Karanlığı Unuttuğumuz Geceler

Yıldızları görmeyeceğim kadar aydınlık geceler istemezdim. Bunu ilk ne zaman düşündüğümü hatırlamıyorum ama his hep oradaydı. Çocukken, yaz gecelerinde ışıklar kapandığında ortaya çıkan o sessiz mucizeyi hatırlıyorum. Gökyüzü birden büyür, dünya küçülürdü. Kendimi önemsiz hissetmezdim; aksine, ait hissederdim.

Abone Ol

Şimdi geceler hiç kararmıyor. Perdeler kapalı olsa bile bir yerlerden sızan ışık var. Sokak lambaları, vitrinler, ekranlar… Hepsi uykuyu bölmek için nöbet tutuyor sanki. Gökyüzüne bakmayı unuttum; baksam da bakacak bir şey yok. Yıldızlar ya kayıp ya da ben onlara ulaşamayacak kadar yorgunum.
Eskiden karanlık bir duraktı. İnsan orada durur, düşünür, bazen de susardı. Şimdi karanlıktan korkuyoruz; her boşluğu ışıkla dolduruyoruz. Oysa ben karanlığın kötü niyetli olduğuna hiç inanmadım. Karanlık, hatırlamak içindi. Yavaşlamak, içeri bakmak, eksik olduğunu kabul etmek içindi.
Yıldızlar da öyleydi. Yol göstermezlerdi belki ama insanın yönünü sorgulamasını sağlarlardı. Yukarı bakınca, acele etmenin anlamsızlığını fark ederdim. Şimdi her şey çok aydınlık ama nedense hiçbir şey net değil.
Bazen ışıkları kapatmak istiyorum. Sadece odanın değil, hayatın ışıklarını. Bir anlığına görünmez olmayı, kimseye yetişmemeyi. Gökyüzünün yeniden kararmasını ve yıldızların, kimse çağırmasa da, ortaya çıkmasını istiyorum.
Yıldızları görmeyeceğim kadar aydınlık geceler istemezdim.
Çünkü bazı şeyler ancak karanlıkta hatırlanıyor. Ve ben, hatırlamayı tamamen kaybetmek istemiyorum.

{ "vars": { "account": "G-E7JE8FH3KL" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }