Haberler | Anadolu İzlenimleri

Türk Tarımının

Dergisi Sesi Habercisi

Haberler

Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında 2745 Proje İle 14 Bin 839 Kişi İstihdam Edilecek

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında kabul edilen 2745 projeye 970 milyon 173 bin lira hibe desteği vereceklerini belirterek, bu sayede 14 bin 839 kişiye istihdam imkânı sağlanacağını açıkladı.
Bakan Pakdemirli, Kırsal Kalkınma Destekleri 13. Etap kapsamında tarıma dayalı ekonomik yatırımlara ve kırsal ekonomik altyapı yatırımlarına toplam 970 milyon 173 bin lira hibe vereceklerini bildirdi.

Desteklerden faydalanmak için 81 İl Tarım ve Orman Müdürlüklerine yapılan başvuruların 14 Kasım 2019 tarihinde sona erdiğini belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:
“Proje kapsamında İl Müdürlüklerimize 6591 adet başvuru yapıldı. Yapılan ilk değerlendirme sonucu başvuruların 2783 adedi, bakanlığımıza gönderildi. Merkez Değerlendirme Komisyonu bu başvuruların 2745 adedini desteklemeye uygun gördü.

Uygun görülen 1063 adet ekonomik yatırım projesine 814 milyon 444 bin lira, 1682 adet ekonomik altyapı yatırım projesine de 155 milyon 729 bin lira olmak üzere toplamda 970 milyon 173 bin lira hibe sağlayacağız. Bu projeler sayesinde 14 bin 839 kişiye istihdam da sağlamış olacağız.”

YATIRIM SÜRECİ 15 KASIMA KADAR TAMAMLACANACAK

Bakan Pakdemirli, uygun görülen proje sahipleri ile İl Müdürlükleri arasında hibe sözleşmelerinin imzalanacağını belirterek, böylece yatırım sürecinin başlayacağını ve 15 Kasım 2020 tarihine kadar projenin fiziki olarak tamamlanacağını dile getirdi. 
Kabul edilen ekonomik yatırım projeleri şöyle: 375’i bitkisel ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 80’i hayvansal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 15’i su ürünlerinin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 58’i çelik silo (tarımsal ürünlerin depolanması), 53’ü soğuk hava deposu, 35’i yenilenebilir enerji kullanan seralar, 66’sı yenilenebilir enerji üretim tesisi, 10’u hayvansal ve bitkisel orjinli gübrelerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, 371’i tanesi büyükbaş, küçükbaş, hindi ve kaz yetiştiriciliği, su ürünleri ve kültür mantarı üretimine yönelik sabit yatırım tesislerinden oluşuyor.

Kırsal ekonomik altyapı yatırımları ise şunlar:

10’u kırsal turizm yatırımları,
1659’u çiftçilik faaliyetlerinin geliştirilmesi,
12’si el sanatları ve katma değerli ürünler, 1’i bilişim sistemi yatırımları.   ​
 
 
18.02.2020
Devamı

İkinci Gıda Seferberliği Başlıyor

Türkiye genelinde hafta boyunca 7 bini aşkın gıda kontrol görevlisi ile gerçekleştirilecek gıda denetim seferberliği, bugün Bakan Bekir Pakdemirli’nin talimatlarıyla başlatılacak.

Tarım ve Orman Bakanlığı halk sağlığı ve gıda güvenilirliği konusunda ikinci denetim seferberliğini başlatıyor.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatları ile 81 İl ve İlçede, 7004 gıda kontrol görevlisi ile 6 gün boyunca eş zamanlı denetimler gerçekleştirilecek.
 
17.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Makamda Sahte Gıda Deneyi Yaptı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, çayda boya, kaşar peynirinde patates, dönerde çamaşır suyu haberlerinin yüzde 90’ının gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Geçen gün bir haber çıktı. ‘Dönerde çamaşır suyu’ diye. Cumhurbaşkanımız da beni aradı. ‘Bu ne?’ dedi. Makamda tavuk etlerini çamaşır suyuna bastırdım, ne olacak diye deniyorum. ‘Renk değişimi var mı?’ diye baktık. Söz konusu değil” dedi.
 
Milliyet Gazetesine gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan bakan Pakdemirli şöyle değerlendirdi.


TAĞŞİŞ GIDALAR
10 gün önce kanun taslağını Külliye’de görüştük. Diğer kurumların da görüşlerini aldık. Görünen o ki, gerektiğinde hapis cezasının getirilmesi konusunda bir problem olmayacak. Bizim, 7 bin denetçimiz var. 1 milyona yakın denetim yapıyoruz. Hakikaten piyasada, kolay kazancı amaç edinmiş insanlar var. Bunlara yönelik çok ciddi yaptırımlarla karşılarında durmadığınız sürece, bunu sürekli denemeye devam edecekler. Bizim öngördüğümüz taslakta, ‘2 yıl içinde filin tekrarı durumunda 5 yıldan 10 yıla kadar gıda sektöründen men, 5 yıla kadar hapis, 250 bin TL de ceza’ var.
 
MAKAMDA TAVUK ETİ DENEYİ
Çayda boya, kaşar peynirinde patates, dönerde çamaşır suyu... Bunların yüzde 90’ı yalan. Ismarlama haber. Kaşar peynirinin içerisine patatesi tutturamazsınız. Tutturacak usta varsa bravo. Geçen gün bir haber çıktı. ‘Dönerde çamaşır suyu’ diye. Cumhurbaşkanımız da beni aradı. ‘Bu ne?’ dedi. ‘Benim bildiğim kadarıyla dönerde çamaşır suyundan bir şey elde edilmez ama ben yine de bakayım’ dedim. Gıda Kontrol Genel Müdürümüz, bu haberi yapan arkadaşı aradı. Adam özür diledi. ‘Sen Türkiye’de bu haberi yaydın. Yaydığına göre bildiğin, neresi varsa söyle, ekiplerimiz hazır. Baskın düzenleyeceğiz’ dedik. ‘Yok hayır’ dedi. Bir yandan da ben, makamda tavuk etlerini çamaşır suyunun içerisine bastırdım, ne olacak diye deniyorum. Elde edilen bir şey var mı, renk değişimi var mı diye baktık. Söz konusu değil. Bu haberi, yayanlar rulo döner üreticileri. Bunlar hazır döner üretiyorlar. İsteniyor ki Türkiye’de bütün döner büfeleri, hazır döner satın alsınlar, yerinden hazırlama yapmasınlar.

BİLİM DIŞI BEYANATA CEZA GELİYOR
Bu iş gıda kirliliğine geliyor. Efendim, ‘yumurta yemeyin, kolestrol yapar’... Bu da yasal düzenlemeden geçecek. ‘Hangi bilimsel gerekçelerle bunu söylüyorsunuz?’ diyeceğiz. Açıklayamazsa bunun bir cezai yaptırımı olması lazım. Para cezası. Onu ekrana çıkaran yayıncı kuruluşa da ceza var. Gıda konularında herkes tribüne oynamayı çok seviyor. Bu, insanların söyleceklerini kısıtlamak asla değil ama bir yanlış yönlendirme yapılıyorsa orada bir nokta koymak lazım. Başkalarının sağlığına zarar veriyorsa orada bir durmak lazım.
 
 
14.02.2020
Devamı

Yerli Tohum Seferberliğine Start Verildi

Tarım ve Orman Bakanlığı, gelecek nesillerin sürdürülebilir ve sağlıklı gıdaya erişimi için Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yerli tohum seferberliğini başlattığını duyurdu.
Çırağan Sarayı’nda gerçekleştirilen ve yerli tohum kullanımını arttırmak için başlatılan Atadan Toruna Tohum Seferberliği programında konuşan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, “En temel amacımız; uluslararası pazardan vatandaşlarımızın daha çok pay almasını sağlamaktır” ifadelerini kullandı.

EN AZ SAVUNMA KADAR STRATEJİK BİR ALAN
 Türkiye jeostratejik konumu ve sahip olduğu biyo çeşitlilikle önemli tohum ihracatçısı olabilecek nadir ülkeler arasında yer alıyor. Tarım en az savunma sanayi kadar önemli ve stratejik bir alan. Tohumda ithalatçı olduğumuz zannediliyor ancak ithalatçı değil, ihracatçı bir ülkeyiz. Tohum ihracatında dünyada ilk 10’dayız. Türkiye’nin hedeflerini tohum alanında gerçekleştirdik. Yüzde 96’sı yurt içinde olmak üzere 86 ülkeye tohum ihraç ediyoruz.

2023 HEDEFİMİZ İKİ MİLYAR DOLAR
 Yerli tohum üretiminde 2019 itibarıyla 1 milyon 130 bin tona gelindi. 14 farklı türde 24 çeşit aromatik bitkiyi tescilledik. Bu aromatik bitkiler, Türkiye’nin 1 milyar dolarlık cari açığını kapatıyor. Dünyada bu işin 115 milyon dolarlık bir pazarı var. 2023’te hedefimiz piyasada 2 milyar dolarlık bir yer elde edebilmektir.

ÇİFTÇİYE ÖZEL İNDİRİM OLACAK MI?
Bakan Pakdemirli toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtladı. 'Tohumlar konusunda çiftçiye özel bir indirim olacak mı?' sorusunu Pakdemirli, 'Sertifikalı tohum desteklerinde bir miktar daha artırıyor olacağız. Bütçeye göre, bütçedeki imkanlara göre ayarlayacağız' şeklinde cevap verdi.

MİLLİ ÇEŞİT LİSTESİ
2002’de 145 bin ton olan tohum üretimimiz bugün itibarıyla neredeyse sekiz misli artarak 1 milyon 134 bin tona gelmiş. Bu yıl hedefimiz 1 milyon 250 bin tona gelmek. 2023 için de hedefimiz iddialı; iki milyon tona gelmek. Yedi bölgemizdeki 61 araştırma enstitüsünde 1963’ten günümüze kadar; yem ve tıbbi aromatik bitkilerde 766, yerli sebzede 242 çeşit, ülkemiz Milli Çeşit Listesi‘nde yer alıyor.

DİJİTAL TOHUM ARŞİVİ OLUŞTURULUYOR
 Başlattığımız dört ayaklı seferberliğin ilk aşamasını eğitim oluşturuyor. Daha sonra test, analiz ve fidan ihtisas eğitimleri geliyor. Türkiye’nin dijital tohum arşivini ve kataloğunu oluşturma konusunda önemli adımlar attık. Üst kademe tohumlarda Türkiye bundan sonra daha iddialı olacak. Tohumların özel teknoloji ve mikroskobik cihazlarla teşhis ve analizini sağlayacağız.

ÜRETİCİYİ VE TÜKETİCİYİ KOLLUYORUZ
 Ürün kayıplarına yol açan hastalık etmenlerine dirençli tohumluklar geliştireceğiz. İleri görüntüleme sistemleri sayesinde de tohumların ve tohumlara zararlı organizmaların ayrıştırmasını sağlamış olacağız. Geçmiş nesillerden aldığımız emaneti gelecek nesillere sağlam bir şekilde ulaştırmamız lazım bu nedenle tohum seferberliğini başlattık. Bundan sonra ağırlığımızı koyuyoruz, üreticiyi kolluyoruz, tüketiciyi kolluyoruz.
 
 
 
14.02.2020
Devamı

Tüfenkci :Lisanslı Depolarla Kayısıda Fiyat Düşüşünün Önüne Geçeceğiz

65. Hükümetin Gümrük ve Ticaret Bakanı ve Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni Muhammet Oluklunun sorularını yanıtladı. Tüfenkci lisanslı depolar ile ilgili şunları kaydetti.

 “Malatya’da 2 adet lisanslı depo ile ilgili çalışmalarımız devam ediyor. Lisanslı depolarımız tamamlandığında İncir, Kuru üzüm ve Fındıkta olduğu gibi kayısıda ’da lisanslı depolarla daha da değerlenecektir. Lisanslı depolarla ilgili Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile sürekli irtibat halindeyiz. Bu süreç tamamlandığında kayısı üreticimizin yüzü daha çok gülecektir.
 Malatya’da lisanlı depolarla  hasat sırasında piyasada biriken ürünlerin fiyat düşüşlerini önlemek ve piyasada arz-talep dengesinin kurulmasını sağlamış olacağız.”dedi.



 Ak Parti MKYK üyesi Bülent  Tüfenkci Elazığ ve Malatya’daki depremde evleri ve ahırları zarar görenlere yönelikte bir değerlendirme yaparak şunları söyledi.

“Malatya genelinde ahırları zarar gören çiftçilerimize 1180 hayvan çadırı dağıtıldı. Köylerde evleri yıkılan vatandaşlarımıza çelik konstrüksiyondan evleri tekrar yapılacak.Çelik konstrüksiyondan yapılan bu evler en geç 1 ay içerisinde teslim edilecek.  Aynı zamanda köylerde evleri yıkılan çiftçilerimize kira yardımları da yapılacak” dedi.
 
12.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Türkiye Buğday'da Uzun Dönemde Net İhracatçıdır

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Türkiye’nin kendi ihtiyacını karşılayacak buğday üretimi gerçekleştirdiğini belirterek, “Son 17 yılda buğday ticaretinden ülke ekonomisine 12,5 milyar dolarlık katkı sağlandı.” dedi.

“2002-2019 yılları arasında 17,5 milyar dolar karşılığı 63,7 milyon ton buğday ithalatı varken, un, makarna, bulgur, irmik, bisküvi gibi mamul ürünlerin buğday karşılığında 29,9 milyar dolar değerinde 75,7 milyon tonluk buğday ve buğday mamulleri ihracatımız olduğu görülmektedir. Bu demektir ki 2002-2019 yılları arasında söz konusu ticaretten ülkemiz 12,5 milyar dolar net gelir elde etmiştir” diyen Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin buğday üretiminde kendine yeterli olduğunu, 20 milyon tonluk üretime karşı tüketimin 18,5 milyon ton olduğunu söyledi.
Bakan Pakdemirli, buğday üretim fazlasının mamul madde ihracatında kullanılmakta olduğunu, bu yönüyle buğdayda uzun dönem ortalamasında net ihracatçı olan Türkiye’nin, un, irmik, bulgur gibi ürün ihracatında dünyada 1’inci, makarna ihracatında ise 2’inci sırada bulunduğunu belirtti.
 
ÇİFTÇİLERİMİZİ DESTEKLEMEYE DEVAM EDİYORUZ
Buğday üretimini artırmak amacıyla çiftçilere ödenen hububat prim desteklerine de değinerek, hububat prim desteklerini geçen yıla göre %100 oranında artırıp, 5 kuruştan 10 kuruşa çıkardıklarını belirten Pakdemirli;

“2005 yılında dekara 1,6 lira olan gübre desteğini 8 liraya,

2003 yılında 1,95 lira olan mazot desteğini de 19 liraya yükselttik.

Bu kapsamda, hububat üreticilerimize 11,8 milyar lira prim desteği,

20,1 milyar lira da mazot ve gübre desteği ödemesi gerçekleştirdik” dedi.

Bakan Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) ekmeklik buğday alım fiyatını da 2019’da bir önceki yıla göre, %29 oranında artırarak, ton başına 1.350 lira olarak açıkladığını söyledi. 
 
12.02.2020
Devamı

Atadan Toruna Tohum Seferberliği Başlatılıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, gelecek nesillerin sürdürülebilir ve sağlıklı gıdaya erişimi için Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yerli tohum seferberliğini başlatıyor.

Gıda zincirinde yerli tohum kullanımını daha da artırmak için başlatılacağı “Atadan Toruna Tohum Seferberliği’’ tanıtımı, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımı ile düzenlenecek basın toplantısında tanıtımı yapılacak.
 
 
11.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli: Nohutta İhracatçı Duruma Geldik

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, her yıl 10 Şubat’ta kutlanılan Dünya Bakliyat Günü vesilesiyle bir mesaj yayınladı.
Bakan Pakdemirli mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Dünyada 2 milyardan fazla insan için protein kaynağı olan yemeklik baklagiller, insan beslenmesindeki bitkisel proteinlerin %22’sini, karbonhidratların %7’sini, hayvan beslenmesindeki proteinlerin %38’ini, karbonhidratların ise %5’ini sağlamaktadır.

Ülkemiz baklagillerin gen merkezi olup, tarla bitkileri ekim alanları içinde tahıllardan sonra ikinci sırada gelmektedir.
Baklagiller, istihdama olan katkıları, ihracat potansiyelleri, ekim nöbetine kolayca girebilmeleri, nadas alanlarının azaltılmasında etkili olmaları, besin değeri yönünden zengin olmaları nedeniyle üretim ve tüketimde önemli bir ürün grubudur.

Üretim avantajımızın olduğu bu ürünlerde ihracatçı konuma gelebilmek için 2017 yılına kadar 300 TL/ton olan pirim desteklerini, 2018 yılından itibaren 500 TL/ton olarak vermeye başladık. Ayrıca 25 yıl aradan sonra TMO’nun görev alanına bakliyat ürünlerini dahil ederek alım garantisi vermeye başladık.

Tüm bu politikalar sayesinde nohut ve yeşil mercimek üretimimiz rekor seviyelere çıkmıştır. Nitekim son iki yılda nohut ekim alanlarımız  %32, yeşil mercimek ekim alanlarımız  %72 oranında artmış, üretimimiz ise 2019 yılında 2017 yılına göre nohutta %34 artışla 630 bin tona, yeşil mercimekte %45 artışla 44 bin tona yükselmiştir.

Özellikle nohutta artan üretim sayesinde ülkemiz net ihracatçı konumuna gelmiştir. Nohut ihracatımız; 2017 yılında 23 bin ton iken 2018 yılında 117 bin tona, 2019 yılında ise 127 bin tona yükselmiştir”
 
 
10.02.2020
Devamı

Orman Köylüsüne 202 Milyon Kaynak

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) son 17 yılda orman köylerinde yaşayan vatandaşlara toplam 2,8 milyar liralık kredi ve hibe desteği sağladı. Bu bağlamda OGM, 2020 için ise 202 milyon liralık kaynak ayırdı.
Orman köylülerinin kalkınmasına yönelik ORKÖY ile farklı birçok alanda yürütülen faaliyetler çerçevesinde destek verdiklerini belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Yapılan desteklemelerle orman köylüsünün gelir seviyesini artırmayı, orman ile halk ilişkilerini iyileştirmeyi,  ormanlar üzerindeki baskıyı azaltmayı ve ormanların sürdürülebilir yönetimini sağlamayı hedefliyoruz” diye konuştu.

SON 17 YILDA 2,8 MİLYAR LİRA
Orman köyü aile ve kooperatiflerine hibe ve kredi desteği verilmesi kapsamında son 17 yılda 2,8 milyar liralık destek verildiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “ Verilen destek miktarının % 20’sini hibe şeklinde veriyoruz. Kredi olarak kullandırılan kısım için ise çok düşük faiz uygulanıyor” değerlendirmesinde bulundu.

2020’DE 202 MİLYON LİRA
Bu yıl orman köylülerine 202 milyon lira kaynak ayrıldığını ifade eden Bakan Pakdemirli “Bakanlığın politika ve hedefleri doğrultusunda ormanların sürdürülebilir yönetimini sağlayacak, köylünün ürettiği ürünleri ve iş gücünü değerlendirici, istihdam sağlayıcı her türlü proje desteklenecek. Bu yıl yaklaşık 10 bin 700 aileye ulaşmayı hedefliyoruz” açıklamasını yaptı.

ORMAN KÖYLERİNDE 7 MİLYON KİŞİ YAŞIYOR
22 bin 948 adet orman köyünde yaklaşık 7 milyon orman köylüsünün yaşadığını söyleyen Bakan Pakdemirli “Orman köylüleri sosyal imkanların azlığı, temel hizmetlere ulaşımın zor olması ve geçim sıkıntısı nedeniyle köyden kente hızla göç verdi. ORKÖY kapsamında verilen desteklerle köylünün yaşam konforunun artırılmasını ve dolayısıyla köyden kente göçün de önüne geçmeyi hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.​
 
 
10.02.2020
Devamı

Palandöken : Temel Gıda Ürünlerinde KDV 1'e Düşürülmeli

Üreticinin, tüketicinin ve esnafın rahatlaması için temel gıda ürünlerindeki KDV oranının yüzde 1'e düşürülmesi gerektiğini söyleyen TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Sofralarımızdan eksik etmediğimiz temel gıda ürünlerindeki KDV oranı yüzde 8'den yüzde 1'e düşürülmeli. Bu konuda atılacak adım, üreticiden tüketiciye, sanayiciden esnafımıza kadar tüm kesimleri büyük oranda rahatlatır. KDV oranı aşağı çekilip maliyetlerin azaltılması fiyatları düşürürken enflasyon da düşüşe geçer. Başta dar gelirli vatandaşlarımız olmak üzere tüm vatandaşlarımızın alım gücü yükselir" dedi.

Temel gıda ürünlerindeki KDV oranının düşürülmesiyle özellikle dar gelirli vatandaşların rahat bir nefes alacağını söyleyen Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, "Türk mutfağında sofralardan eksik olmayan patates soğan, domates gibi temel gıda ürünlerindeki KDV oranının düşürülmesi dar gelirli vatandaşlarımız başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini rahatlatır. Temel gıda ürünlerinin fiyatı düştüğünde tüketicilerin yanı sıra üretici konumundaki çiftçiler, sanayiciler ve perakendeci olan esnafımız da rahat bir nefes alır. Özellikle enflasyonla mücadele ettiğimiz dönemlerde temel gıda ürünlerindeki KDV oranının düşürülmesine her zamankinden daha çok ihtiyaç var. Gıdadaki KDV'nin düşürülmesi aynı zamanda enflasyonla mücadeleye de destek olur. KDV'nin düşürülmesi devleti zarara uğratmaz, aksine vergi gelirlerini artırır" diye konuştu.

"Mağduriyetlerin önlenmesi için KDV oranları eşitlenmeli"
KDV oranının düşürülmesine ek olarak gıda ürünlerindeki toptan ve perakende satışta tek bir KDV oranının uygulanması gerektiğine işaret eden Palandöken, "Gıda ürünlerinin birçoğunda toptan alınırken yüzde 1, perakende satarken yüzde 8 KDV oranı uygulanıyor. Bu uygulama, birçok sorunu da beraberinde getiriyor. Toptan alımda daha düşük oranda KDV ödeyen perakendeci esnafımız, lokanta, kafeterya gibi yerleri işletenler, üzerlerinde kalan KDV yükünden dolayı hem kayıt dışı satışa yönlendiriliyor hem de KDV iadelerinde birçok sorun yaşıyor. Hem gıda ürünlerinin fiyatlarının ucuzlaması hem de KDV uygulamalarındaki sorunların ortadan kalkması için gıdada tek KDV oranı uygulanmalı. Hem toptan satışta hem de perakende satışta KDV oranı yüzde 1 olmalı" şeklinde konuştu.
 
 
10.02.2020
Devamı

Tütün Mamullerinde Düz Paket Uygulaması Hedefine Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 5 Ocak'ta zorunlu hale gelen sigarada düz paket uygulamasının hedefine ulaştığını belirterek, "Bu kapsamda yayımlanan makalelerde, düz paketin kullanıcılardan yüzde 81'inde günde en az bir kere sigarayı bırakmayı düşündürdüğüne, yüzde 70'inde sigarayı daha az tatmin edici buldurduğuna, yüzde 66'sında sigaranın kalitesinin düşük olduğu düşüncesi oluşturduğuna yer veriliyor." dedi.

Bakan Pakdemirli, tütün ürünleri tüketiminden kaynaklanan kamusal, toplumsal ve tıbbi nitelikteki her türlü zarara karşı yürütülen mücadele kapsamında 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü'nün özel anlam taşıdığını söyledi.

Türkiye'nin, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) öncülüğünde hazırlanan ve bugün itibarıyla 181 ülkenin taraf olduğu Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'ni 2004'te imzaladığını anımsatan Pakdemirli, bu çerçevede Türkiye'nin tütün kontrolü konusunda dünyada örnek gösterilen ülkelerden biri haline geldiğini bildirdi.

Pakdemirli, Bakanlığın tütün kontrolü noktasındaki çalışmalarını titizlikle sürdürdüğüne işaret ederek, şöyle konuştu:
"Tütün mamulleri, dünyada her yıl yaklaşık 6 milyon insanı öldüren ve daha fazla kişinin de sağlığına zarar veren ölümcül, bağımlılık yaratan ürünlerdir. Bu nedenle tütün ürünleri tüketimini azaltmayı, onlarca hastalığın yarattığı sağlık, sosyal ve ekonomik zararların önüne geçmeyi hedefliyoruz. Çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere, vatandaşlarımızın tütün kullanımına başlamasını ve bu ürünlerin pasif etkilerini önlemek amacıyla tütün kontrolü çalışmaları yapıyoruz."
DÜZ PAKET UYGULAMASIYLA UYARILARIN ETKİNLİĞİ ARTTI
Tütün mamullerinde ambalajın çekiciliğini ortadan kaldırmak ve söz konusu ürünlerin zararları konusunda farkındalığı artırmak amacıyla 5 Ocak'ta düz paket uygulamasının zorunlu hale getirildiğini hatırlatan Pakdemirli, düzenlemeyle bu paketlerdeki resim, figür, sembol, işaret, logo, renk ve renk kombinasyonlarının kaldırıldığını dile getirdi.
Pakdemirli, "Düzenleme sayesinde, tütün ürünlerinde ambalajın etkisi ve çekiciliğiyle bazı ürünlerin diğerlerinden daha az zararlı olduğu algısı ortadan kaldırılırken, sağlık uyarılarının fark edilirliği ve etkinliği artırılmış oldu." diye konuştu.

Uygulamanın üzerinden henüz bir ayı aşkın süre geçmesine karşın sonuçlarının görülmeye başlandığını vurgulayan Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Yapılan deneysel odak grup çalışmaları ve araştırmalar düz paket uygulamasının hedefine ulaştığını gösteriyor. Bu kapsamda yayımlanan makalelerde, düz paketin kullanıcılardan yüzde 81'inde günde en az bir kere sigarayı bırakmayı düşündürdüğüne, yüzde 70'inde sigarayı daha az tatmin edici buldurduğuna, yüzde 66'sında sigaranın kalitesinin düşük olduğu düşüncesi oluşturduğuna yer veriliyor. 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü vesilesiyle tütün kullanan vatandaşlarımıza da bir çağrıda bulunarak, hem kendi sağlıkları hem de pasif içicilik nedeniyle yakınlarına verdiği zarardan dolayı sigarayı bırakmalarını ve sağlıklı yaşama merhaba demelerini temenni ediyorum."
 
09.02.2020
Devamı

"Türkiye İçin Değişim Başlıyor"

"Türkiye İçin Değişim Başlıyor" etkinlikleri "Osmaniye İş Dünyası Buluşması" programı Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın katılımları ile düzenlendi.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak: "Tarımın desteklenmesi ve gıda enflasyonu ile mücadele kapsamında hem girdi finansmanı hem de üretilen ürünün pazarlanmasını planladığımız uçtan uca bir sistem tasarlıyoruz. Ziraat Bankamızın merkezinde yer alacağı bu sistemi çok yakında çiftçi ve üreticilerimizle paylaşacağız."dedi.

 Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası ev sahipliğinde Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi 15 Temmuz Şehitler Amfisi’nde ‘Türkiye İçin Değişim Başlıyor’ sloganıyla Osmaniye ‘İş Dünyası Buluşması’ düzenlendi. Etkinliğe, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Osmaniye Valisi Ömer Faruk Coşkun, Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara, AK Parti ve MHP’li milletvekilleri, Korkut Ata Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Türk, Osmaniye Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Devrim Murat Aksoy, kamu bankaları yetkilileri, çeşitli oda ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile iş insanları katıldı.

Toplantıda konuşan Bakan Berat Albayrak, Osmaniye’yi daha iyiye taşıyacak görüş alışverişleri için kente geldiğini söyledi. Uluslararası rekabet gücünü daha yukarı taşımayı amaçladıklarını söyleyen Bakan Albayrak, “Bugüne kadar uygulama aldığımız tüm politik tedbirlerin yanında adım adım hayata geçirdiğimiz reformlar ekonomik göstergelere çok güçlü yansımaya başladı. Bu sayede ekonomide güvenin tesis edilmesiyle açık bir iyileşmeyi her geçen gün daha iyi noktaya taşıyoruz. Enflasyon, kur, faiz, şeytan üçgeni, ‘Türkiye bunlarla mücadele edemez, başaramaz’ diyorlardı. Pozitif gelişmelerle, faizdeki, enflasyondaki iyileşmelerle birlikte 2020 yılına çok daha iyimser iklimle girdik. 2019 yılını geride bıraktığımızda ki zor bir 2019 yılı geride bırakırken Türkiye tekrar güçlü büyüme trendine odaklanmaya başladı” diye konuştu.

Bakan Albayrak, Türkiye’nin son 1.5 yılda, 40-50 yıldır gerçekleştiremediği düzeyde önemli reformlar hayata geçirdiğini vurgulayarak şöyle devam etti:
“Gayri safi yurt dışı hasıla 2019 yılının ilk 3 çeyreğinde büyüme trendine girerken gayrı safı yurt içi hasıla 3. çeyrekte 0.9 ile pozitif trendiyle alakalı ilk trendi verdi. Geçtiğimiz yıl için ifade ettiğimiz yeniden dengelenme süreci, net ihracatın büyüme kompozisyonuna katkısıyla birlikte iyileşen altyapı, sağlıklı büyüme görünümüne yavaş yavaş kavuşturmaya başladı. Saldırılara, ataklara karşı, Türkiye’yi istikrarsızlığa taşıyacak ve bunun neticesinde ki Türkiye son 1.5 yılda çok hızlı bir dengelenme süreci. Belki hasarları, etkileri birçok kişinin, kurumun, uluslararası kurumun tahmin ettiğinin aksine, çok hızlı bir sürece girdi ve ‘2019 yılı Türkiye şu kadar küçülecek’ dendiği bir dönemde son çeyrekteki pozitif yüzde 5 civarı beklenti, 2019 yılını pozitif büyümeyle kapatacağız. İşsizlik oranında da gerilemeye şahit olacağız.”

Enflasyon rakamlarına ilişkin bilgiler aktaran Bakan Albayrak, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2018 yılı ekim ayında enflasyon yüzde 25.2 seviyesindeydi ve enflasyon beklentilerindeki iyileşmeyle birlikte 2019 yılı eylül- ekim aylarında tek haneye ve yıl sonu 2019 yeni ekonomi programındaki hedeflediğimiz oranın altında 11.8 oranında yılı kapattı. 2020 yılının çok net ifade ediyorum hafif dalgalanma olsa da mayıs- haziranla birlikte Türkiye tek haneli, kalıcı enflasyon hedeflerine ulaşıp 3 yıllık yeni ekonomi programında hedeflediğimiz, 2020 enflasyonu yüzde 8.5 hedefini inşallah başaracağız ve 3 yıllık yeni ekonomi programında da yüzde 5’in altı hedefimizi de 2022 yılında en güçlü performansımızla ulaşacağız. 2020 yılında da enflasyonla mücadele noktasında çok kararlı duruşumuz devam edecek. Enflasyonla mücadele, faizle mücadele iş dünyası açısından maliyetlerin ve faizlerin düşmesiyle birlikte yatırım, istihdam iklimi, ekonomik özgüven iklimi daha ileri gidecek ve bu da yatırım iklimin ötesinde Türkiye’nin bölgesel etkinliğinde çok daha farklar ortaya koyacak.”

Üreticiden-tüketiciye ulaşana kadar fiyat makası açılan gıda ürünlerine de değinen Bakan Albayrak, projelerini şöyle anlattı.
“Hem girdi finansmanı, hem de üretilen ürünün pazarlanmasını planladığımız uçtan uca bir sistem planlıyoruz. Bu nokta çok hassas bir nokta. Tüm gıda sektöründeki, özellikle tarım ürünlerinin üretilmesinden sonra gıda zincirinin son halkasındaki son tüketiciye kadar o aradaki oyunculara sesleniyorum. Ziraat Bankamız merkezinde yer alacağı bu sistemle çok yakında çiftçilerimiz, tarım anlamında üreticilerimizle çok daha yakın ve koordineli şekilde gıda güvenliği gibi önemli bir alanda maliyet anlamında, fiyatlama anlamında çok etkin bir sürece girecek. Bu da son kertede son tüketiciye maliyetler, gıda fiyatları, fahiş, spekülatif süreçlere yönelik etkin süreç ortaya koyacak. Sektördeki oyunculara selam olsun ama esas vatandaşımıza hayırlı olsun dediğimiz süreci 2020’den itibaren göreceğiz. 2 damla yağmur yağdı, 3 seraya bir şey oldu. Ürünler ne olmuş yok? Başka bir dolap var. Orada başka bir operasyon. Çiftçi mağdur. ‘Oradan alayım, buraya vereyim’ tefecilik... Aylık yüzde 3-5. O zaman başka bir tezgah var. Hep şöyle algı var; ‘ona yasa buna yasa’. Hayır serbest piyasa koşulları içinde, devlet olarak doğru organizasyon içerisinde olursanız piyasa da islah olur. Küçük, azınlık insan için değil. 83 milyon insanın gıda güvenliği.”

Faizlerle mücadele konusuna da değinen Bakan Albayrak, şunları söyledi:
“Geçtiğimiz 6 aylık dönemde yüzde 24’ten 11.25 e indirdik. Piyasa şartlarına göre baktığımızda ihtiyaç kredileri yüzde 13, ticari krediler yüzde 10, konut yüzde 9, piyasada hakiki anlamda pozitif hava esmesine neden oldu. Kamu bankalarımız, yüzde 9-11.5 ticari kredi bandını yüzde 8-10 aralığına getirdi ki son 10 yılın en düşük TL faiz marjlarına düştüğü bir trende girdik. İnşallah kamu bankalarını özel bankalarımız da takip ederek yavaş yavaş düşüş trendine destek vereceklerini düşünüyorum. Her adım meyve vermeye başladı. Piyasaların, reel sektörün, vatandaşlarımızın, ekonomiye olan güveninin de arttığı, güçlü yukarı yönlü endeks trendi görmeye başladık. Özel sektör istediği finansmanı çok daha düşük maliyetle sağlayacak ve canlanma sürecini yaşayacak. Büyümede hedefimiz katma değerli üretime, ihracata ve istihdama dayalı modele geçmek.”
 
09.02.2020
Devamı

Amasya Suluova’dan Ekonomiye Büyük Destek

Hayvanın üretiminden kesimine, bakımından pazarlanmasına kadar bütün aşamalarını tek noktada içinde barındıran ve bu kapsamda, Türkiye'nin ilk Tarıma Dayalı İhtisas Besi Organize Sanayii Bölgesi olma özelliği taşıyan Amasya'nın Suluova İlçesindeki Besi OSB, alanında gerçekleştirdiği fark ile ülke ekonomisine büyük katkı sağlıyor.
Besi organize sanayi bölgesinin ekonomik döngüsünü tamamlamak anlamında en önemli yatırımlardan biri biyogaz tesisi. Osb içerisindeki biyogaz tesisi, türkiye'de tek noktaya kurulu en yüksek kapasiteye sahip olması açısından bir ilk olma özelliği taşıyor.

Amasya Valisi Osman Varol biyogaz tesisinde atık gübrelerin 2019 yılından buyana elektrik enerjisi üretiminde kullanıldığını; ayrıca tarım arazilerinde kullanılmak üzere sıvı ve katı gübreye dönüştürüldüğünü de söyledi.

Biyogaz tesisi bu gübrelerden ürettiği elektrik enerjisi ile yaklaşık olarak 52 bin hanenin elektrik enerjisini karşılayabilirken, ülke ekonomisine de böylece yıllık 7 milyon 580 bin dolar katkı sağladı.
Yine bu biyogaz tesisi ile bağlantılı, ilave olarak bir de gübre fabrikası bulunuyor. Yani hayvan atıkları, biyogaz tesisinde elektrik üretimi için kullanılırken, ardından da gübre üretimi için değerlendiriliyor.

Hem ekonomi hem çevre kazanıyor
Türkiye'nin ve bölgesinin en önemli hayvancılık noktalarından olan suluova'da, gübresel atıkların değerlendirilmesi anlamında çevreye büyük katkı sağlanıyor. Çiftçilerimizin en önemli sıkıntılarından biri olan hayvan gübresi atıklarının çevreye ve insan sağlığına zararlarını önlemek adına işleyen gübre fabrikası, aynı zamanda da hayvan gübrelerinin daha verimli bir şekilde sıvı ve katı olarak tarım için, çiftçilerimiz tarafından kullanılmasına imkan sağlıyor.

2018 yılı itibari ile faaliyetlerine başlayan amasya suluova tarıma dayalı ihtisas besi organize sanayii bölgesi 35 adet besi 3 adet sanayi parseli olmak üzere toplamda 38 parselden oluşuyor. 12 parselde inşaat çalışmaları sürerken, diğer 26 tanesinde üretim devam ediyor.

Besi organize sanayi bölgesinde 6 bin 700 büyükbaş hayvan üretim kapasitesi mevcut olduğunu söyleyen amasya suluova tarıma dayalı ihtisas besi organize bölge müdürü mahmut hatipoğulları önümüzdeki 6 ay içerisinde ise 9 bin 100 büyükbaş hayvana kadar ulaşılmasının planlandığını belirtti.

Hayvan yetiştirme kapasitesine ek olarak besi osb'de çok önemli modern bir et entegre tesisi de mevcut. Bu entegre tesisi de günlük ortalama 400 hayvan kesme kapasitesine sahip.
Şu an için yüzde 75 kapasiteyle çalışan ve 6 ay içerisinde kapasitesini yüzde 90'ların üzerine çıkaracak olan suluova besi organize sanayi bölgesi'nde, üretim, kesim ve enerji gibi döngülerinin yanında bir de hayvan sağlığı merkezi yer alıyor. Hayvan hastanesi tesisinin de inşaatı tamamlanmış olup, önümüzdeki günlerde açılışı gerçekleştirilecek.
 
09.02.2020
Devamı

AGROEXPO 15’inci  Kez Kapılarını Açtı

Tarım sektörünün en büyük buluşması Fuar İzmir'de başladı. Uluslararası alım heyetleri ile Türk üreticilerini bir araya getiren 15. Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı açıldı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Fuar İzmir kompeksindeki 110 bin metrekare alanda gerçekleştirilen etkinliğe 75 ülkeden 950 katılımcının ve 360 bin ziyaretçinin gelmesi bekleniyor.. Agroexpo, 9 Şubat Pazar akşamına kadar sürecek.
 
Fuarın açılışına Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir Valisi Erol Ayyıldız, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve sektör temsilcileri katıldı.


 
9 Şubat’a kadar İzmir’de gerçekleştirilecek fuarın, 75 ülkeden 950 katılımcı ve 360 bin ziyaretçiyi ağırlaması bekleniyor.
 
2002’DE 3,8 MİLYAR DOLAR OLAN TARIMSAL İHRACATIMIZ, 2019’DA 18 MİLYAR DOLAR OLDU
 
Fuar açılışında konuşan Bakan Pakdemirli, Türkiye tarımının tanıtılması anlamında bu uluslararası platformun oldukça önemli olduğuna dikkati çekerken, tarım sektörümüzün dünyadaki yerini de rakamlarla özetledi. Pakdemirli; ‘‘Tarım orman sektörümüz, 2019 yılının ilk üççeyreğinde ortalama %3,56’lık büyüme ile sanayi ve hizmet sektörlerine göre pozitif bir büyüme göstermiştir. Ülkemiz çok şükür, son 17 yılda; yıllık ortalama olarak %2,72’lik büyüme ile Hollanda, İspanya, Fransa gibi birçok Avrupa ülkesini geride bıraktı. Dünyada yaşanan hem ekonomik olumsuzluk hem de iklim değişikliklerine rağmen sektörümüz, son 17 yılın 14’ünde büyüyerek sürdürülebilir gelişmesini devam ettirmiştir. 2002 yılında 37 milyar lira iken, 2018 döneminde, tarımsal hasılamız %486 artışla, 216,7 milyar liraya yükseldi. Ülkemiz 44 milyar dolarlık tarımsal GSYH ile Avrupa’da lider ülkeler arasında yerini aldı. Tarım orman sektörümüz, 2019 yılının ilk üççeyreğinde, GSYH’ye ortalama %6,3’lük katkı sağlayarak ülke ekonomisine destek oldu. Tarımsal ihracatımızı, 2002 yılında 3,8 milyar dolar iken, 4,7 kat artırarak, 2019 yılında 18 milyar dolara çıkardık. Ülkemiz çok şükür 2019 yılında da 193 ülkeye, 1.827 tarımsal ürün ihraç ederek, ihracatçı bir ülke olduğunu ispat etti.’’
 
 
BİRÇOK TARIM ÜRÜNÜNDE DÜNYA LİDERİYİZ
 
Bakanlıkça yürütülen çalışmalar ve üretime yönelik destekler ile çok sayıda tarım ürününde, dünya lideri olduğumuzu da belirtti Bakan Pakdemirli; ‘‘Fındık, Kiraz, İncir, Kayısı ve Ayva üretiminde Dünya birincisiyiz. Hayvansal üretimde de Dünyada önemli ülkelerden biriyiz. Büyükbaş hayvan varlığımız 1 milyon artışla, 18,2 milyona, Küçükbaş hayvan varlığımız ise 4 milyon artışla, 50 milyona ulaştı. Ülkemiz, Avrupa’da toplam hayvan ve küçükbaş hayvan varlığında 1’nci, büyükbaş hayvan varlığında 2’nci sırada bulunuyor. 2023 hedefimiz; nüfusumuz kadar küçükbaş hayvan varlığına sahip olmak’’ dedi.
 
 
Bakan Pakdemirli son 17 yılda gelinen noktaya da değindi. Çiftçilerimize 17 yılda, toplam 141 milyar lira tarımsal hibe ve destek verildiğini belirten Pakdemirli; ‘‘Bunun sonucunda: Bitkisel üretimimiz, %22 artışla; 120 milyon tona, Süt üretimimiz, %146 artışla; 20,7 milyon tona, Kırmızı et üretimimiz, %167 artışla; 1 milyon 126 bin tona, Tavuk eti üretimimiz, %200 artışla; 2,1 milyon tona çıkmıştır. Yumurta üretimimiz ise, %66 artışla; 19,3 milyar adede ulaşmıştır. Ülkemiz, su ürünleri yetiştiricilik üretiminde; Dünyada En Hızlı Büyüyen 3. Ülke Konumundadır. AB ülkeleri arasında 7. sıradan 2. sıraya yükselmiştir. 2017’de 280 bin ton olan su ürünleri yetiştiricilik üretimimizin, 2023’te, 600 bin tona ulaşmasını hedeflemekteyiz’’ diye konuştu.
 
 
2020 YILI BÜTÇESİNİN YÜZDE 54,5’İ TARIMSAL DESTEKLERE AYRILDI
 
Tarımın birçok sorununa çözüm getirildiğini ve yeni üretim ve destekleme modellerinin devreye alındığını da ifade eden Bakan Pakdemirli, 2002’de neredeyse tek kalemde olan tarımsal desteklerin yeniden düzenlendiğini belirtti ve ‘‘Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini 2019’da fark ödemesi desteği kapsamına aldık. Tarım sektörüne 2002 yılında toplam 1,8 milyar lira destek verilirken, bu rakamı 2019 yılında 17 milyar liraya çıkardık. Bununla da kalmadık. Bakanlığımızın 2020 yılı bütçesinin yüzde 54,5’ini, yani 22 milyar Lirayı tarımsal desteklere ayırdık. Böylece tarımsal desteklerimizi, bir önceki yıla göre yüzde 36,7 artırmış olduk. Tarımın en önemli girdilerini destekliyoruz. Mazot ve gübreye bugüne kadar, toplam 20,1 milyar lira destek verdik. 2019 yılında 2,9 milyar lira mazot destekleme ödemesi yaptık. Mazot maliyetinin %50’sini karşılıyoruz. Başta buğday, mısır, çeltik ve ayçiçeği olmak üzere birçok üründe Cumhuriyet tarihimizin üretim rekorlarını kırdık. Kırsal Kalkınma alanında gerçekleştirdiğimiz 25 bin proje ve toplam 10 milyar lira hibe ödemesi ile 200 bin vatandaşımıza istihdam sağladık. Kırsalda yaşayan gençlerimize verdiğimiz hibe destekler ile hem köyden kente göçü engelledik, hem de tarım ve hayvancılıkla teknolojiyi buluşturduk’’ dedi.
 
 
 
 
 
06.02.2020
Devamı

Türkiye’nin En Büyük Tarım Fuarı Yarın Açılıyor

Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın dört büyük tarım fuarı arasındaki “Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı” yarın 11.00’da Fuar İzmir’de açılıyor.

Avrupa'nın ilk dört büyük tarım fuarından biri olarak gösterilen 'Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı', 6-9 Şubat tarihleri arasında kapılarını İzmir'de ziyaretçilerini bekliyor. Fuarın 700 milyon doları aşan iş hacmi yaratacağı belirtildi.

Orion Fuarcılık tarafından düzenlenen Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nda 700 milyon dolarlık iş hacmi hedefleniyor. Ayrıca 75 ülkeden 950 katılımcının ve 360 bin ziyaretçinin gelmesi bekleniyor. Agroexpo İzmir, her yıl Fuar İzmir’de düzenleniyor ve Avrupa’nın dördüncü büyük tarım fuarı olma özelliğini koruyor. 2005 yılından bu yana tarımın başkenti İzmir’de düzenlenen ve dünya çapında başarılara imza atan Agroexpo, 2019 yılında 2000 üzerinde iş insanı arasında gerçekleşen ikili görüşmeler sayesinde 600 milyon dolarlık bir iş hacmi yaratarak sektörün lider fuarı olduğunu bir kez daha kanıtladı. Arjantin, Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Etiyopya, Romanya, Sırbistan, Slovenya, Somali, Katar, Gürcistan, Kırgızistan, KKTC, Makedonya, Moldova fuara katılan ülkeler. 9 Şubat’ta son bulacak tarımın bu en iddialı zirvesinde, yine ulusal ve uluslararası seçkin firmalar, tarım sektörü profesyonelleri ile bir araya gelecek. Fuar kapsamında paneller düzenlenecek.
 
 
05.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Büyükelçiler ile Buluştu

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Ankara’da 70’i Büyükelçi olmak üzere 153 Yabancı Misyon Temsilcisi, Uluslararası Kuruluşların Üst Düzey Temsilcileri, Dışişleri Bakanlığı Bakan Yardımcıları ve Genel Müdürler, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı ve Genel Müdürlerinin de katıldığı toplantı düzenlendi.

Program’da Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli  2019 yılı faaliyetlerinin yanı sıra 2020 yılında yapılması planlanan uluslararası etkinlikler aynı zamanda hedeflerin değerlendirdi.


 
 
Bakan Pakdemirli konuşmasında şunları kaydetti.

BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine (SKH'ler) baktığımızda, neredeyse hepsinin doğrudan veya dolaylı olarak küresel gıda sistemi, su ve ormancılıkla bağlantılı olduğunu görüyoruz.
İklim değişikliği, hızlı nüfus artışı, kentleşme, açlık, doğal kaynakların hızla tükenmesi vb. zorlukların üstesinden gelmek gibi çok zor bir ödevimiz var…
Bu zorlukların üstesinden gelmek istiyorsak, özellikle tarım başta olmak üzere bu meseleleri politik kaygılardan uzak tutmalıyız.
Tüm tartışma ve konuşmaların ortak temeli, üretimden tüketime ve hatta ticarete kadar sürdürülebilirlik ve işbirliğinin güvenli bir gelecek için kaçınılmaz olmasıydı.
Tüm bu gerçekler bizi tek bir noktaya getiriyor: İkili ve çok taraflı işbirliğini geliştirmeliyiz.

Son 1,5 yılda, sayısız ziyaret, etkinlik düzenlemek ve ikili-çoklu işbirliği çabalarını yoğunlaştırmak vasıtasıyla uluslararası arenada, mevkidaşlarımıza karşı daha faal ve işbirliği içerisindeydik.
Bu diyaloglar, Uluslararası Anlaşmalar ya da Mutabakat Zabıtları olarak sonuçlandı.

Saygıdeğer Büyükelçiler, lütfen bu anlaşmaların uygulanma durumunu yakından takip edin.
Çünkü, bizim niyetimiz, bu anlaşmaları gerçekten pratiğe dönüştürmektir, onları raflarda bırakmak değil.
Türkiye, toplam 21 trilyon ABD doları ticaret hacmine sahip bir bölgedeki konumunun yanı sıra üretim, ticaret ve işbirliğinde de güçlü bir konuma sahiptir.
Bu avantajların yanı sıra, bizi işbirliği için iyi bir ortak yapan şevkimiz de var.

Biz 4,8 milyar ABD doları ticaret fazlası ve 200'den fazla ülkeye ihraç edilen yaklaşık 1700 farklı tarım ürünleri ile tarımda net ihracatçı konumundayız.


 
 
 
 
05.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli 70 Büyükelçiye Bakanlığın 2020 Faaliyetlerini Değerlendirecek

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli Ankara’da 70’i Büyükelçi olmak üzere 153 Yabancı Misyon Temsilcisi, Uluslararası Kuruluşların Üst Düzey Temsilcileri, Dışişleri Bakanlığı Bakan Yardımcıları ve Genel Müdürler, Ticaret Bakanlığı Bakan Yardımcısı ve Genel Müdürlerinin de katılım sağladığı;

“Tarım Bakanlığı’nın 2019 yılında yapmış olduğu faaliyetler ile 2020 yılında planlanan uluslararası etkinlikler ile gelecek hedeflerinin tanıtılacağı resmi çalışma kahvaltısına” katılacak.
Program’da Tarım ve Orman Bakanlığının 2019 yılı faaliyetlerinin yanı sıra 2020 yılında yapılması planlanan uluslararası etkinlikler aynı zamanda hedeflerin değerlendirilmesi bekleniyor.
 
 
 
04.02.2020
Devamı

Halk Elinde Islah Projesi İle 80 Bin Üstün Nitelikli Koç Teke Üretildi

Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) koordinatörlüğünde yürütülen “Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesi” meyvelerini vermeye başladı. Proje kapsamında bugüne kadar işletmeler, kendi ihtiyaçları için 80 bin üstün nitelikli damızlık koç ve teke üretti.
Projenin 2005 yılında başlatıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Proje, bugün itibariyle 56 ilde uygulanan 171 alt proje ile devam ediyor ve 21 koyun, 6 keçi ırkında, 1 milyon 100 bin küçükbaş hayvanda uygulanıyor” diye konuştu.

421 MİLYON LİRA DESTEK ÖDEMESİ YAPILDI
Proje kapsamında yer alan yetiştiricilere bu zamana kadar toplam 421 milyon TL destekleme ödemesi yapıldığının altını çizen Bakan Pakdemirli “Proje kapsamında 8 üniversiteden 62 öğretim üyesi ve TAGEM’e bağlı enstitülerinden 45 araştırmacı olmak üzere toplam 107 proje lideri görev alıyor. Ayrıca her alt projede görev almak üzere toplam 171 proje teknik elemanı bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Proje ile döl veriminin, süt veriminin, gelişme hızı ve yemden yararlanma kapasitesinin artırılmasının hedeflendiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Ayrıca projenin yapağı ve tiftik kalitesinin iyileştirilmesi, yerli koyun-keçi ırklarımızın saf olarak yetiştirilmesi, korunması ve mevcut verim potansiyellerinin ortaya çıkarılması, birim hayvan başına elde edilen verimin artırılması, bölgelere özgü damızlık üretimi ve kaliteli damızlık hayvan elde etmek gibi hedefleri de bulunuyor” açıklamasını yaptı.

80 BİN ÜSTÜN NİTELİKLİ DAMIZLIK ÜRETİLDİ
Projenin bu hedefler doğrultusunda başarılı bir şekilde uygulanmaya devam ettiğini ifade eden Pakdemirli “ Proje ile küçükbaş hayvancılıkta büyüme, gelişme, süt, yapağı-tiftik verim kayıtları alınmaya başlanarak veri bankası oluşturuldu. Küçükbaş hayvancılığa olan ilgi artırıldı ve azalmaya başlayan Ankara Keçisi gibi yerli gen kaynaklarımızda hızlı azalışın önüne geçildi. Kaliteli damızlık koç ve tekeler elde edilmeye başlandı ve işletmeler kendi ihtiyaçları için 80 bin üstün nitelikli damızlık koç/teke üretti” dedi.
Bakan Pakdemirli, proje kapsamında gerekli koordinasyonun sağlanması halinde, proje dışı işletmelere yaklaşık 150 bin baş erkek ve 350 bin baş dişi damızlığın sağlanabilecek duruma gelindiğini de sözlerine ekledi.​
 
 
04.02.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli : Hayvancılığa Son 17 Yılda 33 Milyarlık Destek Verdik

Hayvancılığa son 17 yılda 33 milyar lira destek verdiklerini belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, GAP, DAP, DOKAP VE KOP kapsamında yer alan 41 ilde ise hayvancılığa yüzde 50 hibe desteğinde bulunduklarını söyledi.

UYGULAMA 2015 YILINDA BAŞLADI
GAP, DAP, DOKAP VE KOP kapsamındaki yüzde 50 hibe uygulamasının 2015 yılında hayata geçirildiğini ifade eden Bakan Pakdemirli “Uygulama çerçevesinde son 5 yılda 11 bin 838 kişiye 311 milyon lira hibe ödemesi yaptık. Bu ödemelerin de katkısıyla bu illerimizde toplam 2 bin 75 tesis faaliyete geçti” diye konuştu.

2019’DA 402 KİŞİYE 45,2 MİLYON LİRA HİBE
 Proje kapsamındaki 41 ilde ahır, ağıl yapımı ve tadilatlarına damızlık boğa, koç ve teke alımları ile gübre sıyırıcı ve süt sağım makinesi alımlarına hibe desteğinde bulunduklarını ifade eden Pakdemirli “2019 yılında ise bu bağlamda 402 kişiye 45,2 milyon lira hibe ödemesi yaptık” dedi.

HAYVANCILIĞA SON 17 YILDA 33 MİLYAR LİRA
Hayvancılığa verdikleri desteğin ülke genelinde son 17 yılda üretimi ve kaliteyi yükseltecek şekilde arttığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “ 2002 yılında 83 milyon lira olan toplam hayvancılık desteklerini yaklaşık 60 kat artırarak 2019 yılında yaklaşık 5 milyar liraya yükselttik” açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, 2003-2019 döneminde toplam 33 milyar lira hayvancılık desteği ödendiğini de sözlerine ekledi.​
 
 
03.02.2020
Devamı

Ocak Ayında Yüzde 34 Artışla Fiyatı En Çok Yükselen Ürün Kabak

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Ocakta üretici fiyatlarında yüzde 16,07 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün kuru soğan, fiyatı en çok yükselen ürün ise yüzde 130,34'lük artışla kabak oldu.
(TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Ocakta üretici fiyatlarında yüzde 16,07 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün kuru soğan, fiyatı en çok yükselen ürün ise yüzde 130,34'lük artışla kabak oldu." ifadesini kullandı.



Bayraktar, yazılı açıklamasında, ocakta markette 29, üreticide 22 üründe fiyat artışı, markette 9, üreticide 3 üründe fiyat düşüşü olduğunu, markette 4, üreticide 9 üründe fiyatın değişmediğini bildirdi.
Ocakta, markette kuru soğan, kuru fasulye, zeytinyağı ve yumurta fiyatında değişim olmadığının altını çizen Bayraktar, şöyle devam etti:
"Ocakta, markette en fazla fiyat düşüşü yüzde 15,09 ile havuçta görüldü. Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 73,17 ile kabakta yaşandı. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 70,35 ile patlıcan, yüzde 56,93 ile yeşil soğan, yüzde 29,91 ile sivri biber, yüzde 23,99 ile mandalina, yüzde 17,25 ile salatalık, yüzde 14,40 ile limon, yüzde 12,33 ile maydanoz, yüzde 11,72 ile Antep fıstığı, yüzde 11,43 ile marul, yüzde 10,05 ile domates takip etti."

Üretici fiyatlarındaki değişim
Bayraktar, söz konusu dönemde üreticide maydanoz, elma, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru üzüm ve kuru incir fiyatında bir değişim meydana gelmediğini belirterek "Ocakta üretici fiyatlarında yüzde 16,07 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün kuru soğan, fiyatı en çok yükselen ürün ise yüzde 130,34'lük artışla kabak oldu. Kabaktaki fiyat artışını yüzde 57,89 ile salatalık, yüzde 57,58 ile patlıcan, yüzde 53,85 ile sivri biber, yüzde 52 ile yeşil soğan, yüzde 48,98 ile mandalina, yüzde 22,43 ile ıspanak, yüzde 15,98 ile limon, yüzde 13,51 ile fındık, yüzde 12,50 ile patatesin takip etti." ifadelerini kullandı.

Üretici fiyatlarında, kabak, salatalık, patlıcan ve sivri biberde görülen artışta, mevsim itibarıyla olgunlaşmanın yavaş olmasına bağlı olarak hasat edilen ürün miktarının azalmasının etkili olduğunun altını çizen Bayraktar, "Mandalina, limon ve portakalda çiçeklenme dönemindeki iklimsel olumsuzluklar nedeniyle rekoltede yaşanan düşüş fiyatlara yansımıştır. Fındık fiyatında görülen artışta artan talebin yanı sıra randımanın iyi olması etkili oldu. Patateste ise Birliğimizin tüketimi artırmaya yönelik çalışmaları fiyata yansısa da hâlihazırda üreticilerimiz maliyetine ürün satmak zorunda kaldı."
 
 
 
03.02.2020
Devamı

TESK'ten Esnaf ve Çiftçi İçin Sicil Affı Talebi

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, esnaf ve çiftçinin, getirilecek sicil düzenlemesiyle bankaların inisiyatifine bırakılmadan kara listelerden çıkarılmasını talep etti.

Palandöken yaptığı yazılı açıklamada, esnaf ve çiftçiye verilen desteklerin amacına ulaşabilmesi için öncelikle etkin sicil düzenlemesi ve yapılandırma getirilmesi gerektiğini aktardı.
Kredi faizlerindeki düşüşün esnaf ve çiftçi için de olumlu olduğunu bildiren Palandöken, kredi kefalet kooperatifleri kefaletiyle esnafın kullandığı kredilerin faiz oranının da yüzde 6'dan yüzde 4,5'e düştüğünü ifade etti.

Palandöken, esnaf ve çiftçinin bu imkânlardan faydalanabilmesi için öncelikle mevcut borçlarının yapılandırılması gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
"Ödemekte zorluk çekilen kredi borçları ödenebilir hale getirildikten sonraki en önemli adım sicil düzenlemesidir. Geçmişte ödenemeyen borçlar nedeniyle bir şekilde kara listeye alınmış esnafımız ve çiftçimiz sicil düzenlemesi ile bankaların inisiyatifine bırakılmadan kara listelerden çıkarılmalı. Esnaf ve çiftçi kara liste sorunu yüzünden verilen kredilere ulaşamadığı için faiz indiriminin anlamı kalmıyor. Çiftçinin desteklenmesi demek esnafın da desteklenmesi demek. Çünkü tarladaki maliyetler ne kadar düşerse esnafın da tezgahtaki fiyatları o kadar düşer."
 
 
 
03.02.2020
Devamı

TİGEM 2019’da 237 Yarış Tayı Sattı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nün (TİGEM) 2019 yılında 237 yarış tayı satışı yaptığını ve bu satışlardan son 10 yıldaki en fazla gelirin sağlandığını söyledi.

TİGEM'in esas faaliyet alanının üstün vasıflı damızlık hayvan yetiştiriciliği ve sertifikalı tohumluk üretimi olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, safkan Arap atı yetiştiriciliğinin, çok eski ve köklü bir tecrübenin ürünü olduğunu ve Osmanlı geleneklerine dayandığını belirtti.
Atçılık Osmanlının Kuruluşuna Dayanıyor

Atçılık faaliyetlerinin Osmanlı'nın kuruluşundan beri devam ettiğini ifade eden Pakdemirli "1300'lü yıllarda kurulan Karacabey Harası, 1815 yılında kurulan Çifteler Harası ve 1889 yılında kurulan Sultansuyu Harası olmak üzere 3 işletmemizde toplam 1.126 baş hayvan varlığı ile bu faaliyetler günümüzde de devam ediyor" diye konuştu.

Yılda Ortalama 250 Üstün Performanslı Yarış Tayı Atçılık Sektörüne Kazandırılıyor
TİGEM'in her yıl ortalama 250 baş üstün performanslı yarış tayını atçılık sektörüne kazandırdığının altını çizen Bakan Pakdemirli "TİGEM'in yetiştirdiği atlar bu zamana kadar, yarış otoritesi tarafından dağıtılan toplam prim ve ikramiyelerin yüzde 33'ünü kazandı" dedi.

Satışlardan 2019'da 22 Milyon 981 Bin Tl Gelir
TİGEM'in 2019 yılında toplam 237 tay satışından 22 milyon 981 bin TL satış geliri ile son 10 yılın en yüksek ortalamasını ve satış hasılatını elde ettiğini de söyleyen Bakan Pakdemirli, Arap atının geniş kitlelere etkin bir şekilde tanıtılması, at ve biniciliği ile ilgili toplumsal bilincin geliştirilmesi amacıyla kurulan Arap Atı Tanıtım ve Hipoterapi Merkezlerinde eğitim faaliyetlerinin devam ettiğini de sözlerine ekledi.
 
02.02.2020
Devamı

Düve Alım Desteği İçin Düzenleme Yayımlandı

Tarım ve Orman Bakanlığının "Hayvancılık Desteklemeleri  Uygulama Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ’i Resmi Gazete'de yayımlandı.  Yayımlanan tebliğ’e  göre  20 Kasım 2019 tarihinden itibaren  geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.

Yetiştiricilerin düve alım desteğinden yararlanabilmesi için hayvanları temin edebilecekleri yerlere birliklerin yanı sıra yetiştirici ve üretici örgütleri de eklendi.
Buna göre, yetiştiriciler, Bakanlığın düve alım desteğinden yararlanabilmek için düve ve mandalarını yetiştirici ve üretici örgütlerinden de temin edebilecek.

Geçmiş düzenlemede, söz konusu destekten yararlanabilmek için hayvanların düve yetiştirici merkezlerinden, hayvancılıktan ari işletmelerden, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünden, Damızlık Sığır Yetiştirici Birlikleri, Damızlık Manda Yetiştirici Birlikleri ile Tarım Kredi Kooperatifleri ve iştiraklerinden temin edilmesi şartı bulunuyordu. Böylece, bu kuruluşların yanı sıra aralarında kooperatiflerin de bulunduğu yetiştirici/üretici örgütlerinden temin imkanı sağlanacak.
 
02.02.2020
Devamı

KORKULU RÜYAMIZ "KUŞ GRİBİ-DOMUZ GRİBİ VE KORONAVİRUSLAR"

       Malum, kış geldi halk arasında nezle-grip başladı. Tabi bunlar olağan şeyler. Ancak bu yıl öncekilerden biraz farklı gidiyor. Önce Kuş gribi, sonra domuz gribi derken, yakın zamanda bir de Korona Virus çıktı ortaya.  Bir anda hepimizde bir korku, bir panik oluştu.  Ancak, çoğumuz hatırlarız, yıllar evvel Van'da bir kaç vatandaşın hayatını kaybetmesiyle ilk olarak Kuş gribi hastalığını duyduk. Ve gerçekten pek çoğumuz ne olacağını asla tahmin edemedik. Hemen ülkenin bir çok noktasında karantina tedbirleri alındı. Yetkililerin aldığı radikal kararlar gereği, hatırı sayılır  miktarda kanatlı imha edildi. Çünkü o kadar korktuk, o kadar korktuk ki, mevcut durumu böyle kurtarabileceğimizi düşündük. Bu sırada hava limanlarında, kalabalık alanlarda karantina odaları oluşturularak,yüksek vücut sıcaklığını tespit edebilen dijital dedektörler yerleştirildi. Şüpheliler hemen karantinaya alındı. Neyse ki hatırladığım kadarıyla başka ölümler olmadı, hastalık söndü ve unutulup gitti. Ama sonra gördük ki, kanatlılardan insana kolay geçebilen  hastalık, insandan insana çok da rahat bulaşmıyormuş. Şimdilerde dünyanın farklı yerlerinden kuş gribi haberleri gelmeye başladı.
            Son olarak kuş gribi salgını Balkan ülkelerinden komşumuz Romanya'da ortaya çıktı. Burada en son üç yıl önce görülmüştü. Bizim hemen yanımızda ve batı sınırımızda gelişen olaylar ister istemez hepimizin içini şöyle bir ürpertti. Şimdi isterseniz bu hastalığı genel hatlarıyla bir hatırlayalım;

            Kuş gribi etkenleri H5N1, H7N9 şeklinde tanımlanan influenza (nezle) ailesine ait virüslerdir. Fakat en çok bilinen türü H5N1'dir. Bu virüs kuşlar dahil bir çok hayvan ve insanda görülebilir. Fakat sanıldığının aksine çoğu kuş gribi virüsü insanlarda pek hastalığa neden olmaz. Bulaşabilmesi için  hasta olan veya ölen kümes hayvanlarıyla yakın temas, solunum ve sindirim yoluyla uzun süreli maruziyet gerekir.  Hatta enfekte olan veya tam pişirilmemiş / az pişmiş kanatlı ürünlerinin (et, yumurta - kan dahil) hazırlanıp tüketilmesi ve bu hayvanların dışkı ya da tüylerine kontrolsüzce temas edilmekle de olur.  Konuyu biraz daha açarsak;

            Aslında çok farklı kuş gribi türü vardır. Bunların çoğu yabani kuşlarda dolaşır, ancak sadece bazı genç su kuşlarında enfeksiyon yapar. Bu virüsler iyi huyludur ve en kötüsü sadece hafif hastalığa neden olur. Bunlara “Düşük Patojenik Kuş Gribi” (LPAI) virüsleri denilir ve kümes hayvanları üzerinde sadece hafif etkiler oluşturur.
Bir diğeri, kalabalık koşullar altında yoğun kümes hayvanı yetiştiriciliğinin yapıldığı yerlerde, yabani kuşlardan türetilen H5 ve H7 'alt türlerinin' bazı varyantlarıdır. Bunlar kümes hayvanlarında büyük ölümlere neden olabilecek “Yüksek Patojenik Kuş Gribi” (HPAI) virüslerine dönüşebilir. Bu nedenle HPAI, H5N1 bir kümes hayvanı hastalığıdır. Şu anda, HPAI virüslerin insanları enfekte etmesi son derece zordur, ancak yukarıda belirtildiği gibi virüsün hızla insandan insana bulaşması ve ölüm oranının artırması konusunda ciddi bir endişe vardır. HPAI virüsleri yabani kuşlara da bulaşabilir ve onları öldürülebilir, ancak bu nadiren görülen bir durumdur. 

            H5N1'in izlenmesi ve kontrol edilmesi çok önemlidir. Tüm olası yayılma kaynaklarının belirlenmesi gerekir. H5N1'in ülkeler içinde ve arasında yayılması birkaç yolla olur.  En çok enfekte olmuş kümes hayvanlarının veya işlenmemiş kanatlı ürünlerinin (gübre dahil) hareketleri, yeterince temizlenmemiş kafesli taşıma kasalarıyla taşınmasıdır. BM Gıda ve Tarım Örgütü, yüksek riskli faaliyet olarak tanımlanan ve potansiyel olarak enfekte olmuş kanatlı dışkısının tarımda gübre olarak ya da balık ve domuz çiftliklerinde yem olarak kullanılmaması konusuna dikkat çekmiştir. Bu ve benzeri konularda daha fazla araştırmaların yapılması gerektiğini de vurgulamıştır.

            Kuş gribi, insanlarda nezle-grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Hastalığın kuluçka süresi birkaç saat ile 2-3 gün arasında değişir. Rahatsızlığın ilerlediği vakalarda halsizlik, yüksek ateş, öksürük, solunum güçlüğü, baş- boğaz- kemik ağrıları, ishal, bulantı- kusma görülebilir. Yine bir bölüm hastada, özellikle de kronik hastalığı bulunan yaşlı insanlarda ölümle sonuçlanabilecek şiddetli zatürreye çevirebilir. Virüs hızlıca kendi genetik yapısını değiştirebildiği (mutasyon) için aşı hazırlamaya pek fırsat vermez. Dolayısıyla aşısı mevcut değildir. Etkenin bu mutasyon özelliği başka canlılara, özellikle insanlara kolaylıkla geçebileceği şeklinde bilim adamlarının öngörüleri mevcuttur.

            Hastalığın bulaştırılıp yayılmasında yabani kuşların rolü olduğu kadar, kanatlı çiftliklerinden elde edilen dışkıların balık veya domuz yemi olarak kullanılması da başka bir nedendir. Yem meselesi özellikle uzak doğu ve bazı Avrupa ülkelerinde görülür. Bununla ilgili 2006 yılının ikinci yarısında Avrupa'da H5N1 davası açılmıştır. Dava konusu; Avustralya türü bir Siyah Kuğu'nun (Black Swan-Cygnus atratus) kuş gribinden ölmesidir. Almanya'nın Dresden Hayvanat Bahçesi'nde 2006 Nisan'da yumurtadan çıkan Siyah Kuğu, hep aynı süs göletinde yaşamış ve 2006-Ağustosunda kuş gribinden ölmüştür. Dolayısıyla başka bir yerden enfeksiyon kapma olasılığı yok gibidir. Bu nedenle mahkemece gölde kullanılan yapay yem, virüsün olası kaynaklarından biri olarak kabul edilmiştir. Bu da enfeksiyonun gübre kaynaklı bulaşmasına en iyi delil olmuştur.

            Kümes hayvanlarında yüksek enfeksiyon görülme oranının aksine, yabani kuşların hastalıktan etkilenme durumu çok daha azdır. Her yıl diğer kanatlı hastalıklarından ölen kuş sayısı, kuş gribinden ölen hayvan sayısından çok daha fazladır. Örneğin, kuzey Almanya'da Niedersachsen eyaletindeki bir rapora göre, 2019'da test için laboratuara getirilen 7.000 ölü kuşun % 0.1'den azında H5N1 virüsüne rastlanmıştır.

            Önemsenmesi gereken bir diğer sorun da domuz gribidir. Domuz gribi, yediden yetmişe her yaştan insanı etkileyebilen, tehlikeli, bulaşıcı başka bir hastalıktır. Tipik soğuk algınlığı belirtileri ile kendisini gösterir. Yani ağız, boğaz ağrısı, hapşırık, öksürük gibi belirtilerle başlar. Teknik olarak etken H1N1 koduyla tanımlanan virüstür. Virüs hızla yapısal değişikliğe uğrayabilme yeteneğine sahip  olduğundan, başlangıçta çok tehlikeli olmadan hafifçe seyreder. Fakat, dikkat edilmezse zamanla tehlikeli bir hastalık haline dönüşebilir. Mevsimsel gribe oranla daha ağır bir tablo gösterir.
Dünyada İlk kez Meksika'da 2009 yılında tespit edilmiş, sonra hızla dünyaya yayılarak bir salgın (pandemi) haline gelmiştir. Bu nedenle Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi alarmı verilmiştir.  Kronik hastalığı olan veya vücut direnci düşük kişiler herkesten daha fazla dikkat etmelidir. Hem kuş, hem de domuz gribi "Aman ne olacak!" deyip geçiştirilecek dertlerden değildir. Özellikle astım, domuz gribiyle birleştiğinde çok daha şiddetli,  çok daha ağır sonuçlar  doğurabilmektedir.

Son olarak, Korona virüs nedir? Ondan bahsedelim. Gerek hayvan, gerek insanlarda solunum ve sindirim sisteminde etkindir.  Vücut direnci azalan canlılarda  özellikle şiddetli solunum yolu enfeksiyonlarına neden olurken, yeni doğanlarda viral ishallerin başlıca sebeplerinden biridir. Bu gün Dünya Sağlık Örgütü tarafından başta  Çin olmak üzere, Japonya, Tayland, Güney Kore dışında ABD'de rastlandığı bildirilmiştir. İnsanlarda ilk olarak 1960’lı yıllarda saptanan virüs, solunum yolu enfeksiyonlarında SARS-CoV suşuyla tehlikeli olmaktadır. Bu da Suudi Arabistan, Katar ve Ürdün’de görülmüştür. Genelde Hac ve Umreye giden insanlar için önemli  bir risk kaynağıdır. Son olarak Çin'de görülen yeni tip (Wuhan Coronavirus /2019-nCoV) nedeniyle Wuhan Pnömoni adını almıştır. Wuhan Koronavirüs'ün esas tehlikesi vucüdumuz tarafından yeterince tanınmamasıdır. Böylece meydana gelecek enfeksiyonlar çok daha şiddetli seyretmekte ve ölüme neden olabilmektedir. Henüz ülkemiz sınırları içinde rastlanmamıştır. Ortaya çıkmaması için herkesin hijyen kurallarına üst düzeyde riayet etmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak; sayılan hastalıkların hepsi yetkililerce bildirilen kurallara yeterli duyarlılık ve özen  gösterilerek hasarsızca atlatılabilecek problemlerdir. Ömür boyu sağlıklı kalmamız dileklerimle.
 
Dr. Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fak.
Ana Bili Dalı Başk.

 
31.01.2020
Devamı

Türkiye, Dünyaya Fındık Yedirmeye Devam Ediyor

Fındıkta dünya pazarının yüzde 70’ini elinde tutan Türkiye, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesine fındık yedirmeye devam ediyor.
Üretiminde ve ihracatında dünyada birinci sırada olduğumuz fındık, ülkemizde 39 ilde, 728 bin ha alanda yaklaşık 592 bin çiftçi tarafından üretiliyor.
Türkiye geçen yıl, son 10 yılın en yüksek üretim rakamı olan 776 bin 46 ton fındık üretimi gerçekleştirdi. Türkiye’nin fındıkta yeterlilik derecesi ise yüzde 501.

SON 4 AYDA 1,2 MİLYAR DOLARLIK FINDIK İHRAÇ EDİLDİ

Dünya fındık ticaretinin yaklaşık 70’ini elinde bulunduran Türkiye, son 4 dört ayda (1 Eylül 2019-5 Ocak 2020) bir önceki yılın aynı dönemine göre, fındık ihracatını 673 milyon dolardan 1,2 milyar dolara çıkardı. Böylece 4 aylık süreçte, bir önceki döneme göre 442 milyon dolarlık daha fazla ihracat yapılmış oldu.

Fındık ihracatı başta AB ülkeleri olmak üzere dünyanın birçok ülkesine gerçekleştiriliyor. İhracatın 75-80’i AB ülkelerine yapılıyor. En fazla fındık ihraç edilen ülkeler ise Almanya, İtalya ve Fransa.
İhraç edilen ürünün yüzde 56’si iç fındık, yüzde 25’i dilimlenmiş, kıyılmış, yüzde 19’si ise kavrulmuş, ağartılmış olarak yapıldı.

FINDIK ÜRETİCİLERİNE 7,8 MİLYAR LİRALIK DESTEK
Türkiye’nin stratejik ürünlerinden biri olan fındık üretimine Tarım ve Orman Bakanlığı da destek sağlıyor. Bakanlık son 10 yılda, alan bazlı gelir desteği kapsamında fındık üreticilerine 7,8 milyar liralık destek ödemesi gerçekleştirdi.
 
 
31.01.2020
Devamı

Hibe Destekle Hayvancılık yapıyor

Uşak’ta 3 yıl önce kocasıyla birlikte başvuru yapan ancak hibe desteği kendisine verilen 23 yaşındaki Canan Debil, aldığı destekle birlikte hayvancılık yapmaya başladı. Geçimlerini hayvancılık yaparak sağladıklarını belirten ve kırsalda yaşayan kadınlara örnek olan Debil, kadınların hayatın her alanında olması için çağrıda bulunuyor.

Uşak merkeze bağlı Sorkun köyünde yaşayan 23 yaşındaki Canan Debil, 3 yıl önce devletten aldığı hibe desteğiyle hayvancılık yapmaya başladı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Genç Çiftçi Projesi’ kapsamında, kocasıyla birlikte başvuru yapan ancak hibe desteği kendisine verilen, Debil’in aldığı 30 küçükbaş hayvan hibe desteğiyle birlikte şu an 60’ın üzerinde hayvanı bulunuyor. Kocasının başka bir geliri olmadığını ve çift olarak geçimlerini hayvancılık yaparak sağladıklarını belirten Debil, vaktinin büyük bir bölümünü hayvanlarına bakarak geçiriyor. Hayvanlarına sevgiyle yaklaşan Debil, kuzularına elleriyle süt veriyor. Genç çift hayatlarından memnun olduklarını dile getirerek hayvancılık yapmaya devam edeceklerini kaydetti.

Pek çok kadına örnek teşkil eden ve kadınların her alanda çalışabileceklerini gösteren Debil “Hibe desteği olarak 30 koyun aldım. Kendi gelirimizle de 30 tane almıştık. O şekilde hayvancılığa hala devam ediyoruz. Köydeki arkadaşlarımız eşime söylemiş. O da kendisi başvurmaya gitti, ben sonradan gittim başvurdum ve bana çıktı” dedi.

Debil hayvancılık yaparak güzel noktalara ulaştıklarını kaydederek, “Ekonomik açıdan çok rahat. Bakıyorsun kuzusu oluyor, ondan sonra ikinci kuzu oluyor. Eşim başka işe gitmiyor, hayvancılıkla uğraşıyoruz. Gelirimizi hayvancılıktan karşılıyoruz. Hayvancılık denince genç çiftçiler olarak ismimiz anılıyor. ‘Şu kişide var, gidelim onlardan alalım. Onların hayvanları iyi ‘ deniliyor. Devam ettiriyorum çünkü bir şeyler yapmamız gerekiyor, yaşımız çok genç. Arkamızda çocuklarımız var. O yüzden devam ettireceğiz” diye konuştu.

Aldıkları destekle hayatlarının değiştiğini ve ekonomik anlamda refaha ulaştıklarını kaydeden 28 yaşındaki Murat Debil, “Ben senelik, hiç pazara indirmeden 50 tane kurbanlık satıyorum. Biz memnunuz müşterilerimiz de memnun. Ekonomik anlamda katkı sağlıyor. Allah bereketini versin. Bütün gençlere de tavsiye ederim” dedi.
 
 
31.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Tarım Ve Orman Şurası Eylem Planını Açıkladı

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, tohumdan sofraya dijital değer zincirine ilişkin bir bilgisayar ve yazılım sistemi kurarak, üretim ve tüketimde her adımı takip edeceklerini söyledi.
Pakdemirli, Orman Genel Müdürlüğünde düzenlenen Tarım Orman Şurası Eylem Planı Tanıtım Toplantısı'na katılarak, 18-21 Kasım 2019'da gerçekleştirilen şurada alınan tavsiye kararlarının hayata geçirilmesine ilişkin eylem planlarını açıkladı.



Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sonuçlarını açıkladığı şura kapsamında 38 eylem planı belirlendiğini hatırlatan Pakdemirli, "Bunların alt eylemi olarak da 333 eylem bulunuyor. Bazı eylemler 2023 yılı sonrasında tamamlanacak. Bu yıl 38 eylemin tamamına başlıyoruz ancak bazıları 2021, 2022 ve 2023 yıllarında bitecek. Bu yıl 16 eylemi bitirmeyi hedefliyoruz. 2021'de 8, 2022'de 11, 2023'te ise 3 eylemin hayata geçirilmesi planlanıyor." dedi.



"Çiftçi bir yıl önceden ne üreteceğini bilecek"
Bu yıl tamamlanacak eylemlere ilişkin bilgi veren Pakdemirli, "Tohumdan sofraya dijital değer zincirine ilişkin bir bilgisayar ve yazılım sistemi kuracağız, üretim ve tüketimde her adımı takip edeceğiz." diye konuştu.
Pakdemirli, sözleşmeli üretim ve alternatif destekleme modelinin oluşturulması ve uygulanmasını sağlayacaklarını ifade ederek, şu değerlendirmede bulundu:
"Bu sistemle çiftçi 1 yıl önceden ne üreteceğini bilecek. Sözleşmeli üretim desteklenecek ve destekler daha etkin kullanılacak. Birim alanda daha az masrafla daha fazla ürün üretilecek. Birliklerimiz ve üreticilerimizle bir araya geleceğiz. Önümüzdeki günlerde bunun da lansmanı yapılacak, talep edenlerle üretim yapmak isteyenler bir araya gelecek. Domates üretecekse tohumunu, ilacını sistem içinde temin edeceği, girdi finansmanına uzanan, ürünün yarın kaç liraya satılacağını bileceği bir sistem olacak. Bu konuyla ilgili TBMM'de de bir yasa teklifi için çalışıyor olacağız. İlgili kamu kuruluşlarıyla Külliyede de bu işin çalışmalarından çoğunu bitirdik."



Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ile bu yıl Gıdanı Koru Kampanyası başlatacaklarını açıklayan Pakdemirli, gıda kayıp ve israfının önlenmesine yönelik altyapıyı oluşturacaklarını kaydetti.
Gıdada taklit ve tağşiş cezalarının caydırıcı olması için mevzuat düzenlemesi yapacaklarına işaret eden Pakdemirli, gıda kontrolü konusuna son derece önem verdiklerini, aldığı üründen şüphelenen her vatandaşın bakanlık laboratuvarlarında test ettirerek, sonucunu SMS ile öğrenebileceğini anlattı.



 "Gıdada bilgi kirliliğine karşı kurul oluşturulacak"
Pakdemirli, tağşiş yaparak vatandaşın sağlığıyla oynayanları ifşa etmeye devam edeceklerine dikkati çekerek, "Bu cezaların ağırlaştırılması ve gerekiyorsa hapis cezasına varma konusunda çalışmalarımız sürüyor. Bu yıl ilk çeyrek olmadan, şubat ayı içinde bu konuda gerekli aksiyonu almış olacağız." ifadelerini kullandı.



Gıdada bilgi kirliliğinin önlenmesi ve gıda okuryazarlığının artırılması için de atım atacaklarını vurgulayan Pakdemirli, şöyle konuştu:
"Her gün birileri 'Şunu yiyin, bunu yemeyin, tereyağı, yumurta tüketmeyin' gibi şeyler diyor. O kadar karmaşa var ki bu iş böyle yürümemeli. Bu iş bir kurul tarafından ele alınmalı. Bununla ilgili de yasa değişikliği çalışmamız devam ediyor. Hangi bilimsel gerekçelere dayanıyorsun diye vatandaş namına bunu kurulun sorma hakkı olacak."



İyi ürünler için "şemsiye marka" olacak
Pakdemirli, tarım ve orman ürünlerinde markalaşmaya gidileceğini belirterek, şöyle devam etti:
"Tarım ürünü üretmek yetmez, Türkiye için küresel bir marka düşünüyoruz. Yılın ikinci yarısında lansmanımız olacak. Yurt dışında bu markanın pazarlanması için çalışmamız olacak. Zeytinyağı, Türk lokumu, Türk baklavası, fındık, işlenmiş ürünler gibi stratejik ürünler bu kapsamda olabilir. Türkiye'nin iyi ürettiği ürünlerin birçoğu şemsiye marka altında toplanacak. Bunların başta gümrüklü satış mağazaları olmak üzere yurt dışındaki perakende noktalara satılması için marka desteği verilecek. Devlet olarak marka desteği verip, küçük üreticilerin ihracatla tanışması sağlanacak."
Orman ve orman ürünlerinin katma değerinin artırılması gerektiğini anlatan Pakdemirli, özel ağaçlandırma yapacak olanlara yüzde 65 hibe sağlanacağını söyledi.
Pakdemirli, bu kapsamda tıbbi aromatik bitkiler, lavanta, trüf mantarı, mavi yemiş, reçine, salep gibi geliri yüksek bitkilerin üretiminin artırılması gerektiğini bildirdi.

Yangınlara karşı yeni teknolojik önlemler yolda
Orman yangınlarına da değinen Pakdemirli, yangınlara müdahale süresinin 12 dakikanın altına indirilmesi için yeni teknolojik önlemleri de devreye alacaklarını dile getirdi.
Damızlık düve üretim merkezlerinin sayısını 25'ten 32'ye yükselttiklerini anlatan Pakdemirli, ıslah çalışmaları yapacaklarını ve elit damızlık sürüler üreteceklerini ifade etti.
Uluslararası projelere de önem vererek, yurt dışındaki iyi projelerden faydalanılacağını vurgulayan Pakdemirli, şunları kaydetti:



"Yabancı ülkelerde üretim teşvik edilecek. Ülkemiz uluslararası tarımla tanışmalı. ABD'nin, Brezilya'nın, Çin ve Malezya'nın dünyanın çeşitli ülkelerinde tarım toprakları var. Bu ülkelerde toprak mı yok? İklim ve benzeri koşullardan dolayı gıda güvenliğiyle ilgili riskler yaşayabilirsiniz. Ülkelerin bugünden önlem alması önemli."

Pakdemirli, kamu, özel sektör ve üniversite iş birliğini de geliştireceklerini belirterek, meteorolojik verilerin ürünlerin planlaması ve izlenmesine katkı sağlayacağını söyledi.
Suya ilişkin atılacak adımlara dikkati çeken Pakdemirli, "Suyun tek elden yönetilmesi, tasarruflu ve verimli kullanılması ile su kaynaklarının kirlenmeye karşı korunması için Su Kanunu çıkarılacak. Kanunun bu sene içinde çıkması için gayret içinde olacağız." diye konuştu.



Ürünlerin sanayisinin gelişmesi için çalışılacak
Pakdemirli, kenevir gibi bitki türleri üretilirken, bu ürünlerin sanayisinin de geliştirilmesi gerektiğine dikkati çekerek, "Çiftçinin ürettiği ürünleri satacak nokta bulamaması konusunda endişelerimiz var. Bu konuda bu yıl adım atıyor olacağız." ifadelerini kullandı.
Büyükşehir belediyelerinde mahallelerin "kırsal" ve "kentsel" mahalle olarak yeniden tanımlanması gerektiğini vurgulayan Pakdemirli, burada köylerin tüzel kişilerinin koruması gerektiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının da bu konuda bir çalışma yaptığını kaydetti.
 
 
30.01.2020
Devamı

Tarım ve Orman Şurasının Tavsiye Kararları Açıklanıyor

Tarım ve Orman Bakanlığı “Tarım Orman Şurası Eylem Planı kapsamında alınan tavsiye kararların hayata geçirilmesine ilişkin eylem planını açıklayacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü salonunda gerçekleştirilecek lansman toplantısına Bakan Pakdemirli'de katılıcak.

8 ana başlıkta ve 39 maddede toplanan Şura eylem planlarından 2020’de 18, 2021’de 9, 2022’de 9, 2023’te ise 3’ünün hayata geçirilmesi planlanıyor.

2020 yılında hayata geçirilecek eylem planları arasında, Tohumdan Sofraya Dijital Değer Zincirinin Kurulması, Gıda Kayıp Ve İsrafının Önlenmesine Yönelik Alt Yapının Oluşturulması, Gıdada Taklit Ve Tağşiş Cezalarının Caydırıcılığı İçin Mevzuat Düzenlemesi Yapılması Ve Uygulamaya Konulması, Su Kanununun Çıkarılması gibi maddelerde yer alıyor.

 
 
 
29.01.2020
Devamı

SU ÜRÜNLERİ SEKTÖRÜNDE YENİ KANUN VE ÖRGÜTLENMENİN ARTAN ÖNEMİ

Su ürünleri sektörü, 2020 yılına yeni bir kanun ile girdi. Balıkçılarımızın yıllardır beklediği mevzuat değişikliği sonunda 2019 Aralık ayında yapıldı. Yaklaşık 50 yıllık bir geçmişe sahip 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununda yenilikler yapan bu yeni kanun ile umutlarımıza yenilerini eklemek için iyi bir ortam oluştu. Bu arada yıllardır ciddi uğraşlar verdiğimiz AB’ye uyum konusunda mevzuat göre eksik kalan birçok konuda önemli bir gelişme sağlandı. AB’de 2013 yılının yine Aralık ayında yayınlanan ve enteresan bir tesadüfle 1380 sayı ile yürürlüğe giren AB Kanunu kapsamında Ortak Balıkçılık Politikasında yapılan en son düzenlemelerle daha uyumlu hale gelindi.

