Bazı meslekler vardır; saati yoktur, sınırı yoktur.
İşte öğretmenlik böyle bir meslek…
Bir çocuğun gözlerindeki korkuyu güvene, bilgisizliği meraka, umutsuzluğu cesarete dönüştüren sessiz kahramanlardır öğretmenler.
İlk kalemimizi tuttururken elimizi de tutan onlardı.
Yapabilirsin dediklerinde, biz kendimize inanmaya başladık.
Belki de bugün ne yaptıysak, o küçük cesaret tohumunun yeşermesiyle yaptık.
Onlar yalnızca ders anlatmadı…
Hayatın ta kendisini öğretti.
İyiliği, saygıyı, vefayı…
Bazen bir anne oldular, bazen baba.
Bazen en yakın dostumuz, kimi zaman sırdaşımız.
Küçücük sınıflarda, eksik imkanlarla, koca yürekleriyle bizden bir şey inşa ettiler.
Bir harfin peşinde sabırla defalarca anlatan,
Gözlerimizin içine bakıp anladın mı? diyen o ses hâlâ kulağımızda.
Bugün geldiğimiz her yerin ardında bir öğretmenin izi var.
Belki adını unuttuk, ama bize verdiği hissi asla unutmadık.
O yüzden 24 Kasım, sadece bir kutlama günü değil…
Bir teşekkür günü…
Bir vefa günü…
Bu vesileyle, başta,
tüm öğretmenlerimizin ellerinden saygıyla öpüyor, hayatımıza kattıkları anlam için yürekten teşekkür ediyorum.
İyi ki varsınız.
İyi ki bu ülkenin umudu sizsiniz.