Yapılan açıklamalardan anlaşıldığı kadarıyla yeni dönemin en önemli gündem maddesi Anayasa değişikliği olacak.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Artık siyasi iklimin olgunlaştığını, Türkiye’nin yeni bir anayasa yapmaya muktedir olduğunu, sivil bir anayasa yapmaya muktedir olduğunu düşünüyorum” sözleriyle yeni dönemin ana gündemini açıklamış oldu.
Devletin yönetim biçimini ortaya koyan ve temel organlarının nasıl çalışacağını belirleyen anayasanın en önemli işlevlerinden birisi vatandaşların hak ile özgürlüklerini güvence altına almasıdır. Anayas en tepedeki yasadır. Diğer kanunlar ile tüzük ve genelgeler için yol göstericidir. Toplumsal sözleşme niteliğindedir. Ayrıntıya girmediği için de kısadır.
Bu yüzden Türkiye'nin ilk kuruluş anayasası olan 1921 Anayasası (Teşkilât-ı Esasîye Kanunu), sadece 23 ana madde ve 1 ek maddeden oluşan 3-5 sayfalık bir metindi. Cumhuriyetin ilk kapsamlı anayasası olan 1924 Anayasası da benzer şekilde 105 maddeden ibaret, 15-20 sayfa civarında bir kitapçıktı.
Peki günümüz anayasası? Bugüne kadar tam 21 kez değiştirilen, 177 madde ve 80 sayfadan oluşan 1982 Anayasası- darbe sonrası hazırlandığı için olsa gerek – bazı kanunlardan bile daha ayrıntıcıdır. Üniversite yıllarımda Anayasa dersi hocamızın, “Bu anayasa yemek tarifi kitabı gibi” dediğini hatırlıyorum.
Şimdilerde yeni bir anayasa için kollar sıvanmış durumda. Çalışmalar bu aşamada kamuoyuna kapalı yürütülüyor. Hangi maddelerin değiştirileceğini henüz bilmiyoruz. Şimdiye kadar yapılan açıklamalar da Anayasa’nın içeriğine ilişkin ayrıntılı bir çerçeve sunmuyor.
Bununla birlikte, toplumun nasıl bir anayasal düzen istediğini uzun süredir yapılan tartışmalardan anlamak mümkün. Kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, medya ve toplumun farklı kesimleri tarafından çeşitli görüşler ortaya kondu. Vatandaş; sade, kısa, gereksiz ayrıntılardan beri, çağdaş, katılımcı, sivil toplumcu, özgürlükçü, insan haklarını önceleyen, yerel yönetimlere daha geniş hizmet yetkileri tanıyan ve en önemlisi toplum vicdanı tarafından onaylanan bir Anayasa istiyor.
Yeni anayasa aracılığıyla demokrasinin yerel düzeyde daha güçlü ve etkin biçimde uygulanması, Çerçeve Yasa ile güçlenen barış ortamını daha da tahkim edecek, toplumsal güveni artıracak ve hiç şüphesiz ekonomiye de olumlu katkı sağlayacaktır.
Türkiye’nin iç güvenlik sorunlarının geride bırakıldığı, iç barışın güçlendirildiği yeni bir döneme girdiğini kabul edebiliriz. Çok şükür, iç hukuk yollarından sonuç alınamadığı için hak arayışını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ve Avrupa Parlamentosu’na taşımak zorunda kalan vatandaşların hikâyeleri artık sadece gazete arşivlerinde yer alıyor.
Şimdi sıra “mikro demokrasi” döneminde.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un ifadesiyle, “Yeni bir anayasa yapmak Türkiye’nin boynuna borçtur. Bu bir siyasi sorumluluktur, siyasetin topluma karşı bir sorumluluğudur.”
Parlamentoda çok önemli çalışmalara hep birlikte şahitlik edeceğimiz yeni yasama dönemine yalnızca iki ay kaldı. Numan Kurtulmuş’a göre yeni Anayasa, Türkiye’de barış ve esenliğin güçlenmesine katkı sağlayacak; ortaya çıkacak “Türkiye Modeli” ise dünyadaki siyasal bilgiler ve hukuk fakültelerinde örnek olarak okutulabilecek bir nitelik taşıyacak.
İnşallah öyle olur. Yeni bir Anayasa için şimdiden heyecanlanabiliriz.