Kanun birçok kısıtlama ve yasak içermesine rağmen sektörün tamamında memnuniyetle karşılandı. Geleceği güvence altına alabilmek ve stoklar üzerindeki baskıyı azaltabilmek amacıyla alınan sürdürülebilirlik ile ilgili bu zorlayıcı kararlara öncelikle balıkçımız sahip çıktı. Bu yaklaşım, balıkçımızın ne kadar bilinçli olduğunu gösteriyor. Artık ileriyi görmek ve yeni yatırımlarda bulunma zamanının geldiğini düşünebiliriz. Buraya kadar her şey gerçekten güzel olduğunu söyleyebiliriz.

2000’li yılların ilk 20 yılını tamamladığımız bu günlerde aslında tarihte ikinci bin yılın %2’sini tamamladık. Hızla akıp geçen zamanda geçen yıllara baktığımızda teknolojik bunca gelişmeye karşın, sorunların çözümünde hedeflere hala ulaşamadığımızı görüyoruz. Öyleyse fırsatları, daha hızlı ve iyi bir şekilde değerlendirmeliyiz.

Türkiye, FAO verilerine göre dünya su ürünleri üretiminin ancak %1’lik kısmını oluşturmakla beraber yetiştiricilik alanında Dünya’da en hızlı gelişen üçüncü ülke durumundadır. Avrupa Birliği ülkeleri arasında ise yetiştiricilikte ilk sıralarda yer alan ülkemiz, Avrupa Çipura-Levrek pazarında %25’lik paya ulaşarak lider durumu gelmiştir. Yine de ülkemiz gibi büyük ekonomik güce ve ciddi su ürünleri potansiyeline sahip bir ülke için bu üretim yeterli değildir. Dünya’daki ve AB’deki gelişmelere bağlı olarak dış ticaret yönelme ve iç tüketimdeki artış sonucunda su ürünleri sektörü giderek önem kazanmaktadır.

Bütün Dünyada olduğu gibi, bizde de giderek azalan stok miktarı karşısında getirilen sınırlamaların yanı sıra, yüksek girdi fiyatları, pahalı teknoloji ve finansman yetersizliği gibi sorunlar balıkçılarımızı daha üretime başlamadan zorlamaktadır. Bunun üzerine bir de balıkçıdan tüketiciye uzanan pazarlama kanalında aracı kademelerin çok olması ve gelirin önemli bir kısmının bunlar tarafından alınması eklenince, balıkçının zaten az olan geliri daha da düşürmektedir. Burada bir başka sorun ise, piyasanın taleplerinin takip edilmemesi nedeniyle doğru bir av planlaması yapılamaması ve avlanan balıkların gerçek değeri üzerinden pazarlanamamasıdır. Sonuçta insanüstü gayretlerle üretilen bu ürün değerinin altında satılmakta, balıkçı emeğinin karşılığını alamamakta, tüketici ise balığı pahalıya yemektedir.

Bu sorunların çözümü tek başına mümkün değildir. Piyasa şartlarında rekabet edebilmek ve hayatta kalabilmek amacıyla balıkçıların mutlaka birlikte faaliyet göstermeleri gerekmektedir. AB ülkelerinde balıkçılık sektöründeki başarıların ardında yatan temel etmen, örgütlenebilme kabiliyetleridir. Son model, modern av araç ve gereçleri ile AB’deki kadar büyük bir avcılık gücüne sahip olan balıkçımız, sürdürülebilirlik konusunda da AB’deki meslektaşları gibi hassasiyet göstermektedirler. Balıkçımızın bu bilinçli davranışı, bütün sorunlarının çözümü olan örgütlenme alanında da aynı şekilde göstermesi gerekmektedir. Bugüne kadar örgütlenme alanındaki birikimimizi artık daha etkili kullanma zamanı gelmiştir. Yeni Kanun, bunun için uygun ortamı sağlayacaktır.

Bu aşamada, kanunlar ile ilgili genel bir kuralı hatırlatmamızda fayda olduğunu düşünüyorum. Bir kanunun uygulanabilirliği, “devletin yaptırım gücü ve cezalarının büyüklüğünden daha ziyade hitap ettiği kesim tarafından sahiplenilmesine” bağlıdır. Kanunun gerekçesinin sektördeki paydaşlara net bir şekilde anlatılması ve uygulanması esnasında izleme, denetleme ve değerlendirme sorumluklarının en iyi şekilde yapılması gerekmektedir. Bu sorumlulukların devletten beklenmesi yerine AB’de olduğu gibi balıkçının temsilcisi olan kooperatifler tarafından yapılması daha makul olacaktır. Çünkü bu görevleri daha hızlı, daha güvenli ve daha ucuza ancak gelecekte de mesleğine devam etmeyi isteyen balıkçıların ortağı olduğu kooperatifler yapabilirler. Bu nedenle yeni Kanunun uygulanmasına ilişkin çıkartılacak ikincil mevzuatta kooperatiflere öncelikli ve ayrıcalıklı yer verilmesi gerekmektedir.

Bu yaklaşım hem işleri kolaylaştıracak, hem de sektörde yer alan üretici örgütleri arasında ortaklaşa çalışma acısından önemli bir fırsat yaratacaktır. Bu çalışmanın nasıl yapılacağı konusunda, AB mevzuatı ve Bakanlıkta daha önceki yıllarda yapılan AB Projesi kapsamında hazırlanan “taslak mevzuat” oldukça yol gösterici olacaktır.

Ülkemizde sektördeki üreticiler tarafından kurulmuş tüzel kişiliğe haiz çeşitli örgütler bulunmaktadır. Bakanlığımız sorumluluğunda iki ayrı kanun ile üç tip örgüt kurulmaktadır. Bunlar 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile kurulan “Su Ürünleri Kooperatifleri” ve 5200 sayılı Üretici Birlikleri Kanunu ile kurulan “Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birlikleri” ve “Su Ürünleri Avcıları Üretici Birlikleri”dir.
1163 Sayılı Kanun ile kurulan Su Ürünleri Kooperatiflerin amacı; her türlü su ürünlerinin üretimi, yetiştiriciliği, avcılığı, işleme, depolama ve pazarlama konularında yeteri derecede iktisadi güce sahip olmayan balıkçılara hizmet vererek, ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle rasyonel bir şekilde ve ekonomik olarak karşılamak ve temin etmektir. 5200 Sayılı Üretici Birlikleri Kanunu kapsamında yetiştiricilerin ya da avcıların bir araya gelerek kurdukları Üretici Birliklerinin amacı ise; kendi mülkiyetine almamak kaydıyla pazara uygun ürün sevk etmek ve yönlendirici, iyileştirici faaliyetlerde bulunmaktır.

Ülkemizde su ürünleri sektöründe çalışan yaklaşık 38.000 balıkçı bulunmaktadır. Bunlardan yaklaşık 32.000’i, toplam 590 Üretici Örgütü altında örgütlenmiş durumdadır. Örgütlenenlerin 31.000’e yakın önemli bir çoğunluğu 560 adet Kooperatif altında bir araya gelmişlerdir. Geriye kalan yaklaşık 1.200 balıkçı ise 30 adet Üretici Birliği kurmuşlardır. Her örgüt kendi içinde üst yapılanmaya sahiptir. Kooperatiflerin önemli bir çoğunluğu kendi bölge birliklerini ve onlarda Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliğini (SÜRKOOP) oluşturmuşlardır. 30 Üretici Birliği arasından yetiştiricilikle uğraşan 18 tanesi bir araya gelerek Yetiştirici Üretici Birliklerinin Merkezi Birliğini, avcılık yapan 8 tanesi de bir araya gelerek Deniz Avcıları Üretici Birliği Merkez Birliğini kurmuşlardır. Ülkemizdeki üretici örgütlerinin ve bunlara ortak/üye olanları sayıları, tabi oldukları kanuna göre aşağıda tablo halinde verilmektedir.

 
Tablo. Türkiye’de su ürünleri üretici örgütlerinin tabi oldukları kanuna göre dağılımı ve sayıları
TABİ OLDUĞU KANUN BİRİM
ÖRGÜT TİPİ
DİKEY
YAPILANMA
1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu Birim
Kooperatif
Kooperatif
Bölge Birliği
Kooperatif
Merkez Birliği
Kooperatif
 Sayısı
Ortak
 Sayısı
 Bölge
 Sayısı
Ortak Koop
 Sayısı
Ortak
 Sayısı
Merkez
 Sayısı
Ortak Koop.
 Sayısı
Ortak
 Sayısı
560 30.668 17 231 14.523 1 200 11.608
5200 Sayılı Üretici Birlikleri Kanunu Birim
Üretici Birliği
Su Ürünleri Yetiştiricileri Üretici Birliği Merkez Birliği Deniz Ürünleri Avcıları Üretici Birliği Merkez Birliği
Üretici Birliği Sayısı  Üye
 Sayısı
Merkez
 Sayısı
Üye Birlik
 Sayısı
Üye
Sayısı
Merkez
 Sayısı
Üye Birlik
 Sayısı
Üye
 Sayısı
30 1.193 1 18 888 1 8 312
 
 
Sonuç olarak; balıkçımızın büyük oranda örgütlendiği hatta dikey yapılanmayı da tamamladığı görülmektedir. Yani balıkçımızın örgütlenme sorunu olmadığı söylenebilir. Esas sorun, mevcut örgütlerin gelişmiş ülkelerdeki emsalleri gibi piyasada daha etkin hale gelmeleridir. Halkımızın balık ihtiyacını karşılayabilmek, kaynakları koruyabilmek ve balıkçılarımıza sürdürülebilir bir iş ve gelecek imkanı sunabilmek adına yeni kanunumuzun, kooperatiflerimiz sayesinde etkin ve yaygın bir şekilde sahada uygulanabilmesini, ülkemiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
erhan.ekmen@tarimorman.gov.tr
 


 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
29.01.2020
Devamı

Renkli Pamuk'ta Sözleşmeli Üretim Yapılacak

Tarım ve Orman Bakanlığı, Tarımsal Araştırmalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından geliştirilen renkli pamuk çeşitlerinde deneme üretiminde başarılı olundu. Bu yıl renkli pamukların sözleşmeli üretim modeli ile üretilmesi sağlanacak.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli’nin de daha önce kamuoyuna tanıtımını yaptığı iki renkli pamuk çeşidinde önemli bir eşik geride bırakıldı. TAGEM tarafından tescil ettirilen renkli pamuklar “Sarı Gelin” (açık kahve) ve “Gelincik” (koyu kahve) özel sektörün de büyük ilgisini çekmişti.

ÜRETİM YAYGINLAŞTIRILACAK
​Doğal renkli pamukların tekstil sektöründe kullanılması için bu konuya ilgili olan ve bu alanda faaliyet gösteren özel bir firma ile birlikte çalışılmaya başlandı. 2019 yılında bu çeşitlerden deneme üretimi yapıldı ve başarılı olundu. Bu yıl ise özel firma ile sözleşmeli üretim kapsamında üretim yapılacak ve bu üretimin yaygınlaştırılması sağlanacak. Aynı zamanda renkli pamukların lif verimi, kalitesi ve renk çeşitliğinin arttırılması konularında da firma ile ortak ar-ge çalışmalarının yapılması kararı alındı.

ÇOCUK GİYİMDE BÜYÜK İLGİ GÖRMESİ BEKLENİYOR
Pamukların doğal bir şekilde, herhangi bir kimyasal kullanılmadan renkli olmaları sebebiyle sağlık açısından olumsuz bir etkisi bulunmuyor. Renklendirmek için kimyasal kullanılmadığından çevreye de kötü bir etkisi bulunmayan renkli pamuklardan üretilen tekstil ürünlerin, özellikle çocuk giyimde kullanılarak, büyük rağbet görmesi bekleniyor. 
 
 
29.01.2020
Devamı

İzmir'de Yapılacak Olan Tarım Fuarında Geri sayım

Avrupa'nın ilk dört büyük tarım fuarından biri olarak gösterilen 'Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı', 6-9 Şubat tarihleri arasında kapılarını İzmir'de açıyor.
Avrupa'nın ilk dört büyük tarım fuarından biri olarak gösterilen 'Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı', 6-9 Şubat tarihleri arasında kapılarını İzmir'de açıyor. Fuarın 700 milyon doları aşan iş hacmi yaratacağı belirtildi.

Orion Fuarcılık A.Ş. tarafından düzenlenecek olan 'Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı'nda ulusal ve uluslararası firmalar, tarım sektörü profesyonelleri ile bir araya gelecek. Fuar, Türk tarımını dünya tarımı ile 15'inci kez buluşturmaya hazırlanıyor. 14 holde ve 337 bin metrekare alanda düzenlenecek fuarın açılışı, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla gerçekleşecek. Geçtiğimiz yıl yapılan fuarda 70 ülkeden 854 firma katılırken 337 bin 240 ziyaretçi ziyaret etmişti. Bu yıl ise fuarın 75 ülkeden 950 katılımcı ve 360 bin ziyaretçiyi ağırlaması hedefleniyor.
 
 
29.01.2020
Devamı

Propolis

Bal arıları (apis mellifera) tarafından çok değerli ürünler olan bal, polen, arısütü ve propolis üretilmektedir. Uzun yıllardır bu ürünler birçok araştırma konusu olmuştur. Dünya genelinde binlerce yayın yapılmış ve son yıllarda bu ürünlere ilgi artmıştır.

Propolis ilk kez Yunanlılar tarafından keşfedilerek doğal antibiyotik olarak kullanılmıştır. Propolis Yunancada pro (“ön”) ve polis (“şehir”) anlamına gelen sözcüklerin birleşmesinden meydana gelmiş ve eski zamanlardaki arıcılar tarafından, arıların kovan girişini bu madde ile kapladıkları göz önüne alınarak şehirden önce anlamına gelen propolis adı verilmiştir (Ghisalberti, 1979).
Bal arıları propolisi, çiçeklerin ve tomurcukların koruyucu salgılarını alt çeneleri yardımıyla kazıyarak ağızda nemlendirip yumuşatarak ve bu sırada bazı enzimler ekleyerek küçük paketler haline getirir ve bu paketçikleri ön bacaklarını kullanarak arka bacaklarındaki polen sepetine aktarırlar (Ghisalberti, 1979; Krell, 1996). Arıların polen sepetlerinde taşınan propolis, kovanda yoğun olarak kovan tabanına, uçuş deliği arkasına ve örtü tahtaları arasına biriktirirler. Ancak kovan dip tahtası ve uçuş deliği arkasına biriktirilen propolis, içerisine mum kırıntısı ve artık maddelerin karışması nedeniyle saf değildir. Örtü tahtalarına biriktirilen propolis ise daha temiz ve saftır. Son yıllarda propolis tuzakları geliştirilmiş ve bu tuzaklar yardımıyla propolis en saf haliyle toplanmaktadır. Toplanan propolis kaynağına göre renk, koku, miktar ve kimyasal olarak ürün kalitesi değişkenlik göstermektedir. Bir de bölgedeki hava kirliliği, sanayi varlığı gibi dış etkenler ürün kalitesini etkilemektedir. Arılar tarafından toplanan kırsal bölgelerdeki propolis daha saf halde bulunabilir. Arılar yeterince propolis kaynağı bulamadıkları zaman asfalt yollardan zift bile toplayabiliyorlar. Bu anlamda yapılan üretim alanı çok fazla önem arz etmektedir. Ülkemizde hava kirliliğinden ari, doğanın en temiz haliyle duran bölgelerimizin başında Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri gelmektedir.
Arılar topladıkları propolisi arı barınağı olan kovan içerisindeki tüm hijyeni sağlamak için toplarlar. Arılar, kovan içerisindeki zararlılardan propolis yardımıyla korunurlar. Petek gözlerindeki temizliği ve özellikle kuluçka alanını propolis ile hazırlar ve kraliçe arı bu petek gözlerine yumurta bırakır. İşçi arılar tarafından toplanan propolisten, kovandaki ufak açıklıkları doldurarak kapatmakta, kovan girişini daraltmakta, böcek ve hayvanlar için giriş ve çıkışları tutmakta yararlanılmaktadır. Kovan içi sıcaklığının 34 °C ve nem % 40 - %65 olduğundan virüsler, bakteriler ve funguslar için çok ideal bir ortam oluşturmasına rağmen propolisin antimikrobiyal özelliği sayesinde, mikroorganizmalar üreme imkânı bulamayıp, arı kolonileri hastalıklara karşı korunmuş olurlar (Ghisalberti, 1979; Krell, 1996).
Ham propolisin bileşimi kaynağına göre değişmekle birlikte genel olarak % 50 reçine, % 30 mum, % 10 esansiyel ve aromatik yağlar, % 5 polen, % 5 diğer organik bileşikler ve mineral maddelerden oluşmaktadır. Kovandan toplanan propolis hamdır ve saflaştırılarak kullanılması gerekir. Propolis için çeşitli ekstraksiyon yöntemleri kullanılmaktadır. Ancak ham propolisin en pratik çözücüsü % 96’lık etanoldur. Tıbbı amaçlı kullanımlarda % 70’lik etanolde erimiş çözelti kullanılırken, kimyasal analiz amaçlı çözücü için % 99’luk etanol gerekmektedir (Pietta ve ark., 2002). Propolisin tıbbı amaçlı kullanımı sırasında alerjik içeriğinden dolayı bazı reaksiyonların olabileceği ifade edilmektedir. Bu nedenle ham propolis işlendikten sonra kullanılmalı, kontrol altında üretilmeli ve pazarlanmalıdır (Banskota ve ark., 2001).

Son yıllarda, Apiterapinin yaygınlaşması ile birlikte bazı hastalıkların tedavilerinde destekleyici olarak kullanılmaktadır. Yine bazı araştırmalar da vücut direncini arttırmak amacıyla günde 30 - 60 mg’ a kadar alınabilir. Tedavi edici amaçla, kardiyovasküler sistem ve kan dolaşımı rahatsızlıklarında, kulak, burun, boğaz (boğaz enfeksiyonları, faranjit, laranjit, rinit, sünizit, kulak iltihabı) kullanılabilir. Genel akciğer hastalıklarında, kısmi olarak tüberküloz’un tedavisinde kullanılmaktadır (Azevedo ve ark., 1986; Dobrowlski, 1991). Dermatolojide, kesiklerde, yaralarda (Morales ve Garboniva, 1997) soğuk ısırması (parmak, yüz ve kulakta) mayasıl hastalığında, birinci ve ikinci dereceden yanıklarda, nasır, çıban, egzamada, sedef hastalığında, mantar hastalıklarında, zona hastalığında, deride renk bozulmasında, kullanılmaktadır. Romatizmal hastalıklarda, ayrıca gözde arpacık gibi çeşitli yangı tiplerinde tedavi amacıyla kullanılmaktadır (Ghisalberti, 1979). Propolis ender bulunan geniş spektrumlu antibiyotik olarak kabul edilmektedir (Erdem, 2002).
 
 
 
KAYNAK
Azevedo I. B. S., Sampaio R.F., Montes J. C., Contreras R. L. L., 1986. Tratamento de escaras de decúbito com própolis. Rev Bras Enferm 39: 7-33
BANSKOTA, A.H., TEZUKA, Y., KADOTA, S.: Recent Progress in Pharmacological Research of Propolis. Phytotherapy Research, 15: 561-571, 2001.
ERDEM, G.B., 2002. Propolisin Diş Çürüklüğü Oluşumuna Etkisinin Sıçan Dişlerinde Araştırılması. Teknik Arıcılık, 77, 27-28.
GHİSALBERTİ, E. L., 1979. Propolis: A review, Bee World, 60, 59-84.
KRELL, R., 1996. Value-Added Products from Beekeeping, Fao Agricultural Services Bulletin No. 124, Chapter 3, Pollen, http://www.fao.org/docrep.
Morales W, F., Garbarino J,L. 1997. Clinical evaluation of a new hypoallergic formula of propolis in dressings. In: Mizrahi A, Lensky Y. Bee products: Properties, Application and Apitherapy. New York: Plenum Press: 101-105.
PİETTA, P.G., GARDANA, C. And PİETTA A.M.: Analytical Methods for Quality Control of Propolis. Fitoterapia 73 Suppl. 1: 7–20, 2002.

Ümit SAYLAK  - ZİR.YÜK. MÜHENDİSİ
BEYÇERİ ARICILIK
ÜRETİM MÜDÜRÜ

 
28.01.2020
Devamı

Soğanın İhracat Kısıtlamasına Protesto

Ticaret Bakanlığı tarafından patates ve soğana getirilen ihracat kısıtlaması üreticiyi isyan ettirdi. Geçtiğimiz yıl fiyat artışlarıyla gündeme gelen patates ve soğana ihracat kısıtlaması getirilmesi Çorum'un Alaca ilçesinde soğan ve patates üreticileri tarafından protesto edildi.
Çorum, Tokat, Amasya ve Yozgat'tan Alaca ilçesinde bir araya gelen 1000 kişilik soğan üreticisi, 200 traktörle eylem yaptı. Üreticiler, ürünlerine sahip çıkılması gerektiğini ve ihracatın açılmasını istediler.
Alaca ilçesi içerisindeki Zile ve Yozgat caddelerinde bir süre taşıt trafiğini durduran eylemciler, Cumhuriyet meydanında bir basın açıklaması yaparak olaysız bir şekilde dağıldılar. Üreticiler, gelecek hafta içerisinde eylemi Çorum il merkezine taşıyacaklarını belirttiler. 

Soğan üreticileri, yüzlerce ton soğanın ellerinde kalarak depolarında çürümeye yüz tuttuğunda soğanlarını kimin alacağını sordular. "Soğan üreterek suç mu işledik" diye seslenen üreticiler, ''Şu ana kadar sesimizi duyuracak hiçbir yetkili bulamadık. Geçen yıl soğan üreticilerinin depolarını basıp terörist ilan eden yetkililer, bu yıl elimizde kalan soğanları ise kimse almıyor.'' şeklinde konuştu.
Öte yandan dış ülkelerle ihracat konusunda binlerce ton anlaşma yaptıklarını hatırlatan soğan üreticileri, ellerinde 300 bine tona yakın soğanın bulunduğunu ifade ettiler.

"BİZLERİ TERÖRİST İLAN ETTİNİZ!"
Osman Kılıç İsimli soğan üreticisi, ‘’Üretici yok oluyor. Sesimizi duyuracak bir yetkili bulamadık. Bütün mal varlıklarımız bankalara ipotekli. Girdiler ağır. Almış olduğumuz zirai aletler ve traktörlerimiz bankaya borçlu. Biz elimizdeki ürünü satamaz isek icralarla uğraşmak durumunda kalacağız. Biteceğiz, yok olacağız. Bu ülkenin çiftçisi yok olursa ülkemiz yok olur. Bizim sesimizi duyun ey yetkililer. Geçen yıl depolarımızı basarak gördüğünüz 3-5 ton soğanla bizleri terörist ilan ettiniz. Şimdi depolarımızda yüz binlerce ton soğan var satamıyoruz. Şimdi biz neyiz? Biz ölüyoruz ölüyoruz’’ dedi.
 
 
28.01.2020
Devamı

Tarım Arazi Vasfını Kaybeden Arazi Miktarında Düşüş

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli "AK Parti hükümetleri öncesi senelik 120 bin hektar olan tarım vasfını kaybeden arazi miktarını geçen yıl itibarıyla 10 bin hektarın altına indirdik" dedi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, AK Parti hükümetleri öncesinde senelik 120 bin hektarı bulan tarım vasfını kaybeden arazi miktarını, geçen yıl itibarıyla 10 bin hektarın altına indirdiklerini bildirdi.

Pakdemirli, AA muhabirine, tarım arazilerinin üretime kazandırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin bilgi verdi.

Türkiye'deki tarım arazilerinin şahısların mülkiyetinde olması nedeniyle bunlarla ilgili plan ve program yaparken toplumla birlikte hareket edilmesi gerektiğini belirten Pakdemirli, ülkede işletme başına ortalama büyüklüğün 6 hektar olduğunu ve bu rakamın toplulaştırma düzenlemeleriyle sağlandığını söyledi.
Pakdemirli, bir tarım arazisinin ekim ve dikimi konusundaki hürriyetin kişilere ait olduğunu vurgulayarak, "Dikmiyorsa bazı caydırıcı şeyler getirilebilir, bunların üzerinde çalışıyoruz. Bunları yaparken mevcut tarım arazilerinin kayıplarını da minimuma indiriyor olmamız lazım." dedi.

"TARIM ARAZİLERİNİ ÇOK DİKKATLİ ŞEKİLDE KORUYORUZ"

Türkiye'nin son 30 yılda ortalama 2,7 milyon hektar tarım arazisi kaybettiğine dikkati çeken Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Bu aslında önemli bir kayıp. AK Parti hükümetleri öncesi iktidarlara bakınca karne çok kötü, 'geçer' bile değil, 'başarısız'. Tarım vasfını kaybeden arazi miktarı senelik 120 bin hektar. 2005 yılında çıkan kanunla kaybedilen tarım arazisi miktarı 60 bin hektara düşmüş. 2017 yılında çıkan büyük ovalara ilişkin kanunla kaybedilen alan miktarı 20 bin hektara inmiş. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile beraber de geçen yıl itibarıyla 10 bin hektarın altına indirdik. Yani kaybedilen arazi miktarı senelik 10 bin hektarın altına indi."

Pakdemirli, büyük sanayi tesisi ya da yol yapımı gibi kamu yararını ilgilendiren nedenlerle de tarım arazilerinin kaybedilebildiğine işaret ederek, "Bunlarla ilgili gerekli izinler veriliyor ancak önceki dönemlere göre daha dikkatli şekilde bu kararlar alınıyor. Çok dikkatli şekilde tarım arazilerini korumaya ve muhafazaya devam ediyoruz." diye konuştu.
 
 
28.01.2020
Devamı

Elazığ ve Malatya'nın Tarımsal Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Elazığ ve Malatya’da bulunan çiftçilerin tarımsal destek ödemelerini bugün yapacaklarını açıkladı.
 Bakan Pakdemirli, yapılacak tarımsal destek ödemesiyle ilgili şu açıklamada bulundu:
 
“Elazığ ve Malatya’da bulunan çiftçilerimiz için 31 Ocak 2020 tarihinde yapılması planlanan 33,3 milyon lira değerindeki tarımsal destek ödemelerini bugün saat 18.00 itibariyle üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız.
 
Bu kapsamda Elazığ ve Malatya'daki üreticilerimize; buzağı için 23 milyon lira, yem bitkileri için 6,5 milyon lira, hububat için 3 milyon lira, ÇATAK için 700 bin lira, sertifikalı tohum kullanımı için de 100 bin lira olmak üzere toplamda 33,3 milyon destek ödemesi yapacağız.
 
Yapacağımız bu destek ödemeleri çiftçilerimize, üreticilerimize hayır olsun.
 
Bu vesile ile Elazığ ve Malatya’da meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara da acil şifalar diliyorum.”dedi.
 
 
27.01.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığı Deprem Bölgesin'de

Elazığ Depremi sonrası devletimiz tüm imkânları ve kurumlarıyla yaraları sarmaya devam ederken, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatları ile Tarım ve Orman Bakanlığı ’da vatandaşların yaralarını sarmayı sürdürüyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı’nca yapılan ilk incelemeler neticesinde Elazığ ve Malatya’da yıkılan hayvan barınakları ve telef olan hayvan sayıları belirlendi. Bu kapsamda mağdur vatandaşlara büyükbaş ve küçükbaş hayvan dağıtımı başladı.

Elazığ Merkez ve Köyleri, Sivrice İlçesi merkez ve köyleri, Maden merkez ve köyleri ile Baskil İlçesi merkez ve köylerinde depremde, toplam 48 ahır yıkılırken, 86 büyükbaş ile 110 da küçükbaş hayvanın telef olduğu belirlendi.

Malatya’da ise, Doğanyol Merkez ve köyleri, Battalgazi Merkez ve köyleri ile Pütürge Merkez ve köylerinde 95 ahırda hasar olduğu ve 55 büyükbaş, 21 küçükbaş, 4 tavuk ve 20 Arılı kovanın telef olduğu belirlendi.

Tarım ve Orman Bakanlığınca, telef olan hayvan sayısı kadar yapılacak hayvan yardımlarının yanı sıra, bakanlıkça çadır hayvan barınağı ve yem desteği de verilecek. Dün  itibari ile başlayan ve ilk etapta 130 küçükbaş ile 30 büyükbaş hayvan ve 1 kamyon kaba yem, bir kamyon da kesif yem desteğinin koordinasyonu Elazığ Tarım Ve Orman İl Müdürlüğü’nce yürütülecek.
ve Kahramanmaraş Bölge Müdürlüklerindeki tüm baraj ve göletler ilgili teknik personelimizce tetkik edilmiş olup, herhangi bir hasar tespit edilmemiştir.
Ayrıca, bölgedeki il tarım ve orman müdürlüklerimizce, battaniye, atkı, bere, yardım kolileri, çocuk bez ve mamaları ile yiyecek maddelerinden oluşan kamyonetler, Kızılay lojistik merkezlerine teslim edilmek üzere, yardımlara devam ediliyor.

Bakan Pakdemirli başkanlığında Elâzığ’da il müdürleri ve bölge müdürleri ile yapılan değerlendirme toplantısı neticesinde de vatandaşlarımızın yaralarını sarmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tüm imkanlarını seferber etmeye devam edecektir.
 
 
27.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli'den 2 Milyar 384 Milyon Destek Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bugün ödenmeye başlayacak destek ödemeleriyle ilgili açıklamalarda bulundu.
Bakan Pakdemirli, buzağı, hububat, ÇATAK, sertifikalı tohum kullanımı, sertifikalı fidan kullanımı, hayvan hastalıkları tazminatı ve hayvan gen kaynakları destekleri kapsamında çiftçi ve yetiştiricilerimize toplam 2 milyar 384 milyon lira ödeme yapılacağını müjdeledi.
Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“Buzağı Desteği kapsamında; 81 ilde, 761.486 kişiye, 1 milyar 345 milyon TL,
Hububat Desteği kapsamında; 45 ilde, 193.293 kişiye, 948 milyon TL,
ÇATAK Desteği kapsamında; 21 ilde, 7.937 kişiye, 25 milyon TL,
Sertifikalı Tohum Kullanım Desteği kapsamında; ise 17 ilde, 13.638 kişiye,
10 milyon 500 bin TL’lik ödemeyi,
bugün saat 18:00’dan sonra TC Kimlik numaralarının son hanelerine göre ödemeye başlayacağız
TC Kimlik numaralarının son rakamı 0-2 olanlara bugün, son rakamı 4, 6 ve 8 olanlara ise 31 Ocak'ta saat 18:00'dan sonra ödeme yapılacak.
Ayrıca;

Sertifikalı Fidan Kullanım Desteği kapsamında; 23 ilde, 4.713 kişiye,
19 milyon TL,
Hayvan Hastalıkları Tazminatı kapsamında; 72 ilde, 951 kişiye, 18 milyon TL,
Hayvan Gen Kaynakları Desteği kapsamında; 22 ilde, 1478 kişiye, 18 milyon 500 bin TL’lik ödeme ise bugün saat 18:00’dan sonra tek seferde yapılacak.
 
 
24.01.2020
Devamı

5 Hes'ten Ekonomiye Bir Yılda 11,1 Milyar Liralık Katkı

Türkiye'de geçen yıl en fazla enerji üretimi yapan 5 baraj ve hidroelektrik santralinden (HES) ekonomiye yaklaşık 11,1 milyar liralık katkı geldi.

1992'de tamamlanarak elektrik enerjisi üretmeye başlayan Atatürk Barajı ve HES, enerji, tarım ve hizmet sektörlerinde Türkiye'ye önemli ekonomik katkılar sağladı.
Kurulduğundan bu yana yaklaşık 184 milyar kilovatsaat enerji üretimiyle ekonomiye yaklaşık 110 milyar lira katkı veren baraj, 932 bin hektar arazinin sulanmasını temin edecek suyu depoluyor. Atatürk Barajı her yıl yaklaşık 50 bin kişi tarafından ziyaret edilerek turizme de destek oluyor.

Tesiste geçen yıl 8 milyar 300 milyon kilovatsaat enerji üretimi gerçekleştirilerek, ekonomiye yaklaşık 3,3 milyar liralık gelir oluşturuldu. 

Keban Ve Karakaya'dan Ekonomiye Büyük Katkı

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen Karakaya Barajı'ndan bugüne kadar 219 milyar kilovatsaat enerji üretilerek ekonomiye 88 milyar lira katkı verildi.

Geçen yıl barajda 7 milyar 700 milyon kilovatsaat enerji üretimi gerçekleştirildi. Böylece ekonomiye sağlanan destek yaklaşık 3 milyar lirayı buldu.
 
Hidroelektrik enerji açısından Türkiye'nin ilk dev yatırımlarından biri olan Keban Barajı'nın yapımı 1981'de tamamlandı. Enerji üretmeye başladığı tarihten bu yana 267 milyar kilovatsaat üretim yapılan Keban HES'in, ülke ekonomisine getirisi 106 milyar lirayı buldu. 

Söz konusu barajda 2019'da 7 milyar 15 milyon kilovatsaat enerji üretimi yapıldı ve ekonomiye yıllık yaklaşık 2,9 milyar lira katkı oluşturuldu. 

Birecik ve Berke Barajlarında Üretim

Birecik Barajı geçen yıl 2 milyar 600 milyon kilovatsaat enerji üretimiyle ekonomiye yaklaşık 1 milyar lira, Berke Barajı ise 2 milyar 200 milyon kilovatsaatlik üretimle 880 milyon lira katkı sağladı.
Böylece söz konusu 5 baraj ve HES'ten üretilen enerji miktarı 28 milyar kilovatsaate yaklaştı. Ekonomiye verilen katkı da 11,1 milyar lirayı buldu. 
 
23.01.2020
Devamı

Buzağı Destekleri Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanlığınca 2019 yılında ödenmesi gereken  2018/2 dönem buzağı desteği nihayet ödeniyor.

Buna göre 2018/ 2dönem buzağı desteği yetiştiricilerin hesaplarına yatırılacak.

 T.C Kimlik numarasının  son hanesi 0 - 2 olanların ödemeleri  24 Ocak 2020 saat 18:00 den  sonra gerçekleştirilecek.  T.C Kimlik numarasının   son hanesi 4-6-8 bitenler ise 31 Ocak 2020 saat saat 18:00‘den sonra ödemelerini almış olacak. Tarım ve Orman Bakanlığı 2018/2 dönem buzağı desteği için  yaklaşık  1.5 Milyar ödeme yapacak.
 
22.01.2020
Devamı

Küçükbaş Hayvancılığa Milli Ve Yerli Teknolojik Destek

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, inovasyon odaklı geliştirdikleri Gezen Hibrit Sağım sistemiyle küçükbaş hayvanlarda sağım hijyenini sağlayarak çiğ süt kalitesini artıracaklarını ve işletme maliyetlerini düşüreceklerini söyledi.

Bakan Pakdemirli, Bakanlığa bağlı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından kamu özel sektör proje destekleri kapsamında Ar-Ge'si tamamlanan ve aynı anda 12 ve 24 hayvanın sağımının yapılabildiği iki farklı "Gezen Hibrit Sağım Sistemi" prototipi oluşturduklarını açıkladı.

Türkiye'de ilk defa inovasyon odaklı böyle bir ürünün yapıldığını ifade eden Pakdemirli, Gezen Hibrit Sağım sisteminde el değmeden sağım yapıldığından dolayı küçükbaş hayvanlarda sağım hijyenini sağlayarak çiğ süt kalitesini iyileştirmek ve işletme maliyetlerini düşürmek amacıyla tasarlanıp imal edildiğini dile getirdi.

Geliştirilen sağım sistemi ile makinenin otomatik olarak kendi kendini temizleyebildiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli "Soğutma tankı bulunduğu için sağılan süt bozulmadan uzun süre saklanabilecek. Böylece sütte soğuk zincir bozulmadan vatandaşlarımıza sağlıklı bir şekilde ürün ulaşmış olacak" dedi.

Sistemin elektrik olmayan yerlerde de kullanılabildiğini belirten Pakdemirli "Sistemde yer alan fotovoltaik paneller sayesinde işletme giderlerinin çok önemli bir kısmını oluşturan enerji gideri de azaltılmış olacak. Traktörler ile istenilen yere götürülebilen bu makineden birden fazla üretici ve elektrik olmayan yaylalardaki vatandaşlarımız da faydalanabilecek" diye konuştu.

Geliştirilen sistemin tamamen yerli ve milli olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli "Ayrıca bu sistemde sağım tekniğiyle hayvanın meme sağlığı korunacak. Dolayısıyla sistemle birlikte küçükbaş hayvanlarda sağım işi hem kolaylaşacak hem de elde edilen sütün kalitesi artacak, işletme maliyetleri önemli oranda düşürülecek. Diğer taraftan yıllardır uygulanmaya çalışılan ortak makine ekipman kullanımına yönelik örnek bir projeyi de hayata geçirmiş olacağız" açıklamasında bulundu.

Bakan Pakdemirli, sistemin koyun yetiştiriciliğinin ekonomiye katkısının artırılmasında çok büyük bir alternatif olduğunu belirterek, "Sistemin prototiplerinin saha denemeleri yapılıyor. Makinenin seri üretime geçilmesiyle alakalı çalışmalar ise devam ediyor" dedi.
 
21.01.2020
Devamı

Devlet Ve Millet İşbirliği İle Kararan Dünyası Aydınlandı

Van'ın Çatak ilçesinde, çöken ağıldaki 389 küçükbaş hayvanının telef olması nedeniyle dünyası kararan 22 yaşındaki Şehriban Şipal, devletin ve yardımseverlerin desteğiyle yeniden sürü sahibi oldu. 

İlçeye 15 kilometre uzaklıktaki Sözveren Mahallesi'nde besicilik yapan Şipal, ailesiyle 31 Mart Mahalli İdareler Seçimi'nde oy kullanmaya gittiği sırada yağışlar nedeniyle ağılın çöktüğü haberini aldı. 
Mahalleye döndüğünde yıkılan ağıldaki 389 küçükbaş hayvanının telef olduğunu gören Şipal, hayatının en kötü anlarından birini yaşadı. 

Ağılla birlikte hayalleri de yıkılan Şipal'e, çevredeki mahalle sakinleri, imece usulüyle topladıkları 200 küçükbaş hayvanı hediye etti. Tarım ve Orman Bakanlığı İl Tarım ve Orman Müdürlüğü de Doğu Anadolu Projesi kapsamında 600 metrekarelik ağıl yaptırdı. 

Verilen destekler sayesinde kararan dünyası aydınlanan Şipal, babasıyla, devlet-millet işbirliği ile yapılan yeni ağılında yeni koyunlarına gözü gibi bakıyor. 
Şipal, ortaokulu bitirdikten sonra babasıyla hayvancılık yapmaya başladığını söyledi.

Taş ve topraktan inşa edilen eski ağılın yağış nedeniyle yıkılması sonucu bütün hayvanların telef olduğunu belirten Şipal, "Oy kullanmaya gittiğimizde ağılın çöktüğü haberini aldık. Döndüğümüzde çok kötü bir manzarayla karşılaştık. Çok üzülmüştük. Komşularımız yardımımıza koştu. Devletimiz bize modern bir ağıl yaptı. Çevre mahallelerden vatandaşlar da bize küçükbaş hayvan yardımında bulundu. Şimdi hem ağılımız var hem de hayvanımız. Bize yardım eden herkese teşekkür ederim." diye konuştu. 

Hayvancılık yapmaya devam edeceğini dile getiren Şipal, kendini geliştirerek ekonomiye katkı sunmak istediğini, milletine faydalı bir çiftçi olacağına inandığını ifade etti. 
Baba Mehmet Selim Şipal ise mahalleye gelerek inceleme yapan Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkililerinin, 4 ayda, yıkılan ağılın yerine daha modern bir ağıl inşa ederek kendilerine teslim ettiğini belirtti.
 
 
21.01.2020
Devamı

Ultrasonlu Gebelik Takibiyle Hayvan Varlığında Artış Sağlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan mobil ultrasonlu gebelik takibiyle hayvan varlığında önemli ölçüde artış sağlandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın hayvan varlığını korumak ve sağlıklı hayvan ırklarının devamlılığı sağlamak amacıyla başlattığı mobil ultrasonlu gebelik takibi meyvelerini vermeye başladı. Pilot illerden olan Ankara'da uygulama başarılı bir şekilde sürdürülüyor. Pilot illerden olan Ankara'da devam eden uygulama sayesinde erken dönemde öğrenilen gebelik sürecinin kontrollü bir şekilde ilerlemesine ve olumsuzluklara anında müdahale edilmesine olanak sağlanıyor.

Ankara Tarım ve Orman İl Müdürlüğü'ne bağlı veteriner hekimler, belli aralıklarla büyükbaş hayvanlara ulstrasonlu takip yapıyor. Çok erken dönemde gebeliği öğrenmeye imkan tanıyan ultrasonlu takip sistemiyle oluşabilecek problemlerinde önüne geçiliyor. Böylelikle sağlıklı hayvan ırklarının devamlılığı sağlanmış oluyor. 2018 yılından bu yana devam ettirilen uygulamada her yıl artan bir başarı oranı yakalandı. Büyükbaş hayvanların ultrasonlu takibi Türkiye genelinde yaygınlaştırılacak.

Uygulamanın amacına ulaştığını belirten Ankara Tarım ve Orman İl Müdürü Bülent Korkmaz, "Ankara'da hayvancılık işletmelerinde yaptığımız incelemede hayvan kayıpları ve buzağı ölümlerinin fazla olduğunu tespit ettik . Buzağı Kayıplarının düşürülmesi projesi hayata geçirildi. Hayvan sağlığı, aşılama küpeleme gibi hizmetler ilgili veteriner hekim tarafından takip ediliyor. Geçmiş yıllara oranla projenin ilk yılında hayvan varlığında doğum oranlarında önemli bir artış olduğunu gözlemledik. 

Veteriner hekim geliyor işletme sahibi ile birlikte hayvanların nasıl beslendiği, hangi koşullarda barındığı, et verimleri, süt verimleri, aşıları ve kayıt altına alınmaları ve en önemlisi buzağıların sağlık durumlarına ilişkin takip yapıyorlar" diye konuştu.

Projenin başladığı 2018 'de buzağı doğum sayısının 83 bin olduğunu belirten Korkmaz "Geçen yılı ise 113 bin rakamıyla tamamladık. Bu sene 130 bin civarında buzağı bekliyoruz. Her yıl ortalama 10 bin buzağı artışı varken projenin hayata geçmesiyle beraber projenin ilk yılında bu artış 20 bine ulaştı. Geçmiş yıllara nazaran önemli bir artış meydana geldi. Bu proje ülkemiz için önemli bir sorun olan buzağı kayıplarının azaltılması halinde, et ihtiyacımızın giderilmesi açısından önemli katkı sağlayacaktır. Hem hayvanların verimliliği noktasında hem hayvanların sayısal olarak artırılması noktasında yürütülen bir proje" dedi.

Projenin bir parçası olarak bazı illerde suni tohumlama yapıldığını kaydeden Korkmaz, "Tarım ve Orman Bakanlığı veteriner hekimleri her alanda sahadalar ve bu projeyi takip ediyorlar. Veteriner hekim işletme sahibine yönelik eğitimler de veriyor. Proje hayvan varlığının yoğun olduğu 17 ilçemizde uygulanıyor. Her ilçemize mobil ulrtrason cihazı verildi. Hayvan varlığında önemli artış gözlemliyoruz. Doğan buzağılar hemen kayıt altına alınıyor. Böylece sağlıklı bir istatistik tutuluyor. Ülkemizde sağlıklı bir hayvancılık politikası oluşumuna önemli katkı sağlanıyor. Vatandaşlarımız, il ilçe müdürlüklerimizle irtibata geçebilir ve bu ücretsiz hizmetten yararlanabilir" diye konuştu
 
21.01.2020
Devamı

Yusufeli barajı’nda son 100 metre

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli tamamlandığında ülkemizin en yüksek barajı unvanını alacak Yusufeli Barajı’nın 175 metre yüksekliğe ulaştığını ifade ederek, 275 metre yüksekliğe sahip olacak barajda son düzlüğe girildiğini söyledi.

Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü tarafından inşa edilen Yusufeli Barajı ve HES Projesinde şu an itibariyle baraj gövde betonu dökülmesi çalışmalarının hız kesmeden devam ettiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Yusufeli Barajı genelinde şu an için yaklaşık % 72’lik fiziki gerçekleşme sağlandı” dedi.



Yusufeli Barajı’nın 275 metre gövde yüksekliği ile Türkiye'nin en yüksek barajı olacağını belirten Bakan Pakdemirli “18 ay içerisinde 4 milyon m3lük gövde betonunun 2 milyon 300 bin m3’lük kısmı dökülerek yaklaşık % 58 gerçekleşme sağlandı ve bu kategoride bir rekora imza atıldı. Yapılan programlamaya göre gövde betonunun 2 yılda tamamlanması hedefleniyor” değerlendirmesinde bulundu.

Baraj tamamlanıp işletmeye alındığında üretilecek enerjiyle 650 bin kişinin elektrik ihtiyacının karşılanacağını ifade eden Bakan Pakdemirli “Her biri 186 megavatlık 3 üniteden oluşan Yusufeli Barajı ve HES tesisinin toplam kurulu gücü 558 megavat, yıllık enerji üretimi ise 1 milyar 888 milyon kilovatsaat olacak. Yusufeli Barajı ve HES, ürettiği enerjiyle milli bütçeye yıllık 1 milyar 200 milyon lira katkıda bulunacak” açıklamasını yaptı.

Bakan Pakdemirli, Çoruh Nehri üzerinde kurulu Muratlı, Borçka, Deriner ve Artvin barajlarının ekonomik ömürlerini uzatacak barajın, kendisini 7 senede amorti etmesinin beklendiğini de sözlerine ekledi.
 
 
20.01.2020
Devamı

“Türk ürünlerine çok daha fazla para vermeye hazır pazarlar”

Düsseldorf'ta Türk iş adamlarıyla bir araya gelen Bakan Pakdemirli, Türkiye'de genetiği değiştirilmiş organizmalı ürünler yerine tamamen sağlıklı ürünler üretildiğine işaret ederek, dünyada Türk ürünlerine çok daha fazla para vermeye hazır pazarlar olduğunu söyledi.

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Almanya'nın Düsseldorf kentinde bulunan Türkiye'nin Düsseldorf Başkonsolosluğu resmi konutunda, Avrupa'da tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren Türk iş adamlarıyla bir araya geldi.

Pakdemirli, Türk iş adamlarına hitaben, "Türkiye'nin halen harekete geçmeyi bekleyen çok büyük bir potansiyeli var. Siz de bu durumda köprü olmaya aday iş adamlarısınız. Türkiye'nin 2 bin 500'den fazla coğrafi işaretli olmaya aday potansiyel gıda ürünü var. Bunun anlamı, binlerce ürünü çok daha fazla katma değer ekleyerek, anlam ve hikâye yükleyerek satma imkânımız olabilir. Kars'ın kaşarından tutun Türkiye coğrafyasında belki 500'den fazla peynirimiz var ve bunların hepsini artık dünyaya tanıtmamız lazım. Burada yapılabilecek çok şey var. Biz devlet olarak her zaman yanınızdayız." dedi.
Bugün itibarıyla  Türkiye'nin Avrupa'da tarımsal hasılada birinci, dünyada ise yedinci sırada olduğunu aktaran Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Yani genel itibarıyla baktığınız zaman Türkiye başarılı bir ülke. Hâlbuki arazilerimiz Avrupa'ya oranla çok daha ufak, hala yüzde yüz iyi planlama yapıyoruz diyemiyoruz, örgütlenme konusunda Avrupa'nın birçok ülkesinden daha gerideyiz. Yani bizim de eksiklerimiz olmasına rağmen şu an Türkiye iyi bir performans gösteriyor ama bu performansı daha iyiye götürmek mümkün. Bir yandan daha fazla satıp bir yandan da parasal anlamda daha çok gelir getirecek duruma getirmemiz lazım diye düşünüyorum." 

Dünyada Türk ürünlerine çok daha fazla para vermeye hazır pazarlar olduğunu belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin şöyle bir avantajı var. Türkiye GDO'lu bir pazar değil, genetiği değiştirilmiş organizmalardan ari bir ülkeyiz. Türkiye'de GDO'lu ürünler üretilmemekte ve tamamen sağlıklı ürünler üretilmekte. Bunun faydasını Türkiye yeterince görebiliyor mu? Hayır göremiyor. Bir diğer alan daha helal gıdayla ilgili ne yazıkki istediğimiz yerde değiliz. Helal gıdayla ilgili biraz daha çalışırsak, Türkiye'nin Müslüman dünyadaki helal gıdayı da domine etme şansı olabilir diye düşünüyorum." 
 
20.01.2020
Devamı

Japonya İmparatorluğundan Velioğlu’na Devlet Nişanı

Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) Derneğinin önceki dönem başkanı Dr. Hüseyin Velioğlu'na, Türkiye-Japonya dostluğu için sarf ettiği çabalar nedeniyle "Altın Işıklar, Yükselen Güneş Nişanı ve Boyun Bağı" verildi.

Bir dönem Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Üretim ve Geliştirme genel müdürlüğü de yapan Velioğlu için Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Miyajima Akio'nun ev sahipliğinde, büyükelçilik konutunda davet düzenlendi.

Davete, Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Dr.Mustafa Altuğ Atalay'ın yanı sıra JICA Derneği mensupları, Tarım ve Orman Bakanlığı bürokratları, iş insanları, Velioğlu'nun ailesi ve çok sayıda davetli katıldı.

Törende konuşan Büyükelçi Miyajima, Velioğlu'nun, Japonya'nın uluslararası iş birliği vesilesiyle Türkiye ekonomisine sağladığı önemli katkılara ve iki ülkenin dostluğunun temelinin oluşturulmasında gösterdiği çabalara yönelik bir övgü olarak "Altın Işıklar, Yükselen Güneş Nişanı ve Boyun Bağı" ile taltif edildiğini belirtti.


Miyajima, Velioğlu'nun 1986'da JICA'nın Japonya'da düzenlediği su ürünleri yetiştiriciliği eğitim programına katılmasının ardından Türkiye'de Tarımsal Üretim ve Geliştirme Genel Müdürü olarak da JICA projesinde görev aldığını ve yetiştirilmesi zor olan Karadeniz kalkan balığı üretim tekniklerinin geliştirilmesi konusunda başarılara imza attığını anlattı.
Velioğlu'nun, JICA Derneği Başkanı olarak da teknik ve kültürel açılardan Japonya-Türkiye ilişkilerinin ilerletilmesine katkı sağladığını belirten Miyajima, Velioğlu'nu ve ailesini tebrik etti.
Miyajima, konuşmasını "Japonya ve Türkiye, iki devlet tek yürektir." sözleriyle sonlandırdı.



Büyükelçi Miyajima'nın konuşmasının ardından, Velioğlu'na verilen devlet nişanına ilişkin berat metni okundu ve devlet nişanı rozeti takdim edildi.
Kendisine verilen devlet nişanı dolayısıyla büyük onur duyduğunu dile getiren Velioğlu, Japonya'ya, Japonya'nın Ankara Büyükelçisi Miyajima'ya, iş arkadaşlarına, ailesine ve davete katılanlara teşekkür etti.


JICA'nın eğitimine katılmasının ardından Tarım ve Orman Bakanlığındaki görevi ve emekliliği sırasında iki ülkenin balıkçılık, tarım ve kültür iş birliği alanındaki iş birliğine katkı sunmaya gayret ettiğini anlatan Velioğlu, konuşmasını "Yaşasın Türk Japon dostluğu, yaşasın hilal ile güneşin kardeşliği." sözleriyle bitirdi.
Törende konuşan Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürü Atalay da bakanlığın her kademesinde yıllarca görev yapmış Velioğlu'na verilen bu nişanın, iki ülke dostluğunun da göstergesi olduğunu vurgulayarak, yurt dışındaki görevi nedeniyle törene katılamayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin de tebrik ve selamlarını iletti.


 
 
 
 
17.01.2020
Devamı

BAKAN PAKDEMİRLİ :38 PROJEYE 52 MİLYON LİRA HİBE SAĞLANACAK

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 5. Başvuru Çağrısı 5. Grubunda destek almaya hak kazanan 38 projeye 52 milyon lira hibe sağlanacağını açıkladı.   

Bakan Pakdemirli, kırsal kalkınmayı üretim ve insan odaklı bir bakış açısıyla ele aldıklarını belirterek, kırsaldan kente göçün önlenmesi, kadın ve genç girişimcilerin desteklenmesi, istihdamın artırılması ve kaliteli üretimin teşvik edilmesi amacıyla, IPARD-II kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla 42 ilde 16 sektördeki yatırımlara yüzde 40 ila yüzde 70 arasında hibe desteği sağladıklarını bildirdi.

Bu çerçevede, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) 16 Şubat 2019 tarihinde çıktığı IPARD-II 5. Başvuru çağrı ilanı kapsamında uygun bulunan ve onaylanan projelerin 5. Grup sonuçlarının www.tkdk.gov.tr adresinden açıklandığını dile getiren Pakdemirli, şunları kaydetti:   
“Hibe desteği alacak projelerin; 12’si meyve ve sebze soğuk hava deposu, 7’si besi çiftliği, 9’u süt çiftliği, 3’ü broyler, 1’i yumurtacılık yatırımı, 4’ü süt işleme, 1’i kırmızı et ve 1’i de kanatlı eti işleme yatırımını kapsıyor.

Bu 38 projeye toplam 52 milyon lira hibe sağlanacak. Verilen hibe sayesinde kırsal alanlara 125 milyon lira yatırım kazandırılacak.
Onaylanan projelerle ilgili yatırımcılarla hibe sözleşmesi imzalama süreci de başladı.” 

KIRSALDA 1,4 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPILACAK
IPARD-II 5. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında bugün açıklanan 5. Grupla birlikte desteklenecek proje sayısının 516’ya ulaştığını söyleyen Pakdemirli, bu projelere toplam 593 milyon lira hibe verileceğini ve böylece kırsal alanlara 1,4 milyar liralık yatırım yapılacağını da ifade etti. ​
 
 
17.01.2020
Devamı

Başkan Erdoğan: 2022'de Et İthalatını Sıfırlıyoruz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "Bu yıl 6,6 milyar lira hayvancılık desteği vereceğiz.
Cumhurbaşkanlığı 2019 Yılı Değerlendirme Toplantısı’nda et ithalatının 2022 yılında sıfırlanacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ziraat Bankası’nın geri ödemede sıkıntı yaşayan çiftçilerin borçlarını uygun şartlarda 5 yıla kadar vadelendireceği müjdesinide verdi.
Tarım ve Orman sektöründe ülkemizi ilklerle buluşturduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sektör 2019’un ilk 3 çeyreğinde %3,6 büyüyerek diğer sektörlerin önüne geçti. Çiftçilerimize bugüne kadar toplamda 138 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik. Ziraat Bankası ise geri ödemede sıkıntı yaşayan çiftçilerimizin borçlarını uygun şartlarda 5 yıla kadar vadelendirecek” diye konuştu.

Tarımda dış ticaret fazlası 4,8 milyar dolar

Tarımsal ürün ihracatımızın 3,7 milyar dolardan 17 milyar dolara yükseldiğinin altını çizen Erdoğan, “Dünyanın 195 farklı ülkesine 1.690 tarım ürünü ihraç ediyoruz. Tarımda dış ticaret fazlamız 4,8 milyar dolar gibi ciddi bir rakama ulaştı” açıklamasını yaptı.
Topraksız tarım yapılan teknolojik sera sayısının 2019 sonu itibariyle 1.532’yi bulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, “Stratejik bir ürün olan tohum üretimimiz 145 bin tondan, 1 milyon tonu geçti. Bugün artık tohum ihtiyacımızın % 96’sını yerli olarak karşılıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.
 
 "Bu yıl 6,6 milyar lira hayvancılık desteği vereceğiz. Et ithalatını daha da azaltacak ve inşallah 2022'de tamamen sıfırlayacağız."
 
 
17.01.2020
Devamı

Hastalıktan Ari İşletmelere Destekleme Ödemesi Bugün Başlıyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yetiştiricilere hastalıktan ari işletme desteği kapsamında 84,8 milyon lira ödeme yapacaklarını açıkladı. Ödemeler, bugün (17 Ocak 2020) hesaplara yatacak. 

Bakan Pakdemirli, tarımsal destek ödemeleriyle ilgili şu açıklamada bulundu:

“Hastalıktan ari işletme desteği kapsamında, 1.253 işletmemize 323.247 baş hayvan için toplam 84,8 milyon lira ödemeye yapacağız.
Yetiştiricilerimize ayrıca, küpe uygulama ve hayvan atık desteği ödemesi de yapılacak.
Ödemeler, bugün yetiştiricilerimizin hesaplarına aktarılmış olacak.”​
 
 
17.01.2020
Devamı

BAKAN PAKDEMİRLİ, BERLİN’DE GIDA VE TARIM KÜRESEL FORUMU ve 12. TARIM BAKANLARI KONFERANSINA KATILACAK

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Gıda ve Küresel Forumu ile 12. Tarım Bakanları Konferansına katılmak ve çeşitli temaslarda bulanmak üzere 16-20 Ocak tarihleri arasında Almanya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirecek.

Bakan Pakdemirli, her yıl ocak ayında Berlin’de düzenlenen Uluslararası Yeşil Hafta (IGW) fuarına katılacak. Pakdemirli, burada, Gıda ve Tarım Küresel Forumu kapsamında gerçekleştirilecek “Tarım Bakanları Zirvesi”ne iştirak edecek.

Teması “Herkes İçin Gıda! Güvenli, Çeşitli ve Sürdürülebilir Beslenme için Ticaret” olan 2020 Gıda Zirvesine katılacak olan Pakdemirli, etkinlikler kapsamında “Tarımsal Kalkınma için Ticaret” konulu 4. ara oturumunda bir konuşma yapacak.

Bakan Pakdemirli ayrıca, Moğolistan, Özbekistan, Almanya, Brezilya, Hırvatistan ile AB Komisyon Başkanı ve FAO Direktörü ile ikili görüşmeler gerçekleştirecek.
Pakdemirli, Almanya programı kapsamında Türk-Alman Sanayi ve Ticaret Odası’nda Almanya’da yaşayan Türk iş insanlarıyla bir araya da gelecek. 
 
 
 
16.01.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Üniversitelere Burs

Tarım ve Orman Bakanlığı ile YÖK Başkanlığı arasında, işbirliği için protokol imzalandı. Törende konuşan YÖK Başkanı Yekta Saraç, "Protokol, ülke için fevkalade yararlı, görülebilir sonuçlar oluşturacak. Bu neredeyse tarım eğitiminin yeni bir modellemesi süreci" dedi. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli ise, "YKS’de ilk 10 bine girip tercihleri doğrultusunda bakanlığımızın asli görevlerini yürüten ziraat, gıda, su ürünleri, balıkçılık teknolojisi, orman mühendislikleri, veterinerlik gibi fakülte ve bölümlere yerleşenlere burs verilmesini planlıyoruz" diye konuştu.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı (YÖK), bakanlık ile yükseköğretim kurumlarının sorumluluk alanlarındaki altyapı, personel, eğitim ve Ar-Ge, tarımsal yayım hizmetleri gibi konularda işbirliği için protokol imzalandı. YÖK Konferans Salonu'nda Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin katılımıyla düzenlenen imza töreni öncesi konuşan YÖK Başkanı Yekta Saraç, dünya nüfusundaki yükseliş, şehirleşme oranlarındaki artışla çevre ve iklim sorunlarının, tarım ve gıda sektörünü çok yakından ilgilendirdiğini söyledi.

‘TALEBİN AZALDIĞI ALANLARDA, PROGRAM DEĞİŞİKLİĞİNE GİDİLDİ’
YÖK'ün eğitim, araştırma ve uygulama alanlarında bütün dünyada olduğu gibi ciddi değişiklikler yaptığını anlatan Saraç, şöyle konuştu:
“Fakültelerde talebin azaldığı alanlarda, program değişikliğine gidildi. Bu değişiklikleri yaparken, tarımda dijitalleşme, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın dijital tarıma yönelik çalışmaları, dünya ve Türkiye'de akıllı tarım teknolojilerindeki gelişmeler, hassas tarım karar destek sistemi, tohum çalışmaları gibi önemli başlıkları önlerine koyarak hareket ettik. Bu başlıklar, üniversitelerde çalışma yapan 165 araştırma ve uygulama merkezinin programlarını da belirledi. Uluslararası bağlamda, tarım, gıda ve hayvancılık eğitiminde gelinen ve önem verilen noktaları özenle takip ettik. Tarımın stratejik bir sektör olduğunu herkes biliyor. YÖK olarak, başarı sırası yüksek öğrencileri tarım, hayvancılık, orman ve su ürünleri alanlarına çekebilmek için YÖK destek bursları tahsis ettik. Gelişmiş ülkeler de dahil, dünyada tarım ve hayvancılıkta, yükseköğretime talepte belirgin bir düşüş oldu. Gözlemler nedeniyle bu burslar, tüm YÖK Destek Bursları’nın 3'te 1'ini kapsıyor.

10 ÜNİVERSİTEYE BÖLGESEL KALKINMA MİSYONU
Üniversitelerde ihtisaslaşmayı öne alan projeler doğrultusunda, 10 üniversiteyi tematik talepleri doğrultusunda bölgesel kalkınma misyonuyla görevlendirdik. Bu proje 11'inci Kalkınma Planı'nda da yer aldı. Bu üniversitelerden sekizi tarım, hayvancılık, orman ve bölge tarım ürünleriyle ilgili. Umuyorum ki bakanlığımızla yürütülecek olan bu işbirliği protokolü, özellikle konuyu ana tema olarak gören üniversitelerimizin akademisi ve araştırma grubuyla birlikte çalışmalar yaparak ülke için fevkalade yararlı, görülebilir sonuçlar oluşturacak. Bu neredeyse tarım eğitiminin yeni bir modellemesi süreci. Bu süreç, ayrıca bakanlık bünyesindeki değerli araştırma laboratuvarlarının üniversiteye kapılarını açmasıyla hem eğitimin gelişmesine hem yetişen genç akademisyenlerin bizzat uygulama alanlarında çalışmasıyla ayrı değerli bir katkı sunacak."
 
 
16.01.2020
Devamı

Amik Ovası İçin Kanun Teklifi

CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, 7269 Sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ile 2090 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanuna geçici maddeler eklenmesini isteyerek, su altında kalan Amik Ovası’nın yaralarının afet bölgesi düzeyinde sarılması ve bölge çiftçileri ile üreticilerinin tarım sigortası olup olmadığına bakılmaksızın zararlarının devlet tarafından karşılanması için kanun Meclis’e teklifi verdi.

Amik Ovası, Ocak ayı başından bu yana süren etkili yağışlar ve baraj kapaklarının açılmasından dolayı sular altında kaldı. Amik Ovası mağdurlarının sesi olan Güzelmansur, afet bölgesi düzeyinde sarılması ve bölge çiftçileri ile üreticilerinin tarım sigortası olup olmadığına bakılmaksızın zararlarının devlet tarafından karşılanması için kanun teklifi sundu.



CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur , “Bölgenin yaralarının sarılmaması durumunda Hatay’da tarım ve hayvancılığın bitme noktasına geleceğini söyleyen Güzelmansur  “Amik Ovası’nda binlerce dönüm ekili arazi, evler, ahırlar, ağıllar, yollar, meralar, tarım işçilerinin kaldığı çadırlar, hayvan yemleri sular altında kalmıştır. Bölgede durum öylesine vahim boyutlara ulaşmıştır ki çiftçiler tarlalarına gidemez duruma gelmiş, hayvan üreticileri ise ne hayvanlarını besleyecek yem ne de yatıracak yer bulabilmektedir. Soğuk, açlık hayvanların telef olmasına, gebe hayvanların düşük yapmasına yol açmıştır. Hatay’da her yıl yaşanan benzer felaketler ve sonrasında kaderine terkedilen çiftçiler tarlalarını satıp bölgeyi terk etme aşamasına gelmişlerdir. Hayvan üreticileri de benzer durumdadırlar. Dolayısıyla bölgenin yaralarının sarılması elzemdir. Aksi durum Hatay’da tarım ve hayvancılığı bitme noktasına getirecektir.” ifadesinde bulundu.
 
15.01.2020
Devamı

Tarım Kredi'de Vurgun

Silvan'daki Çiftlik Bank vurgunuyla sarsılan Diyarbakır'daki çiftçiler bu kez, Silvan Tarım Kredi Kooperatifindeki yolsuzluk ve usulsüzlükle, sarsıldı. 15 milyon liralık vurgun yapıldığı iddia edildi.
Diyarbakır Sözün  haberine göre Diyarbakır  ve yöresindeki hayvan yetiştiriciliğiyle uğraşan çiftçileri sarsan Silvan'daki Çiftlik Bank vurgunundan sonra şimdi de, Silvan Tarım Kredi Kooperatifindeki yolsuzluk ve usulsuzlük patlak verdi. Kooperatif yetkililerinin, çiftçilere boş kağıt imzalatıp daha sonra adlarına fazladan gübre ve mazot aldığı iddia edildi. Çiftçiler üzerinden yaklaşık 15 milyon liralık vurgun yapılırken, mağdur çiftçiler, yetkililere seslenerek usulsüzlüğün giderilmesini istedi.



15 MİLYONLUK VURGUN
Silvan’da Tarım Kredi Kooperatifi’ne kayıtlı 76 çiftçinin, talep edilen mazot ve gübre rakamlarından çok daha fazlasının çekildiği iddia edildi. 76 çiftçiden 15 milyon liraya yakın haksız kazanç elde edilirken, çiftçiler kendilerine boş kağıt imzalatıldığını kaydederek usulsüzlüğün giderilmesini istedi. Tarım Kredi Kooperatifi üyesi çiftçi Ömer Eraslan, kendisinin 20 ton gübre aldığını, senet imzalatıldığını fakat kendi adına 46 ton gübre alınmış şekilde işlem yapıldığını söyledi.

BOŞ KAĞIT ÜZERİNE
Eraslan, “2 ton mazot alırken, 8 ton mazot yazılmış bu haksızlıktır. Toplam 76 üye adına usulsüzlük yapılmış yaklaşık 15 milyon liraya yakın. Tarım Kredi Kooperatifinin yaklaşık 2 bine yakın üyesi var. Gübre alınmış, nakit alınmış, mazot alınmış, bir ton gübre alan kişiye 3 ton gübre yazılmış, bin litre mazot alan kişiye 3 bin litre mazot alınmış gibi gösterilmiş, aslında almayan üyelere bile almış gibi yazılmış. Müfettişler geldi derdimizi anlattık ve ifadelerimizi aldılar. Kendileri de müfettişlere evet doğrudur biz yapmışız diye ifadelerin altına imza atmalarına rağmen yine mağdur olan bizleriz.

GÜBRE VE MAZOT
Şimdi de bütün dosyalarımızı icraya vermişler traktörlerimize haciz konulmuş, arabalarımıza haciz konulmuş, satamıyoruz. Satsak bile borçları ödeyemiyoruz. Bankada ve kooperatifte her hangi bir işlem yapamıyoruz. Geçen sene tefecilerin eline düştük. Bu mağduriyetlerden dolayı ürün alamadık, gübre piyasalarda 1 lira iken tefecilerden 1,5 liraya almak zorunda kaldık. Devlet büyüklerimizden yardım bekliyoruz" dedi.
Bir başka çiftçi Celal Aykut ise, kooperatif yetkililerinin kendi adına veresiye olarak 42 ton gübre yazdığını savundu. Aykut, “Bütün arkadaşlarım mağdurdur buna el atılmasını istiyoruz. Hepimiz icralığız her hangi bir işlem yapamıyoruz” diye konuştu.

MAĞDURİYET GİDERİLSİN
Eski Tarım Kredi Kooperatifi Başkanı ve üyesi Müfit Çapan ise şu anda bütün çiftçilerin mağdur olduğunu söyledi. Çapan, “Benim adıma olan 2,5 ton 10,5 ton yazılmış, 700 kilo normal gübre almışım 6 ton 700 kilo yapılmış. Eski borçlarımızı ödeyemiyoruz, hepimiz icralık olmuşuz” diye konuştu.
Çiftçiler, 2015 yılından beri Silvan Tarım Kredi Kooperatifi yetkileri tarafından boş kağıtlara imza attırıldığını, kuruma güvendikleri için bunu yaptıklarını kaydederek, yetkililerin seslerini duymasını istedi.

MÜFETTİŞLERİN SORUŞTURMASI
Silvan Tarım Kredi Kooperatif Başkanı Fesih Varlık ise “Kooperatifimiz ile çiftçilerimiz arasında yaşanan bu olumsuzluk Silvan’a büyük zarar getirir. Tarım Kredi Kooperatifi olarak biz çiftçilerimiz ile kooperatif arasında aracı konumundayız. Muhasebe bölümüne hiç bir şekilde müdahale etme gibi bir yetkimiz yok. Ben çiftçilerimizin mağdur olmamaları için görüşmeler yaptım. Müfettiş raporları doğrultusunda davalar açılmış, dava sonuçlarını beklemek lazım. Ben her zaman da çiftçiden yanayım. Mağdur olmalarını istemem” şeklinde konuştu. 
 
 
15.01.2020
Devamı

386 Üründe Taklit ve Tahşiş Var

Tarım ve Orman Bakanlığı, Türkiye genelinde satışı yapılan ve taklit, tağşiş veya ilaç etken maddesi tespit edilen 229 firmaya ait 386 farklı ürünü ifşa etti.
Gıdada en çok sahtecilik yapılan ürünler zeytinyağı, margarin, süt ve süt ürünleri oldu. Yüzde 100 dana etinden yapıldığı iddia edilen köfte, sucuk ve kıyma gibi ürünlerde de kanatlı hayvan etinin ve soyanın yoğun olarak kullanılması dikkat çekti.

Bakanlığın açıkladığı listede bal, kahve, enerji içecekleri, et ve et ürünleri, baharat, bitki çayı, bitkisel yağ ve margarin, çikolata, kuruyemiş ve çerezler, şekerli mamüllerle takviye edici gıdalar kategorisinde toplam 386 üründe taklit ve tağşiş tespit edildiği belirtildi.

3 AY ÖNCEKİ DENETLEMELERDE 1211 ÜRÜNDE TAĞŞİŞ BELİRLENDİ
Euronews'ten Kerem Çongar'ın haberine göre, daha önceki ifşalarda olduğu gibi bal ve arıcılık ürünlerinde sakkaroz, fruktoz ve glukoz gibi maddelere rastlanırken, bitki çayı, kahve ve baharatlarda gıda boyası tespit edildi. En fazla sahtekarlığın naturel sızma zeytinyağlarında yapıldığı tespit edildi. Zeytinyağına diğer bitkilerin tohum yağlarıyla bitkisel yağlar karıştırıldığı tespit edildi.
Süt ve süt ürünlerinde kategorisinde değerlendirilen peynir, yoğurt, tereyağ gibi ürünlerde bitkisel yağ, nişasta, jelatin ve süt harici yağlara rastlandı.

Tarım Bakanlığı 14 Ekim 2019 tarihinde de tağşiş ve sahtecilik yapıldığı belirlenen ve Türkiye genelinde satışı yapılan 1.211 ürünü ifşa etmiş, aynı suçu 21 kere işleyen firmaların olduğu gözlemlenmişti.


 
15.01.2020
Devamı

Tohum İhtiyacının Yüzde 96' sı Türkiye'de Üretiliyor

Türkiye’nin buğday unu ihracatında dünyada birinci, makarna ihracatında ise ikinci sırada olduğunu vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Yeni Akit Gazetesi’nden Ertuğrul Şahan’a açıklamalarda bulundu. Bakan Pakdemirli “Ülkemiz bugün 195 ülkeye, 1.690 çeşit tarım ve gıda maddesi ihraç ediyor” dedi. Bakan Pakdemirli, “Sertifikalı tohum üretimimiz, 2002 yılına göre 7 kat artışla 145 bin tondan 1 milyon 59 bin tona çıktı. Toplam tohum ihtiyacımızın yüzde 96’sını yurt içinde üretiyoruz” diye konuştu. 2019 yılında yapılan gıda denetimine ilişkin verileri paylaşan Pakdemirli, “2019 yılında 26 Aralık tarihi itibariyle 1.195.809 adet gıda denetimi yapılmış olup, denetimlere devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Pakdemirli, “Yeni dönemde elektrikli traktörün 65 HP’lik 2. prototipini ve kendi yürür ilaçlama makinesinin prototipini üreteceğiz” şeklinde konuştu. Bekir Pakdemirli, “Özellikle teknoloji ve değer zincirinin bir bütün olarak ortaya çıkması ile 2020 yılını, Tarım ve Orman Bakanlığı dijitalleşme yılı olarak tasarladık” dedi. Pakdemirli, “Küçükbaş hayvan varlığımızı ise sürü büyütme projesi kapsamında, sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek ve diğer projeler ile 56 milyon başa ulaştıracağız” ifadelerini kullandı. Bekir Pakdemirli, 2020 yılında 10 adet yeraltı barajı yapmayı planladıklarını da söyledi.

Tarımsal üründe dünya liderliğimiz sürüyor
İklim değişikliği ve ekonomik dalgalanmalara rağmen tarım ve gıda sektörünün son 17 yılda, yıllık ortalama yüzde 2,72’lik büyüme kaydettiğini belirten Bakan Bekir Pakdemirli, “Sektördeki büyüme 2019 yılında da devam ediyor. Bu yılın birinci çeyreğinde yüzde 2,7 ikinci çeyreğinde yüzde 4,2 olarak gerçekleşen büyüme, üçüncü çeyrekte yüzde 3,8’e ulaştı. Tarım sektöründeki yukarı yönlü ivmenin devam ettiğini görüyoruz. 2019 yılında gübre desteği başta olmak üzere bazı desteklerde, birim destek miktarlarını artırdık, bazı konularda ise yeni destekler başlattık. Bu çerçevede 12 yeni destek ve 32 destek birim fiyatında da artış sağlayarak çiftçimizin yanında olmaya devam ettik.  Bu yıl bitkisel üretimimizin 119 milyon ton, büyükbaş ve küçükbaş toplam hayvan varlığımızın 68 milyon baş, süt üretimimizin 22,1 milyon ton, kırmızı et üretimimizin 1,1 milyon ton, tavuk yumurtası üretimimizin 19,6 milyar adet, tavuk eti üretimimizin 2,2 milyon ton olarak gerçekleşmesini öngörüyoruz. Fındık, kiraz, incir, kayısı ve ayva gibi birçok tarımsal üründe dünya liderliğimiz sürüyor” şeklinde konuştu.

Türkiye 195 ülkeye tarım ve gıda maddesi ihraç ediyor
Türkiye’nin buğday unu ihracatında dünyada birinci, makarna ihracatında ise ikinci sırada olduğunu vurgulayan Bekir Pakdemirli, “Ülkemiz bugün 195 ülkeye, 1.690 çeşit tarım ve gıda maddesi ihraç ediyor. 2019 yılının ilk 9 ayında 12,4 milyar dolar tarım ve gıda ürünleri ihracatı yaptık. Ülkemiz 44 milyar dolarlık tarımsal GSYH ile Avrupa’da lider ülkeler arasındadır.  2019 yılı ilk 6 ay verilerine göre; büyükbaş hayvan varlığımız 1 milyon artışla, 18,2 milyona, küçükbaş hayvan varlığımız ise 4 milyon artışla, 50 milyona ulaştı. Ülkemiz, Avrupa’da toplam hayvan ve küçükbaş hayvan varlığında 1’nci, büyükbaş hayvan varlığında 2’nci sırada bulunuyor. Hedefimiz; nüfusumuz kadar küçükbaş hayvan varlığına sahip olmak. 2019 yılının ilk dokuz ayında, 1 milyar 60 milyon dolarlık hayvan ve hayvansal ürün ihracatı gerçekleştirdik. Hayvan ithalatının sonlandırılması konusunda son derece kararlıyız. 2018 yılına göre 2019’da canlı hayvan ithalatının yarı yarıya azaldı. 26 Ekim’den itibaren başvuru almıyoruz. Bir ihtiyaç olmadığı sürece de sosyal sorumluluk projeleri haricinde herhangi bir şekilde et ithalatına da girmeyeceğiz” diye konuştu.

Tohum ihtiyacının yüzde 96’sı yurt içinde üretiliyor
Kırsal kalkınma yatırımları kapsamında yaklaşık 11 bin adet projeye 4,5 milyar lira hibe desteği sağlandığını söyleyen Pakdemirli, “Buzağı ölümlerini engellemek konusunda yaptığımız çalışmalarımızı da inşallah çok yakın bir zamanda yaygınlaştırmış olacağız. Tarımsal kredilerde, yüzde 25 ile yüzde 100 arasında faiz indirimi uygulaması ile hayvancılık sektöründe sıfır faizli kredi uygulaması devam ediyor. Bu kapsamda Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri, Eylül ayı sonu itibariyle 6,6 milyar lira faizsiz kredi kullandırıldı. Sertifikalı tohum üretimimiz, 2002 yılına göre 7 kat artışla 145 bin tondan 1 milyon 59 bin tona çıktı. Toplam tohum ihtiyacımızın yüzde 96’sını yurt içinde üretiyoruz. 86 ülkeye 152 milyon dolarlık tohum ihraç ettik” şeklinde konuştu.

Tohumculuğu geliştirme çalışmalarına ağırlık verilecek
Yerli sebze tohumculuğu geliştirme çalışmalarına ağırlık verileceğini ifade eden Pakdemirli, “Yerli sebze tohumculuğunun geliştirilmesi amacıyla TİGEM’e bağlı Antalya’daki Boztepe İşletmesinde 11 adet modern sera kuracağız. Bu seralarda tarla şartlarında yeni Ar-ge yöntemlerinin uygulanması ile domates, biber, patlıcan, hıyar, kavun gibi ürünlerde toplam 240 yeni hat ve 17 yeni çeşit elde edilecek. Nadas alanlarının değerlendirilmesi için arz açığı olan bitkisel ürünlerde sözleşmeli üretim modelini yaygınlaştıracağız. Pancar şekeri satışlarında Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı. Şeker kotalarında yaptığımız düzenleme ile Nişasta Bazlı Şeker Kotası; 2018 yılında yüzde 10’dan yüzde 5’e, 2019 yılında ise yüzde 2,5’e düşürüldü. Böylelikle, bir önceki yıla göre pancar üretiminde yüzde 13’lük bir artış bekliyoruz” dedi.

Özel sektöre 21,4 milyonluk Ar-Ge desteği verilecek
Gelecek için Ar-Ge ve inovasyona ilişkin çalışmaların hız kesmeden devam edeceklerinin altını çizen Pakdemirli, “Ar-Ge’ye 27 milyon lira uluslararası finansman sağlayacağız. Özel sektöre Ar-Ge Destek Programı kapsamında, 21,4 milyon lira destek vereceğiz. Yüzde 50 devlet destekli Tarım Sigortaları (TARSİM) uygulamamız devam edecek. Orman varlığımızı 2020 yılı sonunda, 22,9 milyon hektara ulaştıracağız. Koruma altına alınan büyük ova sayısını 265’ten 280’e çıkaracağız. 230 olan toplulaştırma projesi sayısını da 237’ye yükseltip, 143 bin hektar toplulaştırma yapmış olacağız. Böylece tescil olan toplulaştırma alan miktarı 4,5 milyon hektara ulaşacak” şeklinde konuştu.

2019 yılında yaklaşık 1,2 milyon gıda denetimi yapıldı

2019 yılında yapılan gıda denetimine ilişkin verileri paylaşan Pakdemirli, “‘Tarladan Sofraya Güvenilir Gıda’ anlayışıyla, tüketici sağlığını en üst düzeyde korumaya yönelik çalışmalarımız aralıksız devam ediyor. 2019 yılında 26 Aralık tarihi itibariyle 1.195.809 adet gıda denetimi yapılmış olup, denetimlere devam ediyoruz. 17 yılda, 30 bin futbol sahası alanı kadar toprağın erozyon ile taşınmasını önledik” dedi.

2020 tarımda dijitalleşme yılı olacak
Büyüme odaklı, tarım ve ormancılığı geliştirecek sürdürülebilirlik temelli, kalkınmayı destekleyen politikaların uygulamaya devam edeceğine dikkat çeken Pakdemirli, “Özellikle teknoloji ve değer zincirinin bir bütün olarak ortaya çıkması ile 2020 yılını, Tarım ve Orman Bakanlığı dijitalleşme yılı olarak tasarladık. Tarımda dijital kayıtlılık ile üretimde ve gıda sanayiinde beklenen gelişim ve verim artışı en kısa yoldan sağlanabilecek, dijital değer akışı haritalama ile tarladan sofraya kayıtlılık ve yapay zekâ uygulamaları üzerine hedef koyarak, hem üreticinin gelir seviyesini artıracak, hem de tüketicinin daha kaliteli, zamanında ve uygun fiyata beslenmesini sağlayacak bir üretim planlamasını hedefledik. Kıt olan kaynakların verimliliğini artırmak için yeni teknoloji ve teknikleri kullanarak daha az girdi ile daha fazla ürünü, birim maliyeti azaltarak ulaşabiliriz. Bu amaçla, tedarikten lojistiğe kadar bütün süreci optimize edecek bir sistemi tanımladık. Erken uyarı sistemleri ile iklim değişimi, toprak analizi, teknolojik eğitim, ürün ve girdi fiyatlarının takibi, küçük ölçekli işletmelerin üretim ve fiyat alanında karşılaşabilecekleri sorunları önceden tespit ederek, geleceğe yönelik alınması gereken tedbirleri alacağız. 2020 yılı bitkisel ürün miktarının arttığı ve meraların optimum kullanıldığı bir yıl olacaktır. Bitkisel üretimimizi yaklaşık 125 milyon tona, sertifikalı tohum üretimimizi 1,2 milyon tona çıkaracağız” açıklamasında bulundu.

2020’de 10 adet yeraltı barajı yapılacak
Kısıtlı su kaynaklarından azami ölçüde yararlanabilmek için ilk etapta 100 adet yeraltı barajı ve suni besleme yeri tespit ettiklerini ifade eden Bekir Pakdemirli, “2020 yılında 10 adet yeraltı barajı yapmayı planlıyoruz. Atık suların yeniden kullanılması için çalışmalara başladık. Ülkemizde akarsular tarafından denizlere taşınan toprak miktarını 154 milyon tondan, 140 milyon tona düşüreceğiz. 841 olan baraj sayımızı 856’ya ve 177 milyar m3 olan depolama hacmini, 178 milyar m3’e çıkartacağız. 3 bin 105 adet olan sulama tesisini 3 bin 201’e çıkacağız. Böylece 52 bin hektar araziyi daha sulamaya açarak, sulanan arazileri 6.703.000 hektara yükseltip, çiftçimize yıllık toplam 390 milyon lira ek gelir artışı sağlayacağız. Tüm işlemleri e-devletten yapılabilir hale getireceğiz. Böylece birlik dernek aidatı ortadan kalkacak, çiftçi evden işlem yapacak, kamuda iş yükü azalacak. 854 olan e-Devlet hizmet sayımızı, 904’e çıkaracağız. 2020 yılında Bakanlık bütçemizin yüzde 54,5’ini oluşturan 21 milyar 968 milyon lirayı tarımsal destek olarak çiftçilerimize, üreticilerimize ödeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

Küçükbaşta hedef; 56 milyon baş
Küçükbaş hayvancılığına ilişkin bilgi veren Bekir Pakdemirli, “Küçükbaş hayvan varlığımızı ise sürü büyütme projesi kapsamında, sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek ve diğer projeler ile 56 milyon başa ulaştıracağız. Küçükbaş hayvanlardaki sayısal artış, büyükbaş hayvanlardaki üremeye bağlı kayıpların azaltılması ve etçi - kombine buzağılara ilave 250 lira destek ile kırmızı et üretimimiz 1,25 milyon tona çıkacak. Beyaz et üretimimiz de, 2,4 milyon ton olacak. Kırsal kalkınma destekleme programı kapsamında toplam 4,1 milyar lira tutarında yatırımı destekleyerek 16 bin yeni istihdam sağlayacağız. Tarıma dayalı sanayi bölgelerimizi artırarak, sanayi üretimine katkı sağlayacağız” dedi.

Elektrikli traktörün 2’nci prototipi üretilecek
Elektrikli traktörün ikinci prototipi üretileceği müjdesini veren Bakan Pakdemirli, “Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltmak ve çevreci yaklaşımları benimsemek için yüzde 100 yerli ve milli, 45 dakika şarj ile 7 saat aralıksız çalışabilen, çevre dostu ve sessiz Elektrikli Traktör Prototipini geliştirdik. Yeni dönemde elektrikli traktörün 65 HP’lik 2. prototipini ve kendi yürür ilaçlama makinesinin prototipini üreteceğiz” ifadelerini kullandı.
 
 
13.01.2020
Devamı

Pakdemirli: Türkiye Un Ve Makarna İhracatında Dünya Birincisi

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Mersin'de tarım ve orman sektör temsilcileriyle bir araya geldi.

"Söz sizde" sloganıyla düzenlenen "Tarım Orman Buluşmaları"ndaki konuşmasında, kentin önemli bir tarım merkezi olduğunu söyleyen Bakan Pakdemirli, 15 yıl aradan sonra 7 binden fazla paydaşın katılımıyla 3. Tarım Orman Şurası'nın düzenlendiğini ifade etti.

Türkiye'nin coğrafi işaretli ürün potansiyelinin 2 bin 500 olduğunu ve bu ürünlerin tanıtımını çok önemli bulunduğunu belirten Pakdemirli "Coğrafi işaret ve ürünlere hikaye ekleme önemli. İngiliz kraliyet ailesi hep çok konuşuluyor. Kraliyet ailesinden bir hanımefendi, hamileyken bizim Bursa'nın siyah incirini yiyor. Bugün o siyah incir, düne göre avro bazında 2-3 katına satılıyor" diye konuştu.
Türkiye'nin, coğrafi konumunun da önemli bir avantaj olduğuna işaret eden Bakan Pakdemirli "1,9 trilyon dolarlık tarımsal ticaret hacminin tam ortasında bulunuyoruz. Hatta dünyanın tam merkezindeyiz. Türkiye'nin konumu, dünyadaki birçok ülkeden çok daha iyi" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin 2002'de un ve makarna ihracatında dünya 11'inciliğinden, 2005'ten itibaren dünya birinciliğine yükseldiğini belirten Pakdemirli, tarımın, günlük hayatta ve siyasette speküle edilmemesi gereken bir konu olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

"Hep, 'Buğdaya Türkiye'yi muhtaç ettiniz' derler. Halbuki Türkiye, kabaca son 15-20 senedir 20 milyon ton buğday üretir, 20 milyon ton da tüketir. Türkiye'nin buğday ithalatı var mıdır? Vardır. İşte var olmasının sebebi Türkiye'nin un ve makarna ihracatında dünyada ilk sırada yer alması. Ne zamandır bir 'Demirperde' ülkesi olduk da Türkiye ithalat yapmayacak? Mersin'e soruyorum. Rahmetli Özal zamanında bir yandan da koruyarak muz ithalatını serbest bırakmasaydı bugün muzda bu noktaya gelebilir miydik? Kontrollü olduğu sürece ithalat, buğday ithalatı yapılabilir. Bunu nerede kullanıyorsunuz? Un ve makarna ihracatında. Türkiye, 21. yüzyılda, kendi içine kapanıklıklarının ve akıl tutulmalarının hepsini kırıp çok daha büyük ihracat yapan, çok daha büyük potansiyeli olan bir ülke olmak durumunda. Şunu da müjdelemek istiyorum. Birkaç yıl içerisinde Mersin artık sadece Türkiye'ye değil dünyaya muz ihraç eder konuma gelmiştir, gelecektir."
Türkiye'nin son 17 yıldaki tarımsal rakamlarına da değinen Bakan Pakdemirli,  bitkisel üretimin yüzde 20 arttığını, kırsal kalkınma alanlarında 200 bin istihdamının sağlandığını, tohum üretiminin 7 kat, tohum ihracatının da 9 kat yükseldiğini söyledi.

1.700'e yakın ürün, 195 ülkeye satıldığını ifade eden Pakdemirli "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içerisindeki çok kısa bir dönemde yüzde 100 yerli ve milli, 45 dakika şarjla 7 saat çalışabilen bir elektrikli traktör prototipini de geliştirdik. Bunda eğer seri üretime geçebilirsek ki çalışmalar sürüyor, çiftçimizin ve üreticimizin en önemli girdi kalemlerinden biri olan mazotun maliyetini yüzde 90 düşürmemiz mümkün olacak. Bu da Türk üreticisine farklı bir yön vermiş olacak. Bu traktörün dünyaya ihraç potansiyelini de unutmamak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Toplam desteklerin 2002 yılında 1,8 milyar lirayken 2019'da 9 kat artışla 16,1 milyar liraya çıkarıldığını kaydeden Pakdemirli, 2020'de tarımsal desteklerin tam yüzde 36 artışla 22 milyar liraya çıkarıldığını belirtti.

Mersinli çiftçilere son 17 yılda 1 milyar 760 milyon liralık tarımsal destek verildiğini belirten Pakdemirli, 2016-2018'de 582 projeye 17,5 milyon liralık destek sağlandığını dile getirerek, sulama konusunda önemli yatırımlar yapılan kentin, üretiminde birinci olduğu muz, limon, yeni dünya, çilek, erik gibi ürünlerin geliştirilmesi konusunda iş birliğini önemsediklerini belirtti.
Yurt genelinde yapılan "Geleceğe Nefes" kampanyasına da değinen Bakan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Biz orman teşkilatı olarak çalışkan bir teşkilatız. Zaten her yıl önemli ölçüde fidan dikiyoruz. Önemli olan bunu milletle, vatandaşla dikmekti. Bu konuda gerçekten çok önemli bir başarı elde ettik. Tabii ki bu başarı bizim değil, sizlerin başarısı. Millet bu projeye sahip çıktı. 11 milyon fidan programında 268 bin fidan dikimini Mersin'de yaptık. Bu o kadar güzel bir proje oldu ki bize de ilham verdi. Yeni yılda da bir tweet ile bu işi başlattım. Dedim ki 'Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkese birer fidan olmak kaydıyla 82 milyon fidan dikeceğiz.' Yine milletle, yine sizlerle beraber."
Yoğun çalışmaları neticesinde tarımsal kredi faizlerinin yüzde 12'den yüzde 9'a düştüğünü vurgulayan Bakan Pakdemirli "Yüzde 25 ile yüzde 100 oranında faiz sübvansiyonu sağladığımızı da hesap ettiğimizde bazı faiz oranları ortalama yüzde 5'e, 4,5'a, hatta sıfıra kadar inecek durumda." ifadesini kullandı.

Kentten, Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme kapsamında 23 proje başvurusunun geldiğini aktaran Pakdemirli, projelerin tamamına "kabul" verildiği bilgisini de paylaştı.
185 bin dekar araziyi sulayacak Pamukluk Barajı'nın inşaat çalışmalarının 2020'de tamamlanacağını da belirten Bakan Pakdemirli  "Anamur Alaköprü Sulaması'nın inşaat ihalesinin gelecek ay yapılacağını, Erdemli Karacaoğlan Göleti'nin inşaat çalışmalarına da bu yıl başlanacağını söyledi.
 
13.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli : KIRSALA 3 MİLYAR LİRALIK HİBE DESTEĞİ VERDİK

Bakanlık olarak kırsal kalkınmaya büyük önem verdiklerini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı kapsamında 2019 yılında 796 projeye 258 milyon Türk Lirası hibe verdik. Avrupa Birliği (AB) Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) kapsamında ise 2019’da 334,1 milyon lira kamu katkısı içeren yatırım faaliyete geçti” diye konuştu.

Kırsal kalkınmayı üretim ve insan odaklı bir bakış açısıyla ele aldıklarının altını çizen Bakan Pakdemirli “Kırsalda daha çok yatırım, üreticiye daha çok gelir, istihdama daha çok katkı amacıyla kırsal bölgelere yapılan yatırımları destekliyoruz. Bu yatırımların hayata geçmesiyle kırsaldan kente göçün önlenmesini, kadın ve gençlerimizin iş hayatında daha fazla yer bulmasını hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

2006-2019 ARASI KIRSALA 3 MİLYAR LİRALIK HİBE

Bu hedefler doğrultusunda geçtiğimiz yıl Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme Programı kapsamında 796 projeye 258 milyon Türk Lirası hibe verdiklerini ifade eden Bakan Pakdemirli “Program kapsamında 2006-2019 yılları arasında ise 11.073 adet projeye toplamda 3 milyar lira hibe desteği verdik” dedi.

97 BİN İSTİHDAM SAĞLANDI

Uygulanan bu 11.073 projenin 5.611 adedinin yeni tesis olduğunu da söyleyen Pakdemirli “4.777 adedi kapasite artırımı ve teknoloji yenileme, 685 adedi ise tamamlama projesidir. Vermiş olduğumuz bu hibeler sayesinde 97 bin istihdam sağlanmıştır” açıklamasını yaptı.

2019’DA IPARD KAPSAMINDA 334,1 MİLYON LİRA KAMU KATKISI

Diğer yandan Avrupa Birliği (AB) Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) kapsamında 2019 yılı içerisinde 334,1 milyon lira kamu katkısı içeren yatırımın da tamamlandığını belirten Bakan Pakdemirli “Verilen bu katkı ile 2019’da 1.246 adet tarımsal işletme faaliyete geçti. Faaliyete geçen bu tarımsal işletmeler ile 3 bin kişiye istihdam sağlandı” diye konuştu.
Bakan Pakdemirli, IPARD kapsamında 2011-2019 yıllarında ise 3 milyar 952 milyon lira kamu katkısı içeren yatırımın tamamlanarak, 13 bin 366 işletmenin faaliyete geçtiğini ve 66 bin kişiye istihdam sağlandığını sözlerine ekledi.​
 
 
10.01.2020
Devamı

Bitki Koruma Ürünleri Bayilik ve Toptancılık Sınavı Ankara'da Yapılacak

Bitki koruma ürünleri bayilik ve toptancılık sınavı, 11 Nisan tarihinde Ankara’da yapılacak.
Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü ile Ankara Üniversitesi Sınav Yönetim Merkezi (ASYM) arasında imzalanan protokol çerçevesinde, bitki koruma ürünleri bayilik ve toptancılık sınavı, ASYM tarafından yapılacak.
 
Sınav, 11 Nisan 2020 tarihinde Ankara’da yapılacak.
 
Bitki Koruma Ürünlerinin Toptan ve Perakende Satılması ile Uygulanması Hakkında Yönetmelik gereği sınava; ziraat mühendisi, eczacı, kimya mühendisi, kimyager, bitki sağlığı ile ilgili dersleri alarak mezun olmuş tekniker veya ziraat teknisyenleri girebilecek.
 
Sınava girmek isteyen adaylar, 13-30 Mart tarihleri arasında https://aday.ankara.edu.tr internet adresi üzerinde başvuru yapabilecek.
 
Sınav giriş belgeleri ile sınav sonuçlarına da aynı internet adresi üzerinden ulaşılabilecek.
 
 
10.01.2020
Devamı

Gıda Fiyat Endeksi 6 yılın zirvesini gördü

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nden (FAO) yapılan açıklamaya göre, uluslararası pazarlarda tahıl, bitkisel yağ, süt ürünleri, et ve şekerden oluşan 5 ana gıda maddesinin fiyatlarının ve ticaretinin takibiyle ölçülen Gıda Fiyat Endeksi, Aralık 2019'da bir önceki aya göre yüzde 2,5 artarak 181,7 puana ulaştı. Bu yükselişte bitkisel yağ fiyatlarındaki artış etkili oldu.

Bu değerle Gıda Fiyat Endeksi, Aralık 2014'ten bu yanaki en yüksek seviyesine çıktı.

Endeks, 2019 genelinde bir önceki yıla göre yüzde 1,8 artış göstererek 171,5 puan seviyesine geldi.

Bitkisel Yağ Fiyat Endeksi, Aralık 2019'da bir önceki aya göre yüzde 9,4 artarken, Şeker Fiyat Endeksi yüzde 4,8 yükseldi.

Süt Fiyat Endeksi söz konusu dönemde aylık yüzde 3,3, Tahıl Fiyat Endeksi yüzde 1,4 artış kaydetti. Et Fiyat Endeksi ise değişim göstermedi.
 
10.01.2020
Devamı

Çiftçi borçları yapılandırılıyor mu?


2019 yılını kötü geçiren çiftçi umutla hükümetten borçların yapılandırılmasını bekliyor.

Konu ile ilgili birçok kesimden çiftçi borçları yapılandırılsın diye sesler yükselmeye başladı.

Hükümetin en önemli ismi olan Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak çiftçileri sevindirecek haber verdi.
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Ak Parti Sivas il teşkilatını ziyareti sırasında iş dünyası ile bir araya gelerek çiftçilere müjdeyi verdi.

Bakan Albayrak çiftçilere ilişkin yüzde 9 faizle 5 yıla kadar çiftçi borçlarının yapılandırılacağının müjdesini verdi.
 
 
 
09.01.2020
Devamı

Markette Fiyatı En Çok Yükselen Ürün

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar Aralık ayı marketteki ürün artışlarını değerlendirdi. Aralık ayında fiyatı artan en çok kurusağan olurken fiyatı en çok düsen ürün ise kabak oldu.  Bayraktar, basın toplantısında, Aralık ayı ve 2019 yılı fiyatlarındaki değişimleri de açıkladı.
Aralık ayında markette, 42 ürünün 29’unda fiyat artışı, 10’unda fiyat azalışı, üreticilerde ise 34 ürünün 20’sinde fiyat artışı, 5’inde ise fiyat azalışı meydana geldiğini belirten Bayraktar, “Markette 3, üreticide 9 üründe fiyatlar değişmedi. Yaptığımız tespitlere göre, Aralık ayında fiyatı en fazla artan ürün, marketlerde kuru soğan, üreticilerde ise patlıcan olurken, hem marketlerde hem de üreticilerde fiyat düşüşünde ilk sırayı kabak aldı” diye konuştu.

Aralık ayında market fiyatlarında kuru fasulye, zeytinyağı, toz şeker fiyatında değişim görülmezken, fiyat düşüşünün, yüzde 16,59 ile en fazla kabakta meydana geldiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:

“Kabaktaki fiyat düşüşünü, yüzde 16,02 ile sivri biber, yüzde 4,77 ile fındık, yüzde 2,69 ile kuru üzüm izledi.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 42,56 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 40,2 ile patlıcan, yüzde 33,66 ile mandalina, yüzde 25,14 ile yeşil soğan, yüzde 21,83 ile domates izledi.

Aralık ayında üretici fiyatlarında, maydanoz, kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru incir fiyatında değişiklik olmazken, kabak yüzde 35,97 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürün oldu.

Kabaktaki fiyat düşüşünü, yüzde 20,87 ile elma, yüzde 6,73 ile limon, yüzde 5 ile lahana, yüzde 2,99 ile sivri biber takip etti.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 135,71 ile patlıcanda görüldü. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 124 ile kuru soğan, yüzde 66,1 ile mandalina, yüzde 62,6 ile yeşil soğan, yüzde 39,34 ile domates izledi.

Aralık ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı 354,67 ile en fazla kuru incirde görülürken, kuru kayısıda yüzde 354,67, lahanada yüzde 287,72, sütte yüzde 250,98, nohutta yüzde 248,44, portakalda yüzde 239,65, pırasada yüzde 238,29 oldu.

Kuru incir ve kuru kayısı 4,5 kat, lahana 3,9 kat, süt ve nohut 3,5 kat, portakal ve pırasa 3,4 kat fazlaya tüketiciye satılmaktadır.
Bugün üreticide 13 lira olan kuru incir markette 59 lira 13 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 45 lira 47 kuruşa, 48 kuruş olan lahana 1 lira 84 kuruşa, 2 lira 4 kuruş olan süt 7 lira 16 kuruşa, 2 lira 89 kuruş olan nohut 10 lira 7 kuruşa, 1 lira 19 kuruş olan portakal 4 lira 3 kuruşa, 1 lira 23 kuruş olan pırasa 4 lira 14 kuruşa satılıyor.
Görüldüğü gibi üretici ile market fiyatları arasındaki tutarsızlık sürüyor. Bu durum sürdürülemez. Devam ederse, önünde sonunda çiftçimizin üretimden kaçınmasıyla sonuçlanır. Çiftçimiz istikrarlı bir gelir elde etmeli, tüketicimiz de makul fiyatlarla ürün tüketebilmelidir. Mevcut durumdan hem çiftçimiz hem de tüketicimiz mağdurdur.

Patlıcan, domates ve salatalıkta arz örtü altından sağlanmaktadır. Hava sıcaklıklarındaki düşüş ile birlikte olgunlaşmanın gecikmesi arzı yavaşlatmış, fiyatlarda artış yaşanmıştır.
Kuru soğanda geçen yıla göre rekoltede yaşanan artış ile birlikte üreticilerimiz pazarlama sorunları yaşamış, fiyatlar 63 kuruş seviyesine düşmüştü. Aralık ayında Hindistan’ın ülkemizden soğan alımı ile birlikte fiyatlarda artış yaşandı. Ancak iç piyasada ürün sıkıntısı yaşanmaması için ihracat durduruldu.

Mandalinada geçen yıla göre rekoltedeki düşüşün arzı daraltması nedeniyle fiyatlar artmıştır. Portakalda da rekoltedeki düşüş nedeniyle fiyatlarda artış görülmüştür.
Yeşil soğan ve marulda mevsim itibarıyla hasat edilen ürün miktarındaki azalma fiyatları artış yönünde etkiledi.

Havuç, ıspanak, pırasa ve karnabahar gibi kış sebzelerinde de kış koşulları fiyat artışında etkili oldu. Ispanakta tüketimin normale dönmeye başlaması da fiyatları artırdı.
Fiyatı düşen ürünlere baktığımızda kabakta ihracatın yavaşlaması fiyat düşüşünde etkili olurken, limon çeşitlerinin hasadının çakışması, lahanada ise hasat dönemi olması fiyata yansıdı.
 
09.01.2020
Devamı

TAGYAD 3. Olağan Genel Kurulunu Gerçekleştirdi

Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) 3. Olağan Genel Kurulunu Ankara'da yaptı
Türkiye'nin tarım, gıda ve ormancılık alanında tek medya sivil toplum kuruluşu olan Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) 3. Olağan Genel Kurulunu Ankara'da Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Genel Merkezinde gerçekleştirdi. Dernek üyeleri ile birlikte çok sayıda sektör temsilcisinin de katıldığı toplantıda mevcut başkan İsmail Uğural üç yıllık bir dönem için yeniden seçildi. 
 
 
Genel Kurul sonrası yazılı bir açıklama yapan, TAGYAD Yönetim Kurulu Sekreter Üyesi Buket Sakmanlı Apaydın;
"Geçen dönemde arkadaşlarımızın ortak ve başarılı çalışmaları sonucunda birçok projeye imza atıldı. Yeni dönemde çıtayı daha da yukarı çıkarmak istiyoruz. Ses getirecek yeni projelerimiz var. Hemen önümüzdeki günlerde, 'Tarım Gazeteciliği'ni tartışmaya açacak bir çalıştay düzenliyoruz. Bundan böyle sektör temsilcileri ve akademisyen dostlarımızla daha yakın bir iş birliği içinde olacağız.
Planladığımız bir diğer faaliyet ise; Tarımsal Yayımcılığı Ulusal Basın Sektörü ile paylaşmak, tartışmak olacak. Tarımda, doğru bilinen yanlışlar ve konu uzmanı olmayan kişilerin değerlendirmeleri ana sorunumuz. Bu konunun çözülmesi yolunda atacağımız adımları yakın zamanda paylaşacağız.
Yine, son dönemde ortaklaşa programlar yürütmekte olduğumuz Uluslararası Tarım Gazetecileri Federasyonu (IFAJ) ile yeni etkinliklerde bir arada olacağız.
 
Başta Genel Kurulumuza ev sahipliği yapan ZMO Genel Başkanı Özden Güngör olmak üzere, Tarım ve Gıda Etiği Derneği (TARGET) Başkanı Prof. Dr. Cemal Taluğ, TARMAKBİR Başkanı Şenol Önal, BALDER Başkanı İsfendiyar Üzümcü, TARGET Yönetim Kurulu Üyesi Petek Ataman, TARMAKBİR Genel Sekreteri Selami İleri ve bizi yalnız bırakmayan tüm dostlarımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz” dedi.
 
 
Apaydın, TAGYAD'ın yeni seçilen Yönetim ve Denetim Kurulları hakkında şu bilgileri verdi:
 
Yönetim Kurulu:
 
1.   İsmail Uğural, Başkan, Yazar- TV Programcısı
2.   Dr. Erhan Ekmen, Başkan Yrd., Yazar- Tarımsal Yayım Uzmanı
3.   Buket Sakmanlı Apaydın, Sekreter Üye, Zir. Müh.- Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) Basın Danışmanı
4.   Assiye Yıldırım- Tarımsal Yayım Uzmanı
5.   Umut Özdil, Çiftçi TV Program Yapımcısı- Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Basın Danışmanı
 
Denetim Kurulu:
 
1.   Mehmet Efe, Başkan, Ziraat Mühendisi- TV Programcısı
2.   Cengiz Bostancı, Ziraat Mühendisi- Tarımsal Yayım Uzmanı
3.   Muhammet Oluklu, Tarım Yazarı- Anadolu İzlenimleri Dergisi Genel Yayın Yönetmeni
 
 
09.01.2020
Devamı

Bayraktar : Patateste Arz Fazlası Dikkate Alınmalı


TZOB Başkanı Bayraktar, düzenlediği basın toplantısında, milli gelirin yüzde 5,8'ini karşılayan tarımın, 2019 yılının ocak- eylül döneminde yüzde 3,7 büyüdüğünü söyledi. Bayraktar, “Çiftçimiz, 83 milyon ülke nüfusunun, 5 milyonu aşkın sığınmacı, mülteci ve yabancının, 45 milyonu aşkın turistin gıda güvencesini sağlamıştır. Her şeye rağmen esas itibarıyla verimliliğe dayalı bitkisel ve hayvansal üretimdeki artış, büyüme rakamlarına olumlu yansımıştır" diye konuştu. 

Gübre Takip Sistemi'ni desteklediklerini belirten Bayraktar, "Bu sistemin getirdiği maliyet, gübre fiyatlarını artırmadan çözülmelidir. Son günlerin önemli gündem konularından biri olan elektrikli traktör ve otomobil konusuna da değinmek istiyorum. Bilindiği gibi çiftçimizin en önemli maliyet unsurlarından biri mazottur. Elektrikli araçlar bu maliyeti önemli oranda düşürecektir. Yalnız bu konuda önemli bir sorun akü bedelidir. Devlet akü desteği verirse elektrikli traktör, tarımımız açısından önemli gelişme olacaktır" dedi. 

Aralık ayında fiyatı en fazla artan ürünün, marketlerde kuru soğan, üreticilerde ise patlıcan olduğunu dile getiren Bayraktar, "Hem marketlerde hem de üreticilerde fiyat düşüşünde ilk sırayı kabak aldı. Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 42,56 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 40,2 ile patlıcan, yüzde 33,66 ile mandalina, yüzde 25,14 ile yeşil soğan, yüzde 21,83 ile domates izledi. Görüldüğü gibi üretici ile market fiyatları arasındaki tutarsızlık sürüyor. Bu durum sürdürülemez. Çiftçimiz istikrarlı bir gelir elde etmeli, tüketicimiz de makul fiyatlarla ürün tüketebilmelidir" diye konuştu. 

“PATATESTE ARZ FAZLASI DİKKATE ALINMALI”

Patates fiyatlarının, 2019'da üretim artışı nedeniyle düşük seyrettiğini kaydeden Bayraktar, bunun üzerine Milli Savunma Bakanlığı'nın kışlalarda patates tüketiminin artırılmasına yönelik taleplerine olumlu cevap verildiğini hatırlattı. Bayraktar, "İç talepte patates tüketimini artırıcı yönde düzenleme yapılmasının milli ekonomiye katkı sağlayabileceğini değerlendiren bakanlık, bu kapsamda kuvvet komutanlıklarına yemek listelerinde patates tüketiminin artırılması yönünde teşvik edici talimat verdi. Sağlık Bakanlığı'mız ise yazımız üzerine taşra teşkilatlarına gerekli duyuruyu yaptığını ve ayrıca merkez teşkilatında yemek menüsünde patates kullanımına özen gösterileceğini bildirdi. Kuru soğan ve tohumluk hariç patates ihracatının izne bağlanması özellikle patates üreticimizi olumsuz etkileyebilir. Kuru soğanda üretim yeterli olsa da patateste bir arz fazlası olduğu göz önüne alınmalı. Patates ihracatındaki izin uygulaması kaldırılmalıdır" dedi. 
TZOB Başkanı Bayraktar, son yıllarda hem büyükbaş hem küçükbaş sayılarında artış görüldüğüne değinerek, şunları kaydetti:

"Büyükbaş hayvan sayısı 2019 yılında 17,3 milyondan 18,3 milyona, küçükbaş hayvan sayısı 47,4 milyondan 49,8 milyona çıkmıştır. Yalnız kırmızı etteki sorunumuz devam etmektedir. 2019 yılının son dönemi besiciler için sıkıntılı geçmiştir. Et ve Süt Kurumu'nun depolarında et stokları oluşmuş, bu ürünün ihracat yolları aranmıştır. Diğer taraftan süt üretimimiz sürekli artmaktadır. Bu durum süt hayvancılığımız açısından olumlu bir gelişmedir. Ancak sanayiye aktarılan sütte aynı oranda bir artış görülmemektedir. Süt sektörü, kırmızı et açısından çok önemlidir. Çünkü besiye alınan materyal oradan gelmektedir. Sütte istikrar olmadan, kırmızı ette istikrar olmaz. Ülke hayvancılığı ancak ve ancak iç üretim geliştirilerek sağlanabilir."
 
 
09.01.2020
Devamı

Hatay’da Tarım Arazilerini Su Bastı

Hatay'da Amik Ovası'nda, yaklaşık iki haftadır aralıklarla süren sağanakların ardından oluşan taşkınlar nedeniyle bazı tarım arazileri sular altında kaldı.

Hatay'da Amik Ovası'nda, yaklaşık iki haftadır aralıklarla süren sağanakların ardından oluşan taşkınlar nedeniyle bazı tarım arazileri sular altında kaldı.

Kentte yaklaşık iki haftadır aralıklarla devam sağanağın ardından, Antakya ilçesinde Amik Ovası'ndan geçen sulama kanalının bazı bölümlerinde taşkınlar meydana geldi.
Bazı tarım arazilerinin sular altında kaldığı Aşağıoba Mahallesi'nde çok sayıda evin bahçesi ile ahırlarını su bastı.

Mahalle sakinlerinden Osman Sönmez, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da buğday tarlasının su altında kaldığını söyledi.

Suyun bazı evlere kadar girdiğini belirten Sönmez, yetkililerden çözüm beklediklerini ifade etti.


 
08.01.2020
Devamı

Türkiye Ve Avrupa’nın En Büyük Barajında Su Tutulmaya Başlandı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Dicle Nehri üzerinde yapılan ve Silindirle Sıkıştırılmış Beton (RCC) tipine göre Türkiye ve Avrupa'nın en büyük barajı olan Çetin Barajı'nın tamamlanarak su tutulmaya başlandığını söyledi.

Siirt'in Şirvan ve Pervari ilçeleri sınırları içerisinde bulunan ve Dicle Nehri'nin en büyük kolu olan Botan Çayı üzerinde yer alan Çetin Barajı'nın 165 metre yüksekliğe sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

"Projenin inşaat çalışmaları 2011 yılında başladı. Baraj rezervuarında 615 milyon metreküp su depolanacak. 37 kilometre uzunluğunda ve 12 kilometre alanında bir gölalanı oluşacak"
Çetin Barajı ve HES'in 2020 yılının ilk çeyreğinde enerji üretmeye başlayacağının planlandığını vurgulayan Pakdemirli "Barajın işletmeye alınması ile birlikte toplam kurulu gücü 420 MWh olan barajdan yılda 1 milyar 174 kwh enerji üretilecek, milli ekonomiye yılda yaklaşık 500 milyon TL katkı sağlanacak" açıklamasını yaptı.

Bakan Pakdemirli, yerli ve yenilenebilir enerjinin payının artırılması bakımından son derece önemli olan bu barajın tamamlanarak milli ekonomiye katkı verir duruma gelmesinin, ülkemizdeki enerji kaynaklı dış ticaret açığına olumlu yönde etki yapacağını da sözlerine ekledi.
 
08.01.2020
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Patates ve Soğan İçin Ön İzin Açıklaması

Tarım ve Orman Bakanlığınca, kuru soğan ve patates ihracatının ön izne bağlanmasına ilişkin, "Bu karar, ihracata herhangi bir yasaklama getirmemiş olup, ülkemizin üretim, tüketim, stok, ihtiyaç ve yurt içi-yurt dışı piyasa fiyatlarının düzenli takip edilerek, söz konusu ürünlerin ihracatının ön izne bağlanmasını içermektedir" ifadeleri kullanıldı.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlanan "İhracatı Yasak ve Ön İzne Bağlı Mallara İlişkin Tebliğ" ile kuru soğan ve patates (tohumluk hariç) ihracatının ön izne bağlı mallar listesine eklendiği bildirildi.

Açıklamada, alınan bu kararın, ihracata herhangi bir yasaklama getirmediği vurgulanarak, "Karar, ülkenin üretim, tüketim, stok, ihtiyaç ve yurt içi-yurt dışı piyasa fiyatlarının düzenli takip edilerek, söz konusu ürünlerin ihracatının ön izne bağlanmasını içermektedir. Söz konusu iki üründe 2019 yılı üretimlerimiz bir önceki yıla göre artış göstermiş ve ülke ihtiyacımızı karşılayacak seviyelere ulaşmıştır." değerlendirmesinde bulunuldu.

"TÜKETİCİ FİYATLARI DALGALANMASIN DİYE"
Özellikle kuru soğanda en büyük üretici ve ihracatçı kimi ülkelerde bu yıl iklimsel olumsuzluklardan kaynaklı yaşanan üretim düşüşü ve ithalat talebinin yurt içi ve dışı piyasaları etkilediğine dikkati çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Patateste de aynı durumun yaşanmaması ve ihracat nedeniyle ülkemizde arz açığı oluşmaması, tüketici fiyatlarında dalgalanma yaşanmaması amacıyla ihracat ön izne bağlanmıştır. Piyasalar, Bakanlığımızca yakından takip edilmekte olup, gerektiğinde ülke menfaatleri ile üretici ve tüketiciyi koruyacak tedbirler hızla alınmaktadır, alınmaya devam edecektir.”
 
 
 
08.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli, Mehmet Akif Ersoy'u Anma Programına Katıldı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli İzmir'de Tarihi Havagazı Fabrikasında düzenlenen Mehmet Akif Ersoy'u anma programına katıldı. Burada konuşan Pakdemirli, Mehmet Akif Ersoy'un Türk istiklalini ihya, Türk istikbalini inşa eden bir vatan şairi olduğunu söyledi.

Mehmet Akif Ersoy'un mücadelelerle dolu bir hayatı olduğunu vurgulayan Pakdemirli, şöyle konuştu:

"Onun hayatı, yokluklar içinde verilmiş bir varlık savaşıdır. Ekseriyetle biz Akif'e İstiklal Şairi deriz. Fakat Akif bundan daha fazlasıdır. O yalnızca bir vatan şairi değil, aynı zamanda bir vatan bilgesidir. Vatan nasıl vatan olur, vatana nasıl sahip olunur, bunu anlamış ve anlatmıştır. Hatta vatan nasıl sevilir, bunu da o öğretmiştir. Zira vatanımızı senelerdir onun dizeleriyle seviyoruz."

Mehmet Akif Ersoy'un Halkalı Baytar ve Ziraat Mektebi adını taşıyan veteriner fakültesinden birincilikle mezun olduğunu hatırlatan Pakdemirli, aynı zamanda da ilk memuriyetinin de eski ismi Orman, Maden ve Ziraat olan Tarım ve Orman Bakanlığında olduğunu ifade etti.

Mehmet Akif Ersoy'un, "Asım'ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek, işte çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek." mısralarını hatırlatan Pakdemirli, şöyle devam etti:

"Bu mısraların ispatı bugündedir, günümüzdedir. Ben inanıyorum ki o nesil sizlersiniz, gençlerimizdir. Ben inanıyorum ki Asım'ın nesli daima meydandadır, er meydanındadır ve meydanları boş bırakmayacaktır. Asım'ın nesli bu milletin namusudur, namlusudur. Bu nesil bu namusu çiğnetmemiştir, çiğnetmeyecektir evelallah."

Pakdemirli, AK Parti'de en önemli görevin parti üyeliği olduğuna işaret etti.

Parti üyeliğinin en şerefli görev olduğunu vurgulayan Pakdemirli, "Diğer bütün görevler hepsi geçici. Ben yarın gene İzmir'e bakanlık görevi bittikten sonra geleceğim ama en şerefli olarak omzumda taşıdığım AK Parti üyeliğimle partime nefer olarak hizmet etmeye devam edeceğim." şeklinde konuştu. 

Türkiye'nin zorlu bir coğrafyada yer aldığını ancak 2 trilyon dolar gayrisafi milli hasılaya sahip olduğunu vurgulayan Pakdemirli, ülkenin 21. yüzyılda dünyanın ve bölgenin zenginliğinden daha fazla almaya aday olduğunu dile getirdi.

Programda ayrıca şair ve yazar Serdar Tuncer, Mehmet Akif Ersoy'un şiirlerinden örneklerle sunum gerçekleştirdi.

Bakan Pakdemirli, gençlerle yerde mindere oturarak sunumu izledi. 

07.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı Toplantısına Katıldı

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, III. Tarım Orman Şûrası’nın ilk eylem planı olan ve Antalya’da düzenlenen ‘Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı Toplantısı’na katıldı.
 
50.000’i aşkın fikir, plan ve proje sonrası şekillenen Şura kararları için yol haritasının belirlenmeye başladığını belirten Bakan Pakdemirli, Hayvancılık konusunun da Şura’da değerlendirilen ana başlıklardan olduğunu ve bugün itibariyle yol haritasının paylaşımına başladıklarını ifade etti.
 
Tarım Orman Sektöründe Avrupada İlk Sıralardayız
 
Bakan Pakdemirli, Türkiye’nin güçlü bir Tarım Orman sektörü olduğuna dikkati çekti; ‘‘Tarım Orman sektöründe; Avrupa’da ilk sıralarda, dünyada ise ilk 10’dayız. Avrupa’da Büyükbaş hayvan varlığında 2. Sırada, Küçükbaş hayvan varlığında ise ilk sıradayız! Bakanlık olarak biz, küçükbaş hayvancılığın geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız kapsamında; son 17 yılda, hayvancılık sektörümüze, 33 milyar lira hibe desteği sağladık! 2019 yılında küçükbaş hayvan varlığımızı, 50 milyon başa çıkardık! Bununla birlikte, küçükbaş süt üretimimizi 2,3 kat artırarak, 867 bin tondan 2 milyon tona çıkardık. Toplam küçükbaş et üretimimizi %21,2’lik artışla, 94 bin tondan 114 bin tona çıkardık’’ diye konuştu.
 
Desteklerle, Hayvancılık Gelişmeye Devam Edecek
 
Bakan Pakdemirli gelinen noktada, verilen desteklerin payının büyük olduğunu belirtti ve rakamlarla bu desteklerden örnekler verdi; ‘‘2006 yılında, 286 bin baş anaç koyun keçiye 1,4 Milyon Lira destek verilirken, 2018 yılında destekleme ödemesi yaptığımız anaç koyun keçi sayısını 22 milyon başa, destekleme miktarını ise 540 Milyon Liraya ulaştırdık. Damızlık Koç Teke Yatırımlarının Desteklenmesi Projesi ile damızlık koç tekelerin taban sürülerde kullanımının yaygınlaştırılması amacıyla; proje kapsamındaki, Tokat, Manisa, Konya ve Bingöl illerinde birliklerimizce yapılan damızlık koç teke yatırımlarına yatırım bedelinin %50 si oranında destekleme ödemesi yaptık. Bu işletmelerden koç teke temin eden yetiştiricilerimize de aldıkları koç teke başına % 50 hibe karşılığı destekleme ödemesi gerçekleştirdik. İnşallah bu proje ile 2020 yılı başında, Eskişehir ve Elazığ illerimizde de, % 50 hibe ödemesi yapacağız. Ayrıca projenin, 2022 yılına kadar uzatılmasına ilişkin çalışmalarımız da devam etmektedir. Koyun ve Keçi Yetiştiriciliğini Geliştirme Projesi ile 2018 yılında, 30 ilde 1.835 yetiştiriciye, 2.393 baş damızlık koç ve teke dağıtık. Küçükbaş Çiğ Süt Desteği kapsamında da; 2019 yılı ilk 8 ayında, 139 bin ton küçükbaş sütü için 21 Milyon Lira çiğ süt destekleme ödemesi yaptık. Sürü Yöneticisi (Çoban) İstihdam Desteği ile; işletmelerimizin çoban istihdamını artırması için eğitim ve destek projesi yürütüyoruz. Bu kapsamda; 2019 yılında; 67 ilde sürü yöneticisi istihdamı yapan 7.039 işletmeye, 35,2 Milyon Lira destek ödemesi gerçekleştirdik.’’
 
Halk Elinde Küçükbaş Hayvan Islahı Ülkesel Projesinin küçükbaşlarda 21 koyun ve 6 keçi ırkında uygulandığını da hatırlatan Bakan Pakdemirli, bu proje sayesinde Üniversite, Damızlık Koyun Keçi Yetiştirici Birlikleri ve Kamu iş birlikteliğinin de sağlanmış olduğunu ve bu projeden elde edilen damızlıkların daha iyi fiyattan satılarak, yetiştiricilerin gelirlerinde artışın sağlanmasına da vesile olduğunu söyledi.
 
Son 17 yılda ORKÖY kapsamında; Besi Koyunculuğu ve Süt Koyunculuğu Projelerinde toplam 13.500 aileye 484 milyon lira kredi ve hibe desteği verildiğini de belirten Bakan Pakdemirli, Genç Çiftçi Projelerinin Desteklenmesi Programı kapsamında ise;
10.298 küçükbaş hayvancılık projesi ile genç çiftçilere toplam 373 bin küçükbaş hayvanın ayni olarak hibe edildiğini ifade etti.
 
 
17 Yılda 5,9 Milyar Lira Yem Bitkileri Destekleme Ödemesi Yapıldı
 
Hayvancılıkta, girdi maliyetleri içerisinde, kaba yem maliyetlerinin, önemli bir paya sahip olduğunu belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda verilen desteklere de değindi; ‘‘Yem bitkileri desteklemeleri kapsamında; 2002 yılında, 35,6 Milyon Lira destek verirken, 2019 yılında, bu destekleme miktarını 24 kat artırarak, 850 Milyon Liraya çıkardık. Ve böylelikle; son 17 yılda, 5,9 Milyar Lira yem bitkileri destekleme ödemesi yaptık’’ dedi
 
Bakanlıkça, 2019 yılı itibariyle mera varlığımızın; 11,7 milyon hektar alanında tespit, 8 milyon hektar alanında tahdit ve 4,9 milyon hektar alanında tahsis çalışmasının tamamlandığını ve 1 milyon hektar alanda da mera ıslah ve amenajman projesi uygulandığını da belirtti Bakan Pakdemirli.  
 
 
Bakan Pakdemirli, ülkemizin Canlı Koyun-Keçi İhracatı kapsamında 2019 yılında; Azerbaycan, Katar, Sudan, Irak ve Lübnan olmak üzere, toplam 5 ülkeye, 141 bin küçükbaş hayvan ihraç ettiğini de açıkladı.
 
‘‘2020 Yılında 22 Bin Baş Damızlık Dağıtımı HEDEFLİYORUZ’’
 
Küçükbaş hayvancılıkta verilen destekleri ve gelinen noktayı anlatan Bakan Pakdemirli, TİGEM aracılığıyla Damızlık Koyun Yetiştiriciliğine verilen desteklere de değindi.  Pakdemirli; ‘‘9 işletmede, 10 ırk ile damızlık koyun yetiştiriciliği yapıyoruz. Evet, 2002’de 71 bin baş olan damızlık koyun varlığını, 2019 yılında 183 bin başa çıkardık. 2020 yılında da 225 bin başa çıkarmayı hedefliyoruz. Son 17 yılda, toplam 195 bin baş damızlık koyun dağıtımı gerçekleştirdik. İnşallah bu yıl da 22 bin baş damızlık dağıtımı hedefliyoruz’’ dedi.
 
2019 yılında uygulamaya konulan sürü büyütme ve yenileme desteği kapsamında, bir önceki yılda doğan kuzu ve oğlaklardan anaç vasfına ulaşan ve ilk defa sürüye katılan hayvan başına 100 Lira destekleme yapılacağını söyleyen Bakan Pakdemirli, hayvan ıslahı kapsamında da ata mirası kadim ırkların ıslah edilmesi, ekonomik değer taşıyan ve tescili yapılan koyun keçi ırklarının ıslahı ve korunması için de soy kütüğü ve verim kayıtlarının tutulmasına yakın bir zamanda başlanacağını belirtti. Islah programı kapsamında; soy kütüğü kaydı tutulan koyun keçi başına 100 Lira; soy kütüğünden doğan damızlık koç-tekeleri kullanan yetiştiricilere de koç teke başına 500 Lira destekleme ödemesi yapılacak.
 
 
Önümüzdeki döneme ilişkin hedefleri de açıkladı Bakan Pakdemirli.
Koyun ve Keçi Yetiştiriciliğini Geliştirme Projesini 2020 yılında, 45 ilde uygulamayı planladıklarını da ifade eden Bakan Pakdemirli, Sürü Yöneticisi (Çoban) İstihdam Desteğinden daha fazla yetiştiricimizin faydalanması için sürü büyüklüğünün 200 baştan 100 başa düşürüldüğünü ve bu sayede işletme sayısını 10 bine çıkararak,
50 Milyon Lira destekleme ödemesi yapacaklarını açıkladı.
 
Hedefimiz, Et Üretiminde Küçükbaş Payını %20’nin Üzerine Çıkarmak
 
Önümüzdeki dönemde, toplam kırmızı et üretiminde küçükbaş eti üretim payını, %10’dan %20’nin üzerine çıkarmayı hedeflediklerini de anlatan Bakan Pakdemirli, bunun yanı sıra, 2023 yılına kadar, bütçe ve bütçe dışı imkânlarla, 2 milyon hektar alanı daha sulamaya açmayı hedeflediklerini de söyledi. Pakdemirli; ‘‘Böylece yem bitkisi üretimini arttırarak, yetiştiricimizin ihtiyacı olan kaba yemi tedarik etmiş olacağız. Ayrıca bana göre; kırsal üretim, hâlâ istihdam için doğru adrestir ve hayvancılık sektörünün bu sebeple de özel bir önemi vardır. Doğru politikalar, küçük doğru dokunuşlar, doğru organizasyonlar ile 2023 yılına kadar, inanıyorum ki ülke küçükbaş hayvan varlığımızı nüfusumuz kadar arttıracağız’’ dedi.
 
Bakan Pakdemirli, geçtiğimiz yıl çokça yaşanan ve çobanlarımız ile hayvanlarımızın büyük zarar gördüğü yıldırım düşmesi olaylarına karşı da Çiftçi ve çobanlara uyarıda bulunarak, ‘‘Kuvvetli meteorolojik olaylardan korunmak için ‘Meteorolojinin Sesi Radyosu’ nu dinlemelerini, cep telefonlarında MGM Mobil ve “Tarımsal Hava Tahmini” uygulamalarımızı kullanmanızı tavsiye ediyorum. Ülkemizin en köklü radyosu olan,
Meteorolojinin Sesi Radyosu ile hayvanlarınızı otlatmaya gitmeden, yaylalara çıkmadan önce anlık hava durumundan haberdar olabilirsiniz’’ dedi.
 
 
06.01.2020
Devamı

Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı Toplantısı Başladı

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliğinin 3’üncü Tarım ve Orman Şurası Küçükbaş hayvancılığı güçlendirme eylem planı toplantısı Antalya da Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin katılımları ile başladı.




Çobanların karşılaması ile başlayan toplantı Antalya da  3 gün süre ile  devam edecek.



Açılış konuşmasını yapan  TÜDKIYEB Genel Başkanı Nihat ÇELİK, “Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz” dedi.
 
 Başkan Çelik Konuşmasına şöyle devam etti: “  Merkez Birliğimizce düzenlemiş olduğumu 3. Tarım Orman Şurası Küçükbaş Hayvancılığı Güçlendirme Eylem Planı toplantımızın küçükbaş hayvancılığımız için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sağlıkla mutluluğun kucaklaştığı, bereketin herkese ulaştığı, başarılara imza atacağımız bir yıl olması temennilerimle yeni yılınızı en içten dileklerimle kutluyorum. 77 de Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz.
 
Tarım ve Orman Şurası kapanış toplantısında Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın Türk tarımını küresel şirketlerin sadece kar odaklı çalışan çarkı içinde kesinlikle ezdirmeyeceğiz sözü biz yetiştiriciler için büyük bir umut olmuş, 2020 yılını küçükbaş hayvancılıkta hamle yılı olarak ilan ederek küçükbaş hayvan sayısının 56 milyona çıkarılacağını ifade etmiş olması nedeniyle de heyecanımız kat be kat artmıştır. Dolayısıyla bugün burada birlik beraberlik içerisinde tarihi bir güne tanıklık ediyor olmanın haklı gururunu yaşarken biz de Birlikler olarak 2020 yılını Küçükbaş Hayvancılık yılı olarak huzurlarınızda ilan ediyoruz.

Bugün 300 bin yetiştiricimizin bir o kadar da çalışanı ve aileleri ile birlikte düşünüldüğünde 3 milyon insanımızın kalbi bu salonda atıyor.

Devlet büyüğümüz Sayın Bakanımız aramızda, Devlet Başkanımız ve Reisimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın sektörümüze olan desteği her zaman yanı başımızda.
 Merkez Birliği olarak Tarım Orman Şurasında alınan kararları güçlendirmek ve sektör temsilcileri olarak eylem planımızın ortaya konulacağı bu toplantıyı sektörümüzün miladı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum.



Bizler STK sorumluluğu bilinciyle 3. Tarım Orman Şurası sonrasında ilk eylem planı hazırlayan Merkez Birliği olmamızın da heyecanını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Ayrıca; 2019 yılında yapılacak tarımsal desteklemelere ilişkin yayımlanan kararnamede ve Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliğinde yer alan sürü büyütme ve yenileme desteklemesi ile soy kütüğü desteklemesinin ilk defa uygulamaya konulacak olması nedeniyle Ulusal Islah Programı ve Soykütüğü sistemi uygulamalarına yönelik konuların ayrıntılı bir şekilde görüşüleceği toplantımızdan hep birlikte yapacağımız katkı ve çalışmalarla azami faydalar elde edeceğimize yürekten inanıyor, şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum.

Gayemiz bu bayrağı başarıyla geleceğe taşımak
 
Daima gurur kaynağımız olan peygamberler mesleğinin, yüzyıllar öncesinden atalarımızdan bize yadigâr kalan bir mirasın temsilcileri olarak ana gayemiz bize teslim edilen bu bayrağı başarıyla geleceğe taşımaktır.

Bizler; Merkez Birliğimiz ve Bakanlığımızı bir zincirin halkaları gibi görüyor bu çerçevede güçlü bir aile olduğumuzu düşünüyoruz. Bu manada çalışmalarımıza ışık tutan, bizlerden destek ve katkılarını hiçbir zaman esirgemeyen başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sayın Bakanımıza teşekkürlerimle birlikte şükranlarımızı sunuyorum.
Merkez Birliğimiz ile uyum içerisinde çalışan Birlik Başkanlarımızı, yönetim ve denetim kurulu üyelerini de huzurlarınızda canı gönülden kutluyorum.

Türkiye’de kırmızı et ve süt üretiminin artışı için özellikle 1980’li yıllardan sonra hayvancılığımız Global Şirketlerin de baskısı ve lobi faaliyetleri sonucunda Sığırcılık ve Tavukçuluk üzerine kurulan politikalarla belirlenmeye çalışılmış, bu nedenle küçükbaş hayvancılık sektörü çok büyük haksızlığa uğrayan bir sektör olarak yıllarca göz ardı edilmiştir.

Sektörümüzün geçmişine dair söylenecek çok söz vardır ama memnuniyetle ifade etmem gerekirse; 2002 yılı öncesine kadarki kötü gidişata dur demek için AK PARTİ Hükümetleri yetiştiricilerimize sahip çıkmıştır.

2006 yılı öncesine kadar 32 milyon başa gerileyen küçükbaş hayvan varlığımız 2019 yılının ilk yarısı itibariyle 50 milyona ulaşmıştır.  

Artık geriye dönüş yoktur, ileriye doğru hedefimiz en az 80 milyondur. Nüfus başına en az 1 koyundur. Bu hedefe yürürken en büyük desteğimiz dün olduğu gibi bugün de Cumhurbaşkanımızdır, Bakanımızdır, Sektörümüzün tüm paydaşlarıyla olan birlik beraberliğimizdir.

Bu manada Bizim Bakanlığımızdan en büyük talebimiz; YÖNÜMÜZE REHBER, YOLUMUZA IŞIK OLMASIDIR…
 
Hedeflerimize emin adımlarla yürümek için öncelikle sorunlarımızı doğru tanımlayarak, zamanlamayı doğru yaparak, mevcut kaynaklarımızı en doğru ve planlı bir şekilde kullanarak hep birlikte gönül gönüle ele ele vermek suretiyle BAŞARILI olacağımıza inanıyor ve diyorum ki; başaracağız, başaracağız, ALLAH’ın izniyle sizlerle başaracağız.

Küçükbaş hayvanı olmayan hiçbir ülke tarımda başarıyı yakalayamamıştır. Dolayısıyla bizim tarımda başarıyı sağlayacak düzeyde küçükbaş hayvancılık potansiyelimiz mevcuttur.
Bu potansiyeli harekete geçirmeyi, küçükbaş hayvancılığı milli bir mesele gibi görerek ülkemiz tarımının vazgeçilmezi haline getirmekle sağlayabiliriz.
 
Dünya Gıda Tarım Örgütü (FAO) hayvansal üretimde kalkınmanın anahtarını “kırsal bölgelerde yaşayan ve sürü büyüklüğü 100 baştan küçük olan hayvan sahiplerinin ve hayvanların koşullarının iyileştirilmesi ve bu bölgelerdeki hayvancılığın ekonomik olarak sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi” olarak açıklamıştır. Dolayısıyla bizim de planlarımızı buna göre yapmamız ülkemiz hayvancılığının hayrına olacaktır.
 
Geçmişte birlikler kurulmadan önce yetiştiricilerimiz öksüz, yetim ve reisi olmayan bir aile gibiydiler. Bu nedenle örgütsüz, kimsesiz kalan bu kesimin bugün ve yarınlarda da Birliklerin mevcudiyetine olan ihtiyacı devam edecektir.

Dolayısıyla; Dünya Döndükçe De Allah’ın İzniyle Hükümetimizin Desteği İle Hep Var Olacağız…
 


 
 
 
06.01.2020
Devamı

Tarımsal Üretime Yönelik İşletme Ve Yatırım Kredilerinde Faiz İndirimi

Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri, tarımsal üretime ilişkin finansman ihtiyacını uygun koşullarda karşılamaya yönelik yüzde 25-75 oranında daha düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırabilecek.

Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, üreticiler, sözleşmeli üretim yapanlar, tarımsal amaçlı kooperatif ve üretici birlikleri, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve yalnızca lisanslı depo yatırımı yapan kamu kurum ve kuruluşları ile bunların iktisadi işletmeleri, 31 Aralık 2022'ye kadar belirlenen indirim oranlarıyla kredi kullanabilecek.

Sadece Türkiye'deki tarımsal üretim faaliyetleri için yatırım ve işletme kredisi verilecek.

Üreticilerin, birden fazla üretim alanında kredi talebinde bulunması durumunda kredinin üst limiti, krediye konu ürünlerden en yüksek kredi üst limitine sahip ürüne göre belirlenecek.
Büyükbaş, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği veya besiciliği konularında faaliyet gösteren ve bu alanlarda kredi kullanan üreticilerin mevcut kapasiteleriyle uyumlu yem bitkisi üretimi, modern basınçlı sulama sistemi alımı ile sözleşmeli üretim yaptıran gerçek veya tüzel kişilere kendi adlarına sözleşmeli üretime konu ürünle aynı ya da farklı konularda yaptıkları tarımsal üretime yönelik kullandırılacak krediler kredi üst limiti hesaplamasına dahil edilmeyecek.

İndirim oranlarının kademeli olarak uygulanacağı geleneksel hayvansal ve bitkisel üretim konularında kredi kullanacak üreticiler, indirim oranlarından, kullanacakları kredi tutarına göre kademeli olarak yararlanacak.

Mevcut işletmelerin satın alınmasına yönelik kredilerde de satın alınacak işletmenin faaliyet konusuna göre indirim uygulanacak.

Üretim konusuna göre, 500 bin lira ile 50 milyon lira arasında değişen üst limitteki krediler için yüzde 25-75 oranında faiz indirimi yapılacak. Özellikli kriter olarak belirlenen şartları sağlayan üreticiler, ek olarak yüzde 10 faiz indiriminden faydalanabilecek. Uygulanacak toplam indirim oranı yüzde 100'ü aşamayacak.

Bu arada, özellikli kriterler dikkate alınarak hazırlanan ve indirim oranları ile kredi üst limitinin gösterildiği tablo da karar metninde yer aldı.
Karar, 1 Ocak'tan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.
 
03.01.2020
Devamı

Türkiye, Tohumculukta Söz Sahibi Olma Yolunda Hızla İlerliyor

Hedef 2023'te 500 Milyon Dolarlık İhracat

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli Türkiye'nin tohumculukta Dünyada söz sahibi olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini vurgulayarak "Hedefimiz 2023 yılında 500 milyon dolarlık tohum ihracatı yapmak" diye konuştu.

Son yıllarda yerli tohum üretiminde önemli adımlar atıldığını belirten Bakan Pakdemirli "Atılan bu adımlar ile üretimimiz, buna paralel ihracatımız da artış eğiliminde devam ediyor. Tohumculuk, fidan ve fide sektörüne yönelik yapılan yasal düzenlemeler ve bu sektörlerde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarıyla yapılan işbirlikleri sayesinde sertifikalı tohumluk üretiminde 7 kat, sertifikalı tohumluk ihracatında da 8 kat artış yaşandı" açıklamasını yaptı.

Hedef 2 Milyon Ton Üretim

Bu bağlamda tohumculuk sektöründeki hedeflere koşar adım ilerlediklerini ifade eden Bakan Pakdemirli " Tohumculukta 2023 hedefimiz 2 milyon ton üreterek, 500 milyon dolarlık ihracat yapmak. Bu hedefe ulaşamamamız için hiçbir neden yok. Türkiye bu hedeflerine ulaşacak" değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye Tohumda Net İhracatçı

Tohum konusunda Türkiye'nin net ihracatçı olduğunun altını da çizen Bakan Pakdemirli " 2018 verilerine göre 110 bin ton civarında tohum ihracatı, 40 bin ton civarında ithalat yapıldı. 2019'un ilk altı ayında ise 52 bin ton tohum ihraç edilerek, toplam 135 milyon dolar gelir sağlandı" diyerek sözlerini tamamladı.
 
03.01.2020
Devamı

Tavuk Yumurtası Ve Balıkta KDV İndirimi

Yeni yılla birlikte tüketiciye yönelik vergi adımları peş peşe geldi. 

Bu kapsamda Mal ve Hizmetlere Uygulanacak Katma Değer Vergisi Oranlarının Tespitine İlişkin Karar'da yapılan değişiklikle, önemli bir temel tüketim maddesi olan tavuk yumurtasında da KDV'nin yüzde 8'den yüzde 1'e indirildi.

Tavuk yumurtası, toptanda yüzde 1 KDV'nin uygulandığı 1 Nolu listeye alınırken, diğer bir değişiklik de toptancı hallerine yapılan balık teslimlerinde gerçekleşti.
Buna göre yine yüzde 1 KDV uygulanan 1 sayılı listenin 6'ncı sırasındaki sebze ve meyveler arasına balık teslimleri de eklendi.
 
03.01.2020
Devamı

Yaban Hayatına Yem Desteği

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar(DKMP) Genel Müdürlüğü, özellikle kış aylarında yiyecek sıkıntısı yaşayan yaban hayvanlarının ve kuş türlerimizin zorlu kış şartlarında aç kalmasını önlemek; yerleşim merkezlerine inmesinin ve insanlarla olan ilişkilerinin sıkıntıya girmesinin önüne geçmek için yaban hayatına yem takviyesi yapıyor. Yapılan yemleme çalışmaları ile her yıl tonlarca yem yaban hayatıyla buluşturuluyor.

SON 7 YILDA 2 MİLYON 638 BİN 339 KG YEM TAKVİYESİ YAPILDI
2019-2020 yemleme sezonunda ise havaların soğumaya başlamasıyla beraber yemleme çalışmaları tüm hızıyla başladı. DKMP ekipleri yaban hayvanlarını beslemek için var gücüyle çalışıyor ve bu soğuk havalarda hemen yanı başımızda duran, dünyamızı paylaştığımız canlılar aç kalmasın diye yemleme çalışmalarını gayretle sürdürüyor.
Bu çerçevede son 7 yıllık dönemde tabiata 2 milyon 638 bin 339 kg yem takviyesi yapıldı. 2018-2019 yemleme döneminde ise yaban hayatı için tabiata 287 bin 421 kg yem bırakılmıştı. 

AÇ KALAN YIRTICI HAYVANLARIN YERLEŞİM YERLERİNE YAKLAŞMASI ENGELLENİYOR
Yapılan yemleme çalışmaları ile ağır kış şartlarının sonucunda aç kalan hayvanların yerleşim yerlerine yaklaşarak can ve mal kayıplarına sebep olmaları engellenirken, yaban hayvanları popülasyonu da destekleniyor.
Son olarak da Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, yeni yıl öncesinde Bolu'da, Abant Tabiat Parkı bölgesinde yaban hayvanları için doğaya yem bıraktı. Pakdemirli, ‘‘Doğal hayatı desteklemek anlamında kışın bu zamanında doğal hayatta yaşayan hayvanların beslenmeleriyle ilgili problem olmasın diye Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğümüz yemleme yapıyor. Bu çalışmalar ile alakalı hep birlikte yemleme yaptık. Doğal hayatın devamı için bundan sonra da çalışmalarımız ve gayretlerimiz sürecek" dedi.
 
ÇALIŞMALARA 7’ DEN 70’ E HERKESİN KATILIMI SAĞLANIYOR
Yaban hayvanlarını yemleme çalışmalarına 7’ den 70’ e herkes katılıyor. Böylelikle yaban hayatı sevdirilerek ve bilinçlendirme faaliyetleri yürütülerek tabii hayata sahip çıkılıyor.  
 
02.01.2020
Devamı

Bakan Pakdemirli'den Güçlü Tarım Güçlü Türkiye Vurgusu

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, yeni yıl dolayısıyla birmesaj yayımladı.
‘Güçlü Tarım, Güçlü Türkiye’ vurgusu yapan Bakan Dr. Pakdemirli;
“Tarım ve Orman Sektörü, dünümüzü, bugünümüzü ve geleceğimizi etkileyen stratejik bir sektördür. Bakanlık olarak gerek tarımsal, gerekse orman ve su konularındaki politikalarımızı bu bilinçle oluşturuyor, ülkemizi ileriye taşıyacak adımları hızla hayata geçiriyoruz.

Tarım Orman Şurası ile 5 yılı planlayarak 25 yıla ortak akılla ışık tuttuk. 11 Kasım’da 11 Milyon Fidan seferberliğimizle ‘Geleceğe Nefes Ol’ dedik, tüm dünyaya örnek olacak bir kampanya yürüttük. Guinness rekorlar kitabına tüm vatandaşlarımızla birlikte adımızı yazdırdık. Önümüzdeki süreçte de Orman Varlığımızı, ülke toplam alanının yüzde 29.40’ına, verimli orman alanını ise 13 Milyon 250 bin hektara çıkarmayı hedefliyoruz. Ayrıca sürdürülebilir orman yönetimiyle ormanlarımızın ekonomiye katkısını da artırıyoruz.

 Çiftçinin, üreticinin emeğini, alın terini koruyan, büyük yatırımlar ve Ar-Ge projeleriyle dolu bir yıl geçirdik. Şimdi 2020’ye girerken, ‘Güçlü Tarım, Güçlü Türkiye’ ilkesiyle rekabetçi, örgütlü, teknolojik ve sürdürülebilir üretim modelleri için çiftçimizle, üreticimizle birlikte, omuz omuza çalışmaya devam edeceğiz. Verimli, kaliteli, sağlıklı, sürdürülebilir, rekabet düzeyi yüksek bir tarım sektörü için Bakanlığımız 2020 bütçesinin % 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık ve en yüksek artışla 22 milyar liraya çıkardık.

Yeni umutlarla, büyük projelerle ve heyecanla karşıladığımız 2020 yılının fedakâr, üretken çiftçi ve üretici kardeşlerimiz başta olmak üzere milletimize ve bütün insanlığa hayır ve bereket ile iyilikler, güzellikler, mutluluklar getirmesini diliyorum.”
 
 
31.12.2019
Devamı

1 Ocak'ta Gıda'da Yeni Dönem

Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği ile tüketicilere yönelik birçok önemli düzenleme 1 Ocak 2020 itibariyle hayata geçiriliyor.
 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 1 Ocak 2020 itibariyle, hazır yemek hizmeti veren restoran, kantin, okul ve hastane gibi toplu tüketim yerlerindeki gıdalar için alerjen bilgilerinin tüketiciye sunulmasının, hazır ambalajlı gıdalarda ise beslenme bildirimi yapılmasının zorunda olacağını söyledi.
 
Gıda alerjilerinin, çocuklarda yaygın olmak üzere, toplumun bütün kesimlerinde görülebildiğini, bunun da kişilerde farklı şikayetlere yol açtığını dile getiren Pakdemirli, “Yapılan düzenlemeyle, gıdanın tüketime hazır hale getirildiği ve son tüketiciye sunulacağı hazır yemek hizmeti veren restoran, kantin, okul, hastane vb. işletmelerde yiyeceklerin alerjen bilgileri, afiş, yazı tahtası, menü vb. vasıtalarla tüketicilere sunulacak.” dedi.
 
HAZIR AMBALAJLI GIDALARDA ENERJİ VE BESİN ÖGELERİNİN MİKTARI YER ALACAK
 
Bakan Pakdemirli, ayrıca, yönetmelikle hazır ambalajlı gıdalarda beslenme bildirimi yapılmasının da zorunlu hale getirildiğini belirterek, böylece hazır ambalajlı bir gıdanın 100 gramında veya 100 mililitresinde ne kadar enerji, yağ, doymuş yağ, karbonhidrat, şeker ve tuzun yer aldığının bilineceğini söyledi.
 
DÜZENLEME OBEZİTEYLE MÜCADELEYE DE KATKI SAĞLAYACAK
 
Bakan Pakdemirli, düzenlemeyle tüketicilerin daha bilinçli gıda seçimine ve tüketmesine dolayısıyla özellikle obeziteyle mücadeleye ve halen Türkiye’de kişi başı günlük ortalama 12 gram olan tuz tüketiminin 5 gramın altına düşürülmesine katkı sağlanacağını da sözlerine ekledi.
 
Yetişkinler için vitamin ve mineraller dışındaki enerji ve bazı besin öğelerinin uluslararası günlük ortalama alım değerleri; Enerji 2000 kcal, toplam yağ 70 gram, doymuş yağ 20 gram, karbonhidrat 260 gram, şekerler 90 gram ve tuz 6 gram olarak belirlenmiştir.
 
Alerjiye veya intoleransa (tüketilen bir gıdanın içinde yer alan bir maddeye karşı sindirim sisteminin reaksiyonu) neden olan belirli madde ve ürünler ise şunlar: Gluten içeren tahıllar, yumurta, hardal, kereviz, yerfıstığı, acı bakla, balık, soya fasulyesi, sert kabuklu meyveler, deniz kabukluları ve yumuşakçaları, susam tohumu, süt ve bunların ürünleri ile kükürt dioksit ve sülfitler.
 
1 Ocak itibariyle yürürlüğe girecek düzenlemeye ilişkin Gıda Kontrol Genel Müdürlüğü’nce örnek bir gıda alerjen tablosu da hazırlandı. 
 
 
 
31.12.2019
Devamı

Turhal Şeker Fabrikasında Kampanya Dönemi Sona Erdi

 2018 yılında yapılan özelleştirme programı kapsamında satın alınarak, Kayseri Şeker Ailesine katılan Turhal Şeker Fabrikası’nda, 86. Pancar Alım Kampanyası sona erdi.

2018 yılında yapılan özelleştirme programı kapsamında satın alınarak, Kayseri Şeker Ailesine katılan Turhal Şeker Fabrikası’nda, 86. Pancar Alım Kampanyası sona erdi. Kayseri Şeker bünyesindeki 2. Kampanyasını, 87 gün boyunca hiçbir kaza yaşanmadan ve kesintisiz üretim yaparak tamamlayan Turhal Şeker’de bu yıl; 5 bin 473 çiftçi ile 136 bin 643 dekar alanda yapılan ekim sonrası, 679 bin Ton pancar karşılığında 96 bin 200 ton şeker üretildi.

Yapılan milyonlarca liralık yatırımın ardından, bazı bölümlerinde günümüz teknolojisine hızlı bir şekilde kavuşturulan Turhal Şeker Fabrikası’nda, bereketli bir yılın ardından 86. Pancar Alım Kampanyası’nda sona ulaşmanın mutluluğu yaşanıyor. Verilen büyük mücadele ve özverinin ardından bugün; özelleştirmede örnek model olarak kabul edilen Turhal Şeker Fabrikası’nın bu noktaya ulaşmasında, tecrübesi ve azimli ekibi ile adeta sektöre rehberlik eden Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Kayseri Şeker’in artık kabuk değiştirdiğini ve sektörde bir başarı hikâyesinin baş kahramanı olarak temsil edildiğini ifade etti.

Turhal Şeker Fabrikası’nda çalışanlar ile bir araya gelerek bu anlamlı günde onları yalnız bırakmayan Akay, “Gerek özelleştirme noktasındaki başarımız, gerek yeni kurumsal yapımız, gerekse de sözleşmeli hayvancılık noktasında ortaya koyduğumuz çalışmalar artık; Türkiye’de hem ulusal medyanın, hem de devletin üst makamlarının gündeminde. Bu başarıda sizlerin gücü ve inancı ile yakaladığımız motivasyon inşallah, bizleri çok daha iyi noktalara taşıyacaktır” dedi.

Düzenlenen etkinlikte ilk olarak Turhal Şeker Kazan Dairesi Usta Başı Yardımcısı Hacı Mustafa Canıtez’in yazmış olduğu şiir, İç Hizmetler Şefi Mehmet Gençsoy tarafından seslendirildi. Şiirin hemen ardından söz alan Kayseri Şeker Genel Müdürü Osman Canıtez, başarılı bir kampanyanın ardında emeği geçen tüm çalışanlara teşekkür etti.
Osman Canıtez’in ardından konuşan Kayseri Şeker Yönetim Kurulu Başkanı Turhan Özer ise çiftçilerin ve çalışanların duası ile kazasız, duraksız bir kampanya dönemi geçirmiş olmanın verdiği mutluluktan bahsederek, nice 86. kampanyaları görmek temennisiyle emeği geçenlere teşekkür etti.

Son olarak söz alan Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Turhal Şeker Fabrikası’nda bu yıl, 679 bin ton pancar işlendiğini de ifade ederek, “Bu yıl bereketli bir kampanya döneminin ardından Turhal Şeker Fabrikamızda 96 bin 200 ton şeker üretmişiz. Bunun karşılığında 679 bin ton pancar işleyip, 26 bin ton kadar da melas ürettik. Kampanyamız biraz daha uzamış olsa, şeker üretiminde 100 bin tonu geçecektik. Bu bereket ve istikrar hepimizi mutlu etmektedir.
Bu berekete ek olarak, özellikle bu bölgenin çalışanları ile birlikte tüm çalışanlarımız artık bir aile olarak bu işi yürütmektedirler. Özellikle Turhal Fabrikamız ile ilgili kamuoyunda çok güzel bir algı oluşmaya başladı. Bunda hepinizin büyük payı var. Geçtiğimiz yıl Turhal özelleştirmesine olumsuz bakan tüm medya kurumları, bugün artık farklı düşünüyorlar ve Turhal’ın özelleştirmenin yüz akı olduğunu ifade ederek, hakkı hak sahibine teslim ediyorlar” dedi.

Başkan Akay, Bu başarının bir bedeli olarak çiftçilerden kendilerine kota talebinde bulunduklarını belirterek, “Dün pancar ekiminden uzaklaşan çiftçilerimiz, bugün oluşan bu güven ve başarı ortamının sonucu olarak arık daha fazla pancar ekmek istiyorlar ve bizlerden kota talebinde bulunuyorlar. Bu da onların en doğal hakkı. Orta Anadolu’da çiftçimizin yegâne geçim kaynağı şeker pancarı üretimidir. Bu nedenle bu fabrikanın kotasının arttırılarak insanların geçimine katkıda bulunulması lazım” şeklinde konuştu.



Konuşması sık sık “Turhal seninle gurur duyuyor” sloganları ile kesilen Akay, asıl gurur duyulması gereken kişilerin çalışanlar ve çiftçiler olduğunu da belirterek, “Sizlerin çabasını, gayretini ve duasını devamlı yanımızda hissediyoruz. Sizlerin duası ve çabası ile inşallah tüm engelleri sırasıyla aşacağız. Sizlerin bu desteği omuzlarımızdaki yükü ağırlaştırıyor ama biz bu yükten şikâyetçi değiliz. Bu yük bizi daha fazla çalışmaya teşvik ediyor. Tüm fabrikalarımızdaki insan odaklı yönetim politikamız ve gayretimiz ile Türkiye’de artık örnek bir rol model haline geldik. İnşallah sektörde daha iyi noktalara ulaşacağız. Geçtiğimiz hafta yaptığımız Lansman tanıtım toplantımıza yerel basın mensuplarımızın yanısıra, ulusal medya mensuplarımızı da davet edip, buradaki uygulamaları da yerinde göstermek istedik. Katılım gösteren tüm basın mensupları bize bir şey söyledi. ‘Sizin burada olup bitenleri saklamaya hakkınız yok, burada olup biten tüm başarıları anlatmanız gerekiyor. Bizler bu konuda üzerimize düşeni yapacağız, sizler de bu başarı öyküsünü burada saklı tutmayın’ dediler. Ve sağ olsunlar sesimizi duyurmada bizlere yardımcı oldular” şeklinde konuştu.

Konuşmasının sonunda Kayseri Şeker’in rol model oluşundan ve tarım sektörüne olan katkısından da bahseden Akay, Sözleşmeli Hayvancılık noktasında Türkiye’ye örnek olacak bir hazırlık ve çalışma yaptıklarını söyledi. Akay, Ziraat Bankası ile Sözleşmeli Hayvancılık noktasında görüşmelerin devam ettiğini ve Ocak Ayı içerisinde bu projeyi hayata geçirmeyi planladıklarını belirterek, “Geçmişte sözleşmeli hayvancılık modeli maalesef tam olarak hayat bulamamış. Bizler daha kapsamlı ve daha ayakları yere basan bir projeyi bitirmek üzereyiz. İnşallah Ziraat Bankası ile yaptığımız bu ortak proje ile Türkiye’de önemli bir eksikliği gidereceğiz inancındayız” dedi. .

Turhal Şeker Fabrikası Pancar Alım Kampanyasının son günü, verilen yemek ve yapılan dualar ile sona erdi.
 
 
 
30.12.2019
Devamı

Fidan Kesene 10 Yıla Kadar Hapis Cezası

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli yılbaşı için ormanlık alanlardan kanunlara aykırı olarak fidan temin edenlere uyarıda bulundu; bu eylemi yapanların kanunlara göre hapisle cezalandırılabileceğini söyledi; “kaçak kesim yapanlara karşı, tüm orman teşkilatımız talimatlandırılmıştır. Ormanlarda bu türlü usulsüz faydalanmalara meydan verilmemesi için her türlü önlem alındı. Her yıl olduğu gibi ağaç kesmeyelim, fidan dikelim” dedi.

VATANDAŞLAR FİDANLIKLARDAN FİDAN ALABİLECEK

Kaçak kesimlere karşı tüm tedbirlerin alınmasının yanında, vatandaşlarımızın yılbaşı çam ihtiyacının talepler doğrultusunda orman fidanlıklarından temin edileceğini de belirten Pakdemirli; “Her yıl olduğu gibi 81 ilimizde bu yıl da ‘Ağaç Kesme Fidan Dik’ Kampanyası çerçevesinde tüm illerde ücretsiz olarak vatandaşlarımız fidanlıklardan, Orman Genel Müdürlüğümüzün şehir merkezlerinde oluşturduğu stantlardan fidan alabilecekler. Bu fidanların daha sonra toprakla buluşturulması için ise yine orman teşkilatımız yardımcı olacaklar” diye konuştu.

FİDAN KESEN 10 YIL CEZA ALABİLİR

Yasalara göre ormanlardan kaçak kesim yapmanın ağır yaptırımları olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, ‘‘Ağaç kesenler, kökünden sökenler veya ağaçlardan yalamuk, pedavra, hartama çıkaranlar üç aydan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır. Suçun konusunun fidan olması halinde birinci fıkraya göre verilecek ceza bir kat artırılır’’ hükmünü içeren 6831 sayılı Orman Kanunu’nu hatırlattı. Bakan Pakdemirli, ‘‘Sonuç itibarıyla ormandan genç ağaç kesenlere 10 yıla kadar hapis cezası uygulanabilir” diyerek vatandaşları uyardı.​
 
 
30.12.2019
Devamı

Üreticilere 425 Milyon Liralık Destek Ödemesi Yapılacak

Tarım ve Orman Bakan Bekir Pakdemirli, yapılacak bazı tarımsal destekleme ödemelerine ilişkin açıklamada bulundu. Bakan Pakdemirli;
  • Hayvan hastalıkları tazminatı için 40 milyon lira,
  • Biyolojik mücadele için 12 milyon lira,
  • Sertifikalı tohum kullanımı için 100,1 milyon lira,
  • Sertifikalı fidan için 13 milyon lira,
  • Hububat-baklagil için 148,5 milyon lira,
  • Kırsal kalkınma için 34 milyon lira,
  • Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı (ÇATAK) için 64,7 milyon lira,
  • Çiftlik muhasebe veri ağı için 3,5 milyon lira,
  • Patates siğili hastalığı için 8,6 milyon lira,
  • Bitki karantinası için 1 milyon lira,
Toplam 425,4 milyon lira ödeme yapacağız.
Ödemeler, 30 Aralık tarihine kadar çiftçilerimizin, yetiştiricilerimizin Ziraat Bankası hesaplarına geçmiş olacak.
Tüm üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.”dedi.
 
30.12.2019
Devamı

Temmuz Ağustos Dönemi Çiğ Süt Desteği Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Çiğ Süt Destekleme ile Tiftik Üretimi Destekleme Ödemeleri” ne ait açıklamalarda bulundu.
“ 2019 Yılı Temmuz-Ağustos aylarına ait Çiğ Süt Desteklemeleri, yetiştiricilerimize bugün (27 Aralık) saat 18:00’dan sonra tek seferde ödenecektir.
2019 Yılı Temmuz-Ağustos Ayı Çiğ Süt Desteklemeleri çerçevesinde,

266 bin 163 yetiştiricimize 1 milyon 777 bin ton çiğ süt için 133,7 Milyon TL destek ödenecek.
Ayrıca 2019 yılı tiftik üretimi desteği kapsamındaki ödemeler de bugün tek seferde ödenecek.

2019 Yılı Tiftik Üretimi Desteği çerçevesinde;
253 bin yetiştiricimize 158 bin 675 kg tiftik için 4,5 milyon TL destek ödemesi yapılacaktır. Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun.”
 
27.12.2019
Devamı

BUNCA DERDE BİR DE 'RUAM' EKLENDİ

İstanbul Adalar Kaymakamlığı'nın yaptığı ve Büyükada’daki bazı atların Ruam hastalığına yakalandığına dair basın açıklaması, medyada geniş yankı uyandırdı.  Yetkililerce yapılan incelemeler sonucu, hastalığın pozitif çıktığı 81 atın zorunlu olarak ilgili mevzuat hükümlerince itlaf edildiği bildirildi. Valilik açıklamasında üç ay süreyle faytonlarla at koşulması da yasaklandı. Ardından Bolu Abant'ta 8 atın Ruam şüphelisi olduğu bilgisi geldi. Aslında olaylar öncesinde Adalar'da zaman zaman atlarla ilgili değişik haberler yapılmıştır. Yazılı ve görsel basında at arabalarına ya da faytonlara koşulan hayvanların can sıkıcı halleri hep konu olmuştur. Atların iyi olmayan bakım koşulları olsun, gün boyu koşturmayla geçen yoğun tempoları olsun herkesin dikkatini çekmiştir. Hep acıyarak bakmışızdır onların bu hallerine. Tüm bunlara bir de Ruam hastalığı eklenince, yine atlar gündem oldu.

 Ruam genellikle tek tırnaklı hayvan hastalığı olarak bilinir. 'Pseudomonas Mallei' adlı bakteri tarafından meydana getirilir. Başta at, eşek ve katırlarda hastalık ortaya çıkarken, insan, kedi ve köpeklerde hatta; aslan, kaplan, leopar gibi bazı vahşi hayvanlarda da görülebilen ZOONOZ (hayvanlardan insanlara geçen hastalık) bir hastalıktır. Bahsi geçen mikrop; ısı, ışık gibi çevresel koşullara, çeşitli kimyasallara, dezenfektanlara ve antibiyotiklere karşı direnci düşüktür. Ancak bulunduğu çevrede inatla gizlenmeye çalışan sinsi bir illettir. Özellikle hasta hayvanların burun akıntıları veya deri lezyonlarından akan irinlerle mikroplar etrafa bulaşır. İrinli ifrazatlar içinde olsun, rutubetli ve karanlık yerlerle, su yalaklarında olsun, uzun zaman canlı kalabilmektedir. Enfekte hayvanlar mikrop taşıyıcısı olması nedeniyle potansiyel hastalık kaynağıdır. Bu sorun dünyada bir çok yerde,  Batı ve Orta Avrupa ile Kuzey Amerika'da tamamen ortadan kaldırılmışken, Doğu Avrupa ve bazı Asya ülkelerinde hala görülmektedir.

            Ruam bizlere en çok hasta hayvanların öksürük, aksırığıyla ya da solunum havasından, bazen de elimizdeki yara berelerden geçer. Hayvanlara ise solunum, sindirim  (özellikle bulaşık ot ve suların tüketilmesi, hasta hayvan etlerinin yedirilmesi vs) veya deri yoluyla bulaşır.

Hayvanlarda hastalık üç değişik formda görülür. Bunlar; "Burun, Akciğer ve Deri Ruamı" şeklindedir. Hastalık belirtileri vücutta görülmeye başladıktan sonra, kan yoluyla bu üç yer dışında; karaciğer, dalak, kemik dokusu ve testis gibi organlara da sıçrar, oradan da vücudun başka yerlerine dağılır. Böylece tipik irinli Ruam lezyonları ortaya çıkar.
Kısaca bu üç formu özetlersek:

Burun ruamı:  Burun içerisinde ve mukoza yüzeyinde önce bir takım kabartılar (nodüller) belirir, daha sonra bunların açılmasıyla ülserler meydana gelir. Çene altı lenf yumruları şişer, büyür, sıcak ve ağrılıdır. Kanlı bir burun akıntısı da dikkat çeker.

Deri ruamı :  Vücudun değişik yerlerinde en fazla da bacaklarda deri altı lenf yumruları şişer, sonrasında bu şişlikler patlayarak içinden irin akan ülserler oluşur.
Akciğer ruamı:  Hastalık çok ağır ilerler, bazen aylar sürer. Solunum sistemine ait belirtiler vardır ve bu form en çok tüberkülozla (verem) karıştırılır.

            İnsanlardaki belirtilere gelince; genel durum bozukluğu, ateş, eklemlerde ağrı, burun mukozasında yangı, ödem ve iltihap şeklinde seyreder. Ayrıca gerek deri altında, gerekse kaslarda içi irin dolu şişlikler meydana gelir. Antibiyotikler keşfedilmeden önce bir çok insan, bu hastalıktan dolayı feci şekilde can vermiştir. Şimdilerde de dikkat edilmez ve tedavide geç kalınırsa yine ölümler kaçınılmaz olacaktır.

            Hastalığın koruyucu bir aşısı bulunmamaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığının talimatlarında İhbarı Mecburi Hastalıklar sınıfındadır. İnsan ve hayvan sağlığı açısından çok fazla tehlike arz ettiği için, hastalığa tutulan hayvanların imhası kanuni bir zorunluluktur. Bu hoş bir durum olmasa da, bulaşıcı hastalıkların ortadan kaldırılması, hastalığın başka yerlere ve canlılara bulaşmasının önlenmesi, kısaca kontrol edilmesi adına şarttır. Aksi takdirde bizlere daha ağır bedeller ödetecektir.

            Hayvanlarda Ruam, Mallein Testi yapılarak teşhis edilir. Bu amaçla; önce hayvanın boyun derisi tıraş ve dezenfekte edilir. Sonra deri kalınlığı kompas denen aletle ölçülüp kaydedilir. Deri içine özel iğnelerle 0.2 cc Mallein adlı test maddesinden enjekte edilir ve deride oluşan reaksiyon yine kompas yardımıyla 72 saat geçtikten sonra okunup değerlendirilir.

            Değerlendirmede; Mallein enjekte edilen derideki kalınlaşma iki ölçüm arasındaki fark 5 mm’ den fazla ise pozitif, 3-5 mm ise şüpheli, 0-2.9 mm ise negatif kabul edilir. Eğer aynı canlıda Mallein testi tekrarlanması gerekirse,  uygulanan hayvanlara en erken testten iki ay sonra yapılabilir.

            Sonuç olarak; böyle bir hastalığın ülkemizde özellikle İstanbul ve Bolu gibi güzide şehirlerimizde görülmesi bizleri üzmüştür. Başka şehirlerimizde de görülebilme olasılığı da  vardır. Bu sebeple hastalığın kontrol altına alınması ve yayılmasında herkese çok iş düşmektedir. Özellikle hayvan sahiplerinin sürülere kontrolsüzce atların alınmasını engellenmesi, enfekte hayvanların naklini yapmaması, sergi, panayır ve hayvan alım satımlarının durdurulması da bu anlamda çok önemlidir. Devlet yetkililerinin hastalık çıkan alanlarda uygulayacağı her çeşit tedbire sıkı sıkıya bağlı olmak gerekir. Çünkü hijyen kurallarına uymak diğer bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi, Ruamın engellenmesi adına da şarttır. Şunu biliyoruz ki, ihtiyaca göre Tarım ve Orman Bakanlığı ülke çapında kontrol amacıyla tek tırnaklı hayvanları test etmektedir. Bu sebeple yetkili kurumlarca vakit geçmeden ülke çapında genel bir kampanya düzenlenmelidir. Tek tırnaklı hayvanlar belli aralıklara allerjik ve serolojik testlere tabi tutularak tek tek enfekte veya taşıyıcılar bulunup, ayıklanmalıdır. İnanıyorum ki,  en kısa sürede hayvan sahipleri ve devlet  yetkilileri el ele vererek bu sorunu çözeceklerdir.
 
Dr Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fakültesi
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Bşk.

 
27.12.2019
Devamı

AB PANORAMA YILSONU DEĞERLENDİRMELERİ

AB’de ve gelişmiş birçok ülkede yılın son günlerine gelindiğinde, adet olduğu üzere o yılın bir değerlendirmesi yapılır. Sadece işlerin değil kişilerin de ele alındığı bu değerlendirmelere göre; gelecek yıla yönelik kararlar alınır. Bu yazımızda, sizlerle alışıla gelenin ötesine geçip bu tip değerlendirmelerin ve kendimizin bir değerlendirmesini yapalım.

Önce bu senenin değerlendirmesi için son birkaç yıldır neler yazıldığına bakalım. Geçmiş yıllara ait değerlendirmeleri ele aldığımızda, sorunlarda hiçbir değişiklik olmadığı hatta yenilerinin eklendiği ve çözüme yönelik atılan adımların ise yetersiz kaldığı görülmektedir. Yılın son günlerinde yapılan Şura çalışmasının bile bu açıdan benzerlik gösterdiği söylenebilir. Her ne kadar Şura, bilinen sorunların tasdiklendiği, eski çözüm önerilerinin ise yeniden hatırlandığı bir çalışma olarak değerlendirilse de; geleceğe yönelik büyük ümitlerin oluştuğu önemli bir gelişme olarak kabul edilmelidir. Çünkü mühim olan, alınan kararların sahiplenilerek hayata geçirebilmesidir. Yıllardır benzer toplantılarda hep aynı şeyler, aynı kişiler tarafından, yılın belirli günlerinde, benzer şekilde konuşulmaktadır. Sorunlar detayları ile ele alınmakta, iş çözüme gelince otomatik şekilde suç devlete atılmaktadır. Devletin daha fazla destek vermesi, mevzuatı bir daha değiştirmesi, hatta ayrıcalıklar ve öncelikler tanıması istenmektedir. Gerçekten de devlet tarafından neredeyse bu taleplerin çoğu sağlanmasına rağmen, azalması gereken sorunlar giderek artmaktadır.
Bu durum, tarımda üretici örgütlenmesi için de böyle süregelmektedir. Ülkemizde üretici örgütlenmesine uzun yıllardır AB’de olduğu kadar önem verildiğini söyleyebiliriz. Üreticinin örgütlenmesi için 50 yıldan fazla bir süre çeşitli teşvikler verilmiş, desteklemelerde ve projelerde öncelik tanınmış, vergilerde avantaj sağlanmıştır. Birçok kamu kurumuna örgütlenme konusunda yol gösterici ve yardımcı olması amacıyla sorumluluklar verilmiştir. Özellikle mevzuat konusunda çok çalışılmış ve çiftçinin örgütlenebilmesi için 13 tane kanun çıkartılmıştır. Bu gün hemen her üretim alanında, 18 farklı türde üretici örgütü kurulabilmektedir. Sonuç olarak, ülkemizde 10 milyondan fazla ortağı ya da üyesi olan 15 bine yakın üretici örgütü bulunmaktadır. İlk bakışta her şey mükemmel olarak kabul edilebilir. Çünkü devlet destek, teşvik, mevzuat, ayrıcalık ne istendi ise vermiş ve karşılığında da çiftçimizin %60’ı örgütlenmiştir. Bu durumda ülkemizde çiftçinin örgütlenme probleminin olmadığı iddia edilebilir. O zaman, sorunun ne olduğunu birlikte inceleyelim.

Sorun çiftçinin örgütlenebilme kabiliyetinde değil, mevcut üretici örgütlerimizin kendilerinden beklenen hizmeti verebilmesi ile ilgilidir. AB’deki emsal üretici örgütlerinin verdiği hizmetlere baktığımız zaman bu durum bariz bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Miktar bakımından ciddi bir sayıya ulaştığımız üretici örgütlerimizin önemli bir bölümünün gerçek anlamda faal olmadığı söylenebilir. Zamanında devletin desteğini alabilmek amacıyla kurulmuş birçok üretici örgütü, bugün desteği heba etmiş, ekonomik açıdan güçsüz duruma düşmüştür. Kimisi de devletin desteğini dağıtabilmek amacıyla kurulmuş ama umduklarını bulamadıkları için atıl kalmıştır. Halen mevcudiyetini koruyabilenler, girdi tedariki yapanlardır. Bunun üzerine ürünü toplama ve ilk elden pazarlama işini başarabilenler ise, para kazanabilen örgütlerdir. Tabii ki sadece bu faaliyetler ile piyasada rekabet edebilmek ve çiftçinin hakkını koruyabilmek mümkün değildir. Aslında piyasa taleplerini takip eden, mezat işleten, sözleşmeler ile ileriye yönelik üretimi planlayabilen, bu üretimi işleyerek, paketleyerek, depolayarak ürünün katma değerini artıran üretici örgütleri ancak gerçek anlamda çiftçiye kazanç sağlayabilir. Fakat bu tipteki üretici örgütü sayımız olması gerekenden oldukça azdır.

Bu durumun sebebi olarak karşımıza, yukarıda olumlu olarak anlattığımız devletin verdiği hizmetler çıkmaktadır. Örneğin bu kadar çok mevzuat olunca, hem kamu kuruluşları arasında, hem de sektörde üretici örgütleri arasında yetki çatışmaları olmakta ve üreticinin aleyhine durumlar gelişmektedir. Çiftçi hangi kanuna uyacağını, hangi örgüte katılacağını şaşırmaktadır. Büyük çoğunluğu polikültür yapan çiftçimiz, ortalama 5 örgüte üye olmak zorunda kalmaktadır. Sonunda gelinen noktada, devletin yıllardır verdiği desteklerin örgütlenmeyi sadece sayısal olarak arttırmış, iyi düşünülmeden çıkartılan mevzuat sahada birbirine rakip bir sürü yeni üretici örgütü oluşturmuştur. İhtiyaç dışı bu kadar çok örgüt, sahada birbirlerinin işini engellemektedir. Özellikle pazarlama ve girişimcilik konularında geri kalınması öncelikle çiftçiyi zarara uğratmaktadır.

Burada sorulması gereken soru, bu duruma nasıl gelindiği olmalıdır. Geçmişten günümüze kadar gelişmelere baktığımızda sanki Nasrettin Hocanın fıkrasında olduğu gibi her şeyimiz tam olduğu halde bir türlü sonuca uluşamadığımız görülmektedir. Cumhuriyetin ilk yıllarında Büyük Önderin de gayretleri ile başlayan kooperatifçilik hareketi bile, Dünyanın en saçma gerekçesi ile yıllarca yurdumuzda gelişememiştir. Kapitalist ülkelerdeki en yaygın dayanışma biçimi olan kooperatifçilik hareketi, üstelik Dünya tarihinde hiçbir komünist rejimle yönetilen ülkede tek bir kooperatif dahi kurulmamışken, “komünist işi” diye ülkemizde engellenmiştir. Daha sonra anayasaya konmasına, özel kanun çıkartılmasına ve yapılan her işte ön koşul olarak konmasına, en önemlisi özel desteklemeler yapılmasına rağmen yine de bir türlü hedeflenen seviyeye gelinememiştir. Bu özel desteklemeler bile zamanla amacının dışına çıkmış, “destek için kooperatifi kur, alınca unut” modeline dönmüştür. Sorunu çözmek için çıkartılan her yeni mevzuat ve kurulan yeni örgüt tipleri ile sorun daha da çıkmaza sokulmuştur. Bütün bu yaşananlar sonunda gittikçe kısır döngüye dönüşen durumun mantıklı bir açıklamasını yapmak zordur.

Burada insanın aklına şöyle bir soru gelmektedir. Yıllarca hedefe ulaşılamıyor ve çabaladıkça sayısal artışın haricinde yeterince başarı sağlanamıyorsa; bunun sorumlusu kimdir?

Cevap, sorumluluklarımız çerçevesinde sektörde yer alan hepimizi kapsamaktadır. İster çiftçi, ister üretici örgütü kurucu, ortağı ya da yöneticisi, isterse ilgili kurum ve kuruluşlarda çalışan teknik ya da idari personel olsun hemen herkesin, bu durumun oluşmasında kendi çapında bir payı bulunmaktadır. Aslında herkesin elini vicdanına koyup bir değerlendirme yapması gerekmektedir. Öncelikle kendi güçlerinin farkında olmayıp kendi sorunlarının çözümünü devlete yükleyenler, bu listede başı çekmektedirler. İkinci sırada, onlar kadar sorumlu diğer bir kesim ise; vazifeli oldukları halde bu sorumluluğa sahip çıkmayanlardır. Ne yazık ki bu milletin büyük zorluklar ile ellerine verdikleri büyük imkanları düşünmeden, iyi planlamadan, takip ve kontrolünü yapmadan kullananlar, kaynakların heba olmasına neden olmuşlardır. Yukarıdaki benzetmeyi hatırlarsak, bunlar helvayı yapamamışlardır. Üstelik kendilerinden beklenen hizmeti verebilmek için ihtiyaç duydukları bilgi kaynağına, teknolojiye, paraya, personele ve yasal altyapıya sahip oldukları halde görevlerini yerine getirememişlerdir. Bilhassa ülkeye hizmet konusunda yapılacak işlerin kasıtlı olarak engellenmesi, geciktirilmesinin kabul edilemez bir durum olduğunu vurgulamak gerekmektedir. Eğer kasıt yoksa yani bu başarısızlık zeka ve algı ile ilgili sorunlardan ya da daha da acısı liyakat eksikliğinden kaynaklanıyorsa; suçlu bu kişileri bu makamlara getirip sorumluluk verenlere aittir. Gerekçe her ne olursa olsun, bunun mutlaka bir vebali olacaktır. Büyük Önder’in de dediği gibi; hiçbir mazeret, başarının yerini tutamaz. Bu nedenle vazifeye atılmak için, içinde bulunduğumuz vaziyetin imkansızlıkları ve şartların elverişsizlikleri bizi engelleyememelidir. Anlamsız gerekçeler ile işlerimizi engelleyen, geciktiren çevreler hatta makamlar her zaman olacaktır. Bu kişiler kıskançlıktan, liyakatsizlikten ya da menfaatten dolayı bu hainliği yapıyor olabilirler. İstiklal ve Cumhuriyetimize kurulduğu ilk günden beri kastetmeye devam edenlerden emir alanlar için gaflet ve dalalet içinde olduklarını söylemek bile masum bir niteleme olacaktır. Bu hıyanetin içindekiler kendilerini saklamaya çalışsalar da kolaylıkla tespit edilebilirler. Atandığı görevin hakkını vermeyen, işlerini yapmayan, sorumluluklarını yerine getirmeyenler, makamlarını işgal ettikleri süreyle doğru orantılı olarak kendilerini zaten apaçık belli etmektedirler. Bize düşen görev bu kişiler ile uğraşmak değildir. Bu sorumluluk, onları bu makamlara getirenlere aittir. Çünkü bunlar en çok kendilerini bu makamlara getirenlere zarar vermektedirler. Bizim esas ülkümüz, bunlara rağmen görevimizi en iyi şekilde yapabilmektir. Halka hizmetin Hakk’a hizmet olduğuna inanıyorsak, hesap günü geldiğinde hiçbir bahanenin ardına saklanamayacaksak yapmamız gereken şey; çalışmak, daha çok çalışmak, inadına çalışmaktır. Bunun için muhtaç olduğumuz kudrete aslında doğuştan sahibiz. Bu kudreti, ancak birlik ve beraberlik içinde olursak, liyakatle ve inançla kullanırsak başarıya ulaşabiliriz. AB çiftçisinden bir çok bakımdan üstün özellikleri ve kabiliyeti olan çiftçimizin, AB’deki meslektaşları kadar başarılı olmamaları için önlerinde hiçbir engel bulunmamaktadır.

Bunun için, bilhassa devletten hiç bir şey beklemeyen, liyakate önem veren, birleştirdiğimizde kendi imkanlarımız ile başarabiliriz diyen, birbirlerine güvenen ve çevrelerindeki her şeyi sorgulayan üreticilerin artık daha bilinçli bir şekilde örgütlerini sahiplenmeleri gerekmektedir. 2020 yılında hep beraber helvayı yapabilmeyi, mevcut sorunlarımızın neredeyse tamamını çözebilecek idari, teknik ve finansal güce sahip üretici örgütlerini oluşturabilmemizi diliyorum.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
erhan.ekmen@tarimorman.gov.tr

 
27.12.2019
Devamı

Vakıf Bank Tarım Sohbetleri Üreticiler ile Buluştu

Vakıf Bank Tarım Sohbetleri, 2 bin 500 üreticiyle buluştu. Toplantılarda, tarımda yenilikçi teknolojiler ve finansal okuryazarlık konuları ele alındı.

Bankadan yapılan açıklamaya göre, Vakıf Bank, Çiftçi Akademisi çatısı altında Tarım Sohbetleri düzenleyerek başta çiftçiler olmak üzere tarımın tüm paydaşlarıyla bilgi ve tecrübe paylaşımı gerçekleştirdi.

Vakıf Bank Tarım Sohbetleri, temmuz ayında Konya'nın Çumra ilçesinde başladı ve son toplantısı Burdur'da düzenlendi.

Çumra, Karacabey, Yenişehir, Tokat, Merzifon, Çarşamba, İzmir, Alaşehir, Ödemiş, Çine, Denizli, Tekirdağ, Malkara, Uzunköprü, Şanlıurfa, Silifke, Ceyhan, Adana ve Burdur'da gerçekleştirilen Vakıf Bank Tarım Sohbetleri'nde, tarımda yenilikçi teknolojiler ve finansal okuryazarlık konularında yetkililer tarafından bilgilendirmeler yapıldı.

Etkinliklerde, uzmanlarca dijital tarımdan gen teknolojisine kadar dünya genelinde kullanılan modern tarım yöntemleri anlatıldı. Ayrıca, çiftçilere kredi kullanırken dikkate etmeleri gereken konularda da bilgiler verildi.

Faizsiz tarımsal girdi alım imkanı sağlayan Vakıf Bank Tarım Kart, hayat sigortası, ferdi kaza sigortası, lisanslı depoculuk, TARSİM, TMO Kart gibi ürünlerin özellikleri ve faydaları anlatıldı.
İki farklı konseptte düzenlenen etkinliklerin bir kısmında Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Gökhan Özertan, konuşmacı olarak yer aldı.

Vakıf Bank Çiftçi Akademisi tarafından 7 ilde düzenlenen bu etkinliklere kaymakamlık, belediye, oda, borsa temsilcilerinin yanı sıra tarımsal girdi satıcıları ile büyük ölçekli çiftçiler katıldı.
"Tarımda Dijitalleşme: Türkiye Tarımı için Fırsatlar" konulu sunum ile üreticilere küresel finans piyasalarındaki gelişmeler ve Türkiye ekonomisine etkileri, dünya tarımındaki gelişmeler ve Türkiye'ye etkileri, tarımda teknoloji ve dijitalleşmenin sunduğu çözümler, sürdürülebilir tarımsal üretim, çevresel riskler ve çiftçilerin alabileceği önlemler konusunda bilgi verildi.
 
27.12.2019
Devamı

Karadeniz’deki Yangınlar Tamamen Kontrol Altında

Karadeniz'de 3 gün süren orman yangınları tamamen kontrol altına alındı, alanda soğutma çalışmaları devam ediyor.

Tarım Ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 10 hektarı fındık bahçesi olmak üzere toplam 280 hektar alanın zarar gördüğünü açıkladı.

Karadeniz Bölgesi'nde 3 gündür süren örtü ve orman yangınlarıyla ilgili çalışmaları incelemek üzere Trabzon'da bulunan Bakan Pakdemirli, düzenlenen basın toplantısında "170 kilometre hızında rüzgâr ve meteoroloji koşullarının aleyhimize olması, arazi koşullarının zorluğu nedeniyle 65 saatin sonunda tüm yangınlar kontrol altında alındı ve söndürüldü. 200 araç ve 700 personelle yangınlara müdahale ettik. 23 ilden 40 tane araç takviyesi yapıldı. Bazen uçakla da personel taşıdık. Antalya, Adana, İzmir ve Muğla gibi illerden personel geldi. Gece boyunca çalıştık. Hem Araklı'da hem Dernekpazarı'ndaki çalışmaları bizzat yerinde inceledik ve kontrol ettik. Dün gece hiç başlamamış bir yangınımız çıktı Maçka'da. Bu noktada da çalışmalar yapıldı ve yangın söndürüldü" diye konuştu. 

Yangın söndürme ekiplerinin alanda soğutma çalışmalarına devam edeceğini belirten Bakan Pakdemirli, "Ortahisar ve Vakfıkebir'de de küçük çaplı yangınlar çıktı. Bunlar da kontrol altına alındı. Şu anda soğutma faaliyetlerine geçildi. 11 noktada soğutma faaliyeti devam ediyor. Yangınların hepsi söndürüldü, tamamı kontrol altına alındı. Ekiplerimiz yangın alanlarında bir süre daha kalacak. 280 hektar örtü şeklinde bir alan zarar gördü, bunun 10 hektarı da fındıklık. Bu yangında hassasiyet gösteren herkese teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızı bir kez daha uyarıyorum: Meteorolojik uyarılara karşı dikkatli olalım. Bahçe temizliği yapılırken meteoroloji uyarılarını dikkate alalım. Çok büyük felaketler ortaya çıkabilir" dedi.
 
27.12.2019
Devamı

Başkentte Yılbaşı Öncesi Denetimler Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, alkol sunumu yapılan işletmelerde denetim gerçekleştirdi.

Açık alkol sunumu yapılan işletmelerin başta genel ve özel hijyen kurallarına uygunlukları ve tüketime sunulan alkollü içkiler olmak üzere tüm gıda maddelerine yönelik Türk Gıda Kodeksine uygunlukları yönünden denetlendi ve numuneler alındı. Anında sonuç veren barkod okuma cihazıyla alkollü içeceklerin bandrol kontrolü yapıldı.

Denetimlere katılan İl Müdürü Bülent Korkmaz, gazetecilere yaptığı açıklamada, yeni yılın yaklaşmasıyla yıl boyunca sürdürdükleri denetimleri sıklaştırdıklarını söyledi.

Bu yıl yaklaşık 1500 denetim gerçekleştirilirken bu denetimlerde 80 işletme hakkında yasal işlem yapıldı. Bu yıl alkollü içki servisi yapılan yerlerden sunumu yapılan alkollü içeceklerden alınan 93 numuneden şimdiye kadar sonuçları belli olanlardan 12 tanesi olumsuz çıktı, bunlarla ilgili de gerekli idari ceza uygulandı. Ayrıca denetim yapılan işletmede hijyen açısından olumsuz görüntülere rastlanılması üzerine idari ceza uygulandı, şartların düzeltilmesi için süre verildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı olarak vatandaşlarımızın sağlıklı ve huzurlu şekilde yeni yıla girmeleri için gıda güvenliği noktasında tüm işletmelerde yıl boyu süren denetimlerimizi artırdık.
Vatandaşlarımızdan da beklentimiz, denetimlerimizin sağlıklı ve etkili bir şekilde devam etmesi için herhangi bir olumsuzluk gördükleri takdirde Alo 174 hattına bildirimlerde bulunmalarıdır.
 
26.12.2019
Devamı

Trabzon’da Çıkan 55 Orman Yangınının 51’i Kontrol Altında

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) 23 Aralık 2019’dan bu yana farklı zamanlarda Trabzon’da çıkan toplam 55 örtü yangınının 51’ini kontrol altına aldı. Trabzon’daki 4 yangın için ise kontrol altına alma çalışmaları sürüyor.

OGM, 23 Aralık 2019’dan bu yana Trabzon’da farklı zamanlarda 15 ayrı ilçede 55 noktada çıkan örtü yangınlarının 38’ini söndürdü. 13 noktada meydana gelen orman yangınını kontrol altına alan yangın ekipleri, bu yangınlarda soğutma çalışmalarını sürdürüyor. Trabzon’daki 4 yangında ise kontrol altına alma çalışmaları devam ediyor.

Toplam 190 araç ve 650 personel ile müdahalede bulunulan yangınlar için Trabzon’a 23 ayrı ilden 37 adet arazöz sevk edildi. Ayrıca Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerine ait araçlarda yangına müdahalede bulundular.

Trabzon genelindeki yangınlarda herhangi bir can kaybı yaşanmadı ancak 21 mezra evi (bağ evi tarzı) yandı.

Dernekpazarı İlçesi Günebakan Mahallesinde 9 ev, Araklı ilçesi Yeniköy Mahallesinde 2 ev tedbir amaçlı boşaltıldı. Ancak şu an için tehlikenin ortadan kalkmasıyla vatandaşlar evlerine döndü.
Yangınlarda yaklaşık 260 hektarlık orman alanı ile 10 hektarlık tarım alanı (fındık bahçesi) etkilendi. Halen zarar gören alanlardaki hasar tespit çalışmaları devam ediyor.
 
25.12.2019
Devamı

Adana'da Ekili Araziler Sular Altında

Adana'da gece boyunca etkili olan sağanak nedeniyle cadde ve sokaklarda su birikintileri oluştu, bazı noktalarında hasarlı kazalar meydana geldi.
Tarım arazileri sular altında kaldı

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, ilçede su altında kalan arazileri inceledi.
Doğan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, meteorolojiden aldıkları bilgiye göre, yağışların hafta sonuna kadar devam edeceğinin tahmin edildiğini dile getirdi.
Dün gece saat 22.00'den bu yana metrekareye 117 kilogram yağış düştüğünü belirten Doğan, "Bugünden sonra yağış etkisini azaltacak. Şu an soğan, buğday tarlaları ile narenciye bahçeleri sular altında kaldı." dedi.

Doğan, bu kadar yağış beklemediklerini kaydederek, şu an çiftçilerin yoğun yağış nedeniyle tarlalarına giremediğini ifade etti.
Tarım arazilerinin olduğu bölgedeki yollarda arazi araçlarıyla dahi belirli bir yere kadar gidebildiklerini aktaran Doğan, şunları söyledi:
"Asıl zarar, yağışın bitmesinin ardından anlaşılabilecek. Ekili tarlalarda zarar olacaktır. Narenciyede ise limonun hasadı yapıldığı içi zarar olmayacaktır. Diğer hasadı yapılacak greyfurt, portakal ve mandalinada ise aşırı su dolan bahçeler de zarar görebilir. Yağış nedeniyle drenaj kanallarındaki sular taşarak ekili arazilere doldu. Şu an tüm ekili araziler sular altında diyebiliriz."

Vali Demirtaş: Kriz masası kuruldu

Adana Valisi Mahmut Demirtaş, kentte dün geceden bu yana etkisini sürdüren sağanağa ilişkin, "Şu anda hem yerel yöneticilerimiz hem de bizler tamamen ayaktayız, tetikteyiz. İnşallah üstesinden geleceğiz. Kriz masamız sabah kuruldu. Şu anda değerlendiriyoruz, ciddi anlamda bir problemimiz yok." dedi.
 
 
25.12.2019
Devamı

Gürer'den Et ve Süt Kurumu Taşınmazları Sorusu

CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in Et ve Süt Kurumu taşınmazlarına ilişkin yönlendirmiş olduğu yazılı soru önergesine Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli yanıt verdi.
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in yönlendirmiş olduğu, “Et ve süt kurumuna ait taşınmaz, mülk ve binaların bulunduğu iller hangileridir? Et ve Balık Kurumu iken Et ve Süt Kurumu adını alan kuruluşun son 18 yılda ne kadar taşınmazı satılmış veya devredilmiştir?” şeklindeki sorulara Bakan Pakdemirli’den ilginç bir yanıt geldi.
Bakan Pakdemirli vermiş olduğu yanıtta şu bilgileri kaydetti: “Et ve Süt Kurumuna Adana, Ankara, Ağrı, Bingöl, Denizli, Diyarbakır, İstanbul, Erzincan, Erzurum, Sakarya, Sivas, Van ve Yozgat İllerinde binaları ile Ankara, Şanlıurfa, Aksaray ve Kars İllerinde arazisi bulunmaktadır. Son 18 yılda Et ve Süt Kurumunun 2 adet kombinası satılmış ve 4 adet kombinası devredilmiştir.”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuyla ilgili şunlarıkaydetti:

“Bu kurum, 13 yıl Özelleştirme kapsamında kalıp, 25.08.2005 tarih ve 2005/104 sayılı karar ile Özelleştirme kapsam ve programından çıkarılarak, eski statüsüne iade edilmiş ve 06.10.2005 tarihinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile ilgilendirilmişti. 25.03.2013 tarih ve 2013/4553 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile kurumun adı Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü olarak değiştirildi. Kurumun 2015 yılı itibari ile Adana, Sincan, Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Sakarya, Ağrı, Bingöl, Van, Yozgat illerinde kombinaları vardı. İstanbul’da depo Müdürlüğü mevcuttu. Öyle ki 31 Adedi Ankara’da 171 adedi diğer illerde boş 202 lojmanı vardı. Ankara Yenimahalle ilçesinde 16.816 metrekare yüzölçümlü taşınmaz tapusuna sahipti. Ankara’da 4, Erzurum’da 2, Adana’da 3, Ağrı, Bingöl, Denizli, Diyarbakır, Sakarya, Yozgat illerinde bir mağazası mevcuttu. 1953 yılında yapılıp, Erzurum Belediyesine devredilen arazi için, kent dışında 50 bin metrekare verilecekti. Bu veriler artırılabilir. Bakanlığın, kurumun bu varlıkları ile ilgili ayrıntılı bilgi vermekten kaçındığı görülmektedir. Bakanlık bu duruma açıklık getirmelidir. Kurumun taşınmazları ile ilgili tarafıma gelen bilgi anlaşılır bir yanıt değildir. Özelleştirme kapsamında içi boşaltılan kurumun durumu, özelleştirme öncesi varlıkları ve bugünkü hali ile kamuoyuna açıklanmalıdır” ifadelerini kullandı.
 
 
25.12.2019
Devamı

"UZMAN ELLER PROJESİ"Nde Hibe Başvuruları Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığınca, kırsal kalkınmaya katkı vermek, köyden kente göçü önlemek ve eğitimli girişimcileri desteklemek için İzmir, Mardin, Amasya ve Düzce'deki girişimcilere 100 bin liraya kadar verilecek hibe desteği için başvuruları başladı. 

"Kırsal Kalkınma Destekleri Kapsamında Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projelerinin Desteklenmesi" çerçevesinde verilecek destekle tarım, hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversitelerden mezun gençlerin, kırsal alanda istihdamına katkı sağlanması amaçlanıyor.

Uzman Eller Projesi'yle söz konusu sektörlerde girişimciliğin desteklenmesi hedefleniyor. Bu kapsamda, 2019-2020 döneminde, pilot il seçilen Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'deki projelere hibe desteği sağlanacak. 

Bu destek, kırsal alanda yaşayan ve yaşamayı taahhüt eden, ilgili okullardan mezun kişilerin uygulayacağı bitkisel ve hayvansal üretim, su ürünleri üretimi, yöresel tarım ürünleri, tıbbi ve aromatik bitki üretimiyle bu ürünlerin işlenmesi, depolanması ve paketlenmesine yönelik projeleri kapsayacak.

Ayrıca büyükbaş ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği, arı yetiştiriciliği, bal üretimi, ipek böceği yetiştiriciliği ve tesis yapımı, midye ve kara salyangozu entansif üretim tesislerinin de aralarında olduğu birçok proje desteklenecek.

Projeden yararlanmak isteyenler ön başvurularını  https://uzmaneller.tarimorman.gov.tr web sitesi üzerinden yapabilecek, başvurular 40 gün sürecek.
Kesin başvurular, girişimcinin ikamet ettiği yerleşim biriminin bağlı olduğu bakanlık il müdürlüklerine şahsen gerçekleştirilecek.
Hibe ödemesinin yapılabilmesi için proje yatırımının tamamlanmış olması gerekecek.
 
 
24.12.2019
Devamı

Ticareti Yapılmak İstene Piton Ve Parmak Maymuna El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, yasa dışı şekilde bulundurulan ve satışı yapılmak istenen piton yılanı ve parmak maymuna el koyarak koruma altına aldı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, doğasından kopartılarak kaçak olarak yurda getirilen yaban hayvanlarını kurtarmak ve bu sömürüyü azaltmak için gereken mücadeleyi sürdürmeye devam ediyor.
Ulusal ve Uluslararası yasalarla koruma altında buluna yaban hayvanlarının mevzuat gereğince yırtıcı ve saldırgan türlerinin beslemesine izin verilmiyor. Bu bağlamda DKMP ekiplerince yapılan denetimler sonucunda, İstanbul'da farklı adreslerde ve kişilerde bulunan, 1 adet piton yılanı ve 1 adet parmak maymuna el konuldu. DKMP tarafından el konulan hayvanlar, sağlık kontrollerinin ardından korumaya alındı.

Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin (CITES) Sözleşmesi ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu'na göre koruma altında olan, bu hayvanları yasa dışı şekilde bulunduran ve satışını yapılmak isteyen şahıslara ise piton için 6 bin 500, parmak maymun için 13 bin lira olmak üzere toplam 19 bin 500 lira cezai işlem uygulandı.

CITES Sözleşmesi ile yabani hayvan ve bitki türlerinin, uluslararası ticaret sebebiyle nesillerinin tehlikeye düşmesinin önlenmesi hedefleniyor. Bazı hayvan ve bitki türlerinin sömürülme seviyeleri yüksek olduğu için bunların ticareti, habitat kaybı gibi diğer faktörlerle birlikte hayvanların nüfuslarını büyük oranda etkileyebiliyor. Hatta bazı türlerin yok olmasına neden olabiliyor.
 
24.12.2019
Devamı

TZOB Başkanı Bayraktar İnsana Yakışır İçin Kooperatif

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ekonominin vazgeçilmez bir parçası olan kooperatiflerin hem ekonomiye katkı sağladığını hem de istihdam yarattığını bildirerek, “sürdürülebilir istihdam ve büyümede, yerel kalkınma ve adaletli gelir dağılımında etkili olan kooperatifçiliği geliştirmekten başka çıkış yoktur” dedi.

Bayraktar, 21 Aralık 2019 Dünya Kooperatifçilik Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler’in bu yıl temayı “İnsana yakışır iş için kooperatif” olarak belirlediğini kaydetti. Şemsi Bayraktar, kooperatifçiliğin sürdürülebilirlik, istihdam, büyüme, yerel kalkınma ve adaletli gelir dağılımı sağlayarak insana yakışır bir model olarak göze çarptığını belirtti.

TZOB Genel Başkanı Bayraktar, şunları kaydetti:

“Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) tarafından yapılan tespitlere göre dünya genelindeki kooperatif sayısı 2,6 milyon, ortak sayısı 1 milyar ve yaratılan istihdam da 250 milyona ulaşmış bulunmaktadır.

Avrupa Birliği, ABD ve Japonya’da halkın önemli bir bölümü kooperatif ortaklarıdır. Kooperatif işletmeler ise milyonlarca kişiye istihdam sağlamaktadır.

Ülkemizde ise sadece 100 bin kişinin kooperatiflerde ve kooperatif iştiraklerinde çalıştığı tahmin edilmektedir. Bunun Türkiye’de çalışan nüfustaki payı binde 3‘ler seviyesindedir.”

“Kooperatifler halk odaklı”

Kooperatiflerin, halk odaklı olduğunu ve herkese açık gönüllü ortakların demokratik kontrolüyle yürütüldüğünü belirten Bayraktar, şöyle devam etti:

“Özellikle tarım sektörü açısından baktığımızda, çiftçilerin ürettiği her ürünü pazarla buluşturabilecek bir organizasyon olan kooperatifler, dünyada pek çok toplumsal ve ekonomik sorunun çözümüne katkı sağlamaktadır.

Ancak ülkemizde kooperatifçiliğe, zaman zaman önem ve öncelik verilmekle birlikte, süreklilik kazandırılamaması nedeniyle istenilen düzeyde gelişme sağlanamamıştır. Üstelik tarımsal amaçlı kooperatiflerin sorunları yıllardır tartışıldı. Yine de sorunların çözümünde önemli bir aşama kaydedilemedi. Kooperatifçilikte yaşadığımız temel sorunlar; finansman, üst örgütlenme, mevzuat, denetim, eğitim ve araştırma eksikliğidir.

“Kooperatifçilik 3. Tarım Şurası’nda da ön plana çıktı”

3. Tarım Şurası’ndaki örgütlenme çalışmalarında da kooperatifçilik ön plana çıkmıştır. Alınan kararlarda; örgütlerin görev tanımlarının yeniden yapılanması, dikey yapılanmada zorunluluk, denetim eksikliği, kooperatifçilik bilinci, eğitim, kooperatiflerin Tarım ve Orman Bakanlığı altında toplanması, çatı yapılanma, kooperatif bankası kurulması ve kooperatiflerin mali ve idari yönden güçlenmesi için desteklenmesi hususları ön plana çıkmıştır.

Kooperatifçiliğin gelişmemesinin en önemli sebeplerinden biri, kooperatif kurucu ve ortaklarının konularıyla ilgili eğitim eksikliğidir. Başarılı ve iyi örnek teşkil eden kooperatifler yanında, ortaklık hak ve menfaatleri konusunda yeterli bilgisi olmayan üyelerin, bazı kooperatif kurucuları veya yöneticileri tarafından istismar edilmeleri, ülkemiz kooperatifçiliğinin gelişmesinde olumsuz rol oynayan önemli faktörlerden biri olmuştur.

Ancak, son yıllarda eğitim seviyesinin yükselmesi ve ortakların bilinçlenmesine paralel olarak kooperatifçiliğimizde gelişmeler yaşandığı da görülmektedir.”

“Kooperatifler rakip olarak görülmemelidir”

Kooperatifçilik sektörünün devlet tarafından mali, teknik ve hukuki desteğin verilmesi, geliştirilmesi, denetlenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, şu konulara değindi:

“Kooperatifler devlet ve/veya özel sektörün rakibi olarak görülmemelidir.

Devlet, temel olarak yasa koyucu ve yasaları düzenleyici pozisyonunu güçlendirmeli ve kooperatifleri yasal boşluk ve karmaşıklıklardan kurtarmalı, devletin kooperatiflere müdahaleci rolü azaltılarak kooperatifleşme teşvik edilmeli, kooperatifler mali yönden güçlendirilmeli ve desteklenmelidir.

Ülkemizde tarımsal örgütlenmedeki dağınıklığın ele alınarak tartışılması ve AB ülkelerinde olduğu gibi ülkemiz şartlarına uygun bir modelin benimsenerek hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi konularında Hükümetin ve özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı’nın önderliğine ihtiyaç vardır.”

Kooperatifçiliğin sorunlarının çözümü ve geliştirilmesi için hazırlanan “Kooperatifçilik Strateji ve Eylem Planı”nın hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığına dikkati çeken Bayraktar, ülkemizde, “ortakların güç ve kaynaklarını en etkin nasıl harekete geçirebiliriz” anlayışının hakim olduğu bir modelinin geliştirilmesi gerektiğini belirtti.

 

20.12.2019
Devamı

TMO fındık, kuru üzüm ve kuru incir üreticileri uyarıdı

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), fındık, çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incir hakkında duyuru yaptı.

TMO'nun resmi sitesinden yapılan açıklamada, hububat ve bakliyat ürünlerinin piyasalarını düzenlemekle görevli olan TMO'nun, diğer tarım ürünleri ile ilgili olarak Cumhurbaşkanı Kararı ile verilen görevleri de yürüttüğü hatırlatıldı.

Açıklamada, "Bu kapsamda 2019 yılında fındık, çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incir ürünlerinin piyasalarını düzenlemekle görevlendirilen Kurumumuz, doğru ve zamanında uyguladığı politikalarla fiyatların hasat döneminde üretici aleyhine düşmesini ve muhtemel mağduriyetleri önlemiştir" denildi.

Fındık hasadının Eylül ayının sonunda, çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incir hasadının ise Ekim ayının ilk haftasında tamamlandığının altı çizilen açıklamada, "Söz konusu ürünlerde piyasa fiyatları üretici ve ihracatçı lehine seyretmekte olup cari tarih itibariyle Kuruluşumuza ürün arz edilmemektedir. Kuruluşumuzun, fındık, çekirdeksiz kuru üzüm ve kuru incir alımları 31 Aralık 2019 tarihinde sona ereceğinden, Kurumumuza ürün satmak isteyen üreticilerimizin yılsonuna kadar ürünlerini TMO alım noktasına teslim etmeleri önem arz etmektedir" ifadelerine yer verildi. 
 
19.12.2019
Devamı

Tarım Bakanı Pakdemirli, 2020 hedeflerini açıkladı

2020'yi dijitalleşme yılı olarak tasarladıklarını belirten Tarım Bakanı Pakdemirli, bakanlık bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdıklarını söyledi.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bakanlığın faaliyetleri ve gelecek yıla yönelik hedeflerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Geçen ay yapılan Tarım Orman Şurası'ndan çıkan kararların yol haritası şeklinde hazırlandığını ifade eden Pakdemirli, bu kararları ocak ayında kamuoyuyla paylaşacaklarını söyledi. Pakdemirli, kararlarda, su odaklı planlama, sözleşmeli üretim, üretici örgütleri, gıdada taklit ve tağşiş gibi öncelikler olacağını bildirdi.

12 yeni destek verdiklerini ve 32 destek birim fiyatında da artış sağladıklarını dile getiren Pakdemirli, çiftçinin yanında olduklarını, gelecek yıl da yüzde 36,7 artışla yaklaşık 22 milyar lira tarımsal destek sağlayarak rekor kırmayı hedeflediklerini söyledi. Pakdemirli, "Bakanlık bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık" diye konuştu.
Pakdemirli, gelecek yıla yönelik hedeflerine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"2020'de tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü 1,4 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Küçükbaş hayvan varlığında da hamle yılımız inşallah 2020 olacak. Beyaz et üretimini 2020 yılı için 2,4 milyon ton olarak hedefliyoruz. Kırsal Kalkınma Destekleme Programı toplam 4,1 milyar liralık yatırımla desteklenecek ve yeni 16 bin istihdam sağlanacak. Su ürünlerinde de ilkleri yapacağız. 16 bin 500 ton kapasitede Avrupa'nın ve ülkemizin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesi kurulacak. Su ürünleri yetiştiriciliğindeki üretimimizi 2023 yılında 600 bin tona çıkarmayı ve 2 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyoruz. Dijitalleşme yılı olarak tasarladığımız 2020'de artık tüm işlemleri e-devletten yapılabilir hale getireceğiz"dedi.
 
 
19.12.2019
Devamı

Köye dönen gence 100 Bin TL Hibe...

Tarım ve Orman Bakanlığı, genç çiftçi projesinin sona ermesinin ardından bu defa 'Uzman Eller' projesiyle gençleri kırsalda üretim yapmaya yönlendirecek.
Tarım ve Orman Bakanlığı, üretimde verimliliği ve kaliteyi yükseltmek için kırsalda yaşamayı taahhüt eden, tarım, hayvancılık ve gıda alanlarında eğitim veren meslek yüksekokulu veya üniversite mezunlarının projelerine 100 bin lira hibe desteği verecek.

Dün Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile hayata geçirilecek proje, ilk etapta Amasya, Düzce, İzmir ve Mardin'de uygulanacak. Destekten yararlanmak için projeler, hayvansal, bitkisel, su ürünleri, yöresel tarım ürünleri ve tıbbi aromatik bitkilerin üretimine, depolanmasına ve paketlenmesine yönelik olacak. Projeyle genç nüfusun kırsalda istihdamı sağlanacak.
Bu doğrultuda tarım ve hayvancılık, ormancılık, gıda ve su ürünleri sektörlerinde girişimcilik desteklenecek. Aynı zamanda üretimin uzman kişiler tarafından yapılmasını teşvik edilmesi sağlanarak, üretim miktarı ve kalite artırılacak. Kırsala yönlendirilen gençler, yapacağı sürdürülebilir yatırımlarla işletmelere örnek olacak.

Gençler kırsala yönlendirilirken, onların ihtiyaçlarını karşılayacak imkânlar konusunda adımlar da atılacak. Kırsalda riskli tek bir kerpiç ev kalmayacak. Köylerin hemen yanı başında güvenli konutlar inşa edilecek.  Tarım ve Orman Bakanlığı 48 bin genç çiftçiye, büyükbaş ve küçükbaş projeleri için 1,1 milyar, arıcılık ve kanatlı projeleri için 182 milyon lira, bitkisel üretim projeleri için ise 134 milyon lira olmak üzere toplam 1 milyar 433 milyon lira hibe desteği verdi.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, arazi dağıtım projeleri kapsamında bugüne kadar 16 bin 151 çiftçi ailesine hazine arazisi dağıtıldığını bildirdi. Pakdemirli, "Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede, 199 köy ve kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık" ifadelerini kullandı. Hâlen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir ve Edirne'de 28 köy ve mahallede, 253 bin 32 dekar arazi için dağıtım çalışmalarının sürdürüldüğünü belirten Pakdemirli, şunları kaydetti: Dağıtılan topraklar bölünemez ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamaz. Bu araziler başkalarına devredilemez.
 
19.12.2019
Devamı

Tarım ve Orman Bakanlığından Şeker İthalatına Yönelik Açıklama

‘‘Türkiye, Rusya’dan şeker ithalatına başladı’’ başlığıyla bazı basın yayın organlarında yer alan haberlere ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yazılı bir açıklama yapıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada Ülkemiz, yurtiçinde tüketilmek üzere şeker ithalatı yapmamaktadır. Şeker ithalatı, sadece ‘İhraç Edilen İşlenmiş Mamul Ürünlerde ’kullanılmaktadır. Denildi.  

Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada şeker ile ilgili şunlar kaydedildi.
2018 yılında yapılan 82,9 milyon dolar değerindeki 201 bin ton ithalata karşılık; 1,9 milyar dolar şekerli mamul ihracatı yapılmıştır.

İthal edilen 1 ton şeker; 22,5 kat değer kazanarak şekerli mamul bünyesinde ihraç edilmiştir.

Bu yöntem ile ülkemiz katma değer oluşturmakta, şekerli mamul ihracatçılarımız dünya ile rekabet etmekte ve ilave döviz girdisi sağlanmaktadır. 
Özellikle belirtmek gerekir ki, ülkemizde 2018/2019 pazarlama yılında pancar şekeri tüketimi, rekor kırarak 2 milyon 455 bin tona ulaşmıştır. Vatandaşlarımız tarafından tüketilen şekerin tamamı da yurt içinde üretilmektedir.
 
 
18.12.2019
Devamı

TKDK'da Görev Değişimi

Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanlığına atanan Dr. Muhammed Adak, görevine başladı.
Adak, Başkanlık makamında TKDK Başkan Vekili Hakan Kalender’den görevi devraldığı törende yaptığı konuşmada, Kalender’e bugüne kadar yaptığı hizmetler için teşekkür etti ve yeni çalışma hayatında başarılar diledi.

Törene katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Kalender’e çalışmaları için teşekkür etti, Adak’a da yeni görevinde başarılar diledi.



 Muhammed Adak’ın öz geçmişi
1966 doğumlu olan Adak, Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü mezunu olup, Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nde "Kırsal Alan Planlama Politikaları" yüksek lisansını, Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde ise “Bölgesel Kalkınmanın Kentleşme ve Çevreye Etkileri ve GAP Projesi Örneği” tez konulu doktorasını tamamladı.

Adak, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Türk İslam Sanatı Tarihi Bölümü'nde araştırma görevlisi, özel sektörde sorumlu müdür, danışman ve proje geliştirme uzmanı görevlerinin yanı sıra, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Kapsamında GAP İdaresi ile birlikte sürdürülen Eko-Kent Planlama Projesi'nde danışman, Bayındırlık ve İskân Bakanlığında Emlak Şube Müdürü, ardından Dış İlişkiler ve Mesleki Eğitim Daire Başkanı, Avrupa Konseyi Daimi Delegesi, Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığında şube müdürü ve uzman, Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü (Gençlik ve Spor Bakanlığı, Spor Genel Müdürlüğü) Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı görevlerinde de yer aldı.
Adak, 2016’dan beri Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcılığını yürütüyordu. 
 
 
18.12.2019
Devamı

Topraksız Çiftçiye Hazine Arazisi Desteği

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, arazi dağıtım projeleri kapsamında bugüne kadar 15 ilde 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisinin çiftçilik yapmaları şartıyla 16 bin 151 çiftçi ailesine dağıtıldığını bildirdi.

Pakdemirli, yaptığı yazılı açıklamada, mülkiyeti Hazine adına kayıtlı tarım arazilerinin tarıma kazandırılması ve en uygun şekilde değerlendirilebilmesi amacıyla birçok bölgede arazi dağıtım projeleri uyguladıklarını ifade etti.

Hedeflerinin, topraksız veya az topraklı çiftçilerin, yeterli gelire sahip aile işletmeleri kurabilecekleri şekilde hazine arazileriyle topraklandırılması olduğunu belirten Pakdemirli, bu uygulamayla toprağın verimli şekilde işletilmesini, tarım arazisinin parçalanmasının önlenmesini, üretimin artırılmasını, istihdam imkanlarının geliştirilmesini ve çiftçilerin desteklenmesini amaçladıklarını kaydetti.

Pakdemirli, Hazine arazilerinin kanun gereği çiftçilik yapmak şartıyla verildiğini vurgulayarak, "Projenin uygulamaya geçtiği günden beri Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede, 199 köy ve kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık." ifadelerini kullandı.
"DAĞITILAN TOPRAKLAR BÖLÜNEMEZ"

Halen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa, Eskişehir ve Edirne'de 28 köy ve mahallede, 253 bin 32 dekar arazi için dağıtım çalışmalarının sürdürüldüğünü belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:

"Bakanlığımız tasarrufuna geçen Hazine arazileri, amaçları doğrultusunda değerlendirilinceye kadar boş kalmaması ve Hazinenin herhangi bir hak kaybına uğramaması için yıllık olarak kiralanıyor. Hazine arazisiyle topraklandırılan çiftçilerimize, komisyon marifetiyle belirlenen bedel karşılığında tapu tescilleri yapılıyor. Bu bedeller tapuların verildiği yıldaki değer üzerinden hesaplanıyor, borçlandırmadan sonra 4 yıl ödemesiz olmak üzere 10 yılda 10 eşit taksitte ve faizsiz olarak geri ödemeye tabi tutuluyor. Dağıtılan topraklar bölünemez ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamaz. Bu araziler, anayasanın ilgili hükmü gereği miras hükümleri dışında başkalarına devredilemez, ipotek edilemez, satılamaz ve kiraya verilemez."
 
18.12.2019
Devamı

Bakanlıktan 500 Bin ton Buğday İthalatına Yanıt

Tarım ve Orman Bakanlığı, "500 bin ton buğday ithalatı" iddialarına ilişkin, "Piyasa düzenleyici konumda olan TMO'nun ithalat kotasındaki 500 bin tonluk artış mevsimsel dalgalanmalara karşı kullanılmak üzere tahsis edilmiştir." açıklamasında bulundu.
Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, bazı basın yayın organlarında "Sıfır gümrükle 500 bin ton daha buğday ithal edilebilecek" başlığıyla haberler yapıldığı anımsatıldı.

Habere konu olan Buğday Raporu'nda, gelecek sezon için bir öngörü yapılarak, buğday ekim alanlarında artış beklendiğinin belirtildiği açıklamada, "Bu kapsamda buğday ekim alanlarının artması beklenirken, buğday ithalatı neden yapılıyor diye sormak gerçeklikten uzak bir yaklaşımdır. Piyasa düzenleyici konumda olan TMO'nun ithalat kotasındaki 500 bin tonluk artış mevsimsel dalgalanmalara karşı kullanılmak üzere tahsis edilmiştir." ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, haberlerde çelişki olarak belirtilen üretim alanı artışı öngörüsüyle gerektiğinde kullanılacak olan ithalat yetkisinin aynı üretim sezonunu kapsamadığı kaydedilerek, ithalata kota verilmesinin kesin ithalat yapılacak anlamı da taşımadığı vurgulandı.

165 ÜLKEYE İHRACAT YAPILDI

Söz konusu ithalat kararının tedbir amacıyla alındığının altının çizildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Nitekim ülkemizde buğday üretimi kendi ihtiyacımıza yetecek düzeydedir. TÜİK verilerine göre ortalama buğday üretimimiz 20,5 milyon ton olup, tüketimimiz ise 18,2 milyon tondur. Söz konusu ithalatlar, 'Mamul Madde İhracatına Yönelik' olarak yapılmaktadır. Ülkemiz, dünyada un ihracatında 1'inci sırada, makarna ihracatında ise 2'nci sıradadır. Son 18 yılda ülkemiz, 59 milyon ton buğday ithalatına karşılık, 73 milyon ton buğday karşılığı mamul maddeyi (un, makarna, bulgur, irmik, bisküvi) 165 ülkeye ihraç etmiştir.

Söz konusu rakamlardan da anlaşılacağı üzere Türkiye bu konuda ihracatçı ülke konumundadır. Toprak Mahsulleri Ofisine verilen ithalat yetkileri genel bir yetki olup, ihtiyaç halinde kullanılabilecektir."
İthalat yetkisinin hasat sezonunda kullanılmasının söz konusu dahi olmayacağı aktarılan açıklamada, "Asla üretici mağduriyetine sebebiyet verilmemektedir. Esas olan piyasa fiyat istikrarıdır. İstikrarlı bir piyasada üretici de tüketici de korunmuş olacaktır." değerlendirmesine yer verildi.
 
 
18.12.2019
Devamı

16 Binden Fazla Topraksız Çiftçi Toprak Sahibi Oldu

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen az topraklı ve topraksız çiftçi ailelerinin topraklandırılması projesi kapsamında 16 binden fazla topraksız çiftçi toprak sahibi oldu.  Proje çerçevesinde çiftçilere 1 milyon dekardan fazla hazine arazisinin dağıtımı yapıldı.

Mülkiyeti hazine adına kayıtlı tarım arazilerinin izlenmesinin büyük önem arz ettiğini vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Hazineye ait bu arazilerin tarıma kazandırılması ve en uygun şekilde değerlendirilebilmesi amacıyla birçok bölgede arazi dağıtım projeleri uyguluyoruz” dedi.

Bu uygulama ile hedeflerinin topraksız veya az topraklı çiftçilerin, yeter gelirli tarımsal aile işletmeleri kurabilecekleri şekilde hazine arazileri ile topraklandırılması olduğunun altını çizen Bakan Pakdemirli “Bu uygulama ile ayrıca toprağın verimli şekilde işletilmesini, tarım arazisinin parçalanmasının önlenmesini, üretimin artırılmasını, istihdam imkânlarının geliştirilmesini ve çiftçilerimizi desteklemeyi hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Hazine arazilerinin kanun gereği çiftçilik yapmak şartıyla verildiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli “Projenin uygulamaya geçtiği günden bu tarafa Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa,  Eskişehir, Edirne, Aydın, Ankara, Yozgat, Iğdır, Kayseri, Kırklareli, Tekirdağ ve Çankırı olmak üzere toplam 15 ilde, 38 ilçede 199 köy/kasabada 1 milyon 43 bin 620 dekar hazine arazisini 16 bin 151 çiftçi ailesine çiftçilik yapmak şartıyla dağıttık.” açıklamasını yaptı.

Halen Konya, Karaman, Aksaray, Mersin, Şanlıurfa,  Eskişehir ve Edirne’de 28 köy ve mahallede 253 bin 32 dekar arazi dağıtım çalışmalarının devam ettiğini de ifade eden Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“Bakanlığımız tasarrufuna geçen hazine arazileri, bu uygulama ile kanun amaçları doğrultusunda değerlendirilinceye kadar boş kalmaması ve hazinenin her hangi bir hak kaybına uğramaması için yıllık olarak kiralanmaktadır.

 Daha sonra hazine arazisi ile topraklandırılan çiftçilerimize, komisyon marifetiyle belirlenen bedel karşılığında adlarına tapu tescilleri yapılmaktadır. Bu bedeller tapuların verildiği yıldaki değer üzerinden hesaplanmakta, borçlandırmadan sonra 4 yıl ödemesiz olmak üzere 10 yılda 10 eşit taksitte ve faizsiz olarak geri ödemeye tabidir”

 Dağıtılan toprakların, bölünemeyeceğini ve kamu yararı hariç tarımsal üretim dışında kullanılamayacağının altını çizen Pakdemirli, bu arazilerin anayasanın ilgili hükmü gereği miras hükümleri dışında başkalarına devredilemeyeceğini, ipotek edilemeyeceğini, satılamayacağını ve kiraya verilemeyeceğini de sözlerine ekledi.​
 
17.12.2019
Devamı

Kuruyan Uzunlu Barajı'nın Hayat Suyu Kızılırmak'ta

Yozgat'ta bulunan Uzunlu Barajı, Boğazlıyan ve Uzunlu ilçelerinde tarıma hayat veriyordu. 1978'de kurulan barajın suyu yıldan yıla kurudu, ıslahı ise yılan hikâyesine döndü. Ekim alanlarının yarı yarıya azaldığı bölgede üreticiler, çözüm bekliyor.

Uzunlu Barajı, yöre halkının talebiyle 1978'de Bülent Ecevit hükümeti döneminde kuruldu.  Uzunlu ve Boğazlıyan'da yaklaşık 50 köye sulama suyu sağlıyordu. Daha çok pancar üretiminin yapıldığı bölgede, tarıma hayat veriyordu. 

Yozgat'ın kurak iklimi ve Uzunlu Barajı'nın bentlerinde oluşan delikler nedeniyle su seviyesi yıldan yıla düştü, baraj kurudu. Uzunlu'da ekili alan oranı yüzde 60 azaldı. Bölge üreticisi zor durumda çünkü pancar su istiyor. 

Yıllardan beri Uzunlu Barajı'nın ıslahı konusunda çaba sarf eden Tarım Uzmanı Hasan Aslan Nurdoğdu, 20 km ötedeki Kızılırmak'ta kurulu Yamula barajından su nakli yapılarak sorunun çözülebileceğini belirtiyor.
 
 
16.12.2019
Devamı

Yaban Hayatından Gülümseten Görüntüler

Artvin'de yaban hayvanlarını izlemek için kullanılan foto kapana takılan bir anne ayı ile üç yavrusunun görüntüleri izleyenleri gülümsetiyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü, yaban hayvanlarını izlemek için teknolojiden faydalanmaya devam ediyor.  DKMP Genel Müdürlüğü, tabiata yerleştirdiği, önünden geçen canlıların hareketini algılayarak çok kısa bir süre içinde çekim yapabilme özelliğine sahip foto kapanlarla yaban hayatını kayıt altına alıyor.
Foto kapanlarla yaban hayatının takip edilmesi ülkemizin sahip olduğu yaban hayvanı çeşitliliği düşünüldüğünde, bu çeşitliliğinin korunması ve sürdürülebilirliğinin sağlanması açısından yapılan envanter ve izleme çalışmaları bakımından da büyük önem taşıyor.

DKMP Genel Müdürlüğü'nün ülkemiz tabiatındaki çeşitli yerlere yerleştirdiği foto kapanlarla yaban hayatı hakkında pek çok bilgiye ulaşılabiliyor. Yerleştirilen foto kapanlar büyük memeli popülasyonlarının izlenmesi ve yaşadıkları çevreye etkilerinin araştırılması, insan-yaban hayvanı çatışmasının sebeplerinin tespiti ve çözüm yollarının araştırılması, türlerin belirli alanlarda varlık/yokluk durumlarının araştırılması, kaçak avcılık ve karayollarında yer alan önemli geçiş noktalarının yaban hayvanlarınca kullanılma sıklığının tespiti gibi hususlarda pek çok bilginin edinilmesinde kullanılıyor.

Geçtiğimiz günlerde Artvin'de foto kapana yakalan anne ayı ve üç yavrusunun görüntüsü de adeta belgesel tadında. Doğal ortamlarında birbiriyle oynayan yavrular ve onları korumaya çalışan anneye ait görüntü hem bölgenin yaban hayatı açısından önemini hem de biyolojik çeşitliliğimizin ne derece zengin olduğunu gözler önüne seriyor.
 
16.12.2019
Devamı

Yavru Deniz Kaplumbağları Denizle Buluştu

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü her yıl olduğu gibi bu yıl da üniversiteler ve gönüllü kuruluşlarla yaptığı işbirliği neticesinde deniz kaplumbağalarını koruma çalışmalarına devam ediyor.

DKMP Genel Müdürlüğü Türkiye'nin taraf olduğu BERN (Avrupa'nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarının Korunması) ve BARCELONA (Akdeniz'in Kirlenmeye Karşı Korunması) Sözleşmeleri kapsamında deniz kaplumbağalarının (Caretta caretta-İribaş deniz kaplumbağası, Chelonia mydas-Yeşil deniz kaplumbağası) korunması amacına yönelik olarak yaptığı çalışmalarla her yıl binlerce deniz kaplumbağasının denizlere ulaşmasına vesile oluyor.

Ülkemizde 21 adet Önemli Deniz Kaplumbağaları Yuvalama Kumsalının 14 'ünde düzenli olarak "İzleme, Koruma ve Yuva Tespit" çalışmaları yürütülüyor.

2019 yılı çalışmaları neticesinde 143.7 km sahil şeridimizde 4 bin 491 adet Caretta caretta yuvası ve 3 bin 125 adet Chelonia mydas yuva sayısı tespit edilirken, bu yuvalarda yapılan sayımlarda Caretta caretta türünün 359 bin 280 ve Chelonia mydas  türünün ise 312 bin 500 yumurta bıraktığı görüldü.

Bu yumurtalardan  287 bin 424 adet Caretta caretta yavrusu ve 250 bin adet Chelonia mydas yavrusu olmak üzere toplam 537 bin 424  adet yavru  sahillerimizden ayrılıp denize kavuştu. 
 
16.12.2019
Devamı

“Tarımsal Hizmetler ve Hayvancılık Çalıştayı” toplandı

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından “Tarımsal Hizmetler ve Hayvancılık Çalıştayı” düzenlendi. Toplantıda, kentin tarım ve hayvancılık alanında izleyeceği yol haritası masaya yatırıldı.

Büyükşehir Belediyesi Doğal Hayatı Koruma ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığınca, yerel ekonomiye can veren tarım ve hayvancılık sektöründe atılması gereken adımların ele alındığı çalıştay, Bahri Üçoklar Toplantı Salonu’nda toplandı. 2014-2019 yıllarındaki tarım ve hayvancılık çalışmalarına ilişkin raporların konuşulduğu toplantıda; Antep Fıstığı Geliştirme, Yerel Ürünleri Koruma, Telli Sistem Bağ Projesi, Zeytin Geliştirme, Küçükbaş Hayvancılığı Geliştirme, Sertifikalık Tohum Projesi, Arıcılığı Geliştirme ve Mera Hayvanları İçin Su Temini konuları ele alındı.

Çalıştaya, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Latif Karadağ, Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Karayılan, Doğal Hayatı Koruma ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Celal Özsöyler, Gaziantep Veteriner Hekimliği Odası Başkanı Yunus Emre Özdede, ziraat odası başkanları, tarım orman il müdürlüğü temsilcileri, ilçe tarım müdürleri ve Gaziantep meteoroloji temsilcileri katıldı.

Çalıştayda konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Latif Karadağ, “6 yıl önce Başkan Fatma Şahin’le beraber Doğal Hayatı Koruma ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nı kurduk. Daha sonra tarım alanında nelerin yapılacağına dair istişarelerde bulunduk. Çünkü Gaziantep bir turizm, sanayi şehri olduğu kadar aynı zaman da bir tarım şehridir. Gaziantep’in tarım şehri unvanıyla anılmasından memnunuz. Bu nedenle tarım adına gerçekleştirilen işleri önemli buluyoruz. Geçtiğimiz 5 yıllık dönemde birçok alanda Büyükşehir Belediyesi tarafından destek verildi. Doğal Hayatı Koruma ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nın kurulmasıyla birlikte tarım alanında gerçekleştirilecek projeler için bütçe ayrıldı. Böylelikle düzenli ve programlı bir destek sağlanmış oldu. Geldiğimiz noktada, bunu bir adım daha ileriye taşımak istiyoruz. Sizlerle istişare ederek yeni fikirlerin önünü açmak amacındayız. Sizlerden gelen görüşler ışığında birlikte tarım alanında önemli çalışmalar yapmak istiyoruz” dedi.
 
16.12.2019
Devamı

Tarım Bakanı'na Protesto

Ankara Ulus'ta Heykel'in önünde toplanan gıda, ziraat ve su ürünleri mühendisleri ile veteriner hekimler, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'yi atama konusunda verdiği sözün arkasında durmaya davet ettiler.
Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: 
"Bizler Tarım ve Orman Bakanlığına 30 aydır atama bekleyen Gıda, Ziraat ve Su Ürünleri Mühendisleri ile Veteriner Hekimler olarak sizi saygıyla selamlıyoruz. 
Tarım ve Orman Bakanlığı bütün vermiş olduğu sözlere rağmen 30 aydır tek bir atama dahi yapmayarak biz emek harcamış ve puanlarını almış gençleri mağdur etmiş ve sessiz kalarak bu mağduriyeti görmezden gelmiştir.


Bakanımız, Bekir Pakdemirli 2019 Bütçe  görüşmelerinde 2.çeyrekte atama yapacağını bildirmiştir. Aynı şekilde 2019 Mart yerel seçimden önce Orman atamasını açıklarken en kısa zamanda Tarım atamasını da  açıklayacağını bildirmiştir. Üzerinden  9 ay geçmesine rağmen hala atamamız yok. Tarım Bakanlığı, 29 Ağustosta 3500’e yakın sayıyı Cumhurbaşkanlığı Prensipler birimine sayımızı göndermiştir.

Bakanlığımız da Tarım kısmında 4800 den fazla ziraat, gıda, su ürünleri mühendisi ve veteriner hekimler emekli olmuş olup gönderilen sayı maksimum 3500’dür.Hükümetin emekli olan kadar alacağız sözüne binaen gönderilen sayı emekli olandan bile azdır. İl tarım’dan aldığımız bilgiler; il tarımda çalışan mühendisler ve veteriner hekimler işler yetişmediği için hafta sonu bile çalışmak zorunda kaldığı ve sık sık bakanlığı arayarak,faks çekerek yada Bakanımız Bekir PAKDEMİRLİ ile görüşerek yeni personel ataması istedikleri bilgisi alıyoruz. Tek İstediğimiz 30 Aydır Bekleyişimizin son bulup, Bize söz verilen 3500 sayısının verilmesi" 
 
 
13.12.2019
Devamı

Hastalıktan Ari İşletme Desteği Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Hastalıktan Ari İşletme Desteği Ödemeleri” ne ait açıklamalarda bulundu.
Bakan Pakdemirli   Hastalıktan Ari İşletme Desteği Ödemeleri bugün saat 18:00’dan sonra ödenmeye başlayacaktır. İfadesine yer verdi.

Hastalıktan Ari İşletme Desteği Ödemeleri Çerçevesinde,
435 işletmeye, 148 bin 178 baş hayvan için toplam 39,4 milyon TL ödenecek.
Tüm çiftçilerimize hayırlı olsun” dedi.
 
 
13.12.2019
Devamı

Türkiye’nin 13. Ramsar Alanı Kuyucuk Gölü’ne Can Suyu

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü Kars’ta bulunan ve Türkiye’nin 13. Ramsar Alanı olan Kuyucuk Gölü’nün kurak geçen dönemlerde kuruma riskine karşı can suyu temin etmek maksadıyla su kuyusu açtı.

Başta Uzunbacak (Himantopus himantopus), Angıt (todorna ferruginea), Sakarmeke (Fulica atra), Karaboyunlu batağan (Podiceps nigricollis), Dikkuyruk (oxyura leucocephala), Sığıcık kuşları(Sturnus vulgaris) Bozkaz (Anser anser) olmak üzere göç eden birçok kuş türüne ev sahipliği yapan, Kuyucuk Gölü havaların kurak geçtiği dönemlerde kuruma riskiyle karşılaşabiliyordu.
Gölün karşılaştığı bu riski ortadan kaldırmak, kurumasını engellemek ve tekrar canlandırarak yüzbinlerce kuşu ağırlayabilmesini sağlamak için DSİ Genel Müdürlüğü, Kars Valiliği ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ortak bir çalışma başlattı.

Göle Günlük 2 Bin Metreküp Su Verilecek

Bu çalışma çerçevesinde DSİ, göle can suyu sağlamak için 140 metre derinlikte bir sondaj kuyusu açtı. Saniyede 24 litre suyun çekilebileceği kuyu ile gölün kuruması engellenecek. Böylece Kars ilinin önemli turistik bölgelerinden birisi olan ve Afrika-Avrasya kuş göçü yolu üzerinde yer alan, Türkiye'nin 13. Ramsar alanı ve Doğu Anadolu'nun 1. sıradaki önemli kuş cenneti olan Kuyucuk Gölü’nde doğal hayatın devam etmesine katkı sağlanmış olacak​
 
13.12.2019
Devamı

Ürün İzleme Masaları Hizmet Vermeye Başladı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli'nin talimatıyla stratejik öneme sahip bazı tarım ürünleri hakkındaki gelişmelerin izlenmesi için oluşturulan ürün takip masalarının kuruluşu tamamlandı.
Stratejik öneme sahip olan ve fiyatları değişkenlik gösteren tarım ürünlerinin takibi için oluşturulan ürün masaları, izlenen ürünler hakkında tavsiye şeklinde öneriler sunacak. Ürün masaları bünyesinde 26 ürün takibi için toplamda 7 masa oluşturuldu. Takibi sağlanacak ürünler arasında hububat, pamuk, ayçiçeği, soya, kanola, aspir, nohut, kuru fasulye, mercimek, patates-kuru soğan, çay-fındık, incir, kayısı, kiraz, üzüm, zeytin- zeytinyağı ve yem bitkileri yer alıyor.

Ürün takip edecek masalar oluşturulurken, Türkiye için stratejik öneme sahip, insan ve hayvan beslenmesi konusunda önem arz eden ürünler de belirlendi. Oluşturulan masalardaki uzmanlar, Bakanlık adına güvenli şekilde veri oluştururken, verilerin güncel tutulması ve periyodik olarak raporlanması gibi çalışmalar gerçekleştirerek, çiftçiye tavsiye niteliğinde öneriler oluşturacak. Uzmanlar, alanlarındaki ürünlere ait verileri ulusal veya uluslararası veri sistemlerinden yararlanarak çiftçi, sivil toplum örgütleri ve kurumlarla görüşmeler gerçekleştirerek sektörü takip edecek.

Sahada ve masada yapılan ürün araştırmaları sonrasında uzmanlar tarafından belirlenen tarımsal ürünlerin ekiliş alanları, rekolte tespiti, ürün verimi, ürün tüketimi, ürünün ticareti ve fiyat-maliyet gibi bilgileri bir bülten olarak Bakanlığın web sitesinden yayımlanacak.  

Söz konusu bültenler, ürün özelliğine göre aylık, 3 aylık ve 6 aylık dönemler halinde hazırlanacak. İlk etapta saha gözlemleri ve ürün piyasa bilgilerinin beraber araştırılması sonucunda herkesin faydalanması amacıyla ayçiçeği, buğday, mercimek, mısır, nohut ve pamuk için bülten hazırlandı.  
 
 
13.12.2019
Devamı

Oyuncak Şırıngalı Çikolata Kantinde Satıldı mı?

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ilkokul birinci sınıf öğrencisi Mert Yağız Köksal'ın yaşamını kaybettiği olayla ilgili yürütülen soruşturmada okul yöneticisinin görevden uzaklaştırıldığını, kantinin sözleşmesinin feshedildiğini bildirdi.

MEB'den yapılan açıklamada, Keçiören ilçesindeki Şehit Ahmet Kabukçu İlkokulu birinci sınıf öğrencisi Mert Yağız Köksal'ın dün vefat etmesiyle ilgili olayın idari açıdan, Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığınca görevlendirilen maarif müfettişlerince tüm yönleriyle ve kapsamlı şekilde soruşturulduğu aktarıldı.

Maarif müfettişleri tarafından yapılan ilk incelemede, söz konusu kantin işletmesinin, ilgili mevzuat gereği okulda oluşturulan komisyon tarafından 15 Kasım 2019'da, Keçiören İlçe Tarım ve orman  Müdürlüğü tarafından da son olarak 29 Kasım 2019'da denetlendiğinin görüldüğü belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Soruşturmanın salahiyeti açısından, sorumluluğu olabileceği düşünülen ilgili okul yöneticileri görevden uzaklaştırılmış olup, iddialara konu olan okul kantini işletmesinin sözleşmesi feshedilmiştir. Öğrencimizin yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan ve eğitim camiamızı derinden üzen bu elim hadisede sorumluluğu bulunan kişiler hakkındaki soruşturma süreci hassasiyetle yürütülmektedir. Ayrıca, söz konusu olayla ilgili adli makamlarca başlatılan soruşturma devam etmektedir."

7 yaşındaki Mert Yağız Köksal, önceki gün sabah okulda çikolata yerken nefes alamayarak fenalaşmış, yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetmişti. Öğrencinin cenazesi otopsi için Keçiören Adli Tıp Kurumuna götürülmüştü.

Mert Yağız Köksal'ın, okul kantininden aldığı, içinde sıvı çikolata bulunan oyuncak şırınga şeklindeki ambalajın kapağının nefes borusuna kaçması sonucu hayatını kaybettiği şüphesi üzerinde duruluyor. Köksal'ın kesin ölüm nedeni, otopsi raporu tamamlandığında açıklanacak.
 
 
12.12.2019
Devamı

Tarım arazileri ve 2B taşınmazlarının satış başvuruları için son 5 gün

2B taşınmazları ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışı uygulamasından yararlanmak isteyenler 16 Aralık'a kadar başvuruda bulunabilecek.
AA muhabirinin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinden aldığı bilgiye göre, kamuoyunda 2/B yasası olarak bilinen 6292 sayılı Kanun uyarınca, Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların hak sahiplerine satışı uygulaması devam ediyor.
Tarımla geçimini sağlayan vatandaşların bu arazileri uzun yıllar kullandıkları hususu göz önünde bulundurularak, belediye ve mücavir alan sınırları dışında bulunan tarım arazileri hak sahiplerine rayiç bedellerinin yüzde 50'si oranında indirimli ve faizsiz 6 yıl vadeli olarak satılıyor.
Bu kapsamda 2012'den bugüne kadar 791 bin hak sahibine yaklaşık 556 bin 2B taşınmazı satıldı. Toplam değeri 11,8 milyar lira olan satış bedelinin 8,8 milyar lirası tahsil edildi, geri kalanı ise taksitler halinde alınıyor.

 Düzenlemeden 157 bin hak sahibinin yararlanması bekleniyor
Tarım arazilerinin satışından ise bugüne kadar yaklaşık 65 bin kişi yararlandı. Bu kapsamda toplam 51 bin tarım arazisi, 790 milyon lira bedelle satıldı. Bu bedelin 350 milyon lirası tahsil edildi.
Yine aynı kanunla çözüme kavuşturulan Hazineye ait tarım arazilerinin kiracılarına, kullanıcılarına ve paydaşlarına satışı uygulamasında rayiç bedel ve hak sahiplerini belirleme çalışmaları tamamlanan illerde satışlara başlandı.

Bu arada, söz konusu kanundan daha fazla hak sahibinin yararlanabilmesini sağlamak için yasal değişikliğe gidildi. Değişiklik doğrultusunda, 2/B taşınmazları ve Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin, süresi içinde başvurmayanların, kendilerine yapılan tebligatta belirtilen bedeli süresi içerisinde ödemeyenlerin ve taksitli satışlarda, sözleşmesinde belirtilen taksitlerden ikiden fazlasını vadesinde ödemeyenlerin başvuru ve ödeme süresi 16 Aralık'a kadar uzatıldı.
Bu düzenlemeden, tarım arazileri satışlarında başvuru ve ödeme sürelerini kaçıran 27 bin kişi ve 2/B satışlarında bu süreleri kaçıran 130 bin kişi olmak üzere toplam 157 bin vatandaşın yararlanması bekleniyor.

Hazineye ait tarım arazileri ve 2/B taşınmazlarının satışında bir daha süre uzatımı olmayacağı, vatandaşların herhangi bir hak kaybı yaşamamaları için en geç 16 Aralık'a kadar başvurularını ve ödemelerini yapmaları gerektiği kaydedildi.
 
 
12.12.2019
Devamı

Yarım Asırlık Gıda Devi Dubai'ye Satıldı

Balıkesir'in Susurluk ilçesinde üretimde bulunan Yörsan fabrikası 1 yıl kadar önce konkardato ilan etmişti. Aradan geçen zaman zarfında fabrika üretime devam ederken firma tarafından iflasın istenmesine yönelik dilekçe mahkemeye sunuldu.

Özlük haklarını alamayacaklarını iddia eden işçiler fabrika önünde toplandı.
Bir işçi yaptığı konuşma ile durumu özetlerken şu ifadeleri kullandı:

"Aralık 10 bugün. Yörsan'dayız. Satım olacak ve iflas aşamasında. Herkes mağdur. Yaklaşık 300 kişiyiz. Satış olmasını engelliyorlar. Bazı bankalar ile anlaşma olmuyor, anlaşılması gerekiyormuş. Şu an polis ekipleri de geldi. Milletvekillerimizden yardım istiyoruz"
Yörsan, geçtiğimiz yıl ekonomide yaşanan genel sıkıntıların şirketin mali yapısını olumsuz etkilediğini belirterek Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesi'ne konkordato başvurusu yapmıştı.

Yarım asırlık gıda devi
İstanbul Sanayi Odası'nın açıkladığı en büyük 500 sanayi kuruluşu listesine de giren Yörsan'ın temeli 1964 yılında Yörükler Gıda Limited Şirketi olarak atıldı. 1984 yılında Türkiye'nin ilk beyaz peynir fabrikasını kuran Yörsan 4 yıl önce özel sermaye fonu Dubai merkezli Abraaj Group'a satıldı.
 
 
11.12.2019
Devamı

En Büyük Sulama Barajında Hedef Belirlendi

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü Diyarbakır’ın çılgın projesi ve Türkiye'nin Atatürk Barajı’ndan sonra en büyük sulama barajı olan Silvan Barajı’nda hedefi belirledi. Hedef iki yıl içinde barajı su tutmaya hazır hale getirmek.

Toplam 8 baraj ve 23 sulama tesisinden oluşan ve Diyarbakır’ın çılgın projesi olarak nitelendirilen Silvan Projesi kapsamında Silvan, Pamukçay, Ambar, Kuruçay, Başlar, Kıbrıs, Karacalar ve Bulaklıdere barajları inşa ediliyor. Bu barajların tamamlanması ile bölgede 7 milyar 500 milyon metreküp suyun depo edileceği devasa bir kapasite oluşturulacak.

TERÖR NEDENİYLE YAPIMINDA İKİ YIL GECİKME YAŞANDI
Silvan Projesi kapsamında inşası süren ve terör saldırıları nedeniyle yapımında 2 yıl gecikme yaşanan Silvan Barajı ise bölgede sulama hedeflerinin yakalanması açısından büyük önem taşıyor. 175,5 metre yüksekliği ve 8,8 milyon m3 hacimli gövdesi ile ülkemizin ve Avrupa’nın en yüksek ön yüzü beton kaplı barajı olacak.

SULAMAYA AYRILAN SU KADEMELİ ARTIRILACAK
Enerji ve sulama maksatlı inşa edilen Silvan Barajı oluşturacağı 7,3 milyar m3 rezervuar hacmi ile Güneydoğu Anadolu Projesi’nin Atatürk Barajı’ndan sonra 2. büyük sulama barajı olacak. 4 aşamalı olarak planlanan Silvan Projesi kapsamında, her aşamada Silvan Barajı rezervuarından sulamaya verilen su miktarı artırılacak. Dolayısıyla Silvan Barajı’ndan üretilen elektrik enerjisi kademe kademe azalacak ve zaman içerisinde enerji üretimi 681 GWh’dan 88,41 GWh’a inerken sulamaya verilen su 1,791 milyon m3’e çıkacak.

BARAJDA YÜZDE 70 FİZİKİ GERÇEKLEŞMEYE ULAŞILDI
Silvan Barajı'nın tamamlanmasıyla GAP'ın bölge genelindeki sulama hedeflerine ulaşılacağını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli “Barajın gövde kazıları tamamlandı ve gövde dolgusu imalatları devam ediyor. Yaklaşık 8,8 milyon m3 olan gövde dolgusunun 7,7 milyon m3’ü tamamlandı. Barajın genel fiziki gerçekleşmesi ise yüzde 70 seviyelerine ulaştı. 2020 yılı sonu itibarı ile barajda ön yüz beton imalatlarını bitirmeyi ve akabinde 2021 başlarında barajı su tutmaya hazır hale getirmeyi hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

2 MİLYON 400 BİN DEKAR TARIM ARAZİSİ SULANACAK
Yaklaşık 2 milyon 400 bin dekar tarım arazisinin Silvan Barajı ile sulanacağının da altını çizen Bakan Pakdemirli “Silvan Barajı birçok farklı fonksiyonu daha bünyesinde barındıracak. Bu barajımız hem kendisi su kaynağı toplayacak hem de diğer küçük barajlara su verilmesini sağlayacak. Proje kapsamında çok ciddi sulama tünelleri olacak. Babakaya ve Silvan gibi kapasiteli tüneller oluşturulacak. 100 kilometreyi aşkın ana sulama kanalı yapılacak” açıklamasını yaptı.​
 
 
11.12.2019
Devamı

Canlı Hayvan Pazarı ve Ot Borsasının Temelleri Atıldı

Sivas tarım ve hayvancılığına katkı sağlaması amacıyla hazırlanan “Canlı Hayvan Pazarı ve Ot Borsası” projesi kapsamında ilk kazmalar vuruldu.
Sivas’ın Kovalı Mevkii Demirçelik kavşağında kurulan tesisin önemine dikkat çeken Vali Ayhan, projenin sosyal, toplumsal ve ekonomik boyutuna dikkat çekerek, “Sivas´ın tarım ve hayvancılık potansiyeline olan inancımızla, 20 milyon lira bütçe ile ilimize dev bir tesis daha kazandırıyoruz. Bu tesis, çiftçilerimize, besicilerimize güç verecektir” dedi.
İlimizin hayvancılığına çok önemli katkı sağlayacak olan ´Canlı Hayvan Pazarı ve Ot Borsası´nda ilk kazmalar vuruldu. Ulaş Kovalı mevkiinde yakın zamanda temeli atılacak projenin temel kazısı, İl Özel İdaresi tarafından başlatıldı.

Temel atma töreni öncesinde yapılan çalışmaları yerinde inceleyen Vali Salih Ayhan, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri M. Nebi Kaya ve teknik personelden bilgi aldı. İnceleme gezisine Belediye Başkanı Hilmi bilgin ve ilgili paydaş kurumların temsilcileri de eşlik etti.

20 MİLYON LİRALIK DEV TESİS
Vali Salih Ayhan, projenin sosyal, toplumsal ve ekonomik boyutuna dikkat çekerek, “Sivas´ın tarım ve hayvancılık potansiyeline olan inancımızla, 20 milyon lira bütçe ile ilimize dev bir tesis daha kazandırıyoruz. Bu tesis, çiftçilerimize, besicilerimize güç verecektir” dedi.

“BÜYÜK NETİCELER ALACAĞIZ”
Tarım ve hayvancılık alanında şehrin önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Vali Ayhan, ilimize ivme kazandırmak ve küçük dokunuşlarla büyük neticeler almak için çiftçilere yönelik büyük projeler yaptıklarını söyledi. Vali Ayhan, “DAP ve kurumlarımızın destekleri ile tesisimizin yakında zamanda temeli atılacak. Burası tek merkez olacak, aynı zamanda Şarkışla hayvan parası ile birbirlerine güç verecekler. Bu güzel tesis şehrimize hayırlı uğurlu olsun” dedi.

GÜÇ BİRLİĞİNİN GÖSTERGESİ
Belediye Başkanı Hilmi Bilgin ise “Bu bölgeye tarım ve hayvancılık kompleksini inşa edeceğiz. Bizim amacımız üretene ve istihdama destek olmaktır. Sayın Valimizin öncülüğünde, il özel idaremiz, belediyemiz ve ticaret borsasının ortaklaşa hayata geçireceği bu proje güç birliğinin de bir göstergesidir. Projeye emek harcayan herkese teşekkür ediyorum” dedi.
 
 
10.12.2019
Devamı

Kaliteli Fidan İçin Kaliteli Tohum

Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü (OGM) kaliteli fidanlar kaliteli tohumlardan üretilir prensibi ile üstün vasıflı ağaçlardan oluşan tohum meşçereleri ve tohum bahçelerinden tohum üretimi yapıyor.

Ülkemizde doğal olarak kaliteli ağaçların bulunduğu alanları ifade eden ve OGM tarafından koruma altında bulunan mesçerelerden alınan doğal tohumlar yine OGM tarafından suni yollarla oluşturulan alanlarda ekiliyor ve tohumları kullanılmak üzere tohum bahçeleri tesis ediliyor. Bu alanlardan elde edilen kaliteli tohumlar ise fidanlıklarda fidan üretiminde kullanılarak ülkemizin ağaçlandırılmaya müsait alanlarında toprakla buluşturularak kaliteli ormanlar oluşturuluyor.

Bu çerçevede ülkemiz genelinde 11 ağaç türünden, toplam 1.411 hektarı kapsayan 180 adet tohum bahçesi oluşturuldu. Ayrıca doğal olarak 33 ağaç türünden, 41.991 hektar alanda 317 adet tohum meşçeresi de kaliteli fidan üretimi için kullanılıyor.

Diğer yandan farklı ülke ve iklimlerden alınan tohumların ülkemizde yetiştirilmesi maksadıyla 3 ağaç türünden toplam 114 hektar arazide 30 adet döl deneme alanı bulunuyor. Bu uygulama ile yeni tür ağaçların ülkemizde yetişmesi ve biyoçeşitliliğe katkı sağlanması hedefleniyor.

OGM üretmiş olduğu kaliteli tohumları ise 21 şehirde kurulmuş olan ve 340 ton kapasiteli soğuk hava depolarında saklıyor ve gerektiğinde uygun bölgelerde ekim yapıyor ya da fidan üretimi için kullanıyor.

Bu çerçevede 2003 yılında üretilen tohum üretim miktarı 100 ton iken yapılan çalışmalar neticesinde 2018 yılında başta Karacam, Sarıcam, Kızılcam, Fıstıkçamı, Doğu Kayını,  Meşe gibi asli ağaç türlerimizin fidanları yanı sıra Ceviz, Badem, Zeytin, Defne, Ihlamur, Kestane, Mavi yemiş, Mahlep. Alıç, İğde, Zerdali vb. türler olmak üzere ibreli ve yapraklı orman ağacı türleri ile sus bitkilerinden, 222 ton tohum üretimi gerçekleştirildi. 2019 yılında ise 177 ton üretim yapılması planlanıyor.
 
09.12.2019
Devamı

TZOB Başkanı Bayraktar: Dünyada domates üretiminde üçüncü sıradayız

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye'nin domates üretiminde dünyada üçüncü sırada yer aldığını söyledi.
Seydikemer Ziraat Odası açılışına katılan Bayraktar, Muğla'nın bir turizm şehri olarak algılandığını,  tarım ve hayvancılık potansiyeline bakıldığında ise ciddi bir tarım ili olduğunu söyledi.

Bayraktar, Muğla'nın 2 milyon 300 bin dekar civarında tarım alanına sahip olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

"Muğla tam bir meyve, sebze cenneti. Birlik olarak çiftçimizin hak ve menfaatlerini aramanın yanında projelerle çiftçiyi bilgiyle bulaştırmamız lazım. Ne kadar destek, katkı sunulursa sunulsun çiftçiyi bilgiyle buluşturmazsanız, tarım sektöründe hedeflere ulaşamazsınız. Bakanlıklarla Türkiye Ziraat Odaları Birliğinin yaptığı protokol çerçevesinde 560 bin çiftçimize eğitim verdik. Bunun 190 bini kadın çiftçimiz. Ne kadar üyemiz varsa hepsine eğitim vermek zorundayız. Çiftçimizi eğitimle buluşturmak zorundayız."

"Çiftçinin Önünün Açılması Lazım"

Muğla'da yılın 12 ayı   domates üretildiğini ve bunun yüzde 90'ının Ukrayna, Rusya, Irak ve Suudi Arabistan'a ihraç edildiğini vurgulayan Bayraktar, "Bu anlamda çiftçinin önünün açılması lazım. Bakanlıklar tarafından verilecek teşviklerle üretim artacak ama tedbir de almak zorundayız. Dünyada domates üretiminde üçüncü sıradayız. Son 10 yılın rakamlarına baktığımızda, gelirimizin 450 milyon dolardan 300 milyon dolarlara düştüğünü görüyoruz. İhracatta bir düşme görülüyor. Muhakkak yeni pazarlar bulmak zorundayız." ifadesini kullandı.

Muğla Tarım ve Orman Müdürü Barış Saylak ise ildeki nüfusun yüzde 55'inin halen kırsalda yaşadığını söyledi. Zeytin, örtü altı domates, narenciye, çam balı, susam ve su ürünlerinin Muğla'nın en önemli sektörleri olduğunu belirten Saylak, bu alanlarda üretimde lider konumda olduklarını kaydetti.

Konuşmaların ardından Seydikemer Ziraat Odasının açılış yapıldı ve protokol üyeleri oda karışısında kurulan "Sağlığım için doğayı seçtim hobi bahçeleri"nde inceleme yaptı.
 
09.12.2019
Devamı

Ak Zambak Eylem Planı Tamamlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ülkemizin sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik faaliyetlerine hız kesmeden devam ediyor.
DKMP Genel Müdürlüğü tarafından İzmir il sınırları içinde yaşayan Ak Zambak (Lilium candidum L.) türünün popülasyonunun ve yaşam alanının korunması amacıyla 2014 yılında başlanan eylem planı çalışmaları tamamlandı.

Yürütülen çalışmalar kapsamında İzmir'in Kemalpaşa, Bayındır, Menderes, Urla, Karaburun, Seferihisar, Bergama ve Buca ilçelerinde 10 doğal popülasyon belirlendi.

Ak Zambağın yaşam alanlarının izlendiği çalışmalarda türün tohum ve soğanları haricinde saplarından da üreyebildiği tespit edildi. Türün varlığını sürdürdüğü alanlara uyarı ve bilgilendirme tabelalarının konulduğu ve yöre halkına gerekli bilgilendirmelerin yapıldığı faaliyetler neticesinde Ak Zambak birey sayılarında artış olduğu gözlendi.

Ak Zambak Farklı Sektörlerde Kullanılıyor

Süs bitkisi ve kesme çiçek olarak kullanılmasının yanı sıra kozmetik sektöründe de ihtiyaç duyulan Ak Zambak, sahip olduğu potansiyelden dolayı geçmiş zamanlardan günümüze kadar insan tahribatına maruz bırakıldı.

160 cm'ye kadar boylanabilen, çok sayıda beyazımsı, oval birbirinden ayrık, mızraksı ve şeritsi-mızrak şekilli etli-sulu soğan yapraklarının meydana getirdiği oval soğanlı bir türdür. Ak Zambak dünya üzerinde balkan ülkeleri, Yunan Adaları, Lübnan, Filistin, İsrail, Suriye ve ülkemizde yayılış gösteren bir türdür. 
 
09.12.2019
Devamı

84 Projeye 113 Milyon TL Hibe Sağlanacak

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, IPARD-II Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Destekleri 5. Başvuru Çağrısı 4. Grubunda destek almaya hak kazanan 84 proje 113 milyon liralık hibe sağlanacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli, kırsal kalkınmayı üretim ve insan odaklı bir bakış açısıyla ele aldıklarını belirterek, kırsaldan kente göçün önlenmesi, kadın ve genç girişimcilerin desteklenmesi, istihdamın artırılması ve kaliteli üretimin teşvik edilmesi amacıyla, IPARD-II kapsamında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu aracılığıyla önemli miktarda hibeyi yatırımcılarla buluşturmaya devam ettiklerini söyledi.

Bu çerçevede, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) 16 Şubat 2019 tarihinde çıktığı IPARD-II 5. Başvuru çağrı ilanı kapsamında uygun bulunan ve onaylanan projelerin 4. Grup sonuçlarının www.tkdk.gov.tr adresinden açıklandığını belirten Pakdemirli, şunları kaydetti:"Açıklanan, 4. grupta 84 projeye toplam 113 milyon lira hibe sağlanacak. Bu hibe sayesinde kırsalda 275 milyon lira yatırım yapılması ve 400 yeni istihdam oluşturulması hedefleniyor.

Onaylanan projelerle ilgili yatırımcılarla hibe sözleşme imzalama süreci başladı.

Hibe desteği alacak projelerin; 23'ü meyve-sebze soğuk hava deposu, 21'i süt çiftliği, 16'sı besi çiftliği, 10'u broyler çiftliği, 6'sı süt işleme, 5'i kırmızı et işleme, 2'si su ürünleri işleme ve 1'i de kanatlı eti işleme yatırımını kapsıyor."  Bakan Pakdemirli, IPARD-II kapsamında kırsal kalkınmaya yönelik yeni proje başvuru çağrılarının devam ettiğini belirterek, "25 Kasım 2019 tarihinde 50 milyon Euro (320 milyon lira) hibe bütçeli IPARD-II 8. Proje Başvuru Çağrısına çıkıldı. Bu çağrıda ise, işleme ve pazarlama sektörlerinde makine-ekipman alımı ve yenilenebilir enerji ekipmanları desteklenecek. Sektöre göre değişmekle birlikte yatırımların 1 milyon Euro ila 3 milyon Euro'ya kadar olan kısmına yüzde 40 ila yüzde 50 arasında hibe sağlanacak. Böylece IPARD-II 8. Başvuru çağrısıyla birlikte 2019 yılında çıkılan proje başvuru çağrı miktarı toplamda 443 milyon Euro'ya (2,8 milyar TL) ulaşmış olacak." dedi.

Bakanlık olarak IPARD kapsamında son 8 yılda önemli çalışmalar yaptıklarını hatırlatan Pakdemirli, bu kapsamda sağlanan 4 milyar lira hibe ile 10 milyar liranın üzerinde yatırım yapıldığını, 7 bini kadın ve gençlere ait 14 binden fazla tesisin desteklendiğini ve 60 bin yeni istihdam oluşturulduğunu söyledi.
09.12.2019
Devamı

İnsan Sağlığı İçin Hayvan Sağlığı Yaklaşımı

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenlenen toplantıda, hayvan sağlığının doğrudan insan sağlığını etkilediği belirtilerek, “Sağlıklı İnsan İçin Sağlıklı Hayvan” yaklaşımına dikkat çekildi.
Bakanlık tarafından Antalya’da düzenlenen Hayvan Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele Programı Değerlendirme Toplantısı, bugün sona erecek.

Toplantıya, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, Antalya Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa Özen, Rehberlik ve Teftiş Başkan Yardımcısı M. Zeki Özbay, Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Veli Gülyaz, Hayvan Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Bayram Sertkaya, Hayvan ve Hayvansal Ürünler Sınır Kontrol Daire Başkanı Engin Derya Tayfun, Risk Değerlendirme Daire Başkanı Şenay Eken, Hayvancılık Genel Müdürlüğünden Daire Başkanı Emre Gürçay, Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığından Daire Başkanı Ramazan Ata, 81 İl Hayvan Sağlığı, Yetiştiriciliği ve Su Ürünleri/Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürleri ile Enstitü Müdürleri, veteriner hekimler, TİGEM işletmelerinden ilgili personel katıldı.



“Sağlıklı İnsan İçin Sağlık Hayvan” yaklaşımı
Açılışta konuşan Gıda ve Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Veli Gülyaz, hayvan sağlığının doğrudan insan sağlığını etkilediği ve hayvansal ürünlerin insan beslenmesindeki tartışılmaz gereksiniminin unutulmaması gerektiğini söyledi.
“Sağlıklı İnsan İçin Sağlıklı Hayvan” yaklaşımında, hayvan sağlığı ve refahı, gıda güvenirliği ve halk sağlığı konularında veteriner hekimlerin önemli sorumluluklarının bulunduğunu dile getiren Gülyaz, hayvan sağlığından ve veteriner hizmetlerinden sorumlu olan Genel Müdürlükçe yürütülen projeler hakkında bilgi verdi.

“Hayvan hareketlerinin kontrolü önemli”
Hayvan Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Bayram Sertkaya’nın hayvan hastalıkları konusunda yapılan çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi vermesinin ardından Bakan Yardımcısı Mehmet Hadi Tunç, bir konuşma yaptı.
Hayvan hastalıkları ile mücadelede hayvan hareketlerinin ve hayvan pazarlarının kontrolünün büyük önem arz ettiğini, hayvan hastalıkları ile mücadele konusunda yapılan çalışmaları başarılı bulduğunu belirten Tunç, 3. Tarım Şurası Sonuç Bildirgesinde önerilen havza bazlı yönetim modelinin önemini vurguladı.
 
 
 
06.12.2019
Devamı

Kurallara Uymayan Balıkçılara 23,6 Milyon Lira Ceza

Tarım ve Orman Bakanlığı, su ürünleri kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir balıkçılığın sağlanabilmesi amacı ile balıkçılara yönelik denetimlerini sıkı bir şekilde sürdürüyor. Bu çerçevede avlanması yasak tür ve boyutlarda balık avlayanlara, ava kapalı sahalarda ve yasak av araçlarıyla avlananlara yönelik 2019 yılının ilk 10 ayında 23,6 milyon liralık yaptırım uyguladı.

Konuyla ilgili açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, balıkçılık av sezonunun 1 Eylül 2019 tarihinde açıldığını belirterek, su ürünleri kontrol ekiplerinin denizlerde, karaya çıkış noktalarında, nakil güzergâhlarında, balık hallerinde ve perakende satış yerlerinde mesai mefhumu gözetmeksizin 24 saat esasına dayalı olarak denetim yaptığını söyledi.

Bakan Pakdemirli, denetimlerde avlanılan türlerin yanı sıra bu türlerin yasal avlanma boyutlarına, kullanılan av araçlarına, av sahalarına, ruhsat ve belgelere ilişkin hususların denetlendiğini ifade etti.
Denetimlerde bakanlık ekiplerinin yanı sıra Sahil Güvenlik Komutanlığı, Jandarma ve Emniyet kuvvetlerinin de etkin rol oynadığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:Tarı
“Sürdürülebilir balıkçılık için kurallara uymayan balıkçılara göz açtırılmıyor Bu kapsamda 2019 yılının ilk 10 ayında 94 bin 442 adet su ürünleri denetimi yapıldı. Denetimlerde 588 ton su ürünü ile 2 bin muhtelif ağ ve av aracına el konulurken, kurallara aykırı davrananlara 23,6 milyon liralık idari para cezası uygulandı.”
 
