Kooperatifçilik, toplumda bireylerin ekonomik ve sosyal dayanışmasını çağrıştıran bir anlam taşıyor. Bu yüzden bütün dünyada kooperatif denildiğinde insani değerleri içinde barındıran sosyo-ekonomik girişimler anlaşılmakta... Yani aslında küçük ekonomik birimlerin, daha özelde ise küçük çiftçilerin iş birliği ve güç birliği yaparak "Ölçek ekonomisi"ni elde etme çabası olan kooperatifçilik bizde uzun yıllar çok istismara uğradı. Ve çok fazla siyaset ve ideolojiye alet edildi. Esasında bir "Ekonomik akıl" mücadelesi olması gereken kooperatifçilik imaj olarak kamuoyunda bir hayli yıprandı. Şimdi ise bu konuda küresel ölçekte yeni arayışlar ve gelişmeler var. Hatırlanacağı üzere, Birleşmiş Milletlerin 2012’yi “Uluslararası Kooperatifler Yılı” ilan etmesinin ardından dünyada kooperatifçilik yeniden gündeme gelmişti. Gelişmiş ülkelerde zaten kooperatifler çok uzun yıllar önce kurtarıcı model ve yol olarak dikkate alınmaya başlanmış ve özellikle kırsal kalkınma ile birlikte tarım sektöründe kooperatifçiliğin küçük aile çiftçiliği açısından oynadığı stratejik rol ciddi ekonomik sonuçlar ortaya çıkarmıştı. Dolayısıyla bu tarihi fırsatı kaçırmayalım. Biz de kooperatifçiliği yeniden düşünelim. Ama bu arada kötü örneklerin sayıca fazlalığı gerçeğini de atlamayalım. Bu olgunun analizini yapmamız şart. Evet, açıkça söylemekte fayda var. Türkiye'de kooperatifçilik hareketi genel olarak başarısız! Bu neden böyle oldu? Niçin ortak düşünme ve ortak hareket etme süreçlerinde eksik kalıyoruz? İş birliği yapmanın doğuracağı olumlu sonuçları gördüğümüz halde neden uygulamada büyük zorluklar yaşıyoruz? Bu soruları çoğaltmak mümkün, ancak yine de milyonlarca küçük çiftçimizi reel anlamda desteklemenin yolu onları güçlü ve iyi yönetilen kooperatifçilik hareketi ile buluşturmaktan geçiyor. Kabul edelim ki, bu da ayrı bir gerçek. Ziraat Mühendisi ve Kooperatifçi Ünal Örnek ile özellikle "Tarımsal Kalkınma Kooperatifleri"nin stratejik önemi ve sorunlarını konuştuk.

EKONOMİK DEMOKRASİ - Ünal Örnek, "Kooperatifler her şeyden önce demokratik işletme ve kuruluşlardır. Sahibi eşit konumdaki ortaklarıdır ve ortakları tarafından kontrol edilir. Her ortağın bir oy hakkı bulunur. Kuruldukları yerdeki ortaklarına ve bölgeye iş imkânı ve gelir akışı sağlarlar. Sınırlı sermayeleri olan küçük tarım işletmelerini bir araya getirerek onlara üretim ve pazarlamada güç kazandırır; küçük çiftçinin pazardan daha fazla pay almasını sağlarlar. Üst örgütlenmelerin kurulmasıyla bu güç daha da artar. Kooperatifler ortaklarının ve yörelerinin ekonomik, sosyal ve çevresel sorunlarına kolay ve pratik çözümler üretebilir. Ortaklara sağlanan ekonomik ve sosyal faydalar bir sadaka değil, aksine ortakların kendi kendine yardım ve dayanışma ilkesi ile ortaya çıkan güçlendirici bir durumdur. Dünyada kooperatif kurmanın sayısal olarak bir ölçeği yok. Her toplumda her bireyin ihtiyaçlarına göre kooperatif kuruluşu esneklik gösterebilir. Kimi ülkelerde kooperatiflerin 3 ortağı kimi ülkelerde binlerce ortağı olabilir" diyor.

TEMEL SORUNLAR - Ünal Örnek, "Halen Türkiye'de çok sayıda tarımsal kalkınma kooperatifi mevcut. Bunların içinde çok başarılı olanlar da var tabii. Ama ne yazık ki kötü yönetilen ve başarısız örnekler de var. Çünkü uzun yıllar içinde kooperatifçiliği kamu politikaları anlamında iyi yönetemedik. Kooperatiflerin bir bankası olması gerçeğini görmek istemedik. Tüm sektörlerdeki kooperatiflerin bir çatı altında toplanması fikrine sıcak bakmadık. Denetim ve yönetimin sağlıklı oluşması noktasında üst örgütlenmeye gereği gibi destek veremedik. Eğitim konusunda etkili olamadık. Kooperatifçilik hareketinin ihtiyaçtan ortaya çıktığına dikkat etmeden konu ile ilgili bilgi sahibi olmayan kişilere kooperatif kurdurduk. Fırsatçı kişilerin de kooperatifleri kullanmasına engel olamadık. Kooperatiflerin bazılarına yasal avantajlar verirken bazılarına bu hakları tanımadık. Kooperatifçilik sorunlarının çözümünde kooperatifçilerin ortaya koyduğu önerileri tam olarak dikkate almadık" diye konuşuyor.

BÜYÜK EKONOMİK GÜÇ – Örnek, son olarak şunları söylüyor: "Kırsal kalkınma ve tarımsal gelişme sürecinde kooperatiflerin rolü çok önemli. İşte bu yüzden dünyada kooperatifçiliğin işsizlikle ve yoksullukla etkin mücadele, kırsal refahın artması ve ekonomik kalkınmadaki tetikleyici özelliği yeniden keşfediliyor. Bakınız bugün ABD, Hollanda, Yeni Zelanda, Güney Kore ve Kanada gibi ülkelerde güçlü ve iyi yönetilen kooperatifler ekonomide lokomotif görevi yapıyor. Bu ülkelerde pazarda kooperatiflerin payı ortalama yüzde 50 civarında. Bazı ülkelerde et ve sütte bu oran yüzde 80’leri aşıyor. Kooperatifler pazarda dengenin sağlanmasında etki roller üstleniyor. Bizde niye olmasın? Kırsal bölgelerde sağlıktan, eğitime, tarımsal üretimden, bankacılık ve sosyal hizmetlere kadar geniş hizmetler veriyorlar. Bu hizmetler bizim kooperatiflerimizce neden verilmesin? Sonuç olarak kooperatifçilik araç değil amaç olmalı. Kooperatifçilerin sesine kulak verilmeli. Ülkemiz kooperatifçiliğin güçlü potansiyelini akıllıca kullanmalı. Çünkü sonuçta ortaya çıkan katma değer çok büyük olacak.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner6