları ve sulama ücretleri makul düzeylere çekilmelidir.

Üreticilerimizin hasat ettiği pamuğun tatminkâr bir fiyatla alınması için Tariş, Çukobirlik, Antbirlik gibi tarım satış kooperatifleri güçlendirilmeli ve müdahale alımı yapmaları sağlanmalıdır.

Pamuk üreticimiz korunmalı, pamuk, gümrük birliğinde tarım ürünleri kapsamına alınmalı, gümrük vergileri tekrar konulmalıdır.

Ziraat Odalarımızdan aldığımız bilgiye göre pamuk maliyeti illere göre değişmekle birlikte beklenti, kilogram fiyatının en az 5 lira olması yönündedir.

Üretim, verimlilik ve çiftçimizin deneyim üstünlüğüne sahip olduğu bu ürünü sektörde yer alan sanayicilerimizin de sahiplenmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından önemlidir.

Sanayi ürünü kapsamında değerlendirilen pamuk tarım ürünü olarak işlem görmelidir.”
04.09.2020
Devamı

2020 Dönemi Çeltik Alım Fiyatları Açıklandı

(TMO) Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünce 2020 dönemi çeltik alım fiyatları açıklandı.

Kurumdan yapılan yazılı açıklamada 2020 dönemi çeltik alım fiyatları ise şöyle;

2020 dönemi
55 randımanlı Baldo çeşidi çeltik alım fiyatı; 4.500 TL/Ton,
60 randımanlı Osmancık çeşidi çeltik alım fiyatı; 3.600 TL/Ton,
65 randımanlı Luna çeşidi çeltik alım fiyatı; 3.200 TL/Ton,
olarak belirlenmiştir. Denildi.
Öte yandan TMO dan yapılan açıklamada “60 randıman Osmancık çeşit çeltik için belirlenmiş olan 3.600 TL/Ton alım fiyatı, Bakanlıkça verilen yaklaşık 190 TL/Ton prim ve diğer desteklerle birlikte 3.790 TL/Tona kadar yükselmektedir”. İfade edildi.
Randıman Değeri ve Pirinç Bin tane Ağırlıkları eklendi
Son yıllarda Ülkemiz üretiminde çeşit sayısının hızla artmasıyla birlikte kaliteli üretimin teşvik edilebilmesi ve çeşitlerin korunması bakımından geçtiğimiz yıllardan farklı olarak bu yıl çeltik alım baremine çeşitlerin özelliklerine göre ortalama randıman değerleri ve pirinç bin tane ağırlıkları eklenmiştir.
Üreticilerimizin dikkat edeceği hususlar;
TMO’ya ürün teslim edecek üreticilerimizin, alım noktalarımızda herhangi bir zorlukla karşılaşmamaları için;
Covid-19’a karşı önlemlerini mutlaka almaları,
ÇKS bilgilerini güncellemeleri, randevu almaları ve ürünlerini randevu alınan gün getirmeleri, anlaşmalı bankalardan alınacak ürün kartı veya banka hesap numaraları ile alım noktalarına gelmeleri,
Lisanslı depolara ürün teslim edeceklerin bankadan ELÜS işlem emrine izin veren yatırım hesabı açmaları ve TÜRİB acentelerine başvurarak TÜRİB’e üye olmaları, ürünün, iş yerlerimize/lisanslı depolara ürün sahibi tarafından veya vekâlet verilerek getirilmesi,
gerekmektedir.
Üreticiler, TMO işlemleri ile ilgili her türlü bilgiyi TMO internet sitesinden (www.tmo.gov.tr), TMO iş yerlerinden ve Alo Ürün Hattından [312 416 34 10 (8 hat)] alabileceklerdir.
 
 
03.09.2020
Devamı

Tekirdağ'da Tarım ve Teknoloji Fuarı Kapılarını Açtı

Tekirdağ’da 10 yıldır devam eden Tarım ve Teknoloji Günleri Fuarı, 122 bin metrekare açık alanda korona virüs tedbirleriyle kapılarını açtı.
2011 yılından beri her yıl Tekirdağ Süleymanpaşa Karaevli’de düzenlenen açık alan uygulamalı Tarım ve Teknoloji Günleri Fuarı, bu sene 25 Eylül tarihleri arasında Covid19 tedbirleri dikkate alınarak ziyaretçileriyle buluştu. Fuarın açılışına Tekirdağ Valisi Aziz, Yıldırım, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak ve Tekirdağ milletvekilleri, kurum müdürleri ve çok sayıda davetli katıldı.

Fuar girişlerinde alınan tedbirler kapsamında ateş ölçümleri yapıldıktan sonra maske ve sosyal mesafe kurallarına uygun olarak ziyaretçilerin ve katılımcıların sağlıklı bir fuar ziyareti gerçekleştirmesi sağlandı. Zirai ilaç, tohum ve gübre üreticilerinin en yeni ürünlerini tarlada uygulanmış olarak ziyaretçilere tanıtma şansını yakalayan fuarda aynı zamanda ziyaretçiler tarım profesyonelleri ve uzmanlarından kendi işletmeleri için ihtiyaç duyabilecekleri ürünler ile ilgili tüm bilgileri alabilecek. 122 bin metrekarelik fuar alanında ziyaretçilerin ilgisini çekecek tarla bitkileri ve bahçe bitlerinin yanı sıra alternatif bitkilerde yer alıyor. Tarımsal mekanizasyon ve Traktör firmalarının en yeni teknolojilerinin yer aldığı fuar ziyaretçilerine, aynı ürün gamında farklı markaları aynı anda görüp kıyaslama yapabilme ve alım kararını verme imkanı sunuyor.

“Kendi kendini besleyebilen 6 ülkesinden biriyiz”

Tekirdağ Valisi Aziz Yıldırım fuar açılışı öncesi yaptığı açıklamada, “Hepinizin bildiği gibi 10 yıldan beri başarıyla devam eden fuarın açılışına katıldık. Bu fuarlar bize şunu gösteriyor ki tarım ülkemizde bizim için baş rolde çok öneme sahip. Biz bunu hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. Fuarlar, tarımda yeni gelişmeleri, yeni teknolojileri, yeni üretim şekillerinin sergilendiği, öğretildiği ve öğrenildiği alanlar. Hakikatten tarımımıza ve hayvancılığımıza çok büyük bir ivme kazandırıyor. Ben tarım fuarlarını dolaştığımda o kadar güzel makinalar görüyorum ki, o kadar çok üretim modelleri ile karşılaşıyorum ki bunların büyük sahalarda yer aldığını düşünerek te çok seviniyoruz. Dünyanın kendi kendini besleyebilen 6 ülkesinden biriyiz” diye konuştu.

Fuarın ikinci gününde Tekirdağ Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği tarafından buzağı ırk tanıtımı ve damızlık inek yarışmaları düzenlenecek. Aynı zamanda Tekirdağ Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından koyun kırkım yarışması ve merinos koç güzellik yarışmaları düzenlenecek. Bu yarışmalarda dereceye giren hayvanların üreticilerine çeşitli ödüller takdim edilecek.
 
03.09.2020
Devamı

Covid 19 Salgınına Rağmen Tarım Sektörü Büyüme Devam Ediyor

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde birçok ülke ekonomisi ve sektörü küçülürken, Türkiye'de tarım sektörü 8'inci çeyrekte de büyümesini sürdürdü. Salgının etkili olduğu nisan-haziran döneminde sektörün büyüme oranı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4'ü buldu.
AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu verilerinden derlediği bilgiye göre, ülke ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 4,4 büyümesine karşın, Kovid-19 salgını ve kısıtlama tedbirlerinin etkisiyle ikinci çeyrekte yüzde 9,9 daraldı.

Gayrisafi yurt içi hasılayı (GSYİH) oluşturan faaliyetler incelendiğinde, nisan-haziran döneminde, geçen yılın aynı dönemine kıyasla zincirlenmiş hacim endeksi olarak bilgi ve iletişim faaliyetleri yüzde 11, finans ve sigorta faaliyetleri yüzde 27,8, gayrimenkul faaliyetleri yüzde 1,7 arttı.

Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü de zorlu sürece karşın büyüme gösterdi. Geçen yıl, 2018'e göre yüzde 4,8 büyüyen tarım, ormancılık ve balıkçılık sektöründeki büyüme trendi, yılın ilk çeyreğinde de 2019'un aynı dönemine kıyasla yüzde 2,6 artışla sürdü. Sektör, Kovid-19 salgını ve tedbirlerinin etkili olduğu yılın ikinci çeyreğinde de büyümesine devam etti. Nisan-haziran döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 büyüyen sektör, böylece 8 çeyrek üst üste büyüme başarısı gösterdi.
İktisadi faaliyet kolları içinde tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü hacim olarak da yılın ikinci çeyreğinde 17 milyar 972 milyon liradan 18 milyar 683 milyon liraya yükseldi.

"Büyümede sürekliliğin sağlanması çok önemli"
Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, yılın ikinci çeyreğinin tarım sektöründe birçok ürünün üretim zamanı olduğunu söyledi. Suiçmez, "Sektörde büyümenin sürekliliğinin sağlanması çok önemli. Tarımın desteklenmesi, üretime devam etmemiz ve büyümedeki sürekliliğin sağlanması dış ticaret açısından da çok önemli. Bu dönemde girdi fiyatlarının yükselmesi tarımsal üretimi olumsuz etkiledi. Girdi fiyatları bu kadar yüksek olmasaydı belki daha yüksek büyüme oranına ulaşacaktık. Verilerin daha iyi değerlendirilebilmesi için ekim alanları ve üretim miktarları bilgisine de ulaşmamız lazım." dedi.
Türkiye Ziraatçılar Derneği Genel Başkanı Hüseyin Demirtaş da tarım sektörünündeki büyümede market alışverişlerinin artmasının etkili olabileceğini bildirdi. Demirtaş, "Tarım sektörü pandemi sürecinden güçlenerek çıktı." diye konuştu.

Salgın sürecindeki destekler de etkili oldu
Tarım sektöründeki büyüme trendinin devamında sağlanan destekler de etkili oldu. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, tarımsal üretimin kesintisiz devam etmesi için sektörel bazda yönlendirmeler yapıldı. Tarımsal desteklerin yüzde 77'si 7 ay içinde ödendi. Kovid-19 salgınının etkili olduğu nisan ve mayıs aylarının tarımsal kredi borçları ertelendi. Tohumun yüzde 75'i çiftçilere hibe olarak verilerek, ekilmeyen hazine arazileri üretime kazandırıldı.

Tarım sektörünün son 3 yıllık büyüme rakamları şöyle:
 
Yıllar 1. çeyrek (%) 2. çeyrek (%) 3.çeyrek (%) 4. çeyrek (%)
2018 7,5 -1,3 2,8 0,8
2019 3,9 4,6 4,0 2,5
2020 2,6 4,0  

 
 
 
03.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli:Türkiye tohumculuk alanında dünyada ilk 10 ülke arasında yer alıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2020 yılı itibariyle Bakanlığa bağlı Araştırma Enstitüleri tarafından tarla bitkilerinde 74, bahçe bitkilerinde 8 çeşidin tescil edildiğini belirterek toplamda 82 yerli tohum çeşidini sektörün kullanımına sunduklarını söyledi.
Bakan Pakdemirli, video konferans aracılığıyla TİGEM Tohum Bayileri toplantısına katıldı.

Burada bir konuşma yapan Bakan Pakdemirli, tarımsal üretimin başlangıcı olan tohumun gelecek için tüm dünyada kritik ve stratejik bir öneme sahip olduğunu dile getirdi.
Pakdemirli, geçen yıl Tarım Orman Şûrası’nda tohumculuk konusunu etraflıca ele aldıklarını ve sonrasında da tohumla ilgili yol haritasını kamuoyuyla paylaştıklarını söyledi.
Önümüzdeki 30 yılda dünya nüfusunun 10 milyara yaklaşacağını ve Türkiye nüfusunun da 100 milyonu geçeceğini belirten Pakdemirli, “Nüfusun bu kadar artacak olması önümüzdeki 30 yıl içerisinde gıdaya talebin %60 oranında artacağını; hatta sadece insanlar değil, hayvanlar için de gıda ihtiyacının artarak devam edeceğini göstermektedir. Bu nedenle; gelecekte gıda arz güvenliğinin sağlanması için tohumun genetik kodlarının iyi okunması ve planlamaların ona göre yapılması, artık hayati öneme sahiptir.” diye konuştu.

Türkiye’nin tohumculuk alanında dünyada ilk 10 ülke arasında yer aldığına işaret eden Pakdemirli, şöyle konuştu:
“Sertifikalı tohum üretimimiz, 2002 yılında 145 bin ton iken, bugün 8 kat artışla, 1 milyon 143 bin tona çıkmıştır. Yine 2002 yılında, 17 milyon dolar olan tohum ihracatımız, 2019 yılında 9 kat artışla, yaklaşık 150 milyon dolara çıkmıştır. 2002 yılında tohum ihracatının ithalatı karşılama oranı %31 iken, 2019 yılında bu oran %86’ya ulaşmıştır.
Ülkemizde en fazla üretim alanı bulan buğday ekilişlerinde; 2002 yılında 80 bin ton olan sertifikalı tohum kullanımı, 2019 yılında 5  kat artışla 450  bin tona çıkmıştır. Yine ülkemizde ikinci büyüklüğe sahip arpa üretiminde kullanılan sertifikalı tohum artışı da, 42 kat olarak gerçekleşmiştir.
Keza bu artışları, bitkisel üretimin tüm alanlarında kullanılan çeşitlerdeki tohumlar için de sıralayabiliriz. İşte bütün bu artışlar, ülkemiz tohumculuk sektörünün hızla geliştiğini ve bir atılım halinde olduğunu göstermektedir.
Ancak, bu artışlar hala yeterli seviyede değildir! Bitkisel üretimimizin tamamında sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak, milli tohumculuk sektörümüzün gelişmesi için ilk şarttır.”



“TOHUMCULUK SEKTÖRÜNE 2,4 MİLYAR LİRA DESTEK SAĞLADIK”

Bakanlık olarak, tohumculuk sektörünün uluslararası rekabete uygun bir şekilde gelişmesini sağlamak, tarımsal üretimde verim, kalite ve güvenilirliği arttırmak, üreticilerimizin tohumluk maliyetinin bir kısmını karşılamak ve girdi maliyetini azaltmak için, son 18 yılda çok büyük destekler verdiklerinin altını çizen Pakdemirli, 2005’ten beri sertifikalı tohum ve fide/fidan kullanımını, 2008’ten bu yana sertifikalı tohumluk üretimini ve 2016 yılından itibaren de sertifikalı fidan üretimini desteklediklerini söyledi.

Bakan Pakdemirli, bu kapsamda 2,1 milyon çiftçiye 1,8 milyar lira sertifikalı tohum-fidan kullanım desteği ve 650 milyon lira tohum-fidan üretim desteği olmak üzere tohumculuk sektörüne toplamda 2,4 milyar lira destekleme ödemesi yaptıklarını dile getirdi.
Yine bakanlığa bağlı araştırma enstitülerinin farklı türlerde ve ülkemiz şartlarına uygun yerli çeşitler geliştirdiğini ve bunları çiftçilerin hizmetine sunduğunu hatırlatan Pakdemirli, şöyle konuştu:

“Özellikle, 2020 yılında tescil ettirilen çeşitlerle birlikte, 833 tarla bitkisi ve 242 sebze çeşidi geliştiren ve üreten Araştırma Enstitülerimiz; bilgi, beceri ve tecrübeleriyle, yerli ve milli tohumculukta büyük pay sahibi olduklarını bir kere daha ortaya koymuşlardır.
Ayrıca 2019 yılında, üretilen toplam 1 milyon 143 bin 466 ton sertifikalı tohumluk miktarının 503 bin 557 ton ile %44’ü,sadece Bakanlığımıza bağlı Araştırma Enstitülerimiz tarafından üretilen %100 yerli ve milli tohumlardan sağlanmıştır.