05.12.2019
Devamı

6. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Tarım Bakanları Toplantısı Yapıldı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Azerbaycan'da düzenlenen "6. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Tarım Bakanları Toplantısı"na katıldı.
Ekonomik işbirliği teşkilatı üyesi ülkelerin, toplam dünya nüfusunun yüzde 6'sına yani 470 milyondan fazla kişiye ev sahipliği yaptığını belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda tarımın da bu teşkilatın en büyük büyüme ve gelişme kaynaklarından biri olduğuna değindi. Pakdemirli, "Bölgedeki tarım sektörünün önemi, sektörün ülke ekonomilerinin bel kemiği olduğu için açıktır ve bunun yanı sıra, tarımın verimliliği, gıda güvenliğinin boyutlarından biri olan gıdanın yeterli şekilde kullanılabilirliğini sağlamada önemli bir faktördür. Ancak, gıda güvenliği sorununun en aza indirilmesi, sadece gıda üretiminin arttırılması ile değil, aynı zamanda nitelikli ürünlerin elde edilmesi ve elde edilen ürünlerin dengeli bir şekilde paylaşılması ile mümkün olacaktır. Ayrıca, bölge arasında güçlü bir tarım sektörü ve gelişmiş bir bölge içi ticaret ekonomik istikrarı artıracak ve sürdürecektir" diye konuştu.

Eco Bölgesinde 59 Milyon İnsan Yetersiz Besleniyor
Bakan Pakdemirli, bir tehdit oluşturan gıda güvensizliğine dair konuştu. ECO Bölge nüfusunun yüzde 13'üne denk gelen, 59 milyon insanın yetersiz beslendiğine dikkati çekti. Gıda güvenliğinin 4 ana boyutu olan gıdanın mevcudiyeti, erişilebilirliği, kullanılabilirliği ve istikrarının giderek daha karmaşık ve zorlu hale geldiğini ifade eden Bakan Pakdemirli, bu noktada ülkelerin işbirliği içinde hareket etmesinin oldukça önemli olduğuna değindi. 2012 yılında Türkiye'de yapılan 5. ECO Tarım Bakanları Toplantısında oluşturulan ECO Ülkelerinde Gıda Güvenliği Bölgesel Koordinasyon Merkezi'ni (ECO-RCC) hatırlattı.

Pakdemirli, "Türkiye'nin koordinatör ülkesi olduğu ECO-RCC, ulusal ve bölgesel düzeyde gıda güvenliğine yönelik temel engelleri tespit etmek, önceliklendirmek ve ele almak için faaliyete geçmiştir. Kuruluşundan bu yana Merkez, kuruluş amacına uygun önemli çaba ve faaliyetler göstermiştir. Merkezin kurulmasını içeren projenin ilk aşamasını başarıyla tamamladığımızı belirtmekten memnuniyet duyarım. Merkez'in gıda güvenliğinin zorluklarını ele alma ve bölgedeki SDG hedeflerine ulaşma konusunda kritik bir rolü vardır, çünkü gıda güvenliği yalnızca tarımsal üretimi değil, insanların hayatlarını ve toplumlarının geleceklerini de teşvik etmektedir. Yeterli, uygun fiyatlı, çeşitlendirilmiş ve besleyici gıdalara erişim, gıda güvenliğinin ve daha sağlıklı bir yaşamın sağlanmasının anahtarıdır. Gıda güvenliğine yapılan yatırım daha müreffeh bir gelecek için ihtiyaç duyulan değişiklikleri yönlendirmektedir" dedi.

Türkiye 195 Ülkeye Bin 690 Tarım Ürünü İhraç Ediyor
Bakan Pakdemirli, ECO üyesi ülkeler ile Türk tarım sektörünün temel verilerini de paylaştı. Pakdemirli, "Türkiye, 2003-2018 döneminde yıllık ortalama yüzde 2,72'lik büyüme ile Hollanda, İspanya ve Fransa gibi birçok Avrupa ülkesini geride bırakmıştır. Ülkemiz tarımsal GSYİH 44 milyar dolar ile Avrupa'nın önde gelen ülkeleri arasındadır. Türkiye 195 ülkeye 1.690 tarım ürünü ihraç ederek ihracatçı bir ülke olduğunu kanıtlamıştır" dedi.

"Tarımda değişim ve dönüşüm için, teknoloji bir fırsattır"
Sektörde, değişim ve dönüşüm için yeni teknolojinin fırsat olarak görüldüğünü belirten Bakan Pakdemirli, bu kapsamda Ar-Ge çalışmaları yapıldığını söyleyerek, Türkiye'nin ilk yerli milli traktörü ile Akıllı küpe uygulamalarından örnek verdi.

Pakdemirli "Üreticimizin en önemli sorunu olan mazot kullanımını azaltmak ve çevreci yaklaşımları benimsemek için %100 yerli ve milli 45 dakika şarj ile 7 saat aralıksız çalışabilen çevre dostu ve sessiz Elektrikli Traktör Prototipini geliştirdik. Ayrıca, hayvancılıkta her türlü hayvan kayıtlarının tutulması için hassas tarım tekniklerinden faydalanıp verimliliği arttıracak Akıllı Küpe (Hayvan Takip Platformu) geliştirme çalışmalarına başladık" diye konuştu.

Ormanlık alanlarımızın sürdürülebilir kullanımına da büyük önem verildiğini belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, bu kapsamda bu yıl 11 Kasım'da başlatılan ve bundan böyle her yıl kutlanacak olan Ulusal Ağaçlandırma Gününü hatırlattı. 11 Kasımda 11,5 milyon fidanın toprakla buluştuğunu ve rekor kırıldığını belirten Pakdemirli, bundan sonraki yıllar için de ECO ülkelerine davette bulundu ve 'sizleri aramızda görmekten memnuniyet duyarız' dedi.
 
05.12.2019
Devamı

Çiftçiye Geçiş Cezası

Sakarya'nın Akyazı ilçesinde yaşayan çiftçi Adem Civan, traktörüne Fatih Sultan Mehmet Köprüsünden kaçak geçiş cezası gelince şaşkına döndü.
Akyazı Devlet Hastanesi'nde güvenlik görevlisi olarak çalışan ve Akyazı ilçesi Boztepe Mahallesi'nde yaşayan Adem Civan'ın traktörüne Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nden HGS ve OGS sistemini ihlal ederek kaçak geçiş yaptığı gerekçesiyle 43,75 liralık trafik cezası tebligatı gönderildi. Cezayı görünce büyük şaşkınlık yaşadığını belirten Civan, traktörünü sadece köyde tarla işlerinde kullandığını İstanbul’a ise hiç gitmediğini söyledi.

Son günlerde ülke genelinde birçok çiftçinin traktörüne İstanbul’da HGS ihlali yaptığı gerekçesi ile ceza tebligatı gönderildiğini hatırlatan Civan, “Sanırım sahte plaka kullanıp köprüden geçiyorlar. Traktörümün plakasının sahtesini yapıp köprüden geçmiş olabilirler. Zaten traktörün köprüden geçmesi yasak. Bu şekilde çiftçiler mağdur oluyor. Cezaya itiraz edeceğim" dedi.
 
 
04.12.2019
Devamı

TÜTÜN MAMULLERİNDE DÜZ VE STANDART PAKET UYGULAMASI BAŞLIYOR

Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılan düzenlemeyle "Tütün mamullerinde düz ve standart paket" uygulamasına 5 Aralık'ta geçilecek. 5 Aralık’tan itibaren artık eski paketlerle tütün mamulleri üretilmeyecek. Bir aylık süreçte, yani 5 Ocak’a kadar yeni paketlerle üretim yapılacağı gibi mevcut paketlerin piyasadaki satışı devam edecek. 5 Ocak 2020 itibari ile ise sadece yeni standart paketlerin satışı yapılabilecek ve piyasada eski tip paket bulunmayacak.
 
5 Aralık'tan itibaren başlayacak olan düz ve standart paket uygulaması ile paketlerin çeşitli renklerinden ve grafik tasarımlarından kaynaklanan çekiciliğinin ve yanıltıcı özelliğinin ortadan kaldırılması, sağlık uyarıları mesajlarının caydırıcı etkisinin artırılması hedefleniyor. 
 
Yeni düzenleme ile tütün mamulleri paketlerin rengi, Pantone 448 C Mat bitişli tek renk olarak belirlendi. Marka, ayırt edici ibare ve diğer zorunlu bilgilerin yazım şekli, rengi, konumu standart hale getirildi, markanın logosu, simgesi veya sair işaretleri kaldırıldı.
 
Tek tip ve tek renk olacak paketler üzerindeki birleşik (resimli) sağlık uyarıları alanı yüzde 65’ten yüzde 85’e çıkarıldı, resimli uyarı paketin ön yüzeyi yanı sıra arka yüzeyine de konuldu. 14 yeni birleşik (resimli) sağlık uyarısı belirlendi. Bütün paketlerde yer alacak ibarelerden biri de birleşik (resimli) sağlık uyarıları içerisinde yer alan ‘‘ALO 171 SİGARA BIRAKMA HATTI’’ mesajı olacak.
 
Yeni düzenleme ile tütün mamulü çeşidini belirleyen ayırt edici ibare paketlerin ön yüzeyinde yer alacak. Nargilelik tütün mamulü paketlerinin iç ambalajı ile puro ve sigarillo paketlerinin varsa iç ambalajları üzerine marka ve ayırt edici ibare siyah renkle yazılacak. Üretim tarihi ve üretim kodlama bilgileri, siyah zemine beyaz renkte yazılacak.
Ayrıca yeni paketlerde, yan yüzey alanlarının yüzde 50'sini kaplayan genel uyarı ve bilgi mesajı yer alıyor. Paketlerde, "Sigara içmek öldürür-hemen bırakın" genel uyarısı ile "Tütün dumanı, kansere yol açtığı bilinen 70'ten fazla madde içerir" bilgi mesajı bulunacak. Hâlihazırda mevcut sigara paketlerinin yan yüzeyinin birinde %10’unu kaplayan zifir, nikotin ve karbon monoksit bırakım değerlerine ilişkin bilgilendirme kaldırıldı, paketler üzerinde bulunan “18 yaşını doldurmayanlara satılamaz” şeklindeki uyarı, “18 yaşını doldurmayanlara satışının cezası hapistir” şeklinde değiştirildi.


 
14 YENİ MESAJ VE RESİM İLE CAYDIRICILIK ARTIRILIYOR
 
Paketlerde sigara içen insanlara ilişkin caydırıcı fotoğraflarla birlikte 14 ayrı yeni resimli uyarı mesajı da yer alacak. Resimli uyarılarda yer alan ifadelerden bazıları şöyle:
- "Sigara içiyorsanız çocuğunuzun da sigara içme ihtimali iki kat fazladır. Yaşam boyu sigara içenlerde erken ölümlerin yarısı sigara içmekten kaynaklanmaktadır."
- "Sigara içmek kan akışını yavaşlatır ve cinsel iktidarsızlığa neden olur."
- "Sigara kullanımı gebelikte erken doğuma yol açarak bu bebeklerdeki ölüm, hastalık ve engellilik riskini artırır."
- "Sigara kullanımı her aldığınız nefesi zorlaştıran kronik bronşite neden olmaktadır."
- "Sigara en büyük inme nedenidir."
- "Sigara dumanında benzen, nitrozamin, formaldehit ve hidrojensiyanit gibi kanser yapıcı maddeler bulunur."
- "Sigara içmek ayakta kangrene neden olur."
- "Sigara içenler genç yaşta ölür."
Bakanlığımızca, tütün mamullerinde düz ve standart paket izinleri verilmeye başlanılmış, üretime 05/12/2019 tarihi itibarıyla tamamen geçilmiş olacaktır. Bu uygulama ile 05/01/2020 tarihinden sonra tütün mamulleri eski paketleri piyasada bulundurulamayacaktır.

DÜNYADA DÜZ PAKET UYGULAMASI
Dünyada Fransa, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya gibi ülkelerden sonra Türkiye de düz ve standart paket uygulamasına geçmiş olacak.

TÜRKİYE İLE AVRUPA ARASINDA DÜZ ve STANDART PAKET UYGULAMASINA İLİŞKİN FARKLILIKLAR
¾    Düz ve standart paket uygulamasına Türkiye’de tüm tütün mamulleri kategorilerinde geçiliyorken, Avrupa’da sadece sigara ve sarmalık kıyılmış tütün mamulleri kategorilerinde geçildi.
¾    Türkiye’de Birleşik Sağlık Uyarılarının kapladığı alan %85, Avrupa’da ise %65 oranında uygulanmaktadır.
¾    Türkiye’de düz paketlerde marka ve ayırt edici ibare (çeşit adı) dış ambalajın sadece bir yüzeyinde bir yerde yazılırken, Avrupa’da ise dış ambalajın üç yüzeyinde bir yerde yazılmaktadır.
 
 
 
04.12.2019
Devamı

Tarım Kredi Üretici ve Çiftçi Arasında Köprü Görevi Üstlenecek

Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği (Tarım Kredi) Genel Müdürü Fahrettin Poyraz, Türkiye’nin en büyük çiftçi ailesi olan Tarım Kredi’nin, çiftçilere tarımsal girdileri uygun fiyatlı sağlarken ürünleri tüketiciye ulaştırma noktasında da sorumluluk üstlendiğini söyledi.

Hazine ve Maliye, Tarım ve Orman bakanlıklarıyla koordineli hareket ederek çiftçilerin maliyetlerinin düşürülmesi için uygun kredi kaynakları sağlamak adına çalışmalar yaptıklarını belirten Poyraz, üretici ortaklardan ürünlerinin alınıp işlenmiş halde pazara taşınması için de çalışmalarını hızlandırdıklarını aktardı. Poyraz, üretici ile tüketici arasında köprü vazifesi görecek bir model kurmaya çalıştıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:

 “Doğrudan üreticiden aldığımız ürünleri kendi tesislerimizde işliyoruz. Bir ürünle ilgili herhangi bir altyapımız yoksa da illaki o altyapıyı yaptıralım diye bir iddiamız yok. O zaman düşük kapasitede çalışan, atıl kapasitesi olan sanayicilerimize gidip, ‘Biz ortaklarımızdan şu ürünleri alıyoruz. Bunu bize şu standartlarda mamul madde haline getirir misin?’ diyoruz. Mesela bu sene 30 bin ton salçalık domatesi aldık, bir sanayiciyle anlaştık. Bu şekilde 50’nin üzerinde tedarikçimizle çalışmaya başladık. Yani aradaki aracıların sayısını mümkün olduğu kadar azaltarak üreticiden aldığımız ürünü işleyerek veya işleterek marketler vasıtasıyla doğrudan tüketicimize ulaştıracağız.”
 
 
03.12.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Ekonomik İş Birliği Teşkilatı Toplantısı İçin Azerbaycan'a Gidecek

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 6. Tarım Bakanları Toplantısına katılmak üzere Azerbaycan’a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek.

Bakan Pakdemirli, 3-4 Aralık tarihleri arasında Azerbaycan’da gerçekleştirilecek olan Ekonomik İşbirliği Teşkilatı 6. Tarım Bakanları Toplantısına katılacak. 
 
Toplantıda bir konuşma yapacak olan Bakan Pakdemirli, diğer ülke bakanlarıyla ikili görüşmelerde de bulunacak.

Toplantılarda, üye ülkelerinin tarım sektöründeki son gelişmeler ile tarım alanındaki işbirliği konuları ele alınacak.

Toplantıya ev sahibi Azerbaycan’ın yanı sıra Türkiye, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Pakistan, Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 
 
 
03.12.2019
Devamı

Gıda Denetim Seferberliğinde 3 Bin 398 Olumsuzluk Tespit Edildi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin talimatı ile 25 Kasımda başlatılan ve 81 ilde eş zamanlı sürdürülen ürün bazlı gıda denetim seferberliği tamamlandı. Bir haftalık ürün bazlı uygulamalarda 72 bin 783 işletme denetimden geçti.

Bakan Pakdemirli’nin talimatları ile rutin olarak yıl boyunca devam eden gıda işletmelerine yönelik denetimlere ilaveten 25 Kasım’da tüm yurtta ve tüm denetçilerle gıda denetimi seferberliği başlatılmıştı. Eş zamanlı olarak 81 ilde yürütülen seferberlik kapsamında gıda üretim, satış ve toplu tüketim yerleri ile okul kantin ve yemekhaneleri denetime tabi tutuldu.
Üretimden tüketime, tarladan sofraya kadar ürünlerin seferberlik kapsamında mesai mefhumu gözetmeyen ekiplerce 5 gün süreyle denetlendiğini vurgulayan Bakan Pakdemirli ise, vatandaşın güvenilir gıdaya ulaşımı için böyle özverili çalışmaları dolayısıyla ekiplere teşekkür ettiğini söyledi.

3 BİN 398 OLUMSUZLUK TESPİT EDİLDİ
Denetim seferberliği sonuçlarına ilişkin de açıklama yapan Pakdemirli şöyle devam etti:

“5 günlük süre zarfında toplam 6 alanda denetim gerçekleştirdik ve toplam 72 bin 783 işletmeye denetim yaptık. Yapılan bu denetimlerin 3 bin 398’inde ekiplerimiz olumsuzluk tespit etti ve denetimler sırasında 419 numune aldık. Olumsuzluk tespit edilen işletmelere ise gereken cezai işlemleri uyguladık”

VATANDAŞLAR ALO 174 GIDA HATTINI ARAMAKTAN ÇEKİNMESİN

Gıda denetimlerinin bu seferberlik kapsamında kalmayacağını ve bundan sonra da hız kesmeden süreceğinin altını çizen Bakan Pakdemirli “Vatandaşlarımızın güvenli ve sağlıklı gıdaya gönül rahatlığıyla ulaşması için gereken her türlü tedbiri alıyoruz. Vatandaşlarımız ise olumsuz bir durumla karşılaştıkları zaman Alo 174 Gıda Hattını aramaktan çekinmemeliler. Bu bir vatandaşlık görevidir ve gıda güvenilirliği ile tüketici menfaatleri açısından büyük önem teşkil etmektedir” açıklamasını yaptı.

25-30 KASIM ARASI UYGULANAN SEFERBERLİK SONUÇLARI
Ürün Sınıfı Toplam Denetim Sayısı Olumsuz Denetim Sayısı Alınan
Numune
Sayısı
Et ve Et Ürünleri Üreten İşyerleri 2.021 164 60
Süt ve Süt Ürünleri Üreten İşyerleri 2.342 171 34
Ekmek ve Ekmek Çeşitleri ile Unlu Mamuller Üreten İşyerleri 10.523 999 41
Kasap ve Şarküteri ile Bakkal, Market, Büfe, vb. İşyerleri 27.115 843 167
Okul Kantinleri ve Yemekhaneleri 9.391 201 14
Lokanta, Restoran, Dönerci,  Fast-Food vb. Toplu Tüketim Yerleri 21.391 1.020 103
Genel Toplam 72.783 3.398 419
​ 

 
 
02.12.2019
Devamı

20 Ton Su Ürününe El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı ile Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanlığı ortaklaşa yaptığı denetimlerde kanuna aykırı olarak avlanmış yaklaşık 20 ton su ürününe el koydu.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gürpınar Su Ürünleri Hali'nde 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamında gerçekleştirilen ortak denetimde boy, avlanma zamanı gibi kriterlere aykırı olarak avlanılmış olan 165 Kasa İstavrit, 1.259 Kasa Hamsi, 4 Kasa Lüfer, 4 Kasa Tekir, 6 Kutu Bakalyaro, 2 Kutu Ahtapot olmak üzere toplam 20 bin 100 kg su ürünlerine el konuldu.

Denetimler sonucu yasaya aykırı faaliyet gösteren şahıslar hakkında ise idari para cezası kararları uygulandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı, 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu kapsamındaki denetimlerini Kanun'un 33. Maddesinde yer alan yetkili kurumlar ile birlikte müşterek ve koordineli olarak deniz, iç sular, karaya çıkış noktaları, nakil vasıtaları, soğuk hava depoları ve perakende satış yerleri vb. olmak üzere tüm noktalarda aralıksız olarak devam etmektedir.
 
02.12.2019
Devamı

Önce Kara Akbabayı doğaya saldı… Sonra da göle balık bıraktı…

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli,  Bolu'da yaralı halde bulunup, tedavisi tamamlanan Kara Akbaba'yı doğaya saldı.
Geçtiğimiz Haziran ayında Bolu'nun Kıbrıscık ilçesinde yuvasından düşerek yaralı halde bulunan Kara Akbaba, tedavisinin ardından Bakan Pakdemirli tarafından Bolu Gölcük'te tekrar doğaya bırakıldı.

Köylüler tarafından bulunan ve Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ekiplerine teslim edilen yaralı Kara Akbabaya, Düzce Efteni Yaban Hayatı Geliştirme ve Rehabilitasyon Sahasında bakım yapıldı. Kara Akbabaya burada ayrıca uçuş eğitimi de verildi.

Ülkemizin En Büyük Yırtıcı Kuşu

Ülkemizin en büyük yırtıcı kuşu olan Kara Akbabanın dünya çapında ve ülkemizde sayısı hızla azalıyor. Bu sebeple Tarım ve Orman Bakanlığı'nca özenle korunan bir tür olan Kara Akbaba, boynunu çevreleyen geniş yakası ve vücudunu kaplayan uzun koyu kahverengi tüyleriyle tıpkı Orta Çağ keşişlerini andırır.

Bu nedenle de Latince olarak Aegypius monachus yani "keşiş akbabası" olarak isimlendirilen kara akbabanın Türkiye'de bilinen en büyük popülasyonu 22 - 27 çift ile Eskişehir Türkmenbaba Dağları'ndadır. Kızılcahamam Ormanları'nda Soğuksu Milli Parkı ve Kara Akbaba Yaban Hayatı Geliştirme Sahası içerisinde ise 7-10 çift yaşadığı bilinmektedir. Ortalama yaşam süresi 30 yıl civarındadır.

Kara Akbabanın ortalama kanat açıklığı erkek bireyde 255 santimetre, dişi bireyde 295 santimetre, ortalama uzunluk erkek bireyde 100 santimetre, dişi bireyde 110 santimetredir. Ağırlıkları ise erkek bireyde 7 -11,5 kilogam, dişi bireyde 7,5 -12,5 kilogramdır.

Bakan Pakdemirli tarafından Gölcük'te ait olduğu ortama tekrar bırakılan Kara Akbabanın kanat genişliği 240 santimetre, ağırlığı ise 13 kg olarak ölçüldü.

Bakan Pakdemirli Göle Balık Saldı

Tarım ve Orman Bakanımız Pakdemirli Gölcük'te ayrıca endemik bir tür olan 650 adet Abant Alasını göle saldı.
Bakan Pakdemirli'nin ailesi ile beraber yer aldığı etkinliğe, göl kenarında yürüyüş yapan vatandaşlarımız da katıldı.
Göl gibi durgun sularda yaşayan bir tür olan Abant Alasının vücudunda kahverengi benekleri vardır. Tarım ve Orman Bakanlığı'nca, bu türün korunması ve devamının sağlanması için yıllık bir milyon yavru kapasiteli balık üretim istasyonu kurulmuştur. Bu üretilen balıklar her yıl Abant dâhil yüksek rakımlı diğer göllerimize de salınmaktadır.
Bakan Pakdemirli'nin vatandaşlarımız ile beraber göle bıraktığı balıklar 1 yaşında ve ortalama 8 gram ağırlığında, boyları ise ortalama 9 cm civarındadır.
 
 
02.12.2019
Devamı

TVHB Başkanı EROĞLU; “Tarımın yol haritası ve eylem planı açıklanmalı”

Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nden (TVHB) 14 yıl aranın ardından geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen 3. Tarım Orman Şurası’yla ilgili yazılı bir basın açıklaması yapıldı. “Tarım ve Orman Bakanı’nın ifade ettiği yol haritasını, eylem planını bekliyoruz. Umarız, bir önceki şuranın aksine bu şuranın sonuçları dikkate alınır, kısa süre içerisinde eylem planı ortaya konulur ve çalışmalar başlar.” diyen Başkan Eroğlu açıklamasında şunları kaydetti.
 
Geçtiğimiz günlerde 14 yıl aranın ardından gerçekleştirilen 3.Tarım Orman Şurası, 21 Kasım 2019 tarihinde Cumhurbaşkanımızın “Türk Tarımını geliştirecek, Türk Çiftçisini güçlendirecek tüm kararların yakından takipçisi olacağı” yönündeki ifadelerinin yer aldığı sonuç bildirgesini açıklamasıyla son bulmuştur.
 
Toplantıda Tarım ve Orman Bakanı da, ilk 2 aylık süreçte yol haritasının belirlenmesinin ardından uygulama aşamasında, mevzuat, bütçe, zaman, insan kaynağı ve etkin iş birliği kıstaslarını dikkate alarak, bir eylem planı ortaya konulacağını söylemiştir
 
Öncelikle 2019-2023 yıllarını kapsayan on birinci kalkınma planında ülkemiz hayvancılığı ile ilgili yapılacaklar belirlenmiş, sonra 2020 Yılı Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programında planda belirlenen hedeflere nasıl ulaşılacağı açıklanmıştır. Yine Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2019-2023 Yılları Stratejik Planında da ülkemiz hayvancılığı ile ilgili önemli tedbirler öngörülmektedir. Bu belgeler hazırlandıktan, hedefler belirlendikten sonra bir de 3.Tarım Orman Şurası düzenlenmiştir. Şüra’lar icra organı değildir. Alınan kararlar tavsiye niteliğinde metinler olup, bu kararların uygulanıp, uygulanmaması veya eksik uygulanması icra makamına aittir.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin temsilcileri Şüra dolayısıyla oluşturulan 21 çalışma grubunun 15’inde yer alarak, ülkemiz hayvancılığı için yoğun çalışmalarda bulunmuştur. Bilindiği gibi, 29 Kasım - 1 Aralık 2004 tarihlerinde 2. Tarım Şurası gerçekleşmiş, ülkemiz hayvancılığı ile ilgili hiç kimsenin itiraz edemeyeceği olumlu kararlar alınmış, ancak uygulamaya aktarılmamıştır.
Kararlar:
  • Mera ıslah çalışmalarının tamamlanması,
  • İşletme ölçeklerinin optimum düzeye getirilmesi,
  • Tarım-sanayi-pazar entegrasyonunun sağlanması,
  • Et, süt ve su ürünlerinin kalite standartlarının belirlenmesi ve bu standartlara uygun üretiminin sağlanması,
  • Hayvan sağlığı ve refahı için gerekli mevzuat düzenlemesinin yapılması, gelecek 10 yıl içerisinde hayvan hastalıkları ile ilgili kontrol ve eradikasyon programlarının tamamlanması,
  • Tarımsal desteklerin, tarımının yapısal problemlerinin çözümüne katkıda bulunacak şekilde düzenlenmesi,
  • Hayvancılık desteklerinin artırılması ve sürekliliğinin sağlanması,
  • Uzun dönemde, örgütlü, ekonomik, büyüklükte ve ileri teknolojiyi kullanan hayvancılık işletmelerinin oluşturulmasıdır.
 
Türkiye, hayvancılık dâhil olmak üzere tarımın her konusunda yeterli birikimli uzmana sahiptir. Ülkemiz hayvancılığının sorunları bilinmektedir.
 
Bu kez, 3.Tarım Orman Şûrası’nın sonuç bildirgesinde yayınlanan altmış maddenin on üçü direk olarak hayvancılığımız ile ilgilidir ve bir öncekine göre daha kapsamlıdır.
 
Bunlar;
  • Tarım sektörünün yapısını iyileştiren, doğal kaynakları ve çevreyi koruyan, en az üç yıllık dönemi kapsayacak, aktif çiftçi odaklı, üretim, kalite, ulaşılabilir fiyatlar ve sürdürülebilirliği esas alan yönlendirici bir destekleme sisteminin oluşturulması,
  • Aile işletmeciliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak için kadın ve gençlerde girişimciliğin desteklenmesi,
  • Bitki ve hayvan hastalıkları ile etkin mücadelede yerli ilaç ve aşı üretiminin teşvik edilmesi,
  • Buzağı ölümleri ve döl verimi istatistiklerinde uluslararası ortalamalara ulaşılması,
  • Kırmızı et sektöründe küçükbaş hayvan eti tüketiminin özendirilmesi ve pazar payının artırılması,
  • Küçük ve büyükbaş hayvancılıkta halk elinde ıslah ve benzeri projelerle yerli ırklarımızın muhafaza ve ıslahına yönelik çalışmaların artırılması,
  • Mera hizmetlerinin yürütülebilmesi, mera niteliği taşıyan alanların tespit ve tahdit çalışmalarının ivedilikle tamamlanması, üreticiler ve üretici örgütlerine tahsis edilmesi, mera ıslahında kullanılacak bitki tohumları geliştirme çalışmalarının teşvik edilmesi,
  • Su ürünlerinde balık işleme sektörünün geliştirilmesi, pazarlama ve marka tescilinin desteklenmesi, ihracatın ve yerli tüketimin artırılması,
  • Sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması çalışmalarına devam edilmesi,
  • Gıda ve yem güvenliği, halk sağlığı, bitki sağlığı, hayvan sağlığı ve refahını sağlamak amacıyla tohumdan sofraya tüm zincirde etkin bir izlenebilirlik sağlanması ve denetim sisteminin etkinliğinin arttırılması,
  • Ülkemizde yetiştirilen ve uluslararası piyasalarda yüksek oranda talep gören tarım, gıda ve ormancılık ürünlerinde ihracat gelirlerini arzu edilen seviyelere çıkarmak için marka, kalite, standardizasyon, tanıtım ve özendirme çalışmalarının desteklenmesi, dünya üretiminde lider konumda bulunduğumuz ürünlerin tanıtım faaliyetlerinin profesyonel düzeyde yapılması ve pazar paylarının artırılması,
  • Kayıt, nakliye, hayvan pazarları ve mezbaha alt yapımızın yenilenerek, hayvan hareketlerinde etkin kontrolün sağlanması,
  • Tarımsal girdi ve finansman ihtiyacını karşılayan sözleşmeli bitkisel ve hayvansal üretim modellerinin desteklenmesi ve yaygınlaştırılmasıdır.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, Tarım ve Orman Bakanı’nın ifade ettiği yol haritasını, eylem planını bekliyoruz. Umarız, bir önceki şuranın aksine bu şuranın sonuçları dikkate alınır, kısa süre içerisinde eylem planı ortaya konulur ve çalışmalar başlar.
 
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi adına Türk Tarım ve Hayvancılığının geleceği için katkılarından dolayı bütün katılımcılara, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
 
 
02.12.2019
Devamı

İpek Böcekçiliği Desteği Ödeniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, ipek böceği desteği ödemelerine ilişkin bir açıklama yaptı.

Bakan Pakdemirli;“ 2019 yılı ipek böceği destekleme ödemelerine 29 Kasım 2019 Cuma (Bugün) günü başlıyoruz.
Bu çerçevede 2 bin 62 üreticimize 5,8 milyon TL ödeme yapacağız.

Destek ödemeleri bugün saat 18:00’dan sonra Ziraat Bankası hesaplarına yatırılacak.
Tüm üreticilerimize hayırlı olsun” dedi.
 
 
29.11.2019
Devamı

Dünyada ve Ülkemizde Orman Kooperatifçiliği

Ekolojik, ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan paha biçilemez faydalar sağlayan orman, yaşamın devamı ve giderek artan nüfusun beslenmesi için tarım alanları ile birlikte mutlak ihtiyaç duyulan önemli bir doğal kaynaktır. Fakat küresel ısınma ve çevre kirliliği gibi tehditler kaynaklarımızı ve ormanlarımızı yok etmektedir. Dünyanın geleceğine ilişkin artan bu ciddi endişeler, uluslararası örgütlerin özellikle de Birleşmiş Milletlerin öncelikli konusu haline gelmiştir. Bu konuda farkındalığı arttırabilmek için 2011 yılını Dünya Orman Yılı, 2012 yılını ise Dünya Kooperatifçilik Yılı olarak ilan etmiştir. Dünyada kooperatifçilik hareketi, kalkınmanın merkezinde insan ve çevre unsurunun birlikte ele alınmasını bir kooperatifçilik değeri olarak kabul ettiği için BM’nin Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ile ilgili faaliyetlerinde kooperatifler çok etkindir ve yeşil ekonominin en dinamik kuruluşlarıdır. Bu nedenle BM’nin FAO gibi ilgili kuruluşları kooperatiflerle birlikte ekonomik ve sosyal amaçlı uluslararası projeler yürütmektedir.

Ormancılık alanında Dünya çapındaki örgütlenmeye baktığımızda, bölgesel yapılanmaların öne çıktığını görüyoruz. Bunlar kendi coğrafi bölgelerindeki ülkelerde tarım ve orman konusunda multidisipliner bir yaklaşımla bilgi, tecrübe ve fikir alışverişinde bulunmayı amaçlayan uluslararası örgütlerdir. Örnek olarak; Akdeniz bölgesinde Uluslararası Akdeniz Ormanları Derneği (AIMF), Güney Amerika’da Tropikal Tarımsal Araştırma ve Yüksek Öğrenim Merkezi (CATIE) ve Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada’nın birlikte kurdukları Ilıman Tarımsal Ormancılık Derneği (AFTA) verilebilir. Bu örgütlerde dikkat çeken önemli bir ortak kelime bulunmaktadır. Tarım ve orman kelimelerini orman tarımı (agroforesty) şeklinde bir arada kullanmaktadır. Tarımsal ormancılık ifadesi, ormanlar ile tarımsal (bitkisel ve hayvansal) üretimin birleştirilmesiyle ortaya çıkan biyolojik etkileşimlerden faydalanmayı optimize etmek amacıyla etkin bir arazi yönetim sistemi olarak tanımlanmaktadırlar. Kuzey Amerika’daki Derneğin sembolünde bu durum güzel bir şekilde vurgulamaktadır.

Dünya çapındaki uluslararası bu yapılanmanın ormancılık kooperatifleri için de aynı olduğu ve tarımla beraber ele alındığı görülmektedir. Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) altında bulunan Uluslararası Tarım Kooperatifleri Örgütü (ICAO) çatısı altında tarım kooperatifleri ile birlikte yer almaktadır. Bu genel yaklaşıma karşın, ormancılığın maden işçiliği kadar tehlikeli ve zor bir iş olarak kabul edilmesi nedeniyle her ülke kendine özel politikalar uygulamaktadır. Bu durum ülkelerin ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeylerine bağlı olarak farklılık göstermektedir. Özellikle mülkiyet durumuna göre kimi ülkelerde orman sahipleri, kimisinde ise orman köylüleri kooperatifleşmektedir.

Başta Avrupa olmak üzere, Amerika, Brezilya, Kanada, Hindistan, Kore ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde orman sahiplerinin kurduğu kooperatifler yaygındır. Ülkenin tarihsel mülkiyet geçmişinden gelen haklar nedeniyle özel orman işletmesi olan kişiler bu kooperatiflerin ortağı olmaktadır. Bu kooperatifler, ormancılık faaliyetlerinin yanı sıra aynı zamanda bir tarım kooperatifi olarak hareket etmektedirler. Örneğin; Avrupa Orman Sahipleri Konfederasyonu (CEPF), Avrupa'daki orman alanının yaklaşık % 60'ına sahip özel bireylerin, ailelerin ve kooperatiflerin üst örgütüdür. Avrupa'da aile ormancılığını temsil eden CEPF, sürdürülebilir orman yönetimini ve sektörünün ekonomik uygulanabilirliğini desteklemektedir. Konfederasyonun en önemli üyeleri bölgesel bazda kurulmuş orman kooperatifleridir.

Birçok ülkede kamuya ait ormanlarda çalışan orman köylülerinin kurduğu kooperatifler bulunmaktadır. Bu kooperatifler devlete ait ormanlarda yaşayan ve buralarda ormanlarda çalışan köylülerin oluşturdukları, işçilik hizmeti veren emek kooperatifleridir. Bunlarda aslında birer tarımsal kooperatif olarak kabul edilmektedirler. Dünyada orman çiftçiliği kooperatifleri olarak anılan bu tür kooperatiflere ABD, Çin ve Asya ülkelerinden örnekler verebiliriz. Ülkemiz bu tip orman kooperatifleri için verilebilecek en başarılı örneklerden biridir.

Türkiye çapında, ormancılık faaliyetlerinin büyük bir bölümü kooperatiflerce gerçekleştirilmektedir. Ülkemizdeki 8.000 tarımsal kalkınma kooperatifinin yarıya yakını orman köylerinde kurulmuştur. Bu kooperatiflerden yaklaşık 2.500 tanesi Türkiye Ormancılık Kooperatifleri Merkez Birliği (OR-KOOP) altında birleşmişlerdir. Ortağı olan orman köylüsünün milli gelirden hakça pay alması, sosyal ve ekonomik olarak refahının artması amacıyla 1997 yılında kurulan ORKOOP, bir emek kooperatifidir. Türkiye ormanlarının ulusal çıkarlar doğrultusunda geliştirilmesi ve işletilmesine destek vererek ormancılık gelirlerinin artırılması için aşağıda belirtilen çalışmaları yürütmektedir.

Ülkemizde gerek hazine arazilerinde ve gerekse orman rejimine giren alanlarda birim fiyat usulüne göre gerçekleştirilen ağaçlandırma faaliyetlerinin yaklaşık %70'i ORKOOP’a bağlı kooperatifler tarafından yapılmaktadır. Bunun yanı sıra, kırsal nüfus istihdamında ve kalkınmasında büyük önemi olan Odun Dışı Orman Ürünleri olarak adlandırılan yabanıl organikler ürünlerin pazarlanması ve ekolojik turizm hizmetlerinin verilmesi konularında da faaliyetlerde bulunulmaktadır. Orman köylülerinin orman işçisi olarak sosyal güvenceye kavuşmaları doğrultusunda çalışmalar yürütmektedir. Kendi içinde oluşturduğu fon ile orman yangınları ve kazalar sonucu ortaklarının karşılaştıkları can ve mal kayıplarına ile ilgili karşılıksız maddi destek vermektedir. Ayrıca; ortaklarına ormancılık, kooperatifçilik ve çevre koruma konularda mesleki gelişim eğitimleri vermektedir.

Bütün bu çalışmalar içinde belki de en dikkate çekici olanı, mesleki yeterlilik ve belgelendirme faaliyetleridir. Dünyada yeşil ekonomi kavramının ön plana çıkmasıyla son yıllarda ormancılıkta mesleki standartlar ile ilgili yeterlilik belgeleri giderek önem kazanmaya başlamıştır. Bu kapsamda eğitim verme ve uluslararası geçerliliğe sahip belge düzenleme konusunda ORKOOP resmi olarak yetki almıştır. Bu belgeye sahip olan orman köylülerimiz Dünyanın her yerinde özellikle de Kuzey Avrupa’da yüksek gelirli işler bulabilmektedirler.

ORKOOP, Dünya kooperatifçilik hareketindeki en üst kuruluşlarla başarı ilişkilerde bulunmaktadır. Ülkemizin uluslararası temsilinde onur verici etkinlikler gerçekleştiren ORKOOP, üyesi olduğu Uluslararası Kooperatifler Birliği (ICA) kapsamında, özellikle idari boyutta önemli faaliyetler sürdürmektedir. Genel Başkan Cafer Yüksel, 2009 yılından beri ICA’nın sektör örgütü olan Uluslararası Tarım Kooperatifleri Örgütü’nün (ICAO) yönetim kurulu üyesidir. Eğitim, Araştırma ve Dış İlişkiler Koordinatörü Ünal Örnek ise; 2017-2021 yılları arasında ICA’nın en büyük kıta örgütü olan Cooperative Europe’un yönetim kuruluna seçilmiştir. Dünya Çiftçi Örgütünün (WFO) çalışmalarına ICAO yönetimi adına katılmaktadır. Ayrıca, Avrupa Birliği'nin kooperatiflerinin üst örgütü olan COGECA ile de kooperatifçilik alanında işbirliği içinde çalışmaktadır. FAO’daki çalışmalara da destek vermektedir.

Ülkemiz bulunduğumuz coğrafyada önemli bir orman varlığına sahiptir. Orman alanlarımızın yarıdan fazlası verimli ve ekonomik olarak sınıflandırılmaktadır. Biyolojik çeşitlilik yönüyle % 95’ i doğal orman vasfında olan ormanlarımızda zengin bir yaban hayatını sürdürmektedir. Bir çok hayvan türünün yanı sıra ormanlarımızın % 33’ü tıbbi ve aromatik bitkilerden oluşmakta ve çoğu endemik 9000’den fazla bitki türü bulunmaktadır. Bu özellikleriyle ormanlarımızın Avrupa ve Orta Asya’da ciddi bir potansiyele sahiptir.

Bu zenginlik orman köylüsünün emeği hatta kanı ile elde edilmektedir. Çetin şartlar altında ve can güvenliği riskiyle çalışan orman köylüsünün refah düzeyi ülke ortalamasının altındadır. Geçim için küçük birkaç tarım alanı ve birkaç hayvanı dışında varlığı olmayan bu insanlar, eğitim, sağlık, altyapı hizmetlerinden ve modern yaşamın nimetlerinden uzakta tam bir mahrumiyet hayatı yaşamaktadırlar. Milli gelirden en az pay alan bu grup, toplam nüfusun yaklaşık % 9'unu oluşturmaktadır. Ülkemizde 21.500 orman köyünde 7,2 milyon orman köylüsü bulunmaktadır. Bakanlığımızın orman teşkilatı tarafından devlete ait ormanlarımız işletilirken sahadaki iş ortağı ve temel işgücünü kaynağı orman köylüleridir. Bu insanların ve ormanların korunması, geliştirilmesi ve kalkındırılması devletimizin temel görevlerinden biridir.

Dünyanın doğal dengesinin korunması ve sürdürülebilir bir şekilde devam ettirilebilmesi, tarım ve orman sektörlerinde uygulanacak bütüncül politikalar ile sağlanabilecektir. Bu açıdan tarım ve orman gibi iki büyük bakanlığın güçlerini birleştirerek dev bir bakanlık haline gelmesi, biriken sorunların tek elden çözümü için büyük fırsat yaratmıştır. Ormanlarımızdaki zenginliği öncelikle orman köylüsünün ve bütün halkımızın refahı için kullanmak, doğal kaynaklarımızı korumak ve özellikle gelişmiş ülkelerdeki yaklaşımlara benzer şekilde geliştirmek için, tarımsal ormancılık (agroforesty), aile ormanı çiftçiliği (family forestry farming) ve kooperatifçilik gibi kavramlar üzerinde durmalıyız. Tarımsal üretimin, ormancılık ile bütüncül olarak ele alan politikaların uygulanmasında devletin yanında yine kooperatiflerimiz olacaktır.

Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi

 
29.11.2019
Devamı

19,8 Milyonluk Hektar Alan Ormanlık Alan Tapusuna Kavuştu

Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) ülkemizde 19,8 milyon hektarlık orman alanında tapu işlemlerini tamamlayarak tapularını aldı.
Orman kadastrosunun yapılmaya başlandığı 1937 yılından 2003 yılına kadar 66 yılda 12 milyon hektar orman alanının kadastrosu yapıldığını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli “Geçen bu 66 yılda toplam 4.4 milyon hektar ormanın tapusu alınabilmişti. 2003 yılından 2019 yılına kadar geçen 16 yıllık süre zarfında ise 12,1 milyon hektar orman kadastrosu yapılarak, 15,4 milyon hektarın tapusu alındı” diye konuştu.

Ülkemizde toplamda 24,1 milyon hektar orman alanının kadastrosunun yapıldığını belirten Bakan Pakdemirli “19,8 milyon hektarın tapusunun ise OGM’de bulunduğunu söyledi.
Artık kimsenin ormanları işgal edemeyeceğini belirten Bakan Pakdemirli “Zaten ormanlarımızı uydudan takip ediyoruz. Kaldı ki tapuları da elimizde, bir işgal söz konusu olamaz. Böyle bir durumda hapis cezası var. Eğer bir yapılaşma da var ise yıkıyoruz. Kimse böyle bir şeye teşebbüs etmesin, ormanların kapı gibi tapuları var” değerlendirmesinde bulundu.
 
 
29.11.2019
Devamı

Erzurum'da Canlı Hayvan Pazarı Zinciri

Büyükşehir Belediyesi, Erzurum’un birçok ilçesinde yapımını tamamlayarak hizmete sunduğu canlı hayvan pazarları zincirine Narman, Karayazı, Çat, Tekman ve Horasan ilçelerini de ekledi.
Büyükşehir Belediyesi, hayvancılık sektörüne yönelik olarak yaptığı yatırımlara yenilerini eklemeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi, Erzurum’un birçok ilçesinde yapımını tamamlayarak hizmete sunduğu canlı hayvan pazarları zincirine Narman, Karayazı, Çat, Tekman ve Horasan ilçelerini de ekledi. Yapımları tamamlanarak yöredeki besicilerin istifadesine sunulan hayvan pazarları sayesinde üreticilerin karşı karşıya kaldığı pazar ve sevkiyat sorunu da ortadan kalkmış oldu. Besiciler, büyük ve küçükbaş hayvan alım-satım işlemlerini artık kendi ilçelerindeki hayvan pazarlarında yaparken, söz konusu faaliyetler ilçe ekonomisine de doğrudan katkı sağlamaya başladı.

BÜYÜK BİR İHTİYAÇ ORTADAN KALDIRILDI
Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Erzurum’un hayvancılık açısından oldukça yüksek bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak, böyle bir ortamda en büyük ihtiyacın pazar olduğunun altını çizdi. Göreve geldikleri günden bu zamana kadar geçen süre zarfında Erzurum’un ilçelerinin büyük bir bölümünde canlı hayvan pazarları kurduklarını kaydeden Başkan Sekmen, söz konusu seferberliğe Narman, Karayazı, Çat, Tekman ve Horasan ilçelerini de dahil ettiklerini açıkladı. Bu ilçelerde de yapımı tamamlanan hayvan pazarları sayesinde üreticilerin hem pazar ve hem de sevkiyat sorununu ortadan kaldırdıklarını anlatan Başkan Sekmen, “Üreticilerimiz bu pazarlar sayesinde küçük ve büyükbaş hayvan ticaretlerini artık rahatlıkla yapabilecekler. Yani besicilerimiz, çiftçilerimiz, canlı hayvan satmak ya da almak için artık kilometrelerce yol kat etmek zorunda kalmayacak. Ticaretini de kendi ilçesinde yapacak, ihtiyaçlarını da yine kendi ilçesinden karşılayacak. Bu da doğrudan ilçe ekonomilerine olumlu katkılar sağlayacak” diye konuştu.

ORTA DOĞU’NUN EN BÜYÜK TESİSİ TAMAMLANMAK ÜZERE
Büyükşehir Belediye Başkanı Sekmen, hayvancılık faaliyetlerine ivme kazandıran ilçe hayvan pazarlarının yanı sıra yine Erzurum’a Orta Doğu’nun en büyük Canlı Hayvan Borsası’nı da kazandıracaklarını kaydederek, “Canlı Hayvan Borsamızı tamamladık; şu anda son rötuşları yapıyoruz. Hayvan borsamızda kapalı ve açık padoglardan karantina ahırına, hayvan otelinden müzayede salonuna, yönetim ofislerinden sosyal tesislere varıncaya kadar her türlü ihtiyacı düşündük. Hayvancılığımıza dinamizm kazandıracak olan yatırımımızı çok yakında sektörün ve üreticilerin istifadesine sunacağız. Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak; hayvancılığın gelişim kaydetmesi adına ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
 
29.11.2019
Devamı

Tarımda Bunları Biliyor musunuz?

• Tarım Sektörü yarattığı katma değer ve istihdam ile ön planda yer almaktadır.

• Dünyada 570 milyon tarım işletmesi var.

• Dünya tarım işletmeciliğinde, küçük işletmecilikten şirket işletmeciliğine geçiş var.

• İklim değişikliğinden en çok etkilenen sektör tarım sektörüdür.

• Tarım küresel ısınmadan %16 etkilenmektedir.

• Dünyada sıcaklık artıkça buzlanma azalmaktadır.

• Tarımda kriz yönetimi değil, yönetim  planı olmalıdır.

• Türkiye’de tarımı bilenler teknolojiyi  bilmiyor, teknolojiyi bilenler tarımı  bilmiyor.

• Türkiye’de 24 milyon hektar tarım alanımız var.

• AB ülkelerinde 130 bin çiftçi var.

• Türkiye’deki çiftçilerin kooperatiflere  borcu 104 milyar liradır.

• Türkiye’de tarım envanteri en son 2001 yılında yapıldı.

• Desteklemeler doğru yönetilmeli, takip sistemi getirilmeli, tek pakette verilmelidir. Yani etki analizi yapılmadır.

• Her bakan geldiğinde tarım politikaları değişmemeli, kalıcı ve milli olmalıdır.

• Tüketiciler üreticilerle farkındalık yaratmalıdır. Web siteleri kurarak doğa dostu ürünler  tüketmelidir.

• Dünya turunçgil üretimi 146 milyon ton.

• Türkiye turunçgili 5 milyon ton, Avrupa ikincisi Dünya’nın 7’nci büyük  üreticisi.

• Türkiye’de üretilen turunçgilin %41 ihraç ediliyor.

• Mersin’de üretilen turunçgilin %37’si ihraç ediliyor.

• Mersin üretimi ile muz - çilek – limon  - erik - badem - yenidünya - keçiboynuzu - kabak (sakız) Türkiye birincisi.

• Mersin keçi yetiştiriciliğinde Türkiye birincisi.

• AB ülkelerinde tarımda işletme sayısı 13 milyon

• AB ülkelerinde bütçenin %37,3’ü tarıma harcanıyor.

• Türkiye’de 5,2 milyon tarım üreticisi var.

• İtalya- Avusturya organik tarımda lider ülkeler.

• AB ülkeleri içinde tarımda en zengin ülke Lüksemburg, tarımda 1800 üreticisi var.

• Hırvatistan’da arazilerin %25’i devletin.

• Hollanda tarımda 7 milyar avroluk ihracat yapıyor.

• Dünyada kullanılan zirai ilaç kullanımı 3,5 milyar ton

• Türkiye’de kullanılan zirai ilaç kullanımı 54 bin ton

• Bitkilere uygulanan pestisislerin sadece %2’si uygulandığı alandakalıyor. Geriye kalan %98’i havaya,

suya, toprağa karışıyor.

• Desteklemeler zarar kapatma sistemi değildir. Destekleme üretim modeline destek olmalıdır.

• Mersin’de 22 adet tarla ürünü, 30 adet sebze ürünü, 31 adet meyve ürünü olmak üzere toplam 83 adet ürün yetiştirilmektedir.

• Mersinde 1-2-3 Kasım’da 7’inci Narenciye Festivali yapıldı.

• Dünya’da 4 yılda bir yapılmakta olan Dünya Turunçgil Kongre’si 8-13 Kasım 2020 yılında Mersin’de

yapılacaktır. Bu kongreye 60 ülkeden 2500 kişi bekleniyor.

• Türkiye’de kişi başına düşen limon tüketimi 3,1 kilogram, mandalina tüketimi 5 kilogram, greyfurt tüketimi 0,6 kilogram, portakal tüketimi 17 kilogram.
 
Mehmet ATEŞ
Ziraat Yüksek Mühendisi
Ulusal Turunçgil Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi

 
28.11.2019
Devamı

TBMM’de Sahte Bal Satılmadı

TBMM İdare Amiri, İstanbul Milletvekili Hasan Turan, Meclis kantininden toplatılan ve numuneleri alınan balların Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğine uygun olduğunun tespit edildiğini belirtti.
Turan, Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş'un herhangi bir araştırma yapmadan, konuyu siyasi malzeme haline getirerek mesnetsiz iddialarla gündeme gelmeye çalışmasının uygun olmadığını ifade etti.

Turan, "Meclis'te sahte bal satıldığı" iddiaları ve haberlerine ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, TBMM Başkanlığının talimatıyla iddiaya konu ballardan alınan numunelerin analiz için Ankara İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne teslim edildiğini ve söz konusu analiz sonuçlarının dün Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından raporlanarak Meclis'e sunulduğunu kaydetti. 

Analiz raporunda, S.S. Meclis Çalışanları Kooperatifi Kantininden toplatılan ve numuneleri alınan balların, Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğine uygun olduğunun tespit edildiğini belirten Turan, "Ayrıca konuyla ilgili Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 23 Kasım 2019 tarihinde yapılan yazılı açıklamada da S.S. Meclis Çalışanları Kooperatifi Kantininde satılan balların 2017 yılında üretildiği ve bakanlıkça 01 Ağustos 2017 tarihinde 81 ilden toplatılan ürünlerinden olmadığı kamuoyuna duyurulmuştur." dedi. 

Turan, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Sayın milletvekilinin herhangi bir araştırma yapmadan konuyu siyasi malzeme haline getirerek mesnetsiz iddialarla gündeme gelmeye çalışması uygun olmamıştır. Aynı şekilde toplumu doğru bilgi ve haberlerle aydınlatmak görevi bulunan medyanın da konuyu araştırmadan ve sonuçlarını beklemeden TBMM'nin itibarını zedeleyecek şekilde sütunlarında ve ekranlarında haber yapması da basın mesleğine uygun düşmemiştir.

Burada hepimize düşen görev, hangi partiden olursak olalım Meclisimizin ve milletvekillerimizin itibarını korumak; Meclisimizi kamuoyunda ve milletimizin gözünde önemsizleştirme çabalarına karşı birlikte mücadele etmektir.

Başta ayın milletvekillerimizi, görsel ve yazılı basınımızı, sosyal medya kullanıcılarını, Meclisimizi ve kamuoyunu ilgilendiren benzer konularda hassasiyet göstermeye davet ediyorum."
 
28.11.2019
Devamı

Pakdemirli: “Dünyada Yaklaşık 820 Milyon İnsan Aç”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, başkanlığını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi’nin (İSEDAK) 35. Bakanlar Toplantısı Görüş Alışverişi Toplantısına katıldı.

          Bu yıl "Gıda Sistemleri" konusuna odaklanan İSEDAK toplantısında konuşan Bakan Pakdemirli,  “öncelikle Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı ve İSEDAK Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’a bu önemli toplantıya vermiş olduğu destek ve liderliğinden ötürü şükranlarımı sunmak istiyorum. İnanıyorum ki bu toplantı sadece İslam Dünyasında değil, aynı zamanda dünya çapında da önemli bir konu olan sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesine yönelik farkındalığı arttıracaktır” dedi.

          2050 yılına kadar Dünya nüfusunun yaklaşık 10 milyara ulaşacağının beklendiğini söyleyen Bakan Pakdemirli, artan bu nüfusun besin ihtiyacını karşılayabilmek için gıda üretiminin %50 oranında artırılması gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

          Pakdemirli, “Dünyada yaklaşık 820 milyon insan açtır. Bu her dokuz insandan birinin her gece yatağa aç girdiği anlamına gelmektedir. Bu yüzden, gıda ve tarımsal üretim daha çok önem kazanmış ve uluslararası gündemin önemli konularından biri haline gelmiştir. Sürdürülebilir gıda sistemlerinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri bulunmaktadır. Bu nedenle, tarım, orman ve balıkçılık alanlarındaki bütün paydaşların sürece dâhil edilmesi gerekmektedir.  Sürdürülebilir bir gıda sistemi, tarladan çatala gıdaya ilişkin bütün süreçlerde her kesimden paydaşın katılımını gerektirmektedir. Bu kapsamda, Türkiye'nin sürdürülebilir gıda sistemlerindeki mevcut durumunu ve söz konusu sistemin teşvikine ilişkin faaliyetleri ortaya koymayı hedefleyen bir Ülke Raporu hazırladık” diye konuştu.

         Hâlihazırda üye sayısı 57 olup, Asya ve Afrika kıtaları ile Ortadoğu bölgesindeki Müslüman nüfusa sahip ülkelerin büyük bölümünün üyesi olduğu İSEDAK Toplantısında, Sürdürülebilir gıda sistemleri bağlamında Türkiye’nin tarımsal görünümüyle ilgili bilgilere de değindi Bakan Pakdemirli. “Türkiye, dünyanın 7. Avrupa’nın ise 1. tarımsal üreticisi olup, fındık, kayısı, kiraz ve incir gibi pek çok tarım ürünlerinin üretiminde dünyanın lider ülkesidir. Bununla birlikte, uluslararası ticaretin geliştirilmesine büyük önem verdiğimizi ifade etmek istiyorum. Türkiye 1690 farklı tarımsal ürün ihracatı ile tarım sektöründe net ihracatçı bir ülkedir.

          Ayrıca, yaklaşık 4,8 milyar dolar dış ticaret fazlasını verdiğimizi de ifade etmek isterim. Diğer taraftan dış yatırımlara büyük önem veriyoruz. Türkiye'nin tarımdaki gücü sayesinde, Türk gıda ve içecek sanayisi, yabancı yatırımcılar için en cazip alanlardan birini oluşturmaktadır. Ekonomik dalgalanmalar ve iklim değişikliğinin dünya tarım sektörü üzerindeki olumsuz etkilerine rağmen, Türkiye’de tarım ve gıda sektörü son 17 yılda sürdürülebilir bir şekilde büyümeye devam etmiştir. İnşallah bu ivmeyi kaybetmeden yolumuza devam edeceğiz” dedi.

 Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli daha sonra, İSEDAK üyesi konuk bakanlara, Türkiye’nin ilk milli ve yerli yapımı olan Elektrikli Traktörü de tanıttı.




             Bakan Pakdemirli, ayrıca toplantı sonrası Gabon Tarım, Hayvancılık, Balıkçılık Ve Gıda Bakanı BIENDI MAGANGDA-MOUSSAVOU ile de heyetler arası görüşme gerçekleştirdi. Görüşmede bakanlar, iki ülke tarımsal ticaret hacmini artırmak üzere işbirliği yapılması adına temennide bulundu.
 
28.11.2019
Devamı

Gıda Denetim Seferberliği Üretim ve Tüketim Olan Her Yerde

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından bir hafta boyunca tüm yurt genelinde sürecek olan "Gıda Denetim Seferberliği" uygulaması Manisa'da da başladı.
"Denetim Seferberliği" sloganı ile başlatılan ve tüm kontrol görevlilerinin katılımıyla gerçekleştirilen denetleme sürecinde, gıda güvenirliğini sağlamak amacıyla Manisa il merkezi ve ilçelerindeki üretim, satış ve toplu tüketim yerlerinde denetimler gerçekleştiriliyor.
Ürün bazlı gıda kontrolünün ikinci gününde ilde bulunan süt ve süt ürünleri üretim tesisleri denetlendi. Denetimlere Manisa İl Tarım ve Orman Müdürü Metin Öztürk, İl Müdür Yardımcısı Melikşah Taşkın ile Yunusemre İlçe Tarım ve Orman Müdürü Serdar Mersinli de katıldı. Denetim sonrasında açıklamalarda bulunan İl Müdürü Metin Öztürk, gıda denetimlerinin yıl boyunca da aralıksız devam ettiğini ifade ederek, "Bilindiği üzere, 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" gereği, gıda zincirinin tüm aşamalarında tüketici sağlığının korunması ve güvenilir gıda arzının sağlanması Bakanlığımız sorumluluğundadır. Ülkemizde gıda güvenirliğine yönelik denetimler; Bakanlığımıza bağlı 81 il müdürlüğü ve illere bağlı yetkilendirilmiş ilçe müdürlüklerinde çalışan kontrol görevlilerimizce yürütülmektedir. 25-30 Kasım 2019 tarihlerinde denetim seferberliği başlatılmış olup bu kapsamda;et ve et ürünleri, süt ve süt ürünleri üretim tesisleri, ekmek ve ekmek çeşitleri ile unlu mamul üreten iş yerleri, kasap ve şarküteri ile bakkal, market, büfe gibi iş yerleri, okul kantinleri ve yemekhaneleri (üniversite kampüsleri dahil) ve lokanta-restoran, dönerci, fastfood gibi toplu tüketim yerlerine eş zamanlı denetimler gerçekleştirilmektedir. Denetim seferberliğinde il ve 17 ilçemizdeki toplam 246 kontrol görevlilerimizle denetim faaliyetlerimiz yoğun bir şekilde sürmektedir" dedi.
Denetimlerde görülen aksaklıklar konusunda öncelikle işletmelere süre verildiğini, gerektiği hallerde idari yaptırım uygulandığını ve yine gerekli görülen hallerde numune aldıklarını söyleyen İl Müdürü Öztürk, numuneler analiz edildikten sonra uygunsuzluk tespit edilmesi halinde yasal işlem uygulandığına dikkat çekti. Metin Öztürk, "Çiftlikten sofraya, ham maddenin başlangıcından son mamule kadar her aşamada denetim faaliyetleri yürütüyoruz. Kontrol planları kapsamında risk esasına göre uygun sıklıkta, haber vermeden hassasiyetle denetimlerimizi gerçekleştiriyoruz. İl müdürlüğümüz ve 17 ilçe müdürlüğümüz olarak 2019 yılı Ocak ayından bugüne kadar 25 bin 62 adet denetim gerçekleştirilmiş olup 317 adedine idari yaptırım uygulanmıştır. Denetimlerde toplam bin 826 adet numune alınmıştır. Bunlardan bin 506 adedi uygun, 105 adedi uygunsuz bulunmuş olup 215 adedi sonuçlanma aşamasındadır" diye konuştu.
 
 
27.11.2019
Devamı

KARA ÖLÜM "VEBA"

 Son günlerde Çin’in Moğolistan Özerk Bölgesi’nde 55 yaşlarında bir adamın veba hastalığına yakalandığı ve 28 kişinin de karantinaya alındığına dair  bilgiler  yer aldı basında. Haberlerde şahsın  hastalığa yabani tavşan eti yedikten sonra  tutulduğu belirtiliyordu. Böylesi haberleri uzun zamandır pek duymamıştık. En son 2010 -2015 yılları arasında Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre Afrika, Asya ve Güney Amerika’da, daha çok kırsal kesimlerde veba vakalarına rastlanmış, bu süre zarfında da toplam 584 kişi yaşamını yitirmişti. 

            Peki “ VEBA (Kara Ölüm) nedir ve nasıl bulaşır?” bir çoğumuzun merak ettiği konu bu. Aslında bir çok filme konu olduğundan tehlikeli öldürücü bir hastalık olduğu çoğumuz tarafından bilinir. Etken "Yersinia Pestis" adlı bir bakteridir. Fare, tavşan başta olmak üzere  bazı kemirgenler, pire, kene gibi dış parazitler ile hijyenik koşulların kötü olduğu ortamlar ve  bulaşık sular  vasıtasıyla kolayca yayılır. Eğer hızlı bir şekilde kontrol altına alınıp, tedaviler başlatılmazsa çevreye çabuk bulaşır. İklimsel etmenlerden kolay kolay etkilenmez. Dış ortamda özellikle soğuk havalarda canlılığını bir kaç yıl boyunca rahatlıkla sürdürebilir. Karanlık ve nemli yerleri sever. Balgam-iltihap gibi bazı vücut ifrazatları içinde bir kaç hafta canlılığını koruyabilir. Böylesi inatçı bir hastalığı yenmenin yolu yukarıda belirttiğim kemirgenlerden uzak durup, temizlik ve hijyen kurallarına sıkı sıkıya sarılmakla olur. Vebanın bir kaç türü olduğu için, belirtiler ufak tefek değişiklikler gösterse de genellikle insanda; yüksek ateş, baş, bel ve kas ağrıları, öksürük, nefes darlığı, kusma, ishal, kilo kaybı, ağız ve burundan kan gelmesi gibi durumlar görülür. Özellikle iç organlarda yaptığı tahribatlar sonucu kanamalar ve nekrozlar (siyahlaşmış doku ölümleri)  vardır. Esasen şarbon hastalığında da  benzer semptomlar görülür. Ancak Vebadan farklı olarak daha spesifik alanlarda, özellikle sığır, koyun-keçi ve diğer evcillerde başlar, insana derideki yara, bere, çeşitli kesiler vasıtasıyla geçer. Nadiren iç organlara bulaşır ve ölümle neticelenir. Bu arada şunu da belirtmekte fayda var. Sığır, koyun - keçilerde meydana gelen veba hastalığıyla Yersinia Pestis’ten kaynaklanan insan vebası aynı şey değildir. Etkenler birbirinden tamamen farklıdır ve insana bulaşmaz. Zaten sığır vebası uzun zamandır ülkemizde ortadan kaldırılmıştır ve görülmemektedir. Sadece arada bir, bölgesel çapta koyun-keçi vebası haberleri basına yansımaktadır. Bu tür haberleri okuduğumuzda ya da çevremizde hayvancılık işletmelerinde gördüğümüzde insana geçecek korkusuyla asla paniğe kapılmamalıyız. Sadece onların hayvan hastalığı olduğunun bilinciyle davranmalıyız.

            Vebanın ortaya çıktığı günlerde, özellikle Orta Çağ Avrupa'sında nüfusun neredeyse yüzde 60’ı bu hastalığa karşı kurban verilmişti. Kara ölüm olarak kayıtlara geçen ve  uzunca bir dönem insanları kırıp geçiren Veba, şehirlerde ceset yığınlarının meydana geldiği bir felaketti. O vakitlerde bu dertten ölen insanlar toplanarak yıkılıyor, hastalıktan kurtulmaya  çalışılıyordu. Fakat maalesef çoğunlukla başarılı olunamıyordu.  Daha sonraki yıllarda antibiyotiklerin keşfedilmesiyle bu tarz hastalıklar gündemden düştü.  Ancak günümüzde bazı bölgesel savaşların meydana gelmesi ya da açlık, sel gibi bazı felaketler sebebiyle zaman zaman tekrardan gün ışığına çıkmaktadır.

            İşte Çin'deki  veba vakaları da  bize bu kötü hastalığı bir defa daha hatırlatmıştır. Yalnız yazının başında da söylediğim gibi hastalığa yakalanan 55 yaşındaki Çinli’nin yabani tavşan eti yedikten sonra hastalığı  kapması ilginçtir. Ülkemizde de tavşan avı pek çok avcı tarafından sıklıkla yapılmaktadır. Avcıyım diyen, eline tüfeği alan, belgeli belgesiz sayısız vatandaş bu işi sürdürmektedir. Gerek avlanma esnasında, gerek av hayvanlarının soyulup, yüzülmesi ve hatta iyi pişirilmeden yenilmesi sırasında bazı hastalıkların insanlara geçtiği bilinmektedir. Bunlardan en önemlisi Francisella Tularensis adlı etkenin oluşturduğu TULAREMİ  (Tavşan Ateşi)  hastalığıdır. Bu hastalığın vebaya benzer belirtileri vardır. Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, bulantı, kusma ve ishal belirtileri gibi. Ayrıca  fare, rat, kedi, köpek gibi hayvanların dışkıları veya ölülerinin sulara karışmasıyla ya da hastalık taşıyan kene, sivrisinek gibi kan emicilerin ısırmasıyla insanlara bulaştığı biliniyor. O nedenle biz hekimler bu güne kadar genellikle  TULAREMİ’yi (Franciella Tularensis) Avcı Hastalığı olarak bilir ve konuşurduk. Ama bu haberle artık VEBA hastalığının da av hayvanları vasıtasıyla bulaşabileceği bize gösterildi. Bir kez daha insan hayatının ne tür tehlikelerle karşı karşıya kaldığı vurgulanmış oldu.

            Dolayısıyla av merakı olan, ava giden vatandaşlarımızı buradan bir kez daha uyarıyor. “Asla bana bir şey olmaz” diyerek tedbiri elden bırakmayalım, doğaya duyarlı, bilgili ve bilinçli bireyler olalım.
 
 
Dr Öğr. Üyesi Hakan KEÇECİ
Bingöl Üniversitesi Veteriner Fak.
İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı

 
 
27.11.2019
Devamı

SERA GÖLÜ ESKİ GÖRÜNÜMÜNE KAVUŞUYOR

Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü Trabzon’da bulunan Sera Gölü’nde başlattığı temizlik çalışmalarını tamamladı. Yapılan çalışmalarla göl tabanından 180 bin metreküp malzeme çıkarıldı.

Karadeniz’in turizm merkezlerinden, yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası Sera Gölü’nde başlatılan temizlik çalışmalarını tamamladıklarının altını çizen Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli “Bu temizlik çalışmalarını Ankara’dan özel olarak getirilen 2 Dragline iş makinasının yanı sıra, 2 Ekskavatör, 1 yükleyici ve 12 kamyondan oluşan toplam 17 araçlık iş makinası filosuyla yaptık” dedi.

180 BİN METREKÜP MALZEME ÇIKARILDI

Temizlik çalışmasında, yaklaşık 37 bin 500 metrekarelik bir alanda tarama yapıldığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “Yaklaşık 4,5 ay süren çalışmaların ardından 180 bin metreküp malzeme, göl tabanından çıkartılarak, Trabzon Büyükşehir Belediyesine ait döküm sahasına nakledildi” açıklamasını yaptı.

Bölge için son derece önemli olan Sera Gölü’nün memba kısmına yapılması planlanan çökeltim havuzunun proje çalışmalarının başladığını belirten Bakan Pakdemirli, projenin tamamlanmasıyla Sera Gölü’nün yeniden kirlenmesinin önüne geçileceğini de sözlerine ekledi.
 
26.11.2019
Devamı

Sığır Islah Sisteminde Yap Boz Oyunu

Ülkemizdeki Sığır Islahı sürecine kısaca bir göz atarsak;
Cumhuriyetle beraber başlayan ıslah çalışması sonucu suni tohumlama da yaygınlaşmaya başladı. Bu süreçte, “Karacabey Esmeri” sığırı geliştirildi. Ancak veri kayıt sisteminin olmaması ve buradan kaliteli damızlıkların üretilmesi hedefinin eksik olması zayıf noktalardı. Bu ırkın devamı sağlanamadığı gibi, holstein başta olmak üzere yoğun şekilde ithalatla ve ülkemizde de sperması üretilen bir çok ırka ait spermalar ile tohumlamalar arttı.
 Bu nedenle, sığır ırklarının Islahı ve yüksek damızlık vasfında hayvan yetiştirilerek, sığırlarda verimin artırılması amacıyla Uluslararası işbirliği ile yürütülen projeler ( ANAFİ, GTZ) sonucu damızlık sığır birlikleri ve E-ıslah kayıt sistemi kuruldu. Uzun yıllar sadece holstein birlikleri ve holstein ırkı kayıt sistemi gibi çalışan sisteme, yakın zamanlarda 2011 yalından sonra Esmer ve Simental kayıtları da eklendi. 
 
ŞİMDİ NELER OLUYOR;
 
Saf ırk sığır ırklarının  bozulmasına yol açacak ve ırklara ait saf damızlık üretimini tamamen bitirecek her ırkın her ırkla tohumlanması/ melezlenmesi yolunu açan talimatının sektörden tepki görmesi üzerine  yeni bir talimat hazırlığında olunduğu duyumu alınmıştı. Hayvancılık destekleme tebliği  yayınlandı. Ancak bu “sıkıntılı” talimatı düzeltici bir hüküm olmadığı görülüyor. Peşpeşe yapılan yanlışlıklar bazı konularda  spekülasyonun da dışına taşarak bu genel müdürlüğün son zamanlardaki bazı uygulamalarıyla açıkça ortaya çıkmıştır;
 
1- Bakanlığın AB uyum sürecinde çıkardığı ıslah mevzuatının uygulanmaması sonucu oluşan eksiklik ve yanlışlıklar nedeniyle ülke ihtiyacı damızlık hayvanlar üretilmemiş ve sürekli ithalat yapılmıştır.
2- Sistemin bilimsel ıslah sistemine göre geliştirilememesi, alınması öngörülen verimler ve ırkın özelliğini ortaya koyan dış görünüş, tip puantajı, yetiştirme, hastalıklarla ilgili kayıtların olmaması, eksik olması, yanlış olması önemli eleştiri konuları olagelmiştir.

3- Bakanlığın verdiği yetkiyle kayıtla görevli olan damızlık sığır birliklerinde sperması kullanılarak doğan yavrularının ve ebeveynlerinin verimlerine göre  progeny test adı verilen ve boğaların damızlık değerlerinin tahmininde kullanılan (varsa, doğruysa spekülasyonu bir yana) verilerinin ne olduğu ve damızlık değerlendirme yöntemi bile sorumlu genel müdürlüğün bilgisi dışındadır.
4- Sığır ıslah kayıt sistemindeki verilerin önemli bir kısmının  olmadığı ya da eksik ve yanlış olduğu ortaya çıkmıştır. Alınan bilgilere göre; suni tohumlamadan doğan (özellikle doğru çıkacağına güvenilerek seçilen işletmelerdedeki ) buzağıların kanları alınarak yapılan babalık  testleri büyük ölçüde (duyumlara göre % 60-70 e yakın oranda) uyumsuz çıktığı konuşulmaktadır. Yani suni tohumlama ile  sisteme girilen babalık bilgilerinin uymadığı (uydurma olduğu) ortaya çıkmıştır.

5- Bu kayıtlara göre önemli miktarda destek ödemesi yapıldığından ve geri tahsili ile ilgili işlem yapılması halinde oluşacak toplumsal tepki ve sistemin kayıtlarının güvenilmez olduğunun da ortaya çıkacağı endişesi ile bu sonuçların  ilgili genel müdürlük tarafından “sümenaltı” edildiği duyumları alınmıştır.

6- Diğer bir konu ise, gelişen genetik bilimi sayesinde hayvanlara ait alınması gereken ve yukarda belirtilen kayıtlar ile, genetik analizleri yapılan hayvanların genetik bilgilerinin uyumlaştırılarak belirlenen test yöntemine göre hayvanın bir buzağı iken bile damızlık değerinin tahmini imkanı sağlayan “genomik seleksiyon” uygulamasının e ıslah sistemindeki bilgilerin eksik, yanlış veya uydurma olması nedeniyle başarısız olma yolunda  olduğu duyumları alınmaktadır. 

     Yapılması gereken sistemin yanlışlıklarını düzeltip,  her ırkta kaliteli damızlıkların ( etçi, sütçü, kombine) yetiştirilmesi yerine; her ırkın her ırkla tohumlanması ve saf ırkların yok edilmesi ve bunlara ait damızlıkların üretilebilmesi yolunu tamamen yok eden, sistemi tamamen yıkıcı etkisi olacak bir yola girilmiştir. Yakın vadede bir miktar kırmızı et üretimini artıracağı anlayışı ile sığır Islahı sistemi ve ülke sığırcılığının geleceği yok edilme, damızlık açısından tamamen dışa bağımlı hale getirme yolu seçilmiştir. Burda en büyük sorumluluğun, yetki devrettiği birliklerin kayıtlarını kontrol altında tutmayan, fazla ve haksız destek alacak şekilde yanlış suni tohumlama kayıtlarının girilmesine göz yuman genel müdürlüğe  ait olduğu görünüyor.

Çözüm, yıkmak değildir. Sistemi düzelterek kaliteli damızlıklar üretilmesi yolunun takip edilmesidir. Aksi durum, eti de, sütü de ve haliyle damızlıkları da sürekli ithal eden bir ülke olmaya razı olacağız anlamına gelir.

7- Cumhurbaşkanlığı kararnamesine bu genel müdürlükçe eklenen; 20 baş ve üzeri sütçü ırkların olduğu işletmelerde damızlık ineklerin % 60 ına kadar başka ırklarla tohumlama halinde destek ödeneceği hükmünün saf sığır  ırklarını bozucu etkisinin nasıl giderileceği karanlıktır. Bu konuda Tebliğde de bir netlik olmadığı görülüyor.
Irkı ırkına tohumlamada bile babalık doğrulamalarının büyük ölçüde yanlış olduğu dikkate alındığında  hangi hayvanların % 60 içine dahil olduğunun, hangilerinin saf sütçü ırk olarak tohumlandığının takibi ve doğrulanması fiilen imkansızdır.

Sonuçta başta sütçü ırklar olmak üzere, ülkemizdeki tüm saf ırk ırkların yok edilme süreci başlamış oluyor.
8- İyi bir şey yapılıyormuş gibi; İzin verdikleri ve halen sperması üretilen ve sahada kullanılan boğalara ilave test talimatı verildi. Yani cari Mevzuatın öngördüğü şartları yerine getiren ve kendilerinin izin verdiği boğalara sonuçta bir şey çıkmadı diyecekleri önceden belli bir şey için ilave test yaptırmanın mantığı var mi? 
 
Son dönemde devam ettirilen yanlış politikalarla, yoğun şekilde sütçü damızlıklar kesilmesinin sonucu olarak  (TÜİK rakamlarına göre);
Süt üretiminde Mayıs'tan bu yana düşüş trendi devam ediyor
Toplanan inek sütü miktarı Eylül'de yıllık bazda %7,3 azaldı.
Ticari süt işletmelerinin içme sütü üretimi yıllık bazda %5,2 azaldı.
Aynı dönemde yıllık bazda:
İnek peyniri üretimi %4,6
Yoğurt üretimi %6,1
Ayran üretimi %0,3 azaldı.

Durum böyleyken bu tür yanlış uygulamalar ile yakın zamanda saf ırk kaliteli damızlık ve süt/süt ürünleri ithalatının  patlayacağını görmek için müneccim olmaya gerek yok.
Üzüntü verici bir durum ancak; ülkemizin, ne  olduğu tanımlanamayan sığır tiplerinin görüleceği bir genetik çöplük olma yolu açılmış oldu.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com


 
26.11.2019
Devamı

Desteklemelerde ki Hak edişler Haczedilmeyecek

Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan “2019 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar”da yer alan usul ve esaslar Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği Resmî Gazete’de yayımlandı.

Destekleme ödemeleri kamu kaynağı niteliğinde olduğu için hak ediş sahibinin hesabına para aktarılmadan önce icra, temlik ve haciz işlemleri yapılmayacak.
Desteklemeden faydalanacak olan hak edenlerin sahip olduğu buzağıların 2019 yılında doğmuş olması, TÜRKVET ve e-ıslah veri tabanlarına kayıtlı olması, doğduğu işletmede en az 120 gün yaşamış olması gerekiyor. Buzağı başına tek sefer faydalanılabilecek,  çoklu doğumlarda her bir buzağı yine desteklemeden tek sefere mahsus faydalanabilecek. Desteklemelerden kamu kurum ve kuruluşları yararlanamayacak.

Destekleme ödemeleri iki dönem halinde gerçekleştirilecek. Belirlenen illerde doğan ve gerekli şartları yerine getiren buzağı sahiplerine ek destek verilecek.

1 Ağustos 2020 tarihinden sonra e-ıslaha kayıtlı buzağılar destekleme kapsamında olmayacak.
Süt işletmelerine, ıslah gerekçeli süt içerik analiz desteklemesi de yapılacak fakat bu işletmelerin 1 Ocak 2019’dan önce soy kütüğüne kaydedilmiş ve geçerli süt analizinin yapılıp en az 10 baş saf sütçü veya kombine ırk ineğe sahip olması gerekecek.
Saf sütçü sığır ırklarının 5 yaş üzeri olanları, sığır ırklarının etçi ya da kombine ırk olması, Bakanlıktan izinli tabii tohumlama boğaları ile tohumlama veya suni tohumlama sonucu doğan buzağılara da destekleme ödemesi yapılacak.

Dişi mandaların desteklemeden faydalanması için 1 Ocak 2019 tarihinden önce doğması gerekiyor.

Başvurular 31 Aralık’ta bitiyor
Soy kütüğüne kayıt buzağılar ek destekten yararlanacak. Hayvancılık destekleme ödemeleri için birinci dönem başvuruları 31 Aralık 2019 son gün olurken ikinci dönem ödemeleri 1 Nisan 2020 ila 15 Haziran 2020 tarihleri arasında yapılacak.
 
26.11.2019
Devamı

"Kırsal Kalkınma ile Doğduğun Yerde Doy"

Tarım ve Orman Bakanı  Bekir Pakdemirli, IPARD 2 Tarım ve Orman Bakanı Kırsal Kalkınma Hibe Programı 8. Başvuru Çağrısı tanıtım toplantısında konuştu.  
"Kırsal Kalkınma ile Doğduğun Yerde Doy" amacıyla, üreticinin kazandığı, tüketicinin memnun kaldığı bir sistem ve bulunduğu yerde mutlu olabilen, doğduğu yerde doyabilen, güçlü ve müreffeh bir toplum ideali için çalıştıklarını belirten Pakdemirli, ''Bu kapsamda, Kırsala yatırım yapacak, kadınımıza gencimize iş sağlayacak, ülkemizin kalkınmasına bir tuğla koyacak, her bir üreticinin, her bir girişimcinin peşindeyiz, peşinde olmaya da devam edeceğiz'' diye konuştu.

Bakan Pakdemirli, kırsala verilen desteklerle kalkınma temelinde istihdam ve ihracatın da büyüdüğüne dikkat çekerek, bugün Avrupa'da tarımsal hasılada ilk sırada olduğumuzu ve tarımsal ihracatımızın da 3 milyar dolardan 18 milyar dolara çıktığını belirtti.

Bakan Pakdemirli, izlenen politika çerçevesinde kırsal alanlarda sadece destek sağlanmadığını, aynı zamanda desteklerle güçlendirme yolu izlendiğini de belirtti. ''IPARD Programı ile bir yandan üretimi, diğer yandan üretilenin yerinde işlenmesini ve pazarlanmasını destekliyoruz. Yani zincirin tüm halkalarını birbirine bağlıyoruz. Bir taraftan süt çiftliklerini desteklerken, diğer taraftan üretilen sütü alıp peynir yapacak, tereyağına çevirecek tesisleri de teşvik ediyoruz. Besi çiftliklerine destek sağlarken, bu hayvanların hijyenik şartlarda kesileceği mezbahalara, etlerin parçalanıp satışa sunulacağı tesislere de yardımcı oluyoruz. Atıl işletmeleri, kapasite fazlası oluşturacak gereksiz yatırımları engelliyor, kırsalda küçük çiftçilerimizi de unutmuyoruz. Kadın ve gençlerimize pozitif ayrımcılık yapıyor, kırsal turizm, el sanatları gibi tarım dışı alanlara da destek sağlıyoruz. Kısacası, kırsalı çok yönlü ele alıyoruz. Bir yerinden değil, her yerinden tutuyoruz. "Yerinde Üretim, Yerinde İşleme, Yerin Kalkınma" mottosuyla, durmuyor, dinlenmiyor, yolumuza devam ediyoruz'' dedi.

Ipard 2 İle Kırsal Yatırımlara 50 Milyon Euro, Yani 320 Milyon Liralık Yeni Hibe
Bakan Pakdemirli, IPARD-2 kapsamındaki 8. başvuru çağrısı ile 320 milyon liralık hibe verileceğini belirterek, desteklenecek sektörleri açıkladı. Pakdemirli, ''IPARD-2 kapsamında, İşleme ve pazarlama sektörlerinde, 50 Milyon Euro, yani 320 Milyon Liralık hibe paketini üreticimize, yetiştiricimize, yatırımcımıza sunuyoruz. Bu yeni hibe paketinde, makine ve ekipman alımı ile yenilenebilir enerji ekipmanlarını, yani modernizasyonu destekleyeceğiz.

IPARD-II 8. Başvuru çağrısında 5 sektörü destekleyeceğiz. Süt ve süt ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması sektörüne,, Süt toplama merkezlerine,, Et parçalama ve işleme tesisleri ile kesimhanelere,, Su ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması tesisleri ile Meyve ve sebze ürünlerinin işlenmesi ve depolanması yatırımlarına destek sağlayacağız''.
Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, Sektöre göre değişmekle birlikte yatırımların; 1 Milyon 250 Bin Euro ila 3 Milyon Euro'ya kadar olan kısmına, yani 8 Milyon lira ila 20 Milyon liralık kısmına kadar destek sağlanacağını belirtti. Pakdemirli, ''Hibe oranlarımız; Gerçek ve tüzel kişilerde yüzde 40, Kooperatifler ve üretici örgütleri için yüzde 50 olacaktır. Ayrıca, buradan şu hususun altını özellikle çizmek istiyorum. IPARD yatırımlarında vergi muafiyeti söz konusudur. Bu muafiyet, yatırıma dolaylı olarak katkı sağlıyor. Yani, %40 ve %50 olan hibe oranı, ortalama olarak %50'ye ve %60'a çıkıyor. Böylece yatırımcı, daha az maliyetle, daha çok iş yapıyor'' dedi.

Ipard 2- 8. Başvuru çağrısı ile yatırımcıya iki önemli müjde!
Bakan Pakdemirli, 8. başvuru çağrısı kapsamında yatırımcılara iki müjde de verdi.  ''Birincisi; mevcut makine ve ekipmanlara ilaveten, üreticilerimizden gelen talepler doğrultusunda IPARD'a yeni makine ve ekipmanları dâhil ettik. Süt ürünlerinin, işlenmiş et ürünlerinin, meyve-sebze ve su ürünlerinin soğuk zincirde taşınacağı Frigorifik araçları,, Süt işleme tesisleri için süt tankerlerini,, Süt toplama merkezlerinde, soğutma tanklı süt toplama araçlarını,, Meyve-sebze ürünlerinde, şoklama ve ürün dondurma sistemlerini de destek kapsamına aldık. Bunlar da hayırlı, uğurlu olsun. İkinci müjde ise; bu hibe çağrısındaki bazı sektörlerin kapsamını genişlettik. Meyve ve sebze ürünlerinin kurutulması yatırımları daha önce sadece narenciye ve sert kabuklu ürünleri kapsıyordu. Şimdi tüm meyve ve sebze ürünlerini kurutma yatırımlarına dâhil ettik. Hepsi kurutma sistemi alabilecekler. Süt işleme tesisleri ve süt toplama merkezi yatırımlarında günlük en fazla 70 ton süt işleme ve toplama sınırı vardı. Şimdi bu sınırı da kaldırdık. İşte böylece, kapasite artırmak isteyen tüm süt işleme tesisleri makine ve ekipmanlarını büyütecek ve yenileyebilecektir. Bu da üreticimize ve yatırımcılarımıza hayırlı, bereketli olsun'' dedi.

Ipard 2, 8. çağrı kapsamında, 25 Kasım itibariyle proje hazırlama süresi başladı. Projelerini hazırlayıp sunmak için üreticilerimizin 2 ay süresi olacak. Başvuruların TKDK il koordinatörlüklerine teslim tarihleri ise 2 Ocak ile 31 Ocak 2020 arasında olacak.

8 Yılda, 10 Milyar Lira Yatırımla 60 Bin Yeni İstihdam Oluşturuldu
Türkiye'nin, IPARD Kırsal kalkınma uygulamalarında Avrupa Birliğine aday ülkeler içinde en başarılı ülke olduğunu vurgulayan Bakan Pakdemirli, IPARD kapsamında, son 8 yılda sağlanan 4 Milyar lira hibe ile 7 Bini kadın ve gençlere ait, 14 Binden fazla tesisin desteklendiğini belirtti. Böylece Kırsalda 10 Milyar liralık yatırım ile 60 bin yeni istihdam oluşturuldu. Sadece 2019'da IPARD-2 kapsamında toplam 323 Milyon Euro, yani 2 Milyar lira bütçeli üç başvuru çağrısına çıkıldı.

5. çağrı kapsamında şu ana kadar, toplam yatırımı 1 Milyar Lira olan 394 projenin açıklandığını ve başvuru sahiplerinin yatırıma geçmelerinin sağlandığını belirten Bakan Pakdemirli, 6. başvuru çağrısı için de önemli bir müjde verdi. '8 Mayıs'ta çıktığımız IPARD-II 6. Başvuru çağrısının toplam bütçesi 60 Milyon Euro idi. Ama 3,5 katı kadar, yani 200 Milyon Euro'luk proje başvurusu geldi. Biz de bu yatırım aşkına "dur" demedik, daha çok projeyi desteklemek, daha çok yatırımı ülkemize kazandırmak için IPARD kapsamında ilk defa bir çağrının bütçesini artırdık. 60 Milyon Euroluk bütçeyi, 130 Milyon Euroya, yani 830 Milyon Liraya çıkardık. Hayırlı uğurlu olsun.''

Böylece, IPARD-2 kapsamında açıklanan 50 Milyon Euroluk 8. Başvuru çağrısı ve 6. Başvuru çağrısında 70 Milyon Euro ilave bütçe ile toplam 120 Milyon Euro, yani 770 Milyon Liralık destek verileceği açıklanmış oldu. 
 
 
26.11.2019
Devamı

Ürün Bazlı Gıda Denetimleri Başladı

Tarım ve Orman Bakanlığı, "ürün bazlı" gıda kontrollerine Ankara'daki bir entegre et tesisinde yaptığı denetimle başladı.

Tarım ve Orman Bakanlığı'na bağlı ekipler ürünlerden numune alarak fiziki kontrollerini gerçekleştirdi.

Türkiye'de bir ilk olan ürün bazlı gıda denetimi 1 hafta boyunca Türkiye genelindeki birçok işletmede yapılacak. Yapılan denetimler sonucunda numunesi alınan ürünlerde herhangi bir olumsuzluk tespit edilmesi durumunda, ilgili firmalara para cezası uygulanacak ve isimleri kamuoyuyla paylaşılacak. 

Denetimler Habersiz Yapılıyor
Hangi ürün grubunda ne gibi riskler görüldü, bunlar yıl içindeki ve geçmiş yıllardaki verilerle karşılaştırılarak masaya yatırılıyor, böylece bir sonraki yılın denetim ve numune alma planı şekilleniyor. Denetimler kesinlikle haber vermeden gerçekleştiriliyor.

Ülke Genelinde Denetimler Sürecek
Ankara'nın yanı sıra ürün bazlı ilk kontroller İstanbul, İzmir, Erzurum, Gaziantep, Samsun, Antalya başta olmak üzere ülke genelindeki birçok tesiste gerçekleştirildi. "Ürün bazlı" denetimlere gelecek günlerde de devam edilecek.
 
26.11.2019
Devamı

Tarım Orman Şurasından Küçükbaşa Büyük Müjdeler

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, 3. Tarım Orman Şurasında alınan kararların küçükbaş hayvancılığa büyük katkılar vereceğini söyleyerek, "Tarım Orman Şurasından küçükbaş hayvancılığımız için sevindirici müjdeler çıkmıştır. Önümüzdeki 25 yıla ışık tutacak kararlar ile sektörümüzün önü daha da açılmıştır. " dedi.
TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, Üçüncüsü düzenlenen Tarım Orman Şurasında küçükbaş hayvancılığa ilişkin birtakım değerlendirmelerde bulundu.
Genel Başkan Çelik, Şuraya ilişkin yaptığı değerlendirmede 3. Tarım ve Orman Şurasının toplanmış olması sonucunda önümüzdeki 5 yılın yol haritasının belirlendiğini, 25 yıla ışık tutacak kararların alındığını ifade etti.

Çelik, bu kararları tarım ve hayvancılık adına çok önemli ve değerli bulduklarına dikkat çekerek “ Bakanlığımız ile birlikte Tarım sektöründe yer alan tüm paydaşlar bir araya gelerek ortak akıl buluşması çerçevesinde çok güzel çalışmalara imza atmıştır. Merkez Birliğimizin de şura çalışmalarına verdiği katkılar sonucunda küçükbaş hayvancılık adına olumlu hedef ve stratejilerin belirlenmiş olması sektörümüz adına memnuniyet vericidir.”  dedi.



Çelik, Şura’da alınan kararların tavsiye niteliğinde alınmış kararlar olduğunu belirterek, “Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bakanımızın sektörümüze yönelik verdiği mesajlar yetiştiricilerimiz için büyük moral olacaktır.  Şura’da belirlenen hedeflerin hayata geçirilmesi için Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın Bakanımız Dr. Bekir Pakdemirli’nin bizlere yüklediği sorumluluklar doğrultusunda her zaman üzerimize düşeni yapmaya hazır olduğumuzu, şahsıma Merkez Birliğimize ve İl Birliklerime duyulan güveni boşa çıkarmayacağımızı belirtmek isterim.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Şura kapanış toplantısında küçükbaş hayvancılığa ilişkin çok önemli mesajlar verdiğini de vurgulayan Çelik, “Sayın Cumhurbaşkanımızın net olarak ifade ettiği yetiştiricilerimizin küresel şirketlere karşı ezdirilmeyeceği sözünden büyük mutluluk duyduk. Yine son 1.5 yıldır zorunlu olmadıkça et ithalatı yapılmamış olması 2020 yılında da et ithalatının yapılmayacağı açıklamasından kazançlı çıkacak olan kesim şüphesiz yetiştiricilerimiz olacaktır. Merkez Birliği olarak zaman zaman ithalata karşı olduğumuzu dile getirdiğimizden dolayı bu karar ülkemiz ve sektörümüz için son derece sevindirici bir karar olmuştur.’’ dedi.

Genel Başkan Çelik, Şuradan çıkan en önemli kararlardan birinin de küçükbaş hayvan varlığının artırılması olduğuna dikkat çekerek, “Sayın Cumhurbaşkanımız 2020 yılını küçükbaş hayvan sayısının artırılmasında hamle dönemi olarak ilan etmiş ve halen 50 milyon civarında olan küçükbaş hayvan sayımızın 56 milyona çıkarılacağını söylemiştir. Ayrıca küçükbaş sürü büyütme projesi kapsamında sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek verileceği Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından ifade edilmiştir. Bu konuda da Merkez Birliğimiz ve İl Birliklerimize çok önemli sorumluluklar yüklenmiştir. Biz bu sorumluluğu her an gözeterek belirlenen hedefe yürüme noktasında çalışmalarımıza devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın da işaret ettiği gibi yerli ırklarımızın muhafazası ve ıslahında üzerimize düşen görevleri büyük bir heyecanla yerine getireceğiz.” dedi.

Genel Başkan Çelik, Şura kararlarında öne çıkan bir hususun da küçükbaş hayvan et tüketimine ilişkin olduğunu ifade ederek,  “Sayın Cumhurbaşkanımızın sektörümüzü mutlu eden bir açıklaması da kırmızı et sektöründe küçükbaş hayvan et tüketiminin özendirilerek pazar payının artırılmasına ağırlık verileceği ifadeleridir. Kırmızı et açığının kapatılmasında küçükbaş hayvancılığın ne denli önemli bir unsur olduğu Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadelerinden anlaşılmakta olup bu konuda da tüketimin artmasına paralel olarak üretimin artırılması yönünde çalışmalarımızı yoğunlaştıracağız. Bu manada toplum olarak koyun ve keçi etine yönelik önyargıları kırarak tüketim seviyesinin artırılması öncelikli hedeflerimizden biri olacaktır. ‘’ dedi.

Çelik, değerlendirmesinin sonunda; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın küçükbaş hayvancılığın daha da gelişmesi için verdiği müjdelerin sektöre büyük moral ve güç katacağını belirterek, “Şura’dan küçükbaş için büyük müjdeler çıkmıştır. Bu yönüyle sektörümüz artık üvey evlat konumundan çıkarılmış ve hak ettiği yola sevk edilmiştir. Bu da bizleri son derece mutlu etmektedir. Şura sonuçlarının tarım ve hayvancılığımız açısından hayırlara vesile olması temennilerimle Şura çalışmaları kapsamında başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bakanımız olmak üzere yoğun emek sarf eden herkese sektörüm ve Merkez Birliğim adına teşekkür ediyorum.’’ dedi.
 
25.11.2019
Devamı

Tarımsal Üretim Planlaması Devlet Politikası Haline Gelecek

Tarım Orman Şurası'nın sonuç bildirgesinden yaptığı derlemeye göre, sektörün yapısını iyileştiren, en az üç yıllık dönemi kapsayacak, çiftçi odaklı, üretim, kalite, ulaşılabilir fiyatlar ve sürdürülebilirliği esas alan yönlendirici bir destekleme sistemi oluşturulacak.

Tarımsal işletmelerde küçük, orta ve büyük ölçekli işletme tanımları yapılarak faaliyetleri planlanacak. Tarımsal üretim planlaması bir devlet politikası haline getirilerek güvence altına alınacak.
Tarım sektörünün en önemli problemi olan risk ve belirsizliğin azaltılması için gelir garantili ürün sigortası çıkarılacak. Üretici örgütlerinin girdi temini, üretim ve pazarlama aşamalarında etkinlikleri artırılacak.

Uzun vadede ortaya çıkabilecek risklerin bertaraf edilmesi, ürün çeşitliliği, dış ticarette sürekliliği sağlama, ürün maliyetlerinin düşürülmesi ve jeopolitik siyaset açısından yabancı ülkelerde stratejik anlamda üretimin teşvik edilmesi için arazi kiralamaları devam edecek. Uluslararası tarım ve orman faaliyetleri kurumsal altyapıya kavuşturulacak.
Bitki ve hayvan hastalıklarıyla etkin mücadelede yerli ilaç ve aşı üretimi teşvik edilecek.

Mera hizmetlerinin yürütülebilmesi, mera niteliği taşıyan alanların tespit ve tahdit çalışmalarının tamamlanması ile buraların üreticiler ve üretici örgütlerine tahsis edilmesi sağlanacak. Mera ıslahında kullanılacak bitki tohumları geliştirme çalışmaları teşvik edilecek.

Tarımda teknoloji kullanımı artacak
Tarımsal verimliliğin artırılması ve kaynakların daha etkin kullanılması için bilişim teknolojisi tarım sektörüne entegre edilecek. Akıllı tarım uygulamaları yaygınlaştırılacak, akıllı tarım konusunda yetişmiş çiftçi, mühendis ve ara eleman sayısı özel programlarla artırılacak.

Ar-Ge ve inovasyonda kaynakların daha etkin kullanılması için kamu, özel sektör ve üniversiteleri de kapsayacak yeni bir kurumsal altyapı oluşturulacak. Orman yangınlarına müdahalede yüksek teknoloji ve yapay zeka uygulamaları kullanılacak.

Türkiye'de yetiştirilen ve uluslararası piyasalarda yüksek oranda talep gören tarım, gıda ve ormancılık ürünlerinde ihracat gelirlerini artırmak için marka, kalite, standardizasyon, tanıtım ve özendirme çalışmaları desteklenecek. Dünya üretiminde lider konumda bulunulan ürünlerin tanıtım faaliyetleri profesyonel düzeyde yapılacak. Coğrafi işaretli ürünler, markalaşma ve katma değerli üretim ile pazar çeşitliliğini artırılacak.

Gıdada bilgi kirliliğinin tanım ve çerçevesi belirlenecek. Bilgi kirliliği çıkaranlara cezai yaptırım uygulanması için yasal mevzuat çıkarılacak, beslenme okuryazarlığı artırılacak.
Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen tarım ve ormancılık faaliyetlerinde denetimli serbestlik kapsamında kamuya yararlı işte çalışma cezası alan hükümlüler kullanılacak.
 
22.11.2019
Devamı

3. TARIM ORMAN ŞURASI SONUÇ BİLDİRGESİ

III. Tarım Orman Şûrası Sonuç Bildirgesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklandı. Buna göre;

1) Tarım ve orman politikalarının; stratejik üretim ve sürdürülebilirlik ilkeleri temel alınarak oluşturulması, bütüncül ve entegre bir yöntemle hayata geçirilmesi,
2) Tarım sektörünün yapısını iyileştiren, doğal kaynakları ve çevreyi koruyan, en az üç yıllık dönemi kapsayacak, aktif çiftçi odaklı, üretim, kalite, ulaşılabilir fiyatlar ve sürdürülebilirliği esas alan yönlendirici bir destekleme sisteminin oluşturulması,
3) Tarımsal işletmelerde küçük, orta ve büyük ölçekli işletme tanımlarının yapılarak faaliyetlerin planlanması,
4) Sürdürülebilirlik, verimlilik ve rekabet ilkelerine dayalı, birim sudan maksimum faydayı sağlayacak, tarımsal üretim planlamasının bir devlet politikası haline getirilerek güvence altına alınması,
5) Arazi toplulaştırma ve sınıflandırma projelerinin hızlandırılarak on yıl içerisinde tamamlanması, toprak bilgi sistemine dayalı tarımsal arazi kullanım planlarının hazırlanması,
6) Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması için arazi bankacılığı ve birlikte üretim gibi alternatif modellerin oluşturularak yaygınlaştırılması, miras mevzuatı geliştirilerek tarım arazilerindeki intikal sorununun çözülmesi,
7) Uzun vadede ortaya çıkabilecek olan risklerin bertaraf edilmesi, ürün çeşitliliği, dış ticarette sürekliliği sağlama, ürün maliyetlerinin düşürülmesi ve en önemlisi Jeopolitik siyaset açısından yabancı ülkelerde stratejik anlamda üretimin teşvik edilmesi için arazi kiralamalarının devam edilmesi, uluslararası tarım ve orman faaliyetlerinin kurumsal altyapıya kavuşturulması,
8) Tüm ilgili kurum ve kuruluşlarla etkin işbirliği yapılarak tohumdan sofraya dijital değer zincirinin kurulması, tarım sayımının yapılması ve güncellenebilir veri tabanının oluşturulması,
9) Serbest piyasa düzeni içerisinde tarımsal ürünlerde fiyat spekülasyonlarının önüne geçilmesi için stok takip sisteminin oluşturulması, gıda depolarında izlenebilirliğinin sağlanması,
10) Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuğu kapsamındaki ürünlerin artırılması, sistemin geliştirilmesi, lisanslı depo işletmelerince tarım ürünlerine dayanılarak oluşturulan elektronik ürün senetleri ticaretinin yaygınlaştırılması,
11) Aile işletmeciliğinin sürdürülebilirliğini sağlamak için kadın ve gençlerde girişimciliğin desteklenmesi,
12) Bitki ve hayvan hastalıkları ile etkin mücadelede yerli ilaç ve aşı üretiminin teşvik edilmesi,
13) Buzağı ölümleri ve döl verimi istatistiklerinde uluslararası ortalamalara ulaşılması,
14) Kırmızı et sektöründe küçükbaş hayvan eti tüketiminin özendirilmesi ve pazar payının artırılması,
15) Küçük ve büyükbaş hayvancılıkta halk elinde ıslah ve benzeri projelerle yerli ırklarımızın muhafaza ve ıslahına yönelik çalışmaların artırılması,
16) Mera hizmetlerinin yürütülebilmesi, mera niteliği taşıyan alanların tespit ve tahdit çalışmalarının ivedilikle tamamlanması, üreticiler ve üretici örgütlerine tahsis edilmesi, mera ıslahında kullanılacak bitki tohumları geliştirme çalışmalarının teşvik edilmesi,
17) Büyükşehir belediyelerinde mahallelerin kırsal ve kentsel olarak yeniden yapılandırılması, kırsal mahallelerde köy tüzel kişiliği yapısının korunması, kırsal yaşamın Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde bütüncül ve entegre bir bakış açısıyla koordine edilmesi,
18) Su ürünlerinde balık işleme sektörünün geliştirilmesi, pazarlama ve marka tescilinin desteklenmesi, ihracatın ve yerli tüketimin artırılması,
19) Yetiştiricilikte ve avcılıkta alternatif su ürünleri türleri ile üretim ve verimliliğin sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde artırılması,
20) Tarımsal verimliliğin artırılması ve kaynakların daha etkin kullanılması için bilişim teknolojisini tarım sektörüne entegre ederek Akıllı Tarım Uygulamalarının yaygınlaştırılması, Akıllı Tarım konusunda yetişmiş çiftçi/mühendis/ara eleman sayısının özel programlar uygulanarak artırılması,
21) Sertifikalı tohum kullanımının yaygınlaştırılması çalışmalarına devam edilmesi,
22) Ülkemizin yerel hazinesi olan ata (yerel) tohum çeşitlerinin korunması, geliştirilmesi ve ticarete kazandırılması,
23) Gıda ve yem güvenliği, halk sağlığı, bitki sağlığı, hayvan sağlığı ve refahını sağlamak amacıyla tohumdan sofraya tüm zincirde etkin bir izlenebilirlik sağlanması ve denetim sisteminin etkinliğinin arttırılması,
24) Tarım ve ormancılıkta İklim değişikliği ile önemi daha çok artan meteorolojik bilginin üretimin her aşamasında etkin kullanılması, iklim değişikliğinin etkilerini izlemeye ve araştırmaya yönelik faaliyetlerin arttırılması ve olası etkileri engellemeye yönelik eylem planlarının geliştirilmesi,
25) Toprak ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetim ilkeleri çerçevesinde kullanılması, korunması ve izlenmesinin sağlanması,
26) Ülkemiz su kaynaklarının daha etkin ve daha verimli yönetilebilmesi, ihtiyaç duyulan hukuki alt yapının sağlanabilmesi amacıyla Su Kanununun çıkarılması,
27) Yeni sulama yatırımlarının ve rehabilitasyon projelerinin önümüzdeki 25 yılda tamamlanması, tarımda suyun etkin ve verimli kullanılmasının sağlanması,
28) Ar-Ge ve inovasyonda kaynakların daha etkin kullanılması için kamu, özel sektör ve üniversiteleri de kapsayacak yeni bir kurumsal altyapının oluşturulması,
29) Tarım ve ormancılıkta yerli genetik kaynakların ve biyoçeşitliliğin tespit, korunma, ıslah ve yaygınlaştırılması çalışmalarının artırılması,
30) Tarım ve orman ürünlerinde kalite ve standardizasyon çalışmalarının tamamlanması, sertifikasyon çalışmalarının yaygınlaştırılması,
31) Ülkemizde yetiştirilen ve uluslararası piyasalarda yüksek oranda talep gören tarım, gıda ve ormancılık ürünlerinde ihracat gelirlerini arzu edilen seviyelere çıkarmak için marka, kalite, standardizasyon, tanıtım ve özendirme çalışmalarının desteklenmesi, dünya üretiminde lider konumda bulunduğumuz ürünlerin tanıtım faaliyetlerinin profesyonel düzeyde yapılması ve pazar paylarının artırılması,
32) Tarım ve ormancılıkta iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarının yaygınlaştırılması,
33) Tarım ve ormanla ilgili tüm mevzuatın bütüncül olarak değerlendirilmesi, yalın ve çelişkisiz bir mevzuat yapısının oluşturulması,
34) Kayıt, nakliye, hayvan pazarları ve mezbaha alt yapımızın yenilenerek, hayvan hareketlerinde etkin kontrolün sağlanması,
35) Tarımsal girdi ve finansman ihtiyacını karşılayan sözleşmeli bitkisel ve hayvansal üretim modellerinin desteklenmesi ve yaygınlaştırılması,
36) Arı ürünleri üretiminde verimliliğin artırılması ve katma değerli arı ürünlerinin çeşitlendirilmesi, bal harici ürünlerin eğitimlerinin yaygınlaştırılması, tüketiminin artırılması
37) Atık yönetiminde sıfır atık hedefine ulaşmak için geri dönüşüm tesislerinin artırılması, atıkların değerlendirilmesine yönelik Ar-Ge projelerinin desteklenmesi,
38) Coğrafi işaretli ürünler, markalaşma ve katma değerli üretim ile pazar çeşitliliğinin artırılması, coğrafi işaretlerin yönetişim ve denetleme süreçlerinin gözden geçirilerek mevzuatın tamamlanması,
39) Kadastrosu kesinleşen ormanların tapuya tescilinin tamamlanarak, orman sınırı dışına çıkarılacak yerlerin tayin ve tespiti (2/B) çalışmalarında yaşanan mülkiyet sorunlarının giderilmesi,
40) Uluslararası standartlara uygun Ulusal orman envanterinin tamamlanması,
41) Ülkemizin uluslararası arenada orman fidanı üretim ve pazarlama merkezi haline getirilmesi,
42) Ahşap kullanımının yaygınlaştırılması, yapısal ahşap standartlarının belirlenmesi ve ahşap yapı mevzuatının düzenlenmesi,
43) Doğal kaynakların ve biyolojik çeşitliliğin tespit, korunma, geliştirme ve izlenme çalışmalarının sürdürülmesi,
44) Orman köylülerinin gelir seviyelerinin artırılması için odun dışı orman ürünlerinin çeşitlendirilmesi ve tarımsal ormancılığın teşvik edilmesi,
45) Tarımsal üretimde ve ormancılık faaliyetlerinde yenilenebilir enerji sistemleri kullanımının yaygınlaştırılması,
46) Başta çiftçilik olmak üzere Tarım ve Ormancılık sektöründe yürütülen faaliyetler için meslek standartlarının oluşturulması, çiftçilik mesleki eğitim kurumlarının açılması ve eğitim alan gençlerin teşvik edilmesi, tarım ve ormancılıkta mesleki eğitimin geliştirilmesi,
47)Organik ve organomineral gübre üretiminin ve kullanımının teşvik edilerek kimyasal gübre ithalatının ve çevre kirliliğinin azaltılması, biyolojik ve biyoteknik mücadelenin yaygınlaştırılması,
48) Üretici Örgütlerinin girdi temini, üretim ve pazarlama aşamalarında etkinliklerinin arttırılması için yönlendirilmesi,
49) Gıdada bilgi kirliliğinin tanım ve çerçevesinin belirlenmesi, bilgi kirliliği çıkaranlara cezai yaptırım uygulanması için yasal mevzuatın çıkarılması,
50) Beslenme okuryazarlığının artırılması,
51) Gıda kayıp ve israfının önlenmesine yönelik ulusal politikaların geliştirilmesi, ulusal ve uluslararası iş birliklerinin artırılması,
52) Gıdada taklit ve tağşiş cezalarının etkin caydırıcılığı için mevzuatta düzenleme yapılması,
53) Deneyim ve teknik bilgi değişimi amaçlı uluslararası projelerin teşvik edilmesi,
54) Orman içi ve kenarındaki mesken ve işyeri ruhsatlandırılmalarında yangın güvenliği açısından gerekli yasal düzenlemelerin oluşturulması,
55) Orman yangınlarına müdahalede yüksek teknoloji ve yapay zekâ uygulamalarının kullanılması,
56) Kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen tarım ve ormancılık faaliyetlerinde denetimli serbestlik kapsamında kamuya yararlı işte çalışma cezası alan hükümlülerin kullanılması,
57) Çölleşme ve erozyonla mücadelenin etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi; uluslararası kuruluşlarla etkin işbirliği yapılması,
58) Tarım sektörünün en önemli problemi olan risk ve belirsizliğin azaltılması için gelir garantili ürün sigortasının çıkarılması,
59) Tarım, orman ve suyun yönetiminin aynı çatı altında toplanmasından doğan sinerjinin bölgesel dinamiklerle en etkin şekilde ekonomiye yansıtılması için bölge veya havza bazlı yönetim modeline geçilmesi,
60) Bir sonraki Tarım Orman şurasının 2024 yılında toplanması önerilmiştir.
 
 
22.11.2019
Devamı

Başkan Erdoğan Tarım ve Orman Şurasında Hayvan İthalatı Yapmayalım İstiyoruz

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen Türkiye 3. Tarım-Orman Şurası'nda konuştu. Çiftçilere müjdeyi veren Başkan Erdoağn, "Dün akşam Ziraat Bankası ile görüştüm. Ziraat Bankamız çiftçiyle kredide alışmışın dışında bir dayanışmayı sürdürecek. Hayvan ithali yapmayalım istiyoruz. Bu konuda atılmış çok önemli kararlarımız var. İnşallah Anadolu, ana olarak görevini yerine getirecektir." ifadelerini kullandı.

Ülkemiz tarım ve ormancılığını ilerletmek için şurada görüşler bildirildi. 3. Tarım ve Orman Şurası en geniş katılımlı şura olarak kayıtlara geçti.
Bizim için değişmez hüküm her işinizde istişare ederiz. Bin bilsen de bir bilene danış ilkesiyle hareket ettik. Şurada alınan kararlar, bu millet evinde sizlerle bu çalışmayı yapmak, geleceğimiz için en önemli adımdır.
Elbette karar almak önemlidir. Uygulamaya geçmeyen her karar havada kalmaya mahkumdur.

"DÜN AKŞAM ZİRAAT BANKASI İLE GÖRÜŞTÜM"
Gerek süt gerekse et mamüllerinde atılacak adamlarda çok önemli sınavlar veriyorsunuz. Dün akşam Ziraat Bankası ile görüştüm. Ziraat Bankamız çiftçiyle kredide alışmışın dışında bir dayanışmayı sürdürecek. Hayvan ithali yapmayalım istiyoruz. Bu konuda atılmış çok önemli kararlarımız var. İnşallah Anadolu, ana olarak görevini yerine getirecektir.
Dünyamız iletişim ve ulaşım teknolojilerinde yaşanan ilerleme sonucunda çok büyük bir dönüşüm geçiriyor. Hayatımızın her alanında teknoloji devriminin olumlu veya olumsuz yansımalarına şahit oluyoruz. 15-20 yıl öncesine kadar üzerinde yeterince durmadığımız iklim değişikliği, obezite, göç, gelir adaletsizliği, kuraklık ve küresel ısınma gibi birçok mesele, bugün artık insanlığın ana gündem maddeleri haline geldi.

Coğrafi konumu veya gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, dünyadaki tüm ülkelerin bir şekilde bu sorunlarla yüzleştiğini görüyoruz. İklim değişikliği sadece dünyayı en fazla kirleten gelişmiş devletleri değil, Afrika kıtasındaki fakir ülkeler başta olmak üzere tüm insanlığı etkiliyor. Biz de bu olumsuzluklardan etkilenen ülkeler arasındayız.
Yüce Allah’ın tüm insanlığa emaneti olan tabiat, özellikle batılı büyük şirketler eliyle, tarihte belki de hiç olmadığı kadar hoyratça kullanılıyor, adeta talan ediliyor. Verimli tarım alanlarının azaldığı, su kaynaklarının giderek kıtlaştığı, denizlerin kirlendiği, iklimlerin değiştiği, hava olaylarının öngörülemez hale geldiği ürkütücü bir dönemin içindeyiz.

Bu yeni dönemin alamet-i farikalarından biri de toprağın, suyun, tarım alanlarının stratejik öneminin ve rekabetin artmasıdır. Geçtiğimiz asırda yer altı kaynakları için yürütülen mücadelenin aynısı, bugün tarım alanlarının ve su kaynaklarının kontrolü için veriliyor. Gelişmiş ülkeler, gıda güvenliklerini ve geleceklerini garantiye almak için olağanüstü çaba harcıyor.
Tarım arazisi ve su kaynakları bakımından zengin birçok Afrika ve Güney Amerika ülkesinin istikrarsızlıkla boğuşmasının sebeplerinden birisi budur. "Ambarın anahtarı kimin elindeyse, güç de onun elinde olur" derler. Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir milli güvenlik meselesi haline gelmiştir.
Tarımsal üretimi ekonomik boyutunun çok ötesinde stratejik bir sektör olarak değerlendiriyoruz. Bundan sonra da aynı hassasiyetle yolumuza devam edeceğiz. Türk tarımını, küresel tarım ve gıda şirketlerinin güdümüne sokacak her türlü teşebbüsün karşısındayız. Tarım topraklarımızın miras yoluyla bölünmesini gelin birlikte engelleyelim. Bakın iktidara geldiğimizden bu yana hep bunun gayreti içerisindeyiz. Bunu engellemek istiyoruz. Çünkü özellikle tarımda bu parçalanmayı engelleyebildiğimiz zaman hep birlikte ailecek de, milletçe de güç kazanırız.  Çiftçimize her türlü araç-gereç, gübre, tohum desteği verelim. Ürünlerin en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlayalım. Bu konuların hepsinin arkasındayız.

AVRUPA'DA 1. SIRADAYIZ
Son 17 yılda ülkemize birçok alanda nasıl çağ atlatmışsak, tarım ve hayvancılık konusunda Türkiye'!yi ilklerle buluşturduk. 137,7 milyar lira çiftçilerimize tarımsal destek verdik. Bunlar hayali rakamlar değil, yaptıklarımız... Ana muhalefetin başı çıkıyor saçmasapan konuşuyor. Bunlar resmi rakamlardır. Devlet yalan söyelemez, gerçeği söyler. Tarımsal hasılada dünyada 7. Avrupa'da birinci sıradayız. Buğday üretiminde çok önemli bir rakamı yakaladık. Tabii bunları anlamaz. Buğdayı görse tanımaz. Tarımda dış ticaret fazlamız 4,8 mliyar dolar gibi bir rakama ulaştı. Tarımsal ürün ihracatımız 3,7 milyar dolardan 17,7 milyar dolara çıkardık.

Organik ürün sayımızı 150’den 213’e çıkardık. Bu ürünleri yurt dışına da pazarlayarak 2018 yılında 361 milyon dolar gelir elde ettik. Aynı şekilde 145 bin ton olan tohum üretim miktarı 1 milyon tona çıktı. Ah ah… 20 yıl önce acaba Avrupa’da, Amerika’da nerede tohum buluruz da bunu çiftçimize dağıtırız diye koşturup duruyorduk. Şimdi neredeyiz. Tohum ihracatımızı 11 kat artırarak 102 bin tona, ihracat rakamımızı ise 152 milyon dolara yükselttik. Bu dönemde alan bazında tarımsal üretimin yerli tohumdan karşılanma oranı ise yüzde 80 oldu.
ATA Tohumu Projesiyle, ülkemiz gen kaynaklarını oluşturan bitki çeşitlerinin koruma altına alınmasını sağlıyoruz. Dünyanın 3’üncü büyük Tohum Gen Bankasını, 250 bin örnek kapasitesiyle Ankara’da hizmete açtık. Bugün itibariyle Gen Bankasında 3 bin 400 türe ait 121 bin örnek muhafaza altındadır.
Bunun yanında genç nüfusun köyde yatırım yapmasını ve tarımsal nüfusun gençleşmesini sağlamak için köye dönüş projesini başlattık. Genç çiftçilerimize kişi başı 30 bin lira tutarında hibe desteğini 2016-2018 yılları arasında devreye aldık.

ÜLKEMİZDE ÖYLE BİR MUHALEFET VAR Kİ, BÖYLE HAYIRLI BİR İŞİ BİLE KARALAMAYA KALKAR

Tarım ve hayvancılıkta bu adımları atarken, ormanlarımızı da asla ihmal etmedik. Ülkemizin orman alanını ve ağaç servetini çoğaltmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek, çevreyi korumak için ciddi yatırımlar yaptık. Biliyorsunuz bu yıl maalesef bölücü terör örgütü, ormanlarımızı yaktığını bizzat itiraf etti. Onlar sakallarımızı keserken, biz de açık net onların kolunu kırmaya devam ettik. Malum 11. ayın 11’inde, saat 11.00'de, 11 milyon fidanı tüm Türkiye'de diktik. Bu böylece devam edecek.
17 yılda toplam 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturarak, orman varlığımızı 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkardık. Böylece, erozyonla kaybettiğimiz toprak miktarını yıllık 500 milyon tondan 154 milyon tona kadar düşürdük.

Son olarak 11 Kasım tarihinde ülkemizin 81 vilayetindeki 2023 ayrı noktada, toplam, az önce de ifade ettiğim 11 milyon fidanı, "Geleceğe Nefes" adı altında diktik. Çünkü ormanlarımız varsa nefes var, ormanlarımız yoksa nefes yok. Onun için 11 Kasım'ı ayrıca "Milli Ağaçlandırma Günü" ilan ederek, bu alanda ülkemizde yeni bir dönemi başlattık. Böylece gelecek nesillere daha yeşil, daha güzel, her bakımdan daha yaşanabilir bir ülke bırakmış olacağız. Ancak ülkemizde öyle bir muhalefet var ki, böyle hayırlı bir işi bile karalamaya kalkar.
Miras mevzuatını yenileyerek tarım arazilerin bölünmesine engel olacağız.
 
 
 
21.11.2019
Devamı

Hayvancılık Desteklemeleri Haczedilemeyecek

Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Hayvancılık Desteklemeleri Uygulama Tebliği dün Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, Cumhurbaşkanı Kararı ile yürürlüğe konulan "2019 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar"da yer alan hayvancılık desteklemelerine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Bu kapsamda, destekleme ödemeleri kamu kaynağı niteliğinde olduğundan hak ediş sahibinin hesabına aktarılmadan önce haciz, icra ve temlik işlemlerine konu edilemeyecek. Tebliğ kapsamında yapılan desteklemelerden kamu kurum ve kuruluşları yararlanamayacak.

Desteklemeden yararlanacak buzağıların 2019 yılında doğmuş, TÜRKVET ve e-ıslah veri tabanlarına kayıtlı olması ve doğduğu işletmede en az 4 ay (120 gün) yaşamış olması gerekecek.

Her buzağı için bir kez destekleme ödemesi yapılacak ve çoklu doğumlarda her bir buzağı desteklemeden faydalanacak.

Ödemeler, iki dönem halinde gerçekleştirilecek. Belirlenen illerde doğan ve gerekli şartları sağlayan buzağılara ek destek verilecek.

Saf sütçü sığır ırklarının 5 yaş üzeri olanları ile diğer sığır ırklarının etçi veya kombine ırk, Bakanlıktan izinli tabii tohumlama boğaları ile tohumlama veya suni tohumlama sonucu doğan buzağılarına destekleme ödemesi yapılacak.

Yerli sperma üretim merkezlerinde boğalardan elde edilen sperma ile tohumlanması sonucu doğa buzağılara ilave destek sağlanacak.

Soy kütüğüne kayıtlı buzağılar da ek destekten yararlanacak. Başvurular, birinci dönem için 31 Aralık 2019'a kadar, ikinci dönem için ise 1 Nisan 2020-15 Haziran 2020 tarihlerinde yapılacak.

1 Ağustos 2020'den sonra e-ıslaha kaydedilen buzağılar destekleme kapsamına alınmayacak.

İşletmelere, ıslah amaçlı süt içerik analiz desteklemesi de yapılacak. Ancak bu işletmelerin 1 Ocak 2019'dan önce soy kütüğüne kaydedilmiş ve geçerli süt analizi yapılmış en az 10 baş saf sütçü veya kombine ırk ineğe sahip olması gerekecek. Destekleme yılında süt analizi yapılan her inek için bir kez destekleme yapılacak. Buzağı desteklemesi birinci döneminde başvuruda bulunan işletmeler, bu destekleme için de başvuru yapmış sayılacak.

Malakların destekten yararlanması için bu yıl içinde doğmuş olması ve ana ve babası ile doğduğu işletmenin Manda Islah Sistemi'ne kayıtlı olması gerekecek. Malak desteklemesi için birinci dönem başvurular 31 Aralık 2019, ikinci dönem başvurular 1 Temmuz 2020-1 Ağustos 2020 tarihlerinde olmak üzere 2 dönem halinde yapılacak.

Dişi mandaların ise destekten yararlanması için 1 Ocak 2019'dan önce doğması gerekecek.

Anaç koyun keçi desteklemesinde ise hayvanların yaşlarının 1 Kasım 2019 itibarıyla 15 ay ve üzeri olması gerekecek. Göçer hayvancılık yapanlar hariç, farklı illerde birden fazla işletmesi olan yetiştiriciler, her bir işletmesinin bulunduğu ilde ayrı ayrı başvuruda bulunacak. Mardin, Siirt ve Şırnak illerinde saf ırk anaç Ankara (tiftik) keçileri ilave destekten yararlandırılacak. Yetiştiriciler (göçer hayvancılık yapan yetiştiriciler dahil), üyesi oldukları damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliğine dilekçe ile 2 Aralık 2019 tarihine kadar başvuracak.

Kovan ve ipekböceği destekleri

Arılı kovan desteklemesinden, Arıcılık Kayıt Sistemi'ne (AKS) kayıtlı, yetiştirici-üretici örgütüne üye ve işletmesinde en az 30 arılı kovan bulunan arıcılar faydalanacak. Arıcılar, en az 30, en fazla 1000 adet arılı kovan için desteklemeden yararlanacak.

İpekböceği tohum desteğinden Kozabirlik yararlanacak. İl ve ilçe müdürlükleri veya kooperatiflerce Kozabirlik'e iletilen talep sayısına göre, 2019 yılı bahar döneminde ücretsiz dağıtımı gerçekleştirilen kutu sayısı kadar destekleme yapılacak.

Çoban desteği

Bakanlıkça, sürü yöneticisi (çoban) istihdamı desteği de sağlanacak. Desteklemeden yararlanacak işletme, TÜRKVET'e kayıtlı en az 100 anaç küçükbaş hayvan varlığına sahip olacak. Köy-mahalle sürülerini ortak otlatan çobanlar da desteklemeden yararlandırılacak.

Bu çobanların otlattığı sürülerin en az 2 işletmeden oluşması ve her bir işletmede en fazla 99 baş olmak üzere, toplamda en az 100 baş ve üzeri anaç küçükbaş hayvan varlığı bulunması gerekecek. Her bir işletme sadece bir çoban için desteklemeden yararlandırılacak.

Çobanın, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) primleri en az beş ay süreyle yatırılmış olacak.

Hayvancılık işletmesi bulunmayan veya fiilen çobanlık yapmayan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) prim ödemesini isteğe bağlı olarak yapanlar ve SGK primlerini 30 gün üzerinden tam zamanlı olarak yatırmayanlar, işletmede istihdam edilen ancak fiilen çobanlık yapmayanlar, muhtarlar, devlet memurları, emekliler ve on sekiz yaşından küçükler, çoban olarak destekleme kapsamında değerlendirilmeyecek.

Başvurular, işletme sahibi veya köy ve mahalle sürülerini otlatan çobanlar tarafından dilekçe ile işletmenin kayıtlı olduğu il ve ilçe müdürlüklerine yapılacak. Başvuru sırasında çobanın sürü yöneticisi sertifikası istenecek. Başvurular, 31 Aralık 2019'a kadar alınacak.

Düve alım desteğinden yararlanmak için de yetiştiricinin işletmesinin, 1 Ocak 2019 tarihinden önce TÜRKVET'e kayıt edilmiş olması ve işletme kapasitesinin destek talep edilen hayvan sayısı ile uyumlu olması gerekecek.

Manda dahil besilik erkek sığır desteklemesi için bu sığırların yurt içinde doğmuş, küpelenmiş, TÜRKVET'e işletme ve hayvanların kaydının yapılması ve bu yıl içinde kesilmiş olması gerekecek. Besilik erkek sığırların, belirlenen kilogram ve karkas ağırlık şartlarını taşıması gerekecek.

Sığırların kesimhanede kesilmesi ve bu durumun belgelenmesi gerekecek. Bir yetiştirici en fazla 200 baş sığırı için destekten yararlandırılacak. Bakanlıkça mecburi kesime tabi tutulan erkek sığırlar ile kesim sonrası muayenede karkasın imhasına karar verilen erkek sığırlar için destekleme ödemesi yapılmayacak. Başvurular, 31 Ocak 2020 tarihine kadar yapılacak.
Tiftik keçisi yetiştiriciliğinin ve tiftik üretiminin desteklenmesi için de tiftiğin, Tiftikbirlik ve bağlı kooperatifleri ile damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliklerine satılmış olması gerekecek.
Hastalıktan ari işletmeler için sağlık sertifikasına sahip olan süt sığırı işletmelerinde bulunan, damızlık boğalar dışındaki, yaşı 6 ayın üzerindeki erkek hayvanlar hariç, tüm sığırlar için hayvan başına doğrudan destekleme ödemesi yapılacak.
Veteriner hekim gözetiminde mecburi kesime tabi tutulan veya itlaf edilen hayvanlar için hayvan hastalığı tazminatı desteği ödenecek.
Yetiştirici ve üretici örgütlerine üyelik şartı aranan destekleme ödemelerinde, belirtilen oranlarda "çiftçi örgütlerini güçlendirme" adı altında sistem üzerinden kesinti yapılacak, kalan miktar üreticinin hesabına aktarılacak.
Desteklemeler için gerekli kaynak, bütçede hayvancılığın desteklenmesi için ayrılan ödenekten karşılanacak. Bütçe imkanları çerçevesinde, bakanlık tarafından banka aracılığıyla ödenecek.
 
 
21.11.2019
Devamı

Güngör : İyi Tarım Cezalandırılıyor

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, ‘Modeli uygulamaya alan bakanlık şimdi üreticisini cezalandırarak üretimden vazgeçirmeye çalışmaktadır. Girdi kullanımının denetlendiği, sağlığı ve çevreyi koruyan üretim modellerinin kamu desteği olmadan sürdürülebilir olması beklenemez’ dedi.

Sağlığa zararlı kimyasal kalıntılar içermeyen ürünleri, çevreyi kirletmeden gerçekleştiren ‘İyi Tarım ve Organik Tarıma’ destekler düşürüldü. Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, teşvik edilmesi gereken iyi tarımın, bu kararla cezalandırıldığını söyledi.
Söz konusu, Bitkisel Üretime Destekleme Ödemesi Yapılmasına Dair Tebliğ, 9 Kasım 2019 günü yayımlanmıştı. Özden Güngör, Aydınlık’a yaptığı açıklamada, Tebliğin ‘Desteklemelerden Yararlanamayacaklar’ başlıklı 24’üncü maddesine dikkat çekti. Buna göre üç yıl üst üste iyi tarım desteği alanlara 2019 yılı için destek ödenmeyecek. Organik tarımda ise 2017 ve 2018’de destek alanlar 2019’da destek alamayacak.



KISITLANAN DESTEKLER
Alınan yeni kararla, organik tarım desteği ödemelerinin bireysel ürün sertifikası ve grup sertifikasına göre yapılacağını da kaydeden Güngör, şöyle konuştu: "Geçen yıl dekara 100 lira destek sağlanırken bu yıl bireysel ürün sertifikasına dekara 70 lira, üretici grubu sertifikasına göre dekara 35 lira ödeme yapılacak. Diğer kategorilerde de düşüş var. İkinci kategoride geçen yıl dekar başına 70 lira ödenirken bu yıl 60 lira ödenecek. Üçüncü kategoride ise 30 lira olan toplam destek bu yıl 15 liraya düşürüldü. Geçen yıl iyi tarım destekleri meyve, sebze, süs bitkileri, tıbbi aromatik bitkiler, örtü altı, çeltik, su ürünleri gibi ürün gruplarına göre verilirken, 2019 üretim yılında bireysel veya grup sertifikasyonu seçeneğine göre düzenlenmiş iyi tarım uygulamaları sertifikasına sahip olan çiftçilere destek verilecek."

‘UYGULAMA ESASLARINI BAKANLIK BELİRLEDİ’
‘İyi Tarım ve Organik Tarım’ desteklerinin tarımsal üretim açısından önemli olduğunu vurgulayan Özden, şunları söyledi:
"Gerek İyi Tarım Uygulamaları (İTU) ve gerekse Organik Tarım ile yapılan üretim; sağlığa zararlı kimyasal kalıntılar içermeyen, çevreyi kirletmeden gerçekleştirilen ve sertifikalandırılan, ekimden pazarlamaya kadar bütün aşamaları kontrol altında yapılan bir üretim modelidir. Söz konusu üretim modelinin uygulama esasları Tarım ve Orman Bakanlığı’nca hazırlanan mevzuat kapsamında belirlenmiştir. Modeli uygulamaya alan bakanlık şimdi üreticisini cezalandırarak üretimden vazgeçirmeye çalışmaktadır. Bu ürünleri tüketen tüketici de bu cezadan nasibini alacaktır."
"İyi Tarım" uygulamaları boyunca üretimden pazarlamaya kadar bütün işlemler kayıt altına alındığını belirten Güngör şu görüşleri savundu:
"Gıda zehirlenmelerinin tarım gündemine oturduğu ve özellikle de pestisit kalıntılarının tartışıldığı süreçte İyi Tarım ve Organik tarım yapan çiftçilere verilen desteğin çekilmeye çalışılmasına anlam veremiyoruz. Güvenilir gıda üretimi güvenli üretimle sağlanır. Girdi kullanımının denetlendiği, sağlığı ve çevreyi koruyan üretim modellerinin kamu desteği olmadan sürdürülebilir olmasını beklememek gerekir. ‘İyi Tarım’ teknikleri ile üretim yapmaya özendirilmiş çiftçiye destek verilmezse iyi tarım ve organik tarım tarihe karışacaktır."

‘MÜHENDİSLER DE İŞSİZ KALIR’
Güngör desteğin azaltılması ile ortaya çıkacak başka bir sorunu da şöyle açıkladı:
"Kontrol kuruluşlarında görev yapan ziraat mühendisleri işsizlikle karşı karşıya kalacaktır. Yanlış istihdam politikalarından dolayı oluşan işsiz ziraat mühendislerine yenileri eklenecektir. Tarım ve Orman Bakanlığı kime hizmet etmektedir? Çiftçiye mi? Tüketiciye mi? Ya da her iki kesimi de gözden çıkarmış mıdır? Devlet Ziraat Mühendislerinin işsiz kalmasına neden göz yummaktadır? Zaten derin yaralar almış olan tarımımız bitirilmeye mi çalışılmaktadır?"

İNSAN SAĞLIĞINI DİKKATE ALAN ÜRETİM
Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Özden Güngör, ‘İyi Tarım’ uygulamasını şöyle özetledi:
Ürün çeşidi, coğrafi bölge, gübre, ilaç uygulama zamanı, uygulama nedeni, teknik izin, kullanılan kimyasalın ticari ismi ve miktarı, uygulama aleti, operatörün ismi ve uygulama zamanından kaç gün sonra hasat yapılması gerektiği, sulama zamanı, yöntemi ve miktarı gibi bilgiler kayıtlarda yer alır. Sulamada asla kanalizasyon suyu ve kaynak analizi yapılmamış sağlığa zararlı su kullanılmaz. Toprak yapısına göre hangi gübrenin uygun olduğu belirlendikten sonra, bitkinin ihtiyaç duyduğu miktarda ve zamanda gübreleme yapılır. Pestisit kalıntı analizleri yapılarak maksimum kalıntı limitlerinin (MRL) aşılmaması sağlanır. Hastalık ve zararlılarla mücadele entegre mücadele teknik talimatları kapsamında yapılır. Öncelikle kültürel tedbirler, mekanik mücadele, biyolojik mücadele veya biyoteknik yöntemleri uygulanır. İlaçlama son yöntem olarak devreye alınır. Hasat zamanı, bitki koruma ürünlerinin uygulama zamanı da dikkate alınarak belirlenir. Hasat sonrası ürün işlemesi sırasında da hijyenik ortam sağlanır ve ambalajlama sonrası ürünler tüketiciye sağlıklı bir ortamda arz edilir.
 
 
21.11.2019
Devamı

Tarım Şurası Sonuç Bildirgesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Tarafından Bugün Açıklayacak

Tarihin en geniş katılımlı III. Tarım ve Orman Şurası tüm sektörlerin yoğun katılımıyla tamamlandı. Tarım ve orman sektörünü daha ileriye taşımak adına gerçekleştirilen şuranın sonuç bildirgesi ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bugün kamuoyuna açıklanacak.

15 yıl aradan sonra toplanan III. Tarım Orman Şurası en geniş katılımlı sektör istişare toplantısı oldu. Oluşturulan web sayfası, SMS ve diğer iletişim mecralarıyla tarım ve ormanın yarını için yaklaşık 30 bin öneri geldi. Gelen bu öneriler 611 kişiden oluşan 21 adet çalışma grubunda tek tek incelendi. Çiftçiler, vatandaşlar, akademisyenler, çalışmalara bizzat katıldılar.
18 Kasım’da başlayan ve 3 gün süren III. Tarım Orman Şurası’nda ise 21 Komisyon,   hazırlanmış olan Çalışma Belgelerinde yer alan hedef ve stratejiler üzerinde çalışarak komisyon raporlarını hazırladı.

Hazırlanan bu komisyon raporları ise toplam 550 kişiden oluşan komisyon üyeleri tarafından oy çokluğu esasına göre kabul edilerek tutanağa bağlandı ve Şûra Başkanlık Divanına teslim edildi.
Tüm bu bilgiler ışığında çok geniş bir katılımla tamamlanan III. Tarım Orman Şurası sonunda ortaya çıkan sonuç bildirgesi ise Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımı ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bugün yapılacak toplantıda kamuoyuna duyurulacak.

Şura ile tarım ve ormancılıkta, önümüzdeki beş yıl planlanacak ve gelecek 25 yıla ışık tutması bekleniyor.
 
21.11.2019
Devamı

"Marka Geliştirme Ve Tanıtım Ajansı" kurulacak

Türkiye'de üretilen tarım ve gıda ürünlerinin markalaşması ve coğrafi işaretli ürünlerin Avrupa Birliği'nden (AB) de tescil alması için geliştirilen yeni stratejiler çerçevesinde, bu konudaki çalışmaları tek çatı altında toplayacak "Marka Geliştirme ve Tanıtım Ajansı" kurulması planlanıyor.

Tarım ürünlerinin markalaşmasına yönelik çalışmalara hız verilecek.
Bu kapsamda, ticari potansiyeli yüksek ürünler ile yöresel ve coğrafi işaretli ürünlerin tanıtımına yönelik faaliyetler artırılacak. Üretici örgütleri pazarlama, tanıtım ve coğrafi işaret alanlarında güçlendirilecek. 

Gıda, tarım ve orman ürünlerinin ayrı ayrı kalite standartları belirlenecek ve bu standartlara göre üretilmeleri yönünde gerekli koordinasyon sağlanacak.
Standartlarına göre üretilen ürünlere yönelik kalite ve prestij geliştirme amaçlı marka çalışmaları gerçekleştirilecek. 
Faaliyetler kapsamında Tarım, Gıda ve Orman Ürünleri Marka Geliştirme ve Tanıtım Ajansı kurulacak. Bu ajansla marka, tescil, standardizasyon, reklam, tanıtım, izleme ve geliştirme çalışmaları tek çatı altında toplanacak. Yetki ve sorumluluğun tek bir kurumsal yapıda toplanmasını sağlayacak ajans, katılımcı, verimli, etkin ve sonuç odaklı çalışma prensibini benimseyecek. Bu ajansın kurulmasına yönelik yasal zemin araştırılacak. 

Yerel Ürünler AB'de Tescil Edilecek
Öte yandan, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca yürütülen "Coğrafi İşaretlerde Farkındalığın Artırılması Projesi"nin de kapsamı genişletilecek. Yurt içinde tescilli ürünlerin artması ve uluslararası düzeyde coğrafi işaret tescili almaları yönünde çalışmalar başlatılacak. 

Türkiye'deki coğrafi işaretli ürünlerden AB düzeyinde tescil alma kapasitesi bulunanlar tespit edilecek. Bu ürünlerin AB düzeyinde tescili için ilgili kurum ve kuruluşlarla çalışmalar yürütülerek farkındalık çalışmaları düzenlenecek. 

Ekonomik değer taşıyan coğrafi işaretli ürünlerin yerelden ulusal pazar zincirine katılmalarını sağlamak amacıyla çalışmalar yapılacak. Coğrafi işaretlerin başvuru öncesi hazırlıklar ve tescil sonrası pazarlama ağının etkinleştirilmesi için ilgili taraflarla ihtiyaç analizi gerçekleştirilecek. Bu ürünlerin arz güvenliğiyle ilgili koordinasyon sağlanacak. 
Bu ürünlerde farkındalığı artırmak için medya iletişim araçlarından yararlanılacak, belirlenecek sektörler özelinde coğrafi işaretler çalıştayı ve "AB Yolunda Coğrafi İşaretler Çalıştayı"  düzenlenecek. 
Bakanlıkça, Türkiye-AB arasındaki iş birliği çerçevesinde öncelikli olarak tescil edilmesi uygun olacağı düşünülen coğrafi işaretli tarım ve gıda ürünlerinin tespiti amacıyla çalışmalara da başlandı.
 
21.11.2019
Devamı

Kayseri’de Tehlikeli Irk Köpeklere El Konuldu

Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü ekipleri Kayseri’de tehlikeli ırk köpek kategorisine giren farklı cinsteki 9 köpeğe el koydu.
Kayseri’nin Hacılar ilçesinde tehlikeli ırk köpek beslendiğine dair bir ihbar alınması üzerine güvenlik güçleriyle birlikte söz konusu ilçeye giden DKMP ekipleri, ihbara konu olan yerde tehlikeli ırktan 9 adet köpeğin beslendiğini tespit etti.

5199 Sayılı Kanun gereğince    Pitbull Terrier, Japanase Tosa, Dogo Argentino, Fla Brasileiro gibi tehlike arz eden hayvanların ve bu ırkların melezlerinin dahi sahiplenilmesinin yasak olması sebebiyle köpekleri besleyen 9 kişiye 70 bin 218 TL idari para cezası verilerek köpeklere el konuldu.
 
20.11.2019
Devamı

Kalkan Balığı Kotasında En Büyük Pay Türkiye’ye

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Karadeniz'de aşırı avcılık nedeniyle stokları azalan kalkan balığıyla ilgili avcılıkta kota uygulamasına geçileceğini belirterek, "Bu kapsamda Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu tarafından Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak belirlendi ve bu miktar Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Burada en büyük payı 497 ton ile Türkiye aldı." dedi.

Bakan Pakdemirli, Türkiye ve dünyada denizlere olan ilginin her geçen gün arttığını ve değerli bir hayvansal protein kaynağı olan balık stoklarından daha fazla pay elde etmek için ülkelerin birbiriyle yarışa girdiğini söyledi.

Bu mücadelelerden birinin geçen hafta Karadeniz'de kalkan balığı kota paylaşımında yaşandığını ifade eden Pakdemirli, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin de üyesi bulunduğu Akdeniz Genel Balıkçılık Komisyonu (GFCM) geçen hafta Atina'da bir toplantı yaptı. Toplantıda, Karadeniz'deki kalkan balığı stoklarının aşırı avcılığa maruz kalması nedeniyle, türün korunması ve stoklarının iyileştirilmesi amacıyla bir takım düzenlemeler getirildi. Bu kapsamda Karadeniz'deki toplam avlanabilir kalkan balığı miktarı 857 ton olarak hesaplandı ve avcılığın kotayla yönetilmesine karar verildi. Belirlenen bu miktar da Karadeniz'e kıyısı olan ülkelere bölüştürüldü. Ülkemizin yoğun müzakereleri sonucunda en büyük pay yüzde 58 (497 ton) ile Türkiye'nin oldu. Bu kota, 2020 yılından itibaren üç yıl boyunca uygulanacak. Alınan bu kotanın, ülkemiz ve Karadeniz'de avcılık yapan balıkçılarımıza hayırlı olmasını diliyorum."
 
 
19.11.2019
Devamı

Baklagil Fark Ödemesi Mercimek Lehine Düzenleniyor

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 2008’den bu yana baklagillerde verilen fark desteği ödemelerini hatırlattı, bundan sonraki süreçte de üretimin sürdürülebilirliği için çalışacağız, dedi. Bakan Pakdemirli; ‘‘Bakanlığımızca nohut, mercimek ve kuru fasulye üreten üreticilerimize 2008 yılından itibaren fark ödemesi desteği uygulaması başlattık. Destek birim fiyatını 2015 yılında 10 Krş/kg’dan 20 Krş/kg’a, 2016 yılında 30 Krş/kg’a ve 2018 yılında da 50 Krş/kg’a yükselttik. Uygulama ile baklagil üretimimize bir ivme kazandırmış olduk. Mercimek, insanımızın beslenmesinde temel ürünler içerisinde olmasının yanında yaptığımız ihracat ile de ülke ekonomisine sağladığı katkı nedeniyle üretiminin sürdürülebilirliği olması gereken bir ürün’’ diye konuştu.

Bakan Pakdemirli, bugüne kadar verilen fark desteği ödemesinin yeniden düzenleneceğini belirtti. Pakdemirli; ‘‘Baklagil fark ödemesi desteğini mercimek lehine düzenleyeceğiz. Günümüzde ekilişlerin yoğun olduğu Güneydoğu Anadolu bölgemize sıkışmış olan üretim alanlarımızı farklı bölgelere de genişleteceğiz. Hayata geçireceğimiz projelerde mercimek üretimine öncelik vereceğiz. Özellikle kırmızı mercimek üretimi konusunda üreticilerimize yönelik eğitim ve yayım çalışmalarına hız vererek, tarım alanlarının boş bırakılmadan mercimeğe yönelmesini sağlayacağız. Yürüteceğimiz çalışmalar neticesinde üreticimizin mercimek üretimine olan ilgisini artıracağız ve ülkemiz tarımında sürdürülebilirlik, ülkemiz insanının tüketimi ve dış ticaretimiz için önemli bir adım atmış olacağız’’ diye konuştu.
 
19.11.2019
Devamı

Başkan Eroğlu: “Antibiyotiklerin bilinçli kullanımı son derece önemli”

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu Dünya Antibiyotik  Farkındalık Haftası nedeniyle bir açıklama yaptı. Eroğlu: “Etkili antibiyotik geliştirilemezse 2050 yılında 10 milyon insan ölecek. ” dedi.
 
Başkan Eroğlu; Antibiyotikle ilgili şunları kaydetti;
 
Dünya Sağlık Örgütü (WHO ) tarafından ilan edilen  “Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftası”
bu yıl 18-24 Kasım 2019 tarihleri arasında düzenlenecektir. Hafta etkinlikleri çerçevesinde, halk sağlığını ve hayvan sağlığını tehdit eden antibiyotik direnci ve akılcı antibiyotik kullanımı hakkında toplumda farkındalık oluşturmak amaçlanmaktadır.
 
Antibiyotikler modern tıbbın temel taşı olarak görev yapmıştır. Hayvanlar için antibiyotiklerin varlığı ve kullanımı, hayvan sağlığı ve refahını sağlamak için esastır. Veteriner hekimler, hayvan sağlığı, zoonotik hastalıklar ve gıda güvenliği yönüyle de insan sağlığını korumaktan sorumludur. Bununla birlikte, insan ve hayvan sağlığında antibiyotiklerin sürekli kullanımı ve yanlış kullanımı, antibiyotik direncinin ortaya çıkmasına ve yayılmasına sebep olmaktadır.
 
Bu durum iki temel sorunu tetiklemektedir. Bunlar; 1- Antibiyotik kalıntısı içeren gıdaların tüketilmesi sonucu insan vücudunda bulunan bakterilerin antibiyotiklere karşı direnç geliştirmesi 2-Hayvanlarda meydana gelen bakteriyel hastalıklara karşı bilinçsiz kullanılan antibiyotiklere karşı direnç gelişmesi ve bu dirençli bakterilerin insanlara bulaşmasıdır.
 
Düne göre, antimikrobiyal direnç ve gıda güvenliği daha önemli hale gelmiştir. Günümüzde yılda 700 bin kişinin antibiyotik dirençli enfeksiyonlardan ötürü hayatını kaybettiği, şayet yeni ve etkili antibiyotikler geliştirilemez ve direnç gelişimi önlenemez ise 2050 yılında 10 milyon insanın antibiyotik direncinden dolayı öleceği bildirilmektedir.
 
Dünyada bilinçsiz antibiyotik kullanımının maliyeti 100 trilyon dolar
Bilim insanları, önlem alınmadığı takdirde, gelecekte en basit mikrobiyal hastalıkların dahi tedavilerinin çok güçleşeceği konusundan endişe duymaktadır. Araştırmalar direnç artışının devam etmesinin, Gayri Safi Yurtiçi Hasılada (GSYİH) yüzde 2,0 ile yüzde 3,5 arasında bir düşüşe neden olacağına işaret etmektedir.  Bu da, dünyada 100 trilyon Amerikan Dolarından fazla kayıp anlamına gelmektedir.
 
Antibiyotik direnci tüm dünya ülkelerinin ortak sorunudur.  Vakit kaybetmeden, antimikrobiyal direnç konusunda tüm ülkeler,  hazırlanacak projeler çerçevesinde ortak çalışma yürütmek durumundadırlar. Yarın çok geç olabilir. Bu konuda Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE), Birleşmiş Milletler Gıda Örgütü (FAO), Dünya Veteriner Hekimleri Birliği (WVA) ve Avrupa Veteriner Hekimleri Federasyonu (FVA)  gibi uluslararası kuruluşları önemli görevler beklemektedir.
 
Veteriner hekimlikte kullanılan ilaçların ve özellikle de antibiyotiklerin bilinçli kullanımı son derece önemlidir. Öncelikle koruyucu hekimlik, sağaltımdan daha önemlidir ve ekonomik maliyeti düşüktür. Hayvancılıkta aşılama programları, iyi bakım/besleme ve hayvan refahı  koşullarının sağlanması ilaçlara olan ihtiyacı önemli ölçüde azaltmaktadır.
Antibiyotikler uygulamadan önce bakteriyel etkene karşı antibiyotik duyarlık testleri yapılarak, buna göre kullanılacak ilaç belirlenmelidir. Mümkün olduğu kadar dar spektrumlu antibiyotikler tercih edilmeli, reçeteye uygun olarak yeterli dozda ve mümkün olduğu kadar kısa bir süre uygulanmalıdır. Bölgedeki çeşitli bakterilerde direnç yaygınlığı iyi bilinmeli, bu amaca yönelik bilimsel araştırmalara önem verilmelidir.
 
Antibiyotik Eylem Planı Yayınlanmalı
Antibiyotiklere direnç ile ilgili toplumda fazlaca bir bilgi birikimi söz konusu değildir. Bu amaçla toplumun ve bu konuyla ilgileneceklerin uzman kişiler tarafından bilgilendirilmesi önemlidir. Enfeksiyonların kontrolü antibiyotik direncini frenleyen çok önemli bir unsurdur.
Antibiyotik kullanma ihtiyacının azaltılması bakımından gerek insan ve gerekse hayvan sağlığı alanında sistematik koruyucu uygulamaların geliştirilmesi gerekmektedir. Ülkemizde bütün bu önlemlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi için  “Tek Sağlık” yaklaşımı çerçevesinde antibiyotik eylem planının yayınlanması büyük önem arz etmektedir.
 
Bu vesileyle, Dünya Antibiyotik Farkındalık Haftasının, insan ve hayvan sağlığı için önemli katkılarının olmasını temenni ediyorum.
 
18.11.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli'den İzmir'e Tarıma Dayalı Osb Müjdesi

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, İzmir'in Dikili ilçesinde kurulacak Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi'nde 80 bin tonun üzerinde sebze meyvenin işleneceğini, 3 bin 500 kişinin istihdam edileceğini bildirdi.

Ege Ekonomiyi Geliştirme Vakfı (EGEV) ve Özgencil Grup iş birliğiyle İzmir'de bir otelde düzenlenen 3. Ege Ekonomik Forum'da konuşan Pakdemirli, 11 Kasım Milli Ağaçlandırma Günü'ndeki fidan dikim etkinliğine dikkat çekerek çok güzel anların yaşandığına, bu günde toplumun tüm kesimlerinin bir araya geldiğine işaret etti. 

Tarımla ilgili konuların artık siyasetten arındırılması gerektiğini dile getiren Pakdemirli, "(Tarım bitti, öldü, üretici böyle oldu) dediğiniz zaman bu işle uğraşanları da korkutuyorsunuz, kaçmalarına sebebiyet veriyorsunuz. Eksiklerimiz varsa bunları konuşalım ama bunları saygı ve sevgi içinde yapalım. Bunun üzerinden siyaset yapıp kimse kendi için rant devşirmeye çalışmasın. En son siyaset yapılacak konu budur, milli güvenlik meselesidir." dedi.

Gelecek hafta Tarım Şurası'nı gerçekleştireceklerini, 15 yıldır yapılmayan şurada tarımla ilgili tüm konuları derleyip toplayarak tartışacaklarını aktaran Pakdemirli, bu toplantıdan gelecek 5 yıl için bir iş planı ortaya konmasını beklediklerini ifade etti.

Türkiye'de gıda fiyatlarının, enflasyon sepeti içinde yüzde 20-25'lik payı alması nedeniyle sürekli gündemde olduğunu, gelecek 20 yılda gıda üretimini yüzde 50-60 artırma zorunluluklarının bulunduğunu kaydeden Pakdemirli, bunun bir yolunun kooperatiflerin güçlendirilmesinden geçtiğine dikkati çekti.

Bekir Pakdemirli, "Avrupa'da 150 bin tane kooperatif var. 5,4 milyon çalışan var. Fransa'da 15 bin kooperatif var. Bu kooperatifler 86 milyar avro ciro yapıyor. Bizde Fransa ile hemen hemen aynı miktarda kooperatif var. Ama bizde 1 milyar lira ciro yapan kooperatif yok. Başarılı kooperatiflerimiz var ama bunları sayısını artırmamız lazım." diye konuştu.

Gıda güvenliğinde tohumdan çatala kadar olan sürecin takip edilmesinin önemine işaret eden Pakdemirli, "Son günlerde ıspanak konusunda ortaya çıktı. Dün bütçe konuşmalarında da konuşuldu. Her ürünü köküne kadar kontrol etme şansımız yok. Ama herkesi de bir şekilde belli seviyede eğitmemiz lazım. Tarımsal ilaçlamadan değil, ıspanağın içine karışan bir yabani ottan bir zehirlenme." ifadelerini kullandı.

Elektrikli traktörün prototipini ürettiklerinin hatırlatan Pakdemirli, Türkiye'nin bu konuda öncü ve ihracatçı olabileceğine değindi.
Türkiye'nin tarımsal üretimde Avrupa'da ilk sıralarda olmasına rağmen işlenmiş gıda konusunda aynı durumun söz konusu olmadığını dile getiren Pakdemirli, bu konuda İzmir'in potansiyelini daha iyi kullanması gerektiğini ifade etti.

Bakan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ayın 7'sinde imzaladım. Dikili Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgesi hayırlı uğurlu olsun. Burada 80 bin tonun üzerinde sebze ve meyve üretimi olacak ve 3 bin 500 kişiye de istihdam sağlayacak. Ama 9 ilçede daha tarıma dayalı organize sanayi bölgeleri kurulması konusunu da gündemimize aldık. Bunların hepsini peyderpey inşallah ülkemize kazandırmış olacağız. Bölge olarak da Denizli Sarayköy'de, Aydın Efeler'de, Manisa Alaşehir'de, Balıkesir Edremit'te de bu bölgelerin kurulması konusunda da gayretimiz sürüyor."
 
15.11.2019
Devamı

2020 Yılı Tarım Bütçesi Komisyondan Geçti

Türkiye  Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, dün (14 Kasım 2019) 2020 yılı  Tarım bütçe görüşmeleri başlamıştı. Gece geç saatlere kadar devam eden görüşmeler  Plan ve Bütçe Komisyonundan geçti.  Önümüzde ki günlerde ise Meclis Genel Kuruldan geçmesi bekleniyor.
 
Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan başkanlığında toplanan komisyonda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye Su Enstitüsünün bütçeleri ile Orman ve Su İşleri Bakanlığının kesin hesabı ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun Sayıştay raporları ele alındı.

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, "Tarımsal destekleri 2020 yılında yüzde 36,7 ile en yüksek artışla 22 milyar liraya çıkarıyoruz. Bakanlığımız 2020 bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık." değerlendirmesinde bulundu.

Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi 2018 yılında 39.957.575.013 lira iken 2020 yılı için  yüzde 19,4 arttırılarak 40,3 Milyar Lira çıkartıldı.
 
14.11.2019
Devamı

Bütçeden yüzde 54.5 pay Tarıma Ayrıldı

Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2020 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'na sunum yapan Bakan Bekir Pakdemirli, önümüzdeki yılı bakanlık için dijitalleşme yılı olarak tasarladıklarını aktardı.

Tarımda dijital kayıtlılıkla üretimde ve gıda sanayisinde beklenen gelişim ve verim artışının en kısa yoldan sağlanacağını belirten Pakdemirli, "Tedarikten lojistiğe kadar bütün süreci optimize edecek bir sistemi tanımladık. Erken uyarı sistemleriyle ürün ve girdi fiyatlarının takibini, küçük ölçekli işletmelerin üretim ve fiyat alanında karşılaşabilecekleri sorunları önceden tespit ederek, geleceğe yönelik alınması gereken tedbirleri alacağız." diye konuştu.

Pakdemirli, 21 Kasım'da kapanışı yapılacak Tarım Orman Şurası'yla tüm paydaşlardan gelen bilgi ve önerileri damıtarak bir yol haritası çizeceklerini vurgulayarak, tarım ve hayvancılıkta 5 yılı planlayarak, gelecek 25 yıla ışık tutacaklarını söyledi.

Komisyon üyesi milletvekillerini de şuraya davet eden Bakan Pakdemirli, 2002'de 1,8 milyar lira olan tarımsal desteklerin 2018 yılında 14,5 milyar ve geçen yıl da 16,9 milyar liraya çıktığını kaydetti.

Pakdemirli, "Tarımsal destekleri 2020 yılında yüzde 36,7 ile en yüksek artışla 22 milyar liraya çıkarıyoruz. Bakanlığımız 2020 bütçesinin yüzde 54,5'ini tarımsal desteklere ayırdık." değerlendirmesinde bulundu.

Bu yıl gübre desteği başta olmak üzere bazı desteklerde birim destek miktarlarını artırdıklarını, bazı konularda ise yeni destekler başlattıklarını anlatan Pakdemirli, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu yıl 12 yeni destek ve 32 destek birim fiyatında da artış sağlayarak çiftçimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Tarım Orman Şurası'nda çıkacak tavsiye kararına göre imkanlar dahilinde destekleme modelinde revize yapabiliriz. Bu yıl içinde bugüne kadar, 9,9 milyar lira bitkisel üretim destekleme ödemesi yaptık. Tarıma yapılan çeşitli desteklemelerin yanı sıra, 2003-2018 döneminde, çiftçilerimize 117,4 milyar lira direk nakit destekleme ödemesi yaptık. Bu yıl ekim ayı sonuna kadar ise toplam 14,5 milyar lira nakit destekleme yapılırken, yıl sonuna kadar 16,9 milyar lira destekleme ödemesi gerçekleştirilmiş olacak."

"Hayvancılıkta 6,6 Milyar Lira Destek Verilecek"

Pakdemirli, hayvancılıkta da 2002 yılında 83 milyon lira olan destek miktarını 45 kat artırarak 2018 yılında 3,7 milyar liraya çıkardıklarını vurgulayarak, bu yıl ekim sonu itibarıyla, 4,4 milyar lira destekleme ödemesi yaptıklarını, bu miktarın yılsonunda 5,2 milyar liraya ulaşmasını ve 2020 yılında ise 6,6 milyar lira olmasını planladıklarını ifade etti.

Pakdemirli, böylece 2003-2019 döneminde toplam 33 milyar lira hayvancılık desteği ödemiş olacaklarını aktardı.

Kırsal alandaki yatırımlara hibe desteği sağlayan proje kapsamında bugüne kadar yaklaşık 11 bin projeye 4,5 milyar lira hibe desteği sağladıklarını bildiren Pakdemirli, bu yıl 490 projenin yatırımının sürdüğünü ve bu projelerle kırsal alanda 9 milyar liralık yatırım yapıldığını ve yaklaşık 92 bin yeni istihdam sağlandığını kaydetti.

Pakdemirli, Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) kapsamında bugüne kadar 14 bin 315 projeye 4 milyar lira hibe sağladıklarını belirterek, şöyle devam etti:

"Bu hibelerle kırsalda 10 milyar liralık yatırım ve 60 bin yeni istihdam oluşturuldu. IPARD yatırımları vergilerden muaf olduğundan, yatırımcılara 1,5 milyar liralık dolaylı katkı sağlandı. 2019 yılında IPARD-2 kapsamında toplam hibe bütçesi 2 milyar lira olan 3 başvuru çağrısına çıktık. 2023 yılına kadar IPARD-1'de 10 bin 695 olan proje sayısını 20 bine, 3,2 milyar lira olan hibe miktarını 8 milyar liraya, 7 milyar lira olan yatırım miktarını 15 milyar liraya, 57 bin olan istihdam sayısını ise 100 bine çıkarmayı hedefliyoruz."

Faiz destekli tarımsal kredilere ilişkin de bilgi veren Pakdemirli, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından 2018 yılında, 498 bin üreticiye 8,7 milyar lira, bu yıl eylül ayı sonu itibarıyla 282 bin üreticiye 6,6 milyar lira, 2010-2018 döneminde ise 923 bin 449 üreticiye toplam 19,4 milyar lira kredi kullandırıldığını söyledi. Pakdemirli, tarımsal kredilerin geri dönüş oranının ise geçen yıl ortalama yüzde 97,8 olduğunu anlattı.
Pakdemirli, tohum ihtiyacının yüzde 96'sının yurt içinde üretildiğini, ayrıca 86 ülkeye 152 milyon dolarlık ihracat yapıldığını söyledi.

Halkın tükettiği şekerin tamamının yerli üretim olduğunu belirten Pakdemirli, "Pancar şekeri satışlarında cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdık. Şeker kotalarında yaptığımız düzenlemeyle nişasta bazlı şeker kotası, 2018'de yüzde 10'dan yüzde 5'e, 2019'da ise yüzde 2,5'e düşürüldü. Böylelikle, çiftçimizin ilave 1,5 milyon ton pancarı kota kapsamında üretmesi sağlandı. Şeker pancarının tonunu 2018'de 235 lira iken, 2019'da 300 liraya çıkardık. 2002'ye göre yüzde 21 artışla, pancar üretimimizin 2019'da yaklaşık 20 milyon ton olmasını öngörüyoruz." ifadelerini kullandı.

Büyükbaş İşletme Sayısı Arttı

Hayvancılığa sağlanan destekler ve kredilerle uygulanan projelerle 50 ve üzeri büyükbaş hayvan işletme sayısının 46 bin 475'e ulaştığına işaret eden Pakdemirli, kişi başına düşen süt üretiminin 2002'ye göre yüzde 113 artarak, 270 kilograma ve kırmızı et üretiminin de yüzde 115 artarak, 13,6 kilograma çıktığını aktardı.

Tarım topraklarını koruma çalışmaları kapsamında 265 büyük tarımsal ovanın koruma altına alındığını vurgulayan Pakdemirli, toplam 1,4 milyon hektar alanın miras ve satış yoluyla bölünmesini önlediklerini ifade etti.

Pakdemirli, Su Ürünleri Kanunu'nda köklü bir değişiklik yaptıklarına işaret ederek, "Su ürünleri yetiştiriciliğinde, 2018'de 315 bin ton olan üretimimizi, 2023'de 600 bin tona çıkarmayı ve 2 milyar dolar ihracat yapmayı hedefliyoruz." dedi.

Orman Alanları 23,4 Milyon Hektara Çıkarılacak

Son 17 yılda orman varlığının 1,8 milyon hektar artırıldığını anlatan Pakdemirli, "Orman alanımız bugün ülkemizin yüzde 29'unu kaplamaktadır. 2023'e kadar, bir yandan bozuk ve verimsiz ormanları ıslah ederek verimli hale getirmek, diğer yandan orman alanlarını genişleterek ülke yüzölçümünün yüzde 30'u olan 23,4 milyon hektara çıkarmak öncelikli hedeflerimiz arasında bulunuyor. 2023'e kadar dünya nüfusu oranında, yani 7 milyar fidanı toprakla buluşturacağız." diye konuştu.

Pakdemirli, 17 yılda, 30 bin futbol sahası alanı kadar toprağın erozyonla taşınmasını önlediklerini, 2023'de erozyonla taşınan toprak miktarını 130 milyon tona düşürmeyi hedeflediklerini bildirdi.
Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2020 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonuna sunum yapan Pakdemirli, yangınla mücadelede ilk müdahale süresini, 17 yılda 40 dakikadan 12 dakikaya kadar indirdiklerini vurguladı.

Pakdemirli, yangınla mücadele stratejilerinin yangın çıkmasına mani olmak, erken uyarı, hızlı ve etkin müdahale ile yanan alanların yangına dirençli hale getirilecek şekilde ağaçlandırılması olduğunu dile getirdi.

2009-2018 döneminde, yılda ortalama 2 bin 388 orman yangını çıktığını ve zarar gören alanın ortalama 6 bin 665 hektar olduğunu ifade eden Pakdemirli, verimli orman alanlarının 14 milyon hektara çıkaracaklarını belirtti.

"Enerjide Dışa Bağımlılığı Azaltıyoruz"

Pakdemirli, vatandaşların kaliteli ve güvenilir içme ve kullanma suyuna ulaşması için içme suyu tesisleri ve havzalarını korumak ve gelecek nesillere sağlıklı şekilde bırakmak amacıyla evsel atıksu arıtma tesisleri inşa ettiklerini, sulama ve toplulaştırma yatırımları gerçekleştirdiklerini söyledi.

Bekir Pakdemirli, hidroelektrik enerji tesisleriyle Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığını söyleyerek, şu bilgileri verdi:

"Baraj sayımızı, 2003-2019 yıllarında, 276 adetten yüzde 205 artışla 841'e, söz konusu dönemlerde HES sayımızı 97'den yüzde 570 artışla 650'ye, gölet ve bent sayımızı 228'den yüzde 164 artışla 602'ye, sulama tesisi sayımızı bin 764'den yüzde 76 artışla 3 bin 105'e ve içme suyu tesisi sayımızı 84'den yüzde 285 artışla 323'e çıkardık."

Teknik ve ekonomik olarak sulanabilir 8,5 milyon hektar arazinin 6,6 milyon hektarını sulamaya açtıklarını bildiren Pakdemirli, "Tamamlanan arıtma tesisleri ile günde 8,6 milyon metreküp kaliteli içme suyu üretilmektedir. 2023 yılına kadar 12 milyon kişiye ve tüm projelerin tamamlanmasıyla yaklaşık 20 milyon kişiye içme suyu temin edeceğiz." dedi.

"Tigem, 2019 Yılında 50 Milyon Lira Kar Elde Etmeyi Hedefliyor"

Meteoroloji  Genel Müdürlüğünün yüzde 90'ları aşan tahmin tutarlılığı yakaladığını ifade eden Pakdemirli, "Tarımsal faaliyetlerin planlanmasında, verimliliği artırmak amacıyla 'Tarımsal Hava Tahmini' başlığıyla internet sayfasını hizmete sunduk. Uygulanan finans yönetimi sonucunda; 2018 yılında 9 milyon 323 bin lira zarar eden TİGEM, 2019 yılında 50 milyon lira kar elde etmeyi hedeflemektedir." diye konuştu.

Bekir Pakdemirli, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) iç ve dış piyasaları yakından takip ettiğini ve piyasaların sağlıklı işlemesine yönelik düzenleyici tedbirler almak suretiyle de üreticiyi koruyup tüketiciyi kolladıklarını belirterek, TMO'nun 2019'da 14 üründe hasat dönemi öncesi alım fiyatı açıklayarak bugüne kadar 156 bin üreticiden, toplam 2,4 milyon ton ürün alımı gerçekleştirdiğini ve karşılığında 4,8 milyar lira ödeme yapıldığını söyledi.

"Besicilere 1 Milyar 962 Milyon Ödeme Yapıldı"

Et ve Süt Kurumunun (ESK) besicileri korumak ve hayvancılığın sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla, üretim maliyetlerini göz önüne alarak hayvan alım fiyatlarını düzenlendiğinin altını çizen Pakdemirli, "2019 yılı ilk dokuz ayında, 203 bin 182 büyükbaş ve 72 bin ton kırmızı et ürettik. 3 milyon 943 bin kanatlı hayvan alımı yaptık ve 7 bin 243 ton beyaz et ürettik. Toplam 33 bin 280 ton kırmızı et ve 5 bin 5 ton beyaz et satışı gerçekleştirdik." ifadesini kullandı.

Pakdemirli, bu yılın ilk dokuz ayında besicilere 1 milyar 962 milyon lira ödeme yapıldığına işaret ederek, ESK'nin 2019 yılının ilk 9 ayında alınan 133 bin 19 ton çiğ sütten, 10 bin 911 ton yağsız süt tozu üretildiğini dile getirdi.

Türkiye'de üretilen yaş çayın yüzde 50-55'inin ÇAYKUR'un 46 adet yaş çay fabrikasında işlendiğini belirten Pakdemirli, bu yıl ekim ayı itibarıyla 750 bin ton yaş çay alımı yapıldığını bildirdi.

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, 2020 yılının bitkisel ürün miktarının arttığı ve meraların optimum kullanıldığı bir yıl olacağını ifade ederek, "Bitkisel üretimimizi yüzde 5 artırarak yaklaşık 125 milyon tona, sertifikalı tohum üretimimizi yüzde 5 artırarak 1,2 milyon tona çıkaracağız. Tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü 1,4 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz." şeklinde konuştu.

"Sofralık Zeytin İçin Kilograma 15 Kuruş Destek"

Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini bu yıl "Fark Ödemesi Desteği" kapsamına aldıklarını vurgulayan Pakdemirli, kilograma 15 kuruş destek vereceklerini anlattı.

Pakdemirli, 2020'nin küçükbaş hayvan varlığını artırmada hamle yılı olacağına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Küçükbaş sürü büyütme projesi kapsamında, sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek ve diğer projeler ile 56 milyon baş hayvan hedeflenmektedir. Küçükbaş hayvanlardaki sayısal artış, büyükbaş hayvanlardaki üremeye bağlı kayıpların azaltılması ve etçi - kombine buzağılara ilave 250 lira destek ile kırmızı et üretiminin 1,25 milyon ton olmasını hedefliyoruz. Beyaz et üretiminin, 2,4 milyon ton olması hedeflenmektedir."

Kırsal Kalkınma Destekleme Programı kapsamında, toplam 4,1 milyar lira tutarında yatırımın destekleneceğini ve 16 bin istihdam sağlanacağını belirten Pakdemirli, tarıma dayalı sanayi bölgelerini artırarak, sanayi üretimine katkı sağlayacaklarını ifade etti.

"Ar-Ge'ye 27 Milyon Lira Finansman Sağlayacağız"

Su ürünlerinde de ilkleri yapacaklarının altını çizen Pakdemirli, 16 bin 500 ton kapasitede Avrupa'nın ve ülkenin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesinin kurulacağını anlattı.

Pakdemirli, ülkenin tavukçuluk üretimini garanti altına alacak sistemler kurulduğunu ve 220 bin yerli etçi ve yumurtacı damızlık civciv üretiminin yapılacağını söyledi.

Ar-Ge'ye 27 milyon lira uluslararası finansman sağlayacaklarını kaydeden Pakdemirli, özel sektöre Ar-Ge Destek Programı kapsamında 21,4 milyon lira destek vereceklerini belirtti.

Pakdemirli, orman varlığının 2020 sonunda, 22,9 milyon hektara ulaştırılacağının altını çizerek, Türkiye'de akarsular tarafından denizlere taşınan toprak miktarını da 154 milyon tondan, 140 milyon tona düşüreceklerine işaret etti.

Toplulaştırmayla üretimde ve gelirde artış sağlayacaklarını dile getiren Pakdemirli, 230 olan toplulaştırma projesi sayısını 237’ye yükseltip, 143 bin hektarı toplulaştırma yapacaklarını anlattı.
Pakdemirli, Bakanlığın 2020 bütçe teklifinin bir önceki yılın bütçesine göre yüzde 19,4 artırılarak 40,3 milyar lira olduğunu dile getirdi.

Bekir Pakdemirli, 2018'de 1 milyon 124 bin 918 gıda denetimi yapıldığını anımsatarak, bu yıl ekim ayı itibarıyla 985 bin 188 gıda denetimi yapıldığını ve denetimlere devam edildiğini kaydetti.
 
 
 
13.11.2019
Devamı

2020 Yılı Tarım Bütçesi Meclis de

Türkiye  Büyük Millet Meclisi (TBMM) Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, bugün 2020 yılı  Tarım bütçe görüşmeleri başladı.

Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Lütfi Elvan başkanlığında toplanan komisyonda, Tarım ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Meteoroloji Genel Müdürlüğü, Türkiye Su Enstitüsünün bütçeleri ile Orman ve Su İşleri Bakanlığının kesin hesabı ile Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun Sayıştay raporu ele alınacak.
Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, bakanlığının bütçesinin sunumunu yaptı.
 
Plan ve Bütçe Komisyonda bütçeler ile ilgili açıklama yapan Bakan Pakdemirli , “2018 yılı kesin hesaplarına göre Bakanlığımız bütçesi 39.957.575.013 Lira olup,  bunun %96’sı (38.274.340.822 Lira) harcanmıştır. Bakanlığımız 2020 bütçe teklifi bir önceki yılın bütçesine göre; %19,4 artarak, 40,3 Milyar Lira olmuştur.    2020 yılı bütçesinin %54,5’ini oluşturan 21 Milyar 968 Milyon Lira,
tarımsal desteklemeler için kullanılacaktır. 

AK Parti Hükümetleri döneminde, yürüttüğümüz tarım ve ormancılık politikaları ile üretimi ve üreticiyi destekledik. Önümüzdeki dönemde de büyüme odaklı,  tarım ve ormancılığı geliştirecek sürdürülebilirlik temelli,  kalkınmayı destekleyen politikaları uygulamaya devam edeceğiz. 2020 Yılı bütçemizi bu hedeflerle uyumlu, ülkemizin sürdürülebilir büyüme ve
kalkınmasını destekleyen bir çerçevede hazırladık.   Kamu harcamalarını, ekonominin üretken potansiyelini artıran  alanlara yoğunlaştıracağız.  Politika ve uygulamalarımızla, yatırım ve istihdamı desteklemeye devam edeceğiz.




Böylece bir yandan ülkemizin büyüme potansiyelini desteklerken, diğer yandan da güçlü kamu maliyesi ile makroekonomik istikrarı koruyacağız. “dedi
 
Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesi 2018 yılında 39.957.575.013 lira iken 2020 yılı için  yüzde 19,4 arttırılarak 40,3 Milyar Lira çıkartıldı.
 
13.11.2019
Devamı

Çin’e gıda ihracatında yüzde 86’lık rekor artış

2018 yılının Ocak – Ekim döneminde Çin’e 110 milyon dolar olan gıda ihracatı, 2019 yılının 10 aylık döneminde yüzde 86 arttırarak 205 milyon dolara çıktı.

Ekonomi Servisi
Türkiye gıda ihracatçıları, 2019 yılının 10 aylık döneminde yüzde 86’lık ihracat artış hızı yakalayarak 205 milyon dolar ihracat yaptıkları, yıllık 2 trilyon doların üzerinde ithalat yapan Çin’e gıda ihracatını arttırmak için 5-10 Kasım 2019 tarihlerinde düzenlenen Çin Uluslararası İthalat Fuarı'na çıkartma yaptı. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB)  Heyetine Başkanlık eden EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, Çin’in meyve tüketiminin çok fazla olduğunu, amaçlarının bu büyük pazara yaptıkları ihracatı katlanarak arttırmak olduğunu kaydetti.

Çin’e Gıda İhracatında Hedef 1 Milyar Dolar
Ege İhracatçı Birlikleri’nin yıllık 5 milyar dolarlık gıda ürünleri ihraç ettiğine dikkati çeken Celep; “Çin frutaryen bir yapıya sahip. Yani meyve kültürüyle beslenme alışkanlığını seven bir toplum. Biz bu potansiyeli kullanarak 2018 yılının Ocak – Ekim döneminde Çin’e 110 milyon dolar olan gıda ihracatımızı, 2019 yılının 10 aylık döneminde yüzde 86 arttırarak 205 milyon dolara çıkardık. Çin’e önümüzdeki 2-3 yılda yıllık 1 milyar dolar gıda ürünleri ihraç etmeyi hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Celep, Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nın, dünyanın dört bir tarafından Çin'e ihracat yapmak isteyen ihracatçıları buluştuğunun altını çizdi
.
Çin'e Fındık İhracatı 2'ye Katlandı
EİB verilerinden, yapılan derlemeye göre Türkiye'den Çin'e 10 ayda 205 milyon dolarlık gıda ürünleri ihracatı gerçekleşti. Çin’e gıda ihracatında aslan payını yüzde 107 artarak 34 milyon 296 bin dolardan 71 milyon dolara çıkan fındık aldı. Kuru meyve sektörü de Çin pazarında yaptığı tanıtımların semeresini gördü. Geçen yılın 10 ayında Çin’e, 7 milyon 946 bin dolarlık ihracata imza atan kuru meyve sektörü rakamı bu yıl yüzde 131 artışla 18 milyon 427 bin dolarlık ihracat rakamına ulaştı. Meyve sebze mamulleri sektörü de aynı dönemde yüzde 70 artışla 24 milyon 914 bin doları Türkiye ekonomisine kazandırdı. Bu yıl kiraz ihracatına kapıların açılmasıyla da yaş meyve sebze ihracatı Çin'e 3 milyon 380 bin dolara yükseldi.
 