2020 YILINDA 82 YERLİ TOHUM ÇEŞİDİ SEKTÖRÜN HİZMETİNE SUNULDU
2020 yılı itibariyle Bakanlığımız Araştırma Enstitüleri tarafından; Tarla bitkilerinde 74, Bahçe bitkilerinde 8 çeşit tescil edilmiş olup, toplamda 82 yerli tohum da sektörün kullanımına sunulmuştur. 
Diğer taraftan; 10 adet Yerli Patates çeşidi geliştirilerek tescil ettirilmiştir. Çeltik tohumluğunda ithalattan ihracata geçilmiş ve ilk “Yerli Siyah Çeltik” çeşidi geliştirilmiştir. Lif amaçlı endüstriyel tip kenevir çeşidini geliştirmeye yönelik işbirlikleri yapılmıştır. Tarla bitkilerinde sağlık yönünden özellikle mineral madde içeriği ve yarayışlılığı yüksek çeşit ıslah çalışmalarına başlanmıştır.

“Türkiye F1 Hibrit Sebze Çeşitlerinin Geliştirilmesi ve tohumluk Üretiminde Kamu-Özel Sektör İşbirliği Projesi” ile yerli hibrit sebze çeşitlerinin kullanım oranı, son 18 yılda %10’dan %60’a çıkarılmıştır. Ayrıca enstitülerimizdeki sebze gen havuzu büyüklüğü 10 kat artmış ve 8 sebze türüne ait 15.000’den fazla örnek, 5 araştırma enstitümüzde muhafaza altına alınmıştır. 21 özel sektör tohum firması ile işbirliği kapsamında 200’den fazla genetik materyal de özel sektöre aktarılmıştır.

Yazlık sebze türlerinde 320 nitelikli hat ve 42 çeşit geliştirilmiş olup, bunlardan 214 hat ve 31 çeşit özel sektöre devredilmiştir. İlaç, parfümeri, gıda, tekstil ve bazı diğer sektörlerin ihtiyacı olan tıbbi ve aromatik bitkilerin yurtiçinde temin edilebilmesi için de araştırma enstitülerimiz, 14 farklı türde toplam 24 çeşit tescil ettirmiştir.”
“ÇİFTÇİ EĞİTİMLERİ SAYESİNDE TOHUM ÜRETİMİNDE VERİM VE KALİTE ARTACAK”
Tohumculuğa verdikleri önemin bir göstergesi olarak Şubat ayında “Atadan Toruna Tohum Seferberliği” lansmanını yaptıklarını anımsatan Pakdemirli, lansman kapsamında eğitim, test ve sertifikasyon, analiz ve fidan ihtisas eğitimi olmak üzere, 4 ayaklı bir strateji izlemeye karar verdiklerini söyledi.

Çiftçi eğitimi projesi kapsamında, 2 yıl süre ile 15 bin tohum yetiştiricisine; modern tarımsal teknolojilerin kullanıldığı kaliteli tohum üretimini hedefleyen yetiştiricilik metotları hakkında teorik ve pratik eğitimler vermeye başladıklarını anlatan Pakdemirli, “Bilgi birikimi yüksek bir tohum yetiştirici kitlesi oluşturulacak ve tohum sanayicisinin talep ettiği istekli, bilgili ve tekniğine uygun tohum üreten tohum yetiştiricileri yetiştirilecektir. Böylece ülkemiz ihtiyacına uygun olarak, üst kademe sertifikalı tohumluk üretim planlaması sağlanacak, sertifikalı tohum üretiminde verimliliği artırılacak ve üretim kayıplarını azaltarak kalite yükseltilecektir. Ülkemiz tohumluk sektörünün ihracat kapasitesi artırılarak ithalat düşürülecektir.” diye konuştu.
Pakdemirli, diğer taraftan ise Tohum Veri Tabanı ile Türkiye’nin dijital tohum arşivi ve kataloğu ile tüm resmi ve özel yetkili laboratuvarların, üniversitelerin, tohum analistlerinin yararlanabileceği bir veri tabanını kurmaya başladıklarını dile getirdi.

“TİGEM SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİNDE ÖNEMLİ ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYOR”
TİGEM’in sertifikalı tohumluk üretimi ve çiftçilere dağıtımı konusunda önemli çalışmalar yürüttüğünün altını çizen Pakdemirli, şunları kaydetti:
Bu kapsamda 2020 yılında; 24 çeşitte 175 bin ton buğday, 6 çeşitte 20 bin ton arpa, 3 çeşitte 5 bin ton tritikale, 4 çeşitte 230 ton yonca, 6 çeşitte 1.375 ton fiğ, 2 çeşitte 510 ton korunga, 5 tür 6 çeşitte 1000’er adetlik 207 bin paket sebze tohumluğu üretti. Ve modern tohum hazırlama tesislerinde hızla tohum üretimine başladı. İnşallah TİGEM tarafından sertifikalı tohumlarının ekim sezonundan önce, ülkemiz coğrafyasının tüm bölgelerine dağıtılmasını ve siz değerli bayilerimiz tarafından ülkemiz çiftçileriyle buluşturulmasını sağlayacağız.”
TİGEM’İN TOHUMLUK SATIŞ FİYATLARI BELLİ OLDU
TİGEM’in 2020 yılı sezonunda pazara arz edeceği hububat fiyatları ile 2020 yılı sertifikalı tohum fiyatlarını kapsamlı bir piyasa araştırması ve sektör değerlendirmeleri ile belirlediklerini söyleyen Pakdemirli, “Buna göre, TİGEM 2020 yılı sertifikalı tohum fiyatlarını; makarnalık buğdayda kilogramda 2,50 lira, ekmeklik buğdayda kilogramda 2,30 lira, tritikalede kilogramda 2,10 lira ve arpada kilogramda 2,00 lira olarak belirledik. TİGEM yetkili bayilerine, işletme teslimi satış olarak belirlenen bu fiyatlara, bayilerimizin tüm maliyetleri içinde en fazla %14 artış yaparak ve üzerine %1 KDV uygulayarak, çiftçilerimizle buluşturulmasını sağlıyoruz.” diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılmasında bayilerin çok büyük rolü olduğunu söyledi.