 
13.11.2019
Devamı

Çorum Dünya Rekorunu Kırdı

11.11.2019 tarihinde 'Geleceğe Nefes' Seferberliği kapsamında, 81 ilde 2023 noktada, yaklaşık 1 milyon kişi tarafından, 11 milyon fidan 3 saatte toprakla buluştu. Fidan dikim törenlerine, öğrencilerden askeri birliklere, sivil toplum örgütlerinden kamu kurum ve kuruluşlarına, esnafından işçisine, sanatçısından sporcusuna kısaca 7'den 77'ye toplumun bütün kesimlerinden vatandaşlar katıldı.

Türkiye, ağaç sevgisi ve orman bilinci konusunda dünyaya örnek olacak bir seferberlik hareketine imza atarken; 'Geleceğe Nefes' ilk dünya rekorunu da kırdı.
Gerçekleştirilen fidan dikme etkinliğinin önemli noktalarından biri Çorum oldu. Guinness Rekorlar kitabında da yer alan ve ''232.647 adet fidan ile Endonezya'ya ait olan '1 saatte en fazla fidan dikme' dünya rekoru, Çorum'da 3 bin kişinin katılımı ile dikilen 303 bin 150 fidan ile Türkiye adına tescil ettirildi.

Guinness resmi hakemi Şeyda Subaşı Gemici ile Guinness rekor danışmanı Aydın Türkgücü de düzenlenen basın toplantısı ile Çorum'un dünya rekoruna ilişkin tescil belgesini Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'ye verdi.

Bakan Pakdemirli, " Dün fidan diktiğimiz önemli noktalardan biri de Çorum'du. Çorum'da dün Guinness Dünya Rekoru denemesine hep beraber şahitlik ettik. Daha önce 232 bin 647 adet fidan ile Endonezya'ya ait olan '1 saatte en fazla fidan dikme' dünya rekoru, dün Çorum'da 3 bin kişinin katılımıyla dikilen fidanlarla Türkiye adına tescil ettirildi." dedi.

Geleceğe Nefes Seferberliği ile Türkiye adına tescil ettirilmesi hedeflenen diğer Guinness Dünya Rekoru ise, "Dünyanın en büyük online fidan diken insan fotoğrafı albümü" olacak. Bu rekor için, 11 Kasım'da fidan dikenlerin, fidan dikim süresi 3 saat içinde ve sonrasında fidan dikerken çektikleri fotoğraflarını www.gelecegenefesalbum.com sitesine girerek yüklemesi gerekiyor. Çekilen fotoğrafların Guinness tarafından onaylanabilmesi için gereken teknik koşullar da www.gelecegenefesalbum.com sitesinde yer alıyor. 
 
12.11.2019
Devamı

Avrasya ve Balkan Ülkeleri Tarım Gazetecileri Forumun'da Türkiye'ye Tam Not

Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) IFAJ'ın (Uluslararası Tarım Gazetecileri Federasyonu) destekleriyle 2016 yılında İzmir'de "Uluslararası Tarım Gazetecileri Basın Turu" ve 2018'de de İstanbul'da "Ortadoğu Tarım Gazetecileri Forumu"nu düzenlemişti.
TAGYAD bu kez de Antalya'da "Avrasya ve Balkan Ülkeleri Tarım Gazetecileri Forumu"nu gerçekleştirdi. Tarımsal gazeteciliğin anlam ve uygulama örneklerini tüm boyutlarıyla ele alındığı Forum çalışmaları süresince Antalya bölgesinin gelişmiş bitkisel üretim performansını da yapılan tesis ziyaretleri ile yakından görmüş oldular.
Ayrıca etkinlik kapsamında Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Hakkı Bahar, Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Üyesi Cüneyt Doğan ve Antalya Ticaret Sanayi Odası (ATSO) Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Harun Öztürk'ün konuşmacı olduğu "Antalya ve Türkiye'de Tarım" konulu panelde yabancı konuklar  ulusal ve bölgesel tarıma ilişkin en güncel bilgileri öğrenme fırsatı buldular.
 
ULUSLARARASI TARIM GAZETECİLİĞİ ALANINDA İLİŞKİLER GELİŞTİRİLECEK
 
IFAJ Başkanı Owen Roberts ve Genel Koordinatörü Hugh Maynard ile birlikte 22 ülkeden 35 Tarım gazetecisinin katıldığı Forum çerçevesinde Avrasya ve Balkan ülkelerinde tarım ve gıda sektörüne yönelik medya faaliyetlerinde bulunan gazeteci, yazar, TV programcısı ve yayımcı - iletişimci (commnunicator) yapılan görüşmelerde, önümüzdeki dönem için ilişkilerin daha çok geliştirme kararı alındı.



TAGYAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail UĞURAL konu ile ilgili şunları kaydetti.
“Tarım Gazetecileri ve Yazarlar Derneği (TAGYAD) olarak 22 ülkeden 35 Tarım Gazetecisini ve yazarlarını ülkemizde ağırlamaktan ziyadesi ile mutluyuz. Bu konuda bizlerden desteklerini esirgemeyen başta GROWTECH ve ekibine aynı zamanda çok değerli yönetim kurulu üyelerimize şükranlarımı sunuyorum. 2020 yılı içinde yeni bir uluslararası etkinlik yapma çalışmasına gireceğimiz bilgisini dostlarımızla paylaştıktan sonra, konuklarımızın, "Zaten dünyada her yıl böyle arka arkaya uluslararası toplantılar yapabilen birkaç ülke var, bunlardan biri de Türkiye," şeklindeki değerlendirmeleri bizleri fazlasıyla mutlu etti, gerek yurt içi gerekse yurt dışı yeni projeler hazırlama konusunda bizleri daha da cesaretlendirmiş oldu. ”dedi.


 
 
 
12.11.2019
Devamı

Konya DSYB Et Entegre Tesisi İçin Düğmeye Bastı

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği süt işletme tesisinin ardından Et Entegre tesisi kurulması için düğmeye bastı. Konya’nın Ereğli Organize Sanayi Bölgesinde kurulacak olan modern tesis büyükbaş hayvan kesimi yapabilecek.

 
Konu ile ilgili bir açıklama yapan Konya DSYB Başkanı Edip YILDIZ , “Tesisimiz şimdiden KONYA ve bölgemiz hayvancılık sektörüne hayırlı olsun” dedi.

YILDIZ, hayvancılık merkezi olan Konya için hayati önem taşıyan bir projeyi daha hayata geçireceklerini söyledi. 1.107.617 bin büyükbaş hayvan varlığıyla ülke sıralamasında birinciliği elinde bulunduran Konya modern bir et entegre tesisi kurmak için harekete geçildiğini dile getiren Başkan YILDIZ “Konya’nın ve hayvancılık sektörümüzün geleceği açısından çok önemsediğimiz bir projeyi daha hayata geçiriyoruz.
“Tesisimiz şimdiden KONYA ve bölgemiz hayvancılık sektörüne hayırlı olsun” ifadesini kullandı.
 
 
11.11.2019
Devamı

Başkan Erdoğan: Hedefimiz zümrüt yeşili bir Türkiye ortaya çıkarmaktır

Türkiye genelinde gerçekleştirilecek "Geleceğe Nefes" seferberliği kapsamında, Türkiye'nin dört bir yanında saat 11.11'de 11 milyon fidan dikiliyor. İlk fidanı ise Cumhurbaşkanı Erdoğan dikti.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye genelinde gerçekleştirilecek "Geleceğe Nefes" seferberliği kapsamında, Endonezya'ya ait olan "1 saat içinde en fazla fidan dikme" rekorunun kırılması için 11 milyon fidan dikiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ankara'da fidan dikme etkinliklerine ilk fidanı dikerek start verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan Geleceğe Nefes seferberliği kapsamında bir konuşma yaptı.

Başkan Erdoğan’ın konuşmasından satırbaşları ise şöyle:

11.11.2019 saat 11:00 de 11 milyon fidan ve ağacı geleceğe nefes olma ümidiyle toprakla buluşturuyoruz.

Hedefimiz zümrüt yeşili bir Türkiye ortaya çıkarmaktır.

Seferberliğimiz gördüğü ilgi ile dünyaya örnek olacak.

Bundan sonra her yıl 11 Kasım saat 11:00de milletimiz fidan dikecek.

82 Milyon hep birlikte diktiğimiz fidanlarla gürlemeye sürdüreceğiz.

Toplam 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturarak orman kapasitemizi 22 milyar hektara çıkardık.
Dede korkut ağacı ne güzel anlatıyor. Atalarımız “ağaç dalı ile gürler” diyor. Diktiğimiz fidanlarla gürlemeye devam edeceğiz.
 
 
11.11.2019
Devamı

Geleceğe Nefes'te İlk Fidanı Cumhurbaşkanı Erdoğan Dikti

Türkiye genelinde gerçekleştirilecek "Geleceğe Nefes" seferberliği kapsamında, Türkiye'nin dört bir yanında saat 11.11'de 11 milyon fidan dikiliyor. İlk fidanı ise Cumhurbaşkanı Erdoğan dikti.
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Türkiye genelinde gerçekleştirilecek "Geleceğe Nefes" seferberliği kapsamında, Endonezya'ya ait olan "1 saat içinde en fazla fidan dikme" rekorunun kırılması için 11 milyon fidan dikiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da Ankara'da fidan dikme etkinliklerine ilk fidanı dikerek start verdi.

TÜRKİYE'DEN REKOR DENEMESİ

Türk halkının büyük ilgi gösterdiği organizasyon kapsamında iki ayrı alanda dünya rekoru kırılması da hedefleniyor. Etkinlikte ilk olarak, 232 bin 647 adet fidan ile Endonezya'ya ait "1 saat içinde en fazla fidan dikme" rekorunun, Çorum'da 1 saatte 301 bin 111 adet fidan dikilerek kırılıp, Guinness Dünya Rekoru'nun Türkiye adına tescil ettirilmesi amaçlanıyor.
 
 
11.11.2019
Devamı

Şeker Sektörüne Kalifiye Eleman İçin İmzalar Atıldı

Şeker sektöründe insan kaynaklarının sürdürülebilir yönetimine ilişkin olarak Mesleki Yeterlilik Kurumu ile Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ve Türkiye Gıda ve Şeker Sanayii İşçileri (Şeker-İş) Sendikası arasında işbirliği protokolü imzalandı.

Tarım ve Orman Bakanlığı Şeker Dairesi Başkanlığı’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen törende “Ulusal Meslek Standardı ve Ulusal Yeterlilik Hazırlama İşbirliği Protokolü”  imzalandı.
İmzalanan protokol kapsamında başlatılacak çalışmalar ile şeker fabrikalarında görev yapan iş gücünün yetkinliği artırılacak ve şeker sektörünün sürdürülebilirliğine önemli katkılar sağlanacak.
Cumhuriyetin ilk tarıma dayalı sanayi tesislerinden biri olarak, 1926 yılında üretime başlayan Türkiye Şeker Sektörü, günümüzde Van-Erçiş’ten Kırklareli-Alpulllu’ya kadar ülke sathına yayılmış olan 33 pancar şekeri fabrikası ile halkımızın tükettiği şekerin tamamını yurt içinde üreterek ülkemize önemli katkılar sunuyor.
 
08.11.2019
Devamı

‘GELECEĞE NEFES’ Seferberliği Çifte Rekora Koşuyor

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 'Geleceğe Nefes Seferberliği' kapsamında 11 Kasım 2019'da 81 ilde 3 saatte gerçekleştirilecek 11 milyon fidan dikimi ile Türkiye'nin 2 ayrı Guinness Dünya Rekoru'nu kıracağını da müjdeledi. Pakdemirli, 'Geleceğe Nefes Seferberliği' kapsamında Çorum'da '1 Saatte en çok fidan dikme rekoru' ile ''Dünyanın en büyük online fidan diken insan albümü'' rekoru kırılacağını açıkladı.




''11 Milyon fidan için kenetlenen herkese teşekkür ediyorum''
 
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, basın yayın organlarının temsilcileri ve gazeteciler ile 11 milyon seferberliği öncesi bir araya geldi. Seferberlik kapsamında fidan dikmenin bir 'memleket meselesi' olarak toplumun her kesimince sahiplenildiğini belirten Pakdemirli, burada yaptığı konuşmada, "Seferberliğimizin halkımızdan gördüğü yüksek ilgi ve dünyaya örnek olacak bir toplumsal bilinçlenme kampanyasına dönüşmüş olması; basınımızın, toplumumuzun kanaat önderlerinin, sanatçılarımızın, sporcularımızın bize verdiği gönülden destek sayesinde oldu. Başlattığımız seferberliğe destek veren herkese çok teşekkür ediyorum. Bu bize bundan sonra yapacaklarımız konusunda da büyük cesaret veriyor. Artık biliyoruz ki, bu ülkenin geleceği için attığımız her adımda bunu bir 'millet meselesi olarak gören' ve arkamızda kenetlenen bir halkımız var. En büyük teşekkürü de bu sağduyu ve bilinci gösteren vatandaşlarımız hak ediyor" dedi.
Sahiplenilen Fidan Sayısı 13 Milyona Ulaştı

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 11 Kasım'da, 11 milyon fidanın toprakla buluşturulmasının amaçlandığı 'Geleceğe Nefes Seferberliği' kapsamında, vatandaşlarımızın sahiplendiği fidan sayısının 13 milyona ulaştığını söyledi.

11 milyon fidanı sahiplendirmek için oluşturulan www.gelecegenefes.com web sitesinin Türk halkının gelecek nesiller konusundaki duyarlılığını ortaya koyduğunu belirten Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli, "11 milyon fidan birkaç gün içinde halkımız tarafından sahiplenildi. Halkımızın geleceğe nefes olma konusundaki bu heyecanını karşılıksız bırakmadık ve sahiplenilecek fidan sayısını 11 milyonun üzerine çıkardık. Şu an itibarı ile sahiplenilen fidan sayısı 13 milyona yaklaştı. 9 milyonu aşkın birey fidan sertifikası aldı. 11 Kasım'da dikeceğimiz 11 milyon fidan ile durmayacağız. 11 Kasım sonrasında da vatandaşlarımızın sahiplendiği bu fidanları dikmeye devam edeceğiz" dedi.

Türkiye, Ormanlarını Artıran Nadir Ülkelerden
Ülkelerin çevre konusundaki karnelerini, gelişirken doğadan aldıklarını minimumda; doğaya verdiklerini ise maksimumda tutabilmelerinin belirlediğini belirten Pakdemirli, "Toplumumuzda, özellikle genç neslimizde giderek artan bir çevre duyarlılığı ve bilinci olduğunu görmek bizi çok memnun ediyor. Buna karşılık, ülkemizin çevre konusunda yaptıklarının yeterince bilinmemesi, bu konudaki farkındalığın zayıf olması bizi üzüyor. Türkiye bu kadar hızlı gelişen ve büyüyen bir ülke olmasına karşılık, orman değerlerini de yükseltebilen bir ülke… Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı'nın (FAO) Küresel Orman Kaynakları Değerlendirmesi raporuna göre dünyamızdaki orman varlıkları hızla azalırken, aynı dönemde Türkiye, ormanlarını artırabilen nadir ülkeler arasında bulunuyor. 1999 yılında 20.8 milyon hektar olan orman varlığımız, 2018 yılında 22.6 milyon hektara ulaştı. Son 20 yılda, dünya genelinde orman varlıkları azalırken, biz ülkemiz orman varlığını yaklaşık 2 milyon hektar artırmayı başardık."

Çifte Dünya Rekoru Müjdesi
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 'Geleceğe Nefes Seferberliği' kapsamında 11 Kasım 2019'da 81 ilde 3 saatte gerçekleştirilecek 11 milyon fidan dikimi ile Türkiye'nin 2 ayrı Guinness Dünya Rekoru'nu kıracağını da müjdeledi. Pakdemirli, 'Geleceğe Nefes Seferberliği' kapsamında Çorum'da '1 Saatte en çok fidan dikme rekoru' ile ''Dünyanın en büyük online fidan diken insan albümü'' rekoru kırılacağını açıkladı.

Bakan Pakdemirli; "Bu büyük fidan dikme seferberliğini anlatırken hep 'Dünya rekoru kıracağız' demiştik. Bu seferberliği uluslararası düzeyde bir rekor ile de taçlandırmak istiyoruz. Geleceğe Nefes Seferberliği Türkiye'ye bir değil 2 Guinness Dünya Rekoru getirecek. Çorum'da hazırladığımız dikim alanında Guinness hakemlerinin gözlemciliğinde halen 232.647 adet fidan ile Endonezya'ya ait '1 saatte en fazla fidan dikme' dünya rekorunu, 1 saat içinde bundan daha fazla fidan dikerek Türkiye adına tescil ettireceğiz. Halkımızın bu kadar benimsediği seferberliğimizde istedik ki, fidanlar gibi bir rekora da halkımız ortak olsun. Bunun için de 11 Kasım'da halkımızın fidan dikerken çektiği fotoğraflardan oluşan bir dijital albüm hazırlanacak. Vatandaşlarımız, fidan dikerken çektikleri fotoğrafları bize gönderecek ve biz de bunu 'Dünyanın en büyük online fidan diken insan albümü' olarak Guinness Rekorlar Kitabı'na tescil ettireceğiz. Bu rekorumuz için de halkımıza ayrı bir bilgilendirme yapacağız. Böylece 'Geleceğe Nefes Seferberliği', çifte dünya rekoru ile taçlanacak" ifadelerini kullandı.

 
07.11.2019
Devamı

Tarım arazileri için Faizsiz finans sistemi güçlenecek

Cumhurbaşkanlığı Yıllık Proğram çerçevesinde faizsiz sistemin Türkiye ekonomisindeki yerini güçlendirmeye yönelik uygulamalar devreye alınırken, derecelendirme kuruluşu oluşturulacak.
"Faizsiz finans ürünlerine yönelik güçlü talep potansiyeline" dikkat çeken Başkan Recep Tayyip Erdoğan, faizsiz finans sisteminin Türkiye ekonomisindeki yerini güçlendirmeye yönelik 10 önemli adıma imza attı. Uygulama kapsamında faizsiz finans prensiplerine uygunluk adına derecelendirme kuruluşu oluşturulacak.
Faizsiz finans sistemine ilişkin ürün ve hizmet çeşitliliğini artırmaya yönelik düzenlemeler yapılacak.

Bu kapsamda kurumsal faizsiz borç uygulamalarının kurulması teşvik edilecek. Faizsiz finans alanında en iyi uygulama örneği olan sukuk ihracı yapılacak. Tarım arazileri gelirlerine yönelik Altyapı GYO kurulacak. İhracat finansmanı için ortak standart bir ürün oluşturulacak. Faizsiz finans prensiplerine uygunluk adına derecelendirme kuruluşu oluşturulacak. Faizsiz finans prensiplerine uygun pay tabanlı kitlesel fonlama platformu kurulacak.

Katılım sigortacılığı geliştirilecek
Emtia murabahası işlemlerinin yurt içinde gerçekleştirilebilmesi için kira sertifikasına, elektronik ürün senedine veya hisse senedi portföyüne dayalı platformların oluşturulması sağlanacak. Bu kapsamda Hazine ve Maliye Bakanlığı ve ilgili kurumlar tarafından kurulması öngörülen piyasanın/platformun işleyişine ilişkin iş akış süreçleri ve standartlar belirlenecek.
Faizsiz finans denetim standartları oluşturulacak. Bunun için faizsiz finans kuruluşlarına ilişkin altı denetim standardı mevzuata kazandırılacak.
Faizsiz finansa ilişkin araç ve kurumların terminolojisinin standardizasyonu sağlanacak. Kurumlar arası terminoloji birliğini sağlamak üzere Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) tarafından yayınlanan Terimler Sözlüğü yeni araçları da içerecek şekilde geliştirilecek. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından Kira Sertifikaları Tebliğinde değişiklik yapılarak sukuk terimi düzenleme kapsamına alınacak.

Türk Reasürans AŞ, katılım reasürans hizmeti verecek
Faizsiz finans kurumsal yönetişim sistemi tesis edilecek ve uluslararası uygulamalarla uyumlaştırılacak. Katılım Sigortacılığı Genel Görünüm ve Durum Tespit Raporu hazırlanarak katılım sigortacılığına ilişkin iyileştirme alanları tespit edilecek.
Katılım sigortacılığı faaliyetlerinin faizsiz finans prensipleriyle uyumlu olacak şekilde gelişimini teminen katılım sigortacılığı mevzuatında değişiklik çalışması yapılacak. Etkin denetim ve gözetimi sağlamak amacıyla Katılım Sigortacılığı Denetim ve Gözetim Rehberi hazırlanacak.
Ülke kaynaklarının yurt dışına akışının önüne geçilmesi için katılım reasürans fonu kurulacak. Bu kapsamda Türk Reasürans AŞ'nin katılım reasürans hizmeti vermesi sağlanacak.
Gerekli çalışmalar neticesinde katılım banka kredilerinin toplam krediler içindeki payının 2020'de yüzde 5,5'e hedefleniyor.
 
07.11.2019
Devamı

Erdoğan, 11 Kasım'ı "Milli Ağaçlandırma Günü" İlan Etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, her yıl 11 Kasım gününün "Milli Ağaçlandırma Günü" olarak kutlanacağını duyurdu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "11 Kasım Ağaçlandırma Seferberliği" nedeniyle yayımladığı genelgede, Türkiye'nin 78 milyon hektarlık alanıyla, ekolojik bakımdan zengin bir çeşitliliğe sahip olduğunu belirtti.

Bu zenginlik içerisinde ormanların tür ve kompozisyon olarak önemli bir yer tuttuğuna dikkati çeken Erdoğan, genelgeye şöyle devam etti:
"Sanayileşmenin hız kazandığı günümüzde, havanın, suyun, toprağın ve bunların oluşturduğu güzelliklerimizin korunması gün geçtikçe önemi artan bir konu olarak hep gündemimizde yer almaktadır. Bu kapsamda ülkemizin orman sahasını ve ağaç servetini çoğaltmak, erozyon kontrolünü teşvik ederek toprak, su ve bitki arasında bozulan dengeyi yeniden oluşturmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek, çevre değerlerini korumak, ağaç ve orman sevgisini yaygınlaştırmak, toplumun çevreye olan duyarlılığına katkı sağlamak maksadıyla; 11 Kasım günü saat 11.11'de Tarım ve Orman Bakanlığının koordinasyonunda; kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılacak ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmaları kapsamında, tüm yurtta eş zamanlı olarak fidan dikme etkinliği tertiplenecektir."

Söz konusu etkinliğe ilişkin bilgelerin Tarım ve Orman Bakanlığının internet adresinde yer aldığını bildiren Erdoğan, "81 ilimizde 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidanın toprakla buluşmasını ve dünya rekorunu hedefleyen bu etkinliğe, 7'den 77'ye tüm vatandaşlarımızın gönüllü olarak her türlü desteği vereceğine inancımız tamdır." ifadesini kullandı.

11 Kasım "Milli Ağaçlandırma Günü" Olarak Kutlanacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, genelgede 11 Kasım'ı "Milli Ağaçlandırma Günü" olarak ilan ederek, şunları kaydetti: 
"Ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan büyük öneme sahip olan ormanlarımızı korumak, sürdürülebilir şekilde yönetmek ve gelecek nesillerimiz için yurdumuzu daha sağlıklı ve yaşanabilir kılmak amacıyla; milletimizin de desteği ile her yıl 11 Kasım gününün 'Milli Ağaçlandırma Günü' olarak kutlanması uygun görülmüştür. 
Yeşilin her tonuyla toprağa hayat, canlılara nefes olacak bu anlamlı çevre seferberliği kapsamında tertiplenecek etkinliklerin en iyi şekilde gerçekleştirilebilmesi için ihtiyaç duyulacak her türlü destek, yardım ve kolaylığın tüm kamu kurum ve kuruluşlarınca geciktirilmeksizin öncelikli olarak yerine getirilmesi hususunda bilgilerini ve gereğini rica ederim."

Cumhurbaşkanı Erdoğan Verdiği Sözü Tuttu

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 9 Temmuz'da Abdullah Enes Şahin isimli bir gencin Twitter hesabından paylaştığı ve kısa sürede etkileşim alan "Ağaç Dikme Bayramı" önerisine destek vermişti.

Fikri beğendiğini belirten Erdoğan, söz konusu paylaşıma verdiği yanıtta, "Bu çok güzel bir fikir Enes. Biz her zaman yemyeşil bir Türkiye için çalıştık, çalışıyoruz. Milli bir ağaçlandırma bayramımızın olması için de ben ve arkadaşlarım her zamanki gibi üzerimize düşeni yapacağız." ifadelerine yer vermişti.
Abdullah Enes Şahin, Twitter'da "Bir fikrim geldi. Biz neden 'Ağaç Dikme Bayramı' ilan etmiyoruz. Her yıl bir gün ayıralım, çoluk çocuk maaile, 82 milyon ağaç dikelim. Hem dünyaya örnek olalım hem gelecek nesillere yemyeşil bir ülke bırakalım." paylaşımında bulunmuştu.
 
07.11.2019
Devamı

TMO: “Tüketicinin Yanında Olmaya Devam Edeceğiz”

Kamuoyunu son zamanlarda meşgul eden ihalesiz sınırsız ithalat yetkisine dair Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) açıklama yaptı. TMO açıklamasında endişe verici bir durumun olmadığının altını çizerek, tüketiciyi her zaman korumaya devam edeceklerini ifade etti.
 
Son günlerde yazılı ve görsel basında “TMO'ya ihalesiz sınırsız ithalat yetkisi” verileceği yönündeki kamuoyunu yanıltıcı ve piyasayı bozmaya yönelik haberler yayınlanmış olup kamuoyunu doğru bilgilendirmek adına açıklama yapılması gereği doğmuştur.


TMO görev alanına giren ürünlerin üreticiler yönünden normalin altına düşmesini ve tüketici aleyhine anormal derecede yükselmesini önlemek, bu ürünlerin piyasasını düzenleyici tedbirler almakla görevlidir. 


Piyasa düzenleme kurumları, görevlerini yerine getirmek için anlık değişim ve dalgalanmalara karşı piyasaları regüle etmek amacıyla hızlı karar ve işlem sürecine ihtiyaç duyar. Değişen dünya, piyasa şartları ve uluslararası ticaret de bunu gerektirmektedir. TMO da bir piyasa düzenleme kurumu olarak gelişmeler doğrultusunda ihtiyaç duyulduğunda etkin ve hızlı müdahale için ilgili mevzuatlarında değişiklikler yapmaktadır.

Bu amaçla; faaliyet ve görev alanı kapsamında yer alan tarımsal ürünlerle ilgili olmak üzere, ürün fiyatlarında meydana gelebilecek olağanüstü dalgalanmaların önlenmesi veya ürünlerde fiyat istikrarının sağlanması amacıyla ilgili Bakanın onayı ve Toprak Mahsulleri Ofisi Yönetim Kurulunun görevlendirmesi ile Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünün ithalat yoluyla yapacağı tarımsal ürün alımları ile buna ilişkin hizmet alımlarının Kamu İhale Kanununda yer alan uzun sürelere tabi olmadan ihale yapılabilmesi için kanun teklifi düzenlenmiştir.

Kamu İhale kanununda yer alan ceza ve yasaklılık hükümleri yapılacak ihalelerde geçerli olacaktır.       

Bu düzenleme ile ihale sürelerinin kısaltılması sağlanacak olup hiçbir şekilde, TMO'nun ithalat miktarının artırılmasına ya da sınırsız ithalat yetkisi verilmesine, görev alanında olmayan ürünlerin ithal edilmesine ve TMO'nun ihalesiz ürün almasına ilişkin bir düzenleme değildir.

Amaç, piyasa regülasyonunu daha seri ve aktif bir şekilde yürütmek için Kuruluşumuzun mevcut ithalat yetkilerinin kullanımında ihale sürecini kısaltmak, kısa süreli fiyat opsiyonu verilen dünya piyasalarından daha uygun fiyata ürün tedarik ederek ülkemize olan maliyetini azaltmak, uluslararası ticaret koşullarına uyumlu, etkin ve zamanında müdahale imkanını sağlamaktır.

TMO bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonraki süreçte de iç ve dış piyasaları anbean izleyerek piyasaları düzenlemeye ve paydaşlarını doğru bilgilendirmeye devam edecektir.
 
07.11.2019
Devamı

Su Ürünleri Kanununda Yapılan Değişiklikler TBMM Genel Kurulu'nda kabul edildi

Denizlerimizde, doğal göl, baraj ve akarsularımızda yaşayan başta balıklar olmak üzere tüm su canlılarını korumak, bu kaynakları gelecek nesillere daha sağlıklı bir şekilde bırakmak adına Su Ürünleri Kanununda değişiklik yapıldı.

Yapılan değişikliklerin sadece balık ve sucul biyoçeşitliliği değil, aynı zamanda alnının teriyle ekmeğini sudan çıkaran, kurallara uyan balıkçıların da haklarını koruyacağını vurgulayan Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli "Kanunda yapılan değişiklikler kaçak avcılık yaparak dürüst balıkçıların ve denizin hakkını çalanların da sonunu getirecek hatta balıkçılık alanında milat olarak kabul edilebilecek önemli bir adımdır" diye konuştu.

Bu Kanun ile 1971 yılında yürürlüğe giren 1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun gelişen teknolojik imkânlar, bilimsel, çevresel, ekonomik ve sosyal hususlar, uluslararası yükümlülükler ile sektörün ihtiyaçları göz önünde bulundurularak günümüz koşullarına uyumlu hale getirildiğine vurgu yapan Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:  "Üç tarafı denizlerle çevrili olan ülkemizin balıkçı filosu Avrupa ülkeleri arasında en büyük avlanma kapasitesine sahip filolardan birisidir. 15.352 adet balıkçı gemimizin 1.634 adedi 12 metreden daha büyük, bunların da 275 adedi 30 metreden daha büyük yüksek av kapasitesine sahip balıkçı gemileri olup endüstriyel avcılık yapan gruptadır. Bugün balıkçılarımızın sahip olduğu teknoloji, imkân ve kabiliyetler okyanuslarda bile avcılık yapabilmelerine imkân sağlamaktadır. Bu Kanunda yapılan değişikliklerle uluslararası sulardaki gücümüzün daha da artacağına inanıyoruz"

48 Yıldır Yapılan En Kapsamlı Düzenleme
Balık varlığını sürdürülebilir hale getirmek ve gelecek nesiller açısından deniz varlıklarının korunması amacıyla Su Ürünleri Kanununda yapılan bu değişikliğin, 48 yıldan bu yana yapılan en kapsamlı çalışmayı içerdiğini ifade den Bakan Pakdemirli "Değişiklikler su ürünlerinin sürdürülebilir yönetimi ve balıkçılık kaynaklarımızın korunması için ihtiyaç duyulan hususları içermektedir. Sektör paydaşları, ilgili sivil toplum kuruluşları ve kurallara uyan gerçek balıkçılar da bu değişikliğin bir an önce yasalaşmasını beklemekteydiler, nitekim gerçekleşti" açıklamasını yaptı.
Bakan Pakdemirli, Su Ürünleri Kanununda Değişikliğin, yürürlük ve yürütme maddeleri dâhil 19 maddeden oluştuğunu da sözlerine ekledi.

Yapılan Başlıca Değişiklikler;
Yapılan değişiklik ile kaçak ruhsatsız teknelerle gırgır, trol, algarna ile avcılık yapanlara, deniz patlıcanı veya midye gibi su ürünlerini illegal yollarla dalarak avlayanlara ve Marmara, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarıyla, Karadeniz'de ışıkla avcılık yapanlara 50 bin TL'ye kadar idari para cezası getirildi. Ayrıca gemiler dâhil tüm av araçlarına ve yakaladıkları ürünlere el konulacak, tekneler ve av araçları kamu kurumları veya bilimsel kuruluşlara bağışlanacak, bağışlanamayanlar ise imha edilecek. Diğer taraftan Marmara'da, Boğazlarda kaçak trol çekenlerin bu fiili iki yıl içerisinde tekrar işlemeleri halinde ise Kanunda sayılan cezalara ilave olarak 1 ila 3 yıl hapis cezası getirilmektedir.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde verilen izinler günün şartlarına göre düzenlenmekte, kültür balıkçılığında ihtiyaç duyulan su alanı ve suyun kiralanmasında ilgili kurumların yetkileri belirlenmektedir. Halkımıza 12 ay boyunca sağlıklı balık arzı sağlayan ve neredeyse 100 ülkeye 1 milyar $ ihracat hacmi oluşturan su ürünleri yetiştiricilik çiftliklerinin kurulacakları bölgeler, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığının ortak çalışmasıyla çevre ve turizm hassasiyeti de gözetilerek belirlenecektir. Özellikle başta Bodrum ve çevresi olmak üzere kapalı koy ve körfezlerde bulunan yetiştiricilik alanları ile turizm alanlarını her iki sektöründe lehine olacak şekilde ayırmak için planlamalarımıza başladık ve ilgili kurumların yer onayından sonra buralarda bulunan mevcut balık çiftliklerinin bir yıl içerisinde daha açıkta belirlenen alanlara taşınması planlanmaktır. Bu güne kadar kurallara uymayan balık çiftliklerine uygulanan 3.292 TL idari para cezası yeni düzenleme de aykırılığın niteliğine göre 10 bin TL'den 100 bin TL' ye kadar uygulanacak ve masrafları kendilerine ait olmak üzere yaptıkları aykırı faaliyetler düzelttirilecek, aykırılığın tekrarı durumunda ise para cezası katlanarak artacaktır.
Baraj, regülatör ve HES'lerde, can suyunun bırakılması zorunlu hale getirildi. Su ürünlerinin göç etmesine, üremesine imkân sağlayacak su yapılarının yapılması ve işler durumda tutulması zorunluydu. Ancak bu şartlara uymayanlara ceza yok denilecek kadar azdı ve uygulanamaz bir durumdaydı. Yeni düzenlemede verilen sürede aykırılığın giderilmemesi halinde uygulanan idari para cezası 100 bin TL'den 250 bin TL'e kadar artırılmakta ve üstelik tekrarında katlamalı olarak uygulanan müeyyideler getirilmektedir. Aynı şekilde akarsuları kirletenlere veya su ürünlerinin yaşaması için gerekli olan can suyu bırakmayanlara da 50 bin TL'ye kadar idari para cezası getirilmektedir.

Doğal göllerimize, akarsularımıza hatta denizlerimize yabancı tür canlıları (pirana, Amerikan veya Avrupa levreği, çim sazanı, havuz sazanı vb.) izinsiz bırakanlara, bu kişi gerçek kişi ise 10 bin TL, eğer kurumsal olarak izinsiz balıklandırma yapıldıysa 20 bin TL idari para cezası uygulanacaktır.

Kanuna eklenen yeni bir madde ile su ürünleri avcılık ve yetiştiricilik faaliyetlerinin uzaktan algılama sistemleri ve teknolojik imkânlarla izlenmesi, denetlenmesi ve kayıt altına alınması sağlanacaktır. Getirilen kurallara aykırı hareket edenlere 5 bin TL ile 25 bin TL arası idari para cezası uygulanacaktır.

Kanuna eklenen diğer bir yeni madde ile balıkçı gemilerimizin başka ülke karasularına ve uluslararası sulara avcılık amaçlı gidişleri kurala bağlanmaktadır.
Özellikle son zamanlarda artan ülkemizde tüketimi az olan deniz patlıcanı veya akivades gibi su ürünlerini, hatta sülük gibi ülkemize ait yerli türlerimizi ve biyolojik zenginliklerimizi kaçak yollarla yurt dışına kaçıranlara ilk seferinde, 5 bin TL'den 100 Bin TL'ye kadar idari para cezası getirilmekte ayrıca nakil vasıtalarına ve av araçlarına el konulmakta, aykırılığın iki yıl içerisinde tekrarı halinde ise 1-3 yıl hapis cezası getirilmektedir.

Dinamitle, zehirli kimyasal maddelerle veya elektrik ile balık avcılığı yapanlara 3.292 TL olan para cezası 10.000 TL'ye çıkarılmaktadır.
 
06.11.2019
Devamı

Sığır Islahı Bitiyor mu?

Tarım ve Orman Bakanlığında et ithalatının önüne geçebilmek için Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından sığır ıslahına yönelik bir karara imza atıldı. Alınan karara bakılınca Türkiye de  25 yıllık ıslah bitecek mi sorusu akıllara geliyor.

Tarımsal desteklemelere ilişkin kararnamenin 4/ii maddesinde saf sütçü sürülerinde, yüzde 60 oranına kadar hayvanın başka ırklarla tohumlaması yer alıyordu. Etçil ırklarla tohumlanarak doğan buzağılara ise 600 TL destek verilecekti.





HAYGEM 3/11/2019 günü ( pazar günü)  bir talimatla saf ırkların kendi ırkı dışında tohumlanmasındaki sınırlamalar  kaldırılarak, her ırkın her ırkla tohumlanması yolunu açmış oldu. Hayvancılık sektörü ise, 25 yıldır yapılan ıslah ve saf yetiştirmenin büyük darbe alacağından endişe ediyor. Saf sütçü ırkların tohumlamasından doğan erkekler besi materyali olarak et üretiminde kullanılacağı varsayılsa bile, doğan dişiler kestirilemeyeceği için bunlar elde tutulacak ve erişkin olduğunda bambaşka bir ırkla tohumlama yolu açılacağından ( hedefi ve planlaması olmayan bir tohumlama sonucu) bir kaç nesil sonra ırkı belirsiz genetik yapıda hayvanlar ortaya çıkacaktır. Kısa vadede et üretimini artırayım düşüncesi  saf ırkların yok edilme sürecine girme riskini doğuracaktır.
 Gelecekte saf ırklarda yeterli damızlık bulunamadığı gerekçesiyle ithalat daha da artacaktır. E ıslah sistemindeki eksiklikler giderilerek damızlık üretimi artırılması gerekirken, sistem tamamen çökertilmiş olacaktır. Bu karar yönetilmesi güç riski yüksek bir yola girilmiş, uzun vadede oluşacak zararları dikkate alınmamış bir karar olarak görünmektedir.

Bu kararla Türkiye 2 Yıl sonra her çeşit damızlık hayvandan net ithalatçı olacak aynı zamanda buna bağlı olarak süt üretiminde azalacağından dolayı süt tozu ithal etmek zorunda kalacak.
 
 
 
Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
 
 
05.11.2019
Devamı

Hidroelektrik Üretiminde Rekor

2016’ya Ait Yıllık Üretim Rekoru, 2019’un İlk 10 Ayında 79.3 Milyar Kwh'lik Üretimle Geçildi
 
Temiz ve yenilenebilir enerji olan hidroelektrik santrallerinden (HES) üretilen enerjide yeni bir rekor kırıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2016 yılına ait yıllık üretim rekorunun, 2019’unilk 10 ayı itibarıyla 79,3 milyar kWh’lık üretimle geride bırakıldığını söyledi.

 Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ve özel sektör tarafından Türkiye’de işletmeye açılan hidroelektrik santrallerin ürettiği elektriğin 2019’un ilk 10 ayı itibariyle 79,3 milyar kWh’ye ulaştığının altını çizen Bakan Pakdemirli “2016’ya ait olan yıllık en fazla üretim olan 67,2 milyar kWh ise daha şimdiden geçilerek yeni bir rekora imza atıldı” dedi.


Hes’ler Enerji Üretiminde İkinci Sırada Geliyor
2019 yılı itibarıyla enerji üretim kaynakları arasında HES’lerin ikinci kaynak konumunda olduğunu da vurgulayan Pakdemirli “İlk 10 aylık süreçte elektrik üretimindeki kaynak payları, kömür % 36.3,  HES % 31.5,  doğal gaz % 17.3, Rüzgar enerji santralleri (RES) % 7.3, Güneş Enerji Santralleri (GES) % 3.4 ve Jeotermal enerji santralleri (JES) % 2.6 şeklinde gerçekleşti” diye konuştu.

Üretimin Ülke Ekonomisine Katkısı 19,8 Milyar TL
Boşa akan suların gücünü ülke ekonomisine kazandırmak için enerji sektörüne yatırım yaptıklarını da ifade eden Bakan Pakdemirli “ Bu yatırımlar ile bu senenin ilk 10 ayında 79,3 milyar kWh ile ülke ekonomisine 19,8 milyar liralık katkı sağlandığını belirtti.

79,3 Kwh İçin 3,5 Milyar Dolarlık Doğalgaz Gerekiyor
Temiz ve yenilenebilir enerji kaynağı olan HES projelerini hayata geçirmenin Türkiye açısından bir zaruret olduğunun altını çizen Pakdemirli “Türkiye enerji ithal eden bir ülke konumunda bulunuyor. Kendi kaynağımız olan bu enerjiyi değerlendirmek zorundayız. İlk 10 ayda bu kaynaktan üretilen 79,3 kWh’lik enerjiyi şayet ithal ettiğimiz doğalgazdan üretmiş olsaydık, 3,5 milyar dolarlık bir meblayı başka ülkelere ödemek zorunda kalacaktık. Dolayısıyla HES’lerin dış ticaret açığımıza da olumlu yönde bir katkısı var” değerlendirmesinde bulundu.


 
05.11.2019
Devamı

Zehirli Ispanak Açıklaması Yetkililerden Geldi

İstanbul’da çok sayıda kişi zehirlenme şikâyetiyle hastanelere başvurmuş ve yaşanılan bu rahatsızlığa yenilen ıspanağın neden olduğu ortaya çıkmıştı. İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü konuyla ilgili: "zehirlenmeye ıspanaklara karışan yabancı otların neden olduğu analizlerle ortaya çıkmıştır."dedi

Ispanak zehirlediği iddiaları üzerine İstanbul İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yazılı açıklama yaptı.
Açıklama şu şekilde: “İstanbul Halk Sağlığı Müdürlüğü’nden 02.11.2019 tarihinde yapılan ihbarda ıspanak tüketimi sonrası zehirlenme olduğu bildirilmiştir.  Zehirlenme şüphesi ile sağlık kuruluşlarına başvuru yapanların ürün satın aldıkları ilimizde, faaliyet gösteren satış noktalarından analiz yapılmak üzere taze ıspanak, evlerden ise pişmiş ıspanak yemeği numunesi alınmıştır.  Alınan numunelerin ileri tetkik sonuçlarında ıspanak içerisinde tespit edilen yabancı ottan kaynaklı yoğun miktarda atropin ve scopalamin maddesi tespit edilmiştir.  Zehirlenmeye ıspanaklara karışan patlıcangiller familyasından, atropin ve scopalamin içeren yabancı otların neden olduğu yapılan analizlerle ortaya çıktığı görülmüştür.  İl Müdürlüğümüze ulaşan tüm ihbarlar değerlendirilmekte, konuyla ilgili değişik ilçelerimizden sağlık kuruluşlarına başvuranların ıspanak satın aldıkları işletmeler, resmi kontrole tabi tutulmakta, numune alınmakta ve alınan numuneler laboratuvarlara gönderilmektedir. Halkımızın tüketecekleri tüm gıdaları olduğu gibi, yeşil sebzeleri de dikkatlice kontrol ederek, yabancı otları ayırt etmeli ve çok iyi şekilde temizledikten sonra tüketmeleri gerekmektedir.”
 
05.11.2019
Devamı

Su Ürünleri Kanunun da Revizyon

Sür- KOOP Başkanı Özkaya: Bizim beklentimiz bu kanunun değişmesiydi.
 
 Su Ürünleri Kanununda ki bazı maddeler eylül ayından komisyona sunulmuştu. Su Ürünleri Kanununda değişiklikler komisyon tarafından kabul edildi. Anadolu İzlenimleri Dergisi olarak konunun tüm detaylarını  Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Ramazan Özkaya sorduk.

Başkan Özkaya komisyon tarafından kabul edilen kanun değişikliği ile ilgili “Bize göre bu kanun tam anlamıyla yeterli değil ancak Türk balıkçısının sürdürebilirliğini sağlaması için böyle bir çalışma olması gerekiyordu. Bu kanundaki yenilikler ise Balıkların stoklarının korunabileceği, avcılığa yeni bir sistem geleceği Marmara ve Karadeniz de ışığın yasak olacağı, 36 ncı maddeyi içeren cezaların  biraz daha caydırıcı olacağı , balıkçı barınaklarını kullanma hakkı kooperatiflerdeyken üretici birliklerininde ilave edildiği, balıkçı barınaklarını işleten kooperatiflere yönetmeliklere aykırı işlemler sonrası o 2500 lira ile 25000 lira ceza verilebileceği, yönetmeliklere ikinci bir aykırılık durumunda bu cezanın iki katına çıkacağı balıkçı barınağı yönetimlerinin fes edileceği ve bu cezaları yönetim kurulu üyelerinin ayrı ayrı vereceği ilave edilmiştir.. Buradaki hedef stokların kendisinin yenilemesine fırsat verilmesi yakalanan balıkların küçülen boylarının büyümesi ve kaybolan ekonomik balıkların denizlerimizde çoğalmasının sağlanması hedeflenmiştir. Hepimizin beklentisi tabiî ki denizimizin bereketli olmasıdır. Ancak;  1975 ve 1995 yılları arasında o bereketli günleri yakalamamız mümkün görünmüyor.  Bu şartlar altında bugünü koruyarak geçmişte yapılan hatalardan ders alarak önümüzdeki yıllar için avlanma planı yapabilirsek eski bereketli denizlerimize dönebiliriz. ”dedi.
 
Sür- KOOP Başkanı Özkaya; konuyu şöyle değerlendirdi: “7 Ekim’deki tarım komisyonunda 1380 sayılı su ürünleri kanunundan değişiklik yapılması içi kanun teklifi komisyonda görüşüldü. Bu görüşmede bizim beklentimiz bu kanunun değişmesiydi. 1971 yılında çıkan kanun zaman içerisinde maddelerinde değişiklik olsa da günümüzün koşulları için yeterli gelmedi. 1971 yılında yetiştiricilik yoktu. Bir şeyler değiştikçe, teknoloji ilerledikçe, gemiler büyüdükçe, yurt dışında balıkçılık yapmalar arttıkça kanun yetersiz geldi. Kanunda değişikliklere ihtiyaç vardı. Tarım komisyonunda bu kanun tartışmalar dan sonra oylama ile kabul edildi kabul. Büyük ihtimalle Ekim ayının 20’sine kadar kanunlaşarak çıkacak.
 
Bize göre bu kanun tam anlamıyla yeterli değil ama Türk balıkçısının sürdürebilirliğini sağlayacağı balıkların stoklarının korunabileceği, avcılığa yeni bir sistem geleceği Marmara ve Karadeniz de ışığın yasak olduğu, maddelerin biraz daha caydırıcı olması ve kota ve bölgesel balıkçılığa geçilebileceğinin önünü açacağı için umutluyuz ancak; balıkçı barınaklarını kullanma hakkı kooperatiflerdeyken üretici birliklerininde ilave edildiği, balıkçı barınaklarını işleten kooperatiflere yönetmeliklere aykırı olduklarında 2500 lira ile 25000 lira ceza verilebileceği, yönetmeliklere ikinci bir aykırılık durumunda bu cezanın iki katına çıkacağı balıkçı barınağı yönetimlerinin fes edileceği ve bu cezaları yönetim kurulu üyelerine ayrı ayrı verileceği kanuna konulmuştur. Ancak Kooperatifler yerellerde kurulurken üretici birlikler il bazında kurulmuşlardır bu belirsizlik durum kooperatifleri sıkıntıya sokmuştur yasa böyle çıkarsa bu belirsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Ayrıca yasak zamanda yasak yerde avlanan ruhsatsız teknelere el konulacağı, yasak zamanda yasak yerde avlanan ruhsatlı teknelerin kayık dışında bütün istihsal eşyalarına el konulacağı cezaları gelmiştir.  Tabiki denizleri cezalarla tamamen korumak mümkün değildir aslında tüm balıkçılar olarak bilinci balıkçılık yaparak bu sorunların tamamının çözüme kavuşturacaktır. Çünkü Genele baktığımızda stoklarımız azaldı, piyasaya sürülen balık boylarında küçülmeler var, ekonomik balık dediğimiz uskumru gibi balıklar neredeyse yok denecek kadar azaldı. Bunlar balık stoklarında sıkıntı olduğunu gösteriyor. Bunun en güzel örneği de 2007 yılında 528 bin ton, 2013 yılında 338 bin ton, 2018 yılında 280 bin ton balık stoku vardı yani her sene baktığımızda aşağı düşüyoruz. Avlanma büyüklüğüne ulaştık bu yüzden hangi teknoloji kullanırsak kullanalım gemilerimizi ne kadar büyütürsek büyütelim bizim yakalayacağımız balık miktarı bu kadar. 1975 ve 1995 yılları arasında o bereketli günleri yakalamamız mümkün görünmüyor.  Bu şartlar altında bugünü koruyarak geçmişte yapılan hatalardan ders alarak önümüzdeki yıllar için avlanma planı yapabilirsek eski bereketli denizlerimize dönebiliriz. Bunu yapabilmek için bütün dünyanın yaptığı bizde %3.5 olan koruma alanlarını %10’a çıkarmalı balıklar kaçabileceği alan bırakmalıyız böylece balıklar oraya kaçabilecek yumurta bırakacak belli erginlik seviyesine gelecektir.  Bunun dışında yasa dışı avlanmayı engellememiz gerekir.  Ben istediğim gibi avlanırım ben masraf yaptım diyen balıkçılar değil yasa dışı avlanmayan sürdürebilirliği sağlamak için destek olan stoklarımızın korunmasını amaçlayan balıkçı bizim balıkçımız. Kurallara uyulduğu sürece denizlerimiz bize yeter ancak kural kaideye uymazsak denizlerimiz hiç birimize yetmez. Belli bir zaman sonra denizlerde sadece balığın resimlerini görürüz. Bunun için biz diyoruz ki babalarımızdan dedelerimizden bize emanet kalan bu denizlere biz ihanet etmeyeceğiz. Biz bu denizleri koruyacağız. Sağlıklı yaşamda en üst sırada bulunan balığı sofralara daha çok taşımak için biz bir sistem getirmek zorundayız bunu el birliğiyle yapacağız.”
 
  
“Fahri Müfettişler olacak”
Fahri müfettişler gelmesi bu da komisyonda çok tartışıldı. Pek çok su ürünleri mühendisi varken fahri müfettişse ne gerek vardı? Su bilimleri, su ürünleri mühendisi neden yok? Aslında bizim balıkçılarımız tebliğe uygun kurallara uygun balıkçılık yapsalardı da böyle şeyler başımıza gelmeyecekti. Fahri müfettiş yanlış tutanak tutturursa 10 bin lira müeyyidesi var. Şimdi usulsüz avlama, her gün basında çıkması bazı tedbirlerin alınması için bakanlığı harekete geçirdi bunlardan biri de fahri müfettişleri. Herkes şikâyet ediyor gibi görünse de balık stoklarının düzenlenmesi, bilinçli avlanma yapılması için ne gerekiyorsa yapılmalıdır. Yapalım ki stoklar kendine gelsin ve bizim müfettişe ihtiyacımız yok biz denizleri kendimizi koruyacağız diyebilelim. Bizim balıkçımız, akıllı balıkçı bunları yapar fakat bizim toplumumuz birbirinin arkasında durmak yerine eleştire bir toplum olduğu için bu birlikteliği sağlayamadık. Yasanın getirdiği en büyük olay kota. Bu sürdürebilirliği sağlamak için ne kadar balık yakalamalıyız? Tabi verilerimiz yok ama yapılabilir. Kota ve bunun yanında bölgesel balıkçılık gelirse, denetim elemanları da denetimi iyi yaparlarsa balıkçı kotayı geçip denetimlerden memnun kalırsa bir de para kazandığını görürse biz geleceğimizi garanti altına almaya başlarız bu da yeni çıkan yasa sayesinde olacak.
 
“Tüm Balıklarda sıkıntı var”
Her balık ta sıkıntısı var.  Bizim denizlerimizde en çok %47 oranında hamsi var biz hamsiye Türkiye’nin denizlerdeki kuru fasulyesi diyoruz. Hepsi insan gıdasına gitmiyor bunun bir kısmı balık unu ve balık yağı fabrikasına gidiyor. Bu üreticilerin bir ARGE çalışması yapması lazım balık girdilerini balık unu balık yağına bağlı değil fakat onlarında içinde olduğu bir çalışma yapması lazım. Sen organik balığı, una çeviriyorsun katkı koyuyorsun onu balığa tercih ediyorsun doğru değil.
 Yetiştiricilik olsun tabi denizin balığını halkın gıdasına vermek zorundasın. Çünkü adam zaten zor geçiniyor, zor alıyor. Kooperatifler olarak bir görevimiz tüketiciyi de korumak olmalı yani tüketici nerden yakalanmış, taze mi, ucuz mu bunlara bakacak bunları biz balıkçılar göstereceğiz yeni yasayla inanıyorum ki sofraya kadar takibi olacak. Kim yakaladı, nasıl yakaladı, kaç günde yakaladı hepsi belgeli olacak bu da tüketiciyi koruyacaktır.
Bizim hep söylediğimiz bir şey var biz tüketiciyi korumakla da yükümlüyüz. Nasıl koruyacağız bu tüketiciyi? Kandırmayacağız, hijyenik şartlarda getirdiğimiz taze balığı onlara ulaştıracağız. Bu kanundan mutluyuz, cezalar ağır mı evet ağır, bazı malzemelere el konulacak mı evet ama ben ruhsatı olmayan kurallara uymayan her tekneye el konulmasına tarafım. Denizde vergisi yok, ruhsatı yok yasak zamanda avlanma yapıyor biz niye yasak ettik? Stoklar kendini korusun diye, deniz bir dinlensin diye. Sen orda çıkıyorsun hukuk tanımadan istediğini yapıyorsun benim aklım almıyor. Ruhsatlı balıkçılarımızı zaman içinde eleştirebiliriz ama onları korumak da bizim görevimiz. Eğer onların karşısına denizler dinlensin 3,5-4 ay diye çıkarken tekneler, gemiler kıyıda beklerken bir bakıyorsun biri çıkıyor belge yok bir şey yok denizde cirit atıyor. Haksız rekabet yapıyor, stoklara zarar veriyor, dürüst balıkçının ekmeğini çalıyor bu yüzden biz çıkan kanundan mutluyuz.

“Mülkiyetlerin Kamuya Geçmesinde Son Karar Valinin”
Karar valiye kaldı ama vali bunu İl Tarım Orman Müdürlüğüne ya da Sahil Güvenliğe verebiliyor. Bu neden doğru eskiden sahil güvenlik yakaladığı zaman plaka yok bir şey yok ceza kesiyordu mahkemeye veriyordu mahkeme de bırakıyordu.  Tabi biz hukukçu değiliz neden bıraktığını bilemeyiz yeni çıkan kanun bu boşlukları dolduruyor. Eğer tekne kullanılabilirse üniversite veya kuruluşlara verecek yoksa imha edecek.  Bu şekilde iki teknesi giden kişi üçüncü bir tekne alamaz cezalar caydırıcı olur. Bu yüzden biz bu kanunun çıkmasını istiyoruz eksiği varsa düzeltilir.
Bütün balıkçı arkadaşlarımızın bu kanunu dikkatlice okumalarını boşu boşuna ceza yememelerini bizimde bunun için kanunlaştıktan sonra yürürlüğe geçeceği 01.01.2020’ye kadar toplantılar yaparak balıkçılarımızı bilgilendirmemiz lazım. Tüm balıkçıları bu kanundan haberdar edeceğiz.
 
04.11.2019
Devamı

Mersin Narenciye Festivaline Yoğun İlgi

Mersinde bu yıl 7. kez düzenlenen Uluslararası Narenciye Festivali, çeşitli ülkelerden katılımcıların gösterileriyle başladı. Sahil bandında düzenlenen festival açılışında, Türkiye'nin yanı sıra aralarında Rusya, Bulgaristan, Güney Kore, Kırgızistan, Meksika, Şili, Moldova ve Hindistan'ın da olduğu 25 ülkeden gelen sanat grupları oluşturulan kortejde gösteri sundu. Narenciye üreticisi kadınların, meyvelerle süsledikleri traktörleriyle katıldıkları korteje, çocuk grupları, bisikletli gezginler ve tiyatro toplulukları da katıldı. Kortejde, 100 tondan fazla narenciye kullanılarak yapılan aslan, fil, motosiklet, portakal, limon, gitar gibi 10 devasa figür de yer aldı. Sahil kıyısı da narenciye ürünleriyle süslendi. Bu yıl ilk kez yapılan balina, ejderha, maymun ve denizaltı gibi figürler ile uçak, helikopter, mini evlerin de sergilendiği alan vatandaşların akınına uğradı.





Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ise festivalde bulunmaktan dolayı mutluluk duyduğunu vurgulayarak, "Burada müthiş bir manzara var. Türkiye'nin bütün şehirlerini görmüş bir kardeşiniz olarak, birçok şehirdeki festivale katıldım ama açık söylüyorum, Mersin bunun en iyisini yapmış. Tasarımdan, lojistiğine kadar dünya standartlarında bir festival yapılıyor" ifadesini kullandı. Mersin Ticaret Borsası ve Festival İcra Kurulu Başkanı Abdullah Özdemir ise festivalle dikkatleri narenciyeye çekmeyi amaçladıklarını söyledi.

04.11.2019
Devamı

11 Milyon Fidanda Geri Sayım

11 Kasım’da saat 11:11’de, 81 ildeki 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidan toprakla buluşacak.

11 Kasım’da yurt genelinde gerçekleştirilecek seferberlikle, ‘Daha Yeşil Bir Türkiye İçin’, 11 milyon ağacı geleceğe miras bırakarak dünya rekoruna koşulacak.

Tarihi seferberlik öncesi, Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Ankara’da ağaçlandırılacak 650 dönümlük alanda incelemelerde bulundu. “Şu an Ankara’da çalışma yaptığımız yeri, Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılacağı tören alanını ziyaret ediyoruz. Burası aşağı yukarı 650 dönümlük, 150 bin civarında ağaç dikeceğimiz bir yer” dedi.

Dünya üzerinde yaşayacak nesillerin sayısını artırmak, yaşamın daha uzun süre kaliteli ve sağlıklı olmasını sağlamak için hepimizin yarın değil, hemen şimdi bir şeyler yapmasının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Bakan Pakdemirli “Geleceğe Nefes” kampanyasına da dikkat çekti.

"GELECEĞE NEFES" KAMPANYASI 11 KASIM'A KADAR DEVAM EDECEK

Hem yurt içindeki hem de yurt dışında olan ancak kalbi Türkiye ile atan vatandaşlarımızın fidan sahiplenebileceğini ya da bağışta bulunabileceğini belirten Bakan Pakdemirli, kampanyaya olan yoğun ilgiye değindi; “Beklediğimizin üzerinde ilgi gören bir kampanya, seferberlik oldu. Biz 11 milyon fidanın sahiplendirilmesi önümüzdeki hafta sonu itibari ile anca tamamlanır diye bekliyorduk. Ancak bu sabah itibari ile memleketin 81 ilinden, 7’sinden 77’ye tüm vatandaşlarımız nerdeyse tüm fidanları sahiplendiler. Şu an itibariyle 10 milyonu geçkin fidan sahiplenildi” dedi.

Daha Yeşil Bir Türkiye İçin tüm yurtta fidanların toprakla buluşacağı seferberliğe katılmak isteyen vatandaşlar “Geleceğe Nefes” (gelecegenefes.com) internet sayfası üzerinden Türkiye’nin istediği bölgesinde dikilecek 5 kadar ağaca kendi ve aile bireylerinin isimlerini vererek fidan sahiplenebilir ya da bağışta bulunabilir.


6 Ek
 
 
 
   
04.11.2019
Devamı

11 Milyon fidan dikilecek! Geleceğe Nefes Ol

Geleceğe Nefes Ol Kampanyası büyük ilgi görmeye devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından başlatılan Geleceğe Nefes Ol 11 milyon fidan kampanyası kapmasında bazı illerde fidan sahiplenme oranı belirlenen rakamlara kısa süre içerisinde ulaştı. Ağaç ve yeşile olan ilgi herkes kesim tarafından büyük ilgi ile karşılanırken 11 Kasım'da 81 ilde dikilecek olan 11 Milyon fidan için bazı şehirlerde ise belirlenen rakamlar tamamlanmak üzere. Fidan sahiplenmenin yanı sıra bağışta yapılabilen kampanyada 1 fidan bağışı 10 TL karşılığında yapılabiliyor. Fidan bağışında bulunan vatandaşlara Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından katılım sertifikası ulaştırılıyor. Geleceğe Nefes Ol Kampanyasına destek olmak isteyen vatandaşlar geleceğenefes.com adresi üzerinden fidan sahiplenip bağışta bulunabiliyor.
 
04.11.2019
Devamı

Mersin Narenciye Festivali İçin Hazır

Mersin'in merkez ilçe Toroslar Belediyesi, Türkiye'nin ilk meyve giydirmeli festivali olan Mersin Narenciye Festivali'ne hazır.

1-3 Kasım tarihleri arasında 7'cisi gerçekleşecek olan Uluslararası Mersin Narenciye Festivali kapsamında, belediye hizmet binası önünde tanıtım etkinliği düzenlendi. Yerli ve yabancı dans gruplarının performanslarını sergiledikleri ve maymun, fil, aslan, motor ve portakal gibi birbirinden ilginç narenciye figürlerinin hazır bulunduğu etkinlikte görsel ziyafet sunuldu. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği tanıtım etkinliğinde belediye tarafından narenciye suyu da ikram edildi 3 gün sürecek festivalde konserler, yerli ve yabancı dans gruplarının performansları, onlarca şefin sunum yapacağı gastroshowlar, kortejler, su jeti ve flyboard şampiyonası gibi etkinlikler düzenlenecek. Festivalin son gününde de gün boyu gerçekleştirilecek yarışmayla Mersin Narenciye Festivali "flyboard şampiyonu" unvanına kavuşacak.
 
01.11.2019
Devamı

TZOB Başkanı Bayraktar Üretici Market Fiyatlarını Değerlendirdi


Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ekim ayında markette 15, üreticide 9 üründe fiyat artışı, markette 16, üreticide 10 üründe fiyat düşüşü görüldüğünü, markette 7, üreticide 11 üründe fiyatın değişmediğini bildirdi.

Bayraktar, Ekim ayında fiyatı en fazla artan ürünün markette ve üreticide salatalık; fiyatı en fazla düşen ürünün ise markette kabak, üreticide kuru incir olduğunu belirtti.
Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada, Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak üreticiden tüketiciye halkın tamamını yakından ilgilendiren gıda fiyatlarındaki değişimleri takip etmeye ve kamuoyunu doğru bilgilendirmeye devam ettiklerini vurguladı.


 
Market fiyatlarındaki değişim-
 
Markette Ekim ayında kuru fasulye, kuru kayısı, Antep fıstığı, zeytinyağı, dana eti, kuzu eti ve ayçiçeği yağı fiyatında bir değişim meydana gelmezken, markette fiyat düşüşünün en fazla yüzde 22,42 ile kabakta görüldüğünü bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 12,21 ile patlıcan, yüzde 11,43 ile havuç, yüzde 10,92 ile patates, yüzde 10,68 ile kuru soğan izledi.
Markette en fazla fiyat artışı ise yüzde 16,14 ile salatalıkta yaşandı. Salatalıktaki fiyat artışını yüzde 11,85 ile maydanoz, yüzde 10,63 ile domates, yüzde 10,16 ile kırmızı mercimek takip etti.”
 
-Üretici fiyatlarındaki değişim-
 
Üreticide Ekim ayında maydanoz, kuru soğan, mandalina, kuru fasulye, nohut, pirinç, kuru kayısı, kuru üzüm, Antep fıstığı, zeytinyağı ve süt fiyatında bir değişim görülmezken, yüzde 27,78 azalmayla fiyatı en fazla düşen ürünün kuru incir olduğunu belirten Bayraktar, şu bilgileri verdi:
“Kuru incirdeki fiyat düşüşünü, yüzde 22,81 ile patates, yüzde 20 ile havuç, yüzde 14,77 ile patlıcan, yüzde 14,29 ile kabak, yüzde 14,11 ile elma izledi.
Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 36,82 ile salatalıkta görüldü. Salatalıktaki fiyat artışını yüzde 34,17 ile yeşil fasulye, yüzde 32,65 ile domates, yüzde 10,99 ile limon takip etti.”
 
Üretici-market fiyat farkı
 
Ekim ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 360,35 ile mandalinada yaşandığına dikkati çeken Bayraktar, fiyat farkının kuru incirde yüzde 353,59, kuru kayısıda yüzde 307,25, havuçta yüzde 268,17, patlıcanda yüzde 264,44, nohutta yüzde 257,32 olduğunu bildirdi.
Mandalinanın 4,6 kat, kuru incirin 4,5 kat, kuru kayısının 4,1 kat, havucun 3,7 kat, patlıcan ve nohudun 3,6 kat fazlaya tüketiciye satıldığını vurgulayan Bayraktar, “üreticide 80 kuruş olan mandalina markette 3 lira 68 kuruşa, 13 lira olan kuru incir 58 lira 97 kuruşa, 10 lira olan kuru kayısı 40 lira 73 kuruşa, 80 kuruş olan havuç 2 lira 95 kuruşa, 94 kuruş olan patlıcan 3 lira 42 kuruşa, 2 lira 80 kuruş olan nohut 10 lira 1 kuruşa satılmaktadır” dedi.
 
Fiyat değişimlerinin nedenleri
 
Bayraktar, üreticide en fazla fiyat artışının görüldüğü salatalık, yeşil fasulye, domates ve sivri biberde açıkta yetiştiriciliğin sonuna gelinmesi, seralarda ise ürünün yeni hasat edilmeye başlamasının etkili olduğunu vurguladı. Limonda mayer cinsi limonun kesiminin tamamlanmasıyla birlikte fiyatta artış görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, “fındıkta kalitedeki artışın yanı sıra TMO’nun alım politikası fiyata olumlu yansıdı. Yeşil mercimek ve kırmızı mercimekte üreticinin tohumluk ayırması fiyatı artırdı” dedi.
Fiyatı düşen ürünlerden kuru incirde arzdaki artışın yanı sıra tüccarın alım yapmamasının fiyatları aşağı çektiğini bildiren Bayraktar, “patateste artan rekolteyle birlikte yaşanan pazarlama sorunları fiyatı düşürdü. Elmada rekolte yüksekliği fiyatta düşüşe yol açtı. Havuçta başlayan hasat fiyata olumuz yansıdı. Patlıcan ve kabakta ihracatın durması ve hava sıcaklıklarının yüksek seyretmesi nedeniyle hala açıkta ürün hasadının yapılması fiyat düşüşüne yol açtı” bilgilerini verdi.
 
Seçilmiş ürünlerde üretici fiyatlarındaki aylık fiyatlar ve değişim oranları:
 
Üretici 27 Eylül 2019 31 Ekim 2019 31 Ekim 2019/ 27 Eylül 2019
Ürünler Ay Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg) Ay Sonu Üretici Fiyatı (TL/Kg) Değişim (Yüzde)
Salatalık 1,34 1,83 36,82
Yeşil Fasulye 2,18 2,93 34,17
Domates 0,82 1,08 32,65
Limon 2,31 2,57 10,99
Fındık (İç) 32,00 35,00 9,38
Sivri Biber 1,48 1,60 8,47
Yeşil Mercimek 2,88 2,93 1,74
Yumurta 0,32 0,33 1,56
Kırmızı Mercimek 3,32 3,36 1,20
Maydanoz (Adet) 0,60 0,60 0,00
Kuru Soğan 0,50 0,50 0,00
Mandalina 0,80 0,80 0,00
Kuru Fasulye 5,78 5,78 0,00
Nohut 2,80 2,80 0,00
Pirinç 4,80 4,80 0,00
Kuru Kayısı 10,00 10,00 0,00
Kuru Üzüm 9,83 9,83 0,00
Antep Fıstığı 45,50 45,50 0,00
Zeytinyağı 15,00 15,00 0,00
Süt (Litre) 1,83 1,83 0,00
Kuzu Eti 41,18 41,08 -0,24
Dana Eti 30,77 30,42 -1,14
Yeşil Soğan (Kg) 2,38 2,25 -5,26
Marul (Adet) 1,20 1,10 -8,33
Elma 1,63 1,40 -14,11
Kabak 1,40 1,20 -14,29
Patlıcan 1,10 0,94 -14,77
Havuç 1,00 0,80 -20,00
Patates 0,95 0,73 -22,81
Kuru İncir 18,00 13,00 -27,78
 
 

Seçilmiş ürünlerde market fiyatlarındaki aylık fiyatlar ve değişim oranları:
 

Market

27 Eylül 2019

31 Ekim 2019

31 Ekim 2019/ 27 Eylül 2019

Ürünler

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Ay Sonu Market Fiyatı (TL/Kg)

Değişim

(Yüzde)

Salatalık

4,02

4,67

16,14

Maydanoz (Adet)

1,40

1,57

11,85

Domates

3,08

3,41

10,63

Kırmızı Mercimek

7,29

8,03

10,16

Mandalina

3,48

3,68

5,83

Sivri Biber

4,77

5,04

5,56

Yeşil Soğan (Kg)

4,98

5,25

5,53

Yeşil Mercimek

8,79

9,27

5,44

Elma

4,13

4,35

5,29

Kuru Üzüm

19,95

20,78

4,18

Kuru İncir

56,63

58,97

4,12

Tereyağı

50,05

51,67

3,23

Toz Şeker

5,33

5,41

1,41

Kaşar Peyniri

37,21

37,68

1,28

Mısırözü Yağı

12,15

12,27

0,97

Kuru Fasulye

12,96

12,96

0,00

Kuru Kayısı

40,73

40,73

0,00

Antep Fıstığı

118,13

118,13

0,00

Zeytinyağı

35,72

35,72

0,00

Dana Eti

50,84

50,84

0,00

Kuzu Eti

67,04

67,04

0,00

Ayçiçek Yağı

11,26

11,26

0,00

Yeşil Fasulye

7,35

7,30

-0,61

Limon

6,80

6,74

-0,89

Yumurta

0,52

0,51

-1,29

Süt (Litre)

6,48

6,36

-1,85

Pirinç

7,75

7,54

-2,71

Yoğurt

7,57

7,35

-2,86

Beyaz Peynir

29,53

28,68

-2,89

Fındık (İç)

89,29

84,95

-4,86

Marul (Adet)

3,22

3,03

-5,98

Nohut

10,88

10,01

-8,01

Tavuk Eti

14,94

13,47

-9,88

Kuru Soğan

1,92

1,72

-10,68

Patates

2,32

2,07

-10,92

Havuç

3,33

2,95

-11,43

Patlıcan

3,89

3,42

-12,21

Kabak

4,35

3,38

-22,42

 

 

 

 

 

Seçilmiş ürünlerde 31 Ekim 2019 tarihi itibarıyla ortalama üretici, hal, pazar ve market fiyatları ve fiyat farkları:

 

Ürünler

Üretici

Hal

Pazar

Market

Hal/Üretici

Pazar/Üretici

Market/Üretici

 

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyatı (TL/Kg)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Fiyat Farkı (Yüzde)

Mandalina

0,80

1,59

2,63

3,68

98,75

229,17

360,35

Kuru İncir

13,00

-

43,33

58,97

-

233,33

353,59

Kuru Kayısı

10,00

-

28,00

40,73

-

180,00

307,25

Havuç

0,80

1,40

1,95

2,95

75,00

143,75

268,17

Patlıcan

0,94

1,56

2,54

3,42

66,67

171,11

264,44

Nohut

2,80

5,00

10,25

10,01

78,57

266,07

257,32

Süt (Litre)

1,83

-

-

6,36

-

-

247,54

Kuru Soğan

0,50

0,87

1,63

1,72

74,00

225,00

243,00

Yeşil Mercimek

2,93

4,50

7,25

9,27

53,58

147,44

216,21

Domates

1,08

1,63

2,54

3,41

50,09

134,62

214,97

Sivri Biber

1,60

2,53

3,17

5,04

57,81

97,92

214,69

Elma

1,40

2,70

3,42

4,35

92,86

144,05

210,36

Patates

0,73

1,39

1,88

2,07

89,55

155,68

181,74

Kabak

1,20

1,76

2,43

3,38

46,67

102,08

181,30

Marul (Adet)

1,10

1,44

2,40

3,03

30,91

118,18

175,39

Limon

2,57

3,52

4,50

6,74

37,14

75,32

162,40

Maydanoz (Adet)

0,60

0,64

1,19

1,57

6,67

98,33

160,97

Antep Fıstığı

45,50

-

75,00

118,13

-

64,84

159,62

Salatalık

1,83

2,65

3,48

4,67

44,55

89,55

154,80

Yeşil Fasulye

2,93

4,53

6,00

7,30

54,70

105,13

149,57

Fındık (İç)

35,00

-

50,00

84,95

-

42,86

142,71

Kırmızı Mercimek

3,36

5,00

7,25

8,03

48,81

115,77

139,11

Zeytinyağı

15,00

-

 

35,72

-

-

138,13

Yeşil Soğan (Kg)

2,25

3,43

5,00

5,25

52,22

122,22

133,33

Kuru Fasulye

5,78

7,70

11,00

12,96

33,22

90,31

124,22

Kuru Üzüm

9,83

-

16,00

20,78

-

62,77

111,43

Dana Eti

30,42

-

-

50,84

-

-

67,13

Kuzu Eti

41,08

-

-

67,04

-

-

63,19

Pirinç

4,80

6,00

6,25

7,54

25,00

30,21

57,00

Yumurta

0,33

-

0,75

0,51

-

130,77

56,92

Beyaz Peynir (Kg)

     

28,68

     

Kaşar Peyniri (Kg)

     

37,68

     

Yoğurt (Kg)

     

7,35

     

Tereyağı (Kg)

     

51,67

     

Mısırözü Yağı

-

-

-

12,27

-

-

-

Ayçiçek Yağı

-

-

-

11,26

-

-

-

Tavuk Eti

-

-

-

13,47

-

-

-

Toz Şeker

-

-

-

5,41

-

-

-

Not: Hal, pazar ve market verileri Ankara, İzmir, İstanbul, Mersin, Antalya ve Bursa illerinden derlenen ortalama fiyatlardır. Üretici fiyatları ise ürünlere göre önemli üretim merkezlerinden derlenmektedir. Pirinç (Osmancık), kuru fasulye, nohut, kırmızı ve yeşil mercimek için belirtilen hal fiyatları toptan satış fiyatlarıdır.  Dana eti, kuzu eti, Antep fıstığı ve fındık fiyatı serbest piyasa fiyatıdır.


 

 
01.11.2019
Devamı

KUDUZA DAİR DEĞERLENDİRMELER



   Bazen insan şöyle bir tatil yapıp, ferahlamak, hoşça vakit geçirip kafa dağıtmayı planlar. Bunun için farklı yerler arayıp durur. Ya kendi ülkesinde bir etkinlik düşünür ya da yurtdışında. Ancak gidilen yerler pek tekin değil veya problem yaratacak mevkiler ise fayda yerine zarara bile uğrayabilir. Tam da  bu noktada aklıma Norveçli bir turistin başına gelenler takıldığı için sizlerle paylaşmak istedim.

24 yaşındaki  Birgitte Kallestad bu yıl Şubat ayında arkadaşlarıyla birlikte Filipinler'e tatile gider. Birgitte tatil yaptığı yerde, gezi sırasında kaldığı binaya geri dönerken yol kenarında rastladığı bir sokak köpeğini sever ve  iyilik olsun diye yanına alır. Amacı onu sokaktan kurtarmak, sevgisini paylaşmaktır. Genç kadın eve getirdiği köpek yavrusunu yıkar, temizler ve besler. Hatta bahçede kendi arkadaşlarıyla birlikte oyunlar oynamaya bile başlarlar. Fakat bir gün bahçede oyun esnasında köpek heyecana kapılır Birgitte'i  hafifçe ısırır. Kadın ısırık yarasına şöyle bir bakar, küçük olduğunu görünce de pek önemsemez. Ayrıca kendisi ülkesinde bir  hastanede sağlık çalışanı olarak görev yaptığı için, hemen ısırılan yeri temizler ve sterilize eder. Sonuçta bir tıbbi gözetime ihtiyaç olmadığını düşünür. Fakat malesef yanılır. Fark edemediği bir şey vardır o da "KUDUZ hastalığı". Bu illet Birgitte'in hiç de hesaplayamadığı bir  hatadır. Genç kadın Norveç'e döner dönmez  kendisini kötü hissetmeye başlar. Ateş ve baş ağrısı gibi belirtiler görüldükten sonra, halüsinasyonlar, kas spazmları da onu takip eder. Kuduz  teşhisi konulduktan sonra artık durum daha da fenalaşır ve ne acıdır ki bütün müdahalelere rağmen kurtarılamaz. Bir dikkatsizlik, bir tedbirsizlik sonucu hayata genç yaşta veda eder. İşin ilginç tarafı basın yayın organlarında Norveç'te 200 yıldır böyle bir vakanın görülmediği bildirilir. Yani iki asırdır Norveçliler KUDUZ hastalığı gibi bir problemi hiç görmemişler, tamamen unutmuşlardır.

            Kuduz, bilindiği gibi insanların dışında; kedi,köpek, tilki, kurt, çakal, fare, sincap, sansar, gelincik gibi yabani hayvanlarla birlikte, sığır, koyun, keçi, at, eşek gibi evcillerin beyinlerine yerleşen ve kısa sürede ölüme yol açan viral bir hastalıktır. Doğada yarasalar da kuduz virüsünü taşıyabilir. Ancak kendileri hastalanmaz, fakat ısırdıkları hayvan veya insana kuduzu bulaştırabilir. Genel olarak köpeklerde kuduz vakaları sıklıkla meydana geldiği için onlarda gözlenen belirtiler kısaca şöyledir;
 
1- Sakin dönem: Genelde 2-3 gün süren bu evrede köpeklerin huyları değişir, sahiplerini pek tanımaz ve evden kaçıp, uzaklaşırlar.
 
2- Saldırgan dönem: Hayvan huzursuzluk içindedir. Sağa sola saldırır, ışıktan ve sesten rahatsız olur. Bakışları değişir, göz bebekleri genişler, yabancı cisimleri kapıp ısırmak ister, hatta havayı ısırır gibi yapar, durup dururken havlamaya başlar, sesleri kalınlaşır, kendi salyasını yutamaz ve ağzından bol miktarda salya gelir.
 
3- Felç dönemi: Bu dönemde arka ayaklardan başlayan felç belirtileri tüm vücuda yayılır, özellikle alt çene düşer, dil gevşeyip dışarı sarkar, çene kaslarının felci nedeniyle yeme içmeyi beceremez. Alt çene bir sopa yardımıyla kaldırılıp bırakıldığında düşer. Sonuçta bir kaç gün içinde ölüm meydana gelir.
 
            Kuduza yakalanan hayvanlar genellikle 3-14 gün içerisinde ölmektedir. İnsan ve bir çok hayvanda bu belirtiler üç aşağı beş yukarı aynıdır. Fakat şunu da unutmamak gerekir. Bir kuduz hayvan tarafından ısırılan sığır, olay üzerinden 5-6 ay geçse dahi hastalığa yakalanabilir. Bu çok önemli bir durumdur. Mutlaka hayvan yetiştiricileri tarafından bilinmesi gerekir.
            Norveç, İngiltere, Japonya  gibi ülkelerde Kuduz hastalığı uzun zamandır hiç görülmezken acaba bizde durum nasıldır?

            Pek tabi aynı değil. Keşke ada ülkelerinin birçoğunun uzun yıllar boyunca hem insan, hem de hayvanlarda görmeyi unuttuğu bu zoonozu bizler de hiç hatırlamasak, hiç görmesek. Keşke bizlerde de çıkmasa, bizlerde de olmasa. Tamamıyla bitirebilsek ve defetsek şu güzelim vatanımızdan. Aslında devlet yetkilileri, veteriner hekimler ve sağlık çalışanları bu hususta bayağı uğraş veriyor. Başı boş hayvanlar  sokaklardan toplanarak barınaklara alınıyor aşıları yapılıyor, sahiplendirilmeye çalışılıyor. Ayrıca hayvan severler de bu konuyu önemsiyor kendilerince birçok çabalar sarfediliyor, ama yetmiyor. Hala istenen konuma ulaşmış, istenen hedeflere varabilmiş değiliz. Dolayısıyla daha çok dikkat, daha çok gayret, daha fazla özene ihtiyacımız var.  Hala sokaklarda başıboş gezen kedi-köpekler var. Bunun sonucu olarak insanların yanı sıra diğer evcil hayvanlarımız da tehlike altında. Güncel haberlere bir bakın, yakın tarihli gazetenin birinde; " Denizli'nin Bekilli ilçesindeki 15 mahallede, bir inekte kuduz hastalığı tespit edilmesi üzerine karantina kararı alındı" ifadesi, bir diğerinde; "Kuduz vakalarında tehlike tırmanıyor" adlı başlık ve
Türkiye’deki kuduz tehlikesinin ulaştığı boyutlar belirtiliyor. Tarım ve Orman Bakanlığımızın TBMM'ye verdiği, Türkiye’deki kuduz tehlikesinin ulaştığı boyutları gösterir bir raporda; 2010 yılında 152 bin 236 kuduz vakası kayıtlara geçmişken, bu durum 2015’te 194 bin 59, 2016’da 211 bin 494, 2017’de ise 243 bin 769 olduğu ifade edilmiştir. Ayrıca “Sokak Hayvan Popülasyonunun Artışı ile İlişkili Olarak Ülkemizde Görülen Kuduz Vakaları ve Maliyeti” konulu raporda da, “Hayvanların Üremesinin Kontrol Altına Alınmaması” ve “Sorumsuz Hayvan Sahipliği” gibi  nedenlerden dolayı sahipsiz köpek sayısındaki artışlardan bahsedilmektedir. Her yıl sağlık kuruluşlarına ortalama 200 binin üzerinde kuduz vakası başvurusu yapıldığı bildirilen aynı raporda, tedavi kapsamında uygulanan kuduz aşısı sayısının 2016’da 808 bin 557, 2017’de de 947 bin 438 olduğu söylenmiştir. Yine, 2017’de kuduz aşısı, at ve insan kaynaklı kuduz immunglobulini için 16 milyon 604 bin TL harcama yapıldığı, bu rakamın 2019’da 20 milyonu bulması beklendiği ifade edilmektedir. Kuduz hastalığına yakalanmış hayvanların imhası için 1 milyon 100 bin TL, imha edilen büyükbaş hayvan sütü için 1 milyon 875 bin TL, küçükbaş hayvan sütü için 500 bin TL olmak üzere toplam 3 milyon 475 bin TL harcama yapıldığı Bakanlık yetkililerince belirtilmiştir.

            Tüm bunları değerlendirmek amacıyla baktığımızda sonuç olarak; Kuduz hem insan hem de hayvan sağlığını ciddi manada tehdit eden ve ülkemize yüklü maliyetler doğuran bir hastalıktır. Bu konuda çok daha sıkı tedbirler ve uygulamalar yapılması şarttır. Özellikle evde hayvan besleyen insanların kedi ve köpek gibi canlıları yılda bir kez kuduz aşısı yaptırması zorunludur. Kendi sağlığımız için ısırılma, tırmalanma gibi hususları çok ciddiye alarak en kısa sürede aşımızı yaptırmayı ihmal etmemeli ve sağlık kuruluşlarından gerekli destek almak için çekinmemeliyiz.
 
 
Dr Öğretim Üyesi Hakan KEÇECİ
            Bingöl Üniversitesi
Veteriner İç Hastalıkları Anabilim Dalı Bşk.
 

 
01.11.2019
Devamı

Kahramanmaraş Tarım Fuarı Açıldı

Tarım makineleri ve teknolojilerinden hayvancılık teknolojileri ve süt endüstrisine, tohumculuktan örtü altı yetiştiricilik ve modern meyveciliğe, fide ve sera teknolojilerinden sulama sistemlerine, gübreden zirai ilaca, projelendirme ve ambalajlamaya kadar geniş bir katılımcıyı misafir eden fuar, Kahramanmaraş Fuar Merkezi'nde (KAFUM) düzenlenen törenle açıldı. Kahramanmaraş Valiliği, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası işbirliğinde düzenlenen fuarın açılış töreninde konuşan Kahramanmaraş Vali Yardımcısı Erol Özkan, lise dönemlerinde arkadaşlar arasında ülkenin gelişmesi ve zenginleşmesi için 'Tarım mı önemli, sanayi mi önemli?' diye münazaralar yaparken hep sanayinin en plana çıktığını söyledi. Ancak gelinen noktada tarım olmadan, tarımın itici gücü olmadan tek başına sanayinin bir ülkeyi kalkındırması çok zor olduğunu ifade eden Özkan, "Dünyanın kalkınmış 20 ülkesine baktığımızda 16 ülkesinin tarımda da, hayvancılıkta da çok ileri olduğu görülüyor.
Dünya nüfusunun giderek artması ve insanların refah seviyesinin artışıyla birlikte kaliteli gıda ihtiyacının artması nedeniyle bugünkü mevcut dünya üretiminin yüzde 70 civarının acilen artırılması gerekiyor. Dolayısıyla tarımın stratejik önemi giderek artıyor. Kahramanmaraş, bu açıdan ülkemizde örnek illerden bir tanesi" diye konuştu.

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanvekili Arif Şen de belediye olarak kentte üretime dayalı bir ekonomi hedeflediklerini söyledi. Bu kapsamda belediye olarak tarımsal altyapı ve sulama hizmetlerini öncelikli olarak desteklediklerini kaydeden Şen, "Ayrıca bitkisel üretime de destek vermekteyiz. Fidan desteklemeleri kapsamında yüzde 60 hibe oranıyla, 614 bin adet zeytin, 220 bin adet ceviz, 23 bin adet ivme fidanı olmak üzere toplam 855 bin adet fidan dağıtımı gerçekleştirilmiştir. 735 bin adet çilek fidesi, yüzde 80 hibeli yaklaşık 1980 adet Maraş Biberi ve 385 bin adet kapya biber olmak üzere fide dağıtımı gerçekleştirmiş bulunuyoruz. Hayvansal üretimi destekleme anlamında da 77 adet düve desteği ve yüzde 60 hibeli toplam 7 bin 650 adet ana arı desteği çalışmaları yürütüyoruz" dedi.
 
01.11.2019
Devamı

TKDK Modern Hayvancılığa Öncülük Ediyor

Muş'ta Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İl Koordinatörlüğü, girişimcilere verdiği 77 milyon 494 bin lira hibe desteğiyle kentte tarım ve hayvancılığın AB standartlarındaki modern tesislerde yapılmasına öncülük ediyor.
Muş'ta, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK), 7 yıldan bu yana girişimcilere verdiği 77 milyon 494 bin 380 lira hibe desteğiyle tarım ve hayvancılığın modern tesislerde yapılmasını sağlıyor.

Avrupa Birliği'nin (AB) aday ve potansiyel aday ülkeler için oluşturduğu Katılım Öncesi Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) kapsamında hazırlanan projelere destek veren TKDK, bu sayede bölgede istihdamın artmasını sağlarken, işini kurmak ya da geliştirmek isteyen girişimcilerin de önünü açıyor.

Projelere yüzde 50-70 hibe desteği veren TKDK, bölgede tarım ve hayvancılığın AB standartlarını taşıyan modern tesislerde yapılmasına öncülük ediyor. 7 yıldan bu yana et ve süt üretimine yönelik 71 projeye 77 milyon 494 bin 380 lira hibe desteği veren TKDK, kentte 23 et, 48 süt işleme tesisinin kurulmasını sağladı.