“2023 YILI SONUNA KADAR SERTİFİKALI TOHUM ÜRETİMİ 1,5 MİLYON TONA ÇIKACAK”
Bakan Pakdemirli, Yerli ve Milli Tohumculuğun Geliştirmesi ve Yaygınlaştırılması kapsamında 2023 yılı sonuna kadar sertifikalı tohum üretimini 1,5 milyon tona çıkarmak istediklerini vurguladı.
Pakdemirli, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) ve Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) işbirliği ile 2018 yılında uygulamaya konulan “Yerli Sebze Tohumculuğunun Geliştirme Projesi”nin bu yıl ilk ürünlerini vermeye başladığını, projeyle ülkemiz sebzecilik sektörünün verim ve kalitesi yüksek, tohum ihtiyaçlarının yerli ve milli olarak ülkemiz üretimlerinden karşılamayı amaçladıklarını da sözlerine ekledi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, konuşmasının ardından 6 çeşit sebze tohumunun tanıtımını yaptı. ​
 
 
02.09.2020
Devamı

Koyun Sürüsü Tarım İlacı İle Zehirlendi

Adana'nın Kozan ilçesine bağl Güneri Mahallesi'nde hayvancılık yapan Döndü Araz, yemek için eve gittikten iki saat sonra ahırdaki 40 koyununun telef olduğunu gördü.

TARIM İLACIYLA ZEHİRLENDİLER
Olayın İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü'ne bildirilmesi üzerine bölgeye gelen veteriner hekim, koyunların tarım ilacıyla zehirlendiğini tespit etti. 165 koyunu bulunan Ayşe Araz, veteriner hekimin tarım ilacı ile sürüsünün zehirlendiğine dair rapor tuttuğunu, bunu yapan kişinin mutlaka bulunmasını istedi.
 
 
02.09.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: 3,2 Milyon Lira Fındık Üreticilerinin Hesaplarına Yatırıldı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisine (TMO) ürünlerini teslim eden fındık üreticilerine alım bedellerini hemen ödediklerini belirtti. Pakdemirli "Bugün itibarıyla 3,2 milyon lira üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı." ifadelerini kullandı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir  Pakdemirli, Twitter hesabından fındık alımlarına ilişkin paylaşımda bulundu.

Fındık alım bedellerinin hemen ödendiğini vurgulayan Pakdemirli, "Başta Giresun fındık üreticilerimiz olmak üzere, TMO'ya ürünlerini teslim eden üreticilerimize fındık alım bedellerini hemen ödüyoruz. Bugün itibarıyla 3,2 milyon lira üreticilerimizin hesaplarına yatırıldı. Bereketli olsun." değerlendirmesinde bulundu.

01.09.2020
Devamı

Mersin’li Çiftçiden Ters Ev

Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye'de de yaygınlaşan ters evlere bir örnek de Mersin'in Çamlıyayla ilçesine bağlı Çayırekinliği Mahallesi'nden çıktı.

Yaz aylarında yaylacıların akınına uğrayan mahallede çiftçilik yapan Derya Sakallı, babasına ait boş arsaya geçen ay 250 bin TL yatırımla ters duran dubleks ev inşa ettirdi.

100 metrekare büyüklüğündeki evde mutfak, yatak odası, salon takımları, çocuk odası, tuvalet-banyo donanımları ile birlikte halıların üzerindeki oyuncaklar da özenle hazırlanıp, ters şekilde yerleştirildi.

İlçedeki vatandaşlar tarafından beğeniyle karşılanan ve giriş ücreti istenmeyen ters ev, fotoğrafseverlerin de uğrak noktası oldu.

Evin sahibi Sakallı, ilçe turizminin gelişmesine katkı sağlamak için ters ev de inşa ettiğini söyledi.

2020 yılının ters giden bir yıl olduğunu söyleyen Sakallı, "Seller, doğal afetler, koronavirüs nedeniyle 2020 yılı ters giden bir yıl olunca, 'evimizi de ters yapalım' dedik, o da ters oldu." dedi.
01.09.2020
Devamı

Yerli Mısır Verimi Artırdı

Kırklareli'nde geliştirilen ve verimliliği ile dikkati çeken yerli mısır çeşidi 'aga' ile üreticilerin yüzü gülecek. Kırklareli Tarım ve Orman Müdürü Funda Eylem Özel 'Burada dekar başına 12 tonluk bir verimden bahsediliyor’ dedi.
Sakarya Mısır Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü ve Pehlivanköy Tarım ve Orman Müdürlüğü işbirliğinde yürütülen “Trakya'ya mısırın agası geliyor” projesi kapsamında, Kırklareli'nin Armağan köyünde oluşturulan demostrasyon sahasındaki çalışmalar sonucu, geliştirilen yerli mısır tohumunun, ithal çeşitlerine göre dekara yaklaşık 6 ton daha fazla verim sağladığı tespit edildi.
 
“Aga” ismi verilen mısır çeşidinin ithal mısırlara göre verim ve kalitesinin yüksekliğiyle ön plana çıktığını aktaran Özel, üretici ve besicilerin yerli ve milli tohumlara yönelmesini istediklerini belirtti. Bazı ithal tohumlarda dekarda yaklaşık 4 ton verim elde edildiğini anlatan Özel, 'aga' çeşidinde ise dekar başına yer yer 10 ya da 12 tonluk verim gözlendiğini aktardı.
İthal tohuma göre geliştirilen yerli tohumun birçok avantajı olduğunu anlatan Özel, konuşmasına şöyle devam etti: “Yeni geliştirilen 'ağa' ismini verdiğimiz mısır çeşidinde ithal tohumlara göre yüzde 100 oranında bir verim artışı var. Ekonomiye en büyük katkısı yerli ve milli olması. Dışa bağımlılığımızın olmaması çok büyük avantaj. Ayrıca besi hayvanlarının süt veriminde de yaklaşık yüzde 10 verim artışı sağlıyor. Boyunun uzunluğu ve dekara alınacak verimin yüksek olması, silajlık mısır üretiminde üretici için avantaj. Burada dekara 12 tonluk bir verimden bahsediliyor. Daha fazla kaba yem üretmesi, hayvanlara daha fazla besin ulaştırılması sürecini getirecektir. Normalde hayvancılık işletmelerinde hayvanların süt veriminin artması için dengeli beslenme rasyon dediğimiz programın oluşturulması gerekiyor. Sırf samana bağladığımız zaman süt verimi 10 kiloları, 12 kiloları geçmez. Ne kadar kaliteli kesif yem verirseniz, o kadar süt verimi artar. Birden süt verimi 20-25 kilolara çıkan durumlar var. Bu projede uyguladığımız 5 çeşit var ancak en çok biz 'aga'yı önemsiyoruz.”
 
Çiftçi Bülent Özkaya da yerli mısır çeşidinden çok memnun kaldığını vurguladı. İlk kez yerli mısır üretimi yaptığını ve ithal ürünlere göre yer yer 5-6 ton daha fazla verim elde ettiğini dile getiren Özkaya, “Çok yüksek bir verim çıktı. Yaklaşık dekarda 6 ton kadar fark var. İthal mısır ile aynı gübreyi kullanıyor ve aynı sulamayı yapıyoruz. Girdi maliyetlerimiz aynı ama yerli mısırda daha çok verim aldık” dedi.
 
01.09.2020
Devamı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Giresun’da İncelemelerde Bulundu

Giresun'un 22 Ağustos günü 50 yılda bir rastlanabilecek büyük bir yağış felaketine maruz kaldığını anımsatan Erdoğan, geçmiş olsun dileklerini iletti.

Afette hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır dileyen Erdoğan, "Devlet felaketin ilk anından itibaren tüm kurumları ve imkânlarıyla vatandaşının yanına, yardımına koşmuştur." dedi.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun felaket gününden beri ekibiyle çalışmaları koordine ettiğini, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Çevre ve Şehircilik, ile Ulaştırma ve Altyapı başta olmak üzere tüm ilgili bakanların kendi görev alanlarıyla ilgili her hususu yakından takip ettiğini ifade eden Erdoğan, afetin ilk anından itibaren çeşitli kurumların 1264 araç ve 3 bin 672 personel ile çalışmalarda yerini aldığını aktardı.

Ekonomik ve sosyal hayatın süratle normale dönmesi için afet bölgesine desteklerin devreye sokulduğunu bildiren Erdoğan, şunları kaydetti:

" Üreticilerimize verilecek tarımsal destekleme ödemeleri erkene alınarak 8 milyon lira ödeme yapılmıştır. Toprak Mahsulleri Ofisi fındık alım tarihini bir hafta öne çekmiş ve alım noktası sayısını artırmıştır. Üreticilerimizin ödemeleri aynı hafta içerisinde yapılmaktadır. Balık yetiştiricilerimize 8 bin kırmızı benekli alabalık hibe olarak dağıtılmıştır. Biliyorsunuz bugün aynı zamanda balıkçılık sezonunun açılışı var. Bunu da Giresun'dan yapacağız inşallah. ORKÖY destekleri kapsamında toplam 5 milyon liralık hibe verilecektir. 2020 sonuna kadar Giresun iline özel hayvanlara yapılacak aşılarda bedel alınmayacaktır. Bölgede 55.000 dekar mera ve yaylanın ıslahı gerçekleştirilecektir"

"Giresun'da bir daha böyle bir afet yaşanmaması için toplam keşif bedeli 1 milyar 290 milyon lirayı bulan proje hayata geçirilecektir." müjdesini veren Erdoğan, ilk etapta 120 milyon liralık bütçe ile bent yapımı, ıslah, beton duvar ve kanal inşası, kargir duvar ve taş tahkimat inşası ile köprü yapımının gerçekleştirileceğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Harşit Çayı inşasında vadisindeki tüm kum, çakıl ocakları kapatılacak, derelere yapılacak müdahaleler mutlak kontrol altına alınacaktır. Aksu Deresi, Yağlıdere, Gelivera Deresi ve Harşit Çayı vadisinde Dünya Bankası kredisiyle entegre havza projesi hazırlanacak ve uygulanacaktır. Görüldüğü gibi yaraları sarmak, afetin izlerini ortadan kaldırmak, ilçelerimizi ekonomik ve sosyal olarak yeniden canlandırmak için her türlü tedbiri aldık, yatırımları planladık, çalışmalara başladık. Rabb'imiz dünyayı bir düzen üzere kurmuştur. Bu düzende tabiatın hakkı vardır. Tabii insanın hakkı vardır, diğer canlıların da hakkı vardır."

Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'a inceleme sırasında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ve İletişim Başkanı Fahrettin Altun, da eşlik etti.
01.09.2020
Devamı

Tarımsal İlaçta Drone Tasarrufu

Tarımda girdi maliyetlerinin düşürülmesi için projeler geliştirip uygulayan Tarnet a.ş, 800 milyon doları aşan tarım ilaçları kullanımını “drone’la” yüzde 45 azaltacak.

Pilot ürün olarak seçilen çeltikte, 1 yılda 150 milyon liralık tarım ilacı kullanıldığına dikkat çeken TARNET AŞ Genel Müdürü Huzeyfe Yılmaz, “Yaptığımız Ar-Ge çalışmaları sonucunda drone ile ilaçlama yapıldığında, ilaç kullanımının yüzde 45-50 oranında düşürülebileceğini gördük. Pilot ürün olarak çeltiği seçtik. Bugün 120 bin hektar alanda çeltik tarımı yapılıyor ve yıllık yaklaşık 150 milyon liralık ilaç kullanılıyor. Drone ile ilaçlama yaparak sadece ilaçta yıllık 70 milyon lira tasarruf sağlayacağız. Araziye tekerlekli araçların girmemesi nedeniyle, ilaçlama ve gübreleme işleminden kaynaklanan yüzde 15’lik ürün zayiatı da önlenmiş olacak. İlacı, Tarım Kredi Kooperatifleri’nden alan çiftçimize ise hizmeti ücretsiz vereceğiz. Çeltikten sonra mısır ve pamukla devam edeceğiz” dedi.

Tarım Kredi Kooperatiflerimin bin 600’ün üzerindeki hizmet noktasının ve 17 iştirak şirketinin bilişim altyapısını güçlendirmek amacıyla kurulan TARNET AŞ’nin son dönemde tarım teknolojilerine de odaklandığını ifade eden Yılmaz, “Tarım alanında Ar-Ge faaliyetleri gerçekleştirmeye başladık. Yürüttüğümüz birçok projemiz var. Tarım Kredi’nin sahadaki gücü ile TARNET’in çiftçiye dokunur, çiftçiye hizmet eden bir tarafının da olmasını istedik. Aslında çok geniş bir hareket alanı var, ama kısaca girdi maliyetlerinin düşürülmesi, tarımsal veri ve farkındalık olmak üzere üç ana konuya odaklandık” şeklinde konuştu.

Yılmaz, “Girdi maliyetlerinin düşürülmesinde öncelikle ilaçlama konusuna eğildik. Bunun için de en doğru teknolojinin İnsansız Hava Aracı olduğunu gördük. İlaçlamayı tekerlekli bir makine ile yapmadığınız için tarla ve ürün ezilmiyor. Doğru ilacı doğru miktarda vermek de önemli. Bu nedenle ilk etapta ilaçlama zorlukları ve İHA ile ilaçlamanın yüksek verimliliği nedeniyle çeltik ürününü seçtik. Mevcut yöntemlerin öncelikle sağlık sorunlarına, sonrasında ürün kayıplarına neden olan sakıncaları var. Biz Zirai İnsansız Hava Aracı (ZİHA) adını verdiğimiz bir teknoloji ile bu sorunların da önüne geçmeyi planlıyoruz. Ar-Ge çalışmalarımızda sona yaklaştık. İlaçlama yaptığımız alanlarda verimliliği artırarak yabancı otların tamamını öldürdük ve ilaçta yüzde 50’ye kadar tasarruf sağladığımız yerler oldu” diye konuştu.

İlaçlamanın ardından gübreleme ve tohumlama işini de ZİHA aracılığıyla yapmayı planladıklarını dile getiren Yılmaz, “Gelecek sene ZİHA’larımızı yerli ve milli olarak çiftçimizin hizmetine sunmak için çalışıyoruz. Ayrıca biz sadece ilaçlama yaparak sahadan çekilmek istemiyoruz. Üzerinde çalıştığımız multispektral İHA’lar ile tarla sağlığını ilaçlama öncesinde ve sonrasında takip etmek, ilaçlamayı da değişken oranlı yapabilmek için çalışıyoruz. Bu çalışmalarla birlikte toprak daha sağlıklı hale geleceği için verimlilik de artacak” ifadelerini kullandı.
31.08.2020
Devamı