TKDK İl Koordinatörü Mehmet Emin Turan, AA muhabirine, 2012'den bu yana çiftçilere ve girişimcilere sundukları desteklerle tarım ve hayvancılığın gelişmesini sağlamaya çalıştıklarını söyledi. Yeni tesislerin kurulmasını, var olan tesislerin yeni teknolojilerle geliştirilmesine yönelik projeleri desteklediklerini belirten Turan, şunları kaydetti:

"Tesislerin fiziki yapılarına ve makine ekipmanlarına doğrudan destek verdik. AB standartlarında modern mekanizasyona sahip çiftliklerde yapılan üretim hem hayvan ırkının gelişmesine katkı sağladı hem de et ve süt veriminin artmasını sağladı. Muş Ovası hayvancılık anlamında önemli bir potansiyele sahip. Murat ve Karasu nehirleri ovadan geçtiği için sulama sıkıntısı yaşanmıyor. Hayvansal üretimler ilimizin can damarıdır. Et ve sütün işlenmesine yönelik desteklerimiz de var. Süt ürünleri ve et işleme fabrikası kurduk. Büyük ölçekli projelerden toplamda 33 bin metreküp 5 soğuk hava deposuna destek verdik. Sürekli çağrı ilanlarına çıkarak proje alacağız. Bu projeleri ilimize kazandırıp AB standartlarında kurulan işletmelerde hem ürünün kalitesini hem de sayısını nicel açıdan artırmayı planlıyoruz."

"EKONOMİK ANLAMDA GELİŞME SAĞLADIK"

Muş'taki iş adamlarını ve çiftçileri yatırım yapmaya davet eden Turan, "TKDK, tek başına ilin ekonomik anlamda kaderini değiştirdi dememiz çok doğru olmaz ama kamu yatırımı yapan kurumlar arasında önemli bir yerde duruyoruz. Bu ilimiz için büyük bir avantajdır. TKDK, Muş'ta ekonominin gelişmesine büyük katkı sunmuştur." dedi.
Yatırımcılardan Murat Traş ise TKDK'den aldığı destekle Bulanık ilçesinde AB standartlarına uygun süt üretim tesisi kurduğunu söyledi. Devlet desteği olmasaydı böyle bir işletme kuramayacağını vurgulayan Traş, "Proje kapsamında modern bir tesis kurduk ve hayvancılık yapmaya başladık. Bu tesisler sayesinde süt üretimimiz arttı. Allah devletimize zeval vermesin. Bu destekleri sunan ve her zaman yanımızda olan kurum çalışanlarına da teşekkür ederiz." ifadelerini kullandı.
 
 
 
 
01.11.2019
Devamı

ŞURAYA DOĞRU

Sizlerle bu yazımızda 21 Kasım tarihinde sonuç raporunun açıklanacağı söylenen III. Tarım Orman Şurası öncesinde Üretici Örgütlenmesi konusunu ele alacağım. Önce bugüne kadar ülkemizde yapılan bu tip büyük çalışmalara değineceğim. Tarım Şuralarında örgütlenme ve kooperatifler ile ilgili alınan kararların hangilerinin gerçekleştiğini ve hala gerçekleşmeyi bekleyenleri hatırlatacağım. İleriye dönük beklentileri ve AB’ye uyum konusunda verilen hükümleri sizlerle tartışacağım. Umarım bu değerlendirmeler, sizlerin değerli fikirlerine katkılarda bulunabilir.

Ülkemizde Cumhuriyetin ilanından sonra yeni devletin kuruluşunda tarıma özel bir önem verilmiş, Büyük Önder bizzat tarım ve kooperatifçilik konusunda örnek çalışmalarda bulunmuştur. Bunlardan ilki, 1931 yılında yapılan I. Ziraat Kongresidir. Daha sonra 1937 yılında Köy Kalkınma Kongresi düzenlenmiştir. Bu Kongrelerde bütün tarafların geniş katılımıyla tarımın genel kapsamda bütün sorunlarının ele alınmış, çözüm önerilerinin üretilmiş ve politikalar belirlenmiştir. Ülke ekonomisinde tarım en önemli sektör olmasına ve nüfusun büyük bir kısmı kırsal alanda yaşamasına rağmen Atatürk’ün vefatından sonra, bu tip büyük bir çalışma uzun süre yapılmamıştır. Yaklaşık 45 yıl sonra ilk çalışma Atatürk’ün doğumunun 100. yılı nedeniyle yapılan etkinliklerden biri olarak yapılan Türkiye II. Tarım Kongresidir. Bu Kongre’de 1970’li yıllarda Dünyada yaşanan ekonomik gelişmeler karşısında tarımdaki değişimler karşısında hangi yeni politikalara ihtiyaç duyulduğu görülmüştür.
Yine uzun bir aradan sonra 1990’li yıllara gelindiğinde, Dünyadaki liberalleşme rüzgarlarıyla piyasalarındaki değişen koşullara karşı yeni arayışlar iyice önem kazanmıştır. Bu şartlar altında özellikle artan nüfusun gereksinimlerinin ülke kaynakları ile karşılanması ve ekolojik açıdan çevreye saygılı sürdürülebilir bir tarımın yapılması hedeflerine nasıl ulaşılabileceğine yönelik sektördeki bütün tarafların katılımıyla büyük bir çalışmaya gerek duyulmuştur. Değişen koşullara uygun yeni politika, program ve projelerin geliştirilmesine imkan sağlamak için Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 25-27 Kasım 1997 tarihleri arasında I. Tarım Şurası’nı düzenlemiştir.

Tarım Şuralarının ülkemizde 5 yılda bir tekrarlanması kararı bulunmaktadır. Bu kararın ardından 7 yıl sonra, II. Tarım Şurası, 29 Kasım – 01 Aralık 2004 tarihleri arasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu ikinci Şurada, yeni bir yüzyılın başında tarımın mevcut durumu ele alınmış, gelişmeyi etkileyen temel sorunlar tespit edilerek çözüm yolları tartışılmıştır. Bu kapsamda AB ile uyum sürecinde sektörün gelişmesi ve rekabet gücünün arttırılmasına yönelik strateji, politika ve uygulamalar üzerinde durulmuştur.
İlk iki şurayı komisyonda ele alınan konular, değerlendirmeleri ve sonuçta açıklanan kararlar açısından karşılaştırabiliriz.

İlk Şurada 10 temel konu belirlenmiş, her biri için komisyon kurulmuştur. Bunlardan biri de Tarımda Örgütlenme Komisyonudur. Komisyonun Sonuç Raporunda öncelikle ülkemizdeki örgütlenmenin Avrupa Topluluğu Ortak Tarım Politikasına benzer şekilde ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Anlaşmaları ile uyumlu yapılması gerektiği kararı alınmıştır. Raporda, üretici örgütlenmesi 3 yapı altında ele alınmıştır. Bunlar kooperatifler (Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri), üretici birlikleri (Sulama, Köylere Hizmet Götürme, Islah, Zirai Mücadele Birlikleri) ve Ziraat Odaları şeklindedir. Daha sonra bu yapının finansman, eğitim ve denetim ile ilgili sorunlarına çözümler getirmek üzere yapılması gerekenler belirlenmiştir. Bu arada Tarıma Hizmet Götüren Kuruluşlar adı ile bir bölüm daha oluşturulmuş ve Bakanlığın yapılanması konusu ele alınmıştır. Komisyonun hazırladığı Raporun Sonuç bölümünde ise; sivil ve resmi örgütlenme kapsamında koordinasyonun Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde toplanması, Türkiye Tarım Konseyinin oluşturulması, finans, denetim ve eğitim konularına ağırlık verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Özellikle son maddede, tarım sektörünün birçok sorununun gelişmiş ülkelerdeki gibi çiftçilerin öz yönetiminde bulunduğu üretici örgütleri tarafından çözülebileceği, başarılı örgütlerin ülke kaynaklarını daha rasyonel kullanabileceği, devletin yükünü hafifletebileceği ve ülke ekonomisine katkı sağlayabileceği vurgulanmıştır. Şuranın 26 maddeden oluşan genel kararları arasında ise; üretimden pazarlamaya kadar görev yüklenebilecek üretici örgütlerinin yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla ürün bazında üretici birlikleri kurulması ve bunun için Üretici Birlikleri Kanunu çıkartılması kararı yer almaktadır. I. Tarım Şurasında kooperatifçilik adına dikkat çeken husus, kooperatifler arasında entegrasyon sağlanması amacıyla dört farklı kanuna göre çalışan tarımsal amaçlı kooperatiflerin tek bir çatı kanun altında toplanması ve demokratik kooperatifçilik ilkelerinin uygulanmasıdır.

İkinci Şura kapsamında bu sefer 11 Komisyon kurulmuş ve örgütlenme konusu ayrı bir başlık altında ele alınmıştır. Tarımsal Örgütler ve Örgütlenme Komisyonu Sonuç Bildirgesinde konu, tarım ve gıda olarak daha geniş kapsamda ele alınmıştır. Yine DTÖ, AB öncelikli olarak belirleyici olurken yerel yönetimler, gıda denetimleri, kamu ve tarım reformu gibi konularda çalışmaya eklenmiştir. Özellikle AB uyum süreci önemli bir ölçüt olmuştur. Raporda öne çıkan bir diğer konusu ise; geçen Şurada da yer alan finans konusudur. Bağımsız finans kaynakları oluşturulmadıkça etkili bir örgüt yapısı oluşturulamayacağı ısrarla vurgulanmıştır. Bu şurada kamu yapılanması sorunu yine örgütlenme başlığı altında yer verilmiş ve sektördeki paydaşlar arasındaki iletişim sorununun olduğu belirtilmiştir. İkinci Şurada, üretici örgütleri ekonomik ve mesleki amaçlı olmalarına göre 2 ayrı gruba ayrılmıştır. Ekonomik örgütlerin içine sosyal amaçlı örgütlerde dahil edilerek kooperatifler, birlikler ile beraber gruplandırılmıştır. Burada üretici birlikleri ile ilgili çeşitli eleştiriler yapılmıştır. İkinci Grup ise mesleki örgütler adı ile Ziraat Odaları ile ilgili açıklamalardan oluşmaktadır. Çiftçiler tarafından kurulan Üreticiler Örgütlenmesi ile ilgili sınıflandırmaya teknik hizmetler sınıfının Meslek Odaları da dahil edilmiştir. Dernekler ve vakıflar da sosyal amaçlı örgütler olmalarına rağmen sanki üçüncü bir grupmuş gibi ele alınmışlardır. Ayrıca sanayi ve ticaret ile ilgili örgütlerin tarım ile ilişkileri göz önüne alınarak TOBB, TÜSİAD gibi kuruluşlarında üretici örgütü gibi ele alındığı görülmektedir. Hatta bu yapılanmaya kamu, üniversiteler, dış ticaret kurumlarının da dahil edilmiştir. Sektördeki bütün taraflar ele alınmaya çalışırken hepsinin de çiftçi örgütleri olarak sınıflama sokulması biraz karışıklığa sebep olmuştur. İkinci Şuranın Sonuç Raporunda üretici örgütlenmesi ile ilgili özellikle AB’ye ayrı bir yer verilmiş ve kooperatiflerin AB’de ne kadar önemli oldukları detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bu arada AB’deki Ortak Tarım ve Balık Politikaları mevzuatında belirtilen tanınma kriterlerine göre kurulan Üretici Örgütü kavramına Üretici Birliği adı verildiği görülmektedir. Raporun sonuç kısmında, öncelikle AB’ye uyum sürecinde ve Dünya piyasaları ile rekabet edebilecek güçte olmak için güçlü bir örgüt yapısına ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir. Bir önceki Şuradaki gibi eğitim, finans, denetim konularına ilaveten, vergi, destekleme gibi konulardaki sorunlara değinilmektedir. Ayrıca sorumlu bakanlık, kanun ve örgüt sayısındaki fazlalığın sorunlara neden olduğuna dikkat çekilmektedir. Sorunların çözümü için, dağınık olduğu düşünülen yapıyı çatılar altında toplayan mevzuat çıkartılması, Tarım Gıda Paydaşları Ağı adlı bir yapı oluşturulması önerilmektedir. İkinci Tarım Şurasının 36 maddeden oluşan genel kararları arasında ise; üretici örgütlenmesinin dağınık yapısının önlenmesi amacıyla kooperatiflerin bir ulusal birlik altında toplanması ile ilgili bir madde bulunmaktadır. Aslında diğer maddelerin içinde birkaç yerde ilgili tedbirin gerçekleştirilmesinde yine örgütlere değinildiği görülmektedir.
 
Bu anlatılanlara ilişkin ilk iki Şuranın karşılaştırması aşağıdaki tabloda yapılmıştır.
 
I. ŞURA
25-27 Kasım 1997
II. ŞURA
29 Kasım – 01 Aralık 2004
10 temel konu belirlenmiş
Tarımda Örgütlenme Komisyonu
11 temel konu belirlenmiştir.
Tarımsal Örgütler ve Örgütlenme Komisyonu
 
Üretici örgütlenmesi 3 yapı altında ele alınmıştır:
1. Kooperatifler (Tarım Kredi ve Tarım Satış Kooperatifleri),
2. Üretici birlikleri (Sulama, Köylere Hizmet Götürme, Islah, Zirai Mücadele Birlikleri)
3. Ziraat Odaları
Ayrıca
Tarıma Hizmet Götüren Kuruluşlar adı ile bir bölüm daha oluşturulmuş ve Bakanlığın yapılanması konusu ele alınmıştır
Üretici örgütleri ekonomik ve mesleki amaçlı olmalarına göre 2 ayrı gruba ayrılmıştır:
1. Birinci grup, Ekonomik örgütlerin içine sosyal amaçlı örgütlerde dahil edilerek kooperatifler, birlikler ile beraber gruplandırılmıştır. Burada üretici birlikleri ile ilgili çeşitli eleştiriler yapılmıştır.
2. İkinci Grup ise mesleki örgütler adı ile Ziraat Odaları ile ilgili açıklamalardan oluşmaktadır. Çiftçiler tarafından kurulan Üreticiler Örgütlenmesi ile ilgili sınıflandırmaya teknik hizmetler sınıfının Meslek Odaları da dahil edilmiştir.
Ayrıca
Dernekler ve vakıflar da sosyal amaçlı örgütler olmalarına rağmen sanki üçüncü bir grupmuş gibi ele alınmışlardır.
Sanayi ve ticaret ile ilgili örgütlerin tarım ile ilişkileri göz önüne alınarak TOBB, TÜSİAD gibi kuruluşlarında üretici örgütü gibi ele alındığı görülmektedir.
Hatta bu yapılanmaya kamu, üniversiteler, dış ticaret kurumlarının da dahil edilmiştir. Sektördeki bütün taraflar ele alınmaya çalışırken hepsinin de çiftçi örgütleri olarak sınıflama sokulması biraz karışıklığa sebep olmuştur.
 
Konuların ele alındığı alt başlıklar :
1. Finansman
2. Eğitim
3. Denetim
Konuların ele alındığı alt başlıklar :
Tarım ve gıda olarak daha geniş kapsamda ele alınmıştır. DTÖ, AB öncelikli olarak belirleyici olurken Yerel yönetimler, gıda denetimleri, kamu ve tarım reformu gibi konularda çalışmaya eklenmiştir.
1. Finans
2. Eğitim,
3.Denetim
4. Vergi,
5. Destekleme
 
Komisyonun SONUÇ Raporunda:
1. Ülkemizdeki örgütlenmenin Avrupa Topluluğu Ortak Tarım Politikasına benzer şekilde ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Anlaşmaları ile uyumlu yapılması gerektiği kararı alınmıştır.
2. sivil ve resmi örgütlenme kapsamında koordinasyonun Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde toplanması,
3. Türkiye Tarım Konseyinin oluşturulması,  
4. Finans, denetim ve eğitim konularına ağırlık verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
5. Tarım sektörünün birçok sorununun gelişmiş ülkelerdeki gibi çiftçilerin öz yönetiminde bulunduğu üretici örgütleri tarafından çözülebileceği, başarılı örgütlerin ülke kaynaklarını daha rasyonel kullanabileceği, devletin yükünü hafifletebileceği ve ülke ekonomisine katkı sağlayabileceği vurgulanmıştır.
Komisyon SONUÇ Raporunda:
1. AB uyum süreci önemli bir ölçüt olmuştur. Üretici örgütlenmesi ile ilgili özellikle AB’ye ayrı bir yer verilmiş ve kooperatiflerin AB’de ne kadar önemli oldukları detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Bu arada AB’deki Ortak Tarım ve Balık Politikaları mevzuatında belirtilen tanınma kriterlerine göre kurulan Üretici Örgütü kavramına Üretici Birliği adı verildiği görülmektedir. Raporun sonuç kısmında, öncelikle AB’ye uyum sürecinde ve Dünya piyasaları ile rekabet edebilecek güçte olmak için güçlü bir örgüt yapısına ihtiyaç duyulduğu belirtilmektedir.
2. Bağımsız finans kaynakları oluşturulmadıkça etkili bir örgüt yapısı oluşturulamayacağı ısrarla vurgulanmıştır.
3. Kamu yapılanması sorunu yine örgütlenme başlığı altında yer verilmiş ve sektördeki paydaşlar arasındaki iletişim sorununun olduğu belirtilmiştir
Bu kapsamda sorumlu bakanlık, kanun ve örgüt sayısındaki fazlalığın sorunlara neden olduğuna dikkat çekilmektedir. Sorunların çözümü için, dağınık olduğu düşünülen yapıyı çatılar altında toplayan mevzuat çıkartılması, Tarım Gıda Paydaşları Ağı adlı bir yapı oluşturulması önerilmektedir.
.
Şuranın 26 maddelik Sonuç Raporunda:
1. kooperatifçilik adına dikkat çeken husus, kooperatifler arasında entegrasyon sağlanması amacıyla dört farklı kanuna göre çalışan tarımsal amaçlı kooperatiflerin tek bir çatı kanun altında toplanması ve demokratik kooperatifçilik ilkelerinin uygulanması kararı
2. üretimden pazarlamaya kadar görev yüklenebilecek üretici örgütlerinin yaygınlaştırılmasını sağlamak amacıyla ürün bazında üretici birlikleri kurulması ve bunun için Üretici Birlikleri Kanunu çıkartılması kararı
Şuranın 36 maddelik Sonuç Raporunda:
1. üretici örgütlenmesinin dağınık yapısının önlenmesi amacıyla kooperatiflerin bir ulusal birlik altında toplanması ile ilgili bir madde bulunmaktadır.
Aslında diğer maddelerin içinde birkaç yerde ilgili tedbirin gerçekleştirilmesinde yine örgütlere değinildiği görülmektedir.
 
İlk Şuranın üzerinden 22 yıl, ikincisinin de 15 yıl geçtikten sonra bir değerlendirme yapılırsa; alınan kararların doğru tespitler olduğu, bazılarının hala güncelliği koruduğu, bazı sorunların çıkartılan mevzuata rağmen hala çözülemediği, bir de bunların üzerine değişen gündemle yenilerinin eklendiği görülmektedir. Örneğin AB ve DTÖ ile ilgili kararların bugün için ne kadar isabetli olduğu, hiçbir zaman tam üye olmasak bile buradaki ülke taahhütlerin ülkemiz tarımına büyük faydalar sağladığı zamanla anlaşılmıştır. Finansman, eğitim ve özellikle denetleme ile ilgili daha somut çözümlere bugün halen ihtiyaç duyulmaktadır. Buna karşın mevzuat ile sağlanması beklenen faydaların mevzuatlar çıkartılmasına ve yeni yapılar oluşturulmasına rağmen umulan gelişmeleri sağlamadığı, kooperatiflerin ise giderek öneminin arttığı görülmektedir. Örgütlenme alanında geçmiş yıllarda yapılan AB uyum ve rekabet gücünü geliştirmeye yönelik projeler ile elde edilen önemli deneyimler ve bilgiler bulunmaktadır. Sektörde başarılı kooperatif sayısı her geçen gün artmaktadır. Artık tarımın her alanında birçok sorunun çözümünde örgütlerin ne kadar önemli görevler üstlenebileceği konusunda ciddi bir farkındalık oluşmuştur.

Bu yıl yapılacak III. Şura bu sefer orman konularını da içine alarak toplam 21 çalışma konusundan oluşacaktır. Bunlardan biri yine “tarımda üretici örgütlenmesi” adı altında örgütlenme ile ilgilidir. Bu sefer tarımda örgütlenme kamu ve sivil kuruluşlar olarak ele alınmış, üretici örgütlenmesi ise sivil kuruluşlar içinden alınarak ayrı bir başlık olarak ekonomik-sosyal ve mesleki örgütler olarak gruplandırılmıştır. Bu arada dernekler, vakıflar, meslek odalar, sendikalar, alt birlikler, konseyler, sanayi kuruluşların teşkilatları Tarıma Hizmet Sunan Mesleki Amaçlı Sivil Toplum Kuruluşları başlığı altında gruplandırılmıştır. Konular ise, mevzuat, yönetim, denetim, finansman ve sermaye, yapılanma ve işbirliği, pazarlama ve katma değer oluşturma, eğitim ve araştırma, farkındalık ve imaj şeklinde çok daha fazla alt başlık altında yer almaktadır. Komisyonun Şura öncesi hazırladığı Çalışma Belgesinde yer alan Strateji kısmında verilen ana hedefler 6 başlık altında toplanmıştır. Bunlar; Üretici Örgütleri, Bilimsel Standart yapılara göre gruplandırılmalı, gerekli dönüşüm yapılmalıdır. Kooperatif tabanlı bir Tarım Bankası bütün üretici örgütlerinin katılımıyla kurulmalıdır. Denetim ile ilgili güvenilir, profesyonel, bağımsız denetim hizmetini verebilecek bir yapı oluşturulmalıdır. Üretici Örgütlerinde yöneticilere, üye/ortaklara ve teknik personele düzenli eğitimler verebilecek, “Proje Ofisleri” ile proje hazırlama, başvuruda bulunma ve uygulama gibi konularında yol gösterici olacak, AR-GE hizmeti verebilecek birimler oluşturulmalıdır. Kadın ve genç çiftçilerin örgütlenmesini teşvik etmek için kadın ve gençlerin ortak/üye olduğu üretici örgütlerine belirli kotalara ulaştıklarında özel destekler verilmelidir. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde Teşkilatlanma ile ilgili Genel Müdürlük kurulmalıdır. Bu altyapı oluşturulduktan sonra desteklemelerin, sözleşmeli üretim yapabilen, üretim ve pazarlama planı oluşturabilen ve kayıt tutabilen üretici örgütleri tarafından verilmesine yönelik bir model geliştirilmelidir. Bu model temel alınarak Uzun Vadeli Kredilerin verildiği Yatırım Projelerine tekrar geri dönülmelidir. Geçmişte uygulanan ve başarılı örnekleri olan Ortaklar Mülkiyetinde Kooperatif Projelerine benzer projelerin günümüz şartlarına uygun olarak tekrar geliştirilerek bütün Üretici Örgütlerini kapsayacak şekilde cazip şartlar ile sunulmalıdır.  Son olarak, Çalışma Belgesinde üretici örgütü, “çok fonksiyonlu çakı”ya benzetilmekte ve uzman bir kişinin elinde hayat kurtaran bir alet, işe yaramıyorsa; sebebinin kullanan kişi olduğu belirtilmektedir.
III. Tarım Orman Şurasının önümüzdeki 25 yılı planlayacağımız mevcut potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirmemize fırsat verecek imkanları oluşturmasını ve Türk Tarımında hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Dr. Erhan EKMEN
Ziraat Yüksek Mühendisi
erhan.ekmen@tarimorman.gov.tr


 
01.11.2019
Devamı

Büyük Şuraya Doğru

Tarım ve hayvancılık sektörünün gözü ve kulağı 21 Kasım 2019’da açıklanması beklenen Tarım ve Orman şurasından çıkacak kararlarda.
 
Ülkemizde Cumhuriyetin ilanından sonra yeni devletin kurulması ile birlikte tarıma özel bir önem verilmiş, Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk bizzat tarım konusunda örnek çalışmalarda bulunmuştur.

Bunlardan ilki, 1931 yılında yapılan I. Ziraat Kongresidir. Daha sonra 1937 yılında Köy Kalkınma Kongresi düzenlenmiştir. Bu Kongrelerde bütün tarafların geniş katılımıyla tarımın genel kapsamda bütün sorunlarının ele alınmış, çözüm önerilerinin üretilmiş ve politikalar belirlenmiştir. Ülke ekonomisinde tarım en önemli sektör olmasına ve nüfusun büyük bir kısmı kırsal alanda yaşamasına rağmen Atatürk’ün vefatından sonra, bu tip büyük bir çalışma uzun süre yapılmamıştır. Yaklaşık 45 yıl sonra ilk çalışma Atatürk’ün doğumunun 100. yılı nedeniyle yapılan etkinliklerden biri olarak yapılan Türkiye II. Tarım Kongresidir. Bu Kongre’de 1970’li yıllarda Dünyada yaşanan ekonomik gelişmeler karşısında tarımdaki değişimler karşısında hangi yeni politikalara ihtiyaç duyulduğu görülmüştür.

1990’lı yıllara gelindiğinde, Dünyadaki liberalleşme rüzgârlarıyla piyasalarındaki değişen koşullara karşı yeni arayışlar iyice önem kazanmıştır. Bu şartlar altında özellikle artan nüfusun gereksinimlerinin ülke kaynakları ile karşılanması ve ekolojik açıdan çevreye saygılı sürdürülebilir bir tarımın yapılması hedeflerine nasıl ulaşılabileceğine yönelik sektördeki bütün tarafların katılımıyla büyük bir çalışmaya gerek duyulmuştur. Değişen koşullara uygun yeni politika, program ve projelerin geliştirilmesine imkân sağlamak için Tarım ve Köy işleri Bakanlığı tarafından 25-27 Kasım 1997 tarihleri arasında I. Tarım Şurası’nı düzenlemiştir.

Tarım Şuralarının ülkemizde 5 yılda bir tekrarlanması kararı bulunmaktadır. Bu kararın ardından 7 yıl sonra, II. Tarım Şurası, 29 Kasım – 01 Aralık 2004 tarihleri arasında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu ikinci Şurada, yeni bir yüzyılın başında tarımın mevcut durumu ele alınmış, gelişmeyi etkileyen temel sorunlar tespit edilerek çözüm yolları tartışılmıştır. Bu kapsamda AB ile uyum sürecinde sektörün gelişmesi ve rekabet gücünün arttırılmasına yönelik strateji, politika ve uygulamalar üzerinde durulmuştur.
 
III. Tarım ve Orman Şura ise 21 çalışma grubundan oluşarak hem Tarımı hem de Ormanı içine alarak geniş kapsamlı bir şekilde çalışma gruplarında değerlendirildi. Şuranın sonuç bildirgeleri 21 Kasım da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından külliyede düzenlenecek bir programla komu oyu ile paylaşılacak.
Tarım ve Orman Şurası ile önümüzdeki 25 yılı planlayacağımız aynı zamanda mevcut potansiyelimizi en iyi şekilde değerlendirmemize fırsat verecek bu şura, sonuç bildirgeleri açıklandıktan sonra uygulayıcı olmalı. Bizlerde tarımın birer neferleri olarak şura kararlarının takipçisi olmalıyız. Takipçi olmak derken de uygulamaların yapılması için teşvik edici olmalıyız. Kararlar uygulamaya aktarılırken ise ilgili kurum ve kuruluşlara yardımcı olmalıyız.
 
1931, 1937,  1990, 1997 ve 2004 te tarıma yönelik alınan kararlar ve tespitler doğru. Uygulamalar ise yetersiz kalmış gözüküyor. Bu sefer Tarım ve Orman Şurasından çıkan kararların yetersiz kalmaması için aynı zamanda kararların uygulanabilmesi için hem takipçisi hem de yardımcı olmalıyız.

Muhammet OLUKLU
Anadolu İzlenimleri Genel Yayın Yönetmeni
muhammetoluklu@gmail.com

 
31.10.2019
Devamı

AB Türkiye'den İthal Edilen Gıdaların Toksin Pestisit Kontrolünü Yoğunlaştıracak

Avrupa Komisyonu’nunca dün  yayınlanan kararnamesine göre Türkiye’den ithal edilen bazı gıdalar ile ilgili denetim yoğunlaştırılarak, ürünlere toksin ve pestisit içeriği bakımından daha titiz bir kontrol uygulanacak.
Yayınlanan belgede, “Kararname, üçüncü ülkeden gelen, AB’ye girişleri sırasında üzerlerindeki resmi kontrolün geçici olarak yoğunlaştırılacağı, hayvansal olmayan gıda ve yemlerin listesini belirliyor” ifadelerine yer verildi.

Kararname ayrıca ‘aflatoksinler, pestisit kalıntıları, pentaklorofenol ve dioksinlerin de dahil olduğu mikotoksin bulaşması riski ile ilgili olarak bir dizi gıda ve yem kategorisinin AB'ye girişini düzenleyen özel koşullar getirilmesini’ öngörüyor.

Kararnamenin ekinde ise bazıları Türk menşeili olan ve sınır geçiş noktalarında geçici olarak üzerlerindeki kontrolün yoğunlaştırılması öngörülen kuru kayısı, kayısı, kuru üzüm, limon, nar, kırmızı biber gibi gıdalar yer alıyor. 

Diğer bir ekteyse Türkiye’den tedarik edilen kuru incir, fındık, kuruyemiş ve kuru meyve karışımları, yağlı tohum ezmesi, yağ ve antepfıstığı dahil edilmiş bulunuyor.
Kararnameye göre Çin, Gürcistan, Sırbistan, Suriye, ABD, Özbekistan, Azerbaycan ve İran’dan gelen bir dizi gıda da yoğun bir denetime tabi tutulacak.
 
 
 
31.10.2019
Devamı

Tarım ve Gıda Politikaları Konferansı Adana'da Gerçekleşecek

Türkiye'nin, alanında düzenlenen en büyük etkinliği olarak değerlendirilen Tarım ve Gıda Politikaları Konferansı'nın 3'üncüsü 5-6 Kasım 2019 tarihlerinde Adana'da gerçekleştirilecek.

Gıda İçecek ve Tarım Politikaları Araştırmaları Merkezi, her yıl düzenlediği Tarım ve Gıda Politikaları Konferansı'nın 3'üncüsünü bu kez Adana'da gerçekleştiriyor. 5-6 Kasım 2019 tarihlerinde Adana Hiltonsa'da gerçekleştirilecek konferansla ilgili hazırlıkların sürdüğünü belirten GİFT Yönetim Kurulu Başkanı Samet Serttaş, yurtiçi ve yurtdışından tarım ve gıda uzmanı 50'ye yakın konuşmacının Adana'da ağırlanacağını söyledi.

GİFT Başkanı Serttaş, 2050'de dünya nüfusunun 10 milyar olacağını, bunun mevcut durumdan yüzde 70 daha fazla gıda üretimi anlamına geleceğini belirterek, "Nasıl doyacağız? Nasıl besleneceğiz? Bizi geleceğe taşıyacak tarım ve gıda politikalarını üretmeyi başarabilecek miyiz? Türkiye'de tüketici besleyici gıdaya ulaşamıyor. Gıda enflasyonu hiç olmadığı kadar arttı. Gıda ve içecek giderlerinin tüketici bütçesindeki payı yüzde 20'lere ulaştı. Çiftçimiz kendini geçindirmenin ötesinde, toplum ve gelecek için değer üretemiyor; işini, gözü arkada kalmadan çocuklarına teslim edemiyor. Çiftçinin yüzde 61'inin geliri azaldı, yüzde 30'u ekim alanlarını ve yatırımı azalttı" dedi.

Türkiye'de gıda endüstrisinin işlenmiş gıdalarla ilgili bilgi eksikliği ve kirliliği nedeniyle zarara uğradığını kaydeden Serttaş, "Tarım ve gıda sektöründe, hedeflenen miktar ve kalitede verimliliğin uzağındayız. GİFT olarak sorunların farkındayız, öte yandan politikanın sorunlara çözüm üretmek için var olduğunu hatırlatmak istiyoruz. Doğru yöntem ve akılcı düzenlemelerle çok şey başarılabileceğini biliyoruz. Çözümleri, yalnız söz ve yetki sahiplerinden beklemiyor; bu yolda katkı sunmak, ufuk açmak için fırsat yaratıyoruz. Bu kez ilgili ve yetkililere Adana'dan sesleneceğiz" diye konuştu.

Neler konuşulacak?

Tarım ve gıda politikaları neden önemli, nasıl ve kimlerle yapılır? Türkiye nerede duruyor, nereye bakıyor; doğrular, yanlışlar, eksikler neler? Bu iş, ABD, Almanya, Fransa ve Yeni Zelanda'da nasıl yapılıyor?

Artan dünya nüfusunu besleyebilecek güçte gıda sistemlerini topraktan kente nasıl kurarız, tarımın verimliliğini doğayla uyum içinde nasıl artırırız, tedarik zincirini riskleri yönetecek şekilde nasıl tasarlarız?

Hem çiftçiyi hem tüketiciyi mutlu edecek güvenilir ve sağlam tarım-gıda piyasasını nasıl kurarız? Makul fiyat oluşumu için seçenekler, üreticiye finansman sağlayacak alternatif sistem ve kaynaklar neler olabilir?

Pamuk piyasasının mevcut durumu ve işleyişi, dirençli endüstriyel tarım ürünleri piyasalarını kurmak için örnek olabilir mi?

Üretici-endüstri diyalogu nasıl hayata geçer? Sözleşmeli çiftçilik, kooperatifler, küçük çiftçi-büyük işletme işbirlikleri ne vaat ediyor?

Çiftçiler hayvanlarını telefonlarından takip ediyor, seralarının sıcaklık seviyesini tek tuşla ayarlayabiliyor. Peki, hepsi bu mu? Tarım ve gıda büyük teknolojilerle nasıl buluşur; hangi alanlarda, nasıl fayda üretir? Konu başlıklarında değerlendirilecek.
 
31.10.2019
Devamı

Bakan Pakdemirli Belarus'a Yolcusu

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Türkiye-Belarus Karma Ekonomik Komisyon (KEK) Toplantısına katılmak ve çeşitli temaslarda bulunmak amacıyla Belarus’a gidecek.
Bakan Pakdemirli, iki ülke arasındaki genel ve tarımsal konularla ilgili görüşme ve temaslarda bulunmak üzere 30-31 Ekim 2019 tarihlerinde Belarus’a resmi bir ziyaret gerçekleştirecek.
Pakdemirli ziyaret kapsamında, Belarus Cumhurbaşkanı Alexander Lukashenko, KEK Eşbaşkanı ve Başbakan Yardımcısı Vladimir Dvornik, Tarım ve Gıda Bakanı Anatoly Khotko ile ikili temaslarda bulunacak.

İKİ ÜLKE TARIMSAL DIŞ TİCARET HACMİ 79 MİLYON DOLAR

2018 yılı verilerine göre, Türkiye ile Belarus arasındaki toplam dış ticaret hacmi 632 milyon dolar ve bunun 79 milyon dolarlık kısmı tarımsal ürünleri kapsıyor.
Türkiye geçen yıl Belarus’a 64 milyon dolarlık tarım ürünleri ihracatı gerçekleştirdi.
Belarus’a daha çok domates, taze üzüm, taze ve kuru fıstık, narenciye gibi tarımsal ürünler ihraç edildi.
Yapılacak ziyaretle iki ülke arasındaki mevcut tarımsal ilişkilerin daha da geliştirilmesi amaçlanıyor.
 
30.10.2019
Devamı

Sarımsak Fiyatları Düştü

Türkiye'nin önemli sarımsak üretim merkezlerinden Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde sarımsak fiyatlarında düşüş başladı. Eylülde ayında  yüzde 42 artışla Sarımsak zam şampiyonu olmuştu.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, tüketici fiyatları bazında eylülde bir önceki aya göre en yüksek fiyat artışı yüzde 42,58 ile sarımsakta oldu.

Sarımsak dendiğinde Türkiye'de ilk akla gelen yerlerden biri olarak gösterilen Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde her hafta 2 kez sarımsak pazarı kuruluyor. İlçede kurulan pazarda sarımsak fiyatları kiloda ortalama 5 lira düştü. Fiyatlar, 15 lira ile 35 lira arasında değişiyor.


"Sarımsak Arzı Yeterli"

Sarımsak arzında sorun olmadığını ifade eden Tarım ve Orman İl Müdürü Osman Yaman,  Yaman, "Bizlerin üretmesi lazım. Üretmeye mecburuz. Görüldüğü gibi pazarımızda yeterli miktarda var. Çiftçimizin ambarında yeterli miktarda sarımsağı var. Sarımsak arzında bir sorunumuz bulunmuyor." diye konuştu.

Taşköprü Sarımsak Üreticileri Birliği Başkanı Abdullah Eligüzeloğlu da dolu dolayısıyla ürün kaybının az olmasına rağmen sarımsak piyasasının buna aşırı tepki verdiğini ifade etti.

Taşköprü'de 86 köyde sarımsak üretimi yapıldığını vurgulayan Eligüzeloğlu, "Bizim 86 köyümüzde yaklaşık 20 bin ton üretimimiz var. 42 tanesinde dolu hasarı oldu. Dolu hasarı da yüzde 20 ile 80 arasında değişen oranlarda oldu. 44 köyde hiç yaşanmadı. Bizim rekoltemiz bir miktar düştü ama bu yarıya bile tekamül eden bir düşüş olmadı." diye konuştu.

İthalata gerek olmadığını anlatan Eligüzeloğlu, şunları kaydetti:

"Taşköprü sarımsağı Türkiye'nin ihtiyacını karşılayacak durumda. İthalata gerek yok. Bu ilçede haftada 2 gün pazar kuruluyor ve her hafta 100 tonun üzerinde sarımsak pazara gelir. Bu sarımsaklar 15 lira ile 35 lira arasında fiyat buluyor. 35 lira en uç olan fiyattır. Pazara gelen sarımsağın en fazla yüzde 10'u ile 15'i bu gruba girer. Asıl bölümün ortalaması ise 25 lira civarındadır. İthalatın bir çare olmadığını düşünüyorum. İthalat geçici bir çözüm. Çözülmüş gibi görülse de ileride daha büyük sorun olarak karşımıza çıkar. Üreticinin, üretici birliklerinin desteklenmesi lazım. Üreticilerin üretici birliklerine üye olmaları teşvik edilmeli. Üretici birlikleri güçlendiğinde istikrarsız fiyat, üretim, düzensiz arz ve kalite gibi sorunlar kendiliğinden kalkacaktır."

"Piyasada Spekülasyonlar Yapılıyor"

Üretici Ali Demirkıran ise15 dekar alanda sarımsak ekimi yaptığını ve ürününü pazarda sattığını dile getirdi.

Söylenen rakamların çok yüksek olduğuna dikkati çeken Demirkıran, "Piyasada spekülasyonlar yapılıyor, basından izliyoruz. '60-70 liraya sarımsak satılıyor' deniyor. Üretici olarak bunun normal karşılamıyoruz. Türkiye'nin sarımsak pazarı burası, burada da sarımsak fiyatları bahsedilenin çok altında. Taşköprü piyasasında sarımsak 15 ile 25 lira arasında değişiyor. Türkiye piyasasına yetecek kadar sarımsağımız var. Dışarından ithalata gerek yok" ifadelerini kullandı.
 
30.10.2019
Devamı

Yüksek Miktarda Lift İçeren Kestane

Sonbahar ve kış aylarında her köşe başında bir seyyar satıcı tarafından satılan vazgeçilmez lezzet kestanenin insan sağlığına fayda sağlarken, fazla tüketimi ise bazı problemlerin habercisi olabiliyor.
Kayıngiller ailesine ait olan kestane ağacındaki meyvelerin tüketimi Antik Yunan tarihine kadar dayanıyor. Güney Avrupa’dan Asya’ya kadar tüketimi uzanan kestanenin dışı kalın bir kabukla kaplıdır. İçinde bol et bulunan kestane tam bir karbonhidrat kaynağıdır. Ülkemizde en fazla Ege bölgesinde yetiştirilir. Aydın ilinde daha fazla yetişmesine rağmen kestane şekeri imalatı Bursa’da yapılır. Kestane un haline getirilerek de kullanılır. Bunun dışında çörek, kek ve pasta yapımında ham maddedir. Kestane ağacı da meşe ağacı gibi sert bir yapıya sahip olduğundan mobilyacılık da kullanılır. Fransa başta olmak üzere birçok Kuzey Avrupa ülkesinde et yemeklerine eklenir.

Sindirimi kolay olan kestane yüksek miktarda lif içermektedir. Yağ oranı az olan kestane, B1,B2 ve C vitaminleri içerir. Günde dört tane tüketildiğinde vücudun ihtiyacı olan enerjinin yüzde yüzü karşılanır. Kabukları kaynatılıp elde edilen su çay olarak tüketilebilir. Bu çay mide asidini dengeler. Bağırsak florasını düzenler. Kısacası sindirimi düzenler.
Diyabet lifi içeren kestane, düşük şekerli besinler grubuna girer. Şeker hastalarının rahatlıkla tüketebileceği bir besindir. Ayrıca kandaki şeker oranını düzenler. Lif bakımından zengin olması sadece şeker hastalarına değil aynı zamanda kilo vermek isteyen kişiler için de idealdir.

Yüksek oranda C vitamini içeren kestane, güçlü bir antioksidandır. Bu özelliği sayesinde bağışıklığı serbest radikalli hücrelerden arındırır. Beyaz kan hücrelerinin üretimini destekler. Kanın çoğalmasını sağlar. Ayrıca kan ve bağışıklığa bağlı oluşan hastalıkları engeller.

Kemik sağlığının en temeli magnezyum maddesidir. Magnezyum vücuda alındığında demir emilimi gerçekleştirmek için kullanıldığından eksiklik yaşar. Ancak kestanedeki yüksek magnezyum hem demir emilimi hem de magnezyumu sağlar.

Kestane B vitamini bakımından zengin olduğundan hem beyin hem de sinir hücrelerini yeniler. Özellikle uzmanlar günde dört tane kestanenin hafızayı artırdığını ileri yaşlarda görülme ihtimali olan unutkanlığı önlediğini vurguluyor.

Kanı artırıyor ancak kan basıncını düşüren nadir besinlerden biridir. Bu bakımdan kalp ve damar hastalıklarının oluşumunu önler. Aynı zamanda damarların sertleşmesinin de önüne geçerek tıkanıklık gibi durumların riskini azaltır.

Peki Kestane Alerjisi Nedir ?
Kestanenin içerdiği bir protein maddesini bağışıklık sistemi kötü bir bakteri olarak algılar ve ona karşı korunma oluştururken vücutta bir takım ciddi komplikasyonlar meydana gelir. Bu duruma kestane alerjisi denir. Aynı şekilde arıların çiçek özlerinden meydana gelen kestane balı ya da kestane şekeri olarak adlandırılanlar içinde geçerlidir. Kestaneye karşı alerjisi olduğu kimseler tarafından bilinse de bazı kimseler bu durumu bilmez. Kestane alerjisinin belli bir tedavisi yoktur.  Özellikle çocuklukta fark edilen bu durum sırasında tüketilen kestane sonucu ortaya çıkan duruma ise kestane zehirlenmesi denir.
 
 
30.10.2019
Devamı

Rusya'nın Yaptırım Bilançosu Domatese Yaradı

Rusya'nın Batı'nın yaptırımlarına misilleme olarak bazı ülkelere karşı uyguladığı gıda ithalat yasaklarının maliyetiyle ilgili yeni bir hesaplama yapıldı. Moskova, Kırım'ın ilhakından sonra ABD öncülüğünde Batılı ülkelerin aldığı yaptırım kararlarına karşı yaptırımla cevap vermiş ve bu ülkelerden bazı gıda ürünlerinin ithal edilmesini yasaklamıştı. Ucuz gıdaya erişimin kısıtlanması nedeniyle söz konusu gıda ambargosunun Rus tüketicilere maliyeti yüksek oldu. 

RANHiGS ve TSEFİR gibi Rus araştırma-analiz kurumlarından ekonomistlerin ortak hesabına göre, bu maliyet yılda 445 milyar ruble civarında, yani yaklaşık 7 milyar dolar. Bir başka deyişle, her bir Rusya vatandaşının yıllık ortalama kaybı 3 bin ruble.
Ekonomistler tüketicilerin cebinden çıkan bu paranın yüzde 84'ünün Rus üreticilere ve yüzde 3'ünün ithalatçılara gittiğine, yüzde 13'ünün ise net kayıp şeklinde gerçekleştiğine dikkat çekti.

Rusya'nın 5 yıllık ithal ikameci politikasında sonuç almayı başardığı sadece üç ürün kategorisi var: domates, domuz eti ve tavuk-hindi vb. kuş eti.

Bu ürünlerde 2016'dan bu yana tüketici fiyatları düşüşte. 
Batılı ülkelerden gelen ürünlere uygulanan ithalat yasağından karlı çıkan aktörler de var. Son 5 yılda Rusya'ya gıda ihracatını Belarus yüzde 78, Arjantin yüzde 6, İsviçre yüzde 4, Uruguay yüzde 3 ve Şili yüzde 3 oranında arttırmayı başardı.
 
 
30.10.2019
Devamı

ŞEKER İŞ'den Geleneksel Basın Buluşması

 
Şeker İş Sendikası tarafından geleneksel hale gelen Basın buluşması Antalya’da Grand Şeker Otel de gerçekleşti. Programda bir açılış konuşması yapan Şeker İş Genel Başkanı İsa Gök basın mensuplarını selamlarken şunları kaydetti. “Aramızda görmekten büyük mutluluk duyduğum siz değerli basın mensubu kardeşlerim, Ülkemizin birlik ve beraberliğine, devletimizin bekasına milli iradeye ve demokrasimize kasteden 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı dik duruş sergileyerek demokrasi sınavından başarıyla geçen basın mensuplarımız, bugün ise aynı azmi Barış Pınarı Harekâtını tüm dünyaya aktarırken göstermiştir. ”dedi 

Başkan Gök şunları söyledi.
 “Geleneksel bir organizasyon halini alan bu birlikteliği oldukça önemsiyor, meşakkatli bir meslek grubuna mensup olmanız nedeniyle üstlendiğiniz görev, özveri ve sorumluluğun gerçekten mukaddes olduğunu öncelikle belirtmek isterim.


Basının özgür, doğru, eksiksiz ve tarafsız haber verme, kişilik haklara saygı ile toplumsal değerlerin korunması bakımından hiç şüphesiz ki demokrasimizin vazgeçilmez unsurlarından biri olduğunun altını çizmek gerekir.

Bu doğrultuda vatandaşlarımıza doğru bilgiyi en hızlı şekilde ulaştırmak için çalışan basın mensupları, evrensel normlara uygun ilkeler içerisinde objektif olarak kamusal bir görev üstlenmektedir.
Medya, yönetim erkleri ile toplum arasındaki en önemli araçtır. Milletin taleplerinin, beklentilerinin veya şikâyetlerini ilgili mercilere aktarılmasını sağlayarak, demokrasinin gereği olarak vatandaşların yönetime katılma hakkını kullanmasına vesile olmaktadır.

 Her durum ve koşulda insanların doğru bilgiye ulaşma hakkını sağlamak amacıyla gece gündüz demeden çalışmasına rağmen, çalışan emekçilerin anayasal bir hakkı olan sendikalaşmasının önündeki engellerin de kaldırılması temennimizdir.

Ülkemizin birlik ve beraberliğine, devletimizin bekasına milli iradeye ve demokrasimize kasteden 15 Temmuz hain darbe girişimine karşı dik duruş sergileyerek demokrasi sınavından başarıyla geçen basın mensuplarımız, bugün ise aynı azmi Barış Pınarı Harekâtını tüm dünyaya aktarırken göstermiştir.
Bu vesileyle, bu kutsal görevi yerine getirirken kaybettiğimiz emekçi kardeşlerimize de Allah’tan rahmet diliyorum.

Sözlerime son verirken Şeker-İş Sendikası’nın siz değerli kardeşlerimin her daim yanında olduğunu bir kez daha bu vesileyle vurgulamak istiyorum.
 Sendika olarak pancar şeker sanayinin geleceğine, gıda güvenliğine, kamu sağlığına ve çalışan arkadaşlarımızın emek mücadelesine yönelik çalışmalarımızın aynı hızla devam edeceğini belirterek, milletimize ve yarınlarımıza ışık tutacak tüm çalışmalarda her zaman birlikte, yan yana, omuz omuza, aynı safta duracağımıza yürekten inanıyorum.
 İlkeli ve tarafsız bir anlayışla sürdüreceğine inandığım çalışmalarınızda başarılar diliyor, saygılarımı sunuyorum. ”dedi
 
 
28.10.2019
Devamı

Tarım Kredi Kooperatifleri ve TÜBİTAK’tan tarımda güç birliği

Tarım Kredi ve TÜBİTAK arasında iş birliği protokolü, Tarım Kredi Kooperatifleri Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz ile TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal tarafından imzalandı. Protokol imzalanması için düzenlenen törene, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Köksal Kacır ile her iki kurumdan idareciler ve çok sayıda davetli katıldı.
Genel Müdür Poyraz, imza töreninde yaptığı konuşmada, Tarım Kredi Kooperatiflerinin üreticilerin faaliyetlerini kolaylaştırmak amacıyla kurulduğuna dikkati çekerek, "TÜBİTAK ile imzalayacağımız iş birliği protokolü, belirlediğimiz gelecek vizyonu ve başlattığımız dijital dönüşüm hareketi kapsamında bizim için ayrıca önem arz etmektedir" dedi.

“Dijital dönüşüm hareketi başlattık”
Gelişen teknolojilerin tarımda kullanımının artırılması ve ülke topraklarından en fazla verimin sağlanması için var güçleriyle emek verdiklerini belirten Poyraz, ülke genelinde çiftçilerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda destek sunduklarını belirtti.
Dijital dönüşüm hareketi başlattıklarını ifade eden Poyraz, “Tarım Kredi Kooperatifleri bir buçuk asırlık tecrübeye ve 850 bin ortağı ile büyük bir potansiyele sahip bir yapı. Biz bu potansiyeli belirlediğimiz dijital dönüşüm vizyonu ile geleceğe daha güçlü bir şekilde taşımak istiyoruz. Bu amaçla TÜBİTAK ile güç birliği yaparak projelerimizi daha sağlam temellere oturtmak istiyoruz. Protokol ile ülkemizin tarım, hayvancılık ve gıda sektöründe ihtiyacı olan milli çözümlerin üretilmesi amacıyla işbirliğine gidiyoruz. Tarımsal ürünlerin arz-talep zincirinin yönetilmesi ve tarım kooperatifçiliğinin bilişim altyapısının geliştirilmesi amacı ile Ar-Ge faaliyetleri yürüteceğiz. Ulusal stratejik hedef ve politikalar kapsamında belirlenen önceliklerle uyumlu Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi ve yürütülmesine yönelik iş birliği yapacağız” ifadelerini kullandı.

"Tarımsal üretimin her alanında varız"
Tarımda gelişen teknolojilerin kullanımının artırılması ile topraktan maksimum verimin sağlanmasını hedeflediklerini belirten Poyraz, “Merkez ve Bölge Birliklerimiz, Kooperatiflerimizde görev yapan mesai arkadaşlarım ile sadece ortaklarımıza yönelik değil, ülke genelinde çiftçilerimizin ihtiyaç duyduğu her alanda destek sunuyoruz. Kurum olarak tarımsal üretimin her alanındayız. Üretim öncesi toprak analizinden, ilaçlamaya; hasat sonrası depolamadan, ürünleri tüketiciyle buluşturmaya kadar, tarladan sofraya üretimin her safhasında bilgi ve tecrübemizi sahaya yansıtıyoruz. Bizim sorumluluğumuz toprağını çok seven, ülkesi için alın teri döken ortaklarımızın bu emeklerini zayi etmemek. Kaynakların yerinde ve verimli kullanılması, gelişen teknolojik imkânlardan ortaklarımızın da yararlanması amacıyla pek çok proje geliştirdik. Geliştirmeye de devam ediyoruz” dedi.
 
“Değişimi görmezden gelemeyiz”
İklim, toprak, su kaynakları ve tarımla uğraşan insan gücünün değişim gösterdiğine dikkat çeken Poyraz, şöyle konuştu: “Eski dönemlere nazaran pek çok şeyin değiştiğini görmezden gelemeyiz. Yeni gelişmelere ayak uydurmak, bu değişimlerden olumsuz etkilenmemek için atılacak en doğru adım teknolojik gelişimleri yakından takip etmek ve hatta geliştiricisi olmaktır. TÜBİTAK ile imzaladığımız protokol bunun güzel bir örneğidir.
Gıda ve tarım Teknolojilerinde günümüzde 500 milyar dolar olan pazar payının 2023 yılında 730 milyar dolar olması beklenmekte. Akıllı Tarım Teknolojilerinin bugünkü pazar payı yaklaşık 10 milyar dolar civarındayken 2023 yılında bu rakamın 20 milyar dolara ulaşması beklenmekte.
Görülüyor ki yakın gelecekte tarım teknolojileri alanı dünyanın daha çok ilgisini çekmeye devam edecektir. 2050 yılına kadar 9,5 milyarı geçecek insan nüfusu için şuan üretilenden yaklaşık iki kat fazla üretim yapma mecburiyetimiz var.
Ve yine küresel ısınma, köyden kente göç gibi sebeplerle her yıl ciddi miktarda ekilebilir tarım arazisi kaybetmekteyiz. Bu sebeple verimli tarım üretimi yapmak, hassas tarım yapmak bir lüks değil mecburiyet haline geldi. Bugün kendi kendine yetebiliyor olmamız, gelecekte karşılaşacağımız bu problemlere önlem almak için engel değil. Özellikle G7 ülkelerine baktığımızda tarım alanının ne kadar stratejik bir öneme sahip olduğu daha net anlaşılmakta.”

“TÜBİTAK BİLGEM ile proje çalışmalarına başlıyoruz”
Teknolojiden daha fazla yararlanılarak ortakların kooperatif ile olan iletişim ve işlemlerinin daha etkin hale getirileceğini belirten Poyraz, şunları kaydetti: “Veri Odaklı Akıllı Tarım Uygulamaları, büyük veri ve yapay zeka da içeren mobil uygulamaları da geliştirme çalışmalarımız sürüyor. Daha önce de belirttiğim gibi Tarım Kredi Kooperatifleri bir buçuk asırlık tecrübeye ve 850 bin ortağı ile büyük bir potansiyele sahip bir yapı. Biz bu potansiyeli belirlediğimiz dijital dönüşüm vizyonu ile geleceğe daha güçlü bir şekilde taşımak istiyoruz.
Bu amaçla TÜBİTAK ile güç birliği yaparak projelerimizi daha sağlam temellere oturtmak istiyoruz. Bu protokol ile ülkemizin tarım, hayvancılık ve gıda sektöründe ihtiyacı olan milli çözümlerin üretilmesi amacıyla işbirliğine gidiyoruz. Tarımsal ürünlerin arz-talep zincirinin yönetilmesi ve tarım kooperatifçiliğinin bilişim altyapısının geliştirilmesi amacı ile Ar-Ge faaliyetleri yürüteceğiz. Ulusal stratejik hedef ve politikalar kapsamında belirlenen önceliklerle uyumlu Ar-Ge faaliyetlerinin desteklenmesi ve yürütülmesine yönelik iş birliği yapacağız.
Bu çerçevede somut bir adım atıyor ve Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri olarak, TÜBİTAK BİLGEM Yazılım Teknolojileri Enstitüsü ile dijital dönüşüm ve tarım kooperatifçiliğinin bilişim altyapısının geliştirilmesine yönelik proje çalışmalarına başlıyoruz.”

“Gıda güvenliği küresel bir sorun”
TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal da kurum binasındaki imza töreninde yaptığı konuşmasında, iş birliğinin Türkiye'nin gıda güvenliği ihtiyacından kaynaklandığını söyledi.
Gıda güvenliğinin küresel ölçekte üzerinde çalışılan en önemli konuların başında geldiğini belirten Mandal, "Dünyada kaliteli ve güvenilir gıda yarışı noktasında değişik değerlendirmeler var. Ülkemiz bu değerlendirmeler sonucunda 48'inci sırada yer alıyor. İlk 10 ülkeye baktığımızda gıda güvenliğinin gelişmişliğin de önemli bir göstergesi olduğunu görüyoruz. Bu anlamda, gıda alanındaki iş birliğimiz ve bunun eyleme dönüşmesi kritik ve zorunlu" diye konuştu.
Mandal, iş birliğinin bilim, teknoloji, ar-ge ve yenilik temelinde yürütülmesi gerektiğine işaret ederek, paydaşların birlikte çalışmalarının önemini vurguladı.

Konuşmaların ardından protokol imzalandı ve hatıra fotoğrafı çektirildi.
 
28.10.2019
Devamı

Arı Yetiştiricilerinde destekleme sevinci

Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, destekleme ödemesinin arıcıların yüzünü güldürdüğünü söyledi.

Açıklanan karara göre arı yetiştiricilerine kovan başına verilen destekleme ödemesinin artırıldığına işaret eden Çiftçi, "Buna göre arı yetiştiricilerine, arılı kovan başına 15 lira, Bakanlık kayıt sistemine kayıtlı arıcılara sattıkları damızlık ana arı başına 80 lira destek sunulacak." dedi.

Çiftçi, özellikle kovan başına verilen destekleme miktarının uzun süre artırılması yönünde tüm arıcıların gayretleri olduğunu kaydederek, verilen mücadelenin sonucunda arıcıların istediğini aldığını dile getirdi.

Destekleme ödemesinin arıcılık sektörü açısından önemine vurgu yapan Çiftçi, "Bu destekleme adeta arıcılarımızın yüzünü güldürüyor. Destekleme ile üreticilerimiz arılarının bakımlarını yapıyor, ihtiyaçlarını gideriyor. Destekleme ödemesi piyasayı da hareketlendiriyor. Bu paradan sadece arıcılarımız değil, tüm esnafımız yararlanacak." diye konuştu.

Çiftçi, destekleme ödemelerinin ocak, şubat ayı gibi yapılmasının beklendiğini ifade ederek, destekleme ödemesinin artırılmasında emeği geçenlere de teşekkür etti.

28.10.2019
Devamı

Ormanlar Küllerinden Yeniden Doğacak

Muğla Dalaman ve Göcek’te Temmuz ayında yaşanan yangınlarda zarar gören ormanlık alanlarımız, 4 ay gibi kısa bir sürenin ardından yeniden yeşillendiriliyor.

11 Temmuz’da başlayıp, 18 saat boyunca mücadele edilen yangının ardından Tarım ve Orman Bakanlığı çalışmalarını tamamladı, yanan alanlar yeniden ağaçlandırılıyor.  Yangın süresince bölgede bulunan ve çalışmaları bizzat yerinden takip eden Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, kısa süre içinde Muğla’da yanan alanlardan çok daha fazlasının ağaçlandırılacağını açıklamıştı.

Bakan Pakdemirli’nin talimatları doğrultusunda titizlikle çalışan Orman Genel Müdürlüğü, yangında zarar gören ve ihtiyaç duyulan tüm alanları ağaçlandırmaya hazır hale getirdi.
 
Yanan Alanlar 4 Aydır Yeniden Yeşillendiriliyor
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, Muğla’nın Dalaman ve Göcek ilçelerinde 11 Temmuz’da çıkan yangında zarar gören ormanlık alanların, yeniden ağaçlandırılması için çalışmaların tamamlandığını bildirerek, yangından 4 ay sonra 11 Kasım’da ilk fidanların dikileceğini müjdeledi.
 
'Geleceğe Nefes'
Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli: “Tarım ve Orman Bakanlığı olarak 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de 81 ilimizde 2023 noktada 3 saat içinde tam 11 milyon fidanı toprakla buluşturuyoruz. “dedi

Ülkemize hediye edeceğimiz fidanların, gelecekte bu topraklarda yaşayan tüm canlılar için nefes olacağını belirten Bakan Pakdemirli, “Bu kapsamda, Muğla’nın Dalaman ve Göcek ilçelerinde 11 Temmuz’da çıkan yangında zarar gören ormanlık alanların yeniden ağaçlandırılması için hazırlık çalışmalarında sona gelindi. Ekiplerimiz bir taraftan yangından zarar gören ağaçları sahadan çıkartarak alanın temizliğini yapıyor diğer taraftan da tohum ekimi ve fidan dikimi için alandaki çalışmalarını sürdürüyor. Yangından 4 ay sonra yani 11 Kasım’da Dalaman ve Göcek’teki alanlara ilk fidanları dikmeye başlayacağız ve ağaçlandırma mevsiminin sonuna kadar çalışmaları tamamlamış olacağız. Böylece yanan bu alanları yeniden yeşertmiş olacağız. Gelin 11 Kasım 2019’da saat 11:11’de #GeleceğeNefes seferberliğimizde bize katılın.” dedi
Pakdemirli, Türkiye genelinde Kasım ayında yapılacak olan fidan dikim etkinliğine sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra 7’den 70’e vatandaşların da destek vereceğini söyledi.

Daha Yeşil Bir Türkiye için tüm yurtta fidanların toprakla buluşacağı seferberliğe katılmak isteyen vatandaşlarımız ‘Geleceğe Nefes’ (geleceğenefes.com) internet sayfası üzerinden fidan sahiplenebilirler.
 
Türkiye’nin dünyada en fazla ağaçlandırma yapan üçüncü ülke konumunda olduğunu vurgulayan Pakdemirli, son 16 yılda 4,5 milyar fidan dikildiğini belirterek, hedeflerinin 2023 yılına kadar 7 milyar fidanı toprakla buluşturmak olduğunu ifade etti.

28.10.2019
Devamı

Organik Gübre ve Sofralık Zeytin Destekleme Kapsamına Alındı

2019 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı, Resmi Gazetede yayımlandı.

2019 yılında uygulanacak olan tarımsal desteklemelere ilişkin hususları içeren düzenleme ile kimi ürünler ilk kez destekleme kapsamına alınırken, kimi destek primleri de yüzde 50 veya yüzde 100 oranında artırıldı.

Hububat Prim Desteği Yüzde 100 Arttı

Karara göre, hububat grubu için prim desteği %100 artış ile 5 krş/kg' dan 10 krş/kg'a, yine aynı şekilde gübre desteği %100 artış ile 4 TL/da' dan 8 TL/da'a çıkarıldı.Bu yıl ilk defa organik-organamineral gübre için dekara 10 lira destek verilecek.

Sofralık zeytine kilogram başına 15 kuruş yeni prim desteği başlatıldı. Etçi ve kombine ırkı buzağılara ilave 250 lira verilecek. Sürü büyütme ve yenileme (küçükbaş) desteği 100 lira yeni destek başlatıldı.  Arıcılık desteği kovan başına yüzde 50 artışla 10 liradan 15 liraya çıkarıldı. Sürü yöneticisi istihdamı desteğinde, sürü büyüklüğü 200 baştan 100 başa düşürüldü. Bu kapsamda işletmelere 5.000 lira destek sağlanacak. 41 ilde uygulanan düve alım desteği 81 ile çıkarıldı. Hibe miktarı ise yüzde 30'dan 40'a yükseltildi. 12 ay üzeri mandalara da destek verilecek.

25.10.2019
Devamı

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik: “Küçükbaş hayvancılığın önü açıldı.”

TÜDKİYEB Genel Başkanı Çelik:
- "2019 yılı Tarımsal desteklerinde küçükbaş hayvancılığa çok önemli yeni destekler sağlanarak sektörün önü açıldı. Küçükbaş hayvancılığa ilk kez sürü büyütme ve soykütüğü desteği verilecek.

Sektörümüz açısından memnunuz. " 
 
Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Nihat Çelik, 2019 yılı için yayımlanan tarımsal desteklemelerde geçen yıla oranla küçükbaş hayvancılığa çok önemli ve yeni destekler getirildiğini vurgulayarak ‘’ Yeni desteklemelerle küçükbaş hayvan sayımız ve hayvansal üretimimiz artacak, sektörümüzün önü sonuna kadar açılacaktır. Bu tablodan son derece memnunuz." dedi.

2019 yılı Tarımsal desteklemeler kararnamesinde, sektör açısından geçen yıla göre mevcudu korumanın yanında çok önemli sayılabilecek yenilikler getirildiğini belirten Genel Başkan Çelik, " Öncelikle son üç yıldır 25 lira olan anaç koyun keçi desteği 2019 yılı için de aynen devam ediyor. Ancak kararnameye yeni konulan sürü büyütme ve soykütüğü desteklerini sektörümüzün daha iyi yerlere gelmesi açısından çok önemli destekler olarak görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Küçükbaş Hayvancılığa 100 lira sürü büyütme ve yenileme desteği
Çelik, sürü büyütme ve yenileme desteği ile küçükbaş hayvan varlığının belirlenen 100 milyon hedefine büyük katkıda bulunacak çok önemli bir destek niteliğinde olduğunu belirterek ‘’ Koyun Keçi Bilgi Sistemi veri tabanında bir önceki yılın anaç koyun keçi desteğini alan ve destekleme yılında anaç koyun keçi sayısını artıran işletmelerimizde, bir önceki destekleme yılındaki kuzu ve oğlakların, destekleme yılında anaç koyun keçi vasfına ulaşanlara Bakanlığımızca belirlenecek artış oranı tavanını aşmamak kaydıyla hayvan başına 100 lira sürü büyütme ve yenileme desteği ödemesi yapılacaktır. Bu yeni destekleme kalemi ile hem küçükbaş hayvan yetiştiricilerimiz derin bir nefes alacak, hem de ülkemiz hayvancılığına önemli ölçüde katma değer sağlanacaktır.’’ dedi.

Soykütüğü Desteği İlk kez uygulanacak
Genel Başkan Çelik açıklamasında küçükbaş hayvan ıslahında çok önemli olan ve yıllardır hayali kurulan soykütüğü yürütme yetkisinin Bakanlık tarafından Merkez Birliği ve İl Birliklerine verildiğini ifade ederek ‘’ Küçükbaş hayvancılıkta soykütüğü uygulaması ıslah açısından en önemli gündemimizi teşkil ediyordu. Bu uygulamanın hayata geçmesi için de mutlaka maddi açıdan destekleme yapılması gerekiyordu. Sonuç itibarıyla Bakanlığımızca soykütüğü destekleme miktarı hayvan başına 100 lira olarak belirlenmiş oldu. Birliklerimize üye olan ve SOYBİS ile TÜRKVET sistemlerine kayıtlı olan yetiştiricilerimiz ıslah programımız çerçevesinde 100 lira destekten faydalanacaklardır. Ayrıca soykütüğü işletmelerinde yetiştirilen koç ve tekeleri satın alan yetiştiricilerimize de hayvan başına 500 lira ödeme yapılacaktır. Küçükbaş hayvancılıkta ıslah çalışmalarına büyük katkı verecek olan bu destek önümüzdeki süreçte sektörümüzün yüz akı olacaktır. Bu manada Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Bakanımıza sektörümüz ve yetiştiricilerimiz adına teşekkür ediyoruz." diye konuştu.

Çoban istihdam desteğinde küçükbaş hayvan sayısı 100 başa indirildi
Çelik, söz konusu kararnameyle getirilen önemli bir desteğinde çoban istihdamı desteğinde hayvan sayısında indirime gidildiğini ifade ederek "5 bin lira olan çoban istihdamı desteği aynen muhafaza edilirken, 200 baş olan hayvan sayısı şartı 100 başa indirilmiştir. Yetiştiricilerimizin büyük çoğunluğunun küçükbaş hayvan varlığı 100 baş civarındadır. Bu konuda Birliklerimizden çoban istihdamında hayvan sayısının 100 başa indirilmesi hususunda yoğun talepler gelmekteydi. Dolayısıyla bu değişikliğin de yine sektörümüze olumlu yansıyacağını düşünüyoruz. " dedi.

Yapay çayır meralar için dekara 150 lira destek
Genel Başkan Çelik, 2019 kararnamesinde kaba yem üretiminin artırılması ve çayır meraların verimli kullanılması adına yeni desteklerin konulduğuna da dikkat çekerek ‘’ Hayvancılığımızın gelişmesinde en önemli konulardan biri de ülkemizde halen var olan kaba yem açığının kapatılmasına yönelik tedbirlerin alınmasıdır. Bu kararnamede buna yönelik yeni desteklemeleri görüyoruz. Geçen yılki kararnameye göre bu yıl kaba yem çeşitleri ayrı kalemler halinde göz önüne alınarak destekleme miktarları belirlenmiştir. Ayrıca yine bu kararnameye ilk defa olmak üzere yapay çayır meralara ilişkin yeni bir destekleme miktarı belirlenerek dekara 150 lira destekleme ödemesi konulmuştur. Dolayısıyla küçükbaş hayvancılığa verilen destekler içinde kaba yem sorununa çare olabilecek önemli bir destek olacaktır.’’ dedi.

TÜDKİYEB Genel Başkanı Nihat Çelik, 2019 destekleme kararnamesinin küçükbaş hayvancılık açısından son derece olumlu ve memnuniyet verici olduğunu ifade ederek tüm yetiştiriciler için hayırlı olması temennilerinde bulundu.
 
25.10.2019
Devamı

ORGANİK GÜBRE VE SOFRALIK ZEYTİN DESTEKLEME KAPSAMINA ALINDI


2019 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararı, Resmi Gazetede yayımlandı.
2019 yılında uygulanacak olan tarımsal desteklemelere ilişkin hususları içeren düzenleme ile kimi ürünler ilk kez destekleme kapsamına alınırken, kimi destek primleri de yüzde 50 veya yüzde 100 oranında artırıldı.

HUBUBAT PRİM DESTEĞİ YÜZDE 100 ARTTI

Karara göre, hububat grubu için prim desteği %100 artış ile 5 krş/kg’ dan 10 krş/kg’a, yine aynı şekilde gübre desteği %100 artış ile 4 TL/da’ dan 8 TL/da’a çıkarıldı.
Bu yıl ilk defa organik-organamineral gübre için dekara 10 lira destek verilecek.
Sofralık zeytine kilogram başına 15 kuruş yeni prim desteği başlatıldı.
Etçi ve kombine ırkı buzağılara ilave 250 lira verilecek.
Sürü büyütme ve yenileme (küçükbaş) desteği 100 lira yeni destek başlatıldı.
Arıcılık desteği kovan başına yüzde 50 artışla 10 liradan 15 liraya çıkarıldı.
Sürü yöneticisi istihdamı desteğinde, sürü büyüklüğü 200 baştan 100 başa düşürüldü. Bu kapsamda işletmelere 5.000 lira destek sağlanacak.
41 ilde uygulanan düve alım desteği 81 ile çıkarıldı. Hibe miktarı ise yüzde 30’dan 40’a yükseltildi.
12 ay üzeri mandalara da destek verilecek.
 
Destek Adı Ürün Adı   2019
Mazot Desteği Buğday, Arpa, Çavdar, Yulaf, Tritikale 19,00
Çeltik, Pamuk   62,00
Ayçiçeği, Soya   26,00
Kanola   17,00
Aspir   17,00
Dane Mısır   25,00
Nohut, Mercimek, Kuru Fasulye   22,00
Patates   27,00
Soğan, ÇAY, FINDIK, Yem Bitkileri   17,00
Diğer Ürünler   15,00
Nadas   8,00
Gübre Desteği Buğday, Arpa, Çavdar, Yulaf, Tritikale 8,00
Çeltik, Pamuk   4,00
Ayçiçeği, Soya   4,00
Kanola   4,00
Aspir   4,00
Dane Mısır   4,00
Nohut, Mercimek, Kuru Fasulye   4,00
Patates   4,00
Soğan, ÇAY, FINDIK, Yem Bitkileri   4,00
Diğer Ürünler   4,00
Nadas   0,00
Organik Organa mineral Gübre Desteği     10
Toprak Analizi (Numune)     40
İyi Tarım Uygulamaları Desteği 1.Kategori Ürünler/ Örtüaltı ürünler Bireysel Sert. 150
Grup Sert. 75
1.Kategori Ürünler/ Açıkta Üretim Bireysel Sert. 50
Grup Sert. 25
2.Kategori Ürünler Bireysel Sert. 40
Grup Sert. 20
3.Kategori Ürünler Bireysel Sert. 30
Grup Sert. 15
4.Kategori Ürünler Bireysel, Grup Sert. 10
Organik Tarım Desteği 1.Kategori Ürünler Bireysel Sert. 70
Grup Sert. 35
2.Kategori Ürünler Bireysel Sert. 40
Grup Sert. 20
3.Kategori Ürünler Bireysel Sert. 10
Grup Sert. 5
4.Kategori Ürünler   _
Organik Hayvancılık Desteği Arılı Kovan   10
Fındık Alan Bazlı Gelir Desteği     170
Küçük Aile İşletme Desteği     100
Zeytin Bahçe Rehabilitasyonu Desteği Zeytin Bahçe Rehabilitasyonu   100
Yem Bitkileri Desteklemesi Yonca (Sulu)   90
Yonca (Kuru)   40
Korunga   90
Arpa (Yeşil Ot)   30
Buğday (Yeşil Ot)   30
Tek Yıllık   60
Silajlık Mısır (Sulu)   100
Silajlık Mısır (Kuru)   40
Yapay Çayır Mera   150
Diğer Çok yıllık Yem Bitkileri (Sulu)   90
Diğer Çok yıllık Yem Bitkileri (Kuru)   40
Su Kısıtı Olan Bölgelerde %50 ilave destek    
Hay.Yet.Böl. %25 ilave destek 30 il    
Bombus Arısı (Koloni)     60
Buzağı/Malak/Manda/Süt Kalite Desteği Normal   350
Etçi - kombine ırk boğaların suni tohumlamasından doğan buzağı 600
Soy Kütüğü (ilave)   175
Döl Kontrolü (ilave)   50
Bakanlıkça Belirlenen İller Buzağı (ilave)   100
Islah Amaçlı Süt İçerik Analiz Desteği     150
Malak   250
Yetiştirici Bölgesi Malak (ilave)    
Soy kütüğü malak (ilave)   200
Dişi Manda   250
Soy kütüğü dişi manda (ilave)   200
Tiftik Üretimi Desteği     30
İpek Böceği Desteği Tohum (kutu)   80
Yaş Koza   60
Islah Amaçlı Koyun/Keçi Desteği Anaç Koyun Keçi Desteği   25
Sürü Büyütme ve Yenileme Desteği   100
Küçükbaş Soykütüğü Desteği Koyun-Keçi 100
Koç Teke Alımı 500
Arıcılık Desteği Arılı Kovan   15
Damızlık Ana Arı   80
Ana Arı   0
Çoban İstihdamı     5.000
Düve Alımı Desteği      
...



 
24.10.2019
Devamı

Ürettiği Bal İle Dünya Birincisi Oldu

Amasyalı girişimci Halit Çelebi, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili kuruluşu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumundan, (TKDK) IPARD Programı kapsamında sunduğu projesine 40.000 lira hibe alarak arıcılığa başladı.
 
DESTEK İLE ÇIKTIĞI YOLDA DÜNYANIN ZİRVESİNE ULAŞTI

Halit Çelebi, ilk ödülünü 2017 yılında 110 ülkenin katılımıyla İstanbul’da düzenlenen 45’inci Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresinde ‘‘Polifloral (birden fazla bitkili) Çiçek Balı’’ kategorisinde üçüncü olarak kazandı.
 
Ürettiği balın kalitesini her geçen gün artıran Çelebi, bu yıl ise Dünya Arıcılar Birliği Federasyonu tarafından Kanada’da düzenlenen 46. Apimondia Uluslararası Arıcılık Kongresi’nde ‘‘Karakovan Balı’’ kategorisinde dünya birinciliğini, ‘‘Kristalize Bal’’ kategorisinde de dünya üçüncülüğünü elde etti.
 
Dünyanın farklı bölgelerinden Arıcılık Kongresi’ne katılan 600 üretici arasında birinci olan Çelebi, TKDK’dan aldığı destekle ürettiği ballarla Türkiye’nin adını tüm dünyaya duyurmaya devam edeceğini söyledi. ‘Markalaşarak ürünlerimizin çeşitliliğini artırdık’ diyen Çelebi, ürettiği ürünlerin yurt içine ve yurt dışına satışını yaptıklarını da belirtti.
 
24.10.2019
Devamı

İzmir'de Bilinçli Tarım İçin Enstitü Kuruluyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliği nedeniyle gelecekte olabilecek kuraklığa karşı vatandaşları bilgilendirmek ve tarımda doğru yöntemleri uygulamalı olarak anlatmak amacıyla eğitim ve araştırma enstitüsü kuruyor.

Sasalı Doğal Yaşam Parkı’nın içinde 15 bin metrekarelik alanda yer alacak enstitüde uygulama seraları da olacak. 
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim krizi konusunda kamuoyunu bilgilendirmek için AB’nin “HORIZON 2020” programı kapsamında hazırladığı ve Avrupa Birliği’nden 2 milyon 300 bin Avro hibe aldığı “Doğa Esaslı Çözümler” projesinde yapım süreci başladı.
 
Karşıyaka kent merkezinden Çamaltı Tuzlasına kadar olan bölgeyi içeren proje kapsamında, Girne Caddesi’nde cep parklar yapan, Sasalı Doğal Yaşam Parkı ve Vilayetler Evi otoparklarında ise yeşil çatı yapım işlerini tamamlamak üzere olan İzmir Büyükşehir Belediyesi, şimdi projenin en önemli halkalarından biri olan “Sasalı 0İklime Duyarlı Tarım Eğitim ve Araştırma Enstitüsü’nün yapımı için ihaleye de çıktı.

Dokuz ayda tamamlanacak

İhaleye 16 firma katıldı. Değerlendirme aşamasından sonra ihaleyi alan firma ile yapılacak sözleşmenin ardından yer teslimi yapılarak işe başlanacak. Enstitü dokuz ayda tamamlanacak. İzmir Doğal Yaşam Parkı’nın doğu bölümünde, 15 bin metrekarelik alanda yer alacak “Sasalı İklime Duyarlı Tarım Eğitim ve Araştırma Enstitüsü’nde vatandaşları ve çocukları bilgilendirmek için eğitim salonu, laboratuvar ve kütüphane olacak.

Binanın dışında ise iklim değişikliğinin tarıma etkilerini gösteren uygulama seraları kurulacak. İlerleyen yıllarda kuraklık nedeniyle açık alanda tarım yapılamayacağı için seralarla oluşturulan kapalı alanlarda örnek uygulamalar yapılacak. Seraları gezmeden önce öğrencilere ve vatandaşlara iklim değişikliğinin etkileri anlatılacak.  Alanda arılar ve böcekler için uzun uçuşla r sırasında dinlenmelerine olanak sağlayacak 10 adet böcek evi de olacak.

Üç serada alternatif tarım örnekleri

Kuraklığın, topraksız tarım ve dikey tarım uygulamalarının anlatıldığı 1000 metrekare alana yayılan üç serada ise 2080 yılında oluşabilecek kuraklığa karşı alınacak önlemler hakkında vatandaşlar görsel olarak bilgilendirilecek. Dikey tarım serasını gezenler üst üste raflarda su içinde yetişen ürünleri görüp, kendi seraları için örnek alacak.

Açık tarım alanlarının da bulunacağı enstitü bahçesinde 550 metre uzunluğunda “Doğa Esaslı Çözümlerin” anlatıldığı eğitim yolu (Biyo-Bulvar) olacak. Biyo-Bulvar yolu boyunca yağmur sularının yeraltı sularına karışmasını destekleyen ve sel-taşkın riskinin kontrolünü sağlayan su hendekleri olacak. Eğitim rotasında,  proje kapsamında uygulamaların anlatıldığı bilgilendirme panoları yer alacak.

Açık tarım alanında iki doğal yöntem

Enstitüyü gezenler açık tarım alanında sırt üstü tarım uygulaması hakkında bilgi sahibi olacak. Bitkilerin köklerini tuzdan uzaklaştırmak için 150 santim yüksekliğinde tümseklerde membran sistemi ile yetiştirilen ağaçlar olacak. Açık tarım alanın bir bölümünde ise biyokömür üretim tesisinde üretilen karbon emisyonunu azaltan ve toprağı verimli hale getiren akıllı toprak uygulaması ile ürün yetiştirilecek.  

Çevre projeleriyle Türkiye'de yerel yönetimler arasında öncü bir rol üstlenen İzmir Büyükşehir Belediyesi, bu alandaki başarısını dünya çapındaki ödüllerle de kanıtlıyor. Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz Haziran ayında  “ISBS2019 Sustainability Award - En İyi Sürdürülebilir Uygulamalar Yarışması’nda dört projesiyle, dört büyük ödül kazandı.

Ankara Üniversitesi, Gazi Üniversitesi, Texas Tech Üniversitesi, Texas A&M Commerce Üniversitesi, Amerikan Mimarlar Enstitüsü ve ABD Yeşil Binalar Konseyi’nden kent uzmanlarının oluşturduğu yarışma jürisinin yaptığı değerlendirmeye göre "İzmirdeniz-İzmirlilerin Denizle İlişkisini Güçlendirme" projesi "Sürdürülebilir Kent" alanında, "Portakal Vadisi" projesi "Sürdürülebilir Çevre" alanında, "Gürçeşme Doğa Keşif Parkı ve Kuşaklar Arası Etkileşim Merkezi" projesi "Sürdürülebilir Sosyal Sorumluluk" alanında, "Sasalı İklime Duyarlı Tarım Eğitim ve Araştırma Enstitüsü" ise "Sürdürülebilir Tarım" kategorisinde birinciliği elde etmişti. Ödüller 19 Temmuz’da Amerika Birleşik Devletleri'nde düzenlenen 4. Uluslararası Sürdürülebilir Yapılar Sempozyumu’nda sunulmuştu.
 
 
23.10.2019
Devamı

SETBİR'den "Mutlu" Hayvancılık İçin AB Projesi

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği, AB'nin Sivil Toplum Diyaloğu Programı çerçevesinde, İspanya'nın Valensiya Bölgesi Gıda İşleri Federasyonu ile "AB ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi" başlattı.

Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR), Avrupa Birliği'nin (AB) Sivil Toplum Diyaloğu Programı çerçevesinde, İspanya'nın Valensiya Bölgesi Gıda İşleri Federasyonu (FEDACOVA) ile "AB ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi’ni uygulamaya koydu.

SETBİR'den yapılan açıklamaya göre, Avrupa Komisyonu'nun, AB ile birlik üyeliğine aday ülkeler arasındaki ön yargıları ve şüpheleri ortadan kaldırarak, sosyal ve kültürel diyaloğun güçlendirilmesi ve aday ülkelerin Avrupa'ya toplumsal entegrasyonunun sağlanması amacıyla oluşturduğu Sivil Toplum Diyaloğu Programı, 2008'den bu yana AB üyesi ülkeler ile Türkiye'nin sivil toplum kuruluşlarınca ortaklaşa yürütülen projeleri de destekliyor. Bu çerçevede SETBİR de İspanya'nın Valensiya Bölgesi FEDACOVA ile "AB ve Türkiye'de Mutlu Hayvancılık Projesi’ni başlattı.

Projenin amacı, çiftçiler, hayvan sahipleri, sürücüler, dinlenme yerleri ve sınır kontrol noktalarındaki görevlilerce bilinen uygulamalarla hayvan refahının artırılması olarak belirlendi. Proje kapsamında, hedef grubun hayvan refahı konusundaki kapasitesinin güçlendirilmesine yönelik araçların geliştirilmesi ve hayvan refahının düzenlemeler doğrultusunda standart uygulama haline getirilmesine yönelik farkındalığın artırılması hedefleniyor.

Proje sonunda Türkiye ve İspanya'da hayvan refahıyla ilgili düzenlemelere yönelik kapasitenin güçlendirilerek AB ve Türkiye'de hayvan refahının ve iyi uygulamaların desteklenmesine yönelik farkındalığın artması öngörülüyor. Çalışma sonunda her iki ülkede, kamu otoritesinin de desteğiyle iyi uygulamaları tanıtacak, kullanıcı dostu araçların geliştirilmesini sağlayacak, hayvan yetiştiricileri ile sınır ve gümrük kontrol şubelerinin yöneticilerini ve çalışanlarını eğitecek kılavuzlar hazırlanacak.

Proje gelecek yıl sona erecek

Proje çalışmaları kapsamında AB'deki örnekleri görmek amacıyla SETBİR Yönetim Kurulu Başkanı Tarık Tezel, yönetim kurulu üyeleri ve uzmanlardan oluşan bir ekip, İspanya'nın Valensiya bölgesi ile Belçika'nın başkenti Brüksel'de çiftlik, mezbaha ve eğitim birimlerini gezdi. Ekip ayrıca Brüksel'de Türkiye Büyükelçisi Zeki Levent Gümrükçü ile AB Nezdinde Türkiye Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay'ı da ziyaret etti.

Tezel, diplomatik temsilciliklerin ziyareti sırasında, gerekli kriterleri yerine getiren firmaların Türkiye'den AB'ye süt ve et ürünü ihraç edebildiğini bildirdi. Süt ve ette AB ile daha da yakınlaşabilmek için Brüksel'de bir SETBİR temsilciliği açacakları bilgisini veren Tezel, "Türk malı televizyonlarında film izleyen AB vatandaşları, yine Türk malı buzdolaplarını açtıklarında orada Türk malı süt ve et ürünleri bulabilirlerse hem Türkiye-AB ilişkilerinin daha üst seviyelere çıkacağına hem de Türkiye'nin AB üyeliğinin daha da mümkün hale geleceğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı.

SETBİR heyeti, Brüksel'de Türkiye'nin diplomatik misyonlarının yanı sıra Avrupa Canlı Hayvan ve Et Ticareti Derneğini ziyaret ederek hayvan refahı konusunda görüş alışverişinde bulundu.

"AB ve Türkiye’de Mutlu Hayvancılık Projesi" çalışmalarının 30 Haziran 2020'de sona ermesi planlanıyor. Proje çerçevesinde Türkiye'de Edirne, Bursa, Balıkesir, Mersin ve Erzurum'da sınır geçiş ve gümrük kontrol noktaları ziyaret edilecek, buralardaki büyükbaş ve küçükbaş hayvan barınakları incelenerek hayvan taşımacılığı üzerine çalışmalar yapılacak.
 

 
23.10.2019
Devamı

Türkiye'de 3 Milyon 211 Bin Hektar Alan Özel Statü İle Korunuyor

Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP)  Genel Müdürlüğü ülkemizin farklı noktalarındaki doğal güzellikleri koruma faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor.
 
Korunan alanlarla ilgili yürütülen çalışmalara son yıllarda büyük bir ivme kazandıran DKMP Genel Müdürlüğü, günümüz itibariyle ülke topraklarımızın 3 milyon 211 bin hektarını koruyor.
 
2019 yılında ilan edilen alanlarla birlikte 45 milli park, 247 tabiat parkı, 115 tabiat anıtı, 30 tabiatı koruma alanı, 81 yaban hayatı geliştirme sahası, 14 Ramsar alanı, 56 ulusal öneme haiz ve 11 mahalli öneme haiz sulak alan olmak üzere toplam 599 alan sahip oldukları bu statülerle korunuyor.
 
Söz konusu bu alanlar sahip oldukları alan büyüklüğüne göre sıralandığında ilk sırayı yaban hayatı geliştirme sahaları, ikinci sırayı milli parklar, üçüncü sırayı da ulusal öneme haiz sulak alanlar alıyor. Özellikle yaban hayvanlarının ve yaban hayatının korunduğu yaban hayatı geliştirme sahalarında hayvanların yaşam ortamlarının iyileştirilmesi için gerekli bütün tedbirler alınıyor.
 
Milli parklar ve tabiat parklarının ise havasıyla, suyuyla, kaynak değerleriyle, manzaralarıyla ve sakin ortamlarıyla özellikle büyük şehirlerde insanlar için bir cazibe merkezi vazifesi gördüğü biliniyor. İnsanların eğlenmek, dinlenmek, piknik yapmak, doğa ile baş başa kalmak için tercih ettiği alanlar bayram tatillerinde ve yaz mevsimlerinde ziyaretçiyle dolup taşıyor.
 
Ulusal öneme sahip olan sulak alanlar ise barındırdığı flora ve faunanın özellikleri sebebiyle ekolojik ve genetik çeşitliliğinin sürdürebilmesi için özel bir önemle korunuyor.
 
 
22.10.2019
Devamı

TAKVA'da Taşan Güven Taze