MHP’den Çiftçi Borç Yapılandırması Soru Önergesi

Tarım Kredi Kooperatifleri salgından etkilenen 122 ortağın borç yapılandırmasından, 24 bin 457 çiftçinin ise borç ertelemesinden yararlandığını açıkladı. Şartlar değişmediği için borçlarını ödeyemeyeceğini belirten çiftçinin ise yeni bir erteleme için başvurduğu ortaya çıktı.
Çiftçinin durumuna ilişkin bilgi almak isteyen MHP İzmir Milletvekili Tamer Osmanağaoğlu, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin yanıtlaması istemiyle bir soru önergesi verdi. Osmanoğlu, koronavirüs salgını nedeniyle çiftçilerin ödemekte zorluk çektiği Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçlarının yeniden yapılandırılması ve borçlarının ertelenmesiyle ilgili bazı adımlar atıldığını ancak bu önlemlerin yeterli olmadığını söyledi.
Osmanoğlu, “Kangren haline gelmiş bazı sorunların çözüme kavuşturulması için çok daha köklü adımların atılması gerekmektedir” diyerek şu soruyu yöneltti: “Tarım Kredi Kooperatifleri’ne olan borçlarını ödeyemeyen vatandaşlarımızın borçlarını ödeyememesine sebep olan gerekçeler ortadan kalkmadığına göre sonbahar aylarına tekamül eden yeni ödeme planının faiz yükü de göz önünde bulundurulduğunda çiftçilerimize yeni yükler getireceği öngörülmekte midir?”
Önergeyi yanıtlayan Tarım Bakanı Pakdemir’li ise erteleme için kredi borçlarının ertelenmesi ya da yapılandırılmasının yürürlüğe konulan yasa veya kararnamelerle verilen görevler doğrultusunda yapıldığını belirtti. Bakanın Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Genel Müdürlüğü’nden aldığı verilere göre borcunu yapılandıran ya da erteleten çiftçi sayısı şöyle açıklandı: “Temmuz sonuna kadar 122 ortak, borcunu yapılandırdı. Borç ertelemesinden yararlanan çiftçi sayısı ise 24 bin 457 kişiye ulaştı.

31.08.2020
Devamı

TZOB Genel Başkanı Bayraktar: Denizlerde Av Yasağı Sona Eriyor

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, denizlerde av yasağının bu gece sona ereceğini bildirerek, “Bu gece balıkçılarımız ‘vira bismillah’ diyerek denize açılacaklar. Bütün balıkçılarımıza ürünü bol, bereketli bir sezon diliyorum” diye konuştu.

Bayraktar, insan sağlığı için değerli bir gıda olan balığın, aynı zamanda önemli bir geçim kaynağı olduğunu vurguladı. Türkiye’nin üç tarafı denizlerle çevrili olmasına rağmen, su ürünlerinde var olan potansiyelin tam olarak değerlendirilemediğini belirten Bayraktar, “Ülkemiz, 8 bin 333 kilometrelik uzun sahil şeridi, yaygın içsuları ve nehirleriyle kıymetli balıkçılık kaynaklarına sahiptir. Bulunduğumuz coğrafyanın bahşettiği bu nimeti doğru değerlendirmek zorundayız” diye konuştu.

Ülkemizde su ürünleri avcılığının, daha çok kıyı balıkçılığı şeklinde yapıldığını ifade eden Bayraktar, “Balıkçılığımızı kıyıya hapsolarak geliştiremeyiz. Denizlerimizin bize sunduğu fırsatı değerlendirmeli, yeterli altyapıyı sağlamalı, açık deniz avcılığını geliştirmeliyiz” ifadelerini kullandı.

“2019’da su ürünleri üretimi yüzde 33,1, su ürünleri avcılığı yüzde 47,5 oranında arttı”

Bayraktar, 2015 yılında 672 bin 241 ton olarak gerçekleşen su ürünleri üretiminin, 2016 yılında yüzde 12,4 oranında azalışla 588 bin 715 ton, 2017 yılında yüzde 7,2 oranında artışla 630 bin 820 ton, 2018 yılında yüzde 0,3 oranında azalışla 628 bin 631 ton olduğunu belirtti. Bayraktar, 2019 yılı su ürünleri üretiminin ise yüzde 33,1 oranında artış göstererek 836 bin 524 tona ulaştığına dikkati çekti.

2019 yılında su ürünleri avcılığının yüzde 47,5, yetiştiriciliğin ise yüzde 18,7 oranında arttığını belirten Bayraktar şöyle devam etti:

“Avcılık yoluyla yapılan toplam üretim 463 bin 168 ton, yetiştiricilik üretimi de 373 bin 356 ton olarak gerçekleşmiştir.

Kişi başına düşen balık tüketimimizde artış yaşanmıştır. Kişi başına tüketim 2019 yılında yüzde 2 oranında artarak, 6,14 kg’dan 6,26 kg’a çıkmıştır. Balığın dengeli beslenmedeki önemi düşünüldüğünde bu oran yeterli düzeyde değildir. Ülkemizde kişi başı su ürünleri tüketimi dünya ortalamasının altındadır.

Kişi başına düşen yıllık balık tüketimi Japonya, Norveç gibi ülkelerde 80, İspanya'da 40, Yunanistan'da 23, dünyada 19 kilogram, Avrupa Birliği ülkelerinde 25 kilogramdır. Balık tüketimi teşvik edilmelidir."

 

Üretimi artırmak için alınması gereken tedbirler

Su ürünleri sektörünün önü açık ve gelecek vadeden bir sektör konumunda bulunduğuna dikkati çeken Bayraktar, su ürünleri yetiştiriciliğinin artırılması için üreticilerin desteklenmesi ve gerekli tedbirlerin alınmasının büyük önem arz ettiğini belirtti. Türkiye’yi, dünyada ve içinde bulunduğu bölgede su ürünleri yetiştiriciliği konusunda söz sahibi, güçlü ve lider bir ülke haline getirmenin mümkün olduğunu vurgulayan Bayraktar, su ürünleri üretimini artırmak için alınması gereken tedbirleri ise şöyle sıraladı:  

“Sektörün geleceğ